Page 1


Bizans Döneminde (650-1405)

HRİSTİYAN DÜA.li\T lU.D.lTİllllD

© Janet Hamilton-Bernard Hamilton Eski Slovakça Metinlerin lngilizce'ye Çevirisi© Yuri Stoyanov © 2010 Yurt Kitap-Yayın Yurt Kitap-Yayın 244 ISBN 978-975-9025-82-3 Kasım 2011, Ankara Çeviri Leyla Kuzucular Kapak Genel Tasarım Serdar Toka Kapa!< Tasarım Ali İmren Baskı Cantekin Matbaası, Ankara Sertifika No: 153 72

Yurt Kitap-Yayın Konur Sokak 26/3 Bakanlıklar/ANKARA Tel: 0.312. 417 35 49 Fax: 0.312. 425 36 40 e-mail: yurtkitap@yurtkitap.com Sertifika Na: 16451 www.yurtkitap.com


BİZANS DÖNEMİNDE (650-1405)

• • •• • HRiSTiYAN DUALIST

HERETİKLER

Janet Hamilton-Bernard Hamilton Yuri Stoyanov

Çeviri Leyla Kuzucular


Sarah ve Alice'e


İÇİNDEKİLER Yayınevinin Onsözü ........•.................................................7 Bernard Hamilton'un Türkçe Baskıya Önsözü ................•...9 Yuri Stoyanov'un Türkçe Baskıya Önsözü ........................ 15 Önsöz............................................................................. 23 Kısaltmalar ......................................................................28 Yer Adları Listesi ............................................................. 29 Haritalar ..........................................................................31 Tarihsel Giriş: Hıristiyan Düalizminin Temelleri. ................ 35 1. Paulikien Nüfusun Constantine V Döneminde Sürgünü .. 1 15 2. imparatoriçe frene (780-802) ve Paulikienler................. 117 3. Dokuzuncu·Yüzyıl Başında Konstantinopolis'teki Sözde Paulikienler ........... , ........... 11.8 4. Studiumlu Theodore (ö. 826) Heretiklere Ölüm Cezası Verilmesine Karşı Çıkar ............................. 121 5. Peleceteli Macarius Hapisteki Bir Paulikien'i Dönderir.... 123 6. Asya Minör'de Paulikienlere Yönelik Yeni Baskılar ve Amorium Şehitleri................................. 125 7. Sicilyalı Peter'in "Paulikienlerin Tarihi" (870) .................. 129 8. Peter the Hugoumenos: Sicilyalı Peter'in�Eserinin Özeti ...................................... 169 9. Paulikien lider Chrysocheir'in Ölümü (c. 878) ................ 175 1 0.Theophylact Lecapenus Bogomiler Hakkında Bulgar Çarı Peter'a Mektup Yazar................................... 178


11 . Paulikienlerin Ortodoksluğa Dönüşümü için Feragat Formülü (Aabjuration Formulae) ......................184 12. lznik Metropolitanı Theodore (956- ) Avkhat'taki Paulikienler Hakkında Yazıyor .................... 197 13. Latruslu St Paul (ö. 955/6) Miletus Yakınlarındaki Paulikienleri Öldürür .................. 201 14. John I Tzimicses (969-76) Paulikienleri Plovdiv·e (Philippopolis) Yerleştirir ...............................203 15. Rahip Cosmas'ın Bogomillere Karşı Söylevi .................205 16. Ortodoksluk Synodikonu, Bogomillerle ilgili Maddeler ....235 17. On Birinci Yüzyıl Güney ltalya Paulikienleri ..................243 18. Lazarus Efes Yakınlarındaki Paulikienleri Dönderiyor ....245 19. Peribleptonlu Euthymius Bogomilleri itham Eder ......... 247 20. Peçeneklerle İşbirliği Yapan Paulikienler.......................278 21. Patrik Cosmas'tan Bogomil Karşıtı Mektup ..................280 22. Alexius Comnenus ve Paulikienler ...............................282 23. Euthymius Zigabenus'un Paulikien ve Messalianlara Karşı Dogmatic Ponoply' sinden Bölümler ...................289 24. Anna Comnena'nın, Bogomil Basil Davası Hakkında Yazdıkları (c. 1098) ..........................294 25. Euthymius Zigabenus'un Dogmatic Ponoply'sinden Bogomil Karşıtı Alıntılar (Bölümler) .............................302 26. Bogomillikten Dönenlerin Kiliseye Kabul Şekli ve Tövbe Formülü ........................340 2 7. Azizler Gününde Bogomil Karşıtı Bir Vaaz ...................345 28. Constantine Chıysomallus'un Ölümünden Sonra Görülen Heretiklik Yargılaması (1 140) .........................348 29. Patrik Michael Bogomillerin Yakılmasını Emreder ........352


30. iki Kapadokyalı Piskopos Bogomillikle Suçlanır............353 31. Keşiş Niphon Bogomillikle Suçlanır ...•.: .......................359 32. Patrik Cosmas (1146-47) Bogomillere Yardım Ettiği için Görevden Alınır ............................. .363 33. Moglenalı St Hilarion (1134-64) Piskoposluk Bölgesindeki Bogomiller'i Dönderir ............................368 34. Muhtemelen Methoneli Nicolas'ın Yazdığı Bogomil Karşıtı Bir Eser ..................................371 35. Bogomillik Hakkında George Tornices'in Kaydettiği Popüler inançlar (1154) ....• ,........................380 36. Hugh Eteriano (Bir Pizalı) lstanbul Bogomilleri Aleyhinde Bilimsel Bir Eser Yazar (c.1165-80) .............. 382 37. Constantinople Papa'sı Nicetas'ın Batıya Seyahati (c. 11 70) ............................................405 38. İ3ulgaristan'dan Getirilen Gizli Kitap (c. 1190) ............. 410 39. Papa lnnocent ili ve Bosna Bogomilleri (1198) ............412 40. Dördüncü Haçlı Seferi ve Philippopolis Paulikienleri (1205) ................................419 41. Çar Boril'in Bogomillere Karşı Synodikon'u..................421 42. Papa Honorius III ve Heretiklerin Balkanlardaki Papası (1221-23) ...................................425 43. Papa Gregoıy IX (1227-41) Macaristan Kralı Bogomillere Karşı Sefer Düzenlemeye Çağırır .............428 44. Patrik Germanus il (1222-40) Bogomillere Karşı Yazar ve Telkin Verir ....................... 431 45. Bir ltalyan Engisizyon Üyesinin Bogomillik Hakkındaki Görüşleri (c. 1250) ..................441 46. Litüıjik Yorumlarda Bogomillik izleri ............................442


47. Papa XXII. John, Katarların Bosna'ya Kaçtığını Öne Sürer ( 1325) .........................................443 48. St Gregoıy Palamas ( 1296-1359) ve Bogomiller .........445 49. Trnovolu St Theodosius (c. 1350) Bogomillere Kar şı Yasa Çıkartır....................................452 50. Selanik Başpiskoposu Symeon Bogomillere Karşı Vaaz Veriyor ........................ ,..........457 Ek ı: Hıristiyan Rodoslov'un Ritüe/ Adlı Metni ..................460 Ek 2: Ermenice Kaynaklar ve Paulikienler ..........................464 Sözlük...........................................................................473 Kaynakça ......................................................................479


YAYINEVİNİN ÖNSÖZÜ Okura sunduğumuz bu kitap, Anadolu'nun ve Balkanların tarihi konusunda çok önemli birçok bilgi ve belgeyi içer­ mel(tedir, Olrnrli:lr bu kiti:lpta, yedinci yüzyılda Anadolu'da ortaya çıkan c\üa\i.st bir Huistiyan mezhep o\an PauH.kie­

nizm, daha sonra Balkanlarda ortaya çıl<an Bogomilizm,

İtalya ve Fransa'ya yayılan Katharizm konularında kaleme alınmış el yazması eserlerin en önemlilerini bulacaktır. Ülkemizde, Anadolu'daki Hıristiyan hareketlerin ve mezheplerin tarihi konusunda çok az yayın bulunmaktadır. Var olan yayınlar ise daha çok el yazmalarından kısa alıntı­ ları ve bunların yorumlarını içermektedir. Oysa bu kitapla birlikte okurlar en önemli el yazmalarına doğrudan ulaşma olanağına kavuşacaktır. Anadolu'daki Hıristiyan hareket ve mezheplerin tarihi konusundaki bu eksiklik, son yıllarda Türkiye' deki bazı ya­ zarlarca suistimal edilmekte, bu hareketler ve mezhepler, hiç ilgisi olmayan inançların, örneğin Aleviliğin kökeni gi­ bi sunulmaktadır.* Bu sununun içerdiği yalanların kolayca * Bu yillil.rların başında Erdoğan Çınar gelmektedir. Çınar, yazdığı üç kitap­ ta Paulikien kiliselerini Aleviliğin temel kurumu olan dede ocakları olarak sunmaktadır. Pau/ikien din adamlarını ise ünlü Alevi erenler olarak sunan yaz,a.r, örneğin, Makedon kilisesi kurucusu Constantine/Silvanus'un, Pir Sul­ tan olduğunu savunmaktadır. Çınar'ın yazdığı kitaplar şunlardır: Kayıp Bir Alevl Efsanesi, Kalkedon Yayınları, Nisan 2007 İstanbul; Aleviliğin Kayıp Bin Yılı, Kalkedon Yayınları, Mayıs 2007 İstanbul, Alev/1/ğln Kökleri-Ab­ dal Musa'nın Sım, Ka/kedon Yayınları, Nisan 2008 lstanbul. Yine aynı yazar, Balkanlardaki Bogomi/ din adamlarını da Alevi dedesi ola­ rak sunmaktadır. Tüm bunları yaparken kişi ve yer adlarını değiştirmekte, Hıristiyanlığa ait kavram ve terimleri Alevi terimlere çevirmektedir. Yazar,

9


deşifre olmaması için kaynak gizleme ya da farklı kayna!<

gösterme gibi yöntemler kuJJanılrnaktad.ır. Dogaı olarak bu

durum, tarih bilimi söz. konusu olduğunda ülkemiıdeki dü­ zeyin ne kadar düşük olduğunun da bir göstergesidir. Bu kitap daha.önce başka J?iryayınevi tarafindan telifsiz olaral< yayınlanmıştır. Gerek yayıncı, gerekse çevirmen bu kitapta yorum ve dipnot eklemeleriyle bazı yönlendirme­ lerde bulunmuştur. Örneğin yayıncı, "bugün Anadolu'da varlığını sürdüren kimi inanışların kaynağının çok daha es­ kilerde olduğu görülmektedir" dedikten sonra, "son on yıl­ larda ortaya çıkan gerçel<lik Anadolu'da binlerce yıl süren, kesintisiz ama farklılaşan bir inanç sisteminin, etnik bir de­ vamlılığın olduğu yönündedir" diyerek bu tür bir yönlen­ dirme yapıyor. Aynı kitabın çevirmeni ise, dipnotlar ekleyerek, kitapta kullanılan 'church' kavramının kilise olmadığı gibi iddialara yer verdikten sonra, Bogomil din adamları için kullanılan 'pop' unvanının ise "Hıristiyanlıktan çok Alevilikteki dede­ lik kurumunu çağrıştırdığı" gibi asılsız görüşler ortaya at­ mıştır. Aynı yayınevi, aynı çevirmen aracılığıyla, orijinali· "The Cathars" olan bir kitabı, "Orta Çağ'da Avrupa'da Ale­ vi Hareketi Katharlar" adıyla çevirip yayınlamıştır.* Anadolu ve Balkanların tarihinin 800 yıllık bir kesiti hak­ kında birinci el kaynakları okumak isteyenlere bir hizmet amacıyla ...

elinizdeki bu kitabın lngi/izcesini kullandığı halde, kaynak olarak, ulaşılma­ sı daha zor olan Grekçe ve Fransızaı metinleri göstererek ayrı bir etik dışı davranış daha sergUemektedir. Nitekim, kitabın yazcı.rlarından · Yuri Stoya­ nov. kaleme aldığı bir makalede bu duruma tepki göstermiştir... * Orta Çağ'da Avrupa'da Alevi Hareketi Katharlar, Ka/kedon Yayınevi, 1st.

10


BERNARD HAMILTON'UN TÜRKÇE BASKIYA ÖNSÖZÜ Evrende bir iyi diğeri de kötü olan iki ayrı ilke olduğu inancı olan düalizm, eski çağlarda Orta Doğu'da yaygındı ve Persia imparatorluğunun baskın dini olan Zoroastria­ nism'in (Zerdüştizm'in) bir görüşüydü. Ayrıca bu impara­ torluk döneminde yaşamış Mani (d. 277 M.S) tarafından kurulan gizemli yeni dinin de kaynağıydı. Maniheizm inancı daha sonra doğuda Hindistan'a, batıda Roma impa­ ratorluğuna kadar yayıldı. Hıristiyan özellikler taşımasına rağmen, Maniheizm 'syncretistic' bir dindi, Mani'ye atfe­ dilen kendi kutsal kitabı vardı. Altıncı yüzyılın bitiminden sonra Maniheizm 'in, Roma imparatorluğunun herhangi bir yerinde organize bir din olarak devam ettiğine dair her­ hangi bir kanıt bulunmamaktadır. Yine de Orta Asya'da gelişmeye devam etmiş, Orta Çağ'ın başlarında Çin'e ka­ dar yayılmıştır. Bu inanç, kitabımızın konusu olan düalist hareketi iki şekilde etkilemiştir. Ortodoks Hıristiyan ilahi­ yatçılar Roma imparatorluğunun son dönemlerinde Mani­ heizm 'i kınama konusunda hemfikirdi. Düşünceleri sonra. ki kilise adamlarının üzerinde hayli etkili oldu. Sonuçta, Bi­ zans dünyasında yeni düalist hareketler ortaya çıktığında, Ortodoks otoriteler onları Maniheist olarak adlandırdı (bu, Mani'nin diniyle aralarında bir bağlantı olduğu imasını ta­ şıyordu). Aslında böyle bir bağlantı yoktu. Bu varsayım yeni dini hareketlerin nasıl algılandığını etkiledi. On ikinci yüzyılın ortalarına kadar modern tarihçilerin Hıristiyan 11


düalizmini anlama şeklini de etkiledi. Yeni hareketlerle ilişkilendirilen Maniheist adının yasal imaları da vardı. Ma­ niheizm üçüncü yüzyılın sonunda Roma imparatorluğuna girdiğinde, Roma, Persia ile savaş halindeydi. İmparator Diocletian, dinlerini yayan Maniheist misyonerleri politik olarak tehlikeli buldu ve 297' de bir bildiri yayınlayarak bu dinin yasal olmadığını ve inananlarının ölüm cezasına çarptırılmasını emretti. Bu yasa kendinden sonra gelen Hı­ ristiyanlar tarafından da uygulandı ve elden geçirilmiş şek­ li Justinian'ın yasal kurallarına eklendi. Sonuç olarak, Hıris­ tiyan düalistler seküler mahkemeler tarafından soruşturc maya tabiydi, çünkü Kilise yetkilileri tarafından Maniheist olarak algılanıyorlardı. Hıristiyan düalizmini ilk olarak Mananalisli Constantine öğretti. Constantine, il. Constans (641-668) zamanında kuzeydoğu Asya Minör'de yaşadı. Daha önceki düalist geleneklerden etkilenmiş olmasına rağmen, (özellikle de Zerdüştilerden, çünkü Mananalis, Persia sınırındaydı) ka­ bul ettiği tek dini otorite, Bizans Ortodoks Kilisesi ile aynı şekilde okuduğu Yeni Ahit'ti. Constantine'in takipçilerinin şunu iddia ettiği söylenir: Bizi Romalılardan, yani Bizans Ortodoks Kilisesi' nden ayıran tek bir nokta vardır. Biz Cennetteki Baba'nın (Heavenly Father) Tanrı (God) oldu­ ğunu, bu dünya üzerinde bir etkisi olmadığını ama öteki dünya üzerinde gücü olduğunu, var olan dünya üzerinde gücü olan ve bu dünyayı yaratanın başka bir Tanrı olduğu­ nu söyleriz: Constantine ve takipçileri Yeni Ahit'i düalist anlamda yorumladı ama kaynak olarak kullandıkları başka bir kutsal kitap yoktu.

* Bakınız, s. 94 12


Constantine'in takipçileri Bizanslılar tarafından Pauliki­ enler olarak biliniyordu. Bu adın kaynağı bilinmemektedir. En yakın açıklama Paul Lemerle'den gelmiştir: Bu adı Or­ todokslar, hareketi sekizinci yüzyıl başlarına dayanak gös­ tererek tekrar kuran liderleri Paul' e alaycı bir gönderme yaparak vermiştir (Paulikianoi küçük, alçak Paul'ün takip­ çileri anlamına gelir).· Cismi dünyayı yaratanın kötü tanrı ,olduğuna inanan diğer düalistlerin tersine Paulikienler dünyadan elini eteğini çeken (world-renouncing) bir grup değildi. Sofuluk (asceticism) gelenekleri yoktu, evlendiler, çocukları oldu, beslenme alışkanlığı konusunda katı kural­ ları olmadı. Hele de muhteşem bir savaşçı ününe hiç eri­ şemediler. Bizans otoritelerinin Paulikenlere karşı çelişkili bir tavırları vardı. Bazen onlara zulmettiler, bazen ordula­ rında görev verdiler. On birinci yüzyıla kadar Bizans resmi kilisesi Paulikienlere hoşgörülü yaklaştı. Periblepton ma­ nastırı keşişi Eythymious c.1 0S0'de 'Sapkınlıkları açıktır, bu sapkınlığı devralınmış bir gelenek olarak görenlerin dı­ şında hiç kimseye zarar veremezler: açıklamaları konusun­ da kimse kahırlanıp üzülmez' .. demiştir. Paulikienler Bi­ zans ülkesinde kabul edilmiş bir azınlık olmuştu. Çünkü, kuşkusuz, Bizans ordusuna değerli yardımları olmuştur. Hıristiyan düalizminin farklı bir formu onuncu yüzyılda Bulgaristan'da ortaya çıktı. Kurucusunun, Çar Peter (92769) zamanında yaşamış olan Bogomil adında Ortodoks bir rahip (pop) olduğu söylenir. Bogomiller olarak bilinen ta­ kipçileri ılımlı düalistlerdi. Paulikienler gibi öğretilerini sa­ dece Hıristiyan kutsal metinlerine dayandırıyorlardı. Bo­ gomiller Yeni Ahit'i ve Eski Ahit'in bir kısmını kabul etti. Detaylı bir dini mitolojileri de vardı. Bunu doktrin kaynağı

* Bakınız, s.13-14 ** Bakınız s. 158 13


olarak göı1neseler de öğretilerinin doğruluğu konusunda yardımcı bir kanıt olarak dikkate aldılar. Bir tane iyi Tan­ rı'ya (Good God) inanıyorlardı. Bu İyi Tanrı'nın iki oğlu var0 dı: küçük olanı İsa Mesih, büyüğü de bu dünyanın lordu Şeytan (Satan). Paulikienlerin tersine sofuydular: Kabul edilen üyeler seksin her türlüsünü reddeder, et yemekten ve şarap içmekten uzak dururlardı. Bu yaşam şekli erkek üyeleri, katı kuralları olan Ortodoks keşişlerden ayırt edi­ lemez hale getirdi. il. Basil'in Bulgaristan imparatorluğu­ nu 1018' de topraklarına katmasından sonra, Bogomiller, imparatorluğun Grek topraklarına, Trakya'ya, Yunanistan'a ve Anadolu'ya serbest bir şekilde yayılma olanağı buldu. Bogomillik birçok yönden, Paulikierılikten çok Ordodoks Hıristiyanlığına yakındı: Bogomillerin Şeytana ve Şeytanın gücüne bakış açısı Ortodoksların kötü olanın doğasını an­ layış şekline daha yakındır, Paulikienlerin mutlak düalizmi­ ne değil. Ancak çileci amaçları bazı katı Ortodoks manastırları­ nınkine benzer. Yine de Bogomiller, Bizans resmi kilisesi­ ni Paulikienlerden çok daha fazla endişelendirdi, çünkü fark edilmeleri çok zordu. Bogomiller, Bizanslı kutsal adamlara benzerdi, hatta bazıları Ortodoks manastırlarda yaşar, o topluluklar içinde muhalif gruplar oluştururdu. İmparator 1. Alexius Comnenus (1081-1118) bu hareketin ülkesinin dini kurumlarına bir tehdit olduğunu gördü ve iktidarının sonuna doğru Bogomillerin lideri Basil'i birçok takipçisiyle birlikte Constantinople'a yargılamak üzere ge­ tirdi. Basil yakıldı, fikrini değiştirmeyen takipçileri de ömür boyu hapse mahkum edildi. Ama bu zulüm, hare­ ketin yeraltına kaymasına neden oldu, ancak, uzun dö­ nemde ciddi bir zarar vermedi.

14


On ikinci yüzyılın başlarında Bogomiller arasında bir mezhep ortaya çıktı. Rhodope Dağları'ndaki Dragovit­ sa'da yerleşen bir grup, Paulikienlerin mutlak düalist te­ olojisini kabul etti. Bu inanca göre iki ezeli ve ebedi tanrı vardı. Bunlar, yaşam şekli olarak geleneksel Bogomillik tarzını sürdürdü. Tüm bu üç hareket - yani Paulikienler, ılımlı düalist Bo­ gomiller ve mutlak düalist Bogomiller, Latin Katolik Batı Avrupa'ya yayıldı. 1041'de, Sicily'deki Bizans garnizonu­ nun parçası olan Paulikien askerler Bari Catepan tarafından Apulia'yı Normanlara karşı savunmak için İtalya'ya getiril­ di. Bogomiller Batıya bireysel olarak, genelde Batıdaki ta­ pınaklara hacca gelen Ortodoks keşiş kılığında geldi. Bi­ zans İmparatorluğu'nda yaşayan Bogomiller bazı Batılı zi­ yaretçi, esnaf, hacı ve savaşçılarla tanıştı ve onları etkile­ di. Bu kişiler bu düşünceyi batıya taşıdı. Ilımlı düalist Bo­ gomillerin on birinci yüzyılın ilk yarısında, Bogomilliğin ılımlı ve mutlak kanatlarının batılı kiliselerde belirdiği dö­ nemde, Batı'da var olduğuna dair bazı kanıtlar bulunmak­ tadır. Batı'da Bogomiller, Katarlar olarak bilinirdi. Bazı bölge­ lerde, özellikle kuzeybatı Fransa ve Rhine vadisi, güney Fransa {Languedoc) ve Catalonia, kuzey ve merkezi ital­ ya'da iyi ve popüler bir karşılık buldular. 1150-1250 yılla­ rı arasında tüm bu bölgelerde yayıldılar ama bundan son­ ra Katarizm gerilemeye başladı. c. 1320'ye gelindiğinde, hareket Batı Avrupa'da yok olma noktasına geldi. Bunun nedenlerinden biri, IX. Papa Gregory'nin {1227-41) Katar­ larla ilgilenmek için kurduğu papalık Engizisyonunun zul­ müdür. Yine de bu yalnız başına Katarizmin yok olmasının nedeni olarak sayılamaz, çünkü teorik anlamda güçlü ol15


masına rağmen soruşturma zayıf bir şekilde düzenlenmiş­ ti ve ancak seküler otoriteler tarafından tam anlamıyla desteklendiğinde etkiliydi (ki bu destek hiçbir zaman ga­ rantili bir şekilde olmadı). On üçüncü yüzyılda kurulan yec ni Katolik dini Emirler papazlık çalışması (the pastoral work of the new Catholic religious Orders) Dominican.lar ve Franciscanlar, Katarizme karşı kesinlikle daha etkiliydi. 1320' den sonra Katarların bulunmaya devam ettiği Batılı kilisenin bir parçası Bosna'daydı ki bu Bizans Ortodoks Hı­ ristiyanlığının değil Latin Kilisesinin bir parçasını oluşturu­ yordu. O bölgede Osmanlının 1463'deki. işgaline dek Ka­ tar varlığı kanıtlanmıştır. Birçok şekliyle Hıristiyan düalizmi, dini ve felsefi bir sistem olarak kendi düzeni içinde ilgiye değerdir. Bu akım Dmitri Obolensky'nin Bizans Milletler topluluğu olarak ta­ nımladığı şekilde gelişti. Bizans imparatorluğunun politik sınırlarından daha geniş Bizanslı kültürel ve dini bir alan olarak. Bizans kültürünün geri kalan kısmı gibi Hıristiyan düalizmi Katolik Batılı Avrupa'nın .yaşamını da etkiledi. Bu hareketlerin tarihini anlatan kaynakların çevirisi bu kitapta bulunmaktadır. Umuyoruz ki ülkelerinin Osmanlı impara­ torluğunun bir parçası olmadan önceki tarihiyle ilgilenen Türk okuyucusuna yararlı olacaktır. Bernard Hamllton

16


YURİ STOYANOV'UN TÜRKÇE BASKIYA ÖNSÖZÜ Anadolu ve Balkan Hıristiyan düalist heretizminin Osmanlı egemenliğinin öncesinde ve Osmanlı döneminde iki ana şekli Paulikienlik ve Bogomillikti. Farklı Gnostik ve düalist öğretilerin İlk Çağ sonlarında geniş bir şekilde yayılmasın­ dan sonra Gnostik ve düalist geleneğin izlerini ve yayıcıla­ nnı Hıristiyanlığın ortaçağı başında anlayıp saptamak bir hayli zorlaştı. Gnostik ve düalist öğretilerden kaynaklanan kavram ve elementler korundu, ancak denetlenmiş olması­ na rağmen İlk Çağ sonlarına ait birçok sahte eser de başta Hıristiyan dünyası olmak üzere hizipçiler, heterodokslar, monastik ya da öğrenilmiş çevrelerde muhafaza edilmiş ve dağıtımı sağlanmıştır. Yakın Doğu'da bu tarz öğretilerin ta­ rihi devamlılığı güney Irak ve İran'ın Khuzistan bölgelerin­ deki Mandaeanlar dini grubunun içinde kesintiye uğrama­ dan sağlanmıştır. Bunların etkisinin Mezopotamya'da er­ ken İslami heterodoks ve ghulat geleneklerinde ara ara var olduğu görülebilir. Paulikienlik, Ermenistan'ın Orta Çağ başındaki karmaşık ve gergin dini dünyasında muhalif bir hareket olarak doğ" du ve şekillendi. Daha önce dördüncü yüzyılın başındaki Hıristiyanlaşması politik ve dini anlamda yüzyıllar boyu çe­ kişmeye neden oldu. İlk Çağ sonlarındaki bu çekişmede. etkili olan iki büyük hasım imparatorluk vardı; Hıristiyanlaş­ mış Doğu Roma (Bizans) ve Sasani Persia imparatorluğu. Hıristiyanlaşmış Doğu Roma imparatorluğunda kurumsal.

