Page 1

Engelsiz


Engelsiz Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Mezuniyet Proje Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Yrd. Doç. Dr. Onur ÖKSÜZ Haber Müdürü İsmail TÜRKER Grafik Tasarım Mahmut ONGAN . Fatih DOĞAN Haber Merkezi Ahmet GÜR . İsmail TÜRKER . Mahmut ONGAN . Fatih DOĞAN

Dört kişilik ekip çalışmasının sonucunda böyle bir dergiyi sizlere sunmanın heyecanı içerisindeyiz. Uzun araştırmalar ve çalışmalar neticesinde Özellikle Antalya’da yaşayan engellilerin dilek ve isteklerinden sizleri haberdar etmeye çalıştık.Meslek hayatına atılmadan önceki belki de son uygulama dergilerinden birini çıkardık, dergiyi sizler için hazırlarken, bizde haberin mutfağında haber nasıl yapılır nasıl okuyucuya sunulurun cevaplarını aradık ve bu cevapları haberleri tamamlayıp dergiyi elimize aldığımız zaman daha iyi fark ettik. Profesyonel dergi haberciliği standartlarını tutturmaya çalıştığımız dergimizde okuyucularımızın yorulmadan zevkle ellerine alıp okuyabilecekleri kaliteli bir dergi yapmaya çalıştık. 4 aylık bir ön çalışmanın ürünü olan ENGEL-SİZ’i seveceğinizi umuyoruz... En güzel yarınlar sizin olsun... İSMAİL TÜRKER


SAYFA 4-5

SAYFA 10-11

ASLA PESETME

ENGELSİZ YAŞAM SAYFA 8-9 YOL ARKADAŞI SAYFA 6-7 ENGELLİYE KÖPEK TERAPİSİ SAYFA 12-13 SAYFA 16-17

SAYFA 18

AZMİYLE GÖRME ENGELLLERE ÖRNEK OLUYOR

TEK KOLUYLA ŞAMPİYON OLDU

BU EVDE SİHİR VAR

SAYFA 12-13 ONURLU VE GURURLU GAZLER

SAYFA 19 ENGELSİZ SPOR


Engelsiz

insanoğlu güneşin doğuşuyla başlar yaşayacağı hayata, dünden kaldığı yerden devam ederek. Bazıları için hayat tekdüzelik içinde devam ederken, bazıları için ise unutamayacağı anılar bırakır

Haber: Ismail Türker

H

ep deriz ya hepimiz bir gün engelli adayıyız diye, işte onlar bize her seferinde hatırlatıyor geleceğin sadece aldığımız nefesten ibaret olduğunu. Gelecek ile ilgili planlarımızın arasında; iyi bir iş, iyi bir eş, mutlu bir aile tablosunun içinde huzurlu bir gelecek vardır daima. Herkesin hayalini süsler bu sihirli kelimeler. Hanife Kunduracı’da hayallerini o sihirli kelimeler ile süsleyenlerden sadece biriydi. O, hayatına dünden kaldığı yerden devam etmek isterken, başına gelecek olanlar yaşayacaklarından habersiz talihsiz bir sonun başlangıcı gibiydi. Artık Hanife için yaşayacakları, geri kalan haya-

4

tının ilk günüydü aslında, dününden farklı biri olarak. Henüz 17 yaşındayken başına gelen talihsiz olay onun için sorunlu bir dönemin başlangıcı olacaktı. Ailesine yardımcı olmak için yarı zamanlı çalıştığı markette kıyma makinesine elini kaptırdıktan sonra, kelimelerin kifayetsiz kaldığı ve yaşayanın ancak hissiyatında oluşacak duygular ve izler bırakacaktı onun dünyasında. Bu talihsiz olay Hanife’nin başına geldiğinde ülkemiz için klasikleşmiş, kimsenin sorgulamadığı ve sıradanlaşan o üç kelime ile karşılaşacaktı Hanife. “Hastane hastane dolaşmak” zorunda kalarak. Bilinci kapalı bir şekilde en yakın bir has-

taneye götürülen Hanife, burada kendisine müdahale yapılamadan Konya’ya sevk edilmiş, yaşadığı talihsiz olay Hanife’nin sağ kolunu yitirmesine neden olmuştu. Yaşadıklarından sonra hayata küsen Hanife 2 yıl evden dışarı çıkmadı. İlk dönemler uyandığında “Anne kolumu hissediyorum. Bak kolum var” diyordu. Genç bir kız için kaldıramayacağı ağır psikolojik sorunları da beraberinde getirmişti Hanife’nin başına gelenler. Bu sorunlar onu psikolojik tedavi görmeye mecbur bıraktıktan sonra, kendisine verilen protez kolu da altı ay kullandıktan sonra takmak istemiyordu artık.


Engelsiz

Fakat; her şeye rağmen hayat devam ediyordu Hanife için. Memleketi olan Konya’dan Antalya’ya göç ettiklerinde yine yaşayacaklarından habersizdi talihsiz genç kız. Aslında hayat hikayesi yeni başlıyordu bin bir türlü sıkıntı yaşayan Hanife’nin. Ailesi ile birlikte Antalya’ya yerleştikten sonra, ilk önce kendine bir iş bularak başlıyordu yeniden hayata.Başına gelenlere inat ,kendi kabuğunda ve teslimiyetçi duygulardan uzak bir şekilde haykırıyordu bende varım dercesine. Çalıştığı iş yerinde bir arkadaşının önerisi üzerine hayatına anlam katacak spor ile karşılaşmasına bir adım daha yaklaşmıştı. Hayatına anlam katacak sporun adı ise Tekvandoydu. Tekvandoyla tanıştıktan sonra kendisini inanılmaz bir şekilde geliştiren Hanife, kısa bir sürede kendisinden beklenilmeyecek performanslar sergilerken bazıları için imkânsız bazıları içinse mucizeydi onun hayata dik duruşu. Onun için ise başarmak sadece, azim ve inanmaktan ibaretti. Çünkü o normal antrenman sürelerinin dışında da çalışmaya devam ediyordu. Hayata kendisini bağlayan bu spora olan sevgisi

her geçen gün artıyordu. O da bu durumu, “Tekvando, beni yeniden hayata bağladı. Tekvando’ya başladıktan sonra hayata tekrar gülümsemeye başladım” sözleriyle açıklıyordu. Tekvandoda kendini hızlı bir şekilde geliştiren Hanife ‘nin zaferleri emeklerinin meyvelerini beraberinde getiriyordu. Geçtiğimiz aylarda Ankara’da düzenlenen turnuvada Türkiye Para-Tekvondo Şampiyonası’nda 67 kiloda altın madalya kazandı. Artık Türkiye’nin adını Avrupa da ve Dünyada temsil edecek milli gurur, milli bir sporcuydu Hanife. Altın madalyayı kazandıktan sonra “Hayat, benim için daha anlamlı hale geldi” diyerek o kötü günleri geride bıraktığını kanıtlar gibiydi. Hanife, ailesinin gurur duyduğu ve kendisi gibi engelli olan insanlar için umut kaynağıydı artık. Geriye dönüp baktığında yüzünü güldüren, mutlu anıları da olmuştu böylece.

5


Engelsiz

Engelliye Köpek Terapisi

Haber: Ahmet GÜR

Antalya Büyükşehir Belediyesi Veteriner Şube Müdürlüğü tarafından ‘Elimi Tut’ projesi kapsamında, özel eğitim verilen engelli köpekler, terapi sürecinde engelli insanlara destek olacak.

6

B

arınakta bakımı yapılan vasıfsız sokak hayvanların sahiplendirilmesini amaçlayan proje kapsamında engelli köpekler, engelli insanların terapisinde görev yapacak. Projeyle bedensel engelli çocukların veya bireylerin hayvan sevgisiyle terapi görmesi sağlanacak. ‘Elimi Tut’ projesi hakkında bilgi veren Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Daire Başkanı Dr. Yıldız Oral, sokakta engelli halde bulunan sahipsiz köpekleri, özel eğitmenler tarafından yapılacak eğitimin ardından engelli bireylerin tedavisinde kullanmayı amaçladıklarını kaydetti. Özel eğitim alan köpeklerin, engel-

li çocukların terapi sürecine olumlu katkı sağlayacağını vurgulayan Oral, “Projeyle sahipsiz hayvanların arkadaş, engelli bireylerin de hayvan sevgisi kazanacağını” söyledi. Rehber Yol Arkadaşları Yetiştiriliyor ‘Elimi Tut’ projesi köpek eğitmenlerini yetiştirecek eğitmenleri yetiştirmeyi amaçlıyor. İnsanlara meslek edindirerek istihdam sağlayacak olan projenin bir diğer özelliği, yaşlı ve engellilere rehber olabilecek köpek yetiştirmeyi hedefliyor. Projeyle köpeklere eğitim verecek kişilerin kurs sonunda sertifika sahibi olacaklarına değinen Oral, şöyle konuştu:”İlk etapta barınaktaki 300


