Issuu on Google+

OCAK 2011


Bu ayki temamız “Vücudumuzla Yapabildiklerimiz ve Yapamadıklarımız”. Çocuklarla önce bedenlerimizi fark edecek drama çalıĢmaları yaptık. Bedenleriyle fırça olup duvar boyama, bedenlerini kullanarak Daire, üçgen, kare, dikdörtgen oluĢturma, hiç konuĢmadan sadece bedenlerini kullanarak sohbet etme dramaları yapıldı. Çocuklar bedenleriyle farklı Ģeyler yapabildiklerini fark ettiler ve kendileri daha farklı neler yapabileceklerini ve yapamayacaklarını buldular.


Makasla kağıtları kesebildiklerini , 1 den 10’ a kadar sayı yazabildiklerini , ,sek sek oynayabildiklerini , geometrik Ģekilleri çizebildiklerini ,giyinip soyunabildiklerini , ayakkabısını bağlayabildiklerini , yüzünü yıkabildiklerini , diĢlerini fırçalayabildiklerini, eĢyalarını temiz ve düzenli kullanabildiklerini, yatağını düzeltebildiklerini,oyuncaklarını toplayabildiklerini, annesine yapabileceği ev iĢlerinde yardımcı olabildiklerini

yeniden keĢfettiler.


Bu çalıĢmamız için de Ocak ayı içerisinde çocuklarımızın dikkatini yoğunlaĢtırabilmeye yönelik çalıĢmalarımıza devam ettik. Mandala çalıĢmaları, ipe boncuk dizme, farklı olanı bulabilme ve detaylara dikkat etmeye yönelik Figurama, Combino ve Logica gibi kutu oyunlarımıza vb. çalıĢmalara sıklıkla yer verdik.


Öğretmenlerimizin her aya hazırladığı Neden sorularının bulunduğu Neden albümümüzdeki Ocak ayına ait resmi inceledik ve neden sorumuza aldığımız cevapları not ettik.

Bu ay da Rehberlik saatlerimizde yapılan çalıĢmada, öğrencilerimiz ailelerini resmettiler ve resimlerini psikolojik danıĢmanlarımıza anlattılar. Yapılan her resim ve resim ile ilgili notlar öğrencimizin geliĢimsel arĢiv dosyasına koyulmak için Rehberlik birimimizdeki dosyalarında yerlerini aldı.


Ludwig Van BEETHOVEN (1770 - 1827) Beethoven, 1770 yılında Almanya'da (Bonn) doğdu. Alkole karĢı olan zaafıyla bilinen Beethoven’in babası Johann da saray müzisyeniydi. Ġlk piyano derslerini henüz dört yaĢındayken babasından aldı. Katı bir insan olan babası

çocuğunu çok zorluyor, henüz dört-beĢ yaĢında olan ve parmakları piyanoya yetiĢemeyen çocuk bazen bu çalıĢmalar sırasında gözyaĢı döküyordu...


Ludwig Van BEETHOVEN Ġlk müzik eğitimini babasından aldıktan sonra,

1779’da Christian Gottlob Neefe’yle çalıĢmaya baĢladı. 1783’te ilk bestesi olan Dressler’in MarĢı Üzerine ÇeĢitlemeler Neefe’nin yardımıyla yayımlandı. 1786’da Viyana’ya yaptığı ziyaretin ardından, annesinin olumu üzerine Bonn’a geri döndü ve Kont Walstein’ın hizmetine girdi. 4 yıl boyunca kontun orkestrasında viyola çaldı.


Ludwig Van BEETHOVEN Annesinin ölümünden sonra Beethoven Viyana'ya geri döndü ve hayatının sonuna dek orada yaĢadı.1794'e dek Viyana aristokrasisi içindeki müzik aĢıklarına saraylarda ve özel toplantılarda çaldı. 1795 yılına kadar halka açılmamıĢtı. BaĢlangıçta bir besteci olarak değil, bir piyanist ve öğretmen olarak adını duyurdu ve kısa zamanda üne kavuĢtu. 1798 yılında Beethoven iĢitme problemleri yaĢamaya baĢladı. Bu tarihten itibaren 21 yıl boyunca hiç kimseyle iletiĢim kurmadı. Ancak 1819 yılına gelindiğinde yazarak insanlarla diyalog kurmaya baĢladı. 21 yıl boyunca çekilen yalnızlık çok derin acılar yaĢamasına neden oldu. Beethoven bütün senfonilerini iĢitme problemi yaĢamaya baĢladıktan sonra bestelemesi de dikkate değer bir olaydır.


