Issuu on Google+

KUZEY KIBRIS’TA SAĞLIĞIN NABZI BU SİTEDE ATIYOR

kktcsaglik.com TEMMUZ 2012 YIL 1 SAYI 1

123456998877

KUZEY KIBRIS’IN İLK VE TEK SAĞLIK AKTÜEL DERGİSİ PSİKİYATRİST GÖZÜYLE:

YALNIZLIK SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK İÇİN

40 ALTIN KURAL EXCİMER LAZER NEDİR ? SICAK HAVA

KATARAKTI TETİKLİYOR.

ABUR CUBURA DİKKAT !!!

Yazılarıyla : Dr. Alper Sözüöz, Psikiyatrist Erman Uslu, Dr. Erol Uçaner, Diyetisyen Funda Bilginer, Dr. Hüseyin Enginsoy Ve Dr. Ogün Olay


İÇİNDEKİLER


KKTC’DE TÜM SEÇKİN OPTİK MAĞAZALARINDA


TEKNOLOJİ LABARATUAR ORTAMI SON

40'

TAN FAZLA

DÜNYA MARKASI BOL SEÇENEK

UYGUN FİYAT VE İNANILMAZ KAMPANYALAR HEPSİ VE DAHA FAZLASI İÇİN

CRYSTAL OPTİK

www.crystaloptikmagaza.com Kuzey Kıbrıs’ın İlk Online Optik Mağazası


‘SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK İÇİN 40 ALTIN KURAL’

DİYETİSYEN FUNDA BİLGİNER SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK İÇİN 40 ALTIN KURAL

1. Karar vermek İnanmak, başarmanın yarısıdır denilir. Kişi, zayıflayanlardan hiçbir eksiğinin bulunmadığını hatta fazlasının olduğunu düşünmeli; bu fazlalıklardan da kurtulmak adına kesin karar vererek zayıflama sürecini başlatmalıdır. 2. Kontrolden geçmek Endokrinolog veya dahiliye uzmanı kontrolünden geçen birey, tahlillerini yaptırır ve diyetisyen tarafından kişiye özel olarak hazırlanan beslenme modeli ile diyet tedavisine geçer. 3. Doğru hedef belirlemek Dünya Sağlık Örgütü’ne göre ayda 2 – 4 kg ağırlık kaybı hedeflenmelidir. 6 kg üzerindeki ağırlık kayıplarının faydadan çok zarar getireceği asla unutulmamalıdır. Büyük hedeflere küçük adımlarla ulaşılır. 20 senede alınan kilolardan 20 günde kurtulmaya çalışmak malubiyeti en başta kabul etmektir. Bu nedenle gerçekçi, ulaşılabilir bir hedef belirlenmelidir. 4. Uyku süresine dikkat Günlük uyku süresinin 7 – 8 saat arasında tutulması gerekmektedir. Daha az veya çok uyumak kilo alımını artırıcı etkiler göstermektedir. 5. Kahvaltıya gereken önemi verin Kahvaltı yapmayan kilo almaya mahkumdur. İç organların, beynin, kasların… fonksiyon gösterebilmesi için gereken enerji uyandıktan sonra en kısa zaman dilimi içerisinde besinler yolu ile karşılanmalıdır. 