Engelsiz

köpekten hangilerinin eğitim alabileceğini tespit ettik. Daha sonra bu köpekler uzman eğitmenler tarafından eğitilmeye başlandı. Bu süreçte düzenlenen kurslara katılan kişilere de köpek eğitmenliği sertifikası verilecek. Projeyle hem sahipsiz köpekleri eğiteceğiz, hem de köpek eğitmenliği kurslarına katılanlara sertifika vereceğiz. Eğitilen engelli köpekler, engelli bireylerin terapisinde yardımcı olacak. Bu kapsamda barınakta eğitim alan köpeklerimizin de sahiplendirilmesi için çalışmalar yapacağız.” Proje kapsamında barınakta eğitilmeye başlanan engelli köpekler, Özel Büyükşehir Özel Eğitim Okulu’nda hizmet vermeye başlayacak. Almanya’da hizmet veren Care 4 Life eğitmenleri bu projede eğitmen olarak görev yapacak. Barınakta kısa bir eğitimden geçen ‘Deniz’ adlı ön bacağı trafik kazasında yaralanması nedeniyle kesilen köpek, Özel Büyükşehir Özel Eğitim Okulu’nda öğrencilerle bir araya geldi. Eğitmenler

eşliğinde engelli bireylerin terapi sürecine yardımcı olan ‘Deniz’, çocukların kısa sürede sevgisini kazandı. Engelli bireylerin birlikte yürüyüş yaptığı ve oyun oynadığı ‘Deniz’ adlı köpek, çocuklardan yoğun ilgi gördü ‘Elimi Tut’ projesi tamamlanıp belirlenen hedeflere ulaştıktan sonra Antalya Büyükşehir Belediyesi projenin sürdürülebilirliği için 150.000 m²

alandan oluşan ve Antalya Orman Bölge Müdürlüğü tarafından ön tahsis izni verilen arazide Sokak Hayvanları Bakımevi Projesi faaliyete geçirilecektir. Bu proje içerisinde otizmli bireylerin atlarla ve sokak hayvanları ile rehabilitasyonu için çalışmalar hedeflenmektedir.

7


Engelsiz

Yol Arkadaşı

Haber: Fatih Dogan Hayat için, yaşadığımız her an sürprizlerle doludur derler. Bazen mutluluğu yakalarken bazen de hüzünlü bir son ile devam eder. Emin Yeşilkaya’nın geçmişinde yaşadığı talihsiz olay hayatına yön vermekten daha fazlasını yaşattı ve yaşamaya devam ediyor. O’nun küçük bedeninde yaşadığı bu talihsiz olayı, büyük kalbiyle yenmeye çalışıyor.

8

E

min Yeşilkaya dünyaya sağlıklı bir fert olarak gelmişti. Her çocuk gibiydi oda. Küçük şeylerden mutlu olan ve gülen gözlerle etrafa ışık saçan biri, çocuktu işte günahsız bir melek. Küçük kalbinde büyük umutları olan ve hiç yüzünden gülücüğü eksiltmeyen biri. Bizim çocukluğumuzdu aslında Emin. Nurcan- Ayhan çiftinin iki çocuğundan büyüğü Emin, koca yürekli bir abi. Daha 11 yaşındaydı o’nun hayatını değiştirecek ve yön verecek haberi aldığında. Doktorlar küçük Emin’e kas erimesi teşhisi koymuştu. Bir nefeste ağızdan çıkan o bir cümle insan hayatını bu kadar kolay değiştirmemeli diyor insan kendi kendine. Hiç bir şeyden habersizken yaşayacağı hastalık yavaş yavaş hissettirmeye başlamış o küçük bedenine halsizlik ve yorgunluk belirtileri ile. O bu hastalıkla yüzleştiğinde ailesinin desteğini hep yanında hissetti. Artık herşey Emin içindi. Onun mutluluğu için. Annesi Nurcan Yeşil-

kaya bir an olsun ayrılmadı Eminin yanından. Anneydi işte. Çocuğu için hiçbir fedakârlıktan kaçınmayacak ana yüreği. “Hep arkasındayım, hep arkasında olacağım” diyerek anneliğin ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha kanıtlar gibiydi. Emin’in hastalığı engellemedi hayallerini. Umutlarını karartacağını düşünse de hayat, o sabahları güler yüzle merhaba demekten asla vazgeçmedi. Şimdi 15 yaşında yakışıklı genç bir delikanli Emin. Ailesinin gurur duyduğu başarılı bir öğrencide ayrıca. Hanım Ömer Çağıran İlköğretim Okulu’nda 8. Sınıfında okuyor. Emin her şeye rağmen devam ediyor hayata, yarınlardan ümidini bir an kesmeden. Yol Arkadaşı Emin Annesiyle, okul ile fizik tedavisi gördüğü rehabilitasyon merkezi arasında mekik dokuyor. Annesi onun yol arkadaşı olmuştu artık. Bir an olsun yılmadan usanmadan oğlunun mutluluğu için uğraşan bir yol


Engelsiz

arkadaşı. Okula götürüp getirerek annelik görevinin bittiğini hiç düşünmemiş. Hastalığın daha ilk yılları Eminin yürümesini zorlaştırmaya başlamıştı. Bu da yetmezmiş gibi ailenin içerisinde bulunduğu maddi imkânsızlıklar, Emin’in rahatça ulaşımını sağlayacak tekerlikli sandalyeyi temin etmesinede engeldi. Annesi için bu durum Emin’in eğitiminden geri kalması bahane olmadı hiçbir zaman. Nurcan hanım oğlunun okuması için iki buçuk yıl sırtında okula götürüp getirdi. Nurcan hanım Emin dersine girip çıkana kadar geçen zamanda boş durmak yerine gönüllü olarak okulda çalışmaya başladı. Hiçbir karşılık beklemeden oğlunun mutluluğu için fedakârlığa ve her zorluğa göğüs geren anne yüreğinin bu davranışına şaşırmamak gerekir aslında. Nurcan hanım, okuduğu ilköğretim okulundan bu sene mezun olacak oğluna, engellilerin rahatça ulaşımını sağlaya bilen lise aramaya başlamış. Ayrıca okuduğu ilköğretim okulu Emin için üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmekten bir an geri kalmamış. Engelli bireylerin okul içinde karşılaşabileceği zorlukları ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler getirmiş.

9


Engelsiz

ENGELSİZ YAŞAM “Evet Mümkün”

Haber: Mahmut ONGAN

Antalya’da yaklaşık 29 engelli öğrenciye hizmet veren Yaşam akademi derneği engelli öğrencilerin topluma adapte olmasını ve bir meslek sahibi olmasını hedefliyor.

10


Engelsiz

Grup lokomotif in bir dönem bateristi olan Ferudun Mete öncüllüğünde kurulan Dernek, gönüllü olarak destek veren 4 eğitmenle faaliyetlerini yürütüyor. Antalya Kaleiçinde bulunan dernek 29 öğrenciye eğitim veriyor. Öğrencilere Ritim Dersi Veriliyor Dernek zihinsel engelli öğrencileri sosyal hayata kazandırmak için ritim dersleri veriyor. Ritim derslerini alan zihinsel engelliler çok kısa zamanda ritmik bir şekilde estürman çalabiliyor. Vurmalı çalgılardan oluşan ekip birçok organizasyonda sahne alarak çok kısa zamanda neler başarıla bileceğini ispat etmiş durumda.”Ailelerin biz öldükten sonra çocuklarımız ne olacak” sorusuna cevap olarak doğmuş aslında bu dernek. Eğitmenler tarafında gönüllü olarak sahip çıkılan derneğin en büyük amacını Mete şöyle dile getiriyor : Evler düşünüyorum engellilerin engelsizce yaşayabileceği,sabah işe tek başlarına gideceği akşam eve tek başına döneceği bir ortam düşünüyorum.” Ferudun Mete belediyelerin engellilerin hayatlarını kendileri idame ettirecek biçimde eğitmediğini bir iki yıllık eğitimle geçiştirildiğini vurgulayarak engelli öğrencilere bir iş sağlanması gerektiğini vurguluyor. Bir çok yardım severden destek gören dernek çeşitli organizasyonlarda yer almış, katıldıkları organizasyonların bir çoğuna estürman karşılığında çıkan ritim gurubu Eylül ayında Akdeniz üniversitesi stadyumunda oynan Antalyaapor – Galatasaray maçında tribünde Antalyaspora destek verdi. Grup kendinse ayrılan Bir e Bir tribününden bando çalarak sensi tüm Türkiye’ye duyurdu. Yaşam Akademi Derneği’nin tamamen kendi imkanlarını kullanan bir oluşum olduğunu söyleyen Mete, “Devletin hiçbir kademesi yardımcı olmuyor. Belediyeler yardım etmiyor. Belediye başkanları bizi etkinlikler de fotoğraf çektirmek için kullanıyor. Ardından unutuyor. Biz ailelerin küçük destekleriyle, Şelale Öncül ve benim emekli maaşımdan derneği ayakta tutmaya devam ediyoruz. Derneğin asıl misyonu resmi eğitimlerini tamamlamış fakat bu eğitimden beklenen verimi alamamış öğrenciye sahip çıkarak onları boşluğa itmek yerine, sosyalleşmelerini sağlamak” diye konuştu.

