Issuu on Google+


İÇİNDEKİLER

03 02

DÜŞÜNDÜREN HİKÂYELER {Küçük Horoz}

03

ETKİNLİKLER {KRİTİK ANALİTİK DÜŞÜNME EĞİTİM SEMİNERİ-2} “KAD Becerileri-1”

05

05

ETKİNLİKLER { PROF. DR. CELAL TÜRER KONFERANSI} “Kritik ve Analitik Düşünmeye Genç Bakış”

06

ETKİNLİKLER { 1. ULUSLAR ARASI KAD SEMPOZYUMU}

09

MİZAH

11

GÜNDEM {Seçim 2015}

06

12

GÜNDEM {Kürtler İngiliz Rüşvetini Neden Reddetti}

14

ÖZGÜN MAKALE {Medyanın Algı Oluşturması, Pazarlaması ve Yönetmesi}

11

17

MAKALE ANALİZİ

21

PEYGAMBERİMİZİN YAŞAMINDA KAD

22

FARKLI DÜŞÜNCELER

23

BAK-DÜŞÜN

24

DÜŞÜNDÜREN HİKÂYELER {Boş Kutu Dedektörü}

25 İletişim Adreslerimiz mail: kadantalya@antakced.org web: http://antakced.org/kad

KAD BULMACASI


DÜŞÜNDÜREN HİKÂYELER

2

Küçük Horoz niversitede öğrenciler hocayı beklerken ışıklar kapanmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış. Filmin adı “Küçük Horoz”. Bir kümes var, kümeste birçok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilki dolaşıyor.

Ü

Yaşlı ve büyük horoz, tilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor. Tabii dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst yemlenemeyen tavuklar da zayıf ve küçük tavuklar. Yaşlı ve büyük horoz ise dışarı bırakmadığı tavuklara ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak yaşamalarını sağlıyor. Kümese giremeyen tilki bunun üzerine kümesin tellerinde küçük bir delik açarak küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve ona biraz mısır veriyor. Mısırı yiyen küçük ve genç horoz her gün gelip tilkiden mısır alıyor. Bir süre sonra tilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince genç horoz hem kendisi yiyor hem de diğer tavuklara mısır dağıtıyor. Böylece yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Horozun etrafındaki tavuklar azalmaya başlıyorlar. Artık popüler olan genç ve artık irileşen horozun etrafında ise tavuklar toplanıyor. Bu aşamada tilki kümesin kapısının önüne mısır bırakıyor. Kümeste bir tartışma çıkıyor. Kapıyı açalım mı açmayalım mı diye. Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar. Bir süre böyle devam ediyor. Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor. Nihayet bir gece tilki kümesin önündeki avluya mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar genç ve artık güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her tavuk semiriyor. Tilki bir süre sonra gece kümesin kapısından kendi mağarasına kadar mısır tanelerini döküyor. Sabah kümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen tavuklar yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Sonra mağaraya giriyorlar. Onları içeride bekleyen tilki bütün kümes mağaraya girince mağaranın kapısını kapatıyor.” Çizgi film burada bitmiş. Işıklar yanmış. Ve dersin hocası kürsüye çıkarak, “İşte Üçüncü Dünya ülkeleri böyle yönetilir” diyerek derse başlamış.

Sorular: 1-Kümes NERESİ? 2-Yaşlı horozlar KİMLER? 3-Genç horoz KİM, şu anda neler yapıyor? 4-En önemlisi tilki KİM?


3

ETKİNLİKLER KRİTİK ANALİTİK DÜŞÜNME EĞİTİM MODÜLÜ- 2 (KAD BECERİLERİ-1)

Kritik Analitik Düşünme yeteneklerimizi geliştirmek ve hayatımıza uygulamaya yönelik pratik kazanmak amacıyla, Antalya Ahlak Kültür Çevre ve Eğitim Derneği ile Kritik Analitik Düşünme Antalya İl Temsilciliğinin birlikte organize ettikleri, Kritik Analitik Düşünme Eğitim Semineri-2 (KAD Becerileri Eğitimi), 22 Mart 2015 (2 Cemazi-el Ahir 1436) tarihinde, 62 katılımcı ile Antalya Özel Envar Kolejinde gerçekleştirildi. Seminer, sabah saat 8.30’da kolejin konferans salonunda, Ankara KAD Başkanı Bekir ÇENGELCİ’nin selamlama konuşması ve Antalya KAD Başkanı Mehmet Burak CAM’ın açılış konuşması ile başladı. Ankara KAD Başkanı Bekir ÇENGELCİ selamlama konuşmasında, çeşitli illerde bu tür seminerler verdiklerini, amaçlananın KAD becerileri kazandırmak ve farkındalık oluşturmak olduğunu, seminer veren ekipteki 5 eğitimcinin de mesleklerinde ve yaptıkları sunumlarda tecrübeli olduklarını ifade etti. Antalya KAD Başkanı Mehmet Burak CAM yaptığı açılış konuşmasında ise, Müslümanca KADüşümenin temelinin Tefekkür olduğunu, bununda formülünün Kur’anın özünü anlamaya ve Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa (sav) hayatını anlamaya yönelik okumalar başta olmak üzere, haber, kitap, makale, mesleki kitapların, bilhassa Kritik Analitik Düşünmeyi öğrenip hayatımıza uygulamaya yönelik kitapların çok okunması gerektiğini, hayatımızdaki her şeyi sorgulayıp yanlış ve kaynağı belirsiz bilgileri terk edip, sahih kaynaktan beslenen bir düşünce yapısına sahip olunması gerektiğini ve son olarak müslümanca KADüşünmenin temel kavramlarından Hikmet, Basiret ve Feraset yolunun sünnetullah’tan geçtiğini ve yukarda sayılan okumaların bunun için önemli olduğunu belirtti. Antalya Ahlak Kültür Çevre ve Eğitim Derneği Başkanı Kerim YÜKSEL, Antalya Hanımlar Derneği Başkanı Asiye AYKUT, dernek yöneticileri, Akdeniz Dinamik Gençlik Spor Kulübü Yönetim Kurulu üyelerinin, Kur’anın Anlamı İle Buluşma Platformu ve Son Peygamber Platformu İl Temsilcilerinin de katıldığı seminere 32 bay, 30 bayan olmak üzere toplam 62 kişi katıldı. Özellikle bayanların yoğun ilgisi nedeniyle bayanlar için ayrılan bir sınıflık kontenjanın artırılarak iki sınıfa çıkarıldığı belirtildi.


ETKİNLİKLER

4

Kritik Analitik Düşünme Becerileri kazandırmayı amaçlayan 5 sunumcunun toplam 4 sınıfta aynı anda yaptığı eğitimlerde, Bencil Değil Adil ol (Bekir ÇENGELCİ), Gayeni Belirle (Azmi ÖZKAN), Medya Kritiği (Önder ÖZ), Empati (Mehmet TOPRAK), Cehaletinle YÜZLEŞ (Bilal TOPRAK) konuları, 70er dakika içerisinde uygulamalı örneklerle canlı olarak işlendiği görüldü.

Yemek ve ders aralarındaki cafe break ikramlarının yanı sıra katılımcılara, AKÇED Antalya İl KAD Komisyonu tarafından hazırlanan KADergi’nin geçmiş 5 sayısı e-dergi formatında CD ortamında hediye edildi. Programın sonunda katılımcılara katılım sertifikası verildi ve seminer değerlendirme anketi yapıldı. Anketlerde ve katılımcılarla yapılan görüşmelerde, bu tip eğitim seminerlerinin sık sık yapılması gerektiği, programdan genel anlamda çok istifade edildiği ve farkındalık oluşturma konusunda başarılı olduğu, seminercilerin sunumlarda çok iyi olduğu belirtildi.


5

ETKİNLİKLER

Akdeniz Üniversitesi Kritik Analitik Düşünme Topluluğu, 17 Nisan 2015 Cuma Günü saat 14:30’da, Üniversiteli Gençlerimizin Kritik Analitik Düşünmeye farklı boyutlardan bakabilmelerini sağlamak amacıyla, “Kritik Analitik Düşünmeye Genç Bakış” adlı konferans gerçekleştirdi. KRİTİK ANALİTİK DÜŞÜNMEYE GENÇ BAKIŞ KONFERANSI (PROF. DR. CELAL TÜRER)

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Felsefe ve Din Bilimleri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Celal TÜRER’in konuşmacı olarak katıldığı konferans, Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Kritik Analitik Düşünme tanıtım videosu gösterimi ile başlayan programda açılış konuşmasını Topluluk Başkanı İlyas DEMİRALP yaptı. Kritik Analitik Düşünmenin temel özellikleri üzerinde duran DEMİRALP katılımcı öğrenci ve öğretim görevlilerine katılımları ve destekleri için teşekkür ettiğini belirtti.

