Page 1


r e l i k e d n ‹çi

Zeynep İlkbaharı Karşılıyor Nuran Ferhan CAN

Kalem Aşısı

2

Ümit YÜKSEL

Çınar Ağacı Mustafa CAN .................. 1

10

Her Saate Bir Asır “Osman Gazi” Erhan GÖÇMEZ

Bir Deyim Yunus KARADUMAN .......... 4 Tefekkür Dünyası Tuğba KAYA ......... 5 Ailenle Öğren Halil KARACA ............... 8 Bulmaca Selman ASLAN ..................... 12 Dahi Sayılar Mehmet TÜRKDOĞAN ... 14 Zeka Küpü Tunahan COŞKUN ............ 15 Çizgi Hikaye Ahmet TOLUNALP ......... 16 Oyun Zamanı ..................................... 17

6

editörden

İlkbahar geliyor. Bu mevsimde tabiat yavaş yavaş yeşermeye başlar. Otlar, çiçekler, ağaçlar bir bir filizlenir. Bahar aylarında yapılacak çok güzel faaliyetler var. Bunlardan biri ağaç dikmek, diğeri de ağaçlara aşı yapmak. Büyüklerinizden yardım alarak ağaç dikmeliyiz. Binalara yakın dikmemek kaydıyla, çınar ağacını tavsiye ediyoruz. Çünkü çınar ağacı çok uzun müddet yaşar. Şayet bir çınar ağacı dikip bu ağaca da ismimizi verirsek, ismimizi uzun yıllar yaşatmış oluruz. Bir de bahar aylarında ağaçlar aşılanır. Hangi ağaçlara niçin ve nasıl aşı yapıldığını bilmiyorsanız büyüklerimize sorarak öğrenebiliriz. Dergimizdeki “Kalem aşısı” hikâyesini okuyun arkadaşlarınıza da okutun. Ardından Zeynep’in dünyasından ilkbaharda bir yolculuk yapın. Güneşli bir havada ailenizle oturup bulmacalar çözün, dahi sayılar ve zekâ küpünü de ihmal etmeyin. Az kalsın unutuyordum, oyun saatinizde dergimizin sonundaki oyunları oynayabilirsiniz.

Rüzgargülü Dergisi Sayı: 6 • Mart 2013 Fazilet Neşriyat A.Ş. Adına İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü: Harun ÖZDEMİR Sanat Yönetmeni: Osman TURHAN Yayın Editörü: Ümit YÜKSEL Grafik Tasarım: Sedat YAZILITAŞ Kapak İllüstrasyon: Sevgi İÇİGEN Yayın Kurulu: Abdullah ÖZBEK, Adem FİDAN, Mustafa CAN, Ahmet TOLUNALP, Mehmet TÜRKDOĞAN, Tunahan COŞKUN, Erhan GÖÇMEZ, Halil KARACA, Yunus KARADUMAN, İbrahim ERTÜRK, Ahmet Adil ADAL Yönetim Yeri: Bağlar Mah. Mimar Sinan Cad. No:52 Güneşli - Bağcılar / İSTANBUL Baskı ve Cilt: Fazilet Neşriyat ve Tic. A.Ş. Yazı İşleri: 0212 657 88 00 / 156


“Çınar Kocaman Bir Ağaç

Ağacı”

