__MAIN_TEXT__

Page 1


ktörünü TG Expo, Sağlık Se uyor Riyad’da buluştur ne 350 Yataklı Hasta di Hizmete Gir Akıllı Hastane’nin Temeli Atıldı atı Sağlık kampüs inşa yeniden başlıyor i 5 adımda kalp kriz riskinizi azaltın

:10 :56 :60

IN DE X

:68

İMTİYAZ SAHİBİ İstmag Magazin Gazetecilik İç ve Diş Tic. Ltd. Şti. adına

H. FERRUH IŞIK GENEL MÜDÜR / GENERAL MANAGER AHMET KIZIL ahmet.kizil@img.com.tr EDİTÖR HÜSEYİN AKARSU huseyin.akarsu@img.com.tr REKLAM KOORDİNATÖRÜ AHMET ERASLAN ahmet.eraslan@img.com.tr

:70

GRAFİK TASARIM AHMET YEDEK ahmet.yedek@img.com.tr SORUMLU MÜDÜR CÜNEYT AKTÜRK cuneyt.akturk@img.com.tr KURUMSAL İLETİŞİM MÜDÜRÜ EBRU PEKEL ebru.pekel@img.com.tr DIŞ İLİŞKİLER HAKAN KURT hakan.kurt@ihlasfuar.com MUHASEBE MÜDÜRÜ MÜRSEL GÜRLER muhasebe@img.com.tr ABONE ZEKERİYA AYDOĞAN zekeriya.aydogan@img.com.tr

Reklam indeksi ABEM KİMYA.................. 34-35

ELMED................................ 81

MES MEDİKAL................ 19-21

ACTO GMBH..................... Ö.K.

EMS.................................... 49

MESİTAŞ........................ 69-99

ADASU MAKİNA.................. 15

FORTİS .......................... A.K.İ.

MULTİKAN..................... 65-79

AKTİF DIŞ TİCARET............. 39

GÖZDE.......................83-85-87

MULTİKAN..................... 73-75

AKTİF KİMYA...................... 89

HEALTHICA......................... 11

ORSA................................ A.K.

AMAZON MEDİKAL.............. 51

HIGHTEKS......................... 109

OTAMED.................Ö.K.İ.-1-13

AND OUTDOR...................... 67

İHLAS ARMUTLU .............. 101

OTTOBOCK.......................... 95

AVM SAĞLIK.......................4-5

İHLAS KOLEJİ................... 103

SAMSUN CERRAHİ ALT....... 31

AYDERSAN..................... 77-79

İHLAS PAZARLAMA........... 105

SCA HİJYEN........................ 33

BEK TEKNİK........................ 83

İSTANBUL HEALTH EXPO. 111

TARTI.................................. 53

CDK MEDİKAL................ 25-27

LAMİNAT OFİS.................... 93

TRİMPEKS........... 55-57-59-61

ÇAĞDAŞ MEDİKAL.............. 17

MAGNET MEDİKAL.............. 97

TURKUAZ SAĞLIK............... 91

DOPA ............................. 45-47

MEDICA............................... 37

TÜRKİYE HASTANESİ.......... 63

EKOL TIBBİ ÜRÜNLER........ 23

MEDİKAR...........................6-7

TÜYAP............................... 107

ELECTROLUX...................... 29

MEDİMPORT........................ 43

VARİTEKS..........................2-3

CTP • BASKI İHLAS GAZETECİLİK A.Ş. Merkez Mah. 29 Ekim Cad. İhlas Plaza No: 11 A/41 Yenibosna - Bahçelievler / İSTANBUL +212 454 30 00 ADRES Evren Mah. Bahar Cad. Polat İş Merkezi B-Blok - No:1 Kat:4 Güneşli - Bağcılar - İstanbul Tel.:+90.212 604 50 50 Faks:+90.212 604 50 51 www.medikalteknik.com.tr e-mail: info@medikalteknik.com.tr İMG - Medikal Teknik Dergisinde yer alan makalelerdeki fikirler yazarlarına aittir. Yayınlanan ilanların sorumluluğu reklam verene aittir. İMG - Medikal Teknik Dergisi’nin bütün yayın haklarıİstmag Magazin Gazetecilik İç Ve Diş Tic. Ltd. ’ye aittir. Yazılar kaynak gösterilmeden yayınlanamaz. aygın süreli bir yayın olan Medikal Teknik Dergisi ayda bir yayınlanır.


Sektörde hareketli günler

Editör

Sağlık sektörü 2014 yılında yasal düzenlemeler açısından oldukça hareketli bir dönem geçiriyor. Bu değişimi hep birlikte gözlemlemekteyiz. Avantajları ve dezavantajları zaman içinde daha iyi anlaşılacaktır. 2003 yılında hayata geçen “Sağlıkta Dönüşüm Programı” Türkiye’deki gelişimin en önemli halkalarından birini oluşturmaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programı; sağlık ve sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında toplanması, aile hekimliği ve genel sağlık sigortası olmak üzere üç temel bileşenden oluşmuştur. İyileştirilmesi için birçok çalışma yapılmıştır. Sağlanan dönüşüm programıyla atılan en önemli adımları; kamu çalışanlarının özel sağlık kuruluşlarında da tedavi olabilmeleri, çoğunluğu ilaçlardan oluşan beşeri ve tıbbi ürünlerde referans fiyat uygulamasına geçilmesi, Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK) bünyesindeki bütün sağlık hizmet işletmelerinin yanında kamu kurumlarınca işletilen sağlık tesislerinin Sağlık Bakanlığı’na devredilmesi, SSK’ya tabi çalışanların ve emeklilerin reçeteli ilaçlarını anlaşmalı eczanelerden temin etmeleri, Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-kur isimleri altında ayrı ayrı çalışmakta olan üç ayrı sosyal güvenlik kurumunun ‘Sosyal Güvenlik Kurumu’ çatısı altında bir araya getirilmesi ve Genel Sağlık Sigortası Sistemi olarak sıralanmak mümkündür. İçinde bulunduğumuz sağlık pazarının sektörün tüm birimleri açısından daha güzel günlere ulaşması en büyük temennimizdir. Bunun için Sağlık Bakanlığı’ndan sivil toplum örgütlerine kadar tüm kesimlere önemli görevler ve sorumluluklar düşmektedir. Mevcut yapıya ait olumlu ve olumsuz tüm görüşler paylaşılarak daha “sağlıklı” bir yapıya kavuşmak mümkün olacaktır. Önümüzdeki sayıda buluşmak ümidiyle, Sağlıklı günler


TG Expo, Sağlık Sektörünü Riyad’da Buluşturuyor! 18-20 Mayıs 2015 tarihinde Riyad Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi, Suudi Arabistan’da gerçekleşecek olan Fuar, “Arab Health” ana organizatörü Informa Life Sciences Exhibitions ve Riyad Exhibitions Co. işbirliği ile organize edilmektedir.

dolara ulaşan kişi başına milli gelir düzeyinin sıkıntılarını yaşıyor. Yüksek gelir ve buna paralel yaşam tarzına bağlı olarak ortaya çıkan sağlık harcamalarında, en önemli kalemler ise diyabet, yüksek tansiyon ve kolesterol olarak öne çıkıyor. Nüfusun 2015 yılında 31,7

Yurt dışı fuarcılık sektöründe lider TG Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş, Saudi Health Fuarı’na Türk firmalarını götürüyor. 18-20 Mayıs 2015 tarihinde Riyad Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi, Suudi Arabistan’da gerçekleşecek olan Fuar, “Arab Health” ana organizatörü Informa Life Sciences Exhibitions ve Riyad Exhibitions Co. işbirliği ile organize edilmektedir. 2014 senesinde Türkiye’den 12 firmanın katıldığı Fuarı, 35 ülkeden 359 firma katılmış ve 6.266 kişi fuarı ziyaret etmiştir.

Suudi Arabistan Türk sağlık firmaları için cazip bir pazar

GSYH’si 2013 yılında 746,3 Milyar dolara ulaşan Suudi Arabistan, 2014 senesi sonunda 73 milyar dolara ulaşması beklenen sağlık harcamaları ile Türk sağlık firmaları için cazip bir pazar. Dünyada bilinen petrol rezervlerinin dörtte birine sahip olan Suudi Arabistan, petrol gelirlerine bağlı olarak 23,400

10

Ekim • 2014


da TG Expo’nun Türkiye’den milli katılım düzenlediği Fuar, Ekonomi Bakanlığı’nın ihracatın teşvikine ilişkin uygulamaları ile daha da cazip hale gelmekte. Teşvik kapsamında katılımcı firmalar 15,000 dolara kadar %50 nakit destekten yararlanmaktadırlar.

TG Expo

TG Expo Fuarcılık A.Ş, fuarcılık sektöründeki 20 yılı aşkın deneyimi ile Bakanlıktan akredite edilmiş yurtiçi ve yurtdışı fuar düzenleme belgesi ile fuar organizasyonlarında, ülke katılımına geniş ölçekte hizmet vermektedir. Firma; Fransa, İran, Amerika, Katar, Brezilya, Mısır, Güney Afrika, Nijerya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, İngiltere, Nijerya, Hindistan pazarlarında Türkiye’den milli ve bireysel katılımları organize etmektedir.

milyona ulaşması beklendiği ülkede, 2015 yılı itibariyle nüfusun yaklaşık yüzde 27’sini 60 yaş üzeri grubun oluşturacağı öngörülüyor.

5 yıllık dönemde 135 yeni hastanesi inşası hedefleniyor

Bölgesel ekonomik farklılıkları en aza indirmek için 613 milyar dolarlık bir planı hayata geçiren Suudi Arabistan hükümetinin, eğitim ve sağlıktan oluşan insana yönelik yatırımları bütçenin yaklaşık % 32’sini oluşturuyor. Suudi hükümeti bu kapsamda ülkede, sağlık için ayrılan fonlarla 22 bin yatak kapasiteli 117 hastane, 750 sağlık merkezi ve 400 ilk yardım merkezi inşası planlıyor. 2012-2017 yılları arasındaki 5 yıllık dönemde ise 150 yatak ve üzeri kapasiteli 135 adet yeni hastanenin inşası hedefleniyor. Bu hızla büyüyen sağlık pazarın-

12

Ekim • 2014


Milli ilaç yolunda dev adım 43 Yıllık Türk Firması Koçak Farma’nın “Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisi”nin temeli düzenlenen törenle atıldı.

Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Kılıçaslan, TİSD Başkanı Ecz. Cengiz Celayir, Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Maksut Coşkun, İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Oğul Araman, Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gülden Omurtag, İstanbul Ecza Koop Başkanı Ecz. Rafet Şahin ve diğer sektör temsilcileri katıldı.

43 yıllık Türk firması Koçak Farma’nın Çerkezköy Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan ilaç üretim tesislerinin tevsi yatırım kapsamındaki “Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisi”nin temeli, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık’ın katıldığı törenle atıldı. Bakan Işık, “2015 Haziran’ında bu tesis bittiğinde Türkiye ilaç sektörü çok ciddi bir kazanımı elde etmiş olacak. Böyle bir yatırımı hayata geçirmek için adım atan Koçak Farma’yı tebrik ediyorum” dedi. Türk ilaç sanayiinin devlerinden Koçak Farma, Türkiye’nin biyoteknolojik ilaç üretimine öncülük edecek dev bir adıma imza attı. Firmanın Çerkezköy’deki üretim tesislerinin tevsii yatırımı kapsamında “Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisi”nin temeli gerçekleştirilen törenle atıldı. Yatırım teşviki toplamı 1.1 milyar TL’yi bulan tesisin temel atma törenine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Başkanı Fikri Işık, Tekirdağ Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Tekirdağ Milletvekili Özlem Yemişçi, Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Şimşek, Çerkezköy Kaymakamı Metin Kubilay, TİTCK Başkanı Dr. Saim Kerman, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Bilim ve Teknoloji Genel Müdürü Doç. Dr. Cevahir Uzkurt, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi

“Ekonomimin temeli üretim”

Temel atma töreninde konuşan Koçak Farma CEO’su Dr. Hakan Koçak, Koçak Farma Biyoteknolojik İlaç Üretim Tesisi’nin temel atma töreninde dahil olduğu jenerasyonun “ekonomimin temelinin üretim olduğu” bilinciyle eğitildiğini belirterek, “İlkokulda kutladığımız Yerli Malı Haftası’nda ‘Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı’ sloganıyla yerli üretimin önemi vurgulanırdı. Bugün de dünya, ulaşım ve iletişim olanaklarındaki gelişmelerle global bir köy haline gelmesine rağmen ekonominin kuralları değişmemiştir” dedi. Bugünün koşullarında katma değeri yüksek, teknolojik ve yenilikçi ürün üreten ülkelerin ihracat olanakları ile dış ticar-

14

Ekim • 2014


(MAB), bakteriyel ve viral aşılarla ilgili çalışmalar, biyoteknoloji konusunda deneyimli üniversiteler ve yabancı araştırma merkezleri ile işbirliği içinde yürütülmektedir. Ar-Ge ve pilot üretim çalışmalarının sanayi üretimine dönüştürülmesi için Şirketimiz Çerkezköy OSB’de 684 milyon 889 bin TL sabit yatırım tutarında 302 bin 400 litre/yıl biyoteknolojik ilaç üretimi için Sağlık Bakanlığı Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun proje onayına istinaden Ekonomi Bakanlığı’ndan ‘Öncelikli Yatırım Teşviki’ almıştır. Ekonomi Bakanlığı’ndan alınan 416 milyon TL tutarlı büyük ölçekli yatırım ile birlikte yatırım teşviki toplamı 1.1 milyar TL’ye ulaşmıştır. İlaç sanayinin geleceğini oluşturan ve dünyada sınırlı sayıda çok uluslu şirketin tekelinde olan biyoteknoloji konusundaki bu yatırım, ülkemizde biyoteknolojik ilaç üretimine öncülük edecek ve yeni yatırımları teşvik edecektir.”

et fazlası verirken, sanayide yapısal değişikliğini gerçekleştiremeyen ülkelerin ise dış ticaret açığı nedeniyle ekonomik sorunlar yaşadığına dikkat çeken Koçak, “Türkiye’nin uyguladığı ihracatla kalkınma modeli doğru bir seçimdir. Ülkemiz son 12 yılda tarihinde görülmemiş bir kalkınmayı gerçekleştirmiş ise de, sanayimiz başarması gereken yapısal değişimi gerçekleştiremediğinden cari açık ekonomimizin en kırılgan yanı olma özelliğini sürdürmektedir. Örneğin; Türkiye ilaç sanayi yüksek katma değerli, ileri teknoloji gerektiren ilaçlarda tamamen ithalata bağımlıdır. Türkiye 2013’de 818 milyon dolar ilaç ihraç etmiştir. 2013’de ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 18.2’dir. İlaç sanayinin global standart ve kalitede katma değeri yüksek yenilikçi ürünler üretmeden, mevcut teknoloji ve konvansiyonel ilaçlarla sektörel dış ticaret açığını negatiften pozitife dönüştürmesi mümkün görünmemektedir” diye konuştu.

Ödüllü projeler

Dr. Koçak, bugüne kadar gerçekleştirdikleri yenilikçi ve ileri teknoloji gerektiren projelerle ilaç sanayinin gelişimine katkı sağladıklarını söyleyerek, yaptıkları ve çeşitli ödüllere değer görülen çalışmaları maddeler halinde şöyle özetledi: “2010 yılında oluşturduğu ‘Onkoloji İlaçları ve Ham Maddelerinin Yerli Üretimi Projesi’ ile dünyada ilk kez yaklaşık 68 onkoloji ilacının tek çatı altında üretimini gerçekleştirip ilaçta dışa bağımlılığı azaltmış, Avrupa Birliği ülkeleri dahil 40’dan fazla ülkeye ihraç ederek ulusal ekonomimizin ihracat hedefini desteklemiştir. 2012 yılında oluşturulan ‘Kanda Pıhtılaşmayı Önleyen

1.1 Milyar TL’lik teşvik

Koçak, Koçak Farma’nın Türkiye’nin “Vizyon 2023 Stratejik Planı” doğrultusunda geleceğin ilaçlarına yönelik araştırma, inovasyon etkinliklerini yürütmek amacıyla Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan onaylı Ar-GE merkezini kurduğunu kaydetti. Ar-Ge merkezinde 70 civarında uzman ve bilim insanı, yeni moleküller ve biyoteknolojik ürünlerle ilgili çalışma yaptığının altını çizen Dr. Koçak, şunları söyledi: “Özellikle Rekombinant DNA teknolojisi (klonlama) yöntemiyle analog insülinler, monoklonal antikorlar

16

Ekim • 2014


600 Milyon Dolara mâl olacak

Biyoteknoloji Ürünü Enoksaparin Sodyum etken Maddesi ve Bitmiş Ürün Üretimi Projesi’ ile de Türkiye’de üretilen ilk biyoteknolojik ilaç olan ‘Oksapar’ tıbbın hizmetine sunulmuş, ithalata bağımlılık ortadan kaldırılmıştır. Halkımızın insülin ihtiyacının tamamı ithalatla karşılandığından 2013 yılında ‘Diyabet Tedavisinde Kullanılan Biyobenzer Ürün İnsülin’in Etken Madde ve Bitmiş Ürün Olarak Üretimi Projesi’ gerçekleştirilmiştir.”

Koçak’ın konuşmasının ardından Koçak Farma Dış İlişkiler ve İş Geliştirme Direktörü Cem Koçak tarafından firmayı tanıtan bir sunum yapıldı. Onkoloji alanında 68 ürün ruhsatına sahip olduğun ifade eden Koçak, onkoloji alanında Türkiye’nin bütün ihtiyacını karşılayacak kapasitede olduklarının altını çizdi. Geliştirdikleri projeler ve layık görüldükleri ödüllere dair kısa bir bilgi veren Koçak, üretim tesislerinin Avrupa GMP Sertifikası’na sahip olduğunu belirtti. Biyoteknolojik ilaçların konvansiyonel ilaçlara göre artık daha fazla talep gördüğünü ifade eden Koçak, Türkiye’nin ilk biyoteknolojik ilacın firmaları tarafından üretildiğini kaydetti. Koçak, temeli atılan ilk kısmı 17 bin metrekare alanda yapılan tesisin, toplamda 30 bin metrekare kapalı alana sahip olacağını ve 2015 yılı Haziran ayında bitirileceğini kaydetti. Koçak, tesis tamamlandığında 600 milyon dolara mal olmuş olacağını ve tesiste insülinler, monoklonal antikorlar, çeşitli aşıların üretileceğini sözlerine ekledi.

