Page 1


SUNUM

>>>

Merhaba... Medyasoft olarak çok yoğun geçen bir dönemin ardından ikinci sayımızla karşınızdayız. Parçalı bulutlu bir ekonomik ortamda bizim açımızdan gayet güzel geçen bir çeyreğin sonunda bu sayıyla size tekrar merhaba diyoruz. İkinci çeyreğin yoğunluğu yavaş yavaş yerini yaz ve tatil moduna bırakırken, tatile çıkmadan önce sizleri buradan tekrar selamlayabilmenin sevincini yaşamaktayız. Sektörde yeni bir soluk olarak gördüğümüz dergimiz her geçen sayı daha da güzelleşerek yayın hayatına devam edecek. Baş döndürücü bir hızla değişen ve gelişen teknolojinin nabzını tutabileceğiniz, çözüm ortaklarımız ve çözümlerimiz hakkında bilgi alabileceğiniz Medyasoft Add+ dergisini, bunların yanında, ilk sayıdan itibaren insan faktörünü merkeze koyarak, keyifli sohbetler ve hayatın içinden yazılarla zenginleştirdik.

İleriki sayılarda tekrar tekrar görüşmek dileğiyle.

Doğu PABUÇCUOĞLU Genel Müdür

Herkese

MERHABALAR Medyasoft’un resmi dergisi Add+’nın ikinci sayısıyla karşınızdayız. İlk sayı için gelen bütün tebrik ve takdirlerinizin yanında, yapıcı eleştirileriniz için de çok teşekkürler. Yeni bir soluk ve ifade tarzı olarak giriştiğimiz bu yayın işini de hakkını vererek ve okunmaya değer bir yayın ortaya koyarak yapma hedefindeyiz. Samimi olarak ifade etmek gerekirse, ilk sayıdan itibaren her yeni sayıda yeni bir şeyler öğreneceğimizi ve zaman geçtikçe daha iyi işler çıkarabileceğimizi anladık. Tabi aynı zamanda, Medyasoft’un, dünyanın önde gelen ürünlerinin Türkiye temsilcisi olma sıfatı bu konuda bize biraz daha fazla sorumluluk yüklüyor. Bu sebeple hem tasarım, hem de içerik açısından kaliteli bir ürün ortaya koymak için çabalıyoruz. Bu sayı, bu yolculuğumuzdaki ikinci adımımız. Medyasoft’un portföyünde bulunan ürün ve çözümlerin çeşitliliği, şirket profilinde yansıdığı gibi, ilk sayıda da fark edilir izler bırakmıştı. Açıkçası bizler de derginin kendisini tam olarak nasıl ifade edeceğini yavaş yavaş fark ediyoruz. İlk sayı bu konuda biraz karmaşıktı. Bu sayıda ise hem kurumsal yönümüzü, hem de yaratıcı tarafımızı daha iyi bir sentezle sunabildiğimize inanıyoruz.

Mehmet Taha DOĞRUYOL

Add+’nın bu sayısı, çok yoğun bir dönemi, yılın ikinci çeyreğini kapsıyor. Çılgın bir yoğunluktan, işlerin hafiflemeye başladığı yaz dönemine geçerken, güzel bir çalışma ortaya koymaya çalıştık. Tabi, bu geçiş süreci konu çeşitliliğini de beraberinde getirdi. Vizyoner bölümünde, Autodesk Türkiye Genel Müdürü Tolunay Tomruk’la yapılan röportaj, Pop Sohbet bölümünde Türkiye’nin en önemli ve en yenilikçi mizahçılarından Varol Yaşaroğlu’yla yapılan keyifli söyleşi, Büyüteç bölümünde aylardır merakla beklenen Adobe Creative Suite’in yeni sürümünün incelemesi bu ay öne çıkan konular. Bunun yanı sıra Profil bölümünde Medyasoft Pazarlama Müdürü Cüneyt Tonguç’la aikido, dalış, motor ve aklınıza gelebilecek bilumum acayip şey hakkında yapılan sohbet, çözüm ortaklarımızın sunduğu hizmet ve fırsatlar hakkında detaylı bilgiler, Ayşe’nin Kitap Kulübü, Adobe Günlüğü, LED TV incelemeleri, sektörden haberler, gezi yazıları ve diğer bölümlerle dolu dolu bir içerik hazırladık. İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle de Dünya Kupasından ve Ahtapot Paul’den de bahsetmeden olmazdı tabi, onu da kapak konusu yaptık.

Uzun sözün kısası Add+’nın ikinci sayısı bu sayfadan itibaren başlıyor. Sizin için keyifli ve faydalı bir deneyim olmasını umar, hepinize bol güneşli süper bir yaz dileriz. temmuz 10 //

1


İÇİNDEKİLER

17

09

Pop Sohbet Varol Yaşaroğlu’yla mizahta sıra dışı teknikler

30

Profil

Medyasoft Pazarlama Müdürü Cüneyt Tonguç

10 SORU’DA

Sosyal Medya Ayşe’nin Kitap Kulübü’ndeyiz

>> Autodesk (4) >> Adobe (7) >> Ariba (36)>> IBM Doors (51) >> FileNet8 (55)

22 Büyüteç

42 Eğitim

Adobe CS5 büyüteç altında

Sanallaştırma Actionscript 3.0

Tüm ortamlar için tasarım oluşturun ve sunun.

Son zamanlarda Bilgi teklojilerinde hayatımıza giren bir terim var...

45 Sırt Çantası >Mehmet Roma’dan bildiriyor

>Tevfik Fikret Amsterdam’da 49

53 Gadget En yeni teknoloji ürünleri burada!


>>>

14

Her ne kadar kulaklarımızdaki vuvuzela sesinden kurtulamadıysak da bu yıl 19. kez düzenlenen Dünya Kupası’na Del Bosque’nin İspanyası damga vurdu.

>> İMTİYAZ SAHİBİ Medyasoft Bilgi Sistemleri San.Tic.Ltd.Şti. Adına, Doğu Pabuçcuoğlu >> YÖNETİM YERİ Ortaklar Cad. No.35 34394 Mecidiyeköy İstanbul/Türkiye Tel:+90 212 273 02 42 Faks:+90 212 274 94 11 www.medyasoft.com.tr >> GENEL YAYIN YÖNETMENİ Sorumlu Müdür Saadet Sayın Çevik

Kapak Dünya Kupası Vuuuuuuu dedi geçti!

37

Dosya LCD mi LED mi? TV’lerde teknoloji üstünlüğü

>> KREATİF DİREKTÖR Burak Demiral >> İLETİŞİM KOORDİNATÖRÜ Seval Hafızoğlu >> EDİTÖR Behice Özden, Mehmet Doğruyol >> ART DİREKTÖR Yeliz Özer >> KAPAK TASARIMI Hande Ünver

26

>> KATKIDA BULUNANLAR Hülya Sepken, Ömer Yurduan, Tevfik Fikret Bakan, Halid Özgür Duygu Kasal

Vizyoner

Autodesk Türkiye Genel Müdürü Tolunay Tomruk

58 Hobi

Son yılların yükselen trendi: Aikido İşadamları ve kadınları cezbeden spor

61 Soft Haberler Biz çok çalışıyor, bazen de eğleniyoruz. Bizden haberlerle karşınızdayız.

>> YAPIM

34

Sosyal Medya Adobe Günlüğü tutuluyor

44

Eğitim Fare kovalayan kediler

Tel:+90 212 347 74 84 Faks:+90 212 347 74 86 www.alienfoot.com >> BASKI Bilgi Matbaası Tel:+90 212 407 04 20 Faks:+90 212 407 05 52 www.bilgimatbaa.com Yıl: 1 // Sayı: 2 Temmuz 2010 Yayın Türü: Yaygın süreli 3 ayda bir yayınlanır.


Tasarım süreci boyunca yanınızda olan ve hayal dünyanızın gerçekle buluşmasını kolaylaştıran Autodesk, 2B ile 3B tasarım ve mühendislik yazılımında liderliğini koruyor. Dokümantasyon ve tasarımı daha ileri götürmek isteyenler için Autodesk’i On Soruda anlatıyoruz.

Ürünü kısa bir şekilde tarif edebilir misiniz? Dünyanın lider 2D ve 3D tasarım uygulamalarından biri olan AutoCAD® yazılımındaki güçlü ve esnek yeni özelliklerle çevrenizdeki dünyayı tasarlar ve şekillendirebilirsiniz. Neredeyse hayal edilebilir tüm şekilleri yaratabilen güçlü 3D araçlarıyla AutoCAD size tasarım fikirlerini sezgisel bir şekilde keşfetmenize yardımcı olur. Tasarım ve dokümantasyon etkinliğini artırabilen ve tasarımlarınızı iş 4

// temmuz 10

arkadaşlarınızla daha güvenli, doğru ve akıcı bir şekilde paylaşmanızı sağlayan yenilikler sunar. Güçlü programlama araçları ve binlerce mevcut eklenti esneklikte en üst düzeyi sağlayarak AutoCAD yazılımını ihtiyaçlarınıza göre kişiselleştirmenize yardımcı olur. Bu özellikler ve daha fazlasıyla AutoCAD dokümantasyon ve tasarımı daha ileri götürmek için gerekli olan güç ve esnekliği sunar.

Ürün kimlere, hangi sektörlere hitap ediyor?

3B modellerde fikir üreterek konsept tasarımı yapan uzman tasarımcılar, teknik çizimler yapan uzman tasarımcılar, detaylandırma, açıklamalar, online verilere bağlantılar ve doğruluk onaylarıyla tasarım üzerinde son rötuşleri yapan teknik ressamlar, işleriyle ilgili verileri değerlendirmek üzere çizimleri inceleyen müteahitler, tedarikçiler veya operasyon uzmanları, çizimleri inceleyerek ilerlemeyi izleyen yöneticiler ve proje yöneticileri.


ON SORUDA Autodesk

Sektör bazında ise ; Mimari, Mühendislik ve İnşaat, Üretim, Otomotiv & Endüstriyel tasarım, Kamu hizmetleri, Medya ve Eğlence.

Ürünün genel özellikleri neler? Teknik Özellikler; PDF Destegi, Parametrik Çizim Katı ve Yüzey Modelleme, Görsellestirme, 3D Printing, Serbest Tasarım, Dinamik Bloklar, Pafta Setleri, Notasyon, Katman Yönetimi, Data Çıkartma, Metin Düzenleme, DWG, DWFTM/ Autodesk® Design Review.

yürütebilirsiniz. Otomasyon, yönetim ve düzenleme araçları ile sık tekrarlanan görevleri azaltır ve iş akışınızı hızlandırır. Projenizin büyüklüğü veya kapsamı ne olursa olsun AutoCAD yazılımı ile kolaylıkla altından kalkabilirsiniz.

Fikirleri Keşfetme AutoCAD size hem 2 boyutta hem de 3 boyutta, tasarım fikirlerini keşfetme esnekliğini verir. Güçlü ve rahat kullanılan araçlar sayesinde fikirlerinizi görüntüleyebilir, şekillendirebilir ve aynı zamanda yenilikçi konseptleri hayata geçirmiş olursunuz.

Kolay İletişim AutoCAD ile kritik tasarım verilerini güvenli, etkili ve tam şekilde paylaşın. Dünyada en çok kullanılan tasarım verisi paylaşım formatı olan DWG, herkesin aynı dosya aynı detay üzerinde çalışmasına imkan sağlar. AutoCAD, sunuma hazır grafikler, render araçları ve sağlam plotting ve 3D çıktı alımı kapasiteleri ile tüm tasarım iletişimlerinize açıklık ve etki getirir.

Uyarlama Kolaylığı

İşiniz benzersizdir. Yazılımınız da öyle olmalıdır. AutoCAD’i özel ihtiyaçlarınızı karşılayacak şekilde uyarlamak şaşırtıcı derecede kolay. AutoCAD yazılımı, hem çalışma şeklinize göre araçlarının uyarlanması hem de endüstrinize uygun hale getirilmesi açısından çok esnektir. İhtiyaçlarınıza harfiyen uyar.

Son versiyondaki yenilikleri neler?

Ürünü diğer benzer ürünlerden ayıran özellikler neler?

AutoCAD’in güçlü dokümentasyon araçları ile projeleri konsept aşamasından bitişlerine kadar

Şöyle sıralayabilirim; PDF Destegi Parametrik Çizim Görsellestirme

Hızlı Dökümantasyon

temmuz 10 //

5


ON SORUDA Autodesk 3D Printing Serbest Tasarım Dinamik Bloklar Pafta Setleri DWG DWFTM/ Autodesk® Design Review

Ürünle ilgili eğitim, destek veya implementasyon imkanlarından kısaca bahsedebilir misiniz? Yetkili eğitim merkezimizde, yetkili eğitmenler tarafından Autodesk 3ds Max ve AutoCAD eğitimleri veriliyor. Ayrıca bünyemizde teknik destek sorumlumuz bulunuyor.

Bu ürünle ilgili tamamlayıcı nitelikte olan başka ürün veya çözümlerden kısaca bahsedebilir misiniz? AutoCAD ve Autodesk 3ds Max Design arasında kesintisiz entegrasyon var. Gelişmiş işleme, aydınlatma, animasyon, karakter ve efekt araçlarını kullanarak; güçlü hareketsiz ve hareketli görselleştirmeler yaratabilirsiniz. Doğru, yüksek oranda gerçekçi görüntüler yaratabilirsiniz. Autodesk® 3ds Max® 2011 ise yazılımı modellerin yaratılması ve doku kazandırılması, karakterlerin hareketlendirilmesi ve daha az zamanda yüksek kalitede görüntülerin üretilmesi için yeni teknikler sunuyor. Adobe Acrobat ile hazırladığınız dökümanlarınızı PDF formatında hızlı ve hatasız paylaşabilirsiniz.

Ürün hakkında daha detaylı bilgilere nereden erişilebilir? http://www.medyasoft.com.tr/ Products.aspx?RecID=35 http://turkey.autodesk.com/adsk/ servlet/index?id=13177535&siteID=1 6

// temmuz 10

3044046#autocad http://usa.autodesk.com/adsk/ servlet/pc/index?id=13779270&site ID=123112

Ürün hakkında son olarak eklemek istediğiniz noktalar var mı? Geniş kapsamlı yapılan müşteri araştırmaları, anketlerde AutoCAD yazılımı müşterileri AutoCAD’in günlük yaşamlarının önemli bir parçası olduğunu gösteriyor. Birçok müşteri AutoCAD’i çoğunlukla mesleki kariyerleri için tercih ediyorlar. Müşteriler ürünü haftada 20-30 saat kullanıyorlar ve işlerinin hızlı, verimli bir şekilde

yapılması konusunda bu ürüne güveniyorlar. Ayrıca AutoCAD’in devamlı iyileştirileceğini bilmek istiyorlar ve bunu yaparken de işlerin aksamamasının sağlanacağına güveniyorlar. AutoCAD’teki iyileştirmeler 27 yıldır sürekli yapılıyor. Son birkaç yıldır AutoCAD yıllık bir sürüm döngüsünde yer alıyor. Her bir sürümle, önemli bir yenilikçi temaya odaklanılıyor. Taslak çizimlerden 3D üretkenliğe, kullanılabilirliğe, tasarıma kadar, AutoCAD’in son versiyonları ürünü bir taslak platformundan geniş kapsamlı uçtan uca bir tasarım platformuna evrimleştiriyor.


ON SORUDA Adobe CS5 master collection

Adobe

Creative Suite

Tasarımcının araç seti Kreatif ekibin vazgeçilmez ürün grubu Adobe Creative Suite hakkında bilinenden daha fazlasını ve son versiyondaki yenilikleri Medyasoft’tan Halid Özgür On Soruda açıklıyor. Ürünü kısa bir şekilde tarif edebilir misiniz? Kısaca CS. Ama açık hâli ile Adobe Creative Suite. Bu aslında bir ürün grubunun adıdır. Ve etrafınıza baktığınızda gördüğünüz her türlü kreatif tasarım, web, video vb. içeriğin oluşturulması için tasarımcının araç setidir.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>> Ürün kimlere, hangi Son versiyondaki sektörlere hitap ediyor?
 yenilikleri neler?
 Adobe Creative Suite ürünleri tüm kreatif profesyoneller içindir. Ancak genel olarak design, web ve video olarak üç sektöre ayırmamız mümkündür.



Ürünün genel özellikleri neler?
 Platform bağımsız olması. Macintosh ve Windows’un en son sürümlerinde çalışması. Dünyanın en sevilen Photoshop gibi ürünlerini içermesi. O kadar ki artık konuşma dilinde insanlar “photoshop’lamak” diyorlar.


Son versiyon olan Adobe CS5 ile 250’den fazla yeni özellikten söz edebiliriz. Sanırım bunu internetten incelemek daha sağlıklı olur. Kaynak olarak medyasoft. com.tr yeterli olacaktır.


Ürünü diğer muadil ürünlerden ayıran özellikler neler?
 Creative Suite ürünleri içerisinde “rakipsiz” denilebilecek ürünler bulunuyor. Rakibi olan ürünlerde ise çoğunlukla rakip ürünler, Adobe’nin sürümlerini 1-2

versiyon geriden takip ediyorlar. Çünkü Adobe çok “yenilikçi” bir firma.



Ürünü kullanarak süreçlerini iyileştiren firmalardan birkaç örnek verebilir misiniz?
 BT Haber Gazetesi ve İletişim Yayınlarını örnek verebilirim. Artık İki örnekte de Adobe InDesign ve InCopy’yi birlikte kullanarak gazete ve kitap gibi çok sayfalı yayınların üretimini tasarımcı ve editörlerin eş zamanlı çalışması sayesinde kolayca üretebiliyorlar. 



temmuz 10 //

7


ON SORUDA Adobe CS5 master collection

Ürünle ilgili eğitim, destek veya implementasyon imkanlarından kısaca bahsedebilir misiniz?
 İş ortaklarımızın da desteğiyle müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışıyoruz. Bunun yanında eğitim merkezimiz Adobe Yetkili Eğitim Merkezi olduğu için bahsi geçen tüm Creative Suite ürünlerinin eğitimini Adobe’nin sertifikalı eğitmenleri ile veriyoruz. Ürünün kullanılması kadar, doğru kullanılmasını da istiyoruz. 



Bu ürünle ilgili tamamlayıcı nitelikte olan başka ürün veya çözümlerden kısaca bahsedebilir misiniz?
 Creative Suite ürün gamında bulunana her ürünün bağlantılı/ tamamlayıcı bir çok 3. Parti yazılım ve/veya donanım bulunuyor. Design, web ve video için bunlar en az CS5 özellikleri kadar fazla. Birer örnek vermek gerekirse
Design: Pen tabletler
Web: Omniture gibi web servisleri
Production: Özel ekran kartları 



Ürün hakkında daha detaylı bilgilere nereden erişilebilir?
 www.medyasoft.com.tr ve adobe.com/tr



Ürün hakkında son olarak eklemek istediğiniz noktalar var mı?
 Eklerim, ama son olmasın :) Özellikle buradan Photoshop sevenlere selamlarımı iletiyorum.

 8

// temmuz 10


PROFİL Cüneyt Tonguç

CÜNEYT TONGUÇ Dikkatli, hızlı ve sabırlı Medyasoft’un dinamik ve genç yapısına tamamen uygun, hareketli, zengin yaşam tarzıyla insanı büyüleyen şirketin Pazarlama Müdürü Cüneyt Tonguç’la güneşli bir İstanbul gününde adrenalin yüklü hobilerinden ve bir başarı öyküsü olan kariyerinden konuştuk. yazı: behice özden p.

1972, İzmir Karşıyaka doğumlu Cüneyt Tonguç. Tüm Karşıyakalılar gibi O da İzmir’in ardından daha coşkulu ve baskın bir ses tonuyla söylüyor Karşıyaka’yı. Babasının da mezun olduğu İzmir Atatürk Lisesi’ni, okulun 100. yılında bitirmesinin ardından gelenek olduğu üzere İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde alıyor soluğu. “Zaten her İzmir Atatürk Lisesi mezunu gibi benim de karşımda iki ihtimal vardı; ya İTÜ ya da Boğaziçi Üniversitesi’ne girecektim” diyor İstanbul macerasının nasıl başladığını anlatırken. Sakın bu cümleye aldanıp

da kaderci, yaşamını ihtimaller üzerine kuran bir yapısı olduğunu zannetmeyin. Bilakis, anlattıkça neden Medyasoft’un pazarlamasını O’na teslim ettiğini çok iyi anlıyorsunuz. Hayatın getirilerine tamamen açık, koşulları lehine çevirmede oldukça başarılı bir yönetici profiliyle karşı karşıyayız.

BİLİŞİM DÜNYASINA GİRİŞ Üniversiteden mezun olur olmaz Alman ortaklı bir şirkette Elektrik Departman Müdürü olarak göreve başlayan Cüneyt Bey, dinamik ve uluslararası bir şirkette çalışmanın

kendisine çok şey kattığını belirtiyor. “Hem mühendislik hem de yöneticilik anlamında bir okul gibiydi” dediği bu şirkette tam altı yıl çalışmış. Yurtiçi üretim ve ar-ge faaliyetlerinin yanı sıra yurtdışına gönderilen makineler için teknologluk hizmeti veren Tonguç bu sayede Vietnam, Güney Afrika, İspanya gibi yerlerde görev almış. “Satışla ilk tanışmam İngilizlerin bir makinesini portföyümüze katmamız ve şirketimizde herkesin Almanca bilmesinden dolayı satış turuna benim çıkmak zorunda kalmam ile başladı. İş hayatımdaki çoklu görev yüklenme misyonuma bu yeni görevi de eklemiş oldum. İlk satışımı Sabancı temmuz 10 //

9


Holding’in bir firmasına yaptım. Bundan sonra gerisi geldi. Altı yıl önce kırk kişilik bir şirketken, ayrılırken 330 kişi bıraktım arkamda.” Tekstil sektöründeki çalışmalarının yeterli olduğunu düşünen ve kendini farklı bir alanda geliştirmek isteyen Cüneyt Bey aşina olduğu bilişim sektörüne adımını 1999 yılında Çukurova Grubun’a girerek atmış. Grubun parlayan yıldızı Turkcell’de katma değerli servisler departmanında çalışmaya başlamış. “O yıllarda şimdiki gibi zengin içerik yoktu. Daha çok sms tabanlı hizmetler veriliyordu” diyen Tonguç, şirketin 1 yıl sonra kurduğu satış pazarlama şirketi Corbuss‘da görev almış. Gsm tarafında kurumsal satış, teknik kısımda ise hem indoor coverage (bina içi kapsama) hem de uydu operasyonları tarafında görev almış. “Üç ayrı şapkam vardı. Biraz yorucuydu ama bir o kadar keyifli ve öğreticiydi” şeklinde tanımlıyor o günleri. Ardından yine Çukurova Grubu’na bağlı Superonline’a transfer olmuş. Neden diye soruyoruz Tonguç’a “Bilişim teknolojilerinde IP tarafını öğrenmek istiyordum. Fırsat çıkınca değerlendirdim” diyor.

