Page 1


iV.

MURAT VE BAÖDAT SEFERİ

Dr. Tahsin ÜNAL


iV.

MURAT VE BAGDAT SEFERİ

Dr. Tahsin ÜNAL

Yayma Hazırlayanlar

Dr. Ali Güler Dr. Tahsin Ünal


© Berikan Yayınlan l. Baskı, Ocak 2001 ll. Baskı, Nisan 2007 Tüm Hakları Saklıdır. ISBN: 975-83-08-46-7

Kapak Tasarım Arh 5 Ajans Sayfa Düzeni Halil İbrahim Bülgi

Baskı Yıldmm Ajans Matbaacılık 229 33 57 - 397 32 77 - 397 32 75

BERİKAN ELEKTRONİK BASIM YAYIM SAN. ve TİC. LTD. ŞTİ.

GMK Bulvan 80/1

Maltepe-ANKARA • Fax: 0.312.232 14 99

� Tel: 0.312.232 62 18 I 19


VJ I

İÇİNDEKİLER İ Ç İNDEKİLER ............................................. ...... .......... Vll SUNUŞ XI ÖNSÖZ . . .. . . .. . . . Xll .........................................................................

....

..................

.... ....

..

..

......

.....

.................

GİRİŞ KAYNAKLARA DA İR VE METOT I. KA YNAKLARJN TESPİTİ . . .. .. 1 il. KA YNAKLARJN TAHLİL VE TASNİFİ . 2 A. Osmanlı Kaynakları . . . . . . .2 1 . Arşiv Vesika/an . . .. 2 2. Yazmalar .. . . . . . . . . .. . 6 3. Vak 'a Nüvisler Ve Umumi Eserler . . . 13 B. Batı Kaynakları . ... . . . . . 18 C. Doğu Kaynakları . . . . . . . 20 III. METOT . . .. . .. 21 .... ...........

.....

.....

.....

.....

......

.........

.................

. . . .................

.

...

......

.......

.......

.

..........

.

...

..

. . . ...

.

...

.........

..

.

......

......

. ............ ·

....

......

........

.

.

....

.........

..................

.

.

.

..............

.

......

..

........

.....

.

.

....

...

..

..

.......

...........

.... ......

................

... . . . . . .

B İRİNCİ BÖLÜM BA GDA T SEFER İ İÇİN HAZIRLIKLAR 1.

BAÔDA T SEFERİNİN SEBEPLERİ .. A. İktisadi Sebepler . . . B. Bağdat'ın Osmanlılar İçin Önemi Ve Dini Sebepler . .... . . C. Siyasi Sebepler . D. Askeri Sebepler ..

......... . .........

....

..............................

..

..... ........... . .

.

.......

. . .. .

..........

. 27 32 . . . 38 .....

............................

.........................

.

. .

.......

..

.

..... . . .

.. .

. 25 25

.....

..

.

....

...

.


VIII

il. BAYRAM PAŞANIN SADRAZAM TAYİN EDİLMESİ VE KIŞ OLMASINA RAGMEN ANADOLU'YA GEÇMESİ .. .. . . ... . . . 42 A. Tabanı Yassı Mehmet Paşanın Sadrazamlıktan Azledilmesi . . . 42 B. Bayram Paşanın Sadrazam Tayin Edilmesi Ve Anadolu'ya Geçmesi . .... . . . 45 III. BAYRAM PAŞANIN ANADOLU' DAKİ HAZIRLIKLARJ ..... . . . .. .. .. . . . . . . .. . . . . . . . 52 A. Zahire Hazırlıkları . . . . 52 B. Nakliye Hazırlıkları . . .. . . 57 C. Silah Hazırlıkları ........ ........... ..... .......... ...... ....... ... 59 D. Emtianın Büyük Garnizonlara Nakli . 63 E. Hudut Kalelerinin Tahkimi .. . . .... . . . 66 .

.....

. .....

.

....

....

..

.

.

.

.

.

..

.

..................

...............

.

.

......

..

..

...................

...

. . ....

.

... .....

........

..

......

..

...

............

.

.

.........

.......

....

.

..... . . . .

......

..

...

. .............

... ..

.

....

İKİNCİ BÖLÜM iV MURAT'IN BAGDAT SEFERİ

1. PADİŞAHIN ÜSKÜDAR' A GEÇMESİ VE HAREKETİ 73 A. Üsküdar'a Geçmek İçin Yapılan Hazırlıklar .... . . . .. .. . .. ... . . . . .. 73 B. Asker Sürme İşleri . . 76 C. Padişahın Üsküdar'a Geçmesi . .... ... .... . .. . 8 1 il. SAKARYA ŞEYHİNİN İSYANI··'························· 83 III. BÜYÜK MENZİLLERDE VI. MURAT 90 iV. TAYİNLER, AZİLLER, İDAMLAR VE ÖLÜMLER . 98 ........................................ . .......... ......

..

.....

........

.

.

...

....

.

.

.

............. ...............

..

..

...

.

.

.

.

.........

...

.

..

...............

........

.................................. . ..........


IX V. YÜRÜYÜŞTE ALINAN ASKERİ TEDBİRLER. A. Casusluk . ... B. Yürüyüş . . . .. . . . . C. Akıncılar . .. . . ...............................................

.

.....

...

..........

...

....

...

.

....

. . ..........

.........

..

.....

..

.......

................ ......

........... ..........

...... .......

l lO

} 10 1 12 1 17

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM BA G DA T MUHASARASI VE MUHAREBELERİ 1. BAGDAT KALESİ VE MÜDAFAASI A. Bağdat Kalesi . . . B. Tahkimat . . ... . . C. Kalenin Müdafaası 11. iV MURAT' IN BAGDAT ÖNÜNE GELMESİ VE MUHASARA TERTİBATi ALMASI III. BAGDAT MUHAREBELERİ . .. iV. BAGDA T KALESİNİN FETHİ

..............

...

.......

.............

......... .......

......................

..

.

.

.............

..

....

..

.

.....

........

.............

........................................

.. .

....

l 23 123 1 25 13l

.

..................................................................

.....

...

.

...................

...... . . ................

.

...

1 37

l 46 l 57

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM KASR-1 ŞİRİN MUAHEDESİ 1. iV. MURAT'IN İSTANBUL' A DÖNMESİ il. SADRAZAM MUSTAFA PAŞANIN

İCRAA Ti VE KASR-1 ŞİRİN MUAHEDESİNİN İMZALANMASI . III. SADRAZAMIN DÖNMESİ iV. iV. MURA T'IN ÖLÜMÜ VE KİŞİLİGİ

............

l 98 . . . 2l4 217

........ . . ...........

...... .................

.

.....

1 87

.

.

...............


x

SONUÇ BAÔDAT SEFERİ MENZİLNAMESİ iV. MURAT' IN DÖN Ü Ş M ENZİLLERİ BİBLİYOGRAFYA VE KISALTMALAR

......................... . . . . ........................... . ...............

... ........... .. . ......

.... ........ . . . . . . . .

.................

227 229 243 247


XI

SUNUŞ

Merhum Dr. Tahsin Ünal, ülkemizin yetiştirdiği ender şahsiyetlerden birisi idi. Çok yönlü bir kişiliği vardı. Öncelikle askeri öğretmen olarak, başta Kara Harp Okulu olmak üzere Silahlı Kuvvetlerimize ait bir çok eğitim ve öğretim kurumunda "Tarih Öğretim Üyesi" kimliği ile binlerce subay adayını milli tarih bilinci ile yetiştirdi. İkinci olarak O, kısa ömrüne, hepsi alanında çok önemli boşlukları dolduran, bir çoğu bugün bile hala aşılamayan önemli ilmi ve fikri çok sayıda eser sığdırdı. Üçüncü olarak, Albay rütbesinde Silahlı Kuvvetlerden emekli olduktan sonra atıldığı siyaset alanında da ülkemize önemli hizmetlerde bulundu. Alışılmış siyasetçi "tipi" dışında hareket eden Dr. Tahsin Ünal, bu alanda da fikri bir ağırlığın ve seviyenin temsilcisi oldu. Vefatından sonra başta, eşim Azize Hülya Güler'in "halası" olan çok değerli merhum eşi Kevser Ünal ve oğlu kıymetli ağabeyim Bahadır Ünal olmak üzere, ailenin diğer üyeleri eserlerini ve evraklarını bize intikal ettirdiler. Dr. Suat Akgül ile birlikte yaptığımız tasnif çalışmaları sonucunda gördük ki; Dr. Tahsin Ünal'ın yayınlanmış ve yayıma hazır olan eserleri ile birlikte makaleleri yaklaşık yirmi kitap olacak seviyededir. Sayın Bahadır Ünal'ın da teşvikiyle bütiin bu eserlerin yayınlanmasına, kamuoyumuza intikal ettirilmesine karar verilmiş bulunmaktadır. Berikan Yayıncılık tarafından "Dr. Tahsin Üna/'ın Bütün Eserleri'' adı ile yayınlanacak olan serinin onuncu kitabı, elinizde tuttuğunuz "iV. Murat


XII

ve Bağdat Seferi" isimli, daha önce hiç yayınlanmamış güzel eserdir. Bu çalışma, merhum Tahsin Ünal' ın daha l 962 yılında Erzincan Askeri Lisesi'nde tarih öğretmeni iken, Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baysal ' ın danışmanlığında yaptığı "doktora ıezi"ne dayanmaktadır. Hem akademisyen tarihçiler, hem tarihe ilgi duyan aydınlar, hem de gençler için çok faydalı olacağına inandığımız bu eser; IV. Murat gibi, gerileme dönemindeki bir devlette, genç yaşta önemli işler başaran bir devlet adamının faaliyetlerini, "Bağdat Seferi'' çerçevesinde ayrıntılı bir şekilde anlatmaktadır. Eserin sonuna ilave edilen "Sefer Menzilnamesi" de özellikle askeri tarih bakımından çok önemlidir. Kitabın dili bugünkü nesiller açısından biraz ağır bulunabilir. Çalışmanın orijinalliğini bozmamak için diline dokunulmamış; "Kızılbaşlar" gibi bazı kavramlar da aynen bırakılmıştır. Tahsin Ünal, bu kavramı devrin kaynaklarında geçtiği şekliyle aktarmakta, "İranlılar" veya "İran askerleri'' anlamında kullanmaktadır. Merhum Ünal' ın tez için yazdığı "Önsöz"ü aynen aldık; hocalarının yaptığı düzeltmeleri de kitaba yansıttık. Merhum Dr. Tahsin Ünal'ı ve Merhum eşi Kevser Ünal'ı rahmetle anıyor, başta Sayın Bahadır Ünal olmak üzere ailenin bütün fertlerine şükranlarımızı sunuyorum. Berikan Yayıncılık, Kale Ofset ve Artı Beş Ajans'ın değerli yöneticileri ile çal ışanlarına ve Yücel Özdemir'e gösterdikleri titiz çalışmalardan dolayı teşekkür ederim. Dr. Ali GÜLER Ankara, Ocak 2001


XIII

ÖN SÖZ Öteden beri Osmanlı Padişahları arasında iV. Murat ' ı, ataklığı, cesareti, halkın ve askerin arasında yaşamayı sevmesi, kahramanlığı, silahşorluğu ve sair meziyetleri sebebiyle çok severdim. Bu itibarla, Muhterem Hocam Prof. Dr. Bekir Sıtkı Baykal' ın bu ıslahatçı ve kahraman adamın yapmış olduğu "Bağdat Seferi''ni bendenize tez konusu olarak vermesi, iyi bir isabet olmuştur. Bu isabet tez üzerinde şevkle çalışmamı, dolayısıyla iV. Murat'ı daha yakından tanımamı sağlamıştır. Okumayı ve yazmayı seven bir kimse olarak az çok biliyorum ki; bu tez, halihazırdaki durumundan daha iyi hazırlanabilir, daha ıyı olabilirdi. Büyük kültür merkezlerinden ve yol gösterici hocalarımdan uzakta bulunmam dolayısıyla, belki tezin gönlün istediği derecede mükemmel olmasına imkan bulamadığımı ifade etmek isterim. Bununla beraber, muhterem hocalarımın, bir tezde bulunması muhtemel olan fikri eksik ve hataları tolerans ile kabul edeceklerini; fakat daha ziyade tezin ilmi bir metot ile yazılıp yazılmadığına bakacaklarını ümit etmekliğim, bendenize, bu tezi kendilerine arz etmek cesaretini vermiştir.

Tahsin ÜNAL Askeri Lise Öğretmeni Erzincan


iV. Murat ve Bagdat Seferi

GİRİŞ KAYNAKLARA DAİR VE METOT

1. KAYNAKLARIN TESPİTİ

iV. Murat'ın, Bağdat seferinden bahseden ve yeter derecede bilgi veren yerli ve yabancı kaynakları tespit ederek bir bibliyografya meydana getirebilmek için başta, muhterem hocam Prof. Bekir Sıtkı Baykal' ın, Prof, Adnan Erzi' nin ve Prof. Dr. Halil İnalcık'ın şifahi izahlarında verdikleri kaynak isimlerinden pek çok istifade ettiğimi şükranla yad etmekteyim, bu hem ilmin bir icabı ve hem de vicdanın bir borcudur.

Bunlardan başka, kütüphaneleri İstanbul tarih,coğrafya yazmaları kataloglarından (İstanbul, Maarif Matbaası, Ankara, Milli Eğitim Basımevi, 1 934), İslim A n siklo p edis i ndeki Prof. Dr. Cavit Baysun tarafından kaleme alınan "Bağdat" (Cüz: 1 3) ve "Murat iV." (Cüz: 86) maddelerinin sonuna ilave edilen bibliyografyadan bir hayli istifade ettiğimi ilave etmeden geçemem. Üçüncü olarak, gerek Tarih Kurumu Kütüphanesini, gerek, Süleymaniye, Beyazıt, Köprülü, Üniversite, Topkapı Sarayı ve Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü Kütüphanelerindeki kitap fişlerini tararken veya katalog ve rehber defterlerini karıştırırken, iV. '


Dr. Tahsin Ünal

2

Murat devrine ait bir çok kaynaklar gördüm. Bu kaynaklar arasından, konumuz olan Bağdat seferinden bahsedenleri tespit ettim. Bu arada İstanbul 'daki Başvekalet Arşivinde ve Topkapı Sarayı Arşivindeki bir çok vesikalar i le, Ankara'da Etnografya Müzesindeki Şer'iyye sicil defterlerinden Ankara ve Kayseri Şer' iyye sicil defterlerini de taradım.1 Buralarda bulduğum vesikaları da tespit ederek bibliyografyamı tamamlamaya çalıştım. Okumaya başladıktan sonra rastladığım kaynakları da buraya ilave ettim. il.

KAYNAKLARIN TAHLİL VE TASNİFİ

Bibliyografyamızda tespit ettiğimiz halde, gorup okumak imkanı bulamadığımız kaynaklar da olmuştur. B izzat görerek okuduğumuz ve not aldığımız kaynakları şöylece tasnif etmek mümkündür:

1 . Osmanlı kaynakları. 2. Batı kaynakları. 3 . Doğu kaynaklan.

A. OSMANLI KAYNAKLARI 1.

Arşiv Vesikaları

Hiç şüphe yoktur ki, Osmanlı kaynakları arasında arşiv vesikaları birinci derecede gelir. Başvekalet Arşivindeki Mühimme Defterlerinden iV. Murat devrine ait olan defterlerin çoğu kaybolmuştur. Yalnız 87 ve 88 Numaralı 1

Bu arada tarayıp da konumuzla alakalı işe yarar bir şey bulamadığımız,

İstanbul

Belediye

Kiltüphanesini,

Kütüphanesini,

Milli

Kütüphaneyi,

Ankara

Kütüphanesini,

Genelkurmay

Meclis

Kiltüphanesini

Konya Müze Kütüphanesini zikretmeyi lüzumsuz buluyorum.

ve


iV. Murat ve Bağdat Seferi

3

Mühimme Defterleri kalmıştır. Bunlar tarafımızdan taranmış ve her iki defterden konumuzla alakalı 25 ferman çıkarılmıştı. Başvekalet Arşivinde, Maliye Defterleri tasnifi arasında 3443 numaralı bir "Ahkam Defteri" elimize geçmiştir. Bu defter Bağdat seferinin hazırlıkları esnasında, sefere gidecek olan ordu için lazım olan sürsat zahiresi, top, barut, yuvalak ve sair mühimmat hakkında verilmiş olan fermanlarla doludur. Biz bu defterde kayıtlı bulunan bine yakın fermandan konumuzla alakalı 1 00 tane ferman çakırdık. Kamil Kepeci tasnifi arasında bir çok HMevkufat Defteri'' gördük. Bunlar arasında hem sürsat zahiresi miktarlarını tamama pek yakın bir şekilde gösterdikleri için, 0 hem de menzillere işaret ettikleri için 2576, 2577, 2583, 2686, 4347 numaralı 5 tane "Mevkufat Defterini" aynen not olarak aldık. Yine aynı arşivde, İbn-ül Emin tasnifi arasında ve hariciye kısmında bulunan ve 1 8 ve 407 numarada kayıtlı olan iki vesika elimize geçmiştir. Bu vesikalardan birincisi fetihten sonra sadrazam tarafından Şah Safi'ye gönderilen bir "Sulh ve sınır-namedir. " İkinci vesika ise Şah Safi tarafından, yapılan sulha ve çizilen sınıra razı olduğunu bildiren ve sadrazama gönderilen bir "Rıza-namedir". Her nedense Şah'ın gönderdiği Rıza-namenin üzerindeki tarih "Hicri: 1 085" dir. Bu vesikalar aralarına ilave edilen bazı ayetler müstesna Türkçe'dir. Aynı vesikalar İskender Beyin Alem­ Arasında2 ve Münşeat'ta1 Farsça olarak, dere edilmiştir.

2 Alem-Ara-yı Abbasi, 1 82- 1 86. 3

Münşeat, il/ 296-302.


4

Dr. 1'allsi11 li11al

Arşivdeki Türkçe vesikalar ile eserlerdeki Farsça metinler arasında hiç bi r fark yoktur. İsmi geçen bu vesikalar, Kasr-ı Şirin Muahedesinin nası l imza edildiğini ve taraflarca kabul edilen esasların neler olduğunu aydınlatması bakımından mühimdir. Keza Başvekalet Arşivinde Kamil Kepeci tasnifi arasında "Defier-i Be/daran ve lağımcıyan" veya "Defier-i Be/daran der se_feri Bağdat" isimleri ile yad edilen birkaç defter görülmüş ise de bunlardan yalnız 2580 ve 2582 numaralı defterler aynen not olarak alınmıştır. Bu defterlerin tetkikinden, her sancak, liva ve eyaleti n ne kadar Beldar ve lağımcı vereceği, bunların kendileri gelmezse yerine nasıl adam tutup göndereceği, yerine gönderdiği her adama kaç akçe vereceği, her köy, nahiye, kaza ve eyaletin ne kadar lağımcı ve ne kadar Beldar vereceği adet olarak bir bakışta anlaşı !maktadır. Bunlardan başka aynı arşivde 25 tane müteferrik ferman veya vesika elde edildiği gibi "Maliye defler/eri tasn(fi" arasında 14357 numaralı bir defter de elim ize geçmiştir. Bu defterin 27 ve 28 inci sahifeleri arasında iki sahifelik bir malumat vardır. Eski yazı ile sıkça yazı lmış olan bu iki sahifelik yazı pek kıymetli malumat ilave etmektedir. Bilinen Bağdat muharebelerine ilave olmaktadır iştirak ettiği anlaşılan, bu notların sahibi Bağdat muharebeleri hakkında doğru malumat vermekte ve muharebelerin ceryan şekline ışık tutmaktadır. Bu vesikanın verdiği malumata, Du Loir'ın ve Topçuların verdiği malumatı eklemekle Bağdat muharebeleri hakkında tatmin edici bilgi elde edilebi lmektedir.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

5

Topkapı Sarayı Arşivinde de iV. Murat'a ait bir çok vesika bulmak mümkün olmuştur. Fakat bunlar arasında da konumuzla alakalı olanları almakla iktifa ettik. Bunlardan bazıları şunlardır:

iV. Murat'a ait 5222 numaralı dosya içinde bulunan 7235 numaralı vesika ki, Mardin kalesini de hapis bulunan İran elçisi hakkındadır. 7 1 88 numaralı vesika ki, Bağdat seferine zahire tedarikine aittir. 1 1 939 numaralı vesika ki, memleketin dahili ve harici meseleleri hakkında casusların verdiği raporlara ait olması kuvvetle muhtemeldir. 1 1 567 numaralı vesika ki, IV . Murat' ın fermanlarından müteşekkil bir tomardır. 837 numaralı vesika ki, Bağdat'ın hangi gün, ay ve senede fethedildiğine aittir. 5978 numaralı vesika ki, iV. Murat'ın Bağdat'tan dönerken hangi menzillere uğradığını göstermektedir. 6523 numaralı vesika ki, Padişahın Bağdat'tan ne zaman çıkıp İmam Musa'ya ne zaman nüzul ettiğini gösteren bir vesikadır. 8404 numaralı vir vesika ki, lV. Murat'ın Bağdat fethine dair planıdır. Fakat itiraf edelim ki vesikanın ismi, konumuz için pek enteresan olduğu halde bu vesikayı yerinde bulmak ve okumak mümkün olmamıştır. Ankara Etnografya Müzesi Kütüphanesinde bulunan ve konumuzla alakalı olan Şer' iyye sicil defterlerinden Ankara ve Kayseri sicil defterlerini taradık. Bu iki defterden Ankara Şer' iyye sicil defterinden konumuzla alakalı olan 26,27,28 ve 29 numaralı defterler ile Kayseri Şer'iyye sicil defterlerinden 33 ,34,3 5,36,39,40,4 1 ,42 ve 43 numaralı defterleri tarayarak içinden konumuzla pek yakından alakalı bulunan ve diğer vesikalarla kaynaklardaki bilgileri teyit ve


6

Dr. Tahsin Ünal

takviye eden 1 80 ferman çıkardık. Bunlar münasebeti geldikçe metin içinde zikredilecektir.

sırası

ve

2. Yazmalar Arşiv vesikalarından sonra mühim kaynaklardan olan yazmalar gelmektedir. Bibliyografyamızda tespit edip de görmek ve okumak imkanını bulduôumuz yazmaları kısaca şöyle tahlil ve tavsif edebiliriz:

Tarihçeli Feth-i Revan ve Bağdat: Kara Çelebi-zade Abdülaziz: Süleymaniye Esat Efendi Kütüphanesinde 2086 numaralı kayıtı! bulunan bu eser, 1 35-90, 203 - 1 43 mm. Ebadında olup, her sahifesinde 1 3 satır vardır. Yazısı adi nesih yazısıdır. Kağıdı parlak sarımtırak kağıttır. Meşin ciltli olup, yazıldığı tarih belli olmamakla beraber, müellifin eserini Kemankeş Kara Mustafa Paşanın arzusu üzerine yazmış olduğu düşünülürse, eserin, Kara Mustafa Paşanın sadrazamlığı esnasında ( 1 638-1 644) yazıldığı kabul edilebilir. Müellif, sefere iştirak etmemiştir. Fakat muasır bir kaynak olması ve sefer hakkında cidden istifadeye ayan bilgiler vermesi bakımından mühimdir. Topçular Katibi Tarihi: Abdükadir Efendi: Süleymaniye, Esat Efendi Kütüphanesinde 2 1 5 1 numarada kayıtlı bulunan bu eser, 290- 1 65 mm. Ebadındadır. Her sahifesinde bulunan satır adedi, 25 ila 40 satır arasında değişmektedir. Yer yer sahife kanarlarında dahi yazılar vardır. Kağıdı saman renginde kalınca ve mat bir kağıttır. Yazısı nesih yazıdır. 3 1 8 varakatan ibaret olan bu eser meşin ciltlidir. Bu eserin de yazılış tarihi belli değilse de, müellifin


iV. Murat ve Bağdat Seferi

7

topçular katipi olarak gerek Revan ve gerekse Bağdat seferlerine iştirak ettiği ve eserini hadiseleri görerek yazdığı, metinlerin tetkikinden ve hadiseleri teferruatlı bir şekilde yazmış olmasından açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Konumuzla birinci derecede alakalı mühim bir eserdir. Konumuzu işlerken en çok bu esere baş vurduğumuzu ilave etmeliyiz. Topçular Katibi Tarihi, Du Loir'ın " Voyage" adlı eserinden daha mühimdir kanaatındayız.

Vecihi Tarihi : Vecihi Hasan Efendi : Vecihi Tarihi'nin Süleymaniye, Murat Molla Kütüphanesinde 9 1 7 numarada kayıtlı bulunan nüshası ile, Köprülü Kütüphanesinde 225 numarada kayıtlı bulunan nüshası, Topkapı Sarayı, Emanet Kütüphanesinde 425 numarada kayıtlı bulunan nüshası, Revan Kütüphanesinde 1 1 52 ve 1 1 53 numarada kayıtlı bulunan nüshası, birbirlerinden oldukça farklıdırlar. Bu nüshalar arasındaki farklar üzerinde durmak bizim konumuzun haricindedir. Numaraları zikredilen nüshalar arasındaki farklar üzerinde Ziya Akkaya arkadaşımız durumu ve hatta bu mevzuda bir doktora tezi de hazırlamıştır.4 Biz Köprülü Kütüphanesindeki nüsha ile Süleymaniye gördük. nüshaları Kütüphanesindeki Süleymaniye Kütüphanesindeki nüsha 273- 1 65 ve 1 85-80 mm. Ebadındadır. Her sahifesinde 25 satır vardır. Sahifelerin etrafı, altın suy çerçeve ile çizilmiştir. 99 varak olup kırmızı meşinden cildidir. Semseli ve Köşebentlidir. Yazısı nesihtir. Köprülü Kütüphanesindeki nüsha ise 1 95- 1 3 7 ve 1 1 0-88 4 Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Kütüphanesi, Doktora Tezleri Kısmı, Ziya Akkaya, Vacibi Tarihi.


Dr. Tahsi11 Ü11al

8

mm. Ebadındadır. Her sahifesinde 1 9 satır vardır. 1 25 varaktır. Yazısı talik yazı olup, kahve rengi meşin cildidir. Her iki eserin yazılış tarihi belli değilse de, bunun da muasır bir kaynak olduğu muhakkaktır. Muasır bir kaynak olduğu için de Bağdat seferi konusunda mühim kaynaklardan biridir.

Fazailü-l Cihad ve Beyan-ı Sefer-i Sultan Murat: (Menzilname-i Sefer-i Revan ve Bağdat): Bu eserin müellifi meçhuldür. Süleymaniye Laleli Kütüphanesinde 1 608, numarada kayıtlı bulunan bu eser 235- 1 50 ve 1 60-90 mm. ebadındadır. Sarımtırak, ince ve parlak bir kağıt üzerine nesih bir yazı ile yazılmıştır. Her sahifede 1 5 satır vardır. 5 varakdan ibaret olan bu eser meşin cildidir. Eser, sarı Abdullah Efendinin yazdığı ve yalnız Revan seferine ait olan Nasihat-al M ülük adında eserden5 daha mühimdir. Zira Nasihat-al Mülük yalnız Revan seferine ait bir menzilname olduğu halde Fazailü-1 Cihad, hem Revan hem de Bağdat seferine ait bir menzi lnamedir. Bu da Nasihat-al Mülük'deki menzilnamede yazı lı olduğu gibi menzil lere geliş ve kalış tarihlerini ve iki menzil arasındaki saatleri göstermektedir. Fazla olarak Fazailü-1 Cihad'ın sonuna müellif sefer hakkında bazı malumat da ilave etmiştir. "Padişahım malum ola ki" ibareleri ile başlayan ve her başlığı kırmızı mürekkeple yazılmış olan bahislerde sefere ne kadar top, ne kadar barut, ne kadar koyun, deve, at, beldar ve sair mühimmatın nasıl ve nerelerden temin edildiği ve hangi yolardan muharebe sahasına sevk edildiği eserin bu son 5 Prof. Süheyl Ünver, bu eseri görüp tahlil ettikten sonra kısa bir şekilde Bel leten'de neşretmiştir: Belleten, Sayı:

61-64.


iV.

Murat ııe Bağtlat Seferi

9

kısımlarında ki bahislerden anlamak mümkün olmaktadır. Eserin hangi tarih de yazıldığı belli olmamakla beraber, tetkikinden, Bağdat seferine çıkı lacağı s ıralarda, yazıldığı, padişaha verilen "Revan seferinde şöyle olmuştu, şimdi böyle olmabdır'' şeklindeki ibarelerden anlaşı lmaktadır. Bu itibarla Fazai lü-1 Cihad dahi bizim konumuz için ihmal edilmemesi icap eden mühim eserlerden birisidir.

Tarih-i Ali Osman: Mehmet Bin Mehmet-i Rumi : Süleymaniye, Lala İsmail Ağa Kütüphanesinde 300 numarada kayıtlı bulunan bu eser, 2 1 2- 1 50 ve 160- 1 00 mm. Ebadındadır. Her sahifesinde 2 1 satır vardır. Saman renginde, parlak ve fakat kalın bir kağıt üzerine talik bir yazı ile yazılm ıştır. Sim işlemesi ve meşin ciltlidir. Bağdat seferine ai t kısa fakat mühim malumat vermekte, malumatını hükümler ile bitirmektedir. De.fler-i Ahhar: Abdurrahman Bin Hasan: Bayezit, Veliyüddin Efendi Kütüphanesinde 2418 numarada kayıtlı bul unan bu eser, 200- 1 1 O ve 165-75 mm . ebadındadır. Altı defter halinde yazı lmıştır. Her sahifesinde 25 satır vardır. Metin araları yer yer şiirleri ile süslenmiştir. Eserin kağıdı kaba olmakla beraber yazısı nesih yazıdır. Fihristi ile beraber 73 varakdan ibarettir. Meşin ciltl idir. Eserin ne zaman yazıldığı malum değildir. Fakat bunun da muasır bir kaynak olduğuna şüphe yoktur. Bağdat seferi için ihmal edilmemesi gereken mühim bir kaynaktır. Tarih-i Nihadf: Nihadi: Topkapı Sarayı, Bağdat Köşkü Kütüphanesinde 2 1 9 numarada kayıtlı bulunan bu eser 25- 1 5 ve 1 8-9 cm. ebadındadır. Her sahifesinde 2 1 satır olup. yazısı çerçeve içerisine alınmıştır. Eserin tamamı, 23 1


10

Dr. Tahsin Ünal

varaktır. Kağıdı parlak ve saman renkli kağıttır. Yazısı nesih yazıdır. Eserin başında müzehhep başlık olduğu gibi söz başlıkları da kenarda ve çevrçeve dışında olup kırmızı mürekkep ile yazılmıştır. Bu eserin de yazılış tarihi belli değildir. Fakat bunun da 1 7 nci asırda yazıldığı kabul edilebil ir. Eser meşin ciltlidir. Kapağının ortasında kabartma semse ve salbekler vardır. Bağdat saferi hakkında kitaplarda bulunmayan oldukça orij inal, kısa fakat faydalı bilgi vermektedir.

Mejh.um-al Tevarih: Urfi Edimevi: Topkapı Sarayı, Emanet Kütüphanesinde 1 43 1 numarada kayıtlı bulunan bu eser 32-20 ve 22- 1 2 cm. ebadındadır. Yazılar altın suyuna batırılmış çerçeveler içersindedir. Tamanı 538 varaktır. Eserin her sahifesinde 3 1 satır vardır. Kağıdı sarımtrak, fakat parlak bir kağıttır. Yazısı talik yazıdır ve kırmadır. Baş tarafında müzehhep bir başlık ve fihristi vardır. Başlıklar ortada ve kırmızı mürekkep ile yazılmıştır. Eser ciltli olup, cildi gayet güzel yaldızlı ve şemselidir. Cildi kırmızı deridendir. Bu eserin dahi ne zaman yazıldığı bilinmiyorsa da Naima'nın, bir çok bilgilerini bu eserden aktardığı düşünülürse, Mefhum-al Tevarih'in B ağdat seferinden biraz sonra yazı ldığı ve dolayısıyla muasır bir kaynak olduğu kabul edilebilir. Gerek Revan ve gerekse Bağdat seferleri hakkında, Topçular Tarihi' nden sonra orij inal ve mühim bilgiler vermekte, Bağdat seferinin bir çok karanlık noktalarını aydınlatmaktadır. Tarihi Gilmani: Gilmani : Topkapı Sarayı, Revan Köşkü Kütüphanesinde 1 306 numarada kayıtlı bulunan bu eser dahi Bağdat seferi hakkında kısa fakat faydalı malumat


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

11

vermektedir. Ne zaman yazıldığı bilinmeyen ve matbu bir nüshası İ stanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Tarih Enstitüsü Kütüphanesinde X: 1 2/30 numarada kayıtlı bulunan bu eserin de, muasır bir kaynak olduğu mahakkaktır. Zira Naima'nın ikinci cildinde bulunan Hafız Ahmet Paşanın "Manzum İstimdatnamesi" ve buna padişahın verdiği "manzum cevabı", Naima, Gilmani'den almıştır.

Kitab-ı Tarih-i Humayun: Topkapı Sarayı, Bağdat Köşkü Kütüphanesinde 1 93 numarada kayıtlı bulunan bu eser, büyük ebat ve kaba saman renkli kağıda yazılmıştır. Müellif her padişah için yalnız bir varak ayırmış ve padişahların doğum, cülus, saltanat müddetleri ile ölüm tarihlerini süslü birer daire içerisine yazmıştır. iV. Murat' tan varak, 3 8 ' de kısaca bahseder. Şahname: İbrahim Mülhemi Erzurumi: (Şehin Şah Name-i Muradi): İbrahim Mülhemi Erzurumi: Topkapı Sarayı, Revan Köşkü Kütüphanesinde 1 4 1 8 numarada kayıtlı bulunan bu eser 1 650 tarihinde divan şeklinde yazılmıştır. iV. Murat'ın hayatından manzum bir şekilde bahsetmektedir. Orta ebad olup, kırmızı meşin ciltlidir. Mübalağılı ifadelerle ve manzum bir şekilde yazıldığı için üzerinde fazla 11 durmadık. Zafername: Prof. A. K. Karahan' ın kitaplığında bulunan bu eserin tamamını değil, ancak bir kısmını 11

iV. Murad'ın Bağdat seferi hakkında yazılılıp da bizim göremediğimiz "zafemameler" için bakınız: Gazavatnaler ve Mihaloğlu Ali Beyin Gazavatnamesi, A. S. Levent, Ankara, 1 956, s. 108- 1 1 3 . TTK. Kiltilphanesi : A. 1 I 99 1 3 C.


12

Dr. Talı:ı.·i11 Ü11t1/

görebildik . Zira A. K. Karahan Bey bu zafemamenin tamamını değil, kendi işine yarayacak olan bir kısmını almıştır. Bizim gördüğümüz bir kısmında Bağdat seferi için oldukça faydalı ve seferin bazı kısımlarını aydınlatıcı bilgiler vardır.

Murad-name: Murad-name: (Tarih-i Gazi Sultan Murad): İbrahim Mülhemi Erzurumi: Süleymaniye, Esat Efendi Kütüphanesinde 2 1 49 numarada, Murat-name ismi ile, Fakat, Nuri Osmaniye Kütüphanesinde 4240 numarada, "Tarih-i Gazi Sultan Murat" ismi ile kayıtlı bulunan bu eser umumi bir yazma eserdir. 202- 1 04 ve 1 60-73 mm. ebadındadır. Hz. Adem'den başlıyarak IV . Murat'ın ölümüne kadar olan vukuatı içine almıştır. iV . Murat'tan 1 6 1 - 1 66 sahifeleri arasında kısaca bahseder. Verdiği bilgiler pek mühim değildir. Müel lif, eserini IV. Murat'a ithafen yazmıştır. Bu itibarla eserının ismini "Murat-name veya Tarih-i Gazi Sultan Murat" koymuş olması kuvvetle mühtemeldir. Tarih-i Feth-i Bağdat Sultan Murad: Abdurrahman Hibri Dimevi: Süleymaniye, Fatih kütübhanesinde 4362 numarada kayıtlı bulunan bu eser 1 087= 1 6 76 da yazı lmış bir risaledir. B izim konumuzdan bir hayli zaman sonra yazı lmış olmakla beraber, Bağdat seferi hakkında muhtasar, fakat müfıd bilgiler vermektedir. Tarih-i Osmanf: Hasan Bey-zade: Topkapı Sarayı Bağdat Köşkü Kütüphanesinde 207 numarada kayıtlı bulunan bu eser, Bağdat seferi hakkında kısa bilgi vermektedir. Müell ifınin ismini tesbit edemediğimiz "Fazleke-i


iV.

Murat ve Bugtlat Seferi

13

Tarih-i Salaıin-i Al-i Osman" adlı eser de, Bağdat seferinden kısaca bahsetmektedir. Kitah-Al Takvim: Hamza bin Abdulkadir bin Hamza: Topkapı Sarayı Bağdat Köşkü Kütüphanesinde 323 numarada kayıtlı bulunan bu eser, 1 009- 1 05 1 : 1600- 1 64 1 tarihleri arasındaki vukuattan ve bu arada Bağdat seferi vukuatından kronoloj ik bir şekilde bahseder. Konumuzun kronoloj isini tespit ederken bu eserden istifade edilmiştir. 3. Vak'a Nüvisler Ve Umumi Eserler Matbu eserlerin başında, Fezleke: Katip Çelebi (İstanbul, 1286) gelmektedir. Fezleke muasır bir kaynak olduktan başka, müelifınin bizzat sefere iştirak etmiş olması eserin kıymetini bir kat daha artırmaktadır. Bu itibarla matbu eserler arasında Fezleke, konumuzla birinci planda alakalı ve mühim bir kaynaktır. Katip Çelebiyle fezlekesini zikredince, onun Cihan-nüma (İstanbul, 1 1 45)' sını hatırlamamak mümkün değildir. Çelebi ismi de, hemen meşhur Evliya Çelebi 'yi ve onun Seyahat-name (İstanbul, 1 3 1 4)'sını, insanın hatırına getirmektedir. Gerek Katip Çelebinin Cihan­ nüması ve gerek Evliya Çelebi 'nin Seyahat-namesi, Bağdat kalesi hakkında bilgi vermeleri bakımından mühimdirler.

Peçevi Tarihi: İbrahim Peçevi (İstanbul, 1 28 1 - 1 283). Peçevi Tarihi, muasır bir kaynak olmakla beraber Katip Çelebi gibi bizzat sefere iştirak etmemiştir. Fakat seferin hemen akabinde, sefere iştirak edenleri dinleyerek sefer hakkında bir kısım bi lgiyi tespit etmiştir. Dinleyerek tespit ettiği bilgiler oldukça enteresan olup sair kaynaklarda mevcut


14

Dr.

Tahsin Ünal

değildir. Bu itibarla oldukça mühim ve Bağdat seferi için ihmal edilmemesi icabeden bir kaynaktır.

Tarih-i Mısır: Süheyli. Tercüme: Nazimi-zade: TTK. KTB . : B : 584 numarada kayıtlı bulunan bu eser, Bağdat muharebeleri hakkında kıymetli bilgiler vermekte ve muharebenin bazı karanlık taraflarını aydınlatmaktadır. Devlet-i Osmaniyye Tarihi: Hammer tercümesi, M . Ata (İstanbul, 1335): Hammer, eserini bir çoğu bizce malum olan Osmanlı kaynaklarına istinaden yazmıştır. B ağdat seferi bahsinde bazı hataları ve meşkük geçtiği yerler vardır. Bağdat seferi hakkında muhtasar ve fakat oldukça mühim bilgiler vermektedir. Lakin yalnız Bağdat seferi hakkında değil, bütün Osmanlı tarihi hakkında hilgi veren bir eser olduğu için, neşredilmiş olan ve hele batı da neşredilmiş olan mevcut eserler arasında en iyi ve itimada sayan bir eserdir. Seyahat-name-i Hudud: Mehmet Hurşit Paşa (İstanbul, Taş baskı), Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü Kütüphanesi: XI: 317 numarada kayıtlı olan bu eser ile Devlet-i Aliyye İle İran Devleti Beyninde Olan Hududun Layihasıdır. Derviş Paşa (İstanbul, 1 287) aynı kütüphane: X : 1 5 numarada kayıtlı olan bu ikinci eser Kasr-ı Şirin muahedesi ile Osmanlı-İran sınırının nerelerden geçtiğini tespit etmek bakımından pek mühimdir. Bu arada Muahedat Mecmuası (İstanbul, 1297), Osmanlı-İran sınırını ve muahede ile kabul edilen esasları izah eden bir eserdir. Kasr-ı Şirin muahedesine ait hükümler eserin, 11/208-2 1 2 sahifeleri arasında bulunmaktadır.


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

15

Hindistan Tarihi: Y . Hikmet Bayur (Ankara, 1947): 11/204-206 ile İ . Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi (Ankara: 1954) IIl/11-243 vd. Bağdat seferi arifesinde Osmanlı-İran ve Osmanlı-Hindistan ittifakı hakkında bilgi vermeleri bakımından mühim eserlerdir. Türk İktisat Tarihi, Bellin, Ter: M. Ziya ( İstanbul: 1931) ile Netayiçü-1 Vukuat, Mustafa Nuri Paşa (İstanbul: 1878), gerek Bağdat seferinden önce ve gerekse Bağdat seferinden sonra Osmanlı maliyesi hakkında bilgi vermeleri bakımından mühim iki eserdirler. Müneccimbaşı, Sahayifü-1 Ahhar (İstanbul: 1285), Solakzade Tarihi: Solakzade Mehmet (İstanbul: 1297), Hayrullah Tarihi, Hayrullah Efendi (İstanbul : ?), muasır birer kaynak olmakla beraber kısa bilgi vermekteler ve daha önceki kaynakları verdikleri bilgilerle teyit ve takviye etmektedirler. Tarihi Gilmani: Mehmet Halife (İstanbul, 1340): Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü Kütüphanesinde X: 12/30 numarada kayıtlı bulunan bu eser, Bağdat seferinden 13-15 sahifeleri arasında kısaca bahseder. IV . Murat devri hakkında dikkate şayan bilgi ler vermektedir. Naima Tarihi: M ustafa Naima ( İstanbul: 1734), Naima'nın kaynaklarını araştırıp tespit etmek bizim konumuz, değildir. Bununla beraber, iV. Murat devrini anlatan matbu ve yazma eserler okunurken, Naima'nın kitabında verdiği izahları nerelerden ve nasıl aldığı açıkça görülmektedir. Bunlara bakarak, insan Naima'nın 5-1O kitabı önüne koyup terkibe falan lüzum görmeden bu kitaplardan aynen aktarmalar yaptığına hükmedebi lir. Mesela Naima, Hf. Ahmet Paşanın Bağdat muhasarası esnasında Padişaha yazdığı manzum "İstimdatname" ile Padişahın verdiği


16

Dr. Talısin Ünal

manzum cevabı Gilmani 'den (V.4-llbb) aynen alınmıştır. Bunun gibi kitabının Il/326 da ki "Bağdat 'a sefere çıkılacağı tembih edilmiş, sefer mühimmatı görüp sefere hazır olmaları için ferman sadır olmuştu vd." bahisleri aynen Fezleke, II/ 1 92'den almıştır. Keza, Il/33 1 -332'deki kadıların imtihan olmaları bahsini, Fezleke, ll/1 93 'ten, padişahın Akşehir'de baş tekkeyi ziyaret ederek penceresine yazdığı şiiri, Fezleke, Il/ 1 95'den almıştır. Jll/334-3 3 5 'teki Sakarya Şeyhine ait bilgiyi, Fezleke, ll/l 95'ten, 1Il/360' da ki top nakline ait bilgiyi, Fezleke, l l/ l 99'dan aldığı gibi; III/366'da ki bilgiyi, Fezleke, 11/20 1 'den , III/368'deki askere tevzi edilen torba tevziine ait bilgiyi, Fezleke, Il/202'den almışlardır. Naima'nın Fezleke'den aldığı bilgiyi daha fazla uzatmadan başka bir esere geçiyorum. Naima; Ill/445-447'deki Hekimbaşı hakkındaki bilgiyi Mafhum-al Tavarih 'in V .4 1 2a ile 413 b sinden almış olduğu gibi ; 111135 7 'deki Hint elçisi hakkındaki bilgiyi de aynı eserin V. 4 1 3b'sinden almıştır. Naima Il l/370-3 7 1 ' deki sadrazam Tayyar Paşa ile padişahın ve sadrazam Mustafa Paşanın padişah ile konuşmalarını Maf. hum-al Tavarih'in V.4 14a'sından almıştır. Il/3 80'deki Derviş hakkındaki bilgiyi de aynı eserin V. 4 1 5a'sından almıştır. Keza Ill/385-3 87'deki Şeyh Rumi'nin katli hakkındaki bilgiyi Mathum-al Tavarih'in V. 4 1 5b4 1 6a' sından almıştır. Binaenaleyh Naima'nın, diğer eserlerden aynen yapmış olduğu aktarmaları eserin içersinden çıkaracak olursanız, ortada Naima Tarihi diye bir şey kalmaz. Bu itibarla herkesin imrenerek okuduğu Naima Tarihi'nin,


il<

Murat ve Bağtlut Seferi

17

kaynakları görüldükten sonra kendisi üçüncü veya dördüncü plana düşer.

Ravzatü-1 Ahbar: Karaçelebi-zade Abdülaziz (Kahire, l 248): Gerek Tarihçe-i Fethi Revan ve Bağdat müellifi ve gerekse Ravzat-ı Ahhar müellif olan Karaçelebi-zade Ahdülaziz, Bağdat seferine iştirak etmemiş olmakla beraher eserleri muasır bir kaynak olması bakımından önemlidir. Karaçelebi-zade Abdülaziz, iV. Murat'dan bazı kere sille yemiş hir şahıs olduğu için, iV. Murat'ın bazı tarafların tenkit etmekten çekinmemiştir. Bilhassa padişahın ilmiyye sınıfından bazı kimseleri katletmesini doğru bulmadığı gibi padişahın yakınlarından Bayram Paşayı, Ruznamçeci İbrahim Efendiyi ve Silahtar Mustafa Paşayı tenkit eder ve bunları padişahı yanıltmakla itham eder. Fakat ne olursa olsun eserleri ve bilhassa Ravratü-1 Ahbar Bağdat seferi hakkındaki mutantan cümlelerle doğru malumat verir. Münşeat-üs Selatin: Feridun Ahmet Bey (İstanbul, 1265, 11/296 vd.) bu eser, gerek Bağdat dönüşünde iV. Murat' ın İran Şahına gönderdiği tehditnameyi, gerek Bağdat fethinden sonra sadrazamın şaha gönderdiği sulh ve sınırnameyı ve gerekse şahın sadrazama gönderdiği Rızanameyi aynen vermesı bakımından mühimdir. Münşeatta geçen namelerin, Baş Vekalet Arşivi'nde bulduğumuz asılları ile. Tarih-i Alem Ara-yı A hhasi'deki suretleri arasında bir fark olmadığını ve aynı vesikalar olduğunu göstem1esi bakımından da mühimdir. İsmi geçen vesikalar ve kaynaklar, Kasr-ı Şirin muahedesi imzalanırken, taratların nasıl bir halct-i ruhiye içinde hulunduklarını,


18

Dr. Tahsin Ünal

karşılıklı olarak nelere razı olduklarını izah etmeleri bakımından da ayrı bir ehemmiyet taşımaktadırlar. İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi: i. H. Danişment (Türkiye Yayınevi 1 950, 111/325-386). Bu eser, bir tetkik mahsulüdür. Bazı eksik tarafları bulunmakla beraber Bağdat seferi hakkında kronoloj ik ve doğru bilgiler vermektedir.

B. BATI KAYNAKLARI Histoire de l 'Empire Ottoman: M . Mignot M'et de Scellieres, (Paris, 1 77 1 , III/ l -44): Bu eser Chalcandyle'e istinaden yazılmıştır. Bununla beraber hadiseleri iktisadi ve içtimai bir şekilde izah etmiştir. Bu itibarla konumuz için oldukça mühim kaynaklardan birisidir. Histaire Generale des Turcs: (Paris, 1 662 il/ 1 441 63 ): Chalcandyle : Batı kaynakları arasında mühim bir yeri olan bu eser, Bağdat seferi hakkında da edebi, tasviri olduğu gibi iktisadi, içtimai ve ilmi esaslara istinat eden bilgiler de vem1ektedir. Esere, bir içtimai görüş hakimdir. Bu itibarla konumuz için, batı kaynaklan arasında birinci planda önemli bir kaynaktır. Relation d 'un Voyage Fail au Levanı (Paris, 1 664, s. 569-5 76): Thevenot: Edebi bir mahiyette yazılmış olan bu eserin konumuzla alakalı olan ilk iki sahifesi, tarihi bakımdan mühim ise de sonraki sahifeleri muharebenin edebi bir şekilde izah ve tasvirinden ibarettir. Nouvelle Relation de l 'interieur du Serrail: (Paris, 1 675, s. 2 1 8-224), Tavemier: Osmanlı İmparatorluğu'nun sarayının içinden ve iV. Murat'ın yaptırdığı saraylardan ve


iV.

Murat ve Batdat Seferi

19

nihayet, saray hayatından bahseden bir eserdir. Konumuzla alakası dolayısıyladır.

Histoirede l 'Empire Ottoman: (Paris, 1 743) O. Cantemir: Bu eser, Revan ve B ağdat seferleri hakkında bilgi vermekle beraber, Revan'ı Bağdat yolu üstünde göstermek gibi hatalar yapmaktadır. B u itibarla verdiği bilgileri itimada şayan bulmak biraz zordur. B ununla beraber bazı noktalara ve bu arada İranlıların, Osmanlı kuvvetleri karşısında çekilmeleri, Osmanlı kuvvetleri çekilince mukabil taarruza geçmeleri hakkı nda bilgiler vermektedir. Histoire A bregee de l 'Empire Ottoman: (İstanbul, 1 869, s. 1 1 9- 1 2 1 ), Carolin Furet: Bu eserin isminden de anlaşılacağı gibi Bağdat seferi hakkı nda kısa bilgi vermektedir. Histoire de l 'Empire Ottoman: (Paris, 1 9 1 4 1123924 7) Le Vicomte de la Jonquiere: Bağdat seferi hakkında kısa fakat faydalı bilgi vermektedir. Les Voyages du Sieur du Loir: (Paris, 1 65 7, s. 224240), Du Loir: B ağdat muharebeleri hakkında teferruatlı, doğru ve aydınlatıcı bilgi veren muasır kaynaklardan birisidir. Muharebenin izahı sırasında vesika ve el yazmalarından sonra bu eserden çok istifade ettiğimizi itiraf ederek, özel kütüphanesinden getirip bize vermek lütfunda bulunan Prof. Adnan Erzi'ye minnettarlıklarımı sunarım. Bu eser 1 77 1 'de Devlet tercümanı tarafından tercüme edi lmiştir. Metnin esası Fransızca olarak sahifenin sağına ve tercümesi de sahifenin soluna yazılmıştır.


20

Dr. Tahsi11 Ünal

Histoire defa Turquie: Theopfıle Lavallee (Paris, 1 869). Bu eserde bizim konumuzla alakalı olan habisler, 11/65-74 arasında olmakla beraber, Bağdat seferinden bir paragraf da ve kısaca bahsederek geçer. Mühim değildir. Histoire de l 'Empire de Turquie Depuis son Origine }us au XIX Ciecle Octobre: H. Lemaire (Paris, 185 1 ), Bağdat seferinden pek kısa bir şekilde bahseder. Historie de l 'Empire Otıoman: M . De Sallaberry (Paris, 1824): Bizim konumuz olan Bağdat seferinden 11/230-252 sahifeleri arasında bahseden bu eser, sefer için oldukça istifadeli olduktan başka bazı tarafları aydınlatması bakımından da mühim bir eserdir. Histoire de la Turquie: Lamartine (Paris, 1 855, VI/ 1 09- 1 33): Lamartine eserini Osmanlı kaynaklarından ve bilhassa Naima ve Fezleke'den istifade ederek yazmıştır, hatta bir çok yerleri bu eserlerden aynen aktarmıştır. Bu itibarla bizim konumuz için ikinci ve hatta üçüncü derecede bile kıymeti olmayan bir eserdir. C. DOG U KAYNAKLARI Doğu kaynakları arasında gorup okuyabi ldiğimiz kaynaklardan birisi, Tarih-i Alem Ara-yı A bbasi: İskender Bey Ter. : Ali Genceli (İstanbul, 1 947): Henüz tab edilmemiş olan bu tercümenin biz, Tarih Kurumu'nda ve tab edi lecek eserler arasında bulunan dosyalardan iV neti bölümün ikinci kısmından istifade ettik. Eser, Bağdat seferinin düşman İranlılar tarafından nasıl teşhis ve mütalaa edildiğini göstermesi bakımından pek mühimdir. Eserden anlaşıldığına göre, İranlılar Bağdat seferini ve Bağdat muharebelerini kendi görüş zaviyelerinden ve milli menfaatlarına geldiği


iV.

Murat ve Batdut Seferi

21

şekilde şerh ve izah etmişlerdir. Hadiselere düşman tarafından ışık tutulması bakımından da ayrıca bir önem taşımaktadır. Doğu kaynakları arasında görebildiğimiz eserlerden üçüncüsü de, Arapça bir eser olan, Tarih-al Irak Beyn-al ihıilaleyn: Abbas-al Azzavi (Bağdat: l 949): Azzavi, eserinin Naima, Fezleke, R. Abrar, E. Çelebi, Gülşen-i Hülefa, Teşkilat ve Kıyafet-i Askerriyye ve sair gibi Osmanlı kaynaklarına istinaden yazmış olduğundan ve bu kaynaklar tarafımızdan görülmüş bulunduğundan, Azzavi'nin eseri bizim için bir kıymeti haiz değildir. Şimdiye kadar tahlil ve tavsife çalıştığımız eserler, konumuzla yakinen alakalı ve fazla miktarda istifadeli eserlerdir. Buraya kadar zikretmediğimiz ve fakat kendilerinden az çok istifade ettiğimiz eserler de vardır. Bunların isimlerini bibliyografya kısmına ilave edeceğiz.

111. METOT Bibliyografyayı hazırladıktan sonra kaynakları birer birer okumağa baladım. Fikirleri, çoğu zaman aynen bazen de mealen fişlere aldım. Bu arada tarihleri ve isimleri, yer isimlerini ve tabirleri fişlere aynen almayı da ihmal etmedim. F işlere aldığım notlara kitabın cildini ve sahife numarasını yazmağı unutmadım. Bu arada hatırıma gelen tenkitleri, yanlışları ve benzerlikleri aldığım notların altına dip not olarak yazdım. Sonra sıra ile okuma ve fişleme işi bitince tahlil ve terkibe başladım. Tahlil ve terkibe başlarken fişlerdeki notları vesika, yazma, muasır kaynak, ikinci veya üçüncü el kaynakları oluşlarına ve hadiseleri daha akli ve


22

Dr. Tahsin Ünal

mantıki, iktisadi ve içtimai bir şekilde izah edişlerine göre kaynakları sıraya koydum. Bibliyografyanın tespitinde olduğu gibi fişleme ve kaynaklan kıymetlendirerek terkip etme esnasında da muhterem hocam Prof. Bekir Sıtkı Baykal' ın şifahi izahları en büyük desteğim olduğu gibi; Prof. Adnan Erzin' in şifahi izahlarından ve Belleten'deki (sayı: 59) makalelerinden de istifade ettim. Bu arada Charles Seignobos'W1 yazıp Galip Ataç' ın dilimize çevirdiği, Tarih Tetkiklerine Görüş (İstanbul, Devlet Matbaası, 1 93 7) adlı eser ile Ord. Prof. Z. Velidi Togan'ın, Tarihte Usul (İstanbul, Horoz Basınevi, 1 950) adlı kitaplarını okuyarak, kaynakların tespiti, tahlili, vesikaların kıymetlendirilmesi, hadiselerin tahlili, tasnifi, tenkidi ve terkibinden ibaret olan modem tarih metodW1dan aynlmamağa çalıştım. Metin içinde uzun aktarmalar yapmaktan genel olarak kaçındım. Sık sık kaynak göstermekten içtinap ettim. Kaynaklan dipnotta gösterdim. Vesika ve kaynak aktarması icap eden yerlerde metin içinde değil, metin dışında ve dip notta kısaca göstermeğe çalıştım. Metin içinde aktarma yapmak zarureti hasıl olduğu zaman bunu en kısa şekilde yapmağa çalıştım. Ve çoğu defa kaynağını dip notta gösterdim. Gördüğüm kaynakları tahlil ve tavsif ettikten sonra bunların bir özel kısaltmasını yaptım. Bütün bW1lardan sonra aşağıda bahsedeceğimiz tetkik yazımızla bazı hakikatlan ortaya koymağa çalıştım. iV. Murat'ın Bağdat seferini ve Doğu sınırımızın Kars-ı Şirin muahedesi ile nerelerden geçtiğini şerh ve izah etmeğe bunu yaparken, mevcut olmayan bir şeyi icat ederek ortaya koyduğumuzu da iddia etmediğim gibi bir çok yeni bilgiler


iV. Murat ve Bagdat Seferi

23

ortaya koyduğumuz iddiasmda da değilim. Ancak, mevcut olup da tetkik edilmemiş, ilim alemini arz edilmemiş olan arşiv vesikalarından ve yazmalardaki bilgilerden bir kısmını terkip ederek ortaya koymaya ve ilim alemine arz etmek amacmı güttüm. Mevcut ve fakat dağınık olan bilgileri topladım. Doğu ve batı görüşlerini mezcederek, metodik, kısa ve terkibi bir şekilde Bağdat seferini ve Kasr-i Şirin muahedesini izah etmeye çalıştım. "Tam ve mükemmel bir eser yazılamaz" mefhumunun ruhuna uyarak, görmek imkanı bulamadığımız kaynakların bulunabileceğini ve dolayısıyla eksiklerimizin ve hatalarımızın olabileceğini peşinen kabul etmekteyiz. Bu münasebetle hemen ilave edeyim ki, Bağdat seferinin bütün teferruatı ile şerh ve izah eden bir eser ya şimdiye kadar yazılmamıştır veya yazılmıştır da biz görmemişizdir. Bağdat seferinin birer tarafı hakkmda bilgi veren eserleri toplayıp terkip ederek mevcut bilgilere aşağıdaki hususları ilave ettiğimi sanıyorum. Her eser, seferin bir tarafını izah etmiş ve fakat diğer tarafını eksik bırakmıştır. Biz bir eserin eksik bıraktığı tarafı, öteki eserden aldığımız fikirlerle tamamladık. Dolayısıyla hatası ve eksik tarafı az olan bir eser meydana getirmeğe çalıştık. Şöyle ki, Bağdat seferinin sebepleri, eserlerde tasnif edilmediği gibi, seferin lojistik (ikmal) kısmı üzerinde de hiç durulmamıştır. Askeri bakımdan pek önemli olan bu kısmı, arşiv vesikalarından istifade ederek ve onlara dayanarak kısaca dahi olsa izah etmeğe çalıştık. Orduyu hümayunun Üsküdar'dan kalkarak Bağdat'a kadar hangi menzillerden geçtiği ve buralarda ne kadar kaldığını, gördüğümüz hiçbir kaynak almamış ve


24

Dr. Ta/isin Ünal

üzerinde dunnamıştır. Arşivde bulduğum menzilnameleri ile yazmalarda buluğum menzilnameleri karşılaştırıp, terkip ederek Bağdat seferinin menzi llerini ortaya koymağa çalıştım. Bu menzilnamelerden, padişahın menzillerde neler yaptığı, nereleri ziyaret ettiğini adım adım takip etmek mümkün olmaktadır. Bağdat, seferine gidilirken vuku bulan Sakarya Şeyhi hadisesini, vak'a nüvislerimiz sathi ve indi izahlarından kurtararak daha akli ve mantıki, iktisadi ve içtimai bir şekilde izah etmeğe gayret ettik. Gördüğümüz kaynaklarda müphem, mütenakız ve karışık bir şekilde izah edilen muhasara kolları, muharebeler, dış ve iç kalenin fethedilmeleri, katliamın neden vuku bulduğu tasnifli,düzenli ve açık şekilde izah edilmiştir. Sadrazamın Bağdat'dan çıkarak Zehhav'a gelmesi ve Kasr-ı Şirin Muahedesinin imzalanması da kaynaklarımızda kısa ve müphemdir. Bu bahsi de, bulduğumuz arşiv vesikalarının ışığı altında daha akli bir şekilde ve daha açık bir lisanla izah etmeğe çalıştık. Kas-ı Şirin Muahedesi, ile çizilen sınırımızı, mevki isimlerini zikrederek müphemiyetten kurtardık ve sınırın nerelerden geçtiğini doğruya pek yakın bir şekilde tespit etmeğe çalıştık. Arazinin bütün teferruatını gösteren bir harita üzerinde mevki isimlerini bularak, Kasr-ı Şirin'de çizilen sınırımızın nerelerden geçtiğini gösterir bir harita yapmak mümkündür.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

25

BİRİNCİ BÖL ÜM BAGDA T SEFERİ İÇİN HAZIRLIKLAR

1. BAGDAT SEFERİNİN SEBEPLERİ A. İKTİSADI SEBEPLER Bağdat, Ümit Burnu keşfedilmeden, hele Şüveyiş Kanalı açıl madan önce, Uzakdoğu ile Önasya arasındaki ticaret ve seyahat merkezi olmasından başka, Önasya'nın Hint Okyanusu' na açı lan gizemli kapılarından birini teşkil etmesi bakımından da üstünlüğü bulunan mühim merkezlerden birisidir. 6 Hindistan'dan ve Güney İran'dan, Irak-ı Arap'a, Arabistan' a, Mısır'a ve Doğu Akdeniz'e giden ve buralardan gelerek İran'a ve Hindistan'a varan kara ticaret yolu, nefs-i Bağdat'dan ve Bağdat eyaleti sınırları dahilinden geçmekte ve buraların antrepoluğunu yapmakta idi . Zağros dağlarında, İran'a ve Irak 'a açılan geçitlerin her biri, aynı zamanda bir ticaret, seyahat ve hac yol udur. Bu geçitleri el inde bulunduran bir devletin, iktisadi menfaatini, o zaman ki para ile bile olsa, milyonların üstünde kabul etmek

6 '"Bağdat,

İran 'ın yol ıığrağı, Anado/11 'nıın Hindistan 'la yaptığı ticaretin

antreposu idi." Salaberry: 1 11239.


26

Dr. Tahsin Una/

icabeder7• İşte Osmanlılar, nefs.-i Bağdat'dan başka, Bağdat eyaletinin sınırları içinde bulunan bu yol ve geçitleri, Bağdat' ın bir ihanet yüzünden kaybedildiği (20/2 1 R. Evvel, 1 033=11/ 1 2 Ocak 1 624) tarihinden beri ellerinden çıkarmışlar ve bu ticari ve iktisaden menfaatten mahrum kalmışlardır. Bağdat'ı almak bu geliri devlet bütçesine eklemek icap ediyordu. Zira Önasya'nın kara ticaret yolunu ele geçirmek isteyen devletler, Bağdat'ı ihmal etmemişlerdir. İkinci olarak, iki nehrin suladığı Irak-ı Arap ile Zağros dağlarından gelip Dicle'ye dökülen kolların suladığı Irak-ı Acem ki, biz her ikisine birden Irak diyoruz. Başlı başına mümbit ve mahsuldar bir ova, ticaret ve sanayi merkezi olan bir mıntıkadadır. Irak'taki şehirler ile beraber nefs-i Bağdat'da da yünlü, ipekli kwnaşlar ve şallar donuyordu. Bağdat' da büyük ve geniş el tezgahhaneleri vardı ayrıca geniş mikyasta silah ve saraciye eşyası imal edilmekte idi.8 İşte bu, ticari ve sanayii hususiyetlerinden ötürü Bağdat, gerek Osmanlılar ve İranlılar için ihmal edilemez bir merkez olmuş, dolayısıyla aradaki ihtilafların başlıca konusu ola gelmiştir. Nefs-i Bağdat, eyaletin merkezi olması bakımından da ayrıca bir önem taşıyordu. Zira bir eyaleti elde tutmak, eyalet merkezini elde tutmakta mümkündür.

7 Zağros dağlarında bulunan geçitlerden yalnız birisinden, Hannikin geçidinden, yalnız bir senede ve yalnız İran'dan gelip Bağdat ve M usul taraflarına giden ticaret emtiasının miktarı "52,970 Hlccar, 24,957 koyun, 9,8 1 5 yük mal, 3,348 katır olup buna gümrük vermemek için kaçanlar dahil değildir." Hurşid Paşa: s. 1 34. 8 İslam Ansiklopedisi: "Bağdat" ve "Altınköprü" maddeleri.


iV. Murat ve Bağdat Seferi

27

XVII nci asırda Osmanlı İmparatorluğu'nun iktisadi siyaseti, doğuya altın ve gümüş kaçmasına mani olmak, bu kıymetli madenleri memleket dahilinde tutarak, kalkınmaya çalışmaktı . Bunun temini için padişahlar tarafından bir çok emirler verilmiş ve tedbirlere baş vurulmuştur. Fakat alınan tedbirlere rağmen gerek hazar zamanında, gerek sefer zamanında, altın kaçakçılığına mani olunamamıştır.9 Şüphesiz, altın kaçakçılığı harici savaşların eksik olmadığı düşünülürse, altın kaçakçılığının da o nispette fazlalaştığı kabul edilebilir. Zamanında maliyeye önem vermiş ve cülusunda, bütçeyi tamtakır bulduğu halde, saltanatının sonlarına doğru bütçeyi para ile doldurmuş olan iV. Murat'ın1 0, altın kaçakçılığına bir nihayet vermek için doğu sınırlarını tahkim edip emniyet altına almak maksadı ile Revan ve Bağdat seferlerine çıktığı söylenebilir.

B. BAGDAT'IN OSMANLILAR İÇİN ÖNEMİ VE DİNi SEBEPLER Bağdat, eski halifelerin payitahtı idi. Osmanlı padişahları, aynı zamanda "Halife" olunca, kendilerini Abbasi Halifelerinin varisi kabul ettiler. Yavuz Selim'den sonra ve Kanuni'den itibaren, Abbasi Halifelerinin mülkü üzerinde " Varis-i Halife" olarak, hak iddiasında bulunmaya başladılar. Kanuni, bu Varis-i Halife ve "tarih-i ha/C' iddiası ile Bağdat'ı İranlılardan zapt etti. Sonra birkaç kere el değiştiren Bağdat'ı, iV. Murat'da hem hal ife olarak, hem de atasının mirası olarak geri almaya hazırlandı. 9 Belleten: XIIl/57-497 vd. ıo

Netayiçü'l-Vukuat:

s.

56-5 8.