Çeşitli STK’ların destekleri ile gerçekleştirilen ve öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansta Prof. Dr. Celal TÜRER, Kritik Analitik Düşünmeye farklı bir bakış açısı getiren 4T olarak adlandırdığı Tasavvur, Tefekkür, Tahayyül, Tenkit kavramlarını, dinleyicilerin ilgisini çekecek metaforlar kullanarak anlattı ve bu kavramların Kritik Analitik Düşünmedeki önemi ve önceliğinden bahsetti. Programın sonunda katılımcı anketi ve Topluluk üye kaydı yapıldı. Hukuk Fakültesi 3. sınıf öğrencisi Topluluk Başkanı İlyas DEMİRALP, katılımcıların Prof. Dr. Celal TÜRER gibi değerli akademisyenleri topluluk faaliyetlerinde görmekten duydukları mutluluğu dile getirmelerinin, programın farkındalık ve fayda sağlama konusunda başarılı olduğunu göstermeye yettiğini ve Üniversitenin vereceği destek ile daha iyi programlar gerçekleştirmek istediklerini ifade etti.


ETKİNLİKLER

6

1. ULUSLAR ARASI KAD SEMPOZYUMU Akademik Platform, Sakarya Üniversitesi ile Kritik ve Analitik Düşünme Platformu tarafından birlikte organize edilen 1. Uluslararası Kritik ve Analitik Düşünme Sempozyumu, Sakarya Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezi’nde yoğun bir iştirakle gerçekleştirildi. KAD Platformu Koordinatörü Av. Taner Ürkmez, Akademik Platform Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan Aslan, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, Cenevre İslam Merkezi Başkanı ve Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Ramazan, Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Mümtaz Ali’nin öncesinde konuşma yaptığı, Kritik ve analitik düşünme (KAD) sisteminin bilimsel bir ortamda irdelendiği Türkiye'nin İlk KAD Sempozyumu yerli ve yabancı çok sayıda akademisyen ve bürokrat ile iş dünyası ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve öğrenciler katıldı. "Kritik ve Analitik Düşünmenin Boyutları" temasıyla düzenlenen sempozyum, Türkiye'de KAD konusunda yapılan ilk sempozyum olarak kayıtlarda yerini alırken, bunun bir uluslararası sempozyum olarak gerçekleştirilmesi ayrıca önemli bulundu Farklı konularda 57 bildirinin sunulduğu sempozyum dört salonda eş zamanlı oturumlar şeklinde gerçekleştirildi. “Sempozyum literatüre katkı sağlayacak” KAD Platformu Koordinatörü Av. Taner Ürkmez, sempozyumu, kritik ve analitik düşünmenin anlaşılması, yaygınlaştırılması ve sistematiğinin oluşturulmasına katkıda bulunmak için düzenlediklerini belirterek, “Sempozyumla ayrıca kritik ve analitik düşünme çerçevesinde çalışma yapan paydaşların bir araya gelmesini, birlikteliklerin pekişmesini böylece analitik ve kritik düşünme literatürünü zenginleştirici çalışmaların hız kazanmasını hedefledik” diye konuştu. Ürkmez, sempozyumun sonuçlarının KAD literatürüne katkı sağlayacak şekilde bilim çevreleri ve tüm ilgililerle paylaşılacağını açıkladı. “Kritik ve analitik düşünmede aktif olunmalı” Akademik Platform Yönetim Kurulu Üyesi ve Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hakan Aslan ise sempozyumu düzenlemekteki amaçlarının, kritik ve analitik düşünmenin anlaşılmasına ve sistematik olarak farklı alanlarda uygulanmasına, akademisyen ve diğer ilgililerin katkı sağlayabilecekleri bilimsel bir zemin hazırlamak olduğunu vurguladı. Kritik ve analitik düşünmenin dikkatli, uyanık ve başka görüşlere açık olmanın yanı sıra, zekice ve eleştirel düşünebilen kişilerin de kabul edeceği argümanlar sunmak olduğunun altını çizen Aslan, “Kritik ve analitik düşünmenin kullanımında pasif olmamalı, aksine aktif olmalıyız” dedi.


7

ETKİNLİKLER 1. ULUSLAR ARASI KAD SEMPOZYUMU “Üniversitelerde ders olarak okutulmalı” Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Elmas, yükseköğretimde yaşanan dönüşüm ve gelişmeleri çok yakından takip eden, bu konuda hızlı adımlar atan bir üniversite olduklarını söyledi. Öğrencilere kendi alanları dışında yetkinlik kazandırmayı oldukça önemsediklerini dile getiren Prof. Dr. Muzaffer Elmas, bu kapsamda, akademisyenler, üniversitenin alt yapısı, üniversitede yapılan faaliyetler ve ders planları gibi alanları, öğrencilerin kendi meslekleri dışında yetkinlik kazandırma ekseninde yeniden oluşturduklarını ifade etti. Bilişim, yabancı dil, iletişim yetkinliğinin yanı sıra kritik ve analitik düşünme yetkinliğinin de son zamanlarda öne çıktığını belirten Prof. Dr. Elmas, “Günümüz dünyasında gelişime, dönüşüme, bilgi çağının getirdiği farklılaşmaya, bilgi bombardımanına ve algı yönetimine hazırlıklı olmaları için tüm öğrencilere kritik ve analitik düşünme yetkinliğini kazandırmak zorundayız” diye konuştu. Öğrencilere bu yetkinliği seçmeli veya zorunlu KAD dersleri ve ders anlatma yöntemlerinin geliştirilmesi sayesinde kazandırmaya çalıştıklarını anlatan Elmas, dersleri bilgi aktarma aracı olmaktan çıkardıklarını ve daha çok tartışma, eleştirme, yorumlama, raporlama, karar verme gibi yetkinliklerde öğrencileri geliştirmeye yönlendirdiklerini kaydetti. Rektör Elmas, kritik ve analitik düşünme sempozyumun bir model olarak Türkiye’ye örnek olabileceğini söyledi. “İnsanî olan her düşünce eleştirilebilmeli” Açılış konuşmasının ardından davetli konuşmacılar katılımcılara hitap etti. İlk olarak Cenevre İslam Merkezi Başkanı ve Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Ramazan, "Batı ve Doğudaki Müslüman Toplumlarda Kritik Düşünmenin Önemi" başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Ramazan, kritik ve analitik düşünmenin sadece beşeri bilimler için değil tüm insanlar için önemli olduğunu ifade ederek, İslâmî gelenek ile rasyonalist düşüncenin ayrı ayrı değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. İlahî olan ile insanî olanın ayrılması gerektiğini, insan fikirlerinin kutsallaştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarık Ramazan, dini düşünceler dâhil, insanların ürettiği düşüncelerin tartışmaya açık olduğunun kabul edilmesi gerektiğini kaydetti. İnsanî olan her düşüncenin sorgulanmasının kişiyi daha inançlı hale getirebileceğini söyleyen Ramazan, “İlahî olana itaat edilir ancak İslami fetvalar da insani olan dâhil her türlü kararı rasyonel bir şekilde sorgulayabilmeliyiz. Aklımız, bu noktada bağlı kalacağımız bir kaynaktır. Bu konuda İslâmî geleneklerimizle rasyonel düşünceyle bir çelişki yok. İlahi düşünceler dışında insani düşünceleri tartışabilmeli, sorgulayabilmeli, bunlara aklımızla cevap arayabilmeliyiz” diye konuştu.