SANKİ PAZARLAMA İÇİN DOĞMUŞ 2001, yılında bildiğiniz futbolcu transferleri gibi geçtiği Superonline’da beş yıl boyunca, Uydu Servisleri Müdürü, Proje Müdürü, Kanal Satış Müdürü gibi çeşitli görevlerde bulunmuş ve son olarak da Marmara Bölgesi Kurumsal Satış Direktörü olarak çalışmış. 24 kişilik bir ekiple çalışırken Çukurova Grubu’nun geçirdiği zorlu yıllar olması sebebiyle kriz yönetimini de katmış tecrübe hanesine. Ayrıca Yapı Kredi Bankası’nın alt yapı işletmeciliğini Superonline’nın üstlenmesiyle, bir bankayla, internet servis sağlayıcı 10

// temmuz 10

şirketin birleşmesi gibi örneğinin sadece İtalya ve Yunanistan’da görüldüğü bir başarı hikayesini de yanına katarak kendi işini yapma hayaline doğru yola koyulmuş. Fakat kısa sürede Türkiye ekonomisinin buna çok uygun olmadığını anlamış ve bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Kont Bilişim Teknolojileri’ne varmış. İşte bu noktada Elektrik Elektronik Mühendisi olan Cüneyt Tonguç’un karşısına sürekli olarak satış ve pazarlamanın çıkmış olması, sizi bilmiyorum ama beni şaşırttı. Nedir? Dinlerken, misyonu bu galiba diye düşünmeden edemedim. “Aslında Kurumsal Satış Departmanı kurmak üzere yola çıkmıştık ancak firmanın iç süreçlerinin uzaması nedeniyle, onlar için daha acil olan markalı ürünler pazarlama müdürü pozisyonunu önerdiler. Böylece, kampanya kurguları, basılı materyaller, medya planlama, tedarikçi yönetimi, zincir mağaza işleyişi gibi kavramlar iş hayatımın tam ortasında yer aldı. iki yıl boyunca hem yeni trendlere göre markaları ve ürünlerini konumlandırıp hem de pazarlama faaliyetlerini yönettikten sonra bu sektörde misyonumu tamamladığıma karar verdim ve el sıkışarak yolları ayırdım ve ailemle keyifli bir tatile yelken açtım” Tatil zamanında da boş durmayan Cüneyt Bey uzun zamandır gözlemlediği ama deneyimleme fırsatı bulamadığı internet marketing ile araştırmalar


PROFİL Cüneyt Tonguç yapıp belirlediği alanlarda kampanyalar üretmiş. Hatta para bile kazanmış. “O zamanki yoğun araştırmalarım ve deneyimlerimi Medyasoft için kullanabiliyor olmak gerçekten keyifli” diyor. Cüneyt Bey’in birikiminde bir kişi daha fazla tatil yapamamış. Önceden görüştüğü Yıldız Holding’le bu kez grubun bilişim şirketlerinden Medyasoft ile görüşmelere başlamış. Hızla gelişen süreç sonunda mart ayında Medyasoft ile el sıkışmış. “İş hayatına gireli on yedi yıl olmuş. Bu süreçte bilgileri, tecrübeleri toplaya toplaya bugüne geldim.” Türkiye’de sevdiği işi yapan şanslı azınlıktan olup olmadığı sorusunu yönelttiğim Cüneyt Tonguç’tan “evet” yanıtını alıyorum. Satış ve IT üzerine geçmişinde yaptığı çalışmaların tümünü, pazarladığı ürünün kimyasını da çok iyi bildiği için bir avantaj olarak görüyor. Medyasoft’un yedi kişilik Pazarlama Departmanı’nı yöneten Cüneyt Tonguç, hem ürün yönetiminden hem de pazarlama faaliyetlerinden sorumlu olduğunu belirtiyor. Pazarlama tarafında sadece distrübütörü oldukları ürünler için değil, tüm

şirkete pazarlama hizmeti verdiklerini anlatıyor. “Üretilen kampanyalar, e-mailingler, afişler,etkinlikler, basılı materyaller gibi bir çok projeye destek veriyoruz. Şirket içi aktivitelerinin düzenlenmesinde İK departmanı ile birlikte çalışıyoruz. Yani piknik mi yapılacak, yarışmaya mı katılanacak, kart visit mi bastıralacak ya da dergiye ilan mı çıkılacak, bütün adresler bize çıkar… PR tarafında benimle beraber çalışan bir arkadaşım var. Ama diğer altı kişi ürün yöneticisi olarak konumlanıyor. Onlar da tedarikçiyle ilişkileri sağlıyorlar. Ürünün pazarda konumlanması ve karlılıklarıyla ilgileniyorlar. Aynı zamanda hem iç müşterimize (şirket çalışanlarına) hem dış müşterimize eğitim vermekle de yükümlüler. Sattığımız ürünler niş ürünler olduğu için müşteri ziyaretlerine ürün yöneticilerini de dahil edip workshoplar düzenliyoruz. Onun için işinde deneyimli insanlarla çalışmamız gerekiyor. Bu konuda şanslıyım çünkü hem genç hem de deneyimli bir ekibim var. İşlerini iyi takip ediyorlar ve hızlı hareket edebilmemizi sağlıyorlar... Ajans tarafında da alanında başarılı

“Başarı, beraber çalıştığınız kurumların işinde iyi olmasından kaynaklanır. Ekip işi bu. O zincirin halkalarından biri eksik olursa olmaz. Bireysel başarı bir yere kadar, takım çalışması olmadığı sürece bir şeyler eksik kalır.”

temmuz 10 //

11


firmalarla çalışıyorum. Bu gerçekten çok önemli. Medyasoft’a gireli çok kısa bir süre olmasına rağmen bu sürede iki lansman geçirdim. Biri Photoshop CS5‘in lansmanı diğeri de Autodesk’in lansmanıydı. Özellikle çok kısa bir süre içerisinde Adobe lansmanına hazırlanmamız gerekti. Amerika’daki CS5 lansmanından kırk sekiz saat sonra, Türkiye lansmanını başarıyla gerçekleştirdik. 630 kişilik bir katılım oldu. Hem sunum, hem içerik hem de görsellik açısından değerlendirildiğinde bulunduğumuz bölge içinde en iyi lansman seçildi. Bu başarı beraber çalıştığımız ajansların profesyonel ve takım çalışmasına yatkın olmaları sayesinde gerçekleşti. Ben takım çalışmasının gücüne ve başarısına inananlardanım.” Kısa sürede bu kadar çok iş çıkardığı ve başarı elde ettiği Medyasoft’u değerlendirmesini istediğim 12

// temmuz 10

Tonguç’un cevabı çok net: “Medyasoft hızlı büyüyen başarılı bir şirket. Geçen yıla göre hem cirosunu hem de kadrosunu %100 arttırdı. Bilişim 500‘de aldığı ödülü bu yıl tekrarladı. Medyasoft’un kurumsal pazarda büyüme hedefi IBM’in arkasından SAP, Novell ve Ariba gibi kurumsal distrübütörlükler almasıyla kurumsal çözümlerde iddalı olduğunu ortaya koydu. Diğer yandan yasal olmayan yazılım kullanım oranı yüksek olan bir ülkede binlerce dolar değerindeki değerli yazılımları da başarı ile satabiliyoruz. Donanımlı bayi ağımız, yetkin çalışanlarımız ve Medyasoft’a duyulan güven sayesinde bu başarıyı elde edebiliyoruz.

“EKİBİME LAF SÖYLETMEM AMA…” Bildiğiniz gibi bir yöneticinin gittiği yere ekibini götürmesi adettendir.

Üst ve alt kademeye karşı çalışanları dengede tutmak ise bir yöneticinin benimsenme payını belirler. Cüneyt Bey, anladığım kadarıyla tam aranılan türden bir yönetici. Ekibini, güven zemininde serbest bırakacak kadar yenilikçi ancak suistimallere yer vermeyecek kadar da disiplinli. İş dünyasında en çok korkulan ‘kendi ekibiyle gelmek’ konusunda ise bir o kadar esnek. “Genelde varolan ekiple uyum sağlayarak devam etmeyi uygun buluyorum. Elbette yöneticiler performansını bildiği iş arkadaşları ile çalışmayı tercih ediyor ama bu her zaman mümkün değil.” Hemen Medyasoft pazarlama ekibinin çok şanslı olduğunu düşünüyorum ki, Tonguç samimi itiraflarda bulunuyor. “İşe başladığımda Medyasoft’ta benden önce Pazarlama Müdürlüğü kadrosunda uzun süreli bir boşluk vardı. Çalışanlar sizi tanımıyor, siz de onları tanımıyorsunuz. İşler ise hızlı


PROFİL Cüneyt Tonguç bir şekilde artarak birikiyordu… O dönemde ekibe alışmam ve işi yürütmem gerekti. Genç bir ekiple çalışırken onların bazı konularda gösterdikleri direnci kırmak çok kolay değil. Bu süreci sabırla geçirmek gerekiyor. Kol kırılır yen içinde kalır tarzındayım. Dışarıya karşı ekibimin savunucusuyum. Hata oluşmuş ve düzeltilmesi gerekiyorsa kızmak yerine yardımcı olurum. Benim için önemli olan hatadan ders çıkarabilmek ve tekrarlanmaması için önlemi almak. Sözümü esirgemem ancak eleştirinin yapıcı olmasına dikkat ederim.

UÇLARDA GEZİNMEYİ SEVEN BİR MACERAPEREST On dört yıldır bilfiil motosiklet kullanan Cüneyt Bey motor tutkusunu “motor benim için bir yerde yaşam tarzı oldu” diye açıklıyor. İşe dahi motosikletiyle gidip geliyor ve eğer ailesiyle gitmiyorsa uzun yollarda da motosikleti tercih ediyor. Hatta henüz çocukları yokken, eşiyle beraber 35 bin gibi hatırı sayılı bir km yapıyorlar yollarda. Motosikletin kesinlikle daha ekonomik bir araç olduğunu ve uzun yolda otomobilden çok daha güvenli bulduğunu belirtmeden de geçemiyor. Motoruyla olan ilişkisini yüzünde muzur bir tebessümle “yazlık motosikletçi değilim” diye bir motorcu sözüyle açıklıyor. Bu arada iki çocuktan sonra öyle motorunu bir tarafa kaldırdığını falan da zannetmeyin. Çocuklardan sonra sadece emniyete biraz daha düşkün hale gelmiş o kadar. Yoksa Saros’da bulunan yazlıklarına hafta sonları yine motoruyla gidip geliyor. Yazlığın neden Saros’da olduğu ise ayrı bir hobi konusu. Cüneyt Bey’in profilini okurken en çok burada eğleneceksiniz. Şöyle ki, denize olan tutkusu ile başladığı dalış hobisinde 3 yıldız balık adam mertebesine kadar çıkıyor. Deniz canlılarını

fotoğraflamayı da amatör olarak sürdüren Cüneyt Bey, Saros Kömür Limanı’na eşiyle birlikte gittiği dalış aktivitesini sürdürebilmek için bir ev almaya karar veriyor. Dalışa gitmek için küçük bir tekne derken bu kadar harcamaya bahane bulmanın yolu yine balıktan geçer diyerek zıpkınla balık avcılığını da bir yandan sürdürüyor. Ahtopot salatası, balık ızgara, güzel deniz kokusu… Aileler, dostlar hayatından memnun. Kendimi tutamayarak hemen telaşla soruyorum “adam dövmeyi sevdiğiniz için mi gidip Aikido yapıyorsunuz?” Elbette bu soru karşılığında öncelikle gülüyor ve nazikçe yanlışımı düzeltiyor “aikido, bir dövüş sporu değil, savaş sanatı. Aikido sayesinde zihin dinginliğinizi sağlayabilirsiniz. Sinirinizi kontrol edebilir ve sadece bu birkaç özelliği tüm yaşamınızda etkin bir şekilde kullanıp fayda sağlayabilirsiniz”. Bu sporda artık yeni başlayanlara eğitmenlik bile yapıyormuş. Ama bunun çok kolay olmadığını hemen vurguluyor. “Başta çok moral bozucu olur. Karşıdan baktığınızda kolay gözüken hareketleri bir türlü beceremezsiniz. Dilinizin dönmediği Japonca kelimeleri öğrenmek ise işkence gibidir. Ama saygı ve hoşgörünün egemen olduğu Dojo’da (Aikido çalışılan yer) her geçen gün kendinizi geliştirmeye devam edersiniz”. Aslına bakarsanız Cüneyt Bey’in ilgilendiği tüm hobiler, iş hayatı, yöneticiliği belli bir bütünlük içinde ilerliyor. Denizde zıpkınla balık avlarken ve Aikido yaparken sabrı ve zamanlamayı en büyük silahı olarak kullanıyor. Dalarken, sörf yaparken ve motosiklet kullanırken ise dikkat ve güvenliği, değişen koşullara uyum sağlayabilmeyi temmuz 10 //

13


yazı: Ömer Yurduan

ızdaki m ı r a l k k dar kula urtulamadıysa a k e n r k He Dünya sinden e n s e n a l e l e n z ze vuvu . kez dü ’nin İspanyası 9 1 l ı y da bu Bosque l e D a Kupası’n rdu. vu damga

ünya ENLENEN D Z Ü D U .’S 9 BU YIL 1 iyonluğuyla ya’nın şamp n a p İs lamı sı a p Ku ık hiçbir an rt a n zı a y e v vrupa sonuçlandı Kupası ve A a y n ü D ı. d kalma lendiği her sının düzen şampiyona ır. Futbol ile ir heyecand b lı rk fa z a y , hele bir de alkımız için h n a lk a k p tıldıysa yatı rnuvaya ka tu ız ım ım k adığız her milli ta ize, katılam m fi y e k in y takım değme “kanka bizim n te za a d a nardık, turnuvad sin final oy e k a ls o a d bu turnuva m” diyerek iyi oğlumm n e i’d ss e M bitiririz. Arda r turnuvayı tu u v a i iz kendim dan sonra p maçların ru g le ik ll Öze ma bu r oynandı a ran ne güzel maçla mgasını vu a d a ’n sı a p , Dünya Ku ne Ronaldo iltere maçı, g n -İ a y n a Alm mpiyon na, ne de şa pasının ne Marado 0 Dünya Ku 1 0 2 ı, d y a İspany pot Paul. ı vardı: Ahta ız d ıl y ilenen ir b k te futbolla ilg ri e b n a d n Doğduğu a Ahtapot l olurda bir sı a n k ra la ımı çok biri o anlamadığ n a ld o tb fu kadar

14

// temmuz 10

ı etüt sorguladım, saatlerce maçlar zken ma edip iki kuruş para kazana apot’u futbol’un F’sini bilmeyenler Aht andı. dinleyerek milyon dolarlar kaz ne önü t’un apo Neymiş efendim Aht n, şsu rmu iki tane akvaryum koyuyo n ımı tak içine de midyenin üstüne iki un da bayraklarını sarıp atıyormuşs çı kimin ma p dırı dal ı kollarını bacakların lık… ma saç ş, kazanacağını biliyormu Aslında maçlardaki muhteşem bizim yorumlarıyla Ömer Üründül de gol yıldızımız oldu!!!! “İki takımda r eğe r, bite r abe atmazsa maç ber ı atıc yar i kaçmasaydı goldü” gib bile yorumlarıyla vuvuzela sesini rimizde bastırmayı başararak gönülle


GÜNCEL gözükürken, Uruguay, Şili ve Gana da ilk turun sürprizlerini yaptı diyebiliriz.

bir kez daha taht kurdu. Vuvuzela demişken, bu muhteşem(!) aletin icadı Freddie Maake’yi de Sayın Üründül gibi sevgi ve saygıyla anmadan geçmek istemiyorum. Yüce Rabbim ligimizi vuvuzeladan korusun. Bu kadar geyikten sonra futbol hakkında konuşsak fena olmaz aslında, işin futbol boyutuna girince de ilk önce hakemlere değinmeden geçemeyeceğim; ne yazık ki çoğu maçta maçın önüne geçmeyi başardılar, hatta öyle hatalar yaptılar ki muhtemelen ligimizde bu sene kimse hakemler hakkında bu sefer gerçekten konuşmak istemeyecek. Gözünü sevdiğim Türk hakemleri, yaptığımız her eleştiri için hepinizden tek tek özür dilerim. Grup maçlarına bakarsak aslında turnuva çok da zevkli başlamadı, Grupların ilk maçlarında herkes birbirini ölçtü biçti, futbol oynamaktan çok oynatmamayı hedefledi, buna ters futbol oynayan bir tek Almanya vardı, en büyük sürpriz de İsviçre’nin son Avrupa şampiyonu İspanyayı mağlup etmesi oldu, tabi ki bu sırada hala vuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuuu sesine alışmaya çalışıyorduk ve Ahtapot Efendi henüz meşhur olmamıştı. İkinci ve üçüncü maçlarda kazanması gerekenler genelde kazandı, hakikaten takımların hepsi 2. Tura çıkarken, İtalya ile Fransa rezil olarak evlerine döndüler. Zaten normal şartlarda Fransa’nın Dünya Kupasına katılmasının bile mucize olduğunu düşünürsek aldıkları 1 puan bile büyük bir başarı sayılabilir.

Hakemler ne yazık ki çoğu maçta maçın önüne geçmeyi başardılar, hatta öyle hatalar yaptılar ki muhtemelen ligimizde bu sene kimse hakemler hakkında bu sefer gerçekten konuşmak istemeyecek.

2. tur maçlarına gelince herkes biraz daha dünya kupasında olduğunu hatırlayınca daha kaliteli maçlar ortaya çıkmaya başladı. Erken final diye adlandırılan İngiltere-Almanya maçında Almanya İngiltere’yi yenmekten beter etti hatta öyle yendi ki, İngiltere’nin güme giden golü hakkında bile yorum yapılamadı ve sonuç olarak İngiltere de Fransa ve İtalya’dan sonra hakettiği yere, evine geri dönmüş oldu. 2. tur maçlarında favoriler yine bir üst tura geçmeyi başarırken çeyrek finalde yine dev bir eşleşme vardı, Messili, Maradonalı Arjantin, Almanya’yı durdurabilecek miydi? Hollanda Brezilya’dan 1998 Dünya kupasının rövanşını alabilecek miydi? Yarı finaldeki sürpriz takım Uruguay mı Gana mı olacaktı? Çeyrek finaller bu sorularla başlarken en güzel cevabı yine sahada Almanya verdi, İngiltere’yi 4’ledikten sonra Arjantin’e de aynı tarifeyi uygulayarak herkese gözdağı verirken, Almanya’nın yarı finaldeki rakibini belirleyeceği İspanya Paraguay maçını, İspanya biraz hakem biraz da şansının yardımıyla bir önceki turda olduğu gibi yine 1-0 kazandı ve yine erken final olarak adlandırılacak bir maçta Almanya ile eşleşti. Çeyrek finalin diğer maçlarında ise aslında üzerinde çok fazla konuşmak istemediğim, acılarımın depreştiği

Grup maçları sonucunda oynadıkları futbola bakıldığında Almanya ve Arjantin en iyi ekipler olarak

Altın 11

S. Ramos C. Puyol

Casiilas

P. Mertesacker T. Muller

B. Schweinsteiger

G . V. Bronckhorst

W. Sneijder

D. Forlan

A. Inniesta D. Villa

temmuz 10 //

15


GÜNCEL

Vuvuzelasıyla, hakemleriyle, ahtapotuyla, jabulani isimli ilginç topuyla bu dünya kupası da unutulmazlar arsında yerini aldı. Bir kez daha gördük ki ne yazık günümüz futbolunda asıl amaç gol yememek olmuş, savunması güçlü olan takımlar her zaman için bir adım daha öne çıkıyor.

maçta Hollanda Brezilya’yı geçmeyi başararak (nasıl, neden, niçin hiç bir fikrim yok) adını yarı finale yazdırdı ve biz Brezilya severleri maddi manevi çok büyük bir yıkıma uğrattı, bu maçı daha fazla irdeleyip hüzünlenmeye gerek yok. Şüphesiz turnuvanın en güzel maçını iki sürpriz takım (UruguayGana) arasındaki maçtı, iki takımında yarı finali sonuna kadar hakettiği maçı Uruguay – Gana’yı penaltılarda geçerek yarı finale adını yazdırdı ama maçın 120. dakikasında yaşananlar bu maçı bir dünya kupası klasiği haline getirdi. 120. dakikada kaleye girmekten olan topu eliyle çıkaran Suarez penaltı yapıp kırmızı kart görürken, çok küçük bir ihtimal de olsa takımına bir umut sağladı. Penaltıyı gole çevirse yarı finale çıkararak Dünya Kupalarında en başarılı Afrika takımı olma şansını yakalayan

Gana penaltıyı kaçırıp bu büyük fırsatı teperken, penaltılarla da elenip turnuvaya veda etti. Turnuva boyunca ki, 3. final ağırlığındaki maçı Almanya kaldıramayıp son Avrupa şampiyonu İspanyaya 1-0 yenilerek, çok iyi performans sergilediği dünya kupasında final oynama şansını yakalayamadı. Maçı tek olarak yorumlarsak İspanya finali kesinlikle haketti ama turnuva geneline bakılırsa Almanya’nın bu kupada final oynayamaması gerçekten büyük talihsizlikti. İspanya ise grup maçlarından sonra yaptığı tüm maçları 1-0 kazanarak, ne kadar sağlam bir takım olduğunu kanıtladı ve adını finale yazdırıp turnuva başında otoritelerin İspanya burada kesin final oynar tezini de doğrulamış oldu. Diğer yarı final maçında da favori Hollanda Uruguay’ı zor da olsa 3-2 geçerek adını 3. kez finale yazdırırken, Uruguay ise gönüllerin şampiyonu oldu. Muhtemelen birçok kişi Forlanlı Uruguayı finalde görmek istiyordu ama nefesleri yetmedi. Hepimiz daha farklı, heyecanlı, zevkli bir dünya kupası finali beklerken ne yazık ki hayal kırıklığına uğradık. İki takım da maç boyunca temkinli hata yapmamak için oynadı, zaman zaman yakaladıkları fırsatları değerlendiremeyip maçı uzatmaya götürdü. Herkesin penaltılara kalacağını düşündüğü sıralarda ise İspanya İnniesta’nın attığı golle tarihinde ilk kez Dünya Kupası kazanarak iki yıl önce kazandığı Avrupa şampiyonluğunun ardından çok büyük bir başarıya daha imza attı. Vuvuzelasıyla, hakemleriyle, ahtapotuyla, jabulani isimli ilginç topuyla bu dünya kupası da unutulmazlar arsında yerini aldı. Bir kez daha gördük ki ne yazık günümüz futbolunda asıl amaç gol yememek olmuş, savunması güçlü olan takımlar her zaman için bir adım daha öne çıkıyor, Brezilya’nın bile savunma ağırlıklı futbol oynadığını düşünürsek üzülerek bu futbolu kabullenmekten başka çaremiz kalmıyor.