Ludwig Van BEETHOVEN Beethoven ömrü boyunca birkaç kadını sevmesine rağmen hiç evlenmemiĢtir. Bunlar içinde evlenmeye en çok yaklaĢtığı ve en çok sevdiği Ölümsüz AĢık’tır. Kim olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte bu kadının, Frankfurtlu bir tüccarın karısı olan Antonie Brentano olduğu sanılmaktadır. Sevdiği kiĢiye kendini bütünüyle veren Beethoven, Diabelli Varyasyonları’nı Ölümsüz AĢkı’na adamıĢtır. 1826’da kardeĢi Karl ile Gneixendorf’ta yaptığı tatilin ardından Viyana’ya dönüĢünde, siroz hastalığı iyice ilerlemiĢ, yataktan kalkamaz olmuĢtu. 26 Mart 1827’de hava iyice bozmuĢ, durmadan yağmur yağıyordu. O sırada akan büyük bir ĢimĢekle Beethoven’in odası aydınlandı. Aynı anda, yumruğunu havaya kaldıran Beethoven’in gözleri birkaç saniyeliğine hayata meydan okurcasına açıldı, ve ardından bir daha açılmamak üzere kapandı. Doktorlar bunun Beethoven’in anlamlı bir hareketi değil, sadece ıĢığa karĢı bir tür refleks olduğunu söylemektedirler. Beethoven yaklaĢık 30.000 kiĢinin katıldığı bir cenaze töreninin ardından Wahring mezarlığına defnedildi. 1888’de ise naaĢı Viyana Merkez Mezarlığı’na Schubert’in mezarının yanına aktarıldı.


During the month of January, we have been focusing on the four seasons and the clothes associated with them. They made a calendar craft where we introduced winter, summer, autumn and spring. In addition, they listened to a story about a funny egg called “Humpty Dumpty.” This story involved giving compliments about clothes and warnings about safety. They also enjoyed playing a memory game, which included a relay race. The students also dramatized a clothes story about a naughty princess called “Princess Darling” where they learned how to express their dislikes and likes Happy House; The children worked on number recognition up to ten and the concept of adding one more number. They dramatized a sketch about Polly’s bag where they revised classroom objects with a song called “What’s in my bag?” The Gems program: The children played penguin games and learned a chant called “Penguins walk like this and that” along with dancing to a penguin song.


Müzik dersimizde bu ay hem öğrendik hem eğlendik. -Farecik, Ördek ve Bay mikrop Ģarkılarını öğrendik

-Orff çalgılarımızı öğrenmek amacı ile çok eğlenceli oyunlar oynadık -Klasik müzik çalgılarımızı tanıdık.


Her ders baĢında uygulanan konsantre olma çalıĢmasından sonra önceki haftalarda öğrenilen Ģah, piyon, kale ve filin hareketi satranç tahtası üzerinde uygulanarak pekiĢtirildi. Ġkinci hafta çeĢitli hikaye ve kiĢileĢtirmeler ile vezir tanıtıldı ve boyama çalıĢması yapıldı. Boyama ve hikayeler sayesinde hem ders zevkli hale getirildi hem de vezirin puanı ve hareket özellikleri öğrencilerin hafızalarına yerleĢti. Sonraki haftada vezirin hareketinin pekiĢtirilmesi amacıyla satranç tahtası üzerinde uygulamalar yapıldı ve satranç tahtasına önceden öğrenilen Ģah, piyonlar,

kaleler filler ve vezir eklenerek taĢların hareketleri iyice pekiĢtirildi.


Mind Lab derslerimizde Ocak ayında öğrencilerimiz iki yeni oyun öğrendiler ve oynadılar. Önce,özellikleri ayırt etme ve tanımlama becerisi geliĢtirmeyi amaçlayan “Taradiddle” isimli oyunla tanıĢtılar.Kartlarla oynanan bu oyunda “aynı cins” ve “aynı renk” özelliğine göre kartları sınıflandırmayı öğrendiler.Eğlenceli karakterler arasından kendileri için bir karakter seçtiler ve oyunun kuralı gereği kimi zaman bu karakterlerin burunları uzadı.Eğlenerek,keyif alarak oynadılar.


Ardından aynı ünitenin bir diğer oyunu olan “Quarto” isimli oyunu öğrendiler.

Bu oyunda da hedeflenen belli özelliklere göre sınıflandırma ve gruplama yapma becerisini geliĢtirmekti. Özellikleri tanımlamak ve eĢleĢtirmek, nesneleri belirli bir özelliğe göre sınıflandırabilmek için oyun taĢlarını incelediler.Oyun taĢlarının özelliklerini

hiç

konuĢmadan,sadece

ellerini

kullanarak

birbirlerine

nasıl

anlatabileceklerini öğrendiler.Yani aralarında özel bir Ģifre oluĢtu.Oyunun ön aktivitesi olmasına rağmen,en az oyun kadar ilgi çekiciydi.Oyuna geçtiğimizde, öğrencilerimiz 16 oyun taĢını kullanarak gruplar oluĢturup bu grupların özelliğine

uygun olmayanı ayırt etmeye,grubun ortak özelliğinin ne olduğunu bulmaya çalıĢtılar. Ardından birbirine uyan üçlü bir gruba, uymayan bir dördüncü parça bulmaları istendi. “Quarto”nun Ġspanyolca “Dördüncü” demek olduğunu ve oyunda aynı renge sahip üçlü bir gruba dördüncü taĢı ekleyerek oyunu kazanabileceklerini öğrendiler ve oynadılar.