28

Dr. Talısi11 Ü11a/

İkinci olarak; Sünnil iğin müessisi olan İmam Azam Ebu Hanife'nin Türbesi de Bağdat'da idi. Bu bakımdan da Bağdat, Sünni ıilemin lideri olan Osmanlı padişahları nezdinde ayrıca bir önem ve kutsiyet taşımakta idi. Sünniliği tanımayan Şii İran Şahları Bağdat'ı ele geçirdikleri zaman başta İmam-ı Azam 'ın türbesi olduğu halde bir çok Sünni meşayihin türbesini yakıp yıkıyorlar. Tahkir ediyorlar, Sünni ulemayı, kadıları ve halkı katliam ediyorlardı . Son defa l 624'de de böyle olmuştu. Bu itibarla iV. Murat' ın, İslam aleminin Halifesi, Sünnilik-Şiilik mücadelesinde, Sünniliğin lideri olarak, halife olarak, halifelerin ve Sünnilerin mukaddes merkezi Bağdat'ı, Şii lerin elinden alması, hal ifelerin, İmam-ı Azamın, meşayihin "Türbe-i muhtereme/erini, Ervah-ı pak/arım" Şii hakimiyetinden, "tahribat ve tahrikatından" kurtarması, halifelik ve mezhep liderliğini vazifeleri arasında bulunan mukaddes 1 vazifelerinden biri ve başl ıcası idi . 1 XVI l nci asırda Osmanlı İmparatorluğu'nun-iktisadi siyaseti, doğuya altın ve gümüş kaçmasına mani olmak, bu kıymetli madenleri memleket dahil inde tutarak kalkınmaya 1 1 Evvelki asırlarda olduğu gibi XVll nci asırda da Osmanl ı padişahları ve uleması, silnn ilik ve şiilik ihti lafını körllklemişlerdir. Ş i i lerden daima "Rt{fizi-al-mezhep. Ashuh-ı guzın düşmunı" diye bahsetm işler. H ıristiyan ' dan daha beter gösterm işlerdir. Rafizi lere karşı açı lacak bir sefere iştirak etmeyi " Vecibe-i Din�vye" addetm işlerdir. Sünnil iğin lideri olan i V . Murad'da sefer fennanlarında "Ashuh-ı Güzin düşmanlarına küşmal verm�ve !;ay ü ikdam oluna", "Rajizi-a/-heden cehar-ı şar-ı güzin 'in intikamın almcığa ahd-ii peyman eyledim." (Kays: 33,34,35,36.

Ankar: 27,28,29. Müh imme: 87/288) demekte ve bu tarihte de, mezhep ihti lafının, muharebelerde başlıca amil olduğunu göstemıektedir.


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

29

çalışmaktı. Bunun temini için Padişahlar tarafından bir çok emirler veri lmiş ve tedbirlere başvurulmuştur. Fakat alınan tedbirlere rağmen gerek hazar zamanında, gerek sefer zamanında, altın kaçakçılığına mani olunmamıştır. 1 2 Şüphesiz, altın kaçakçılığı sefer zamanında daha da artıyordu. iV. Murat devrinde, dahili ve harici savaşların da eksik olmadığı düşünülürse, altın kaçakçılığının da o nispette fazlalaştırdığı kabul edilebilir. Zamanında maliyeye önem vermiş ve cülusunda, bütçeyi tamtakır bulduğu halde, saltanatının sonlarına doğru bütçeyi para ile doldurmuş olan iV. Murat'ın, 1 3 altın kaçakçılığına bir nihayet vermek için doğu sınırlarını tahkim edip emniyet altına almak maksadı ile Revan ve Bağdat seferlerine çıktığı söylenebi lir.

B. BAGDAT'IN OSMANLI LAR İÇİN ÖNEMİ VE DİNI SEBEP Bağdat, eski Halifelerin payitahtı idi. Osmanlı padişahları, ayın zamanda Hal ife olunca, kendilerini Abbasi Halifelerinin varisi kabul ettiler. Yavuz Selim'den sonra ve Kanuni'den itibaren, hak iddiasında bulunmaya başladılar. Kanuni, bu Varis-i Halife ve "tarih-i hak" iddiasın ile Bağdatlı İranlılardan zapt etti . Sonra birkaç kere el değiştiren Bağdat'ın, iV. Murat da hem Halife olarak, hem de atasının mirası olarak istirdat hazırlandı . Saniyen Sünniliğin müessesi olan İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin Türbesi de Bağdat'ta idi . Bu bakımdan da Bağdat, Sünni alemin lideri olan Osmanlı padişahları nezdinde ayrıca 1 2 Belleten: X l l l/5 1 /497 vd. 1 3 Netayiçü'I-Vukuat: s. 56-58.


30

Dr. Tahsitı Ünal

bir önem ve kutsiyet taşımakta idi. Sünniliği tanımayan Şii İran Şahları Bağdat' ı ele geçirdikleri zaman, başta İmam-ı Azam'ın türbesi olduğu halde bir çok Sünni meşayihin türbesini yakıp yıkıyorlar, tahkir ediyorlar. Sünni ulemayı, kadınları ve halkı katliam ediyorlardı. Son defa 1 624'de de böyle olmuştu. Bu itibarla iV. Murat'ın, İslam aleminin Halifesi, Sünnilik-Şiilik mücadelesinde, Sünniliğin lideri olarak, Halife olarak, Halifelerin ve Sünnilerin mukaddes merkezi Bağdat'ı, Şii' lerin elinden alması, Halifelerin, İmam­ ı Azamın, meşayihin "Türbe-i mühterekelerini, Ervah-ı pak/arını", Şii hakimiyetinden, "tahribat ve tahkiratmdan" kurtarması, Halifelik ve mezhep liderliği vazifeleri arasında bulunan mukaddes vazifelerinden biri ve başlıcası idi. 14 Ayrıca Hazret-i Ali'den başka Sahabe ve Halife tanımayan Şii İranlılar, Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman 'a küfrediyorlardı. Kaynaklarımızda "Şeyheyn 'e Şebb­ ü şetm" şeklinde geçen bu küfür meselesi, aynı zamanda Halife olan Osmanlı padişahlarını ve Sünnileri çok müteessir ediyordu. Hadimü'l-Haremeynü'l-Şerefeyn unvanını da taşıyan Osmanlı padişahları. Mekke ve Medine'yi elde 14 Evvelki asırlarda olduğu gibi X V l l inci asırda da Osman lı padişahları ve uleması, Sünnilik ve Şii l ik ihti lafını körüklemişlerdir. Şii lerden daima "Rafızi el mezheb. Asha/:>-ı güzin düşmanı", diye bahsetmişler, Hıristiyan'dan daha beter göstermişlerdir. Rafızilere karşı açılacak bir sefere iştirak etmeyi " Vecibe-i Dini_vye" addetmişlerdir. Sünnil iğin l ideri olan i V . M ural da sefer fermanlarından "Ashab-ı Güzin düşmanlarına küşmal vermeye Say-ü ikdam oluna", "Rafizi-al-bedden cahar-ı yar-ı güzin 'itf intikamın almağa ahd-ü peyman eyledim." (Kaya: 33, 34, 35, 36.

Ankara: 27, 28, 29. Mühimme: 87/288) demekte ve bu tarihinde de, mezhep ihti lafının, muharebelerde başlıca amil olduğunu göstermektedir.


iV. Murat ve Bağdat Seferi

31

tutmayı Hilafetin şartlarından biri saydıkları gibi bu sıfat onlara, aynı zamanda "eski Hal(felerin merkezi" olan ve kaynaklarımızda "Bağdat-ı bihişt abat, Burc-u evliya-yı Bağdat" gibi unvanları ile geçen Bağdat' ı da elde tutmak, haç yollarını Sünnilere açmak, yollan emniyet altında vazifelerinin de tahmin ediyordu. 15 Bu itibarla, Osmanlı padişahları, Irak ve Bağdat'a, yalnız siyasi, askeri ve iktisadi bakımdan değil, fakat aynı zamanda "Halife-i Ruy-i zemin" sıfatını haiz olmaları sebebi i le de, Sünni alemin üzerindeki dini nüfuzunu korumak için de Bağdat'a önem veriliyorlardı. Bu sebeplerle, aynı unvan ve sıfatları taşıyan ve Halifelik vazifesini yapmakla mükellef bulunan iV. Murat da kendisini, Bağdat' ı istirdada mecbur telakki ediyor ve bu mecburiyet onu Bağdat' ı istirdada sevk ediyordu.16 Bağdat Osmanlı padişahları için olduğu kadar İran şahları için de, İktisadi ve dini bakımdan mühim ve mukaddes idi. Şiilerin büyük bir vecd ve iman ile bağlı bulundukları Hz. Ali, Hz. Hüseyin gibi muhterem zevat ile beraber, bir çok Şii meşayihi de Bağdat veya civarında metfun bulunuyorlardı. Şii hacılar Hacca gelir veya dönerlerken, fakat mutlaka, Kerbela ve Necef i ziyaret ediyorlardı . Bu itibarla, mukatelelerin sonunda Bağdat Osmanlıların elinde kalmışsa, İran şahları "Ziyaret-i Baytü '!-Allah-el Haram ve Medine-i Mükerreme ve sair meşahi-i mukaddese" maddesini, yok Bağdat İranlıların elinde kalmışsa, Osmanlı padişahları

15 Belleten: 46/369. Not. 83. İ.O.T. Kronolojisi: 1 1/294 16 "Mecmua-ı meşahidin 'in ve evliya-ı kiramın diyarı, mamalik-i cehar-ı yar-ı güzin olan Bağdat 'ı rafaza-ı yezaniden ahz ve istirdat ve intikam için Bağdaı seferine çıkmam mukarrerdir" Mühimme: 87/288 diyordu.


32

Dr. Tahsi11 Ü11al

"şeyheyn 'e sebbü şetm 'den men" maddesini koruyarak münazaalara muvakkaten son veriyorlardı. Bu hal, Bağdat' ın, tarafeynce ihtilatların başlıca konusu olmasına yol açıyordu. Osmanlıların el ine geçince İranlılar, İranlıların eline geçince Osmanlılar Bağdat' ı istirdat etmek için zaman ve fırsat kolluyorlardı. iV. Murat da, İranlıların elinde bulunan "Bağdat 'ı istirdat" 1 7 için bir hayli zaman ve fırsat kollamış, bu zaman ve fırsatın zuhuru üzerine Bağdat seferine çıkmıştır. C. SİY ASİ SEBEP Bağdat seferinin siyasi sebebini, Şah Safi'nin, iV. Murat gibi aşikar ve merdane bir siyaset takip etmeyip, aksine sulh teşebbüslerinde bulunmak, fakat ciddi bir sulha yanaşmamak gibi sinsi bir oyalama siyaseti takip etmesinde aramak icap eder. Gerçekten de Şah Safi, tehlike ile karşılaştığı zaman sulh teşebbüslerine başlıyor, fakat ciddi bir sulha yanaşmıyor, tehlike geçip uzaklaşınca da askeri harekata girişerek düşmanlığına devam ediyordu. iV. Murad, Revan' ın fethinden sonra Tebriz üzerine yürümüştü. Şah, Revan' da vire şartlarını konuşmaya gelen Türkmen Hızır Beyi, önce Revan'a Murtaza Paşaya gönderdi. Onun tavassutu ile sulh istedi. Murtaza Paşa da H ızır Beyin yanına Birecik Voyvodası Osman Ağayı katıp bir de mektup yazıp Padişaha gönderdi. 18 Ordugaha gelen Hızır Beyi, iV. Murat büyük elçi olmadığından, sözüne itibar ve itimat edip huzuruna kabul etmedi . Fakat Şah'ın "Muradınız nedir? Her 17

R. Abrar: 595. 18 Fezleke: i l/ 1 67- 1 76.


iV.

Murat ııe Bagılat Seferi

33

ne diler iseniz kailiz. Tek memleketimizi çiğnemiyesiz" şeklindeki yazılı sualine, IV. Murat da yazılı olarak, "muradımız, ecdat-ı izamınuz zamanında feth olunup hutbe okunan memaliki istirdattır. Buraların m�ftahlanm getirmeyince ve undan nıağda bir kal 'a dahi -Bağdat 'ı kastediyor- vermeyince sulh ihtimali yoktur" 1 9 diye cevap verdi. Hızır Bey ile gönderdi.

Şah, i V . Murat' ın bu mektubuna cevap vermedi . Fakat gayri ciddi olan sulh teşebbüslerine devam etti. iV. Murat, Hoy civarında iken, Şah'tan bir kere daha elçi geldi . Şah, bu sefer de Küçük Ahmet Paşanın tavassutu i le sulh teşebbüsünde bulunuyordu. Şah'ın Sadrazamı olan Rüstem Paşadan Küçük Ahmet Paşaya gelen mektupta, "sulhun temini için, yakında Osman Ağa ile Kamuran isminde hir elçilerinin Türk ordugahına geleceğinden"20 bahsediyordu. Tavassutta bulunması için Küçük Ahmet Paşaya rica ediyordu. İsmi geçen elçi ler, iV. Murat Tebriz'dc iken geldiler. Fakat bunlar da büyük elçi olmadıkları için sözlerine itimat ve itibar edilip huzura kabul edi lmediler. 2 1

Şah Safı, ciddi olarak sulh istemiş olsaydı. i V . M urat' ın birinci mektubunu ciddi telakki eder, ya sözüne ıtımat edilir bir büyükelçi gönderir, karşılıklı sulh müzakerelerine girişir, sulh akdederdi. Yahut da IV . Murat' ın teklifi kabul etmez, bir daha elçi göndermez, düşmanlığına devam ederdi. Şah, teşebbüsleri yaparak iV. Murat'ı 19 Nasihatil' l-Mülük: s . 1 49- 1 50.

2° Fezleke: 1 1/ 1 75 . Hammer: IX/2 1 4-2 1 5 .

21 Fezleke: il/ 1 76. Hayrullah Ef: 1 7/64 . Hammer: IX/2 1 5 .


34

Dr. Tahsin Ünal

oyalamaya çalışıyordu. Şah ' ın böyle bir siyaset takip etmesi iV. M urat' ın gözünden kaçmamıştır. Kendisi İ stanbul 'a doğru uzaklaştığı zaman, Şah'ın mukabil taarruza geçeceğini tahmin etmiş sadrazam Tabanı Yassı Mehmet Paşayı önce Van' da, sonra da "Serhat 'ta tekayyüt, yeniden yapılacak sefer için ihzardt" yapması için Diyarbekir' de bırakarak, 1 7 Recep 1 045 (27 Aralık 1 635)'de İstanbul' a dönmüştür. N itekim, iV. Murat ' ın serhaddan uzaklaşmasını fırsat telakki eden Safı 22, Tebriz'e gelmiş, burasını kendisine üs yaparak ordusunu tahşit etmiştir. Sonra, kış olmasına rağmen bizzat gelip Revan' ı 2 C. Ahır 1 045 ( 1 3 Kasım 1 635)'de muharasa ve 22 Şevval 1 045 (30 M art 1 636) da zapt etmiştir. Revan' ı aldıktan sonra Şah, Revan, Selmas, Beyazıt, Toprakkale ve Hoy gibi hudut kalelerini tamir ve tahkim etmiştir. Bundan sonra nazarlarını daha cenuba, Şehrizor taraflarına çevirmiştir.2 3 Kuvvetlerini b urada tahşidata başlamış biraz sonra da 1 C. Evvel 1 046 ( 1 Ekim 1 636) ' da M ihriban'da Küçük Ahmet Paşa kuvvetlerini mağlup ve kendisini şehit etmiştir. 24 Artık sul h teşebbüslerine rağmen Revan' ı istirdat eden Şah Safı' nin, yeniden mukabil taararuz geçtiği açıkça görülüyordu. Şah, kış ortasında, Osmanlı kuvvetlerinin kıştan, kardan, hastalıktan çıkamamalarından, Revan' a imdada gelememelerinden istifade ederek Revan' ı istirdat, hudut kalelerini tahkim eder, mukabil taarruza hazırlanırken, İstanbul' da 1 636 kışında İran ' ın aleyhine, aralarında mezhep ve menfaat birliği olan Osmanlılar ile 22 Cantemir: IIl/86. Jenquiere: 1/246. 23 Fezleke: 11/ 1 80. Müneccimbaşı: 67 1 . Naima: l ll/28 1 . 24 Topçular: V. :286a-287b. Fezleke: 11/ 1 85 . Naima: I I l/292.


iV.

Murat ve Bagdat Seferi

35

Hindistan arasında ve aynı düşmana karşı bir ittifak muahedesi imzalanıyordu.2s Kış geçip bahar yaklaşırken de iV. M urat ittifak muhadesinin bir neticesi olarak, Bağdat seferi için hazırlıklara başladı. iV. M urat' ın, Şah Cihan ile birleştiğini, büyük bir sefere hazırlandığın haber alan Şah Safi için tehlike yeniden belirmiş oluyordu. Bunun üzerine o hemen Maksut Han riyasetinde bir elçi hey'etini İ stanbul'a gönderdi. Sulh teşebbüsü ve talebinde bulundu. 26 Şah, bu elçi hey'etini, Revan' ı aldıktan 1 sene 5 ay, Osmanlı orduların Mihriban da yenip Küçük Ahmet Paşayı şehit ettikten 7 ay 1 O gün sonra İ stanbul ' a gönderiyordu. Bu itibarla, sulh mevzuunda gayri samimi, olan yani zamanda çok geç kalmış olan Şah ' ın 1 7 R. Evvel 1 047 ( 1 0 Ağustos 1 63 7)'de İ stanbul ' a gelen bu elçi hey'etinin sözüne de itimat ve itibar edilmeyeceği aşikardı. Nitekim iV. M urat da itiba.r etmemiştir. Zira Şah Safı ' nin bu sulh teşebbüsü, kendi aleyhine akdedilen iV. M urat-Cihan Şah ittifakını parçalamaya matuf idi . iV. M urat'ın İran elçi hey'etine itibar etmeyip Şah Safi ' nin sulh talebini reddetmesi, Cihan Şah i le yaptığı ittifak muahedesine sadık kalmak istediğini gösterir. 27

ıs

Uzunçarşılı: l l/II-265'de bu ittifakı Zarif Bey ile Musul'da akdedilmiş gibi gösteriyorsa da, bu ittifak daha önce İstanbul'da yapılmıştı. Bayur: 1 1/204-206. Zaifi Beyin Musul'a gelişi bir dostluk ziyaretidir. 26 Tarihçe: V .65a. R. Abrar: 595. 2 7 Bu sırada Özbek hanları birbirlerine düşmüşlerdi. Dahili mücadelelerle uğraşıyorlardı (Tilrkel i : 1 52- 1 53). H int Şah'ına gönderilen ve Özbeklerin durumunu izah eden Farsça bir mektup için bak: Münşeat: I l/ 1 63 - 1 65.


36

Dr. Talısin Ü11t1/

Kalabalık bir hey'et halinde gelen Maksut Han, önce Anadolu'da sefer hazırlıkları yapmakta olan Sadrazam Bayram Paşanın yanına gelmiş, sadrazam hey'ete ikram ve izazda bulunduktan sonra bir Kapıcıbaşı ile İstanbul 'a göndermiştir. Maksut Han İstanbul 'da maiyeti ile beraber Davut Paşa sarayında misafir edilmiştir. Maksut Han İstanbul'a geldiği günlerde Avusturya, Leh, Yenedik, Macaristan ve Erdel 'den de elçiler gelmişti.28 Kaymakam Musa Paşa, elçilerin geldiğini Padişaha telhis etmiş, Kanun-u kadim üzere, Yeniçerilere ulufeleri verildiği gün elçiler de huzura kabul edi lmişlerdir. Avrupal ı elçilerle tecdid-i sulh yapılıp, dostluklar tekid edilmiştir. 29 Huzura kabul edilen İran elçisi Maksut Han da, Şah'ın mektup ve hediyelerini padişaha takdim etti.30 Şah'ın gönderdiği hediyeler arasında 1 40 deve ile taşınan 1 50 çuval, baharat ve Hint kumaşları, 30 paket tüylü kürk, 4'ü altın ve 4 'ü gümüş işlemeli 8 adet halı, nadide taşlar ile işlenmiş eğerli ve gemli 8 Hint atı, ayrıca porselen vazolar mevcut olduğu gibi, iV. M urat'ı tedavi etmek maksadı ile gönderilmiş iki tane de nazik doktor vardı.3 1 Şah mektubunda, "cürmünden istiğfar ediyor, sulh yapılmasını istiyor, sulh yapıldığı takdirde harp tazminatı olarak 300. 000 akçe vermeyi kabul ediyordu."32 28 Topçular: V. 305b. 29 Topçular: V. 288b. Fezleke: 1 1/ 1 90. Böylece İ mparatorluğun batı sınırları siyasi ve askeri bakımdan emniyete al ınmış oldu. Tarihçe: V .65a. 3 1 Chalcandy le: I I/ 1 60. 32 Chalcandyle: 1 1/1 60. Tarihçe:V65a.

30


I '1:

37

Murat ı•e Bağdat Seferi

Şayet IV. Murat Revan'dan dönerken yaptığı sulh teşebbüsleri arasında böyle ciddi bir sulh teşebbüsü ve teklifinde bulunmuş olsa idi, belik daha o zaman sulha yanaşırdı. Fakat şimdi, çoktan sefer hazırlıklarına başlamış ve Hindistan ile ittifak muahedesi imzalanmış ve bu ittifak ile "siz şarktan biz garptan" esası kabul edilmişti. Bu itibarla Maksut Han'a kısaca "namenin cevabı Bağdat 'ta verilir" deni ldi .33 Maksut Han serbest bırakılmadı. Elçi hey'etinin iaşesi miriden verilmek üzere Davut Paşa sarayına hapsedildi .J4 Maksut Han burada 1 7 R. Evvel l 04 7 ( l O Ağustos 1 63 7) tarihinden, 23 Zilhicce 1 04 7 (8 Mayıs 1 63 8) tarihine kadar 9 ay 2 gün kaldı. iV. Murat Üsküdar'dan Anadolu'ya hareket ettiği gönlerde, Maksut Han da deniz yolu ile Payas'a ve oradan Mardin'e sevk edildi. Sefer sonuna kadar burada oturmaya mecbur edildi.35 Fetihten sonra Mardin'den Musul ' a celbedilip bir mektup ile Şah'a gitmesine müsaade edildi. Binaenaleyh, Bağdat seferinin siyasi sebebi, 1 6041 624 tarihleri arasında kaybedilmiş olan toprakların, istirdadı siyasetidir. Bu istirdat siyasetini, gerek iV. Murat'ın Revan 33 Fezleke: 1 1/ 1 90. 34 Naima, bu hapis hadisesinden bahsederken,

"Taşradan alakası kat

edildi. Ne taşradan içeri, ne içeriden dışarı kimse çıkmasın diye muhkem yasakçı gözcüler konuldu. Buna rağmen Maksut Han o günlerde Silahtar Paşanın kethüdası iken Halep valiliğine tayin edilen Mehmet Paşanın lontları arasına, lont, kıyafetine soktuğu iki adamım, name vererek gizlice sokmuş. Bu iki adam. Mehmet Paşa ile bile yola çıkmış, Mehmet Paşa bunları yolda bilip tutup padişaha gönderdi. Padişah bunları elçinin kaldığı sarayın karşısında idam ettirdi." 111/322. der.

35 Topk. Sara. Arş. Dosya: 5222 vesika: 723 5 .


38

Dr. Tahsin Ünal

dönüşünde Şah'a gönderdiği mektupta, "Ecdad-ı izamımız zamanında, Bağdat dahil, feıh olunup hutbe okunan memaliki verip miftah/arın getirmeyince sulh olamaz, "36 demesinden, Bağdat dönüşü yazıp gönderdiği tehditnamede, "Ceddimiz Kanuni Süleyman Han sınırları düstür-al amel olmak üzere sulha rızamız caiz olur, "37 demesinden ve nihayet Sadrazam'ın sul h müzakereleri esnasında İran elçisine, "Padişahımızın muradı, Kanuni zamanında zabt olunan araziyi almaktır" demesinden açık bir şekilde anlamak mümkündür.

D. ASKERI SEBEPLER 1 1 / 1 2 Ocak 1 624'de Bekir Subaşının ihaneti sebebiyle Bağdat elimizden çıkmıştı. Yalnız Bağdat'ı değil, lrak'ın büyük bir kısmını da elimizden çıkarmıştık. Irak ' ı ve Bağdat' ı istirdat etmek için Hf. Ahmet Paşanın 27 Recep l 034' den 8 Şevval 1 03 8 - 8. R. Ahır 1 040 ( 1 O Haziran l 6291 4 Kasım 1 630) tarihine kadar devam eden Bağdat seferleri müspet bir netice vermemiştir. Hatta İranlıların, Osmanlı ordusunun disiplinsiz ve inzibattan mahrum olduğunu, kumanda heyetinin zaafını yakından görmelerine ve dolayısıyla cüret ve cesaretlerinin artmasına sebep olmuştu. Bu itibarla İranlılar, Osmanlı İmparatorluğu'nun dahili karışıklığından da istifade ederek mukabil taarruza geçtiler. Kendilerine Revan'ı, Tebriz ve Bağdat'ı üs yapan İran orduları, buralardan hareketle, imparatorluğun doğusunu tahrip ve talan etmeye başladılar. 36 37

Nasihat-al mülük: 1 49- 1 50. Müşeat: ll/298-299.


I V.

Murat ve Batdat Seferi

39

Revan' ı kendilerine üs yapan İran orduları, buradan yaptıkları akınlarla Kars' ı Pasinler' i, Erzurum ve havalisini hatta Karadeniz'in doğu sahillerini, Trabzon ve havalisini tahrip, talan ve tehdit ediyorlardı. Tebriz' i kendilerine üs yapan İran orduları, Van, Mardin ve Diyarbekir ile mülhakatını devamlı baskı ve tehdit altında bulunduruyorlardı. Daha güneyde Bağdat'ı kendilerine üs yapan İran orduları, Mardin, Musul, Suriye ve Güney Basra'ya yaptıkları akınlarla buraları devamlı baskı ve tehdit altında bulunduruyorlardı. İranlılar Bağdat, Kerkük ve Şehrizor'u zaptederek, Osmanlı arazisinin içine bir hançer gibi sokulmuşlar, Suriye i le Güneydoğu Anadolu'yu kolayca isti la edebilir bir duruma gelmişlerdi. Osmanlı İmparatorluğu' nun Asya' daki menfaatlerini ve belki de bekasını tehdit eden bu askeri durum, 1 630 tarihinden sonra azalmamış, aksine daha da artmıştır. 1 630'dan sonra Tebriz'e gelen Şah, Osmanlı topraklarına o lan bu akınları, bizzat sevk ve idare etmiştir. Şah'ın Bağdat'dan sonra Van'ı almak istediği anlaşılmakta idi. Zira Van alındığı tarihte D iyarbekir'in zaptı ., kolaylaşacaktı. 1 • Nitekim Şah'ın emirle bir kısım İran kuvvetleri Revan'dan kalkıp Ardahan ve Kars üzerine, bir kısmı da Şehrizor'dan İmadiye ve Musul üzerine akın ederlerken, kısmen de gelip "Evahir-i R. Evvel 1 043 (30 Eylül 1 633)'de" Van' ı muhasara ettiler. Van 1 0 R. Ahır 1 043 ( 1 4 Ekim


Dr. Tallsi11 Ü11al

40

1 633)'de Demirkazık H ali l himmetleri ile kurtarıldı.38

Paşa ile Murtaza Paşanın

İşte bu hadiseler İmparatorluğun doğu sınırlarını tehdit ediyor, doğuda huzur ve emniyet bırakmadığı gibi; imparatorluğu iktisaden de sarsıyordu. Bu tehlikeyi bertaraf etmek, iktisadi, içtimai, dini ve askeri huzuru sağlamak icap ediyordu. Bu icabatı yerine getirmek için büyük masraflar ve zahmetler ihtiyar edilerek sefer hazırlığına başlandı. Önce Revan'a gidildi. Revan zapt edildi. Revan ile Tebriz arasındaki İran arazisi tahrip ve talan edilerek dönüldü. Devlet ricali itiraz etmeselerdi. IV. Murat bu seferinden dönmeyecek, ya Tebriz' de veya Van'da kalarak kışı burada bir yerde geçirecek "Evvel baharda" İran üzerine yürüyerek Şah ' ı dize getirecekti. Fakat o yapılan dönüş tekliflerine muhalefet etmedi . Sadrazamı Diyarbekir'de bırakarak kendisi İstanbul'a döndü.39 iV. Murat' ın, Revan seferinden döndükten sonra Şah ' ın gelip Revan'ı muhasara ettiğini haber alınca çok kızdığından ve kendisi Tebriz veya Van'da kışı geçirip evvel bahar da şah üzerine yürümek istediği zaman, kendisine itiraz eden, geri dönmesine sebep olan vezirleri tehdit ettiğinden40 bahsedilir. iV. M urat'ın bu haberden elbette, memnun olduğundan bahsedilemez. Fakat İran Şahlarının, Osmanlı kuvvetleri karşısında çekilme, Osmanlı kuvvetleri dönünce 38 A. Ara: 73- 1 00. Fezleke: 1 1 / 1 5 1 , 1 55, 1 59. Naima: l l l/ 1 46, 1 74, 1 75 . Kays: 33/1 29, 1 56, 1 57, 1 58.

39 Matlıum: V. 404a-405a. D. Ahbar: V. 24a-24b. Tarihçe: V.45a-45a. Fezleke: 1 1/ 1 55, 1 57, 1 65, 1 67. R. Abrar: 583-85.

40 Abbe: 1 1/4- 1 0. Chalcandyle: 1 1/ 1 45- 1 46.


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

41

takip ve kaybedilen yerleri istirdat etme siyaset ve stratej ileri iV. Murat'ca malum bir keyfiyet idi. Binaenaleyh hadiseyi duyduğu zaman hayret ettiği, kızdığı veya müteessir olduğu mevzubahs edilemez. Fakat şurası m uhakkak idi ki, kendisinin İstanbul' da, sadrazamın Diyarbekir' de, kumandanların Anadolu' da ki gayret ve himmetlerine rağmen "şiddet-i şıta ve maraz-ı taun" sebebiyle Revan'ın vaktinde imdadına yetişilememiş ve Revan, Şah tarafından 24 Şevval 1 045 ( 1 Nisan 1 636)'da zapt edilmiş, dolayısıyla Revan için yapı lan bunca maddi ve manevi emek ve masraflar boşa gitmiş, Revan seferinin neticesi sıfıra müncer olmuştu. Şah Safi Revan'ı almakla kalmamıştı. Başta Revan olduğu halde şimalden cenuba doğru Toprakkale, Selmas, Hey ve Şehrizor gibi hudut kalelerini yeniden tahkim etmiş, buralardaki kuvvetleri miktarını artırmıştı. Evvelki senelerde olduğu gibi şimdi de Revan' dan Kara, Ardahan, Pasinler ve Karadeniz taraflarının, Hoy'dan Van ve Diyarbekir taraflarını, Şehrizor'dan Musul ve Mardin taraflarını tehdit, tahrip ve talan etmeye başlamıştı. Bütün bu hareketleri ile Şah, Osmanlı ordusunun Diyarbekir'de bulunmasına rağmen, Mukabil taarruza geçmiş, Kuzeyde Revan'ı geri almış, Güneyde bir Osmanlı ordusunu, sadrazama rağmen, Mihriban' da yenmiş hatta bakiyyet-üs suyuf u Musul civarına kadar takip etmişti. Binaenaleyh, genel askeri durum, Revan' dan önceki durumdan daha tehlikeli görülüyordu. IV. Murat bu tehlikeli askeri durumu bertaraf etmek, Bağdat' ı zapt ederek Şah'tan intikam almak için "Ahd-ü peyman" ederek sefere hazırlandı. Önce ve ilk nazarda askeri durumu kendi aleyhine gibi


Dr. Tahsin Ünal

42

görünüyordu. Fakat H indistan ile ittifak ve Avrupa ile barışı da yenilemişti. Siyasi ve askeri muvazene tamamen kendi lehine döndü. IV. Murat'ın, Tebriz veya Van da kalıp evvel ilk baharda Şah üzerine yürümek istemesine, Sadrazamı Diyarbekir' de "Sefer" hazırlığı için bırakmasına bakılacak olursa, IV. Murat'ın Revan seferi ile tatmin edilmiş olmadığına, Revan seferinden bir şey beklemediğine, Şah'ın mukabil taarzru u olmasa da, onun ikinci bir İran seferine çıkmaya kararlı olduğuna hükmedilebil ir. Şah'ın Revan' ı istirdadı Mihriban da bir Osmanl ı ordusunu mağlup etmesi, iV. Murat' ın Bağdat seferi kararını tacil etmiştir.

il. DA YRAM PAŞANIN SADRAZAM TAYİN E DİLMESİ VE KIŞ OLMASINA RAGMEN ANADOLU'YA G EÇMESİ A. TABANI YASSI MEHMET PAŞANIN SADRAZAMLIKTAN AZLED İLMESİ Sadrazam Mehmet Paşa, Revam dönüşünde icabında Revan'a imdat etmesi için Diyarbekir garnizonunda bırakılmıştı. Nitekim, biraz sonra Revan hadisesi vuku buldu. Sadrazam da kış olmasına rağmen 22 Şaban 1 045 (2 Ocak 1 636) de Diyarbekir garnizonundan kalkarak Erzurum'a gitti. Lakin kış, kar ve hastalık sebebiyle Revan' a vaktinde yardım yapamadı ve Revan düştü. Bundan sonra Sadrazam bir müddet daha Erzurum'da kaldı, 1 8 C. Evvel 1 046 ( 1 8 Ekim 1 636)' da tekrar Diyarbekir garnizonuna dönerek, Bağdat seferi için hazırlıklar yapmaya başladı. Fakat, 7 Ramazan 1 046 (3 Şubat 1 63 7) de azledildi. Mehmet Paşanın


W.

Murat ve Batdat Seferi

43

sadrazamlıktan azledilmesi ıçın "Revan ve Mihriban'a vaktinde imdatta taksirat ve sui tedbirleri bulunduğu4 1 , Bağdat seferi hazırlıkları esnasında reayaya taaddi ettiği42 ve bazı hususlarda padişahı bihuzur ettiğİ43 sebep olarak gösterilmektedir. Fakat, Sadrazam Mehmet Paşanın, Revan hadisesinden l O ay 2 gün sonra, Mihriban hadisesinden 4 ay 5 gün sonra azledilmiş olmasına ve kendisinin, "bizim İstanbul 'daki düşmanlarımız İranlılardan daha tehlikelidir"44 demesine bakılırsa, paşanın azledilmesinde Silahtar Mustafa Paşanın, Kaptanı Derya Mustafa Paşanın, Damat Bayram Paşanın, Sadrazam aleyhinde çevirmiş oldukları entrikaların azl işinde mühim bir hissesi olduğu kabul etmek icap eder.4s Mehmet Paşa, azledilmiş olmakla beraber, İstanbul'dan kalkıp ilgar ile on dokuz günde Diyarbekir garnizonuna gelen Emir-i Ahur Halil Ağanın, kendisinden mühür ü hümayunu istediği 26 Ramazan l 046 ( 22 Şubat 1 63 7) Cuma gününe kadar azledildiği haberini almamıştı. Binaenaleyh bu tarihe kadar vazifesine devam etmiştir. 22 Şubat l 63 7' de azledildiğini öğrenen sadrazam hemen bir divan akdetti. Divana yeniçeri ağası başta olmak üzere bütün vezirleri, sipahi ve yeniçeri subaylarından i leri gelenleri, odabaşı ve musahipleri davet etti. Bir konuşma yaptı ve sonunda, "şiddetti şita ve maraz-ı taun sebebiyle Revan imdadına koşamadık. Başka türlü hareket imkanı var mı 4 1 Fezleke: 1 1/ 1 87. Chalcandyle: 1 1/ 1 46. Abbe: I I U I 2 . 4 2 R . Abrar: 593/594. 43 Tarihçei : V .63a. 44 Abbe: 111/ 1 3 - 1 4. 4s i.O.T.Kronolojisi: l l l/370.


44

Dr. Tullsi11 Ü11al

idi?" diye sordu. Divandakiler, "Sultanım her türlü tedbir-i lazimeyi aldınız. Kıştan ve sari hastalıktan ordu-yu hümayunu mahvolmaktan kurtardmız. Başak türlü hareket imkanı yoktu" dediler. Bunun üzerine Sadrazam, "bu şifahi tasdikinizi bir kağıda yazıp imzalayarak bana verebilir misiniz?" dedikte divandakiler sadrazamın istediği bu belgeyi yazıp vermekte tereddüt etmediler.46 Bundan sonra Sadrazam kalktı. Padişahın emri gereğince hazineyi mühürledi. Hazine anahtarlarını ve hazine kayıt defterlerini defterdara teslim etti. Diyarbekir Beylerbeyi Tayyar Mehmet Paşayı, yeni Sadrazam gelinceye kadar Sadrazam kaymakamı yaptı . Yeniçeri ağası Şahin Ağayı makamında ipka etti. Mühr ü hümayunu çıkarıp Emir-i ahur Halil Ağaya verdi.4 7 O gece 30-40 kadar adamı ile atına binip İstanbul'a doğru yola çıkıt. · 1 4 gün sonra, 1 0 Şevval 1 046 (3 Mart 1 637)'da Ü sküdar'a geldi. İdam edileceğinden korkuyordu. O zaman henüz Üsküdar'da bulunan yeni Sadrazam Bayram Paşaya dehalet etti. Bayram Paşanın huzuruna girip, "zeminbus edip Padişah nezdin de iltimas ve şefaatte bulunmasını rica etti. "48 Bayram Paşa da şefaatte bulundu.49 İster Mehmet Paşanın kendisini haklı olarak müdafaa edip Divandan aldığı zaptı göstermesi sebebiyle olsun, ister Mehmet paşa için kendisinden iltimas ve şefaatte bulunanların hatırları için olsun, isterse bizzat 46 Abbe: 1 1 1/ 1 3 47 Topçular: V. 286b. Mathum: B v : 408b. Chalcandyle: 1 1/ 1 46. 48 Topçular : V. 288a. 4 9 Abbe, ( 1 1 1/ 1 3- 1 4.) "Sadrazam Mehmet Paşa, yeni Sadrazam

Bayram

Paşa ile padişahın nedim-i hassı ve mahrem-i esrarı olan Silahtar Paşaya ve Padişahın kadeh arkadaşı Emirgüna oğluna sığınmadan başını kurtaramadı." diyor.


iV.

Murat ı>e Bağdat Seferi

45

padişah sabık sadrazamın hatalarına "kalemi afçekmiş" olsun onu katletmedi. Fakat 1 2 Şevval 1 046 (5 Mart 1 637)'de Mehmet Paşayı, "beyhude Anadolu 'da gezip sui tedbir ile Revan 'a imdat etmedi töhmeti ile"50 katledilmesi mükerrer olan vezirlerin hapsedildiği "Misc!firhane-i vüzera" olan Sırça Sarayına hapis ve malını miri için kabzetti.5 1 Mehmet Paşa burada iki buçuk ay hapis yattı . Hayatından ümidini kesmiş iken, Özü Eyaleti Valiliğine tayin edildi. Bir müddet sonra da Budin Beylerbeyliğine nakledildi.

B. BAYRAM PAŞANIN SADRAZAM TAYİN EDİLMESİ VE ANADOLU'YA GEÇMESİ İstanbul kaymakamı olan Damat Bayram Paşa,52 7 Ramazan 1 046 (2 Şubat 1 637)'de Pazartesi günü sadrazam tayin edi ldi. Aynı gün cümle Ayan, Şeyhülislam, Kazaskerler, Defterdarlar, Ulema, İstanbul Kadısı, Kaptanı Derya, Ehl-i Divan ve Rikab-ı Hümayun Ağaları gelip yeni Sadrazamın "Hak-i payine yüz sürdüler" Sadrazamlığını tebrik ettiler.53 Yeni Sadrazam 1 1 Ramazan 1 046 (6 Şubat 1 63 7)' de İran üzerine "Serdar" tayin edildi. "Henüz kış geçmemişti. Sefer zamanı olmamakla beraber, Bağdat 'ı feth edüp maksadı tamam eylemek ve Şah 'tan intikam almak için padişah ah-ü peyman eylemiş olduğundan, "54 sefer mühinunatı tedarik etmesi için yeni Sadrazama Anadolu'ya

50 Mathum: V .408b. 51 Topçular: V.288a. Fezleke: 1 1/ 1 87. 52 Topçular: V.287b. R.Abrar: 593-594. 53 Topçular: V. 287ab. Taib Bey-zade : 79-80. 54

Tarihçe-i: V. 63a. R. Abrar: 595. Taib Bey-zade: 79-80.


Dr. Taluin Ünal

46

geçmesi emredildi.55 Bu emir üzerine Sadrazam Bayram Paşa İ stanbul ' da hazırlıkların i kmal ettikten sonra 1 0 Şevval 1 046 (7 Mart 1 637)'da Cumartesi günü Üsküdar'a geçti .56 Sadrazam İstanbul' dan Üsküdar'a geçeceği gün "mutantan adamları ile süvar olup" padişahla vedalaşmak için saraya geldi . Huzura girip zeminbus ettikten sonra padişahın hayırduasını rica etti . Padişah, sadrazama iltifat ederek, başına bir tuğ taktı . Sadrazam tekrar yeri öptü ve kalktı. Padişah bir tuğ daha taktı. Sadrazam hemen "Merdane bir Şahin 'e döndü. Kendisine sancağı şerif teslim edildi. Padişah, Sancağı şer[fi sana, seni Cenabı Hakka emanet ediyorum'', hayır duasında bulundu. Sadrazam sancağı şerifi alıp öptü. Yüzüne gözüne sürdü. Sonra, ağalarından birine teslim etti ve padişaha veda edip dışarı çıktı . babı-ı hümayunda kendisini bekleyen devlet ricalinin önünden geçip azim alay i le yürüdü. "Köşk-ü latif, Alay Köşkü" önünden geçerken padişahı, padişah da sancağı şerifi selamladı. Yanında kendisini Üsküdar' a kadar uğurlayacak 55 Padişah, evahir-i razaman 1 046 tarihli bir fermanında bu durumu

"Bu

kış içinde Sadrazam Bayram Paşa cümle tevaifi asker ile Asitaneden hareket edecektir" diyor, Beylerbeylerine ve Sancak beylerine de "sizler dahi

mükemmel

ve

müsel/ah

askerleriniz

ile yerlerinizden

kalkıp

Sadrazamın yanında cem o/asız" (Ankara: 28/683) diye emir veriyordu.

Evasıt-ı Şevval 1 046 ( 1 2 Mart 1 637) tarihli diğer bir fermanında ise " Taht-ı kazanızdaki ehl-i seferi, serdarları ile ordu-yu hümayunuma, kale topçularını

memur

oldukları

mahalle.

korucu

ve

oturak

olanları

Asistaneye sevk edip, muhalefet edenlere aman vermeyesiz" (Ankara

28/634) diye kimlerin nerelere sevk edileceği hakkında emir veriyordu. 56 Tarihçe-i: V.63a, Sadrazamın Ü skildar'a geçişini 8 Şevval gösterirken, Mathum : V. 408b ise Evasıt-ı Şevval gösteriyor.


iV. Murat ve Bağdat Seferi

47

olan Şeyhülislam, Kazaskerler, Kaptan Paşa, Vezirler, Sekban Başı, Özü'den, İstanbul'a celbedilen Kenan Paşa, Ahmet Paşa, Sultanzade Mehmet Paşa, Ulema, meşayih ve Defterdarlar vardı. Kalabalık halk arasından geçerek, Sirkeci'de Kaptan Paşa baş tabyesine binerek " A lay-ı Alayiş ile" Üsküdar'a geçtiler. Üsküdar'da, yanındaki erkan-ı devlet ile kendi çadırlarına gelip indiler. Sadrazam bir ziyafet verdi. Ziyafet artığını adet gereğince Yeniçerilere yağmalattı. Ziyafetten sonra Sadrazam, kendisini teşyie gelenlere izin verdi ve onlar İstanbul 'a döndüler.5 7 Sadrazam, Serdar tayin edildikten sonra hazırlıkların ikmal edinceye kadar, 29 gün İstanbul'da kalmıştı. Şimdi Üsküdar'da da eksiklerini tamamlayıncaya kadar, 1 3 gün kaldıktan sonra 23 Şevval 1 046 (20 Mart 1 63 7)' de Cuma günü Üsküdar' dan İzmit'e doğru hareket etti. Sadrazam, 23 Şevval 1 046 (20 mart 1 63 7)' dan, Konya'dan İlgar ile gelerek padişah ile İnönü'de birleştiği 1 4 Muharrem 1 048 (28 Mayıs 1 638) tarihine kadar 1 sene, 2 ay, 20 gün Anadolu'da kalacaktır. Üsküdar'dan hareket eden Sadrazam , mahut yoldan, İzmit, İznik, İnönü, Eskişehir, Akşehir'den ilerleyerek Evasıt­ ı Zilkade 1 046 ( 1 5 Nisan 1 63 7)'da Konya'ya geldi.58 Burada 57 Topçular : V. 287b. R.Abrar: 593-594. 58 Sadrazam Konya'da iken Padişah Evasıt-ı Zilkade 1 046 tarihli bir fermanında tekmil Anadolu kadı ve beylerbeylerine "Anadolu 'da Zeamet ve tımara mutasarrıf olan dergah-ı muallam müteferrika ve çavuşları ve sair tevaif-i asker, sadrazam ile sefere memur olmuşlardır." (Ankara :

28/626) diye emir verdiği gibi; aynı tarihte Anadolu Beylerbeyi Ali


48

Dr. Tah!,;in Ünal

on gün kaldı. "Dergahta, dervişler ile meclis-i sohbet etti. "59 Konya'dan Ereğl i yolu ile Niğde'ye geldi. N iğde'de bazı harap han ve dükkanları tamir ettirdi. Sonra kalkıp Kayseri'ye doğru yürüdü. Yolda iken, ordu merkezinin Diyarbekir'den Sivas'a nakledilmesini emretmişti.60 Bu emir üzerine ordunun Sivas'a intikali ooşlamış, bazı ocak ve bölük ağaları etrafta at çayırlatmak bahanesi ile Diyarbekir'den kalkıp Niğde'ye kadar olan havaliye yayılmışlardı. Sadrazam Kayseri 'ye giderken bunlar ile karşılaştı ve Evahir-i Muharrem 1 049 (30 Mayıs 1 637)'de Kayseri 'ye geldi.61 Kurban bayramı olduğu için Sadrazam burada on gün kaldı. Burada askerin mevacibi verilmesi icabederken, defterdar henüz Diyarbekir' den gelmediği ıçın verilemedi. Kırşehir'den gelen Hacı Bektaşi babası ve dervişleri Sadrazamı Kayseri ' de ziyaret ettiler. Sadrazam Kayseri'de iken Sivas, Canik, Amasya, Maraş, Karaman, Çorum Beylerbeyleri, tımar ve züeması ile Erzurum'da; Adana, Halep ve Trablus, Şam Beylerbeyi, Paşaya da "sen dahi yanında cem olan askeri ordu-yu humayunuma gönderip kendin de bir münesip mahalde dernek edüp amade ve aheste olup sadrazamın emirlerine intizar edesin" (Ankara: 28/627) diye emir

veriyordu. 59 Topçular : V. 288a. Tarihçei : V.63a. 6° Fezleke : i l/ 1 9 1 . 6 1 Sadrazam N iğde civarında bulunduğu sırada, Padişah 7 Muharrem 1 047 ( 1 Haziran 1 637)'de Kayseri Kadısına Sadrazamın Kayseri'ye gelmekte olduğunu haber veriyor ve "Sadrazam Sivas 'a doğru hareket edeceğinden, narh-ı cari üzere ve akçeleri verilmek suretiyle menzillerde zahire tedarik edesiz" (Ankara: 28/63 1 . Mühimme: 87/252) diye emir

vermekte idi.


i V.

49

Murat ve Bt1ğdat Seferi

tımar ve züeması ile Musul 'da bulunuyorlar, muhtemel bir İran Taarruzuna karşı hudutlan muhafaza ediyorlardı .62 Sadrazam Kayseri'den Sivas'a geçip Sivas'ta uzunca bir süre oturarak fennan etti ve sefer için ihzaratta bulundu. Kayseri 'de iken verilmeyen ordunun mevacibini, iki nöbet birden verdi. Sivas'tan yanındaki asker i le beraber Tokat'a geçti, Tokat valisi olup fakat yeniçerilerin barışmaz düşmanı Abaza Mehmet Paşanın adamlarından Sarhoş Mehmet Paşayı katletti.63 Tokat 'tan Amasya'ya geçti . Amasya'dan "30

kise vererek bir su getirtti. 60 kise vererek bir Mevlevihane inşa ettirdi. Mevlevihane şeyhine günde 70 akçe tahsis etti."64 Yanında bul unan birliklerin çoğunu Amasya' da bırakıp bir kısmı ile Maraş'a geldi. Malatya'dan geçerek

1 63 7

Haziranı

içinde Antep'e geldi. Geçtiği yerlerde sefer levazımatı ihzar etti. Telbaşar ' da iken yanındaki birl iklerin maaşı nı verip, askerleri burada bırakarak bazı yakınl arı ile Birec ik'e geldi.65 Burada,

"kebir topların imali için top kôrhanesi bina ettirdi. İçine top ustalarım koydu. Önce iki balyemez kebir top imal ettirdi. Yalakları döktürdü. Sairlerinin imali için, her topraktan olmadığından, İstanbul 'dan Kağıthane 'den toprak getirtti. Zahire gemileri, nakliye kelekler inşa ettirdi. Köprülerin dumbazlarım tamir ettirdi. ''66 Dökülen topların, toplanan zahirenin Musul'a nakledilmesini emretti . "Serhat kalelerinin asker ve zahire işin gördükten sonra kışı 62 Topçular: V.288a. 63 Naima: I l l/324-325 Hammer: IX/235. 64 Mafhuın : V.409b. 65 Topçular: V.288a. Fezleke: 1 1/ 1 9 1 . Naima: 1 1 1/325-326. 66 Aynı eser.


50

Dr. Tahsin Ünal

geçirmek için Birecik 'ten Telbeşar, Antep, Maraş, Kayseri üzerinden geçerek tekrar, Ağustosun sonunda Amasya ya döndü.''61 Kendisi Amasya'da, yeniçeriler Merzifon'da kışı geçirdiler. Sadrazam kışı geçirmek için Amasya'ya gelirken iV. Murat' ın emri ile Amasya ve mülhakatından, ordu için arpa, saman ve sair mühimmat ihzar edildiği gibi68 sadrazam ile beraber yanındaki vezirler ve ağalar için de oturacak yer temin edilmiş,69 Sadrazam ve ordu, kışı bir sıkıntıya maruz kalmadan Amasya'da geçirmiştir. Sadrazam Bayram Paşa Evahir-i C.evvel 1 04 7 (30 Ağustos 1 63 7)'den, Evail-i Zilkade 1 047 (20 M art 1 638) tarihine kadar, 6.5 ay Amasya'da kaldıktan sonra, "Padişah 'ın seferi Bağdat 'tır" diye beylerbeylerine, serhatlere emirler yazıp gönderdi. Bu emirler üzerine tekmil

67 Ahkam Def: 3443/ 1 28. Kayseri : 4 1 /207-208. Fezleke: 11/1 9 1 . Topçular: V.288a. iV. M urat bu maksatla Tokat defterdarına ve Ankara kadısına verdiği 1 0 C. Evvel 1 047 (30 Eylül 1 637) tarihli bir fermanında "Ordu-yu

68

humayunun Amasya 'da kışlaması iktiza ey/ediğinden, altı kilesi bir kuruştan 40.000 kile arpa, 6 vakiyye gelmek üzere bir hararı 4 akçeden,

40.000 harar saman iştira edesin" (Ahkam Def: 3443/90. Ankara: 28/5 1 O) diye emir vermiştir. 69 i V . Murat Amasya kadısına verdiği 1 4 C.Evvel 1 047 (5 Ekim 1 637) tarihli bir fermanında, "Sadrazam Bayram Paşanın asker halkı ile Amasya 'da kışlaması icap ettiğinden yanında bulunan defterdar, nişancı, altı bölük ağaları, defler emini ve saire şimdiden meskenler ihzar edesiz"

(Mühimme: 87/3 1 0) demekte idi.


i V.

51

Murat ve Bağdat Seferi

beylerbeyleri kendi eyaletlerinde sefer için hazır ve amade o ldular.70 Sadrazam 23 Şevval 1 047 (6 M art 1 63 8) 'de Salı günü çadırlarını Amasya sahrasına çıkarıp kurdu.7° Kendisi de gelip çadırına nüzul etti. Burada on gün kaldıktan sonra ordu­ yu hümayunla beraber kalkarak, her menzilde lazımı kadar levazım ve zahire bularak,71 9 ZİLHİCCE 1 047 (4 Mayıs 1 638)'de Ankara'ya geldi.72 Ankara kadısının, 4.000 kazık ve 50 tokmak göndererek şehrin ova tarafına kurdurduğu çadıra gelip nüzul etti.

70 Topçular: V. 289a. 70 Ankara: 29/525,53 1 . Kayseri : 40/6

71 Zira sadrazam daha Amasya'da iken padişahın Evail-i Zilkade ve 1 7 Zilkade 1 047 ( 1 6 Marz ve 3 N isan 1 638) tarihli ve Ankara kadısına h itaben yazdığı emirlerinde, "Sadrazamın geçeceği menzillerde külli zahireye ihtiyaç olmağın narh-ı cari ile zahire iştira edüp Nakara teslim edesiz." (Mühimme: 87/397. Ankara: 29/523) deniliyordu. Bu emir üzerine "Haymana 'dan 71. 000, Çubuk 'dan 30. 900, Yabanabat 'tan 30. 900, Çukurhan 'dan 9. 700 kile zahire alınmış ve bunlara cem 'an 182. 790 akçe verilmiştir" (Ankara: 29/524). . 72 Sadrazam Ankara'ya yaklaşırken, Evasıt-ı ZİLHİCCE 1 047 ( 1 Mayıs 1 638) tarihinde yazdığı bir fermc:ı.nında Ankara kadısına, "Ankara 'ya menziline

nuzul ettiğimizde kaza sakinleri askeri istikbale çıktıklarında zinhar ayak altına düşmiyeler. Bu makuleyi men ederiz" derken diğer bir emirde de, "Kasaba sakinleri arpa, saman, et ekmek ve sair makuleyi narh-ı cari üzere

sata/ar,

dükkanlar

açık

buluna.

Askere

narhdan

ziyade

satmaya/ar" (Ankara: 29/508,509,5 1 0) diyordu. Sadrazamın Ankara'ya

gelişinden dört gün sonra padişah da 23 ZİLHİCCE 1 047 ( 8 Mayıs 1 638)'de Ü sküdar' dan hareket edecektir.


Dr. Tahsin Ünal

52

Bayram Paşa, Ankara'dan sonra Keşözü, Balçıhisar menzil lerinden geçerek,73 1 0 Mayıs 1 63 8'de Konya'ya geldi. Beş gün Konya'da kaldıktan sonra ordu-yu hümayunu Konya' da bırakarak, kendisi bir miktar adamı ile gelip 28 Mayıs 1 638'de Padişahı İ nönü'de karşıladı. Önce Silahtar Paşanın çadırına inmiş, badehu huzura kabul edilmiştir.74

I H. BAYRAM PAŞANIN ANADOLU'DAKİ HAZIRLI KLARI A. ZAH İ RE HAZIRLIKLARI Başta, kalabalık ordunun iaşe ve ibatesi ile beraber, hayvanların, arpa ve samana, develerin yağlanmasına, atların nallanmasına, top, barut ve kağnı ile top arabalarına, gemi ve keleklerin imal ve inşasına, köhne gemilerdeki çivilerin sökülerek köprü inşasın da, battal topların nakledilerek yeniden top imal edilmesine kadar, her ihtiyacın temini ancak para ile mümkün olabilirdi. Seferlerin tekmil ihtiyaçlarına sarf edilecek olan paranın temin edilebilmesi için eskiden olduğu gibi yıne halka müracaat edilmiştir. Halktan para tahsil ve cem edilmiştir. Bu gerek Müslüman gerek Gayrimüslim halktan normal vergilerinden başka, bakaya vergiler, hatta bazı hallerde "sene-i atiyyeye mahsuben vergiler tarh ve cem" edilmiştir.75 Hasların, M ukataların ve eyalet hazinelerinin

73 Ankara: 29/596, 497, 502, 595. 74 Topçular: V. 29 l b. 75 Ankara: 29/365, 366, 367, 368, 376, 434, 368, 470, 47 1 , 472, 473. Ahkam Def: 3443177, 1 1 5, 220, 250.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

53

gelirlerinden istifade edilmiştir.76 Bu arada her zaman olduğu gibi Bağdat seferi esnasında da halktan, bir Avarız hanesinden " 20 kamil kuruş" esası üzerinden Avarız vergisi alındığı gibi çoğu zaman Avarız vergisi "un, yağ, bal, odun, zahire ve saire gibi" aynen alınmakta ve ihtiyaçlar bu suretle karşılanmakta idi.77 Muhtelif şekillerde toplanan bu paralarla veya aynen alınan zahirelerle, kalabalık bir orduyu, seferin başından sonuna kadar iaşe ve ibate ve teçhiz edebilmek imkanı sağlanmıştır.

Sadrazam Bayram Paşa, Anadolu 'ya geçtiği zaman kış o lduğu için zahire alma zamanı değildi. Vaktaki bahar geçip harman zamanı yaklaşınca, gerek Rumeli ve gerek Anadolu Beylerbeylerine, Kadı ve Voyvodalanna, sefer mühimmatı ve zahiresi temin ederek menzillere depo etmeleri için bir çok emirler verilmiştir. Ordunun geçeceği yolun kenarındaki, uzak veya yakın yerler muayyen mıntıkalara bölünmüş, her mıntıkanın "nüzul zahiresini hangi menzile getireceği" emirlerle bildiri lmiştir.78 Her mıntıkanın mesut makamı, bu emirler gereğince hareket

76 Ankara: 29/434. Ahkam Def: 3443/3, 4, 5, 26, 220. 77 Ankara: 29/426, 428, 468, 470, 47 1 , 472, 473 ve 478. Ahkam def: . 3443/ 1 1 5 ö. L. Barkan, İ slam Ansiklopedisi'ne yazdığı "Avarız" maddesinde, avarız vergisini tarif ettikten ve buna hangi vergilerin dah il olduğunu yazdıktan sonra, " 1 638 'de bir avarız haneden 1. 000, 1639 'da 950 akçe avarız vergisi almıyordu" diyor ki, bizim vesikalardan aldığımız rakamlardan farklıdır. 78 Kayseri: 40/ 1 2. Mühimme: 87/3 82 .


Dr. Tahsin Ünal

54

etmiş ve ordu gelmeden aylarca önce nüzul zahiresini temin edip menzilde toplamıştır.79 Sürsat

zahire defterlerinin80 ve bu hususta emirlerin8 1 tetkikinden anlaşıldığına göre,

veya

verilmiş

olan

ordunun

uğrayacağı

menziller

merkez olmak üzere, bu

menzile uzak veya yakın mıntıkalardan, her birine ne kadar sürsat

veya

nüzul

zahireleri

vereceği

tespit

edilerek

bildiri lmiş, herkes bu miktarı vermekle mesul tutulmuştur. Zahire satın alınması için

"her dört kilesi bir kamil kuruşa buğday, her altı kilesi 1 kamil kuruşa arpa, satın alınması"82 için narh verilmiş ve bu narh üzerinden külliyetli miktarda arpa

ve

buğday

79

"5 .000

satın

alınmıştır.

Nitekim

Kilis'in

bir

25.000 kile arpa, Birecik'ten 30.000 kile arpa, Urfa'dan 30.000 kile arpa, Hama' dan 30.000 kile arpa, Bitlis'ten 1 0.000 kile arpa i le 1 0.000 kile buğday, Adana'dan 40.000 kile arpa, Rakka'dan 20.000 kile arpa ile 1 0.000 kile buğday satın almmıştır.83 Üsküdar' dan Musul 'a kadar olan menzillerde 84 1 .436 akçel ik ekmek, 24.899 akçelik un, 25 .607 akçel ik koyun, 1 2.475 akçelik bal, kazasından

kile buğday,

Arpa, buğday ve samandan tutunuz da "un. ekmek, yağ, et, bal, odun,

araba, peksimet, ve saireye varıncaya kadar" mUhim ve lazım olan tekm il

iaşe emtiasına, "sürsat zahiresi"' deniliyordu. Bşv. Arşi: Maliye Tasnifi: 2577 Notu Mevkufat ve 2686 notu Sürsat Defterleri. R ı Akam def: 3443. Mühimme: 87. Ankara: 28, 29. Kayseri : 29, 30, 3 1 , 33. 82 Ahkam def: 3443/2, 3, 4, 5, 7. s J Ahkam def: 3443/2, 3, 4, 5, 7, 94. Ankara: 29/5 1 1, 5 1 2, 536. Mühimnıe: 87/342, 343. Ro


55

iV. Murat ve Bağdat Seferi

26.343 akçelik yağ, 1 7.320 baş koyun, 1 7.995 kıyye yağ temin edilmiştir.84 Gerek zahire satın alınırken haksızlık yapılmamasına85, gerek zahirenin menzillere nakli esnasında usul ve nizamlardan hariç iş yapılmasına dikkat ve itina edilmiştir.86 Zaman zaman zahire teminin ve menzillere nakli, menzillerde zahirenin tamam olup olmadığı padişah tarafından kontrol edilmiştir.87 Fakat, buna rağmen işler yine de normal olarak işlememiş, padişah bir çok kere tekidi ve tehditli emirler vermek zorunda kalmıştır. Gerek nüzul zahiresinin menzillere nakli ve gerekse zahirenin Bağdat'a kadar taşınması için çuval lazımdı . Çuvallar genel olarak ustalara tezgahlarda dokutulmuş, fakat yetişmediği yerlerde haktan muavenet suretiyle çuval toplanarak ihtiyaç temin edilmiştir.88 iV. Murat çuvala lazım 84 Bşv. Arşi: Maliye Tasnifi: 2686 nolu Sürsat Defteri ve 2576, 2577, 2578, 2580, 2582, 2583, 2995 nolu Mevkufat Defteri i V . Murat bu noktaya dikkat edilmesini emrediyor ve "zahire alma

85

bahanesi ile, reayanın hakkım vermeyip yahut büyük kile ile alıp reayaya zulüm ve taaddi etmeyesiz. Kilecilik, kitabet namına bir kuruş daha aldığına rızam yoktu." (Ahkam def: 3443/2, 4, 5) diyordu.

86 Padişah, "nüzul zahiresini,

nüzul eminine teslim edüp temessük alasız.

Zahireyi reaya kendi davarları ile getirsin. Asker getirmesin. Asker getirmek isterse men idesiz" (Ankara: 29/5 1 2, 536. Mühimme: 87/342,

343) diye emirler veriyordu.

87 Ahkam def: 3443/249, 750 88 Halktan al ınan muavenet ile

"Kütahya 'dan 2. 000, Ağraz 'dan 1 . 5 00,

Diyarbekir 'den 4. 000, Birecik 'den 1 0. 000, Kayseri 'den 1 . 000, Bolu ve Kastamonu 'dan 15. 000 çuval temin edilmiştir" (Ahkam def: 3443/6, 1 2,

35, 1 38, 1 58. Kayseri: 39/4 1 .


56

Dr. Tahsin Ünal

gelen önemi verirken, ordu-yu hümayunun mühim ihtiyaçlarından biri olan peksimet temin edilmesine aynca bir önem vermiş ve bu maksatla beylerbeylere, kadı ve defterdarlara "Ambarlarınızda bulunan mevcut terekeden peksimet tabh ve derambar idüp hıfa idesiz" diye emirler vermiştir. Peksimetler rutubetsiz ambarlarda hıfz ve muhafaza edilmiştir. 89 Ordu-yu hümayunun mühim i htiyaçlarından birisi de et idi. Evvelki seferlerden alınan tecrübelerden, Bağdat seferine gidecek olan Yeniçeri ve Sipahiler için 1 00.000 civarında koyun lazım olduğu tespit edilmiş,90 Anadolu ve Rumeli ' den, "bıçağa, sefere yarar etli erkek koyun, için bir buçuk kuruş narh verere'/C'91 koyunlar satın alınmıştır. Rumeli'den satın alınan koyunlar, padişah İstanbul'dan hareket etmeden aylarca evvel Anadolu'ya geçilerek Konya ovasında otlatılmaya başlatılmıştır. Sonra bu sürüler ordu ile beraber Bağdat'a kadar sürülmüştür.92 Kesilen koyunların derileri dahi ihmal edilmemiş, deriler muntazam ve özürsüz yüzülerek Tabaklara satılmış ve parası miriye gelir kaydedilmiştir.93 Ordu ile beraber padişahın iaşesi de ihmal edilmemiştir. 94

89 Ahkam Def: 3443/49, 73, 1 35, 1 52, 1 83. Mühimme: 87/328 ve Maliye Tasnifi defterlerinden 2583 nolu defter. 90 Fazai lil' l-Cihat: s. 60-65. 91 Aynı eserler. 92 Topçular: V. 29 la. 93 Ahkam Def: 3443/2 l O, 220, 23 7. 94 Ahkam Def: 3443/22 1 . Ankara: 29/506. Kayseri: 4 1 /2 1 l . Milhimme: 87/3 1 5, 370 Padişah M ısır beylerbeyine yazdığı bir fermanında "Matbah-


iV.

57

Murat ve Bufdat Seferi

B. NAKLİYE HAZIRLIKLARI Bağdat seferi için gerek kara, gerek nehir nakliyesine geniş

mikyasta

önem

verilmiştir.

Bilhassa,

Birecik'ten

itibaren Bağdat'a kadar malzemeyi nakletmek maksadı ile evvelce mevcut olan nehir gemilerine ilaveten yeniden

800

gemi inşa edilmi ştir.95 Birecik'te

gemi

inşa

edebilmek

için

Birecik

ve

havalisi voyvoda ve kadılarına, Diyarbekir mutasarrıfı ve Siirt,

Rakka,

Ane

ve

Salihiyye

zabitlerine

fermanlar

"Bağdat seferi için yeniden Birecik 'te 800 gemi inşası lazım ve mühim" olduğundan, kendi tasarruflarında bulunan dağlardaki ormanlardan "gemi inşasına yarar ve kafi gelecek kadar katran ağacı, küçük ve dümen ağacı kesip. Birecik 'e irsal etmeleri"% emredilmiştir. Yeniden inşa edilen 800 gemiye lazım olan kürekçi ve dümenci de temin yazılarak,

edilmiştir.97 Nehirde yapılarak nakl iye için kelek de temin etmek icap ediyordu. Bu maksatla keçi derisi teminine çalışılmış ve

başta Diyarbekir olduğu halde civar yerlerden "45. 000

keçi

ı amirem ve kendi neft im için 50 vakiye şeker, J O tab 'e kahve, 5 kantar demir hindi, 5 kantar zencefil, 1 0 kantar karanfil, 20.000 kile pirinç hazır

edün. Cenabım Payasa varmazdan mukaddem Payas iskelesinde hazır edesiz" (Ahkam Def:

3443/237) diyordu. 95 M ühime: 87/3 1 2, 333. Ahkam: 3443/9 1 , 245. 96 Mühime: 87/288. B ir buçuk senede 800 geminin inşa edilmesi, devrin sanayi kapasitesini göstermektedir. 97 Mühime: 87/34 1 . Ahkam: 3443/246253.