11


Engelsiz

Bu Evde Sihir Var Haber: Ahmet GÜR

Görme engelli arkadaşının müzik eğitimi hayalinden etkilenen eczacı Hülya Bostanoğlu, dükkânını devrettikten sonra görme engelli arkadaşına verdiği sözü tutmak için 50 yaşından sonra konservatuar okudu ve Antalya Sanat Evi’ni açarak engellilerin ‘Melek Anne’si oldu.

12

A

ntalya Sanat Evi Kurucusu ve Koro Şefi Hülya Bostanoğlu, 12 yıl önce engelli bir arkadaşının müzik eğitimi almak için konservatuar sınavlarına girdiğini, kazanmasına rağmen kendisine eğitim hakkı verilmediğini anlatmasından etkilendi. Hülya Bostanoğlu engellilerle koro kurmak ve zordaki hayatlara adanan yaşam yolculuğuna çıkmak için önce konservatuvar öğrencisi oldu, Bostanoğlu, 50 yaşında Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı’nın Türk Sanat Müziği Bölümü’nü kazandı. Konservatuvara devam ederken sanat eğitimine daha fazla zaman ayırabilmek için 25 yıllık eczanesini kapatan Bostanoğlu, 5 yıllık eğitimini tamamladıktan sonra engelliler için koro kurmak üzere çalışmalara başladı. Kendi deyimiyle ‘’Zordaki hayatlara adanan yaşam yolculuğuna çıktığını’’ anlatan 61 yaşındaki Bostanoğlu, korosuna engelli bireylerin katılımını sağlamak için adeta ‘’kapı kapı dolaştığını’’ söyledi. “Sanatın bütün dallarında sihir olduğuna inanıyorum” sözüyle engelleri aşan Bostanoğlu önce derneklere üye olmuş, buralarda yeterince özgür olamadıklarını hissetmiş. 1 yıl önce de Antalya Engelli Sanat Evi’ni kurmuş. Çok ciddi yetenekleri olan ama bunları fırsat verilip değerlendiremeyen engelli bireyler, Antalya Engelli Sanat Evi’nde çok özgür hareket ediyor. İsteyen el işi yapıyor, isteyen şarkı söylüyor. Burada herkesin hayata daha mutlu baktığını belirten Bostanoğlu: “Evimizde çok mutluyuz her gün sanatın bir dalı paylaşılıyor gönüllülük esasına dayalı çalışıyoruz. Bütün öğretmenlerimiz de gönüllü.” dedi. Antalya Engelliler Sanat Evi’nin kapıları her gün açık.


Engelsiz

Türk Halk ve Türk Sanat Müziği eğitimleri Cuma Günü yapılıyor. Handan Aydost kanun, Mahmut Usta saz, Metin Vardar Ud ile bu koro çalışmalarına destek veriyor. Muratpaşa Belediyesi Neveser Türk Müziği Topluluğu Koro Şefi Murat Kocamemik ve arkadaşları da katkı sağlıyor. Engellilere 8 gönüllü eğiticinin yardımcı olduğunu belirten Bostanoğlu, ‘’Uzun ve yorucu bir yolculuk sonunda gördüm ki başarı engel dinlemiyor. Bu yolculuğa tek başıma çıktım ama şimdi görüyorum ki gönüllü öğretmen arkadaşlarım da benimle birlikteler’’ dediSanat evinde; takı ve boncuk, el sanatları, uzman eşliğinde kişisel gelişim seansları, özel dans dersleri, yabancı dil, nota, solfej ve koro çalışmalarıyla kurs saatlerinin eğlenceli geçmesi sağlanıyor. Antalya’dan Türkiye’ye Örnek Bir Model Hülya Bostanoğlu Sanat Evi’nin televizyonlarda gösterildiğinden beri insanların ilgisinin arttığını belirte-

rek; ‘’En önemlisi Sanat Evi’mizin büyük bir farkındalık yarattığını gördük. Çalışmalarımızın ödüle layık görüldüğünü duymak ise bizleri motive ediyor.’’ dedi. Antalya Engeliler Sanat Evi’nde eğitim alan Hasan Sakka da atölyelerinde müzik yapıp, şarkılar söylediklerini, arkadaşlarıyla birlikte eğlenceli vakit geçirdiklerini anlattı. Benzer sanat evlerinin sayısının artması gerektiğini vurgulayan Sakka, atölyede çalışmalarının yanı sıra, diğer engellilere faydalı olabilmeye çalıştıklarını söyledi. Sanat Evi üyeleri bu paylaşıma gönülden destek verdi, çalışmaları disiplinle sahipleniyorlar. Hülya Bostanoğlu’nun dediği gibi bu evin sahipleri onlar. Bu ev onların buluşma noktası. Evden sokağa taşan güzel enerji gelen geçeni mıknatıs gibi kendine çekiyor. Antalya Engelliler Sanat Evi’nde ticari kaygıları olmadığını kaydeden Bastanoğlu, şunları söyledi: “Arkadaşlarımızla sanat evinde çok mutluyuz, sanatın engel tanımadığını an-

latmaya çalışıyoruz. Sanat evimizde aidat bile almayız. Yüreği güzel bizim yanımızda olmak isteyen arkadaşlarımız bu fırsatçılara değer vermek yerine yanımızda olsunlar. Yanımızda olmak isteyen vatandaşları çayımızı içmeye davet ediyoruz. Atölyemizde bizimle birlikte çalışmalara katılsın. Bizleri izlesin. Sanat evimizin kapısı engelli engelsiz tüm insanlara açık.” İleriye dönük olarak sosyal sorumluluk projelerinde yer almak istediklerini ifade eden Hülya Bostanoğlu: “Sanatın engel tanımadığını anlatmaya bütün sanatsal faaliyetlerimle devam edeceğim. Evlerine kapanan özgüveni eksik engelli bireylere yaptığım çalışmalarla örnek teşkil etmek istiyorum. Toplumda farkındalık yaratabilmek amaçlarımdan en önemlisi. Engellilerin hayatlarına bizlerin kattığı engeller olmamak ve ulaşılabilir şehir mimarisi içinde suçlu olmayıp sadece engelli olan insanların çok daha mutlu yaşamasını istiyorum.” dedi.

13


Engelsiz

Azmiyle Görme Engellilere Örnek Oluyor Hayat size engelleri koysa da yılmamak ve her şeye rağmen bende varım diye bilmektir yaşamak. Bende varım diyebilmek için. Kimileri için sıradan bir cümle. Ama çevrenize baktığınızda kendi kabuğunda saklanan ve yoğrulan ve kendi engelleri yetmezmiş gibi insanların koyduğu engelleri aşmaktan bitap düşmüş insanlar için sıradanlıktan daha fazla anlamlar ifade ediyor. Empati üzerine söylenmiş sözlerde ibaret bir edebiyattan daha fazla anlayışa ihtiyacı olan insanlar onlar. Herkese inat azim ve inanç ile yola çıkarak engelleri aşan başarı hikayelerinde biri sadece Hasan Puluç’un yaşamı.