Her derse ısınma hareketleri ile baĢladık. Ders süresince aĢağıda belirtilen temel hareketleri yaptık. Ġstasyon çalıĢması: 1-Büyük top yada mini basketbol topuyla potaya atıĢ yapma. 2-Bank ( yükseliĢ) üzerinden yan atlamalar. 3-Ön takla ve eğik düzlem minderi üzerinde geri takla. 4- Denge tahtası üzerinde ( yardımlı) yan ve düz yürüyüĢ. 5- Küçük-büyük/ yumuĢak-sert top ile atmalar. Eğitsel oyunu ( yakar topu baĢlangıç)


Öğrencilerin, dağarcıklarını, müzik ve dansın çeĢitli türleriyle geniĢletebilmek amacıyla Ocak ayı içerisinde Tango dansına yönelik ritim ve figür çalıĢmaları yaptık. Bununla birlikte, öğrencilerle sorup-cevap Ģeklinde yaptığımız diyaloglarla dağarcıklarında önceden yer edebilen diğer danslar ve ritimler hakkında bilgi paylaĢımında bulunduk.

Ayrıca, daha önceden çalıĢtığımız dansların da tekrarını yaparak öğrencilerin dans becerilerini güçlendirmeye çalıĢtık. Bunun için, öğrencilerin bireysel veya grupla, düzenli ve ritmik hareket modellerini gösterebilmeleri üzerinde durduk. Bu becerileri güçlendirmeye yardımcı olmak için öğrencinin geometrik Ģekiller gibi matematiksel kavramlar arasında iliĢki kurabilmesine olanak verdik.


KÜÇÜKLERĠMĠZE ETKĠNLĠK ÖNERĠMĠZ

Bin bir gece masallarının en ünlülerinden biri olan Alaaddin, sinema, tiyatro ve televizyon filmi uyarlamalarının ardından ilk kez buz üzerinde! Hem çocukların hem büyüklerin, bir arada büyük bir keyifle izleyecekleri buz pateni Ģovu 27 Ocak - 13 ġubat 2011 tarihleri arasında Ġstanbul’da olacak. “Alaaddin On Ice”, rengârenk kostümleri ve akıl almaz paten gösterileri ile sizi, muhteĢem bir masal diyarına götürecek. Gösterinin Konusu: “Alaaddinin Sihirli Lambası” masalının sonunda her Ģeye sahip olan Alaaddin’in, göz açıp kapayıncaya kadar varını yoğunu kaybetmesi ve tekrar yoksul kalıĢının ardından baĢlayan, yepyeni bir serüveni anlatır ALAADDĠN VE SĠHĠRLĠ SEPET.


KÜÇÜKLERĠMĠZE ETKĠNLĠK ÖNERĠMĠZ

KOMĠK TAVġAN HOPĠ Komik TavĢan Hopi ve arkadaĢları, ormana bir Avcı geldiğini haber alırlar. Gelen Avcı aslında arkadaĢları ile iddiaya girmiĢ bir kampçıdır, korkutup kaçırırlar. Avcı korkarak uzaklaĢırken elindeki çantayı unutur. Ormandaki hayvanlar çantanın içindekileri merak ederler ve açmaya karar verirler. Çantadan onlar için çok büyük bir sürpriz çıkar. 11 ġUBAT 2011 CUMA 13:00 KADIKÖY BARIġ MANÇO KÜL.MRK


KÜÇÜKLERĠMĠZE ETKĠNLĠK ÖNERĠMĠZ AYI YOGĠ XPAND 3D / YOGI BEAR XPAND 3D

"Jellystone Parkının ziyaretçileri azaldığından Belediye BaĢkanı Brown parkı kapatıp arazisini de satmayı planlamaktadır. ĠĢin kötüsü, Jellystone Parkında yaĢayan Ayı Yogi ve yakın dostu Boo Boo ev olarak bildikleri bu parktan atılacaklardır. Yogi hayatının en büyük sorunuyla karĢı karĢıyadır. Parkı kapanmaktan kurtarmak için Ayı Yogi ve Boo Boo Korucu Smith ile güçlerini birleĢtirmelidirler.“ Tür: Animasyon, Komedi Yönetmen: Eric Brevig Yapım: ABD, Yeni Zelanda / 2010


BÜYÜKLERĠMĠZE ETKĠNLĠK ÖNERĠMĠZ

CIRQUE DE SOLEIL - SALTĠMBANCO Gösteri sanatlarında yepyeni bir boyut açan Kanadalı dünyaca ünlü topluluk Cirque Du Soleil’un en köklü gösterilerinden Saltimbanco, Pozitif organizasyonu ile Akbank’ın ana sponsorluğunda, ilk kez Türkiye’ye geliyor. 19 ġubat – 4 Mart 2011 tarihleri arasında Abdi Ġpekçi Arena’da sahne alacak Cirque Du Soleil topluluğu, asla kaçırılmaması gereken görselliğiyle akrobasi ve teatral performansın doruğa çıktığı, bir Ģehir masalını konu eden muhteĢem Saltimbanco gösterisiyle nefesleri kesecek. ÖNEMLĠ BĠLGĠ: 5 yaĢından küçükler için uygun değildir.