Dr. Tahsin Ünal

58

derisi"

demin edilerek

45.000

tulum yapılmıştır.98 Köprüler

için tombazlar, kereste ve zincir teminine de ayrıca bir önem verilirken bütün bu işler mahalli memurların inisiyatiflerine bırakılmamış, Padişah veya Sadrazam tarafından gönderilen adamlar tarafından teftiş ve kontrol edilmiştir.99 Kara nakliyesini aksatmadan yapabilmek için geniş mikyasta camuşa, ata, deveye ve katıra ihtiyaç vardı. Bu ihtiyacın temini için,

"her biri 25 kuruştan camuş, her katarı 70 kuruş veya 30 kamil kuruştan"}(} bir katır 6. 000 akçe ve her biri 50. 000 akçeden at" 101 satın alınması hususunda narh verildi. Satın alınmasına dair emirler verilmiştir. Bu arada develerin havut, harar ve samanları, yağlanmaları, atların gem

ve

yularları

i le

köstek

ve

nalları

dahi

ihmal

98 Diyarbekir'den 40.000 (Topçular: V. 288a), Birecik'ten 2.000, Urfa'dan 3.000 (Ahkam: 3443/66, 1 96) keçi derisi temin edilmiştir. 99 Ahkam: 3443/ 1 09. ı oo

" Top arabası, zahire kağnısı çekmek için yaşlı ve zayif olmamak, fakat

güçlü kuvvetli olmak şartıyla, her biri 25 'şer kuruşa olmak üzere camuş iştira edesiz", (Ahkam : 3443 1 1 65, 1 78, 1 86, 200, 243) diye emirler verilmiştir. "Satın alınacak olan develerin yaşlı ve arık olmamalarına, güçlü kuvvetli toklu deve olmalarına dikkat edip her katarını 70 kuruşa alasız," (Ahkam: 3443/2 1 , 1 03, 2 1 8, 247. Ankara: 29/5 1 5, 528, 529) diye emirler vermiştir. ıoı

"Kale küb topları çekmek, yeniçeri mühimmatım götürmek için ziyade

bargire ihtiyaç olmağın her biri 50. 000 akçeye bir bargir iştira edesiz"

(Ahkam: 3443/1 92, 2 1 1 . Ankara: 29/486, 535) diye emirler verilmiştir. Fakat, atların 20'şer kuruşa alınması hakkında da kayıtlar vardır. (Ankara: 29/390, 3 9 1 ). "Külli katır lazım olmağın her biri mükemmel rıhtları ile beraber 6 'şar bin akçeye katır iştira idüb hazır ve amade idesiz" (Ankara: 29/390, 39 1 , 422) diye emirler verilmiştir.


iV. Murat ı•e Bağdat Seferi

59

edilmemiştir. 102 Kağnı da düşünülerek temin ve tedarik edilmiştir. '°3 C.

SİLAH HAZIRLIKLARI

Fazailü'l-cihat müellifi padişaha takdim ettiği ve kitabının sonuna ilave ettiği "sefer levazım defterinde" "Bağdat 'a 40 ' 'a yakın iri top götürülmesi lazımdır" dedikten sonra; "Birecik 'te dökülen 25 vakiye atar topların, demirli kundaklarını ve domuz deliklerini ve 1 000 kantar ham demir, harbe, tüfek, pala ve sair mühimmatı, kış gelemezden Payas 'a gönderelim" demektedir. 1 04 Büyük toplar için 25 vakiye dane, çap verilip sipariş edilmiş, bunların da Rumeli' den gelenleri Payas'a gönderilmiştir. Bağdat seferine götürülecek olan "200 adet şahi toplar için, ziyade top arabasına ve arabacısına ihtiyaç olmağın" bunların da bir an önceden tedarik edilerek deniz yolu ile veya karadan Payas'a götürülmesine çalışılmıştır. ıos Şu hale göre Bağdat seferine 40'a yakın bal yemez, 200 şahi top götürülmüş demektir. Nitekim, Bağdat seferi için Rumeli'den Belgrat, İşkodra, Budin tophanelerinden top döküldüğü gibi 1 06 bilhassa İstanbul ve Birecik tophanelerinde de toplar imal edilmiştir. İstanbul tophanesinde imal edilen l 00 şahi top, Topçu başı tarafından ordu ile beraber hazır edilip Üsküdar'a ıoı ıoJ

Ahkam: 3443/2 1 1 . Ankara: 29/390. i V . M urat, Tokat Defterdarından, "Külli kağnı tedarik olunmak lazım

o/mağın her kağnıya beşer kuruş verilmek üzere ceman 600 kağnı iştira edesiz" (Ahkam: 3443/1 8) diye emirler vermiştir.

104 Fazailü'l-cihad: s. 57-62. ıos

Aynı eser: 6 1 -63.

1 06 Uzun Çarşılı: Kapı Kulu Ocakları: 1 1/45.


Dr. Tahsin Ünal

60

geçirilmiş ve bir kısım serden geçti ler bu topların nakline ve bakımına memur edi lmişlerdir.

107

Bu toplar ile

beraber,

Birecik ' te imal edilecek toplar için lazım olan malzemenin çoğu ve Metris aletlerinden kazma, kürek, fiti l

ve sair

malzeme deniz yoluyla Payas'a, oradan da Halep beylerbeyi vasıtasıyla Musul'a nakledilmiştir. 1 08 Birecik'te imal edilen toplar için lazım olan malzemenin başlıcası İstanbul' dan götürüldüğü gibi top ve yuvalak dökücü ustaların bir kısmı Halep ve Birecik' ten temin edilmiş ise de bir kısım ustalar da dökücüler kethüdası ile İstanbul 'dan gönderilmiştir. 1 09 Bağdat seferi için Birecik'te hem balyemez, hem de şahi topların dökülmesine önem verilmiştir. '. ıo Gerek İstanbul' da gerek Birecik'te ve gerekse sair tophanelerde müceddet ve ham maddelerden istifade edildiği gibi eski, kınk ve amel manda olan toplardan da istifade edilmiştir. Bunlar dökümhanelere sevk edilmiş, oralarda eritilerek yeniden top dökülmüştür. 1 1 1

107

Aynı eser: 49-79. Topçular: V. 289 a-290 a. 108 Topçular: Aynı sayfalar.

109 Topçular: Aynı sayfalar.

1 1 0 Uzun Çarşılı: Kapı Kulu Ocakları: 42,44,45,49,55. iV. Murad, 1 7 R. Evvel 1 047 (7 Eylül 1 637) tarihli bir fermanında "Birecik 'te dökülmesi fermanım olan bedelü şakka topların dökülmest' (Ahkam: 3443/50) derken; 3 Şubat 1 63 8 tarihli diğer bir fermanında da, "Bağdat seferi için Birecik 'te 28 vakiyye atar iri balyemez topların, verilen çap üzerine yapılmasını"' (Mühimme: 87/336) istemekte idi. 1 1 1 Padişah Diyarbekir Defterdarına 1 2 R. Evvel 1 047 (6 Ağustos 1 637)'de, "D�varbekir top kôrhanesinde bulunan top kırıklarını, ameli manda olan topları vezn ettirip dökülmesi fermanım olan topların mühimmatı için Birecik 'e irsal edesiz" derken; 1 2 C. Evvel 1 04 7 (2 Ekim

1 637) de de Adana Beylerbeyine, "Adana ve hava/isi kalelerinde ne


iV.

61 .

Murat ve Bagdat Seferi Birecik'te

top

dökülmeğe

bağlandığı

sıralarda,

Anadolu'da dolaşarak mühimmat ihzarı işleri ile meşgul olan Sadrazam, bir aralık Birecik'e de gelmiş, dökülmekte olan topları teftiş ve kontrol ederek, eksiklerini tamamlayarak işe hız vermiştir. Top döküm işlerine ayrı bir önem veren padişah, işlerin yavaş yürümesine kızmış, mesulleri tehdit ederek sefere, ne olursa olsun eksik top götürmemek için kalelerde bulunan ve işe yarar topların da sefere götürülmesi hususuna önem veri lmiştir. 1 1 2 Bağdat seferi için Rumeli ' nin, başta Bosna olmak üzere muhtelif yerlerinde ve Anadolu'da, Erzurum, Van, Birecik,

Halep

ve

Kiğı ' da çap verilmek suretiyle top yuvalakları dökülmüştür. 1 13 Rumel i ' de dökülen yuvalaklar önce İstanbul ' a, buradan deniz yolu ile Payas'a oradan da Musul ' a sevk edi lmiştir. Anadolu' da dökülen yuvalaklar ise önce, yol üzerindeki menzillerde depo edilmiş, sonra karadan kadar top kırığı varsa Bireciğe irsal .edesiz" (Ahkam:

emir vermekte idi. 1 1 2 Salaberry: 1 1/237-238. Hıristiyan

Prenslerden

"Bağdat 'a

alınmıştır.

götürülen

3443/52,96) diye topların

Topların üzerinde

ekserisi

onların

kendi

armaları vardı. Topların başında 3. 000 Hıristiyan topçu olduğu gibi,

1. 000 Ermeni tüfekçi ustası ile 20. 000 Bulgar Be/dar bulunuyordu" diyor. Salaberry, Türk ordusundaki tekniği ve ateşli silahların kullanılmasını, dolayısıyla zaferi, H ıristiyanlık taassubu ile H ıristiyanlara mal etmek gibi bir i fade kullanıyor. Salaberry'nin yanı ldığı, verdiği mübalağalı rakamlardan açıkça anlaşılmaktadır. Yazmalarımızın ve şimdiye kadar el değmemiş olan vesikalarımızın açık ifadelerinden anlaşılıyor ki, Bağdat'a ancak 30 Balyemez i le 200 Şahi top götürülmüş ve bunlar da Türk Tophanelerinden Türk ustaları tarafından imal ve muharebe sahasında istimal edilmiştir. 1 13 Uzun Çarşı lı: Kapı Kulu Ocakları: Il/45,46,47,80,8 1 ,88.


62

Dr. Tahsin Ünal

mekkarelerle,

nehirden

gemı

ve

keleklerle

Musul 'a

ve

Bağdat' a nakledilmiştir. Bağdat seferi

için Bosna'da 25 'er okkal ık 5 . 000,

Halep de 1 500, Erzurum ' da 1 5 .000 yuvalak dökülmüş ve Bağdat'a sevk edilmiştir. 1 1 4 Gerek hazar ve gerek sefer zamanlarında Rumeli ve Anadolu

Güherçile Galhaneleri" ederlerdi.

İmal

muhcifaza edilir",

"Kalhane/eri (Galhaneleri)

durmadan çalışır ve Barut imal

edilen

barutlar,

"nemsiz

ambarlarda

sefer zamanında bu faaliyete hız verilerek,

top, tüfek ve lağım için lazım olan barut, fazlası ile temin edilmiş olurdu. Sadrazam Bayram Paşa sefer hazırlıkları i le meşgul olurken imparatorluğun, bilhassa Asya toprakları üzerindeki Güherçile galhanelerinin çalışmasına dikkat ederek fazla miktarda barut imal ettirmiştir. Padişah da bu işe ayrı bir önem veriyor, beylerbeylerine, kadı ve voyvodalara yazdığı fermanlarda bilhassa bol miktarda edilerek

depo edilmesini

"barut-u siyah"

istiyordu. 1 15

imal

padişahın emirleri

1 1 4 Mühimme: 87/358,360,36 1 ,362,367. Ahkam: 3443/2 1 ,37, 1 55 . İ.O.T. Kronolojisi: 1 11/372. Tarih-i Osman i: s. 1 1 - 1 2 'de Bağdat'a götürülen Balyemez topların miktarını 20 olarak göterirken, Fazai lU' l-Cihad: s. 6065'te 30 olarak göstermektedir. Keza Tarih-i Osmani, aynı sayfalarda Bağdat'a 40.000 yuvalak götürüldüğünden bahsediyorsa da yuvalak miktarının 40.000 den bir hayli fazla olduğu anlaşılmaktadır. 1 1 5 Padişah. 1 3 Safer 1 047 (?Temmuz 1 637) tarihinde Erzurum Beylerbeyine' "evvel buharda olacak sefer-i hümayunum için fazla miktarda harut-u siyah lazım olmağın, Erzurum 'da barut-u siyah imal edesiz" (Mühimme:87/264) derken; 8 Receb 1 047 (26 Kasım 1 637)'de de

M ısır valisine "Mısır 'dan her sene irsal olunan 2. 000 kantar baruttan


63

I V. Murat ı•e Bağdat Seferi gereğince memleketin her tarafında bol miktarda

siyah

imal

ambarlarda

edilmiştir." 1 1 6

depo

edilerek

İmal

edilen

muhafaza

"baruı-u

barutlar edilmiş,

önce sonra

mekkarelerle Bağdat'a kadar karadan taşınmıştır.

D. EMTİANIN B ÜYÜK GARNİZONLARA NAKLİ Sefer

ıçın

lazım

olan

mühimmat,

muhtelif

merkezlerde toplanıp hazırlandıktan sonra, daha büyük ve daha merkezi olan garnizonlara toplanıyordu. Bu merkez garnizonlar daha ziyade cephede çarpışan ordunun başlıca iaşe, ibate ve esliha kaynağı oluyordu. Bağdat seferi esnasında tekmil mühimmat, bilhassa Birecik, Diyarbekir ve Musul gibi hem kışlak olan hem de Bağdat'a daha yakın olmaları sebebiyle, karadan ve nehirden Bağdat 'taki

ordunun

ikmalini

sağlamayı

kolaylaştıran

garnizonlarda toplanmıştı. Hemen ilave edeyim ki; Bağdat seferi esnasında mühimmat nakli ağırlık noktası , Musul olmak

üzere

yapılmıştır.

Bir

taraftan,

Diyarbekir

ve

mülhakatı, Erzurum ve mülhakatı ve Orta Anadolu' dan bazı yerlerin tekmil mühimmatı Diyarbekir' de otplanırken, 1 1 7 bir taraftan da mühimmat Diyarbekir'den Musul ' a nakledilmekte

başka I O. 000 kantar barut daha iştira olup Payas iskelesine serian nakl edesiz" (Ahkam:

3443/1 39) diye emir eriyordu. Bu emirler üzerine M ı sır'dan başka, Ayıntap'ta 800, Rakka'da 800, Halep'ten 1 .000 kantar barut imal edilmiştir. Mühimme: 87/335,336. Ahkam: 3443/222. Tarih-i Osmani'nin "Bağdat'a 4. 000 kantar barut götürülmüştü" demesinin yukarıdaki rakamlar muvacehesinde yanlış olduğu anlaşı lıyor. 1 1 7 Mühimme: 87/290. Ahkam : 3443/2 1 . 1 16


Dr. Tahsin Ünal

64

8 idi. Keza, bir taraftan Mısır, Halep ve mülhakatı, 1 1 Birecik ve mülhakatı mühimmatı, Birecik'te toplanırken, bir taraftan da

"barut, zahire, top, kazma, kürek, yuva/ak ve sair"

emtia

durmadan Birecik'ten Musul ' a nakled iliyordu! 1 9 Zira Musul, Bağdat seferi için en mühim garnizonlardan biri ve başta geleni idi. Bu itibarla Musul 'da hem, bir müddet burada kalacak olan orduyu iaşe ve ibate edebilecek, hem de Bağdat muhasarası

esnasında,

muharebe

sahasındaki

kalabalık

orduyu, aynı şekilde sıkıntıya maruz kalmadan iaşe, ibate ve teçhiz edebilecek mühimmatın depo ve der-ambar edilmesi lazım geliyordu. Bu durumu yak.men bilen padişah, önce kalabalık ordunun mühimmatını istiap edebilecek büyük ambarlar inşa ettirmiştir. 1 20 sonra Ambarların ikmalinden tekmil mühimmatın Musul'a nakledilmesini emretmiştir! 2 1 1 1 8 iV. Murad, Bireci k Voyvodasına, "Mısır 'dan Payas İskelesine gelen zahireden 1 0. 000 kantar peksimet ile 1 60.000 kile terekeyi Akçakoyunlu taifesinden mekkare ücretleyip Birecik 'e nak/, tereke ve peksimet 'i yağmur değmez, nem almaz, mahfuz bir yerde hıfz edesiz" (Mühimme:

87/3 1 6, 325, 328. Ahkam: 3443/34, 222, 253) diye emir veriyordu. ı ı 9 Mühimme: 87/360, 36 1 , 362, 363, 38 1 . ııo iV. M urad Musul Beylerbeyine, "Musu/ 'da terekeyi hıfz için her biri 2-300

kile

tereke

alır,

vasi

ve

muhkem

anbar/ar

hazır

edesiz"

(Ahkam:3443/1 94) diyordu. ııı Padişah, Gurre-i Recep 1 047' de Ani, Hadise, Varuşe mutasarrıfı olan Tarpuş'a, "Halep 'te bulunan 1 00. 000 kile terekeyi Musul 'a nakl idesiz" (Milhimme: 87/3 1 3) derken; H ısn-ı Keyf Voyvodası Mehmet Beye, "Hısn-ı Keyf'deki top danelerini ve 25.000 kile zahireyi kelek/erle Musu/'a nak/edesiz" (Mühimme: 87/339. Ahkam: 3443/ 1 58) diye emir vermiştir. Aynı şekilde Rakka mutesarrıfı Kansu Paşaya, "Rakka 'daki 30.000 kile zahireyi Musul'a nakl idesiz" (Milhimme: 87/340) diye emir


IJI.

65

Murat ve Bağdat Seferi

Sadrazam Bayram Paşanın sefer hazırlığı meyanında

"Be/dar ve Lağımcı"

temin etmesi de mühim bir yer işgal

etmektedir. Beldar ve Lağımcıların her birine " 1 0.000'er akçe ücret verilmesi, her 20 haneden bir beldar veya lağımcı çıkarılması, 1 22 esası kabul edilmiş, lağımcıların lalettayin kimseler olmamasına,

"lağım işinden anlar, toprak sürmek bilir, güçlü ve kuvvetli kimseler olmasına" dikkat ve itina edilmiştir. 1 23 Beldar ve lağımcıların "demir kürekleri, kazmaları, baltaları" ile gelmelerine dikkat 1 24 edildiği gibi; mahalline göre bir kısmının doğruca toplanma menzillerine sevk edilmesine, bir kısmının da

sürmeğe,

mekkare

"yolda, camuz arabalarını hayvanlarına nezarete" memur

edilmelerine de ayrıca önem verilmiştir. 1 2

5

Anadolu eyaletlerinden Bağdat seferine

5.396 4.835

lağımcı, beldarın

1 52

4.835

Beldar,

marangoz memur edilmişse de bunlardan

1 .000 tanesi Birecik'te gemiler hizmetine

memur edilmiş, 200 tanesi gelmemiş, ancak

3 .635

sefere iştirak etmiştir. Bağdat'a gelen bu beldarların

beldar

1 .233

tanesi sadrazam ın, 1 50 tanesi kaptan paşanın, 1 00 tanesi Hüseyin

Paşanın

ve

1 00

tanesi

de

yeniçeri

ağasının

metrisinde hizmet etmişlerdir. 1 26 Sefere memur oldukları

verdiği gibi; Amit ve Diyarbekir ve Birecik kadılarına da emirler vermiştir (MUhimme: 87/360, 36 1 , 362, 363, 3 8 1 ). 122 Milhimme: 87/63. Bşv. Arşivi: Kamil Kep. Tas.: Mevkufat Def: 2580, 2582, 2583 . Ankara: 28/5 1 5,29/483. 1 23 Milhimrne: 87/333, 335. Ankara: 28/5 1 5. 1 24 Bşv. Arşi: Kamil Kep. Tas.: Mevkufat Def: 25 80. 1 25 Bşv. Arşi: Ali Emiri Tas.: No: 43 . Kayseri : 4 1 / 1 90, 1 9 1 . 1 26 Bşv. Arşi: Kamil Kep.Tas.: Mevkufat Def:2580


Dr. Talısi11 Ü11al

66

halde

geç

gelip

ancak

kalenin

tamirinde

bulunanlardan

45 ' şer, hiç gelmeyenlerden daha önce veri lmiş olan 2 akçe geri alınmıştır. 1 7

1 0.000

E. HUDUT KALELERİNİN TAHKİMİ Padişahtan bir sene iki ay yirmi gün önce Anadolu'ya geçen

Bayram

hazırlamakla

Paşa,

meşgul

bir taraftan olurken,

sefer

için

mühimmat

bir taraftan da düşmanın

muhtemel bir taarruzuna karşı hudut kalelerini tahkim etmek i le meşgul olmuştur.

O

zaman hudutta bulunan ve muhtemel

bir düşman taarruzuna ilk hedef olan kaleleri, Erzurum, Ahıska, Kars, Van ve Musul kaleleri idi. Erzurum Beylerbeyi Mehmet Paşaya Bağdat seferi için mühimmat

hazırlaması

emredilirken,

aynı

zamanda

düşmanın akın ve taarruzuna karşı da daima hazır ve amade olması, hatta icabında Van, Kars yardım

etmesi

hakkında

emirler

ve Ahıska kalelerine

verilmiştir. 1 28

Erzurum,

sadece nefs-i eyaletin askerleri ile bırakı lmamıştır. Bolu, 129

Çorum, 1 30 Sivas, Canik, Amasya, Karaman, M araş eyaletleri

1 27 Bşv. Arşi: Ali Emiri Tas.: No: 43. T<.ayseri: 4 1 1 1 90, 1 9 1 . 128 iV. M urad Erzurum Beylerbeyi Mehmet Paşaya bir hattında, "evvel-i baharda

Van 'dan düşman ülkesine -c:irip adayı memalekinden tard

edesiz" (MUhimme:87/309) diyordu.

1 29 iV. M urat Bolu Beyi Abdi Beye, "bu kış kalkıp Erzurum 'a gidesiz.

Erzurum 'un tahkim ve muhafazası mühim olmağın iki konağı bir ederek gidüp

Mehmet

Paşanın

emri

ne

ise

onunla

amel

edesiz"

(Milhimme: 87/294) diyordu. 1 30 Padişah, Çorum Sancak Beyine "Erzurum, serhadd-ı eyalet o/mağın asakirin veya yarar adamların ile kalkıp Mehmet Paşa ile mülaki olup emri ne ise onunla amel edesiz" ( Mühimme: 87/287) diyordu.


iV.

67

Murat ve Batdat Seferi

askerleri ile de takviye ve tahkim edilmiştir. 1 3 1 Erzurum ' da toplanan bu kuvvetlerin hepsi Erzurum ' da kalmamış bir kısmı ileri sevk edilerek Ahıska, Kars ve Çıldır kaleleri tahkim ve muhafaza altına alınmıştır. Ahıska kalesi, hudutta bul unan i lk hedeflerden biri olduğu için buranın tamir ve tahkimine önem veri lmiş ve Ahıska' nın tamirinde i lk vazife Çıldır Beylerbeyi Sefer Paşa ile Erzurum

Beyşerbeyi

Mehmet Paşaya düşmüştür.

Bu

paşalar Ahıska'yı tamir ve tahkim ederek asker ve silah dahi

göndermişlerdir. 132

Ahıska kalesi, yalnız Çıldır ve Erzurum' dan gelen askerlerle değil, fakat aynı zamanda Maraş, Malatya, Trabzon ve

Karahisar-ı

Şarkl' den

gönderilen

birliklerle

takviye

edilmiştir. 1 33 Akhisar'da bulunan askerler, Tortum, Oltu'dan gönderilen zahirelerle kışı geçirmişler, 134 i lkbahar gelince tekrar

kendi

yerlerine

dönerek

Bağdat

seferine

hazırlık

yapmışlardır. 135

1 3 1 Topçular: V.228a. 1 3 2 iV. Murat Sefer Paşaya, "Ahıska kalesi serhadd-ı memalik-i Mahrusam olmağla pek mühimdir.

Yeniden tamir ve tahkimi ehem

umurdan olup dikkatle tamir ve tahkim idesiz" (MUhimme: 87/298)

derken; Erzurum Beylerbeyi Mehmet Paşaya da, "Kale-i Ahiska serhadd-ı Memalik-i Mahrusam olmağla bu sene, sair senelere kıyasla daha fazla ehemdür. Daha fazla askeri silahları ile cem idüp kışı Ahıska 'da geçirip düşman tarafından bir zarar verilmemesine say idesiz" (Milhimme:

87/243) diye emir veriyordu. 1 33 Milhimme: 87/39 1 . 134 Milhimme: 87/298. 135 Milhimme: 87/374. 395, 398.


Dr. Tahsin Ü11al

68

Erzurum garnizonundan Ahıska'ya yalnız asker ve iaşe değil, fakat aynı zamanda tüfek dahi gönderi lmiştir. 136 Aynı şekilde sair hudut kalelerinden Malazgirt palangasına

30,

Beyazıt palangasına

20,

Şevşet palangasına

20

tüfek

gönderilmiştir. 1 37 Hudutta bulunan mühim kalelerden biri de Kars kalesi idi.

Kars

kalesinin

tamir ve

tahkim

edilmesine

önem

verilmiş, müdafaasına Kars askerlerinden Başka Sekbanbaşı Ali Ağa kumandasında bir miktar sekban i le bir miktar

"ervah-ı mualla yeniçerisi''

ve Erzurum ' dan da bir miktar

kuvvet gönderi lmiştir. 138 Buradaki birliklerin iaşeleri dahi Erzurum' dan temin edi lmiştir}39 İmparatorluğun doğu sınırında bulunan ve mühim olan kalelerinden biri de Van kalesı

l i . Nefs-i Van mühim

olduktan başka, Diyarbekir eyaletinin doğuya açılan bir kapısı mesabesinde olduğu için de ayrıca bir ehemmiyet taşıyordu. Bu itibarla Van dahi ihmal edilmeden tamir ve tahkim edi lmiştir. Padi şah, Van Beylerbeyi Süleyman Paşa, " Van, serhadd-i Acem olmağla civar Ekrat beyleri ile dernek ve cemaat idüp Van 'm muhafazasına çalışasız" derken, "düşmandan aldığınız haberleri de vakit zayi etmeden ordu136 Mühimme: 87/374, 395, 398. 137 i V . Murad, 2 R.Ahır 1 047 (22 Ekim 1 637) tarihli bir fermanında Erzurum Beylerbeyine, "Ahıska kalesine tüfenk lazım olmağm Erzurum 'a gelecek olan 700 tüfenkten 150 tanesini A hıska ya irsal edesiz" (Ahkam: 3443/68) diyordu. m Mühimme: 87/309, 372. 139 Ahkam: 3443/ 1 73 .


iV.

69

Murat ve Batdat Seferi

yu hümayunuma bildiresiz" emir

üzerine

toplayarak

Süleyman

Van' ı

diye emir vermekte idi. 140 B u

Paşa

civardaki

Ekrat

tamir ederek içine yeteri

beylerini

kadar asker

yerleştirmiş ve muhtemel bir düşman akınına karşı hazır ve amade olmuştur. 141 Van, İran' a muttasıl olduğundan düşmanın bir hile, desise ve taarruzuna karşı 142 yalnız kendi kuvvetleri i le i ktifa edilmemiş, 143

Çankırı

sancağı

askerleri, 144

Turnacı

Başı

İbrahim Ağa kumandasında gönderilen 3 8, 85 ve 9 3 ' üncü odaların yeniçerileri ile takviye 145 edilmiştir. Hatta, icap ederse Van ' a yardım etmesi için Erzurum Beylerbeyine emir verilmiştir. IV. Murat,

Süleyman Paşaya, düşman hakkındaki

haberleri vakit zayi etmeden ordu-yu hümayunuma bildiriniz, diye emir verdiği halde, Süleyman Paşa bu hususta lakayt davranmış, orduya bir haber ulaştırmadığı gibi aksine kendi eyaletinde olan hadiseleri Padişahtan duyup ondan haber ve emir aldıktan sonra harekete geçmiştir.

140 Milhirnme: 87/295. 1 4 1 Topçular: V.289a. 2 14 Mühirnme: 87/302. 143 Mühimme: 87/30 1 . ismi geçen Ekrat beylerinin bir kısmı Bitlis, Adilcevaz, H akkari, Siirt ve Hoşab beyleri idi. 144 Çankırı beyine yazılan bir fermanda, "Çankırı asakiri ve yarar

adamların ve tüfenkendazlarınla muacce/en Van 'a gidip Van Beylerbeyi Süleyman

Paşaya

mülaki

olub

(Mühimme: 87/296) deniliyordu. 145 Mühimme: 87/37 1 .

emri ne

ise

onunla

amel

idesiz"


Dr. Tahsin Ünal

70 Padişah,

Van

civarında

bulunan

Hoder

kalesine

(palangasına) düşmanın zarar vermek üzere olduğunu haber

"zarar ika ettirmiyesiz" 146

almış ve Süleyman Paşaya

diyerek

emir vermek zorunda kalmıştır. Bu hadiseden bir müddet sonra idi. Düşmanın İmam Kuli Han kumandasında gelerek Van

civarındaki

palangalarını Süleyman

palangalardan,

muhasara

Dibele

ettiklerini

Karnıyarık haber

alıp

"sürat ve istical ile hu palanga/arın varmasını" 141 emretmıştır. Süleyman Paşa

Paşaya

imdadına Dilbele'yi

kurtarmış

fakat

Karnıyarık

kurtaramamıştır. Planga içindeki müdafilerin

yetiştirin"

ve

padişah

palangasını

"iaşe ve zahire

şeklindeki isteklerini Van' daki zahireden çıkarıp

göndermesi icap ederken; bunu dahi yapmamış ve padişaha

"ne yapayım" azarladıktan

diye

sonra

çıkarıp gönder" 1 48

sormuştur.

Padişah

da

" Van kalesindeki terekeden

kendisini 200

kile

diye emir vermiştir. Yukarıda, padişahın

Erzurum Beylerbeyi Mehmet Paşaya,

memalikinden tart ediniz"

" Van 'a girip adayı

diye emir verdiğini görmüştük.

İşte o emir bu hadi selerle alakalıdır. İlkbahar yaklaşırken Süleyman

Paşa eceliyle vefat etmiş, Dilaver Paşa Van Beylerbeyliğine tayin edilmiş 1 49 olduğundan, Van üzerindeki

atalet bu suretle izale edilmiştir. İlkbahar gelince Van' daki muhafız kuvvetleri bir kısmı da, sair kalelerdeki gibi Bağdat seferine hazırlıklarını yapmaları için geri çekilmiştir. 1 50

1 46 Mühimme: 87/303. 147 Mühimme: 87/307. 1 48 Ahkam: 3443/I O 1 . 1 49 Topçular: V.289a. 1 50 Mühimme: 87/37 1 .


iV.

71

Murat ve Bagdat Sejeri

Musul, Bağdat seferi için mühim kalelerden biri ve başta geleni idi. Hem bir hudut kalesi olarak, hem de Bağdat seferi esnasında yegane kullanılacak üs olarak, sair serhat kalelerine nazaran farklı bir durumu vardı . Burada yalnız Musul

kalesini

muhafaza

edecek

birlikler

değil,

aynı

zamanda sefer iştirak edecek birlikler tahşit edileceği gibi; yalnız Musu l ' un müdafaaya memur askerlerin deği l, aynı zamanda sefere

iştirak

edecek olan kalabalık birl ik lerin

iaşesi, ibatesi ve eslihasına ait mühimmat depo edilecekti . Düşman kuvvetli bir akınla Musul'a girdiği veya bir taarruzla Musul 'u ele geçirdiği takdirde bütün planlan bozar ve seferi akim

bırakabilirdi.

olabilirdi .

Bu

Hiç

itibarla

değilse

seferin

Musul ' un

ve

tehirine

sebep

civarındaki

küçük

kalelerin çok daha iyi tamir, tahkim ve müdafaası icap ediyordu. Bütün bu işlerin noksansız olabilmesi için ömrünü hemen

büyük

Anadolu'da

bir

kısmını

geçirmiş

olan

Suriye ve

ve

Revan

Irak

ile

Güney

seferinden

beri

Diyarbekir Valisi bulunan Tayyar Mehmet Paşa, uhdesinde Diyarbekir val iliği de kalmak şartıyla, Musul muhafızlığına tayin edi ldi. Tayyar Mehmet Paşa Musul'a geldikten sonra. Musul 'a

vaki

durdurabilmek

olacak için,

muhtemel

Musul

ve

bir

düşman

Musul' un

akının

tasarrufunda

bulunun · asker taifesini topladı. ı s ı Diyarbekir'deki

ümera, züema, erbab-ı tımar ve tevaif-i askeri de Musul ' a celbetti . 1 52

15 1 M ilhimme: 87/3 57.

1 52 Mühimme: 87/365.


Dr. Tahsin Ünal

72

Musul ' un tamir, tahkim ve müdafaası için bu kadar asker ile iktifa edilmemiştir. Musul kalesi Bağdat' a yakın olduğundan, Mehmet Paşaya, icabında Rakka ve mülhakatı ile Musul 'a yakın mahallerden yardım cem etmesi hususunda salahiyet153 verilmiştir. Tayyar Paşa yalnız Musul kalesini değil, fakat aynı zamanda, Musul'un i leri sürülmüş nöbetçi leri demek olan küçük kale ve palangaları da tamir ve tahkim ederek içine askeri birlikler koymuştur. Bu arada Kerkük' e ayn bir önem vermiş, askeri birlikleri iaşe ve tüfek göndererek takviye ettiği gibi aynca,

"iki zarbeza"

top dahi göndermek sureti i le

tahkim etmiştir. 154

153 MUhimme: 87/365. Topçular : V .288a. 154 Ahkam: 3443/ 1 35, 1 97.


iV. Murat ve Bugdut Seferi

73

İKİNCİ BÖLÜM

iV. MURA T 'IN BAGDAT SEFERİ

1. PADİŞAH'IN ÜSKÜDAR' A G EÇMESİ VE HAREKETİ A. ÜSKÜDAR' A GEÇMEK İÇİN YAPILAN HAZIRLIKLAR

iV. Murat, Evail-i Recep 1 047 ( 2 Kasım 1 63 7)'de

devlet ricaline, Bağdat sefer için "sefer mühimmatı" göndermeleri hususunda emir vermiş, ıss sonra "Bağdat 'a seferim vardır mecmu asker taifesi sefer memur olduklarından, tedarik, görüp sefere hazır ve amade olsunlar deyü" münadilerle ilan etmiştir. 1 56 Şevval 1 047 (23 Şubat 1 63 7)'de Çarşamba günü, cebehane önünde yapılan dini bir ayinden, dualar edilip, kurbanlar kesilip, fakirlere dağıtıldıktan sonra "Tuğ-u hümayun çıkarılıp cebehane önüne" dikilmiştir. 157 Aynı gün Otağ-ı hümayundan bir kısmı Üsküdar'a geçirilip kurulmuştur.158 8

1 55 Vacihi: 2. Fezleke: 11/ 1 92 . 156 Topçular: V .289a. 1 57 Topçular: V.290a. Mafhum: V .4 1 l b. Süheyli: V.77b. Vacihi: 2 . Fezleke: i l/ 1 92. 1 58 Mühime: 87/357. Kayseri: 40/5.


Dr. Tahsi11 Ünal

74

Yine bu gün sefere memur olan "vüzera, vükela, ulema" da kendi tuğlannı çıkarıp saraylarının önüne dikmişlerdir. Bağdat seferine karar ve emir verilince, başta saray olduğu halde, sefere memur olanların saraylarında hummalı bir hazırlık başlamıştır. Sarayda sefere gidecek olan hazinedar, silahtar, mutbahçılar, mirahur ve sair kimseler eşyalarını hararlara ve çuval lalar denk yapıp, sandıklara yerleştirmeye başladılar. • s9 Aynı günden itibaren İstanbul 'daki askeri birlikler, toplar ve mühimmat peyder pey Üsküdar'a geçirilmeye ve orada hazırlıklarını ikmal etmeye başladılar. Sekban başı iken Yeniçeri ağalığına tayin edilen Küçük Hasan Ağa, padişahın emri ile "Bostancıyandan ve Kuloğlundan 5. 000 kişiyi kapıya çıkarak Ocağa tayin etti." 160 Bostancıyandan ve kuloğlundan boşalan yerler Rumeli' den celbedilen Acemioğlanlar ile dolduruldu. Topçubaşı İstanbul'daki " 1 00 kadar şahi topu" padişahın emriyle önce Sinan Paşa köşkü önünde toplandıktan sonra çadırları ile beraber Üsküdar'a nakil etti. Bu arada toplanan serdengeçtilerin bir kısmı Üsküdar'a nakledilen topların bakımına ve muhafazasına memur edildiği gibi bir kısmı da mühimmat sevk edilen gemilerle hemen Payas'a gönderi ldi. Bunlar Payas'dan Halep'e mühimmat naklinde yardımcı olarak Halep Beylerbeyi

ıs9

160

Topçular: V .289a. Tarihçei : V.65a. Fezleke: 11/1 90. R.Abrar:595.


iV.

Murat ve Baldat Seferi

75

Mehmet Paşanın emrine verildiler. Bir kısım serdengeçtiler de Sipahilerle beraber padişaha hizmete memur edildiler. 1 5 Zilkade 1 047 ( 1 Nisan 1 637)'de Perşembe günü otağ-ı hümayun ile geri kalan çadırların tamamı Üsküdar'a nakledilip padişahın çadırları " Üsküdar sarayının yakınlarında Haydar Paşa çayırına" kurulurken, orduyu hümayunun çadırları da "daha gerilere" kurulmuştur. 161 1 6 Zilkade 1 047 (2 Nisan 1 63 7)'de Cuma günü de ordu-yu hümayunun tamamı "selatin camilerinde fetih duaları okunurken" bir "alay-ı azim ve şenlikler ile" hareket ederek, Padişahı, selam köşkünde selamlayarak geçtikten sonra Eminönü'nden donanma ile Üsküdar'a geçerek kurulmuş olan çadırlarına nüzul etti. 162 Kara ordusunun Üsküdar'a geçip burada sefer hazırlıklarını ve eksiklerini tamamlamaya çalıştığı bu günlerde, imparatorluk. donanması da belli başlı 35'er gemilik üç filoya ayrılmıştı. Bu filolardan biri, boğazda "Poyraz limanında" idi. 1 63 Bunu vazifesi, orduyu hümayun ve padişah İstanbul 'dan kalkıncaya kadar, Üsküdar'daki tahşidatı, padişah ve orduyu hümayun Anadolu 'ya gidince, İstanbul ve havali sini muhtemel bir Kazak taarruzundan korumak idi. Aynı maksadın temini için Ahmet Paşa ile Musa Paşa da "Karadeniz sahillerini ve boğazı korumak için 400 süvari ile aleste ve aheste nöbet beklerler" idi. 1 64 Karadeniz' in güney sahillerini emniyete alabilmek için bu sahillerdeki Ayan, Mütesellim ve Kadı lara 1 61 Vacihi: 2. Fezleke: 1 1/ 1 92 . Naima: 1 1 1/326, 327. 1 62 Topçular: V.290a.

163

164

Aynı eser: V.29 l a. Chalcandyle: 11/1 49. Aynı eser.


Dr. Tahsin Ünal

76

da "Bir Kazak akınına karşı daima aleste ve aheste olmaları babında" emirler verilmişti. 1 65

35 gemiden müteşekkil olan ikinci filoya, Kaptan Paşa sefer kaymakamı olarak, sefere memur edilmiş olduğundan, Piyale Kethüda kaptan tayin edilmiş ve "kendisine, Karadeniz 'deki Kazakları temizlemek maksadı ile, Karadeniz 'e açılması emredilmiştir. " 1 66 Kazakların Karadeniz'de kolayca temizlenebilmesi için, Kırım Hanı ile Kefe beyine de, Piyale Kethüdaya yardım etmeleri hususunda emir verilmiştir. Üçüncü filoya da, Akdeniz sahillerini emniyette tutmak İstanbul-Payas deniz yolunu emniyete alarak, bu yolda gidip gelen ve mühimmat taşıyan gemiler, muhtemel bir korsan taarruzundan veya bir düşman taarruzundan korumak vazifesi verilmiş 1 67 Rodos ve Mısır Beylerbeylerine de "mevcut filoları ile Akdeniz 'i emniyette bulundurmak hususunda" mevzu bahis filoya yardım etmeleri emredilmiştir. 1 68

B. ASKER SÜRME İŞLERİ İstanbul'da kısaca temas ettiğimiz kara ve deniz askeri faaliyetleri olurken, Anadolu ve Rumeli'de de askeri faaliyetler olmakta, buralarda da hazırlıklar yapılmakta idi. Daha Bayram Paşa Serdar tayin edilip Anadolu'ya geçtiği sıralarda, Rumeli mütesellimlerine de, "tekmil Rumeli 165 Mühimme: 87/396 1 66 Topçular: V.287a, 289b. Vacihi:2. 1 67 Chalcandyle: H/ 1 49. 168

Topçular: V.289b.


77

iV. Murat ve Bafdaı Seferi

askerlerinin sefer memur oldukları, sefer hazırlığı yaparak Filibe ve S�fya 'da top/anmaları" emredilmişti. Kanun-i kadimüzere yeniçeri ocağından üç çorbacı, üç koldan asker sürmeye memur edilmişlerdi . 1 69 Gayretli bir devlet adamı olan Aslan Paşa-zade Ali Paşanın sefere hazırlıklarının başında, Rumeli Beylerbeyi tayin edilmesi Rumeli 'deki hazırlıkların vaktinden evvel bitmesine sebep olmuş ve daha İstanbul 'daki hazırlıklara yeni başlandığı sıralarda "Köstendil, Tırhala, Ohri, A lacahisar, Üsküp, A vlonya, Yanya, Elbasan, Belgrat ve Niğbolu livaları" sefer hazırlıklarını ikbal etmişler ve hatta yerlerinden kalkarak toplanma merkezi olan Filibe ve Sofya'ya doğru hareket etmişlerdir. 1 7° Filibe ve Sofya'da toplanan Rumeli birlikleri bir müddet buralarda kaldıktan sora ve başlarında Aslan Paşa-zade Ali Paşa da olduğu halde Edime'ye doğru hareket etmişlerdir. Bu sırada Padişah henüz Üsküdar'da bulunuyor, hareket etmemiş, Ali Paşanın Edime'ye gelip durmasını ve yanında bulunan asker mevcudunun ne kadar olduğunu kendisine bildirmesini emretmiş 1 71 ve onun bir müddet Edime'de oyalanmasını temin etmiştir. Bu emir üzerine Ali Paşa bir müddet Edime'de durmuş ve padişah Üsküdar'dan hareket edince, o da Edime'den hareket ederek gelip padişaha Konya'da mülaki olmuştur. 1 69 Topçular: V.286b, 287a, 288b. 1 70 Topçular: V. 280a.

171 Aslanpaşa-zade Ali Paşa ile berebar gelen ve

"Edirne 'de durup ne

miktar asker cem olduğunun bildiri/mest' istenilen bu askerlerin, Rumel i

askerlerinin b i r kısmı olduğu anlaşılmaktadır. Mühimme: 87/27, 405 .


Dr. Tahsin Ünal

78

Rumeli'ye olduğu gibi Anadolu'nun sağ, sol ve orta kollarına da "Bağdat 'a sefer-i hümayunum muhakkak olmağın taht-ı kazanızda bulunan cümle mirimiran, ümera, sair tevaif-i asker sefere memur olup Nevruzdan mukaddem Sadrazamın yanında olacak şekilde ve cümlesi müretteb ve müse/lah olarak kalkıp gelmesi emrim olmuştur "112 diye emir vermiş, ordunun sefere hazırlanmasının, zamanı gelince orduyu hümayuna iltihak etmesini bildirmiştir. Hazırlık için verilen bu genel emirlerden başka, başta Adana Sancak beyi, 173 Ankara Kadısı, 174 Erzurum Beylerbeyi, m Kayseri Kadısı,176 Trabzon muhafızı,177 ve Ankara sancağı 78 mutasarrıfı, 1 olduğu halde bir çok özel emirler de 172 Mühimme: 87/33 1 . Ankara: 29/438. 173 Mahimme: 87/305. 174 iV. Murad Evahir-i Şevval 1 047 (8Mart 1 638)'de Ankara kadısına, "Cevabım

Asitane 'den,

mukaddem

taht-ı

sadrazam

kazanızdaki,

Amasya 'dan

dergah-ı

mııallam

hareket

etmezden

müteferrika/arını,

çavuş, divan ve defter-i hakani katiplerini acilen kaldırıp kazanızdaki züema, erbab-ı timarı dahi bile koşup sadrazamın yanına gönderesiz"

(Ankara: 29/525) diyordu. 175 M ühimme: 87/29 1 , 373, 375. 176 Padişah Kayseri Kadısına, " Tahı-ı kazanızdaki oturak ve korucuları Asiıane ye, ehl-i seferi ve yeniçeri namında kim varsa mükemmel ve müsellah olarak kadırıp orduyu hümayuna gönderesiz" (Kayseri : 40/5)

diyordu.

177

IV.

memur

Murat, "Trabzon ve hava/isinde olan bilcümle odalar sefere olmağın,

tedariklerini

görüp,

gelip

Diyarbekir 'de

orduyu

hümayunuma mülaki olsun" (Mühimme: 87/3 73, 375) demekte idi .

178 Padişahın Ü sküdar'dan hareketinden bir gün sonra yani 24 Zilhicce

1 047'de sadrazam kaymakamı M ustafa Paşanın ilamı oluduğu anlaşılan bir emirde Ankara mütesarrıfı Mehmet Paşaya, "Anadolu Beylerbeyi Üsküdara gelip padişahı selamladı. Halen padişah hareket halinde olup


I V. Murat ve Bağdat Seferi

79

verilmiştir. Fakat bu emirlere ve bir kısım eyalet askerlerinin gelip orduyu hümayuna mülaki olmalarına rağmen, bir kısmının gelmediği esefle görülmüş ve yoklamalardan anlaşılmıştır. Buna padişah kızmış, önce yine genel emirler yazdığı gibi 179 mahalli kadı ve voyvodalara da tekitli ve tehditli emirler venniştir.

IV. Murat Konya'da iken Rumeli'de asker sünneye memur edilmiş olan Hüseyin Paşaya böyle bir emir verdiği gibi 1 80 Evail-i Sefer, 1 048 (20 Haziran 1 638)'de cümle Anadolu kadı ve voyvodalarına dahi emirler vermiş ve "Haliya Konya sahrasına vasıl oldum. Cümle asker taifesini mürettep ve müsel/ah olarak, alay ve sancakları altında hazır ve aheste olmaları lazım ve mühim iken, elan ekserisi gelmeyip evlerinde, çiftliklerinde sakin olmaları ile eşeddi ilibına müstahak olmuşlardır. İmdi taht-ı kazanızda olan züema. erbab-ı tımar, sipahi, yeniçeri, birden bine, binden yüz bine dek dirlik tasarruf edenlerin cümlesini kaldırıp, yaran mübaşirler ile evlerinden ve çiftliklerinden çıkarıp alay ve bayrakları altında mevcut ilmeye ziyade ikdam idesiz. İki konağı bir idüp gele/er. Muhalefet edenlere aman ve zaman vermiyesiz" 181 diyordu. iV. Murat aynı şekilde diğer

Konya ya doğru yoldadır. Siz dahi müteferrikayı, çavuşları, züema ve erbab-ı tımarı alay beyi, çeri başıyı, birden bine, binden iki yüz bine dek birliği olanları bile kaldırıp Beylerbeyiniz yanına varıp hazır o/asız. Sizden sonraya kalanların kendileri kati, malları miriye zapt oluncaktır"

(Ankara: 29/50 1 ) diyordu. 179 Mühimme: 87/405. Ankara :29/437, 438. 1 80 Mühimme: 87/405. 181 Ankara: 29/437, 438.


Dr. Tahsin Ünal

80

bir emrini Halep'ten veriyor ve " 1 0 R. Evvel 1 048 (22 Temmuz 1 638) de Halep sahrasına vasıl oldum. Niceleri haliya gelmemiştir. Gelmeyenlerin haklarından gelmek için namdar vezirlerimden A nadolu Beylerbeyi Hüseyin Paşayı asker sürmeğe memur ettim" dedikten sonra Hüseyin Paşaya hitap ediyor, "siz ki, vezir-i namdarım Hüseyin Paşasız: Mükemmel kapın, yarar adamlarınla alelacele Asitane 'den çıkıp Bolu. Çankırı, A nkara, Sivas, Kayseri, Karaman, Maraş, ıııı Diyarbekir semtlerinde sakin olan etraftan gelip yollarda meges eden tevaif-i askeri nerede bulunurlarsa orada kaldırıp, mutemet adamlarını koyup sürat-ı tamme ile önüne katıp, sürüp cenabım Diyarbekir 'e varmazdan mukaddem Diyarbekir 'de mevcut bulundurasız. Muhalefet edenlerin cezasını veresiz" 1 83 diyordu. Padişahın, Sadrazamın ve sair devlet ricalinin bütün gayretlerine rağmen, gerek levazım ihzarı konusunda ve gerek asker sürmek hususunda işlerin normal yürümemesi, padişahın ayrıca bir vezir-i namdarını bu işe memur etmesi dikkat çekicidir. Diyarbekir ve Musul 'dan sonra bu işlerin düzeldiği sanılmamalıdır. Zaman zaman emre muhalefet edenler, sefere geç gelenler arasında katledilenler olmasına rağmen, pürüzler seferin başından sonuna kadar devam etmiştir.

1 82 Mühimme: 87/406. 183

Ankara: 29/375.


iV. Murat ve Bagdat Seferi C.

81

PADİŞAHIN ÜSKÜ DAR' A GEÇMESİ

iV. Murat İstanbul 'da bizzat görülmesi lazım gelen işleri gördükten, ikmal edilmiş olan mühimmatı, hazırlıklarını ikmal eden birlikleri peyder pey Üsküdar'a geçirdikten, donanmaya, Rumeli ve Anadolu valilerine lazım gelen emirleri verdikten sonra 23 Zilkade 1 04 7 (8 nisan 1 638)'de Perşembe günü İstanbul 'dan Üsküdar'a geçti} 84 O gün padişah, üstüne serasker altın işlemeli elbiseler, başına, çelikten bir miğfer giyinmiş, miğferin üzerine kırmızı bir yal sarınıp uçlarını arakasına salıvermişti. Ejderhaya benzeyen bir ata binmiş idi. "Mehabetten yüzüne bakmaya kimsenin mecali yoğ idi. " Sair vükela ve vüzera dahi silahlanmışlar ve giyinmişlerdi. Padişah ile beraber gidecek olan solaklar ve has odalı kullar da seraser altın üsküflerini giymişlerdi. İstanbul Tüccarları, padişahın geçeceği yola kadifeler, kumaşlar ve hal ılar döşemişler, sokaklar fevç fevç, pencereler, balkonlar, damlar salkım salkım insanlarla dolmuştu. Sokaklar genci ihtiyarları ve medrese talebelerini alamaz olmuş, mahşeri bir kalabalık meydana gelip çiğnenip ölenler bile olmuştu. Padişah, önde sağ gerisinde Şeyhülislam Yahya Efendi, sol gerisinde sefer kaymakamı Kaptan Mustafa Paşa, bunların arkasında 400 solak, onların gerisinde 500 has odalı kulları olduğu halde sarayın "Bab-ı hümayun" kapısından dışarı çıktı . Halkın duaları ve alkışları arasında, halı ve kumaşlara basarak bahçe kapısına geldi. Kaptan Paşanın 184 Vacihi: 2'de, "20 Zilkade 'de", Topçular: V.290b "18 Zilkade 'de" padişahın Ü skildar'a geçtiğini yazıyorlarsa da bir zühul olmalıdır.


82

Dr. Tahsin Ünal

baştardesine1 85 binerek, "gemilerden ve hisarlardan selam topları atılırken" Üsküdar'a geçti . Padişah Üsküdar'da karaya ayak basar basmaz. Üsküdar'daki topçular ve silah endazlar dahi top ve tüfeklerini boşaltarak padişahı selamladılar. Padişah, Üsküdar sarayı civarında kurulan otağ­ ı hümayunlarına geldiler. Sonra kanun-i kadim üzere bir bölük yeniçeri otağ-ı hümayunu beklemeğe başladı. 1 86 Padişah Üsküdar'da 23 Zilkade 1 047 (8 Nisan 1 63 8) tarihinden 23 Zilhicce 1 04 7 (8 Mayıs 1 638) tarihine kadar 29 gün 1 87 "tekmili levazım ve mühimmat edinceye ve asker halkı ile Harem-i Hümayun hüdamı tamam olarak Üsküdar 'a geçinceye kadar" Üsküdar' da kaldılar. 1 88 Padişah Üsküdar' da iken, atlar Üsküdar çayırında çayırlatılmış, Kurban Bayramı tebrikatı olmuş, ziyafetler verilerek artıklar, adet gereğince yeniçerilere yağmalattırılmıştır. 189 Padişah, Üsküdar'a geçtikten üç gün sonra, Üsküdar'a geçtiğini Sadrazama bildirmiş 1 90 ve 23 Zilhicce 1 047 (8 Mayıs 1 638)'de Cumartesi günü Üsküdar' dan Bağdat'a doğru hareket etmiştir.

185 Salaberry: 1 1/233, 234. Naima: I I I/327. 1 86 Topçular: V. 290ab. Mafuum: V4 1 1 . Süheyli: V.77b.

1 87 8 N isan' dan. 8 Mayıs'a kadar 30 gün ederse de Zilhicce ayı bazen 29, bazen 30 çektiğinden ve o zaman da 29 gün çekmiş olacağından. padişah Ü sküdar' da 29 gün kalmıştır. 1 88 Peçevi: 1 1/442. 1 89 Topçular: V.29 1 a. 1 90 Mühimme: 87/384, 385. İ lave edeyim ki, padişah gerek İ stanbul'da iken Şevval ayı içinde (Mühimme: 87/25, 33 1 , 357, 359. Kayseri : 40/5), gerek Ü sküdar'a geçtikten sonra Zilkade ve Zilhicce ayları içinde (Mühimme: 87/3 1 5, 384, 385. Ankara: 29/525) sadrazam ve Beylerbeyleri, otağ-ı hümayununu Ü sküdar'a kurulmuştur. "Nevruzda


iV. Murat ve Bağdat Seferi

83

Padişahın yanında, muhtelif menzillerde kendisine i ltihak eden kuvvetlerle, artan ve çoğalan kalabalık bir kuvvet vardı, 191 padişah, Üsküdar'dan hareketinden sonra, kalkış ve varış günleri dahil 1 92 günde, 8 Recep 1 048 ( 1 5 Kasım 1 638) Pazartesi günü Hz. İmam-ı Azam'a gelmiştir. Bu 1 92 günün 70 günü menzillerde oturmakla, 1 27 günü, yürüyüşle geçmiş ve 1 2 1 menzil ile Üsküdar' dan Bağdat'a gelinmiştir. O halde Üsküdar'dan Bağdat'a altı ay dört günde gelinmiş demektir. 192 il.

SAKARYA ŞEYHİNİN İSYANI

iV. Murat, orduyu hümayun ile beraber 1 8 Muharrem 1 048 (30 Mayıs 1 63 8)'de Salı günü Eskişehir'e hareket etmiş, 1 1 gün sonra 29 Muharrem 1 048 ( 1 2 Haziran 1 63 8)'de Cumartesi günü Ilgın'a gelmişti. Padişah Eskişehir' de iken kendisine hiçbir şikayette bulunmayan Eskişehir kadısı hareketim muhakkaktır. " Dediği halde Nevruzda değil ancak 8 Mayıs'ta

hareket edebilmiştir. Bunun sebebini Padişahın, vezirlerin vaktinden evvel hazırlanmalarını temin etmek istemesinde aramak lazımdır. 191 Bizim kaynaklar padişahın, gerek Ü sküdar'da iken, gerek Bağdat önlerine geldiği zaman yanında ne kadar kuvvet olduğu hususunda bir rakam vermiyorlar. Buna mukabi l Avrupalı tarihçiler "Padişah lstanbul 'dan 150. 000 kişilik bir kuvvetle hareket etmiş, yollarda iltihak eden kuvvetlerle bu miktar Bağdat önlerine gelindiği zaman 300.000 kişiye çıkmıştır" (Abbe: 1 1 1/ 1 6, Chalcandyle: il/ 1 48, 1 52) diyorlar. Bu rakam pek mübalağalı görülmektedir. Osmanlı ordusunun kuruluşunu bilmeyen Avrupalı tarihçi ler, muharib olmayan fakat ordu i le bareber gidip gelen ve adetleri bir hayli kabarık olan "Ordu pazarcıları, mekkkareci leri ve sair muharip olmayan sınıfları da" muharip olan sınıfın içinde mütelaa ederek böyle kalabalık rakamlar vermektedirler. 192 Bşv. Arşi: Maliye Tas. : 1 43 57/28. Tarihçe: V .74a. Fezleke: 1 1/200. İ.O.T. Kronolojisi: IIl/375.


Dr. Tahsin Ünal

84

arkasından hareketle, ordu i le aynı gün Ilgın ordugahına geldi. Huzura kabul edilen Eskişehir kadısı, padişah tarafından:

"Hacetin nedir? Diye soruldukta, Şevketlü Hünkarım, evvelce Sakarya nehri üzerinde mütemekkin, sadaddan bir Şeyh Kamil vur idi. Vefat etti. Şeyh Kamil vefat edince yerine hal{felerinden Alaaddin isminde biri geçti. lakin sair müridlerinden Ahmet isminde birisi Vesvasa-i şeytani ile Mehdilik iddiasına düştü. Sair müritleri kendi tarafına çekti. Yeni şeyh olan A laaddin buna mutavaat etmedi. Ahmet ismindeki mürit, kendi tarafina çektiği sair müritler ile bir olup, "Şeyh Alaaddin bize uymaz ve mutavaat etmez katledelüm " dedi. Postuna oturup, etrafı davete başladı. Giderek müritleri çoğaldı. "Nice etrak-ı bi­ idrak " ol napake itaat etti. Sadakat ve nezirlerin ona eda ve yolunda başların feda etmeyi canlarına minnet bilmeğe başladilar. '' 193 Şeyh Ahmet etrafina toplananlardan 70-80 kişilik bir grubun bir gün Eskişehir 'e gönderdi. Bunlar "kadı ve müftü ile diyanete dair münazaramız ve bu şehir halkı ile davamız vardır " diye fesada başladılar. Şehirli bir yere gelip davanız nedir dediklerinde, şeyhin müritleri halta başladılar. Huruç davasına ait sözlerden dem vurmağa başladılar. Halk bunları, mecnunlar diye defetmeye çalıştı. Orada buluna ehl­ i sefer de şehirli halk etrafinı tuttu. Taraflar arasında mücadele oldu. Bu mücadelede gerçi galebe şehirlide ve askerde kaldı. Lakin 8 asker ile birkaç şehirli şehit oldu.

1 93 Mathum: Y.4 1 2a. Vacihi: 8. Fezleke: JI/ 1 95.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

85

Padişahım bunların izale/eri ihmal olunursa bir fitne-i azimenin hudusuna bais olurlar" dedi. 1 94 Halbuki bu hadisenin mahiyeti Eskişehir kadısının izah ettiği gibi değildi. Uzun zamandan beri devam eden dahili isyanlar, şekavetler ve harici muharebeler imparatorluk halkını manen ve maddeten sarsmış ve yıpratmıştı . Halk, devamlı dahili ve harici muharebelerden ve bu muharebelerin tabii bir neticesi olarak yüklenen vergilerden bıkmış usanmıştı. Halkın sulh ve sükun, huzur ve rahat istediği böyle bir zamanda şeyh Ahmet'in isyan ve şekavet ve muharebe aleyhindeki izah ve telkinleri, muharebelerin huzuru kaçırdıkları, sulhun huzur getirdiği hakkındaki konuşmaları, halk arasında şeyhin itibarını artırdı ve etrafına toplananların miktarını çoğalttı. 1 95 Bu sırada, sefer mühimmatı hazırlığın yapmakta olan Bayram Paşanın vergi ve zahire toplamaya çal ışması, bu toplama esnasında sert icraatlar da bulunması, zaten elinde ve avucunda bir şey kalmamış olan halkın tamamen nefretini mucip oldu. Şeyhin telkinleri ile Sakarya valisi ve Eskişehir civarı halkı akçe ve zahire vermemek, askere gitmemek için gelip şeyh Ahmet ' in etrafında toplandılar onun müridi oldular. 1 96 H atta Kocaeli ve Mudurnu 194 Aynı mevzua temas eden Vacihi, bu mukatelede "5-20

kişi kati

olundu" diyor. Eskişehir kadısının verdiği, bizim kaynakların naklettiği

bu ifadelerden, hadisenin ası l sebini anlamak b iraz zordur. Eskiden beri Medrese Uleması ile ehl-i tarikat olan dervişler arasındaki husumet malumdur. Saniyen hadisenin sebepleri arasında iktisadi, içtimai, dini ve idari bir takım sebeplerin bulunması icap eder. 1 95 Abbe: lll/ l 8-20. 1 96 Chalcandıyle: 11/160.


Dr. Talısin Ünal

86

taraflarından gelip şeyh Ahmet'e biat edenler oldu. Şeyhin etrafına toplananların miktarı o kadar çoğalmış idi ki, bunların arasında "şeyhin yolunda başların feda etmeği canlarına minnet bilen 8. 000 tüfek-endaz dahi vardı. " 1 97 İşte bu insanlar kendilerinden vergi ve zahire istenince vermemişler, askere davet edilence gitmemişlerdir. Memleketin her tarafından casusları bulunan IV. Murat bu durumu biliyor, sefere giden ordunun gerisinde şeyhin ve taraftarlarının bir tehlike olabileceğini hissediyordu. Şeyhi bertaraf etmek için bir fırsat ve bir bahane arıyordu. Eskişehir kadısının şikayeti, padişaha bu fırsatı vermiş oldu. iV. Murat, şeyh hakkında şikayet vaki olunca, kendi eyaleti sınırlan dahilinde bulunduğundan, önce Anadolu Beylerbeyi Vardar Ali Paşayı şeyhin tedibine memur etti. Kumandasına, kendi eyaleti askerlerinden başka, Turhala Sancak beyi H asan Beye, Karahisar sancağı beyi ile ve daha dört tane Beylerbeyinin birer m iktar askerini verdi. Vardar Ali Paşanın emrine verilen bu kuvvetlerin miktarının 1 .000 kişi civarında olduğu 1 98 söylenir. Vardar Ali Paşa bu kuvvetlerle, Ilgın' dan Eskişehir' e doğru yola ç ıktı. Eskişehir'den Sakarya vadisine doğru i lerledi. Turhala Beyi ile Karahisar Beyini 300 kişi ile öncüye memur edip gönderdi . Arkadan da 700 kişi ile kendisi ve diğer paşalar geliyorlardı. 1 97 Vacihi:

s.

6 ve Abbe: I f/ 1 8- 1 9.

"Şeyhe iltihak edenler arasında askeri

birlikler de vardı. Şeyh bu hali ile orta Anadolu 'da heyecan yartıyordu"

diyorlar. 198 Topçular: V.292a.


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

87

Öbür taraftan Şeyh Ahmet, paşaların bir miktar askerle kendisini tedibe geldiğini haber almış,fakat telaş edip kaçmağı düşünmemiştir. "Kuvvet-i bazusuna güvenerek 8. 000 'den ziyade olan tüfek-endazını" paşaların geleceği yolun kenarındaki ormanlar arasına grup grup yerleştirerek gelenlere pusu kurulmuş, muharebeye hazırlanmıştır. Diğer taftan, gelmekte olan Turhala Beyi ile Karahisar Beyinin kendilerini bekleyen bu feci akıbetten haberleri yoktu. Onlar, halktan aldıktan kılavuzlar ile, "ol zındıkların dağlar ve ormanlar arasındaki meskenlerine yaklaşmak ıçın i lerlemişler, fakat pusu kurulan yere gelip tamamen pusunun içine girdiklerinde pusudakiler şeyh Ahmet'in bir işareti ile her taraftan yağmur gibi kurşun yağdırmağa başlamışlardır. Karahisar Beyi ile Turhala Beyi hemen atlarından inip askerlerine ateş emri vermişlerdir. Lakin pusudakiler yoldaki leri görerek isabetli, yoldakiler ise pusudakiler göremediklerinden rastgele ateş ediyorlardı. Kısa zamanda başlarında Turhala Beyi ile Karahisar Beyi olduğu halde gerilerde bulunan birkaç kişi müstesna sairleri tamamen imha edilmiştir. Geriden gelmekte olan Vardar Ali Paşa ile yanındakiler silah seslerini duyunca at tepip ileri doğru varmışlarsa da, pusu mahalline gelirken pusudan kaçıp gelenlerle karşılaşmışlar, acı haberi onlardan alınca daha ileri gitmek cesareti gösterememişlerdir. Zira kendilerinin de aynı yoldan gittikleri takdirde ayni akıbete uğrayacaklarını bildiklerinden geri dönmüşlerdir. Böylece Şeyh Ahmet ilk karşılaşmada zaferi kazanmış, Vardar Ali Paşayı mağlup etmişti.