“Her şey Türkiye için”

Bu projelerin TÜBİTAK-TEYDEB tarafından onaylanarak desteklendiğini ve ayrıca TÜBİTAK-TTGV-TÜSİAD Teknoloji Ödülleri ve Altın Havan gibi saygın kurumsal ödüllere layık görüldüğüne vurgu yapan Dr. Koçak, bu sene yürüttükleri “Akıllı Molekül Biyobenzer Ürün Rituximab’ın Etken Madde ve Bitmiş Ürün Olarak Üretimi Projesi”nin TÜBİTAK TEYDEB tarafından onaylanarak desteklendiğini belirtti. Dr. Koçak, Türkiye ilaç sanayinin yapısal dönüşümüne öncülük ederek yüksek katma değerli inovatif ürünler üretmek istediklerini ifade ederek, ihracatla sektörel dış ticaretin ekonomik büyümeye etkisini negatiften pozitife çevirmek, ülkemizin Vizyon 2023 Stratejik Planı çerçevesinde bölgesel Ar-Ge ve teknolojik ilaç üretim merkezi olma hedefine katkıda bulunmaya çalışacaklarını söyledi. Konuşmasının sonunda Bakan Işık ve katılımcılara teşekkür eden Koçak, “Her şey, varlığımızı borçlu olduğumuz Türkiye için” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

Bakan Işık’tan Koçak Farma’ya teşekkür

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Başkanı Fikri Işık ise, açılış konuşmasına, “Ülkemiz, Tekirdağ ve Çerkezköy için son derece önemli bir hizmetin temel atma töreni için aranızda bulunmaktan son derece mutluluk duyuyorum” diyerek başladı. Bakan Işık, şimdilik 200 milyon dolar, tamamlandığında ise 600 milyon dolara mal olacak tesisin

18

Ekim • 2014


“Cari açığı azaltmak için yeri üretim desteklenmeli”

Türkiye için hayırlı olması dileğinde bulunarak, “2015 Haziran’ında bu tesis bittiğinde Türkiye ilaç sektörü çok ciddi bir kazanımı elde etmiş olacak. Böyle bir yatırımı hayata geçirmek için adım atan Koçak Farma’yı tebrik ediyorum” diye konuştu. Biyoteknolojik ilaç üretimi işine girmenin bir kahramanlık olduğunun söyleyen Bakan Işık, biyotekonoji gibi gelecek açısından son derece stratejik öneme sahip bir alana yerli bir firmanın yatırım yapmasının ayakta alkışlanması gerektiğini belirtti. Bakan Işık, Türkiye’nin yüksek teknoloji üretimi yapması gerektiğini ifade ederek, “İşte en yüksek teknoloji burada. Türkiye’nin katma değerli, ihracatını artıracak üretimi yapması lazım, bu tesis ise bunları yapacak. Hakan beye ve çalışma arkadaşlarına bizim teşekkür borcumuz var. İyi ki varsınız. İyi ki bu yatırımları yapıyorsunuz. İyi ki Türkiye güveniyorsunuz. Şimdiye kadar Türkiye’ye güvenen hiç kimse hiç pişman olmadı” diye konuştu.

İlaç sektörüne yönelik verilen teşvikleri anlatan Bakan Işık, şunları söyledi: “Yerli üretimi artırmazsak sürdürebilir bir ilaç politikası konusunda çok zorlanacağız. Bu açıdan arkadaşlarımızın yaptığı bu yatırımı son derece önemsiyoruz. Türkiye kendi yatırımlarını kendi tasarrufları ile yapamıyor. Büyümede yavaşlama pahasına cari açığı azaltma yönünde girişimlerde bulunduk. Cari açığı ortadan kaldırmak için yerli üretimi artırmak lazım. Türkiye’de üretimi en zor alanlardan biri ilaç üretimi ve özelikle biyoteknolojik ilaç üretimidir. İlaç ihracatında Türkiye’nin aldığı pay binde 1,6. İlaçtaki ihracatımız normal ihracatımızın çok gerisinde. Bunu kapatmamız lazım. Bunu kapatmak için üretim yapıp dışarıya satmak zorundayız. Türkiye’nin bu hedefleri yakalaması gerekiyor. İlaç üretimi konusunda agresif olacağımızı söylemiş ve bu konuda gereken adımları atacağız. Ar Ge’nin bilimle en az kesiştiği alanlardan birisi tıp alanı. Maalesef tıpla Ar Ge alanları arasında kesişme az. Adeta iki ayrı küme gibi. 100 milyon dolar bütçeyi tekno yatırım için Ar-Ge’ye ayırdık. Bu kaynağı kullanılmasını istiyoruz. Yeni teşviklerde ilaç sektörü yatırımlarına öncelik verildi.” İlaç Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı’nı hazırlandıklarını ve yakın bir zamanda yayınlanmasını beklediklerini söyleyen Bakan Işık, yatırımda yapan Koçak Farma’ya tekrar teşekkür ederek, hayırlı olması temennisinde bulundu. Bakan Işık’a temel atma töreninden önce Koçak Farma Yönetim Kurulu Başkanı Ender Koçak tarafından bir teşekkür plaketi takdim edildi. Tesisin temeli Bakan Işık, firma yetkilileri ve davetliler tarafından birlikte atıldı. Davetliler daha sonra Koçak Farma’nın mevcut tesislerini gezdi.

“Yatırımlar devam etmeli”

Yatırımların devam etmesi gerektiğini kaydeden Bakan Işık, “Bu yatırımların biyoteknolojik ilaç alanında verilen mücadelenin önemini bilenler için ayrı bir yeri olduğunu söylemek istiyorum. Böyle bir pazarda Türkiye’nin iddialı bir şekilde var oluyor olması hepimiz için son derece olmalı. Bu taşın altına bırakın elini, başını, gövdesini koyan girişimcilerin her türlü desteklenmesi lazım. Geçen hafta ilaç sanayini desteklemek için neler yapabileceğimizi konuşup sektörün önerilerini aldık. Uzun vadeli ilaç alım anlaşmasından süreçlerin kısaltılmasına kadar birçok konuda yoğun çalışmalar yaptık. İlerdeki günlerde Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda yerli ilaç sanayiin sorunlarına yönelik bir sunum yapıp değerlendireceğiz. Bu çalışmanın sonucunda yerli ilaç üreticilerinin sorunlarına çözüm bulmuş olacağımıza inanıyorum” dedi.

20

Ekim • 2014


Kalite ve tecrübenin buluşma adresi: Adasu Makine 2006 yılında kurulan Adasu Makine, makine tasarımı ve nükleer tıpta kullanılan radyoaktif maddelerden korunma sistemleri ve ürünleri konusunda devlet kurumları, üniversite hastaneleri ve diğer müşterilere hizmet veren bir firma olarak faaliyet gösteriyor.

den sağlık kuruluşlarına, Görüntüleme merkezlerine ulaştırılmasında ve depolanmasında kullanılan özel zırhlı ilaç kutularının üretimi ile ilgili faaliyetine başlamıştır. Sonrasında edinilen tecrübeler ile radyasyon alanlarının korunması ve zırhlanması hususunda yurt içi ve yurt dışından temin edilen birçok ekipman veya ürünlerin üretimi ile ilgili faaliyetini sürdürmekte olan bir firmadır. Firmamız şuan 100’ü aşkın sağlık kuruluşunda anahtar teslim proje uygulaması yapmış bulunmakta ve devam etmektedir.

Radyoaktif enerji bulunan alanların veya ürünlerin zırhlanması ve personeli koruyacak gerekli koruyucu ekipmanların sağlanması konusunda anahtar teslim projeler ve ürünler sunan Adasu Makine, şehir hastaneleri ve kampüs hastane projelerinde yer almayı hedefliyor. Adasu Makine Teknik Müdürü Murat Özcan sorularımızı yanıtladı.

Öncelikle okuyucularımıza Adasu Makine ve faaliyetleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Adasu makine diğer tabir ile Adasu Radyokorunum 2006 yılında ilk olarak radyofarmasötik kanser tanı ve tedavisinde kullanılan radyoaktif (Mo-99, iyot 131, talyum, FDG- Florodeoksiglukoz vb.) ilaçların üretim tesislerin-

Adasu Makine sağlık sektörüne ne tür çözümler sunmaktadır?

Radyoaktif enerji bulunan alanların veya ürünlerin zırhlanması ve personeli koruyacak

22

Ekim • 2014


Sağlık sektöründeki değişimi nasıl gözlemliyorsunuz? Şehir hastaneleri ve kampüs hastane projeleri içinde olacak mısınız?

gerekli koruyucu ekipmanların sağlanması konusunda anahtar teslim projeler ve ürünler sunmaktadır.

Firmanızı sektörle başarılı kılan etkenler nelerdir? Yatırımcı neden sizi tercih etmeli? Müşteriye veya kullanıcıya sağladığınız avantajlar nelerdir?

Sağlık sektörü son yıllarda teşvikler nedeniyle büyük yatırımlar yapılmakta ve yapılan her türlü sağlık yatırımın geri dönüşü kısa vadelerde yatırımcıya geri dönmektedir. Bu nedenle yatırımcıyı bu alana yöneltmekte ve yatırımların devamını sağmaktadır. Şehir hastaneleri ve kampüs hastane projelerinde yer almak öncelikli hedeflerimiz arasında.

Kalite, zamanında teslim, alanında profesyonellik, 24 saat kesintisiz teknik destek ve referanslarımız firmamızı başarılı kılan etkenlerin başında gelmektedir. Sektörde konusunda uzman olan ve bu konuda ihtiyaca göre tasarım yaparak üreten nadir üretici firma olmamız bizi diğerlerinden ayıran farklardan bir tanesidir.

Adasu Makine’nin önümüzdeki döneme ilişkin yeni bir yatırım ve hedefi var mı?

Adasu Radyokorunum yurt dışından sağlanan bazı ürünlerin; Hotcells (radyoaktif ilaç üretimi yapılan sıcak hücreler) ve bazı koruyucu ürünler kapsamında halen yurtdışına bağımlı olduğumuz ürünleri ülkemizde üretmek için bazı yatırımlar planlamakta ve faaliyete geçirmektedir. Örneğin ilk FDG sıcak hücresini ülkemizde özel bir kuruluşa tasarlayarak üretmiş ve daha farklı ürünler içinde planlamalarına devam etmektedir.

Adasu Makine’nin müşteri portföyü nerelerden oluşmaktadır? Sağlık alanında uygulamasını yaptığınız birkaç projeden örnek verebilir misiniz?

Devlet hastaneleri, Üniversite hastaneleri, radyoloji klinikleri ve Görüntüleme merkezleri, Endüstriyel alanda radyografik tahribatsız muayene laboratuvarlarında Tek akredite kurum olan Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ile yapılan Elektron hızlandırıcı projemiz ve koruyucu ekipman sağlamada tedarikçi sınıfında yer almamız, Radyofarmasötik ilaç üreten firmalara bu konuda ürün tedarikçiliği yapmamız ve geniş kapsamda tek üretim yapan firma olmamız, Bir çok üniversite hastanesi ve özel hastanelerde yapmış olduğumuz Nükleer tıp, İyot tedavi ve radyoloji üniteleri.

Son olarak sektöre vermek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Sektör olarak firmamız daha çok radyoloji ve tıpta görüntüleme alanlarında faaliyet gösterdiğinden bu alanda bir mesaj verebiliriz. Bu mesajımızda radyasyonu hafife almamaları ve bu konuda tek sorumlu kurumun TAEK (Türkiye Atom Enerjisi Kurumu) olduğunu unutmamalarıdır. Sektörde sıklıkla rastladığımız husus bilinçsizce yapılan zırhlamalar hem yatırımcıya hem de milli sermayeye zarar vermektedir.

Yürüttüğünüz faaliyetler üst düzey bir teknoloji ve bilgi birikimi gerektiriyor. Bu noktada sizi piyasadaki rakiplerinizden ayıran özellikler nelerdir?

Öncelikler üretilen malzemenin ne için, nerede ve hangi özellikte olması gerektiği sorusuna cevap arıyor ve buna göre öncelikle tasarım veya simülasyon yaparak, müşteriye geri bildirim yaparak onayını alıyoruz. Kısacası diğer üreticilerden farkımız ürünün nerede ve ne zaman kullanılacağı ve de müşterinin ihtiyacına cevap verip vermeyeceği konusunda bilgi birikim sahibi olmamızdır.

Hizmet verdiğiniz çözümler itibariyle teknik destek sizin olmazsa olmaz konularınız arasında yer alıyor. Teknik servis konusunda ne tür hizmetler yürütüyorsunuz?

Müşteri sorunları ve ürünler ile ilgili herhangi bir sorun olduğunda en geç 24 saat içerisinde müşteriye teknik servis hizmeti sağlanmaktadır.

24

Ekim • 2014


4. GE Küresel İnovasyon Barometresi sonuçları açıklandı 4. GE Küresel İnovasyon Barometresi’ne göre endüstriyel internet Türk iş dünyasının öncelikleri arasında.

vasyonu olumlu bir güç olarak kabul ediyorlar ki yöneticilerin %84’ü inovasyon sayesinde Türkiye’deki insanların 10 yıl öncesine göre daha iyi bir yaşam sürdüğü konusunda hemfikir olduğunu belirtiyor.

4. GE Küresel İnovasyon Barometresi’nin sonuçlarına göre, Türkiye’de iş dünyasının üst düzey yöneticileri inovasyonun gerek ekonomi gerekse insanların yaşam standartları üzerinde olumlu bir etki oluşturduğuna inanıyor. General Electric (GE)’in her yıl gerçekleştirdiği araştırma Türkiye’nin de dahil olduğu 26 ülkeyi kapsıyor ve iş dünyası yöneticilerinin, inovasyonun şirketleri ve ekonomi için taşıdığı öneme dair düşüncelerini inceliyor. Araştırmanın sonuçlarında, öngörüye dayalı bilgi ve endüstriyel internetin giderek artan önemi, inovasyon çalışmalarında işbirliğinin etkisi, Türkiye’nin mevcut inovasyon yapısı ve şirketlerin fonlara ulaşmak ve destek almakla ilgili beklentileri öne çıkıyor. Araştırmada, Türk şirketlerinin inovasyonda başarılı olmak için nitelikli iş gücüne yatırım yapılmasını gerekli gördüğü ortaya çıkıyor. Türk yöneticilerin yaklaşık %90’ı (%64’lük küresel ortalamaya kıyasla) büyümek için müşterilerin anlaşılması ve piyasada meydana gelen değişimlerin öngörülmesinin önemli olduğunu belirtirken %87’si yenilikçi davranışlar ile yenilikçi süreçlerin teşvik edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyor. Ayrıca ino-

GE Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Canan Özsoy, “Dördüncü GE Küresel İnovasyon Barometresi’nde, Türkiye’de iş dünyasının önde gelen yöneticilerinin inovasyonu büyümede stratejik bir öncelik olarak vurguladığını görüyoruz. GE’nin yerel inovasyon girişimleri, Türk iş dünyasının inovasyon perspektifiyle aynı çizgide yer alıyor. Türkiye’nin yerel inovasyonu güçlendirmesi ve özellikle de iş dünyasına gençleri ve yetenekli iş gücünü dahil etmesi ile küresel inovasyon projelerinde önde gelen ülkelerden biri olma konusunda büyük bir potansiyele sahip olduğunu görüyoruz. GE Türkiye olarak yerel inovasyonu destekleme ve ülkemizin hedeflerine ulaşmasına katkı sağlama konusunda kararlılığımız devam ediyor. 2015 yılında faaliyete geçirmeyi planladığımız GE Türkiye İnovasyon Merkezi bu kararlılığımızın en önemli göstergesi olacak.”

26

Ekim • 2014


birer odak noktası haline geliyor. Türkiye’deki yöneticilerin yaklaşık %72’si inovasyonun küresel bir oyun olduğunda hemfikir olmanın yanı sıra dünyada yeteneklerin, fikirlerin, öngörülerin ve kaynakların bir araya getirilmesinin inovasyonda başarı sağlamadaki en etkin yol olduğunu ekliyorlar. Yöneticilerin %76’sı işbirliğinin değerini takdir ediyor ve fikri mülkiyet ihlalleriyle ilgili risklere rağmen işbirliğinin almaya değer bir risk olduğuna katılıyor.

Özsoy sözlerine, “Küresel şirketler, ar-ge girişimlerini desteklemeye, yerli firmalar ve üniversitelerle işbirliğine dayalı çalışmalara ve ortaklıklara yönelik yapılar kurmaya son derece olumlu bakıyor” diyerek devam etti. Başarılı bir inovasyon için müşterilerin anlaşılması ve piyasadaki değişimlerin öngörülmesinin gerekliliği Türkiye’deki yöneticilerin %90’ı tarafından en büyük öncelik olarak görülüyor. Araştırmaya katılan yöneticilerin yaklaşık %84’ü gelişen teknolojilere hızla uyum sağlanması ve uygulamaya geçilmesinin başarılı bir inovasyon için önemli bir öncelik olduğunu belirtiyor. Yöneticilerin %83’ü yetenekli ve kalifiye çalışanların cezbedilmesi ve kurumda tutulması gerekliliğini vurguluyor ki bu oranın geçtiğimiz yılın sonuçlarına göre 13 puan arttığı görülüyor.

Türkiye’deki İnovasyon Yapısı

Yöneticilerin dörtte biri (%25) Türkiye’nin inovasyon yapısının diğer marketlere kıyasla son derece zorlu olduğunu düşünürken, araştırmaya katılanların yarısı Türkiye’nin bu yıl inovasyona destek sunan bir ortam oluşturduğunu belirtiyor. Yöneticilerin %57’si, inovasyona yönelik devlet desteğinin etkin bir şekilde organize edildiği konusunda aynı fikri taşıyorlar. Kamu yetkililerinin inovasyon şirketlerine yönelik mali desteği diğer ülkelere kıyasla daha tatminkâr görülüyorken, yöneticilerin %60’ı kaynakların yeterli bir kısmının inovasyon şirketlerinin desteklenmesi için tahsis edildiğine katılıyor. Türk yöneticiler, %87’lik küresel ortalamanın çok üstünde bir oranla (%100), inovasyona ayrılmış fon ve teşviklere ulaşmak isteyen şirketler için kamu yetkililerinin bürokrasi ve formaliteyle mücadele etmesi gerektiği konusunda güçlü bir kaygı ifade ediyor. Yöneticilerin %95’i geçen yıl yine bu konuyu Türkiye’deki en büyük sorun olarak ifade etmişti. Türk yöneticiler için ikinci öncelik %85’lik küresel ortalamanın üstünde bir oranla (%98), diğer ülkelerle araştırma konusunda işbirliği yapılmasının kolaylaştırılması, %97’si de öğrenci müfredatlarının iş ihtiyaçlarına göre daha iyi uyarlanması gerektiği görüşüne sahip olduğu ortaya çıkıyor.

Öngörüye dayalı bilgiye olan ilgi artıyor

Türkiye’de, %53’lük küresel ortalamaya kıyasla, öngörüye dayalı bilgi son derece takdir ediliyor ve yöneticilerin %77’si analiz ve öngörüye dayalı bilgi kullanmanın hayati önem taşıdığını söylüyor. Türkiye’deki yöneticilerin %38’i, şirketlerinin “Büyük Veri”den en üst seviyede fayda sağlamak için tamamen ya da oldukça hazır olduğunu belirtirken, küresel düzeyde bu oran %25’te kalıyor. Sonuçlar ayrıca büyük veri ile endüstriyel internetin Türk yöneticilerinin öncelikli konuları arasına girmekte olduğunu ortaya koyuyor. Türk yöneticilerin %63’ü endüstriyel internetin iş piyasası üzerinde olumlu ya da nötr bir etki oluşturacağını belirtiyor. Açık küresel bir ağ olarak endüstriyel internet, öngörüye dayalı çözümler için insanları, verileri ve makineleri birleştiriyor. GE, müşterilerine bu alanda toplamda 24 adet çözüm sunuyor ve bunların 14’ü kamuoyu ile geçtiğimiz dönemde paylaşıldı. Çözümler, makinelerin ve tüm faaliyetlerin yönetiminde esneklik sunarak, nitelik ve operasyon optimizasyonu sağlıyor, daha iyi çalışılmasına, daha az enerji harcanmasına, daha verimli hizmet verilmesine ve plan dışı aksama sürelerinin asgari seviyeye düşürülmesine yardımcı oluyor.

İnovasyon, işbirliği ile küresel bir oyun haline geliyor

Türkiye’deki yöneticiler, %64’lük küresel ortalamanın oldukça üzerine çıkan ve 2013’e göre 16 puanlık bir artışa karşılık gelen %76’lık oranla işbirliğinin değerini giderek daha çok takdir ediyor ve işbirliğine dayalı inovasyon faaliyetlerinin getirdiği kazançların geçtiğimiz yıla göre artış kaydettiğini söylüyor. Üniversitelerle kurulan işbirlikleri, TÜBİTAK ve benzeri kuruluşlarla yapılan ortak çalışmalar ve Teknopark’ta açılan inovasyon merkezleri artık Türk iş dünyası için

28

Ekim • 2014


Prostat kanseri tedavisinde “3 boyutlu” cerrahi Türkiye’de her 12 erkekten birisi prostat kanserine yakalanıyor. Prostat kanseri, kansere bağlı ölümler sıralamasında ve erkeklerde en sık görülen kanserler arasında deri kanserinden sonra ikinci sırada yer alıyor. Yıllar içinde hastalığın artmasına bağlı olarak tedaviye yönelik yeni gelişmeler yaşanıyor. Yeni gelişmiş cerrahi ve radyoterapi teknikleri, moleküler yöntemler ile hedefe yönelik ajanlar, kanserde kullanılan tedavi seçeneklerini artırıyor. Son zamanların en önemli gelişmelerinden biri olan ve “geleceğin cerrahisi” olarak adlandırılan robotik cerrahi de prostat kanseri tedavisinde en başarılı uygulamalardan biri olarak dikkat çekiyor.

