__MAIN_TEXT__

Page 1


Sağlıktaki Değişimi Takip Edin

M

Editor

art sayısı ile karşınızdayız. Bu sayımızda yine sağlık alanındaki tüm gelişmeleri içeren dopdolu bir dergi hazırladık. Türkiye genelinde sağlık kampüsleri kurulmasına yönelik çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Bu anlamda tıbbi cihaz ve malzeme sektörü de değişen koşullara uygun çözümler geliştirmek için çaba gösteriyor. Değişen sağlık yapısına ayak uyduran firmalar sektörde başarılı olurken, bu değişime uymayanlar zaman içinde ciddi zorunlar yaşayacaktır. Bu çerçevede birlik olmanın önemi bir kez daha artıyor. Sektörün sivil toplum örgütleri ile birlikte sektörü daha iyi noktalara taşımak için gayret gösterilmeli. Dünyanın kabul ettiği bir sağlık modelini uygulayan Türkiye, Dünya Sağlık Örgütü tarafından sağlık reformu yapan ülkeler arasında birinci sırayı yerleştirildi.

İMTİYAZ SAHİBİ İstmag Magazin Gazetecilik İç ve Diş Tic. Ltd. Şti. adına H. FERRUH IŞIK GENEL MÜDÜR AHMET KIZIL ahmet.kizil@img.com.tr EDİTÖR HÜSEYİN AKARSU huseyin.akarsu@img.com.tr REKLAM KOORDİNATÖRÜ AHMET ERASLAN ahmet.eraslan@img.com.tr GRAFİK TASARIM Tayfun AYDIN tayfun.aydin@img.com.tr SORUMLU MÜDÜR CÜNEYT AKTÜRK cuneyt.akturk@img.com.tr

Bu gelişimi ve değişimi iyi analiz etmek gerekir. Artan rekabet koşullarından iyi bir pay elde etmek isteyenler için, iç pazarın yanı sıra, yurt dışı açılımlar da iyi değerlendirilmelidir. Çevre ülkeler Türkiye için çok ciddi bir pazardır. Bu pazarlarda daha aktif olmak gerekir. Bunu yapmak içinde, kaliteli ürünler sunmanız gerekir. Medikal Teknik Dergisi, sağlık alanındaki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Gelişmeleri her ay okuyucularıyla paylaşmaktadır. Sektörde yaşanan tüm gelişmeleri dergimizin bu sayısında sizler için derledik. TÜYAP’ta gerçekleşecek Ekspomed Fuarı’nın tüm sektörümüze hayırlı olmasını ve başarılı geçmesini temenni ederiz. Gelecek sayıda buluşmak ümidiyle, Sağlıklı günler.

KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr DIŞ İLİŞKİLER HAKAN KURT hakan.kurt@ihlasfuar.com MUHASEBE MÜDÜRÜ MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr ABONE ZEKERİYA AYDOĞAN zekeriya.aydogan@img.com.tr CTP • BASKI İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. Merkez Mah. 29 Ekim Cad. İhlas Plaza No: 11 A/41 Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL +212 454 30 00

ADRES Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş Merkezi B-Blok - No:1 Kat:4 Güneşli - Bağcılar - İstanbul Tel.:+90.212 604 50 50 Faks:+90.212 604 50 51 www.medikalteknik.com.tr e-mail: info@medikalteknik.com.tr İMG - Medikal Teknik Dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. İMG - Medikal Teknik Dergisi’nin bütün yayın haklarıİstmag Magazin Gazetecilik İç Ve Diş Tic. Ltd. ’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. aygın süreli bir yayın olan Medikal Teknik Dergisi ayda bir yayınlanır.


Expomed kapılarını açıyor

Aktüel

Sağlık Bakanlığı’ndan “memnun kaldınız mı” ziyaretleri

Teknoloji

Otamed yeniliklerle pazarı büyütüyor AVM Sağlık nörofizyoloji alanında ilklere imza atıyor

Ürün

Variteks başarının sırrını açıklıyor

Yatırım Makale

INDEX

ELMED dünya çapında ses getiren bir çözüm sunuyor

Doğu’daki hastanelere 95 Milyon TL ödenek Trabzon’da hastanelerin çehresi değişiyor Akıllı Giysiler Hastane yöneticiliğinde bina tadilatlarının yeri ve önemi

ABEM KİMYA..........155-156-157 ADASU MAKİNA..................... 89 AKTİF DIŞ TİCARET................. 159 AKTİF KİMYA........................ 177 ANESMED...................... Ö.K.İ.-1 ARON TİTANYUM.................. 123 ATEKSİS................................. 11 AVM SAĞLIK.......................... 65 AYDERSAN.................... 115-117 AYTASH.................................. 97 BEK TEKNİK.......................... 169 BETA MEDİKAL........................ 37 DEKİM.................................. 175 DOPA..................................... 23 DÜNYA KONGRE.................. 187 DÜNYA MEDİKAL.................. 171 EAR TEKNİK.................. A.K.İ.- 79 EKOL TIBBİ ALETLER................ 57 ELMED................................... 25 EMS....................................... 49 EMTRON................................ 53

FORTİS ORTOPEDİ................ 173 FTS TURİZM............................ 99 GAZİ KİMYA...................... 17-19 GÖZDE......................... 183-185 GRENKE................................. 15 HAKER MEDİKAL................ 63-81 HEALTHICA.............................. 61 HIGHTEX.............................. 189 HİDROMED........................... 145 INKJET.................................. 139 İHLAS ARMUTLU................... 205 İHLAS KOLEJİ........................ 203 İKMİB................................... 127 İPEK PLASTİK............................ 2 İSTEM.................................... 43 İ-TEK MEDİKAL........................ 73 KORDON TIP.......................... 41 KURUMSAL ÇANTA................ 197 LAMİNAT OFİS...................... 179 LEVENTTEK............................ 167 LİMON OFİS......................... 121

LOTUS PHARMA................... 163 MAGNET.............................. 137 MAVİ MEDİKAL....................... 51 MAVİ MEDİKAL....................... 67 MEDFEN................................. 27 MEDİKALTEKKNİK.................. 141 MEDİKAR................................ 71 MEDİMPORT.................. 129-131 MERCEDES............................. 13 MES MEDİKAL................... 83-85 MESİTAŞ........................... 45-47 METISAFE............................. 147 MOTZ..................................... 95 MULTİKAN..............133-143-149 MUTLULAR MEDİKAL............. 119 NAKPA..................................... 3 NOVAAIR.............................. 101 OPTİMUM............................ 153 ORSA................................... A.K. OTAMED..........................4-5-59 OTTOBOCK............................. 93

PRESTİJ............................. 76-77 SAMSUN CERRAHİ ALETLER... 113 SCA HİJYEN............................ 29 SLEEPWELL........................... 193 SOLAREX............................. 195 TARTI................................... 105 TEKNOMED.......................... 161 TIBBİ GAZ SİS.SEMP.............. 191 TRİMPEKS...............107-109-111 TURK İLAÇ....................35-INSERT TURKUAZ SAĞLIK................... 91 TÜRKİYE HASTANESİ............. 125 TÜYAP........................... 199-201 VARİTEKS...................... Ö.K.-6-7 VOLİ TURİZM........................ 207 .................................................


FUAR

ExpoMED

Kapılarını Açıyor Avrasya’nın öncü fuarı expoMED TC. Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nun da katılımıyla 22. kez kapılarını açıyor.

M

edikal cihaz, ekipman ve teknolojilerin sergilendiği, medikal trendlerin ve bilimsel etkinliklerin takip edildiği Avrasya’nın lider ve vazgeçilmez fuarı expoMED, Türk medikal sektörünü, Dünya’nın geri kalanı ile 26-29 Mart 2015 tarihlerinde bir kez daha buluşturuyor. Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi İstanbul’da 22. kez profesyonel medikal ziyaretçilerini buluşturan expoMED Fuarı,

laboratuar teknolojilerindeki son yeniliklerin de takip edilebileceği labtechMED ile eş zamanlı düzenleniyor. Fuarın Onur Ülkesi Çin bu yıl uluslararası yönüyle daha fazla öne çıkan expoMED 2015 fuarında onur ülke olarak yer alıyor. Yeni bir ortaklığı imza atıldı expoMED Istanbul, fuarla aynı zamanda organize edilecek Distrübutor toplantıları ile yeni iş ortaklıklarına platform hazırlıyor. 156

ülkede var olan distributor ağını kullanarak destek verecek olan INFOMEDIX INTERNATIONAL , tıbbi cihaz ve malzemelerin tedarikçilerini, distribütörler ile buluşturarak, firmaların Kuzey Afrika, Balkan Ülkeleri ve Ortadoğu’ya açılmalarına imkan sağlayacak. expoMED Fuarı Proje Başkanı Gökhan Evcil ise “bu yıl expoMED’de 156 ülkede geniş bir dataya sahip bir şirketle ortaklık kurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.

“Onur Ülke; ÇİN Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi İstanbul’da 22. kez profesyonel medikal ziyaretçilerini buluşturan expoMED Fuarı, laboratuar teknolojilerindeki son yeniliklerin de takip edilebileceği labtechMED ile eş zamanlı düzenleniyor. Fuarın Onur Ülkesi Çin bu yıl uluslararası yönüyle daha fazla öne çıkan expoMED 2015 fuarında onur ülke olarak yer alıyor”

10

Mart 2015


FUAR

DİPNOT Yeni Bir Ortaklık

Bu program katılımcılarımıza yeni iş ortaklıkları sağlayacak hem de fuarda doğru hedef kitleyle vakit kaybetmeden buluşturacaktır, gerçekten başarılı bir hizmet verileceğine inanıyorum” dedi. Programa katılacak distrübütorler , özel bir salona ücretsiz erişim hakkı, distributor arayan firmalarla önceden ayarlanmış bir randevu program ve bir dizi ayrıcalıktan yararlanacaklardır. Fuarın bilimsel yönü de her geçen gün artıyor Bilimsel etkinlikler, BAU HEALTH işbirliği ile bu senede expoMED’de bilimsel seminerlere yer veriliyor. BAU Health/ Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi ile yapılan işbirliği çerçevesinde, fuar süresince bu senenin özel konusu olan ‘’Onkoloji’’ alanında yurtiçinden ve yurtdışından gelecek dallarında öncü uzmanlar tarafından uygulamalı seminerler düzenle-

12

Mart 2015

necektir.Fuar sırasında programın içinde yapılacak workshoplarla , konuyla ilgili son uygulamalar hakkında bilgi verilecek.Workshoplara katılım tamamen ücretsiz olacaktır. Tiroid Kanseri ve Tedavi Yöntemleri , Lösemi ve Kemik İliği Transferleri , Beyin Tümörleri / Intraoperatif MR Destekli Gamma Knife Cerrahisi başlıklı konularla ilgili seminer programının detayları için fuarın web sitesinden detaylı bilgi alınabilir. Türk Biyokimya Derneği işbirliği organize edilecek seminerlerle de , en fazla hatanın yaşandığı laboratuar öncesi süreçle ilgili bilgiler dünyadan katılacak uzmanlar tarafından fuar ziyaretçilerine anlatılacak. İtalya Klinik Biyokimya ve Moleküler Biyoloji Derneği Başkanı Prof.Dr.Giuseppe Lippi‘nin de katılacağı seminer programı laboratuar dünyasının akademik ve profesyonel çevrelerini buluşturacak.

expoMED Fuarı Proje Başkanı Gökhan Evcil ise “Bu yıl expoMED’de 156 ülkede geniş bir dataya sahip bir şirketle ortaklık kurmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu program katılımcılarımıza yeni iş ortaklıkları sağlayacak hem de fuarda doğru hedef kitleyle vakit kaybetmeden buluşturacaktır, gerçekten başarılı bir hizmet verileceğine inanıyorum” dedi.


AKTÜEL

Dijital Hastane

D

ijital hastane günümüzde sıkça kullanılan kavramlar arasında yerini almıştır. Bilişim teknolojilerinin sağlık alanında kullanımının yanı sıra apartmandan bozma binalarda veya merdiven altı yerlerde hizmet sunmaya çalışan sağlık kuruluşlarının yerini modern mimariye uygun olarak inşa edilen binalarda hizmet sunan sağlık kuruluşlarının alması ile aynı anda devreye giren dijital hastanecilik uygulamaları gizemini korumayı sürdürmektedir.

makta ve tüm hastane hizmetlerinin bilgisayar ortamında yürütülmesini sağlamaktadır. Yatırım maliyetleri arasında önemli bir kalemi oluştursa bile bina kurulum aşamasında düşünülmesi gereken altyapı yeterliliğinin sağlanması dijital hastaneye geçişin ilk adımını oluşturmaktadır. Sürekli olarak değişim ve yeniliklere açık sağlık hizmetleri üretilen alanların hizmet türlerinin ve entegrasyonunun sağlanabilmesi için ileriye dönük yeterliliğe sahip olması gerekir.

Ayrıca, hastane personelleri arasındaki ilişkilerin ve rollerin yeni bilgisayar teknolojilerine göre düzenlenmeleri gerekli görülmektedir. Dijital hastane sisteminin temel bileşenleri; A) Akıllı kart B) Hastane otomasyon programı C) PACS sistemi D) İlaç yönetim sistemi E) Işıklandırma sistemi F) Cihazların teknolojik özellikleri G) Dijital hastane düzenleme kurulu H) İnternet ve kamera sistemi İ) Malzeme yönetim sistemi

Sağlık alanında hızlılık, güvenilirlik, tasarruf devrimi özelliği taşıyan dijital hastane uygulamalarında çalışan personelin sistemin yararlılığına gönülden inanması ve bağlığı için zihniyet devrimine ihtiyaç vardır. Hastaneciliğin geldiği noktada kaçınılmaz son olarak tarif edebileceğimiz dijital hastane, dağınıklık ve manuel çalışmaların getirdiği yorgunluğu ve uzmanlık alanlarındaki sorumluluk karışıklığına da çözüm getirecek bir perspektif sunmaktadır..

J) Taşınabilir tıbbi asistan K) Genel görüntüleme sistemi L) Robotik cerrahi sistemi

Mustafa Çiçek Sağlık İdarecisi Dijital hastaneler; hastane bilgi yönetim sistemi, dijital tıbbi kayıtlar, PACS, sayısal tıbbi arşiv, barkot, RFID teknolojileri, ilaç ve malzeme takibi, mobilite ve tablet bilgisayarlar, medikal teknolojiler, bina, enerji, aydınlatma teknolojileri ve bilgi sistemleri, haberleşme sistemleri, veri, ses, görüntü ve multimedya teknolojileri, tele tıp ve tele eğitim, sanal otopsi, sanal ameliyat, sanallaşma, yönetim hizmetleri, danışmanlık, yönlendirme, bahçe, otopark ve her çeşit entegre hizmetler vb yönetim unsurlarının yer aldığı tam entegre hastanelerdir (1) İleri teknolojilerin konseptler bütünü içinde kullanılması anlamında kullanılan dijital hastane; hastane hizmetlerinde kağıt kullanımını ortadan kaldır-

14

Mart 2015

Dijital Hastanenin Unsurları Hastane binasının akıllı bina özelliği taşıması ile birlikte ilave teknolojik yeniliklerin montajında kolaylık sağlayan teknik altyapı yeterliliği özelliğine de sahip olması gerekir.

Dijital hastane dijital kartla çalışmaya başlamakta, hastaneden içeri giren hasta, tüm departmlarda bu kartla tanınır. Dijital hasta kartlarının önemli görevi vardır ve tüm departmanlarda bu kartla işlem yapılmaktadır. Sihirli kalemle doktorun yazmış olduğu tüm raporlar hastanenin otomasyon programına aktarılmaktadır. Pacs sistemi ile görüntülere tüm bilgisayarlardan ulaşmak hızlı ve kolay olmaktadır. Bu sayede raporlama için kağıt ve film israfı da ortadan kalkmaktadır. Hasta bazlı ilaç stoku, karekod sisteminin düzgün işlemesi ve miadının bitmesi nedeniyle imha


AKTÜEL

edilmeden kaynaklı ilaç israfı ve maliyetini ortadan kaldıran ilaç yönetim sistemi dijital hastanenin özelliklerindendir. İlaç yönetim sisteminde kartın okutulması ile hastaya uygulanacak ilacın çekmecesi açılmakta olduğu için yanlış ilaç kullanımı riski ortadan kalkmaktadır. Hastanın ruh haline göre ışıklandırma sisteminde değişiklik yapılabilmesi ile hastanın iyileşmesine katkı sunulmaktadır. En son teknoloji ile kurulu yoğun bakım cihazlarında ısı ve nem takibi kayıtları dahi tutularak incelemeye imkan sunulmaktadır. Kameralar vasıtası ile ameliyat görüntüleri talep edilmesi halinde internet aracılığı ile her yerden izlenme imkanı vardır. İleride hastanın şikayeti durumunda bu kayıtlara bakılarak hatanın kaynağının bulunabilmesi imkanı olduğu gibi bu görüntüler eğitim amaçlı da kullanılabilmektedir. Dokunmatik ekranlı monitörlerden hasta yatağından internete bağlanabilmekte, televizyon izleyip müzik dinleyebilmektedir. Sistem dahilindeki tüm hastalara dijital bileklik takılmakta, bileklik içindeki şifre tablet PC ye okutularak hastaya ait bilgiler girilmektedir. Bu sistemde doktor ve hemşireler her serviste bulunacak olan taşınabilir tıbbi asistan adı verilen tablet PC leri kullanarak hastanın teşhis ve tedavisini bu bilgisayarlara kaydedecek ve bilgiler merkezi bilgisayar sistemine aktarılmaktadır. Böylece hastanın günlük izlenen verilerinin yanı sıra röntgen, ultrason, BT, MR gibi gibi tüm görüntüleme bilgileri bilgisayar ortamında izlenebilmektedir. Sistemin Yararları Dijital kartlar sayesinde hasta ve tedavi karışıklığı önlenerek üst düzey hasta güvenlik sistemi hastanın hastaneye girişinden itibaren devreye girmiş olur. Dijital hastanelerde çekilen örneğin bir EKG ye dünyanın her yerinden hasta veya hekimin ulaşması mümkündür. Vaka inceleme ve eğitim toplantı odasında vaka inceleme esnasında yurtdışında diğer bir hastanedeki doktorların görüşü alınabilmektedir. Dijital

16

Mart 2015

Mustafa Çiçek Sağlık İdarecisi

dir. Kağıtsız ve filmsiz olarak çalışan sistem, sağlık görevlilerinin iş süreçlerini etkilileştirmektedir. E-sağlık ve e-devlet ile de tam entegre hastaneler kırtasiyeciliği ortadan kaldırmakta, verilere hızlı ve otomatik ulaşım ise işgücü maliyetlerini azaltmaktadır. Tam dijital hastane haline gelmek bir maliyet gerektirse bile sanılan kadar masraflı olmadığı gibi doğru cihazların seçilmesi hastanelere ilave tasarruf imkanları sunmaktadır. Hasta bilgilerine her yerden hızlı ulaşım, veri güvenliği, tüm hizmetlerin bilgisayar ortamında yürütülmesi, minimum hata, düşük maliyet, hasta ve çalışan memnuniyeti, teşhis ve tedavi de başarı gibi birçok başarı sağlamaktadır.(2)

hastane kapsamında yer alan evde bakım odasında kronik bir hastanın günlük ölçümlerini çekilip ilgili hekime internet ortamından gönderilebilmekte bu mobil cihazlar sayesinde uzaklıktan kaynaklı problemler ortadan kalkmaktadır. Hastane içindeki tüm bilgi sistemleri tam entegre olduğu için güvenilir veri akışı sağlanmaktadır. Gereksiz işgücü kullanımı olmayacağı için daha az zaman ve enerji harcanarak hastane ve hasta verilerine ve bilgilerine her yerden, erişim sağlanabilmekte-

Yararlanılan Kaynaklar 1. Sağlıkta yeni hedef: Dijital Hastaneler, Yrd.Doç. Bilal AK 2. 29 Ocak 2010, cumhuriyet.com.tr


AKTÜEL

Mobile geçen hastaneler yüksek ölçüde

verimlilik artışı elde edecek Bulut tabanlı hastaneler, yanlış tanıları dörtte üç oranına kadar azaltabilirler.

A

ruba Networks, sağlık hizmeti veren kuruluşların verimlilik alanında büyük iyileştirmelere imza atabileceklerini ve tüm seviyelerde mobil teknolojiyi benimseyerek yanlış tanıları azaltabileceklerini öne sürüyor. Aruba Networks, 2025 yılına kadar hastane sistemlerinin kağıttan ziyade öncelikli olarak, mobil cihazlarla erişilen ve giyilebilir cihazlar dâhil çok çeşitli tüketici mobil cihazlarından gelen gerçek zamanlı verilerle beslenen bulutta işletileceğini tahmin ediyor. Şirket, bu mobil altyapıyı daha ilk benimseyenlerin deneyimlerine dayanarak, verimliliğin %50 oranında arttırılabileceğini, yanlış tanıların dörtte üç oranında azaltılabileceğini, bir yandan da halkın sağlık hizmetlerine yönelik sürekli artan beklentilerinin karşılanmasına yardımcı olunabileceğini öngörüyor.

1. ‘mCloud’ uygulamasının doğuşuyla hastanelerde verimlilik %50 oranında artacak. mCloud, dünyanın her yerinden her zaman erişilebilen, hasta kayıtlarının saklanmasında kullanılan merkezî, güvenli bir hub olacak. Bu araca sahip olmak, tıbbi kayıtların bütünüyle özel ve güvenli bir bulut servisinde saklanacağı, dolayısıyla personelin herhangi bir konumdan her türlü durumla ilgili olarak tam bilgi alabilmesi anlamına gelecektir. 2. Gerçek zamanlı veriler ile mobil teknolojilerin ortaklığıyla yanlış tanılar %75 oranında azalacak. Mobil yazılımlar ile giyilebilir cihazların kullanımı sayesinde, geleceğin hastaneleri tıbbi bilgiler de dâhil gerçek zamanlı verilerden faydalanabilecekler. Bu veriler, daha doğru tanı konmasına olanak tanırken, danışmanlara bir hastanın hastalıkları hakkında

Yarının Hastanesi:

Mobilite 2025 yılına kadar hastanelere radikal bir değişim getirecek

Merkezi, güvenli bir mobil bulut hub olan mCloud'un doğuşu, operasyonel verimlilikte %50 artış getirecek

Mobil teknoloji, mobil yazılım ve giyilebilir cihazlar ile gerçek zamanlı medikal bilgilerin bir gerçeğe dönüşmesine yardımcı olacak

Kablosuz teknolojiler ile güvenli bir ağ kullanımı, hastanenin modern bir çalışma yöntemine geçmesine olanak tanıyacak

2025'E KADAR:

TAHMİN

TAHMİN 2025'E KADAR:

TAHMİN 2025'E KADAR:

%50

%75

%80

daha fazla operasyonel verimlilik

mCloud

Akıllı Bekleme Salonu

hasta yanlış tanılarında düşüş

Giyilebilir Cihazlar

Sanal Asistanlar

Önümüzdeki 10 yıla ait eğilimler Aruba Networks önümüzdeki on yılda aşağıdaki eğilimlerin ortaya çıkacağını tahmin ediyor.

18

Mart 2015

kablosuz ve kağıtsız

Kablosuz Alan

Elektronik Kayıtlar

Yeni teknolojiler, hasta deneyiminin dönüşümüne imkân sağlayacak

TAHMİN 2025'E KADAR:

%100 kişiselleştirilmiş ve özelleştirilmiş deneyim

Mobil Uygulama

Bağlantılı Hastane Odası

daha fazla görünürlük sağlar ve ilgili semptomların bilgilerine erişim sağlaması ile yanlış tanıları %75’in üzerinde azaltır. 3. Gizliliği ve işbirliğini daha da iy-

ileştiren gerçek anlamda kağıtsız ve kablosuz bir dünya oluşacak. Teknolojik yeniliklerin son on yıldaki hızı göz önüne alındığında, kağıt ve belge depolama için harcanan paranın ciddi ölçüde azalacağı gerçekçi bir tahmindir. Kablosuz çalışma alanlarında kaydedilen ilerleme ile birlikte kağıt kullanımı da azalıyor; belgeler tek bir tuşla paylaşılabildiği için de iletişim ve işbirliğinde kazanımlar oluyor. 4. Özelleştirilmiş ve akıllı bir hasta deneyimi. Hem hastalar hem de ziyaretçiler açısından, hastanelerin uzun bekleme sürelerinin olmadığı yerler olması gerekiyor. Yarının hastanesi tam mobil, kişiselleşmiş bir mekân olacak ve modern bir gündüz oteline benzeyecektir. ‘Akıllı odaların’ geliştirilmesiyle, hasta ve danışmanları arasında hem hastanede hem de uzaktan etkileşim kurma kolaylığı sağlanacaktır. Mobil uygulamaların kullanımı sayesinde, hastalar randevu alabilecek; hatta hastane içindeki imkânların yerini belirleyebileceklerdir. Röntgen gibi testler anında paylaşılabildiği ve sonrasında alınacak kararlar bugüne kıyasla çok daha hızlı alınacağı için, yatan hasta bakımı doğrudan etkilenecektir. Mobil teknolojinin sağlık sektöründeki konumu Aruba Networks Türkiye Ülke Müdürü Bülent Tekkaya şunları söyledi: “Mobil teknoloji, kritik bilginin sağlık sektöründe bugün daha hızlı, doğru ve güvenli biçimde iletilmesini sağlamaktadır. Çalışanlarının, hastaların ve ziyaretçilerin yararına olacak şekilde, altyapılarının temeline mobil teknolojileri oturtan kuruluşları halihazırda görüyoruz. Zamanla, mobil teknoloji Sağlık Sektöründe temel iletişim aracı olacaktır.”


AKTÜEL

Sağlık Bakanlığı’ndan “Memnun Kaldınız Mı?” ziyaretleri Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, talimat verdi, sağlık yöneticileri sürpriz ev ziyaretlerine başladı.

S

ağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 81 ildeki sağlık yöneticileriyle video konferans yaparak sürpriz hasta ziyaret memnuniyetini değerlendirdi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, 16 Ocak’ta Antalya’da düzenlenen “Sağlık Bakanlığı Koordinasyon, Değerlendirme ve Planlama Toplantısı”nda has-

tanelerden hizmet alıp taburcu olan hastaların evlerinde habersiz olarak ziyaret edilip istek şikayetlerin not edilmesi ve gereğinin yapılması talimatını vermişti. 1 Şubat’ta başlayan uygulamanın geri dönüşleri değerlendirilmeye başladı. Bakan Müezzinoğlu, Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi’nde (SAKOM) 81 ilin

yöneticileriyle görüşerek değerlendirme yaptı. Telekonferans ile yapılan görüşmelerde “Sürpriz Ev Ziyaretleri” her yönüyle değerlendirildi. Müezzinoğlu yöneticilere ziyaret sayılarını ve geri dönüşlerin nasıl olduğunu sordu. Tespit edilen aksaklıkların giderilmesi talimatını verdi. Bakan Müezzinoğlu ziyaretlerin geniş bir yelpazede yapılmasını istedi. Hastane hizmeti alan kadar aile hekimi, 112 acil ve evde sağlık hizmeti alan hastaların da ziyaret edilmesini söyledi. Ziyaretlerin 4’te birinin eşlerle yapılması da ilkesel olarak kabul edildi. Hasta memnuniyetinin değerlendirildiği tek yöntem ev ziyareti değil. Mesai dışı hastane ziyaretleri de bir başka yöntem. Bakan Müezzinoğlu sağlık yöneticileriyle mesai dışı hastane ziyaretlerini de değerlenirdi. 10 Günde 11 Bin 922 Hasta Ziyaret Edildi Yurt genelinde, 9 Şubat - 18 Şubat arası 10 günlük süreçte 11 bin 922 hasta evde ziyaret edildi. Ziyaretler sonrası yapılan değerlendirmelerde hastaların yüzde 49’u hizmetlerden çok memnun, yüzde 45’i ise memnun olduğunu Yüzde 2’si ise memnun olmadığını söyledi. Bitlis, Şırnak, Bayburt, Nevşehir, Erzincan, Yalova, Hakkari,Trabzon ve Zonguldak’ta memnuniyet oranı yüzde 100 olarak tespit edildi. İl bazında en çok ziyaret 720 ziyaret ile İstanbul’da gerçekleşti. En çok ziyaret yapan yönetici 66 ziyaret ile Yozgat İl Sağlık Müdürü Fatih Şahin oldu.

20

Mart 2015


Sağlık DİPNOT İŞTE MEMNUNIYET ORANI

Hastaların yüzde 87’si ambulansın zamanında geldiğini, yüzde 13’ü ise geç kaldığını belirtti. Ziyaret edilen hastaların yüzde 53’ü kadın, yüzde 47’si erkek. Kadınların yüzde 49’u, erkeklerin ise yüzde 50’si hizmetlerden çok memnun olduğunu söyledi.

Sağlık Bakanı Müezzinoğlu, SAKOM’da yaptığı görüşmeler sonrası projenin detayları ve hedeflerle ilgili bilgi verdi. Müezzinoğlu projeyi Bakanlar Kurulu’nda anlattığını ve uygulamanın takdirle karşılandığını anlattı.

İl bazında en çok ziyaret 720 ziyaret ile İstanbul’da gerçekleşti. En çok ziyaret yapan yönetici 66 ziyaret ile Yozgat İl Sağlık Müdürü Fatih Şahin oldu. Hastaların yüzde 87’si ambulansın zamanında geldiğini, yüzde 13’ü ise geç kaldığını belirtti. Ziyaret edilen hastaların yüzde 53’ü kadın, yüzde 47’si erkek. Kadınların yüzde 49’u, erkeklerin ise yüzde 50’si hizmetlerden çok memnun olduğunu söyledi.

Mart 2015

21


AKTÜEL

9. Uluslar arası Sağlık Hizmetlerinde Kalite, Akreditasyon ve Hasta Güvenliği Kongresi Kongre süresince gerçekleştirilecek sunum, çalıştay, sözlü ve poster bildirileri sayesinde katılımcılar, kullanıcı, hizmet sunucu ve hizmetleri finanse eden organizasyonların işbirliği ile sağlanan sağlık hizmetlerinde kaliteyi arttırıcı yaklaşımları  ve  geleneksel yaklaşımların dışına çıkan yeni sistem ve fikirleri tanıma olanağı bulmaktadırlar.

B

u yıl 9’ncusu gerçekleştirecek Uluslar arası Sağlık Hizmetlerinde Kalite, Akreditasyon ve Hasta Güvenliği Kongresi 13-16 Mayıs 2015’de Antalya’da Letonia Golf Resorts Hotel’de düzenlenecek. Birçok uluslararası kurum temsilcisi ve uzmanın katılacağı kongrenin misyonu farklı uygulamaları ile kalite anlayışının sağlık hizmetleri ekseninde yorumlanması olacak. Bir sivil toplum kuruluşu olan Sağlık Akademisyenleri Derneği’nin bu alanda yaptığı yoğun çabalar ve bu kongreler aracılığı ile henüz bu konu-

lar Türkiye sağlık gündeminde hiç yer almazken, paydaşların sağlıkta kalite ve akreditasyon konularında farkındalıklarının artmasına neden olmuş, pek çok sağlık profesyoneline bir nevi okul görevi görmüş ve özveri ile misyonunu devem ettirmeye çalışmaktadır. Kongre süresince gerçekleştirilecek sunum, çalıştay, sözlü ve poster bildi-

22

Mart 2015

rileri sayesinde katılımcılar, kullanıcı, hizmet sunucu ve hizmetleri finanse eden organizasyonların işbirliği ile sağlanan sağlık hizmetlerinde kaliteyi arttırıcı yaklaşımları  ve  geleneksel yaklaşımların dışına çıkan yeni sistem ve fikirleri tanıma olanağı bulmaktadırlar. Dokuzuncusu gerçekleşecek olan kongremiz her zaman olduğu gibi;  öncelikle Türkiye’de olmak üzere tüm dünyada sağlık hizmetleri sunumunda kalite, akreditasyon, hasta ve çalışan güvenliği açısından gelinen son noktayı, sağlık hizmetleri sunumunda ve finansmandaki sorunları, bu sorunların kurumsal performans iyileştirme üzerine etkilerini ve çözüm önerilerini Türkiye’den ve dünyadan katılacak sağlık profesyonelleri ile birlikte gözden geçirme olanağı sunacaktır. Kongre katılımcıları  bu güne kadar akreditasyon, hasta ve çalışan güvenliğini sağlamada temel yaklaşımları tartışabilmiş ve geleneksel sınırların ötesine çıkan yeni sistemleri ve  fikirleri test etmek için fırsat yakalamışlardır.  Dolayısıyla  yıllar içerisinde alınan yolu, kazanılmış deneyimleri gözden geçirmenin hepimize yararlı olacağı düşüncesi ile bu yılki kongrenin Ana teması; “Dünyada ve Türkiye’ de Sağlık hizmetlerinde Akreditasyonun yararları, Hasta, Çalışan Güvenliği ve Klinik Risk Yönetiminde kazanılan deneyimler olacaktır.”

Kongrenin amaçları; - Hasta güvenliği, risk yönetimi ve tıbbi hataların azaltılması - Sağlık bakım kaynaklı hasta ve çalışan güvenliğini tehdit eden olayların önlenmesinde mevcut yöntemlerin gözden geçirilmesi, kanıta dayalı uygulamaların önemi, mevcut uygulamalar ve uygulamadaki güçlükler - Yenilikçi yöntemlerin tanımlanmasında araştırmaların rolü, hastaneler ve diğer sağlık kuruluşlarında kalite iyileştirme uygulamalarına epidemiyolojik, organizasyonal davranışlar ve bunların uygulama ilkelerinin entegrasyonu - Hasta Odaklı Bakım - Sağlık teknolojilerinde yenilikler - Sağlık sistemi altyapısı - Hizmet sunumu ve bakımda maliyet-etkililik - Sağlık hizmeti sunumunda insan gücü planlaması ve yetiştirilmesi - Bilgi Yönetim sistemleri, otomasyon ve iletişim teknolojileri - Sağlık hizmetlerinin sunumunda moral ve etik davranışlar. - Bilgi Yönetim sistemleri, otomasyon ve iletişim teknolojileri - Sağlık hizmetlerinin sunumunda moral ve etik davranışlar. - Risk Yönetimi - Sağlık Turizmi gibi sağlık hizmetlerinde kalite, akreditasyon, hasta ve çalışan güvenliği ile ilgili kazanılan deneyimleri tartışmaktır.


AKTÜEL

ELMED dünya çapında ses getiren

bir çözüm sunuyor TÜBİTAK desteğiyle böbrek taşlarını uzaktan kırabilen robot geliştirildi. “İbn-i Sina (Avicenna)” adı verilen robot, ABD Üroloji Kongresi’nde Amerikalı doktorların beğenisini topladı.

B

öbrek taşı tedavisinde lazer teknolojisinin kullanıma girmesi böbrek ve idrar kanallarındaki taşlara anında müdahale yapılmasına imkan tanıyor. Bu yönteme OSTİM Medikal Sanayi Kümelenmesi üyesi ELMED, dünya çapında ses getiren farklı bir çözüm ekledi. Firma tarafından geliştirilen robot tekniği, oldukça

zahmetli bir süreci olan Fleksibil Üreterorenoskopi’yi hem doktor hem de hasta için avantaja dönüştürdü. Üroloji alanında dünyanın en ünlü akademisyenlerinin örnek gösterdiği, kesmeden veya delmeden tedavi imkanı sağlayan Türk robotu, İbn-i Sina’nın Latince karşılığı olan Avicenna ismiyle tıp dünyasında boy gösteriyor. ELMED Genel Müdürü Ahmet Sinan Kabakcı, “Türkiye’deki tüm firmaların kendilerine güvenmeleri gerektiğine inanıyorum. Her şeyi yapabileceklerine yabancılardan

24

Mart 2015

geri kalmayacaklarını ve daha iyi bir şeyler üretebileceklerine inanmaları gerekiyor.” dedi. Sizi tanıyabilir miyiz? Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Elektronik Mühendisliği Bölümü’nden 1989 yılında mezun oldum. ODTÜ ve Gazi Üniversitesi’nde Elektronik alanında iki ayrı

yüksek lisans programını tamamladım. Hacettepe Üniversitesi’nde Biyomühendislik üzerine doktora yapıyorum. İş yaşamıma OSTİM’deki bir firmada elektronik kantar, bant kantarı ve mikser kantarları imalatıyla başladım. Yüksek lisans öğrenciliğim sırasında, tüm Şeker Fabrikaları’nın kontrollerini yapan Elektromekanik Aygıtlar Fabrikası’nda görev yaptıktan sonra medikal sektörüne geçtim. 1991 yılında ağabeyimle şirketimizi kurduk ve o yıl ilk prototipimizi yaptık. Türkiye’de ilk böbrek

taşı kırma makinesini ELMED olarak biz ürettik. Bu işe girerken mutlaka uzmanlarla çalışılması gerektiğini düşündüğümüz için bünyemize iki değerli üroloji profesörünü kattık. Tıbbi cihazda her zaman teknolojik olan ürünleri yapmayı tercih ettik. Pnömatik taş kırma cihazı, pnömatik kombine taş kırma cihazı gibi bir çok ürünü, tamamen Ar-Ge’si bize ait olmak üzere imal ettik. Burada toplam 7 ortağız. DOKTORA VE HASTAYA KOLAYLIK Geliştirdiğiniz robotla ilgili bilgiler alabilir miyiz? Firma olarak yüksek teknolojili, kaliteli, belli konuda uzmanlaşmış işler yapmayı hedefliyoruz. Fleksibl üreterorenoskopiyle böbrek taşı kırma yöntemine robot geliştirdik; dünyada tektir ve ilktir. Bu operasyon elle yapıldığı zaman son derece zor şartlarda ve hareket kısıtlaması olarak çalışılıyor. Lazer ışığıyla taşı kırıyorsunuz. Robotumuz söz konusu operasyonun çok hassas bir şekilde yapılabilmesini ve rahatlıkla oturarak çok konforlu bir konumda gerçekleşmesini sağlıyor. Diğer yandan bu aletler kırılgan yapıda. Özellikle çıkış noktalarında kırılma yaşanabiliyor ve operasyon yarım kalabiliyor. Robot, endoskobun ömrünü uzatıyor. Böylece 2, 3 ve 4 cm taşları kırma imkanı oluştu. Normalde 30 hastada kullanabilirken bunu yaklaşık 3 katına çıkararak ortalama 90-100 hasta kullanım sağladık.


AKTÜEL

Sistem şöyle işliyor: Mevcut cihazı bir dakikadan az bir sürede robota bağlıyoruz. Kumanda masasına oturup, X ışınından uzakta durulduğu için doktorun kurşun önlük giymesi gerekmiyor. Uzaktan bunu robotla kontrol ediyor. İlk giriş yapılıyor, ondan sonrasının tamamını robot götürebiliyor. Alette yaklaşık 500 derece dönüş imkanı sağlanıyor. Normali 360 derece ama durduğu yerden komple diğer tarafa tekrar dönüş yapabiliyor. Bizim robotumuz aynı zamanda hastanın ve doktorun güvenliğini sağlıyor. Bu operasyonu yapabilen doktor sayısı oldukça az. Uzun zamanda öğrenilmesi gerekiyor. Halbuki bu sistemle klinik çalışma yapıyoruz. Çok kısa zamanda öğrenilebileceğini, doktorların kısa bir eğitimden sonra bunu kullanabileceğini göreceğiz. Projemizin ileriki aşamasında robota taşı gösterdikten sonra, kendisinin kırmasını sağlayacağız. Ancak tıbbi cihazlarda güvenlik son derece önemli; yani hastanın içerisinde ilerken her an doktorun kontrolü altında olması gerekir. Tamamen cihaza bırakmak mümkün değil. Seri üretime hazırız. Bunun en önemli aşaması olan Amerikan Patent Ofisi ile Avrupa Patent Ofisi’nde işlemlerimizi başlattık. Başka bir ülkede benzer tekniği üreten var mı? Sadece dünyada ELMED var. Burada çok önemli bir şey anlatayım. Dünyaca ünlü, kitapları üroloji derslerinde okutulan Prof. Dr. Arthur Smith ürünümüzü takip ediyor. Bir kongrenin açılışında robotu tanıtan 3.5 dakikalık videomuzu gösterdi; “Türkiye’den bir firma böyle bir robot geliştiriyor.” diye anlattı. Ne benim ne de firmamım ismini söyledi. Ama “Türkiye’den bir firma” dedi. Bu bizim için yeterliydi. Ayrıca Avrupa’nın genel üroloji ve fleksibl endoskopi üzerine en popüler 2 profesörü de Türkiye’ye gelerek robotumuzu kullandılar. Yakın bir zamanda Stock-

26

Mart 2015

holm’de düzenlenen Avrupa Üroloji Kongresi’nde bize canlı yayında ameliyat imkanı tanıdılar. Robotumuzu, 2 bin 500 bilim insanı izledi. Böyle bir uluslararası kongrede canlı ameliyatta yüksek teknolojili bir Türk cihazının kullanılması kolay bir iş değil. Şu anda 5 robotumuz üretimde, 3 tanesi son versiyona ulaştı. Yüksek teknolojili bir alet, son derece hassas hareketler yapması lazım. Düşünün elimizde yaptığımız çok hassas hareketlerin daha hassasını yapmanız lazım ki büyük avantaj sağlayasınız. “FİRMALARIMIZ KENDİNE GÜVENMELİ” Yeni projeleriniz var mı? TÜBİTAK 1511 programı içerisinde ilerleyen 3 yıllık bir proje bu. Projemizin şu anda son iş paketine girdik. Bu iş paketinde biz fleksibıl endoskobun da geliştirilmesi üzerine çalışıyoruz. Buna daha fazla yetenek kazandırmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda otonom hareket edebilecek, yani doktorun hareketiyle otonom hareketi yapabilecek konumlar üzerinde çalışıyoruz. Bu ürünün dünya çapında pazarlanmasıyla ilgili çalışacağız. Önümüzdeki yıl ağırlıklı olarak yurtdışında birçok kurulum yapacağız. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın politikaları doğrultusunda bunun yaygınlaşmasını istiyoruz. Amerikalı bir profesör, “Bu robot bizim taş tedavisiyle ilgili yayınlamış olduğumuz tavsiye nitelikli kılavuzların tamamını değiştirir. Vücut dışından delerek daha hasarlı yapılan bir operasyon var. O operasyonu da ortadan kaldırabilecek bir buluştur.” değerlendirmesini yapmıştı. Türkiye için gururluyuz. Türkiye’deki tüm firmaların kendilerine güvenmeleri gerektiğine inanıyorum. Her şeyi yapabileceklerine yabancılardan geri kalmayacaklarını ve daha iyi bir şeyler üretebileceklerine inanmaları gerekiyor. Bunu yaparken de mutlaka bilimsel çalışma şeyi

gerektiriyor. Bir şeyleri kopyalamak değil. Yapılmışlara bakarak onların eksiklerini belirleyip iyileştirme yönünde gayret sarf edilirse çok iyi yerlere geleceğimize inanıyorum. Türkiye’de 500 milyar dolar ihracat hedefi konuldu. Herkes şunun bilincinde; bu hedeflere ulaşabilmek için mutlaka teknolojik, katma değeri yüksek ürünler yapılması gerekiyor. İBN-İ SINA İSMİ VERİLDİ Robotumuza İbn-i Sina’nın Latince karşılığı olan Avicanne ismini verdik. Batı aleminde tıbbın atası olarak İbn-i Sina, Hipokrat ve Galenus bilinir. Yabancılar yaptıkları ürünleri Macellan, Da Vinci, Kopernik gibi kendi tarihlerindeki önemli bilim insanların isimleriyle özdeşleştiriyorlar. Robotun Türkiye’den çıktığını gösterebilmek, bunu da herkese tekrar hatırlatmak için Avicenna olarak adlandırdık. İsveç’te yapılan kongrede bir çok Arap ürolog; “İsmini Avicenna koyarak ne kadar güzel bir şey yapmışsınız, gurur duyduk.” şeklinde tebriklerini ilettiler. ÖDÜL ALDI Yurtiçi ve yurtdışında ilgi gören proje TÜBİTAK, TTGV ve TÜSİAD işbirliğiyle düzenlenen 11. Teknoloji Ödülleri’nde Küçük Ölçekli Firma Ürün Kategorisi Ödülü’nü aldı.


AKTÜEL

Grenke operasyonel kiralama modelini öneriyor Mehmet Arslan: “Sermayenizden harcayarak yatırım yapmayın, operasyonel kiralama modeli ile çok daha avantajlı şekilde ürünlerinizin sahibi olun”

T

hizmeti verilmektedir. Grenke Türkiye’de yaklaşık 4 yıldır Operasyonel kiralama alanında faaliyet gösteriyor. Bu 4 yıl içinde 2.000 sözleşme yapıldı. Hedefimiz KOBİ’ler.

Öncelikle Grenke ve faaliyetleri hakkında kısa bilgi verebilir misiniz? Grenke 1978 yılında kurulmuş bir Alman finansman uzmanıdır. 30 ülkede

Grenke olarak sağlık sektörüne ne tür çözümler sunuyorsunuz? Özelikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin yeni teknoloji yatırımlarında bir finans şirketine ihtiyaçları olduğunu biliyoruz. Genelikle diğer leasing şirketlerin kiralama alt limiti 50.000 USD olduğunu düşünürsek, KOBİ tarafına yeterince hizmet

ürkiye’de yaklaşık 4 yılı aşkın süredir operasyonel kiralama alanında faaliyet gösteren Grenke, küçük ve orta ölçekli şirketlerin yeni teknoloji yatırımlarında finansal çözüm sunuyor. Grenke Türkiye Genel Müdürü Mehmet Arslan konuyla ilgili olarak sorularımızı yanıtladı.

Grenke Türkiye Genel Müdürü Mehmet Arslan

100’den fazla şubesi mevcuttur. 2014 global cirosu 1,3 Milyar Euro’dur. Almanya’da Grenke Bank olarak aynı zamanda bankacılık hizmeti sağlar. Grubun içinde bir faktoring şirketi de mevcuttur. Grenke Factoring olarak 4 ülkede Faktoring

28

Mart 2015

verilmediğini düşünüyoruz. Bizim hedefimiz özelikle bu tarafta şirketlere hizmetimizi sunmak. Leasing şirketler ile kıyasladığınız zaman yan maliyetlerimiz çok düşük olduğu için, 50.000 USD altı yatırımlar için bizi çok avantajlı kılıyor.

GRENKE, Leasing, Banka ve Factoring’ten oluşan hizmet yelpazesi ile küçük ve orta ölçekli firmalar için neden önem arz ediyor? Türkiye’de sadece Operasyonel Kiralama olarak hizmet vermekteyiz. Küçük ve orta ölçekli işletmelere yeni teknoloji yatırımlarını sermayeyi, bağlayarak satın almak yerine, operasyonel kiralama yolu ile temin etmelerini sağlıyor. Operasyonel kiralama olduğu için, dilerlerse dönem sonu ürünleri bize geri verme imkanı var müşterinin. Yatırımcılara ne zaman ve hangi koşullarda destek sağlıyorsunuz? Yatırımcının sizi tercih etmesindeki avantajı nelerdir? TL sabit ödeme seçeneği sunar. Müşteri alınan faturanın tamamı vergiden düşer. BDDK’ya tabi olmadığımız için kiralama bedeli Merkez Bankası kayıtlarında görünmez ve varolan kredisinden bir limit harcanmaz. Sözleşme anlamında giriş seviyemiz 500 EUR. Bu rakam Türkiye’deki leasing şirketleriyle karşılaştırıldığında oldukça düşük bir seviye. Herhangi bir marka ve finansal kuruluşla hiçbir organik bağımızın olmaması avantajımız. Ayrıca müşterilere, eğer kredibilitesi uygunsa, herhangi bir teminat almadan işlem yapma şansımız var. GRENKE olarak bürokratik işlemleri minimuma indiriyoruz. Kira taksitini TL üzerinden alıyoruz Son olarak sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? Sermayenizden harcayarak yatırım yapmayın, operasyonel kiralama modeli ile çok daha avantajlı şekilde ürünlerinizin sahibi olun.


AKTÜEL

“Avrupa’nin En İyisi”

Rönesans’tan Rönesans’ın yapımını üstlendiği Adana Entegre Sağlık Kampüsü “Avrupa’nın En İyi Kamu-Özel Ortaklığı-PPP” finansman projesi seçildi.

R

önesans Holding grup şirketlerinden Rönesans Sağlık Yatırım’ın toplam 540 milyon Euro yatırım bedeliyle Adana’da yapımını üstlendiği 1550 yatak kapasiteli “Adana Entegre Sağlık Kampüsü” projesi Avrupa’dan ödül aldı. Rönesans Sağlık Yatırım’ın Fransız Meridiam Infrastructure işbirliğiyle ve tamamı yabancı kuruluşlardan oluşan 9 bankanın katıldığı bir konsorsi-

yum ile finanse edilecek olan proje, dünyaca ünlü global altyapı ve proje finans platformu Infrastructure JournalGlobal tarafından “Avrupa’nın En iyi PPP (Kamu-Özel Ortaklığı) Projesi” seçildi. Sektörün en iyi projelerinin ödüllendirildiği “IJGlobal Avrupa ve Afrika 2014 Ödül Töreni” İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleştirildi. National History Museum’da düzenlenen ödül törene 500’den fazla sektör temsil-

cisi katıldı. Törende“Adana Entegre Sağlık Kampüsü” projesine verilen ödülü Rönesans Holding Başkanı Dr. Erman Ilıcak, Rönesans Sağlık Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Kamil Yanıkömeroğlu, Meridiam Kurucu Ortağı ve CEO’su ThierryDéau aldı. IJGlobal, sektördeki projeleri,Avrupa ve Afrika ülkelerinde enerji ve altyapı finansmanında mükemmellik, başarı ve yenilik kriterleri esas alarak ödüllendiriyor. Ödül her yıl alanında lider proje ve firmalara veriliyor. Finansal kapanışı 433 Milyon Euro ile yaptı Rönesans Sağlık Yatırım A.Ş, Adana Entegre Sağlık Kampüsü için ortağı uluslararası yatırım fonu Meridiam ve 9 yabancı bankayla yürüttüğü çalışmaları 2014 yılı Aralık ayında tamamlamış, 433 Milyon Euro tutarındaki finansal kapanış imza törenini 19 Aralık’ta gerçekleştirmişti. Adana Entegre Sağlık Kampüsü, toplam 1550 yatak kapasiteli 3 farklı hastanesiyle dünyanın sağlık alanında en büyük yatırımları arasında gösteriliyor. Proje tamamı yabancı bankalar tarafından desteklenen ilk Kamu-Özel işbirliği modeli anlaşması olma özelliğini taşıyor. 21 yıllık deneyimi aktardı, 3 yılda devleşti Rönesans Holding’in 21 yıllık uluslararası müteahhitlik deneyimini aktararak 2012 yılında kurduğu Rönesans Sağlık Yatırım A.Ş. kısa sürede sağlık sektöründe Türkiye’nin önde gelen yatırımcıları arasında yerini aldı.