BÜYÜKLERĠMĠZE ETKĠNLĠK ÖNERĠMĠZ TRON EFSANESĠ XPAND 3D / TRON LEGACY XPAND 3D "Sam Flynn, Kevin Flynn in 27 yaĢındaki teknoloji meraklısı oğlu, babasının ortadan kayboluĢunu araĢtırır ve kendini babasının 25 yıldır yaĢadığı Tron un dijital dünyasında bulur. Kevin in sadık sırdaĢı Quorra yla birlikte, baba ve oğul çok fazla geliĢmiĢ ve son derece tehlikeli bir hale gelen, görsel açıdan dudak uçuklatan sanal alemde bir ölüm kalım yolculuğuna çıkarlar.“ Tür: 3 Boyutlu, Aksiyon Yönetmen: Joseph Kosinski Oyuncular: Jeff Bridges, Michael Sheen, Olivia Wilde, Garrett Hedlund, Serinda Swan, Bruce Boxleitner Yapım: ABD / 2010


KÜÇÜKLERĠMĠZE KĠTAP ÖNERĠMĠZ DENĠZDEKĠ 1001 ġEYĠ BULUN

1001 Things to Spot in the Sea, 2003 Katie Daynes Resimleyen: Teri Gower Çeviri: Tuba Akoğlu Çocuklar capcanlı resimlerle dolu bu kitabın sayfaları arasında çeĢitli hayvanların ve nesnelerin peĢinden giderken hem bulmaca çözmenin zevkini tadacak hem de sayı sayma becerilerini geliĢtirecekler. Uçan balıktan sümsük kuĢuna 1001 Ģeyi ararken hayatın ayrılmaz bir parçası olan denizin hem üstünü hem de altını tanıyacaklar.


BÜYÜKLERĠMĠZE KĠTAP ÖNERĠMĠZ

THOMAS ALVA EDISON / ELEKTRĠK ÇAĞININ ĠCADI Thomas Alva Edison / Inventing the Electric Age - 1996 Gene Adair Çeviri: A. Sinem Çağlayan Tokur Edison’un deney yapma tutkusu bütün hayatını ĢekillendirmiĢti. Bazen günlerce laboratuvarından çıkmadan çalıĢarak adının daima birlikte anılacağı elektrik ampulünü icat etmiĢ olmasının yanı sıra, pek çok baĢka Ģeyin, telgrafın, fonografın ve sinema filmlerinin geliĢtirilmesinde de büyük rolü olmuĢtur. YaĢamöyküsü Kitaplığı, dünyayı kavrayıĢımızı biçimlendiren bilim adamlarının kiĢisel öykülerini tarihsel arka planlarıyla birlikte anlatan kitaplardan oluĢuyor. Bilim adamlarının çalıĢmalarını ve bu çalıĢmaları kuĢatan temel bilgileri de özetleyen yaĢam öyküsü kitapları aynı zamanda sağlam birer baĢvuru kaynağı.


DBE "DOKUN, HĠSSET, YARAT" HEYKEL ATÖLYE EĞĠTĠMĠ’ NE KATILABĠLĠRSĠNĠZ… Sanat çocukta özel bir düĢünme dili Ģeklinde yaĢanır. Çocuk dünyayı kendi algıladığı biçimde görür ve bunu kendine özgü ifadelerle yansıtmaya çalıĢır. Sanatçı Ġrfan Korkmazlar ve Zehra Korkmazlar tarafından 2000 yılında Arnavutköy’de açılan Zeynep Sanat Evi, 10 yıldır desen, heykel ve resim sanatı, sanat tarihi, felsefe ve farkındalık çalıĢmaları yürüterek, pek çok çocuk ve yetiĢkin için sanatı eriĢebilir kılıyor. “Dokun, Hisset, Yarat” heykel atölye eğitimleri 3 farklı uzman eĢliğinde baĢlıyor. DBE DavranıĢ Bilimleri Enstitüsü, Çocuk ve Genç Psikolojik DanıĢmanlık Merkezi psikologlarının çocukların ruh sağlığı ve geliĢimi açısından önerdiği bu kurslar; çocuklar için her Cumartesi 10.30 - 12.00 ve 12.30 - 14.00 saatleri arasında verilecek. Atölye eğitimi, okul sezonu boyunca devam edecektir. Mekan: Kireçhane Sok. No: 18 Arnavutköy GiĢe Tel: 0 212 265 01 17


…DOĞUMGÜNLERĠMĠZ… 21 OCAK 2011 Cuma günü; A SINIFI: MERT ÖLMEZ, ALP AKIN B SINIFI: C SINIFI: D SINIFI: KUZEY YAġAYAN, ÇAĞAN BERK YÜKSEL

E SINIFI: ALARA KAÇAR, ALP SAVAġAN, KUTAY MÜRÜTOĞLU F SINIFI: DENĠZ AKYÜZ G SINIFI: ZEYNEP ÖRS H SINIFI: ERTUĞ AKAR’ın doğum günlerini kutladık.