3 boyutlu görüntü ile kanserli doku kolayca temizleniyor

Prostat kanseri tedavisinde robotik cerrahinin büyük avantajlar sağladığını belirten Prof. Dr. Cemil Uygur, da Vinci Robotik Cerrahi uygulamasının pratikliğine dikkat çekiyor. Geleneksel yöntemlerle yapılan prostat ameliyatları için büyük bir kesi gerekirken da Vinci Robotik Cerrahi uygulamasıyla karın boşluğuna küçük bir kesiden girilerek işlem gerçekleştiriliyor. Görüntünün 3 boyutlu olması, robotun çok yönde hareket edebilmesi gibi büyük bir hassasiyetle gerçekleştirilebilen bu cerrahi yöntemle ilgili Prof. Dr. Uygur “12 kat büyütülen ve 3 boyutlu sağlanan görüntü, birçok yönde hareket edebilen mikro aletlerle yapılıyor. Bu yüksek çözünürlü ve 7 derece hareket edebilen enstrümanlar yardımı ile robotik prostatektomide kanserli prostat dokusunu daha net olarak görüp çıkarabiliyoruz” diyor. Öte yandan robotik radikal prostateknomi ameliyatlarında da üç boyutlu kameralar sayesinde ameliyat yapılan bölgenin büyütülebildiğini belirten Prof. Dr. Uygur bu sayede kanamaların daha net olarak görebildiği için erken durdurabildiğini ve batının gazla şişirilmesinin kanama olasılığını düşürdüğünü söylüyor.

Robotik cerrahi ile cinsel ve idrar sorunları ortadan kalkıyor

Eğer hastanın yaşı 60’tan küçükse ve iki taraflı sinir koruyucu teknik uygulanmışsa, da Vinci Robotik Cerrahi teknik ile radikal prostatek-

30

Ekim • 2014


tikülektomisi) gibi ameliyatlarda da başarıyla uygulanabiliyor.

tomi ameliyatından sonra ilaç almaya gerek kalmıyor. Robotik cerrahi yönteminden sonra cinsel fonksiyonunu gerçekleştirme oranının %80-90, idrarı normal şekilde tutabilme olasılığının ise %96-98 olduğunu belirten Prof. Dr. Uygur “da Vinci Robotik Cerrahi Sistem’in sağladığı avantajla sinir korumadaki ve idrar tutma kaslarını korumadaki cerrahi performansın da artması sağlanıyor. Böylece cinsellikten sorumlu sinir ve damar demeti daha iyi korunabiliyor.

Cerrahi deneyimin mutlaka sorgulanması gerektiğini ve da Vinci Robotik Cerrahi Sistemi’nin tamamen roboto bağlı bir uygulama olmadığının da altını çizen Dr. Uygur, ameliyatı gerçekleştirecek olan cerrahın, radikal prostatektomi ameliyatındaki cerrahi deneyiminin son derece önem taşıdığına dikkat çekiyor. Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal ise 17-24 Eylül Dünya Prostat Kanseri Farkındalık Haftası’nda prostat kanserinin ülkemizde ve dünyadaki durum raporunu açıklıyor.

Bu da özellikle cinsel yaşamının devam etmesini isteyen hastalar açısından büyük önem taşıyor” diyor. Hastaya ve hekime sağladığı avantajlar sayesinde kullanım sıklığı giderek artan da Vinci Robotik Cerrahi ameliyatı, böbrek kanserlerinde uygulanan radikal nefrektomi (böbreğin tümünün çıkartılması), parsiyel nefrektomi (böbreğin tümörlü bölümünün çıkarılması), piyeloplasti (üretepelvik darlıkların düzeltilmesi), mesane kanserlerinde uygulanan radikal sistektomi ve mesane divertikülü denilen idrar kesesinde oluşan torbacığın çıkartılması (mesane diver-

ABD’de yeni tanı konulan her 100 kanserin 14’ü prostat kanseridir. Kanser ölümlerinin %5’i prostat kanserindendir. Türkiye’de en sık görülen 2. kanser prostat kanseridir. 50 yaş üstündeki erkekler, daha sık idrara çıkanlar, idrar debisi azalanlar, sertleşme sorunu çekenler, idrar veya semende kan görenler prostat kanseri riski altındadır.

32

Ekim • 2014


Varlık finansmanı üzerinden küresel tıbbi ekipman satışları artış gösteriyor Araştırma, dünyanın en büyük 40 tıbbi ekipman üreticileri arasında gerçekleştirildi. Katılımcılardan %70’i sağlık ekipmanı finansmanı konusunda müşteri talebinde artış gözlemliyor. Varlık finansmanı üzerinden küresel tıbbi ekipman satışları artış gösteriyor. Özellikle, isteğe göre tasarlanan finansman paketleri değerleniyor

artış kaydedildi. Katılımcıların %60’ı bu artışın önümüzdeki iki yıl boyunca da devam edeceğine inanıyor.

Siemens Finansal Hizmetler biriminin (SFS) yaptığı yeni araştırma, finansmanın tüm dünyadaki sağlık organizasyonları için tıbbi ekipman tedarik etme alanındaki rolünün giderek önem kazandığını gösteriyor. Dünyanın en büyük 40 tıbbi ekipman üreticisi arasında yapılan araştırmaya göre, katılımcıların %70’i iki yıldır müşterilerinin sağlık ekipman finansmanı alanındaki taleplerinin artışına tanık oluyor. Bu dönem boyunca, varlık finansmanı aracılığıyla finanse edilen küresel tıbbi ekipman satış oranlarında yıllık ortalama %6,9

Bu araştırmanın sonuçları, konunun altında yatan başka birtakım eğilimleri de ortaya koydu. Katılımcıların üçte ikisi, sağlık sektöründen müşterilerinin yatırım bütçelerinde daralmanın söz konusu olduğunu bildirdi. %57’si, sağlık kurumlarının yeni ekipman tedarik etmek amacıyla özel finansman kullanımı taleplerinde artış olduğunu açıkladı. Ayrıca

36

Ekim • 2014


12 – 15 Nov 2014

Siemens Finansal Kiralama A.Ş. sağlık sektörü satış yönetmeni, Selçuk Acılıoğlu, konuyla ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapıyor: “Sağlık kurumları dünya çapında artan finansal baskılar altında çalışıyor. Yine de, kısıtlı bütçe nedeniyle, sadece teknolojiye sürekli yatırım yaparak sürdürülebilen tanısal ve klinik etkinlik ve doğruluktan ödün verilmemelidir.” Araştırma ayrıca, küresel sağlık alanında finansal karmaşıklığın da arttığını ortaya koyuyor. Dünya çapındaki sağlık kurumları tıbbi ekipmana “sahip olmak” yerine, gi derek bu ekipmanı “kullanma maliyeti” kavramını benimsiyor. Katılımcılar bu gelişmenin, sağlık sektöründen uzmanların şeffaf bir şekilde hesaplanan kullanım maliyetleri aracılığıyla tedavi/ geri ödemeleri yönetmelerine yardımcı olacak finansman yöntemlerine olan talebi daha da arttırmasını bekliyor. Selçuk Acılıoğlu: “Sağlık kurumları, varlık finansmanı gibi sürdürülebilir finansman tekniklerini kullanarak bütçe sıkıntısına rağmen daha iyi tanılar koyabilmek ve sağlık alanında daha iyi sonuçlar elde edebilmek için gereken önemli ekipman güncelleme ve yenileme maliyetlerini karşılayabilirler.”

Düsseldorf • Germany www.medica-tradefair.com

IT’S MEDICA MEDICA her yıl Kasım ayında dünyanın her yerinden gelecek uzmanlar için özel bir anlam taşıyor. Tıp sektörünün bu dünya forumu yaklaşık 4600 katılımcısı ile geniş bir ürün yelpazesi sunacak. Mesleğinizle ilgili en güncel bilgiye mi sahip olmak istiyorsunuz? Tıbbi teknolojiler alanında yeni gelişmeleri ya da yenilikçi yöntemleri mi takip etmek istiyorsunuz? Düsseldorf‘ta sorularınızın cevaplarını bulacaksınız. Hem MEDICA‘dan hem de özel sunumlarından ihtisas alanınız için mutlaka yararlanmalısınız. Be part of the No. 1!

fotolia.com © apops

%64’ü, müşterilerin ekipman satın alma değerlendirmesi konusunda giderek artan bir şekilde Toplam Mülkiyet Maliyeti yöntemini benimsediğini gözlemledi. Bu durum, temel satın alma maliyetinin yanı sıra, diğer ilgili maliyetleri (kurulum, servis, ömür boyu bakım, güncelleme vb.) de içeren finansman tekniklerine olan talebi yansıtıyor.

Yöntem: Araştırma, bu yılın ilkbahar döneminde bağımsız MindMetre Research kurumu tarafından dünyanın en büyük 40 tıbbi ekipman üreticisi arasında yapıldı. Şirketlerin her birinde yapılan görüşmelerde katılımcılar dünyada bölgesel (örn; Amerika, Avrupa vb.) ya da küresel sorumluluğa sahip yöneticilerden seçildi. Katılımcılar, dünya çapındaki sağlık organizasyonlarının varlık finansmanı taleplerine yönelik son trendler, bu taleple ilgili geleceğe yönelik öngörüleri ve varlık finansmanı ile kurumları bu tür bir çözüme iten nedenler konusunda ülkeler arasındaki farklılıklara ilişkin görüşlerini bildirdi.

Ayrıntılı bilgi için: Düsseldorf Fuarları Türkiye Temsilcilig˘i tezulas¸ fuar danıs¸ manlık hizmetleri . ltd. s¸ ti. Bag˘dat Cad. 181/6_34730_Çiftehavuzlar – Kadıköy / ISTANBUL Tel: 0216-385 66 33_Fax: 0216-385 74 00 info@tezulas-fuar.com _ www.tezulas-fuar.com


Siemens, meme kanserinde erken teşhis için

yenilikçi çözümlerini tanıtıyor Dünyadaki yapılanmasıyla sağlık alanında lider şirketlerden biri olan Siemens Sağlık, meme kanserinde erken teşhis ve doğru tedaviye yönelik en gelişmiş teknolojileri tüm dünya ile aynı anda Türkiye’ye de sunuyor.

Klasik mamografiye göre daha düşük doz kullanılan dijital mamografi ile hastaya özel optimum doz hesaplanabiliyor ve bu özellikle yoğun meme dokusu olan kadınlarda meme kanserinin en erken safhasında oluşabilecek bulguların saptanmasında da önemli bir avantaj sağlıyor. Siemens teknolojisi, görüntü kalitesinden ödün vermeden hastaların maruz kaldığı radyasyonu, bir önceki nesil cihazlara göre yüzde 30’a varan oranlarda azaltıyor.Tomosentezde ise memenin farklı açılardan milimetrik kesitleri alınarak 3 boyutlu meme görüntüsü elde ediliyor. Bu yöntemle 2 boyutlu görüntülere göre özellikle yoğun meme dokusundaki mikron boyutundaki yapılar daha net görüntülenebiliyor.

Kansere bağlı ölüm nedenleri sıralamasında ilk sıralarda gelen ve kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, istatistiklere göre her yedi kadından birinin hayatını tehdit ediyor. Meme kanserinde hayati önem taşıyan doğru tedavi ve özellikle de erken teşhis konularına dikkat çekmek için 2004 yılından beri her yıl ekim ayının gündemi “Meme kanseri” oluyor. Bu konularda farkındalığı artırmak amacıyla dünyanın hemen hemen her yerinde bilinçlendirme etkinlikleri düzenleniyor. Siemens Sağlık da bu kapsamda 30 Eylül-2 Ekim tarihleri arasında İstanbul Hilton Oteli’nde düzenlenen Uluslararası İstanbul Meme Kanseri Konferansı’nda meme kanseri teşhis ve tedavisine yönelik en yenilikçi çözümlerini sergiliyor.

Tedavinin doğru yönetilmesinin desteklenmesi alanında ise, meme kanseri hastalığında uygulanan tedavinin doğru olup olmadığını belirlemek için yapılan takipte, sıkıntı verici biyopsi uygulaması yerine basit bir kan testi ile aynı sonuca kısa sürede ulaşılmasını sağlayan bir kan testi uygulaması sunuluyor.

Siemens Sağlık, meme kanserinde erken teşhis ile kişiye uygun, doğru tedavi sağlamak üzere geliştirdiği teknoloji ve çözümlerle teşhis ve tedavi sürecinin tamamında hem hastanın yaşam kalitesinin optimum düzeyde tutulmasına hem de sağlık sistemi üzerindeki maliyet etkisinin azaltılmasına destek oluyor. Siemens’in meme kanserine sunduğu çözümler teşhis ve tedavinin doğru yönetilmesi olmak üzere iki alana yenilikçi teknolojiler sağlıyor. Erken teşhis konusunda Siemens tarafından sunulan önemli katkılardan biri olan dijital (sayısal) mamografi çözümlerinin tamamı kadınlara optimum seviyede bakım hizmeti sağlamaya yardımcı olacak şekilde tasarlandı.

Ayrıca Siemens, hem teşhis hem de tedavinin doğru yönetilmesi süreçlerini geliştirdiği IT çözümleri ile de destekliyor. Siemens IT çözümleri doktorların yapılan çekimi teşhise en uygun halde karşılarında bulmalarını ve zamanlarını verimli kullanarak daha fazla hastaya teşhis koymalarını sağlıyor.

38

Ekim • 2014


İnmede ilk 4 saat hayati önem taşıyor Memorial Şişli Hastanesi İnme Rehabilitasyon ve Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Yakup Krespi, inme ve tedavisi hakkında bilgi verdi. İnme, dünya genelinde ilk, Türkiye’de ise üçüncü sakatlık nedeni arasında yer alıyor. Yaş ilerledikçe artan inme riskinde, yaşam tarzı önemli rol oynuyor. Diyabet, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve aşırı kilo inmeye neden oluyor. Memorial Şişli Hastanesi İnme Rehabilitasyon ve Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Yakup Krespi, inme ve tedavisi hakkında bilgi verdi.

yin fonksiyonu kaybıdır. Bu durum, halk arasında felç olarak adlandırılmaktadır ki kısmen doğrudur. Hasta o sırada konuşamazsa, konuşma fonksiyonu; yutamazsa, yutma fonksiyonu; göremezse, görme fonksiyonu felç olur. Kısacası beynin bir fonksiyonu kaybolduğunda ortaya felç çıkar. Ani felçle gelen hastaların yüzde %80-85’inde damar tıkanması sorunu görülmektedir. İnmeye yol açan riskler; kol ve bacakta güç kaybı, ani konuşma bozukluğu, ani görme kaybı, ani duyu kaybı, baş dönmesi, dengesizlik, çift görme, baş ağrısına bağlı olarak bulantı ve kusma şeklinde sıralanabilir.

İnme aniden ortaya çıkıyor

İnme bir hastalık değil, durumdur. Aniden ortaya çıkan ve hiçbir habercisi olmayan bir be-

40

Ekim • 2014


damar geç açılmışsa, beyinde kanama riski de artıyor. Pıhtı eriticinin inme geçirildikten sonraki ilk 4,5 saat içinde, anjiyografik tedavinin ise ilk 8 saatte hastaya mutlaka uygulanabilmiş olması gerekiyor. Toplardamar yoluyla yapılan ilaç tedavisi ilk 1,5 saatte gerçekleşirse, tedavi edilen üç hastanın birinde; ilk üç saatte yapılırsa, 7 hastanın birinde; ilk 4,5 saatte yapılırsa, 11 hastanın birinde felç ortadan kalkar.

İnme uykuda yakalıyor

İnmelerin önemli bir kısmı uyurken ortaya çıkıyor. İnmenin ne zaman gerçekleştiği bilinmediği için tedavi de zorlaşıyor. Bu nedenle inme belirtileri ortaya çıktığında, hasta yalnız değilse, yanındaki kişiye önemli görevler düşüyor. Yüzdeki felci anlamak için hastanın gülümseyip, dişlerini göstermesi istenebilir; bu şekilde yüzün bir tarafa kayıp kaymadığı görülebilir. İki kolunu havaya kaldırması söylenebilir; eğer biri erken düşerse sıkıntı var demektir. Kişi ayağa kalkmaya çalışırken kalkamıyor, konuşmakta güçlük çekiyor ve düzgün cümle kuramıyorsa felç geçiriyor demektir. Bütün bu belirtilerin farkındaysak beklememeli, vakit kaybetmeden hastayı tam teşekküllü bir hastaneye götürmeliyiz. Hastanın yüzüne su serpmek, başını soğuk suyun altına tutmak gibi işlemlerle vakit kaybedilmemelidir. Eğer ambulansın gelmesi uzun sürecekse, kendi arabanızla hastanın olabilecek en kısa sürede hastaneye götürülmesi gerekmektedir.

Kalp krizi ve inme arasında yakın ilişki var

Kalp krizi riski, genç yaşta; inme riski, daha ileri yaşta ortaya çıkmaktadır. Kalp krizi geçiren bir hastada inme riski; inme geçirmiş bir hastada, kalp krizi geçirme riski yüksektir. İnme geçiren bir hasta iyi tedavi edilmez, riskleri iyi bir şekilde azaltılmaz ise, kalp krizi geçirme ve kalp krizinden hayatını kaybetme riski de artar. Aynı şekilde kalp krizi geçirmiş bir hastanın riskleri iyi yönetilmezse, yaslandıkça inme geçirme riski artacaktır. Bazı kalp rahatsızlıkları inme riskini direkt artırmaktadır. Bunlardan biri, kalpteki ritim bozukluklarıdır. “Atrial Fibrilasyon” denilen ritim bozukluğu, kalpteki pıhtı gelişmesine zemin hazırlamakta, inme riskini de yükseltmektedir. Bu nedenle ritim bozukluğunun erkenden tanınması, varsa da kan sulandırıcı ilaçlarla inmenin engellenmesi gerekmektedir.

Doğru zamanda doğru tedavi

İnme geçirmiş bir hastanın şanslı kabul edilebilmesi için ilk 4,5 saatte “tedavinin yapıldığı” hastaneye ulaştırılması gerekmektedir. Doğru zamanda doğru tedaviler alan bir hasta, %70 eski yaşantısına geri dönebilmektedir.

İnme tedavisi zamanla bir yarış

İnme tedavisinin karşısında duran en büyük engel bireylerdir. Genellikle inmenin tedavi edilebildiği bilinmediği için hastaların hastaneye ulaştırılmasında çok geç kalınmaktadır. İnme tedavisinde başarılı olunması için tıkanan damarın en kısa sürede açılması gerekir. Bu, ya toplardamar yoluyla verilen bir pıhtı eritici ilaç tedavisi ya da kalpte olduğu gibi anjiyografik yöntemle, tıkalı damarın açılmasıyla yapılır. Eğer zamanında müdahale edilmezse, açılan damarın bir hükmü kalmıyor. Hatta

42

Ekim • 2014


Lenfoma’da Hedefe Yönelik Tedavi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, lenfoma tedavisinde başarı şansının hücre tipine bağlı olduğunu, iyi seyirli hodgkin lenfomasında başarı oranlarının %90’ı aştığını agresif bazı hodgkin dışı lenfomalarda ise %30’un altında olabileceğini ancak hedefe yönelik tedaviyle bu oranların artabileceğini vurguluyor. ancak özellikle agresif olanlarda bir süre sonra kitlebasısı ya da kan elemanlarının yapıldığı kemik iliğinin lenfoma hücrelerince işgaline bağlı sıkıntılar yaşandığını belirtiyor. Lenfoma tedavisinde hücre tipine göre kemoterapi ve/veya hedefe yönelik tedavi ilaçları kullanılır. Hedefe yönelik tedavi ilaçlarının başarılı olması için hücre yüzeyinde bu ilaçların lenfoma hücrelerini tanımasını sağlayan belirteçler olmalıdır. Tedavinin başarı şansı hücre tipine bağlıdır. Örneğin daha iyi seyirli tipte olan hodgkin lenfomasında başarı oranları %90’ı aşabilirken, agresif bazı hodgkin dışı lenfomalarda %30’un altında olabilmektedir. Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, uygun hastalarda bağışıklık sistemini baskılayan ilaçların durdurulmasıyla tedavide başarı sağlanabildiğini ancak bu hastalığın oluşmasını engellemeye yönelik özel bir yaşam tarzı değişikliği olmadığını belirtiyor.