Rüzgargülü

Çınar Ağacı, ağaçlar arasında en uzun yaşayanlardan birisidir. Bazıları beş yüz yıl bazıları bin yıl yaşar. İstanbul’u ziyaret edenler bilirler; Eyüp Sultan Camii bahçesindeki ihtiyar çınar ağaçlarını. Gövdeleri kocaman olmuştur ve hâlâ yaprakları birer birer yeşermektedir. Her biri yaklaşık altı yüz yaşında olan bu çınarların nasıl yetiştiğini öğrenmek istersiniz değil mi? Tohum sonbaharda çınar ağaçlarının dallarından toprağa düşer önce. İlkbahar gelir, filizlenir ve toprağın üzerinde görünmeye başlar. Çınar ağaçlarının diplerinde küçük çınar filizleri olabilir. Filizler birkaç ay sonrasında çınar fidanı haline gelir. Bu fidanların ayrı bir yere dikilmesi gerekir. Çünkü fidan daha da büyüyecek ve dalları çok geniş alanlara yayılacaktır. Birçok çınar ağacını dere ya da göl kenarında görebiliriz; bunun sebebi suyun çok olduğu yerde daha iyi yetişebilmesidir. Çınarın yaşı ilerledikçe kabukları sık sık dökülür ve yerine yeniden kabuk oluşur. Bu sayede gövdesi yenilenmiş olur ve yıllarca çürümeden, kurumadan yaşayabilir. Çınar ağacının yaprakları ise hayli geniştir ve havanın temizlenmesine önemli bir katkı sağlar. Çınar ağacının yaşını öğrenmek isteyenlerin gövdesindeki yaş halkalarını sayması yeterlidir. Eyüp’teki çınarların altı yüz yaşında olduğu böyle tahmin edilebiliyor. Altı yüz yıl deyip geçmeyin! Eyüp Sultan Camii bahçesindeki çınar ağaçları da sadece küçük bir tohumdu, bir zamanlar.

1

Mustafa CAN


Kalem Aşısı

Rüzgargülü

2

Ümit YÜKSEL

Bahar geldi, çiçekler açtı. Sümbüller kaya diplerinden güneşe boyun uzattı. Menekşeler tevazudan boyun büktü. Mavimsi, beyaz menekşeler hepsi baharın bin bir rengini yansıttı. Suların gökten inip ağaç köklerine ulaşması, etrafta cıvıl cıvıl kuş sesleri… Ağaçlar çiçek açıp, filizleniyordu. Sonra meyve verecekti her renk ve çeşidinden. Baharın gelmesiyle bahçenin düzenlenmesi gerekiyordu. Bahçede neler

yoktu ki: Elma, armut, şeftali, kayısı, badem, ceviz, incir, can eriği… Kardeşim Tuna’nın doğumunda dikilen ağaçlar da büyümüştü. Babam da bahçeyle uğraşmayı sever “Ağaca fidan iken şekil verilir.” derdi. Babama fidan aşılamayı dedem öğretmiş. Dedem “Oğlum herkes fidan aşılar, amma herkes tutturamaz aşıyı.” diye söylerdi. Dedem, babam ve kardeşim Tuna ile bahçeye inerdik. Babam, bir elinde bıçkı


Bir Hikaye

3

Çizen: Emine ARSLAN

toprak katıp su ile yoğururdu. Bu karışımı, kalem aşısını yerleştirdiği kolun boş kalan yerlerine taşmayacak şekilde doldurur, sıvardım. Babam tekrar devreye girer, karışım dağılmaması için aşıyı naylon ve lastik ile sıkıca sarardı. Bununla aşılanan kol hava almaz, aşı çubuğu yaban eriği ile kaynaşırdı. Bundan sonra aşının tutması için dua ederdik. Bu sene yaban eriği olan genç fidan seneye “can eriği” olarak uyanır, merhaba derdi bahara. Sonraki yıllarda meyve verirdi.

Rüzgargülü

bir elinde aşı, bahçenin içinde dolanırdık. Dedem ve Tuna, bahçedeki ayrık otlarını ayıklardı. Tuna, bahçede koşmaya başlasa dedem “Ağaç da insan gibidir yavrum, dikkat et ağaçları kırma!” dedi. Fırsat buldukça dinlene dinlene çapa yapardı. Toprağı gevşetirdi. İştaha gelirdi ağaç, büyümek için. Babam ise meyve ağaçlarıyla uğraşırdı. Kendisi benim gözümde tam bir ağaç doktorudur. Bu sene aşılanacak fidan, yaban eriği idi. Dikkatle izlerdim babamı, genç fidanı kırmadan aşılamak, herkesin yapabileceği bir iş değildi. Babam, kolu uzunluğundaki bıçkısını bir ileri bir geri ittirerek, yaban eriğinin dallarını düzgün bir şekilde keserdi. Bu kesişi kardeşim Tuna’ya ilk adımı attırır, ayakta durmayı öğretir gibi nazik, ince ve dikkatli bir davranış gibi gelirdi bana. Kesilen kolun arasını demirden yassı bir aletle açardı. Daha önce hazırladığı iki aşı çubuğunu, ağacın dalının iki ucuna yerleştirirdi. Bundan sonra devreye ben girerdim. Bazen kendimi bir ameliyat masasında gibi hisseder, bir insanın canını kurtarırmış gibi hızlı ve heyecanla hareket ederdim. Babamın hazırladığı özel bir karışım vardı. İçine biraz organik gübre biraz kül biraz da