Dr. Tahsin Ünal

88

iV . Murat, bu neticeyi haber alınca çok kızmış, hemen

şeyhin tedibine Silahtar Mustafa Paşanın kethüdası ve Eskişehir'in Çifteler kazasından olduktan başka eceli ile ölen "Şeyh Kamil 'in ehibbasından ve adamlarından" biri olan Çifteledi Osman Ağayı memur etmiştir. Emrine 3 .000 kişilik bir kuvvet verdiği gibi, "Şeyhe tara:fiarlık edenleri yedisinden yetmişine kadar kimi yakalarsa katletmesini" de emretmiştir. 199 Ilgın'dan 3000 kişi ile yola çıkan Ç ifteledi Osman Ağa, önce şeyhe gönderdiği "latif lisan mektuplar ile" onu iğfal etmiş, sonra ı lgar ile gelip bir gece, şeyhi ve adamların meskenlerinin bulunduğu vadinin içinde, lontları ve sekbanlan ile çepe çevre muhasara etmiştir. Osman Ağa kendi kuvvetleri ile şeyhin kuvvetlerini ortaya alıp, "dört taraftan tüfek danesi ve tığ-ı şimşir üşürüp ol nabekar/ara cihanı dar etmiştir. Asiler de mukabele etmişlerse de fazla mukavemet edememişler bir kısmı canını kurtarabil mek için şuraya buraya firar etmiş, bir kısmı "Hak-ı zemine serilmiş, " bir kısmı da mağlup olacaklarını anlayınca, başlarında Şeyh Ahmet de olduğu halde, dağ içindeki mağaralarına çekilmişlerdir. Mağaranın ağzını tutup yaklaşmak isteyenleri birer birer avlamağa başlamışlar, kimseyi mağaranın ağzına yaklaştırmamışlardır. Böylece tam dört gün muharebe etmişlerse de yavaş yavaş daire daraltı l mış, mağara ağzına yaklaşılmıştır. Dört gün sonra asileri "tilki gibi inlerinden çıkarmak için" etraftan ot, odun, çalı, çırpı toplamışlar, mağaranın ağzına yığıp ateş vermi şlerdir. Mağaranın "

199 D. Ahbar: V.29a. Chalcandyle: 1 1/ 1 60, 1 6 1 .


iV. M11raı ı•e Bağdat Seferi

89

ağzındaki ateşten yanan, dumanından bunalan asiler içeriden dışarı çıkıp tesl im olmağa başlamışlardır. Şeyh Ahmet de,

"akan kanlann vebali kan akmasına sehep olanların hoynuna olsun" diyerek 1 2 yakın adamı ile çıkmış, kaçmak isterken yakalanmıştır. 200 Elleri bağlanarak Safer 1 048 (22 Haziran 1 63 8)'de Konya'ya getirilmiş ve padişahın huzuruna çıkarı lmıştır. 201 Padişah:

"Bre, sen lsaymı dermişsin, gerçek midir? Haşa, hen lsa değil iimmeı-i Muhammet 'tenim. İsa ya muntazırım. Ya niçin huruç ettin? Deyince, Şeyh Ahmet padişaha. sadrazam Bayram Paşamn sert icraatından bahsettikten sonra, Bizi asi eden sadrazamların fena idaresidir. Dedikten sonra, Hünkarım kan dökmekten vazgeçımz. Dinimiz, kardeşin kardeşi öldürmesini men etmiştir. Biz kendi hayallmızı değil Müslümanların hayatını müdafaa ediyoruz, "202 diye ilave etmiştir. Padişah, bu sözlerin hiç birine ehemmiyet vermemiş, "kat/ediniz" diye emir vermiştir. Şeyh Ahınet'in başında siyah bir "imame uzun a t /yani" vardı. Bedeni çıplak idi. Bir eşeğe ters bindirildi. 200

Topçular: V. 292a. D.Ahbar: V.29a. Abbe: 1 1 1 / 1 9-20.

201 Bu ikinci savaşta da nice kimselerin şehit olduğu ve bir çoklarının yaralandığı muhakkaktır. �02 Şu ifadelerden Şeyh Ahmet'in Şii mezhebinde hükmed ilebil ir. Chalcandyle: l l/ 1 6 1 . Abbe: 1 1 1120.

olduğuna


90

Dr. Tahsin Ünal

Ordu içinde gezdirildikten sonra cellat Kara Ali 'ye teslim edildi. Kara Ali önce şeyhin ellerini- ve kollarını kırdı. Yavaş yavaş parmaklarını kesti, derisini yüzdü. Bütün bu işkencelere, bir dava ve itikat sahibi olduğu anlaşılan Şeyh Ahmet, insan üstü bir tahammül göstermiş, bir kere olsun Ah ... dememiştir. Hatta Kara Ali'ye karşı en küçük bir mukavemet göstermediği gibi, "Acele etme cellat ağa, işini aheste gör" demiştir. Parça parça elleri, kolları, kulakları ve bumu kesilmiş, sonra bir çukura bırakılmış, orada ruhunu teslim ettikten sonra üzeri toprak ile örtülmüştür.203 iV. Murat, bu gaile bertaraf edilinceye Konya' dan hareket edememiştir. 204

kadar

III. BÜYÜK MENZİLLERDE iV. MURAT İstanbul 'dan Bağdat'a kadar olan 1 2 1 menzil içerisinde dört tane büyük menzil vardır. Bunlar Konya, Halep, Diyarbekir ve Musul'dur. Padişah, yanında bulunan ordu ile beraber, buralarda bazen 7, bazen 1 0, bazen de 1 5 gün kalmıştır. Büyük menzi ller toplanma merkezleri idi. Buralarda, orduda yoklama yapmak, toplanan birlikleri teftiş etmek, eksik m ifuimmatı tamamlamak, birliklerin ve ağırlıklann gelip iltihak etmelerini beklemek, uzun yol yorgunluklarını gidermek, varılan şehirlerin, hatta mülhakatının, dertlerini dinlemek, suçluları cezalandırmak, mülki ve adli teftiş ve kontrollerde bulunmak maksatları için bir müddet kalınmış olduğu anlaşılmaktadır.

203 Mafhum: V.4 1 2a. Naima: 1 1/338. 204 Vacihi: s.6.


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

91

Padişah, 2 3 Zilhicce 1 048 ( 8 Mayıs 1 63 8)' de Üsküdar' dan hareket ederek 4 Safer 1 048 ( 1 7 Haziran 1 638)'de Perşembe günü Konya'ya gelmiştir. Üsküdar'dan hareket edeli 4 1 gün olmuştu. 205 Padişah, Konya 'ya İstanbul ' dan çıktığı gibi azim bir alay ile girmiş, Konya halkı kendisini, yoluna kumaşlar halılar döşeyerek karşılamıştır. Bütün Konya tüccarı, ulema ve meşayihi, esnaf ve medrese talebeleri, halk, çoluk çocuk yollara dökülerek karşılamıştır. Askerin kösleri ile Mevlevilerin neylerinin sesi birbirine karışarak asumanı tutmuştu. iV. M urat Alaaddin Tepesi ve Türbe yolundan ilerlemiş ve Türbe önünden geçerek, şehrin güney doğusunda bulunan çayırlık sahraya kurulan otağlarına inmişlerdir.206 Bağdat seferine karar verildiği zaman Konya, Üsküdar'dan sonra birinci menzil olarak kabul edilmişti. 207 Sakarya şeyhi ve yukarıda temas ettiğimiz sebepler yüzünden Konya'da 7 gün oturulmuştu.208 Konya'ya gelindikten bir gün sonra sadrazam, bir merasim-i mahsusa ile otağ-ı hümayuna, padişahın huzuruna gelmiş, sancağı şerifi padişaha teslim etmiştir. Sancağı şerif gelirken Padişah birkaç adım ileri vararak sancağı karşılamış, hürmet ve tazimle alarak yüzüne ve gözüne sürdükten sonra Alemdara teslim etmiştir. Sancağı şerifi sağ omzuna alarak getiren sadrazam, padişaha teslim

205 Mühimme: 87/406. Ankara: 29/437, 438. D.Ahbar: V.29a. 206 Konya kütüphanesinde bulunan "Sefıne-i Nefise-i Mevleviyan: S. l 65l 66'da"

bu sahranın ismine "sıyneti an el-belih" sahrası diyor.

207 Topçular:V . 292a. Peçevi : 11/444. 208 N ihadi: v.ma.


Dr. Tullsi11 Ü11ul

92

ettikten sonra yere yatıp bir müddet öylece durmuş. padişah kalkmasını söyleyerek ağır hilatlerle taltif etmiştir.209 Rumel i Beylerbeyi Aslan Paşa-zade Ali Paşa, padişahtan iki gün sonra, Rumeli askerlerinin bir kısmı ile Konya'ya gelmiş, muntazam alayları ile Padişahın çadırı önünden geçit gösteri leri yapmış ve çadırlarını Padişahın çadırlarının solunda kunnuştu.2 1 0 Padişahın iltifatına mazhar olup kendisine hilatler giydirilmiştir. Aslan Paşa-zade Ali Paşanın, "umum Rumeli askeri ile geldiğinden"2 ı ı bahsedilir ise de onun Rumeli askerlerinden bir kısmı ile geldiği anlaşılmaktadır. 2 ı 2 8 Safer 1 048 (2 1 Haziran 1 63 8)' de Pazartesi günü Padişah tebdil ederek şehri, çarşıyı ve pazarı gezerek görüp kontrol ettikten sonra Mevlana Dergahı ' na gelmiştir. i V . Murat fikir ve itikat bakımından medresede yetişmiş olan zahir ulemasının tesiri altında kalmış, hatta zahir 209 D. Ahbar: V.29a. Vacihi: 10 Fezleke: 1 1 / 1 95- 1 96. Topçular: V.292a' da, "Konya 'da 1 0 gün oturulmuştur", diyorsa da Menzilnamelerde 7 gün oturulup 8' inci günü Konya'dan hareket edildiği açıkca görü lmektedir. mı Nihad i: V. H lc. (Yüz on bir) dir. 2 1 ı Topçular: V.292a. R. Abrar: 597, 598. ııı Ali Paşa Konya'ya gelip resim geçit yaptıktan sonra Rumeli askerlerinin tamamının bulunmadığı anlaşıl ınca, padişah buna kızmış ve Rumdidc aslser sürnıcğe memur edilen Hüseyin Paşaya, "Cenahım

Asitu11e 'de11

hareket

etmezden

mukaddem

Rumeli

askerleri

ile

Anadolu :va geçip Konya 'da orduya mülaki olmanız buhında fermanun sadir

olmııştıı.

askerlerinin

Hanva

gelmediği

Konya 'du aşikar

yoklama

olmağın

yapıldığında

Eşeddi gazabıma

Rumeli nıü.\·tehak

o/mıış.mndur. İmdi kemali sür 'at ve istical ile iki konağı hir ederek gelip

miiluki o/as ız (Mühinıme: 87 /405) diye tek itli ferman yazmıştır. "


93

iV. Murat ve Batdat Seferi

ulemasından olmuştu.

Kadızade

Şeyh

Mehmet

Efendiye

mürit

Bu itibarla ehl-i tarikat olan dervişlerin ve evliya taifesinin kerametlerine pek inanmazdı. İşte bu itikat ile yanındakilere, "gidip görelim Mevlana evliya ise cesedi Ter­ ü taze durur olmalı. Açabm bakalım" demiş, bu niyet ile türbenin kapısına kadar gelmiş ve atından inmiştir. Türbeye çizmesi ayağında girmek isteyince, türbedar derviş Mehmet ismindeki ihtiyar, tebdil padişahı tanıyamadığı için ileriye vararak "hey oğul, türbeye çizme ile girilmez" dedikte Padişah güya ihtiyar türbedarın elini öpmek, fakat hakikatte ihtiyarın elini sıkıp kemiklerini kım1ak için yanına yaklaşmış ve elini tutmuştur. Padişah, ihtiyar türbedarın elini sıkmağa başlamış, fakat ihtiyar türbedar, kendisinden ümit edilmez bir kuvvetle, Padişahın elini sıkmağa başlayınca, kuvveti herkesçe malum olan genç padişaha baskın çıkarak aman dedirtmiştir. Padişah çizmesini çıkarıp içeriye girmeğe mecbur olmuştur. İçeriye girince de, "evliyanın cesetleri

hayatta imişler gibi dururmuş kabre ininiz. Tabutu açınız eğer Mevlana'mn cesedi hala çürümemiş ise ne ala, değilse türbeyi yıktıracağım" diye tutturmuştur. Orada bulunan Şeyhülislam Yahya Efendinin ve Postnişin Ebubekir Çelebinin ısrar ve ricaları üzerine bu fikirden vazgeçmiş "öyle ise bir sema yapın da görelim" demiştir. 2 1 3 Padişahın bu isteği memnuniyetle kabul edilmiş ve semaya başlanmıştır. Sema esnasında Padişah, ney ve kudüm sesine uydurulan

2 1 3 Sefıne-i Nefıse-i Mevleviyyan : 1 65- 1 66. Peçevi : 1 1/445. Seyahatname: 1/223.


Dr. Tahsin Ü11al

94

ilahilere mest olmuş ve yüksek sesle yanındakilere "bire şu bizim şeyhi çağırın, gelip bu ney ve kudüm ahengini ve ilahi nağmeleri dinleyip sefayı ve semayı görsün" diye emir vermiştir. Kadızade Şeyh Mehmet Efendi bir hayli yaşlı ve hasta olmasına rağmen, sefere memur edilmiş, Konya 'ya kadar gelmişti. Çadırında hasta yatakta idi. Mehmet Efendi kendisini çağırmağa gelen çavuşa "görüyorsun ki, hastayım, yatıyorum, gelemem" demiş, çavuş da dönüp durumu padişaha arz ettik de Padişah, "gelsin, yoksa ya ayaklarını kırarım. Yahut kendisini buraya aşçı yaparım" diye ikinci defa haber gönderince, Şeyh efendi naçar kalıp dergaha gelmiştir. Şeyh içeri girip yavaş yavaş gelirken Padişah da kalıp ona doğru varmış, ansızın ve hısımla kendisini hasta ihtiyara çarparak, biçareyi tepe taklak yere düşürmüştür. İhtiyar şeyhin ayağı kırılmıştır.2 14 Şeyh Mehmet efendiyi önce çadırına, sonra padişahtan ızın alarak İstanbul ' a göndermişlerse de çok yaşanıayıp İstanbul' da vefat etmiştir.215 Orda 12 Safer 1 048 (25 Haziran 1 63 8)'de Konya'dan hareket eden IV. Murat 27 günlük bir yürüyüşten sonra 1 0 R.Evvel 1 048 (22 Temmuz 1 63 8) ' de Perşembe günü ikinci toplanma yeri olan Halep'e gelmiştir. 2 1 6 Halep halkı, padişahı Konya halkı gibi karşılamış, şehre dahil olurken Halep kalesinden "selam ve hoş amedi" topları atılmıştır. Padişah şehrin içinde değil, dışında Gök meydanda yeni inşa edilmiş 214

,

İ lmiye Salnamesi: 440-460. Seyahatname: l/223. Şu hareket padişahlık meziyet ve vasıfarı ile kabil i telif olmasa gerektir. 215 Peçevi : 1 1/445. 216 Ankara: 29/375.


/ V.

Murat ve Bağdat Seferi

95

olan saraylarında kalmıştır.217 Halep'te 1 5 gün kalmışlardır. Mısır ve Trablusşam askerleri gelip padişaha burada mülaki olmuşlardır. 2 18 Burada da Padişah, zaman zaman tebdil edip şehri, çarşıyı ve pazarı gezip kontrol ettiği gibi Payas' tan, Halep ve mülhakatından Birecik'e yapılan mühimmat nakliyatına da bizzat nezaret etmiştir. 26 R. Evvel 1 048 (8 Ağustos 1 63 8)'de Cumartesi günü orduyu hümayunla beraber Halep 'ten kalkan Padişah, 27 gün sonra 23 R. Ahır 1 048 (3 Eylül 1 63 8)'de Pazar günü üçüncü toplanma yeri olan Diyarbekir' e gelmişlerdir. Diyarbekir halkı dahi Padişahı, yoluna kumaşlar ve halılar sererek karşılamıştır. Padişah Çermik sahrasında kumlan otağlarına gelip burada padişaha mülaki olmuşlardır. Padişah Çermik sahrasında kurulan otağlarına gelip nüzul ederlerken, Diyarbekir kalesinden selam ve hoş amedi topları atılmıştır. Burada da 9 gün kalınmıştır, Diyarbekir ve mülhakatı askerleri, Ekrat beyleri ve ağaları hep gelip burada padişaha mülaki olmuşlardır. 2 1 9 Padişah Çermik sahrasındaki otağ-ı hümayunlarında, harem-i hümayunları ise meşhur Rumiye şeyhinin evinde, şehirde kalmışlardır. 220 25 R. Ahır 1 048 (5 Eylül 1 638)'de Salı günü Cülab' da vefat eden Sadrazam Bayram Paşanın yerine sadrazam tayin edilen, Diyarbekir beylerbeyi ve Musul 2 1 7 Bşv. Arşi: Maliye Tas.: 1 594. 2 1 8 Vacihi: 10. Fezleke: l l / 1 96- 1 97. 2 19 Topçular: V.293a. 220 Prof. A. K. Karahan ' ın Kitablığındaki Zafername'den.


Dr. Tahsin Ünal

96

muhafızı Tayyar Mehmet Paşa, Musul'dan, Diyarbekir'e gelmiştir. Yeni sadrazamın orduya yaklaştığı haber alınınca devlet ricali tarafından ve azim alay ile karşılanarak getiri lmiş, önce Bayram Paşanın çadırına indirilmiştir. Ertesi gün, "vükelay-ı devlet ve ayan" ile huzura getirilmiştir. Padişah, sadrazamı çadırının içinde, tahtının üstünde oturduğu halde kabul etmiştir. İçeri giren sadrazam yer öpüp durmuş, padişah ona hayme, hergah, hargahdan başka azim hilaller hediye etmiştir.221 Bundan sonra kendi çadırına dönen sadrazam, vükela, vüzera, ayan ve ağalar tarafından tebrik edilmiştir. i V . Murat burada da tebdil edip şehri, çarşıyı ve

pazarı gezip teftiş ve kontrol ettikten başka Diyarbekir ve mülhakatından M usul'a nakledilmekte olan zahire, top, barut, fiti l, kürek, yuvalak ve sair mühimmatın mekkareler ve kelekler nakledilmesine bizzat nezaret etmiştir.222 Padişah Diyarbekir'de kaldığı müddet içinde, hemen her gün birkaç saat ya Çermik sahrasındaki orduyu teftiş etmekle veya mühimmatın nakline nezaret etmekle veya şahi ve balyemez topların hazırlanması ve nakli işi ile bizzat meşgul olmuştur.223 4 C. Evvel 1 048 ( 1 3 Eylül 1 638)'de Çarşamba günü Diyarbekir'den hareketle 24 günde, 28 C. Evvel 1 048 (7 Ekim 1 638) tarihinde M usul 'a gelmişlerdir.

221

Topçular: V.293a. D. Ahbar: VV.30b. Topçular: V.293a. 223 Topçular: V.293a. 222


iV. Mur<ıt ve Bağdat Seferi

97

Padişah, iki saatlik bir mesafe olan Karakoyunlu mevk iinden Musul varoşlarına kadar, kat ender kat selam durmuş olan askerin arasından geçerek ve iki tarafını selamlayarak gelmişlerdir. Musul halkı da kendilerini büyük bir sevgi ve sempati ile karşılamış, Musul kalesinden, selam ve hoş amedi topları, atı lırken gelip Şad kenarında kurulmuş olan (Hızır İlyas: Hz. Yunus Türbesi civarındaki Ali Hamamında) çadırlarına inmişlerdir. Diyarbekir Beylerbeyi, bir çok Ekrad beyleri, mirlivalar da çadırların otağ-ı hümayunun karşısındaki sahile kurup oturmuşlardır. Musul'da da 1 1 gün oturulmuştur.224 Musul, Bağdat seferi için son toplanma yeri idi. Buradan kalkıl ınca doğruca Bağdat'a varılacaktı. Daha önce alınan tedbirler i le tekmil asker ve mühimmat burada toplanmıştı. Padi şah, lıurada da tebdil gezip teftişlerde bulunduğu gibi nakliyata da nezaret etmiş, işlerin dikkat ve itina ile yürütülmesine çalışmıştır. Padişah, Musul da iken, Cidde'ye ve oradan Musul'a gelen Cihan Şah'ın elçisini kabul etmiş, elçi getirdiği mektubu ve granbaha hediyeleri iV. Murat'a takdim etmiştir. 22s Hediyeler arasında 1 50.000 kuruş kıymetinde mücevher lıir kemer, 1 5.000 kuruş kıymetinde mücevher bir 224 Topçular: V.293b. D. Ahbar: V.30b. R. Abrar: 599. m

Vacihi: 7. Naima: 1 1 11358 ve ondan naklen Uzuncarşılı: l l l/264'de

"Cihan Şah mektubunda; padişahın Bağdat seferini işiuik.

Biz de

Kandehar 'ı Kızılbaş 'tan almak için asker gödermek üzereyiz. Cenabı

/lak iki memleketinde tesirini ihsan ide" demiş. i ki memleket arasındaki ittifaka daha önce temas edilmişti. Zarifi beyin bu gelişi bir dostluk ziyaretidir.


Dr. Tahsin Ünal

98

hançer ile fil kulağından yapıl mış, üzeri gergedan derisi ile kaplanmış bir kalkanda vardı. 226 Hintliler bu kalkana tüfek danesi ve ok işlemez diye inanırlardı. Padişah ok ile vurup deldi. Delik kalkanın içine 500 altın koyup elçiye iade .etti . 227 Bu delik kalkanın Hint sarayının kapısı üzerinde uzun zaman asılı kaldığı söylenir. 228 Elçinin fetihten sonraya kadar Musul 'da kalması, iaşesinin miriden verilmesi 22 emredilmiştir. 9

iV. TAYİNLER, AZİLLER, İ DAMLAR VE ÖLÜMLER iV.

Murat, daha İstanbul' da iken Bağdat seferi hazırlıklarını pürüzsüz bir şekilde idare etmek, orduda istediği disiplini sağlayabi lmek ve nihayet seferi müspet bir neticeye bağlıyabilmek için bir takım yeni tayinler yapmış, itimat ettiği, tecrübeli ve gayretl i vezirleri mühim mevkilere getirmiştir. Bu tayinler, yoi boyunca ve bilhassa toplanma menzillerinde de devam ettiği gibi; Bağdat ' ın fethinden sonra dahi gayretsizleri görülenler azl, fakat buna mukabil gayret ve fedakarlıkları görülenler yeni vazifelere tayin edilmiştir. İstanbul ' da iken, sekban başı i ken bir hatasından ötürü azledilmiş olan Müslihiddin Ağa, tekrar sekbanbaşılığa tayin edilmiştir. Budin muhafızı olan Musa Paşa İstanbul'a celp edilmiş, İstanbul kaymakamı ve Kazakların muhtemel bir akınlarına karşı İstanbul muhafızı tayin edi lmiştir. Cesur ve gayretli Rumeli Beylerbeyi olan Aslan Paşa-zade Hüseyin 226 D. Ahbar: V.30b. 227 Naima: 1 1 1/3 58. 228 Tarihçei: V.7 1 b. 229 Vacihi: 7 Hammer: IX/249.


iV. Murat ve Batdat Seferi

99

Paşa Silistre Beylerbeyliğine ve Rumeli'de asker sürmeye memur edilmiştir. Musa Paşadan açılan Budin Beylerbeyliğine, Sırça Saray'da bir müddetten beri hapis yatmakta olan sabık sadrazam Tabanı Yassı Mehmet Paşa tayin edilmiştir. Baş Defterdarlığa ikinci defterdar olan Hasan Efendi, Reisülküttüblığa İsmail Efendi tayin edilmiştir. Uhdesinde hem Diyarbekir Beylerbeyliği ve hem de Musul muhafızlığı bulunan Tayyar Paşanın işini hafifletmek için, Defterdar-zade Diyarbekir Ileylerbeyliğine tayin edilmiştir.230 Padişah orduyu hümayunla beraber İzmit'te iken, münhal bulunan Edirne kadılığına Bursa kadılığından mazul Kabaklı-zade Ethem-zade ve Mısır kadılığından mazul olan Molla Çelebi, Yenişehir kadılığından mazul Abdurrahman Efendi talip olduklarından, Padişah kendi huzurlarında bu kadıları imtihan etti . Sualleri bizzat kendisi sordu. Sorular suallere en iyi cevabı Ethem-zade verdiğinden, imtihanı kazandı ve Edime kadılığına tayin edildi. 23 1 Keza Padişah İzmit'te iken, evvelce "yolları ve köprüleri tamir edesiz" diye emir verdiği İzmit Beyini tamiratı yapmadığı için katlettiği gibi, Anadolu'daki münhal kadılıklara kadılar tayin edilsin 230 Tarihçei:

V.65b,

66a. Vacibi : 2. Mathum: V.4 1 l b. Fezleke: l l/ 1 90,

1 92 . R . Abrar:595, 596.

23 1 Yazılı olan bu imtihanda padişahın sorduğu suallerden biri

"Lahm

terkine kasem eden bir adam balık yerse yemin bozulur mu?" idi. Bu

suale Ethem-zade, "yemin bozulmaz. Zira et yeyince halk arasında balık murat olunmaz ve zihin ona takılmaz" diye cevab verdi. Cevabı akli ve mantiki olınağın kazandı. (Tarihçei : V.66b. Fezleke: l l l 93 . Naima: 1 1 1/33 l ). R.Abrar: 595, 596'da bu imtihandan bahsederken, "bazı mukarribin

tarafgir

olmağın

Ethem-zade

Mustafa

Efendi

kazan dı diyerek imtihana h i le ve i ltimas karıştığını ima ediyor. "

imtihanı


Dr.

1 00

1"ah.'iin 01111/

diye emir vermiştir.232 Bu emir üzerine vefat eden Mı sır Kadısı yerine Şam Kadısı Şahaıı Efon<li Şam Kadıl ığına da l lalcp' ten mazul Mehmet E fendi tayin edilmişlerdir.233 Konya' da Alaiye'yc,

K ı brıs

kendi sini

1 lüscyin

Paşayı

şeyhinin

hakkından

Beylerbeyi

namdar

Anadolu

vezirim

Mustafa diye

Beylerheyliğinc,

gelemeyen

Vardar

Ali

Paşayı

tavsif ettiği bir

Sakarya

Paşayı

Bolu

Sancak Beyliğine tayin etmiştir.234 Küçük çakıt hanında, bir müddetten heri İran 'da esarette bulunan (ki Revan'da esir olanlar arasında idi) Sunduk Paşanın kdhüdası

Mahmut

Ağayı -paşal ık rütbesi vererek-Adana Beylerbeyliğine tayin ctmişlerdir.235 iV. Murat, Halep'e gelince Kenan paşayı Erzurum muhatizı tayin ettikten başka, Kars üzerinden Revan 'a doğru akınlar yapmaya memur etti. Sabı k yeniçeri ağası Şahin Ağayı Trablusşam Beylerbeyi tayin etmiş olduğu gibi Culap Mehmet Paşa sadrazam tayin edi lmiştir. Bayram

Paşa

vefat

edince,

mühr-ü

hümayunun

Kaptan Kemankeş Kara Mustafa Paşaya verilmesi kuvvetle muhtemeldi. Kara Mustafa Paşa da hunu bildiği için, .rnwmz

geldi"

diyerek

40

"şiikür

koyun k urban etmiş. faki rlere

dağıtmıştı.

Fakat Paşanın muhal ifleri, "Bayram Paşanın ve.fi.llma o kadar çok sevindi ki, 40 koyun keserek bayram yapll" şekline sokmuşlar ve böylece padişaha

m

Topçular: V. 29 1 b Vacihi: 7. 234 Topçular: V.292a. 235 Tarihçei: V. 69a. ı-:ezleke: 1 1/ 1 96. 233


H�

Murat ve Batdat Seferi

101

aksettirmişlerdir. Padişah da buna üzülmüş ve hatta kızmıştır.236 İşte böyle bir zamanda "Müdebbir-i Kargah-ı saltanat olan" Ruznamçeci İbrahim Ağa ile her sözü daima kabul olunan silahtar Mustafa Paşaya padişah "kimi sadrazam idelüm?" diye sorduğunda ve "bana öyle bir vezir

tavsiye ediniz ki, müdebbir, muzaffer ve bu iller ahvaline vakıf olsun" dedikte paşanın muhalifi olan Ruznamçeci ile Silahtar Paşa, "Hünkarım sizin istediğiniz vezir, küçük yaşından beri bu illeri gezmiş, techiz-i asker, tedbir-i feth-ü zaferde her şeyi dilpesend, feth-ü müşkülat ve fenn-i kat 'ayı kesayede binement olan, vezir-zade vezir Tayyar Paşadır'' tavsiyesinde bulunmuşlar ve mühr-ü hümayunu kapıcılar kethüdası ile Tayyar Paşaya göndermişlerdir. Kaptan Paşa buna, "münkesirü '/-hatır olup bu Ruznamçeci ile silahların işidir" diye söylenmiş ve üzülmüştür. 237

iV. Murat, Bağdat seferi arifesinde olduğu gibi sefer esnasında da bir çok kimseleri kati etmiştir. Kati hadiselerinin sebeplerini, hala mevcut bulunan zorbaların temizlenmek istenmesinde, vazetmiş olduğu yasaklara riayeti sağlamak istemesinde, halka zülüm ve işkence etmiş olanların şiddetle cezalandırılmak istenmesinde, adaleti temin ve huzur ve rahatı sağlamak ve nihayet verilmiş olan emirleri zamanında icra etmeyip ihmalkarlık, gevşeklik gösterenlerin "saire ibret için" katletmek istenmesinde aramak icap eder. Nitekim, İzmit'e geldiği zaman yol ve

236 Mathum: V. 4 1 3a. Vacihi: 1 1 - 1 2. Fezleke: 1 1/ 1 98. N aima: I I I/350. Müneccimbaşı: 673 .

237 Prof. A. K. Karahan'ın Kitablığındaki Zafemame'den.


Dr. T11/ısi11 Ü11al

1 02

köprüleri tamirde katledilm iştir.238

ihmal i

görülen

İzmit

Sancağı

Beyi

İzmit'te Kaptan ve Sadaret Kaymakamı Mustafa Paşanın akdettiği bir Divanda, Şeyhülislam Yahya Efendinin mülazımlarından biri, hasmı ile murafaa olmuştu. Murafaa esnasında. hak ve hakikatten ayrılmayan Anadolu Kazaskeri Müid Ahmet Efendi, şeyhülislamın ve "divanda bulunan mukarrihan adamım" korumamıştı . 239 Şeyhülislamın adamı olan müderris, murafaadan çıkıp durumu şeyhülislama, o da "gammaz ve (f�·aı Ue"240 padişaha "Müid Efendi mülazimin müderrisi tahkir ve az/ etmiş, dilgir oldum" diye anlatmıştır. Bunun üzerine Padişah adamlarından birini göndererek, "git

Müid Efendiye şöyle fukara-i kuzzat 'a merhamet ve hallerine münasip muamele etsin. Menasıb ile teselliyat versin" demiştir. Adam gelip padişahın arzusunu Müid Efendiye söyleyince Padişahın bu i şe karışmasına Müid Efendi kızmış ve "ben rüşvet almam, rüşvet ve himayeden neşet eden şejaatı da tutmam. dedikten başka" güya Padişah hakkında da

"ziyade kelimat-ı malayani ciJret etmiştir. Padişahın adamı gelip durumu padişaha anlatınca, Padişah Müid Efendiyi az/ ve haymesini başına yıktırdıktan sonra Belgrat 'a ne/yetmiştir. ''24 1 Anadolu kazaskerl iğine "mukarribandan" Ruznamçeci ile Silahtar Paşanın himmeti ile, üçüncü halife olduğu ve bu makamında adamı olmadığı halde, İstanbul

238 MUhimme: 88/25 D.Ahbar: V.29a Fezleke:II/ 1 93 239 Tarihçei : V . 66b 240 Aynı eser 241 Vacihi: 6-7.


i V.

Murat ı•e Bağdat Seferi

1 03

kadısı İsa Efendi tayin edilmiştir. İstanbul kadılığına da kadılardan Kasım Efendi getirilmiştir. 242 Hakkında birkaç defa şikayet vaki olan Mihaliç Naihi, Bolvadin'e getirilerek kati edilmiştir. 243 Bolu Beyi, Abdi Paşa ile Yenişehir Beyi Şemsi Paşa-zade de "reaya şikayet eımeğin" Konya' da katledildiler. Konya'da Mevlevi Postnişini Ebubekir Postnişinlikten azledilerek İstanbul ' a nefyedilmiştir.

Çelebi,

iV. Murat, Revan seferine giderken dergahı ziyaret

etmiş, dergahtaki dervişlerin haline acımış ve merhametten dergah mutfağına yardım olsun diye Suğlanın 1 3 7.520 akçe tutarında olan gelirini dergaha vakfetmişti. 24 4 Aynca Ebubekir Çelebiye de i kram ve izazda bulunmuş ve murassa kürkler ihsan etmişti. Ebubekir Çelebi bu i ltifat ve i hsanı 242 Müid Efendinin azlini Ü sklldar'da gösteren Naima'nın: I I I/328-33 1 , ifadesine

göre,

"Şeyhülislumın

mü/azimlerinden

Hüseyin

Efendi.

Rumeli 'de istemediği bir medreseye verildiğinden, kitabını alıh kazaskere vartb hasmım gelsin. İmtihan olalım. İstemediğim medreseye verilmem zülumdür, diye tutturunca mecliste bulunan Müid Efendi buna tahammül edemeyip çık dışarı bre habis, bihuya dedikte Molla Hüseyin karşı gelip hayasızlar sizsiz ki namustahaka mansıb-ı ilmiye verirsiz dedikte. Miiid Efendi gazaba gelib herifi al aşağı edip doğdu. Şeyhülislam hunu işitib mülazimin dögülmesine muğber oldu. Müid Efendi mııstakim kimse idi. lakin, galiz kelam iderdi. Sadrazamın. erkan-ı devletin ricalannı f,'oğıı defa

ret

ederdi.

Azamet

gösterip

kibar-ı

devletin

şun

ve

ınakamlarınahürmet etmez, hatır gözetmezdi. Omm için herkes azlini isterdt' diye nakletmektedir.

243 Mathum: V. 4 1 2a. 244 Yeni Konya Gazetesi: 1 954. Hammer: I X/24 1 -242' de bu gel iri " 1 00. 000 akre" olarak göstennektedir.


1 04

Dr. Tahsin Ü11al

suiistimal etmiş, zamanla "tama-ı ham 'ı sebebiyle"245 Suğla halkına ağır tekalif yüklediği gibi, Suğla gelirini de dergaha sarf etmek, kendi sandığına koymaya başlar, Konya' da

"kesbi şöhret ederek külli ve cüz-i umura da müdahaleye başlamıştı, " "hükkam-ı şehir ve kuzzat-ı vilayet, mezbura müracaat etmeden icrayı hükümet edemez olmuşlardı . "246 Gerek Konya'ya gelmeden önce, gerek Konya'ya geldikten sonra, Padişah bunları öğrenmiş, Ebubekir Çelebi hakkında iyi, şeyler düşünmemeye başlamıştı. Ebubekir Çelebi de, padişahın iyi şeyler düşünmediğini haber almış, Padişahın yakınlarını kıymetli hediyelerle kazanmaya çalışmıştı. Bu arada gönlünü yapabilmek için padişahı evine bir ziyafete davet etti. "Padişah derunundakini belli etmemek ve Çelebinin evini tetkik etmek için" bu daveti kabul ederek, Çelebinin evine gitmiştir. Çelebinin sofrasındaki ve evindeki şatafatı gözleriyle gördü. Yemek esnasında "Bre Ebubekir

Çelebi, siz din ve maneviyat adamı iken paraya ve dünyaya ve şatafata böyle iltifat nedendir? " diye sordukta Çelebi işe yarar bir cevaba kadir olamamıştır. Yemek esnasında Padişah hemen katledilmesini emretmişse de "bazı mukarribanın ve Şeyhülislamın" araya girip rica etmeleri üzerine, Padişah katletmekten vazgeçmiş ise de İstanbul' a nefyedilmesine ve malının miri için müsadere edilmesine mani olamamışlardır. Ebubekir Çelebiyi istemeyenlerin "daha, ziyade malı vardır" diye ihbar etmeleri üzerine padişah "cümlesinin kabzedilmesini emretmiş" mal gelmeyince de, Çelebinin 24 5 Peçevi: 1 1/444. Naima: 1 1 1/338. 24 6 Mafhuın : V.4 1 2b. Vacihi: 7. Naima: 1 1 1 /340. Hammer: IX/24 1 .


/ J':

Murat ve Hağılut Seferi

1 05

karısı olan "Şirzaı Hatunu·• çağırarak, veri lmedik malının olup olmadığını sormuş, Şi rzat Hatunun "her nesi var ise verildi. Yalmz, Revan 'a giderken sizin verdiğiniz bir kürkleri kahil. Ferman huyrulıırsa onu da wrc!lim" demesi üzerine

ısrar etmemiştir. Dergahın postnişinliğine, Ebubekir Çelebinin kardeşinin oğlu olup A fyon Karahisar Mevlevi hane Şeyhi bulunan Arif Çelebi Konya Mevlevihane Postnişinliğine tayin edilmiştir. İstanbul 'a gelen Ebubekir Çelebi bir müddet Bayram Paşanın sarayında misafir kalmış ise de çok yaşamayıp vefat etmiş ve Yenikapı Mevlevihancsi 'nin semahanesinde ki Doğan Dedc' nin merkaddine defnedilmiştir. 247

iV. Murat, Konya'da bir gün tebdil edip ordugahın kenarından geçerken Hüsrev Subaşı isminde birinin görmüş dönüp Hüsrev Subaşına bir kere daha bakmıştır. Bu adamın, o sene evvel katledilen sadrazam Topal Recep Paşanın mataracısı, meşhur zorba başı lardan Hüsrev Subaşı olduğunu hatırlamış ve tanı mıştır. Çadırına dönünce yeniçeri ağasına eski zorba başıyı katletmesini emretmiştir. Yeniçeri ağası da bu işi kethüdası Bektaş ağaya havale etmiş, Bektaş ağa çadırında bir tuzak hazırlayarak akşamdan sonra H üsrev Subaşını çadırına çağırmıştır. Zaten kuşkuda olan H üsrev Subaşı bu vakitsiz davetten şüphelenerek hançerini yelek koltuğunun altına saklayarak çadıra gitmiştir. Çadıra girdiği

247

Aynı eserler.


Dr. Tahsin Ünal

1 06

zaman kendisini tutup boğmak isteyenlerden birini yaralayıp kaçıp kurtulmuştur. 248 Çakıt Han'a gelindikte, Küçük Ahmet Paşanın adamlarından olup Trablusşam Beylerbeyi olan B ulgar Ahmet Paşa, muntazam bir askeri birlik ile gelerek alay gösterdi. Ahmet Paşa, bu muntazam askeri sebebiyle padişahtan iltifat ümit ederken, daha önce kendisinden şikayetçiler gelmiş olduğundan "reayaya taaddi" töhmeti ile katledildi. 249 Antakya'da Merav ismiyle şöhret bulmuş olan bir zorba başı katledildiği gibi, Telbeşar'da Hazu Beyi, Cerablus'ta Ohri Beyi "sefere geç gelmiş oldukları için kaıledildiler"250 Konya Ereğli' sinde 2, Üçpınar' da 1 4, Urfa'da 1 5 kişi "şurb-u dühhan" sebebiyle katledildiler.251 Nizip'e gelindikte Hekim Başı Emir Çelebi Afyon içirilerek vefat etti. Hekimbaşı Emir Çelebi ''fende mahir irade-i kelama kadir, mütekellim ve hoş sohbet bir zat" idi. Padişaha tekarrüb edip müdahib olmuştu. Fakat afyon kullanmak adetleri vardı . Padişah birkaç defa kendisinden şüphe ederek, "efendi sen afyon kullanır mısın?" diye sorduğu zaman padişahtan sıkıldığı için yalan söylemiş ve "hayır sultanım" diye inkar etmiştir.

"hassa

Bir gün Silahtar Paşa, Emir Çelebi 'den, bir adamı için tabibliği rica"sında bulunur. Hemkimbaşı da

248 Naima: I l l/340-34 1 . 249 Vacihi: i l . Tarihçe i : V.69a. Fezleke: ll/ I 96.

250 251

D. Ahbar: V29b. Vacihi: Aynı eserler.

il.


iV. Murat ve Bağdat Seferi

1 07

"şimdilik yoktur. Bir gedik mahluf' olursa verelim demiş, Silahtar Paşa da bunu isteğinin reddedi ldiği şeklinde kabul ederek hekimbaşına kızmıştır. Padişah zaman zaman Emir Çelebi'yi çağırır ve onunla satranç oynardı. Yine bir gün Emir Çelebi 'yi çağırıp satranç oynamak istedikte, Silahtar Paşa, "behey sultanım ol tiryaki afyon yemeden gelmez. Ağzından afyon rayihasını izaleye meşguldür" dedikte, Padişah, "hayır o afyon yemez" deyince, Silahtar Paşa ''yer" dedi. Meğer Silahtar Paşa kendi adamlarından birini öğretip, Emir Çelebi 'nin bir adamı ile arkadaş edip bu vasıta ile Padişahın huzuruna geldiği zaman Emir Çelebi 'nin afyonu neresine koyduğunu öğreruniş imiş. Bildiklerini padişaha söyledi. Emir Çelebi gelip . Padişah ile bir müddet satranç oynadıktan sonra bir aralık dışarı çıkınca Silahtar Paşa, "afyon almaya gitti" dedi. Emir Çelebi dönüp gelince Padişah, "efendi koynunda ve cebinde ne varsa çıkar görelim" dedi . Afyon hokkası çıkınca Padişah, "efendi bu nedir? Sen afyon yemem demedin mi?" deyince Hekimbaşı dembeste oldu. "Sultanım bu zararı giderilmiş afyon hülasasıdır" deyince, Padişah da "öyle ise cümlesin yiyiniz" dedi. Hokkada ne kadar afyon varsa yedirdi. Hekim başı gitmek istedikte "hayır sen hekimbaşısın ilaç yaparsın" diyerek bırakmadı. Hatta, "otur satranç oynayahm" diyerek oturtup satranç oynattı. Sonra gitmesine izin verdikte gidemedi ve koluna girip çadırına getirdiler. Şakirtleri, "ilaç yapalım" dediklerinde Emir Çelebi, "Silahtar Paşa gibi kahpe hayatta iken bana sağlık gerekmez" deyip buzlu su içerek vefat etti . 252 252

Matlıum: V.4 1 2b-4 1 2a. Bundan naklen Naima: 1 1 1/345-347.


1 08

Dr. Tahsi11 Ü11al

Birecik'ten beri dizanteriden hasta olan sadrazam Bayram Paşa Culab'ta 1 6 R. Ahır 1 048 (27 Ağustos 1 638)'de Pazar gönü vefat etti.253 Bayram Paşa, padişahın mizacına göre hareket edebi lmiş sadrazamlardandır. Mülayim idi. Onun mülayimeti Padişahın şiddetini, bazı ahvalde tahfif etmiştir. İşlerini bir plan dahilinde yürütmeye çalışmıştır. Bayram Paşa vefat edince, Padişah bizzat çadırına gelerek, mühr-ü hümayunu almış ve bu arada çadırda üstleri mühürlü bir çok sandıklar gördüğünde ne olduğunu sormuştur. "Durulacak menzillerin isimlerini, buralarda neler yapılacağmı, kimlere ne gibi hediyeler verileceğini gösterir cetveller ve hediyeler vardır'' diye cevap verilince, üzeri "Culab 'ta açılacaktır" diye yazıl ı olan sandık açıldıkta içinde Padişah için hazırlanmış kıymetli hediyeler, nadide elbiseler, hançer, miğfer, kürk çıkmıştır. Bu hali gören Padişah "böyle bir vezir-i alişandan. ayrıldım" diyerek ağlamış ve ruhuna fatiha okuınuştur. 254 Cenazesinin İstanbul'a nakledilmesini emretmiş, cenaze namazı kılındıktan sonra, Baş Tezkereci Mehmet Ağa ile İstanbul'a türbesine defnedilmiştir. Sadrazamlığı 2 Şubat 1 63 7 tarihinden 26 Ağustos 1 63 8 tarihine kadar l sene, 6 ay ve 23 gün devam etmişütir.255

253 Matlıum: V4 1 3a. "sadrazam 6 R. Ahır 1 048'de'', Vacihi: l l 'de 6 R. Ahır 1 048'de vefat etti" diyorlarsa da bir zuhul olmalıdır. 254 Aynı eserler. 255 Topçular: V. 293a. Tarihçei: V.7 1 ab.


I 09

iV. Murat ve Bağdat Seferi

Cerrahi menzilinde ise Ruznamçeci i brahim Ağa vefat etmiştir. 2'.16 M usul 'a defnedi imiştir. Maraş Beylerbeyi Bıyıklı Mehmet Paşa da Dilaşben'de eceli ile vefat etmiş ve Musul'a nakledilerek defnedilmiştir. Karacadağ menzilinde "şurp-u dühhan" töhmeti ile beş kişi i le bir yalancı katledilmiştir. Musul 'da, Rumeli'de devşirmeye memur edilen derviş ağa ile Mustafa ağa "reaya emvalini garet'' töhmeti ile katledildi ler.257 Yarımca'da iki ihtiyar "Zeamet için niyaz ettiklerinden" ikisi de katledildiler. 258 Bağdat'ın fethinden sonra yeni ve mühim bazı tayinler de olmuştur. Yeniçeri Ağası Küçük Hasan Ağa, Bağdat valisi tayin edildiği gibi, hassa rikapdan Mustafa Ağa da onun yerine Yeniçeri ağası tayin edilmiştir. Rumeli tezkerecisi Musa Efendi Bağdat kadısı olmuş; Silahtar Mustafa Paşa da Kaptanı Derya tayin edilmiştir. Fetih müjdesi i le İstanbul'a gönderilen Halil Ağa nezaret rütbesi ile Özü Büyük Mirahur tayin edilmişti. Yeniçeri kethüdası Bektaş Ağa Bağdat muhafızı olmuş, Rumeli Beylerbeyi, Aslan Paşa-zade Ali Paşa Kubbe altı veziri tayin edilmiştir. Vardar Ali Paşa Rumeli Beylerbeyi tayin edi lmiş, Gürcü 256 Naima: llI/352-353'de İbrahim ağa için

"Mülemed-ül devle ve rükn-el

sultan" tabir ve sıfatlannı kullandığı gibi "zorbalar vaktinde, alemin herc-ü merc olduğu zamanda Silahdar P�anın musahibi olup gizlice huzura varıp zorbaların def-i, din-ü devletin halası için ve ihtilalin rej:i nasıl mümkün olduğun padişaha talim ederdi. müşteşar ve sözü makbul bir müdebbir oldu" diyor.

257 Naima: I I l/359. 258 Fezleke: 1 1/ 1 99.

Ondan her umurda


1 10

Dr. Tull.�i11 Ünal

Mehmet Paşa da Anadolu Beylerbeyi tayin edilmiştir. Ağa­ zade bir fetihname ile Nemçe Kralına gönderildiği gibi Kastamonu'dan mazul Mehmet Paşa Şehrizor Beylerbeyi tayin edilmiştir. Silahtar-ı Hassa Melek Ahmet Ağa nezaret rütbesi ile Diyarbekir Beylerbeyi tayin edilmiş, sabık sadrazam Siyavuş Paşa Silahtar olmuştur. Küçük Mirahurluğa Tekeli M ustafa Ağa getirilmiş, Bolu Beylerbeyl iğine Yusuf Paşa tayin edilmiştir. Diyarbekir Beylerbeyi Derviş Mehmet Paşa, Trablusşam Beylerbeyliğine nakledilmiş, Trablusşam Beylerbeyi Şahin Paşa Bosna Beylerbeyliğine tayin edilmiştir. Reisülküttab İsmail Efendi şehit olduğundan, Ebubekir Efendi Reisülküttab tayin edilmiştir.259

V. YÜRÜYÜŞTE ALINAN ASKERI TEDBİRLER A. CASUSLUK iV. Murat, gerek memleket dahilinde ki olayların ele başlarını, zorba başılarını ve yüksek mevki işgal eden şahısların, gerekse memleket haricindeki, bilhassa hasm-ı canı kabul ettiği İran'ın durumunu öğrenmek, tedbirlerini ona göre almak için İmparatorluk dahilinde geniş bir casusluk teşkilatı kurmuştu.260 İmparatorluk dahilinde ve haricine gönderdiği ve kendisinin gözü ve kulağı demek olan casuslar ile nerede ne olursa ve kim ne yaparsa haber alıyor, şahısları tanıyor, daha önceden düşmanın maksatlarını öğreniyordu.

2'9 Bşv. Arşi. Mal. Def. : 1 435 8/28. Fezleke: 1 1/205 . Vac ihi: 24. Tarihçei: V.82ab. R. Abrar: 603. Maflıum: V.4 1 5a. D. Abrar: V.34b.

260 Hammer: I X/288-289.


iV. Murat ve Bağdat Seferi

111

Revan ve Bağdat seferleri esnasında gider veya gelir iken gireceği şehirlerde bulunan zorba başı larının, vazifede suiisti mal edenlerin, halka zulüm edenlerin bir listesi ile giriyor ve bunları suçlarının derecelerine göre azl veya katlediyordu. 26 1 Düşmanın mukabil casus teşkilatına karşı daima uyanık bulunmuş, sefere çıkmadan önce sınırları sıkı bir askeri kontrol altına almıştır. İran elçisini serbest bırakmamasının sebebini, elçinin gördüğü hazırlıkları, gidip haber vermemesi maksadında aramak lazımdır. Düşman arazisine soktuğu casuslar ile, düşmanın genel durumunu daima yakından takip etmiş, bu hususta yalnız sadrazama değil, fakat aynı zamanda hudut valilerine de emirler vererek düşmandan al ınan haberlerin süratle kendisine ulaştırılmasını istemiştir.262 Revan seferi esnasında olduğu gibi,263 Bağdat seferi esnasında da düşman casuslarının memleket dahiline sızmasına mani olmağa çal ışmış, sızanları amansız bir şekilde takip etmiştir. Yakalananları veya esir alınanları huzurunda söyleterek "bilgi aldıktan" sonra i mha etmiştir.264 Yakalandıkları takdirde mutlaka katledileceklerini bilen İran 26 1 Aynı eser. 262 Mühimme: 87/303. 263

Mathum: V.405b, 406a. Fezleke: 1 1/ 1 65, 1 66. A. Ara: s. 1 1 7. z. A. Ara: 1 68- 1 69. 264 Yakalanan esir huzurda söyletildikte, "Şah Bağdat 'ı tahkim etti. Kendisi de askeri Bisyar ile Bağdat ·a karib hir yerde imdada amade

(Vacihi: 1 3) esir bu ifadeyi vennekle beraber başını kunaramamış katledilmiştir. durur dedt'


1 12

Dr. Taluitı Ünal

casusları ya yakalanmamaya çalışıyorlar veya yakalanacaklarını anlayınca, Adana'da olduğu gibi intihar ediyorlardı . 265 Al ınan tedbirler sayesinden düşman, Osmanlı ordusunun hazırlıkları ve seferi hedefi hakkında kesin bir bilgi alamamıştır. Bağdat'ı müdafaa eden hanlar, ne Bağdat'ın mutlaka muhasara edileceğini haber alabilmişler ve ne de Osmanlı ordusunun Bağdat üzerine gelmekte olduğu haberi alındıktan, sonra ordunun başında bizzat padişahın bulunduğu vazıh bir şekilde haber alabilmişlerdir.266 Bu itibarla, Padişah İran'ın Revan seferinde Osmanlı ordusunun Revan'a geldiğini Padişah Erzurum 'da iken haber alabildiği gibi, Bağdat seferinde de Padişah Diyarbeki r'de i ken, Osmanlı ordusunun Bağdat üzerine geldiğini haber alabilmişlerdi r.

B. YÜ RÜYÜŞ IV. Murat'ın Revan seferi esnasında Sarıoğlan, Sınır ovası, Hasan Kale ovalarında birkaç defa manevra yaptığını biliyorsak da267 Bağdat' a doğru giderken de bunun gibi müsait menzillerde manevralar yapıldığı m uhakkak olmakla beraber bir kayda tesadüf edilmemiştir. Bağdat seferi esnasında manevralardan ziyade nazari dikkati celbeden durum, Osmanlı ordusu, Anadolu'yu bir baştan öbür başa kat edip gider ve muhtelif menzil lerde m iktarı biraz daha artarken, ordudan bir er ne etrafına bir zarar veriyor ve ne de 265 Fı!zleke: 1 1/ 1 96. 266 Pezçevi: 1 1/449.

R . Abrar: 600. 267 Tarihı,:ei : V.46b. Nasihatü' l-Mülük: 1 45 - 1 65.


1 13

i V. Mıu11t ı•e Huğt/111 Seferi

yürüyüş kol undan dışarı çı kabi liyordu. Ordu, sakin saki n yatağında akıp gi den muazzam b i r nehre benziyordu.26R N e yeniçeriler

yoru l m aktan,

ne

de

S ipahi ler

açl ı ktan

bahsedebil iyorlard ı . Zira padişah. bazen bir yeniçeri elbisesi giyerek

S i pahi lerin

zamandan

beri

arasında

gidiyordu.

seleflerinde

iV.

görül meyen

Murat, uzun bir

harekette

bulunuyor. ekseriya askerler gihi basit yemekler yiyor, gece uyumuyordu. Uyumak i stediği zaman atı nın eğerin i yastık, ç u l unu

yorgan

arasında

yaparak

görünen

meşakkatlere

uyuyordu .

padişah,

tahammülde

sabırda, ve

Her zaman askerlerin seferin

icapları

mukavemette,

olan

cesarette

askerlerine misal ol uyordu . Pad i şahı, yanıbaşında kendi arasında gören askerler seslerini

çı karam ıyorlar,

taşk ı n l ı k

yapamıyorlar,

ol ursa

hunlara derhal mani olunuyordu. İçkiye müptela ol masına rağmen Padi şah, hiçbir gün askerlerin karşısına sarhoş olarak çıkmamış ve itibarını zedeleyip sarsmamıştır.269 Buna rağmen küçük

bir

hata

işleyeni

de

cezaland ırmaktan çek inmemiştir.

affetmem iş K uvvet l i

ve

şiddetle

bir d i s i p l i n ve

inzibat i l e yürüyen orduyu hümayun. düşmanın vazıh bir taarruz hedefi Diyarbck i r

göstermeden menzil

üzerinden

M usul ' a

be menzi l

gel m iştir.

yürüyerek

Burada

kanunu

kad i m üzere kapı kul una biner akçe u l u feleri vermiştir.270 268

Salberry: 1 1/237-239. Atıbe: 1 1 1/2-3 . Salbcrry: 1 1/238-239. Chalcandyle: 11/ 1 46. 270 Tekm il kapu kuluna ne kadar akçe verildiğini tıilnı iyorsak da "Bağdat seferine giden Solakların yalnız 6 'ncı höliik hu/kından 1542 kiş(ve 9../0../00 akçe yaııi 9 yük 60.400 akçe" veri lm iştir. Bşv. Arşi . : 32 1 6 No.lu Mcvkufat Def. lb'>


1 14

Dr. Tahsin Ünal

Musul 'da hareket hattını tayin etmek ve bazı mühimmat umurunu müşavere etmek için,271 Padişahın riyasetinde bir divan akdedilmiştir. Divanda Revan seferinde fazla asker ile ağırlıkların Erzurum'da bırakılmasına karar verildiği gibi Bağdat seferinde de ihtiyar, hasta ve fazla askerler ile cılız ve takatsiz hayvanların, has arabaların, fazla malzemenin, bazı çadırlar ve ağırlıkların Musul 'da bırakılmasına ve bir kısım askerin de Musul muhafazasında kalmasına karar verilmiştir. 272 Sıra balyemez topların nakli hususuna gelince, sadrazam ve sadrazam ile aynı fikirde olan bazı vezirler, "top çeken camuslar ziyade kırıldı. Kalanları da zebundur. Topları karadan götürmekte kemal mertebe zorluk çekilir. Şat ile irsal olunmak münasiptir,"213 dediler. Bu tedbire Padişah da razı olmuş iken, Kaptanı Derya Mustafa Paşa "bastı kelam idüb, " "caiz ki, bazı mahzurlar zuhur idüb toplar yolda eğlenir. Orduyu hümayun önden vardıkta muhasara için topa ihtiyaç olur. Top olmayınca, intizar ile muhasaranın tehirine bahis olur. Her ne hal ise topların, bir kısmını, ordu ile hile götürmek ehemdir. Camuslar kalmadı ise bindiğimiz atları koşalım. Tek hizmet-i padişahi görülsün"214 dedi. Padişah, bu fikri daha makul görüp275 önce 271 Tarihçei: V.72a. 272 Topçular:V.294b. 273 Vacihi: 14. Tarihçei: V. 72a. Fezleke: l l/ 1 99. 274 Aynı eserler. 275 iV. Murad satvet ve heybet sahibi olduğu halde çoğu zaman

"efendi

doğru söylersin, diyerek bigaraz ve hak söze hak verirlerdi." Naima:

1 11/425.


1 15

i V. Murat ve Bağdat Seferi

kendisi ve sonra şeyhülislam efendi, "Paşa "ltar;ndaşun daha makul söyler, rey-i sevap budur"270 diyerek, topların bir kısmının orduyu hümayunla beraber götürülmesine · karar verildi. 20 adet kale küp top ayrıldı . Sair topların nehirde n gemilerle nakledilmesi emr�dildi. Yine kaptan paşanın reyi ile "20 top ile 20 topa yetecek kadar dane, tımar ve züema erbabına tenzih edildi. Onlar da top ve daneleri zahire hayvanları ile nakil ettiler. Top ve dane taşıyanlara, Bağdat'ta, miriden zahire verilmesi esası kabul edildi. "

Bu tedbirin isabeti, Bağdat'a mühimmattan önce varıp, bu toplar ile hemen muhasaraya başlanıp, nehirden gelecek olan topların, muhasaraya başlandıktan sonra, kiminin on, kiminin on üç, kiminin 20 gün sonra gelmesi ile daha iyi anlaşı ldı. Önce bu tedbire muhalif olanlar sonra bu tedbirin isabetini kabul ve kendi kusurlarını itiraf ettiler.277 Divanda alınan kararlar, alakalılara bildirilerek hazırl ık yapmaları emredildi. Adana Beylerbeyi Noğay Paşa nehirden nakledilecek mühimmatın ve topların nakline ve nezaretine memur edildi . Musul'dan hareket edilmeden önce, Diyarbekir Beylerbeyi Derviş Mehmet Paşa, Maraş Beylerbeyliğine tayin edilen Gürcü Mehmet Paşa, Rakka Beyi ve bazı sancak beyleri, "tevabii askerleri ile beraber dimdar" Karaman Beylerbeyi Mehmet Paşa ile Sivas Beylerbeyi Kör Hazinedar İbrahim Paşa, "tevabii askerleri ile sağ kol karavalt" Rumeli, Halep, Trablusşam Beylerbeyi "kendi tevabii askerleri ile sol

276 Fezleke: l l/ I 99. 277 Vacihi: 1 7. Tarihçei: V.72. Fezleke: 1 1/ 1 99.


1 16

Dr. Tulısi11 ü,,uı

kol karavah," Musul Beylerbeyi ile bir kısım beyler "Çarhacı" Uhdesinde Şam Beylerbeyliği de bulunan Silahtar Paşa ile kethüdası, Çiftelerli Osman Ağa da "Alemdar" tayin olundular.278 Hazırlıklar ikmal edildikten sonra Musul'dan bir "'yürüyüş emniyeti ile" hareket edi lerek, 1 9 C. Ahır l 048 (28 Ekim 1 638)'de Kerkük'e gelindi. Kerkük, düşman elinde bulunan Şehrizor'a yakın ve hudut olduğundan ve Kerkük sınırlarından sonra düşman arazisine girileceğinden. Revan seferinde olduğu gibi öncü, yancı ve artçı birlikler ile daha sıkı emniyet tedbirleri alındıktan başka, "A lemlerin yine ileride yürümesine" fakat, "ağırlıkların geride bırakılmasına, gece kalınacak olan menzillerde alaylar, merkezde. padişah olduğu halde. dairemedar ve saf ender sağ ve kat ender kat olup durmadan, çadırların kurulmasına, sabah olup hareket olunacağı zaman alaylar kalkıp saf olup durmadan, çadırların kaldırılmasına"karar ve emir veri lmiştir.279 Çubuk Köprüye gelindikte, burada bir gün kalındı. Çubuk Köprüden muhasarada kullanmak ve çit örmek için nihayetsiz ağaç kesildi ve yükü hafif olan deve katırlara yüklenerek Bağdat'a doğru hareket edi ldi. Fakat hareket etmeden önce "Bağdat ve hava/isi ile beraber cümle civarın akıncılarla tahribine karar verildiği gibi çitleri tutmaları ve 278 Vacih i : 1 4'te Diyarbekir, Şam ve Sivay Beylerbeyleriııi de bu kolda gösteriyor. Topçular: V.294b. D. Ahbar: V. 30b. Tarihçei : V .73a. Musuldan itibaren alınan bu askeri tetbirler, bazı kumandanlar yer ve vazife değiştinnekle beraber, Bağdat'a kadar böylece devam edecek ve hana düşman arazisine girildikten sonra, daha da artırı lacaktır. 279 Topçular: V. 295a.


1 17

i V. Murat ve Bagdat Seferi

Bağdat 'ı uzaklardan muhasara ederek tecrit etmeleri"

emredi ldi. 280

Bağdat'a bir menzil mesafede bulunan Başdolab'a (İmam Musa Kazım'a) gelindiği gün, başta sadrazam Tayyar Mehmet Paşa olduğu halde silahtar ve kaptan paşalar, Bağdat civarına gidip

"çadır yerleri ile beraber metris mahallerini görüp tespit edip" gelmişlerdir. 28 1 Sabah olunca bizzat Padişah da Bağdat civarına gidip "araziyi görmüş, konak ve metris yerlerini tespit edere/Ç' geri gelmiştir. 282 C. AKINCILAR Padişahın kumandasındaki büyük kısım Diyarbekir' de iken gelen askeri durum şöyle idi: Kınm' dan deniz yolu ile gelen

30.000 kişilik bir

kuvvet Samsun ve Sinop iskelelerine çıkmış, buralardan Erzurum'a

gelerek,

kumandasına

Erzurum

girmişti.

Kenan

Beylerbeyi Paşanın

Kenan

Paşanın

kumandasındaki

kuvvetlerin miktarı, kendi eyaleti ve sair askerlerle beraber, ceman

40-45.000

kişiye

yükselmişti.

Erzurum ' un

i leri

sürülmüş kara kolu demek olan Kars ve Ahıska mıntıka�ında da

Kars

Beylerbeyi

ve

Ahıska

Beyi

Sefer

Paşanın

kuvvetlerinden başka Oltu, Tortum, Hınıs, Karahisar-i şarki askerleri de Kars'ta toplanmışlardı . Huduttaki Palangalara (küçük kale lere de) da ayrıca asker konulmuştu. 283

280 Tarihçei:V. 73b. Topçular: V.295a. 28 1 D. Ahbar: V. 30b. 282 D. Ahbar: V. 3 1 b. 283 Topçular: V. 283a.


1 18

Dr. Tah.'iİll Ünal

Padişah büyük kısımla Diyarbekir'de idi. Diyarbekir' in ileri sürülmüş karakolları demek olan Van ve Musul 'da da kuvvetler vardı. Van'da, Van Beylerbeyi Dilaver Paşanın kumandasında Adilcevaz, Ahlat, Bitlis, Hoşap, Bayezid hanlarının birlikleri bulunuyordu.284 Daha Tayyar Paşanın Musul muhafızı tayin edildiği günden beri, Musul 'da da aynı şekilde birlikler toplanmış bulunuyordu. Bunların hudutlarındaki küçük kalelere de kuvvetler konulmuştu. Şu hale göre Bağdat seferine iştirak edecek olan Osmanlı ordusu, Merkezi sıkleti Diyarbekir'de Padişahın kumandasında. tali merkez şimalde Erzurum'da Kenan Paşanı n kumandasında olmak üzere, imparatorluğun doğu sınırında toplanmış, şimalden cenuba kadar, tabir caiz ise bir yelpaze gibi açılmıştı . Düşman, gelen durumu bu vaziyette olan Osmanlı ordusunun hangi taraftan kendisini vuracağını kesin olarak anlayamamış, o da kuvvetlerini aynı şekilde geniş sınıra yaymak mecburiyetinde kalmıştır.285 iV. Murat, daha Diyarbekir'de iken hudutlardaki birliklere Düşman arazisine devamlı akınlar yapmalarını emretmişti. Bu emir üzerine Kars havalisindeki birlikler, Revan ve mülhakatına, Van'daki birlikler Tebriz ve mülakatına, Musul'daki birlikler de Bağdat ve mülhakatına akınlara başlamışlardı. Akıncılar düşman arazisine giriyorlar, düşmanın tahşidat mıntıkalarına, iaşe ve esliha depolarına, mekkare 284

Aynı eser. Bağdat seferindeki bu askeri görünüş Revan seferinde de aynı idi. Yalnız o zaman merkezi siklet Erzurum'da. tali merkez Diyarbekir'de idi.

285


iV. Murat ı•e Bağdat Seferi

l l9

kollarına saldırıyorlar, her tarafı tahrip ve talan ederek geri dönüyorlardı . Düşmanı, hangi taraftan vuracağımız hususunda şaşırtıyorlardı. Ona zarar veriyorlar. Küll iyetli miktarda ganaim, esir ve baş alarak dönüyorlardı. Arabistan' ın bazı yerlerinden ve Musul 'dan akına memur edilen Arap beyleri ile bazı beylerbeyleri Bağdat ve havalisini tahrip ve talan ettikleri gibi Bağdat'a "Mühimmat getiren deve kervanlarını ve mekkare kollarını birkaç defa vurmuşlar ve bir defasında da Bağdat 'a yuva/ak ve barut getiren otuz katar deve kervanını başmış/ar, başlarındaki/erden otuz kişi ile beraber bütün kervanı ele geçirmişlerdir. "286 Van'dan akına memur edilen Dilaver Paşa ile Erzurum' dan mazul Gürcü Mehmet Paşa, Tebriz ve havalisine bir çok akınlar yapmışlar etrafı tahrip ve talan etmişlerdir. Gürcü Mehmet Paşa bir defasında emrine verilen Ekrat beylerin ile Cors kalesine akın etmiş, burada kendisini karşılayan kale kumandanı ile sert ve çetin bir muharebeye tutuşmuştur. M uharebeyi kazanan Gürcü Paşa, belli başlı Kızıl başlardan beş tane esir ve 1 00 tane baş alarak geri dönmüş ve padişah daha Diyarbekir'de iken bunları padişaha göndermiştir.287 Hatta Padişah, Diyarbekir'de iken kumandası altında bulunan Diyarbekir, Tarablusşam, Halep Beylerbeylerini ve Arap Emiri Ebureyş Oğlunu Diyarbekir'den, şehri Zor ve Bağdat haval isine akına memur

286 D. Ahbar: V. 30b. 287 O. Ahbar: V. 30b. Tarihçei : V.70b.


Dr. Tahsi11 Ünal

1 20

etmiştir. Bunlar Diyarbekir" de• ı ganaim ile geri dörunüşlerdir.2' '

a1

tepip gitmişler külliyetli

Kars ve Ahıska ha' .ıli si ııde de bunlar gibi akınlar yapılmıştır. Fakat bu ak ınlar ın v n mühimi düşmanı aldatmak, nazarlarını güneyden kuleyl· çevirmek için, askeri bir maksat-la yapılanı, Kenan l 'aşanın yaptığı akındır. Kenan Paşa, kendi tevabii ve hir \... ısım Kırım süvarileri ile Kars'a gelmiş, buradan da eınrinL· aldığı 20.000 güzide süvari ile Revan üzerine gelmekte o lduğunu haber alan Revan hakimi Kelp Ali Han, l 0.000 :.ısker ile kaleden çıkmış, kalenin hemen kenarında akan Zengi Suyu sahilinde muharebe nizamı almıştır. Hatta askerlerinin bir kısmı ile de pusu kurmuştur. Lakin Kenan Paşa, bunu haber almış o da, buna göre muharebe nizamı almıştı. Zengi suyu sahilinde başlayan muharebenin daha ilk dakikalarında, bir taraftan Kenan Paşa bir taraftan Ahıska hakimi Sefer Paşa, bir taraftan da Kırım süvarileri taarruz edip Kelp Ali Hanın askerlerini ortaya almışlardır. Kısa, fakat sert bir muharebe sonunda Kelp Ali Hanın askerlerinden 4.000 kati edilmiş, bir bu kadarı yaralarımıştır. Kelp Ali Han yaralı olaqık güç bela kaleye kaçıp sığınmıştır. Kelp Ali Han'ın mühimmatı, neyleri, kös ve bayrakları zapt edilmiştir. Kenan Paşa hemen bir zafemame yazıp, 400 kel le ve 30 esir ile Padişaha göndermiştir. Zengi suyu zaferinden sonra, maksat kaleyi muhasara etmek değil, etrafı tahrip ve talan olduğundan, akıncı Kırım süvarilerine yol verilmiş, bunlar Şirvan'a kadar olan yerleri, 288

Vacibi: 1 4- 1 5. Fezleke: 11/1 98-200. Hammer: IX/249.