Hedefe yönelik tedaviler lenfoma tedavisinde gelecek vadeden tedavilerdir. Bu tedavilerin çeşitliliği lenfoma hücreleriyle ilgili genetik özelliklerin daha ileri tanı yöntemleriyle anlaşılmasıyla hızlıca artmaktadır. Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, lenfoma tedavisinde başarı şansının hücre tipine bağlı olduğunu, iyi seyirli hodgkin lenfomasında başarı oranlarının %90’ı aştığını agresif bazı hodgkin dışı lenfomalarda ise %30’un altında olabileceğini ancak hedefe yönelik tedaviyle bu oranların artabileceğini vurguluyor. Turhal ayrıca yaklaşan 15 Eylül Dünya Lenfoma Günü sebebiyle lenfomanınTürkiye’de en sık görülen 10 kanser arasında; erkeklerde 7., kadınlarda da 8. sırada yer aldığını belirtiyor. Lenfoma, lenfatik sistemik kanseridir. Lenfatik sistem tüm vücutta bulunan ve mikroplarla savaşan beyaz kan hücrelerini üreten ve depolayan sistemdir. Lenfoma oluştuğunda beyaz kan hücreleri kontrolsüz çoğalmakta ve lenf nodlarında şişmeye yol açmaktadır. Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal , Lenfoma’nın genel olarak gençlerde ve daha nadir görülen Hodgkin lenfoması ile yaşlılarda ve daha sık görülen Hodgkin dışı lenfoma olarak ikiye ayrıldığını bu farklılıklar yüzünden de farklı tedavi yaklaşımları olduğunu açıklıyor. Hodgkin dışı lenfoma’nın ABD’de en sık görülen 5., Türkiye’de ise en sık görülen 10. kanser tipi olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal, Lenfoma’nın görülme nedenlerini de şöyle sıralıyor: “Afrika ülkerinde görülen bir tipi mikrobikdir ancak kalan türler için en sık bilinen sebebi bağışıklık sistemini zayıflatan ilaç alan organ nakli hastaları ve bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıkları olan (örn. AIDS) hastalardır. Tüm lenfoma hastaları içinde bunlar küçük bir grubu oluşturur. Kalan büyük çoğunluk için lenfomayı oluşturan sebep bilinmemektedir.” Anadolu Sağlık Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Serdar Turhal , bazı lenfoma türlerinin iyileşme sürelerinde dalgalı bir seyir izlediğini

44

Ekim • 2014


Çağın hastalığı kanser, üroloji haftasında ele alındı Prostat kanseri sıklığının tüm dünyada arttığını söyleyen uzmanlar, kanser tanısı almış erkeklerin yüzde 24’üne prostat kanseri teşhisi konulduğunu belirtiyor.

Çağımızın hastalığı kanser başta olmak üzere ürolojiyle bağlantılı çok sayıda hastalık, Dünya Üroloji Haftası kapsamında ele alındı. Her yıl yüz binlerce insana prostat kanseri teşhisinin konulduğunu belirten konunun uzmanları, erken teşhisin önemine vurgu yapıyor. Her yıl sadece Avrupa’da 350 bine yakın yeni prostat kanseri olgusu saptandığı bildirildi. İdrar kaçırma sorunu ise 65 yaş ve üstü her 10 kişiden birisinde görülüyor. Prostat kanseri sıklığının tüm dünyada arttığını söyleyen uzmanlar, kanser tanısı almış erkeklerin yüzde 24’üne prostat kanseri teşhisi konulduğunu belirtiyor. Tüm sorunların önemine dikkat çekmek için Üroonkoloji Derneği, Ürolojik Cerrahi Derneği, Kontinans Derneği ve Minimal İnvaziv Üroloji Derneği’nin işbirliğinde İstanbul’da basın toplantısı gerçekleştirildi.

Ailede prostat varsa dikkat

İleri yaşlarda birçok erkeğin korkulu rüyası haline gelen prostat büyümesi ve prostat kanseri hakkında bilgi veren Üroonkoloji

46

Ekim • 2014


biliyor. Genel sıralamada ise yüzde 2-3 aralarında karşımıza çıkan bir kanser türü. Dünyada son yıllarda doktora ulaşımın erken sağlanmasıyla beraber böbrek kanseri farklı bir nitelik taşımaya başladı. Biz artık böbrek kanserini çok daha erken evrede saptayabiliyoruz” dedi. Program, Minimal İnvaziv Üroloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Atilla Arıdoğan ve Kontinans Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bedrettin Seçkin’in de alanlarında yaptığı konuşmaların ardından son buldu.

Derneği Başkanı Prof. Dr. Çağ Çal, vücuttaki PSA değeri yükseldikçe kanser saptama sıklığının da arttığını dile getirdi. Çal, “Ailesinde prostat kanseri olan erkeklerde hastalık daha saldırgan seyir gösterir. Bu nedenle, aile öyküsü olanlara erken yaşlarda mutlaka PSA testi yapılmalıdır. Yaşı 70 ve üzerinde olan kişilerde PSA testi sadece kendileri istekliyse yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

İki erkekten biri bu sorunu yaşıyor

Yaşanabilecek kalp ve damar rahatsızlıkları neticesinde cinsel sorunların da sıkça yaşandığının altını çizen Ürolojik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Alıcı ise, cinsel sağlık bakımından 40 yaş üzeri her iki erkekten birisinde hafif, orta veya şiddetli ereksiyon sorunlarının ortaya çıktığını kaydetti. Cinsel sorunların farklı sebeplerinin olabileceğini ifade eden Alıcı, “Ereksiyon sorununun sebebinin araştırılması sadece cinsel sağlık için değil, henüz belirti vermemiş kalp damar hastalığı, diyabet ve yüksek tansiyon gibi ciddi kronik bir hastalığın erken tanısı için de önemlidir. Erken boşalma her üç erkekten birisinin sorunudur ve etkin biçimde tedavi edilebilmektedir.Kadın cinsel sağlığı da yine kronik hastalıklar nedeniyle erkekte olduğu gibi etkilenmektedir” diye konuştu.

Erken evrede saptanıyor

Böbrek kanserinin teşhis ve tedavisinin önemini vurgulayan Üroonkoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Sinan Sözen de, “Böbrek kanseri ürolojik kanserler içerisinde üçüncü sırada yer alıyor. Genel popülasyona baktığımızda ise bu bazen ilk 10 içerisine gire-

48

Ekim • 2014


Yavaş ama yıkıcı ilerleyen hastalık:

Parkinson

Parkinson Hastalığı ile ilgili merak edilenleri Hisar Intercontinental Hospital Nöroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Göksel Somay’dan öğrendik.

bir beyin hastalığı olduğunu dile getiren Doç. Dr. Göksel Somay; ‘Normalde insan beyninde belli bölgelerde kişinin akıcı ve koordine hareket etmesini sağlayan dopamini üreten beyin hücreleri vardır. Bu hücreler beynin substansiya nigra adı verilen belli bir alanında yoğunlaşmış halde bulunurlar. Dopamin substansiya nigra ile vücut hareketlerini kontrol eden diğer beyin bölgeleri arasında mesajlar ileten bir kimyasa-

Oyuncu Robin Williams’ın ölümüyle yeniden gündeme gelen Parkinson Hastalığı ile ilgili merak edilenleri Hisar Intercontinental Hospital Nöroloji Bölümü Uzmanı Doç. Dr. Göksel Somay’dan öğrendik.

Parkinson Hastalığı nedir?

Parkinson hastalığının yavaş ilerleme özelliğine sahip olan, beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden

50

Ekim • 2014


ldır. Dopamin üreten hücrelerin %60 ila %80’i kayba uğradığında yeterli miktarda dopamin üretilemez ve Parkinson hastalığının motor belirtileri ortaya çıkar.’ diye konuştu.

ilaçları, özellikle kuyu suyu gibi suya karışanlar ve bazı toksinler gibi çevresel faktörlerin de de hastalığın ortaya çıkmasına katkıda bulunan ek faktörler olduğunun üzerinde durulur.

Bu belirtileri dikkate alın

Parkinson yavaş ama yıkıcı ilerler

Parkinson Hastalığı tanısını koyarken hatırlanması gereken en önemli şey, hastalığın dört ana belirtisinden ikisinin, nöroloji uzmanının tanıyı düşünmesini sağlamak için bir süredir bulunması gerekliliğidir. Hastalığın dört ana motor belirtisi: Titreme veya tremor: El, kol ve bacaklarda ortaya çıkar.

Parkinson ilerleyici bir hastalıktır ve dolayısıyla zaman ilerledikçe belirtiler kötüleşir ve hastanın yaşam kalitesi olumsuz yönde etkilenir. Ancak doğru tedavi sayesinde, çoğu hasta normal hayatını uzun yıllar boyunca sürdürebilir. Parkinson’un belirti ve bulguları saptanır saptanmaz tıbbi görüş almak önemlidir; böylece tedavi seçeneklerini en iyi şekilde değerlendirmek mümkün olur.

Bradikinezi: Hareketlerde yavaşlamadır.

Yürürken kolları sallamama, ayakları yere yapışıkmış gibi yürüme görülür. Ayrıca yüz kaslarındaki mimiklerde azalma ve maskeli yüz görünümü oluşabilir

Ana hedef hastanın yaşam kalitesini artırmaktır Parkinson hastalığında tanı klinik değerlendirme ile konulur. Bu tanı için, hastanın hikayesinin dinlenmesi, nörolojik muayene ve Levodopa tedavisine alınan yanıt, kriterleri oluşturur. Tanı koyduracak bir kan testi yoktur. Bilgisayarlı Tomografi (BT) ve Magnetik Rezonans (MR), tipik Parkinson hastalığına ilişkin bulgu vermez; bu incelemeler daha çok beyin tümörü, damar tıkanıklıkları gibi diğer hastalıklardan ayırt edilmesinde kullanılır. Halihazırda Parkinson’u iyileştirmek mümkün değildir, ancak Parkinson semptomlarını hafifletme konusunda etkili olan çeşitli tedaviler mevcuttur. Bunlar;

Rijidite: Kollar, bacaklar veya gövdede katılık görülür.

Postural instabilite: Denge sorunları ve muhtemel düşmelerdir. Kişi eskisi gibi dik duramaz, öne ya da yana eğilerek hareket eder. Ayrıca; Koku duyusunda kayıp, Kabızlık, Düşük tonlu konuşma, Uykuda ani hareketler, El yazısında küçülme: El yazısında geçmiş yıllara göre aniden küçülme, yazılan harflerde küçülme, kelimeleri adeta sıkışmış şekilde yazma görülür. El yazısında ortaya çıkan ani değişiklik Parkinson hastalığının belirtisi olabilir. Düşük kan basıncına bağlı olarak baş dönmesi ve bayılma, Parkinson hastalığına bağlı olabilir.

Tanıyı erken koyup tedaviye erken başlamak

Parkinson sadece yaşlılarda görülmez

Görülme sıklığı her yıl 100 binde 11-14 kişi olan Parkinson Hastalığı tüm dünyada 10 milyon kişide; Türkiye’de ise yaklaşık 100 bin kişide görülüyor. Her yıl yaklaşık 10 bin civarında hastaya yeni teşhis konuluyor. Kişiye özel bir hastalık olan Parkinson’da ailede herhangi bir hikaye olmayabilir. Yaş ile ortaya çıkan beyin hücrelerinde kayıp ile seyreden bu hastalık; 50-75 yaş arasında daha fazla görülse de daha genç hastalarda da ortaya çıkabilir. Tüm hastaların %10’unda 40 yaş altında ve bunların da daha azı 20 yaş altında ortaya çıkar ki bunlar daha özel tip (ailesel gibi) Parkinson hastalarıdır. Yaklaşık %10 oranında hasta doğrudan doğruya anne ve/veya babasından hastalıklı bir geni alır ki bu hastalar genç hastalardır.

Ana hedefi hastanın yaşam kalitesini artırmak olarak belirlemek, Hasta ve yakınlarının tedaviye uyumunu sağlamak, İlaçların alınacağı zamanı ve gıdalarla ilişkisini öğretmek, Düzenlenen tedavi şemasını dikkatle uygulamaktır. Günümüzde kullanılan ilaçlarla Parkinson Hastalığının belirtilerini hafifleterek hastanın günlük yaşam kalitesini artırmak hedeflenir. Hastanın yaşı, hastalığın dönemi ve kullanılan ilaçların yan etkilerine göre tedavi planı hazırlanır. Amaç beyinde seviyesi azalan dopamin seviyesini artırmaktır. Hastalığın erken döneminde dopamin tükenmeden verilen, dopamini daha uzun süre kullanmasını sağlayan, dopamin içeren veya dopamin alıcı bölgeleri tutacak ilaçlar kullanılır.

Parkinson Hastalığı aslında genetik bir yatkınlık zemininde ortaya çıkar. Anne, babası veya ailesinde herhangi bir insan Parkinson hastası olmasa dahi genetik örgüsünden kaynaklı bazı yatkınlıkları olabilir. Büyük genetik çalışmalar gösteriyor ki bazı genlerdeki değişkenlikler bizi Parkinson hastalığına yatkın kılar. Ne oranda katkıda bulunduğu net olarak bilinemese de tarım

Ayrıca hareket dışında depresyon veya demans ortaya çıktığında da ek ilaçlar kullanılması gerekebilir. Parkinson Hastalığının cerrahi tedavisinde ablatif tedavi denilen hastalıktan sorumlu alanların yakılması (talamotomi) ve Derin Beyin Stimulasyonu (DBS) olarak adlandırılan beyin pili uygulaması yapılır.

52

Ekim • 2014


Kalp Damar Hastalıklarının Tedavisi Kişiye Özel Belirlenmeli

Sol kola vuran ağrı damar tıkanıklığı habercisi olabilir

Dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sırada, kalp hastalıkları yer almaktadır. Toplumun artan yaş ortalamasının yanı sıra; sigara kullanımı, yanlış beslenme alışkanlıkları, obezite, yüksek tansiyon, diyabet (şeker hastalığı) gibi çoğu kontrol edilebilir faktörler, kalp ve damar hastalıklarının temel nedenleri olabilmektedir. Koroner arter hastalığının tedavisi ise ilaç kullanımının yanı sıra yaşam tarzı değişikliği ve cerrahi müdahale gerektirmektedir. Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Yorgancıoğlu, “29 Eylül Dünya Kalp Günü” öncesinde koroner arter hastaları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Koroner arter hastalığı, kalp adalesini besleyen ve “koroner arterler” olarak adlandırılan atardamarların sıklıkla “ateroskleroz” adı verilen damar sertliği sonucunda daralma veya tıkanması sonucu kalbin kan ihtiyacı ile gelen kan miktarı arasındaki dengesizlikten dolayı ortaya çıkan tablodur. Daralma sonucunda gelen kan miktarındaki azalmaya bağlı olarak yorgunluk, göğüste gerginlik, baskı hissi, yanma, genellikle sol kola vuran ağrı, çeneye doğru yayılan ağrı hatta bazen mide ağrısı şeklinde şikayetler gö-

54

Ekim • 2014


Memorial Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cem Yorgancıoğlu, “29 Eylül Dünya Kalp Günü” öncesinde koroner arter hastaları ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

Tıbbi tedavi: Bu tedavi seçeneği genellikle hastanın damar yapısının herhangi bir girişimsel müdahaleye gerek olmadığı ya da cerrahi veya stent işlemlerinden yeterli faydanın sağlanamayacağı hallerde önerilmektedir. Balon veya stent: Böyle bir girişim, genellikle hastanın damar yapısındaki darlığın bu tedavi yöntemine uygun olduğu ve yeterli kazanımın sağlanacağı durumlarda ya da cerrahi tedavi riskinin çok yüksek olduğu vakalarda önerilmektedir Koroner bypass: Cerrahi tedavi ise genellikle hastanın damar yapısına bir girişimin gerekli olduğu ve hastanın en düşük riske karşın en yüksek kazanımının cerrahi tedavi ile olduğu durumlarda önerilmektedir. Koroner bypass, darlık olan bölgenin daha ilerisine kanı götürmek amacı ile yapılan bir köprüleme işlemidir. Bu işlem bir açık kalp ameliyatı olarak yani kalbi durdurarak yapılabileceği gibi, kalbi durdurmadan çalışan kalpte de yapılabilmektedir. Kesi klasik olarak her iki meme arasından orta hatta olabileceği gibi küçük ya da yandan da olabilmektedir. Yöntem seçiminde temel hedef, hastanın genel durumuna ve riskine uygun olarak en faydalı aynı zamanda da en risksiz ameliyatı gerçekleştirmektir. İşlem sonrasında hastaların büyük bir çoğunluğu, 5-7 gün içinde taburcu olarak sağlıklı bir şekilde gündelik hayatlarına dönebilmektedir.

zlenir. Egzersiz ve stres gibi kalbin kan ihtiyacını artıran durumlar bu yakınmaları başlatabilir. Bu şikayetler genellikle dinlenildiğinde geçer.

Tanı kalp damarlarının görüntülenmesiyle konuluyor

Koroner arter hastalığının kesin tanısı “koroner anjiyo” olarak adlandırılan kalbin damarlarının görüntülenmesi ile konulmaktadır. Son yıllarda bilgisayarlı tomografi ile görüntü alınsa da “altın standart” kasık ya da kol atardamarından girilerek yapılan klasik anjiyodur. Tanısal anjiyo sonucunda hastaya tedavi seçeneklerinden uygun olanı önerilmektedir.

55

Kasım • 2014


5 Yıldızlı Otel Konforundaki 350 Yataklı Hastane Hizmete Girdi 2011 yılında başlanan 350 yataklı Devlet Hastanesi hasta kabulüne başladı.

Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yapımı tamamlanan 350 yataklı devlet hastanesi hizmete başladı. Kdz. Ereğli ilçesinde yapımına 2011 yılında başlanan 350 yataklı Devlet Hastanesi hasta kabulüne başladı. Tek kişilik odalarda, televizyon, buzdolabı, tuvalet ve banyosu ile 5 yıldızlı otel konforunda inşa edilen hastane yaklaşık 60 milyon TL’ye maloldu. Hastanenin hizmete girmesi nedeniyle incelemelerde bulunan Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Opr. Dr. Hüseyin Uysal ile Başhekim Opr. Dr. Muharrem Erdem, 250 bin nüfusa hitap edecek hastanede daha kaliteli sağlık hizmeti verileceğini söylediler.

Başkan Uysal: “Mükemmel”

Hastanenin çok mükemmel olduğunu ifade eden Belediye Başkanı Opr. Dr. Uysal, şöyle konuştu: “Mükemmel olmuş. Kuranlardan, destek verenlerden, hizmeti geçenlerden Allah razı olsun. Allah amel defterlerini açık

56

Ekim • 2014


Real Fuzzy Teknolojisi* ile rahat, Hareket Sensörü ile doğru, Tek tuşla ölçme özelliği ile kolay ölçüm sağlar.

