Issuu on Google+

Yıl.27 Sayı.317 NİSAN 2013 GRUP BAŞKANI H. FERRUH IŞIK İLETİŞİM MAGAZİN GAZETECİLİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. adına İMTİYAZ SAHİBİ MEHMET SÖZTUTAN GENEL MÜDÜR YARDIMCISI AHMET KIZIL ahmet.kizil@ihlasfuar.com EDİTÖR HÜSEYİN AKARSU huseyin.akarsu@img.com.tr REKLAM KOORDİNATÖRÜ AHMET ERASLAN ahmet.eraslan@img.com.tr REKLAM DANIŞMANI ALİ ERASLAN ali.eraslan@img.com.tr SANAT YÖNETMENİ İSMAİL GÜRBÜZ ismail.gurbuz@img.com.tr CONSEPT TASARIM SÜLEYMAN TERZİ suleyman.terzi@img.com.tr KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr DIŞ İLİŞKİLER HAKAN KURT hakan.kurt@ihlasfuar.com MUHASEBE MÜDÜRÜ MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr ABONE İSMAİL ÖZÇELİK ismail.özcelik@img.com.tr CTP • BASKI İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. Merkez Mah. 29 Ekim Cad. İhlas Plaza No: 11 A/41 Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL +212 454 30 00 ADRES 29 Ekim Caddesi No:23 34197 Yenibosna / İSTANBUL Tel.:+212 454 25 00 Faks:+212 454 25 98 www.medikalteknik.com.tr e-mail: info@medikalteknik.com.tr Medikal Teknik Dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. Medikal Teknik Dergisi’nin bütün yayın hakları İletişim Magazin San. ve Tic. A.Ş.’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. aygın süreli bir yayın olan Medikal Teknik Dergisi ayda bir yayınlanır.

Sağlık Sektörünün Profesyonelleri Buluşuyor

S

ağlık sektörünün Avrasya bölgesindeki en büyük buluşmalarından biri olan Ekspomed 2013, tüm yenilikleriyle 4-7 Nisan tarihleri arasında kapılarını açıyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye, sağlıkta tüketici pazar olarak global arenada yıldızı en çok parlayan ülkeler arasında gösteriliyor. 2002 yılı sonrasında erişilen politik istikrar ve sağlığın en önemli devlet politikası olarak belirlenmesi akabinde başlatılan sağlıkta dönüşüm programı 10. Yılı tamamladı. Türkiye’deki sağlık bilinci ve erişimi de hızla artıyor. Bu bağlamda artan sağlık yatırımları sektörü canlı bir halde tutuyor. Özellikle Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü sağlıkta dönüşüm çalışmaları çerçevesinde şehir hastaneleriyle ilgili tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçti ve Cumhurbaşkanı tarafından onaylandı. Kanuna göre, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları, Maliye Bakanlığı’nca yükleniciye bedelisz olarak tesis edilecek hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde, sözleşmede belirlenecek bedel karşılığında tesis yaptırabilecek. Önümüzdeki yıllarda devletin sağlıkta dönüşüm planlamalarında en önemli uygulamalardan birinin sağlık kampüsleri olacağını görmekteyiz. Gelişimi belirlenen 29 büyükşehirde, kamu özel ortaklığı modeliyle yüksek yatak kapasiteli tesisler kurulacak. Tüm bu gelişmeler çerçevesinde, yatırımda karar vericilerin buluşma adresi Ekspomed 2013 Fuarı olacak. Türkiye ve çevre ülkelerden gelecek yatırımcılar, yeni iş bağlantıları kurmak için fuarı ziyaret edecek. Sektör firmaları da, tüm yeniliklerini ve teknolojilerin ziyaretçilerin beğenisine sunma fırsatı bulacak. Ekspomed, sağlık sektörünü bir araya getiren en önemli ticari platform haline geldi. 20. Kez kapılarına açacak olan Ekspomed, sağlık reformlarının hızlandığı bir dönemde gerçekleştiriliyor olması önemini bir kez daha artırıyor. Her yıl olduğu bu büyük buluşmada Medikal Teknik Dergisi olarak yer alacağız. Hem ziyaretçilerle hemde katılımcılarla görüşerek sektöre ilişkin görüşlerini önümüzdeki sayıda sizlerle paylaşacağız. Bu büyük buluşmaya hepinizi davet eder, tüm sağlık dünyasının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlarız. Sağlıklı günler.

Kimeks’ten Vücut Kompozisyon Analizörü

EKSPOMED Katılımcı Ziyaretçiler İçin Yeni Fırsatlar Sunacak

54

16 Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yeniden Yapılanıyor

38 Görüntüleme Teknolojisinde Bir Sonraki Adım

84 Rutin Tıp Uygulamalarında Daha Fazla Verimlilik

58 EFORSAN............................ 70-71

KEYMEN İLAÇ.........................147

MEYER................................ 72-73

ABEM KİMYA...........................107

EKİP TIBBİ MALZEME.............149

KİFİDİS...................................113

MGT........................................105

AKTİF DIŞ TİCARET.................123

EKOL TIBBİ ALETLER..............119

KİMEKS................... Ö.K-51-53-55

MULTİKAN.......................167-169

AKTİF KİMYA..........................159

ELİF ORTOPEDİ.........................83

KRİSTAL GIDA.........................201

OCTAMED..................................61

AMAZON MEDİKAL....................23

EMS..........................................97

KUGEL.................................... 4-5

OĞUZ CEVİZLİ.........................165

AND OUTDOOR........................173

EMTRON.................................163

LAMİNAT OFİS........................175

ORSA...................................... A.K.

AVM SAĞLIK......................Ö.K.İ.-1

ENDOSER..................................93

LEVENTTEK............................127

OTTO BOCK.............................125

AYDERSAN.......................155-157

ERS MEDİKAL...........................99

MAGNET MEDİKAL....................19

ÖMS........................................ 8-9

BEK TEKNİK..............................79

FORTİS ORTOPEDİ............... A.K.İ.

MAVİ HAVA..............................115

PLASTİMED.............................181

BETA BİOMEDİKAL.................145

GİOMED.......................... 49-63-81

MEDFEN....................................31

SCA SAĞILK..............................29

BEYBİ......................................111

GÖZDE...................... 187-189-193

MEDİCANA................................17

SGA LİMİTED...........................191

CDK SAĞLIK........................ 65-67

HASTANE TEKSTİL...................69

MEDİMPORT........................ 75-77

TARTI......................................109

CEYO................................... 87-89

HELTMAN.................................15

MEDİPAK................................179

TEKNİKMED............................151

DESOMED EURO......................177

İDEAL MAKİNA........................ 6-7

MEDİPRO..................................85

TEKNOMED.............................183

DOLUNAY..................................95

İHLAS ARMUTLU.....................199

MEDİSEL.................................161

TESTO.......................................25

DOPA DIŞ TİCARET............. 41-43

İHLAS KOLEJİ.........................195

MELSAN SAĞLIK.....................171

TIP BİLİŞİM KONGRESİ...........203 TÜYAP..............................206-207

DÜNYA KONGRE......................205

İHLAS PAZARLAMA.................197

MES MEDİKAL..................... 45-47

DÜNYA MEDİKAL......................33

İNFORM....................................27

MESİTAŞ............................. 35-37

ÜÇGEN MUTFAK.....................101

EAR TEKNİK............................117

İSTEM.......................................57

METİSAFE...............................185

VARİTEKS............................... 2-3

reklam indeksi

ABBVIE.....................................13

AKTÜEL

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül: “Toplumumuzda Herkes Önce Doktor Olmak İster” Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Çankaya Köşkü’nde resepsiyon verdi.

C

umhurbaşkanı Abdullah Gül, 14 Mart Tıp Bayramı nedeniyle Çankaya Köşkü’nde bir resepsiyon verdi. Resepsiyona Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Sağlık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Agah Kafkas ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Nihat Tosun ile 81 ilden “Yılın Doktorları” ve 6 ilden “Yılın Sağlık Çalışanları” katıldı. Resepsiyonda konuşan Cumhurbaşkanı Gül, sağlık çalışanlarını, 14 Mayıs Tıp Bayramı vesilesiyle Çankaya Köşkü’nde ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

14 > Nisan 2013

“Toplumumuzda Herkes Önce Doktor Olmak İster”

Anketlerin gösterdiği gibi sağlık hizmetlerinden büyük memnuniyet duyulduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Gül, “Bunun altındaki esas faktör sizlersiniz. Doktorlar ve bütün sağlık personelinin hep beraber büyük bir özveriyle çalışması ve herkese sizin elinizden şifa dağıtılması. O bakımdan, doktorluk, sağlık hizmetleri hepsi gerçekten çok kutsal. Toplumumuzda onun için herkes önce doktor olmak ister” diye konuştu. Türkiye olarak sağlık politikalarına verilen önemin altını çizen Cumhurbaşkanı Gül, Dünya Sağlık Örgütünün raporlarında da Türkiye ile ilgili kısımları okuduğunda gururlandığını anlattı.

AKTÜEL

Mehmet Müezzinoğlu: "Hekimlik Bir Meslek Değil, Bir Yaşam Biçimidir" Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, "Zaman mefhumu gözetilmeksizin kapısı çalınan, hastasının ıstırabını dindirmeden mesaisini bitirmeyen hekimlerimiz için, hekimlik bir meslek değil, bir yaşam biçimidir" dedi. Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı. Diğer mesleklerden ayrı olarak varlığına “kutsallık” atfedilen yegane mesleğin hekimlik olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, "Çünkü özü, insana karşılıksız ve beklentisiz hizmet, fedakarlıktır, diğerkamlıktır. "İyileştirmeye ve yaşatmaya vesile olma" görevi hekimliği, belki de en zor ve sorumluluğu en ağır mesleklerden birisi haline getirir. Zaman mefhumu gözetilmeksizin kapısı çalınan, hastasının ıstırabını dindirmeden mesaisini bitirmeyen hekimlerimiz için, hekimlik bir meslek değil, bir yaşam biçimidir" ifadelerini kullandı. Van depreminde yakınlarını kaybettiği halde yaralılara yardım için hastaneye koşan ve “Yasımı daha sonra tutacağım” diyen hekimlerin ve sağlık çalışanlarının göz yaşartan fedakarlıklarının unutulamayacağını kaydeden Müezzinoğlu, mesajında şunları kaydetti: "Geride bıraktığımız 11 yıl boyunca

16 > Nisan 2013

uygulamaya koyduğumuz, başarı ile hayata geçirdiğimiz her proje; emeği, desteği, katkısı ile siz değerli hekimlerimizin ve sağlık çalışanlarımızın olağanüstü gayreti ile gerçekleşmiştir. Bu süre zarfında sağlık çalışanlarımızın çalışma şartlarından ekonomik sıkıntılarına kadar birçok alanda iyileştirmeler yaptık, ülkemizin imkanları ve kaynakları paralelinde bu iyileştirmelere devam edeceğiz. Başta hekimlerimiz olmak üzere bütün sağlık çalışanlarımızın bu meşakkatli görevi yerine getirirken karşılaştıkları sorunları en aza indirebilmek azminde ve gayretindeyiz. Çünkü hekimlerimiz ve bütün sağlık çalışanlarımızın özverileriyle, emekleriyle daha fazlasını hak ettiğini, her şeyin en iyisine layık olduğunu düşünüyoruz. Siz değerli meslektaşlarımla birlikte bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da aynı görev anlayışı ve çalışma heyecanıyla, insanımıza daha iyi bir sağlık hizmeti verebilmek için gayret edeceğimize, karşılıklı diyalog ve işbirliği ile daha büyük ve zorlu işlerin de üstesinden gelebileceğimize inanıyorum. Bu duygu ve düşüncelerle; insan hayatını her şeyin üstünde tutan, tüm zorluklara rağmen özveri ile çalışmaya devam eden doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramını kutluyor, kendilerine halkımız adına şükranlarımı sunuyorum."

AKTÜEL

EKSPOMED

Katılımcı ve Ziyaretçiler İçin Yeni Fırsatlar Sunacak Ekspomed Fuarı, farklı konularıyla bu yıl tüm dikkatleri üzerine çekecek.

B

u yıl 20. Kez kapılarını açacak olan Ekspomed Fuarı, bölgenin en etkini buluşma platformu olarak tanınıyor. Sağlık sektörünü bir araya getiren Ekspomed, yatırımcıların beklediği bir fuar haline gelmeyi başardı. Fuara yurt dışı pazarın ilgisi de her geçen gün artıyor. Bu ilgi Ekspomed 2013 Fuarı’nın önemini daha da artırdı. TÜYAP A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Serdar Yalçın, fuarın geldiği nokta ve hedeflerine ilişkin sorularımızı yanıtladı.

EXPOMED Fuarı hakkında bilgi vererek fuarın bugün geldiği noktayı anlatır mısınız?

Bu yıl 4 Nisan’da 20. kez kapılarını açacağımız Ekspomed Fuarımız, sağlık sektörünün tartışmasız en kapsamlı ve etkin buluşma platformudur. Bugün, sağlık sektörünü bir araya getiren en önemli ticari fuar haline gelmiştir. Özellikle sağlık konusunda reformların hızlandığı bu yeni dönemde, fuar önemini bir kez daha kanıtlamıştır. Tüm alıcı ve tedarikçilerin aynı çatı altında bulunacağı, son teknolojik gelişmelerin izlenebileceği Ekspomed Fuarı, sektörün ve sağlık yatırımcılarının beklenen bir fuarı TÜYAP A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Serdar Yalçın

18 > Nisan 2013

haline gelmiştir.

AKTÜEL Bu yılki fuara ilişkin hedefleriniz nedir? Fuara gelecek katılımcı sayısı nedir? Öngördüğünüz ziyaretçi sayısı kaç?

Fuarda bu yıl yoğun bir yabancı katılımcı ilgisi ile karşı karşıyayız. Özellikle toplu katılımlarda artış yaşıyoruz. Fransa, Almanya, Çin, Tayvan, Kore’den milli katılımlar var. Ayrıca toplu ülke katılımlarında da geçtiğimiz yıla göre artış yaşıyoruz. İspanya, Amerika, Avusturya, Brezilya, Çek Cumhuriyeti, Malezya, Pakistan, İsviçre, Tayland, İngiltere, İtalya’dan toplu katılımlar alıyoruz. Bu da fuarın uluslararası yönünün yükselişte olduğunun en önemli göstergelerinden biridir. Yaklaşık 1200 firma ve temsilciliğini fuarda görebileceksiniz. Ziyaretçi konusunda da geçtiğimiz yıl 30 binin üstünde ziyaretçiye ev sahipliği yaptık. Bu sene izlediğimiz pazarlama stratejimizle hedefimiz daha fazla nitelikli profesyoneli fuarda ağırlamak. Yurtiçinde alım yapacak yetkiye sahip gruplara özel çalışmalar yaparak, etkin ziyaretçiyi fuara getirmeyi hedefliyoruz. Bunun için izlediğimiz çok özel stratejilerimiz var. Klasik yöntemlerin dışında, kendilerine birebir ulaşarak davetlerimizi yapıyoruz. T.C. Sağlık Bakanlığı, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Halk Sağlığı Müdürlüğü standlarıyla da fuarda yer alacaklar. İl Halk Sağlığı Müdürlüğünün de katkılarıyla da şu an sektörde kendi alımlarını yapan Aile Hekimlerini de fuara getireceğiz. Bununla birlikte kamu hastanelerinde alım yetkisi bulunan Kamu Hastaneler Birlikleri yetkilileri de davetlimizdir. Kısaca, sektörde alım kararlarına yön verecek kurumları, Ekspomed Fuarı kapsamında fuarda görebileceksiniz. Fuarın ayrıca çok önemsediğimiz ve çalışmalarını titizlikle yürüttüğümüz bir yurtdışı alım grubu ayağı da var. Türkiye, Avrasya olarak adlandırdığımız bölgenin ortasında kalan bir köprü. Avrasya bölgesindeki ülkeler sahip oldukları dinamik nüfus yapıları, yüksek alım güçleri, ticaret potansiyelleri ile Türkiye’deki sağlık sektörünün en önemli bağlantıları arasındadır. Avrasya bölgesinde, Tüyap olarak çok gelişmiş bir yerleşik ofis ağımız mevcut. Bu bölgelerde birebir sürdürdüğümüz pazarlama çalışmalarıyla, sağlık sektörünün profesyonellerine, hastane sahiplerine ulaşıyoruz. Son olarak medikal ürün ihracatında önemli bir pazar olan Azer’daydık. Sağlık Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeler yaptık. Sağlık Bakanı, Bakan Yardımcısını, yetkililerini, profesyonellerden de oluşan bir grupla ağırlamayı planlıyoruz. Bunun gibi çeşitli bölgelerde yaptığımız çalışma örneklemelerini arttırabiliriz. Aynı şekilde Irak, Libya, Sudan, Makedonya, Gürcistan, Mısır, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan’da da özel çalışmalarımız devam ediyor. Pazarlama çalışmalarımız sonucunda, yurtdışından 70 ülkeden, alım kararlarının verilmesinde etkin olan nitelikli ziyaretçileri ağırlamayı hedefliyoruz.

Fuarın Türkiye’de sağlık sektörüne yapılan yatırımlar açısından katkısı nedir? Ekspomed Fuarı, küçük ve orta ölçekli firmaların da uluslararası pazarlara açılmasına hizmet eden, çok yönlü iş fırsatları oluşturan sağlık sektörünün önemli uluslararası ticaret platformudur. Türkiye’de sağlık sektöründe, son 8 yılda büyük atılımlar gerçekleştirilmiştir. Yapılan reformlarla sağlık sisteminin kalitesi ve verimliliği yükselmiş ve yeni yatırım ihtiyaçları doğmuştur. Sağlıkta Dönüşüm Programı Çerçevesinde ülkemizde sağlık yatırımlarında ciddi bir artış yaşanıyor. Yeni kurulacak sağlık kompleksleri hayatımıza giriyor. Sektörün buluşma noktası, Ekspomed Fuarıyla, hastanelerin tüm yatırım ihtiyaçlarına yön verecek cihazlar, ürünler, malzemeler aynı çatı altında toplayacak. Medical yatırımcı, satınalmacı, hastane müdürü, yeni sistemdeki Kamu hastaneler yetkilileri, üniversite hastaneleri rektör, dekanları, sektörün tüm lider firmalarının yer aldığı platformda, ürünleri kıyaslayarak, son teknolojiyi görerek, bilinçli olarak doğru kararı verecektir. Bu yıl Sağlık Bakanlığının da desteğiyle, bakanlık çatısı altında yer alan kurumları fuarımızda ağırlayarak, sektörü buluşturacağız. Ekspomed Fuarı, TC. Sağlık Bakanlığı’nın desteklediği, logosunun fuarla birlikte anılmasına izin verdiği tek medikal fuardır. Sağlık sektörü yatırımcıları bu fuarla ürünleri kıyaslayacak, uygun fiyatı mukayese edecek, alım yapacağı alanla ilgili en doğru yatırım kararını verecektir.

Bu soruların dışında vurgulamak istediğiniz noktalar varsa aktarır mısınız?

Şüphesiz, yapılan reformlarla sağlık sisteminin kalitesi ve verimliliği yükselmiş, yeni yatırım ihtiyaçları doğmuştur. Ekspomed Fuarı’nda bu yatırım ihtiyaçlarını karşılayacak, en son teknoloji ile donatılmış ürünleri sergileyeceğiz. Ancak başka bir nokta var ki altını çizmek istediğimiz, Ekspomed Fuarı’yla, hedeflediğimiz sadece alıcı ve satıcıların bir araya geldiği, yeni pazar fırsatları oluşturacak bir ticari platform olmayacak. Bu fuarla, bilim çevrelerini de harekete geçirmek, fuara bilimsel bir boyutta katmak da amacındayız. Bunun için, teknoloji kullanımında öne çıkan trendlerin izlendiği alanların fuara farklı bir boyut kazandıracağına inanıyoruz. Bilimsel etkinlikler ile daha da zenginleşecek olan Ekspomed Fuarının tüm katılımcı ve ziyaretçiler için yeni fırsatlar oluşturmasını diliyorum.

20 > Nisan 2013

AKTÜEL

Türkiye'nin Sağlık Harcamaları 2015'te 63 Milyar Dolara Ulaşacak

22 > Nisan 2013

Türkiye, sağlıkta bir 'tüketici pazarı' olarak global arenada yıldızı en çok parlayan ülkeler arasında gösteriliyor.

2

002 sonrasında erişilen politik istikrar ve sağlığın en önemli devlet politikası olarak belirlenmesi akabinde başlatılan sağlıkta dönüşüm programı bugün 10. yılını tamamlarken, 74.7 milyon genç ve dinamik nüfusuyla Türkiye’de sağlık bilinci ve erişimi de hızla artıyor. Söz konusu gelişme global sağlık firmalarının gözünde Türkiye’yi nüfusları gittikçe yaşlanan ve tüketim anlamında doygunlaşan Batı Avrupa sağlık pazarları karşısında gittikçe daha çekici ve cazip hale getiriyor. Konuyla ilgili olarak yaşanan gelişmeleri önümüzdeki dönüm itibariyle mercek altına alan Frost & Sullivan Sağlık Sektörü Analisti Hilal Cura, global sağlık sektöründeki oyuncular arasında 2000’li yılların ortalarına kadar daha çok ‘avantajlı bir üretim merkezi’ olarak tanımlanan Türkiye'nin, bugün bir ‘sağlık tüketicisi pazarı’ olarak global arenada yıldızı en fazla parlayan ülkeler arasında gösterildiğine vurgu yapıyor.

Gelirler Artıyor, Sağlık Yatırımları Katlanıyor

Cura, son 20 yılın sosyo ekonomik dinamiklerine bakıldığında Türkiye'nin kentlileşmiş nüfusuyla global arenadaki etkili oyuncular içerisinde yerini aldığını, ülkenin 1990’larda 200 milyar dolar olan gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) 2012 yılında 780 milyar dolara yükseldiğini, 2010 yılında kişi başına 10 bin dolar olan milli gelirin 2025 yılına kadar 2.5 kat artışla 25 bin dolar seviyelerine ulaşmasının beklendiğini belirtiyor. 2002 yılında iktidara gelen AK Parti'nin programında sağlığı en büyük odak noktalarından biri olarak belirledikten sonra öncelikli iş olarak sağlıkta dönüşüm programını başlattığını hatırlatan Cura, programın oluşum amacının doğumdan yaşlılığa vatandaşlara en iyi sağlık hizmetini vermek olduğunu, sağlık hizmetlerini modern hale getirmenin yanı sıra bu doğrultuda bölgesel gelişim politikalarının hedeflendiğine dikkat çekiyor. Söz konusu sağlık refomu ve özel sektör yatırımları sonucunda Türkiye’nin sağlık harcamasının 2006’da 30 milyar dolar seviyesine çıktığını ifade eden Cura, Frost & Sullivan'ın araştırmalarına göre bu oranın ikiye katlanarak 2015’de 63 milyar dolar düzeyine ulaşmasının beklendiğini söylüyor.

Yaş Grupları Farklılaşıyor, Tüketici Pazarı Gelişiyor

Sağlık sektöründe nüfus yapısı incelendiğinde, hızlı kentleşmenin ve modern yaşam standartlarının beraberinde getirdiği doğum oranlarındaki azalma ve nüfusun yaşlanması sorunu, Türkiye’nin de karşısına çıkması beklenen bir durum olarak değerlendiriliyor. Sadece son 5 yılda Türkiye’nin ortalama yaşının 28,5’ten 30,1’e yükseldiğini belirten Cura, ancak yine de Batı Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında çok genç bir nüfusu olan Türkiye'nin ciddi bir yaşlanma sorunuyla karşı karşıya kalmayacağını dile getiriyor. Frost & Sullivan'a göre 2020 yılında sağlık sektörü açısından büyük önem taşıyan 35-64 yaş arası çalışan kesim Türkiye’de 30 milyon kişiye ulaşırken, nüfusun yüzde 76’sının kentsel bölgelerde yaşaması bekleniyor. Nitekim Cura, bugünün Y ve Z jenerasyonlarının önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde sağlık sektöründe yeni bir tüketici kitlesi oluşturacağını belirtiyor. Cura, bu olguyla ilgili olarak şu görüşü ileri sürüyor: "Eski nesillerden çok farklı bir pencereye sahip, teknoloji ile içiçe yetişen bu nesil, sağlık sektöründe ‘hasta değil-sağlık hizmetleri tüketicisi’, ‘sosyal medyanın gücü’, ‘hasta olmadan sağlıklı kalma’, ‘yüksek sağlık bilinci’ gibi birçok yeni anlayış biçimini ileriki yaşlarına taşırken, sağlık hizmeti sağlayıcılarının ve üreticilerin iş yapma biçimlerini tamamen bu yeni ‘tüketici-hasta’ lara göre şekillendirmesi gerekecek."

Nisan 2013 > 23

AKTÜEL Büyük Bir Değişim Yaşanıyor

Türkiye'de yaşanan değişimin büyüklüğü ve gelişim hızını anlamak için Frost & Sullivan çarpıcı bir örnek olarak sağlık sektörüyle bağlantılı bilişim sektörünü işaret ediyor. Bugün Türkiye’de 67 milyon cep telefonu sahibi ve 40 milyon 3G kullanıcısı bulunuyor ve telekom operatörlerinin tahminlerine göre 2015 yılı sonrasında Türkiye’de 5 milyon telefon ve sağlık monitörü birbirlerine M2M (makineden makineye) sim kartlarla bağlı hale gelecek. Cura, bununla ilgili olarak ciddi bir mobil sağlık pazarının ortaya çıkacağını ve bunun şu anda Türkiye’deki telekom operatörlerinin en fazla yatırım yaptığı alanlardan biri olduğuna vurgu yapıyor. Ancak Cura, Türkiye'nin çok ciddi bir sosyo-ekonomik dönüşüm geçirerek ekonomisini hızla büyütürken gelir dağılımı dengesizliği ve devam eden yoksulluğun ülkenin gerçekleri arasında yer aldığına dikkat çekiyor. 2011 yılında ülke nüfusunun yüzde 18 ‘inin uluslararası yoksulluk sınırının altında bulunması, alt gelir gruplarının sağlıkta tamamen SGK’ya bağlı olduğu ülkede bir yandan hızla artan SGK harcamaları ve aşılan bütçelerle ciddi bir fiyat hassasiyetinin mevcut olması ülkede faaliyet gösteren birçok global oyuncuyu zorluyor. Cura, global bir sağlık tüketicisi pazarı gözünden bakıldığında, özellikle Istanbul gibi büyük şehirlerde artan ortalama gelir düzeyi ve yükselen orta sınıfın çok ciddi bir tüketim artışı vaat ettiğini ve gelecek 15 yıl içerisinde gelir dağılımındaki dengesizliğin azalmasının beklendiğini ifade ediyor. Türkiye'nin sağlık profilinde de radikal değişimlerin gözlemlendiğini ifade eden Cura konu hakkında şu bilgileri veriyor: "Türkiye’nin hastalık profiline ve temel sağlık göstergelerine baktığımızda ise hızla gelişmekte olan diğer ülkelerde gördüğümüz bir tablo karşımıza çıkıyor. Hızlı sosyo ekonomik dönüşüm neticesinde Türkiye’de bir yandan sağlık yaşam bilinci artıp insanlar sağlıklı yaşam biçimlerine yönelirken, bir yandan da kentli yaşam biçiminin getirdiği hava kirliliği, gün boyunca hareketsizlik, trafik, stres gibi faktörler nedeniyle bireyler sağlıklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşı karşıya kalıyor. Sağlık reformu sonrasında Türkiye’de anne/bebek ölümleri hızla düşerken ve ortalama yaşam beklentisi 75’lere çıkarken, ‘yaşam biçimi hastalıkları’ olarak nitelendirdiğimiz diyabet, tansiyon, obezite gibi birçok hastalık ve kanser vakalarında çok ciddi artış oranları yaşanıyor. Yapılan insidans ve prevalans çalışmalarından çıkarılan tahminlere göre 2015 yılında Türkiye’de 9 milyon diyabet hastası, 24 milyon tansiyon hastası bulunacak ve kanser vakaları neredeyse bir milyon sınırına dayanacak."

SGK Kapsamı Genişliyor

Frost & Sullivan Sağlık Sektörü Analisti Hilal Cura, sağlıkta dönüşüm programının birbiriyle bağlantılı sağlık sisteminin bütün boyutlarını kapsayacak bir sistem oluşturan dokuz parça halinde tasarlandığını, bu parçalardan en temel olan ‘Genel Sağlık Sigortası’nın tüm nüfusu sosyal sigorta güvencesinde toplamayı hedeflediğini hatırlatıyor. Sağlıkta dönüşüm programı süresince devletin sağlık bütçesi ikiye katlanırken, SGK kapsamındaki nüfus 2003 öncesinde yüzde 50 iken bugün yüzde 90 seviyelerine ulaşmış bulunuyor. Diğer yandan özel sağlık sigortalı oranı nüfusun hala yüzde 3’ü dolayında bulunuyor ki, bu oran gelişmiş bir batı ülkesine göre çok düşük bir oran olarak dikkat çekiyor. Cura, SGK kapsamı hızla artarken ve özel sigorta oranı bu kadar düşükken devlet bütçesinin zorlandığını, bunun neticesinde Türkiye’de ilaç başta olmak üzere bütün sağlık alt sektörlerinde çok ciddi bir

24 > Nisan 2013

AKTÜEL fiyat baskısı oluştuğunu, bunun beraberinde global ve yerel oyuncular için karlılık problemi yarattığını belirtiyor. Sağlıkta dönüşüm programının en önemli sonuçlarından birisinin de sağlık hizmetlerinde kalite artışı olduğunu ileri süren Cura, 2002’de yüzde 12 olan ‘nitelikli yatak’ oranının 2011’de yüzde 40’a yükselirken, hastanelerde mevcut MR cihazı sayısının bu dönemde 12 kat artarak 781’e, BT cihazı sayısının ise 2.5 kat artarak 1088’e yükselmesini buna örnek olarak gösteriyor. Cura, beraberinde getirdiği bütün sorunlara ve zorluklara rağmen sağlıkta dönüşüm programının amaçlarına ulaştığını ve Türkiye sağlık sisteminin son on yılda gerçek bir dönüşümden geçtiğinin söylenebileceğini ifade ediyor. Sadece on yıl kadar önce halihazırda sağlık sisteminde yürürlükte olan ulusal sağlık bilgi sistemi gibi uygulamaların hiçbirinin Türkiye’de hayal bile edilemeyeceğini belirten Cura, önümüzdeki yıllarda da sağlık alanının en önemli devlet politikalarından biri olmaya devam edeceğini vurguluyor. Mevcut durumda devletin toplum sağlığını korumaya yönelik olarak hareketsizlik, obezite ve sigara karşıtı birçok etkili kampanyalar sürdürdüğünü belirten Cura, devletin 2023 yılında toplumdaki obezite oranını yüzde 32’den yüzde 20’ye, sigara içme oranını yüzde 27’den yüzde 15’e düşürmeyi hedeflediğini, bir yandan da kanser, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklara karşı çok güçlü koruyucu hizmetleri yürürlüğe koyduğunun altını çiziyor.

Sağlık Kampüsleri Geliyor

Cura, önümüzdeki yıllarda devletin sağlıkta dönüşüm planlarından en önemlilerinden birinin sağlık kampüsleri olacağını belirtiyor. Bölgesel gelişime göre belirlenmiş olan 29 bölgede,

26 > Nisan 2013

kamu-özel ortaklığı modeliyle 1500-3000 yataklı, AR-GE merkezlerinden boş zaman aktivitesi alanlarına kadar herşeyi içinde barındıran dev kampüs projelerinin henüz yasal düzenleme ve ihale aşamasında olduğunu ifade eden Cura, sağlık kampüslerinin önümüzdeki 5 yıl içinde tam işler şekilde tamamlanmaları ve Türkiye’de hastane hizmetleri anlayışını kökten değiştirmelerinin beklendiğini dile getiriyor. Sağlıkta dönüşüm programına paralel olarak Türkiye’ye son yıllarda ilaç, özel sağlık hizmetleri ve medikal cihaz ve teknolojiler gibi alanlara yapılan yerli ve yabancı özel yatırımlarda gözle görülür bir artış yaşandığını söyleyen Cura, yabancı yatırımcılar gözünde Türkiye gittikçe ‘yeni ve sıcak’ fırsatlar pazarı haline gelirken, 2010’dan sonra GE ve Siemens gibi birçok önemli sağlık firmasının Türkiye operasyonlarını Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgelerinin yönetim merkezi tayin ettiklerine dikkat çekiyor. Cura, diğer yandan özel hastenecilikte yabancı birleşme ve satın almaların hızla arttığını, Malezya’nın en büyük sağlık gruplarının Türkiye’de Acıbadem Sağlık Grubu ile birleşmesinin bunun en son ve çarpıcı örneklerinden biri olduğunu vurguluyor. Bütün bu yatırımların sonucunda hızlı bir büyüme sürecine giren Türkiye özel sağlık sektörünün, özel sağlık hizmetleri, ilaç ve medikal cihazlar toplamında 2015 yılında 29.6 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini belirten Cura, bugün geldiği nokta itibariyle özel sağlık hizmetlerinden sağlık teknolojilerine kadar birçok alanda henüz doymamış, hızla büyüyen ve alım imkanları ve farkındalığı artan nüfusuyla Türkiye'nin global sağlık yatırımcıları için çok ciddi fırsatlar barındırdığının altını çiziyor.

AKTÜEL

Şehir Hastaneleri İçin Vize Çıktı Sağlıkta kamu-özel ortaklığını öngören tasarı Meclis'ten geçti. Tasarıyla birlikte Başbakan Erdoğan'ın en büyük projelerinden biri olan şehir hastanelerinin kurulmasının önünde engel kalmadı.

S

ağlıkta kamu özel ortaklığını öngören tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı. Böylece Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "9 yıllık hayalimdi. Ne yazık ki hâlâ bunu gerçekleştiremedik" dediği dev şehir hastanelerinin önünde engel kalmadı. Kanuna göre; Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları, Maliye Bakanlığı'nca yükleniciye bedelsiz olarak tesis edilecek Hazine'nin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde, sözleşmede belirlenecek bedel karşılığında tesis yaptırabilecek. Yapım işlerine ilişkin ön fizibilite raporu ile belgeler, Sağlık Bakanı'nın imzasıyla Yüksek Planlama Kurulu'nun onayına sunulacak. Yapım işlerinin ihalesi, Yüksek Planlama Kurulu'ndan yetkilendirme kararı alındıktan sonra gerçekleştirilecek. Hastane yerleşkeleri, sağlık tesisi ve ticari hizmet alanlarından oluşacak. 18 ilde şehir hastaneleri yapılacak. Yatak sayısı 44 bin 635 artacak. Gözden kalbe kalpten organ nakline kadar tüm branşlar aynı kampüste olacak. 3 yıl ödemesiz 30 yıl süreyle devlet bu hastanelere kira ödeyecek.

Cumhurbaşkanı Onayladı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sağlıkta kamu özel ortaklığını öngören kanunu onayladı. Kanun yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderildi. Gül’ün onayladığı kanun, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarınca yapılmasına ihtiyaç duyulan tesislerin ön fizibilite raporu ve belirlenecek standartlar çerçevesinde Hazine’nin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde, 30 yılı geçmemek üzere bağımsız ve sürekli nitelikte üst hakkı tesis edilmesi suretiyle yaptırılması, mevcut tesislerin yenilenmesinin sağlanması ve bu projeler için alınacak danışmanlık, araştırma ve geliştirme hizmetleriyle ileri teknoloji ya da yüksek mali kaynak gerektiren bazı hizmetlerin gördürülmesine ilişkin usul ve esasları belirliyor. Kanuna göre, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşları, Maliye Bakanlığı’nca yükleniciye bedelsiz olarak tesis edilecek Hazine’nin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde, sözleşmede belirlenecek bedel karşılığında tesis yaptırabilecek. Yapım işlerine ilişkin ön fizibilite raporu ile belgeler, Sağlık Bakanı’nın imzasıyla Yüksek Planlama Kurulu’nun onayına sunulacak. Yapım işlerinin ihalesi, Yüksek Planlama Kurulu’ndan yetkilendirme kararı alındıktan sonra gerçekleştirilecek. Hastane yerleşkeleri, sağlık tesisi ve ticari hizmet alanlarından oluşacak.

28 > Nisan 2013

AKTÜEL

Sağlık Bakanlığı 81 İldeki Başarılı Doktorları Ödüllendirdi Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun katıldığı programda Türkiye'nin 81 ilinden gelen doktorlar beyaz önlükleriyle katıldı.

S

ağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, doktora şiddet konusunda yasal önlemler almak yerine kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Biz hekimle hasta arasına yasal düzenlemeler veya güvenlik düzenlemeleri yapmayı gerektiği zaman gerektiği şekilde yapabiliriz. Ama o duyguyu, o samimiyeti, o güveni sarsmama anlamında kamuoyu bilinçlendirmesini ve kamuoyunun bu bağlamdaki sahiplenmesini ne kadar güçlü yapabilirsek esasında bence başarımızı bu noktada güçlü hale getirebilirsek, başarıyı burada yakalayabiliriz" dedi.

Doktorlar Beyaz Önlükleriyle Katıldı

Sağlık Bakanlığı, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla 81 ilde başarılı olan doktorları Ankara'da düzenlenen bir törenle ödüllendirdi. OSTİM'deki Leyla Gencer Sahnesi'nde gerçekleştirilen ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu'nun da katıldığı programda Türkiye'nin 81 ilinden gelen doktorlar beyaz önlükleriyle katıldı. Bakan Müezzinoğlu, konuşmasının bir bölümünde doktorlara yönelik şiddet konusuna değindi. Vatandaşların eşine, çocuğuna, annesine bile söyleyemediği konuları doktorlara söylediğini, hasta ile doktor arasında bir duygu yakınlığı bulunduğunu anlatan Bakan Müezzinoğlu, bu yakınlığın korunması gerektiğine, vatandaşın doktoru sahiplenmesi gerektiğine vurgu yaptı. Müezzinoğlu, şunları söyledi: "Biz hekimle hasta

30 > Nisan 2013

arasına yasal düzenlemeler veya güvenlik düzenlemeleri yapmayı gerektiği zaman gerektiği şekilde yapabiliriz. Ama o duyguyu, o samimiyeti, o güveni sarsmama anlamında kamuoyu bilinçlendirmesini ve kamuoyunun bu bağlamdaki sahiplenmesini ne kadar güçlü yapabilirsek esasında bence başarımızı bu noktada güçlü hale getirebilirsek, başarıyı burada yakalayabiliriz. Yoksa elimizde imkanlar var, Meclis'te gücümüz var. İşte cezai müeyyideleri de en üst düzeyde koyalım, belki bir süre bizi rahatlatabilir. Ama bence esasında 75 milyon insanımıza onları ne kadar sevdiğimizi, onlara ne kadar değer verdiğimizi, onların da bize ne kadar ihtiyaçları olduğunu, bizde olacak bir aksamanın bir bedeli onlara bir bedel olarak döneceğini güçlü bir şekilde bilinçlendirebilirsek ve bunu bu mesleğin onuru, haysiyeti ve insanlığın ve insanımızın buna olan ihtiyacıyla paralel bir şekilde başarabilirsek inanıyorum ki, he meslek saygınlığımız, hem mesleki olarak 75 milyon insanımızla olan hukukumuzun güçlenmesi adına çok daha başarılı bir yolculuğu yapabiliriz diye düşünüyorum ve inanıyorum."

Hekimler Ödüllendirildi

Bakan Müezzinoğlu, doktorların gördüğü şiddete karşı kendilerinin tedbirler alacaklarını, doktorlara yanlış yapanın karşısında olacaklarını belirterek, esas olanın ise vatandaşın doktorları sahiplenmesinin sağlanması olduğuna vurgu yaptı. Müezzinoğlu, doktorlara seslenerek, "Sizlere inanıyorum, sizlere güveniyorum ve sizleri seviyorum" dedi. Bakan Mehmet Müezzinoğlu konuşmasının ardından ise 81 ilden gelen başarılı hekimleri sahneye davet ederek plaketlerini takdim etti. Müezzinoğlu başarılı doktorlar arasında yer alan engelli bir hekime de plaket verirken, engelli doktorun plaket alması sırasında ise koluna girerek ona yardımcı oldu.

AKTÜEL

Türkiye Hastane Gemi Alacak Türkiye’de sağlık hizmetlerinin arttığına dikkat çeken Sağlık Bakanı Müzzinoğlu, gemi hastanelerinin hizmete başlayacağını ifade etti.

B

irinci derecede deprem tehlikesi içinde olan Türkiye'de yüzen gemi hastaneleri çalışmasını başlattıklarını belirten Sağlık Bakanı Prof. Dr. Mehmet Müzzinoğlu, Tam Gün Yasası ile ilgili yeni bir formül arayışı bulmak için yarından itibaren hekimlerle görüşmelere başlayacağını söyledi. AK Parti İl Başkanlığı’nda partililerle bir araya gelen Bakan Mehmet Müezzinoğlu, bakanlığının açıklandığı ilk bir ayı bu akşam itibariyle dolduracağını ifade ederek, “Bursa’ya gelmek benim için önemli. Bursa’yı önemsiyorum. Edirne Bursa’nın oğlu, İstanbul’un babasıdır. Biz Bursa’nın oğlu olarak büyüğümüz olan Bursa’ya duyarlılığımızı gösterebilmek için buradayız. Tıkanan bazı süreçleri daha hızlı aşabilme adına elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Önümüzdeki süreç dinamik bir şekilde devam edecek. Bursa halkı, özellikle Balkanlar’dan aldığı yoğun göç dolayısıyla ülkemizin önemli büyükşehirlerinin başında geliyor. Burada çok örnek olacak sosyal doku var” dedi.

"Tam Gün Yasası İçin Görüşmeler Başlıyor"

“Tam gün yasası ile ilgili yeni bir formül bulundu mu?” sorusuna Müezzinoğlu, “Görüşmelere başladık. İstanbul’da iki farklı toplantı yapılacak. Ankara’da ülkemizin farklı bölgelerindeki üniversite yetkilileriyle görüşeceğim. Hocalarımızın ve üniversitelerin temel talepleri nelerdir? Özel üniversitelerimizin bu durumdaki sıkıntıları nelerdir? Taraflarımızı sağlıklı dinleyip sağlıklı çözümler ve hem kalıcı olabilen hem de geliştirilebilen sistematiği kurmaya çalışacağız. 15 gün yoğun bir çalışma döneminden sonra ilkesel bakış açığımız netleşmeye başlar” diye konuştu.

32 > Nisan 2013

AKTÜEL

Gemi Hastaneleri Geliyor

Türkiye’de sağlık hizmetlerinin arttığına dikkat çeken Müzzinoğlu, gemi hastanelerinin hizmete başlayacağını ifade etti. Müezzinoğlu, “Ambulans helikopter ve uçaklar bundan 10 yıl önce rüyalarda görse inanılmazdı. Bugün ambulans helikopter ve uçaklarımız yayıldı. Biz 2002 yılında göreve geldiğimiz zaman 640 ambulansımız vardı. Biz şimdi bin ambulansın ihalesine sadece bu yıl çıkıyoruz. İşte bakan olduğumun haftasında da 480 adet ambulansın dağıtımını yaptık. Bu yıl da bin ambulans. Bunun içinde yüzen gemi hastaneleri de olacak. Biz deprem bölgesindeyiz. Türkiye’nin nerede sıkıntısı varsa, deniz yoluyla çözeceğiz. Bu yüzden, 2 ya da 3 tane yüzen gemi hastanelerimiz olacak. Bu anlamda Türkiye sağlıkta çok farklı boyuta geldi. Bu yolculuğun sağlıklı bir şekilde devam etmesi gerekir” diye konuştu.

“Hekim Açığını Kapatmak İçin 20 Yıla İhtiyacımız Var”

Sağlık hizmeti verenlerin sorunlarını ortak akıl ile çözme niyetinde olduklarını ifade eden Müezzinoğlu, şöyle devam etti: “Türkiye’nin en önemli sorunlarının başında hekim açığı ve sağlık çalışanı açığı geliyor. Biz 125 bin hekimimizle en ideal hizmet vermek zorundayız. Şu anda 20 bin uzman hekim ve 10 bin de pratisyen hekimimiz açık var. Bu açığı kapatmak için 15-20 yıla ihtiyacımız var. Bu hekimleri millete kazandırmak için ortamla 15-18 yıl süreye ihtiyacımız var. 18 yıl sonra ilave 30 bin ihtiyacımız var. 30 binlik ihtiyacımız devam edecek. Tabi önümüzdeki yıllarda tıp fakültesinin öğrenci kapasitesini artıramazsak. Bakanlık olarak kamu özel iş birliğiyle şehir hastaneleri kuracağız. 4-5 yıl sonra hizmete girecek. Tıbbi teknoloji sorununu çözmekte sorun olmaz. Ama hekim sorunu çözmekte çok sıkıntılar olacak. Hükümet ve bakanlığımız en çok yıpratan konu bu olacak.”

34 > Nisan 2013

“Hekimlerden Azami Ölçüde Yararlanacağız”

“Hekimlerimizi zamanını yasalarla sınırlı çalışma ötesinde gönüllü süreçlerine açmamız lazım” diyen Müezzinoğlu, hekimlerden azami düzeyde istifade etmeleri gerektiğini vurguladı. Müezzinoğlu, “Biz bu 125 bin hekimden azami verimliliği elde edelim. Biz hekimlerden azami verimliliği elde edemezsek, 20 bin açığımız da varken sağlıkta başarımızı devam ettirebilmemiz çok mümkün olmaz. Aynı şekilde 50 bin hemşire açığımız var. Önümüzdeki yılda bunu hızlı kapatmak için çalışıyoruz. Bunlar bakanlık olarak bizi en çok yoran konu olacak. Ama biz sağlık çalışanlarının geleceğe güvenle bakabilmeleri ve onların birikimlerinden azami istifade etmeyi merkeze koyacağız. Hekimlerimiz ve üniversite hocalarımızdan her türlü her ortamda mesleklerinden istifade etmeyi istiyoruz” ifadelerini kullandı. Bir gazetecinin “Bu konuda ortak aklın önemine değindiniz. Uzlaşı olur mu?” sorusuna ise Müezzinoğlu, “Bu işin yüzde 100’ü yok. Yüzde 80-85 başaracağız kanaatindeyim” diye cevapladı.