16

// temmuz 10


POP SOHBET Varol Yaşaroğlu

Varol Yaşaroğlu

Bilgisayar dünyasında usta bir çizer taj:

r röpo

zden

ce ö behi

p.

Herkes tarafından beğeniyle izlenen Koca Kafalar’ın yaratıcısı, yenilikçi, sıkı bir teknoloji kullanıcısı usta mizahçı Varol Yaşaroğlu’yla projelerinden, bilişim dünyasına bakışına kadar bir çok konu hakkında sohbet ettik. Ama en çok güldük.

temmuz 10 //

17


TEKNOLOJİNİN SUNDUĞU imkanları sonuna kadar kullanarak, yarattığı harika dünyaları insanlarla paylaşan bir çizer, usta bir mizahçı Varol Yaşaroğlu. Zaten Kanal D’de, zamanında beğeniyle izlenen Grafi2000.comedy’nin sloganı da ‘bilgisayar dünyasıyla mizah dünyasını birleştiren program’dı. Türk televizyon tarihinde flash animasyonu broadcast kalitesinde televizyonda kullanan ilk programdı. Bu sloganı artık, imza attığı işler nedeniyle Grafi2000 Ajansı için kullanırsak çok yanlış olmaz sanırım. Hepimiz tarafından büyük beğeniyle takip edilen ve gündemin nabzını gülümseyerek tutan Koca Kafalar’ın yaratıcısı Varol Yaşaroğlu’yla tüm bunları ve bilişim dünyasını konuştuk.

Matematik ağırlıklı bir bölüme girmiş oldum. Matematiği, fiziği zaten seviyordum. Özellikle fizik dersinden okul sayesinde çok keyif almaya başladım. Daha doğrusu ben düşük puanlı bir yere girip ardından güzel sanatlar sınavlarına girmek istiyordum. Burayı kazanınca iyi okul dediler. Ben de üstelik dört yıl gibi bir sürede okulu bitirdim. Ardından İstanbul Üniversitesi’nde Para Banka masterı yaptım. Eskişehir’e de animasyon üzerine doktora yapmak üzere gittim. Karikatürün bir uzantısı olarak gördüğüm için. Ancak o yıllarda yasal zorunluluktan ötürü, başka bir üniversiteden öğrenci kabul edemiyorlardı. Bir yıl sonra onlar ‘gel’ dediler ama benim iş güç başlamıştı. O yüzden gidemedim.

İTÜ İnşaat Mühendisliği’nden üstelik master da yaptıktan sonra karikatüre nasıl geçtiniz? İşim benim için bir tutku. Çok klasik olacak ama beş yaşımdan beri çiziyorum. Zaten bu küçük yaşlarda başlar. Pembe Panter’e hayrandım. Defterlere, ders kitaplarının arasına, boş bulduğum her yere Pembe Panter çizerdim. Öyle başladı. İTÜ’yü kazanırken de aslında ben inşaatı mimarlıkla karıştırdım. Çizim falan yaparım diye düşünüyordum.

Pembe Panter’i bugünkü çizimlerinizde görebiliyor muyuz? Eski yıllara bir selam var mı? Evet selamım gidiyor. Şöyle naïf bir durum var: Küçükken çizgi film izlerken kendi kendime söz verirdim ‘bak oğlum büyüyünce sakın bu zevki unutma. Çizgi filmlerde ayrı güzellikte bir dünya var, büyükler bunu bilmiyorlar… Sen de sakın büyüyünce onlar gibi olup izlememezlik yapma’ diye sürekli kendime söylerdim. Bir yere girdiğimde önce görsel objeler dikkatimi çekiyor. Görsellik, görselleştirme çok önemli hayatımda. Küçüklüğümdeki o ruhu hala yaşattığıma inanıyorum. Çünkü mesela ipad siparişi verdim geldiğinde dünyalar benim oldu. Çünkü severek takip ettiğim çizgi romanların hepsine ipad’de inanılmaz güzel bir görsellikte ulaşabileceğimi gördüm. Saatlerce çizgi romanların karelerine zoom yapıp inceliyorum. Mesela kimisi son model araba alınca havalara uçar, kimisi tüm dünya şehirlerini gezdiğinde. Ben ise ipad’den çizgi roman okuduğumda☺ Onlara saatlerce bakabilirim. O çizgi dünyasının içinde kayboluyorum. Bu beni çok mutlu eden bir şey. Sevdiğiniz işi yapınca da dünyanın en mutlu insanı oluyorsunuz. Sonuçta Grafi2000 bir prodüksiyon şirketi. Değişik işler yapmak zorundasınız. Ama ben çizgim dışında bir iş yapmamaya dikkat ediyorum. Koca Kafalar da aslında bir animasyon projesi.

Pembe Panter’e hayrandım. Defterlere, ders kitaplarının arasına, boş bulduğum her yere Pembe Panter çizerdim.”

18

// temmuz 10

Sonuçta yaptığımız işler hep birbirinin uzantısı grafik işler. Hangi gazetelerde, dergilerde ve televizyon dizilerinde yer aldınız? İlk televizyon deneyimim Kanal D’de Alkışlar program ile başladı. Ardından Beyaz Show’de metin yazarlığı yaptık.. İlk profesyonel çizerliğim de Güneş Gazetesi’nde başladı. Okulu bitirir bitirmez Güneş Gazetesi’ne girdim. Gazetede habere bağımlı karikatürler (vinyet)çizmeye başladım. İdealisttim tabi o zaman da. Normalde bu vinyete baktığınızda haberi okumazsanız, onu başlı başına bir karikatür olarak algılamanız güçtür. Ben “vinyet hem habere bağımlı olsun ama aynı zamanda tek başına da bir karikatür olarak algılansın” idealinin peşine düştüm. O dönem bu tür denemeler yapılmıyordu. Ama bunun şöyle bir faydası oldu. Gazete kapandı, İzmir’e döndüm ben. İnşaatlarda mühendislik yapmaya başladım. Zevk almıyordum tabi. Sonra bir telefon geldi bir gün. O dönem çok ses getiren Plastip Show’un yaratıcısı Cihat Hazardağlı aradı. Ekonomist Dergisi için “Ben dergide yerime çizecek birini arıyorum. Amerika’dayken senin Güneş Gazetesi’ndeki karikatürlerini takip ettim. İyi ve kaliteli çiziyorsun bence sen gelmelisin benim yerime” dedi. Bu arada hiç tanışmıyorduk. Onca zaman idealist olarak yaptığım şeyin faydasını görmeye başlamıştım. O telefon hayatımı değiştirdi. Sonuçta İzmir’de başka şeylere yönelmiş de olabilirdim. Sonrasında Plastip Show’a da destek verdim. Cihat’ın bende gerçekten çok büyük bir etkisi oldu. Üniversiteden çıkınca neyin ne olduğunu bilmezsiniz. Gençsinizdir. Cihat o anlamda bana birçok şey ve çalışma disiplinini öğretti. Sonra Plastip Show’u beraber yazalım mı dedi. Olur dedim ben de. Hemen kuzenim Erdil Yaşaroğlu’nu ve arkadaşlarımı çağırdım. Ondan sonra aynı ekiple, Alkışlar programı başladı. O grupla sonra mizah metinleri yazmaya başladık televizyona. Örneğin Beyaz Show’un Köşe Bucak Gezmeyim bölümü bizim kalemimizden çıkıyordu. Bunlar tabi çok uzun zaman önce olan


POP SOHBET Varol Yaşaroğlu işler. Sonra grup dağıldı. Erdil dergiye yöneldi, bir arkadaşımız ajansa girdi. Ben de daha çok internet işlerine yöneldim. Grafi2000.com’u kurdum. Hep animasyon yapmak istiyordum. Grafi2000.com öyle kuruldu. Animasyon yapmak üzere yola çıktım. Bunu insanlarla paylaştım. Yaptığı işleri internette paylaşan başka insanlarla tanıştım. Bunlardan bir tanesi de Berk Tokay’dır. Namı diğer Flashberk. Şu an geldiğimiz noktada zaten Berk şirketimizin ortağı. Şirketimizin diğer ortağı da Koca Kafalar’da gönüllerde that kurmuş kardeşim Vural Yaşaroğlu. O da üstün oyunculuk yeteneği ile Koca Kafalar’I çok güzel ve farklı noktalara taşıdı. Grafi2000.com 1999 sonu 2000 gibi oluştu. Adını da oradan aldı. Herkes 2001 olacak mı diye espriler yaptı. Yok, 3000’e gelince değiştireceğiz dedik. Site hep kendi içeriğimizle varoldu. Grafi2000.com benim, Berk’in, Onur,un yaptığı animasyonlardan, Vural’ın kısa filmlerinden vs. oluştu. Türkiye’de biz ilk öncüleriyiz zaten bu işin. Sonra TV’ye yöneldik. Koca Kafaları orda da yayınladık. Sonra bir dönem geldi, birçok paylaşım sitesi kuruldu. İzleyicilerin TV’de çektikleri yayınları internette yayınlamaları, kendi kendilerine içerik üreten siteleri zor duruma soktu. Grafi2000.com hala takip ediliyor ama eskisi gibi yüksek reklam gelirleri yok. Ama tabi işin ilginç yanı! Koca Kafalar birçok değişik paylaşım sitelerinde rekor izlenmelere imza atıyor. Grafi2000’i artık kurumsal bir site olarak düşünmeye başladık. Ve grafi2000productions.com adresinde ajans olarak yaptığımız işleri sergiliyoruz. Ajans olarak diyorum çünkü geldiğimiz noktada, etrafımdaki örneklerine bakarak kendimizi bir dijital reklam ajansı olarak konumlayabileceğimizi gördüm. Şu anda 18 kişilik bir ekibiz. Herkesin özel bir yeteneği var. Birbirimizi de geliştiriyoruz aslında. Bu bizi güzel noktalara götürüyor. Mesela bu sene bir dizi proje tasarımı da yaptık. Kanal D’de önümüzdeki sezon yayınlanacak. Ayakta kalmak için farklı şeyler de yapmak gerekiyor ama çizgimizden çıkmamak kaydıyla. Mesela sinema filmi de yapmak istiyoruz. Komik bir Animasyon sinema filmi niye olmasın?

İnternette bir site sizi gençlere en çok kapı açan kişi olarak tanımlamışlar. Kimisi zamanında çektiği acıları başkasının burnundan fitil fitil getiriyor. Ben bunun yanlış olduğunu bildiğim için ve aynı yollardan geçtiğim için böyle yapmamaya çalışıyorum. Genç insanlarla çalıştığımda daha ileri gittiğimi düşünüyorum. Şurası bir gerçek ki, dünyanın deviniminde gençler her zaman bir adım öndedir. Yeni kuşak daha ileridedir. Bunu biliyorum. Gençler idealist oluyorlar, sonuçta ben de öyleydim. Ama iş hayatının bazı gerçekleri de var. İnandıkları şeyler hayata geçmeyince ‘ya kapılar bize kapalı’ diyebiliyorlar. Bu anlamda tecrübeleremi onlarla paylaşıyorum. Sonuçta hiçbir şey çalışmadan olmuyor. Çok çalışmanız gerekiyor. Ayakta kalmanız için bu şart. Kapıları çok çalışarak kendiniz açacaksınız diyorum. Çekilmiş dünya kadar demo filmimiz var. Birinin aklına bir fikir geliyor hemen demosunu yapıyoruz. Fikri olan kişiye engel tanımıyorum. Beğenilirse ekip olarak güzel olduğuna karar veriyoruz. Beğenilmezse, özellikle TV’de genele beğendirmek zorunda olduklarını anlıyorlar. Çünkü biz Tv’de işlerimizi genelin beğenisine sunuyoruz. Açık olmak ileri götürüyor. Şu anda Türkiye’de temmuz 10 //

19


özel televizyon kanallarında animasyon işini televizyona satabilen bir tek biz varız diyebilirim. Çünkü yıllardır bu taşın altına elimizi soktuk. Koca Kafalar’ı televizyonda yayınlanabilir hale getirmek için, yılların deneyimiyle çok pratik hale dönüştürdük. Aksi halde yapamazdık. Biz de Animasyon yaparız yaparız diyenler bakıyorsunuz aradan 6 ay geçmiş, elde daha storyboard bile yok. TV böyle bir çalışma sistemini kaldırmıyor. Reklam sektörü ya da sinema için aylarca uğraşabilirsiniz ama günlük animasyon dizisi yapıyorsanız aylar süren bir çalışma lüksünüz yok. Çok çalışmayı ve teknolojiyi iyi kullanmayı göze alıp böyle bir taşın altına elinizi sokabilirsiniz. En çok hangi alanda çalışmaktan keyif alıyorsunuz? Hepsinden alıyorum aslında. Çoğu grafik tabanlı olduğu için… Her yeni iş beni çok fazla heyecanlandırıyor. Bir maymun iştahlılığım var. Varolan işe ekip devam ediyor ben başka yeni buluş için yola çıkıyorum. Yeni bir ürün ortaya çıktığı zaman dünyalar benim oluyor. Kendime çok farklı alanlar bulabiliyorum. Mesela sadece yalıtım üzerine bir mizah dergisi yapabiliyoruz. Ya da çevreci bir animasyon karakteri yaratıp, okullarda animasyon maceralarının izlendiğini ya da çizgi romanlarının okunduğunu görünce mutlu oluyorum. Çocukların ve gençlerin kafalarında yer edinebilmek için müthiş birşey. Şirketler kurumsal iç iletişim aktiviteleri için değişik çalışmalar istiyorlar onları da yapıyoruz. Hem komik, hem iğneleyici, hem de eğitici iç iletişim işleri yapıyoruz. Geçenlerde NTV Spor için yaptığımız tanıtıcı Koca Kafalar filmleri büyük ses getirdi. Bugünlerde geleneksel reklamcılığın öldüğü digital reklamcılığa geçildiği söyleniyor. Aslında Grafi2000 Prodüksiyon olarak dijital reklamcılığı zaten yıllardır yaptığımızı gördük. Bugün dijital reklam ajanslarının yaptıklarını ve şu anda yapmak istediklerini biz içgüdüsel olarak, yıllardır yapmışız zaten. Mesela Delete firması için 7 sene once internet animasyonu yaptık. 2 milyonun üzerindetekil izleyici kitlesine ulaştı. Yani bu animasyon ilk Türk viral reklamıydı. Madem sloganımız: “bilgisayar dünyası 20

// temmuz 10

ile mizah dünyasını birleştiriyoruz” Geriye kalan bunu sadece reklam ile birleştirmek. Yani yıllar öncesinden dijital bir reklam ajansı olarak yol almışız. Bu yapıyı sürdürmeyi de düşünüyorum günümüzde. Yaptığımız herhangi bir video 5 milyonun üzerinde izleniyor. Bu işi çok da iyi yapıyoruz. Televizyonun dışında reklam, iptv, 3g gibi ortamların bizim çok çabuk yeşerebileceğimiz alanlar olduğunu düşünüyoruim. Biz yolumuz hep kendimiz açıyoruz: Televizyon kanallarında 6-7 dakikalık Animasyon program yapıp, rating almak hayal olarak görünürdü. Ama biz Ana haber öncesi baba haber programını yaparak sezonun büyük bir bölümünde, rating listelerinde ilk 10’a girmeyi başardık. Koca Kafalar nasıl doğdu, bu kadar ilgi göreceğini tahmin ediyor muydunuz? Başından beri inanıyorduk. Bilgisayarda araştırma- geliştirme yoluyla ortaya çıktı. İlk videomuzu oluşturup, izledikten sonra burada yerlere yattık gülmekten. Koca Kafalar’a gerçekten çok gülüyorum. Önce internet ortamında izlenme rekorları kırdı. Ondan sonra TV’de rating savaşlarına girdi. Ama o sınavı da başarıyla atlattı. Bence Koca Kafalar ile Baba Haber Bülteni’nin çıkış noktası gündemi yakalamak. Amacımız sorunlara halk tarafından, sokaktaki insan tarafından bakabilmekti. Mizah dergilerinde kapak ve 1. ile 2. sayfalar gündeme ilişkindir. Ben de küçükken gündemi Gırgır’dan takip ediyordum. Küçükken gazete okumasanız da Gırgır dergisi’den gündemi takip edebiliyordunuz. Baba Haber’de de yapmak istediğimiz buydu. Günün mizahı özetini en etkin biçimde sunmak. Siz hiç kaleme kağıda dokunmadan tamamen bilgisayar üzerinde çizimler yapıyorsunuz. Eski bir çizersiniz, bu geçiş nasıl oldu? Romanlarını halen daktiloda yazmayı yeğleyen yazarlar olduğunu düşünürsek?.. Benim geçişim çok önceden oldu aslında. Tabii ben kağıtla çok haşır neşir oldum. Ama o günler yıllar öncesinde kaldı. Ekonomist Dergisi’ne girdiğimde hayatımı değiştiren bir insan da İsmail Türkmen


POP SOHBET Varol Yaşaroğlu oldu. Bilgisayarımı aldığım kişiydi. Bana “ya bir tane kalem var, kablosu var, bilgisayara bağlıyorsun, bilgisayarda serbest el çiziyorsun” dedi aldım, onunla başladım. Ardından hemen kablosuz dijital pad Wacom tablet önerdi. Onu da aldım. Sonra dedi ki “sen gazeteye gidip çiziyorsun BBS diye bir şey var onu kullan.” Tabi buraya kadar hala internet yok. BBS telefon hattı aracılığıyla iki bilgisayarın aynı anda birbirlerine bağlanması. Karikatürümü çizdim, BBS yoluyla dergiye gönderdim ve gitti inanamadım. Önce ona alışamadılar dergiye gel dediler. Sonrasında internet hızla yayılmaya başladı. Çizimleri e-maille yollayacağım deyince BBS’yle yolla internette neymiş demeye başladılar☺ Bahsettiğiniz kaygı bazı sanatçılar tarafından güdülüyor. Digital araçlar, sanatı öldürüyor diye. Ben öyle düşünmüyorum. Kullandığım dijital kalemi de bir araç olarak kullanıyorum. Ha tarama ucu ile çizmişim, ha aynı hassasiyette ve yine serbest elle çizmeme olanak sağlayan dijital kalem olsun, farketmez. Bu araçlarla yaptığınız işleri aksine daha da zenginleştiriyorsunuz. Teknoloji insan ergonomisine uyumlu olmak için elinden geleni yapıyor. Kağıda çizmemle bilgisayarda çalışmam arasında fark yok. Ben dijital kitapları (e-book, I-book) destekliyorum. Bodrumda birçok çizgi roman arşivim telef oldu gitti. Oysa ipad’imdeki çizgiroman arşivimi yıllarca saklayabilirim ve “arama” butonu ile istediğim arşiv sayısına anında ulaşabilirim. Her şey var da keşke böyle bir şey olsaydı dediğiniz bir icat, bir araç, bir program var mı? Aslında hayalini kurduğum çok şey var ama o kadar hızla gerçekleşiyor ki… Bir yıl önce hayal ettiğim zaten bir yıl sonra karşıma çıkıyor. Çok hızlı gelişiyor. Mesela haberim olmayan çok şey de olabilir. Binlerce bilgisayar programı var. Her gün burada arkadaşlarla yeni bir şey öğreniyoruz birbirimizden. Photoshop’da örneğin benim el yordamıyla yaptığım işi bir plugin sayesinde iki saniyede yapabiliyorlar. Adobe’nin tüm ürünlerini, değişik animasyon programlarını

kullanıyoruz. Animasyon, kurgu, efekt ve grafik tabanlı ürünler kullanılıyor burada. Sizi günlük hayatta en çok ne güldürüyor? İnternette dolaşan videolar beni güldürüyor. Mesela internette sıkça dolaşan Rüyanız hayrolsun hanım falan beni çok güldürüyor. Nereden besleniyorsunuz? Günlük hayattan. Hayata dair ne varsa oradan. Herkesin gördüklerinden. Gazete, dergi, TV, arkadaş. Sokağa çıktığınızda bir şeyden beslenmemeniz olanaksız zaten. İnternet diye bir şey var hayatımızda ve orada her şey var. Google’da yazıp da cevabınızı alamadığınız hiçbir şey yok. Bilgi ve mesaj bombardımanına tutulmuş durumdayız. Bunları elemek ve kalanı da mizahla yoğurmak kalıyor sadece.

Türkiye’de mizahın 10 yıl içinde geldiği nokta neresi? Mizah hep iyi bir yerdeydi Türkiye’de. Gırgır’la başlayan bir süreç var. Her seferinde yeni kuşak, yeni mizah anlayışını da beraberinde getirdi. Mizah evrim geçiriyor elbette. Eski dönemin espri anlayışıyla şimdiki aynı değil. Ben “Eskiden Gırgır vardı, o zaman müthişti” diyen birisi değilim. Ben “Eskiden Gırgır müthişti ama şimdi Uykusuz, Penguen müthiş” diyen birisiyim. Her şey değişir, özellikle mizah daha da hızlı. Eskiden Engin Ergönültaş, Hasan Kaçan ve diğer ustalarımıza kahkalarla gülerdik şimdi Uğur Gürsoy, Erdil Yaşaroğlu, Yiğit Özgür ve bunun gibi sayabileceğim birçok isime gülüyoruz. Koca Kafalar’a da çok gülüyorum. Mizah daha farklı yerlere de gidecek. Gelişen teknolojiler ile interaktif mizah da gelişecek diye düşünüyorum. temmuz 10 //

21


>> Tüm ortamlar için tasarım oluşturun ve sunun. Hikayenizi Adobe’nin tüm yaratıcı araçlarıyla anlatın. Projenizin baskı, web ve etkileşimli tasarım uygulamalarını kolayca bir arada yürütün. Onları video üretimine götürün ve çarpıcı hareketli grafikler ve efektler oluşturun. Verimliliğinizi daha da artırabilecek yeni Adobe CS Live çevrimiçi hizmetleriyle entegrasyondan yararlanın. Baştan sona harika çalışmalar tasarlayın, işbirliğinde verimliliği artırın ve çalışmalarınızı neredeyse her türlü ortamda sunun.