ETKİNLİKLER 1. ULUSLAR ARASI KAD SEMPOZYUMU “Hakkı kavramak için düşünce kapasitemiz artmalı” Davetli konuşmacıların bir diğeri olan Uluslararası Malezya İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammed Mümtaz Ali, “Hakka Dayanan ve Gerçeğe Odaklanan Derin ve Geniş Bir Bakış Açısı Olarak Kritik Düşünmenin Temeli ve Özellikleri" konusunda dinleyicilere hitap etti. Hangi düşünme sistematiği içinde olursa olsun, hayat ve dünya hakkında hak ve gerçeği bilme ihtiyacının altını çizen Prof. Dr. Mümtaz Ali, hakkın ve gerçeğin yanlış veya eksik olarak tanımlanması problematiğine dikkat çekti. Hakkı ve gerçeği anlayabilmek için önce insanın düşünme kapasitesinin geliştirilmesi ve genişletilmesi gerektiği üzerinde duran Mümtaz Ali, mevcut paradigmaları sorgulayan ve sınayan köktenci bakış ve kapsamlı ve evrensel boyutlarıyla köktenci kavrayış kavramlarını tanıtarak, hakka dayanan ve gerçeği arayan bir idrakin kritik düşünmenin ön şartı olduğunu vurguladı. 57 bildiri sunuldu Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen Uluslararası Kritik ve Analitik Düşünme Sempozyumu, eş zamanlı 4 farklı oturum şeklinde yapıldı ve gün boyunca sürdü. Sempozyumda 57 bildiri katılımcıların istifadesine sunuldu. Bu bildirilerde kritik ve analitik düşünme perspektifinden ekonomi, finans, mühendislik uygulamaları, teknoloji, mimari, sanat, edebiyat, eğitim, siyaset ve uluslararası ilişkiler, yazılı, görsel ve işitsel medya ile yeni medya gibi birçok konu tartışıldı. Sempozyum konu başlıkları ile kritik ve analitik düşünme perspektifinden hayata ayna tutmak, kritik ve analitik düşünmenin hayatın içindeki izdüşümlerini göstermek amaçlandı. Kritik ve analitik düşünmenin anlaşılmasına, yaygınlaştırılmasına ve sistematiğinin oluşturulmasına katkıda bulunması amaçlan sempozyumla, sonuçların bilimsel veriler ışığında, bilim çevreleri ve tüm ilgililerle paylaşılması hedeflendiği açıklandı. KAD Sempozyumunda sunulan bildirilerin bazılarının başlığı şu şekildeydi:             

Bilgiyi Edinme ve Kullanmada Kur’an’ın Eleştirel Düşünme Metodolojisi Kritik Analitik Düşünme - Fıkıh İlişkisi Kritik Düşünme Perspektifinden Günümüz İnsanının Modern Teknoloji İle İlişkisi Türk Eğitim Sisteminin Kritik Analitik Düşünme Açısından İncelenmesi Eleştirel Düşünce ve Eğitim Uygulamaları Eleştirel Düşünme İzdüşümü Olarak Medya Okuryazarlığı Kritik ve Analitik Düşünme Odaklı Radyo Yayıncılığı Modeli Olarak AKRA Türkçede Deyim ve Atasözleri Üzerinden Eleştirel ve Analitik Düşünmeyi Anlamak Eleştirel Düşünmenin Ruh Sağlığı Üzerine Olan Etkileri Kritik Düşünme Ekseninde Empati ve Mahkûm İkilemi Kolektif Önyargıdan Saf Bilince İnsanın Ne’liği ve Bilişsel Yapısı Üzerinden Yeni Dünya Düzeninde Toplum Mimarlığı ve Metot Olarak Savaşlar Siyaset Algısında Gerçekten Hakikate ve İlke Temelli Siyaset Algısına Geçebilme Aracı Olarak Kritik ve Analitik Düşünme

8


MİZAH

9


MİZAH

10


11

GÜNDEM

2015 – 2011 Seçim Analizi

2015 Seçimleri

2011 Seçimleri

2011’e göre oy artış/kayıplar:

AK Parti CHP MHP HDP SP+BBP

: : : : :

- 2.537.623 + 362.735 +1.932.987 + 3.235.280 + 98.763

Seçmen artışı Geçerli oy artışı Kullanılan Oy artışı

: 2.006.976 : 3.215.335 : 3.573.184

Geçerli oy artışı, oyunu artıran partilere dağıtıldığında geriye: 2.414.430

Oyunu artıranların toplam kazancı: 5.629.765 (CHP+MHP+HDP+SP+BBP)

(Buda AK Partinin kaybettiği oy diyebiliriz)


GÜNDEM

12

Kürtler İngiliz Rüşvetini Neden Reddetti?

Ortadoğu'da daha doğrusu bölgemizde olup bitenleri, sıcak gelişmeler üzerinden okuma ve konjönktürel tavır alma alışkanlığından dolayı sürekli çelişkiye düşüyor aydınlar, kanaat önderleri, politikacılar... Oysa bugün patlayan bir anlaşmazlık, siyasal sorun yahut sosyal taleplerin kökenleri en az yüzyıllık derinliğe sahip. Geçmişi kurmaca sahte kahramanlar üzerinden okuma alışkanlığı, bizi, tarihin bugüne ve yarına ne söylediğini ihmal etmeye, yani bugünü ve yarını yanlış okumaya mahkum ediyor. Bugünlerde Ortadoğu'nun şifresinin Sykes Picot anlaşmasında kodlandığı, tüm sorunların bu İngiliz-Fransız gizli mutabakatından kaynaklandığı sıklıkla dillendirilir hale geldi. Doğrudur, Osmanlı sonrası özellikle Filistin'in geleceği, İsrail'in kurulması gibi etkileri hala bugüne yansıyan paylaşım anlaşmasının adıdır. Bu anlaşmada ne karar alınırsa alınsın, Osmanlının siyasi olarak tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte yani parçalanmasının ardından temel değişiklikler olacaktır. Daha çok İngiliz emperyalizminin belirleyici olduğu yeni bir Ortadoğu ortaya çıkacaktır. Bugünkü gelişmeleri sadece İngilizlerin siyasi kurnazlıklarına bağlamak da tarihi anakronik okumak demektir. İkinci Dünya Savaşı sonrası hangi gücün/güçlerin bölgede belirleyici olduğu ortada. İngiliz hariciyesinin Amerikan politikalarını belli ölçüde etkilemiş olması bölgenin tek belirleyicisi olduğu anlamına gelmez. BU abartılı İngiliz parmağı arama alışkanlığı İran'dan, Filistin'e, Körfez'den Kürt meselesine Amerikan etkisini, hegemonik etkisini, yıkımını hafifletmek, sahte tehlikeleri hedef göstermek gibi bir işlev görebilir. Her şeye rağmen Osmanlının tasfiye sürecinde temeli atılan sorunlar bugünü sanılandan daha da fazla etkiliyor. Üstelik bu sadece dış düşman güçlerin dayatmasıyla açıklanamayacak derin zihinsel, siyasi ve ideolojik kodlardan kaynaklanıyor. Foreign Policy dergisinin internet sayısında Sevr Anlaşması'nın 95. yıl dönümü (10 Agustos 1920) dolayısıyla ilginç bir analiz yayınlandı. Nick Danforth imzalı yazıda özellikle Kürt sorunundan kaynaklanan kaosun nedeninin SykesPicot anlaşmasından çok Sevr anlaşmasının ruhunda aranması gerektiği savunuluyor. Her ne kadar uygulama fırsatı bulamasa da bu anlaşma, özünde bugün ortaya çıkan anlaşmazlıkların temelini oluşturduğu iddia edielrek ve bugünü anlamak için Sevr'e bakmak gerektiği savunuluyor. Buna göre Fırat'ın doğusunda İngilizlerin denetiminde Kürtlere ayrı bir yönetim, isterlerse bağımsız devlet imkanı tanınmıştı. Burada yazarın ironik yorumu çarpıcı: “Biz Osmanlıyı parçalarken Kürtlere devlet kurma fırsatı tanıdık ama onlar bizimle savaşmayı tercih ettiler”. Asıl sorun Kürtlerin İngilizlerin rüşvetini hangi gerekçelerle reddettiklerinde yatıyor. Bir Batılının gözünden sebep olarak şu gerekçeler sıralanıyor: “İlki; Hristiyan İngilizlere karşı Müslüman Türklerle dayanışma, ikincisi; İngilizlerin Ermenileri tekrar bölgeye getirme korkusu” Aslında Kürtlerin Osmanlılarla beraber emperyalizme karşı mücadelesini büyük ölçüde belirleyen siyasi olarak Hilafetin kurtarılması fikri idi. Hatta Milli Mücadelenin ilk retoriği de buna dayalıdır. Milliyetçi Batılıların ve bugün de pek çoğumuzun kavramakta güçlük çekmeye başladığı asıl etken İttihad-ı İslam ve İslam kardeşliği düşüncesinin ne anlama geldiğidir.


