Issuu on Google+

“Sevgili leylek kardeş; Burası neresi bilmiyorum. Daha önce hiç görmediğim karanlık daracık bir yerdeyim. Rahat olduğunu söyleyemem ama hissettiğim sıcaklıktan dolayı duyduğum huzurun da hakkını yiyemem. Bir de başımın üstünde ritmik aralıklarla sürekli ses çıkartan şu şey olmasa daha sessiz olurdu buralar ve belki de daha deliksiz uyurdum. İlginç olan sesin hızının arada bir değişmesi; ne zaman ben de şu suyun içinde çalkalanmaya başlasam onun da hızlanması. Daha da tuhafı sanırım bu ses çıkartan şeyden bir tane de bende var ve benim kinin hızı tepemdekiyle kıyaslanamayacak kadar fazla. Neler oluyor gerçekten anlamıyorum. Şu içinde olduğum sudan sıkılmaya başladım. Azalacağını düşünerek uzun zamandır yutuyorum onu ama yuttuğum şeyin vücudumdan çıkmasına engel olamıyorum. Giderek burası daha da daralmaya başladı üstelik. Hiçbir şey göremiyorum, arada adını bilm ediğim ama beni sakinleştiren ince ama bir o kadar zarif bir ses duyuyorum. Sonra birden ısınmaya başlıyor bu suyun içi. Evet sanırı m bu duyguyu seviyorum. Yalnız arada bir diğerine göre daha kalın bir ses duyuyorum hafifçe sallanıyorum suyun içinde, o ses benim yuva ma bir şeyler yapıyor ama ben anlamıyorum. Bazen senin dediklerini yapıyorum. Daha yukarıda olanlara “el” demiştin, onlarla şu vücudumun ortasından çıkan içinden kırmızı bir şeyin aktığını gördüğüm ve sonunun nereye ulaştığını bir türlü bulamadığım kalın kordonla oynuyorum. Arada bir sıkıyor um onu, sonra yıldızları saymaya başlayınca bırakıyorum. Pek iyi gelmiyor ama hoşuma da gitmiyor değil. Aşağıdakilere ise “ayak” demi ştin. Onlarla yuvamı genişletmek için uğraşıyorum ama başaramıyorum. Hep aynı şekilde durmaktan sıkılıyorum bazen yuvarlanıyorum ama ne yaparsam yapayım yine bu daracık yerdeyim. Neden ben hiçbir istediğimi başaramıyorum? Ve artık iyice büyüdüm. Neden bilmiyorum ama baş aşağı durmak daha iyi geliyor. Zaten sığamıyorum, artık çıkmam gerekiyor buradan. Hem farkındayım yuvam da artık istemiyor beni. İyice daraldı yerim. Arada anlam veremediğim tuhaf sıkışıklıklar olma ya başladı. Birden küçülüyor yerim, sonra tekrar büyüyor. Son 1 -2 gündür ise iyice sıklaştı bu durum. Umarım buradan çıkınca seni tekrar görebilirim. Çünkü şu anda başımın iki yanı da çok sert bir şeye değiyor. Kendime bir çıkı ş yolu buldum sanırım. Ama biliyor musun sana bir sır vereyim. Dışarıda kıyamet kopuyor. Daha önce o kadar sakin ve güzel duydu ğum ses belli bir süredir giderek yükselmeye başladı. Bunlara ben neden olmuyorumdur değil mi? Ne olur bana yardım et. Aylardır sana bu mektubu küçük küçük ulaştırmaya çalıştım ama gitmedi sanırım. Bu sefer umarım hepsi birden varır senin o güçlü kanatlarına. Çabu cak haberlerini bekliyorum. Buraya beni nasıl attıysan öyle de kurtar buradan.” demiş bebek… 2012 yılının son ayı olan, uzun kış gecelerini bizlere getiren Aralık ayında ceninin öyküsü ve onun yol arkadaşı, varoluş seb ebi, yaşam kaynağı olan annenin öyküsünü ve bu öyküde yaşadığı zorlukları, çektiği sıkıntıları ama bütün bunlara değecek olanı sab ırla beklediğinde yaşadığı mutluluğu, kısacası “Gebelik” i paylaşmak istedik sizlerle. O sihirli 9 ayın öyküsüne ve o öykünün içindeki muhteşem gizeme sayfaları çevirdikçe yeniden tanık olacak, belki de sonuna ulaştığınızı düşündüğünüz yolun aslında her şeyin başlangıcı olduğunu fark edeceksiniz. Tabi bütün bunları yaparken de yol ar kadaşınıza yeri geldiğinde ne kadar acımasız davranıp onu hoyratça yorduğunuzu fark edecek ama size bunları telafi etmek için büyük bir fırsat verdiğini gördüğünüzde yaptıklarınızı ve yapacaklarınızı yeniden gözden geçirme fırsatı bulduğunuz için kendinizi şanslı hiss edeceksiniz. Hem yol arkadaşımıza hem de bize bu kadar uzun ve bazen bitmek bilmez bir zulüm gibi gelen yolculuk biterdi bir gün. Çünkü; “Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, Beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.” derdi Can Yücel. Bir kış gecesinde, belki bir sobanın başında kestanelerinizi kavururken, kabuklarını soyup sobanın üzerine attığınız mandalin alarınızı atıştırırken sizlere yeni bir yılda yeni umutlarla ulaşabilmek dileğiyle. MedicinExpress Ailesi Adına Editör İntern Dr. Edip Alptuğ KIR


TIP Dergisi 13.Sayı - Editör Yazısı /Edip Alptuğ Kır