>> Müşteri profilleri >>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>> Web tasarımcıları: Web üretim sürecinin

Web uygulaması geliştiricileri: Web

arabirimlerinde çalışan web tasarımcıları. Genellikle, metin, görüntü, grafik ve video içeriklerini kompozisyonlara dönüştürürler ve web’de yayınlanması için nihai HTML, CSS ve JavaScript içerikleri haline getirecek geliştiricilere aktarırlar.

üretim sürecinin arka planında çalışan web uygulaması geliştiricileri. Bu geliştiriciler daha çok Flex gibi açık kaynak çerçeveleri kullanarak zengin Internet uygulamaları (RIA) ve etkileşimli içerikler oluşturmaya odaklanırlar. Normal iş akışları; görsel tasarım oluşturulması ve mizanpajların, görünümlerin ve davranışların kodlanmasının yanı sıra, veritabanları, web hizmetleri, API’ler ve de diğer veri kaynakları ve arka plan sistemleriyle çalışmalarından oluşur. Ayrıca, hata ayıklama süreçlerinin yanı sıra uygulamanın işlevsellik ve performans testleri de bu iş akışlarına dahildir.

Etkileşimli içerik tasarımcıları: Görsel olarak veya program kullanarak formdan bağımsız ve sürükleyici etkileşimli web içeriği ve deneyimleri oluşturan etkileşimli içerik tasarımcıları. Güçlü bir etki yaratmak amacıyla bu deneyimlerin birçoğu video içeriklerinden oluşur.

22

// temmuz 10


BÜYÜTEÇ Adobe CS5 master collection

Tasarımcılar Broşürler ve el ilanları, gazeteler, dergiler, pano reklamları, ambalajlar, web siteleri, tişörtler ve posterler için görsel öğeler üreten tasarımcılar. Bu tasarımcıların birçoğu tasarım oluşturmaya baskı işlerinde başlamış olsa da son yıllarda dijital ortamlar için de çalışmaya başlamışlardır. Tasarımcılar, genellikle tasarımdan nihai üretime kadar olan baskı projesi süreçlerinin tamamını rahat bir şekilde yönetirler ancak etkileşimli uygulamalar ve web siteleri gibi dijital ortamlarda üretim yapmak için web tasarımcıları, etkileşimli içerik tasarımcıları ve web geliştiricileriyle birlikte çalışmaları gerekir.

Hareketli grafik tasarımcıları ve görsel efekt (VFX) sanatçıları Profesyonel prodüksiyon değerine sahip kısa süreli video içerikleri yaratan hareketli grafik tasarımcıları ve görsel efekt sanatçıları. Hareketli grafik tasarımcıları, fikirleri iletmek ve duygulara hitap etmek için hareket ve ses kullanan reklamlar, televizyon yayını grafikleri, film başlıkları ve diğer içerikler yaratan animatör ve tasarımcılardır. VFX sanatçıları, uzun metrajlı film, TV programı ve reklamların görsel etkisini artırmak için 3B öğeleri, canlı görüntüleri ve sentetik öğeleri fotoğraf gerçekçiliğinde birleştiren animatör ve kompozitörlerdir.

Video editörleri Canlı çekim video görüntülerinden, durağan görüntülerden, ses ve müzikten çekici hikayeler oluşturan video editörleri. Projeler kısa süreli çalışmalardan (reklamlar ve kısa filmler) televizyon yayınları, canlı spor yayınları ve uzun metrajlı filmlere değişen bir yelpazededir.

>> Adobe Creative Suite 5 Master Collection’a yükseltmek için başlıca sebepler Kod yazmaya gerek kalmadan etkileşimli tasarım

YENİ

Çok yönlü etkileşimli içerikler tasarlayın ve yeni Flash Catalyst CS5’te kod yazmaya gerek kalmadan işlevsel arabirimler oluşturun. Benzersiz vizyonunuzu Flash Catalyst’i kullanarak etkileyici çevrimiçi deneyimlere dönüştürün ve sunuculara ve hizmetlere yeni işlevler ve entegrasyon eklemek için Flash Builder kullanan geliştiricilere kusursuz dosyalar teslim edin. YENİ Olağanüstü görüntü oluşturma ve düzenleme—Gerçekçi, doğal dokulu boyamayı keşfetmek için Photoshop CS5 Extended’daki Karıştırıcı Fırça ve Kıl Uçları özelliklerini kullanın. Adobe Repoussé teknolojisini kullanarak görüntülerinize boyut katın ve yeni Truer Edge seçim teknolojisiyle hassas doğrulukta görüntü seçimlerini daha hızlı ve kolay yapın.

Yenilikçi vektör çizimi ve boyama

YENİ

Illustrator CS5’teki yeni perspektif araçlarını kullanarak derinlik ve mesafeyi daha hızlı ve doğru temsil edin. Artık kontur kalınlığını, ok uçlarını ve tireleri tam olarak kontrol edebilirsiniz. Yeni Kıl Fırça’yı kullanarak suluboya, yağlıboya ve pastel boyaların etkileyici ifadesini vektörlerin düzenlenebilirliği ve ölçeklenebilirliğiyle birleştirin.

Sektör lideri performans geliştirmeleri GELİŞTİRİLMİŞ

Çeşitli performans geliştirmeleri sayesinde daha hızlı çalışın. Photoshop CS5 Extended’daki yeni GPU temmuz 10 //

23


BÜYÜTEÇ Adobe CS5 master collection hızlandırma görüntü kırpma, renk seçme ve fırçayla çalışmayı daha hızlı yapmanızı sağlar. Photoshop, After Effects CS5 ve Adobe Premiere Pro CS5’teki yerel 64 bit destek sayesinde yüksek çözünürlükte daha hızlı çalışın. Yeni Adobe Mercury Playback Engine, Adobe Premiere Pro’da efekt işleme ve oluşturmayı hızlandırıyor ve Adobe Dynamic Link artık çarpıcı şekilde daha hızlı.

Adobe CS Live çevrimiçi hizmetleriyle entegrasyon*

YENİ

>> Adobe Creative Suite 5 Master Collection şunları içermektedir: Adobe PhotoshopR CS5 Extended Adobe IllustratorR CS5 Adobe InDesignR CS5 Adobe AcrobatR 9 Pro Adobe FlashR CatalystTM CS5 Adobe Flash Professional CS5 Adobe Flash BuilderTM 4 Adobe DreamweaverR CS5 Adobe FireworksR CS5 Adobe ContributeR CS5 Adobe PremiereR Pro CS5 Adobe After EffectsR CS5 Adobe SoundboothR CS5 Adobe EncoreR CS5 Adobe OnLocationTM CS5

Tasarım geri bildirimi için Adobe CS Review, web sitelerini doğrulukla test etmek için Adobe BrowserLab, komut dosyaları geliştirmek için Adobe Story ve dünya çapında iletişimi kolaylaştırmak için Acrobat. com içeren yeni CS Live çevrimiçi hizmetleriyle entegrasyon sayesinde zaman alan etkinlikleri hızlandırın ve işbirliği içinde çalışın. CS Live çevrimiçi hizmetleri sınırlı bir süre için ücretsizdir—ayrıntılar için www.adobe. com/go/cslive adresini ziyaret edin.

Etkileyici hareketli grafikler ve son derece başarılı görsel efektler

YENİ

Adobe Bridge CS5 Adobe Device Central CS5 Adobe Dynamic Link

Devrim niteliğindeki yeni Adobe Roto Fırçası aracını kullanarak After Effects CS5’te ön plan öğelerini hızlı bir şekilde izole edin. Değişken genişlikli maske karıştırma özelliği ve yeni izlenebilir maskeler sayesinde birleştirme işlemini hızlandırın. Başlangıçtaki bağımsız animasyon karenizi otomatik olarak geçerli saate ayarlayan yeni Otomatik Animasyon düğmesini kullanarak animasyon oluşturmaya anında başlayın.

Yeni Adobe CS Live çevrimiçi hizmetleriyle entegrasyon

Etkileşimli belgeler ve sunumlar

İlave bileşenler:

24

// temmuz 10

YENİ

InDesign CS5’te etkileşim, hareket, ses

ve videoyla tamamlanmış unutulmaz belgeler ve sunumlar oluşturun. Kolayca animasyon oluşturmak için yeni hazır hareket ayarlarını kullanarak zengin ortamlarla sayfa mizanpajlarını geliştirin. İzleyicilerinizin ilgisini çekmek ve etkilenmelerini sağlamak için FLV ve MP3 ses dosyası aktarma desteğinden yararlanın.

Değişen web trendleri için destek GELİŞTİRİLMİŞ

Dreamweaver CS5’e eklenen yeni heyecan verici geliştirmelerle karmaşık web siteleri tasarlayın ve geliştirin. Dreamweaver kullanarak, Joomla!, Drupal ve WordPress dahil lider içerik yönetimi sistemleri için tam destekle dinamik web sitelerini daha kolay yaratın.

Sürükleyici etkileşimli tasarım ve sunum

YENİ

Adobe Flash Professional CS5’te birleştirilmiş karmaşık nesneleri akıcı bir şekilde canlandırın ve baskı kalitesinde etkileşimli tipografi oluşturun. Yeni bir Kemik aracı özelliği olan Hareket ile ters kinematik hareketinize kişilik katın. Yeni metin özellikleri arasında gelişmiş biçimlendirme kontrolleri vardır. Yeni XML desteği diğer Adobe ürünleriyle daha sıkı entegrasyon sağlar.

Küçük değişiklikler, büyük farklar GELİŞTİRİLMİŞ

Günlük işlerinizi standartlaştıran verimlilik geliştirmeleriyle daha kısa sürede daha çok iş yapın. Photoshop CS5’teki daha doğru kenar seçimi teknolojisi, Illustrator CS5’teki Şekil Oluşturucu aracı ve InDesign CS5’teki değişken boyutlu kalıp sayfaları gibi özelliklerle en sevdiğiniz araçlar daha da gelişiyor.


temmuz 10 //


TOLUNAY Pazarlama sanatında bir isim TOMRUK Autodesk Türkiye Genel Müdürü Tolunay Tomruk, işine tutkuyla bağlı, rahatlıkla “sevdiğim işi yaptığım için hiç emekli olmayacağım” diyebilen bir yönetici. Disiplini ve titizliğiyle insanı özendiren Tomruk’la Autodesk’in Türkiye pazarındaki yerinden, şiire olan sevgisine kadar bir çok konudan konuştuk. Bu arada başarılı pazarlamanın sırlarını almayı da ihmal etmedik. röportaj: behice özden p.

Bilkent Üniversitesi, Bilgisayar Teknolojileri’nden mezun olduktan sonra Bilgi Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisansı yapan ve ardından Microsoft Türkiye’de, Ürün Müdürlüğü, Telif Hakları Müdürlüğü, KOBI Pazarlama Müdürlüğü görevlerini başarıyla yürüten ve BSA Türkiye’nin Genel Koordinatörlüğünü de üstlenen, şu anda lider teknoloji firması Autodesk’in Türkiye Genel Müdürü olan Tolunay Tomruk’a sizler için, Autodesk’ten, pazarlama stratejilerine ve başarılı yöneticiliğin unsurlarına kadar sorular yönelttik. Çok daha fazlasını öğrendik.

Autodesk’ten bahsedelim öncelikli olarak. Sizinle birlikte neler değişti Autodesk’te? Autodesk, iki ve üç boyutlu mühendislik yazılımları konusunda lider teknoloji firması. Ülkemize ilk ürünümüz olan Autocad’den dolayı biliniyor. 25 senenin üzerinde geçmişi var. Temelde üç farklı alanda işler yapıyoruz. Bunlardan bir tanesi inşaatmimari-outdoor, bir tanesi endüstriyel makineler, endüstriyel tasarım, üçüncüsü de medya ve eğlence sektörü. 15 senedir animasyon bölümünde Oscar kazanan bütün filmler bizim teknolojilerimizle yapılıyor. Burası en güçlü olduğumuz alanlardan bir tanesi. Autodesk iş ortakları üzerinden çalışan bir teknoloji şirketi. Bunu çok önemsiyoruz. Çünkü her gittiğimiz pazarda 26

// temmuz 10

yerel bir şeyler yapıyor olmamız lazım. Son kullanıcıya hiç dokunmuyoruz ama bizim vasıtamızla yapılan binalar, üretilen otomobiller, masada gördüğünüz bardağın tasarımı bunların performans analizleri hepsi bizim yazılımlarımızla gerçekleşiyor. Yaklaşık üç sene önce Türkiye ofisimizi kurduk. Buradaki amaç yerel pazarı daha iyi anlayabilmek. Neler getirebiliriz, pazarı nasıl büyütebiliriz bunları anlamaktı. Krize rağmen ciddi oranlarda büyüyoruz. % 20’ye yakın büyüme gerçekleştirdik. Türkiye’de


VİZYONER Tolunay Tomruk

çok ciddi bir potansiyel var. Sadece inşaat alanında değil, 200.000’den fazla sanayi üretimi yapan firma var. Böyle baktığınızda 250.000’in üzerinde şirket bizim teknolojilerimizi şu anda kullanabilir. İspanya gibi, Portekiz gibi bir çok pazarın üzerine çıkma fırsatı var. Ortak sayımızı kontrollü bir şekilde arttırmaya çalışıyoruz. Zaten Medyasoft ile iş ortaklığımız da temelde bu yaygınlığı sağlayabilmek üzerine kurulu. Ben üç senedir Autodesk’te, yaklaşık on dokuz senedir de bu sektördeyim. Microsoft’ta çok farklı görevler aldım. Oradan göreceli daha ufak daha niş bir alanda faalliyet gösteren bir firmaya geçmek bir çok insan için büyük bir risk gibi görülebilir. Beni çok heyecanlandırdı. Bunun temel sebebi de fark yaratabilecek bir çok şey var. Yaygınlığın artması için çalışmalar yaptık. Medyasoft büyümemizde büyük katkı sağlayan iş ortaklarımızdan. Bunun yanısıra son iki buçuk senedir özellikle büyük müşterilerle iletişim kuracak özel bir ekip oluşturduk. Bugün hedefimiz beş yıl içinde üç kat büyümek. Bunu destekleyebilecek ekip, bunu destekleyebilecek iş ortakları gerekiyor. Artık bütün farklılıklar birlikte çalışmaya başladılar. Üç boyutlu dünya, farklı fikirlerin birarada çalışmasını ve farklı ekiplerin birarada çalışırken de gerçek dünyada nasıl bir performans göstereceğini öngörmenizi ve tasarımınızın, gerçek dünya tarafından nasıl algılanacağını, gerçekten pazar payı olup olmadığını analiz edebilmenizi sağlıyor. Bizim görevimiz de dünyada neler oluyor, bunları farklı sektördeki müşterilerimize anlatmak. Küresel rekabet çok vahşileşiyor. O yüzden de Türkiye’deki firmaların buna hazırlanması lazım. Bizim de teknoloji lideri olarak görevimiz onlara yardımcı olmak.

Sizden başarılı pazarlamanın sırrını öğrenebilir miyiz?

Pazarlamanın çok farklı alanlarda mutlaka yapılması gereken unsurları var. Bunlardan birincisi pazarı anlamak. Pazara göre teknolojinizi geliştirmek, anlatmak önemli. Müşterilerinizin alım gücünü ve neler yapabileceklerini iyi tartmamız lazım. Bu konuda Türkiye’de önemli çalışmalar yaptığımızı düşünüyorum. Geçtiğimiz bir buçuk yıl önce Türkiye’ye özel bir fiyatlandırma stratejisi geliştirdim. İş ortaklarımızın da bu ürünleri daha fazla taksitle satarak müşterilerinin alımını kolaylaştırmaya yönelttik. Müşterinin verdiği para ve aldığı verim oranını artırmanız gerekiyor. Alımı kolaylaştırmak da müşterinize ne kadar yakın olduğunuza bağlı. Mesela Casper’la bir projeye başladık yakın zamanda. Casper özellikle kobiler için bir bilgisayar segmenti geliştiriyor. Kobiler için donanımı kuvvetli bir bilgisayar hazırladılar ve bunların içine Autocat yüklediler. Çünkü özellikle Anadolu’da firmalar Aautodesk’i nereden alacaklarını bilmiyorlar. İlk defa zincir teknoloji mağazalarında ürünlerimizi satıyoruz. Müşteriye yakınlaştıkça müşterinin ihtiyacını giderdiği yerlerde bulundukça ve alımı kolaylaştırdıkça mutlaka iş yapıyorsunuz. Pazarlamının çok farklı unsurları var ama bizim Türkiye’de uyguladığımız ve fark yarattığımız temel unsurlar bunlar.

Kendi sitenizde ‘teknoloji dünyasında pazarlama savaşları’ diye bir başlık atmışsınız. Bu savaşta en önemli silah nedir? Siz hangi silahı kullanmayı tercih ediyorsunuz?

Ben üniversite öğrencileriyle bir arada olmayı çok seviyorum ve davet aldığım zaman koşa koşa gidiyorum. Konuşurken kullandığım temel bir iki konsept var. Benim strateji alanında sevdiğim kitap Savaş Sanatı’dır. İş dünyası için aynı derece geçerlidir oradaki stratejiler. İş dünyasında oradaki stratejileri uygularken teknoloji temmuz 10 //

27


Pazarlamada stratejinizi ne üzerine kuruyorsunuz?

olarak birinci önem inovasyon. Siz her zaman müşterinizin gelecekteki ihtiyaclarını bilip hazırlık yapmalısınız. İş dünyası çok kaygan bir zeminde bu nedenle liderliğinizi kaybedebilirsiniz kısa bir sürede. Şu anda birçok alanda lideriz ve bu liderliğin getirdiği sorumlulukların yanı sıra bir anlamda inovasyon yapmaya çalışıyoruz. Kimse bize sürdürebilir mimarlık yapmıyorsunuz diye sormadı bugüne kadar. Ama biz uzun yıllardır kendi altyapımızı buna hazırladık ve bir buçuk yıl önce iki şirket aldık. Binayı tasarladığınızda bu binanın karbon salınımı nasıl olacak, güneş enerjisinden nasıl yararlanabilirsiniz gibi maaliyetleri düşürebilecek hesaplamalar yapıyoruz. Baktığınızda bu çok yenilikçi bir yaklaşım. Buna ihtiyacımız var mı? Yok. Ama liderliğin getirdiği bir sorumluluk var. Kendi ürünlerinizi kendiniz saf dışı bırakmadığınız zaman başka birisi gelip sizi saf dışı bırakabiliyor. O yüzden de aslında teknoloji dünyası için en 28

// temmuz 10

önemli farklılaştırıcı özellik inovasyon. Önemli noktalardan biri de bunu yapacak gücünüz olup olmadığıdır. Birçok firmanın fikirsel olarak bunu yapacak yetkinliği olabilir ama yapacak finansal gücü yoktur. Autodesk finansal güç olarak da çok kuvvetli.

Siz kullanıcı olarak bir markada nelere dikkat ediyorsunuz?

Markanın temel unsurlarından bir tanesi zaten müşteriyle kültürel yakınlık. Kendinize yaşam tarzı olarak yakın bulduğunuz markaları kullanıyorsunuz genelde. Öncelikle ben biraz talepkar bir insanım. Beklentilerim yüksek. Mümkün olduğunca bu taleplerimi karşılayacak ürünleri tercih ediyorum. Biraz da tutucuyum galiba. Belli bir markayla mutlu olduktan sonra onu çok kolay değiştirmiyorum. Ama alışkanlıklarımı sürdürüyor olmam lazım. Mümkünse estetik de olursa bu ayrı bir keyif veriyor bana.

Pazarlamada farklı ürünler için farklı yöntemler var. Şu anda bir piramit olarak bakarsak, bugün piramidin üstü A, A Plus dediğimiz en üstteki kısım veya B’nin en üst kısımları teknolojik olarak gittikçe doygunlaşmaya başlıyor. Eskiden herkesin evinde bir bilgisayar olsun diye çalışılıyordu. Bundan 10 yıl önce ben Microsoft’ta çalışmaya başladığım ilk yıllarda içsel penetrasyonu arttırmaya çalışırdık çünkü evlerde bilgisayar yoktu. Şimdi o piramidin üst kısmındaki yerlerde evde bir bilgisayar olmasını bırakın bazen bir kişinin birden fazla bilgisayarı olabiliyor. Ama orta ve alt kısımlar halen büyük potansiyel taşıyor özellikle teknoloji için. Burada da yaygınlaştırmanız önemli. Yaygınlaştırırken de fiyat önemli. Müşteriye güven vermeniz lazım. Teknolojik ürünler özellikle orta ve altındaki segmentteki müşteriler için yabancı, riskli, ürktükleri bir konu. Maliyetlerinin uygun olması, alımı kolaylaştırıyor olmanız ve onların alım yaptığı yerden alıyor olmanız lazım. Çok enteresan, Türkiyenin önde gelen zincir mağazalarından bir tanesi bit pazarında satış yapmaya başladı. Bilgisayarın önceleri satıldığı yerleri düşünün, şimdi geldiği yerleri düşünün. Çünkü almak isteyen kitle farklı yerde. Daha fazla insana ulaşmamız lazım. O yüzden de şu anda Türkiye’deki strateji, yaygınlık üzerine, yaygınlığı artırmak üzerine olmalı. Çünkü en önemli talep oradan gelecek önümüzdeki günlerde. Aslında biraz daha uzun vadeli baktığınızda eğitim çok büyük önem arz ediyor. Biz hep genç nüfisumuz olduğundan bahsediyoruz. Bu insanları bir şekilde eğitimli olarak pazara çıkarmanız lazım. Şu anda gelişmiş ülkelerde yılda 500 bin tane mühendis yetişiyor. Gelişmekte olan ülkelerde yılda 1 buçuk milyon… On yıl içinde teknolojiye veya talebe


VİZYONER Tolunay Tomruk yön verecek olan başka bir pazar var. O yüzden de sizin bu pazarları iyi anlamanız lazım. Müşteriyi iyi anlıyorsunuz ama müşterinin profili de değişiyor. Biz Avrupa’ya göre genciz ama gelişmekte olan ülkelere göre çok da genç değiliz. Gelişmekte olan ülekeler çok ciddi eğitim yatırımları yapıyorlar. Bizim de bu anlamda daha çaba göstermemiz lazım. Bence aslında en önemli değişiklik en önemli uzun vadeli fark oradan gelecek diye düşünüyorum.