30

Mart 2015


Rönesans

DİPNOT RÖNESANS HOLDiNG

Rönesans Sağlık Yatırım A.Ş. halen Adana, Bursa ve Elazığ Entgre Sağlık Kampüsleri ile Yozgat Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni inşa ediyor. Toplamda 6 bin 818 yatak kapasitesine ve 2 milyon metrekare inşaat alanına sahip olan ve “Kamu-Özel İşbirliği” modeli ile yapılacak projelerin yatırım bedeli 2 milyar Euro’yu buluyor. Rönesans Sağlık Yatırım A.Ş. bunların dışında Afyon, Diyarbakır, Erzurum, İstanbul, Malatya, Samsun, Trabzon ve Van’da hayata geçirilecek olan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastan-

Meridiam Uluslararası Yatırım Fonu Meridiam kamu altyapı projelerinde uzmanlaşmış, uzun vadeli görüşe sahip global bir yatırım ve varlık yönetimi şirketidir. 2005 yılında, mevcut CEO’su ThierryDéau tarafından kurulan şirket, bütün paydaşların çıkarlarını ortak paydada buluşturan bağımsız bir kuruluştur. OECD ülkelerinde yetkili kamu kurumlarıyla, projelerin tasarım aşamasından 25 yıla kadar varan uzun dönem işletmesine kadar her aşamada yakın temas halinde bulunan, kamu altyapı geliştirmesi, inşası ve işletmesi odaklı çalışan bir altyapı fonu olan Meridiam, özsermaye ve özsermaye türevleriyle topluma değer sağlayan altyapı projelerine

eleri, Psikiyatri Hastaneleri ve Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastaneleri projelerini yürütüyor. Bu yatırımlarının tamamlanmasının ardından hastaneler ileri teknolojiye sahip sağlık cihazlarıyla donatılacak ve Kamu-Özel İşbirliği Modeli kapsamında 25 yıl boyunca Sağlık Bakanlığı ile birlikte işletilecek. Rönesans Sağlık Yatırım A.Ş. yurt içi yatırımlarının yanı sıra yurt dışında da Afrika’ya açılmayı, Nijerya, Tanzanya, Gabon ve Senegal’de de altyapı yatırımları yapmayı hedefliyor.

yatırım yapmaktadır. Şirketin yatırım alanları; ulaşım sektörü (karayolu, demiryolu, liman) ve yeni kamu altyapı (sağlık, eğitim, çevre tesisleri ve çeşitli kamu binaları) ihtiyaçlarına yönelik kamu özel ortaklığı projelerini kapsamaktadır. Varlıklarının toplam değeri 2.8 milyar Euro olan Meridiam şu anda 9 tanesi Kuzey Amerika’da olmak üzere 32 projeyi yürütmektedir. E18 MotorwayKoskenkylä– Kotka (Finland), Port of Miami Tunnel (USA), Montreal UniversityHospitalResearchCentre (CRCHUM) (Canada), A5 Motorway (Germany), LongBeachCourthouse(USA), Fulcrum LIFT (England) bunlardan bazılarıdır.

Dr. Erman Ilıcak tarafından 1993 yılında St. Petersburg’da kurulan ve Türkiye’de gayrimenkul geliştirme yatırımlarıyla öne çıkan Rönesans Holding, dünyanın 16 farklı ülkesinde de ana müteahhit ve yatırımcı olarak hizmet veriyor. İnşaat, gayrimenkul geliştirme, enerji ve sağlık ana dallarında faaliyet gösteren Holding, dünyanın en büyük müteahhitlik şirketleri arasında 53’üncü sırada yer alıyor. Rönesans Holding bugün 37 bin çalışanı ile alışveriş merkezleri, ofisler, oteller, konutlar, karma yapılar, ağır sanayi tesisleri, altyapı tesisleri, hafif üretim tesisleri, kimyasal ve ilaç üretim tesisleri, yiyecek ve içecek işleme tesisleri, otomotiv ve makine fabrikaları, devlet binaları, sağlık kompleksleri ve enerji santralleri inşa ediyor. 2014 yılı ikinci çeyreğinde aktif büyüklüğü 12 milyar TL’ye ulaşan Rönesans Holding’in 2014 sonu global cirosunun ise 6,5 milyar TL olması bekleniyor. Halen Türkiye, Rusya, Türkmenistan, Belarus, Avusturya, Azerbaycan, Libya, İsveç, Irak, Kazakistan, Almanya, Avusturya, Finlandiya, İsviçre, Gabon ve Katar’da faaliyetlerini sürdüren Rönesans, Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Avrupa ülkelerinde, yeni projelere imza atmayı hedefliyor.

Mart 2015

31


AKTÜEL

Yerli aşı üretimiyle dışa bağımlılık sona eriyor Turk İlaç ve Serum Sanayi “Vatana Hizmet Borcumuzdur…” ilkesiyle Türkiye’de yerli aşı üretimi için kolları sıvadı.

T

Turk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. Başkanı M. Berat Battal

ürkiye son yıllarda sağlık alanında çok ciddi mesafe kat etti. Sağlık Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu sağlıkta dönüşüm çerçevesinde birçok yenilik düzenleme ve teşvik getirildi. Bu durum da yerli ve yabancı çok sayıda yatırımcıyı yatırıma teşvik etti. 1991 yılından bu yana Türk sağlık sektörüne hizmet veren Turk İlaç ve Serum Sanayi de “Vatana Hizmet Borcumuzdur…” ilkesiyle Türkiye’de yerli aşı üretimi için kolları sıvadı. 2015 Nisan ayında açılışı yapılacak olan tesis ilaç sektörünün sahip olabileceği en ileri teknoloji ile tesis edilmiş olup Güncel İyi Üretim Uygulamaları ve İyi Laboratuvar Uygulamaları kurallarına uygun olarak dizayn edilmiş ve tesisteki tüm üretim ekipman-

32

Mart 2015

larının seçimi uluslararası normlar esas alınarak yapıldı. Ankara Akyurt ilçesinde halen yatırımı devam eden 6.000 metrekare zemin üzerine inşası süren 15.000 metrekare üretim alanına sahip olacak tesiste ise ampul ve IV tesisi genişletilerek flakon/prefilled şırınga hatları da ilave edilmek sureti ile üretim kapasitesinin hızla artırılması planlanmakta. Öte yandan Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi ile Türk İlaç ve Serum Sanayi arasında aşıların araştırılması, geliştirilmesi ve üretilmesini içeren protokol imzalandı. Bu kapsamda, aşıda klinik öncesi ve klinik çalışmalarından ürüne ulaşılmasına kadar, tüm süreçlerde iş birliği yapılacak. Protokol ile Hepatit B, difteri, tetanos, kızamık ve BCG (verem) gibi ithal edilen çok sayı-

da farklı aşıda yerli üretime geçilecek. Difteri ve tetanos 8, Hepatit B ise 11 farklı ülkeye ihraç edilecek. Projenin mimarı Turk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. Başkanı M. Berat Battal konuyla ilgili olarak Medikal&Teknik Dergisi’nin sorularını yanıtladı. “Ben bulunması en zor şeyin inanan, cesur yürekler olduğuna inanıyorum ve zaferin korkaklara nasip olamayacağı kanaatindeyim” sözünüze uygun olarak çok muazzam ve özel bir üretim tesisi kurdunuz. Tesisinizin ülkemize ve sizlere hayırlı olmasını dileriz. Gerçekten istenildiği zaman yapılamaz gibi görünen işlerin yapılabileceğini gösterdiniz. Bize bu başarının hikayesini biraz anlatır mısınız? M. Berat Battal: Öncelikle beğeni ve yorumlarınız için teşekkür ederim. Biz gerçekleştiremeyeceğimiz bir eylemi asla dile getirmemekle biliniriz hamdolsun. Çocukluğumuzdan beri başarının anahtarını; üretmekte, üretirken geliştirmekte; başardıkça da daha iyiyi hedeflemekte gördük böyle yorumladık buna yorduk büyüklerimizin başarılarını. Çok tabidir ki süreç içerisinde tatmin olabilmeniz için daha yüksek hedefler arzuluyor, dev bir maksattan, alışılmadık bir düşünceden etkilendiğiniz de sınır tanımıyor ve kendinizi aşıyorsunuz, iç aleminiz her yönde genişliyor ve kendinizi yeni, mükemmel ve şaşırtıcı bir dünyada buluyorsunuz.


Turk İlaç ve Serum Sanayi

Dingin bekleyen güçleriniz ve becerileriniz canlanıyor işte o an her zaman hayal ettiğinizden daha farklı ve kudretli olduğunuzu keşfediyor ve yürüyorsunuz yani konunun özü inanmak ve inancınıza tutkulu olmak, şayet bu tamamsa sonucun müsbet olması kaçınılmazdır. Turk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş.’nin bu büyük yatırımı Türkiye’ye neler kazandıracak? Öncelikle insan sağlığı ardından ekonomiye olacak katkısı hakkında neler söylemek istersiniz? M. Berat Battal: TURK İlaç A.Ş.’nin bu yöndeki yatırımı; öncelikle stratejik bir önem arz eden ürün gurubunda bulunan Difteri tetanoz ve Hepatit B aşılarının, IV paranteral serumlarının dünya kalitesinde ve % 100 güvenli, dünyanın en yüksek standartlarında GMP koşullarında üretimini sağlayacak ve aynı zamanda tablet ve kapsül formunda piyasaya arz edilecek olan birçok ilacın üretiminin yüzde yüz milli otoritemiz garantisi altında Avrupa normlarında üretimini gerçekleştirecektir. Bu üretimin ülke ekonomisine katkısı ve istih-

dama katacağı değer ve yetişmiş insan gücü olacaktır dolayısı ile yaşam standardı yüksek bir istihdama katkı sağlaması kaçınılmazdır. Yine Ankara’da yapımı devam eden bir projeniz var. Bu projenin detayları hakkında bilgi verir misiniz? Şu anda hangi aşamada? Burada ne tür üretimler olacak? M. Berat Battal:Evet bu yatırımımız TURKPLAST ismi ile hizmete girdi şu an mevcut ürün gamını genişletiyoruz. TURKPLAST olarak hedefimiz uluslar arası bir marka oluşturmak ve üretilen ürün çeşitliliğini 2 yıl içerisinde 500 kaleme çıkartmak. Şayet bunu yapamaz iseniz büyük pazarlara girebilmek için gerekli profesyonel dağıtım ağlarına dahil olamıyor ve kabuğunuzu kıramıyorsunuz bu tecrübe ve gözlemlerle sabit. Tek kullanımlık medikal ürünler, ilaç sektörüne yönelik pharmagrade kompanentler, teşhis ve tedaviye yönelik birçok ileri teknoloji ürünü üretecek olan TURKPLAST üretim tesislerini Medikal Üretim Parkı haline getirmeyi hedefliyoruz.

Hedef; Dünyada bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda az üreticisi olan bu ürünleri Türkiye’de üretmek ve gerek UNICEF gibi, gerekse lokal dağıtım kanalları ile tüm dünyaya sunabilmektir ki önemli olan ve bizim tarafımızdan da hedeflenmiş olan budur. İkinci konu ise stratejik önemdir ve bu durum yoruma kapalı olacak nitelikte olmazsa olmazı içerir.

Mart 2015

33


AKTÜEL

25.000 m2 kapalı alanda faaliyete geçen firmamızın üretim ve depo alanlarını 2 yıl içerisinde 80.000 m2’ye çıkartmayı ve Ankara Akyurt Bölgesi’nde Medikal üretim anlamında bir teknokent kurmayı planlıyoruz. Türkiye’de içinde bulunduğumuz sağlık alanında ciddi bir değişim ve dönüşüm gerçekleşiyor. Buna bağlı olarak Türkiye en geniş aşılama programına sahip ülkelerden biridir. Dışa bağımlı olan bir sektörün kendi iç kaynaklarına yönelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? M. Berat Battal: Bu konuyu hem ekonomik anlamda hem de ürünün stratejik önemi bakımından ele almak isterim. Sizin de sorunuzda ifade ettiğiniz gibi, Türkiye Aşılama Ve Bağışıklama Programı kapsamında en geniş hizmeti sunan ülkeler arasında yer almakta ve bu anlamda dışa bağımlılığın yanı sıra çok ciddi bir bütçeye konu olmaktadır. Söz konusu üretimin ülke dahilinde yapılması halinde, milli ürün olmasının ülke ekonomisine katkısı tartışılmaz. Yatırım maliyeti çok yüksek olması sebebi ile de sadece iç pazara satış Türkiye ihtiyacı ile sınırlı kalması her anlamda kayıptır. Dolayısı ile öncelikli olarak iç pazar ihtiyacını karşılamak hedeflenmekte ancak ihracat da mutlak surette planlanmaktadır.

34

Mart 2015

Son olarak Ankara Üniversitesi ile Yerli Aşı Üretim protokolü imzalandı. Bu işbirliğinde neler hedeflenmektedir? M. Berat Battal: Evet bu protokol Sanayi ve Üniversite İşbirliğine çok güzel bir örnek teşkil etti açıkçası. Bu protokol çerçevesinde hedeflerimiz; aşı üretimi konusundaki AR-GE çalışmalarımızı, Ankara Üniversitesi ile ortaklaşa işbirliği çerçevesinde devam ettirmek; yurtdışından sağlayacağımız teknoloji transferi sayesinde fakültemize teknolojik anlamda bilgi desteği sağlamak ve hocalarımızın referans göstereceği başarı vaad eden öğrencilere üretimin ilgili departmanlarında TURK İLAÇ tesislerinde görev vermek sureti ile genç beyinlere konularında uzmanlaşma imkanı vermek olacaktır. Uzun yıllar ithal ettiğimiz ürünleri artık Türkiye’de üretebilecek miyiz? M. Berat Battal: Tabiki amacımız katma değeri yüksek ileri teknoloji ürünlerini Türkiye’de üretmek. Aşı üretimi sadece maddi güce veya tesise bağlı olmasa gerek. Dünyanın sayılı üreticileri arasında yer almayı planlıyorsunuz. Teknoloji transferi şart. Bu aşamaya gelmek için neler yaptınız? M. Berat Battal: Biz üretimini yapacağımız aşı üreticilerinin tek ve

tam yetkili Türkiye temsilciliğini sürdürüyoruz ve bu aşılar yıllardır güvenilirliği test edilmiş olarak Bakanlığımız aracılığı ile Türkiye’nin hizmetine sunuyoruz. Biz bugüne kadar üretimini gerçekleştireceğimiz aşıların üreticileri BBNCIPD Sofia ve LG Kore firmaları ile Teknoloji transferi anlaşmaları imzaladık. Yapılan bu anlaşmalar neticesinde sadece Türkiye pazarı için değil birçok ülkenin ihtiyacını Türkiye’de üretecek olan TURK İLAÇ olarak % 100 yerli aşı ile dünya pazarında yerini alacaktır. Bunlar tabi ki hiç kolay olmadı gerek üreticilerin tesisinde gerekse TURK İlaç tesislerinde tüm detayların görüşüldüğü yüzlerce uzun toplantılar yapıldı imza öncesi, ama netice itibarı ile ülkemize bu tesisleri kazandırmak büyük gurur ve tüm çabalarımıza değdiğini görüyorum. Türkiye’ye yakışan bir tesis ve proje ortaya çıktı. Mutlaka bu hedefleri uzun yıllar önce belirlediniz. İlerleyen dönemde Turk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. hangi konumda olacak? Bununla ilgili bazı ipuçlarını paylaşır mısınız? M. Berat Battal: Hedefimiz TURK İlaç A.Ş.’nin üretiminde olacak Türk aşılarının Dünya Sağlık örgütünün onaylı tedarikçi listesine alınmasını sağlamak ve bu vesile ile tüm dünya pazarında yer almaktır. Ayrıca IV paranteral serum üretiminde yıl bazında 100.000.000 adet ile pazar lideri konumuna yükselmek 2016 hedeflerimiz arasında. “Vatana hizmet borcumuzdur” misyonunuz doğrultusunda Türkiye’deki girişimci ve yatırımcılara vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? M. Berat Battal: Her zaman gururla ifade etmekten ve tekrar tekrar söylemekten çekinmediğim şudur ki; bu vatanın çatısı altında yaşayan, ekmeğini burada kazanan her Türk evladının inanması ve prensip edinmesi gereken en temel ilke “Vatana Hizmet Borcumuzdur…”


Vakumlu mlu Kan Vakumlu Toplama Tüpleri oplama Tüpleri Kan Toplama Tüpleri

Injection Port & Twist Off on PortInjection & Twist Off Port & Twist Off

Güvenli Șırınga li Șırınga Güvenli Șırınga

Kan Gazı Șırıngası azı Șırıngası Kan Gazı Șırıngası

Antibiyogram Diskleri yogramAntibiyogram Diskleri Diskleri

Hayvan Kimlik Küpesi n KimlikHayvan KüpesiKimlik Küpesi

Așı Nakil Kabı kil KabıAșı Nakil Kabı

Enjektör Güvenli Atık Kutusu ör Güvenli Enjektör Atık Kutusu Güvenli Atık Kutusu

Hareketli Kapanabilir Yatak etli Kapanabilir HareketliYatak Kapanabilir Yatak

“Güveninize üveninize “Güveninize Saygı Duyar” Saygı Saygı Duyar” Duyar”

TURKPLAST SAĞLIK ÜRÜNLERİ A.Ş. TURKPLAST TURKPLAST SAĞLIK ÜRÜNLERİ SAĞLIK A.Ş. ÜRÜNLERİ A.Ş. Büğdüz Mahallesi 5. Cadde No: 304 Akyurt / ANKARA +90 312304 8375. 6767 | /Fax: 844/2106 Büğdüz MahallesiBüğdüz 5. Tel: Cadde Mahallesi No: Akyurt Cadde ANKARA No: +90 304 312 Akyurt ANKARA www.turkplast.com.tr | |info@turkplast.com.tr Tel: +90 312 837 6767 Tel: +90 | Fax: 312+90 837312 6767 844 Fax: 2106 +90 312 844 2106 www.turkplast.com.tr www.turkplast.com.tr | info@turkplast.com.tr | info@turkplast.com.tr


KONGRE

7. Ulusal Ürojinekoloji Kongresi Ekim’de “Ana hedeflerimiz; Kongremizin bilimsel oturumlarının, multidisipliner temelde gerçekleştirilmesi yanı sıra fizyoterapi ve hemşire paralel oturumları, cerrahi video sunumları, tartışma oturumları, ürojinekolojide temel ve ileri becerilerin kazandırılması kursları ve çalıştaylar ile zenginleştirilmesidir”

Prof. Dr. Fuat Demirci Türk Ürojinekoloji ve Rekonstrüktif Cerrahi Derneği Başkanı

7

. Ulusal Ürojinekoloji Kongresini 15-18 Ekim 2015 tarihleri arasında İstanbul Harbiye Askeri Müzede gerçekleştiriyoruz. Bilimsel gelişmelerin ışığında, alanımızda ki son yenilikleri, deneyimlerimizi, ulusal ve uluslararası katkılarla zenginleştirebileceğimiz, paylaşabileceğimiz bir ortam oluşturmak hevesiyle yeniden kongremizin hazırlıklarına başladık. Bu çerçevede ana hedeflerimiz; Kongremizin bilimsel oturumlarının, multidisipliner temelde gerçekleştir-

36

Mart 2015

ilmesi yanı sıra fizyoterapi ve hemşire paralel oturumları, cerrahi video sunumları, tartışma oturumları, ürojinekolojide temel ve ileri becerilerin kazandırılması kursları ve çalıştaylar ile zenginleştirilmesidir. Bu bağlamda, kongremizin bilimsel programını oluştururken, gerek sizlerin gerekse uluslararası davetli uzmanların bilgi ve deneyim alışverişlerini daha verimli yapabileceği bir ortam hazırlamaya çalışıyoruz. Ürojinekoloji biliminin gereklerinin, ülkemizde sağlık hizmeti sunan her kesimde yaygınlaştırılması ve toplumun farkındalığının arttırılarak sonuçta kadınların ürojinekoloji alanında

çağdaş düzeyde, kabul görmüş son teknolojileri içerir nitelikte bir sağlık hizmeti almalarına katkı sağlamak, ana hedefimiz. Bu hedefe ulaşmamızı sağlayacak alt yapının oluşturulmasında ve özellikle eğitim ayağında etkin rol almamızın öneminin bilinci içindeyiz. Bu uzun soluklu hedefin gerçekleştirilmesinde, sizlerden gelecek her türlü öneri, katkı ve planlamaların çok kıymetli olduğunu bilmenizi isteriz. “Türk Ürojinekoloji ve Rekonstrüktif Cerrahi Derneği” olarak Ekim’de İstanbul’da tekrar bir araya gelmek dileğiyle, sevgiyle ve sağlıkla kalın… Kongre web sitesi; www.urojinekoloji2015.org


wide range of top quality instruments...

Minimal Invasive Surgery

Arthroscopy

Laparoscopy

Urology

Gynecology

Sterilization

Reusable Instruments

®

Oruç Reis Mah. Tekstilkent Cad. Tekstilkent Koza Plaza No: 12/A Kat: 7 D: 26 Esenler 34235 ‹stanbul T : +90 (212) 438 00 88 pbx F : +90 (212) 438 00 78 GSM Call Center : 0532 755 BETA

info@beta-medikal.com www.beta-medikal.com


FUAR

Saudi Health Fuarı İçin

Son İki Ay

Yurt dışı fuarcılık sektörünün lider firmalarından TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş, Saudi Health Fuarı’na Türk firmalarını götürecek.

Y

urt dışı fuarcılık sektöründe lider firmalarından TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş, Saudi Health Fuarı’na Türk firmalarını götürecek. 18-20 Mayıs 2015 tarihinde Riyad Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi Riyad, Suu-

di Arabistan’da gerçekleşecek olan Fuar, Arab Health ve Africa Health Fuarları organizatörü Informa Life Sciences Exhibitions tarafından organize edilmektedir. Saudi Health Fuarı Suudi Arabistan Sağlık Bakanlığı himayesi altındadır.

Suudi Arabistan’da sağlık ihtiyacı artıyor Önümüzdeki yıllarda, Suudi Arabistan’da sağlık sektörüne duyulan ihtiyacın artması beklenmektedir. 2015 ve 2016 yılları arasında Suudi Arabistan nüfusu 23 milyondan 30 milyona çıkarak %20’den daha fazla bir artış öngörülüyor. Bu nüfus artışı sağlık sektörüne duyulan talebin önemli oranda artacağının göstergesidir. Suudi Arabistan’ın şuanda yatırımların %25’ini sağlık sektörü için yapmaktadır. Suudi Arabistan hükümeti sağlık sektörüne duyulan talebin artması göz önünde bulundurarak sağlık sektörünü özelleştirme programına dahil etmeye karar vermiştir. Neden Saudi Health? Orta Doğu sağlık sektörünün profesyonel alıcıları Riyad’da bir araya gelmektedir. Böylece büyüyen bu pazarda ticaret yapmak için büyük bir fırsat doğuyor. Bölgenin en büyük ve en hızlı büyüyen sağlık pazarı olmakla birlikte yatırımların 20 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor. Sektörde artan bireysel tüketim ve kamu harcamalarının bulunduğu bir ortamda yeni ticaret olanakları için büyük bir fırsat oluşturuyor. Bu hızla büyüyen sağlık pazarında rakiplerinizi geride bırakabilirsiniz. Ayrıca Ekonomi Bakanlığı’nın ihracatın teşvikine ilişkin uygulamaları kapsamında katılımcı firmalar 15,000 dolara kadar %50 nakit destekten yararlanmaktadırlar.

38

Mart 2015


Saudi Health

Türkiye-Suudi Arabistan Ticari İlişkileri 2010 yılında Suudi Arabistan’a olan ihracat genel ihracat artışımızın üzerinde performans göstermektedir. 2010 yılında ihracatımız %,3 oranında artarak 2,2 milyar dolara çıkmıştır. Ayrıca, genel olarak Orta Doğu ülkelerine olan ihracat gelişimi incelendiğinde dolar bazlı en yüksek artışın Suudi Arabistan’a olan ihracatımızda görülmüştür. Diğer taraftan Suudi Arabistan’dan yapılan ithalat %44,2 oranında artışla 2,4 milyar dolar olmuştur.

TG Expo TG Expo Fuarcılık A.Ş., fuarcılık sektöründeki 20 yılı aşkın deneyimi ile Bakanlıktan akredite edilmiş yurtiçi ve yurtdışı fuar düzenleme belgesi ile fuar organizasyonlarında, ülke katılımına geniş ölçekte hizmet vermektedir. Firma; Fransa, İran, Amerika, Katar, Brezilya, Mısır, Güney Afrika, Nijerya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, İngiltere ve Hindistan pazarlarında Türkiye’den milli ve bireysel katılımları organize etmektedir.

Mart 2015

39


AKTÜEL

Otamed Yeni Çözümlerle

Pazarı Büyütüyor “Otamed olarak ‘Türk markası iyidir’ imajını yerleştirmek istiyoruz. Üretimde kalite çıtamızı çok üst noktalara çıkardık. “Türk markası iyidir” imajını hep birlikte oturtmalı ve sağlamlaştırmalıyız”

1

995 yılından bu yana KBB ürünlerinin satış ve pazarlama hizmetleri konusunda faaliyetlerini sürdüren Otamed, 2000 yılından itibaren üretime yöneldi. 2007 yılında ise şu anki merkez binasında tüm birimlerini bir araya topladı. KBB alanında uzmanlaşan Otamed’in faaliyetleriyle ilgili olarak Yönetim Kurulu

Başkanı Dr. Metin Yetkin sorularımızı yanıtladı. Otamed’in kuruluşundan bu yana geçen zamanı anlatır mısınız? Otamed 1995 yılında KBB ürünlerinin satış ve pazarlama hizmetlerini vermek amacıyla kuruldu. Endoskopi’nin KBB muayenehanelerine yeni yeni pazara girdiği yıllarda bütün

ağırlığımızı KBB Endovizyon sistemlerine verdik. Bu çerçevede Türkiye genelindeki KBB muayenehanelerinde % 80 gibi çok büyük bir pazar payı yakaladık. Endoskopi ile birlikte işitme cihazları ve odyoloji sistemlerini getirmeye başladık. İlerleyen zaman içinde artık Türkiye’de üretmenin zamanının geldiğini düşünerek KBB koltukları, muayene ünitleri ve odyolojik sessiz kabin ürettirmeye başladık. Bu üretimlerde istediğimiz standartlara ulaşamadığımızı düşünerek 2000 yılında kendi üretim tesisimizi kurduk ve gerek teknik gerekse personel anlamında güçlendirdik. Bugün KBB koltukları, ünitleri ve odyolojik sessiz kabin üretimini başarıyla sürdürmekteyiz. İhtiyaca göre tek veya çift duvarlı odalar kurabilmekteyiz. Dünya standartlarına uygun olarak yaptığımız bu kabinleri hem yurt içi hem de yurt dışı pazarlara sunmaktayız. Bazı cihazlarımıza ait patent çalışmalarını tamamladık. Endoskopi Sterilizatörü Türkiye’de çok yaygın bir şekilde kullanılıyor, yurt dışında da tercih ediliyor. Bu cihaza ait patent yurt dışında birçok firma tarafından satın alınmak isteniyor. Şu anda bulunduğunuz tesis hakkında bilgi verir misiniz? Burada ne tür hizmetler sunuluyor? 2007 yılında Güneşli’deki merkez binamıza geçtik. Tesisi kendi ihtiyaçlarımıza göre oluşturduk. Bugün bütün kalite standartlarına uygun çözümler üreten bir marka haline geldik.

40

Mart 2015


AKTÜEL

KBB muayenehanelerinin kapanmasıyla birlikte şirketimizde de bir değişim yaşandı. Ürün portföyümüze yeni çözümler ekledik. Kurmuş olduğumuz kardeş firmamız Otelab İlaç Sanayi ile burun spreyi, burun damlası, doğal alerji ilaçları, kulak çınlaması ve baş dönmesi ile ilgili bazı ilaçların ithalat ve imalatına başladık. Şu anda burun damlalarını kendi tesisimizde üretmekteyiz. Türkiye genelinde satış ve pazarlama hizmetlerini nasıl yürütüyorsunuz? Buna ilave olarak ihracata yönelik çalışmalarınız var mı? Türkiye’de Otamed KBB hekimleri tarafından tanınmaktadır. Bundan sonraki amacımız yurt dışındaki pazarlara açılmak olacak. Öncelikle Avrupa ve Afrika ülkelerine açılmaya başladık. Endoskopi Sterilizatörü ile Almanya pazarına giriş yaptık. Ayrıca odyolojik sessiz kabinlerin ihracatına yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Dünyada bu standartlara uygun üretim yapan çok az sayıda firma var. Otamed standartlara uygun üretim yapan sayılı firmalar arasında yer almaktadır. Bu çerçevede dünyada ilk üç firma içinde olduğumuzu söyleyebilirim. Türkiye genelinde KBB alanında tanındığımız için büyük bir kısım bize telefonla ulaşıyor.

42

Mart 2015

Bunun yanında Türkiye genelinde geniş bir bayi ağına sahibiz. Çok güçlü ve konusunda uzman bir teknik servisimiz mevcut. Oluşabilecek herhangi bir problem durumunda anında müdahale edebiliyoruz. Ayrıca fuarlara ve KBB ile ilgili kongrelere katılım göstermekteyiz. Muayenehanelerin kapanması ile birlikte KBB doktorları özel hastanelere geçti. Bu geçişle birlikte doktorlar, daha iyi bir çalışma ortamı, daha teknolojik cihazlar gibi çeşitli taleplerde bulunmaya başladı. Bugün KBB için A’dan Z’ye içinde her şeyi bulunduran, komplike, endo-

skopik muayene cihazlarının da içine monte edildiği sistemler oluşturmaya başladık. Bu noktada yenilikçi çözümler geliştirmeye devam ediyoruz. Sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? Otamed olarak ‘Türk markası iyidir’ imajını yerleştirmek istiyoruz. Yerli marka olduğumuz için birçok dezavantaj yaşıyoruz. Üretimde kalite çıtamızı çok üst noktalara çıkardık. Ancak halen bakış açısı değişmedi. “Türk markası iyidir” imajını hep birlikte oturtmalı ve sağlamlaştırmalıyız.


AKTÜEL

Oxyplus Technologies Nassetti ile

Türkiye pazarına döndü JP Berlioz: “Nassetti ile olan ortaklığımız ve Türkiye’ye geri dönüşümüz ile ilgili yüksek beklentilerimiz var. Bu şekilde Türkiye pazarının da bizim teknolojik yeniliklerimizden ve yüksek kaliteli ürünlerimizden yararlanabileceğini ümid ediyoruz”

F

ransız oksijen jeneratörü üreticisi Oxyplus Technologies Nassetti ile birlikte Türkiye sağlık sektörünü yeni nesil PSA medikal oksijen jeneratörü ile tanıştıracak bir işbirliğiyle Türkiye’ye geri döndü. Oxyplus ‘ın Uluslararası Medikal Direktörü Jean Pierre Berlioz ve Nassetti’den Menno Beintema bu yeni serüven hakkında sorularımızı yanıtladılar.

Bize Oxyplus Teknoloji ve Nassetti hakkında biraz bilgi verir misiniz? JP Berlioz: Oxyplus Teknoloji, dünya standartlarında oksijen jeneratörü tasarımı ve üretimi konusunda lider ve öncü bir f i r m a d ı r. 1977 yılında kurulan ve medikal gaz uzmanı olan Novair Grup b ü n y e sinde bulunan Oxyplus, yüksek standartlara uygun olarak tasarladığı, geniş oksijen jeneratörü yelpazesi sunar. Dünya’da her çeşit hastane ve kliniğe, sürekli ve güvenli oksijen sağlayabilmekteyiz. Oxyplus, Novair Grup kalite yönetimi sistemi altında, ISO 9001 ve ISO 13485’e uyumlu olarak tasarım ve üretim yap-

44

Mart 2015

maktadır. Menno Beintema: Nassetti, Türkiye Sağlık Sektöründe, hastane ve klinikler için medikal gaz sistemi kurulumu yapan, ürünler üreten ve çok iyi bilinen bir markadır. 1984 yılında kurulan firmamız, 2004 yılı itibarıyla Hollanda’lı anahtar teslim hastane projeleri konusunda uzman olan Simed International B.V’nin bünyesine katılmıştır. Nassetti, mühendisleri, teknisyenleri, danışmanları ve servis çalışanları ile zengin ve profesyonel bir kadroya sahiptir. Nassetti, yeni hastane projelerinde, mevcut hastanelerin yenilenmesinde ve özel-devlet işbirliği ile yapılan hastanelere teknik servis hizmeti vermektedir. Ayrıca on yılı aşkın bir süredir yurtdışında da faaliyetlerimizi sürdürmekteyiz. Uluslararası standartlara uyma konusunda gösterdiğimiz hassasiyet, bizim Türkiye dışında iş yapabilmemizi kolaylaştırdı. Bugün Nassetti, Avrupa, ( EN, DIN, AFNOR, vb ) Amerika ( NFPA, KK-1882, vb ) ve Birleşik Krallık ( BS, HTM, vb ) standartlarına uygun çözümler üretebilmektedir. Tüm ürünlerimiz CE belgeli ve ISO 9001 & 13485 sertifikalıdır. Medikal gaz sektöründeki yeriniz nedir? JP Berlioz: Tabiî ki, farkımız, medikal odağımızdan kaynaklanmaktadır. Ekibimiz kendini medikal gaz sektörüne adamış personelden oluşmaktadır. Medikal pazarın ihtiyaç ve talepleri doğrultusunda, uluslararası yönetmeliklere uygun ve yüksek standartlara

tamamen bağlı olarak üretim yapmaktayız. Buna ek olarak, yenilik bizim değişmez önceliğimizdir. Bizim tutkumuzu şöyle tanımlayayım; büyük ARGE yatırımı yaparak, müşterilerle ve son kullanıcılarla yakın iletişim halinde olmanın sonucu olarak, sürekli kendini geliştiren, en iyi performansı yakalayabilmek için yeni teknolojiler üzerinde çalışmak ve geleceğe yönelik adımlar atmaktır. Menno Beintema: 80’lerin başında, Nassetti, medikal gaz sistemi ve ilgili ürünler konusunda öncü bir firma haline geldi. Türkiye’ye tıbbi gaz sistemi uygulamasını getiren, diğer bir deyişle, mekanik tasarımdan hastalar için medikal aksesuarlara kadar tüm ürünleri tek bir çatı altında toplayarak çözüm sunan ilk firma olmuştur. Bugün, konumuzun kritik bakım ve acil yardım olduğunun farkında olarak, bu konulardaki derin bilgi birikimimizle farklı çözümler üretmekteyiz. Hastane yatırımcıları, danışmanlar, devlet sağlık kurumları gibi birimler açısından da, bilgi merkezi konumundayız. Hizmetlerimiz, hasta başı üniteleri, askılı pendant sistemleri, hemşire çağrı sistemi ve ambulans üretimi olarak sıralanabilir. Biz, akıllı, uzun ömürlü ve ekonomik bütçeli mükemmel kalitede ürünler sunmaktayız. Bize biraz da en son yeniliklerinizden bahseder misiniz? JP Berlioz: Geçen senenin sonuna doğru yeni ürünümüz, Premium Plus serisini sunmanın gururunu yaşıyoruz.


AKTÜEL

PSA oksijen jeneratörlerinde bir devrim niteliğinde olan DS-PSA teknolojisi, uzun yıllar süren ARGE çalışmalarımızın bir sonucudur. Premium Plus, yerinde oksijen üretiminde, yeni nesil PSA teknolojisini temsil etmektedir. Premium Plus, %96 ile %99,5 saflık aralığında oksijen üretmektedir. Bu sayede, ilk defa, oksijen saflığı ayarlanabilir bir parametre haline geldi. Böylelikle her sağlık kuruluşu, kendi bünyesinde piyasadan temin edebileceğinden daha iyi bir kalitede oksijen üretebilecektir. Bir diğer önemli noktada, Premium Plus’ın sunduğu, Oksijen Konsantrasyonu Dengeleyicisini, diğer bir deyişle OCS sistemi, sağlık merkezinin oksijen tüketim akışındaki değişikliklere rağmen oksijen konsantrasyonunun +/-0.2 değişim aralığında kalmasına sağlamaktadır. Ayrıca yakın zamanda da ModulO2 adlı ürünümüzün de tanıtımını yaptık. Bu ürün, medikal oksijen kullanma imkânı az ya da yok olan sağlık tesisleri için düşünülmüştür. ModulO2, tak çalıştır şeklinde, taşınabilir, sessiz , %93 saflıkta 3,8 bar basınçta dakikada 10 ila 20 litre oksijen üretebilen bir cihazdır. Hem ufak bir medikal gaz sistemine bağlanabilir hem de anestezi veya solunum makinesine bağlanabilir.Ufak hastaneler, klinikler ve sağlık merkezleri için çok uygun olan bir üründür. Türkiye için yeni bir ortaklığa başlıyorsunuz, bu ortaklığın Oxyplus ve Nassetti açısından anlamını nasıl değerlendiriyorsunuz? JP Berlioz:Uzun yıllardır Türkiye’de ürünlerimiz kullanılmaktaydı. Birkaç sene önce, bizi oldukça üzen bir olay yaşadık. Bu durumdan dolayı Türkiye’ye olan satışlarımızı durdurduk. Bu kötü tecrübeden sonra Türkiye’den biraz uzak kaldık ve şimdi tekrar ama daha dikkatli olarak Türkiye’ye dönme kararı aldık. Bu doğrultuda da güvenebileceğimiz ciddi bir ortak arayışına girdik. Konusunda uzman, tecrübeli, bilinen, müşteri portföyü geniş ve hizmet ağı yaygın Nassetti ile tanışmamız

46

Mart 2015

bizi ortak hareket etmek konusunda bir araya getiren en büyük etken oldu. Ayrıca bizler iki ayrı firma olsak ta, güvenilirlik ve müşteri odaklı olmak konusunda ortak değerlere sahibiz. Menno Beintema: Oxyplus’ın ürünlerini yakından tanımaktayız zira son iki yılda çeşitli yurtdışı projelerde ortak çalışmalarımız olmuştu. Türkiye için güçlü ve yeni bir ortak arayışında olduklarını öğrendiğimizde, bu fırsatı değerlendirmek istedik. Oxyplus’ın, bizim ürün yelpazemize uygun yüksek kalitede ürünleri olması, yenilikçi, hırslı ve pazarın ihtiyaçlarına cevap verebilme kabiliyetlerinin yanında bizimle geleceğe yönelik ortak vizyonu paylaşan bir firma olmalarından dolayı çok uygun bir eşleşme oldu.

Türkiye’de nasıl bir potansiyel olduğunu düşünüyorsunuz? JP Berlioz: Türkiye, önümüzdeki yıllar açısından değerlendirirsek oldukça büyük bir potansiyele sahip. Ülkeniz büyüyor ve sağlık yatırımları hükümetinizin öncelikleri arasında yer alıyor. Gelecek yıllarda çok sayıda hastane hizmete girecek ve mevcut hastanelerin de kaliteli oksijen jeneratörleri ile yenilenmesi gerekecektir. Bizim görevimiz ise, karar mercilerine, oksijen jeneratörlerinin güvenli, çevre dostu, kaliteli oksijen üretimi gerçekleştirmeleri, ciddi parasal tasarruf sağlamaları

gibi avantajlarını anlatmaktır. Menno Beintema: Oksijen jeneratörleri, kendine yeterlilik konusunda oldukça iyi bir örnektir. Kullanıcılara gaz üreticilerinden ve fiyat dalgalanmalarından bağımsız olma imkânı verir. Türkiye’de merkezlerden uzak kabul edilebilecek çok yer var ve bu ürün, buradaki lojistiğe dayalı tüm sorunları çözmenin yanı sıra, tasarrufta sağlamakta. %99,5 saflıktaki oksijen üretebilmenin, özellikle büyük şehirlerdeki kamu-özel ortaklığı olarak adlandırılan PPP projeleri için çok uygun olduğu görüşündeyim. Ayrıca her şart altında oksijen konsantrasyonunu sağlayabilmenin ciddi bir avantaj olduğunu düşünüyorum. Bilindiği üzere Türkiye, deprem kuşağında yer almaktadır. Bu tip felaketlerde, hastanelerin kendi kaynakları ile faaliyetlerine devam edebilmeleri gerekmektedir. Oksijen de bu kaynaklar arasında elektrik kadar önemli bir unsurdur. Sonuçta biz Nassetti olarak %99.5 saflıkta oksijen üretebilen Premium Plus ürününü ve Oxyplus gibi konusunda uzman bir firmayı Türkiye pazarına sunmanın memnuniyetini yaşıyoruz. Bu ortaklık hastanelere kendi oksijenlerini, istedikleri saflık oranında üretebilmelerine imkân sağlayacaktır. Son olarak bir mesajınız var mı? JP Berlioz: Nassetti ile olan ortaklığımız ve Türkiye’ye geri dönüşümüz ile ilgili yüksek beklentilerimiz var. Bu şekilde Türkiye pazarının da bizim teknolojik yeniliklerimizden ve yüksek kaliteli ürünlerimizden yararlanabileceğini ümid ediyoruz. Önümüzdeki sene, sizlere, nerede olduğumuzu anlatmak için sabırsızlanıyoruz. Menno Beintema: Sonuç olarak biz Nassetti olarak %99.5 saflıkta oksijen üretebilen Premium Plus ürününü ve Oxyplus gibi konusunda uzman bir firmayı Türkiye pazarına sunmanın memnuniyetini yaşıyoruz. Bu ortaklık hastanelere kendi oksijenlerini, istedikleri saflık oranında üretebilmelerine imkân sağlayacaktır.


KONGRE

Siemens Sağlık, Yeni Radyoloji Ürün ve Çözümlerini

Avrupa Radyoloji Kongresi’nde Sergiledi Siemens Sağlık, 5-9 Mart tarihleri arasında Viyana’da düzenlenen Avrupa Radyoloji Kongresi (ECR)’nde radyolojiye yönelik çeşitli yeni ürün ve çözümlerini sergiledi. Kongrede tanıtılan ürün ve çözümler, dünya genelinde sağlık sistemlerinin maliyetini düşürürken, hasta bakım kalitesini de artırıyor.

S

iemens Sağlık, 5-9 Mart tarihleri arasında Viyana’da düzenlenen Avrupa Radyoloji Kongresi (ECR)’nde tanıttığı yenilikçi bilgi teknolojileri (BT) çözümleriyle, sağlık sektörü uzmanlarını bir araya getirmeye ve medikal görüntüleme verilerinin kullanılabilirliğini artırmayı hedefliyor. Avrupa’da ilk kez tanıtılan çözümlerden biri olan bulut tabanlı “teamplay” ağı, bilgi alışverişi yapmak ve bilgileri tek noktada toplamak için hastaneler ile sağlık sektörü uzmanlarını bir araya getiriyor. “teamplay” ağı, radyoloji departmanından gelen bilgiyi değerlendirmeyi ve rakamları kurum içi ve üçüncü taraf referans değerleri ile karşılaştırmayı mümkün kılıyor. Görüntüleme cihazları neredeyse gerçek zamanlı analiz edilebiliyor ve bu cihazların kullanımı, tek tek cihaz bazında bile optimize edilebiliyor. “teamplay”, tabletler, dizüstü bilgisayarlar ve masaüstü bilgisayarlarda çalışabildiği için uygun yetkilendirme ve güvenlik önlemlerine bağlı olarak “teamplay” üyelerinin bilgiye esnek erişimleri sağlanıyor. Magnetom Amira Kongrede Siemens Sağlık tarafından en yeni MR görüntüleme tarayıcısı Magnetom Amira da tanıtıldı. Bu yeni 1.5-tesla MR görüntüleme tarayıcısı, Siemens’in en üst seviye MR görüntüleme sistemlerinde bulunan teknolojileri sunuyor. Yeni FREEZEit teknolojisi, vücut taramalarında

48

Mart 2015

hastanın rahatça nefes alabilmesini ve daha güvenilir tanılar koyulabilmesini sağlıyor. Ses basıncını %97’ye varan oranda düşüren “Quiet Suite” gibi hasta dostu uygulamalar da bu sistemde bulunuyor. Birçok tetkik 10 dakikanın altında tamamlanabiliyor ve böylece rutin uygulamalarda daha fazla sayıda hastada tarama yapılabiliyor. Magnetom Amira aynı zamanda daha düşük işletme maliyetleriyle de diğer tarayıcılardan ayrılıyor. Magnetom Amira, mıknatısı soğutmak için kullanılan helyumun seviyesini izleyip kontrol eden “Eco-Power” ile donatılmış ilk MR görüntüleme cihazı. Bekleme modunda, bu özelliğin aktive edilmemesine kıyasla %30’a kadar ulaşan enerji tasarrufu elde edilebiliyor. Genel anlamda düşük enerji tüketimi ve helyumun buharlaşmasını engelleyen Sıfır Helyum Buharlaşma Kaybı teknolojisinin bir araya gelmesiyle Magnetom Amira, konvansiyonel MR görüntüleme sistemlerine kıyasla önemli tasarruf sağlıyor. Yüksek görüntüleme kalitesi ile tarama başına daha düşük maliyetleri buluşturan Magnetom Amira ileri seviye radyoloji uygulamalarına yönelik ihtiyacı da karşılıyor. Mobilett Mira Max ile Mobil X-ray’de yüksek süreç verimliliği Siemens Sağlık ayrıca ECR Kongresi’nde tetkik iş akışlarını hızlandırırken sürecin genel işletme maliyetlerini düşürmeye yardımcı olan tam dijital mobil X-ray sistemi

Mobilett Mira Max’ı Avrupa’da ilk kez tanıttı. Mobilett Mira Max hızlı görüntü ve yüksek görüntü kalitesinin hayati önem taşıdığı çok yönlü günlük kullanım ve zorlu klinik uygulamalar için geliştirildi. Mobil X-ray sistemleri, bacak kırıklarından akciğer taramalarına, yeni doğanlardan travma hastalarına kadar pek çok farklı uygulamada kullanılıyor. Mobil sistemlerin sunduğu avantajlar nedeniyle hastayı taşıma ihtiyacı ortadan kalkıyor ve tetkikler dar alanlarda dahi gerçekleştirilebiliyor. Saniyeler bile çok önemli olduğunda tanısal kesinlik sağlamak için çok yüksek görüntü kalitesi ve sezgisel operasyon çok önem kazanıyor. Mobilett Mira Max, kullanıcıları günlük çalışmalarında destekleyen ve görüntü kalitesinde olumlu etki yaratan MAX fonksiyonlarıyla sunuluyor. Hızlı ve kolay operasyon söz konusu olduğunda MAX assistance’ın avantajları arasında sistemde, hareket sırasında neredeyse sınırsız görünürlük sağlayan özel bir tüp kolu bulunması ve aynı zamanda özel konumlandırma esnekliği de sunması. Entegre dedektör kolu ve rahat ayak bölmesi, operatörün sisteme rahatça manevra yaptırmasını sağlamak üzere tasarlandı. Eskisinden daha da yüksek görüntü kalitesi için Siemens, MAX algılama fonksiyonunun parçası olarak Mobilett Mira Max’ta iki yeni dedektör sunuyor: Ekstra-kompakt, 24 cm x 30 cm ebatlarında MAX mini dedektör, kuvöz içinde kullanım ya da daha


KONGRE

küçük eklemlerdeki tetkikler için çok uygun. MAX wi_D dedektör (35 cm x43 cm) ise yalnızca 3 kg ağırlığında ve nakil sırasında sistem üzerinde otomatik olarak yeniden şarj edilebiliyor. Bu dedektörler radyografi, floroskopi ve mobil X-ray sistemlerinden oluşan MAX portföyünün her ürününde kolay, çabuk ve güvenli bir şekilde paylaşılabiliyor. Somatom Definition Edge klinik rutine dual enerji prosedürü sunuyor ECR Kongresi’nde Siemens Sağlık, klinik rutine tek kaynaklı dual enerjiyi dahil etmeye yönelik Somatom Definition Edge’in yeni versiyonunu da sundu. Dual enerjili görüntülemede, vücudun aynı bölgesi iki farklı enerji spektrumunun kullanılmasıyla inceleniyor. Bu şekilde elde edilen iki veri seti, morfolojinin ötesinde, doku kompozisyonu hakkında daha detaylı bilgi sunuyor. Lezyonlardaki iyot miktarının ölçülmesi sayesinde, lezyon tutulumu ile hiperdans kist arasındaki fark anlaşılıyor ya da ilgili kemiğin görüntüden çıkarılmasıyla stenoz derecesi görülebiliyor. Yeni BT tarayıcıdaki inovatif X-ray tüp konsepti, iki farklı enerji seviyesinin, tek kaynaklı bilgisayarlı tomografide daha önce görülmemiş bir şekilde, aynı anda görüntülenmesini sağlıyor. Bu yenilikçi, kullanıcı ve hasta dostu ölçüm yöntemi sayesinde, yüksek kontrast madde dinamikleri gerektiren tetkiklerde bile, Dual Enerji bilgileri, rutin bir BT tetkikinden farklı olmayan tek bir tarama moduyla kolayca elde edilebiliyor. Ayrıca, doz modülasyonu ya da yinelemeli rekonstrüksiyon gibi doz azaltım yöntemleri de paralel olarak uygulanabiliyor ve böylece hastanın gereksiz yere aşırı radyasyon alması önleniyor. Sonuç olarak, dual enerjili görüntülemenin katma değeri, çok daha fazla sayıda hastaya fayda sağlıyor. Bu yeniliğin temelinde, Siemens Sağlık tarafından geliştirilen TwinBeam Dual Energy teknolojisi yatıyor. Bu teknolojideki yenilikçi tüp

50

Mart 2015

tasarımı sayesinde, yayılan X-ışını, hastaya ulaşmadan önce iki farklı enerji spektrumuna ayrılıyor. Diğer bir deyişle Somatom Definition Edge aynı zamanda dual enerjili görüntüler de yaratıyor. Daha güvenli tanı için yeni anjiyografi uygulamaları ECR Kongresi’nde klinik uygulamalara yönelik iki yeni anjiyografi çözümü de sunuldu: syngo Dyna4D, anjiyografide zaman çözünürlüğüne sahip ilk 3-boyutlu görüntülemeyi mümkün kılıyor. syngo DynaCT Smart ise metal artefaktlarının yok edip, örneğin hekimin metal bir objenin yakınındaki kanamaları tespit edebilmesini sağlıyor. Mevcut 3B

görüntüleme yöntemlerinin aksine, syngo Dyna4D, uzaysal ve zamansal çözünürlüğü bir araya getiren, farklılaştırılmış bir protokol kullanıyor. Siemens, “dördüncü boyutu” görünür hale getirmeyi başaran ilk ve tek üretici: Bu sayede hekimler artık kontrast maddenin geçişini ve damarları ne ölçüde doldurduğunu gerçek zamanlı olarak izleyebiliyor. Böylece tedavi, hastanın kişisel özelliklerine göre çok daha uygun bir şekilde ayarlanabiliyor. syngo DynaCT Smart da Siemens

Sağlık’ın sunduğu yeni bir uygulama. Vücuttaki metal objeler BT’de ya da syngo DynaCT gibi BT benzeri görüntüleme yapan cihazlarda çok ciddi streak metal artefaktlara yol açabiliyor. Bu da metal objelerin çevresindeki alanları, tanı amacıyla incelemeyi olanaksız hale getiriyor. Dolayısıyla hekimler, implantasyonun hemen ardından, metal objenin çevresinde kanama gibi komplikasyonların olup olmadığına dair önemli bilgileri edinemiyor. Siemens Sağlık tarafından geliştirilen yeni algoritma syngo DynaCT Smart, metal kaynaklı streak artefaktları görüntüden çıkarıyor ve metalin çevresindeki dokuları tanı koyulabilir bir şekilde gösteriyor.