ESH

ONAYLI

pM-KO2

* Patentli “Real Fuzzy Teknolojisi” doğru ölçüm için gereken kaf sıkılığını otomatik olarak ayarlar ve bu sayede yanlış kaf sıkılığı seviyesinden kaynaklanan yanlış ölçümleri önler.

www.plusmed-health.com T (+90 212) 319 50 00 | info@trimpeks.com


şaat olarak maliyet 50 milyon TL’ye yaklaştı, tıbbi cihaz olarak ta içerisine yaklaşık bir 10 milyon TL harcama gerçekleşti. Hastanenin toplam maliyeti 59-60 milyon TL civarında.”

etsin. Başhekimi de tebrik ederim” Uysal, hastanenin yol sorununun da halledileceğini, milletvekili Prof. Dr. Ercan Candan’ın Karayolları’ndan konuyu takip ettiğini dile getirdi. Yeni hastanenin Ereğli’nin bir rüyası ve hülyası olduğunu vurgulayan hastane başhekimi Opr. Dr. Muharrem Erdem de, pazar günü itibariyle eski binadan yeni binaya tüm taşınma işlemini tamamlayarak hizmete başladıklarını söyledi.

Yol sorununa belediyeden geçici çözüm

Başkan Uysal ile başhekim Erdem, odaları tek tek ziyaret ederek, hastalara geçmiş olsun dileklerini sundu. Hastane yeni açılmasına rağmen ilk gün bin üzerinde hastanın tedavi için geldiği öğrenildi. Hastaneye ulaşımı sağlayan yolların bir an önce yapılması istenirken, Ereğli Belediyesi geçici bağlantı yolları ile ulaşım sorununu çözmeye çalıştı.

Yeni hastane teknolojiyle donatıldı

Acil ve poliklinik hizmetlerinin başladığını belirten Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hizmetlerimiz sanki eski binadaymışız gibi devam ediyor. Burada 350 yatakla hizmet vereceğiz. 350 yatağın 59’u yoğun bakımda, 25’i acildeki müşahede odamızda var. Tüm odalarımızda tuvalet, banyo, televizyon, buzdolabı mevcut. 111 tek, 91 çift kişilik odamız var. Tıbbi teknoloji ve mefruşatını yeniledik. Tıbbi cihazlarımız eski hastanede her gün yenileniyordu. Burada üzerine daha ilaveler yapıldı. En son 2 hekimimiz göreve başladı. Birisi kadın doğumcu, diğeri kardiyoloji uzmanı. Pratisyen hekimlerde görevlerine başladı. Hekim takviyesi de devam etmekte. Teknolojik yatırımlarımız devam edecek. Günün koşulları neyi gerektiriyorsa tıbbi yatırım açısından hepsi burada gerçekleştirilecek. Ereğli ve Alaplı olarak 220 bin nüfusa hitap ediyoruz. Ama biz Kozlu, Akçakoca, Düzce ve Zonguldak’tan hasta bekliyoruz. İn-

58

Ekim • 2014


BIRAKIN UYUSUN... Dokunmak yok, Gözyaşı yok,

Sadece 1 saniyede ölçüm sn.

1 2 3 4 * Nesne Sıcaklığı: Biberon, banyo suyu v.b. sıcaklığı

5

T (+90 212) 319 50 00 | info@trimpeks.com


Sultangazi Akıllı Hastanesi’nin temeli atıldı Sağlık Bakanlığı tarafından Sultangazi’ye yaptırılan 600 yataklı ‘Akıllı Hastane’nin temel atma töreni gerçekleşti.

zinoğlu, hayırlı bir şifa merkezinin temelini atmaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirerek, bugünün Gaziler Günü olduğunu hatırlattı ve “Bugün güzel bir tevafuk Gaziler Günü, Sultangazi’deyiz. Adında gazi olan ilçede gazileri anıyoruz” dedi. Son 12 yılda dünya ülkelerinin de anlamakta zorluk çektikleri sağlık hizmetlerini Türkiye’de verdiklerini dile getiren Bakan Müezzinoğlu, “Yardıma ihtiyacı olan herkesin yanında olmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda 480 bin vatandaşa

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Sultangazi’de 600 yataklı olması planlanan ‘Akıllı Hastane’nin temelini attı. Törene, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, İstanbul Milletvekili Türkan Dağoğlu, İbrahim Yiğit, Osman Aşkın Bak, Ahmet Haldun Ertürk, Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, TOKİ yetkilileri, müteahhit firmalar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Temel atma töreni öncesi konuşan Sağlık Bakanı Mehmet Müez-

60

Ekim • 2014


pM-N01

HEAVY DUTY

VA

Teknolojisi*

İlacın solunum yollarındaki birikim yerini belirleyen en önemli unsur “partikül çapı”dır ** Yapılan klinik çalışmalar; küçük partikül çapının, havayollarına daha fazla penetre olduğunu ve daha iyi bronkodilatasyon sağladığını göstermiştir.

Heavy Duty nebulizatör, etkin tedavi için ideal partikül çapı sağlar. * VA Teknolojisi: Kullanıcı ihtiyacına göre ilaç akış hızının ayarlanmasını sağlayan bir sistemdir. ** Clay MM, Pavia D, Clarke SW. The effect of aerosol particle size on bronchodilatation with nebulised terbutaline in asthmatic subjects. Thorax 1986;41: 364-8.

www.plusmed-health.com T (+90 212) 319 50 00 | info@trimpeks.com


duğumuz alanının 50 dönümlük yeri İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından karşılandı. Yoksa bizim 5 yıllık bütçemiz sadece alan için yetmez. O dönemlerde bakan olan Recep Akdağ’a çok teşekkür ederim. Şimdi de Mehmet Müezzinoğlu bu projeyi devam ettirdi” dedi.Konuşmaların ardından Bakan Mehmet Müezzinoğlu ve beraberindekilerle birlikte ‘Akıllı Hastane’ binasının ilk butonuna basıldı.

evde sağlık hizmeti veriyoruz. Yani evinde yatalak, kronik hastalığı olanlara hekimi de, hemşireyi de gönderiyoruz” ifadelerini kullandı.

“31 Aralık 2015’te Hastanemizin açılmasını istiyoruz”

“Bazı beklemediğimiz olumsuzluklar nedeniyle hastane açılışında gecikme yaşadık” diyen Bakan Mehmet Müezzionoğlu, Sultangazi Akıllı Hastane’nin açılışını 31 Aralık 2015’te yapmak istediklerini dile getirdi. 30 yıllık hekim olduğunu hatırlatan Bakan Müezzionoğlu, 15 yıl önce kendi aralarında konuştukları ‘’yapılmaz, olmaz’ denilen pek çok şeyi yaptıklarını söyledi. Sağlık Bakanlığı olarak Türkiye genelinde yapılan hastanelerden bahseden Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu şöyle konuştu: “216 tane hastanenin inşaatı devam ediyor. 32 bin yatak kapasiteli. 10 milyar TL’lik yatırım yapıyoruz. Ama bunlar en geç 2016 yılında bu 32 bin yatak kapasiteli bu milletin hizmetine girecek. En geç 2018’de Türkiye genelinde bütün hastanelerini yeniden yapmış, bütün tıbbi teknolojisini yeniden ve çağdaş teknolojiyle donatmış dünyanın tek ve en gelişmiş sağlık hizmeti olacak.”

46 Bin 500 Metrekarelik, 600 Yatak

Uğur Mumcu Mahallesi’nde toplam 46 bin 500 metrekarelik alan üzerinde inşa edilecek hastane, teknolojinin tüm imkanları kullanılarak yaptırılıyor. Arazisi Sultangazi Belediyesi’nin yaptığı imar uygulamaları ve çalışmalarıyla sağlanan hastane 160 bin metrekare inşaat alanından oluşuyor. Hastane, 200’ü kadın doğum olmak üzere toplam 600 yatak kapasiteli olacak.

“En parlak dönemimizi yaşıyoruz”

“Biz belediye başkanları olarak en parlak dönemlerimizi yaşıyoruz” diyen Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, “Hastanenin temeliyle ilgili toplandık ama burada bulun-

62

Ekim • 2014


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız:

“Sağlıkta dönüşüm programı birçok ülkede örnek alınıyor” Bakan Yıldız, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konformal Radyoterapi Ünitesi’ni açtı.

türlü imkanı bizlere sağlamaktadır. Sadece son iki yılda ve yine sadece Kayseri Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğimize bağlı sağlık tesislerimize inşaat onarım, demirbaş alımı ve ileri teknik tedavide kullanılan cihazlar dahil olmak üzere 41 milyonun üzerinde yatırım yapılmıştır. Ameliyathaneler yenilenmiş, yoğun bakım üniteleri gözden geçirilerek yatak sayıları artırılmıştır” dedi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, sağlıkta dönüşüm programının birçok ülkede örnek alındığını söyledi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konformal Radyoterapi Ünitesi’nin açılışına katıldı. Açılışta konuşan Kayseri Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ahmet Gödekmerdan, 2003 yılında başlayan sağlıkta dönüşüm programı kapsamında daha iyi sağlık hizmetleri sunmak için hükümetin yoğun gayretlerinin artarak devam ettiğini söyledi.

Türkiye sağlıkta dönüşümde örnek alınıyor

Son iki yılda 41 milyonun üzerinde yatırım yapıldığını dile getiren Gödekmerdan, “Sağlık Bakanlığımız hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan nitelikli sağlık hizmetlerinin artırılmasında her

Açılışta konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız ise, özel sektör eliyle yatırımların devam ettiğini dile getirerek, Konformal Radyoterapi Ünitesi’nin hayırlı olması temen-

64

Ekim • 2014


örnek alındığını biliyoruz. Şu anda bakanlarımız yurt dışlarında eğitimler veriyor” dedi. Yapılan konuşmaların ardından açılışı gerçekleştirilen radyoterapi ünitesini gezen Bakan Taner Yıldız, yetkililerden cihazlar hakkında bilgi aldı.

nisinde bulundu. Yıldız, “Radyoterapi ünitemiz hayırlı olsun. Allah lazım etmesin, lazım olduğunda da yokluğunu göstermesin. Bütün hastaneler için böyle bir temennide bulunulur. Biz enerji sektörü olarak liberalleşen ve özelleşen bir yapı sergiledik ve özel sektör eliyle bu yatırımlarımızı devam ettiriyoruz. Şu ana kadar yaklaşık 75 milyar doları geçti. Ne için enerji sektöründen bahsediyorum? Çünkü liberal yapıda özel sektörle beraber oluşturduğumuz her yatırım bizim kamu bütçemizden almadığımız ve onun yerine de sağlık gibi, adalet gibi, eğitim gibi sektörlere verdiğimiz bir paydır. Enerji sektöründe bundan 15 yıl önce kamu eliyle yapılan yatırımlar olunca yeri geldiğinde sağlık sektöründen dahi kesilirdi ama şimdi biz kamu bütçesinden herhangi bir yatırıma pay ayırmıyoruz. O yüzden sağlık sektörüyle ilgili herhangi bir gelişmede az veya çok sektörümüzün kamu bütçesi açısından faydası olduğuna inanıyoruz ve kanaatimizi bu tür bilgilerle teyit ediyoruz” diye konuştu. Sağlıkta dönüşüm programının birçok ülkede örnek alındığını ve bakanların bu konuda eğitim verdiğini sözlerine ekleyen Bakan Yıldız, “Sağlıkta dönüşüm programlarıyla beraber şükürler olsun bir hastaya 6 buçuk dakikalık bir muayene süresi düşüyor. İnşallah daha iyi rakamlara doğru ilerleyeceğiz ama sağlıkta dönüşümden şu anda istifade etmeyen hemen hemen kimse yok. Bu sağlıkta dönüşüm programının birçok ülkede

66

Ekim • 2014


Sağlık kampüs inşaatı yeniden başlıyor Toplam 1200 yatak kapasitesine sahip sağlık kampüsünde, 150 Yataklı Kadın Doğum, 150 Yataklı Çocuk Hastalıkları, 100 Yataklı Onkoloji, 150 Yataklı Göğüs Hastalıkları, 150 Yataklı Kalp ve Damar Cerrahi Hastaneleri hizmet verecek.

1.200 yatak kapasitesine sahip alacak

Yapımına 2011 yılında başlanan ve tamamlandığında Doğu Anadolu’nun en büyük ve modern hastanesi olma özelliğine sahip olan Erzurum Sağlık Kampüsü inşaatının yer teslimi ihaleyi kazanan Hektaş firmasına yapıldı. Erzurum Çat yolu üzerinde 2011 yılında yapımına başlanan ancak müteahhit firmalardan birinin yasaklı duruma düşmesiyle 2013 yılı Ocak ayında Danıştay’ın aldığı kararla durdurulan Erzurum Sağlık Kampüsü inşaatının, Sağlık Bakanlığı’nca yeniden yapılan ihale aşamasının tamamlanmasıyla, müteahhit firmaya yer teslimi 22 Eylül 2014 pazartesi günü yapıldı. Yaklaşık olarak üç yılda bitirilmesi planlanan ve 319 Milyon liraya ihale dilen Sağlık Kampüsü İnşaatının ihaleyi kazanan HEKTAŞ firmasına yer teslimine, Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü teknik elemanlarından İnşaat Mühendisi Murat Binici, Makine Mühendisi Veysel Yılmaz, Elektrik Mühendisi Yaşar Öztürk ile Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Yatırım Şube Müdürü İnşaat Yüksek Mühendisi Selami Yarbaşı ve Erzurum Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği yetkilileri katıldı.

Sağlık Bakanlığı’nca yapımına 2011 yılında başlanan ve depreme dayanıklı izoletörlerinin de kullanıldığı, ameliyathane ve yoğun bakım üniteleriyle birlikte toplam 1200 yatak kapasitesine sahip sağlık kampüsünde, 150 Yataklı Kadın Doğum, 150 Yataklı Çocuk Hastalıkları, 100 Yataklı Onkoloji, 150 Yataklı Göğüs Hastalıkları, 150 Yataklı Kalp ve Damar Cerrahi Hastaneleri hizmet verecek. Ayrıca; hastane projesine Sağlık Müdürlüğü hizmet binası, Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliği hizmet binası, 2 adet 1300 kapasiteli otopark, kreş binası ile Erzurum için hizmet verebilecek üst seviyede konferans salonunun projeye eklendiği de açıklandı. Erzurum’un sağlık alanında bölgenin lokomotifi olduğuna dikkat çeken Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, gerek yurt içi gerekse komşu ülkelere sağlık alanında önemli hizmetler verecek olan yeni sağlık kampüsünün yaklaşık 3 yılda yılda tamamlanmasının planlandığını bildirdiler.

68

Ekim • 2014


5 adımda kalp krizi riskinizi azaltın

Dr. Nevrez Koylan, sorunun temelinde “damar yaşlanması” olduğuna dikkat çekiyor. Dünya Kalp Günü’nde dünyaca ünlü hekim Dr. William Osler’in sözünü hatırlatan Prof. Dr. Koylan, “İnsanlar gerçekte damarlarının yaşındadır” diyor ve ekliyor: “Damarın yaşlanması büyük ölçüde doğumla başlayan bir süreç. İnsanın yaşı ilerledikçe damar sertliğinin de ilerlediğini görüyoruz. Bu açıdan kalp hastalıklarının önlenmesi, aslında yaşlanmanın önlenmesi anlamına da geliyor. Kalp hastalıklarını önlemek istiyorsanız damar sağlığınızı korumalısınız.”

Özellikle çok sıcak bir yaz mevsimini geride bırakırken yine çok konuşulan sağlık konularının başında kalp hastalıkları yer alıyor. Rakamlar, son yıllarda kalp hastalıklarının görülme sıklığının arttığını gösteriyor. En çok dikkat edilmesi gereken rahatsızlıkların başında ise koroner kalp hastalığı geliyor. Koroner kalp hastalığı sorunu yaşayan her 100 kişiden 25’i herhangi bir belirti olmadan ani ölümle karşılaşıyor. Koroner kalp hastalıklarının büyük ölçüde diğer kalp sorunlarına da zemin oluşturduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Prof.

70

Ekim • 2014


Her yıl tüm dünyada 29 Eylül günü Dünya Kalp Günü olarak kutlanıyor. Rakamlar ise ortalama her üç erişkinden birinin ölüm sebebinin kalp hastalıkları olduğunu gösteriyor.

1 - Şekeri bırakın

Pratik olarak vücudumuzun şeker ihtiyacı diye bir kavram olmadığını belirten Prof. Dr. Koylan ihtiyaç duyulduğunda vücudun kendisinin şekeri diğer gıdalardan tedarik edebileceğini söylüyor. Fazla şeker tüketiliyorsa bunu olabildiğince düşük miktarlara çekmek gerekiyor. Şeker hastası olmayı engellemek kalp hastası olma riskinizi de azaltıyor. Öte yandan şekeri bırakarak, şekerin oluşturacağı fazla kiloyu ve obezite riskini de engelleyeceğimize dikkat çeken Prof. Dr. Koylan kalp hastalıklarından büyük oranda korunacağımızı belirtiyor.

2 - Tuzlu gıdaları alışveriş listenizden çıkarın

Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyona neden olarak kalp sağlığımızı tehdit ediyor. Gün içinde tükettiğimiz tuzun üçte ikisi endüstriyel gıdalardan geliyor. Ürünlerin etiketlerini incelemeyi mutlaka bir alışkanlık haline getirmemizi belirten Prof. Dr. Kolyan “Sofraya tuzluk koymayın, az tuzlu peynir ve zeytin alın. Market alışverişlerinizde sürekli aldığınız gıdaları tuz açısından da inceleyerek zararlı olabilecekleri alışveriş listenizden çıkarın” diyor.

3 - Sigarayla “sonsuza dek” vedalaşın

Sigara içmeyi bırakmak kalp hastalıkları riskini ciddi oranda azaltıyor. Özellikle kadınların bu konuda daha çok önlem alması gerekiyor. Çünkü sigara, menopoz öncesi kadınlarda kalp hastalıkları riskini 4-5 kat artırıyor.

4 - Ölçülü beslenmeye çalışın

Aşırı gıdadan kaçınmamız, tüketimimize dikkat etmemiz gerekiyor. Alınması gereken ideal oranlar %50-60 karbonhidrat, %20-30 protein ve %10-15 yağ olarak belirtiliyor. Proteinlerin üçte ikisini bitkisel gıdalardan almakta fayda olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Kolyan hayvansal proteinde de balığa daha fazla yer vermemiz gerektiğini söylüyor. Kızartma derecesine kadar kızdırılan her yağda trans dönüşüm oluyor. Bu nedenle yağı mümkün olduğunca çok kızdırmadan kullanmak gerekiyor.

Bugün kalp hastalıkları riskimizi en gerçekçi biçimde öğrenebilmemiz için çeşitli algoritmalar olduğunu belirten Prof. Dr. Koylan, Anadolu Sağlık Merkezi’nde de SHAPE kalsiyum skorlamasını da içeren yöntemler kullanılarak risk analizleri yapıldığını söylüyor. Peki kalp hastalıkları riskimizi düşürmek için ne yapmamız gerekiyor? Yaş, cinsiyet ve aileden gelen özellikler değiştiremeyeceğimiz risk faktörleri arasında yer aldığına göre, değiştirebileceğimiz risk faktörleri neler? Kalp hastalıklarından korunmanın başlı başına bir risk mücadelesine dönüştüğünü söyleyen Prof. Dr. Koylan, bunun için alacağımız 5 büyük kararı açıklıyor:

5 - Her fırsatta hareket edin

Düzenli olarak spor yapmak gerekiyor. Her akşam yarım saatlik yürüyüşler bile kalp sağlığı için büyük önem taşıyor. Dans etmek, bahçeyle uğraşmak, alışveriş için markete yürüyerek gitmek, kısaca günlük hayatımızda hareketli olmamız gerekiyor.

71

Kasım • 2014


Mobil teknolojinin sağlığa faydası klinik olarak kanıtlandı İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi işbirliği ile Turkcell SağlıkMetre çözümünün 100 diyabet hastası için kullanıldığı projede sonuçlar başarılı: Alanında dünyada ilklerden biri olma özelliği taşıyan projenin takip grubunda yer alan hastalarda, ek bir ilaç kullanılmadan ve ilaç dozları arttırılmadan, kan şekeri yüzde 16 oranında azaldı.

