Page 1

Sayı 54 | Mayıs 2013 | Ücretsiz NRW1

L A D SKAN E M E K MAH

2013

DİTİB Aylık Dergi


ZAHNARZTPRAXIS Tätigkeitsschwerpunkt Implantologie

Zahnarzt

Zahnärztin

Cevdet Demir

Nilifer Çelik

Diş ve ağız sağlığı konularında her türlü rahatsızlıklarınız için hizmetinizdeyiz! -İmplant (vidalı diş), -Endodonti (kanal tedavileri) -Periodontoloji (diş eti hastalıkları), -Estetik diş hekimliği -Çocuklar için özel diş bakım eğitimleri .... Diş ile ilgili her türlü tedavi muayenehanemizde yapılır.

Diş ve implant tedavisi için Türkiye`ye gitmeye son! Biz sizin için Türkiye‘den daha kaliteli ve uygun fiyata diş protezi (zirkon kron, köprü) yaptırıp getiriyor ve buranın garantisiyle takıyoruz. Bismarckstr. 208 45889 Gelsenkirchen

Tel: 0209/875895

cevdetdemir@gmx.de www.zahnarzt-demir.de


İÇ İ N DE K İ L E R

03

BİZDEN 5 6 7 13

Önsöz Editörden Bizden makale ve haberler Bedirhan GÖKÇE: Her Şey İnanmakla Başlar

DİN 15 17 19 21 23 25

Bir Konu Bir Ayet: Farklı Diller ve Renkler En Sevgili: Allah Rasulü’nden Bilgeliğe Giden 40 Anahtar (7. Bölüm) Nakış Nakış Kainat: Kemiklere de Bir Bak Esma-ül Hüsna Din Kolaylıktır Dedikodu ve Gıybet

MESNEVİ’DEN HİKAYELER 35

Kuru Akıl Neye Yarar?

AİLE 37

Çocuklarla Büyümek

ATA’MIZA DAİR 39

Atatürk, bilim ve Teknoloji

41

HİKMETLİ SÖZLER


Güncel Skandal Mahkeme

45

SKANDAL MAHKEME

SAĞLIK Kanser, kalp ve diyabet

49

_HUKUK Aşırı Borçlanma ve Çıkış Yolu (1. Bölüm)

53

Skandal Mahkeme Sayfa 45

ABİDE ŞAHSİYETLER Hezarfen Ahmet Çelebi

55

İş Dünyası KFZ Gutachten Service Röportajı

57

Kervansaray - Sayfa 65

KÜLTÜR Kervansaray

65

ÇOCUK

67

BULMACA Kare Bulmaca Sudoku Çengel Bulmaca

73 75 77

Yemek Tarifi

80

Bedirhan Gökçe Her Şey İnanmakla Başlar Sayfa 13

04


önsöz Çokkıymetli kıymetli Mahya Mahya dostları, Çok yayın kurulumuzdan geçtiğimiz ay dünya evine giren Harun dünyamızın fatihlerarkadaşımızın, Fatih’i Sultan kardeşimiII. Mehzin mutluluğuyla sevinirken, ebedi yolculu-da med’in teşrifiyle şereflendiği Mart ayında ğa uğurladığımız yayın kurulumuzdan sizlerle buluşmayıyine nasip eden yüce Allah’a Oğuzsonsuz Yurtalan arkadaşımızın, kardeşimizin (c.c.) şükürler olsun. Eski adıyla babası Necmi amca´mıza veda ederek, az bir Konstantiniyye’yi, yani İstanbul’u fetheden, sürekapatıp sonra da Nürnberg´in seviçağ çağ açan, ilime,tanınan bilime ve sonsuz len örnek işadamlarından, Mevlana Restauönem veren, farklı kültürleri huzur ve barış rant ve Compo Stella dondurmacısının sahiiçerisinde yanyana yaşatan Fatih’in torunlaAhmet Can ağabeyimizin çifte evladının küçük rı,bişimdinin Almanya’sınday vatandaşyaşta hayata gözlerini yummasıyla üzüldük, lık sıkıntısıyla karşı karşıya bırakılmak istenölümün hak ve bir gün mutlaka mektedir. Herolduğunu ne kadar burada doğan çocukbize de uğrayacağını tekrarvatandaşlığı hatırlayıp Rabbilarımızın doğuştan Alman da mizden af diledik. giren olsa, ismimiz Türk Yeni ismi dünya olduğuevine müddetçe çiftimize ömür boyu mutluluklar dilerken, da burada yabancı ve maalesef vatanımızda sevdiklerini ebediyaşamaya aleme uğurlayan ağabey“Almancı” olarak devam etmektelerimize veParlamentosu’nda kederli ailelerine sabr-ı celil ve yiz. Alman hangi yönde meftalara Allah´dan (cc) rahmet diliyoruz. karar çıkarsa çıksın, ister çifte vatandaşlığa Kısa bir hukuk tiyatrosunun beraberinde gebalta vurulsun, isterse de devam etsin, bizim tirdiği uzun tartışmaların neticesindekimliğiNSU için öncelikli olan konu, benliğimizi, davasında nihayet Türk ve Yunan basını da mizi, tarihimizi, kültürümüzü, örfümüzü, adeyerlerini alabilecekler. Bu sefer de önceden timizi, nereden gelip nereye gitmek istediğiduruşmaya katılma hakkı elde eden basın mizi unutmadan bulunduğumuz topluma yayın kuruluşları şimdi giremeyeceği için itientegre olup, dilini, dinini, yaşam tarzını taIMPRESSUM/KÜNYE DİTİB Nürnberg e.V. Kurfürstenstr. 16 90459 Nürnberg GENEL YAYIN YÖNETMENİ Serhat Önder +49 (0)179 6677888 serhat.oender@mahya.de GENEL KOORDİNATÖR Oğuz Yurtalan +49 (0)179 6653603 oguz.yurtalan@mahya.de KAPAK/GRAFİK TASARIM ve BASKI AddGraphic info@addgraphic.de WEB SORUMLUSU Eyüp Erdem eyuep.erdem@mahya.de

05

raz ediyorlar. Bakalım dava gerçekleşecek ve nıyarak (yanlış anlaşılmasın, benimseyerek bütün kurbanların ailelerini vebu Türk topluve uygulayarak demiyorum) toplumun munu tatmin etmeÇünkü neticesiyle bir parçası olmak. insansonuçlanabilmediğinin cak mı? Umarız ki verilecekve kararlar Almandüşmanıdır. Almanya’nın buradaki topluya´daki hukuk sistemine sarsılan güvenimiz mun bizim vazgeçemeyeceğimiz değil, biztekrar imar edilir ve güven tazelenir. den vazgeçemeyecek bir unsur haline gelmesini sağlamalıyız yaşam tarzımızla, adaleBugünlerde 13.sünü gerçekleştirdiğimiz timizle, vicdanımızla. Biz hem kendimizin, DİTİB Nürnberg Kültür Şöleni´mizde sizleritehem de yavrularımızın eğitimini sağlam ağırlayabilmekten çok büyük keyif aldık.Kameller üzerine kurarsak, ne olduğumuzu, kim tılan herkese teşekkür ediyoruz. olduğumuzu öğrenir ve öğretirsek, çifte vaAyrıca bizleri maddi yönde destekleyen anatandaşlık konusunda çocuklarımız bir seçim sponsorlarımız Stella,hangi ZARAtercihi Market, yapma zorundaCompo kaldığında kulTurkcell Europe vemerhum KKH´nın Mehmet yanısıra Colanırsa kullansın, Akif Ersponsorlarımıza da huzurlarınızda teşekkür soy’un kaleme alıp yine bu Mart ayı içerisinediyoruz. onlar olmazsa bu İstiklal Kültür Şöde TBMMAma: tarafından onaylanan Marleni´ni diyebileceğimiz, şı’mızıngerçekleştiremeyiz başında buyurduğu “Korkma!” geaylar öncesinden ziyaretçilerimize Türk mutliyor aklıma. Eğitimimiz sağlam olursa, her fağının enolsun,siz leziz örneklerini sunmak için hane olursa de korkmayın. zırlıklara başlayan Nürnberg Kadınbir KolMart sayımızla siziDİTİB başbaşa bırakırken larında bütün ablalarımıza, kardahaki görev ay yinealan görüşmek, evinize, işyerinize, deşlerimize, teyzelerimize teşekkür ediyoruz. nerede iseniz oraya dergimiz vasıtasıyla miBizler sizlerden razıyız, Allah (cc)´da razı safiriniz olmak ümidiyle. Bekleyenin ve Bekolsun. lenenin en güzeline emanet olun. Gökhan Önder Gökhan ÖNDER

YAYIN KURULU Bülent Bayraktar buelent.bayraktar@mahya.de Av. Ender Sürekli ender.suerekli@mahya.de Eyüp Erdem eyuep.erdem@mahya.de Gökhan Önder goekhan.oender@mahya.de Harun Önder harun.oender@mahya.de Koray Kuşkuş koray.kuskus@mahya.de Serhat Önder serhat.oender@mahya.de Talha Nami Yıldız talha.yildiz@mahya.de Yunus Emre Turan emre.turan@mahya.de

NRW TEMSİLCİSİ Orhan Arslanmirze +49 (0)157 74022158 orhan.a@mahya.de BADEN-WÜRTTEMBERG TEMSİLCİSİ Harun Önder +49 (0)176 84747088 harun.oender@mahya.de DAĞITIM SORUMLUSU Serhat Önder +49 (0)179 6677888 serhat.oender@mahya.de Mahya Dergisi basın ve meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. Yazı ve ilanlardan yazıların ve ilanların sahipleri sorumludur.


editörden

Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi Neyin Peşinde? Serhat ÖNDER

Değerli okurlar, Münih Eyalet yüksek Mahkemesi’nin ısrarla tutumunu değiştirmeyip üst üste skandallara imza atması artık iyice mide bulandırmaya başladı. Acaba bunu kasıtlı yapıp yapmadıkları konusunda şüpheye düşüyorum. Duruşmayı ‘‘sadece’’ bir cinayet davasına indirgeyip bu davanın uluslararası boyuta ulaşmaması için çırpınsalar da patlak veren skandallarla tam aksine bir yönde gelişme izliyoruz. Bu durumdan en başta Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi rahatsız. Alman medyası ise başından beri bu duruşmayı Almanya tarihinin en büyük davası olarak nitelendiriyor. Birinci duruşmanın Anayasa Mahkemesinin kararıyla ertelenmesinin ardından her ne kadar Türk medyası mensuplarına yer ayrıldıysa da daha önce akredite alan medya kuruluşları bu sefer çekiliş yoluyla yapılan uygulamadan elleri boş ayrıldı. Şimdi Anayasa Mahkemesine yapılan ikinci bir şikayetle duruşmanın ikinci bir kez ertelenmesi mümkün gözüküyor. Bu durumdan en çok mağdur olanlar şüphesiz yine NSU kurbanlarının yakınları. Sanki senelerce soruşturmalarda kendileri-

ne şüpheli ve suçlu muamelesi yapıldığı yetmemiş gibi şimdi bu durumla karşı karşıyalar. Anayasa Mahkemesi son yapılan itirazıda kabul ederse durum onu gösteriyorki Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi duruşmaları basın mensuplarının engelsiz takip edebilmeleri için ikinci bir oda açıp görüntü aktarma yöntemiyle davaya devam etmesi gerekebilir. Ancak bunu mahkeme baştan beri kabul etmiyor. Bu durumda davanın sağlıklı bir şekilde görülmesi için davanın başka bir şehirde başka bir mahkemeye verilmesi de gündeme gelebilir. Bu durumda duruşma tarihi de epey ileri bir tarihe ertelenir. Bu arada ne olabilir? 70’li yıllardaki RAF teröristlerinin yattıkları hücrede esrarengiz bir şekilde intihar ettikleri gibi Beate Zschaepe de ‘‘intihar’’ edebilir. Mümkün değil diyorsanız; Anayasayı Koruma Dairesinde NSU ile ilgili dosyaların imha edilmesi de mümkün değildi!!! Umulur ki duruşma bir an önce başlar ve olaylar aydınlatılıp suçlular hak ettiği cezayı alırlar. Bakacağız ve göreceğiz.

06


bizden

DİTİB’den Açıklama Diyanet İşleri Türk İslam Birliği’nin (DİTİB), Almanya’da faaliyet gösteren en büyük sivil toplum kuruluşu olduğu kamuoyunun malumlarıdır. Birliğimizin kamuoyundaki bu durumu, bazı art niyetli kişileri, Birliğimizin bu gücünü gayr-ı meşru yollar ile kullanma yoluna sevk etmektedir. Son zamanlarda derneklerimizden, üst düzey devlet büyüklerimizin imzaları taklit edilerek veya devlet büyüklerimizin talimatları olduğu söylenerek çeşitli projeler için maddi yardım talep eden bazı art niyetli kimselerin, derneklerimize ve vatandaşlarımıza yazılı veya kişisel başvuru şeklinde müracaat ettiklerine dair bir dizi şikayetler alınmaktadır. Derneklerimizin ve vatandaşlarımızın herhangi bir mağduriyete uğramamaları için bu tür başvurulara itibar edilmemesi ve durumun en kısa zamanda DİTİB Genel Merkezimize bildirilmesi gerekmektedir. Kamuoyuna saygı ile duyrulur. DİTİB

07

Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü


DİTİB KÖLN

Almanyada’daki Türk İslam Toplumunun Onur Projesi Yapılacak olan bu Cami ve Kültür Merkezi, müslümanların bu toplumda kendilerini daha yerli hissetmelerini sağlayacak ve bu anlamda uyuma büyük ölçüde katkı sağlanmış olunacaktır. Cami, Dini Bilgiler Kursu, Eğitim Merkezi, Gençlik ve Spor Merkezi, Kadınlar Merkezi, Araştırma Merkezi, İlmi Kütüphane, Dinler Arası Diyalog Merkezi, Seminer Salonu, Konferans Salonu, Ticari Bürolar, Alışveriş Merkezi, Basın Merkezi, Kapalı Otopark, Çocuk Bakım Merkezi gibi sosyal ve kültürel birimlerini bünyesinde bulunduracak olan Merkez Camii, iki minare (55 metre) ve şeffaf parçalardan oluşan bir kubbeye (36,50 metre) sahiptir.

BU KALICI ESERDE SİZİN DE BİR KATKINIZ OLMASINI İSTİYORSANIZ 1. BANKA HAVALESİ YOLUYLA BAĞIŞ Empfänger: Türkisch-Islamische Union Kontonummer: 505566000 Bankleitzahl: 37040044 Commerzbank Köln Verwendungszweck: Merkez-Camii

2. TELEFON YOLUYLA BAĞIŞ

0 900 1070105 Sabit hattan bağışta bulunmak istiyorsanız (her aramada 5€)

12

MAHYA . EYLÜL 2010 20


bizden

3. Avrupa Medya Buluşması Yurtdışında faaliyet gösteren Türk gazetecileri bir araya getiren “3. Avrupa Medya Buluşması” konferansı Fransa’nın Başkenti Paris’de gerçekleştirildi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın himayesinde ve katılımıyla Avrupa Medya Buluşması 14 Nisan 2013 tarihinde Paris’te gerçekleştirildi. İlk oturumda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Basın İlan Kurumu (BİK), Anadolu Ajansı (AA), Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM) ve Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT)’nin yöneticileri söz alarak kurumlarıyla ilgili bilgi verdi. Mahya Dergisi olarak bizim de yer aldığımız konferansa Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden yaklaşık 100 gazeteci katıldı. Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürü Murat Karakaya konuşmasında, Yurtdışındaki Türk medya kuruluşlarının, bu ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarının kültür, dil, tarih ve geleneklerini daha iyi koruması ve bulundukları ülkelere uyumu konusunda önemli görevleri bulunduğunu ifade etti. Almanya’da Çifte Vatandaşlık Sorunu Almanya’da çifte vatandaşlık konusuna da değinen Bülent Arınç, bunun büyük bir so-

09

run olduğunu söyledi. Arınç, “Özellikle 2013 ve sonrası mutlaka tercih yapmak gereken yıllar. Yani Türk vatandaşlığını mı Alman vatandaşlığını mı tercih edeceksin diye ahiret suali sorulacak. Geçmişte çifte vatandaşlığa izin veren Almanya, halen başka ülkelere çifte vatandaşlığı meşru gören Almanya, Türkiye’ye karşı çifte vatandaşlığı kabul etmediğini ifade ediyor.” dedi. Konuyu Almanya’daki sorumlu Bakanla görüştüğünü belirten Arınç, “Konuyu gözden geçirebileceklerini, belki yumuşama olabileceğini söylediler. Bu da tamamen Türkiye’nin gücüyle doğru orantılı.” diye konuştu. Medyada İletişimin Güçlendirilmesi 3. Avrupa Medya Buluşması’nda, Avrupa’da Türkçe yayın yapan medya kuruluşları arasındaki iletişimin güçlendirilmesi, sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerileri enine boyuna masaya yatırıldı. Anadolu Ajansı Genel Müdürü Kemal Öztürk ise Türkçe yayın yapan medya kuruluşlarının güçlenmesi adına Basın Kooperatiflerinin kurulup böylece işbirliği içerisinde olmaları gerektiğini dile getirdi. Ayrıca önümüzdeki süre zarfında Türkçe habercilik ve fotomuhabirlik kursu verebileceklerini de söyledi.


bizden

Haydi Çocuklar Namaza 5 Nisan 2013 tarihinde DİTİB Nürnberg Eyüp Sultan Camii’nde birincisi düzenlenen “Haydi Çocuklar Namaza” programının ödül töreni gerçekleştirildi. Paskalya tatilinde çocukları namaza ve camiye alıştırmak adına tertiplenen bu programa 80i aşkın çocuk katıldı. T.C. Nürnberg Başkonsolosluğu Din Hizmetleri Ataşesi Dr. Cafer Acar’ın da katıldığı ödül töreninde çocukluğun değerini anlatarak “Siz bugün, bu iki hafta içerisinde geleceğinizi inşaa ettiniz.” ifadelerini kullandı. Ankara-Keçiören Müftüsü İhsan İlhan ise “Buraya gelmemle birlikte bu mutluluğu yaşamak nasipmiş. Cami havasını teneffüs etmek için bu programı düzenleyen ve emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.” dedi.

