Issuu on Google+

2011 Haziran Say覺: 3


huseyin.sakarya@fanatik.com.tr

@

serhat.orhan@fanatik.com.tr

editör

Cem Can’ı gözyaşlarıyla uğurladık

NOPROBLEM e-derginin ilk iki sayısı beklediğimiz etkiyi gösterdi. İnternet mecrasında çabuk tüketilen bir ürünün nasıl kalıcı olacağı da dergimiz sayesinde gözlendi. Engelliler sporunda arşiv niteliğindeki bu çalışmamız Fanatik’in marka değerini desteklerken, okuyucularımızın olumlu tepkileri ise bize büyük güç verdi. Dergimizi yayına hazırladığımız ilk gün aldığımız acı haberle sarsıldık. Gazetemizin Fan-etik sayfasını 4 Ocak 1997’den bu yana hazırlayan Can kardeşlerden büyüğü olan Cem Can’ın hayata gözlerini yumması bizleri çok üzdü. Cem Can, spor idealistlerinin fikir cimnastiği yaptığı bu sayfasında amatör sporların yanı sıra engelliler konusunda da kalem sallamış ve onların sorunlarına destek vermişti. Onun arkasında bıraktığı değerler, NOPROBLEM e-derginin de yolunu aydınlatacak. Bu sayımızda yine örnek hayat hikayeleri ön planda... Özellikle Başak Sarıoğlu’nun yaşamı,

hayata dezavantajlı başlayan bireylere klavuz olacak nitelikte. Normallerin çevrelerinde olup bitenlere neden duyarlı olmalarının gerekliliği ise satır aralarında. Bu ay, toplumsal entegrasyonun yolunu aralayan karma takımlar olgusunu ön plana çıkardık. Mimari engeller tabi ki önemli ama beynimizde yeralan öteki kavramının açtığı derin yaraların biran önce onarılması, hepsinden önemli... Zihinsel engelliler 28 Haziran - 12 Temmuz tarihleri arasında Atina’ya çıkarma yapacak. Türkiye Engelliler Spor Derneği (TÖSSED) sporcuları, Edirne’den Yunanistan’a uğurlanacak. Umarız gelecek sayımızda onların başarılarından bol bol söz ederiz. 2012 ise Paralimpik yılı. Ülkemizdeki 4 engelli grubundaki elit sporcular, olimpiyat madalyası için şimdiden hazırlıklara başladı. Golbol Erkek Milli takımımız, dünya ikinciliği apoleti ile Londra’yı garantiledi. Haydi Türkiye; gelişmeleri duyurmak bizden, destek sizden...

Hazırlayanlar: Hüseyin Sakarya-Serhat Orhan


4

8

9

Saros kampı

6

Özel Röportaj (Başak Sarıoğlu)

10

Sualtı dalış

Ampute

11

Golbol

Okçuluk

14

Dragon yarışları


Dağ başını duman aldı Haziran

Ülkemizi 80’li ve 90’lı yıllarda onurlandıran özel sporcular Saros’daki eğitim kampında bir araya geldi. Anılar tazelendi, sohbetler koyulaştı.Yeni nesillere gönderilen mesajlarda ise hep iyilik-kardeşlik-barış önplandaydı

Kamplar artık eğitimin vazgeçilmez bir parçası. Özellikle çağdaş yaşamın zorluklarından bunalanların, sosyal faaliyeti seven öğrenciler ile maceraperestlerin tercih ettiği kamp yaşamı, artık engellilerin de toplumsal hayata tutundukları, normallerle entegre olduğu yerler... İsmi üstünde kamp. Lüksün olmadığı, şartların kendiliğinden oluştuğu doğal ortamlar. İster deniz kenarı olsun, ister orman, buralar iç huzurun sağlandığı mekanlar. İşte bu tesislerden biri de Saros Körfezi’nde oluşturulmuş...

Keşan’dan Enez’e giderken, Abdurrahim Köyü’nde inip, yosun kokusunu takip ederseniz, yol sizi Ege’nin en bakir koylarından Saros’a götürür. Engelli sporunun öncüleri, veteran özel sporcular geçtiğimiz hafta sonu Saros’ta neşeli günler geçirdi. Nilgün Atan, Engin Erman, Ali Yağcıoğlu, Taylan Kara ve Başak Sarıoğlu gibi isimlerden oluşan özel sporcular, kamp merkezinde hem stres attı hem de Özel Olimpiyatlar Türkiye Spor Direktörü Ali Üredi ve usta eğitmenler eşliğinde spor dolu günler yaşadı.