6. Sık sık ve azar azar beslenin Yapılan bilimsel araştırmalar, aynı miktarda enerji alsalar da 3 öğüne göre 6 öğün beslenenlerin daha kolay kilo verdiğini göstermektedir. Öğün sayısının artırılması, mideyi dolu tutarak sonraki öğünde fazla yemeyi engellemektedir. 7. Asla öğün atlamayın Öğün atlamak, kendinize yapabileceğiniz en büyük kötülüktür. Gündüz diyet yaptığınızı düşündüren, gece ziyafet yapmanıza neden olan bu hataya sakın düşmeyin. 8. Akşam yemeğini çok geçe bırakmayın Akşam yemeğinizi yatmadan ~ 3,5 saat önce sonlandırın. Dolu mide ile yatağa girmek vücudun yağlanması için en iyi fırsattır. Akşam yemeğinden yatana kadar geçen süreçte ara öğün almanızın bir sakıncası yoktur, hatta bir şeyler tüketilmesi önerilmektedir. 9. Sofraya çok aç oturmayın, mutlaka ara öğün tüketin. Uzun süren açlıklar sonrasında kan şekeri düşer ve fazla besin alımına davetiye çıkarılır. Bu nedenle diyet ara öğünler ile desteklenmeli, gün içerisinde yaklaşık olarak her 3 saatte bir beslenilmelidir. 10. Besin çeşitliliğine önem verin Yetersiz ve dengesiz beslenmeye yol açması sebebiyle tek tip diyetlerden ( protein ağırlıklı diyetler, ayırma diyetleri, sebze ve meyve diyetlerinden) uzak durmak gerekir. Bu tarz diyetler metabolizmayı bozmaktan öteye gitmez. O yüzden besin çeşitliliğine önem verin. 11. Yavaş yiyin Yemek süresini uzatın. Unutmayın, tokluk hissi 20. dakikada oluşur. Her lokmadan sonra çatal - kaşığı elinizden bırakın. Yediklerinizden keyif ve tat alabilmek adına besinleri iyice çiğneyerek küçük lokmalar halinde yutmaya çalışın. 12. Yemek yerken dikkat Yemek yerken kitap okumak, TV izlemek gibi herhangi bir şeyle meşgul olmayın. Yemeklerinizi sakin bir ortamda, iyice çiğneyerek tüketmeye özen gösterin. Acele etmeyin. Beslenmeyi karın doyurmak şeklinde değerlendirmeyin. 13. Evde yüksek enerjili besinler bulundurmayın Gözden uzak olan gönülden ırak olur derler. Evde enerjisi yüksek (tatlı, kuruyemiş gibi) besinler bulundurmayın. Gerekirse göremeyeceğiniz şekilde dolaplara saklayın.