I V. M11raı ı•e Bağdat Seferi

121

bizzat Kenan Paşa da Nahcıvan'a kadar olan yerleri tahrip ve talan ederek geri dönmüşlerdir.289 İşte bu akınlar ile düşman memleketi pamuk atar gibi atılırken ve düşman şaşırmış bir vaziyette iken i V . Murat, emrindeki kalabalık kuvvetlerle Diyarbekir'den kalkmış,290 Musul'dan geçerek gelip Bağdat'ı muhasara etmiştir.

289 Topçular: V.294b. Fezleke: 1 1/ 1 99. R. Abrar: 599. 290 Vac ih i : 1 3 . Fezleke: 1 1/ 1 98.


1 23

iV. Murat ve Bağdat Seferi

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

BAGDAT MUHASARASI VE MUHAREBELERİ

1. BAGDAT KALESİ VE MÜDAFAASI A. BAGDAT KALESİ XVII nci asırda Bağdat ve Bağdat kalesi Dicle nehrinin doğusunda bulunmakta idi. Dicle nehrin kalenin batısındaki duvarları yalayıp geçtiğinden bu taraf da hendek yoktu. Bu taraf tabii bir müdafaa hattı ile müdafaa edi liyordu. Bağdat'ı çeviren kal ın ve metin duvarlar, geniş ve derin hendekler daha ziyade kalenin doğusunda bulunuyor, şehri bir yay gibi çeviriyordu. Bağdat kalesi dış hendek ve dış kale, iç hendek ve iç kale olmak üzere, beli başlı iki geniş ve derin hendekler, iki tane de yüksek, kalın ve metin duvar ile müdafaa ediliyordu.29 1 Derin ve geniş olan dış hendek bir muharebe esnasında "18 ayak genişliğinde, 6 ayak derinliğinde su ile dolduruluyordu."292 Dış kalenin duvarları bazı yerlerde 1 O, 29 1 Salaberry: Il/39-240'da, "Bağdat,

üç geniş hendek, bir kaç yere taraça

şeklinde yapılmış kalan duvarlar ve burç şeklindeki iri kulelerle müdafaa ediliyordu" diyor.

292 Salaberry: 11/243. Topçular: V.295a. Gerek Topçular ve gerekse Du Loir: s. 228'de, "derinliği üç adam boyu olup, bir kulacı su ile dolu idı" diyorlar.


1 24

Dr. Tahsi11 Ünal

bazı yerlerde 1 5 zira genişliğinde ve 60 zira yüksekliğinde idi. Kale duvarları taş, fakat ekseri yerleri tuğla ve kerpiçten yapı lmış olmakla beraber geniş ve metin idi.293 Dış kalenin "Şad: Cisr kapıdan İmam-ı Azam kapısına kadar uzunluğu 1 .700 zira idi. Burada 30 burç vardı. İmam-ı Azam kapısından Ak kapı 'ya kadar 2.800 zira olduğu gibi burada 34 burç vardı. Acem burcundan Karanlık kapıya kadar olan uzunluk 2.850 zira olup burada da 36 burç vardı. Karanlık kapıdan Cirs kapısına kadar 2.700 zira olup, burada dahi 37 burç vardır. 294 Bağdat' ı çeviren kalenin uzunluğu böylece 1 2.200 zira olup, 1 63 burç vardır. Fakat I V . Murat kaleyi muhasara edeceği 1 63 burca, 48 burç daha ilave edilerek burçların miktarı 2 1 1 'e çıkarılmıştır.29� Burçların en mühimleri İmam-ı Azam kapısı civarındaki "Sultan Süleyman, Hasan Paşa, Sabuncular ve Çavuş Burçları, Akkapı civarında Küçük Hasan Paşa, Acem Burcu, Akkapı Burçları, Karanlık kapı civarındaki Karanltk kapı, Halazade, Melek Ahmet Paşa, Musa Paşa burçları" meşhur burçlar idi. Bütün bu ve sair burçların cümlesi İranl ılar tarafından top konulmak suretiyle tahkim edilmişti. Bağdat kalesinin Dicle'den 700 zira uzakta ve şimal-i garbisinde İ mamı Azam kapısı, doğuda Akkapı, yine doğuda 293 Seyahatname: IV/408-409. Cihannüma: s. 458. Seyahatname, "Ekserisi tuğla ve kepiçten olmağla gülle ile kolay yıkılmazdı. Gülle deler geçerdt'

diyor. 294 Cihannüma: 459. Seyahatname: I V/4 1 6. Evliya Çelebi, "Hendekle duvar arasında yürüyerek ölçtüm 28.800 adım. hendeğin dışında ise 30. 000 adım adımladım" diyor.

295 Hammer: IX/250. "Zira", bir "arşın'' olup, 68 cm.dir.


iV. Murat ve Batdaı Seferi

1 25

Tılsım kapı, Güneyde Karanlık kapı, Batıda Cisr kapı olmak üzere beş kapısı vardı.296 Osmanlı kuvvetleri, kapıları birer kol halinde ve kapıların tam karşılarında yer almak suretiyle muhasara etmişlerdir. İç hendek de dış hendek kadar geniş idi. Hatta müdafaa esnasında daha da genişletilip su ile doldurulduktan başka arkasına bir çok metris de kazılmıştı. İç kale, Dicle nehri ile Azamiye kapısı arasında olup oldukça yüksek idi. Duvarları keza taş, tuğla ile yapılmıştır. Askerin iaşe esliha ve cephanesi, koğuşları, valinin sarayı iç kalede idi. İç kelinin en meşhur kulesi Narin Kule idi. Son defa müdafiler bu kuleye çekilmişler ve kendilerini burada müdafaa etmişlerdir. Fetihten sonra iç kalede bulunan burç depolarının birisi infilak ettirilmişti.

B. TAHKİ MAT İranlılar, iV. Murat'ın hazırlıklarını ve Bağdat üzerine yürüdüğünü uzun zaman haber alamamışlar, bir Osmanlı ordusunun Bağdat üzerine geldiğini haber aldıktan sonra da, ordunun başında vezirlerden birinin mi? Yoksa bizzat padişahın mı? Bulunduğunu açık bir şekilde öğrenememişlerdir. 297 Bununla beraber Şah Safi'nin, Revan'ı istirdat ettikten sonra Irak ve Bağdat' ı takviye etmeği düşündüğü ve bu maksatla Revan' ın zaptında kullanılan topların ekserisini Irak'a Bağdat'a sevk ettiği298 bir hakikattir. Badehu Bağdat 296 Cihannllma: 458. 297 R. Abrar: 600. 298 A. Ara: 1 82 .


1 26

Dr. Tahsin Ünal

üzerine bir Osmanl ı ordusunun gelmekte olduğu kati olarak gerek Şah, gerek Bağdat valisi Bektaş Han tarafından haber alınınca299 müdafaa hazırlıklanna başlanmıştır. Şah, iV. Murat'ın Bağdat üzerine yürüdüğünü haber alınca, Hanı Hanan Rüstem Hanın kardeşini Azerbaycan'daki hanlar ile birleşerek Azerbaycan 'a vaki olacak bir akının karışlamaya memur ettiği300 gibi Revan Hakimi Kelp Ali Hanı Errnenistan'a vaki olacak bir akını, Errnenistan'daki kuvvetlerle durdurrnağa memur etmiştir. Erdelan hakimi Hüseyin Hana Irak-ı Acemi tahliye ederek geri çeki lmesini ve çeki ldiği yerleri tahrip etmesini,301 Luristan hakimi Hüseyin Hana Luristan, Kızıl Ribat ve bir kısım Ekrat kuvvetlerini seferber ederek toplanmasını hazırlık larını i kmal ederek veri lecek emre göre hazır olmasını ve hareket etmesini bildirmiştir. 302 Hanı Hanan Rüstem Han'a, Erdebil valisi Nazar Han'a mukaddem, Ağa Han'a, Saru Han'a, Nakdi Han'a, Murat Han'a kendisinin Kenkaver'e gideceğini bildirrniş303 tevabihi askerleri ile gelip Kenkaver'de kendisine mülaki olmalarını emretmiştir. Bu emri verdikten sonra kendisi bizzat kalkıp İsfehan-Elenkehis-Berucert-Silahor-Nihavent yolu i le Kasr-ı şirin civarında bulunan ve Bağdat'a 6 konak uzakıa o lan304 Kenvare gelmiştir. Şah Safı, kendisinden ö nce 299 A. Ara: 1 74. 300 Aynı eser, 1 75. 30 1 Z. A. Ara: 23 1 . 302 Aynı es�r. 2 1 4. A. Ara: 1 74. 303 Aynı eser, 2 1 4-2 1 5 . A. Ara: 1 75. 304 Tarihçei: V. l OOb. Mafhum: V.4 1 4b. Vacihi: 1 6.


/f/.

Murat ve Batdat Seferi

1 27

buraya gelmiş olan bir kısım kuvvetleri burada teftiş etmiş, muhasaradan önce Bağdat'a gönderi lmesi icap eden takviye kuvvetlerini, iaşe, esliha, cephaneyi buradan göndermiş, muhasara esnasında mümkün olan yardımları buradan yapmış ve muharebe esnasında baskın yoklamalarını buradan gönderdiği kuvvetlerle ifa etmiştir. Hülasa Şah, muhasaranın sonuna kadar Bağdat'a mümkün olan yardımı yapabilmek maksadıyla burada durmuştur�305 Görülüyor ki; Şah da aşağı yukarı iV. Murat gibi sınırda askeri bir taktikle ordusunu yaymış ve sıklet merkezini cenuba almıştır. Fakat kabul etmek lazımdır ki, Şah Safi, Bağdat'ı kurtarabilmek için İran ordularının tamamını, hiç değilse bir kısmını Kenkaver' de ve Kasr-ı şırın civarında toplayamamıştır. Zira o da IV. Murat gibi elindeki kuvvetlerini İran batı sınırında ve Osmanlı kuvvetleri karşısında şimalden cenuba doğru bir yelpaze gibi açmış, fakat batıdaki kuvvetlerini yalnız kendi etrafında toplamağa muvaffak olamamıştır. İkinci olarak. bu sırada i V . Murat ile bir ittifak muahadesi imzalamış ve ittifak gereğince İran'a aynı zamanda doğudan taarruz etmeği kabul etmiş olan Hint Şahı Cihan Şah da, İran'ın elinde bulunan Kandehar'ı zapt etmek için harekete geçmişti.306 Hatta iV. Murat'tan önce hareket geçen Şah Cihan, 1 63 8 Şubatında Kandehar' ı muhasara ve Mart içinde de şehri zapt etmişti .307 Kadehar ile iktifa etmeyen Şah Cihan, ordusu ile beraber Kabil ' e gelmiş ve İran üzerine harekete hazırlanmakta idi. Şah Safı, Jos

Tarihçei: V. I OOb. 306 Hindistan T: 1 1 /204-206. 307 Uzun Çarşılı: Hl/11-265.


1 28

Dr. Tahsin Ünal

Kandehar' ın istirdadını tehir etmekle beraber3°8 kuvvetlerinin bir kısmını bu cephede bırakmak zorunda kalmıştı. Batıda Kenkaver'i kendisine üs ittihaz eden şah, bir taraftan Namdar Hanlarından ve evvelce Bağdat, daha sonra Revan müdafaalarında bulunan Mir Fettah'ı 6-7.000 kişilik bir tüfek-endaz ile Bağdat'ın müdafaasına memur ettiği gibi,309 aynca Halef Han ' ı da 6-7.000 kişilik bir kuvvetle Bağdat'a göndermiş,3 1 0 Bağdat valisi Bektaşi Han'a ve onun kumandasındaki hanlara, Halef Han'ı Bağdat muhafızı olarak tayin ettiğini ve cümlesinin Halef hanın kumandasında müdafaa da bulunmalarını ve Halef Han'ın emri ne ise ona göre hareket etmelerini emretmiştir.31 1 Kalede bulunan Bektaşi Han, Fettah Han, Aliyar Han ve Mirza Han'a nazaran Halef hanın üstünlüğü "Şah elinden nüş etmiş" olmasından ileri gelmekte idi .312 Bu itibarla Halef Hana daha çok itimat ediyordu. İranlıların da itiraf ettikleri gibi bu tayin "sair hanlara ağır gelmiş"313 daha müdafaa başlamadan önce hanların arasına ihtilaf sokmuştur, küçük gibi görülen bu ihtilaf, muharebe ve müdafaa esnasında büyümüş, müdafanın 39'uncu günü kalenin teslimi konusunda ihtilafın bütün çıplaklığı ile ortaya çıkmasına ve Bağdat' taki İran ordusunun, biri Bağdat muhafızı Halef Han, diğeri Bağdat valisi Bektaş 308 A. Ara: 1 76. 309 Naima: 1 1 1/363-364. 3 ıo Vacihi: 1 6. 3 1 1 A . Ara: 1 76. z. A. Ara: 2 1 6-2 1 7. Hammer: IX/252-253 'de, Bektaş Han 'ın emri altında müdafaaya hazırlanmış/ardı" diyor.

3 1 2 Du Loir: 248. 3 1 3 A. Ara: 1 76.

"Hanlar,


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

1 29

Han kumandasında olmak üzere iki kısma ayrıl masına ve neticede 25 .000 kişinin katliamına sebep olmuştur.3 14 Şah, bir taraftan kaleye askeri birlikler sevk ederken, bir taraftan da kalenin müdafaasında bulunacak olan askerler için zahire, arpa, peksimet, un, top, yuvalak, tüfek, kurşun, barut, neft yağı, fitil, paçavra, fındık, kazma, kürek315 göndermiştir. Kale muhafızı Halef Han ile Bağdat valisi Bektaş Han, iç ve dış hendekleri temizletip su ile doldurmuşlar, dış ve iç kalenin tamire muhtaç yerlerini tamir ederek mühim burçlara ve bedenlere toplar yerleştirip tahkim etmişlerdir. Kalenin her tarafını, fakat bi lhassa vaktiyle Hafız Ahmet Paşa tarafından ( 1 625- l 626) dövülen karanlık kapı ile Hüsrev Paşa tarafından ( 1 630) dövülen İınam-ı Azam kapısı tarafını kuvvetli bir şekilde tahkim etmişler, lakin "sudan baittir" diye Ak kapı ile Karanlık kapı arasının tahkimine önem vermemişlerdir.3 16 Bağdat kalesini müdafaa eden kuvvetlerin miktarı " 1 1 han, 70 sultan ile beraber 40. 000 kişiden" yukarı değilse, aşağı da olmadığı genel olarak kabul edilmektedir.3 1 7 3 14 Şu hale göre Bektaş Han Bağdat val isi olarak taraftarları ile dışarı çıkmış ve teslim olmak istemiş, Halef Han ise Bağdat muhafızı olarak taraftarları i le içerde kalmış ve katliamın yegane sebebi olmuştur denilebilir. 3 1 5 A. Ara: 1 75 . 3 1 6 Süheyli: V.77b. R. Abrar: 600. 31 7 Osmanlı kaynakları Bağdat içinde yardıma gelen 1 2- 1 3 bin kişilik (Vacihi: 1 6) kuvvet i le beraber 30-35 .000 kişi olduğunu kabul ediyorlar. (Fezleke: 1 1/204. Prof. A. K. Karahan Kitaplığındaki Zafemame) bu


1 30

Dr. Tahsin Ünal

Halef Han ile Bektaşi Han bir taraftan kale tahkimat ve tahşidatı ile meşgul olurlarken, bir taraftan da gelmesi muhtemel olan Türk akıncılarına karşı, kale dışarısının ve yardım yollarının emniyetini sağlamak için 3-4.000 kişilik bir kuvveti emniyete memur etmişlerdir. Öbür tarafın da eski siyasetlerine baş vurarak ve şahın emri i le, Irak' ı Acemi, Kızıl Ribat ve civarını, Bağdat ve civarını Luristan hakimi Hüseyin Han tahliye ve tahrip ederek geri · çekilmiştir. Osmanlılar isti fade etmesin diye bu tahliye esnasında köyler ve kasabalar yakılıp yıkılmış, yiyecek namına bir şey bırakılmamıştır.3ı8 Tahl iye edilmiş olan mıntıkaların ve yardım yollarının emniyetini sağlamak için Bağdat'tan çıkarılan kuvvetler, bu vazifelerini arzu edildiği şekilde sağlayamamışlardır. Zira 1 638 Ekiminin ortalarından itibaren Irak-ı Arap'a giren ve Bağdat civarına kadar sokulmağa muvaffak olan Türk akıncıları, Bağdat ve havalisini tahrip ve talan etmeğe başladıkları gibi şahın Bağdat'a gönderdiği yardım kollarını ele geçirmeğe başlamışlardır. Türk akıncıları

hesaba göre 3 5.000 kişiden yardıma gelen 1 3 .000 kişi çıkarı lırsa Bağdat içinde evvelce 22.000 kişilik bir askerin bulunduğu hakikati ortaya çıkar Nitekim. (A. Ara: 1 75 . Z. A. Ara: 2 1 4-2 1 5) bu kuvvetlerin miktarını 25 .000 kişi olarak gösteriyorlar. 3 5.000 kişilik askeri kuvvete, kale içindeki eli silah tutan ve fiilen muharebeye iştirak eden 1 2- 1 5 .000 kişilik bir halk kuvveti de ilave edilirse, ki muharebeye kadınlar ve çocuklar da iştirak etmiştir. O zaman kale içindeki muharip kuvvetlerin miktarı 50.000 kişiye çıkar. Zaten (Seyahatname: 1 V /405-406 Sallaberry: 1 1124 1 ) kale içind �ki kuvvetlerin mikitarını 70-80.000 kişi göteriyorlar. Biz, verilen bu rakamların vasatisini alarak kale içinde 40.000 kişinin bulunduğunu kabul etmekteyiz. 3 1 8 A. Ara: 1 74.


iV. Murat ı•e Batdat Seferi

131

ile, Bağdat müdafileri ve şahın yardım kolları arasındaki bu mücadele Ekim' in ortalarından 1 63 8 Kasımının ortalarına kadar, yani büyük kısım Bağdat önlerine gelinceye kadar amansız bir şekilde devam etmiş, büyük kısım Bağdat'a yaklaşırken, alınan tedbirlerle ve gönderilen daha geniş çaptaki akıncılar ile, Zagos geçitleri tutulmuş ve Kasımın i lk haftasından itibaren, yardı m ve muvasala yollan kesilmek suretiyle, Bağdat önce uzaktan tecrit edilmiştir. Mevzu bahis 3-4.000 kişilik kuvvet Bağdat civarında bir müddet daha mukavemet ettikten sonra, büyük kısmın Bağdat'a yaklaşması üzerine o da kale içine çekilmeğe mecbur kalmıştır. C.

KALENİN MÜDAFAASI

Halef Han ile Bektaş Han, Osmanlı orduları Bağdat önlerinde görüldüğü günlerde hala kale tahkimatı işi ile meşgul idiler. Hanların önce Osmanlı ordusunun başında, Sadrazamı n bulunduğunu "zan ve tahmin etmeleri, müdafaa hususundaki cüret ve cesaretlerini artırıyordu. Lakin, yorgundur, birkaç gün dinlenmeleri lazımdır, diye düşünürler ve tahmin ederlerken" Osmanlı ordusunun geldiği 8/9 Recep 1 048 gecesi, metrise girmesi ve "Osmanlı ordusunun ümit etmeyerek tahkim etmedikleri ve sair yerlere nispetle zayıf bırakmış oldukları Ak Kapı tarafından metrise girmesi" ve nihayet "ordunun başında bir bizzat padişahın bulunduğunu haber" almaları, müdafileri telaş ve endişeye düşürmüştür.3 19 Bunlar, müdafilerin daha ilk günde

3 1 9 R. Abrar: 600.


1 32

Dr. Tah.<iİll Ünal

ınaneviyatların sarsmakla beraber yine de üzerlerine düşen vatani vazifeyi yapmaktan geri kalmamışlardır. 9/ 1 0 Recep 1 048 gecesi mevzilerine konan ve 1 O Recep 1 048 ( 1 7 Kasım 1 63 8) sabahından itibaren ateşe başlayan ve muhasaranın sonuna kadar, hemen fasılasız bir şekilde devam eden ağır top mermilerinin kale duvarlarında açtıkları gedikler, ya yeniden inşa edilerek veya kum torbaları ve çuvalları ile doldurup tıkamaya çalıştılar. Fakat onların bir gün önce tamir ettikleri veya kum torbaları ile tıkadıkları yerler, bir gün sonra yeniden fakat daha geniş bir şekilde açılıyor ve yıkılıyordu. Kaleye atılan top danelerinin miktarı azalmıyor, fakat her gün biraz daha artarak devam ediyordu. Zaman zaman müdafiler top danesinden başlarını gösteremez hale geliyorlardı .320 Müdafiler dişlerini tırnaklarına takarak çalışıyorlar, kendilerine çok zarar veren topları battal etmeye çalışıyorlardı. Osmanlı ordusunun metris değiştirerek kaleye yaklaşmasına mani olmak için uğraşıyorlardı. Kendilerine çok zarar veren Kaptan Paşa ve Derviş Mehmet Paşa kolundaki ateşleri susturmak için kalenin bu tarafına koydukları 4-5 ağır top ile Osmanlı metrisleıine yağmur gibi 320 A. Ara: 1 77 ve Z. A. Ara: 2 1 7'de;

"kaleye günde 45-50.000 yuva/ak,

alilıyordu" diyorlar. Halbuki, orduda cem'an 230 şahi ve Balyemez vardı.

Bunlar zamanımızdaki gibi seri ateşli ve otomatik toplar değildi. Ağızdan doldurulan bu topların birinci atışından ikincisine kadar 45-50 dakika geçiyordu. B iz; gayret gösterildi, zaman kısaltıldı, diye kabul etsek bile 30 dakikadan daha aşağı indiremeyiz. B inaenaleyh, her yarını saatte bir atış yapan bir top 24 saatte 48 dane ve 230 top ise 48 saatte 1 1 .040 dane atmış olur. 45-50.000 dane atamaz.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

1 33

' ateş yardırıyorlar32 1 ve ağır zayiat verdiriyorlardı. Sonunda bu toplar, Derviş Mehmet Paşa kolu teşkil edilip emrine 3 kale küb top verilince, Mehmet Paşa emrine verilen toplar ile düşmanın, kendilerine ağır zayiat verdiren toplarını battal etmeye ve susturmaya muvaffak olmuştur.322 Müdafiler, zaman zaman kalabalık kuvvetlerle metris basmaya çıkıyorlardı .323 Tarafların kuvvetleri oldukça kalabalı k olduğu için bu muharebeler, bir meydan muharebesini andırıyordu. Bir defasında, padişah bile kendilerine meydan okuyan ve evvelki muharebelerde yararlığı görülen Safı Kulu Han ismindeki bir İranlı silahşörün karşısına bizzat çıkmaya mecbur kalmış, padişah rakibini bir kılıç darbesi i le katletmeye muvaffak olmuştur. 324 Fakat müdafilere, bu müdafaa kuvvet ve cesareti, kendilerinden ziyade, bir gün şahın kendilerine yardıma geleceği ümidinden gelmekte idi. Nitekim, bir aralık şahın, Diyale kıyılarına kadar geldiği haberi duyulmuş ve müdafiler zafer şenliği yapmaya başlamışlardır.325 Bu haber üzerine, Halep, Tarablusşam Beylerbeyleri ve Ebureyş Oğlu, Şahı uzaktan karşılamaya memur edi lmişler,326 Osmanl ı

32 1 Tarihçei: V.76a. 322 Aynı eser. Fezleke: 1 1/20 1 . 323 A. Ara: 1 77. 324 A. Ara: 1 77. 325 Hammer: I X/254-255. 326 Fezleke: 1 1/202.


Dr. Tt11l�·i11 Ü11t1l

1 34

kuvvetlerinin gelmekte olduğunu haber alan İran kuvvetleri geri çeki lip gitmişlerdir.327 Müdafilerin bütün gayretlerine rağmen, Osmanlı kuvvetleri 1 8 Şaban 1 048 'de "istihkamlarmı kalenin dibine luular ilerletmeye"328 muvaffak olmuşlar, hatta kalenin bazı yerlerini ellerine geçinnişlerdir. Bu gün kalenin genel manzarası şöyle idi : Bağdat kalesinin büyük bir kısmı, bilhassa Sadrazam Paşanın. Kaptan Paşanın ve Anadolu Beylerbeyi Hüseyin Paşanın kollarının karşısındaki duvar ve kuleler hemen tamamen yıkılmıştı .329 Kale içine ginnek için üç tane "büyük şahrah" açılmıştı . Dış hendek hemen tamamen doldurulmuş, toplar domuzdamlarına veya toprak yığmak suretiyle meydana getiri len tepeler üzerine çıkarılarak, şehre yukarıdan ateş etmeye ve kalenin içini dövmeye başlamışlardı. Osmanlı askeri ise metris değiştire değiştire, kale duvarlarının dibine kadar gelmiş, hatta kaleden bazı yerleri ele geçiren asker ile İranlı müdafiler arasında kanlı bir ölüm kalım savaşı başlamıştı . Başta Sadrazam Tayyar Paşa olduğu halde yüzlerce zayiat verilmiş olmasına rağmen kale üzerinde tutunmaya muvaffak olmuşlardı. Verilecek bir umumi taarruz emri ile Osmanlı ordusunun şehre muharebe ile girdiği takdirde, şehrin tahrip ve talan edilmesi, halkın katledilmesi, muharebenin tabii icaplarından idi. Öbür taraftan kadınların 327 Mathum: V. 4 1 3 'de

"Diyale 'ye bir han kumandasında bir kısmı İran

kuvvetlerinin geldiği haber alındıkta" diyor. m

A. Ara: 1 77. 329 Yalnız sadrazam ın karşısındaki duvarlardan yıkılmıştı. 800x70=56.000 metre yer yıkılmıştır.

800-825

zira yer


iV.

Muruı ııe Bagduı Seferi

1 35

ve çocukların da, müdafilerin büyük bir kısmı şehit olmuş, bir kısmı yaralanmış ve dolayısıyla muharebe harici edilmişti. Şahın yardım etme ihtimali ortadan kalkmış ve yardım edilecektir ümitleri de kalmamıştı. Bunlar müdafilerin moralini sarsmış ve müdafaa hususundaki cüret ve cesaretlerini kırmış bulunuyordu. Bu durum karşısında yapılacak, bel li başl ı iki hareket tarzı vardı. Ya teslim olmak, dolayısı ile katliamdan kurtulmak veya müdafaa ve muharebeye devam ederek sonunda katliam olmak. Bu iki şıktan birine karar vermek maksadı ile Halef Han, Bektaş Han, Fettah Han, Nakdi Han, Ali Yar Han ve sair kaledeki hanlar toplanıp bir divan akdettiler. Divanda durumu ve ne yapmalarını müşavere ettiler.330 Müşavere esnasında hanların arasında ihtilaf çıktı.33 1 Başta Bektaş Han olduğu halde bir kısım hanlar ve kumandanlar da "aman dileyip savaştan çekilelim" derken,332 başta Halef Han olduğu halde bir kısım hanlar kumandanlar da "bizi komaz kırarlar. Müdt�faaya devam edelim" dediler. İki fikri teli f etmek mümkün olmadı, aksine ihtilaf körüklenmiş oldu. Askerler ve halk da bu iki fikir arasında kaldı neticede hanlar kurtuluşu, kaleyi vire ile teslim ederek anlaşmada bulundular. Bektaş Han vire esaslarını görüşmek maksadı ile Bağdat kalesinden çıkarak huzura gitti.333 Bektaş Han padişahın huzurunda vire esaslarını konuşurken. kalede kalan hanlar bir araya gelerek "Kaleden çıkmayalım. Bizi 330 Süheyli: V.79a. 331 A. Ara: 1 77. 332 Silyheyli: V.79a. 333 A. Ara: 1 78.


1 36

Dr. Tahsin Ünal

komaz kırarlar" diye karar verdiler.334 Müdafaaya hazırlandılar. Halbuki, Otağ-ı hümayunda Bektaş Han ile kalenin teslimi esaslan konuşulmuş ve vire esasları tespit edilmişti. Vire gereğince, İranlı hanlar askerleri ile kaleyi tahliye ve terk edecekler; onlar kaleyi terk edip giderlerken Osmanlı birlikleri girip kaleyi işgal edeceklerdi. Kararlaştırılan bu esaslara göre Osmanlı askerleri şehre girdi ve mühim mevkileri işgal ederek nöbetçi askerler ve birlikler koydu. Çıkmayan hanların askerleri ile, bu nöbetçi asker ve birlikler arasında başlayan mübareze, kısa bir zamanda bir sokak muharebesine dönüştü. Sabaha kadar devam eden kanlı bir sokak muharebesinden sonra çıkmadıklarına pişman olan hanlar tekrar aman dileyerek çıkmak istediler. İstedikleri aman verildi ve hanlar çıktılarsa da, yine bir kısmı İran kuvvetleri çıkmadılar ve iç kaleye çekilerek müdafaaya devam ettiler. 1 7 Şaban 1 048 tarihinden 22 Şaban 1 048 tarihine kadar devam eden kanlı sokak muharebelerinden sonra İranlılardan 20.000 kişi katledildi.335

334 Du Loir: 248. 335 Tarihler, Bağdat'ta vuku bulan sokak muharebelerin de ölen insanlar için "katliam" tabirini kullanıyorsa da, kanaatimizce katliam, müdafaasız insanları öldürmektir. Halbuki Bağdat'da İranlılar kendilerini silahları ile müdafaa etmişler ve hatta Osmanlı ordusundan da öldürebi ldiklerini öldürmüşler, Osmanlı askerleri de onları öldürmüşlerd ir. Neticede Osmanlı 'dan 6-7.000 kişi, onlardan da 20.000 kişi muharebe sahasında maktul düşmüştür. Türk askerinin çok, İ ran askerinin az olması Osmanlı'dan az, onlardan çok insanın telef olmasında başlıca amil olmuştur. A. Ara: l 78'de, "Murad 'ın vaadine kanarak yanlış düşünen

hanlar, onun çürük ipi ile kuyuya indiler. Verilen vaade rağmen, Rumiler


iV.

Murat ve Bagdat Seferi

1 37

il. iV. MURA T'IN BAGDAT ÖNÜNE GELMESİ VE MU HASARA TERTİBATI ALMASI 8 Recep 1 048 ( 1 5 Kasım 1 638)'de Pazartesi gunu padişah önce bizzat gidip Bağdat ve civarındaki araziyi gördükten ve konak metris yerlerini tayin ve tespit ettikten sonra gelmiş,336 sonra Başdolab'tan kalkarak iki saatlik bir yürüyüşten sonra İmarn-ı Azam civarında, Bahçe ismi ile anılan yere gelince alay ferman etmiştir. Bu emir üzerine, bir kısım askerler Bağdat'a doğru karavalda iken, Bağdat kalesi karşısında alaylar bağlanıp resmi geçit yapılmıştır.337 Orduyu hümayunun ovaya yayılması ile tekmil ova, rengarenk çadırlar ve hayme]er i le dolmuştur.338 Otağ-ı hümayun, Hağdat' ın 4 km. kadar şimal-i garbisinde ve nehrin sağında bulunan bir tepenin gerisinde, yüz sene kadar evvel kurulan Kanuni Süleyman'ın çadırının kurulduğu yerde kurulmuş338 ve padişah, resmi geçitten sonra gelip otağı hümayunlarına inmişlerdir. Lakin burada çok kalmamışlar, ovaya ve Bağdat kalesine nazır olan tepenin üzerine kurdurdukları "kasr-ı seferi''Jerine çıkmışlardır. Padişah, fethin sonuna kadar zamanlarının çoğunu burada "kasr-1

önce hanları bağladtlar, sonra halka taarruza başladılar" diyor. Aşağıda

ayrıca izah edileceği gibi hadiseler hiç böyle ceryan etmemiştir.

336 D. Ahbar: V .3 1 b. 337 Topçular: V .295a. Vacihi: 1 6. Fezleke: 1 1/200. 338 Bizim kaynaklar ordunun miktarı hakkında bir rakam venniyorlar. Yalnız Topçular: V.295a'da, "bir nice 1 00.000 kişi var idt' diyerek meçhul bir rakam vermektedir. 338 Thvenot: 569.


Dr. Taluin Ü11a/

1 38

seferi'' de geçirmişlerdir.339 Muharebeleri buradan seyretmişler veya muharebeleri buradan sevk ve idare etmişlerdir. 340 Zaman zaman bir meydan muharebesini andıran huruç muharebelerine buradan çıkış yaparak iştirak etmişlerdir. Gerek tepe üzerindeki kasr-ı seferinin ve gerek otağ-ı hümayunun bulunduğu ve hazinenin muhafaza edildiği yerler sıkı bir emniyet kordonuna alınmış, muhtemel bir düşman baskınına karşı yeniçeri ve sipahilerle çepeçevre çevrilmiştir. Değil otağ-ı hümayunun içine girmek, civarına yaklaşmak bile yasak edilmiştir.341 Otağın etrafına 50 şahi konulmuştur. iV. Murat,

"ser-mezhebümiz ziyaretine bi-feth-ü zafer duhul etmekten istihya iderüm" diyerek İmam-ı Azam ' ın türbesini ziyaret etmeden ve bu ziyareti fetihten sonraya bırakarak otağlarına gelmişler,342 bir müddet istirahattan sonra, bir taraftan "fetih için dualar edilsin, kurbanlar kesilip fukaraya dağıtılsın" derken, bir taraftan da "vezirler gelip divan akdedi/sin" diye emir vermiştir. Bu emir üzerine Fetih Suresi okunur, dualar edilirken 200 koyun kesilerek fukaraya dağıtılmıştır.343 Öbür taraftan da padişahın riyasetinde, bir "Harp Divanı" akdedilmiştir. Divana sadrazam , şeyhülislam, vezirler, erkan-ı devlet, kazaskerler, son iki Bağdat

339 Naima: 1 1 1/363. 340 Du Loir: 224. Topçular: V. 295ab. D. Ahbar:V.3 1 a. 341 Thevenot: 569. 342 Mafhum: V.4 l 3b. Naima: 111/363. Hammer: I X/25 1 . 343 Abbe: I l l/24.


iV.

1 39

Murat ve Bağdat Seferi

muhasaralarında bulunmuş olan vezirler kumandanlar, ihtiyarlar davet edi lmişlerdir.344

ve

tecrübeli

IV. Murat, divanı bir konuşma ile açarak:

"Ben buraya Bağdat 'ı almak veya bu uğurda ölmek ıçın geldim. Elim boş olarak geri dönmeyi katiyen İhmalleri düşünmüyorum. görülenler katledilecek, kahramanlıkları görülen/er de mükajat/andırtlacaktır. İnsanlar fani, ukba bakidir. Baki olan ukbada en büyük makam ve rütbe şehit olmaktır. Allah ve Resul katında olduğu gibi benim yanımda makbul olabilmek için uğr-u hümayunumda feda nana hazır olmalısınız"34s dedikten sonra sağına ve soluna bakınarak vezirlerin fikirlerini almak istemiş, cümlesi bir ağızdan "gayret bizden, tevfik Allah 'tandır" demişlerdir. Divanda bilhassa, "hemen muhasaraya başlanıp başlanılmaması, o• . ce hangi taraftan metrise girmenin münasip olacağı" müşavere edilmiştir. Neticede; Evvelki kumandanlar gelirler, birkaç gün orduyu dinlendirdikten sonra metrise girerlerken; padişahın tensibi ile bu sefer, hemen bu gece metrise girilmesine, bunun için de derhal cebehanenin açılarak metrise girecek olan askere cephane tevzi edilmesine, bu arada şahi ve balyemez toplann346 levazımının temin edilip hazırlanmasına, yürüyüşler için vasat ve hazırlıklar temin edildikten sonra

344 D. Ahbar: V.3 l a. 34s

Thevenot: 569-570. 346 Bşv. Arşi.Mal .Tas.: 1 4357/28. Fetihname metni. Topçular: V.295b.


140

Dr. Tahsi11 Ü11al

büyük yürüyüşler yapılmasına,347 gel irken alınan "Bağdat 'ı tecrit" tedbirinin bir devamı olarak, Deme ve Dertenk'e kadar karavallar gönderilmesine ve bu karavalların fethin sonuna kadar burada kalmasına,348 sadrazamın, " KlZllbaşlar, Ak Kapı canibini tahkim etmemişlerdir. Kaleyi bu canibden dövmek yeğdir, " demesi üzerine kalenin bu taraftan döğülmesine,349 muhasaranın belli başlı beş büyük koldan yapılmasına350 karar verildiği gibi ayrıca, padişah bazı kumandanlara "toprak yığarak, Bağdat kalesi irtifaında üç tepe meydana geıirmelerini" bazı kumandanlara da, "bu tepelere 20 'şer şahi top çıkararak, mevzie sokup şehrin dahi/ini döğmelerirni ve şqfakla beraber şehre top ateşine başlanmasını" emretmiştir.35 1 Sonra cerrahlara dönerek, "ilaçlar ve aletlerinizle ile çadırlarımzda aheste ve aleste bulunasız"352 demiştir. Divan dağılır dağılmaz alınan kararlar hemen uygulamaya başlanmıştır. Metrise girecek olan askerlere, akşam üzeri kazma, kürek, fitil, barut, fındık, tüfek ve toplar 347 Salaberry: 111242. 348 Topçular: V. 296b. Matlıum: V. 4 1 3 . Hammer: IX/252, 253. 349

Vacihi: 1 7 Fezleke: 1 1/200, Naima: 1 11/362-363 'de "daha Musu/ "da

iken Arap akıncıları ile,

İran birliklerinin bir müsademesinde Mir

Mehmet ile kardeşleri esir edilmiş ve huzura getirilmişlerdi. Mir Mehmet Silahtar Paşanın iltiması ile azat edilmişti. Mir Mehmet Silahlara. Bağdat 'ın A k Kapı tarafı tahkim edilmemiştir" demişti. Silahtar bunu

sadraz.ama söylemişti. Sadraz.am da divanda, "kaleyi Ak Kapı 'dan döğelim dedr' diyor. 350 Salaberry: 1 1/249. Jonquiere: 1/246. Bşv. Arşi. : Mal .Tas. : 1 4357/28. 351 Thevenot: 569. m Thevenot: 57 1 .


iV. Murat ve Bağtlat Seferi

141

için yuvalak tevzi edilirken,m bir taraftan da metrise girmek için eslihasını alan askerler muharebe nizamına sokulmuşlar ve gece saat 2.30'a kadar her şey tamamlanmıştır. Deme ve Dertenk'de karavala memur olan birlikler hemen yola çıkıp gidip oralardaki birlikleri takviye etmişler ve geçitleri tutmuşlardır.3s4 Yakın karaval işine de Gürcü Mehmet Paşa ile Nogay Paşa tayin edilmişlerdir. Muhasaraya, merkez-i siklet Ak Kapı olmak üzere beş büyük koldan başlanmıştır.355 Bunlar; l . Sadrazam Tayyar paşa kulu. 2. Kaptan Mustafa Paşa kulu.

3. Anadolu Beylerbeyi Hüseyin Paşa kulu. 4. Diyarbekir Beylerbeyi Derviş Mehmet Paşa kulu. 5. Silahtar Mustafa Paşa kuludur. Her kol kumandanı gece saat 2.30'a kadar hazırlıklarını ikmal ederek, evvelce tayin edilmiş olan mahallerine gelip durdular. Orduyu hümayunla bile getirilmiş 353 Bşv. Arşi: Mal. Tas.: 1 4357/28. Du Loir: 224. D. Ahbar: 3 1 a. 354 Topçular: V.295b. Bunlar nöbetçi karavallar idi. Nöbetle bu geçit ve boğazları tutarlardı. Akınlar buradan yapılır, imdada gelenler burada karşılanırdı. Bir kerre Silahtar Paşa, bir kere Ebureyş Oğlu bu işe memur edilmişlerdi. Ebureyş Oğlu nöbetçi iken Bağdat'a iane getiren 1 0.000 deveyi başlarında bulunan Ali Han i le beraber yakalayıp padişah'a getirmiş ve padişah taratindan i ltifata mazhar olmuştu. m Genel olarak kaynaklar bu kollar bahsetmekle beraber açık ve net olarak yazmıyorlar. Fakat, biz kaynakların fikirlerini nazarı itibara alarak, büyük topların, mevzie girdiği yerleri, kumandanın ismine izafeten bir kol olarak kabul enik. Küçük topların mevzie sokulduğu yerleri bu kollara dahil etmedik.


1 42

Dr. Tulısi11 Ü11ul

olan kalaslarla çitler örülmüş ve beraber getirilmiş olan şahi ve balyemez toplar mevzilere konmuştur.356 Her şey tamam olduktan sonra metrise girmek için harekete geçilmiştir. Osmanlı ordusunun hemen metrise gireceğini İranlılar tahmin etmemekle beraber, yine de mehtap ve meşale ışığında hendek gözetmekten geri kalmamışlardı. 8/9 Recep 1 048 ( 1 5/ 1 6Kasım 1 638) Pazartesiyi Salıya bağlayan gece, "ziyade mehtap olduğu gibi, Kızılbaşlar kale bedenlerine meşaleler dizip yakmışlar, mehtap ve meşale ışığında kalenin civarını, askerin hareketini ve hendeği gözetir/erdi. "357 Gece olmakla beraber ay ve meşale ışığı olduğundan Osmanlı askerinin hareketlerini mükemmel görebilen İranlılar gafil avlanmadılar. Asker metrise girmek için hareket edince, derhal ve kalenin her tarafından yağmur gibi top ve tüfek mermisi yağdırarak, Osmanlı birliklerini uzaktan ateşle karşıladı ve metrise girilmesine mani olmaya çalıştı. Fakat, düşman bütün gayretlerine rağmen buna muvaffak olamadı. Metrise girmeye memur olan birlikler, düşmanın ateş yağmuru altında "Gülbank-ı Muhammedi çekerek" bir sel gibi kaleye doğru ilerlemiştir. Bu ilerleme esnasında başta Vardar Ali Paşa, Kanlı Mehmet Paşa olduğu halde bir çok kimseler, yaralanmış ve bir çok kimseler de şehit olmuştur.358 Lakin metrise girme işi de muvaffakiyetle başarı lmıştır.

356 Tarihçei: V75b. 357 Tarihçei: V. 74b-75a. Fezleke: 1 1/200. 358 Du Loir: 224.


iV. Murat ve Butdut Seferi

1 43

Bağdat kalesi önce, Ak Kapı tarafından bir yarım dai re şeklinde muhasara edilmiştir.359 Sadrazam kolu; Ak Kapı ' nın tam karşısına bizzat sadrazam ve Ak Kapı ile İmam-ı Azam kapısı arasında bulunan Kule-i Kebir (Çağla Zade Kulesi) karşısına da bizzat yeniçeri ağası Hasan Ağa gelecek şekilde, kısmen İmam-ı Azam kapısından Ak Kapı'ya kadar uzanan ve 2.850 zira olan, 34 burcu bulunan yerlerin karşısında sadrazam kol u yer almıştı . Bu kolda l O tane balyemez top ile nice şahi360 top vardı. Sadrazam kendi tevabii askerleri ile, yeniçeri ağası ekseri yeniçerilerle, Rumeli Beylerbeyi Aslan Paşa-Zade Ali Paşa ekseri Rumeli askerleri i le bu kolda metrise girmişlerdi . J61 Kaptan Paşa kol u; Ak Kapı 'nın güneyinden, Acem burcu ve Tılsım kapıya kadar uzanan ve 2.050 zira olup 26 burcu bul unan kale duvarlarının karşısına ve Acem burcunun tam karşısına bizzat Kaptan Paşa gelecek şekilde, Kaptan Paşa kolu yer almıştı. Bu kolda 7 belyemez top i le nice şahi top vardı. Kaptan Mustafa Paşa kendi tevabii askerleri ile, Js9

Mafhum: V .4 l 3b. Tarihçei: V. 75a. Fezleke: 1 1/200.

360 Salaberry: 1 11242-243 'de,

"bu kolda 12 balyemez vardı" diyor. Fezleke: 1 1/200 ve Peçevi : l l/447'de, hem kol ları eksik sayıyorlar, hem de kolları birbirine karıştırıyorlar. J61 Kaynaklarımız şahi için açık bir rakam venniyorlar. Nice şahi deyip geçiyorlar. Zaten orduda 200 şahi vardı. Bunun 50 tanesi otağın muhafazasına verilmiş ve 30 tanesi de Silahtar Paşa koluna verilmiş olduğuna göre, geride kalan 1 20 top, 4 kola taksim edilirse 30'ar top düşer ve her kola 30 şahi verildiği kabul edi lebil ir. Bşv. Arşi. Mal.Tas.: 1 4357/28. Du Loir: 226. Topçular: V.295b. Süheyli: V.77b. R. Abrar: 60 1 .


1 44

Dr. Tahsin 011a/

Sivas Beylerbeyi Kör Hazinedar İbrahim Paşa eyaleti askerleri ile, Rumeli'den Köstendil Sancağı Beyi Vel i Bey, Avlonya Sancağı Beyi Beyazıt Bey sancakları askerleri i le, yeniçeri ocağından Samsuncu Başı Hüsameddin Ağa 40 çorbacı ile bu kolda metrise ginnişlerdi.362 Anadolu Beylerbeyi kolu; Kaptan Paşa kolunun altından, Tılsım kapı Kaptan Paşa kolunda ve Karanlık kapı D. Mehmet Paşa kolunda kalacak şekilde, Tılsım kapı ile Karanlık kapı arasında Hüseyin Paşa kolu yer almıştı. 365 Bu kolda 4 balyemez ve nice şahi top vardı. Anadolu Beylerbeyi Hüseyin Paşa kendi tevabii askerleri ile, Mısır askerleri, yeniçeri ocağından Zağarcı Başı Mehmet Ağa 40 çorbacı ile bu kolda metrise gimlişlerdi.366 Derviş Mehmet Paşa kolu; kalenin cenubunda, bir kısmı kara ve büyük bir kısmı nehir sahili olmak üzere, karanlık kapıdan ta. . . Cisr-Köprü-kapısına kadar olan ve sair kollara nazaran en uzun mesafede, toplar ve kol kumandanı Karanlık kapı karşısına gelecek şekilde, D. Mehmet Paşa kolu yer almıştı. Bu kolda sonradan konulan 4 balyemez ile nice şahi top vardı. Diyarbekir Beylerbeyi Derviş Mehmet Paşa kendi tevabii askeri i le, Gürcü Mehmet Paşa tevabii askerleri i le, Nogay Paşa tevabii askerleri i le, yeniçeri ocağından 7 çorbacı bir kısım yeniçeriler ile, bu kolda 362 Aynı eserler. 365 2.850 zira kapıdan kapıyadır. Bu kol kapıları sağ ve soldaki kollarda kalmak şartıyla metrise ginniş olduğuna göre mesafenin biraz daha kısa olacağı tabiidir. 366 Fezleke: I l/200 ve Tarihçei : V.74b, 75a'da, "bu kolda 4 balyemez vardı" derlerken; Salaberry: Il/242-243'de "8 balyemez vardı" diyor.


iV. Mumt ve Bağdat Seferi

1 45

metrise girmişlerdi .367 Nogay Paşa ile D. Mehmet Paşa aynı zamanda Karanlık kapı tarafından vuku buluacak bir huruç hareketine karşı karaval da tayin edildiği gibi hariçten gelecek olan bir kuvvete karşı da karaval tayin edilmişlerdir.368 Silahtar Paşa kolu; kalenin batısında bulunan Cisr kapı tarafında Silahtar Mustafa Paşa kendi tevabii askeri ve 6 balyemez, 30 şahi top ile metrise girmiştir.369

367 Aynı eserler. 368 Bşv. Arşi. Mal Tas.: 1 43 5 7/28. Du Loir: 228. Topçular: V.295b. Salaberry: 1 1/242-243 . Tarihçei: V.74b-75a. Thevenot: 57 1 'de, " 12 balyemez vardı" diyor. Bu fazla rakamlara itibar edilecek olursa, Bağdat önlerine gelen topların miktarı, Balyemez top olarak 50 adedi geçtiği görülür. Halbuki Bağdat'a asgari 30, azami 35 balyemez top getirilmiştir. Bu münasebetle şunu da ilave edeyim ki, yukarıda zikredilen toların miktarı sayılacak olursa 5 kola mutelif sayıda 30 top (balyemez top) konulduğu görülür. Bu topların hepsi bir anda gelip metrislere konulmak suretiyle kol lar teşk il edilmemiştir. Kolların bir kısmı önce ve muhasara başladığı z.aman, fakat bir kısmı da muhasara başaldıktan bir müddet sonra topların gelişine göre tesis edi lmiştir. Küçük şahi toplar ile böyükü balyemez topların arasına ve her kola 30'ar adet verilmek suretiyle mevzi lere konulmuşlardır. Gerek Osmanlı koynakları ve gerekse avnıpa kaynakları .belli başlı üç koldan bahsederler. Bunun sebebini kalenin en çok Sadraz.am Paşa, Kaptan Paşa, H üseyin Paşa kolundan tazyik edilmesinde ve bu kolların ilk defa teşkil edilmesinde, Derviş Mehmet Paşa oklu i le Silahdar Paşa kolunun sonradan teşkil edi lmesinde aramaık lazımdır. B ilhassa D. Mehmet Paşa kolunun bir örtme kol u vazifesi görmüş olmasında aramak lazımdır. Muellitler sonradan teşkil edilen iki kolu pek naz.arı itibara almadıkları için "kale üç koldan muhasara ve tazyik edilmiştir" demektedirler.

369


Dr. Tahsi11 Ü11al

1 46 ili.

BAG DAT MUHAREBELERİ

Harb divanında alınan kararların hemen icrasına başlamak üzere harekete geçilmiştir. Kumandanlar hazırlıklarını ikmal ederken iV. Murat da bir yeniçeri elbisesi giymiş, bizzat hazırlıklara nezaret etmiştir. Emirler vermiş, asker ve kumandanları şevk ve heyecana getirecek şekilde konuşmalar yapmıştır.

Her şey tamam olduktan sonra, i V . Murat, mevzie sokulmuş toplardan birinin yanına sokularak bir şahi topu bizzat ateşlemek suretiyle, ilk topçu ateşini açmıştır. Padişahın bizzat açtığı ilk topçu ateşini370 sair topların ateşi takip etmiştir. Önce top ateşi yapılıyor, duvarların üzerindeki müdafiler sindiriliyor, onlar sinerken piyadeler taarruza geçiyorlardı. Düşmanın mermi yağmuru altında ilerleyen ve taarruz eden piyadelerin arasında, bir elinde kazma, bir elinde kürek olduğu halde iV. Murat da vardı . Padişah bir müddet ilerledikten sonra elindeki kazmayı ilk defa torağa vurarak bizzat metrise girmiş ve metrise girecek olan askerlere örnek olmuştur.371 Böylece başlayan top ateşi ve kaleye yaklaşma taarruzları, fethin sonuna kadar devam etmiş, gece ve gündüz. her saat başına toplar doldurulup hazırlandıktan sonram veya kendi topçularımızın ateşi devam ederken bazen 5-6.000, bazen 8- 1 0.000 kişi . birden taarruza kalkıyorlardı. Bu muharebelerde yaralananlara padişah, 20' şer, JO'ar 37° Chalcendyle: l l / 1 62. 37 1 Abbe: l l l/24-25 . 372 Chalcandyle: i l / 1 62.


I V. Murat ve Baldat Seferi

1 47

merhem parası veriyor, onları teselli ediyor, yanında bulunan cerrahlara yaralarını sardırıp tedavi ettiriyordu.373 9 Receb 1 048 ( 1 6 Kasım 1 63 8) 'de Salı günü ikindi üzeri Kaptan Paşanın, "beraberimizde götürelim" dediği toplardan 22 tanesi gelmiş,374 1 O tanesi Sadrazam koluna verilerek Ak Kapı tarafı na, 7 tanesi Kaptan Paşa koluna, 5 tanesi Hüseyin Paşa koluna verilerek, muhasaranı n üç büyük kolu teşkil edilmiştir.m Toplar, evvelce çit örülmek suretiyle meydana getirilmiş olan mevzilerine konulmuştur. Sabahın erken saatlerinde, bir gün önce ateşe başlamış olan şahi topların ateşine, üç koldan büyük balyemez topların ateşi de katılınca, Kızılbaşlar kıyamet koptu sanmışlardır.376 Zira balyemezlerin sesinden toprak titremiş, çıkardığı dumandan asuman görünmez olmuştur.377 Kale duvarlarım yıkmak, kale burçlarına yerleştirilmiş olan topları battal etmek ve nihayet kale duvarları üzerinde durarak tüfek i le fındık atanları sindirmek için top ateşine gece ve gündüz devam edilmiştir. Bu esnada Silahdar Paşa ile Trablusşam Beylerbeyi Şahin Paşa Deme ve Dertenk üzerinden geçerek Mihriban'a doğru bir akına memur 373 Bş. Arşi. Mal. Tas.: 1 4357/28. Vacihi: 1 7. Naima: III/363. 374 Aynı eserler. 375 Aynı eserler. 376 Tarihçei: V.75a. Fezleke: 1 1/200. 377 Bilyilk ve ağır toplar, gelebilir mevzilerine konarak ateşe başlayıncaya kadar aradan iki giln geçmiş dolayısıyla kaleyi muhasara eden kollardan üç tanesi muhasara başladıktan ancak iki gün sonra teşki l edi lmiş bulunuyordu. Bunlar Kaptan Paşanın ısrarı ile gelen toplar olup, nehirden gelecek olanlar daha sonra geleceklerdir.


1 48

Dr. Tahsin Ünfll

edilmişler, Silahdar Paşa ile Şahin Paşa Mihriban'a kadar 1 2.000 asker ile bir akın yaparak etrafı tahrip ve talan ederek geri dönmüşlerdir.378 1 2/ 1 3 Receb 1 048 gecesi sabaha doğru, günlerden beri devam eden, top ateşi birdenbire kesilmiş, metriste bulunan askerler " Vire oldu" sanmışlarsa da biraz sonra tekrar top ateşi başlayınca sevinçleri teessüre kaybolmuş, fakat askerler bunu "hayra yorarak" gülbank çekmişler ve moralleri yeniden takviye edilmiştir.379 Yine bu gün bir taarruz için gelen durum m üsait görülmüş, aktedilen Divanda bir "taarruz yapılmasına" karar verilmiştir. Taarruz inkişaf ederse hendek kenarına kadar varılacak, inkişaf etmezse ikinci bir metrise girilecekti. 1 4 Receb 1 048 (2 1 Kasım 1 638)'de Pazar günü Sadarazam kolu merkezi siklet olmak üzere umumi bir taaruza geçilmiştir. Önce balyemez toplar ile kaleye evvelkinden daha sık ateşler yapılmış, sonra top ateşi himayesinde piyadeler taarruza kalkmışlardır. Taarruz neticesinde hendeğe kadar varmak mümkün olmamışsa da, l nci metristen bir hayli uzakta ve hendeğe bir hayli yakın bir yerde, 2 nci metrise girilmiştir.380 Bu başarıdan sonra gece ve gündüz çalışılarak 1 .000 kadar "domuz damı" yapılmış ve l 5/ 1 6 Receb gecesi, gerilerde kalmış olan toplar getirilerek bu domuz damları üzerine çıkarılmış, sabahleyin kaleye daha tesirli top ateşi yapılmaya başlanmıştır.38 1 Dolıayısıyle kalede 378 Mathum : V.4 1 3b. Naima: III/364. Hammer: IX/252-253. 379 Bşv. Arşi. Mal.Tas.: 143 5 7/28. 380 Nihadi: V . l l l a (yüz on bir). 381 D. Ahbar: V.3 l a.


iV.

Murat ve Butdut Seferi

1 49

daha sık ve daha geniş gedikler açmak i mkanı sağlanmıştır. İranlı müdafiler açılan gedikleri, büyük bir azim ve gayretle kum torbaları veya çuvallar i le kapatmaya çalışıyorlardı. Nitekim 1 6 Receb günü kalede oldukça geniş gedikler açılmış olduğu halde 1 6/ 1 7 Receb gecesi bu gedikleri, süratle ve daha esaslı bir şekilde tamir etmişlerdir. 1 7 Receb l 048 (24 Kasım 1 638) sabahı kollarına gelen Sadrazam , Kaptan Paşa ve Hüseyin Paşa, bir gün önce açmış oldukları gediklerin daha sağlam bir şekilde yapıldığını görerek kızmışlar ve top ateşini sıklaştırmışlardır. Bundan sonra lağım kazılmaya da başlanmış, fakat üç gün kazıldıktan su çıkmış olduğu için lağım işinden vaz geçilmiştir. Hatta kazılan lağımlar, yürüyüşe ve yürüyüş ikmaline mani olmasın diye tekrar doldurulmuştur.382 Silahdar Paşa 1 8 Receb 1 048 (25 Kasım 1 63 8)'de Perşembe günü Kuşlar kalesi tarafına geçerek, kaleyi zapt ve buraya koyduğu toplar ile kaleyi bu taraftan da döğmeye başlamıştır. Düşmanın nazarlarını başka tarafa çekmek, Silahdar Paşanın işini kolaylaştıımak maksadı ile Hüseyin Paşa kolundan sahte bir taarruz yapıldığı gibi; Revan önünde galib gelerek, Kenan Paşanın gönderdiği esirlere kendi ney ve kösleri çaldırılarak metrislerde dolaştırılmış, bunu müdafiler "İran-ı ney ve kös sedalarını ve Hüseyin paşa kolundan atılan top seslerini duyarak, Şah geldi de onunla savaşılır" sanmışlardır.383 İşte bu hengame arasında Silahdar Paşa kuşlar kalesi tarafına geçerek kaleyi zabt ve içine koyduğu toplar i le 382 Mathum: V.4 1 3b. 383 o. Ahbar: V .3 1 b. Fezleke: J I/20-20 1 .


1 50

Dr. Tahsin Ünal

şehri bu tarafdan da döğmeye başlamıştır.384 Silahdar Paşa, kuşlar kalesinde bizzat kalmamış, kethüdasını burada bırakarak kendisi padişahın yanına dönmüştür. Fethin sonuna kadar günde iki defa gider, askerlerini teftiş ederek geri dönerdi.385 1 9 Receb 1 048 (26 Kasım 1 63 8)'de müteakip günlerde yapılacak yürüyüşler için bazı hazırlıklar yapılması emredilmiştir. Hazırlıklar için ustalara ve askerlere koyun, keçi derileri ve torba tevzi edilmiş, etraftan 1 .000 kadar hurma ağacı kesilip alakal ılara verilmiştir.386 Tevzi edilen malzemeden l 9/20 Receb gecesi yüzlerce "domuz damı" yapılmış ve Üzerlerine toplar çıkarılarak, yapılması tasavvur edilen taarruz için hazır edilmiştir. Daha evvelki toplarla ve yenileri de ilave edilerek daha kesif bir şekilde top ateşine başlanmış ve kısa zamanda kalenin bir çok yerleri yerle bir edilmiştir. Müdafiler yıkılan yerleri yeniden tamir ve gedikleri tıkamaya çalışmışlarsa da, onların yaptığı yerden daha geniş, yeni gedikler açılmıştır. Daha kesif top atışları devam ederken, aktedilen bir divanda zemin ve zaman bir taarruza müsait görüldüğünden bir umumi taarruz yapılmasına karar verilmiştir. S ilahdar Paşa kolu hariç, sair 4 koldan büyük bir taarruza geçilmiş, her koldan askerler "ceng-i gülbankı" çekerek kaleye doğru akmıştır. Fakat düşman da iki günden beri yapılan hazırlıklardan, bir yürüyüş olacağını sezmiş, kalenin büyük 384 Böylece, kaleyi muhasara eden 5 nci kol da, muhasara başladıktan 1 O giln sonra teşekkül etmiş oldu. 385 Naima: 1 1 1/365. 386 Fezleke: 1 11200-20 1 . Naima: 1 1 11365-366.


i V. Murat ııe Bağdat Seferi

151

bir kısmı da yıkılmış olduğundan, dış kale ile dış hendekten adeta ümidini keserek, iç hendek ile iç kaleye metanet vermiştir. İç hendek gerisinde azim hendekler kazmış, içini su ile doldurmuş ve nice askerini iç hendek gerisine metrise koymuştur. Bunu taarruza geçildiği sırada haber alan sadrazam, kaleye taarruz ile gidildiğinde, fazla zayiat verileceğini düşünerek "padişaha bu mahzuru izah ile

yürüyüşten vaz geçilmesini ve kaleye metris ile girmenin daha doğru ve münasip olacağını" söylemiş,387 başlamış olan taarruzu durdurmuştur. Taarruz durdurulmuş ise de askerler, 2 nci metrisden çıkmış, hendeğe ve kaleye daha yakın olan 3 ncü metrise girmişlerdir. Hatta Derviş Mehmet Paşa kolu, düşmanın bütün metanetini Sadrazam, Kaptan Paşa ve Hüseyin Paşa kollarına verip kuvvetini buralarda toplanmasından istifade ederek ilerlemiş ve diğer kollarla nazaran, kaleye daha yakın bir yerde metrise girmiştir. Yürüyüş 3 ncü metriste durdurulmuş, fakat müdafiler daha tehlikeli bir hale gelmişlerdir. Zira Osmanlı ordusu, buradan yapacağı bir taarruzla kaleyi zabt edebilirdi. Bağdat kelesi, 20 Receb 1 048 'den 26 Receb 1 048 (3 Aralık 1 63 8) tarihine kadar tam altı gün ve altı gece, metris muharebelerinden ziyade ağır top ateşi ile ve fasılasız bir şekilde döğülmüş, kaleye bir günde 1 0.000 yuvalak atı ldığı günler olmuştur. Bu altı gün içinde şiddetli bir fırtına çıkmış, 4 gün ve 4 gece devam etmiştir. Tozdan dumandan kale ve metrislerden başka göz gözü görmez olmuş,388 iki taraf da bir

387 Bşv. Arşi Mal.Tas.: L l 4357/28. D. Ahbar: V.3 l b. 388 Naima: lll/367.


1 52

Dr. Tahsin Ünal

baskından korktuğu için askerlerini daima aheste ve aleste bulundurmuştur. 3 Aralık 1 63 8 ' de fırtınanın kısmen sakinleştiği bir sırada müdafiler huruc edip metris basmaya çıkmışlarsa da, askerlerimiz aleste durdukları için bir şey yapamadan geri dönüp gitmişlerdir. İranlı müdafiler, muhasaranın başından beri zaman zaman huruç edib metris basmaya çıkıyorlardı. Bu çıkışlar hazan 3-4.000, bazan 5-6.000 kişi ile oluyordu. Bunlara mukabele eden Osmanlı kuvvetleri de 7-8.000 kişi civarında olduğundan, huruç ve metris basma muharebeleri, küçük çapta bir meydan muharebesini andırıyordu. Bu muharebelere bazen bizzat padişah da katılıyordu. Fırtınanın kısmen sakinleştiği bu gün de müdafiler oldukça kalbalı k bir kuvvetle karanlık kapıdan çıkarak, Hüseyin Paşa koluna metris basmaya geldiler. Taraflar arasında bir hayli sert ve çetin muharebeler oldu. 2-3 saat kadar muharebe eden Kızılbaşlar daha fazla mukavemet edemeyeceklerini anlayarak kaleye çekilmeye mecbur kalmışladır.389 Onların çekilmesinden biraz sonra Ali Hemedani isminde birisi kale kapısından içeri girmek üzere iken yakalanmıştır. Huzura getirilip söyledikte "Şah tarafından gönderilen bir haberci olduğu. kapıdan girmek üzere iken yakalandığı, açıkça söyledikten sonra, serbest bırakılacak olursa keleye varıp şahın haberin söylerken bir takım bilgi toplayacağını dönüp gelerek bunları kele içindeki askeri durumu haber vereceğini" söylemiştir. Bunları o kadar masum bir eda ve ifade ile söylemiştir ki, herkesi inandırmıştır. Serbest 389 Ayn ı eserler.


1 53

iV. Murat ve Bafdat Seferi

bırakılıp kalenin dönmemiştir.390

ıçıne

gitmiş,

lakin

bir

kere

daha

Musul'da i ken nehir yolu ile yola çıkarılan toplardan l O tanesi bu gün ve muhasara başladıktan l 9 gün sonra, 27 Recep 1 048 (4 Aralık 1 638)'de Bağdat'a gelebilmiştir. Şayet Kaptan Paşanın teklifi kabul edilmemiş olsa idi, topların gelmesini bu güne kadar belemek icap edecektir. Zaman kaybedilmiş olacak, yağmur mevsimi başlayacak, kalenin alınması belki de yine mümkün olmayacaktı.39 1 gelen topların 5 tanesi Sadrazam koluna, 3 tanesi Silahdar Paşa koluna, 2 tanesi Kaptan Paşa koluna verilmiş,392 böylece yeniden takviye edilen Sadrazam kolunda 1 O, Kaptan Paşa kolunda , Silahdar Paşa kolunda 6 top mevzie girmişlerdir. Toplar 27/28 Recep gecesi mevzilere konulurken askerler sevinçlerinden "Gülbank-ı Muhammedi'' çekmişler, gecenin karanlığında ne olduğunu bilemeyen ve yürüyüş oldu zanneden müdafiler sabaha kadar beş kol üzerine yağmur gibi top ve tüfek mermisi yağdırmışlardır.393 Sabah olup da yürüyüş olmadığını görünce korkularını hileli bir şekilde şenliğe çevirmişlerdir. 28 Recep 1 048 (5 Aralı k 1 63 8) ' de yeniden 4 balyemez top daha gelmiş, bunlar da, kalenin en uzun tarafını muhasara eden Derviş. Mehmet Paşa koluna verilerek,394 390 Bşv. Arşi.Mal. Tas.: 1 43 57/28. D.Ahbar: V 3 l b. Naima: 1 1 1/367. 391 Tarihçei: V. 77a. 392 Bşv. Arşi.Mal:Tas. : 1 4357/28. D. Ahbar: V.32a. 393 Aynı eserler. 394

Vacihi: B. 1 7. Fezleke : . 11/20 1 . Böylece kaleyi çeviren kollardan 5 ncisi de muhasara başladıktan 20 gün sonra tamamlanmış oluyordu.