14

Haber: Ismail Türker

H

asan Puluç daha 5 yaşında geçirdiği ateşli bir hastalık nedeniyle gözleri görme yetisini kaybediyor. Aslında bu talihsiz olay hepimizin geleceğin engelli adayları olduğu gerçeğini kanıtlar nitelikte. Bir başka gerçek ise gerçeklerin biraz ağır geldiğidir insanoğluna. O yüzdendir ki gelecekte kendimizi engelli adayı olarak düşünmeyiz, gün gelip başımıza geldiğinde ise elimizde sadece geçmişe dair keşkeler ile baş başa kalırız. -Eğitim hayatı boyunca engelli oluşunu kendine engel olarak görmediİlkokul, ortaokul ve lise de başarılı bir öğrenci olan Puluç 1991 yılında Selçuk Üniversitesi hukuk fakültesini kazanıyor. Azim inanç ve başarı, bu kavramların gündelik hayatta

bize uyandırdığı anlamlardan daha kutsaldır onlar için. Çünkü ulaştıkları başarılara kimi zaman sıkıca sarılamıyor, kimi zaman sevdiklerine koşamıyor, kimi zaman kelimeler ile mutluluğunu paylaşamıyor ve kimi zaman ise sessizliğin içinde çığlıkları haykırarak söyleyemiyorlar. Hukuk Fakültesini kazanan Puluç son senesinde maddi imkânsızlıklar nedeniyle harç parasını yatıramıyor ve üniversite hayatına ara vermek zorunda kalıyor. Buna rağmen hayatına felsefe edindiği azim ve inanç onu yıldırmıyor. Çünkü insanın hiçbir maddiyata değiştiremeyeceği yetisini daha 5 yaşındayken kaybeden biri için bu engel onun tökezlemesine neden olurdu sadece. Her şeye rağmen hayat devam ediyordu onun


Engelsiz

için. Engelli olması onun çalışmasına hiçbir zaman engel olmadığını bilincinde olan Puluç Bayındırlık ve iskan bakanlığında engelli kontenjanından başvuruyor ve memur olarak işe başlıyor. Memurluğa başladıktan kısa bir süre sonra tayini Antalya’ya çıkıyor. O yıllarda üniversite affıyla ve bir arkadaşından borç alarak Selçuk üniversitesine tekrar kaydını yaptırıyor. Harç parasını yatıramadığı için 20 yıl önce atıldığı Hukuk Fakültesine 2008 yılında çıkan afla dönerek geri dönüyor. 2009 yılında üniversiteden mezun olan Puluç, Antalyada 1 yıllık zorunlu stajını tamamladıktan sonra Antalya Barosuna kaydını yaptırıyor. Hasan Puluç ayrıca kabartma yazısıyla savcılığa dilekçe vererek Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi. Sav-

cılığa verdiği dilekçede adliye binasının görme engelliler yönelik şartların iyileştirilmesiyle ilgili öneriler içeriyordu. Hasan Puluç’un bu dilekçesini dikkate alan savcılık gerekli koşulların sağlanması yönünde bir dizi adımlar attı. Boş zamanlarında santranç oynamak en büyük hobisi Puluç’un. Bu hobisi ona geçtiğimiz aylarda yapılan santranç turnuvasında birincilik bile getirdi. Hasan Puluç, ülkemizde engellilere yönelik atılan adımlar olumlu karşılıyor olsa da belediyelerin engelliler yönelik yaptığı yol düzenlemelerini Avrupa standartlarının altında buluyor. Özellikle görme engelli yönelik yapılan “hissedilebilir yüzey” yolunda kimi zaman bir ağaç kimi zaman

bir çöp kutusu çıkması onlar için yarardan çok zarar verdiklerine değindi. Hayatı başarılarla dolu olan Puluç ayrıca Antalya’da bir dönem Altınokta Körler Derneği Başkanlığı da yapdı. Hayata bir sıfır geride başlıyan hayatlardan biri iken umudunu kaybetmeden koyduğu hedefleri için savaşan ve mutlu sona ulaşan insanlardan biriydi sadece Hasan Puluç. Cübbe giyme töreninde yaptığı konuşmada başarısını şu sözlerle özetler gibiydi. “Buraya çıkmam fırsat eşitliğinin göstergesi, azmin zaferidir. Umut varsa başarı vardır. Yeter ki umutlarınızı yitirmeyin”

15


Engelsiz

Engelleri Kaldıran Üniversite Haber: Mahmut ONGAN

Akdeniz Üniversitesi geçtiğimiz yıllarda hayata geçirilen “Engelsiz Kampüs Projesi” ile birçok üniversite için esin kaynağı oluyor.

A

kdeniz Üniversitesi “Engelsiz Kampüs Projesi” öncesi üniversitede bulunan engelli öğrenci sayısı 13’tü. Üniversitede yer alan ve bu projelerin gerçekleşmesinde etkin rol oynayan Engelli Öğrenci Destek Biriminin çabaları sayesinde üniversitemizin misyonu haline gelen “Engelleri Aşan Üniversite” sözünün hakkını verir gibi tüm engelleri aşma yolunda önemli yol lar kat etti. Bu durum günümüzde üniversitemizde okuyan öğrenci sayısına da yansıdı. Proje hayata geçirilmeden önce 13 olan engelli öğrenci sayısı günümüzde yaklaşık on katına çıktı. A.Ü. Engelli Öğrenci Destek Birimi Sorumlusu Fatma Ünlüsayın, A.Ü.’nin ülke genelinde engelli öğrencilerin tercih ettiği üniversiteler sıralamasında ilk sıralara taşıdığını söyledi. Sosyal projelerde üniversitemizin üstlendiği misyon diğer üniversiteler için örnek teşkil etmekte olduğunu ve gerçekleştirdiğimiz bu proje kapsamında olumlu geri dönüşler aldıklarını söyledi. Bu tür projelerin üniversiteyle sınırlı kalmaması gerektiğini de belirten Ünlüsayın

16


Engelsiz

umarım milletimizin duyarlılığı projelerimizin tüm yurda yayılması için bir ivme kazandırmasını tüm kalbiyle dilediğini söyledi. Akdeniz Üniversitesi’nin Yapı işleri Daire Başkanlığı ile Engelliler Birimi projeyi ortak olarak yürütmekte. Ön araştırma yapılarak üniversitenin kampüsünde engel teşkil edebilecek fiziksel sorunları kaldırmayı amaçlayan çalışmalar başlatıldı. Engelli öğrenciler yönelik bu proje üç aşamadan oluşmakta. ilk etap; rampa ve kaldırım düzenlenmesi. ikinci etap; Hissedilebir yüzey projesi. Üçüncü Etap; engelli park alanları olarak belirlendi. Kampus içinde engelli bireyler için ayrıca “engelliler rampası” projesi hayata geçirildi. Bu proje kapsamında engellilerin seyir halindeyken engel olabilecek tüm olumsuz koşulları ortadan kaldırabilecek şekilde kaldırım ve rampalara düzenlemeler getirildi. proje kapsamında bu güne kadar 59 engelli rampası,6000 metre kaldırım çalışması,15 adet orta refüj yapımı, otobüs durakları ve 1 adet engelli köprü geçişi tamamlanmış, 2 adet eski binamıza asansör uyarlanmış ve monte edilmiştir.3 Adet yeni asansör yapma çalışmalarına başlanmıştır.

Kampüs içerisinde pilot bölge olarak KYK önünden üniversitenin ana çıkış kapısına kadar uygulandı. Hissedilebilir yüzey; genel olarak görme engellilerin yaya yolunda daha rahat seyir halinde gitmelerini ve karşılaşa bileceği tehlikeli koşulları sıfıra indirmeyi amaçlamakta. Görme özürlü bireylerin dokunma duyusuna hitap eden bu teknoloji engellemeler konusunda uyarmak için geliştirilmiş kabartmalı yüzey malzemesidir. Üniversitenin tamamına yayılması için gerekli alt yapı çalışmaları devam etmekte. Engellilere yönelik son uygulama olan“Engelli Araç Parkı” projesi ise geçtiğimiz günlerde tamamlandı. Bu proje kapsamında fakültelere yakın bölgelerde sadece engellilerin araçlarını park edebilecekleri yerler yapıldı. Akdeniz Üniversitenin “Engelleri Aşan Üniversite” sözünü hak etmek için elinden geldiğince çabaladığını ve engellere yönelik getirdikleri projeler devamı önümüzdeki günlerde yenilerini ekliyerek devam edecek gibi duruyor..

17


Engelsiz

Tek Koluyla Şampiyon Oldu lerde engellilerin ilgi gösterdiğini ancak zamanla maddi imkansızlıklar nedeniyle spora devam edemediklerini dile getiren Çelik, “ kadınların ve engellilerin spor yapması çok önemli. Özellikle savunma sporu olan tekvandoyu öğrenmeleri gerekli kendilerine güveni gelir” diye konuştu.