Tüm öğrencilerimizin doğum günlerini en içten dileklerimizle kutlarız…


…DOĞUMGÜNLERĠMĠZ… Önümüzdeki ay; A SINIFI: DALYA ILGIN TOPUZOĞLU B SINIFI: EGE BEK, YANKI EFE ÖZALTIN C SINIFI: LAL SEZGĠN, SELĠM ÖNDEROĞLU D SINIFI: -

E SINIFI: ECE HIZAL, ADA NĠL ERDEM F SINIFI: ÖYKÜ NĠSAN TUNA, DALYA NAHANĠ,EMRE YALÇINKAYA G SINIFI: H SINIFI: DEFNE ÖZGÜLTEKĠN’ in doğumgünlerini kutlayacağız.


ÇOCUKLARDA KAYGININ KAYNAKLARINDAN BAZILARI : DUYGUSAL GÜVENLĠK SAĞLAMAK Ebeveynler her çocuğun korku ve kaygıya sahip olduğunun farkındadırlar. Bununla birlikte, bu tür kaygının kaynaklarının farkında değildirler. Ebeveynler genellikle, “Benim çocuğum niçin bu kadar korkak?” diye sorarlar. Bir baba kaygılı çocuğuna, “bütün bu saçmalığa son ver. Korkulacak bir Ģey olmadığını sen de biliyorsun!” demekle çok ileri gider. Çocuklardaki kaygının kaynaklarını tanımlamak ve kaygıyla baĢa çıkmanın yollarından bazılarını önermek yararlı olabilir.


Kaygının Nedeni Terk Edilme Korkusu Olabilir : Hazırlayarak Güven Vermek

Bir çocuğun en büyük korkusu, ebeveynleri tarafından sevilmemek ve terk edilmektir. Cennet’in Doğusu’nda John Steinbeck’in çok dramatik bir biçimde ortaya koyduğu gibi: “Bir çocuğun yaĢayabileceği en büyük dehĢet, sevilmemesidir ve reddedilmek çocuk için en büyük cezadır (…) Reddedilmeyle birlikte öfke baĢ gösterir,öfkeyle intikam olarak bir tür suç iĢler

(…) Bir çocuk, istediği sevgi reddedilince, kediye vurdu ve gizli suçunu sakladı: baĢka biri, sevilmek için para çaldı ve bir üçüncüsü, dünyayı fethetti – ve daima suç, intikam, suç.” Bir çocuk asla terk edilmekle tehdit edilmemelidir. Çocuğa ne Ģakayla ne de öfkeyle terk edileceği söylenmemelidir. Bazen süpermarkette ya da caddede kızgın bir annenin

oyalanan bir çocuğa, “eğer gelmezsen, seni burada bırakırım” diye bağırdığını duyarız. Böyle bir ifade, gizliden gizliye varlığını sürdüren terk edilme korkusunu harekete geçirir. Bu, dünyada yapayalnız kalma fantezisini körükler. Bir çocuk annesinin tahammül sınırlarının ötesinde oyalandığında, çocuğun elinden tutup götürmek, onu tehdit etmekten daha iyidir.


Hayat Ģartları bizi, küçük çocuklarımızdan ayrılmaya zorlarsa, çocuklar ayrılığa önceden hazırlanmalıdır. Bazı ebeveynler, bir iĢ, bir seyahat ya da sosyal bir zorunluluktan ötürü uzakta olacaklarını ifade etmekte zorlanırlar. Çocuğun tepkisinden korkarak, gece sessizce ya da çocuk okuldayken, durumu ona açıklamak için evde bir akraba ya da bakıcı bırakarak giderler. Eğer çocuklar bu deneyime daha önceden hazırlanırlarsa, ayrılık stresini daha kolay atlatırlar. Anlamlı hazırlık, alıĢılmıĢ sözlü açıklamadan daha fazlasını gerektirir. Bu hazırlık, çocuğun doğal oyun dilindeki ve onun kalbine hitap eden bir dildeki iletiĢimi gerektirir. Kaygının Nedeni Suç Olabilir: Küçük Bir Çocuk Uzun Bir Yolda Gider Bilerek ya da bilmeyerek ebeveynler, çocuklardaki suçu tahrik ederler. Tıpkı tuz gibi suç da, lezzetli bir hayatın yararlı bir bileĢenidir, fakat temel eylem biçimi haline asla getirilmemelidir. Bir çocuk sosyal ya da ahlaki bir kuralı ihlal ettiğinde, kınama ve suç için yer

vardır. Ancak, bir çocuğun olumsuz duygulara ya da “kötü” düĢüncelere sahip olması yasaklandığında, çocuk kaçınılmaz olarak çok daha fazla suçluluğa ve kaygıya sahip olacaktır.