Haziran

‘Başak’lar boy 40 günlükken sinsi bir mikrop geleceğini tayin etti. Ancak onun yaşama sevinci her şartta her engeli yendi “Hoşgeldin Bebek, Yaşamak sırası sende” demek yetmiyor. Dünyaya gözlerimizi açtıktan sonrasının ise hiç bir garantisi yok. Hayata avantajlı ya da dejavantajlı başlamayı tayin etmek ne yazık ki bizim elimizde değil. 31 Mayıs 1981’de İstanbul’da ana karnından çıkıp, Sarıoğlu ailesini sevince boğan Başak’ın kaderini ise henüz 40 günlükken hastanede kaptığı menenjit mikrobu belirledi. Ancak, onun güçlü yapısı, yaşama sevinci ile birleşince, minik yavru ölümle-hayat arasındaki ince çizgideki mücadeyi kazanıp, yola devam kararı verdi. Başak Sarıoğlu şimdi 30 yaşında... Tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak

yaşıyor. Geride bıraktığı zor yıllardaki uzun tedavi süreçleri, çektiği acılar, içindeki ışığı söndürememiş... Aksine bu ışık giderek büyümüş, etrafına huzur saçan bir tebessüm olarak yüzüne yansımış. Sarıoğlu Ailesi ise çocuklarının bu durumundan hiç bir zaman gocunmamış, onun dimdik duruşu karşısında hemen harekete geçip, rehabilitasyon ve tedavi sürecini hızlandırmış.

b


yun bükmesin

Şimdi Başak 30 yaşında tekerlekli sandalye bağımlısı. Voleybol oynuyor, resim yapıyor, özel dersler alıyor. Bu da yetmiyor engelli bireyler için kafa yoruyor, elini taşın altına sokuyor İlkokul çağlarını Yeni Doğuş Tedavi Merkezi’nde geçiren Başak, daha sonraki yıllarda evlerine gelen öğretmenlerle eğitimini sürdürmüş. Halen Metin Sabancı Spastik Çocuklar Merkezi’nde özel eğitmenlerin gözetiminde öğrenim gören Başak’a haftanın 7 günü ise yetmiyor. Kendi durumundaki bireylerin sorunlarını yakından takip eden Başak, çözüm yolları için de

kafa yorup, elini taşın altına sokuyor. Sosyal yapısı nedeniyle geniş bir arkadaş çevresi olan genç kız, ritm çalışmaları yapıyor ve resim dersleri alıyor. Engelliler kamplarında değişik spor dalları ile de uğraşmayı seven Başak, geçtiğimiz hafta sonunu Saros’daki eğitim kampında değerlendirdi. Kumsalda arkadaşları ile voleybol oynayan Başak, tekerlekli sandalye üstünde olsa bile bu spor dalının nasıl yapılacağını gösterdi. 30. yaşına, ülkemize uluslararası alanda pekçok başarı kazandırmış veteran özel sporcu arkadaşlarının düzenlediği sürpriz doğum günü partisi ile giren Başak’a NOPROBLEM olarak bizler de “İyi ki bizimlesin Başak” diyoruz...

Haziran


Su altında ‘Engel’ yok Geçtiğimiz günlerde, ‘Engelliler Haftası’ kapsamında Omurilik Felçlileri Derneği tarafından İstanbul’da organize edilen ‘Su altı Dalış’ etkinliği büyük ilgi gördü. Dernek üyesi iki engelli dev akvaryumda dalış yaparak engellilerin hiçbir spor dalında sınır tanımadığını bir kez daha gösterdi.

Haziran


Haziran

Ampute Futbol Süper Ligi 2. sezonunu şampiyon olarak tamamlayan Yenimahalle Belediyesi Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü mutlu sona ulaşırken, Rahmi Özcan da 32 golle sezonu gol kralı olarak tamamladı

‘Alex’i diyorlar Ona ampute futbolun

Ligleri kurulmadan, önce Dünya Üçüncüsü oldular, sonra Avrupa ikincisi... Geçtiğimiz sezon ise uzun yıllardır bekledikleri özlemleri sona erdi. Ampute Futbol Süper Ligi oluşturuldu. Çoğunluğu GüneyDoğu gazisi olan bedensel engelli futbolcular, mutluluktan uçtu. Çıkıp hünerlerini yeşil sahalarda gösterdiler, bunun meyvesini Arjantin’de Dünya Üçüncüsü olarak topladılar. Sonra yollarına Süper Lig’de devam ettiler. 20102011 sezonu sonunda 58 puan ve averajla Yenimahalle Belediyesi