17


!aşmış dini elitler tarafından heterodoks ve heretik olarak damgalanmış bazı muhalif gruplara karşı başlayan katı anti heretik (özellikle anti Maniheist) yasalaşmanın, bu grupla­ rın Ermenistan' a sığınma çabası içine girdiğini gösteren belirtiler bulunmaktadır. Paulil<ienliğin doğuşu ve yayılma­ sı Caucasus ve doğu Asya Minör'de Ermenice konuşan bölgelerin erken Orta Çağ dini şartlarında, kendine has ger­ ginlik ve farklılığının geçmişine karşı ele alınmalıdır. Hare­ ketin ilk dönemi ve kaderi oldukça anlaşılmazdır. Hatta "Paulikien" adının kaynağı hala tartışmalı olduğuna göre, temel iskeletini yeniden düzenlemek bile bir hayli zordur. Dolayısıyla Paulikienlik, Bizans yönetimindeki Anadolu topraklarında yayılmaya başladı. Zaman zaman Bizans iko­ noklast imparatorlar tarafından hoşgörüyle de karşılandı. Sonraki yüzyıllarda hareket Bizanslı seküler ve dini otori,te­ lere bazı ciddi sorunlar çıkardı, sonrakiler ağırlıklı bir şekil­ de harekete Maniheizm'in uyanışı olarak yaklaştı. O zama­ na kadar Bizans'ta Maniheizm suçlamaları sadece gerçek ve sözüm ona Hıristiyan heretiklere karşı kullanılmıyordu. Amaç aynı zamanda dini ve politik muhalifleri de damga­ lamaktı. Aslında Bizans?ın, Paulikien doktrinini "Maniheist" ve düalist olarak tanımlaması Paulikien öğretilerin ve dini usullerin kaynağı düşünüldüğünde yoğun ve sürekli bir iki­ lemi provoke etmiştir. Paulikienliğin katı ikonoklastlığa bağlı olduğu ve dini törenleri reddettiği iddiasının yanında, imtiyazlılar ve kuralcı kilisenin hiyerarşisi, Bizans tartışmalı kaynakları Paulikienleri resmen Maniheist olarak tanımla­ mıştır. Bunun yanında Paulikienlere radikal düalist doktrini­ ni atfetmişlerdir. Bu doktrine göre iki tanrı ya da öz vardır. Biri cismani dünyanın yaratcısı kötü yaratıcı, diğeriyse öte­ ki dünyanın yaratıcısı iyi Tanrı. Paulikienlerin ayrıca Docetic Christology'ye inandıkları da söylenmiştir. Bu doktrine gö-

18


re İsa'nın yeniden beden bulması hayalidir ve Bakire Mer­ yem'e, İsa'nın annesi olarak değil 'Kutsal Kudüs' olarak du­ a edilir. Ancak, Ermeni ve Bizans kaynaklarındaki referansların çeli;;kili sonı.ıçlar doğurmuştur; aslında baş­ langıçta Paulikienler düalist miydi yoksa d°.ali�mi tari� i_çin­ de sonradan mı benimsemişlerdi? Bazı tarıhçıler Paulıkıen­ Hğ'ın başlangıçta düalist bir heretizm olduğunu, düalist ve doketik doktrinlerin Paulikien akımın sonraki dönemlerini temsil ettiğini ifade eden etkili görüşü. öne süren Ermeni kaynaklara öncelik vermiştir (bu görüşler için kitabın Ek 2 bölümüne bakınız). Bu görüş sert bir şekilde eleştirilip ge­ rekli mevcut desteği bulmamış olsa da Paulikien öğretisini konu eden Bizans kaynakları (bu kaynaklar Paulikienlerin görünen yaratıcı-tanrı ve bu dünyanın yöneticisi ile öteki dünyanın görünmez tanrısı arasındaki düalizme inandıkları­ nı vurgular), bu düalist öğretilerin Maniheist, Marcionite ya da diğer ayrılıkçı Hıristiyan gruplardan kaynaklandığı konu­ sunda teolojik tartışmaları bilimsel olarak tetiklemeye de­ vam eder. Ayrıca Hıristiyanlığın düalist Paulikien versiyo­ nunun fikir aktarımı heretik zincirinin bir sonucu olmadığı, tersine altı-yedinci yüzyıllarda Ermeni hizipçi çevrelerde Yeni Ahit'in spiritüalist ve alegorik okunması yoluyla ba­ ğımsız bir şekilde geliştiği de makul görünmektedir. Bura­ daki düalist elementler, direkt ya da dolaylı bir şekilde fark­ lı düalist kalıntıların İlk Çağ sonları ve Orta Çağ başlangıcı Ermenistan'ı dini dünyasında Zerdüştizm'den Hıristiyan heteredoksluğa ve olası Gnostik bağlantılı kalıntılara kadar giden, halen aktif olan kalıntılardan etkilenmiştir. Dolayısıyla Paulikienlik, Bizans yönetimindeki Anado­ lu' da başlangıcından itibaren yayılmaya başladı ve bazı dö­ nemlerde Bizanslı ikonoklast imparatorlar tarafından kesin-

farklı olcunmtı�ı

19


tiye uğratılmadı. Bu bilgi bu antolojide kullanılan bazı kay­ nakJarda da gösterilmektedir. Sonraki yüzyı//arda hareket Bizans seküler ve dini otoriteler içir:ı, ciddi sorun oldu, son­ rakiler ağırlıklı bir şekilde harekete Maniheizm'in uyanışı olarak yaklaştı. O zamana kadar Bizans'ta Maniheizm suç­ lamaları sadece gerçe,k ve sözüm ona Hıristiyan heretikle­ re karşı kullanılmıyordu. Amaç aynı zamanda dini ve poli­ tik muhalifleri de damgalamaktı. İkonoklast Bizans İmpara­ toru V. Constantirıe (741-775) Anadolu'ya seferleri sırasın­ da Suriyelileri ve Ermeni Hıristiyanları getirmekle !<almadı, bunun yanında onları Trakya'ya yerleştirdi. Bu Ermeni kolo­ nileri içinde Pulikienler de vardı. Bu Paulikienlerden Trake ya'nın sorunlu sınır bölgelerinde eş zamanlı Bulgaro-Bizans karşılaşmaları sırasında askeri birlil<ler oluşturması beldeni­ yordu ama muhtemelen V. Constantine'in iconophile mu­ haliflerini dengelemek için oraya yerleştirildiler. 843'te Constantinople' da lconophile ortodoksluğun yenilenmesinin ardından Paulikienler sürekli zulüm altın­ daydı. Birçok Paulikien, Fırat'ın yukarısında Theprice {Divri­ ği) kalesi civarında yeni kurulmuş doğu Cappadocia'daki Paulikien beyliğine sığınmaya çalıştı. Sonuç olarak Batı Er­ menistan'dan Bizans'a giren Paulikien düalist ikonoklazm ile Bizans lconophile Ortodol<Sluğu arasındaki dinsel çekiş­ me, kraliyet ordularının ağır yenilgi yaşadığı sırada orta­ doğu Anadolu' da politik ve askeri bir fikir ayrılığına dönüş­ tü. Sonunda kraliyet ordusu Paulikien. egemenliğini aşarak Theprice'i Bizans topraklarına kattı ve Ermeni toprakları ve doğu Anadolu'da Bizans Arap çekişmesinin bir etkeni ol­ manın yanında başlıca poHtik ve askeri güç olarak Pauliki­ enliğe öldürücü darbeyi indirdi. Paulikien toplulukları par­ çalanmış ve zulüm görmüş bir şel<ilde tekrar Caucasus ve Yakın Doğu'ya kaçmak zorunda kaldı. O bölgedeki varlıkla-

20


rı Birinci Haçlı ( 1095-1099) tarihçileri tarafından anlatılmış­ tır. Paulikienlik politik, askeri ve dinsel anlamda Bizans Er­ menistan sınır bölgelerinde bitmiş olabilir ancak Paulikien topluluklar oradan Trakya'ya geçti ki, bu geçiş yeni Hıristi­ yanlaşmış Balkan dünyasında Hıristiyan düalist geleneğin /Je/ifillC�inde önemli bir rol oynamıştır. John Tsi�Ç')69-976\ döt'\em\nde Bizans'ın, Balkanları tekrar ele geçirme seferi sırasında Ermenistan, yul<arı Mezopo­ tamya ve Suriye'ye doğru askeri genişleme de devam etti. imparator Trakya'ya yapılan bu seferler sırasında karşılaştı­ ğı Paulikien toplulukları, Philippopolis bölgesine göçürdü. Balkanlardaki Paulikien varlığını pekişmesi kayda değer bir şekilde Hıristiyan düalizminin etkili bir versiyonu olan Bo­ gomilliğin yayılmaya başlaması dönemine denk gelir. Bo­ gomillik ilk adımlarını bu bölgede Bulgar Çar Peter (927969) döneminde atmıştır. Orta Çağ Hıristiyan düalizminin gelişimi onuncu yüzyıl­ da Balkanlar'da Bogomil heretizminin de belirmesiyle yeni ve hayati bir dönemece girdi. Orta Çağ Ortodoks polemik­ çileri bunu 'Maniheist heretizmi' klişesiyle ilişkilendirmeye çalıştı ya da önceki heretiklerin bir kombinasyonu olarak ta­ nımladı - bu kabullenilmiş kombinasyonlar içinde Manihe­ izm ve Paulikienlik; Paulikienlik ve Messalianlık ve hatta Maniheizm ve Messalianlık (karakteristik antropolojik düa­ lizmi ile birlikte Messalianlık denen önceki heretizm) olabi­ lir. Bogomilliğin bu çok net çizilmiş "heresiolojik" tanımla­ rı tamamıyla yanlış yönlendirici olabilir ama bazen eski bi­ limsel çalışmalarda adapte edilmiştir. Bu çalışmalarda er­ ken Ma:niheist, Marcionist ya da ayrı Gnostik geleneklerin direkt etkilerinin Bogomil düalist öğretilerin oluşumunda etkili olduğu kabul edilmiştir. Dokuz-onuncu yüzyılların so-

yeniden m;sc.-aş

'21


te.o\o\\�\, \<_i,l\\il\\\ �t

�ıı�\\\\•

n nda Slavo-Biz.ans Ortodo\ı.-5 � mn h1z\andın\mış oluşum süreci hakk.J.ndaki ��.r.aşnri'7'7.rı �nE­ mi daha fazla mateıyal ve argümanı olası kılmıştır. Bu argü­ man ve mateıyallerde Bogomil teolojik düalizminin oluşu­ mu ve detaylarının bu farklı sürece borçlu olduğu iddia edi­ lir. Bu süreçte metinler az çol< yerel bir dile tercüme edil­ miştir. Orta Çağ Hıristiyanlığında inanç sağlamlığı, edebi kültür ve heretizm arasındaki karmaşık ilişkilerin üstü kapa­ lı gerginliğini canlandırmanın yanı sıra bu süreç başlarda sahte metinlerin geniş çaplı çeviri ve yayılımı sayesinde güçlendi. Sonuçta onuncu yüzyıl Bulgar devleti dinsel orta­ mında hem monastik uğraşının öne çıkmasıyla (münzevi yaşam ve idealler konusunda Yeni Ahit'ten ilham alan ilgi li arayış) hem de halen varolan düalist etkiler (Hıristiyan he­ retik, özellikle de Paulikien, ya da diğerleri) sayesinde Hı­ ristiyan düalizminin yeni bir şeklinin oluşumuna yardımcı olan faktörlerin fark edilebilir olduğunu görürüz. Bu yeni form, İlk Çağ sonlarına ait sahte eserlerin yeni çevirilerinde tekrar keşfedilen öğretilerin, konu ve kavramların akını yar­ dımıyla uyarlanmıştır. Orijinal Bogomil düalizminin monarşik bir yapısı vardı (Kutsal üçlüye inanırlardı, yani Tanrı Baba, büyük oğlu Sa­ tanael ve küçük oğlu İsa Mesih). Bu inanç olgunlaşmış Pa­ ulikien radikal düalizminin iki esaslı dogmasıyla (yani bu dünyanın kötü yaratıcısı ve öteki dünyanın iyi Lordu) açık bir şekilde çelişir. On ikinci yüzyılın son otuz yılına gelindi� ğinde hem Bogomil hem de ilgili Batı Hıristiyan Katar düa­ lizmi, monarşik ve radikal akım olmak üzere ikiye ayrıldı. Bunlar Hıristiyan düalizminin farklı versiyonlarını geliştirdi. On birinci yüzyıl başında Bogomillil<, Anadolu' daki Bizans bölgelerine yayılmıştı. Yunanistan'a, orta ve batı Balkanlara (özellikle Dalmaçya ve Bosna) ise yayılmaya hazır bir du0

22


rumdaydı. Haçlı döneminde ise (Batı ve Doğu Hıristiyanlı­ ğı arasındaki ilişki ve bağlantısı bir hayli güçlendiğinde) ba­ tıya doğru akınlar yaptı. Bogomiller ve batı Avrupa ilk Ka­ tar toplulukları arasındaki ilişkinin detaylı bir resmini çiz­ mek olanaksız olsa da var olan kanıtlar, Balkan-Bizans Hı­ ristiyan düalizminin Bogomil versiyonunun erken Katarlık üzerindeki teolojik etkisini ve gelişen misyonerliğini doğ­ rular. Kayıtlı beş yüz yıllık varlığı sırasında Balkan-Bizans dünyasında Bogomilliğin tarihi geleceği dalgalı bir seyir iz­ ledi. Osmanlı'nın ilk dönemine dayanan Bogomil faaliyet­ lerini anlatan yazılarla, dini ve seküler otoritelerin anti-he­ retik tavırlarıyla sıkİıkla ve karşı konulmaz bir yapıya bürün­ dü. Bogomillik, Osmanlı'nın ilk döneminde Ortodoks ka­ yıtlardan kaybolmasına rağmen, Güney-Doğu Avrupa'daki popüler Hıristiyan gelenek ve efsanelerinde uzun süre de­ vam eden bir etki b,ıraktı. Söylenen düalist özellikler koz­ mogoni, diaboloji, Hıristiyanlık ve İncil tarihi alanlarında farklı şekillerde sergilenir. Balkanlar, Anadolu ve Caucasus, İslami fetihlerini takip eden İslamlaşma süreci ile karşı karşıya olan Bogomilliğin ve Paulikienliğin (bağlantılı Hıristiyan heterodoksilerin de) geleceği ve durumu önemli ve tartışmalı bir ,alanı temsil eder. Bu alanda keskin bir şekilde çekişen ve ideoloji hali­ ne gelmiş bilimsel ve popüler teoriler bulunur. Bogomil ve Paulikien toplulukların hızlı ve toplu dönüşümünü tasarla­ yan, Avrupalı tarihçi ve popüler yazarlar (çoğunlukla onun­ cu yüzyıl sonuna dek izlenebilir) sayesinde gelişen erken tarih yazımı modelleri Osmanlı döneminin ilk yıllarındaki gerçek kanıtların etüdüne dayanan sonraki araştırmaların işlenmesi sayesinde savunulmaz ve anakronik olarak açığa çıkarılmıştır. Osmanlı'nın ilk dönemine ait araştırmanın ge­ lişimi bu erken ve eski modellerin Balkanlar ve Türkiye'de-

23


l<i yeni ideolojik ve etnik dini çerçevesinde devamlı uygu­ lamasını önlememiştir (bazı popüler eserler bu tarz temiz­ leyen varsayımları destel_<iemek için sahte kanıtlar üretme­ ye l<adar gider). Dolayısıyla burada özellikle vurgulanması gereken, İslam' a doğru bu tarz kitlesel Paulikien ve Bogo­ mil akınına ait kanıtlar eksiktir. Örneğin ikincisinin yok olu­ şunu çevreleyen belirsizlik Osmanlı imparatorluğunun il­ ginç erken dini tarihi hakl<ındaki yetersiz bilgiden l<aynak­ lanıyor olmalı. Bu tarih, mezhepçi ve senkretistik hareket­ lerin görkemiyle hala tartışmalı ve yeterince keşfedilmemiş bir alandır. Sonuç olarak, Osmanlı'nın ilk dönemindeki İslamiyet'in ve Hıristiyanlığın heterodoks akımları arasındaki olası kar­ şılıklı ilişki ve bağlantı konusunda, Ball<anlar ve Türldye'de konunun istismarından uzak durmak gerekir. Ayrıca, poli­ tik, ulusal ve ideolojik istismarlardan !<açınmak ve bunları önlemek amacıyla var olan kanıtları çok dikkatli ve özenli bir şekilde ele almak gerekir. Osmanlı'nın hemen öncesin­ deki ve sonrasındaki politik ve dini karşılaşmaların talihsiz l<alıtları, Orta Çağ Hıristiyan düalist hareketlerin tarihinin bu şekilde istismar edilmesi Balkanlar ve Anadolu'daki Alevi­ lik ve Bektaşilik tarihi çalışmalarını eski, süslü püslü ve dü­ pedüz uydurma terimlerle önyargıya sürüklememelidir.

Yuri Stoyanov

24


Önsöz Bu kitap, Bizans dünyasında Hıristiyan düalizminin yükse­ lişi ve etkileri hakkındadır. Yedinci yüzyıldan önce, Hıristi­ yan ögeler içeren Gnostisizm ve Maniheizm gibi düalist dinler vardı; ama bunlar, Hıristiyanlığa hasmış gibi görün­ seler de Hıristiyan olmayan mitlere dayalı teosofık hare­ ketlerdi. Mananalis'li Konstantinos tarafından yedinci yüz­ yılın ortasında ilan edilen Hıristiyan düalizmi gerçekten Hıristiyan'dı, çünkü yalnızca Yeni Ahit'in otoritesine bağ­ lıydı. Hıristiyanlığın bu tür yorumları sonradan çok farklı şekillere bürünclü ve yaklaşık 800 yıl boyunca çok sayıda insanı kendine çekti. Ortaçağ'ın ortasında ise, takipçileri­ nin Katharlar (ya da İtalya'da Patarenler) olarak bilindiği Batı Avrupa'ya yayıldı. Sir Steven Runciman'ın The Meclie­ val Manichee kitabının 1947'de, Sir Dimitri Obolenskyni_n The Bogoıııils kitabının 1948'de yaymılanmasından sonra doğu Hıristiyan chializmi üzerine çok sayıda eser kaleme alındı. Kuşkusuz, bu alana duyduğumuz başlangıçtaki ilgi­ yi şükranlarımızı sunmak zorunda olduğumuz bu iki araş­ tırmacının eserlerine borçluyuz. Ne var ki, Paulikanlar ve Bogomiller'in tarihi üzerine kaynakların çok azı İngilizce'ye çevrilmiştir. Paris'teki Bizans Uygarlığı Tarihi Araştırma Merkezi çalışanlarının çabaları sonucu bundan biraz fazla­ sı Fransızca'ya çevrilmiş olsa da, bunların çoğu İngiliz aka­ demi kütüphanelednde bulunamayan dergilerde yayım­ lanmıştır. Kaldı ki, İngiliz üniversitelerinin tarih bölümle-

25


rinde okuyan çok az öğrencinin bu metinleri okumaya yel­ tenebilecek denli iyi derecede Fransızca bildiği de acı bir gerçektir. Sonuçta, en önemli bilgi kaynakları W.L. Wake­ field ile A.P. Evans'ın Orta Çağ Heretikleri adlı çevirisinde bulunan Kathar tarihiyle ilgilenen çok sayıda öğrenci var­ dır, ancak öğrenciler Katharizm'in Bizans dünyasındaki köklerini öğrenmek istediğinde kaynakları okuyamamak­ tan dolayı hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Bunu bizzat biz de yaşadık. Bernard Hamilıon, yirmi beş yıldan uzun süredir üçüncü sınıf öğrencilerine Kathar tarihi dersi ver­ mektedir ve bu sorunu aşmak için, Janet Hamilton öğren­ cilerin kullanması amacıyla Bogomilizm hakkındaki önem­ li metinlerin bazılarım çevirmiştir. Bizi, lngilizce konuşan dünyada aynı sorunlarla karşı karşıya kalan meslektaşları­ mızın bu çeviri kaynaklarından faydalanması umuduyla mevcut çalışmaya yönlendiren de işte bu deneyimin ba­ şarısı olmuştur. Bu kitabın kronolojik sınırları eldeki mater­ yal tarafindan belirlenmiştir. Hıristiyan düalizmi il. Kons­ tans (64168) döneminde yaşayan Mananalisli Constantine ile başlamış ve Bizans imparatorluğu Sultan il. Mehmet'in 1453'te Konstantinopolis'i fethetmesiyle sona ermiştir. Her ne kadar o tarihten sonra da Hıristiyan düalist hare­ ketlerin devam etmiş olması olasılığı bulunsa da erken dönem Osmanlı kayıtları üzerinde bununla ilgili kesin so­ nuçlara ulaşılacak yeterli çalışma henüz yapılmamıştır. Ça­ lışmanın coğrafi sınırlarını belirlemek de zor olmuştur. Bu sınırları Bizans İmparatorluğu yerine Bizans dünyası olarak ifade ettik, çünkü bu imparatorluğun politik sınırları ele al­ dığımız 800 yıl içinde çok fazla değişkenlik göstermişken, Bizans uygarlığından etkilenen topraklar görece aynı kal­ mıştır. Bizans dünyası, Ortodoks Bizans'ın dini ve kültü-

26


r/.lnden

etkili!!rt{•Ji

tüm for.ırak/arı içine alıyordu ve bunlara

Yunanistan·ın tamamı, Tuna'nın güneylncleki Ba\\,an\aT, Anadolu'dan Kafkaslar ve Hazar bölgelerindeki Hıristiyan devletlere kadar bütün doğu dahildi. E.k olarak, Bogomil­ ler'in Kathar kiliselerinin orada oluşumunun yolunu açan Batı Avrupa misyonlarma kıs;:ı bir bölüm ayırdık, ancak bunun dışında Batı kaynaklarını yalnızca Bizans düalizmi­ ne dair doğrudan bilgi sağladığında kullandık. Hiçbir şe­ kilde ele almamaya karar verdiğimiz iki Hıristiyan düaliz­ mi var. Birincisi, bize göre Paulikanizm ile aynı olmasa da benzerlikler taşıyan E.rmenistan'daki Tondrakyan hareketi­ dir. Tondrakyanlar; E.rmeni tarihinin dokuzuncu yüzyıldan on ikinci yüzyıla kadar olan bölümü bağlamında ele alın­ malıdır, ne var ki biz böyle bir çalışmayı yapacak dilsel ye­ tiden yoksunuz. Bu nedenle, bu hareketle ilişkili olabilece­ ğini düşündüğümüz temel sorunları bir E.k'te ortaya koy­ malda yetindik. Sınırlı biçimde ele aldığımız ikinci alan da, Bizans dünyasının sınırları içinde olsa da onun bir parçası olmayan Bosna'dır. Dinsel bağlamda, burası Batı Kilisesi­ nin bir piskoposluğuydu; politik bağlamda ise, Macar kral­ ları bu topraklar üzerinde hak iddia ediyordu. Öte yandan Bogomil misyonları on ikinci yüzyılda Bosna'ya yerleşti, ltalyan Kathar kiliseleriyle bağlar kurdu ve bu nedenle ora­ daki erken dönem düalizmine dair bir kaynaklar seçkisini de kitaba ekledik. Bosna düalizminin sonraki tarihine de­ ğinmeye çalışmadık, çünkü kaynaklar çok fazlaydı: on üçüncü yüzyıI sonrası papalık arşivleri Bosna'yla ilgili çok fazla materyal bulundurmaktadır, ancak bu çok tartışmalı konunun yeterince irdelenmesi isteniyorsa bu kaynaklar sıkı biçimde incelenmelidir ve böylesi bir çalışmaya da bi­ zim kelime gücümüz yetmez. Biri dışında çevirdiğimiz