Haber: Ismail Türker

P

ara Tekvando Dünya Şampiyonalarında gümüş ve bronz madalya, 2011 Avrupa Şampiyonasında gümüş, 2011 Türkiye şampiyonasında altın madalya kazanan, doğuştan sol kolunun dirsek altı kısmı olmayan Gülsün Çelik, kendisi gibi engellilerin spor yapabilmesi için Anka Engelliler Spor Derneği’ni kurdu. Derneği kurma amacını ‘engelliler yapamaz’ düşüncesini ortadan kaldırmak olduğunu ifade ediyor Çelik. Antalya’da doğan ve yaşamını burada sürdüren Çelik, Kocaeli Büyükşehir Belediyespor adına 2009 yılın da Bakü’de katıldığı Para Tekvando

18

Dünya Şampiyonasında gümüş madalya kazandı. 2010 dünya şampiyonasında bronz, 2011 Avrupa şampiyonasında gümüş ve 2011 Türkiye şampiyonasında altın madalya alan Gülsün Çelik, Karayipler'de 22 Kasımda yapılan dünya şampiyonasına ise ulaşım imkanlarının sağlanmaması nedeniyle katılamadı. Özellikle engelliler spor yapmalı’’ Antalya’da açtığı spor salonunda, engellilerin spor yapmasını sağlamaya çalışan Çelik,’’ ailelerin engelli çocuklarının da spor yapabileceğine inanmalarını sağlamak istiyorum’’ dedi. Spor salonunun açıldığı ilk gün-

‘’Aileler ikna edilmeli’’ Ailelerin çoçuklarının spor yapabileceğine ikna olması gerektiğini belirten Çelik, farkındalık yaratmak istediklerini söyledi. Kendisine Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu'na kaydı yapılana kadar herkesin 'sen engellisin, yapamazsın' demediğini vurgulayan Çelik, "Ancak okulu kazandığım halde engelli kontenjanından gir dediler. Fakülte kurulu, önceki yıllarda engelli uygulama derslerini yapamadığı için beni de almak istemedi" dedi. Antrenörünün araya girmesiyle fakülteye kabul edildiğini anlatan Çelik, 2008 yılında okulu ikinci olarak bitirdiğini, birinci olarak da yüksek lisans yapmaya başladığını, ancak doktorada engelli kadrosu olmadığından iki yıllık araştırma görevlisi kadrosunun otomatik olarak düştüğünü belirten Çelik, Türkiye'nin bilimsel anlamda işi bilen bir engelliye ihtiyaç olduğunu söyledi. ‘’Küçük yaşta engeller aşılabilir’’ Herşeyin küçük yaşlarda başladığını belirten çelik; ‘’İnsanların egoları küçük yaşta şekillenir, çocuk yaşta birine engelli olduğu için bir şeyler yapamayacağı söylenirse o çocuk hayattan kopar. Küçük yaşta engeller aşılabilir. Ben engellilerin evlerine kapanıp kalmasını istemiyorum, mutlu olacakları şekilde yaşamalılar. Bu yüzden gerek kadınların gerekte engellilerin kafalarda yaratılan engellerinin kaldırılması gerekiyor.”


Engelsiz

Engelsiz Spor Haber: Fatih DOGAN

B

edensel engelli vatandaşların toplumla bütünleşmesi amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete sokulan ‘Alo Engelsiz Taksi’ kentin değişik bölgelerinde ikamet eden birçok genci sporla buluşturuyor. Sosyal belediyecilik anlayışı ile engellilere yönelik yürüttüğü hizmet ve projelerle adından söz ettiren Büyükşehir Belediyesi’nin, ‘Alo Engelsiz Taksi’ hizmeti büyük takdir topluyor. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından fiziksel engelleri nedeniyle evinden çıkamayan vatandaşların sosyal hayata erişimlerini sağlamak ve yaşam düzeylerini yükseltmek

amacıyla hizmete sunulan proje, engellileri yaşama bağlıyor. Kentin değişik bölgelerinde ikamet eden bedensel engelli gençler, ‘Engelsiz Taksi’ ile sporla buluşturuluyor. Görevli personel eşliğinde evlerinden alınan gençler, Antalya Büyükşehir Belediyesi Bedensel Engelli Basket Takımı antrenörleri eşliğinde basketbol öğreniyor. Belediye Başkanı’na Teşekkür Büyükşehir Belediyesi Bedensel Engelli Basket Takımı kaptanı Mehmet Akın ve Öner Erkış ile birlikte antrenmanlarını sürdüren genç sporcular yeni arkadaşlıklar kurmanın

Antalya’da, bedensel engellilerin toplumla bütünleşmesi amacıyla Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete konulan ‘Alo Engelsiz Taksi’ kentin değişik bölgelerinde ikamet eden birçok genci sporla buluşturuyor.

ve spor yapmanın heyecanını yaşıyor. Antrenmanlarına devam eden gençlerden yetenekli olanların Büyükşehir Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı alt yapısına alınması düşünülüyor. ‘Alo Engelsiz Taksi’ ile hayata tutunduklarını ifade eden engelli gençler, “Ücretsiz olarak faydalandığımız taksi sayesinde değişik aktivitelere katılıyor, spor yapıyoruz. Engelsiz taksi bizleri eve kapanmaktan kurtardı. Bize bu imkanı sağlayan Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Akaydın’a teşekkür ediyoruz” dedi.

19


Engelsiz

ONURLU V GAZ

Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetim Derneği Antalya Şubesi Başkanı Ali Kuş; Biz gaziler engelli değiliz. Gaziliğin onurunu ve şerefini yaşayan bu milletin evlatlarıyız sadece.

20

yaşına kadar her şey normal. Vatani görev için gittikleri görev yerlerinde hayatları değişiyor. Kimisi mayın tuzağında, kimisi çatışmada, kimisi baskında yaralanıyor ya da arkadaşlarının şehit olmalarına tanık oluyorlar. Gençliğin baharında yaşanılacak en büyük bunalımlardan bir tanesi. Bu travmayı atlatabilmek için psikolojik destek almak şart. Bunun yanında toplumun da kendilerine gereken saygıyı göstermelerini istiyorlar. Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetim Derneği’nin kuruluş amacı da bunlardan bir tanesi. 1915 yılında 1. Dünya Savaşı sırasında dernek kuruluyor. Amaç yaralanan askerlerin evlerine dönebilmesini kendi aralarında yapılan yardımlarla karşılamak. O dönemde protez yok. Değneklerle, ağaçlarla evlerine gidecek yaralı askerlere yol paralarını kendi aralarında toplayarak yolluyorlar. En son olarak 1983 yılında şu anki adı alarak Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetim Derneği ismiyle görevine devam ediyor. Kamu yararına çalışan bir dernek. Genel merkezi Ankara’da ve Türkiye’de 50 ilde örgütlü halde hizmet vermekte. 50 il dışında ise ilçe temsilcilikleri mevcut.

20


Engelsiz

VE GURURLU ZİLER Haber: Ahmet GÜR

Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetim Derneği Antalya Şubesi Başkanı Ali Kuş 2006’dan beri bu görevi yerine getirmekte. Derneğin Antalya şubesinde 85 tane gazi ve 62 tane de şehit ailesi bulunuyor. Dernek sadece aidatlarla işlerini yürütüyor. Kişi başı yıllık 25 lira aidat alınıyor. Birde derneği açıp kapatan bir kişi var. Ali Kuş 1995 yılında Diyarbakır’da girdiği çatışmada gazi unvanına sahip oluyor. Ali Kuş’un hayat öyküsü farklı değil aslında. Kendisi 1975 Antalya Serik ilçesi nüfusuna kayıtlı. 1995 yılında acemi birliğini Manisa Kırkağaç’ta tamamlayarak Diyarbakır Hani Komando Bölüğü’ne gidiyor. Hani Komando Bölüğünde bölük çavuşuyken, 7 Temmuzda çıkarılan ‘Pişmanlık Yasası’ndan yararlanmak isteyenleri almak için dağa gönderiliyorlar. Görevlerinin 12. ve son gününde Şemdin Sakık ve 120 kişilik grubu bölüğe saldırıyor. Kuş, saldırıdan ölü diye bırakıp gittikleri için kurtuluyor. Diğer arkadaşları şehit düşüyor. Önce Diyarbakır Askeri Hastanesi oradan GATA, İstanbul, Eskişehir Askeri hastanelerinde 3 yıl tedavi görüyor. Bu tedavi sürecinden sonra hayat mücadelesi vermeye devam ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Bürosu’nda çalışmaktadır.