Gereksiz suçluluğu engellemek için, ebeveynler, çocuklarının ihlallerini, bozulan bir arabayı ele alan iyi bir tamirci gibi ele almaları gerekir. Tamirci arabanın sahibini utandırmaz: neyin tamir edilmesi gerektiğini gösterir. Arabanın seslerini ya da takırtılarını ya da

gıcırtılarını suçlamaz; bunlardan arızayı teĢhis etmek için yararlanır. Tamirci kendine sorar: Arızanın kaynağı nedir? Ebeveynlerinin sevgisini ve onayını kaybetme tehlikesi olmaksızın içlerinden istedikleri kadar düĢünmekte özgür olduklarını bilmeleri, çocuklar için büyük bir rahatlıktır. Bir anlaĢmazlık olduğunda, Ģu tür ifadeler yardımcı olur; “Sen böyle hissediyorsun, fakat ben baĢka Ģekilde hissediyorum. Bu konu hakkında farklı Ģekilde hissediyoruz.” “DüĢüncen sana doğru gibi görünüyor. Benim düĢüncem farklı. GörüĢüne saygı duyuyorum, fakat, benim baĢka bir görüĢüm var.” Ebeveynler, sözü uzatarak ve gereksiz açıklamalar yaparak farkında olmadan çocuklarda suçluluk yaratabilirler. Bu, özellikle, konu karmaĢık olduğunda ve çocuk olgun olmadığında,

rızayla yönetilmesi gerektiğine inanan ebeveynler için geçerlidir.


BeĢ yaĢındaki Zacary, iki haftadır hasta olduğu için okula gelmeyen anaokulu öğretmenine öfkeliydi. Öğretmenin okula döndüğü gün, Zachary öğretmeninin Ģapkasını hemen kaptı ve bahçeye çıktı. Hem annesi hem de öğretmen Zacary’nin peĢinden gitti. ÖĞRETMEN: O Ģapka bana ait ve bana geri verilmesi gerekiyor. ANNE: Zachary, bu Ģapkanın senin olmadığını çok iyi biliyorsun. Eğer Ģapkayı vermezsen, Bayan Marta üĢür ve yine hasta olur. Hasta olunca da, iki hafta okula gelemez. Öğretmeninin tekrar

hasta olmasını istemezsin değil mi? Tehlike, böyle bir açıklamanın Zachary’i öğretmeninin hastalığından sorumlu ve suçlu hissettirebileceğidir. Uzun açıklama, gereksiz ve zararlıdır. O anda gerekli olan Ģey, Ģapkayı

geri almaktır. ġapkayı geri almak, bahçedeki iki açıklamadan daha iyidir. Belki, daha sonra öğretmen okula gelememesine Zachary’nin duyduğu öfke hakkında tartıĢabilir ve ona, bu öfkeyle baĢa çıkmanın daha iyi yollarını gösterebilirdi.


Kaygının Nedeni Güvensizlik ya da Sabırsızlık Olabilir: Çocuğun GeliĢmesine Fırsat Tanımak Bir çocuğun aktivitelerde yer alması ve sorumluluklar yüklenmesi engellendiğinde, çocuğun içsel tepkisi gücenme ve öfke olacaktır. Küçük çocuklar, temel becerileri hemen büyük bir ustalıkla gerçekleĢtiremezler. Ayakkabılarının bağcıklarını bağlaması, paltosunun düğmelerini iliklemesi, ceketini giymesi, reçel kavanozunun kapağını açması ya da kapının kilidini açması uzun zaman alır. Onlara sunulacak en iyi yardım, hoĢgörülü bekleyiĢ ve iĢin zorluğu hakkında açık bir yorumdur: “Ceket giymek kolay değil.” “Kavanozun kapağını açmak zordur.” Çocuk bu iĢlerde ister baĢarılı ister baĢarısız olsun, bu tür yorumlar faydalıdır. Çocuk baĢarılı olursa, zor bir Ģeyi baĢardığını bilmenin memnuniyetini yaĢar. Çocuk baĢarısız olursa, ebeveynlerinin iĢin zor olduğunu bilmesi onu teselli eder. Her iki durumda da, çocuk, ebeveyn ile kendisi arasında daha fazla yakınlığa yol açan sempati ve desteği tecrübe eder. Bir iĢteki baĢarısızlık, çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olmaz. Çocuğun hayatının, yetiĢkinin verimlilik beklentisi tarafından yönetilmemesi esastır. Verimlilik, çocukluluğun düĢmanıdır. Verimlilik beklentisi, çocuğun duygusal hayatı bakımından çok pahalıya mal olur. verimlilik beklentisi, çocuğun potansiyelini etkisiz hale getirir, geliĢmesini engeller, ilgilerini boğar ve duygusal çöküntülere neden olur.