27


tüm metinler hali hazırda piyasadadır. Tek istisna ise, Hu­ go Etherianus tarafından Konstantinopolisli Pataren'lere karşı yazılan eserdir. [361 Çevirimiz, elimize geçen iki el­ yazmasına dayanmaktadır; biri, Sevilla'daki Colombina Kütüphanesi'nden, diğeri ise Oxford'daki Bodleian kütüp­ hanesindendir. Her iki kütüphaneye de bu elyazmalarının fotokopilerini sağladığı ve onları kullanmamıza izin ver­ diği için şükran borçluyuz ve yal<ın bir gelecekte metnin Latince'sini de basmaya hazırlanıyoruz. Eski Slavca metin­ leri, bizim çevirilerimizi o metinlerin en yeni baskılarıyla karşılaştıran ve gerektiğinde düzelten Yuri Stoyanov'un yardımları olmadan tatmin edici şekilde çevirmeyi başara­ mazdık . Bize tüm lütufl<arlığıyla verdiği zaman ve destek için ona çok şey borçluyuz. Özel bir teşekkür de, bizi bu kitabı yazmaya teşvik eden ve metnin geliştirilme yollar­ ma dair çok değerli önerilerde bulunan Janet Nelson'a edilmelidir. Ayrıca, son taslağı okuyan ve bize onunla ilgi­ li işlevsel önerilerde bulunan Rosemary Horrox'a da te­ şekkür ederiz. Bu eseri bir araya getirmek ve yazmak için harcadığımız yıllar içinde belli konular hakkında bir çok dosttan yardım aldık ve özellikle adını belirtmek istedikle­ rimiz arasında George Every, Bob Moore, Graham Loud ve Mary Curningham Curran var. Bernard Hamihon, bu çalışmanın içinde doğrudan yer almasa da, kendi konu­ sunda tam bir esin kaynağı olan ve kendisine Bizans dün­ yasını daha bir lisans öğrencisiyken öğreten Profesör J. M. Hussey'e özel teşekkürlerini ifade etmek. ister. Çalışma­ mız, val<it geçirdiğimiz şu kütüphanelerin çalışanlarının iş­ birliği olmaksızın gerçekleşemezdi; bu nedenle bu kurum­ lara şükranlarımızı iletmeliyiz: British kütüphanesi, Londra üniversitesi Warburg Enstitüsü, Londra kütüphanesi ve Dr

28


Williams kütüphanesi. özellikle çalışmamızın çoğunu taınamladığınnz Nottingham üniversitesi Kütüphanesi çalı­ şanlarına ve daha da önemlisi kütüphaneler arası değiş to­ kuş taleplerimizle ilgilenen çalışanlara teşekkür etmek zo­ rundayız. Bizden hiçbir teşviği ve desteği esirgemeyen Manchesıer üniversitesi yayınlarının çalışkan ve cana yakın personeline, özellikle de Vanessa Graham'a, Carolyn sayıda kasıtsız farklı okumalara tabi olmuş bir elyazmasını standartlaştır­ madaki kayda değer başarısı nedeniyle Richard Wilson'a teşekkür ederiz. Elbette ortaya çıkan tutarsızlıkların tüm sorumluluğu bize aittir. Kitap yazmak, çok nadiren iyi bir şekilde, kişinin ailesini ve dostlarını etkileyen bir aktivite­ dir. Dosdarmuza şükran borçluyuz ve desteklerine min­ nettarız, ama özellikle tüm pratik yardımları ve iyi niyetle­ ri için kızlarımız Sarah ve Alice'e teşekkür etmek isteriz. Bu kitabı tüm şefkat duygularmuzla onlara adıyoruz.

riJnd'� ve Gemim Marren·e; ayrıcil çoı(

Bernard ve Janet Hamilton Nottıngham

29


KISA.llMA.l/\R AC Anna Komnena AFP Archivum Fratrum Praedicatorum (Vaizler Birliği Arşivi) CiCi ili Pontificia Commission ad redigendum codicem iuris canonici Orientalis, (Doğu Kilisesi Kanunu'nu Düzenlemesi için Oluşturulan Rahipler Komisyonu) CMH Cambridge Medieval History CSHB Corpus Scriptorum Historiae Byzantlane (Bizans Tarih Yazarları} DOP Dumbarton Oaks Papers DTC Katolik Teoloji Sözlüğü EP Periplepton'lu Euthymius EZ Euthymius Zigabenus Mansl G. D. Mansi Sacrorum Conciliorum nova et amplissima Collectio (Genişletilmiş en yeni Kutsal Konsil listesi) MGHSS Moumenta Germaniae Historica Scriptores (Germen Tarih Yazarları Anıtı) W. Schneemelcher, ed. R Mel. Wilson, Çevirmen. New Testament NTA ocr PG PH PL

rs

REB RP T!-M

Apocrypha (Lutterworth Press. Londra. 1965). 2 cilt.

Orientalia Christiana Periedica (Doğu Hıristiyanlığı Dergisi) J. P. Migne, Patrologia Graeca {Yunan Pederler Listesi) Keşiş Peter J. P. Migne, Patrologia latina (Latin Pederler Listesi) Sicilyalı Peter Revue des etudes Byzantines {Bizans Ç.alışmaları incelemesi) Les regestes des Actes du Patriarcat de Constantinople, V. Grumel, V. Laurent, J. Darrouzees (Konstantinopolis Patrildiği Elçi Listesi) Travaux et Memoires (Eserler ve Anılar)


YER ADLARI LİSTESİ

Oıtıl�ğd;ıkl Adı

Acmonia

Adri.:ı. rıöt,11! Amorium

Modern Adı Ahat Köyü

Edirne

'Terked\\mi:;

Antioch Antioch in Pisidia Argaoun Ark'weli Arsamosata Athens Bari Berrhoea Bolino-Polje Caesarea Chonae Colonea Constantinople Dubrovnik Dvin Dyrrachium Edessa Ejmiacin Elasson Ephesus Euchaita Mt. Galesios Gallipoli

Antakya Yalvaç Arguvan Ark'weli Şimşat Athena Bari Stara Zagora Bolino-Polje Kayseri Honaz Şebin Karahisar İstanbul Dubrovnik (eski Ragusa) Dabil Durres Urfa Bazı bölgelerde Echmiadzin Elasson Terkedilmiş Avkat Alaman Dağı Gelibolu

Mt. Latros Mamistra Misis Melfi

Beş Parmak Dağı Yakapınar (Mopsuestia) Melfi

Lar"ıssa

Larisa


MeJitene

Methone

Nıesem\:ıı\a Miletus Moglena Mosynopolis Myra Neocaesarea Nicaea Nicomedia Nicopolis Ochrida Pecs Philadelphia Philippopolis Samosata Serres Smyrna Sofia Split Tarsus Tavium Tefrice Thessalonica Thebes Theodosiopolis Tondrak Near Trebizond Trnovo Trogir Tyana Vidin Zadar Zagreb

.Mala{Ya

Methoni �esebaı Terkedilmiş Meglena Terkedilmiş Terkedilmiş Niksar İznik İzmit Nikopol Ohrid Pecs Alaşehir Plovdiv Samsat Serrai İzmir Sofia (Sardica) Split Tarsus Belirsiz Divriği Selanik Thebai Erzurum Malazgirt civarı Trabzon Trnovo Trogir Terkedilmiş Vidin Zadar Zagreb


w,�-�, ··-,.

lBERGIA (GEORGIA)

A N A T

O

i • Neocaesarea PON11C ,.,,' • Euchaita / E·mıacin 1b • Colone�-- ı,..ı,; ,,···;.heodopiopolij ( • •Ovin

L I A • Tavlum

.••d::.:�. �.7,:;;ANAN-,,._LIS

N \ p...

( GA�T!A) Tefrike• ·fMEsoPOTAMIA � E. • TonQrak . \ Caesarea Argaoun •.Jı. ...-·---- �GNU�,��/i� •••• •Amorıurn .'.'.. Snıyr na• Phil•Acmonia l • .•.• ······\ adolphia ·· TARO N i� ( GAPPA°DOCIA )••• -···Melitene• _ '-) '?esus �Eph . "- Narek , A':ıtioch Jn Pisidia : •••••••ae Chon • •.Miletus • Tyana /,i (_ ;·--s·>; ı Samosata_.!.• Arsamosata � � · \ ,:...;, • _ .. _.,. ,, ••• ( •Edessa • Mamistra ı. \· ') l •Antioch } '\

!'---'"""' \

\..__,..:...: ::.

\ l,.

\, �

MESOPOTAMIA :11th -century Byzanline ıhemes {provinces) ( GALATIA) :C!assical names of reglons. Boundary ol tile Armeniakon !heme in c. 700


-�-

�·, ! .: ,

t-c..-<cı'.. •.�. '-'- � ) • f ,•>:..

HUNGARY

J

PCcS

,, -,! <).ı . ·.. ,....__,--�

\

)

'" •1•._;. ::.:.• • _:_:_·,_•_::/., •• vıdııı Nıcopı:ıffs • :.,.010� PAHIS' '-'rmovo \?:':,>' Soıia • r R I A0Ber hoen!.Me-;;?t�biıct U L G f,ı.

(.'.'.\_,

J"';

.•.• , . _., (_..,( ...•·•

:; :r7

;: .-;h;�'.�

,�::ti)t Philipp:poı;;·==öı�-;�;��J\Qr�3��;�{"\'i·:J-:·:.:;r:·.'.( �\_'. .. p!� -C_çms\mıtinÖ.,, •• o,.coy:-' MACEDONIA \ THAAC�,:-·�· �C · .::.:.:: .,. Mosyrlopolis

}-,··· , ' -.�- ,,.,;��t/

---

ıf;;c::':"' -

-----···-· Approx·mate boundary of ılle lirst Bulgarian Empire at_its greatest extenı.


• • • TARiHSEL GiRiŞ HIRİSTİYAN DÜALİZJ'v1İNİN TEMELLERİ Constans il (641-68) döneminde doğan, maddesel dünya­ nın iyi tanrı farafindan değil, bağımsız şeytani kurallara (te­ mellere) göre yaratılmış olduğuna inanan Mananalisli Constantine, Bizanslı i!ahiyatçılarca Hıristiyan düalizminin kurucusu olarak kabul edilmiştir.1 Mananalisli Constantine standart Hıristiyan yazıtlarını ya da bir kısmını güvenilir ola­ rak kabul ederdi. Hıristiyan düalizmi, Bizans Ortodoks dünyasının gelecekteki 800 yılı için, oldukça önemli farklı bir geleneği kurmak üzereydi. Ayrıca 12. ve 13. yüzyıllar­ da, Katarlar (Cathars) olarak bilinen ataları Batı Avrupa'ya yayılmak üzereydi. Ancak hakim olan felsefi doktrinlere karşı düşünceler hakkında yazan Bizanslı alimler, Mananalisli Constantine'in eni bir inanç formu öğretirmiş 'gibi davrandığını' düşünü­ yorlar, Ecclesiastes (Hz. Süleyman' a yazılan kitap) ile aynı düşünceyi paylaşıyorlardı: Güneşin altında yeni bir şey yoktur. (Eccles. 1.9) Bazı yeni heretik hareketlerle karşılaş­ tırıldığında bu, içgüdüsel tepkileri benzer özellikleri bakı­ mından daha önceki bu tür hareketlerle dengelemek için­ di. Bu, günümüz araştırmacıları için sorun yaratabilir, çün1 Sayfa 47'ye bakınız.

35


Hrist(vaıı Düalist Heretik/er kü Ortodoks alimler bazen yanlış bir şekilde, bu yeni here­ tiklerin özkardeşliği zaten sıklıkla, keyfi olarak kendileriyle özdeşleştirdikleri eski tarikatçıların inanç ve uygulamalarını paylaştığını kabul etmişlerdi. Bu gelenek dahilindeki Bi­ zanslı yazarlar tüm Hıristiyan düalistlerin kılık değiştirmiş Maniheistler olduğuna inandırılmışlar, bu hayli ikna edici iddiaları da Hıristiyan düalistlerin günüm üzde yeni Marıiheist olarak tanı mi anmalarına yol açmıştır. Yine de bu karşılaştırma yanlıştır, çünkü Maniheistler düalist olmakla birlikte Hıristiyan değillerdi. Mani (216-77) yeni ve bağdaştırıcı, gizemli bir inanç kuran İranlı bir asil­ zade idi. Düalist kozmolojisi Zerdüştizmden, reenkarnas­ yon inancı Mahayana Budizminden, buna karşın bilgi saye­ sinde günahlardan arınma öğretisi de Gnostik Hıristiyanlı­ ğına göre şekillenmişti. Mani, tüm fiziksel yaratının (sıkışıp kalmış ruhani ögeler hariç) doğasında şeytani olduğunu ve canlıların açıkça bir ruh göçüne maruz kaldığını öğretmişti. Müritlerine bu cismani dünyada kendi inancına önayak ol­ maları ve büyük bir ciddiyetle örnek olmaları koşuluyla, ölümlerinden sonra reenkarnasyon vaat etmişti. Bu inanç bazı Hıristiyanlara oldukça çekici gelmiş ve öyle de biçim­ lenmiş olmasına rağmen Mani, Hıristiyan kaynaklarını gü­ venilir saymamış ve hatta müritleri tarafindan kutsal gizli metinler olarak kabul edilen birçok kitap yazmıştı.2 Maniheizm, Roma İmparatorluğu'na üçüncü yüzyıl sonlarında yayıldı ve imparator Jüstinyen'in (527-65) zul­ müyle yok edilinceye kadar devam etti.3 Bu hareket Irak 2 Maniheistıerle ilgili daha fazla bilgi için bkz. Lieu, Manichaeism in the la­ ter Roman Empire a.nd medieva/ China; Puech, Le Manichaeism; Widen­ gren, Mani and Manicha.eism. 3 Lieu, Manichaeism in tfıe /arer Roman Empire and medieval China, s. 168-75.

36


Tarihsel Giriş

ve İran'da onuncu yüzyıla kadar yaşadı ve hatta Çin ve Or­ ta Asya'ya da yayıldı.4 Ancak Maniheizm, bu kitabın konu­ su olan ve tanımladığımız hareketler üzerinde dolaylı etki­ si olan dönemde varlığını sürdürmüş bir inanç olmayı ba­ şarsa da, Hıristiyan düalistler tipolojik anlam dışında 'yeni Maniheist' değildi, Mani ve müritlerini lanetleme konu­ sunda oldukça istekliydiler. Bazen de bazı Hıristiyan düalistlerin, özellikle Bogomil­ lerin gerçekten Gnostik olduğu iddia edildi.5 Hıristiyanlık­ la hemen hemen aynı dönemde gelişen Gnostisizm, tama­ mı aynı kozmolojiyi paylaşan birçok değişik düşünce tarzı­ nı içermiştir: Mükemmel bir ruhani dünya vardır, yaşadığı­ mız evren mükemmel değildir çünkü kozmik bir kazayla meydana gelmiştir. Tüm Gnostikler, insan ruhunun, bu ku­ surlu dünyadan kurtuluşunun, insanlık hakkındaki ger çeğin ilmi olan Gnosis'e bağlı olduğuna inanmışlardır.6 Hıristiyan Gnostikler, Eski ve Yeni Ahit'i kendi kozmolojik önermele­ rine göre yorumlamış ve kutsal metinlerin gizemini ortaya çıkarmış ancak Büyük Kilise tarafından sıradan Hıristiyan­ lardan gizlenmiş İsa'nın gizli öğretisine ulaşmış olduklarını iddia etmişlerdir. 7 Altıncı yüzyıldan sonra Bizans dünyasında varlığını sür­ dürebilmiş organize Gnostik grupların olup olmadığı konu­ sunda elimizde yeterli kanıt bulunmamaktadır. Dolayısıyla, Hıristiyan düalistlerin üzerinde direkt bir etkilerinin oldu­ ğunu söylemek mümkün değildir. Ancak otoritelerini 4 Lieu, Manichaeism in the Jater Roman Emplre and medieval China, s. 78-

85, 178-219. 5 Örneğin, Söderberg, La Religion des Cathares. 6 Gnostiklerle ilgili daha fazla bilgi için bkz. Filoramo, A History of Gnosti­ cism; Rudolph, Gnosis. 7 The Nag Hammanl Llbraıy in Eng/ish.

37


Hristiyan Diialist Heretikler

artırmak amacıyla Eski ve Yeni Ahit'teld figürlere atfedilen birçok yazma bırakmışlardır. Hırisriyan düalizmi dönemine kadar kalabilmiş tek Gnostikler, Markiorıistlerdi. Markion, yüzyıllarca Hıristiyarı­ lara sorun oları (d.c 160) Eski Ahit'teki tanrıyla İsa'rıın tan­ rısı arasındaki karşıtlıktan kaynaklanan bu durumla oldukça ilgiliydi. Ona göre bu evrenin yaratıcısı Eski Ahit'teki tanrı­ dır. Bu tanrının yarattıklarına oldukça haşin davranan bir Adalet Tanrısı vardır. Aşk Tanrısı da olan Yeni Ahit'teki tan­ rı, kullarına karşı yabancıydı, ancak; insanların durumundan haberdar olduktan sonra onları kurtarmak için oğlu İsa'yı yollamıştı.8 Marl<ion yedinci yüzyılda Küçük Asya'da (A5.,. ya Minör) kalabilmiş piskoposlarca yönetilen bir l<ilise kur­ muştu 9 ama bunun Hıristiyan düalistleri etl<ilediği konu, sun da yeterli kanır bulunmamaktadır. Aslında, Markionizm ile Paulikienizm ve Bogomilizm gibi sonraki düalist akımlar arasındaki farklar, yüzeysel benzerliklerinden daha fazladır. Orta Çağ'daki Hıristiyan düalistler, Gnostik l<itaplar okumuş olmalarına rağmen Grıostiklerin ruhani ardılları de­ ğillerdi, çünkü Hıristiyan sözcük dağarcığını fazlaca kullan­ mış olsalar da Hıristiyan Gnostizmi evrene tamamen farklı bakan Hıristiyarılığın alternatif bir yorumu değildi. Ayrıca Ortodoks kilisesinin iddia etiği gibi yeni Maniheist de de­ ğillerdi, çünkü Maniheizm'e göre isa'rıın eşsi;z bir rolü yok­ tu. Oysa Hıristiyan düalistlere göre, tıpkı Ortodokslarda ol­ duğu gibi İsa tek kurtarıcıydı. Hıristiyarı düalistler Hıristi­ yarılığa yapılmış yabancı bir aşı değil, Ortodoks kilisesin-

8 Marcion'la ilgili kısa bir çalışma için Evans çevirisinin giriş bölümüne bkz.. Tertul!iani Adversus Marcionem, 1, s. ix-xxiii. 9 Jany, Heresies et factions a Constantinople du V au VI siecle, s. 348-71.

38


Tarihse/ Giriş

den ayrılmış ve Hıristiyanlığı hayli radikal bir açıdan yo­ rumlayan muhaliflerdi. Bu yeni heretik hareket, Yakın Doğu' da büyük değişim­ lerin yaşandığı dönem olan yedinci yüzyılın ikinci yarısında oluşmuştur. 632'de ölümünden sonra Muhammet Pey­ gamber' e inanan Araplar, Pers krallığını zaptetti. Kilik­ ya'dan Moritanya'ya kadar güney Akdeniz sahillerindeki Bizans topraklarını işgal edip Pirenelerin eteklerinden İn­ dus vadisine kadar uzanan İslami bir devlet kurdular. Bun­ dan sonra Bizans imparatorluğunun doğu sınırları Akdeniz kıyılarındaki Toros dağlarından Karadeniz' deki Trabzon kı­ yılarına çekildi. Bu büyük toprak kaybı sonucu Bizans im­ paratorluğu Constantinopol (İstanbul) Patrikhanesiyle komşu oldu ve sonuç olarak da imparatorluğun geleceği daha çok Ortodoks kiliseler tarafından şekillendirilmeye başladı.10 On birinci yüzyıla kadar Bizans Kilisesi ve Batının Katolik Kilişesi tek bir görüş şekillendirdi; aralarındaki fark büyük ölçüde kültüreldi.11 Ortodoks Kilisesi, heretik düşünceleri tanımlama ve yola gelmeyen heretikleri aforoz etme, Bizans İmparatoru da Kilisenin heretik ilan ettiklerini cezalandırma hakkı oldu­ ğunu iddia etmiştir.12 1. Justinian (527-65) Roma kanunla­ rını düzenlerken heretizmi ihanetle eş tutmuş, her ikisi için de büyük cezalar koymuştur. Justinian'ın Maniheistlere kar­ şı kanunları oldukça haşindi: 'Maniheist olduğunu açıklama hatasına düşenlerin cumhuriyetimizin hiçbir yerinde yaşa­ ma ve hizmet alma hakkı yoktur, eğer ülkeye gelir ya da 1 O Whittow, The making of Ortodox Byuıntium, s. 38-95. t ı Every, The Byuntine Patriarchate. 12 Bizans kilise hukukunun temelinde yatan ilkeler için bkz. A. Schmink Oxford Dictionaıy of Byzantium, ed. A. Kazhdan, 1, s. 372-4.

39


Hristiyan Düa/;st Hereıik!er

ülkede bulunurlarsa idam cezasına çarptırılacaklardır.' 13 Bu yasa daha sonra Ortodoks otoritelerin Maniheist olduğuna inandığı Hıristiyan düalistlere karşı kullanılmıştır. Onlara nefretle bakmış, kesinlikle Hıristiyan olmadıklarını, Orto­ doks kilisesine sızmak ve onu yıkmak amacıyla öyleymiş gibi davrandıklarını iddia etmişlerdir. Hıristiyan düalizmi ilk kez Ermenistan'da ortaya çıl<mış­ tır. Ermeniler. Hıristiyanlığı kabul eden Tıridates il! (314) egemenliğindeki ilk ülke olmaktan gurur duyarlar. Beşinci yüzyılda İncil ve dua kitapları Ermenice'ye çevrilmiş, Er­ meni Kilisesi, Catholicus adı altında özerk hale gelmiştir. 451 'de Bizans kiliseleriyle Ermeniler arasında bir anlaş­ mazlık ortaya çıktı. Çünkü Ermeniler kendilerinin temsil edilmediği 4. Genel Chalcedon Konseyi'ni tanımayı red­ dettiler. Buna rağmen ayrımcılık yüzyıllarca önlendi.14 Bi­ zans imparatorluğuna göç eden Ermeniler, Grek piskopos­ ların l<uralsal otoritesini l<abul ettiler. Bunun tersine olaral< Bizanslılar, politik bir kontrol oluşturduklan Ermeni toprak­ larında rakip bir Grek hiyerarşisi oluşturmaya teşebbüs et­ mediler.15 Bu iyi niyete karşın iki taraf arasında gözle gö­ rülür bir gerilim oluştu. Bizans kanunlarını geniş anlamda uygulayan 691-92 Trullo Konseyi bazı Ermeni uygulamala­ rına karşı eleştirel yaklaşıyordu.16 Ayrıca Bizanslı din adamları da Ortodokslukları kuşkuluymuş gibi Ermenilere endişeyle yaklaşıyorlardı.

13 Cod. lur. Civ. 1, 5, 12, 2-3. ed. P. Kreuger, Corpus luris Ovilis il, s. 53. 14 Tournebize, Histoire politiqueet religieuse de I'Armenie, s. 86-93. 15 Bu sistem ancak Katolik 1. Khatchik (971-92) zamanında sona erdi; Every, Byzantine Patriarchate, s. 72, satır 3. 16 Mansi'nin Canones Trullani sive Quinisextae Synodi, nos. xxxii, xxxiii. lvi, xcix, xı, 955-9, 969-70, 985-6.

40


Tarihsel Giriş

Dördüncü yüzyıl sonlarında Ermenistan, Roma ve Pers devletlerince paylaşılarak ikiye bölündü. Araplar, Bizans Er­ menistan'ına 640'ta akınlar yapmaya başladı, ateşli savun­ malara rağmen 661 'de işgal etmeyi başardı.17 Arap akın­ larından önce de Ermeniler, Bizans'daki Grek topraklarına göç etmişler ancak 640'tan sonra bu göçler artmaya başla­ mıştı. Göçmenlerin çoğu Trabzon'dan Caesarea'ya kadar olan, daha sonra Armeniakon denen bölgeye yerleşmiş­ ti. 18 Bu göçmenlere uygulanan dini baskılar İslami yöneti­ cilerin geleneksel inançlarına daha toleranslı baktığı Erme­ nistan' a dönmelerine neden olmuştu.19 İşte Paulikien ha­ reketi bu koşullarda gelişti.

PAULİKİENLER Kaynaklar ve İnançlar Paulikienlik hakkındaki tüm kaynaklar, bazı Ortodoks kay­ naklarında Paulikienler tarafından söylenen sözlerin kayıtla­ rı, Sicilyalı Peter tarafından, liderleri Sergius'un mektupla­ rından aktarılan örnekler dışında ne yazık ki dini rakipleri taralindan yazılmıştır. Muhalif hareketlerle ilgilenen Orta Çağ tarihçileri için bu bildik bir sorundur aslında. Paulikien­ lik konusunda bildiklerimizin çoğu Grek kaynaklarına da­ yanmaktadır. Arap yazarların, sadece dokuzuncu yüzyılda politik bir güç oldukları dönem dışında bu konuda söyle­ yeceği pek bir şey yoktur. Ve ne yazık ki, Ermeni kaynakla17 Laurent, L'Armenie entre Byzance et l'lslam, s. 90, satır 1. 18 Burada kullanılan Theme, (thema'dan türetilmiş 'ordu') sözcüğü bölge anlamında kullanılan bir Bizans terimidir. Haritaya bakınız. 19 Laurent, L'Armenie entre Byzance et l'lslam, s. 198.