Ameliyat Rakamları

Bir gazetecinin “Türkiye’deki ameliyat rakamları ile ilgili bazı veriler açıklandı. Buna göre son 10 yılda 4 katlık artı var. Bazı kesimler bunu performans sistemine bağlıyor. Siz nasıl düşünüyorsunuz?” sorusuna ise Müezzinoğlu, “Performans sisteminin bu anlamdaki istatistiksel oranları olumsuz yönde etkilediği kanaatinde değilim. Bunun hiç yoktur demiyorum. Olumsuz değerlendirilmesini doğru bulmuyorum. Tabi ki 2002 yılında Türkiye toplamda 96 milyon tıbbi işlem yapıyordu. Bu ister devlet hastanesi, ister SSK ister polis. Ama Türkiye genelinde 115 bin hekimle biz 96 milyon tıbbi işlem yapıyorduk. Bugün 125 bin hekimle 300 milyon işlem yapıyoruz. Hastalar sağlığa daha kolay ulaşıyor. Bunun tabi ‘hiç eksik yönü yok, hiç açık yok’ diye iddia edersek yanlış olur. Bunları belirli periyotlarla nerelerde bir sıkıntımız var, bu süreç nelerde yanlışa gidiyor bunları dinamik bir şekilde detaylandırıp tedbirlerini alacağız” şeklinde konuştu.

AKTÜEL

Türkiye’nin İlk Özel Eczacılık Evi Eskişehir’de Türkiye'de eşine ender rastlanan müzelerin başında gelen eczanede, binin üzerinde farklı özelliklerde ilaç bulunuyor. Ayrıca müzede ilaç yapımında kullanılan malzemeler ve eczacılığın arşivi de sergileniyor.

E

skişehir'de yaklaşık 400 yıllık tarihe sahip olan Beylerbeyi Konağı, içinde barındırdığı Nostalji Eczanesi ile eczacılık tarihine ışık tutuyor. Türkiye'de eşine ender rastlanan müzelerin başında gelen eczanede, binin üzerinde farklı özelliklerde ilaç bulunuyor. Ayrıca müzede ilaç yapımında kullanılan malzemeler ve eczacılığın arşivi de sergileniyor. 32 yıl eczacılık yapan Niyazi Çapa, müzenin bir dönemin eczacılık kültürünü yansıttığını söyledi. Gittiği her ilin tarihi eczanelerinden topladığı parçaları konakta sergileyen Çapa, genç kuşakların müzeyi görerek ilham almalarını istiyor.

Bir Dönemin Eczacılık Arşivi

Türkiye’de eşine ender rastlanan müzelerin başında gelen eczanede, binin üzerinde farklı özelliklerde ilaç bulunuyor. Ayrıca müzede ilaç yapımında kullanılan malzemeler ve eczacılığın arşivi de sergileniyor. 32 yıl eczacılık yapan Niyazi Çapa, müzenin bir dönemin eczacılık kültürünü yansıttığını söylüyor. Gittiği her ilin tarihi eczanelerinden topladığı parçaları konakta sergileyen Çapa, genç kuşakların müzeyi görerek ilham almalarını istiyor. Eskişehir’in tarihi Odunpazarı Bölgesi’nde bulunan Kurşunlu Camii’nin giriş kapısında bulunan Beylerbeyi Konağı, dört asırlık tarihiyle kente gelen turistlerin uğrak yerlerinin başında geliyor. Üç katlı binada eski Türk gelenekleri, Osmanlı döneminin ve yakın tarihin önemli eserleri sergileniyor. Konağı özel kılan bir diğer özellikse ikinci katında bulunan Nostalji Eczanesi. İçinde bulunan binlerce ilaç ve geçmiş dönemlerde ilaç yapımında kullanılan malzemeler, günümüz eczacılık dünyasına ışık tutuyor. 32 yıl eczacılık yapan ve aynı zamanda konağın sahibi olan Niyazi Çapa tarafından müze haline getirilen tarihi eserler, ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Müzede, asırlık ilaçlardan tıbbi aletlere, laboratuvar malzemelerinden hap kalıplarına kadar birçok tarihi eser sergileniyor.

Havanlar, Şurup Tencereleri

100 yıllık ilaçların tedavi değerini kaybettikten sonra nostaljik değerinin ortaya çıktığını söyleyen Çapa, müzede bulunan eserlerin bir dönemi yansıttığını söylüyor. Çapa, “Benim 32 yıl eczanede havan dövdüğüm, mesleğimi icra ettiğim hap kalıpları, ilaç kalıpları, şurup tencereleri müzede bulunuyor. Biz 1950'li 60'lı yıllarda ilaçların tümünü kendimiz yapardık. Göz, kulak, burun damlaları, öksürük hapları, şurupları, kuvvet şurupları, iştah şurupları, fitiller ve pomatlar aklınıza ne geliyorsa. Güzellik kremleri, kolonyaları, losyonları biz eczanede kendimiz yapardık.” ifadelerini kullandı. Müzenin ortaya çıkması için her gittiği vilayette öncelikle en son kapanan tarihi eczanelere uğradığını söyleyen Çapa şunları söyledi: “Kapanan eczanelerin yakınlarına eczaneden kalan eski bir şeyler var mı? 'Biriktiriyorum, koleksiyon yapıyorum bunlardan' dedim. Kimisi afakî fiyatlar istedi. Bazıları 'Al götür kıyamıyorum burada yer işgal ediyor' dedi. Böylelikle devamlı topluyorum." Müzede bulunan tarihi ilaçlarla bazı dönemler yeniden buluştuğunu söyleyen Çapa, ilaç yapımının sanayileşmesi nedeniyle nostalji eczanesinde geçmiş günleri yaşadığını söyledi. Çapa, şunları kaydetti:"Yakınlarım merak ediyorlar. Ben de onlarla birlikte 60 yıl öncesini yaşıyorum. Benim de hoşuma gidiyor. Bu ilaçların kokusunu almadan biz rahat edemeyiz. Hayatımız bu kokular içerisinde geçti."

36 > Nisan 2013

AKTÜEL

Avuç İçinin Okunmasıyla 1 Milyar $ Kazanacağız Hastaları “avuç içlerinden” tanıtan sistem, 1 Nisan'da başlayacak. Yıllık 1 milyar dolarlık kayıp önlenecek.

S

ağlık alanında büyük aşama kaydeden Türkiye'de hem hastalar hem hastaneler için yeni bir dönem başlıyor. 1 Nisan'dan itibaren bütün özel ve üniversite hastanelerinde hastaları avuç içinden tanıyacak sistem kullanılmaya başlayacak. Sağlık karnelerinin kaldırılıp kimlik numarası üzerinden onay alınmasını getiren uygulamada dahi usulsüzlük tespit edilmesi sebebiyle uygulanmasına karar verilen 'Avuç İçi Kimlik Doğrulama' sistemi, geçen yılın temmuz ayında ilk defa Konya'da uygulanmaya başlamış, 1 Aralık 2012'de de 20 ilde devreye girmişti. Avuç İçi Kimlik Doğrulama Sistemi, başvuru noktalarındaki cihazlar yardımıyla avuç içinden kişinin biyolojik kimliğini sorgulayacak. Kişinin beyanı ile avuç içi bilgileri tutmadığında tedavi giderlerini SGK karşılamayacak. Sistemin Türk mühendislerinin tasarımı olduğunu söyleyen Fujitsu Türkiye ve Balkanlar Genel Müdürü Halit Zaim, “Sistemle 1 milyar dolarlık sahteciliğin önüne geçilmesi amaçlanıyor. SGK'nın hedefi, bütün hastanelerde sistem devreye girdikten sonra sağlık harcamalarında yüzde 12 tasarruf sağlamak” dedi. Sistemin 4 aydır 20 ilde kesintisiz çalıştığını anlatan Zaim, 1 Nisan'da 3 bin hastanede kullanımı başlayacak siste-

Fujitsu Türkiye ve Balkanlar Genel Müdürü Halit Zaim

38 > Nisan 2013

min 15 milyon dolara mal olacağını ifade etti. Sisteme Balkan ülkelerinin yanı sıra Suudi Arabistan, Mısır ve Rusya'dan talep geldiğini anlatan Zaim, “Bu, Türkiye'den bilgi ihracatı olacağı için bizi heyecanlandırıyor” dedi. Sistem, Japonya'da sağlık, İsviçre, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerde de farklı alanlarda kullanılıyor. İngiltere'de okullarda bazı ihtiyaçları devletçe karşılanan yoksul çocukların rencide olmaması için bilet yerine “Avuç İçi Kimlik Doğrulama Sistemi” kullanılıyor.

Sistem Kolay ve Hızlı İşliyor

“Avuç İçi Kimlik Doğrulama Sistemi”nde daha önce kaydı olmayan bir kişinin sağ ve sol elinin avuç içi damarları TC kimlik numarasıyla sisteme kaydediliyor. Bu kişi daha sonra hastaneye başvurduğunda yine TC kimlik numarası girildikten sonra iki elinden biri cihaza yerleştirilerek onay bekleniyor. Sistem, hastanın daha öne kaydı yapılan aynı kişi olduğunu doğrularsa, tedavi giderlerini kurum karşılıyor. Her bireyin, hatta ikizlerin bile avuç içi damarlarının yapısı ve konumu kendine özel ve ömür boyu değişmediği için bu bilgilerle sahtecilik yapılamıyor.

AKTÜEL

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yeniden Yapıyor İstanbul İl Özel İdaresi İstanbul Proje Koordinasyon Birimi (İPKB), Okmeydanı Eğitim Araştırma Hastanesi’ni İslam Kalkınma Bankası’ndan sağlanan 158 milyon 930 bin Avro fon ile İSMEP kapsamında yıkıp yeniden yapıyor.

O

kmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul'u muhtemel bir depreme hazırlayabilmek amacıyla oluşturulan İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi (İSMEP) kapsamında yıkılıp yeniden yapılıyor. Hastanenin tanıtım toplantısı İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, İPKB Direktörü K. Gökhan Elgin, İslam Kalkınma Bankası’ndan Dr. Bassier Sallam, Sadık M. Teyeb ve Mimar Türker Köksal katılımıyla gerçekleştirildi. İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Al İhsan Dokucu, 14 büyük kamu hastanesinden biri olan Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Mayıs ayı itibarıyla inşaatının başlayacağını söyledi. Yeni hastanenin yapım aşamasında sağlık hizmetlerinin hiçbir aksama olmadan devam edeceğini belirten Dokucu,

40 > Nisan 2013

“Bu yıl İstanbul, sağlık alanında tarihi günlere tanıklık edecek” dedi. İPKB’nin yeni hastanelerin yeniden yapımı ve güçlendirilmesi için 1.5 milyar TL’lik bir kaynak aktaracağını dile getiren Dokucu, “Merkezden dışarıya doğru geçişi başlattık. Yeni sağlık alanları geliştirmek için merkeze sıkışmış olan sağlık merkezlerini şehrin dışını taşımaya başladık” diye konuştu. Projenin Mimarı Türker Köksal ise yeni hastanenin gelecekte her türlü değişim ve dönüşüme uygun olarak tasarlandığını belirterek, ”Avrupa’da bile örnekleri az bulunan ultra modern bir hastane yapıyoruz” dedi.

İhalesi Nisan’da Tamamlanacak

Sismik izolasyon teknolojisi ile yapılacak 1000 yataklı yeni hastanenin yapım ihalesi Nisan ayında tamamlanıyor. Hastanenin yeniden yapım finansmanı için geçtiğimiz yıl Hazine Müsteşarlığı ile İslam Kalkınma Bankası arasında 158 milyon 930 bin Avro tutarında fon anlaşması imzalanmıştı. İslam Kalkınma Bankası’ndan sağlanan bu fon Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin yeniden yapımında kullanılacak. Yıllık 1 milyon 500 bin ayakta ve 50 bin yatan hastaya hizmet verecek yeni hastane, olası bir depremin ardından kesintisiz hizmet verebilecek şekilde sismik izolasyon tekniği ve akıllı bina teknolojisiyle inşa edilecek. Leed Gold (Yeşil Bina) Sertifikasına aday ilk kamu hastanesi olacak Okmeydanı E.A.H. deprem anında ve hemen sonrasında kesintisiz hizmet verecek. Genel hizmet hastanesi olarak planlanan yeni hastanenin tek ve çift kişilik tüm odaları Sağlık Bakanlığı tarafından oluşturulan nitelikli hasta odası tanımına uygun olarak içinde tuvaleti, banyosu, en fazla iki hasta yatağı, televizyonu, telefonu, yemek masası, etajeri ve yatılabilen refakatçi koltuğu bulunacak şekilde yapılacak.

İşleyiş Kesintiye Uğramıyor

İki aşamada yapılacak yeni hastane, mevcut hastanenin işleyişi kesintiye uğramadan inşa edilecek. Enerji tasarruf sistemleri ile donatılacak hastane, tri-jenerasyon merkezi ile kendi elektriğinin önemli bir kısmını doğalgazdan üretebilecek. Açığa çıkan ısı enerjisi ile de hastanenin ısıtılması ve soğutulması sağlanarak işletme maliyetleri asgariye düzeyde tutulacak. Mevcut Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin toplam kapalı alanı 55 bin metrekare iken yeni yapılacak hastanenin toplam kapalı alanı 250 bin metrekare olarak planlanıyor. Acil durumlarda ihtiyaca cevap verebilmek amacıyla mevcutta bin 300 metrekare olan acil servis alanı 10 bin metrekareye çıkarılacak. Toplam ameliyathane sayısı ise mevcut hastanede 17 iken yeni hastanede 28 olacak. Hastanesinin 5 yılda bitirilmesi hedefleniyor.

Nisan 2013 > 41

AKTÜEL

Medikal Sektörde Artan Müşteri Memnuniyeti Lakidem Medikal’de Do-Pa A.Ş Genel Müdürü Murat Eryaşar ile medikal sektörü, Lakidem Medikal’in hikayesi ve hedefleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Medikal sektörde hızla ilerleyen bir firma Lakidem Medikal… Ürünlerin online olarak hızlı ve güvenilir bir şekilde satışa sunulduğu alışveriş sitesinde birçok ürün kategorize edilmiş. Bu sayede sipariş vermek çok daha kolaylaştırılmış. DOPA A.Ş Genel Müdürü Murat Eryaşar ile medikal sektörü, Lakidem Medikal’in hikayesi ve hedefleri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Murat Bey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

1980 Erzurum doğumluyum. Yaklaşık 30 senedir de İstanbul’da yaşamaktayım. İlk, orta ve lise öğrenimlerimi İstanbul’da tamamladıktan sonra üniversitede lisans eğitimi için Bolu’ya yerleştim. Abant İzzet Baysal Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun olduktan sonra da İstanbul Üniversitesi MBA programına dahil oldum ve yüksek lisansımı burada İşletme üzerine yaparak eğitim hayatımı tamamladım. Öğrenim hayatım sırasında iş hayatına da direk etki edeceğini düşündüğümden bir takım öğrenci faaliyetlerinin içerisinde aktif olarak bulundum. Örneğin lisans eğitimim sırasında üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Biyolojik Araştırmalar ve Doğal Hayatı Koruma Topluluğu’na 3 dönem başkanlık ettim. Ve yine üniversite bünyesinde bulunan Havacılık Topluluğu’nun kurucuları arasında bulundum ve ilk dönem Başkanlık görevini yürüttüm. Ayrıca Bolu Genç Tema Vakfı’nın kurucu 4 üyesinden biri idim. Yüksek lisansım devam ederken de iş hayatına aktif olarak giriş yaptım. Yaklaşık 5 senedir DO-PA A.Ş.’de Genel Müdürlük yapmaktayım.

Lakidem Medikal’ın kısaca özgeçmişinden bahseder misiniz?

DO-PA A.Ş Genel Müdürü Murat Eryaşar

Öncelikle Lakidem.com bir DO-PA A.Ş markasıdır ve 40 yıllık geçmişinin getirdiği tecrübenin güvencesi altındadır. E-Ticaret düşüncesi esasen çok daha önceleri de aklımızda olmasına rağmen fikrin olgunlaşması ve realize olması uzun bir zaman aldı diyebilirim. Ancak karar verip harekete geçmeye başladıktan sonra 1,5 - 2 yıl kadar planlaması ve altyapı çalışmaları sürdü. Bu süreçte sitenin ana çerçevesi, müşteri kitlesi, hizmet ve bunun sunum şekli, ürün yelpazesi, tedarik zinciri, pazarlama stratejileri belirlendi. 2010 yılı Ağustos ayında da aktif olarak müşterilerine hizmet vermeye başladı. Yola çıktığı 2010 yılından günümüze perspektif olarak odaklandığımız ana unsurlar; memnun müşteri kitlesi oluşturmak, e-ticareti sektörel bazda kurumsal zemine yerleştirmek, sektörü oluşturan üretici-dağıtıcı-tüketici zincirindeki tüm aktörlerin zihninde olağandan farklı şekilde konumlanmak vb olarak sayılabilir. Tüm bu çabamız sonucunda asli amacımız internetten alışverişe karşı var olan önyargıların yıkılmasına katkıda bulunmak, tüketicideki online alışveriş bilinç düzeyini ve güvenini artırmak diyebilirim. Nihayetinde sunduğumuz ürünler kişilerin bir şekilde temin etmek zorunda oldukları zaruri ihtiyaçlarıdır. Bizim yaptığımız onların mevcut alışkanlıklarını değiştirmeden, aynı sürat ve aynı güvenilirlikle, uygun fiyat ve ödeme koşulları ile evinin konforunda ihtiyaç duyduğu ürüne ulaşmasını sağlamaktır.

Medikal kelimesinin tersten okunuşu ile bir marka oluşturma fikri nasıl gelişti? Oldukça dikkat çekici bir isim ortaya çıkmış.

Daha önce de bahsettiğim gibi lakidem.com’un 2 yıla yakın altyapı çalışması sürdü. Hazırlık aşamasında kurulacak sitenin ismi ve logosu bizce tanıtımın önemli bir unsuru olduğundan bu konuda çok titiz davrandık. Ve sürecin başından sonuna kadar ana hedefimiz yapılmayanı yapmak, fark oluşturmak olduğundan bulacağımız isimle de bu düşüncemizi pekiştirmek

42 > Nisan 2013

AKTÜEL istedik. Lakidem.com kurulduğu dönemde medikal sektörde faaliyet gösteren 40 civarı satış sitesi vardı. Bir kısmı aktif dahi değildi. Aktif olanların da çok azı kurumsallığa önem vermekteydi. Ancak hepsinin ortak noktası isimlerinde “Medikal” kelimesi geçmesiydi. Buradan yola çıkarken ilk kati kararımız bizim ismimizde bu kelimenin geçmemesi gerektiği oldu. Ekibimizle bir toplantımız sırasında sitemizin ismi, logosu vs hakkında tartışırken televizyonda gördüğüm bir reklamdan esinlenerek ekibime “Lakidem” ismini önerdim ve ilk başta bu fikir herkese anlamsız geldi. Reklam bir otomobil firmasının reklamıydı ve film sondan başa doğru ilerliyor, sahneler geri geri akıyordu. Ben de bundan esinlenerek medikal kelimesini sondan başa okumamızın faydalı olacağını, bu ismin; zaten asli hedefimiz olan olumsuz düşünceleri ve bugüne kadar verilmiş eksik/yanlış hizmetlerin memnuniyetsizliğini terse çevirme fikrimizi iyi yansıtacağını düşündüğümü ekip arkadaşlarıma ilettim. Ekip arkadaşlarıma durumu izah edip, Lakidem’in manasını, fikrin nereden geldiğini, bizim düşüncelerimizi nasıl ifade edeceğini anlatınca isim üzerinde mutabık kaldık. Siteye bulunacak isim gibi logo da bizim için müşterilerimizin Lakidem hakkında fikir edinmesi açısından son derece önemliydi. Zira kişilerin yeni karşılaştıkları şeyler hakkında ön fikirlerinin oluşmasının sadece birkaç saniye süreceğine inandığımızdan bulunacak logonun ilk intiba için etkili olacağını düşünüyorduk. Logo; isimle bağlantılı, fikirlerimizi açıkça belirten, müşteriye verdiğimiz önemi direkt gösteren bir biçimde olmalıydı. Neticede tasarlanan logo lakidem kelimesinin nereden türediğini açıkça belirtiyor. Ayrıca bilinçaltına bazı şeylerin terse döndüğü mesajını veriyor ve “M” harfindeki iki insanın tokalaşma vurgusu ile de satıcı ile alıcı arasındaki kuvvetli bağ sembolize ediliyor.

Müşteri portföyünüz kimlerden oluşmaktadır?

Aslında bu işin içine girdiğinizde zaman içerisinde ilk düşüncelerinizin dışında farklı noktalara da yönelişleriniz söz konusu olabiliyor. Yapının şekillenmesinde sizin planlamalarınız kadar dış unsurların da etkisi oldukça fazla şekilde yönlendirici oluyor. Müşterilerinizin talep ve beklentileri, gerek şirket yapınız

44 > Nisan 2013

gerekse de ürün yelpazeniz için belirleyici oluyor. Örneğin başlangıçta nihai tüketiciyi hedef kitlemiz olarak belirlemiştik. Ve satış/pazarlama yöntemlerimizi buna göre planlamıştık. Geçen süre zarfında hedef kitlemize son kullanıcıların yanı sıra hastaneler, medikal firmalar, sektör dışı kurum/kuruluşlar da eklendi. Bu tabiki ilk oluşturulan planlamaların revize edilmesini gerektirdi. Ve fiyat politikamız, stok seviyelerimiz, pazarlama yöntemlerimiz oluşan yeni şartlara göre tekrar belirlendi. Bu aslında farklı bir süreç. Siz bir değer ortaya koyuyorsunuz. Koyduğunuz değeri takip eden kitle tarafından takip edilmeye başlıyorsunuz. Takip edildikçe satışlarınız ve ürün çeşitliliğiniz artıyor. Farklılaşan ürün gamı yeni takipçileri ve onların yeni ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. Müşteri kitlenizin artmasıyla güçlendirilmesi gereken noktalar artarak ortaya çıkmaya devam ediyor. Yani sürekli iyileşme ve büyüme varoluş açısından kaçınılmaz hale geliyor. Bu noktada önemli olan müşteri memnuniyetine verdiğiniz önemi koruyabilmek, büyüyen yapıyla birlikte farklılaşan istek ve beklentilere, sunulan hizmete, satış sonrası desteğe başladığınız gün duyulan heyecanla cevap verebilmek.

Lakidem Medikal’ın faaliyet alanları nelerdir?

Ürün gamımızda ağırlıkla medikal malzemeler bulunmaktadır. Bunun sebebi 40 yılı aşkın süredir medikal sektörde ulusal çapta bilinen bir firma oluşumuz, hali hazırda geniş bir ürün yelpazemizin bulunması ve medikal malzemeleri en uygun fiyata en hızlı şekilde tedarik edebiliyor olmamız. Ve tabi tüm bunların sonucu olarak bu pazarda çok tecrübeli oluşumuz. Asıl başlangıç hikayemiz de medikal bir satış sitesi kurmak ve kimsenin vermediği kurumsal e-satış sistemini ve bilincini yerleştirmekti. Ancak zamanla oluşan müşteri kitlemizin ihtiyaç ve talepleri bizi yönlendirdi ve medikal malzemelere ek olarak anne/bebek ürünlerine, kişisel bakım ürünlerine de girmemize yol açtı. Bununla birlikte yelpazemize eklediğimiz ve satışını gerçekleştirdiğimiz tüm ürünler bir şekilde insan sağlığını direkt veya dolaylı şekilde etkileyen ürünlerdir. Yakın zamanda ürün portföyümüze sporcu sağlığı ve spor ürünlerini de eklemeyi düşünüyoruz. Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

AKTÜEL Dönemsel kampanyalarınız, hediye çekilişleriniz oluyor mu?

Tabii ki. Periyodik kampanyalar yapıyoruz. Anneler günü, babalar günü, tıp bayramı, yılbaşı gibi özel günlerde müşterilerimize avantajlı ürünler sunmaya gayret ediyoruz. Bununla birlikte sosyal paylaşım siteleri üzerinden takipçilerimiz için zaman zaman ödüllü yarışmalar düzenliyoruz. Buradaki hedefimiz de takipçilerimizin kısa dönemli de olsa eğlenceli zaman geçirmelerini sağlamak ve onlarla iletişimimizi artırmak.

2012 yılı nasıl geçti değerlendirebilir misiniz?

2012 yılı bizim için verimli geçti diyebilirim. 2012’nin planlamasında 2011’in sonuçlarını esas aldığımızdan yıl sonu değerlemesinde gördük ki üzerine ekleyerek bir yıl geçirmişiz. Takipçi sayımız beklentimiz oranında artmış. Bu, satışlara da yansımış ve bizi asıl memnun eden şey ise sitemizden bir kere alışveriş yapan kişi, zamanla bizim sürekli müşterimiz haline gelmiş. Bu da insanların Lakidem Medikal’den memnun kaldığını gösteriyor. Başlangıç hedefimiz olan memnun müşteri kitlesini zamanla artırdığımızı ve doğru yolda ilerlediğimizi işaret ediyor.

Peki, 2013 yılı ve gelecek hedeflerinizden bahsedecek olursak neler söylersiniz?

2013 yılı için belirlediğimiz net hedefimiz satış oranlarında asgari %30 ve düzenli müşteri sayısında da %20 artış olması. Ancak daha uzun vadeli planlamalarımızda müşterilerimiz ile daha sıcak temas kurabilmek, daha ulaşılabilir olmak adına

İstanbul merkezli başlayarak showroomlar açmak ve zamanla diğer bölgelere de şubeler aracılığıyla yaygınlaşmak şeklinde söyleyebilirim. Bu showroomlar ile onlara aldıkları ürünün teslimatını daha hızlı sağlayabilecek, satın aldığı ürünün hazırlanmasını beklerken içeceği çayın ve sohbetin sıcaklığını yaşatabilecek bir ortam sunmayı hedefliyoruz.

Türk Medikal sektörü hakkında neler söylersiniz?

Medikal sektörünün geçmişe kıyasla zor bir dönemden geçtiğini söylemem sanırım yanlış olmaz. Zira sektörün gelişimi adına bir süredir bakanlıkça alınan ve hayata geçirilen radikal kararlara uyum süreci henüz tamamlanmış değil. Ayrıca uluslar arası ekonomik durgunluk, belirsizlik ve yeni TTK’nin getirdiği düzenlemelerin hepsi sektörel daralmaya etki eden unsurlar. Ancak gelecekle ilgili konuşursak alınan tedbirlerin hepsi olumlu gibi görünüyor. Meyvesini aldığımız zaman kazançlı çıkacağımızı düşünüyorum. Yalnızca tüm dönüşümler gibi sancılı olacak bir süreçten geçiyoruz. Bu dönüşüm sonucunda kanaatim sektörde ayakta kalacak firmaların bu işe gereken önemi veren, yatırımlarını doğru planlayan ve hayata geçiren, kurumsallaşmaya önem veren firmalar olacağı gibi, bu şartları sağlayamayan firmaların elemine olacağıdır. Ve henüz gelişim sürecindeki e-ticaret bilinci oturduktan sonra aynı uygulamaların bu branşta da uygulanması, kaliteli olmayan, işine özen göstermeyenlerin elemine olmasının doğru olacağına inanıyorum.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mıdır?

Tüketicilere, mümkün olduğunca kaliteli hizmet veren, ürün veya hizmetinin satış sonrasında da arkasında duran, cüzdanlarına değil de kendilerine değer veren ve saygı gösteren firmaları tercih etmelerini tavsiye ediyorum. Bu firmalar onların yüzlerinde tebessüm oluşturabilmek için ciddi çaba sarf ediyorlar. Ve geri dönüşümünü memnun müşteri olarak alabilmek de bu firmaların en büyük ödülü oluyor. Hem kendi çıkarları hem de bu iyi niyetli firmalar açısından bu çabanın takdiri çok önemli. Ödüllendirmeyi ihmal etmesinler.

46 > Nisan 2013

AKTÜEL

Çözüm Odaklı S Hizmetin Adresi Baycan Tıbbi Malzeme ve Eforsan Tıbbi İlaç ve Gereçler, faaliyet gösterdiği alanlardaki başarıyla beğeni topluyor.

ağlık alanında her geçen gün büyüyerek 17 yıl faaliyet göstermek gerçek anlamda büyük bir başarıdır. Faaliyet gösterdiği alanlarda ihtisaslaşan Baycan Tıbbi Malzemeler, 1997 yılında çok küçük bir ofiste başladığı hizmetlerine, bugün dünyanın önde gelen ürünlerini sağlık sektörünün hizmetine sunan bir firma haline geldi. Abbott, Johnson & Johnson, Fresenius Medical, General Electric, Hospira, BD gibi markaların bayiliğini yürüten Baycan Tıbbi Malzemeler, 2003 yılında kurulan grup şirketi Eforsan Tıbbi Gereçler ile birlikte, yoğun bakım ve ameliyathane üniteleri, Temiz Oda, Kemoterapi, TPN Hazırlama Üniteleri, Biyogüvenlik Kabinleri, Çeker Ocak gibi alanlarda anahtar teslim çözümler sunmaktadır. Öte yandan, İzmit merkezli çalışmalarını sürdüren firma, Ocak 2013 itibariyle hizmete girdi. İki şirketin çalışmalarıyla ilgili olarak Baycan Tıbbi Malzeme ve Eforsan Tıbbi İlaç ve Gereçler Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Bozkurt sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle Baycan Tıbbi Malzeme firmasının kuruluşu ve hedefleri hakkında bilgi verir misiniz?

Sağlık sektörüne hizmet amacıyla 1997 yılında Baycan Tıbbi Malzeme firmasını kurduk. Faaliyetlerimize 17 metrekarelik bir alanda başladık. İlk olarak gazlı bez ve enjektör satışları gerçekleştirdik. Kuruluşumuzda kendimize önemli hedefler belirdik. Bu hedeflerimizi planlı ve programlı bir şekilde gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kuruluşumuzun ardından Abbott firmasının alt bayiliğini üstlendik. Ardından 6 ay gibi kısa bir süre sonra İzmit bölgesinde Abbott firmasının

Baycan Tıbbi Malzeme ve Eforsan Tıbbi İlaç ve Gereçler Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Bozkurt.

48 > Nisan 2013

AKTÜEL

doğrudan bayiliğini üstlendik. Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu derken oldukça geniş bir alanda hizmetlerimizi genişlettik. Hizmet ağının genişlemesiyle birlikte Bolu ve Zonguldak şehirlerinde şubelerimiz hizmete girdi. Abbott gibi global bir marka ile çalışmanın önemli avantajlarını gördük. Bizim için gerçek anlamda bir okul oldu. Abbott firmasının profesyonelliğini kendimize örnek aldık. Abbott firmasının ardından Johnson & Johnson Company, Fresenius Medical Care, General Electric, BD, Hospira gibi firmaların bayiliklerini üstlendik.

Baycan Tıbbi Malzeme’nin ürün portföyü ve sunduğu çözümler hakkında bilgi verir misiniz?

Baycan Tıbbi Malzeme dünyanın önde gelen markalarının bayiliğini yürütmektedir. Bu markalardan bahsetmek gerekirse; Abbott: Abbott tüm dünyada öncüsü olduğu infüzyon pompa seti ve (nütrisyon) ürünleri işini 1997 yılından bu yana Abbott Beslenme Uluslar arası (Abbott Nutrition International-ANI) çatısı altında sürdürmektedir. ANI, bebekler, çocuklar ve erişkinler için güvenilen bir yenilikçi, güvenli ve etkili nütrisyon ürünleri sağlayıcısıdır. Kuruluşundan bu yana Abbott markası ile çalışan Baycan Tıbbi Malzemeler, 1997 yılından bu yana Marmara bölgesi ve Batı Karadeniz bölgesinde çalışmalarını sürdürmektedir. Ethicon: Ethicon’un kendi ürünlerinde, hasta güvenliğinin korunması ilk sorumluluğudur. Bu amaçla tüm eforunu ürün gamını geliştirmek ve tanıtmak için sarf etmektedir. Tecrübesi ile sağlık sektörünün yapı taşlarından olan Johnson & Johnson, genel cerrahi, kadın doğum, üroloji, ortopedi, beyin cerrahisi, KBB, çocuk cerrahisi, laparoskopik cerrahi alanlarında yenilikçi, öncü atılımları ve kaliteli ürün sunumları ile pazardaki konumuna hakimdir. Baycan Tıbbi Malzeme olarak Johnson & Johnson firmasının Doğu Marmara ve Batı Karadeniz bölge

50 > Nisan 2013

bayiliğini yürütmekteyiz. GE: GE Healthcare hasta bakımı konusunda yeni bir çağı şekillendiren, sürekli değişen tıbbi teknolojiler ve hizmetler sunmaktadır. Cihaz grubunda; ventilatör, monitör, anestezi cihazları, küvöz ürünleri sunulurken, sarf grubunda; tansiyon manşonu, Spo2 sensörü, laringaskop sistemleri, bakteri ısı nem filtresi, Versamed Devre, Pulse Oksimetre, Tek Kullanımlık Basınç Pompası, Kan Isıtıcısı, Limbo Devre, Vital Parametre Monitörü, EKG ana kabloları, Electrode Teknolojileri sunulmaktadır. Fresenius Medical Care: Fresenius Medical Care, son dönemde böbrek yetersizliği nedeniyle diyalize ihtiyaç duyan bireylere yönelik tedavi hizmeti ve ürünleri sunan dünyada ve Türkiye’de sektöründe öncü konumunda olan bir kuruluştur. Doğu Marmara ve Batı Karadeniz bölgesinde Hemofiltrasyon Cihazı ve kitlerinin satış ve pazarlama hizmetlerini yürüten Baycan Tıbbi Malzeme, akut böbrek yetmezliği konusunda sunmakta olduğu hizmetin başarısını hasta, hasta yakınlarının ve bilhassa hekimlerin olumlu tepkilerinden almaktadır. Sürekli renal replasman ve plazma tedavi sistemlerinde gelişmiş teknik özellikleri ile beklentileri karşılamaktadır. Arrow International (DMT): 2003 yılından bu yana Arrow firmasının temsilciliğini yürüten Baycan Tıbbi Malzeme, normal ve antimikrobiyal santral venöz kateter, intraaortik balon pompası ve kateterleri, normal ve antimikrobiyal geçici hemodiyaliz kateteri, kalıcı diyaliz kateterleri, arter katater sistemleri, swangaz kateter çeşitleri, epidural kateter, sinir blok iğneleri gibi geniş bir ürün yelpazesiyle hizmet vermektedir. Hospira: İnfüzyon cihazları ve setleri üzerine hastanelere kesintisiz hizmet veren alanının öncü markalarından olan Hospira’nın Batı Karadeniz ve Marmara bölgesinde bayiliğini yürütmekteyiz. BD: Tıbbi Malzeme, Cihazlar, Laboratuar Ekipmanlarında geniş bir ürün yelpazesine sahip olan BD firmasının 2012 yılından itibaren temsilciliğini Batı Karadeniz ve Marmara Bölgesi’nde sürdürmekte olan firmamız 2013 yılında Rejyonel Anes-

AKTÜEL Sağlık alanında yaşanan gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bülent Bozkurt: Türkiye birçok alanda olduğu gibi sağlık alanında da hızlı bir gelişim göstermektedir. Sağlık Bakanlığı, son yıllarda çok doğru ve güzel projelere imza attı. Vatandaşların daha iyi sağlık hizmeti alması amacıyla yürütülen kampüs hastane projelerinin de ülkemize önemli kazançlar sağlayacağını düşünüyorum.

Firmalarınızı başarıya götüren etkenler neler oldu?

tezi ürünlerinde Türkiye Distribütörlüğünü üstlenmiştir. Eforsan Tıbbi Gereçler firmasının kuruluşu ve amaçları hakkında bilgi verir misiniz? Baycan Tıbbi Malzeme firmasındaki tecrübe ve bilgi birikimimizi Eforsan Tıbbi Gereçler ile üretime yansıtmak istedik. Piyasanın genel durumu ve pazar şartlarını göz önünde bulundurarak 2009 yılında üretim için Ar-Ge çalışmalarına başladık. Ar-Ge çalışmalarımız 3 yıldan fazla sürdü. Böylece teknolojimizi üst düzeye taşıdık. Eforsan Tıbbi İlaç ve Gereçler, Anahtar Teslim Ameliyathane, Anahtar Teslim Yoğun Bakım, Temiz Oda, Kemoterapi ve TPN Hazırlama Üniteleri Biyogüvenlik Kabinleri gibi proje bazı çalışmalar gerçekleştirmektedir. İki grup şirketimiz birbiri ile bağlantılı olarak anahtar teslim çözümler sunmaktadır. Yani, ameliyathane veya yoğun bakım ünitelerinin dizaynını Efor Tıbbi Gereçler ile gerçekleştirip, diğer ihtiyaç olan ekipman ve malzemeleri de Baycan Tıbbi Malzeme’nin temsilcisi olduğu ürünlerle sağlamaktayız.

Bülent Bozkurt: Bizim birinci önceliğimiz satışını yaptığımız veya ürettiğimiz ürünün kaliteli olmasıdır. 17 yılı aşkın süredir sektörde sunduğumuz kaliteli ürünlerle belirli bir noktaya ulaştık. Rekabet her zaman var olacaktır. Önemli olan kullanıcının ihtiyaçlarını doğru tespit edip, doğru çözümleri sunmaktır. Satış öncesi olduğu kadar satış sonrası hizmetlere son derece önem vermekteyiz. Tüm sunduğumuz ürünlerde gerekli kalite belgelerine sahibiz.

Kısa ve uzun vadede hedefleriniz nelerdir?

Bülent Bozkurt: Eforsan Tıbbi Gereçler, 2016 yılına kadar dünyanın dört bir yanına ürün sunan bir firma olmayı hedeflemektedir. Baycan Tıbbi Malzeme de yurt dışında devam eden distribütörlük görüşmeleri çerçevesinde sağlık sektörünün ihtiyacı olan ürünleri sunmayı amaçlamaktadır. Yine 2013 yılında, kendimizi daha iyi tanıtabileceğimize inandığımız yurt içi ve yurt dışındaki fuar organizasyonlarına katılmayı planlıyoruz.

İstanbul, sağlık alanında çok büyük ve ciddi bir Pazar konumumda. İstanbul’a yönelik bir çalışmanız var mı?

Bülent Bozkurt: Çalışmalarımızı planlı ve programlı bir şekilde sürdürmekteyiz. Şirketimizin kuruluşunda oluşturduğumuz misyon ve vizyon çerçevesinde hareket ediyoruz. Sağlık sektöründeki hizmetlerimizde 18. yılımıza girmekteyiz. 17 metrekare alanda başladığımız faaliyetlerimizi bugün bin metrekarelik alanda sürdürmekteyiz. Yine yaklaşık 8 bin metrekarelik bir üretim alanına kısa bir süre içerisinde geçilecektir. Ar-Ge çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. İzmit merkezli yürüttüğümüz faaliyetlerimize 2013 yılında İstanbul Şubesi ile de müşterilerimize daha iyi hizmet vermeyi amaçlıyoruz.

Sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Bülent Bozkurt: Ürün tedarikçileri ve kullanıcıları, aldığı veya sattığı ürünün ne olduğunu bilerek yatırım yapmalarını tavsiye ediyorum. Hatanın çok ağır sonuçlar doğurabileceği bir sektöre hizmet veriyoruz. Bu sebeple hem alınan hem de satılan ürünlerin çok dikkatli bir şekilde analiz edilerek sektöre sunulmalıdır. En önemli unsurun insan hayatı olduğu unutulmamalıdır. Üretim gerçekten zor ve emek isteyen bir faaliyettir. Her sektörde olduğu gibi sağlık sektöründe de üretim faaliyetleri gerekli birimler tarafından desteklenmelidir. Üretim, ülkemize katma değer sağlarken, dışa bağımlılığı da azaltmaktadır. Türkiye’nin sağlık alanında dünyada ses getiren markaları olması gerekir.

52 > Nisan 2013

AKTÜEL

Özel Sağlık Meslek Liseleri Hızla Çoğalıyor Alpaslan Onay Kimeks Yönetim Kurulu Başkanı

G

ençlerin erken yaşlarda mesleğe yönlendirilmesi, buna ilişkin düzenlemeler ve Devlet destekleri 2012-2013 yıllarında eğitim yatırımlarına farklı bir yaklaşım getirdi. Özellikle hastane sektöründe son zamanlarda gerçekleştirilen büyük yatırımlar, gerek kamu gerek özel sektör eliyle yaratılan yeni hastane kapasiteleri, gelirlerin yükselişi paralelinde halkın sağlık arayışlarında yaşanan gelişmeler toplumun bazı meslek dallarına bakışında önemli değişimlere yol açmış gözüküyor. Öne çıkan meslek dallarından sağlık meslek lisesi yatırımları, özel sektör yatırımcılarında daha önceki yıllarda görülmeyen bir gelişmenin işaretlerini veriyor. Eğitim yatırımlarında kaliteli eğitim öğretim yönelişleri, evvelce İngilizceye ağırlık veren kolej statüsündeki okullara yatırım yapmak istikametinde gelişirken, yeni projelerde çok yerde sağlık meslek lisesi açmak girişimlerine tanık olunuyor.

Hemşirelik, acil tıp teknisyenliği, anestezi, fizik tedavi, laborantlık bölümlerinden bir ya da bir kaçını kapsamına alan yeni sağlık meslek lisesi yatırım projeleri, bu alandaki işgücü açığının fark edilmesiyle, Devlet teşvikleri ile de desteklendiğinden sayıca hızla çoğalıyor. Ülkenin pek çok yerinde bu tür okullar ya da sınıflar açma girişimleri Resmi Gazete’de yayınlanan teşvik belgesi sayılarının artışından da anlaşılıyor. Özelikle, İngilizce eğitimine ağırlık veren kolej statüsündeki ilköğretim okulları ve liseler mevcut faaliyetlerine ek olarak, yeni yatırımlarla bünyelerinde meslek eğitimi veren yeni okullar ya da sınıflar açarak bu yeni akıma ilgi ve desteklerini fark ettiriyorlar. Hatta, özel sektör yatırımcılarından daha önce eğitim alanında herhangi bir faaliyeti bulunmayan bazı kuruluşların özel sağlık meslek lisesi açma ve mevcut bir hastane ile işbirliğine sokarak bunları yeni eğitim öğretim yılına yetiştirme çabası içinde oldukları görülüyor. Ülkenin hızla büyüyen sağlık hizmeti talebini bu okullarda yetişen nitelikli işgücü arzı ile dengelemek açısından özel sektörün bu ilgisine kuşkusuz yerinde bir gelişme olarak bakmak gerekiyor. Ne varki, bugüne kadar sadece Devletin ilgi gösterdiği sağlık meslek lisesi eğitim öğretim faaliyeti, özel sektör okullarında öğretmen açığı sorununa çözüm bulunması açısından ilk yıllarda sıkıntılı geçeceğe benziyor. Hele hele gelişmiş ülkeler düzeyinde hemşire, acil tıp +anestezi+radyoloji+fizik tedavi v.s. teknisyeni eğitiminde eğitim kalitesi ve düzeyinin ne olacağı ne olması gerektiği, bunun nasıl gerçekleştirilebileceği hususları önemle ele alınmayı bekliyor. Özel sağlık meslek liseleri için Bakanlığın hazırladığı “müfredat” ve bu müfredatın gerektirdiği cihaz+araç+gereç+malzeme+v.s. için hazırlanan listeler, eğitim kalitesi ve düzeyi konusunda ümitli olmamıza imkan vermiyor. Sağlık meslek liselerinde eğitim ve öğretimin bilgi yanında beceri geliştirme ve uygulamalara dönük olma zorunluluğu, okulların buna uygun biçimde donatılmasını gerektiriyor. Bu okullarda öğrencinin işi fiilen yaparak bu yolla beceri kazanıp becerilerini bir üst noktaya taşıyarak mezun olduğunda işe yarar, derhal istihdam edilebilir niteliklere ulaştırılması hedefi, müfredatın ve bu müfredata uygun okul alt yapısının bugüne göre farklı biçimde ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Sınıfta öğretmenin anlatımları, birkaç on sayfadan oluşan kitapların okunup ezberlenmesi ve sonunda not alınması sınıf geçilmesi pratiği bu okullara uygulanmamalıdır. Öğrenci, ilk yılda anatomi, fizyoloji, (genel olarak biyoloji) hijyen, hasta bakımı, ilk yardım, hasta, hastane v.s. konularında eğitilirken beceri geliştirmeye dönük çalışmalar içinde olmalı, öğrenciler bir ‘’beceri geliştirme laboratuvar’ında maket ve mankenler üzerinde enjeksiyon, kateter, damaryolu açma, serum bağlama, v.s. gibi çeşitli alanlarda görerek değil dokunarak yaparak beceri edinme eğitimlerine tabi tutulmalıdır. Eğitimin son safhasında edinilen becerilerin hastane ortamlarında nasıl kullanıldığını gözlemlemesi için öğrenciye staj ortamları sağlanılmalıdır. Bugün öngörülen şekliyle yeni Özel Sağlık Meslek Liselerinin Devlete ait sağlık meslek liselerindeki eğitim öğretim düzeyinden ne ölçüde farklı ve yüksek olacağı ve daha geniş bir bak��ş açısıyla lise düzeyinde öğrenciye verilen hemşire, sağlık teknisyenliği eğitiminin uluslar- arası etkin örneklerine göre hangi düzeyde olabileceği hususları üzerinde yeniden düşünülmelidir.

54 > Nisan 2013

AKTÜEL

Kimeks’ten Vücut Kompozisyon Analizörü Kimeks’in Türkiye distribütörü olduğu Seca, geliştirdiği Vücut Kompozisyon Analizörü tek bir ölçüm işlemi ile yirmi saniyede yağ, hücre içi / hücre dışı su ve iskelet kas yapısına ilişkin verileri çıkarılıyor.

Doktorlar bilir, Vücut Kitle Endeksi (BMI - Body Mass Index) tek başına bir hastanın sağlık durumunun ve vücut kompozisyonunun derinliğine analizine imkân vermez. Obezite, kötü beslenme, diyabet, metabolik sendrom gibi yeni yaygın hastalıklar ortamında sadece boyu ve kiloyu ölçmek yetmez. Bu tür ölçümler hasta ağırlığının belirlenmesinde sık sık hatalı endekslerin ortaya çıkmasına yol açıyor. Tanı için vücudun yağ, kas veya su yapısı da önemli. Öldürücü hastalıkların tanısında bu veriler doktorun vazgeçilmezleri. Bu ihtiyaç, Seca’yı “Vücut Kompozisyon Analizörü” (BCA) adıyla vücut kompozisyonunu ölçmeye yarayacak bir cihazın geliştirilmesi çalışmalarına yönlendirdi. Bu verileri ölçen ve bunları tıp biliminin genel kabul görmüş standartlarıyla karşılaştırarak yorumlayan bir cihaz ortaya çıktı. Tek bir ölçüm işlemi ile yirmi saniyede yağ, hücre içi / hücre dışı su ve iskelet kas yapısına ilişkin veriler çıkarılıyor ve bunlar hastanın tıbbi muayene sonuçlarına yardımcı oluyor. Basit, kullanımı kolay böylesi bir medikal cihaz doktorun günlük muayene ve tanı rutininin bir parçası artık.

seca mBCA 514

Karmaşık bir teknolojiyi sadeleştirdi. Kullanımı kolay bir muayene ve tanı rutinine dönüştürdü. 1.Önce hastanızın boyunu ‘’ seca 360° wireless ‘’ boy ölçüm çubuğu yardımıyla ölçün ve ölçüm sonucunu doğruca seca mBCA 514’e gönderin. 2.Birkaç saniye içinde hastanızın kilosu hesaplansın. 3.Hastaya ait komple tıbbi muayene sonuçları 20 saniyeden de az bir zaman içinde ele gelecektir. 4.Veri tabanınızdan hasta dosyası verilerini isteyin ya da bu verileri doğrudan girin. 5.Bir butona basarak verileri “seca 360° wireless” yazıcıya aktarın. 6.Analiz ve işlem için seca analytics mBCA 115 yazılımı ile verileri PC ‘ye gönderin. 7.Muayene sonuçlarınızı hastanızla paylaşın ve kendisine sonuçları içeren bir kâğıt çıktı verin. 8.Servis ihtiyacınız için Kimeks ile irtibata geçin.