14. Yemeğin tadına bakmadan tuz kullanmayın 1 gram tuz, vücutta 200 ml su tutar. Dolayısıyla tartıldığınızda moralinizi bozabilir. Yemek ve ekmeklerden alınan tuz ile yetinmeye çalışın. En iyisi, masaya tuzluk getirmeyin. Gerekirse çeşitli baharatlarla yiyeceklerinizi lezzetlendirmeye çalışın. 15. Rafine şekerden uzak durun İnsülin seviyesinde ani değişikliğe yol açarak tekrar tatlı yeme isteği uyandıracağı için rafine şekerden olabildiğince uzak durun. Şekerin fazlasının da yağa dönüştüğünü unutmayın. Kan şekeri üzerinde olumsuz etkilerinin olmaması ve enerji içermemeleri nedeniyle, rafine şeker yerine yapay tatlandırıcılar güvenle kullanılabilir. 16. Yağlı besinlerden kaçının Enerjisi yüksek, besin değeri düşük kaymak, krema, mayonez, cips, sos, kuruyemiş gibi yağlı besinlerden mümkün olabildiğince uzak durun. Mesela dışarıda yemek yerken salatayı sade isteyin, uygun olan eklemeleri ( limon, sirke vs) siz kendiniz yapın. 17. Kızartmalara dikkat Besinler kızartılınca çok yağ çeker ve kanserojen öğeler oluşabilir. Bu nedenle yiyecekleri haşlama, ızgara yapma, buğulama veya fırında pişirme yöntemlerini kullanarak hazırlayın. Yemeklere yağı yakmadan ekleyin. 18. Tabak sıyırmayın Yemeklerin sularına ekmek bandırmak, tabak sıyırmak fazladan ekmek yenilmesine neden olduğu gibi farkında olunmadan yemekteki yağın da tüketilmesine sebebiyet verir. 1 kg sebze yemeğine en fazla 2 yemek kaşığı sıvıyağ ekleyin. Hatta etle pişen yemeklere yağ koymayın. 19. Hamur işlerine dikkat Pasta, kek, kurabiye, börek vb hamur işlerinde çok fazla yağ, şeker, un ve yumurta kullanıldığı için bunlardan mümkün olduğunca az yiyin. İkram edileni bitirmek zorunda değilsiniz. Sunulanın yarısını yiyin, sadece tadına bakın, yeter. 20. Alkolün etkisi;Karbonhidrat ve proteinlerin 1 gramı 4 kkal enerji verirken bu oran alkol için 7 kkal, yağlar için 9 kkal şeklindedir. Pek çok besin öğesinin emilimini olumuz yönde etkilemesi ve bilhassa yanında yenilen mezeler, kuruyemişler nedeniyle tüketim sıklığına ve miktarına dikkat edilmelidir. 21. Stres faktörü Stres durumunda vücutta kortizol hormonu salgılanır ve tıpkı kortizon ilaçları gibi yağlanmaya sebebiyet verir. Ayrıca kişi stres durumunda karnı tok bile olsa daha çok abur cubur yeme ihtiyacı duyar. Ö te yandan eş, dost, arkadaş ile sıkıntı paylaşılırsa stres %50 oranında azalır. Ya da spor yapılmalıdır. Bu durumda mutluluk hormonları salınmaktadır. 22. Düzenli egzersiz yapın Seratonin gibi mutluluk hormonlarını salgılaması açısından strese karşı birebir gelir. Düzenli yapılan egzersiz diyetin etkinliğini artırdığı gibi, koruma programında da başarıyı destekler. Fiziksel aktivitenin artırılması metabolizma hızını artırıcı etkiler göstermektedir. Günlük programınızı yaparken önce egzersizi düşünün; diğer işleri arta kalan zamana dağıtın. Kısa mesafeler için taşıta binmeyin, yürüyün. 23. Mazeretleri bir kenara bırakın• Egzersiz yapmak için hiç zamanım yok. Zaten çok yorgunum.• Günümün önemli kısmı mutfakta geçiyor, sürekli yemekle uğraşıyorum. Ben de yiyorum.• Ev işleri zaten yeterince yoruyor. Çamaşır, bulaşık, ütü... Vakit mi kalıyor ki sanki? Belirtildiği gibi, zaten bunların adı bahane. O nedenle kişi kendini kandırmaktan ziyade bahanelerini azaltma yoluna gitmelidir. 24. Posalı (yani lifli) besinlerin tüketimini artırın Kurubaklagiller ( kuru fasulye, nohut, mercimek, kuru barbunya), kepekli tahıllar (esmer ekmek, bulgur pilavı, kepekli pirinç / makarna / erişte / un), yulaf, sebze ve meyveler içerdikleri lifler sayesinde midede hacim sağlayarak uzun süre tok tutar ve diyete uyumu artırırlar. Ayrıca kan şekeri, kolesterol ve kan basıncını istenilen seviyelerde tutmaya yardımcı olmaktadır. Dışkılama sayısını ve miktarını artırarak kabızlığı önlemekte, kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkiler içermektedir. Lif alımını artırmak adına soyulmadan yenilebilen sebze ve meyveleri kabukları ile birlikte tüketmekte yarar var. Gerektiğinde ise derin soymamaya özen gösterilmelidir.