41


Hdstiyan Diialisr Heretikler

rı bu hareketin ilk aşamaları konusunda pek de yardımcı değildir.20 Grek kaynakları da 'de Recherce d'Histoire et Civi/isa­ tion Byzantines at Paris 'teki araştır macılar tarafindan dü­ zenlenmiştir. Grekçeden çevirilerini kullandığımız metin­ ler de bunlardır. Ortada üç adet esas metin bulunmakta­ dır: Sicilya Peter'ın Paulikienler de olarak bilinen Mani­ heistlerin Tarihi (Histoıy of the Manichaeans who are alsa called Paulicians); Peter the Abbot'ın Maniheistler olarak da bilinen Paulikienlerin hakkında bilgi... (Epitome About the Paulicians who are alsa the Manichaeans); Constanti­ nopole Patriği Photius'un (d.c. 893) Maniheistlerin tekrar ortaya çıkışının Özet Kaydı (Abridged Account of the re­ cent reappearance of Manichaeans). Sicilyalı Peter'ın on birinci yüzyılda yapılmış tek kopyası varlığını koruyabil­ miştir. Bu kayıtta, kendisi aynı zamanda Epitome'un yaza­ rı Peter the Abbot olarak da ifade edilmektedir. Bu, His­ toıy"rıin özetidir ve daha net düzenlenmiştir. Bunun ya­ nında ekstra bilgi de içerir. Photius'un Account'ı on yazma halindedir. Peter'ın metinlerindeki bazı belirsizlikleri net­ leştirebilmesine karşın neredeyse Sicilyalı Peter'ın His­ toıy'sinin aynısıdır. Biz bu metni çevirmedik ancak Pe­ ter'ın eseriyle ilgili yorumlarımızda bazı ilgili noktaları kul­ landık. Yaşadığı dönemde tartışmalı bir figür olan Photius, ölümünden sonra Bizans'ın en önemli din adamlarından biri sayılmıştır.21 Bu da ancak eserinin popülerliğinin ne­ denini açıklar, Peter, Paulikienlerin inano ve tarihi açısın­ dan en önemli kaynaktır. Ek bilgi Paulikien dönüşümün kabulü için Ortodoks Kilisesi tarafindan hazırlanmış Abju20 Bkz. Ekler 2. 21 Dvornik, The Photicın Schism.

42


Tarihsel Giriş ration Formulae'de (Tövbe Düsturu) bulunabilir. Ayrıca güncel kayıtlarda ve bazı Bizans kaynaklarında da Pauliki­ enlere ait bilgiler bulunmaktadır. Sicilyalı Peter hakkında, kendi anlattıkları dışında bir şey bilinmemektedir. Kendisi bir baş keşişti ve muhtemelen Patrik 1. Methodius'un (843-47) en yüksek rütbeli temsilci olduğu post-lconociast dönemi , Bizans Kilisesinde olduk­ ça iyi bir profil üstlenen Sicilyalılardan biriydi.22 869-70'de Peter, İmparator Basil I tarafından Arap-Bizans sınırında ba­ ğımsız bir devlet kurmuş olan Paulikien yöneticisi Chıysoc­ heir' e elçi olarak gönderildi. Bu tarz bir görevi üstlenecek din adamı seçimi, Bizans hükümetinin aslında hakkında çe. lişkili bilgiler aldığı Paulikien inancı konusunda doğru bilgi­ ler elde etme arzusunu göstermektedir. Bunu da ancak te­ olojik bilgisine güvendikleri bir elçi başarabilirdi.

Paulikienler Kesinlikle Düalistti: Şöyle söylerler: "Bizi Romalılardan (örneğin Ortodokslar) ayıran bir tek şey vardır, bize göre bu dünya üzerinde gü­ cü olmayan ancak gelecek olan dünyada gücü olan kutsal bir Tanrı vardır. Dünyayı yaratan ve varolan dünya üzerin­ de gücü olan bir Tanrı daha vardır. Oysa Romalılar kutsal babanın ve yaratıcının tek ve aynı Tanrı olduğunu kabul ederler. Peter'a göre bu onların Maniheist olduğu anlamına ge­ liyordu: "Aslında iki ayrı grup yoktur, Paulikienler aynı za­ manda kendi buldukları heretikliği (faul heresy) önceki ku­ şaklarınkiyle birleştirmiş ve aynı lanet girdabın içinde bo22 Öteki ise Syracuse Başpiskoposu Gregory Asbestas idi. (age, s. 13-19)

43


Hristiyan Diialist Heretikler

ğulmuş Maniheistlerdir."(7) Peter, Mani ve Paulikienler arasındaki bağı açıklar gibi görünen bir efsane anlatır. Bir zamanlar Arsamosta' da John ve Paul adlı iki oğlu olan Cal­ linice adında bir Maniheist kadın yaşarmış. Bu kadın oğul­ larını kendi inancına göre yetiştirmiş ve vaizliğe yollamış. Oğullar Phanaroia'da Episparis'i temel alan bir görev üst­ lenmiş: "Heretikler, adını vaizlerinden alır." Peter hik.'.i.yeyi şöyle tamamlar: "O zamandan sonra onlara Maniheist de­ ğil, Paulikien denmiştir. "(7) Bu hik.'.i.ye pel< de inandırıcı de­ ğildir. Callinice adlı bir kişilik tarihi olarak, güvenilir değil­ dir. Çünkü kadınlar Maniheist seçilmişi olabilmelerine kar­ şın bu, ölçülü bir yaşam gerektirir ve kadınlar hiyerarşide hiçbir zaman yönetici durumuna gelmemişlerdir. Hem Maniheist bir kadın hem de örgütleyici Callinice bu neden­ le inanılır değildir. Dolayısıyla tam anlamıyla inanılmazdır. Sicilyalı Peter'ın Paulikien adını açıklaması da kabul edi­ lemez, çünkü Callinice'nin oğlu olan Paul ve John'un varlı­ ğına dair bir kanıt bulunmamaktadır. Paulikien adı kendile­ rini Hıristiyan olarak tanımlayan cemaate diğerleri tarafin­ dan verilmiş bir addır. 23 Paulikien, Ermenice Paylikeank sözcüğünün Grekçeleşmiş biçimidir ve Paul adının Paulcük şekline dönüşmüş halidir. 'Zavallı küçük Paul'ün müritleri' anlamına gelir.24 Kimdi bu küçük Paul (Paulcük)? Böylesi bir terim Havari Paul için kullanılmış olamazdı; Ermeniler tarafindan müritlerine Paulikien denen, öğretisi Paulikien­ lere küçücük bir benzerlik bile göstermeyen en ünlü here­ tik Paul olan, Paul of Samasota da olamaz.25 Adın en uy­ gun kökeni Lemerle tarafindan ortaya atılmıştır: Sekizinci 23 Bölüm 7.

24 Obolensky, The Bogomils, s. 55. 25 Ek 2.

44


Tarihsel Giriş

yüzyıl başlarında müritlerini Ermenistan'a geri götürerek cemaati kurmuş olan Paulikien lider Paul' den almıştır adı­ nı.26 Lemerle'e göre Siclyalı Peter'ın eserinin Paul ve John hakkında bilgi içeren ilk doksan üç bölümü, Paulikienler hakkında Constantinople'de duyduğu söylentilere dayanır. Ancak doksan dördüncü bölümden sonra Tefrice'deki (Divriği) Paulikienlerden öğrendiği bilgileri anlatmaya baş­ lar.27 Paulikienler köklerini Constans il (641-48) dönemin­ de yaşamış Mananalisli Constantine'e dayandırır. Manana­ lisli Constantine, öğretisini dayandırdığı St. Paul'ün Mek­ tuplarını (Epistles of St Pau[) ve İncil'i ( Gospe[) kendisine veren Suriye'deki mahkumiyetinden dönen bir papaz yar­ dımcısına da ev sahipliği yapmıştır. Peter, atalarını Callini­ ce'nin oğullarına dayandıran Constantine'in bir Maniheist olduğuna dair asılsız bir varsayım ortaya atmıştır. Yine bu varsayıma göre Bizans'ın heretiklikle ilgili yasalarından korktuğu için Valentinus ve Basilides'in Gnostik eserleriyle birlikte öğretisini dayandırdığı Maniheist kitapları bırakmak zorunda kalmış, bunun yerine öğretisini tamamen Hıristi­ yan metinlerine dayandırmıştır. Ancak Paulikien gelene­ ğinde Gnostik ya da Maniheist bir etkinin varlığı kanıtlan­ madığı için bu da tümüyle bir fantezidir. Düalizm kavramıyla tanışmasını açıklamak için Cons­ tantine ile Maniheistler arasında bir bağlantı kurmaya ge­ rek yoktur aslında. Çünkü bu kavram, 640'a kadar Erme26 Lemerle, 'L'Histoire des Pau\iciens d'Asie Mineure' T&.M 5 (1973), s.

52 (7) Lemerle, T&.M 5, s. 17-26.

27 Lemerle, T&.M 5, s. 17-26. History, karma bir belgedir ve bu da duru­ mun en inandırıcı açıklamasıdır. N. G. Garsoian Sicilyalı Peter'ın Cons­ tantine VII (944-59) döneminde yazmış olduğunu varsayan bu durumu karmaşık bir şekilde açıklamaya çalışır. (Pa.ulicia.n heresy, s. 27-79)

45


Hrisıiyaıı Diialisı Hereıikler

nistan'ı yöneten İran'ın yerleşik dini Zerdüştizmin temel doktrinidir. Constantine'in düalizmi bundan farklıdır, çünkü Zerdüştizme göre maddi dünya iyi tanrının yaratısıdır. Oy­ sa Constantine, bu yaratıyı şeytani ilkelere dayandırır. An­ cak her iki inancın da bazı ortak yönleri bulunmaktadır. Ör­ neğin her ikisi de insanın kilit rol üstlendiği iyi ve kötü ara­ sındaki bir çekişmenin var olduğunu savunur ve her ikisin­ de de sofuluk (asceticism) geleneği yoktur.28 Constantine kendisini Hıristiyan olarak niteledi ve öğ0 retisini İncil' e dayandırdı, ancak, onun yalnızca bir kısmını kabul ederek. Eski Ahit'in tümünü reddetti ama St Paul'ün 14 Mektubunu ve dört İncil'i ilahi yasa olarak kabul etti. Si­ cilyalı Peter, kendi döneminde Paulikienlerin aynı zamanda Havarilerin işlerini (Acts of tf)e Apostles), St John, St Jude ve St James'in Catholic Epistles'ini (Katolik Mektupları) ka­ bul ettiğini ancak bu kitapların kendi aralarında bir çelişki­ ye sahip olduğunu iddia eder.29 Lemerle'e göre ise Paulikienlerin St John'un Revelation'unu standart saydığına dair bir kanıt yol<tur ve nedeni bilinmese de onlar St Pe­ ter'ın Epistles'ini Yeni Ahitlerinin dışında tutmuşlardır.30 İnançları İsa'nın etrafında odaklanmıştır ama isa'nın bu dünyaya gelen ve bizimle aynı şekilde olmayan bir varlık olduğuna inanmışlardır. Bu da şu anlama gelir: Meıyem İsa'nın annesi değildir, Tövbe Formülünde (Abjuration For­ mulae) kınanmış bir figürdür: 'Tanrı'nın (The Lord) vücudu­ nu yukarılardan getirip Tanrı'nın Annesi'nin rahmini bir çanta gibi kullandığına inananlara lanet olsun' [11 (a)]. 28 Zaehner, The dawn and twilight of Zoroastrianism. 29 Photius, Recit, c. 28, T&M 4 ( 1970). s. 129. 30 Lemerle, T&.M 5 (1973), s. 131. Sicilyalı Peter, Paulikien yasasından St Peter'ın Epist!esının çıkarılmasını anlatan kendi tartışmacı açıklamasını sunar.

46


Tarihsel Giriş

Ayrıca İsa, kilisesine ayin töreni yaptıramazdı, çünkü. mad­ di dünya, iyi Tanrı'nın {Good Gocf) yaratısı olmadığı gibi kontrolü altında da değildi. Paulikienlere göre isa'nın ken­ disi vaftizin kutsal varlığıydı çünkü o şöyle demişti: 'Ben yaşayan suyum'; ayrıca onun ekmek şarap ayininin öğreti­ sini anlattığına inanırlardı.31 .isa'nın kendisinin yaşayan haç olduğuna inandıkları için haça saygı göstermeyi, azizler ve ikonalar kültünü reddetmişlerdir. Paulikienler kendilerinki­ nin doğru kilise olduğunu iddia ederek Ortodoks Kilisesini ve hiyerarşisini de kabul etmemişlerdir. Onların Ortodoks karşıtlığı, ibadet alışkanlıkları kadar özellikle haça saygı göstermeyi ya da Kutsal Bakire Meryem ile azizler ve me­ lekler kültünü reddettikleri öğretisel dayanakları yüzünden karalandılar. Yeni Ahit'in temel öğretisi şudur: 'Söz ete kemiğe bü·· ründü ve aramızda canlandı' {john 1. 14). Bu yazılar Pauli­ kienlerin tasawur ettiği türün ruhani yorumuna yardımcı olmaz. Dolayısıyla onlar, diğer Hıristiyan gruplar gibi yalın anlamı kendi inanç anlayışlarına uymayan Yeni Ahit'teki metinleri mecazi anlamda yorumladılar.32 Paulikien Kilisesi'nin ilk iki yüzyıldaki üstün otoriteleri ilki Mananalisli Constantine olan didaskaloi denen dili öğ­ retmenleriydi. Sicilyalı Peter' a göre Paulikienler, didaska­ losları İsa'nın havarileri olarak gördüler. Her bir didaskalos kendi dönemindeki Hıristiyanlık geleneğinin yetkili öğret­ meniydi: her ne kadar bu görevi kimin yapacağı tartışılır olsa da bir dönemde yalnız tek bir meşru didaskalos olabi31 Yaşayan suyla ilgili Paulikien alıntısı tam olarak bu şekil9e değildi. John 4. 10; Ekmek-şarap ayini anlayışları da Tanrı'nın Söz'ü lsa'nın şu sözü­ ne dayandırılıyordu: 'Ben cennetten gelen yaşayan ekmeğim.' (6. 51) 32 ]onah'nın �ldığı işareti O'nun ölümünün ve dirilişinin simgesi olarak.yo­ rumlayan ısa tarafından da kutsanan bir uygulama. (Matt. 12. 39-41)

47


Hristiyan Düalist Heretikler

lirdi. Bir bölümde Peter didaskalosun kendi rahip sınıfı (synekdemoı) tarafından seçildiğini iddia eder. Durum böy­ leyse görevleri ilahi inayeti olan lideri onaylamaktı. Oysa herhangi bir kutsanma ya da atanma töreninin varlığına dair bir bulgu yoktur ve hatta Paulilden tarihinde hiç didas­ kalos olmadığı dönemler de olmuştur. Synekdemoıler Yeni Ahit'te iki yerde St Paul'ün yar­ dımcıları olarak sözedilen Hıristiyan görevlilerdir. Sözcük olarak seyahat eden ahbaplar, dostlar anlamına gelir.33 Si­ cilyalı Peter bu görevlilerin Paulikienler arasında dini otori­ te konumunda olduğunu, yaşam tarzı, giyim kuşam ve ye­ me içme bakımından diğerlerinden bir farkı olmayan nota­ ries olarak bilinen yardımcı bir grup tarafından asiste edil­ diklerini anlatır.[7] Hiçbir kaynakta Sicilyalı Peter zamanında Paulikienlerin üyelik töreni olduğuna dair bir veri bulunmamaktadır: On­ lar (Paulikienler), vahizin, İncil'in sözleri olduğunu söylerler aynen Tanrı'nın (The Lorcı) "Ben yaşayan suyum" dediği gi­ bi'[S]. Ayrıca Pualikien tarihinin hiçbir döneminde Maniheistlerin seçilmişi ya da Katarların (Cathars) kusur-· suzları gibi önder sınıfına sahip olduğuna dair de herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Onlar, olgusal dünyayı kötü bir Tanrı'nın yaratımı olarak kabul eden düalist gruplar içinde takipçilerini sofu bir hayat tarzına zorlamayan tek topluluk­ tur. Oruç tuttuklarını ya da yeme içme anlamında bir tabu sahibi oldul<iarırıı sanmıyoruz. Düşmanları onları ensest iliş­ ki ve homoseksüellikle suçladılar ancak bunlar Ortodoks polemiğine ait, Orta Çağ heretikliğini inceleyen kişilerin pek de önem vermediği aşina oldukları basmakalıp sözler33 Acts 19. 29; 2 Cor8, 18-19.

48


Tarihsel Giriş

dir. 34 Ancak Paulikienler öteki Hıristiyan düalistlerden hiç­ bir cinsel perhiz geleneği olmamaları açısından farklıydı­ lar.35 Evlenir, çoluk çocuk sahibi olurlar, üstelik bu durum · didaskaloslar için de geçerlidir. Son olarak da hiçbir şekil­ de dünyadan el ayak çekmiş değillerdi. Her birinin gayet sıradan işleri vardı. Paulikienler dünyevi işleri yönetmek ya da iktidar politikalarına katılmak ile inançları arasında bir uyumsuzluk olduğunu düşünmediler. Öldürme konusunda hiçbir yasaklamaları yoktu, tam tersine savaşçı kişilikleriyle kabul gördüler. Bize göre Mananalisli Constantine, Yeni Ahit yorumuna dayanarak kurduğu dünyasal gerçekliği ka­ bul edici bir düalizm biçiminde yeni bir Hıristiyanlık oluş­ turmuştur. Paulikienlerin İlk Dönemleri

Heraclius'un torunu İmparator Constantine döneminde, günümüzde hala Maniheistlerin izleri görülen Ermenis­ tan'ın Samsat bölgesine bağlı Mananalis adlı köyde Corıs­ tantine adında bir Ermeni doğdu. Bu bölüm Paulikienlerin, Sicilyalı Peter' a kendi kökleri hakkında verdiği bilgilere dayanır. İmparator, burada il. Constans'ı (641-68) ifade etmektedir.36 Peter'ın elde ettiği bilgiye göre, Constantine, (her ne kadar, adı, Ermeni Kili­ sesi'nin bir üyesi olarak yetiştiğini ima etse de) sıradan bir insandı. Peter'a anlatılan hikayede, Constantine'in kendisi34 Bölüm 8. Madde 24; bölüm 1·, madde 7.

35 Bu konuda Zerdüştlere benzerler (Zaehner, The dawn and twilight of Zoroastriallism, s. 265-83) 36 Kısa ömürlü Constantine III'ün oğlu olan bu imparator Constantine adıy­ la tahta çıkmıştır. Kendi madeni parasının üzerinde Constantine adı ya­ zılıdır. Tarihçi Theophanes tarafından Constans adıyla anıldığı için bugün de il Constans denmektedir.

49


Hristiyan Düalist Hererikler

ne İncil (Gospef) ve St Paul'ün Mektupları (Epistles) kitap­ larını veren papaz yardımcısı keşişi konuk etmesi, muhte­ melen ilk Paulikien didaskaloslarınm inançlarını metinler­ den nasıl öğrendiğini sembolize etme niyetini taşımaktadır. Bu, gerçek havari geleneğini yeniden keşfettiğini iddia eden Hıristiyan cemaatler tarihinde bilinen, sıradan bir olay­ dır. Ancak, Constantine'in öğretisini sadece Yeni Ahit'e da­ yandırdığı ve onun da bir bölümünü kabul ettiği, 'kendi Pa­ ulikienizminin' gelişiminden kolayca anlaşılmaktadır. Sicilyalı Peter, didaskalos Sergius'un (ö.835) yedi Pauli­ lden kilisesini listelediği mektubundan bir bölümü aktarır. Bunlardan altısının kuruluşunu kendisine ve kendisinden öncekilere atfeder, ancak yedincisi hakkında şöyle der: 'Yi­ ne söylüyorum ki Paul, Corinth'deki kiliseyi kurdu'.[7] Co­ rinth, ötekilerden farklı olarak Constantine'in dirilttiğini id­ dia ettiği Pauline geleneğini temsil eden simgesel bir kili­ se olabilir. Ya da Paulikienlerin, Havarilerle kendi aralarında bir bağlantı kurduğunu düşündüğü daha önceki muhalif hareketi temsil ediyor olabilir. Kesin olarak söyleyebiliriz ki, Doğu Anadolu'da yedinci yüzyılda, Constantine'in daha önce ilişkide olduğu bazı Hıristiyan tarikatlar olmuştur. Bir keresinde, Corinth Kilisesi'yle kuramsal olarak Ortodoks ve hayli muhafazakar olan, üçüncü yüzyılın ortalarında Büyük Kilise'den ayrılmış olan Novatianların kastedildiğini öne sürmüştüm ama bunu tamamen bir spekülasyon olarak yaptım. Zaten söylediklerim hakkında ne ben, ne de bir başkası yeteri kadar sağlam bir kanıt bulamadık.37

37 Goulliard, L'Heresie dans l'empire byzantin', T&.M l (1965). s. 299312, B. Hamilton, The Catha.rs and the seven churches of Asia., s. 26995.

50


Tarihsel Giriş

Her ne kadar, Sicilyalı Peter'ın, Histoıy'si tam anlamıy­ la doğrulanmamışsa da, Peter' a anlatılanlar büyük ölçüde doğru görünüyor. Çünkü anlattıklarıyla, imparatorluğun doğu bölgelerinde cereyan eden askeri ve politik olayların gayet iyi bilinen tarihi örtüşmektedir. Peter, Constantine'in Hıristiyanlığın yeni modeli üzerinde çalışırken Şebinkarahi­ sar ( Colonea) yakınlarındaki Cibossa'ya gittiğini anlatır.38 Lemerle, Constantine'in görevinin başlama tarihini tam belli olmasa da 655 olarak gösterir. Bu, Constans il zama­ nında (654-655) Bizans yönetiminin Ermenistarı'da yeni­ den yapılandığı döneme gayet iyi uyar, çünkü Mananalis ve Şebinkarahisar (Co!onea) arasında geçilecek bir sınır bölgesi yoktu.39 Constantine, St Paul tarafından kurulan gerçek kiliseyi dirilttiğini düşünmüş olmalıdır: 'Papaz yar­ dımcısından aldığı Havariler Kitabını öğrencilerine gösterir ve şöyle derdi: "Siz Makedonlarsınız, bense size Paul tara­ fından gönderilen Silvanus'um"[7]. Bu, St Paul'ün 'Make­ donya'ya gel ve bize yardım et' (Bölüm 16.9) diyen ada­ mına bir atıftır. Sicilyalı Peter bu karşılaştırmayı saçma bul­ muştur. Ancak Peter, Şebinkarahisar'a (Colonea), Constan­ tinople ve hatta Syracusa'dan bakar ve orayı Ermenistan civarında, uzak doğuda bir yerlerde görür. Constantine'in yaptığı gibi, Ermenistan'dan bakıldığında ise Şebinkarahi­ sar (Colonea), Makedonya olarak kastedilen batıda bir yer­ leşim yeriydi ve Grek topraklarındaydı. Kendisini Silvanus olarak adlandırırken, Constantine bir manastır geleneği 38 Colonea, bir Ortodoks piskoposluk merkeziydi. Sonradan bölgenin baş­ kenti oldu. 39 Lemerle, TB..M 5 (1973), s. 84. Constantine'nin Epispharis'e gezisi için alternatif bir tarih de Bizanslıların Ermenistan üzerinde kontrolü yeni­ den ele geçirdiği 657-SS'dir. (Laurent, L'Armenie entre Byzance et l'ls­ lam, s. 90, n. 1)

51


Hristiyan Düalist Hererikler

olan 'yeni yaşamda yeni isim' geleneğini uyguluyordu. Sil­ vanus, St Paul'ün ilk Epistle'indeki Thessalonians'ı hatırla­ tır. Bunu yaparken kuşku yok ki, Makedonya'nın lideri olan Thessalonians'ı bilinçli olarak seçmiştir.40 Sonraki didaska­ loslar Constantine'i örnek alarak Paul'ün öğrencilerinin ad­ larını almıştır ve hatta kiliselerine Paul'ün ziyaret ettiği yer­ lerin adlarını vermiştir. Bunun anlamı, gerçek apostolik Ki­ lise'yi kendilerinin kurduğu izlenimini yaratmaktı. Constantine-Silvanus, Şebinkarahisar (Colonea) yöre­ sinde yirmi yedi yıl vaizlik yaptı. Daha sonra, müritlerinin Ortodoks Kilisesi ile uzlaşmasını sağlamak ve Constantine'i öldürmek amacıyla Symeon adında bir görevliyi gönderen İmparator il Constantine'e ihbar edildi. Burdan Constanti­ ne'in Maniheizm ile suçlandığını, yüzyıla yakın süredir im­ paratorlukta bu heretikliğe ait bir belirti olmadığı için im­ paratorun konuyu fazlasıyla ciddiye aldığını çıkarabiliriz. Si­ cilyalı Peter'a göre Constantine taşlanarak öldürülmüştür. Ne var ki, bu bilgiyi doğru kabul etmek pek mümkün de­ ğildir. Çünkü Bizans kanunlarına göre taşlayarak öldürme cezası, normal bir uygulama değildir ve Maniheistler için düşünülen bir idam şekli de değildir. Bize göre Constanti­ ne geleneksel bir uygulamayla idam edildi. Taşlanarak öl­ dürülme hikayesi, Paulikienler tarafından kendilerinin ilk şehidi olan Constantine ile ilk Hıristiyan şehit Stephen ara­ sında bir bağ kurmak amacıyla dile getirilmiş olmalıdır.41 40 Silvanus adı şunlarda geçer: 2 Cor 1. 19. l Thess. 1. 1 ve Paulikienlerin okumadığı 1 Pet. 5. 12. Okumuş olsalardı, Constantine o adı almaya daha az hevesli olurdu. Çünkü St Peter, Silvanus'un kendi yazıası oldu­ ğunu söyler. Her ne kadar St Paul, Selanik misyonunda St Silas'tan yar­ dım aldıysa da (Acts 16), bu kişi Silvanus'Ja kanştırılmamalıdır. ikisi ay­ n adlardır.