Kesintisiz hareket eden, tam entegre xSPECT sistem ile PET/BT Siemens Sağlık, moleküler görüntüleme odaklı iki ayrı sistemi de ECR Kongresi’ndeki standında tanıttı. Biograph mCT Flow pozitron emisyon tomografi/bilgisayarlı ECR tomografi (PET/BT) sistemi, FlowMotion sayesinde geleneksel hasta yanı, durdur-başlat tarzı PET/BT görüntülemenin sınırlamalarını ortadan kaldırıyor.


DELİCİ, KESİCİ

BATARYALI MOTOR SİSTEMLERİ

HS

Wire and Pin Drill System

Oscillating Saw System

Değirmiçem Mh. Yamaçobalı Dede Cd. Köşe Apt. No:23/1 GAZİANTEP / TURKEY +90 342 324 25 55

+90 342 323 20 09

info@mavimedikal.com.tr www.mavimedikal.com.tr


KONGRE

Yenilikçi FlowMotion teknolojisi, hastayı sistemin içinde yavaş yavaş hareket ettirirken bir yandan da sürekli olarak PET verilerini alıyor. FlowMotion teknolojili Biograph mCT Flow, ilgili organın görüntüleme protokollerini devreye alıyor ve mümkün olan en iyi volümetrik çözünürlüğü sağlıyor. FlowMotion, tedavi takibinde hastalığın kesin olarak karakterizasyonu için tüm boyutlarda doğru ve yeniden üretilebilir kantifikasyon sunarken hekimlerin de her hastaya mümkün olan en düşük dozu vermelerine imkan tanıyor. Ayrıca 78 cm genişlik, beş dakikalık ultra hızlı tarama işlemi ve hasta yatağının cihazın içinde duraksamadan ilerlemesi sayesinde, hasta çok daha konforlu bir tetkik deneyimi yaşıyor. Tek foton emisyonlu bilgisayarlı tomografi (SPECT) ile BT’nin yüksek hassasiyetini bir araya getiren Symbia Intevo, dünyanın ilk xSPECT sistemi. Her iki modaliteden gelen verileri tümüyle entegre eden Symbia Intevo, SPECT için yüksek çözünürlüklü, doğru ve yeniden üretilebilir kantitatif görüntüleri dünyada bir ilk olarak üretiyor. Siemens’in xSPECT modalitesi, yüksek çözünürlüklü BT referans çerçevesini kullanarak görüntünün hem SPECT hem de BT kısımlarını yeniden yapılandırıyor. Elde edilen görüntülerin kesin ve doğru şekilde birleştirilmesi sonucunda daha fazla klinik detay elde ediliyor ve hekim de dejeneratif hastalıklar ile kanseri çok daha güvenli bir şekilde ayırt edebiliyor. Symbia Intevo’nun kantitatif becerileri, hekimin tedaviyi planlamasını ve etkisiz tedavilerden kaynaklanan maliyetlerin düşürülmesi için tedavinin erken evrede modifiye edilmesini kolaylaştırıyor. Acuson P500 ultrason sisteminin Frosk sürümü Siemens Sağlık ECR Kongresi’nde ayrıca taşınabilir Acuson P500 ultrason sisteminin Frosk sürümünü tanıttı. Yeni, başarısı kanıtlanmış ve yüksek

52

Mart 2015

kaliteli görüntüleme teknolojisini kompakt ve kullanımı kolay bir cihazda sunan bu yeni sistem, güvenilir ve hızlı görüntüleme sayesinde özellikle acil tıp uygulamaları ve genel görüntülemeye uygun bir çözüm olarak tanıtılıyor. Her bir saniyenin çok değerli olduğu durumlarda yüksek görüntü kalitesi, zamandan tasarruf anlamına geliyor. İşte bu nedenle Siemens Acuson P taşınabilir ultrason sistemleri ailesinin en yeni üyesi Acuson P500’ün Frosk sürümü, hasta veya probun hareketinden bağımsız olarak her zaman net ultrason görüntüleri sağlayan iki yeni teknoloji sunuyor: Dynamic Persistence ve patent başvurusu yapılmış Auto Flash Artifact Suppression. Özellikle bu yeni sistem için tasarlanan bu iki teknoloji, görüntü kalitesini etkiley-

en hareketleri tespit ederken beraber çalışıyor ve net görüntüler elde etmek için renk duyarlılığını yükseltirken aynı anda gürültüyü de otomatik olarak azaltıyor. Ayrıca bu yeni ultrason sistemi, Siemens premium ultrason sistemleri Acuson S Ailesi’nin yüksek

performanslı görüntüleme araçlarını da içeriyor. Bu araçlar arasında, uzaysal çözünürlük için Advanced SieClear ve mükemmel 2B renkli Doppler görüntü kalitesi için Dynamic TSE doku kontrastı arttırma teknolojisi de yer alıyor. Bunların tamamı 38 cm ve 8 kg’ın altında, kompakt bir dizüstü bilgisayar formunda sunuluyor. 60 dakikaya kadar tarama süresi sunan bir pille donatılan bu yeni platform kolayca taşınıyor ve tüm klinik ortamlarda konumlandırılabiliyor. Böylece klinisyenler zorlu koşullarda dahi hızlı ve güvenilir karar alabiliyor. Standart hızlı çalıştırma özelliğiyle sistem, 30 saniyeden kısa bir süre içinde taramaya hazır duruma geliyor. Kullanıcı dostu dokunmatik ekran Acuson P500 sisteminin ara yüzünü öğrenmek ve kullanmak, deneyimli olsun ya da olmasın, her kullanıcı için çok kolay. Geliştirilmiş kızılötesi (IR) teknolojisi oldukça duyarlı bir dokunmatik görüntü ekranı sunuyor. Çift ara yüzlü kontrol paneli, dokunmatik ekran için esnek bir kullanım veya her kullanıcının tarama tercihlerine bağlı olarak geleneksel kontrol paneli sunuyor; bu da kullanıcıların sisteme daha az, hastalara ise daha fazla zaman ayırmasını sağlıyor. Siemens Sağlık Sektörü Ultrason İş Birimi CEO’su Jeffrey Bundy, “Kompakt Acuson P500 sistemi Frosk sürümü, performansın kritik, alanın ise sınırlı olduğu tüm ortamlar için ideal” diyor ve ekliyor: “Özellikle bu platform için tasarlanan iki yeni hareket kontrol teknolojimizin kombinasyonu, eşi görülmemiş bir görüntü kalitesi ve kullanım kolaylığı sunarak genel görüntüleme ve taşınabilir ultrasonun ihtiyaçlarını karşılıyor.” Acil tıp ve akut tedavinin yanında bu yeni sistem abdominal, böbrek, pelvik, vasküler, 2B gebelik takibi, jinekoloji ya da kardiyak fonksiyonlarının temel değerlendirmesi de dâhil, genel görüntüleme için tüm uygulamalarda kullanılıyor.


AKTÜEL

Siemens Ölçeklendirilebilir Çözümler

Portföyüne Üç Yeni Hematoloji Sistemi Ekledi

Siemens Sağlık Sektörü Diagnostik Bölümü, 11 Mart 2015’te üç yeni ölçeklendirilebilir hematoloji sistemini tanıttı. ADVIA 360 Sistemi, ADVIA 560 Sistemi ve ADVIA 560 AL Sistemi, küçük ve orta ölçekli laboratuarlarda hematoloji testleri için en yeni teknolojileri sunarken, daha büyük laboratuarlarda ise destek sistemi olarak kullanılabiliyor.

G

üvenlik ve kolay kullanım için geliştirilen yeni ADVIA hematoloji sistemleri, kişiselleştirilebilir

54

Mart 2015

sonuç basımı ve açık veya kapalı tüp örnekleme tercihi gibi çeşitli özelliklerle iş akışını optimize etmeye ve yönetmeye yardımcı oluyor. Otoma-

tik anti-pıhtılaşma ve temizleme prosedürleri, sonuçlarda güvenilirlik sağlamak için kullanılıyor. Otomatik bakım özelliğinin de eklenmesiyle birlikte, manuel prosedürler ve biyolojik tehlike ekspozürü azalıyor. Bu sistemler, saatte maksimum 60 kan örneği olmak üzere hızlı ve yüksek kalitede tam kan sayımı testleri sunuyor. Sistemin diğer özellikleri, manuel veya otomatik kalibrasyon prosedürleri opsiyonu; kesin ve güvenli numuneler için kapak delme fonksiyonu; çok dilli operasyon menüsü, laboratuvarlar arasında hasta verilerinin kolayca transferi ve kağıt tüketiminin azaltılması için çift yönlü LIS iletişimini içeriyor. Siemens Sağlık Sektörü Diagnostik Bölümü Hemostaz, Hematoloji ve Uzmanlık Birimi CEO’su Stefan Wolf şunları ifade ediyor: “Laboratuardan laboratuara değişken hematoloji test kapasitesi ile birlikte Siemens’in çözüm opsiyonları müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamada kritik önem taşıyor. Farklı test kapasitesine sahip laboratuarların güvenilir, kullanımı kolay ve uygun maliyetli hematoloji çözümlerinden faydalanması için yeni ve zengin özelliklere sahip ADVIA hematoloji sistemlerini portföyümüze eklediğimiz için çok mutluyuz.”


Siemens

DİPNOT Siemens AG

Kompakt bir kullanım alanı olan ADVIA 360 Sistemi, küçük ölçekli laboratuarlarda tezgah alanını kaplamadan güvenilir ve doğru sonuçları verimli bir şekilde üretmeyi sağlar. Bu sistem, üç-parça beyaz kan hücresi diferansiyeli ve 10 bin test sonuca kadar depolama kapasitesine sahiptir. Entegre etiket yazdırma özelliği, sonuçları raporlamayı kolaylaştırır. ADVIA 560 Sistemi, küçük ve orta ölçekli laboratuvarlarda birincil hematoloji analizörü olarak, daha büyük laboratuvarlarda ise Siemens ADVIA 2120i Sistemi’nin destekleyicisi olarak kullanılır. Beş-parçalı beyaz kan hücresi diferansiyeli ve 100 bin test sonuca kadar depolama kapasitesi sunuyor. Bununla birlikte, her sonuçta iki saçılım ve iki histogram ile hastalıkla ilgili yorum yapmaya yardım eder. ADVIA 560 AL Sistemi, daha iyi iş akışı verimliliği ve gerçek bir “kolay geçiş” için, sistemin yan tarafından kolayca takılabilen opsiyonel bir otomatik yükleyiciyle otomatik numune almayı sağlıyor.

Siemens AG (Berlin ve Münih) 165 yıldan uzun bir süredir teknolojik mükemmelliği, inovasyonu, kaliteyi, güvenilirliği ve uluslararası faaliyetleri simgeleyen global bir teknoloji devi. Elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalizasyon alanlarına odaklanan Siemens, 200’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Enerji verimliliği ve kaynak tasarrufu sağlayan teknolojilerin üretiminde dünyanın en büyük markalarından biri olan Siemens, denizüstü rüzgâr türbinlerinde birinci sırayı alırken, enerji üretimine yönelik kombine çevrim gaz türbinlerinde dünya liderlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor. Siemens ayrıca, enerji iletimi çözümlerinde de önemli bir tedarikçi ve endüstriyel otomasyon, sürücüler, yazılım ve altyapı çözümlerinde öncü bir şirket olarak konumlanıyor. Aynı zamanda, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme sistemleri gibi tıbbi görüntüleme cihazlarında da önemli tedarikçilerinden olan Siemens, laboratuvar diagnostiğinin yanı sıra klinik BT alanında da lider bir şirket. 30 Eylül 2014 tarihinde sona eren 2014 mali yılında Siemens, sürdürülen operasyonlarından 71,9 milyar avro gelir ve 5,5 milyar avro net kâr sağladı. Eylül 2014 itibarıyla şirketin dünya çapındaki çalışan sayısı 357 bine ulaştı.

Mart 2015

55


Sempozyum

“3. ACUVUE Eye Health Advisor Uluslararası Bilimsel Sempozyumu”

İstanbul’da gerçekleştirildi

İ

Oftalmoloji ve kontaktoloji alanlarının gelişmesine katkıda bulunmuş dünyaca tanınan birçok seçkin bilim insanını konuk eden sempozyumda geçen yıllardan farklı olarak bu yılki sunumlar farklı noktalardan online olarak da izlenebildi.

lki 2007 yılında Moskova’da başlatılan “ACUVUE Eye Health Advisor Uluslararası Bilimsel Sempozyumu” bu yıl İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye’de ilki 2013 yılı Mayıs ayında İzmir’de, ikincisi 2014 yılı Mart ayında Ankara’da düzenlenen Sempozyum, bu yıl da sayısız katılımcı ve dünyaca tanınmış konuşmacıları bir araya getirdi. Oftalmoloji ve kontaktoloji alan-

larının gelişmesine katkıda bulunmuş dünyaca tanınan birçok seçkin bilim insanını konuk eden Sempozyumda geçen yıllardan farklı olarak bu yılki sunumlar farklı noktalardan online olarak da izlenebildi. Ayrıca, Johnson&Johnson Vision Care’in Limerick’te bulunan üretim tesislerine de canlı bağlantı yapılarak Johnson&Johnson Vision Care İrlanda Genel Müdürü Barry O’Sullivan’dan ürünleri

aylık üretim kapasitesi, kalite kriterleri, dağıtım yapılan ülkeler, ürünler arasındaki üretim farkları ve geri dönüşüm politikası gibi konularda bilgi alındı. Hangi konular ele alındı? Orta ve Doğu Avrupa’nın en büyük ve en önemli bilimsel toplantıları arasında sayılan ve 7-8 Mart tarihlerinde İstanbul Hilton Bomonti Hotel ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen “ACUVUE Eye Health Advisor Uluslararası Bilimsel Sempozyumu”nda ele alınan konu başlıklarından bazıları şöyle: - Kontakt lens ve diskonfor - Gözyaşı filmi proteinleri ve kontakt lens etkileşimi - Ultraviyole güncelleme ve kontakt lenslerde güneş koruma faktörü (SPF) - Çapraz bağlama teknolojisi - Konfokal mikroskopi ve kontakt lensler - Monoküler astigmatizm ve prizmatik etki Kimler sunum yaptı? “3. ACUVUE Eye Health Advisor Uluslararası Bilimsel Sempozyumu”na bu yıl konuşmacı olarak katılan uzman isimler : Carol Lakkis (Amerika), Farhad Hafezi (İsviçre), Rene Mely (Fransa), Christina Grupcheva (Bulgaristan), Simona Radu (Romanya), Zeynep Özbek, Mehmet Orhan, Sait Eğrilmez, Ferda Çiftçi ve Emrullah Taşındı.

56

Mart 2015


AKTÜEL

Perinatal Medicine

2015 Nisan’da TMFTP Derneği “Perinatoloji” grubunun dönem toplantısı “South East EuropeanSociety of PerinatalMedicine (SEESPM) ile birlikte 23-25 Nisan 2015 tarihleri arasında İstanbul’da “Grand Cevahir OtelKongre Merkezi’nde” düzenlenecek.

T

MFTP Derneği “Perinatoloji” grubunun dönem toplantısı “South East EuropeanSociety of PerinatalMedicine (SEESPM) ile birlikte 23-25 Nisan 2015 tarihleri arasında İstanbul’da “Grand Cevahir OtelKongre Merkezi’nde” düzenlenecek. Kongre Başkanı Prof. M. Sinan Beksaç, “Perinatal Tıp 2015” (www.perinatalmedicine2015) toplantısına tüm meslektaşlarımızı davet ediyoruz. Perinatoloji’nin

58

Mart 2015

yan dal olması, bu dönem toplantısının önemini arttırmaktadır. Yan dal eğitiminin bir parçası olan bu toplantıda sorunların masaya yatırılması gerekmektedir. Türkiye, ilk “Perinatoloji” yan dal uzmanlarını “Eylül-2014” de vermeye başlayacaktır. Ancak, “Kadın Hastalıkları ve Doğum” Anabilim Dallarının yeterince hazırlıklı olmaması, “Perinatoloji” yan dal eğitiminde sorunlar oluşturmaktadır. Perinatoloji nerede başlar nerede biter kafalarda tam otur-

mamış durumdadır. Bakanlık politikaları nedeni ile her yıl alınan anabilim dalı asistan sayılarının eğitim veren kurumlarca kontrol edilememesi, perinatoloji yan dal asistanlarının doğumhane sorumluları gibi çalışmalarına neden olmaktadır. Bu durum hem kadındoğum asistanlarını hem de yan dal asistanlarını olumsuz etkilemektedir. Eğitim veren kurumların farklılığı ve eğitici konumundaki meslektaşlarımızın durumları da iç açıcı değildir. Bu konular, bu toplantıda masaya yatırılacaktır” diye konuştu. Prof. Dr. Beksaç şöyle devam etti: “Diğer önemli bir hususta, hekimliğin sosyal boyutunun tıbbi ve bilimsel boyutlarının önüne geçmiş olmasıdır. Hekimler etik ve yasal sorunlar ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlarla mücadele etmek için kamuoyu oluşturulması gerekmektedir. Bu toplantı, bu amaca hizmet edecek olması nedeni ile önem arz etmektedir. Bu toplantı, perinatoloji yan eğitiminin bir parçasıdır ve sorunlarımızın tartışılacağı bir platformdur. Meslektaşlarımız seyirci olmayı bırakıp olaya bizzat katılmalı ve bu toplantının bir parçası olmalıdırlar. Toplantıya mümkün olan en kısa zamanda katılım desteği vermek sorumluluğumuz gereğidir. Tüm perinatoloji camiasına şahsım ve derneğimizin yönetim kurulu adına sevgi ve saygılarımı sunarım.”


AKTÜEL

Electrolux Profesyonel Hilton Istanbul Bomonti’deki

Mühendislik Konferansı’nda

Electrolux Profesyonel’in Hilton İstanbul Bomonti’deki “Tesis İçi Çamaşırhane & Lagoon Konsept”li standı, Hilton Mühendislik Konferansı’nda konuklarından büyük ilgi gördü.

M

ühendislik Konferansı, Hilton İstanbul Bomonti’de 3-5 Şubat 2015 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’dan Hilton WorldWide baş mühendisleri, tesis müdürleri ve operasyon müdürleri, konferansta bir araya geldiler. Electrolux Profesyonel’in “Tesis İçi Çamaşırhane & Lagoon Konsept”li standı, etkinlik boyunca ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Konferansa Avrupa-Orta Doğu-Afrika Bölgeleri’nden 250’nin üzerinde temsilci katıldı. Electrolux’un Tesis İçi Çamaşırhane çözümü ile, havlularınızın kalitesini daha az maliyetle koruyabilecek ve tüm sürecin kontrolüne sahip olabileceksiniz. Bu konsept ile, insan kaynaklarını optimize ederek daha iyi havlu kalitesine, daha düşük işletme giderlerine sahip olabilecek ve zamandan tasarruf sağlayabileceksiniz. Yatırımınız, finansman ve bakım maliyetleri dahil olmak üzere size 2 yıl içinde geri dönecektir. Lagoon, Woolmark Company tarafından onaylanmış, benzersiz bir ıslak-temizleme konseptidir. Olağan kuru temizlemenin aksine, Lagoon takım elbiseler, yün battaniyeler, yumuşak mefruşatlar, minder kılıfları, yorganlar ve perdeler gibi hassas ürünleri temizleyebilir; aynı zamanda her zamanki konuk çamaşırlarını, üniformaları, hatta çarşaf ve havluları bile temizleyebilirsiniz

60

Mart 2015


AKTÜEL

Tasarım, konfor ve sağlık

Suecos Loki ile bir arada 25 ülkede satışta olan SUECOS markalı terlikler, Türkiye’de de Lotus Farma güvencesi ile satışa sunuluyor.

İ

spanya’dan ithal edilen SUECOS Loki yetişkin ve çocuk boyu terlikler 2015 yılında çok ses getirecek gibi görünüyor. Sektörel tecrübeye sahip firma yetkilileri, ürünleri uzun bir süre tüketici kullanıma sunduklarını, müşteri memnuniyeti oluşması neticesinde distribütörlük aldıklarını ve dağıtıma başladıklarını belirtiyorlar. SUECOS Loki sadece bayi eczaneler yolu ile satılacak. Benzer ürünlere göre birçok artısı olan terlikler öncelikle çok hafif. Hafifliği sebebiyle yürüyüş esnasında ayak ve vücut yorgunluğu oluşturmaması Loki’yi tercihli hale getirecek. Emsal terliklere göre zemin tutuşu çok iyi olduğu için kayma yapmıyor. Birçok ailede çocuklar için güvenil-

62

Mart 2015

ir malzemeden üretilmiş terlik bulamama sıkıntısı sona erecek. Tüm aile için uygun renk ve numaraya sahip olan SUECOS Loki, ayaktan çıkmayı önleyen güvenlik kayışına da sahip. Toplamda 6 renk ve 25 numaradan 45 numaraya kadar tercih seçeneği sunuluyor. Bu sebeple geniş bir kullanıcı gurubuna hitap etmektedir. CE, Alman TUV, ISO belgesi gibi kalite standartlarına sahip olan ürünler x-cell teknolojisi ile geri dönüşümlü malzemeden üretilmektedir. SUECOS Loki modelinden kullanıcıların son derece memnun kalacaklarını vurgulayan yetkililer, kullanım alanı sıkıntısı olmadan, hemen hemen her yerde tercih edileceğini belirtiyorlar. Üstelik SUECOS Loki Kids ve Loki Adult, uygun fiyat avantajıyla tüketicinin tercihi olacak. Tasarım, Konfor ve Sağlığın bir arada sunulduğu SUECOS LOKİ 2015 yılında ECZANELERDE.


AKTÜEL

AVM Sağlık nörofizyoloji alanında

ilklere imza atıyor

“Son 3 yılda sürekli büyüme trendindeyiz. Kullanıcılarımızın memnuniyeti arttıkça, tavsiye yöntemiyle büyüme oranımızda artıyor. Hem kamu hastanelerine, hem de özel hastanelere 2013 ve 2014 yılının en çok EEG EMG PSG cihazı satan firması olduk”

A

VM Sağlık Türkiye ve dünyanın en büyük PSG Laboratuvarını kurdu. Toplam 30 yataklı olan Polisomnografi Laboratuvarı Ocak ayından bu yana hizmet vermeye başladı. Firmanın çalışmaları ve yapılan yatırımla ilgili olarak AVM Sağlık Genel Müdürü Mehmet Yağmur sorularımızı yanıtladı.

Medikal Teknik Dergisi okuyucuları için AVM Sağlık firmasını tanıyabilir miyiz? Kuruluş amaçları ve sektöre sunduğu çözümler hakkında bilgi verir misiniz? AVM Sağlık, Nörofizyoloji alanında ilkleri yapıyor. Medikal cihaz satışı yanında, proje bazlı tümleşik Nörofizyoloji Laboratuvarları kurulum hizmetleri vermekteyiz. Türkiye için büyük sorun olan EEG-EMGPSG randevuları, aylar sonrasına veriliyordu. İnovativ bir çözüm bulan bir doktorumuzun çözüm ortağı olduk ve Türkiye’nin en büyük EMG merkezini kurduk. Bu merkez 10 seneden beri sorunsuz bir şekilde

64

Mart 2015

çalışmaktadır. Aynı şekilde Polisomnografi laboratuvarı içinde inovatif bir çözüm oluşturup Türkiye’nin ve Dünyanın en büyük PSG laboratuvarını kurduk. Toplam 30 yataklı polisomnografi laboratuvarı, 2015 yılı Ocak ayında çalışmaya başladı. AVM Sağlık Hizmetlerinin İstanbul’da kurmuş olduğu Dijital Uyku Laboratuvarı ile ilgili bilgi verir misiniz? Bu tesisin sizler ve Türkiye için önemi nedir? Bilindiği üzere uyku laboratuvarını kurmak ve işletmek hem çok pahalı hem de çok zahmetlidir. Türkiye’nin en büyük 30 yataklı uyku laboratuvarına, günde 30 hasta alınıp birikmiş olan hastaları kısa sürede bitirme işlemi, ihtiyacı olan hastaların doğru zamanda teşhisi için çok büyük önem arz etmektedir. Bu projenin benzerleri kısa sürede yaygınlaşacaktır. Kurmuş olduğunuz Dijital Uyku Laboratuvarında ne tür cihazlar kullanıldı… Bildiğimiz kadarıyla cihaz, Dokunmatik Ekran ve Windows 8 işletim sistemine sahip. Bu yeni sistemin avantajları hakkında bilgi verir misiniz? Tüm sistemlerimizde yeni teknoloji kullanıyoruz.

Bilindiği üzere Microsoft firması, WindowsXP işletim sistemine hizmet vermeyi durdurdu. Nörofizyoloji de cihazları son yazılım sistemi ile işletmek zordur. Sadece Neurosoft firması hem yazılım hem de amplifairleri kendisi ürettiği için adaptasyonda zorluk çekmiyor. En son sistemlere uygun yazılım ve donanım desteği yeni nesil bilgisayarlar kullanıcılarının işlerini kolaylaştırmaktadır. Türkiye’de ilk defa HL7 kullanılarak PSG verilerinin HBYS ve PACS Sistemleri ile haberleşmesi sağlandı. Sağlık profesyonelleri ve Hastaların işleri şimdi çok daha kolay. Yatırımda bulunmayı düşünen kişilere vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? Böyle bir cihaz yatırımı yapmayı planlayan merkezlerin hangi noktalara dikkat etmelerini tavsiye edersiniz? Zahmetli ve pahalı görünen sistemlerde, doğru yöntem kullanıldığında, hem pratik hem de hesaplı oluyor. Bu tip merkez kuracaklar için tavsiyem; detaylara ve abartılara takılmadan, Ülke menfaatlerini koruyarak, doktorlarımızın ve hastalarımızın ihtiyacı olan sistemleri kurarak çözüm üretmemiz gerekiyor. Biz bunu başardık.


AKTÜEL

Bu başarımızı tüm isteklilerle paylaşmaya hazırız. Kendi ezberimizi bozarsak, yeniliklere fırsat sunarsak, başarı kaçınılmaz oluyor. Sağlık sektöründe Teknik servis konusu her zaman önem taşımaktadır. Bu noktada AVM sağlık firmasını farklı ve avantajlı kılan özellikler nelerdir? Bizim şuan arızalı veya yatan cihazımız yok. Eğer cihaz çalışmıyorsa, ya doktorun tayini çıkmıştır ya da hastane kapalıdır. Teknik serviste 7/24 çalışan

0850 4331433 telefon numaramız var ve cep numaramızdan bir tanesi sürekli nöbetçi olan teknik personelde bulunuyor ve o personel gece nöbette olduğu için anında uzaktan bağlantı kurarak kullanıcının sorununu çözebiliyor. Hizmeti gerçek anlamda veriyoruz, proje üzerinde değil. İsteyen kullanıcılarımız deneyebilirler. AVM Sağlık, cihaza ait uzaktan müdahale ve eğitim desteği vermekte. Bu özelliğin detaylarını ve avantajlarını öğrenebilir miyiz? Bilindiği üzere birçok uygulama uzaktan erişim ile bizde bu teknolojiyi sonuna kadar kullanıyoruz. Hızlı olan dünyamızda zaman çok değerlidir.

66

Mart 2015

Bizde internetin hızını alarak kullanıcılarımıza çözüm ortağı oluyoruz. Bir telefon ve bir internet ile Türkiye’nin her noktasına ulaşıyoruz, hatta teknik personellerimiz nerede olurlarsa olsunlar akıllı cep telefonları ile kullanıcılarımıza ulaşıyorlar ve sorunlarını çözüyorlar. Kullanıcılarımıza maliyet yansımasın diye telefonlarımıza çağrı bırakmaları yeterli oluyor. Kayıtlı olan tüm kullanıcılarımız, çağrı yaptıklarında, hemen bağlantı kurularak sorun gideriliyor. Eğer mekanik sorun varsa ve uzaktan erişim ile giderilemez ise

yerine kargo ile cihaz göndererek hizmetin aksamasını engelliyoruz. 2014 yılı şirketiniz açısından nasıl geçti? 2015 yılına ilişkin beklentileriniz nelerdir? Son 3 yılda sürekli büyüme trendindeyiz. Kullanıcılarımızın memnuniyeti arttıkça, tavsiye yöntemiyle büyüme oranımızda artıyor. Hem kamu hastanelerine, hem de özel hastanelere 2013 ve 2014 yılının en çok EEG EMG PSG cihazı satan firması olduk. Ayrıca marka olmuş zincir hastaneler de bizi fark ettikleri için bu hastanelere sistem kurmaya başladık. Zamanla, maliyetler önem kazanacağı için, en iyi ürünü en uygun fiyata almak

amaç olacak. En iyi sistemleri en uygun fiyatla ve en uzun ömürlü olacak şeklide kuruyoruz. Sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı? Sağlık sektörü hızla büyümekte. Sağlık profesyonelleri her şeyin en iyisini ve en gelişmişini kullanmak zorunda. En iyi ürünü ve hizmeti en uygun fiyata almak, en önemli olan konu oldu. Bir ürün alırken ezberi bozmak gerek ve alışkanlıklardan vaz geçerek zaman ve para kazanmak gerek. Yeni yeni olduğu için değil iyi ise alınmalı. Eskide eski olduğu için değil kötü ise atılmalı. Nörofizyoloji teknolojinin kullanımında çok önemli bir sahadır. Uzmanlarımızın vazgeçemedikleri sistemleri sorunsuz bir şekilde kullanmalarını sağlamak için biz sürekli hizmet vermek zorundayız. Ayrıca, yeni önem kazanan ve ameliyatların vaz geçilmezi olan Intraoperatif Monitorizasyon (IOM) sistemi için yeni uygulamalarımız başladı ve kısa sürede Türkiye genelinde ezberi bozacak sistemleri kuracağız. Dünyada tek olan Calscan kemik dansometresi büyük alana ihtiyaç olan cihazların yerine sadece topuktan ölçüm yapan yeni çözümlere bırakmak zorunda. Türkiye’de 35 merkezde kullanılan ve binlerce tarama yapan Calscan cihazı, gelecekte daha büyük önem kazanacaktır. Navigasyon sistemi ile Transcraniyal Magnetik stimulasyon uygulaması başladı. Bazı üniversite hastaneleri bu sistemi kurmak araştırma yapmaktadır.Ayrıca İntra operatif monitorizasyon İOM ameliyat esnasında riskli olgularda operatörün riskini azaltmakta ve yön vermekte. Uzaktan erişim ile Polisomnografi laboratuvarında yapılan incelemede uzman hasta verilerini okuyarak raporunu oluşturabilmekte. Yeni nesil ölçüm cihazı olan Topuktan kemik yoğunluğunu ölçme sistemi AVM sağlık hizmetleri tarafında yürütülmektedir.


DELİCİ, KESİCİ

BATARYALI MOTOR SİSTEMLERİ

HS

Wire and Pin Drill System

Oscillating Saw System

Değirmiçem Mh. Yamaçobalı Dede Cd. Köşe Apt. No:23/1 GAZİANTEP / TURKEY +90 342 324 25 55

+90 342 323 20 09

info@mavimedikal.com.tr www.mavimedikal.com.tr


AKTÜEL

Philips’ten

yeni nesil çözümler Philips, Arab Health 2015’te sağlık bütünlüğünü sağlamak adına hasta bakımını iyileştirmek için sağlık ve bakım ürünleri alanındaki yenilikleri sundu.

A

rab Health 2015’te Royal Philips, sağlık bütünlüğünü destekleyen birleştirilmiş sağlık ve bakım ürünleri alanındaki yenilikleri sunarak sağlık teknolojil-

erine bağlılığını ortaya koydu. Philips, sağlık ve bakım ürünlerini Orta Doğu’ya sunmak için klinik pazar genişliği ve uzmanlık bilgisini, teknoloji ve hizmetleri, işlemeye uygun verileri, istişari yeni

iş modelleri ve ortaklıkları bunun yanı sıra derin tüketici anlayışını bir araya getiriyor. Philips, profesyonel sağlık ve bakım ürünleri ile tüketici pazarına yönelik ürünlerini sağlık bütünlüğü noktasında birleştirerek sağlık teknolojisine bağlanmasına olanak veren vizyonunu paylaşıyor. Bu bütünlük, tüketicilerin kendi sağlıklarının yönetimini kontrol altına almasına olanak veren, sağlıklı yaşam ve korunmaya odaklanma ile başlar. Daha sonra bütünlük, kalite ve maliyetin optimize edildiği kesin tanıları ve minimal invaziv tedavileri içerir. Ve son olarak bütünlük, daha rahat ve uygun maliyetli olan iyileşme ve evde bakımı kapsar. Philips Orta Doğu ve Türkiye İcra Kurulu Başkanı Roy Jakobs, “Orta Doğu’da insanların yaşamlarını iyileştirmek için tüketiciler, klinik ortaklarımız, araştırma enstitüleri ve hükümetlerle birlikte çalışmak için harika bir fırsata sahibiz.

“Philips, Orta Doğu’da ilk kez farklı yeni nesil tanıya yönelik yenilikleri tanıttı”

68

Mart 2015


Philips

DİPNOT Birleştirilmiş ve geliştirilmiş sağlık hizmeti

Burada sağlık hizmetleri camiası dinamik, geleceğe bakan ve en önemlisi tüm toplum için bakım hizmetlerini iyileştirmek için istekli bir şekilde gündemi yönlendiriyor, birlikte bölgede tam olarak birleştirilmiş ve geliştirilmiş sağlık hizmetleri sistemini inşa edebiliriz”diye konuştu. Arab Health’de yeni ürün tanıtımları yapıldı Philips, Orta Doğu’da ilk kez farklı yeni nesil tanıya yönelik yenilikleri tanıttı. Ingenia 1.5T S, hastanın tetkik boyunca rahatlamasını sağlayan üç boyutlu bir deneyim oluşturan, hasta magnet içi çözümünü tamamlamıştır. Ingenia 1.5T S yanında, Affiniti daha az sayıda kaynakla yüksek kalitede hasta bakımı sağlayan , daha çok hastayla karşılaşılan radyoloji/ultrason bölümlerine yardımcı olmak için yenilikçi teknoloji sunan ultrason sistemidir ve IntelliSpace Portal 7.0, yüksek kalitede görüntüleri, ileri analizi ve bir iş akışı etkinlik aracını tek bir ileri analiz çözümünde birleştirmektedir.

Tedavi alanında Veradius Unity, Arab Health’de ilk defa görücüye çıkmaktadır. Doktor, operator ve C-kolu arasında olağanüstü bir iletişim sağlayarak iş akışı ve verimliliği geliştirmek için tasarlanmış olan Veradius Unity, Philips’in güvenli ve etkili uyarlanabilir terapiler için yeni klinik prosedürler oluşturmasının bir örneğidir. Philips’in IntelliSpace PACS pazar genişliği, iyileşme ve sağlığa yönelik yenilikler hastaneden eve daha güvenli bir geçişi sağlarken, daha bireyselleştirilmiş bir tedaviyle sonuçlanacak şekilde, hasta bilgilerini klinisyenin bilgileri ile birleştirmek için gerçek zamanlı araçlar sunar. Bu yenilikler, klinisyenlerin kendinden emin bir şekilde karar verme ve iyileştirilmiş hasta sonuçlarına yönelik çözümler sunmak için Philips’in bütünleşik ürün protföyünü daha da genişletmektedir. Klinisyenlerle birlikte Philips, kaynakların en etkili şekilde kullanımıyla en iyi bakım için en kısa yolu bulmak üzere çözümlerinin klinik performansı ve ekonomik değerini yönlendirmektedir.

Philips Orta Doğu ve Türkiye İcra Kurulu Başkanı Roy Jakobs: “Orta Doğu’da insanların yaşamlarını iyileştirmek için tüketiciler, klinik ortaklarımız, araştırma enstitüleri ve hükümetlerle birlikte çalışmak için harika bir fırsata sahibiz. Burada sağlık hizmetleri camiası dinamik, geleceğe bakan ve en önemlisi tüm toplum için bakım hizmetlerini iyileştirmek için istekli bir şekilde gündemi yönlendiriyor, birlikte bölgede tam olarak birleştirilmiş ve geliştirilmiş sağlık hizmetleri sistemini inşa edebiliriz”

Mart 2015

69


AKTÜEL

Prestij’den Yenilikçi Çözümler Çok geniş bir ürün yelpazesine sahip olan firma son olarak Tam Otomatik Universal Algoloji Operasyon ve Scopi görüntüleme Masası üretti.

P

restij Hastane Gereçleri, sağlık sektörüne yenilik sunmaya devam ediyor. Çok geniş bir ürün yelpazesine sahip olan firma son olarak Tam Otomatik Universal Algoloji Operasyon ve Scopi Masası üretti. CE Belgesi ve Sağlık Bakanlığı onayına sahip olan masa röntgen ve scopi ışınlarını geçiren Alman malı özel malzeme ile üretilmekte. Hastanın yattığı tüm alan görüntülenmesine imkan sağlayan masa, 4 adet motoru, kumanda kutusu ve el kumandasıyla kullanıcıya önemli avantajlar sağlıyor. masa

tüm aksesuarları bu masada kullanma imkanı dogmaktadır.masa üzeri 20 cm ileri geri hareket eder. masa başlıgı baş ve ayak kısımlarına takılır.masa böylece her iki taraflı kullanılır. başlıgın tamamı x ışınlarını geçirmektedir.en önemlisi masada imalat yapılırken kullanılan yüksek teknoloji neticesi en ufak oyun ve sallantı oluşmamaktadır.masa üniversal operasyon masalarının aldıgı tüm pozisyonları otomatik olarak almaktadır. masamız üniversite hastanelerimizde ve kıymetli hocalarımızın kulanımında testleri yapılarak begeni ile kullanılmak-

çalışırken durdurur. Başlık aşağı yukarı iner çıkar. Öne arkaya 44 derece hareketlidir. Her iki kol sırtın yatışı ve kalkışında paralel olarak yatar kalkar. Kollar hasta kabulünde kolaylık sağlamak için yukarı kalkar. KOLTUK SAGA VE SOLA HER POZİSYONDA 180 DERECE DÖNER. motorlar kumanda kutusu alman malıdır. ekstra ayak pedalı ilavesi vardır.

Ünit 250 watt 24 vold D.C. soğuk ışık kaynağı: İki çıkışlı yuvalar Storz uyumludur. Alın lambası ele alındığında ışık kaynağı otomatik çalışma konumuna gelir. Alın lambası yuvasına konulunca stop eder. İstenildiğinde manuel kumanda ile çalışır. Ultraviyole sterli kabini 15 dakikada endoskopları steril eder. Güçlü alman malı motor ile aspre sistemi vardır.aspre sonrası vakum uç ve hortum temizleme sistemi vardır. ektra olarak: kulak yıkama sistemi-asprenin kanalizasyona atımasıpulvaze ilaç püskürtme sistemi-soguk ışıgın zenon olması .mikroskop ilavesi vardır.ayna ısıtma sistemi vardır.

Prestij Ultraviyole Kabinli Alet Dolabı

üzeri alman malı plakadan yada karbon fiber plakadan istegegöre imal edilmektedir.ikisindede görüntü kalitesi aynıdır. hastanın yattıgı tüm alanın görüntülenmesine imkan saglıyan masa alman malı dört adet motoru el yada ayak kumanda paneli kontrol kutusu anti bakteyirel merkezi sistem kilit li tekerleri ile kalite olarak en üst düzeydedir. masada gerekli yerler 304 kalite paslanmaz çelikten üretilmistir. ekstra olarak yanlara operasyon masası aksesuarlarını takma kuşagı ilave edilebilmektedir.böylece

70

Mart 2015

tadır.

KBB Muayene ve Operasyon Koltuğu Koltuk tam otomatik fonksiyonlara sahiptir. Dokunmatik kumanda ile komple yukarı aşağı 300 mm çalışır. Sırt arkaya tam trendelanburg pozisyonuna kadar yatar. Tek bir tuş ile koltuk hasta kabul pozisyonuna geri gelir. İstendiğinde her iki motorda otomatik stop eder. Acil stop düğmesi vardır. Koltuğu otomatik

Üzeri şeffaf pleksiglas kapak ile örtülüdür. Hekimin rahat çalışması için açılıp kapanan sürgülü alet koyma standı bulunmaktadır. Aletler vücut ısısındadır. Çekmeceler otomatik kapanma sistemine sahiptir. Ünit 4 tekerleği ile rahat kullanımlıdır. Hijyen ve temizlik için yer değişimi rahattır. Aletlerin steril edilmesi için ultraviyole kabin vardır. kullanılmış aletler için krom tepsili özel çekmece. hekimin aletlerini koyarak çalışabilecegi krom çelik özel çekmece. geniş ve büyük alet çekmecesi.


AKTÜEL

Acendis, üstün Alman teknolojisi ile

sağlığa ışık tutuyor

Sahip olduğu 3 bini aşkın ürün portföyü ile sağlık kuruluşlarının ekipman ihtiyaçları konusundaki köklü çözüm ortağı Acendis, medikal ve cerrahi aydınlatma üreticisi Simeon’ın ileri LED teknolojilerinin satışını gerçekleştiriyor.

A

cendis, dünyanın lider üreticilerinin son teknolojilerini sağlık sektörü ile buluşturmaya devam ediyor. Firma, medikal ve cerrahi işlemler sırasında kullanılmak üzere Almanya’da geliştirilip üretilen Simeon LED ürünlerinin de Türkiye genelindeki sağlık kuruluşlarına tedariğini sağlıyor. Patentli “üçgen” başlık dizaynı ve özel

tasarım “reflektör” teknolojisi ile en iyi aydınlatma koşullarını sunan Simeon LED, aynı zamanda dikişsiz ve kapalı yapısı sayesinde, ortamda gerekli tüm hijyenik ve fonksiyonel ihtiyaçları da karşılıyor. Ameliyathane lamba ve pendant sistemleri üreticisi olan Alman markası SIMEON’un, cerrahi aydınlatma ürünü LED lamba başlıkları, Single

Color ve Multi Color versiyonları ile gölgesiz, etkin ve kusursuz aydınlatma sağlıyor. Ürünün Multi Color modeli kullanıcılarına, 3.500, 4.000, 4.500, 5.000 ve 5.500 Kelvin olmak üzere 5 ayrı kademede renk ısısı ayarlayabilme konforu sunarken, full HD kamera sistemi, istendiği zaman sonradan taşıyıcı kol ve başlık ilave edilebilmeyi mümkün kılan sim.FLEX teknolojisi, 50.000 saatten fazla ampul ömrü ve bir başlıkta maksimum 60 watt enerji tüketimi SIMEON LED’i, uzun vadeli ve avantajlı bir teknolojik yatırım olarak öne çıkarıyor.

Acendis Pek çok alanda olduğu gibi medikal cihaz endüstrisinin de kalbi olan Almanya merkezli ACENDIS Türkiye, dünyanın en önemli üretici firmalarıyla ortak çalışarak Türkiye’nin yanı sıra Orta Doğu, Avrupa, Türki Cumhuriyetleri, BAE, Suudi Arabistan ve Afrika’da küresel projeler geliştirmekte; İsviçre ve Portekiz’deki ofisleri, showroomları ve teknik servis departmanları üzerinden sağlık sektörüne dünya standartlarında hizmet vermektedir. Medikal alandaki en son teknoloji ve yenilikleri sürekli takip eden, hayatı kolaylaştıran çözümler sunan ve her bölgedeki temsilcileri ile müşterilerinin sürekli yanı başında olan ACENDIS, 20 yıldır sağlık sektörünün ekipman ve teknoloji ihtiyacını karşılamaktadır.

72

Mart 2015


MAKALE

Tomogrofi (CT) görüntülerinden üretilen medikal modeller

ameliyat sürelerini kısaltıyor

K

Alper Erken Biyoteknika Mühendislik, Medikal Ltd.Şti. alper@biyoteknika.com.tr

74

Mart 2015

onusu insan olduğu için teknolojik gelişmelerin en çok uyarlandığı ve ilerleme sağlandığı alanlardan birisi de Tıp’dır. Geçmişe şöyle bir göz attığımızda, yirminci yüzyılın son çeyreğine kadar bile doktorların teknolojik olanaklarının oldukça kısıtlı olduğunu ve özellikle insan vücudunun iç yapısını göstermeye yarayan cihazların yeteri kadar gelişmediğini görmekteyiz. En iyi bilinen görüntüleme yöntemi 1895 yılında Wilhelm Conrad Röntgen tarafından bulunan X-Işını (Röntgen) cihazları idi. Geçtiğimiz 20-30 yıldaki gelişmeler ise tıp bilimini yüksek bir seviyeye taşımıştır. Bilgisayarlı Tomografi(CT), vücudun herhangi bir yerinden geçen düzlemi görüntüleyen bir görüntüleme cihazıdır. Bu düzlemlere kesit denmektedir. Tomografiler temel olarak 2 boyutlu kesitler oluştururlar. Temel çalışma prensibi, aynen dijital röntgende olduğu gibi bir x-ışını kaynağı ve dedektörlerin görüntüyü oluşturması olmakla birlikte, tomografilerde hem x-ışını, hem de dedektörler hastanın etrafında 360 derece döner, alınan 2 boyutlu kesitler daha sonra tomografinin iş istasyonunda birleştirilerek çekilen organın üç boyutlu görüntüleri oluşturulmaktadır. DICOM (Digital Imaging and Communications in Medicine – Tıpta Sayısal Görüntüleme ve İletişim), medikal görüntülerin işlenmesi, saklanması taşınması ve yazdırılması için özel olarak tasarlanmış bir protokoldür. DICOM formatı sayesinde medikal cihazlar arasında sadece görüntüler değil, hasta bilgileri de taşınabilmektedir. Günümüzde DICOM verilerinin okunarak 2 boyutlu kesitlerin üst

üste konulduğu, sadece istenilen organın seçilerek, diğer görüntülerin silinebildiği, yoğunluk gösterim mantığına dayanarak, kemik, damar, bağ, kas gibi vücut parçalarının gösterilebildiği ve 3 boyutlu datalarının stl, igs formatlarında elde edilebildiği yazılımlar mevcuttur. Bu datalardan en çok tercih edilen STL formatı, renk, doku veya diğer özniteliklerini temsil etmeyen 3 boyutlu nesnenin yalnızca yüzey geometrisini üçgen yüzeyler kullanarak tanımlar. Düz yüzeyler az sayıda üçgen yüzeyle tanımlanırken, radyuslu yüzeyler çok sayıda küçük üçgen yüzeylerden oluşur. FDM (Fused Deposition Modeling) ile Hızlı prototipleme, bilgisayarda hazırlanan üç boyutlu .stl datadan direk olarak elle tutulur fiziksel modeller elde etmemizi sağlayan imalat teknolojisidir. Hızlı prototipleme cihazları vasıtasıyla bilgisayarda 3 boyutlu işlenmiş her türlü ürünün birebir modelini saatler içerisinde elde etmek mümkündür. Bu yöntemde fiziksel modeller tabandan başlayarak katman katman yüzeylerin üst üste eklenmesiyle oluşturulur. Plastik malzeme parçanın kesit geometrisini izleyen bir nozul içinden ektrüzyon edilir. Model malzemesi ince plastik tel (filament) şeklindedir. Bazen filament yerine hazneden beslenen plastik granül de kullanmaktadır. Nozul, termoplastiği ergime noktasının hemen üzerindeki bir sıcaklıkta tutmaya yarayan bir ısıtıcı eleman içerir ve böylece plastik kolayca nozul üzerinden akar ve bir katman oluşur. Plastik nozuldan aktıktan sonra aniden sertleşir ve aşağıdaki katmana yapışır. Bir katmanın yapımı tamamlandıktan sonra platform aşağıya


MAKALE

iner ve ekstrüzyon nozulu diğer katmanı inşa eder. Katman kalınlığı ve düşey boyut hassasiyeti ekstrüzyon nozulunun çapına bağlıdır. Bu çap 0.178 mm ile 0.356 mm arasında değişir. XY düzleminde 0.025 mm çözünürlüğe ulaşılabilir Üretilen modellerde parçaların hacmi, et kalınlığı veya formu bir sınırlama oluşturmaz. Malzeme konusunda, ihtiyaca göre değişik malzemelerden değişik renklerde üretim yapmak mümkündür. Esnek veya rigid, şeffaf veya mat parçalar üretebilir. Parçalar istenildiğinde kolayca boyanabilir ve birebir ürün üzerinde de kullanılabilirler. Kesilebilir, zımparalanabilir ve birbirlerine yapıştırılabilirler. Termal ve mekanik özellikleri değişken malzemelerden geniş bir üretim seçeneği bulunmaktadır.

3 Boyutlu Katı Modeller hali hazırda sağlık bilimlerinde tanı, tedavi planının oluşturulması ve tedavi planı ile belirlenen hedeflere ne kadar sadık kalındığının belirlenmesi amacıyla kullanılabilecek ve hekime doğru planlamada yardımcı olabilecek hata payı çok aza indirilmiş olan görsel, üç boyutlu araçlardır. Katı modeller anatomik yapıların daha iyi anlaşılması; tedavi öncesi ve sonrası simülasyonları ile sorunun tam olarak tespit edilmesi, hatasız implant-distraktörlerin üretimi ve öğrencilerin daha iyi eğitilmesi gibi faydaların yanında, ameliyat süresinin kısaltılması ve başarısının arttırılması, hastanın iyileşmesinden hastaneden erken ayrılmasını sağlamak gibi birçok görünmeyen hesap edilmeyen birçok faydaları da

sağlamaktadır. Hastanın medikal görüntülerinden hazırlanan üç boyutlu medikal modeller, doktorun tüm detayları ameliyat öncesinde incelemesine olanak sağlar. Doktor ve cerrahlar 2 Boyutlu kesit görüntüler yerine, hastanın anatomisiyle birebir boyutlardaki model üzerinde çalışarak ameliyatı planlayabilir, ameliyat sırasında neler ile karşılaşacağını görebilir hatta model üzerinde çalışarak ameliyatı canlandırabilirler. Bu sayede sonuçları ve ihtiyaç duyulacak araçları ameliyatı öncesinde görerek gerekli önlemleri alabilirler.

Mart 2015

75


AKTÜEL

Variteks

başarının sırrını açıklıyor Variteks, ortopedi pazarında dünyanın 72 ülkesine ihracat yapıyor. Şanlıurfa’da yeni tesis için kolları sıvadı.