Engelliler Gençlik ve Spor Kulübü şampiyonluk kürsüsüne çıkarken, Başkent ekibinin futbolcusu Rahmi Özcan da 32 golle sezonu gol kralı olarak tamamladı. Spor Toto Süper Lig’de Fenerbahçe ile Trabzonspor’un son haftaya kadar puan puana verdiği şampiyonluk mücadelesi gibi aynı puanla son haftaya giren iki Ankara takımından Yenimahelle Belediyesi Engelliler Kulübü, Karagücü’ne üstünlük sağlayan taraf oldu. Yenimahalle Belediyesi, 58 puan ve averajla ikinci kez kupayı müzesine

götürürken takımın milli futbolcusu Rahmi Özcan da 32 kez rakip ağları havalandırarak gol krallığına adını yazdırdı. Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu (BESYO) 3. sınıf öğrencisi de olan Rahmi Özcan, doğuştan sağ ayağının kısa olduğununa dikkat çekip, “32 golle gol kralı oldum. Benim için önemli olan takımın şampiyonluğuydu. Kaptan olarak takıma katkı vermeye çalıştım. Şampiyonluğun yanı sıra gol krallığı da ayrı bir mutluluk oldu” diyerek dugularını anlattı.


Bekle bizi Londra FOTOĞRAF: EROL DEMİRKOL

Topu gören önce bomba muamelesi yaptı. Çünkü içi zilli özel toplar sadece Almanya’da imal ediliyordu. Torba içinde getirilen toplar, x-ray cihazından geçiyor, çıkardığı ses işin uzmanı olmayan memurları tedirgin ediyordu. Bu topların görme engellilerin ana sporu olan golbolün topu olduğunu anlatmak, deveye hendek atlatmakla eşdeğerdeydi. Binbir güçlükle ülke içine giriş yapan toplar doğru yerlere gidip, doğru ellere geçince, başarı da kaçınılmaz oldu. Ülkemizde görme engellilerin yaklaşık 10 yıldır oynadığı golbolde Türkiye, 2011 yılında tavan yaptı. Milli Takımlar teknik patronu Gökhan İnce yönetimindeki golbol takımımız, geçtiğimiz ay Antalya’da evsahipliğini yaptığımız Görme Engelliler Dünya Oyunları Golbol Şampiyonası’nda ikinci olup, direkt olarak Paralimpikler’e katılmaya hak kazanınca, başta

IBSA olmak üzere tüm ülkelerin gözü Türkiye’ye çevrildi. Uluslararası Görme Engelliler Federasyonu, başarının perde arkasındaki antrenörümüzün peşini bırakmadı, ona çok önemli görevler yükledi. Gökhan İnce ve ekibi, artık golbolün sadece ülkemizde yaygınlaşması için çalışmıyor, bu spor dalını, daha önce golbolle tanışmamış ülkelere de öğretiyor. IBSA’nın en güvendiği isimlerin başında gelen Gökhan hoca, aralarında G.Afrika, Barbados, Romanya, Tunus, Lübnan, Bosna Hersek’in bulunduğu ülkelerden 15 antrenöre, golbolün inceliklerini öğretti, ülkelerine yolladı.

Gökhan İnce ve arkadaşları ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Florya’daki Özürlüler Eğitim Kampı’nda dünyanın dört bir yanından gelen antrenör adaylarını eğitirken bir araya gelip söyleştik. Golbolde yakalanan başarıyı son 10 yıldaki planlı çalışmaya borçlu olduğumuza dikkat çeken tecrübeli teknik adam, “GSGM, Federasyonumuz, Paralimpik Komitesi, TESYEV gibi kurumların başarıda büyük payı var. Daha önce düzenli olarak yaptığımız kamplar, katıldığımız turnuvalar ve elde ettiğimiz dereceler bize bu spor dalı için olumlu sinyaller vermişti. Başarımızın tesadüf olmadığını Antalya’da ev sahipliğini yaptığımız Görme Engelliler Dünya Spor Oyunları Golbol Şampiyonası’nda dünya ikincisi olarak gösterdik. Şimdi golbolde sıradaki hedef Londra Paralimpik Oyunları’nda ilk üç arasına girmek” ifadesini kullandı.