İstanbul Tıp Fakültesi Endokrin Bölümü Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlhan Satman’ın katıldığı basın toplantısında açıklandı.

Turkcell’in 2012 yılında geliştirdiği ve İstanbul Üniversitesi işbirliği ile denemelerine başlanan SağlıkMetre çözümünün klinik başarısı kanıtlandı. Uzaktan sağlık takip yönetiminde yeni bir dönem başlatan Turkcell SağlıkMetre çözümü, ilk etapta İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi’nde tedavi gören toplam 100 diyabet hastası için kullanıldı. Ortak projenin sonuçları, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Güloğlu, İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Akif Karan ve İ.Ü.

Diyabet kontrolünde müthiş başarı

Proje kapsamında, Turkcell tarafından geliştirilen SağlıkMetre cihazı ile İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi’nde diyabet hastalığıyla mücadele eden 100 kronik hastanın önemli tıbbi ölçüm verileri 7/24 uzaktan takip edildi ve kayıt altına alındı. Halen devam eden projenin çalış-

72

Ekim • 2014


ma grubunda yer alan hastalarda, tedaviye uyum, yüzde 25 oranında arttı. Hastaların açlık kan şekeri ortalaması yüzde 16 oranında düşerken, HbA1c adı verilen son üç aylık kan şekeri kontrol parametresi de başlangıç değerine göre yüzde 9 oranında azaldı. Diyabeti kontrol altında olan hastaların oranı ilk 3 ayda yüzde 41, ikinci 3 ayda ise yüzde 37 oldu. SağlıkMetre kullanmayan kontrol grubundaki kontrol oranları ise sırası ile yüzde 38 ve yüzde 26 olarak gerçekleşti. Böylece, Turkcell SağlıkMetre ile takip edilen hastalardaki diyabet kontrol başarısı yüzde 41’e ulaştı. Proje, Sağlık Bakanlığı himayesinde, 19 Avrupa ülkesinin katılımı ile gerçekleştirilen “Kronik Hastalıklarda Sürdürülebilir Sağlık için Çözüm Arayışı” toplantılarında, İstanbul Üniversitesi tarafından sunuldu ve kabul gördü. Ülkemizde Diyabet hastalığının yayılımını araştıran ve 1998’de yapılan TURDEP-I’e kıyasla, 2010 yılında yapılan TURDEP-II çalışmasına göre, Türkiye’de 12 yılda diyabet sıklığı yüzde 90 artış göstermiştir.

loji, ama esas işimiz insan’ diyoruz. Takım olarak kendimize en çok sorduğumuz soru: ‘İnovasyonu, teknolojimizi kullanarak insan hayatına nasıl daha fazla değer katabiliriz, müşterilerimizin hayatlarını nasıl kolaylaştırabiliriz?’ Biz inovasyonu, yeni bir fikrin toplumsal ve ekonomik faydaya dönüşmesi olarak görüyoruz. Turkcell mühendislerinin imzasını taşıyan SağlıkMetre tam da bu açıdan önemli bir çözüm. Gerek hastaların yaşam kalitesine olumlu etkisi, gerekse sosyal güvenlik sistemindeki yükü azaltma potansiyeli ve bakım ve diğer operasyonel maliyetlerin düşürülmesi açısından ciddi katkılar sunuyor. Bu başarının ülkemizin köklü bilim yuvalarından biri olan İstanbul Üniversitesi’nde kanıtlanmış olması ise bize büyük gurur verdi. SağlıkMetre Turkcell için ilk basamaktı. Bundan sonra da Turkcell’in teknolojisi gerek sağlık gerekse sağlıklı yaşam alanlarında insanımıza fayda sağlamak için çalışmaya devam edecek.”İ.Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Endokrin Bölümü Bilim Dalı Başkanı ve SağlıkMetre projesinin koordinatörü Prof. Dr. İlhan Satman da basın toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Araştırmamız kapsamında 1 yıl süreyle toplam 200 diyabet hastasını takip ettik. Bu hastalardan 100’ünün takibini Turkcell SağlıkMetre’yi kullanarak gerçekleştirdiğimiz çalışma kapsamında elde ettiğimiz ilk sonuçlara göre, SağlıkMetre kullanımının kan şekeri, tansiyon değerleri ve kan yağları üzerine olumlu etkileri görülmüştür. Bu araştırma, gelişen teknolojinin desteği ile hasta verilerinin anlık olarak takip edilmesi ve değerlendirilmesi sayesinde yeni veya ilave ilaç tedavisine gerek kalmaksızın, mevcut tedavi koşullarında, kan şekerlerinin kontrol altına alınmasında ve hastaların tedaviye daha iyi cevap verebilmelerin de çok başarılı sonuçlar alınabildiğini göstermiştir. Bir GSM operatörü ile bir üniversitenin işbirliğinde gerçekleştirilen İstanbul Üniversi-

Güloğlu: Tüm paydaşların inanmaları gerekiyor

İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Recep Güloğlu, toplantıda Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 22 milyon kişinin bir veya birden fazla kronik hastalık taşıdığını ve Türkiye’de hasta sayısı 8 milyona ulaşan diyabetin (şeker hastalığı) yıllık maliyetinin 13 milyar TL’yi bulduğunu söyleyerek şöyle devam etti: “Kronik hastalık tedavisi bir ekip işidir; inovatif bir teknoloji iyi bir ekibin kullanımına sunulduğunda, takip işi kolaylaşır, hasta açısından tedavi daha başarılı şekilde sağlanır. Turkcell ile gerçekleştirdiğimiz bu çalışma da inovatif çözümlerin sağlık sistemindeki yükün azaltılması, hasta bakım ve diğer operasyonel maliyetlerin düşürülmesi ve hastaların yaşam kalitesinin artırılması açısından ülke ekonomisine büyük katkı sağlayabileceğini göstermiştir. Sağlık alanında teknoloji kullanımının başarıya ulaşması için hasta ve doktorların yanı sıra bu alanda söz sahibi olan tüm paydaşların ülke olarak elde edilecek faydaya inanmaları gerekiyor. Önümüzdeki dönemde Turkcell ile yaptığımız üniversite - sanayi işbirliğine benzer çalışmaların ülkemizde yaygınlaşmasını umut ediyor, sağlık alanında teknolojiden daha fazla yararlanılmasını arzuluyoruz.”

“Sağlıkmetre hem yaşam kalitesine katkı yapacak bir inovasyon”

Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, Turkcell SağlıkMetre’nin milyonlarca kronik hastanın hayatına dokunacak bir inovasyon olduğunu vurguladı. Sağlıkmetre’yi hayata geçirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten Ciliv şöyle konuştu: “Turkcell’de daima, ‘İşimiz tekno-

74

Ekim • 2014


SMS olarak da alabiliyorlar. Turkcell SağlıkMetre ile hastanın bakım ve yaşam kalitesinin artırılması, doktor ile hasta arasında bakım ve takip sürekliliğinin sağlanması, daha fazla hastaya daha kaliteli hizmet sunulması, komplikasyonların engellenmesi, verimliliğin artırılması ve sağlık sektöründe maliyetlerin azaltılması hedefleniyor.

Artık herkes kullanabilecek

Turkcell’in geliştirdiği Turkcell SağlıkMetre cihazı, bundan böyle dileyen tüm kronik hastaların hizmetinde olacak. SağlıkMetre’ye, 1 yıllık data paketi dahil olmak üzere ayda 49 TL ödeyerek sahip olmak mümkün. Cihazı edinen hastalara aynı zamanda 24 saat ücretsiz medikal destek merkezi hizmeti veriliyor. Bilimsel araştırmalara göre; Diyabet hastalığında, hastanın tedaviye uyumunun yüzde 10 artması, HbA1c’de (kan şekeri ortalama düzeyi) yüzde 0.1’lik olumlu düşüşü sağlar. Buna bağlı olarak, HbA1c’deki yüzde 1’lik azalma ise, diyabete bağlı ölüm oranlarını yüzde 21, kalp yetmezliğini yüzde 16, infarktüsü ise yüzde 26 azaltabilir.

tesi Turkcell SağlıkMetre projesi, hasta verilerinin anlık olarak takip edilmesinden araştırma dizaynına kadar açıklanmış sonuçları ile birlikte incelendiğinde alanında bilinen ilk çalışmalardan biri olma özelliğine sahiptir.”

Turkcell SağlıkMetre nedir?

Turkcell SağlıkMetre cihazı, hem insan sağlığını hem de sebep olduğu yüksek maliyet ile ülkemizin sağlık ekonomisini tehdit eden 5 farklı kronik hastalığı (diyabet, aritmi, tansiyon, astım ve KOAH), en son teknoloji ve maksimum kullanım kolaylığı ile takip edebilmeyi sağlıyor. Tamamen Turkcell Teknoloji mühendisleri tarafından yerli kaynaklarla geliştirilen Turkcell SağlıkMetre, içerisindeki SIM kart sayesinde, her yaştan kronik hastanın zamandan ve mekândan bağımsız olarak yaptığı ölçümleri tek bir tuşa basarak doktoruna otomatik olarak iletmesine imkân tanıyor, gerektiğinde hastaya ölçüm yapmasını hatırlatıyor. Bu sayede hasta için takip defteri tutmak, bu defteri her muayenede doktoruna götürmek ya da ölçüm yapmayı unutmak gibi sorunlar ortadan kalkıyor. Yakın takip sayesinde çok daha etkin bir tedavi alabiliyor. SağlıkMetre aynı zamanda, iki ayrı hastanın tek bir cihaz üzerinde takip edilebildiği dünyadaki ilk uçtan uca uzaktan sağlık yönetim çözümlerinden biri. Hasta yakınları, hastalarının tüm ölçümlerini uzaktan takip edebiliyor, sağlık verilerinde bir bozulma gözlemlendiğinde ya da ölçüm yapılmadığı durumlarda cep telefonlarına SMS ile alarm alabiliyorlar. Bu sistem sadece yaşlı ebeveynleri olan hastalar için değil, aynı zamanda Tip-1 diyabetli çocukları olan anne babalar tarafından da beğeniliyor. Hekimler ise hastalarından gelen ölçüm değerlerini internet tabanlı Sağlık Takip Sistemi üzerinden izleyerek, tedavi programlarını proaktif bir şekilde değiştirebiliyorlar. Eğer dilerlerse, ölçümleri hasta bazında cep telefonlarına

Araştırma sonuçları

SağlıkMetre ile projeye katılan hastaların tedaviye uyumun artması ile HbA1c değerlerinde yüzde 9’a varan oranda düşüş sağlanmıştır. SağlıkMetre ile projeye katılan hastaların Açlık Kan Şekeri (AKG) düzeyleri 27 mg/ dl azalırken, diğer hastaların kan şekerlerinin 14.4mg/dl arttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, projede SağlıkMetre kullanan hastaların büyük ve küçük tansiyon, kan yağları değişimleri olumlu olarak azalmıştır. SağlıkMetre ile projeye katılan hastaların, kilo artışı, diğer hastalara göre çok daha az kilo almışlardır.

Diyabetin Türkiye’ye maliyeti yılda 13 milyar TL

Sağlık Bakanlığı’nın hazırladığı Kronik Hastalıklar Raporu’na göre Türkiye’de yaklaşık 14 milyon yüksek tansiyon, 8 milyon diyabet, 17 milyon obezite, 3 milyon KOAH ve 2 milyon koroner kalp hastası var. Bu hastalıkların ikisi ya da üçü bir arada bulunabiliyor. Diyabet hastalarının yüzde 40’ında obezite ya da hipertansiyon, yüzde 40’ında hem obezite hem de hipertansiyon var. Türkiye’de yaşayan her üç kişiden birisi en az bir kronik hastalıkla yaşıyor. Kronik hasta sayısının 20 yıl içerisinde iki katına çıkacağı öngörülüyor. 2010 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nun kronik hastalıkların tedavisi için yaptığı harcama 33 Milyar TL. Diyabetin 2010 maliyeti dünyada 500 milyar dolar, Türkiye’de 13 milyar TL. Diyabet hastalığı, dünyada yılda yaklaşık 4 milyon insanını yaşamını yitirmesine neden oluyor.

76

Ekim • 2014


Ölçsan biyometri sistemlerini tanıttı ÖLÇSAN sektörün en büyük etkinliği olan ISAF fuarında biyometri ürünleri ile birlikte geçiş kontrol ve kimlik yönetimi çözümlerini tanıttı

sensör ve Ingenico POS’tan oluşan cihaz, bu yönüyle kendi içerisinde işlem yapma becerisine sahip oluyor ve tüm işlemleri sensör içinde şifreleyebiliyor.

Türkiye ve EMEA bölgesine akıllı kart, biyometri ve güvenlik çözümleri, uygulama geliştirme ve teknoloji entegrasyonu alanlarında 1984 yılından bu yana hizmet sunan Türk teknoloji şirketi ÖLÇSAN, ISAF fuarına katılarak yeni ürünlerini sergiledi.

ÖLÇSAN, K!M Pozitif’in dışında HID ve MORPHO ürünleri başta olmak üzere; Geçiş Kontrol, PDKS ve Kimlik yönetimi çözümlerini de sergiledi. Kimlik doğrulama ve akıllı geçiş işlevlerine ihtiyaç duyulan sektörlerden temsilciler ÖLÇSAN’ın çözümlerine yoğun ilgi gösterdi. 4 gün süren fuarda bine yakın ziyaretçi, ÖLÇSAN’ın standını gezerek, özellikle ilgi duyulan biyometri ürün ve çözümleri ile HID kartlı geçiş çözümleri hakkında ayrıntılı bilgi aldı. Düzenlendiği ilk yıldan itibaren sürekli fiziksel büyüme gösteren ISAF, her geçen yıl kalite anlamında da büyüyen bir fuar olma özelliğini taşıyor. 2010 yılına kadar yurtiçinden ziyaret edilen ISAF, 2011 yılından itibaren yurtdışından gelen önemli alıcılar tarafından da ziyaret edilmeye başlandı. Her yıl artan yurtdışı ziyaretçi sayısı, 2014 yılında geçmiş yıllara oranla daha yüksek bir artış yakalayarak kamu ve özel sektörün akıllı teknolojilere olan yoğun ilgisini gösterdi.

ÖLÇSAN’ın fuarda sergilediği ürünler arasında, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun başlattığı Biyometrik Kimlik Doğrulama Projesi’nde kimlik doğrulama amacıyla kullanılan onaylı cihazlar arasındaki K!M Pozitif yer aldı. SGK’nın başlattığı uygulama kapsamında sağlık kuruluşlarına hizmet almaya gelen vatandaşların damar izlerini projeye taahhüt veren firmalar tarafından geliştirilen cihazlardan birine okutmaları gerekiyor. Sistem, her bireyde özgün bir yapıya sahip olan parmak damar izlerini analiz ederek hizmet almaya gelen vatandaşın kimliğini doğruluyor. ÖLÇSAN tarafından geliştirilen K!M Pozitif cihazı, hızı, ergonomisi ve yüksek güvenlik sebebiyle öne çıkıyor. Kullanım kolaylığı ve gelecekteki teknolojilerle bugünden sergilediği entegrasyonla dikkat çekiyor. Safran Morpho teknolojisine ve iki adet ARM9 işlemcisine sahip

78

Ekim • 2014


Morpho, dört parmaklı temassız tarayıcısını piyasaya sürdü Aynı anda dört parmağın izini sensöre dokunmaya gerek kalmadan tarayabilen Finger On the Fly havaalanlarından geçiş kontrol noktalarına kadar birçok yerde kimlik doğrulaması için kullanılacak. SGK Kimlik Doğrulama Projesinde kullanılan sensör teknolojisi

Kimlik doğrulama ürünleri alanında önde gelen uluslararası şirketlerden Morpho (Safran), dünyanın en hızlı dört parmaklı temassız tarayıcısı olan Finger On the Fly ürününü piyasaya sürdüğünü duyurdu. Tarayıcı, kimliği doğrulanacak kişinin elini yalnızca bir kez sallamasıyla dört parmağın izini aynı anda alabiliyor. Bir saniyeden de kısa sürede çok parmaklı eşleştirme becerisine sahip Finger On the Fly, yüksek güvenlik seviyesiyle de dikkat çekiyor. Ürün havalimanlarında sınır kontrolü, duyarlı ve yoğun trafik sahalarındaki giriş kontrolü ve akış yönetimi gibi yüksek hızda kayıt, eşleştirme, rahatlık ve güvenliğin hakim olduğu durumlarda kullanılacak. Finger On the Fly, Morpho’nun mevcut parmak izi ürün ve sensörlerinin tamamıyla uyumlu olacak.

Morpho’nun sensör teknolojisi, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun başlattığı Biyometrik Kimlik Doğrulama Projesi kapsamında özel hastanelerin kullandığı K!M Pozitif cihazında performansıyla fark oluşturuyor. 1984 yılından bu yana başta biyometri olmak üzere farklı kimlik doğrulama ve kontrol sistemleri alanında hizmet sunan ÖLÇSAN tarafından geliştirilen K!M Pozitif cihazı, saniyenin yüzde üçü kadar sürede kimlik doğrulaması yapabiliyor. Finger On the Fly, markanın Türkiye’deki teknoloji ortağı ÖLÇSAN tarafından dağıtılacak ve mevcut sistemlere entegre edilecek.

80

Ekim • 2014


Şifa’da Radial Anjiyo Ünitesi hizmete girdi El bileğindeki damar yoluyla yapılan radial koroner anjiyografi ile hastalar 2-3 saat içinde taburcu olabiliyor.

Radial anjiyograf girişimi ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Talat Tavlı, “Bu işlem halk arasında ‘koldan yapılan anjiyo’ olarak bilinir. Artık hastaların korkmasına gerek kalmadı, çünkü bu küçük invaziv işlem sayesinde tıkalı damarı tespit ederek aynı anda açabiliyoruz” dedi.

Şifa Üniversitesi Bornova Eğitim Araştırma Hastanesi’nde kurulan Radial Koroner Anjiyografi Girişim Ünitesi hizmete açıldı. El bileğindeki damar yoluyla yapılan radial koroner anjiyografi ile hastalar 2-3 saat içinde taburcu olabiliyor. Şifa Üniversitesi Hastanesi’nin Radial Koroner Anjiyografi Girişim Ünitesi, düzenlenen törenle hizmete girdi. Şifa Üniversitesi Bornova Eğitim Araştırma Hastanesi bünyesinde yer alan ünitenin açılışına; Tıp Fakültesi Dekanı ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Sarsılmaz, Şifa Üniversitesi Hastaneleri Tıbbi Direktörü Doç. Dr. Faik Fevzi Okur, Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Talat Tavlı, hastane yöneticileri ve davetliler katıldı. Yoğun bakım koşullarında ve 10 adet dinlenme koltuğuna sahip olan ünite, radial koroner anjiyografi olan hastalara hizmet verecek. Hastalar el bileğinden yapılan bu anjiyo işleminden sonra yaklaşık 2-3 saat burada dinlendikten sonra taburcu olabilecekler.

