Page 1

R端zgarg端l端

1


R端zgarg端l端

2


S

teteskobu genelde doktorlarda ya da hemşirelerde görürüz. Vücudumuzdaki sesleri dinleyebilmek için kullanılan teknik alettir. Steteskobun temel görevi vücudumuzda oluşan sesin seviyesini yükselterek kulağın duymasını sağlamaktır. Steteskobun çalışma prensibi insan kulağına benzer. Kulağımız da dışarıdan aldığı küçük titreşimleri büyütür. İç kulakta anlaşılacak seviyede titreşimler haline gelmesini sağlar. Steteskop üç bölümden oluşur; Kulaklık

Tüp Diyafram

Rüzgargülü

Steteskop

1

Sesin dinleyenin kulağına iletilmesi için ilk parça diyaframdır. Diyafram metal bir koniye benzer. Bu parçada dış ortamdan ses almaması için yalıtılmış bir zar bulunur. Koniye benzemesinin sebebi; iç bölümde bulunan zarın aldığı sesleri titreşimlerle üst bölüme daha kolay iletilmesini sağlamaktır. Diyafram hastanın cildine temas ettiğinde vücuttaki ses diyaframın içinde bulunan zarı titretir. Titreyen zar iç bölümde bulunan havaya basınç uygular. Oluşan basınç tüp yardımı ile dinleyenin kulağına ulaşır. Kulaklık tüpteki basıncı işitebileceğimiz şekle getirir ve böylece doktorlar hastanın kalp atışını ya da öksürdüğünde oluşan hırıltıyı dinlerler.


Erhan Göçmez

K Rüzgargülü

2

ırlangıç ve ebabilin aynı sınıf kuş olduğu biliniyor. Ancak bu iki kuş arasında birtakım farklar vardır. Mesela ebabilin tüylerinin rengi aslında kahverengidir. Ancak havada uçarken siyah görünür. Kırlangıç ise aslen siyahtır. Ebabiller çok yükseklerden uçtukları için onları görmemiz biraz zordur. Ancak kırlangıçlar yere yakın uçarlar. Şimdi gelin ebabilin kardeşi kırlangıçları daha yakından inceleyelim.


Havayı böceklerden temizliyorlar Kırlangıçlar, havada uçan sinek ve böceklerle beslenirler. Bu böcekleri yiyerek havayı zararlı haşerelerden temizlemiş olurlar. Çok hızlı uçtukları için sivri sinek ve böcekleri havada kolayca yakalayabilirler.

Yuvasını çamur ve kilden örer Çok süratli bir kuştur Kırlangıçların gagası çok geniş ve kısadır. Bacakları çok zayıf ve tırnakları kanca şeklinde olduğu için yere konamazlar. Daha çok tellere ve ağaç dallarına konarlar. Kanatları ince ve uzundur. Bu özellik onların çok hızlı uçmasını ve ani manevralar yapabilmesini sağlar.

Kırlangıçlar yuvalarını çamur ve kilden inşa ederler. Gagasıyla her seferinde küçük parçalar halinde getirdiği çamuru ve kili yapıştırır. Tükürüğü adeta bir yapıştırıcı görevi görür.

Gece uçarken yollarını nasıl buluyorlar? Çoğu kimseler, kırlangıçların yollarını eskiden geçtikleri yerlere iz bırakarak bulduklarını zanneder. Veya genç kuşların yolu sürekli yaşlılardan öğrendiği zannedilir. Ancak hicret etme ve yolunu gece bulma hissi kuşlara Hz. Allah tarafından verilmiş hususi bir nimettir. Bu sayede gitmeleri gereken yere doğru yoldan ve tam zamanında varırlar.

Rüzgargülü

Kırlangıçlar, leylekler gibi havalar soğumaya başladığı zaman sıcak memleketlere göç ederler. Çünkü beslenmeleri için gerekli olan böcekler soğuk havada yaşayamaz. Kırlangıçlar da böceklerin yaşadıkları daha sıcak iklimlere göç ederler. Havalar ısınmaya başladığı zaman geri dönerler. Ülkemizde kırlangıçlar ilkbaharın müjdeleyicisidirler. En ilginç yanları da gece göç etmeleridir.

