Page 1


Elleriniz ve ayaklarınız uzun süre suda kalınca, parmak uçlarındaki derinizin buruştuğunu fark etmişsinizdir. Peki, bunun sebebini hiç düşündünüz mü? Önceden bilim adamları derinin buruşmasını, süngerimsi yapısına bağlıyorlardı. Yani, insan derisi sünger gibi sıvıyı içine alır diye düşünüyorlardı. Ellerin ve ayakların buruşmasının da buna bağlı olduğunu zannediyorlardı. Fakat bunun yanlış olduğu son çalışmalarda anlaşıldı. İnsan derisinin yeni bir özelliği keşfedildi. Bu özelliğe göre; deriyi vücudun yönetim merkezi olan beyin kontrol ediyor. Yani eller ve ayaklar suya girdiğinde beyin bunu algılıyor ve ellerde ve ayaklardaki deriye buruşma emrini veriyor ve deri buruşuyor. Peki, Hazret-i Allah insanoğluna böyle bir hasleti neden bahşetti? Çünkü eller ve ayaklara su değdiğinde kayganlık artıyor. Yani elimize bir şey aldığımızda elimiz ıslaksa kaygan olduğundan düşüp

kırılabiliyor. İşte, beynimiz de bu kayganlığı önlemek, elimize aldığımız bir şeyi düşürmemek ve ayağımızın kaygan bir yüzeyde daha iyi yere basmasını sağlamak için buruşma emrini gönderiyor. Mesela, anneleriniz bulaşık yıkarken ilk başta elleri buruşmaz ve tabakları düşürmemek için daha sıkı tutmak zorunda kalırlar. Ancak suda bir müddet sonra elleri buruştuğunda tabakları daha rahat tutabilirler. Siz de anneniz bulaşık yıkarken ona yardım ederek bunu kolaylıkla test edebilirsiniz.

9 yaşındaki bir çocuğun eli buruşunca bu hale geliyor.


R端zgarg端l端

4


şekillendirmedir. Çömlek ustası ayağının altında bulunan çarkı döndürerek elindeki balçığa şekil verir. Çömlekçi bu çarkı ayağıyla veya elektrik yardımıyla döndürebilir. Üçüncüsü ise kalıpla şekillendirmedir. Burada da çeşitli kalıplar kullanılarak çömleklere şekil verilir.

Saklambaç kadar zevkli olan çanak çömlek yapımını merak ettiniz mi? Çömlek nasıl yapılır? Toprak ve su karıştırılarak çamur haline getirilir. Bu çamura da şekil verilerek çömlek yapılır. Çömleğin çamuruna belli miktarda kil katılır. Kil, çömleğin mayasıdır. Kilin ve kullanılan toprağın rengine göre, çömlekler de renk alır. Çömlek ustaları, hazırlanan balçıklara (çamurlara) üç farklı usûlle şekil verirler. Birincisi, el ile şekillendirmedir. Bu en eski usuldür. İkincisi, çömlekçi çarkıyla

Biliyor muydunuz? Toprak, insan vücudundaki elektriği dengeler. İnsandaki fazla elektrik kişiyi sinirli, stresli ve mutsuz yapabilir. Dolayısıyla toprakla uğraşan insanlar stresten ve sinirden uzaklaşırlar. Siz de fırsat buldukça iyi havalarda toprak zeminde yalın ayak yürümeyi denemelisiniz. Bu işlem fırınlarda yapıldığı gibi; bazı yörelerde açık alanlarda da yapılır. Çömlekte yapılan yemekler çok lezzetli ve sağlıklı olur. Çünkü çömlek doğaldır. İçinde suni (yapay) maddeler bulundurmaz. Ana maddesi su ve topraktır. Siz de çamurla oynama fırsatı bulduğunuzda kendi çömleğinizi yapabilirsiniz.