Kasıktan değil koldan anjiyo

Prof. Dr. Talat Tavlı, Kalp damar hastalıklarının tüm dünyada ve ülkemizde ölüm nedenlerinin başında geldiğini hatırlatarak, “Bu nedenle kalp damar hastalıklarında erken tanı ve tedavi hayati önem taşır. Halk arasında kısaca anjiyo olarak bilinen Koroner Anjiografi kalp damar hastalıklarının kesin tanısı için uygulanan standart tanı yöntemidir. Koroner anjiografi ülkemizde ve dünyada uzun yıllardır kasık bölgesindeki atardamar yolu ile yapılıyordu. Tıbbi teknolojilerdeki gelişmeler ile birlikte artık gelişmiş kardiyoloji merke-

82

Ekim • 2014


aktivitelerde önemli sınırlanma yaşar. Kanama kontrolü için el bileğindeki bandaj yeterlidir. Kasık anjiografisinde kanama kontrolü 4 - 6 saat kasığa ağırlık konarak sağlanır. Damar giriş bölgesinde ciddi hasar, kalıcı zarar el bileği anjiosunda hemen hiç görülmezken kasık anjiosunda bölgesel kanama, morarma, karın içine hayati risk yaratan kanama, komşu damar ve sinir zedelenmesi, bacak alt kısım damarlarına pıhtı atması ile gelişebilecek bacak damar tıkanmaları yaşanabilir. El bileği anjiosunda çok nadiren (%3’den düşük olasılıkla) damarda tam tıkanma olsa bile bu durum sorun oluşturmaz, çünkü kolun diğer tarafındaki atar damar bu eksikliği giderir. Anjiografi işlemi sonrası kalp damarına stent yerleştirilmesi gerektiğinde, hastaların % 95 - 98’inde işleme el bileğinden rahatlıkla devam edilir. Kalp krizi sırasında da el bileğinden yapılan anjiografi daha güvenlidir. Çünkü kriz sırasında çok sayıda kan sulandırıcı ilaç kullanılması gerekmektedir. Kriz sırasında kanama komplikasyonlarının daha az olması nedeni ile el bileği anjiosu, kasıktan yapılan anjiografiye göre daha iyi bir alternatiftir. Şişman hastalarda el bileği anjiosu ile hasta güvenliği ve konforu daha da artmaktadır. Çünkü şişman hastalarda kasık bölgesi girişimlerinde komplikasyon gelişme riski daha yüksektir. Ayrıca kasıktan anjio yapılan şişman hastaların uzun süre yatağa bağlı kalmaları, sırt ağrısı nedeni ile daha zordur.

zlerinde; koroner anjiografi, kasık bölgesine göre çok daha ince olan, el bileğindeki damarlardan (radial arter) yapılabiliyor” şeklinde konuştu.

Daha güvenli ve konforlu

Koroner anjiografinin el bileğindeki atar damar yolu ile yapılmasının kasık bölgesinden yapılmasına göre hasta açısından daha konforlu ve daha güvenli olduğunu belirten Prof. Dr. Tavlı, “Koroner anjiyografi kalp damarlarının görüntülenmesi amacıyla damar içine opak madde enjekte edilerek film çekilmesi esasına dayanır. Böylece damar içinde akımı engelleyen bir darlık veya tıkanıklık varsa hangi damarda olduğu ve ne kadar ciddiyette olduğu saptanır. Bilek damarı (Radial, radiyal arter) yolu ile koroner anjiyografi son yıllarda ülkemizde de daha sık yapılmaya başlandı. Bilek damarından koroner anjiyografi yapılmasının kasık damarına kıyasla bir çok avantajı var” dedi.

Ne tür avantajlar sağlıyor?

Hasta işlem bitiminde el bileğindeki ufak bir bandaj ile hemen ayağa kaldırılır, ortalama 2 - 3 saatte taburcu edilir. Aynı gün içinde normal yaşantısına döner. Kasıktan yapılan anjiografiden sonra ise hasta kasığındaki bir ağırlık ile ortalama 4 - 6 saat istirahat eder. 6 saat sonra ilk ayağa kaldırma girişimi yapılır. İlk 24-48 saat yürüyüş, araba kullanmak vb

84

Ekim • 2014


Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hizmete Girdi Bakanlığın bütçesi ile 32 bin yatak kapasiteli 216 hastanemizin inşaatı devam ediyor. Türkiye genelinde 32 bin yatak kapasiteli son derece çağdaş ve modern 216 hastanenin bir kısmı bu yıl bir kısmı gelecek yıl tamamlanmış olacak.

çıkmalıyız. Hekiminize ebenize sahip çıkın. Onlar en zor zamanınızda en merhametli hizmet meleklerinizdir. Sağlıkçıya el kaldıranın yasal düzenlemeyle savcılarımıza da yetki verdik, mutlaka tutuklama yapılmalı, mutlaka nezarete gitmelidir. Kamuoyu olarak sizlerin de bu şiddetlere karşı tavır koymanızı bekliyorum. Ancak onu sizler sahiplenmelisiniz. O zaman güçlü bir şekilde devam ettirebiliriz.”

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi açılışı töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, “Sağlıkçıya el kaldıranın yasal düzenlemeyle savcılarımıza da yetki verdik, mutlaka tutuklama yapılmalı, mutlaka nezarete gitmelidir” diye konuştu. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, son zamanlarda hekimlere ve sağlık personeline yönelik şiddet olaylarına Karabük’ten yanıt verdi. Bakan Müezzinoğlu, sağlıkçıya şiddetin insanlık dışı olduğuna vurgu yaptı. Sağlıkçıya el kaldıranlara mutlaka tutuklama yapılması gerektiğini, mutlaka nezarete gitmesi gerektiğini söyleyen Müezzinoğlu, vatandaşlara da sağlık personelini korumaları için çağrıda bulundu. Son dönemde sağlıkçıya yapılan şiddeti eleştiren Müezzinoğlu, şöyle konuştu: “En zor zamanda en acil durumda eşini, evladını, yakınını, canını teslim edeceğin kişiye yüksek sesle konuşabilmek, el kaldırabilmek, ona şiddet uygulamak kabul edilebilir değil. Halkımızdan duyarlılık bekliyorum. Kendi evladımıza baktığımız gibi sahip

“Bu ülkeye ve bu millete borcumuz var”

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, vatandaşların sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde faydalanması için gerekli önemi verdiklerini kaydetti. Bu ülkeye ve bu millete borçları olduğunu belirten Müezzinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu borcumuzu ödemeyi nasip etsin. Bizler hiç ayrım yapmadan iktidara geldiğimiz günden bu güne kadar sağlıkta benim vatandaşım asla bir tereddüdü, korkuyu yaşamadan hekime ulaşabilmeli dedik. İlaca ulaşabilmeli dedik. O ulaşamıyorsa biz ona ulaştırmalıyız dedik. Bu mantıkla sağlığın önündeki bütün engelleri

86

Ekim • 2014


anlamakta zorlanıyoruz diye sorduğunda, bir kısmını anlatabilirim anlarsınız, bir kısmını anlatırım ama zorlanırsınız dedim. Önce anlayacağınız kısmı anlatayım dedim, ‘Bir sağlık çalışanı camiası var ki, mesleğine saygısı vardır, mesai kavramı yoktur. Benim doktorum bunu sormaz, düşünmez bile. Akşam mesaisi kaçta bitti, cumartesi Pazar, bayram seyran özel günler demeden hastam der. Bu başarının esas mimarları doktorlarımız ve hemşehrilerimdir. Bu millet hekimini de hemşiresini de kendi yakını gibi görür, Allah onlardan razı olsun der.”

kaldırdık. Ciddi fiziki koşullar sorunlarımız vardı, beklenilenin de ötesinde modern ve çağdaş binaları insanımıza değer verdiğimiz için, insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla insanımızı yüceltebilmek ve onun öz güvenini artırabilmek ay yıldızlı bayrağın altında istikbalini hayal edebilmek onun huzurunu yaşayabilmek adına gece gündüz çalıştık.”

“Sağlıkta yıpranma payını da yasalaştıracağız”

Sağlık çalışanları sağlık hizmetlerinde yıpranma payını yıl sonuna kadar yasalaştıracaklarını dile getiren Bakan Müezzinoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “AK Parti iktidarı 2002 yılından itibaren zorlu bir göreve başladı. Millet daimi ve devami olarak bizi kendi iktidarında tutmaya devam ediyor ve devam edecek. Sağlık Bakanlığı’nda arkadaşlarımla planlamaları yaparken, arkadaşlara şunu söyledim, ‘2007-2012, 2012-2017’ yani biz 5 yıl önce neredeydik, 5 yıl sonra nerede olmalıyız. Bunları planlıyoruz. 2017-2018 hedefimiz var. Cumhuriyetin kuruluşunun 100. yılı 2020 hedefimiz var. Bu yolculuğa inşallah sizlerle beraber omuz omuza devam edeceğiz. Bu günden sonra da daha iyisini daha güzelinin, daha gelişmişinin bu milletin hak ettiklerinin en doğrusunu yapmış olacağız. Sağlıkta sessiz devrimi başardığımız bu dönüşüm projesinde dünya bunu Türkiye nasıl başarıyor diye bize soruyor. İki ay kadar önce dünya sağlık örgütü Avrupa bölge başkanı bu kadar bütçe ile yetersiz kadro ile bu kadar kıt imkanlarla bizim Avrupa’da başaramadığımızı siz nasıl başardınız,

Sağlıkta yıpranma

Sağlıkta yıpranma konusuna değinen Müezzinoğlu, şunları söyledi: “Sağlıkta yıpranma payını yıl sonuna kadar yasalaştıracak ve sağlık çalışanlarının yıpranmasını da yasalaştıracağız. Biz matematik medeniyetinin mensubu değiliz, rahmet ve bereket medeniyetinin mensubuyuz. Bütün bu pozitif enerjinin altında o gönülden yapılan hizmetler asla matematik ile hesaplanamaz. Rahmet ve bereket olduğu için bu çil çil hastaneleri yapıyoruz. Bakanlığın bütçesi ile 32 bin yatak kapasiteli 216 hastanemizin inşaatı devam ediyor. Türkiye genelinde 32 bin yatak kapasiteli son derece çağdaş ve modern 216 hastanenin bir kısmı bu yıl bir kısmı gelecek yıl tamamlanmış olacak. Kamu özel iş birliği ile 24 bin yatak kapasiteli şehir hastanelerimizin inşaat süreci başladı. 12 bin yatak kapasiteli devlet hastanelerinin ihale veya proje sürecindeyiz. Biz milletimizin her türlü derdini paylaşarak azaltmaya, yarınlara da paylaşarak büyüteceğimiz mutluluklar olsun diye çalışıyoruz.”

88

Ekim • 2014


Bartın Devlet Hastanesi’nde yenileme çalışmaları tamamlandı Bartın Devlet Hastanesi yenileme çalışmalarında sona geldi. Fizik tedavi merkezinden yoğun bakım ünitesine kadar tüm bölümler yenilendi.

Bakanlık kaynaklarıyla yapıldı

Bartın Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Dr. Osman Açıkgöz, Bartın Devlet Hastanesi’nde başlayan boya, badana, bakım, onarım, tadilat ve yenileme çalışmalarında sona gelindiğini söyledi. Çalışmalar sırasında üstün gayret gösteren tüm personele teşekkür eden Bartın Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Dr. Osman Açıkgöz, “Geniş kapsamlı olarak başlatılan tadilat çalışmalarında, fizik tedavi merkezinden yoğun bakıma ünitelerine, uyku laboratuvarından tüp geçide, acil servisten personel sosyal alanlarına, poliklinik girişlerinden çocuk servisi odalarına, diyaliz merkezinden refakatçi koltuklarına, sarf depolardan arşivlere, yemekhane ve mutfaktan, yeni tıbbi hizmet birimlerine Ve daha birçok yeni hizmet alanlarında yapılan tadilat çalışmalarının sonunda hastanemiz daha kullanışlı ve modern alanlara sahip olmuştur.

Tamamı bakanlığımız kaynakları ile yapılan çalışmalar, daha kaliteli sağlık hizmeti sunmak için çok kapsamlı olarak kısa orta ve uzun vadeli olarak ele alınmış olup, hastanelerimizin daha yeni ve modern görünüme kavuşması sağlanmıştır. Hasta odaları, hasta tuvaletleri, tedavi alanları ve yeni ilave edilen birimler ile neredeyse her köşesi elden geçirilen hastanelerimiz sevk yapan Kurum olmaktan çıkarılarak komşu illerden sevk alan bir güce kavuşmuştur. Her gün yaklaşık 4 bin kişinin başvurduğu sağlık tesislerimiz yenilenen ortamlarda renk ve malzeme seçiminde yeni ve modern hastane anlayış tarzını yansıtan renk ve malzeme seçimleri tercih edilirken, otelcilik ve sağlık bakım hizmetlerinde ezber bozan bir anlayışla hizmet kalitemizi her geçen gün arttırmak için gece gündüz çalışacağız” dedi.

90

Ekim • 2014


İnegöl Devlet Hastanesi’nin Yeni Binasını Başbakan Açacak Bursa’nın en modern hastanelerinden biri olan İnegöl Devlet Hastanesi’nin açılışını Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yapması planlanıyor.

Bursa’nın İnegöl ilçesinde, yeni yaptırılan Devlet Hastanesi binasını Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun hizmete açacağı bildirildi. AK Parti Bursa Milletvekili Hüseyin Şahin, Vali Yardımcısı Ergün Güngör, Kaymakam Ali Akça, Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Yavuz Baştuğ, İl Sağlık Müdürü Özcan Akan ile yeni Devlet Hastanesi binasında incelemelerde bulundu. Şahin, “7-8 Kasım 2014 tarihinde Bursa’da yapılacak ‘Yerel Yönetimler Şurası’na Başbakanımız da katılacak. Başbakanımıza, Bursa’daki Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi ile yeni İnegöl Devlet Hastanesi’nin açılışını yaptırmak istiyoruz. Bunun için binada incelemelerde bulunduk. Hastanemizi açılışa yetiştirmek istiyoruz. Hastanenin geçici kabulü ile alakalı idari sıkıntılar var. Bunları da aşacağız. Hastanemizi, poliklinikler, servisler, yoğun bakımı ve aciliyle hazır hale getireceğiz” dedi.

Bursa’nın en modern hastanelerinden biri olacak

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun İnegöl’de bir de miting yapacağını açıklayan Şahin, “Başbakanımızın mitinginin ardından hastanemizi açmak istiyoruz. Bursa’nın en modern hastanelerinden biri olacak. Koordineli bir şekilde açılışa hazır hale getireceğiz. Hastanemizin hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Hacı Sevim Yıldız Mesleki Eğitim Kampusu’nun açılışı için de teklifimizi sunacağız. Olağanüstü bir durum olmazsa, kampüsümüzü da başbakanımıza açtırmayı düşünüyoruz” şeklinde konuştu.

92

Ekim • 2014


Şanlıurfa’nın sağlık sorunları masaya yatırıldı Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Yeni, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Şanlıurfa milletvekilleri Kasım Gülpınar, Abdülkerim Gök, Halil Özcan ile birlikte Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nu makamında ziyaret etti.

Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile görüşerek, ödenek sıkıntısı yaşayan hastane için ek ödenek sözü aldığını bildirdi. Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu ve Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ercan Yeni, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Şanlıurfa milletvekilleri Kasım Gülpınar, Abdülkerim Gök, Halil Özcan ile birlikte Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’nu makamında ziyaret etti.

zelgöz’ün de katıldığı toplantıda, Şanlıurfa’ya yapılması planlanan sağlık yatırımları konuşuldu. Brifing verilen Bakan Müezzinoğlu, üniversite hastanesine ek ödenek çıkarılacağını belirterek, Şanlıurfa’da yapılması planlanan bin 700 yataklı şehir hastanesinin ihale aşamasında olduğunu kaydetti. Şehir hastanesinin temelini 2015 yılının başında atmayı planladıklarının müjdesini veren Bakan Müezzinoğlu, Şanlıurfa’da devam eden sağlık yatırımlarının tamamlanabilmesi için de elinden geleni yapacağını ifade etti.

Şanlıurfa’ya planlanan sağlık yatırımları konuşuldu

Üniversite hastanesiyle ilgili hazırlanan dosyaları Bakan Müezzinoğlu’na teslim eden Rektör Mutlu, hastanenin bitirilmesi noktasında yoğun çaba ve gayret sarf ettiklerini belirterek, destek sözü için Sağlık Bakanı Müezzinoğlu’na ve görüşmeyi sağlayan Bakan Çelik’e ve aracı olan milletvekillerine teşekkür etti.

Sağlık Bakanlığı Gümüş, Türkiye mu Başkanı Uzm. Bakanlığı İletişim

Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Kamu Hastaneleri KuruDr. Zafer Çukurova, Sağlık Daire Başkanı Osman Gü-

94

Ekim • 2014


Kronik hastalıklara karşı ‘İşte Destek’ AbbVie’nin öncülüğünde geçen yıl başlatılan ‘İşte Destek’ projesinin ikinci toplantısı Türkiye İş Kurumu Bahçelievler Hizmet Merkezi ve Türk Böbrek Vakfı’nın desteği ile gerçekleşti.

Kronik hastalığı olan kişilerin iş hayatlarına yönelik doğru adımlar atmasını hedefleyen ‘İşte Destek’ projesinin Türk Böbrek Vakfı Dr. Ahmet Ermiş Hastanesi’nde yapılan ikinci toplantısı diyalize giren kronik böbrek hastalarını Türkiye Böbrek Vakfı’nın desteği ile Türkiye İş Kurumu Bahçelievler Hizmet İş ve Meslek Danışmanı Zeynep Güzel ile bir araya getirdi.

Kronik hastalığı olan bireylere destek olmak, hastaları iş ararken izlemeleri gereken adımlar konusunda bilgilendirmek ve toplumda konu hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla global biyofarma şirketi AbbVie’nin öncülüğünde geçen yıl başlatılan ‘İşte Destek’ projesinin ikinci toplantısı Türkiye İş Kurumu Bahçelievler Hizmet Merkezi ve Türk Böbrek Vakfı’nın desteği ile gerçekleşti. Kronik hastalıklar hem Dünya Sağlık Örgütü hem de Birleşmiş Milletler tarafından 21. yüzyılın en önemli sağlık sorunu olarak tanımlanıyor.(1) Yapılan araştırmalara göre ise Türkiye’de 22 milyon kişi bir veya daha fazla kronik hastalığın etkisi altında bulunuyor. (2) Tüm bu gerçeklerden yola çıkılarak kronik hastalığı bulunan ve bu sebeple iş bulmada güçlük çeken hastalara destek olmak, iş bulma süreçlerinde doğru adımları göstermek ve yeni bir vizyon kazandırmak amacı ile global biyofarma şirketi AbbVie’nin öncülüğünde başlatılan ’İşte Destek’ projesinin ikinci toplantısı Türkiye İş Kurumu Bahçelievler Hizmet Merkezi ve Türk Böbrek Vakfı’nın desteği ile 5 Eylül Cuma günü yapıldı.

Türkiye İş Kurumu Bahçelievler Hizmet Merkezi İş ve Meslek Danışmanı Zeynep Güzel kronik böbrek hastalarını iş bulma yöntemleri, doğru özgeçmiş hazırlama teknikleri ve iş ararken dikkat edilmesi gereken hususlar gibi pratik bilgilerin yanı sıra emeklilik şartları ve kendileri için uygun çalışma koşulları hakkında bilgilendirdi. Toplantıda ayrıca kronik böbrek hastalarının iş arama sürecinde yaşadıkları zorluklara da değinildi. Toplantı da konuşan Türk Böbrek Vakfı Ahmet Ermiş Diyaliz Merkezi Başhekimi Yrd. Doç. Dr. Bilal Görçin; “Türkiye’de 15 yaş ve üzerindeki nüfusun %36.8’inin günlük yaşamını etkileyen

96

Ekim • 2014


AbbVie Türkiye İnsan Kaynakları Direktörü Seval Aksoy ise; “AbbVie olarak en büyük önceliğimiz hastaların daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine destek olabilmektir. ‘İşte Destek’ projesini de hasta odaklı yaklaşımımız ve hastaların ihtiyaçlarını ilaçların da ötesinde karşılamak felsefemizden yola çıkarak geçen yıl başlattık. Bu projemiz ile bu yıl Sağlık Gönüllüleri Derneği tarafından ‘Sağlık Bilinci Oluşturmada En Başarılı Sağlık Kuruluşu’ ödülüne layık görüldük. Projemizin ödüllendirilmesi ve şu an ‘İşte Destek’ projesinin ikinci toplantısını yapıyor olmak bizim için büyük bir mutluluk ve önemli bir motivasyon kaynağı. ‘İşte Destek’ projemiz 2014 yılı içerisinde diğer önemli kronik hastalıklara yönelik gerçekleştirilecek toplantılar ile devam ediyor olacak,” dedi.

kronik bir sağlık sorunu bulunuyor.(3) Ek olarak, kronik hastalıklarla yaşayan bir kişi daha erken emekli oluyor, daha az çalışıyor, daha çok işsiz kalıyor, cebinden daha fazla sağlık harcaması yapıyor ve evine daha az para getiriyor.(1) Diyalize giren kronik böbrek hastaları da gördükleri tedaviler nedeniyle gerek sosyal gerekse iş yaşamında sıkıntılar yaşıyor. Bu noktada hastaların iş arama sürecinde kendileri ve sağlıkları için doğru işe doğru şekilde yönelmelerinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda kronik hastalığı olan bireyleri iş bulma konusunda bilgilendirmeyi amaçlayan, bu konudaki hassasiyetlerine dikkat çeken böyle önemli bir projenin içerisinde yer almaktan dolayı son derece mutluyuz. Tüm bunlara ek olarak belirtmek isterim ki, geçen yıl gerçekleştirdiğimiz ilk ’İşte Destek’ toplantımıza katılan 3 tane kronik böbrek hastamız toplantımız sonrasında kendilerine uygun yeni bir işte çalışmaya başladı,” dedi.