Kaygının Nedeni Ebeveynler Arasındaki AnlaĢmazlık Olabilir: Ġçsel Sonuçları Olmayan Ġç SavaĢ Ebeveynler kavga ettiklerinde, çocuklar, aile hayatları tehdit edildiği için kaygı; aile anlaĢmazlığındaki gerçek ya da hayali rolleri nedeniyle suçluluk hissederler. Çocuklar, haklı olarak, evdeki sürtüĢmenin sebebi olduklarını varsayarlar. Çocuklar, ebeveynlerinin sürdürdüğü iç savaĢta tarafsız kalamazlar. Ya annelerinin ya da babalarının tarafını tutarlar. Bu sonuçlar, karakter geliĢimine zarar verir. Ebeveynler, çocuklarının sevgisi için rekabet ettiklerinde, genellikle, rüĢvet, pohpohlama ve yalan gibi araçları kullanırlar. Çocuklar bölünmüĢ sadakat ve sürekli kararsızlıkla büyürler. Dahası, bir ebeveyni diğer ebeveynden koruma isteği, diğerine karĢı olan bir ebeveynle oynama fırsatı, çocuğun karakterinde bir iz bırakır. Ġlk çocukluktan itibaren, yönetmeyi ve sömürmeyi, komplo hazırlamayı ve Ģantaj yapmayı, casusluk ve dedikodu yapmayı öğrenirler. Çocuklar, doğruluğun dezavantaj ve dürüstlüğün engel olduğu bir dünyada yaĢamayı öğrenirler. Ebeveynler, farklılıklarını sakin tartıĢmalarla aĢabilir ya da tartıĢmayı özel zamanlara saklayabilirler. Çocukların, ebeveynlerin sahip olduğu farklılıkların görüĢülmesi gerektiğini bilmeleri yararlıyken, ebeveynlerinin birbirlerine saldırmalarına Ģahit olmaları zararlıdır.


Bu durum, ebeveynler boĢandığında ve çocuklar, ebeveynlerin aralarında devam eden savaĢta piyonlar olarak kullanıldığında daha da Ģiddetlenir. Böyle bir durumda, çocuklardan, genellikle diğer ebeveyn hakkında casusluk yapmaları istenir; diğer ebeveynden Ģikayet etmeleri ve kendilerine ayrıcalık tanımaları teĢvik edilir. Çocuklar hoĢ olmayan mesajları ulaĢtırmanın bir kanalı olarak kullanılırlar. Bunlar yaĢandığında hayat, çocukları kesinlikle geliĢtiremez. Çocuklar, genellikle her ikisini de sevdikleri ebeveynlerini rahatlatarak yetiĢkin rolünü yüklenirler.

BoĢanmıĢ ebeveynlerin çocukları için, hayat, boĢanmaya yol açan sürekli tatsızlıklar olmadan da yeterince problematiktir. Çocuklar, her iki ebeveyni tarafından da sevildikleri ve onların kendi kavgalarına karıĢtırılmayacakları hususunda rahatlatılmalıdır. BoĢanmadan sonra,

çocuklar, güvenli hayatlarının bitiĢine yas tutma ve yeni hayatlarını düzenleme dönemine ihtiyaç

duyarlar.


Kaygının Nedeni Hayatın BitiĢi Olabilir: Hayatın Gizi YetiĢkinler için, ölümün trajedisi değiĢtirilemezliğidir. Ölüm, bütün umutların

sonudur. Bu nedenle, kiĢisel olarak inanılması zor bir Ģeydir; kendi ölümümüzü, yok olmamızı hayal edemeyiz. Benlik, geçmiĢin hatıralarından, geleceğin umutlarından oluĢur; insanlar bir gelecek olmaksızın kendilerini düĢünemezler. Ġnancın sağladığı teselli, kesin olarak bu alana aittir. Ġnanç, huzur içinde yaĢayıp ölmeleri için insanlara bir gelecek sunar.

Ölüm yetiĢkinler için olduğu kadar çocuklar için de bir muammadır. Küçük çocuklar, ölümün kalıcı olduğunu, ne ebeveynlerin ne de dua edenlerin ölen kimseyi geri getiremeyeceğini idrak edemezler. Sihirli isteklerin beyhudeliği, çocuklara kuvvetli bir darbe indirir. Olayları etkileyen doğaüstü güce inançlarını yitirirler ve dolayısıyla bu, onları güçsüz ve kaygılı hale

getirir. GözyaĢlarına ve itirazlara rağmen, çocukların kabul ettikleri Ģey, sevilen bir hayvanın ya da kimsenin artık çevrelerinde olmadığıdır. Böylece sevilmediklerini ve terk edildiklerini hissederler. Korkuları, sık sık ebeveynlerine sorularda yansıtılır: “Sen öldükten sonra, hala beni sevecek misin?”


Bazı ebeveynler, çocuklarını, sevdikleri birinin kaybındaki keder ve acı deneyiminden korumaya çalıĢırlar. Bir süs balığı ya da kaplumbağa ölse, ebeveynler, çocuğun fark etmeyeceğini umarak, hemen yerine yenisini koyarlar. Bir köpek ya da köpek öldüğünde, üzüntülü çocuğa daha güzel ve pahalısını önermek için acele ederler.