Bir Deyim

El Sözüne Bakmak

Rüzgargülü

4

Zamanın birinde kurt acıkmış. “Gidip karnımı doyurayım.” demiş. Etrafta dolaşmaya başlamış. Dolaşırken bir de ne görsün! Küçücük bir ceylan aşağıdan çıkılmaz yukarıdan inilmez bir kayanın başında duruyor. Kurt “Şimdi ne edeyim de o yavru ceylanı oradan alayım?” diye düşünmeye başlamış. “En iyisi konuşup ikna edeyim.” demiş. “Sen çok küçüksün. Böyle sarp kayalıklarda ne işin var. Düşersin ayağın kırılır, canın yanar. Bak aşağıda yemyeşil çayırlar, taze otlar var. Ben seni gezdiririm, tozdururum karnını doyururum.” demiş. Yavru ceylan bir etrafın yeşilliklerine bakmış bir de ağzının suyu akmakta olan kurda bakmış. “Yok, annem bana dedi ki ‘el sözüne aldanma, ben burada iyiyim.” demiş. Bu deyim tanımadığımız, bilmediğimiz insanların sözlerine aldanıp hemen inanmamak anlamında kullanılır. Eğer yavru ceylan annesinin sözünü dinlemeyip kurdun sözünü dinleseydi başına kötü şeyler gelecekti.

Çizen: Emine ARSLAN

Yunus KARADUMAN


Tuğba KAYA

İmamı Azam Hazretleri’nin künyesi Ebu Hanife, ismi Numan bin Sabit’tir. Hicrî 80 (m. 699)’de Küfe’de doğmuş h.150 (m.767) tarihinde Bağdat’ta vefat etmiştir.

Bilgiyi Kaynağından Almak

Hanefi mezhebinin imamıdır. Çok bilgili olduğundan dolayı ona “büyük imam” anlamına gelen İmam-ı Azam ismi verilmiş ve genellikle bu isimle anılmıştır. Birçok büyük alimden çeşitli konularda dersler almıştır. Küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberlemiştir.

İmam-ı Azam bir gün Halife Mansur’un yanına varır. Orada bulunan İsa bin Musa, Mansur’a; “Dünyanın en büyük âlimi bu zattır.” derdi. Halife Mansur; “Ey Numan, bu ilmi kimden aldın?” diye sorunca; “Hazret-i Ömer’den ilim alanlar vasıtasıyla Hazret-i Ömer’den, Hazret-i Ali’den ilim alanlar vasıtasıyla hazret-i Ali’den, Abdullah bin Mesud’dan ilim alanlar vasıtasıyla da Abdullah bin Mesud’dan aldım.” cevabını verirdi. Bunun üzerine Halife Mansur; “Sen işini gayet sağlam tutmuşsun, ilmi asıl kaynağından almışsın.” derdi.

Benim Aklım Var

İmam-ı Azam Hazretleri, üzerine doğru gelmekte olan boynuzlu bir hayvana yol verir. Kenara çekildiğinde, yanındakiler neden böyle yaptığını sorarlar. İmam-ı Azam Hazretleri şöyle cevap verir: – Onun boynuzları var, benim ise aklım.

5

İmam-ı Azam Ebu Hanife

Rüzgargülü

Çizen: Emine ARSLAN

tefekkür dünyası


Tarihten

Her Saate Bir Asır

“Osman Gazi”

Rüzgargülü

6

Erhan GÖÇMEZ


7

Osman Bey 1254 Miladi yılında Söğüt’te doğar, babası Ertuğrul Bey’in 1281 yılında vefatı üzerine bey olmuştur. 1326 tarihinde Bursa’da vefat eder. Kahraman, cesur ve merhametli bir kimse olarak Osman Gazi, açları doyurmak, açıkları giydirip donatmak, dul ve yetimleri gözetip korumak gibi iyi hasletlere sahipti. Hak ve adalete saygılı, üstün yetenekli bir hükümdar olan Osman Gazi, kılıcından ziyade adalet severliği ve merhameti ile tanınıyordu.