3

Leylekler gibi kış başında göç ediyorlar


Rüzgargülü

4

Yazan: Fatih Benzer Çizen: Murat Tanhu


abam, evden çıkarken “Akşam dayınlara gideceğiz Yusuf unutma!” dedi. Üçüncü defa hatırlatıyordu. Müsabakaya hazırlan demek istiyordu. Benden dayıma karşı kendisini desteklememi bekliyordu. Nüktedan, hazırcevap ve hoşsohbet birisi olan dayım, babamın çocukluk arkadaşıdır. Birbirini tamamlayan iki insan gibidirler. Birçok yönleri benzer. İkisi de latifeyi çok sever. Sürekli birbirleriyle rekabet ederler. Bir araya geldiklerinde kendi aralarındaki atışma ve şakalaşmalar görülmeye değer. Mağlup olan ise daha ziyade babam olur. Dedemin kütüphanesinde dayımın haline çok uygun latif sözler bulmuştum. Bu sözlerle babama destek vermeye karar verdim. Dergideki soruları dayıma soracaktım. Bakalım cevap verebilecek miydi? Sonrası babamın maharetine kalmıştı. Sizinle de paylaştığım bu latif sözleri 1911 yılında yayımlanan Hukuk-u Etfal dergisinde okumuştum. Ne dersiniz? Sizce galip gelebilir miyiz?

Rüzgargülü

5

Latif Sözler Saçları ağarmış fakat bıyıkları daha siyah duran bir adama; “Niçin bıyıkların siyah olduğu halde saçların ağarmış derler.” O da; “Saçlarım dünyaya bıyıklarımdan on altı sene evvel geldi, daha ziyade ihtiyardır da ondan.” der.


6 Rüzgargülü

Ercan Erdoğan


ünlerden bir gün ağaçlar aralarında bir padişah seçmek isterler. Düşünüp taşınırlar. İnciri padişahları yapmaya karar verirler. Fakat incir kabul etmez. Bu sefer üzüme giderler. Üzüm de onların teklifini geri çevirir. Kendisinin buna layık olmadığını söyler. Bunun üzerine ağaçlar üzüme padişahlık için birisini tavsiye etmesini isterler. Üzüm düşünürtaşınır ve aklına zeytin gelir. “Zeytin insanlık tarihi kadar eski bir nimettir.

su içinde bekletmemiz gerekir.

Her derde deva Zeytinin içerisinde A, D, E ve K vitaminleri bulunur. Bu vitaminler kanser ve birçok hastalığın düşmanıdır. İnsanların kemik ve diş gelişimlerine katkısı büyüktür. Zeytinyağının içindeki E vitamini hücrelerimizin yenilenmesine yardımcı olur. Cildimizi güzelleştirir. Yaşlanmayı geciktirir. Peygamber Efendimiz de bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmuşlardır; “Zeytinyağını yiyin ve onunla yağlanın, zira onda yetmiş derde deva var.”

Çekirdeğinden tesbih yapılır

Zeytin ağaçları çok uzun yıllar yaşarlar. 1000 yaşında zeytin ağaçları vardır. Boyları 10 metreyi bulur. Sık dallı ve yayvan tepelidir. Zeytin ağacı yaz-kış yapraklıdır. Bu yüzden sanki hiç yapraklarını dökmüyormuş gibi yeşil kalır. Bir yıl bol ürün verir. Bir sonraki yıl ise adeta dinlenmek için az ürün verir. Zeytinin meyvesi ilk önce yeşildir. Büyüyüp olgunlaşınca parlak siyah bir inciye benzer. Yumuşak meyvesinin içinde sert bir çekirdeği vardır. İlk başta zeytinin tadı acıdır. Ancak onu yiyebilmek için tuzlu

Zeytin ağacından kaşık, oyuncak, tabak gibi eşyalar yapılır. Çekirdeğinden de tesbih yapılır.