1 54

Dr. Tahsin Ünal

muhasara kolları tamamlanmıştır. Bu gunun gecesi, müdafilerin cümlesinin kale bedenlerine çıkarak ve top ve tüfek atarak şenlik yaptıktan görülmüş, önce buna bir mana verilememişse de sonra "Şah tarafından 1. 000 kadar imdat kuvvetinin gelip Osmanlı hatlarından geçerek kaleye girdikleri, müdafilerin buna sevindikleri'' anlaşılmıştır. Bu sırada padişah "asi oldukları için ulufeleri çalman sipahileri huzuruna celp ederek, serdengeçti yazılarak metrise girmeyi ve uğru hümayunlarında cansiperane çalışmayı kabul ettikleri takdirde, ulufelerini tashih edeceğini" söylemiş onlar da kabul ettiklerinden bir kısmı serdengeçti bir kısmı toprak sürmeye memur olarak cansiperane çalışıp çarpışmaya başlamışlardır. Muhasaranın başından beri olduğu gibi 29 Recep 1 048 (6 Aralık 1 63 8) tarihinden 2 Şaban 1 048 (9 Aralık 1 63 8) tarihine kadar sabahtan akşama kadar 4 gün ve 4 gece fasılasız bir şekilde 30 dan fazla balyemez, 1 50 kadar şahi ile kale döğülmüş, müdafilerin cansiperane çalışmalarına ve insan üstün faaliyetlerine rağmen Bağdat kalesi delik deşik edilmiş, duvarlarda delinmedik yer, yıkılmadık taraf kalmamıştır. Yalnız sadrazamın karşısındaki duvarlardan 860 zira uzunluğundaki duvarlar tamamen yıkılmış395 olduğuna göre sair kollardaki yıkılmalarda buna kıyas edilebilir. Üç koldan şehre "büyük şahrahlar" açılmış, sadrazam ın dediği Bağdat önlerine gelen ağır top miktarını Bşv. Arşi. Mal. Tas.: 1 4357/28. Topçular: V .295b. Du Loir. 226-228. Tarihi Osmani : l 1 - 1 2 'de " 3 0 adet �österiyor/ar" Biz bu rakamlara itibar ettik. 9' Du Loir: 228. Mafhum: Vb.4 l 3b. Hammer: IX/258. R. Abrar: 90 1 . 396 Topçular: V .296a.


iV. Murat ve Ba#dat Seferi

1 55

gibi şehre yürüyüşle girmek kolaylaşmıştır. Artık Bağdat'ı, kalenin metin duvarları değil, dışarıdaki içi su i le dolu geniş hendek ile, iç hendek ve iç kale korumakta idi.396 Şayet, bir taraftan top ateşine devam edilir ve düşmana kaleyi tekrar tamir etme imkanı verilmez, bir taraftan da büyük bir gayret ve fedakarlıkla dış hendek doldurulursa, hendek maniası da ortadan kalkacak ve Bağdat'ın fethi kolaylaşmış olacaktı. Binaenaleyh, 3 Şaban 1 048 ( 1 0 Aralık 1 63 8)'de bir taarruz hazırlığı yapıldı. Bu seferki taarruzda 3 neti metristen çık.alacak ve hendek kenarına kadar ilerlenerek durulacak, hendek keqannda 4 neti metrise girilecekti. Bundan önce yapılmış olan büyük taarruzlardan başka, her kol imkan ve fırsat buldukça metris değiştirerek ilerliyor, hendeğe bir an önce yaklaşmak için çalışıyordu. En çok metris değiştiren de Kaptan Paşa kolu olmuştu. Hatta bir defasında Kaptan Paşa kolu sağ ve solundaki metrislerden bihayli i leri gitmiş olduğundan, sağındaki sadrazam ile solundaki Hüseyin Paşanın, kendilerini bir kaç gün beklemelerini rica etmeleri üzerine, girdiği metrisde bir kaç gün onlan beklemişti.397 Taarruz için her şey hazırlandıktan sonra her kol ''ferman-ı padişahf'' ile bulunduğu 3 ncü metristen çıkarak, düşmanın top ve tüfek ateşi altında, bir hayli şehit ve yaralı vermekle beraber, hendek kenarındaki 4 ncü metrise girmeye muvaffak olmuştur.398 Bundan sonra hendek doldurulursa,

397 Tarihçei: V.75b. 398 Umumi taarruzlarla giril ip tutulan metrisler 1 nci, 2 nci, 3 ncil, 4 ncil metris olarak kabul edilmektedir.


1 56

Dr. Tahsin Ün"/

yapı lacak umumi bir taarruzla kale zabt edilebilirdi . Bundan sonra hendek doldurulmaya başlanmıştır. 4 Şaban 1 048 ( 1 1 Aralık 1 63 8)' de padişahın emriyle "askere 260-300. 000 torba, çuval ve harar tevzi edilmiş, 8 torba toprak getirip hendeğe boşaltması" emredilmiştir.399 Sadrazam, vezirlere, beylerbeyleri, sancak beylerine, sipahilere, beldar ve lağımcılara hülasa herkese, hatta şeyhülislama 300, kazaskerlere 200'er, sipahilere 8.000, askerlere 260.000 torba tevzi edilmiş, aynca 2-2.500 hurma ağacı kesilip getirilmiştir. Tevzi işi bittikten sonra her kola 1 O gün ve 1 O gece toprak getirip hendeğe boşaltması emredilmiştir. Düşmanın ateş yağmuru altında toprak taşımak ve hendek doldurmak işine fasılasız devam edilmiş ve bir kulaç su ile dolu olan hendek, verilen zayiata bakmadan, doldurularak yerle bir edilmiştir.400 Bu faaliyet esnasında toprak çekmeye ve hendek doldurmaya memur olanlar bizzat kendileri başta olduğu halde adamları ile çalışıp hendeği doldurmuşlardır. Hendek doldumrn işi 1 1 Aralık 1 63 8'de tamam olmuştur. B u işte de Kaptan Paşa büyük bir gayret sarfetmiş, kolunda bulunanlardan Şaban Ağa, Samsuncu Başı, Serdengeçti Ağası, Hamit Bey, Çermin Alay Beyi başta olmak üzere bir çok şehit ve yaralı vermi ş olmakla beraber, herkesten önce kolu karşısındaki hendeği doldurmuştur. Sair kollarda da Sivas Beylerbeyi Kör 399 Bşv. Arşi. Mal. Tas.: 14357/28. Du Loir: 228. Topçular: V .296a. Torba tevzi işini, Tarihçei: V.77b'de "3 Şaban 1 048," Thevenot: 57 1 'de "10 Şaban 1 048" olarak gösteriyorlar. Topçular "500.000 torba tevzi edildt' diyor. 400 Du Loir: 228. Topçular: V.295a.


iV.

Murat ve Batdat Seferi

1 57

Hazinedar Paşa, Trabzon Beylerbeyi, Çorum, Bozok sancak beyleri başta olduğu halde nice kimselere yaralanmış ve Halep Beylerbeyi Mehmet Paşa, Trablusşam Beylerbeyi Şahin Paşa, Arap Emiri Ebureyş Oğlu başta olduğu halde bir çok kimseler de şehit olmuşlardır.401 Fakat düşman ile de yüz yüze gelinmiş, kılıçlar ve palalar işlemeye başlanmıştır.402 1 4 Şaban 1 048 (2 1 Aralık 1 63 8) tarihinden 22 Şaban 1 048 (29 Aralık 1 638) tarihine kadar 8 gün ve 8 gece artık hep palalar ve kılıçlar konuşmuş,403 kadınların, ihtiyarların ve çocukların da iştirak ettiği kanlı muharebelerden sonra Bağdat kalesi zabt edilmiştir. Bu arada sabık Sadrazam Hüsrev Paşanın Bağdat muhasarası sırasında Hillede kalıp esir olan ve Bağdat kalesi içinde bulunan Konyalı bir asker kaçıp ordugaha gelmiş, padişahın huzurunda konuşturuldukta, "Kızılbaşlar son derece zaaf içindeler. 7-8 gün dahi dayanamazlar"4 04 demiştir. Nitekim, 8 gün sonra yapılan umumi bir yürüyüş ile Bağdat' ı İranlılar eskisi gibi müdafaa edemeyecekler ve kale zabt edilecektir.

iV. BAGDAT KALESİNİN FETHİ 1 5 Şaban 1 048 (22 Aralık 1 638)'de Çarşamba günü genel manzara şöyle idi; muhasaranın başından beri fasılasız bir şekilde devam eden top ateşi ile Bağdat kalesinin Sadrazam, Kaptan Paşa ve Hüseyin Paşa kollarının 40 1 Vacibi: 1 7. D. Ahbar: 32a. Fezleke: 11/202. Azzavi : IV/222. 402 Salaberry: 1 1/242-243. 403 Aynı eser. 404 Tarihçei: V.78a.


1 58

Dr. Talısi11 Ünal

karşısındaki duvarları hemen tamamen yıkılmıştı.405 Müdafilerin yeniden tamir etmek veya açılan gedikleri kum torbaları ile kapamak hususunda sarf ettikleri gayrete rağmen, duvarlar yerle bir edilmiştir. Şaban ayının dördünden beri gösterilen büyük bir azm-ü sebat ve gayretin sonunda, kalenin etrafını çeviren derin ve geniş hendek tamamen toprak ile doldurulmuş, dolayısıyla Bağdat şehrini müdafaa eden manialaradan birisi daha ortadan kalkmıştı. Osmanlı kuvvetleri doldurulan hendeklerin üzerinde, yıkılan kale duvarlarının dibinde düşman ile yüz yüze gelmiş bulunuyordu. Kaleyi muhasara edenler sayıca çok, fakat müdafaa edenler sayıca daha az olduğu için, muhasara eden kuvvetler umumi bir taarruzla, bütün mukavemetlere rağmen, kale)'.İ zabt edebilirlerdi. Bunu müdrik bulunan iV. Murat, hendek doldurulmaya başlandığı günden beri sadrazama, "kale duvarları hak ile yeksan olup şehr-i Bağdat 'a şahrahlar açılmıştır. Hendekler de toprak ile dolup bitmek üzere iken bir umumi yürüyüş matlubumdur"406 dedikte sadrazam Tayyar Paşa, "hilaf vaki şayi olan yalanlarla, dahili surda taze hisarlar, cedit hendekler, metris/er ve domuz damları vardır. Yürüyüş olursa hücuma mani olur. Askeri kırdırıp

405 Yalnız Sadrazam Paşa kolundaki duvarlardan 860 zirası yıkılmış olduğuna göre, Kaptan ve Hüseyin Paşaların kollarından da en azından 1 .000 zira duvar yıkıldığı kabul edil irse, kalenin 2.000 zira civarında bir yerinin yıkılmış olduğu kabul edilebilir. Bu, şehre büyük yolların açılmış olduğunu ifade eder. 406 Süheyli: V.77b.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

1 59

de/ettiririz, "407 diye mani olur ve "kaleye metris ile girmek tedbir-i isabettir" diyerek hücum emrini imza ettirmez, tehir eder ve padişahın acelesine mani olurdu.408 Lakin her şey tamam olduktan sonra ve "kalenin içi dahi müşahade edilmeğe başlandıktan sonra" padişah sadrazamın itirazına daha fazla tahammül edememiştir. 1 6 Şaban 1 048 (23 Aralık 1 638)' de Perşembe günü IV. Murat sadrazam Tayyar Paşayı huzuruna çağırmış ve

"Hendekler doldu. Kale duvarları yıkıldı. Şehr-i Bağdat derununa şahrahlar açıldı. Neden yürümezsiz? " Deyince sadrazam yine: "Şevketlüm sabredilsin. Şehir yakında feth olunur. Yürüyüşe zaman vardır, '' dedi. Fakat IV. Murat sesinin tonunu değiştirerek: "Senin hahadırlığın ve dilaver/iği cihanı tuttuğu bu mudur? Kale dibinde nice beklersin? Tehirin manası nedir?" Diye çıkışmıştır. Bu sözlerden alınan sadrazam: "Hünkarım, hen kulun ölmekle bir şey olmaz. Hemen Allah kalenin fethini ihsan ide" demiştir. Padişah da asabi bir eda ile: " Yarın yürüyüş olup, kale feth olunmalıdır. "409 diye emir vermiştir. Sadrazam bu emri aldığı zaman, kendi kolundaki askerler kale dibine kadar gelmişler, düşman ile yüz yüze ve 407 Süheyli: V.77b. 408 Tarihçei : V.76b. R.Abrar: 60 1 409 Mafhum: V .4 1 3 . Naima: 11 1/368. Hammer: IX/255.


1 60

Dr. Tahsin Ünal

kılıç kılıca savaşa başlamış bulunuyorlardı.41 0 Huzurdan çıkıp kendi metrisine gelmiş ve padişahın yürüyüş emrini bütün orduya ilam etmiştir. Bu emir üzerine bütün kol larda hummalı bir hazırlık başlamıştır. Bir taraftan kale dibine gelmiş olan askerler i le düşmanlar arasında pala palaya savaşlar olurken, gerideki yürüyüş hazırlıklarını perdelemek maksadıyla, yeniden bir kısım birlikler i leri sürülmüştür. Sadrazam kolundan ileri sürülen birlikler, yeniçeri ocağından, yeniçeri ağası bölüğünden İbrahim Subaşı, serdengeçti Ağası, sipahi serden geçtilerinden müteşekkil 500 kadar asker idi. Bunlar, sadrazam kolunun karşısında bulunan"Köşe Kuleye" doğru i lerleyip kulenin dibine . varmışlar ve metris kazmağa başlamışlardır. Müdafiler, bunların üzerine top, tüfek ve ok ile yağmur gibi ateş yağdırmışlardır. Sair kollarda da vaziyet aynen böyle olmuştur. Derken zamanla bizimkiler çoğalmış, müdafiler çoğalmış, dolayısıyla kavga da gittikçe büyümüştür. Taraflar birbirleri üzerine kumbara, neft, tığ, teber, fındık ile ölüm yağdırmış, fakat akşam olmasına rağmen savaş durmamış aksine gittikçe kızışmıştır.4 1 1 Bu savaşlar, bir gün sonra başlayacak ve 22 Şaban'a kadar devam edecek olan büyük ve kanlı savaşların başlangıcı idi. Padişahın emri, sadrazamın bu emri ilamı üzerine kollardaki hazırlıklar ve kale dibindeki savaşlar gündüz durmadığı gibi l 6- l 7 •Recep gecesi de devam etmiştir. Her sınıf askerlerden serdengeçtiler yazılıp yeniden 41 0 Du Loir: 228.

411

Topçular: V.296b.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

161

silahlar bayraklar tevzi edilmiş, eksik olan muharebe edevatı tamamlanmıştır. Bizzat sadrazam da yürüyüş ıçın hazırlıklarını ikmal etti, maiyetine kale dibine varıp metris kazmalarını emretmiştir. Sadrazam bir taraftan da yürüyüş hazırlığı yapan kollar arasında dolaşmış, askeri şevk ve heyecana getirebilmek için:

"Gaziler. . . Bağdat bizim Kerbelamızdır. Fisebilillah cihat etmek için gün bu gündür. Düşmana aman vermeyelim. Doyma/ıklar sizin, başlar bizim olsun. Demiş ve daha bir çok şeyler vaad etmiştir.412 "

1 6 Şaban 1 048 (23 Aralık 1 638)' de sabahleyin kuşluk vakti, önce küçük çapta başlayan muharebeler gittikçe kızışmış, gece de devam etmiş ve hatta 1 7 Şaban 1 048 (24 Aralık 1 63 8) Perşembe günü41 3 öğleye kadar da şiddetini muhafaza ederek devam etmiştir. Öğle üzeri idi. İki taraf da adeta bitap düşmüşler ve "küşe-i istiriıhata" çekilmişlerdi. Bir müddet istirahattan sonra muharebe aynen bir gün evvelki gibi başlamıştır. Önce taraflardan, adetleri az olan serdengeçtiler ve askerler "birbirlerine harf�ı endaz ile" latife ederek ve birbirlerini teşvik etmek suretiyle, yıkılmış olan 4 1 2 Du Loir: 224. Sadrazam bu konuşmasında askere, 1 - Düşmana aman verm iyel im. 2- Doymalıklar sizin olsun diye vaadde bulunuyor. Bektaş Han ve içeridekilere padişah tarafından aman verildiği halde askerlerin bu amanı neden dinlemediği, padişahın şehrin yağma edilmesine taraftar olmadığı halde askerin şehri yağma etmesinin ve buna mani olunmamasının sebebini bu türlü vaadlerde aramak icap eder. 4 13 Vacihi : 1 8 Bşv. Arşi. Babı Asafı Resmi Def. Bir yaprakta. Topçular: V.296b. "Hamsin=Perşembe" diyorlar. Fakat tarih olarak 1 7 Şaban 1 048'i gösteriyorlar. Bu tarih, ise Perşembe değil Cuma'ya rastlamaktadır. Bak. F. R. Unat: Kılavuz, ise Çarşamba gösteriyor.


1 62

Dr. Tahsin Ünal

kaleye doğru yürümüşler, kulelerdeki Kızılbaşlarla savaşa başlayarak "şule-i cengi alevlendirmişlerdir."4 14 Zaten bu gün için yürüyüş de emredilmişti, lakin bu şekilde başlayan muharebe, "zemin ve zamanı bikarar etti'' bu hali gören vezirler, kendi metrisleri karşısında olan muharebelere imdada koştular.415 Kaptan Paşa da "sel-i şimşir edere'/C' karşısında kuleler üzerinde savaşan serdengeçtilere ve askerlere imdada koşup hücum etmiştir. Müdafi kumandanlar ve ney ve nekkare çalarak askerlerini toplamışlar, taarruz edenlere karşı azimle karşı koymuşlardır.4 16 Top ve tüfek ateşi durmuş, kılıç kılıca, pala palaya bir savaş başlamıştır. Kaptan Paşa kolunun her tarafından kuleler üzerine çıkılmış, içeri girmeye mani olan müdafilerle yaka yakaya savaşmaya başlamışlardır. "kuleler üzeri güreşçi meydanına"411 dönmüştür. Bu sırada Sadrazam Paşa da, kendi kolundan bakmış ki; başta Kaptan Paşa kolunda olmak üzere her koldan asker kaleye akmış, kuleler üzeri asker i le dolmuştur418 o da yürüyüşe kalkmış, askerin önüne düşüp kolu karşısındaki köşe kuleye doğru yürümüştür.419 Elinde tir ve kemani olduğu halde kuleye yakın varmış, ok ile Kızılbaşların "kimin

4 1 4 Vacihi : 1 8. Silheyl i: V.78a. Fezleke : 1 1/202.

4 1 5 Silheyli: V.79a. Du Loir: 230. 417 Fezleke: I l/202. Naima : 1 1 1/369. 418 Tarihçei : V.78a. "Padişahın fermam ile yürüyüş oldu sandı" diyerek önce verilmiş olan yürüyüş emrinden sadrazamın haberi yokmuş gibi gösteriyor ki, hatalı bir noktai nazardır. 419 Topçular: V.296b. 4 16


i V. Murat ve Bağdat Seferi

1 63

gözünden kimin başından, kimin döşünden vurarak yere sermiş" ve bir tirkeş tiri safetmiştir. Sonra yalın kılıç olup savaşmaya başlamış, bizzat kale üzerine çıkıp, kahramanca savaşmaya420 başlamıştır. Bu arada bir kısım askerler, kule üzerine bayrak dikip orada tutunmağa muvaffak olmuşlardır. Bayrak civarına askerlerin akın etmesi ile kalenin bu taraftaki bir kulesi zaptedilmiştir.42 1 Bu sırada müdafi hanlar ve ihtiyarlar ile birlikte, tüfek ile ok, kılıç, taş, kumbara ve zencir ile, neft yağına batırıp ateşledikleri bezler ile kaleyi müdafaaya çalışıyorlardı. 422 Bu ölüm kalım savaşı esnasında meğer bir Kızılbaş askeri, bazen ok ile bazen yalın kılıç savaşan sadrazamı gözetirmiş. Sadrazama nişan almış, sadrazamı gözünden veya boğazından423 tüfek fındığı ile vurmuştur.424 Fındık ensesinden çıkmış ve sadrazamın elindeki ok ve yay yere düşmüştür.425 Hemen ağaların yadımı ile kule üzerinden metrisdeki gönüllülerden Dilhaşının çadırına götürülmüş ise de, bir şilte üzerine uzatılır uzatılmaz, kalenin tamamının feth edildiğini görmeden ruhunu teslim etmiştir.426 Böylece 420 Aynı eser. 42 1 Bşv. Arşi. Mal.Tas.: 1 4357/28. 422 Du Loir: 230. 423 Aynı eser, 232. 424 Vacihi: 1 8'de "alnından fmdık

ile vurulmuştur" derken; Süheyli: V.79a'da "başına gülle isabet ettiğinden şehit olmuştur" diyor. 425 Sadraz.arnın ok veya kılıç ile, top, kumbara ve tüfek üzerine sadınnası gerçi bir secaat ve kahramanlıktır, fakat aynı zamanda bir tedbirsizliktir. 426 Topçular: V.296b. Vacihi: 1 8. Mathum: V.4 1 4a. Tarihçei :V .78a, sadrazamın bu kahramanlıklarından bahsetmez ve "metristen çıkıp ancak 1 0- 1 5 adım yürüdükte vurulup şehit oldu" diyor.


Dr. Talısi11 011al

1 64

Sadrazam Tayyar Paşa 1 7 Şaban 1 048 (24 Aralık 1 638)'de Perşembe günü şehit olmuş, kaptan Mustafa Paşa sadrazam tayin edilmiştir.427 Bu gün sadrazam i le beraber 2.000 kişi şehit ve bir o kadar kimse de yaralanmıştır.428 Sadrazamın şehit olduğunu haber alan askerler arasında bir soğukluk, durgunluk ve bir tereddüt hasıl olmuş ise de hemen o saatte birisi padişaha koşarak :

"Padişahım sağ olsun. Sadrazam lalan şehit oldu. " Dedikte padişah: "Ah!. . Tayyar!. . . Bağdat gibi l 00 kaleye değerdin. Namdar idin, "429 diyerek ağlamış ve ruhuna Fatiha okuduktan sonra;430 "Mevtine düşman vak�( olmasın. Geceleyin defnedilsin, diye emir vermiştir. Tayyar Paşa, evvelce Bağdat Valisi iken vefat eden ve İmam-ı Azam Türbesi civarında metfun bulunan babası Mustafa Paşanın ayak ucuna defnedilmiştir.43 1 Tayyar Paşa gaza meydanlarında ölen ikinci Osmanlı sadrazamıdır. Birincisi Ridaniye'de şehit olan Sinan Paşadır. "

Sadrazam Tayyar Paşanın şehadeti haberi üzerine bir taraftan yukarda ki emri verirken iV. Murat, bir taraftan da

427 Bşv. Arşi. Babı Asafı : Resmi bir defter yaprağı. 428 Topçular: V.296b. 429 Mahfuın: V.4 1 4a. 430 Du Loir: 234. 43 1 Mafhuın: V. 4 1 4a. Topçular : V .296.


i V. Murat ve Bagdat Seferi

1 65

kendi kolunda savaşmakta olan Kaptan Paşayı huzuruna celb etmiş ve mühr-ü hümayunu kendisine verdikten sonra :

"Göreyim seni, kalanın fethine ne güna ikdam idersin. Senden hizmet ve can siperlik beklerim. Allah mü 'inin olsun " demiştir. Yani sadrazam Mustafa Paşa, padişahın ayağını öptükten sonra:

"Kerametli padişahımın, hüsn ü himmeti bizimle oldukta, ümittir ki fetih müyesser ola"432 demiş ağlayarak şehit vezirin metrisine gelmiştir. Yeniçeriler, yeni sadrazamı istikbal emişler ve kendisine "hayırlı olsun" demişler, o da onlara ihsanlarda bulunmuştur. Sonra daha fazla durmayıp, ağalan ve cümle londu ile yürüyüp savaşan askerler arasına gelmiş ve : "Ha benim kubrar kocalarım, göreyim sizi bu gün kaleyi almak gerek. Allah için din-i İslam için padişah-ı alişan için gayret zamanı bu zamandır. 433 Doyma/ıklar sizin olsun"434 diyerek cümle askerin önüne düşüp i leri atılmıştır. Yeni sadrazam ağaları, iç oğlanları ile kahramanca savaşa atılınca sair askere de gayret gelmiş "Allah-ü ekber"diye gülbank çeken i leri atılmıştır. Kule ve duvarlar üzerinde iki asker birbirine karışmış, kuleler üzerinde amansız bir mücadele başlamıştır. Asker narasından, ok vızıldamasından, kılınç şakırdamasından, top ve tüfek sesinden kıyametten bir alamet olmuş, kimse kimseyi

432 Aynı eserler. 433 Du Loir: 234. Topçular: V.296b. Hammer: IX/255. 434

Aynı eserler.


Dr. Tahsi11 Ünal

1 66

tanıyamaz bir hale gelmiştir. Türk askerlerinin çıkıp ele geçirdikleri kuleleri bırakmak ve buradan geri dönmek niyetleri yoktu.435 Sadrazamın kethüdası Rizvan Ağa başta olduğu halde, mataracı Ali Ağa, Dilbaşı Hasan Ağa ve sadrazamın içoğlanlannın ekserisi şehit veya yaralanmış olmakla beraber436 yeni bazı kuleler zaptedilmiş437 ve askerler zapt edilen kulelere yerleşmiştir. Bu hal, müdafileri korkutup sindirmiştim fakat akşam da olmuş hava kararmıştı. Ele geçen kuleleri muhafaza etmek için pek çok asker kulelerin muhafazasına memur edilmiş ve 1 7- 1 8 Recep 1 048 gecesini askerler kulelerin üzerinde geçirmiştir. Zapt edilen kulelerin muhafazasına memur olan askerler gece bir kaç kere değiştirilmiş,439 hatta muharebe gece de olanca şiddetiyle devam etmiştir. Geceyi bir kısmı kuleler üzerinde, bir kısmı metrislerde ve bir kısmı da savaş meydanında geçiren askerler fecirle beraber tekrar440 kaleye hücum etmişlerdir. Artık bu durum karşısında müdafiler, değil kuleleri geri almak o tarafa bakmağa bile cesaret edemez hale gelmişlerdir.44 1 Askeri durumun ve m uharebenin böyle bir şekilde alması, müdafi hanları telaşlandırmış ve Bektaş Han, Halef H an, Nakdi Han, Ali Yar Han, Fettah Han "baht ve 4 35

Du Loir: 232 Du Loir: 234. Topçular: V.296b. Mafhum: V 4 1 4a. 437 Vacihi: 1 8 . 438 Fezleke: J I/202. Tarihçei: V .78b. Salaberry: 1 1/243 . 439 Aynı eserler. 440 O. Ahbar: V.32b. Fezleke: 1 1/202. 441 Fezleke: 1 1/202. 43b

.


i V. Murat ve Bağdat Seferi

1 67

ikballerinin sona erdiğini" görerek toplanmışlar ve durumu müşavere etmişlerdir. Hanlar arasında ne yapacakları hususunda ihtilaf hasıl olmakla beraber "aman dilemekten başka çare olmadığı" kanatma varmışlardır.442 Müşavere neticesinde aman dilemeye karar vermişlerdir. Bu karar, müdafiler arasında yayı lıp duyulunca burç ve bedenlerden Osmanlı askerine doğru : "Aman... El aman... Ya... seyfü'l-İslam, ya ... Sahibü'z-zaman ve Halifo-i Zemin ü zaman, ya... Güzide-i Ali Osman Gazileri . . . Allah ve Resul aşkına top ve tüfek atmayın şimdi Bektaş Han canibinden Ali Ağa, aman talebi için name ile bile gelir"443 diye feryat etmişler ve aman ile kaleyi teslim edeceklerini bildirmişlerdir. Hatta bağrışanlardan birini Rumeli gazilerinden birisi "bir acemi tiflı şir gibi" varıp kapıp sadrazamın huzuruna getirmiş, söyledildikte, "içerdeki hanlar aman dilemeye karar verdiler" demiştir.444 N itekim, biraz sonra kaleden Bektaş Hanın elçisi Ali Ağa birkaç adamı ile çıkıp sadrazamın yanına gelmişler ve aman kağıdını vermişlerdir. O saatte bu hali gören Rumeli gazilerinden ve yeniçerilerden bir çokları gelip padişaha, "düşmanlar aman dilediler" diye müjde etmişlerdir.445 Padişah müjdecilere ihsanlarda bulunmuştur. Sadrazamın çadırına gelen Ali Ağa getirdiği mektubu verdikten sonra. "Bektaş Han kaleyi padişaha teslim etmek ve hendesi olmak ister. Bunun için bir kaç mutemet adamımzı 442 Süheyli: V.79a. 4·0

Du Loir: 236 Topçular: V.297a Solakzade: 764

444 D.Ahbar: V.32b 445 Topçular: V.279a


1 68

Dr. Tahsin Ünal

bekler"446 demiş sadrazam ile vire meselesini konuşmağa başlamıştır. Bu sırada askerler arasında sulh şayi olmuş, top ateşi de kesilmiştir. O zaman bu hali gören ve mirahur-u kebir olan Halil Ağa "İşte bu sırada padişahın huzuruna vardım, divanında durdum, konuşmadılar. Ben geceki top ateşinin şiddetinden bahsedince, "öyle oldu" dediler. Fakat, "sabahtan beri top ateşi azaldı. Sebebi nedir bilmem. Tiz var. Bana bir haber göndersinler" diye ilave etti. Koşup sadrazamın çadırına vardım. Gördüm ki, Kızılbaş elçileri ile sadrazam müşavere ederler. Sadrazam beni görünce "ne haberin var Halil Ağa dedi. Ben de sultanım, padişahımız geceden beri devam eden top ateşine şimdi neden ara verildi. Sebebi nedir? Diye soruyorlar. Ve Kızulbaşlar hilekar olur. Hafiz A hmet Paşa ile Hüsrev Paşaya ne hile ettiler, bilmez mi? Zinhar, zahir/erine aldanmasın. İşinden kalmasın buyuruyorlar " dediğimde, sadrazam, "Hak Taala belanızı versin. Beni efendimin katında mahcup ve küçük düşürdünüz" diyerek top ateşine devam edilmesi için emir verince düşman elçileri, "maksadınız kale değil mi? İşte Bektaş Han gelir "447 diye anlatmaktadır. Elçilerin, Bektaş Han gelmek için, birkaç mutemet adamınızı bekler demesi üzerine padişahın fermanı i le, Çavuşbaşı Durak Ağa ile Niğde Mutesamfı Hasan Paşa İmam-ı Azam kapısından içeriye girerek Bektaş Hanın yanına gittiler.448 Elçilerimiz, Bektaş Hana "Padişah tarafından sizlere aman verildi. Aman isteyenlerin, mashar-ı af olmaları

446 Vacihi: 1 9

447 Peçevi: 11/448. 448

Topçular: V.279a. Vacihi: 1 9.


iV. Murat ve Bt1ğflat Seferi

1 69

resm-i kadim-i Osmanidir. Amma çıkarlarsa aman verilir. Çıkmazlarsa cümlesi katledilir"449 demişler ve Bektaş Ham teselli ederek beraberce çıkmağa razı etmişlerdir. 1 8 Şaban 1 048 (25 Aral ık 1 638)' de Cumartesi günü Bektaş Han giden elçilerimiz ve kendi adamları ile kuşluk vakti İmam-ı Azam kapısından çıkarak sadrazamın çadırına geldi. Sadrazam ile konuşup maksadını söyledi . Bektaş Hanın geldiği padişaha, sadrazam tarafından bildirilince padişah, "içtima-ı asker ve tertib-i Divan olsun andan gelsin" diye emir vermiştir. Bu emir üzerine düşmanın muhtemel bir huruç hareketi ne karşı metrisdeki ve duvarlar üstündeki askerler olduğu yerde kalmakla beraber, sadrazamın çadığrında otağı hümayuna kadar kat ender kat alaylar dizilmiş, "Kaide-i kadim üzere altın üskiiflü, sim kılıçlı, cevahir tüfekli, tüfek-endaz alayları, cebeci ve topçu alayları, siyah külahlı şahbazlar, üsküfl.ü Yeniçeriler silahlanarak durmuşlar Anadolu ve Rumeli, Şam, Mısır askerleri ayrı ayrı saf olmuşlardı"450 diğer tarafta, "zer külahlı ve tuğlu dilaver/er, kırmızı, sarı, yeşil bayrakları altında bölük bölük durmuşlar" otağı hümayunun yanında "tir, keman ve şimşir/eri ile solaklar, topuzları ve kalkan/an ile müteferrikalar, kalkanları ve şimşir/eri ile şatırlar saf olup durmuşlardı. "4 51 Otağı hümayunda ise büyük bir hazırlık yapılmış, otağın içi nadide kumaş ve halılarla süslenmi ştir. Padişah,

449

Du LQİr: 238. Vacihi: 20.

450 Du Loir: 240. 45 1 Topçular: V.297a.


1 70

Dr. Tahsin Ünal

londane destan üzerine bir tuğu hümayun sokmuş, murassa kemerini kuşanmış, bir şir-i j iyan gibi tahtı zerrin üzerine oturmuş,452 keskin elmas kılıcını dizlerinin üzerine koymuştu.453 Göya ki "Mah-ı ajitap otağ-ı hümayunun içine girmişti." "Yeminlerinde tuvana bahadırlar, yesarlarında tüfek-endazlar, onların yanında tiz segah ve ciritgahlar dururlardı ki, bunların her biri merkebe kılıç vursalar yıkarlar, alaya at sürseler birbirlerine katarlardı. m Padişahın yakınında şeyhülislam, kazaskerler, vezır-u vüzera, ayan merasim elbiselerini giyip, edep ve vekar ile sağlı sollu yarım daire olup" durmuşlardı. Sadrazam ile Bektaş Han Sadrazamın çadırından çıkıp otağ-ı hümayuna yürüdükleri zaman, Bektaş Han kalabalığı, askerin silahlarını ve alayişini görerek korkmuş, bu korku ile önde sadrazam, arkada, bir kolunda silahtar öbüründe kapıcı başı olduğu halde içeriye girince,455 aslan suretli padişahı görünce dembeste olup, durmuş ve yürüyememiştir. Yer öptükten sonra ayağa kalkıp, af ricasında bulundukta;456 padişah:

"Sen kimsin? Niye geldin? Muradın nedür?. . " dedikte Bektaş Han: "Hakim-i Bağdat, Bektaş Han kulunum. Canımıza aman buyurmanız ricasına, buna m ukabil kaleyi Bağdat 'ı size teslim etmeğe geldim. . . " dedi ve yüzünü yere koydu. Padişah: 452 Du Loir: 238 Fezleke: 11/203. 453 Vacihi: 20. 454 Peçevi: 1 1/449. 455 Mafhum: V . 4 1 4b. Yacihi: 20. 456 Yacihi: 2 1 .


iV. Murat ve Bagdat Seferi

171

"Benim geldiğimden ağah değil m i idin? Ki bu mertebe inat ettin. . " deyince Bektaş Han: .

"Gerçi casuslarımız haber verdiler, lakin kimi tahkik, kimi tekzip ederdi. Saniyen saadetlü padişahımlZın malumudur ki yediğimiz nimetin uğruna, kadir olduğumuz kadar durmak elzemdir. Nitekim kullarınız dahi sizin uğrunuzda sarf-ı ikdam iderler. İşte canım, iste kanım. İster kati, ister af idesiz"4 57 dedi. Padişah: "Bu gün akşama dek kaleyi boşaltmak şartı ile aman verdim. Daha evvel gelmiş olsa idin, bu kadar zahmet çekmezdük. A mma velinimetin uğruna say ettiğinde mazursun. Kaledeki hanlara ve askerlere cebrimiz yoktur. Acele çıkarlarsa aman verdim. A manım, amandır. Ben bunda Kızılbaş kırmağa gelmedim. Bu kaley-i Bağdat bizim ecdadımızdan mirastır. Bunun için geldim, "458 dedi. Bektaş Han, Osmanlı tabiyetine girdiği için başına murassa bir sorguç taktı. Beli ne murassa bir hançer kuşattı. Samur bir kürk giydirdi. Vezirlik ihsan etti. O da padişahın kul luğunu kabul etti. Bundan sonra padişah:

"Kaleye var, içerdeki hanlar ve askerler heman bu gün kaleden çıkıp gitsinler, akşama dek kalede kimse kalmamak üzere aman verdim. Sonra isteyen karanlık kapıdan çıkıp şaha gitsin. Askerimiz varıp kaleyi zapt itsin, m 457 Peçevi: rI/449. m

Du Loir: 244. Topçular: V .297b-298a. Vacihi: 2 l . Şu ifadeler, Osmanl ı padişahlarının Bağdat ilzerindeki "Hakk-ı Halffe ve miras-ı ecdad'' iddialarının bariz ifadesidir. 459 Tarihçei: V.78b.


1 72

Dr. Talui11 Ü11al

isteyen İmam-ı Azam kapısında toplanıp bize tabi olsun. Mertebe/erince mazhar-ı ihsan olmaları mukarrerdir. Kimseye cebir yoktur, "460 dedikten sonra sadrazamın çadırına gitmesine müsaade etti. Bektaş Han huzurdan çıkıp, sadarazmın çadırına geince içerdeki hanlara hitaben bir mektup yazdı. Bektaş Han metubunda durumu anlattıktan sonra "Padişah aman verdi. Mir Fettah Oğlu, Ali Yar Han, Halef Han, Hüsrev Mırza Han, binbaşılar ve yüzbaşılar ve askerler bu gün ikindi zamanına dek Karanlık Kapı canibinde toplanıp taşra çıksınlar. Burada kalmak isteyenler İmam-ı Azam kaplSlnda toplansın/ar "46 1 diyordu. Bundan başka padişah dahi, kendi vezirlerine ve sadrazamına "Her kim beni isterse hana, yada isterse şaha gitsin. Nida olsun" diye emir vermiştir. Münadiler, padişahın bu emrini kalenin etrafında bağırarak i lan etmişlerdir. Bektaş Han yazdığı mektubu bir adamı ile içeriye göndermiştir. Halbuki Bektaş Han vire şartlarını konuşmak maksadiyle 1 8 Şaban 1 048 (25 Aralık 1 63 8)' de kaleden çıkıp padişahın huzuruna gidince kalenin içinde kalan hanlar, Bektaş Han ile beraber aman dilemeği kabul ettikleri halde, Halef Hanın başkanlığında yeniden toplanarak, kaleyi teslim etmemeğe ve müdafaaya karar vermişlerdir. Kalenin içindeki askerlerden 20-25 .000 kadarını iç kaleye çekerek kendilerini müdafaaya hazırlamışlar ve hatta Osmanlı askerlerinin üzerinde bulunduğu kale duvarlarının altına lağım kazarak 4<'° 461

Mafhum: V.4 1 4b. Nihadi: V . 1 1 1 B . Tarihçei:V.78b. D. Ahbar: V.33a. Du Loir: 246 D. Ahbar: V.33b. Fezleke: 1 1/204.


iV. Murat ve Bağdat Seferi

1 73

içine barut ve fitil koymağa başlamışlardır.462 Bu sırada Bektaş Hanın, kendilerine gönderdiği aman-name gelmiş, padişahın emri gereğince kalenin dışında dolaşan münadiler de aman verildiğini i lan etmişlerdi. Bir kısım kuleleri ele geçirmiş olan Osmanlı askerleri ve kumandanları da aman­ name ve padişahın emri gereğince içerdeki hanların çıkmasını beklemeğe başlamışlardır. Hanlar, Karanlık Kapı tarafından şehri tahliye ve terk edip, çıkıp gidecekler, Osmanlı kumandanları da şehre girip işgal edeceklerdi .463 Fakat zaman geçiyor, ikindi yaklaşıyordu, çıkmaları beklenen hanların, çıkmaları beklenirken, ikindiden sonra "bu gün vakit tenktir. İnşallah elessabah çıkıp .ferman olunan mahalle varır toplanırız" diye, muharebe zamanlarında değil, ancak sulh zamanlarında verilebil ir bir cevap verdiler.464 Hanların, çıkmayı bir kast-ı mahsusla tehir etmiş olmalarından sadrazam şüphelenmiş ve şüphesini, çıkma hususundaki tehirin sebebini, yanında bulunan Bektaş Hana sordukta o da "galip ihtimaldir ki, içerdeki hanlar sizin askerinizin zapt ettiği ve halen üzerinde bulunduğu kulelerin altına lağım kazıp, barut doldurmak tedarikindedirler. Caiz ki, bir zarar isabet ide ve amanınıza müsaade edilmeye, gafil bulunmayasız, "465 demiştir. İçerdeki hanlar, Osmanlı askerlerinin kin ve intikam ile dolu olduğunu sanarak, kulelerdekileri berhava etmek, sonra da iç kaleye çekilerek burada müdafaaya geçmek 462 Topçular: V.298a. R. Ahrar: 602. 463

Vacihi: 2 1 -22.

464 Bşv. Arşi. Mal.Tas.: 1 43 57/28. 465 Mafhum: V.4 l 4b. Tarihçei : V.80b. Fezleke: 1 1/204.


1 74

Dr. Talısin Ünal

istedikleri anlaşılıyordu.466 Bektaş Hanın ikazı üzerine sadrazam kulelerin üzerinde duran askerlere, kale içine doğru inerek şehrin işgal etmelerini emretmiştir.467 Zaten bahane arayıp duran birliklerde bu emir ve işaret üzerine şehrin işgaline başlamışlardır. Bağdat kalesini işgale memur edilmiş o lan Anadolu Beylerbeyi Hüseyin Paşa ile Rumeli Beylerbeyi Aslan Paşa-Zade Ali Paşa ve Yeniçeri Ağası, dış kaleden içeriye doğru yürümüşler ve hanlar, fikirlerini fiiliyata koymadan dış kaleyi işgale başlarnışlardır.468 Vire esasları gereğince ve verilen emir mucibince şehri taraf taraf işgal etmeğe başlayan Osmanlı birlikleri, şehri işgal ederken içerdeki hanların da birlikleri ile Karanlık Kapı tarafında toplanmaları ve şehri terk etmeleri icap ederdi. Fakat onlar vire ve aman esaslarına riayet etmeyip iç kaleye çekilmişler ve müdafaaya hazırlanmışlardır.469 Akşam üzeri, Bağdat el değiştirmek üzere idi. Bir taraftan şehri işgale memur edilen birlikler taraf taraf şehre girmişler, bir taraftan çıkmak istemeyen kumandanlar, iç kaleye çekilmişlerdi. Fakat bu sırada iç kaleye çekilememiş şurada burada kalmış, ne yapacağını şaşırmış olan askerler de ve küçük rütbeli kumandanlar da vardı. Bunlar, şehri işgale gelen birliklere karşı, yer yer kendilerini müdafaaya hazırlandılar. Şehri işgale gelen birlikler ile, bu gruplar arasında mevzii çarpışmalar başladı. Bu çarpışmaların ilk defa, sarayları ve bedesteni korumağa memur edilmiş olan Yeniçeri nöbetçi 466

R. Abrar: 602. Hayrullah Ef: 1 7/80.

467 Vacihi: 22. 468 R. Abrar: 602. 469 Salaberry: 1 1/244.


iV. M11rat ı•e Batdat Seferi

1 75

birlikleri ile o civarda bulw1an İran askerleri arasında başladı. Bu savaşlar, civarda bulunan Osmanlı birliklerinin nöbetçi Yeniçeri birliklerine yardıma koşması ve diğer taraftan İranlı askerlere de başka kuvvetlerin yardıma gelmesi ile gittikçe büyüdü. Ve netice olarak 1 8- 1 9 Şaban gecesi muharebelerinin böylece tutuşturulduğu, kuvvetli bir rivayet olarak söylenmektedir. Hiç değilse, aman gereğince şehri işgale memur olan birliklere içerdekiler tarafından taarruz edildiği, diğer birliklerin onların yardımına koştuğu ve böylece sokak muharebelerinin başladığı muhakkaktır. Osmanlı askerleri çoklukları sebebiyle "tığ-ı ateşbazları ile" kısa bir zan1an zarfında vaziyete hakim olup Kızılbaş askerlerini "hınzır sürüsü gibt''4 70 önlerine katıp kovalamaya ve yetiştiklerini kılıçla yere senneğe başlamışlardır. İran askerlerinin büyük bir kısmı iç kaleye, bir o kadarı da K aranlık Kapı tarafına çekilip toplanmışlar, 1 8 Şaban 1 048 (25 Aralık 1 638) ikindisinden l 9 Şaban 1 048 (26 Aralık 1 638) sabahına kadar dış kalenin ele geçirilmesi için kanl ı bir sokak muharebesi olmuştur. Hanların sarayları ile çarşı muhafaza edilmekle beraber şehir yağma ve talan edilmiş, mukavemet etmek isteyenler katledilmiştir. Şehre giren askerler büyük ganaim ele geçirmişler, her biri "2. 000 Abbasi para" ele geçirmiştir. Padişah, herkesin ganaimini kendisine bırakmış, zahireyi miri için almıştır. 471 1 9 Şaban 1 048 (26 Aralık 1 63 8) de sabahleyin sadrazam ve sair vüzera "leşker süvar olup" kaleyi teslim

4 7° Fezleke: 1 1 /204. 471 Vacihi: 22 . Topçular: 298ab. Du Loir: 252.


1 76

Dr. Tahsin Ünal

almak ıçın, Bağdat' ın dış kalesine girdikleri zaman sokakların, dost ve düşman cesetleri ile dolmuş olduğunu, Kızılbaş askerlerinden 1 4.000 kadarının Karanlık Kapı tarafına toplanmış olduğunu, bir kısmının kulelerde, bazı büyük evlerde toplanıp kendilerini müdafaaya çalıştıklarını ve iç kalede narin kuleye çekilen kalabalık bir asker kitlesinin kuleyi müdafaaya çalıştıklarını görmüşlerdir. Sadrazam Karanlık Kapı tarafına vardığı zaman bazı İran askerlerinin dil ve el uzatmağa kalkıştıkları, sadrazamın etrafındakiler de kendisini müdafaaya kalkıştıkları, Kızılbaşları katletmeğe başladıkları söylenir. Sadrazam ve etrafındakilerle, Kızılbaşlar arasında bu mücadele devam ederken kulelerden ve iç kaleden sadrazam ın bulunduğu tarafa top, tüfek ve ok atmağa başlamışlardır. Sadrazamın yanında bulunan "ilm, maarif ve hünerde mahir" bir adam olan İsmail Efendi, bir gülle ile önce yaralanmış, sonra şehit olmuştur. Bir Kızılbaş askeri de silahtara hücum etmiş, o kılıcını kaldırıp silahtara indirmeden, silahdann adamlarından Halil Ağa, daha atik davranarak, Kızılbaşın kılıç kul lanmak için kaldırdığı kolu bir kılıç darbesi ile kesip atıvermiştir 472 Böylece 1 9 Şaban sabahından itibaren başlayan dış kaledeki savaş yeniden başlamış473 önce münferit ve mahalli olan mübarezeler, bazı kumandanların "bire sakin olun. onlara aman verildi, dokunmayın"474 demelerine rağmen aldırış eden olmamış ve mübarezeler kısa bir zaman zarfında katliama inki lap etmiştir. 472 Naima: 11 1/375. 473 Naima: 1 11/374-375. 474 Mafhum: V .4 1 4b.


I V.

Murat ve Butduı Seferi

1 77

Harem-i has adamlarından birisi olan ve o sırada padişahın yanında bulunan İbrahim Ağa, bundan sonraki vukuatı şöyle anlatıyor: "Paşalar, teslim almak için Bağdat'a girmişler fakat yeniden cenge başlamışlardı. Bu sırada Bağdat ulemasından Şeyh kıyafetl i hir kimse elleri bağlı iki Kızılbaşı padişahın huzuruna getirdi . Padişah, buna kızıp şeyhe, "ben onlara aman verdim, niçin esir eder, niçin bağlarsız475 diye bağırdıkta şeyh, "padişahım, bunlar kendilerine verilen amam reddedip naks-ı ahı ettiler. Onun için bağladım. İçeride de tekrar savaşa başladılar, " dedi. Bu sırada bir Rumeli askeri padişahın huzuruna gelmiş, beklerken, bu konuşmayı duymuştu.

"Padişahım, siz aman verdiniz. Lakin biz aman vermesiz, dedi. Padişah, buna da kızıp: "

"Bre ne yabana söylersin" diye bağırdı ise de asker: "Padişahım, kaç yıldır Bağdat seferi ederiz. Esvap, pul, akçe değil babam, amcam ve karındaş/arım kalmayıp cümlesi bu uğurda gittiler. Şimdi fırsat bulmuş iken niçin intikamımızı almayıp u melunlara aman veririz. Doğrusu budur ki, biz aman vermeyiz" diyerek çıktı atına binip şehrin içine cenge gitti.476 Bunun üzerine padişah, bir habercisine:

"Bre bir bargire bin. var git haber getir, " diye emir verdi. Haberci şehre gelip, şehir içindeki muharebeyi, 4 75 Du Loir: 250-252. Mathum: V.4 1 4b. Naima: l l l/375. Hammer: I X/258.

476 Aynı eserler.


1 78

Dr. Tallsin Ünal

sadrazamın muhataralı bir durumda olduğunu, Reisülküttabın şehit olup, Silahtann başına gelenleri bir bir görüp, dönüp padişaha anlattı. Bu haberlere padişah, hem üzüldü, hem de kızdı. Anadolu Beylerbeyi Hüseyin Paşa ile Aslan Paşa­ zadeye Ve Silahtar Paşaya haber gönderdi. Ve "melunların fesatlarını def edin" diye emir verdi. Hüseyin Paşa İle Silahtar Paşa, Narin Kuleye yaklaşarak ''padişahın amanı amandır, taşra çıkıp gelin,"477 diye söyleyip nasihat ettiler. Bunun üzerine Emir Fettah, Halef Han, Ali Yar Han ve sair hanlar, 1 .000 kadar adamları ile iç kaleden dışarı çıktılar.478 Hanlar, padişahın huzuruna getirildiler, padişah bunlara :

"Ben size aman verdim. 2-3 defa adam gönderdim, niçin muhalefet edip çıkmadınız. Şehirde olanların vebali sizin boynunuzdadır"479 dedi. Hanları zincire vurdurup, Silahtar Paşanın muhafazasında kalmalarını emretti. İkinci olarak, vaktiyle Revan'da silahları ile çıkıp gitmelerine izin verilmiş, fakat sonra bunun zararı görülmüş olduğundan şimdi de ilk vire esasları konuşulurken, "silahları teslim etmeleri esası görüşülmemiş olduğundan yine zararı görülmeğe başlamıştı." Onun için padişah, bu sefer "Kızılbaş askerleri yine Karanlık Kapıdan çıksınlar, fakat silahları alınsın zira yine aht şiken olurlar"480 diyerek ve silahlarının alınmasını şart koşarak yeniden aman verdi. Padişahın ikinci defa verdiği aman üzerine Kızılbaşlar, Karanlık Kapı tarafında toplandılar. İç kaledekiler de çıkmağa başladılar. 477 Fezleke: Il/204. Naima: 1 1 1/3 75. 478 Tarihçei : V.8 1 a. R. Abrar: 602.

479 Du Loir: 252. Topçular: v.298b. 480 Bşv. Arşi. Mal. Tas.: 1 4357/28. Silheyli: V.79a.


iV.

Murat ve Bagdat Seferi

1 79

Fakat Karanlık Kapıdan çıkarlarken, silahlarını vermeleri icap ederken vermediler, yine inat ve muhalefet ettiler.48 1 Karanlık Kapıda bunlar olurken henüz, iç keleden çıkmamış olan Mir Fetah ' ın iki büyük oğlu, tüfekçiler başı Hafaca Mir Kelan ve Arap Mehdi Sultanın oğlu Murat Han, yeniden iç kaleye çekilerek müdafaaya hazırlandılar ve muharebeye devam ettiler.482 Önce Bektaş Hana, sonra Mir Halef Han ve diğer hanlara iki defa aman verilmiş olduğu halde bazı hanların silahlarını teslim ve askerlerini alıp gitmedikleri, aksine tekrar müdafaaya geçip, Osmanlı askerleri üzerine yağmur gibi top danesi, tüfek mermisi yağdırarak, birbirinin yanına sokulmuş olan kalabalı k askere ağır zayiat verdirmeğe,483 başlamaları üzerine, padişahı n yanında bulunan Anadolu Beylerbeyi Hüseyin Paşa :

"Şevke�lüm, bunları kıralım dedi". Padişah : "Olmaz ben aman verdim." "Padişahım, bunlar aman dinlemez hainlerdir. Vebali varsa benim, sevabı varsa senin olsun, kıralım, " dedi.484 Bunun üzerine padişah da ikna olup;

Madem ki; bunların teaddileri haddi tecavüz etmiştir. A man bilmez hainlerdir. İnat ve muhalefet ederler, cümlesi

481 Bşv. Arşi. Mal. Tas.: 14357/28. Tarihçei: V.8 1 a. 482 Fezleke: 11/204. Naima: IIU376. A. Ara: l 79. 483 A. Ara: 1 79. 484 Du Loir: 250-252.


1 80

Dr. Tuhsi11 Ü11ul

kmlsm"485 dedikten sonra bizzat kendisi dahi atına binip, kılıcını çekmiş, bu savaşlara katılmak istemiş ise de ağaları bırakmamıştır. Bunun üzerine:

" Öyle ise, bundan sonra diri Kızılbaş getirmesinler istemem"486 demiş, ve Hüseyin Paşaya : "Koma imdi koca aslanım benim. Ne ey/ersen eyle, 487 demiştir. Padişahın huzurundan çıkan Anadolu Beylerbeyi H üseyin Paşa atına binmiş ve kılıcını çekerek savaşan askerlerin başına geçmiş ve askerlere:

''Ey gaziler, desturdur. Şimdiden sonra kırın, " diye bağırmıştır. Bunu duyan ve haber alan askerler, "Allahu Ekber kehira" diyerek, Kızılbaşların üzerine, kurdun koyuna saldırdığı gibi saldırmış, mukavemet edenleri de etmeyenleri de kırmağa başlamıştır. İç kaledekilerin üzerine dört taraftan yağmur gibi balyemez ve şahi güllesi yağdırmış, şehirde kan sel gibi akmıştır. Bir kısmı karanlık kapıdan çıkıp bostanlar arasına kaçmışsa da arkadan sipahiler, önden Mısır süvarileri tarafından çevrilip kırılmıştı. Ancak, 300 kadar kişi kaçarak şahın yanına kadar gidebilmişledir.488

485 Bşv. Arşi. Mal. Tas.: 1 4357/28. Silheyli : V.79a. Salaberry: 1 1/244. Vac ihi: 22.

486 Naima: 1 1 1/376. 487 Du Loir: 250-252. Topçular: V.298a'da "Padişah,

izin vermem dedi ve

ferman etti ki, Hüseyin Paşa benim iznim yoktur. Siz izin verirseniz yanarsınız dedı"' d iyor.

488 Topçular: V.298ab.


I V. Murat ve Bağdat Seferi

181

İ ç kaledeki hanlar, 22 Şaban 1 048 (29 Aralık 1 638) tarihine kadar kendilerini cidden kahramanca müdafaa etmişler, sonunda onlar da bu gün tekrar aman dilemişler ve kendilerine istedikleri aman verilmiştir. Kumandaları altındaki askerler de Narin Kuleden çıkmışlardır.4 89 Bağdat kalesi içinde bulunan İranlı kumandanların önce hilelerinin, sonra da inat ve muhalefetlerinin zararı yalnız kendilerine değil, askere, halka ve Bağdat kalesine dokunmuştur.490 1 7 Şaban tarihinden 22 Şaban tarihine kadar geçen ve 5 gün 5 gece devam eden491 kanlı sokak muharebelerinin sonunda 20.000 kızılbaş katledilmiş, 1 0.000 kızıl baş da 8 Recep 1 048 tarihinden 1 8 şaban 1 048 tarihine kadar devam eden muhasara muharebelerinde şehit omuş ve İran Bağdat muharebelerinde 30.000 kişi kaybetmiştir. Buna mukabil Osmanlılar da bahsi geçen sokak muharebeleri esnasında da 1 0.000'e yakın şehit vermişlerdir.492 Bağdat muharebelerinde, gerek İranlılar ve gerek Osmanlılar, en güzide birliklerini ve hatta asi l sınıflarını 489 Tarihçei: V .8 1 . Fezleke: 1 1/204. 490 Silheyli: V.79a. 491 Fezleek: 11/204. Tarihçei: V.8 1 a. Du Loir: 230. Fezleke: l/204'de açıkça 1 7 Şaban'dandan itibaren "iç kalede 5 gün 5 gece kanlı muharebeler oldu" derken; Tarihçei: V.8 l a'da açıkça 1 9 Şaban muharebelerinden bahsettikten sonra, "3 gün 3 gece muharebeler devam elit' dediği gibi; Du Loir: 230'da 1 9 Şaban muharebelerinden bahsettikten sonra "böylece başlayan savaş 3 gün 3 t:ece devam etti demektedir" bu ifadeler iç kalenin 22 Şaban'da zapt"'"edilrniş oludğunu göstermesi bakımından mühimdir. 492 Du Loir: 246-250-252'de Kızılbaş zaiyatını "25. 000 kişt' olarak gösteriyor.


1 82

Dr. Tahsin Ünal

harcamışlar, taraflar fakat bilhassa İran. askeri bakımdan zaafa uğramıştır. Bu hadiseden sonra iki taraf da kısa zaman toplanarak birbirlerine tekrar taarruz etmek takat ve cesaretini kaybetmişlerdir.493 Bu itibarla Bağdat muharebeleri sonunda imzalanan Kasr-ı Şirin muahedesi uzun ömürlü olmuştur. Bu kanlı facianın sonunu bizim kaynaklarımız, "küşe ve mahallat-ı Bağdat iaşe ile civar-ı Bağdat iaşe ve piş koku ile doldu, "494 diye anlatırlarken yabancı kaynaklar da "JV Murat otuz bin İranlının cesetlerine basarak şehre büyük bir zafer alayı ile girdi. Fakat zafer şarkıları ölüm iniltileri ile karışıyor, evlerinin önünde ağlaşan 1 5. 000 kadar kadın, çocuk ve ihtiyarların feryat ve figana/arı, zafer şenliklerini bastırıyordu"495 diye anlatmakta ve B ağdat feceatında birbirlerini tamamlamaktadırlar.

Fakat böyle bir facianın müsebbibi iV. Murat değil, İranlı hanlardır. Zira iV. M urat, kendilerine iki defa aman vermiş, fakat onlar amanı nakz etmişlerdir. Revan'da o lduğu gibi facia ve katliam vuku bulmayacaktı.

Bağdat faciasına kendisinin sebep olduğunu kabul eden Bektaş Han, yaşamaktansa ölmeği tercih ederek intihar etmiştir. Lur Hakimi olan Hüseyin Hanın kızı, Bektaş Hanın karısı idi. Kadın çocukları ve eşyaları ile beraber babasının yanına gönderildİ.496

493 Cantemir: 111/87-88. Salaberry: ll/245. 494 Vacihi : 22. Fezleke: Il/204. Naima: 1 1 1/377. 495 Chalcandyle: Il/ 1 6 1 - 1 62. Abbe: III/26-27. Salaberry: Il/245. 496 R. Abrar: 603 .


iV.

Murat ve Bagdat Seferi

1 83

8 Recep 1 048 ( 1 5 Kasım 1 638)' de İmam-ı Azama gelen iV. M urat "ser mezhebümüz ziyaretine b{fethü zafer duhul etmekten istihya ederim" diyerek, İmam-ı Azamın türbesini ziyaret etmemişti. Bağdat' ı fethettikten sonra ve hassaten iç kalenin 22 Şaban 1 048 (27 Aralık 1 638)'de fethedilmesinden sonra "imdi ser mezhebümüz İmam-ı Azam hazretlerini ziyarete yüzümüz oldu"497 diyerek İmam-ı Azamı zirayeret gitmiştir. Bununla iV. M urat, Irakta sünniliğin manevi bir kalesi ve bu kalenin kapısı mesabesinde olan büyük makamı ziyaret ederek siyasi olduğu kadar, dini vazifesini de yapmış ve tapuyu eline almış oluyordu. Ziyaret günü Otağ-ı Hümayundan kalkmış, atına binerek büyük bir alayla gelerek İmam-ı Azamı ziyaret etmiştir. Ruhlarına Kur'an okuyup dua etmiş, kurbanlar kestirip fakirlere dağıtmıştır. İmam-ı Azamın, Abdülkadir Geylani 'nin ve o civarda bulunan fakat harap olmuş olan caminin derhal tamir edilmesini ve i lk Cuma namazının burada kılınmasını emretmiş, Şeyhülislem Yahya Efendiden, tamirata nezaret etmesini rica ederek dönüp otağ-ı hümayunlarına gelmişlerdir. Padişah, otağına döndükten sonra, kanun-u kadim üzere ve kendi emirleri ile "Tebrik-i Feth" merasimi olmuştur. Bu maksatla padişah, tahtlarına çıkıp oturduktan sonra protokol sırasıyla sadrazam, şeyhülislam, kazaskerler, vezirler, Beylerbeyleri ve sair erkan sıra ile gelip, padişahın ayaklarına yüz sürmüşler, zaferini tebrik etmişlerdir.498 Tebrik 497 Maflıum : V.4 1 5a. 498 Topçular: V.299a.


Dr. Ta/isin Ü11al

1 84

merasiminde bulunanlara mevki ve rütbelerine göre inamlar ihsan edilmiştir.499 iV.

Murat :

"Hızır asa geldi. Yedi himmet-i kutb-i zaman" diye tarih düşürdüğü gibi, Yahya Efendi de, buna nazire olarak: "Hazret-i Sultan Gazi Han Murat Kamydb Eyledi Çün Feth Bağdat 'a saadetle hücum Hakteala Hazreti, anı müesser eyledi Dedi tarihin lisan fath gel hakan-ı Rum" diye tarih düşürmüştür. Şehir zaptedilmiş olmakla beraber emniyet tedbirleri ihmal edilmemiş, düşman tarafından muhtemel bir baskını vaktinde önlemek için Hil le, Deme, Dertenk ve Sermavat taraflarına vaktiyle gönderilmiş olan birlikler geri alınmamış, vazifelerine devam etmişlerdir. Fetih tebriki günün bir taraftan otağ-ı hümayun İmam­ ı Azam mevkiinden kaldırıp ve İmam-ı Azam kapısı önüne kurulurken500 bir taraftan da bir "fetihname" yazılarak büyük Mirahur Halil Ağa ile İstanbul'a gönderilmiştir.501 İstanbul 'a gönderilen fetihnameyi İstanbul Kaymakamı ve Muhafızı M usa Paşa bütün imparatorluk sathına ilam etmiş, her tarafta zafer şenlikleri yapılmıştır.502 499

Bşv. Arşi. Mal .Tas.: 1 4357/28. Tarihçei: V.8 l b-82a. Fezleke: l l/205.

500 Bşv. Arşi. Mal .Tas. : 1 4357/28. Vacibi: 23. 501

Fezleke: 1 1/205. Tarihçei : V.8 1 b-82a.

502 Fetihnamede iV. Murad

"Tevkii hümayunum vasıl oldukta malum

olaki: Cenab-ı Hilafet meabım Avni//ah ve askeri derya misal ile


iV.

1 85

Murat ve Bagdaı Seferi

22 Şaban 1 04 (29 Aralık 1 63 8)'de Çarşamba günü İmam-ı Azam Türbesi ziyaret edilmiş, türbe ve caminin tamiri emredilmişti. 24 Şaban 1 048 (29 Aralık 1 638) e isabet eden Cuma gününe kadar yani 48 saat içinde caminin tamiri bitmiş,5°3 IV. Murat ilk Cuma namazını Bağdat'ın dışında ve İmam-ı Azam türbesinin yanındaki tamir edilen bu camide Darüssaitanattan azimetle Km/baş bed maaşdan ahzı intikam niyyeti ve kale-yi Bağdat-ı kabza-ı kuvvetle feth ve nusrete azimet idüb tayyi merhale ederek gelip intikam alıp iş hu J 048 senesinin recebini 8 'inde Bağdat sahrasına nuzul ettim. Sahralar askerimiz ile malama/ o/muşlu. Hemen ol gece meırise girilmek babında sadir olmağ/a yeniçeri kullarım ve bölük halkı ve sair askeri nüsret şiarım, kanun-u kadim üzere metrise girdi. Taraf-ı beriden olan Karanlık Kapıdan İmam Azam Kapısına kadar kat ender kat Bağdat gereği gibi muhasaru edildi. Her taraftan toplar ile döğüldü. Top ve tüfek.fındıkları, düşman üzerine dolu gibi yağdırıldı. Şah askeri, muntazam ve cümlesi mazendean tüfek-endazan idi. Dört har ile askeri encamıma mukavemet idemeyip kaleye koşub varan askerim ile bir kaç gün harbetti.

lakin biavnil/ah feth-ii zafer bizim oldu.

Taarruz

esnasında asker-i İslam üç yerde dağlar gibi toprak sürdü. Şaban 'ın

9 'ımd<l hendekler, kulelerle beraber toprak doldu. Cümle 39 gün döğüliip

Şabanın 18 'inde Cuma günü asker-i İslam gülbank-ı Muhammedi ile hisara yürüyüp dış kaleye dahil oldu. Önlerine gelen Kızı/başa intikam ile hücum ettiklerinden Bektaş Han aman deyu bağırıh ve kılıcını kınına koyup kaleden çıkıp huzuruma geldi. Aman verdim. lakin öteki hanlar çıkmakta tereddüt etliler. Ertesi gün asker-i İslam üzerine vardı. Az zamanda 20.000 Kızılbaş tamaı şimşir oldıı. Cümle hanlar kayd-ii ink�yat ettiği için af ittim. Kaleyi Bağdat ve tevaibi memalik-i mahrusama ilhak olundu. Bu feth-i mübinin ilamı ve mücibi şaduman olması için emr-i şerifim

irsal

olmuştur.

Buyurdum

ki,

vusul

buldukıa.

şükür

ve

şadumandan sonra kaleler ve kulelerden toplar attırılıp şehri, murad-ı kadim üzere donatıb envaı şenlikler ittiresiz" diyordu (D. Ahbar: V .33b-

34a).