11

17 yavrumuz eksiksiz bir şekilde iki hafta boyunca beş vakit namazlarını camide kılma devamlılığı göstererek Samsung Galaxy S3 mini marka cep telefonu sahibi oldular. Ayrıca vakit namazlarına devam eden her öğrenciye birbirinden farklı ve güzel hediyeler de sunuldu. DİTİB Nürnberg Eyüp Sultan Camii İmamlarından Musa Kazım Keskin “Bazı nedenlerden dolayı Haydi Çocuklar Namaza kampanyamıza kayıt olan çocuklarımız eksiksiz olarak katılamadılar. Üzülerek onlardan ‘puan kırmamız’ gerekti. Ancak son yedi günde sabah namazı çocuklar ile dolup taşıyordu. Bu zaman içerisinde 49 çocuğumuz eksiksiz olarak her sabah namazına katıldılar. Bu çok gurur verici bir olay” diye konuştu.


bizden

Her Şey İnanmakla Başlar… Bedirhan GÖKÇE İnanmadığın bir savaşı kazanamazsın İnanmadığın bir maçı alamazsın İnanmadığın bir ilişkiyi sürdüremez İnanmadığın bir yuvayı kurtaramazsın… İnanmadığın bir hareketin taraftarı olmaz İnanmadığın bir insanın arkasından yürüyemezsin… İnanmadığın insanla arkadaşlık kurmaz İnanmadığın yerlerde yatırım yapamazsın… Her şey inanmakla başlar… İnanırsan yaparsın… İster insana, ister mekâna, ister memleketine, ister zamana; Nereye yatırım yapacaksan yap, önce inanacaksın… Çünkü; inanmazsan inandıramazsın. Her şey inanmakla başlar… Bu cümleyi çok duymuş ve de çok kullanmış olabilirsin… Şimdi onu sözden eyleme geçirmenin zamanının geldiğine inanacaksın. İNANIRSAN başına gelen hastalıkla mücadele eder; Bırakamıyorum dediğin alkol uyuşturucu belasından sen de kurtulursun. Oku tarihi; tüm başarıların altında İnanmak yatar… Ve her şey önce kendine inanmanla başlar İnanırsan Haliç’e gemileri karadan da indirebilirsin Fatih gibi

13

İnanırsan en zenci yanınla yepyeni bir Afrika çıkarabilirsin Mandela gibi İnanırsan Dünya seni anlamaya çalışır Gandi gibi İnanırsan koskoca bir tarih yazarsın Çanakkale gibi İnanırsan tarih de seni yazar Mecnun gibi, Kerem gibi, Sen kendi savaşına inanacaksın, Benden bir şey olmaz demeyeceksin… Birini ya da bir şeyi öldürmeye inanırsan onu öldürürsün Birini ya da bir şeyi yaşatmaya inanırsan onu da yaşatırsın Çünkü; sende tüm kötülüklerin mayası var Kabil gibi Çünkü; sende tüm iyiliklerin mayası var Habil gibi… Ne demiştik; Her şey inanmakla başlar. Gün senin, hayat senin, UNUTMA Kİ; Sevmek de ölmekle başlar


din

onlar da Allah’ın ayetlerindendir Kaynak: Diyanet İşleri Başkanlığı Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için elbette ibretler vardır. (Rûm, 22)

K

ur’an kelimesinin tercih edilen en önemli anlamı “okumak”tır. İnsanlığa yapılan bu son çağrının “okumak” kelimesi ile özdeşleştirilmesi elbette ki anlamlıdır. Her halde bu, Kur’an’ın en önemli özelliğinin, insanı öncelikle kendi ayetlerini okumaya davet etmiş olmasıdır. Bununla Kur’an, insana adeta “Beni okuyun, ben okunmak için varım” mesajını vermektedir. Ancak son ilahi çağrının bu şekilde isimlendirilmesinin daha külli bir anlamı olduğunu söylemek de mümkündür. O da, bütün evrende sergilenen kozmik/kevni ayetleri okumaya ve düşünmeye muhataplarını davet etmiş olmasıdır. Dolayısı ile hem kelami ifadeler olan kendi ayetlerini hem de doğal/kozmik ayetleri okumaya davet etmek, Kur’an’ın en önemli tezlerinden birini oluşturmaktadır. Yukarıda mealini verdiğimiz ayet de, bir dizi kozmik/kevni delile atıfta bulunulan bir bağlamda gelmektedir. Burada Allah’ın mutlak kudretine ve ilmine işaret eden hem kainatta hem de insa-

15

nın kendi bünyesindeki ayetlere yer verilmektedir. Önce bütün insanlığın aslının toprak olduğu ifade edilir. Toğrağın önce insana dönüşmesi, insanın da sayısız bireyler halinde yeryüzüne dağılması bir ayet olarak ortaya konulur ve bu konuda bizler düşünmeye çağırılırız. Araya aile bağlamında insanın erkeğiyle kadınıyla aynı cinsten, aynı özden yaratılması, Allah’ın ilmine ve kudretine işaret eden kanıtlardan bir diğeri olarak girer. Sonra insanlık dünyası, lisan ve renk farklılıkları ile üzerinde düşünülmesi gereken diğer bir ibret sahnesi olarak dikkatlerimize sunulur. Burada bizi esas ilgilendiren konu, “dil” ve “renk” farklılıklarının Allah’a götüren ayetlerden/sembollerden olmasıdır. Bilindiği gibi, insanların lisan ve renkleri, etnik kimliklerinin dikkat çeken en önemli özelliklerindendir. Farklı dil, farklı kültür demektir. Çünkü dil, insanın kültür dünyasını ortaya koyar. Siyah, beyaz, sarı renklerden olmak da, insanın doğal özelliklerindendir. Ancak renk farklılığı sadece insanlara mahsus bir durum değildir. Allah’ın kudretinin bir işareti olarak bu tür biyolojik farklılıklar, tabiatta, bitkiler ve hayvanlar âleminde hatta dağlarda bile gözlenebilir. Ayette dikkati çeken husus, gök-


lerin ve yerin yaratılması ile insanlığın binlerce dil ve ırk farklılığına sahip olmasının peş peşe zikredilmesidir. Muhtemelen bu, insanın dil ve ırk farklılığının, evrenin yaratılması kadar üzerinde düşünmeye değer ve ilahî sırlarla dolu bir konu olduğuna işaret etmektedir. Bu ayette, insanlığın farklı ırklardan meydana gelmesinin “kelâmî” boyutuna işaret edilmektedir. Hucurât suresi 13. ayetinde ise, bu farklılaşmanın, insanlar arası ilişkilerde önemli olan “tanışma” gibi “toplumsal” bir boyutuna dikkat çekilmektedir.

Allah’a götüren ayet ve semboller olduğundan, saygı ile karşılanmalı ve itina ile korunmalıdır. Çünkü bunlar da Allah’a götüren diğer ayetler gibi bir ayettir. Dolayısı ile bir milletin, bir ırkın asimile edilmesi, Allah’a götüren bir ayetin yok edilmesi anlamına gelmektedir. Bunları ortadan kaldırmaya yönelik teşebbüsler, nasıl ki gerçekleştirilmesi mümkün olmayan ve sünnetullaha müdahale anlamına geliyorsa, bir ırkın tasfiye edilmeye çalışılması da insan hayatındaki doğal işleyişe müdahale anlamını taşımaktadır.

Ele aldığımız ayet, esas itibarıyla Yüce Allah’ın azamet ve kudretini insana tanıtmayı hedeflemektedir. Ancak burada renk ve dil farklılığının veya ırk farklılığının, insanın kendi elinde ve iradesinde olan bir şey olmadığı, dolayısı ile bu konuda ayrımcılığa gitmenin veya bir ırktan olanların kendilerini üstün görme, diğerlerini ise küçümseme ve tahkir etmelerinin bir sapma olduğuna da işaret edilmektedir. Çünkü insan belirli bir ırkın mensubu olarak düyaya gelmektedir. Dolayısı ile dili, rengi ve kültürü de buna göre şekillenmektedir. Böylece Kur’an, bir ırktan olmanın “değerlilik” ve “üstünlük” vesilesi olamayacağını bizlere bildirmektedir. İnsan doğduğunda ne seçilmiş üstün biri, ne de günahkâr bir kişidir. Aksine, bölgesi, ülkesi, kıtası, coğrafyası neresi olursa olsun ve hangi millete mensup bulunursa bulunsun, değerli bir varlık olarak dünyaya ayak basmaktadır.

Irk taassubu, tarih boyunca çoğunlukla insanın hemcinsini horlaması ve dışlamasına neden olmuştur. Hatta bunun da ötesinde zulüm, haksızlık, sömürü ve sayısız insanın ölmesinin sebebini oluşturmuştur. Ancak görüldüğü gibi, Kur’an bu farklılaşmayı, haksızlığın bir gerekçesi olmaktan çıkarmıştır. Aksine farklı ırkların bulunmasını Allah’a götüren alametler şeklinde değerlendirerek konuya pozitif bir anlam yüklemiştir. Böylece ırk konusundaki ön yargıları ve yanlış telakkileri tashih etmeye çalışmıştır. İnsanlık, aynı cevher ve özden yaratıldığına göre, sonradan meydana gelen farklılaşmaların bir tefrika ve husumet unsuru haline getirilmesi doğru değildir.

“Şüphesiz ki ilahi huzurda en değerliniz en muttaki (takva sahibi) olanınızdır...” (Veda Hutbesinden)

Irktan kaynaklanan farklılaşmalar,

16


en sevgili

Allah Rasulü’nden Bilgeliğe Giden Kırk Anahtar (7. Bölüm) Derleyen: Serhat ÖNDER

Allah da kıskanır. Allah’ın kıskanması haramların çiğnenmesidir. (Buhârî, Nikah, 9/281)

Kıyamet gününde mü’min kulun terazisinde güzel ahl aktan daha ağır bir şey olmayacaktır. Ve Allah fahiş ve kötü kelam eden kimseden nefret eder.

(Tirmizi, el-Birrü ve’s-Sıla, 2003)

Yumuşaklık hangi şeyde bulunmuşsa onu süslemiş; hangi şeyden çekilmişse, ona halel getirmiştir. (Müslim, Kitabu’l-Birrü ve’sSıla, 2594)

Adaletli kimseler Allah katında nurdan minberler üzerindedir. Bunlar; ailelerine ve idareleri altındakilere adalet icra eden kimselerdir. (Buhari, Rikak, 6/55)

17


din

39


din

... Kemiklere de bir bak. Nas覺l yerli yerince d羹zenliyoruz onlar覺 ve sonra da onlara et giydiriyoruz... (Bakara Suresi 259)

19


B

akara Suresi’nden alıntıladığımız ayet, kemiklerin kasla sarılmasını vurgulamadan önce iskelet yapımıza dikkat çekmekte ve bu yapıyı incelememizi teşvik etmektedir. Bu ayeti okurken Allah’ın Kuran’ da oluşturduğu bilimsel mucizeyle beraber, Allah’ın vücudumuzda oluşturduğu yaratılış mucizesini de kemiklerimiz bağlamında düşünelim. Bir mühendislik harikası olan iskeletimiz, her biri ihtiyacımıza göre ölçülüp biçilmiş değişik boyutlarda 206 kemikten meydana gelir. İskeletimiz, eklemler ve bağlarla birbirine tutturulmuş; atlama, koşma, eğilme, oturma ve benzeri hareketler için ölçülerek, planlanarak inşa edilmiş bir kemik kuledir. Her hareketimizde iskeletimizi farkına varmadan, zorlanmadan kullanır, iskeletimizin hizmetimize verilmiş olması sayesinde günlük hayatımızı sürdürürüz. Örneğin bu derginin sayfalarını çevirirken kaç eklemimizi kullandığımıza dikkat edin: Omuz, dirsek, bilek ve parmak eklemlerimizin her birini nasıl da kolaylıkla, birbiriyle uyumlu bir şekilde kullanırız. Hem de iskeletimizi kullandığımızın hiç farkına varmadan… Bu eşsiz mimari yapıya ister mühendis, ister doktor gözüyle bakınız, bu yapı karşısında bildiklerinizin ne kadar yetersiz kaldığını göreceksiniz. İskeletimiz vücuda dayanak oluşturur, organlarımızı mükemmel bir şekilde korur, sinir ve kas sistemlerinin bağlantısını sağlar ve vücudun hareketlerini gerçekleştirmesinde en önemli görevi üstlenir. İskeletimizin her parçası kendi farklı görevini mükemmel bir şekilde yerine getirir. Kafatası ve leğen kemiğinde olduğu gibi kemiklerin hareketinin sakıncalı olduğu yerlerde eklemler sabittir. Hareketin gerekli olduğu kalça veya omuz gibi yerlerde eklemler oynaktır. Boyun omurundaki kemikler, başın kendi ekseni etrafında 180 derece dönmesine imkan verecek şekilde yaratılmışlardır. Bu sayede aşağıyı, yukarıyı ve her iki yanımızı görmek için

bütün vücudumuzu döndürmek gibi bir zahmete katlanmaksızın, sadece başımızı çevirmemiz yetmektedir. Akciğer ve kalp gibi organlarımıza yakın yerdeki kemikler bu organları koruyacak ve bu organların çalışmasını aksatmayacak şekilde yaratılmışlardır... Bir betonarme binayı ayakta tutan kolon, kiriş ne ise, insanı ayakta tutan iskelet sistemi de odur. Ancak düşünen bir insanı hayrete düşürecek nokta, modern binalarda iskelet sistemi bina ağırlığının %60-70’ini oluşturduğu halde, insan iskeletinin, toplam insan ağırlığının %15 kadarını oluşturmasıdır. Bu hafif iskeletin dayanma gücü ise çok yüksektir. Mesela uyluk kemiği dikey vaziyette bir ton ağırlığı kaldırabilecek kapasitededir. Kemiklerimizde sağlamlık ve esneklik mükemmel ölçülerle buluşturulmuştur... İskeletimizin bir yağlanma sistemi vardır ki, sırf bu sistemin detayları sayfalara sığmaz. Vücudumuzdaki her bir eklem kendisi için gerekli özellikteki yağlarla düzenli olarak yağlanmaktadır. Her hareket ettiğimizde birbiri üstünde hareket eden, sürtünen omurların aşınmasının disk denen dayanıklı kıkırdaklarla önlenmiş olması da yaratılış planımızın ayrı bir bölümüdür. İskeletin harika yaratılışının çok az bir kısmını anlattığımız bu bilgiler bile Bakara Suresi 259. ayette “Kemiklere de bir bak...” denerek, niye gözlerimizin iskeletimize çevrildiğini göstermektedir. Bir çiğnemlik et, anne karnında kemiklere çevrilirken bu mükemmel yaratılış başlamaktadır. Daha sonra bu sistem kadar harika olan kas yapımız da yaratılacaktır.

20


din

Derleyen: Harun ÖNDER Dua: Dr. Senai DEMİRCİ el-Kuddüs... Her türlü eksiklik ve ayıplardan münezzeh olan. O, yarattığı her şeye temizliği sevgiyle öğretendir. Toprak ve suya temizleme gücü veren O‘dur. Kalpleri tevbe ile temizleyen de O‘dur. Gönlümüzü de, sevdiklerimizi de arındıran O‘ nun ismidir. Her türlü eksiklikten ve noksanlıktan münezzeh olan O, kâinata düzen verendir. O, her türlü kemâl sahibidir. O, el-Kuddüs‘tür... Allah, insanların kemâl olarak bildikleri her şeyden de münezzehtir. Çünkü insanın bildiği kemaller kusurdan ve eksiklikten uzak değildir. El-Kuddüs güzel ismi hem Allah‘ı yüceltme ve övmeyi, hem de dolaylı bir yoldan da olsa kulun ahlâkını güzelleştirmeyi hedeflemektedir. Şöyle ki, kul tövbe yolu ile manevi kirlerden, günahlardan arınabilir, Allah‘ı kusur ve eksiklerden tenzih etme, övme ve yüceltme sayesinde de çeşitli erdemlere kavuşabilir. Dikkat edilirse su, toprak ve ateş bu dünyada da temizlik malzemeleridir. Elimiz hafif kirlendiğinde suyla temizleyebiliriz. Biraz daha ağır kirlenirse, mesela yağlanırsa, eskiden sabun olmadığı için toprakla temizlenirdi. Mikroplar ise bilindiği gibi ateşle temizlenir. Yüz derecede mikrop yaşamaz. Yemeklerimiz ise bu sayede temizlenmektedir.

21

El-Kuddüs isminin bir parçası insan için bu dünyada abdest ve gusül suyunda tecelli etmektedir. Abdest ve gusül suları günahlarından tövbe ederek ilahi emirleri yerine getirmek için bunlara yöneldiüinde Allah‘ın izni ile günahlarından temizlenir. Onlarca Hadis-i Şerif buna işaret etmektedir. Bu sayede insan, Allah‘a ibadet edecek bir paklığa erişir. İnsan öçünce bu tecelli toprağa geçmektedir. O zaman toprak kabir azabı ile kişinin günahlarını temizleyecektir. El-Kuddüs güzel isminin diğer bir parçası insan için bu ilahi emir ve yasaklarla tecelli etmektedir. İnsan, abdest ve gusülle tövbe edip günahlardan arınırken, yasaklardan uzak durarak ve ibadetlerle de kemâl sfıatlarını kazanmaktadır, olgunlaşmaktadır, Allah‘ın rızasını elde etmektedir.