Çizen: Sevgi İÇİGEN

yeşerdi, dallandı. Dallarının gölgesiyle bütün dünyayı kapladı. Her taraftan insanlar gelip çınarın gölgesine giriyorlardı. Ağacın yanında da dört dağ gördüm. Bunlar; Kafkas, Atlas, Toros ve Balkanlardı. Ağacın köklerinden de Dicle, Fırat, Tuna ve Nil akıyordu. Derken bir rüzgâr çıktı ve ulu çınarın kılıca dönmüş yapraklarını İstanbul’a doğru sürüklemeye başladı. İstanbul bütün dünyayı kuşatan bir ülke gibi halkalanan bir yüzüğün kıymetli taşını andırıyordu. Tam bu yüzüğü alıp parmağıma takacaktım ki uyandım. Sabah olunca rüyamı hocam Şeyh Edebali’ye anlattım. O da biraz boynunu büküp düşündükten sonra bana şöyle dedi. -Osman! Evladım. Benden çıkıp senin göğsüne giren hilal benim neslim olan kızım Mal Hatun’dur. Onunla evleneceğini gösteriyor. Senin göğsünden çıkan çınara gelince müjdeler olsun ki Hak Teâlâ sana ve evlatlarına saltanat vermiştir. Bütün dünya saltanatınızın altına girecek. İşte o gece mukaddes kitabımız Kur’an-ı Kerim’e gösterilen hürmet ve saygı Osmanlı Devleti’nin 6,5 asırlık ayakta kalmasını sağlamıştır.

Rüzgargülü

Ben Osman Gazi. Küçücük bir beylik iken cihan devleti haline gelen Osmanlı Devleti’nin kurucusu. Şimdi ben size bu küçücük beyliğin bir cihan devleti haline gelmesinin hikmetini anlatacağım. Babam Ertuğrul Gazi’nin hocası olan Şeyh Edebali adında bir hocası vardı. Babam yetişmem için beni onun yanına vermişti. O zattan çok şeyler öğrenmiştim. Hocam Şeyh Edebali Hazretleri beni o kadar severdi ki bazı akşamlar müsafir ederdi. Yine bir gün hocamın evinde müsafir olmuştum. Gece vakit hayli ilerleyince istirahat etmek için odaya çekilmiştim. Yatmak üzereyken rafta Kuran-ı Kerim olduğunu gördüm. Kur’an-ı Kerim’e olan hürmet ve saygımdan karşısında yatamadım. Kuran-ı Kerim’i alıp okumaya başladım. Sabaha kadar tam 6 saatten fazla süredir okumuşum. Sabaha karşı Kur’an-ı Kerim elimde biraz dalmışım. O an ilginç bir rüya gördüm. Rüyamda hocam Şeyh Edebali’nin yanında yatıyordum. Hocamın göğsünden bir hilal doğdu. Hilal yükseldikçe büyüdü ve dolunay oldu. Dolunay geldi benim göğsüme girdi. Daha sonra benim göğsümden bir ağaç çıktı. Büyüdükçe büyüdü. Bu, çınar ağacı idi. Büyüdükçe


Halil KARACA

Test 1) Recep eve giderken hangi yolu kullansa daha iyi olur? a) Az kullanılan ara yolları. b) Öğrendiği en kestirme yolu. c) Çok kalabalık işlek caddeleri. 2) Sizce hangisi yanlış? “Ahmet akşam vakti sokağa çıkmak istemektedir çünkü…” a) Anne babasıyla ziyaret yapacaklar. b) Annesi yemek için bakkaldan tuz istemektedir. c) Arkadaşları Ahmet’i oyun oynamaya çağırıyor. 3) Ayşe annesiyle teyzesine giderken arkadaşı Meral ve onun annesiyle karşılaşıyor. Bu durumda Ayşe’nin en doğru davranışı sizce hangisi olurdu? a) Kendi yoluna gidip arkadaşını görmemeye çalışması. b) Ona selam verip önce kendisini annesine tanıtır sonra da annesini onlarla tanıştırması. c) Arkadaşına selam verip ona nereye gittiklerini sorması ama arkadaşının annesine yaşı büyük olduğu için selam vermemesi.