Kendi gibi gazi olan insanlara yardım etmek için derneğe başkanlık etmeye başlıyor. Ali Kuş dernekteki amacını şu şekilde açıklıyor ”Benim için önemli olan şehitlerimiz bize emanet kalan çocukları. Bunların en iyi okullarda okuması, en iyi şekilde öğrenim görmesi, en iyi dershanelere gitmesi ve hayata kazandırılması en büyük amacım.” Diğer yandan psikolojik desteğin de çok önemli olduğu gerçek. Eğer gazilerimiz yaşadıkları travmayı atlatamazlarsa ciddi sağlık problemleri ile karşı karşıya kalabiliyorlar. Kuş bu konuda “Çok hassas yapıya sahibiz. Topluma kaynaşamayan, psikolojik sorunlarını atamayan birçok gazi arkadaşımız ciddi sorunlar yaşıyor. Bazıları eşlerinden boşanıyor psikolojik destek görmedikleri için. Tedavi sürecinden sonra devletten psikolojik destek görmediğimiz için bu arkadaşlarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz.” Çok Onurlu Ve Gururlu İnsanlarız İnsanlardan istedikleri tek şey diğer engellilerle bir tutulmamak.Bu durumu Kuş şöyle açıklıyor ”Hayata bakışımız çok farklı. Kesinlikle bizlere acınmasını istemiyoruz. Çok onurlu ve gururlu insanlarız. Biz 20’li yaşına kadar sağlıklı bir insandık. Askere gidip orada yaralandık. Kimisi uzuv kayıpları yaşadı kimisi engelli olarak kaldı. İşte biz engellilerle bir tutulduğumuz zaman üzülüyoruz.” Gazilerimize maddiyattan çok manevi destek verilmesi onları daha çok mutlu ediyor. İnsanların kendilerine yönelik maddiyatı önde tutması her birini daha çok yaralıyor ve acılarını körüklüyor. Kuş bu konunda ise “ Bir gazinin aldığı para insanlar tarafından dile getiriliyor. Hem gazi maaşı alıyorsun hem devlette işte çalışıyorsun. İki yerden maaş alıyorsun gözüyle bakıyorlar. Bu bizi çok yaralıyor. Bir alışveriş merkezine gittiğim zaman orda saygı görme veya herhangi bir yere gittiğim zaman bana ilgi alaka gösterilmesi benim hoşuma gider. Bu da ne demektir biz bir bedel ödedik toplum bize ilgi gösteriyor şeklinde olması gerekir.” dedi. Devlet terörle mücadelede yaralananlara iş hakkı tanıyor. Ancak vazife malulü olanlar yani batıda yaralananlara iş hakkı tanınmıyor. Gazilere bir iş hakkı, şehit ailelerine 2 iş hakkı devlet tarafından veriliyor. Sağlık konusunda da gaziler ücretsiz faydalanabiliyorlar.

21


Engelsiz

İŞARETLER KONUŞUYOR Haber: Mahmut ONGAN Türkiye’de yaklaşık 3 milyon işitme engelli bulunuyor. iletişimdeki tek engelleri kendilerini anlayacak dili konuşan insanları bulamamak. Devlet işitme engellilerin eğitim ve iletişimlerinin sağlanması amacıyla Türk Dil Kurumu Başkanlığı tarafından Türk işaret Dili Sistemi oluşturarak; engelli vatandaşlara ve ailelere iletişim kolaylığı sağlıyor.

Ö

zel Antalya Özel Melekler Eğitim Okulu; işitme, konuşma, dil gelişimi, yaygın gelişimsel bozukluk, ders destek, otizm, zihinsel engelli eğitimi, psikolojik destek, aile eğitimi, günlük yaşam becerileri, atölye çalışmaları, bireysel ve grup eğitimi vermek için Haziran 2011’de eğitim vermeye başlamıştır. Okulun Odyoloji Uzmanı Sevilay Kılınçarslan burada işitme engellilere eğitim veriyor. İşaret dili el ile yaratılan ve ulusal ya da yerel belli işaretleri kullanan görsel bir iletişim sistemidir. Konuşma dilinden ayrı, söz dizimi farklı ve kendi kuralla-

22

rı olan bir dildir. Parmak alfabesi ile parmakların değişik pozisyonlar alması ve sözcüklerin cümlelerle ifade edilmesidir. Dünyada ve Türkiye’de işitme engelli çocukların yaklaşık %90’ı duyan anne ve babalara doğmaktadır. Özellikle doğuştan ağır işitme kaybı olan ve annesi, babası işitme engelli olmayan çocuklar doğumdan sonraki ilk beş yıl içinde işaret dili öğrenmelidirler. Aksi halde, işaret dilini ya da herhangi bir sözel dili öğrenmelerinin yanı sıra normal düşünce, zeka, sosyal ve duygusal gelişimleri de risk altına girmektedir.İlk 5 yılda


Engelsiz

işaret dili öğrenmemenin sonuçları Kılınçarslan şöyle açıklıyor “Beyin ve nörolojik hücreler arasındaki ilişki diğer çocuklardan geri kalır. Okuma yazma ve öğrenme kapasitesi çok geride kalır. İkinci bir dili öğrenmek çok zorlaşır. Erken dönemde işaret dili öğrenmemiş işitme engelli bir çocuğun Türkçe’yi öğrenmesi veya okuyup yazması çok zordur. Okul yaşlarında, duyan çocuklarla karşılaştırıldığında, hafıza geriliği gözlemlenebilir. Sosyal ve duygusal gelişimde erken yaşlarda problemler olabilir.” Erken teşhiste Cochlear Implant yöntemi duymayı artırabiliyor. Erken ve doğru teşhis işitme engelli bireylerde çok önemlidir. Öncelikle anne, baba hemen kendileri işaret dili öğrenmeli ve çocuklarına sözel eğitimle birlikte işaret dilini de öğretmelidirler. Çocuğun engeli keşfedildikten sonra ilk yapılacak olan tıbbı müdahale Cochlear Implant yöntemidir. Bu yöntemi Kılınçarslan şöyle açıklıyor “Cochlear Implant yöntemi bir ameliyatla kulağın koklea kısmına yerleştirilen işitme cihazı sayesinde duyma ile ilgili sinir hücrelerinin harekete geçirilmesidir. Ameliyat ne kadar erken yapılırsa sözel dili öğrenme başarısı da o kadar artar. Ameliyattan sonra mutlaka sözlü eğitim uygulanmalıdır. Ameliyat herkes için uygun bir çözüm değildir ve ameliyat olan herkesin konuşma olasılığı 100% değildir. Böyle bir riski göze almamak için Cochlear Implant olmuş bir çocuğa hem işaret dili hem sözel dil öğretilmelidir.”

Sözel yöntem ile eğitilen ve işitme kaybı fazla olan çocukların sözel dil öğrenme olasılığı oldukça düşüktür. Bazı eğitimciler dudak okumayı öğrenmenin işaret dilinin yerine geçemeyeceğini çünkü pek çok ses ağız içerisinde ve gırtlaktan çıktığını savunmaktadır. Çocuklara işaret dili öğretmek onların sözel dil gelişimini kesinlikle geriletmez. Hem işaret dili hem de sözel dil öğrenen bireyler daha çabuk anlamakta ve uyum sağlamaktadır. Anne ve babanın çocukları ile daha çok vakit geçirmesi gerekiyor. Sevinç, işitme engelli bireyler ile iletişimin sağlanmasında şunların yapılması gerektiğini söylüyor “Çocuğunuz ile iletişim kurarken, bazen beklediğiniz tepkileri alamamanız normaldir. Çocuğunuzun bazı durumlarda size bakmaması, ses çıkarmaması ya da buna benzer tepkileri vermemesi beklenen bir durumdur. Önemli olan, bu durumların sizin çocuğunuzla olan iletişiminizi azaltmamasıdır. Çocuğunuz ilk dönemlerde, her ne kadar beklediğiniz tepkileri veremese de, sizinle iletişime açıktır. Çocuğunuzla iletişim kurmaktan vazgeçmeyin. Göz kontağı kurun, ona dokunun ve dikkatini kendinize yönlendirmeye çalışın. Çocuğunuz size bakarken ona gülümseyin, yanağına dokunun, onun ilgisini çekmeye çalışın. Yüzünüzle yapacağınız komik ifadeler onun ilgisini çekecek ve size tepki vermesini sağlayacaktır. Çocukların anne ve babalarıyla iletişime açık olduklarını unutmayın. Uygun şekilde yaklaştığınız zaman, çocuğunuz beklediğiniz şekilde sizinle iletişime geçmeye çalışacaktır.”

23


Engelsiz

AKDENİZ ÜNİVERSİTESİNE SESLİ KÜTÜPHANE

A

kdeniz üniversitesi sağlık kültür ve spor daire başkanlığı, başarılı bir işe daha imza atmanın haklı gururunu yaşıyor. Görme engelliler destek birimini faaliyete sokarak, bu alanda engelleri ortadan kaldırmayı planlayan Akdeniz Üniversitesi, geleceğe ışık saçan bir üniversite olma yolunda emin adımlarla yoluna devam ediyor.

