Page 1

FMV ÖZEL AYAZAĞA IŞIK LĐSESĐ

YIL: 3 SAYI: 25 ŞUBAT 2011

The

PALA PALA-MÜZĐK PALA-KĐTAP

Etkinlikler Editörden Pala-Kitap Pala-Mizah

BOBĐ-PALA

PALA-OYUN

Pala-Müzik Sine-Pala Pala-Kâşif Bobi-Pala Pala-Tarih

PALA-TARĐH

PALA-KÂŞĐF

Palaskop Pala-Dizi Tekno-Pala Pala-Oyun Yaşamak Đçin Yaşat

PALA-DĐZĐ

SĐNE-PALA


SAYFA

2

Etkinlikler

23.02.2011 tarihinde Matematik Bölümü’nün düzenlediği “5. Bilimsel Pentatlon Yarışması”nda “Galatasaray Lisesi” birinci oldu.

19.02.2011 tarihinde Fen Zümresi ÇYDD Başkanı Prf. Aysel ÇELĐKEL’in katılımıyla “Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Çalışmalarını Tanıtmak” konulu bir seminer verdi.

22.02.2011 tarihinde RHS tarafından 12. sınıf öğrenci velilerimize "YGS Öncesi Öneriler ve LYS Takvimi" semineri düzenlendi.

17.01.2011 tarihinde Edebiyat Sosyal Dersler Bölümü 11. sınıfların katılımıyla “Basın Müzesi”ne gezi düzenledi.

21.02.2011 tarihinde RHS’nin düzenlediği “ÖSYS ve Başarıya Doğru” konulu seminere konuk konuşmacı Eğitim Yazarı Sait GÜRSOY katıldı.

25.01.2011 tarihinde RHS tarafından Ana Baba Okulu projesi kapsamında " Ergenlik Dönemi Gelişim Özellikleri " konulu seminer verildi.

Zafer Yaz


SAYFA

3

Editörden Merhaba Sevgili The Pala okuyucuları, Yeni bir döneme daha merhaba dediğimiz şu günlerde, gerek okulumuzda yapılan “5. Bilimsel Pentatlon Yarışması”nın heyecanı gerekse eli kulağında sınav döneminin stresi içerisindeyiz.

Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

Bu ay yine arka sayfalarımızdaki sosyal sorumluluk geleneğimizi değiştirmedik ama bu sefer bir fark var: Đçimizden bir projeyle devam ediyoruz. Yenilerini yayımlayabilmek ümidiyle... Kulübümüz öğretmenlerinden Coğrafya Öğretmeni'miz Pelin Eyüp liderliğinde, okulumuzun 10. sınıf öğrencilerinden bir kısmı, hep beraber ''Yaşatmak için Yaşat'' dedi!

Ayrıca gazetemizin sayfalarında bu ay ''Psiko-Analist'' ve ''Her Şey Seninle Başlar'' kitaplarını, 53. Grammy Ödül Töreni'ndeki son gelişmeleri, son günlerde dilden dile dolaşan '' Aşk Tesadüfleri Sever'' i, Kahramanmaraş ili tanıtım yazımızı, ''Happy Birthday'' (Đyi Ki Doğdun) şarkısının tarihçesini, Glee dizisini, Bloodline Champions, GTA:EFLC oyunlarını ve her zaman olduğu gibi son teknoloji (Tekno-Pala) haberlerini, Bobi-Pala ve Palaskop köşelerini bulacaksınız. Tamamını okumadan elinizden düşüremeyeceğiniz bir sayı olması dileğimizle… Đyi okumalar... FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Okul Gazetesi The PALA Đmtiyaz Sahibi Ömer Orhan Sorumlu Müdür Yardımcısı Serhat KURT Sorumlu Öğretmenler Zafer Yaz Pelin Eyüp Baskı & Cilt Şevki Sütçü Editör Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu Redaktör Zafer Yaz Selin Oruç E-Mail: palabasvuru@hotmail.com

Yazarlar Alara Bazlar Altuğ Çolak Cem Seçkin Dilara Çerçi Dilara Işık Emre Can Emirli Elif Tahmiscioğlu E.Mümtaz Hacıpaşaoğlu Hande Göncer Pelin Eyüp Tarık Sert Uğur Koç Zafer Yaz


Pala-Kitap

SAYFA

PSĐKO-ANALĐST “Psiko-Analist” bu kitabı elime aldığımda hoşlanmazsam ilk sayfalarında bırakırım, demiştim. Doğrusu beş yüz sayfanın bittiğini arka kapağını kapattığımda anladım. Müthiş akıcı ve farklı bir kitap. Đçeriği konusunda arka kapakta yer alan bilgileri aktaracağım. Kitabın kurgulanışı mükemmel. Bir insanın bütün hayatını devşirmesi ve yeni hayata eskisinden taban tabana zıt bir şekilde başlaması, avların avcı, avcıların av olması söz konusu. Kitap birilerinin kendi aralarında mücadelesi gibi gözükse de bana kalırsa asıl mücadele bizim sevgili psikiyatrımızın kendisiyle olan mücadelesi. Bu kitabı okurken inanın siz de kendinizle mücadeleye başlayacaksınız. Zevkle okuyacağınızı umuyorum.

FREUD VE JUNG BĐR ARAYA GELSE DAHA ĐYĐSĐNĐ YAZAMAZDI. 53. doğum günün kutlu olsun, doktor. Ölümünün ilk gününe hoş geldin. New Yorklu bir psikanalist olan Dr. Frederick Starks tehdit dolu, gizemli bir mektup alır. Kendini, Rumpelstiltskin adlı bir adamın tasarladığı korkunç bir oyunun ortasında bulur. Kurallar bellidir: Đki hafta içinde Starks onun kim olduğunu tahmin edebilirse özgürlüğünü geri kazanacaktır. Başarısız olursa Rumpelstiltskin, Dr. Starks'ın sevdiği 52 yakınını tek tek öldürecektir ancak ona bir seçenek daha sunar: Kendini öldür. Zamana karşı bu zorlu yarışta Starks'ın kaderi, intikamını dolambaçlı yollardan almak isteyen bir psikopatın ellerindedir. Bu deli adamı durdurmanın bir yolunu bulmak zorundadır. Yoksa deliren kendisi olacaktır. ”Hem bir gerilim romanı, hem bir varoluşsal tez hem de Freudyen bir cehennem seyir raporu... Kusursuz bir zamanlama ile gerilimi asla elden bırakmıyor. Katzenbach öyle kıvrak bir anlatıma sahip ki kitabın atmosferi içinize işleyecek." Washington Post

"Müthiş bir iç hesaplaşma. Çalınan kimlik, intikam ve benliğin keşfi üzerine yazılmış sonuna kadar özgün bir hikâye." USA Today "Sizi esir alacak... Defalarca okumak isteyeceksiniz." Rocky Mountain News