25. Bol sıvı tüketin. Posalı besinlerin bahsedilen etkilerini gerçekleştirebilmesi için, gün içerisinde bol su ve sıvı besinler tüketmeye özen gösterin. Besinlerin sindiriminden metabolik atıkların vücuttan uzaklaştırılmasına kadar pek çok aşamada önemli görevler üstlenen suyun %20’lik kaybı ölümle sonuçlanabilir. 26. Sürekli tartılmayın Gün içerisinde birer saat ara ile tartıya çıksanız da 2 kere aynı rakama rastlamanız pek mümkün değildir. Sabah uyanınca tartıda görülen rakam ile gece yatarken karşılaşılan değer arasında 1 – 2 kg fark görülmesi olasıdır. İdeali; haftada bir gün, aynı kıyafetlerle, aynı baskülde, sabah aç karına, dışkılama sonrası tartmak ve ağırlığı bir kenara kaydetmektir. Aksi takdirde 2 bardak su içseniz ağırlığınız yaklaşık yarım kilo değişecektir. 27. Kafeine dikkat Çay, kahve ve gazlı içeceklerde bulunan kafein karaciğeri yoracağı için fazla tüketimden kaçınılmalıdır. Light da olsa gazlı içeceklerden fazla içilmemelidir. Aşırı tüketim durumlarında kansızlıktan osteoporoza kadar çeşitli sağlık problemlerine yol açabilmektedir. 28. Meyve suyu deyip geçmeyin Piyasada hazır olarak satılan meyve sularının hemen hepsi şeker içermektedir. Hazır olarak alınacaksa, sadece % 100 meyve suları tercih edilmeli veya taze sıkılmış meyve suları (posası da yenilmek koşulu ile) içilmelidir. Posa alımını artırmak adına en sağlıklısı meyveyi sıkmadan, meyve olarak yemektir. 29. Her light ürüne kanmayın; Dondurmadan bisküvilere kadar geniş bir yelpazede karşımıza çıkan light ürünler referans ürünlere göre enerjilerinin en az %25 oranında azaltılmaları ile elde edilirler. Bireyler belirli yiyeceklerden kısarak bu ürünleri tercih edebilirler. Ancak her light ürünün de bir enerjisi olduğu ve serbest olarak tüketilemeyeceği unutulmamalıdır. Ne de olsa light düşüncesi ile aşırıya kaçmak gibi bir hataya düşülmemelidir. 30. Yağsız süt ürünlerini tercih edin Özellikle süt ve süt ürünlerinde light / yağsız ibarelerine kesinlikle güvenebilirsiniz. Mesela yağsız süt ile tam yağlı süt arasında 1,75 kat enerji, 16,5 kat yağ ve 7 kat kolesterol farkı olduğunu biliyor muydunuz? 31. Alışverişe dikkat Yiyecek alışverişine tok karına çıkın. Alışverişe çıkmadan önce bir liste hazırlayın ve listeye sadık kalın. Alışverişe çıkarken yanınızda az para taşıyın ve kredi kartı kullanmayın. Marketlerde, diyetinize uygun olmayan besinlerin bulunduğu reyonlara uğramayın. Her zaman için ihtiyacınız kadar alın, fazla almazsanız yemezsiniz. 32. Etiket okuma alışkanlığı kazanın Bir ürünü satın alırken içerdiği enerji, toplam yağ miktarı ve kolesterol gibi içeriklerini incelemek gerek zayıflama gerekse sağlık adına büyük önem taşımaktadır. Ne tükettiğinizin farkında olmanız, besinleri kıyaslama adına da yarar sağlamaktadır. 33. Tabakta yemek bırakmaktan çekinmeyin Annenizin sözlerini unutun, tabaktakileri bitirmek zorunda değilsiniz: Arkanızdan ağlamazlar. Hatta bir miktar yemek bırakmayı alışkanlık haline getirin. Kalanı ara öğünlerde tüketebilirsiniz. 34. Kaçamaklarla uzlaşma ; Yememeniz gereken herhangi bir yiyeceği çok istiyorsanız yiyin, fakat o yiyecekle aldığınız enerjiyi yürüme veya bir başka aktivite ile mutlaka harcayın. 35. Davet, kutlama gibi özel bir olay nedeni ile diyet dışındaki yiyeceklerden azar azar yiyin, fakat onu izleyen öğünü sadece salata ve yoğurt gibi düşük enerj ili besinlerle geçiştirin. 36. Teklifleri reddetmeye hazırlanın Besin teklifleri ile sürekli karşılaşacaksınız. Unutmayın; siz istemeden hiç kimse size zararlı bir besin yediremez. Hayır demesini öğrenin. Aç gezmeyerek, kendinizi bu teklifleri reddetmeye hazırlayabilirsiniz. 37. Umutsuzluğa kapılmayın Aksilikler karşısında asla cesaretinizi kırmayın. Fazla yerseniz hemen karamsarlığa kapılmayın. 40 yıllık şoför bile aracını söndürüyorsa sizin de diyette ufacık kaçamakları görmezden gelmeniz gerekir. Pire için yorgan yakmayın. Burada önemli olan, aynı hatayı tekrarlamamaktır.