Ekibinizde en önem verdiğiniz unsur nedir? Ve ‘asla’ izin vermeyeceğiniz?

En önem verdiğim şey tutkulu çalışmak. Yaptığınız her şey her zaman başarılı olmayabilir. Benim çok sevdiğim yöneticim zamanında bana, “spor programlarındaki jeneriklere bak orta sahadan şut atan bir basketçi görürsün, ceza alanı dışından şut çeken bir futbolcu görürsün” derdi. Normal zamanda bunu birisi yapsa deli misin kardeşim niye böyle bir şey yapıyorsun? Denir. Pas ver, başka bir şey yap. Ama orta sahadan şut atmazsan hiçbir zaman jeneriklere giremezsin. O yüzden yaratıcı olmak, benim için çok önemli ve bunu yapan insanlarla çalışmayı tercih ediyorum genelde. Yalan söyleyen ve kaytaran insanlarla çalışmak benim için çok zor. Genelde de onu yapamıyorum.

Şiir yazma serüveni nasıl başladı? Nasıl gelişti?

Şiiri çocukluğumdan beri seviyorum. Okumayı da çok seviyorum ama yazmak çok enterasan, etrafınıza bakarken bir anda ilham veriyor bir şeyler. Bir martı, etrafınızda gördüğünüz insanlar, insanların birbirlerine olan davranışları... Çevremi çok gözlemliyorum bunu yaparken de etkileniyorum. Yöneticilik ceketimi çıkardığım zaman da onu kanalize etmeye başladım. Öyle bir anda ortaya çıktı. Keyif duyuyorum. İleride kitap yapar mıyım bilmiyorum.

Roman veya başka bir tür yazmayı düşünüyor musunuz?

Hiç denemedim açıkçası bilmiyorum. Şiir daha çok keyif veriyor. Çünkü ben mümkün olduğunca kelimelerle oynamayı severim. Bunu uzun yazıda yapmak çok mümkün gelmiyor bana. En azından benim böyle bir yetkinliğim henüz gelişmedi.

Hobileriniz var mı?

Var. İyi ki var. Bu yoğun tempo içinde, kendimi tazeleme politikası diyorum. Sporu çok severim. Liseden beri basket oynarım. Hala devam ettirmeye çalışıyorum. Yelken severim. Takım sporlarını tercih ediyorum. İş hayatında da bakış açısını geliştirmek için faydalı oluyor. Dalış yapmayı seviyorum. Kendini tazelemek için bir fırsat. Dalış tamamen üç boyutlu bir deneyim. Ama ekstrem şeyler yapmayı da seviyorum zaman zaman. Mesela Meksika’da kafesle köpek balıklarıyla dalış yaptım. Adrenalin salgılıyorsunuz. Güzeldi.

Emeklilik hayaliniz nedir?

Emekli olmamak. Ben çalışmayı çok seviyorum. Bu tempoda bu şekilde olmaz belki ama muhtemelen her

dönemde çalışmayı isterim. Zaten hep sevdiğim işi yaptığım için hiç emekli olymayacağım diye düşünüyorum. Belli bir zamandan sonra tempomu biraz düşürüp bu deneyimleri başkalarıyla paylaşmak istiyorum. Üniversitelere gitmek banan keyif veriyor. Belki belli bir zaman sonra orada bu deneyimleri paylaşabilirim. Çalışmak insanı zinde tutuyor diye düşünüyorum. Öbür türlü evde oturup dinlenebilirim ama uzun süre onu devam ettiremem. Çok mümkün gözükmüyor şu andaki motivasyonumla. temmuz 10 //

29


NASIL Blog Canavarı Olup Çıktık? a yazı: Güld

rakçı

Şahin Özta

2010 Blog Ödülleri’nde Topluluk Blogları kategorisinde ikinci olan Ayşe’nin Kitap Kulübü; edebiyattan, müziğe, geziden, sinemaya yaşama sanatı katan birbirinden tamamen farklı on üç kadının oluşturduğu bir Kitap Kulübü bloğu.

http://ayseninkitapkulubu.blogspot.com e-posta: ayseninkitapkulubu@gmail.com

30

// temmuz 10


SOSYAL MEDYA Ayşe’nin kitap kulübü

Ekim 2008 tarihinde Ayşe’nin önerisi ile on üç kadın bir Kitap Kulübü kurduk. İlk başta çoğumuz her ay buluşup bir kitap okuyacağız sanıyorduk. Şüphelerimiz vardı, devam edip edemeyeceğimizi bilemiyorduk. Bir kısmımız grubun diğer üyelerini hiç tanımıyordu. Ancak, ilk toplantımızdan itibaren çok güzel bir uyum yakaladık. Kitap sunumlarında sadece kitabı okumakla yetinmedik, yeri geldi yazarı ile röportaj yaptık, onlarla mektuplaştık, sunumlarımızda yazarları ağırladık. Bir kitabın; yeri, zamanı, türü, bıraktığı izi takip ettik, içinden cümleler seçip, tekrar biçimlendirdik. Hayal gücümüzü zorlayıp, her kitaba on üç farklı bakış açısı getirdik.

Çevremizden oldukça fazla kişi kulübümüze katılmak ya da sunum gecelerimizde bizimle beraber olmak istedi. Ancak biz, grubumuzun dengesi bozulmasın diye sunuma dışarıdan kişileri çağırmadık, yaşadıklarımızı başkaları ile paylaşabilmek için de bir blog açtık. Her ay kitap sunumlarımızın yanı sıra okuduğumuz diğer kitapları, sevdiğimiz müzikleri, gittiğimiz filmleri ve izlediğimiz oyunları da eklemeye başladık. Hızımızı alamadık gezi yazıları da yazdık. Blog konusunda açıkçası ilk başta biraz zorlandık. Çünkü, bloğun ne olduğu konusunda doğru düzgün bir

temmuz 10 //

31


H

epimizin bilgisayar bilgisi word, excell ve işlerimizin kendi özel programlarının ötesine geçmemişti. Blog yapma kararı vermiştik vermesine de nasıl yapacaktık? Yaptığımız toplantılar sonrası bir blog açtık. Akşamları her birimiz bloglarla ilgili forumları okuduk.

fikrimiz yoktu. Hata google’da arama yaparken karşımıza blog geldiğinde, hemen es geçiyorduk. Hepimizin bilgisayar bilgisi de word, excell ve işlerimizin kendi özel programlarının ötesine geçmemişti. Blog yapma kararı vermiştik vermesine de nasıl yapacaktık? Yaptığımız toplantılar sonrası bir blog açtık. Akşamları her birimiz blog’larla ilgili forumları okuduk. İlk başta bloğa resim, müzik eklemekten bile çekiniyorduk. En küçük aksaklık çıktığında bile hemen toplu mail gurubumuza bildirip, kısa süre içinde çözümlemeye çalışıyorduk. Ancak o kadar kolaymış ki, bir süre sonra her birimiz birer blog canavarı olup çıktık. İnternette arama yaparken, özelikle bloglara bakıyoruz. Kendimize hedefler koyduk. İzleyici sayımızı, aldığımız yorumları, sitemize giren sayısını arttırmak için çalıştık. Öncelikle bloğumuzun nasıl olması

32

// temmuz 10

gerektiği ile ilgili bir temel oluşturduk. Özgün bir yapısı olmasını ve bize dair olması gerektiği konusunda birleştik. Bloğumuzu kişiselleştirmemiz ilk başta farklı algılandı. Bloğumuzu okuması için tavsiye ettiğimiz kişiler, on üç kadın bir blog kurarsa blogda makyaj, ayakkabı, çocuk bakımı, yemek tarifleri, örgü tarifleri olur diye önyargı ile yaklaştılar. Bizim yapmak istediğimiz bu değildi. Zaten bunlarla ilgili çok güzel, başarılı ve kişiselleştirilmiş bloglar var. Biz blogda yayımlayacağımız her bir yazının hayatımıza zenginlik katan sanat dalları ve bize kattıkları ile ilgili olmasını istedik. Bir proje geliştirip, tüm Orhan Kemal Roman Ödülü almış romanları tekrar okuyup, incelemeye ve yayımlamaya başladık. Yüzyılın en önemli kırk Türkiyeli hikâyecisinin bizde iz bırakan öyküleri hakkında bir başka


SOSYAL MEDYA Ayşe’nin kitap kulübü projemiz var. Türk Edebiyat Tarihini, okur gözü ile tekrar yorumlamaya kararlıyız ve bunun en büyük ödülü, yorumları ile bize ulaşıp yazdıklarımızı beğendikleri için bu kitapları alıp okuyanlardır. Bizim ne yazmış, ne eklemiş diye heyecanla beklediğimiz bloglar var: Örneğin; http://danzon2008.blogspot.com, http://filucusu.blogspot.com/, http://derinhakikatler.blogspot.com. Biz de onların bize kattığı kadarını, başkalarına katabilmeyi diliyoruz. Blog vasıtası ile birçok kişiye ulaşabiliyoruz. Bu blog ile bize ulaşan bir öğretmen vasıtası ile Anadolu’da bir okula kitap gönderme kampanyası yaptık, öğrenciler çok mutlu oldu. Kulüp üyelerimiz, bir araya gelip görme engelliler için sesli kitap okuyoruz. Bunun için bir stüdyo kiralamayı planlıyoruz. Yakında sitemizden de “sesli kitaplar” takip edilebilecek. Üniversite öğrencileri için burs olanakları araştırıyoruz. Aslında kulübümüz; bloğumuz sayesinde bir Sosyal Sorumluluk Projesine dönüştü. Yapmak istediklerimizi bloğumuz vasıtası ile duyurabiliyor ve yine bloğumuz vasıtası ile bize ulaşılmasını sağlıyoruz. Bu yüzden de blog açmak isteyenlere en önemli tavsiyemiz; gerçekten başkalarına bir katkı sağlama hedeflerinin olmasıdır. Ayrıca tutarlı bir şekilde sürekli yazmaya özen göstermelerini ve daha çok insana ulaşabilmek için de etkileşimli olmalarını tavsiye edebiliriz.

Türk Edebiyat Tarihini, okur gözü ile tekrar yorumlamaya kararlıyız ve bunun en büyük ödülü, yorumları ile bize ulaşıp yazdıklarımızı beğendikleri için bu kitapları alıp okuyanlardır. Bizim ne yazmış, ne eklemiş diye heyecanla beklediğimiz bloglar var.

Biz 13 kadın birbirimizden aldığımız güç ile bloğumuz sayesinde çok daha iyi şeylere imza atacağımıza inanıyoruz. Bizi izlemeye devam edin… temmuz 10 //

33


Adobe’nin Günlüğü’nü tutan

BLOG

lid Özgür

a yazan: H

Türkiye’de Adobe markası adına güvenilir bir bilgi alma bloğu olan www.adobegunlugu.com, güncel haber almak, etkinliklerden, duyurulardan haberdar olmak için en iyi blog.

Güzel ülkemiz Türkiyemizde Adobe markası adına güvenilir, güncel ve sıcak haberler duymak için muhtemelen en iyi blog budur. İçerisinde yazıları bulunan bir yazar olduğum için söylemiyorum bunu :) Adobe konusunda gerçekten çok yetkin bir yazar kadrosunu biraraya getirdiği için böyle. Aşağıda gördüğünüz yazar kadrosu içerisinde kimler var kimler: Adobe Türkiye Ofisi’nde çalışanlar, Adobe distribütör firmalarında çalışanlar, eğitim verenler, freelance eğitmen/tasarımcılar, dergi yayın yönetmenleri; eLearning, Flash, Illustrator, After Effects, Dreamweaver gibi uzmanlar. 34

// temmuz 10

Bu blogda Adobe’ye dair haber, duyuruların yanında, Adobe ürünleri ile ilgili önemli açıklamalar, video anlatımlar ve eSeminerlere, popüler Türkçe içerikli Adobe Kullanıcı gruplarına kolayca ulaşabilirsiniz. Yani adobegunlugu.com, Adobe ile ilgili nitelikli içeriklere ulaşmanızı sağlayan bir şemsiye blog sitedir.

Site hakkında Bu site Adobe hakkında güncel haberler, etkinlikler ve duyurular yayınlamak üzere kurulmuş bir blogdur. İçeriğe katkı sağlayan ekip içerisinde Adobe çalışanları ve iş ortakları olmasına rağmen Adobe

Türkiye’nin resmi web sitesi değildir. Blogun amacı, Adobe’nin Türkiye’deki faaliyetleri hakkında en doğru bilgileri, en hızlı şekilde paylaşmaktır.

Videolar Yazı türündeki içerik günümüz video içeriği karşısında yenik düştü, özellikle de “yazılım” alanında. Şimdi popüler olan anlatım dili video anlatım. Adobe Günlüğü’nde ‘yazarları’ yıllardır* ücretsiz Adobe yazılımlarının özelliklerini ve kullanım tekniklerini anlatan videolar yayınlanıyor. Çoğunlukla kısa süreli olan bu videolar, iş arasında yeni teknikler öğrenmeye, işleri daha hızlı çözmeye


SOSYAL MEDYA Adobe Günlüğü

YAZARLAR

(Alfabetik olarak ve içerik adetleri ile)

Barış Özcan (107) Berkay Ünal (3) Bora Ünal (6) Cem Karahanoğlu (4) Erhan Meydan (33) Eşref Atak (6) Faruk Erdoğan (5) Hakan Akben (11) Hakan Çamoğlu (34) Halid Özgür (84) Hüseyin Usta (3) Kerem Hakan Karahan (4) Mert Saka (30) Sedat Çöloğlu (1) Serdar Özkaş (1) Serden Eren (1) Volkan Taner (1)

yardımcı oluyor. Yorumlarında da çok teşekkür alıyor. Bunun yanında Adobe Creative Suite 5’in Amerika’dan online olarak duyurusu ile aynı gün (12 Nisan 2010), dünyada ilk defa ücretsiz ve Türkçe olarak yayınlanan “CS5 Yenilikleri Video Serisi”ne de sitenin en üstündeki linke tıklayarak ulaşılabilir. Son yayınlanan 4 videonun konusu şöyle: Adobe ürününüzün dil veya platformunda değişiklik yapmak Adobe InDesign CS5 – Layers Yenilikleri [CS5] Flash CS5 – Gelişmiş ActionScript Düzenleyicisi Adobe After Effects CS5 için Mocha Yenilikleri

E-semirler 2010 yılınının başından beri her hafta çarşamba günleri saat 11:00’de

adobegunlugu.com adresine gelerek yarım saat süren eSeminere katılarak Adobe ürünleri hakkında yeni teknikler, özellikler ve bilgiler öğrenebilirsiniz. Bu eSeminerlere katılım tamamen ücretsiz, içerik Türkçe. Hatta canlı olarak sorduğunuz sorular da cevaplanıyor. :) Tabii ki canlı izleyemeyenler 15 dakika sonra yayına verilen canlı yayın kaydını istediği zaman izleyebilir. Son yayınlanan 4 eSeminerin konusu şöyle: Adobe CS5 eSeminerleri 9: InDesign CS5 ile İnteraktif Belgeler Adobe CS5 eSeminerleri 8: Dreamweaver HTML5 Paketi Özellikleri Adobe CS5 eSeminerleri 7: Fotoğrafçılar için Lightroom 3’teki yeni özellikler Adobe CS5 eSeminerleri 6: Flash Catalyst CS5 ile İnteraktif Web Sitesi Oluşturmak

aylık olarak tam günlük eğitimleri adobegunlugu.com üzerinden vermeyi planlıyoruz. Yenilikler ve gelişmelerden haberdar olmak için en iyisi adobegunlugu. com’a abone olmak: Sitenin sağ üst bölümündeki alana e-posta adresinizi bırakmanız yeterli. *İlk video 10 Nisan 2009’da yayınlanmış ve 3984 kere izlenmiş.

Canlı yayınlar İlk olarak 8 Temmuz 2010 Perşembe günü Adobe Türkiye Ofisi’nden yapacağımız “Dreamweaver ve Wordpress ile dinamik siteler tasarlamak” başlıklı tam günlük canlı yayın ile bir başlangıç yapıp, temmuz 10 //

35


ON SORUDA Ariba

Ariba

Harcama yönetiminde bir lider Lider harcama yönetimi sistemi Ariba, yazılım, servis şekli, fiyat politikası ve network gibi hizmetleriyle kullanıcılarına dünya üzerindeki alıcılar ve satıcıları keşfetme, onlarla işlem yapma ve aralarında işbirliğini kurmaya yardımcı olmak için en büyük yerli ve global açık ticari ağı sunuyor. Detayları On Soruda Medyasoft’tan Pınar Samsun anlatıyor. Ürünü kısa bir şekilde tarif edebilir misiniz? Günümüzün zorlu ekonomik koşullarında farklı boyutlarda ve farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar kısıtlı bütçeler, yüksek enflasyon, artan tedarik zinciri riski ile uğraşıyor. Bu zorlu koşullar karşısında firmalar masrafları azaltmak ve tasarruf yapmak için büyük çaba gösteriyor. Lider harcama yönetimi sistemi Ariba, firma büyüklüğü ve sektör ayrımı yapmaksızın tüm bu süreçlerin yönetimini yüzde yüz kontrol ediyor. Orta ve büyük ölçekli firmaların harcama yönetimindeki stratejik hedeflerini destekliyor aynı zamanda kaynak kullanımı, ödeme, sürekli tedarik ağını iyileştirme ve geliştirme konusunda süreçleri ve sistemleri düzenliyor. Firmalara, toplam satınalma maliyeti, optimizasyon, tedarik ağlarının güvence altına alınması ve geliştirilmesi, satınalma ve tedarik risklerinin hafifletilerek verimsizliğin önlenmesi, değer yaratılması ve etkili kaynak kullanımı, 36

// temmuz 10

sözleşme, tedarik ve finans&nakit akış yönetimlerindeki sürekli iyileştirmenin sağlanması konusunda çözüm sunuyor. Yazılım, servis şekli, fiyat politikası ve network hizmetleriyle kullanıcılarına dünya üzerindeki alıcılar ve satıcıları keşfetme, onlarla işlem yapma ve aralarında işbirliğini kurmaya yardımcı olmak için en büyük yerli ve global açık ticari ağı sunuyor. Analiz ve şeffaflık, Kaynak Yönetimi, Sözleşme Yönetimi, Tedarik Zinciri Yönetimi, Nakit Yönetimi konularında tek başvuru kaynağı olma özelliği taşıyor.

Ürün kimlere / hangi sektörlere hitap ediyor? Her ölçekteki ve her coğrafyadaki firmalara sektör ayrımı yapmaksızın hizmet verebilir. Otomotiv, finans&bankacılık, ilaç, perakende, enerji, sağlık, ileri teknoloji, hızlı tüketim, lojistik, telekomünikasyon, taşımacılık ve sigorta olarak sayılabilir.

Ürünün genel özellikleri neler?

Web tabanlı On Demand SaaS modellemesi şeklinde hizmet veriyor. Yıllık kiralama şeklinde, sisteme online yükleme yapılmak suretiyle yapılandırılıyor. SAP, Oracle ve diğer lokal sistemlerle entegre çalışabiliyor. Versiyon değişiklikleri sistem tarafından otomatik olarak yükleniyor. Hosting Ariba tarafından veriliyor.

Ürünü diğer muadil ürünlerden ayıran özellikler neler? Türkiye pazarında muadili olmamakla birlikte, bazı yazılımlar kaynak yönetimi ve e-ticaret/e-satınalma yönetimini firmalar adına yapıyorlar. Raporlama, görünürlük, esnek yapısı ve endirek satınalmalardaki başarısı Ariba’yı tartışmasız 1 numara yapıyor. Ürünü kullanarak süreçlerini iyileştiren firmalardan birkaç örnek verebilir misiniz? Global ve lokal örneklerden bazıları; Ülker, Duran Doğan, Motorola, Unilever, Total, BMW, Toyota, Autodesk, Inc, Amex, Deloitte & Touche LLP, Nestle.

Ürünle ilgili eğitim, destek veya implementasyon imkanlarından kısaca bahsedebilir misiniz? Teknik destek ve çağrı merkezi yapılandırması halen devam ediyor.

Ürün hakkında daha detaylı bilgilere nereden erişilebilir? Medyasoft, Pınar Samsun/www.ariba.com


DOSYA Televizyon

azarlı kender P yazan: İs

Ekranlarda teknoloji savaşları Sanırım, televizyon izlemek hiç bu kadar zevkli olmamıştı. Uzun bir süredir televizyon teknolojisinde yaşanan hızlı gelişmeler bir çoğumuzu getirdiği yeniliklerle heyecanlandırırken, bir kısmımızın da aklını epey karıştırdı. Ancak şu bir gerçek ki, televizyonların evin baş köşesinde hantal görünümleriyle, vakit öldürücü olarak nitelendirildiği günler çok eskilerde kaldı.

temmuz 10 //

37


B

ir üst sınıf olan LED aydınlatmalı TV’ler, LCD’lere oranla % 45’e varan düşük enerjiyle çalışmaları, -30 derecede problemsiz olmaları, civa içerikli likid alaşım içermemeleri ve çok ince tasarlanabilmeleri açısından eşsizdirler.

38

// temmuz 10

Bir süre Plazma TV’ler ile LCD TV’ler arasında kıyasıya bir rekabet yaşandı. Sonunda LCD TV’ler tüketicinin daha çok ilgisini çektiği için üreticilerin çoğunluğu da ağırlığını bu yöne kaydırdı. Birçok marka plazma üretimini sona erdirdi. Ancak LCD teknolojisi de vazgeçilmez ve mükemmel değildi, uzun zaman süren AR-GE çalışmaları gösterdi ki daha yüksek verimli görüntü elde edilebilir bir teknoloji olan LED teknolojisi yüksek maliyeti aşıldığında her yönden avantajlı ve verimli bir sonuç sağlamaya uygundu.