5

Arkadaşlarla saklambaç oynarken ebe olmuştum. Bir yandan arkadaşlarımı arıyor diğer yandan da sobeleme yerinden uzaklaşmamaya gayret ediyordum. Sonra duvarın köşesinde birini gördüm “Kerim! Çık, seni gördüm” diye seslenmemle beraber bütün arkadaşlarım bir ağızdan “çanak çömlek patladı” demeye başladılar. Ben çok şaşırmıştım. Acaba neden hepsi saklandığı yerden çıkıp böyle söylüyorlar diye merak ettim. Sonra arkadaşım bana “Sen beni Kerim zannettiğin için çanak çömlek patladı. Yanlış kişiyi söyledin tekrar ebe olman lazım” dedi. Anladım ki saklambaçta yanlış kişiyi tahmin edersek “çanak çömlek patladı” denirmiş. Sonra çanak çömleğin ne olduğunu araştırdım. Çömlek, topraktan yapılan ve içine yiyeceklerin konulduğu kaba deniyormuş.

Rüzgargülü

[Halil Karaca]

Ustaların şekil verdiği çömlekler, iyice kuruduktan sonra pürüzsüz olması için zımpara yapılır. Çömlekler isteğe göre sırlanır, yani cilalanır. Böylece çömleğin içindeki sıvıyı sızdırmaması sağlanmış olur. Ve çömleğin daha güzel gözükmesini sağlar. Daha sonra fırınlama işlemine geçilir. Fırınlama, çömleklerin dayanıklı olması ve uzun süre kullanılması için yüksek sıcaklıklarda pişirilmesidir.


[Mehmet Huzeyfe Sırlı]

Rüzgargülü

6

Dünyanın en sevimli canlıları; kediler. Sınırsız merak duyguları ve tedirgin tavırlarıyla bilinen sevimli hayvanlar.


Kediler, memeliler içindeki en uykucu hayvanlardır. Günün 16 saatini uyuyarak geçirirler. Kediler et ile beslenen hayvanlardır ancak zor durumda kaldıklarında ot ile de beslenebilirler. Bir kedi kendi boyunun 5 katı kadar yüksekliğe zıplayabilmektedir. Ayrıca keskin tırnakları sayesinde zıpladıkları yere kolaylıkla tutunabilirler.

Sokaktaki kedilere yiyecek ve su vererek onların beslenmelerine yardımcı olmalıyız. Bunun için evde artan bozulmamış yiyecekleri temiz bir kap içinde sokağın uygun bir yerine bırakabiliriz.

Bir yerden bir ses duyduklarında kulaklarını hemen o yöne çevirirler. Bunun için kulaklarında 30 tane kas bulunur. Kedilere dünyanın her yerinde rastlamak mümkündür. Ancak iki tür kedi sadece Anadolu’da yaşar. Van Kedisi ve Ankara Kedisi. Van Kedisi’nin gözleri birbirinden farklı renktedir. Ankara Kedisi ise çok kıvraktır. Kedi beslemek sünnettir. Yani, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) de kedisi vardı. Kedisinin adı ise Müezza idi. Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v.) den en çok hadis rivayet eden sahabe Ebu Hureyre’dir. Asıl adı Abdurrahman idi. Koyunlarını otlatırken küçük kedisi ile oynadığından kendisine Ebu Hureyre; yani “Kediciğin Babası” denildi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ona Ebu Hureyre diye hitap ederlerdi.

Rüzgargülü

7

Kara kedilerin uğursuzluk getirmesi düşüncesi de doğru değildir. Bakın şu sevimli hayvana, nasıl uğursuz olsun ki?


Topraktan aldığı suyu süte çeviren meyve

Rüzgargülü

8

[Tuğba Kaya]


• Olgunlaşmadan evvel yeşil olan fakat olgunlaştıkça kahverengiye dönen odunsu sert bir kabuğum, • Onun altında fındık tadını andıran beyaz, kalın etli bir kısmım, • En iç kısmımda ise süt bulunur. Dış kabuğum çok sert ve kolay kolay kırılmayacak bir yapıya sahip olduğu için uzun bir müddet tazeliğimi muhafaza edebilirim, fakat zamanla sütüm kaybolur. Bu durumda beyaz kısmımı çok rahat bir şekilde tüketebilirsiniz. Tropikal iklimli adaların sahil resimlerini görmüşünüzdür. Masmavi, uçsuz bucaksız bir deniz, sıcağıyla etrafı ısıtan bir güneş, bembeyaz kumlarla kaplı upuzun bir sahil ve sahil kenarında 20-30 metre boyunda, üstünde taç gibi sıralanmış ince uzun yapraklarıyla boylu boyunca uzanan ağaçlar... Gözünüzde canlandığını tahmin edebiliyorum. İşte o gördüğünüz ağaçlar benim ağacım. Bu ağaçlar sıcak hava, kumlu ve tuzlu topraklara alışık olduğu için her yerde yetişmem mümkün değildir. Ömrü yaklaşık 100 yıl olan ağacım, yılda 80-90 adet meyve verebilir.