38. Sabırlı olun Aylar, yıllar içerisinde yerleşen fazla kilolar çok da kolay gitmeyecektir. Uzun bir maratonda, ilk başta depar atmak ne kadar yanlışsa; kısa sürede hızlı kilo kaybederek belli bir kiloda sabit kalmak ve diyeti bırakmak da o denli can sıkıcıdır. Düzenli olarak aynı çizgide ilerlemek her zaman için daha sağlıklıdır. Geç verilen kiloların kalıcı olduğu unutulmamalıdır. 39. Günlük tutun G ün içerisinde yediğiniz, içtiğiniz her şeyi boş bir kağıda kaydedin. Sonrasında özeleştiri yaparak yaptığınız hataları işaretleyin. Kendinizi izlem yöntemi ile bu hataları zaman içerisinde azaltma yoluna gidin. 40. İsteyin, yeter Kilo verme sürecinde felsefeniz şu olsun: Üşenmeyin, ertelemeyin, vazgeçmeyin. Sağlıklı yaşama adım atmak adına daha kaç pazartesi bekleyeceksiniz. Gün bugündür. Kendiniz için artık bir şeyler yapın ve yaşam tarzınızı mutlaka değiştirin. Kendinize iyi bakın.

Sağlıklı ve mutlu günler dilerim. Funda BİLGİNER Diyetisyen


YALNIZLIK UZM. DR. ERMAN USLU

“Herkes bu dünyaya yalnız gelir ve yalnız yaşayıp yalnız ayrılmak zorundadır.” Yalom Bir olay karşısında, kişinin o olaya yüklediği anlam, kişiden kişiye göre değişir. Nedeni bilişsel değerlendirmenin kişiden kişiye farklı oluşundandır. Bilişsel değerlendirmede, yani bir olaya birey tarafından yüklenen anlam belirlenirken, bireyin genetik yapısı (esnekliği, hoşgörüsü ve katılığı), yetiştiği sosyal çevre, kültür de göz önünde bulundurulmak zorundadır. Bu bağlamda yalnızlık da, bireyin yaşamda göreceli olarak karşılaşabileceği temel davranış biçimlerinden biridir.Herkes hayatında zaman zaman yalnızlık duyar, önemli olan bireyin bu duygu ile nasıl baş ettiğidir. Yalnızlık ile ilgili yapılan çalışmalarda kadınların erkeklere göre daha duygusal oluşu, bağlılık ve şefkat hislerinin daha fazla olması nedeniyle yalnızlık hissini daha sık yaşadıkları belirtilmiştir. Weiss yalnızlığı, kişinin ihtiyaç duyduğu sosyal ilişkilerin olmaması veya değişik sosyal ilişkileri bulunmasına rağmen, bu ilişkilerde yakınlığın, içtenliğin ve duygusallığın bulunmamasına gösterilen bir tepki olarak tanımlar. Perlman ise yalnızlığın, insan ilişkileri bazında algılandığını ve kişinin gerçekte var olan ilişkilerinin bu konudaki beklentilerini karşılayamamasından kaynaklandığını savunur. Buna göre insan nesnel bir nedeni olmaksızın bir sürü insanla beraberken kendini yalnız hissedebilir. Williams’a göre ise yalnızlık, ait olamama duygusu ve azalan sosyal destek sonucunda ortaya çıkan etrafındakiler tarafından kabul görmeme, sevilmeme ve etrafında olup bitenlere yabancı hissetmeye yol açabilen bir durumdur. İnsanlık tarihi, kalabalıktan yalnızlığa geçişin tarihi gibidir. Taş devrinde klan ve kabileler halinde yaşayan insanlar, o dönemin şartları doğrultusunda yaşamlarını sürdürebilmek için bir arada olmak zorundaydılar. Tarım toplumuna geçildiğinde kabile yapısı, yerini geniş ailelere bıraktı. Toprağın işlenmesi ve ürün elde etmek için geniş aile yapısının iş gücüne gerek vardı. Fakat toprağın besleyebileceğinden fazla kişinin olması, açlık demekti. Endüstri devrimiyle birlikte bireylerin gerek yaptıkları iş, gerekse aldıkları ücret, geniş aile yapısını sürdürmelerine olanak vermiyordu. Bu nedenle yaşam biçimleri çekirdek aileye yapısına dönüşmeye başladı. Bu dönemde insanlar muazzam kalabalık kentlerde yaşıyorlardı. Bu anlamda yalnızlık, insanın en son şikayet edeceği şey gibi görünüyordu. Oysa uyum sorunu yaşayan insanlar, kendilerini kalabalığın içinde hiç olmadıkları kadar yalnız hissediyorlardı. Bu durum, insanların yerleşme ve çalışma tercihlerini de etkiledi. Göç eden aileler yalnız kalmamak için tanıdıklarının ya da hemşerilerinin olduğu bölgede yaşamayı seçtiler. Böylece kentlerde Çin mahallesi, Türk mahallesi, İtalyan mahallesi gibi getto benzeri yerleşimler doğdu. Yabancılaşma duygusunun yanında ait olma gereksinimi, yalnızlık kavramının yeniden tanımlanmasına neden oluyordu. Toplumsal anlamda yalnızlık, "biz"e ait olmayan kişiler demekti. Normal insan gün içinde bireysellikle sosyallik duyguları arasında mekik dokur. Sorun, insanın mekik dokuyamadığı yani sosyallik ve bireysellik sarkacının bir ucunda takıldığı zaman ortaya çıkar. Sosyalliğini yaşayan ve daima yapacak,