Çocukların bu ilk ani kayıp ve hemen yenisine sahip olma deneyimlerinden çıkardığı ders nedir? Çocuklar, sevilen kiĢinin kaybının çok önemli olmadığı, sevginin kolayca transfer edilebileceği ve sadakatin kolayca ortadan kalkabileceği sonucunu çıkarabilirler. Çocuklar (ve yetiĢkinler) üzülme ve yas tutma hakkından yoksun bırakılmamalıdırlar.

Sevilen birinin kaybına üzülmekte serbest bırakılmalıdırlar. Sevginin ve hayatın bitiĢine üzüldüklerinde, çocukların insaniliği artar ve karakterleri yücelir. Çocukların, kaçınılmaz olarak aile hayatında ortaya çıkan sevinçleri kadar üzüntülerini de paylaĢmaları engellenmemelidir. Bir ölüm olduğunda ve çocuğa ne olduğu söylenmediğinde, çocuk

meçhul bir kaygı içinde kalır. Ya da çocuk, bilgi boĢluğunu korku ve karıĢık açıklamalarla doldurabilir. Çocuklar, kayıptan dolayı kendilerini suçlayabilirler ve kendini yalnızca ölüden değil canlıdan da ayrılmıĢ hisseder.


Çocukların kayıplarıyla yüzleĢmelerine yardım etmenin ilk adımı, korkularını, fantezilerini ve duygularını tam olarak ifade etmelerine izin vermektir. Derin duygularını bir dinleyiciyle paylaĢtıktan sonra, çocuğun rahatlaması ve teselli bulması söz konusu olur. Ebeveynler, çocuğun duygularını kelimelere dökebilirler, fakat, bunu yapmakta zorlanabilirler. Örneğin, çocuğun çok bağlı olduğu büyükannesinin ölümünden sonra ebeveyn Ģöyle söyleyebilir:

“Büyükanneni özlüyorsun.” “Onu çok özlüyorsun.” “Onu çok seviyordun. Ve o da seni çok seviyordu.”

“KeĢke bizimle birlikte olsaydı.” “Onun hala hayatta olmasını isterdin.” “Onun öldüğüne inanmak zor.”

“Onun artık aramızda olmadığına inanmak zor.”


“Onu hep iyi hatırlayacaksın.” “Seni tekrar ziyaret etmesini isterdin.” Bu tür ifadeler, ebeveynin, çocuğun duygu ve düĢüncelerine duyduğu ilgiyi nakleder ve çocuğun korkularını, fantezilerini paylaĢmasını teĢvik eder. Çocuklar, ölünün canının yanıp yanmadığını, ölünün geri gelip gelmeyeceğini, kendilerinin ve ebeveynlerinin ölüp ölmeyeceğini bilmek isteyebilirler. Cevaplar, kısa ve doğru

olmalıdır: Biri öldüğünde, beden acı hissetmez: ölü kiĢi geri dönmez: bütün insanlar eninde sonunda ölür. Çocuklarla ölüm hakkında konuĢurken, en iyisi gerçekleri örtmekten kaçınmaktır. Dedesinin ebedi uykusuna yattığı söylendiğinde, dört yaĢındaki kız

yanında pijamalarını da götürüp götürmediğini sordu. Küçük kız, yatmadan önce “iyi geceler” denmemesine kızdığı için, dedesinin kendisine de kızmasından korkuyordu. Kendisine, “Büyükannen cennete gitti ve bir melek oldu” dendiğinde, beĢ yaĢındaki bir erkek çocuğu, ailenin geri kalanının da ölmesi ve melek olması için dua etti.


Bir çocuğa gerçekler basitçe ve dürüstçe söylendiğinde, Ģefkatli bir sarılma ve sevgi dolu bir bakıĢla kuĢatıldığında, çocuk rahatlar. Ebeveynlerin kendileri de hayatın ve ölümün gerçeklerini kabul ettiklerinde, bu yaklaĢım etkili olur. Bütün önemli meselelerde, tavırlar kelimelerden daha yüksek sesle konuĢurlar. Büyümek kolay değildir. Büyümek, Ģüphe, suçluluk ve özellikle kaygı gibi rahatsız edici düĢünceler ve duygularla doludur. Çocuklar terk edilmekten korkarlar, ebeveyn çatıĢmasına üzülürler, ölüm ve ölmek hakkında karmaĢa ve endiĢe yaĢarlar. Ebeveynler, çocukların kaygılarını yok edemezler, fakat çocukların sorunlarını anladıklarını ifade ettiklerinde ve onları sıkıcı, korkunç olaylara hazırladıklarında, onların bu durumların üstesinden gelmelerine yardım ederler.

KAYNAK : Dr. Haim G. GINOTT “Anne Baba ve Çocuk Arasında”


Işıklı Günler