V

ariteks Yönetim Kurulu Başkanı Okan Öztürkatalay ile Variteks’in başarı hikayesi, başarının sırrı ve önümüzdeki döneme ilişkin planlarını kapsayan güzel bir söyleşi gerçekleştirdik. Samimi ve içten yanıtlarıyla takdir toplayan Okan Öztürkatalay ile yaptığımız temel özet ise; standartlara uygun aynı kalitede üretim, yeni pazarlar ve Türkiye’ye katma değer sağlayan girişimler… Okan Bey, uzun yıllardır bu sektörde aynı standartlarda üretim sağlayarak dünyanın sayılı markaları arasındaki yerinizi aldınız. Öncelikle 2014 yılının ikinci yarısından itibaren dünyadaki ve ülkemizdeki duruma il-

etki birçok sektöre göre daha az hissedildi. Bu zamanlarda yapılması gereken bazı farklılıklar ve yeniliklerle markanızı güvenli bir şekilde yönetmek olacaktır. Biz Variteks olarak ileri teknoloji kullanarak bilgi birikimi ve tecrübeyle, efektif, kullanışlı, faydalı ve daha uygun fiyatlı ürünler ortaya çıkarmayı hedefliyoruz. Buna ilave olarak yatırımlarımızı da bu yönde yapmaktayız. Dikiş makinelerinden varis çorabı makinelerine, kesim makinelerinden pres makinelerine kadar hep yeni teknoloji ile yolumuza devam ediyoruz. Son olarak Variteks olarak birkaç yıldır üzerinde Ar-Ge çalışmaları yürüttüğümüz Şanlıurfa Organize Sanayi Bölgesi’nde 6. Teşvik Bölgesi olarak adlandırılan bu

Variteks Yönetim Kurulu Başkanı Okan Öztürkatalay

işkin bir özet yapabilir misiniz? Ardından Variteks’in çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? Okan Öztürkatalay: 2014 yılının ikinci yarısından itibaren tüm sektörler bir miktar durağan dönem içine girdi. Bu durağanlıktan bizim sektörümüzde etkilendi. Ancak bu

78

Mart 2015

bölgede bir fabrika kurmaya karar verdik. Bu sayede devletimizin sağladığı imkanlardan yararlanarak daha fazla ve daha uygun maliyetli ürünler ortaya çıkarmayı planlıyoruz. Buradaki projemiz 2016 yılında başlayacak. Bu tesis için ilk etapta 30 kişilik bir is-

tihdam düşünmekteyiz. Bu rakamı kurulduktan 2 yıl sonra 80 kişiye çıkarmayı hedeflemekteyiz. Önümüzde birçok proje var. Bu projeler hayata geçtikte telaffuz ettiğimiz rakamları daha kısa sürede yakalama imkanına da sahip olabileceğiz. Çok farklı ve değişik kültüre sahip ülkelere hizmet sunuyorsunuz. Bu standardı aynı şekilde sürdürmek için ne tür çalışmalarınız oldu? Okan Öztürkatalay: Variteks olarak yurt dışında 72 ülkeye ihracat yapmaktayız. Günün her saatinde birçok müşteri ile temas halindeyiz. Yaptığımız bu görüşmeler neticesinde yeni yatırım kararları almaktayız. İşin “püf” noktalarından biri burasıdır. Genel olarak firmaların karşılaştığı en önemli sorundur. Bir ürünün en kalitesini yapabilirsiniz. Belli bir fiyata da getirebilirsiniz. Önemli olan o bir ürünü de bir milyon ürünü de bugün de yarında aynı standartta müşteriye sunabilmektir. İşin sırrı budur. Bunu başarabildiğiniz gün dünyanın her ülkesine ürün gönderebilirsiniz. Zaten üzerinde çalışılması ve yoğunlaşılması gereken bu konudur. Bunun için firma bünyesinde çalışan herkesin aynı bilinçte ve bakış açısından olması gerekir. Örneğin biz aynı standartta hammaddeyi verebilecek firmalarla çalışıyoruz. Amerika’ya da Afrikaya’da gönderdiğimiz ürünlerin hepsi standart ve kalitededir. Bunun gibi birçok standart vardır. Asıl olan kaliteyi sürdürebilmektir.


AKTÜEL

Üretimde nelere dikkat ediyorsunuz? Okan Öztürkatalay: Öncelikle kendimizin kabul edeceğimiz ürünü üretmemiz lazım. Örneğin bana, eşime veya çocuğuma bir ortopedi ürünü lazım olduğunda, gönül rahatlığıyla kullanabileceğimiz, standardı ve faydası belli olan ürünleri tercih ederiz. Üretim yaparken de bu bilinç ile hareket etmekteyiz. Bu noktada kimseyi suçlamak veya kötülemek istemem. Biz hiçbir ürünümüzde kaliteden ödün vermiyoruz. Fiyat kaygısı ile bunu yapmak bizim prensiplerimizle ters düşmektedir. Aynı kalite ve hizmeti veren veya verebilecek firmalar arasındaki en uygun firma olduğumuzu iddia ediyoruz.

ya’yı her zaman takdir ederim. Bu da onların dünyada lider olmasını sağlamıştır. Bir araya gelip belli standartları belirleyebilsek, belli konularda taviz vermesek aslında ülkemizi çok daha iyi noktalar taşırız. Böyle olsa kısa sürede başarılı bildiğimiz Almanya’yı, İtalya’yı geçeriz. Çünkü bizde zaten her şey var. Bizde olmayan tek şey birlikteliktir. Bunu başardığımız gün dünyada lider oluruz. Bu her sektör için geçerlidir. Üreticilerin bir oda kurması söz konusu olabilir. Aslında oda, dernek veya birlik önemli değildir. Asıl olan üreticilerin bunu yürekten istemesidir. İşte o zaman kısa sürede çok iyi noktalara gelebiliriz.

Türkiye’de ortopedi pazarında birçok üretici ve ithalatçı var. İçinde bulunduğunuz sektördeki iletişim nasıl? Okan Öztürkatalay: Biz aynı işi yaptığımız meslektaşlarımızı rakip olarak görmeyiz. Dost ve arkadaş olarak görürüz. Elimizden gelen desteği her zaman vermek isteriz. Herkesin birbirine ihtiyacı vardır. Zaman zaman meslektaşlarımızla istişarelerde bulunmaktayız. Bu buluşmalarımız daha sık olsa çok daha güzel olur. Bu konuda Alman-

Bu ay Türkiye sağlık sektörü Ekspomed 2015 Fuarı’nda buluşuyor. Bu fuardan beklentileriniz nelerdir? Okan Öztürkatalay: Uzun yıllardır Ekspomed Fuarı’nın içinde yer almaktayız. Orası bizim için bir buluşma noktası oldu. Yıl içinde ürünlerimizin tanıtımını yapıyoruz. Birde fuarda mümkün olduğu kadar ürün getirip ziyaretçilerin ürünlerimizi görmesinin yanı sıra dokunmalarını istiyoruz. Firma politikası gereği tüm ürünlerimizi açık olarak sergileriz.

80

Mart 2015

Ziyaretçilerin ürüne dokunmalarını isteriz. Müşteri fuara geldiği zaman sadece broşür ve resim görmek istemez. Bizde uzun yıllardır bu politikamız gereği tüm ürünlerimizi açık olarak sergiliyoruz. İnsanoğlu’nun iç güdüsünde dokunma isteği vardır. Bir ürünü gördüğünüz zaman uzaktan kalitesini söyleyemezsiniz. Dokunduktan sonra yorum yapabilirsiniz. Bizde fuarda müşterilerimizin ürünlerimize dokunarak yorum yapmalarını istiyoruz. Bizim fuarlardaki başarımızın bir sırrı da budur. Bu yıl ilk defa yurt dışında Güney Afrika’da bir fuara katılım göstereceğiz. Bu bölge yatırım için oldukça müsaittir. Eğer daha küçük ve girilmemiş bir pazarda yer alırsanız orada lider siz olursunuz. Biz girdiğimiz birçok ülkede bunu uyguladık ve başarılı olduk. Yani test edilmiş ve onaylanmış bir bilgi veriyorum. Bizim öyle pazarlarımız varki, bizden sonra Alman, İtalyan, Fransız markalar ne yaptılarsa da bize liderlikten alamadılar. İstedikleri kadar uğraşsınlar kolay kolay da başaramazlar. Oturmuş pazarlar da durum böyledir. Dolayısıyla ihracat yapmak isteyen firmalarımızın gözlerini en büyük pazara çevirmek yerine daha girilmemiş pazarlara yönelmelerini tavsiye ederim.


AKTÜEL

olur. Ülkemize yurt dışından para girişi sağlarsak büyürüz. İhracat yaparak büyüyeceğiz. Bu noktada en beğendiğim ülke Tayvan’dır. Küçücük bir ada ancak, ticarette yaptıkları çalışmalar gerçekten takdir edilecek düzeydedir. Her ülkede her noktada Tayvan malzemesi vardır. Oradan bütün dünyaya ürün pazarlıyorlar. Muhteşem bir başarı olarak görüyorum.

Bizde bu sebeplerden ötürü Afrika pazarına yöneldik. Bu bölgede kazanılabilecek çok sayıda ülke var. Çok yol almamız lazım. Bu sebeplerden ötürü bu pazarlarda olmalıyız. Örneğin Suudi Arabistan ağırlıklı olarak İngiliz ve Amerikan firmalarının kontrolündedir. Ne yaparsanız yapın çok da fazla hareket kabiliyetiniz yoktur. Bizde bunun gibi bazı ülkelere giriş yapalım. Türkiye’nin hakimiyetinde olsun. Bayrağımızı dikelim, bunun içinde çok çalışmamız lazım. 72 ülkeye gurur duyarak bayrağımızı ve markamızı taşımaktayız. Dünyada bu sektörde 72 ülkeye ihracat

82

Mart 2015

yapan firmanın sayısı bellidir. Farklı sektörden firmaları da bizim gibi farklı pazarlarda görmek bizi ayrıca memnun etmektedir. Kriz dönemlerinde herkes başını elinin arasına alıp düşünürken, biz nasıl daha fazla büyüyebiliriz, nasıl daha çok kapasitemizi artırırız diye düşünüyoruz. Çünkü marka olmak bunu gerektiriyor. 1978 yılında bu sektörden ilk ihracatı gerçekleştiren firma da Variteks’tir. Bu noktada Ticaret Odası’nın Takdir Beratı vardır. Bu berat bizim gurur duyduğumuz ve güç aldığımız bir belgedir. Sonuç itibariyle ihracat yaparak ülkemize faydamız

Türkiye dışında farklı ülkelere yatırım yapmayı düşündünüz mü? Okan Öztürkatalay: Son 10 yıl içinde birkaç ülkeden gelin birlikte fabrika açalım, hiçbir bedel ödemeyin, % 50 ortak olun şeklinde öneriler geldi. Gelin, kurun ve yönetin. Düşündüğünüz zaman milyonlarca dolarlık bir gelir elde edebilirsiniz. Bunun içinde vaktimizin birçoğunu farklı bir ülkede geçirmemiz gerekir. Bunu göze alamıyoruz. Şimdilik bu tarz tekliflere sıcak bakmıyoruz. Başka ülkede çok para kazanmak yerine kendi ülkemizde örneğin Urfa’da bir tesis kurmak bizim için daha güzel geliyor. Bir yatırım olacaksa kendi vatanımıza yapalım istiyoruz. Kendi vatandaşlarımızı istihdam edelim. İşin bu kısmı bize daha sıcak geliyor. Bugün Urfa’ya gittiğimizde gerçekten çok temiz ve yurdumuzun insanıyla karşılaşıyorsunuz. İş ve aş bekliyorlar. Burada yatırıma ihtiyaç varken neden yurtdışına gidelim ki? Kendi ülkemizin insanına hizmet edelim. Dolayısıyla işin maddi kısmı önemlidir ama bir kadar da manevi konuya önem vermekteyiz. Bugünlere ülkemiz sayesinde geldik. Yine yatırım yapacağımız zaman ülkemize yapmak istiyoruz. Biz bu ülkenin insanları sayesinde ihracata başladık. Buradan kazandığımızı da önce kendi ülkemize yatıracağız ki yine geleceğimize yatırım yapmış olalım.


AKTÜEL

Siemens, sağlık sektörü ile birlikte büyüyor Sağlık alanında lider şirketlerden biri olan Siemens Sağlık, geliştirdiği yenilikçi teşhis ve tedavi cihazları ile sağlık profesyonellerinin en büyük destekçilerinden biri olmaya devam ediyor. Siemens, teknolojisi ile olduğu kadar yer aldığı Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) projeleri ile de Türkiye’de sağlık sektörünün büyümesinde öncü rol oynuyor.

T

ıp Bayramı’nda Türkiye sağlık sektörünün son yıllardaki gelişimine dikkat çeken Siemens Sağlık, erken teşhis ve doğru tedavi sağlamak üzere geliştirdiği teknoloji ve çözümlerle bu alanda çalışan profesyonellerin en doğru kararları vermelerinde yardımcı oluyor. İnsan hayatının devamlılığı ve kali-

Lideri Şevket On, Siemens Sağlık olarak Türkiye’de görüntüleme ve laboratuar diagnostiği alanlarında çok çeşitli ürün yelpazesini profesyonellerin kullanımına sunduklarını belirtti. Siemens, Türkiye’nin dev sağlık projelerinde yer alıyor Siemens, sağlık alanında Türkiye’nin sosyal altyapı çalışmalarına da KÖO Şehir Hastaneleri projeleri kapsamında büyük katkı sağlıyor. Siemens Finansal Hizmetler, çok sayıda sağlık profesyoneline iş imkanı yanında kaliteli bir çalışma ortamı sunacak olan Adana Entegre Sağlık Kampüsü’nün finansörleri arasında yer alıyor.

Siemens Sağlık Türkiye Lideri Şevket On

tesinin artırılması için çalışan sağlık profesyonellerinin aldıkları riskleri en aza indirmek ve başarılarını artırmaya destek olmak amacıyla Siemens Sağlık, sektör çalışanlarının ihtiyaçlarını gözeterek yenilikçi ürünler üretmeye odaklanıyor. Şirket olarak bu amaçla her yıl global bütçelerinin yüzde 5’inden fazlasını Ar-Ge’ye ayırdıklarını anlatan Siemens Sağlık Türkiye

84

Mart 2015

Siemens AG Siemens AG (Berlin ve Münih) 165 yıldan uzun bir süredir teknolojik mükemmelliği, inovasyonu, kaliteyi, güvenilirliği ve uluslararası faaliyetleri simgeleyen global bir teknoloji devi. Elektrifikasyon, otomasyon ve dijitalizasyon alanlarına odaklanan Siemens, 200’den fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Enerji verimliliği ve kaynak tasarrufu sağlayan teknolojilerin üretiminde dünyanın en büyük markalarından biri olan Siemens, denizüstü rüzgâr türbinlerinde birinci sırayı alırken, enerji üretimine yönelik kombine çevrim gaz türbinlerinde dünya liderlerinden biri olarak faaliyet gösteriyor.

Siemens ayrıca, enerji iletimi çözümlerinde de önemli bir tedarikçi ve endüstriyel otomasyon, sürücüler, yazılım ve altyapı çözümlerinde öncü bir şirket olarak konumlanıyor. Aynı zamanda, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme sistemleri gibi tıbbi görüntüleme cihazlarında da önemli tedarikçilerinden olan Siemens, laboratuvar diagnostiğinin yanı sıra klinik BT alanında da lider bir şirket. 30 Eylül 2014 tarihinde sona eren 2014 mali yılında Siemens, sürdürülen operasyonlarından 71,9 milyar avro gelir ve 5,5 milyar avro net kâr sağladı.


AKTÜEL

Medikal Cihazların Etilen Oksit ve Hidrojen Peroksit ile Sterilizasyonunun

Karşılıklı Analizi

S

TERİLİZASYON NEDIR? Sterilizasyon, bir ortamda ya da bir materyal üzerindeki tüm canlı formların fiziksel ya da kimyasal yöntemlerle öldürülmesidir. Medikal uygulamalarda sterilizasyon sırasında mikroorganizmalar öldürülürken malzemenin zarar görmemesi ve çevrenin de olumsuz etkilenmemesi önemlidir. STERİLİZASYON TEKNİKLERİ Sterilizasyon işlemi başlıca fiziksel ve kimyasal yöntemlerle gerçekleştirilir. Fiziksel yöntemlerde, sıcaklık (kuru ya da nemli), filtrasyon (gazlar ve sıvılar için) ve radyasyon (iyonize veya iyonize olmayan ışınlarla) uygulamaları mevcuttur. Kimyasal yöntemlerde ise etilen oksit, ozon, hidrojen peroksit, betapropiyolakton gibi maddelerden yararlanılır. Sıcaklık ile sterilizasyonda başarı sıcaklıkla doğru orantılıdır. Ayrıca, süre, ozmotik basınç, pH yanında mikroorganizmanın yapısı da önemli rol oynar. Örneğin, sporlu bakteriler sterilizasyona görece daha dirençlidir. Burada süreç, sıcaklığa bağlı olarak hücre içi proteinlerin koagülasyonu doğrultusunda işler. Kuru sterilizasyonda sadece yüksek sıcaklık (ör. 160-180°C) gereklidir; nemli sıcaklık ile sterilizasyon işleminde ayrıca basınca da gereksinim vardır (121°C 1 atm. 20-30 dk. gibi), bu şartlar otoklav cihazları ile sağlanır. Filtrasyon, sıvı ya da gazlar içerisinde bulunan partikül ve mikroorganizmaların filtre kullanılarak ayrıştırma işlemidir. Çeşitli filtre materyalleri bulunmakla beraber son yıllarda

86

Mart 2015

sterilizasyon amacıyla farklı özelliklerdeki materyallerden yapılmış membran filtreler tercih edilmektedir. Mikrofiltrasyon, 0,1-1 µm aralığında yer alan partiküllerin tutulmasını ve ayrılmasını sağlar. Genelde çözünmüş katılar ve makro moleküller membrandan geçerken askıda partiküller ve iri koloitler membrandan geçemez. Floke olmuş maddeler ve askıda katı maddelerin sudan ayrılmasında da bu filtrelerden yararlanılır. Sıcaklık ile sterilizasyon teknikleri kolay ve ekonomik olmalarının yanı sıra cam malzeme, bazı plastikler gibi pek çok malzeme için kullanılabilir ise de biyolojik materyaller, fiber optikler, elektronik malzemeler ve pek çok plastik gibi ısıya dayanıksız, bozulabilir ürünler için uygun değildir. Filtrasyon ise, kolay uygulanabilmesi, sıvı ve gazların yapılarını değiştirmeksizin sterilizasyon olanağı sağlaması ve pratikliği nedeniyle tercih edilir. Radyasyonla sterilizasyonda radyasyonun dalga boyu, yoğunluğu ve uygulama süresine bağlı olarak mikroorganizmalar üzerinde değişken etkiler gözlenir. Gama ve X ışınları gibi iyonize radyasyon kaynakları küçük dalga boyları nedeniyle yüksek enerjiye sahiptirler. Özellikle gama ışınları yüksek penetrasyon özelliğinden dolayı ambalaj malzemesi ve tıbbi malzemeler için tercih edilirler. Özellikle morötesi (U.V.) ışınlarını içeren iyonize olmayan radyasyon türleri büyük dalga boyundadır ve penetrasyon özellikleri yoktur. Bu nedenle de sadece yüzey dezenfeksiyonunda kullanılırlar. U.V. ışınlarının bir başka dezavantajı da uzun süreli maruziyet halinde polistiren köpüğü gibi bazı plastiklere zarar vermesidir.

Kimyasal sterilizasyon, mikroorganizmaların sitoplazmik membranlarının, proteinlerin yapısını bozarak, denatüre ederek ya da enzimlerini inaktive ederek etkir. Yüzey sterilizasyonu için kullanılan pek çok kimyasal bakteri sporlarını öldürmez. Kimyasal sterilizanların seçiminde sterilize edilecek materyal ile kimyasal uyumluluğa dikkat edilmesi gerekir. Ayrıca bu maddeler çalışma alanına da zararlı etki yapmamalı, çalışan sağlığını tehlikeye maruz bırakmamalıdır. Zira genellikle bu maddelerin iritan, toksik ve kanserojen etkileri de bilinmektedir. Betapropiolakton (BPL) sıvı ya da gaz fazına maruz bırakılan yüzeylerde bakterisidal etkiye sahiptir. Uzun süre yaygın olarak kullanıldıktan sonra toksik etkisi saptanarak daha dikkatle kullanılması gerektiği bildirilmiştir (1). Etilen oksit (EtO) ve hidrojen peroksit (H202) bu alanda en çok kullanılan kimyasallar arasındadır. Hidrojen peroksit gibi sıvı sterilizan kimyasallar oksitleyici maddeleri içerir. Hidrojen peroksit, potasyum permanganat, ozon, oksitleyici etkileriyle enzim aktivitesini bozarlar. Düşük sıcaklıkta kullanılan bu gaz sterilizanlar, reakif gazların %5-10 (v/v) gibi yüksek dozları sterilize edilecek materyal ile karşılaştırılır. EtO’in etkin maddesi alkilleyici, H2O2 ve ozonun etkin maddesi ise oksitleyici özelliktedir. Etilen Oksit (EtO) Alkilleyici maddeler grubundandır. Bu grupta EtO’ in yanında formalin, ve betapropiolakton da yer alır. Formalin yüksek konsantrasyonda bütün mikroorganizmalar üzerine öldürücü etkilidir.


Prof. Dr. S. İsmet DELİLOĞLU GÜRHAN

Kadavra ve dokuların saklanmasında kullanılır. Etilen oksit, polietilen malzemelerin sterilizasyonunda yaygın olarak kullanılır. Etilen oksit (EtO),saf olarak veya diğer gazlarla birlikte uygulanır. İşlem sırasında %30-85 oranında rutubet gereklidir, işlem 25-65°C sıcaklık aralığında, 1-24 saat süre ile ve 25-1200 mg/L gaz kullanımı ile gerçekleştirilir. Daha çok ısıya dayanıksız kaplar, baharat gibi bazı toz halindeki ürünlerin yüzey sterilizasyonu, medikal amaçlı kullanılacak polimerik malzemelerin sterilizasyonunda kullanılabilir. Ancak, işlem bitiminde toksik artıkların uzaklaştırılabilmesi için uygun havalandırma şartlarının sağlanması gereklidir (2). Zira bu gaza kronik maruziyet halinde mutajenik etki göstermesi nedeniyle Uluslararası Kanser Araştırmaları Kurumu IARC) kanserojen gazlar grubuna dahil etmiştir (3,4) Bu sterilizasyon yöntemi, tek kullanımlık tıbbi malzemelerin endüstriyel sterilizasyonunda en büyük pazar payına sahiptir. Sterilizasyonda etki mekanizması, proteinlerin ve nükleik asitlerin özellikle hidroksil ve sülfhidril gruplarını alkilleyerek inaktivasyonu sonucu mikroorganizmaların üreme yeteneğini kaybetmesi şeklindedir. Etilen oksit, renksiz, çok hafif kokusu olan havadan biraz daha ağır, yanıcı ve patlayıcı, toksik bir gazdır. 1859 yılında keşfedilmiş ve ilk olarak odaya buhar verme amacıyla kullanılmış, 2. Dünya Savaşı’nda bakteriyesidal özelliği olduğu bulunmuştur. Bütün bilim dallarında olduğu gibi cerrahide yaşanan gelişmeler yeni teknikleri, yeni alet ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. ısıya ve neme duyarlı hassas aletlerin etilen oksit ile sterilizasyonu gündeme gelmiştir. Etilen oksit gazı 1960 yılından bu yana sterilizasyon için kullanılmaktadır. Etilen oksit sterilazyonu düşük ısıda (3755°C) standart sürelerde, basınç,

nem ve EtO gazı ile sterilizasyon işleminin gerçekleştirilmesidir. Etilen oksit, mikroorganizmaların hücre duvarı ile reaksiyana girerek geri dönüşümsüz alkalileşmeye sebep olan bir sterilan olarak çalışır. Birçok medikal malzeme ile uyumlu olup, özellikle ısıya ve neme duyarlı plastik malzemeler için tercih edilen bir yöntemdir. EtO, özellikle tıbbi malzemelerin sterilizasyonu amacıyla kullanılan, 10,8 °C nin altıda sıvı, bunun üstündeki sıcaklıklarda ise gaz formunda olan, saf halde çok toksik, iritan ve patlayıcı bir kimyasaldır. Önceleri, yanıcılığını azaltmak amacıyla klorofluorokarbon (CFC) gazıyla seyreltilerek (%12 EtO+%88 EFE) kullanımı son derece yaygın olan bu bileşik, CFC’nin sağlığa zararlı etkileri nedeni ile kullanılmamaktadır.(Hazardous Substances Data Bank (HSDB).Toxicology database files for dichlorodifluoromethane, trichlorofluoromethane, and trichlorotrifluoroethane (5). 1990 yılında, Amerika Birleşik Devletleri Çevre Koruma Ajansı (EP A) tarafından hazırlanan “Temiz Hava Sözleşmesi”nin kabulü ile, CFC’nin kullanımı 1995 yılından itibaren yasaklanmıştır. 1996’ da ise ABD İş Güvenliği ve Sağlığı Dairesi (DSA-OSHA) tarafından stratosferik ozonu koruma çalışmaları kapsamında söz konusu %12 EtO+%88 CFC ile çalışan sterilizatörlerin üretimi durdurulmuştur (6). Ülkemizde EtO+HCFC ve EtO+CO2 karışımları hala kullanılmaya devam etmektedir. Kloroflorokarbon (CFC)’ların alternatifi olan hidrokloroflorokarbon (HCFC)’lar ozon tahribatları düşük olmakla birlikte oldukça yüksek sera etkisine sahiptirler. Bu nedenle 01.01.2015 tarihinde bu gazın da ithalatına son verilecek olup, ozon üzerinde tahrip edici etkisi olmayan hidroflorokarbon (HFCrlara veya CO2 veya 152+dimetil eter gibi diğer alternatif gazlara geçilecektir (7). Buna

bağlı olarak üretilen yeni nesil sterilizatörlerde saf EtO kullanılmasına yönelinmiştir. EtO’in eksergonik yanma reaksiyonundan dolayı ortaya çıkan yüksek enerjisi ile eksprese edilen yüksek reaktivitesi, hayli yüksek diffüze olma özelliği ile birleşerek mikroorganizmalann inaktivasyonunu sağlayan en önemli faktördür. Bu gaz, doğrudan alkilleyicidir, herhangi bir metabolik aktivasyona gerek duymaz ve mikrobiyolojik inaktivasyon özelliğinin mikroorganizmanın nükleik asitler, enzimler gibi işlevsel proteinlerini içeren hücresel yapıtaşlan ile güçlü alkilleyici özelliğin birleşmesi sonucu ortaya çıktığı kabul edilir (8). Mikroorganizmalann proteinleri ile DNA ve RNA’lanna alkil gruplannın ilavesi sonucu sülfhidril, hidroksil, amino ve karboksil gruplanna bağlanarak normal hücre metabolizmasını ve illerneyi engeller dolayısıyla mikroplann ölümüne yol açar. Benzer kimyasal yapılar medikal cihazlann pek çoğunun yapısında bulunmadığı için bu tür yapısal değişimlere maruz kalmazlar (9,10). EtO; virus, bakteri, fungus ve ısıya dirençli bakteriyel endosporların çoğu için oldukça toksiktir. Etkili olabilmesi; gaz geçişine izin veren özel bir paketlerne şekline ve işlem sırasındaki 4 parametrenin sıkı kontrolü ile mümkündür. Bu parametreler; (a)gaz konsantrasyonu, (b ) sıcaklık,(c ) nispi nem ve (d) uygulama süresi olarak özetlenebilir. Sterilizasyon süresi, bu 4 parametreye bağlı olarak değişiklik gösterir. Sterilizasyon işlemi sonrası, EtO gazının malzeme üzerinden uzaklaşması için belli bir süre havalandırma gereklidir. Bu karantina süresi, başlangıçta 14 gün olarak belirlenmişken, günümüzde geliştirilen havalandırma odaları ile çok daha kısa sürelere (2-5 gün) indirilmeye çalışılmaktadır.

Mart 2015

87


Makale Sterilizasyonda kullanım sınırları Eğer EtO sterilizasyonu hastanede yapılıyorsa ve doğru yöntemlerle kontrol ediliyorsa sterilite ve toksisite açısından güvenli olduğu kabul edilebilir. Her ne kadar plastik materyallerdeki toksik artıklar düzenli olarak denetlenemez ise de genel yöntemlerin uygulanması risk faktörlerinin minimize edilebilmesi için gereklidir. CO2/EtO kanşımı ile sterilizasyonda yüksek basınçlı gaza kısa süreli maruziyet ve işlem bitiminden sonra malzemenin en az 4 gün düşük sıcaklıkta (20-30°C) bekletilmesi sterilizasyonun başarısı için önemlidir. Gaz sterilizasyonunda kullanılacak tüm malzeme temiz ve plastikler tercihan tek kullanımlık olmalıdır. EtO sterilizatörlerinde kullanılan tüm makineler hatasızlığı güvence altına alınmış ve tam otomatik olmalı, paketlemeden steriliteye testlerine kadar tüm süreç uzman mikrobiyologlarca kontrol edilmelidir (11). Hidrojen Peroksit (H2O2) Hidrojen peroksit (H2O2) soluk mavi renkte; sulandırıldığında ise renksiz hale gelen bir bileşiktir; akmazlık değeri, sudan daha yüksektir. Her ne kadar havada doğal gaz formunda bulunabilir ise de hidrojen peroksit kimyasal yöntemlerle üretilen oda sıcaklığında renksiz bir sıvıdır. Isı salarak kolayca oksijen ve suya aynşabilen kararsız niteliklidir. Bu özelliğinden dolayı oksitleyicidir, organik materyal ile temas ettiğinde yanmaya neden olabilir (12). Yanabilen malzemelerle teması yangına sebep olabilir, dekomposizyonu sonucu açığa çıkan oksijen organik maddelerin yanmasına ve aşırı basınca neden olabilir. Ürün temel olarak yanıcı değildir ama dekomposizyonu sonucu açığa çıkan oksijen yanmayı şiddetlendirebilir. Özellikle ısıtıldığında, organik sıvı veya buharlarla teması sonucu ani yanmaya ya da patlamaya neden olabilir. H2O2 ‘ten oksijen açığa çıkışı

88

Mart 2015

organik buharları veya hidrojen buharlarının patlama aralığına doğru çekebilir. Dünyanın önde gelen iş sağlığı ve güvenliği örgütlerinden “Avrupa İş Güvenliği ve Sağlığı Dairesi (EU-OSHA)” ve “ABD Ulusal İş Güvenliği ve Sağlığı Enstitüsü (NIOSH)” tarafından havada maruz kalınabilecek maksimum limitin 1 ppm olduğu bildirilmiştir (13,14). Uluslararası Kanser Araştırma Kurumu (IARC) verilerine göre ise H2O2’nin deney hayvanlarında mutajenik ve kanserojenik etkisinin olduğu ve insanlarda solunması halinde burun ve boğazda ciddi irritasyon ve inflamasyona, sistemik toksikasyona neden olduğu kesindir. Ayrıca, memeli deneklerdeki bulgulara dayanarak bu gazın insanlarda da karsinojen olabileceği bildirilmektedir (15). Çok güçsüz bir asit olan bileşik; özellikle kağıt sanayinde kağıtlara beyaz renk vermek için üretilmektedir. Bileşik ayrıca dezenfektasyon, oksitlerne, antiseptik üretimi ve roket yakıtı üretiminde de kullanılmaktadır. İnsan vücudunda bu molekül karaciğerde üretilen katalaz enzimi ile parçalanır. Bu enzim, hidrojen peroksit molekülünü parçalayarak su ve oksijen molekülüne dönüştürür. Hidrojen peroksit, aşındırıcı (korozit), yanıcı, yanıklara neden olabilen, kuvvetli oksitleyici bir maddedir. Yoğun H2O2 cildi yakar, göze kalıcı zarar verir ve ciltte kabarcıklar oluşmasına neden olur. Önceki yıllarda her ne kadar dezenfektan olarak kullanılmış ise de, insan sağlığına olan zararlı etkileri çeşitli araştırmalarla saptanmış olduğu için “tehlikeli kimyasallar” listesine alınmıştır (16). Gözler, deri, burun, boğaz ve ciğerler için tahriş edicidir dikkatli olunması gerekir. Körlük de dahil olmak üzere gözlerde kalıcı tahribata yol açabilir. Yutulması sonucunda telafisi imkansız zararlara, doku harabiyetine neden olur. Solunum yoluyla buharının alınması görece daha az zararlı olmakla birlikte soluk borusu yüzeyinde doku yıkımları gözlenir (17).

Hidrojen peroksidin yara iyileşmesinde düşük dozlarda ve kısa süreli kullanıldığında (%3’ den az) olumlu sonuçlar alınır ise de (18). Derin yaraların cerrahi tedavisi sırasında irigasyon solüsyonu olarak kullanılması sonucu ya da damar yoluyla uygulandığında damar tıkanması, solunurnun kesilmesi, beyin damarlarında tıkanma, kalın bağırsak ülserleri, incebağırsakta kangren, şok, kalp durması ve ölümle sonuçlanan olaylar yaşandığı bildirilmektedir (19-25). Bunun yanında, sürekli olarak kana karışan O,120-0,144 ppm (mgIL) hidrojen peroksit ‘in arteryel gaz embolisi ve geri dönüşümsüz akciğer hasarına neden olabileceğini bildiren çalışmalar da mevcuttur (26,27). Bir başka olgu sunumunda, %6 hidrojen peroksit solüsyonu ile irigasyonun hemen ardından %0,9 salin ile irige edilmiş kemik yarasının cerrahi yöntemlerle kapatılmasını izleyen 30 dakika içerisinde hastada emboli belirtilerinin ortaya çıktığı bildirilmektedir (28) Tüm bu olgular ışığında, tedavi, sanitasyon (arındırma), dezenfeksiyon gibi amaçlarla laboratuarlarda, iş yerlerinde, sağlık kuruluşlarında hidrojen peroksit maddesinin kullanılması olabildiğince sınırlandırılmalı, kimyasallar için düzenlenmiş olan ve ürün ile birlikte temin edilecek “Materyal Bilgi Formu” dikkatlice okunup, değerlendirilmelidir. Steril tıbbi cihazlar için özel şartlar: Kuruluş, sterilizasyon proseslerinin geçerli kılınması için dokümante edilmiş prosedürler oluşturmalıdır. Sterilizasyon prosesleri, ilk kullanımdan önce geçerli kılınmış olmalıdır. Her sterilizasyon prosesinin geçerli kılma kayıtları muhafaza edilmelidir. Etilen oksit ile sterilizasyon: Etilen oksit 10,8 °C nin altında sıvı, bunun üzerinde gaz durumunda olan, saf halde çok zehirli, tahriş edici ve patlayıcı özellik gösterir. Bu nedenle ticari


MAKALE olarak safhalde bulunmaz. Karbondioksit gazı ile karışımları satılmaktadır. Belirli ısı, nem, basınç ve sürede otoklav veya benzeri aletler içerisinde uygulanır. Aletin iç hacmi kullanılması gerekli etilen oksit miktarını doğrudan etkiler. Bir litre alet hacmi için 500 mg etilen oksit, 58 °C, %40 relatif nem altında 4 saat süre ile iyi bir sterilizasyon sağlanır. Etilen oksit normalde naylonun içine geçebilir ve hiç bir zarar vermez. Sterillenecek aletler öncelikle naylon kapla dış ortamdan hava almayacak şekilde ambalajlanır. Daha sonra etilen oksit otoklavı içerisine yerleştirilir. Etilen oksit otoklavı çalıştırılırken uyulması gerekli kuralları şöyle sıralayabiliriz. . Sterillenecek malzeme aralıklı olarak gaz geçişi kolayca sağlanacak şekilde otoklav içine yerleştirilir. . Otoklavın kapakları sıkıca kapatılarak içerideki hava vakumla emdirilir. . İstenilen miktarda nemi oluşturacak havanın otoklav içine girmesi vana yardımıyla sağlanır. . Sterilizasyon için hesaplanan miktarda etilen oksit gazı otoklav içine verilir. . Sterilizasyon için öngörülen ısı oluşumu sağlanarak zaman ayarlaması yapılır. . Bu süre sonunda otoklav içindeki gazın tümü vakum ile boşaltılır. Isıya dayanıklı olmayan polietilen, plastik, kauçuk aletler gibi maddeler etilen oksit ile sterilizasyon sağlanarak kullanılır. KAYNAKLAR ı. AlIen, HF.; Murphy, JT. Pharm. D. (1960): Sterilization of instruments and materials with beta-propiolactone. JAMA.;172(16):1759-1763. doii:l0.l00l/ jama.1960.03020160031006). 2. Isaacson, R. (November 2009): Sterilization-validation, qualification requirements. Manufacture ofSterile Medicines-Advanced Workshop on SFDA GMP Inspectors-Nanjing. 3. Collins J. L. (2009): “Epoxy compounds”. Encyclopedia of the ILO. Institute of Industrial Safety, Labour Pro-

90

Mart 2015

tection and Social Partnership. Retrieved 2009-09-25. 4. IARC Monographs on the EvaIuation of Carcinogenic Risks to Humans ed. “Vol. 60. SOlııe Industrial Chemicals”.Lyon: International Agency for Research on Cancer. 1999. ISBN 97892-832-1297-3. 5. National Library of Medicine’ s Toxicology Data Network (TOXNET), http://toxnet. n/m. nih. gov 6. Zenciroğlu, D. (2005): Etilen oksit ile sterilizasyon; nasıl çalışır? Kullanılan cihazların özellikleri nelerdir? Nasıl denetlenir? Olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir? Formaldehid ve etilen oksit sterilizasyon yöntemini karşılaştırma, önlemler ve gaza maruz kalan personele uygulanacak işlemler nelerdir? 4. Ulusal Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi, 20-24 Nisan 2005, Samsun. www.das.org.trlkitaplarlkitap2005111-05.pd/99-120. 7. Çevre ve Şehireilik Bakanlığı, Üzün Tabakasını İncelten Maddeler (OTİM) ile İlgili Mevzuat, (otim. cevreorman.gov. tr). 8. Mendes, GCC, Branda”’o, TRS, and Silva, CLM. (2007): Ethylene oxide sterilization of medical devices: A review. Am J In/ ect Control; 35:574-81. 9. Fairand BP, Gillis JR, Mosley GA, Mowitt S. (October 2003.): Industrial sterilization for medical devices. Washington, DC: Association for the Advancement of Medical Instrumentati on; 10. Festa RM. .(1979): Ethylene oxide: The way we choose to go. Available at: http://www.in/ectioncontroltoday.com/articles/131 bpract.html. Accessed February 26, 2007. 11. Gillespie, EH, Jackson, JM and Owen, GR, (1979): Ethylene oxide sterilisation-is it safe? Journal o/Clinical Pathology, 32, 1184-1187. 12. U.S. Department of Health and Human Services, Public Health Service, ATSDR, Division of Toxicology ToxF AQSTM, April 2002, Hydrogen Peroxide. 13.http:llwww. osha.govldtslchemicalsamplingldatalCH _246600. html#exposure, 14.http:/lwww. osha.govldtslchemicalsamplingldata/CH _240450. html. 15. Human & Environmental Risk Assessment (HERA) on ingredients of household c1eaning products, Version 1.0 Hydrogen Peroxide, CAS No: 7722-84-1 April 2005 16. U.S. Department of Health and Human Services, Public Health Service, Centers for Disease Control, National Institution for Occupational Safety and Health, September 1978. 17. Gordon SM, et al. (OSHA); (Jan. 2, 2005): Hemolysis associated with hydrogen peroxide at a pediatricdialysis center.

Am J Nephrol 1990; 10: 123-7; Breed AG, Associated Press. Peroxide therapy leads to a patieııe s death in South Carolina. The Barre Montpelier Times Argus., http://www.timesargus.comlappslpbcs. dlllarticle?AID 1200501 021NEWSI501 02031311 014. 18. Loo AEK, Wong YT, Ho R, Wasser M, Du T, et al.; (2012): Effects of Hydrogen Peroxide on Wound Healing in Mice in Relation to Oxidative Damage. PLoS ONE 7(11): e49215. doi: 10.1371/journal.pone.0049215. 19. Anon. Hydrogen Peroxide. In: Klasco RK (Ed): DRUGDEX@ System (electronic version). Thomson Micromedex, Greenwood Yillage, Colorado, USA. Accessed 10105 at: http://www.thomsonhc. com. 20. Green S. (1998): Oxygenation Therapy: Unproven Treatments for Cancer and AIDS. Scientific Review of Altemative Medicine; 2, 1 :6-12. Available at: http ./ Iwww. quackwatch. orglO 1 Quackery RelatedT opicslCancerl oxygen. html. 21. Jordan KS, Mackey D, Garvey E.; (1991): A 39-year-old man with acute hemolytic crisis secondary to intravenous injection ofhydrogen peroxide. J Emerg Nurs. Feb;17(1):8-10. 22. Before the North Carolina State Medical Board. In re: John CarI Pittman, MD. Notice of Charges andAllegations, 05/15/2002. Available at: http :11 glsuite. ncmedboard. orglDataTier IDocumentslRepositorylLe gacy Imagesl00100181 10000 8149.tif. 23. Hirschtick RE, et al.; (1994): Death from an unconventional therapy for AIDS. Ann Intem Med; 120: 694. 24. Gordon SM, et al.; (1990): Hemolysis associated with hydrogen peroxide at a pediatric dialysis center. Am J Nephrol; 10: 123-7. 25. Breed AG; (2005): Associated Press. Peroxide therapy leads to a patient’ s death in South Carolina. The Barre Montpelier Times Argus. Jan. 2,. Available at: http://www.timesargus.com/apps/pbcs. dll/article?AlD /200501 02/NEWS/501 020313/1 014. 26. Robert O. Young, S. R.; Sick and Tired?: Reclaim Your Inner 2001 Woodland Pub., ISBN 1580540562, 9781580540568 Hydrogen Peroxide. In “Toxicology Handbook”, 2nd ed., 27. Lindsay Murry, Frank Daly, Mark Little, Mike Cadogan; EIsevier Pub. 2011, Avustralia. 28. Neff, S. P. W., Zulueta, L., Miner, R. (1996): Hydrogen peroxide: an unusual cause of arterial and venous gas embolism. Anaesthesia, 5(7), 683-684.


AKTÜEL

İ-Tek Medikal Yenilikçi Çözümleriyle

beğeni topluyor

Haag Streit Surgica ve Rodenstock markalarının Türkiye temsilciliğini yürüten i-Tek Medikal, yeni çözümleriyle dikkat çekiyor.

İ

-Tek Medikal sağlık alanda uzun zamandır çalışan tecrübeli ve konusunda uzman ekibiyle dinamik bir yapıda emin adımlarla hizmetlerini sürdürüyor. i-Tek Medikal; konusunda ihtisaslaşmış kişilerin bir çerçeve içersin de birleşmeleri ile 2012 tarihinde kuruldu. Başarının en önemli şartının ayni fikirdeki kişilerin titiz ve ekip çalışmasıyla dürüst ve ilkeli işbirliği içindeki dayanışmadan geldiğine inanıyor.

distribütörlüğünü yaptığımız üretici firmalar için de en iyi seçenek olmaktır. Başarının en önemli şartının hem müşterilerimizle hem de tedarikçilerimizle, satış öncesi ve satış sonrasında dürüst, ilkeli ve iş birliği içinde çalışmak olduğuna inanmaktayız” şeklinde konuştu.

Haag Streit Surgica Johann Diedrich Möller tarafından 1864 yılında yüksek hassasiyete sahip optik komponentler ve optik cihazların üretimi için Wedel Almanya’da kurulmuştur. Firma tarihi içerisinde Değer Farkındalığı içinde bulunduğu pazara dünya i-Tek Medikal Genel Müdürü Yılmaz çapında üne sahip  yüksek hassaGücer, “Kurumsal bir firmanın kimliği siyetli ölçüm ve test ürünlerini, son ve paylaştığı değerlerin kaynakderece yüksek ışık geçirgenliğine larının müşterilerine daima eşsiz www.i-tekmed.com sahip yeni prizma dürbünleri ve komve kusursuz bir hizmet vermekten binasyonlarını, film projektörlerinde yanı sıra içinde yer aldığı topluma kullanılan anamorfotik lensler kadar karşı da üstlendiği sorumluluk, cidgeniş yelpazeye sahip  medikal-opdiyet ve bağlılıktan ileri geldiği Katik ürünleri  -özellikle oftalmoloji naat’ındayız. Sadece müşteri odaklı www.i-tekmed.com ve mikrocerrahide- kazandırmıştır. değil, aynı zamanda çalışanları ve

92

Mart 2015

90’lı yıllarda firma oftalmoloji  üzerine uzmanlaşan ve bir gruplar şirketi olan Haag-Streit’ın bir parçası oldu. Möller Wedel, teknik cihazları geliştirmeye devam ederken genel ilgi alanı özellikle ameliyat mikroskopları  olmak üzere medikal teknoloji üzerinde arttı. Modern üretimlerin yükselen talepleri olsa da şirketleri kültürüne sadık kalıp tarihi binasını terketmedi ve yerini korudu. 2012 yılında üstlenilen modernizasyonda  Haag-Streit Surgical  kuruldu. Haag-Streit Surgical günümüzde piyasadaki  cerrahi mikroskoplarda yürütülen tüm satış ve pazarlama aktivitelerinden sorumludur.

Rodenstock Firma, oftalmoloji alanındaki tanıda kullanılan cihazların üretimini yapıyor.


Alman Malı Hafif Tekerlekli Sandalyeler Start Intro TEKNİK ÖZELLİKLER: • Katlanabilir alüminyum kasa • Kaldirma pedali kasaya entegre • 1 adet Anti-tipper • Ayak Paneli çift, açı ayarlı • Ayak Paneli sökülebilir • Sırt borusu lumbal kavisli • Desk Kolçak yüksekli ayarlı • Modüler kasa ve Konstruksiyon

• Döşeme antibakteriyel • Arka teker dolgu (22”, 24”) • Ön teker 8” dolgu • Arka teker adaptör Pasif ve Aktif kullanıcı için • Arka teker geçme aks (quick release) • Standart fren • Kasa rengi gümüş metalik • Hasta taşıma azami 125 kg

Hafif Manuel Tekerlekli Sandalye SUT Kodu: OP1343

Start Junior

TEKNİK ÖZELLİKLER: • Katlanabilir alüminyum kasa • Kaldirma pedali kasaya entegre • Anti-tipper dahil • Ayak paneli çift, açı ayarlı • Ayak paneli sök-tak ve ayarlanabilir özellikte • Desk kolçak yüksekli ayarlı • Modüler kasa ve Konstruksiyon • Döşeme antibakteriyel • Arka teker havalı veya dolgu seçenekli (20”, 22”, 24”)

Pediatrik Tekerlekli Sandalye SUT Kodu: OP1344 (5-15 yaş arası çocuklar için)

• Ön teker 5”, 6” dolgu • Arka teker geçme aks (quick release) • Standart fren • Kasa rengi kırmızı veya sarı seçenekli • Zengin aksesuar seçeneği • Hasta taşıma azami 90 kg

İstanbul Merkez Ofis: Otto Bock Ortopedi ve Rehabilitasyon Tekniği Ltd. Şti. Mecidiyeköy Mah. Lati Lokum Sok. Meriç Sitesi B Blok No:30/B Mecidiyeköy 34387 İstanbul - Türkiye Tel: +90 212 356 50 40 Faks: +90 212 356 66 88

İzmir Ofis: Otto Bock Ortopedi ve Rehabilitasyon Tekniği Ltd. Şti. Mimar Sinan Mah. 1420 sok. No:104/2 Alsancak 35220 İzmir - Türkiye Tel: +90 232 463 19 48 Faks: +90 232 463 19 43

Ankara Ofis: Otto Bock Ortopedi ve Rehabilitasyon Tekniği Ltd. Şti. Gazi Mahallesi Silahtar Caddesi No:106 Yenimahalle 06560 Ankara - Türkiye Tel: +90 312 205 00 20 Faks: +90 312 211 10 61

İstanbul Acıbadem Perakende Satış Mağazası: Otto Bock Medikal Acıbadem Mah. Gayretli Sk. Gayret Apt. No:22 Da:1-2 34660 İstanbul -Türkiye Tel: +90 216 544 70 88 Faks: +90 216 428 19 40

www.ottobock.com.tr

info@ottobock.com.tr


AKTÜEL

Wings For Life World Run’da Atılan Her Adım

Omurilik Felçlilerine Yeni Bir Umut Wings for Life Omurilik Araştırmaları Vakfı ve Christopher & Dana Reeve Vakfı, omurilik yaralanması için tedavi bulmak üzere güçlerini birleştirdi.

H

er şey tek bir ayak başparmağı ile başladı. Bugün bile Dr. Susan Harkema, hastalarından birinin kendisine söylediklerini hatırlıyor: “Bak Susie, ayak başparmağımı oynatabiliyorum.” Hastanın adı Rob Summers idi ve boyundan aşağısı tamamen felçliydi. Bir araba kazasının ardından, kendisine asla tekrar yürüyemeyeceği söylenmişti. Dr. Harkema, Rob Summers’ın omuriliğine bağlı bir elektrikli stimülatör yerleştirdi. Sadece birkaç hafta sonra, akla hayale gelmeyecek şey bir anda gerçeğe dönüştü. Summers, kollarını ve bacaklarını yavaşça hareket ettirmeye

dilen mesafeyle birlikte Wings for Live Omurilik Araştırmaları Vakfı ve Christopher & Dana Reeve Vakfı, Dr. Harkema’nın çığır açan çalışmasını genişletmek üzere güçlerini birleştirdiklerini duyurdular. İş birliği sonucunda, 2015 yılının ortalarında çığır açacak klinik araştırmalara başlanacak. “Büyük Fikir” adı verilen çalışma, omurilik yaralanması yaşayan 36 kişide, otonom kontrolün önemli ölçüde geri sağlanması amacıyla epidural stimülasyon kullanma tezini test edecek. Sekiz hastadan oluşan özel bir grup için, 2014 yılında gerçekleştirilen ilk Wings for Life World Run’dan sağlanan gelirin

başladı. O, deneysel tedavi ile epidural elektrikli stimülasyon alan dört hastadan ilkiydi. Omurilik yaralanmasının hâlâ tersine çevrilemez olduğunun düşünüldüğü bir dünyada, kaybedildiği düşünülen sinirlerin stimülasyonu bir nevi tıbbi mucize olarak görüldü. Omurilik araştırmalarında kate-

önemli bir kısmı aktarılacak. Dünya üzerinde 34 ayrı konumda aynı anda koşmaya başlayan binlerce sporcunun yer aldığı global koşu etkinliği, umut vadeden omurilik yaralanması araştırma projelerine verilmek üzere 3,2 milyon Avro (3,6 milyon ABD Doları) tutarında bir yardım toplandı. Wings for Life World Run,

94

Mart 2015

3 Mayıs 2015 tarihinde ikinci kez koşulacak. Koşuya katılanlar altı kıtada ve 35’ten fazla lokasyonda Türkiye saatiyle 14.00’da Wings for Life World Run’a başlayacak. Türkiye ayağı ise 2014’te olduğu gibi 2015’te de Alanya’da koşulacak. Kayıt olmak için www.wingsforlifeworldrun.com adresine tıklamak yeterli. Christopher & Dana Reeve Vakfı CEO’su Peter Wilderotter, şunları söyledi: “Hedefimiz bitiş çizgisine hızla ulaşmak. Reeve Vakfı olarak araştırmalara destek konusunda Wings for Life Vakfı ile aynı felsefeyi ve aynı misyonu paylaşıyoruz. İnsanların hayatını değiştirmek üzere iki sivil toplum örgütünün güçlerini birleştirmesi ender rastlanan bir durum. Kaynaklarımızı dünya çapında milyonlarca felçliye umut olmak için birleştiriyoruz. Birlikte, insanları bu araştırmayı desteklemek üzere seferber ederek hedefe daha hızlı ulaşabileceğimize inanıyoruz.” Wings for Life Bilim Yöneticisi Jan Schwab, “Dr. Harkema’nın çalışması, omurilik yaralanması yaşamış hastalar için fark oluşturmayı hedefleyen, son 30 yılın deneyimini önde gelen bir çalışmada zirveye ulaştıracak işaretlere sahip benzersiz bir örnek” dedi. “Büyük Fikir” araştırmasında hâlâ yapılacak çok şey var. Dr. Susan Harkema, “Wings for Life Vakfı ve Christopher & Dana Reeve Vakfı’nın güçlerini birleştirmesi inanılmaz. Bu sayede çalışmamızı çok daha hızlı bir şekilde ilerletebileceğiz.


