Page 1

R端zgarg端l端

1


R端zgarg端l端

2


Yazan: Hanife Büşra Tıraş Çizen: Emine Arslan

Bir Damla Suyun Devr-i Âlemi

Rüzgargülü

1

ok eski zamanlarda kahverengi toprağın kucağında yatan bir damla su, pınardan yeni çıkmış. Güneşin ışıkları gözünü kamaştırmış. Yeni yerler gezeceği ve arkadaşlar edineceği için çok heyecanlıymış. Bir an nereye gideceğini düşünmüş. Sonra ırmaktaki diğer su damlalarına katılmaya karar vermiş. Bir öteye bir beriye derken süratle aşağı inmişler. Az gitmişler uz gitmişler, bir ırmak boyu yol gitmişler. Sonunda maviliği


ile kendine hayran bırakan denize ulaşmışlar. Şaşkınlık ve hayranlığını gizleyemeyen damla denize bakakalmış. O, ömründe bu kadar su damlalarını bir arada hiç görmemiş. Şaşkınlıkla “Bu kadar arkadaşım olacağını hiç düşünmemiştim” demiş. Şaşkınlıktan kurtulunca damlalarla oynamaya başlamış. O kadar çok oynamışlar ki bir süre sonra sıkılmış.

D

Rüzgargülü

2

enizde gezmeye karar vermiş. Rahat rahat her yeri gezmiş, dolaşmış. Uçsuz bucaksız damlacıkların arasında gezmekten yorgun düşmüş. Dinlenmek için denizin derinliklerine inmiş. Fakat biraz sonra zavallı damlacık olacaklardan habersizmiş. Denizin derinliklerinde dinlenmek için beklerken bir anda kendini kırmızı balığın midesinde

buluvermiş. Çok geçmeden kırmızı balık da ağa takılmış. Balıkçı balığı yakalamış. Pişirmek için ateşin üstündeki tavaya koymuş. Balık piştikçe damlacık titremeye başlamış. Bir şey olacak diye çok korkmuş. Sonunda korktuğu başına gelmiş. Buhar olmuş; yükseldikçe yükselmiş. Daha fazla yükselmekten korkan damlacık bulutlara tutunmuş. Rüzgâr onları önüne katmış ve güzel bir yolculuğa başlamışlar. “Artık havada rahat rahat her yeri gezip görebilirim.” demiş kendi kendine. Rüzgârla gezerken birkaç saat sonra şiddetli bir soğuğa rastlamışlar. Birbirlerinden destek alarak ilerlemeye çalışmışlar ama ne çare damlacık bu soğuğa dayanamayarak donmuş. Bir dolu tanesi olarak yeryüzüne düşmeye başlamış.


kökleri onu bir anda emmiş. Asma, su damlasını köklerindeki damarlardan geçirerek yapraklarına doğru çıkarmış. Su damlası yukarı doğru ilerlerken çok sıkışmış. En sonunda bir üzüm tanesinin içine atlamakta bulmuş çareyi. Artık bir üzümün içindeymiş.

O

3

rada insanların ondan nimetlenebilmesi için bal gibi bir tat almış. Bir damla su her zaman severek yediğimiz üzüme vitamin ve mineral haline gelmiş.

Rüzgargülü

Y

avaş yavaş yükseldiği gökyüzünden birdenbire asma yaprağının üzerine düşmüş. Dolu tanesi “Burada böyle kalsam çok rahat ederim” derken güneş bir anda kendini göstermiş. Güneşin sıcaklığına dayanamayarak erimeye başlamış. Yavaş yavaş eriyen dolu yaprağa daha fazla tutunamayarak toprağa düşüvermiş. Kendini toprakta bulan damla bir oh çekmiş. “Su damlası olarak çıktığım evime tekrar dönebildim. Artık çok rahat olurum.” demiş. Toprağın derinliklerine doğru inmeye başlamış. Toprağın altına sızan damla, kendini hiç beklemediği yeni bir maceranın içinde buluvermiş. Asmanın


Rüzgargülü

4

armak izleri insanın kendine ait mührü ve imzasıdır. Dünyada 6 milyar insanın hiç birinin parmak izi başkası ile aynı değil. Bulunan en eski parmak izleri de dâhil olmak üzere gelmiş geçmiş bütün insanların parmak izleri birbirinden farklıdır. Hatta tek yumurta ikizlerinin bile parmak izleri birbirinden farklı.