GÜNDEM

13

O dönemin siyaset tasavvurunda devletten ziyade Hilafet fikrinin merkezi yeri anlaşılmadan Kürtlerin ve diğer Müslüman unsurların ne gaye ile emperyalizme karşı savaştığı anlaşılamaz. Hilafetin siyaset düşüncesindeki yerinden daha derin ve köklü olan ise İslam kardeşliği bilincidir. Mahir İz hatıralarında aktardığı bir olay dönemi resmetmesi açısından ilginçtir; Fevzi Çakmak İstanbul'dan Ankara'ya geldiğinde kendisini Mustafa Kemal karşılar ve doğruca meclise gide “Halifenin selamını ve zafer için dualarını getirdim” diyen bir konuşma yaptığında meclis adeta alkıştan yıkılacak gibidir. Hilafet fikrinin ne kadar merkezi bir yer tutan bir hedef olduğunu belirtmeye gerek olmayacak kadar bu konu açıktır. Bugün için Siyaset tasavvuru çok farklı yere evrilmiş olsa da Müslümanların dayanışması, kafir hegemonyasına karşı ortak tavır fikri hala geçerli ve etkindir. Son kertede bu coğrafya kimliğini İslam'dan yana koyacaktır. Cumhuriyeti kuranların sadece hilafet fikrinden değil ait olduğumuz medeniyetten de vazgeçmeleri, “Batı Medeniyet Dairesi”ne katılma kararı almaları sadece Kürtlerde değil Türklerde, Müslüman ahalide travma etkisi yapacaktır. Bu meseleyi konuşmadan Türkleri ve de Kürtleri modernleştirerek, Batılılaştırarak, kültürel kodlarını değiştirerek “adam etme” stratejisi fikri sabit hale geldiği içindir ki, bir Kürt sorunu çıkarmayı başarmış bulunuyoruz. Bugün gelinen noktada modernleştikçe köklerinden koparılan halkın Batılı anlamda seküler etnik kimlik inşası toplumu var eden dinamikleri, varoluş imkânlarını berhava edecek demektir. Bu durum Türkiye'deki Batılılaşma politikalarının kaçınılmaz sonucudur ve bununla hesaplaşmadan, yüzleşmeden de gerçek anlamda çözüm imkansız görünmektedir. Bu coğrafyanın İslam ile kurduğu, İslam ile hayat bulduğu varoluşsal anlam yeniden keşfedilmeden, makalenin ifade edemediği İttihadı İslam düşüncesi yeşertilmeden ne bizim ne de Ortadoğu'nun düzene girmesi imkânsızdır. İngilizlerin verdiği sömürgeleştirilmiş devlet rüşvetini Müslüman Kürtlerin neden reddedip Müslüman Türk ve diğerleriyle beraber emperyalizme karşı savaştığını unutan Beyaz Türk aklı, şimdi de çözüm adına Kürtleri Türklerden, Türkleri Kürtlerden ve bu toprakların ruhundan koparmaya çalışıyor. Bunun farkına varmadan ne seküler Kürt siyasal hareketinin ne de seküler devlet aklının bu topraklara huzur getirmesi zor. Ortak gelecek tasavvuru ortak geçmiş tecrübesinden ayrı düşünülemez.

Not: Dergimizdeki alıntı haber ve yorumlara, kayda değer bilgi veya farklı bakış açıları içerdiği için yer verilmektedir. Alıntılanmış olması, tamamının doğru veya onaylanmış olduğu anlamına gelmemektedir.


14

ÖZGÜN MAKALE MEDYANIN ALGI OLUŞTURMASI, PAZARLAMASI VE YÖNETMESİ

Bu kazanım bizi medyanın kolaylıkla yönlendirebildiği kitle olmaktan çıkarıp, oluşturulan algılara göre değil gerçeklere göre hareket eden, sağlıklı ve yerinde kararlar alabilen bir birey olma yolunda ciddi katkılar sağlayacaktır.

Medya okuryazarlığı konusunda çok farklı tepkiler alıyorum. Ne var bu kadar büyütecek? diyen de var, Medya okuryazarlığının bize ne faydası olacak? diyen de var. “Medyanın Kitle Anlayışı ve Pasif Alıcılar” yazımda da belirttiğim bir soruyu tekrar hatırlattıktan sonra işin ciddiyetini biraz daha anlatmak istiyorum: Cevabını bulmamız gereken soru şu: Kitle mi? olmak istiyoruz yoksa birey mi? Demokratik ülkelerde üç geleneksel kuvvet yasama, yürütme ve yargıdır. Bu 3 kuvvetin kuvvetler ayrılığı niteliğinin bozulması, şaşırması, yanılması, hata yapması durumunda 4.kuvvet olarak medyanın devreye girmesi beklenirdi. Edmund Burke’un deyimiyle, gazetecilik (bir diğer deyişle medya) “Dördüncü Kuvvet”olarak tanımlanır. Bu “dördüncü kuvvet” masum insanların aleyhine verilen adil olmayan, haksız, yasa dışı hatta insani olmayan kararlara, hak ve adalet sınırları içinde karşı koymak, bunları eleştirmek ve iptal ettirmek için, mağdur ve bu tip yaklaşımlara karşı olan insanların başvurduğu iyi yönde kullanılabilen bir araç olmuştur. Ara ara sessizlerin sesi olmuştur. Ancak son 10-15 yılda küreselleşmenin de aşırı ivme kazanması ve liberal kapitalist uygulamaların yumuşak bir şekilde ülkelere nüfuz etmesiyle birlikte “dördüncü kuvvet” iyi yönde etki eden bir kuvvet olmaktan çıktı. Bu yöndeki etkisini çoğunlukla yitirdi. Belirli güçlerin elinde spekülasyona dayalı, mali nitelikleri olan yepyeni bir endüstriye dönüşüp, küresel ve ulusal güçlerin hizmetine girdi. Aynı zamanda kitleleri etkileyerek, yasama, yürütme ve yargıyı derinden şekillendiren bir güç haline geldi.

Medya, bahsettiğim şekilde, bizim de içinde bulunduğumuz büyük insan kitlelerini etkilemeye çalışırken, ayrıca içinde bulunduğumuz devleti ve hatta başka devletleri dahi etkileyebilen/yönetebilen bir güç haline gelirken; kritik analitik yöntem ile okuma/eleştirel medya okuryazarlığı kavramı da bizim açımızdan büyük önem kazanmaktadır. Bizler medya okuryazarlığı konusunda farkındalığımızı artırır, medyanın güçlü ve zayıf yönlerini, çalışma prensiplerini, önyargılarını, önceliklendirme yapılarını, bir rolünün olduğunu ve bu role uygun spor, magazin, sanat, finans, siyaset v.b konularda hileli bir niteliğinin olduğunu anlayabilirsek, medyayı kritik analitik düşünme becerileriyle okumayı öğrenebilirsek, o zaman medyanın olumsuz etkilerinden kurtulabiliriz. Bu bağlamda eleştirel medya okuryazarlığı/kritik analitik okuma bir beceridir diyebiliriz. Hem de hayat becerisidir. Çok ama çok önemlidir. Küreselleşme ile birlikte hem yerel hem de ulusal kitle iletişim araçlarını anlama ve kullanma sürecinin bir parçasıdır. Bu da ancak kitle iletişim araçlarının kullandıkları teknikleri, yapısını, nasıl çalıştığını bilerek gerçekleştirilebilir. Bizler eğer medyanın nasıl çalıştığını, nasıl anlam oluşturduklarını, nasıl organize olduklarını, nasıl kurgu üzerine konuları anlamlandırdıklarını bilebilirsek ancak o zaman bu konu üzerine eleştirel bir bakış açısı geliştirebiliriz. Bu konuda çalışmaları olan bir arkadaşımdan öğrendim. Bizi en çok hangi medya “etkileyebilir? aldatabilir?” dedi ve cevabını da kendisi verdi: “Bizim en çok, sıklıkla takip ettiğimiz medya, yani benim, bizim dediğimiz medya”.