Wings for Life World Run’ın tüm katılımcılarına ve koşucularına teşekkür ediyorum. Herkesi 3 Mayıs 2015 tarihinde tekrar bir araya gelmeye davet ediyorum” dedi. Wings for Life ve Wings for Life World Run Dünya genelinde milyonlarca insan, omurilik yaralanmasına maruz kaldıktan sonra tekerlekli sandalyeye bağımlı hale geliyor. Bunun ana nedenleri arasında trafik kazaları ve düşerek yaralanmalar var. Wings for Life, kâr amacı gütmeyen bir omurilik araştırması vakfıdır. Misyonu, omurilik yaralanması için bir tedavi bulmaktır. Wings for Life, 2004 yılından beri dünyanın dört bir yanındaki hayatları değiştiren araştırma projelerini ve klinik testleri finanse ediyor. Henüz tedavi bulunmamış olsa da, istikrarlı bir ilerleme sağlanmış durumda. İlk Wings for Life World Run aracılığıyla toplanan 3,2 milyon Avro (3,6 milyon Amerikan Doları) ve bu global koşu etkinliğinden ileride alınacak olan tüm kayıt ücretleri ve sponsorluklar bu büyük hedefe yardımcı olmak üzere kullanılacak. Wings for Life World Run’da atılan her adım, doğru yöne giden bir adımdır. 2015 yılında yapılacak olan Wings for Life World Run, dünyanın dört bir yanındaki 35 konumda eşzamanlı olarak (14:00 TSİ) 3 Mayıs tarihinde gerçekleştirilecek. Daha fazla bilgi almak ve kayıt yaptırmak için www.wingsforlifeworldrun.com web sitesini ziyaret ediniz. Kayıt ücretlerinin tamamı, direkt olarak omurilik yaralanmalarını tedavi etmeye yönelik araştırmaya yatırılacak. Christopher & Dana Reeve Vakfı Christopher & Dana Reeve Vakfı, kendisini yenilikçi araştırmaları finanse edip omurilik yaralanmasını tedavi etmeye ve hibeler, bilgi ve destek aracılığıyla felçle yaşayan insanların yaşam kalitesini arttırmaya adamıştır. Vakıf, epidural stimülasyon araştırmasının bir sonraki aşamasına finans sağlamak ve omurilik yaralanması ile yaşayan daha fazla sayıda insana hayatlarını değiştirecek tedaviler sunmak üzere 15 milyon Amerikan Doları toplamak için tarihindeki en büyük çaba olan “Büyük Fikir” projesini kısa bir süre önce başlattı. Hayırseverlik hesap verebilirliği konusunda Better Business Bureau’nun 20 standardının tamamını karşılamaktadır ve BBB’nin Hayırseverlik Madalyasına sahiptir. Epidural Stimülasyon Araştırması Epidural stimülasyon, omuriliğin alt kısımlarında yer alan belirli bölgelere, çeşitli frekanslarda ve yoğunluklarda sürekli elektrik akımı verilmesi uygulamasıdır. Merkezi örüntü üretiminin (CPG) mevcut olduğu lomber kordun durasına (omuriliğin alt bölümünün koruyucu kaplaması) bir cihazın yerleştirilmesini içermektedir. CPG, duyusal bilgileri yorumlayabilme kabiliyetiyle omurilik içerisinde yer alan bir mini beyin gibidir.


AKTÜEL

Dünyaca ünlü psikiyatrlar

Antalya’da toplanıyor 7. Uluslararası Psikofarmakoloji ve 3. Ergen Çocuk Psikofarmakolojisi Kongresi Antalya’da 15 Nisan’da gerçekleştirilecek.

B

u yıl 7.si gerçekleştirilecek olan Psikofarmoloji Kongresi 15-19 Nisan 2015 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilecek. “Psikiyatrik Tedavilerde Entegrasyon: Sadelikten Ustalığa” temasıyla gerçekleştirilecek kongreye yerli ve yabancı çok sayıda uzman katıla-

ların çözümü ve tedavisi tartışılacak. Dünya Psikiyatri Birliği’nin yanı sıra, İngiltere, Kanada, İtalya, Rusya, Malezya, Polonya, Hindistan, Yunanistan, Amerika, Ermenistan, Bosna-Hersek, Kırgızistan’dan uluslararası nöropsikofarmakoloji kuruluşları ve derneklerin işbirliği ile gerçekleştirilen kongreye 1000’in

cak. 2013 yılında Çocuk ve Ergen Psikofarmakoloji Kongresi’nin katılımı ile güçlenen kongrede yaşamı en fazla etkileyen psikiyatrik sorun-

üzerinde bilim adamı katılacak. Kongre, İngiliz Psikofarmakoloji Derneği’nin gerçekleştireceği sertifikalı” Bipolar” kursu ile başlayacak. Kongre süresince Sentetik

96

Mart 2015

Uyuşturucu (Bonzai vs.) Bağımlılığı, İnternet ve Telefon Bağımlılığı, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu, Gebelikte İlaç Kullanımı, Depresyon ve Şizofreni Tedavisindeki Yenilikler, Duygusal Dengesizlik, Çocuk ve Ergenlerde Geçerli ve Etkin Olan Tedavi Metodları konuları ele alınacak. Kullanımı son yıllarda hızla artan bonzai ve diğer madde bağımlılıkları konusu kongrenin ana gündem maddeleri arasında yer alıyor. Doç. Dr. Ümit Mert Aksoy ve kongreye ABD’den katılan Dr. Aykut Özden konuyla ilgili uzmanlar için kurslar düzenleyecek. Kongrede ayrıca son yıllarda çok sık gündeme gelen Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu konusunda 3 önemli uzman konuyu her boyutu ile inceleyecek. Türkiye’den Prof. Dr. Bengi Semerci ve Hollanda’da Jan K. Buitelaar ilaç tedavisinin etkilerini ve etkinliğini tartışırken, İngiltere’den Philip Asherson katılımcılara hastalığın ruhsal boyutunu anlatacak. Hollandalı uzman Sandra Kooji ise kendisi tarafından geliştirilen ve tüm dünyada kullanılan Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu hastalarına tanı koymada önemli olan DIVA ölçeğinin kullanımı için kurs verecek. Kongrenin diğer katılımcıları arasında tıp dünyasının yakından tanıdığı uzmanlar Wolfgang Sommer (Almanya), Oğuz Omay (Fransa), Dost Öngür (Amerika), Serdar Dursun (Kanada), Alican Dalkılıç (A.B.D), Brian Leonard (CINP- İngiltere), Gregers Wegener (CINP-Danimarka), Mesut Çetin (Türkiye) yer alıyor.


Turkey’s first offical Türkiye’nin ilk resmi ethanolethanol ithalatçısı importer and exporter FREEMAN’S ve ihracatçısı FREEMAN’S

A

Aegean Free Zone Branch and a few years later we added Company’s original full name is Aytas Tarim Urunleri ytaş Tarım Ürünleri Sanan Rusya, Tunus, Libya, Ukrayna, olup 5 litrelik medikal etil alkolü another factory at the Izmir Ataturk Industry Zone. While Sanayi ve Ticaret A.S. Aytas was established in 1985. Ayayi ve Ticaret A.Ş. TürkiÜrdün, Suriye, Irak, Azerbeycan, Ege Serbest Bölge’deki fabriimporting ethanol, the company manufactured chef’s dish tas began to trade with importing food grade chemicals ye’deki ilk resmi Ethanol Kuveyt, Kongo başta olmak üzere kamızda hem iç pazarda üretmefuels and exported mostyurt European countries. Curto Turkey. Aytas(Etil is one of the leading company in trading Alkol) ithalatı yapan birçok ülkeye ihracat yapmaktadır. kteit to hemde dışına ihracatını wefirma have twogerçekleştirmekteyiz. companies, Aytas Tarim Urunleri Saethanolfirmasıdır. business in Turkey since 1997. Tank terminallerindeki Firmamız TAPDK’denrently onaylı nayi ve Ticaret A.S. ‘s main focus is the importing ethanol alkol stokuyla müşterilerine daimi to Turkish market and exporting some raw meterials to Aytas ishizmet a family owned company. sağlamaktadır. FirmanınAytas Ege has been started Aegean Free Zone branch. Aytas Tarim Urunleri Sanayi ve business in Turkey to import chemicals for food industry. Serbest Bölge’de ihracat amaçlı fabrikası Ticaret A.S. Aegean Free Zone Branch’s main focus is the In 1997,kullandığı Aytas entered thebulunmaktadır. ethanol trading in Turkish doSerbest Bölge’nin avantajı exporting ethanol to neighbour countries of Turkey. Aytas mestic Ege market. ile 1000 litrelik IBC’de, 220 litreAFZ is doing packaging of ethanols in 220 liters barrels, At the beginning of importing ethanol, Aytas faced problik varilde, 5 ve 1 government, litrelik medikal 100 liters IBC, for medical purposes 5 liters and 1 liters lems with the Turkish since Ethanol tradethanol, 4 litrelik yakıt tipi ethpackages, for fuel speical 4 liters packaging. Also manuing was controlled by Turkish Monopoly (TEKEL). TEKEL anol ambalajlaması yaparak bu facturer of chef’s dish fuels, base perfume, bulk perfume, demanded to control Turkish market as monopoly and ürünlerin iharacatını yapmaktadır. concentrate screenwash, cancentrate antifreeze, mosto keep control of the market, it didn’t give any Ethanol Bunun yanında konsantre cam sil, quito repellent. Aytas is exporting to many countries such import permission to any company. Aytas Tarim Urunleri konsantre antifriz, parfüm bazı, as Tunisia, Libya, Ukraine, Jordan, Syria, Azerbaijan, NaSanayi özel ve Ticaret A.S. broke this monopol chain and Aydenatüre ethanol gibi spesifik khchivan, Kuwait and Iraq.Aytas is the registered ethanol tas hasürünlerde been theüretmektedir. first officialFirmamız Ethanol importer company şu trader company by Turkish Alcohol & Tobacco Inspection in Turkey. We finally built a factory at Aegean Free Zone Department (TAPDK). which name is Aytas Tarim Urunleri Sanayi ve Ticaret A.S.


AKTÜEL

Philips’ten hızlı ve güvenli teşhis için

inovatif tasarım

Philips Affiniti, otomatik anatomi tanıma özelliği ile, muayene etmeyi ve yeni klinik bilgileri hızlı sunmayı kolaylaştırıyor. İnovatif bir yaklaşımla tasarlanan Affiniti, hastalara güvenli teşhis konulmasına da destek oluyor.

P

hilips yeni Affiniti ultrason sistemi, yüksek hasta popülasyonu bulunan hastaneler ve klinikler için hızlı ve güvenli görüntüleme imkanı sunmayı hedefliyor. Affiniti’nin sağlık personelinin her gün karşılaştığı sorunlar dikkate alınarak tasarlandığını vurgulayan Philips Sağlık ve Bakım Ürünleri Türkiye Genel Müdürü Esen Tümer, sözlerine şöyle devam etti:

“Philips Affiniti’yi tasarlarken hastaların güvenli ve hızlı teşhisi için hekimlerin ihtiyaç duydukları ayrıntıları elde etmeyi öncelikli hedef olarak belirledik. Hekimlerimizin artan hasta popülasyonunu teşhis ederken bekledikleri görüntü kalitesini verimliliğe ve iş akışına olumlu katkıda bulunacak şekilde sunmak üzere ultrason ve inovasyon alanındaki 45 yılı aşkın tecrübemizden yararlandık.

Hekimlerimizin hızlı ve güvenli teşhis koymasına destek olacak bu teknolojiyi Türkiye’ye getirmiş olmaktan büyük bir gurur ve mutluluk duyuyoruz.” Philips’in çığır açan EPIQ ultrason teknolojisiyle aynı çizgide tasarlanan Affiniti’nin ergonomik tasarımının şekillendirilmesinde Türkiye başta olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinden yüzlerce hekim katkıda bulundu. Philips, yoğun tıbbi uygulamaların ve ağır iş yükünün beraberinde getirdiği talepleri dikkate alarak sistemi 4 bin 500 saatlik kalite ve dayanıklılık testlerinden de geçirdi. Philips Affiniti’nin dikkat çeken özellikleri; - Hızlı ve güvenli teşhisi mümkün kılan ve ilave muayene ihtiyacını azaltan canlı ve açık görüntüler, - Teknik olarak sıkıntı veren hastalar için neredeyse hiçbir görüntü ayarlaması yapılmasını gerektirmeyen ve mükemmel görüntü kalitesi sunan Philips PureWave dönüştürücü teknolojisi, - Otomatik anatomi tanıma özelliği taşıyan, muayene etmeyi ve yeni klinik bilgileri hızlı sunmayı kolaylaştıran Anatomik Zeka Ultrasonu, - İş akışının zenginleştirilmesi için her bir muayeneyi tamamlamak açısından gereken aşama sayısını azaltmaya yönelik AutoSCAN, Auto Doppler ve SmartExam gibi otomasyon araçları, - Sorunsuz bilgi paylaşımı için DICOM ve PC format özellikleri.

98

Mart 2015


AKTÜEL

Works continue at full speed

Çalışmalar tüm hızıyla sürüyor

İ

stanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) olarak Türk medikal sektörü ihracatımızın artması ve yeni pazarlara ulaşması amacıyla önümüzde yoğun bir takvim var. Düzenleyeceğimiz alım ve ticaret heyetleri de bu faaliyetlerimizin önemli bir bölümünü oluşturuyor.

A

s Istanbul Chemicals and Chemical Products Exporters’ Association (İKMİB), we have a busy schedule dedicated to increase our Turkish medical sector exports and reach new markets. Purchase and trade missions we will organize constitutes an important part of our activities.

Yaklaşan etkinliklerimizden kısaca bahsedecek olursak; 26 - 29 Mart tarihlerinde Ekonomi Bakanlığı koordinatörlüğü ve Birliğimiz organizatörlüğünde “Ekspomed-Labtek 2015 Fuarı” ile eşzamanlı olarak, tahmini 25 ülkeden 50 firma temsilcisinin katılımıyla Alım Heyeti programı gerçekleştireceğiz. Alım Heyeti programı kapsamında, firmalarımızın heyet katılımcılarıyla buluşturulacağı ikili iş görüşmeleri organize edilecek ve Ekspomed-Labtek Fuarı ziyareti gerçekleştirilecek. Bu kapsamda, medikal sektöründe faaliyet gösteren firmalarımız heyet katılımcılarına ürünlerini tanıtma fırsatı bulacak ve karşılıklı ticaret imkânları hakkında görüşecekler.

When to consider about our upcoming events briefly; we will make procurement committee program in the coordination of the Ministry of Economy with representatives of 50 companies from 25 countries simultaneously with Ekspomed-Labtek Fair 2015 between 26 to 29 March. Within the scope of the procurement committee program, bilateral meetings will be organized and Ekspomed-Labtek Fair will be visited. In this context, our companies operating in the medical sector, will have the opportunity to introduce their products to the participants committee and to discuss about bilateral trade opportunities. We will perform Chilean Colombia Trade Mission for the pharmaceutical and medical sectors between19 and 25, April 2015. About our 5 companies will attend and drug 19 - 25 Nisan tarihleri arasında ise ilaç ve medikal stores, pharmacies and hospitals will be visited. sektörlerine yönelik Şili - Kolombiya Ticaret Heyeti gerçekleştireceğiz. Yaklaşık 15 firmamızın katılım We plan to carry out a sectorial trade mission, which göstereceği heyet kapsamında sektöre yönelik ecza businessmen and health authorities from Nigeria and depoları, eczaneler ve hastaneler ziyaret edilecek. 24 - Ghana of the pharmaceutical and medical sectors will 28 Mayıs’ta yine ilaç ve medikal sektörleri için Nijerya attend between 24 and 28, May 2015. We will arrange ve Gana’dan iş adamları ve sağlık otoritelerinin katılım a sectorial Trade Mission to Ethiopia and Tanzania on 7 sağlayacağı Sektörel Alım Heyeti gerçekleştirmeyi to 13 June, 2015. planlıyoruz. 7 - 13 Haziran tarihlerinde de Etiyopya ve Tanzanya’ya Sektörel Ticaret Heyeti düzenleyeceğiz. At the same time, activities of our Medical URGE project, MediClusTR which is Aynı zamanda 44 firmadan oluşan Medikal URGE Projemiz consisting of 44 companies, will “MediClusTR”’nin çalışmaları da 2015 yılında tüm hızıyla continue at full speed in 2015. sürecek.

Murat Akyüz İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı

100

Mart 2015

Murat Akyuz Istanbul Chemicals and Chemical Products Exporters’ Association (İKMİB) Chairman of the Board


Makale

Akıllı

Giysiler

Ekrem Hayri Peker Kimya Mühendisi ANO”; Elence “ cüceleştirmek anlamına gelir. Nano bir ölçüdür. Nanometre metrenin milyarda birine eşittir. Dünya ısınması, giysilerin incelmesine yol açtı. Sonrasında nano teknolojilerinin yaygınlaşması, bu teknolojilerin insan yaşamına hızla girmesini sağladı. Doksanlı yıllardan sonra tekstil ürünlerinde kir ve yağ itici, güç tutuşur, buruşmazlık gibi uygulamalar başlamıştı. Nano teknolojiler zamanla giysilerimize ve günlük yaşamda kullandığımız ürünlere de uygulandı. Öncelikle askeri kıyafetlerde ve spor teknolojilerde giysilere uygulanabilecek yeni ürünler konusunda araştırmalar kısa sürede olumlu sonuçlar verdi. Bu araştırmalar sonucunda özellikli giysiler günlük yaşamımıza da girmeye başladı. Bu ürünleri ve bu ürünlerden yapılan giysileri şu şekilde sınıflandırabiliriz.

- Anti-bakteriyel ürünler - Güç tutuşur giysiler, bilhassa itfaiyeciler için yanmaz tabir edilen kıyafetler - Asker ve sporcular için yapılan iç giysiler.

Askerlerin ve Sporcuların Kullandığı Ürünler - Su ve ısı geçirmeyen çadırlar, serinlik, sıcaklık hissi veren, teri dışarı atan, kir tutmayan giysiler

leri C 6 esaslı olup C 8 fazlı PFOA içeren florokarbonlardan çok daha akıllı çalışır. - Işığı yansıtan perdelik kumaşlar - Böcekleri ve sinekleri kovan perde-

N

102

Mart 2015

Ev Tekstili Sektörünün Ürettiği Ürünler - Anti-bakteriyel, stres alıcı, tedavi edici özellik taşıyan yastık, nevresim kılıfı ve çarşaflar. - Kir, su yağ itici; kötü kokuları absorbe eden döşemelik ve perdelik kumaşlar Yeni Kir ve Leke Tutmazlar Kir ve leke tutmazlık alanındaki son gelişmeler: Yeni geliştirilen tüm florokarbonlar milyarda birden daha az PFOA free – perfloroalkil asit içerir. Bu değer ölçülebilir limitin altındadır. Buna rağmen Amerika çevre koruma ajansı tarafından yasaklanmıştır. Yeni üretilen leke tutmazlık sistem-

lik kumaşlar Günlük giysilere gelirsek bunları şu şekilde sınıflandırabiliriz; Nefes Alabilen Kumaşlar: Bu uygulama özellikle spor kıyafetler ve asker kıyafetleri gibi su geçirmez ve nefes alabilme özelliği isteyen kumaşlara uygulanır. Bu kumaşlar suyun kumaşa girmesini engeller ama vücudun oluşturduğu nemi dışarı atar. Serinlik Hissi Veren Özel Apreler: Klitol, skualan, ipek proteini ve eritritol içerir. Sıcaklık Hissi Veren Özel Apreler Papatya özü ve capsikum eriyiği içerir. - Likrasız giysilere streç özelliği kazandırmak (uzun süre kalacak kalıcı esneklik kazandırmak).Elastansız ama vücudu saran ürünler. - Giysiye damlayan leke yapıcıları absorbe eden, ovalamayla üzerinden atan yada ilk yıkamada lekeleri atan ürünler - Teri dışarı atma özelliği olan spor giysiler - Sıhhi giysilerde de bahsedeceğimiz toz ve polen tutmama özelliği - Yazın serinlik kışın sıcaklık hissi veren eşofmanlar - Ortamdaki kötü kokuları absorbe eden giysiler - Böcekleri ve keneleri vücuda yanaştırmayan giysiler Nano teknolojik ürünler sporcular için yapılan kıyafetlere uygulanmaya başlamıştır. Amaç sporcularının performansını arttırmaktadır. Sporcunun vücut ağırlığının %02’sine tekabül eden bir sıvı kaybının atlet performansını %20’ye yakın oranda düşürdüğü saptanmıştır. Öncelikle bisiklet yarışçılarına uygulanmıştır.


Akıllı Giysiler

Yapılan araştırmalar bisiklet yarışları sırasında bisikletçilerin performansının üzerindeki giysinin iç ve dış sıcaklıklarından doğrudan etkilendiği saptanmıştır. Bisikletçilerden sonra sıranın yüzücülerin giydiği mayolarda olduğunu söyleyebiliriz. Cilt Bakımı İçin Geliştirilen Ürünler Bu nano partiküller aloevera özü, skualen, ipek proteini, seramid, kolojen peptit gibi maddelerden yapılır. Bilindiği gibi aloe özü sakinleştirici, nemlendirici, antioksidan ve cilt koruyucu özelliğe sahiptir. İpek proteinin en büyük özelliği nemlendirici ve cildi yumuşatıcı özelliğe sahip olmasıdır. Kolojen peptit gibi nemlendirme ve cildin yaşlanmasına sebep olan etkilere karşı savaşır. Seramid; cilt bakımı ve nem kontrolünde kullanılan bu madde cildin yüzeyini yeniden şekillendirerek ipeksi ve yumuşak hale getirir. Cildi daha

genç ve pürüzsüz gösterir. Skualen; zeytin elde edilen en kuvvetli antioksidanlardan biridir. Penatrasyon özelliği çok yüksektir. Cildin kurumasını önler, dirilik ve esneklik kazandırır. Bu partiküller çok katman, yağ ve su esaslı fazlarda bulunan kesecikler halindedir. Vücudu Dış Etkilere Karşı Koruyan Giysiler - Nano teknolojinin en iyi bilinen ticari uygulama alanı nano partikülleri kullanarak kumaş ve giysilere sıvı itici, yağ ve leke dayanımı kazandırmaktır. Oluşturulan hidrofobik yüzey, su damlacığını kolaylıkla üzerinden akabilmekte ve kendi kendine uzaklaştırmaktadır. Bunu kendi kendini temizlemek

olarak ifade edebiliriz. - Sivrisineklerin, sineklerin kenelerin ve diğer böceklerin oluşturduğu başta malarya hastalığı olmak üzere, sivrisineklerin taşıdığı çeşitli virüsler dünyada bilhassa Asya ve Afrika’da yüz milyonlarca insan hayatını yitirmektedir. Nano teknoloji kapsüllerince prosesiyle kumaşa bağlanan nano partiküller insan derisinin sivrisinek tarafından ısırılmasını önleyen sivrisinek materyalin salımını kontrol edebilmektedir. Ülkemizde her yıl onlarca kişi kene ısırmasından ölmekte ve binlerce kişi hastanelere koşmaktadır. - Polen tutmaz giysiler, polen ve toz zerreleri dişlidir. Rahatlıkla giysiye yapışırlar ve uzaklaşmazlar. Oysa yapacağımız nano kimyasal uygulamasıyla kumaş üzerinde bir film tabakası oluşturacağız. Bu şekilde polen ve tozlar kumaşa tutunamayacak hafif bir silkelemeyle giysimizin üzerinden uzaklaşacaktır.

Konforlu Giysiler - Teri dışarı atan giysiler - Toz tutmayan giysiler - Kışın sıcaklık veren eşofmanlar - Yazın serinlik hissi veren eşofmanlar - Hiç leke tutmayan ürünler - Elastikiyet (izi-streç) özelliği olan giysiler Streç özelliği veren mikro kapsüllerle yapılan uygulamalar: Bu işlemde örgü kumaşların elastikiyetini %20-25 arttırabiliriz. Kullanılan elyaflar arasında nano poliüretan sayesinde likrasız kumaş elastikiyet kazanır. Kumaşa özel bir tuşe verir. Bu özel apreyi likralı kumaşlara uygulayabiliriz. Bu şekilde kumaşın zıplama özelliğini ve esnekliğini daha da arttırır. Bu apre t-shirt ve

kazakların yaka, kol ve manşetlerine uygulanırsa deformasyonu önler ve ürünlerin kullanım süresini arttırır. Kumaşın vücuda masaj etkisi vardır. Kötü kokuları absorbe eden giysiler: Kötü koku giderici özel apreler: Bu sistem üç farklı şekilde çalışır. İlk önce kokuların buhar basıncımı düşürür. Sonra reseptör etkileşimi sayesinde kötü kokuları nötralize eder ve saklar. En son olarak çok düşük konsantrasyonda hoş ve belirgin olmayan bir koku ile ortamın havası yenilenir. Güneş ışıklarına karşı dayanıklı, rengi solmayan giysiler Vitamin Esaslı Nano Kimyasallarla Üretilen, Cilt Bakımı Yapan Giysiler Gül, lavanta gibi aromatik kokulu giysiler Cilt Bakımı Yapan Ürünler Vitamin Es-

aslı Bu kapsüller, A,C ve E vitamini içeren ve bağışıklık sistemini destekleyen antioksidanlardır. C vitamini vücudumuzun sağlığını korumak için almamız gereken temel bir vitamindir. Bu vitaminin bizi toksik minerallere karşı korur. E vitamini, vücudumuzun gençliğini korur ve genç hissetmesi için gereken en önemli vitaminlerdendir. Aloevera’lı Mikrokapsüller Aloevera bitkisi içeriği ve etkisi açısından çok zengin bir bitkidir. Cildi nemlendirir, doğal dengesine ulaşmasını sağlar ve anti-aging etkisi vardır. Ayrıca anti-inflamatuar etkisi vardır ve kas ağrılarını azaltmakta kullanılır. Vücut Losyonları

Mart 2015

103


Makale

SIHHİ GİYSİLER - Ultra viyole ışınları bloke eden ve derinizi UV koruyan nano ürünlerle

maş yüzeyine nano partikül aplike ederek derimizi (UPF) rot düzeyinde koruyabiliriz. - Bakterilerin diğer bulaşıcı hastalıklar yüzünden her yıl milyonlarca insan ölmektedir. Oysa gümüş doğal anti-bakteriyel ve antifungaldır. Lif ve kumaş üzerine nano-gümüş partiküller aplike edildiğinde E. Coli gibi bakteriler elimine edilmektedir. - Anti-stress özelliği taşıyan giysiler - Aloevera özlü yaşlanma geciktirici özellik taşıyan giysiler - Anti oksidan özelliği taşıyan giysiler - Zayıflatma özelliği taşıyan giysiler - Çöl ortamında bile giyilebilecek güneş ışığını yansıtan giysiler (coldblack) Coldblack teknolojisini özel kılan uygulandığı üründe ısı birikimini azaltıp, aynı zamanda güneş ışınlarına karşı koruyuculuk sağlamasıdır. Giysi hem termal konfor sağlıyor, hem vücudu UV ışınlarından koruyor. Bu uygulamadan geçmiş ürünler vücudu

yapılan giysiler. Küresel ısınma ve ozon tabakasının incelmesi sonucu deri kanseri hızla yayılmaktadır. İnsan sağlığı için UV ışınlarından derimizi korumamız gerekmektedir. Titanyum dioksit pigment zararsız beyaz ince bir tozdur. Titanyum dioksit nanometre boyutuna indirildiğinde fiziksel ve kimyasal özellikleri değişmekte ve transparan bir hale gelmektedir. Ku-

12 0C serin tuttuğunu, güneş ışınlarını %80’e kadar yansıttığı belirtiliyor. Bu proses ürününün görünüşünde bir değişiklik meydana getirmemektedir. Coldblack uygulaması kıyafetlerinde, çadır, tente, şemsiye gibi güneşten koruyan ürünlerde uygulanmaktadır. Amaç zor iklim şartlarına uygun ürünler üretmek. Coldblack teknolojisi özellikle vücudu daha serin tutmasına

Gül, yasemin taze çiçekler ve ylangylang bitkisinin özelliklerinden oluşan bu özel karışımlar vücut ve zihin arasındaki doğal dengeyi güçlendirir, nemlendirici etkisiyle cildi canlandırır. Ginsengli Mikrokapsüller Ginseng canlandırıcı etkisiyle ünlenmiş en doğal bitkidir. Stres ve kas ağrılarını azaltmaya yarayan özellikleri vardır. Vücuda zindelik verir. Ayrıca doğal bağışıklık sistemini yeniler. Lavanta Özlü Mikrokapsüller Bu bitkinin antiseptik, analjezik ve anti-inflamatuar etkisi vardır. Rahatlatma ve sakinleştirme özelliğine sahiptir. Cildin En Üst Tabakasında Oluşan Tahrişi Onaran Ürünler Zambak Kokulu Mikrokapsüller Zambağın hafızayı güçlendirdiği, konuşma yeteneğinin iyileşmesine yardımcı olduğuna inanılır.

104

Mart 2015

yardımcı olması bakımından önemlidir. Yağ yakıcı ve zayıflatıcılar: Bu uygulama yapılmış kumaşlar aynı zamanda selülitleri gidermeye yardımcı olur. Uygulanan madde termolojik yağ yakıcı ve zayıflatıcıdır. Cilt tarafından kolaylıkla emilir. Cildi nemlendirir, ferahlık hissi verir, vücuttaki oksijeni arttırarak vücudun savunma sistemini güçlendirir. Hücre yenilenmesine katkıda bulunur. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Vücuttaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur. SONUÇ Giysi üretiminde kullanılacak lif ve boyalı kumaş yüzeylerine uygulanan aplikasyonun şu avantajları vardır. - Aplikasyon işlemi yaş işlemler için mevcut makine parkıyla gerçekleştirilebilir. Yeni bir yatırıma gerek yoktur. - Kullanılan nano kimyasallar çevre dostudur. Çoğu biyolojik olarak parçalanabilir. - Çevreye zararlı kimyasal kullanımı minumuma indirir. - Kumaş nefes alabilirliğini korur. Yüzey aplikasyonu ürünün temel özelliğini değiştirmez. Pantolon hala pantolondur, ancak nano partiküller onları kirlere karşı kendini temizleyebilmesini sağlar. Nano teknoloji uygulamaları için kullanılacak kumaşlar pamuk, keten, Poliamid, rayon ve polyesterden yapılmış kumaşlardır. Günlük giysiler, spor giysileri, üniformalar gibi kıyafetler; perde, yastık, yatak çarşafları ve halılar gibi ev tekstili kumaşları, askeri kıyafetler ve benzeri ürünlerin oluşturduğu pazarın büyüklüğü 2015 yılında yüz milyar doları geçmesi beklenmektedir. ABD, Rusya, Çin ve AB ülkeleri bu alandaki araştırmalara milyarlarca dolar yatırmışlardır. Elde edilen nano partiküller yaşamın her alanına girmiştir


AKTÜEL

Doğu’daki Hastane Yatırımlarına

95 Milyon TL Ödenek Türkiye’nin DAP kapsamındaki 14 farklı kentindeki hastane yatırımlarına 95 milyon 205 bin lira ödenek ayrıldığı bildirildi.

T

ürkiye’nin DAP kapsamındaki 14 farklı kentindeki hastane yatırımlarına 95 milyon 205 bin lira ödenek ayrıldığı bildirildi. Açıklamalarda bulunan AK Parti Van Milletveki-

li Fatih Çiftci, Türkiye genelinde 12 yılda 2 bin 500 sağlık tesisi açtıklarını, 6 bin 800 civarındaki nitelikle yatak kapasitesini 48

106

Mart 2015

bine çıkardıklarını, 481 olan acil hizmet servisini 2 binli rakamlara yükselttiklerini aktararak, AK Parti iktidarında sağlık hizmeti almanın lüks ve ayrıcalıklı olmaktan çıkarıldığını, bütün vatandaşlara

zengin-fakir ayrımı gözetilmeden devlet tarafından verilen bir hizmet alanı haline getirildiğini belirtti. Doğu Anadolu Proje-

si (DAP ) kapsamındaki yapımı süren ve yeni yatırıma da alınan 100 yatak altı hastanelere bu yıl için 43 milyon 178 bin tutarında ilk etapta ödenek ayrıldığını ifade eden Çiftçi, “Entegre ilçe hastaneleri olarak Bingöl Kiğı, Elazığ Palu, Baskil ve Arıcak, Hakkari Şemdinli, Malatya Battalgazi, Tunceli Hozat, Malazgirt, Ovacık ve Pertek, Van Bahçesaray, Çatak, Çaldıran ve Gürpınar, Ardahan Posof ve Çıldır yer alırken, ilçe devlet hastaneleri olarak Ağrı Eleşkirt, Bitlis Ahlat, Kars Kağızman, Malatya Doğanşehir ve Yeşilyurt, Muş Malazgirt yer almaktadır. Bu yatırımlara ilk etapta 43 milyon 178 bin lira ödenek ayrılmıştır” dedi. DAP kapsamındaki toplam 95 milyon kaynak ayrıldı Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki 100 yatak üzeri hastane yatırımlarına da 52 milyon 27 bin lira tutarında ödenek ayrıldığını belirten Milletvekili Çiftci, “100 yatak üzeri hastane yatırımlarında Erzincan merkez, Van Merkez Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi, Bitlis Tatvan, Ağrı Merkez, Erzurum Sağlık Kampüsü ile Van ilimizin Erciş ilçesindeki devlet hastanesi bulunmaktadır. Bu yatırımlarda dahil Doğu Anadolu Bölgemizde DAP kapsamındaki hastane yatırımlarına toplamda 95 milyon 205 bin lira kaynak ayrılmıştır” diye konuştu.


pM-N01

HEAVY DUTY

VA

Teknolojisi*

İlacın solunum yollarındaki birikim yerini belirleyen en önemli unsur “partikül çapı”dır ** Yapılan klinik çalışmalar; küçük partikül çapının, havayollarına daha fazla penetre olduğunu ve daha iyi bronkodilatasyon sağladığını göstermiştir.

Heavy Duty nebulizatör, etkin tedavi için ideal partikül çapı sağlar. * VA Teknolojisi: Kullanıcı ihtiyacına göre ilaç akış hızının ayarlanmasını sağlayan bir sistemdir. ** Clay MM, Pavia D, Clarke SW. The effect of aerosol particle size on bronchodilatation with nebulised terbutaline in asthmatic subjects. Thorax 1986;41: 364-8.

www.plusmed-health.com T (+90 212) 319 50 00 | info@trimpeks.com


AKTÜEL

Trabzon’da

Hastanelerin Çehresi Değişiyor Tansiyonunuz Kontrol Altında Trabzon Kamu Hastaneler Birliğine bağlı Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Numune Kampüsü’nde kadın doğum, çocuk ve pskiyatri servisleri oluşturulması için gerekli çalışmalar başlatıldı.

T

rabzon Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Yrd. Doç. Dr. Halit Çınarka basın mensuplarıyla bir araya gelerek göreve geldiği günden beri

yapılan çalışmaları değerlendirdi. Çınarka, birliğe bağlı hastanelerin genel konumlarıyla ilgili değerlendirmede bulunurken, amaçlarının hasta memnuniyetini üst düzeye taşımak olduğunu söyledi. Bazı hastanelerde bir takım fiziki düzenlemeler yapılarak vatandaşların hizmetine sunulduğunu belirten Çınarka, Numune Hastanesi bünyesinde yer alan acil servisin Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne taşınacağını belirterek mevcut hastaneye Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları ve psikiyatri servisleri oluşturulacağını söyledi. 13 sağlık tesisi bulunuyor Birliğe bağlı sağlık tesislerinde 4 bin 250 sağlık personeli ve 2 bin 113 hizmet alımı personeli ile vatandaşlara hizmet vermeye çalıştıklarını ifade eden Çınarka, “Genel Sekreterliğimiz tıbbı, idari ve mali

108

Mart 2015

hizmetler başkanlıkları bünyesinde 32 birimde hizmet sunmaktadır. Birliğimize bağlı 13 sağlık tesisimiz bulunmaktadır. Sağlık tesislerinde 4 bin 250 sağlık personeli ve 2 bin 113 hizmet alım personeli ile sağlık hizmetlerinin kaliteli, etkili, verimli ve hakkaniyete uygun şekilde organize edilip, şefvkatle sunulması için çalışmaktayız. Birliğimize bağlı sağlık tesislerinde 2014 yılında 3 milyon 880 bin 152 muayene hizmeti verilmiştir. Birliğimize bağlı 10 sağlık tesisinde Evde Sağlık Hizmetleri Birliği bulunmaktadır. Bu birimlerde çalışan personelimiz, çeşitli hastalıklara bağlı olarak evde sağlık hizmeti sunumunda ihtiyacı olan bireylerin muayene, tetkik, tahlil, tedavi, tıbbı bakım ve rehabilitasyon hizmetlerini evinde ve aile ortamında sağlanmakta, bu kişilere ve aile bireylerine sosyal ve psikolojik destek hizmetlerini sunmaktadır. 2014 yılında evde sağlık hizmeti alan kayıtlı aktif hasta sayımız bin 613, ulaşılan hasta sayısı 6 bin 246 olup, 2014 yılında yapılan hasta ziyaret sayımız 10 bin 430 olarak gerçekleşmiştir. Amacımız evde sağlık hizmetleri kapsamında hizmete ihtiyacı duyan her hastamıza ulaşmaktır. Birliğimize bağlı sağlık tesislerinden Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanemiz bünyesinde kurulu Onkoloji Kliniğin’de hastalarımızın medikal tedavileri ve radyoterapileri başarı ile yapılmaktadır. Birliğimize bağlı Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Vakfıkebir Devlet Hastanesi, Fatih Devlet Has-

tanesi, Akçaabat Haçkalı Baba Devlet Hastanesi, Sürmene Devlet Hastanesi ve Of Devlet Hastanemizde diyaliz üniteleri bulunmakta, bu ünitelerimizde her ay ortalama 250 hastamız diyaliz tedavilerini başarı ile gerçekleştirilmektedir. Toplum Ruh Sağlığı Merkezimizin 2015 yılı Ocak ayı itibariyle 282 kayıtlı danışanı bulunmaktadır. Bu merkezlerimizde günde yaklaşık 30-40 arası danışana ve ailelerine hizmet sunulmaktadır” dedi. Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Numune Kampüsü’nde Kadın Doğum, çocuk ve psikiyatri servisleri oluşturulması için gerekli çalışmalar başlatıldığını belirten Çınarka, “Birliğimize bağlı Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Numune Kampüsü’nde Kadın Doğum, çocuk ve psikiyatri servisleri oluşturulması için gerekli çalışmalar başlatılmıştır. Normal doğumu teşvik etmek ve gebelerimizin modern ve rahat ortamlarda doğumlarını gerçekleştirebilmeleri için otel konforunda nitelikli doğum odaları yapılması planlanmıştır. Sağlık tesislerimizde mevcut yoğun bakım yatak kapasitelerinin artırılmasına yönelik çalışmalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde 55 yataklı yenidoğan yoğun bakım 7 yataklı çocuk yoğun bakım ve 60 yataklı erişkin yoğun bakım ve Fatih Devlet Hastanesi bünyesinde de 30 yataklı yoğun bakım yatağı oluşturulması planlanmaktadır” diye konuştu.

T (+90 212) 319 50 00 | info@trimpeks.com


Real Fuzzy Teknolojisi* ile rahat, Hareket Sensörü ile doğru, Tek tuşla ölçme özelliği ile kolay ölçüm sağlar.

ESH

ONAYLI

pM-KO2

* Patentli “Real Fuzzy Teknolojisi” doğru ölçüm için gereken kaf sıkılığını otomatik olarak ayarlar ve bu sayede yanlış kaf sıkılığı seviyesinden kaynaklanan yanlış ölçümleri önler.

www.plusmed-health.com T (+90 212) 319 50 00 | info@trimpeks.com


AKTÜEL

Sanki Devlet Hastanesi

Daha sağlıklı ve daha mutlu bir ilçe için devlet hastanelerini aratmayan çalışma yapan Maltepe Belediyesi, 2014 yılı içerisinde 27 bin 533 kişinin muayenesini gerçekleştirdi.

M

altepe Belediyesi, ilçe halkının daha sağlıklı bir yaşam sürebilmesi için birçok alanda hizmet veriyor. 13 doktor ve sağlık personeli ile halkın yardımına koşan Maltepe Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, geçtiğimiz yıl psikolojik destekten poliklinik tetkiklere kadar onbinlerce kişiye hizmet verdi. Sağlığa Dair Hizmet Sürecek Gerekli hallerde hastaları ücretsiz ve güvenli bir şekilde sağlık kuruluşlarına sevk ettiklerini belirten Maltepe Belediye Başkanı Ali Kılıç, acil ambulans ve sosyolog hizmeti verdiklerini de söyledi. Nikah işlemleri için istenen testlerin bünyelerinde yine ücretsiz olarak sonuçlandırıldığına işaret eden Başkan Kılıç, “Röntgen, enjeksiyon, pansuman, 65 yaş üstü yurttaşlara sosyal destekten, diş ve ücretsiz taramaya kadar 2014’te 27 bin 533 kişiye ulaştık” açıklamasında bulundu. Maltepelilerin daha sağlıklı yaşayabilmeleri için çalışmaların sürdürüleceğini belirten Başkan Ali Kılıç, polikliniklerin haftanın 5 günü mesai saatleri içerisinde hizmet verdiği bilgisini de paylaştı.

110

Mart 2015


BIRAKIN UYUSUN... Dokunmak yok, Gözyaşı yok,

Sadece 1 saniyede ölçüm sn.

1 2 3 4 * Nesne Sıcaklığı: Biberon, banyo suyu v.b. sıcaklığı

5

T (+90 212) 319 50 00 | info@trimpeks.com


AKTÜEL

Menderes’te Hastane Planı Hazır Sağlık Bakanlığı’nın yatırım programına aldığı Menderes Devlet Hastanesi projesinin yapılacağı alan ile ilgili planlar tamamlandı.

S

ağlık Bakanlığı’nın 2015 yılı yatırım programına aldığı Menderes’teki Devlet Hastanesi projesinin planları onaylandı. Sağlık Bakanlığı’nın yatırım programına aldığı hastane projesinin yapılacağı alan ile ilgili planlar tamamlandı. Menderes Belediyesi’nin ardından proje alanı ile ilgili düzenleme İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden de geçti. Belediye Başkanı Bülent Soylu, “Bakanlığın 2015 yatırım programına aldığı hastanemizin planı da artık hazır. En kısa sürede inşaat çalışmaları başlayacak” dedi. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun yerel seçim öncesinde bizzat ilçeye gelerek verdiği müjdenin ardından yapılan çalışmalar sonucunda 100 yataklı hastane ile ilgili kesin karar geçtiğimiz aylarda tamamlanmıştı.

Hastanenin yapılacağı alan ile ilgili imar planı düzenlemesi de bitti. Menderes Belediye meclisinden geçen plan, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin meclis toplantısında da gündeme geldi. İmar ve Bayındırlık Komisyonu’nun verdiği onay doğrultusunda işlem yapan Büyükşehir Meclisi uygulama imar planlarını oy birliği ile kabul etti. Onayın ardından hastanenin yapılacağı alanla ilgili tüm işlemler tamamlanmış oldu. İNŞAAT BAŞLAYACAK Menderes’in en önemli ihtiyaçları arasında birinci sırada gelen hastane projesinin önce bakanlık, ardından belediye meclisi tarafından onaylanmasının kendilerini mutlu ettiğini belirten Belediye Başkanı Bülent Soylu, çalışmaların kısa za-

manda başlayacağını müjdeledi. Soylu, “Seçim öncesinde hastane ile ilgili sözler verdik. Hükümetimizin desteği ile bu sorunu da çözüme kavuşturduk. Sağlık Bakanlığı’nın onay verip, yatırım programına aldığı projenin inşaatı bu yıl başlayacak. Bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede hastanemizi hizmete açmayı planlıyoruz. Yapılan imar düzenlemesi bizim hazır olduğumuzu gösteriyor. Düzenleme dosya halinde bakanlığa gönderilecek. Ardından alana uygun proje uygulamasına geçeceğiz” dedi. Son hesaplamalara göre ilçe nüfusunun 80 bine yaklaştığını da sözlerine ekleyen Başkan Soylu şöyle devam etti: “Menderes son yıllarda yoğun göç aldı. Özellikle şehir merkezinden yoğun talep geliyor. Çevre ilçelerimizde büyüme alanları tükenince konut ve gayrimenkul taleplerinde artış oldu. Hızla büyüyen yapımız dikkat çekiyor. Sahil bölgelerimizde turizme yönelik yatırımlar da artıyor. Tarım ve turizm ile geçimin ağırlıkta olduğu ilçemizdeki ticari hareketlilik de önemli bir faktör. Böyle bir durumda olan ilçemizde ne yazık ki hastane yok. Vatandaşlarımız Gaziemir’e ya da şehir merkezindeki büyük hastanelere gitmek zorunda kalıyor. Bu proje hayata geçtiğinde çok önemli bir sorun bitmiş olacak. Verdiğimiz sözleri zaman kaybetmeden yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Soylu

112

Mart 2015


AKTÜEL

Hastane İnşaatının Yüzde 15’i Tamamlandı Temeli Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu tarafından temeli atılan 475 yataklı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastane inşaatının yüzde 15’i tamamlandı.

M

uğla’nın en büyük yatırımlarından birisi olan ve 115 milyon TL’ye ihalesi yapılan 475 yataklı Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi inşaatının yüzde 15’lik bölümü tamamlandı. Teknik personel ile birlikte 500 kişinin çalıştığı

hastane inşaatının belirlenen süre içinde tamamlanacağı açıklandı. Hastane inşaatının yüklenici firması EMT İnşaat Proje Müdürü Uğur Çelik, inşaatı zamanında teslim edebilmek için ilk etapta 2 olan vinç sayısını dörde, önümüzdeki günlerde ise 5’e çıkaracaklarını açıkladı. Çelik, “Şu anda inşaat alanında

250 işçi çalışıyor. Teknik personel ile bu rakam 500’e ulaşıyor. Zor bir arazide çalışıyoruz. Hafriyat çalışmaları kayalık bir alan olduğu için zaman aldı. 4 zemin kat ve 5 de normal kat olmak üzere 9 katlı inşa edilecek. Bu yatırım Muğla’nın en büyük yatırımlarından birisi. Biz firma olarak işi zamanında teslim etmek için iş güvenliğini ön planda tutarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Proje mimari açıdan çok güzel bir proje. Sözleşmeye göre 750 iş gününde tamamlanması gerekiyor. İnşallah zamanında bitirip teslim edeceğiz” dedi. Hastanenin Özellikleri 114 milyon 270 bin TL’ye ihale edildi. Nisan 2014 tarihinde yer teslimi yapıldı. 178 çift odalı, 160 tek odalı olmak üzere toplam 338 hasta odasına sahip. İlave edilebilir 147 yatak ile birlikte 660 yatak kapasitesine sahip. Muğla yatak kapasitesi açısından yüzde 22 orana sahip iken, Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile birlikte bu oran yüzde 56 oranında nitelikli yatağa sahip olacak. Hastanede 44 yetişkin ve 10 yenidoğan olmak üzere toplam 54 yoğun bakım yatağa sahip. Hastanede 120 poliklinik, 14 ameliyathane, 15 yataklı hemodiyaliz merkezi, tüp bebek merkezi, Kardiyovasküler Cerrahi Merkezi, Jinekolojik Onkoloji Merkezi gibi nitelikli sağlık hizmetleri verilecek. Hastanenin tamamı otomasyon ile kontrol edilirken ’Akıllı’ binaya sahip olacak.

114

Mart 2015


AKTÜEL

Yalova 400 Yataklı

Hastanesini İstiyor Bölgenin büyük bir yükünü alacağı ifade edilen hastanenin bir kompleks halinde hizmet vermesi planlanıyor.

Y

alova Belediye Başkanı Vefa Salman, Yalova’nın acil ihtiyacı olan ve Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nun söz verdiği 400 yataklı hastanenin seçimden önce temelinin mutlaka atılması gerektiğini söyledi. İhlas

hastayı yetiştirmeye çalışırken yollarda kaybediyoruz. Bunların artık Yalova’da yapılabilmesi lazım. Bunu yapabilirsek Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yükü de hafifleyecek. Orhangazi, Gemlik, Karamürsel, çevre illere değil Yalo-

Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman Haber Ajansı Bursa Bölge Haber Müdürü İhsan Altıkardeş, Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette konuşan Başkan Salman, Yalova’da tıp fakültesine şiddetle ihtiyaç olduğunu belirterek, “Devlet hastanesinde en önemli branş onkoloji. Zira Yalova’da ciddi sayıda kanser hastası var. Bu insanlar ağırlıklı olarak Bursa, İstanbul ve Kocaeli’ye gitmek zorunda kalıyorlar. Bu insanları çok zorluyor. Kanser hastalarının ilk talebi burada bir onkoloji bölümünü yapılması. Yine kardiyovasküler cerrahi bölümü de bir ihtiyaç. Anjiyo dahi Yalova’da yapılamıyor. Bursa’ya

116

Mart 2015

va’ya gelecekler” dedi. “Hastane İşini Mahkemenin Plan Notu Bozdu” Yalova’ya yapılacak hastanenin bir nevi bölge hastanesi gibi çalışacağının altını çizen Başkan Salman, “Seçimin yenilenmesi bir avantaj oldu. Seçim sürecinde Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu Yalova’ya 400 yataklı bir hastane sözü verdi. Bu hastane normal şartlarda sadece büyük şehirlere yapılabiliyor. Seçim sonrasında CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce beni Sağlık Bakanı ile telefondan görüştürdü. Bakan bana buradaki çalışmayı tamamlamamı

söyledi. Ben de düğmeye bastım. Ak Parti Milletvekili Temel Coşkun’la da görüştüm. Yerini belirleyip belediye meclisinden kararı geçirdik. Ardından Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na istediği çalışmaları tamamladığımızı söyleyerek onun da gereğini yapmasını istedik. Ancak 20 gün önce orayla alakası olmayan 1/25 binlik planla ilgili mahkeme bir plan notunu bozdu. Bu plan notunun iptali hastaneyi yapacağımız alanı da etkiledi ve bu alan sağlık alanından çıktı. Şimdi elimiz kolumuz bağlandı” diye konuştu. “Hastane Projesi Siyaset Üstü Bir Olay” Yalova açısından 400 yataklı hastanenin siyaset üstü bir olay olduğuna dikkat çeken Vefa Salman, “Benim korkum şu; seçim geldi. Seçimim sonucu ne olur bilemem. Beni tek ilgilendiren konu Sağlık Bakanı’nın değişmesinin bile bu işin yapılmasına birinci derece engel olacak olmasıdır. Burasının temelinin Mayıs ayı içerisinde atılması lazım. Bu konu çok acil. Eğer Mayıs ayına kadar temeli atamazsak bir daha yapılamamasından endişe ediyorum. Burası bir kompleks şeklinde yapılacak. Hastane ile birlikte alışveriş merkezi ve oteli de yapılacak. Yani Yalova’nın 20-30 yıllık sağlık açısından sorununu çözecek. Tıp fakültesine de bu anlamda acil ihtiyaç kalmayacak. Biz elimizden ne gelirsen bunun için yapacağız. Kenti yönetenleri, valimizi, milletvekillerimizi bu konuda bilgilendirdim. Bu durumun siyaset üstü bir durum olduğunu aktardım” ifadelerini kullandı.


AKTÜEL

Steris yeni düşük ısı hidrojen peroksit sterilizatör cihazı ile Türkiye’de Steris’in 2014 yılı Ağustos ayı itibarı ile Türkiye Genel Distribütörlüğünü üstlenen İstem Tıbbi Cihazlar, dünya devi STERIS firmasının yeni ürününü piyasaya gururla sunar.

