Page 1


Camlar

Neden Buğulanır?

1

Havada bulunan su buharı soğuk olan camlara değdiğinde yoğuşma (gazın sıvıya dönüşmesi) meydana gelir. Sıvı hale geçen buhar, cam yüzeyine yapışır ve cam saydamlığını kaybeder. Yani diğer tarafı göremez hale geliriz. İşte buğu böyle oluşur. Peki, buğuyu engellemenin yolu nedir? Buğuyu engellemenin yolu çok basittir. Elimize kuru bir sünger alıp üzerine az miktarda bulaşık deterjanı döküyoruz. Sonrada bu deterjanı buğulanmadan önce cama ince bir tabaka oluşturacak şekilde sürebiliriz. Çünkü deterjanın içinde bulunan maddeler sayesinde havada bulunan nem tanecikleri cama yapışamaz. İşte bu kadar basit. Bundan sonra camda bir süre buğu oluşmayacaktır.

Rüzgargülü

Soğuk havalarda arabaya bindiğimizde dışarıyı görmeyi engelleyen buğuların oluştuğunu hepimiz görürüz. Bu durum bazen sürücülere zor anlar yaşatabilmektedir. Ayrıca evlerimizdeki aynalarda ve pencerelerde de buğulanma meydana gelmektedir. Peki, buğular neden oluşuyor ve bundan nasıl kurtuluruz? Nefes aldığımız havada belirli bir miktar nem (rutubet) bulunur. Normal şartlarda biz bu nemi göremeyiz. Ancak bazen havaya karışan nem, ani soğuma sebebiyle sıvı hale dönüşür ve bize buhar şeklinde görünür. Bunu günlük ev işlerini yaparken de görebiliriz. Mesela yemek pişerken, banyo yaparken, hatta nefes alırken bile havaya buhar karıştığını görürüz.


Arkadaşlarımla sohbet ederken Osmanlı’da bazı padişahların bizzat kendilerinin, fırınlarda ekmek kontrolü yaptığını ve ekmeğe “Nan-ı Aziz” denildiğini kitaplardan okuduğumu anlattım.

Rüzgargülü

2

Arkadaşlarından biri ”Sen bunları, kesin dedenin kütüphanesinden öğrenmişsindir.” diyerek, dedemin kütüphanesindeki çocuk dergilerini çok merak ettiğini söyledi. Sonra beraberce dedemin kütüphanesine gittik. Orada 1925 yılında çıkartılan “Mektepliler Âlemi” isimli çocuk dergisinde ekmeği anlatan çok ilginç yazılar bulduk. Bu yazılardan birini sizlerle paylaşıyorum. Bakalım sizler de beğenecek misiniz?


Bir

gün mektebe giderken, derenin çamurlu suları arasında beyaz bir ekmek parçasının batıp çıkarak gittiğini gördüm. Şüphesiz bir çocuk tarafından katığı bittikten sonra atılmıştı. Belki size garip görünecektir. Fakat bu ekmeğin her halde beş-on para bir kıymeti var idi, ve ben bu beş-on paralık nimetin kaçıp gitmesine çok üzüldüm. Bu üzüntü bana nereden geliyor? diye sorarsanız, size derim ki büyük babamdan kalma bir adetimdir. Çünkü büyük babam seksen yaşında bir ihtiyar olduğu halde ekmeğe çok hürmet eder ve yerine göre de beş paranın israfına razı olmaz idi:

Rüzgargülü

3

Bize “Ekmek Cenab-ı Hakkın insanlara en büyük ve en evvelki bir ihsanıdır… Ekmek yiyen insanlardan hiçbirisinde bir fenalık görülür mü? Her gün ekmek yeriz; halbuki yıkmak şöyle dursun, gün geçtikçe onu daha fazla severiz… Ekmeğin tadını anlayan hastadan korkmayınız, ümidi kesmeyiniz. Ekmeğin tadını anladığı andan itibaren bir hasta iyiliğe yüz tutmuştur. Hasılı insanların asıl rızkını ekmek teşkil eder; bir fakir, Cenab-ı Haktan ekmek parasını bekler, onu kazandığı gün yaşamanın kolayını bulmuş olur. Ondan sonrasına gelince sabır ile olur. Çocuklar ekmeğe hürmet ediniz…