Sensin Kuddüs, Kutsiyet sendendir, Bundan öte laf olmaz. Sen dilemezsen hiç bir şey pak sayılmaz. Gönlüm Sana yönelmedikçe saf olmaz. Kanımı her nefeste temizlediğin gibi Nefsimi arındır, pak eyle. Temizlenenlere muhabbet edersin, Gönlümü muhabbetinle temizle. -Âmin-


Nürnberg’den tüm Avrupa’ya direk satış!

Özel Şölen Fiyatı

anoris. 03.13

Avrupa için özel ürütülen modeller güvenli haznesiyle TÜV ve GS belgeli!

169 € internetten yapılan siparişler için 199 € geçerli.

Türkiye’de piyasaya çıktığından beri satış rekorları kıran Bora 4000 şimdi Avrupa’da.

aspira

 Çocuklu aileler için ideal  Astım hastası olanlara faydalı  Ev hayvanı besleyenler için çok uygun

Geniş bilgi, TV reklamı ve internetten sipariş:

 Süpürge torbasına son!  DWS – Tozu yok eden teknoloji  Yıkanabilir gerçek HEPA hava f iltresi  Odanızın havasını temizler  1200 W düşmeyen yüksek emiş gücü  Derin temizlik için TURBO fırça hediyeli  Aksesuar fırçaları dahil  Nürnberg’de servis noktası

www.bora4000.de Bilgi için telefon: 09 11 / 801 8002 Kültür Şöleni'nde sunum ve satış.


bizden din

haset - kısk ançlık Din Kolaylıktır İhsan AÇIK - Nusaybin İlçe Müftüsü

İhsan AÇIK / Şanlıurfa Müftüsü

“Din kolaylıktır. Dini aşmak isteyen kimse, ona yenik düşer. O halde, orta yolu tutunuz, en iyiyi yapmaya çalışınız, o zaman size müjdeler olsun; günün başlangıcından, sonundan ve bir miktar da geceden (Ebû Davud, Edeb, 44;İbn Mâce, Zühd, 22.) faydalanınız.” (Buhari, İman 29)

“Ateşin odunu yakıp bitirmesi gibi haset de iyilikleri mahveder”

Kıskançlık, başkalarının sahip olduğu bir niDin, Allah Teala’nın, kulları için kendi katından, meti, mevki ve makamı, üstün sayılan bir vasfı Cebrail (AS) aracılığıyla peygamberlerine gönçekemeyerek, bu güzelliğin alınmasını ve yok derdiği, onların da insanlara tebliğ ettiği olmasını istemektedir. Kıskançlık, haset ve çekurallar bütünüdür. Din, bir hayat tarzıdır, bir kememezlik olarak ifade edilir. Kıskançlık yayaşam biçimidir. Allah’a inanan bir mü’min, ni haset, insanları mutsuz ve huzursuz eden hayatını bu sistem içinde şekillendirir. Onun manevi bir hastalıktır. Bundan dolayı haset, kaide ve kurallarına uymak zorunda olduğunu kişisel ve toplumsal gelişimin önündeki engelbilir. Hayatımızı kendisine uydurmak zorunda lerden biridir. olduğumuz dinin, kolaylıktan ibaret olduğunu bilinmelidir. Bu, genel bir prensiptir. Din, zorKardeşlik temeline oturtulmuş İslam topluluk üzerine değil, kolaylık üzerine bina kılınmunda sevgi, şükür ve kanaat gibi güzel hasmıştır. Allah Teala, “Allah sizin için kolaylık letler vardır. Kin, haset, dedi kodu, gıybet, sû-i ister, zorluk istemez” (Bakara sûresi, 185); “O zan gibi ahlâki zaafların olgun Müslüman’ın sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemehayatında yeri yoktur. Dilimizdeki karşılığı, di” (Hac sûresi, 78), ayetlerinde bunu beyan çekememezlik olan haset, insanları mutsuz ve buyurur. Dini zorlaştırmak, ibadet ve taatte huzursuz eden bu tür manevi hastalıklar arahaddi aşmak, müsamahasız davranmak daha sında yer almaktadır. iyi dindarlık değil, kendi nefsine eziyet etmek, başkalarını da dinden nefret ettirmektir. ÇünHaset duygusunun kişiyi ne denli tahrip ettikü bir insan ne kadar çok ibadet etse, salih ğini Peygamber Efendimiz: “Bir kulun kalbinameller işlese, dini aşamaz ve Allah’ı da usan-

23

99 MAHYA . KASIM 2010 AĞUSTOS 2010

dıramaz. Dinde hem azimet, hem de ruhsat vardır. Azimet yolunu tutan da, ruhsatı seçen de imanla haset bir arada bulunmaz.”(Nesâî, de dindardır. Her iki durumda da haddi aşmaCihad, 8), “Ateşin odunu yakıp bitirmesi gibi mak, ifrat ve tefrite düşmemek en doğru davhaset de iyilikleri mahveder”(Ebû Davud, Edeb, ranıştır. 44;İbn Mâce, Zühd, 22.) meâlindeki hadisleriyle Dinimiz bize, amellerde kolaylığı teşvik ettiği açıkça ortaya koymuştur. Gerçekten de, kin ve gibi, en iyisini yapacağım diye uğraşıp didinhaset, önemli sosyal problemlere yol açan ahmekten sakınmayı da tavsiye etmektedir. lâki zaafların önde gelenlerindendir. KardeşAllah yolunda bir amel işlerken, yalnız kolayliği, birlik ve beraberliği sağlamayı hedefleyen lıkla üstesinden gelebileceğimiz şeylerle İslam, doğal olarak bu unsurları zedeleyecek mükellef olduğumuzu bilmeliyiz. Birbirimize olan her türlü davranışı da yasaklamıştır. Din yükleyeceğimiz işlerde de, güç yetirilebilecek kardeşliğinin ve toplumsal birlikteliğin teşkili miktarla yetinmemiz gerektiğini öğretir. Nafile için öngörülen temel davranışlar, bir hadiste ibadetlere ve fazilet kabul edilen işlere dalanşu şekilde sıralanmıştır: “Dedikodu yapmayın, lar, kendisini helak edercesine ileri gidenler, başkalarının kusurlarını araştırmayın, birbirineticede farzları da hakkıyla yerine getiremeynize haset etmeyin, birbirinizle insani ilişkileecek derecede yorgun ve güçsüz düşerler. Bu rinizi kesmeyin, kin gütmeyin. Ey Allah’ın sebeple Peygamberimiz din konusunda aşırı kulları kardeş olun!”( Buhâri, Edeb, 57, 58;Müslim, davrananlara izin vermemiş, onları ölçülü Birr, 24, 28, 30, 32) olmaya davet etmiştir. O halde yapılacak iş, orta yolu tutmak, ölçülü Müminin elinden ve dilinden hiç kimse zarar olmak, ibadet ve taatte, hayırlı işlerde haddi görmez. O etrafına faydası dokunun bir kişiaşmamaktır. Ancak, mükemmeli yakalamaya liğe sahip olup hiç kimsenin iyilikte geri kalçalışmak mü’minin görevidir. Bu konudaki masını istemez. Aksine o, iyilikte yarışır, ileri ölçü, sırat-ı müstakimden sapmamak, ibadetgidenleri takdir eder ve onlara gıpta ile bakar. leri ve birtakım hayırlara yönelik faziletli işleri Bu tür güzel davranışları olan Mü’minler, hagücünün yettiği nisbette yapmak, yasaklarset duygusuna kapılmazlar. Çünkü onlar, hadan ise kesinlikle uzak durmaktır. Bu şekilde sedin, ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi kulun hareket edenleri cennetle, kurtuluşa ermekle, işlemiş olduğu güzel amelleri yok edeceğinin dünya ve ahiret saadetine kavuşmakla müjdebilincindedir. lemek, dinimizin alimlere yüklediği görevler Bu ateşe gönlünü kaptıran kimse hem kendi arasındadır. rahatını bozar, hem de başkalarını rahatsız eder, hem de Allah’ın takdirine rıza göstermeDinde kolaylık genel prensiptir. Allah’a karşı diği için günahkâr olur. Yüce rabbimiz kulluk görevimiz olan ibadetlerde de kolaylık


yolunu seçmek esastır. Allah’ın kulları için kolaylaştırdığı dini, kulların Allah adına zorlaştırma yetkisi yoktur. Peygamber Efendimiz dini tebliğde daima kolaylık yolunu tutmuş ve ashabına da bunu sıkça tavsiye etmiştir. “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz” (Buhârî, İlim 11; Müslim, Cihâd 5) emri onun ana prensibi idi. Kur’an’ın pek çok ayeti ile Peygamber Efendimiz’in bu ayetlerin tefsiri ve hayata uygulaması anlamına gelen sünnet ve hadislerinde, dinin kolaylık olduğu sıkça hatırlatılır. Bu hatırlatmanın sayısız hikmetleri vardır. Çünkü dinin tebliği ve insanların İslam’ı kabul etmesinde kolaylık prensibi esastır. Kıyamete kadar yegâne hak din olarak devam edecek olan İslâm’ı bütün zaman ve mekânlarda insanlara ulaştıracak ve emirlerini onlara duyuracak olan tebliğcilerin bilmesi ve uyması gereken ilk prensip kolaylık yolu olacaktır. Bu, hayatın bütün alanlarında geçerli bir prensiptir. Hz. Peygamber’in engel olmak istediği şey, dinde haddi aşma ve İslam’ın caiz görmediği bir nevi ruhbanlığa yönelmedir. Oysa Allah Teala “Ey iman edenler! Allah’ın size helâl kıldığı güzel ve temiz şeyleri kendinize haram etmeyin, sınırı aşmayın. Çünkü Allah sınırı aşanları sevmez” (Mâide suresi, 87) buyurur. Bu ayetin iniş sebebini hatırlamamız bu konuyu daha iyi anlayıp kavramamıza yardımcı olacaktır. Peygamberimiz bir gün sahabeye kıyametten bahsetmişti. Sahabe çok duygulanmış ve ağlamışlardı. Sonra aralarında on kişi Osman İbn Maz’ûn’un evinde toplandılar. Onların içinde Ebû Bekir ve Ali İbni Ebû Tâlib de vardı. Yaptıkları istişâre neticesinde, bundan böyle dünyadan el etek çekmeye, kendilerini hadım ettirmek suretiyle erkeklik duygularından kesilmeye, gündüzleri oruçlu, geceleri de yatakta yatmaksızın uyanık ve ibadetle geçirmeye, et ve et ürünleri yememeye, kadınlara yakın olmamaya, güzel koku sürmemeye, yeryüzünde gezip dolaşmamaya karar verdiler. Bu haber

Peygamber Efendimiz’e ulaşınca, Efendimiz, karar aldıkları hususları kendilerine sayarak: – Bu konularda ittifak etmişsiniz öyle mi? dedi. Onlar: – Evet ya Resûlallah! Bizim bunlarda hayırdan başka bir gayemiz, arzu ve isteğimiz yoktur, dediler. Bunun üzerine Efendimiz: – Şüphesiz ki ben bunlarla emrolunmuş değilim. Elbette sizin üzerinizde nefislerinizin hakkı vardır. Bazan oruç tutun, bazan tutmayın. Gece hem ibadet edin hem uyuyun. Ben hem ibadet ederim hem de uyurum. Oruç tuttuğum günler de olur, tutmadığım günler de. Et ve et ürünlerini yediğim gibi hanımlarımla da beraber olurum. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” Sonra sahâbeyi toplayıp onlara bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: - Birtakım kimselere ne oluyor ki, hanımlarla evlenmeyi, yeme içmeyi, güzel koku sürmeyi, uyumayı ve meşrû sayılan dünya zevklerini kendilerine haram kılıyorlar. Şüphesiz ki ben size keşiş ve ruhban olmanızı emretmiyorum. Benim dinimde et yemeyi terketmek, kadınlardan uzaklaşmak bulunmadığı gibi, dünyadan el etek çekip manastırlara sığınmak da yoktur. Allah’a ibadet ediniz, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayınız, hac ve umre yapınız, namazlarınızı kılınız, zekâtınızı veriniz, ramazan orucunu tutunuz. Dosdoğru olunuz ki, başkaları da öyle olsun. Sizden önceki ümmetler, aşırılıkları yüzünden helak oldular. Dini kendilerine zorlaştırdılar, Allah da onlara zorlaştırdı. Bugün kilise ve manastırlarda bulunanlar, onların artıklarıdır. (Ali el-Kârî, el-Mirkat, I, 182-183). Sonuç olarak kısaca şu prensibleri müslüman kendisine ölçü edinmelidir: - İslam, insanın yaratılışına en uygun dindir. Ölçülü olmayı tavsiye eder. - İslam’da dünya ve ahiret dengesi temel pren siplerden biridir. - İslam’da, dünyadan tamamen el etek çekmek caiz değildir. - Takvada Hz. Peygamberle yarışmak söz konusu olamaz.

24


din

Çağımızın Hastalığı

S

evgili Peygamberimiz bir gün ashabına “Bilir misiniz gıybet nedir?” diye sorunca sahabiler: “Allah ve Resulü elbette daha iyi bilir.” dediler. Efendimiz “Gıybet, kardeşini hoşlanmayacağı bir şekilde anmaktır.” izahını yapınca sahabe “Peki ya söylediğimiz şey kardeşimizde varsa?” diye sordu. Peygamberimiz bu soruya şu karşılığı verdi: “Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet etmiş olursun. Şayet söylediğin şey onda yoksa o zaman iftira etmişsin demektir.” Gıybet değişik şekillerde olabilir. Mesela bir insanın fikizi kusurunu “filanca keldir, topaldır, şaşıdır...” gibi ifadelerle anmak da gıybettir. Hz. Aişe, Efendimiz’e bir gün Safiyye annemizin boyunun kısalığından bahsedince Allah Resulü onu ikaz etmiş ve şöyle demişti: “Ya Aişe, öyle bir laf ettin ki, o söz denize karışsa suyunu bulandırır.” İnsanların karakter yapıları üzerine konuşmak da gıybetın çeşitlerindendir. Bir kimse hakkında “huysuz bir adamdır, cimridir, kibirlidir, korkaktır...” gibi ifade-

25 33

ler kullanmak gıybettir. Bunun dışında insanları değerlendirirken haklarında kullandığımız ve duyduklarında hoşlanmayacaları her türlü ifade gıybettir. Başkalarının taklidini yaparak insanları eğlendirmek de en çirkin gıybet çeşitlerindendir. Annelerimizden biri, Peygamberimizin huzurunda bir insanın taklidini yapınca, bundan çok rahatsız olmuş ve şöyle demişti: “Bana şu kadar dünyalık verilse bile başkasının kusurunu söz ve fiille nakletmem, onun taklidini yapmam.” Sürekli olarak başkalarının tavırlarını, hareketlerini, konuşmalarını, fiziki kusurlarını taklit etmek, İslam ahlakıyla asla bağdaşmaz. Kaş göz işaretleriyle insanların arkalarından hareket yapmak, onları küçümseyici imalarda bulunmak da Kur’an’ın tasvip etmediği tavırlardır. Zira Kur’an-ı Kerim’de “Vay haline insanları kaş göz hareketiyle küçük düşürüp onlarla eğlenenlerin!” ifadesiyle yapılan işin çirkinliği vurgulanır ve büyük günahlardan sayılır. Yine Cenab-ı Hakk “Sizden biriniz, ölü kardeşinin etini yemeği sever mi?” buyurarak gıybet yapmanın ne kadar kötü bir iş olduğunu vurgulamıştır. Bununla beraber İslam uleması bazı durumlarda gıybetin caiz veya gerekli olduğu konusunda çeşitli açıklamalar yapmışlardır. Bunlardan bazılarını sayacak olursak: - Haksızlığa uğrayan bir kimse, hakkını alabileceğini, zulmü engelleyebileceğini um-


. Dedikodu ve Gıybet duğu şahıslara durumu anlatabilir. - Dine ve ahlaka aykırı bir davranışını gördüğü kimsenin bu durumunu gören ve bilenler, düzeltmesi muhtemel olan kimselere aktarabilirler. - Dince yanlış davrandığına inandığı bir kimsenin davranışını, dini bilen bir kimseye (mesela müftüye) anlatarak doğru bilgi (fetva) alma teşebbüsünde bulunabilir. - Halkı korumak, onlar için hayırlı olacağı kanaatiyle ilgililere bildirmek için ayıplar ve günahlar açıklanabilir; bazı durumlarda bu caiz değil, gerekli (farz) olur. Mesela hadis rivayet edenler içinde yalancılığı, ahlak ve dindarlık bakımından gevşekliği bilinen kimselerin bu durumları açıklanır ki, uydurma hadis rivayet engellensin. Keza mahkemede şahitlik edecek şahısların da “yalan söylemekten çekinmeyeceklerini gösteren” kusurları hakime bildirilir. - Bir kimse diğeri ile evlenmek, ortak veya komşu olmak, ona bir şeyi emanet etmek, onunla bir iş yapmak, ondan din ilmi öğrenmek isteğinde kendini korumak isteyen taraf, karşı tarafı tanıyan birisine “onun nasıl bir kimse olduğunu” sorarsa, bildiği kusurları açıklaması gerekir.

mak maksadıyla durumu bildirmekle yükümlüdür. - Günahını ve kusurunu gizlemeyen, açıkça yapan ve gösteren kimsenin bu davranışlarını konuşmak, haram olan gıybete girmez. - Bir kimsenin “topal, kel, kör, köse...” gibi bir lakabı varsa ve o kimseyi anlatmak (tarif etmek, tanımlamak) için bunları zikretmek gerekiyorsa, mesela “Topal Hasan” denir ve bu haram olan gıybete girmez. Dünya ve ahiret mutluluğumuz burada yapacağımız davranışlarımıza bağlıdır. Cenab-ı Hakk’ın bizlere bahşettiği ömür sermayesi pek azdır. Yapmamız gereken lüzumlu işler ise pek çoktur. O halde ömür sermayemizi dedikodu, gıybet gibi hem bu dünyada hem öbür dünyada zararımıza olan davranışlarla tüketmeyelim. Dünyamız güzel, ahiretimiz güzel olsun.