PEKİ NEDİR BU LED BACKLIGHT TV’LER? LCD ekranın yapı taşı olan cam teknolojisi kendi başına bir ışık kaynağı değildir ve arkadan yapılacak bir aydınlatmaya muhtaçtır, elektrik sinyalleri paneldeki kristalleri renklendirir ve arkadan panele verilen aydınlatmayla görüntü elde edilir. Bu aydınlatma panelin arkasına yerleştirilen fluoresan ışıkla

gerçekleştirilmektedir ve bu yüzden daha hacimli olmaları gerekir. Yüksek voltajla enerji tüketimi gerektirmektedirler. Besleyici sürücü devreleri daha maliyetli ve karmaşıktır, hızlı sahnelerde renk kaymasına yol açabilir, ekran büyüdükçe pikselleşme ve renk kayması daha belirgin hale gelir. Ancak daha az enerjiyle çalışan ve her biri kendi ışıma özelliğine sahip LED’lerle bu paneli kaplamak, yüksek verim, yüksek çözünürlük ve hacim olarak fluoresant lamba gerektirmediğinden, ince tasarımlı olma avantajlarının yanısıra ilk üretim anında yüksek bir maliyet gerektirmekteydi. Samsung tam da bu durumda dahiyane bir denemeyle panelin tamamını değil ancak, bir kısmını LED’lerle döşeyip, panelin zayıf ışıma noktaları olduğunu düşündükleri bölümlerinde çözüm üretmiş ve görüntü kalitesini yükseltmiştir. Ancak bu yarı LED yarı LCD TV’leri, EDGE-LED olarak yeni


DOSYA Televizyon bir adlandırmayla bize sunmuş, maliyetleri düşürmüş, görüntü kalitesini yükseltmiş, tüketici olarak kafamızı da biraz karıştırmıştır. İlk nesil olarak bize sunulan EDGE-LED TV’ler başarılı bir deneme olup tam bir LED teknolojisi değildir. Panelin dört kenar çizgisine yerleştirilmiş LED’lerle o bölgelerde bağımsız ışıma sağlayan ancak cam yüzeydeki orta bölümlerde fluoresant lambayla ışıma sağlanan TV’lerdir. Bir üst sınıf olan LED aydınlatmalı TV’ler, LCD’lere oranla % 45’e varan düşük enerjiyle çalışmaları, -30 derecede problemsiz olmaları, civa içerikli likit alaşım içermemeleri ve çok ince tasarlanabilmeleri açısından eşsizdirler. LCD ekranın çok yakınına yaklaştığımızda göreceğimiz renk bozulmaları ve netlik problemleri LED TV’lerde olası değildir. Hızlı sahnelerde ve ekran boyutu büyüdüğünde meydana gelen pikselleşme ve renk kayması durumu yoktur. Buraya kadar yazılan bilgiler eminim televizyon teknolojisinde gelinen son nokta olarak hayalimizde canlanan LED TV’lerin mükemmel olduğunu düşündürmüştür, ancak bilindiği gibi teknoloji hiç durmadan gelişmeye devam ediyor ve biz artık şaşıramıyoruz bile. HD-Ready, Full-HD, Edge LED, LED teknolojisi derken, LED teknolojisinde yeni bir devrim oluyor, Sony’nin (Organic Light Emmiting Diode) LED teknolojisinin daha gelişmiş bir sürümü aramıza katılmak üzere; AMOLED (Active Matrix Organic Light Emitting Diode) Türkçesi aktif matrisli organik ışık diyodları.

Bir LED kendi kendine ışık saçan, organik ve yarı iletken maddelerden oluşan çok ince bir yapı taşıdır. İnorganik ışık diyodlarından farkı: Elektrik yoğunluğu ve parlaklığı daha düşüktür ve görüntü oynatımı için tek kristalli materyallere ihtiyaç duymaz. LED’in gönderdiği ışığın rengi uyarılmış durum ile temel durum arasındaki enerji farkına bağlıdır ve farklı renk molekülleri ile istenilen biçimde değiştirilebilir.

AMOLED’İN BERABERİNDE GETİRDİKLERİ AMOLED de her piksel aktif bir matris tarafından yönetilir. Bunun anlamı şudur: Her piksel kendine has bir elektrik bağlantısına sahiptir ve bu sayede ışıldar. AMOLED’lerin kendisi kimyasal yapılarından dolayı doğal bir ışık gönderme yeteneğine sahip oldukları için enerji sarfiyatı minimuma inmektedir. Tüm piksellerin tamamen kapatılmasıyla doygun bir siyah elde edilebilir. AMOLED’ler az evvel de belirttiğimiz gibi kendi başlarına doğal bir ışık kaynağı olduklarından uyartılmaları daha kolay ve az hacimli basit sürücü devresi gerektirdiğinden, dahası her maddeye basılabildiğinden, bükülür ekranlar yapmak ve bunları kıyafetlere de monte etmek mümkündür. Ancak AMOLED’lerinde bazı dezavantajları yok değildir. Örneğin havadaki oksijen AMOLED’in organik maddesine saldırır ve aşındırır. Kullanım ömrü olarak LCD’lere oranla daha kısadır. Şimdilik cep telefonlarında kullanılan bu teknoloji çok yakında Sony’nin çalışmalarıyla büyük ekranlı son derece ince ve renk canlılığı, ayrılığı mükemmel TV’ler olarak karşımıza

Ş

u anda kullandığımız teknolojinin de bir adım ilerisi olan ve şu an çalışmaları sürdürülen üç boyutlu televizyonlar labaratuvar ortamından çıkmak üzere.

temmuz 10 //

39


çıkacaktır. Şimdiye kadar olanlar bir teknoloji üzerinde iyinin iyisi, onunda daha iyisi durumunu yansıtıyor. Peki bambaşka bir şeye hazır mısınız?

ÜÇ BOYUTLU TV’LER... Tüm bildiklerimizi bir yana bıraktıran üç boyutlu TV’ler bazı aksesuarlar sayesinde izleniyor olmasının dışında aklımızı karıştıracak bir yapıya sahip. Özel gözlükler sayesinde ekranın yenileme hızıyla senkronize bir şekilde gözlük camlarından önce birini, sonra diğerini bloke ederek görüntüye derinlik ve boyut kazandıran bu işlemin sürekli gerçekleşmesiyle oluşan üç boyut hissi, bazı insanlarda baş dönmesi etkisi yarattığı

40

// temmuz 10

söylenmesine rağmen şimdilerde en gözde duruma geldi. Film çekme tekniklerinde de farklılık isteyen bu teknoloji aynı durumda yayın yapan TV kanallarında da diğerlerinden ayırt edici, önde bir adım sayılıyor. Sony ve Samsung gibi bazı üreticiler şimdilerde gözlük bağımlılığını ortadan kaldırmak için panele yerleştirecekleri levhalarla yenileme hızını senkronize bir şekilde yakalayıp pasif ekran denilen boyutlandırıcı ve herhangi bir aksesuara gereksinim olmayan TV’leri piyasaya sürmeyi planlıyorlar. Ancak bu teknolojinin de bir adım ilerisi olan ve şu an çalışmaları sürdürülen üç boyutlu televizyonlar labaratuvar ortamından çıkmak üzere. Bulunduğumuz odada bizimle


DOSYA Televizyon

birlikte bir ışık var. Bizim odada olmadığımızı, ama ışığın biz odadayken sahip olduğu özellikleriyle yakalandığını düşünelim. Ama biz burada kırılan ışığı tüm özellikleriyle, aynen yakalayarak itebilirsek, o ışığı ilettiğimiz yerde hayalet bir görüntü oluşur. Bu günümüz için yapılabilir bir durum haline geldi. Ama bunun televizyon haline gelmesi, uzun ARGE çalışmaları gerektiriyor. Kabaca mantığı bu olan üç boyutlu TV’lerin gerçekleşmesi artık hayal değil. İzleyici üzerinde inanılmaz değişiklikler yaratacak üç boyutlu TV izleyiciye müdahale hakkı veren bir teknoloji. Bir tuşla beraber sunucusu da değişebiliyor. Uzaktan kumandaya konan bir tuş sayesinde, siz haber sunucusunu

beğenmediyseniz, ses aynı kalmak üzere sunucuyu değiştirebiliyorsunuz. Sesini beğenmiyorsanız sesi de değiştiriyorsunuz. Belki maç izleyen bir kişi, izlediği futbolcunun yerine kendini koyarak izleyecek. Herhangi bir aksesuar olmadan bağımsız ve ilk kullanmaya başladığımızda belki de hayret dolu gözlerle izleyeceğimiz bu görüntüler çoğumuzda nasıl bir etki yapacak bilinmez. Ancak, ilk renkli TV’lerin tek tük evlerde boy göstermeye başladığı günlerdeki gibi nostaljik bir an aklımızın ucundan geçerse eğer, sadece bir gülümseme ve kumandadaki seçme tuşuna basıp sunucuyu değiştirme anında, bunun da sesini beğenmedim yahu demek keyfi nasıl bir şeydir acaba..?

temmuz 10 //

41


VIRTUALIZATION

(SANALLAŞTIRMA) yazı: Akın

Son zamanlarda Bilgi Teklojilerinde hayatımıza giren bir terim var; Sanallaştırma. İyi de nedir bu sanallaştırma? Konuya ilgisi ve alakası olanlar eminim çoktan sistemlerinde kullanmaya başladılar ama bir çok kişinin hala ne olduğu ve ne işe yaradığını nasıl kullanıldığını bilmediğini düşünüyorum. Bu yazıda çok fazla tekniğe girmeden genel olarak sanallaştırmadan bahsedeceğim ve Microsoft’un sanallaştırma teknolojisi olan Hyper-V yi sizlere tanıtmaya çalışacağım. Sanallaştırma kavramı bundan 10 yıl kadar önce hayatımıza girdi. Önceleri işletim sisteminin üzerine kurulan bir application üzerinde oluşturduğumuz sanal bilgisayarlar ile testler ve eğitimler vermeye başladık. Daha sonra bu ürünlerin sunucu sürümleri çıktı ve daha profesyonel amaçlarda kullanılmaya başladı bizim asıl konumuz olan bare metal sanallaştırma kavramı ise bir zamanlar test yapmak amaçlı olarak kullanılan bu sanal sistemlerin bugün production yapılarında fiziksel sistemlerin 42

// temmuz 10

yerini alan sunucu konsilidasyonlarının yapıldığı sanallaştırma türüdür. Sunucu sanallaştırması. Sanallaştırma teknolojisinin gelişmesi için temel bileşendir ama bugün uygulama sanallaştırması, masaüstü sanallaştırması, veri merkezi sanallaştırması gibi bir çok seviyede sanallaştırma işlemleri yapılabilmektedir. Bare metal sanallaştırma; direk donanım üzerine kurulan hypervisor katmanı ile oluşmaktadır, hypervisor katmanı üzerinde oluşturulan birden fazla guest işletim sistemleri ile sunucu kaynakları tam olarak kullanılabilmektedir.

Karaakın

Bu her geleneksel uygulama için bir sunucu kullanılması durumunu sonsuza kadar değiştirmektedir, aslında best practice olan ve yıllardır kullandığımız ve önerdiğimiz bu yapı artık tarihe karışmaktadır, böylece onlarca fiziksel sunucu ile sağlanabilen işyükü birkaç fiziksel sunucu üzerinde çalışan onlarca sanal sunucu tarafından sağlanabilmektedir, böylece fiziksel sunucu maliyetlerinden kar edildiği gibi, sunucu barındırma yani system odası ve sunucuların kapladıkları yer, yönetim, bakım,enerji gibi bir çok taraftan


EĞİTİM Sanallaştırma

B

da ciddi tasarruflar sağlayan bu teknoloji kısa süre içerisinde özellikle büyük enterprise larda kullanılmaya başlamıştır. Vmware şirketinin öncülük ettiği sektörde başlangıç maliyetleri nedeniyle orta büyüklükteki şirketlerin çok fazla rağbet etmediği teknoloji sonradan Microsoft’un Windows server 2008 ürünün içerisinde bir bileşen olarak kullanıcılarına ücretsiz sunması ile her büyüklükte şirket tarafından kullanılabilir bir hale gelmiştir. Microsoft un uçtan uca sanallaştırma sloganıyla bir enterprise ın her noktasında sanallaştırma teknolojilerini kullanılabilmesini sağlayan ürün yelpazesiyle de direkt pazarda 2. sıraya kadar yükselmiştir.

sisteminin bir bileşeni olarak kullanıcılarına ücretsiz olarak sundu yalnız Microsoft un sanallaştırma ürünleri sadece sunucu sanallaştırması ile bitmiyor masaüstü sanallaştırması, oturum sanallaştırması, uygulama sanallaştırması gibi ürünleri ile uçtan uca bir sanallaştırma yelpazesi sunuyor.

areMetal sanallaştırma; direkt donanım üzerine kurulan hypervisor katmanı ile oluşmaktadır, hypervisor katmanı üzerinde oluşturulan birden fazla guest işletim Sistemleri ile sunucu kaynakları tam olarak kullanılabilmektedir.

Daha öncede bahsettiğimiz gibi Microsoft Sunucu sanallaştıması tarafında Hyper_v ürününü Windows server 2008 sunucu temmuz 10 //

43


EĞİTİM Action Script

Fare kovalayan Niy azi

Yıld ırım

KEDİLER

Ado

be T rain e

r

Sizlerle beğeneceğinizi umduğum bir Actionscript 3.0 uygulama örneği paylaşmak istiyorum. Adobe Flash Professional uygulama yazılımını en etkili biçimde kullanmak ve Flash animasyonlarınızı etkileşimli hale getirmek için ActionScript 3.0 gücünü keşfetmeniz gerekir.

Yeni bir Flash Actionscript 3 belgesi oluşturun ve içerisine farklı boyutlarda 3 adet kedi figürü çizin.

Yeni bir katman oluşturun ve adını Action olarak belirleyin.

Her birini ayrı ayrı seçerek “F8” tuşuna basın ve açılan iletişim penceresinden sembol türünü “MovieClip” işaretleyip kaydedin. Oluşturduğunuz her bir “MovieClip” nesnesi için Properties (Özellikler) panelinden bir “InstanceName” belirleyin. (Aşağıdaki resimde görüldüğü gibi…)

Yeni katmandaki ilk anahtar kare üzerinde F9 tuşuna basarak Action panelini açın. Panele aşağıdaki ActionScript kodlarını yazın.

44

// temmuz 10

Ctrl+Enter tuş bileşimini kullanarak uygulama örneğinizi Flash Player içinde önizleyerek test edin.


SIRT ÇANTASI Mehmet Roma’da

yazı: mehmet doğruyol

İ

Şimdi gelelim Roma olayına; her ne kadar Vegas’ta minyatür versiyonu yapılmaya çalışılmış olsa da, eskilerin de belirttiği şekilde, Roma da “dalında güzel”, diğer her şey gibi. Roma’ya gidiş sebebim yine IBM; bünyesine yeni kattığı Guardium markasının kanal toplantısı. Neyse efendim uzun sözün kısası, seminerden bir gün önce iniyorum Roma’ya sabahtan.

Mehmet Roma’da lk sayıdan sonra tekrar merhabalar efendim Şimdi böyle her sayıda gezi yazılarını ardı ardına dizdiğimiz vakit milleti “hafız bu herif yürü ya kulum modu geziyor, ne ara çalışacak bu adam? diye düşündürmüş olabiliriz. Olayların genel içeriğinin turistik olmadığını hatırlatırım, ekmek parası babam ben ne yapayım. Ayriyetten “Yürü Roma’ya” demişler, Kenan Evren bile olsa “Gitmeseydim de beklese miydim” derdi netekim. Havaalanı çıkışında bir taksiye atlayıp “Marriott” diyorum, taksici hafız dönüp İtalyanca bir şeyler söylüyor. Söylediği cümleden “Roma, cinque ve Marriott” kelimelerini kapıyorum ve çıkan sonuç içler acısı: Roma’da 5 tane Marriott Hotel var. Cafer’e acilen bez bulmasını salık vermeden önce, benim otelin şehirle havaalanı arasında bir yerlerde olduğunu hatırlıyorum, sonrası Türk

usulü tarzanca tabi: Sol elimi kaldırıp “Rome”, sağ elimi kaldırıp “Aeroporto” diyorum ve ortasını işaret ediyorum. Taksici olayı kapıyor bir şekilde ve oteli buluyoruz. Bundan sonra her hangi bir İtalyanla tarzanca iletişim kurabildiğimi fark ediyorum (bir Fransızla hiçbir şekilde mümkün değil mesela) ve Roma’da

temmuz 10 //

45


geçirdiğim süre boyunca bütün İtalyanlarla tek kelime ve beden dili temeline dayanan iletişim metodunu kullanıyorum. “Vaticano” diyene ıstavroz çıkararak “elhamdülillah musulmano”, “Lazio” diyene Hitler selamı eşliğinde “Di Canio”, “Imperatore” diyene kasım kasım kasılarak “Fatih Terim”, “Berlusconi” diyene kolum eşliğinde “Viagra” cevaplarını yapıştırıyorum. Neyse efendim, valiz, laptop, düdüklü tencere elde avuçta ne varsa otele bırakıp atıyorum kendimi Roma’nın tarihi sokaklarına. Felaket bir baş ağrısı var öncelerde, bu sebepten eczane kılıklı bir yer bulup bir kutu ağrı ilacına 20 EURO verdiğimde baş ağrısı iyice artıyor. Eczacıya mekanın tapusunu değil sadece ağrı ilacı istediğimi anlatmaya çalışmam sonuçsuz kalıyor tabi. Adetim üzere gavur memleketlerde -çok büyük bir şehirde değilsem- tabanvay metodunu kullanıyorum. Bu adet Roma’da da değişmiyor. Başlangıç noktası olarak Piazza Venezia’yı seçiyorum. Burada Monumento a Vittorio Emanuele

46

II (“Emanuele’in uzay fantazileri 2” şeklinede çeviriyorum yorgun kafayla türkçeye) diye zebellah gibi bir anıt var. Zaten genel olarak bütün yapılar çok afedersiniz hayvanat gibi. Neyse oradan direkt bütün dünyada Fontana di Trevi (Trevi çeşmesi) olarak bilinen ama bizde ne hikmetse “Aşk Çeşmesi” diye adlandırılan şaheserin oraya gidiyorum. Öyle çeşme dedikse, anam babam usulü köy çeşmesi değil, her yeri ayrı bir oyulmuş, bir tarafından atlar fırlayan, öte yanında mızraklı hatunlar, beri yanında efendime söyleyeyim 300 Spartalıdan fırlamış adam figürleri koskocaman devasa bir heykeller bütünü. Yine çeşme demişken Roma’nın çok güzel bir tarafı da her yerde çeşme olması (bunlar anam babam usulü) ve akan suyun içilebilmesi. Trevi Çeşmesi’yle de işim bitince, rotayı İspanyol Merdivenleri’nin bulunduğu Piazza di Spagna’ya çeviriyorum, yolumdaki binlerce kişilik çekik gözlü bir grubun kafalarını gözlerini yara yara. İlginç bir şekilde o kadar lafı edilen merdivenlerde çok ilginç

bir şey yok: Bildiğin merdiven. Fakat buraya çıkan sokaklarda (Via Condotti, Via Borgognona) dünyaca ünlü markaların tükkanları var. Guccisinden, Ferresine, Dolcesinden Gabanasına kadar ne var ne yok burada. Eminönü’nde tezgahtan aldığım çakma Burberry tişörtümle el sallıyorum Burberry mağazasından içeri. Devam ediyorum sonra Castel San’t Angelo’ya doğru. Burası orta çağ döneminde Vatikan tarafından hapishane olarak kullanılan yine dehşet büyüklükte bir yapı, bir nevi bizim Yedikule.


SIRT ÇANTASI Mehmet Roma’da

B

ir sonraki hedef Roma’nın tam öteki ucundaki Colosseo, hani bu gladyatörlerin Kırkpınar’ının veya tekerlekli at arabalarının Veliefendi’sinin vuku bulduğu yer. Uzun bir yürüyüş sonrası Colosseo’ya vardığımda ufak çaplı bir dumur yaşıyorum.

Çok bir numara yok orada, o sebepten çok fazla oyalanmayıp Vatikan’a doğru ilerliyorum. Yolda gördüğüm 15 kişilik rahibe grubuna “selamünaleyküm” demem ufak çaplı bir infial yaratsa da kazasız belasız giriyorum kiliseye. Güneşin açısından dolayı Vatikan’ın camlarının içerisinden ışıklar nur iner gibi vuruyor zemine. Dini bütün Katoliklerin göz yaşları içinde duygusal anlar yaşadığı mekanda benim tepkilerim daha çok “vay babalar, ne çimento gitmiştir buraya” ile “hafız ne görse heykelini yapmış adamlar, çakıl taşı bulsalar oymuşlar” ekseninde oluyor. Bir de İsviçreli muhafızlar var; gönüllü olarak yaptıkları işe saygı duymakla birlikte, dünyada hiçbir

kuvvet bana öyle zibidi gibi kıyafetler giydiremez diye düşünüyorum. Bir tanesinin yanından geçerken resim çekmek istediğimi sanıp poz veriyor, “müdür senin resim var zaten bende” diye 52’lik iskambil destesinden çıkarıp gösteriyorum jokeri. Bir sonraki hedef Roma’nın tam öteki ucundaki Colosseo, hani bu gladyatörlerin Kırkpınar’ının veya tekerlekli at arabalarının Veliefendi’sinin vuku bulduğu yer. Uzun bir yürüyüş sonrası Colosseo’ya vardığımda ufak çaplı bir dumur yaşıyorum. Tamam her şey kocaman şehirde ve fekat artık bu büyüklük olayını aşmış bir şey. Değil Gladyatör kapıştırmak, meydan savaşı yapılır içinde. Yapı biraz eskimiş olmakla

temmuz 10 //

47


SIRT ÇANTASI Mehmet Roma’da

>>>>>>>>> birlikte, haşmetini ve etkileyiciliğini koruyor; bizim Sami Yen de bir modern mimari harikası sayılmaz sonuçta. Tabi aşağı yukarı 6 saat yürüyen bu yolculuk sonunda ufak bir kazıntı oluyor midede. Daha önceden kafaya koyduğum gibi Campo de Fiori’ye gidiyorum yemek yemek için. Burası etrafı restoranlarla çevrili büyük bir meydan, genel olarak hem turistlerin hem de Roma gençliğinin rağbet ettiği bir yer. Oturuyorum meydana bakan restoranların birine ve “neymiş bakim şu spagetti dediğiniz, bi görelim endamını” şeklinde yemeğe koyuluyorum. Burası benim için özel bir yer, çünkü yemek yediğim zaman günlerden 16 Mayıs Pazar saat Türkiye saatiyle 21:30 civarı. Ufak ufak gülümseten haberler geliyor Türkiye’den; tam olarak hatırlayamayanlar için Şükrü Saraçoğlu Tribünlerinden geliyor: “NEEE BURSA’DAN GOL HABERİ Mİ VAR! HADİ TİMSAH YÜRÜYÜŞÜ YAPIP KENDİMİZİ REZİL EDELİM” Neyse çok fazla deşmeyelim yaraları, yemekten sonra bir dondurma yemek için Piazza Navona’ya gidiyorum. Dondurma nefis ötesi ama 3 top dediğiniz zaman, size vuvuzela boyutunda bir külah içinde yarım kilo dondurma veriyor abiler, aman dikkat o sebepten, bademcikleri Roma Belediyesi’ne bağışlamak durumu olmasın. Otele dönmeden son olarak da Pantheon’a bir uğruyorum, Pagan döneminde yapılmış devasa kubbeli bir tapınak burası, gidilesi, görülesi. Roma’da bir gün böyle geçiyor, sonraki günlerdeki toplantı salonu, PowerPoint ve Database security kısımlarının çok ilginizi çekmeyeceğini düşünüyorum. Bunun dışında burada sözü geçmeyen, Villa Medici, Arco di Constantino, Piazza del Popolo,

48

// temmuz 10

Trastevere, Area Sacra ve irili ufaklı bir ton Colonna (Dikilitaş) gibi bir çok tarihi ve güzel yapı var yol üzerinde gezdiğim, kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Bu seferlik de bize ayrılan sürenini sonuna gelmiş bulunuyoruz, bir sonraki sefer sanırım güneyde yaz tatili merkezli olacak gezi yazım. Daha çok memleket içi görünse de bir St. Petersburg gezisi tadında olacak gibi geliyor. Kalın sağlıcakla. Mehmet Roma’dan bildirdi.