Rüzgargülü

4

[Çizen: Murat Tanhu]


Su

Değirmenleri

[Halil Karaca]

“Katık oldum aşına, öp beni koy başına Beni nasıl öğütür, sor değirmen taşına”

E

Rüzgargülü

Suyun gücünü keşfetti Bir zaman sonra insanoğlu tekrar düşünmeye başladı: “Değirmenin taşını döndüren çarkı daha kuvvetli bir şey ile çevirmeliyim ki; az zamanda çok un elde edeyim.” İşte tam bu sırada suyun gücünü keşfetti. Değirmenleri, suyu bol akan ırmak veya dere kenarlarına kurdu. Bazen de nehirlerden akan sudan bir kanal yardımıyla su çekildi. Su uzun borularla değirmenlerin yukarı taraflarına aktarıldı. Ondan sonra değirmenin

5

skiden insanoğlu, temel gıda ürünlerinden olan tahılları havan denilen içi oyulmuş taşlarda öğütüyordu. Bu işlemde elle yapılıyordu. Sonraları nüfus arttıkça daha fazla una, dolayısıyla daha büyük değirmenlere ihtiyaç duyuldu. Böylece insanoğlu Rabbinin verdiği aklı kullanıp daha büyük değirmenler yaptı. Yaptığı bu değirmenlerde hayvanların da gücünden yararlanmaya başladı. Bazen yaptığı el değirmenleriyle zahiresini öğütüyor, bazen ise hayvanları bağlayıp büyük değirmen taşlarını döndürüyordu.


Öğütmek için tahıl buraya dökülür. Öğütme esnasında çevirmek için buradan tutulur.

Suyun gücünü kullanmak mümkün olmadığı zamanlarda el değirmenleri kullanılırdı.

çarklarına bir düşüş gerçekleştirilerek su hızlandırıldı. Yeterli hıza ulaşan su, değirmenin çarkını çevirmeye başladı.

Rüzgargülü

6

Su değirmenleri nasıl çalışır? Su değirmenleri yatay çarklı ve dikey çarklı olmak üzere ikiye ayrılır. Dikey çarklılar üstten çevirmeli veya alttan çevirmeli olur. Suyun vurma kuvvetiyle dönen çark, aradaki dişliler ve mil sayesinde üstteki değirmen taşını döndürmeye başlar. Alttaki değirmen taşı ise sabit kalır. Tahıl değirmende nasıl un haline geliyor? Değirmenci, tahıl ambarına zahireyi döker. Su açma koluyla savağı açtığında suyun yönü değirmene doğru akar ve değirmen çalışmaya başlar. Tahıllar oluktan dökülür. Değirmenci oluk ayar ipiyle dökülen tahılın miktarını ayarlar. Taşların arasında ezilen tahıl, merkezkaç kuvvetiyle un teknesine dökülür. Değirmenci de teknede biriken unları çuvallara doldurur.

Değirmen taşı nasıl kesilir? Değirmen taşları oldukça sert ve dayanıklı olmalıdır. Taşın hazırlanmasına “taş kesme işi” denir. Taşların üzeri, tahılın iyice ezilebilmesi için pürüzlü bırakılır. Aşındıkça düzleşen taşlara zaman zaman çekiç ve keskiyle yeniden diş açılır. Bu sayede öğütme işi daha iyi yapılabilmektedir. Su değirmeninde neler öğütülür? Su değirmenlerinde genelde buğday, arpa, mısır, susam, çeltik ve zeytin öğütülür. Bazı yerlerde ise tahıllar karıştırılarak öğütülür ve hayvanlara yem olarak verilir. Doğal olan şeyler sağlıklıdır. Su ile çalışan değirmenlerin yavaş yavaş dönen taşları arasında elde edilen unlarda yanma olmadığı için yapılan ekmekler daha lezzetli olur. Ve kepekli oluşu sebebiyle daha besleyicidir. Hazmı daha rahattır. Günümüzde uzmanların tavsiye ettiği “tam buğday ekmeği” diye adlandırılan ekmek de böyle yapılır.