Muharrem ÖZTÜRK DİTİB Schwabach Din Görevlisi

- Kamu görevinde istihdam edilen bir kimse ya buna ehil değilse veya görevini kötüye kullanmaktan çekinmeyeceğini gösteren bir günahı ve ahlaki kusuru varsa, bunları bilen kimse, o şahsın amirine kamuyu koru-

26 34


Dr. Selahattin G체nay Facharzt f체r Innere- und Allgemeinmedizin

Akupunktur Chirotherapie Ern채hrungsmedizin Haus채rtzliche Diabetologie Bismarckstr. 107 45881 Gelsenkirchen

Tel: 0209 819375 Fax: 0209 3611853


22


din

Selâm Vermek Derleyen: Talha N. YILDIZ

Selâm, müslümanlar arasında sevgi ve dostluğa vesile olan güzel bir davranıştır. Selâm, her türlü kötülükten uzak olma anlamındadır. Selâm vermekle din kardeşimizin kötülüklerden korunmasını istemiş ve onun iyiliği için dua etmiş oluruz. Selâm vermek sünnet, verilen selâmı almak farzdır. Selâmlaşmak müslümanlar arasındaki sevgiyi artırır, kardeşlik duygularını kuvvetlendirir. Peygamberimiz, selâmlaşmanın hayırlı bir ibadet ve birbirimizi sevmemize vesile olan iyi bir davranış olduğunu bildirmiştir. Selâm; «Esselâmu aleyküm» cümlesidir. Bu, «Selâmün aleyküm» şeklinde de söylenebilir. Selâm veren bunlardan birini söyler. Selâmı alan kişi de: «Ve aleykümüsselâm» veya «Aleykümüsselâm» diyerek selâma karşılık verir. Selâmlaşırken; - Genç olan, yaşlıya, - Araçta olan, yaya olana,

29

- Yürüyen, oturana, - Arkadan gelen, önden gidene, - Az olan topluluk, çok olan topluluğa selâm verir. Bir topluluğa selâm verilince, topluluğun içinden birisi selâmı alırsa, bu, topluluk adına yeterlidir. Eğer verilen selâmı hiçbirisi almazsa toplulukta bulunanların hepsi sorumlu olur. Eğer selâmı veren bir topluluk ise, onlardan bir kişinin selâm vermesi yeterli olur. Diğerlerinin selâm vermesi gerekmez. Müslüman selâm vermekle din kardeşine değer vermiş ve saygı göstermiş olur. Selâm iyi duygularla verilmeli ve aynı duygularla alınmalıdır. Uyuyan kimseye ve tuvaletini yapana selâm verilmez. Ezan okunurken selâm vermek mekruh olduğu gibi Kur’an okuyana ve okunan Kur’ anı dinleyenlere selâm verilmesi de mekruhtur. Namaz kılan kimseye de selâm verilmez. Camiye girildiği zaman, namaz kılmayanlar varsa onlara selâm verilebilir.


Rahmet Peygamberinin Yetimlere Karşı Davranışı Kur’ân-ı Kerîm’de yetimin muhâfazasına dâir pek çok âyet-i kerîme vardır. Allah Teâlâ, yetimlere karşı hassas olmayı şöyle telkîn eder: ‘‘Yetime karşı kahretme! (Kötü muamelede bulunma!)” (ed-Duhâ, 9) “…Yetimlerin haklarını vermekte tam adâleti gözetin. Yaptığınız her iyiliği, Allah mutlaka bilir.” (en-Nisâ, 127) Rahmet Peygamberi Efendimiz (sav) toplumdaki kırık kalplere karşı, gerekli ictimâî vazîfelerin yapılmasını ısrarla tavsiye ederdi. Bir defâsında: “Kim mes’ûliyeti altındaki kız veya erkek yetim çocuğuna iyi davranırsa; o

ve ben cennette (şöylece) beraber bulunacağız.” buyurarak iki parmağını yanyana getirmişlerdi. (Buhârî, Edeb, 24) Hazret-i Peygamber (sav)’e birisi kalbinin katılığından şikâyet etti. Allah Rasûlü de o kişiye tedâvî olarak: “Eğer kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakiri doyur, yetimin başını okşa!” tavsiyesinde bulundu. Peygamberimizin yetim olarak dünyâya gelmesi ile dünyâda ve âhirette yetimlik izzet ve şeref kazandı. Derleyen: EmreTURAN

30


din

İ

nsanoğlu, zaman zaman hataya düşerek günah işleyebilir. Peygamberler dışında hiç kimse günahtan korunmuş değildir. Bu gerçeği Peygamberimiz (s.a.s) şöyle ifade etmektedir; “İnsanoğlunun hepsi günah işleyebilir, günah işleyenlerin en hayırlısı ise, işlediği günaha pişman olup tövbe edenlerdir.” (İbn-i Mace, Zühd, 30 Hadis No:4251)

Tövbe; günah işleyenlere, günahlarından kurtulmak için Allah’ın verdiği bir fırsattır. Kişi ne kadar hatalı olursa olsun, ümitsizliğe düşmemeli, hatasından dönme fırsatını kaçırmamalıdır. Çünkü müminler hiçbir zaman Allah’ın rahmetinden ümidini kesmezler. Yüce Rabbimiz kullarına karşı sonsuz rahmet ve merhamet sahibi olduğu için, özellikle müminlerin günahkar olarak huzuruna gelmelerini istemez. Bunun için de, kurtuluş reçetesini bizlere hutbemizin başında okuduğumuz ayeti kerimede izah etmektedir: “Ey iman edenler! Samimi bir tövbe ile Allah’a dönün. Umulur ki; Rabbiniz kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla beraber iman edenleri utandırmayacağı günde sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyar…” (Tahrim 66/ 8) Peygamberimiz (s.a.s.) çocuğunu kaybedip daha sonra bulan esir bir kadının, çocuğuna büyük bir şefkat ile sarılışını sahabeye göstererek; “İşte Allah kullarına, bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha merhametlidir.” (Buhari ,Edep, 8) buyurması da ilahi rahmetin sınırsızlığına güzel bir örnektir.

31

“İnsanoğlunun hepsi günah işleyebilir, günah işleyenlerin en hayırlısı ise, işlediği günaha pişman olup tövbe edenlerdir.” (Hadis-i Şerif )

TÖVBE KAHIR


KE L

Her müslümanın üzerine hayatında en az bir defa da olsa kelime-i tevhidi veya bu anlamda olan kelime-i şehadeti söylemesi farzdır. Çünkü bu, insanın mümin olduğunun göstergesidir. Öyle ki Peygamber Efendimiz; konuşmaya başlayan çocuklarımıza dahi, kelime-i tevhidi öğretmemizi emrederek: “Çocuklarınız düzgün konuşmaya başladığı zaman onlara; “Lâilâhe illallah”

İD

Kelime-i tevhid, İslam inancının en veciz ve en özlü bir şekilde ifadesidir. Bu söz, Allah’ın varlığına, birliğine ve Hz. Muhammed’in hak peygamber olduğuna inanmayı ifade eder. Buna inanan kimse; Peygambere indirilen Kur’an-ı Kerim’e ve onun ihtiva ettiği bütün hükümlere inanır. Öyle ise kelime-i tevhidi dili ile söyleyip kalbi ile tasdik eden kimse İslam’ın bütün esaslarına inanmış olur. Kelime-i tevhid kısadır ama içeriği çok geniştir. Bu hususu Yunus Emre’miz şöyle ifade eder: Taşdı rahmet deryası -- Gark oldu cümle âsi Dört kitabın manası -- Lâilâhe illallah.

H

-İ TEV E İM

demeyi öğretiniz.” (Nebhani, el-Fet-hu’lkebır, I, 85) buyur-

muştur. Kelime-i tevhid bir zikirdir, hem de zikirlerin en faziletlisidir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.): “Zikrin en faziletlisi lailahe illallah ve duanın en faziletlisi el-hamdü lillah sözüdür.”(İbn Mace, Edeb, 55) buyurmuştur. Başka bir hadis-i şeriflerinde de: “Ben ve benden evvel gelen bütün peygamberlerin söylediği en faziletli söz: “Lâilâhe illallahü vahdehû lâ şerike leh”sözüdür.” buyurmuştur. Kelime-i tevhid öyle bir nurdur ki, insanın hem bu dünyasını, hem de ahiretini aydınlatır. Aslolan onun sadece dilimizle söylenmesi değil, aynı zamanda hayatımızı bütün yönleriyle şekillendirmesidir. Şair ne güzel söylemiş: İkilik yok birlik var -- Yalnız bunda dirlik var Yalnız bundadır felah -- Lâilâhe illallah.

32


bizden din

haset - kısk ançlık İhsan AÇIK - Nusaybin İlçe Müftüsü

İhsan AÇIK / Şanlıurfa Müftüsü

“Allah için alçakgönüllülük edeni “Ateşin odunu Allah yükseltir, yakıp bitirmesi Allah ‘a karşı gibi haset deböiyibürleneni de Allah likleri mahveder” alçaltır” ( )

Bu tecelliyi seyretmek, ilmi okumak, hikmeti sevgiyi tatmak ve değerleri korudeanlamak, imanla haset bir arada bulunmaz. ”(Nesâî, mak için insan yaratılmıştır. Bunların hepsine Cihad, 8), “Ateşin odunu yakıp bitirmesi gibi birden marifet diyoruz. İşte tevazu, bu marihaset de iyilikleri mahveder” (Ebû Davud, Edeb, fet sonucu oluşan bir haldir. Herkes marifeti 44;İbn Mâce, Zühd, 22.) meâlindeki hadisleriyle kadarortaya mütevazı olur. Gerçekten de, kin ve açıkça koymuştur.

haset, önemli sosyal problemlere yol açan ahTevazu, kul önde olduğunu bilip Rabbi’nin müllâki zaafların gelenlerindendir. Kardeşkünde edeple yaşamaktır. liği, birlik ve beraberliği sağlamayı hedefleyen İslam, doğal olarak bu unsurları zedeleyecek Tevazu, Hakk’ın sevdiğini sevmek, sevmediolan her türlü davranışı da yasaklamıştır. Din ğini terk etmektir. (Ebû Davud, Edeb, 44;İbn Mâce, Zühd, 22.) kardeşliğinin ve toplumsal birlikteliğin teşkili Müslim, Tirmizî, Dârimî için öngörülen temel davranışlar, bir hadiste kullarına Hak içinyapmayın, muhabbet Kıskançlık, başkalarının sahip olduğu bir nişuTevazu, şekilde Hakk’ın sıralanmıştır: “Dedikodu “Rahmân’ın(has) kulları onlardır ki, yeryüve hizmet etmektir. meti, mevki ve makamı, üstün sayılan bir vasfı başkalarının kusurlarını araştırmayın, birbirizünde tevazu yürürleralınmasını ve kendinivebilmez çekemeyerek, buile güzelliğin yok nize haset etmeyin, birbirinizle insani ilişkilekimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) Tevazu, Haktankin gelen her şeye gönül hoşluolmasını istemektedir. Kıskançlık, haset ve çe- rinizi kesmeyin, gütmeyin. Ey Allah’ın “Selam!” derler (geçerler)” . ğu ile boyun eğip teslim olmaktır. kememezlik olarak ifade edilir. Kıskançlık yakulları kardeş olun!”( Buhâri, Edeb, 57, 58;Müslim, insanlardan yüzünü çevirme. ni“Kibirlenip haset, insanları mutsuz ve huzursuz eden Yer- Birr, 24, 28, 30, 32) yüzünde çalımla yürüme; manevi bir hastalıktır. Bundançünkü dolayıAllah haset,kurulup öğünenlerin hiç birini sevmez” . engel- Müminin Hadis-i şerifte buyrulmuştur: kişisel ve toplumsal gelişimin önündeki elindenşöyle ve dilinden hiç kimse“Kim zararAlTevazu, insanda bulunması gereken en lah için tevazu gösterirse, Allah onu yüceltir. lerden biridir. görmez. O etrafına faydası dokunun bir kişiönemli sıfatlardan biridir. Mü’minin en güzel liğe Kim de kendini gösterirse, sahip olup hiçbeğenip kimseninkibir iyilikte geri kalsıfatıdır. Allah onu alçaltır.” (Müslim, Tirmizî, Kardeşlik temeline oturtulmuş İslam toplumasını istemez. Aksine o, iyilikte yarışır,Dârimî ileri ) Tevazu insanı yüceltir, fakat Allah için Allah’ munda sevgi, şükür ve kanaat gibi güzel hasgidenleri takdir eder ve onlara gıpta ile bakar. ıntür rızasını olursa... Allahhaiçin letler vardır. Kin, haset, dedi kodu, gıybet, sû-i Bu güzelkazanmak davranışlarıiçin olan Mü’minler, Tevazunun aslı marifettir. Marifet de Âlemleolan tevazu yüksek bir ahlâk olur ve insana zan gibi ahlâki zaafların olgun Müslüman’ın set duygusuna kapılmazlar. Çünkü onlar, harin Rabbi’ni Rabbinikarşılığı, bilmektir. O’ sedin, yücelik kazandırır. Bu dabitirdiği iki şekilde hayatında yeri tanımaktır. yoktur. Dilimizdeki ateşin odunu yakıp gibi olur: kulun nu tanımak, bütün hayır ve güzelliklerin çekememezlik olan haset, insanları mutsuz ve işlemiş olduğu güzel amelleri yok edeceğinin anahtarıdır. kendini insan arave kâi bilincindedir. huzursuz edenYüce bu türAllah manevi hastalıklar nat üzerindeki tecellileri ile tanıtmış; âlemi Birincisi, tevazukaptıran Hak içinkimse olmalıdır. sında yer almaktadır. Bu ateşe gönlünü hem Tevazu kendi azamet, rahmet ve kudretini yansıtan bir ay- rahatını alçak gönüllülük, merhamet, hürmet, bozar, hem de başkalarını rahatsızsaygı, na yapmıştır. Bu aynada şey O’naettiait bir eder, sadelik, incelik, kibarlık şeklinde Haset duygusunun kişiyi neher denli tahrip hem nezaket, de Allah’ın takdirine rıza göstermetecelli, bir ilim, bir hikmet, bir sevgi ve bir ortaya çıkar. Bütün bunlarda niyet ğini Peygamber Efendimiz: “Bir kulun kalbin- diği için günahkâr olur. Yüce rabbimizönemlidir. değer taşımaktadır. İnsanlara gösteriş, yağcılık, korku, maddi

33

99 MAHYA . KASIM 2010 AĞUSTOS 2010


menfaat ve başka hesaplar için gösterilen tevazu izzet değil, zillet sebebidir. Her çeşidiyle tevazu yüce Allah’ın rızası için olursa fayda verir, kulu yüceltir, sevdirir, sevap kazandırır. Rıza için yapılmaz ise, kula zarar verir ve onu alçaltır. İkincisi, tevazu kulları değil, Allah’ı yüceltmek için olmalıdır. Kimde ne kıymet varsa Allah’tan geldiği bilinmelidir. Birisini severken şirke düşülmemeli, insana hürmet ederken ona tapmamalı, köleyi efendi yerine koymamalı, Rab ile kulu karıştırmamalıdır. Marifet sahibi kullar tevazu ahlâkıyla süslenerek yüce Rahman’ın dostu olmuşlardır. Bu ahlâkın pek çok yansıması vardır. Yüce Rahman’ın dostları mütevazı kullar her varlıkta O’na ait bir tecelli ve kıymet görürler. Hiçbir yaratığı basit, değersiz ve sebepsiz

görmezler. Özellikle varlıklar içinde hususi bir yeri ve görevi olan insana çok özel, itinalı ve nazik davranırlar. Herkese rahmet gözüyle bakarlar. Yüce Allah’a iman edenleri kardeşi görüp severler. Nefsi için kimseyi üzmezler. Hiçbir mümini kendinden aşağı görmezler. Çünkü hepsi yüce Rahman’a iman etmişlerdir; O’nu sevmişlerdir. Peygamberimizin sözleriyle bitirelim: “Muhakkak Allah Teâlâ, bana, sizin mütevazi olmanızı vahyetti”. “Her kim Allah için alçakgönüllülük yaparsa, Allah muhakkak onun derecesini yükseltir”. “Allah için alçakgönüllülük edeni Allah yükseltir, Allah ‘a karşı böbürleneni de Allah alçaltır”.