1

den olan STERIS FİRMASI tarafından piyasaya sürülen V-PRO 60 Düşük Isı Hidrojen Peroksit Sterilizatör; - 60 litrelik kazan hacmi ve ergonomik ölçüleri ile küçük alanlara fakat büyük işlemlere hitap etmektedir. - Lümenli, lümensiz malzemeler-

894 yılından bu yana dünyanın önde gelen sterilizatör üreticilerinden olan Steris; yeni düşük ısı sterilizatörü ile İstem Tıbbi Cihazlar güvencesi ile kullanıcıları ile buluşuyor. Konularında dünya liderleri arasında yer alan firma-

Productivity

kontrol ekranında kullanıcıyı uyarmaktadır. - Sistemin montajı sıhhi tesisat, havalandırma veya hava kaynağı gerektirmez. İhtiyacınız olan tek şey elektrik bağlantısıdır. - Tamamen otomatik işlem sistemi ile geniş çaptaki materyallerle

Compatibility

Ease-of-Use

Multiple Cycles - Having the right cycle for the right instrument

The V-PRO 60 Sterilizers’ easy to learn, user-friendly design can help simplify your day.

Plasma-free processing is gentle on devices.

means your medical devices are ready when you need them.

60

60

45

15

30

28

Similar footprint but 2X the chamber space.

n u te

- Fl e x i b

30

M in ute - F

lex

28

M

i

C te

45

nu

38

- N o n - Lu m e n

e N o n - Lu m

15

le

Mi yc le C

38

Mi

28

n u te

- Fl e x i b

Mi yc le C

le

Mi

28

te -

38

Cy c l e

45

ib

- N o n - Lu m e n

60 e N o n - Lu m

tes - Lume n inu

nu

- Fl e x i b

M

60 utes - Lumen Cy Min cle 60

Process single, dual and i channel devices triple M te -

n u te

Same cup can be used in V-PRO® maX Sterilizer

60

nu

le

15

Cy c l e

C

- N o n - Lu m e n

te 28

ib

te -

nu

Cy c l e

nu

Mi

le

cle

60 e N o n - Lu m

Cy

le

n

ib

le

15

• Minimal Aborts Moisture check removes residual moisture from loads to save time and money

V-PRO 60

30 L Ch a Ca mb pa er cit y

Competitors Chamber

With twice the usable volume of the competitors sterilizer, the V-PRO 60 Low Temperature Sterilizer helps to maximize your busy OR’s productivity.

ların 15 yılı aşkın süredir satış ve teknik servis hizmetini başarı ile sürdüren ve Steris Marmara Bölgesi Distribütörlüğünü 2014 Yılı Ağustos ayı itibarı ile Türkiye Genel Distribütörlüğüne taşıyan İSTEM Tıbbi Cihazlar, dünya devi STERIS firmasının yeni ürününü piyasaya gururla sunar. Küçük alanlar için büyük fikirler Dünyanın önde gelen üreticilerin-

118

Mart 2015

COMPETITOR

V-PRO 60

30

• Cycle Prompts Makes it easy to match the correct cycle to your instruments

60 L Ch a Ca mb pa er cit y

90%

59%

• USB

Lower concentration equals less potential to damage devices.

Download Gather cycle data instantly

Chamber H2O2 Concentration

mg/L

60

yc

i

cle

2

8M

Mi yc le C

x Process38 longer scopes, M i n u e - Fl e 990mm (single & dual)t vs. 850mm (single)1

38

Cy

45

n

tes - Lume n inu

59% H2O2

30

utes - Lumen Cy Min cle 60 le

M

12 lb load vs’ 10.7 lb load

Chamber H2O2 Concentration (%)

• VAPROX® HC Sterilant

15

30

cle Cy

M in ute -

x Fl e

cle Cy

cle Cy 38

45

Lumen Cycle

60 tes - Lume n inu

15

30

30

Flexible Cycle utes - Lumen Cy Min cle 60

M

60

45

Minute

30

Non Lumen Cycle

60

15

C

30

30

45

te

30

15

Minute

Minute

30

60

60

38

45

nu

15

15

le

60

yc

28 45

cle

45

Cy

15

n

60

45

le

60

15

yc

60

45

Flexible Installation Cart or Counter Mounted, depending on your needs

in yanı sıra; yaklaşık 38 dakikada fleksibl endoskopları da steril edebilme özelliği ve masaüstü veya arabalı kabin tipi olarak iki farklı tasarımı ile hastanelerden polikliniklere hızlı ve etkin çözüm sağlamaktadır. - Özel tasarlanmış tek kullanımlık, çok işlemli kartuşlar sistemi cihaz tarafından miktarı ve son kullanma tarihi otomatik olarak takip edilmekte ve yeni kartuş gerektiğinde

30

30

15

15

0

0 V-PRO 60

COMPETITOR

V-PRO Device Wizard Quickly identify the medical devices that have been validated by STERIS for processing in the V-PRO Sterilizers

uyumludur. Sterilizasyon döngüsü tarafından zehirli olan yan ürün üretilmez. Sadece su buharı ve oksijen üretilir. - Cihazın ön yüzünde bulunan dokunmatik renkli kontrol paneli üzerinden tüm döngü aşamaları izlenebilmekte, yanı sıra cihazda bulunan dahili yazıcı vasıtası ile sterilizasyon döngüleri kayıt altına alınabilmektedir.


AKTÜEL

Akyazı’da Ağrı Tanı ve

Tedavi Merkezi Açıldı

Sağlık Bakanlığı Sakarya Kamu Hastaneleri Birliği bünyesinde hizmet veren Akyazı Devlet Hastanesi, uyguladıkları özel ameliyatların yanı sıra yeni çalışmalarla da dikkat çekiyor.

A

kyazı Devlet Hastanesi bünyesinde oluşturulan Ağrı Tedavi Merkezi’yle pek çok hasta ağrılarından kurtuluyor. Sağlık Bakanlığı Sakarya Kamu Hastaneleri Birliği bünyesinde hizmet veren Akyazı Devlet Hastanesi, uyguladıkları özel ameliyatların yanı sıra yeni çalışmalarla da dikkat çekiyor. Özellikle kanser hastalarıyla fıtık nedeniyle ciddi ağrılar yaşayan hastalara umut olan Hastane, bir

süredir hazırlıkları yapılan Ağrı Tedavi Merkezi’ni faaliyete geçirerek vatandaşları ağrılarından kurtarıyor. “Ağrısız yaşama merhaba” Konuyla ilgili açıklama yapan Akyazı Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Yavuz Tepeçınar: “Akyazı Devlet Hastanesinde ağrısız yaşam için hizmete sunduğumuz Ağrı Tedavi Merkezi sayesinde pek çok hasta ağrısız bir yaşama merhaba dedi’’

ifadelerini kullandı. Ağrı Tedavi Merkezi bünyesinde bir poliklinik ve 8 yataklı ağrı servisi ile hizmet verdiklerini dile getiren Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Doktor Tolga Ergönenç ise gerektiğinde ameliyathane ortamında skopi eşliğinde girişimsel ağrı tedavisi yöntemlerini de uyguladıklarını ifade etti. Her hasta için kişiye özel seçilmiş yöntemler kullandıklarını söyleyen Uz. Dr. Tolga Ergönenç, girişimsel ağrı işlemleri sayesinde ağrının hastalar için çile olmaktan çıktığını vurguladı. Ağrısız bir yaşamın hayat kalitesini de arttırdığına dikkat çeken Ergönenç, açılan ağrı tedavi merkezine genellikle kanser hastaları ile bel ve boyun fıtığı nedeniyle ciddi ağrıları olan hastaların müracaat ettiğini hatırlattı. Ağrıyı dindirmek hekimlik sanatının en önemli unsuru Akyazı Devlet Hastanesi’nde açılan ağrı tedavi merkezini ziyaret eden Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Serbülent Gökhan Beyaz, ameliyathanede bu hafta gerçekleştirilen girişimsel ağrı işlemlerine de eşlik etti. Doç. Dr. Beyaz, ağrıyı dindirmenin hekimlik sanatının en önemli unsurlarından birisi olduğunu, bu nedenle ağrı tedavi ünitelerinin ülke çapında artması gerektiğini, Akyazı’da gerçekleştirilen bu hizmetin ağrı tedavisi konusunda atılan önemli bir adım olduğunu söyledi.

120

Mart 2015


AKTÜEL

Balıkesir Devlet Hastanesine

Palyatif Bakım Ünitesi Balıkesir Devlet Hastanesi’nde düzenlenen törende Palyatif Bakım Ünitesi hizmete girdi. Yatağa bağımlı hastalara bakım

B

alıkesir Devlet Hastanesi bünyesinde oluşturulan 12 yataklı Palyatif Bakım Ünitesi törenle hizmete girdi. Balıkesir Devlet Hastanesi’nde düzenlenen törende Palyatif Bakım Ünitesi açılış kurdelesini Balıkesir Valisi Mustafa Yaman, AK Parti İl Başkanı Dinçer Orkan, Balıkesir İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Hasan Hocaoğlu birlikte kesti. 12 yataklı olarak planlandı Vali Yaman yaptığı açıklamada “Devlet Hastanemizde Palyatif Bakım merkezini kurduk. Başhekimimiz çalışmalarını bitirdi ve halkımızın hizmetine sunuldu. Burada 12 yatağımız var. Palyatif bakım önem-

122

Mart 2015

lidir. Evde ve hastanede bakım yapıyorsunuz ama öyle bir an geliyor artık hastanın son zamanları oluyor, hem hastaya hem ailesine eziyet veriyor. O süreyi hiç olmazsa burada çeşitli aktivitelerle hastamızın ve ailesinin rahat geçirmesini sağlamak istiyoruz. Burada hasta yakınlarını da misafir edebileceğiz. Sağlık Bakanlığımız artık hakikaten ciddi ve önemli işler yapıyor. Evde bakım hastaları için her türlü imkanı sağlıyor. Hasta memnuniyeti en üst seviyede. İnşallah sağlıklı bir ömür geçirir Balıkesir’de ki vatandaşlarımız ama ihtiyaç duyulduğunda böyle bir yerin olduğu da bilinmeli. Bu nedenle Başhekimimiz böyle bir çalışma yaptı kendisini kutluyoruz” dedi.

Yeni hizmete açılan Palyatif Bakım Ünitesi hakkında bilgiler veren Balıkesir Devlet Hastane Yöneticisi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Adil Ozan Gökuç kendileri için bir hasta gurubunun çok büyük önem taşıdığına değinerek “Birinci gurup bundan sonra evde yatalak olarak yaşayacak desteğe ihtiyacı olan hastaların bakımı yapmak ve onların aile yakınlarını bilinçlendirmek. İkincisi ise bizim evde bakım hizmetlerini takip ettiğimiz yaklaşık 500 yatalak hastanın, evde bakımı yapılamadığı takdirde buraya gelip yeniden eğitim vereceğimiz ve hastalıklarıyla ilgileneceğimiz bir merkez olarak açıyoruz. Artık yaşlı bir nüfusumuz var. Kanser hastalarıyla da ilgilenmek çok istiyoruz. Bu hasta gurupları için böyle bir merkez açtık. Burası sadece yatmaları için değil, aynı zamanda çeşitli aktiviteler yapabilmeleri için odalarımız mevcut. Hem hastalar hemde hasta yakınları için burada bir psikolog, diyetisyen, fizyoterapist çalışacak. Bir kompleks yapı halinde bu tür hasta guruplarına hizmet vermek istiyoruz” şeklinde konuştu. Vali Yaman ve beraberindeki Balıkesir Devlet Hastane Yöneticisi Dr. Adil Ozan Gökuç, AK Parti İl Başkanı Dinçer Orkan, Balıkesir İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Hasan Hocaoğlu, Karesi Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Hocaoğlu, Balıkesir İl Sağlığı Müdürü Dr. Hakkı Çoban polikliniklerde ki hastaları yaptıkları ziyaret ederek hediyeler verdiler.


AKTÜEL

Bağlıca’ya 500 dönümlük

Sağlıkta Mükemmeliyet Merkezi Ankara Bağlıca’da 2 bin dönüm alan üzerine hayata geçirilecek sağlık kampüsü dünyanın önemli merkezlerinden olacak.

A

nkara Üniversitesi tarafından Bağlıca’da, iki bin dönümlük bir arazide hayata geçirilecek sağlık kampüsü dünyanın önemli merkezlerinden olacak. Mükemmeliyet Merkezi ile ilgili bilgiler veren  Ankara  Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş: “2013 yılında  Ankara  Üniversitesine tahsis edilen arazide tam teşekküllü Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yanı sıra    kök hücre,

medikal teknopark, biomedikal, biyoteknoloji gibi ileri tıbbi teknolojilerin araştırma uygulama merkezleri ve endüstri ile işbirliği yapacak birimler yer alacak. Gerek eğitim ve

124

Mart 2015

araştırma alanlarında gerekse tanı ve tedavi alanlarında uluslararası bir merkez olmasını hedefliyoruz” diye konuştu. 200 milyonluk dev sağlık yatırımı“Kök Hücre” alanında öncü olacak Yaklaşık 150-200 milyonluk bütçe ile hayata geçirilmesi planlanan hastane özellikle kök hücre konusunda ön plana çıkacak. Sağlık

sektörünün, bilimin gelecekteki en önemli hedefinin kök hücreden organ üretimi olduğunu vurgulayan Rektör İbiş, şunları söyledi: “Kök hücre çalışmaları ile uluslar-

arası literatüre girmeyi hedefliyoruz. Kanser tanı ve tedavi amaçlı çalışmalar ileri teknolojiler kullanılarak gerçekleştirilecek.   Bunun yanı sıra medikal teknopark, bioteknopark gibi ileri teknoloji merkezleriyle entegre çalışacak birimler yer alacak. Bağlıca Yerleşkesinde bulunacak hastanemiz, uluslararası alanda bir sağlık, eğitim, araştırma ve uygulama üssü olacak.” 500 günde tamamlanması planlanıyor Projeyi üstlenen Altu Mimarlık ve Mühendislik Firması çalışmalarını hızla sürdürüyor. Firma yetkilisi Mehmet Altuntaş, 763 bin 635 metrekarelik alana kurulacak kampüs ile ilgili bilgiler vererek, “Kampüsün ilk etabı 220 bin metrekarede tamamlanacak. 160 bin metrekarelik alanına Tıp Fakültesi kurulacak. Bu alanın 110 bin metrekaresi tam teşekküllü 1000 yataklı hastane, 20 bin metrekaresi idari ofisler, 15 bin metrekaresi derslikler ile konferans ve kongre alanı olacak. 50 bin metrekarelik alana da temel bilimler ve kök hücre merkezi yer alacak. Hastanede  tıbbi labotuvarlar gibi alanlar yapılacak”  diye konuştu.   İlk etaptan sonra ikinci ve üçüncü etapların yapımına geçileceğini ifade eden Altuntaş,” Projenin ilk etabının 500 günde yani bir buçuk yılda tamamlanması planlanıyor. Sağlık Mükemmeliyet Merkezi olarak hayat bulacak projenin yapımı,  Ankara’nın sağlık turizmi alanındaki gelişimine de büyük katkı sağlayacak.” dedi.


AKTÜEL

İspanyol cerrahlar eğitim için

Türkiye’ye geldi

Prof. Dr. Ali Rıza Kural: “İspanyol meslektaşlarımızın bizi seçmeleri hem mutlu etti hem de gururlandırdı. Robotik cerrahideki deneyimimiz Avrupa’da ve tüm dünyada biliniyor”

İ

spanyol cerrahlar robotik cerrahi eğitimi için Türkiye’ye geldi. Prof. Dr. Ali Rıza Kural, “Türkiye tıp eğitimde Avrupa’ya açıldı, eskiden Avrupa ve Amerika’ya gidilirdi, şimdi ise Türkiye tercih ediliyor” dedi. Türkiye tıp hizmetinde ve eğitiminde her geçen gün bir adım daha ilerliyor. Kamu ve özel hastanelerinde robotik cerrahi ile pek çok alanda başarılı ameliyatlar yapılıyor. Türk cerrahlar artık robotik cerrahi ile yapılan ameliyatları hem çevre, hem de Avrupa ülkelerindeki meslektaşlarına öğretmeye başladı. Acıbadem Üniversitesi Maslak Hastanesi Üroloji Bölümü Koordinatörü, Prof. Dr. Ali Rıza Kural, ‘Prostat Kanseri’nde ve kadınların korkulu rüyası idrar kaçırma ile ilgili son gelişmeler’ seminerinin İspanya’dan gelen 80 ürolog için düzenlendiğini belirtti. 80 Ürolog geldi Ali Rıza Kural, 80 üroloğun ülkemize geldiğini belirterek, “3 yıldır İspanya’dan 1 günlük eğitim toplantıları talep ediliyor, 2013’te ilkini yaptığımız bu yılki toplantıya yaklaşık 80 ürolog geldi. Onlara ekibimizin çok başarılı olduğu robotik

126

Mart 2015

cerrahi ile prostat kanseri tedavisi ve idrar kaçırma ameliyatları konusunda teorik bilgiler verdik. Canlı ameliyatlar yapıldı. Prostat kanseri ve idrar kaçırma dünyada ve Türkiye’de pek çok kişinin sorunu. Bu nedenle bu hastalıklarda en son cerrahi tekniklerin uygulanması hastalar için çok önemli. Artık Amerika’da prostat kanseri ameliyatlarının neredeyse tamamı robotik cerrahi ile yapılıyor. Küçük kesilerle yapıldığı, hastaya kan verilmediği ve çok erken normal yaşama dönüldüğü için hastaya avantajları bir hayli fazla” dedi. “Türkiye’de yapılması gurur verici” Eğitim toplantısının Türkiye’de yapılmasının gurur verici olduğunu vurgulayan Kural, “İspanyol meslektaşlarımızın bizi seçmeleri hem mutlu etti hem de gururlandırdı. Robotik cerrahideki deneyimimiz Avrupa’da ve tüm dünyada biliniyor. Bugüne dek da Vinci robotuyla bin 300 ameliyat yaptık, bunların bin yüz tanesi prostat kanseri ameliyatı. Geri kalan iki yüzü ise diğer üroloji ameliyatları. Başka ülkelerde de deneyimli merkezler var ama bir taraftan İstanbul’un da cazibesi bu seçimde de etkili oldu” şeklinde konuştu. Kural, Türkiye’de tıp hizmetinin ve eğitiminin çıtasının giderek yükseld-

iğini ifade ederek, “Biz üroloji alanında ülkemizde gelişmelere şahit oluyoruz. Bu gelişmelerin de yıllarca içinde olduk. Ülkemizde tıp hizmeti ve eğitiminin çıtası giderek yükseliyor. Civar ülkelere de hizmet vermeye başladık. Bu arada benim yanıma Atina’dan Yunanistan’dan bir fellow geldi. Bizde 6 ay kalacak ve robotik cerrahiyi öğrenecek. Tabi ki Avrupa’nın birçok yerinde çok iyi merkezler var. Ama bizim programımız da yakından tanıyor. Sonuçta bu da bizim ülkemizdeki tıbbın Avrupa’ya ve dünyaya açıldığının göstergesi. Türkiye’de birçok merkez, özel olsun, kamu olsun tıp hizmetindeki kaliteyi inanılmaz artırdılar. Bu hem yurtdışından hasta gelmesi, hem de eğitim toplantıları için yoğun talep yaratıyor” diye konuştu. “Türkiye’deki Teknik Beceri Amerika’dan Bile Üstün” İspanya’dan gelen Üroloji Uzmanı Dr. Rodrigez Le Ledesma, “Bu ürolojideki en gelişmiş tedavi şekillerinden bir tanesi. Buradaki öğrendiklerimle ülkemdeki hastalara faydalı olabileceğime inanıyorum. Ben buraya gelmeden önce Türkiye’de böyle hastaneler olduğunu, bu kadar ileri teknikle ameliyatların yapılabildiğini bilmiyordum. Dünyada birçok ülkeyi ziyaret ettim. Amerika’ya gittim. Türkiye’nin, Amerika’dan bile teknik beceri olarak üstün olduğunu gördüm. Şaşırdığımı itiraf etmeliyim” ifadesini kullandı.


AKTÜEL

Kolon kanseri ölüm sebeblerinde

3. sıraya çıktı

Kolon (kalın bağırsak) kanseri, sindirim sisteminin, ince bağırsaklardan sonra gelen yaklaşık 1,5 metre uzunluğundaki son kısmındaki hücrelerde yaşanan bozulmalar sonucu oluşuyor. En büyük tehlike ise kolon kanserinde ortaya çıkan şikayetler başka iyi huylu hastalıklarda da sıklıkla görüldüğü için hasta hekime gitme gereği duymuyor.

H

em ülkemizde hem de dünyada kolon kanseri görülme oranlarında da artış yaşanmasının en önemli sebeplerinden biri, değişen beslenme alışkanlıkları olarak gösteriliyor. Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyon kişi bu hastalığa yakalanıyor ve 500 bin kişi hayatını kaybediyor. Türkiye’de kolon ve rektum

Rektal kanama, dışkılama alışkanlığında değişme, dışkının incelmesi, sebebi izah edilemeyen karın ağrısı, özellikle erkeklerde demir eksikliği anemisi olanlarda mutlaka kolon kanserini ekarte etmek için muayene ve ileri tetkikler yapılmalı. Özellikle ülkemizde insanların yüzde 85 inde hemoroid (basur) var. Rektal kanama hemoroide bağlı sık görülür.

Prof. Dr. Kadir Bahar Gastroentoloji Uzmani

kanserleri erkeklerde üçüncü, kadınlarda ise dördüncü sıklıkta görülüyor. Ancak ülkemizde kolon kanserinin görülme oranları her geçen yıl daha da artıyor. Yılda 1 Milyon Kişi Kolon Kanserine Yakalanıyor Medicana Ankara Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Kadir Bahar: “Hastalık polip aşamasındayken karın ağrısı, ishal ve kansızlık görülebiliyor. Hatta bazı çok büyük polibi olanlarda bağırsak tıkanıklığı gibi durumlar bile yaşanabiliyor. Polip büyümeye ve kanser gelişmeye başladığında ise semptomlar artıyor.

128

Mart 2015

Hemoroid kanamasında yüzde 100 emin olunsa dahi bilimsel kural olarak endoskopik inceleme mutlaka yapılmalı. Kolonoskopi taramaları ile ABD de yılda 39 bin kişiye erken tanı konularak hayatı kurtulmaktadır. Kolonoskopi gastroenterologlar tarafından uyutularak 10 dakika gibi kısa sürede yapılabilmektedir. Fazla kilo kolon kanseri için risk faktördür. İdeal veya ideale yakın kiloda olmak

önemlidir. Salam, sucuk gibi uzun süre bekleyen gıdalar, mangalda pişmiş et ürünleri de kanser gelişiminde önemli etken. Sebze ağırlıklı posa bırakan gıdalarla beslenme tercih edilmelidir” açıklamasında bulundu. Medicana Başkent’e dünya standartlarında sağlık hizmeti sunan Medicana International Ankara Hastanesi, Başkent’in tüm sağlık hizmetlerini tek çatı altında topluyor. Medicana International Ankara Hastanesi, Organ ve Doku nakli, Radyasyon Onkolojisi, Medikal onkoloji, Kardiyoloji, Kalp Damar Cerrahisi, Tüp bebek, Nükleer tıp, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk hastalıkları, göz, kulak burun boğaz, dermatoloji, plastik cerrahi, medikal estetik (Kozmetoloji), dahiliye, beslenme ve diyetetik, endokrinoloji, check-up, göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, üroloji, ortopedi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, gastroenteroloji, ağız ve diş sağlığı, acil, radyoloji, tıbbi laboratuvarlar ve koroner yoğun bakım, KVC yoğun bakım, yeni doğan yoğun bakım ve genel yoğun bakım alanlarında verdiği hizmetlerle ön plana çıkıyor.


AKTÜEL

Bel fıtığı ameliyatında

“Altın Standart” Çoğu zaman yaşam koşulları, zorlu çalışma şartları ve çeşitli fiziksel kazalar ya da yanlış duruş bozuklukları bel ağrısına neden olabiliyor. Bu sağlık sorununun gelişmesinde, kuşkusuz masa başı işlerde çalışmakta büyük rol oynuyor.

E

msey Hosp i -

tal’dan Beyin Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr.Salih Op. Dr. Salih AYDIN Aydın, kronikleşen bel ağrılarında en son noktanın bel fıtığı olarak karşımıza çıktığını belirtiyor. Genellikle 30-60 yaş aralığında daha sık görülmesine rağmen bel fıtığı, diğer yaş gruplarında da ortaya çıkabiliyor Sporsuz yaşam bel fıtığını davet ediyor Günümüzde sportif faaliyetlerin azalması, masa başı işlerin ve sigara kullanımının artması, pasif bir hayat sürülmesi gibi unsurlar disk aralığını bozup, erken yaşta da bel fıtığının görülmesine sebep olabiliyor. Bel ve bacak ağrılarının önemli bir nedeni olan bel fıtığı, hastalarda ilerleyen yaşla birlikte artış gösteriyor. Bilinenin aksine, vücudumuzun yükünü taşıyan yalnızca omurgamız değildir. Boyun, sırt, bel kasları ve karın kasları da önemli görevlere sahiptir. Spordan uzak ve hareketsiz bir yaşam tarzı, kasların taşıması gereken tüm yükün omurgaya binmesine neden olur. Kaslar güçlü olmadığından, bu yük nedeniyle, diskler üzerinde

130

Mart 2015

fıtıklar meydana gelir. Bunun yanında, kişide fazla kilo problemi de varsa, durum daha sıkıntılı bir hale gelmektedir. Ancak, yaşam tarzınızı değiştirerek bu sorunu hayatınızdan uzaklaştırabilirsiniz. Bel fıtığında cerrahi yönteme ne zaman başvurulmalı? Konservatif tedavi yöntemleri olarak belirtilen; fizik tedavi, ilaç tedavisi istirahat ve benzeri tedaviler uygulanmasına rağmen hastanın iyileşmediği durumlarda veya belirgin, ilerleyici nörolojik bulgular varsa, örneğin ayağında düşüklük olması, ürolojik problemler, ağrılarının tedaviye rağmen düzelmemesi gibi durumlarda cerrahi tedaviyi düşünmek gerekiyor. Başarısız ameliyatlarda bel fıtığı tekrar nüks ediyor Bel fıtığı ve bele yönelik cerrahi müdahaleler hasta için son derece hassas operasyonlar olarak kendini gösteriyor. Bunların sonucunda kişiye, birden fazla ameliyat yapılması gerekebiliyor. Op. Dr. Salih Aydın, Türkiye’yi bir revizyon cenneti olarak tanımlıyor ve bu ameliyatların doğru kriterlere uygun olarak yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Aydın, “Hastaya doğru teşhis koymak, doğru zamanda ve gereken ameliyatın yapılması şart. Her branş sınırı iyi tayin etmeli. Eğer bu kritere uyulmazsa ‘başarısız bel cerrahisi’ dediğimiz durum gerçekleşir ve ağrıları geçmeyen hastalar olur.

Bu hastalar bazen ikinci, hatta bazen daha fazla ameliyat yapılmasına ihtiyaç duyabilirler.” diye belirtiyor. Bel fıtığı ameliyatında “Altın Standart” Op. Dr. Salih Aydın, konuyla ilgili görüşlerini şu şekilde sürdürüyor: “Günümüzde cerrahi yöntemler iki şekilde yapılmaktadır. Posterior açık sistem ve perkütan adı verilen ciltten yapılan yöntem. Mikroskobik mikro cerrahi şu ana kadar bu işin altın standardıydı. Açık mikro diskektomi 20. yüzyılın başlarında kullanılmaya başlanmıştı. Günümüzde ise endoskopiyle yaşanan heyecanın aynısı mikroskobik disk cerrahisi başladığı zaman yaşanmıştı. Omurganın stabilizasyonu dediğimiz hareket kabiliyetinin sabitliğini bozmadan bu işi yapmak çok önemliydi. Mikroskobik mikrocerrahi sistem, şu an endoskobik yöntemle kıyasladığınız zaman invaziv bir yöntemdir. Endoskopik disk cerrahisinin yeni altın standart olduğu kabul edilmelidir.” Endoskopik ameliyatlarda skopi (görüntüleme cihazı) altında kontroller yapılarak fıtık bölgesi tam tespit edilir. Skopi ile omurganın hangi mesafede fıtığı var, neresinden alınacak, tek tek basamak basamak işaretleyip fıtığın olduğu bölgeye kadar girilebiliyor. Fıtık alınarak bacak siniri rahatlatılıyor. İçeride de radyofrekans yöntemi ile diskin basıncı azaltılıyor.


AKTÜEL

Kalp krizinde

gençler daha şanssız Türkiye’de kalp krizi geçirenlerin ortalama yaşı 35-65 arasında değişiyor. En büyük sorun ise genç nüfusta yaşanıyor. sonra gelişmektedir. Gençler arasında kalp krizine neden olan bir başka etmen de uyuşturucu kullanımıdır. Ayrıca sigara, alkol ve bazı asitli içecekler de kalp sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir.

Doç. Dr. Özlem Esen

K

alp hastalıkları, dünyada en önemli sağlık sorunlarının başında geliyor. Türkiye’de kalp krizi geçirenlerin ortalama yaşı 35-65 arasında değişiyor. En büyük sorun ise genç nüfusta yaşanıyor. Gençlerde damar gelişimi tamamlanmadığı için kalp krizi doğrudan hayati kayıplara neden olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Özlem Esen, kalp hastalıkları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Yaş ilerledikçe gelişen köprü damarlar hayat kurtarıyor Gençler, yaşlılara kıyasla kalp krizi konusunda daha şansız durumdadır. Çünkü yaşlandıkça damarlar arasında “Köprü damarları” oluşmaktadır. Bu durumda kalp, herhangi bir damar tıkanmasında diğer damardan kan alarak beslenmeye devam edebilmektedir. Gençlerde böyle bir yapı oluşmadığı için krize hazırlıksız olan kalp, aniden durup, ölüme sebep verebilmektedir. Kişiyi hayatta bırakan bu ortamlar ise 50 yaşından

132

Mart 2015

Çocuğunuz nefesim daralıyor diyorsa 10 yaş ve sonrasında beden eğitimi derslerinde öğrenciler ani kalp ölümü nedeniyle hayatını kaybedilmektedir. Ailesel faktörler burada önemli rol oynamaktadır. Ailenin kalp öyküsü bilinmelidir. Yapısal kalp, kalp ritim bozuklukları ve kalp kası hastalıkları olan bir ailede ani ölüm oranı %30’dur. Ancak bu tür ölümlerin nedeni kalp krizi değil, aşırı adrenalin deşarjı nedeniyle ortaya çıkan ritim bozukluklarıdır. Bunu önceden ön görmek mümkün olmasa da çocukların küçük yaşlardaki şikayetlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Nefes daralması ve çarpıntı şikayeti olan çocuklar hemen doktora götürülmelidir. Rekabet içeren sporlar gençlere zarar veriyor Ani sporcu ölümlerinin %70-80’i kalp krizi kaynaklıdır. Krizi tetikleyense stres faktörüdür. Kalp duvarında oluşan kolesterol içeriği yoğun plaklar, strese bağlı olarak yırtılır. Yoğun stres altındaki rekabet sporlarını yapan sporcularda adrenalin seviyesi yükselir ve bunun içine bazı ilaç kullanımları da girince plaklar yırtılır. Bu plak yırtıkları pıhtılaşarak aniden damarların tıkanmasına neden olur. Bu da kalp krizinden ölümleri beraberinde getirir. Futbol, basketbol gibi rekabet gerektiren sporlar genç

sporcular için çok daha fazla risk taşımaktadır. Profesyonel olmayan sporcular da risk altında Arkadaşlar arasında oynanan halı saha maçları da ani ölüm riski taşımaktadır. Bu durum oyuncuların profesyonel olmamasından kaynaklanmaktadır. Haftada bir kez halı sahada maç oynayan amatör sporcular yeterli kondisyona sahip değildir. Düzenli spor yapmadıkları ve hareketsiz yaşadıkları için de haftada bir yapılan maç ile yüksek adrenalin deşarjı yaşanmakta, bu da beraberinde kalp krizini getirmektedir. Toplu halde maç seyretmek de kalp için zararlı olabilir Topluluk psikolojisi ile seyredilen maçlar da zarar verebilmektedir. Kişi tek başına maç seyrederken yaşamadığı stresi, topluluk psikolojisi ile kat kat yaşayabilmektedir. Bu tür kalabalık ile seyredilen maç ortamlarında kalp krizi geçirme riski çok daha fazladır. Sporcular kalp sağlığı için kontrollerini ihmal etmemeli Kalp krizini önceden teşhis edebilmenin bir yolu bulunmamaktadır. Sporcuların sahada kaybedilmemesi için ayrıntılı tetkikler titiz bir şekilde yapılmalıdır. Özellikle rekabet gerektiren sporlarla uğraşanlar, yıllık olarak tüm kan tahlillerini, ekokardiyografi ve efor testlerini yaptırmalıdır. Birinci derecede yakınlarında ani ölüm hikayesi bulunanlar, kalp kasında kalınlaşma oluşmuş sporcular, kas hastalığı olanlar ise üst tetkiklere yönlendirilmelidir.


AKTÜEL

Emtron uluslar arası

pazarda büyümeyi hedefliyor Emtron, önümüzdeki 5 yılda ihracat yaptığı ülke sayısını 80’e üretimini 4’e katlamayı hedefliyor.

S

ağlık sektöründe 21 yıllık geçmişiyle öncü lazer firması olmayı hedefleyen Emtron, üretimini yaptığı lazer fiberlerin % 85’ini ihraç ediyor. Firma önümüzdeki 5 yılda ihracat yaptığı ülke sayısını 80’e üretimini 4’e katlamayı hedefliyor. Firmanın çalışmalarıyla ilgili olarak Emtron Genel Müdürü Mehmet Melek sorularımızı yanıtladı.

Firmanızdan bahseder misiniz? Emtron 1993 yılında kuruldu. 21 yıllık tarihimizde hep Türkiye’nin öncü lazer firması olmayı hedefledik. Şu anda tüm ürün grubumuz lazer cihazları, aksamları ve fiberlerinden oluşuyor. Bu politikamız kendi konumuzda uzman olmayı ve müşterilerimize en iyi şekilde destek ve teknik servis vermeyi de beraberinde getiriyor. 1993’den beri Iridex göz

lazerlerinin Türkiye mümessiliyiz. 2003 yılında önemli bir adım atarak Fiberion lazer problarını üretmeye başladık. Beş yıl sonra da kendi Orbeam lazer markamızı oluşturduk. Bunların yanında başka lazer ürünlerini de Türkiye’de pazarlamaktayız. İhracat faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Ürettiğimiz lazer fiberlerinin yüzde 85’ini ihraç ediyoruz. Ürünler hafif ve değerli olduğundan nakliye maliyeti ürünün kıymetine göre nispe ten düşük bir oranda kalıyor. Bu nedenle tüm dünyayı pazarımız olarak görüyoruz. Hedefimiz üretim ve ihracatımızı her yıl en az yüzde 30 arttırmak. Lazer cihazlarında da az sayıda ihracatımız oluyor. Yurt dışında etkin bir teknik servis sistemi kurabildiğimiz takdirde bu alanda da ihracat faaliyetlerimizin artmasını bekliyoruz. Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz? Beş kıtada 40 kadar ülkeye ihracatımız var. Bu ülkeler farklı coğrafyadalar. Özellikle İtalya, Tayvan, Hindistan, Kolombiya önemli pazarlarımız arasında. Bu beraberinde idari sorunlar getirmiyor mu? Global satışlar, özellikle tıbbi ürünler işin içine girdiğinde çok ciddi idari “regulatory” zorlukları da beraberinde getiriyor. Türkiye’de satış ve Avrupa Birliği ülkelerine ihracat CE belgesi gerektiriyor. Biz oftalmoloji alanında ilk CE belgesini alan Türk

134

Mart 2015


EMTRON

şirketiz. Ancak CE belgesi maalesef Avrupa dışında çok az yerde geçerli. Bazı ülkeler nispeten basit kurallara sahip, ancak bazıları da aksine, ISO ve CE’den daha zor onay mekanizmasına sahipler. Zor onay alınan ülkelerin başında Amerika Birleşik Devletleri geliyor. Tamamen kendi FDA onay mekanizmasına sahip. Biz geçtiğimiz yıl FDA başvurumuzu yaptık. Bir başka zor onay alınan ülke de Çin. Memnuniyetle söyleyebiliyorum ki geçen yıl bir grup oftalmik lazer probumuz Çin’de onaylandı. Başvuru incelemesi 3 yıla yakın sürdü. Bu süreç zarfında Amerika’da bile test gerektirmeyen 304 cerrahi çelik numunelerimiz Çin’de bio-uyumluluk testlerinden geçti. Türkiye’deki pazar durumunuz nedir? Pazarlamakta olduğumuz ithal lazer cihazlarında iyi bir pazar payımız var. Ancak aynı şeyi maalesef lazer problarımız için söyleyemiyorum. Türkiye’de maalesef hâlâ yerli malın kalitesinden şüphe duyan önemli bir yüzde var. Yine de son yıllarda yurt içi satışlarımızda önemli artışlar oldu. Bunun en temel nedeni bir kere kullananların memnun kalıp almaya devam etmesi. Ürünlerinizin muadillerine göre avantajları nelerdir? Fiberion lazer probları her şeyden önce kalite ön planda tutularak üretilmektedir. Dünyada lazer problarına seri numarası veren tek üreticiyiz. Kaliteden ödün vermeden maliyeti düşük tutma gayreti içindeyiz, ancak hammaddelerin önemli bir kısmının ithal olması bu işi zorlaştırıyor. Yine de Türkiye’deki satış fiyatlarımız ithal malların altında. Yurt dışı pazarlamanızı nasıl yapıyorsunuz? Kongre ve uzmanlık fuarlarına katılıyoruz. Bu konuda önemli Devlet destekleri de var. Bu destekler-

le, yol parasını hesaba kattığınızda bile yurt dışında bir stand açmanın maliyeti Türkiye’de açmaktan daha ucuza gelebiliyor. Bu kongre ve fuarlarda baş hedefimiz iyi distribütörler bulmak. Ürününüz kaliteli ve fiyatınız makul olduktan sonra bir ülkede başarınız tamamen distribütöre bağlı. Türkiye’de görmek istediğiniz mevzuat değişikliği var mı? Son yıllarda uygulamaya giren özet beyannameli ihracat (mikro ihracat) bizim için çok yararlı oldu. Mesela herhangi bir ülkeden bir doktor kredi kartı numarasını vererek ve herhangi bir ihracat muamele masrafı olmadan kendisine ufak bir sipariş göndertebiliyor. Bu şekilde ufak ufak siparişler veren çok müşterimiz var. Aynı şeyi ufak ithalatlarda görmek istiyoruz. Yani mal bir kurye servisiyle gelsin, Gümrükte vergisi tahakkuk etsin, kapı tesliminde de kurye şirketine vergi bedelini verelim. Büyük ithalatlarda normal ithalat prosedürünün maliyeti çok önemli değil, ancak birkaç yüz dolarlık bir ithalatınızda vergi dışında bir o kadar da evrak ve muamele maliyeti çıkıyor. Bizim üretimimiz birçok küçük bileşenden oluştuğu için böyle bir uygulama Devlet’e vergi kaybı oluşturmadan bizim maliyetimizi, dolayısıyla satış fiyatımızı düşürür, ihracatımızı arttırır.

DİPNOT

Emtron Genel Müdürü Mehmet Melek “Ürettiğimiz lazer fiberlerinin yüzde 85’ini ihraç ediyoruz. Ürünler hafif ve değerli olduğundan nakliye maliyeti ürünün kıymetine göre nispe ten düşük bir oranda kalıyor. Bu nedenle tüm dünyayı pazarımız olarak görüyoruz. Hedefimiz üretim ve ihracatımızı her yıl en az yüzde 30 arttırmak. Lazer cihazlarında da az sayıda ihracatımız oluyor. Yurt dışında etkin bir teknik servis sistemi kurabildiğimiz takdirde bu alanda da ihracat faaliyetlerimizin artmasını bekliyoruz.”

Gelecek için planlarınız nelerdir? Şu anda 150’nin üzerinde değişik lazer probu modelimiz var. Bu sayı uluslararası rakiplerimizin bir çoğundan daha fazla. Bu geniş ve kaliteli ürün yelpazemizle global pazardaki payımızı arttırmayı hedefliyoruz. Başvuru yaptığımız değişik ülkelerin regulatory onayları gerçekleştikçe bunu başaracağımıza da eminiz. Önümüzdeki 5 yılda ihracat yaptığımız ülke sayısını 80’e çıkartmayı ve üretimimizi 4’e katlamayı hedefliyoruz.

Mart 2015

135


AKTÜEL

Bel ağrılarının nedeni

omurga rahatsızlıkları olabilir İnsanların yüzde 80’i hayatlarının belli bir döneminde bel ağrısı çekiyor. Bel ağrıları ise pek çok farklı hastalığın habercisi olabilir. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk bel ağrılarının sebebinin omurgada yaşanan bozukluklardan kaynaklanabileceğini belirtiyor.

T

oplumumuzda her 10 kişiden 8’i hayatının bir döneminde bel ağrısı çekiyor. Bu denli yaygın bir hastalık olması-

na rağmen bel ağrılarının tedavisi ve neden kaynaklandığı ise çoğu zaman ihmal ediliyor. Oysa bel ağrıları kimi zaman omurgada-

ki sıkıntıları işaret ediyor olabilir. Omurganın insan hayatı boyunca en çok yüke maruz kalan vücut bölümü olduğunu söyleyen Doç. Dr. Çağatay Öztürk; “Vücudumuz yaşadığı sıkıntıları bize her zaman açık ve net bir şekilde göstermez. Örneğin; toplumumuzda yaygın olarak görülen bel ağrıları, omurga rahatsızlıklarından kaynaklanıyor olabilir. Oysa insanlarda bel ağrılarının fıtıktan kaynaklandığı şeklinde yaygın bir görüş söz konusu. Omurga ağrısı yaşayan bireylerin yarısında MRG (emar) sırasında boyun ve bel fıtığı görülmekte dolayısıyla da hastalar omurga ağrılarını sürekli olarak bel ağrısı ile karıştırmaktadır” diyor. Bel ağrısının nedenleri nelerdir? Özellikle omurilik ve sinirlerin geçtiği kanalların daralması, sinirlerin sıkıştırması sonucu omurga kanalında yaşanan daralma bel ağrılarına sebep olabilir. Omurlarda kayma ve biçim bozuklukları da bel ağrısı sebebidir. Bu omurga rahatsızlıklarında kişinin hareketleriyle beraber ağrı da artmaktadır. Bu hastalıkların ilerlemesi kişinin yaşam kalitesini düşürdüğü gibi, yaşamını idame ettirmesinde olumsuz sonuçlar da doğurmaktadır. Tedavi edilmediği takdirde ciddi sorunlara sebep olabilecek bu ve bu gibi omurga rahatsızlıkları erken teşhis ve doğru yöntemlerle tedavi edilebiliyor.

136

Mart 2015


AKTÜEL

Tiroid nodülleri için

düzenli kontrole gidiyor musunuz? Medistate Kavacık Hastanesi Kulak Buran Boğaz uzmanları Doç. Dr. Rauf Tahamiler ve Doç. Dr. Mehmet Eken tiroid nodüllerini anlatıyor.

T

iroid nodülleri toplumdaki her 2 kişiden 1’inde görülecek kadar yaygın bir sorun. Hiçbir belirti vermemesi hastaların büyük çoğunluğunun bu sorundan habersiz yaşamalarına neden oluyor. Bilinmesi gerekenleri Medistate Kavacık Hastanesi Kulak Buran Boğaz uzmanları, Doç. Dr. Rauf Tahamiler ve Doç. Dr. Mehmet Eken

anlatıyor. Tanı nasıl konur? Öncelikle hastanın T3, T4 ve TSH dediğimiz hormon değerlerine bakılır. 1 cm’nin üzerindeki nodüller elle fark edilebilir. Daha küçük olanlar ultrasonla tespit edilebilir. Ayrıca sintigrafi ile nodülün sıcak mı yoksa soğuk nodül mü olduğunun ayrımı yapılır. Kanserleşme açısından kimler risk altındadır? Nodüllerin %90’ı iyi huylu

138

Mart 2015

tümörlerdir; %10’unda kanserleşme riski vardır. 20 yaş altı ve 60 yaş üstü kişilerde nodüllerin kanserle ilişkili olma olasılığı daha yüksektir. Ailesinde tiroit kanseri hikayesi olanlarda, daha önce vücudunun herhangi bir bölgesine ya da boyun bölgesine radyasyon almış kişilerde de kanserleşme riski daha yüksektir.

Kontroller hangi sıklıkla ve nasıl yapılmalıdır? Ultrason incelemeleri sonucunda elde edilen verilere göre, nodüller düzensiz bir yapıya sahipse, içerisinde kireçlenmeler taşıyorsa, gittikçe büyüyorsa, dokuya yapışıksa bunlarda kanserleşme ihtimalinin yüksek olduğunu düşünerek ince iğne biyopsisine göndermek gerekir. Başka bir bakış açısıyla, riskleri azaltmak için, şüpheli ultrason sonucu olan her nodül için biyopsi gerekir. Biyopside

temiz çıkan hastalar takibe alınır. 6 aylık takip sonucunda büyüme tespit edilirse tekrar ince iğne biyopsisine başvurulur. Bu süre zarfında herhangi bir değişiklik görülmemişse takip devam eder. 1 cm üzerinde, biyopsisi şüpheli çıkan hastalarda ve biyopsi sonrasında kanser hücresi tespit edilen hastalarda ameliyat önerilir. 1 cm’den küçük nodülleri olan kişilerin de 6 ay aralıklarla kontrol edilmesi gerekir. Büyüme tespit edilirse biyopsi gerekir. Birden çok nodülü olan hastalarda ise ulaşılabilen tüm nodüllerden biyopsi alınmalıdır. TIROIT CERRAHISI DENEYIM GEREKTIRIR Tiroid ameliyatlarında eskiden uygulanan tiroidin bir kısmının alınması yaklaşımı artık uygulanmıyor. Nodülün yerleşimine göre, ya tek lob ya da iki lob birden tamamen çıkarılıyor. Halen en sık tercih edilen yöntem açık cerrahidir. Tiroit cerrahisi deneyim gerektirir. Çünkü ses telleri sinirleri ve vücudumuzun kalsiyum dengesini sağlayan paratiroit bezi gibi çok hassas noktalara yakındır. Tiroid cerrahisi kişiye özel yapılır. Ameliyatların deneyimli cerrahlar tarafından yapılması ve bu hassas bölgelerin korunması gerekir. Ameliyat sonrasında dikkat edilmesi gerekenler Tiroit bezlerinin tamamı çıkarıldıysa hastanın ömür boyu tiroit hormonu kullanması gerekir. Özellikle kanser hastaları düzenli olarak takip edilmelidir.


AKTÜEL

8-14 Mart Dünya Glokom Haftası: Glokomda erken tanı hayati önem taşıyor Tedavi edilmezse telafisi olmayacak şekilde görme kaybına yol açan glokom hastalığı dünya genelinde 67 milyon kişiyi etkiliyor. Hastalar glokom olduklarını fark etmeden önce görme yetilerinin %40’ını kaybedebiliyorlar. Görme yetisinin korunabilmesi için erken tanı ve düzenli tedavi şart

D

ünya genelinde yaklaşık 67 milyon kişi glokom hastalığıyla yaşıyor ve bunların neredeyse yarısı glokom olduklarını bilmiyorlar. Diğer bir deyişle, 30 milyondan fazla, yani Yunanistan ve Romanya’nın toplam nüfusundan daha fazla insan farkında bile olmadan görme yetilerini kaybediyor. Günümüzde, dünya

genelinde bu hastalık yüzünden kör olmuş 4.5 milyon kişi bulunuyor. Glokom dünya genelindeki önlenebilir körlük nedenleri arasında ikinci sırada yer almasına rağmen, hakkında çok az şey bilinen bir göz rahatsızlığıdır. Novartis, glokom hastalığıyla yaşayanlara tedavi çözümleri sunan grup şirketi Alcon işbirliğinde, 8-14 Mart Dünya Glokom Haftası

kapsamında bu hastalığın potansiyel tehlikeleri ve görme yetisini koruyabilmek için düzenli göz muayenesine dikkat çekmek amacıyla bir toplantı düzenledi. 12 Mart’ta Ankara’da gerçekleşen toplantıda İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Glokom Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik erken teşhisin çok önemli olduğu bu hastalıkla ilgili bilgiler aktardı. “Glokom, hastanın görüşü bozulana kadar sessizce ilerleyebilir ve yıllarca teşhis edilemeyebilir. Tedaviye başlayabilmek için bu göz rahatsızlığının yeterince erken tespit edilebilmesinin tek yolu düzenli göz kontrolleridir” diyen Prof. Dr. Nevbahar Tamçelik, şu anda glokomun kesin bir tedavisinin olmadığını ancak etkin tedavi yöntemleriyle ilerlemesini yavaşlatmanın mümkün olduğunun altını çizerek, artan oküler basıncın, glokomun en önemli ve düzeltilebilir risk faktörü olduğunu, yani göz tansiyonunun kontrol altında tutulmasının, glokom hastalarının görme yetilerini koruyabilmesinde yardımcı olduğunu belirtti. Dünya Glokom Haftası: Görme yetinizi korumak için neler yapabilirsiniz? Göz muayenesi için randevu alın. Glokom “sessiz göz hırsızı” olarak bilinir ve belirtileri fark edilemez. Siz fark edene kadar görme yetinizin neredeyse %40’ını kaybetmiş olabilirsiniz.

140

Mart 2015


AKTÜEL

DİPNOT DÜNYA GLOKOM HAFTASI

Yani bir göz doktorunun düzenli kontrolünden geçmek esastır. Glokom hakkında fikir alışverişinde bulunun. Bebeklerden yaşlı insanlara kadar herkeste glokom olabilir. Ebeveynlerinizle, ailenizle, arkadaşlarınızla ve meslektaşlarınızla bu hastalık hakkında ve erken teşhisin önemi hakkında konuşun. Yakınlarınızın glokom ilaçlarını kullanmalarını sağlayın. Yeterli düzeyde bir tedavi neticesinde, glokom hastaları görme yetilerini korur. Ancak glokom hastalarının neredeyse %25’i kendilerine reçete edilen ilaçları kullanmamaktadır. Hastaların %50’si de ilk altı aylık tedavi esnasında ilaçlarını kullanmayı bırakmaktadır ki bu tür ihmaller görme kaybıyla sonuçlanabilir. Glokom Halk arasında ‘göz tansiyonu’ olarak bilinen glokom; optik sinirin ilerleyen nitelikte hasar görmesine yol açan bir göz hastalığıdır. Gözün aldığı bilgilerin beyne iletilmesinde optik sinir hayati öneme sahip olduğundan, tedavi edilmediğinde, glokom yavaş yavaş ve telafi edilemez biçimde görme kaybına ve nihayetinde körlüğe neden olabilir.