15

ÖZGÜN MAKALE MEDYANIN ALGI OLUŞTURMASI, PAZARLAMASI VE YÖNETMESİ

Takip etmediğimiz medyanın bizi yönlendirmesi zaten mümkün değil. Biz genelde kendimizden gördüğümüz, kendimizden zannettiğimiz medyanın yayınlarına eleştirel gözle bakmayız, tamamen "pasif alıcı" durumunda rahat bir şekilde verilmek istenen algıları alırız ve zamanla hiç bizim fikirlerimize uygun gelmeyen birçok konuyu bile savunur hale gelebiliriz. Az olan savunma mekanizmalarımız da çöker. Medya yolu ile verilmek istenen yönlendirmelerin doğrultusunda algımız oluşur. Dolayısı ile Medya okuryazarlığı becerisini kazanırken, sadece fikirlerimizin karşısında yayın yapan medyayı değil, özellikle kendi takip ettiğimiz medyadan gelen bilgileri sorgulamamız, bu iletilere karşı bir seçicilik yapmamız gerekiyor. Yine arkadaşım; “Türkiye’de haberlerin mutlak doğru olarak algılandığını ve dolayısı ile topluma haberler üzerinden rahatlıkla istenilen mesajların verilebildiğinden” bahsetti. Böylece bizim dikkat etmemiz gereken iki önemli konudan bahsetmiş oldu. 1. Takip ettiğimiz medyaya karşı savunmasız oluşumuz 2. Haberlere karşı savunmasız oluşumuz. Bizim yumuşak karnımız buralar. Eleştirel Medya okuryazarlığında medya ile ilgili bilmemiz gereken bazı bilgi ve kurallar vardır.  Medya kuruluşları, ticari çıkarları bulunan kâr

amacıyla kurulmuş kuruluşlardır. Medya kuruluşlarının en büyük gelir kaynakları reklamlardır.  Medya mesajlarının içerisinde unutulmamalıdır

ki saklı ticari anlamlar/algılar vardır. (Dünyadaki gazete, dergi, televizyon, film ve bilgisayar programı şirketlerinin yüzde doksan yedisi (%97) kurumsal holdinglere aittir)

 Medya kuruluşlarının bir diğer kuruluş amacı

da bir fikri-ideolojiyi topluma yaymak, toplumu istenilen yöne yönlendirmek, istenilen yönde tutmaktır. Dolayısıyla medya yayınları hazırlanırken yayınları hazırlayanların bir mesajı bize aktarmak, bizde istediği yönde bir algı oluşturmak için bazen para kaybetmeyi bile göze alabileceklerini bilmemiz gerekir. (Devlete ait resmi medya organlarının ise kâr amacı taşımaktan ziyade, belki de sadece resmi ideolojiyi veya o gün hâkim olan iktidarların olaylara bakışını yansıtmak amacıyla kurulmuş olmaları söz konusudur.)  Medyadaki ideolojik ve değer içeren mesajları

üretenler, metinde yer almasını istedikleri medya mesajlarını titizlikle seçerler. Çünkü büyük bir izleyici kitlesi tarafından takip edildiği için, etkisinin de bir o kadar güçlü olduğunun bilinciyle hareket ederler.  Şu unutulmamalıdır. Objektif, değer yargıları

taşımayan medya mesajları olmaz. Her haber bir yorumdur, her iletide hangi kısım öne çıkarılmışsa o yönde bir etkileme/yönlendirme vardır. Medya mesajları onu üretenlerin veya üretilmesini isteyenlerin inançlarını, değerlerini, görüşlerini ve önyargılarını içerir.  Medya

mesajlarının içerisinde yine unutulmamalıdır ki, saklı toplumsal ve politik anlamlar vardır. Değişen aile yaşamları, politik tartışmalar, anket sonuçlarının açıklanması, yeme içme alışkanlıkları, boş zamanların değerlendirilmesi, kılık kıyafet gibi konularda toplumun yapısının dönüşmesinde veya bazı durumlarda değişmemesinde ve dönüşmemesinde toplumun konulara ilişkin değerlerinin, tutumlarının istenilen düzeye getirilmesinde büyük rol oynar.

 Her medya aracının kendine özgü dili, üslubu,  Medyanın

yayınlarını hazırlarken ticari çıkarlarına hizmet eden odakların menfaatlerine karşı duyarlı davranabileceklerini bilmemiz gerekir. (Anadolu’da bir deyim vardır “Parayı veren düdüğü çalar” diye.)

tekniği, estetiği ve oluşturduğu bir geleneği vardır. Hangi dilin, tekniğin neleri içerdiğini bilirsek eğer, medya okuryazarlığı becerilerimizi geliştirmekte oldukça faydalı olacaktır.


16

ÖZGÜN MAKALE MEDYANIN ALGI OLUŞTURMASI, PAZARLAMASI VE YÖNETMESİ

 Bir medya metni çözümlenirken şu soruların

sorulması gerekir. Bu kurgulanmıştır? Gerçeği yansıtmaktadır?

mesaj ne

nasıl kadar

 Her bir birey mesajları farklı farklı algılar ve

yorumlar. Dolayısı ile aynı medyayı (TV, İnternet, gazete, reklam görselleri v.b) izleyen insanlar farklı farklı etkiye maruz kalırlar. Çünkü bireyin yaşı hayat tecrübesi, değerleri, yaşam felsefesi farklı farklıdır. (medyanın her yayını beni değiştirmek/yönlendirmek için değildir, bazen çocuğumu bazen babamı, bazen benim içinde bulunmadığım bir meslek grubunu, bazen bir güç odağını hedef alabilir. İyi bir eleştirel medya okuryazarı, medyanın, iletisiyle kimi/kimleri hedef olarak belirlendiğini iyi görebilmelidir)

Bizlerin medya metinlerini çok katmanlı okuyarak bize verilmek istenen mesajın altında yatan gerçek söylemleri çıkarmamıza yardımcı olacaktır. Küresel hegemonik güçlerin medya ilişkilerinin ve bu ilişkilerin toplumsal dönüşüme olan etkilerinin ayrıntılı bir şekilde farkında olmamızı sağlayacaktır.

Eleştirel medya okuryazarlığı bize bilimsel bir bakış açısıyla medya-sermaye-iktidar ilişkisinin çözümlenmesinde, bu ilişkinin varsa küresel aktörlerinin bilinmesinde, eleştirel bir bakış açısı kazandıracaktır. Bu kazanım bizi medyanın kolaylıkla yönlendirebildiği kitle olmaktan çıkarıp, oluşturulan algılara göre değil gerçeklere göre hareket eden, sağlıklı ve yerinde kararlar alabilen bir birey olma yolunda ciddi katkılar sağlayacaktır.

 Bir medya metni çözümlenirken şu soru dikkate

alınmalıdır: Bu mesajı başkaları nasıl farklı şekilde anlayabilir? Cahit BÜYÜKKANBER Medya bizlere büyük ölçüde gerçeğin değişik sürümlerini sunar. Bize gerçekleri değil, kurguları/algılanan gerçekleri (yani algıları) sunar. Kaynak: www.kritik-analitik.com/Makaleler Yukarıda da belirttiğim gibi Kritik Analitik Okuma / Eleştirel Medya Okuryazarlığının öneminin kavranması, medya metinlerinin hangi şartlar dâhilinde üretildiği ve bunun dağıtım süreçlerinin nasıl işlediğinin bilinmesi, bizlere medya mesajlarının okunmasında, analiz edilmesinde ve sorgulanmasında önemli katkılar sunacaktır.  Medya,

mesajları biçim ve içerik metodu kullanarak biçim ve içeriği ilişkilendirerek, bir konuyu benzersiz şekilde kodlayarak verir.

 Farklı iletişim araçları ile farklı etiketler ve farklı

mesajlar oluşturulur. Ancak sonuçta aynı etkinin verilmesi sağlanır.  Şunu

bilmemiz lazım çoğunlukla kurgulardan oluşur.

Medya


17

MAKALE ANALİZİ

ritik düşünme, çalışma hayatınızın tüm alanlarında; okurken, dinlerken ve yazarken ihtiyaç duyacağınız bir yetenektir. Aşağıdaki listede kritik düşünme için kilit nitelikteki soruların bir özeti verilmektedir. Bu özeti bir kontrol listesi olarak kullanabilirsiniz.

K

• Yazar kim? Kaynak ne? Kaynak güvenilir mi? • Ana fikir ya da verilmek istenen genel mesaj ne? Neye inanmam, neyi kabul etmem isteniyor? • Yazar fikrini savunmada hangi kanıtları kullanıyor? • Bu kanıt geçerli ve ikna edici mi? Değilse, çıkarılan sonucun beni tatmin etmesi için başka ne gibi kanıtlara ihtiyacım var? • Sunulan kanıtın başka açıklamaları olabilir mi? • Bu kitaptan/makaleden öğrendiğim ana fikirler ne? • Bu fikirler/bulgular hali hazırda bildiklerimle uyuşuyor mu? Aşağıdaki gazete haberlerine dikkatlice bakın. Size ne düşündürüyor, aklınıza ne gibi sorular getiriyor? Konunun farklı boyutlarını değerlendirmek zor geliyor mu? Neye dikkat etmeniz gerektiğini biliyor musunuz? 2- Emekli maaşlarından alınan "gizli vergi" milyonları mağdur ediyor

1- İngiltere'deki alkol tüketiminin nedenleri Bugün yayınlanan bir rapora göre, Avrupa'daki diğer ülkelere kıyasla, İngilizler rahatlamak için alkole daha çok para harcıyorlar. Geçen yıl strese bağlı içki alımlarının yaklaşık 21 milyar pound olduğu tahmin ediliyor, buna kıyasla Avrupa genelinde ise bu rakam 90 milyar pound'un biraz üstünde. Piyasa analizleri yapan Datamonitor şirketinin sunduğu rapor, kayda değer oranda daha fazla insanın, dinlenip sakinleşmek için başka bir üründense alkol satın almayı tercih ettiğini ortaya koyuyor. Çeşitli Avrupa ülkelerinden 500 tüketiciyle yapılan görüşmelere göre, tüketicilerin yüzde 47'si kendini stres altında hissediyor.