Girişmen’in

Gizemli yaşamı

Hem şampiyon hem de örnek bir insan... Trafik canavarı kapısını çocuk yaşta çaldı. omurilik felçlisi olarak hayatın içine fırlattı. O yılmadı, bir dizi ameliyatın ardından tekerlekli sandalye ile eğitim-iş ve spor dünyasında zirveye tırmandı. Bedensel engelli bireyler, onun 2008 yılında Pekin’deki olimpik başarısı ile silkindi, kendine geldi. Trafik kazası sonucu, yaşamla bağını koparması beklenen bir genç kızın azmini ondan öğrendi Türkiye... Henüz 11 yaşındaydı, trafik canavarı kapısını çaldı, onu omurilik felçlisi olarak tekerlekli sandalyeye mahkum etti. Bir dizi ameliyat, ardından Almanya’da geçen 3 aylık rehabilitasyon dönemi... Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesi’nde süren eğitimini, 2004 yılında Bilkent Üniversitesi şeref diploması ile süsledi Gizem Girişmen... Hayatın yükünü çocuk yaşta sırtlanan Gizem, zor günleri sporla atlatmayı başardı. Başarılı şampiyon o günleri bakın nasıl anlattı: “Üniversiteyi bitirdiğim yıl, iş yaşamına başlamadan önce biraz dinlenmek istedim. O dönem hayatıma giren okçuluk hala devam ediyor. Spor herkesin hayatında önemli bir yer tutuyor, ama bana hayatı öğretti

diyebilirim. Spor benim için çok önemli ve özel. Hayatımın belki en önemli unsuru değil, ama ana renklerinden biri...” Üç dil bilen şampiyon Bayındırlık ve İskan Bakanlığında çalışan, aynı zamanda milli takımda görev yapan Girişmen, İngilizce, Fransızca, biraz da İtalyanca biliyor. Paralimpik Oyunları birinciliği ve dünya şampiyonluğu bulunan yıldız sporcu: “Sporu bedensel engelli olmak veya olmamakla sınırlamıyorum. Spor herkes için çok önemli. Ne yazık ki spor kültürü olmayan bir toplumuz. Bunun yansımasını da olimpiyatlara katılan sporcu sayısının azlığında görüyoruz. Ben geçirdiğim kazadan önce de spor yapıyordum. O kültürün getirdiği bir başarı. Aile desteği çok önemli. Annemin desteği elde ettiğim başarıda etkili oluyor”diyerek, her başarının arkasında çok çalışmak, fedakarlık ve disiplin unsurlarının yer aldığını dile getiriyor.


Hayatın bir parçası Haziran

Hedef takımın bir parçası olmak. Patron, işçi bir arada birşeyleri kotarmak. As-üst kavramını kenara bırakıp, yaşamdan ortak paydada ortak pay almak. Tokmak davula vuruyor. Yakalanan ritm bir dalga gibi küreklere hayat veriyor. Birlikte olmak, birlikte başarmak duygusu ileriye atılmaya hazır dev tekneyi bir anda canavara çeviriyor. Ondan sonrası mı, finiş çizgisinde yaşanan sevinçler, hayal kırıklıkları... FOTOĞRAF: ZEYNEP SUMAN

Dragon festivali 2008 yılından bu yana yapılıyor. 2011’de 600’e yakın firma, binlerce çalışanı bu aktivetede yer alacak. Dragon bot takımı 16 kürekçi, 1 davulcu olmak üzere toplamda 17 kişiden oluşuyor. Takım bir de organizasyonun görevlendirdiği dümenci ile tamamlanıyor. Bu da işin yarış tarafı... Ama en önemli özelliği beraberinde yürütülen aktiviteler. Haliç ve çevresi yarış günleri tam bir panayır alanına dönüşüyor. Müzik ve dansın

önplanda olduğu bu etkinlikte, normallerin yanı sıra engelli bireyler de kendilerine yer buluyor. 27-28 Mayıs tarihlerinde Haliç’te yapılan festivalde ilk kez görme engeliler de yarıştı. Altı Nokta Körler Derneği üyelerinin oluşturduğu bir ekip, hedefi davulcularının usta ritmi ile buldu. Gönül gözleri ile hayata tutunan bu kardeşlerimize festivalin kapılarını açan organizatör firma hepimizin gönlünde taht kurdu. Teşekkürler HSB Sport...