Doğru mu Yanlı mı? • Umumi vasıtalarda yaşlılara, hanımlara ve hastalara yer verilir. D/Y • Büyüklerimize “siz” diye hitap etmeliyiz. D/Y

Rüzgargülü

• Yolda yürürken …… bakmalıyız çünkü yapacağımız …. var onları bitirmeliyiz. • Sokakta ……… adımlarla yürümek ….. adımlarla yürümeye göre daha…. dır. • İlk defa gördüğümüz biri bize selam verdiğinde selamını ….. yolumuza ... ederiz.

TEST : 1.b 2.c 3.c 4.b

8

Boşluk Doldurma


Ay’ı Öğreniyorum 1)Ay hangi gezegenimizin tek olan uydusudur? a) Merkür b)Mars c)Dünya 2)Dünya’nın Ay ile Güneş arasına girmesiyle ne oluşur? a)Güneş tutulması b)Ay tutulması c)Med-cezir(gel-git) 3)Ay ışığını nereden alır? a)Dünya b)Gökyüzü/ Merkür c)Güneş 4)Hangisi Ay’ın şekillerinden/evrelerinden değildir? b)Dolunay c) Tam ay a) Hilal 5) Ay ile ilgili hangisi yanlıştır? a) Ayda su vardır. b) Yerçekimi daha azdır. c) Kendi etrafında yavaş, dünya etrafında hızlı döner.

Tekerleme Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp.

3. Geldiğinde her yer onundur, Gittiğinde de gökkuşağını hediye bırakır.

Rüzgargülü

2. Hem yer, hem yedirir, 1. Raflarda dizi dizi, Her birinde ayrı bir dizi Hep durmadan çalışır, Var mı onun gibisi. Daha fazla üretmek için, Çiçek çiçek dolaşır.

9

Bilmece - Bildirmece

AY’I ÖĞRENİYORUM 1.c 2. b 3.c 4. c 5.a BİLMECE BİLDİRMECE 1. Kitap 2. Arı 3. Yağmur


Zeynep İlkbaharı Karşılıyor Nuran Ferhan CAN

Rüzgargülü

10

Yıldızlar gökyüzüne serpilmiş, ay yüzünü göstermiş, uyku vakti gelmişti ama bir türlü uyku tutmuyordu Zeynep’i. Bir sağa bir sola dönüyor, bir sonraki günü düşündükçe içi kıpır kıpır oluyordu. “Bir an önce sabah olsa keşke ve hemen annemin anlattığı ormana pikniğe gitsek.” dedi içinden. Sonra gözlerini kapatıp annesinin söylediklerini düşünmeye başladı. Kış boyunca çok kar yağmıştı. Kışı seviyordu ama sıcak havaları da çok özlemişti. Yemyeşil ağaçlar, rengârenk çiçekler, cıvıl cıvıl öten, oyunlar oynayan pırpır uçuşan kuşlar, çiçeklerden bal toplayan vız vız arılar, neşeyle koşan böcekler ve ilkbaharı büyük bir sevinçle karşılayan canlılar… Belki de ormandaki bu canlılarla arkadaş bile olabilirdi. Bütün bunları düşündükçe içi içine sığmıyor, bir an önce kırlarda koşmak istiyordu… Renkli düşünceler arasında Zeynep’in uykusu gelmeye başladı. Uykuya daldığı anda pencerenin önünde minik tavşanın sesini duydu. Minik tavşan yavaşça cama dokunuyordu. Zeynep camı açtı


11 Rüzgargülü

Üzerinde yaşadığımız dünyamız uzayda kendi etrafında dönerken aynı zamanda güneşin etrafında da dönmektedir. Güneş etrafında dönmesi esnasında güneşe olan uzaklığının artması ya da azalmasına bağlı olarak birbirinden güzel mevsimler oluşur. Mevsimlerin sırası ise hiç bozulmadan devam eder; ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış… Çünkü dünya, güneş etrafında hiçbir zaman yolunu değiştirmeden dönmeye devam eder.