41 Cf. Acts. 7. 57-60.

52


Tarihsel Giriş Ortodoks din adamları, Constantine'in müritlerine ha­ talarından dönmeleri için yardım eli uzattılar. Symeon, Constantinopole' a döndü ancak Paulil<ienlerin inancından öylesine etl<ilenmişti ki görevinden istifa ederek üç yıl son­ ra Cibossa'ya döndü ve topluluğun başına geçti. Onun bu bilinçli dönüşümü, Stephen'ın taşlanması sırasında hazır bulunan St Paul'ünkiyle paralellik gösterir. Symeon yeni di­ daskalos olarak tanındı ve belki de Paul'ün şu sözlerinden dolayı Titus adını aldı: 'Ama Tanrım, kim şu kederli insan­ ları Titus'un gelişi gibi avutur' (2 Cor. 7.6). Onun önderli­ ğinde Cibossa' dal<i Paulikien kilisesi üç yıl sonra yeniden canlandı. Bu sırada Mananalisli Constantine'in evlatlık oğ­ lu Justus, Hıristiyan düalizmiyle St Paul'ün öğretisinin uyu­ şup uyuşmadığı konusunda kuşku duymaya başladı. Şe­ binkarahisar (Colonea} Ortodoks piskoposundan bu konu­ da Titus ve kendisi arasında bir karar vermesini istedi. Pis­ kopos, Titus'u İmparator il Justinian'a ihbar etti. Titus ve kendisine sadık adamları ölüm cezasına çarptırıldı ve diri diri yakıldı. Şüphe yok l<i bu cezanın nedeni Symeon'un bir zamanlar kraliyet görevlisi olması dolayısıyla yüce Tanrı 'yı ve imparatoru hayal kırıklığına uğratmış olmasıydı. Bu olayların· il Justinian yönetiminin ilk döneminde (685-95) meydana gelmiş olması muhtemeldir. Çü,nkü, 686-87'de Hazarların (Khazars) da yardımıyla kraliyet güçleri Ermenis­ tan' da kontrolü tekrar ele geçirmeyi başardılar, 693'e ka­ dar bu durum sürdü, dolayısıyla imparator doğu vilayetle­ rinde karar verme yetl<isine sahipti.42 42 Head, Justinian ll of Byzantium, s. 33-4, 45-50, 63-64. Düalist heretik­ lerin kazıkta yakılarak öldürülmesi bir Yedinci yüzyıl uygulamasıdır. 1. Justinianus'un yasaları tövbe etmeyen Maniheistlerin idamına izin verir. Ancak idamın şeklini belirtmez. Bkz. s. 4, n. 13.

53


Hristiyan Düalist Heretikler

]ustus ve yandaşları, Ortodoks Kilisesiyle uzlaşmaya varmış olduğundan Cibossa'daki Makedon Paulikien Kili­ sesi daha da hassas bir duruma büründü. Kilisenin Paul adında bir Ermeni olan ve daha önce zulümden kaçmış üyesi, Genesius43 ve Theodore adlı iki oğluyla birlikte Şe­ binkarahisar'ın (Colonea) batısındaki Phanaroia'daki Epis­ paris bölgesine kaçtı. Paul, Paulikienleri toparladı ama on­ ların üzerinde dini bir otorite kurmadı. Yine de, Mananalis­ li Constantine'in müritlerinin adlarını buradan aldığı anlaşı­ lıyor.44 Paul'ün her iki oğlu da didaskalos niteliğine sahip olduklarını iddia etti. Ama Paul, bir zamanlar St Paul'ün yoldaşı olan, Paul ve Silvanus'a misyonerlik görevlerinde yardım eden Timothy'nin adını alan oğlu Genesius'u des­ tekledi.45 Sicilyalı Peter, Timothy'nin otuz yıl görevde kal­ dığını, muhtemelen 748'de öldüğünü ve 718'de lider ol­ duğunu anlatır. Sicilyalı Peter' a anlatılan Paulikien hareketin 'resmi' ta­ rihi elbette ki hikayenin tamamı olmaktan çok, Havarilerin İşleri'nde yer alan Hıristiyanlığın erken yayılma döneminin tam bir görüntüsünü verir. Sekizinci yüzyıla kadar Cibossa ve Episparis'in dışında başka bölgelerde de Paulikien top­ luluklar olmuştur. 719'da john of Ojun, (717-28 arasında Ermenistan Catholicus'u) Dvin'deki bir kilise toplantısında Paulikienlerin (Payl-i-keank) suçlu ilan edildiği bir toplantı­ ya başkanlık etti. john da Paulikienlere karşı bir risale yaz43 Siclyalı Peter'a göre Gegnesius. 44 Sicilyalı Peter tarafından aktarılan hikayedeki Callinice'nin 'Epispharis'te vaaz veren oğulları John ve Paul'ün ardındaki asıl olgu bunlar olmalı. Ben, Lemerle'nin Epispharis'in Phanaroia'da değil, Ermenistan sınırında olduğu iddiasına katılıyorum. T&..M 5 (1973) s. 77-8. 45Acts.16. l;Rom. 16.21; 1 Cor.16. I0.2Cor.1.1;3.2;Heb.13.23; 1 ve 2 Tim.

54


Tarihsel Giriş

dı. Bu risalede Paulikienlerin Catholicus Nerses tarafından uyarılmış olduğunu ama ölümünden sonra 'ülkemizin di­ ğer bölgelerinde saklandıklarını' anlattı. Bu Nerses ili (64161) olmalıdır, çünkü Runciman'ın işaret ettiği gibi, Ner­ ses'ın hükümranlığı Mananalisli Constantine'in ilk vaizlik dönemiyle kesişir.46 Ojunlu John, aynı zamanda Caspian Albania'da (Ermenistan'ın kuzeydoğusunda) Ortodoks Ki­ lisesi'nden sürülmüş bazı iconoclastların da Paulikienlere katıldığını söyler. 47 Bu bilgi on ikinci yüzyıl Ermeni tarihçi­ si Samuel of Ani tarafından da doğrulanır. Samuel, Ermeni Catholicus Elias döneminde (703-17) Pay/-i-keank'ları ya­ sadışı ilan eden Albania Kilise Konseyi kararlarını korumuş­ tur.48 Mananalisli Constantine'in Grek topraklarına gitme­ den önce Ermenistan'da dönüşüm gerçekleştirmesi, hare­ ketin o bölgede kalıcı olması ve hatta Caspian Albania'nın en ücra köşelerine kadar yayılması bu Ermeni kayıtlarında açıktır ve daha sonraki didaskalosların politikalarını açıkla­ maya yardımcı olmaktadır. Paulikienlere Karşı Hoşgörü (740-813)

Timothy, Leo ili zamanında (717-41), Bizans lconoclast muhaliflerce ikiye bölündüğünde didaskalos idi. Altıncı ve yedinci yüzyıllarda Bizans dünyasında İsa, An.ne Meıyem, melekler ve azizler gibi imgelere dinsel bağlılık oluşmuştu. 46 Runciman, The medieval Manichee, s. 34. 47 Dvin Konsili 32 nolu yasası ve Ojunlu John'un risalesinden parçalar Conybeare tarafından 1834 Venedik baskılı bir kitapta Latinceye çevril­ miştir. The Key of Truth, Ek iV, s. 152-4. 48 Bu konsil için daha erken bir tarih saptaması yapan Garsoyan tarafından çevrilmiştir. Paulikien Heresy, s. 92-4. Dr. Garsoyan'ın Ermeni Pauliki­ enliğine dair görüşleriyle ilgili bir tartışma için ek 2'ye bakınız.

55


Hristiyan Düalist Heretikler

İcon terimi, her ne kadar sonradan boyanmış ahşap pano­ lar anlamına gelse de, önceleri her türden dini simgeleri niteliyordu. Bu terimi dinsel aktivitelere uygun bulanlar ikonodülist olarak bilinirdi. Onlara göre Tanrı'nın oğlu (the Son) insanlığımızı paylaştığı için O'nu maddesel formda sunmak uygun olacaktır. Bu doğrultuda, melekleri ve aziz­ leri de tanımlamak uygunsuz olmayacaktı. Benzerliğe gös­ terilen saygı, aslında, prototipine gösterilen saygı demek­ ti. Bu uygulamaya karşı çıkanlara ikonoklast denirdi. Bun­ lar, Second Commandment'ta (İkinci Emir) oyma (gömülü) imgelerin Tanrı tarafindan yasaklandığını söylerdi. Ikorıoklastlar İmparator Leo ili (717-41) döneminde bir savunma geliştirdi. Leo, Tanrı yerine imgelere duyulan saygının, yüzyıllarca Bizans'ın Müslümanlara yenilmesinin nedeni olduğuna ikna oldu. Diğer hataları ne olursa olsun, Müslümanlar temsili dinsel sanatı yasaklamıştı.49 Leo, 730'da imparatorluk içindeki tüm dinsel imgelerin yıkılma­ sını emreden bir ferman çıkardı. Bu durum, Constantino­ pole patriğinin istifasına ve güçlü bir muhalefetin oluşma­ sına yol açsa da kraliyet politikası olarak kaldı.50 Sicilyalı Peter'a göre Leo ili, didaska/osTimothy'nirı adı verilmeyen patrik tarafindan sınandığı Constantinopole'e gelmesini emreder. Bu olay 726'dan sonra gerçekleşmiş olabilir. Aynı dönemde Leo'nun The Eclogues adlı, heretik­ lere ve özellikle de Maniheistlere karşı ağır cezalar içeren yasaları devreye girdi. 51 Aslında patriğin taşralı bir hereti49 Suret sanatı Kuran'da değil Peygamber'in öğretilerinin bir parçasını oluşturan hadislerden birinde yasaklanmıştır. 50 Hussey, The Orthodox church in the By:za.ntine empire, s. 30-43; Bıyer ve Herin, ed. Jconoclasm. 51 Ec/oga, s. 129-32.

56


Tarihsel Giriş

ği şahsen sınaması pek de alışılagelmiş bir durum değildi. Bence Timothy'nin davası 730'da İkonoklast kararnamesi­ nin basımından önce gerçekleşmiştir. Paulikienler aynen imparatorun kendisi gibi tüm dinsel imgelere şiddetle kar­ şıydı. Timothy hakkında şikayet alan Constantinopole'deki kraliyet görevlileri Timothy'nin ikonoklast etkisiyle yerel görevliler tarafından kurban edildiğini düşünmüş ve dola­ yısıyla durumu başkente bildirmiş olabilirler. Bu tez doğru ise Timothy, Patrik Anastasius tarafından sorgulanmış ol­ malıdır. Sicilyalı Peter patriğin Timothy' den Ortodoks inancını reddedenleri, Kutsal Haç'a ya da Tanrı'nın Annesi'ne (Mot­ her ofGod) saygı duymayanları, Kutsal Komünyon'u kabul etmeyenleri lanetlemesini istemesinden söz eder. Pauliki­ enler, Sicilyalı Peter' a, Timothy'nin tüm bu hataları kolay­ lıkla kınadığını anlatır, çünkü Timothy tüm bunları mecazi (alegorik) anlamda yorumlamıştır: Ortodoks inançla Pauli­ l<ien inancı; Kutsal Haç'la gerilmiş kollarıyla isa'yı; Tanrı'nın Annesi ile ilahi Kudüs'ü; Kutsal Komünyonla ise Lordu­ muz' a saygı duymayı farzetmiştir. Daha sonra patrik ona 'kutsal, katolik ve havarilerle ilgili (apostolik) Kilise'ye ve va�ize inanıp inanmadığını sordu; bu soruların birlikte so­ rulması şunu gösterir. Timothy, Nicene Creed'i kabul et­ meliydi. Nicene Creed (İznik Amentüsü) sıralı şu iki cüm­ lenin söylenmesi ger eken bir çeşit şahadet eylemiydi: Tek, kutsal, katolik ve apostolik Kilise'ye inanıyorum; günahla­ rın affedilmesi için tek va�izi kabul ediyorum.' Timothy çok istekli bir şekilde rıza gösterdi çünkü ona göre apostolik Kilise, Paulikien Kilisesi; vaftiz ise isa'nın kendisi yani yaşa­ yan su idi. Her ne kadar davanın kayıtları olmasa da Sicil­ yalı Peter'ın bu anlattıkları konusunda şüphe duymamak 57


Hrisıiycm Diialisı Hereıikler

gerekir, çünkü ikonoklast patriklerin yaptıklarını Ortodoks halefieri sürdürmemiştir.52 Dava, büyük olasılıkla, Anastasius'un patrik olduğu 730 ila Leo lll'ün öldüğü 741 yılları arasında görüldü. Davanın oldukça önemli sonuçları oldu: Timothy patrik tarafından Ortodoks olarak ilan edildi ve kraliyet korumasıyla Phana­ roia'ya gönderildi. Bu bilgiler ışığında, Sicilyalı Peter'ın, Ti­ mothy'nin müritlerini Paulikien kurucu Constantine'in memleketi ve Arapların elinde olan Ermenistan'daki Ma­ nanalis'e götürdüğünü söylemesi şaşırtıcı olacaktır. Ama eğer dava Leo'nun egemenliğinin bitimine doğru görül­ düyse, Timothy'nin göçü Leo lll'ün damadı olan, 742-3'de Constantiople'ı ele geçirerek ikonları gün ışığına çıkaran Artavasdus'un ayaklanmasıyla gerçekleşmiştir. 53 Timothy, yeni hükümetin İkonoklast Leo lll'ün desteğinden mem­ nun olan bir gruba yakın davranmayacağı sonucuna varmış ve dolayısıyla müritleriyle birlikte Arap bölgesinden sığın­ ma istemiş olabilir. Son didaskalos Sergius, Timothy'nin Mananalis'te Ac­ haia adlı üçüncü Paulikien kilisesini kurduğunu aktarır. Ti­ mothy, Mananalis'te, kesin olmamakla birlikte 748'deki büyük salgın döneminde vebadan öldü. Timothy döne­ minde Paulikienler küçük ve zulüm gören bir topluluk ol­ maktan çıkmış, imparatorluk korumasından yararlanan, Hı­ ristiyan Kafi<asya ve birlikte Bizans dünyasına yayılmış say­ gın bir harekete dönüşmüştür. Hareket, Constantine (74175) zamanında daha da yayılmıştır. 52 Patrik Anastasius'un başka bir eylemi günümüze ulaşmamıştır. Grumel, Timothy'nin yargılamasını Patrik 1. Germanus'un yaptığını öne sürer. Ancak Anastasius döneminde de gerçekleşmiş olabileceğini kabul eder. (RP, no. 336, s. 6) 53 Tlıeophanes Continuatus, ed. Bekker, s. 413-21.

58


Tarihsel Giriş

Timothy, 749'daki Emevi (Umayyad) Halifeliğini yıkan ve islam dünyasını sarsan A bbasi devriminden hemen ön­ ce öldü.54 İmparator Constantine (741-75) Ermenistan'ı iş­ gal edip 751 'de Erzurum'u (The odosiopolis) ele geçirerek bu fırsatı iyi değerlendirdi.55 Kendisini takip etmek isteyen tüm Hıristiyanları imparatorluğa kattı. Daha sonra, Bulgar­ lara karşı savunma yapmak ve 748 salgınında boşalan böl­ geleri tekrar doldurmak amacıyla bunların bir kısmını Tral<ya'ya yerleştirdi. Göçmenler arasında Paulikienler de vardı. Bunlar, heretiklikle suçlanmıyordu, çünkü Constanti­ ople patriği onları Ortodoks ilan etmişti.[ 1] Constantine V, inançlı bir ikonoklasttı. 754'te, tüm dün­ yada Hıristiyan Kilisesi'ni bağlayan doktrini tanımlama gü­ cüyle Yedinci Ekümenik Konseyi'ni topladı. Konsey, iko­ noklsat öğretisinin Ortodoks olduğunu ilan etti. Ancak yal­ nızca Bizanslı temsilciler katıldığı için geri kalan Hıristiyan dünyasının gözünde ekümenik statüden uzaktı.56 Bizans istilasından hemen önce Ermenistan'da Arap egemenliğine karşı bir ayaklanma ortaya çıktı. Ülkenin bü­ yük bölümü yirmi yıl boyunca bağımsızlığını sürdürdü. Oradaki Paulikienler, Timothy'nin yerine kimin geçeceği konusunda ikiye bölündü. Bir kısmı oğlu Zacharias'ı, öteki­ ler ise evlatlık oğlu Joseph'ı takip etmek istedi. Her iki isim de yeni didaskalos olduğunu iddia etti. Ama bir süre son­ ra her iki lider de müritleriyle birlikte Bizans ülkesine göç� meye karar verdiler. Bu yeniden yakınlaşmayı hızlandıran şey ise.muhtemelen 772'de Ermenistan'da Abbasi Halife54 Shaban, The Abbasid Revolution; H. Kennedy, The early Abbasid Calip­ hate, s. 35-56. 55 Laurent, L 'Armenie entre ByZance et J'Jslam, s. 208. 56 Hussey, The Ortodox Church, s. 38-41.

59


Hrisıiyan Düalist Heretikler

si tarafından İslami düzenin yeniden kurulmasıydı. O dö­ nemde birçok Ermeni, Bizans'tan sığınma talep etti. Pauli­ kienler de bu genel hareketin bir parçası oldu.57 Ancak, Arap sınırındaki devriyeler onları engellemeye çalıştı ve Zacharias'ın müritlerinin birçoğu Bizans topraklarına geç­ mek isterken öldürüldü. Çünkü Zacharias onları terk etmiş ve tehlikeye atmıştı. Dolayısıyla didaskalos olma iddiasını kaybetti. Kendisi hakkında daha fazla bir şey bilinmemek­ tedir. Joseph sınır görevlilerine, yük arabaları içinde yolculuk eden adamlarının Suriye' de otlak aradığını söyleyerek on­ ların güneye geçmelerini sağladı. Ama onlar daha sonra batıya yönelerek Bizans Anadolusu'ndaki Paulikien merke­ zine, Phanaroia'daki Episparis'e gittiler. Bu bölüm aydınla­ tıcıdır, çünkü Ermeni Paulikienlerin birçoğunun yaylacı ço­ ban olduğunu göstermektedir. Bu da, hareket üyelerinin uzun mesafeleri kısa zamanda alma konusundaki isteğini kesin bir biçimde açıklar. Tartışmasız didaskalos olan Joseph, St Paul tarafından 'kardeşim ve yakın arkadaşım ve yakın askerim'(Phil.2.25) olarak tanımlanan Epaphroditus adını aldı. Bir zamanlar ba­ basının yaşadığı Episparis Paulikienleri tarafından içtenlikle karşılandı, ancak bir süre sonra ibadet etmek için toplan­ dıklarında yerel bir görevli Paulikienleri tutukladı. O dö­ nemde Paulikienlik yasal bir din olduğu için Lemerle'nin politik nedenlerden dolayı onların tutuklanmış olduğu id­ diası akla daha yakındır. 58 Bazı yerel yöneticilerce otorite figürü olarak görülen ve şahsi konutlarda büyük toplantılar 57 Laurent, L 'Armenie entre Byz.:mce et f'lslam, s. 192. 58 Lemerle, T&.M 5 ( 1973), s. 68

60


Tarihsel Giriş

yapan liderleri olan Ermenilerin Arap sınırından geçmiş ol­ ması, kraliyet yöneticilerine kuşkulu görünmüş olabilir. Epaphr oditus tutukluyken kaçtı ve St Paul tarafından İn­ cil'in öğretildiği Orta Anadolu'da, Pisidia'daki Antioch'a gitti.59 Orada, Philippi Paulikien Kilisesi'ni kurdu. Muhte­ melen ilk Epaphroditus'un, Philippi Pauline Kilsesi'nin dai­ mi bir üyesi olmasından dolayı bu ad seçildi. Aşağı yukarı otuz yıllık bir egemenlikten sonra Epaphroditus 800 yılın­

dan hemen önce öldü.

Onun halefi Baanes (Er menicede Vahan),60 Ermenis­ tan'da doğdu. Photius'a göre babası Yahudi'ydi.61 Daha sonra Anadolu'daki Epaphroditus'a katıldı ve sonunda di­ daska/os olarak onun yerine geçti. Ancak liderliği, müritle­ rinin Baanes'e (hain) dediği Sergiu? tarafından tehdit edil­ di. Sicilyalı Peter de haber kaynağı olarak Sergius tara�ar­ larını kullandı. Sergi us Grek'ti. Galatia'da, Tavium yakınlarında bir köy­ de Ortodoks Hıristiyan olarak yetiştirilmişti ve okuıyazardı. Sicilyalı Peter' a göre Sergius, inancına döndüğü bir Pauli­ kien kadının sevgilisi oldu. Ama daha sonraki Bizanslı ya­ zarlara göre değişik bir hikaye söz konusudur. Bu yazarlar Sergius'un öğretmeninin Lycopetrus ya da Peter the Wolf (Kurt Peter) adlı bir büyücü olduğunu iddia ettiler. [16, 19] Sergius bazı Paulikienlerce didaskalos olarak kabul edildi ve Tychicus adını aldı. St Paul bu kişiyi 'sevgili kardeşim ve Tanrı'nın (Lorcf) inançlı vaizi' (Eph.6.21) olarak tanımlar. Baanes'e ne olduğu bilinmemektedir. Sadece bazı Pauliki­ enler Sergius yaşadığı sürece Baanes'e bağlı kalmıştır. 59 Acts. 13. 13-43

60 Garsoyan, The Paulician Heresy, s. 119.

61

Redt,

c. 94, T&.M 4 (1970), s. 152.

61


Hristiyan Diialist Hereıikler

Sergius liderliğe İmparatoriçe !rene (797-802) döne­ minde başladı. !rene, Constantine V'in vekiliydi ve 787'de i\,i1ıc.i Nic.ı:a \İLnil<-) ı<..cınse�i'ni top\ac.\L \<..om.ey, ilmno\ll�t hükümleri feshetti ve imge kültü hakkında Ortodoks dok­ trini tanımladı. Burada alınan hükümler Doğu ve Batı Kili­ seleri tarafından geçerli kabul edildi.62 !rene ve Nicepho­ rus I (802-11) egemenliği sırasında Paulikienler yasal hoş­ görüden yararlanmaya devam etti. Aynen St Paul gibi, Ser­ gius da Paulikien kiliselere pastoral mektuplar yazdı. Bun­ lardan bir kısmından Sicilyalı Peter da alıntılar yaptı. Daha sonra St Matthew'un Gospel'i [16(d)] (İncil'i) hakkında yo­ rum yaptığı düşünüldü. Genel merkezini Niksar (Neoca­ esarea) yakınlarında Cynochorion 'a taşıdı ve orada yine bir Pauline ad olan Laodicea (Col.4.15-16) adıyla kilise kurdu. Divriği'deki (Tefrice) Paulikienler Patrik Nicephorus (806-15) Paulikienlerin düalist olduğuna inanıyordu. Ama politik olarak onlardan kuşkuluydu, çün° kü Irene'in dinsel politikalarına karşı çıktıkları için dağıtıl­ mış bazı kraliyet askeri birimleri Paulikienlere katılmıştı. Bunlar ikon ekolüne kesinlikle karşıydılar. [2] Nicephorus 1 ve Michael I dönemlerinde Paulikienlerin, Constantinop­ Ie' da hükümet karşıtı gösterilere karıştığı düşünülüyordu. [3] Dolayısıyla patrik yeni imparator Michael'i (811-13) Pa­ ulikienleri heretik ilan etmesi ve bu inanca sahip kişilere ölüm cezasının tekrar uygulanması konusunda ikna etti.63 Michael l'in halefi Leo V (813-20) ikinci Nicaea (lznik) Konseyi kararlarını hükümsüz kılarak İkonoklazmı yeniden 62 Hussey,

The Orthodox Church,

s. 111-40.

63 A!exander, The Patriarch Nicephorus of Constantinople, s. 99

62


Tarihsel Giriş

kurdu64 ama Paulikienlere karşı olan yasaları geri çekmedi. Bunun nedeni şu olabilir: Kendisi {Leo) E.rmeni idi, muhte­ melen Gnuni soyundan bir ailenin oğluydu. Dolayısıyla o dönemde Ermenistıın'da asıl güç: olan Bagratid hanedanıy­ la bağlantılıydı. 65 Paulikienlerin gerçek inançlarının farkın­ c\aycıı. ,eni lı,onol<laz.m ı,ar;;ıtı Stoctium\u St Toeodore' a göre heretiklikle ilgili kanunlar zorlamaydı. Her ne kadar boşuna da olsa, Ortodoks Kilisesi taralindan Paulikienlere biçilmiş ölüm cezasına şiddetle karşıydı. [4] Aynı dönem­ de, bir keresinde sadık bir ikonodülist olan Peleceteli St Macarius kendisini bir grup Paulikienle ölüm cezasını ha­ pishanede beklerken buldu. Niksar başpiskoposu Thomas Anadolu'daki Paulikien takiqine piskopos Paracondacus yardımıyla öncülük etti. Paracondacus birçok Paulikieni tutukladı ve idam etti. Ama daha sonra Paulikien Laodicea Kilisesi üyeleri başpiskopos Thomas'ı öldürerek öç aldılar. Sergius'un müritleri, pisko­ posu öldürenlere Astatoi adını verdi. Lemerle'e göre As­ tatoi adı, St Paul'ün havarileri 'Bizler, evsiz gezinenler' şek­ lindeki tanımından dolayı alınmıştır. 66 Daha sonraki kay­ naklara göre bunlar Paulikien hareketin askeri kanadını oluşturdular. Astatoiler, Malatya E.mir'inden sığınma istedi ve E.mir onlara Arguvan kalesini verdi. 67 Sicilyalı Peter bu olayı tarihlendirmiyor. Ancak, her ne kadar heretik de ol­ salar bir grup Hıristiyan savaşçıya sınır kalesinin bağışlan­ ması Slavların Thomas'ı'nın ayaklanması sürecine doğal olarak denk düşen bir olaydır. Thomas, Bizans hükümdarlı64 Alexander, The Patriarch Nicephorus of Constantinop/e, s. 111-40. 65 Toumanoff, Studies in Christian Caucasian history, s. 200-1, n. 228. 66 Astatoumen, 1. Cor. 4. 11; Lemerle. Tll-M 5 (1973), s. 72.