7

Uzun yıllar yaşar

Rüzgargülü

Hz Âdem’in (a.s.) dünyaya geldiğinde ilk yediği meyve zeytindir. Meyvesi ve yağı insanlara çok faydalıdır. Bundan dolayı zeytini padişah seçmeliyiz.” der.

Zeytinin meyvesinden ve ağacından hatta çekirdeğinden bile faydalanırız. Hayatımızda zeytini en çok kahvaltılarımızda kullanırız. Zeytinyağı da yemeklerimize lezzet katar. Bir de zeytinyağı ata sporumuz olan pehlivan güreşlerinin vazgeçilmezidir. Ayrıca zeytinyağından sabun, şampuan ve kremler de yapılmaktadır.


Rüzgargülü

8

Kendinden Tavsiyeli Çocuk Yazan: Seda Şengül Çizen: Ercan Polat


E

ski zamanlarda hattatın biri yaşı ilerlediğinden, dükkânında kendinden sonra mesleği devam ettirecek birini arar. Ve dükkânın camına ilan yapıştırır. Bu adamın dürüst biri olduğunu bilen her mahalleli, çocuğunu onun yanına vermek ister. Böyle olunca bütün mahallenin çocukları dükkânın önünde bu hattata öğrenci olabilmek için sıra olurlar. Yaklaşık elli kişi gelir ve hattat çocuklarla tek tek mülakat yapmaya başlar. Daha on kişiyle bile konuşmadan dokuzuncu çocuğu seçer. Bunu gören komşusu sorar; “Geri kalan çocukları niçin dinlemedin? Yoksa bu çocuğu seçmende birinin tavsiyesi mi vardı?” der. Hattat da; “Bu çocuk ilk olarak sırada beklerken arkadaşlarıyla itişmedi. Ve sırasının gelmesini düzgün bir şekilde bekledi. Bu, onun insanların hakkına riayet ettiğini ve nerede nasıl davranması gerektiğini bildiğini gösterir. Kapıda ayakkabılarını silip öyle içeri girdi. Belki çamur vardır diye de kontrol etti. Bu, onun temiz ve dikkatli olduğunu gösterir. İçeri girerken doğru bir şekilde selam verdi ve ‘Hayırlı sabahlar’ dedi. Her sorduğum soruya yüzüme bakarak, düzgünce cevap verdi. Bu, onun nezaketli ve terbiyeli olduğunu gösterir. Oturduğu yerin önündeki sehpanın üzerine dağınık bir şekilde kitapları bırakmıştım. Koltuğa oturur oturmaz kitapları düzeltti. Bu da onun intizamlı ve ilme saygı gösteren biri olduğunu gösterir. Zira ilme saygı hattatlıkta çok önemlidir.

Rüzgargülü

Komşu bunları duyunca yanlış düşündüğünün farkına varır. Ve yaşlı hattata dönerek “Bir çırak da benim için seçer misin?” der.

9

Şimdi sen bana ‘Birinin tavsiyesi mi vardı?’ diye soruyorsun. Bu çocuğun bütün hareketleri birer tavsiye değil midir?” der.


R端zgarg端l端

10


R端zgarg端l端

11


Ağız

ve burun yoluyla havanın şiddetli bir şekilde patlayarak dışarı çıkmasına aksırma denir. Bu aksırma esnasında ‘Hapşu’ diye bir ses çıktığı için hapşırma diye de isim verilmiştir. Peki, niçin hapşırırız hiç düşündünüz mü? Soluduğumuz havada milyonlarca mikrop bulunur. Nefes aldığımızda bu mikroplar burnumuza girer ve silya adı verilen tüycüklere takılır. Yani silyalar bir nevi soluduğumuz havayı süzer. Bazen bu tüycüklerde hastalıktan veya toz ve polen gibi maddelerden dolayı tahriş meydana gelir. Oluşan bu tahrişten biran evvel kurtulmak isteyen vücut harekete geçer. Bu hareket hapşırmadır. Burundaki rahatsız edici durumdan kurtulmak için ilk önce tahriş beyne iletilir. Bu tahrişi hisseden beyin vücuda bir tür hareket sinyali gönderir. Bu sinyalle ağız ve burundan hızlıca nefes alınır. Ve son sürat, patlama şeklinde dışarı geri atılır. Bu dışarı atılan havayla burnumuza ve boğazımıza takılan mikroplar temizlenmiş olur.