34


Kuru Akıl Neye Yarar? mesneviden öğütler

Bir bedevi, devesine iki dolu çuval yüklemiş, birisi onu lafa tuttu. Vatanından sorup konuşturdu ve o suallerle bir hayli inciler deldi. Sonra dedi ki: “o iki çuvalda ne dolu? Doğruca söyle!” Bedevi “bir tanesinde buğday var. Öbürü kum, yiyecek bir şey değil’’ dedi. Adam “neden bu kumu doldurdun” diye sordu. Bedevi cevap verdi: “O çuval boş kalmasın diye”. Adam; “Akıllılık edip buğdayın yarısını bu çuvala, yarısını da öbür çuvala koy. Bu suretle hem çuvallar hafifler, hem devenin yükü “ dedi. Bedevi bu fikri pek beğenip “ Ey akıllı ve hür hakim, böyle bir ince fikir, böyle bir güzel rey sahibi olduğun halde neden böyle çırçıplaksın, yaya yürüyor, yoruluyorsun?” Dedi. O iyi kalpli bedevi, hakime acıdı, onu deveye bindirmek istedi. Tekrar “Ey güzel sözlü hakim, birazcık halinden bahset. Böyle bir akılla, böyle bir kifayetle sen ya vezirsin ya padişah. Doğru söyle!” dedi. Hakim dedi ki: “İkisi de değilim, halktan bir adamım. Halime elbiseme baksana!” bedevi “Kaç deven, kaç öküzün var?” diye sordu. Hakim cevap verdi: “Uzun etme. Ne ona malikim, ne buna!” Bedevi, “peki, bari dükkanındaki mal ne, onu söyle!” dedi. Hakim dedi ki “ Benim dükkanım nerede, yerim yurdum nerede? Bedevi, öyleyse paranı sorayım: sen yapayalnız gidiyorsun, hoş nasihatlar da bulunuyorsun, ne kadar paran var? Alemdeki bakırları altın yapacak kimya senin elinde, akıl ve bilgi incilerin tümen, tümen dedi!” dedi. Hakim, “Ey Arabın iftiharı, vallahi para şöyle dursun, bir gecelik yiyecek alacak mangırım bile yok. Yalınayak başı kabak koşup duruyorum. Kim, bir dilim ekmek verirse oraya gidiyorum. Bu kadar hikmet, fazilet ve hünerden ancak hayal ve baş ağrısı elde ettim” deyince; Arap dedi ki: “yürü, yanımdan uzaklaş. Senin nuhusetin benim başıma da çökmesin. O şom hikmetini benden uzaklaştır. Sözün zamane halkına şom. Ya sen o yana git, ben bu yana gideyim. Yahut sen önden yürü, ben arkadan yürüyeyim. Bir çuvalımda buğday, öbüründe kum olması, senin hikmetinden daha iyi be hayırsız! Benim ahmaklığım, çok mübarek bir ahmaklık. Gönlümde azığım var, canım pehrizkar!” Sen de şekavetin azalmasını istiyorsan çalış, sendeki hikmet azalsın. Tabiattan doğan, hayalden meydana gelen hikmet, Allah nurunun feyzinden nasipsiz bir hikmettir. Dünya hikmeti, zannı, şüpheyi attırır, din hikmetiyse insanı feleğin üstüne çıkarır. Ahir zamanın adi ukalası, kendileri evvelce gelenlerden üstün görürler. Hileler öğrenip ciğerler yakmışlar, hileler, düzenler bellemişlerdir. Asıl sermaye iksiri olan sabrı, ihsanı, cömertliğiyle vermişlerdir. Fikir ona derler ki bir yol açsın. Yol ona derler ki önüne bir padişah çıkagelsin. Padişah ona derler ki kendiliğinden padişah olsun; hazinelerle, askerlerle değil. Zira kendiliğinden padişah olursa padişahlığı, Ahmet’in pak dininin yüceliği gibi ebedidir.

35


aile

İ

nsanoğlunda bilincin, ana karnında oluştuğunu söyleyenler var. Fakat ana karnındayken yavrunun hemen her çeşit sıkıntıdan uzak olduğu ve kendisinden büyümesi dışında hiç bir şey beklenmediği bilinir. Onun ağlayarak gelişiyle başlayan ve sonsuza taşıyacağı malzemelerini topladığı bu gezegendeki hayatı ise çok şey bekler ondan. İnsan, dünyaya attığı o mübarek ilk adımıyla tarihe geçmiş Hz. Adembabamız kadar kutlu bir şansa sahip değil. Kendini tanıması, Rabbine verdiği sözü hatırlaması, Rabbine verdiği sözü hatırlaması gerekiyor. Şeytana karşı vereceği mücadelede güçlü bir donanıma sahip olması gerekiyor. Bütün bu gereklilikleri belki de ana karnındayken başlatılması gerekiyor. Maya süte, nasıl süt olduktan sonra çalınamazsa, insana da maya ancak çocukluk çağında katılabilir. Bir maya ancak bir çocukta en iyi şekilde tutar. Kıvamında bir ruh, çocuklukta oluşmaya başlar ancak. Kök, sadece en başta salınır toprağa; sonradan talihsizce büyümüş bir ağaç için daha derin kök salıp daha başka, daha hür, daha gümrah bir ağaç olmak mümkün değildir ne yazık ki... Çocuk deyip geçmemeli, onlarda kurtuluş gizli... Var oluşundan mutluluk duyabilen, karıncayı küçümsemeyen, ağaçlarla selamlaştığı için onun dallarını incitmeden meyvesini toplayabilen ve büyüklerini sorularıyla yola getirebilen bir çocuk hayal etmek çok zor değil. Bunlar aramızda yaşayan çocuklar. İşimiz için koştururken yanından aceleyle geçtiği-

37

miz ve belki çarptığımız o çocuk. Siz caddeden arabayla geçerken kaldırımda oturup size bakan o çocuk. Okul dağılırken kalabalığın arasında gördüğünüz kırmızı bereli o çocuk. Hatta evinizde, küçük oyuncaklarını gizli bir köşede fısıltıyla konuşturan o çocuk. Gözlerini iri iri açıp öğrenmeyi aç bir yavru kuş bakışıyla isteyen herhangi bir çocuk. Kendi etrafında kendince dönüp, kendini iyice büyüyene kadar ele vermeyen, keşfedilmeyen bir gezegen gibi çocuk... Gün geçtikçe tükenen sermayemiz “zaman”a en zengin biçimde sahip olan çocuklar, yoksul kelimelerle dolaşıyor etrafımızda. Sahip oldukları temiz güç, durgun bir suyun kirlenmesi gibi kirleniyor. Bu suyu, hafifçe dalgalandırıp kıyılarını titreten halkalar yayması için ona küçük bir taş atmak


gerek. Onun zamanla, kendi kıyısından, kendiliğinden bulduğu bir yoldan küçük bir çağlayan gibi akıp coşmasını izlemek gerek. Onun bakışıyla bakmak gerek dünyaya. Çocuklarda kendini dille dışarı vuramayan; fakat çok kuvvetli ve çok saf olan o iç bakış, her şeyi gözden geçirmemizi sağlar. Hayret ederiz onların bakışıyla. Soramadığımız soruları sorarız hayata. Onları; dalıp gittikleri boş arsanın içinden, iki yanı arabalarla dolu, dar sokak içlerinde top oyna maktan bazen çekip çıkarmalı. Başını kaldırıp göğe bakmasını istemeli ondan, sık sık göğü görmesini istemeli. Göğü hep fark etmeli çocuk. Çocuk, rüzgârı eksik olmayan çölde oradan oraya savrulan sıradan bir kum tanesinin bütün çölü haber vermesi gibi anlaşıldıkça insanı anlatan gizli bir hazinedir. Çocuk, sıkılan ruhumuzun henüz yo-

rulmamış masum tanığı, kederimizi yüzümüzden sıyırmak zorunda bırakan soru işareti gibidir hayatımızda. Görülmeyenden, kendi baktığı yerin doldurulamaz bakış açısıyla görülen bir şey çıkaran dikkat... Boyanmayı bekleyen parlak bir tuval, yerli yerine hemen konulması gereken değerli bir emanet... Çocuklar farkına iyice varamadığımız ve yerine asla iyi konamayan bir emanet... Çok sözle daha güzelinin yazılabileceği sayfalarını kirlettiğimiz bir defter gibi bozup, karmaşıklaştırdığımız şey, çocuk. Önce onlara verilir su, önce onlara sağlık, önce onlara emek... Her şey önce onlar için... Onlar küçük avuçlarını açıp dua etsinler diye. Onlar küçük kovalarıyla büyük yangınları söndürebilirler diye. Bu büyük orkestranın içinde kendi kavallarının yalın sesini yükseltsinler ve çarpık nağmeleri değiştirsinler diye. Çıkıp da herşeyi bildiğini sanan kralın çıplak olduğunu korkmadan söyleyebilsinler diye . Su kuyusuna, taş avlusuna, ağaç sevgili tepesine dönsün, kaybolanlar yitik kutusundan çıksın diye. Ateşi odunuyla buluşturmak, kirlenmiş altını tavasında eritmek için.

Gün geçtikçe tükenen sermayemiz “zaman”a en zengin biçimde sahip olan çocuklar, yoksul kelimelerle dolaşıyor etrafımızda. Sahip oldukları temiz güç, her geçen gün durgun bir suyun kirlenmesi gibi kirleniyor.

38


atamıza dair

ATATÜRK, BİLİM VE TEKNOLOJİ

Derleyen: Koray KUŞKUŞ

Dünya ülkeleri bilimsel ve teknolojik çalışmalara büyük önem vererek, özellikle sanayi alanında büyük gelişmeler gösterirken, Türk milletinin de bu gelişmelerin gerisinde kalmaması hayati bir önem arz ediyordu. Atatürk, “İtiraf ederim ki, düşmanlarımız çok çalışıyor. Biz de onlardan daha çok çalışmaya mecburuz. Çalışmak demek, boşuna yorulmak, terlemek değildir. Zamanın gereklerine göre bilim ve teknik ve her türlü medeni buluşlardan azami derecede yararlanmak zorunluluğudur.” sözleriyle Türk milletinin, bilimden hiçbir zaman ayrılmaması gerektiğini en sade bir biçimde açıklamıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bilime ve teknolojiye büyük önem vermiş, hayatın her safhasında bilimden faydalanılması, Türk milleti olarak yeni bilimsel çalışmalara imza atılmasnı istemiştir. Atatürk, gerçekleştirdiği bütün devrimleri, aklın kabul ettiği bilimsel çalışmalar neticesinde gerçekleştirmiş ve başarılı olmuştur. Sanayide, ekonomide, eğitimde, toplumsal ve siyasal alanda yaptığı yenilikler ile ülkemize çağ atlatmıştır.


A VR A S JA

GAS TRO G R O SS & E IN Z E LH A N DE L

Tel.: 02064 / 399 10 55 • Fax: 02064 / 399 10 57 • Mobil: 0171 / 7462604 Krusenstr. 19‐21 • 46539 Dinslaken • avras‐ja@t‐online.de

25 WEIZ kg ENME HL Type 405

1 2 3

47


Söz il aç g ibidir. Azı f ayd a lı, çoğu z a ra r lıdır. (Hz. Ali ra .)

in r e z ö Az s ço k söz , r ü r. d ü yük n yüküdü a h ay v unus Emre) (Y

Pi ri nc in de si yah taşt an ko rk m a, be ya z taşt an ko rk . (Ar if Nih ad Asy a)

Fe l a k e t gi bi h o c a a z b u l u n u r. (Abdülh a k H am

id Ta rh a n )

İn sa nın iy is i, ta lih in kötüsünde be lli ol ur. (Sh ake spe are )

H idd c i n n e t, e t in küçü k ar deşidk i r. (Me

k t up

çu A

gâh)


eğitim

“Televizyonsuz ev” ifadesini yeni gençler anlayamaz, algılayamaz. Çünkü onların hayatlarında televizyon hep vardı. Yetişkinler ise bir nostalji olarak hatırlar, o eski siyah-beyaz, tek kanallı günleri. Şimdi o içimizden biri, bütün ailelerin adeta vazgeçilmez bir üyesi. Bu nedenle aile ve eğitim danışmanı Dr. Rogge: “Televizyon aileye girmiş yeni bir üye gibi görülmelidir. İnsanlardan beklentileri olan talepkar bir üye, yoksa insanı ezer geçer.” diyor. Gerçekten bu tespit bir abartı mıdır, yoksa hakikatin ta kendisi mi?

43 49


Bugünlerde, internet servis sağlayıcısı bir şirketin bütün kanalları bir araya toplamış sistemin reklamı var tüm ekranlarda. Bu reklamda, bir baba çocukluk günlerini, çocukluğunda babasının televizyon izlerken her seferinde kendisinden birşeyler istediğini ve hiçbir şeyi rahat seyredemediğini anımsar. Şimdi ise artık babadır ve benim çocuğum bu duruma düşmeyecek; bu sistem sayesinde istediği filmi, diziyi, yarışmayı istediği zaman seyredebilecek diye mutluluğunu dile getirir. Böyle baba herkesin başına(!) Tamam da bu durumda çocuklarımız hayatı kaçırmıyor mu? Bir an, herhangi bir sebepten elektriklerin gittiğini düşünün... Sokakta bir gürültü, evde curcuna... Çocuklar “yaaa niyeti gitti, ne zaman gelir bu elektrik? Şu yarışma vardı, şu dizi vardı” diye söylenip dururlar. Çok bağımlı hale gelmiş çocuklarımız. Nerdeyse mum ışığında televizyon seyredecekler(!) Böyle bir durumda ne olur (Facebook’a bildiri atmaktan başka)? Bütün aile bir odada. Herkes bir şeyler konuşur, eskilerden yenilerden, derslerden, okullardan konuşulur. Çocuklar önce, ne zaman gelir, üff tam da sırasıydı diye üzülürken, sonra da, iyi ki de gitmiş, sohbet ediyoruz, birlikte eğleniyoruz diye adeta sevinirler. Çocuklara dikkat edin, sokaklara dikkat edin oyun/oynama bitiyor sanki. Şehirdeki parklar, bahçeler artıyor ama çocuklar azalıyor. Çocuklarımız ya evde bitmek bilmeyen sınavlara çalışıyor, ya televizyon başında vakit geçiriyor. Parklar yaşlılara emanet artık. Hatırlıyorum da, sınıf öğretmenimiz ta seksenlerde, “Çocuklar, televizyondan uzak durun, bağımlı olmayın, derslerinize çalışın. Televizyon aslında tembelizyon.” derdi. Merak ediyorum, şimdi öğretmenimiz bu kadar çok kanallı, bilgisayarlı, cep telefonlu bugünler için ne derdi. O zaman ne vardı ki:

Haftada bir yerli film, kovboy filmi, Kara Şimşek, Uçan Kaz, Şirinler. Ya şimdi? Her daim yerli-yabancı filmler, diziler ve daha neler neler... Televizyon günümüz insanının gününü gündemini işgal eden en güçlü teknoloji ürünlerinden biri. Yadsıyamayacağımız bir şeyler vermiştir insana/insanlığa; iletişim, kültürel aktarım, düşünce zenginliği, eğlence... Ancak birçok insani, ahlaki özelliklerimizi ve güzelliklerimizi götürmüştür, götürmektedir; aile için ilgi-iletişim. sohbet-muhabbet, kitap okuma, farklı ve faydalı hobiler, komşuluk, akrabalık, gezmeler, ziyaretler... Sanırım bu ve farklı nedenlerle İsmet Özel, “Teknoloji benden aldıklarını bana geri versin, ben teknolojinin bana bütün verdiklerini geri vermeye hazırım.” der. Kitle iletişim araçları, ya da bilimum teknoloji ürünleri için bunları söylerken belki “teknolojiye karşı” birisi gibi algılanabiliriz. Ama asıl meramımız teknolojinin verdikleri olduğu gibi aldıklarının da bilgi ve bilincinde olmak. Teknolojiye karşı olmak değil, teknolojinin yanlış kullanımına karşı durmak. Belki bu satırları okurken bazılarımız, çoktan televizyonun pabucu dama atıldı, artık internet, cep telefonu var diyebilir. Aynılarını, hatta daha fazlasını onlar için de düşünebiliriz. Bize düşen televizyon ile ilişkimizi tekrar gözden geçirip, onun elinde mahkum olmak yerine hakim olmak için çözümler üretmek. Yoksa “Televizyon insandan beklentileri olan talepkar bir üye, dikkat edilmezse insanı ezer geçer” diyen Dr. Rogge, korkarım hiç bir zaman haklılığını kaybetmeyecektir. - Hadis-i Şerif -

48 44 50


g端ncel

L A D N A K S E M E K H A M

45


SKANDAL MAHKEME Serhat ÖNDER

Son yıllarda istihbarat teşkilatı ve en son krizle birlikte hukuk sistemine de içine alan skandallar zinciriyle karşı karşıyayız. Aşırı sağdan tarihsel olarak yaftalanmış olan, pek çok köşesinde müzeler, soykırım anıtları ve yaşananları tüm vahşetiyle hatırlatan toplama kamplarının bulunduğu, meclisinde sözde milliyetçi bir partinin olmadığı nadir Avrupa ülkelerinden olan Almanya, ilk bakışta geçmişiyle hesaplaşmış aşırı sağın en son uğrayacağı ülke izlenimi veriyordu. Ama aslında aşırı sağa eğilimin hala var olduğu ve meselenin hala eskisi kadar ciddi olduğu 90’lı yıllarda göçmenlerin yaşadığı evlerin yakılması, insanların hayatlarını kaybetmesiyle acı bir şekilde görüldü. Özellikle Mölln ve Solingen faciasının ardından bir daha yaşanmaması için yapılan tüm çabalara rağmen dönemin Şansolyesi Helmut Kohl’un taziyeye gitmeyip giden diğer politikacıları da “taziye turizmi” yapmakla suçlaması hükümetin yetersizliğine ilişkin kaygıları arttırmıştı. Bugün her ne kadar Merkel aynı hatayı yapmamış ve olayın ortaya çıkışından hemen sonra federal düzeyde bir anma düzenleyip meselenin takipçisi olacağını belirtmiş olsa olayların gün ışığına çıkmasının üzerinden bir yıldan fazla geçmiş olmasına rağmen

bir sonuç alınamamış, üst üste onca aksilik yaşandığı için de hâlihazırda var olan Alman devleti ile NSU arasında karanlık ilişkilerin sürdüğü şüphesi gittikçe artış durumda. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinde geçen ayın 17’sinde başlaması planlanan dava tam da bu aksiliklerin aynası gibi. Kasım 2011’de banka soyguncularının köşeye sıkışıp bulundukları karavanı yakması ve hemen ardından kaldıkları evde de yoldaşları Beate Zschaepe’nin delilleri yok etmek için evi ateşe vermesinin ardından “tesadüfen keşfedilen” NSU örgütünün davası bir ceza davası. 10 savcının 6800 delil inceleyip 1200 tanık görüşmesi yaptığı hem Almanya hem Türkiye’nin meclis araştırma komisyonları kurduğu NSU örgütüne ilişkin tüm suçların tek sanığı Beate Zschaepe. Yargılanan diğer dört kişinin ona yardım ve yataklık ettiği iddia ediliyor. Bilinmezliklerin pek çoğunun Beate Zschaepe’nin susma hakkını kullanmasına ve diğer iki arkadaşının hayatta olmamasına bağlandığı davada nedense bir türlü bu üçlünün dışına çıkılmıyor ve tüm vahşet üç gencin

46


güncel banka ve postane soyup cinayetlerini finanse ettiği basit bir ceza davası halinde sunuluyor. Zaten Münih Yüksek Mahkemesi Başkanı Karl Huber de verdiği demeçlerde olaya sadece bir cinayet davası olarak bakılmasını istiyor. Tüm bu şaşırtıcı duruma rağmen Beate Zschaepe’nin yargılanacağı dava, neo-Nazi örgütlenmelerine karşı Almanya tarihinde açılmış en büyük dava olarak kabul ediliyor.