Mehmet Huzeyfe Sırlı


İlk Parmak İzi

T

arihte bilinen en eski parmak izleri Babil’lere aittir. Bu zamanda yaşayanlar yaptıkları tuğla ve seramik kaplara kendilerine ait olduğunun anlaşılması için parmak izlerini bırakırlarmış. Her insanın parmak izinin birbirinden farklı olduğu ilk olarak 1880’lerde anlaşılmıştır.

Suçluyu bulmada nasıl kullanılıyor?

B

Hayvanların da parmak izi var mıdır?

E

vet, insanlar dışındaki birçok hayvanda da parmak izi bulunur. Hatta ineklerin parmak izleri burunlarında bulunuyor.

Parmak izi ilk ne zaman delil olarak kullanılmaya başlandı?

P

armak izinin suçluların tespitinde kullanılması fikri ilk kez 1858 yılında Hindistan’ın Jaipur şehrinde yaşayan William Herschel tarafından düşünüldü.

5

P

armak izi elimizde çok büyük bir deri kaybı olmadığı müddetçe değişmez. Çünkü parmak izi derinin altında bulunan tabakanın şeklini alır ve bu tabaka kolay kolay değişmez.

Rüzgargülü

Parmak izi zamanla değişir mi?

ir yere dokunulduğunda parmak izleri orada kalır. Parmak uçlarında bulunan yağ ve nem dokunulan yere parmak izini kopyalar. Bu sayede parmak izi, suçluyu bulmada delil özelliği taşır. Herhangi bir madde veya eşya üzerinde yer etmiş olan parmak izinin örneğini almak için siyah toza batırılmış narin bir fırça parmak izi bulunan yere sürülür ve sonra iz ortaya çıkar.


B İ R YA N I S A R I B İ R YA N I A L TA D I N I S O R A R S A N TA M B İ R B A L . . .

Rüzgargülü

6

Tuğba Kaya

Her mevsim büyük zevkle yediğimiz şeftalinin şimdi tam mevsimindeyiz. Taptaze şeftaliler bütün iştah açıcılığı ile bizleri bekliyor. Adeta bizlere ‘ye beni’ diyor.


7

Türkiye’de üretilen yaklaşık 400 bin ton şeftalinin yarısı Bursa’da yetişir. Akdeniz Bölgesi başta olmak üzere diğer yerler de Bursa’yı takip etmektedir. Gelelim şeftali ağacına… Kış boyunca yapraksız ve meyvesiz olan bu ağacın yalnızlığı ilkbaharın girmesiyle son bulur. Çünkü dallarının dört bir tarafında pembe çiçekler açar. Aradan çok vakit geçmeden de pembe çiçekler yemyeşil yapraklara yerini bırakır. Sonrasında ise hem göze hem de damağa hitap eden kadife yüzeyli mis kokulu şeftaliler olgunlaşmaya başlar. Kadifemsi kabuğundan hoşlanmayanlara ‘nektarin’ adı verilen tüysüz şeftaliler de vardır. Yani her damağa uygun ayrı bir lezzet. Her mevsim büyük zevkle yediğimiz şeftalinin şimdi tam mevsimindeyiz. Taptaze şeftaliler bütün iştah açıcılığı ile bizleri bekliyor. Adeta bize ‘ye beni’ diyor. Bu güzel meyvenin isteğini geri çevirmeyelim.