56 > Nisan 2013

AKTÜEL

ÖrnekMed, Starkey Türkiye Distribütörlüğünü Üstlendi Emin Örnek’in sahibi olduğu ÖrnekMed, işitme dünyasının öncü markalarından Starkey’in Türkiye münhasır distribütörlüğünü üstlendi.

Ö

rnekMed Tıbbi Malzemeler, işitme dünyasının öncü markalarından Starkey’in Türkiye münhasır distribütörlüğünü üstlendi. 1 Ocak 2013 itibariyle Starkey İşitme Cihazlarının Münhasır Distribütörü Emin Örnek ve şirketi ÖrnekMed Tıbbi Malzemeler İthalat ve İhracat Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi oldu. Starkey, Golden Star İthalat ve İhracat Ticaret Limited Şirketi adı altında devam ettirdiği Türkiye perakende satış operasyonunu askıya aldı. ÖrnekMed, Golden Star’ın yüksek teknolojiye sahip ürünlerini endüstri lideri hizmet anlayışıyla sunma misyonu devam ettirecek. ÖrnekMed, Golden Star tarafından satılan cihazların tüm garantilerini yerine getirmeyi kabul etti.

İşitme Cihazında Çığır Açtı

Şirketin yöneticisi Emin Örnek, 90’lı yıllarda Amerika’nın Florida eyaletında bir mühendislik firmasında mühendis olarak çalışırken daha sonra kendi firmasını kurar, tıbbi alanda faaliyet gösteren firması ile başta Güney Amerika ülkeleri olmak üzere dünyanın diğer bölgelerinde başarılı çalışmalarda bulunur. Hedeflerine planladığı zamanda bir bir ulaşır. Tıbbi alanda çalışmaları devam ederken Starkey ile tanışır ve Amerika’daki firmasının yanısıra İstanbul’da da firmasını açar ve Starkey ürünlerini Türkiye’de satışını yapmaya başlar. Daha sonra Starkey ile olan yakın ilişkiler onu Starkey ailesinin bir parçası yapar. Hayalleri Starkey’de gerçekleşir. Merkezi Minnesota eyaletinde bulunan Starkey firmasının Orta Doğu, Doğu

58 > Nisan 2013

Avrupa ve Afrika direktörlüğünü yapar. Yıllarca bu bölgedeki ülkelere seyahat eder. Amerika’dan bu bölgeye seyahat ederken Türkiye’ye de her seferinde uğrar. Hedefi, hayali bir gün kendi dalında dünyanın en büyük firmaları arasında bulunan Starkey firmasını Türkiye’ye getirmek. Daha sonra da vakıf çalışmalarıyla insanlarımıza en iyi hizmeti sunmak. Bu hayalini Ocak 2002 yılında Starkey’i getirerek gerçekleştirir. Türkiye genelinde şubeler açarak büyük bir şube ağını kurar, eğitimli uzman kadrosuyla insanımıza bir Dünya makrası olan Starkey kalitesini en iyi hizmetle sunmaya çalışır. Bunula da yetinmeyip daha da gelişmek ve bu kaliteyi herkese ulaştırmak ister. Daha sonra EMÖV vakfını kurarak çocuk ve yetişkin olmak üzere binlerce insanımıza işitme cihazı hediye eder. Hedefi ileriki yıllarda daha çok kişiye ulaşmak... 2009 yılından sonra Starkey’den yaklaşık 3 yıl uzak kalan Emin Örnek yine aynı sektörde işlerini Amerika’dan sürdürmeye devam eder. Starkey ile yolları tekrar birleşen Emin Ornek Starkey’in Türkiye tek yetkili distribütörlüğünü üstlenerek 2012 yılının Aralık ayında Türkiye’ye gelir. Türkiye’ye döner dönmez ÖrnekMed firmasını kuran Emin Örnek, Ocak 2013 den beri Türkiye genelinde insanlarımıza hizmet vermeye devam ediyor. Starkey’e dönmenin ve Dünya Markası Starkey ürünlerini en iyi servisle insanlarımıza sunmanın mutluluğunu yaşadığını ifade eden Örnek, kaliteye ve müşteri memnuniyetine çok önem verdiklerini sözlerine ekliyor. Amerika’daki sistemi Türkiye’de uygulamaya çalıştığını ve Türkiye genelinde bayilikler vereceğini belirten Örnek, Türkiye’de olmaktan ve insanlarımıza hizmet etmekten mennun olduğunu söylüyür.

ÖrnekMed Güvencesiyle Starkey Yeniden Türkiye Pazarında

Sektörün öncü firmalarından Starkey, bugün son teknolojiler kullanılarak üretilen ödüllü ve patentli cihazlarıyla sektörün lider firmaları arasında yer alıyor. İşitme bozukluğu yaşayan hastalara ve duyma sorunları ile ilgilenen hekimlere üstün nitelikli hizmet sunmayı hedefleyen Starkey, aynı zamanda cihazların montaj, tamir ve bakım hizmetlerini de sunuyor. Şirket, duyma problemlerine çözüm üreten üstün teknolojik cihazlarının yanı sıra yüksek kaliteli diagnostik ekipman, gürültü ve suya karşı koruyucu destek ürünler, kablosuz işitme alternatifleriyle geniş bir ürün yelpazesiyle müşterilerine hizmet vermekte. ÖrnekMed her marka ve model işitme cihazlarının tamir bakım hizmetini vermenin yanında, her marka ve modelden odyolojik ekipmanların tamir bakım ve kalibrasyon servisinide vermektedir. Konforu ve teknolojiyi tek bir noktada birleştiren ve değişken duyma koşullarında kaliteli bir işitme sağlayan öncü marka Starkey’in Türkiye distribütörlüğünü 1 Ocak 2013 itibariyle Emin Örnek ve şirketi ÖrnekMed Tıbbi Malzemeler üstlendi.

AKTÜEL

Flat Panel Detektörlü Luminos Fusion 2’si 1 Arada Sistemi

Rutin Tıp Uygulamalarında Daha Fazla Verimlilik: 2’si 1 arada sistem, radyografi ve floroskopi alanlarında daha yüksek verimlilik sağlıyor.

S

iemens, Avusturya’nın Viyana şehrinde düzenlenen Avrupa Radyoloji Kongresi’nde (ECR), orta fiyat segmenti için, hem radyografi hem de tam dijital floroskopi uygulamalarını destekleyen yeni bir sistem tanıttı. Flat panel detektör

60 > Nisan 2013

teknolojili Luminos Fusion, 2 fonksiyonu bir arada barından sistem sayesinde floroskopi ekipmanlarının rutin tıp uygulamalarında daha etkin bir şekilde kullanılmasına imkan veriyor. Flat panel detektörü, orta fiyat segmentinde bugüne kadar

geliştirilmiş tüm görüntü yoğunlaştırıcılara kıyasla daha hızlı tarama yapılmasını sağlıyor ve bu sayede hasta başına düşen verimlilik yükseliyor. Orta fiyat segmentine hitap eden mevcut görüntü yoğunlaştırıcılar ile çalışmak, büyük zaman kaybına yol açan bir süreç olarak tanımlanıyor. Örneğin röntgen çekmek, kasetlerin takılması, çıkarılması ve değiştirilmesini gerektiriyor. Bu kasetlerin bir takım işlemlerden geçirilmesi gerektiği için hastalar sonuçlar gelene kadar uzun süre beklemek durumunda kalıyor. Flat panel detektör teknolojili Luminos Fusion ise bu sorunları gideren yapısıyla dikkat çekiyor. Cihazın 43x43 cm’lik görüntü alanı sayesinde, sadece saniyeler içinde kusursuz ve tam dijital X-ray ve floroskopi görüntüleri elde edilebiliyor. Tedavi sürecinin de hızlandırılmasıyla hasta verimliliği arttırılabiliyor. Flat panel detektör tarafından elde edilen yüksek kaliteli görüntüler, radyologlara daha iyi tanısal veriler sunuyor. Flat panel detektörü, ayrıca standart görüntü yoğunlaştırıcılar ile elde edilenin iki katı büyüklüğünde görüntüler üreterek avantaj sağlıyor. Standart görüntü yoğunlaştırıcılara göre daha az yer kaplayan flat panel detektör, bu sayede sağlık personelinin hastaları daha rahat bir şekilde konumlandırmasına olanak tanıyor. Siemens Sağlık Sektörü, X-Ray Ürünleri Bölümü CEO’su André Hartung şu hususa dikkat çekiyor: “Luminos Fusion, Siemens’in flat panel detektör teknolojisini orta fiyat segmentine getiriyor. Bu durum, daha fazla sayıda müşteri ve hastaya daha hızlı tarama imkanı ve daha yüksek tanısal görüntü kalitesi sunmaktadır.” Luminos Fusion’da bulunan flat panel detektör, bugüne dek sadece yüksek fiyat segmentindeki ürünlerde mevcuttu. Daha uygun fiyatlı bir sistem ile birleşen tam dijital “2’si 1 arada” teknolojisi, artık daha geniş bir müşteri tabanına hitap ediyor. Floroskopi ve radyografi cihazlarından oluşan bu kombinasyon, sistem kullanılabilirliğini artırıyor ve boşta kalma

süresini kısaltıyor. Floroskopiye tabi tutulacak hastalar, kontrast maddesinin tatbik edileceği bir taramadan önce yemek yiyemedikleri için randevular genelde sabah saatlerine veriliyor. Luminos Fusion gibi “2’si 1 arada” sistemi, öğleden sonra yapılan X-ray görüntülemelerinde de kullanılabilmesiyle zamanın daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Luminos Fusion’un sahip olduğu özellikler arasında, tarama odasında daha yüksek güvenlik sağlayan SmartTouch teknolojisi de bulunuyor. Bu teknoloji, cihazın istenmeyen bir şekilde hareket etme riskini azaltmak için joysticklerin operatörün eline temas etmesini zorunlu kılıyor. Bu sayede sistem, kazara hareket ettirilememesinin yanında, hastaların veya tıp personelinin karşılaşabileceği yaralanmaların önüne geçiyor. Luminos Fusion sisteminde ayrıca, gereksiz radyasyona karşı koruma sağlamak üzere tarama alanının radyasyon tatbik edilmeden konumlandırılmasını sağlayan Careposition fonksiyonu da bulunuyor. Ekrandaki grafikler, kullanıcıya, yeni görüntünün en son alınan görüntüye kıyasla nerede alınacağını gösteriyor. Siemens Sağlık Sektörü tıbbi görüntüleme, laboratuvar teşhisi, hastane bilgi teknolojisi ve işitme cihazları alanında dünyanın en geniş sağlık çözüm üreticisi, lider imalat ve hizmet sağlayıcısı ve trend belirleyen firmasıdır. Şirket, erken teşhis ve önleyici tedbirlerden tanı, tedavi ve tedavi sonrasına kadar hasta bakım sürecinin tamamına hitap eden ve tüm tedarik zincirini bir çatı altında toplayan ürün ve çözümler sunar. Siemens, en önemli klinik görüntüleme konularındaki klinik iş akışını optimize ederek sağlık hizmetlerinin daha hızlı, daha iyi ve daha uygun bütçelerle sunulmasını sağlamak için çaba harcar. Siemens Sağlık Sektörü, dünya genelinde 51.000 çalışana sahiptir ve dünyanın her bölgesinde faaliyet göstermektedir. (30 Eylül tarihinde sona eren) 2012 mali yılı boyunca, Siemens Sağlık Sektörü 13,6 milyar Euro değerinde satış yapmış ve 1,8 milyar Euro civarında kâr elde etmiştir.

Nisan 2013 > 61

AKTÜEL

Cerrahide Yeni Standart İstem İle Türkiye’de Dünyanın sayılı koter üreticilerinden olan Erbe, İstem güvencesiyle Türkiye’de kullanıcıların hizmetine sunuluyor.

r bı Cihazla y İstem Tıb ürü Doğan Akso üd rü ü d Genel M ü racat M ve Erbe İh ick. e R l e a Mich

İstem Ekib

i ve Erbe B

ölge Müdü

rü Oliver K

ollenberg.

1

847 yılından bu yana dünyanın sayılı koter üreticilerinden olan Erbe, artık İstem güvencesiyle Türkiye’de kullanıcılarla buluşuyor. İstem Tıbbi Cihazlar, konularında dünyanın lider firmalarının ürünlerinin Türkiye’ deki satış ve teknik servis etkinliklerini 15 yılı aşkın süredir başarıyla ve güvenle yürütmektedir. Tıbbi alanlarda ihtiyaçları karşılayacak çok geniş bir ürün portföyüne sahiptir. ERBE 1847’den beri dünyanın sayılı koter üreticilerinden biridir ve artık İstem kalitesiyle Türkiye’de kullanıcıların hizmetine sunuluyor. Merkezi Almanya’da bulunan ERBE, Avrupa ve Amerika’daki şubeleriyle büyüyen başarısını birçok hastane ve kliniğe taşımayı başarmıştır. Bütün tıbbi branşlar ve bireysel ihtiyaçlar için en iyi sistemleri geliştirmeyi amaçlayan ERBE uluslararası platformda aldığı belgeler ile de kalite ve güvenilirliğini ispat etmiş, alanında rakipsiz bir firma olduğunu gözler önüne sermiştir. Elektrocerrahi, Damar mühürleme, Argon plazma koagülasyon, Kryo cerrahi ve Waterjet cerrahi alanlarında son teknoloji, güncellenebilir cihazlarıyla müşterilerine kaliteli hizmet sunmaktadır. ERBE hizmet verdiği tüm alanlardaki ürünlerine uygun, farklı özelliklere sahip aksesuar ve enstrümanlarıyla doktor ve hasta ihtiyaçları karşılamaktadır. Genel cerrahi, gastroentroloji, dermatoloji, jinekoloji ve üroloji gibi önemli cerrahi uygulamalarda güvenle tercih edilebilir.

ERBE’den Üst Düzey Elektrocerrahi VIO Serisi

50C, 100C, 200S, 200D, 300S ve 300D olmak üzere 6 farklı ünite ve modüle sahiptir. ERBE müşterilerine 50 Watt’tan 300 Watt’a kadar kesme, koagülasyon, hemostas ve devitalizasyon işlemleri yapan koter cihaz seçenekleri sunmaktadır. VIO serisi elektrocerrahide yüksek frekansta hızlı, güvenli, hassas kullanıma uygun olup aynı zamanda makul fiyat seçenekleriyle hizmettedir. Ayrıca güvenli bir operasyon için otomatik dozaj ayar seçeneği, değişik soket modülleri, çeşitli tıbbi branşlara özgü upgrade özellikleri, el kumandası ve ayak pedalı ile kontrol edilebilme seçeneklerini doktor ve hasta memnuniyeti için bir araya getirmiştir.

Cerrahide çığır açan yöntem Argon Plazma ile Koagülasyon (APC)

ERBE APC cihazları VIO serisiyle uyumlu olup koagülasyon işlemini iyonize Argon gazı ile gerçekleştirmektedir. Koagülasyon temassız olup, enstrümanın hastaya yapışma riskini ortadan kaldırmaktadır. APC ile sınırlı penetrasyon derinliğiyle homojen yüzey koagülasyonu ve etkili hemostas mümkündür. Gastroentroloji, endoskopi, bronkoskopi, KBB, laparoskopi ve açık cerrahi işlemlerde kullanılmak üzere ERBE tarafından geliştirilmiştir.

62 > Nisan 2013

AKTÜEL

İnform Elektronik Proje Satış Departmanı Ürünleri Proje Satış Departmanı, İnform Elektronik firmasının lokomotif ürünü olan UPS dışındaki, imalatını gerçekleştirmeye yeterliliği olan tüm ürün gruplarının satışından sorumlu olan departmandır.

Proje Satış Departmanı, İnform Elektronik firmasının lokomotif ürünü olan UPS dışındaki, imalatını gerçekleştirmeye yeterliliği olan tüm ürün gruplarının satışından sorumlu olan departmandır. Bu anlatım şekli aslında süreç içerisinde genel olarak müşteri yönlendirmesiyle oluşan ihtiyaçların karşılanması nedeniyle oluşmuştur. Yenilenebilir enerji sistemleri (Solar & Winda energy, DC sistemler Rectifier, Battery Charger, DC System Cabinets), Hastaneler için İzole Güç Sistemleri, Alçak Gerilim Dağıtım Panoları, Özel Aküler (Ni-Cd Batteries, Gel Batteries, Li-On technology batteries), Aktif Harmonik Filtre, Led aydınlatma armatürleri ürünleri Proje Satış Departmanının ana ürünleridir.Ana ürün gruplarının yanında tüm enerji panolarında kullanılan AC veya DC ampermetre, voltmetre, reaktif güç kontrol rölesi ve enerji analizörü cihazlarının imalat ve satışından sorumludur. Departmanın ürün yelpazesindeki zenginlik, herhangi bir konuda problemi olan müşterinin çözümüne mutlaka bir ürünle yardımcı olmasına neden olmaktadır. O nedenledir ki müşterileri yeni ihtiyaçlarını veya çözemedikleri problemleri İnform ürünleriyle çözmeye çalışmaktadır. İnform Elektronik, 2004 yılından beri, İzole güç sistemlerinin imalatlarının tek çatı altında yapıldığı firma özelliğini korumaktadır. Hastanelerde Grup-2 odalarında kullanılan bu özel enerji panosunun trafosu, transfer ünitesi (statik transfer switch), panel ve aksesuarları İnform makine tezgahlarında yapılmaktadır. Bu sektördeki liderliğini 2005 yılından itibaren elinden bırakmayan İnform Elektronik yurt dışında da bu alanda çok büyük projelere imza atmıştır. Meadle East, Europa ve Africa’ daki yatırımlarda IT izole güç sistemlerinde tercih İnform Elektronik olmuştur. Günümüzde enerji sektörü yenilenebilir enerji kaynaklarına kaymaktadır. Artık okyanus ve büyük denizlerin potansiyel ve kinetik enerjilerinden yararlanmaya çalışan dünyada, Türkiye de bulunduğu coğrafik konumu gereği solar energy sektöründe geç kalmış olsa da ciddi yatırımlar planlamaya başlamıştır. İlgili mevzuatın tam olarak bitirilmesiyle daha da hareketlenecek olan bu sektörde İnform Elektronik kurulu güç toplamı olarak 3MW ın üzerinde solar sistem satışını gerçekleştirmiştir. Bu rakamın 2MW ı anahtar teslim projeler oluşturmaktadır. Bu rakamları sadece son iki senede gerçekleştirmiştir. Deposunda her zaman 500KW lık panel sirkülasyonu olan firmanın tüm Türkiye de 17 bayi ve şubesiyle hızlı kurulum hizmetini en ücra köşeye kadar sunabilmektedir.

Veli Esen İnformElektronikSan.veTic.A.Ş.ProjeSatışMüdürü vesen@inform.com.tr

64 > Nisan 2013

Enerjinin verimli kullanılması endüstride kayıp ve kaçakların doğru bir şekilde ölçülerek tespit edilmesiyle gerekli önlemlerin alınması şeklinde uygulanır. Bunları yapabilmek için şebeke hattından harmonik dahil tüm ölçümleri detaylı bir şekilde alabileceğimiz hassas ölçü aletlerine “Şebeke Analizörü”, iş yapmayan ancak şebekeden çekilen reaktif enerjinin kompanzasyonunu sağlayacak “Reaktif Güç Kontrol Rölesi Ve Panosu” cihaz ve sistemlerine ihtiyaç vardır. Biz bu ihtiyacı karşılamak üzere bu cihazların imalatlarına en azından kendi ihtiyaçlarımızı kendi ürünlerimizle karşılamak adına başladık ancak talep çok oldu. Bu talebi karşılamamız yeni talepleri doğurdu. Hali hazırda ölçü aleti firması değiliz ancak bu talepleri karşılamak ve ürünlerin memnun edici olduğunu görmek bizi çok mutlu ediyor. İnform Elektronik olarak amacımız, üretimimiz olan tüm cihazlarımızla sektör liderliğinin gereği olan kalite ve müşteri memnuniyetinin genele yayılması ve kalıcı olmasını sağlamaktır.

AKTÜEL

J ALS ve Omurilik

Felçlileri Rahat Nefes Alabilecek Türkiye’de şu anda 18 hastada uygulanan cihaz, solunum fonksiyonunu yitiren ALS hastaları ve omurilik felçlilerinin hareketsizlikten ötürü çalışmaz hale gelen diyaframlarını elektrik akımıyla çalışmasını sağlıyor. Böylece hastalar solunum cihazına bağlı yaşamaktan kurtuluyor.

udoda minikler Türkiye şampiyonluğu bulunan ve Manisa'da 2011 Ekim ayında yaptığı antrenman sırasında boynuna aldığı darbeyle felç olarak, aralıklarla solum destek ünitesine ihtiyaç duyar hale gelen Cansu Buzyürük (14), Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'nde uygulanan operasyonla tedavi edildi. DEÜ Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aydın Şanlı başkanlığındaki ekip tarafından yapılan operasyonla diyaframına takılan pil sistemi sayesinde, ihtiyaç duyduğu solunum desteğinden kurtuldu. Amerika’da 20 yıllık bir araştırma sonucunda geliştirilen NEURx DPS, CDK Sağlık Ürünleri güvencesiyle sunuluyor. Synapse Biomedical, Inc firmasının geliştirdiği cihaz, solunum fonksiyonunu yitiren ALS hastaları ve omirilik felçlilerinin hareketsizlikten ötürü çalışmaz hale gelen diyaframlarını elektrik akımlarıyla çalışmasını sağlayan bir sistemdir. Dünya genelinde 12, Türkiye’de ise sadece Dokuz Eylül Üniversitesi’nde uygulanan sistemin ayrıntılarıyla ilgili olarak distribütör firma CDK Sağlık Ürünleri’nden Ayşegül Cantürk sorularımızı yanıtladı.

Diyafragma nedir ve solunumu sağlamak için nasıl çalışır?

Diyafragma vücudun en önemli solunum kasıdır ve karnımızı göğüs kafesimizden ayıran bir doku tabakasıdır. Nefes aldığımızda, beynimiz frenik sinir üzerinden diyafragmamıza bir sinyal gönderir. Sinyal, diyafragma kasının kasılarak aşağıya yani karnımıza doğru itilmesine neden olur.bu hareket akciğerlerimizde vakum etkisi oluşturarak negatif bir basınç kuvveti oluşturarak havanın içeri girmesini sağlar. Diyafragma büzüldüğünde, göğüs boşluğu büyür, içerdeki basıncı azaltır. Basıncı eşitlemek için akciğerlere hava dolar. Diyafragma gevşediğinde, akciğerlerin ve göğüs kafesinin esnekliği havayı akciğerlerden dışarı atar.

NEURx DPS Sistemi nedir? Bu sistem hangi hastalarda uygulanır?

ALS ve omurilik felçli hastaların ortak bir noktaları vardır. İki hasta grubunun hareketsizlikten ötürü diyaframları çalışmaz gale gelir. Soluk alıp verme diyaframın kasılmasıyla oluşmaktadır. Diyafram çalışmadığı zaman ise bir hasta kendi başına nefes alışverişi sağlayamaz. Bu tür hastalar mekanik solunum cihazına bağlanmak zorunda kalırlar. Yeni geliştirilen NEURx DPS Sistemi sayesinde, laparoskopik bir operasyonla, hastanın diyaframlarının sağ ve sol taraflarına elektrodlar yerleştirilmekte. Bu elektrotların bağlı olduğu küçük bir dış ünite hastanın üzerinde kalır. Böylece hastanın diyaframı elektrik akımıyla kasılarak, hasta kendi kendine nefes alış verişi sağlayabilir. Böylece hasta, mekanik ventilasyondan kurtularak, hayat kalitesini artar. Tabii ki bu bütün hastalarda uygulanabilen bir sistem değildir. Sistemin düzgün işlemesi için elektrodların sinyal aldığı bölgelerin tespit edilmesi gerekir. Yani, diyaframını tamamen yitirmemiş ve sinir sistemi çalışan hastalarda uygulanabilen bir sistemdir.

Sistem Türkiye’de hangi merkezlerde uygulanmaktadır?

Bu sistem tamamen ekip işine dayanmaktadır. Ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası çalışmalar çok önemlidir. Şu anda Türkiye’de sadece Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Diyafragma Pil Sistemi Uygulama Grubu oluşturuldu. Üniversite bünyesinde, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, nöroloji, fizik tedavi ve rehabilitasyon, anesteziyoloji ve reanimasyon bölümlerinden oluşan bir ekip oluşturuldu. Bu grup tarafından sistemin

66 > Nisan 2013

AKTÜEL uygulanma kriterleri belirlendi. Bir hasta başvurduğunda bu kurul tarafından inceleme yapılıyor. Yapılan inceleme sonucunda hastanın operasyona uygun olup olmadığına, operasyon yapılacaksa uygulama şekli ve kriterleri hastaya göre belirleniyor. Sistem, diyaframa yerleştirilen 4 elektrot, deri altına yerleştirilen beşinçi bir elektrod, deriden çıkan beş elektorud bir sokete gruplayan bir elektrot konektörü, elektrot konektörü deri üzerinde tutmak için bir tutucu, harici bir uyarı jeneratörden oluşmaktadır. Bunun yanı sıra klinik istasyon sayesinde, her bir hastaya özgü olacak şekilde, genişlik, frekans, oran, atım genişliği, atom modülasyonu gibi kriterler belirleniyor. Ameliyat sırası ve sonrasında hastanın kullanacağı ayarlar bu klinik istasyon tarafından yapılıyor. Taburcu edilmesi aşamasından itibaren hastaya ve hasta yakınlarına cihaz kullanımına ilişkin bir eğitim veriliyor. Şu an için bu uygulama Türkiye’de sadece Dokuz Eylül Üniversitesi’nde gerçekleştiriliyor. Üniversite bünyesinde 18 hastaya takıldı, başarıyla kullanılıyor. Bu hastalarımızın tamamı mekanik ventilasyondan kurtulmuş durumdadır.

Diyafragma Pil Sistemi (DPS) kimlere uygulanır?

Frenik sinir uyarılarına yanıt veren, diyafragmayı kasabilecek düzeyde yeterli kas aktivitesi olan, kronik hipoventilasyon (KH) deneyimi yaşayan, fakat % 45’in altında bir FVC seviyesine ilerlememiş, ventilatöre bağlı olmayan ya da ventilatöre yeni bağlanmış olan, ventilatöre bağlı olup, ara ara spontan solunum alarak soluyabilen, amiyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalarında kullanılmaktadır.

ALS Nedir?

ALS yani, amiyotrofik lateral skleroz, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığıdır. Hastalık motor sinirleri etkiler. Motor sinirler beyinden omiriliğe, oradan kaslara giderek hareketlerimizi düzenler. Bu hastalık, motor sinirleri etkileyerek kas hareketlerine engel olur. Hastalığın ileri evlerinde felç gelişir. Buna karşılık genellikle akli yetenekler etkilenmez. Hastalığın adının anlamı omirilikte kasları besleyen yan (lateral) taraftaki sinirlerin zarar görmesiyle kasların beslenememesi ve katılaşmasıdır. ALS ilk kez 1869 yılında alanında öncü bir nörolog olan Fransız Jean – Martin Charcot tarafından tanımlandı. Bu nedenle, hastalık ilk zamanlarda Charcot hastalığı olarak adlandırılmıştır. Tüm dünyada görülen bir hastalık olan ALS, Galatasaray ve Fenerbahçe’de futbol oynayan Sedat’ın hastalığı olarak biliniyor.

Belirtileri Nelerdir?

Hastalığın başlangıç belirtileri çok hafif olduğundan çoğu kez fark edilmeyebilir. Hastalık özellikle kol ve bacaklarda olmak üzere kas güçsüzlüğü ile başlar. Konuşma, çiğneme ve nefes alma etkilenir. Yutmanın bozulması sonucu, ağızda tükürük birikmesi de konuşmayı zorlaştırır. Kaslar sinirler tarafından uyarılmadığında yapısı bozulur ve iş görmez hale gelir. Kol ve bacaklar incelir. Özellikle el ve ayak kaslarında seyirme ve kramplar olabilir. Kişi kol ve bacaklarını iyi kullanamaz. Kontrol edilemeyen ağlama ve gülmeler olabilir. Başlangıç belirtileri her hastada aynı olmaz. Kimi hasta halının saçaklarına takılmaya, tökezlemeye başlar; kimi hasta eşyaları kaldırmakta zorlanır, kimisi de konuşurken kelimeleri

68 > Nisan 2013

AKTÜEL yuvarladığını fark eder. Kas zafiyeti önce bir kas grubundan başlar, yavaş yavaş diğer kas gruplarına yayılır. Kaslardaki iş görememenin derecesi ve hastalığın ilerleyişi hastadan hastaya değişir. Solunum kaslarının giderek daha fazla etkilenmesi ve buna bağlı solunum güçlüğü hastalıkta gelinen son aşama olur. Hastalıkta genel olarak duyular, idrar ve bağırsak işlevleri, cinsel işlevler etkilenmez. Kalp kası zarar görmez. Göz kasları çoğu kez en son etkilenen kas olur, kimi zamanda hiç etkilenmez. Kişinin zihni yetenekleri normaldir.

Görülme Sıklığı

Hastalık dünyanın her yerinde ve her kesiminde insanda ortaya çıkabilir. Erkeklerde biraz daha sıktır. Ortalama başlangıç yaşı 55’tir. Ancak, çok genç yaşta da, çok ileri yaşta da görülebilir. Nüfusun yüzbinde 10 kadarı ALS hastasıdır. Her yüzbinden 2-6’sı bu hastalığa yakalanır. Türkiye’de tahminen 6-7 bin civarında ALS hastası bulunmaktadır.

ALS Tedavisi

Halen kesin tedavisi olmayan hastalık belirtilere yönelik olarak tedavi ediliyor. İstenmeyen etkilerin önlenmesi, hastanın rahatlatılması ve mümkün olduğu kadar normal yaşamını sürdürmesi amaçlanıyor. Doğrudan bu hastalığa yönelik bir ilaç bulmak için araştırmalar sürüyor. Hastalığın ilerlemesini etkileyen ilk ilaç olan riluzol 1995 yılında Amerika'da ruhsat aldı. Bu etken maddenin motor sinir harabiyetine neden olduğu düşünülen uyarıcı bir nörotransmiter olan glutamatı engellediği sanılıyor. İlacın hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı, hastanın ömrünü uzattığı, hastanın daha uzun süre iş görmesini sağladığı düşünülüyor.

70 > Nisan 2013

Yeni ilaç çalışmaları yoğun olarak sürüyor. Öte yandan, hastanın mümkün olduğunca rahat ettirilmesi, normal yaşamını sürdürmesini sağlayacak tedbirler alınması çok önemlidir. Günümüzde hastanın rehabilitasyonuna yönelik pek çok imkan var. Bunlar her hastanın ihtiyacına yönelik belirlenir. Bu anlamda DPS ( Diyafragmatik pil uygulaması) hastanın solunuma yönelik çok büyük bir yardımcı olacaktır.

ALS’nin Solunum Sistemine Etkisi ve DPS

Diyafragma vücudun en önemli solunum kasıdır ve karnımızı göğüs kafesimizden ayıran bir doku tabakasıdır. Nefes aldığımızda beynimiz frenik sinir üzerinden diyafragmamıza bir sinyal gönderir. Sinyal, diyafragma kasının kasılarak aşağı doğru itilmesine neden olur. Bu hareket akciğerimizde vakum etkisi yaratan negatif bir basınç kuvveti oluşturarak havanın içeri girmesini sağlar. ALS akciğere etki etmemesine rağmen, hastalık yüzünden sinirlerimizin kaslarımıza sinyal gönderme yeteneği azaldığından bir kas olan diyafragma kasılma yeteneğini kaybeder ve incelir. Solunum hareketinin %80’inden sorumlu olan diyafragmanın zayıflaması sonucu, kronik hipoventilasyon olarak adlandırılan solunum sıkıntısı başlayacak ve bu durum zamanla non invaziv solunum desteği olan BİPAP sonra ölü boşluğun giderilmesi için trakeostomi ve sonunda mekanik solunum desteğine kadar gidecektir. NeuRx DPS, normal olarak beynimiz tarafından sinirler aracılığıyla gönderilen sinyaller yerine, diyafragmayaelektrik sinyalleri gönderen bir uyarıcıdır. Sinyaller, diyafragmanın kasılmasını sağlamaktadır, bu da paralelinde akciğeri genişleterek solunum işlemini kolaylaştırmakta ve etkili hale getirmektedir.

AKTÜEL

Ear Teknik ve S Otometrics’ten Denge Semineri

on yıllarda baş dönmesi ve denge sorunundaki artış ile bu alandaki yeni cihazlar ve testler, İstanbul’da düzenlenen ve 3 gün süren bir toplantıda masaya yatırıldı. Türkiye’nin tek işitme cihazı üreticisi Ear Teknik ile Danimarkalı Otometrics firmasının ortaklaşa düzenlediği Ortadoğu, Asya ve Balkanlar Denge Semineri’ne, baş dönmesi ve denge konusunda dünyanın en ünlü isimlerinden olan ABD’den OHİO Üniversitesi Otolarongoloji Baş ve Boyun Cerrahisi (Konuşma ve İşitme Bilimi Bölümü) Yardımcı Fahri Prof. Dr. Kamran Barin’in yanı sıra Balkanlar, Asya ve Ortadoğu’dan 30 ülkenin çeşitli üniversitelerinden bu alanda uzman akademisyenler katıldı.

30 ülkenin Denge Akademisyeni Türkiye’de Buluştu. Baş Dönmesi, Denge Sorunu (Yeni Tanı Yöntemleri) İstanbul’da masaya yatırıldı.

Hastalığın Teşhisinde Görüntüleme Cihazı Kullanılıyor

Toplantıda teorik brifinglerin yanı sıra denge ve baş dönmesi semptomlarının nedenlerini ortaya çıkarmak amacıyla (yeni görüntüleme ve elektrot cihazları kullanılan) VNG/ENG sistemi başta olmak üzere yeni testler, uygulamalı olarak gösterildi. Ülkemizden ise Cerrahpaşa, Çapa, Ege ve Hacettepe Üniversiteleri başta olmak üzere birçok üniversiteden KBB, Nöroloji ve Odyoloji alanından akademisyenler katıldı. Toplantıda, özellikle hastalığın en yararlı tanısı olan VNG/ENG konusunda dünya genelinde ünlenmiş olan ve bu alanda uzun yıllar eğitim veren Dr. Kamran Barin, yeni ICS Impulse (Head Impulse Testing) arkasındaki teoriyi açıklayarak uygulamalı eğitim verdi.

Dünya Nüfusunun Yüzde 24’ü Baş Dönmesinden Muzdarip

Toplantıda denge bozuklukları ve baş dönmesi konusunda önemli bilgiler veren Yardımcı Fahri Prof Dr. Kamran Barin, uluslararası araştırmalara göre, günümüzde iç kulak iltihabın-

76 > Nisan 2013

AKTÜEL

dan beyin tümörüne, migrenden beyin kanamasına kadar 63 hastalığın baş dönmesine yol açtığına dikkat çekti ve “Baş dönmesi sık rastlanan bir semptom. Ancak son yıllarda tanısı belirginleşti ve farkındalık oluştu. Bu arada, denge bozukluğu ile baş dönmesi birbirini tetikliyor. Tüm dünyada doktora başvuran hastaların ilk 3 şikayetinden biri yaşadığı baş dönmesi sentomudur” dedi “Her yıl dünya nüfusunun yüzde 24’ü baş dönmesinden muzdarip” diyen Dr. Kamran Barin şöyle devam etti: “Yaptığımız araştırmalara göre, baş dönmesinin yüzde 50’si iç kulak problemlerinden, yüzde 20’si nörololik problemlerden yüzde 30’u ise kan basıncı, metobolizma bozukluklarıdan kaynaklandığı tespit edildi. Özellikle iç kulak iltihabı sorunlarında baş dönmesi sık rastlanıyor. Baş dönmesi önemli bir semptomdur,ciddiye alınmalıdır. Günlük yaşam kalitesini engelleyen düzeyde bir baş dönmesi yaşandığında mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.”

78 > Nisan 2013

Gözler Hastalığın Teşhisinde Önemli

Son 2-3 yıl içinde, hastalarda yaşanan denge bozukluğu ve baş dönmesinin hangi hastalığın belirtisi olduğuna yönelik çalışmalarda önemli metotlar geliştirildiğini anlatan Dr. Barin, “Önceleri ENG sisteminde elektrotlar kullanılıyordu. Son yıllarda ise VNG görüntüleme tekniğini de kullanıyoruz. Göz hareketleri, bazı hastalıkların tespitinde çok önemlidir. Örneğin iç kulak problemleri ve nörolojik bozukluklar, gözlerden tanımlanıyor. Yine beyin kanaması ve felç gibi hastalıkların ilk bulgularını gözlerden (göz hareketlerinden kaynaklanan beyinde oluşan dalgalanmalar ile) anlamak mümkün” diye konuştu. Öte yandan, Dr. Barin, Otometrics firması ile 11 yıldır denge bozuklukları konusunda eğitsel konuşmacı olarak çalışmakta ve 1.800’den fazla odyolog, hekim, fizik terapisti ve günlük bazda denge bozukluğu testini uygulayan ve yorumlayan teknisyeni eğitmiştir.

AKTÜEL

Fujifilm’in Yeni Teknolojileri Görücüye Çıktı

A

vusturya'nın başkenti Viyana’da 7-11 Mart tarihleri arasında düzenlenen Avrupa Radyoloji Konferansı (ECR), Fujifilm’in medikal sistemlerdeki son yeniliklerinin sektörle buluşmasına da ev sahipliği yaptı. Katılımcılar, Fujifilm’in gelişmiş uygulamalarını ilk elden görme ve yetkililerden bilgi alma imkanına sahip oldular.

Synapse Çözümleri

Çeşitli cihazlarda tıbbi görüntülerin elde edilmesini sağlayan geniş bir portföy sunan Fujifilm’in Synapse çözümleri, konferans katılımcılarının büyük ilgisini çekti. Akut inme ve acil durum vakaları için iletişim aracı Synapse ERm ve radyoloji, kardiyoloji ve cerrahi alanlar için gelişmiş görselleştirme sağlayan Synapse 3D, Synapse çözümlerinin en son yenilikleri olarak tanıtıldı. Ayrıca, sıfır ayak izli, yeni nesil mobil uygulama Synapse Mobility, bilimsel ve klinik amaçlı sanal arşiv Synapse Teaching Files, görüntüler ve raporlara webden erişime imkan sağlayan Synapse Wave de, yeni olarak sunulan Synapse çözümlerinin diğer parçaları oldu.

Amulet

Viyana’da düzenlenen Avrupa Radyoloji Kongresi’ne katılan FUJIFILM, Synapse çözümleri başta olmak üzere Amulet sistemleri serisine yeni eklediği ürünü ve taşınabilir dijital çözümler ailesine yakın bir zamanda dahil olacak FDR Go adlı ürününü tanıttı.

80 > Nisan 2013

3 boyutlu mamografi, tomosentez ve biyopsiyi de içeren hacimsel çözümleri tek bir cihazda sunan FDR Amulet Innovality adlı yeni ürün, Fujifilm’in Avrupa Radyoloji Kongresi’nde görücüye çıkardığı diğer bir yeniliği oldu. Amulet sistemleri serisine eklenen ürünü FDR Amulet Innovality, bilinen tüm hacimsel yöntemleri; artan keskinlik, azalan dozaj ve gelişmiş hasta rahatlığı özellikleriyle birlikte tek bir cihaz bünyesinde destekleyecek.

FDR Go

Mobil DR ailesini de büyütmeye devam eden Fujifilm, kongre kapsamında, henüz çalışmaları devam eden FDR Go’nun da ön tanıtımını yaptı. Fujifilm, olağanüstü görüntü kalitesi, geliştirilmiş verimliliği ve yüksek kullanılabilirlik oranıyla büyük ilgi gören FCR Go ürününden sonra FDR Go’nun çalışmalarına hız verildi. FDR Go, Fujifilm'in FDR D-EVO detektörlerinin hızını, görüntü kalitesini ve dozaj açısından sağladığı faydaları sunuyor. Yeni üründe ayrıca, dar alanlarda rahat manevra imkanı sunan kompakt boyut, sessiz ve sorunsuz tahrik sistemi, jeneratör tekniklerinin eşleştirilmesine imkan tanıyan otomatik akıllı anahtar menüsü, tüp başlığının hareket kontrolleri ve daha birçok gelişmiş taşınabilirlik özellikler de yer alacak.

AKTÜEL

Giomed Medikal, Dr. Oppel ile Büyümeye Devam Ediyor Giomed Medikal, daha az doku hasarıyla cerrahi operasyonları gerçekleştirebilecek yeni bir ürün olan Dr. Oppel’in Türkiye Distribütörlüğünü üstlendi.

G

iomed Medikal San.Tic. Ltd. Şti., Ultrasonografi, Renkli Doppler, Mammography, EKG, NST, Hastabaşı monitör, Röntgen, BT Cihazları Teknik Servis, Satış ve Yedek Parça gibi hizmetleriyle sağlık sektörüne destek olmayı sürdürüyor. Giomed Medikal; Görüntüleme alanında Medikal sektörüne hizmet veriyor. Satışını yapmakta olduğu gerek yeni gerekse ikinci el sistemlerin tamamında teknik servis hizmet garantisi bulunmakta. Satış ekibi müşterilerine en uygun sistemleri en uygun ödeme seçenekleri ile sunmak üzere, teknik servis ekibi de, piyasanın ihtiyaçlarını hızlı ve etkili bir şekilde çözümlemektedir. USG proplar ultrasonik ses dalgalarını görüntüye çeviren kristal yapılı cihaz ekipmanlarıdır. Bu proplar kullanım yoğunluğu ve zamanla jelin yarattığı yıpranmadan dolayı arıza yapmaktadır. Oluşan bu arızaların ileri teknolojimiz ve tecrübemizle tamiri mümkün olup sizlere ekonomik ve kullanışlı hizmet sunmaya odaklıdır.

Dr Oppel OB – GYN Surgery (GS, DS, NS) ENT Dermatology / Plastic Surgery, Urology

Dr. Oppel (4MHz) yüksek frekansı radyo dalgalarının kullandığı cerrahi bir teknik çalışmakta. Bu teknik sayesinde, Cut, Cut, + Coag. Ve coagulation işlemini minimum doku hasarı ile gerçekleştirilebilir. Doğal olarak cerrahi sırasında ne kadar az doku hasarı olursa hastanın iyileşme süresi o kadar kısa olur. Giomed Teknik Servisi, Türkiye’nin dört bir yanına 7/24 teknik servis hizmeti sunuyor. Firma özellikle, ultrason prob tamiri, ultrason doppler tamiri, B&W – Color Printer tamiri ve elektronik kart tamirinde, konusunda uzman ekibi ve kalite belgeleriyle müşterilerine destek veriyor. Detaylı Bilgi İçin • www.gomed.net

82 > Nisan 2013

AKTÜEL

Elif Ortopedi, Yenilikçi Ürünleriyle Büyüyor Elif Ortopedi, üretimini yapmış olduğu ürünleri Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırıyor.

A

cil müdahale ekipmanları imalatı konusunda faaliyet gösteren Elif Ortopedi, gelişimini ve büyümesini sürdürüyor. Ürün ve hizmetlerde kaliteyi ön planda tutan firma, yenilikçi ürünleriyle sektörün beğenisini kazanmayı başardı. Profesyonel ekibiyle Ar-Ge faaliyetlerine önem veren Elif Ortopedi, dürüst ilkesiyle piyasadaki gücünü her geçen gün artırıyor. Avcılar’daki fabrikasında üretimlerini sürdüren Elif Ortopedi’nin Karagül İş Merkezi’nde bir de satış ofisi bulunuyor

Üretimde Kalite Ön Planda

Elif Ortopedi Yöneticisi Elif Gülşan, “Üretimini yapmış olduğumuz tüm ürünlerde kaliteyi ön planda tutmaktayız. Hedefimiz ürünlerimizin arkasında, firma garantimizle, yeniliklere açık politakımızla, sağlık sektöründe markamızla kalıcı olmak ve dürüstlük ilkesiyle piyasada doğru yer edinmektir. Bu anlamda yaptığımız imalatlarımız yapacaklarımıza ışık tutacaktır. İhtiyaçlar doğrultusunda ürünlerimizin sayısı artarak devam edecektir” diye konuştu. Gülşan, “Ürettiğimiz ürünlerin tümü özel afetlerde, kazalarda, ilk müdahalelerde kullanılmaktadır. doğru müdahale her zaman hayat kurtarır. Bu ışıkta bilinçlenilmesi ve toplumda birçok yerde ilkyardım ürünlerinin gerekliliğinin anlaşılması, gereken önemin verilmesi sektör adına sevindiricidir. Bu konuda bize düşen bölümde verebildiğimiz destek, bize huzur ve mutluluk vermektedir” şeklinde konuştu.

Ürünleri Türkiye’nin Dört Bir Yanında

Türkiye’nin her ilinde çalıştığı bayilerde büyümelerini sürdürdüklerini ifade eden Elif Gülşan, “Ürünlerimizin bayilerimizle birlikte yaygınlaşması, piyasada desteklenmesi ve pazarlamamızın paylaşılarak yapılmasının, sektördeki hedeflediğimiz başarı ivmesini arttıracağına inanıyoruz” dedi.

84 > Nisan 2013

AKTÜEL

Görüntüleme Teknolojisinde Bir Sonraki Adım

Siemens Sağlık, müşterilerine geniş kapsamlı bir sistem “upgrade” imkanı sunuyor.

S

iemens Sağlık Sektörü, yazılım ve donanımlar için yeni upgrade seçenekleri sunarak, sınırlı bütçeler ile çalışan hastaneler ve doktorları destekliyor. Bu sayede, farklı modaliteler ile çalışan Siemens müşterileri mevcut sistemlerini güncelleyebiliyor. Siemens Sağlık Sektörü, ayrıca, gerektiğinde ek fonksiyonlar ile zenginleştirilebilir sistemler geliştiriyor. Buna en iyi örnek, mamografi hizmeti alan hasta grubunun genişlemesi olarak öne çıkıyor.