ğı hatadan dolayı neonazi terör örgütü NSU duruşmasını ertelemesi Alman medyası ve kamuoyunda sert eleştirilere hedef oldu. Mahkeme başyargıcı Manfred Götzl, hatadan basın bürosunu sorumlu tutarken, Alman basını da başyargıca yüklendi.

Uluslararası kamuoyunun yakından takip ettiği dava için mahkemede yabancı medyaya ayrı bir yer ayrılmamış olması, bu konuda mahkeme heyetinin hatasını kabul etmek bir yana eleştirileri hukukun üstünlüğüne müdahale olarak algılaması daha başlamadan davanın Alman anayasası ve evrensel değerlere uygunluğunu tartışılır hale getirdi. NSU davasının skandal yargıcı Manfred Götzl, duruşmaların ertelemesinden basın bürosunu sorumlu tuttu. Basın bürosunun bazı gazetecileri önceden bildirdiğini doğrulayarak itirafta bulunan Baş Yargıç, akredite işlemlerinin hangi gün, ne zaman başlayacağını medya kuruluşları arasında ayrım yaparak önceden bildirmenin hukuksal bir hata olduğunu belirtti. Alman haber ajansı dpa’ nın bildirdiğine göre duruşma erteleme kayıtlarına not düşen Başyargıç, akreditasyon başvurularıyla ilgili basına gönderilen maillerde de farklılıklar olduğunu itiraf etti. Özellikle basın mensuplarından gelen akre-dite başvurularının geliş sırasına göre kabul edileceği bilgisinin ilgi duyan basın organlarına tam ve şeffaf olarak aktarılmadığına dikkati çekti.

Bild Gazetesi, “Mahkemenin utanç verici kronolojisi” başlığıyla hataları sıraladı ve Götzl’in fotoğrafının altına “Davayı erteleyen işte bu yargıç” başlığını attı. Gazete yorumunda Münihli yargıçlar tüm dünyada Alman adaletine güvenin yeniden kazanılması için bunun artık son şans olduğunu da bilmeli dedi. TZ Gazetesi, ana sayfadan “Mahkeme NSU davasını erteledi. Münih için bir ayıp” başlığını kullandı.

Konunun anayasa mahkemesine taşınmasının ardından alınan karar sonucunda en azından mağdurların pek çoğunun Türkiye kökenli olduğu için Türkiye medyasına yer verileceği düşünülsede tüm bu yaşananlar vatandaşlarımızın Alman hukukuna güvenini tazelemesini kolaylaştırmayacaktır.

Göçün 53. yılının yaşandığını ve Almanya’da 3 milyon yurttaşın yaşadığını hatırlatan Arınç, orada yaşayan bütün yurttaşlara Alman vatandaşlığına geçmelerini, hukuk çerçevesinde yaşamalarını, Türkçe’yi unutmamalarını ancak Almanca’yı da güzel öğrenmelerini tavsiye ettiklerini aktararak, oradakilerin zaman zaman nefret söylemleriyle karşılaştığını belirtti.

Mahkemenin akreditasyon işleminde yaptı-

47

Birçok yayın kuruluşu Mahkeme ve dolayısıyla başyargıcı eleştiren haberler yayımladılar:

Spiegel Online, mahkemenin duyarsız, inatçı, eleştirilere ve önerilere açık olmadığı yorumunu yaptı. Die Welt Gazetesi, Manfred Götzl’in başlangıçta bu davayı yürüteceği için övgü aldığı, ancak davanın hazırlığında duyarlı davranmadığı görüşlerine yer verdi. Frankfurter Allgemeine Zeitung Gazetesi “Kendi kafasında bir yargıç” başlıklı yazısında, Manfred Götzl’in yasa maddelerini okumaktan dış dünyayı göremediği yorumunu yaptı.


Arınç şunları söyledi: “Nefret söylemlerini önleyecek mekanizmaların kurulması gerekli. Yabancı düşmanlığını ortadan kaldıracak, multi kültür dediğimize göre farklı kültürlerin bir arada dostça ve özgürce yaşamasını temin edecek birtakım mekanizmaların kurulması lazım. Irkçı cinayetler diye adlandırılan ve bugün yangınlarla devam eden bir düşmanlık söz konusu. Ben Alman hükümetinin iyi niyetinden şüphesiz eminim. Başta cumhurbaşkanları olmak üzere hiçbir devlet yetkilisi bunu tasvip etmiyor. Ama bununla ilgili yargı süreçlerinin de şeffaf ve herkes tarafından izlenebilir olması gerekiyor. 8 tane yurttaşımızın hayatına son veren Nasyonal Sosyalist Yeraltı isimli örgütün faillerinin yargılandığı duruşmayı mutlaka bizim Türkiye ve dünyaya aktarmamız gerekiyor. Bu konuda iyi kararlar alınacağını ümit ediyorum.” Anayasa Mahkemesinin Türk ve Yunan basınına yer verilmesinin gerekli olduğu kararı çıktıktan sonra NSU davasında medyaya yer dağılımı için yapılan kura çekilişine ilk itiraz geldi. Serbest bir gazetecinin Anayasa Mahkemesi’ne başvurması nedeniyle, davanın ikinci kez ertelenmesi olası. Alman Anayasa Mahkemesi, NSU davasında medyaya yer dağılımı için yapılan kura çekilişiyle ilgili ilk şikayetin ellerine ulaştığını teyit etti. Bu nedenle dava sürecinin 6 Mayıs’ta planlandığı gibi başlayacağı konusunda şüpheler oluştu. Serbest gazeteci Martin Lejeune, internet sitesinde yaptığı açıklamada, kendisine ilk prosedürde tanınan davayı izleme hakkının tekrar geri alınmasının hukuksuz olduğunu yazdı. Ayrıca davanın büyük bir salona alınmamasının basının bilgi edinme hakkını ihlal ettiğini savunan gazeteci bu nedenle şikayette bulunduğunu bildirdi.

ayrılan 50 yer için yaptığı kura çekilişinde ülkede önemli okuyucu kitlesine sahip olan Stern, Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ), Tageszeitung (taz), Die Zeit, Der Tagespiegel ve Berliner Zeitung gibi büyük gazeteler mahkeme salonunda yer bulamamıştı. Frankfurter Allgemeine Zeitung’un Hukuk Dairesi Başkanı Simon Haug, atacakları hukuki adımları araştırdıklarını söyledi. Die Zeit gazetesinin genel yayın yönetmeni ve Tagesspiegel’in yayın sorumlularından Giovanni di Lorenzo da kura çekiminin sonuçta bir maskaralık olduğunu ve şikayet edip etmemeyi değerlendirdiklerini belirtti. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesinin inatçı tutumundan dolayı sanıklar ve dava konuşuluyor olacakken akdreditasyon uygulamasının tartışılması gerçekten çok düşündürücü. Nasyonal Sosyalist Yeraltı davası böylece trajik boyutlar almaya başlayarak devam ediyor. Bir davayı kayıtsız şartsız hukuk devleti çerçevesine oturtma azmi mahkemenin ders almaya niyetli olmaması durumunda hukukun zedelenmesine yol açabiliyor. Medyanın başvuru tarihine göre duruşma salonuna alınması doğru bir uygulamaydı. Ama her uygulamada fırsat eşitliğine yer verilmelidir. Ayrıntılarına bakıldığında, bunun böyle olmadığını görüyoruz. Suçun kanıtlanıp gerçeğin ortaya çıkarılması, salondaki Alman ya da Türk medya mensuplarının sayısıyla ilgili değildir. Ama dava başlamadan kusur işleyen başkaları da var. Yine de ‘‘küçük’’ ve komplocu bir terör örgütünün eline adaleti küçük düşürme fırsatı verilmemelidir. Münih’te yargı kendine gölge düşürmüştür.

Almanya’nın önde gelen pek çok medya kuruluşu da şikayet etme hakkını saklı tutuyor. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin basına

48


sağlık

KANSER KALP VE DİABET

B

u üç hastalık komplikasyon olarak birbirlerini körükleyen etkenlerdir. Bakarsınız şekeri stabilize edeyim derken herhanği bir komplikasyondan hasta hayatı terkeder. Mesela kalp krizi ya da felç gibi... Bakarsınız bir kanser hastasını tedavi edeyim derken bağışıklığı düşer ve sonunda hayatı terkeder. Kemo ve ışın tedavileri esnasında bu çok görülmektedir. Mademki bu üç hastalık hayatı zindan ediyor ve geldiği zaman tıpdaki başarı sanki yok denecek kadar minumum derecesindedir. Modern tıp gelişmelere rağmen bazı durumlarda çaresiz kalıyor. Moha doğal sağlık merkezi elamanları olarak çare otuzüç yıldır prensip olarak hiçbir yerde olmayan bir metod uygulamaktayız. Kurtuluş reçetesi, tek çare önlem ve erken tanı. Biz moha doğal sağlık merkezi olarak gelen hastalara soru sormadan, hastanın bildiği değil, hastanın hastalıklarının sebeplerini buluyoruz. Sebeplerin arkasındaki nedenleri buluyoruz ve diyoruzki bu üç amansız ve çaresiz hastalığa yakalanmadan evvel önlem alalım ki hastalık gelmesin. Asıl gaye, koruyucu hekimliğin amacı budur.

49

Moha doğal sağlık merkezi kansere deva üreten bir kuruluş olduğunu ispatlamıştır. Doğal ortomolekül ürünler şunlardır: Moha4c-alanzel-mohaweirauch tabl.-moha accggl tıbbii şifalı mantar-kanser gelmeden evvel önlenmiş oluyor. Moha zimtalan-moha bittermelon-basoptialan gibi ürünlerle de şeker hastalığına yakalandırmıyor. Moha gefäßcor- moha coenzym10- moha arginin- moha granatapfel gibi ürünlerle de kalbinizi koruyor ve kalp krizlerine meydan vermiyor. Görüldüğü gibi moha sağlık ocağı asrın bu muzdarip hastalıklarını yıllar önce tespit ederek halkımıza sıhhat hazinelerinden inciler sunmuş ve böylece yıllarca vatandaşlardan teşekkür ve memnuniyetlerini kazanarak yoluna devam etmektedir. Moha sağlık merkezinde insana foton enerjisi vererek bütünsel tıp yani tüm vucut onarım ve bakımı yapılmaktadır. Magnetik tedaviler ile de vücuttaki blokeler çözülerek vücut tekrar işlevine kavuşmaktadır. Biorezonans ile vücuttaki alerjik ve iltihabik vakalar giderilmektedir. Ozonla tüm vücut tedavi işlemleri ile insan


kanına elliden fazla pozitif yönde regenere ederek tüm kana aslına dönük işlev kazandırılmaktadır. Her sağlamım diyen moha sağlık ocağındaki yüzlerce nimetlerden faydalanabilir ve böylelikle hayatına hayat katabildiği gibi sıhhi ve bilinçli bir hayat sürebilir. Neden moha doğal sağlık ocağında yüzlerce tedavi imkanı var, çünkü hedef insan sağlığı ve insana hizmettir. Mohada sıhhatine kavuşanlar daha verimli bir hayat, daha bilinçli bir hayat kazanıyorlar. Bize bunları yıllar sonra bizlere teşekküre gelen hastalarımız söylemektedir.

Bir insan bedeni hastalıklarını kurtarmak isterse önce ruhani hastalıklarını tedavi etmesi gerekir. Beden hasta ise ruh hastadır, eğer ruh hasta ise beden hastadır. En iyi çare hasta olmadan insanın kendini eğitmesi, bilinçlenmesi yaşam ve beslenme koşullarını iyi takip etmesidir. Moha doğal sağlık ocağı olarak herkese bilinçli bir yaşam, bilinçli bir ömür ve şuurlu bir hayat, sıhhatli bir ruh ve beden sağlığı dileriz.

Moha sağlık ocağı olarak vizyon ve misyonumuzdan taviz vermedik. Logomuz gördüğünüz gibi ellerini herkese açmış bir insan, herkese açılan kucak, sıhhate giden yol. Parolamız herşeye rağmen insana hizmettir. Aldığını en modern metod ve tedavilere yatıran moha doğal sağlık merkezi, ben yirmi sene önce ölmem gerekli iken, sizin tedavinizden sonra tıp yanıldı ve ben hala yaşıyorum diyen ve gelip fotoğraf çektirenler var. Ben felç idim, tedavilerinizden sonra yirmi seneyi aşkın geziyorum. Yüzlerce hastamız on beş - yirmi senedir çocuğumuz olmuyordu sizin tedavilerinizden sonra kimisi üç, kimisi beş çocuk sahibi olmuşlar. İşte bizim en büyük kazancımız doğal sağlık ocağı olarak budur. Bu başarı bize yeter. İşte böyle görüldüğü gibi doğal tedavi bilinçli ellerde yapılmalı, bilinçli bir şekilde tıpta uygun bir şekilde uygulanmalıdır.Tıpta erken tanı, yani preventoloji bölümü biz moha olarak işte her hastalığa dönük erken tanı uygulamaktayız iş başa gelmeden çaresini bulmaktayız.

50


Bären Apotheke Eczaci Hýdir Ateþ Bahnhofstr. 75 45879 Gelsenkirchen Her zaman hizmetinizde!

Sizin dilinizi konuþan Sizi Eczane! Tel: 0209 27 10 90 Fax: 0209 27 12 02 Hafta içi: 8:30-18:30 Cumartesi: 9:00-16:00

www.eczanemiz.de info@eczanemiz.de


g端ncel


hukuk

TRAFİK KAZASI

Aşırı Borçlanma ve Çıkış Yolu?

Av. Ender Sürekli

Kişisel iflasda (Verbraucherinsolvenz) dikkat edilecek hususlar (1. Bölüm)

Bu çalışmada emeği geçen meslektaşım ve sevgili dostum, Türk huk Av.yürekten Ender SÜREKLİ Avukat Yaşar Saldıray’a teşekkür ediyorum. İşsizlik, boşanma, bağımlılık ve birçok kez içinde ne de yurt dışında. bankaların düşünmeden verdikleri kredi tek- Eğer malvarlığınız borçlarınızın tümünü veya lifleri gibi nedenler büyük finansal sorunlara bir kısmını karşılarsa, bunu iflas çerçevesinyol açmaktadır. de değerlendirmeniz gerekecektir. Eğer hala Borçlular bu nedenle özel hayatlarında ve borç kalırsa ve bunu da aylık gelirinizle karpsikolojik sorunlarla mücadele etmektediro zaman kişisel iflasa başvuBir trafik kazası sonrası delil tespiti içinşılayamazsanız, ka- Kazanç kaybı ler. Alacaklıların icraya gitme ve yemin yerine rabilirsiniz. zanın olduşu ve hazarın boyutunun tespiti - Finansal kayıb kaim teminatı verdirme baskıları, ayrıca yükvazgeçilmezdir. Kaza yerinin ve araçlarının - Ölüm yardımı selen borç faizleri ve mahkeme masrafl arı Elbette kişisel iflas için başvurup vurmamafotoğrafl arının çekilmesi tavsiye edilir; böyleDul aylığı borçlunun hayatını zorlaştırmaktadır. nız, tamamı ile sizin şahsi durumunuza bakar. Yetkili -kişi bir durum değerlendirmesi olayın oluşu fotoğraflar üzerinden daha sonra Tamirin finansı için alınan kredinin Birçok vatandaşımızı yakından ilgilendiren yaptıktan sonra, kişisel iflas verip vermemeyeniden tespit edilebilir. derleri kişisel iflas hakkında sorular ve cevaplar şek- niz konusunda size yardımcı olacaktır. Her - Sigorta aidatlarının yükselmesi linde bilgi vermek istiyorum: zaman kişisel iflas yapmak çözüm değildir.