Kim engelli, kim normal... Ne önemi var. Önemli olan hayatı paylaşmak. işte bunun en güzel örneğini Ankaralı çocuklar sergiliyor

Amaç, yaşama dezavantajlı başlayanlar ile normalleri bir araya getirmek, toplumsal entegrasyona yardımcı olmaktı. TÖSSED’in Özel Olimpiyatlar kapsamında uyguladığı Karma Futbol Projesi, kök saldı. Şimdi Ankara’da TFFMEB-OBESİD işbirliği sayesinde engelli sporcular, normal yaşıtları ile futbol oynuyor. Türkiye Özel Sporcular Derneği TÖSSED’in örnek proje olarak yıllar önce başlattığı karma sporlar, Türkiye’de yaygınlaşmaya başladı. Özel Olimpiyatlar Dünya Organizasyonu, geçtiğimiz dönemde bu projenin futboldaki Avrupa Şampiyonluğu’nu düzenleme görevini Türkiye’ye verdi. Silivri’de yapılan şampiyonada zihinsel engelli futbolcular, ünlü futbol kulüplerinin altyapısındaki geleceğin yıldız adayları ile birlikte oluşturdukları takımlarda entegrasyonun en güzel örneklerini

Haziran

Federasyonu (TFF), Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ve Okul İçi Beden Eğitimi İzcilik ve Spor Dairesi Başkanlığının (OBESİD) işbirliğiyle hayata geçirilen projede, çeşitli engele sahip öğrenciler ve kardeş ilköğretim okulu öğrencileri, spor sayesinde aralarındaki engelleri de birer birer ortadan kaldırıyor. Projenin Ankara sorumlusu Fikret Çeliktaş, başkentte süren eğitimlerle ilgili yaptığı açıklamada, Türkiye Futbol Federasyonu bundan 4-5 yıl önce ’Kardeşlik Engel Tanımaz’ projesiyle engellileri evden çıkartıp sahalara yönlendirmeyi ve onlara futbolla bir kişilik Ankara’dan kazandırmayı gelen amaçladığını “Kardeşlik Engel anımsattı. Bu Tanımaz” projesi doğrultuda emin haberi, bu işe adımlarla gönül verenleri bir çalışmalarını hayli mutlu etti. sürdürdüklerini Proje kapsamında kaydeden Çeliktaş, Ankara’nın çeşitli proje adına noktalarında velilerden ve yaklaşık 3 aydır öğretmenlerden engelli ve engelli çok olumlu olmayan dönüşler aldıklarını öğrenciler, birlikte projenin her sene futbol oynamanın büyüyerek devam keyfini çıkarıyor. edeceğini söyledi. Türkiye Futbol

k i l ş e d r Ka

L E G N E az m ı n ta

sergiledi. Engelli bireyler spor yolu ile toplumsal yaşama merhaba derken, yıldız adayı futbolcular ise hayata dezavantajlı başlayan yaşıtlarından fairplayin anlamını öğrendi. Turnuva boyunca birlikte yattılar-kalktılar. Aynı masalarda yemek yediler. Takımdaşlık ruhunu öğrenip,

oluşturdukları sinerji ile geleceğe ışık saçtılar. TÖSSED’in bu organizasyonu Avrupa’ya örnek oldu ve ardından tüm dünya ülkelerinde Karma Futbol Haftaları düzenlenmeye başladı. Ancak yeter mi, tabii ki devamı olmak zorundaydı.


Cirit Atma

Daha yükseğe daha uzağa... Haziran

Herşey 2. Dünya Şavaşı sonrası başladı. İngiliz Ludwig Gutman’la Stoke Mandeville, 1948 yılında savaş gazilerinin rehabilitasyonu için bir spor yarışması düzenledi. Dört yıl sonraki yarışlara Hollanda’dan gelen engelli atletler katılırken, spor branşlarının sayısı da artırıldı. Daha sonraları uluslararası bir hareket haline gelen bu oyunlar, 1960 yılında Paralimpik adı altında ilk kez Roma’da organize edildi. 1976 yılında Toronto’da, diğer engelli grupları organizasyona ilave edildi. Paralimpik Oyunları ile Olimpiyat Oyunları aynı yıl içinde gerçekleştirilerken, ilk kez Seul 1988 Paralimpik Oyunları ve Albertville Kış 1992 Paralimpik Oyunları, Olimpiyat Oyunları ile aynı mekanlarda yapıldı. Bu durum 19 Haziran 2001 tarihinde IOC ve IPC yetkililerinin ortak imzası ile garanti altına alındı. Bugün, Paralimpikte üst düzey elit engelli sporcular madalya için mücadele veriyor. Oyunlarda bedensel engellilerin atletizmi ise önemli bir yer tutuyor. Özellikle cirit hem erkeklerin hem de bayanların favori branşı. Bu disiplin olimpizmin daha hızlı, daha yükseğe ve daha güçlü şeklinde tanımlanan ilkelerinin ise bir anlamda dışa vurumu olarak değerlendiriliyor.


NOPROBLEM