Rüzgargülü

eftali pembe, sarı ve turuncunun karışımından meydana gelen ebruli rengindedir. Kadifemsi kabuğu ve hoş kokusu ile yaz mevsiminin en sevilen meyvelerinden biridir. Kabuğunun altında, çekirdeğine yaklaştıkça kızıl tonlara bürünen sarı renkli kısmı vardır. Bu kısım görüntüsüyle ve nefis tadıyla bizi kendisine hayran bırakır. Hele sıcak yaz günlerinde buz gibi bir şeftali içimizi serinletmeye birebirdir. Şeftali suyu ise en çok tercih edilen meyve sularından biridir. Küçük-büyük herkes tarafından yaz kış sevilerek içilir. Peki, bu ‘şeftali’ kelimesinin nerden geldiğini ve anlamını biliyor musunuz? Farsçadan dilimize geçen ve aslı ‘şeftâlû’ olan şeftali ‘kaba ve semiz erik’ demektir. Anavatanı Çin olan bu meyve artık dünyanın birçok yerinde yetiştirilmektedir. Fakat Çin ilk kez kendi topraklarında yetişmiş olan bu meyvenin ticaretinde de ilk sırayı başkalarına kaptırmamıştır. Dünyanın en çok şeftali ihraç eden ülkesidir. Türkiye ise dünya sıralamasında 7. sıradadır. Günümüzde dünya üzerinde 100, Türkiye’de ise 64 çeşit şeftali türü vardır. Ülkemizde şeftalinin en çok yetiştirildiği yer Bursa’dır. Bu şehir şeftaliyle öylesine bütünleşmiştir ki artık Bursa denilince akla şeftali, şeftali deyince de Bursa gelmektedir. Evliya Çelebi’nin “Velhasıl Bursa sudan ibarettir “ dediği üzere çok çeşitli su kaynaklarına sahip olan Bursa, en güzel ve en lezzetli şeftalileri verimli topraklarında özenle yetiştirmektedir.


Rüzgargülü

8

Isırgan Otunun Panzehri

abaannemin, içerisinde kocaman ağaçlar, rengârenk çiçekler, çeşit çeşit bitkiler ve bol bol ısırgan otu bulunan güzel bir bahçesi var. Çoğu zaman müsafirlerini buradaki kamelyada ağırlar. Gelenlere bahçesinde yetiştirdiği ısırgan otundan yaptığı leziz yemekleri ikram eder. Bahçe çok güzel olmasına rağmen oyun oynarken elimize ve ayağımıza ısırgan otu değer ve fena şekilde yakar. Sonra da kaşıntı yapar, oyunlarımız hep yarıda kalır ve biz çok üzülürdük. Bir gün babaannem müsafirleriyle bahçede çay içip sohbet ederken, biz de arkadaşlarla oyun oynuyorduk. Bu esnada arkadaşım Mehmet’in eline ısırgan değdi. Ama bu sefer oyunun yarıda kalmasına izin veremezdim. Çünkü hazırlıklıydım. Geçen hafta dedemin kütüphanesinde öğrendiğim bir bilgi sayesinde artık hiçbir oyunumuz yarıda kalmayacak. Nasıl mı? 1918 yılında yayımlanan Hür Çocuk dergisindeki yazıyı okuyunca siz de anlayacaksınız.


Rüzgargülü

9

Çizen: Murat Tanhu

Isırgan Dalaması Bazen çiçek toplarken, ot koparırken veya ısırgan bulunan yerden bir şey alırken ısırgan dokunduğu yerleri dalar(yakar). Hem kaşınır hem de sızlayarak yanar. Bunun tehlikesi yoksa da kaşınması ve yanması müz’icdir (rahatsızlık verir). Bir an evvel defi arzu edilir. Bunun için de kokulu nebatattan (bitkilerden) birinin taze ve yeşil yapraklarıyla dalanan mahalli (yeri) ovmalı. Mesela melisa, nane kokulu nebatlardandır. Bunlardan biri husulü maksat (tedavi) için kafi ve vafidir. Melisa ve nane ise hemen her zemin ve mekanda bulunur.


R端zgarg端l端

10


R端zgarg端l端

11


Sıcaklığı ortalama 20 derece bir odada bulunan eşyalara dokunduğumuzda bazılarının sıcak bazılarının soğuk olduğunu hissederiz. Eşyaların sıcaklıkları aynı olduğu halde dokunduğumuzda bazıları bize soğuk gelir bazıları ise sıcak. Mesela metal bir eşyayı her zaman diğer eşyalardan daha soğuk hissederiz. Peki, bunun sebebini hiç düşündünüz mü?