Çoğu zaman kazaya neden olan sürücü olay - Giderler paketi yerinde suçunu itiraf etse bile sonra arkadaş- Tamir Arabama ne olacak? Kişisel İflasavukat nedir? tavsiyesi üzerine değişik Araba haciz edilebilir ları veya açık- genelde - Bilirkişi masraflmal arı varlığıdır. Alman İflas Tüketici İflas Da- çabasıAncak bu bağlamda istisnalar da tabii ki lamalar ileHukukuna suçlulukgöre, oranını değiştirme - Değer düşüklüğü vasının amacı, borç ödemekten aciz durummevcuttur. nı başarı ile sonuçlandırabilir. Bunları önle- Hurda maliyeti daki borçlunun ya da şirketin haczi caiz mal- Örneğin aracın çok daha fazla değeri yok ise mek için kazadan hemen sonra uygun belge- Kiralık araç maliyetleri varlığını ve haczi caiz gelirini tüm alacaklılave işinize kamu araçlarıyla gitme olanağınız lereşit toplanmalıdır. Mümkünse Kirli zorunluysa, giysiler haciz edilmera şekilde dava süreci içerisindeeğer dağıt-herhangi yoksa, yani- araba maktır. yebilir. ağır sakatlıkmaliyeti durumlarında da bir kağıt üzerine eğer suçunu kabul ediyor ise Araba, - Temizleme Ayrıca bu dava süreci sonrasında borçlunun haciz edilmeyebilir. yazılmalıdır; zira söz uçar, yazı kalır. - Çocuk bakımı masrafları geri kalan borçlarının tamamının belli bir za- vs. man zarfında silinmesine imkân sağlanmışDaha sonra en kısa süre içinde kendi mali tır. Maaşımdan ne kadarı haciz edilebilir? mesuliyet sigortası ile irtibata geçerek bilgi ve-edilebilir Avukat kusurlu kiş Haciz miktar,ücretleri aylık maaşgenelde bordrosuBorcum var ve ödemekte zorlanıyorum. na ve aile bireylerine nafaka yükümlülüğü rilmelidir. Aynı zamanda trafik hukukunda gortası tarafından ödenir. İfl as vermembir çözüm olurile mu? gözönünde bulunduralak belirlenmektedir. deneyimli avukat tazminat işlemleri Önemli olan borç giderlerinin gelir tarafın(§ 850c ZPO) başlatılmalıdır. Ayrıca kendi seçtiğiniz bağımsız bili dan karşılanamamasıdır. Ayrıca mal veya parafındankişiler: hasarın tespiti,Euro değer kaybı ve ra varlığınızın da olmaması gerekir. Ne yurt - Nafaka ödemeyen 1.029,99 rım masraflarının tespiti için talimat v Trafik kazasında tazminat hakları şöyle siniz. Bu raporun maliyeti kusurlu kiş sıralandırmak mümkün: za sigortası tarafından karşılanır. Eğer

53


- Bir kişiye nafaka ödeyenler: 1.419,99 Euro - İki kişiye nafaka ödeyenler: 1.639,99 Euro - Üç kişiye nafaka ödeyenler: 1.849,99 Euro - Dört kişiye nafaka ödeyenler: 2.069,99 Euro - Beş ya da daha fazla kişiye nafaka ödeyenler: 2.279,99 Euro Hangi maaştan doğan gelirler haciz edilemez? - Fazla mesailerden gelen para miktarın yüzde 50’si - 500 Euro’ya kadar olan noel ve tatil ikramiyesi - Doğrudan kazanç sağlanmayan gelirler (Örneğin: Spesen, Fahrtkosten, Aufwandsentschädigungen, Auslösungsgelder v.s.) - Eğitim ve öğretim ikramiyeleri, burslar ve benzeri gelirler - Evlilik ve doğum parası İflas sürecinde evlilik? Eşim mevcut borçlarımdan mesul tutulabilirmi? İflas işlemleri, sizin evlilik hayatına ilişkin yaşam planlarınızı genelde etkilemez. Evlenmeniz durumunda eşiniz borçlarınızın mesuliyetini almak zorunda değildir. Eğer özel bir sözleşme yoksa (örneğin kredi sözleşmesinde eşiniz kefaletçi olmuşsa) evli çiftler sadece kendisine ait gelir ve borçlarından yükümlü olurlar. Ancak mal varlıklarının ortaklığı anlaşmasına varılırsa, bu durumda eşiniz de borçlarınızdan sorumlu olur. SCHUFA’daki kaydım ne olacak? Kişisel iflas SCHUFA’da bulunan kaydının silinmesine

yol açmaz. Dava süreci boyunca kaydınız SCHUFA’da kalır. Borçlarınız silindikten üç yıl sonra SCHUFA kaydınız da genelde silinir. Başka bir ifadeyle, SCHUFA’dan kaydınız silinmesi şu anki mevcut kanunlarına göre İflas davası başladığı andan itibaren toplam dokuz yıldır.


abide şahsiyetler

Hezarfen Ahmet Çelebi Derleyen: Gökhan ÖNDER

H

ezarfen Ahmet Çelebi, dünyada ilk kez uçmayı başaran Türk bilginidir. 17. yy’da yaşadığı, 1623-1640 yılları arasında saltanat süren Sultan Dördüncü Murad zamanında, uçma tasarısını gerçekleştirdiği ve geniş bilgisinden ötürü halk arasında Hezarfen olarak anıldığı bilinmektedir. Evinde deneylerle uğraşıp, çeşitli konularda araştırmalar yapan Hezarfen Ahmet Çelebi, İsmail Cevheri adlı bir başka Türk bilginini örnek alarak, bugünkü hava taşıtlarının ilkel şeklini gerçekleştirmişti. Kuşların uçuşunu inceleyerek tarihi uçuşundan önce hazırla-

55

dığı kanatlarının dayanıklılık derecesini ölçmek için, Okmeydanı’nda deneyler yapmış ve bir sabah kıyılarda biriken İstanbul halkının gözleri önünde, Galata kulesinden kendisini boşluğa bırakarak, kanatlarını hareket ettirerek boğazı aşmış ve Üsküdar semtine inmiştir. Sarayburnu’ndaki Sinan Paşa Köşkü’nden bu durumu seyreden Sultan Dördüncü Murad, Ahmet Çelebi ile önce çok yakından ilgilenmiş, ancak bu derece bilgili ve becerikli bir adamın varlığından kuşkuya düşerek onu Cezayir’e sürgün etmiştir. Ahmet Çelebi orada vefat etmiştir.


iş dünyası

KFZ Gutachten Service Sahibi Ercan Özcan ile samimi bir söyleşi Röportaj Orhan ARSLANMİRZE

Ercan Bey, bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Adım Ercan Özcan. 1967 Kars/Selim doğumluyum. Almanya’ya 80’li yılların başında 12 yaşındayken geldim. Annem, babam ve kardeşlerim daha önceden Almanya’ya gelmişlerdi. Kardeşlerden son olarak ben geldim. 18 yıldır otomobil kaza hasar tespiti branşında çalışmaktayım. Otomobil bilirkişi mesleğini seçmenizdeki etken sebep neydi? 90’lı yılların başında bir kaza yaptım. Arkadaşım aracılığıyla Essen’ den bir kaza hasar tespiti eksperi çağırdım. Gelen kişi yüzümüze dahi bakmadan işini alel acele bitirip gitti. Bu olay çok zoruma gitmişti. Bundan dolayı bu işi ben neden yapmayayım diye düşündüm. Bir arakadasim Almanla bir kaza hasar tespiti şirketi açmayı düşünmüşler ve bana da ortaklık teklif ettiler. O günden bu yana kendimi bu mesleğin içindeyim. Kaza hasar tespiti eksperi nasıl olunur? Öncelikle otomobil teknikeri olmak ve daha sonrasında diploma alınması gerekiyor. Otomobil bilirkişi olarak hangi hizmetleri sunuyorsunuz? Bizim bir hizmet paketimiz var. Müşterimiz kaza yaptıktan sonra bize vekâlet veriyor. Biz de bu vekaletle anlaşmali olduğumuz avukatla birlikte tüm işlemlerini ile hallediyoruz. Kiralık araba, avukat hizmetlerini güleryüzle müşterilerimize sunuyoruz. Kısacası kişinin parası heasbına gelene dek tüm işlemlerini takip ediyoruz. Gençlere bu mesleği önerir misiniz?

57

Şahsım adına bir kez daha dünyaya gelsem kesinlikle aynı mesleği yapardım. O yüzden gençlerin kesinlikle bu işe yönelmelerini isterim. Bu mesleğe girecek olanlarada tavsiyem güleryüzlü ,dürüst ve güvenilir olmaları, müşteriler ve sigorta arasındaki dengeyi iyi sağlamaları gerekiyor. Kısa vadeli düşünmeyip uzun vadede güzel bir meslek ve dolayısıyla da güzel bir kazanca sahip olacaklardır. Hizmet ne kadar kaliteli olursa büyüme de doğru orantıda gerçekleşir.

Mahya dergisi hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz? Öncelikle büyük bir bosluğu doldurduğunuzu düşünüyroum. Kısa ve öz bilgilerle hizmet ediyorsunuz. Ayrıca her ay güncel konulara deginmeniz de çok güzel. Ayrica manevi duyguları tekrardan tazelememize sebep olduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum. İş adamlarımızın derginize desteğini temenni ediyorum. Biz de bize kıymetli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.


iş dünyası

KKH-Allianz yetkilileri Ferhat Kanat ve

KKH Sağlık Sigortası yetkilileri Andreas Kapp ve Ferhat Kanat Andreas Kapp ile samimi ile samimi bir söyleşibir sohbet Röportaj: Gökhan Önder Sevgili DİTİB Nürnberg 2012 Sevgiliokurlarımız, okurlarımız, DİTİB Nürnberg 2012 Kültür anasponsorlarından KKH KültürŞöleni´mizin Şöleni´mizin ardından 2013 Kültür yetkilisi Ferhatde Kanat Andreas Kapp ile Şöleni´mizin anave sponsorlarından olan yapmış olduğumuz Kültür KKH’nın yetkilileri söyleşi Ferhat ve Kanat ve Şöleni´ Andreas mizin değerlendirmesini noktasına virgülüne Kapp ile yapmış olduğumuz söyleşi ve Küldokunmadan sizlerlebeklentilerini paylaşmak istiyoruz. tür Şöleni´mizden noktasına virgülüne dokunmadan sizlerle paylaşıyoBaşlarken 2012´de gerçekleştirdiğimiz ruz. Kültür Şöleni‘ndeki izlenimlerinizden başlayalım isterseniz. Bize izlenimlerinizi akİsterseniz geçen seneki bahsettiğimiz isim tarırmısınız? değişikliğinden başlayalım söze. KKHNürnberg ve Fürth DİTİB cemiyetlerinin düAllianz isminin değişeceğini söylemiştiniz, zenlediği şölenlerebir katıldık, zaman açısından bunun hakkında bilgi verir misiniz? malesef DİTİB Erlangen´e şirket olarak katılaEvet, okurlarımızın da hatırlayacağı gibi bu madık, oraya da kısmetse seneye sadeceama bir işbirliğiydi ve malesef çoğukatılkişiler mak istiyoruz. Nürnberg´deki organizasyonu tarafından yanlış algılanıyordu. Bu sebepten odolayı kadarda benimseyip önemsediğimizin gösterbu sene itibariyle artık sadece gesi olarak Stuttgart´tan müdürümüz Frank KKH´yız. Yani Allianz´la bir bağımız yok. Schönberger dahi aramızda bulundu. Bavyera Bakanı Dr.beraberinde Söder ve T.C.neler NürnPeki buMaliye isim değişikliği berg Başkonsolosu Ece Öztürk-Çil de standıgetirdi? mızı ziyaret edipmiz bilgiolan edindiler. Hatta konsoÖncelikli hedefi Allianz´la loslukta bilgilendirme toplantısı düzenlemek karıştırılmama konusunu gerçekleştirmiş budahi sözkonusu oldu. Nürnberg Kültür Şöleni‘ lunuyoruz. Bunun akabinde müşterilerimize nde baya vatandaşlarla tanışma fırsatı bulduk daha iyi, daha seçkin, daha uygun ürünleri ve sokakta görüştüğümüzde dahi hatırlanıp de sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. selamlanıyor olmak güzel bir duygu. Geçen sene olduğu gibi bu sene de ana Peki gelecek senelerde katılmak issponsorlarımız arasındayine yerinizi aldınız. termisiniz? Şu anda zaten görüşmelerimiz devam ediyor.

59

Biz seneki her halukarda yine anasponsorların araBu Kültür Şöleni´mizden beklentilsında yerimizi almak istiyoruz. Bu fırsatta oraeriniz nelerdir? ya gelip vatandaşlarımıza yardımcı olan Geçtiğimiz sene burada tanıştığımız ve 12 arkadaşımıza (aralarında bulunanlardan görüştüğümüz insanlarımızın teveccüh- Andreas İsmailetmeleri Çaylak, bizim Serhatbu Ünvermiş leri veKapp, bizi tercih seneki ve müdürümüz Frank Schönberger´e) Kültür Şöleni´ne katılma yönünde kararhuzurlarınızda bir kezendaha teşekkür Ayrivermemizdeki büyük etken.ederim. İnsanlarımıza yettenzorunlu Gugelstraße´de bulunan Storchen diğer sağlık sigortalarından bizi Apotheke´nin desteklerinden dolayı kendileayıran ekstra hizmetlerimizi tanıtmak ve rine ve amme hizmeti sunan elemanlarına onların da bu imkanlardan AYNI ŞARTLAR da sonsuz şükranlarımı sunarım. ALTINDA faydalanmasını arzuluyoruz.

Şu ana kadar bildiğimiz birçok ürününüzün Aile hekimlerimizden Ali Aydın´la beraber yanısıra okurlarımıza müjdeleyeceğiniz cemiyetimizin lokalinde yeni gelişmeler var mı? yapmış olduğunuzankonferansı bize kısaca değerlendirir Şu imza aşamasında olduğu için tam demisiniz? taylara girmemekle beraber şu kadarını söySağlık ve zorunlu hakkında leyebilirim: sadecesağlık DİTİBsigortası üyelerine has ve bir bilgiler verilen bu toplantıya cemaat ve ziyaretçilerin ilgisi tahminlerimizin üstündeydi.


Bilgilendirme toplantısından sonra dahi hemen yanımıza gelip, sağlık sigortasını değiştiren vatandaşlarımız oldu. de genel manada tüm sigortalılarımıza has Peki kendinize belirlemiş olduğunuz heiki adet sürprizimiz kapıda. Umarım şölene def nedir? kadar onlar datoplantısından netlik kazanmış olurdahi ve heBilgilendirme sonra Bizim hedef kitlemiz Türk toplumu. Zorunlu Kültür Şöleni´nde KKH´nın yeni hizmetlerini men yanımıza gelip, sağlık sigortasını sağlık sigortası alanında en iyi sigorta değiştişirketvatandaşlarımıza orada ren vatandaşlarımız oldu.müjdeleriz. lerinden birisi olduğumuzu biliyoruz ve vatandaşlarımızın bütün imkanlarımızdan fayKKH´da sigortalı vatandaşlarımıza Peki kendinize belirlemiş hedalanmalarını istiyoruz. Çokolduğunuz olan imkanlarıhatırlatmak istediğiniz birşeyler var mı? def nedir? mızdan bir iki tanesini kısaca anacak olursak, Yeri gelmişken onu da buradan özellikle rica Bizim hedef kitlemiz toplumu. Zorunlu Aktiv-Tarif´de meselaTürk senede 500 Euro´ya vaediyorum vatandaşlarımızdan. sağlık sigortası alanında en iyi sigorta şirketran geri ödemeler gerçekleştiriyoruz, çocuk Hatırlayacağınız gibi çocuk biliyoruz başı üç sene icin lerinden birisiiçin olduğumuzu veTürk vabaşı üç sene 300 Euro veriyoruz vs. 300 Euro hesapbütün defterlerine yatırıyoruz.fayBu tandaşlarımızın imkanlarımızdan kökenli vatandaşlarımız için türkçe olarak haimkandan faydalanabilmek için prosedür dalanmalarını istiyoruz. Çok olan zırlamış olduğumuz bilgileri hem imkanlarıservis binagereği KKH´ya gelip, onaylayıp imzalamaları mızdan bir iki tanesini kısaca anacak olursak, mızdan, hem de internetten tedarik edip bilgereken bir evrak var.senede O evrak500 olmadan maaAktiv-Tarif´de mesela Euro´ya vagi edinebilirler. lesef o ödemeler yapılamıyor ve bu konunun ran geri ödemeler gerçekleştiriyoruz, çocuk www.KKH-Allianz.de üzerinde önemle duruyoruz. başı üç sene için 300 Euro veriyoruz vs. Türk kökenli vatandaşlarımız için türkçe olarak hazırlamış olduğumuz bilgileri hem servis binamızdan, hem de internetten tedarik edip bilgi edinebilirler. www.KKH-Allianz.de