Zafer YAZ

4


SAYFA

5

HER ŞEY SENĐNLE BAŞLAR Geçen gün okuduğum, Mümin SEKMAN’ın yazdığı “Her Şey Seninle Başlar” adlı çok güzel ve tamamen etkisinde kaldığım bir kitaptan bahsedeceğim. Bu kitabı yediden yetmişe herkese tavsiye ederim. Öncelikle kitap ağır romanlara hiç benzemiyor. Tamamen dinlendirici ve öğretici bir kitap. Kitap sana hayatla ilgili bilgiler veriyor. Hayatta nasıl davranman gerektiğini, olaylar karşısında neler yapman gerektiğini anlatıyor. Kitap, hayatı yaşaman gerektiğini, hiçbir şeyde asla olamaz dememeni anlatıyor. Dediğim gibi kitabın asıl konusu hayat. Hepimizin günlük hayatta bazı sorunları vardır. Kimimizin derslerle, kimimizin ailesiyle ve başka bir sürü sorun… Bu kitabı okuduktan sonra tüm sorunlarınızın biteceğini size garanti ederim. Kitap, hayatı bazen günümüzden örneklerle bazen geçmişte yaşanmış örneklerle, bazen de günümüzde yapılan deneylerle anlatıyor. Kitap, spor müzik ve diğer konularda nasıl başarı sağlanacağından, nasıl disiplinli olunacağından bahsediyor aynı zamanda. Dediğim gibi okuru hiç sıkmadan eğlendirerek anlatıyor. “Hayatta ya tozu dumana katarsın ya da tozu dumanı yutarsın. Seçim senin!” sloganıyla çıkan ve okurunu "kişisel kurtuluş savaşını başlatmaya" çağıran Her Şey Seninle Başlar, 2 yılda 500.000 baskıya ulaşarak Türkiye'nin "en başarılı başarı kitabı" olmuştu... YOLDA KARŞILAŞTIĞINIZ HER YÜZ KĐŞĐDEN BĐRĐ HŞSB (Her Şey Seninle Başlar) OKURU! “Her Şey Seninle Başlar” çok duyulduk bir kitap olmamasına rağmen 800.000 tane satmıştır ve 1.000.000’u hedeflemektedir. Hâlbuki hepimizin bildiği “Şu Çılgın Türkler” 700.000 adet satmıştır yani “Her Şey Seninle Başlar”dan 100.000 tane daha az.

MÜMĐN SEKMAN Size kitaptaki bazı güzel sözleri aktarmak istiyorum: Đnsanoğlu çocukluktan sıkılır, büyümek için acele eder sonrada çocukluğunu özler. Önce para kazanmak için sağlığını harcar sonra da sağlığını geri kazanmak için parasını. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar, hiç yaşamamış gibi ölür. Hayata hazırlanmaya o kadar zaman harcar ki hayatını yaşamaya vakti kalmaz ve yarını o denli düşünür ki bugünün elinden kayıp gittiğini fark etmez bile. Oysa hayat geçmişte ya da gelecekte değil şimdiki zamanda yaşanır. Okulda hayat bilgisi dersi gördüğümüz halde hayat okulunda neden ezberimiz bu kadar şaşıyor. Okul hayatında önce dersimizi öğrenir sonra sınava girerdik. Hayat okulunda ise önce sınava çekilip sonra dersimizi alıyoruz. Okul hayatında sınavlar haber verilerek yapılır notumuz ise yüzümüze söylenirdi. Hayat okulunda ise insanlar bizi gizlice sınava çekiyor ve genellikle notunu içinde saklıyor. Size kitapta bahsedilen beğendiğim bir deneyi anlatmak istiyorum: Bir akvaryumda bir büyük balık vardır bir de küçük balık. Doğanın kanunu olarak büyük balık küçük balığı yemeye çalışır ama ikisinin arasında ince bir cam vardır. Büyük balık her defa küçük balığı yemeye gittiğinde o cama çarpar ve geri döner. Bu olay birçok kez tekrarlanır ve en sonunda cam kaldırılır. Artık büyük balık ile küçük balık arasında bir engel kalmamıştır ama bir sorun vardır bu sefer büyük balık küçük balığı yemeye gitmez onun yanında dolaşır ona çarpar hatta uzmanlar küçük balığı büyük balığın ağzının içine sokmaya çalışırlar ama büyük balık onu çıkartmaya çalışır! En sonunda anlarlar ki büyük balık her defa cama çarptığı için artık onu yiyemeyeceğini düşünmektedir. Küçük balık onun yanında bile dolaşsa ona dokunmaz. Ben yapamam diye düşünür. Eğer birisi bir sınava girecek bir öğrenciye devamlı, “Sen yapamazsın, bu işi başaramazsın.” derse o öğrenci sınavı başaramayacağını düşünür ve kendine inanmadığı için sınavı yapamaz. Balık deneyinde bunun ispatı görülebilir. Büyük balık bir defa ben yapamam diye aklına kazımıştır ve o yüzden küçük balığı yemez. Bu duruma psikologlar bir ad bulmuşlar: Öğrenilmiş Çaresizlik. Siz de bir düşünün bakalım hayatta öğrendiğiniz çaresizlikleriniz neler? Son olarak kitaptan bir başka beğendiğim bölümü anlatacağım. Bir gün kısa boylu güçsüz ve çelimsiz bir çocuk gelir ve uzun boylu güçlü iri yarı kuzenine der ki: “Eğer ben de senin gibi olsaydım dünya boks şampiyonu olurdum.” Kuzeni de

Emre Can EMĐRLĐ


SAYFA

6

Kaynak: Muhtelif

Pala-Mizah

Zafer YAZ


SAYFA

7

Pala-Müzik Relentless Reckless Forever! Alexi Lahio'nun lideri olduğu grup Children of Bodom, 8 Mart'ta yeni albümleri "Relentless Reckless Forever!"i yayımlayacaklar. Đki ay boyunca sadece ihtiyaç için stüdyodan çıktıklarını, bu albümün en sıkı çalıştıkları albüm olduğu söyleyen Alexi, eğer isteksiz olsaydık ve yeni prodüktörümüz Matt Hyde olamasaydı, herhalde kendimden ve albümden bu kadar emin konuşamazdım. Gerçekten çok sert ama yine de eğlenceli şarkılar var, ilk single "Was It Worth It?" gibi. Albüm ardından The Ugly World Tour 2011'a başlayacak. Grup Türkiye'de de konser verecek. 18 Nisan’da Maçka Küçükçiftlik Park'ta gerçekleşecek konser için detaylı bilgi almak isteyenler www.evenbrite.com/event/1039777001'a baksınlar.

53. Grammy Ödülleri Sahiplerini Buldu. O Gece 100'den Fazla Ödül Dağıtıldı. Ödüller dağıtılırken, sahneye Eminem, Cee Lo Green, Rihanna, Dr. Dre, Katy Perry gibi ünlü şarkıcılar çıktı. Galanın sonuna doğru 2010 yılı içersinde gözlerini hayata yuman ünlü sanatçılar için bir anma töreni yapıldı. Önemli ödüllerden bazıları: Yılın albümü; The Suburbs -- Arcade Fire Yılın kaydı: Need You Now -- Lady Antebellum En iyi rap albümü: Recovery -- Eminem En iyi yeni sanatçı: Esperanza Spalding Yılın şarkısı: Need You Now -- Dave Haywood, Josh Kear, Charles Kelley & Hillary Scott, songwriters (Lady Antebellum) En iyi country albümü: Need You Now -- Lady Antebellum En iyi pop vokal albümü: The Fame Monster -- Lady Gaga

Jeff Hanneman vs. Böcükler Slayer, thrash metaldir. Thrash metal, Kerry King ve Jeff Hanneman'dır. Ama Jeff artık pek de sağlıklı değil. Et yiyen bir örümcekten bulaştığı düşünülen hastalık olan fasiit nekrotizan teşhisi konan Jeff hastaneye kaldırıldığı için yedek bir gitarist onun yerine geçecek. Slayer, hayranlarını üzmemek için turnelerde yedek gitarist kullanacakmış. Jeff Hanneman'a geçmiş olsun, dileriz.