503 Tarihçei: V.83a.


1 86

Dr. Tahsin Ünal

kılmıştır. Cuma günü "Ezanı Muhammedi ile, Kubbe-i Bina-i Felek Pür Seda"s04 iken iV. M urat büyük bir alay ile camiye gelmiştir. Hutbeye çıkan Şeyhülislam Yahya efendi, "Esame­ yi Cariyari Güzin 'in isminden, sonra5°s Mevlana Hadimü 'l­ Haremeynü 'l-Şerifeyn ve Mevlana Mülükü 'l- Arap ve Irak Sultan Murat Han"s06 diye padişahın ismini de hutbede okumuş, sonra Cuma namazı eda edilmiştir. Cuma namazından sonra padişah atına binerek, azim alay ile Tılsım Kapıdan şehre girmiş, sarayları, büyük camileri, şehrin görülmeğe değer yerlerini gezip görmüştü. Padişah şehri gezerken Bağdat kadınlan ve ihtiyarlan padişahın önüne çıkarak "kızlarımızı ve mallarımızı yağma ettiler, lütfen iade etsinler" diye ricada ve şikayette bulunmuşlar, padişah da "reayanın malı ve evladı yağma edilmesin. Reaya malı ve evladını kande bulursa alsın, kim muhalefet eder vermezse katledilsin" diye emi vermiş, bu emir üzerine halkın yağma edilen malı ve evladı iade edilmiştir.s07 Bundan sonra padişah, Ak Kapıdan çıkarak otağlarına gelmişler ve kalenin tamir ve tahkim edilmesini emretmişlerdir. 508

504 Vacihi : 22. sos

Tarihçei: 83a. eser ve Seyahatname: IV/407. so7 Naima: III/377. so8 Topçular: V.299a. s06 Ayn ı


iV. Murat ve Bagdat Seferi

1 87

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM •

KASR-1 ŞİRİN MUAHEDESİ

1. iV. MURAT'IN İSTANBUL'A DÖNMESİ 8 Recep 1 048 tarihinde B ağdat önlerine gelen, iç kalenin fethi de dahil olmak üzere 4 1 günlük bir muharebeden ve 1 8 gün de fethinden sonra, cem'an 59 gün Bağdat önlerinde kalan iV . Murat, 9 Ramazan 1 048 ( 1 5 Ocak 1 639)'de Cuma günü, Cuma namazını İmam Azam ittisalindeki camide kıldıktan ve İmanı Azam Türbesini bir kere daha ziyaret ettikten sonra, İmam Kazım'a nakledilmiş olan otağlarına gelip nuzul ettiler.509 Tekmil orduyu hümayun Bağdat'da kalacağı için padişahın yanında, başta, harem-i hümayun olduğu halde, şeyhülislam, kazaskerler, rikablar ağaları, silahtar paşa, divan katibleri, müteferrikalar ve çavuşlar vardı.5 10 Padişah gelib otağına indikten biraz sonra "vakt-ı asrda" Bağdat' ın iç kalesinde büyük bir infilak oldu. İç kalede bulunan "cephanelikteki barut 'a ateş isabet etmeğin" infilak etmiş ve bu infilak neticesinde "baruthanenin iki büyük kubbesi, iç kalenin bir kısmı ve o civardaki evler ile insanların ve top çekmek camusların 800 kadarı berhava olmuştur. Meğer "

509 Topk. Sa. Arşi : IV. M urad Def . Ves. No: 6523 . s ıo

Aynı eser. Topçular: V.300. Tarihçei: V .84a.


Dr. Tulı.'>İll Ü11ul

1 88

Kızı lbaşlar iç kaleyi müdafaa ederlerken lağım kazmışlar ve ıçıne barut doldummşlarmış. Lağımın üzeri de cephanel ikmiş, atılmış"5 1 1 Padişah bunu, İranlıların bir hile ve sabotajı kabul ederek "kimin çadımda esir Kızılbaş varsa kati etsin etmezse kendileri katledilir, "5 12 diye emir verdi. Ne kadar Kızılbaş esir varsa katlettirdi. Padişah bu işe o kadar kızmıştı ki, o sırada İmam Musa Kazım ' ın merkaddini ziyarete gelmiş olan ve Meşhed-i Hz. Ali yerlilerinden bulunan 3-400 kadar İranlıyı da "dahileri" vardır diye katlettirdi.m Padişah iki gün daha İmam Musa da kaldıktan sonra, önce İ manı Musa Kazı m ' ı n türbesini ziyaret edip sonra 1 2 Ramazan 1 048 ( 1 8 Ocak 1 639)'da Pazartesi günü yanında bul unanlar ile beraber Kazımiye'den hareket etti.5 1 4 İmam Musa'dan kalkan padişah, on menzil geçerek ve her birinde birer gün kalarak 22 Ramazan l 048 (27 Ocak

5 1 1 Topk. Sa. Arşi: iV.Murad Def: Vesi. No. 6523. Bşv. Arşi. Mal .Tas.: 1 43 57/28. Mathum: V.4 1 5a.

5 1 2 Mathum: V.4 1 5a. 5 13 Tarihçei: V.84a, R. Abrar: 604, Fezleke: 1 1/205-206,

"Meşhed-i Ali

yerlileri ulan bu İranlılardan bir kaç tanasi. muhasara esnasında mektub getirih

götürmek

suretiyle

casusluk

ederlerken

yaka/anmışlardı.

Yakalanan hu mekıııhlardan birinde, "Bağdat Osmanlının olursa, bize haher veriniz ki buradan kalkıb vaıan-ı aslimize gidelim " diyorlardı. Nitekim işte şimdi hunlar imam Ali 'den kalkıp iran 'a gidiyorlardı. Giderlerken

de

imam

edildiler. " Naima: 1 1 11382.

Musa yı

ziyarete

gelmişlerdi.

Hepsi

idam

514 Mathum: V.4 l 5a'da "Padişah; lnıam Musa 'da 2. Ramazan da kaldı" diyorsada bir zuhul olmalıdır.


iV. Murat ve Hagt1at Seferi

1 89

1 639) da Musul 'a geldi.5 1 5 Hint elçisi Mir Zarif ile İran elçisi Maksut Han burada idiler. H int elçisi Mir Zarifi huzuruna celb ederek, iki devlet arasındaki dostane münasebetlerden bahsettikten sonra Cihan Şah'a verilmek üzere bir mektup yazarak elçiye verdi. Mir Zarifi, kapıcılardan Aslan Ağa ile beraber Bağdat'a, sadrazama gönderdi.516 Sadrazam da bunları ibtidai Şevval 1 048 ( 1 Şubat 1 639)' da Hint' e uğurladı. Padişah, sefere çıkmadan önce İstanbul'a gelen ve sulh yapılmasını isteyen Maksut Han arzusuna muvaffak olamamış, deniz yolu ile Payas'a, ordan da fethin sonuna kadar Mardin'de oturması için Mardin'e gönderi lmiş ve orada hapsedilmişti. Şimdi padişah, Bağdat'tan dönerken Maksut Hanı Mardin'den Musul'a celbettirmiş5 1 7 ve Musul'da huzuruna kabul etmiştir. Vaktiyle Maksut Hanın getirdiği mektuba cevab yazarak Maksut Hana verdi. Maksut Hanı da Hamza Paşa-zade ile Bağdat'a, sadrazama gönderdi.518 Sadrazam, Maksut Hanı da, Hit elçisini gönderdiği gün, İran'a gönderdi.5 1 9 m Vac ihi: 29. Tarihçei: V.84b. Mafhum: V.4 1 Sa. 5 1 6 Ayn ı eserler. 517 Top. Sa. Arşi: Dos. No: 5222. 518 D. Ahbar: V.35a. Vacihi: 29. Fezleke: 1 1/207-208. 519 iV. M urad bu mektubunda "Şah Safi Bahadır: İnşaallah ü teala namei hümayunum vusul buldukta malum ola ki, adem/erinden Halife Maksut 'u gönderib sulh murat itmişsin. Elçini bir miktar alıkoymaktan murat. bazı işgalimiz var idi. Ol işgalimizi bertaraf eyledük. İmdi sulh muradın ise, ecdad-ı izamımız zamanlarında taht-ı hükümeti şiarımızda olan memaliki yine beylerbeylerimize teslim eyleyesiz. Asakiri zqferim varıb zabt eyliye ve ötedenberi adet olub verile gelen hediye ve pişkeşi sal be sal irsal


Dr. Tahsin Ünal

1 90

iV. Murat, 23 Ramazan 1 048 (28 Ocak 1 639)'da Musul'dan hareketle, sekiz günde menzil kat ederek gurre-i Şevval 1 048 (5 Şubat 1 639)'da Diyarbekir'e geldi.520 Önce, Diyarbekir civarında bulunan Müderris köyüne inmiş ve Ramazan bayramı olduğu için burada bayramlaşmış sonra aynı gün kalkıp şehir içindeki saraylarına gelmişlerdir.52 1 Padişah, Diyarbekir halkı tarafından yoluna halılar ve kilimler serilerek karşılanmıştır. 522 iV. Murat, Diyarbekir'de gurre-i Şevval 1 048 (5

Şubat 1 639) tarihinden 1 2 Zilhicce 1 048 ( 1 6 Nisan 1 639) tarihine kadar 70 gün kalmışlardır.523 Murat, Diyarbekir'de mahir kuyumcu ve sanatkarlara İmam-ı Azamın tamir edilen türbesine konulmak üzere ham simden bir kapı, pencere çerçeveleri, müsanna avizeler sipariş etmiş tamam olunca, bunları Bağdat'a göndermiştir. Diyarbekir' den gelen bu kıymetli evani de yerlerine konulmuştur. iV.

eyliyesiz. Eger itmez isez, bu serhadlerde kış/ayıp evvel baharda asakiri derya midal ile il ve memalikine varmam mukarrerdir. Eğer er isen meydane gel. Serverlik davasında olanlara perdenişinlik nazezadır. A ttan korkanın ata binib kılıç kuşanması hatadır. Eze/ezelde olan mukadder, elem çekmeyip karşı gelesiz vesselam" (Mathum: V.4 l 5a. Tarihçei: V.85a. Fezleke: r I/207) diyordu. Mektup, ismi geçen üç kaynakta da aynıdır. Naima ve Hammer: IX/26 1 -262 bunlardan almışlardır. 520 D. Ahbar: V.36b. 52 1 Naima: III/384. Hammer: IX/26 1 -262. 522 Topçular: V .302b. 523 Aynı eser. gelir zuhur eyler,


iV.

Murat ve Batdat Seferi

191

iV . M urat, Diyarbekir'de bulunurken meşhur Diyarbekir şeyhini ki; Rumiye ismiyle maruf idi. Katletmiştir. Aslen Urmiye kasabasından ve Nakşibendi şeyhlerinden birisinin oğlu olan Şeyh Mahmut Efendi, babasından sonra postnişin olmuş ve Diyarbekir'e gelerek yerleşmişti. Tebriz'den Diyarbekir'e, Erzurum'dan Musul'a kadar olan yerlerde herkes kendisini tanır, sever ve hürmet ederlerdi. Tekkesi civarındaki camisinde dervişleri ve müritleri ile oturduğu yerde zikr ederlerdi. 40.000 müridi olduğundan bahsedilir. Civar halkı kendisine o kadar muhabbet bağlanmış ve inanmış idi ki, "aziz başı için diye yemin ettiler mi sözün doğruluğuna inanılırdı. "524 İşte bu kadar müridi olan ve bu kadar sevilen şeyhin katline bazı sebepler gösterilir:

Sultan Murat Revan seferine gittiği zaman Urmiyeli Şeyh M ahmud' u da götürmüştü. Gerek sefere giderken, gerek Revan' da ordugaha gelen her ziyaretçi "Aziz 'in çadırı kangısıdır" diye sorarlar ve ziyaret ederlerdi. Hatta Revan önlerinde aman dilemeye gelen elçilerin önce Urmiye şeyhini sormaları ve onun tavassutunu istemeleri Padişahın gözünden kaçmamış ve "Gayz-ı padişahi" olmuştu.525 Padişahın etrafında bulunanlar, şeyhlikten ve şahlıktan söz açıldığı zaman, durmadan Şeyh Mahmut'tan bahsederler ve "Padişahım, 40. 000, müridi var, Rum, Arabistan, Acemistan, Kürdistan elindedir. Bu mertebe ülke ve bu mertebe mürit sahibi olan meşayihin ekserisi şeyh iken şah olmak istemiştir.

524 Mafhum: V .4 1 5-4 1 6. Bundan naklen Naima: 1 1 11384-385. 525 Peçevi : 11/46 1 . Naima: 1 1 1/384-3 85.


1 92

Dr. Tallsin Ünal

Acem şahlan, meşayihden neş 'et etmişlerdir. Sakalya Şeyhi hadisesi işte göz önündedir. İstanbul 'a uzak olmayla, saltanat davasına kalkarsa tedibi müşkül olur" diye "şeyhin katlini tertip" ederlerdi.526 Binaenaleyh "ihtimali huruç ile" katledilmiştir. Bunlar şeyhin katli için asıl ve mühim sebep olabilir. Şeyh Mahmut' un katli için bazı zahiri sebepler de söylenmektedir. Peçev i 'nin de dediği gibi zaten bir çok kanlı hadiselerden "padişah ın bağrı yanıktı. Bu arada bir nice bigünah da bu pazarı kemrevacda satılmış, nice mazlumlar ol zalimler arasına katılmıştır." B u itibarla Şeyh Mahmut da o mazlumlardan birisi dir. Zikredilen sebeplerden birisi de şudur: Sultan Murat Bağdat seferine giderken Halep ' e geldiği zaman Şeyh Mahmut Efendi de birkaç at ve kısrak ve münasib hediyelerle Halep'e gelmiş hem padişahı burada karşılamış, hem de huzur.a kabul edilerek padişahın iltifatına mazhar olduğu zaman huzurda, "De vletlüm, yanırnda biri vardır. Bakırı yoğurub sim ilave ederek sim yapar, sime altın ilave ederek altın yapar" demiş ve yapılan sim ve altınlardın birkaç tanesini padişaha gösterdikten sonra "padişahım, kdr için hazine gerek. Buna yardım edilsin. Bu adam bu işi amele getirsin" demiş,527 padişah da şeyhe inandığı için itimat ederek "mühimmat iks irine sarf için 1 . 000 altın ve taraj�ı 526

V.4 l 6b Fezleke: 1 1/2 1 3 Naima: 1 11/389-390 Mevzubahs şahsın M aaş-Oğlu Fahreddinin küçük kızı olduğu, babası yakalanırken erkek elbi sesi giyip kaçıp Diyarbekir'e geldiği ve şeyhe sokularak, "ben bahamdan ilm i simya öğrendim" diye şeyhi kandırdığı söylenir (Mafhum: V.4 1 6b). 527


iV. Murat ve 8(1ğtlat Seferi

1 93

miriden de nezaret etmesi için madenci başıyı bu işe memur etmiştir." Kendisi Bağdat' a, Şeyh ile madenci başı da Diyarbekir'e gelmişlerdir. Fakat kısa bir zaman sonra madenci başı, işin "aslı ve astarının olmadığmı anlayarak" kimyahaneyi mühürleyip gelip Bağdat'a durumu padişaha anlatmıştır.528 Padişah, en çok güvendiği adamlardan olan şeyh tarafından kendisinin aldatıldığına ve miri hazinenin israf edildiğine kızmış ve Bağdat dönüşünde şeyhe iltifat edmemiştir. Şeyh, kendisine iltifat edilmediğinden şüphe ederek Diyarbekir'e gelen padişahı Meyva bahçeleri ortasında bulunan villasına davet etmiştir. Fakat bu davete� padişah bizzat gitmemiş, ailesini göndermiştir. Lakin şeyhin hanımı "misafir Haseki Sultanın bir hareketine kızmış, yalnız bağırıp çağırmakla kalmayarak topuz ile de bir kaç kere vurmuş ve misafirini döğmüştür. Haseki Sultan gelip kendisinin şeyhin karısı tarajlndan hakarete maruz kaldığını ve döğüldüğünü" söylemiştir. Şeyh o gece ailesi ile beraber Kara Ali'ye teslim edilmiştir. Kara Ali şeyhi ve ailesini boğmak suretiyle katletmiştir. 529 O gece şeyhin evinde misafir bulunan Rumeli Kazaskeri Ebbusuut-zade Mehmet Efendi ansızın cellat Kara Ali 'yi karşısında görünce korkusundan kalbi durarak ölmüştür. Şey katledildikten sonra padişah, tecessüs edip şeyhin evinde "alôt-1 harb ve eslihaya müteallik bir şey hulunup bulunmadığını" araştırmış, fakat hiçbir şey ,ıK 'ı9

Mathum: V.46 l b. Bundan naklen: Naima: 1 1 1/3 87. Aynı eser. Peçevi: 1 1/46 1 -462.


1 94

Dr. Tahsin Ünal

bulunmayınca, kendisine, şeyh hakkında söylenenlerin "bühtan" olduğunu anlamışsa da iş işten geçmişti.530 70 günden beri Diyarbekir'de oturan Padişah, 7 1 inci gün 1 2 Zilhicce 1 048 ( 1 6 Nisan 1 639) ' da Cumartei günü ki, Kurban Bayramının ikinci günü idi. Diyarbekir' den kalkarak İstanbul' a doğru hareket etmiştir. 53 1 Murat suyunu gemi ile geçen padişah, Malatya üzerinden 1 0 Muharrem 1 049 ( 1 3 Mayıs 1 639)'da Sivas' a gelmiş;532 Padişah Sivas'ta iken Erzurum muhafızı Kenan Paşadan 3 dil ile 1 5 baş ve bir mektub gelmiştir. Paşa mektubunda "Kars' dan ötede Üçgine etrafını talan ve tahrib ettiğini" yazmıştır.5t3 iV. Murat yollarda hazan araba ile, hazan at ile ve hazanda taht-ı revan ile gitmiş ve evvelce verilmiş olan emirler gereğince her menzilde zahiresini hazır bulmuştur. Yollarda hazan av ederek, hazan cirit oynayarak i lerlemiştir. 534

Sultan Murat yollarda bazı tayinler de yapmış ve buradan Budin valiliğine tayin edilmiş olan sabık sadrazam Mehmet Paşayı İstanbul ' a davet etmiş, ılgar ile İstanbul'a gelen Tabanı Yassı Mehmet Paşa yine ılgar i le Anadolu'ya 530 Şeyhe rüyasında babası,

"şehadeti kabul eder misin?" diye sordukta Şeyh, "şehadet güzel şey amma latifbir bahçe bina ettim nasıl ayrılayım" dedikte babası "latife söylemem" demiş, o da "kabul ettim" diyerek yerine oğlu İsmail'in seccadenişin olmasını tavsiye etmiştir(Mafhum: V.4 1 5b). 53 1 Bşv. Arşi. Mal .Tas.: 1 4375/36. Mafhum: V .4 1 6b. Tarihçei : V.86a. 532 Topçular: V. 303a. 533 Tarihçei: V.86b. 534 Topçular: V.303a.


iV. Murat ••e Bağdat Seferi

195

geçerek padişahı Kızılırmak sahilinde karşılamıştır. Sadrazam kaymakamı tayin edilmiştir.535 Özü'den mazul Nasuh Paşa-zade Hüseyin Paşa ise Hani menzilinde Erzurum Beylerbeyi tayin edilmiş,536 İ bşir Mustafa Paşa ise Budin Beylerbeyi olmuştur.537 1 7 Muharrem 1 049 (20 Mayıs 1 639)'da Ankara'ya gelen padişah, Nakibin evine misafir olmuş;538 aslen Ankaralı o lan Şeyhül islam Yahya Efendi babası evinde padişaha bir ziyafet vermiştir. Ankara'da Hacı Bayram Veliyi ziyaret eden Padişah, Kastamonu' dan mazul Defterdar-zade İbrahim Paşayı Defterdar tayin etmiştir.539 Padişah, daha Ankara'da iken Silahdar Mustafa Paşa önden giderek, ı lgar ile İzmit' e gelmiş, burada tershane emini Maksut Ağayı yanına alarak İstanbul ' a gelmiştir. İ stanbul'dan donanmaya mensub 56 gemiden müteşekkil bir filoyu ve kayıktan alarak, Kaymakam Musa Paşa ile beraber İ zmit'e dönmüştür. Padişahı İ zmit'te karşılamaya hazırlanmışlardır. Padişahın Sapanca' ya geldiğini haber alınca, Musa Paşa İzmit'ten çıkmış daha yarı yolda padişahın alaylarını görünce atından inmiş, padişah atla değil, tahtrevanla geliyordu. Musa Paşa koşarak varmış. Tahteravanın kapısını açarak eşiğini öpmüştür. 6 safer 1 049 (8 Haziran 1 639)'da beraberce İzmit'e girmişlerdir. İzmit halkı padişahı, yoluna540 nadide 535 Topçular: V.304a. 536 Maflıum: V.4 J 6b. Vacihi: 29. Tarihçei: V .86b. 537 Tarihçei: V.86b. 538 Tarihçei: V.86b. 539 Topçular: V.304a. Tairihçei : V.86b. Fezleke: I l/2 1 4. 54° Chalcandyle: 11/ 1 63 . Abbe: Irı/29.


1 96

Dr. Tuhsi11 Ü11ul

hal ılar ve kumaşlar döşeyerek karşılamıştır.541 Burada büyük bir alay olmuştur. Sultan Murat İzmit'te saraya nüzul etmişti. Padişah İzmit'te iken kaymakam Musa Paşa ılgar ile İstanbul 'a gelmiş ve Padişahı karşılamak için hazırlıklar yapmıştır.

İki gün İzmi t'te kalan padişah, 8 Safer 1 049 ( 1 O Haziran 1 639)'da kendisini kaptan paşa baştardesinide olduğu halde 56 gemilik filo ile haraket ederek, kendi bindiği ve yanında bulunan gemilerden, İstanbul'daki gemilerden ve Üsküdar'daki ve saraydaki toplardan toplar atılır, Mehtcr-i hümayundan çıkan sesler top seslerine karışırken; 9 safer 1 049 ( 1 1 Haziran 1 639)'da Fener (Maltepe) yalısına yanaşmışlardır.542 Öbür taraftan birkaç gün evvel İstanbul'a gelerek karşılama hazırlığı yapan Musa Paşa, İstanbul ve Üsküdar taraflarında azim alaylar tertib etmiş, kendisi de ulema, meşayih, erkan-ı devlet ve kalabalık bir halk kitlesi ile Maltepe'ye kadar gelmiş ve padişahı burada karşı lamıştır. Padişah buradan ve kara yolu ile Üsküdar'daki Harem iskelesi sırtlarında bulunan saraylarına gelip nüzul etmişlerdir. 543

Musa Paşa yine padişahı Üsküdar'da bırakak, ertesi gün yapılacak alay hazırlıklarını ikmal etmek için İstanbul 'a geçmiştir. Padişah da 1 0 Safer 1 049 ( 1 2 Haziran 1 639)'da Pazar günü Üsküdar sarayından kalkarak kaptan paşa baştardesine binmiştir. Sultan Murat, "cehecus olup turna 541 Topçular: V.304a. Vacihi: 30 Tarihçei: V . 87a. 542 Abbe: 1 1 1/29. 543 Topçular: V. 304b.


n:

Murat ve Bagdat Seferi

1 97

telleri ve murassa sorguçlar takınmış, şimşir kuşanmış olduğu halde"544 İstanbul surlarından ve bindiği baştardeden toplar atılırken gelip Eminönü'ne inmişlerdir. Eminönün'den Bahçe kapısına kadar nadide halılar ve kumaşlar, bahçe kapısından Bab-ı Hümayuna kadar atlaslar ve kadifeler, Bab-ı Hümayundan Bab-ı arza kadar ipekli nadide kumaşlar döşenmişti.545 Sokaklar, pençereler, balkonlar ve damlar insan ile dolmuş mahşerden bir nümune idi. Önde Sancak-ı şerifi taşıyan onbir at, onların arkasında esir 22 han, zincire vurulmuş olduğu halde ve 1 00 kadar İranlı kendi neylerini çalarak yürümekte idiler. Bahçe kapısından saraya dahil oldular. 546 "Yine İstanhuli teşrif eyleyüb şah-z güzin, Asuman efruz-u baht oldu meh-i ruy-i zemin. Yümn-ü teşrif-i o şehr-i dilkeşin her köşesin, İtdi ruşgüzar-ı feyz abad-ı firdevs-i berrin. Görse İstanbuli dirdi ağdan-ı huld o dem Hazih-i cennat-i adnınfethuluha ha/idin. "547 Padişah saraya girdikten sonra Musa Paşaya şehir de 7 gün 7 gece donanma yapılmasını emretmiş ve vüzeraya saraylarına gitmeleri için izin vermiştir. Şehrin her tarafına, kaleye, kulelere büyük binalara, dükkanlara, Boğaziçi'ndeki 544 Hammer: IX/265 'de

"Padişah İran silahlan ile müsellah oldu. Pars

derisinden bir elbise giymişti. Hazineler gemiler ile saraya gönderi/miştt'

diyor. 545 Topçular: V. 305a. 546 Tarihçei: V.87a. Vacihi: 30. Fezleke: 1 1/2 1 4. 547 Vacihi: 30.


1 98

Dr. Tahsin Ü11al

yalılara bayraklar asılmış ve gece de fener yakılıp mum donanması yapılmıştır. 548

i l. SADRAZAM MUSTAFA PAŞANIN İCRAATI VE KASR-1 ŞİRİN MUAHEDESİ'NİN İMZALANMASI 8.ığdat kalesini tamir ve tahkim etmek, Bağdat ahvaline intizam vermek "iktiza-ı maslahata göre" şah ile muharebe veya sulh yapmak "Irak işlerini tanzim ve sınır meselelerini belli esaslara bağ!amak" makasadı ile,549 cümle beylerbeyeri ve tevabii askerleri, yeniçeriler, sipahiler ile sadrazam Bağdat'a bırakılmıştı. Cebeci ve topçular, erbab-ı timar ve züema dahi Bağdat'ta kalmışlardı.550 Sadrazam Kara Mustafa Paşa önce, 2 ocak 1 639'da kalenin tamınne bşlamıştır. Kalenin tamın ıçın beylcrbeylerine sınır tayin edilmiş, herkes kendisine verilen sınır dahilinde kale duvarlarını tamir etmeye, hendekleri temizlemeye başlamıştır. Her tamir kolu, kendisine tahsis edilen taş, tuğla, harç ve kf'r.este, m imar, usta, beldar ve ameleler ile tamir işine başlamıştır. Kimse tamir işinde yavaş davranmaz, hatta şenlikler yaparak bir an evvel tamiri 548 Tarihçei: V.299b ve 305a. Bağdat fethedildikten sonra fetih müjdesi i le İstanbul'a gönderilen Halil Ağa 22 Şaban 1 048 (29 Aralık 1 638)'den sonra 1 8 gün Bağdat'tan İstanbul'a gelince de "cümle memalik şehirlerinde" 20 gün 20 gece donanma yapılmıştı. İ stanbul'da Sinan Paşa Köşkünden, Kız Kulesinden, hisarlardan, top ve tüfek atılır şenlikler yapılırken, aynı günlerde "Bosna. Temişvar. Budin ve Estergon kalelerinde de top ve tüfekler atalıp şenlikler" yapılmıştır. Ramazan ayı da olduğu için Ramazan şen likleri ile fetih şenlikleri birbirine karışmıştır. 549 Fezleke: 1 1/205-206. R. Abrar: 604. Cantemir: I l l /88-89. 550 Topçular: V.300b.


iV.

Murat ve Bagdat Seferi

1 99

bitirmeye çalışırdı.551 İşte önce sadrazam kolu başlamış, onu sair kollar takip etmiştir. Beldar ve lağımcılar hendekleri temizler, eski haline getirmeye çalışırken, yeniçeriler de muharebe esnasında kazı lmış olan metrisleri doldurmaya memur olmuşlardır. Büyük bir şevk ve gayret ile, harap bir halde bulunan Bağdat Kalesi eskisinden daha esaslı bir şekilde tamir edilmiş, hendekler temizlendikten başka daha da derinleştirilmiş ve içi su ile doldurulmuştur. Kapılar ve kuleler eskisinden daha sağlam yapılmış, tamir edilen kule ve bedenlere daha fazla top yerleştirilmiştir. Cebehane cebhane ile, depolar zahire ile doldurulmuştu. Böylece şehir yeniden inşa ve imar edilmiştir. Eski ve yıkılmış camiler, medreseler, mecitler, türbeler, hatta hanlar, hamamlar, köprüler yaniden tamir edildiği gibi halkın yıkılan ev ve dükkanlan dahi tamir edilmiştir.552 Yeniden tamir edilen İmam-ı Azam ve A. Kadir Geylani türbelerine '"sim ve zer kandiller konmuş" Diyarbekir'den gelen "sim kapı ve pencere çerçeveleri yerlerine takılmış, içerisi cevahir ile tezyin edilip sandukalar ve yerler yeşil kadife örtü ile örtülmüştür. " Dicle ve Fırat yolu ile Anadolu'dan, gemilerle Mısırdan ve Basra'dan devamlı surette zahire ve hayvan geldiği gibi zaten şehrin içinde İranlılardan külliyetli

m

Tarihçei: V.299a. D.Ahbar: V.34a.

552 Tarihçei: V.30 1 b. Tarihçei: V.8 1 b-82a. Bu hal, Osmanlı iktisadi refahını olduğu kadar, Osmanlı yapıcılığını göstermesi, bakımından da mühimdir.


200

Dr. Tahsi11 Ü11ul

miktarda zahire ve levazım ele geçirilmiş olduğundan şehirde zahire kıtlığı çekilmemiştir.553 Kale ve şehrin tamiratı tamamlanır ve şehirde normal hay.at başlarken, sadrazam bu arada kapıkulunun ulufesini vermiş Hint ve İran elçilerinin memleketlerine dönmelerine izin vermiştir. Bağdat muhafızı tayin edilen Bektaş Ağanın kumandasına 1 2.000 Bağdat kulu "Yeniçeri"' ve 8.000 topçu ile 1 .000 sipahi vererek, Bağdat'ı muhafazaya memur eylemiştir.554 Bütün bunları ikmal ettikten sonra sadrazam "iktizayı maslahata göre" şah ile sulh yapmak veya harb etmek ve "sınır meselelerini belli esaslara bağlamak" maksadı ile,m sefer hazırl ıkların ikmal etmiş ve 1 O Zilkade 1 048 ( 1 5 mart 1 639) da · otağını Bağdat'dan çıkarak Başdolab'a kurmuştur.556 Otağını Başdolab'a kuran sadrazam, muhtemel bir düşman baskınına karşı, askeri emniyet tetbirleri almış ve Derviş Mehmet Paşaya, Nogay Paşa-zadeye ve Manisa Beyine "Çubuk köprüye kadar giderek, Çubuk köprü ve hava/isini tutmalarını ve emniyet tetbirleri almalarını" emretmiştir. 557 Yine bu gün Padişah'tan kapıcılar kethüdası Şahbaz Ağa gelerek, sefer mühimmatına sarf olunmak üzere 1 50 yük

553 Topçular: V.30 1 b. Tarihçei: V.97b. 554 Fezleke: 1 1/208. Mlineçcimbaşı: 674. Hammer: IX/268. m Topçular: V.98a. O. Ahbar: V.37b. R. Abrar: 606. 556 Tarihçei : V.30 J b. Tarihçei, otağın başdolaba çıkışını "2 zilkade 1 048 olarak göteriyor" ki yanl ış olmalıdır.

557 Tarihçei: V.98a.


iV. Murat ve Bağdat Seferi

20 1

akçe ile bir fennan ve sadrazama da bir kaftan getirdi .558 Çadırlarını Başdolab'a çıkannış olan sadrazam 8 gün daha Bağdat' da kaldıktan sonra. bizzat kendisi de 1 8 zilkade 1 048 (23 Mart 1 639)' da Çarşamba günü Bağdat' dan çıktı, gelip çadırına indi. Sadrazamı, Bağdat'dan çıkar ve Başdolab'a geliriken, Bağdat muhafızı olan Bektaş Ağa, emrine verilen 2 1 .000 muhafız asker ile, İmam-ı Azam kapısından Başdolab'a kadar "kat ender kat selama durarak selamlamış ve teşyi etmiş, sadrazam da yolun iki tarafına durarak kendisini selamlayan askere ilı�faılar ederek ve tebessümler saçarak ve selamla mukabele ederek geçip gelmiştir. "m Sadrazamın bizzat çadırına geldiği bu gün padişahtan ikinci defa kapıcılar kethüdası gelmiştir. Kapıcılar kethüdası Şaban Ağa bir hatt-ı hümayun ile sadrazama veri lmek üzere bir kılıç, murassa ve kürklü hil'atler getirdiği gibi kale tamirinde himmetleri görülen beylerbeylerine ve ümera ile ağalara verilmek üzere 80 kadar hil 'at ve sefer mühimmatına sarf edilmek için 50 yük akçe getinniştir. Hatt-ı hümayun divanda okunduktan sonra. himmeti görülenlere hil 'atleri verilmiştir. 560 1 8 Zilkade 1 048 (23 Mart 1 639)' da sadrazam Başdolab'dan kalkıp Lokman hekim istikametinde, İran üzerine yürüdü. Aynı gün Lokman Hekim 'e gelerek, burada 8

558 Vacihi: 34-35. Fezleke: 1 1/207-208. Naima : 1 1 1/393-394. 559 Fezleke: 1 1/208 . Naima 1 1 1/394. Sadrazam; Bağdat'ta Padişah, ile beraber 8 Receb 1 048- 1 2 Ramazan 1 048 tarihine kadar 63 gün, pad işahdan sonra 1 2 Ramazan 1 048- 1 8 Zilkade 1 048 tarihine kadar 65 giln olmak üzere cem'an 4 ay 8 gün kalmıştır. 560 Tarihçei: V.98a.


202

Dr. Tah!i·in Ünal

gün oturarak emretti. 56 1 8 gün kaldıktan sonra 9 ncu gün yani 27 Zilkade 1 048 ( 1 Nisan 1 639)'da Lokman Hekim'den kalkarak Başdolab'dan sonra üçüncü menzil olan Çubuk köprüye gelmiştir. Burada, ilkbahar mevsimi olduğundan, atları çayırlatmak, köprü inşa etmek ve nihayet Şahın hatt-ı harekatından doğru bir malumat alabilmek ve kendi harekatını ona göre tanzim etmek maksadı i le 20 gün kalmıştır. Atlar çayırlar, köprü kelekler ve tombazlar üzerinde inşa edilirken,562 bazı askerlerin Yenice Karyesi tarafından keleklerle Diyale nehrini geçerek firar ettikleri duyulmuş, bunu üzerine Karaman Beylerbeyi Hasan Paşa, bu tarafların muhafazasına ve firarileri yakalamaya memur edilmiştir.563 Mısır' lı Kölemen Beyi ve arkadaşları ekin tarlası içine kondukları için katledilmişlerdir. Yine bu gün, sadrazam Rumeli Beylerbeyi Aslan Paşa-zade Ali Paşayı, hem düşman ordusunu yoklaması ve hem de Şehriban taraflarını tahrip ve talan etmesi için akına memur etmiştir.564 1 0 Zilhicce 1 048 ( 1 4 Nisan 1 639)'da köprü tamamlandığı için, birliklerin sıra i le köprüden geçmeleri emredilmiş, birlikler sıra ile geçtikten sora, sadrazam da 1 2 Zilhicce ( 1 6 Nisan)'da köprüyü geçmiştir. Sadrazam daha Başdolab'da iken, İran'a, Şah'tan, Rüstem Han'dan ve İran ordusundan bir haber getirmeleri için casuslar göndermişti. 561 Fezleke: 1 1/207-208. Tarihçei: V.98b. 562 Topçular: V.30 l b. Vacibi: 34-35 . Demek orduda firarlar var. bu firarların Diyale'den önce daha çok olduğu kabul edilebilir.

563 Tarihçei: V.98b. Fezleke: II/208. 564 Topçular: V.301 b. Naima: .fII/394.


i V. Murat ve Bağdat Seferi

203

Bu casuslar Çubuk köprüde ordugaha gelmişler ve "Şah 'ın istirdat-ı Bağdat kastı ile, Dertenk hava/isine kadar geldiğini, fakat Osmanlı ordusunun Çubuk Köprü ye gelmesi üzerine, bir klSlm askeri Rüstem Hanın kumandasında Dertenk 'de bırakarak, kendisinin memleketi, büsbütün tahrib ettirmemek maksadı ile gerilere çekildiğini"565 ve hatta "sulha karar vermiş olduğunu" ve belki de "ankarib elçilerini ordugaha göndereceğini"566 söylediler. Bu haber üzerine sadrazam Çubuk Köprü'de beklememiş, 1 7 ZİLHİCCE 1 048 (2 1 Nisan 1 639)' da Çubuk Köprü'den kalkarak Şehriban'a gelmiştir. Sadrazam Şehriban'da iken, casusların da haber verdikleri gibi, 1 9 Zilhicce 1 048 (23 Nisan 1 639)'da Rüstem Han'dan 3 kişilik bir elçi heyeti gelmiş, elçiler alay ile karşılanıp huzura kabul edilmişlerdir.567 Orduyu hümayuna yakın bir yerde olduğu anlaşılan Rüstem Hanın elçilerİ,568 Rüstem Han'dan sadrazama bir mektub getirmişlerdi. Rüstem Han mektubunda "sulha karar vermiş olub bu maksatla şahtan da birkaç güne kadar bir elçi heyetinin geleceğini" yazıyordu.

565 Topçular: V.30 l b. Naima: 1 11/394 tehditnamesinde

"bu serhadlerde

kışlayıb evvel baharda asakirli derya misal ile il ve memalikine varmam mukarrerdir" diyordu. Bak., s. 90, Not: 5 .

566 D. Ahbar: V.38a. Tarihçei: V.99a. 567 Tarihçei: V.99a. Naima: 1 11/394. 568 Tarihçei: V.99a, elçilerin geliş tarihlerini l 8 Zilhicce olarak" gösteriyor.


204

Dr. Talısi11 Ü11al

Nitekim, Şahın yola çıkarmış olduğu elçiler de 4 gün sonra ordugaha gelmişlerdir.569 23 Zilhicce 1 048 (27 Nisan 1 639)' da sadrazam Haruniye menzilinden hareket etmişti. Yolda, vaktiyle Şaha gönderilmiş olan Hamza Paşa-zade ile şahın eşikcibaşı Mirahur Şemseddin Mehmet Kulu Han ordugaha geldiler.570 Elçi heyeti alay ile karşılanmış, fakat yürüyüşe de devam edi lerek Kızıl Ribat'a gelinmiştir. Ertesi gün Mehmet Kuli Han huzura kabul edilmiştir.571 Mehmet Kuli Han Şah Safi'den biri padişaha, öteki sadrazama hitaben yazılmış iki mektub getirmiş ve her ikisini de sadrazama vermiştir. Şah, mektubunda sulh yapılmasını istiyordu. Mehmet Kuli Han da 569 İ ranlılar, sulha önce şahın değil,

iV. Murad'ın yanaştığını ve bu maksatla Hamza Paşa-zade Mehmet Paşa ile Şah'a gönderdiği mektubunda "sulh yapılmasını" istediğini ve "Sadrazama da Kıztl Rihaı 'a giderek orada sulh için hazırlık yapmasını" emrettiğini (A. Ara: l 8 1 . Z. A. Ara: 2 1 9) yazıyorlar. Şah' ın da bu istek karşısında önce Mehmet ve sonra Saru Hanları sadrazama gönderd iğin i ilave ediyorlar. Bir Devletin sair bir devletle sulh yapmak istemesi bir zül olmadığı gibi bir küçüklük de değildir. ikinci olarak. muharib taraflardan galip gelenin değil, mağlup olanın önce sulh istemesi tabiidir. Muharebenin neticesi cümlece malum olduktan başka, bizim kaynaklarda önce sulh isteğinde bulunanın İran olduğunu kaydediyorlar. Ü çüncü olarak, padişahın Hamza Paşa-zade ile gönderdiği mektub bir sulhname değil, bir tehditnamcdir. Bunda da isteni lenleri vermediğiniz takd irde "evvel baharda memalikine girilib ıahrih ve talan edilecektir. Er isen Meydan-ı gazaya gef' deni lmektedir. Şah ise bu defa istenilene razı olmuş ve suh istemiştir. Sadrazamın, elçi ile konuşurken de söylediği sözler, sulh için padişahın isteklerinin mutlaka yerine getirilmesinin şart olduğunu göstermektedir. 570 Bşv. Arşi. İbn-ül Emin Tas. Hariciye Kıs. No: l 8. 571 Tarihçei: V.99b. Fezleke: 1 1/208-209.


iV.

205

Murat ve Bugdut Seferi

önce aynı arzuyu izhar etti . Bunlara inanıldığı için sadrazama samimiyetle müzakerelere girişti. Lakin, müzakere esnasında Mehmet Kuli Han "Merhum Kanuni zamanında yazılan sulhnamelerde, Kars ya Acem 'e verilip veya tahrip olunmak gerektir, diye yazılı olmağla yine öyle yapılsın" dedikten sonra "Şahımızın sulha rızası bu esas üzeredir" deyince sadrazam kızmış ve:

"Ol emir muhaldır. Amma sen niye geldin? Dertenk miftahım getirdin mi? Sulh hacetiniz ise Dertenk miftahı gelsin, sn dedikten sonra: "Cenab-ı padişahımız Sultan Murat 'ın, Murat-ı cennetmekan Kanuni zamanlarında zabı olunan kale, buka ve araziye bir ol kadar daha arazi ilhak etmektir. Kale-yi Kars, Acem 'e verilip veya tahrip olunmak neden hatıra gelir?" diye ilave etmiş ve Mehmet Kuli Hana kati bir lisanla: "Eğer maksudunuz sulh ise, evvela Rüstem Han yanında bulunan askeri dağıtıp ve terhis edip Bağdat sınırından kalkıp İsfehan 'a gitsin. Dertenk, mülhakatı ile beraber dahil-i hitta-i Bağdat olmağla, teslim edilsin. Sizin hileniz eksik olmaz, bunlar olmazsa, bir vech ile aczimiz yoktur. Er iseniz vaktinize hazır olun. Asakiri nusret ile memalik-i İran 'ı payimal ve talan. Tebriz ü İsfehan-ı fersüde­ i nial eylemek mukarrerdir. Elbette şah ile meydanda cenk ederiz, "573 diyerek elçiye gazabane muamelede bulunmuş ve müzakereyi kesmiştir. 572 Fezleke: l J/209. m

Topçular: V.302a. Vacihi: 34-35 . Tarihçei: V.99b. Fezleke: l l/209. Naima: I I l/329. ,.


Dr. Tahsin Ünal

206

Müzakereyi kesen sadrazam, biri şaha, öteki Rüstem Han'a olmak üzere iki mektub yazmış, götürüp Şaha ve Rüstem Hana vermesi için elçiye vermiştir. Mektubu verirken de:

"Rüstem Han 'dan 3, Şah 'tan 6 güne dek cevab gelmezse yürüyüşümüze devam edeceğiz"574 demiştir. Sadrazam, şah' a yazdığı mektubunda:

"Bu ahdi, mülk ve milletin işlerini halletmek ve yoluna koymak, sulh veya cenk etmek hususunda karar vermek üzere padişah tarafından naib, mutlak izinleri ve tam salahiyetle vekili olub bunun için Bağdat 'dan kalkıb Acem diyarına doğru merhaleler katederek gelib sulha hazırlandı/Ç'575 dedikten sonra: "Eğer sulh isteniyorsa yüce şahın da, sözüne inanılır ve güvenilir bir adamını, tam salahiyetle vekil edip irsali lazımdır" diyordu. Mehmet Kuli Han durumu şaha yazmış, sadrazamın mektupları ile birlikte, bir adamı ile şaha ve Rüstem Hana göndererek, acele cevap istemiştir. Bunlardan sonra sadrazam, Kızıl Ribat'tan hareket ederek Zehav'a doğru yürümüştür. Yolda ve üç gün sonra Rüstem Handan mektubunun cevabanı almıştır. Rüstem Han cevabında. "emrinize imtisalen Dertenk 'ten kalktık. Şahtan da Saru Han namında ve tam salahiyetle bir elçi gelmektedir"576 diyordu. Buna rağmen sadrazam yavaş yavaş

574 Tarihçei: V. l OOa. Fezleke: 1 1/209. Naima: I IV395. H ammer: fX/268. 575 Bşv. Arşi. İbn-Ul Emin. Tas. H ariciye K ıs. No: 1 8. 576 Tarihçei: V. l OOb. Fezleke: II/2 1 5-2 1 6. Hammer: IX/269.


! V. Murat ve Bağdat Seferi

207

yürümesine devam etmiş ve 6 muharrem 1 049 (9 Mayıs 1 639) da büyük Hanigah "Zehav" a gelmiştir.577 Buradan da kalkacağı sırada, Mehmet Kuli Han, sadrazamın yanına gelerek "devletlüm. bir elçimizi kılavuz edip gelip Bağdat 'ı aldınız. Şimdi de beni kılavuz edip İran 'ı fethe gidiyorsunuz. Kerem idüb mektubunuzun cevabı gelinceye kadar bunda tevakklff idesiz" diye ricada bulunmuştur. Bunun üzerine sadrazam hareket emrini geri almıştır. Nitekim ertesi gün de, şahın gönderediği Saru Han ismindeki elçinin ordugaha yaklaşmakta olduğu haberi alınmıştır. 578 Saru Han, bir miktar Rumeli askeri ile ve yalnız çavuşlar gönderilerek karşılanmıştır. 579 Saru Han hazırlanan çadırına misafir edilmiştir. Saru Han sadrazam ile ilk mülakatında şahtan getirdiği mektubu vermiştir. Şah mektubunda, sadrazama istediği şekilde bir elçi gön<ierdiğinden bahsediyor ve

"Bizim trafimızdan her türlü emniyet ve itimada şayan olan Saru Han 'ı vekil tayin ettik. Suru Han sizinle sulh ve anlaşma ve andlaşma hususunda tam salahiyetle konuşabilecektir"580 diyordu. Mektubun okunmasından sonra Saru Han çadırına dönmüş, kendisi i le 50- 1 00 kadar adamına hilatler ihsan edilmiştir. 581 Artık Zehav'dan hareket edilmemiş ve tarihimize Kasr-ı Şirin M uahedesi o larak geçen 577 Bşv. Arşi. İbn-ül Emin. Tas. Hariciye Kıs. No: 1 8. Şah Bağdat muharebeleri esnasında hep burada kalmıştı. Zehav, Kenkaver ve Kasr-ı Şirin hep birbirine yakın yerlerdir. 578 Tarihçei: 1 00 b. Fezleke: 11/2 1 5-2 1 6. R. Ahbar: 606-607. 579 Vacibi : 3 5 . 580 Bşv. Arşi. İ bn-Ol Emin Tas. Hariciye Kıs: No: 407. 581 Fezleke: l l/2 1 5-2 1 6'da "40-50 adamına hil 'at giydiri/dt' diyor.


208

Dr. Tahsin Ü11al

muahede, Kasd-ı Şirin'e çok yakın olan Zehav' da imza edilmiştir.582 l 4 Muharem l 049 ( 1 7 Mayıs 1 639)' da Salı gunu orduyu hümayuna ulufesi verilmiş, sonra sadrazamın riyasetinde bir d ivan aktedilmiştir. Vezirler, yeniçeri ağası, 6 bölük ağaları, kapıkulu ihtiyarları divana davet edilmişler, Divan toplandıktan sonra Saru Han ile, Mehmet Kul i Han da divana davet edilmişlerdir. İki buçuk saat kadar devam eden müzakere esnasında,583 bazı münakaşalar oluşmasa da, tarafların anlaşmaya olan niyetleri, müzakereyi inkıtaya uğratmamıştır. Saru Han, "bazı kale ve arazinin şah ıarafind.a kalmasını" istedikte,584 sadrazam kati bir lisanla ''Kanuni sınırları içine dahil olan kale ve bilat ki, 30-40 kadar olup şahın tasarrufundadır. İade edilmedikçe sulhun akdi muhaldir"585 deyince Saru Han fazla ısrar edememiş, taraflarca şu esaslar kabul ve tespit edi lmiştir. l . Bağdat eyaletinde Cesan, Bedire, Mendelcin, Deme, Dertenk Osmanlıların elinde kalacak ve Mendelcin'den Dertenk'e kadar olan ovalar Osmanlılarda bulunacaktır. 2 . Mendelcin'den Dertenk'e kadar olan ovaların doğusunda bulunan dağlar şahın idaresinde kalacaktır. 582 Bşv. Arşi. ibn-UI Emin Tas. Hariciye Kıs: No: 1 8. 583 Aynı vesika. Hayrullah Ef: 1 7 /84. Fezleke: 11/2 1 7. 5114 Vacihi: 3 5 585 D. Ahbar: 3 5 . Demek k i ; muahede i l e tesbit edilen sınır; Kanuni zamanındaki sınır esas olarak kabul edilmiş ve Şah . da buna razı olduğundan, seferin gayesi olan "Kanuni devri arazisirıi istirdat" fikri tahakkuk ettirilmiştir.


/fi:

Murat ve Bağdat Seferi

209

J . Dertenk ile Deme sınırı, Sennil olacaktır. Bu sınırın üzerinde bul unan ve Cak Aşireti 'nden olan Caf, Ziyaaddin ve Haruni kabilelerinin bulunduğu ovalar ve dağlar Osmanlı İmparatorl uğu'nun idaresinde olacaktır.

4. Beyn, "Bire," Deruni, "Zerdub" mevkileri İran'ın elinde kalacaktır. 5. Dağların tepesinde bulunan ''Zencir Kalesi" yıkılacaktır. Y• 1\.ılacak Zencir Kalesinin batısında bulunan kasabalar, köyler Osmanlı ların, doğusunda bul unan kasaba ve köyler İran'ın elind.: bulunacaktır.

6. Şehrizor civarında bulunan ve üzerinde "Zalim Kalesi" hulunan dağların, Şehrizor tarafına bakan yamaçları Osmanların elinde kalacaktır. 7. Zalim Kalesine çok yakın olan ve "Orman Kalesi'' ismiyle yadedilen Orman Kalesi ve tevabii olan kasaba ve köyler İran'ın idaresi altında kalacaktır. 8. Şehrizor'da "Çağan Gediği" sınırdır. 9. Kızılca Kale ve tevabii Osmanlıların, Mihriban ve tevabii İran'a ait olacaktır.

fakat

1 0. Van sınırında bulunan Kutur ve Maku kaleleri taraflarca yıkılacaktır. 1 1 . Kars sınırında bulunan Magazirt Kalesi taraflarca yıkılacaktır.586

1 2. "Bu hududu mezkfıreden başka" Ahıska, Kars, Şehrizor, Bağdat ve Basra'nın hudutlarına dahil olan kale, nevahi, arazi, ova, dağ, ister mamur ve abadan olsun, ister 586 Au kale, seferin başlangıcında Osmanlıların el inde bulunuyordu.


Dr. Tahsin Ünal

210

haki ve viran olsun, iser sükkan ve mütemeddin olsun Osmanlılara ait olub İran tarafından kat'a taarruz olunmayacağı gibi, şah elinde bulunan yerlere de aynı şekilde Osmanlılar tarafından kat'a taarruz olunmayacaktır. l 3 . Taraflardan tüccar, kervan, yolcu ve hacı gidib gelib serbestçe ticaretini ve yolculuğunu yapacak ve traflarca müdahale edilmeyecektir.587 t 4.

Evvelce İran şahları tarafından Osmanlı padişahlarına verile gelmekte olan "ahitnamenin cümle şurutu mütebere-i sarihası", yine makbul ve müteber olub şah tarafından bütün bu eski şartlar kabul ve icra edilecektir. 588 1 5 . Şahın tebaasından bazı "esafilin ve edaniyenin haşa şeyheyn 'e ve zinnureyn 'e ve zevce-i mutahhara-i resul-u sakaleyn 'e ve sair ashab-ı güzin ve eime-i müctehidin hazaratına sebb-ü şetm" etmelerine şah tarafından izin verilmeyecektir. 589 Sulhun uzun ömürlü olması için "Şeyhen sebb-ü şetm" kat'a men olunacaktır.

587 Bşv. Arşi. İbn-ili Emin Tas. Hariciye Kıs. 1 8 ve 407. Münşaat: 1 1/296299. A. Ara: 1 82, 1 86, 222. Fezleke: rI/2 1 7. Tarihçei : V. I O l ab. i V . Murad'ın tehditnamesinde de "Öteden beri verile gelmekte olan hediye ve pişkeş-i sal be sal irsal ey/esiz" şeklinde zikredilen ve muahede de "şurut-u mütebere-i sariha" şeklinde geçen bu mesele, Şeyheyn'e men-i kilfllr ve şahların veregelmekte oldukları ikiyilz yük ipek ile beraber kıymetli hediyelerdir. Bir devletin sair bir devlete vergi vennesi, hediyeler göndermeye mecbur edilmesi, siyasi bakımdan verenin, alana tabi olması demektir. l 606'da Zitvatorok Muahedesi ile batıda ilstilnlüğilnil kaybeden devletin, doğuda üstünlüğünü, 1 639'da devam ettirmesi bakımından bu nmesele bir ehemmiyet arzeder. 8 5 9 Muahedat Mec: 1 1/308-3 1 2 . Bundan naklen: Uzunçarşılı: 1 1 1/ 1 -2 1 1 . 88 5


i V.

Murat ı•e Bu#dat Seferi

21 1

1 6. Taraflar bu aht ve misak hilafına hareket etmeyeceklerini. ihtilafı mucib olacak, yeniden şakaka yol açacak uygunsuz bir harekette bulunmamayı, yekdiğerlerinin il ve memleketlerine taarruz etmemeyi kabul ve vadederler.'90 Muahedenin imzalanmasından sonra padişahlar birbirlerine ağır ve nadide hediyeler göndererek muahedeye sadık kalacaklarını teyit etmişlerdir. 59 1 Kasr-ı Şirin Muhadesi ile çizilen Osmanlı-İran sınırını güneyden kuzeye doğru şöylece tesbit etmek mümkündür: Basra Körfezi sahilinde hir noktadan başlayarak Mehmar-Kaban-Hafar livaları Osmanlılarda kalmak şartıyla hudut bu Iivaların 5-6 saat şarkından geçiyordu. Karun Irmağının sağındaki Kutülabat harabesine buradan Suyub Irmağının sonundaki Şeriaya varıyordu.592 Buradan itibaren hudut, büyük dağa kadar hep dağ eteklerinden gider ve büyük dağdan sonra hudut dağ zirvelerini takiben "reis-i hudut olan Sermil 'e" gelirdi. 593 Bedi re ve Medelcin civarlarında hudut, bunların doğsundaki Puşti Dağından geçerdi. Buradan Asumanabat'ı Osmanl ılarda, Cerdavut'u İranlılarda bırakarak şimale doğru çıkar ve Gülneçimen, Kalacak Dağlarının zirvesinden, Kakihan'ı ve Kevavur'u İran'da bırakarak, fakat Kifravur'u Osmanlılarda bırakarak Bimar Dağlarına varırdı . Zeheb Sancağının yaylaklannı Osmanlı larda, Biveniç'i İranlılarda bırakarak "Zencir kalesine" gelirdi.594 Bir müddet 590 Muahedat Mec: 11/308-3 1 2 . 59 1 Münşaat: 1 1/2 1 6. 592 Derviş Paşa: 3 . 593 Aynı eser: 1 9-20. 594 Aynı eser: 28-29.


212

Dr. Tahsin Ünal

Zencir Kalesi Irmağını takip ettikten sonra, Zemken Irmağının bu ırmağa karştığı noktadan itibaren Şigil Dağlarını, Arif Gediğini, takiben gelir ve Merava Sahrasını ikiye bölerek geçer, Bendikiz, Saraven, Benezil, Seri Surehan, Küveyl Dağları zirvesinden Sayruvan Irmağına varırdı. 595 Şehrizor civarında Zalim Kalesi Osmanlılarda kalmak şartiyla "Çağan Gediği" Şehrizor için hudut başı kabul edilmişti.5% Hudut buradan yani Çağan Gediğinden Gülsiyatav Gediğine, Gülpran Gediğine, Meliserduş Gediğine varır ve sonra Siyah Nesar Dağına, Seyhan, Gülismail, Tertul Kazalarının doğusundan geçtikten sonra kuzeye döner, Gannimal, Gülkremi, Gülhan, Köprü Dağı, Kertek Gediği, İbrahim Celal Dağı, Fakih İsa, Zeleke, Avşman Köylerinin doğu güneyindeki sırtlar üzerinden geçerek Meydan Gediği, Hamam Dağları, Çayır Gediği, Beyzave Boğazından geçerek Kızılca Kale, Süleymaniye, Tertül, Bane, Kaffe, Osmanlılarda, Mihriban ve tevabii İranlılarda kalacak şekilde geçmekte idi.597 Piran Gediği muteber hudut idi. Buraya kadar çizilen hududun güney kısımlarında Fili, kuzey kısımlarında Caf aşiretleri otururlardı . İran tarafında da Pir ve Zerduyu aşiretleri vardı. Bunlar göçebe insanlar oldukları için şurada otururlardı

595 Aynı eser: 39-40. 596 Hurşit Paşa: 240, 248, 250. 597 Derviş Paşa: 52. Hurşit Paşa: 26 1 .


213

iV. Murat ı•e Bağtlat Seferi

denilemez.598 Bane de baş hudut idi. Bane'den Duvana, Düzlekni, Vitniçe, Kundivira köyleri Osmanlılarda kalacak, şekilde bu köylerin şarkından geçer. Buna mukabil Birendizi, Didan ve Erdeşe İranda kalacak şekilde batıdan geçerdi. Kasımlı, Didim, Göktepe ve Daadetl i köylerini Osmanlı larda bırakarak, Gülambar'dan, Molla Veli Dağından, Kuru Meydan Dağlarının zirvesinden geçer ve Venzel Ovasını Osmanlılarda bırakarak Urmiye Gölü sahiline vasıl oluyordu.599 Urmiye Gölünün batı sahillerinden, Yoncalık Dağlarının zirvesinden, Cehrik ile Selmas arasından geçer ve Kesik Taş'dan Koçu Bey Kalesine gelirdi. Hoder Kalesinin şarkından Molla İ sa Gediğine, Kartepe, Kızıldağ, Miskinlice, Kalecik tepelerinden geçerek Kutur Kalesine ve buradaki "Başhudut alameti olan hudut taşına" vasıl olurdu.600 Kı laz, Terkever, Biradust, Cehrik, Kerdiban, Deyrik, Hoder Kelesi, Kutur Kalesi ve tevabii ile birlikte Osmanlıların, buna mukabi l Salduz, Urmiye, Selmas, Hoy İranlıların idaresinde kalmıştı.601 Buradan sonra hudut Pirzade Dağı, Aladağ, Akkaya taşı, Çavındır Dağı, Köyü ve Sekbanabat Osmanılarda kalacak şekilde geçmekte, Çaldıran ve Ovacı k Osmanlılarda kalmakta idi. Akmezar Dağı, Üçtaş Gediği, Sofu Dağı zirvelerinden geçen hudut, Maku ve tevabii Osmanlılarda kalacak şekilde, şimale döner ve 598 Bu aşiretler daima aralarında münaz.aa ettiklerinden bu münazaalar bazan büyür, devletlerin müdahalesini muharebelerinin sebeplerinden biri olurdu. 599 Derviş Paşa: 80-8 l . Hürşit Paşa: 268-270. 600 Aynı eser: 82. Aynı eser: 330-332. 60 1 Aynı eserler.

dolayısıyla

Osmanl ı-İran


214

Dr. Talısin Ü11al

Muratl ı Köyü civarında, Maku Nehri üzerindeki köprüye varırdı.602 Hudut buradan şimale doğru çıkardı. Kasr-ı Şirin Muahedesi, "padişahların adavetlerini muhabbete tavil etmiş, iki taarjin askerleri uzun zaman şark seferlerinden kurtulmuş ve orta yerde halk payimal olmaktan azade olarak huzur ve rahata kavuştuştur."603 Kasr-ı Şirin Muhahedesi'nin imzalanmasından sonra, muhahedeyi şaha arz ve imzalatmak için, üç gün içinde gidip gelmek şartıyla, Saru Han ile adamını şaha göndermiştir.604 1 9 Muharrem 1 049 (22 Mayıs 1 639) şaha giden, Saru Hanın adamı gelmiş, şahın sadrazama yazdığı ve muahedeyei aynen kabul ettiğini bildiren mektubunu sadrazama vermiştir. Muahede metni İstanbul 'a da gidecek ve Sultan Murat tarafından imzalanıp mühürletilecekti . Mehmet Kuli Han bu işe memur edilmiş ve muahede metni kendisine teslim edilmiştir. Yine bu gün sadrazam, Saru Han ve adamlarına, Saru Han da sadrazama ve diğer vezirlere birer ziyafet vermişlerdir. Sulhun uzun ömürlü ve taraflar için hayırlı olması temennisinde bulunmuşlardır.

111. SADRAZAMIN DÖNMESİ 20 Muharrem 1 049 (23 Mayıs 1 639)'da sadrazam, Saru Han'ı İran'a, Mehmet Kuli Han'ı İstanbura uğurladıktan sonra kendisi de orduyu hümayuna avdet için emir vermiş ve Zehav'a dönüp Havran "Curin" ovasına nüzul

602 Derviş paşa: 1 32. 603

Tarihi osmani : 1 2 . 604 Tarihçei: V. 1 02. Vacihi: 35. Fezleke: I l/2 1 7.


iV. Murat ve Ruğdut Seferi

215

etmiştir.605 Ali Geçitinde Bağdat Valisi Derviş Mehmet Paşaya, Kerkük'te Tercil Ovasında Mısır askerlerine, Nusaybin'dc Halep, Şam ve Trablusşam askerlerine memleketlerine gitmeleri için izin vermişı/K.endisi de 1 5 R. Evvel 1 049 ( 1 6 Temmuz 1 639 )'da Diyarb�kir'e gelmiştir. Sadrazamın, Bağdat'dan kalkıb Kasr-ı Şirine varması buradan Diyarbekir'e gelmesi l 30 günde ve 55 menzilde olmuştur. Sadrazam Diyarbekir'de 1 5 R. Evvel 1 049 (28 Ekim 1 639) tarihinden Gurre-i Receb 1 049 (8 Ekim l 639) tarihine kadar Şah. sulha mugayir bir harekette bulunursa üzerine varmak, Şarki Anadolu'da asayişi temin etmek, hudut kalelerini tahkim etmek maksadı ile l 03 gün Diyarbekir'dc kalmışladır.606 Bu müddet zarfında, Şah sulha mugayir bir harekette bulunmadığı gibi aksine sulha riayetkar olduğunu göstermek için, Revan esirlerini serbet bırakmış, bunları bir dostluk nişanesi olarak bir elçi ile beraber Diyarbekir'e göndermiştir. Elçiye ikram ve izazda bulunduğu gibi esaretten dönen paşalara da rütbeleri ile mütenasib olarak mevkiler verilmiştir. Gerçi Şahın kolu ve kanadı kırılmış, onda taaruz edecek takat ve cesaret bırakılmamıştı. Bununla beraber ihtiyatı elden bırakmayan sadrazam, Deli Bey'e Maraş 605 Sadrazam. 25 Muharrem 1 049 (28 Mayıs l 639)'da Kerkük'e geleceği

gün Receb Ağayı sulh haberini padişaha ulaştırmak için İ stanbul 'a göndennişti. Sadrazam 27 Safer l 049'da eski Musul'da iken Receb Ağa geri gelmiş, padişahın sulha memnun olduğunu bildinniştir. Receb Ağa 4 gün İ stanbul'da kalmış. geri kalan 28 günde Kerkük'den İ stanbul'a gidip İ stanbul'dan Musul'a gelmiştir ( Fezleke: 1 1 /2 1 8. Tarihçei: V. 1 03). 606 Matlıum: V.4 1 7 a. Tarihçei: V. 1 04 ab. Fezleke: 1 1/2 1 8.


216

Dr. Tallsi11 Ü11al

eyaletine zamimeten, Kerkük muhafızlığını veerek Kerkük'e göndermiş, Diyarbekir Beylerbeyi olan Melek Ahmet Paşayı da Musul muhafızı ve "serasker" tayin ederek musul'a göndermiştir. Melek Ahmet Paşaya, icabında Kerkük, Şehrizor ve Bağdat'a imdatta bulunmasını emretmiştir. Bunun gibi sair sınır kalelerini ve tahkim ve takviye ederek imparatorluğun doğu sınırını emniyete almıştır. 607 Tekmil Rumeli ve Anadolu askerlerine memleketlerine gitmeleri için izin vermiş, kendisi de yanındaki kuvvetlerle Diyarbekir'den kalkarak. Sivas, Tokat, Tosya ve Amasya yolu i le 3 Ramazan 1 049 (28 Aralık 1 639)' da Bolu 'ya gelmiştir. Burada, padişahtan "ılgar ile gelesiz"diye bir emir almış, bu emir üzerine, orduyu Bolu'da bırakarak, kendisi ı lgar i le yola çıkmış,608 Göynük'e geldiği zaman padişaha muahedeyi imza ettirdikten sonra 2 1 Şaban 1 049 ( 1 7 Aralık 1 639) 'da Üsküdar'dan yola çıkan İran elçisi Şemseddin Mehmet Kuli Han ile karşılaşmıştır. Elçiye bir ziyafet verdikten sonra yoluna devam ederek,609 8 Ramazan 1 049 (3 Ocak 1 640) tarihinde İzmit'e gelmiştir. Üsküdar'da parlak bir merasimle karşılandıktan sonra İstanbul ' a geçmiş ve Bahçekapı'dan 5 ocak 1 640 tarihinde ve mutantan bir alay ile gelip saraya girmiştir. Omuzuna alıp getirdiği Sancak-ı Şerifi bizzat padişaha teslim etmiş, Padişah da sadrazamı başarılı bir muahede imza ederek 607 Tarihçei: V. 1 05 ab. Fezleke: 1 1/2 1 9. 608 Tarihçei: V . 1 06 a. Fezleke: 11/2 1 9. Naima: I I l/432-433 'de "Sadrazam Sivas ovasına geldikte padişahtan acele gelesiz diye emir aldıkta ılgar ile yola düştü" diyor ki, yanlış olmalıdır.

609 Topçular: V. 306b. V acihi: 35.


iV. Murat ve Bugdat Seferi

217

döndüğü için, "Hoş geldin Lala. Ekmeğim sana helal olsun" i ltifatı ile karşılamış ve ağır hil 'atlar ihsan etmiştir.61 0

iV. iV. MURAT'IN ÖLÜMÜ VE KiŞİL İGİ

i V . Murat, faal ve dinamik bir padişah idi. Kaynakların ifadesinden anlaşıldığına göre, seferler esnasında hazan yaya olarak yeniçerilerin başında yürümüş, hazan ata binerek sipahilerin arasına karışmıştır. Yastığı, atının eğeri, yorganı atının çulu idi. Yemeği sade olduktan başka bir seferin, açl ık, susuzluk, yorgunluk, uykusuzluk, sıcak ve soğuk gibi mahrumiyet ve meşakkat isteyen icablarına, askerlere numune-i misal olacak şekilde katlanır ve bundan hiçbir zaman şikayet etmezdi. Aksine o, bunları büyük bir aşk ve şevk ile yapardı.6 1 1

Fakat ne yazık ki, genç padişah yol larda kendisini üşütmüştü. Üşütme tesirini Revan'ın fethinden sorira, Tebriz'e giderken göstermeye başlam ı�tı. iV.