142

Mart 2015

Glokom hastalığının sebebi tam olarak bilinmemektedir. İki ana glokom tipi mevcuttur: Primer veya açık açılı glokom ile akut veya kapalı açılı glokom. Tüm glokom vakalarının yaklaşık %90’ı açık açılı glokomdur. Bunlar genellikle semptomsuz gelişir ve iyice ilerleyene kadar tespit edilemez. Diğer taraftan, kapalı açılı glokoma daha nadiren rastlanır ama hemen tedaviye başlanması gerekir. Kapalı açılı glokomun belirtileri arasında şiddetli ağrı, bulantı, gözde kızarma ve bulanık görme sayılabilir. Glokom tedavileri ve risk faktörleri Glokomun kesin tedavisi yoktur ve görme kaybı telafi edilemez. Ancak tedavi neticesinde, görme yetisi olduğu gibi korunabilir. Glokom; göz damlaları, oral ilaçlar, lazer cerrahisi, geleneksel cerrahi ve bu yöntemlerin bir kombinasyonu ile tedavi edilebilir. Göz içi yüksek basınç gibi faktörlerin yanı sıra, aşağıdaki kişilerde glokom riski yüksektir. Ailesinde glokom rahatsızlığı bulunanlar 40 yaşın üzerindekiler Diyabeti, yüksek tansiyonu ve kalp rahatsızlığı bulunan kişiler Fiziksel göz hasarı bulunan kişiler Uzun süre steroid kullanmış kişiler

8-14 Mart Dünya Glokom Haftası (WGW); Dünya Glokom Birliği (WGA) ile Dünya Glokom Hastaları Birliğinin (WGPA) glokom ve göze verdiği zararlar, hayatınızı nasıl etkileyebileceği ve teşhis ile tedavisi hakkında farkındalık yaratmayı amaçlayan ortak ve küresel bir girişimdir.


AKTÜEL

Katarakt Ameliyatı Olanlara

MÜJDE

Katarakt ameliyatı sonrası gerçekleşen enfeksiyon için yeni bir antibiyotik üretildi.

K

atarakt ameliyatı sonrası oluşan enfeksiyonu önlemek için yeni bir antibiyotik üretildiği açıklandı. Katarakt ameliyatı sonrası oluşan göz içi enfeksiyonu (Endoftalmi) bilinirliğini artırmak ve güncel tedavi yaklaşımları hakkında basın toplantısı düzenlendi. İstanbul Hilton Otel’de gerçekleşen toplantıya, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, Avrupa Katarakt ve Refraktif Bozukluk Cerrahları Derneği (ESCRS) Eğitim Komitesi Başkanı Prof. Dr. Peter Barry, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Uzmanı Prof.Dr. Altan A.Özcan, Ankara Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yonca Akova ve çok sayıda basın mensubu katıldı. Toplantıda; katarakt ameliyatı son-

rasında endoftalmiye bağlı körlük ve görme azalmalarının nasıl önlenebileceği konuları ele alındı. Türkiye’de yılda 450 bin civarında katarakt ameliyatı yapıldığını belirten Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Bu sayı Avrupa Birliği ülkelerin de 4- 4,5 milyon civarında. Dünyada ise yılda 25-26 milyon civarında katarakt ameliyatı yapılıyor. Tabi bu çok yüksek bir rakam. Bu ameliyatlarda ki riskleri azaltmaya çalışıyoruz. Bu konuda dünyada yapılmış en büyük antibiyotik çalışmasını Prof. Dr. Peter Barry yönetti’’ dedi. “Enfeksiyon konusunda önemli bir güvence veriyor” Katarakt ameliyatı başta olmak üzere, tüm göz içi ameliyatları sonrasında enfeksiyon riski oranının binde 3 oranında olduğuna da dikkat çeken Prof. Dr. Süleyman Kay-

nak, “Avrupa Katarakt Derneği’nin yapmış olduğu çok merkezli çalışma gösterdi ki, enfeksiyon risk oranı ameliyat sonrası gözün içine antibiyotik verilerek ciddi anlamda düşürülebiliyor. Bu antibiyotik çalışması şu an 16 ülkede ruhsatlandı. Türkiye’de de ruhsatlandı. Bu çalışma sonucunda gerçekleştirilen antibiyotik, katarakt ameliyatı sonrası enfeksiyon önlemi konusunda bize çok önemli bir güvence veriyor” diye konuştu. Düşüş görüldü Avrupa Katarakt ve Refraktif Bozukluk Cerrahları Derneği (ESCRS) Eğitim Komitesi Başkanı Prof. Dr. Peter Barry, ESCRS çalışmasıyla geliştirilen antibiyotik ile göz içi enfeksiyonunda ciddi oranda düşüşler olduğuna değindi. Barry, “Yaptığımız antibiyotik çalışmasıyla, ameliyat sonrası göz içi en-

Cerrahlar için artı bir değer Ankara Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yonca Akova ise “Geliştirilen antibiyotik biz cerrahların ihtiyacını karşılayan artı bir değerdir. Yapılan cerrahi yöntem her ne kadar iyi uygulanmış olsa da sonrasında enfeksiyon riskini de en aza indirmek gerekmektedir.

144

Mart 2015


AKTÜEL

DİPNOT Türkiye’de kaç katarak ameliyatı yapılıyor?

feksiyonu (endoftalmi) geçirme sıklığında 5 misli düşüş görüldü. Bunun sonucunda her şeyden önce Avrupa’da da uygulamalarımızı değiştirdik ve geliştirdiğimiz antibiyotik ilacına yöneldik. ESCRS çalışması tamamlandıktan sonra katarakt ameliyatı sonrası görülen, körlüğe dahi neden olan göz içi enfeksiyonu tedavisinde antibiyotik kullanımıyla önemli adım atıldı. Ruhsatlı bir ticari ürün geliştirdik. Geliştirilen antibiyotik onaylı ve ruhsatlı olduğu için çok şanslıyız’’ diye konuştu. Toplantıda konuşan Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Altan A. Özcan da, “Katarakt ameliyatı sonrası endoftalmi, katarakt ameliyatı sırasında gözün içine girmiş olan bakteri, mantar veya nadiren parazitlere bağlı olarak gelişen, inflamatuar (iltihabi, yangısal) bir süreçtir. Diğer bir deyişle, gerekli önlemler alınmazsa, katarakt ameliyatı sırasında cerrahi bölgeye bulaşan mikroorganizmalar daha sonra göz içine yayılarak endoftalmi gelişmesine neden olurlar. Katarakt cerrahlarının görmek istemediği bu durum için ameliyatlarda tedbir almalıyız” dedi. Endoftalmi enfeksiyonun oluşmasında ameliyathane ortamının ayrı bir risk faktörü old-

146

Mart 2015

uğunu vurgulayan Özcan, “Göz kapaklarında iltihap olan hastalar tedavi olmadan ameliyata alınmamalıdır. İmmun sistemi bozuk olan hastalar, diyabetli hastalar, ameliyathane ortamının yetersiz sterilizasyonu risk yaratan faktörlerdendir” diye konuştu. Ankara Bayındır Kavaklıdere Hastanesi Göz Sağlığı ve Hastalıkları Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yonca Akova ise “Geliştirilen antibiyotik biz cerrahların ihtiyacını karşılayan artı bir değerdir. Yapılan cerrahi yöntem her ne kadar iyi uygulanmış olsa da sonrasında enfeksiyon riskini de en aza indirmek gerekmektedir. Yapılan cerrahi müdahale sonrası, sadece bu iş için üretilen onaylanmış bir antibiyotiğin olması biz göz hekimlerini tıbbi ve hukuki olarak rahatlatacaktır” ifadelerini kullandı.

Türkiye’de yılda 450 bin civarında katarakt ameliyatı yapıldığını belirten Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Bu sayı Avrupa Birliği ülkelerin de 4- 4,5 milyon civarında. Dünyada ise yılda 2526 milyon civarında katarakt ameliyatı yapılıyor. Tabi bu çok yüksek bir rakam. Bu ameliyatlarda ki riskleri azaltmaya çalışıyoruz. Bu konuda dünyada yapılmış en büyük antibiyotik çalışmasını Prof. Dr. Peter Barry yönetti’’ dedi.


AKTÜEL

Ateş başlı başına bir hastalık değildir Türkiye Hastanesi Çocuk Servisi doktorlarından Uzm. Dr. M. Mahsum Koşal çocuklarda ateşi tetikleyen ve alınması gereken önlemleri anlattı.

A

teş bir hastalık değil, hastalık habercisidir. Başta enfeksiyon hastalıkları olmak üzere, birçok hastalığın (bağ dokusu, eklem, kas ve romatizmal hastalıkların, metabolik ve endokrin problemlerin, malignitenin) ilk bulgusu ateş olabilir. Ateşin çocuklarda ise vücut ısısının 38 derecenin üstüne çıkmasıyla kendini gösterir. Anne babaların en çok endişelendikleri konuların başında gelen ateş hakkında Türkiye Hastanesi Çocuk Servisi doktorlarından Uzm. Dr. M. Mahsum Koşal çocuklarda ateşi tetikleyen ve

mümkünse ılık bir duşa sokabiliriz. Eğer söz konusu olan bebek ise, bir kaba ılık bir su konarak bebeğin başına, koltuk altlarına ve kasıklarına ılık havlu uygulamak faydalı olabilir. Bu uygulamayı 20 dakika sürece yaparsanız ortalama 1 derece ateşi düşürebilirsiniz.” dedi. Ayrıca Koşal ilk aşamada evdeki ateş düşürücü fitil ya da şuruptan çocuğun yaşına uygun olarak vermenin uygun olacağını söyledi.

alınması gereken önlemleri anlattı. Ateşlenmiş çocuğun üzerindeki fazlalık giysilerin çıkarılması gerektiğini söyleyen Koşal, “Çocuğumuzu hemen soyarak

%3’ünde görüldüğünü belirtti. Ateşli havalenin 5 ay ile 6 yaş arasında görüldüğüne dikkat çeken Koşal, bu durumun genelde ailevi bir hikayesi olduğunu da ifade etti. Ateşin

148

Mart 2015

yükselmesi durumunda kendini kasma, bilinç kaybı gibi dramatik durumların oluşabileceğine dikkat çeken Koşal, bu durumun önceden ön görülmesinin mümkün olmadığını söyledi. “Çoğu havale nöbeti kendiliğinden durur. Beyinde hasara yol açma olasılığı çok düşüktür.” diyen Koşal, bu tip durumlarda çocuğa evdeki ilk müdahalenin ardından havalenin sebebinin öğrenilmesi ve tedavisi

Ailelerin en büyük korkusunun havale olduğunu söyleyen Koşal, oysaki ateşli havalenin çocukların

amacıyla mutlaka çocuk doktoruna gidilmesi gerektiğini söyledi.


AKTÜEL

Argus II için

2 merkez yetkilendirildi Argus II Retinal Protez Türkiye’de yetkilendirilen, Prof. Dr. Emin Özmert’in önderliğinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vehbi Koç Göz Hastanesi ve Prof. Dr. Dilek Güven önderliğinde Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Bölümünde uygun bulunan hastalarda uygulanabilecek.

S

econd Sight Medical Products, Inc. (NASDAQ: EYES) (“Second Sight”) tarafından yapılan duyuruda, Dünya’nın ilk ve tek FDA onaylı ve CE sertifikalı retinal implantının Türkiye’de bulunan görme engelli hastaların kullanımı için tek yetkili mümessilinin Erişçi Elektronik olduğu bildirildi. Argus II Retinal Protez Sistemi

yanıt verebilen retinaya sahip hastalara endikedir. Diğer önemli bir husus olarak önceden normal şekilleri ve objeleri görmüş olan hastalar implante edilebilmektedir. Bugüne kadar Argus II esas olarak nadir görülen bir hastalık olan Retinitis Pigmentosa (RP), tavuk karası, hastalarını tedavi etmek için kullanılmıştır. RP genetik bir hastalık

liyet göstererek önlenebilir/tedavi edilebilir durumların haricinde kalan körlüklerde bir miktar görüş kazanımı sağlayarak kör kabul edilen bireylere yardımcı olmaya çalışmaktadır. Gelecekte Türkiye’de Orion kortikal protez sisteminden 150.000’den fazla bir popülasyonun potansiyel olarak faydalanacağı düşünülmektedir. Argus II Retinal Protez Türki-

hastaların görme duyularında kısmi olarak artış kazandırarak hastalara bağımsız yaşayabilme potansiyeli sunuyor. Türkiye’de 2 merkez yetkilendirildi Argus II Retinal Protez 25 yaş ve üzeri, ileri ve çok ileri derecede dışarı retina dejenerasyonu ve aynı zamanda ışık algısı bulunan veya ışık algısı yoksa elektriksel uyarılara

olup erken yaşlarda başlamakta, zaman içerisinde görüş kaybına sebep olmakta ve körlükle sonlanabilmektedir. Türkiye’de yaklaşık 28.000 kişinin (her 2719 kişide 1’i) Retinitis Pigmentosa (Tavuk Karası) hastalığından muzdarip olduğu düşünülmektedir. Second Sight aynı zamanda Orion kortikal protezlerinin geliştirilmesi alanında da faa-

ye’de yetkilendirilen, Prof. Dr. Emin Özmert’in önderliğinde Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Vehbi Koç Göz Hastanesi ve Prof. Dr. Dilek Güven önderliğinde Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Bölümünde uygun bulunan hastalarda uygulanacak. Yakın gelecekte daha fazla kliniğin yetkilendirilmesi beklenmekte. Argus

150

Mart 2015


ARGUS

II Retinal Protezi, Dünya’da 90’dan fazla hastaya implante edilmiştir. Tedavi, Almanya, Fransa, Sudi Arabistan, İtalya, İspanya, İsviçre, Birleşmiş Krallık (İngiltere), Hollanda, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’da yetkilendirilen kliniklerde verilmektedir. Argus II Sistemi Avrupa’da CE sertifikasyonunu 2011 yılında ve Amerika’da FDA onayını 2013 yılında almıştır. Argus II geri ödemesi ABD, Almanya, Fransa, İtalya ve Sudi Arabistan’da sağlık yetkililerince yapılmakta. Türkiye’de geri ödemenin yapılması için gerekli başvurular Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) nezdinde yapıldığı açıklandı.

Erişçi Elektronik Merkezi İstanbul, Türkiye’de bulunan Erişçi Elektronik 1990 yılında işitme kaybı olan bireylere hizmet etmek amacıyla kurulmuştur. Erişçi Elektronik Ltd.’nin, ileri derece veya total işitme kaybı olan hastaların işitmelerini sağlayan, cerrahi olarak implante edilen elektronik aletler olan koklear implant konusunda on beş yıldan fazla deneyimi vardır. Argus II Retinal Protez Sistemi, koklear implant ile çalışma prensipleri, sistem kurulumu ve kurulum sonrası rehabilitasyon bakımından benzerlik göstermektedir.

Second Sight Los Angeles, Kaliforniya’da bulunan Second Sight Medical Products, Inc., 1998 yılında RP gibi dış retina dejenerasyonu sebebiyle kör olan hastalarının görmelerini sağlamak için retina protezi üretmek amacıyla kurulmuştur. Kendini adayarak ve yenilikler sayesinde Second Sight’ın misyonu göremeyen bireylere daha bağımsız hayatlar sunmak için implante edilebilen görsel protezler geliştirme, üretme ve piyasaya sunmakdır. ABD’deki merkez ofis Sylmar, Kaliforniya’dadır. Avrupa’daki merkezi ise Lausanne, İsviçre’dedir.

Mart 2015

151


AKTÜEL

Erken Teşhis

Yüz Güldürüyor Bayındır Hastanesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji bölümünden Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz, “Araştırmalara göre kolonoskopi ile tespit edilmiş olan her 20 polipten birisinin müdahale edilmezse zamanla kolon kanserine döndüğü saptanmış durumdadır” diye konuştu.

D

ünyada akciğer ve meme kanserinden sonra üçüncü sıklıkta karşılaşılan kalın bağırsak kanseri olarak da bilinen kolon kanserinin toplum-

Bayındır Hastanesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji bölümünden Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz

152

Mart 2015

da 50 yaştan sonra sıklaşarak görüldüğünü belirten Bayındır Hastanesi Gastroenteroloji ve Hepatoloji bölümünden Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz, erken tespitin tedavinin başarı şansını artırdığını belirtiyor. Prof. Dr. Gürbüz, “Kolon kanseri vakalarının yüzde 90’ında teşhis konulduğunda hasta yaşı 50 ve üzerindedir. Kolon kanseri vakalarının yüzde 95’inde hastalığın başlangıcı kolon polipleri şeklinde ortaya çıkmaktadır. Yani kolon kanserinin ana nedeni kalın bağırsak polipleridir” diyerek poliplerle ilgili şu bilgileri veriyor: “Kolon polipleri kalın bağırsaktan alınmazlarsa ceviz iriliğindeki ölçülere ve bazıları kalın bağırsakların tamamen tıkayacak büyülüklere varabilir. Bu polipler irileştikçe kolon kanserine dönme olasılığı artış gösterir. Bir santimetre çaptaki bir adenomatöz polibin kanserleşme ihtimali yüzde 2-3 iken, 2,5cm bir polibin kansere dönme ihtimali yüzde 50 seviyesindedir. Görüldüğü gibi kolon poliplerinin kolon kanserine dönüşmesinde standart bir risk oranı bulunmayıp, polibin büyüklüğü veya polibin patolojik incelemesi sonunda erişilen bulguların özelliğine göre belirlenen riskler mevcuttur. Her kalın bağırsak polibi kolon kanserine dönmez. Ancak kolonoskopi

ile tespit edilmiş olan her 20 polipten birisinin müdahale edilmezse zamanla kolon kanserine döndüğü saptanmış durumdadır. Kolon poliplerinin büyüklüklerinin iki katına çıkma süresi birkaç yıl ile ifade edilen bir süredir. Dolayısıyla 50 yaşından sonra belirli aralıklarla yapılacak olan takip amaçlı kolonoskopi uygulamaları kolona ait poliplerin mevcut olup olmadığını ortaya koyarak, bu poliplerin yüksek kanser riski taşıyıp taşımadıklarının tespit edilebilmesine imkân sağlar. Böylece riskli kolon polipleri daha polipleri daha büyük boyutlara varamadan teşhis edilip kolonoskopik yöntemle (polipektomi işlemi) çıkartılabilirler. Dolayısıyla rahatsızlık kolon kanseri evresine varmadan durdurulmuş olur.” Kolonoskopi İle Erken Teşhis Çok sık rastlanan bir kanser türü olmasına karşın kolon kanserinin erken dönemde saptanma şansı olduğunu da vurgulayan Dr. Gürbüz, “İç organ kanserlerinden neredeyse hiçbiri kolon kanserinde olduğu gibi bir öncü anormallik (kolon polipleri) gelişiminden sonra ortaya çıkma özelliğine sahip değildir. Yani sadece kolon kanseri için kanser öncesi dönemde saptanabilme istisnası ve şansı mevcuttur. Dünyada her yıl bir milyon yeni kolon kanseri vakası saptandığı ve


AKTÜEL yine her yıl yarım milyon insanın kolon kanserinden kaybedildiği göz önüne alındığında kolon poliplerini vaktinde tespit etmenin önemi daha kolay anlaşılır” diye konuştu. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri sağlık politikalarında şikayeti olmayan, tamamen sağlıklı bireylerde 50 yaştan itibaren 5 yılda bir kolonoskopik tetkikleri yapılması yolu ile kolon kanseri hastalığının yaşamı tehdit edecek düzeylere varmadan teşhis edilmesi ve böylece ileri dönem kolon kanserinin önlenmesinin kabul gördüğünü ifade eden Prof. Dr. Ahmet Kemal Gürbüz, “Bu nedenle kalın bağırsak kanserinin hastalık polip safhasındayken engellenmesi yahut erken evre kanserken başarıyla tedavi edilmesi, yani hayatın kurtarılması öngörülmektedir” diyor ve kolonoskopinin nasıl yapıldığını şöyle anlatıyor: “Kolon poliplerinin kolonoskopi sırasında alınması işlemi, elektrik kullanılarak polibin sapı yahut tabanından kesilmesi yolu ile gerçekleştirilir. Bu polip alınması işlemi hastada hiçbir ağrı veya rahatsızlık oluşturmaz. Kolonoskopi ile polip alındıktan sonra hastalar aynen sadece kolonoskopi yapıldığında olduğu gibi işlemden 30-45 dakika sonra evlerine gidebilirler. Kolonoskopi ile polip alınan hastaların tedbir açısından işlemden sonraki 24-48 saat boyunca aspirin ve diğer kan sulandırıcı ilaçları kullanmamaları tavsiye edilir. Kolonoskopi yoluyla polip alınması işlemi polibin saplı-sapsız olması, küçük yahut iri olması durumlarında teknik ve zaman açısından bir miktar değişiklik göstermekle beraber kalın bağırsağın içini tamamen dolduracak kadar büyük olanlar hariç, alınamayacak polip yoktur diyebiliriz.”

154

Mart 2015


TEDAVi

Hasta Tedavi Konferansı sonuçlandı Sağlık Bakanlığı ve Cleveland Clinic işbirliğiyle İstanbul’da düzenlenen Hasta Tedavi Konferansı sonuçlandı.

İ

lk Hasta Tedavi Konferansı İstanbul’da gerçekleştirildi. Büyük Cevahir Oteli Toplantı Merkezi, İstanbul’da yapılan iki günlük konferans; Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığının Devlet Hastaneleri Kurumu ve ABD temelli Cleveland Clinic tarafından düzenlendi. Konferans; Türkiye’de en etkili ve verimli biçimde seçkin kliniksel sonuçlar ve insani-amaçlı, hasta-merkezli sağlık hizmeti sunmanın önemi korusunda konuşmalar yapmak üzere sağlık hizmetleri, üniversite ve iş dünyasından uluslararası ve yerel liderleri bir araya getirmiştir. Sağlık Bakanlığından ve diğer yerel kuruluşlar-

sürdürülen Sağlıkta Dönüşüm Programının yalnızca yatırım odaklı politik kararları içermediği hasta merkezli yaklaşımın dönüşüm programının ana unsuru olduğunu belirtti. Dr. Çukurova bu bakış açısıyla bu toplantıya verdiğimiz önem nedeniyle hem Cleveland Clinic çalışanlarına değerli katkıları hem de bu önemli toplantıya katılan Sağlık Bakanlığı personeline ayrı ayrı teşekkür etti. Bu zirvenin bir başlangıç olduğuna dikkat çeken Dr. Çukurova Cleveland Clinic ile birlikte yeni projelerin gerçekleşeceğine olan inancını vurguladı.

Dr. Murat Tuzcu

Dr. Feza Remzi

dan, tümü Türkiye’de hasta tedavisini iyileştirmeyi hedefleyen yaklaşık 1400 sağlık hizmeti profesyoneli konferansa katılmıştır. Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Başkanı Dr. Zafer Çukurova iki günlük zirvenin kapanış konuşmasında Sağlık Bakanlığı’nın gelecek vizyonu içinde hasta iletişiminin önemine dikkat çekti. Son 10 yıldır başarı ile

Yoğun ilgi vardı “Cleveland Clinic’in küresel eğitim girişimleri çerçevesinde, bu tip bir açıklayıcı konferansı düzenlemek için Sağlık Bakanlığı ile işbirliği yapmaktan büyük heyecan ve mutluluk duyuyoruz”, Cleveland Clinic’in Uluslararası Operasyonlar Yetkili Müdürü Rob Stall devam etti: “Katılımcılar geçen iki gün boyunca

158

Mart 2015

uzmanlar ve konuşmacılar tarafından gerçekleştirilen tartışmalara aktif şekilde iştirak ettiler. Bu katılımcılar Türkiye’de ki çok sayıda sağlık kuruluşundan geldiler. Organizasyonlarının stratejik hedeflerine ve hasta tedavisinin iyileştirilmesi için önceliklerine bağlı olarak, Cleveland Clinic uzmanları; bir servis mükemmellik stratejini tanımlayan, bir kültürü hasta-merkezli tedaviye transfer eden ve servis mükemmellik kültürünü sürdüren bir Hasta Tedavi Ofisinin oluşturulmasını teşvik ettiler.” Stall şunları ilave etti: “Cleveland Clinic tüm dünyada sağlık hizmeti liderlerinin büyümesini ve geliştirilmesini kendisine amaç edinmiştir ve bölgede bu tip girişimlerin gerçekleştirilmesine ön ayak olmaya her zaman isteklidir. 2013 yılında, Cleveland Clinic Türk Yetkililerinin yakın işbirliği ve desteği altında İstanbul’da bir irtibat ofisi açmıştır. Ofis; yönetim danışmanlık hizmetlerini kolaylaştırmakta, Türkiye’de tıbbi eğitim girişimlerini desteklemekte ve yerel sağlık enstitüleri ile Cleveland Clinic, Ohio, ABD arasında doktor eğitimi programlarını artırmak için çalışmaktadır. Hasta Tedavi Konferansı bu tip girişimlerin bir örneğidir. “İşyeri kültürü; hasta tedavisinin geliştirilmesinde doğrudan bir anahtar faktördür. Tıbbi görevlileri Konferansta ele alınan araçlar gibi en iyi servis mükemmeliyeti ve iletişimi araçlarıyla desteklemek suretiyle, onları hizmet ettikleri hastalar için en iyi sonuçları üretebilecek bir pozisyona getiriyoruz.” Cleveland Clinic’de Uluslararası Hasta Tedavi Departmanından Kıdemli Müdür Tom Vernon bunları ifade etti. Cleveland Clinic’de Şef Hasta Bakım


Konferans

Görevlisi ve Hasta Tedavi Konferansı konuşmacılarından bir tanesi olan Sheila Miller şunları söyledi: “Hastabakıcılar genel hasta tedavisinin paydaşlarından bir tanesidir. Sunumumda hasta tedavisinde hastabakıcının etkin rolünden bahsettim. Bu etkinlik hastaya yatak-başı işlemlerinde ve klinik uygulamalarda yol göstermekle başlar. Temin ettiğimiz bakım; hastanın fiziksel konforu ve bunun yanı sıra eğitimsel, duygusal ve ruhsal gereksinimleri dahil hastanın karşılaştığı her tür zorlukları kapsar.” Sağlık Bakanlığı vizyonu paylaşıldı Konferansın son gününde, Sağlık Bakanlığı’ndan uzmanlar Bakanlığın doktor ve hasta iletişiminin iyileştirilmesine yönelik vizyonu hakkında konuşmalar yaptılar ve hasta-merkezli tedavi için çizdikleri yol haritasını vitrine çıkardılar ve gerçekleştirdiklerini, mevcut durumu ve gelecekteki hedeflerini açıkladılar. Uluslararası doktorlar daha iyi sonuçları almak için hastanın bilgi seviyesinin iyileştirilmesinin önemine, kişileri sağlık hizmeti tesisinin hasta tedavi vizyonuna angaje etme yöntemlerinden ve kuruluşun kültürünün uyarlanmasında liderliğin ne derece hayati bir rol üstlendiğinden bahsettiler. Anahtar sunumlardan bir tanesi Cleveland Clinic’in mükemmel servis sunumunun temeli hakkındaydı: H.E.A.R.T. ile iletişim kurmak Bu işlem; bir kuruluş içinde servis mükemmellik seviyesini yükseltmek için eğitim programlarını, araçları ve yerel kültürü harmanlayan bir kanıtlanmış tasarım temin etmektedir ve kuruluşun gereksinimlerine özel olarak uyarlanabilmektedir. Erişkin öğrenciler için bu karşılıklı etkileşim eğitimi empati ile iletişim üzerine odaklanmaktadır. Konferansın son eğitim oturumu; kültürel gelişimi sürdürmekte liderlerin rolü hakkında açık oturumdu. Küresel ölçekte değişmekte olan

160

Mart 2015

hasta bakımı yaklaşımı çerçevesinde, Hasta Tedavi programları sağlık kuruluşları için giderek bir olmazsa-olmaz unsur haline dönüşmektedir. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı; ilk Hasta Tedavi Konferansını ve Sağlık Bakanlığı personelini İstanbul’da bir araya getirmek için ABD-temelli Cleveland Clinic ile işbirliği yapmıştır. Cleveland Clinic; dünyada bir Hasta Tedavi Ofisi oluşturan ve bu ofise bir Şef Yönetim Görevlisi atayan ilk önde gelen akademik tıbbi merkezlerden bir tanesidir ve aynı zamanda Birleşik Devletler içinde sadece tasta tedavisi üzerine odaklanmış bir yıllık konferansa ev sahipliği yapan ilk önde gelen akademik tıbbi merkezdir.

koroner damar baypas ameliyatı ve Birleşik Devletlerde ilk yüz nakli dahil birçok tıbbi atılımda öncülük yapmıştır. U.S.News & World Report; yıllık “ Amerika’nın En iyi Hastaneleri” araştırması içinde sürekli olarak Cleveland Clinic’i ülkenin en iyi hastanelerinden bir tanesi olarak dahil etmektedir. 3.000’den fazla tam-zamanlı maaşlı doktor ve araştırmacı ile 11.000 hastabakıcı 120 adet tıbbi uzmanlık alanında ve alt-uzmanlık alanında çalışmaktadır. Cleveland Clinic sağlık sistemi; Cleveland şehir merkezi yakınında bir ana kampüsü, 16 tam-servis Aile-Sağlık Merkezi dahil 75’den fazla Kuzey Ohio ayakta-hasta -tedavi yerleşimini, Cleveland Clinic Florida’yı, Las Vegas’da Beyin Sağlığı için Lou Ruvo Merkezini, Cleveland

Cleveland Clinic Cleveland Clinic; klinik ve hastane tedavisini araştırma ve eğitim ile entegre eden ve kar amacı gütmeyen bir çoklu-uzmanlık alanına sahip ak-

Clinic Canada’yı içerir ve 2015 yılında Cleveland Clinic Abu Dabi’de hasta kabulü planlanmıştır. Cleveland Clinic ayrıca 2007 yılından bu

ademik tıbbi merkezdir. Cleveland, Ohio’da bulunan Cleveland Cliniç 1921 yılında, işbirliği, insani yardım ve yenilik ilkeleri temelinde seçkin hasta bakımı temin etmek düşüncesiyle dört tanınmış doktor tarafından kurulmuştur. Cleveland Clinic;

yana Abu Dabi’ın bölgesel hastanesi Sheikh Khalifa Medical City’yi yönetmektedir. 2012 yılında, 5,1 milyon ayakta-tedavi hastası Cleveland Clinic sağlık sistemini ziyaret etmiş ve 157,000 hasta hastaneye yatış işlemi yapmıştır.


AKTÜEL

Sürekli ağız solunumu yapılması ortodonti problemlerinin kapısını aralıyor Uzun süreli burun tıkanıklığı sonucunda sürekli ağız solunumu yapılması, özellikle çocukluk döneminden gelen ortodonti bozukluklarının başlıca sebepleri arasında yer alıyor.

B

ademcik veya geniz eti büyümesi, burun içindeki kemiklerin eğri olması, çeşitli alerjik reaksiyonlar vd. problemler, solunumum olması gerektiği şekilde burundan başlamasına engel oluyor. Bu durum karşısında zorunlu olarak ağızdan nefes alıp verilmesiyle de çeşitli ortodonti sorunları gelişiyor. Lingual Ortodonti Uzmanı Dr. Cem Caniklioğlu, bir tür fonksiyon bozukluğu olan ağız solunumunun, özellikle gelişim çağındaki çocuklarda görülen dış etkenlere bağlı ortodonti bozukluklarının başlıca sebeplerinden biri olduğunu belirtiyor. Dr. Cem Caniklioğlu sorunun ne şekilde geliştiğini ise şu sözlerle özetleriyor; ‘’Burun tıkanıklığı yaşayan çocuk, hava geçiş yolunu açık tutabilmek için alt çenesiyle birlikte dilini öne ve aşağıya almak durumunda kalıyor. Burun tıkanıklığının uzun sürmesi durumunda ise, alt çene öne doğru yerleşik konuma geçiyor. Alt çenesi ileride olan yetişkin hastlarımızın sağlık geçmişine baktığımızda, pek çoğunun çocukluk döneminde uzun süreler burun tıkanıklığı yaşadığını görüyoruz.’’ Sağlıksız şekilde solunum yapılmasının damak gelişimini de olumsuz etkilediğini belirten Dr. Caniklioğlu, ‘’normal durumda damak kubbesinde duran ve burayı destekleyen dil, burun tıkanıklığı yaşayanlarda alt çenede, alt dişler-

162

Mart 2015

in arkasında durmaktadır. Bu sebeple damak kubbesi derinleşir, üst çene daralır. Dişlerin düzgün şekilde dizilebilmeleri için gereken alanın daralması sonucunda ise, diş çarpaşıklığı kaçınılmaz olur.” Bazı harflerin zor telafuz edilmesi, gülümsendiğinde diş etlerinin aşırı görünmesi, dudakların zor kapanması ve istirahat halindeyken dahi ağzın açık kalması da gene sürekli ağzınan nefes alıp veren bireylerde görülmesi muhtemel sorunlar arasında yer alıyor. Görünmez diş telleri (Lingual ortodonti) ile bütün vakaların tedavisi mümkün Tüm bu etkenler göz önüne alındığında sağlıklı şekilde burundan nefes alamayan çocuğunuzu KBB ve ortodonti uzmanının muayenesinden geçirerek ileride oluşabilecek ortodonti sorunlarının önüne geçebilirsiniz. Şayet söz konusu sorunlar çocukluk döneminden erişkinlik dönemine taşınmış ve diş çapraşıklıkları oluşmuş ise, çözümü için çeşitli ortodonti tedavileri mevcut. Diş tellerinin ve braketlerin dişlerin karşıdan görünen ön yüzeyleri yerine, dil tarafına bakan arka yüzeylerine uygulandığı ve görünmez diş telleri olarak da adlandırılan Lingual ortodonti tedavisi bunlardan biri. Estetik kaygıları ve beklentileri yüksek olan hastaların öncelikli tercihi olan Lingual ortodonti ile tüm vakalar, labial teknik (klasik ortodonti tedavisi) ile aynı süre zarfında tedavi edilebiliyor.

Dipnot Lingual Ortodonti Uzmanı Dr. Cem Caniklioğlu kimdir? Cem Caniklioğlu 1992 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden mezun olmuş, 1993 yılında aynı üniversitenin Ortodonti Anabilim Dalı’nda ortodonti asistanı olarak çalışmaya başlamıştır. 1998 yılında İstanbul Üniversitesi’nden almış olduğu burs ile Amerika Birleşik Devletleri Temple Üniversitesi’nde Lingual ortodonti üzerine eğitim almıştır. 1999 yılında doktora eğitimini tamamlayan Dr. Cem Caniklioğlu, 2003 yılında Avrupa Lingual Ortodonti Derneği (ESLO) ve Dünya Lingual Ortodonti Dernekleri’nin (WSLO) sınavlarını geçerek bu derneklerde aktif üye olma hakkını kazanmıştır. 20002006 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Ortodonti Anabilim Dalı’nda Lingual ortodonti ile ilgili klinik ve bilimsel çalışmalar yapan Dr. Cem Caniklioğlu’nun, Lingual teknik ile ilgili alınmış patentleri, konu ile ilgili yurt içi ve yurt dışında pek çok makalesi yayınlanmıştır. Dr. Caniklioğlu’nun ayrıca, alanında çok sayıda tebliğ ve kursları da bulunmaktadır.


AKTÜEL

“Kanser Teşhisinde

2 Dakikada Sonuç” Medicana Ankara uzman doktorları tarafından etkinlik kapsamında; kanser çeşitleri, son dönem tedavi yöntemleri ve tüp bebek uygulamalarındaki son gelişmeler hakkında bilgiler verildi.

S

on dönemde ülkemizde kadın sağlığı konusunda yaşanan olumsuz olaylar konunun ciddiyetinin de daha çok fark edilmesini sağladı. Özellikle yaklaşan Kadınlar Günü de diğer yıllara oranla önemini arttırdı. Hizmet verdiği alanlarda Başkentte uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunan Medicana Ankara uzman doktorları tarafından etkinlik kapsamında; kanser çeşitleri, son dönem tedavi yöntemleri ve tüp bebek uygulamalarındaki son gelişmeler hakkında bilgiler verildi. Etkinlikte Prof. Dr.

164

Mart 2015

Yusuf Üstün; myom ve kistler, kadın genital kanserleri ve 2 dakikada rahim ağzı kanseri erken teşhisi; Op. Dr. Osman Denizhan Özgün ise; tüp bebekte yaşanan son gelişmeler hakkında bilgiler verdi. Etkinliğe katılan tüm kadınlara da özel avantajlar sağlandı. Doğum sayısı arttıkça rahim kanseri azalır Prof.Dr.Yusuf Üstün: İyi huylu tümörler kanser değildir. Başka bölgelere yayılmazlar, Tamamen çıkartıldığı zaman genellikle tekrarlamazlar. Kötü huylu tümörler ya da kans-

er ise Komşu organ ve dokulara yayıldığı gibi, uzak organlara da yayılır. Rahim kanseri; Gelişmiş ülkelerde en sık rastlanan jinekolojik kanserdir. Kadınlarda 4. Sırada. Hastalığın görüldüğü kadınların %75’i menopozdadır. Kadın kanserleri içinde en hafifi rahim kanseridir. %90 hastada anormal uterin kanama görülür. Çoğunlukla menopoz sonrası kanama şeklinde görülür. Düşük doz KOK kullanımı, doğum sayısı arttıkça ve sigara kullanımı ile azalır. En öldürücü jinekolojik kanser yumurtalık kanseridir. Ortalama görülme yaşı 60-64.


Medicana

DİPNOT MIKROENJEKSIYON ILE GEBE KALMA ORANI YÜZDE 50

Bir kadının yaşamı boyunca yumurtalık kanserine yakalanma riski 70’te 1’dir. Hiç doğum yapmamış kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir. Erken evrede belirgin bulgu yoktur. Adetlerde düzensizlik erken evrelerden itibaren görülebilen bir bulgudur. Tanı konabildiğinde %75 hastada hastalık yumurtalık dışına taşmıştır. Rahim Ağzı Kanseri; Görülme sıklığı 3539 ile 60-64 yaşlar arasında artmakta. Her yıl dünyada 500.000 kadın bu tanıyı alır ve 250.000’i bu hastalık nedeniyle ölür. Standart jinekolojik muayene

sırasında rahim ağzı kanserine dönüşme riski taşıyan kanser öncülü hücre değişimlerini Işıkla Tarama Yöntemi ile smear’e göre 2 yıla kadar varan erken evrelerde tespit etmek artık mümkündür. Türkiye’de jinekolojik muayeneye gitme oranı %13 ’tür. Işıkla Tarama Yöntemi, rahim ağzı dokusunun tüm katmanlarını saf beyaz ışıkla tarar. Dokularda oluşan fiziksel ve kimyasal değişimleri ölçer. Standart jinekolojik muayene sırasında uygulanan bu yöntemle hasta başında 2 dk içerisinde sonuç almak mümkündür.

Op. Dr. Osman Denizhan Özgün; Kadına ait kısırlık sebepleri; Tüplerde çift taraflı tıkanıklık, hasar veya yapışıklık, Rahimle ilgili yapısal sorunlar (endometriozis, myom), Yumurtlama sorunları, Rahim ağzı sorunları, İç salgı sistemi sorunları, Klasik tedavi yöntemleri: Yumurtlama Tedavisi (OI-Ovulasyon İndüksiyonu),Aşılama Tedavisi (IUI-Intrauterin Inseminasyon), Tüp Bebek Tedavisi (IVF) ve Mikroenjeksiyon (ICSI). Gebelik oranları ise aşılamada %12, Mikroenjeksiyon’da % 40-50 civarındadır” şeklinde konuştu.

Mart 2015

165


KRONİK

Kronik hastalıklara karşı ‘İŞTE Destek’ “İşte Destek” projesinin üçüncü toplantısı romatoloji ve kronik böbrek hastalarının katılımı ile Ankara’da gerçekleşti.

K

ronik hastalıklar hem Dünya Sağlık Örgütü hem de Birleşmiş Milletler tarafından 21. yüzyılın en önemli sağlıksorunu olarak tanımlanıyor.(1) Yapılan araştırmalara göre Türkiye’de 22 milyon kişi bir veya daha fazla kronik hastalığın etkisi altında bulunuyor.(2) Kas ve İskelet Sistemi Hastalıkları günümüzde tüm dünyada en sık görülen hastalıklar arasında ön plana çıkarken(3); ülkemizde yapılan değerlendirmelere göre, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun yüzde 22,5’unu oluşturan yaklaşık 12 milyon kişinin günlük yaşamını etkileyen bir faaliyet güçlüğü bulunuyor.(4) Buna ek olarak dünya çapında 2 milyondan fazla kişinin son dönem böbrek hastası olduğu ve bu hastaların 1.7 milyonunun diyaliz tedavisi gördüğü tahmin ediliyor.(5) Ülkemizde ise halen diyaliz tedavisi gören yaklaşık 70.000 son

dönem kronik böbrek hastası bulunmakla beraber; her altı kişiden birini tehdit eden kronik böbrek hastalığının yıllık artış hızının %8 civarında olduğu bildiriliyor.(5) Tüm bu gerçeklerden yola çıkılarak kronik hastalığı bulunan ve bu sebeple iş bulmada güçlük çeken hastalara destek olmak, iş bulma süreçlerinde doğru adımları göstermek ve yeni bir vizyon kazandırmak amacı ile global biyofarma şirketi AbbVie’nin öncülüğünde 2013 yılında başlatılan ‘İşte Destek’ projesinin üçüncü toplantısı bu yıl romatoloji hastalarının da katılımı ile Ankara’da yapıldı. 26 Şubat Perşembe günü Türkiye İş Kurumu’nun desteği ile gerçekleşen bu önemli toplantı kronik böbrek ve romatoloji hastalarını uzman isimler ile bir araya getirdi. ‘İşte Destek’ projesinin Dışkapı

Yıldırım Beyazıt Eğitim Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda yapılan üçüncü toplantısında Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Romatoloji Bilim Dalı’ndan Uzman Dr. Orhan Küçükşahin, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. İbrahim Akdağ ve Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nden İstihdam Uzmanı Savaş Mercan romatoloji ve diyalize giren kronik böbrek hastalarını konuşmaları ile bilgilendirdi. Toplantıda konuşan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Romatoloji Bilim Dalı’ndan Uzman Dr. Orhan Küçükşahin; “Dünyada yaşlı nüfusunun giderek artması ve beklenen yaşam süresinin uzaması nedeniyle Kas ve İskelet Sistemi Hastalıklarının insanlara ve toplu-

DİPNOT “Dünyada yaşlı nüfusun giderek artması ve beklenen yaşam süresinin uzaması nedeniyle Kas ve İskelet Sistemi Hastalıklarının insanlara ve topluma yükü önemli bir şekilde artıyor”

166

Mart 2015


KRONİK

DİPNOT Türkiye İş Kurumu’nun desteği ile gerçekleşen toplantı romatoloji ve kronik böbrek hastalarını uzman isimler ile bir araya getirdi.

(Soldan sağa) Orhan Kucuksahin, Savas Mercan, İbrahim Akdag

ma yükü önemli bir şekilde artıyor. (3) Örneğin ülkemizde yaklaşık olarak 750.000 Romatoid Artrit (RA) ve Ankilozan Spondilit (AS) hastası olduğu tahmin ediliyor. (6,7) Kas ve iskelet sistemi üzerine yapılan ‘Romatoid Artrit ve Ankilozan Spondilit hastalıklarının Türkiye Genelinde Üçüncü Basamak Romatoloji Ünitlerindeki Hastalık Maliyeti adlı çalışmaya göre, ülkemizde RA ve AS hastalıklarının toplam maliyeti 4.3 Milyar Euro’ya ulaşıyor. Bu maliyetlerin önemli kısmını ise iş görmezlik, bakım verenlerin üretim kaybı ve erken emeklilik gibi dolaylı maliyetler oluşturuyor(8). Tüm bu veriler gösteriyor ki hastaların yaşadıkları kronik ağrılar, fiziksel ve sosyal hayatlarını olumsuz etkiliyor ve yaşam kalitelerini önemli ölçüde azaltıyor. “ dedi. Toplantıda hastaları iş bulma yöntemleri, doğru özgeçmiş hazırlama teknikleri ve iş ararken dikkat edilmesi gereken hususlar gibi pratik bilgilerin yanı sıra emeklilik şartları ve kendileri için uygun çalışma koşulları hakkında bilgilendiren Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’nden İstihdam Uzmanı Savaş Mercan ise; ”Kronik hastalıklara sahip bireylerin, iş

168

Mart 2015

arama ve başvurma süreçlerinde nasıl bir yol izlemesi gerektiğini bilmeleri, kendileri için uygun işi bulabilmeleri açışından çok önemli. Ayrıca, bu hastaların devam eden tedavileri ile ilgili bilgileri çalıştıkları kuruma detaylı olarak aktarmalarının, yeterlilikleri ve kuruma yapacakları olumlu katkıyı doğru şekilde ifade etmelerinin de iş arama süreçleri açısından kendilerine fayda sağlayacağını düşünüyorum. Hastalarımıza iş bulmada izleyecekleri yollar konusunda destek olmak ve ülkemizde bu konuda farkındalık yaratmak amacıyla başlatılan böyle önemli bir projenin parçası olmak bizim için son derece anlamlı,“ dedi. Toplantı da konuşan bir diğer isim olan Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. İbrahim Akdağ; “Türkiye’de 15 yaş ve üzerindeki nüfusun %36.8’inin günlük yaşamını etkileyen kronik bir sağlık sorunu bulunuyor. (9) Ek olarak, kronik hastalıklarla yaşayan bir kişi daha erken emekli oluyor, daha az çalışıyor, daha çok işsiz kalıyor, cebinden daha fazla sağlık harcaması yapıyor ve evine daha az para getiriyor.


AKTÜEL

(1) Diyalize giren kronik böbrek hastaları da gördükleri tedaviler nedeniyle gerek sosyal gerekse iş yaşamında sıkıntılar yaşıyor. Bu noktada hastaların iş arama sürecinde kendileri ve sağlıkları için doğru işe doğru şekilde yönelmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda kronik hastalığı olan bireyleri iş bulma konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan, bu konudaki hassasiyetlerine dikkat çeken böyle önemli bir projenin içerisinde yer almaktan dolayı son derece mutluyuz,” dedi. AbbVie Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Seval Aksoy ise; “AbbVie olarak en büyük önceliğimiz hastaların daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine destek olabilmektir. ‘İşte Destek’ projesini de hasta

170

Mart 2015

odaklı yaklaşımımız ve hastaların ihtiyaçlarını ilaçların da ötesinde karşılamak felsefemizden yola çıkarak iki sene önce başlattık. Kronik böbrek hastalarının ve ailelerinin katılımı ile 2013 yılından bu yana gerçekleştirdiğimiz toplantılarımıza bu yıl romatoloji hastalarını da dahil ettik. Projemiz diğer önemli kronik hastalıklara yönelik gerçekleştirilecek toplantılar ile devam ediyor olacak,” dedi. REFERANSLAR • TÜSİAD. Sürdürülebilir Sağlık Sistemi İçin Kronik Hastalık Yönetiminde Elektronik Sağlık Kayıtlarının Rolü. Yayın No: TÜSİAD-T/2012-06/529. Haziran 2012. (Erisişm tarihi: 11 Şubat 2015) h t t p : / / w w w. t u s i a d . o r g / _ _ r s c /

shared/file/SurdurulebilirSaglikRaporu-Haziran2012.pdf • TÜSİAD. Akın A; Ersoy K. 2050’ye Doğru Nüfüsbilim ve Yönetim. Sağlık Sistemine Bakış. Yayın No:TÜSİAD-T/2012-11/533. Kasım 2012. (Erişim tarihi: 11 Şubat 2015) h t t p : / / w w w. t u s i a d . o r g / _ _ r s c / shared/file/Saglik-Sistemine-Bakis. pdf • Woolf AD & Pfleger B. Burden Of Major Musculoskeletal Conditions. Bull World HealthOrgan 2003. 81(9): 646-656 • TÜİK Sağlık Sorunları ve Faaliyet Güçlükleri Yaşayanların İşgücü Durumu Araştırma Sonuçları. Sayı: 13125. 21/02/2012. (Erişim tarihi: 11 Şubat 2015) http://www.tuik.gov.tr/HbPrint. do?id=13125 • http://www.tbv.com.tr/media/ buyuk_MEDKONGRE_MART_2013. jpg (Erişim Tarihi: 11 Şubat 2015) • Türkiye Romatoloji Derneği. Romatoid Artrit ve Tedavisi. (Erişim Tarihi: 11 Şubat 2015) http://www.romatoloji.org/static/ trd_patient_guides/files/TRD-Romatoid_Artrit_ve_Tedavisi.pdf • Türkiye Romatoloji Derneği. Ankilozan Spondilit ve Tedavisi. (Erişim Tarihi: 11 Şubat 2015) http://www.romatoloji.org/static/trd_patient_guides/files/TRDAnkilozan_Spondilit_ve_Tedavisi. pdf • Malhan S ve arkadaşları. The cost of care of rheumatoid arthritis and ankylosing spondylitis patients in tertiary care rheumatology units in Turkey. Clin Exp Rheumatol. 2012. 30(2): 202-7 • T.C. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı. Sağlık Sorunları ve Faaliyet Güçlükleri Yaşayanların İşgücü Durumu Araştırma Sonuçları. Sayı: 13125. 21/02/2012. (Erişim tarihi: 11 Şubat 2015) http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=13125


AKTÜEL

Hastane yöneticiliğinde

bina tadilatlarının yeri ve önemi

S

ağlık sistemimizde en büyük alana sahip ve aynı zamanda harcamalardan en çok payın ayrıldığı sağlık kurum ve kuruluşlarıdır. Bu nedenle Sağlık kurum ve kuruluşlarının yönetimi her dönem büyük önem taşımıştır. Sağlık kurum ve kuruluşlarında insan kaynakları, tıbbi cihaz, hasta hizmetleri yönetimi kadar bina yönetimi de ciddi oranda faaliyet ve maliyet kalemi oluşturmaktadır. Kısacası, bina yönetiminde tadilatlar önemli sorundur. Bu sorunu tetikleyen 3 önemli faktör ise; 1- Çalışan veya yöneticilik anlayışına bağlı tadilat çalışmaları 2- Kervan yolda dizilir yaklaşımı 3- Sel önünden kütük çekme çalışmaları

ki tadilatlar her geçen zamanda artmaktadır. Harcama kalemlerindeki serbestiye göre yoğunlaşan tadilatlarla hastane binasının genetiği bozulmaktadır. Binalarda kolon kesilmeleri olmasa bile traşlama -hilti çalışmaları- kesme ve biçme, şekil vermelerde tahrifat gören bina hızlıca yaşlanmaktadır. Proje üzerinde işlenmeyen değişimler proje hafızasını da zayıflattığı için gittikçe ortaya kaba saba, garip iç dizaynsal şekiller ortaya çıkarmaktadır. Yönetici veya sorumlu hekim değişimlerinde tekrar tadilata uğrayan aynı yapı hem çalışan hemde hasta güvenliğini tehlikeye sokacak boyutlara kadar gitmektedir. Her yöneticinin zevk anlayışına göre dizan edilen bu baraka tipi bölme- kesmeler başlı başına ciddi sorunlar yumağına sahiptir.