Cem SEÇKĐN


Sine-Pala

SAYFA

8

AŞK TESADÜFLERĐ SEVER “Bazen ilk görüşte bilirsin, o insan senin kaderindir. Bazen bir ömür ararsın BULUNMAZ.” diyerek herkesin beğenerek izlediği “Aşk Tesadüfleri Sever” filmiyle bu ayki Sine-PALA’da karşınızdayım. 4 Şubat’ta vizyona giren bu filmi aslında uzun zamandır merakla bekliyordum ve film gelir gelmez soluğu sinema salonunda aldım ve soluğumu filmin sonuna kadar tuttum. Filmin, yönetmeni Vizontele, Gora ve Yahşi Batı filmlerinden ismini duyduğumuz Ömer Faruk Sorak. Film, Deniz (Belçim Erdoğan) ve Özgür (Mehmet Günsur)‘ün birbirlerine küçüklükten beri hissettiği ama tam ismini koyamadıkları aşklarını anlatıyor. Deniz ve Özgür birbirlerinin çocukluk aşkı... Aynı zamanda bir kaza sonucu aynı gün aynı hastanede doğan iki bebek. Özgür, Deniz’in hayatını daha bebekken bu kaza sayesinde kurtarıyor. Đlk sevgilileri, ilk kalp kırıklıklarını yaşarlarken Deniz’le Özgür tesadüfen karşılaşmaya devam ediyor. Deniz’in çocukluk aşkı “kırmızı bisikletli çocuk” Özgür büyüyüp bir fotoğrafçı oluyor ve babasının o daha küçükken çektiği bütün fotoğrafları derleyip bir fotoğraf sergisi açıyor. Sergiye de Deniz’in küçükken çekilmiş bir fotoğrafını farkında olmadan koyuyor. Bu fotoğraf Deniz’le Özgür’ün bilinçli olarak karşılaşmalarını sağlıyor ve onları nostaljik ama geleceklerini hazırlayan bir yolculuğa çıkartıyor. “Aşk tesadüfleri sever, kader ayrılıkları…” diyor film. Unutmayın, hayat kısa. Film çok güzel, sıcak ve samimi bir oyunculukla sahneye konmuş. Bu filmden anlayabiliriz ki Türk sineması gelişiyor. Filmde Cansel Elçin’in Fransızca konuştuğunu duyacak ve Mehmet Günsur’u omuz hizasındaki saçlarıyla göreceksiniz. Bunların hepsi güzel ama benim anlamadığım bir şey var. Mehmet Günsur’un çocukluk halini canlandıran Aşkımemnû’dan tanıyacağınız Batuhan Karacakaya aynanın karşısında “Losing my religion” şarkısını söylerken aynanın köşesinde bir Emma Watson posteri dikkatimi çekti. Hem de Emma Watson’un büyümüş hali. Ama Watson’a o posterde en iyi ihtimalle 15 yaşında dersek ve Watson’un 1990’da doğduğunu da hesaba katarsak 2005 yılına denk geliyor. Eğer bu çocuk 1977‘de doğduysa 2005‘te 28 yaşında olması gerekiyor. Zaten Özgür karakterinin 2010‘da 25 yaşına geldiği kabul ediliyor. Filmin resmi internet sitesinde bulunan özette Deniz’le Özgür’ün 2010 yılında 25 yaşındayken karşılaştıkları yazıyor. 2010‘dan da 25‘i çıkartınca 1985 yılında doğmuş oluyorlar. Yani arada 8 yıllık bir açık var. Kısacası Emma Watson’ın posterini odaya asarken ya Emma Watson’ın doğum tarihini düşünmemişler ya da Mehmet Günsur’un. Çünkü Batuhan Karacakaya’nın canlandırdığı çocukluk yıllarında Emma Watson daha doğmamış oluyor. Dikkat! Film sizi çok üzecek belki de ağlatacak hatta belki değil kesinlikle ağlatacak içeriktedir. Gitmeden önce dikkatli olun. Yanınıza yeteri kadar mendil aldığınızdan emin olun! :) Bir sonraki sayıda görüşmek üzere… Đyi seyirler... Hande GÖNCER


SAYFA

9

Pala– Kâşif Kahramanmaraş Merhaba sevgili The PALA okuyucuları. Bu ay Pala-Kâşif’te hangi ilimizi yazsam diye uzun süre düşündüm. Kahramanmaraş hakkında tam bir bilgiye sahip olmasam da ben de bir şeyler öğrenmiş olurum düşüncesiyle bu ilimizi tanıtmaya karar verdim. Tahminime göre hepiniz Kahramanmaraş hakkında bir şeyler öğrenmek istersiniz. Öncelikle Kahramanmaraş'ın “kahraman” sıfatını nereden aldığına bir bakalım. Kurtuluş Savaşı sırasında halkın düşmanlara karşı gösterdiği direniş çok büyük bir takdir toplamıştır. Maraş şehrinin gösterdiği mücadeleden ötürü şehrin ismi TBMM tarafından 7 Şubat 1973 tarihinde Kahramanmaraş olarak değiştirilmiştir.

Sevgili okurlar, Kahramanmaraş dediğimizde aklımıza neler gelir? Bol çeşitli dondurmalar, tarhana, fıstık, ceviz ve biber... Sanayi sektöründe ise Kahramanmaraş’ın çelik, tekstil, dericilik ve ahşap oyma ürünleri ülkemizde ve yurtdışında büyük ilgi görmektedir. Etrafı sularla çevrili bu güzel ilimizin içerisinde altı adet baraj ve bunlara bağlı hidro-elektrik santralleri ve birçok sulama göleti bulunur. Ülkemizin elektrik üretiminin %13 'ü Kahramanmaraş'tan sağlanmaktadır. Kahramanmaraş şehri, ülkemizin en büyük ilk yirmi şehri arasında bulunur. Konum olarak Adana ve Gaziantep'in arasında bulunur. Nüfusu bir milyonun üzerindedir ve Akdeniz bölgesine aittir. Đnsanları esmer, kumral ve sarışın görünümüne sahiptir. Bu şehirde yaşayan insanlar çok sıcakkanlı olup aynı zamanda misafirperverlerdir. Şanlıurfa, Adana ve Gaziantep otoyolunda Kahramanmaraş'ı gösteren tabelâ veya işarete pek rastlanmaz. Umarım Karayolları bu konuda ilerleyen zamanlarda biraz daha duyarlı hale gelir. Kahramanmaraş doğal güzellikler bakımından çok zengin ve şanslı bir ilimizdir. Birçok bölgemizin birleştiği noktada yer almaktadır. Değişik iklim özelliklerine ve tabii birçok güzelliğe sahiptir. Kahramanmaraş ilimizde gezilecek doğa harikası yerler çoktur. Yavşan Yaylası, ülkemizin en çarpıcı yerlerinden birisidir. Başkonuş Yaylası, yeşillikler içerisinde bir tabiat harikasıdır. Döngel Mağarası görenleri hayran bırakacak bir mağaradır. Ayrıca çok yakınında meşhur piknik alanları sıralıdır. Fırnız Mesire Yeri ise çam ormanları ile kaplı bir vadidir. Kazma Bağları, soğuk suları ve ilginç bahçeleri ile ilgi çekicidir. Menzelet Barajı ve Ali Kayası manzara açısından görülmeye değer yerlerdir. Kahramanmaraş’ın aynı zamanda kaplıcaları ve fıstıkları çok meşhurdur. Ben Kahramanmaraş'a gitmedim. Bu yazıları yazarken edindiğim bilgiler sayesinde, bu şehrin ülkemiz için ne kadar değerli olduğunu görmüş oldum. Şehrin gezilmesi gereken yerlerini, doğa harikalarını ve tarihini ilgi çekici buldum. Fırsat bulduğumda mutlaka ziyaret etmek istediğim bir yer artık Kahramanmaraş. Umarım Kahramanmaraş'ı güzel bulmuşsunuzdur, ajandanızda gezilecek yerler kısmına eklemeyi unutmayın. Başka bir ilimizi anlatana dek hoşça kalın.