67 Bu emirin kimliği belirsizdir. Lemerle'nin CI. Cahen'den yaptığı alıntıya bakınız, Tll-M 5 (1973), s. 73, n. 64.

63


Hristiyan Düalist Heretikler

ğına karşı hak iddia eden bir ikonodul idi. Halife al-Ma­ mun'un desteğiyle 820'de Anadolu'yu ele geçirdi ve 823 'e kadar alt edilemedi. 68 Sergius-Tychicus ve birçok müridi Arguvan'daki Asta­ tofye katıldı ve orada Colossians Paulikien Kilisesi'ni kur­ du. Muhtemelen Tarsus Emiri'nin izniyle bir misyon yürüt­ tüğü ve Mamistra'ya atfen Ephesians Kilisesi'ni kurduğu Cilicia'ya da gitti. Colossae ve Ephesus (Efes) orijinal Tychi­ cus'la yakın bağları olan Paulikien kiliseleri idi.69 Katılımlar yerel Hıristiyan topluluklardan olmalıdır. Çünkü Müslü­ manlıkta bir başka dine geçme suç sayılıyor ve ölüm ceza­ sı bile gerektiriyordu. Bu arada Astatoi, bir ihtimal Micha­ el il (820--30) ama kesin olarak da Theophilus (830--42) döneminde Bizans Anadolusuna baskınlar düzenleyen Ma­ latya Müslümanlarına katıldı.70 Sergius savaşçı değildi, yaşamını Kilise'nin kurucusu­ nun yaptığı gibi marangozluk yaparak kazandı. Ölümü de zaten bu işi yaparken gerçekleşti: 'Nikopol (Nicopolis) ka­ lesinden (kastet/on) gelen Tzanios, Sergius'u Arguvan'da bir dağda ağaç keserken buldu, baltayı elinden kaptı, vur­ du ve onu öldürdü'[?]. Bu olay 834-35'te oldu ama nede­ ni bilinmiyor. Nikopol (Nicopolis), Şebinkarahisar'ın güne­ yindedir. Muhtemelen Tzanios bir Ortodoks fanatiğiydi. Ama Tzanious'un didaskafos Baanes'in müritlerinin üye ol­ duğu rakip Paulikien kilisesinden biri olma ihtimali de var­ dır. Çünkü Sergius'un ölümünden sonra müritleri, Sergic us'un synekdemos'u Theodotus tarafından barış sağlanana kadar Baanes'in müritlerini öldürmeye devam etti. Photi68 P. Lemerle, 'Thomas de Slave', T&.M 1 (1965), 5. 255-97. 69 Col. 4. 7; Eph. 6. 21. 70 Lemerle, T&.M 5 (1973), 5. 82-3.

64


Tarihsel Giriş

dokuzuncu yüzyılın sonunda Sergius ve Baanes'in müus, ,,,,,_, r\ -2'.rasınc\1=<,\<j. aynh�,n ha\� g\cle,:'\\med\ğ\n\ an\atrr.71 ...,

Bilinmeyen nedenlerden ötürü, yeni bir didaskalos ka­ bul edilmedi. Sergius'un ölümünden sonra müritlerinin li­ derliği, daha önce eğittiği altı synekdemofye geçti. Bu synekdemoıler Arguvan' da yaşadılar ama birçok Paulikien, Bizans topraklarında yaşamaya devam etti. İmparator Theophilus 842'de öldükten sonra onun dul karısı Theodora, Michael lll'ün vekili olarak başa geçti. The­ odora, bir ikonodülistti. 843'te tüm ikonoklast kuralları ip­ tal eden ve Ortodoks Kilisesinin gerçek inanç olduğunu kabul eden İkinci Nicaea (İznik) Konseyi kurallarını tekrar yürürlüğe koydu.72 Patrik Methodius, Bizans Kilisesi tara­ findan lanetlenen bir J-ieretikler listesi olan Ortodoks Syno­ dikon'unu muhtemelen 844'ten geçerli olmak üzere [16] yazdı. Bu yasalar Lent'in (Paskalya öncesi perhiz) ilk Pazar günü tüm halk tarafindan ezbere okunacaktı. İmparat�riçe yeni Ortodoksluğu güçlendirme konusunda hevesliydi. Heretizm yasaları taşrada büyük bir gayretle uygulandı. [6(a)] Öldürülenler arasında Anatolikon temasının önemli bir görevlisi olan protomandatorCarbeas'ın babası da var­ dı. Bu, Carbeas'ı ayaklandırdı. Carbeas beş bin kadar Pauli­ ldenle birlikte Arguvan· a gitti ve orada emrindekilerini Ma­ latya Emiri'nin hizmetine sun_du. Lemerle, bunun 843-4'te olduğunu savunuyor, çünkü güncel kaynaklara göre Carbe­ as 844'te zaten Arguvan'daydı. Bu dönemde Şebinkarahi­ sar (Colonea) Paulikienleri vali Callistus'u kaçırdı ve Carbe­ as'a teslim etti. [6(b)]73 71 Reci/.c.11, T&.M 4 (1970). s. 122-5. 72 Hussey, The Orthodox Church, s. 62-5. 73 Lemerle, T&.M 5 (1973), s. 88-9.

65


Hristiyaıı Düalist Heretikler

856'ya kadar Carbeas ve müritleri Bizans sınırlarının ye­ ni kalesi Divriği'ye göçmüştü. Burada Malatya Emiri'nden bağımsız yaşıyorlardı. 74 Divriği, Bizans imparatorluğunda zulüm gören Paulikienlerin sığınağı haline geldi. Carbe­ as'ın bu tehlikeli sınır bölgesine yerleşmek isteyen Pauliki­ en olmayanlara da çekici koşullar önerdiği söylenir. 863'teki ölümüne kadar Malatya Müslümanları ile Bizans topraklarına akınlar yapmaya devam etti.75 Carbeas'ı aynı zamanda damadı ve devletin dünyevi li­ deri olarak yeğeni Chrysocheir takip etti. Ancak Sergius'un hayatta kalan iki synekdemoisi Basileius ve Zosimus hala dinsel liderlerdi.76 867 yılında İstanbul'da (Constantinople) bir saray ayaklanması çıktı. Makedon Basil, Michael lll'ü öl­ dürttü. İmparator, 1. Basil oldu. Chrysocheir bu karışıklıktan yaralanarak Anadolu'nun batısındaki lzrıik, İzmit ve Ephe­ sus'a baskın yaptı.77 Bu olay Basil l'in 869-70 yıllarında Si­ cilyalı Peter'ı Divriği'ye barış görüşmeleri yapmak amacıy­ la göndermesine neden oldu. Ancak Peter, sadece mah­ kum değişimi yapabildi. Savaş devam etti. Chrysocheir 872'de bir olayda öldürüldü ve kesilen başı imparatora yollandı. [9(a)] Divriği, 878'te gerçekleşen yıkıcı bir dep­ remden sonra Bizans'a teslim olana kadar bağımsız kal­ dı.78 İmparatorluk görevlileri bazı yenik düşmanlarını ken­ di askerleri olarak kaydettiler. Chrysocheir'in güvendiği da­ madı Diaconitzes tarafından kumanda edilen bir Paulikien 74 Sicilyalı Peter, bunun Müslümanların baskısından kaçmak için olduğunu söyler. Me!itene Emiri'nin Paulikien inancının tam olarak uygulanması­ nı engellemiş olması da muhtemeldir.

75 Lemerle, T&.M 5 ( 1973), s, 93 ven. 19,

76 Paulikien lideri Chıysocheir'in, Photius'un bir dönem-haberleştiği John

Chıysocheir olup olmadığı belirsizdir. Lemerle, T&.M 5 ( 1973), s, 40-2).

77 a.g.e., s. 98, Gregoire, 'The Amorians and Macedonians', s. t 15-17.

78 Lemerle, T&.M 5 (1973). s. 104-8.

66


Tarihsel Giriş alayı Nicephorus Phocas the E.lder' a 885 'deki Apulian se­ ferinde hizmet etti. Diaconitzes daha sonra imparator Vl Leo (886-912) tarafından Ortodoksluğa döndürüldü. [9(b)]

Sonraki Paulikienler Divriği'nin düşmesinden sonra Paulikien Kilisesi örgütüyle ilgili bir şey_ bilinmemektedir. Her ne kadar organize bir ya­ pıları olmasa da parça parça yapılan toplantılar ortak inanç ve birlik duygusunu ayakta tuttu. Divriği'nin işgalinden sonra imparatorlukta yaşayan Paulikienlere yapılan zulüm sona ermiş gibi görünüyor. Yine de yetkililer Ortodoks vaf­ tizini kabul etmeleri için ılımlı yollar da denediler. [ 11] Onuncu yüzyıl süresince ve on birinci yüzyıl başlarında Anadolu 'ya yayılmaları devam etti ve Avkhat (E.uchaita' da) [12], Miletus [13] ve E.phesus [18] yakınlarındaki köylerde de göründüler. 970'e gelindiğinde Bizans, doğu sınırını yukarı E.uphra­ tes (Fırat) ve Kuzey Suriye'ye kadar genişletmişti. Bu böl­ gelerde yaşayan Paulikienler de kontrol altına alındı.79 An­ tioch patriği Theodore il (970-76) John I Tzimisces'i (96976) bu heretikleri doğu bölgelerinden kovmaya ikna etti. imparator, 975'te büyük miktarda Paulikieni Plovdiv'e (Philippopolis) yerleştirdi. Bu da Balkanlarda Paulikien var­ lığını güçlendirdi. [ 14] Ancak, Bizans fetihlerine rağmen bazı Paulikienler en azından on ikinci yüzyıl başlarına kadar Müslümanların yönetiminde ·yaşamaya devam etti. Çünkü batılı yazarların çoğuna göre bunlar, Müslüman orduların­ da gruplar kurmuş ve Birinci Haçlı seferinde çarpışm ıştı.80 79 Whittow. The making ofOrthodox Byzantium, s. 310-27. 80 Bunlann listesi için bkz.. Garsoian, The PauJician Heresy, s. 15-16.

67


Hrfaıiyan Diialisı Heretikler

975'ten sonra Balkan Paulikienleri kaynaklarda, heretik inançlarına rağmen kraliyet ordularında görev alan, iyi sa­ vaşan adamlar olarak geçer. Görev azmini yitirmiş ama inançlarını kendi toplulukları içinde yaşamaktan da mem­ nun görünüyorlardı. Peribleptonlu Euthymius bile günahın heretizmin her, türünden şikayetçi olmasına rağmen Pauli­ kienler hakkında şunu söyler: "Sapkınlıkları çok açık ama bunu gelenek olarak kabul edenler dışında kimseye zarar veremezler: onlar yüzünden hiç kimse üzülmez ya da yas tutmaz" [ 19]. George Maniaces bir Paulikien birliğini 1038-41 'deki Sicilya seferi için yanına aldı ve bunlar daha sonra Apulia'da Normanlara karşı da kullanıldı. [17]. 1081'de Alexius 1 (1081-1118), Durres'de (Dyrrachium) Narman saldırılarını püskürtmek amacıyla 2.800 kadar Pa­ ulikien'den oluşan bir alay görevlendirdi [22(a)]. Ancak Paulikienler kendilerini Bizans'ın tebaası olmak­ tan çok müttefiki gibi hissediyorlardı. Constantine IX ( 1042-55), Rusya steplerinden savaşçılıklarıyla bilinen Pat­ zinakları (Peçenekler) Danube sınırlarını korumak amacıyla kuzey Bulgaristan'a yerleştirdi. Ama sadakatleri tartışmalı olan bu halkası Paulkienler de zaman zaman destek verdi [20]. Aynı bağımsızlık ruhuyla Alexius komutasındaki Pa­ ulikienler, Narman seferi bitmeden evlerine döndüler. Do­ layısıyla 1083'te Normanlara yenilen Alexius, Paulikienleri azaltmak amacıyla tamamından Ortodoks vaftizini kabul etmelerini istedi. Karşı çıkanlar cezalandırıldı; liderleri mahküm edildi, kalanlar ise evlerinden atıldı. Bu, Traulus önderliğinde bir ayaklanmaya neden oldu. Traulus, güve­ nilir bir kraliyet görevlisiydi ve Ortodoksluğa dönen bir Pa81 M. Ango!d, The Byzantine empire, s. 14-17.

68


Tarihsel Giriş

ulikiendi. Kız kardeşlerinin evsiz kalmasına karşı çıktı. Pe­ çeneklerle birleşerek Philippopolis yakınlarındaki Belyato­ vo kalesini ele geçirdi. (Alexius'un yerlerinden oynatmayı bile imkansız bulduğu grup) [22(b)] İmparatorun Paulikien� leri hizaya sokma uğraşısı zamansızdı, dolayısıyla sonraki otuz yıl boyunca onlara dokunmadı. Ancak 1114 yılında Philippopolis Paulikienlerini Ortodoks inancına döndür­ mek için kişisel bir çaba da gösterdi. Anna Comnena'ya göre o kadar çok Paulikien vaftiz edildi ki babası yaşamak için yeni bir kasaba inşa etmek zorunda kaldı. Buna rağ­ men birçoğu da inançlarına sadık kaldı ve liderlerinden iki­ si ömür buyu hapse mahkum edildi [22(d)]. Alexius'un ölümünden sonra Paulikienler, Ortodoks ya­ zarların ilgisini yeni heretik toplum Bogomillerden fazla çekmedi. Bazı Paulikienler, BogorT1ilizme geçtiier82 ama bu sadece onların küçük bir kısmı için geçerlidir. Moglenalı St Hllarion, İmparator Manuel 1 ( 1143-80) hükümdarlığında Paulikienleri bölgesinde buldu. Dördüncü Haçlı ordusunun 1204-0S'te Philippopolis'i kuşattığı sırada Paulikienler hala kasabanın dörtte birini oluşturuyordu ve Haçlılara karşı du­ ruyorlardı [40]. Paulikienlere Orta Çağ'ın sonlarına doğru Ortodoks yö­ neticiler taratindan baskı yapıldığı sanılmamaktadır. Sonuç olarak da, Osmanlı fethinden sonra bağımsız dini bir top­ luluk olarak yaşamayı sürdürdükleri dışında fazlaca bir şey bilinmemektedir. Papa Gregoıy Xlll'ün 1580'de Osmanlı İmparatorluğu'nun batısına Havari ziyaretçi olarak gönder­ diği Pietro Cedolini ve aynı görevdeki halefleri, Danube Nicopolis'te ve Philippopolis'te l,endi tarzlarında 'Paulian' 82 Bkz. Orijinal metinde sayfa 35, 38.

69


Hristiyan Düalist Heretikler

olan on yedi köy keşfettiler. Onlar Paulikiendi: Havari Pa­ ul'ü kutsal sayıyor, İsa'nın haçından uzak duruyor, tüm di­ ni imgeleri ve ikonları yok sayıyorlar, suyla vaftizi kabul et­ miyorlar, kendilerini Ortodoks Kilisesinden ayrı tutuyorlar ve Paulikien metinlerindeki ilkeleri kullanıyorlardı.83 So­ nunda, Katolikliğe geçtiler. Bu son Paulikien topluluklar ki­ tabımızın konusu dışındadır. Onlardan, Mananalisli Cons­ tantine'in başlattığı dini hareketin sürekliliğine kanıt olarak söz edeceğiz.84

BOGOMİLLER Bogomillzmin Doğuşu

Sicilyalı Peter Paulikienlerin Tarihi (History of the Paulicians) kitabını Bulgaristan başpiskoposuna adadı. 85 Giriş bölü­ münde Divriği'yi 869-70'de ziyareti sırasında yaşadıklarını şöyle anlatır: Adamlarından bazılarını Bulgaristan'a yolla­ yıp oradaki insanları Ortodoksluktan ayırıp kendi yanlış inançlarını kabul ettirme planlarını mırıldandıklarını görmüştüm' [7]. Bu açıklama oldukça ikna edicidir. Pauli­ kienler, Trakya'da yüzyıldan fazla bir süredir yaşamaktaydı. Bulgaristan' da sınır ötesindeki bu dinsel yapı onların etkili 83 Bkz. Orijinal metinde sayfa 6- 1 O. 84 Daha fazla ayrıntı için bkz. Loos, Dua/ist Heresy, s. 336-9. Yuri Stoya­ nov, dikkatimizi önemli bir yeni çalışmaya çekmiştir. Yovkov, The Pav­ likians and the Pavlikian towns and vilfages. s. 190 ff. (lngilizce özeti olan Bulgarca bir kitap) 85 Adını vermez. Buradan da kitabı Constantinople l<onsili tarafından Bul­ garistan Başpiskoposluğu'nun kurulduğu Şubat 870 ila ilk görevlinin atandığı 5 Ekim 870 tarihleri arasında yazdığını çıkarı yoruz. (Dvornik, The Photian schism, s. 157, n. 1.)

70


Tarihsel Giriş

olması için özellikle elverişliydi. Peter'ın cümlesinden şunu anlayabiliriz; Divriği'deki Paulikienler, Bulgaristan'a misyo­ ner gönderen Trakya Paulikienleri ile ilişki halindeydi. Balkanlar, (Dariube'un güneyi) altıncı yüzyılda Hıristi­ yan'dı. Daha sonra pagan Slavlar buraya yerleşmiş, kilise örgütü bozulmuştu. Yine de 'Roman' (Romalı) n.üfusu Hı­ ristiyan kalmış olabilir. 681 'de Danube'un güneyine yerle­ şen Bulgarlar, dokuzuncu yüzyıl ortasında büyük bir krallık kurmuştu.86 O zamanlar çoğu hala pagandı. Ancak Khan Boris (852-89), Hıristiyanlığı devlet dini olarak kabul et­ mek istiyordu. 870'de hem Ortodoks hem de Katolik elçi­ lerini İstanbul (Constantinople) patriğine bilgi vermeden önce halkına İncil'i öğretmek amacıyla davet etti.87 870'Ierde, Bulgaristan'da, donanımlı Hıristiyan sayısı oldukça azdı, çünkü köylerde Ortodoks kilise sınıfı ağı oluşturmak uzun zaman aliyordu. Dolayısıyla pagan ve Hı­ ristiyan mitolojileri insanların kafasında birlikte yer alıyordu ve birçok kişi de Hıristiyanlığı ,yaşamanın farklı yollan oldu­ ğunun farkındaydı. Katolik ve Ortodoks görevlileri işbaşın­ da görmüşlerdi. Böylesi bir toplulukta Paulikien din adam­ ları farklı görünemezdi. Paulikienlerin dokuzuncu yüzyılın sonunda Bulgaris­ tan' da dönüşüm yaşamadığı, John the Exarch tarafından da doğrulanır. Kendisi, Boris'in oğlu Symeon (893-927) yönetimi sırasında yazan bir alim-din adamı idi. Symeon, Maniheistleri ve Slavları Tann'nın büyük oğlunu şeytan olarak adlandırmaktan utanmayanlar' olarak suçlamıştı.88 Dokuzuncu yüzyılda ruhban sınıfı tarafından kullanılan 86 Haritaya bakınız.

87 Fine, The ear/y medieval Balkans, s. 94-131 . 88 Obolensky, The Bogomils, s. 89, n. 3, s. 95.

71


Hrfatiyan Düalist Heretik/er

Maniheist terimi istisnasız Paulikienler anlamına geliyordu. Ancak pagan Slavlara atfedilen bu inanç, (şeytanın Tan­ rı'nın büyük oğlu olduğu) her ne kadar daha sonra Bogo­ miller tarafından geliştirilse de, Paulikienlerden öğrenilme­ mişti. Symeon'un oğlu Peter (927-69) Bizans İmparatoru Ro­ manus I Lecapenus (920-44) tarafından Çar (Tsaı) olarak tanındı ve Romanus'un torunu Maria ile evlendi. Yönetimi sırasında Bizans etkisi Bulgaristan'da oldukça fazlaydı.89 O bölgede yeni bir heretik hareket ortaya çıkınca Peter, karı­ sının amcası İstanbul Patriği Theophylact'a danıştı. O, te­ olojik sezgisiyle bilinen biri değildi90 ve muhtemelen da­ nışmanları tarafından hazırlanan cevabı da pek net değildi [10]. Mektupta Heretizmi 'Maniheizmin ve Paulianizmin bir karışımı' olarak tanımlar. Her ne kadar Bizanslılar Pauli­ kienliği, Paulikenlik anlamında yanlış kullansalar da nor­ malde Samosata'lı Paul'ün müritleri için kullandılar.9ı The­ ophylact da hiç kuşkusuz aynı anlamda kullandı çünkü bu yeni heretiklerin Samosatalı Paul'ün kuralları gereğince Ki­ lise ile uzlaştırılmasını emretti. 92 Ancak bu yeni heretikle­ rin bu kitapta değinilmeyen 'Paulikienler' ile hiçbir ortak yanı yoktu. Maniheizm, Bizans tarafından kuşkusuz Pauliki­ enlilde eşit sayılıyordu. Theophylact bu yeni heretilderin bir parça Paulikien olduğunu sanıyordu, çünkü öğretilerini on dört başlık altında lanetledi. Bunlardan ikisi Sicilyalı Pe­ ter'ın raporundan alınmaydı. Yeni heretiklere ait ayırt edici iki doktrin şöyleydi: 2 numaralı lanet onlara, Paulikienler 89 Browning, Byzantium and Bulgaria, s. 67-9. 90 Yalnızca arşivcisi tarafından gönderilen başka bir mektup korunmuştur. (RP 1 (il). no. 789, s. 222-4). 91 Ek Z'ye bakınız. 92 Obolensky, The Bogomils, s. 115.

72


Tarihsel Giriş

gibi katıksız düalistler değil, somut evrenin yaratılmasını şeytana atfeden ılımlı düalistler olduklarını gösterir; 4 nu­ maralı lanet ise Paulikienlerin tersine sofu bir yaşam tarzla­ rı olduğunu söyler. Aslında, patrik daha sonraki mektubun-­ da 'kendilerini sofu, iyi ve dindar kabul eden' bu heretik-­ lerle bağlantısı olan kişilerden söz eder. Patrik, çara fikrini değiştirmeyen heretiklere ölüm cezası uygulamak gerekti­ ğini önerdi. Bogomilizmin doğuşu konusundaki ilk güvenilir açıkla­ ma rahip Cosmas'ın Semon'udur. İlk elyazması on beşinci yüzyıla dayanır. Ne zaman yazıldığına dair tek işaret ise Çar Peter'dan (969) ölü olarak söz etmesidir [15]. Her ne kadar bazı araştırmacılar Cosmas'un bunu on üçüncü yüzyılın başlarında yazdığını iddia etse de, onuncu yüzyılın başla­ rında yazılmış olduğu fikrini daha inandırıcı buluyoruz.93 Cosmas'un tarif ettiği Bogomilizm daha sonraki kaynaklar-­ da yer alanlardan daha basittir. Örneğin: Bogomilizmde toplu ayin ve hiyerarşi vardı. Oysa Cosmas bundan söz et-­ mez.94 Bunun yanında, Cosmas'ın eseri, onuncu yüzyılın son çeyreğinde yazılmış olan bir esere hiç de uygun olma­ yacak biçimde, hiçbir bilgi içermez. Yazarın Eski Slavca ya-­ zan bir Ortodoks rahip olmasının dışında hakkında hiçbir bilgi bulunmamaktadır. Yazar, Bulgar Ortodoks Kilisesi hak-­ kında oldukça eleştireldir. Kiliseyi. ruhban sınıfının çürümüş yaşamları ve zenginlikle (mal mülkle, varlıkla) meşgul ol­ maları nedeniyle heretikliğin yayılmasına izin vermekten sorumlu tutar. Ancak bu, heretiklerin az bir direnişle karşı­ laştığını ima ederek başarılarını gölgelemek amacıyla ya-93 Yazarın kendi yorumuyla desteklediği literatüre göz atmak için bkz. M. Dando, 'Peut-on avancer de 240 ans la date de composition du Traite de Cosmas le pretre contre les Bogomiles?', s. 3-25. 94 Orijinal ki�apta sayfa 33-34.