Mevcut müşteriler için en son MR teknolojisi

Manyetik rezonans görüntüleme alanında Siemens, “fit upgrades” adını verdiği en son teknolojik yenilikleri müşterileriyle buluşturuyor. Siemens müşterileri, mevcut Magnetom Verio, Magnetom Avanto ve Magnetom Trio sistemlerini, dördüncü nesil entegre bobin teknolojisi Tim4G ve Dot teknolojisinin birleşimi olan Tim And Dot platformu ile güncelleyebiliyor. Tim 4G, ultra yüksek yoğunluklu lokal bobinler ile birlikte en fazla sayıda alıcı kanal ve benzersiz bir dijital radyo frekans (RF) mimarisi sunuyor. Sonuç: Yüksek sinyal-gürültü oranı ve yüksek tarama hızıyla yüksek görüntü kalitesi. Dot teknolojisi, yüksek düzeyde süreklilik, verimlilik ve kolay kullanım imkanı sunan özelleştirilebilir ön ayarlar barındırmasıyla farklılaşıyor. Syngo MR D13 MR yazılımı platformu, görüntü oluşturmak için yeni birçok fonksiyon ile birlikte meme, omurga ve büyük eklem taramaları için yeni seçenekler sunuyor. Syngo Warp uygulaması, MR incelemesi sırasında metal implantların çevresindeki anatomik detayların görüntülenmesine imkan veriyor. Syngo Resolve, yüksek çözünürlüklü

86 > Nisan 2013

AKTÜEL difüzyon ağırlıklı görüntüleme için kullanılırken, Caipirinha adlı yeni görüntü alma tekniği ise, karmaşık tarama süreçlerini kısaltıyor. Karaciğer tarama süresi, yarıya, yani 10 saniyeye kadar indirilmiş olup bu süre, hastanın nefesini rahatça tutması için yeterli bir zaman anlamına geliyor. Syngo MR D13 yazılımı, Magnetom Aera 1.5 Tesla (T) ve Skyra 3T MR tarayıcıları, Magnetom Avanto 1.5T ve Verio 3T sistemleri ve yeni veya güncellenen sistemlerde kullanılabiliyor.

Yeni mamografi sistemi, tomosentez ve biyopsi yapacak şekilde genişletilebilir Siemens Sağlık Sektörü, bir önceki modele kıyasla radyasyon dozunu %30’a varan oranlarda azaltan ve tomosentez ve biyopsi yapacak şekilde genişletilebilir yeni bir mamografi sistemi geliştirdi. Mammomat Inspiration Prime Edition adı verilen bu sistem, radyasyon saçan akım şebekesi olmadan çalışabiliyor. Bu sayede, teşhis için son derece kritik olan primer radyasyonun tamamı kullanılabiliyor. Bunun dışında, yeni geliştirilen algoritma, radyasyon saçılmasına neden olan yapıları belirliyor ve düzeltilmiş görüntüler oluşturuyor. Sonuç: Daha düşük radyasyon dozuyla yüksek kalitede görüntüler.

3 boyutlu meme tomosentezi seçeneği, lezyonların geçmişe kıyasla daha kesin bir şekilde tespitine olanak sağlamanın yanında hatalı pozitif bulgu adedini azaltıyor. Tarama sırasında X-ray tüpü, meme çevresinde 50 derecelik (piyasadaki en geniş açı) bir yay içinde hareket ederek, düşük dozda 25 adet görüntü çekiyor. Siemens, daha kesin ve güvenilir bir teşhis için yüksek uzaysal ve derinlik çözünürlüğü sunan yeni bir HD (yüksek düzeyde netlik) Hacimsel Görüntü Rekonstrüksiyonu yazılımı geliştirerek bu avantajdan faydalanılmasını sağlıyor. Mamografi platformunun tam saha detektörü üzerinde kayarak hareket eden stereotaktik biyopsi ünitesi ise otomatik olarak biyopsi konumuna geçiyor. Sistem, iğnenin lezyonlara dikey veya yandan erişmesini sağlarken, stereo görüntüler, kesin doku toplama sürecini destekliyor.

BT Güncellemeleri: FAST CARE ile verimlilik artışı ve radyasyon dozunun düşürülmesi

Bilgisayarlı tomografi alanında, Somatom Emotion serisinden, gelişmiş

88 > Nisan 2013

modeller olan Somatom Definition Edge ve Çift Enerji Kaynaklı CT Somatom Definition Flash sistemlerine kadar tüm Siemens tarayıcıları, FAST CARE teknolojisi ile donatılabiliyor. FAST (Fully Assisting Scanner Technologies) uygulamaları, büyük zaman kaybına yol açan karmaşık prosedürlerin çok daha hızlı ve sezgisel bir şekilde gerçekleştirilmesine yardımcı oluyor. CARE (Combined Applications to Reduce Exposure) uygulamaları ise radyasyon dozunun mümkün olan en düşük düzeyde tutulmasına katkıda bulunuyor. Siemens müşterileri, aşağıda belirtilen tarayıcıları kullanarak yinelemeli rekonstrüksiyon uygulamalarından faydalanabiliyor: Dünyada en çok satan BT sistemi Somatom Emotion için opsiyonel olarak IRIS (Iterative Reconstruction in Image Space) uygulaması mevcut. Siemens, ayrıca Somatom Perspective ile Somatom Definition Flash tarayıcıları için radyasyon dozunu %60’a varan oranlarda azaltan veya görüntü kalitesini arttıran benzer bir uygulama da sunuyor: Safire. Mevcut sistemler, IRIS veya Safire uygulamasıyla güncellenebiliyor. İlk kez Avrupa’da, ECR 2013 fuarında sergilenen Somatom Perspective sisteminin 64 kesitli konfigürasyonu, Siemens müşterilerinin kendi sistemlerini gelecekte 128 kesitli formata yükseltmelerine olanak tanıyor. Müşteriler, bu sayede BT tarayıcılarını, kardiyak görüntüleme veya acil tanı ve teşhis gibi zorlu klinik ortamlarda çok daha iyi bir şekilde kullanabiliyor.

AKTÜEL

B

ilimsel ve akademik toplantılara önem veren DO-PA A.Ş., sunduğu çözümlere ilişkin kongre ve etkinliklere sponsor olmaya devam ediyor. 28 Şubat – 2 Mart tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilen 3. Kadın Doğum Günleri ve 7-10 Mart 2013 tarihleri arasında gerçekleştirilen 11. Uludağ Jinekoloji ve Obstetri Kış Kongresi’ne sponsor olan DO-PA A.Ş., bu iki etkinlikte, Jinekoloji alanında sunduğu çözümleri katılımcılarla paylaştı. Katılımcıların yoğun ilgi gösterdiği bu iki kongrede kadın doğum alanındaki en son yenilikleri katılımcılara aktardı.

Dopa A.Ş. Bilimsel Etkinlikleri Destekliyor Konusunda öncü markaların Türkiye distribütörlüğünü yürüten Dopa A.Ş., sunduğu çözümlere ilişkin kongre ve etkinliklere sponsor olmaya sürdürüyor. 90 > Nisan 2013

Kadın Doğum Günleri

Türkiye’nin en köklü ve öncü üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi’nin iki tıp fakültesi İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen 3. Kadın Doğum Günleri, 28 Şubat – 2 Mart 2013 tarihleri arasında Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi’nde gerçekleştirildi. Kongre sponsorlarından DO-PA A.Ş., kadın doğum alanındaki yeniliklerini katılımcılara aktardı fikir alışverişinde bulundu. Tıbbın diğer tüm alanlarında olduğu gibi kadın doğum alanında da oldukça hızlı gelişmeler yaşanmakta. Kongre süresince kadın doğumun her biri ayrı disiplin olan bilim dalları ile ilgili güncel bilgileri her biri kendi alanında uzman konuşmacılar tarafından aktarıldı.

Uludağ Jinekoloji ve Obstetri Kış Kongresi

11. Uludağ Jinekoloji ve Obstetri Kış Kongresi 07 – 10 Mart 2013 tarihleri arasında Karinna Otel Uludağ – Bursa’da gerçekleştirildi. Bu yıl 11. sini düzenlenen mottosu “Jinekoloji ve Obstetride Tartışmalı Konulardan Konsensusa” olan kongreye yurt içi ve yurt dışından çok sayıda davetli katıldı. Kongredeki konuşmacılar, kadın hastalıkları ve doğum alanındaki yenilikleri meslektaşlarıyla paylaşma, tartışma fırsatı elde ettiler. Bu önemli kongreye de sponsor olarak destek veren DOPA A.Ş., kongre süresince jinekoloji alanında sunduğu yenilikçi çözümleri katılımcılarla paylaştı.

AKTÜEL

Philips’ten Bir Milyon Kişiyi Uyku Bozukluğu Taraması Çok mu horluyorsunuz? Dikkatli olun: Çok horlama diyabet ve kalp hastalıkları gibi birçok ciddi kronik hastalığın en önemli habercisi.

O

bstrüktif uyku apnesi (OSA) hastalarını belirleme ve bu hastalıkla mücadele etmelerine yardımcı olma amacıyla Royal Philips Electronics, önümüzdeki beş yıl içerisinde dünya çapında bir milyon kişiyi taramadan geçirmeyi hedeflediğini açıkladı. İnsanların yaşam kalitesini artırmayı misyon edinmiş bir firma olarak Philips’in duyurduğu program, Kuzey Amerika, Avrupa ve Asya’da yapılacak uyku bozukluğu taramalarını kapsıyor. Türk kullanıcıların da www.uykuluyum. com websitesi üzerinden erişebilecekleri online risk değerlendirme testi ile yapılacak taramalar sonucunda uyku apnesi risk düzeyleri tespit edilen kişiler gerektiği takdirde tedavi süreçlerine yöneltilecek.

92 > Nisan 2013

Her 5 Kişiden 4'ü Durumlarının Farkında Değil

Dünya Uyku Günü kapsamında dünya çapında birçok araştırma çalışması ve etkinliğe imza atan Philips, bu yıl da son olarak Hollanda’da yaptığı araştırma ile uyku apnesinin günümüzde ne kadar yaygın bir hastalık olduğunu gözler önüne serdi. 4.000'i aşkın Philips çalışanının katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı araştırma, uykuda solunum bozukluğunun toplumda yaygınlığına ilişkin yeni bulgular ortaya koydu. Araştırma, Twente Üniversitesi, Medisch Spectrum Twente Hastanesi, hasta örgütü ApneuVereniging ve Philips ortaklığı ile yapıldı. Çalışmada katılımcıların %6,4'ünün uyku apnesinden muzdarip olduğu ortaya çıktı. Araştırmanın ortaya koyduğu çarpıcı bir bulgu ise, uyku apnesi semptomları bildiren katılımcıların %78'inin bu uyku bozukluğundan muzdarip olduklarının hiçbir şekilde farkında olmadıkları idi.

Uyku apnesi hastası birçok insanın durumlarının farkında olmamalarına karşın, bu rahatsızlık ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Öte yandan uyku apnesinin tedavisi zor değil. Dolayısıyla araştırma, üst solunum yolunun tıkanmasına bağlı olarak gelişen ve en yaygın türü Obstrüktif Uyku Apne Sendromu (OSAS) olan uyku apnesinin ne sıklıkta görüldüğüne ilişkin güncel bilimsel verilerin toplanmasını amaçlamaktadır. Yıllardır hekimler ve bilim insanları uyku apnesinin yüksek tanı atlama oranlarından şüphe etmektedir. Bu sebeple de araştırma, hastalıktan muzdarip olduğu halde durumunun farkında olmayan ve tedavi görmeyen hasta sayısını ortaya çıkarmak üzere tasarlanmıştır. Bugüne dek uyku apnesi alanında en geniş çaplı örneklem üzerinden yürütülmüş araştırma olma özelliğini taşıyan çalışmaya, Hollanda'da farklı yaşlardan ve eğitim düzeylerinden, farklı

türde mesleklerden ve farklı kültürel geçmişlerden gelen erkek ve kadınlardan oluşan Philips çalışanlarının %29'u katılım göstermiştir. Bu daha önceki benzer tarama çalışmalarına oranla, katılımda büyük bir artış anlamına gelmektedir.Örneğin, 1993 yılında yayımlanan, sıklıkla atıfta bulunan çalışmalardan birinde sadece 602 kişi incelenmiştir. Söz konusu çalışmada, çalışma çağındaki orta yaşlı kadınların %2'si, erkeklerin ise %4'ünün uyku apnesi hastası olduğu öngörülmüştür [1]. Philips, uyku bozukluklarını tedavi ederek insanların geceleri iyi uyumasına yardımcı olmak üzere tasarlanmış ürünler alanında dünyada lider bir konumdadır. Bilim insanları, hastaneler ve hasta örgütleri ile iş birliği yapılması, yenilikçi sağlık hizmetleri çözümlerinin geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Nisan 2013 > 93

AKTÜEL

Endoser Tıbbi Cihazlar Türkiye’de Üretim Yapmayı Hedefliyor Endoser Tıbbi Cihazlar, doktorların ihtiyaçlarını dinleyerek, onlar için son teknoloji ile beraber, kullanıcı dostu operasyon ve tanı araçları sunuyor.

94 > Nisan 2013

E

ndoser Tıbbi Cihazlar, endoskopi alanındaki ürünleri konforlu ve güvenli bir şekilde kullanabilmeniz için bütün teknik detayları, doğru tasarımlarla buluşturarak son teknoloji ile kullanıcılarına sunuyor. Endoser Tıbbi Cihazlar, doktorların ihtiyaçlarını dinleyerek, onlar için son teknoloji ile beraber, kullanıcı dostu operasyon ve tanı araçlarını üretiyor. Sağlık sektörünün yüklediği ciddi sorumluluğun bilincinde, ürünlerinde en yüksek kaliteyi yakalamış olan Endoser, hekimlerin teşhis koyarlarken ve yaptıkları araştırmalarda en güvenilir sonuçları almalarını sağlayacak cihazları sağlık sektörünün hizmetine sunuyor. Endoser Tıbbi Cihazlar olarak büyük deneyime ve en son teknolojiye sahip Alman iş ortakları ile beraber yürüttüğü çalışmalar neticesinde, en doğru ve ihtiyaca yönelik bir üretim geliştirmekte.

Önümüzdeki Dönemde Üretim Hedefliyor

Endoser Tıbbi Cihazlar’ın Servis Departmanı, kendi markasının yanı sıra diğer tüm markalar için en kaliteli hizmeti vermekte. Endovizyon görüntüleme sistemlerinde; Artroskopi, Üroloji, Histereskopi, Laporoskopi,, Torakoskopi, Sinüskopi, KBB gibi branşlarda hizmetlerini başarıyla sürdürüyor. Aynı zamanda Rigid Optikler, Endoskopi Kamera, Işık kaynağı, Artroskpi shaver, insuflatör, Irigasyon cihazı, tıbbi cihazlar, cerrahi el aletleri v.b cihazlar için servis imkanı sağlamakta. Endoser Tıbbi Cihazlar, önümüzdeki dönemde endoskopi alanındaki bilgi birikimiyle Türkiye’de üretim yapmayı planlıyor. Bu çerçevede Ar-Ge çalışmalarını sürdüren firma, önümüzdeki dönemde farklı yenilikleri ve ürünleriyle sektörün önde gelen markaları arasında yer almayı hedefliyor.

AKTÜEL

En Büyük Şehir Hastanesi Sancaktepe’de Kuruluyor Avrupa ve Türkiye’nin en büyük şehir hastane projesinin İstanbul Sancaktepe’ye kurulması planlanıyor.

S

ancaktepe’ye kurulacak olan Avrupa ve Türkiye’nin en büyük şehir hastanesi projesinin inşaat alanında incelemelerde bulunmak amacıyla Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Belediye Başkanı İsmail Erdem’i ziyaret etti. Çok sayıda basın mensubunun katılımıyla gerçekleştirilen ziyaret sonrası bir de basın açıklaması yapıldı.

Bakan Müezzinoğlu: “Dünya çapında bir proje”

Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu yaptığı konuşmada, “Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a, Genel Kurmay Başkanlığımıza teşekkür ediyorum. İstanbul gibi bir yerde 3.5 milyon metrekareye yakın bir alanı sağlık bakanlığının hizmetine sunmaları çok önemlidir. Bu anlamda yaklaşık 15 gün önce bir protokol imzaladık. Milletimiz adına belki de dünya çapında bir proje üzerinde çalışacağımız bir alan ortaya çıkacak” diye konuştu. Bundan sonraki süreçte uluslar arası alanda destek de alarak bir Sağlıklı Türkiye projesinin üzerinde çalışacaklarını belirten Müezzinoğlu, hem İstanbul için hem Türkiye için marka olacak bir projeye başladıklarını ifade ederek “ Önümüzdeki süreçte de ülkemize güzel bir sağlık tesisi kazandırma çalışmalarına başladık” dedi.

“Yarınımız, Bugünden Daha İyi Olacaktır”

Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz ise konuşmasına tüm sağlık personelinin tıp bayramını kutlayarak başladı. Yılmaz, Türkiye’nin geçmiş dönemde sağlık problemleri yaşadığını ancak artık bu problemlerin çoğunun çözüldüğünü ifade etti. Yılmaz şöyle devam etti: “Türkiye’nin en büyük sorunlarından

96 > Nisan 2013

AKTÜEL

biri sağlık problemleri idi. Ancak çoğu sağlık problemi Türkiye’de çözülmüş durumda. Ancak iyide sınır yoktur daha iyiye götürmek istiyoruz. Anadolu yakasının şehir hastanesi Sayın Bakanımızın izah ettiği gibi, en mükemmel, en güzel, adeta yarım asıra hizmet edecek bir hastane planlaması yapılacak. İnşallah Anadolu’ya İstanbul’a yakışan bir şehir hastanesi için uygun yeri sağladıkları için huzurlarınızda Genel Kurmay Başkanımıza, Kara Kuvvetler Komutanımıza teşekkür ediyorum. Protokolü de imzalandı.” Yılmaz, ziyaretten duyduğu mutluluğu dile getirirken şöyle dedi: “Bugün çok başarılı belediye başkanımız İsmail Erdem’i ziyaret etmek için geldik. Birinci gayemiz bu. İkincisi, 14 Mart Tıp Bayramı’nda en güzel etkinliğin Anadolu yakasına kazandırılacak bir şehir hastanesi olacağını düşündük. Türkiye’nin bugünü dünden çok daha iyidir. Yarını da daha iyi olacaktır.”

Avrupa ve Türkiye’nin En Büyük Hastanesi Sancaktepe’de

Belediye Başkanı İsmail Erdem de, sağlık çalışanlarının Tıp Bayramını kutlayarak başladığı konuşmasında, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu ve Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz’a ziyaretlerinden dolayı teşekkürlerini sundu. Erdem, konuyla ilgili olarak, Avrupa ve Türkiye’nin en büyük şehir hastanesinin Anadolu yakasına, Sancaktepe’ye inşa edileceği için duyduğu heyecanı ve mutluluğu dile getirdi. Erdem, “ Böyle önemli bir günde bu haberi paylaşmaktan dolayı mutluyuz. Avrupa’nın ve elbette Türkiye’mizin en büyük, kapsamlı ve modern hastanesi ilçemize yapılacak. Dileriz, artık hiçbir vatandaşımız tedavi için yurtdışına gitmeye gerek duymayacak. İlçemize kurulacak hastanemiz sayesinde 15 bin’e yakın insanımız da istihdam edilecek. Projenin tamamlanma süresi 3 yıl olarak öngörüyoruz. Şimdiden tüm vatandaşlarımıza hayırlı olsun” şeklinde konuştu.

98 > Nisan 2013

AKTÜEL

3M Sağlık Otoritelerini Buluşturdu 3M Türkiye, “Damar İçi Kateter Kaynaklı Sorunlar ve Güncel Yaklaşımlar Semineri” ve yara bakımında hastaların yaşam kalitesini artıran Tegaderm markasının 30. yıl kutlamasında sağlık otoritelerini buluşturdu

100 > Nisan 2013

3M

Türkiye, Hastane Enfeksiyonları ve Kontrolü Derneği (HİDER), Yoğun Bakım Derneği ve İstanbul Kamu Hastaneler Birliği’nin de desteğiyle “Damar İçi Kateter Kaynaklı Sorunlar ve Güncel Yaklaşımlar Semineri” düzenledi. 3M, 200’ün üzerinde katılımcının yoğun ilgi gösterdiği seminerde, hem santral hem de periferik kateter uygulamalarında kullanılan ve güvenilirliği klinik çalışmalarla ispatlanmış Tegaderm markasının 30. yılını da kutladı. 1 Mart Cuma günü İstanbul Limak Otel’de gerçekleşen seminere Ankara Yıldırım Bayezit Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmet Güner ve Hacettepe Üniversitesi emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Erdal Akalın’ın yanı sıra İsviçre Basel Üniversitesi Enfeksiyon Kontrol Departmanı Başkanı ve ESCMID Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Andreas Widmer, The Rotherham NHS Foundation Trust IV Tedavi Ekibi Danışmanı Andrew Jackson ve 3M Uluslararası Sağlık Bölümü’nden Karen Albertson konuşmacı olarak katıldı. Seminer başkanlığını Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yalım Dikmen’in yaptığı seminerde sağlık endüstrisi, mesleki gelişim örgütleri ve sağlık çalışanlarının işbirliğiyle düzenlenecek eğitimlerin kateter kaynaklı enfeksiyonları önlemede önemli rol oynayacağı vurgulandı. Seminerde sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonlar, hasta güvenliği, kateter kaynaklı enfeksiyonların ve diğer sorunların sorunların önlenmesinde güncel kanıta dayalı bilgiler ve sağlık ekonomisine etkileri tartışıldı.

AKTÜEL

Kateter Kaynaklı Enfeksiyonlar Ele Alındı

Türkiye’de ilk enfeksiyon kontrol çalışmalarını başlatan Prof. Dr. Erdal Akalın, seminerde yaptığı sunumda sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonların önlenmesinde hasta güvenliği kültürünün oluşturulması ve kanıta dayalı süreçlere uyumu arttırmanın önemini vurguladı. İsviçre Basel Üniversitesi Enfeksiyon Kontrol Departman Başkanı ve ESCMID Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Andreas Widmer ise, konuşmasında kateter kaynaklı enfeksiyonlara yönelik bilgilere yer verdi. Amerika’da %12-25 arasında ölüme neden olduğunu ve enfeksiyon başına maliyetin 3 bin 700-29 bin dolar arasında seyrettiğini belirten Dr. Widmer, kateter kaynaklı enfeksiyonları önlemede doğru teşhis, takip, ekip çalışması, güncel kanıta dayalı kontrol önlemleri ve yeni teknolojilerin entegre edildiği enfeksiyon kontrol önleme paketlerinin uygulamasının önemini vurguladı. The Rotherham NHS Foundation Trust IV Tedavi Ekibi Danışmanı Andrew Jackson, sıklıkla uygulanan ve olumsuz sonuçlarının hem hasta hem de sağlık personeli için önemli olan periferik venöz kateter kaynaklı sorunlar hakkındaki bilgi ve deneyimlerini paylaştı. Hastalara uygulanan periferik venöz kateterlerin uygun olmayan tespit materyalleri (steril olmayan flaster, gazlı bez ve flaster ve uygunsuz diğer tespit materyalleri) kullanılarak iyi sabitlenmemesi ve yetersiz bakım sonucunda %36’sının yerinden çıktığını, yerinden çıkma problemi ile birlikte infiltrasyon, flebit ve ekstravazasyon gibi istenmeyen sonuçlara neden olduğunu belirtti.

102 > Nisan 2013

Ankara Yıldırım Bayezit Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmet Güner, yoğun bakım ünitelerinde kateter kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonlarının önlenmesinde temel önlemlere uyum ve yeni teknolojilerin doğru kullanımı ile önemli oranda iyileşme sağlanabileceğini vurguladı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen eğitim ve gelişime yönelik çalışmaların önemli oranda gelişimi sağladığı ve bu çalışmaların sürekli olarak devam edeceğini de sözlerine ekledi. Seminerin son oturumunda sözü alan 3M Kritik ve Kronik Bakım Çözümleri Başkan Yardımcısı Karen Albertson, kateter kaynaklı enfeksiyonları önleme faaliyetleri ile bu sorunlara yönelik bakım maliyetlerinin azaltılabileceğini ve 3M Sağlık Ürünleri’nin klinik deneyimi ve yenilikçi ürünleri ile sağlık ekonomisine katkıda bulunmak için hazır olduğunu dile getirdi.

3M Yenilikçi Çözümler Geliştiriyor

3M Sağlık Hizmetleri; tıbbi, ağız bakımı, ilaç dağıtımı, gıda güvenliği ve sağlık bilgi alanlarında çözümler sunar. Daha iyi sağlığı mümkün kılma, sorunları çözme, bilim ve teknolojide bugünün ötesinde düşünme, kavramlar ve ayrıca insanlarla iletişim kurma konularında benzersiz bir yeteneğimiz bulunmaktadır. İşbirliği kültürümüz, pratik ve kanıtlanmış sonuçları keşfetmemize ve yerine ulaştırmamıza izin verirken müşterilerimizin dünya genelinde insanların sağlıklarını iyileştirme ve geliştirmelerine olanak sağlamaktadır.

AKTÜEL

Bel Fıtığı Ameliyatında Yeni Adım Yetişkinlerin %80’i, bel bölgesinde yaşadıkları çeşitli ağrılardan şikayetçi oluyor. Çoğu zaman yaşam koşulları, zorlu çalışma şartları ve çeşitli fiziksel kazalar ya da yanlış duruş bozuklukları bel ağrısına neden olabiliyor.

104 > Nisan 2013

E

msey Hospital’dan Op. Dr. Salih Aydın, kronikleşen bel ağrılarında en son noktanın bel fıtığı olarak karşımıza çıktığını belirtiyor. Genellikle 30-60 yaş aralığında daha sık görülmesine rağmen bel fıtığı, diğer yaş gruplarında da ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, bel fıtığı konusunda en riskli gurubu, masa başı işlerde çalışan kişiler olarak tanımlıyor.

Bel fıtığını davet ettiğinizin farkında mısınız?

Günümüzde sportif faaliyetlerin azalması, masa başı işlerin ve sigara kullanımının artması, pasif bir hayat sürülmesi gibi unsurlar disk aralığını bozup, erken yaşta da bel fıtığının görülmesine sebep olabiliyor. Bel ve bacak ağrılarının önemli bir nedeni olan bel fıtığı, hastalarda ilerleyen yaşla birlikte artış gösteriyor. Emsey Hospital’dan Op. Dr. Salih Aydın, konuyla ilgili görüşlerini şu şekilde paylaşıyor: “Bilinenin aksine, vücudumuzun yükünü taşıyan yalnızca omurgamız değildir. Boyun, sırt, bel kasları ve karın kasları da önemli görevlere sahiptir. Spordan uzak ve hareketsiz bir yaşam tarzı, kasların taşıması gereken tüm yükün omurgaya binmesine neden olur. Kaslar güçlü olmadığından, bu yük nedeniyle, diskler üzerinde fıtıklar meydana gelir. Bunun yanında, kişide fazla kilo problemi de varsa, durum daha sıkıntılı bir hale gelmektedir. Ancak, yaşam tarzınızı değiştirerek bu sorunu hayatınızdan uzaklaştırabilirsiniz.

Bel fıtığında cerrahi yönteme ne zaman başvurulmalı?

Konservatif tedavi yöntemleri olarak belirtilen; fizik tedavi, ilaç tedavisi istirahat ve benzeri tedaviler uygulanmasına rağmen hastanın iyileşmediği durumlarda veya belirgin, ilerleyici nörolojik bulgular varsa, örneğin ayağında düşüklük olması, ürolojik problemler, ağrılarının tedaviye rağmen düzelmemesi gibi durumlarda cerrahi tedaviyi düşünmek gerekiyor.

Başarısız ameliyatlarda bel fıtığı tekrar nüks ediyor

Bel fıtığı ve bele yönelik cerrahi müdahaleler hasta için son derece hassas operasyonlar olarak kendini gösteriyor. Bunların sonucunda kişiye, birden fazla ameliyat yapılması gerekebiliyor. Op. Dr. Salih Aydın, Türkiye’yi bir revizyon cenneti olarak tanımlıyor ve bu ameliyatların doğru kriterlere uygun olarak yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Aydın, “Hastaya doğru teşhis koymak, doğru zamanda ve gereken ameliyatın yapılması şart. Her branş sınırı iyi tayin etmeli. Eğer bu kritere uyulmazsa ‘başarısız bel cerrahisi’ dediğimiz durum gerçekleşir ve ağrıları geçmeyen hastalar olur. Bu hastalar bazen ikinci, hatta bazen daha fazla ameliyat yapılmasına ihtiyaç duyabilirler.” diye belirtiyor.

Bel fıtığı ameliyatında yeni “Altın Standart”

Op. Dr. Salih Aydın, konuyla ilgili görüşlerini şu şekilde sürdürüyor: “ Günümüzde cerrahi yöntemler iki şekilde yapılmaktadır. Posterior açık sistem ve perkütan adı verilen ciltten yapılan yöntem. Mikroskobik mikro cerrahi şu ana kadar bu işin altın standardıydı. Açık mikro diskektomi 20. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanmıştı. Günümüzde ise endoskopiyle yaşanan heyecanın aynısı mikroskobik disk cerrahisi başladığı zaman yaşanmıştı. Omurganın stabilizasyonu dediğimiz hareket kabiliyetinin sabitliğini bozmadan bu işi yapmak çok önemliydi. Mikroskobik mikrocerrahi sistem, şu an endoskobik yöntemle kıyasladığınız zaman invaziv bir yöntemdir. Endoskopik disk cerrahisinin yeni altın standart olduğu kabul edilmelidir.” Endoskopik ameliyatlarda skopi (görüntüleme cihazı) altında kontroller yapılarak fıtık bölgesi tam tespit edilir. Skopi ile omurganın hangi mesafede fıtığı var, neresinden alınacak, tek tek basamak basamak işaretleyip fıtığın olduğu bölgeye kadar girilebiliyor. Fıtık alınarak bacak siniri rahatlatılıyor. İçeride de radyofrekans yöntemi ile diskin basıncı azaltılıyor.

Nisan 2013 > 105

AKTÜEL

10 Yaşında!

Aktif X-Ray Aktif X-Ray Koruyucu Kurşun önlükler 10. yılında pazarın öncüsü olmasının yanı sıra başta Avrupa ve Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok bölgesine ihraç ediliyor.

K

urşun önlükler ve diğer koruyucu kurşun ekipmanlar x-ışınının kullanıldığı her alanda kişinin kendisini koruması için giymesi gereken koruyuculardır. Bu alanların en başında tıpta teşhis amaçlı kullanılan x-ışınları gelmektedir. Şua, yani x-ışını, insan sağlığını ciddi derecede etkileyen, kanser ve organ kaybının yanında ölümlere kadar varan kötü sonuçlara neden olabilmektedir. Bu yüzden insan sağlığını ciddi zararlardan koruyan bu tür ürünler mutlaka Avrupa Konseyi 89/686/EEC Kişisel Koruyucu Donanımları yönetmeliğine göre belirli onaylanmış kuruluşların gözetimi ve denetimi altında üretilmelidir. 1993 yılında medikal sektördeki hizmetlerine başlayan Aktif Dış Ticaret, 2002 yılından itibaren kurşun önlüklerini üretmeye başladı. Yüksek kalitede malzeme ve titiz bir işçilik ürünü olan Aktif X-Ray Koruyucu Kurşun önlükler 10. yılında pazarın öncüsü olmasının yanı sıra başta Avrupa ve Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok bölgesine ihraç ediliyor. Aktif Dış Ticaret Genel Müdürü Hayri Göktürk, “Şirketimiz bu

106 > Nisan 2013

ürünlerin tanıtılması, toplumun bilinçlendirilmesi adına çok önemli bir misyon üstlendiğini ve bunu da başarılı bir şekilde götürdüğünü gönül rahatlığı ile söyleyebilirim” diye konuştu. Hayri Göktürk, başarılı grafiğini sürdüren Aktif X-Ray markası hakkında sorularımızı yanıtladı.

Bize şirketinizden ve faaliyetlerinizden bahseder misiniz?

Aktif Dış Ticaret, 1993 yılında medikal sektörde hizmet vermek amacıyla kurulmuştur. Arşivsel dokümanların elektronik ortama aktarılmasını sağlayan ve dokümanları mikro filmlere kaydederek saklanmasını kolaylaştıran özel cihazları ithal edip Türk kullanıcıların beğenisine sunarak ticari faaliyetlerine başlamıştır. 1995 yılında radyoloji ürünlerinde dünyaca tanınan şirketlerin Türkiye mümessilliğini yapmaya başlamış, Alman Rego

AKTÜEL derecede etkileyen, kanser ve organ kaybının yanında ölümlere kadar varan kötü sonuçlara neden olabilmektedir. Bu yüzden insan sağlığını ciddi zararlardan koruyan bu tür ürünler mutlaka Avrupa Konseyi 89/686/EEC Kişisel Koruyucu Donanımları yönetmeliğine göre belirli onaylanmış kuruluşların gözetimi ve denetimi altında üretilmelidir.

Ülkemizde kurşun önlük kullanımının ve pazarın durumu nedir?

firmasının Türkiye temsilciliği ile radyoloji alanında uzmanlaşan şirket, Rego markasının tüm ürünlerini Türkiye pazarına başarılı bir şekilde dağıtmıştır. 2001 yılında 80 yıllık tarihi bir geçmişi olan ve bitkisel sağlık ürünlerinin Almanya’da üretimini yapan Quiesser Pharma'nın Protefix diş protez ürünlerinin Türkiye pazarına girmesini sağlamıştır. Protefix ürün grubu protez diş kullanan hastaların bu yapay dişlerle mutlu, rahat ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlamaktadır. Protefix ürünleri, aktif tanıtım sistemi ile diş hekimleri ve eczaneler ziyaret edilerek tanıtılmaktadır. Bu şekilde pazar oluşturulması ve ürünün kullanıcılara en kısa yoldan ulaşması sağlanmaktadır. 2002 yılına kadar kurşun önlükleri ithal ederek tüm Türkiye'ye dağıttıktan sonra kendi markası olan Aktif X-Ray ile üretim yapmaya başlamıştır. Yüksek kalitede malzeme ve titiz bir işçilik ürünü olan Aktif X-Ray Koruyucu Kurşun önlükler 10. yılında pazar lideri olmanın yanı sıra başta Avrupa ve Ortadoğu olmak üzere dünyanın birçok bölgesine ihraç edilmektedir. Bizlerde bu sevinç ve duyguyu 10. yıl kutlamamızda sizler ile paylaşmaktan büyük bir mutluluk ve gurur duymaktayız.

Kurşun önlükler hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?

Tabiî ki. Kurşun önlükler ve diğer koruyucu kurşun ekipmanlar x-ışınının kullanıldığı her alanda kişinin kendisini koruması için giymesi gereken koruyuculardır. Bu alanların en başında tıpta teşhis amaçlı kullanılan x-ışınları gelmektedir. Ayrıca veterinerlik, madencilik, gemi imalatı gibi birçok farklı sektörde ihtiyaç duyulan ürünlerdir. Şua, yani x-ışını, insan sağlığını ciddi

108 > Nisan 2013

Öncelikle şirketimin bu ürünlerin tanıtılması, toplumun bilinçlendirilmesi adına çok önemli bir misyon üstlendiğini ve bunu da başarılı bir şekilde götürdüğünü gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Çok değil 10 yıl öncesine kadar bu ürünlerin kullanımı bu kadar yaygın değildi ve sağladığı fayda birçok kişi tarafından önemsenmiyordu. Fakat şuanda yaptığımız çalışmalar, katıldığımız fuarlar, hastane ziyaretleri gibi birçok aktivite sayesinde toplumun bilinçlendiğini görüyoruz. Artık diş hekimine giden bir hasta doktoruna neden film çekerken tiroit kullanmadığını soruyor. Bu çok önemli bir aşama. Fakat hala bilinçlenme anlamında kat edilmesi gereken çok yol olduğunu düşünüyorum. Bunun yanında bildiğiniz gibi TAEK (Türk Atom Enerjisi Kurumu) röntgen cihazı bulunan tüm hastane, görüntüleme merkezi ve diş kliniğine koruyucu ürünleri temin etmeden lisans vermiyor ve lisans verilen yerler belirli periyotlarda koruyucuların yeterli olup olmadığı konusunda denetleniyor. Türkiye’de kurşun önlük üretimini yapan ilk yerli firma biziz. Bizden sonra birkaç tane daha üretim yapmaya başlayan veya kurşun önlük ithal eden firmalar mevcut. Burada konusu açılmışken şuna da değinmek istiyorum; hastane satın alma birimleri ve kurşun önlük kullanacak doktorlar ihtiyaçları doğrultusunda doğru ürün temin etmeli ve bu ürünlerin onaylanmış belirli kuruluşlar tarafından denetlenip CE belgesi ile belgelendirilmeleri gerektiğini bilmek zorundalar. Aksi takdirde piyasada uygun koşullarda üretilmeyen, denetlenmeyen, tabiri caizse merdiven altı üretim hanelerden çıkan ürünler ile kendi sağlıklarını tehlikeye atacaktır. 2004 yılında TSEK kriter uygunluk belgesi, 2007 yılında ISO 9001–2008 TÜV kalite yönetim sistemi ve 2010 yılında 89/686/ EEC Kişisel Koruyucu Donanım Yönetmeliğine göre onaylanmış bağımsız denetim kuruluşu SGS tarafından CE 120 belgesi ile belgelendirilen Aktif X-Ray marka kurşun önlükler, dünya piyasasında hak ettiği yeri bulmuştur diyebilirim.

2013 yılı için yeni projeleriniz var mı?

Evet. 2013 yılı için mevcut çalışmalarımız dışında iki yeni projelerimiz var. Bunlardan ilki, Kurşun kaplama ve radyo frekans (MR) odaları konusunda bir dünya devi olan 100 yıllık bir geçmişe sahip Wardray şirketinin Türkiye mümessilliğini aldık. Yıllardır kurşun kaplama konusunda bizde hizmet veriyorduk. Buna ek olarak MR odalarının kaplanmasında kullanılan özel Faraday kafesleri konusunda şirketimiz Wardray ile birlikte hizmet vermeye başlayacak. Diğer bir projemiz ise, tomografi çekimleri sırasında hastanın göz, tiroit, göğüs gibi hassas bölgelerini korumaya yönelik tek kullanımlık koruyucu materyalleri piyasaya sunacağız. Özellikle gözler ve tiroit bezleri x ışınlarına karşı çok hassas. Bu konuda Uluslar arası Radyolojik Korunma komisyonu korumasız olarak çekilen tek doz kafa tomografisinin hastanın görme bozukluğuna yol açan kataraktı başlatabileceğini belirtmiştir. Bu önemli noktayı düşünürsek ülkemizde çekilen tomografilerde hiçbir koruyucu kullanılmaması durumun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serecektir.

AKTÜEL

Testo WIN 21 Fuarı’nda Ölçüm Cihazlarını Sergiledi Testo Elektronik; Saveris veri izleme sistemi, transmitterler, baca gazı analizörleri, termal kameralar ve portatif ölçüm cihazları gibi çok sayıda ürünü ziyaretçilere sundu.

110 > Nisan 2013

-24 Mart tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen WIN Otomasyon Fuarı’nda Testo Elektronik; Saveris veri izleme sistemi, transmitterler, baca gazı analizörleri, termal kameralar ve portatif ölçüm cihazları gibi çok sayıda ürünü ziyaretçilere sundu. Yoğun ilgi gören termal kamera standında, LCD TV’ye bağlanan testo 885 termal kamera ile sıcaklık farklılıklarının nasıl görüntülediği ziyaretçiler tarafından birebir deneyimlendi. Ayrıca termal kamera görüntülerinin, profesyonel yazılım programı üzerinde analiz ve raporlama kısmı uygulamalı olarak gösterildi. Testo 885 termal kamera; 320 x 240 piksel dedektör boyutu, 640 x 480 piksel SuperResolution teknolojisi, < 30 mK termal duyarlılık ve 1200 °C’ye kadar yüksek sıcaklık ölçümü ile kullanıcılarına profesyonel, çok yönlü ve hassas termografi fırsatı sunmaktadır. Fuarda oldukça ilgi gören cihazlardan bir diğeri ise testo transmitter ailesi oldu. Standda sergilenen testo 6681 endsütriyel nem transmitteri testo 661x prob serileri ile her türlü analog sinyali istenildiği gibi ayarlama imkanı sunarken, Profibus, ethernet, röle ve analog çıkışlar ile farklı otomasyon sistemlerine optimum şekilde entegre edilebilir. Testo 6721 ise switch kontakları ile donatılmış, uygun fiyatlı bir çiğleşme noktası ölçüm cihazı olarak fuarda ilgi çekti. Testo

AKTÜEL 6721, -45 ... +30 °Ctd aralığında çiğleşme noktası ölçümü ve limit değerleri görüntülemek için 2 adet switch çıkışı ile dikkat çekerken, Testo 6740 çiğleşme sıcaklığı transmitteri ise -45 °Ctd ... +30 °Ctd arasında ölçüm aralığı ile eser miktarda nem ölçümü yapmak isteyen ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Basınçlı hatlarda çiğleşme noktasını portatif cihazlar ile incelemek isteyen kişiler için iyi bir seçenek olan testo 635 cihazı da sergilenen cihazlar arasındaydı. Firmanın standında sergilenen Saveris veri izleme sistemi; üretim proseslerinde yada ortamda sıcaklık ve nem değerlerinin ölçülmesi, raporlanması ve limit değerler için alarm vermesi ile öne çıkan bir sistem oldu. Gıda üretimi, soğuk zincir, kalite güvence, Ar-Ge uygulamalarının yanı sıra binalarda sıcaklık veya nem ölçüm verilerinin raporlanması, ve değerli envanter, ilaç ve gıda gibi sıcaklık ve neme duyarlı ürünlerin depolama koşullarının izlenmesi için ideal bir sistem olan testo Saveris, kolay kullanımı, anlaşılır ve her zaman güncel yazılımı ve otomatik raporlama opsiyonu ile dikkat çekti. Testo’nun önde gelen cihazlarından olan Baca gazı analiz cihazları da WIN Fuarı’nda sergilenen ürünler arasındaydı. Yanma verimliliği ve emisyon değerlerinin takibi konusunda uzman testo 340 ve 350 cihazlarının ön planda olduğu fuarda, ilgilenen ziyaretçilere ısıtma sistemlerinde yüksek performans sergileyen testo 310, 320, 330LL cihazları ve ortam kalitesinde

büyük önem taşıyan gaz kaçak dedektörleri ile ilgili de bilgiler verildi ve alanında uzman cihazlar sergilendi. Öne çıkan bir diğer cihaz olan testo 480 ise, iklimlendirme sistemlerindeki ölçümleri hassas bir şekilde yapan taşınabilir ölçüm cihazı olarak ofisler, konutlar ve endüstriyel binalardaki havalandırma (HVAC sistemi) ve klima sistemlerinin standartlara uygun şekilde ayarlanmasını kolaylaştırması ve iklimlendirme ölçümlerini alırken ilgili tüm parametreleri kaydetmesi ile ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi başardı. Oldukça başarılı bir fuar katılımı gerçekleştirdiklerini belirten firma yetkilileri, Nisan ayı içerisinde gerçekleşecek İzmir Teskon+Sodex 2013, ICCI 2013 ve 36. İstanbul Yapı Fuarı’nda da testo ölçüm cihazlarını yakından görmek isteyen tüm ziyaretçileri standlarına beklediklerini iletti.

112 > Nisan 2013

AKTÜEL

Kifidis Ürünlerinde Rahatlık ve Estetik Birarada

Doğru ayakkabı nedir? Ayaklarımızın en rahat ettiği ayakkabıdır. Yine başka bir ifade ile doğru ayakkabı; “Bizim değil, ayaklarımızın sevdiği ayakkabıdır”

114 > Nisan 2013

Yürümeye başladığımız günden itibaren, tüm yaşantımız boyunca hayatın yükünü bedenimiz, bedenimizin yükünü de ayaklarımız taşır. Ancak; gereken özeni göstermediğimiz için, zaman içerisinde bazı fiziksel sorunlarla karşılaşabiliriz. Unutulmamalıdır ki; yaşadığımız bu sorunların başlangıç noktası ayaklarımızdır. (diz ağrıları, bel ağrıları vb.) Çünkü ayaklarımız, bir binanın temeli kadar önemlidir. Başka bir ifade ile “Ayaklarımız, vücudumuzun anatomik temelidir” Temel, doğru yapılandırılırsa, yaşantımızın devamında olası fiziksel sorunlar da önlenebilir. Bu sebeple çocukların ilk adımlarını atmaya başladıkları dönem çok önemlidir. Hemen her çocuk taban kasları gelişmediği için “düztaban” (pes planus) olarak dünyaya gelir. Çocukların taban kasları gelişirken “doğru ayakkabı” kullanımı, ayağın şekillenmesine yardımcı olacaktır. Günümüzde birçok hekim tarafından kabul gören ve tavsiye edilen “ilk adım” ayakkabıları ile ayaklar doğru basmayı öğrenmekte ve taban kasları olması gerektiği gibi gelişmektedir. Yine de; gerek genetik miras, gerekse de farklı coğrafya ve kültürler sebebi ile ileri yaşlarda çeşitli

sorunlar görülebilmektedir. Örnek olarak; Orta Asya tipi ayak yapısına (kısa, geniş, taraklı) sahip bir kişinin, Akdeniz tipi ayaklar (uzun, dar, ince) için üretilen ayakkabıları kullanması, ayaklarına yapacağı en büyük haksızlıktır. Doğru ayakkabıyı seçmek önemlidir. Doğru ayakkabı nedir? Ayaklarımızın en rahat ettiği ayakkabıdır. Yine başka bir ifade ile doğru ayakkabı; “Bizim değil, ayaklarımızın sevdiği ayakkabıdır” Ayaklara, çocukluktan itibaren gösterilecek özen ve dikkat, ilerleyen yaşlarda daha az sorun daha yüksek yaşam kalitesi sunacaktır. Kifidis, yurt dışında profesyonel fabrikaların Ar-Ge çalışmaları sonucunda üretilen ve her yaş dönemi için rahatlığı ve estetiği bir arada taşıyan ürünlerini tüketicilerin kullanımına sunmaktadır.

AKTÜEL

Ulusal Akciğer T Kanseri Kongresi Nevşehir’de Gerçekleştirildi Sigara yasağının ardından erkeklerde akciğer kanserine yakalanma oranı düşerken kadınlarda artması dikkat çekiyor.