PALA

Doruk IŞIK


SAYFA

10

PALA

Bobi-Pala


SAYFA

Kaynak: bobiler.org

Erdem Mümtaz Hacıpaşaoğlu

11


SAYFA

12

Pala-Tarih KADINLARIN MÜCADELESĐ “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” yaklaştı. Kadın haklarının kazanılması için çok mücadele verildi. Hâlâ da veriliyor. Bu yüzden bugünü anmadan geçmek istemedim.

Kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak için verdiği mücadelenin temsilî başlangıç tarihidir 8 Mart 1857. O gün ne mi oldu? New York kentindeki tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına karşı başlattığı grev kanlı bitti. Polis, işçileri durdurmak için müdahale etti. Bu müdahale sırasında çıkan yangında 129 kadın işçi hayatını kaybetti ama halk, işçileri yalnız bırakmadı ve cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı. Fakat 8 Mart’ın “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak anılması hemen olmadı . 8 Mart’ın “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasıiçin yaşanan bu üzücü olayın üzerinden 50 yıldan fazla zaman geçmesi gerekti. 1910 yılında bir kadın ,Clara Zetkin, Danimarka’nın Kopenhag kentinde yapılan kadınlar toplantısında 8 Mart’ın 129 kadın işçi anısına “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılmasını önerdi . Bu öneri toplantıda oy birliğiyle kabul edildi. Bu karar iki dünya savaşı gördü. Bırakın kadın haklarını insan haklarının tamamen yok olduğu iki büyük savaş... Sonunda o günden yaklaşık 120 yıl sonra 1975’te BM tarafından “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edildi. Gördüğünüz gibi kadınların bir günü kazanması için bile yıllar sürmüş. Evet, günün ortaya çıkışı böyle ama bizim tarihimizde kadın nerede? Türk kadını için iki büyük gün var pek bilmediğimiz: 3 Nisan 1930 ve 5 Nisan 1934. 30 Nisan’da yerel seçimlere katılma hakkı, 5 Nisan’da ise 22 yaşını bitiren her Türk kadınına seçme ve 30 yaşını bitiren her kadına milletvekili seçilme hakkı verildi. PALA


SAYFA

13

Zaten Türkiye’de 8 Mart, 1921 yılından beri anılıyordu. Başta yazdığım karamsar yazının aksine dünyanın birçok ülkesindeki kadından daha şanslıymış Türk kadını. Birçok hakka Đsviçre gibi, Fransa gibi ülkelerden önce kavuşmuş çünkü. Cumhuriyet’in ilk yıllarında kazanıldı bu haklar. Peki, sizce 2011’e gelindiğinde kadın erkek eşitliği sağlandı mı? Kadınlar için Türkiye’de yaşamak kolay mı? Bilmiyorum ben size sadece tarihini aktardım. Son bir not, her yıl “Dünya Ekonomik Fonu”nun kadın-erkek eşitliği konusunda yayımladığı “2010 Yıllık Raporu”nda Türkiye 134 ülke içinde 126. oldu. Sorunun cevabı da sizlere kaldı...

ĐYĐ KĐ DOĞDUN Dünyanın en bilinen şarkısı nedir? Ben size söyleyeyim: “Đyi ki Doğdun” şarkısıdır. Gerçekten de dünyanın birçok ülkesinde farklı dillerde her doğum gününde bu şarkı söylenir. Bu şarkının nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi bilmiyorum ama bugün öğreneceksiniz.

1900’lerin başında, ABD’nin Kentucky eyaletinin Louisville kentinde yaşayan

üç kız kardeş işlettikleri anaokulundaki çocuklara öğretmek için bir şarkı yarattılar. Mary, Mildred ve Potty Hill kardeşlerin şarkısının sözleri farklıydı. O şarkının sözleri “Günaydın Sana Öğretmenim, Günaydın…” şeklinde devam ediyordu. Bu şarkı kim tarafından doğum günü şarkısı haline getirilmiş bilinmiyor ama 1935’te bu hale geldiği biliniyor. Doğum günü yazısını bu ay doğum günü olanların hepsinin doğum gününü kutlamakla bitirmek en doğrusu olur. Eğer bu ayda doğduysanız doğum gününüz kutlu olsun...

Elif Tahmiscioğlu


Palaskop

SAYFA

Koç (21 Mart-20 Nisan) Size kötü gidiyormuş gibi görünen işler size yansıtıldığı kadar kötü olmayabilirler. Hemen paniğe kapılmayın. Zihinsel açıdan canlı ve dinç olmanız, arkadaşlıklarınızın sizin için birçok açıdan yenileyici ve moral sağlayıcı olacak. Sunulan yardımları nezaketle kabul ettiğiniz takdirde zorluk çektiğiniz şeyleri rahatça halledebilirsiniz. Sosyal çevreniz bugünlerde refahta, bu sizi okul hayatına motive edecek.

Boğa (21 Nisan-21 Mayıs) Kendi cinsinizden arkadaşlarınız bazı sırlarınızı ortaya dökebilirler. Bir dostunuzun özel ya da sevinçli bir gününde bulunabilirsiniz. Ciddi hesap ve planlar yüzünden hayatın geri kalan kısmını ihmal etmeyin. Sevgilinizin size karşı tutumu karşısında hayal kırıklığına uğrayabilir, ilişkinizi yeniden gözden geçirmeye karar verebilirsiniz ki kalbinizin sesini dinlemenizi öneriyorum. Unutmayın ki, her zaman en doğruyu siz bilirsiniz. Đkizler (22 Mayıs-21 Haziran) Yapmanız gereken işleri ihmal etmemeye özen göstermelisiniz. Genel hareket tarzınızı değiştirmenizi gerektirecek bir durum yok. Sıkıntılarınızı paylaşacak bir dosta gerek duymanız olasıdır. Çevrenizdekiler iyi niyetinizi aptallık olarak değerlendirebilirler. Fırsatları kendinize kullanmalısınız. Đlginin üzerinizde olmasını seven kişiliğiniz sayesinde gün be gün tavırlarınızdaki değişikliği arkadaşlarınızda fark edecek.

Yengeç (22 Haziran-21 Temmuz) Bir arkadaş toplantısında kırıcı olaylar yaşayabilirsiniz. Kötü olmasa bile bu ay çevredeki gereksizliklerle uğraşmak sizi canınızdan bezdirebilir. Mart ayı sizin için hafta sonu tatilleri açısından çok şanslıdır. Bu dönemlerde stres atabilmenizi sağlayacak hoş anlar yaşayacaksınız. Okulda dikkatsizliğiniz göze batmaya başlayabilir. Duygusal ilişkilerinizle ilgili olaylarda hızlanma olabilir.