24


Engelsiz

Haber: Fatih DOGAN

H

edef kitlesi engelliler olan bu birim, öğrencilerin eğitim hayatlarını kolaylaştırmak ve sosyal alanda kendilerini daha fazla geliştirmeleri amacıyla geçen yıldan beri aralıksız hizmet vermeye devam ederek Akdeniz Üniversitesini daha cazip hale getiriyor. Görme engelliler birimi dışında bir tane daha engelli destek birimini çatısı altında bulunduran Akdeniz üniversitesi, 2012 engelsiz kampus projesi için diğer üniversitelerle de iş birliği içinde. Görme engelli öğrenciler baz alınarak başlatılan bu çalışmada elektronik ortama kitaplar aktarılarak bu şekilde dersler veriliyor. Bünyesinde 20 bin elektronik kaynak bulunan birimde görme engelli öğrencilere online (çevrimiçi) olarak kitaplar dinletiliyor. Ayrıca 4 tane ekran okuyuculu bilgisayar bulunan birimde masaüstünden internet Explorer programının kullanımına kadar daha birçok uygulama, konuşan bilgisayarlar aracılığıyla öğrencilere sunuluyor. Birimin koordinatörlüğünü üst-

Yaklaşık 1 yıllık bir çalışmanın ürünü olan görme engelliler destek birimi, Akdeniz Üniversitesi tarafından hayata geçirilmiş durumda. lenen ve aynı zamanda eğitmen olarak görev yapan Sarper Arıkan’ın yaptığı açıklamaya göre; Akdeniz üniversitesi sadece kendi öğrencileri için değil aynı zamanda yerel ve ulusal boyutta büyük bir çalışmanın içine girmiş durumda. Ayrıca Türkiye Görme Engelliler Kütüphaneleri Eş Güdüm üyesi olan Akdeniz üniversitesi bu alanda köklü bir geçmişe sahip olan Boğaziçi Görme Engelliler Teknoloji Eğitim Merkeziyle ortak adımlar atarak engelleri kaldırmak adına büyük bir özveri içine girmiş durumda… Birçok üniversitenin de bu anlamda büyük bir çaba gösterdiğini açıklayan Arıkan Teknoloji ve Eğitim merkezlerinin giderek arttığını ve bunun sevindirici bir gelişme olduğunu, öte yandan yaptıkları çalışmaların sadece kendi birimleriyle sınırlı kalmadığını, birçok engelli birimine elektronik kitaplar gittiğini belirtti. Üniversite personelinden, öğrencilere kadar herkesin desteklediği ve arkasında durduğu bu proje için büyük umutlar beslediklerini dile

getiren Arıkan el ele vererek aşamayacağımız hiçbir engel yok, yeter ki kafalarımızda ki engelleri kaldıralım diyerek açıklamalarda bulundu. Bu konuda en uygun eğitim ve yaşam alanını oluşturmak için yasal mevzuatlarla güvence altında alınan öğrencilerin, daha rahat ettirilmesi manasında büyük bir çaba sarf eden Akdeniz üniversitesi diğer pek çok üniversiteye de örnek olmuş durumda. Özellikle basılı yayını okumakta güçlük çeken öğrenciler için engelli destek teknolojileriyle uyumlu web siteleri üzerinden dersler anlatılmakta ve bir nebze de olsa engeller ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır... Bu bağlamda sadece görme engeli olan öğrencilere değil aynı zamanda başka engelleri olan öğrencilerine de sahip çıkarak örnek bir davranış sergileyen Akdeniz üniversitesi, Yürüme engelli öğrenciler için de kampus içerisindeki kaldırımları yenileme çalışmalarını başlatmış durumda.

25


Engelsiz

BÜTÜN ENGELLERE AYAKLARIYLA MEYDAN OKUYOR Haber: Ismail Türker

A

ntalya Kaleiçin’de 18 yıldır esnaflık yapan Temel Yılmaz, elleri olmamasına rağmen, her işini ayaklarıyla yapıyor. Ayaklarıyla çay içe bilebiliyor, boncuk tanelerini ipe dizip bileklikler, kolyeler yapabiliyor, yemek yiyebiliyor.

26


Engelsiz

K

endisinin engelli olmadığını altını çizerek vurgulayan Temel, doğuştan ellerinin olmadığını fakat her işini kimseye muhtaç olmadan yapabildiğini, hayat mücadelesinden hiç kopmadığını anlatıyor. Kaleiçine röportaj yapmaya gittiğimizde yüzünden hiç eksik olmayan gülücükleriyle karşılıyor bizi. Turistlerle İngilizce, Rusça konuşurken buluyoruz onu. Satacak kadar biliyorum diyor hayretimizi görünce. Yanından hiç eksik etmediği çayını ayaklarıyla tutup yudumlarken elleri olmayan bir insanın aslında yapılanamaz denen şeyleri nasıl yayabileceğini gösteriyor bizlere. . Ben bu ayaklarla iğne deliğine ip geçiriyorum çay içmek basit iş diyor ve ekliyor ‘’2 çocuğumu ben bu ayaklarla çalışarak büyüttüm yeri geldi ayakkabı boyacılığı yaptım ama hayat mücadelesinden hiç kopmadım.’’ Kendinin engellerine rağmen bu işleri yapabildiğini söyleyen Temel engelli olamayıp çalışmayan insanları anlamadığını belirterek ‘’ benim kollarım olmamasına rağmen amaçlarım hedeflerim var normal insanların hedefleri yok amaçsız yaşıyorlar yüzleri çok donuk bu durum beni çok üzüyor.’’ Mehmet Temel, otomobil almadan önce karşılaştığı en büyük sorunun toplu taşıma şoförlerinin kendisini görünce durmaması olduğunu belirterek, ‘’Şoförler beni kendileri indirip bindirecekmiş gibi algılıyor. Bu nedenle durmuyorlar. Zaman zaman ilginç durumlarla da karşılaşıyorum. Otomobille İstanbul’a giderken gişelerden geçerken memura ayağımla para uzattım. Gişe memuru büyük bir şaşkınlık yaşadı. Tekrar aynı işlemi yapmamı istedi’’ diye konuştu. Kaleiçi esnaflarından Yaşar Gencer ise engelli esnaf arkadaşlarının çalışma azmi karşısında şaşırdıklarını belirterek, ‘’Mehmet Temel esnaf komşumuz. Her sabah birbirimize ‘hayırlı işler’ dileriz. Onu tebrik ediyorum. Biz sağlam halimizle iğneden ipliği geçiremiyoruz, o ayağıyla tespih dizip, gaz dolduruyor’’ dedi.

27


Engelsiz

“HEPİNİZ ENGELLİ ADAYISINIZ” Hayatın karşımıza neler çıkaracağı hiç belli olmuyor. Sürekli duyduğumuz ve kullandığımız bir cümle vardır, hepimiz bir engelli adayıyız, bu cümleyi iliklerine kadar hissetmiş, hayatın zorluklarına karşı vakur bir davranışla yaşam mücadelesine devam ediyor Ramazan Tosun. Haber: Mahmut ONGAN

H

ayatı hakkında konuştuğumuz Tosun 50 yaşında, 8 yıldır iki bacağı da yok ve 7 nüfuslu ailesine çalışarak kendisi bakıyor. Bunu ayakkabı boyacılığı yaparak sağlıyor. Ailesinden bahsederken 1 yıl önce evlendirdiği çocuğundan mutlulukla bahsediyor, eşini de aynı mutlulukla anıyor. ”Tek tutanağım ailem” diye ekliyor cümlelerinin sonuna Ramazan tosun hayatın sıkıntılarını çocuk yaşta çekmeye başlamış, evlatlık olarak verildiği ailenin geçimini sağlamaya başlaması çocuk yaşın-

28

da “ sabah evden çıkardım mendil falan satıyordum akşam ever geldiğimde üvey babam bıraktığım yerde bekler ki benim getirdiğim parayı alırdı 18 yaşına kadar kazandığım parayı babama verdim.” Çocukluk ve gençliği sağda solda çalışarak ufak tefek işlerle meşgul olan Tosun askerden geldikten sonra evleniyor Evlenmesini şöyle anlatıyor “ Babam vefat etmişti ve anneme bakacak kimse yoktu evlenmek en iyi karardı bence.” Evlendikten hemen sonra bir otele işe girmiş 15 yıl bu otelde çeşitli görevlerde bu-

lunmuş.15 yılın sonunda işyerinden ayrılmak zorunda kalmış. Yeni bir iş arayışı içine girmiş ve ayakkabı boyacılığı yapmaya karar verip Antalya eski Adliyesinin bahçesinde boyacılığa başlamış. İşte hayatımı değiştiren her şey adliyede boyacılığa başladığım 6 ayda olduğunu ifade ediyor “sigara kullanıyordum ve sabahtan akşama kadar oturuyordum.” Bu sürekli oturmanın sonucunda ayaklarının şiştiğini ve şişkinliklerin gittikçe arttığını anlatıyor.