ürk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) Başkanı Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, Türkiye’de erkeklerde en sık görülen kanser türü olan akciğer kanserine yakalanma oranının Sağlık Bakanlığı'nın sigarayla mücadelesi sayesinde düşüşe geçtiğini söyledi. Kapalı alanlarda sigara içilmesinin yasaklanması ile birlikte sigara tüketimini azaltan erkeklerde kanser görülme oranının yüzde 31'den yüzde 27'ye indiğini belirten Prof. Dr. Mandel, buna karşın kadınlarda yüzde 9'dan yüzde 10'a çıktığını ifade etti. Türk Akciğer Kanseri Derneği (TAKD) tarafından düzenlenen ve akciğer kanseri konusunda Türkiye’de düzenlenen en geniş kapsamlı kongre olan Ulusal Akciğer Kanseri Kongresi, Nevşehir’in Ürgüp ilçesinde bulunan, Perissia Otel'de gerçekleştirildi. 1’i yabancı 123 öğretim üyesinin oturum başkanı ve konuşmacı olarak görev aldığı, 300’ü aşkın katılımcının takip ettiği kongrede; 2 konferans, 18 panel, 2 Kurs, 49 poster bildiri ve 12 sözel bildiri, 1 münazara, 1 uydu sempozyumu 2 interaktif sunum gerçekleştirildi. 3 gün süren kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan TAKD Başkanı Prof. Dr. Nil Molinas Mandel, akciğer kanserinin, dünyada ve ülkemizde kanserden ölümlerin en sık nedeni olan önemli bir sağlık sorunu olduğunu ve sigara tüketimi ile çok yakın ilişkisi bulunduğunu kaydetti. Akciğer kanseri olgularında sigara kullanım oranının yüzde 8590 arasında olduğunu ifade eden Mandel, akciğer kanserinin ülkemizde erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğunu ve kadınlarda da 4. sırada yer aldığını açıkladı. 2008 verilerine göre, yıllık yeni akciğer kanseri hasta sayısının 33 bin’i aştığını söyleyen Mandel, kansere bağlı ölümler sıralamasında, her iki cinste de akciğer kanseri en üst sırada yer aldığını vurguladı.

“Sigara En Önemli Faktör”

Kapalı alanlarda sigara içme yasağının ardından erkeklerde akciğer kanserine yakalanma oranında ciddi bir düşüş gözlenmesine karşın kadınlarda bu oranın arttığına dikkat çeken Mandel, ''Sağlık Bakanlığı'nın yaptığı özel teşebbüslerle

116 > Nisan 2013

AKTÜEL sigara biraz daha hayatımızdan uzaklaştırılmış hale gelmesine rağmen, hanımlarda hala devam eden bu içicilik kanser oranını arttırmaktadır. Demek ki sigarayı kesmekle akciğer kanseri önlenebilir bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Türkiye'de 16 milyon kişi sigara içiyor. Akciğer kanseri, yüzde 8590'a varan oranda sigarayla ilgili. Erkeklerde kanser görülme oranı yüzde 31'den yüzde 27'ye indi. Ama kadınlarda da yüzde 9'dan yüzde 10'a çıktı. Aynı paralelde gitmiyor. Erkekler sigarayı daha da azaltma yolundalar. Diliyoruz ki bayanlar da aynı şekilde sigara içmeyi bıraktıkları zaman bu kanser görülme oranı azalacaktır'' dedi. Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden Prof. Dr. Atilla Saygı ise, Nevşehir'in Tuzköy ve Karain beldelerinde de sık olarak görülen akciğer kanserinin mezotelyoma türü ile ilgili olarak yaptığı açıklamada, mezotelyomaya asbest ve eriyonitin neden olduğunu, dünyada görülme sıklığının milyonda 3 olduğunu söyledi. Bunla ilgili olarak Türkiye'de yılda yaklaşık 600 vaka ile karşılaştıklarını ifade eden Salgı, 2030 yılına kadar da 20 bine yakın hastanın çıkacağının tahmin edildiğini belirterek, mezotelyomanın son derece agresif seyreden bir hastalık türü olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Ufuk Yılmaz ise konuşmasında, akciğer kanserinin, genelde sigara içenlerin hastalığı olduğunu ifade ederek yüzde 85 aktif sigara içenlerde veya yakın zamanda sigarayı bırakmış olanlarda saptandığını belirtti. Yüzde 5 oranında pasif sigara içicilerde de akciğer kanseri görülebildiğini anlatan Yılmaz, “Hiç sigara içmemiş kişilere göre sigara içenlerde akciğer kanseri görülme riski 20 misli fazladır. Sigara içmeyi bırakanlarda, içmeye devam edenlere göre akciğer kanseri riskinin azaldığı gösterilmiştir. Akciğer kanserine yol açan bir baka neden radon gazıdır. Radyumun parçalanmasıyla ortaya çıkan bu gaz, doğada yaygın olarak bulunmaktadır. Radyumun parçalanmasıyla ortaya çıkan küçük alfa partikülleri ortama yayılarak hücre yapısını bozabilir. Evlerde küçük parçacıklara dağılarak havada asılı durur ve bu nedenle evlerin, ortamın havalandırılması çok önemlidir. Kaynak sularında da bulunabilmektedir. Başta asbest olmak üzere çeşitli kimyasal maddelerin de kansere yol açabileceği bilinmektedir. Mesleki olarak ortamda asbest, nikel, arsenik, polisiklik aromatik hidrokarbonlar gibi çeşitli kanserojenlere maruz kalan kişilerde akciğer kanseri görülme oranında yüzde 9-15 oranında artış saptanmıştır. Akciğer kanserinin kalıtımla ilgisi net olarak anlaşılamamıştır. Bazı ailelerde yatkınlık olduğu gözlenmişse de, bunun sigara ve diğer çevresel faktörlerle yakın bağlantısı olduğu bilinmektedir. Karsinojen metabolize edici karaciğer enzim sistemlerinde ortaya çıkan polimorfizm, ailevi akciğer kanserlerinin ortaya çıkmasından sorumlu tutulmaktadır. Yapılan geniş çalışmalarda, akciğer kanseri ile beslenme arasında bir

118 > Nisan 2013

ilişki gösterilememiştir. Akciğer kanserinden korunmak için önerilecek belli bir diyet veya gıda türü yoktur” dedi.

“Akciğer Kanserinin Belirtileri”

Prof. Dr. Ferah Ece’de, akciğer kanserinin en sık belirtilerinin öksürük, balgam, kan tükürme, nefes darlığı ya da hırıltılı solunum, bazen zayıflama, terleme ve ateş olduğunu anlattı. Bu belirtileri genellikle soluk borusu (bronş) içinde yer alan tümörlerde gördüklerini ifade eden Ece, eğer tümör akciğer zarına yakın bölgelerde yerleşmişse ya da akciğerin zarları arasında sıvı toplanmışsa, sırt veya omuz ve kol ağrısına yol açtığını kaydetti. Akciğer kanserinin mediastendeki lenflere yayılması, bu bölgeden geçen siniri sıkıştıracağı için ses kısıklığına yol açabileceğini vurgulayan Ece sözlerini şöyle sürdürdü: “Lenf bezlerinin bazen büyüyüp yemek borusunu sıkıştırarak yutma güçlüğüne yol açtığı da görülmektedir. Bazı akciğer kanseri hastalarında tırnaklarda ve parmaklarda değişiklikler ortaya çıkabilir ve eklem ağrıları görülür. Tırnaklarda genişleme, kubbeleşme ve çomak parmak dediğimiz bir görüntü belirir. Bazen kişilerin dikkatini çekecek kadar belirgin olabilir.Bu belirtiler arasında hastayı doktora yönlendiren en sık bulgu kan tükürmedir. Hastaların çoğu sigara içtiği için, zaten öksürük ve balgam çıkartma şikayetleri vardır. Öksürük şekil değiştirdiğinde veya balgam çıkartma arttığında, sırt ağrısı ve ses kısıklığı eklendiğinde mutlaka hekime baş vurmak gerekmektedir” şeklinde konuştu.

AKTÜEL Cep Sağlık Platformu

Vodafone Türkiye’den 7/24 Sağlık Çözümleri Vodafone, Türkiye’nin en kapsamlı mobil sağlık platformunun müjdesini 14 Mart Tıp Bayramı’nda verdi. Vodafone Türkiye, abonelerine 7 gün 24 saat tek bir numarayı arayarak ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerine her an her yerden erişebilme olanağını sunmayı hedefliyor

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Gökhan Öğüt, konuyla ilgili olarak şöyle konuştu: “Akıllı telefonların ve mobil internetin yaygınlaşmasıyla günlük yaşantımız inanılmaz hızla değişiyor. Artan oranlarda her işin başına bir –m takısı ekleniyor. Sağlıkta, finansta, perakendede, elektronikte ve daha pek çok sektörde bunun sonuçlarını yaşamaya başladık bile. Özellikle m-sağlık, tüm dünyada artan bir hızla büyüyen sektörlerin başında geliyor. Vodafone Türkiye olarak biz de finansal ve sosyal yatırımlarımızı bu vizyonla şekillendiriyoruz. Sunduğu ürün ve hizmetlerle abonelerinin hayatını kolaylaştırmayı ve yaşam kalitelerini yükseltmeyi hedefleyen bir operatör olarak, Türkiye’nin en kapsamlı mobil sağlık platformu olan Vodafone Cep Sağlık’ı hayata geçirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Artık ‘Vodafone’da sağlıklı yaşamanın da bir kolayı var’ diyoruz. Vodafone Cep Sağlık platformu sayesinde abonelerimiz, ihtiyaç duydukları sağlık çözümlerine 7 gün 24 saat kolayca ulaşabilecekler. Vodafone Cep Sağlık platformuna önümüzdeki dönemde yeni özellikler ekleyerek müşterilerimizin hastalıklardan korunma, sağlıklı yaşam, acil durum, tedavi ve hastalık sonrası bakım süreçlerinde ilk başvuracakları adres olmayı hedefliyoruz. Sağlık alanında attığımız bu adımı bugün, 14 Mart Tıp Bayramı’nda duyurmanın mutluluğunu da yaşadığımızı belirterek, bu vesile ile tüm sağlık çalışanlarının bayramını içtenlikle kutluyoruz.”

Vodafone Cep Sağlık Platformunda hangi hizmetler var?

1. Ücretsiz Sağlıklı Yaşam Bilgi Servisleri ile sağlığına, formuna dikkat edenlere, hamilelik dönemindeki anne adaylarına, küçük yaşta çocuğu olan annelere, kendisinin ya da ailesindeki bir bireyin kronik rahatsızlığı olan abonelere kısa mesaj yolu ile ücretsiz olarak düzenli bilgiler gönderilecek. 2. Sağlık Danışma Hatları ile 1120’yi arayan Vodafone aboneleri Nisan ayından itibaren 7 gün 24 saat tıbbi danışmanlık hizmeti ve talep ettikleri gün ve saatte uzman psikologlar tarafından psikolojik danışmanlık hizmeti alabilecekler.

D

ünya kalitesinde mobil teknolojileri, kullanımı kolay ve kesintisiz erişilebilir kılarak müşterilerin hayatını kolaylaştırma hedefiyle faaliyetlerini yürüten Vodafone Türkiye, bu vizyon doğrultusunda çok sayıda sağlık kurumunun yer alacağı Türkiye’nin en kapsamlı mobil sağlık platformunu iş ortağı Artı Sağlık A.Ş. ile hayata geçiriyor. 14 Mart Tıp Bayramı vesilesiyle müjdesi verilen ve ilk adımları hayata geçirilen platform nisan ayında tüm Vodafone Türkiye abonelerinin sağlık ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerini 7/24 karşılayan bir servise dönüşecek. “Vodafone Cep Sağlık Platformu” ismi ile hayata geçecek uygulamada, Vodafone Türkiye aboneleri 1120 kısa numarayı arayacak sağlık hizmetlerine anında ulaşabilecekler. Vodafone Cep Sağlık Platformu kapsamında; “Hamilelik ve çocuk, sağlıklı beslenme, egzersiz, tansiyon kontrolu gibi sağlıklı yaşam bilgi servisleri”, “tıbbi ve psikolojik sağlık danışma hatları”, “anlaşmalı sağlık kurumlarında kullanılabilecek ve acil durum sağlık bilgilerini içeren avantajlı sağlık kartları”, “sağlık koçluğu ve kronik rahatsızlıkların takibi gibi kişisel sağlık yönetimi hizmetleri ve evde bakım, ambulans gibi tedavi ve tedavi sonrası hizmetleri içeren çok sayıda ürün ve hizmet Vodafone Türkiye abonelerinin erişimine sunulacak.

120 > Nisan 2013

3. Avantajlı Sağlık Kartları ile anlaşmalı sağlık kuruluşlarında yapılan harcamalarda Vodafone aboneleri puan kazanarak sonraki işlemlerinde indirim elde edecekler. Sunulacak kartlar ayrıca kişinin kan grubu, geçirdiği rahatsızlıklar, kronik hastalıklar, kullandığı ilaçlar gibi hayati öneme sahip ve acil durumda ihtiyaç duyulan bilgileri de barındıracak. Bu hizmetlere ek olarak talep eden Vodafone abonelerine VIP sağlık kartı ile özel sağlık asistanlığı sunulacak. 4. Kişisel Sağlık Yönetimi ile Vodafone aboneleri sağlıkla ilgili geçmiş kayıtlarını dijital ortamda internetten erişilebilir şekilde saklayabilecek; tatilde, şehir dışında veya yurt dışında bile ihtiyaç halinde geçmiş dönemdeki tetkik sonuçları, raporlar, teşhisler, kullanılan ilaçlar ve diğer tüm sağlık bilgilerine erişimle hızlı ve etkin tedaviye ulaşabilecekler. Ayrıca, kendilerinin seçebileceği ve özel hizmet verecek bir doktor tarafından sağlık kayıtları düzenli olarak takip edilecek, sağlıklı konusunda diledikleri zaman destek alabilecekler. Kronik rahatsızlğı olan Vodafone abonelerine ise kendilerinin seçeceği bir doktorla birlikte söz konusu kronik rahatsızlık konusunda uzman bir başka doktor da hizmet verecek. 5. Tedavi ve Tedavi Sonrası Hizmetler ile muayene, tahlil, pansuman, serum takılması, enjeksiyon vb. tıbbi hizmete ihtiyacı olan ancak hastaneye gidemeyen ya da hizmeti evinde almayı tercih eden Vodafone abonelerine doktor, hemşire vb. sağlık görevlilerince ihtiyaç duyulan hizmetler ve acil durumlarda 7/24 ambulans hizmeti sunulacak.

AKTÜEL

Kalp Pilleri Kalp M Yetmezliğine Çözüm Oluyor Doç. Dr. İsmail Türkay Özcan: "Bu hastalıkla ilgili en önemli tedavi şu anda kalp pilleridir. Hastaya göre pil takıyoruz. Bu pillerin ömrü de hastanın pile ihtiyacına göre 15 yıla kadar uzuyor"

122 > Nisan 2013

ersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı üyesi Doç. Dr. İsmail Türkay Özcan, kalp yetmezliği hastalığının toplumda sık görülen bir hastalık grubu olduğunu ifade ederek, “Bu hastalıkla ilgili en önemli tedavi şu anda kalp pilleridir. Elimizde 35-40 adet pil çeşidi var. Hastaya göre pil takıyoruz. Bu pillerin ömrü de hastanın pile ihtiyacına göre 15 yıla kadar uzuyor” dedi. Kalp yetmezliği hastalığıyla ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan MEÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı üyesi ve MEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. İsmail Türkay Özcan, kalp yetmezliğinin Türkiye’de son yıllarda gittikçe arttığını söyledi. Kalp yetmezliğinin birçok nedeni olduğunu kaydeden Özcan, “Bir nedeni koroner arter hastalığı, yani kalp damar hastalıklarıdır. Bir diğer nedeni kalbin kapak hastalıklarıdır. Bir diğer nedeni ise bilmediğimiz, kalpteki et hastalıklarıdır. Bunlar kalp yetmezliğinin temel nedenleridir. Ama en sık, yüzde 70 oranında kalp damar hastalıkları kalp yetmezliğine neden oluyor” diye konuştu.

“En Önemli Düşmanlardan Bir Tanesi Tuz”

Kalp yetmezliğinden insanların mutlaka korunması gerektiğini belirten Doç. Dr. Özcan, “Bunun içinde işte; hipertansiyon, şeker hastalığı, kalp damar hastalıklarını mutlaka iyi tedavi etmemiz gerekiyor ki, zamanında bu hastalıklar kalp yetmezliğine neden olmasın. Kalp yetmezliğinde tedavi şeklimiz ba-

sit. Bir, kalbi güçlendirici ilaçlar veriyoruz. İki, kalbin yükünü azaltacak ilaçlar veriyoruz. Kalp yetmezliğindeki en önemli düşmanlarımızdan biri de tuzdur. Çünkü ne yazık ki tuz, vücudumuzda su ve tuz tulumuna neden olarak, kalbin yükünü artırıyor” şeklinde konuştu. Kalp yetmezliğinde son 10 yılda ciddi tedavilerin geliştiğini vurgulayan Özcan, “Kalp yetmezliği hastalarında en önemli tedavilerimizden bir tanesi de idrar söktürücüleridir. Bu hastalarda tuz kısıtlaması mecburdur. Bir diğer tedavi ise kalp pilleridir. Bu kalp pilleri şu anda dünyada yoğun olarak kullanılmaktadır. Tabii uygun hasta seçimi yaparak bu pilleri uygulamak gerekiyor. Son derece hastalarımız bunlardan fayda görüyor. Ama hasta seçimi esastır. Her hastaya asla uygulamıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Toplumumuz Gittikçe Yaşlanıyor”

Toplumun gittikçe yaşlandığına dikkat çeken Özcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Özellikle 2020-2030 yıllarında hem yüksek tansiyon hastamız, hem kalp yetmezliği hastamız, hem kalp damar hastalarımız ne yazık ki daha da büyük, içinden çıkılmaz sağlık problemi haline gelecek gibi görülüyor. Bunun için kalp yetmezliğinde önemli bir tedavi olan kalp transplantasyonunu Türkiye’de istenilen seviyeye getirmeliyiz. Daha çok çalışma yapmamız gerekiyor. Daha çok verici bulmamız gerekiyor. Bu konuda Türkiye’de 3-4 tane nadir merkezimiz var. Bununla ilgili Türkiye’de daha çok yetkili, tescilli merkez açılması gerekiyor." Kalp yetmezliğinde son dönemlerde sıkça kullanılan kalp pilleri hakkında da bilgiler veren Özcan, sözlerini şöyle tamamladı: "Kalp pilleri çok çeşitli. Yaklaşık elimizde 35-40 adet pil çeşidi var. Her pilin ayrı bir görevi var. Hastanın yaşına, kalbine, hastalığına göre piller var. Bu pillerin ortalama ömürleri 5-15 yıl. Bunu belirleyen temel etken hastanın pile olan ihtiyacıdır. Hasta pile ne kadar çok ihtiyaç duyarsa, pilin ömrü o kadar erken bitiyor. Hasta pile ne kadar az ihtiyaç duyarsa, bu pillerin ömrü 15 yıla kadar uzuyor. Ama bitmesinde hiçbir problem yok. Pilin ömrü tükenmeden önce belli aralıklarla pilin ömrünü ölçüyoruz. Pilin ömrü tükenmeye yakın pilin jeneratörünü çıkartıp yeni pil takıyoruz. Bu pil değişiminin sınırı yok. Hastanın sağlığının iyi bir şekilde devam etmesini sağlıyoruz. Pil değişimi sırasında da hiçbir risk yok."

Nisan 2013 > 123

AKTÜEL

Variteks, Yeni ve Farklı Konseptiyle Ziyaretçilerle Buluşacak

2013 yılına ilişkin yeni ürün ve projeleriniz hakkında bilgi verir misiniz?

Pazar payımızın artması ile paralel olarak üretim kapasitemizi de arttırmak için yatırımlarımız devam etmektedir. Geçen sene bizim için tam bir yatırım ve ürün geliştirme yılı oldu. Yeni ürünlerimizi Ekspomed Fuarı’nda sergileyeceğiz. Yeni ürünlerle ilgili bir ipucu vermek gerekirse; dairesel örgü sistemi ile örme dizlik imalatına başlıyoruz. Bu ürün yerli imalatta bir ilk olacak. Çok ses getireceğini düşünüyoruz. Yatırımlarımızın devam edeceği müjdesini vermek istiyorum. 2013 yılında da yeni makine yatırımlarımız olacak, yeni ürün grupları çıkartacağız.

Önümüzdeki döneme ilişkin hangi konularda yoğunlaşmayı planlıyorsunuz?

Açık söylemek gerekirse, bugüne kadar üretime yoğunlaşmaktan pazarlamayı biraz aksattık. Üretimdeki yatırım ve ürün geliştirmelerimiz devam etmekle birlikte özellikle yurtiçi pazarlamaya ağırlık vermeyi düşünüyoruz.

İhracat bölümünde çalışmalar nasıl gidiyor?

İhracat konusunda iyi bir konumdayız. Yılların verdiği tecrübe ve özgüven ile yolumuza devam ediyoruz. Yeni pazarlar bulmanın yanı sıra mevcut pazarlardaki konumumuz da güçlenmektedir.

2012 yılında gerçekleştirdiği yatırım ve ürün geliştirme faaliyetlerini 2013 Ekspomed Fuarı’nda ziyaretçilerin beğenisine sunacak.

V

ariteks Ortopedi San. A.Ş., farklı bir konsept Ekspomed 2013 Fuarı’nda olacak. 2012 yılını yatırım ve ürün geliştirme yılı olarak geçire Variteks, tüm bu yeniliklerini Ekspomed 2013 Fuarı’na yansıtacak. Firmanın yenilikleri ve projelerine Variteks Ortopedi San. A.Ş. sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı Okan Öztürkatalay ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Variteks’in geçmişten bugüne faaliyetlerini kısaca özetler misiniz?

Sektördeki serüvenimiz, 1958 yılında kurulan Standard Korstex firması ile başlıyor. Şahıs firması olan Standard Korstex firması, babam Nimet Öztürkatalay’ın vefatıyla 2007 yılında kapanmak durumunda kaldı. 1985’ten bu yana faaliyetini yürüttüğümüz Variteks Ortopedi firmasıyla, ikinci kuşak yönetici olarak aldığımız bayrağı daha ileri taşıma derdindeyiz. markamızın eski ve bilinir olması bizi yurtiçinde de güçlü hale getirmiştir. Yurtiçi pazarın yanı sıra ihracata da önem veren bir firma olduk. 68 ülkede varlığımız söz konusu.

Variteks firmasını sektörde başarılı kılan özellikler nelerdir?

Variteks olarak sektörde takip edilen bir firma konumundayız. Müşterilerimizin yanı sıra rakiplerimiz de bizi takip etmekte. Bu da bizi daha dikkatli olmaya sevk etmektedir. Netice olarak kendimizi geliştirme yolunda olumlu katkı sağlamaktadır.

124 > Nisan 2013

Sektörün en büyük buluşması olan Ekspomed 2013 Fuarı’na yönelik özel çalışmalarınız olacak mı? Bu yıl daha büyük ve farklı bir konsept ile katılacağız. Yeni dönemdeki stratejilerimizden biri olan markayı ön plana çıkartma ve marka değerini yükseltme amacımızın bir yansıması olarak görülebilir.

Sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Her zaman ifade ettiğimiz gibi, muhatap olduğumuz sektör ve ürünler insan sağlığı ile alakalı olduğundan öncelik kalite olmalıdır. Kaliteli ürün imal eden rakipler görmek herkesi memnun edecektir veya etmelidir. Hep daha kalitelisi, daha doğrusu ve daha iyisi için yarışmalıyız. Ekspomed Fuarı’nın imalatçı, distribütör, medikal firma ve sektöre emek veren herkes için hayırlı olmasını diliyorum.

AKTÜEL

Z

Sağlıklı Ticaret Platformu: Medikalstok

Medikalstok.com, Ekspomed Fuarı Bimes Biyomedikal Sistemler’in standında sektörün önde gelen isimleri ile buluşacak.

amanın hızla akıp gittiği ve geçen her saniyenin bizim için daha değerli olduğu günümüz koşullarında, ihtiyaçlarımıza en kolay ve en hızlı şekilde cevap vererek zamandan tasarruf sağlamamıza yardımcı olan internet siteleri hayatımızda artık çok büyük bir rol oynuyor. E-Ticaret siteleri aracılığıyla ihtiyacımız olan ürünlere ve ürünler hakkında detaylı bilgilere zaman kaybetmeden ulaşabiliyor, ürünleri diğer firmaların ürünleri ile karşılaştırabiliyor ve satın almak istediğimiz ürünlerin sipariş aşamasından, teslimatına kadar geçen sürecini kolaylıkla takip edebiliyoruz. Ancak maalesef ülkemizde konu sağlık sektörü olunca e-Ticaret siteleri sektörün profesyonellerinin ihtiyaçlarını karşılamaktan çok son kullanıcı odaklı faaliyet gösteriyor. Bu bağlamda “Sağlıklı Ticaret Platformu” mottosuyla yola çıkan www.medikalstok.com, sağlık sektöründeki ihtiyaçları karşılamak ve öncelikli olarak sağlık profesyonellerine güvenilir internet hizmeti sunmak için faaliyet gösteren ilk ve tek e-Ticaret sitesi olarak sektör oyuncularına göz kırpıyor. Sektörün her geçen gün büyümesi ve sürekli değişen ihtiyaçlar karşısında mevcut ürünlerin gereksinimleri karşılayamaması, yeni ürünlerin sektöre kazandırılmasını zorunlu hale getirirken, diğer yandan da elimizde kalan, çok fazla kullanmadığımız ürünleri ne yapacağımız sorusunu beraberinde getirmekte. Stok fazlası veya atıl durumda olan ürünlerin en kısa zamanda ve nasıl geri dönüşümünü sağlayabiliriz diye düşündüğümüzde, Medikalstok size bir yandan elinizde kalan ürünlerinizi kârlı ve hızlı bir şekilde değerlendirme imkânı sunarken, diğer yandan da mevcut ya da yeni ürünlerinizi son kullanıcılarla buluşturma fırsatı sunuyor. Medikalstok.com, sağlık sektöründe faaliyet gösteren herkesin; tıp hekimlerinin, diş hekimlerinin, veteriner hekimlerin, firmaların, özel sağlık kuruluşlarının ücretsiz olarak üye olabileceği ve medikalstok. com’un üyelerine sunduğu avantajlardan yararlanabilecekleri bir platform. Bu platformda sunulan imkânlardan yararlanmak için tek yapılması gereken, üyelik kategorilerinden (Firma, Sağlık Kurumu, Doktor veya Bireysel) birini seçerek medikalstok.com’ a ücretsiz üye olmak. Üyeliğinizi gerçekleştirdikten sonra satışını yapmak istediğiniz ürün veya hizmet için Ürün/Hizmet İlanı verebiliyor, satın almak istediğiniz ürünler için Teklif Alma İlanları hazırlayabiliyor, bayilik almak/vermek, temsilcilik almak/vermek, fuar, kongre, eğitim ve vb. organizasyonlarınızın duyuruları için Seri İlanlar düzenleyebiliyorsunuz.

Firmalar için 365 Gün Fuar – Sanal Fuar Standı

Medikalstok.com’ un firma üyelerine sunduğu en önemli ayrıcalıklardan bir tanesi ‘Sanal Fuar Standı’ hizmeti. Firma Üyeleri ‘Sanal Fuar Standı’ kiralayarak, kurumsal tanıtımlarını yapmanın yanı sıra ücretsiz ilan haklarına sahip oluyor ve diğer seçkin firmalar ile birlikte ‘Sanal Fuar Alanı’nda yer alıyorlar.

Sağlık Kurumlarına ve Doktorlara Ücretsiz Hizmet

Tüm özel sağlık kurumları ve doktorlar medikalstok.com’ un ilan hizmetlerinden ücretsiz olarak yararlanabiliyorlar. Satın almak istenilen ürün veya hizmetlerin ilanlarının yanında kurumlar veya doktorlar da satmak istedikleri medikal ürünlerin ilanlarını ücretsiz yayınlayabiliyorlar.

Sağlıklı e-Ticaret

Ürünlerinizin, kullanıcılara en hızlı ve en güvenli şekilde ulaşmasına aracılık eden medikalstok.com, Sağlıklı e-Ticaret hizmeti ile ürününüzü kullanıcılarınıza satma seçeneği de sunuyor. Dilerseniz, ürününüzü Sağlıklı e-Ticaret ile satarak, ürününüzün alıcıya ulaşmasını medikalstok.com’ un denetiminde gerçekleştirebiliyorsunuz.

Medikalstok Ekspomed 2013’te

“Medikalstok.com – Sağlıklı Ticaret Platformu” 4-7 Nisan 2013 tarihlerinde İstanbul Tüyap Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan Ekspomed Fuarı-2013’ te Bimes Biyomedikal Sistemler’in Salon 3, 348/A numaralı standında sektörün önde gelen isimleri ile bu 126 > Nisan 2013

AKTÜEL

Fıtığa Ameliyatsız Çözüm Hareketsiz yaşantıyla orantılı olarak gittikçe artan bel ve boyun fıtıklarıyla ilgili ABD’de geliştirilen DRX 9000 Dekompresyon cihazı ile yapılan tedavi önemli oranda başarı sağlıyor.

B

oyun ve Bel Fıtığı ile ilgili rahatsızlık yaşayanların sayısı günümüzde gittikçe artıyor. Bir şeyleri yanlış mı yapıyoruz, yoksa her beli ağrıyan kendine bel fıtığı teşhisi mi koyuyor? Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Prof.Dr.Gülçin Gülşen, fıtığın sebeplerine ve ameliyatsız tedavi yöntemine dikkat çekti. Prof.Dr. Gülçin Gülşen boyun ve bel fıtığının, omurganın boyun ve bel bölgesindeki omurların arasında bulunan disk adını verdiğimiz kıkırdak yapının, deforme olarak dışarı doğru taşıp omuriliğe, kollara ve bacaklara giden sinirlere baskı yapması anlamına geldiğini ifade etti.

Bel ve Boyun Fıtıklarında Diskin Yapısının Bozulması Önemli

Boyunda 7 adet, bel bölgesinde ise 5 adet omur bulunduğunu ve omurlar arasındaki disk adı verilen kıkırdakların ihtiva ettiği su oranının, yaşın da ilerlemesiyle birlikte azalmaya başladığını belirten Prof.Dr. Gülçin Gülşen, “buna disklerdeki beslenme bozukluğu ve kimyasal değişiklikler de eşlik eder. Disk zamanla elastikiyetini kaybederek kuvveti aktarma ve ya kuvveti çevre dokulara dengeli bir şekilde yayma görevini yerine getiremez. Aşırı yük binmesi sonucunda diskin içindeki yumuşak kısım etrafındaki kapsülü kolayca yırtarak dışarıya doğru çıkar ve bel fıtığı oluşur. Bu yük binmesi, ani öne eğilme veya ters bir hareket, uzun süreli oturmak ya da öksürerek omurilik basıncını arttırmak gibi önemsenmeyecek bir şekilde de olabilir.’dedi.

Sık Görülen Gruplar

Fizyorem, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr.Gülçin Gülşen “boyun ve bel fıtıklarının, uzun süre aynı pozisyonda oturan ya da ayakta duran, yanlış pozisyonda masa başı çalışan, ağır kaldıran ve boyun ve bele yük bindiren ters hareketleri yapan kişilerde daha sık görüldüğünü söyledi. Gülşen ’sürekli titreşim alan ve uzun süreli oturan şoför, pilot, uzun süreli ayakta duran, baş öne eğik pozisyonda çalışan öğretmen, garson, eczacı gibi meslek sahipleri, ağır işlerde çalışanlar, yoğun stresli işler, halter ve ani boyun-bel hareketleri ile yapılan basketbol, voleybol gibi sporlar risk faktörü oluşturmaktadır. Ayrıca sigara diskin beslenmesini bozarak fıtık görülme riskini arttırmaktadır” dedi.

Fıtık Oldum Demek İçin

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon uzmanı Prof.Dr.Gülçin Gülşen

128 > Nisan 2013

Prof.Dr. Gülçin Gülşen, kişinin kendisinde fıtık olup olmadığını anlayabilmesi için ‘ağrı ve hareket kısıtlılıkları, tek ve ya her iki kol veya bacağa yayılan ağrılar, kollarda, bacak ve ayaklarda uyuşma, karıncalanmalar, güçsüzlükler, idrar ve gaita (büyük abdest) kaçırma ve cinsel sorunlardan bir ya da birkaçını görmesi gerektiğini söyledi. Bu durumun akabinde klinik teşhisle tedaviye başlanacağını ve daha ileri seviye kol veya bacaklarda, ayaklarda ilerleyen güç kaybı, kaslarda zayıflama, idrar ve büyük abdest tutamama varsa veya MR filmlerinde diskten bir parça koptuğu tespit edilirse çözümün cerrahi müdahale olacağını söyledi.

AKTÜEL DRX9000 Cihazı Astronatlardan Esinlenerek Üretilmiş

NASA uzay araştırmaları sırasında astronotların uzay yolculuklarında yerçekimsiz ortamda bel ağrılarının geçtiğini ve disk aralıklarının genişlediğini gözlenmesi üzerine, DRX-9000 cihazının üretildiğini ve günümüzde önemli bir ameliyatsız tedavi aracı olma özelliği taşıdığını ifade eden Prof.Dr. Gülçin Gülşen, ‘cihaz aynı zamanda tıbbi FDA ve CE belgelerine sahiptir. Amerika başta olmak üzere dünyada 12 ülkede kullanılmaktadır. DRX-9000 cihazı ile uygulanan tedavide, omurgalar logaritmik bir eğriyle çektiğinden vücudun koruma mekanizmaları uyarılmaz ve disklerin içinde, omurların arasında etkili bir negatif basınç oluşur. DRX 9000 etkilenen, daralan disk aralığını, üst ve alttaki omurun arasını genişleterek açmak suretiyle etkisini gösterir. Omurların arasındaki mesafe genişleyince oluşan negatif basınç vakum etkisi oluşturarak, dışarı taşan diskin içeri girebilmesini sağlar. Disk içindeki sıvı, oksijen ve besleyici maddeler, doku hasarının iyileşmesini gerçekleştirir. Klasik yöntemlerde tüm omurga aynı yükle çekilirken, bu sistemde hangi aralıkta hastalık var ise, o aralığa ne kadar çekim gücü uygulanması gerekiyorsa o uygulanır. Diğer aralıklara zarar verme riski olmaz.’dedi.

130 > Nisan 2013

DRX9000 Cihazı İle Tedaviye Uygun Hastaları Alıyoruz

Prof.Dr.Gülşen omurilik kanalına parça düşmesi, bel omurgasındaki kırıklar, şiddetli kemik erimesi, omurga tümörleri, omurgada iltihabi hastalık, hamileleri tedaviye almadıklarını belirterek, tedavi süresinin de hastaya ve hastalığın aşamasına göre 10 ilâ 20 seans arasında değişebildiğini söyledi. Tedavinin periyodu hakkında da bilgi veren Gülşen, ‘toplam tedavi 1 saattir. Tedavinin ilk 2 haftası haftada 5’er seans, 2.ve 3. haftası haftada 3’er seans, son 2 hafta haftada 2’şer seans olmak üzere uygulanmaktadır. Hastalar sürekli kontrol altındadır ve 5 seansta bir hekim tarafından değerlendirme yapılmaktadır.’şeklinde konuştu.

Önemli Olan Hastaya Uygun Tedavi Şeklini İyi Belirlemek

Bel ve boyun fıtığı olan hastaların bu cihaz ile tedavileri sonucunda, hastalığın aşamasına göre % 86 - % 95 arasında başarı oranı sağladığı tespitinde bulunan Prof.Dr. Gülçin Gülşen, tedavi sürecinin kişinin yaşı, yaşama şekli, vücut yapısı, omurga şekli, kas gücü, fıtığın yeri, aşaması ve klinik bulgulara göre değişebildiğini kaydetti.

AKTÜEL

AVM Sağlık, 1 En Çok Tercih Edilen Marka Olmayı Başardı

986 yılından beri sağlık sektöründeki tecrübelerimizi 2005 yılında İstanbul'da kurulan AVM Sağlık Hizmetleri firması ile dürüst, ilkeli ve etik kurallara bağlı çalışmasıyla istikrarlı bir büyüme gösterip sektördeki faaliyetlerini başarıyla sürdürüyor. Elektromiyografi (EMG) ve Elektro-Ensefalografi (EEG) alanında uzmanlaşan kadrosuyla hizmet veren firma, Çevre ve Gıda Sağlığı gibi stratejik sektörlere de yatırım yaparak Koruyucu Hekimlik alanında hizmetlerini sürdürmekte. 1992 yılında Teknik Hizmetler Birimi'ni oluşturan AVM Sağlık, "Tedarikçi, Bayi, Çalışan ve Müşterileriyle AVM Sağlık Ailesi" ilkesini benimsemiş, gelişen teknolojiyi yakından takip ederek, kendini sürekli yenileyen bir yapıya sahip olmuştur.

Hızlı Büyümesini Sürdürüyor

2011 ve 2012 yılında kamu hastanelerinde en çok EEG ve EMG Sistemini kuran AVM Sağlık, başarılı yükselişini sürdürüyor.

2011 ve 2012 yılında kamu hastanelerinde en çok EEG ve EMG Sistemini kuran AVM Sağlık, başarılı yükselişini sürdürüyor. EEG, EMG, EKG, ERG, TMS, PSG, Audiometre, Stres Test, Endoskopi Sistem ve Ekipmanlarında CE sertifikasına sahip satış sonrası hizmet vermeyi amaç edinmiş Neurosoft, GvbGelimed, Tele-EMG, HIDREX ve AUDIO-Med firmaları'nın Türkiye tek yetkili Temsilcisidir. Bir çok gelişmiş ülkede hastane ve polikliniklerde kullanılan Neurosoft, Gvb-Gelimed, TeleEMG, HIDREX ve AUDIO-Med garantisi altındaki cihaz, sistem, donanım ve yazılımlar uygun fiyat garantisi ile Türkiye’de satışa sunmaktadır. EEG ve EP Sistemleri, IOM Sistemleri, EMG ve EP Sistemleri, PSG (Uyku Sistemleri), Manyetik Stimülatör, ABR ve OAM Sistemleri, ERG Sistemleri, EKG Sistemleri, Stres Efor Test Sistemleri, Spirometreler, HRV Analiz Sistemleri, X-RAY Koruyucu Önlükleri, Sarf Malzemeleri gibi çok geniş bir yelpazede çözüm sunuyor.

Müşteri Memnuniyeti Daima Ön Planda

AVM Sağlık, satışını yaptığı sistemlerde meydana gelebilecek arızaları önlemek, sistem performansının düşme şansını veya hatanın ortaya çıkma ihtimalini azaltmak, sistemin ömrünü uzatmak ve daha verimli çalışmayı sağlamak amacı ile periyodik olarak sistemlerin koruyucu ve arıza bakımlarını yapan uzman bir bakım ekibi ile kesintisiz hizmet veriyor.

132 > Nisan 2013

AKTÜEL

Ameliyat Sayısı Artış Gösterdi Ameliyatlar; ağır (A), orta ağırlıkta (B) ve hafif (C) şeklinde gruplandırılıyor. Türkiye’deki her 100 ameliyatın 53’ü Sağlık Bakanlığı hastanelerinde, 33’ü özel hastanelerde ve 15’i de üniversite hastanelerinde gerçekleşiyor.

S

ağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre, son yıllarda ameliyat sayısında büyük artış yaşandı. Hastaneye başvuran her bin kişiden 12’si bıçak altına yatıyor. 2002 yılında bütün hastanelerde 1 milyon 600 bin ameliyat yapılırken, 2012’de bu sayı 4,5 milyona yaklaştı. 2009-2013 yılları arasında ise yaklaşık 16 milyon ameliyat yapıldı. Ameliyatlar; ağır (A), orta ağırlıkta (B) ve hafif (C) şeklinde gruplandırılıyor. Türkiye’deki her 100 ameliyatın 53’ü Sağlık Bakanlığı hastanelerinde, 33’ü özel hastanelerde ve 15’i de üniversite hastanelerinde gerçekleşiyor.

Neden Arttı?

Artışın temel sebepleri şöyle: “Sağlığa erişimdeki kolaylık, performans sistemi ve açılan davalar sebebiyle uzun süren ağır

136 > Nisan 2013

ameliyatlar yerine ‘B’ ve ‘C’ grubu ameliyatların tercih edilmesi.” Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Şencan, ameliyat sayılarındaki artışın normal olduğunu dile getiriyor. “Vatandaş artık imkansızlıklardan dolayı aylar sonrasını beklemiyor. Hastalığının son döneminde doktora gitme süreci ortadan kalktı” ifadesini kullanıyor. Sağlık hizmetleri üzerine çalışmalarıyla tanınan Gazi Üniversitesi’nden Prof. Dilaver Tengilimoğlu ise geçtiğimiz yıl hazırladığı raporda dikkat çekici bir tespitte bulunuyor: “2007 yılında başlanan performansa dayalı ek ödeme sistemi ile birlikte doktor başına düşen ayakta tedavi sayısı yüzde 71,5, yatan hasta sayısı yüzde 38,63, cerrahi hekim başına düşen ameliyat sayısı da yüzde 8,85 arttı.”

Hekimlere Soruldu

Kamuda performans sisteminin, özellerde de patron baskısının bazı hekimlere menfî yansıdığını anlatan Hasta Hakları Aktivistleri Derneği Başkanı Orhan Demir, “Hekimler hedefi tutturmak için daha çok ameliyat yapıyor. Bazı durumlarda maddi kazançlar da devreye girince artış kaçınılmaz oluyor” diyor. Demir, bu konuda denetimlerin de yetersiz olduğunu ifade ediyor. Konya’da birkaç yıl önce kamu ve özeldeki 800 civarında doktorla yapılan araştırma ise ameliyatların artışı konusunda farklı bir fikir veriyor. Araştırmaya göre, hekimlerin üçte biri ağır problemleri olan hastalardan kaçıyor. Hekimlerin yüzde 37’si komplikasyonları yüksek tedavilerden uzak durduklarını, yüzde 24’ü tedavi imkanı bulunduğu halde riskli hastaları çoğu zaman sevk ettiklerini belirtiyor.

AKTÜEL

By pass Ameliyatında Yeni Yöntem:

Hibrid Cerrahi Bu yöntemle hasta kalp cerrahisi ve kardiyolojinin en gelişmiş olanakları birleştirilerek aynı hastada kullanılıyor.

Ü

lkemizde en sık rastlanan kronik hastalıklar arasında kalp ve damar hastalıkları bulunuyor. Uzmanlar kalp yetmezliği çeken kronik hasta sayısının 1 milyona yaklaştığına ve vakaların her geçen gün daha da arttığına dikkat çekiyor. Ancak ciddi bir kalp krizi riskiyle karşı karşıya olan koroner arter hastaları göğüste ağrı, baskı hissi, yokuş ya da merdiven çıkarken yorgunluk hissi gibi şikayetlere rağmen by pass ameliyatı olmaktan korkuyor. Hastaların operasyondan değil, ameliyat olmamaktan korkması gerektiğini söyleyen Liv Hospital Kardiyovasküler Cerrahi Bölümü Direktörü Prof. Dr. Murat Mert by pass hakkındaki ayrıntıları paylaşıyor.

Sıkıntı Artınca Ameliyat Riskli Hale Geliyor

Liv Hospital Kardiyovasküler Cerrahi Bölümü Direktörü Prof. Dr. Murat Mert, hastalar ameliyattan kaçınca damarlardaki darlık ve tıkanıklıkların kalp adalesine ciddi zararlar verip kalbin işlevini bozduğunu, hastanın hayatına olası bir kalp krizi veya ani ölüm tehdidi altında devam ettiğini, kalp adalesinde artık geri dönüşü olmayan hasara yol açtığını söyledi. Mert, sözlerine şöyle devam etti: Hastalar sıkıntıları iyice artınca mecburen ameliyat olmak istiyorlar ancak bu sefer de ameliyat çok daha riskli hale geliyor. Bu yüzden ameliyatların önerildiği zaman olunması önemli. Koroner by pass ameliyatı sonrası hastaları yeni bir yaşam bekliyor. Ameliyattan sonra sigara içilmediği, düzenli beslenildiği takdirde hasta bir-bir buçuk ay içinde normal aktif yaşamına kavuşuyor. Hatta ameliyattan 20 gün sonra da kontrollü olarak cinsel hayatına geri dönebiliyor." Prof. Dr. Murat Mert by pass ameliyatları ile ilgili detayları paylaştı.

138 > Nisan 2013

By Pass Ameliyatı Sırasında Stent de Takılıyor: Hibrid Cerrahi

By pass ameliyatları günümüzde artık modern teknolojiyle yapılıyor. Ameliyatı yapmanın birçok yolu var. Biz genel olarak klasik yöntemle kalbi durdurarak ameliyatı yapıyoruz ve bu şekilde yapılan ameliyatların sonuçlarının diğer alternatif yöntemlerle yapılan ameliyatlara oranla çok daha başarılı olduğunu bildiğimizden bu yöntemi tercih ediyoruz. Ancak bizim de çalışan kalpte bu ameliyatı yaptığımız hastalarımız oluyor. Yöntem hastanın özelliklerine göre belirleniyor. Son yıllarda çok yeni bir yöntemle yapılan ameliyatlar ilgi çekici. Bizim de uyguladığımız ve gelecekte by pass cerrahisinde önemli yer tutacağına inandığımız Hibrid Cerrahi kalbin önündeki damara

4-5 cm'lik bir kesi ile biz by pass yaparken diğer iki damara kardiyolog arkadaşlarımız stent koyuyorlar ve 3 damar hastası olan kişi 4-5 cm'lik bir kesi ile her üç damarı da yenilenmiş olarak 4-5 günde evine gidiyor. Bu yöntemle hasta kalp cerrahisi ve kardiyolojinin en gelişmiş olanakları birleştirilerek aynı hastada kullanılıyor.

Ameliyattan Sonra Köşenize Çekilip Oturmayın

Koroner by pass ameliyatları hasta bir köşede otursun diye değil, bir an önce normal hayata dönsün diye yapılıyor. Amaç by pass ameliyatı olmuş birini artık kalp hastası statüsünden çıkarıp bir an önce normal hayatına döndürmek. Hastalar ameliyattan sonra 5-6 gün hastanede yatıyor. Bir hafta da evde istirahat ettikten sonra hasta küçük yürüyüşlere, sokağa çıkamaya başlıyor. Bir, bir buçuk ay sonra da kademeli olarak normal hayatına dönebiliyor. Genelde bu hastalar bir buçuk ay sonra işlerine gidecek duruma geliyorlar. Amaç bir buçuk ay içinde hastayı normal hayata döndürüp tüm eski aktivitesini kazandırmak.