Daily Express, 28 Haziran 2002, s. 36

Muhafazakârlar tarafından dün yapılan açıklamaya göre, İşçi Partisinin emekli maaşlarından almaya başladığı "gizli vergi" yüzünden milyonlarca insan daha fakir bir yaşlılığa doğru yol alıyor. Hükümetin emeklilik politikaları konusunda zehir zemberek bir açıklama yapan Iain Duncan Smith, 1997 yılından beri vergide yapılan değişiklikler emeklilik planından faydalanan 12 milyon tasarruf sahibini her sene 530 £ zarara sokuyor diye konuştu. Muhafazakârların lideri olan Smith sözlerine şöyle devam etti: "Pek çok insanın müreffeh bir emeklilik geçirme hayali suya düşüyor. Bu konuda bir şeyler yapılmazsa, emekli aylığı alan milyonlarca kişi daha, emekliliklerini sosyal yardımlara bağımlı olarak geçirecek." Muhafazakârlar, emekli aylıkları konusunu Hükümeti yenebilecekleri bir kilit alan olarak görüyor. Dört sene önce, İşçi Partisi büyük kurumların temettü ödemelerinden emekli fonlarının aldığı vergi indirimlerini kaldırmıştı. Bu da emeklilik fonlarına yıllık 5 milyar pound ya da başka bir deyişle, her bir emeklilik tasarrufu sahibi için 400 pound maliyet getirdi. Duncan Smith, Kazanca Bağlı Emeklilik Aylığı Planı (SERPS) sisteminden ayrılan tasarruf sahiplerine yapılan geri ödemelerdeki zayıf artışı da şiddetle eleştiriyor. Ulusal Sigorta fonlarında yapılan indirimler özel emeklilik fonlarından karşılanıyor. Fakat Muhafazakârlar Hükümetin bu “pintice” yaklaşımının emeklilik tasarrufu sahiplerine yılda 1,5 milyar pound, yani kişi başı 130 pound ek bir maliyet getireceğini iddia ediyor." Daily Mail, 28 Haziran 2002, s.10


MAKALE ANALİZİ

18

Yukarıdaki gazete haberlerini okurken, kritik düşünmenin neleri içerdiğini -umarız- artık biliyordunuz. Peki, bunu nasıl başaracağınızı biliyor muydunuz? Bireylere kritik düşünme tekniğini kazandırmak için Moran bir dizi soru sormayı öneriyor. Bu tür sorular sorarak, insanların sistematik olarak daha sorgulayıcı ve şüpheci hale geldiğini savunuyor. (1997:8999) - İnanmam istenen iddia ya da sonuç tam olarak ne? -

İddia ya da iddiaların kaynağı kim ya da ne?

-

Temel argümanı ya da merkezdeki iddiaları desteklemek için kanıt olarak ne kullanılıyor? Moran (1997:93) argümanlarda kullanılan kanıtların genel kaynakları olarak şunları sıralıyor: Sezgi (içgüdü) - Otoriteye başvurmak - Anekdot türünde kanıt kullanmak – Araştırmaya dayalı kanıt kullanmak -

Öne sürülen kanıt ne kadar geçerli?

Size sunulan kanıtın türünü tanımladıktan sonra, argümanlardaki potansiyel kusurları ve tutarsızlıkları tanımlamanız gerekecek. Moran'a göre (2000:94-96), dikkat edilmesi gereken beş nokta var: 1. Bir iddia doğru olmayan bir bilgiye dayandırılmış olabilir. Unutmayın ki, genellikle insanın hoşuna en çok giden düşünceler kritik incelemeye tabi tutulmadan kabul edilir. 2. Muhakeme süreci hatalı olabilir. 3. Argüman sağlam olmayan temeller ya da sorgulanabilir varsayımlar üzerine kurulmuş olabilir, özellikle simgesel bir dil (metafor) kullanıldığında buna dikkat etmek gerekir. 4. Bir ifade, gerçeklik değerine bakılmaksızın, argümanla bir bağa sahip değilse, yanıltıcı olabilir. Bu genellikle, dinleyicilerden duygusal bir tepki alabilmek amacıyla alakasız yorumların yapıldığı durumlarda geçerlidir. Ayrıca, konu üzerinde otorite sahibi olmayan uzmanların kullanıldığı örneklerde de bu görülür. 5. Beşinci kusur "hiçlik safsatası"dır. Argüman döngüsel bir nedenselleştirme (aynı ifade hem önerme hem de sonuç olarak kullanılıyorsa) ya da "kısır döngü" safsatası (Birinci önermenin ikinci bir önermeye atıfta bulunarak desteklenmesine rağmen ikinci önermenin de zaten söz konusu argümanı doğru kabul ediyor olması hali) ile desteklendiğinde ortaya çıkar. -

Kanıta dair alternatif açıklamalara yer verilmiş mi? Eğer verilmişse, bu karşıt teoriler ne kadar makul?

Bir manzara, durduğunuz yere ve odaklandığınız şeye bağlı olarak pek çok farklı şekilde tasvir edilebilir. Aynı şey veriler, olaylar ve teoriler için de geçerlidir. Farklı yorumlar getirmenin yolları her zaman mevcuttur. Sunulan kanıtı inceleyin ve bu kanıttan başka bir sonuç çıkarılabilir miydi diye düşünün. -

Aynı derecede önem taşıyan son adımımız ise sonuç çıkarmadan önce varsayımlarımızı kontrol etmektir.

Hiçbir şeye kesin doğru gözüyle bakmayın ve en ufak bir bilgiyi bile etkin bir şekilde sorgulamayı öğrenin. Buna kendi inana geldikleriniz ve beklentileriniz de dâhildir.