Aslan (24 Temmuz-23 Ağustos) Đkili ilişkilerinizde bir süre için kendinizi geriye çekip, etraflıca düşünmeniz ve daha uyumlu davranışlara girmeniz iyi olabilir. Bu ay mutlu beraberlikler ve başkalarıyla birlikte olumlu kararlar almak gibi şeylere açıksınız fakat karşı cins ilişkilerinde şanslı olmanıza rağmen bunları değerlendirmekten uzak kalıyorsunuz. Yalnız bir kadınsanız kendinizden yaşlı fakat çok dengeli bir erkekle tanışabilirsiniz. Alacağınız davete uymamanız iyi sonuç vermez. Yeni gelişmeler veya yeni haberler olaylara daha ümitle bakmanıza sebep olacaktır. Başak (24 Ağustos-23 Eylül) Bu ay ciddi konulardan uzak durmalısınız. Çevrenizdeki biri bazı konuları bilmekte ve ona uygun şekilde yaklaşırsanız size bilgi verecektir. Yeni geliştirmekte olduğunuz bir ilişkinizde ani bir kopukluk olabilir. Hareketli günlerin başındasınız. Her şey uygun görünüyor fakat beklenmedik engellerin varlığını fark edebilirsiniz. Eğer duygusal ilişkilerinizle ilgili bir pürüz varsa bu dönemde onu da ortadan kaldırabilirsiniz.

14


SAYFA

15

Terazi (24 Eylül-22 Ekim) Sağlık açısından daha ihtiyatlı olmalısınız. Münakaşalardan kaçının. Bencil tarafınızı kontrol altında tutamadığınız takdirde süregelen ilişkilerinizi zorlaştırabilirsiniz. Okulunuzdaki huzursuzluklarınızın artmasını istemiyorsanız kendinize çeki düzen vermelisiniz. Bazı tecrübeli kimselerin sizi karşılarına alıp sizinle ilgili konularda uzun uzun konuşmaları olasıdır.

Akrep (23 Ekim-22 Kasım) Kendinizi çok zinde hissediyor olsanız bile bu ay soğuk algınlığı türünden hastalıklara açıksınız. Aşk hayatınızı sıkıntıya sokmak istemeyebilirsiniz fakat bu dönemde bazı dostlarınızın size, sevgilinizden daha çok ihtiyaçları olabilir. Karşınızdaki bazı kimseler size karşı çıkarcı tutumlarda olabilirler. Yeni bir aşk ilişkisine girmeniz ya da en azından sizi heyecanlandıracak bir flörte başlamanız olasıdır. Bazı konularda sağlam başlangıçlar yapmanız da olasıdır. Yay (23 Kasım-22Aralık) Fazla iyimserlikten dolayı hayal kırıklıklarıyla karşılaşmamaya dikkat etmelisiniz. Bu ay gerek duygusal gerekse maddi açılardan size hoş sürprizler getirmekte. Bir süreden beri kafanızdaki ilişkileri gerçekleştirmek için harekete geçebilirsiniz. Aslında iyi bir durum olsa bile bu dönemde atacağınız imzalar ilerde başınıza iş açabilir. Ayın ikinci yarısında daha açık olduğunuz için her şeyi ortaya dökmeniz ve çok iyi anlaşmalara varmanız olasıdır. Rahatsız yolculuklar yapabilirsiniz. Oğlak (23 Aralık-20 Ocak) Bu ay sevdiklerinizle tekrar bir araya geleceksiniz. Geçmişi bir türlü unutamıyorsunuz. Tatil sonrası üzerinizdeki rahatlığı şaşırtıcı bir şekilde atacaksınız. Hiçbir şey için geç değil. Sağlığınız için endişeleriniz var fakat endişe duymanız yersiz. Doğru zamanda doğru yerde olma konusunda biraz şanssızlık yaşayacaksınız. Artık bazı şeyleri gün yüzüne çıkarma zamanı geldi. Ancak sonuçları hiç umduğunuz gibi olmayacak.

Kova (21 Ocak-19 Şubat) Size her şey sıradan ve son derece tatsız gelebilir. Bu dönemde sağa sola çatmaya yatkınsınız. Moral bozucu şeylere aldırmamalısınız çünkü ayın bütünü olumlu ve verimlidir. Eviniz, okulunuz ya da sosyal kontaklarınız bütün enerjinizi tüketebilir. Her durumda uyanık olmalı gerekeni yapmalısınız. Bütün olumsuzluklara göğüs germeli ve gülmeyi öğrenmelisiniz.

Balık (20 Şubat-20 Mart) Doğum ayınızda planlarınızı yaparken zaman faktörünü göz önünde bulundurmalısınız. Süregelen ilişkilerinizde birlikte olduğunuz kimsenin tutumlarını ihtiyatlı karşılamanızda fayda vardır. Bu dönemde bir aşk olayını sonuçlandırmanız ve bu konuda istediğinizi elde etmeniz de olasıdır. Okulda yaşadığınız tatsız tartışmalar bir son bulacak ki bu sayede sizin okuldan iten engeller ortadan kalkacak.

PALA

Dilara Çerçi / Dilara Işık


SAYFA

16

Pala-Dizi

Bu sayımızda, daha iki sezondur yayımlanan ve yayımladığı ülkede ,Amerika’da, her yeri sarsan bir diziden bahsedeceğim: Glee. Glee‘nin kelime anlamı heyecan, neşe. Fakat Glee kulüp okullardaki çok sesli koralara deniyor. Dizi, bir lisedeki Đspanyolca hocasının bir Glee kulübü açmaya karar vermesiyle başlıyor. Bütün ezik gözüken çocuklar Glee kulübüne katılıyor ve dengeler bozuluyor. Glee kulübü gitgide birkaç popüler çocuğun da ilgisini çekiyor. Okuldaki popüler çocuklar eziklerle takılmaya başlayınca bundan en çok ponpon kızların koçu Sue Sylvester rahatsız olur. Sue hem kendi bütçesinden kısılan para için hem de birkaç özel nedenden dolayı Glee kulübünü yıkmaya karar verir. Aynı zamanda Glee kulübünün içinde aşk beşgenleri dönmektedir. Glee üyeleri, okulda eziklere yapılan zulümlere katlanır, Sue’a karşı direnir ve bölge yarışmasını kazanmaya çalışırlar. Dizinin her bölümünde yaklaşık üç şarkı oluyor. Fakat bu şarkılar müzikal şarkılar değil merak etmeyin. Bazı haftalar ünlü konukları ağırlıyorlar (Britney Spears vs.). Katy Perry ve Laddy Gaga gibi tanıdık isimler dışında eski bilindik parçaları da söylüyorlar. Her oyuncu kendi sesini kullanıyor ancak yalnızca dizide kayıtlı parçayı veriyorlar. Yani canlı söylemiyorlar, ama kendi sesleri.

Rachel: Rachel’ı tanımadan sadece sesini duysanız muhteşem bir şarkıcı diyebilirdiniz. Fakat o tam bir ukaladır. Bir gün Broodway’de şarkı söylemek istediğinden bahsetmiyorum bile. Hayatı boyunca bir yıldız olmak için yaşamış bir kız ve eline gelen her fırsatı kullanıyor. Amacına ulaşmak için pek bir ahlak anlayışı olduğu söylenemez ama Glee kulübü onsuz bir hiçtir. Grubun kalbi, solisti odur. Bu kadar kötü anlattığıma bakmayın

Finn: Takımın co-pilotu. Erkeklerde en iyi sese sahip olan odur, diyebiliriz. Đlk sezonda gayet dengeli bir şahsiyet fakat son sezonda biraz değişmeye başladığını söyleyebilirim. Futbol takımındaki yerini riske atarak şarkı söylemeyi sevdiğinden ve zevk aldığından kulübe girdi.

Kurt: Kesinlikle favori adamım! Muhteşem kişilik, seçimleri yüzünden çoğu çocuk onu sevmese de o halinden gayet memnun biri: Hayalleri, müzik yeteneği ve çok şık kıyafetleri var. Bu da ona yetiyor.