bitirecek işleri olan insan yalnız kalıp dinlenemez. Sarkacın sosyallik ucuna takılıp kalır ve bireysellik ihtiyacını gideremez. Bunun neticesi olarak da yalnızlık özlemi ortaya çıkar. Bu durumun tam aksine sarkacın bireysellik ucuna takılıp kalan insanlar ise yaşadıkları yalnızlıktan bıkıp insanlarla iletişim kurmak ister. Yalnız insanlar toplumsal ortama girdiklerinde yaşayacakları deneyimin kötü olacağını düşünürler. Bu olumsuz beklentiler yalnız insanların küçük işaretleri bile olumsuz olarak yorumlamalarına neden olmuştur. Yapılan araştırmalarda sosyal becerisi olmayan insanların yeni ilişkiler kurmakta zorlandığı için bu becerilerini geliştirme olanağı da bulamadıklarını gösterilmiştir. Yalnızlık sırasında genellikle üretilen anlık çözümler tamamen haz ilkesine dayalıdırlar. Bunlar içerisinde sıklıkla; “kendisini işe adamak, bunun sonucunda başarılı olmak ama tatmin olmamak, internet telefon v.s. ile aşırı uğraş, gereksiz alışverişler, alkol-madde kullanımı, aşırı cinsellik veya karşı cinsten kendini tamamen soyutlamak, ilişkileri çabuk tüketmek, beklentilerin hemen olmasını beklemek, sosyal ilişkilerde yüzeysel olmak, devamlı kalabalıklara karışıp yalnızlığı görmezden gelmek” sayılabilir. Duygular neredeyse her insanda farklı yaşanır; insanlar değişik durumlara değişik tepkiler verirler. Böyle olunca da yalnızlık çektiğini söyleyen kişilerin farklı türden duygular içinde olduklarını, farklı toplumsal koşullar içinde yaşadıklarını söyleyebiliriz. Son olarak bu bağlamda başlıca yalnızlık tiplerine değinecek olursak: 1-Derin Yalnızlık: Çevreyle ilişkilerin tamamen kesildiği depresyonla birlikte bulunan ve depresyonun diğer belirgin özelliklerinin de bulunduğu bir yalnızlık çeşididir. Yorgunluk, halsizlik, karar verememe, unutkanlık, çaresizlik ve intihar düşünceleri vardır. Önlem alınmayan durumlarda insan intihar ederek yaşamına son vermeyi isteyecektir. Bu durumu yaşayan insanın acilen yardım alması gerekir. 2-Sosyal Durum Yalnızlığı: İnsan kendisini yaşadığı toplum içinde yalnız hissetmeye başlamıştır. İçine yeni girilen bir grup ya da çalışma ortamında başlangıçta bu yalnızlığı yaşamak normal kabul edilebilir. Fakat bu durumun uzun sürmesi ve uyum sorunlarıyla karşılaşılması durumunda sosyal durum yalnızlığı akla gelmelidir. 3-Duygusal Yalnızlık: İnsanın ruhsal dünyasındaki beklentilere cevap alamaması üzerine yaşadığı yalnızlıktır. Bu durumda çevre koşulları normaldir ve insanın beden olarak sağlığı da yerindedir. Kısa sürede geçebilir ya da kronikleşerek bir hastalık tablosu meydana getirebilir. 4-Gizli Yalnızlık: Haksızlıklar karşısında susarak tepkisini ifade edemeyenlerin yaşadığı yalnızlıktır. Bu insanlara dışarıdan bakıldığında hiçbir sorunu yokmuş gibi görülür. 5-Triad Yalnızlık: Depresyon ve korkuyla karışık bir yalnızlıktır. Kısır döngü gibi içine girildiğinde çıkılması çok zordur. İnsanın kendi başına bu durumdan kurtulabilmesi neredeyse imkânsız gibidir. Profesyonel anlamda yardım almak gerekir.