19

MAKALE ANALİZİ SORUNA KRİTİK VE ANALİTİK YAKLAŞIM (Hatırlatma) Sorunu anlama

Sorunu çözme

1. Bilgi topla

1. Amacını belirle

2. Mevcut durumu tanımla

2. Amaca yönelik bilgileri topla

3. Alt başlıklara ayrıştır

3. Önermeler oluştur

4. Sorunu tanımla

4. Yöntemi belirle 5. Sorunu çöz ve değerlendir

Şimdi gazete haberlerine geri dönerek önceki sayfada tartışılan soruları kullanarak tekrar bir göz atmak isteyebilirsiniz. Varabileceğiniz bazı sonuçlar aşağıda verilmiştir: 1. Makale Bu makalede, bir ankete göre İngiltere'de strese bağlı alkol tüketiminin arttığı öne sürülüyor. • Anketi yapan şirket ne kadar profesyonel ve güvenilir? • Anket hangi koşullarda gerçekleştirilmiş? Ne tip sorular sorulmuş? Bu rakamlara nasıl ulaşılmış? • 500 kişi tüm Avrupa'yı temsil etmek için yeterli bir rakam mı? Anket yapılan kişilerden kaçı İngiltereli? • Stres seviyesinin ölçülmesinde nasıl bir yol izlendi? "Strese bağlı içki satışları" nasıl tanımlandı? • Alkol tüketimi ile stres arasında nasıl bir bağ kuruldu? İnsanların alkol satın almasının başka nedenleri olabilir mi? (sosyal hayatta kabul görmek, içkili içeceklerin ucuzlaması... vb.) İçki içen insanların stresli olması stresli oldukları için içki içtiklerini göstermez. Altında yatan başka sebepler olabilir mi? Aslına bakarsanız önermeyi tam tersine de çevirebilirsiniz ve acaba insanlar içki içtikleri için mi stres altında diye de düşünebilirsiniz. • Metin, okurlar arasında popüler olan bazı varsayımları kullanıyor olabilir mi (mesela diğer Avrupa ülkelerine nazaran çalışma saatlerinin daha uzun olması nedeniyle çalışma hayatıyla ilgili stresin İngiltere'de daha baskın olduğu inancı)? 2. Makale Bu makalede öne sürülen fikir, İşçi partisi hükümetinin getirdiği bazı tedbirler nedeniyle emeklilerin durumunun daha kötüye gideceği yönünde. • Daily Mail gazetesi politik olarak tarafsız mı yoksa önyargılı mı? Muhafazakarların İşçi Partisinin eylemleri üzerinde tarafsız bir yargıda bulunabileceğine ne kadar güvenilebilir? • Verilen rakamlara nasıl ulaşılmış? Bunlar tahmin mi yoksa doğrulanmış veriler mi? Eğer tahminse, ne kadar güvenilir tahminler? Genel tablo üzerinde bu rakamların etkisi ne? • Rakamlar durum hakkında gerçek bir resim sunuyor mu? Uygulamaya konan tedbirler tüm emeklileri mi etkiliyor yoksa sadece küçük bir kısmını mı? Göz ardı edilen bazı hususlar (farklı rakamlar ya da tedbirler) var mı? Kullanılan dil nasıl bir duygusal tepki doğuruyor (milyonlarca, fakir, pintice...)? • İşçi Partisi bu tedbiri neden yürürlüğe koydu? Başka alanlarda bu tedbirin faydası oldu mu? Durum sadece vergi değişikliklerinden mi kaynaklanıyor? Muhafazakârların iktidarında tüm emekliler daha iyi bir durumda olur muydu? Nasıl?


MAKALE ANALİZİ

20

Kritik düşünme ile analitik düşünme bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Cottrell'e göre analitik düşünme aşağıdaki ek süreçleri içerir: • Verilen bir bilgi karşısında temkinli davranmak. • Söz konusu bilgiyi pek çok farklı açıdan incelemek. • Tamamen doğru olup olmadığını yakından kontrol etmek. • İfadenin mantıksal bir bütünlük taşıyıp taşımadığını kontrol etmek. • Akıl yürütme, kanıt gösterme ya da sonuç çıkarma aşamalarında bir kusur olup olmadığını kontrol etmek. • Aynı konuyu diğer teorisyenlerin ya da yazarların bakış açısından ele almak. • Farklı insanların niçin farklı sonuçlara vardığını görebilmek ve açıklayabilmek. • Bir dizi fikir, sonuç ya da çıkarımın neden diğerine tercih edilebilir olduğunu tartışabilmek. • Okuyucuyu, sorgulanabilir ifadeleri göründükleri gibi kabul etmeye iten anlatım ve istatistik oyunlarına karşı uyanık olabilmek. • Gizli varsayımların olup olmadığını kontrol etmek. • Okuyucuya bir şeyi

Cottrell'e göre (1999:188), kritik düşünme "lehe ve aleyhe olan argüman ve kanıtların zihinde tartılması” demektir. Temelinde şu unsurlar yer almaktadır: • Bir konu üzerinde dikkatlice ve bir defadan fazla düşünmek. • Fikir ya da bakış açılarını desteklemek için ortaya konan kanıtları değerlendirmek. • Fikir ya da bakış açısının vardığı noktayı değerlendirmek - bunlardan ne gibi bir sonuç çıkabilir, bu sonuçlar akla uygun ve mantıklı mıdır ve eğer değilse, bu inanç ve bakış açılarının yeniden değerlendirilmesi gerekir mi?

Kaynaklar: Moran, A. P. (1997) Managing your own learning at university: A practical guide, (Üniversitedeki öğrenme sürecinizi yönetme üzerine pratik bir kılavuz) Dublin: University College Dublin Press Cottrell, S. (1999) The Study Skills Handbook (Çalışma Yetenekleri El Kitabı), Londra: Macmillan Press Ltd. Kritik Analitik Düşünme Platformu Tercüme Birimi tarafından çevirisi yapılmıştır. www.kritik-analitik.com


PEYGAMBER EFENDİMİZ (s.a.s.) YAŞAMINDA KAD

21

İki kişi Hz. Âîşe (r.a)’ı ziyaret etmişler. Onlardan biri, “Hz. Muhammed (s.a.s)’de gördüğünüz etkileyici bir şeyi bize anlatır mısınız?” deyince, Hz. Âîşe (r.an) şöyle demiştir:

“Resulullah (s.a.s) bir gece kalktı, abdest alıp namaz kıldı. Namazda çok ağladı. Gözlerinden akan yaşlar sakallarını ve secde esnasında yerleri ıslattı. Sabah ezanı için gelen Hz. Bilâl (r.a):

“Ya Resulullah (s.a.s)! Geçmiş ve gelecek bütün günahlarınız affedildiği halde, sizi ağlatan nedir?” deyince, o: “Bu gece Yüce ALLAH bir ayet indirdi. Beni bu ayet ağlatmaktadır” dedi ve Ali İmran Suresi 190. ayeti okudu:

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gecenin ve gündüzün gidip gelişinde elbette aklıselim sahipleri için ibret verici deliller vardır” (Âl-i İmrân, 3/190).

Ondan sonra Resulullah (s.a.s): “Bu ayeti okuyup da üzerinde tefekkürde bulunmayan, düşünmeyen kişilere yazıklar olsun” dedi.

Bu ayette, tefekküre davet edilen akıl sahiplerinin durumunu açıklayan bir sonraki ayetin yani Ali İmran Suresi 191. Ayetin meâli de şöyledir:

“Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken ALLAH’ı anarlar, gözlerin ve yerin yaratılışı üzerinde tefekkür ederler (düşünürler). Rabbimiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..” (Âl-i İmrân, 3/191).

Azim olan Allah doğru söyledi.


22

FARKLI DÜŞÜNCELER

UZAYDA OKSİJEN YOKSA GÜNEŞ NASIL YANIYOR?

Öncelikle

Güneş’te

gerçekleşen

reaksiyon kimyasal değil, dolayısıyla yanma değil.

Güneş,

içinde

%73,46[1]oranında

bulunan hidrojen (H) elementinin radyoaktif tepkimesi sonucunda ısı ve ışık yayıyor. Ayrıntıya gelecek olursak hidrojen

KAĞITTAN, ÇALIŞAN BİR V6 MOTOR OLUR

(H) elementi çekirdekleri birleşirse çekirdek

MU?

tepkimeye girdiği için bu olaya radyoaktif Kâğıttan, çalışan bir motor yapmak aklınıza

tepkime denir. Bu sırada ortaya helyum (He)

gelmiş miydi? Tamamı kâğıt olan ve çalışan bir

atomu ve enerji çıkar. Tepkime tıpkı

motorda

aşağıdaki gibidir:

neden

yangın

çıkmıyor?

Şeklinde

düşünebilirsiniz fakat bu motor sadece hava basıncı ile çalışıyor. Motorun dinamik aksamının %90’ı benzinli motorlardaki ile aynı fakat tek fark ters çalışıyor

Bu sırada kütle kaybı meydana gelir.

olması ve bazı parçalarının aslında süs için yapılmış

Kaybedilen kütle enerji olarak açığa çıkar.

olmasıdır.

Kaybedilen kütlenin ne kadar enerjiye

Motora giriş yapan basınçlı hava, kendisine çıkış yolu açmak için en zayıf basınç noktası olan

dönüştüğü ise Einstein’ın ünlü formülü E = m x c2 ile hesaplanır. Bu

hareketli pasta dilimi pistonu itekliyor. Bunu

bir

birleşme/

kaynaşma

yaptıktan sonra piston kapakçığı iterek diğer

yani füzyon reaksiyonudur. Güneş üzerinde

kapaktan hava girişine neden oluyor. Bu döngü

bu olay milyonlarca yıldır doğal olarak

sayesinde motor çalışıyor.

gerçekleşmektedir. Güneş “yanar” ifadesi büyük

bir

kavram

İ zl em ek i çi n t arayı cı nı za yazı n:

yanmaz

fakat

https://youtu.be/fT_hTHl4wW k

reaksiyon içindedir.

yanılgısıdır.