73


Hristiyan Düalist Heretikler

pılmış bir dil oyunu (retorik bir yöntem) olabilir. Yer azlığın­ dan dolayı Cosmas'ın eserindeki bölümü çevirmedik, çün­ kü heretizm hakkında bildiklerimize bir şey eklemiyor. Cosmas eserine şöyle başlar: 'İyi bir Hıristiyan, Çar Pe­ ter egemenliği sırasında Bogomil adında bir rahip vardı ... Bulgaristan'da ilk kez heretizm hakkında vaaz veren ilk ki­ şiydi' [ 15]. Cosmas'ın tanımladığı Bogomiller ılımlı düalistti: iki oğlu olan tek Tanrı'ya inanırlardı: büyüğü İsa, küçüğü şey­ tan. Şeytan olağandışı evreni biçimlendirmişti. Eski Ahit'i kabul etmezlerdi ve tüm öğretilerini sadece Yeni Ahit'e dayandırırlardı. İsa'nın Eucharist (Ekmek- Şarap ayini) gele­ neğini mecazi anlamda yorumladılar. Son Yemek'te İsa'nın havarilerine) dört İncil'i (yani vücudu) ve Havarilerin İşleri kitabını (yani kanını) verdiğine inanıyorlardı. Her ne kadar Cosmas bu düşüncenin Bogomillerin cehaletini gösterdiği­ ni düşünerek alaycı yaklaşsa da, (çünkü Yeni Ahit İsa'nın çarmıha gerilmesi ( Christ's Passion) sırasında henüz yazıl­ mamıştı) Bogomillerin aynen manevi ataları Katarlar gibi, İsa'nın bu kutsal kitapları Cennet'te yazdığına ve kendi Ki­ lisesi'ne emanet ettiğine inanmaları da mümkündür.95 Kendilerini Hıristiyan olarak tanımladılar. Cosmas direkt olarak doketik Hıristiyan bilimi ( Christology) sahibi olduk­ larını söylemese de bu fikir açıklamalarından çıkarılabilir. Bogomiller Ortodoks Kilisesinin hiyerarşisini tümüyle red­ dettiler. Cinsel ilişkiyi kabul etmeyen, şarap içilmeyen ve et yenmeyen sofu bir hayat yaşadılar. İsa'nın (Tarırı'nın, Lord's) kitabını kullanarak sık sık ibadet ettiler, özel bir gün belirlemediler. Pazar gününü herhangi bir gün gibi yaşadı95 Raynerius Sacconi, Summa de Catharis, ed. F. Sanjek (AFP 44 (1974), s. 51-2.)

74


Tarihsel Girtş

hr. Slrbirlerine düzenli bir şekilde günahlarını itiraf ettiler.

Cosmas, clnsel eşltlilı;. uyguladıKıannı da \ma eder. Cosmas, Bogomillerin Ortodoksluktan pek de farklı ol­ mayan iyi Hıristiyanlar olarak yaşadığını kabul eder. Bogo­ miller inançları uğruna mahküm edildiler. Sonunda hepsi de mahkümiyetten kurtulmak için pasif direniş şekilleri

buldular, Ortodoks olarak onay/anmak istiyorlarsa haç/ara ve n...on\ara \�i\ise\erc\e sayg1 gösterc.\\\er ve gerek'nse here­ tik uygulamalarından vazgeçmek için yemin etmeye hazır .oldular. Cosmas, Bogomilleri, hükümeti yıkmak istedikleri için de suçlar: 'Müritlerine, efendilerine karşı gelmemeyi öğretiyor, zenginleri hor görüyor, Çar' dan nefret ediyor, üstleriyle alay ediyo_r, aristokrat sınıfı suçluyor, Çar'a hizmet edenlerin Tanrı'dan korkması gerektiğine inanıyor, her bir köleye patronları için çalışmamalarını öğütlüyorlardı' [15]. Belki de ilk Bogomiller gerçekten sosyal radikaldi. Eğer öy­ le ise bile daha sonra coşkularını kaybettiler çünkü daha sonraki kanıtlarda haklarında ya da ataları, Katarlar hakkın­ da bu derece bir hassasiyetin izlerine rastlanmıyor. Ancak, o bölümde Cosmas'ın bu dünyadaki her şeyin şeytani tara­ fını anlatan öğretilerini tahrik edici sebeplerden dolayı yan­ lış yorumlamış olma olasılığı da bulunmaktadır. Son olarak, Cosmas, Bogomillerin hayat tarzında St Pa­ ul'ün Sahte Mesih'in (deccal, Sahte İsa) (Antichrist) gelişi ile ilgili kehanetini görür: 'Şimdi Ruh (the Spirit) açık olarak gelecekte bazılarının düzenbaz ruhlara ve şeytanın doktri­ nine önem vererek inançtan uzaklaşacağını söyler. Bunu da vicdanı kurumuş, evliliği yasaklayan ve Tanrı'nın, ina­ nanların ve doğruyu (gerçeği) bilenlerin şükranla karşıla­ masını gereken yiyecekleri men eden yalancılar sayesinde yapacaklar' ( 1.Tim.4. 1-4) [ 15].

75


Hristiyan Düalist Heretikler

C.asmas, \>,\zans c\ünyasınc\a popüler eskatolojik coşku­ nun güçlü bir akım olduğu dönemde yazıyordu, o ı,agıam­ da bakıldığında bu yeni heretizm aslında uğursuzdu,96 Yüzeysel olarak Bogomilizmin, Paulikienlik ile ortak bağları varmış gibi görünüyor, Her ikisi de düalist akımdı. Her ikisinin de yandaşları İyi Tanrı'nın _görünen evreni ya­ rattığı inancını inkar etti; her ikisi de İsa'nın insanlar üzerin­ de kendi başına karar verdiği inancını reddetti; her ikisi de Yahudi yönetimini ve şeytandan ilham aldığı için kutsal ki­ taplarını kabul etmedi; her ikisi de Ortodoks l<ilisesi'ni, hi­ yerarşisi ve kutsal törenlerini reddetti. Her ne kadar bu, geniş bir fikir birliği gibi görünse de, Bogomil inancının merkezinde yatan ruhani gerçeklik Paulikienlerinkinden farklıydı. Bogomiller her şeyin sebebi olan tek Tanrı'ya inandılar, O Tanrı'nın oğulları İsa ve şeytandı; şeytan ise bu olağa­ nüstü evrenin yaratıcısıydı. Bu Tanrı görüşü Paulikienlik ya da eski Maniheizmden alınma değildi: Yakın Doğu'daki paralel düşünce Zurvanizm idi. Zurvanizm, Zoroastrianiz­ min (Zerdüştizm) bir şekliydi. Sasani İmparatorluğu döne­ minde güçlüydü. Zurvan adında, Işık Tanrısı Ohrmazd (Ahuramazda) ve Karanlık Tanrısı Ahriman'ın babası olan Yüce Tanrı'nın (High God) var olduğunu varsayardı.97 John the Exarch'ın ispatladığı gibi bu inanç Bogomilizmin yük­ selişinden önce Bulgaristan'da mevcuttu, Bulgarların Rus­ ya steplerinde yaşadığı ve Sasani İranla daha fazla ilişki şansları olan döneme kadar da dayanmaktaydı.98 96 Alexander, 'Historiens byzantins et croyances eschatologiques'. s. 1 -Sa. 97 Zaehner, Zurvan: a Zoroastrian dilemma, Ek. 98 Pagan Bulgar tapınaklarına dair bkz. Stoyanov, The hidden tradition in Europe, s. 113.

76


Tarihse/ Giriş

Bogomiller sofulı,ıklarını ne Paulikienlerden ne de Zur­ vanistlerden (ZuNanites) aldılar. Çünkü her ikisinde de böyle bir ge)enel, yoktu. Ama Maniheistler seçilmişlerinin sofu bir yaşam tarzı izlemesini gerekli görüyordu. Bunu ya­ parken Bogomillerle aynı nedeni kullandılar: Cismani yara­ tı şeytanın işiydi. Bizans İmparatorluğu"nda Maniheizm 600 yılına gelindiğinde yok olmuş olsa da Bogomilizmin doğuşu s.rasında İslam dünyasında hala yaşıyordu. Hemen hemen pop Bogomil'in çağdaşı olan Halife El Muktadir (908-32), Semerkant'ta sığınma hakl<ı alan Bağdat Maniheistlerine zulmetti. Bunun yanında Turfanlı Uygurla­ rı, Maniheizme bağlıydı ve Çin'de de Maniheistler vardı. Teorik olarak, gezginler Maniheizm inancını onuncu yüzyıl Bulgaristan'ına bu uzak topluluklardan taşımış olabilirler ama bu pek de olası görünmüyor. Bu tarz bir iletişimde dil ile ilgili problemler çıkabilir. Ayrıca Bogomillerin, Maniheist yaşam tarzını kabul edip buna karşın inançlarını reddetmelerini açıklamak da zor olurdu.99 Bizanslı din bilimciler Bogomil sofuluğuna Messalia­ nizm diyordu. Messalianlar 'dua edenler', yani Euchites olarak da bilinirdi. Dördüncü yüzyıl ortalarındaki bir mez­ hepti. Messalianlara göre doğuştan gelen günah her bir in­ sanın vaftize karşı olan ve ancak ve ancak durmadan dua ederek ve çile çekerek dışarı atılabilen şeytanı içinde taşı­ masına yol açtı. Bu süreç başarıyla tamamlandığında, bir Hıristiyan, Kutsal Üçleme'yi anlayabilirdi. Muhalifleri, ay­ dınlanmış Messalianların kendilerini ahlaki yasaların üze­ rinde gördüğünü ve tüm aşırılıkları yaşadığını iddia etti. Messalianizmin yedinci yüzyıldan sonraya-aktarıldığına da99 a.g.e., s. 125, 279, n. 22; Lieu, Manichaeism in the later Roman Empi­ re and medieva/ China, s. 84-5.

77


Hristiyan Diia/isr Heretikler

ir bir bulgu bulunmamaktadır. ıoo Yine de Bizanslı heretik bi\imc.i\eı bu adı Ortodoks manashr uygulama!armd<,ıd 89,­ rılıkları tanımlamak için l<ullanmaya devam ettiler [23(b)]. Dolayısıyla Bogomil ve Messalian geleneği arasında bir bağlantı olması imkansızdır. Aslında Bogomi!izm sofuluğu için egzotik bir köken önermeye gerek de yok. Pop Bogomil müritlerine Orto­ doks keşişler gibi yaşamayı öğretti: her gün ve her gece aynı saatlerde ibadet etmek için toplanmalılar, bekar kal­ malılar, et yemekten ve: şarap içmekten kaçınmalıydılar. Orta Çağ'da yaşam tarzı olarak Hıristiyan yetkinliğine yak­ laşmak için Doğu ve Batı Kiliseleri manastır tarzı yaşama inanıyorlardı. Bogomillerin eleştirildiği nokta kendi içlerin­ de yanlış olan yaşam tarzını benimsemiş olmaları değil, so­ fuluğu benimseme biçimlerinin Ortodol<s geleneğinden farklı olmasıydı. Manastır iradesi, lsa'nın l<endini inkar da­ vetine uyabilmek için Tanrı'nın verdiklerinden vazgeçmeyi gerektiriyordu, ıoı ancak Bogomiller bunlardan şeytani ol­ duldarı ve dolayısıyla Hıristiyan yaşam tarzına uyumsuz ol­ duldarı için vazgeçtiler. Bunlardan çıkacak olan kesin olma­ yan sonuç şu olabilir: pop Bogomil bu akımı Ortodoks Ki­ lisesine borçludur, çünkü müritlerine işlemeye çalıştığı ma- · nastır tarzı kutsallık kavramını onlardan almıştır. Yine de onun ılımlı düalizmi (ki bunu, ilk teşvikini (çıkışını) yaşadı­ ğı dönemde Bulgaristan'da hala aktif olan Paulikien vaizle­ re borçludur) bazı Bulgarların daha önceden aşina olduğu Zurvanite Zerdüştlüğün inançlarıyla benzerlikler göster­ mekteydi. 100 Messalianlığa dair kısa bir bilgi için bkz. Bareille, 'Euchites', 1454-65; Bizanslılann bu heretikler hakkındaki düşünceleri için bkz. (23(b)). 101 Luke, 9, 23.

78


Tarihsel Giriş

Bogomil, Ortodoks Kilisesi'ne bir başka şekilde de borçluydu. Khan Boris; St Clemens ve Nahum'u destekle­ inci! ve Ortodoks ayinlerinin lflİSti. �e İndl'\n eskt !:lav� (:ı>!Viril�rini l3ulgari5tan l0li5e5inde ta­ nıttı, ayrıca Batı Mal<edonya·ctal<i Ohrid'de Grek metinleri­ ni eski Slavcaya çevirmek amacıyla gelişen dört başı ma­ mur bir okul kurdu. 102 Pop Bogomil'in öğretisini kurmak için kullandığı metin Yeni Ahit'in eski Slavca çevirisidir. Cosmas 'ın tarif ettiği basit din, daha sonra iyice sofisti­ ke bir hal aldı. Yuri Stoyanov'un doğru bir şekilde gözlem­ lediği gibi, bu gelişimin temelleri St Nah um ve Clement ta­ rafından kurulan çeviri okulu sayesinde atıldı. 'Tartışmasız olan, Bogomil doktrininin kristalleşmesi ile onuncu yüzyıl Bulgaristan'ındaki zengin ve çeşitli literatür akışı arasında­ ki bağlantıdır. Bunların bir kısmı da Bogomil propagandası amacıyla adapte edildi.' 103

St. C/emens ve Nahum,

Bizans Bogomllizml Çar Peter'ın 969'da ölümünden sonraki elli yıl Bulgaristan tarihinin sorunlu bir dönemidir. Ülke, önce Kiev Prensi Svi­ atoslav'ın ordusu tarafından işgal edildi. Daha sonra 972'de ]ohn I Tzimisces (Bizans tahtına oturan en büyük general) Rusları kovarak Bulgaristan'ı Bizans egemenliğine aldı. Ancak Basil il hükümdarlığı sırasında (976-1025) Bul­ garistan İmparatorluğu, Çar Samuel yönetiminde (987102 Soulis, 'The legacy of Cyril and Methodius to the Southern S\avs', s. 21-43; Vlasto, The entry of the 5/avs into Christendom, s. 78, ı 63-72; Fine, The early medieval Balkans, s. 134-7; Obolensky, 'Clement of Ohrid', Six Byzantine portraits, s. 8-33. 103 Stoyanov, The hidden tradition in Europe, s. 132-3; lvanov, Livres et

legendes bogomi/es.

79


Hristiyan Diiaffat Herelikler

1014'ten sonra) yenilendi. Basil ise uzun seferlerden son­ ra ülkeyi yeniden 1 O 18' de işgal etti. 104 O dönemde Bogo­ milizm hemen hemen kontrolsüz bir şekilde gelişti. On bi­ rinci yüzyılın başlarına gelindiğinde Bizans'ın Grekçe konu­ şulan topraklarına yayılmıştı bile. Bulgaristan'ın Bizans'a katılması bunu daha da kolaylaştırmış olmalı. Ayrıca yedin­ ci yüzyılın ortalarından itibaren Asya topraklarına yerleşmiş olan çok sayıdaki Slavın varlığı da Bogomil misyonuna yar­ dım etmiş olabilir.105 Bizans Bogomilizmine ait elimizdeki en eski belge İs­ tanbul (Constantinople) manastırındaki Peribleptonlu Euth­ ymius tarafından 1045 'te yazılmış olan mektuptur [ 19]. Ne var ki bu kişinin anlatımının net olduğu söylenemez. Aslın­ da, yazdığı evrak tutarsız olarak bile tanımlanabilir. Ancak, belge Bogomilizmin on birinci yüzyılın ilk yarısında bir inanç olarak nasıl yayıldığı ve geliştiği konu�unda bir hayli bilgi içermektedir. Euthymius, eski Slavca yazılmış papaz Cosmas'ın .Ser­ man 'unu bilmiyordu. Bulgaristanla ilişkilendirdiği heretik­ lerle de bağlantı kurmadı. Ancak her ne kadar her iki bel­ ge arasında önemli farklar olsa da, sunduğu kanıtlar Cos­ mas'ınkini desteklemektedir. Euthymius'un eserinin önemi şudur: Bogomillerin eski bir heretik hareketin ateşli taraf­ tarları olduğunu varsaymaz ve dolayısıyla onlara uygunsuz inanç ve uygulamaları yüklemeye kalkmaz. Ancak bu met­ ni ele alırken asıl sorun gerçekçi bilgiyi bu heretiklerin ya­ zardan esinlendiği gereksiz kaygılarından ayırmaya çalış104 Fine, The earfy medieval Ba/kans, 5. 181-99. 105 il Con5tan5 dönemi için a.g.e., 5. 66,; il Justinian dönemi için, Head, justinian il of Byzantium. 5. 41-4; Con5tantine dönemi için, Anasto5, 'lconoclasm anci imperial ru!e', 5. 74.

80


Tarihsel Giriş

maktır. Bu bağlamda. hiç kuşkusuz, Euthymius'un sahip ol­ madığı şey kurnaz bir zeka idi. Euthymius Bogomi!lerin kendilerini gerçek Hıristiyanlar olarak tanımladıklarını ama Ortodokslar arasında farklı isimlerle bilindiklerini söyler: 'Opsikion halkı [tema] onlara bu en şeytani küfür olan Phundagiagitae üyeleri derler ama Kibbyrhaiot'ta doğru Bogomil derler'[19]. Phundagiagitae adı hiçbir zaman tam anlamıyla açıklanamamıştır: phunda, yani 'çanta' ile aynı kökten geliyor olabilir ve heretiklerin taşıdığı yazmalara atfediliyor olabilir. Euthymius, manastı­ rında bir Bogomil 'hücresi' keşfeder, ancak Acmonia'daki heretik vaiz John Tzurilas da dahil olmak üzere diğer Bogo­ miller hakkında da detaylı bilgi verir. Michael Angold Tzu­ rillas'ın kesinlikle Bogomil olmadığını, bir tür mistik Mes­ salianizm uygulayan Paphlagonialı Eleutherius'un müridi olduğunu savunur. Bu görüşü pek de ikna edici bulmuyo­ ruz, çünkü her iki hareketin de belirgin ortak olumsuz özel­ likleri olsa da, özellikle bir konuda birbirlerinden farklıdır: Eleutherius'un müritleri dünyevi tutkulara ne kadar karşı ne. kadar iradeli olduklarını göstermek için iki karıyla birlikte olmalarına izin verildi. Bunun yanında, John Tzurillas ve müritleri karılarından uzak kalmanın arınmanın gereği ol­ duğunu düşünüyorlardı ve bu ayırt edici bir Bogomil özel­ liğiydi. 106 Cosmas'ın tarif ettiği Bulgar Bogomil!eri ile Euthymi­ us'un tanımladığı Bizans Bogomilleri arasındaki en önemli fark şudur: Euthymius'un tanımladıkları, kilisenin inançlı üyeleriyle sempatizanları arasındaki farkı netleştirebilmek için bir başlangıç ayini benimsemişlerdi. Bu durumun Cos­ mas'ın tarif ettiği ilk Bogomillerde var olup olmadığı net 106 Angold, Church and society in ByZill1tium, s. 472-6.

81


Hristiyan Düalist Heretikler

değildir. Euthymius, adayların İncil'de anlatıldığı gibi, bir törenle sona eren uzun ve özenli bir sofu eğitiminden geç­ tiğini, bir ilahi söyleyerek törenin sonlandığını anlatır. Bu törenin Ortodoks vaftizinden arınmayı ve feragati içerdiği­ ne inanır ancak diğer kaynaklarda buna benzer birkanıt bu­ lunmuyor. Belki de, bunu Ortodoksluğa inananların dinden nasıl döndüğünü açıklamanın bir yolu olarak çıkarımladı. Bogomillerin günlük ayinlerinden de söz eder: 'Lider. .. yerini alır ve şöyle başlar: "Hep birlikte Baba'ya (the Fat­ her), Oğul'a (the Son) ve Kutsal Ruh'a (Holy Spirit) tapa­ lım." Onunla ibadet edenler şöyle der: "Yerinde ve uygun­ dur." Lider diz çöker ve Babamız duası başlar. .. diğerleri başlarını kendinden emin bir şekilde aşağı yukarı sallar' [ 19]. Euthymius Ritua/ sözcüğünün Bogomiller tarafindan kullanıldığına şahit olan ilk kişidir. sözcük, Cathar Rituals ve Radoslav'ın Bosnalı Rituaf'ı ile yakından ilgilidir. O, Bogomillerin yaşam tarzının hayli sıkı olduğunu ka­ bul eder. Tüm yeni üyelerin bekar yaşaması gerekirdi. John Tzurillas ve karısı ayrı bir şekilde yaşar ve kendilerine baş­ keşiş ve başrahibe unvanlarını verirler. Bu unvanlar daha sonra Bosna Bogomilleri ve Batılı Katarlar arasında yaygın hale gelen tek cinsiyetli mürit topluluklar biçiminde düzen­ lediklerini göstermektedir. Ama başka yerlerdeki on birin­ ci yüzyıl Bogomillerinin bu tarz bir yaşamı nasıl uyguladığı net değildir. Eythymius ayrıca üyelerin tüm varlıklarından feragat ettiğini de ima eder çünkü onları bir gömlekle kal­ mış kişiler olarak tarif eder. Ayrıca onların kendilerini Tan­ rı'nın Duacısı Babamız duası etrafinda toplanmış, yaşamını ibadete ayırmış kişiler olarak tanımladığını ekler. Tzuril­ las'ın yalnızca müritlerince değil, Acmonialılar tarafindan da papa olarak adlandırıldığı dışında Bogomil hiyerarşisi

82


Tarihsel Giriş

konusunda bir şey söylemez. Bu unvan yerel halkın saygı duyulan dini bir lidere hürmeten verdiği bir isim de olabi­ lir. Ancak Nicetas ve Bogomil'in pop olarak adlandırıldığı gibi, on ikinci yüzyıl istanbul'unda Bogomil lideri papa ola­ rak biliniyordu [37(a)J. Tzurillas'ın bu unvanı taşımasının nedeni, Bogomil Kilisesi'nde görevli olması olabilir. Hareket Euthymius'un ciddi endişeler taşımasına yol açtı. Çünkü hareket çok hızlı yayılıyordu: Opsikion, Thrake­ sion ve Kibyrrhaiot ile 107 'batıya doğru olan bölgelerde' ve İstanbul (Constantinople) ve civarında isyanlardan bahse­ der. Bunun yanında, Bogomiller görüntü olarak Ortodoks­ lardan farksızdı. Gerektiğinde Ortodoks uygulamalarına uymaya hazır, ibadetlerinde yer alan ve hatta dini törenle­ ri kabul eden (her ne kadar önem vermeseler de) insanlar­ dı. Hatta zora geldiklerinde Euthymius 'yaptığımız her şe­ ye' inandıklarını söyleyeceklerini de ekler. Ancak Euthymius, Bogomillerin kendileri hakkında an­ lattıklarına inanmadı. St Peter ve St Paul'ürı evanjelik ya­ şamlarını izlediklerini iddia etseler de, aslında heretik öğ­ retilerini aynı isimlerle yaymaya çalıştıklarından emindi: dolayısıyla Siman Peter değil, Siman Magus (büyücü) ru­ hani babalarıydı ve son zamanlarda Kafkaslara büyüyle se­ yahat eden Peter the Wolf (Lycopetrus) ölümden sonra di­ rilebileceğini iddia etti ve kurt kılığında dönerek bu iddiası­ nı gerçekleştirdi. Eythymius, Bogomilleri Şeytan'a tapmak­ la suçladı. Ona göre üyelik törenlerinin amacı adayları şey­ tana bağımlı kılmaktı. Bogomillerin kendisine Peter Lyco­ petrus'tan 'St Peter'ın vahiyleri dediğimiz şeytani ayeti al­ dık' dediklerini öne sürdü. Euthymius böyle olduğunu dü­ şünüyordu. Üyeliği sırasında kişiye anlattıklarının her ne 107 Haritaya bakınız ..

83


Hristiyan Düalist Heretikler

kadar kişi farkında olmasa da İncil'in sözlerinden değil, bundan olduğundan emindi. Bogomiller gerçekten St Pe­ ter'ın Şeytani Vahiyleri'ni okuduklarını söylediyse (Revela­ tion of St Peter) (her ne kadar buna yönelik bir kanıt olma­ sa da) Yeni Ahit'in yanı sıra doğruluğu kuşkulu yazmaları okumaya başlamışlardı. Köken olarak Gnostik olan bu eser kozmolojisi nedeniyle onları cezp etmişti. Esere göre cis­ mani dünya kusurlu bir hakim tarafindan yaratılmıştı.108 Herhangi başka bir kaynakla desteklenmeyen ve Euth­ ymius'un kendi ruhsal güvensizliğinin ürünü gibi görünen bu bilgileri verdikten sonra, verdiği benzer bilgiler konu­ sunda da şüpheci olmamak zordur. Örneğin, Bogomillerin çocuklarını Ortodoks Kilisesi'nde vaftiz ettirdikten sonra evlerine dönüp vaftiz suyunu idrarla temizlemeleri; ya da Ortodoks Kilisesi'nde toplandıktan sonra kutsal ekmeği tü­ kürüp ayakları altına almaları gibi.109 Bogomiller kutsal in­ san olarak görülmek isterlerdi, çünkü yaşam tarzları Orto­ doks kutsallık ülküsüne benzerdi. Euthymius onların Orto­ doks hiyerarşisine sızmak istemesinden korkardı. Sade gi­ yinir, keşiş ve rahipler gibi davranır, bunun yanında Kilise­ nin kurtarıcı eserini zayıflatmak için monastik ve keşişler gi­ bi davranırlardı. Hatta bir Bogomil'in çok ileri giderek ay­ nen bir rahip gibi davrandığını, bundaki amacın da kutsal sırlara saygısızlığını göstermek olduğunu iddia etti. Euthymius'un eseri bazı Bogomil grupların Paulikienler­ den etkilenmiş olduğu kanısına yol açtı. Bogomillerin tap108 Ch. Maurer, metin çevirisi H. Duensig, 'The Apocalypse of peter', NTA il, s. 663-83. 109 Euthymius'un iddialarıyla eş zamanlı olarak ortaya çıkan diğer iddialar da Kardinal Humbert'e aittir. Humbert, 1504 yılında patrik Michael'in haznedarı Nicephorus'un 'Latinlerin kutsal emanetini herkesin gözü önünde çiğnediğini' söylemiştir. (Michael Cerularius, Edictum Synoda­ Je, (PG

84

120,

743-4)).