EXCIMER LAZER NEDİR ? DR. OGÜN OLAY

Excimer lazer nedir: Excimer lazer güvenilir bir yöntem olarak tıp dünyasındaki yerini almıştır. Uygulamanın kısa olması maliyetinin diğer yöntemlere göre düşüklüğü insanların operasyon esnasında ve sonrasında ağrı ve net görmeye hemen kavuşması lazerin poülaritesini artıran faktör ler oldu. ArF(Helyum+premix) gazı kullanarak 193 mm dalga boyunda ultraviyole ışık üreten bir ci haz, Işığın düştüğü yerdeki kornea dokusunun molekülleri arasındaki kimyasal bağları ko partarak dokuyu çevre dokulara zarar vermeden ortadan kaldırıyor. Bu sayede kırma kusurunu oluşturan şekil bozukluğu düzeltilmekte kornea nın kırıcılığı değiştirimekte ve kişi gözlük veya kontakt lens kullanmadan net bir görüş elde edilebilmektedir. Lazer göz ameliyatı ile; miyop astigmat miyop-astigmat ve hipermetrop bozuklukları teda vi edilebiliyor. Önceleri sadece miyop ameliyatlarının başarısı yüksekti. Astigmat ve hipermetrop da artık özel aparatlar kullanılarak tedavi edilebiliyor. Bunun için özel ola rak kullanılan laser diskin avantajı lazer ışığı göze gelmeden önce laser disk üzerinde işlem yapmakta ve disk üzerinde oluşan şekil aynen göze transfer edilmekte.bu da hata payını sıfırlamaktadır. Herkes lazerle göz ameliyatı olur denemez. Gözün yapısının lazere uygun olması çok önem li.Herşeyden Önce ayrıntılı bir muayeneye ihtiyaç vadır. Kişinin en iyi gördüğü gözlük numaraları tespit ediliyor ve gözün retina tabakasına bakılıyor. Retinanın durumu özel likle miyop gözler için çok önemli. Çünkü yüksek miyop olan gözün retinasında yırtık ve delik olma riski normal gözlere oranla daha yüksektir. Eğer böyle bir durum varsa Argon laser ile tedavi ediliyor. Problem ortadan kalktıktan sonra diğer tetkiklere devam ediliyor. İkinci önemli araştırma kornea dokusunun özelliklerini yapısını ve kalınlığını tes pit etmeye yöneliktir. Eğer tüm veriler uygunsa ameliyata karar veriliyor. Genelikle ka baca bu lazer ameliyatını olabilecek veya olamayacakları şu şekilde gruplara ayırabili riz Kimler Lazerle göz Ameliyatı Olabilir: * 18 yaşını doldurmuş olanlar. * Son iki yılda göz derecesi 0.50 dereceden fazla değişmemiş olanlar * En fazla 10 dereceye kadar miyopi 7 