Sizler genellikle meyvemin etli beyaz bölümünün rendelenmiş şekliyle karşılaşmışsınızdır. Ve bu rendelenmiş hindistan cevizlerini pastalarınızda ve tatlılarınızda kullanırsınız. Ama benim meyvem ve ağacım sizin bilmediğiniz daha birçok farklı alanda kullanılır. Sütüm içecek olarak satılır. Meyvemin yağı çıkartılarak sabun ve kozmetik alanında kullanılır. Meyvemden elde edilen sıvı tedavi amaçlı, tıp alanında kullanılır. Sağlam bir yapıya sahip olduğu için ağacım mobilya da yapraklarım ise hasır, yelpaze ve sepet yapımında kullanılır. Oldukça farklıyım değil mi? Sizden çok uzaklarda yaşayan bir meyve olarak kendimi iyi bir şekilde tanıtabilmişimdir umarım. Bir gün karşılaşacağımızı ümit ediyorum. Bir daha görüşünceye dek hoşça kalın.

9

“Evet” diyorsanız; hemen kendimi tanıtayım sizlere. Kilometrelerce uzaklıktaki tropikal iklimlerden gelen, pastalarınıza tatlılarınıza lezzet katan bir meyve; hindistan ceviziyim. Tanıdığınız bildiğiniz meyvelerden oldukça farklıyım. Çünkü ben 3 kısımda yaratılmışım.

Ayrıca bu ağaç, topraktan aldığı suyu Hazreti Allah’ın hikmetiyle süte dönüştürüp sizler için içilebilecek hale getirmektedir.

Rüzgargülü

zak diyarlardan gelen bir meyveyle tanışmak ve onun hangi özelliklere sahip olduğunu, nerede yetiştiğini ve nerelerde kullanıldığını bilmek ister misiniz?


R端zgarg端l端

10


R端zgarg端l端

11


Rüzgargülü

12 Çizen: Esma Genç


Mesleğini çok seven bir öğretmenin öğrencisi olmak, beni daha fazla ders çalışmaya zorluyor. Öğretmenimin ödevlerimi beğenmesi için hep akla karayı seçiyorum. Neyse ki dedemin kütüphanesi zor zamanlarımda bana hep yardımcı oluyor. Arkadaşlarım, ödevlerini yapmak için internete girerken, ben dedemin kütüphanesine koşuyorum. Geçenlerde, 1925 yılında yayımlanan bir çocuk dergisinden faidelenerek hazırladığım ödevim, öğretmenimin çok hoşuna gitti. “ Mektepliler Âlemi” isimli dergide yayımlanan bu tekerlemeyi, sizinle de paylaşmak istedim.

Rüzgargülü

Bir gün bulup bir limon, Mırıldandı ‘ron ron ron’ ‘Ne güzel şey bu’ dedi Yağmacı tekir kedi İştah ile bir tattı Çabuk ağzından attı Görünüşe aldanan Kedi gibi pişman

13

Kedi ve Limon


TRENE YETİŞMELİYİM!

Rüzgargülü

14

Çizen: Murat Tanhu

BU MERDİVEN NASIL ÇALIŞIYOR?

M TUĞU UNUT EY BİRŞ I MI KALD ? A ACAB

1

Merdiven basamakları

2

Dişli çark

3

Zincir

4

Elektrikli motor

5

Merdiven tekerlekleri

6

Kılavuz ray

7

Tırabzan (El tutulan yer)

Yürüyen merdivenlerde tırabzana yaslanmak ve kenarlıkların üzerine çıkmak çok tehlikelidir.