Hastanelerdeki tadilat nedenleri ve giderlere oranı Hastanelerin yoğun çalışan ve önemli ünitelerindeki tadilatlar hiç bitmez tükenmez. Kişiden kişiye, hastaneden hastaneye, yöneticiden yöneticiye, sorumlu hekimden ünite sorumlusu hekime göre değişiklik arzeden, iş akışına göre bina içinde-

Tadilat derken; Yenilemeden ziyade yık-yeniden yap, güncel sorunlara çözüm amaçlı bina içinde yapılan oda-bölme-duvar yeri değişimleri (alan genişletme-daraltma-yer değiştirme-bölme için yıkıp yeniden yapma, dar alanların bölünerek yeni ünite kurma ) çalışmalarıdır. Tadilat çalışmaları esnasında, hasta

172

Mart 2015

kaybının yanı sıra ciro kaybı ve gider artışı görünmez kalemler arasında olup performans raporlarına yansımamaktadır. Çalışan sağlığına da (toz, gürültü, ağır yük nakli)büyük zarar veren tadilatlara; Yapımı yeni tamamlanarak yeni faaliyete açılmış hastanelerin acil servis dahil bir çok önemli branş alanlarında kapsamlı olarak yapıldığı görünen bir gerçektir. Bu realite proje yapan ve uygulayan ile üniteyi çalıştıracaklar arasında ciddi kopukluğun bir işareti midir yoksa başka değişken faktörler mi vardır bu konu, ciddi anlamda ele alınıp incelemeye tabi tutulması gereken bir olgudur. Değişim, planlama, mimari çizim ve detay projelendirmenin yanı sıra yapılacak değişimlerin yeni projeye işlenmesini gerektiren bu tadilat çalışmalarının hiçbir aşamasında mimar-mühendis ve teknik ressamın bulunmaması ise vahim bir gerçektir. Kim -niçin- neden- hangi gerekçelerle bu tadilatları planlar ve yaptırır bunun bir yazılı izahatı yoktur. Tadilatları gerekli kılan birçok faktör olabilir. Ancak bunun bilimsel ve pojelendirme temellerine oturtulması kurumsal davranışın bir tezahürüdür. Ön etüd denilen fizibilite çalışmaları eksikliği tadilatı zorunlu kılmaktadır. Kapasitenin yanlış belirlenmesi bina içi işleyişi etkiler. Bu nedenle istatistiki verilerin yanı sıra planlama çalışmalarında rakamsal bulguların alanda kullanılırlığı sağlamak tadilatı frenleyecektir. Tadilat olmalı mıdır? Ne kadar olmalı bunun bir sınırı var mıdır? Aksi halde kişiye-anlayışa-bakış açısına- binasına göre değişik oranlarda vuku bulan tadilat ile güncel sorunlara çözüm bulmak amacıyla yapılan tadilatlar bir türlü bitmeyecektir.


AKTÜEL

İyimser bakışa göre, başlamak bitirmenin yarısıdır. Yarım kalmış işlerin yolda tamamlanabileceği, önemli olanın yola çıkmak olduğunu mantığına denir. Diğer bakışa göre ise, hele bir yola çıksınlar, olduğu kadar olur. Bir şekilde yolda gidilir, nasıl gidildiği önemli değildir. İş konusunda tezcanlı, planlama alışkanlığı olmayan, ötesini berisini düşünmeden atlamak sağlık sektöründe barınması gereken anlayışa terstir ama günümüz sağlık kuruluşları yönetiminde yer bulabilen bir tarz haline gelmiştir. Karmaşık üretim sistemine sahip işletmelerde bile bu kapsamda ve sıklıkta tadilat çalışmaları yapılmaz iken günümüzde sağlık kuruluşlarındaki tadilat çalışmalarını anlamakta bazen zorluk çekilmektedir. Bunu sınırlandırmak için merkezi organizasyon yapısında görev alan idarecilere görev düşmektedir. Zor bir işi başarmaktan ziyade başkasının uğradığı yıkımdan çıkar sağlamaya çalışmak, geçici bir felaketten kendine çarçabuk fayda sağlamak anlamında kullanılan bu deyim literatürümüzde ve uygulamalarımızda sıkça karşımıza çıkmaktadır. Kanun, kural, kaideye ve düsturlara uymadan, o anlık çözüm getirme çalışmaları gündelik hayatımızın içinde daima olmuştur. Ancak bu tür davranış her zaman sağlıklı sonuçlar vermeyebilir. Bu nedenle rakamsal veriler ve istatistiki çalışmaların yanı sıra uygulamaya hakim konunun uzmanları ile birlikte verilecek kararlar doğrultusunda yapılacak işlerde selde can kaybı oluşma durumu son derece zayıflar. Sağlık hizmetleri yönetiminde ortak akıl ve rakamsal veriler doğrultusunda alınan kararlarla sağlıklı sonuca ulaşılır. Kendiliğinden anlık alınan kararlarda tadilat oranı daima yüksek olur. Kurumsal hafıza ve dinamiklere riayet etmeden o anın şartlarına göre sunulan çözümler daha sonra çözüm yerine sorun oluşturabilme-

174

Mart 2015

ktedir. Elbetteki kuşkucu yaklaşım meyve vermez. Sürümcemede bırakarak çözüm getirmemek ise sorunun daha da büyümesine yol açar. Tüm bu gerçekler ışığında zararı ve riski minimize edecek çözümler üretmek tadilatı azaltır. Elbiseyi bedene göre biçerek almak, dar veya bol hazır giyim elbise almaktan çoğu zaman daha avantajlıdır. Bedenimiz ölçülerine uygun diktirdiğimiz elbiseyi severek beğenerek giyeriz. Hazır giyime göre bedene göre dikim ilk başta daha pahalı olabilir. Ancak bedenimize

kütük kapmak oranı yükseldikçe çalışan mutluluğu ikinci plana itilmekte olduğu için çalışanın huzuru azalmakta ve samimi ortamlara rastlamayı güç hale getirmektedir. Çalışan hak ve hukukuna özen gösterilmeyen kurumların ise her geçen gün iç atmosferinin bozulduğunu görmekteyiz. Çalışanına gereken değeri vermeyen kurum ve kuruluşların kurumsal hafızadan yoksun, günübirlik kararlarla, sorunlara anlık çözüm getiren kurum olduğuna şahit olmaktayız. Bu kurumlarda hızla artan personel devir hızına çözüm bulmak

uygun olmayan ölçüde aldığımız hazır giyim elbiseyi bedene uydurmak için yaptırdığımız tadilat gideri, zaman kaybı daha pahalıya gelir ve beğenerek giymek konusunda ise daima sıkıntı yaşarız. Bu nedenle tadilatlar her zaman ilave masraf ve sıkıntıdır. Sağlık kurumlarındaki sel önünden

ise ayrı bir çalışmaya ihtiyaç doğurmaktadır. Bu nedenle sistemin yöneticileri, akışa kendini kaptırmamalı; bazen kenarı çıkıp hızla akan sudan uzaklaşmalı, gözlem yapıp farklı bakış açıları sunabilmek için ek zaman üretmelidirler. Aksi halde suyun hızı ve debisine göre rotaları tutmaz.


AKTÜEL

ÇÖZÜM YOLLARI 1-Basitleştirmek: Karmaşıklık ve çok bilinmeyenli denklemlerin çözümü şeklinde yapılan uygulamalar gerçek olmayan kahraman veya anlamsız önemli işler ortaya çıkmasına sebebiyet vermekte. Karmaşık ve yapımı zor izlenimi veren işleri yapacak talipli bulunmaz. Sorunlar kar

Teknikleri: Talip sayısını artırmak ve çalışma ortamında huzur sağlamak, işini severek yapmak amacıyla Unvan tanımlamasının yanı sıra ilave ücretlendirme çalışanı motive eder ve harekete geçirir. Örneğin; vezne, ayniyat, saymanlık gibi işlerde risk oranına göre ilave ücret uygulaması (kasa tazminatı, yıpranma payı...vb

topu gibi büyür gider. Bu nedenle “zorlaştırmayınız kolaylaştırınız, nefret ettirmeyiniz sevdiriniz” prensibini hakimm kılmalıyız. 2- Risk Oranına Göre İlave Çözüm

) yapılması iş barışını da sağlayacaktır. Sağlık sınıfında yer alan YB sorumlusu, ameliyathane sorumlu hemşiresi, bölüm sorumlularına uygulanan ilave döner ücret uygula-

176

Mart 2015

ması; riskli veya angarya görülerek talibi bulunmayan işlerde çalışanlarına da uygulanabilir. 3-Kurumsal Hafıza Oluşturmak: Kanun, yönetmelik ve genelgeleri uygulamaya işlerlik kazandırmak. Tüm yetkileri bir iki kişide toplayarak departman sorumlularını pasifize etmek yerine güçlü ve sorumluluk sahibi konuma getirmek gerekir. Bu amaçla; İlgili departmanda çalışanları hizmet içi eğitim oryantasyon eğitimlerine ağırlık vererek azami ölçülerde yetiştirmek ve kurumu sahiplendirmek. Oryantasyonda rotasyon çalışmaları; Yedekleyerek yapılacak personel sevk idare ve organizasyonu, işlerin yolunda gitmesini sağlar. Uygulamayı bilmeyen, günübirlik kararlarla yerleri değişen, sorumluluk almaya değmeyecek imkanlara sahip riskli işlerde görevlendirecek etkili çalışan bulma güçlüğü sorunları çoğaltmaktadır. Görevin severek ve isteyerek yapılması durumunda işyerinde ve işte motivasyon doruk noktasında olur. Bu durum iş akışının bütün kadamelerinde etkisini gösterir. “Eğitim” ve “dikkate alma” önemli sorunları çözme aracıdır. Kararlara katılım ve görüşlere müracaat ederek yapılan planlamalar tadilat riskini azaltır. 4- İnsanı Önemsemek: Çalışana verilen değer işin kalitesine direkt etki etmektedir. Çalışanın ötelendiği ve önemsenmediği iş yerlerinde sahipsiz işler çoğalır. Sürekli hırpalanan çalışanlar günü kurtarma peşinde koşarken “sistem” kurulması engellenir. Kendine değer verilmediğini hisseden, düşüncesinin önemsenmediğini gören personel köşesine çekilir sorunu çözme teknikleri geliştirme yerine, verileni yapma yolunu seçmektedir. Bu nedenle insana değer vermek sorun oluşmasını %50 oranında önler. Özellikle insan yoğun çalışma ortamlarında yönetici kararlarına çalışan katılım oranını artırmak risk oranını da azaltarak çalışanların daha mutlu olmasını sağlar.


AKTÜEL

Mobilyalarınız omurganızla

dost mu?

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağatay Öztürk, ev ve ofislerde kullandığınız mobilyaların sağlığınıza etkisini anlatıyor.

D

eyimlerdeki gibi yaşa saydık sağlığımızdan da olurduk herhalde. Tüm vücudumuzu taşıyan ve anatomimizin yapı taşı olan omurga, doğuştan sebepler dışında uzun vadeli ya da ani dış etkilere karşı da savunmasız kalarak rahatsızlıklarla karşı karşıya kalabilir. Omurganıza iyi bakmak için dekorasyon öğelerine ve günlük yaşamınıza çeki düzen vermelisiniz.

Ani hareketler, yanlış duruş-oturuşyatma-eğilme pozisyonları, vücut sağlığına uygun olmayan mobilyaların yanı sıra ofis ortamında aynı pozisyonda uzun süre hareketsiz kalmak, omurga sağlığı için tehdit oluşturur. Özellikle masa başı iş yapılıyorsa, fıtıktan kamburluğa, omurga eğriliğinden boyunda kas kısalmasına kadar pek çok rahatsızlığa maruz kalma riski artar. Sağlıklı insan yattığı yerden belli olur Yüz üstü yatmak, kolu yastık altına alarak kolun üstüne yatmak yerine sırt üstü yatmayı alışkanlık haline getirmek gerekir. Vücut sağlığı

178

Mart 2015

açısından en önemli bölge sırt, omurlar ve bel bölgesidir. Bu sebeple bu bölgeleri destekleyici, omurga doğal eğriliklerini koruyan, vücuttaki eğriliklerin artma ve azalmasına yol açmayan, uygun bir yatakta yatmak idealdir. Aksi takdirde bel ve sırt ağrılarıyla, halsiz ve yorgun kalkar; uzun vadede ciddi sağlık problemleri yaşayabilirsiniz. En iyisi bile olsa yatağınızın ideal kullanım ömrü 5-8 yıl arasıdır. Yatağın sertliği, yastığın şekli ve yüksekliği ile rahatlık ilişkisi kişiden kişiye değişse de ortopedik yastık ve yataklar tercih edilmeli; hatta mümkünse misafirler için de aynı rahatlık sağlanmalıdır. Özellikle doğru yastık-boyun sağlığı ilişkisi düşünüldüğünde, rahat ettiğiniz yastığı yanınızda taşıyarak seyahatiniz esnasında da konforunuzu sağlayabilirsiniz. Doğru yatağı seçtiğinizden emin misiniz? Yatak ve yastığın gözenekli, geniş, dokulu ve sıkı dokunmuş olmasına dikkat edilmeli. Sert-yumuşak-orta yumuşak oluşu fark etmez; önemli olan sizin üzerinde rahat edip etmediğinizdir. Yatağınızı bazanıza göre almak yerine bazanızı yatağınıza uyacak şekilde seçmeye çalışın; sert yataklara yaylı olmayan baza seçmek gibi. Satın almadan önce mutlaka yatağa uzanarak rahatlığını kontrol edin; en rahat denen yatağı bile sizin anatominiz ve omurganız sevmeyebilir. Sert ve yüksek yastık kullananlar iki yastık üst üste koymamalıdır; zira boynunuz yataktan uzaklaşacağı için ağırlık merkezi

haline gelir ve boyun omurlarınızla omuzlarınıza binecek yük fazlalaşır. Yastığınızın içerisindeki malzemeler kimi yerlerde topak olup sertleşmiş kimi yerlerde tam tersi yumuşamış olmasın; düz ve homojen olsun. Yine tercihen boyun bölgesini destekleyici ve omurlarınızı yormayan yastıkları tercih edin. Boynunuzda boşluk kalmaması için bu tarz yastıklardaki dolguların ideal ölçüsü, boynunuzla omuzunuzun bitimi arasındaki mesafe kadar olmalıdır. Salonda sağlıklı yaşamak Ofiste, yatak odasında olduğu kadar oturma odasında da omurga dostu mobilyalar kullanmakta fayda var. Berjer ya da tekli koltuklarda otururken, derinse, arkanıza belinizi destekleyecek ancak sizi öne çok çıkartmayacak ölçüde kırlent kullanabilirsiniz. Ayak pufu bedeninizin doğru ve ağırlığı eşit dağılan pozisyon alması için faydalı olabilir. Vücut anatomisini zorlayan, çok yumuşak ya da sert, sırtı desteksiz, arkaya çok fazla esneyen ve yaslanmak için genişliği derin olan koltuklarda oturmak omurgayı zorlayabilir. Kolçaklı, vücut ortopedisini destekleyen, çökmemiş minder ya da kırlentler, yine oturduğunuz zaman eskidiği için iskeletini hissetmeyeceğiniz koltuklarda yaşamak, omurga sağlığınız için yapabileceğiniz en doğru seçimdir.


AKTÜEL

Kanser tehlikesi

korkutuyor

Ülkemizde en sık görülen kanser türleri dünya geneline benzer şekilde, erkeklerde prostat ve akciğer kanseri kadınlarda ise meme ve akciğer kanseridir. Hem erkek hem de kadınlarda 3.sırada kalın barsak kanserleri yer almaktadır.

K

anser geçmişe nazaran dünyada en sık görülen hastalıkların başında geliyor. Yapılan araştırmalarda Türkiye’de her yıl yaklaşık 250.000 yeni kanser vakası geliştiği belirtiliyor. Halen tedavisi devam eden yaklaşık 450.000 civarında kanser hastasının olduğu bildiriliyor. 2030 yılında bu sayının yıllık yeni vaka sayısı 400.000 ve tedavi edilen

kanser hastası sayısının ise 800.000 civarında olacağı tahmin ediliyor. Dünyada ise, halen 10.000.000 yeni kanser vakası görülürken 2020 yılından sonra özellikle gelişmekte olan veya gelişmemiş ülkelerde belirgin artış ile yıllık yeni vaka sayısının 15.000.000 üzerine çıkması bekleniyor. Emsey Hospital’dan Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Hakan Karagöl konuyla ilgili görüşlerini aktarıyor.

180

Mart 2015

Modern tedavi yöntemleri hastalığın seyrini etkiliyor Kanser günümüzden 30 yıl öncesine göre çok daha iyi tedavi edilen bir hastalıktır. Bunda; cerrahi yöntemlerde görülen belirgin ilerlemeler ile radyoterapi (Işın tedavi) yöntemlerinin içine elektroniğin daha fazla girmesiyle gelişen gamaknife, cyberknife gibi daha gelişmiş radyoterapi yöntemlerin katkısı olmaktadır. Ayrıca, özellikle son 10 yılda insan

sonra geliştirilen bir küçük moleküllü akıllı ilaç ile belirgin yaşam süresi uzaması sağlanmıştır). Kanser özellikle ileri evrede yoğun, uzun ve eziyetli tedavi sürecinin yaşandığı bir hastalık olduğundan, olmamak için çok gayret gösterilmesi gereken bir hastalıktır.

genom haritasının belirlenmesi sürecinde geliştirilmeye başlanmış akıllı ilaçlar (Antikorlar, küçük moleküllü ağızdan alınan ilaçlar vb) ile ileri evre hastalıkta daha önce tedavi edilmesi çok güç kanser türlerinde anlamlı yaşam süre uzamaları elde edilmeye başlanmıştır. (Örneğin, barsak veya mideden kaynaklanan Gastrointestinal Stromal Tümör denilen bir kanser türünde ileri evrede hiçbir tedavi yöntemi ile başarı elde edilemez iken, 2000 yılından

türleri dünya geneline benzer şekilde, erkeklerde prostat ve akciğer kanseri kadınlarda ise meme ve akciğer kanseridir. Hem erkek hem de kadınlarda 3.sırada kalın barsak kanserleri yer almaktadır. En çok ölüm ise hem erkek hem de kadınlarda akciğer kanserinden olmaktadır. Kanserden ölüm nedeninde görülen bu farklılığın sebebi; meme ve prostat kanserinin tedavilere nispeten daha iyi yanıt veren tümörler olmasından kaynaklanmaktadır.

Ülkemizde en yaygın görülen kanser türleri Ülkemizde en sık görülen kanser


Doç. Dr. Hakan Karagöl

Ülkemizde bazı bölgelerde kanser sık bazı bölgelerde az gibi düşünülmemelidir. Bazı bölgelerde bazı kanserler daha sık görülmekte, örneğin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da mide kanserleri diğer kanserlerden sık görülür. Yine yurdumuz bazı küçük coğrafi alanlarında örneğin Mezotelyoma denilen akciğer veya karın zarı kanseri; asbestli beyaz toprağın ev badanasında kullanılması gibi sebeplerden sık görülmektedir. Bu nedenle bölgeler arasında kanser görülme sıklığı benzer ancak kanser türleri sıklığı açısından farklılık görülmektedir. Geçmişte ülkemizde pek görülmeyip gittikçe yaygınlaşan kanser türleri Nedenlerine bakıldığında günümüzde en sık kanser gelişimine sebep olan faktörlerin; kötü beslenme, hareketsiz yaşam, aşırı kilolar, çevre kirliliği ile sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklar ve bazı tür bulaşıcı mikrobik hastalıklar olduğu görülmektedir. Bazı kanser türlerinde genetiğin önemli rolü olduğunu biliyoruz. Çevresel faktörlerin önemli olduğunu gösteren bir diğer hastalık akciğer kanseridir. Zira bundan 150 yıl önce doktorlar akciğer kanserli hasta gördüklerinde, çok az görüldüğü için şaşırırlarmış ancak günümüzde dünya genelinde sigara kullanımında artış ile akciğer kanseri en çok görülen kanser türü haline gelmiştir. Beslenmenin önemli olduğunu gösteren bir veri Japonya’dan ABD’ye göçen kişilerin çocuklarında yapılan bir araştırmada, Japonya’ya özgü daha sık görülen kanserlerin bu çocuklarda daha az görüldüğü, ABD’ye özgü sık görülen kanserlerin bu çocuklarda da sık görülür hale geldiği, bunda değişen beslenme alışkanlıklarının ve çevresel koşulların etkili olduğu belirlenmiştir.

türlerinin %10-15’ni oluşturmakta, yukarda belirttiğimiz kanser nedenleri ise kalan %85’i meydana getirmektedir. Bu faktörler bakıldığında aslında kanserden korunmanın büyük olasılıkla mümkün olacağı anlaşılabilir. Özellikle korunabileceğimiz kanser türleri arasında; mide, barsak, akciğer, pankreas, ağız ve gırtlak, yemek borusu, mesane kanserleri sayılabilir. Bunlarda herbir kanser türüne özgü korunma ve beslenme yöntemleri vardır.

“Kanserden korunmak” mümkün mü? Kanserden korunmak mümkündür. Zira genetik kanserler tüm kanser

Kanser hastalığının kesin çözümü var mıdır? Kanser tedavisi bir gün mümkün olacak. Bu süre belki 10 yıl belki

Kanserle ilgili doğru bildiğimiz yanlışlar! Kanserle ilgili toplum içinde çok söylenen ancak yanlış olan bilgiler: Kanser tedavisi olmayan bir hastalıktır. Kanserli hastaya bıçak vurulmaz. Kemoterapi aslında hastalığı değil hastayı öldürür, hiçbir faydası yoktur. Kanserin çaresi bulundu ancak insanlardan ilaç firmaları kar etsin diye saklanıyor. Kanserin korunmasında beslenme önemlidir ancak tedavisinde beslenmenin önemi yoktur. Beslenmeye dikkat! Kanserde beslenme iki unsuru içermektedir. Birincisi; gündelik sık olarak kullanılan besinlerimizle ilgili dikkat etmemiz gereken unsurlar, ikincisi toplum olarak önemini pek bilmediğimiz besinler örneğin kuşkonmaz, karahindiba, zerdeçal gibi besinler ile ilgili bilgilerimizin arttırılması. Kanserden korunma ve kanser tedavisi sırasında beslenme konusu çok önemli ve toplumun tüm kesimlerine ayrıntılı tek tek anlatılması gereken bir konudur. Bu nedenle burada kısaca söylemem gereken, gündelik hayatta kanser konusunda uzman ancak beslenme konularına da önem veren onkologların önerilerine göre hareket edilmesi olacaktır.

de yüzyılları alacak ancak sonunda çağımızın vebası olan bu hastalığa kesin bir çözüm bulunacağına inanıyorum. Günümüzde son 10 yılda kanser tedavisinde, özellikle ilaç tedavileri konusunda çok önemli bilimsel gelişmeler sağlandı. Bu gelişmeler ile özellikle ileri evre hastalarda ömrün uzatılması ve yaşam kalitesinin arttırılmasına yönelik çok ciddi başarılar elde edildi. Bu başarıların kökeninde de insan genomo ile ilgili bilgilerin artması ve dolayısıyla kanser tedavisine yeni bir bakış açısı kazandırılması etken oldu. Benim kanım, halen kanserin kesin tedavisi için hastalığa bakışta tıpkı orta çağdan yeniçağa geçişte bilimde başlayan yeni bakış açısının, bugünkü bilimi ve teknolojiyi şekillendirmesi gibi… Kanser tedavisinde de bilinen tıbbi kalıpların dışında yeni bir şeylerin keşfi, insan

bedeni ve hastalıkları ile ilgili yeni bir bilimsel bakış açısı boyutuna geçilmesi gerektiğidir. Kanserin tedavisi ile ilgili bugün ulaşılan nokta gelecek için çok güzel gelişmelerin habercileridir. Ancak bireyler olarak gerek kendimiz, gerekse ailemiz için kanserden korunmanın da önemli bir unsur olduğunu ve bunun için yapılması gereken iyi beslenme, kötü alışkanlıklardan uzak durma, kilolardan uzak durma gibi pek çok olumlu şeyi yapmada ısrarcı olmak gerekir.

Mart 2015

181


AKTÜEL

Prostat Büyümesinde Yeni Nesil Tedavi: Plazmakinetik Tur ve Greenlight Lazer Prostat büyümesi durumunda sık idrara çıkma, gece uykudan idrar için uyanma, zor idrar çıkarma, yavaş idrar akımı, idrarını tam bitirememe, idrar kaçırma, idrardan kan gelmesi, idrara ani sıkışma, kesik kesik idrar çıkarma, çatallı idrar çıkarma gibi semptomlar olabilir.

P

rostat tüm erkeklerde doğuştan itibaren var olan bir organdır. İdrar torbasının hemen altında yer alır. Görevi sperm hücrelerini besleyen bir sıvı üretmektir. Prostatın hacim olarak büyümesi bir hastalık değildir. Eğer prostat idrar yollarında bir daralmaya neden oluyorsa veya kontrolsüz bir büyüme var ise bu durumda hastalık

182

Mart 2015

olarak değerlendirilir ve tedavi edilir. Emsey Hospital’dan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Sarp Korcan Keskin konuyla ilgili görüşlerini aktarıyor. Prostat büyümesinde belirtilere dikkat Prostat büyümesi durumunda sık idrara çıkma, gece uykudan idrar için uyanma, zor idrar çıkarma, yavaş

idrar akımı, idrarını tam bitirememe, idrar kaçırma, idrardan kan gelmesi, idrara ani sıkışma, kesik kesik idrar çıkarma, çatallı idrar çıkarma gibi semptomlar olabilir.   Prostat büyümesi ile prostat kanseri aynı şey değildir Prostat büyümesi olarak bilinen hastalık tıp dilinde Benign Prostat Hiperplazisi olarak adlandırılır ve bu iyi huylu bir hastalıktır. Prostat kanseri ise tamamen farklı bir hastalık olup Malign Prostat hastalığı olarak adlandırılır; yani kötü huylu bir hastalıktır. Prostat büyümesi ve prostat kanserinin tedavileri birbirlerinden çok farklıdır.   Prostat kontrolünde neler yapılır? 45 yaşını dolduran her erkeğin yılda bir kere üroloji kontrolüne gitmesi gereklidir. Günümüzde erkeklerde en sık görülen kanser türü olan prostat kanserinin erken tanısı için bu çok önemlidir. Yıllık kontrollerde ‘PSA’ adı verilen bir kan tahlili ve parmakla prostat muayenesi yapılması çok önemlidir. Bunun dışında ek tahlil gerekliliğine sizin şikayetleriniz, aile hikayeniz gibi verileri değerlendirerek üroloji doktorunuz karar verecektir.   PSA yüksek çıkarsa kesinlikle prostat kanseri midir? Hayır.  PSA prostat kanserini teşhis edebilmek adına geliştirilmiş bir kan tahlilidir.


AKTÜEL

PSA’nın normal sınırları yaş grupları için değişkenlik gösterebilir. PSA yüksekliğinin prostat kanseri dışında birçok nedeni olabilir. Bunların başında ise idrar yolu enfeksiyonları gelmektedir. PSA’sı yüksek olan herkes prostat kanseri değildir. Ancak eğer PSA değeri yüksek ise bunun kanserden kaynaklanmadığı mutlaka ispat edilmelidir. Yıllık ürolog kontrollerinin değişmez parçalarından birisi de bu testin yapılmasıdır. İyi huylu prostat büyümesi tedavisi nasıl yapılır? BPH olarak adlandırdığımız iyi huylu prostat hastalığında tedavi öncelikle medikal olarak yani ilaçlar ile denenir. Hastaların büyük bir kısmında sadece ilaç tedavisi ve takip ömür boyu bu hastalığın semptomlarından korunmak için yeterlidir. İlaç tedavisi yeterince faydalı olmuyorsa cerrahi seçeneği gündeme gelir. Burada da hastanın prostatının büyüklüğü, yaşı, diğer hastalıkları gibi veriler değerlendirilerek en uygun prostat ameliyatı tekniğine karar verilir.   En iyi prostat ameliyatı hangisi? Prostat ameliyatlarını açık cerrahi ve endoskopik cerrahi olmak üzere iki ana gruba ayırabiliriz. Açık ameliyatlar günümüzde endoskopik teknolojinin gelişmesine bağlı olarak giderek azalan oranda yapılmaktadır. Ancak özellikle çok büyük prostatlarda ( >150 gr) halen uygulanan bir seçenektir. Endoskopik ameliyatları ise kendi içinde 2 ana gruba ayırabiliriz. Bunlar lazer ameliyatları ve TUR ameliyatlarıdır. Lazer ameliyatları içinde Greenlight prostatektomi; TUR ameliyatları içinde ise Plazmakinetik TUR ameliyatı öne çıkan seçenekler olmuştur. Bu operasyonlarla ilgili bilgi için ameliyat görüntüleri bölümümüzü inceleyebilirsiniz.   

184

Mart 2015

Greenlight Lazer ile prostat ameliyatı en iyi seçenek mi? Her prostat hastası için farklı bir ‘’en iyi ameliyat’’ seçeneği vardır. Ve buna hastanın durumunu değerlendirerek üroloji uzmanı karar verir. Şunu unutmayınız ki; bütün ameliyat seçenekleri düzgün yapıldığında aynı sonuca ulaşmaktadır.

hastalar için daha iyi bir seçenek olabilir.   Plazmakinetik prostat tedavisi nedir? Plazmakinetik TUR prostatektomi endoskopik bir cerrahi operasyondur. Prostatın idrar yolundan girilerek içeriden kazınması işlemi olarak tarif edilebilir. Bu yöntemi

Greenlight lazer özellikle prostatı çok büyük olmayan, kanama/ pıhtılaşma problemi olan, ileri yaş

uygulayacak cerrahın tecrübesine göre 150 gr kadar büyük prostatlar dahi ameliyat edilebilir.


AKTÜEL

Kalbinizin ritmine

kulak verin Ritim bozuklukları birçok çok faktöre bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Aniden gerçekleşen kalp krizi, önceden gerçekleşen kalp krizi sebebiyle oluşmuş kalp dokusu bozukluğu, koroner arter hastalığı, yüksek kan basıncı, diyabet, sigara ve alkol tüketimi, uyuşturucular, stres, kullanılan ilaçlar başlıca ritim bozukluğu sebeplerindendir.

K

albin normal atışını düzenleyen elektriksel uyarıların gerektiği gibi çalışmamaları sonucu kalbin çok hızlı, çok yavaş veya düzensiz atmasına ritim bozukluğu denmektedir. Ritim bozuklukları kalpte var olan so-

kan basıncı, diyabet, sigara ve alkol tüketimi, uyuşturucular, stres, kullanılan ilaçlar başlıca ritim bozukluğu sebeplerindendir.

runlar nedeniyle ortaya çıkabileceği gibi dış etkenlerle de oluşabilmektedir. Emsey Hospital’dan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sağlam konuyla ilgili bilgiler aktarıyor.

Ritim Bozuklukları her yaş grubundan insanda görülebilmektedir. Ancak ilerleyen yaşlarda kalpte ritim bozukluklarının görülme ihtimali daha fazladır ve sahip olunan diğer kalp hastalıklarıyla ilintili olarak ortaya çıkmaktadır. Genel nüfusun %2’sinde görülen ritim bozuklukları 80 yaş ve üzeri nüfusun %10’unda görülmektedir.

Ritim bozukluğunun nedenleri nelerdir? Ritim bozuklukları birçok çok faktöre bağlı olarak ortaya çıkabilmektedir. Aniden gerçekleşen kalp krizi, önceden gerçekleşen kalp krizi sebebiyle oluşmuş kalp dokusu bozukluğu, koroner arter hastalığı, yüksek

186

Mart 2015

Ritim bozukluğu kimlerde görülür?

Ritim bozuklukları nasıl teşhis edilir? Ritim bozuklukları ve neden meydana

geldiklerini ortaya çıkartabilmek adına bazı testler uygulanmaktadır. Bunlar; • Elektrokardiyogram (EKG) Ritim Holter • Anlık ritim kaydı (Event Recorder) • Efor Testi

• Ekokardiyogram • Kardiyak kateterizasyon • Elektrofizyolojik çalışma (EPS) Kalp ritim bozukluklarının tedavisi Uygulanacak tedavi; ritim bozukluğunun çeşidine ve ciddiyetine bağlı olarak belirlenmektedir. Tedavinin ilk aşamasını, rahatsızlığının nedenini tespit etmek ve ortadan kaldırmak oluşturmaktadır. Nedeni tespit edilemiyor veya ortadan kaldırılamıyorsa tedavi yöntemlerin-


AKTÜEL

DİPNOT Ritim bozukluğu belirtileri nelerdir?

den en uygun olanı seçilerek uygulanmalıdır. 1.İlaç Tedavisi: Antiaritmik şeklinde adlandırılan ilaçlar kalpteki düzensiz ritimleri kontrol altına almak için kullanılmaktadır. Kanın pıhtılaşmasını engelleyici ilaçlar da ritim bozukluklarının tedavisinde kullanılmaktadır. 2. Elektriksel Tedavi: kalp ritmini destekleyici kalp pili ve defibrilatör tedavisi de yaygın olarak kullanılmaktadır. 3.Cerrahi Tedavi: Aritmik odağın susturulması amacıyla cerrahi operasyon uygulanabilir. Ritim bozukluğuna sahip kişilerin beslenmeleri nasıl olmalıdır? Ritim bozukluğuyla karşı karşıya kalan hastaların beslenmeleri son derece önem taşımaktadır. Bazı gıda maddeleri kalbin elektrik sisteminde tetikleyici özelliğe sahip olabilmekte ve bu gıda maddelerinin tüketilmesi ritim bozukluklarını için harekete geçirici özellik taşıyabilmektedir. Ritim bozukluğu olan kişilerin; çay, kahve ve sigara tüketiminden kesin-

188

Mart 2015

likle uzak durması gerekmektedir. Bazı durumlarda ritim bozukluğu için kullanılan bazı ilaçlar başka bir tür ritim bozukluğunun devreye girme sine neden olabilmekte, bu durumun bir hekim tarafından kontrol edilmesi gerekmektedir. Kalp sağlığını korumak için alınması gereken önlemlerin tümü ritim bozukluğuna karşı da alınabilir. Stres ritim bozukluklarında önemli bir etken olarak öne çıktığından önüne geçilmesi, mümkünse en alt sevi yeye indirilmesi kalp sağlığı açısından faydalı olacaktır. Kilo kalbi zorlayan ve ritim bozukluklarının önünü açan bir faktördür; ideal kiloya ulaşılması ve düzenli egzersizle kalp sağlığının korunması gerekmektedir. Kalp sağlığı için uygulanacak diyette hayvansal ve trans yağ tüketiminden kaçınmak, tuzu azaltmak ve alkolü en alt düzeye indirmek, mümkünse tamamen bırakmak gerekmektedir. Ritim bozukluğuna sahip kişilerin spor yaparken aşırı zorlayıcı olanlardan uzak durmaları, müsabakalara katılmamaları gerekmektedir.

Ritim bozukluğu rahatsızlıklarında, belirtiler arasında çarpıntı hissi öne çıkmaktadır. Kalbin göğüsten çıkacakmış gibi hissettirmesi hastaların genel ifadelerinde kullandıkları bir tariftir. Kalp çarpıntısı genellikle aniden başlamakta, bazen saniyeler bazen saatler sürdükten sonra sonlanmaktadır. Çarpıntıdan sonra en sık görülen belirtiler, baş dönmesi ve bayılma olmaktadır. Bayılmalar genellikle ciddi boyuttaki bir ritim bozukluğuna işaret etmekte ve ihmal edilmesi tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir.


6.Uluslararası Teknik Tekstiller ve Nonwoven Fuar› 6 thInternational Technical Textile & Nonwoven Trade Fair

11 -13 Eylül 2015 11 -13 September 2015 TÜYAP FAIR CONVENTION AND CONGRESS CENTER BEYLİKDÜZÜ / İSTANBUL

al

www.hightex2015.com

Teknik Yakuplu Merkez Mah. Osmanlı Caddesi Güney Konakları B-Blok No:1 Kat 3 D.6 34524 Beylikdüzü - İSTANBUL Tel.: +90 212 876 75 06 Fax: +90 212 876 06 81 www.teknikfuarcilik.com e-mail: info@teknikfuarcilik.com

“Bu Fuar 5174 sayılı Kanun gereğince TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) denetiminde düzenlenmektedir”.

“This Fair is organized with the audit of TOBB (The Union of Chambers and Commodity Exchanges of Turkey) in accordance with the Law No.5174”


The main sufferers of noises are the hearing aid users

Pedakustiker M.Emin AGAC

Ear Teknik was founded to manufacture hearing aids in Istanbul in 2001. It is producing hearing aids with brands of Earnet, Helix Hearing, Anaton and Audibel in Çorlu, Europe Free Zone. The products that are manufactured are being exported to 40 countries. Hearing aid user can comprehend and sense the speeches by hearing the sounds comfortably. These people can concentrate more on the talks and they can focus on the desired sounds in comfortable places. Hearing aid users need a quiet place to understand the words much better apart from mental comfort. The people who hear normally are just mentally affected by the noise; but the ones who cannot hear are affected both mentally and psychologically. At this point a question such as ‘The one who cannot hear also cannot hear the low sounds already’ can be asked. This question may logically be true but technically it is not true to direct this question in this way. Since hearing loss is based on frequency and every frequency has a different sensitivity. For example; a person can has 20 dB hearing loss at 500Hz may has 90 Db hearing loss at 4 kHz and reverse of this also possible. In addition, it is not possible to explain the rustlings assumed as noise. With one word noises can be low, middle, high frequency, stable or non-stable. As the sources of noise change, the characteristic structure of noise also changes. That change may have different influences on every person. Hearing loss is not just by the sound loss. Known as an internal ear disease the damage in outer hair cells can cause sensitivity to higher sounds. These outer hair cells have

10

190

Mart 2015

two missions. 1- Raising the signals 50dB 2-Fading the high sounds away. In case of the damage in the outer

hair cells; these two problems occur. One of them is related to hearing and the other one is related to getting influenced by the sounds more than normal way. In one hand, the hearing aid user may face with some problems in hearing sounds; on the other hand , he/she is exposed the effect of high sounds which is increased more than normal by hearing aids. The sudden, short and long peaks that the person hears during the day, may damage the hearing nerve cells which exist and remain in internal

ear. This fact causes psychological illnesses on a person. This problem is much more common in economically and culturally undeveloped countries. The main triggering factor of this problem is non-existence or not being implemented of required laws and regulations that controls the noise. The other factor is the fact that the devices and their implementations do not have any standards. Unconfined noises, unsafe streets’ and square’s against the sounds have an essential impact on hearing aid user. Instead of focusing on understanding the sounds, the user is busy with protecting him/herself against noise. This fact causes the isolation of the user from both the hearing aid and society. To sum up the problems of the noise: 1- The frequency of noise is different. As the frequency increases, the impact of the noise on the ear also increases; thus it causes increase in hearing loss. For hearing aid user it comes up with comprehensive frequency, s/he avoids using the hearing aid in noisy environments. High frequency noise is effective around up to 5 kHz and it’s harmful.


other people. What can be done against the noise, shortly? 1- By taking technical precautions, the source of sounds can be controlled, noise transmissibility can be prevented and the reflection of the noise can be lowered. 2-Official establishments and organizations can take precautions; for example, making some programs oriented to lowering the noise, changing the working conditions, isolation of noisy environments and regulating the exposure of noise duration 3-Taking protective precautions individually, usage of noise taps’ and fitting the maximum output of devices subjectively 4-Using and fitting of the hearing aid which is compatible to every condition and environment Conducting these points will protect the hearing impaired person from high noises and will keep them safe. 5- By raising the awareness of the society, protective precautions can be taken. Disturbing noises are like the rockets launched to the ear.

2- As the noise is empowered, its impact increases. As the noise goes up, the pressure level increases and it leaves an intense effect on the membrane. 3- Every part of the society is influenced by the noise. In compare to physical works; office workers, the ones working in calm conditions and being tired mentally are affected more. 4- The ones who have to listen to the noise unwillingly are more affected than the ones who cause the noise. Think about a rock concert; the ones, walking on the street are more affected than the musicians. 5- A vast majority of the society experiences different health problems and being treated for those. Every kind of noise has an effect on the patients and reduces the strength of the patients. 6- Every kind of noise causes tired-

192

Mart 2015

ness and energy consumption of people. 7- Noise can be variable as of its structure and its characteristic structure can also change. The influence of variable noise is more than the stable noises. The person is completely unprotected against the variable noise. Since noise is colorless, it cannot be seen, and cannot be recognized before reaching the ear. After it is recognized, it may be too late. 8- As the duration of noise effect is getting increase, its harm also increases. The person is more affected according to the duration of noise increases. To make a contribution for more comfortable life by acting responsibly with the awareness of ‘High Sound Causes Silence’, first of all, we can contribute to the formation of a better world by not making noises, which disturbs the

11


Sterilization Revolution! Sterilization and washing in the same device! Sümer A.Ş. has followed the developments abroad by its research and development team and application staff having engineering infrastructure and continued to manufacture high tech devices having this technology developed in line with these innovations and develop them so as to be most efficient for the human life and Turkish medicine sector since 1981.

12

Sümer A.Ş. has followed the developments abroad by its research and development team and application staff having engineering infrastructure and continued to manufacture high tech devices having this technology developed in line with these innovations and develop them so as to be most efficient for the human life and Turkish medicine sector since 1981. The aforesaid products are in compliance with latest technology and were manufactured with the same quality as its Western equivalents and incorporate all specifications required by the EU Standards. The company conducts the projects supported by TÜBİTAK (Scientific and Technological Research Council of Turkey), KOSGEB (Small and Medium Industry Development Organization) and Ankara Development Agency. The company was granted with R&D award of 2011 and ASO (Ankara Chamber of Industry) Achievement Award of 2012 on 27.12.2012 by Ankara Chamber of Industry. The company continues to employ qualified labour force and tries to improve its R&D activities. The company renders service with a large product range including Steam

194

Mart 2015

Sterilizers, Washer and Steam Sterilizers, Bottle Washer and Steam Sterilizers, Washer Disinfector, Formaldehyde and Steam Sterilizers , Warming Cabinets, Blood Bank Refrigerator, Medical Refrigerator in the areas of Neonatology, Sterilization and General Surgery as well as Mother Milk Refrigerator/Freezer ,Baby Bottle Warmer, Syringe Warmer and Human Milk Pasteurizer for the New-born Units of the hospitals. The company has the capacity to fully design an operating room. The company which can manufacture for special projects also renders engineering and consultancy services. Sümer SM-YKD Series Washer Disinfector manufactured in Turkey for the first time by the company particularly offers the functions of washing, disinfecting and drying the glass materials, operating room instruments, glass containers, plastic and rubber materials and baby bottles. The device is in compliance with the 93/42/ EEC Medical Device Directive and it also acquired the ‘’type test’’ certificate at the end of the tests performed by HYGCEN which is an Accredited

German Institution. Moreover, SM-4 Series Washer and Steam Sterilizer of which patent belongs to the company and that was manufactured with latest technology in line with the 93/42/ EEC Medical Device Directive as a result of the research and development efforts is a revolution in the area of sterilization. This device offers the combined washing and sterilization functions in the same device.


Hygiene always comes first In highly sensitive environments like hospitals and surgeries, hygiene and disinfection are of paramount importance. No one wants to be operated in unclean operating rooms or contract an awkward virus at the surgery. ACTO GmbH has found appropriate solutions for these situations and provides a vast range of hygiene and disinfection products.

F

or almost 13 years now, ACTO has been acting in a sensitive sector, where hygiene and disinfection are only to be achieved through the consistent use of cleaning materials. “We closely collaborate with research laboratories in order to offer products which comply with the highest hygiene standards in the market,” points out Verena Russ, assistant of the management. Consequently, ACTO’s portfolio includes disinfectants for hospital and healthcare environments as well as cleaners for dialysis machines and other medical equipment. “Likewise, blood bags, catheters and dental equipment must be cleaned

and disinfected thoroughly,” stresses Ms. Russ. “We are able to provide appropriate products.” Depending on the field of application, ACTO’s products are available with or without alcohol. Alcoholfree disinfectants can also be used for cleaning acrylic surfaces. In addition, ACTO provides a new generation of polyhexanide disinfectants for wound treatment. “We are present at influential fairs in order to demonstrate the quality and efficiency of our products,” points out Ms. Russ. “In November, we are going to exhibit at the Medica in Düsseldorf, where polyhexanides will be a key topic for us.” ACTO focuses on R&D and sales, while the actual production

is taken over by ACTO GmbH or partner companies. For owner Ahmed Kilic and his team of 50 employees, distribution in the Netherlands, in Spain, Italy, Turkey and the UK is a prime objective for the future. ACTO is highly flexible in its product selection and constantly adjusts its portfolio to current market trends. From now on, cosmetics and products for nail modelling complement the portfolio. All products are distributed under ACTO’s brand name, however, the company takes on contract manufacturing on request. Nevertheless, hygiene remains its guiding principle.

ACTO GmbH Büchnerstrasse 11 38118 Braunschweig Germany Phone: +49 531 239508-0 Fax: +49 531 239508-11 info@actogmbh.com www.actogmbh.com www.actoshop.com 20

196

Mart 2015


EMS-Innovative In Approach, Outstanding In Quality “We operate under the motto of innovative in approach, outstanding in quality,” say EMS officials. Actually, EMS Emergency Mobile Systems and Hospital Materials Industry and Trade Inc. has turned out to be a global player in its area of specialization. In addition to special customer requests and project-based designs, EMS’s manufacturing line focuses on the following product groups: -Diverse range of ambulance production, including intensive care ambulances, snow track ambulances, wheeled snow track ambulances -Ambulance equipment -Mobile Health Care Vehicles (Van,

34

198

Mart 2015

midibus, bus, truck, container types) - Mobile Command Control Vehicles -National Medical Rescue Teams Tool (Designed for operation in disasters and extreme cases) - Mobile Laboratory Vehicles - Mobile Screening Vehicles -Ambulance stretchers -Stretcher platforms -Medical devices - Medical materials By keeping the pulse of the sector, EMS has been participating in major medical fairs and exhibitions for

years. This month, EMS participates in the Arab Health Exhibition and Congress (27-30 January 2014 Dubai International Convention & Exhibition Centre) to display its emergency mobile vehicles, equipment and systems. EMS puts emphasis on R&D in order to serve its customers in efficient manner. The ambulances, medical products and equipment manufactured by EMS comply with the international technical standards. According to EMS officials, innovation and dynamism have become a way of life for us in order to survive in the competitive markets. They noted: “Innovation is a major business priority; simply put, companies become more competitive when they have a clear process that produces a reliable stream of new and innovative products. As known, permanent change is the rule of the game in the global markets.” “Competitiveness at the domestic level has been replaced with competitiveness on a global scale. Technology and competitive power would always be the two keys for the survival of the sector. Therefore, in line with growing demand from abroad, we have been diversifying and expanding our export markets. We think that the Arab Health Exhibition and Congress would pave the way for a series of new business opportunities.”


44

200

Mart 2015


202

Mart 2015


TG Expo reached a record exhibitor number at Arab Health 2015

58

Arab Health Exhibition, which will be held on 26-29 January 2015 at United Arab Emirates, Dubai World Trade Center, has been listed under the prestigious fairs list by the Ministry of Economy. TG Expo International Fairs Inc., has broken a record by taking

204

Mart 2015

the maximum number of Turkish Exhibitors to the Exhibition ever before on the 40th anniversary of the Exhibition. Arab Health has been listed under the Prestigious Exhibitions List By Ministry of Economy The most important thing about

the prestigious exhibitions, is the amount of financial support supplied to the exhibitors. Whereas an exhibitor company can receive a maximum amount of $ 21,000 or $ 25,000 financial support in non-prestigious fairs, it can take the benefit of receiving $ 50,000


financial support in a prestigious fair. As this situation creates a major advantage for major exhibitors, the companies with the small space can benefit from the support totaling 50%. Also instead of paying 50% of the cost of 2 peoples’ roundtrip flight tickets, 5 peoples’ flight expenses are paid back when a fair is listed under the prestigious fairs. Arab Health Has Reached a Record Braking Exhibitor Number in 2015 “ABC Tıp Sağlık Malz., Accutaş Sağlık Medikal, ACF Medikal, Aero Medikal, Ağaoğlu Tıbbi Sağlık, Amphi Medikal, Ankara Sanayi Odası Medikal Urge, Ankara Ticaret Odası, Arden Medikal, Argemet, Argi Grup, Atek Elektronik, Atese Sağlık, Atigen Cell, Aydersan, Aysam Ortopedi, Bayteks, Benli Medikal, Berika Teknoloji, Betasan, Biolife, Biomed, Biota Grup, Birleşim Tıp, Borda Teknoloji, Çınar Medikal, Datasel, Dia Pro, Disera Tıbbi Malz., Dolsan Medikal, Dopa İlaç, Doratek Medikal, Dört- A Tıp Malz., Duka Medikal, EAR Teknik, Elbi Ecza Deposu, Elektro-Mag,

206

Mart 2015

Elmaslar İmalat, Era Metalürji, Erenler Medikal, Ersamed, Ertunç Özcan, Eruslu Sağlık, Eryiğit, ESC Medikal, Etkin Medikal, Etkin Tıbbi Cihazlar, FG Grup, Fonksiyonel Tekstil, GBL Gül Biyoloji Laboratuvarı, Gentuğ Tekstil, Gözde Tıbbi Malzeme, Halıcı Sağlık, Hayat Tıbbi Cihazlar, Hegeli Ortopedi, Hipertek, Hitit Tıbbi Cihazlar, Hünkar Ecza ve Medikal, Inspramed Medikal, Isıgün Medikal, İstanbul Memorial Sağlık Yatırımları, İstem Medikal, Katsan, Kenmak Hast. Malz., Kıraç Bilgi İletişim Tekn., Kisbu Teknik Tekstil, KNG Medikal, Köroğlu Medikal, Kösemed, Limok İthalat İhracat, Mayaset Medikal, Medicraft Medikal, Medikal 2000, Medikokim, Mediteks Sağlık, Medoksa Medikal, Medsistem, Merpol Sünger, Mes-Kon Sağlık Ürünleri, Met Tek Kullanımlık Sağlık Ürün., Miksta, Morton Medikal, N5 Turkey, Novamedtek Medikal, Novos Tıbbi Cihazlar, Nurel Medikal, Nurteks Tekstil-Broche, Nüve Sanayi Malz., Oasis Medikal, Ocak İnşaat Temizlik Medikal, Osimplant Tıbbi Malz., Ottoman Grup, Özcan Kardeşler, Paksel Kimya San., Pakten Sağlık Ürünleri, Plasti-Med Plastik Medikal,

Polifarma İlaç, Polmed Medikal, Ren-Med, RTA Laboratuvarları, Sama Tıp, Sanitag, Setpa Tıbbi Gereçler, Siemed, Sistem Ortopedik ve Tıbbi Cihazlar, Startıp Tıbbi Malz.-Starset, Şanlı İlaç, Teknomar, Tende Elektronik, Tesa Medikal, Tıpmed Tıbbi Medikal, Tio Medical, Trimpeks, TSD Sağlık Ürünleri, TST Tıbbi Aletler, Turkon Grup, Turkuaz Medikal, Tur-Med Hastane Malz., Türklab Tıbbi Malzemeler, Uçak İş Giyim, Yılkal Medikal, Yüksel End., Zed Grup, Zimed Medikal” will be exhibiting in Arab Health 2015 from Turkey. TG Expo TG Expo Trade Fairs, with over 20 years’ experience in the exhibition industry and with its domestic and international trade fairs organizer document accredited by the Ministry, serves in a wide scale of Turkish national participations. It has been organizing the national and individual participations from Turkey in the following countries such as France, Iran, America, Qatar, Brazil, Egypt, South Africa, Nigeria, Saudi Arabia, United Arab Emirates, Kuwait, England and India.

59


Profile for medikal teknik

Medikal Teknik Mart'15  

medikal-mart15

Medikal Teknik Mart'15  

medikal-mart15

Advertisement