Altın Öneriler

Sigaraya kesinlikle içmeyin: Sigara by pass hastaları için normal insandan daha zararlı. Çünkü kalbe yeni konan damarlar sigaraya kalbimizin kendi damarlarından daha da duyarlı oluyorlar. Bu yüzden çok daha çabuk tıkanıyorlar. Sigaraya devam edenlerin by pass ameliyatı olmalarının bir anlamı yok. Sigara içmeye devam ederlerse konan damarlar çok kısa sürede erkenden tıkanma riski altında oluyor. Ameliyat sonrası 10'uncu günden itibaren haftada 3-4 gün bir veya iki kadeh içkiye müsaade ediliyor. Kendinizle yarışmayın: Eve döndükten bir hafta sonra küçük yürüyüşlere başlanmalı. Hasta kendini rahat hissettiği kadar yürümeli. Yorulduğunda bırakmalı. Ameliyat sonrası akciğer kapasitesi sınırlıdır. Amaç küçük yürüyüşlerle bunu açmak, normal seviyeye getirmek. En tehlikeli şey kişinin kendiyle yarışması, kendini denemesi. "Yoruldum ama biraz daha idare edebilirim, biraz daha dişimi sıkayım" demek ameliyattan sonra yapılacak en büyük hata.. Yavaş yavaş yürüyüşü tekrarladıkça bu mesafeler uzayacaktır. Amaç birinci ay sonunda haftada 5 gün en az 35-40 dakika yürünmesini sağlamak. Ağır diyetlere gerek yok: Ameliyat sonrası erken dönemde çok önemli bir yiyecek kısıtlaması yok. Hasta büyük bir ameliyat geçirdiği için cerrahi yaraları oluyor. İyileşme süreci için de bol protein ve kalori ihtiyacı doğuyor. Çok ağır yiyecekler olmadıkça, yüksek tansiyon ya da şeker hastası değilse çok ciddi bir yiyecek kısıtlaması yapılmıyor. Üç ve dördüncü aylarda hastanın bütün testlerini yeniden görüp şekerine, kolesterolüne göre bir diyet programı veriliyor.

Nisan 2013 > 139

AKTÜEL

SCA Hijyen, Yenilikçi Ürünler Sunmaya Devam Ediyor Doğum, menapoz, kilo alımı ya da diyabet, inme, Alzeimer ve Parkinson gibi medikal sebeplerle her dört kadından biri tekrarlanan tuvalet kazaları yaşıyor. Pelvik kasların zayıflamasıyla ortaya çıkan bu durum çoğu zaman geçici olsa da tedavi gerektiren ve kalıcı olabilen vakalara da rastlamak mümkün. Rahatsızlığın tedavisi pelvik kas egzersizleri, çeşitli ilaçlar ve son çare olarak ise ameliyatla yapılabiliyor. Gülerken, öksürürken ya da ağır bir cismi kaldırırken yaşanan tuvalet kazaları günlük hayatı sekteye uğratabiliyor. Kadınların büyük bir sır gibi sakladığı bu durumlarla baş etmekte artık bir dostu var. Günlük pedlerin işlevsiz kaldığı tuvalet kazaları için Tena Lady Mesane Pedleri cankurtaran görevi görüyor. Güvenli, cilt dostu ürünleri ile Tena kadınların bu can sıkıcı durumlarla başa çıkabilmesine olanak sağlıyor.

Tena Lady Mesane Pedleri

Özgürce kahkaha atmak kadınların asla ödün vermemesi gereken davranışlarından biridir. Marlyn Monroe: “Bir kadını güldürebilirseniz, ona her şeyi yaptırabilirsiniz” demişti. Tena Lady Mesane Pedleri ile kadınlar sosyal hayatlarından ödün vermeden her tür spor ve aktiviteye rahatlıkla katılabiliyor, kahkahalarını geri kazanıyor.

140 > Nisan 2013

İstenmeyen sızıntıları hızla emerek ciltle minimum temas sağlayacak şekilde geliştirilen Tena Lady Mesane Pedleri günlük hayatı kabusa çevirebilen bu durumu hafifletmeyi amaçlıyor.

Hızlı, Emici Yüzey

İstenmeyen sızıntıları hızla emerek ciltle minimum temas sağlayacak şekilde geliştirilen Tena Lady Mesane Pedleri günlük hayatı kabusa çevirebilen bu durumu hafifletmeyi amaçlıyor. Farklı ihtiyaçlara cevap verecek biçimde farklı emicilik seviyesine sahip ve değişik boylarda sunulan Tena ürünleri, istenmeyen durumlarla kısıtlanan özgürlükleri kadınlara geri veriyor.

Tena Lady Mesane Pedleri İle Sırlar Güvende

Tena kadınların bu durumla ilgili hassasiyetlerine cevap verecek şekilde gizliliğe özen gösteren ürünler sunuyor. Çamaşır ve giysilerden kesinlikle belli olmayan Tena Lady Mesane Pedlerinin en küçük boyu Tena Lady Normal 1,5 su bardağı sıvıyı içine hapsedebilirken, gece kullanımı için uygun olan Tena Lady Maxi 1 lt’ye yakın sıvıyı hapsetme ve kupkuru hissettirme özelliğine sahip. Tena Lady Mesane Pedleri medikal marketlerde ve seçkin eczanelerde bulunabiliyor.

SCA Hijyen

1929 yılında İsveç’de kurulan SCA, kişisel bakım ürünleri pazarında dünyanın önde gelen firmalarından biridir. Kişisel Bakım Ürünleri’nde Hasta Bezi, Çocuk Bezi, Hijyenik Ped, Temizlik Kağıtları kategorilerinde faaliyet gösteren SCA, ayrıca dünyanın en büyük Ev Dışı Kağıt Ürünleri ve Orman Ürünleri firmalarından biridir. Hasta bezi kategorisinde Tena markası ile dünya ve Avrupa’da lider konumda olan SCA, Çocuk Bezi ve Hijyenik Ped’de Avrupa 3.’sü, Tüketici ve Ev Dışı Kağıt Ürünleri’nde Avrupa lideri durumundadır. Dünya çapında 50’nin üzerinde ülkede üretim ve 100’ün üzerinde ülkede satış yapan SCA’nın, 2012 yılı satışları toplam 9,8 milyar Euro olarak gerçekleşmiştir ve yaklaşık 37.000 çalışanı bulunmaktadır.

AKTÜEL

Sağlık Dünyası 14 Tıp Bayramı’nda Buluştu Sağlık Bakanlığı, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Üniversite Hastaneleri Birliği ve Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği ile bir tören düzenledi.

142 > Nisan 2013

Mart Tıp Bayramı Dolayısı ile Haliç Kongre Merkezi’nde sağlık çalışanları ve sağlık alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının da yer aldığı geniş katılımlı bir etkinlik düzenlendi. Sağlık Bakanlığı’nın düzenlediği ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün ev sahipliğini yaptığı törende yurt dışında gönüllü hizmetlerde bulunan sağlık çalışanlarına da birer teşekkür plaketi verildi. Programın açılış konuşmasını İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu yaptı. Dokucu, 14 Mart Tıp Bayramı’nın altında Milli Mücadele Yıllarında Tıbbiye öğrencilerinin direniş ruhunun yattığını anlattı. Etkinlikte Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, AK Parti Adana Milletvekili ve Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Necdet Ünüvar, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, Üniversite Hastaneleri Birliği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökay Çetinsaya, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat birer konuşma yaptılar. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu da yaptığı konuşmada, “Şunu söylemek isterim ki hocalarımız ayrı bir güç değil. Hocalarımız üniversitesiyle güçlü olmalı marka olmalı. Hangi ilave talepleri istiyorsa kurumlar birlikte istemeli. Beni serbest bırak diye özel talepleri olmamalı. Tam günden geri adım yok. Hocamız üniversitesinde mesaisini harcasın. Kurumunun izniyle hangi kurumsal yapıda çalışmak istiyorsa kurumunu bilgisi dahilinde yapsın. Hocamız başarılı, ayrı kabiliyeti var ama kabiliyeti kendisine ait olmamalı. Bir ayağı kendisiyle bir ayağı kurumlarda sabit olmalı. Kurumlar gelişmeli, yarınlara hayallerini kurumuyla taşımalı. Farklı kurumlarda ihtiyaç varsa izinle yapabilmeli. Kurumsal yapılarlar gelişen bir yapıyı kuracağız. Bize düşen iyi bir orkestra şefi olmaktır."

AKTÜEL

Müjdeli Haber Bekliyoruz

OSAD Başkanı Reşat Bahat konuşmasında şunları söyledi: “Belirsizlikler sektörü zorluyor, sektör olarak kurallar içinde yaşamak istiyoruz. Ancak Tam Gün gibi süreç sebebiyle gelecekte doktor bulamamaktan endişe ediyoruz. Hastaneler için yeni sağlık binaları arsa bulmakta güçlük çekiyoruz. Hastanelerimizi daha modern binalara taşımak istiyoruz. Türkiye’mize inandık yurt dışına değil ülkemizde yatırım yapıyoruz. Müjdeli haberlerinizi bekliyoruz.”

'Ülkemizde Doktor Açığı Var'

Ünivesiteler Hastaneleri Birliği Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yunus Söylet ise konuşmasında ülkedeki doktor açığına dikkat çekti. Prof. Dr. Söylet şöyle konuştu: "Üniversite hastaneleri ülkemizdeki hastane sayısının eksikliği yüzünden değil, eğitim ve arştırma için kurulmuştur. Üniversite Hastaneleri Birliği'ni de Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve üniversite hastanelerinin ilişkilerini iyi hale getirmek için kurduk. Başbakan'ın himayesinde bakanlarla görüşüldü, bürokratlarla ortak çalışma grupları oluşturuldu. Üniversite hastaneleri de ülkemizdeki hastane sayısının eksikliği yüzünden değil, eğitim ve araştırma için kurulmuştur. Üniversite Hastaneleri Birliği'ni de Sağlık Bakanlığı, üniversiteler ve üniversite hastanelerinin ilişkilerini iyi hale getirmek için kurduk. Başbakan'ın himayesinde bakanlarla görüşüldü, bürokratlarla ortak çalışma grupları oluşturuldu."

14 Çalışma Grubu Oluşturuldu

Kamuoyunda 'Tam Gün Yasası' olarak bilinen 650 sayılı kanun hükmünde kararnameyi eleştiren Söylet şunları söyledi:

144 > Nisan 2013

"Üniversite hastanelerinde klinik branşlarda yüzde 24, istanbul Üniversitesi'nde yüzde 50 öğretim üyesi kaybı var. Türkiye genelinde yüzde 30 gelir kaybı var. Vatandaşlar problemli, zor hastalıkların çözümünü maalesef özel hastanelerde aramaya başladı."

Çözüm Önerileri

Söylet, çözüm önerilerini de şöyle anlattı: Üniversite öğretim üyelerinin kayıt içine alınması şartıyla vakıf veya anlaşmalı hastanelerde çalışmasının sağlanması. Görevlendirilen öğretim üyelerinin üniversitenin uygun bölümlerinde fonksiyonlarının değerlendirilmesi. Tamamen ayrılmış öğretim üyeleriyle de sözleşme yapılması. Öğretim üyelerinin katkı paylarının kaldırılması, nakit girdilerin yüzde 15'ini birden yok etti. Öğretim üyesiyle hasta arasındaki sahiplenme ortadan kalktı. Mesai içi ve sonrası katkı payı yeniden ödenmeye başlasın.

O Bir Yeryüzü Doktoru

Sağlık çalışanlarının ortak sorunlarının ve çözüm önerilerinin de konuşulduğu geceye gönüllü sağlık çalışanları ve başarıları damgasını vurdu. Birçok zorlu koşulda dünyanın her yerine sağlık hizmeti götüren doktorlar, Tıp Bayramı vesilesi ile ödüllendirildi. Yeryüzü Doktorları Derneği’nden Prof. Dr. Ethem Güneren’e plaketini Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu takdim etti. Dünyanın birçok bölgesinde doğuştan damak dudak yarığından muztarip çocukları gülümsemelerine kavuşturan Prof. Dr. Güneren, Filistin, Yemen, Suriye, Lübnan, Katar, Azerbaycan, Somali, Moritanya ve Sudan’da 19 proje gerçekleştirdi. Projelerde sadece plastik cerrahi alanında 5.000 hasta muayenesi ve 600 ameliyata imza attı.

AKTÜEL

Beta Biomedikal, Ürettiği Ameliyat Masalarıyla Beğeni Topluyor Beta Biomedikal Ltd. Şti. 5 fonksiyon motorlu ve 125 cm yüksekliğe çıkan kardiovasküler cerrahi amaçlı ürettiği ameliyat masasıyla dikkat çekiyor.

B

eta Biomedikal Ltd. Şti. 5 fonksiyon motorlu ve 125 cm yüksekliğe çıkan kardiovasküler cerrahi amaçlı ürettiği ameliyat masasıyla dikkat çekiyor. Firma 1997 yılında üniversite sanayi işbirliği projesi kapsamında ODTÜ – KOSGEB desteğiyle elektrik mühendisi Eyüp Bozkaya ve Biomedikal Yüksek Mühendisi Yusuf Bozkaya tarafından iki ortaklı şirket olarak kuruldu. Firma, KOSGEB bünyesinde gelişimini tamamladıktan sonra Ankara OSTİM Sanayi Bölgesi’nde ameliyat masası, ameliyat lambası ve laparoskopi gibi diğer cerrahi ürünler imalat ithalat ve bayilik faaliyetlerini sürdürüyor. Özel sağlık sektöründe kardiovasküler cerrahideki gelişmelere paralel olarak 5 fonksiyonlu elektrik kumandalı ve 75-125 cm yükseklik ayarlı ameliyat masasını üreterek sağlık sektörünün kullanımına sundu.

Kalite Belgeli Ürünler

Firma, ürünlerinin fiyat politikasında genellikle maliyet etkinlik esaslarının gereklerini göz önünde bulundurmakta. İmalat politikasında ise muayenehanedeki küçük kapasiteli cihazların üretilmesinden, dal hastanelerini cihaz ihtiyaçlarına göre gerekirse hekimin isteğine göre özel ameliyat masası üretimi yapmakta. Firma bayiliğini yaptığı ürünler ameliyat masası, lambası, laparoskopi sistemleri gibi TSEK, ISO 9000 ve CE belgeli ürünlerden oluşmakta. Kısa ve orta vadede ürünlerini dünya pazarına sunmayı hedefleyen firma, uzun vade planları içerisinde radyoloji ve kardiyoloji alanlarında çözümlerin Türkiye’de üretmeyi hedefliyor.

146 > Nisan 2013

AKTÜEL

Keymen İlaç Ürünleri Şimdi Azerbaycan Pazarında Şirket, 4 farklı ürünü ile artık Azerbaycan pazarında da yer almayı hedefliyor.

1

973 yılından beri Türkiye’de faaliyetlerini sürdürerek aşılar, serumlar, ilaçlar, ilaç ham maddeleri ve tıbbi cihazların ülkemize ithalatı, yurt içi satışı ve dağıtımı gibi alanlarda çalışmalarına devam eden Keymen İlaç, ihracat çalışmalarına da başladı. Kurulduğu günden beri T.C. Sağlık Bakanlığı'nın aşılar ve serumlar için ana tedarikçilerinden biri olan, Türkiye içinde kurduğu satış ve pazarlama ekibi aracılığı ile 2007 yılından günümüze kendi adına ruhsatlı aşıların, ilaçların, gıda takviyesi ürünlerinin, tıbbi cihazların aktif olarak satış ve pazarlamasını gerçekleştiren güçlü firma, 4 farklı ürünü ile artık Azerbaycan pazarında da yer almayı hedefliyor.

İhracata Yeni Ürünler Eklemeyi Hedefliyor

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), AllWorld Network ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından ülkemizin en hızlı büyüyen 25 şirketini tespit etmek üzere geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği yarışmada 25 finalist arasına girmeyi başaran Keymen İlaç, üretimleri Türkiye’de yapılan 3 ürünü ile Azerbaycan pazarına girmek için ihracat çalışmalarına başladı. Bu çalışma kapsamında, gıda takviyesi olarak üretilen Octamar Omega-3 ve Çinko Takviyeli Vitamin Şurup ve ülkemizde Sağlık Bakanlığınca ruhsatlı 3 enjektabl ürün olmakta. Firma Azerbaycan’daki iş ortağı Rich Group ile ihracaat çalışmalarına yeni ürünleri de ekleyerek sürdürmeyi hedefliyor.

Azerbaycan’a İhracat Başladı

Konuyla ilgili açıklama yapan Keymen İlaç Genel Müdürü Dr. O. Mutlu Topal “Türk ilaç sektörü son yıllarda büyük bir gelişim içinde. Biz de ilaç sektörünün büyüyen firmalarından biri olarak hedeflerimizi birer birer gerçekleştirmeyi sürdürüyoruz. Bu doğrultuda yeni pazarlara açılmak bizim için olduğu kadar, Türk ilaç sektörü ve ülkemiz için de oldukça önemli. Türkiye’de üretilen 3 ilacımızın ve Octamar Vitamin Şurubu’muzun kardeş ülke Azerbaycan’a ihracatına başlıyoruz. Bu son derece mutluluk verici bir olay” şeklinde konuştu.

Keymen İlaç Genel Müdürü Dr. O. Mutlu Topal

148 > Nisan 2013

AKTÜEL

Dünya Hipertansiyon Kongresi İstanbul’a Geliyor Dünyanın en büyük ve en önemli kongreleri arasında gösterilen “Dünya Hipertansiyon Kongresi”ne bu yıl, Ea Organizasyon’un başarılı girişimlerinin sonucu olarak İstanbul ev sahipliği yapacak.

D

ünyanın en büyük ve en önemli kongreleri arasında gösterilen, hipertansiyon konusunda farkındalığı artırmayı amaçlayan “Dünya Hipertansiyon Kongresi”ne bu yıl, Ea Organizasyon’un başarılı girişimlerinin sonucu olarak İstanbul ev sahipliği yapacak. Ea Organizasyon tarafından, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenecek olan Dünya Hipertansiyon Kongresi öncesinde; kongrenin önemine dikkat çekmek ve organizasyon hakkında bilgi vermek amacıyla bugün düzenlenen basın toplantısına, Ea Organizasyon Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Yönetsel,Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı ve Dünya Hipertansiyon Ligi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İstemihan Tengiz ve Dünya Hipertansiyon Kongresi Başkanı Prof.Dr. Remzi Önder katıldı.

Kişi Başı Harcama 2 Bin 500 Dolar

27 – 30 Haziran 2013 tarihleri arasında gerçekleştirecekleri kongreye, yaklaşık 10 bin kişinin katılmasını beklediklerini aktaran Tolga Yönetsel, “Dünya Hipertansiyon Kongresi”nin, Türkiye’nin en büyük yurtdışı katılımlı kongrelerinden biri olacağını söyledi. Ea Yönetim Kurulu Başkanı Yönetsel, dünya kongre sektöründe Türkiye’nin yeri hakkında bilgi vererek “Dünya Hipertansiyon Kongresi”nin İstanbul’un tanıtımına katkısı ve ekonomik açıdan yaratacağı katma değere yönelik açıklamalar yaptı. Düzenlendikleri destinasyonların; ekonomik, sosyal ve ticari hayatlarına katkısı nedeniyle kongrelerin tüm dünyada başlı başına bir sektör olarak değerlendirildiğini belirten Yönetsel, şöyle konuştu: “Kıyı turizminde harcanan para kişi başı 600 – 700 dolar civarındayken, kongre katılımcılarının kişi başına harcadıkları para yaklaşık 2.500 dolardır. Bu gelirden ulaşım, konaklama, eğlence ve yiyecek-içecek sektörleri en büyük payı alıyor. Tıp Kongreleri ve ilaç sanayi toplantıları son 20 yıldır en çok para harcayan organizasyonlar. Bu çerçevede bizim kongremizin de İstanbul’a, ekonomik anlamda önemli ölçüde katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Dünya çapındaki kongreler, düzenlendikleri şehrin tanıtımı açısından da çok etkili bir araç. Ea olarak biz de, Dünya Hipertansiyon Kongresi ile İstanbul’u dünyaya tanıtıyor olmanın gururunu yaşıyoruz. Dünya çapında kongre sektörünün cirosu 14 milyar dolar. 2001’de pazarın sadece yüzde 1’ine ev sahipliği yapan Türkiye, 2010 yılı raporlarına göre pazar payını iki katına çıkararak, 20. sıraya yerleşmiş bulunuyor. Kongre sektöründe Türkiye’nin

150 > Nisan 2013

adını dünyaya duyuran marka şehir İstanbul. Dünya kongre pazarındaki yerini güçlendiren İstanbul, yine 2010 yılı raporlarına göre dünya kongre sektöründe 7., Avrupa’da ise 6. sırada yer alıyor.” Dünya Hipertansiyon Kongresi’nin İstanbul’a kazandırılmasını 3 yıllık bir çalışma ile sağladıklarını söyleyen Yönetsel, dört yılda bir yapılan “Dünya Hipertansiyon Kongresi” hakkında ise şu bilgileri verdi: “Dünya Hipertansiyon Kongresi’nin ana amacı hipertansiyon konusunda farkındalığı artırmak. Bunun dışında, ‘gizli katil’ olarak da adlandırılan bu hastalığa yakalanan insanların sahip olduğu bilimsel ve hayat tecrübelerini paylaşabilecekleri bir ortam hazırlamayı amaçlıyoruz. Diğer taraftan kongreden elde edilecek gelirle, Hipertansiyon Derneği’nin bu alanda yararlı çalışmalar yapmasına da katkı sağlamayı hedefliyoruz.”

Halka Açık İlk Tıp Kongresi

“İstanbul’da gerçekleştirilecek olan kongrenin en önemli özelliklerinden biri de kongrenin, profesyonellerle birlikte halka da açık olacak olması,” diyen Yönetsel, bu farkın, Ea Organizasyon’un sosyal sorumluluk bilinciyle hareket etmesinin bir sonucu olduğunu da vurguladı. Üç gün sürecek kongrenin bir günü bilinçlendirmek amacıyla ücretsiz olarak halka açık olacak.

Türkiye’de Her Üç Yetişkinden Biri

Toplantıda konuşan Prof. Dr. İstemihan Tengiz de, hipertansiyon hastalığı ve hastalıkla mücadelede yaşanan son gelişmeler hakkında şu bilgileri verdi: “Günümüzde hipertansiyon, yüksek kan basıncı tanımlamasının çok ötesinde; kalp ve damar hastalıkları için bağımsız bir risk faktörü olarak kabul ediliyor. Gerek sıklığı, gerekse yol açtığı kalp-damar hastalıkları bakımından hipertansiyon, çağımızın en önemli halk sağlığı sorunu olma özelliği taşıyor. Türkiye’de her üç yetişkinden biri hipertansiyon hastası. Ülkemizdeki tüm ölümlerin yüzde 25’inin de doğrudan sebebi hipertansiyondur. Hipertansiyonun önemli bir sağlık sorunu haline gelmesinin bir diğer nedenini de; hastalığın toplum içindeki farkındalık durumunun, ilaç kullanım ve kan basıncının kontrol altında olma oranlarının düşüklüğü oluşturuyor. Tüm dünya sağlık kuruluşları hipertansiyon ile etkili mücadelenin, ancak bilinçlendirilmiş bir toplum zemininde mümkün olabileceğini kabul ediyor. Bu yüzden toplumun hipertansiyon konusunda bilinçlendirilmesi bir zorunluluk haline gelmiş bulunuyor.”

AKTÜEL

Tıbbi Görüntüleme

Yeni Boyut Sağlık ve iyi yaşam alanının lider şirketlerinden Philips; Imaging 2.0 konsepti ile radyolojiye inovasyon ve verimlilik kazandırıyor. Imaging 2.0 konsepti içerisinde yer alan dünyanın ilk dijital geniş bant MRI (manyetik rezonans görüntüleme) sistemi olan, Philips Ingenia MR sistemi; en ileri teknolojiyi kullanma imkanı sağlıyor.

152 > Nisan 2013

K

linik tedavi uzmanı ve hasta entegrasyonuyla beslenen Imaging 2.0 konsepti ile Philips, radyolojiye inovasyon ve verimlilik kazandırıyor. Yenilikçi ve uygun maliyetli çözümlere öncülük etme konusundaki kararlılığını kanıtlayan Philips, spesifik olarak hastaya odaklanan teknolojilerin yanı sıra; radyologlar ve hekimler arasındaki iş birliğini kolaylaştıracak, ileri seviye network araçlarını ön plana çıkarıyor. Imaging 2.0 konsepti, günümüzde sağlık bakımı alanında var olan bir ikileme; yani daha fazla tüketici kaliteli sağlık bakımı talep ederken, tedaviye ayrılan paranın giderek azalmasına dikkat çekiyor. Klinik tedavi uzmanlarından alınan geri bildirimlere göre Philips’in bu ikileme yaklaşımı; ileri teknoloji kullanımıyla geliştirilmiş akıllı ortak çalışma araçları sunarak hastalardan daha iyi sonuçlar almaya ve sağlık bakım sisteminde maliyetleri azaltmaya dayanıyor.

Sinyal-Gürültü Oranında, Yüzde 40’a Kadar İyileşme

İlk dijital geniş bant MRI (manyetik rezonans görüntüleme) sistemi olan, yeni Philips Ingenia MR sistemi; CE ve FDA belgesine sahip. Klinik tedavi uzmanları, yumuşak doku farklarını incelemek için uzun zamandır MRI sistemlerinin sağladığı olağanüstü özellikleri kullanıyor. Şimdiye kadar, tüm MRI sistemlerinde hasta görüntülerini oluşturmak için gereken sinyalleri almak ve işlemek için analog bileşenler kullanılıyordu. Ancak bu işlemlerde analog bileşenlerin kullanımı görüntü netliğinde ve kalitesinde üst seviyelere ulaşmayı kısıtlayan bir etken oldu. Ingenia MR sistemlerinde ise MRI teknolojisinde ilk kez hastaya en yakın radyo frekansı (RF) alıcı bobininde doğrudan dijital sinyal alma ve işleme tekniği kullanıldı. Sinyali doğrudan RF alıcı bobininde sayısallaştıran ve dijital bağlantıyı MRI tarama sürecinin tamamında koruyan Ingenia, sinyal-gürültü oranında yüzde 40’a kadar iyileşme sağlama kapasitesine sahiptir. Sinyal-gürültü oranının iyileştirilmesi, klinik tedavi uzmanlarının sinir ve kas-iskelet gibi geleneksel uygulamalar ile tüm vücut ve kardiyak gibi yeni gelişmekte olan uygulamalar dahil geniş yelpazedeki klinik prosedürler için daha kesin kararlar alabilmesine imkan tanıyan keskin bir görüntü netliği sağlıyor. Ingenia’nın dijital avantajları, analog tabanlı sistemlerin tipik tarama kısıtlamalarını da gideriyor. Az kanallı analog televizyonlardan sınırsız kanallı dijital geniş bant HD televizyonlara geçiş gibi, Ingenia’nın dijital sinyal alma ve iletme özelliği, kanal sayısına bağlı değil. Sabit kanallı analog sistemlerin aksine, kullanıcılar daha yüksek kanal sayısına ihtiyaç duyan yeni uygulamaları kolay ve uygun maliyetli bir şekilde ekleyebiliyor. Buna ek olarak, klinik bir prosedür için daha yüksek kanallı bir bobine ihtiyaç duyulursa Ingenia’nın kanal sayısına bağlı olmayan yapısı sayesinde MRI sisteminde pahalı donanım ve yazılım güncellemeleri gerekmeksizin tarama yapılabiliyor. Bu da hastanelere günümüzde ve gelecekte en ileri teknoloji uygulamaları kullanabilme esnekliği sağlıyor.

DOSYA

Yenidoğan Bebeklerde Katarakt

Görmenin yavaş yavaş azalması, yakın okumanın ve gece görüşünün giderek zorlaşması, renklerin soluklaşması, parlak ışıkta görmenin daha çok etkilenmesi ve çift görme şikayeti kataraktın en sık rastlanan belirtilerinden bir kaçı.

Y

Ameliyatla kesin ve net görüş sağlanabiliyor mu?

aşlı hastalığı olarak görülen katarakta gençlerde ve hatta bebeklerde de rastlanabiliyor. Genel olarak orta yaş üstü hastalığı olan katarakt, yenidoğan bebeklerde ve çocuklarda doğumsal olarak görülebiliyor. Görmenin yavaş yavaş azalması, yakın okumanın ve gece görüşünün giderek zorlaşması, renklerin soluklaşması, parlak ışıkta görmenin daha çok etkilenmesi ve çift görme şikayeti kataraktın en sık rastlanan belirtilerinden bir kaçı. Katarakta görme netliği her ne kadar yitiriliyor olsa da uygun cerrahi teknik, hekimin tecrübesi ve doğru mercek seçimiyle yapılacak ameliyatlar sayesinde tedavide yüksek oranda başarı sağlanabiliyor. Katarakt tedavisinde ameliyatların doğru zamanlama ile yapılması da çok önemli. Bayındır Hastanesi Göz Kliniği’nden Prof. Dr. Yonca Akova anlattı.

Katarakt nedir?

Göze perde inmesi olarak bilinen katarakt, görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Buna bağlı olarak da görmede bulanıklaşma ortaya çıkıyor ve hastalar buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuş gibi bulanık görüyor.

Kataraktın belirtileri neler?

Hastaların şikayetleri çok değişken olabiliyor. Görmenin yavaş yavaş azalması, yakın okumanın ve gece görüşünün giderek zorlaşması, renklerin soluklaşması, parlak ışıkta görmenin daha çom etkilenmesi, kamaşma, çift görme şikayeti ve gözlük numaralarının sık değişmesi kataraktın en sık rastlanan belirtileri…

Katarakt tedavisi nasıl yapılıyor?

Katarakt ilaç veya gözlükle tedavi edilebilen bir hastalık değil. Kataraktın ilerlemesini durdurabilecek bir ilaç tedavisi de yok. İlerlemiş kataraktın tek bir tedavisi var o da ameliyat…

Katarakt Ameliyatlarında Nasıl Bir Yöntem Uygulanıyor?

Günümüzde modern tekniklerin uygulanması sayesinde katarakt operasyonları iğnesiz ve narkozsuz yapılabiliyor. Hasta aynı gün evine dönebiliyor. Katarakt cerrahisinde yöntem olarak FAKO cerrahisi uygulanıyor. Bu cerrahi yöntem halk arasında lazerli cerrahi olarak biliniyor. Bu teknikle 2.2 mm’lik küçük bir kesiden girilip Torsiyonel Fako Enerjisi Yöntemi ile katarakt mercek eritilirek çıkartılıyor, yerine katlanan ve çok küçük bir alandan göz içine yerleştirilmek üzere özel tasarlanmış olan lens (mercek) yine özel bir enjektörle yerleştiriliyor. Kesi küçük olduğundan dikişe gerek duyulmuyor. Ameliyat sonrası iyileşme süresinin kısa olması sayesinde hastalar ameliyattan kısa bir süre sonra günlük yaşantılarına dönebiliyor.

154 > Nisan 2013

Cerrahın tecrübesi, uygulanan cerrahi teknik, cihaz kalitesi, göz içine konulan merceğin kalitesi ve mercek ölçümlerinin özel yöntemlerle yapılması ameliyat başarısını ve ameliyat sonrası görme kalitesini doğrudan etkiliyor. Göz içi lensleri gözü mümkün olduğunca numarasız hale getirmek için konuyor. Modern cihazlarla yapılan ölçümler bu imkanı veriyor. Bayındır Hastanesi’nde FDA onaylı, katlanabilir yüksek nitelikli göz içi mercekleri kullanılıyor. İleri teknoloji ile tasarlanan bu mercekler gündüz görüşünün yanı sıra yüksek kontrast özelliğiyle gece görüşünün de iyi olmasını sağlıyor. Aynı zamanda ultraviyole filtresi ile görme merkezini zararlı ışınlardan koruyor. Ayrıca astigmatizması olan hastalarda ameliyat sırasında astigmatizmayı 3 dereceye kadar düzeltebilen mercekler de kullanılabiliyor.

Ameliyat sonrası hem uzak, hem yakın gözükten aynı anda kurtulmak mümkün mü?

Multifokal lenslerin uygulanmasıyla mümkün olabiliyor. Bu lensler çok odaklı olup hem yakını, hem uzağı net gösteriyor. FAKO cerrahisi sırasında gözün içindeki mercek alınarak yerine uzak ve yakını gösterebilen multifokal lens olarak adlandırılan özel mercekler konulabiliyor. Bu merceklerde çeşitli halkalar yer alıyor. Bu halkaların bir kısmı uzağı, bir kısmı da yakını görmeyi sağlıyor. Hastalar buna çok kısa sürede adapte olarak ameliyat sonrası uzak ve yakın gözlüklerinden kurtularak hem uzağı, hem yakını rahatlıkla görebiliyor.

Katarakt ameliyatlarında risk faktörleri nelerdir?

Katarakt tedavisi, mikrocerrahi ve yüksek teknoloji gerektiren çok önemli bir ameliyat. Ameliyatın başarısını, hekimin tecrübesi ve uygulanan cerrahi teknik, kullanılan cihaz, malzeme kalitesi ve ameliyatın gerçekleştirildiği ameliyathane sterilizasyonu doğrudan etkiliyor. Bunun yanı sıra hastanın cerrahi için çok geç başvurması ve buna bağlı olarak kataraktın çok sertleşmesi, gözde yapışıklık, göz bebeği küçüklüğü veya bağ zayıflığı gibi yapısal problemlerin olması veya beraberinde üveit (Göz küresi kabuğunun orta tabakası olan ve damarda zengin bulunan uvea dokusunun iltihabı) , şeker hastalığı veya retina hastalıklarının bulunması cerrahiyi çok daha özellikli kılıyor, teknik olarak cerrahinin yapılmasını güçleştiriyor ve daha fazla cerrahi deneyim gerektiriyor.

Yaşlı hastalığı olarak bilinen katarakt bebeklerde de görülüyor Yaşlı hastalığı olarak görülen katarakt gençlerde ve hatta bebeklerde de görülebiliyor. Genel olarak orta yaş üstü hastalığı olan katarakt, yenidoğan bebeklerde ve çocuklarda doğumsal olarak görülebiliyor. Ayrıca şeker ve böbrek hastalarında, uzun süre kortizonlu ilaç kullananlarda katarakt daha erken yaşlarda ortaya çıkabiliyor. Göze gelen bir darbe sonrasında da katarakt görülebiliyor.

155 > Nisan 2013

DOSYA

Katarakt Cerrahisinde Laser Dönemi: Femto-Fako

Göz Nurunu Koruma Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi Op.Dr. Ali Sipahier

156 > Nisan 2013

K

atarakt göz içindeki merceğin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm almasıdır. En sık yaşlılığa bağlı olarak görülen kataraktın bilinen tek tedavisi cerrahidir. Katarakt ameliyatları 20 yıla yakın bir süredir fakoemulsifikasyon adı verilen ve yüksek ultrasonik dalgaların kullanıldığı bir teknikle gerçekleştirilmektedir. Ortalama süresi 20-30 dakika olan ve damla anestezi ile gerçekleştirilen bu ameliyatta mevcut özelliğini yitirmiş lens çıkarılarak yerine yeni göz içi mercek implantasyonu yapılır. Fako ameliyatının birçok aşaması vardır. Ameliyatın başarısı ameliyathane ortamının güvenilirliğine, kullanılan malzemenin kalitesine ve tabiî ki cerrahın tecrübesine bağlı olarak değişebilmektedir. Son yıllarda özellikle refraktif cerrahide giderek artan sıklıkta kullanılan femtosaniye laser teknolojisi artık katarakt hastalarının da hizmetine girmiştir. Femtosaniye laser sayesinde fako ameliyatının en önemli aşamaları insan eli değmeden tamamen bilgisayar kontrollü olarak gerçekleştirilmekte dolayısıyla komplikasyon olasılığı son derece azalmaktadır. Femtosaniye fakonun bir başka avantajı yapay göz içi merceğin yerleştiği yuvanın son derece düzgün bir şekilde hazırlanabilmesidir. Bu sayede ameliyat sonrası gözlük kullanmadan uzak ve yakın net görüş sağlayan mulifokal lens ve torik lens gibi uygulamaların başarısı artmaktadır. Femtosaniye laser ile fako tekniği; Göz damla anestezi ile uyuşturulur. Femtosaniye laser cihazında gerekli ayarlamalar yapıldıktan sonra fako ile katarakt cerrahisinin önemli aşamaları olan korneal kesi, lens ön kapsülünde açıklık oluşturma (kapsüloreksis) ve lensin parçalara ayrılması işlemleri tamamen kişiye özel ve güvenli bir şekilde gerçekleştirilir. Sonrasında hasta başka bir ameliyat odasına alınarak lens artıklarının fakoemulsifikasyon ile gözden temizlenmesi ve yapay göz içi mercek yerleştirilmesi işlemleri tamamlanır. Yaklaşık 20 dakikalık bir süreçte gerçekleştirilen bu işlemler sonrasında hastalarımız evlerine gidebilirler.

DOSYA

Lazerde Teknoloji Faktörü Çok Önemli Gelişen tıp teknolojileri sayesinde gözlük kullananların imdadına yetişen lazer teknolojisi her geçen gün yeni gelişmelerle farklı bir boyut kazanırken, bu uygulamayı yaptırmak isteyenler de yaşanan bilgi karmaşası içerisinde doğru karar vermekte güçlük çekebiliyorlar.

G

özdeki kırma kusurlarının (miyopi, hipermetropi, astigmatizma) tedavi edilmesinde kullanılan lazer teknolojilerinde her geçen gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Yeni nesil bıçaksız lazer teknolojisi olarak adlandırılan intralase ve kişiye özel wavefront yöntemlerinin uygulanmaya başlanması ile birlikte laser tedavisinde hangi teknolojinin tercih edilmesi gerektiği, yeni ve eski teknolojinin nasıl ayırt edileceği, aradaki farkın ne olduğu gibi sorular gündeme geldi.

Yeni ve Eski Teknolojinin Farkı

Laser ameliyatı için 2 işlem gerekir. Birinci işlem gözün önündeki kornea yüzeyinin aşılması, ikinci işlem ise korneanın numaraya göre yeniden şekillenmesi. Yeni teknolojide kornea yüzeyi femtosaniyelaseriyle bıçaksız aşılıp, numaralar da kişiye özel tedavilerle düzeltilebiliyor. Dr. Haluk Talu, yeni nesil lazer tedavilerinin dünyayı daha net göstermedeki başarılarının çok üstün olduğunu belirterek, günümüzde gözdeki kırma kusurlarının tedavisinde iLASIK tedavisinin teknolojik olarak en gelişmiş lazer yöntemi olduğunu söyledi. Dr. Haluk Talu, iki aşamadan oluşan ve gözlükten kurtulma ameliyatlarının baştan sona bıçaksız lazerle yapıldığı uygulamayla ilgili şu bilgileri verdi: “Operasyonun birinci aşamasında bir femtosaniyelaseri olan Intralase cihazı ile bıçak kullanmadan, en ince ayarlı bir şekilde kornea tabakasında arzu edilen kalınlıkta ve çapta bir kapak oluşturuyoruz. Tamamiyle doktor kontrolü altında yapılan bu işlem sırasında vakum boşalması gibi herhangi bir sıkıntı olursa bile korneada bir hasar oluşmuyor, yeni bir kapak oluşturarak ameliyata devam edebiliyoruz. Bıçaksız laser ameliyatı güvenli kapak oluşturmak için geliştirilmiş en ileri yöntemdir. Bu yöntemle son derece ince fakat dayanıklı kapaklar oluşturabiliyoruz. Bu kapaklar sayesinde iyileşme çok hızlı oluyor, hastalar 5-6 saat sonra gözlüksüz görmenin keyfini çıkarmaya başlıyorlar. İkinci aşamada bıçaksız olarak oluşturduğumuz bu kapakçığın

158 > Nisan 2013

altına göz numaralarını düzeltmek üzere, korneanın eğimini değiştirecek bir excimerlaser uyguluyoruz. Yeni teknolojide excimerlaseri NASA pilotlarına da uygulanan kişiye özel wavefront yöntemi ile ya da wavefronta optimize edilmiş yöntemlerle uyguluyoruz. Wavefront göz bozukluğunu sadece gözlük numaralarıyla ifade etmeyip, bu bozukluğun daha detaylı tarifi anlamına gelir. Wavefront ölçümü alınırken iris fotoğrafı da hafızaya alınır ve ameliyat sırasında hasta yattığı için gözü biraz devrilmiş olsa bile cihazın iris tanıma özelliği ile hastanın astigmat aksı birebir yakalanmış ve tedavi doğru düzleme yapılmış olur. Bu yüzden özellikle astigmatlarda wavefront tedavileri yüksek başarılır. Wavefront aynı zamanda gece görüşü için de standart laser tedavilerine üstünlük gösterir. Eski teknolojide mikrokeratom adı verilen ve bıçak kullanılan bir sistemle korneada kapak (flap) oluşturulur. Mekanik keratomda kontrol tamamen doktorun dışındadır, doktorun müdahale şansı yoktur. Kesi sırasında vakum kaybedilirse flap yırtılır, ameliyat iptal edilir. Kornea hasarı fazla değilse 3 ay sonra yöntem tekrarlanır. Bu da gözde oluşabilecek farklı problemlere yol açarken, net görüşü olumsuz etkileyebilmektedir. Ayrıca eski nesil excimerlaser tedavileri gece ışık saçılmalarını daha fazla hissettirir.”

Lazerle İlgili En Çok Merak Edilenler

Dr. Talu hastaların kafalarında lazer uygulamasıyla ilgili pek çok soru işareti bulunduğuna dikkat çekerek, bu sorulara şu şekilde açıklık getirdi: “Hastalarımızın kafasındaki en önemli soru işareti numaraların geri gelip gelmeyeceği konusundadır. İleri teknoloji ürünü tetkik ve teşhis cihazları ile tedavi süreci ve sonucu başarı oranlarımız artmış, risklerimiz azalmıştır. Hiçbir zaman %100 başarı diyemeyiz ama artık çok daha az sürpriz yaşıyoruz. Kafalardaki bir başka soru işareti ise operasyon sırasında gözün oynamasının, doğru bakmamasının bir soruna yol açabileceği konusundadır. iLASIK cihazında bulunan ve FBI’ın da kullandığı iris tanıma özelliği ile hafızaya aldığı irisi yakalayarak göze bire bir kitlenme özelliği sayesinde lazer tedavisi tam arzu edilen koordinatlara uygulanır, göz hedeften çıkınca laser durur, hedefe gelince tekrar başlar. Ayrıca bu kilitlenme özelliği sayesinde astigmatlılar da gözlüklerinden daha başarılı şekilde kurtulabilmektedir. Son olarak da laser olmuş hastaların ileride katarakt gibi diğer göz ameliyatı olamayacağından bahsedilir. Bu tamamen yanlış bir bilgidir.”

DOSYA

D

ünya Glokom Birliği ve Türk Oftalmoloji Derneği tarafından 10 – 16 Mart 2013 Haftası “Glokom Haftası” olarak belirlendi. Burada amaç ise kalıcı görme kaybına sebep olan glokom hastalığının önemine dikkat çekmek ve belirti vermeden ortaya çıkan görme kaybından korunabilmek için yapılması gerekenleri vurgulamak. Dünyagöz Etiler’den Prof. Dr. Can Üstündağ, artan göz içi basıncın göz siniri hücrelerine zarar vermesiyle oluşan hastalığın, göz siniri hücreleri öldüğü zaman da kalıcı görme kaybına sebep olacağını anlattı.

Erken Tanı Çok Önemli

Prof. Dr.

ndag

Can Ustu

Ailede Glokomu Olanlarda Risk Daha Fazla Halk arasında “Göz tansiyonu” diye de bilinen glokom, artan göz içi basıncının göz siniri hücrelerine zarar vermesiyle oluşur ve göz siniri hücreleri öldüğü zaman da kalıcı görme kaybına sebep olabilir.

160 > Nisan 2013

Prof. Dr. Can Üstündağ, hastalığın başlangıcında hastalığa ait herhangi bir belirti görülmediğini belirterek, “Hastalık ilerledikçe görme sinirini etkiler. Görme siniri çok sayıda lif içeren elektrik kablosu gibidir. Bu lifler farklı alanlardan gelen görüntüleri beyine iletir. Sinir hasar gördükçe görme alanı bozulur. Glokom, birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebilir. Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri döndürmek, iyileştirmek mümkün değildir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir” dedi. Prof. Dr. Can Üstündağ, glokomun tanı koyulduktan sonra tamamen iyileştirilip ortadan kaldırılamayacağını fakat birçok olguda uygun tedavi ile başarılı olarak kontrol altında tutulabileceğini ve görme kaybının ilerlemesinin engellenebileceğini belirtti.

Nasıl Tedavi Edilir

Tipik olarak glokomun öncelikle göziçi basıncını düşüren çeşitli ilaçlarla tedavi edilebileceğini söyleyen Prof. Dr. Can Üstündağ, “Bu ilaçlar genellikle göz damlası şeklindedir. Gerekirse cerrahi ve lazer girişimleri de uygulanabilir” diye konuştu. Prof. Dr. Can Üstündağ, göz damlalarının ise her gün kullanılmasının zorunlu olduğunu dile getirerek, “Önerilen ilaç tedavisinin tipine bağlı olarak göz damlasını ya da damlalarını günde bir veya birkaç kez damlatabilirsiniz” dedi.

AKTÜEL

Göz Vakfı Dünyaca Ünlü İki Göz Doktorunu Ağırladı Göz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi tarafından düzenlenen bir toplantıda, dünyaca ünlü iki göz doktoru gözlük bağımlılığından kurtulmak için yapılan tüm cerrahi girişimler (Retraktif cerrahi) ve katarakt tedavisinde kullanılan yeni ve güncel tedaviler ile ilgili bilgi verdi.

G

öz Vakfı Bayrampaşa Göz Hastanesi’nin düzenlediği bir toplantıda dünyaca ünlü iki göz doktorunu ağırladı. 16 Mart 2013’te İstanbul’da göz doktorlarına yönelik olarak düzenlenen toplantıda, Prof. Dr. Anastasios John Kanellopoulos ve Dr. Matthias Maus iki konuda konferans verdiler. New York Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapan aynı zamanda Atina’da kendine ait bir lazer merkezi olan Prof. Dr. A. John Kanellopoulos konferansta yaptığı konuşmasının ilk bölümünde; ülkemizde oldukça sık rastlanan ve gözün kornea tabakasının dejeneratif, ilerleyici bir hastalığı olan keratokonus’un tedavisindeki son gelişmeleri değerlendirdi.

Keratokonus Nedir?