Geçtiğimiz sene KKH olarak Kültür Yeni seneden itibaren isminizin artık sadeŞöleni´mizde çekilişler yapmıştınız. Bu ce KKH olacağını öğrendik. Bunun sebebi sene de buna benzer hediyelerle misafirlerimizi sevindirecek misiniz? Geçen sene sunduğumuz tansiyon ölçme, güç ölçme vs gibi sağlık hizmetlerimizin yanısıraseneden yine çekilişlerimiz de olacak.artık Ödüller Yeni itibaren isminizin sadeiseKKH güzel sürprizleröğrendik. olacak veBunun bunlarısebebi biraz ce olacağını

nedir peki? KKH-Allianz sadece bir ortaklaşa çalışmaydı, ama ilk röportajımızda da bahsettiğim gibi bizim Allianz´la organik bir bağımız yok ve daha heyecanlı olsun diye orada açıklayacaAllianz´ın herhangi bir yan kuruluşu değiliz. ğız. Bu KKH-Allianz şirket ismi malesef azımsannedir peki? mayacak kadar vatandaşımız tarafından yanSon olarak neler eklemek istersiniz? KKH-Allianz sadece bir olmuştur. ortaklaşa çalışmaydı, lış anlaşılmalara vesile Öyle ki KülBu seneki DİTİB Nürnberg Kültür Şölenine ama ilk röportajımızda da bahsettiğim gibi tür Şöleni´nde bile araba sigortası Allianz´da katılacağımızdan dolayı bir duyduğumuz membizim Allianz´la organik bağımız yok olan vatandaşlarımız gelip sorularını bizeve nuniyeti dile getirirken orada vatandaşlarıAllianz´ın herhangi bir yan kuruluşu değiliz. iletmek istediler. mızla tekrar görüşecek olmamız bizleri şimBu KKH-Allianz şirket ismi malesef azımsanHerhangi bir yanlış anlaşılmaya mahal verdiden heyecanlandırıyor. İlle bize kayıt olmayacak kadar vatandaşımız tarafından yanmemek için bu senenin sonundan itibaren sunlar diye değilvesile de, kendi sigortalarıyla bizlış anlaşılmalara olmuştur. Öyle ki Külşirketimiz sadece KKH diye anılacaktır. leri Şöleni´nde kıyaslamaları açısından standımıza uğratür bile araba sigortası Allianz´da malarını bütün ziyaretçilere tavsiye ederim. olan vatandaşlarımız sorularını bize Son olarak söylemekgelip istediğiniz bişeyler Ve bizlere tekrar bu imkanı sunduğu için iletmek istediler. var mı? DİTİB Nürnberg Eyüp Sultan Camii’ne ve Herhangi bir yanlış anlaşılmaya mahal verŞölene katılım ve ilgilerinden dolayı ziyaretçiMahya dergisine çok ama çok teşekkür memek için bu senenin sonundan itibaren lere, bizlere de böyle bir firsatı sunduğu için ederiz. sadece KKH diye anılacaktır. şirketimiz DİTİB Nürnberg´e bir kez daha teşekkür eder, seneye tekrar organizasyonunuzda bulunBiz de KKH’ya bu seneistediğiniz de desteğini esirgeSon söylemek mak olarak istediğimizi belirtmek isterim.bişeyler mediğinden dolayı şükranlarımızı sunar, var mı? başarılar diler,ve daha nice çalışmalara, Şölene katılım dolayı ziyaretçiBiz de sizlere bu ilgilerinden büyük organizasyonuetkinliklere beraber imza atmayı dileriz. lere, bizlere de böyle bir fi rsatı sunduğu için muzda ZSU GmbH, ZA-RA Markt, Mevlana 2013 DİTİB Nürnberg Kültür Şöleni’mizde DİTİB Nürnberg´e bir kez daha teşekkür eder, Restaurant ve Stratego Invest´in yanısıra buluşuncaya esen kalın. seneye tekrar dek organizasyonunuzda anasponsorlarımızdan olup taşın bulunaltına mak istediğimizi belirtmek isterim. eder, işelinizi koyduğunuz için teşekkür

lerinizde başarılar dileriz. Biz de sizlere büyük organizasyonuSeneye tekrarbu görüşmek ümidiyle, esen muzda ZSU GmbH, ZA-RA Markt, Mevlana kalın. Restaurant ve Stratego Invest´in yanısıra anasponsorlarımızdan olup taşın altına elinizi koyduğunuz için teşekkür eder, işlerinizde başarılarRöportaj: dileriz. Gökhan ÖNDER Seneye tekrar görüşmek ümidiyle, esen kalın.

Röportaj: Gökhan ÖNDER

60


iş dünyası

Türkiye Gayrimenkul Finansmanı Başkalarının tatil yapabildiği yerde sizin bir eviniz olsun!

Avrupa’da yaşayıp Türkiye’de emlak satın almak isteyenlere kredi imkanları İşbank’ta mevcut. Yeni evinize giden yolda size destek oluyor ve Türkiye’nin her bölgesinde yapımı tamamlanan dairelerin, müstakil evlerin ve apartmanların finansmanını yapıyoruz. Türkiye’den doğrudan ekspertiz yapılarak alım değerinin yüzde 80’ini finanse ediyoruz. Avantajlarınız: • Uygun şartlar • Şeffaf ve kaliteli danışmanlık • Kolay ve hızlı işlem Türkiye´de ev sahibi olmak veya emlak almak için hangi belgeler gerekmektedir? Almanya´da çalışan vatandaşlarımızdan Türkiye´de gayrimenkul sahibi olmak isteyenlere İşbank olarak çok uygun imkânlar sunmaktayız. Şubelerimize bu konuda başvuran vatandaşlarımızdan öncelikle, -Maaşlı çalışanlarda, son 3 maaş bordrolarını,

61

işyerinde halen süresiz olarak çalıştıklarını gösterir bir yazıyı -serbest meslek sahiplerinde, güncel mali verilerini (Bilanço/BWA), -Türkiye´de satın almayı düşündükleri gayrimenkulun tapu fotokopisini ve açık adresini talep ediyoruz. Bu belgelerin temin edilmesini ve şubelerimizde bulunan kredi başvuru formunun doldurmasını müteakip, Schufa kaydı da kontrol edilerek kısa bir kredi incelemesi yapılıyor. Ödeme gücünün yerinde görülmesi durumda, satın alınması düşünülen gayrimenkulun ekspertiz çalışması tarafımızca yaptırılıyor. Güncel faiz oranları nedir? Kredi geri ödemesi için ortalama süre ne kadardır? İşbank olarak 120 ay vadeye kadar, boniteye bağlı olarak % 6,00´dan başlayan oranlarla finansman olanağı sunmaktayız. Satın alacağım ev değerinin ne kadarı


kendi sermayemden olmalı? Bankanız gayrımenkul miktarının ne kadarını ev kredisi ile finanse ediyor? Prensip olarak, Türkiye´de yaptırdığınız ekspertiz çalışması sonucunda bulunan değerin %80´i kadar finansman sağlıyoruz. Örneğin ekspertiz raporunda değer 100.000 EUR olarak belirlenmiş ise, biz Banka olarak 80.000 EUR kredi kullandırıyoruz. Kalan 20.000 EUR´ yu müşterimiz kendi olanakları ile karşılıyor.

Bu durumda kredibilitenizin iyi olması durumda, size 120 ay vadeli 80.000 EUR tutarında bir konut kredi kullandırılabilecek olup, aylık taksit tutarı yaklaşık 936 EUR olacaktır. Türkiye’den konut almayı düşünen vatandaşlarımız daha detaylı bilgi için Gelsenkirchen şubemize gelerek (Arminstraße 11, 45879 Gelsenkirchen) veya +49 (0) 209 17 70 7314 nolu telefondan çalışanlarımız ile temasa geçebilirler.

Ancak, müşterimizin alacağı evin ipoteği dışında başka teminatlar (örneğin: birikmiş hayat sigortası, Bausparvertrag gibi) sunma imkânı varsa, kredilendirme oranını %80´ den daha fazla yapabiliyoruz. Masraflar hangi kalemlerden oluşuyor? Gayrimenkul finansmanında oluşan masraflar, %3 orandaki bir defaya mahsus dosya işlem ücreti, Türkiye´de yaptırılacak ekspertiz ücreti (yaklaşık 350 EUR), tapuda ödenecek ipotek tesisi masrafları ve zorunlu deprem sigortası (DASK) priminden oluşmaktadır. Herhangi bir nahoş durumla karşılaşmamak için satın alacağım gayrımenkulun değeri konusunda nasil bilgi sahibi olabilirim? Bu gerçekten önemli bir husus. Bu konuda, bizim aracılığımız ile Türkiye´de yaptırılacak ekspertiz raporu son derece yararlı olmaktadır. Bu ekspertiz raporunda satın alınacak yerin piyasa değeri yanında, imar durumu, üzerinde haciz/ipotek bulunup bulunmadığı, ulaşım imkânları gibi pek çok husus incelenmekte ve müşterimizin bilgisine sunulmaktadır. 100.00 Euro değerinde bir ev satın almak istiyorum ve 20.000 Euro sermayem var. Gerekli tüm evrakları tedarik ettikten sonra geri kalan miktar için bankanızdan kredi çekmek istiyorum. Bu konu ile ilgili geri ödeme planı örneği nasıl olacak?

62


kültür

Kervansaray

K

Derleyen: Harun ÖNDER

ervansaray veya Kervanhanı kervanların ticaret yolları üzerindeki bir konak yeridir.

Kervansaraylar ilk defa 10. yüzyılın sonlarına doğru Selçuk Hanları tarafından Orta Asya’da yaptırılmıştır. Önceleri askeri savunma için düşünülmüş, zamanla artan ticaret ve dini ihtiyaçları karşılaması için genişletilmiştir. Selçuklu devrinde ticari yol ağı üzerinde kervanların akşamları güvenli bir şekilde konaklamaları ve ihtiyaçlarını görmeleri için sultan hanı da denilen kervansaraylar yapılmıştır. Büyük ticaret yolları üzerinde kurulmuş olan Selçuklu kervansaraylarının aralarındaki uzaklıklar, deve yürüyüşü ile günde dokuz saat, yani 40 kilometre esas tutularak saptanmıştır. Çevrelerindeki yüksek duvarlarla korunan ve barış zamanlarında pazaryeri olarak da iş gören bu kervansaraylar savaşta kale olarak da kullanılırdı. Selçuklu kervansarayları üç genel tipe uygun olarak yapılmışlardır. Bunlar, yazlık denilen avlulu, kışlık denilen kapalı ve her iki türün birleştirilmesinden oluşan karma tiplerdir.

65

Sınıflandırma: Kervansaraylarda “açık” ve “kapalı” bölümlerin varlığı ölçüt olarak kullanılmış, buna göre de; 1. Yalnızca kapalı kısmı olan “hol” hanlar, 2. Hem açık, hem kapalı kısmı olan hanlar, 3. Yalnızca açık kısmı olan “açık bölüm” hanlar olarak üç grupta sınıflanmıştır. Bu gruplamadan ayrı olarak iç içe iki plandan oluşan “eşodaklı” hanlar da, farklı bir tip olarak tanımlanmıştır. Ticaret Yolları 1. Ayas ya da Antalya veya Alâîyye’den başlayan ve Konya’da odaklanarak Orta Anadolu üzerinden Aksaray - Kayseri - Sivas Erzincan - Erzen–i Rûm - Erciş - Iğdır yoluyla Tebriz’e uzanan doğubatı ticaret yoludur. 2. ise Antalya veya Alâîyye ya da Ayas başlangıç olmak üzere Konya - Aksaray Kayseri üzerinden Sivas’ta düğümlenerek Erzincan - Erzen-i Rûm yoluyla Tebriz veya Tokat - Amasya yoluyla Sinop ya da Samsun limanlarına ulaşan kuzey-güney ticaret yoludur.


iş dünyası

61


çocuk

İyi Kalpli Ayıyla Açgözlü Tilki Bir varmış, bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş. Ninemin masal anlatmaya niyeti yokmuş. Ağzından girip burnundan çıktım, güzel bir masal anlattırdım. Size söylemek isterim.

Kış gelince tilki ayının ininde kalmaya başlamış. Acıkınca ayının ballarını yiyorlarmış. Tilki çok açgözlü ve kurnazmış. Durmadan bal yemek istiyormuş.

Efendim, ormanın kurnaz tilkisi, kışı ayının ininde, onun balıyla geçirmeye karar vermiş. Ayıya gidip en sevimli haliyle kışı yanında geçirmeyi teklif etmiş. İyi kalpli saf ayıcık bu teklifi kabul etmiş.

Bir gece ayıya ebe olduğunu, hastaya gideceğini söylemiş. Gece indeki balla karnını tıka basa doyurmuş. Ertesi sabah ayıya yalan anlatıp doğan bebeğin adını “Başladım” koyduğunu söylemiş.Birkaç gün sonra yine bal çalmış, tekrar yalan söylemiş: “Bu defa bebeğin adını ‘Yarıladım’ koydum!” Sonra yine aynı yalanı tekrarlamış: “Bebeğin adını ‘Bitirdim’ koydum.” Ayıcık şaşırmış ama bu sözlerden hiçbir şey anlamamış. Acıkıp bal bulamayınca ise durumu kavramış. Bağırmaya başlamış. Kurnaz tilki: “Ateş yakalım, demiş. Balı kim bitirdiyse üstüne bulaşan ballar akar. Durum ortaya çıkar.” Kaşla göz arasında ayıcığın arkasına son kalan bir avuç balı sürüverince bal sıcaktan

67


erimiş. Bu defa ayı yalanı yutmamış. Tilki ayıyı suçlayıp bağırırken ayı, hırsla onu bir lokmada yutuvermiş! Yutmuş ama bundan sonra ayıcık açlıktan ölme tehlikesi ile karşı karşıya kalmış. Çünkü ayıcık yiyecek için nereye gitse karnındaki tilki “Hırsız vaaar!” diye bağırıyormuş. Sonunda ayı, bir ninenin yoluna çıkmış. Nine korkuyla yalvarmış: “Aman ayı kardeş beni yeme.” Ayı homurdanmış: “Beni karnımdaki tilkiden kurtarırsan seni yemem!” “Dere boyunca yürü. Ulu bir ceviz ağacı göreceksin. Ona tırman. Tepesindeki kuru dala bas. Tilkiden kurtulursun.” demiş nine. Ayı, ninenin dediğini yapmış. Ama kuru dala basınca dal kırılmış ve ayı dereye düşmüş. Derede yuttuğu su, karnını dol durunca tilki dışarı fırlamış: “Bu serüven kulağına küpe olsun. Bir daha önüne gelene güvenme.” demiş. Sonra tabanları yağlayıp ormanın içinde gözden kaybolmuş. Ertesi gün nine, kapısının önünde bir kovan bal bulmuş. Bu bal, ayıcığın teşekkürü imiş!

Tilki de açgözlülüğünün cezasını çekmiş. Tavuk hırsızlığı yaparken bir çiftçinin tüfeğine denk gelip kürkünden olmuş!

68


LEŞTİRELİM

DEYİMLERİ EŞ

Aşağıdaki deyimleri yandaki anlamlarıyla eşleştiriniz. göz atmak

çok öfkelenmek

göze girmek

sevgi ve ilgiyi yitirmek

göze çarpmak

dikkat etmeden bakıvermek

gözden düşmek

dikkat çekmek

ölüp ölüp dirilmek

ilgi ve önem kazanmak

küplere binmek

çok sıkıntı çekmek

çok pişman ol

başını taşa vurmak

mak

7 5 1 6 2

3 Yandaki resimli bulmacayı çözünüz. 8 4

69


mizah

GOLF Bir mühendis, bir rahip ve bir doktor golf oynamak için golf sahasının boşalmasını beklemektedirler. Doktor: Off ne zaman bitecek bu oyun yarım saattir bekliyoruz. Mühendis: Ben böyle saçmalık görmedim. Rahip: İşte bir görevli geliyor ona söyleyelim. Rahip: Bakar mısınız? Yarım saattir bizden önceki grubu bekliyoruz fakat bir türlü bitmiyor. Ne zaman biter oyunları? Görevli: Onlar kör itfaiyeciler, geçen sene burada çıkan yangında kör oldular, kulübümüzün onlara bir hediyesi olarak gelip burada oynuyorlar” Rahip: Ya, çok üzücü bir olay. Bu gece onlar için dua edeceğim. Doktor: İyi fikir, bende hastahanede arkadaşlarımla bu konuyu görüşüp onlar için bir şeyler yapıp yapamayacağımıza bakacağım. Mühendis: İyi ama bu adamlar niye geceleri oynamıyor?!

TİTANİC Zencinin biri tam Türkiye’ye uçacakmış ki pasaportunu kaybetmiş. Kara kara düşünürken yere bi bakmış, Leonardo Di Caprio’nun pasaportu. Artık ya hep ya hiç diye düşünmüş kendi resmini yapıştırıp girmiş hava alanına. Görevlinin yanına gitmiş ve görevli kim olabilir, tabiki bizim Temel. Temel pasaportu incelemiş, bakmış isim Leonardo Di Caprio, resimdeki zenci. Bu işte bir yanlışlık var diye düşünmüş yan masaya Dursun’a seslenmiş. - Ula Dursun, ha bu Titanic batmiş miydu yoksa yanmiş miydu?


to mbi yol arkadaäim

L

LA

HE

L

LA

HA

Mini Salami Äxmdx seqkxn Marketlerde a nk bik ka m to

k

bi

m

to

TAMTÜRK, Arnold-Dehnen-Str. 39* 47138 Duisburg Tel.: 0203 / 417 98 30 * Fax.: 0203 / 417 98 47


K ELE Ş

CH

Düğün, kına, nişan, sünnet ve tüm özel günleriniz için sipariş alınır. Daha fazla bilgi için bizi arayın.

İrtibat: 0172 2850044 01577 9698463 44653 Herne

‘S

ILLMOB R IL G


64


bulmaca k端lt端r bulmaca

K O KOLAY L A Y

O RORTA T A

Z O ZORR

75


Malzeme Listesi

p u K ilekli

C 5

Çikolatalı kek, 100 ml krema, 100 gr labne, 1 yemek kaşığı(tepeleme) pudra şekeri, 1520 adet çilek, 1 yemek kaşığı kakao

un!

Afiyet ols

ır?

lar Nasıl Yapıl

Kup Çilekli Pratik

ın a ğın dip kıs m i g ibi ir ic e ba rda n ri w le ro b ek K er Eğ • e diz in . d il e k şe , ek ız c g ele rs a n sütt k u ll a n mıyo n. ek tı k la ir ıs b i k iz la n ıs le ri a h ve ile kek er itil m iş k e ve p udra re m a, la b n k e e rd se ik M e se rt leşe n • kse k dev ird e d iz in şe ker in i yü iğ d ir ın . Te rs çev k ada r çırp da m ada n ır ıp k a d ın çırp m a k a b du rm a lı. k re m a bir m ikta r r Ba rda kla ra le kle r te k ra çi • iş m n le im il d . in a rdın da n k yer leştir zer in e çi le is rv k re m a ve ü se ek a o se rp er E n üste k a k c ekse n iz tüket m eye en edin . H em . da sa klayın b u zdo la bın

80


Mahya Dergisi NRW1 Mayıs 2013