Rüzgargülü

12

Hapşırmak Hz. Allah’ın bizlere bir nimetidir aslında. Bu yüzden hapşırdıktan sonra Hz. Allaha teşekkür olarak “Elhamdülillah” demelidir. Hapşırdıktan sonra “Elhamdülillah” diyen birine de ‘çok yaşa’ demek yerine “Yerhamükallah (Allah sana rahmet etsin)” demek gerekir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) böyle yapılmasını tavsiye etmişlerdir.


Bunları biliyor muydunuz?

Rüzgargülü

13

• Hapşırırken gözlerinizi açık tutamazsınız. Tutarsanız gözleriniz yerinden fırlayabilir. • Hapşırırken kalbimiz bir müddet durur. • Karabiber buruna kaçtığında hapşırtır. • Dengesiz bir hapşırmada kaburgalar bile kırılabilir. • Hapşırırken ağzı ve burnu kapatıp nefesi tamamen tutmamak gerekir. Bu beyin damarlarında ve ciğerlerde hasara yol açabilir. • Hapşırma esnasında deride bulunan zararlı toksinler dışarı atılır. • Hapşırırken ciğerlerimizdeki hava yaklaşık 100 km hızla dışarı atılır. • Kapalı bir ortamdan güneşli bir ortama geçince de hapşırma olabilir. Çünkü güneşe çıkıldığında burun çevresindeki kaslar gerilir ve burun içinde daralma olur.


Soldan Sağa 1- Kabe-i Muazzama'yı yıkmaya gelen Ebrehe'nin ordusunu, attığı taşlarla yerle bir eden kuşların adı. 3- İslamın farzlarından olup, Kabe-i Muazzama'yı ziyaret ederek yapılan ibadet. 8- Sağlıklı yaşamak için pek çok faydası olduğundan tavsiye edilen ve zeytinden yapılan yağ. 9- Yılda iki kere yavru yapan, genelde kıvırcık ve beyaz renkli tüyleri olan kurbanlık bir hayvan türü. 10- İnatçılığı ile meşhur, toprağa düşen yaprakları pek yemeyen, titiz, sütü kıymetli bir kurban hayvanı. 13- Güz mevsiminde ağaçların döktüğü şey. 15- İslam'ın ilk müezzini olan Sahabe-i Kiram efendimizin adı. 16- Muayene edip gerekli tedavileri yapan sağlık görevlisi.

Rüzgargülü

14

Yukarıdan Aşağıya 2- Fatih Sultan Mehmed'in İstanbul'u fethettiğinde camiye çevirdiği ve vakfederek sürekli cami kalmasını istediği yapının adı. 3- Çoğunlukla kadın olan, yardımcı sağlık görevlisi. 4- Havada uçan sinek ve böceklerle beslenen, yuvasını çamur ve kilden ören, narin, küçük, siyah renkli kuş. 5- Varken kıymeti bilinmeyen, kaybedilince kıymeti anlaşılan, vücudumuzun normal şekilde çalışması demek olan, en kıymetli nimetlerden birisi.

6- Müslümanların kutladığı iki bayramdan birisi. 7- Genelde doktorlarda ya da hemşirelerde gördüğümüz ve muayene ederken vücudumuzu dinledikleri bir alet. 11- Göçmen kuşların göçtüğü, okulların açıldığı, güz mevsimi. 12- Hörküçleri de olan ve kurban edilebilen bir hayvan. 14- Vücudumuza kan pompalayan, "O temiz olursa bütün vücud temiz olur" buyrulan organımız.


R端zgarg端l端

15


R端zgarg端l端

16


Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 25  
Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 25  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Advertisement