SIRT ÇANTASI Tevfik Amsterdam’da

BLACKBOARD SUPPORT MEMBER

t Bakan

Fikre n: Tevfik hazırlaya

Dediğin Müşterinin Gönlünü Hoş Tutar...

E

ğitim sektöründe önemli bir yere sahip olan LMS (Learning Management System) yazılımlarının lider konumdaki markası Blackboard’un 18-23 Mayıs 2010 tarihleri arasında gerçekleşen Support Training eğitimine katılacağım belli olunca bana da Amsterdam yolu gözüktü. 5 YILDIR WEB sitesi hizmetlerini verdiğimiz Türk Hava Yolları ile Amsterdam’a uçarken uçak içi eğlence servislerini yakından inceleme fırsatı buluyorum. Bu arada yanımda yolcu mayıs ayının Amsterdam’a gitmek için en güzel dönem olduğu söyleyip bulutsuz gökyüzünden Amsterdam’ı seyretmem için beni uyarıyor. Ben kafamı çevirip şehri gördüğümde adeta büyüleniyorum. Cetvelle çizilmişcesine düzgün. Hemen her köşeye yerleştirilmiş rüzgar tirübünleri dikkatimi çekiyor. Mimarideki estetik havadan daha da çarpıyor insanı. Şehre inip otele yerleşiyorum. Blackboard International Ofisi otele yürüme mesafesinde çıkıp şehri geziyor ertesi gün başlayacak eğitim öncesindeki boş günümü

değerlendirmeye çalışıyorum. Blackboard “Follow the sun” metodu ile Yeni Zelanda, Amsterdam ve Washington DC deki üç ofisi saysesinde 24 saat kesintisiz hizmet veriyor. Amsterdam ofisi eğitimimiz öncesinde daha büyük bir mekana taşındığı için biz oraya gittiğimizde açılış kokteylinin hazırlıkları devam ediyordu. Yeni ofis Dam Suqare’de Madame Tussauds müzesinin yanı başında Rabobank binasının 2. katında yer alıyor. Hal böyle olunca ofisin pencerelerinden şehrin en hareketli meydanını seyrediyorsunuz. Yeni ofisin dekorasyonunda tüm Blackboard ofisinlerinde olduğu gibi beyaz renk hakim. Tüm duvarlar beyaza boyanmış. Bunun özel bir nedeni olup olmadığını

araştırma fırsatım olmadı ama ilk fırsatta öğrenip sizinle paylaşacağım. Gelelim sınıf arkadaşlarıma, Blackboard International’a yakışan kozmopolit bir sınıf oluşturmuşlar. İki Brezilyalı biri Fransız asıllı, iki Yunanlı biri Alman asıllı, bir Arap Ürdünden bir Hindistanlı Dubai’den, bir İtalyan, bir İsviçreli, Amerikalı bir hoca ve bendeniz Türkiye’yi temsilen İstanbul’dan. Hal böyle olunca tam da Dünya Kupası öncesinde futbol muhabbeti kaçınılmaz oluyor. Turnuvaya katılamayan ülkeyi temsil eden biri olarak Brazilyalı bayan arkadaşı kırmayıp bu turnuvada Brezilyayı destekleyeceğime söz veriyorum. Fakat ben bu yazıyı hazırladığım sırada yarı final maçları tamamlanmış

temmuz 10 //

49


SIRT ÇANTASI Tevfik Amsterdam’da

Brezilya elenmiş olduğu için Hollanda ve İspanya arasında oynanacak final maçında Hollandayı destekleyeceğimi söyleyebilirim. Kupa öncesi şehrin en büyük marketler zincirlerinden BLOKKER “Tüm Hollandayı Turuncuya Boyayacağız” sloganı ile markette satılan hemen her ürünün turuncu versiyonlarını piyasaya sürmüşlerdi. Ve market raflarından ünlü vuvuzelaları 0.50 euroya alabiliyordunuz. Bir diğer ilginç konu ise Hollanda elenmiş olsaydı yazmayabilirdim ama artık finalde ve bu önemli bir ayrıntı. Hollanda federasyonu forma satışlarını artırmak için yaptığı kampanya da resmi forma satın alanlara eğer Hollanda kupayı alırsa forma ücretlerini geri iade edeceğini açıklamıştı. Bakalım sonuç ne olacak. Eğitimin içeriğine gelirsek genel olarak Blackboard organizasyonunu tanımak, ürünü öğrenmek ve olası problemlere doğru müdahale ile hızlı çözüm üretmek üzerine. Tabi bu da organizasyon yapısını iyi tanımak hangi soruyu kime soracağınızı bilmekten geçiyor. Hocamız Chris McGhee ‘nin uzun uzun anlatığı organizasyon şemasının yanında, yeni ofisin açılış kokteyli ve düzenlenen bir kaç akşam etkinliğinde organizasyondaki isimler ile bizzat tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduk. Amsterdam turizm adına herşeyi 50

// temmuz 10

denemekten çekinmeyen bir şehir olduğu için eğitimden arta kalan hemen her saatte yapılacak bir kaç şey gezilecek bir kaç müze oluyordu. Şansızlığım Rijks Müzesinin kısmen de olsa tadilatta olması idi. Şansım Van Gogh’da döndü ve geçici Paul Gaugen sergisi ile beraber iki ustayı aynı anda görme fırsatı buldum. Şansımın yaver gittiği bir diğer konuda Madame Tussauds’da neredeyse hiç sıra beklemeden girmek oldu. Madame Tussauds ile ilgili olarak şunu hemen belirtmek isterim, kesinlikle yanlız

gitmeyin çünkü fotoğraf çektirmek için diğer ziyaretçilere rica etmek zorunda kalıyorsunuz. Bir diğer konuda dikkatli olun çünkü bu bir müze ziyaretinden çok yaşanılan bir deneyim gözünüzü dört açın. Heykel diye yaklaştığınız bir figür çanlanıp üstüneze yürüyebilir. Eğitim bitip de dönüş için valizimi toplamaya başladığımda İstanbul’un Amsterdam gibi bir şehre dönüşmesi için ne kadar mesafe kat etmesi gerektiği sorusu kafama takıldı. Sanırım bu mesafe daha uzun yıllar kapanmaz.


ON SORUDA IBM Rational DOORS

Karmaşık Sistem ve Yazılım Geliştirme Sürecinin ilk adımı

IBM Rational DOORS Kullanıcılarının gereksinim yönetiminde, iş hedeflerinden, müşteri ihtiyaçlarına ve teknik özelliklere kadar sürecin gözlemlenmesini artıran IBM Rational DOORS bu özellikleriyle iş kalitesini yükseltiyor. PROYA İstanbul Bölge Müdürü R. Cenk MOLA On Soruda IBM Rational DOORS’un bilinmeyenlerini anlatıyor.

>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>>> Ürünü kısa bir şekilde tarif edebilir misiniz? IBM Rational DOORS, dünyada gereksinim yönetimine öncülük eden araçtır. İş süreci optimizasyon önceliklerini etkin hale getirerek sistem mühendisliğinin ve yazılım geliştirme projelerinin kalitesini, iletişimi ve işbirliğini artırarak sağlar. DOORS, aynı ya da farklı coğrafi bölgelerde konuşlanmış organizasyonlar ve proje grupları için uygundur. İş hedeflerinin ve müşteri ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanmasını sağlayarak kaliteyi artırır. DOORS kurumların en önemli entellektüel sermayesi olan Yazılım ve Sistem tasarımlarının gereksinimlerini sistematik bir yaklaşımla ortak bir havuzda toplar, gereksinimlerin izlenebilirliği, analizi, değişikliklerin izlenebilmesi gibi özellikleri sayesinde yönetmelikler ve standartlara uygunluğu garanti altına alır.

Ürün kimlere, hangi sektörlere hitap ediyor? Günümüzde müşterilerin ihtiyaçları her geçen gün daha da karmaşıklaşmaktadır. Bu ihtiyaçları karşılayabilen firmaların ortak özellikleri ise farklı disiplinleri bir araya getirebilen, karmaşık sistem ve yazılımları geliştirebilme kabiliyetine sahip olmalarıdır. Gereksinim Mühendisliği süreçlerini uygulamamızı sağlayan DOORS firmalara bu kabiliyeti sunmaktadır. IBM Rational DOORS dünya çapında Savunma Sanayii, Bankacılık, Otomotiv, Sağlık, Elektronik, İnşaat gibi birçok farklı sektörde kullanılıyor.

Ürünün genel özellikleri neler?

DOORS Gereksinim Yönetimi sürecinde işbirlikçi bir platform sağlar.

>> DOORS’un sezgisel döküman odaklı bakış açısı tüm ortaklar/altyükleniciler için işbirliğini kolaylaştırır. >> “Gap Analiz” ilişkilendirilmemiş gereksinimleri belirtir. >> İzlenebilirlik Analizi şartnamelere uygunluğu doğrular ve risk alanlarının belirlenmesinde yardımcı olur.

>> Etki Analizi önerilen değişikliklerin etkilerinin belirlenmesini ve raporlanmasını sağlar.

DOORS değişen gereksinimlerinizi yönetmenizi kolaylaştırır.

>> DOORS Change Proposal System gereksinim yönetimi süreci için kullanıma hazır olarak sunulmuştur. >> DOORS, ClearQuest ve Change gibi araçlarla arasındaki gelişmiş entegrasyonlar ile değişiklik yönetimi yaşam döngüsü; çalışma grubu merkezli değişiklik yönetimi esnek, uyarlanabilir temmuz 10 //

51


ON SORUDA IBM Rational DOORS bir yapıya kavuşturulmuştur. >> DOORS ile gereksinimler arasındaki izlenebilirlik kolayca yaratılabilir. >> Basitçe sürükle bırak tekniği ile ekrandaki maddeler arasında ilişki oluşturulabilir. >> Oluşturulan ilişkilerin amaçları tanımlanabilir veya ilişkilere özellikler eklenebilir.

Son versiyondaki yenilikleri neler? DOORS 9.x versiyonu ile kullanıcılar gereksinimler üzerinde tartışma (discussions) imkanına sahip oldular. Bununla beraber RIF (Requirements Interchange Format) desteği ile DOORS veritabanından XML formatlı çıktılar alma imkanı sağlandı. Giderek yaygınlaşmakta olan RIF ile farklı gereksinim yönetimi araçları arasında döküman alışverişi gerçekleştirilebilmektedir. DOORS 9.x ile beraber, DOORS WebAccess add-on ürünü IBM tarafından hayata geçirildi. Bu sayede WebAccess ürününe sahip kullanıcılar DOORS veritabanına Internet Explorer yada Mozilla gibi tarayıcılar aracılığı ile erişme imkanına sahip oldular.

Ürünü diğer muadil ürünlerden ayıran özellikler neler? Ürün oldukça kullanıcı dostu bir arayüze sahiptir. Performansı oldukça yüksektir. Binlerce objelik dökümanları çok rahat bir şekilde yönetebilirsiniz. Sahip olduğu sihirbaz menüleri sayesinde tüm projenin izlenilebilirlik ve etki analizleri tek bir ekran üzerinden görüntülenebilir. Gereksinimler birbirleri ile ilişkilendirilirken kullanıcı tarafından özel olarak tanımlanan ilişki tipleri 52

// temmuz 10

kullanılabilir. Kullanıcı ve erişim hakları konusunda oldukça güçlüdür: Tek bir gereksinim seviyesine kadar yetkilendirme yapılabilir.

Ürünü kullanarak süreçlerini iyileştiren firmalardan birkaç örnek verebilir misiniz? Başta ASELSAN, TAI, MILSOFT, RMK Marine, Otokar, TAV, DSİ, Netaş, Tübitak, Türksat gibi kendi sektörlerinde öncü olan kurumlar Yazılım ve Sistem tasarım projelerinin Gereksinim Yönetimi süreçlerini IBM Rational DOORS ürünü ile standardize etmişlerdir.

Ürünle ilgili eğitim, destek veya implementasyon imkanlarından kısaca bahsedebilir misiniz? Ürün ile ilgili olarak Gereksinim Yönetimi Metodolojisi, Temel Kullanıcı Eğitimi, Yönetici Eğitimi, Yerel Destek ve Danışmanlık Hizmetleri sağlamaktayız.

Bu ürünle ilgili tamamlayıcı nitelikte olan başka ürün veya çözümlerden kısaca bahsedebilir misiniz? Add-on’lar vasıtasıyla ürüne ek özellikler getirilebilmektedir.

DOORS Analyst, DOORS içerisinde gereksinimleri tanımlarken bize UML modelleri kullanma olanağını sunar, DOORS WebAccess ise mevcut DOORS veritabanına Internet Explorer ya da Mozilla gibi tarayıcılar aracılığı ile erişerek gereksinimler üzerinde değişikler yapma ve gereksinimler arasında izlenilebilirlikler kurmamızı sağlar. Ayrıca Rational Publishing Engine aracı ile de DOORS dokümanlarınızdan oldukça etkileyici raporları yüksek performans ile alabilirsiniz.

Ürün hakkında daha detaylı bilgilere nereden erişilebilir? Ürün ile ilgili detaylı bilgi ve demo taleplerini info@proya.net üzerinden yapabilirsiniz. Ayrıca www.proya. net sitesinde IBM ürünleri altından DOORS ile ilgili detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz.

Ürün hakkında son olarak eklemek istediğiniz noktalar var mı? IBM Rational DOORS, Gereksinim Yönetimi araçları içerisinde dünyada pazar lideridir. Birçok bağımsız değerlendirme kuruluşu tarafından kendi alanında teknoloji lideri olarak tanımlanmaktadır.


GADGET

e d in s e in k a M ık ş Bula

M İ R DEV

İşte yıllardır aradığım bardakları, tabakları

çizmeden yıkayan bulaşık makinesi bu sanırım. Panasonic tarafından geliştirilen bu robot sayesinde züccaciye alışverişlerinizdeki tüm Sınırlarda kalkmış oluyor. Neden mi? Alacağınız tencerenin bulaşık makinesine sığıp sığmayacağı kaygısı artık bitti. Fakat Panasonic bu modeli bulaşık makinesi haznesine sığmayan tencerelerden ziyade insanla daha yakından iletişim kurabilen bir mutfak modeli için tercih etti sanırım. Çünkü tüm bu konu üzerine çalışan hemen her ar-ge laboratuarı aynı kaygıya sahip “İnsana ne kadar benzerse insan-makine etkileşimi o kadar kolay olur.”

Bu bulaşık makinesi için alternatif komut önerileri IRT Bugün balık yedik her şeyi 2 kere ovalayıver. IRT İşkembeyi temizlediğim tencereyi 90 derecede temizle dikkat et sensörlerin erimesin.

Kaynak: www.ubergizmo.com/15/archives/2008/12/panasonic_develops_dishwashing_robot.html

temmuz 10 //

53


GADGET

Cepte Oyun Artık Daha Anlamlı Cep telefonu klavyesinde SMS yazmaktan aciz olan bendeniz sırf bu yüzden Blackberry gibi cihazları kullanmayı tercih ediyordum. Aynı durum oyun oynamak için de geçerliydi. Sanırım bu küçük aparat sayesinde o derdim de çözülmüş olacak.

BGP100 Bluetooth Game Pad cep telefonunuz ile Bluetooth üzerinden bağlantı kuruyor ve oyun oynama deneyimini PSP konforunda sizlere sunuyor. Kayank: http://www.redferret.net/?p=12353

Mangalcının Hijyenik Dostu Sineklerin Düşmanı Değerli okuyucu gün geçmiyor ki hijyen konusundaki gelişmeler karşında hayrete düşmeyelim. İşte mangal severlerin en hazetmediği konu olan haşeratı nevaleden uzak tutacak üstün teknolojili aydınlatma. Ebatlarına aldanmayın gayet geniş bir alanda asayişi sağlayabiliyor.

Kaynak: www.taylorgifts.com/prodetail~itemNo~29383.asp

54

// temmuz 10


ON SORUDA FileNet P8

FileNet P8

Rekabette üstünlüğün adı Ürünü kısa bir şekilde tarif edebilir misiniz? FileNet P8 Kurumsal İçerik Yönetimi (ECM) tarafından sunulan çözümler kurumların çalışmalarında ihtiyaç duydukları bilgilerin denetimini otomatik hale getirebilmelerini, iş süreçlerinin verimliliğini artırabilmelerini mümkün kılarak ve günlük kritik karar alma aşamasının sadeleştirilebilmesini sağlamak üzere ihtiyaç duyulan tam spektrumlu bilgi ağını kurarak müşterilerin sürekli bir rekabet üstünlüğü elde etmelerine olanak tanır. FileNet Kurumsal İçerik Yönetimi (ECM) çözümleri mevcut bilgi işlem sistemlerine uyum sağlayabilen bir dizi geniş çaplı çözüm imkanı sunarak gerçek iş dünyasının sorunlarına uygun maliyetli çözümler üretmektedir. İş hedeflerini oluşturan süreçleri, bilgiyi, insanları veya iş bilgi birikiminin depolanmasını ve biçimlendirilmesini sağlayan, tüm organizasyon içindeki bilgi yönetiminin web tabanlı yapılabileceği tek çözüm Filenet’dir. Bu çözümle, milyonlarca işlemi ve binlerce kullanıcıyı destekleyen süreçler, hızlı bir şekilde yerleştirilip kolayca değistirilebilir; kurumlar değisen koşullara daha iyi uyum sağlarlar.

Organizasyon sürecindeki bilgi yönetimini web tabanında rahatlıkla yapabileceğiniz, iş dünyasının sorunlarına uygun maliyetli çözümler üreten FileNet hakkında merak ettiklerimizin cevabını ON SORUDA, Aksis Bilgisayar Satış ve Pazarlama Koordinatörü Burak Müjdeci’den aldık.

Ürün kimlere, hangi sektörlere hitap ediyor? FileNet P8 çözümü finans, sigorta, üretim, telekom ve kamu sektörlerindeki kurumsal içerik yönetimi, iş süreçleri ve uyumluluk ihtiyaçlarının tümünü karşılıyor.

Ürünün genel özellikleri neler? FileNet P8 platformu ve ürünleri, kurumların iş sürecine, şirket genelindeki içerik ve uyumluluk gereksinimlerine başarılı bir şekilde yönelmesini sağlar.

İşlevsel genişleme ve sistem bütünleştirmesi açısından tam, açık ve güvenli bir çerçeve olarak FileNet P8 platformu:

>> Şirketin tüm içerik havuzları arasında tek bir

kurumsal katalog sağlar. >> Çeşitli yasal, bölgesel ve sektörel düzenlemelere ve ilkelere uyum sağlar. >> Servis Odaklı Mimari’nin parçası olarak tüketilebilen ve yerleştirilebilen kapsamlı bir içerik ve süreç yönetimi iş hizmetleri kümesi sağlar >> Uygulama yerleştirme ve sistem bütünleştirme açısından J2EE ve .NET mimarilerini destekler >> Milyarlarca nesneyi içeren havuzlara eşzamanlı olarak onbinlerce kullanıcı erişirken hızlı yanıt süreleri sağlanmasını desteklemek üzere kurumsal ölçeklenebilirlik sağlar. >> Çok çeşitli bütünleştirme seçenekleri aracılığıyla mevcut BT altyapılarıyla ve şirket iş uygulamalarıyla temmuz 10 //

55


kolayca bütünleşme sağlar. >> Önde gelen sistem yönetimi çözümleriyle bütünleşerek ve kurum BT altyapılarının desteği ile veri merkezi işlemleriyle ilgili maliyetleri azaltır. Son versiyondaki yenilikleri neler? FileNet P8 4.5.1 versiyonunda, kullanıcı ve yönetim arayüzlerinde Türkçe Dil Desteği gelmiştir. Workplace XT uygulamasınında Web 2.0 teknolojileri kullanılarak masaüstü uygulamalarıyla bütünleşik çalışma sağlanmıştır.

Ürünü diğer muadil ürünlerden ayıran özellikler neler?

Ölçeklenebilirlik: FileNet P8 Kurumsal İçerik Yönetimi ürünü ile departmental çözümden kurumsal çözüme karar geniş bir portföye hizmet edebilmektedir. HA desteklenmekte olup, kurulum yapılan yapı yatay olarak büyüyebilmektedir.

Platform Bağımsızlığı: FileNet P8 çözümü işletim sistemi (Windows,Unix,AIX, Solaris ve Linux) , uygulama sunucusu (WebLogic,WebSphere ve Jbuss) ve veritabanı (Oracle,Microsoft SQL ve DB2) ortamlarını desteklemektedir. Kimlik Doğrulama ve Yetkilendirme: LDAP (IBM Tivoli Access Manager, IBM Tivoli Directory Server, CA eTrust SiteMinder, Microsoft Active Directory, Novell eDirectory, Sun Java System DirectoryServer, Kerberos) sistemleriyle tam bütünleşik entegrasyon sağlamaktadır. 56

// temmuz 10

>>>>>>>>>>>>>>>>> Türkçe Dil Desteği >>>>>>>>>>>>>>>>> Ofis Entegrasyonu - Kullanıcıların Office uygulamalarını ve e-posta iletilerini FileNet P8 havuzunda kolayca yönetebilmeleri için Microsoft Office ve Outlook ile yerel bütünleştirme.