Referanslar

1.) TÜSİAD. Sürdürülebilir Sağlık Sistemi İçin Kronik Hastalık Yönetiminde Elektronik Sağlık Kayıtlarının Rolü. Yayın No: TÜSİAD-T/2012-06/529. Haziran 2012. (Erisişm tarihi: 25 Ağustos 2014) http://www.tusiad.org/__rsc/shared/file/SurdurulebilirSaglikRaporu-Haziran2012.pdf 2.) TÜSİAD. Akın A; Ersoy K. 2050’ye Doğru Nüfüsbilim ve Yönetim. Sağlık Sistemine Bakış. Yayın No:TÜSİAD-T/2012-11/533. Kasım 2012. (Erişim tarihi: 25 Ağustos 2014) http://www.tusiad.org/__rsc/shared/file/SaglikSistemine-Bakis.pdf 3.) T.C. Türkiye İstatistik Kurumu Başkanlığı. Sağlık Sorunları ve Faaliyet Güçlükleri Yaşayanların İşgücü Durumu Araştırma Sonuçları. Sayı: 13125. 21/02/2012. (Erişim tarihi: 25 Ağustos 2014) http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri. do?id=13125 http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri. do?id=13125

Toplantıda konuşan Türkiye İş Kurumu Bahçelievler Hizmet Merkezi İş ve Meslek Danışmanı Zeynep Güzel; “Kronik hastalıklara sahip bireylerin, iş arama ve başvurma süreçlerinde nasıl bir yol izlemesi gerektiğini bilmeleri, kendileri için uygun işi bulabilmeleri açışından çok önemli. Ayrıca, bu hastaların devam eden tedavileri ile ilgili bilgileri çalıştıkları kuruma detaylı olarak aktarmalarının, yeterlilikleri ve kuruma yapacakları olumlu katkıyı doğru şekilde ifade etmelerinin de iş arama süreçleri açısından kendilerine fayda sağlayacağını düşünüyorum. Hastalarımıza iş bulmada izleyecekleri yollar konusunda destek olmak ve ülkemizde bu konuda farkındalık oluşturmak amacıyla başlatılan böyle önemli bir projenin parçası olmak bizim için son derece anlamlı” dedi.

98

Ekim • 2014


Gelişmiş ülkelerde Alzheimer hastalığı azalırken, Türkiye’de artıyor! Ülkemizde ve dünyada yaşlı nüfus büyük bir hızla artmaya devam ediyor. Günümüzde tüm dünyada 44 milyon bunama hastası var.

ye’nin de dahil olduğu 84 ülkeden üyesi olan Dünya Alzheimer Örgütü’nün (ADI) Dünya Alzheimer 2014 Raporu açıklandı.

Dünya Alzheimer Günü nedeniyle 19 Eylül’de Türkiye Alzheimer Derneği bir toplantı düzenledi. Dünya Alzheimer Günü basın toplantısında Türkiye Alzheimer Derneği Başkanı Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, Türkiye ve Almanya Alzheimer Derneklerinin, Aizheimer’s Disease International (ADI) tarafından 2014’te kardeş dernek ilan edildiğini bildirerek bu işbirliği hakkında bilgi verdi. Toplantıda Alzheimer’da yeni bulunan proteinler, yaşam tarzının Alzheimer hastalığı üzerine etkisi, gelişmiş ülkelerde Alzheimer’in azalmasının olası sebepleri gibi yeni bilgilerin yanı sıra Türkiye Alzheimer Derneğinin faaliyetleri de aktarıldı. Türkiye Alzheimer Derneği merkezinde gerçekleştirilen toplantıda Türki-

Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, bu salgın denebilecek durum karşısında özellikle yaşlı nüfusa sahip gelişmiş ülkelerin alarma geçerek eylem planları oluşturduklarını ifade etti. 2012 yılında oluşturulan ve G8 zirvesinde de taslak olarak kabul edilen ABD Ulusal Alzheimer Planına göre 2025 yılında Alzheimer hastalığının (AH) önlenmesi ve etkili bir şekilde tedavisi hedefleniyor. Özellikle hastalık açısından risk oluşturan durumların azaltılması ve koruyucu olduğu bilinen faktörlerin desteklenmesinin bu salgını azaltabilmesi bekleniyor.

100

Ekim • 2014


Sıklık azalsa da yaşlı nüfus artıyor

Alzheimer Kongresinde sunulan yeni bulgulardan birisi de orta yaşlarda daha fazla kart oyunları, dama oynayanlar ve bulmaca çözenlerin beyinlerinin daha hacimli olduğu ve bu kişilerin zihinsel yetilerinin bu aktiviteleri yapmayanlara göre daha iyi bulunduğu şeklindedir.”

Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Haşmet Hanağası tüm dünyada Alzheimer ve bunama hastalarının sayısı artsa da gelişmiş ülkelerden (ABD, Almanya, Hollanda, İsveç ve İngiltere) gelen umut verici yeni verilere bakıldığında yaşlılarda bunama hastalığının görülme sıklığında geçmişe oranla azalma olduğunu ifade etti. Prof. Hanağası “Tıp dünyasında oldukça ünlü olan Framingham çalışmasında 30 yıl önceki yaşlılara göre şimdiki yaşlılar arasında yeni bunama hastası görülme sıklığında %44’e varan azalma mevcuttur. Araştırmacılar bu düşüşü eğitim düzeyinin artması, daha fazla zihinsel işlev gerektiren iş kollarının artması, hipertansiyon ve hiperkolesterolemi gibi damarsal risk faktörlerinin daha yaygın olarak kontrol altına alınması, sigara tüketiminin azalmasına bağlamaktadır. Günümüzde artan şeker hastalığı ile daha etkin mücadele ile bu oranın daha da azalması mümkün olabilir. Gelişmekte olan ve gelişmemiş ülkelerdeki hastalık oranlarının düştüğüne dair henüz bir veri yoktur” şeklinde konuştu.

Alzheimer’den korunmak için her yaşta aktif olmak gerek

“Orta yaşlarda koruyucu faktörlerin etkisi daha aşikar iken, risk altındaki yaşlılarda koruyucu faktörlerin ve risk faktörlerinin düzenlenmesinin yararlı etkisinin olup olmadığı bilinmiyordu. Bu soruya cevap olarak 2 yıl boyunca İskandinav ülkelerinde 1260 yaşlı kişi (60-77 yaş arası) ile yapılan bir çalışma, yaşlı kişilerde beslenme önlemleri, zihinsel egzersiz, sosyal aktiviteler ve kalp sağlığı önlemleri ile yaşlılardaki zihinsel gerilemenin azaltılabileceği ve bunamanın kısmen önlenebileceğini göstermiştir. Böylelikle düzenli beslenme, daha sosyal bir hayat ve zihinsel egzersizlerin hastalığa karşı etkili yöntemler olduğu bilimsel olarak ispatlanmıştır ve yaşlılar bu konuda yönlendirilmeli ve sağlık politikaları bu bilgiler ışığında oluşturulmalıdır.”

Alzheimer hastalığından korunma genç yaşlarda başlıyor

Ancak 90 yaşa gelirseniz hipertansiyon zararlı bir bulgu değil

Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haşmet Hanağası Alzheimer hastalığından korunma hakkında şunları söyledi: “Alzheimer hastalığında genç yaştan itibaren risk faktörleri ve koruyucu faktörlerin birbirleri ile yarıştığı ve orta yaşlarda risk faktörlerinin azaltılarak fiziksel ve zihinsel aktivitelerin arttırılmasının yararlı olduğu bilinmektedir. Bu yıl Dünya

Prof. Dr. Haşmet Hanağası, farklı yaşlardaki hakkında sorulara “Bu sene ortaya çıkan oldukça ilginç bulgulardan birisi de 90 yaş ve üstü bireylerde tansiyon yüksekliğinin koruyucu bir faktör olduğunun saptanmasıdır. Oysa orta yaş

102

Ekim • 2014


ve 90 yaş altındaki kişilerde tansiyon yüksekliği Alzheimer hastalığı açısından ciddi bir risk faktörüdür. Bu ilginç bulgu her yaşta risk faktörlerinin değiştiğini ve dinamik olduğunu göstermektedir. Bu dinamik duruma bir diğer örnek de Mayo Clinic tarafından yapılan çalışmalarda orta yaşlarda (50-65 yaş) yapılan fiziksel aktivitenin Alzheimer hastalığı açısından koruyucu olmasına karşın 70 yaş ve üstü kişilerde fiziksel aktivitenin koruyuculuğu konusunda bazı şüphelerin olmasıdır. Güncel bilgiler ışığında orta yaşlarda tempolu yürüyüşler gibi fiziksel aktiviteler özendirilmelidir” diye cevap verdi.

Yöntemler deneysel de olsa umut vaat ediyor

Alzheimer tanısının nasıl konduğuna dair bilgi veren Doç. Dr. Başar Bilgiç “Hastalığı tanımak günümüzde artık daha kolay hale geldi” diyerek tanı yöntemlerini sıraladı: “Gerek pozitron emisyon tomografisi gerekse de beyin omurilik sıvı analizi ile henüz hastalığa ait şikayetler başlamadan tanı konulabilmekte ve risk belirlenebilmektedir. Beyinde biriken iki protein olan amiloid ve tau proteinleri artık görüntüleme yöntemleri ile gösterilebilir hale gelmiştir ama bu yöntemlerin yaygınlaşması teknik sorunlardan dolayı oldukça zordur ve bu yöntemler pahalı yöntemlerdir. Bu amaçla çok daha kolay uygulanabilir biyolojik belirteçlere ihtiyaç vardır. Göz birebir beyinle bağlantılı bir organ olduğundan beyindeki değişimler sıklıkla kendini gözde de göstermektedir. Bu hastalıkta beyinde biriken beta-amiloid isimli maddenin son yıllarda gözde retina katmanı ve lens içinde de biriktiği saptanmıştır ve basit bir şekilde gözde bu maddenin birikimi gösterilerek hastalığın tanısının yapılabileceği öne sürülmüştür. Gözdeki bu birikim zamanla artış göstermektedir. Bu yöntem rüştünü daha fazla ispatladığında hem tanı hem de takip amaçlı olarak kullanılabilir. Benzer şekilde Alzheimer hastalarında hastalıktan önce koku alma bozukluğu belirmektedir ve koku alma yeteneği beyin hacmi ile birebir ilişki göstermektedir ve hastalık ile beraber zihinsel yıkıma paralel şekilde koku alma yeteneği

de azalmaktadır. Böylelikle koku testleri ile riskli bireylerin belirlenebileceği ve hastalık takibinde kullanılabileceği öne sürülmüştür”.

Alzheimer hastalığında yeni bir protein bulundu

Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Başar Bilgiç “Alzheimer hastalığında beyinde biriken iki önemli protein amiloid ve tau proteinleridir. Bu yıl ortaya konan önemli bilgilerden birisi de hastalarda bu iki protein dışında bir üçüncü protein olan TDP-43 isimli proteinin beyinde biriktiği ve zihinsel fonksiyonlar ve beyin hacmi ile ilişkili olduğudur. Tedavi girişimlerinde bu proteinin de beyinden temizlenmesi yeni ve etkili bir strateji olabilir” dedi.

104

Ekim • 2014


Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli: “Obezite dünyayı tehtid eden bir salgın” Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Akgün Tepeli; Obezite nedir, Obezite risk faktörleri nelerdir, Obeziteye eşlik eden hastalıklar nelerdir, peki siz obez misiniz? Bu sorularının tüm yanıtlarını sizler için cevaplıyor.

obezitenin beraberinde getirdiği diyabet, hipertansiyon, kalp damar hastalıkları, riskleri azalmaktadır. Bir çok hastamız ameliyat sonrası bu rahatsızlıklar ile ilgili kullandıkları ilaçları ya tamamen bırakmış ya da dozlarını azaltmışlardır.” Şeklinde açıklamada bulunan Op.Dr. Tepeli, bu ameliyatların 6 yıldır Türkiye’de, son 3 yıldır da Lüleburgaz Özel Derman Hastanesinde başarı ile uyguladıklarını belirtti. Obezitenin risk faktörleri

Obezite tüm dünyada önemli bir sağlık problemi olup endokrin; hormonal, metobolik ve davranışsal değişimlerle karekterize edilmiş çok önemli bir hastalıktır. Obezite, basit şekilde, sağlığı bozacak ölçüde vücutta anormal ve aşırı yağ birikmesi yada diğer bir deyişle yetişkin kadınlarda vücut ağırlığının ortalama %30 ‘dan, erkeklerde ise % 25’ten fazla yağ olmasıdır. Op. Dr. Tepeli: “Yapılan obezite ameliyatları sonrası,

106

Ekim • 2014


aşamalarda engellenmesinin sağlanması. Bu ameliyatlardan en uygun olanı, doğru hastaya doğru zamanda yapıldığında yarar sağlamasıdır. Obezite cerrahisi için beden kitle indeksi 30 ve 35 üzeri olan, tıbbi beslenme, egzersiz,medikal tedavi gibi yöntemlerle zayıflayamayan, yüksek tansiyon, diyabet ve uyku apnesi gibi hastalıklara sahip kişilere önerilir. Hastalara hangi ameliyatın uygun olduğu, uzman ekip tarafından yapılan çeşitli muayene ve tetkikler sonucunda belirlenir. Doğurganlık çağında olan ve kısa vadede çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların, bu durumu doktorlarına danışmaları uygun görülür.

hakkında bilgi veren Op. Dr. Tepeli, obeziteye eşlik eden hastalıklar hakkında da konuştu. Fiziksel aktivite azalması, beslenme alışkanlıkları, yaş (Yaş ilerledikçe kilo alımı kolaylaşır), kadın olmak ve çok doğum yapmak, alkol kullanmak, psikolojik problemler, hormonal hastalıklar, anne ve babanın fazla kilolu olması obezite için risk faktörleri arasındadır. Op.Dr. Tepeli: “ Hastanemize fazla kilolarından duyduğu fiziksel ve ruhsal rahatsızlığı ile gelen hastalarımızın vücut ağırlık indeksini ölçüyoruz ve böylelikle ameliyata uygun bir aday olup olmadığına bakıyoruz. Uygun bir aday olarak görülen hastalarımıza Slevee Gastrektomi (tüp mide) yöntemini uygulayarak fazla kilolarından kurtarıyoruz” dedi.

Peki Slevee Gastrektomi nedir?

Obezite cerrahisinin uygun görüldüğü durumlar Obezite cerrahisi temel olarak iki prensibe dayanır; mide hacminin küçültülmesi ve ‘malabsorsiyon’ yani yiyeceklerin emiliminin bazı

“Sleeve Gastrektomi” olarak da bilinen tüp mide ameliyatlarında, midenin hacminin küçültülmesi (yaklaşık 60-100cc) ve böylece hastanın çok

108

Ekim • 2014


6.Uluslararası Teknik Tekstiller ve Nonwoven Fuar› 6 th International Tecnical Textile & Nonwoven Trade Fair

11 -13 Eylül 2015 11 -13 September 2015 TUYAP FAIR CONGRESS CENTER BEYLİKDÜZÜ / İSTANBUL

al

Teknik Yakuplu Merkez Mah. Osmanlı Caddesi Güney Konakları B-Blok No:1 Kat 3 D.6 34524 Beylikdüzü - İSTANBUL Tel.: +90 212 876 75 06 Fax: +90 212 876 06 81 www.teknikfuarcilik.com e-mail: info@teknikfuarcilik.com

www.teknikajans.org

www.hightex2015.com


az gıdayla tokluk hissetmesi hedefleniyor. Bu amaçla, midenin belli bir bölümü cerrahi işlemle çıkarılıyor ve geriye tüp şeklinde (yaklaşık bir muz büyüklüğünde) bir mide bırakılıyor. Ayrıca midenin açlık hormonu salgılayan bölümü çıkarıldığı için hastada açlık hissi olmuyor. Bu operasyonla sadece alınan gıdanın miktarı kısıtlanıyor; gıdaların emilimi aynı şekilde devam ettiği için hastanın dışarıdan vitamin ya da mineral takviyesi alması gerekmiyor.

Tüp mide ile vücudunuza cihaz yerleştirilmesine gerek kalmaz

Sleeve Gastrektominin (tüp mide) işleminde bağırsak anatomisinin değişmesine gerek yoktur, böyle bir gereklilik olmadığı için besin eksikliği gibi bir risk de oluşmaz. By-pass operasyonlarına oranla daha güvenli ve komplikasyon oranı daha düşüktür. Uygulaması by-pass cerrahisine nispeten daha kolaydır. Sosyal hayata 2-3 gün içinde dönülebilir. Karın içine herhangi bir cihaz yerleştirilmesi gerekmez. Ancak Sleeve Gastrektomi operasyonundan sonra tüm kurallara uymak gerekir. Çünkü beslenme kuralları ihlal edilirse operasyondan istenilen başarı elde edilemez. Mide tüpü zamanla genişleyerek ileri dönemde kilonun tekrar alınmasına yol açabilir. Katı besinlerin geçişini engellerken, sıvı gıdalarda etkisiz kalır.

Nasıl uygulanıyor?

Tüp mide ameliyatları da laparoskopik yöntemle uygulanıyor. Küçük kesilerden karın boşluğuna girilerek ameliyat gerçekleştiriliyor.

Ameliyat sonrası dönem

Ameliyattan sonra küçük hacimlerde gıda alınmasıyla hastalar kolayca doygunluk hissedebiliyor ve bir süre sonra bu tokluk iştah kaybına dönüşüyor. Total gıda alımı anlamlı şekilde azalıyor. Ameliyattan sonraki birkaç yıl içinde kilo fazlasının %80-90’ı kaybediliyor.

Mehmet Akgün Tepeli Kimdir?

1976 yılında Konya’ da doğdu. İlk - Orta - Lise öğrenimini Konya’ da tamamladı. 2001 Yılında İzmir Ege Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi ve daha sonrasında İstanbul Dr. Yıldırım AKTUNA Tıp Merkezinde görev yaptı. 2003 Yılında İzmir Tepecik SSK Hastanesinde 3.Cerrahi kliniğinde ihtisasına başladı. 2008 Yılında Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Endoskopi-Kolonoskopi eğitimi aldı. 2009 Yılında Obezitenin Cerrahi Tedavi Uygulamaları ile ilgili Amerika’daki Cleveland Clinic’ te çalışmalara katıldı. 2010-2011 Yıllarında Erzincan Devlet Hastanesinde mecburi hizmet görevini tamamladı ve 2011 Eylül ayından bu yana Lüleburgaz Özel Derman Hastanesi’nde çalışıyor. Yurt içi ve yurt dışındaki kongreleri ve obezite cerrahisi ile ilgili gelişmeleri yakından takip ediyor.

110

Ekim • 2014


Profile for medikal teknik

Medikal Teknik Dergisi Ekim 2014 Sayısı  

medikal-ekim14

Medikal Teknik Dergisi Ekim 2014 Sayısı  

medikal-ekim14

Advertisement