PALA


SAYFA

Quinn: Ponpon kızların lideri. Popüler olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu. Glee kulübü her zaman onun yanındaydı, iyi günde ve kötü günde. Ama arada bir seçim yapmak zorunda kaldı.

Artie: O dizide en ezik karakter gibi görünse de sesiyle herkesi büyülüyor. Çok küçük yaşta bacakları sakatlanmış ve uzun bir süredir tekerlekli sandalyeyle yaşıyor. Glee onun için bir kulüpten fazlası, bir aile. Zor zamanında Artie yardım etmek için birleşiyorlar.

Emma:Okulun psikologu… Titizlik hastası. Her bir üzüm tanesini temizlemeden içi rahat etmeyen bu hanımefendi Will Schuester’ı kendine âşık eder her ne kadar Will istemese de.

Mercedes: Muhteşem bir sesi olmasına karşın dizide çok fazla solo söylememesi beni üzüyor. Onun hakkında pek fazla şey söylenemez aslında. Sadece iyi bir dost.

Puck: Saçlarına bayıldığımız muhteşem insan yavrusu… Amerikan Futbol takımındaki yerini sarsacağını bildiği halde büyük bir cesaret göstererek Glee kulübüne girdi. O kişiliğin ardında gerçekten iyi bir müzisyen yatıyor.

17

Tina: Asyalı. Evet, onu böyle çağırıyorlar. Biraz Emo, biraz koyu ama sesi son derece ince. Brittany: Grubun en safı ponpon kızlardan biri. Çoğunlukla saf olduğu için kullanılan biri fakat Glee kulübünde herkes ona yardımcı oluyor. Dans etmekte oldukça iyi. Santana: Dedikodu bombası. Okulda ondan habersiz bir şey dönmez diyebiliriz. Kim kiminle nerede hepsini bilir. Sue’nun ajanlığını yapmak için kulübe girmiş olsa da Glee kulübüne garip bir şekilde bağlanarak kulübün ayrılmaz bir üyesi olmuştur.

Will Schuester: Glee kulübünün kurucusu, her zaman iyi şeyler düşünse de arada bir hata yapar o da insan değil mi? Sue ile aralarındaki ilişki nefretten öteye geçmemiştir.

Sam: Kadroya 2. Sezonda katılan bir isim daha. Hakkında pek fazla bilgimiz olmasa da söylenebilecek tek şey suratına göre büyük dudaklarının olması. Dizide yaklaşık yirmi kez dudaklarından bahsediyorlar. Sesinin de gayet güzel olduğunu söyleyebilirim. Alara BAZLAR


SAYFA

Tekno-Pala

18

Sony 'Kırık PS3'leri engelleyecek! PS3 hacker'larıyla başa çıkmakta zorlanan Sony, bakın bu kez nasıl bir tehdit savurdu! Sony, Playstation 3 konsollarını kıran kullanıcıları çevrimiçi oyun ağına girişi engellemekle tehdit etti. Sony Sosyal Medya Müdürü Jeff Rubenstein, blog'unda şunları yazdı: "PlayStation Network'e erişimini kaybetmek istemeyen müşteriler, hileli cihazları kullanmayı hemen durdurmalılar." "Kurallarımızı çiğneyen PlayStation 3 sistemlerini tanımlayarak ve PlayStation Network'e bağlanmalarını engelleyerek, size beklediğiniz ve hak ettiğiniz gibi dürüst bir oyun deneyimi sunmaya çalışıyoruz." Sony beş hafta önce 100'den fazla hacker'ı oyun konsollarının kilidini açan araçlar yayınlamaları nedeniyle suçlamıştı. PlayStation Network, PlayStation 3 için bug onarımlarının ve firmware güncellemelerinin bulunduğu tek konum olma özelliğini taşıyor. PSP Phone çok mu pahalı olacak? Bir PS3 ya da PSP'niz var ve şimdi de PSP cebi alacaksınız... Ama size kötü bir haberimiz var! Sony'nin uzun zamandır beklenen telefonu sonunda piyasaya çıkacağını resmen açıklamış bulunuyor. Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirilen lansmanda, "Xperia Play" adıyla da gündeme gelen cihaz, özellikle oyun severlerin ilgisini bir hayli çekmiş durumda. Nitekim Sony'nin herhangi bir konsoluna sahip olmanız ya da daha önceki platformlarınız için internetten oyun indirmenizin, bu yeni cihaz için neredeyse hiçbir önemi bulunmuyor. Yapılan açıklamaya göre Xperia Play, PS One oyunları da dahil olmak üzere, birçok oyunu bünyesinde barındıracak. Fakat tek bir farkla: Kendi internet sitesinde bulunacak olan oyunların hepsi ücretli olacak. Farklı platform için alınan oyunlar, telefonda çalışmayacak. Sony Ericson'un Đngiltere genel müdürü olan Nathan Vautier ise konu hakkında kısa ve net bir açıklamada bulundu. Nathan: "Sony'nin piyasaya sürmeye hazırladığı Playstation Phone, daha önceki Sony cihazlarıyla uyumlu olacak. Yine de bu uyumu her anlamda beklemeyin." diyerek, aslında bu cihaz için ne kadar çok para harcanması gerektiğini bir kez daha vurgulamış oldu. Kablosuz ağınızı başkalarının kullandığından mı şüpheleniyorsunuz? Đşte bunu keşfetmenin yolları... Kablosuz router ışıklarını kontrol edin: Kablosuz router'ınızın üzerinde internet bağlanıtısını, kablolu bağlantıları ve kablosuz etkiliği gösteren bir takım ışıklar bulunur. Tüm kablosuz bağlantıları kapattığınızda kablosuz bağlantı ışığı hala yanıp sönüyorsa başkaları bağlantınızı kullanıyor olabilir. Router aygıt listenizi kontrol edin: Router'ınızın yönetim konsolu, kablosuz ağ etkinliği hakkında daha çok bilgi verebilir. Konsola oturum açmak için router'ınızın IP adresine gidin. Bu adresi Win+R klavye kısayolunu kullanıp, cmd yazarak, ardından ipconfig yazarak, bunun ardından 'Varsayılan ağ geçidi' IP adresine bakarak öğrenmeniz mümkün. Mac'lerde ise Network Preference bölmesini açın ve 'Router:' karşısında yazan IP adresini not edin. Bu IP adresini tarayıcı pencerenizde açın. Router'ınıza oturum açmanız istenecektir. Varsayılan ayarları değiştirmediyseniz, parola ve şifreyi router kılavuzunuzda bulabilirsiniz. Kullanıcı adı ve parola bir çok router'da varsayılan olarak admin'dir. Güvenliğiniz için bunu farklı bir şifreyle değiştirmelisiniz. Her router farklı bir ara yüze sahiptir. Bağlı cihazları gösteren bölümü bulmalısınız. Bu bölümün adı 'Attached Devices', 'Device List' olabilir. Bu listede bağlı olan cihazlara ait birtakım IP adresleri, MAC adresleri ve cihaz adları (algılanabildiyse) gösterilecektir. Listeyi gözden geçirerek istenmeyen bağlantıları bulabilirsiniz.