Ürünü kullanarak süreçlerini iyileştiren firmalardan birkaç örnek verebilir misiniz? Turkcell, Avea, Finansbank, KuveytTürk, Fortis Emeklilik, Güneş Sigorta, Çevre ve Orman Bakanlığı, Yapı Kredi Bankası, Henkel ve Citibank’tır.

Ürünle ilgili eğitim, destek veya implementasyon imkanlarından kısaca bahsedebilir misiniz? FileNet P8 çözümüne ait eğitimler IBM tarafından dönemsel veya talep durumunda özel olarak sertifikalı eğitimler düzenlenmektedir. FileNet P8 Kurumsal İçerik Yönetimi, 2004 yılından bu yana Aksis Bilgisayar Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş. (IBM Business Partner) tarafından satışı,kurulumu ve müşterilerindeki FileNet P8 projeleri yapılmaktadır.Proje kapsamındaki eğitimler (Yönetim ve Son kullanıcı) Aksis tarafından yapılmaktadır.

Bu ürünle ilgili tamamlayıcı nitelikte olan başka ürün veya çözümlerden kısaca bahsedebilir misiniz? FileNet P8, FileNet ürün ailesinin


ON SORUDA FileNet P8 temelini oluşturur. Tüm FileNet P8 ürün grupları birlikte sorunsuz çalışarak, güçlü özelliklerinden tam olarak yararlanılmasını sağlar. Örneğin, FileNet eForms ile tam olarak bütünleştirilmistir. Kurumunuzun süreçleri içinde kişilerin gerçekleştirdiği her etkinlik için akıllı, yüksek doğruluğa sahip elektronik formlar oluşturmanıza olanak tanır. IBM FileNet Records Manager, şirketlerin, IBM FileNet Content Manager, IBM FileNet Image Manager Active Edition ve FileNet içermeyen havuzlarda depolanan tüm içeriklerini ve işlemlerini kayıt olarak değerlendirip buna uygun olarak yönetmelerini sağlar. Daha sonra, bu kayıtlar, IBM FileNet Business Process Manager tarafından yönetilen bir onay işleminde kullanılmak üzere otomatik olarak etkinleştirilebilir.

>>>>>>>>>>>>>>> FileNet Genişletmeleri >>>>>>>>>>>>>>> >> Business Process Framework (BPF) >> Business Activity Monitor (BAM) >> Process Modeler for Visio >> Team Collaboration Manager >> eForms for FileNet P8 >> Capture Desktop >> Image Services Resource Adapter(ISRA) >> Web Site Manager >> Image Manager Active Edition >> Records Manager

>> Email Manager >> Content Federation Services Ürün hakkında daha detaylı bilgilere nereden erişilebilir? IBM FileNet P8 platformu hakkında detaylı bilgiye aşağıdaki adreslerden veya Aksis Bilgisayar Hizmetleri ve Danışmanlık A.Ş. ile iletişime geçerek erişebilirsiniz. Web: http://www.aksis.com.tr/ cozumlerimiz/ibm.html http://www-01.ibm.com/software/ data/content-management/products/ platform.html Email sales@aksis.com.tr Telefon: (0212) 270 7390

Ürün hakkında son olarak eklemek istediğiniz noktalar var mı? FileNet Kurumsal İçerik Yönetimi çözümleri, uygulamanın yerleştirilmesini hızlandıran, faaliyet esnekliğini artıran ve toplam sahiplik maliyetlerini düşüren birleştirilmiş bir içerik, süreç ve uyumluluk platformu olan IBM FileNet P8 üzerine kurulmuştur. FileNet P8, sektördeki en geniş veri tabanı, işletim sistemi, depolama, güvenlik ve Web sunucusu ortamları seçenekleriyle birlikte işlerlik sunar.

T

üm FileNet P8 ürün grupları birlikte sorunsuz çalışarak, güçlü özelliklerinden tam olarak yararlanılmasını sağlar. Örneğin, FileNet eForms ile tam olarak bütünleştirilmistir. Kurumunuzun süreçleri içinde kişilerin gerçekleştirdiği her etkinlik için akıllı, yüksek doğruluğa sahip elektronik formlar oluşturmanıza olanak tanır.

Content Manager, organizasyonların karmaşık belgeleri yönetebilmesine ve her tür içeriği güvenli ve yüksek miktarda ölçeklenebilir bir ortamda denetlemesine, paylaşmasına ve bunlara hızla erişebilmesine yardımcı olan bir Kurumsal İçerik Yönetimi çözümüdür. Doğru bilgiyi en çok gerek duyulduğu anda sunarak çok önemli iş içeriğini etkinleştirir. temmuz 10 //

57


İşadamlarını ve kadınları cezbeden spor

Aikido Cüneyt Tonguç’un alternatif sporlara olan merakı malum. Profil bölümünde de belirttiği gibi 5 yıldır Aikido yapıyor. Son yıllarda özellikle işadamları ve kadınların oldukça ilgisini çeken bu sporun felsefesini bizler için anlatıyor.

İşadamlarının ve kadınların son yıllardaki en gözde sportif aktivitelerinden biri aikido. Televizyonlarda her gün izlemek zorunda kaldığımız kapkaç, saldırı ve tecavüz haberleri karşısında insanların kendilerini savunabilecek düzeye gelme ihtiyacı duymaları aikidoya olan ilgiyi arttırıyor. Ancak aikidonun kadınlar, işadamları, sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi daha yüksek bir kesim tarafından sahiplenilmesinin başka nedenleri de var. Bunlardan en önemlisi de aikidonun fazla fiziksel güç gerektirmemesi. Bir de aikidoda rakibinizi (istemezseniz) hiçbir zarar vermeden de tamamen etkisiz hale getirebildiğiniz birçok teknik bulunmakta. Özellikle bu yönü ile aikido daha uygar gücünü ölçülü kullanmayı tercih eden bir kitle tarafından daha çok sevilmekte. Yaklaşık son 10 senenin en gözde dövüş sporu olan aikido hakkında daha geniş kapsamlı bilgi almak için 5 yıldır 58

// temmuz 10


HOBİ Aikido bu sporu yapan 1. Dan Cüneyt Sensei ile bir araya geldik. Cüneyt Sensei aikidonun ortaya çıkışını ve temel mantığını şu şekilde özetliyor: “O’sensei (Büyük Üstad) Morihei Ueshiba (1883- 1969 Japonya) tarafından geliştirilen Aikido sanatı evreni modellemektedir. Aikido içerisinde ki hareketler evrenimizi sembolize etmektedir. Dünyanın ve gezegenlerin dairselliği her elementin yapısını oluşturan atomların yuvarlak şekli, dünyamızın ve diğer gezegenlerin dairesel yörüngelerinin olduğu gibi Aikido tekniklerinin büyük bir çoğunluğu da aynı bu şekilde bir dairesellik içermekte ve tekniklerin neredeyse tamamı bu şekilde ortaya koyulmaktadır. Aikido çalışmalarında veya uygulanmasında kişi kendi fiziksel kuvvetinin çok küçük bir değerini kullanarak hasmı üzerinde kontrol sahibi olabilmektedir. Aikido, insan vücudunda en hassas ve ağrıya duyarlı (sinir uçları, eklemler ve tendonlar gibi) bölgelere yapılan teknikler ve baskılarla

hâkimiyet kurmaktadır. Bu bölgeler vücudumuzda yenilenmenin, iyileşmenin neredeyse mümkün olmadığı bölgelerdir. Bu nedenle Aikidonun kontrolsüz uygulanması halinde çok kötü sonuçlar ortaya çıkabilir.”

vardır.” diyen Cüneyt Sensei, eğitimin ilerleyen safhalarında Aikidonun ilk etapta görünmeyen derin felsefesi ve içsel eğitimleri ile tanışıldığını da belirtiyor.

Özünde sevgi ve barış var

Aikidoda bir öğrencinin ne kadar süre içinde ustalaşabileceğini de soruyoruz Sensei’ye. “Eğitimin ilk 2-3 yıllık bir dönemi sonrasında kişinin artık kendini savunmakla olan endişesi kaybolur” diyor Sensei ve devam ediyor: “Bu endişeler, yerini yüksek bir özgüvene ve bu ruh halinin getirdiği daha anlayışlı ve barışçıl bir yapıya bırakır. Bu birçok insan tarafından anlaşılması güç ve tezatlar ile dolu bir olay haline gelebilir. Örneğin sokaktaki bir insan; beş yaşında bir çocuğu ya da yaşlı bir adamı kendisine tehdit olarak algılamaz. Aikido eğitimi almış bir kişi, herkes ve her grup karşısında kendini aynı güven içinde hisseder. Kişi kazandığı bu yüksek özgüven sayesinde, insanlara hümanistçe yaklaşır.”

Bu noktada Cüneyt Sensei aikidonun barışçıl özünü de şu şekilde özetliyor: “Aikido derin bir felsefesi olan ve özünde sevgi ve barışı yoğun olarak hissedebileceğiniz bir sanat. Öyle ki kendinizi korumak zorunda kalabileceğiniz rakibinizin bile sağlığından sizi sorumlu tutmaktadır. Aikido ile bir ya da kalabalık, hatta silahlı rakipler karşısında bile kendinizi fiziksel gücünüzün çok küçük bir dilimini kullanarak savunabilmeniz mümkün. En önemlisi de aikido bunu yaparken rakibinize hiçbir hasar vermemenizi de olanaklı kılıyor.” “Aikido’ya her yeni başlayan kişinin aklında kendini böyle zarif bir şekilde koruyabilecek seviyeye gelmek

Aikido kişiye yüksek özgüven aşılar

temmuz 10 //

59


HOBİ Aikido dinginliği çok önemlidir. Kendimizi savunma ihtiyacı duyabileceğimiz bir anda önceden yaptığımız bu zihinsel egzersizler, günümüz insanının tüm hayatının verimliliğini artıracak, sosyal ve iş yaşantısını daha yüksek bir kapasiteyle kontrol etmesini sağlayacak özellikleri barındırmaktadır.”

Kültür seviyesi yüksek insanlar tercih ediyor

Cüneyt Sensei Aikido öğrenmeyi bir silah satın almaya benzetiyor. Ancak bir silahı satın almak ile onu kullanabilmenin çok farklı kavramlar olduğunu da belirtiyor. Fiziksel eğitimin ancak zihinsel eğitimle birleştirildiğinde yararlı olabileceğini anlatıyor. Derslerinde zihinsel eğitime, istemsiz refleks kontrol çalışmalarına yoğun yer veren Sensei, en önemli hususun da bu olduğunu vurgulayarak sözlerine devam şöyle ediyor: “Aikido eğitimi yoğun bir zihinsel kontrolü 60

// temmuz 10

ve içsel dinginliği beraberinde getirmektedir. Modern dünya insanının gündeminde ki yoğun stres ve yaşam kaygıları içerisinde kaybolup gitmemesi için yapılan bu çalışmalar oldukça önem taşır.”

Aikidonun sosyal hayata ve iş yaşamına kattığı artılar Aikidonun sosyal hayata ve iş yaşamına getireceği artıları da şu şekilde özetliyor Cüneyt Sensei: “Aikido içerisinde öncelikle ruh

Öğrenci profilini yani aikidoya ilgi duyan kitlenin genel yapısını da soruyoruz Cüneyt Sensei’ye. “Dojomuzda aikidoya rağbet eden kitle, toplumun ileri gelenlerinden oluşmaktadır. Gerçi bunu dünya genelinde böyle olduğunu da söyleyebiliriz. Böyle bir talebin nedenini öncelikle; Aikidonun insana olan hümanist yaklaşımında arayabiliriz.” diyor Sensei ve devam ediyor: “Kişiler kendilerini etkin bir şekilde korumayı öğrenirken kişiliklerini değiştirmek, açıkçası vahşileşmek zorunda kalmıyorlar. Modern dünya insanı artık, savaş, kavga, kan gibi kelimeleri telaffuz bile etmek istemiyor. Fakat bunun yanı sıra özellikle erkek, dominant bir kişiliğe sahiptir. Baskın olmak kendini, sevdiklerini ve ailesini koruyabilmek ister. Ancak bunu gerçekleştirecek bir eğitimi alırken rakibinin bile sağlığından kendini sorumlu tutan bir disiplin, beyefendiliğinden taviz vermeyen bir savunma anlayışının cezp ediciliğinin bu kitleyi kendine çektiğine inanıyorum. Bayanlar ise, fiziksel olarak daha kısıtlı kuvvetle dahi her güç ve kuvvet yapısında ki bir veya birden fazla rakip karşısında etkin olabiliyorlar. Bu ise onlara illüzyon kadar çekici geliyor diyebilirim.”


SOFT HABER

CS5 e b o d A n a t ’ t f Medyaso i! s i t r a P e y i k r ü T Medyasoft tarafından Otto Santral’de düzenlenen Adobe CS5 Türkiye lansmanı, katılımcılara renkli bir gece yaşattı. Medyasoft’un 14 Nisan 2010 Çarşamba gecesi, Otto Santral’de düzenlediği Adobe CS5 Türkiye Lansman Partisi’nde yoğun bir katılımın sağlandığı dikkat çekti. 600’den fazla konuğun ağırlandığı partiye birbirinden değerli beş konuşmacı katıldı. Konuklar, geceye renk katan sanatçıların performanslarıyla unutulmaz bir lansman geçirdiler.

yara

Bilgisa ı t r A n a ’t t f o s Medya araç kolaylığı

Medyasoft olarak değerli iş ortaklarımızdan Artı Bilgisayar’a araç temin ettik. Bir yıl boyunca kullanımları için sağlanan aracın teslim törenine Artı Bilgisayar Genel Müdürü Hayati Tiryaki’ye Medyasoft Genel Müdür’ümüz Doğu Pabuçcuoğlu katıldı. Aracın anahtarı Hayati Tiryaki’ye Doğu Pabuçcuoğlu tarafından teslim edildi.

üste

Medyasoft Kamp

Medyasoft sponsorluğunda düzenlenen organizasyonda, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Selçuk Üniversitesi öğrencileriyle buluşuldu. Medyasoft Arkitera ile; 7 Mayıs 2010 tarihinde İzmir-Dokuz Eylül Üniversitesi ve 18 Mayıs 2010 tarihinde Konya-Selçuk Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencileri ile buluştu. Medyasoft’un sponsor olduğu organizasyonda; Mimar Nevzat Sayın ve Gökhan Avcıoğlu Mimarlık Fakültesi öğrencileri ile tecrübelerini ve projelerini paylaştı.

temmuz 10 //

61


Adobe CS5 İş Ortağı Eğitimi başladı

soft a y d e M a b i Ar de İle Türkiye’

Medyasoft olarak iş ortaklarımızla gerçekleştirdiğimiz Adobe CS5 İş Ortağı Eğitimi başladı.

Yıldız Holding Bilişim Grubu şirketlerinden Medyasoft lider harcama yönetimi çözümü Ariba’nın Türkiye distribütörü oldu.

Adobe CS5 eğitimleri başladı. İlk olarak Medyasoft eğitim binasında yapılan Adobe CS5 İş Ortağı Eğitimi yoğun bir katılımla gerçekleşti.

Dünya üzerinde farklı büyüklüklerde binden fazla müşterisi bulunan Ariba, bugünün rekabetçi ortamında kurumsal başarı için gereken yazılım, servis ve global ağı Medyasoft distribütörlüğünde Türkiye piyasasına sunuluyor.

Ariba, orta ve büyük ölçekli firmaların harcama yönetimindeki stratejik hedeflerini destekliyor aynı zamanda kaynak kullanımı, ödeme, sürekli tedarik ağını iyileştirme ve geliştirme konusunda süreçleri ve sistemleri düzenliyor.



Medyasoft’ta “Yeni Endüstrile re İlk Lisans Satışı” Ödülü Medyasoft’a SAP tarafından Yeni Endüstrilere İlk Lisans Satışı Ödülü layık görüldü. Medyasoft, SAP ile gerçekleştirdiği işbirliği kapsamında Türkiye’de bir üniversitenin kullanacağı ilk entegre ERP çözümünü İstanbul Şehir Üniversitesi için hazırladı. Medyasoft 2010 yılında öğrenime açılacak olan Türkiye’nin en yeni vakıf üniversitesi İstanbul Şehir Üniversitesi’yle 2009 yılının Aralık ayında başladığı projeyi Temmuz 2010’da hayata geçiriyor.

Eğitim ve araştırmada bir endüstri standardı haline gelmiş olan SAP’nin HER çözümü, dünya çapında yüzlerce kurum tarafından kullanılıyor. 
Medyasoft ve SAP işbirliği kapsamında kuruluşlar için proje yönetimi, uygulama danışmanlığı, sistem kuruluş ve yönetimi, iş süreçleri iyileştirme danışmanlığı, program geliştirme ve sistem entegrasyonu hizmetlerinden oluşan komple çözümler sunuluyor.

Medyasoft, Bayileriyle Buluştu Geçtiğimiz mayıs ayında Doğatepe Restoran’da düzenlediğimiz bayi buluşmasında oldukça verimli ve keyifli bir gün geçirdik. 22 Mayıs 2010 Cumartesi günü Doğatepe Restoran’da gerçekleştirdiğimiz brunch ile bayilerimizle keyifli vakit geçirdik. Yeni distribütörlüğünü almış olduğumuz Wacom ürünü ile ilgili de bilgi verilen etkinlik sonunda üç bayimize Wacom hediye ettik. 62

// temmuz 10


SOFT HABER

Medyasoft Ansa ile Gaziantep’te Medyasoft, Yetkili İş Ortağı Ansa ile ortaklaşa düzenlediği eğitimde katılımcılara Autodesk ve Medyasoft hakkında bilgiler verildi. Medyasoft’un 8 Haziran 2010 tarihinde Gaziantep’teki Yetkili İş Ortağı Ansa ile ortaklaşa düzenlediği ve Grand Hotel de kahvaltı ile başlayan etkinlikte, katılımcılara Autodesk ve Medyasoft hakkında bilgiler verilerek; Medyasoft’un Yetkili Eğitmeni Sedat Aslan tarafından Autodesk 2011 ürünlerinin yeni özellikleri anlatıldı.

Medyasoft’un ejderleri Haliç’te! Her yıl mayıs ayında düzenlenen Dragon Festivali, bu yıl da Haliç üzerinde ejderhaları ağırladı.

Medyasoft’tan AutoCAD 2011 Lansmanı Geçtiğimiz Nisan ayında, Medyasoft tarafından gerçekleştirilen AutoCAD 2011 Lansmanı katılımcılar tarafından beğeniyle karşılandı. Maslak Refresh The Venue’de yapılan AutoCAD 2011 lansmanı üç bölümden oluşan sunumlarla gerçekleştirildi. Design with, Visualize with ve Share with sunumlarında AutoCAD kullanıcılarına, çizimlerini nasıl tasarlayacakları, görselleştirebilecekleri ve paylaşabilecekleri konularının uzmanları tarafından anlatıldı. Design with bölümünde: Autodesk Avrupa Pazarlama Müdürü Miikka Arala, AutoCAD Uzmanı Bilge Akbağ ve Platin Bilgisayar Hizmetleri’nden, CAD Danışmanı Sayın Gül Fazıl; Visualize with bölümünde: Autodesk Güney Avrupa Teknik Endüstri Müdürü Patrice Paradis ve Sinpaş Görsel Sanatlar Yönetmeni Sayın Batuhan Kırca ile Saydam Mimarlık kurucusu Sayın Mimar Mustafa Tutar, Share with bölümünde ise Adobe Medya ve Yayıncılık Uzmanı Barış Özcan deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Türkiye’de kurumlar arası düzenlenen en geniş katılıma sahip, en büyük spor aktivitesi olan Dragon Festival, geçtiğimiz 31 Mayıs – 1 Haziran tarihleri arasında üçüncü kez düzenlendi. Uluslararası standartlara uygun olarak, resmi hakemlerin gözetiminde gerçekleştirilen yarışlarda, katılımcılar kurumları adına iki gün boyunca Haliç üzerinde Ejderha Tekneleri ile kıyasıya bir mücadele verdiler. Medyasoft ekibi yarışı, genel sıralamada 47. olarak bitirdi.

temmuz 10 //

63


SOFT HABER

Medyasoft çalışanları doğaya döndü! Geçtiğimiz haziran ayı içinde düzenlenen pikniğe katılan Medyasoft çalışanları gün boyunca Belgrad Ormanının tadını çıkardı. Cpartner ile Medyasoft’un ortaklaşa düzenledikleri pikniğe tüm Medyasoft çalışanlarıyla büyük bir katılım sağlandı. Gün boyunca insan langırtı, rodeo ve koca ayak gibi eğlenceli oyunlarla çocuklar gibi neşelenen Medyasoft çalışanları tüm iş stresini üzerlerinden attılar.

ka ile r e B t f o s a y d Me ’da bu kez Konya Medyasoft’un Konya’daki Yetkili İş Ortağı Berka birlikte düzenlediği etkinlik Autodesk Genel Müdürü Tolunay Tomruk’un da katılımıyla gerçekleştirildi. Medyasoft’un 26 Mayıs 2010 da Konya’daki Yetkili İş Ortağı Berka ile ortaklaşa düzenlediği ve Konya Sanayi Odasında Autodesk’in Genel Müdürü Tolunay Tomruk’un katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, katılımcılara Autodesk ve Medyasoft hakkında bilgiler verilerek; Medyasoft’un Yetkili Eğitmeni Sedat Aslan tarafından Autodesk 2011 ürünlerinin yeni özellikleri anlatıldı.

64

// temmuz 10

Rüzgar gibi bir gün Geçtiğimiz ay gerçekleştirilen organizasyonda Medyasoft çalışanları, motosikletlerle Arnavutköy’den rüzgar gibi geçtiler. Medyasoft ve Cpartner tarafından, 15 Haziran tarihinde gerçekleştirilen etkinlikte Medyasoft çalışanlarının birçoğu ilk kez motosiklet deneyimi edindiler. Arnavutköy Vespa Academy’de düzenlenen olan organizasyona Medyasoft Genel Müdürü Doğu Pabuçcuoğlu ile yirmi dokuz Medyasoft çalışanı katıldı. Vespa Academy eğitmenleri tarafından kısa bir bilgilendirmenin ardından motosikletlerine binen Medyasoft çalışanları, motor keyfini sürdüler.

Temmuz 2010  

Temmuz 2010