1

Yatay Çarklı Su değirmeni çalışma sistemi

[Çizen: Murat Tanhu]

3 2

4 5 6 7

8

11

5- Taşları kuşatan dış kasnak 9- Su açma kapama paleti 6- Su açma kolu 10-Yatay Su çarkı 7- Öğütülen unun aktığı tekne 11-Mil 8- Su oluğu

7

1- Buğday teknesi (ambar) 2- Buğdayın döküldüğü yer 3- Oluk ayar ipi 4- Buğdayı öğüten taşlar

10

Rüzgargülü

9


[Tuğba Kaya]

Rüzgargülü

8

Meyvem Sulu Sulu İçim Vitamin Dolu


Portakal olma yolunda ilk adımını atmış olan bu fidanlarımı, toprağa dikmek için en uygun zaman

ilkbahardır. Bu ayda belirlenen yerlere aşılanan fidanlarım dikilir ve artık portakal olma yolculuğu başlamış demektir. Zamanla büyüyen portakal ağacım budanarak yuvarlak bir görünüm alır. Yapraklarım parlak yeşil renkte olup kış aylarında dökülmez. İlkbaharın gelmesiyle birlikte beyaz renkte mis kokulu çiçeklerim açar. Bu güzel koku bir de hafif rüzgarın etkisiyle etrafa dağılır ki kokuyu duyan insanları kendisine hayran bırakır. Güzel kokulu çiçeklerimden hemen sonra minicik portakal meyvelerim oluşmaya başlar. Ve kış ayına kadar bildiğiniz büyüklüğüne ve sıcacık turuncu rengine ulaşır. İlkbaharda kokusuyla etrafa hoş bir güzellik veren ağacım, kış aylarında da yemyeşil yapraklarım ve turuncu meyvelerimle hoş bir görüntü sunar.

Şimdi de gelelim kullanım alanlarıma!

Meyve olarak veya suyu içilerek tüketilen meyvelerim, bunun yanında reçel, pasta ve tatlı yapımında da kullanılır. Yapraklarım, meyve kabuğum ve çiçeklerimden portakal yağı ve portakal esansı çıkartılır. Ayrıca bol miktarda vitamin ve mineral bulundurduğum için ilaçların içerisinde de bulunurum. Siz farkında olmasanız da hayatınızın birçok safhasına adım atmışım değil mi? En önemlisi de yıllardan beri şifa kaynağı olarak anılmamdır. Çünkü meyvelerim insan vücudu için gerekli vitamin ve minerallerle doludur. Özellikle C vitaminini bol miktarda bulundurduğum için sabah kahvaltısında içeceğiniz bir bardak portakal suyu güne güzel başlamanız ve birçok hastalıktan korunmanız için idealdir. Yani kısacası portakal sizi hem besler hem korur hem tedavi eder...

9

rengim, parlak kabuğum ve yuvarlak görüntümle güneşi andıran ben, kış aylarının vazgeçilmez ve en tanıdık meyvelerinden biriyim. Turuncu olan dış kabuğumun altı beyaz ince bir kabukla kaplıdır. Onun içerisinde de dışım gibi turuncu ya da sarı renkte, tatlı ve ekşimsi çeşitleri olan sulu meyvem bulunur. Bu bilgilerden sonra “Meyvem sulu sulu, içim vitamin dolu” bilmecesinin cevabının “PORTAKAL” olduğu apaçık ortadadır değil mi? Ben turunçgiller familyasından bir meyve olup, Türkiye’de en çok Akdeniz ve Ege bölgelerinde yetişirim. Asıl vatanım ise Hindistan’dan Çin’e kadar uzanan Doğu Asya ülkeleridir. Sıcak iklim koşulları benim yetişmem ve güzel meyveler vermem için çok önemlidir. Çünkü -3°c den daha düşük sıcaklıklarda oluşan don olaylarında meyvem çok zarar görebilir. Benim ağacımın üretim aşaması bildiğiniz ağaçlardan oldukça farklıdır. Nasıl mı? Kendi çekirdeğimden değil de turunç isimli meyvenin çekirdeğinden üretilirim. Şöyle ki; turuncun çekirdekleri çıkarılır ve saksılara ekilir. Bu saksılar kapalı seralar içinde uygun sıcaklıklarda muhafaza edilip, bakımları yapılır. Ekimlerinden itibaren 8-9 ay sonra aşılanma zamanları gelmiş demektir. Bir defa sonbahar, bir defa da ilkbahar mevsiminde olmak üzere bu turunç fidanlarına iki defa portakal aşısı yapılır. Yani artık turunç fidanımız portakal fidanına dönüşmüş olur.