Çizen: Emine ARSLAN

ve minik tavşan ona “Haydi benimle gel!” diyerek elini uzattı. Zeynep heyecan ve merak içinde minik tavşanla birlikte ağaçların ve çiçeklerin arasına doğru yürümeye başladı. Zeynep nereye gittiklerini çok merak ediyordu. Bir serçe onlara eşlik ediyordu. Zeynep serçeyi görünce onun gibi gökyüzünde uçmayı istedi bir an. Bu esnada minik tavşan konuşmaya başladı “Soğuk kış günleri geride kaldı ve bahar geldi. Biz orman sakinleri artık hem daha çok çalışabilir hem de istediğimiz kadar koşup oynayabiliriz.” dedi. Minik tavşanı dinlerken Zeynep’in gözleri parlıyordu. Evet bahar gelmişti. Yemyeşil ağaçlar dikkatini çekti, hepsinin birbirinden farklı yaprakları ve çiçekleri vardı hatta bazılarında sevdiği meyveler bile vardı. Bir kelebek Zeynep’in heyecanlı bakışları arasında çiçeklere dokunuyordu. Derken Minik tavşan Zeynep’i ormandaki diğer arkadaşlarıyla tanıştırmaya başladı. Zeynep pırpır serçe, vız vız arı, benekli kelebek, zıpzıp sincap, bilgin baykuş, minik karınca, yavaş kaplumbağa ve daha birçok canlıyla beraber oyunlar oynayıp ormanı keşfetti. Minik tavşan ve diğer arkadaşlarıyla uzun bir yolculuğa çıkmıştı Zeynep. Bu esnada bir ses duydu; çok sevdiği annesinin sesi… “Zeynepçiğim! Uyan yavrum pikniğe gitme vakti geldi”


Bulmacalar Hazırlayan: Selman ASLAN

KIŞ BULMACASI

Rüzgargülü

12

Kış denilince aklımıza gelebilecek kelimelerden bazılarını bulmaca içine gizledik. Soldan sağa, yukarıdan aşağıya, sağdan sola, aşağıdan yukarıya veya çapraz olarak gizlenmiş olabilecek kelimeleri bul ve üzerini çiz. Kalan harfleri sırası ile okuduğunda şifreyi bulacaksın!

ARALIK ATKI BOT BUZLANMA ÇİZME DOĞALGAZ DOLU DONMA

ELDİVEN FIRTINA GRİP HAVADURUMU HAVUÇ KABAN KALORİFER KAR

KARDANADAM KARTOPU KAYAK KAZAK KIŞ KOMBİ KÖMÜR

MONT OCAK ODUN PALTO SİS SOBA SOĞUK

SOĞUKALGINLIĞI ŞEMSİYE ŞUBAT YAĞMUR YAĞMURLUK YAKACAK

Cevaplar İnsan ve Hayat Dergisi’nin sizden gelenler bölümündedir.


R端zgarg端l端

13

iKi RESiM ARASINDAKi 10 FARKI BULABiLiR MiSiN?


Dahi Sayılar Mehmet TÜRKDOĞAN

1

3

Her saat başında saat sayısı kadar gonk vuruşu yapan bir saat 3’ü gösterdiğinde gonk vuruşları 12 saniye sürüyor. Bu saat 10’u gösterdiğinde gonk vuruşları ne kadar sürer?

6, 5, 1, 9, 4, 2, 8, 3, 7 Yukarıdaki rakamlar belirli bir kurala göre birbirini takip etmektedir. Bu kuralı açıklayabilir misiniz? (İpucu: O kadar da matematiksel düşünmeyin!)

Rüzgargülü

14

5

2

4

Matematik Öğretmeni Fatih Bey, öğrencileri Ahmet, Kemal ve Ömer’e sorular sormuş ve bu soruları ilk önce bilene şeker vermiştir. Öyle ilginç ki, sorular bittiğinde Ahmet, Kemal ve Ömer’in ellerindeki şekerlerin toplamı da çarpımı da aynı olmuştur. Fatih Bey öğrencilerine kaç soru sormuştur?