PALA


SAYFA

19

Đzinsiz bir cihazın bağlandığını fark ederseniz ne yapmalısınız? Güvenliğinizi WPA2-AES olarak değiştirmeniz veya yeni bir parola ayarlamanız WiFi ağınıza istenmeyen girişleri engelleyecek, var olan izinsiz bağlantıları kapatacaktır. WiFi hırsızları hakkında daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız şu adımları izleyin: Ağ izleme yazılımı kullanın: Ağ ayarlarınızı router'ınızın yönetim panelinden değiştirmeniz, günlükleri incelemeniz mümkün ancak daha gelişmiş bir izleme için MoocherHunter'ı kullanabilirsiniz. MoocherHunter, Asya'da hukuki yaptırım organları tarafından kullanılıyor. Yazılımın açıklamasına göre MoocherHunter, kablosuz ağ hacker'ının konumunu ağda gönderdiği verilere bakarak 2 metre doğruluğunda bulabiliyor. Program Windows'da çalışmıyor, bunun yerine bir CD'ye yazmanız ve bilgisayarı bu CD'den başlatmanız gerekiyor. Buradaki fikir laptop'unuzla (ve wireless kartınızdaki anten ile) dolaşarak WiFi hırsızının konumunu bulmak. Bu aracın sonuçlarına göre bir davranışta bulunmanızı önermiyoruz ancak aracı kullanarak WiFi ağınıza giren biri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz. WiFi güvenliğinizi güçlendirin: WPA ve diğerlerine göre daha güvenli olan WPA2'yi kullanıyorsanız oldukça güvendesiniz. Kırılması çok kolay olan WEP şifrelemesi kullanıyorsanız veya bir şifreleme kullanmıyorsanız WiFi bağlantınız bedava bağlantı arayan herkese açık demektir.

Đnönü Üniversitesi (ĐÜ) Deney Hayvanları Üretim ve Araştırma Merkezi'nde yapılan araştırma sonuçlarına göre, beyin kanaması geçiren hastaların tedavisinde balın iyileştirici etkisi olduğu bildirildi. Merkezin Müdürü Prof. Dr. Yusuf Türköz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2006 yılında kurulan Deney Hayvanları Üretim ve Araştırma Merkezi'nde önemli bilimsel araştırmalar yaptıklarını belirterek, bunlardan birinin de balın beyin kanamaları üzerindeki etkisi olduğunu söyledi. Söz konusu araştırma kapsamında beyin kanaması geçiren deney hayvanları üzerinde balın etkilerini incelendiklerini kaydeden Prof. Dr. Türköz, ''Yaptığımız araştırma sonuçlarına göre balın beyin kanamasında iyileştirici etkisi olduğu ortaya kondu. Balın beyinde meydana gelebilecek hasarları ortadan kaldırdığı tespit edildi.'' dedi. Tıp Fakültesi Beyin Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından yürütülen araştırma kapsamında 32 deney hayvanı kullandıklarını ifade eden Prof. Dr. Türköz, sözlerine şöyle devam etti: ''Fareler 4 gruba ayrıldı. Birinci gruba herhangi bir işlem yapılmadı. Đkinci gruptakilerin 'suparognoid boşluğu'na kan verilerek beyin kanama modeli oluşturuldu. Üçüncü gruba doğal balın mum ektresi verildi. Çalışma 14 gün devam etti. Sonuçta anestezi yapılan hayvanlarda kan ve beyin numuneleri alınarak, patolojide incelendi. Beyin damarlarındaki değişiklikler ve beyin dokusundaki hasarlar takip edildi. Beyin kanaması olan hayvanlarda, beyin damarlarında ciddi olarak kasılma ve dolayısı ile beyin hasarı görüldü. Bal mumu ekstresi verilen grupta ise beyin damarı kasılmasının sağlıklı hayvanların seviyesine geldiğini gördük.'' Yusuf Türköz, bu araştırmanın sonuçlarının Avrupa'daki beyin cerrahisi konusunda prestijli bir dergi olarak bilinen ''Neurosurgery''de makale olarak da yayınlandığına işaret etti. Deney Hayvanları Üretim ve Araştırma Merkezinde yılda 5 bin deney hayvanı üretiklerini ifade eden Türköz, şunları aktardı: ''Fare, sıçan ve tavşan üretiyoruz. Bu hayvanların 2 bin 500'ünü kendi araştırmalarımızda kullanıyoruz. Geriye kalan hayvanları Sivas, Erzurum, Tokat, Adıyaman, Kahramanmaraş, Kayseri gibi kentlerdeki araştırma merkezlerine destek olarak gönderiyoruz.'' Ürettikleri deney hayvanlarının hastalıktan arınmış olduğunu anlatan Türköz, bu hayvanların herhangi bir dış etkenden etkilenmediği için hastalık riski taşımadığını sözlerine ekledi.

Altuğ ÇOLAK


Pala-Oyun

SAYFA

20

Ç: Evet The PALA okurları bu ay sizin için yorulmadık arayıp araştırıp bir üstüne de çok güzel bir oyun oynadık. U: Ama her incelediğimiz oyunu beğenmiyoruz ki! Ben de oyunun fikrini beğenmeme rağmen çok iyimser bakmıyorum. Ç: Yani Uğur’un kötümser olduğunu anlıyoruz. Neyse biz size oyunu anlatalım. Oyunumuzun ismi “Bloodline Champions”. U: Dediğim gibi olayın fikrini beğendim, türevleri arasında yeni bir oyun tarzı yaratılmış ve buna rağmen insanlar oynuyorlar. Bu gibi denemeler genelde başarısızlıkla sonuçlanırdı. Ç: Oyunu anlatalım mı, yoksa biraz daha ön giriş yapacak mısın? U: Tamam tamam başla işte... Ç: Spartacus efsanesini 20 ayrı kahramanla yeniden yazıyoruz. Bir sürü arenada savaşıyoruz. U: Bol bol arena seçeneklerimiz ve 3 tip oyun modumuz var. Ç: Đlki arena modumuz herkesin birbiriyle savaştığı mod. U: Đkinci modumuz “Capture the Artifact”de bayrağı kapmacada olduğu gibi heykelleri kapmaya çalışıyoruz. Ç: Üçüncü modumuz “Conquest” dediğimiz haritadaki bölgeleri ele geçirip belli bir zaman kontrol altında tutmamız gerekiyor. U: Eski DotA gibi oyunlardan kalma düşmanın üstüne tıkla büyüyü yap sistemi yok. Ç: Herhangi bir büyüyü yaptığımızda büyü direkt kahramanın baktığı yere gidiyor (bazı can verici büyüler hariç) ve bu oyunu daha gerçekçi bir hale sokuyor ayrıca kahramanlarınızın da seviyesi veya eşyaları bu oyunda hiç önemli değil çünkü yok. U: Ben oyunun gerçekçi olması ve sadece beceriye dayalı olmasını mantıklı buldum ama hâlâ bu güzel özellikleri bile orada yüzümüze sırıtan hataları kapamaya yetmiyor. Ç: Ben bu konuda Uğur’a katılıyorum, çoğu kahraman dengesiz ve oyunun ön ödemesini yapanlara büyük bonuslar ve 4 yeni kahraman verilmesi sizi oyundan bayağı bir soğutuyor (onları kendi oyununda yenmek ise bir o kadar da keyifli-Uğur). U: Her oyundaki gibi oyundaki kahramanların türleri 4 ana başlıkta ayrılıyor: I-Tank: Her oyundaki gibi canları çok yüksek ve herkesi durdurup (havalara fırlatmak üstlerine mantar bağı atmak yavaşlatmak vb.) arkadaşlarını koruyorlar. (Bkz Thorns, Gluton, Inhibitor, Vanguard, Knight) Bir takımın olmazsa olmazı. II-Healer: Kazanıldığında övgüleri kaybettiğinde de suçlamaların üstüne yağdığı küçük mutlu hippilerden oluşan sınıf türü. Çok fazla yardımcı özelliklerine rağmen çok zarar veremiyorlar. (Bkz. Astronomer, Alchemist, Bloodpriest, Herald of Insight,) III-Damage: Yakın ve Uzak olarak ayrılırken çok değişik özelliklere sahipler ve bence en eğlenceli sınıf türü. Yakınlar çok yüksek zarara sahipler ancak zorlar. Ama kafanıza 50m (12 yard)dan bir kurşun isabet ederse ve sizi basenize kaçmanıza sizi iterse bilin ki bu bir tuzaktır. (Bkz.Gunner, Engineer, Harbringeri, Igniter, Spear Man, Rabid Assasin, Nomad)