Rüzgargülü

Turuncu


R端zgarg端l端

10


Oküler: Objektifte büyütülen nesneye buradan bakılır.

Objektifler: İçinde mercekler bulunur ve görüntünün büyütülmesini sağlar.

Mercek Ayarı: İncelenecek nesnenin görüntüsünün netliğini ayarlar.

Tabla: İncelenecek nesnenin konulduğu yer. Işık Kaynağı: İncelenecek nesnenin aydınlatılmasını sağlar.

Rüzgargülü

Mikroskoptaki görüntü, ışık kaynağından gelen ışık incelemek istediğimiz nesneden geçerek objektife gelir. Mikroskobun alt kısmında ilk görüntü oluşur. Sonra okülerden çıkan görüntü göze ulaşır. Okülerde bulunan mercekler objektiften gelen görüntüyü tekrar büyütür.

11

Mikroskop: Gözle görülemeyecek kadar küçük cisimlerin birkaç mercek yardımıyla büyütülerek görüntüsünün incelenmesini sağlayan alete denir. Göz 250 mikrometreden daha küçük nesneleri göremez. Mikroskopta incelenecek olan madde, mikroskobun tipine göre lam ve lamel adı verilen farklı kalınlıklarda iki ince cam kısım arasında veya doğrudan mikroskobik olarak gözlenir. Lam: 75 mm boyunda 25 mm eninde ince camdan yapılmış bir plaktır. Lamel: 14, 18, 20 veya 22 mm en ve boyunda çok ince, 0,2 mm kalınlıkta bir cam karedir.


R端zgarg端l端

12


R端zgarg端l端

13


RENKLİ BULMACA

Soldan Sağa

5- Mikroskopta bulunan 5 mm boyunda 25 mm eninde ince camdan yapılmış bir plak. 6- Su ile çalışan, yavaş yavaş dönen taşları ile genelde buğday, arpa, mısır, susam, çeltik ve zeytin öğütülen alet. 7- Kış aylarında çok yakalanılan bir hastalık. 11- Nem. 13- Kış aylarında uzun uykuya yatan bir hayvan. 14- Ecdadımızın “Nan-ı Aziz” adını verdiği, “Yerin ve göğün bereketi” için kendisine ve ufaklarına hürmet etmek gereken yiyecek. 15- Portakalın ait olduğu familya.

Yukarıdan Aşağıya

Rüzgargülü

14

1- Özellikle soğuk havalarda ellerimizi korumak için giyilir. 2- Gözle görülemeyecek kadar küçük cisimlerin birkaç mercek yardımıyla büyütülerek görüntüsünün incelenmesini sağlayan alete verilen ad. 3- Çağlayan. 4- Portakalda bol miktarda C .................. bulunur. 8- Turuncu kabuklu, suyu da sıkılarak içilen bir meyve. 9- Kış aylarında kar ile oynanan bir oyun. 10- Soğuktan korunmak için boyna sarılır. 12- Soğuk havalarda arabamızın camında oluşan ve dışarıyı görmemizi engelleyen şey nedir?


ŞİFRELİ KELİME AVI

Fazilet Takvimi’nin aralık ayı sayfalarında yer alan hadiseler ve bilgilerden bazılarını kelime avına sakladık. Bu kelimeleri bulmacadan bularak üzerini çiziniz. Kalan harfleri sırasıyla okuyunuz. Müjdeli şifreyi bulunuz. ?

SAYILARI TOPLAYALIM

30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38 sayılarını yukarıdaki kutulara öyle bir yerleştirin ki her taraftan topladığınızda sonuç 102 olsun.

OKrlU D U S İ L K N E R ’ya kadar sayıları ye eştirdmaenlisin.

Rüzgargülü

15

1’den 6 , yukarı (her yeşil ok) turuncu ok) Her satırda r e (h a 2, sütund aşağıya her ikdörtgen içerisinde 1, d i fa e kl d n ir re dece b ve her kamlarını sa 3, 4, 5 ve 6 ra . kullanmalısın


R端zgarg端l端

16


Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 15  
Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 15  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Advertisement