19 metrelik bir kuyuya düşen bir kurbağa kuyudan çıkmak için 5 metre yukarı atlıyor 2 metre aşağı kayıyor. Bu kurbağa kaçıncı sıçrayışında kuyudan çıkmış olur?

1 ------ 3 2 ------ 3 3 ------ 2 4 ------ 4 5 ------ 3 6 ------ 4 7 ------ 4 8 ------ ? Yukarıda belirli bir kurala göre 1’den 7’ye kadar olan rakamlara karşılık gelen sayılar belirtilmiştir. Bu kurala göre 8’in karşılığı ne olabilir?

Cevaplar İnsan ve Hayat Dergisi’nin sizden gelenler bölümündedir.


Zeka Küpü

Hazırlayan: Tunahan COŞKUN

A) B) C) D)

1

E)

Her yerde “ay” var çocuklar. Ay’lardan oluşan bulmacayı çözmeye hazır mısınız?

F)

A

Y

A

Y

A

Y

A

Y

A

Y

A

Y

a) Ay’ın tam bir daire olarak parlak bir şekilde görüldüğü evre. b) Taneleri öğütülerek un elde edilen ülkemizde de yaygın olarak üretilen tarım bitkisi. c) Yumuşak ve kolay şekil verilebilen bir maden. d) Bir görev, bir iş için kendini ileri süren ya da başkaları tarafından ileri sürülen kimse. e) Yeryüzünü oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılma ile oluşan iki parçanın yer değiştirmesi. f) Dünyanın uydusu.

2

4 7

3

9

4

5 3 12 6

15

4

1

6 88 Cevaplar İnsan ve Hayat Dergisi’nin sizden gelenler bölümündedir.

?

5

Rüzgargülü

2

Arabaların numaralarından yola çıkarak 5. arabanın renginin ne olması gerektiğini bulup boyayınız.


Rüzgargülü

16

HATAYI DÜZELTMEK

Çizen: Ahmet TOLUNALP


oyun zamanı Trafik Işıkları (Sınıf oyunu) Öğretmen, yere uzunca bir ip serer ve çocuklar ipin yanına dizilirler. Birinci gruptakiler, öğretmenin ‘yeşil’ komutuyla ipin karşısına çift ayakla zıplarlar. ‘Kırmızı’ komutuyla yerlerinde beklerler, ‘sarı’ komutuyla olduklar yerde zıplarlar. Öğretmen bunları söylerken sıralamaları değiştirir. En sona kalan çocuk alkışlanır. Oyun 2-3 grup halinde oynanır. (Lale Bahçesi Ana Okulu)

Gökyüzünü Keşfet (Aile oyunu) Bulutsuz bir havada gece dışarı çıkıp gökteki aya bakın. Her gece ayın büyümesini veya küçülmesini, gökyüzündeki yerinin değişmesini izleyin. Ay hakkında bir hikâye anlatın. Aileden birisi başlasın, sonra herkes bir iki cümle eklesin. Eğer isterseniz gökyüzündeki yıldızları gösteren bir harita da alabilirsiniz. Yıldız kümelerini birlikte öğrenip, izleyebilirsiniz. Yıldız kümelerini tespit etmeye çalışmak heyecanlı olabilir. (Beyaz Zambak Ana Okulu)

SİZDEN GELENLER: Siz de oyun, resim, çizim ve fotoğraflarınızı bilgi@insanvehayat.com adresine gönderin biz de sizin için yayınlayalım.

Rüzgargülü

Öğretmen oyunun kurallarını anlatır. Çocukların arasından bir ebe seçilir. Oyunun başlama işareti verildiğinde ebe çocukları kovalamaya başlar. Ebenin kendisine yaklaştığını gören çocuk en yakınındaki arkadaşının kolundan tutarak ebelenmekten kurtulur. Bir arkadaş bulamayan çocuk, yeni ebe olur. (Lale Bahçesi Ana Okulu)

17

Arkadaş Tut Kurtul (Bahçe oyunu)


Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 6  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Advertisement