PALA

Uğur KOÇ & Çağatay CELEP


SAYFA

21

GTA:EFLC Size ilk kez aksiyon oyunu yazıyorum ve büyük olasılıkla herkesin bildiği Grand Theft Auto(GTA) serisini seçtim bu yüzden. Serinin son oyunu GTA 4 ile senaryo bakımından çarpışıyor ve GTA 4’ü oynadıysanız görmüşsünüzdür ve duymuşsunuzdur, bu oyundaki ana karakterlerden bahsediliyor: Luis Lopez ve Johnny Klebitz. Bu oyunda bu iki kardeş de birbirlerine rastlıyorlar. Oyun grafik ve ses açısından GTA 4 ile aynı fakat silahlar, oyunlar ve araçlar açısından değişiklik olmuş. Mesela Luis’in hikâyesinde (The Ballad of Gay Tony: TBOGT) APC adlı zırhlı taşıyıcı ve savaş helikopteri varken Johnny’nin hikâyesinde (The Lost and Damned: TLAD) otomatik tabanca ve sawn-off shotgun falan var. Hepsi bu değil tabii P90’lar (makineli tüfek) M240’lar (ağır makineli tüfek) ortalıkta geziniyor. Fakat benim en sevdiğim yeni paraşüt! San Andreas’dan beri paraşüt görmemiştim ve bu beni çok sevindirdi. Senaryo açısından yine çok sağlam GTA. Arkadaşlarla ilişkiler, birlikte yemeğe ve eğlenceye çıkmalar, takılmalar yine çok zevkli. Görevler de yakıyor! Çok çeşitli görevler var; mesela bir ara bir APC kaçırmak için sniper tüfeği ile bir helikopterdeki kancaları vuruyorsunuz. TBOGT’de (bir oyunda iki senaryo birden var) Luis adında bir adamı canlandırıyoruz. Luis, Tony’le hem ortak hem de onun koruması. Tabii bu yüzden zengin ve kendine ait bir kulübü var. Burada GTA 4’ten daha lüks bir yaşam tarzı bekleyin çünkü Luis gece ortamlarının kralı: D.TLAD’da ise Jonny bir motor çetesinin başkanı. Fakat Billy adlı eski başkan hapisten çıkınca işler değişiyor. Johnny’nin kendine göre bir ahlak biçimi var ve oyunda bunun değiştiğini göreceksiniz. Oyunun multiplayer yönü ÇOK kuvvetli çünkü büyük haritada oynarsınız 32 kişi birden karmaşa yapabiliyorsunuz. ÇOK EĞLENCELĐ! Fakat bilgisayarda oyunun multi yönü Microsoft LIVE! adlı işkence yüzünden (yok patchdir yok uyumsuzluktur) darbe yiyor. PS3 varsa onu alın daha iyi. Bir de oyun 17 GB ve bu bildiğiniz gibi biraz(!) fazla o yüzden PS 3 en iyisi. Oyunun son durumuna bakılırsa 10 üzerinden 9,5 gibi bir n o t alabilir. Atmosfer, grafik, diyalog ve en önemlisi eğlence rahat rahat bu puanı hak ediyor. Gelecek ay size PS 3 oyunu olan Red Dead Redemption’u anlatacağım. O zamana kadar afiyet olsun.

Tarık SERT


SAYFA

22

Merhaba gençler,

“Yaşamak Đçin Yaşat”

Hepinizin bildiği gibi ülkemizde pek çok sivil toplum kuruluşu var, bunlardan biri de TEMA. “Yaşamak Đçin Yaşat” sloganıyla yola çıkarak, ben ve öğrencilerim yapılan faaliyetlere severek katıldık. Yürüttüğümüz bu projenin amaçları ise şunlardır: 1. Çevredeki sanayi tesislerinin Ergene nehrine olan kirliliğini önlemek, 2. Lüleburgaz- Ovacık köyü içindeki okulumuza bir sera alanı kazandırmak, 3. Köyde okuyan öğrencilerimizle, okulumuz öğrencileri arasındaki iletişimi artırmak ve atölye çalışmaları hazırlamak. Proje kapsamında beraber çalıştığımız okullar: Marmara Eğitim Kurumları Özel Marmara Koleji TED Đstanbul Koleji Vakfı Özel Lisesi Beşiktaş Atatürk Anadolu Lisesi Özel Amerikan Robert Lisesi Notre Dame De Sion Lisesi Özel MEF Lisesi Koç Lisesi Projenin uygulanma sürecinde Ergene nehri kirliliğine dikkat çekilecek. Projenin ikinci yılında ise köy okulunun bahçesinde bir sera kurulacak. Kurulacak sera sayesinde köy halkına yeni bir ekonomik uğraş kazandırılacak. Amacımız doğrultusunda diğer katılımcı okullarla 06.11.2010 tarihinde Ovacık köyüne gitmiş ve gözlem yapmıştık. Projeye katılan okullar dönüşümlü olarak iki haftada bir Ovacık köyüne gidecek ve haziran ayında katılımcı tüm okullarla tekrar köyü ziyaret edeceğiz. Projeye katılan okullar arasında Ovacık köyüne giden ilk okul bizdik.Yapacağımız çalışmalar için ilk etapta eğitim ve tanışmayı amacıyla 19.02.2011 tarihinde sekiz öğrencimiz, okulumuz Resim Öğretmeni Merve SARVAN, Arel Üniversitesi Okutmanı Đlkay ÖZER ve ben (Pelin EYÜP) yola çıktık. Köyde ilk olarak oryantasyon çalışması yaptık. 10 E sınıfından Ümit Bahadır Karaca yaptığı animatörlükle (Mandal Asmaca ve Dans) öğrencilerin keyifli dakikalar geçirmesini sağladı. Sonrasında atölye çalışmalarımız için sınıflarımızda yerlerimizi aldık. Beş ayrı sınıfta yapılan tuval çalışması, keman-gitar dinletisi, serbest resim çalışması, oyun, sunum sınıfı, spor etkinliklerinin mimarı okulumuz öğrencileri oldu. Atölye çalışmaları devam ederken, anne ve babalara halk sağlığı konusunda okutmanımız, Đlkay Özer gereken bilgileri verdi.

Çalışmaların bitmesi ile toparlanıp hep beraber köyü gezdik. Vedalaşma zamanı geldiğinde köy öğrencileri ve bizler hüzünlü anlar yaşadık. Süremiz kısa da olsa önemli olan uzun zamanların değil etkin ve verimli anların olduğunu bir kez daha düşündük. Bir dahaki buluşmamız için şimdiden gün saymaya başladık. Etkinliğimize katılan öğrencilerimiz: Ümit Bahadır Karaca Ömer Gürgen Kübra Akbalık Nilsu Yıldırım Alara Alev Đrem Akman Zeynep Özsomer Kerem Can Güzel PALA


SAYFA

23

Pelin EYÜP


SAYFA

24

The Pala  

FMV Özel Ayazağa Işık Lisesi Öğrenci Gazetesi