Bu Merdiven İnsanı Yormuyor İnsanların yoğun olarak bulunduğu alışveriş merkezleri ve havaalanları gibi yerlerde kullanılan yürüyen merdivenler 3 kısma ayrılır. Birincisi sürekli ve sabit hızda çalışan merdivenler, ikincisi algılayıcı sistemle çalışan, yani üzerinden geçildiği zaman harekete geçen merdivenler, üçüncüsü ise insan yoğunluğunun az veya çok olduğu durumlara göre hızı değişebilen merdivenlerdir. Yürüyen merdiven için önce basamaklar [1] yapılır. Bu basamaklar bir çark [2] aracılığı ile hareket edebilen zincire [3] bağlıdır. Bu çarkın hareketini ise elektrik motoru [4] sağlar. Zincirin geri dönüşü için bir çark daha bulunur. Bisikletlerimizde de iki çark ve zincir bulunur. Bisikletin çalışma prensibi, yürüyen merdivenin çalışma prensibi ile aynıdır. Merdivenler zincire bağlıdır ve onunla beraber hareket eder. Basamağın yan kısımlarında ray üzerinde gitmesini sağlayan tekerlekler [5] bulunur.

Rüzgargülü

15

Elektrik motoru çalıştırıldığında; üst çark ile alt çark aynı anda hareket ederler. Klavuz ray [6] biniş ve inişlerde düz olduğu için basamaklar düz bir şekilde arka arkaya sıralanır. Basamaklar, çarkın etrafından dolanarak, yürüyen merdivenin alt kısmına geçerler. Ve sistem bu şekilde deveran eder.


Soldan Sağa 3- Kedi babası, kedicik babası lakaplı sahabe. 5- Çömleğin çamuruna belli miktarda katılan, çömleğin mayası durumundaki toprak cinsi. 6- Bir kümes hayvanı. 8- Hendek Savaşı sırasında hendek kazılmasını rivayet eden aslen İranlı olan ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in “Ehl-i beytimdendir” buyurduğu sahabe. 10- İstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmed tarafından cami olarak vakfedilen yapı. 13- Su ile karışıp bulaşır ve içine batılır duruma gelmiş toprak, balçık. 14- Osmanlı Devleti’nde başmimarlık yapan Selimiye Cami ve Süleymaniye Cami’nin mimarı.

Rüzgargülü

16

Yukarıdan Aşağıya 1- Geniş gövdeli, dar boğazlı, emzikli veya emziksiz olabilen, toprak, cam, metal vb maddelerden yapılan su kabı. 2- Çeçenlerin efsane komutanı. 4- Pastalarınıza, tatlılarınıza lezzet katan, sütü de olan sert kabuklu bir meyve. 5- Suyu sıcak olarak yerden kaynayan ılıca. 7- Sokaklarda çokca görülebilen, evcil ve etçil bir hayvan. 9- Osmanlı toplumunda kullanılan başlık. 11- Yoğurttan yapılan bir içecek. 12- Çamura şekil verilerek yapılan toprak tencere. 15- İslam dininin direği olan ve her gün beş defa yapılması gereken ibadet.


Fazilet Takvimi’nin ŞUBAT ayı sayfalarında yer alan hadise ve bilgilerden aşağıdaki kelimeleri bulmacaya sakladık. Bulduğunuz kelimelerin üzerini çiziniz. Kalan harfleri sırasıyla okuyup şifreyi bulunuz.

SAYILARI TOPLAYALIM 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27 sayılarını yukarıdaki kutulara öyle bir yerleştirin ki her taraftan topladığınızda sonuç 69 olsun.

Rüzgargülü

17

. eştirmelisin r sayıları yerl a d ğıya ka şa a a ’y n 6 a d n 1’de , yukarı k) o l şi e y r e (h r renkli Her satırda cu ok) ve he n ru tu r e (h her sütunda , 3, 4, 5 ve 6 erisinde 1, 2 iç n e alısın. g rt ö d dik defa kullanm ir b e c e d sa rakamlarını


R端zgarg端l端

18


R端zgarg端l端

19


R端zgarg端l端

20

Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 17  
Rüzgargülü Çocuk Dergisi Sayı: 17  

Küçük büyük herkese hitap eden ve kalitesiyle her ay yolunu gözlediğiniz derginiz İnsan ve Hayat, çocuklarımızı da unutmadı. Her ay ücretsiz...

Advertisement