Rüzgargülü

12

Vücudumuzun sıcaklığı 37 derecedir. Odada bulunan eşyalar da oda sıcaklığı olan 20 derece civarında sıcaklığa sahiptir. Bütün eşyalar aynı sıcaklıkta olmasına rağmen bazılarını sıcak bazılarını soğuk hissederiz. Mesela metal bir kaşık veya bir


anahtara dokunduğumuzda soğuk, tahta ve plastik gibi ametal olan eşyalara dokunduğumuzda ise sıcak hissederiz. Bunun sebebi metallerin metal olmayanlara göre ısıyı daha çabuk iletmesindendir. Sıcaklık elektrik gibidir. Sürekli yer değiştirir. Gidebildiği yere, geçebildiği eşyalara ulaşmaya çalışır. Metaller de sıcaklığı daha çabuk ilettiği için biz metale dokunduğumuz anda elimizden metale sıcak geçecektir. Bu geçiş esnasında elimiz hızlı bir şekilde hararetini kaybettiği için bize soğukluk hissi verecektir. Tahtada ise elimizdeki sıcaklık tahtaya daha yavaş geçecektir. Yani elimizin harareti yavaş yavaş azaldığı için tahtayı fazla soğuk hissetmeyiz. Özetle demir ve tahtanın sıcaklığını farklı hissetmemizin sebebi; vücudumuzdan çıkan sıcaklığın dokunduğumuz iki maddede farklılık göstermesindendir. Çok soğuk havalarda bir metale dokunduğumuzda elimize yapışabilir. Bunun sebebi de elimizle metal arasındaki sıcaklık değişimindendir. Yalnız bu sefer sıcaklık çok hızlı bir şekilde yer değiştirdiği için derimizin dış yüzeyi aniden donarak metale yapışabilir.

Rüzgargülü

13

Sıcaklık elektrik gibidir. Sürekli yer değiştirir. Gidebildiği yere, geçebildiği eşyalara ulaşmaya çalışır. Metaller de sıcaklığı daha çabuk ilettiği için biz metale dokunduğumuz anda elimizden metale sıcak geçecektir.


Soldan Sağa 1- Yaz tatillerinde şehirdeki çocukların, akrabalarını da ziyaret etmek gayesiyle gittikleri yer. Genellikle tarım faaliyetlerinde çalışılan, binaları ve öteki yapıları bu hayata uygun yerleşim birimi. 3- Yemeği yapılıp çayı da içilen, taze yapraklarına ya da sapına dokunulursa oldukça acı veren bir bitki. 6- Çok yüksek elektrik ve ısı iletkenliği, kendine özgü parlaklığı olan, oksijenli birleşimiyle çoğunlukla bazik oksitler veren madde. 7- Sünnet olan ve özellikle yazın çok yapılan bir spor. 9- Milyarlarca yıldızdan, yıldız kümelerinden, bulutsu ve gaz bulutlarından oluşmuş, bağımsız uzay adası. 10- Şeftalinin anavatanı olarak kabul edilen ülke. 14- Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne sıvı olarak inen, yağış, baran, bereket, rahmet. 15- Dünya, evren, herkes... 16- Su, sıvı vb. kaynayıp buhar olma, buğulaşma, uçma, tebahhur.

Rüzgargülü

14

Yukarıdan Aşağıya 1- Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne beyaz ve hafif billurlar biçiminde donarak düşen su buharı. 2- Asmanın taze veya kuru olarak yenilen ve salkımlı meyvesi. 4- Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü, özlediği ve belirli zamanlarda ziyaret etmesi gereken yer. 5- Teknolojik cihazları herhangi bir kablo bağlantısı olmadan yönetebilmeyi sağlayan alet. 8- Şeftalinin tüysüz bir kabuğa sahip olan türü. 11- Birini veya bir yeri görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme 12- Ebruli renkli, kadifemsi kabuğu ve hoş kokusu ile yaz mevsiminin en sevilen meyvelerinden birisi. 13- Karmaşıklık, keşmekeş.


R端zgarg端l端

15

Kelimeleri bulmaca i巽erisinden bulabilir misiniz?


R端zgarg端l端

16


Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 23  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 23  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Advertisement