büyük

bir

Güneş

radyoaktif


BAK-DÜŞÜN

23


DÜŞÜNDÜREN HİKÂYELER

24

BOŞ KUTU DEDEKTÖRÜ

Uzay kaleminin icadı kadar flaş olmasa da, benzer bir uygulama uçurumu, temizlik ürünleri sektöründe yaşanmış. Seri üretimle deterjan paketleyen firmalar zaman zaman kutuların boş çıktığına dair müşteri şikâyetleri alıyorlarmış. Biri Avrupa’da, diğeri ise Çin’de bulunan aynı sektördeki iki firma yönetimi, şikâyetleri büyük bir ciddiyetle ele alarak, mühendislik departmanlarına gerekli talimatı vermişler. Avrupalı firmanın iş emri: “Deterjan dolum hattında olası boş deterjan kutularının kolileme aşamasına gelmeden tespiti ve banttan uzaklaştırılması için bir sistem kurulması” şeklinde imiş. Bir ekip oluşturulup gözlem, araştırma, planlama, uygulama adımlarıyla içinde lazerli dedektörlerin filan yer aldığı oldukça karmaşık ve pahalı bir sistemi kurarak şikâyetleri önlemişler. Avrupalı firmadan bir heyet Çin’de aynı sektörden bir firmayı ziyaretlerinde aynı üretim bandında aynı sorunun nasıl çözüldüğünü görünce hayretler içinde kalmışlar. Banda uygun mesafede monte edilmiş 5-10 dolarlık bir fan! Önünden boş kutu geçerken kesinlikle banttan üfleyip dışarı atıyormuş. Çinli teknisyenler, Avrupalı meslektaşları gibi “bir sistem kurma” değil de, “boş kutu sorunu”nu çözme görevi aldıklarından, bu görevi birkaç saatte başarıp, sadece 5-10 dolara sorunu çözüvermişler.


25

KAD (Kritik ve Analitik Düşünme) Bulmacası –İlişkili Kavramlar 1 2

3 4 5

6

7

9

8

10

11

12

13

14

15

17

18

19

20 21

22

23

24 26 27

28

25

29 30

31 32

33

34 36 35 37

38

40

39

41

42

44 43

45

46

47 48

49

50

51 52

SOLDAN SAĞA 2. BENZETME, KIYASLAMA 3. BİR ŞEY HAKKINDA SAHİP OLUNAN UMUMİ FİKİR, GENEL DÜŞÜNCE 5. KUSURU NOKSANI OLMAYAN, SAĞLAM, DOĞRU 10. SEÇME, TERCİH ETME, HÜR İRADE 11. BİR FİKRİ BİR İNANCI YAYMAK, BİR ŞEYİ BENİMSETMEK İÇİN ÇEŞİTLİ VASITALARLA YAPILAN FAALİYET 13. SEVME HİSSİ, MUHABBET

YUKARIDAN AŞAĞIYA 1. İYİLİK ETME, BAĞIŞLAMA 3. TARİH İÇİNDE MEYDANA GELEN FİKİR VE SANAT VERİMLERİ VE DEĞER HÜKÜMLERİNİN BÜTÜNÜ, İRFAN 4. KİTLE YAYIN ARAÇLARI 6. BİR ŞEY VEYA KONUDA BAŞKA BİR ŞEYE BAKARAK HÜKÜM VERME, KARŞILAŞTIRMA 7. PEŞİN HÜKÜM 8. KURULUŞ, MÜESSESE

16


17. 19. 21. 23. 24. 25.

28. 29. 30. 32. 33. 35. 37. 39. 40. 41. 43. 45. 48. 50. 51.

52.

FARKINDA OLMA DURUMU YÜKSEK BİLGİ MAHARET, HÜNER, İLİM, BİLGİ KUVVETLİ DELİL, K. KERİM'DEKİ 98. SURE İŞ YAPABİLME KABİLİYETİ, MAHARET ARTI GÜÇ, BİR İŞİ YAPMAK VE SONUÇLANDIRMAK İÇİN VARILAN ORTAK İSTEK BİR BÜTÜNÜ KENDİNİ OLUŞTURAN PARÇALARA AYIRMA, TAHLİL GENİŞ VE DERİN BİLGİ SAHİBİ AYRINTILARDAN BÜTÜNE VARMA USULÜ, BİRLEŞTİRME MANTIKİ BÜTÜNLÜĞÜ VE TUTARLILIĞI OLAN FİKİR VE PRENSİPLER TOPLULUĞU TASARI ALÇAK GÖNÜLLÜLÜK, BÜYÜKLENMEME BELİRLİ BİR GAYEYE YÖNELİK SIKI ÇALIŞMA VE FAALİYET DEVRESİ ANLAYIŞ, FERASET, ZEKA TEKLİF, İDDİAYI İSPAT ETMEK İÇİN İLERİ SÜRÜLEN MESELE HAYALİ OLMAYAN, GERÇEK KAN DOLAŞIMININ HAREKET MERKEZİ OLAN UZUV, YÜREK ZİHNİ FAALİYET GÖSTERME, DÜŞÜNME DOĞRU, GERÇEK, ADALET YARATILIŞ, KARAKTER, TABİAT GÜCÜNÜN İMKANLARI ÇERÇEVESİNDE ÇALIŞMA, GAYRET GÖSTERME, ÇABALAMA YALAN OLMAYAN, GERÇEK, ESASLI, SAĞLAM

9. 12. 14. 15. 16. 18. 20. 21. 22. 23. 24. 26. 27. 31. 34.

36. 38. 42. 44. 46. 47. 49.

CEVAP ANAHTARLARI

1 2 T

E

Ş

B

İ

İ H

K

A

V

R

A

3 5 S

S

E

L

İ

M 9

T 11 P

Ü R

B O

P

13 S

V

G

19 H

A

G

E

I

D

10

Y

İ

A

K

M

T

V İ

R

O

P

E

R

J

E

30

İ

N

S

40

A

N

A

K

41

E İ

E

N

T

E

E

K

A

Z

U

P

A

N

Y

H 50 F

49 A

F

E

N

A 32

Z

39

K

A

E

A

42

K

A

Ş

B

E

R

Ü

Ü

L

İ

Ç

İ

S

E K

İ

Z

K

A

R

İ

A

F

İ

F 47 İ E

T

R

A 51

L 52 S

T İ

Ç

Ş A

H

İ M

H

T

A

N

L

B

44

R

L

E

Z

Ç

R

K

T 36

T

İ 43

İ

Z

M

A Ü

25

L

T

İ

H

23

Ü

T

E A

D

V

S

M

K I

22

38

M

20

K

Y

V

T 48

I

S

E

R

15 18

G L

İ

M

46 F

U M

O 31

J

45 E

A

T

Ö

İ

R

R

28

R

R

R

U A

A

H

A

T

K

A

S 37

A

Y

R

34 35

D

İ Y

E

N

21

L G

H

I

S

Y

T

K

İ L

Z 33

C

İ

S R

M E

T 14

24

27

H

Ğ A

K

N

A

L B

B

D

8 Ö

O F

T

29

N 17

İ E

12

S

R İ

7

M K Y

S E

4

M

N 6

Ü

A

D

S

İ

N

E

R

M E

L E J

Y

Y

İ

C N

E

26

T

L

İ

İ

L E

A

M

H

L

K

Y

E

A

İ

A

I

K

N

M

M

16

P O

SEZGİ, UZAĞI GÖRME, UYANIKLIK TABİİ AÇIK, BELLİ, AŞİKAR, SADE SİYASET DERGİ, KANUN KİTABI, RİSALE, ZİHİNDEN GEÇİRMEK, HAYALİNDE CANLANDIRMAK DOĞRU OLDUĞU FARZ EDİLEN FİKİR, FARAZİYE, HİPOTEZ GEÇİCİ VE BELİRLİ VAZİFE, GÖREV BOYUN EĞME, DİRENMEME DOĞRUYU YANLIŞTAN AYIRAN DELİL HERHANGİ BİR ŞEY KONUSUNDA BİLİNEN, MALUMAT OKUMA SURETİYLE ELDE EDİLEN BİLGİ GÖRÜŞ, BAKIŞ, UFUK EDA, USLÜP, YOL BİR ALANDA İSTENİLEN SONUCA ULAŞMAK İÇİN UYGULANABİLECEK TEMEL YÖNETİM USULLERİ ANLAMA, ÖĞRENME, KAVRAMA VE ÇÖZME KABİLİYETİ GAYE, MAKSAT YAN, YÖN, CİHET TEVHİD BİLGİ VE VE ŞUURUNA SAHİP ÜSTÜN GÖRÜŞ SAHİBİ KİMSE ELEŞTİRİ, BUHRAN BİLGİ, HABER VB.NİN KARŞILIKLI DEĞİŞİMİ, HABERLEŞME İDRAK, FEHİM



KADergi-6