Keratokonus, kornea tabakasının incelip koni şeklinde öne sivrilmesi ile karakterize bir hastalıktır. Genellikle çift tara-

162 > Nisan 2013

flıdır. Genetik geçiş gösterebil-diğinden diğer aile bireyleri de araştırılmalıdır. Hastalar 20'li yaşlarda görme azlığı, devamlı değişen gözlüğe rağmen net görememe şikayetleri ile başvurur veya tesadüfen topografik incelemede ortaya çıkar. Hastalık 20-40 yaşları arasında ilerler, ileri dönemde kornea nakli gerekebilir. Erken dönemde ise ilk tedavi Korneal Cross Linking (CCL- korneayı güçlendirme)’dir. Orta derecedeki keratokonuslarda uygun gözlerde kornea içi halka takılır veya kontakt lens uygulanır. İleri olgularda sert gaz geçirgen kontakt lens tek seçenektir. Keratokonus hastalarında son zamanlarda sıklıkla kullanılan Crosslinking (Korneayı güçlendirme) yöntemi ile Excimer lazer (gözlük kullanmadan net görebilmeyi sağlayan lazer) tedavisini aynı seansta gerçekleştirdiğini anlatan Prof. Kanellopoulos bu sayede hastalığın ilerlemesinin durduğunu, görme kalitesinin artığını ve en önemlisi kornea nakline gereksinimin oldukça azaldığını vurguladı. Prof. Kanellopoulos Türk meslektaşlarının soru ve katkıları ile oldukça interaktif bir ortamda gerçekleşen konuşmasının ikinci bölümünü başta femtosaniye lazer destekli katarakt ameliyatı olmak üzere oftalmoloji alanındaki diğer yenilikler hakkındaki fikirlerini ve tecrübelerini paylaşarak tamamladı. Refraktif cerrahi (Gözlükten bağımlılığından kurtulmak için yapılan tüm cerrahi girişimler) ve Excimer lazer konusunda binlerce vaka deneyimi olan Almanya’nın tanınmış refraktif cerrahlarından Dr. Matthias Maus ise presbiyopinin (40 yaşından sonra gelişen ve yakından net göremememize neden olan durum) tedavisinde kullanılan lazer tedavileri ve korneal im-

plantlar hakkında bilgiler verdi. Ayrıca uygulanan refraktif girişimlerin başarı oranlarını arttırmak için dikkat edilmesi gereken özellikleri vurguladı. Toplantının çok rağbet görmesi sebebiyle bu tür bilimsel toplantılar Göz Vakfı doktorları tarafından periyodik olarak organize edilemeye devam edecek.

Katarakt Nedir, Nasıl Fark Edilir? Katarakt Cerrahisinde Lazer Dönemi; Femto-Fako Veya Lazer-Fako

Katarakt göz içindeki merceğin saydamlığını kaybederek opak bir görünüm almasıdır. En sık yaşlılığa bağlı olarak görülen kataraktın bilinen tek tedavisi cerrahidir. Son yıllarda özellikle refraktif cerrahide giderek artan sıklıkta kullanılan femtosaniye lazer teknolojisi artık katarakt hastalarının da hizmetine girmiştir. Femtosaniye lazer sayesinde fako ameliyatının en önemli aşamaları insan eli değmeden tamamen bilgisayar kontrollü olarak gerçekleştirilmekte, dolayısıyla komplikasyon olasılığı son derece azalmaktadır. Lazer-fako’nun bir başka avantajı yapay göz içi merceğin yerleştiği yuvanın son derece düzgün bir şekilde hazırlanabilmesidir. Bu sayede ameliyat sonrası gözlük kullanmadan uzak ve yakın net görüş sağlayan multifokal lens ve torik adı verilen astigmatlı lenslerin uygulanmaların ameliyatın başarısı artmaktadır.

Excimer Lazer Tedavisi Nedir?

Excimer laser tedavisi 20 yılı aşkın bir süredir kırma kusurlarının tedavisinde başarı ile uygulanan bir yöntemdir. Lazer ışını hedeflenen dokuyu istenilen kalınlık ve genişlikte ortadan kaldırır böylece gözün en dışında bulunan kornea tabakasında kalıcı bir değişim meydana gelerek miyop, hipermetrop ya da astigmatın tedavisi gerçekleşmiş olur.

Göz Vakfı

1984 yılında Türkiye’nin ilk göz hastanesi olarak göz sağlığını korumak ve sonradan olma körlüğü önlemek amacıyla kurulan Bayrampaşa Göz Hastanesi’ni bünyesinde barındıran Göz Vakfı, bugün tam teşekküllü Bayrampaşa Göz Hastanesi ve 2 Göz Merkezi ile (İdealtepe Göz Merkezi ve Bursa Yıldırım Göz Merkezi) hastalarına hizmet vermektedir. Göz Vakfı, kar amacı gütmeden, etik ilke ve değerlere saygılı, en ileri teknoloji ile hastalara hizmet vermeyi kendisine ilke edinmiştir. Göz Vakfı bugün, 35 doktor, 20 hemşire ve 70 personel; toplam 125 çalışanı ile yılda 110.000-120.000 poliklinik, 17.000-18.000 tetkik ve müdahale, 5.000-6.000 ameliyat gerçekleştirmektedir. Göz Vakfı, kurulduğu günden bu yana 1 milyon 700 bin göz taraması yapılmıştır.

DOSYA Emtron Limited Şirketi Genel Müdürü Dr. Mehmet Melek:

“Dünyanın Gözüne Girdik” Emtron, Dünya Çapında Bir Lazer Probu Üreticisi Olmayı Hedefliyor

E

mtron Limited Şirketi Genel Müdürü Dr. Mehmet Melek, Emtron’un, dünya çapında bir lazer probu üreticisi olma yolunda ilerlediğini söyedi. Dr. Melek, “Emtron küçük bir şirket ama birçok ilki başarmıştır” diye konuştu. Dr. Mehmet Melek, şirketinin faaliyetleri ve çalışmaları hakkında sorularımızı yanıtladı.

Lazer prob üretimine nasıl karar verdiniz?

Lazer problarını ilk üretmeye başladığımızda Türkiye pazarını düşünüyorduk. Ancak o sıralarda CE belgesi zorunluluğu geldi - iyi ki de gelmiş - ve biz bir anda kendimizi uluslararası kalite standartları içerisinde bulduk. Belki iç piyasaya girebilmemiz biraz gecikti ama ISO 13485 ve CE belgelerimiz ile Avrupa ve dünyanın birçok ülkesine ürün satabilir duruma geldik. Şu anda üretimimizin %85’i yurt dışına gidiyor. Bazı ülkelerde de güçlü rakiplere rağmen önemli pazar payına sahibiz. Mesela İtalya’da oftalmik endolazer probu pazarının %10-15’i bize ait. Şu anda 5 kıtada 29 ülkeye ihracat yapıyoruz. Buna ilaveten, anlaşmalı olarak OEM bazında kendi markalarıyla üretim yaptığımız dünyaca bilinen lazer üreticileri ve pazarlama şirketleri var. Onların kanalıyla bizim ürettiğimiz problar daha birçok ülkede kullanılıyor.

daha ziyade büyük Amerikan ve Alman firmaları olduğundan, yeni bir Türk markası olarak onlardan daha bile iyi ürün yapmak zorundasınız. Bu nedenle dünyada kabul görmüş en iyi hammaddeyi kullanmak durumundasınız. Malzeme kadar önemli olan diğer husus da insan faktörüdür. Elemanlarımızın en yüksek dünya kalite standartlarında çalıştığını söyleyebilirim. Vurgulamak istediğim bir diğer husus da tüm problarınızın ki 100’ün üzerinde model var, tasarımı ve teknolojisi kendimize ait. Bu da bize istediğimiz her ülkede faaliyet gösterme özgürlüğü sağlıyor.”

İlerisi için düşünceleriniz nelerdir?

Şöyle sıralayabiliriz: Pazarlama ve satış alanımızı tüm dünyaya yaymak. Bugün Brezilya’da, Güney Afrika’da satışımız varsa yarın neden Arjantin’de, Nijerya’da, Kenya’da olmasın? Oftalmoloji’de vardığımız noktayı diğer branşlara taşımak. Bu sene Amerikan Üroloji Derneği kongresinde stand kiraladık, lazerle böbrek taşı kırma problarımızı teşhir edeceğiz. Bu dernek de 110 senelik, bakalım ilk Türk şirket biz mi olacağız Geçen seneki listede Türk şirket göremedim ama daha evvelini araştırmadık. Tıpta lazer kullanımı sürekli değişiyor, yeni alanlar çıkıyor (mesela bu aralarda endovenöz varis tedavisi, lazer lipoliz), bazı alanlar geriliyor (20 sene evvel lazer anjioplasti modaydı, şimdi pek rastlamıyoruz). Bu akımları iyi takip edip ürün yelpazemizi geliştirmek.

Emtron şirketini bu sektörde başarılı kılan özellikler nelerdir?

İnsan sağlığı söz konusu olduğunda her şeyden önce kalite gelir. Dünyada lazer problarına tek tek seri numarası veren bizden başka firma yok, yani her ürettiğimiz tek kullanımlık probun bir kalite dosyası var.

Peki kalite nasıl sağlanıyor? Birincisi, kaliteli malzeme kullanarak sağlanıyor. Rakiplerimiz

164 > Nisan 2013

Emtron Limited Şirketi Genel Müdürü Dr. Mehmet Melek.

AKTÜEL

Fortis Ortopedi’den Yepyeni Bir Ürün

Fortis Ortopedi Genel Müdürü Ekrem Orak, “Sağlık sektörüne yönelik çok güzel çalışmalar gerçekleştirdik. Yeniliklerimizi artarak devam ettiğini söyleyebilirim. Her zaman daha faydalı çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.” dedi.

Fortis Ortopedi tarafından yeni geliştirilen ürünler, sektörün hizmetine sunuldu.

O

rtopedik Terlikte Tarih Yazılacak sloganıyla Fortis Ortopedi tarafından yeni geliştirilen ürünler, sektörün hizmetine sunuldu. Fortis Ortopedi Yöneticisi Ekrem Orak, yeni ürünler hakkında sorularımızı yanıtladı.

Firmanızın kuruluşundan bu yana geçen zamanı özetler misiniz? Firmamız 1963 yılında Hayat Ortopedi ismiyle ayakkabı sektörüne 2005 yılına kadar hizmet etmiş bulunup bu tarihten sonra Fortis Ortopedic adıyla sağlık sektörüne girmiştir.

Firmanızın faaliyet alanları hakkında bilgi verir misiniz? Ürün gruplarınız nelerdir? Firmamız Ortopedik Terlik, Ortopedik epinli terlik, ortopedik sabo terlik üretmektedir.

Ayak sağlığı neden önemlidir? Ayak sağlığını korumak için ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Ayak sağlığına önem vermemizin en önemli nedeni sağlık ayaktan başlar doğrusunu halkın bilincine yerleştirmektir.

166 > Nisan 2013

“Ortopedik Terlikte Tarih Yazılacak” sloganıyla ürettiğimiz yeni ürününüz hakkında bilgi verir misiniz?

Evet. Ortopedik Terlikte Tarih Yeniden değişecek. Yıllardır alışılagelen modellerin dışında yeni modelimizde her türlü konfor olmasının yanında ARK desteği, Metatars ve Metatars YASTIĞI ile beraber Türkiye’de ilk defa uygulanacak olan poliüretan hammaddesindeki esneklik, sağlamlık ve kullanıcının kendi kilosuna göre kendiliğinden yere temas hali özelliği dikkate alınırsa ne kadar farklı bir ürün olduğu da ortaya çıkacaktır.

Bu ürünün avantajları nelerdir? Kullanıcı neden bu ürünü tercih etmeli?

Bu ürünün en büyük özelliği 4 saatten fazla ayakta kalan herkes için inanılmaz rahatlık ve konfor ihtiva ediyor olmasıdır. Özellikle sağlık sektöründe çalışan personelin uzun saatler boyu ayakta kaldığı düşünülecek olması bizi bu modelde haklı çıkarıyor. Birde bu ürünün en büyük özelliği spor yapan insanların belli bir zaman sonra özellikle yürüyüş ve koşu yapanlar belli zamandan sonra yorulmaları nedeni ile koşu yada yürüyüşlerini bırakıyorlar. Halbuki bizim yeni ürünümüzde bizim sandalet sabomuzda rahatlığı ve konforu sayesinde yaptıkları sporun 2 katı değerinde yorulmadan ve zorlanmadan istedikleri eforu harcayabilecekleri gibi daha sağlıklı spor yapmalarına olanak verecektir.

Bu ürünleri kimler kullanmalıdır? Müşteri kitleniz nerelerden oluşmaktadır?

4 saatten fazla ayakta kalan herkes, sağlık sektörü, güzellik merkezleri, restaurantlar, otel çalışanları özellikle da çok önem verdiğimiz kilolarından ve duruşlarından şikayetçi olup sağlıklı spor yaparak zayıflamak isteyenler için ideal bir ürün olduğunu yineleyebiliriz.

Ortopedik terlik ve sabo almak isteyen kullanıcılar, hangi kriterlere dikkat etmelidir?

Ortopedik terliğin en önemli olanı ARK desteğidir. Bu mânâda malzemenin poliüretan hammaddesi olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü koku ve bakteri barındırıp barındırmaması bu hammaddeye bağlıdır. Bunu yanında ürünün arkasında olan firmanın güvenilirliği göz önünde bulundurulmalıdır.

Sağlık sektörüne vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Sağlık sektörüne yönelik çok güzel çalışmalar gerçekleştirdik. Yeniliklerimizi artarak devam ettiğini söyleyebilirim. Her zaman daha faydalı çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Bu vesile ile beraber büyüme adına “Tanışalım” diyoruz. Kalite tesadüf değildir. Ortopedikte tarih yeniden değişecek.

HASTANE DONANIM

Acto Türk Hijyen ve Dezenfeksiyon Pazarında Büyüyor Acto Türk, daha güçlü, dinamik, daha çok ürün ile kalitenin yeni adı olmayı hedefliyor.

168 > Nisan 2013

A

bem Kimya ve Acto ortaklığından doğan Acto Türk, pazarındaki faaliyetlerine başladı. Acto GmbH, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de kendi varlığını daha etkili bir şeklide yönetmek ve pazarı yönlendirmek için Abem Kimya firması ile birlikte Acto Türk firmasını kurdu. Konuyla ilgili olarak Acto Türk yetkilileri sorularımızı yanıtladı.

Medikal Hijyen konusundaki çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz?

Bir hastanede kullanılması gereken hijyen ve dezenfeksiyon alanındaki tüm ürün grupları bünyemizde bulunmaktadır. Tüm ürünler ilgili genel müdürlüklerden onaylı ve ruhsatlı ürünlerdir. Firmamızın üretim ve satış pazarlamasını yaptığı ACTO ALMAN ( Active Chemical Technology Organisation) markası Dünya genelinde satış ve pazarlama yapan 11 firmadan biridir. Buda bizim ne kadar doğru bir marka ile yan yana yürüdüğümüzün göstergesidir. Günden güne yenilediğimiz ürünlerle piyasada daha çok uzun yıllar kalmayı hedefliyoruz. Abem Kimya Türkiye Distribitörü olarak varlığına devam edecektir. Acto Abem Kimya ile bir ortaklık yaptı. Acto firması ile yaptığımız anlaşma gereği artık “Acto Türk” ismini daha sık telaffuz etmeye başlayacağız. Acto GmbH Dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de kendi varlığını daha etkili bir şekilde yönetmek ve pazarı yönlendirmek için ACTO Türk firmasını ortak olarak kurmuş ve faaliyete başlamıştır.

HASTANE DONANIM

Özellikle her şeyin ilkini yapmakla ACTO markası kendini bir adım daha öne çıkarmıştır. Örneğin alkol içermeyen dezenfektanları piyasaya ilk kez çıkararak alkole hassas yüzeylerde de dezenfektan kullanımını sağladık. Diğer dezenfektan firmalarına bile kendi lisansımızla ürünlerimizi vermekteyiz. Almanya, Amerika ve satışı yapılan diger ülkelerde üniversitelerde ve labaratoruvarlarda, dünyanın seçkin ve akredite laboratuvarlarında Ar-Ge çalışmaları yapılmaktadır. Pazara ilk giren firma olmamızın etkisi ile rakip firmalarda kaliteyi takip ve taklide başlamıştır. Ancak taklitler asıllarını yaşatmaktadır. Yılın en az 6 ayını yurtdışında ki fuarlarda geçirmekteyiz. Bunlar başta Almanya olmak üzere, Dubai, Hindistan, Çin, Arjantin, Vietnam, Rusya, Azerbaycan, Kazakistan, Güney Afrika dır. Kurmuş olduğumuz fabrikamızda en son teknolojik bilgiler ve kalite yönetim sistemleirnin tamamının kuralları titizlikle uygulanmaktadır.

Yeni dönem için hedefleriniz nelerdir, ne tür çalışmalar yapacaksınız?

Yaptığımız Ar-Ge sonucu geliştirdiğimiz Alkol içermeyen ürünler halen piyasadadır. Endüstriyel alanda 20 yılı aşkın tecrübemiz bulunmasına rağmen bu konuya pazara hakimiyetimizden sonra eğilmeye karar vermiştik. Artık endüstriyel hijyen ve temizlik ürünlerimizde yeni organizasyonumuz ile Türkiye piyasasında bizde varız demiştir. Yeni ürün olarak yine Ar-Ge’si devam eden alkol içermeyen el ve cilt dezenfektanı, bunun yanı sıra TUBİTAK’tan onaylı projemiz olan “kateter kolonizasyonunu engelleyici antiseptikli ürünümüz”ü 2012 yılında piyasaya süreceğiz. Tabii eğitim faa-

170 > Nisan 2013

liyetlerimizde aralıksız devam edecek. Bunun yanı sıra bölge ihracat yetkisini aldığımız için tüm Dünyaya ürettiğimiz ürünleri Türkiye’den göndereceğiz. Halen Rusya, Malezya, Irak, İran, Suriye, Kazakistan, Libya, Cezayir, Mısır, Azerbaycan, KKTC, Ürdün, Pakistan ile aktif olarak ihracat yapmaktayız. Bu yılsonu hedefimiz ise tüm Avrupa ülkelerine Türkiye’de ürettiğimiz ürünlerin satış ve pazarlamasını yapmaktır. Bunun yanı sıra manuel dezenfeksiyon işlemlerinin kontaminasyon riski göz önüne alınarak makine ile dezenfeksiyonu önerdiğimiz için Acto markalı alet yıkama makinelerini, ördek ve sürgü yıkama makinelerinide piyasaya arz ediyoruz. Kendi solusyonlarımızla ve kendi AR_GE miz ile geliştirdiğimiz bu cihazlar sayesinde kalitenin ucuzada alınabileceğini göstermek istiyoruz.

Son olarak, sektörü nasıl yorumluyorsunuz, sektörün geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yeni yönetmelikler gereği sektördekiler pek çok yükümlülük altına girdiler. Elbette maddi yükümlülükleri kastediyorum. Bu sebeple ben pek çok firmanın bu maliyetleri karşılayabileceklerini düşünmüyorum. SSK, KDV peşin olarak ödediğiniz ve satış yaptıktan 6 ay 1 yıl sonra parasını alabildiğiniz bir alanda çok uzun soluklu ayakta kalmanız mümkün mü? Sattığınız malın KDV sini peşin ödüyorsunuz. Ödemesini 1 yıl bekliyorsunuz. Sektörde sadece sağlam alt yapısı olanlar, finans gücü olanlar ayakta kalacaktır. Geri kalanı için maalesef iyi bir gelecek görmüyorum. Son olarak heryerde söylediğim gibi “daha fazla hijyen için bir damla “ACTO” yeter diyorum.

HASTANE DONANIM

KÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Yeni Binasında Hizmete Girdi Kırıkkale Üniversitesi (KÜ) Rektörü Prof. Dr. Ekrem Yıldız, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak Kırıkkale ve bölgenin en önemli sağlık kuruluşu olduğunu ve öğretim elemanı yönünden de zengin bir kadroya sahip olduklarını söyledi. Prof. Dr. Yıldız, Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans salonunda düzenlediği basın toplantısında, 13 yıldır Kırıkkale şehir merkezinde kısıtlı imkanlarla hizmet veren Tıp Fakültesi'nin yeni binasında hizmete başladığını ve yeni binaya taşınma işlemlerinin tamamlandığını söyledi.

40 Bin Metrekare Kapalı Alana Sahip

Yeni hastane kompleksinin 40 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu kaydeden Prof. Dr. Yıldız, "Biz bütün bölgeden ve hatta Ankara'dan hasta çekecek potansiyele sahibiz. Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, 18 yıl önce 3 Ocak 1995 tarih ve 6413 sayılı Bakanlar Kurulu karan ile kurulmuştur. 15 Şubat 1998 tarihinde öğretim üyelerinin hizmet verdiği Tıp Fakültesi polikliniği Kızılay Binası'nda hizmete açılmıştır. Fakültemiz ilk öğrencilerini 1998-1999 öğretim yılında almış ve ilk mezunlarım 2004 yılında vermiştir. 1997 yılında Sağlık Bakanlığı ile yapılan protokol ile devralınan Kadın Hastalıkları ve Doğumevi inşaatı 2000 yılında tamamlanarak hastanemiz bu binaya taşınmıştır. Binanın imkanları zorlanarak 150 yatak kapasitesi oluşturulmuş, yapılan eklentilerle hizmet çeşitliliği artırılmaya çalışılmıştır. 12 yıl bu binada hizmet verilmiştir. Şehirdeki bina Tıp Fakültesi'ne, Tıp Fakültesi Hastanesine uygun bir bina değildi. Poliklinikler için yeterli mekanımız yoktu. Servislerimiz sıkışıktı. Birden fazla klinik aynı koridor ve odalarda hizmet veriyordu. Hem öğretim elemanı ve öğrencilerimizin hem de hastaların rahat edebilecekleri uygun mekanlarımız yoktu. Çok uzun süre bu şartlarda hizmet sürdürüldü. Bu şartlara rağmen

172 > Nisan 2013

Prof. Dr. Yıldız, 13 yıldır Kırıkkale şehir merkezinde kısıtlı imkanlarla hizmet veren Tıp Fakültesi'nin yeni binasında hizmete başladığını ve yeni binaya taşınma işlemlerinin tamamlandığını söyledi. sağlık hizmetleri ve tıp eğitimi alanında başarılı çalışmalara imza atılmıştır" dedi

50 Milyon Liraya Maloldu

2009 yılı Eylül ayında 7 milyon liralık ödenekle temeli atılan Tıp Fakültesi hastane binası 49 milyon 532 bin liraya tamamlandığını kaydeden Rektör Yıldız, " Tıp Fakültesinin morfoloji binasına ise 2011 yılında başlandı ve toplamda 25 milyon 839 bin liralık ödenekle tamamlandı. Böylece toplamda 75 milyon 371 bin lira harcanarak hastane ve morfoloji binası tamamlanmıştır. Bu süreçte ihtiyaç duyduğumuz ek kaynakların temininde bize yardımcı olan üniversitemizin kurucu rektörü, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay'a, Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz'a, Kalkınma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı bürokratlarına teşekkür ediyorum. Yeni hastanemizin donanımı için 2012 yılında 20 milyon 150 bin lira ödenek alınmıştır. Bunun önemli bir kısmı harcanmıştır. 2013 yılında aldığımız 17 milyon 330 bin lira ile daha donanımlı bir hastane kurma çalışmalarımız devam edecektir." diye konuştu. Hizmetleri 45 profesör, 25 doçent, 45 yardımcı doçent, 5 uzman ve 127 araştırma görevlisi kadrosundan oluşan toplam 247 akademik personel ile yürüttüklerini kaydeden Rektör Yıldız, "Yardımcı sağlık personeli ve diğer personel yönünden bu hastanede önemli artışlar yaptık. Burada hizmetimizin kalitesi mutlaka artacaktır. Biz deneyimli bir hastane ve ekip olarak her türlü sağlık hizmeti için halkımızın emrindeyiz. İnsanlarımızın Ankara'ya veya başka şehirlere yorulmasını istemiyoruz. Biz bütün bölgeden ve hatta Ankara'dan hasta çekecek potansiyele sahibiz. Yeni hastanemizin hepimiz için hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Toplantıda Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Koray Dural da bir sunum yaparak Tıp Fakültesi Hastanesi'nin tanıtımını yaptı.

HASTANE DONANIM

Beylikdüzü Hastane İhalesi Nisan’da Yapılıyor Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla ilçedeki hastane ve sağlık merkezlerine yaptığı ziyarette, doktor ve hastalara Beylikdüzü’nde inşa edilecek 300 yataklı Beylikdüzü Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin ihalesinin 29 Nisan’da yapılacağı müjdesini verdi. 14 Mart Tıp Bayramı’nda Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun’dan hastane müjdesi geldi. Beylikdüzü’nde, TOKİ tarafından yaptırılacak olan 300 yataklı Beylikdüzü Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin 29 Nisan’da ihalesinin yapılacağını belirten Başkan Uzun, “TOKİ’nin internet sitesinde ihale şartnamesi askıya çıktı. İhale sonuçlandıktan sonra hızlı bir şekilde çalışmalar başlayacak. Beylikdüzü’ne yakışan, bölge halkının da rahatlıkla istifade edebileceği hastanemiz halkımızın hizmetine sunulacak” dedi. Beylikdüzü Sağlık Grup Başkanlığı ve Beylikdüzü Belediyesi Ek Hizmet Binası’na taşınan Büyükçekmece Devlet Hastanesi Poliklinikleri’ni ziyaret eden Başkan Uzun, AK Parti Beylikdüzü İlçe Başkanı Av. İbrahim Bülbüllü, tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayarak, herkese karanfil hediye ettiler.

174 > Nisan 2013

14 Mart Tıp Bayramı’nda Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun’dan hastane müjdesi geldi. Kızılay İlçe Başkanı Ayhan Başarır ve Kadın Kolları Başkanı Nehir Salantur da sağlık çalışanlarına yapılan ziyarette Başkan Uzun’a eşlik etti.

“Yeni Bina, Vatandaşları Memnun Etti”

Gürpınar’daki Beylikdüzü Belediyesi Ek Hizmet Binası’na taşınan Büyükçekmece Devlet Hastanesi Poliklinikleri’nin yeni binasını oldukça beğendiklerini belirten vatandaşlar, Beylikdüzü Belediye Başkanı Yusuf Uzun’a ve bu proje de emeği geçen herkese teşekkür etti. Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcıları İsmail Yalçın, Tahir Sert, Efrahim Yeşil, Osman Dinç ve Başkan Danışmanı Ercan Ay da ilçedeki Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, aile sağlık merkezleri ile diğer sağlık kuruluşlarına ziyarette bulundu. Sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlayan başkan yardımcıları çalışanlara da karanfil hediye ederek, işlerinde başarı ve kolaylıklar diledi.

HASTANE DONANIM

Acto Yeni Pazarlara Açıldı

Hastane Enfeksiyonlarına yönelik dezenfektanlarda kendini kanıtlamış olan Acto moleküler biyoloji ve genetik ürünleriyle de piyasada.

A

cto GmbH firmasının girişim amacı, Hastane Enfeksiyonlarına yönelik dezenfektanlar, antiseptikler, temizleyiciler ve bakım ürünleri, kozmetik ürünleri, MRSA ve VRE’ye etkili Yara bakım ürünleri, endüstriyel temizlik, gıda temizlik ve dezenfektan grubu, bioteknolojik ve genetik ürünlerinin üretim, satış-pazarlama ve dağıtımını yapmaktır. Ürünler GMP, 93/42/EC, EN ISO 13485: 2003, DIN EN ISO 9001:2000, CE gibi kalite standart sistemleriyle üretilmekte ve kontrol edilmektedir. Actoanid grubu alkol içermeyen yer ve yüzey dezenfektanları ile alkole ve neme hassas yüzeylerin daha kolay, hızlı dezenfeksiyonunu hedefleyen firma bu ürünlerini 2012 de pazara sunmuş pazarda iyi bir satış yakalamış, tüm alanlarda kullanımını sağlamıştır. Ürünlerin en büyük avantajı ise MRSA / VRE ve tüm dirençli bakterilere etkin olması, ultrason probları, küvezlerde kullanılabiliyor olmasıdır. Toksik ve alerjik etkisi olmaması sebebiylede bir çok sağlık personeli tarafından tercih edilen ürünlerdir. MRSA ve VRE’ye etkili Yara bakım ürünlerini pazara sunmuş, bu konuda da tüm etken maddelerin yerine kullanılabilecek tek etken madde “poliheksanid”li Actolind grubu ürünlerini Türkiye ile tanıştırmıştır. Kronik ve iyileşmeyen yaralar için yalnızca Actolind kullanmak yeterli olmuştur. Tüm dirençli bakterilere etkilidir.

176 > Nisan 2013

Yeni ürün grubu ise Genetik, Moleküler Biyoloji ürünleridir. Hem Almanya hem de Türkiye’de uzman Gen mühendisleri ve biyologlarla çalışmaya başlayan firmanın Genetik Laboratuvarları kurmak amacı ile seçkin bir çok hastane ile görüşme halinde olduğunu söylemeliyiz. Firma sadece genetik hastalıkların tanısında kullanılan kitleri üretmekle kalmamış, bu ayki konumuz olan enfeksiyon ile ilgili de tanı kitlerini de üretimine almıştır. Viral, bakteriyal ve fungal tanı kitlerinin yanı sıra gıda için son derece önemli olan Salmonella tanı kiti geliştirmiştir. Genetik Ürün grubu ise; DNA izolasyon kitleri, RNA izolasyon kitleri, PCR Enzimler, PCR Master karışımları, DNA Marker, PCR da kullanılan tamponlar, Bakteri tanı kitleri, Virüs tanı kitleri, Mantar Tanı kitleri, Parazit tanı kitleridir. Firmanın her alanda olduğu gibi bu alanda da kendini göstereceğini ve pazardaki yerini daha da sağlamlaştıracağını ifade eden Ahmet Kılıç 2012’nin son çeyreğinde başka ülkelerde de yeni fabrikalar, genetik tanı merkezleri kuracağını söyledi. 2013 yılında daha gelişmiş ürünlerle piyasada olacaklarının sinyalini verdi. Dünya genelinde bayileri ile satışını yaptıkları ürünlerinin Türkiye genelinde sadece konusunda uzman kişilere bayilikler verileceğini sözlerine ekledi.

HASTANE DONANIM

M BEÜ Hastanesi, Yüksek Teknolojiyle Zaman Kaybının Önüne Geçti Teşhis ve tanı yönteminde kullanılan PET-CT Üniteleri, hastaların zaman kaybını önlüyor.

etropol şehirlerde zaman kaybı yaşayarak yıpranan hastaların imdadına, Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi yetişti. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Araştırma Hastanesi, özellikle kanser hastalarının tedavisinde ve hastalık teşhisinde önemli bir adım daha attı. Bir süre önce hastaneye sağlanan PET-CT cihazlarıyla, hastaların metropol şehirlerde zaman kaybı yaşamalarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Lüzumsuz Tedavi Uygulanmayacak

Nükleer Tıp Anabilim Dalı Başkanı, aynı zamanda PET-CT sorumlusu Doç. Dr. Mehmet Çabuk, büyük şehirlerdeki hastanelerle aynı hizmeti verdiklerini belirtti. PET ve CT cihazları ile birlikte hastalıkta önemli noktalara ulaştıklarını dile getiren Çabuk, şunları kaydetti: "Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı bünyesinde kurulan PET/CT, Zonguldak ve çevresindeki il ve ilçeler için çok büyük bir hizmettir. Bu tetkik özellikle kanser hastalarında kullanılmaktadır. Kanser hastalarının tedavisinin takibinde ve teşhisinde kullanılmaktadır. Hatta lenfoma gibi hastaların tedavisi sürerken, tedavinin devamı hasta için yarar sağlayacak mı sağlamayacak mı? Bunun tespiti için de önemlidir. Bunun için hastaya lüzumsuz tedavi kullanılmayacağı için, hastanın yıpranmış olması önlenmiş olur."

Çevre İllerde Yararlanacak

Doç. Dr. Mehmet Çabuk, “Zonguldak ve çevresindeki iller de, dediğim gibi bundan istifade edebilirler. Ve başka illere bu tetkik için giden hasta ve hasta yakınları, hastalığın dışındaki bu yol sorunu, zaman kaybı gibi durumların da önüne geçmiş olurlar. Büyük şehirlerdeki cihaz ile bizim cihaz arasında kıyaslama yaparsak, onların verdiği bütün hizmeti aynı kalitede burada verebilmekteyiz. Dolayısıyla buradaki hastalarımızın metropol şehirlere gitmeleri söz konusu değildir. Bu hastaların yıpranmalarına, zaman kaybına sebep olur. Biz bu tetkiki burada yaparak, bunun önüne geçmiş oluruz” ifadelerini kullandı. Öte yandan, Batı Karadeniz Bölgesi’ndeki çoğu hasta, Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Araştırma Hastanesi’nde tedavilerini sürdürüyor.

178 > Nisan 2013

HASTANE DONANIM

Kuşadası’na 150 Yataklı Devlet Hastanesi

25 milyon liraya mal mal olması beklenen 150 yatak kapasiteli yeni devlet hastanesi, şartnameye göre 18 Ağustos 2015 tarihine kadar tamamlanacak.

B

üyük göç alan ve hızlı nüfus artışıyla dikkat çeken Kuşadası’ndaki mevcut 50 yataklı devlet hastanesinin gerek yetersiz kalması, gerekse yapılan incelemelerde depreme dayanıksız çıkması nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından yatırım programına alınan 150 yataklı yeni devlet hastanesinin temeli törenle atıldı. Törene, Aydın Valisi Kerem Al, AK Parti Aydın Milletvekilleri Semiha Öğüş ve Mehmet Erdem, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Mustafa Birincioğlu, Kuşadası Kaymakamı Mustafa Ayhan, Kuşadası Belediye Başkanı Esat Altungün, Kuşadası Jandarma Komutanı Ferhat Aslan, Kuşadası Emniyet Müdürü Olcay Yakup İnankur, AK Parti Aydın İl Başkanı Sadık Atay, Aydın İl Kültür ve Turizm Müdür Nuri Aktakka, AK Parti, CHP ve MHP’nin ilçe yöneticilerinin yanı sıra hastane çalışanları, doktorlar ve vatandaşlar katıldı.

Mevcut Bina Yıkılacak

Tören öncesi açılış konuşmasını yapan Kuşadası Devlet Hastanesi Başhekimi Gökhan Afacan, temeli atılan 150 yataklı yeni Kuşadası Devlet Hastanesi ile ilgili bilgi verdi. Yeni hastanenin yaklaşık 6 bin metrekarelik bir alana oturacağını ve 27 bin metrekare kapalı alana sahip olacağını açıklayan Gökhan Afacan, “Yeni hastanemizin ayrıca 280 araçlık bir otoparkı da olacak. Yeni binamızda seviye ve kapasite olarak daha yüksek bir yoğun bakım ünitesi, acil servis, donanımlı ameliyathane, doğumhane, diş ünitesi, görüntüleme ve laboratuar hizmetleri verilebilecek. Ayrıca yeni hastanemizin yatak kapasitesine uygun sayıda kadro ile hizmet verecek. Yeni binamızın tamamlanmasının ardından, mevcut binamız tamamen yıkılacak ve hastane bahçesi olarak düzenlenecek” dedi. Daha sonra konuşan Kuşadası Belediye Başkanı Esat Altungün de, mevcut hastanenin yapımında Kuşadası halkının birlik içerisinde hareket ettiğini ve dayanışma örneği verdiğini hatırlatarak, emeği geçen ve katkı verenlerin isimlerinin bulunduğu şeref panosunun yeni yapılacak binada aynen bulunmasını

180 > Nisan 2013

istediklerini söyledi. Kuşadası’na ve Kuşadası halkına yakışacak bir hastanenin temel atma törenine katılmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Esat Altungün, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür etti.

400 Yataklı Nazilli Hastanesi Hizmete Giriyor

AK Parti Aydın Milletvekili Mehmet Erdem ise, AK Parti’nin sağlık gündeminde artık gemi hastanelerinin bulunduğunu vurgulayarak, herhangi bir felaket durumunda gemilerin kıyıya yanaşıp hastane hizmeti vereceğini söyledi. Mehmet Erdem, “Nazilli’ye yaptığımız 400 yataklı hastane yakında hizmete giriyor. Gurur verici bir hastane oldu. Aydın’a da 600 yataklı bir şehir hastanesi yapacağız. Bugün temelini attığımız Kuşadası Devlet hastanesi, halkımıza ve ilçeye gelen yabancı konuklarımıza en kaliteli sağlık hizmetini verecek. Sağlık hizmeti insanlar için her şeyden üstündür, önemlidir. Biz de hükümet olarak bunun bilinciyle hareket ediyoruz” şeklinde konuştu. Özellikle son dönemde gittikleri yurt dışı fuarlarda Türkiye’nin imajının yükseldiğini kaydeden Vali Kerem Al da, “Son derece ileri teknolojiyle planlanmış bu modern hastaneyi Kuşadası halkının yaşam standardını yükseltecek bir yapı olarak görüyorum. Her alanda atılım yapan bir ülke konumuna geldik. Sağlıkta da bu atılımın en güzel örneklerinden biri Kuşadası Devlet Hastanesi olacak” dedi. Yapılan konuşmaların ardından ise kurban kesildi. Bando ve mehter takımının müzikleriyle renk kattığı temel atma töreninde düğmeye Aydın Valisi Kerem Al, AK Parti Aydın Milletvekilleri Semiha Öğüş ve Mehmet Erdem ile Kuşadası Belediye Başkanı Esat Altungün birlikte bastı.

Yeni Hastane 27 Ayda Tamamlanacak

Temeli atılan yeni Kuşadası Devlet Hastanesi 57 bin 733 metrekarelik arsa içerisinde 5 bin 608 metrekarelik inşaat alanı üzerine oturacak ve 22 bin 426 metrekarelik kapalı alana sahip olacak. Yaklaşık maliyeti 37 milyon 250 bin lira olan hastane inşaatını alan Erme İnşaat firmasına ödenecek toplam tutara göre KDV hariç 25 milyon 223 bin liraya mal olacak 150 yatak kapasiteli yeni devlet hastanesi, şartnameye göre 18 Ağustos 2015 tarihine kadar tamamlanacak.

HASTANE DONANIM

Mersin Üniversitesi Hastanesi Eylül’de Bitiyor MEÜ Rektörü Prof. Dr. Aydın, “Hastane inşaatının sonuna yaklaştık. Eylül yında anahtar teslimi yapılacak” dedi.

M

ersin Üniversitesi (MEÜ) Rektörü Prof. Dr. Suha Aydın, toplam maliyeti 200 milyon lira civarında olacak üniversite hastanesinin inşaatında artık sona yaklaştıklarını ve Eylül ayında anahtar teslimi yapılacağını belirterek, “Mevcut hastanemizdeki iç donanımları hemen buraya taşıyarak hizmet vermeye başlayacağız” dedi. MEÜ Rektörü Prof. Dr. Aydın, kaynak yetersizliği nedeniyle yıllardır bitirilemeyen, Çiftlikköy Yerleşkesi içinde yapımı devam eden üniversite hastanesinin son durumunu İHA’ya anlattı. İnşaatta artık sona yaklaştıklarını ifade eden Aydın, bu yılın ikinci yarısında tamamen bina olarak teslim alacaklarını bildirdi. İnşaatın yaz aylarında bitmiş olacağını kaydeden Aydın, “Biz Haziran’da olsun diye çok çaba gösteriyoruz. Aslında Eylül teslim tarihi. Yani her halükarda Eylül ayında bize anahtar teslimi olarak verecekler ama biz 1-2 ay önceye almaya ve iç donanımlarını da bu arada getirip ona göre götürmeye çalışıyoruz” diye konuştu. Hastanenin iç donanımı için bir miktar parasal desteğe ihtiyaçları olduğunu söyleyen Aydın, bu desteği sağlamak için bir takım girişimlerde bulunduklarını dile getirdi. Özellikle Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu’nun bu konuda kendilerine hem gönülden çok büyük destek olduğunu hem de bütün çabasını gösterdiğini vurgulayan Aydın, “Hastanenin ideal ölçülerde iç donanımı için toplamda 60 milyon liraya yakın bir bütçeye ihtiyacımız var ama ilk planda 10-15 milyon lira civarında bir para aktarırsak o bize büyük bir kaynak getirecek. Kalkınma Bakanlığı tarafından iç donanımları için 2014-2015 yılları için kaynak planlaması yapıldı ama bu 2 yıllık bir dönem. İç donanımları, özellikle yataklı bölümleri için Mersin’in sivil toplum kuruluşlarının desteğinin sözünü aldık. Bu konuda Mahmut Arslan son derece çaba gösteriyor. Ama biz öyle veya böyle binayı teslim aldığımız zaman eski hastanemizdeki donanımları oraya getireceğiz ve hizmetimizi orada götürmeye çalışacağız” ifadelerini kullandı. Hastanenin Haziran ayında teslim edilmesini Mersin’de Haziran ayında yapılacak 2013 Akdeniz Oyunları için özellikle istediklerinin altını çizen Rektör Aydın, şunları söyledi: “Haziran’ı istememizdeki amaç öncelikle Akdeniz Oyunları sırasında gelen ekiplere üst düzeyde sağlık hizmeti verebilmekti. Bu eğer olabilseydi biz Akdeniz Oyunları’na tam bir sağlık desteği sağlayabilecek ölçülerde o hastaneyi faaliyete geçirecektik ama olmadı maalesef. Kaynak aktarılamadı ondan kaynaklandı, yoksa biz oraya her halükarda bir şeyler yapacaktık. Ama hedefimiz, yaz aylarında bize hastane teslim edildiği zaman en geç Eylül ayında mevcut hastanemizdeki donanımları buraya getireceğiz, 2014-2015’te de peyderpey yenileyeceğiz.”

182 > Nisan 2013

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Rektörü Prof. Dr. Suha Aydın

“Hastane 200 Milyon Liraya Mal Olacak”

Şu ana kadarki maliyetin tamamının 200 milyon lira civarında olacağı bilgisini de veren Prof. Dr. Aydın, “Ama 110 bin metrekare, 450 yatak, 100’ün üzerinde yoğun bakım ünitesi, 20 ameliyathanesi olan, üst düzey tetkiklerin yapılabildiği laboratuvar ve A plus seviyede hizmet verebilecek bir hastane olacak. Bu ölçütlere baktığımızda çok pahalı da değil. Şehir hastaneleri için telaffuz edilen rakamlar da çok büyük. Yani sağlık hizmeti çok büyük para isteyen bir hizmet. Getirisi yok, götürüsü çok” şeklinde konuştu. Hastanenin Mersin’e kazandırılmasıyla sadece bu kente değil, tüm bölgeye hitap edeceğinin altını çizen Aydın, şöyle devam etti: “Biz zaten üst düzeyde hizmet götürebilecek bir ekibe sahibiz. Ama fiziki koşullarımız dünya standartlarının çok gerisinde. Zaten Mersin bu bakımdan çok geride. Bu hastane Mersin’e artı bir değer getirecek. Özellikle sağlık turizmi için önemli olacak. Hastanemiz 5 yıldızlı otel düzeyinde olacak ve hizmet de 5 yıldızlı olacak.” Mevcut hastanenin boşaltılan binaları için de bazı düşünceleri olduğunu aktaran Aydın, sözlerini şöyle tamamladı: “Karaduvar Mahallesi’ndeki yüksekokulumuzu oraya taşıyacağız, Tüp Bebek Merkezi’ni orada oluşturacağız, gün (gündüz) polikliniğini orada oluşturacağız. Orada şehrin içinde insanların rahatlıkla ulaşabilecekleri bir poliklinik olsun diye düşünüyoruz.”

HASTANE DONANIM

Selçuk Tıp’ta 2 Yeni Ünite Hizmete Girdi

Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı’nda Manyetik Rezonans Görüntüleme ve 256-kesitli Multidedektör Bilgisayarlı Tomografi ünitelerinin açılışı gerçekleştirildi.

S

elçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yeni hizmete giren Manyetik Rezonans Görüntüleme ve 256-kesitli Multidedektör Bilgisayarlı Tomografi ünitelerinin açılışı törenle gerçekleştirildi. Açılış törenine SÜ Rektörü Prof. Dr. Hakkı Gökbel, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Tahir Akgemci ile Prof. Dr. Musa Özcan, SÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oktay Sarı, Başhekim Doç. Dr. Yaşar Şen, SÜ eski Rektörü Prof. Dr. Süleyman Okudan, Başhekim Yardımcıları, Fakülte Dekanları ve MYO Müdürleri, öğretim üyeleri ve hastane personeli katıldı.

“Selçuk Tıp’a Yatırımlarımız Sürüyor”

Açılışı protokol üyeleriyle birlikte yapan Rektör Prof. Dr. Gökbel, üniteleri gezerek cihazlar hakkında bilgi aldı. Rektör Gökbel ve protokol üyelerine ünite ile ilgili bilgiyi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Koplay ile aynı bilim dalı öğretim üyesi ve Başhekim Yardımcısı Yrd.Doç. Dr. Ali Sami Kıvrak, verdi. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde yatırımlara devam ettiklerini, hastalara en iyi hizmet verebilmek için yatırımlarını sürdüreceklerini belirten Rektör Prof. Dr. Gökbel,

184 > Nisan 2013

Türkiye’de bulunan en iyi cihazları hastaneye kazandırmanın gururunu yaşadıklarını ifade etti. Rektör Prof. Dr. Gökbel, “Hastanemize 2 yeni ünite daha kazandırdık. Türkiye’de bulunan en iyi cihazları ünitemize aldık. 2 cihazımızda Konya’da herhangi bir hastanemizde yok. Bu yüzden bu cihazların hastanemize kazandırılmasını çok önemsiyoruz. Ünitemizi çevre hastanemizin de hizmetine sunmuş olduk. Bu cihazların hastanemize kazandırılmasında emeği geçen Dekan Prof. Dr. Oktay Sarı, Başhekim Doç. Dr. Yaşar Şen ve Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde çalışan bütün personelimize teşekkür ederim” dedi.

“İleri Düzeyde Tanısal Görüntüleme”

Ünite içerisinde kullanılan cihazlarla ilgili bilgi veren SÜ Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mustafa Koplay, “Yeni hizmete giren BT ve MRG cihazlarımızla önceki cihazlardan farklı ileri düzeyde tanısal görüntüleme yapabiliyoruz. MRG sistemimizle, önceki cihazlarda çekim esnasında dar bir tünelde dakikalarca beklemek zorunda kalan hastalarımızın, bu korkularına son verdik. Bu sistemimizle özellikle son yıllarda hastalık ve ölüm riski gittikçe artan kalp damar tıkanıklıklarının erken teşhisinde, yetişkin hastalarda 5 saniye kadar kısa bir süre içinde kalp anjiyosunu kolaylıkla yapıyoruz. Üriner taş analizi, damarsal yapıları 3 boyutlu olarak detaylı görüntüleme şansına sahibiz. Pek çok rahatsızlığı detaylı bir şekilde tespit edebiliyoruz” diye konuştu.