dereceye kadar astigmat ya da 7 derece kadar hipermetropisi olanlar(Bazı otoriteler bu kriterleri hala tartışmaktadır). * Kornea kalınlığı yeterli kalınlıkta ve dokusu sağlam olanlar. * Yumuşak kontak lens kullanılıyorsa ameliyattan en az 10; sert kontak lens kullanılıyorsa 20 gün önce kullanımı bırakanlar. Kimler Lazerle Göz Ameliyatı Olamaz: * Romatizmal hastalıkları olanlar. * Kalp hastaları. * Diyabet hastaları. * Hamile ya da bebek emziren kadınlar. * Daha önce gözlerinden ameliyat olanlar. * Keratokonus hastaları. * Göz tansiyonu olanlar. * Katarakt gibi ağır göz problemi olanlar. Göz tembelliği ve şaşılık lazer ameliyatının yapılmasına engel değildir. Göz tembelliği olan göz ameliyat öncesi gözlük ve lensle ne kadar iyi görüyorsa ameliyat sonrası onlar olmadan ancak o kadar görebilecektir. Yani lazer ameliyatı kişiyi gözlük ve lensden kur tarıyor ancak tembelliği tedavi etmiyor. Şaşılığı olan kişiler ise önce şaşılık tedavi si görüyor daha sonra kırma kusurları tedavi ediliyor. Eğer gözdeki kayma miktarı çok fazla değilse kişi gözlük taktığında bu kayma farkedilmiyorsa lazerle tedaviden sonra gözlük ve kaymadan kurtulmak mümkün olabiliyor. . Tedavide başarı oranı yüzde 97 civarında. Yani yüzde 97 olasılıkla kişinin göz numarası gözlüksüz yaşam koşulu denilen +-0.25 diyoptri arasına düşer. Yüzde üç ihtimalle göz nu marası ilk üç ay içerisinde tekrar bir miktar artış gösterebilir. Ancak bu artış hiçbir zaman ameliyat öncesi göz numarasına ulaşamaz. Eğer ilk üç ay içinde gözün numarası he deflenen yerdeyse bir daha artış söz konusu olamaz. Lazerle göz ameliyatı süresi yaklaşık 7-8 dakika sürüyor. Lazer operasyonunun süresi ise25-30 saniye kadar. Müdahale esnasında ağrı ve acı hissedilmezlokal anastezi kullanılır. Ameliyat sonrası hastanede yatmak gerekmiyor. Operasyonsan sonra kişi evine gönderiliyor. Excimer Lazer sonrası hastalarda en sık görülebilecek sıkıntılardan bahsedecek olursak , Lasik sonrasında hastalardaki gece görme şikayetlerinin ve kontrast görme azalmasının diğer yöntemlere göre daha fazla olduğu,kuruma eğilimlerinin arttığı, 40 yaş üzeri hastalarda bir süre sonra yakın okumada gözlük ihtiyacının tekrar oluşabildiği durumlarıdır


sss