Engelsiz

Ayağındaki problemin ortaya çıkmasının ardından hemen hastaneye gitmiş, Doktor sigaradan kaynaklanan Burger hastalığına yakalandığını hemen ameliyat olması gerektiğini söylemiş ramazan Tosuna. “ Yeşil kart işlemlerimi hemen yaptırdım ameliyatımın acil olması gerekiyordu ve beni ancak 19 gün sonra ameliyata aldı doktor.” Bu 19 gün içerisinde doktorun ameliyat için bıçak parası istediğini üstü kapalı bir biçimde dile getiriyor. 19 gün sonra ameliyata alınan Ramazan tosunun sağ bacağı kesiliyor. Ameliyatın ardından üniversite hastanesine sevk edilen tosun Bu hastanede geçirdiği 2. Ameliyatta diğer bacağını da kaybediyor. Yaralarının uzun süre kapanmadığını söyleyen Tosun, yaralarım iğleşince işimin başına geri döndüm. Şimdilerde motorum önceden Eski Adliyeye tekerlekli sandalyeyle gider gelirdim. Evim ile işim arası 2 saatti, iki saatte tekerlekli sandalyeyi çevirir eve giderdim. Çalışmaktan hiç vaz geçmedim.” Ramazan Tosun malulen emekli oluyor ve 900 lira maaş almaya başlıyor. Belediyenin engelliler için verdiği 600 TL’yi kabul etmemiş. “ Devlete yük olmak istemedim diyor. Adliyenin önünde durmasına yasak getirilince üniversite durağının olduğu yere gelmiş. Hayata mutluluk penceresinden bakmayı çok iyi öğrenmiş bir ayakkabı boyacısı o. O hayatın sunduğu olumsuzluklara karşı pozitif düşüncenin meydan okuduğunu gösteren canlı örnek.

29


Engelsiz

İKİBEDENDE TEK KADER Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği 3. Sınıf öğrencisi Mehtap Çırakoğlu, geçirdiği trafik kazası sonucu iki ayağını kaybeden Erkan Yıldırım ile geçtiğimiz aylarda dünya evine girdi. Haber: Fatih DOGAN

F

edakârlık ve sevginin iki bedende tek kadere dönüşmenin hikâyesi bu aslında. Fedakârlık hiç bu kadar kolay hiç bu kadar sıradan bir söz olmamıştır beklide birbirlerine olan sevgilerinin yanında. Hani hayat hep engellerle doludur derler. Biz sıradan insanların karşılaştıkları sorunlar için söyledikleri bir bahanedir aslında. Çünkü onların hikayesinde hayatın koyduğu engellere yer yok. Onların hikayesinde sadece mutluluk var. Sadece mutluluğu aramak ve bulduklarında ise sımsıkı sarılmak var. Mehtap ile Erkan günümüzde hep anlamlar yüklediğimiz aşka ve sevgiye dair bir anlam-

30

da onların yüklediği yaşam öyküsü. HikayeninYkahramanlarından Mehtap Çırakoğlu; Akdeniz üniversitesi 3. Sınıf öğrencisi. Erkan Yıldırım ise 2001 yılında geçirdiği trafik kazası sonucu engelli olan genç bir delikanlı. Bu iki ayrı hayat yaklaşık sekiz yıl önce İzmir’de bir termal otelde kesişmesiyle başlıyor.


Engelsiz

Mehtap bize Erkan’nın başına gelen talihsiz olayı anlatmaya başlıyor. Erkan; 2001 yılında Almanya’da yol kenarında kalmış bir araca yardım etmek için çağırılıyor. Aracın tamiratıyla ilgilenirken, dikkatsiz sürücünün bir anlık hatası onun iki bacağını kaybetmesine neden oluyor. Başına gelen bu talihsiz olay aslında hayatının aşkıyla tanışmasına bir adım daha yaklaştırıyor. 2005 yılında fizik tedavi için geldiği İzmir’de “hayatımın aşkı” dediği Mehtapla ilk burada karşılaşıyor. Mehtap ise o sene okuduğu bölüm olan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler bölümünün yaz stajı için geldiği termal otelde çalışıyor. İşte birbirlerini tanışmasına vesile olan iki ayrı olay. Birinin talihsiz bir olaydan dolayı fiziksel tedavi için diğerinin ise yaz stajı için gitti termal otelde hayatları kesişiyor. Aralarındaki yakınlaşma yaz dönemi boyunca devam ediyor. Artık onlar birbirlerini bulduklarına inanan iki aşık olmuştu. Erkan tedavinin ardından Almanya’ya döndüklerinde artık aralarındaki tek engel ise mesafelerolmuştur. Mehtap’ın okuma aşkı 2009 senesinde Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği kazanmasına vesile oluyor. Erkan ile Mehtap’ın aralarındaki bağ sekiz yılın ardından evliliğe dönüşüyor.

AİLEM İLK ÖNCE KARŞI ÇIKTI 8 yıllık arkadaşlılıklarının sonunda Yıldırımın evlilik teklifine evet demesinin ardından evlenme sürecine kadar olan dönemde mesafelere birde aile engeli eklenmiş. Mehtap bu evliliği ailesine ilk söylediğinde tepkilerle karşılaştığını anlatıyor. Ama ailesi Erkan ile tanıştıklarında ve Erkan’ın bey efendiliğini gördüklerinde evlenmenin önündeki bir engel daha kalkıyor. Mehtap; “Erkanın hayata karşı hep pozitif olması, engeline rağmen neşesinden ödün vermemesi etrafındakilere kendisini çabuk kabul ettirmesini sağlıyor. Annemin babamın öz evladı gibi bende farksız onlar için” ifadeleriyle anlatıyor Erkan’ı ve ailesinin desteğini. ÇOK MUTLUYUZ Bazen mutluluk sadece yaşanılır ve anlatmak için kelimeler kifayetsiz kalır. Aşkını yaşayan Mehtap yakın çevresinin mutluluğunu samimi bulmamasında şikayetçi. Engelli birisiyle normal birinin evlilik yapabildiğine insanların inanmadığını söylüyor. Sosyal paylaşım sitelerinde ki evlilik fotoğraflarının gerçek değil de bir filmden kesitlermişçesine yorumlar yapıldığını söylüyor Mehtap. “Onlara fotoğraflardakilerin gerçek olduğunu söylüyorum fakat inanmıyorlar” diyerek devam ediyor cümlelerine. Çok mutlu olduklarını aralarındaki mesafeler hariç her şeyin yolunda gittiğini vurguluyor Mehtap. Almanya’da geçirdiği kazanın ardından basketbol oyuncusu olan Erkan, evliliğe rağmen Türkiye’de hayatın zor olduğunu, Antalya’nın ise yaşanacak en güzel şehirlerden birisi olduğunu söylüyor. Mehtap ise eşinden uzakta olmasından dolayı üzüntülü fakat, okulunu bitireceği zamana kadar uzak kalacaklarını söylüyerek konuşmasını bitiriyor.

31


Engelsiz

Il Milli Eğitim Müdürlüğü, Akdeniz Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu ile Gençlik Hizmetleri ve Spor Il Müdürlüğü işbirliğinde düzenlenen “Özel Çocuklar Bilim, Sanat ve Spor Festivali” (ENFEST) 8-10 mayıs tarihleri arasında Akdeniz Üniversitesi’nde düzenlendi.

B

u yıl ilk defa düzenlenen ‘Özel Çocuklar Bilim, Sanat ve Spor Festivali’ (ENFEST) çeşitli sportif ve kültürel etkinliklerle Akdeniz Üniversitesi’nde yapıldı. Akdeniz Üniversitesi Stadyumu’nda yapılan törenlere, Antalya’da yer alan 19 özel eğitim okulu ile bünyesinde özel eğitim sınıfı bulunan 66 ilkokul ve ortaokuldan özel çocuklar katıldı. Etkinliğin, eğitimin farkındalığı olarak günlük yaşama hazırlıkta faydalı olduğunu belirten İl Milli Eğitim Müdür-

32

Haber: Ahmet GÜR

lüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şube Müdürü Ramazan Sarıgöl, bu yıl etkinliği bölgesel olarak düşündüklerini, ilerleyen yıllarda ulusal, daha sonra ise uluslar arası boyuta taşıyacaklarını belirtti. Sarıgöl, “Festivale toplam 628 öğrenci katıldı. Bunlardan 119 öğrenci basketbol yarışmasına, 210 öğrenci futbol yarışmasına, 17 öğrenci yüzme yarışmasına, 287 öğrenci ise atletizm dalında yarışmaya katılmıştır.” dedi. Sarıgöl festivalde ayrıca bilimsel çalışmalara da yer verildiğini söyledi.


Engelsiz

Organizasyonun ilk yılı olmasına rağmen çok iyi geçtiğini belirten Doç. Dr. Erkan Çalışkan, “Panellerle başlayan organizasyonumuz daha sonra sportif aktivitelerle devam etti. Oyunlarda bulunan arkadaşlarımız doğuştan engelli. Bizim amacımız onların hayatları kolaylaştırabilmek onlara destek sağlayabilmek, bu konuda

çalışmaya devam edeceğiz” dedi. Kampüs alanında ENFEST kapsamında gerçekleştirilen sportif etkinliklerde üniversiteli gençler, festival için gelen öğrencilerle oyunlar oynayarak eğlenceli zaman geçirmelerini sağladı. Şenlik, oyunlarda başarılı olanlara verilen ödüller ile son buldu.

33


iletisimengelsiz. blogspot.com

ENGELSİZ  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you