“Dünyanın En Gelişmiş BT Sistemi Selçuk Tıp’ta”

Bilgisayarlı Tomografi Sisteminin de dünyanın en gelişmiş BT sistemi olarak kabul edildiğini belirten Doç. Dr. Koplay, “Bağırsak ve mesane kanserlerini tespit için sanal endoskopi uygulamaları, beyindeki rahatsızlıkları erken teşhiste ve kanserli olgularda karaciğer, pankreas, böbrek ve diğer organlar için gelişmiş perfüzyon BT uygulamalarını yapabiliyoruz. Bir anjiyo çekimi, geleneksel BT sistemlerinden yaklaşık 17 kat daha düşük bir doz ortalama ile gerçekleştirilmektedir. BT tetkikleri, bu yeni nesil sistem ile artık eskisi gibi korkulan bir teşhis yöntemi olmaktan çok yaşam kalitesini artırmak için kullanılan önemli sistemlerin başında gelmektedir” dedi.

HASTANE DONANIM

Ereğli Modern Bir Hastaneye Kavuşacak 47 trilyona mâl olacak hastanenin kaba inşaatının büyük bir kısmı tamamlandı. olacaktık. Burası TOKİ tarafından para ile alınmış bir yerdir. Türkiye’de bunun bir başka örneği yok. İlk kez bir hastane kurmak, milletin hizmetine sunduğunuz bir hastanenin yerini para ile alıyorsunuz. İmar durumunda gecikmeler yaşanmıştır. Yapan firma hızlı çalışıyor. Kendilerine Ereğli halkı adına teşekkür ediyoruz” dedi.

A

K Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Fatih Çakır ve yönetim kurulu üyeleri, hükümetin Kdz. Ereğli’ye yapmış olduğu önemli yatırımlardan birisi olan modern hastane inşaatında incelemelerde bulunup yetkililerden bilgi aldı. AK Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Fatih Çakır, beraberinde yönetim kurulu üyeleri ve Gülüç Belediye Başkanı Aydın Güngör ile Gökçeler Belediye Başkanı Bekir Çolak ve Devlet Hastanesi Yöneticisi Opr. Dr. Muharrem Erdem ile birlikte, Ömerli bölgesinde yapımı devam eden modern hastane binası inşaatını gezdi.

Son Durum Hakkında Bilgi Verildi

AK Parti Kdz. Ereğli İlçe Başkanı Fatih Çakır, hastane arsasını parayla aldıklarını ve imarlarda yaşanan gecikmelere rağmen AK Parti olarak Ereğli’ye modern bir hastane kazandıracaklarını belirterek; “Ak Parti olarak Ereğli’ye kazandırmış olduğumuz hizmetlerle alakalı, incelemelerde bulunup son durumlarıyla ilgili bilgi alıyoruz. Teşkilatlanma işlemlerimizi bitirdikten sonra ilk olarak Ereğli’ye kazandırdığımız en önemli projelerden birisi olan hastane inşaatımızda incelemelerde bulunuyoruz. İnşaatı yapan firma yetkililerinden bilgi alıyoruz. Ereğli’de kamu yatırımı yapılması adına ne gerekiyorsa hastane, yol, okul yüksekokulun kazandırılması, köprülü kavşak, biz bunların hepsinin takipçisiyiz. Hastane konusunda gördüğümüz şu var. Biz bu hastaneyi bugüne kadar bitirmiş

186 > Nisan 2013

5 Yıldızlı Otel Hizmeti

Hastaneyi yapan firmanın Proje Müdürü Ahmet Uğur Çelik, hastanenin son durumuyla ilgili bilgi verdi. 47 Trilyona mâl olacak hastanenin kaba inşaatının yüzde 95 oranında bittiğini anlatan Çelik; “Geçen sene şubat ayı itibariyle temellerine başladığımız inşaatımız şuanda kaba inşaatı yüzde 95 oranında tamamladık. İnşaatımız A, B ve C blok olmak üzere 3 bloktan oluşuyor. En öndeki A Bloğumuz, hasta yatak bloğu, ortadaki B Blok idari blok ve C blok da poliklinik ve ameliyathane bloğu. Nisan ayı sonunda A bloğu bitirmiş olucaz. Hedefimiz Mayıs 2014‘den önce bunu, 2013 yıl sonuna teslim etmek. Toplam ihale bedeli 47 Trilyon, işin süresi bin gün. Ama biz erkenden bitirmeyi hedefliyoruz. İnşaatın çevre yolları konusunda da sizlerden yardım istiyoruz, çevre düzenlemesi işine de girmemiz gerekiyor” diye konuştu. Kdz. Ereğli Devlet Hastane Başhekimi Opr. Dr. Muharrem Erdem, Hastane de 5 yıldızlı otel seviyesinde hizmet verecekleri belirterek şunları söyledi,“Hastanemiz 350 yatak + ilave 100 yatak kapasitesi ile 450 yataklı olacak. Acil servis yaklaşık 4 bin metrekareye ulaşan bir alanda olacak. İçerisinde müşahade odaları ve yatakları olacak. Şuanda kullandığımız acilin yaklaşık 10 katı büyüklüğünde olacak. Donanımları da bu ölçüde daha büyük olacak. 59 yataklı yoğun bakımlar üniteleri olacak. 19 yataklı diyaliz ünitemiz olacak. Son derece modern bir diyaliz ünitemiz olacak. Bunun yanında ameliyathanelerimiz belirli bir merkezde toplanacak. 9 Ameliyat masasına sahip bir ameliyathaneler kompleksi olacak. MR, tomografi, ultrason, röntgen gibi ciddi bir görüntüleme merkezimiz olacak. Ve çok büyük 5 jeneratörümüz olacak. Hastane elektrik kesintilerinden etkilenmeyecek. Trafo ve su deposu sistemleri olacak. Poliklinikler çok rahat ve ferah olacak. Bunun yanında yataklı servisler en fazla 2 kişilik olacak. 100 oda tek kişilik, 100 oda 2 kişilik olacak ve içerisinde tuvalet banyo, lavabo, küçük mini buzdolabı ve televizyonu gibi aksesuarlarıyla sanki bir 5 yıldızlı otel seviyesinde hizmet vereceğiz. Şuanda mevcut hastanemizin kapalı alanı 27 bin 600 metrekare, bu hastanenin 60 bine yaklaşan bir kapalı mekânı olacak. Biz şuanda sağlık hizmetlerini gerek hastanemizde, gerek diş hastanesinde eksiksiz bir şekilde sürdürüyoruz. Bu hastaneyle de sağlık hizmetlerimiz taçlanacaktır. Şuandaki hastanemizde kullandığımız cihazlarımızın yeni olanlarını buraya getireceğiz ancak tefrişatı getirmeyeceğiz. Bu hastanemizde gerekli cihazlar da tam donanımlı olarak bulunacak”

HASTANE DONANIM

Adıyaman Tıp Fakültesi Hastanesi’ne Yeni Bölümler Açıldı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Çocuk Polikliniği ile Çocuk Servisi’nin açılışı yapılarak serviste yatan hastalar ziyaret edildi. Adıyaman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Çocuk Polikliniği ile Çocuk Servisi düzenlenen törenle hizmete açıldı. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği Çocuk Polikliniği ile Çocuk Servisi’nin açılışı yapılarak serviste yatan hastalar ziyaret edildi. Açılışa katılanlar hastalara geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Toplantı salonunda yapılan programda Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Turgut, çocuk sağlığı konusunda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında sunum yaptı.

Dünya Standartlarının Üstünde

Turgut, “İki polikliniğimiz hizmete girdi. Burada toplam 4 polikliniğimiz var. Zamanla bunları artıracağız. Çocuk yoğun bakım servisinin de en kısa sürede hizmete açılması

188 > Nisan 2013

için çalışmalarımız devam ediyor. Toplam 18 yataklı çocuk yoğun bakım ünitemiz var. Bu miktarı Adıyaman nüfusuna böldüğümüzde dünya standartlarının üzerinde. Destekleyen ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.” Rektör Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü ise konuşmasında “Tıp Fakültemiz sayesinde ardı ardına güzel günler yaşıyoruz. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Birliği ve Yükseköğretim olarak bizler bir araya geldik. Nitelikli bir birliktelik oluşturduk ve çevremizdeki illere göre hızlı bir şekilde ilerliyoruz. Bu sevecen kanatlar birbiri ile uyumlu güzel bir ritim yakaladılar. Bu iki kanatla daha güzel şeyler yapacağımıza inanıyorum. Burada hakikaten Adıyaman için önemli bir katkı var. Çocuk yoğun bakım ve yeni doğan servisi hem bölge hem de Türkiye için çok önemli. Prof. Dr. Mehmet Turgut hocamızın ekibinde de birbirinden değerli hocalarımız ve sağlık personelleri var. Hepsine teşekkür ediyoruz. Adıyamanımız için hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” dedi.

Sağlık Hizmetlerine Ciddi Katkısı Olacak

Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ise, bugün burada birlikte çalışmanın etkili bir iletişiminin sonucu olduğunu ve çocuk servisini açmaktan duydukları mutluluğu dile getdi. Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Emin Taş, Tıp Fakültesi Hastanesinin bütün birimlerinin süreç içerisinde aktif hale gelmesinin Adıyaman’ın sağlık hizmetlerine ciddi katkılar sunduğunu aktardı. Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Şen, Adıyaman’da dışarıya sevki etmeden dışarıdan sevk alabilecek duruma gelindiğini, hem Sağlık Bakanlığı hem de Adıyaman Üniversitesi olarak ortak bir çalışmamız yapıldığını söyledi. Tıp Fakültesi Hastanesinde düzenlenen açılış törenine Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Talha Gönüllü, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Niyazi Kahveci, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Emin Taş, Sağlık Bakanlığı Adıyaman Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Şen, Kamu Hastaneleri Birliği Sağlık Direktörü Opr. Dr. Süleyman Kılınç, Kamu Hastaneleri Birliği Başhekimi Yrd. Doç. Dr. Servet Kölgelier ve üniversite öğretim üyeleri, kamu hastaneleri birliği doktorları katıldı.

PANAROMA

Rize’ye Obez Ambulansı Tahsis Edildi Sağlık Bakanlığı tarafından Rize'ye tahsis edilen 5 yeni ambulans hizmete girdi. Rize Sağlık Müdürü Dr. Mustafa Tepe, yaptığı açıklamada, Bakanlığımız tarafından ilimize gönderilen 5 yeni ambulansımız hizmete girdiğini söyleyerek, "İçlerinde bulunan obez ambulans sayesinde artık aşırı kilolu, hareket etmekte dahi zorlanan hastalarımızı evinden hastaneye, hastaneden evlerine rahatlıkta taşıyabileceğiz" dedi. Tepe, aynı zamanda obez ambulansın tıbbi donanımı ve iç mekanının genişliği sayesinde özellikle yoğun bakım düzeyinde ağır hastaların hastaneler arası veya il dışı sevkinde de hastaların lehine çok büyük fayda sağladığını söyledi.

Yeni Hastane, Yatırım Programına Alındı Fatsa Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Davut Erişmiş, yeni devlet hastanesi projesinin yatırım programına alındığını müjdeledi. Fatsa ilçesine yapılacak olan yeni devlet hastanesi ile ilgili yaşanan bir gelişmeyi kamuoyu ile paylaşan Başhekim Opr. Dr. Davut Erişmiş, “Yeni hastane ile ilgili eski binanın yıkım kararı gerekiyordu. Yeni Fatsa Devlet Hastanesi projesi için Sağlık Bakanlığı'na bağlı bazı kurullar tarafından eski binanın yıkım kararı bekleniyordu. Geçtiğimiz hafta bu kurul toplanarak hastanenin artık fonksiyonel ömrünü tamamladığını, yeni bir hastane binasının gerekliliğinin kanaatine onlarda vardılar” dedi.

190 > Nisan 2013

Bolu’da 6 Yeni Sağlık Ünitesi Hizmete Açıldı Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 6 yeni birim düzenlenen törenle hizmete açıldı. Protokol üyeleri tarafından yapılan konuşmalarda, Tıp Fakültesi Hastanesi’nin her geçen gün gelişmesine vurgu yapılırken, özellikle yeni birimlerin sadece Bolu değil tüm ülke insanına fayda sağlayacağı belirtildi. Konuşmaların ardından yeni birimlerin dizayn edilmesine ve açılmasına katlı sağlayan firmalar ile işadamlarına plaket verildi. Plaket töreninin ardından protokol üyeleri kurdeleleri keserek yeni birimleri hizmete açtılar.

Tıp Fakültesi Hastanesine Son Teknoloji Tomografi Cihazı Alındı Adıyaman Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne, Türkiye’de kullanılan ileri teknolojik aletlerden biri olan çok kesitli 16’lı bilgisayarlı tomografi (Multislice) cihazı satın alındı. Cihaz hakkında bilgi veren Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Bülent Petik, "Tomografi cihazımız, anjiyografik çekimler, 3D çekimleri, sanal görüntüleme çekimleri, beyin perfüzyon çekimleri, özellikli kesit üç boyutlu çekimler ve hastaların kilo ve boyuna göre özellikli düşük radyasyonlu çekimler yapabilme özelliklerine sahiptir" dedi.

PANAROMA

Araç Devlet Hastanesi’nin Temeli Atıldı Araç’ta eski devlet hastanesi bahçesine yapılması planlanan 20 yataklı hastanenin temeli atıldı. Araç’ta eski devlet hastanesi bahçesinde düzenlenen temel atma törenine Vali Erdoğan Bektaş, AK Parti Kastamonu Milletvekili Mustafa Gökhan Gülşen, Araç Kaymakamı Fatih Görmüş, Araç Garnizon Komutanı Kazım Karateke, Araç Belediye Başkanı Mustafa Ayanoğlu, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Metin Öztürk, daire amirleri, sağlık çalışanları, siyasi parti temsilcileri ile birlikte çok sayıda vatandaşlar katıldı.

"Ceyhan Devlet Hastanesi İnşaatı İçin Hazırlıklar Başladı" TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı, AK Parti Adana Milletvekili Prof. Dr. Necdet Ünüvar, Ceyhan Devlet Hastanesi inşaatı için hazırlıkların başladığını bildirdi. Ünüvür, yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı tarafından 4 Nisan 2012 tarihinde ihalesi yapılarak inşaat hazırlıklarına başlanılan ancak Ceyhan Belediyesinin hastane yapımının engellenmesi konusunda Danıştay dairesine itirazda bulunması neticesinde yapımı durdurulan Ceyhan Devlet Hastanesinin Danıştay 6. Dairesinin hastane binasının yapılması konusunda Ceyhan Belediyesinin itirazını reddetmesinin ardından hastane inşaatının yeniden başlaması için hazırlık sürecinin devam ettiğini en yakın zamanda yeni hastanenin temelinin atılacağını söyledi.

192 > Nisan 2013

Ağız ve Diş Sağlığı İçin “Daha Fazlası” Drogsan A.Ş., diş eti problemlerinden ağız hijyenine, ağız kokusundan diş eti bakımına kadar tüm çözümleri içeren yeni ürünü DentaSave Diş Macunu ile ağız ve diş sağlığında yeni bir dönem başlatmayı hedefliyor. 1975 yılından bu yana faaliyetlerini “daha sağlıklı bir yaşam için” anlayışıyla sürdüren Drogsan A.Ş., yeni markası DentaSave ile ağız sağlığı ve kişisel bakım sektörüne güçlü bir giriş yapıyor. İleri teknolojiyle hazırlanan ve %100 insan sağlığına yararlı DentaSave ürünleri içeriğindeki çeşitli etken maddeleri ile direkt ağız ve diş sorunlarının giderilmesine yardımcı oluyor. Diş eti problemlerinden ağız hijyenine, ağız kokusundan diş eti bakımına kadar tüm çözümleri sunmayı hedefleyen DentaSave Diş Macunları; “DentaSave Çinko”, “DentaSave Cistus”, “DentaSave %0,05 Klorheksidin” ve “Klorhex %0,2 Klorheksidin” isimli dört ayrı üründen oluşuyor.

Görüşünüzü Netleştirerek Hayatınızın Konforunu Arttırın Kontakt lens kullanımı hakkındaki soru işaretlerinden kurtulmak ve yaşam konforunu artırmak için Johnson & Johnson Vision Care tarafından üretilen Acuvue marka kontakt lensler kullanıcılarıyla buluşuyor. Günlük yaşamda net görüş kaybı, ciddi yaralanmalara ve kazalara sebebiyet vereceği gibi yorgunluğa ve halsizliğe de neden olacaktır. Hayatı net görebilmek için isterseniz öncelikle günlük ya da tekrar tekrar kullanabileceğiniz Acuvue markalı kontakt lenslerden birini tercih edebilirsiniz.

PANAROMA

KÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Yeni Binasına Geçiyor Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Mart ayından itibaren yeni hizmet binasında sağlık hizmetleri vereceği bildirildi. Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğü'nden konuya ilişkin olarak yapılan açıklama da, sürekli olarak artan bilimsel potansiyelleri ile yürüttükleri hizmetleri bugüne kadar hem hastalar, hem öğrenciler, hem de hastane çalışanlarını olumsuz etkileyen mekan sıkıntısının, uluslararası tıbbi standartlara sahip olan yeni hastane binasının yapılmasıyla geride kalacağı ifade edildi. Sağlık hizmetlerine daha uygun koşullarda, yeni bir anlayışla devam edecek olan hastanenin 3. basamak sağlık merkezi statüsünde bulunduğunu ve özellikle yoğun bakımda tedavi edilmesi gereken ağır hastalar için, teknolojik açıdan tam donanımlı 3. basamak yoğun bakım ünitelerinde (Genel Cerrahi-Nöroloji Yoğun Bakım, Genel Yoğun Bakım, Kardiyovasküler Cerrahi Yoğun Bakım ve Yenidoğan Yoğun Bakım) ve artan yatak kapasitesi ile hizmet verileceği açıklandı.

Yeni Uşak Devlet Hastanesi Hizmete Açılıyor İnform, Fuarda Yeni Ürünlerini Tanıttı Türkiye ve Avrasya Bölgesi imalat endüstrisinin önemli fuarlarından olan WIN-World Of Industry Fuarı, 21 – 24 Mart 2013 tarihleri arasında, Tüyap Fuar Merkezi’ nde düzenlendi. Fuarda standı olan İnform A.Ş., ürün ve hizmetlerini fuar ziyaretçileriyle buluşturdu. Fuar süresince firmanın ürünleriyle ilgili sunumlar, yine firmanın işinde profesyonel mühendisleri tarafından gerçekleştirildi. Fuarın Çözüm Gösterileri Programı dahilinde ise, Yeni Nesil Kesintisiz Güç Kaynakları, Dinamik Kesintisiz Güç Kaynakları, Hastane İzolasyon Sistemleri ve Güneş Enerji Sistemleriyle ilgili sunumlar gerçekleştirildi.

194 > Nisan 2013

Uşak Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Yalçın Atçı, Ankara yolu üzerindeki 400 yataklı yeni hastanenin Şubat ayı ile birlikte hizmete açılacağını söyledi. Kamu Hastaneleri Genel Sekreteri Yalçın Atçı, hastane yönetimiyle birlikte düzenlediği basın toplantısında hastanenin taşınması süreci ile ilgili bilgi verdi. Ankara yolu üzerinde TOKİ tarafından inşa edilen 400 yataklı yeni devlet hastanesinin 25 Şubat Pazartesi 2013 tarihinde hizmete gireceğini belirten Atçı, Psikiyatri, fizik tedavi ve kadın doğum ile çocuk ünitelerinin ise şuan için eski mekanlarında hizmet vermeye devam edeceğini bildirdi. Acil servis hizmetleri ve Devlet Hastanesi’nin diğer ünitelerinin 25 Şubat tarihinden itibaren yeni hastanede hizmet vermeye başlayacağını ifade eden Yalçın Atçı, taşınma işleminin başladığını ve bazı servisteki tüm cihazların taşındığını belirtti.

Elbistan'da Yeni Doğan Yoğun Bakım 8 Yataklı Olacak Elbistan Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. M. Fatih Kılaç, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi bünyesinde 8 yataklı yeni doğan yoğun bakım ünitesi kuracaklarını söyledi. Devlet Hastanesi merkez binasında yer alan mevcut 9 yataklı genel yoğun bakım ünitesinin yanı sıra, yeni doğan ve kroner yoğun bakım üniteleri için Sağlık Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunduklarını ifade eden Başhekim Kılaç, yeni doğan yoğun bakım ünitesini hastanenin kendi imkânları ile yapacaklarını kaydetti. Yeni doğan yoğun bakım ünitesi için, şuanda Kanser Erken Teşhis ve Eğitim Merkezi’nin bulunduğu alanı kullanmayı planladıklarını belirten Kılaç, KETEM için Karaelbistan Belediyesi’nin de hizmet sunduğu binanın ikinci katını hazırlayacaklarını ifade etti.

İŞLETME

Sevemedik!

G Mehmet Ali Özbudun mehmetali.ozbudun@ tg.com.tr

ündem gergin.

bize düşüyor.

“İlkesizlik ve belirsizlik” diyebi-

***

leceğimiz o meş’um illet, yakamızı

Ne var ki..

bırakmıyor. Vekillerimiz, kavga ediyor,

“Bu ülkeyi nasıl sevmeli?” ekseninde bir

asillerimiz yutkunarak seyrediyor.

dizi hamaset ve kurnazlık, sık sık gündeme

Cevabı aranan soru şu:

oturuyor. Sürekli patinaj çekiyoruz.

-Bu ülkeyi nasıl sevmeli?

Bu kapsamda, vatan ve millet sevgisi-

Diyeceksiniz ki..

yle?meşbu?(!)?çok?sayıda kalemşorumuz?-

-Bir yerden başlamalı!

var;?eskiden?de vardı.

Tamam da.. Nereden?

Yıl 1945..

Bilen var mı?

Ulus gazetesi köşe yazarı Nurettin Artam,

***

Vatan gazetesinin sahibi ve başyazarı Ahmet

Koskoca Osmanlı İmparatorluğu’nu vatan

Emin Yalman’a Akbaba dergisinde şöyle

ve millet sevgisini kimseye kaptırmayanlar

sataşıyordu:

dağıtmadı mı?

Şu bizim dönme dolap, Ahmet Emin

Hitler, Mussolini, Franco ve Pinochet gibi

Ortalığı birbirine katıyor

diktatörler, üzerine titredikleri ülkeler-

Başımız ağrımaz, etsek de yemin

ini iki paralık etmedi mi? Dünyaya kazık

Vatan’ı 10 kuruşa satıyor!

çakan firavunlar da ulusal gururlarına çok

Anlaşılan, o zamandan bu yana, çok fazla bir

düşkündüler.

şey değişmemiş. Bir arpa boyu yol almışız.

Ne demişler?

Ülkeyi nasıl fiyatlayacağımıza, kaça sata-

-Ayı, yavrusunu severken öldürürmüş!

cağımıza, kime satacağımıza bir türlü karar

Aynen öyle.

veremiyoruz.

Şurası kesin. Türkiye’nin bulunduğu

***

coğrafyada, bizi ulusal gururumuzla baş

Netice itibariyle..

başa bırakmıyorlar. Soğuk Savaş yıllarının

Hiç kimsenin karşı çıkamayacağı tabu-

kırmızı çizgileriyle, küreselleşmenin dayat-

ların arkasına kurnazca gizlenerek, bir dizi

tığı gerçekler birbiriyle hiç örtüşmüyor.

demagoji üretebiliyor, fakat ülkenizi sevmiş

Dahası..

olmuyorsunuz. Bir bakıma, bindiğiniz dalı

Birtakım sınır ötesi kaşıntılar, sınırlarımı-

kesiyorsunuz. Çok sevdiğiniz ülkeniz, pala-

za dayandığında “zınk” diye durmuyor.

vra değil, proje ve icraat bekliyor.

Yapılması gerekenleri, “yap-işlet-devret”

Velhasıl, ülkeyi sevebilmek, zor zanaat!

modeliyle halledemiyoruz. İçeriyi düzeltmek,

196 > Nisan 2013

İŞLETME

Pazarlama vaar, pazarlama var!

Prof. Dr. İsmail Kaya

198 > Nisan 2013

B

aşka şeyler yakıştırılsa da pazarlama öyle bir iş ki, hemen hepimiz bunu, hem de bebeklikten başlayarak ömür boyu yapıyoruz. Hemen her an, her yerde, her vesileyle birilerinin dikkatini çekmeye, onlara bir şeyler vadetmeye, kalblerinde yer edinmeye ve böylece istediğimize sahip olmaya, dilediğimizi yaptırmaya çalışmıyor muyuz? Hepimiz birilerine onların bizden istediklerini veriyor, karşılığında biz de kendi arzuladığımızı ondan almıyor muyuz? Veya arzumuza kavuşmak için önce yatırım yapıyor, bedelini ödüyor, sonra istediğimizi ara ara tahsil etmiyor muyuz? Evet, hepimiz yapıyor, yapmadan duramıyor, yaptıkça keyif alıyor, kendimizi iyi hissediyoruz. Ve herkes, bunu en az başkaları kadar iyi yaptığını düşünüyor, kendine ve performansına toz kondurmuyor. Ama, kendi başına kaldığında başkalarının bu işi kendisinden daha iyi yaptığını da itiraf ediyor. Yani, daha fazla tatmin ve daha fazlasını istiyor. Herkesin işi görünse de, pazarlamada daha iyisine kavuşmak herkesin harcı değil. Meslekten pazarlamacıların bile düştüğü türlü yanlışlar, onlarca yıldır nice firmada işlenmeye devam ediyor. Listenin sonu yok, ama hazır laf buralara

gelmişken, pazarlamada sıkça rastlanan bazı yanlışlara şöyle bir dokunalım: Satışı pazarlama sanmak. Bilindik klişelere saplanıp kalmak. Çok satmayı başarı bilmek. Çapını ve cürmünü aşan hedeflere yönelmek. Bilgisiz fikir, verisiz hüküm sahibi olmak. Yaptığını ölçmemek. Ölçmediğini beğenmek. Ürününe, ismine, markasına âşık olmak, toz kondurmamak. Pazarı bütün bir pasta gibi görmek, en büyük dilime talip olmak. Her müşterinin farklı ve özel olduğunu görememek. Kendine uygun müşterilere yönelememek. Müşterisinin de kendisi gibi yaşadığını sanmak. Pazarlamayı kampanyadan, reklamdan ve indirimden ibaret görmek. Pazarlamayı pazarlamacılar yapar sanmak. Rekabeti, rakipleri taklit olarak algılamak. Rakipleri olduğundan büyük, sandığından küçük bilmek. İşler iyi giderken neden iyi gittiğini, kötüye gittiğinde sebebini merak etmemek, araştırmamak, öğrenmemek. Dünyayı, piyasaları, insanları, ekonomiyi, siyaseti, yayınları es geçmek, değişimleri ıskalamak. Kendini değiştirmeden durumunu değiştirebileceğini düşünmek... vesaire. Kısacası, “pazarlama vaar, pazarlama var!”, diyoruz.

İŞLETME

Sağlık Hizmetleri Yönetiminde İn”ler Out”lar

S Mustafa ÇİÇEK Sağlık Yöneticisi

Sağlık Yöneticiliği meslek mensuplarına kamu hastanelerinde ihtiyaç kalmamıştır.

200 > Nisan 2013

ağlık Bakanlığının taze yeni uygulaması ile kamu hastanelerinde “Sağlık yöneticiliği “ kavramı ve mesleği tamamen ortadan kaldırılmıştır. Sağlık işletmelerinin %70 den fazlasının sahibi olan kamu, bu mesleği kayda değer bulmayıp istihdam etmedi-etmiyor ve gelecekte de etmeyecek ise Öyleyse sağlık yöneticiliği mesleğine de gerek yok demektir. 1963 yılından beri sağlık yöneticiliği alanında oluşan kazanımların kamu hastaneleri birliği uygulaması ile kamuya ait sağlık işletmelerinde ortadan kaldırılması bu mesleği out sınıfına almıştır. Bakkal çırağı, eczacı kalfası, laboratuar teknisyeni vb meslek mensuplarının sağlık yöneticiliğinde GEO olarak atamasının yapılması ile yasa ve yönetmeliklerdeki tüm ibarelerin yeniden gözden geçirilmesini de gerekli kılmaktadır. Buna göre yataklı tedavi kurumları işletme yönetmeliği, tababat ve şuabatı sanatlarının tarzı icrasına dair kanun, sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına ait ana kanunlarda ciddi değişikliklerin tamamlanması gerekmektedir. Sağlık yöneticiliği deyince hemen akla başka bir meslek grubunun yönetilmesi getirilmektedir. Bilinçli veya bilinçsizce pompalan bu hava, sorunu içinden çıkılmaz bir sahaya götürmüştür. Sağlık hizmetleri üretiminin yönetilmesinde görev alacak yöneticileri yetiştirecek bir okulun olmasına gerek yok herkes bu görevi bir şekilde yapar cümlesi net olarak kurulamadığı için güçlü örgüt ağı ve ekonomik gücü yüksek meslek mensupları ile sağlık yöneticileri karşı karşıya getirilmektedir. Özellikle kamu hastanelerinde görev alacak sağlık yöneticilerine böyle bir gizli gayeleri var denmesi manidar bulunmaktadır. Sağlık yöneticilerinin şu veya bu meslek mensuplarını biz yönetelim diye bir gayeleri yok, zaten olması da beklenemez. Kim? Neyi ? Nasıl? yönetecekse yönetsin ama sağlık yöneticiliğinin gerçek tanımının tüm kamuoyuna tekrar tekrar anlatılmasında fayda vardır. Burada üniversite hocalarına büyük görev düşmektedir. Üniversitedeki odalarından çıkıp yazılı ve görsel basının da ilgi duyacağı bilimsel projeler eşliğinde bu mesleğin amaç ve görevlerini iyi anlatmalıdırlar. Ekip çalışması içinde görev yapması gerek-

en ve her alanda ortak hareket ederek, ortak çözüm sunabilme zorunda olan farklı meslek mensuplarının birbirinin rakibi değil çözüm ortağı olduğunu özellikle kamu hastaneleri Yönetim Kurulu huzurunda yüksek sesle haykırmakta fayda vardır.

Sağlık yönetiminde görev alacak CEO’ların profili iyi tanımlanmalıdır.

GEO sistemi büyük holdinglerin ve profesyonel anlayışla yönetilen şirketlerin uyguladığı başarılı bir sistemdir. Ancak Sağlık Bakanlığı tarafından uygulamaya başlanan sistemde birçok bilinmez var. Sağlık Bakanlığı uygulamalarında GEO’nun tanımı ve profil tanımlaması olmadığı için; eş-dost-yakın akrabalara liyakata bakılmaksızın kolaylıkla görevlendirme olabileceği düşüncesi bile sistem yönetiminde tamiri zor sonuçlara yol açılabilir.

Özel hastane işletmeleri yaygınlaşmalıdır.

Özel hastaneciliğin gelişmesi ve yaygınlaşmasının önündeki bariyerlerin yeni dönemde kaldırılacağına dair emareler tüm sektörün yüzünü güldürmektedir. Çünkü özel hastanelerin sayısal ve kalitesel bazda artışına paralel olarak; sağlık hizmetleri sunan kuruluşların artması ile birlikte sağlık hizmetleri üretimi ülke geneline yayılarak artmıştır. Bu sayede Van, Kars, Kayseri, Ordu, Antalya gibi illerimizde de endovasküler kalp cerrahisi, organ nakli, kanser tedavisi gibi nitelikli sağlık hizmeti sunulmaktadır. Plansız, programsız olarak yapılan her işe müdahale şarttır. Ama bir planın da olması gerekir. Planlama yok diye gelişme ve değişime direnç gösterilemez. Toptan yasakçı zihniyet bir çözüm sunamaz. Ayrıca kamu özel ayrımı yapmak vatana ihanet kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Hizmet üretecek sermayedara “senin başka işin yok mu “ demek yerine, Anadolu’nun şu bölgesinde bu hizmete çok ihtiyaç hissedilmesine rağmen oraya henüz ulaşılamadı sizler kanalıyla o bölgeye hizmet götürebilir miyiz anlayışı “in” olmalıdır.

İŞLETME

Dış hizmet alım kalemleri artacaktır.

Kamunun, Maliyet –fayda yaklaşımına göre hizmet satın alması ile önemli bir yükten kurtularak daha fazla denetlemeye zaman ayırmasını sağlamak gerekir. Devlet tarafından, İşletme yönetmektense hizmet satın almalarına verilecek ağırlık, kaynakların hoyratça kullanımını kısıtlayarak ülkemizin kazançlı çıkmasını sağlayacaktır. Özel hastane yönetimleri de dış hizmet alımını tercih etmektedir. Yemek, kafeterya, otopark, laboratuar ve atıl kalan yerleri hizmet alımları ile profesyonellerce işletilmesi sayesinde daha iyi hizmet üretilmektedir. Tıbbi cihaz ve sarf malzeme takip sistemi kurulacaktır. İlaç takip sisteminin kurulması, yaygınlaştırılması ve uygulamadaki sapmaların önlenmesi alanında yapılan ciddi çalışmalar ile birlikte ilaç kullanımının bilinçlendirilmesi çalışmaları uzun yıllardır beklenen bir programdı ve yapılmaya başlandı da. İlaç sarfiyatını önleyerek gereksiz ilaç kullanımını azaltacaktır. İlaç üzerinden yapılmaya çalışılan ekstra kazanç kapısını da kapatacak özellik taşımaktadır. Her şeyden önemlisi aşırı derece de ilaç kullanımının insan sağlığına vereceği zararların engellenmesini de sağlamaktadır. Ülkemiz bütçesinde önemli gider kalemi olarak yer alan gereksiz ilaç harcamalarını kontrol altına alabilecek çalışmaya herkesin destek vermesi gerekmektedir. Tıbbi cihazların da ilaç takip sisteminde olduğu gibi bir kimliğe kavuşturulması çalışmaları ayakta alkışlanacak hizmetlerdendir. Uzun yıllar cihaz çöplüğü haline gelen ülkemize kalitesiz ürünlerin girmesini zorlaştıracak ve yerli üretimi destekleyici çalışmaların güçlendirilmesini sağlayacaktır. Cihaz ve yedek parça satmak için geniş bir ağ kuran yabancı menşeli firmalar en küçük bir arızanın tamiri yerine yeni parça satma peşinde. Hiçbir Avrupa ülkesinde böyle bir kolay Pazar temin edemeyen şirketlerin Pazar haritasının ortaya çıkarılmasında fayda olacaktır.

202 > Nisan 2013

Yerli üretimleri satın alarak tekel oluşturan firmaların yanı sıra kalitesiz ürün satarak hastaneleri ve hastaları mağdur eden firmalara karşı da ciddi yaptırımların getirilmesi zorunluluğu vardır. Ülkemizde her şey üretilebilmekte iken en basit bir tıbbi cihaz veya laboratuar solüsyonları için ciddi miktarlarda paramız yurtdışına gitmektedir. Ar-Ge çalışmalarına yapılacak yatırımlar her zaman kazandıracaktır. Sağlık işgücü yetiştirilmesinde realiteye uygun davranılması çözüm getirecektir. Sağlıkta uzmanlık alanında istihdam çok önemlidir. Bir doktorun fakülteden mezun olduktan sonra kendini yetiştirerek hizmete hazırlanması, uzmanlaşması 15-20 yıl almaktadır. Bu kimsenin doktorluk alanı dışında işlerle görevlendirilmesi ciddi bir kaynak israfına yol açmaktadır. Umarım yeni dönemde bu gerçek görülür. Daha önce 4 bin 500 olan öğrenci alımı YÖK tarafından 9 bin 500'e çekilse bile 30 bin hekim açığı mevcut olduğu belirtilmektedir. Bunun 20 bini uzman. Dolayısıyla doktor açığının kapanması zor oluyor. Sağlık memuru, ebe, hemşire, fizyoterapist, odyometrist gibi meslek mensubuna da günümüzde ihtiyaç büyük. Gençlerimiz ortaokul lise ve üniversitede planlı, bilinçli ve geleceğe yönelik olarak tercih yapamadığı için işsiz binlerce üniversite mezunu varken bazı mesleklerde eleman bulmakta büyük sorunlar yaşamaktadır. Yeni dönemde Piyasa argümanları ile realite örtüştürülür ise gençlerimiz işsiz kalmaz, sağlık müesseselerimizde elemansız kalmayacaktır. Sağlık meslek liselerinin sayısı son derece az iken ihtiyaç fazlası alanlarda meslek lisesi sayısı bir hayli fazladır, tıpkı üniversitelerde olduğu gibi. İnsanın aklına ister istemez, bu bilinçli ve kasıtlı olarak gençlerimiz istihdam alanı kısıtlı mesleklere yönlendirilerek işsiz gençlerimizin oranı her geçen gün artsın istenmektedir acaba? Neden bu gerçek

İŞLETME

görülmek istenmiyor bir türlü anlamış değilim. Bugün itibari ile Sağlık Bakanlığı verilerine göre 50.000 hemşire açığı var. Ama sağlık meslek liselerinin sayısı ise her geçen azaltılmakta ve ayrıca hemşirelik yüksek okulları bu açığı kapatacak mezun almıyor vermiyor da. Bu planlamayı kim ne zaman yapacak o da belli değil. Bazı uzmanlık alanlarında doktor sayısı çok fazla olduğu için mezunlar iş bulmakta zorlanır iken bazı uzmanlık alanlarındaki hekim sayısı çok aza olduğu için o aslanda doktor istihdamı sağlanamıyor. İnşallah önümüzde dönemde kamu, orta-lise – üniversite yöneticileri ile işverenler, müteşebbis ve istihdamcılar bir masa etrafında buluşarak ülkenin belki de en büyük sorunu olan “istihdam sorununa” kalıcı çözümler üretirler. Gençlerimiz üniversite diplomalı işsizler olmaz ve böylece İran, Azerbaycan, Arnavutluk, Yunanistan, Bulgaristan, Rusya gibi ülkelerden doktor ve hemşire talep etmekten de kurtulmuş oluruz. 10 mt arayla eczane açan eczacılar, iş bulamayan ziraat mühendisleri, kimya mühendisleri, sağlık yöneticileri, makine mühendisleri varken; anestezi teknisyeni, BT teknikeri, ameliyathane hemşiresi bulmakta büyük sorun yaşayan tek ülke ülkemizdir galiba. İlgililere buradan seslenmekte fayda var; bir uzman hekim 15 yılda, bir hemşire ve ebe 4 yılda yetişebilmekte, anestezi teknisyeni, odyometris de 2 yılda yetişebilmektedir. O zaman sorun nerde ve gerçek sorun nedir acaba ? Gelin hep birlikte bir çözüm bulalım. İlgilenenlere duyurulur, bir şanslı meslek daha üreme yaptı; 300 çalışanı bulunan bir hastane için yönetmelik gereğince A veya B sınıfı iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu getirilmiştir. Aslında yönetmelik 50 kişinin üzerinde işçi çalıştıran işyerlerine iş güvenliği uzmanı bulundurma zorunluluğu getirmiştir. Ancak yönetmeliği bizzat yazan kimdir bilinmiyor ama kendileri için hazırladıkları anlaşılmaktadır. Kişi başına ayıracağı zamanı bile belirlemişler. Buraya kadar her şey uygun. Bundan sonrası sorun katlanarak gitmekte . 1- Çalışan başına asgari ücret belirlemişler ki ballı börek 2-A ve B sınıfı iş güvenliği uzmanı

204 > Nisan 2013

olmak kolay değil ve herkes de olamıyor. Az sayıda uzman çok sayıda kuruma nasıl hizmet verecek. Bu nedenle piyasada bulunması zor olanın değeri de o derece artmakta 3-Kimler bu duyumu önceden aldı da bu sertifikaları temin etti, alanların özellikleri nedir belli değil 4- Uzmanlık belgelerini alabilecek meslek grupları belli; ama neye göre o kriterleri koymuşlar belirlenmemiş. Neden sağlık yöneticileri veya eczacılar iş güvenliği uzmanı olamıyor bunun izahatını kim nasıl yapacak belirsiz. 5- Hastaneler çok tehlikeli sınıfta yer almakta ona göre iş güvenliği uzmanına ödeyeceği parada o denli yüksek. Örnek mi; 300 çalışanı bulunan bir hastane, A veya B grubu iş güvenliği uzmanı için aylık en az 8.000-TL maaş la 101 saat çalıştırma yapması gerekiyor. A veya B grubu iş güvenliği uzmanı ayda 3 hastanede görev yapsa (3 x 8.000-TL) 24.000-TL/AY maaşla hayatını idame ettirmiş olacaktır. İş güvenliği için belirlenen kriterler belki uyum yasaları çerçevesinde aynen alınmış ve gerekli de olabilir. Ancak bu fırsattan istifade edecek meslek mensupları asgari ücret tarifesini çok fazla abartmış mıdır bilinmez ama ilgililerin bu sertifikadan temin etmesi kendi menfaatlerine olacaktır. Sağlıkta maliyet analizleri dönemi başladı başlayacak: Ben yaptım oldu dönemi bitti sayılır. Her faaliyetin bir maliyeti olduğu da açık olduğuna göre bir birim hizmetin üretilmesi için maliyet hesaplamasını yapmak artık zor değil. Her sağlık işletmesi de yapmak zorunda. Sağlık ekonomisi de bunun için kurulmuş, görmek istemeyenlere bir kere daha hatırlatmakta fayda vardır. Önce bilinçlenme devresi idi bu dönem bitti ama gerçek önemi yeterince kavranamadı. Artık hesaplayarak önlem alma zamanı ve bunun için yeni bir istihdam kapısı açılacaktır. Sağlık harcamalarına giden kuruşun bile anatomisi çıkarılarak ilaç-cihaz takip sistemi gibi sistemle takibi için “harcamanın barkodu” uygulamasın a geçilmesi şarttır. Sağlık hizmetleri üretimi ve yönetiminde “kazan kazan “ sistemi kaçınılmaz hal aşmaya başladı. Sağlık işletmeleri artık “Yan gelip yatma” yeri olmayacaktır.

İŞLETME

Korkmaya Gerek Yok, Sadece Miyom!

A Dr. Mehmet Öztürkmen Medicana Çamlıca Hastanesi Jinekoloji Uzmanı

206 > Nisan 2013

dını duymak ürkütücü olabilir, ama miyomlar sanıldığı kadar tehlikeli ve ürkütücü değiller. Kadınlarda çok sık rastlanılan, genellikle varlığını hissettirmeyen ve rutin kontrollerde haberdar olunan miyomlar, rahmin kasılmasını sağlayan, düz kas dokusundan kaynağını alan iyi huylu tümörlere verilen isimdir. Miyomların kanserleşmiş haline “Sarkom” denildiğini, ancak bunun çok ender görülen bir durum olduğunu söyleyen Medicana Çamlıca Hastanesi Jinekoloji Uzmanı Dr. Mehmet Öztürkmen Miyomlar hakkında bilgi verdi; “ Miyomlar çoğunlukla iyi huyludur. Miyomların kadınlık hormonu östrojenle beslendiğini, hatta miyom gelişiminin östrojenle bağlantılıdır. Ailede, özellikle birinci derece akrabalarında miyom olan kadınlarda miyom daha sık görülür. Bir kadında tek bir miyom olabileceği gibi birçok sayıda miyom bir arada bulunabilir. Miyomlar ayrıca çok farklı büyüklüklerde de olabilir. Miyomlar rahimde bulundukları yere göre adlandırılırlar. En çok rahim düz kas tabakasının içine gömülü olarak bulunurlar. Bunlar intramural, yani duvar içi miyomlar olarak adlandırılır. Rahmin dış kılıfının hemen altına yerleşen ve rahmin dışına doğru büyüyen miyomlara “Subseroz miyomlar” denir. Rahim içini kaplayan tabakanın altına yerleşmiş ve rahim içine doğru büyüyen miyomlar ise submükoz miyomlar olarak adlandırılır. Bazı miyomlar da rahmin yanlarında bulunur, bunlara intraligamenter miyomlar denir. Miyomlar Genellikle Belirti Vermiyor Miyomlar çoğunlukla belirti vermezler veya başka bir şikâyet için yapılan jinekolojik muayenede ya da rutin olarak yapılan muayenede, yani tesadüfen bulunurlar. Belirti verdiklerinde de şikâyetler genellikle miyomların rahim içindeki yerlerine ve büyüklüklerine bağlıdır. Sebep oldukları şikâyetler genellikle kanama, adet kanamalarında ve sürelerinde artıştır. Sübseroz miyomlar büyüme yönlerine bağlı olarak başka organlara, örneğin bağırsak ya da idrar torbasına baskı yapıp başka şikâyetlere neden olabilirler. Miyomlar genellikle hızlı büyüdüklerinde, kendileri-

ni besleyen damarlar yetersiz kaldığında ani ve şiddetli ağrılar yapabilirler. Miyomlar zararlı değilse, kadınların yaşam kalitesini olumsuz etkileyen bir rahatsızlık vermiyorsa ve kanserleşme eğilimi yok ise ameliyat tavsiye etmediklerine dikkat çeken Jinekoloji Uzmanı Dr. Mehmet Öztürkmen tedavi seçenekleri konusunda sözlerini şöyle sürdürdü; “ Miyomların büyüme hızları, yerleri, büyüklükleri ve hastanın yaşı yine ameliyat seçeneğini belirleyen faktörlerdir. Ancak genel olarak miyomların çok küçük bir yüzdesi için ameliyat gerektiği söylenebilir. Rutin muayenede saptanmış, çok büyük olmayan, belirti vermeyen miyomları altı aylık aralıklarla takip etmek gerekir. Takip süresince bir büyüme olup olmaması, büyümenin hızı ve şikâyet oluşumuna göre tedavi seçenekleri gözden geçirilebilir. Yine gebelik beklentisi ve planları tedavide belirleyici etkenlerdendir. Miyomların gebelikte olumsuz etki yapıp yapmayacağına göre farklı tedavi yolları seçilebilir. Miyom tedavisinde öncelikli amaç hastanın ağrı ve şikâyetlerini ortadan kaldırmaktır. Şikâyeti olan hastalar için çeşitli tedavi seçenekleri vardır. Hormon tedavisi bunlardan biridir. Bu tedavide amaç östrojen hormonunun düzeyini düşürüp, miyomu besleyen damarları ve böylece miyomu küçültmektir. Bu tedavi şikâyetleri azaltır, ancak uzun süreli bir tedavi olarak düşünülmez. Zira ilaçlar kesilince miyom büyüyebilir. İlaçların uzun süreli kullanımı ise önerilmez. Miyomektomi yani rahimdeki miyom ya da miyomların karından açık cerrahi yöntemiyle ya da laparoskopik yöntemle alınması ideal tedavi yöntemidir. Bu yöntemle genç hastalarda doğurganlık da korunur. Bu tedavide çıkabilecek tek olumsuzlukla miyom sayısının fazla olduğu durumlarda karşılaşılır. Miyomektomi ile bütün miyomlar temizlenemeyebilir ve böyle bir durumda şikâyetlerin tekrarlaması olasılıklar arasındadır. Ailesini tamamlamış bir hastanın rahminin alınması (histerektomi) bir seçenek olarak sunulabilir, ancak biz hiçbir koşulda rahmin alınması gibi bir seçenekten yana değiliz. Bu tedavi yöntemi son çare olarak düşünülmelidir. “


Medikal Teknik Nisan'13