Murat'ın artık bundan sonra zaman zaman aynı hastalıktan hasta olduğunu, bazen at sırtında duramayacak kadar hasta olup arabaya bindiğini, hazan da o gayri muntazam yollarda fazlaca sallanan arabadan dahi rahat edemeyerek Tahtrevanla yol aldığını görüyoruz. Fakat IY. Murat, ya gençlik saikası ile hastalığına ehemmiyet vermiyor, edilen "tedavi tavsiyelerine" kulak vermiyor, perhiz ve istirahat edip sıhhate kavuşamıyordu veyahut da biri birini takip eden dahili ve harici dahiseler yüzünden buna imkan bulunamıyordu. Şurası muhakkaktır ki, hastalık her gün biraz 0 1 0 Vacihi: 35-36. 6 1 1 Salaberry: 1 1/238-239. Hammer : I X/203-204.


218

Dr. Tlllui11 Ü11a/

daha artmış, Bağdat seferinden, Revan seferindekine nazaran hastalığı daha çok artmış olarak dönmüştür. Zira Bağdat seferinden padişah "Diyarhekir 'den İstanbul 'a kadar ekseriya kar üzerinde yol almıştır' "' 1 2 dolayısiyle "zaten siyatik-nikris" "damla" hastalığına müptela olan bacaktan at üzerinde donmuştu. Bunun bir neticesi olarak da "il/et-i nisa tezayüd etmiştir. '"' 1 3 Bacaktan üzerinde basamaz olmuş ve "izdırabı kemal mertebede" artımıştır.6 1 4 Bu itibarla da Bağdat seferinden döndükten sonra doktorların tavsiyelerini tutmağa başlamış, halkı men ettiği halde, kendi nefsini kolayca men edemediği içkiyi içmeğe başlamıştır. 1 O Safer 1 049 ( l 2 haziran 1 639) tarihinden 30 Ramazan 1 049 (25 Ocak 1 640) tarihine kadar sekiz ay içinde sıhhati düzelmişti. Hatta bu arada Venedik'e karşı yapacağı sefer için mühimmat hazırlanmasını emretmiş, bu hazırlıkları bizati teftiş etmeğe başlamıştır.6 1 5 Ramazan Bayramının birinci günü idi, önce Sinan Paşa Köşkünde gösterilen hünerleri seyretmiş, sonra atına binerek Sultan Ahmet Meydanındaki Silahtar ve Kaptanı Derya olan Mustafa Paşanın sarayına gitmiştir. Akşam olunca Silahtar Paşa, padişahı bırakmamış, sarayında yemeğe alıkoymuştur. Padişahın eskiden beri "Mahreman-ı sohbet-i hass-ül hassı" olan616 Emir Güna Oğlu, Bağdat' dan esir getirilen Yar Ali Han, Venedikli Bianchi de davet edilmişlerdir. Aralarında, düşmanların dahi bulunduğu bu 6 12 Tarihçei: V. 87a. 6 1 3 Hayrullah Ef. : l 7/85. 6 1 4 Tarihçei: V.87a. 6 1 5 Tarihçei: V.87a. 616 Naima: 1 1 1/444.


iV. Murat ve Bt1ğllat Seferi

219

mecliste ısrarla, rica, naz ve niyazlarla '"Padişahm içmesi" istenmiş padişah da bu ısrarlara dayanamayarak perhizi bozup "Cam-ı hilluriden" içeğe bı..ş lamış, "Hauii sakiyan-ı sim-in ibramiyle buse-i leh lialin cam-ı gü(fama dahi ihlam buyurmuştur."6 1 7 Sabahı, ..İş-u nuş" ile bulan padişah, hasta olmuş " Der-i ser himar, tövbe şikem·. iftade-i pister-i bimar" etmiş ve bir daha yataktan kalkamamıştır. 6 1 8 iV. Murat, bayramın ikinci günü yatağa düşmüş, hastalığı her gün biraz daha ağırlaşarak 1 4 gün yattıktan sonra 1 5/ 1 6 Şevval 1 049 (8/9 Şubat 1 640) tarihinde Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece "yatsı namazından bir saat sonra vefat" etmiştir. 619 27 Temmuz 1 6 1 2'de doğmuş, 8 Şubat 1 640'ta vefat etmiş olduğuna göre 27 sene 6 ay 1 3 gün yaşadıktan sonra 28 yaşının içinde vefat etmiş demektir. Saltanat müddeti ise 1 O Eylül l 623 de tahta çıkmış olduğuna göre 1 6 sene 4 ay 29 gündür. Padişah vefat edince Silahtar Paşa, yüzüne bir dülbent üstüne bir şal örtmüş, ölüm haberi duyunca sarayın içerisinde bir ağıt bir feryat kopmuştur. Sadrazam davet edilmiş, Veliaht İbrahim' i çıkarmak için Kapı ağasını göndermiştir. Kapı ağası varıp, "Şehzadem başınız sağ olsun, biraderiniz Murat vefat etti. Taht-ı saltanat sizindir, buyurun" dedikde iV. Murat'ın hışmından haddinden fazla korkmuş bulunan

6 1 7 R. Ahbar: 608. 6 18 Mafhum: V. 4 l 7a. Vacihi: 30-3 1 . Fezleke: 1 1/2 1 9-220. Naima: 1 11/444447. 6 1 9 Aynı eserler.


220

Dr. Tu/1.\·i11 Ü11al

İbrah im, "siz bana yalan söylersiz, bana ıaht-ı saltanat gerekmez. Benden ne istersiz" diyerek muhalefet etmiş ve odasından çıkmak istememiştir. Valide sultanı gönderimişler, annesine dahi itimat edip gelmemiş ve muhalefet etmiştir. Sonunda Kapı ağası ile Valide sultan birer koluna girerek, "kendiniz görün" diye çıkarmışlar ve merhumun yattığı odaya getirmişlerdir. İbrahim varıp Murat'm yüzünü açarak bakmış ve öldüğünü görünce, "yüzünü örtün" demiştir. Taht odasına gideceği sırada bir kere daha dönüp merhumun yüzünü açıp bakınıştır. 620 9 Şubat l 640 tarihinde Perşembe günü "işte taht, işte laht" metlmmunca bir tarafta culüs ve biat merasimi olurken, öte tarafta da iV. Murat'ın, selatin camilerinde selalar verilirken tekfin işi tamamlanmış, sarayda cenaze namazı kılınmış, seferlerde ve m uharebelerde bindiği atlardan bir kısmının iştirak ettiği ve bu hayvanların dahi göz yaşı dökerek tabutu takip ettikleri büyük bir cenaze merasimi ile getirilip, Sultan Ahmed'in türbcine defnedilmiştir. 62 1 Sultan Ahmet IV. Murat'ın babasıdır. IV. Murat'ın düşünnüşlerdir:

vefatına

bazı

müel litler,

"Gözün yumdu ıemaşa-i cihandan Feragat buldu kavga-i zamandan Kadem çekti hükumet payesinden Soyundu saltanat pirayesinden 620 Mathum: V. 4 1 7 b. 62 1 Mathuın: V. 4 1 7 b. Fezleke: 1 1/220. Hammer: lX/287.

tarih


iV. Murat ı•e Buttlat Seferi

22 1

Eğip tahm amel bu keşt-i zara Azimet eyledi dar-ül karara."622 "Yüzün yere kodı, lütjile gülherk-i ter gibi, Sanduka saldı hazin-i devran güher gibi. ''623 iV .

Murat' ın saltanat müddeti belli başlı iki kısıma ayrıl ır. 1 2 yaşında iken padişah olduğu günden zorbaların tahakkümüne son vererek, idareyi bizzat eline aldığı 8 Haziran 1 632 tarihine kadar geçen ve 8 sene 8 ay 28 gün devam eden saltanatının ilk devri, annesinin niyabeti ve vezirlerin idaresi devridir. Bu tarihten ölümüne kadar geçen, 7 sene 8 ay devam eden saltanatının ikinci devridir. İmparatorluğu bizzat idare ettiği devirdir. iV.

Murat, genç olmasına rağmen, devrine göre iyi bir tahsil görmüş, ordu sevk ve idaresini, muharebe tabiyesini, bilen ve bildiklerini maharetle tatbik eden, hadisenin içinde pişip yoğrularak yetişen, bu sebeple de içtimai yaraları ve hastalıkları gören, bu hastalık ve yaraların tedavi usul leri araştıran Osmanlı padişahlarından biridir. İşe önce zorbaları kanlı bir şekilde tenkil etmekle başlamış, "ilmiye, kalemiye, seyfiye, sm{fl,arında da" aynı şekilde ve kılıçla tensi kat ve tasfiye yapmıştır. Kahve, tütün, içki yasaklan koymuş, kahvehaneleri kapatarak, "işsiz, güçsüz kimselerin ve zorbaların kahvehanelerde toplanarak fesat kazanını kaynatma/arına" mani olmuştu. Mülazimlikleri lağvetmek, tımar, zeamet ve askerin esame defterlerini kontrol ve tefti ş edip, yeni bir düzene sokmuş, devlet gelirin 8, timar ve 622 623

Solak Zade: 765. Vacihi: 3 1 .


Dr. 1'ah.�i11 Ünal

222

zeamet gelirini 6 mi lyon liraya çıkarmıştır. Ulufeli ve ulufesiz, muntazam ve gayri muntazam askerin miktarını artırmakla beraber kuvvetli bir disiplin, inzibat ve zaptırapt altına almış ve her birliğin arasında mümtaz tirkalar ihdas etmiş,624 içtimai, itisadi, askeri, ıslahatlar yapmıştır. İslahatlar mevzuunda Göreceli Koçi Bey i le Ruz Namçeci İbrahim Efendinin, padişaha fikir vermek hususunda büyük tesirleri olmuştur. Bu ıslahatları yapmak elbette kolayca ve suhuletle olmamaştır. Bir çok insanlar, katledilmiş,625 genel olarak ıslahatçı ve ihtilalci bir adamın yaprnağa mecbur olduklarını yapmaktan çekinmemiştir. İhtilalci adamlann katletdiği insanlardan bahsedi lir de, neden bu işi yapmağa mecbur olduğundan hemen hiç bahsedil mez. Islahat ve ihtilal zamanlarında bir çok insanların katledilmesinin elbetteki içtimai, iktisadi, askeri, hatta ahlaki ve nihayet tarihi bir çok sebepleri vardır. Bu .sebepler yüzünden bir çok insanların katledi lmesi bir zaruret haline gelir. IV. Murat ıslahata başlarken İstanbul ' un içtimai, iktisadi, ahlaki manzasını Gilrnani, "ol zaman kulun şol mertebe tuğyam var idi ki gündüz hamamda peştamal ile çıplak avret çıkarmak, Fatih Camiinde dühhan içmek, Müslümanlartn ırzın payima/ etmek, köşe başlarındu ayak üzre aşikare zina etmek. evler, sarnylar basmak, 624 Hammer:

I X/293-295'de,

"askerin

miktarını

200.000

kişiye

çıkarmışllr. 162 Yeniçeri ortasında 30. 000 kişilik ve 60. 000 'e baliğ olan Cebeci/er arasında 1 . 000 kişilik birer mümtaz fırka tesis etmiştir" diyor.

615 Hammer: IX/29 1 -292'de,

"ıslahatlar esnasında iV. Murat, 50. 000;

bütün saltanatı müddetince I 00. 000 kişi katletmiştir" diyor. Bu rakam

mübalağalı olmakla beraber bir çok insanların katledildiği muhakkaktır.


iV. Murat ııe Bağdat Seferi

223

bayramlarda salıncak kurup bizzat padişahı ve valide sultam, vüzerayı, ehl-i divam, salıncağa davet etmek gibi vasfa gelmez işler yapıyorlardı " diye anlatmaktadır. iV. Murat, yalnız İstanbul'da değil, İmparatorluğun her tarafında mevcut olan bu içtimai ve ahlaki tereddiyi düzeltmek, bozulmuş olan orduya çeki düzen vermek, devlet otoritesini yeniden kurmak için haklı olarak kılıca sarılmıştır. Kırım'da, Balkanlarda, Anadohı' da ve Yemen' de çıkan isyanlar, valilerin merkezi tanımamaları, kanunlara riayetsizlik, rüşvetin artmış olması, devlet otoritesini zafa uğratmıştı. Balkan hudutlarına vaki olan Venedik ve Avusturya akınları, Karadeniz sahillerini haraca kesen Kazak baskınları, Akdcniz'de kuş uçurtmayan korsan faaliyetleri, doğu Anadolu'ya ve Irak'a yapılan İran taarruzları İmparatorluğun bekasını sarsmakta idi. İran taarruzları sonunda Irak tamamen elden çıkmış, doğu Anadolu tehlikeye düşmüş idi. iV. Murat, İmparatorluğun idaresini bizzat ele aldığı zaman gelen durum işte böyle idi. Bu durumdan padişahın kılıca imparatorluğu kurtarabilmek ıçın sarılmasının ve kan dökmesinin tabii ve zaruri olduğunu kabul etmek icap eder. O, bu hali düzeltebilmek için ekseriya kanunlara riayet etmemiş, "her hususu kanun üzere görmemiştir", "tığ-ı siyaset i/e626 hareket etmiş, memurların, kadıların, ayan ve eşrafın ve askerlerin kalbine hükümet korkusu sokmuştur. "617 Kim katledilmişse onun mutlaka suçu vardır. "Kurunun

626 Fezleke: 11/220. 627 Hayrullah Ef. : 1 7/62.


224

Dr. Tttlısi11 Ünal

yanmda yaş da yanar" metlmmunca yaş, yani suçsuz olanların da katledi ldiği olmuştur. Fakat, bunların miktarı pek azdır. Katledi lenler; vazifede ihmali ve sui istimali olanlar, İstanbul, Anadolu ve Rumeli isyanlarına iştirak edenler, yasaklara ve veri len emirlere riayet etmeyenler, halka zulmettikleri için haklarında şikayet vaki olanlar, veya mahalli zorbalardır. 628 Padişah, katledilenleri ya bizzat tanıyor veya suçunu biliyordu. Yahut da yakınları tanıyıp padişaha ihbar ediyorlardı. Veya halk şikayet ediyor, veyahut da hemen her şehirde bulunan casusları vasıtasıyla o mahallin şaki, zorba, mütegallibe ve zalim olanlarını tespit edip katlettiriyordu. Cemiyeti, bu mikroplardan birer birer temizliyordu. JV. Murat, bütün bu ıslahat, temizleme, sefer ve zafer işlerine, orduyu sıkı bir inzibat ve disiplin i le avucunun içine alarak kendisini ve tahtını kuvvetlendirdikten sonra başlamıştır. Seferlere gider veya dönerken bizzat ordunun başında bir asker gibi giyinmiş, yürümüş, yemiş ve yatmış, onların arasından eksik olmamıştır. Asker ile cirit oynamış, asker ile bizzat manevralara iştirak etmiştir. Padişahın bu hareketi askerin kendisine bağlanması na ve padişaha olan itimadın artmasına sebep olmuştur. Sefere zamanında çıkmak, orduyu bir kalenin altında fazlaca tutmamak ve işini bitirerek kış bastırmadan İstanbul 'a dönmek gibi tedbirli hareketleri i le ordunun yollarda dökülüp kalmamasına yahut kış ve kar altında kalarak imha olmamasına büyük bir dikkat ve gayret sarf etmiştir. 628

H ammer: I X/204.


iV. M11rt1t ve Bllğ<lttt Seferi

225

iV. Murat, devrinin pehlivanlarının sırtını yere getirecek kuvvette idi. Silahtannı kuşağından tek eli ile tutarak başının üzerine kaldım1ası ve odanın içinde bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yavaşça yere koyması,629 Aras nehrini at üzerinde yüzerek geçerken batmak üzere olan bir solağı tek eli ile tutup sudan çıkammsı,630 Rcvan'dan Tebriz'e gelirken Cors Kalesinin Abonos'tan yapılmış olan kapısını askerlerin kıramadığını görerek "askerin aczine ham/edilmesin" diye yedi ila sekiz kişinin zorla getirdiği bir kalası tek başına ve bir eli ile kalasın başından, öteki eli ile kalasın ortasından tutup "pehlivan bir koç gibi" geri geri çekilip "nim hamle ile" kapıya bir vuruş vurdu ki ; abonostan yapılmış olan kapıyı parça parça etmesi 631 meşhurdur. 200 okkalık gürz kul lanması, danenin eremediği yere ok atmaktaki mahareti ve ok ile fil kulağından yapılmış, gergedan derisi i le kaplanmış bir kalkanı delmesi ve bir ciritle sekiz kalkanı birden delmesi iV. M urat'ın menkıbeleri arasında zikredilir. iV. M urat, çevik ve çaylak olduktan başka, birinci

derecede mahir bir binici idi. Ata ya yerden veya araba üzerinden atlayarak binerdi. Ava, bilhassa sürek avına merakl ı idi. Develi Karahisar' ından araba ile giderken bir karaca görmüş, "bire at" demesi ile gelen ata arabadan sıçrayarak binmesi bir olmuş ve eskiden de at üzerinde imiş gibi "karacanın arkasından atını sürmüştür. "63 2 Birkaç yüz • 629

Fezleke: I l/220. Peçevi : II/435-436. 63 1 Mathum: V.407 a. Naima: 1 1 1/266. 63 2 Peçevi: l l/43 1 . 63 0


226

Dr. Taluin Ünal

metre sonra karacaya yaklaşmış, attığı mızrak hayvanın sırtından girerek karnından çıkmış ve hayvanı toprağa mıhlamıştır. Revan ve Bağdat seferlerine gider veya gelirken ya sürek avı yapar, ya cirit oynar veya askeri manevralar yapardı . Böylece orduyu sıkmadan, askerde takdir, hayranlık ve itimat tesiri bırakarak, savaş yerine kadar orduyu savaşa hazırlaya hazırlaya sevk ederdi. Muharebe sahasında da. sadece muharebeyi uzaktan sevk ve idare ederek seyretmez, Revan muharebelerinde olduğu gibi Bağdat muhasarası başladığı sırada bir topu bizzat ataşlemek suretiyle ilk topçu ateşini açması, ilk defa metrise girenlerin arasında bulunarak bizzat metrise · girmesi ve top ve tüfek ateşi altında ilk defa bizzat toprak torbasını hendeğe atması633 onun kahramanlıklarını gösterir. Her gün metrislere giderek teftiş ve kontrol etmiş, paşalara ve askerlere "Göreyim sizi, din-i mübin uğruna say de taksir etmeyesiz. Dem, hizmet demidir "634 diyerek "gereği gibi tedavi" ettirmiş ve bahşişler vermiştir. Zamari zaman bir meydan muharesini andıran huruç muharebelerini, kaleye yapılan taarruzlara bizzat ve yalın kı lıç iştirak etmiştir. Orduya meydan okuyan iri cüsseli Siyavuş Beyin karşısına bizzat çıkarak göğüs göğüse düğüşmüş ve sonunda İranlıyı bir kıl ıç darbesi i le yere sermiştir. 635

633 Salaberry : 1 1/242-243. 634 Mafhum: Y. 4 1 3 b. Tarihçei: V. 76 a. Fezleke: 1 1/20 1 . 635 Cantemir: 11 1/86-89. Salaberry : 1 1/242-243 .


iV.

227

Murat ve Bqğdat Seferi

SONUÇ Yirmi yaşında iken sarayından çıkan, ordunun ve halkın arasına katılan, kuvvetli bir disiplin ve inzibat ile orduyu avucunun içine alan ve bundan sora ordunun ve halkın önüne düşen iV. Murat, "zayıf olan, eslajinın zamanında küflenen seyf-i İslam 'a, kan içinde yeniden su vermiş" birçok muhariblik meziyetleri ve islahatçı içraatı ile "ejder-i ihtilal 'ı öldürmüş,"636 saltanatının sonlarına doğru her tarafda ve "her canibden emin kurt ile koyun bir arada bulunur olmuş"63 1 ve eşkiyadan bir fert bile görünmez, görünse dahi derhal başı ezil ir bir hale gelmişti. Çoktan beri tereddi yolunu tutmuş olan Osmanlı İmparatorluğu'na yeniden bir "hayatiyet ve dinamizm" yerleştirmiştir. Duraklama Devri ( 1 569- 1 683) içinde, bir dinamizm ve gelişme devri açmıştır. Osmanlı İmparatorluğu, iV. Murat'tan aldığı hız i le Revan ve Bağdat seferlerini yapıp Bağdat ve milhakatını istirdat etmiş olduğu gibi Viyana'yı ikinci defa kuşatacak bir kuvvet ve kudrette kazanmıştır. iV. Murat'ın, Osmanlı İmparatorluğu'nu bir inkıraz uçurumunun ta! . . kenarından çekib kurtardığı muhakkaktır. Bu itibarla da IV. M urat, "Hicri 1 . 000 tarihinden sonra gelen Osmanlı

636 H ammer: IX/295 . 637 Fezleke: Il/220.


Padişahlarının azamı idi. Sohbetinde bulunanlar, ehl-i kemal olsalardı selef padişahları her vechile unuttururlardı,"63 8 Jı·:· 1<münü ve sıfatını naklı olarak kazanmıştır. Genç yaşında iki büyük sefer yaparak her ikisinde şüphe yokmr ki, Bağdat seferi ile Bağdat'ın ve Bağdat'ın mülhakatı demek olan Irak'ın fethi ve hala devam etmekte olan Osmanlı-İran sınırını, bu günkünden kısmen farklı olmakla beraber, kat'i bir şekilde çizmiş olmasıdır. Millet ve memlekete daha çok hizmet edecekleri bir zamanda ve yaşta vefat etmiş olmasalardı,639 bu eserlerine bir takım eserler daha ilave edeceği m uhakkaktı.

638 Fezleke: 111220. 639 Fezleke: 11/220.


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

229

BAGDAT SEFERİ MENZİLNAMESİ iV. Muratın, Revan seferinde olduğu gibi Bağdat

seferinde de menzillerini adım adım takip etmek imkanına sahip bulunuyoruz. Ancak, Revan seferinde olduğu gibi Bağdat seferinin menzillerini kaydeden tam ve müstakil bir menzilname elde edilememiştir. Fakat Nasihatü' l-Mülük'de yalnız Revan seferi menzilleri kaydedilmiş olduğu halde, Fazailü'l-Cihat'da hem Revan ve hem de Bağdat seferleri kaydedilmiştir. Nasihatü'l-Mülük'deki Revan seferi menzilleri ile,64° Fazailü' l-Cihat'taki Revan seferi menzileri, yer isimlerindeki bir kaç değişiklik ile menzillere geliş saatlerindeki 30-50 dakika arasında değişen zaman farkları, istisna edilirse, iki eserdeki Revan Menzilnamesi birbirinin aynıdır. Bu müşabehet bize, Fazailü'l-Cihat'taki Bağdat seferi menzilnamesinin de doğru olacağı kanaatını vermiş ve bihaanaleyh Bağdat seferi menzilleri için bu menzilname esas olarak kabul edilmiştir. Bununla beraber Bağdat seferi menzilleri için yalnız Fazailü' l-Cihat'taki menzilname ile iktifa edilmemiş, Başvekalet Arşivi'ndeki 4347 numaralı Maliye Defteri' nin, 2-3 1 inci sayfaları arasındaki menzilname ile yine maliye S. Ünver, bu eseri, Belleten ' in 6 1 , 62, 63, 64 Uncu sayılarında özetleyerek neşretmiştir.

640


230

Dr. Talısi11 Ü11al

tasnifi arasında bulunan 2686 numaralı "Defter-i Sürsat Tabii Kalem-i Mevkufat" isimli defterdeki menzilname ve aynı arşivde Kamil Kepeci Tasnifi arasında bulunan 577 numaral ı "Mevkufat Defterindeki" menzilnameyi ve nihayet yazmalarda, tarihi ve ismi geçen menzilleri, esas kabul ettiğimiz Fazailü' l-Cihat'taki menziller ile karşılaştırdık. Bunun neticesinde hem Fazailü'l-Cihat'taki menzilnamenin hem de arşivdeki defterlerde bulunan menzilnamelerin doğru olduğu ve birbirini tamamladağı sonucuna vardık. Bu itibarla Bağdat seferi menzillerini doğruya pek yakın olarak şöyle sıralamak mümkündür:

23 Zilhicce 1 047 (8 Mayıs 1 63 8) Cumartesi günü Üsküdar'dan 3,5 saatte Maldepe'ye gelinmiştir. 24 Zilhicce 1 047 (9 Mayıs 1 63 8) Pazar günü Maltepe' den 4,5 saatte Tuzla'ya gelindi.641 25 Zilhicce 1 047 ( 1 0 Mayıs 1 63 8) Pazartesi günü 3,5 saatte Sultan Çayırına gelindi.642

26 Zilhicce 1 047 ( 1 1 Mayıs 1 63 8) Salı günü 3,5 saatte Hadulu'ya gelindi.643 27 Zilhicce 1 047 ( 1 2 Mayıs 1 63 8) Çarşamba günü 2 saatte İzmit'e gelindi ve buradan 7 gün oturuldu.644

641 Topçular: V.29 l b'de bu menzil in adını Su ltan Çayırı olarak zikrediyor. 642 Aynı eser, bu menzi le Di l İ skelesi diyor. 643 Aynı eser, bu menzi lin adını Kuzluk olarak kaydediyor. 644 28 Zilhicce Perşembe' den 5 Muharrem Çarşamba gününe kadar "ki ay o zaman 29 çekmiştir" 7 gün kalınmıştır.


iV. Murat ve Bagdat Seferi

23 1

6 Muharrem 1 048 (20 Mayıs 1 63 8) Perşembe günü 3 saatte Kazıklı'ya gelindi . 7 Muharrem 1 048 (2 1 Mayıs 1 63 8) Cuma günü 7 saatte Dikili Taş'a gelindi. 8 Muharrem 1 048 (22 Mayıs 1 63 8) Cumartesi günü 2 saatte İznik'e gelindi.645 9 Muharrem 1 048 (23 Mayıs 1 63 8) Pazar günü 4 ssatte Yenişehir' e gelindi.646 1 1 Muharrem 1 048 (25 Mayıs 1 63 8) Salı gunu 4 saatte Akbıyık Sultan'a gelindi. Padişah yollarda av yaptı. 1 2 Muharrem 1 048 (26 Mayıs 1 63 8) Çarşamba günü 4 saatte Pazarcık'a gelindi. 1 3 M uharrem 1 048 (27 Mayıs 1 63 8) Çarşamba günü 4 saatte Bozöyük'e gel indi. 1 4 Muharrem 1 048 (28 Mayıs 1 638) Perşembe günü 2,5 saat İnönü 'ye gelindi. 15 Muharrem 1 048 (29 Mayıs 1 63 8) Cumartesi günü 7 saatte Eskişehir'e gelindİ.647 Burada iki gün oturak oldu. lV. Murat büyük dedeleri olan Şeyh Edebali' nin Merkadd-i Şeriflerini ziyaret etti.

645 Vacihi: V.7b'de,

"İznik 'e 6 Muharrem 'de gelindi" diyorsa da yanlış olmalıdır. 646 Topçular: V.29 1 b'de, " Yenişehir 'de üç gün oturak oldu" diyorsa da yanlıştır. 647 Menzilname burada 3 gün oturulduğunu yazıyorsa da, ayın 1 8 inde hareket edilmiş olduğuna göre Pazar ve Pazertesi günleri olmak üzere iki gün oturulmuş demektir.


232

Dr. Tahsin Ünal

1 8 Muharrem 1 048 (2 Haziran 1 638) Salı günü 4 saatte Akviran'a gelindi.648 1 9 Muharrem 1 048 (3 Haziran 1 638) Çarşamba günü 3,5 satte Seyitgazi'ye gelindi. Padişah burada meşhur Seyit Battal Gazi' nin türbesini ziyaret etti . 20 Muharrem 1 048 (4 Haziran 1 63 8) Perşembe günü 4 saatte Bardakçı ' ya gelindi. 2 1 Muharrem 1 048 (5 Haziran 1 63 8) Cuma günü 4 saatte Hüsrev Paşa hanına gelindi. 22 Muharrem 1 048 (6 Haziran 1 63 8) Cumartesi günü 4,5 saatte Bayat'a gelindi. 23 Muharrem 1 048 (7 Haziran 1 63 8) Pazar günü 7 saatte Bolavadin' e gelindi. 649 24 Muharrem 1 048 (8 Haziran 1 63 8) Pazartesi günü 4 saatte İshaklı'ya gelindi. 25 Muharrem 1 048 (9 Haziran 1 63 8) Salı günü 5 saatte Akşehir'e gelindi. Padişah, burada iki gün kalmış ve Akşchir'in batısında bir vadi içinde fakat sulak bir dere kenarında bulunan Baş Tekkeyi ziyaret etmiştir.650

648 Topçular: V.292a'da Akkaya diyor. 649

Fezleke: I l/ l 95'de, " Vardar Ali Paşa Bardakçı 'da orduyu hümayuna

geldt' derken; Tarihçei: V.67b-68a'da "Bolovadin 'de geldi"' diyor.

650 Menzilname;

"üç gün oturak oldu" diyorsa da, ayın 28 inde hareket edildiğine göre Çarşamba ve Perşembe günleri olmak üzere iki gün kalınmış, üçüncü gün hareket edilmiş demektir. Padişah, Baş Tekkenin penceresine yazdığı ve şeyhülislamın verdiği cevap için bak: Fezleke: 1 11 1 95. Naima: 1 1 1/334.


iV.

Murat ve Bağdat Seferi

233

28 Muharrem 1 048 ( 1 2 Haziran 1 63 8) de Cuma günü 5 saatte Argıthana (Argı Kuleyş) gelinmiştir. 29 Muharrem l 048 ( 14 Haziran l 638) Cumartesi günü 4 Saatte I lgına gelindi.651 30 Muharrem 1 048 ( 1 5 Haziran 1 638) Pazar günü 3,5 saatte Cisr-i Atik'e gelindi.652 l Safer 1 048 ( 1 5 Haziran 1 638) Pazartesi günü 5,5 saatte Suluzengi 'ye gelindi. 2 Safer l 048 ( 1 6 Haziran l 638) Salı günü 4 saatte Geli miç (Sarayönü)'e gelindi. 3 Safer 1 048 ( 1 7 Haziran 1 63 8) Çarşamba günü 3 saatte Kebahir (Pınarbaşı)'e gelindi.653 4 Safer l 048 ( 1 8 Haziran 1 63 8) Perşembe günü 5 saatte Konya'ya gelindi. Burada 8 gün kal ındı. 1 2 Safer 1 048 (26 Haziran 1 638) Cuma günü 5 saatte Pınaroğlana (Bekaroğlu) gelindi. 1 3 Safer 1 048 (28 Haziran l 638) Cumartesi günü 6 saatte Karahüyük'e (Firus) gelindi. 14 Safer 1 048 (28 Haziran 1 63 8) Pazar günü 8 saatte Akçaşehir'e gelindi. 651 Tarihçei: V.67b-68a'da

"Karaman Beylerbeyinin ordusu ile gelip.

padişahı burada karşıladığım" yazıyor. Meıızilname ise bu menzilde 5

gün kalındı diyorsa da ertesi günü harakct edildiğini yazmak suretiyle ilk fikrini nakzediyor. 652 Topçular: V.292a'da. "Eşkişehir kadısının Ak.şehir 'e gelerek Sakarya Şeyhinden şikayet ettiğim" yazıyor. 653 Fezleke: Buranın ismini "Karpuzhaşı" diye yazarken; Topçular ise "Kerinos" diye kaydediyor.


234

Dr. Tahsi11 Ü11al

1 5 Safer 1 048 (29 Haziran 1 63 8) Pazartesi günü 6,5 saatte Gölbaşı'na gelindi. 16 Safer 1 048 (30 Haziran 1 638) Salı günü 5 saatte Ereğli ' ye gelindi. Burada iki gün kalındı. 1 9 Safer 1 048 (3 Temmuz 1 63 8) Cuma günü 4 saatte Çavuş Köyüne gelindi. 20 Safer 1 048 (4 Temmuz 1 638) Cumartesi günü 3 saatte U lukışla'ya gelindi.654 2 1 Safer 1 048 (5 Temmuz 1 63 8) Pazar günü 6,5 saatte Çiftehan'a gelindi.655 22 Safer 1 048 (6 Temmuz 1 63 8) Pazartesi günü 2,5 saatte Tekirbeli'ne gelindi. 656 23 Safer 1 048 (7 Temmuz 1 63 8) Salı günü 5 saatte Sanaşık'a gelindi. 24 Safer 1 048 (8 Temmuz 1 638) Çarşamba günü 3 saatte Çakıthanı'na gelindi. 25 Safer 1 048 (9 Temmuz 1 63 8) Perşembe günü 3 saatte Küçük Çakıthanı'na gelindi. Padişah, bu menzillerde av yaparak yoluna devam etti. 26 Safer 1 048 (1 O Temmuz 1 638) Cuma günü 3,5 saatte Adana'ya gelindi. 27 Safer 1 048 ( 1 1 Temmuz 1 63 8) Cumartesi günü 3,5 saatte Cisr-i Misis'e gelindi.

654 Kayseri: 40/ 1 2. 655 Kayseri : 4 1 /205-207. 656 Kayseri: 4 1 /205-207.


iV. Murat ••e Baldat Seferi

235

28 Sater 1 048 ( 1 2 Temmuz 1 638) Pazar günü 4,5 saatte Barsuvar'a gelindi. Bu menzil, Şahmeran Kalesi yakınındadır. 657 29 Safer 1 048 ( 1 3 Temmuz 1 638) Pazartesi günü 2,5 saatte Nehirkenarı Hanı Çayırına gelindi.658 . 1 R.Evvel 1 048 ( 1 4 Temmuz 1 63 8) Salı günü 5 saatte Payas'a gelindi.659 2 R.Evvel 1 048 ( 1 5 Temmuz 1 63 8) Çarşamba günü 5 saatte İskenderun'a gelindi. 3 R.Evvel 1 048 ( 1 6 Temmuz 1 638) Perşembe günü 4 saatte Balaklağı ' na gelindi.660 4 R.Evvel 1 048 ( 1 7 Temmuz 1 638) Cuma günü 5 saatte Antakya'ya gelindi. 5 R.Evvel 1 048 ( 1 8 Temmuz 1 638) Cumartesi günü 4,5 saatte Cisr-i Cedid'e gelindi. 6 R.Evvel 1 048 ( 1 9 Temmuz 1 638) Pazar günü 4 saatte Maigafrun'a gelindi. 7 R.Evvel 1 048 (20 Temmuz 1 638) Pazartesi günü 4 saatte Anarib'e gelindi. 8 R.Evvel 1 048 (2 1 Temmuz 1 63 8) Salı günü 5 satte Hatimun (Hatman)'a gelindi. 657 Topçular: V.292ab. 658 Aynı eser, bu menzile " Virankale" diyor. 659 Tarih sırasına göre Payas'a 1 4 Temmuz'da gelindiği görülmekle beraber, F. R. Unat: Klavuz, 1 2 Temmuz olarak göstermektedir. Bu bir günlük fası la Halep'ten kalkıldığı gün ve 7 Ağustos'da tamamlanacaktır. 660 Topçular: V.292ab. buraya "Bikavas-Bitavas" diyor.


236

Dr. Tahsin Ünal

9 R.Evvel 1 048 (22 Temmuz 1 638) Çarşamba günü 4 saatte Gök Meydan'a gelindi. 1 O R.Evvel 1 048 (23 Temmuz 1 63 8) Perşembe günü 3 ,5 saatte Halep'e gel indi.66 1 26 R.Evvel 1 048 (7 Ağustos 1 638) Cumartesi günü 2 saatte Hiylan'a gelindi. 27 R.Evvel 1 048 (8 Ağustos 1 63 8) Pazar günü 3 saatte Cisr-i Samuk'ya gelindi. 28 R.Evvel 1 048 (9 Ağustos 1 63 8) Pazartesi günü 3 saatte Mercidabık'a gelindi .

29 R.Evvel 1 048 ( l O Ağustos 1 63 8) Salı günü 3,5 saatte Tirsekin'e gel indi. 30 R.Evvel l 048 ( 1 1 Ağustos 1 638) Çarşamba günü 3 saatte Telfar'a gelindi. 1 R.Ahır 1 048 ( 1 2 Ağustos 1 63 8) Perşembe .günü 3 ,5 saatte Telbişar'a gelindi.662 2 R.Ahır 1 048 ( 1 3 Ağustos 1 638) Cuma günü 3 saatte Mezar'a (Hz. Davut Mezarına) gelindi (Yahut Cerablus'a gelindi).663

66 1 Mafhum: V.4 1 2b'de

"10 gün"; Vacihi: I O'da " 1 6 gün" D. Ahbar: V.29b'de "26 gün kalındı" diyorsa da 1 5 gün kalındığı ve 1 6 ncı günü hareket edildiği muhakkaktır. 662 26 R.Evvel Cumartesiye tekabül ettiği halde, beş gün sanra yani R.Ahır Perşembe olması icap eder Bak: F. R. Unat: Kılavuz. 663 Vacihi: 1 1 .


iV.

Murat ve Baltlat Seferi

237

3 R.Ahır 1 048 ( 14 Ağustos 1 638) Cumartesi günü 1 saatte Nizip'e gelindi.664 4 R.Ahır 1 048 ( 1 5 Ağustos 1 638) Pazar günü 3,5 saatte Birecik'e gelindi. Burada 5 gün oturuldu.665 1 O R.Ahır 1 048 (2 1 Ağustos 1 638) Pazartesi günü 2 saatte Beştepe'ye gelindi. 1 1 R.Ahır 1 048 ( 2 2 Ağustos 1 638)'de 4 saatte Şuhutpınarı ' na gelindi. 1 2 R.Ahır 1 048 (23 Ağustos 1 638)' de 3,5 saatte Üçpınar'a gelindi. 13 R.Ahır 1 048 (24 Ağustos 1 638)' de 3 saatte Urfa'ya gelindi. Burada 2 gün kalındı. iV. Murat Hz. İbrahim 'in makamını ziyaret etti. 1 6 R.Ahır 1 048 (27 Ağustos l 63 8)'de 4,5 saatte Culab'a gelindi . Sadrazam Bayram Paşa burada vefat etti. 1 7 R.Ahır 1 048 (28 Ağustos 1 63 8)'de Pazartesi günü 4 saatte Abidin( Abdun)'e gelindi. 18 R.Ahır 1 048 (29 Ağustos 1 638)'de Salı günü 6 saatte Hocagöz'e gelindi. 19 R.Ahır 1 048 (30 Ağustos 1 63 8)'de 3,5 saatte Elmalu'ya gelindi . 2 0 R.Ahır 1 048 (3 1 Ağustos 1 638) de 3 saatte Karacağdağ'a gelindi.

664 Hekimbaşı burada vefat etmiştir. 665 D.Ahbar: V.30a"'altı gün kalındı" diyor. Vacihi: Murad menzif' diye kaydediyor.

"Mezar menzilini,


Dr. Talısin Ünal

238

2 1 R.Ahır 1 048 ( 1 Kızıltepe'ye gelindi.

Eylül

1 63 8) de 3 ,5 saatte

22 R.Ahır 1 048 (2 Eylül 1 638)' de Cumartesi günü 4 saatte Kanfirt'e gelindi. 23 R.Ahır 1 048 (3 Eylül 1 63 8)'de Pazar günü 1 ,5 saatte Diyarbekir'e gelindi. Burada 9 gün kalındı. 4 C.Evvel 1 048 ( 1 3 Eylül 1 63 8) Çarşamba günü 3 saatte Karakm'na gelindi. 5 C.Evvel 1 048 ( 1 4 Eylül 1 638) Perşembe günü 3,5 saatte Göksu'ya gelindi. 6 C.Evvel 1 048 ( 1 5 Eylül 1 63 8) de , Cuma günü 3 ,5 saatte Çuhutpınarı'na gelindi. 7 C.Evvel 1 048 ( 1 6 Eylül 1 638)'de Cumartesi günü 3 saatte Şeyh Zevli'ye gel indi. Burada iki gün oturuldu. 1 0 C.Evvel 1 048 ( 1 9 Eylül 1 638)'de Salı günü 4 saatte Mardin civarında bulunan Herzem'e gelindi.666 Burada iki gün oturuldu. 1 3 C.Evvel 1 048 (22 Eylül 1 63 8)'de Cuma günü ? saatte Karadere'ye gelindi. 1 4 C.Evvel 1 048 (23 Eylül 1 63 8)'de Cumartesi günü ? saatte Nusaybin'e gelindi. 1 5 C.Evvel 1 048 (24 Eylül 1 63 8) pazar günü 6 saatte Cerrahi Suyu'na gelindi. Burada Ruznamçeci İbrahim Efendi vefat etti. 666 Tarihçei: Herzem menzil ini, "Herzeh kaydediyor.

veya

Koçhisar"

olarak


iV.

Murat ve Bogdat Seferi

239

1 6 C.Evvel 1 048 (25 Eylül 1 63 8 ) Pazartesi günü 4,5 saatte Summafi 'ye gelindi. 1 7 C.Evvel 1 048 (26 Eylül 1 63 8) Salı günü 4,5 saatte Şat kenannda bulunan Dellukan (Hısnıkeyf)'e gelindi. 1 8 C.Evvel 1 048 (27 Eylül 1 638) Çarşamba günü 4 saatte Muşkan'a gelindi. 1 9 C.Evvel 1 048 (28 Eylül 1 63 8) Cuma günü 3,5 saatte Habur (Zabur)'a gelindi. Burada Hazreti Nuh'un gemisinin oturduğu Cudi Dağı bulunmaktadır. 20 C.Evvel 1 048 (29 Eylül 1 63 8) Cumartesi günü 5,5 saatte Kefrizaman'a gelindi. Habur'dan Kefrizaman (Kafirzaman) menziline gidilirken iki menzil arasındaki Şat Nehrini padişah ve cümle askerler yüzerek geçmişlerdir. 2 1 C.Evvel 1 048 (30 Eylül 1 638) Pazar günü 1 saatte Mukale-i Kafiraman'a gelindi. Burada asker istirahat etsin diye bir gün kalındı. 23 C.Evvel 1 048 (2 Ekim 1 63 8) Çarşamba günü 3 saatte Abusaid'e gelindi. 24 C.Evvel 1 048 (3 Ekim 1 638) Perşembe günü 5 saatte Dilaşben (Telfesem)'e gelindi. 25 C.Evvel 1 048 (4 Ekim 1 638) de Cuma günü 5 satte Eski Musul'a gelindi. 26 C.Evvel 1 048 (5 Ekim 1 63 8)'de Cumartesi günü 4 saatte Seyyidkendi'ye gelindi. 27 C.Evvel 1 048 (6 Ekim 1 63 8) Pazar günü 2,5 saatte Kara Koyunlu'ya gelindi.


240

Dr. Tahsi11 Ünal

28 C.Evvel 1 048 (7 Ekim 1 638) Pazartesi günü 2 saatte Musul'a gdinmiştir. Burada 1 1 gün oturulmuştur. 1 0 C.Ahır ( 1 9 Ekim 1 63 8) Perşembe günü ? saatte Yarımca'ya gelindi. 1 1 C.Ahır (20 Ekim 1 638) Cuma günü 2 saatte Kırtıl ' ya gelindi. 1 2 C.Ahır (2 1 Ekim 1 63 8) Cumartesi günü 1 ,5 saatte Zap Suyuna gelindi. 1 3 C.Ahır (22 Ekim 1 638) Pazar günü 4 saatte Piridaşumamek'e gelindi. Burası Zap Suyunun sol sahilindedir. l 4 C.Ahır (23 Ekim l 638) Pazartesi günü 4 saatte Şumaınek'e gelindi.

1 5 C .Ahır (24 Ekim 1 638) Salı günü 4 satte İ ncesu'ya gelindi. 1 6 C.Ahır (25 Ekim l 638) Çarşamba günü 6,5 saatte Altınköprü'ye gelindi. l 7 C.Ahır (26 Ekim 1 63 8) Perşembe günü 2,5 saatte Gök Tepe'ye gelindi . 1 8 C.Ahır (27 Ekim 1 63 8) Cuma günü 4 saatte Hasbahçe'ye gelindi. 1 9 C.Ahır (28 Ekim 1 638) Cumartesi günü 2,5 saatte Kerkük' e gelindi. 20 C .Ahır (29 Ekim 1 63 8) Pazar günü ? saatte Taze Hurmani'ye gelindi. 2 1 C.Ahır (30 Ekim 1 63 8) Pazartesi günü ? saatte Tavuk Nahiyesine gelindi.


iV. Murat ı•e Bağdat Seferi

24 1

22 C.Ahır (3 1 Ekim 1 63 8) Salı Tuz Humıani 'ye gelindi . 23 C.Ahır ( 1 Kasım 1 63 8) Çarşamba Kefri'ey gel indi. 24 C.Ahır (2 Kasım l 63 8)'da Taleşnani ' ye gelindi. 25 C.Ahır (3 Kasım 1 63 8) Cuma günü 5 saatte Şereb (Şarab )'a gelindi. 26 C.Ahır (4 Kasım 1 63 8) Cumartesi günü 2 saatte Narin Suyuna gelindi. 27 C.Ahır (5 Kasım 1 63 8) Pazar Taşköprü'ye gelindi. 28 C.Ahır (6 Kasım 1 63 8) Pazartesi Çubuk Köprü'ye gelindi . Burada çit önnek için çubuk kesmek maksadıyla iki gün kalındı . 2 Receb 1 048 (7 Kasım 1 63 8) Salı günü ? saatte Elvan Tepe'ye gelindi. Burası Diyale Nehri kenarındadır. 3 Receb 1 048 ( 1 O Kasım 1 63 8) Çarşamba günü ? saatte N akasun (Takasun) a gelindi. 4 Receb 1 048 ( 1 1 Kasım 163 8) Perşembe günü ? saatte Harur'a gelindi. 5 Receb 1 048 ( 1 2 Kasım 1 63 8) Cuma günü 4 saatte Yakubi'ye gelindi. 6 Receb 1 048 ( 1 3 Kasım 1 638) Cumartesi günü 7,5 saatte Başdolab'a gelindi 7 Receb 1 048 ( 1 4 Kasım 1 63 8)'de Bahçe'ye gel indi. 8 Receb 1 048 ( 1 5 Kasım 1 63 8) İmamı Azam'a gelindi .

Cem 'an 121 menzildir.


Dr. Tahsin Ünal

242

Bağdat seferine gidilirken oturulan şehirlerde kaç gün kalındığını gösterir cetvel: Bu cetvel menzilname ve kaynaklardaki gün miktarı esas tutularak hazırlanmıştır.

İzmit

7 gün

7 gün

Yenişehir

l

Eskişehir

2 gün

3 gün667 gün668

Akşehir

2 gün

3 3

�iin669

Konya

8 gün

1 o gün670

Ereğli

2 gün

2 gün

Halep

1 5 gün

Birecik

5 gün

1 6 gün67 1 6 gün672

Urfa

2 gün

2 gün

Diyarbekir

9 gün

9 gün

Şeyh Zevli

2 gün

2 gün

Harzem

2 gün

2 gün

Mu.Kef.Zaman

1 gün

1 gün

Musul

1 1 gün

1 1 gün

Çubukköprü

2 gün

1 gün673

Cem 'an

667 Topçular: V.29 l b. 668 Menzilname. 669 Menzilname. 670 Topçular: V.292a. 67 1 Vacihi: 1 O. 672 D. Ahbar: V.30a. 673 Tarihçei: V.73b.

gün

71 gün

75 gün


iV. Murat l'e Bağdat Seferi

243

iV. MURA T'IN DÖNÜŞ MENZİLLERİ Padişahın dönüş menzilleri, gerek arşiv vesikalarında ve gerekse Fazailü'l-Cihat'ta eksik bırakılmıştır. Bunun sebebini dönüşe pek önem verilmemiş olmasında aramak icabeder. Fakat bir fikir veremesi bakımından önemli bulduğumuz dönüş menillerinden mevcudu yazmakta fayda mülahaza ettiğimiz için ilave ediyorum. 9 Ramazan 1 048 ( 1 4 Ocak 1 63 9) de Cuma günü 1 ,5 saatte İ mam Musa Kazım 'a gelindi. Burada iki gün kalın d ı .

1 2 Ramazan l 048 ( 1 7 Ocak 1 639) de Pazartesi günü 3,5 saatle Osrikaya gelindi. 1 3 Ramazan 1 048 ( 1 8 Ocak 1 639) Salı güün 5,5 sattc Kasr-ı Simek 'e gelindi. 1 4 Ramazan 1 048 ( 1 9 Ocak 1 63 9) Çarşamba günü 6,5 saatte Sadr-ı Dicle'ye gelindi. 1 5 Ramazan l 048 (20 Ocak 1 639) Perşembe günü 5,5 saatte Aşk-ı Maşuk'a gelindi. 1 6 Ramazan 1 048 (2 1 Ocak 1 639) Cuma günü 8 satte Nekernist'e gelindi . 1 7 Ramazan 1 048 (22 Ocak 1 63 9) Cumartesi günü 7,5 saatte Kızılhan'a gel indi. 1 8 Ramazan 1 048 (23 Ocak 1 639) Pazar güün 6,5 saatte Acı Suya gelindi.


Dr. Tallsi11 Ü11al

244

1 9 Ramazan 1 048 (24 Ocak 1 639) Pazartesi günü 7 ,5 saatt..: Topr:.ıkkale'ye geli ndi .

2 0 Ramazan 1 048 (25 Ocak l 639) Salı günü 7 saatte Karğahanı 'na gelindi.

2 l Ramazan 1 048 (26 Ocak 1 639) Çarşamba günü 8,5 saatte Ali Hamamı'na gelindi. 22 Ramazan 1 048 (27 Ocak 1 639) Perşembe günü 4,5 saatte Musul'a gelindi. 23 Ramaz-c.n 1 048 (28 Ocak 1 639) Cuma günü 2,5 saatte İsmail Hanı'na gelindi. 24 Ramazan 1 048 (29 Ocak 1 639) Cumartesi günü 5 saatte Kesikköprü'ye gel indi . 25 Ramazan 1 048 ( 3 0 Ocak 1 639) Pazar günü 5,5 satte Akboğa 'ya gelindi. 26 Ramazan 1 048 (3 1 Ocak 1 639) Pazartesi günü 5 saatte Demir Kapı'ya (Emir Köprüye) gelindi. 27 Ramazan 1 048 (1 Şubat 1 639) Salı günü 7,5 saatte Nusaybin'e gelindi. 28 Ramazan 1 048 (2 Şubat 1 639) Çarşamba günü 9,5 saatle Düşmel 'e gelindi. 29 Ramazan 1 048 (3 Şubat 1 639) Perşembe günü 8 saatte Cuhut Pınarı 'na gelindi. 30 Ramazan 1 048 (4 Şubat 1 639) Cuma günü 8,5 saatte Diyarbekir'e gelindi . Burada 70 gün kalındı. l

1 Zilhicce 1 048 (3 Mart 1 640) Pazar günü Diyarbekir'de kalan Padişah, o sene de şiddetli bir kış olmuş


iV.

Murat 11e Bağc/at Seferi

245

ve henüz karlar tamamen kalkmamış olduğu ıçın 20 gün ekseriya karlar üzerinde yol alarak gelmiş ve 1 0 Muharrem 1 048 ( 1 3 Mayıs 1 640) Cuma gunu Sivas'a vasıl olmuştur. Yozgat üzerinden geçerek, bir hafta sonra yanı, 1 7 Muharrem 1 048 (20 Mayıs 1 640) Cuma günü Ankara'ya gelmiştir. Ankara'da iki gün kalıp Hacı Bayram-ı Veli'yi ziyaret eden padişah, buradan hareket ederek 1 O gün sonra yanı; 27 Muharrem 1 048 (30 Mayıs 1 640) Salı günü Ayaş' dan geçerek Beypazarı'na gelmiştir. 28 Muharrem 1 048 (3 1 Mayıs 1 640) Çarşamba günü 5 saatte Sarucalar'a gelmiştir.

29 Muharrem l 048 ( 1 Haziran 1 640) Perşembe günü 6,5 saatte Nallıhan'a gelmiştir. Burada bir gün kalmıştır. l Safer l 048 (3 Haziran 1 640) Cumartesi günü 6,5

saatte Han-ı Fenzegi (Feznegi Hanına) gelmiştir. 2 Safer 1 048 (4 Haziran 1 640) Pazar günü 9,5 saatte Kurfalnus'a gel miştir.

3 Safer 1 048 (5 Haziran 1 640) Pazar günü 4,5 saatte Tarak! ı 'ya gelmiştir. 4 Safer 1 048 ( 6 Haziran 1 640) Pazartesi günü 6,5 saatte Geyve'e gelmiştir. 5 Safer 1 048 (7 Haziran 1 640) Salı günü 6 saatte Sapanca'ya gelmiştir. 6 Safer l 048 (8 Haziran l 640) Çarşamba günü 6 saatte İzmit'e gel miştir. B urada iki gün kalmıştır.


246

Dr. Tlllısi11 Ü11al

9 Safer 1 048 ( 1 l Haziran 1 640) 9 saatte Üsküdar'a

gelmiş,

1 O Safer 1 048 ( 1 2 Haziran 1 640) Pazar günü 5 saatte İstanbul 'a geçip saraya dahil olmuştur.

Bağdat seferine gidilirken vasati olarak günde 4-4,5 saat kadar yürünerek 1 2 1 menzilde Bağdat'a gelindiği halde; dönülürken vasati olarak 6-6,5 saat yürünmüş ve Bağdat'dan Üsküdar'a kadar sadece 65 menzilde gelinmiştir. Giderken daha yavaş yüründüğü halde, dönülürken daha hızlı yüründüğü anlaşılıyor. Bunun sebebini gidilirken, toplanmaları beklemek, eksik levazımatı tamamlamak, askeri yomıadan m uharebe sahasına kadar götürmek ve yorulmamış, dinç kalmış olan asker ile m uharebe etmek gibi düşüncelerde aramak lazımdır. Padişah aynı yoldan da dönmemiştir. Padişah, kontrol etmek istemiştir. Onun için gititği yoldan değil, başka bir yoldan geri dönmüştür.


iV.

247

Murat ı•e Bağtlut Seferi

BİBLİYOGRAFYA VE KISALTMALAR Abbas-al Azzavi : Tarih-al Irak Beyn-al İhtilaleyn, Bağdat, 1 949. Azzavi. Abdullah

Efendi, Sadrı : Mülük.

Nasihat-al Mülük. Nasihat-al

Abdulkadir Efendi: Topçular Katibi Abdulkadir Tarihi. " Tevadin-i Ali Osman ". Topçular. Abdulaziz, K. Ç. Zade: Tarihçe-i Feth-i Revan ve Bağdat. "Zafer-name ". Tarihçei. Abdulaziz, K. Ç. Zade: Ravzat-al abrar. R. Ahra. Abdurrahman bin Hasan: Dqfiar-ı Ahbar. D. Ahbar. Abdurahman H ibri Edirnevi : Tarihi Feth-i Bağdat-ı 5ı'ultan A1urad. Hihri. Ankara:

nolu Şer 'iyye Sicil Defterleri. Ankara: 26/ sayfa. Akdağ, Mustafa: Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluş Ve İnkişafı Devrinde Türkiyenin İktisadi Vaziyeti. Belleten: 111/ 51 -497. 26,

2 7,

28,

29.

Akkaya, Ziya: Vacihi Tarihi, Basıl mamış Doktora Tezi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 1 995 . Vacibi. Ahmet Refik: Kadınlar Saltanatı. A. Refik.


Dr. Tallsi11 Ünal

248

Ahmet Refik: Sullan Murad-ı Rahinin Hatt-ı Hümayunları, TOEM ., Cüz: 39. ?inci sene, İstanbul, 1 3 32. TO EM. Ahmet Süheyli bin Hemden Kethüda: Tarih-i Şahi. T. Şahi.

Arşiv Kılavuzu, İstanbul, l 940. Kiiavuz. Ata: Enderun Tarihi, İ stanbul, 1 29 1 - 1 292. Ata.

Bağdat , İ nönü (Türk) Ansiklopedisi, V /44, Ankara, 1 952. Bağdat. Barkan, Ö. Lütfi : A varız, İslam Ansiklopedisi, II/ l 3, İstanbul, 1 949. Ö. L. Barkan. Başvekalet Arşivi: 8 7 ve Mühimme.

88

nolu Defter-i Mühimme.

Başvekalet Arşivi: Maliye tasnifi arasında 3443 nolu Dejter-i Ahkam. Ahkam Def. Başvekalet Arşivi: Kamil Kep. Tasn!ft arasmda 434 7, 25 76, 25 7 7, 25 78, 2583, nolu defterler. Bşv. Arşi: Kamil Kep. Tas. Başvekalet Arşivi : 25 76 ve 2580 nolu Maliye Tasnifi arasmda Ahkam ve Ceheciyan Defterleri: Bşv. Arşi: Maliye Tasnifi. Başvekalet Arşivi: Maliye Tasnifi arasında, 2582 ve 3218 nolu Defter-i Be/daran ve Mevacip. Bşv. Arşi: 2582 ve 32 16. Mevkufat Def. Başvekalel Arşivi : İbn-ül Emin Tasnifi arasında ve Hariciye

Kısmmda 1 8 ve 407 nolu vesikalar. Bşk. Arşi: İbn-üt Emin Tas. Hariciye Kıs: 1 8-407.


iV.

249

Murat ve Bagtlut Seferi

Başvekalet Arşivi : Ali Emiri Tasn(fi arasında bulunan i V. Murat 'a ait vesikalardan 43. nolu vesika. Bşv. Arşi: Ali Emiri Tas. Başvekalet Arşivi: Maliye Tasnifi arasında bulunan 1 435 7 nolu defierdeki vesika. Hşv. Arşi: Mal. Def. Baysun,

Cavid: Bağdat, İslam, İstanbul, 1 948. Bağdat.

Ansiklopedisi,

l l/205,

Baysun Cavid: Murad iV., İslam Ansiklopedisi, V ll l/625, İstanbul, 1 960. Murad i V . Dayur,

Y.

Hikmet: Hindistan H indistan Ta rihi.

Tarihi,

Ankara,

1 947.

Bellin, M: Ter. M. Ziya: Türkiye İkıi.mdi Tarihi Flakk111ı lu Tetkikler, İstanbul, 1 93 1 . Bellin. Çelebi, Eyliya: Seyahat-name, İ stanbul, name.

1 3 1 4. Seyahat-

Çelebi, Katib: Fezleke, İstanbul, 1 286. Fezleke. Çelebi, Katib: Cihan-nüma, İ stanbul, 1 1 45 . Cihan-nünıa. Çelebi, Katib: Mizan-al /lak, İstanbul, 1 286. Mizan. Danışmend, İ . Hami: İzahlı Osmanlı Tarihi Kronoloji., i,

1111369, İstanbul, 1 950. İ. O. T. Kronolo,j isi. Derviş Paşa: Devlet-i Aliyye İle İran Devleti Beyn inde Olan llududun Lavihasıdır, İstanbul, 1 287. Derviş Paşa. Du Loir: Les Voyages Ju Loir, Pari s, 1 654. Du Loir. Eyyüb Sabri : Afir 'at-al llarameyn, İstanbul, 1 30 1 . M ir'a.

Fazailü '!-Cihat

ve

f/eyan-ı

Sefer-i

Sultan

Murad.


Dr. Talısin Ünal

250

"Menzilnama-i Sefer-i Fazailü'l-Cihat.

Revan

ve

Bağdat."

Fazlaka-i Tarih-i Sa/atini Ali Osman. Salatin-i Ali Osman. Ferudun Ahmet Bey: Münşaat-al Sa/atin, İstanbul, 1 275. M ünşaat. F uret, Carolin:

Histoire Abregee del Empire Ottoman, İstanbul, 1 869: Carolin.

Hacı Kalfa (Katip Çelebi): Takvim-al Tavarih. Hacı Kalfa. l fammer: Ter. M. Ata: Devlet-i Osmaniye Tarihi, İstanbul, 1 lamza

l 3 3 5 . Hammer.

bin Abdullah bin Hamza: Kitab-al Takvim. Hamza.

l lasan Bey Zade: Tarilı-i Osmani. Hasanhey zade. Hayrullan Efendi : Hayrullah Tarihi. H ayrullah Ef.

İbrahim Mülhemi Erzurumi: Murat-name "Tarih-i Gazi Sultan . Murad. " M ülhemi. İbrahi m Mü lh emi Erzurumi: Şah-name "Şehen şah-nama-i

Muradi." M u rad-name. İlmiyye Salnamesi : İ lmiyye Salnamesi. İnalcık,

Halil:

Osmanli-Rus

Münasebetlerinin

Menşei,

Bel leten, sayı : 46, Belleten: Sayı: 46. İskender Bey Münşi : Tarih-i A lam Aray-i Abhasi, Tah ran,

1 3 1 4. A. A ra . İskendcr Bey M ünşi : Ter. Ali Sence l i : Tarih-i Alam Aray-i A bbas i. İstanbul, 1 947. A. Ara . İsk�nder Bey Türkman-Mehmet Yusuf: Zeyl-i Tarih-i Alam

Aray-i Ahhasi, Tahran, 1 3 1 7. Z. A. Ara.


iV.

Murtıt ı1e IJllğdllt Seferi

İstanbul

25 1

Kütüphaneleri Tarih-Coğrqfj;a Yazma/art Katalogları: İstanbul, Maarif Mathaası, Ankara, Milli Eğitim Basımevi: 1 943 . Yazma Katalogları.

Chalcandyle: Histoire Generale des Turgues, 11/ 1 60, Paris 1 77 1 . Chaldandyle. Cantemir, D: Histoire de I 'Empire Oltoman, Paris, 1 743. Cantemir. Karahan, A. Kadir: Zafer-name. Karahandaki Zafer-name. Karamürsal, Ziya: Osmanlı Mali Tarihi Hakkında Tetkikler, İstanbul, 1 940. Karamürsal.

Kayseri : 33, 34, 35, 36, 39, 40, 41, 42, 43 notu Şer 'iyye Sicil Defterleri, Kayseri, 40/ sayfa nosu.

Kitab-ı Tarih-i Hümayun. Hümayun. Kramers, J. H . : Kerkük, İslam Ansiklopedisi, Cüz: 62, İstanbul, 1 954,. Kcrkük. Koçu

Bey: Koçu Bey Risalesi, Koçu Beyin Teşkilat Mecmuasını ilave ederek neşreden Ali Kemali Aksüt, İstanbul, 1 93 9. Koçu Bey.

Koçu, R. Ekrem: Osmanlı Muahedeleri ve Kapitüla.\yonlan, İstanbul, 1 934. R. E. Koçu. Lamartine: Histoire de la Turguie, Paris, 1 85 5 . Lamartinc. Lcmairc, H. Hil·toire de l 'Empire ıle T11rq11ie, Paris, 1 82 l . Lemaire. Mehmet H urşit Paşa: Seyahat-name-i Hudud, Taşbasına. H u rşit Paşa.


Dr. Tallsi11 Ünal

252

Mehmet Halife: Tarih-i Gilmani. G ilmani. Mehmet, Solakza<le: Solakzade, İstanbul, 1 297. Solakzadc. Mehmet Süreyya: Sicill-i Osmani, İstanbul, 1 308. Sicill-i Osmani. Mignot, M .et Abbe de Sellieres: Histoire de l 'Empire Ototman, Paris, 1 77 1 . Abbe. Mustafa Nuri Paşa: Netayiçü '/-vukuat, N etayiçü' 1-vukuat.

İstanbul,

1 878.

Mustafa, Naima: Naima Tarihi, İstanbul, 1 734. Naima.

Muahedaı Mecmuası: İstanbul, 1 297. Muahedat Mec. Müneccim Başı : Sahay(l-al Ahbar Tercümesi, İstanbul, 1 28 5 . Müneccimbaşı. Nani, N: Histoire de la Republique de Venise, Colnge, 1 682. Nani. Nihadi: Tarih-i Nihadi Ali Osman. Nihadi. Peçevi, İbrahim: İ stanbul, 1 28 1 - 1 2 8 3 . Peçevi. Raşid

Paşa: Tarih-i Yemen ve San 'a, İ stanbul, 1 29 1 . Raşid Paşa.

Ricaut: Histoire de l 'Empire Ottoman, Lahey, 1 709. Ricaut.

Risale-i Ali Osman. R. A. Osman. Risale-i Trandazan. Trandazan . Salaberry, M . De: Histoire de l 'Empire Ottoman, Paris, 1 824. Salaberry .

Se.fine-i Nefise-i Mevleviyan. Sefıne-i Nefise-i Mevleviyan. Seignobos C . C. V. L. : Ter. Galib Ataç, Tarih Tetkiklerine


i V. M11ruı ı•e Bağdat Seferi

253

Giriş, İstanbul, 1 937. Seignobos. Süheyli: Ter. Nazimi-zade,

Tarih-i Mısır.

Süheyli.

Streck, M: A ltmköprü, İ . A., I/ 3 89, İst., 1 950. Altınköprü . Strcck, M: Birecik, i. A., il/ 629, İstanhul, 1 949. Birecik. Tavernier: Nouvelle Relattion de / 'İnlerieur du serail du Gran seigneur, Paris, 1 675. Tavernicr. Thevenot: Relation d 'un Thevenot. Theophile Lavailee: Lavallec.

voyage fail du levanı,

Histoire

Paris, 1 664.

de la Turguie, Paris, 1 859.

Togan, Z. Vel idi: Tarihte Usul, İstanhul, 1 950. Tarihte Usul. Togan, Z. Velidi : Türkili (Türkistan) Tarihi, İstanbul, 1 9421 947. Türkili. Topkapı Sarayı Arşivi: iV Murad 'a A it Vesikülart, No. 5222. Topk. Sara. Arşi. iV. Murad Def. Topkapı Sarayı Arşivi: 2014 Notu Deftar-ı Pişkeş, Tarih : 1 049. Topk. Sara. Arşi. Pişkes.

Unat, F. Reşit: Hicri Tarihleri Miladi Tarihe Çevirme Kllavuzu, Ankara, 1 959. Unat Kılavuzu. Urfi, Edirnevi : Mqfhum-al Tavarih. Matlıum. Uzunçarşı lı, İ. Hakkı: Osmanlr Tarihi, lllll. 1 954. Uzunçarşıh.

Kısmı,

Ankara,

Vacihi Hasan Efendi : Vacihi Tarihi. Vacibi. Vicomte,

Le, de la

.Jonquiere: Histoire de l 'Empire Ol/oman, Paris, 1 9 1 4 . lonqu iere. .


Tahsin Ünal - IV. Murad ve Bağdat Seferi  

Dr. Tahsin ÜNAL Yayma Hazırlayanlar Dr. Ali Güler Dr. Tahsin Ünal

Tahsin Ünal - IV. Murad ve Bağdat Seferi  

Dr. Tahsin ÜNAL Yayma Hazırlayanlar Dr. Ali Güler Dr. Tahsin Ünal

Advertisement