Tarihsel Giriş

tığı heretik kişilerden söz ederken Lycopetrus'un müridt Sergius ve köpeği Arzeberius'un hikayesini anlatır. Bu hikayenin ne Paulikienlerle ne de Bogomillerle ilgisi vardır. Ancak Ermeni Kilisesi'nin NİNOVA ORUCU kutlamaya ne­ den devam ettiklerini açıklamak için bir çabadır.110 Yine de Sergius: Paulikienlerin son didaskalosu Sergius-Tychi­ . cus'tur.111 Bu da muhtemelen Bogomil misyonunun işlediği Batı Anadolu'daki bazı Paulikienlerin yeni bir öğretiye geçtiğini ve 1040'lara gelindiğinde kendi kültürlerini Bo­ gomil geleneğinin bir parçası haline geldiğini gösterir. Bogomilizm on birinci yüzyılın ilk yarısında Bizans im­ paratorluğunun birçok yerine alenen yayılıyor olsa da kra­ liyet yetkilileri bununla mücadele etmek için hiçbir önlem almadı.11 2 Periblepton manastırında bulunan Bogomiller kendi amirleri tarafından yetiştiriliyordu. John Tzurillas'a karşı da bir önlem alınmamıştı. Örneğin daha önceden he­ retik düşüncelerinden değil tecavüzden yargılanmıştı. Bu hareketsizliğin nedeni Basil ll'nin 1025'te ölümünü izleyen yıllarda imparatorluğun içinde bulunduğu politik durumda aranmalıdır. Sonraki elli altı yılda on üç imparator başa geç­ ti. Hiçbiri merkezi hükümet politikalarında devamlılık sağ­ layamadı, imparatorluk Batı'da Normanlar, kuzeyde Peçe­ nekler, Anadolu'da Türkler tarafından tehdit edildi.113 Bu durumda imparatorluğun, bu gizli muhalif hareketi kontrol 11 O Bu, Ermeni Kilisesi tarafından Büyük Perhiz öncesi tutulan iki haftalık bir oruçtur. 1 t 1 Gouillard. 'L'Heresie dans \'empire byzantin', s. 316-18. t 12 Ortodoksluk llkeleri'nin bazı kopyalarında (elyazmalannda) görülen bir dizi lanetleme onuncu yüzyıla tarihlenebilir. Ancak, bunlar Bogomiller ile Paulikienler'in orta!< inançlanna yöneliktir ve daha çok Paulikienler'e karşı üretilmiştir. ( 16(c)) J. Gouillard, 'Le Synodikon de l'commentaire',

T&.M Z (1967),

s. 230-2.

113 Angold. The Byzantine empire, s. 12-58.

85


Hristiyan Düalist Heretikler

etmenin önceliği o)mad1ğ1n1 söy}erneJ< pe}< de şaşırtıcı ol­ mazdı. Bu sorunlu dönemde Bizans Kilisesi'ni yöneten tüm patrikler (Alexius the Studite ( 1025-43), Michael Cerulari­ us (1043-58), Constantine ili Lichudes (1059-63), ]ohn Xiphilinus ( 1064-75) heretik hareketle savaşmayı düşün­ dü, ancak enerjilerini doğu bölgelerindeki Kalkedonyalı ol­ mayan Hıristiyanlara yönelttiler. Bunların liderlerini Orto­ doks Kilisesi ile tam dogmatik bir birlikteliğe getirmeye ça­ lıştılar. Cerularius bu politikayı Romalı dirıi lider ile inançlar­ daki farklılık, uygulama ve yargı konularında sadece tartı­ şarak genişletti.114 Kudüslü Cosmas 1 (1075-81), Theoph­ ylact Lecapenus'tan beri Bogomillere karşı harekete geçen ilk İstanbul patriği oldu. Thesaly'deki Larissa metropolitine yazdığı mektup, her ne kadar çok az yeni bilgi içerse de, Bogomilizmin popü­ ler algısına dair ilginç bir ipucu verir: 'Şeytan'ın görünen alemin yaratıcısı olduğunu söyleyen ve ona gök gürültüsü­ nün ve dolunun hizmetkarı diyenlere lanet olsun'[41]. Sı­ radan halkın bu güçleri Archon şeytanına bağladığı düşü­ nüldüğünde, Bogomilizmin kırsal kesimde popüler olma­ sının nedenini de açıklamaya yarayabilir. Patrik aynı za­ manda 'Bulgaristan Kralı Peter zamanında Maniheist sapık­ lığına hoşgörü gösteren ve Bulgaristan'da yayan pop Bo­ gomil'i' de lanetler [41]. Bu, Grek bir kaynağın Bogo­ mil'den ilk kez söz edişidir ve orı birinci yüzyılda Bizans Ki­ lisesinin onu yeni bir heretikliğin kurucusu olarak gördüğü­ nü gösterir.1 ıs 114 Hussey, The Orthodox Church, s. 127-40. 115 Cosmas'ın suçlaması, 1. Alexius dönemine ait bir Ortodoks Synodikonu'nda da yer almış olabilir.

86


Tarihsel Giriş

Patrik Cosmas 1081 'de politik nedenlerden dolayı gö­ revi bıraktı. Dolayısıyla Bogomil karşıtı önlemler sürdürüle­ medi. Ortodoksluğun birçok üyesi Bogomillerin tehlikeli olduğuna inanmış görünmüyor. Örneğin Bulgaristan baş­ piskoposu Ochridalı Theophylact (1090-1118), Bogomiliz­ min beşiği kendi bölgesinde olsa da yazmalarında onlar­ dan çok az söz eder.116 Alexius 1 (1081-1118) heretiklere şiddetle karşıydı ama ülkesini Güney İtalya Normanları, Peçenekler ve Selçuk Türklerine karşı savunmakla çok meşguldü. Dolayısıyla yö­ netiminin ilk yıllarında Bogomillere karşı harekete geçe­ medi. 117 Yönetimi sırasında kızı Anna [24] ve din alimi Euthymius Zigabenus [25]. {bu dönemde Bogomilizm ta­ rihinin asıl kaynakları) Bogomillerin Ortodoks keşişleri gibi görünmelerinden dolayı heretiklerin iyi gizlendiği konu­ sunda hemfikirdi. Anna şöyle yazar: Bir Bogomil'de asla sı­ radan bir saç modeli göremezsiniz. Şeytan ya bir pelerinin ya da bir kukuletanın altında saklıdır. Bir Bogomilin kasvet­ li bir yüz ifadesi vardır. ,Burnuna kadar örtülüdür, öne bü­ külmüş bir şekilde yürür, sakin konuşur aina içten içe vah­ şi bir kurttur' [24]. Alexius bu tarikattan dolayı dehşete düşmüş olabilir, çünkü başkentteki büyük ailelerin bir kısmı onları himaye ediyordu.118 Yuri Stoyanov bunun Basil ll'nin ayarladığı Bulgar prensesleri ve Bizanslı asillerin evliliğinin sonucu

116 Bu göndermelerin çoğu büyük oranda Paulikienler'le ilişkilidir. (Obo­ lensky, 'Theophylactof Ochrid' Six Byzantine portraits, s. 34-82) 117 Angold, The By:za.ntlne empire, s. 102-13;

118 'En büyük evlerde bile şeytan büyük ağırlığa sahipti,' Bkz. (24), Keşiş­ lerin ruhani yönlendiriciliği için bkz. Morris, Monks and Jaymen in Byz;ıntium, 843-1118, s, 90-1 OZ,

87


Hristiyan Düalist Heretikler

olarak görür, çünkü Çar Samuel'in ailesindeki bazı kadınlar Bogomil sempatizanları olarak biliniyordu. 1 !9 Bulgaristan kraliyet ailesi Bizanslı önemli ailelerle evlilikler yaptı. Örne­ ğin İmparator Alexius'un kayınvalidesi Bulgar Maria idi.120 Alexius, Diblatius adında bir Bogomil'i hareketin yapısı hakkında bir şeyler bulmak amacıyla tutuklattı ve ona iş­ kence etti. Sonunda, hareketin Basil adında birisince yöne­ tildiğini buldu. Bu kişi bir keşiş gibi giyinirdi ve Zigabe­ nus'un söylemine göre, 'sapık doktrin üzerinde on beş yıl çalışmış ve kırk yıldan fazla da bunu öğretmiş olan bir dok­ tordu' [25]. Eğer bu doğruysa, davası görülürken bu kişi yetmiş yaşlarında olmalıydı ve Peribleptonlu Euthymius ta­ rafından anlatılan İstanbul'daki ilk Bogomil hücresi arasın­ da bir bağdı. Anna'ya göre en yalan danışmanları bazı ka­ dınlarla birlikte on iki kişilik bir havari grubuydu. Sayı kesin olmayabilir ve belki de İsa'nın taklidi olduğunu ima etme amacındadır ama Anna'ya göre bu kişi batılı Katarların her iki cinsiyetten de üyesi olan 'konsey' (council) dedikleri şe­ ye sahipti.121 Zamanın tarihçisi Zonaras bu olayları 1097'de başken­ te yapılan Birinci Haçlı seferinin hemen ardına yerleştirir ve olayları kesinlikle Sebastocrator İsaac'ın ölümünden, 1104'ten önce gerçekleştiğini söyler.122 Anna'ya göre Alexius ve kardeşi isaac, Basil'i Hıristiyan inancı konusunda kendilerini aydınlatmak amacıyla Büyük Saraya ( Great Pa/ace) davet etti. Bu kurnazca ve güvenilir 119 Stoyanov, The hidden tradition in Europe, s. 135-6; Anguelov, Le Bogomilisme en Bulgarie, s. 104. 120 Anna Comnena, Alexiad, 2. 6 (ed. B. Leib, cilt 1, s. 80, 173 n. ). 121 Kadınların Katar meclislerinde bulunduğuna dair kesin bir kanıt yoktur. 122 Zonaras, Epitome historiarum, XVIII, 23, ed. Buttner-Wobst. s. 742-4; Angold, Church and society in Byzantium, s. 485-6.

88


Tarihsel Giriş bir yaklaşımdı, çünkü Comneni Kardeşler, Basil'i bir Orto­ doks keşiş ve saygı duyulan ruhani bir yönetici olarak gö­ rüyordu ve bu çağın ona göre 'imparatorun din dönüştür­ mesi için bir fırsattı. Başarsaydı, hareket imparatorluk tara­ fından korunan bir tarikata dönüşecekti. Şüphe yok ki birçok toplantı yaptılar. Amaç imparatorun, inançla birlikte, İstanbul'daki Bogomil hareketinin yapısı ve üyeliği hakkın­ da bilgi edinmesiydi. Daha sonra Alexius, Basil ve adamlarını tutuklattı. Ba­ sil, Bogomil teolojisi hakkında elimizde olan tek sistematik açıklamanın sahibi Euthymius Zigabenus tarafından sorgu­ landı. Temel konularda Peribleptonlu Euthymius ve Rahip Co_smas' ın söyledikleriyle hemfikirdir ve onları daha da ge­ nişletir. Bu metinlerin karşılaştırması dikkatli okurun gö­ zünden kaçmayacaktır. Bogomilizm on birinci yüzyılın son­ larına doğru hala gelişiyordu. Örneğin, Basil ve müritleri Eski Ahit'in tarihi olmayan kitaplarını ilahi ilham olarak ka­ bul ettiler. Bunun yanında Yeni Ahit'in tümünü kabul etti­ ler. Zigabenus, Bogomiller üzerindeki Paulikien etki konu­ sunda daha fazla kanıt da sunar: Tüm dini bütün impara­ torları Hıristiyanlıktan uzak görür ve yalnızca İkonoklastla­ rın, özellikle de Copronymus'un [Constantine V] Ortodoks ve inançlı olduğunu söylerler' [25]. İkonoklazm, Bogomi­ lizmin doğuşundan yaklaşık yüz yıl önce son bulduğu için bu düşünce Paulikien etkisini yansıtmaktadır, çünkü Pauli­ kienler lconoclast imparatorların hatıralarını onurlandırmak için her türlü nedene sahipti.123 Basil, St John Chrysostom tarafından düzenlenmemiş bir İncil metnine sahip olduğu123 Orijinal kitapta sayfa 15-19.

89


Hristiyan Düalist Heretikler

nu iddia etti. Başka bir deyişle, Ortodoksların kullandığın­ dan farklı bir metindi bu. Bunun böyle olduğunu kanıtla­ manın kolay bir yolu yok elbette, çünkü Bogomillerin kul­ landığı İncil'in bir kopyası hiç bulunamadı. Katarların Lyons Yeni Ahit'i (Cathar New Testament) gibi bir dizi farklı, önemli metinler içeren, genel olarak Vulgate'e (4. Yüzyılda Kutsal Kitap'ın Latince tercümesi) uyan bir metin kullanmış olabilirler.124 Zigabenus, St Matthew'un İncil'i üzerine ya­ pılmış Bogomil yorumları da buldu. Bu kitabın 1-9. bölüm­ lerinden okuyucularının Bogomillerin kutsal yazıtı kinayeli şekilde yorumlaması nedeniyle önlem alması için alıntılar da yaptı. Bu da, doğulu Hıristiyan tarikatlarından günümü­ ze gelen tek yoruma dayalı eserdir ve dolayısıyla değerli bir kanıt olma özelliği taşımaktadır. 125 Zigabenus, Bogomillerin en başta müritlerini Orto­ dokslukla paylaştıkları inanç ve uygulamalarla yönlendirdi­ ğini anlatır. Kendilerine ait inançlarla daha sonra yorum ya­ parlar. Narratio adındaki eserinde Zigabenus, din değiştir­ miş Bogomillere verilen derslerden söz eder. Bu, Bogomil tarzı soru cevap yoluyla öğretmenin bilinen tek örneğidir. Bu nedenle de tümünün çevirisini yaptık [25, 'köken söy­ lencesi]. Bogomilleri dönüştür mek için bir hayli çaba harcandı: Alexius, Ortodoksluğun hamisi olarak Bogomil 'havariler­ le' yüz yüze görüştü. fikrini değiştirenler salıverildi, 126 an-

ı 24 Cledat, le Nouvea.u Testa.ment tra.duit a.u xxiiie siecle en langue pro­

vença.le, Hamilton, Wisdom from the East', s. 49-52. 125 Matta İncili'nin bir tefsiri, bir Ortodox Synodikonu'nda Bogomil karşı­ tı bir bölümde Paulikien lideri Sergius-Tychicus'a atfedilmiştir (16(d)). Zigebanus tarafrndan alıntılanan çalışma buysa, onun Bogomil kullanı­ mına adapte edilmiş bir Paulikien tefsiri olduğu kesindir. Bkz. T&..M 4 (1970), s. 191. 126 Bogomil dönmelerinin kabul şekilleri için bkz. (26).

90


Tari/ısel Giriş

c.ak. Basil önderliğindeki çekirdek yapı aynen kaldı. Basil daha sonra lstanbul Hipodromunda diri diri yakıldı. 'la\nız.­ ca Basil öldürüldü. Öteki tövbe etmeyen Bogomiller ömür boyu hapse mahkum edildi. 1107'de Alexius öz.el bir grup rahibin Ayasofya (Holy Wisdom) Kilisesine dahil edilmesini emretti. Amacı, kıs­ men, başkent halkını bu heretizm konusunda bilgilendir­ mekti. Bu tarz. bir söylevi, örnek olması düşüncesiyle kul­ landık [27].127 Gouillard, Atina bölgesinde kullanılan Ortodoks Konse­ yi kararlarındaki Bogomil lanetlemelerinin Basil'i mahkum eden kilise meclisi kurallarına dayandığını söyler. Bize ver­ dikleri tek yeni bilgi, Bogomillerin Vision of İsaiah'ı l 28 (Ye­ şeya'nın Bakışı) okuduğu ve Bizans Kilisesinde kullanılan Babamız. duasını şükran bölümü olmaksızın söylediğidir [16(d)]. Basil'in davasından sonraki kırk yıllık sürede Bizans kaynaklarında düalist heretizm akımından söz edilmemek­ tedir. Daha sonra 1140'1ı yıllarda, İstanbul'da, iddiaya gö­ re Bogomilleri içeren, birçok heretik davası görüldü. Mayıs 1140' da Patrik Leo Stypes (1134-43), bir kilise meclisini toplantıya çağırdı. Çünkü Hieron St Nicholas manastırında henüz. ölmüş olan Constantine Chıysomallus'un eserlerin­ de Bogomilizm kanıtlan bulmuştu [28] . Bu eserler yasak­ landı ve yakıldı. Chıysomallus, sözde, kutsal bilgi sahibi uzman yardımcıların ellerinde meditasyon yoluyla ruhları­ nın eğitimini şekillendirme ve yenileme sağlama ihtiyacı 127 Angold, Church and society in Byzantium, s. 487. 128 Gouillard. T&.M 2 (1965), s. 232-3. Yeşeya'nın Bakışı için, lvanov, Liv­ res et /egendes bogomiles, s. 133-60; lngilizce çevirisi için, Wakefield ve Evans, Heresies ofthe High Middle Ages, no. 56A, s. 447-58.

91


Hrisriyan Diialist Heretikler üzerinde ısrar ediyordu [28]. Bu, Kutsal Ruh'ta (Holy Spirit) va�iz yoluyla Bogomillerin üyelik ayinine bir kanıt olarak düşünülebilir. Kilise meclisi tarafindan da böyle kurgulandı. Ancak, bireyin ruhuyla Tanrı 'nın birleşmesinin önemini vur­ gulayan büyük Ortodoks ermişinin müridi Yeni Teolog St Symeon ( 1022) dışında birçok din adamı onun Bogomil ol­ madığını düşünür.129 Dava özellikle çok önemliydi çünkü Bogomilizmin h.'ila kilise liderleri arasında var olduğu ihtimaline karşı yetkilile­ ri uyarıyordu. Bir süre sonra, İmparator Manuel I, 1143'te tahta geçti. Yeni Patrik Oxeialı Michael il (1143-46), kilise meclisine başkanlık etti. Burada Kapadokyalı iki piskoposu heretizm konusunda sorgulamak amacıyla imparatorluk hakimleri de bulundu. Bunlar Bogomilizmden suçlu bulun­ du ve tecrit hapsine çarptırıldı. Ama heretizm konusunda hiçbir suçlayıcı neden bulunamadı. Yargılanmaları önemli yansımalara sebep oldu. Kutsal adam olarak saygı gösterilen ve İmparator John il (11 18-43) 130 tarafından da önemsenen Niphon adında bir keşiş yargılamayı protesto etti. Sonunda o da bir Bogo­ mil olarak mahkum edildi ve İstanbul'daki Periblepton ma­ nastırına hapsedildi [31]. Patrik Michael heretizmin bu ka­ dar yayılmasına aşırı tepki verdi. Yönetimi sırasında kilise meclisi tövbe etmeyen Bogomillerin sivil mahkemelere bi­ le başvurmadan yakılması gerektiği gibi garip bir karar al­ dı. Bu kural daha sonra avukat Theodore Balsamon'u bile rahatsız etti [29]. Ancak 1146'da Patrik Michael emekli oldu ve yerine 129 Mgdalino, The empire ofManuel J Komnenos, s. 276; Angold, Church and society in Byzantium, s. 489-90. 130 Angold, Church and society in Byzantium, s. 78.

92


Tarihsel Giriş

Cosmas il Atticus geldi. Atticus. göreve gelir gelm& keşiş Niphon'u hapisten salıverdi ve özgürce ders vermesine izin verdi. Yahudilerin tanrısını reddettiği söylense de öğ­ retisinin içeriği detaylarıyla bilinmemektedir. Bu, Eski Ahit'i, Bogomil tarzıyla yorumladığının kanıtı olabilir ancak

Vahudıleri rı /(utsa/ Üçlü'ye (Ho/y Trinity) inanmadıklarını gostermi� olabilecegı anlamına ela gelebilir 1311. Patrik, Niphon'un Ortodoks yaklaşımını destekledi ama bunu yapması düşmanlarına koz vermesine yol açtı: 20 Şubat. 1147'de toplanan İmparator Manuel'in başkanlık ettiği piskopos ve rahipler meclisinde Kutsal Meclisin heretik ilan ettiği Niphon 'u salıverdiği ve sadece Bogomilleri ka­ yırdığı gerekçesiyle suçlu bulundu ve görevden alındı [32(a)]. Patriğin kendisi Bogomilleri ya da öğretilerini des­ teklemekten mahkum edilmedi. Kuşkusuz birçok düşmanı vardı. Düşmanları Niphon'la arkadaşlığını kendisine karşı bir iftira kampanyası düzenlemek için kullandı. Kendi hane halkından John Tzetzes'in imparatoru uyarma cesareti bile vardı [32(c)]. Ancak Manuel'in daha ciddi nedenleri olma­ dan Cosmas'ın bu boş ifadelerine hak verdiğini söylemek pek de doğru olmaz. Hatta Manuel Cosmas'ın büyük kar­ deşi Sebastocrator İsaac'ın tarafinı tuttuğuna bundaki ama­ cında yönetimi ele geçirmek olduğuna inandığını söyle­ mek de mümkündür [32(b)]. 1140'ların İstanbul'u Bogomil ateşiyle yanıyor gibiydi: Gizli Bogomil olma suçlaması her türlü muhalife karşı kul­ lanılan bir silah haline geldi. Çünkü genel bir korkuya do­ kunuyordu: Bogomiller, karanlık güçlerle birlik olmuş gizli­ lik uzmanları ve kutsal Ortodoks Bizans'ı devirmeye niyet­ li kişilerdi. Aslında halkın gözünde Komünistlerin 1950'ler­ de Amerika' da sahip olduğu yere sahiplerdi (bkz [35]).

93


Hristiyan Düalist Hereıikler

Köylerde hafa ofduıwa fazla sayıda gerçel{ Bogomil var­ dı: Plovdiv (Philippopolis)ı3ı [33], Meglena (Moglena) ve Selanik'te onların varlığı birer kanıttır. Manuel'in köylerde­ ki Bogomil liderleri tutuklatma emrine dair de kanıtlar bu­ lunmaktadır ancak yorumlaması sıkıntılıdır. Bu eser genel­ de The Diafogue Concernin g Demons (Şeytana Ait Diyalog) [34] olarak adlandırılır ve Michael Psellus'a (ö.1078) dayandırılır. Gautier'e göre on ikinci yüzyılın orta­ larında Methoneli Nikholas tarafından yazılmıştır. Gauti­ er'in tarihlemesi geleneksel olandan daha inanılır görünü­ yor ve şu anlama geliyor: eser, Bogomil!ere karşı impara­ torluk yetkililer, tarafından henüz bir eylem yapılmadığı dönemde yazılmıştır_ ı 32 Eser, Timothy ile Trakyalı Thrax arasında geçen bir tür diyalog şeklindedir. Hiç kuşku yok ki, Bogomilleri anlatır. Thrax heretikleri üç parçalı bir Tanrı'ya inanan kişiler olarak tarif eder: En üstünü Baba, cennetleri yöneten küçük Oğul, yeıyüzünü yöneten, bitkilerin, hayvanların ve karma her şeyin yaratıcısı büyük Oğul, Satanael [34]. Bu, eski yazar­ ların betimlediği Bogomil kozmolojisidir. Hikaye tutarsız­ dır: Thrax, Thessaly'de Elasson adındaki kenti yerel bir Bo-. gomil lideri ve müritlerini tutuklamak amacıyla ziyaret etti- · ğini söyler. Amacı onları İstanbul'da yargılamaktır. Ancak, başarılı olamaz çünkü muhtemelen yerel bir direnişle kar­ şılaşır. Kendisinin heretikler hakındaki baş danışmanı Mark Mesopotamites adında bir keşişti. Eski bir eserde şöyle ya­ zar: 'Bu Mark, Thebes'ten gelmiştir. Önceleri Bogomillerin 131 Browning, ·unpublished correspondence between Michael ıtalos, arc­ hbishop of Philippopolis, and Theodore. Prodromos', Byzantinobulga­ rica 1, s. 279-97; aynca Studies on Byzantine history, Jiterature and educa.tion, no. VI. 132 Angold, Church a.nd society in Byzantium, s. 496.

94


Tarihsel Giriş

öğretmeniydi daha sonra Ortodoks oldu. Bogomillere kar­ şı gönderilen Thrax'ın emrine girdi' ([34], not 6). Michael Angold, Mesopotamites ailesinin on ikinci yüz.yıl başlarında Thebes'le bağlantıda olduğunu söyleyen bağımsız bir kanıta dikkat çeker.133 Bundan şu sonuçları çı­ karabiliriz: Thrax'ın misyonu Thessaly ve Yunanistan' dadır. Ayrıca on ikinci yüzyılda Bogomillerin o bölgelerdeki var­ lığı onaylandı. Dayandıkları nokta o dönemde Yunan kilise­ si tarafindan özel Bogomil karşıtı lanetlerin Synodikon of Ortodoxy'ye eklenmiş olmasıdır [16(d)]. Dia/ogue'un Bogomiller hald<ında verdiği bilginin nite­ liği pek de güçlü değildir: Onlar her zaman olduğu gibi he­ retiklilde suçlandılar, iğrenç ve çılgın uygulamaları, Bogo­ mil seçilmişlerinin sofuluğundan uzaldaşmaları, Satanael ve dalkavuklarına tapmaları yüzünden. Angold şunu söy­ lerken haklıydı: Ortodoks gözlemciler Bogomil üyelik töre­ ninin inayet yolundaki doğru vasıta olduğunu kabul ede­ medikleri için şeytani anlamda bir esinlenme olduğunu farz etmek durumundaydılar.134 Bunun sonucunda Bogomiller şeytanın uygulamalarını çok iyi bilenler olarak tanındılar. Bu eserin asıl önemi doğal düzende şeytanın yeri konu­ sunda Bogomil ve Ortodoksların örtüşen bakış açılarına sa­ hip olduğunu ortaya çıkarmasıdır. Thrax, Timothy'ye farklı güçlerde altı tür şeytan olduğunu, hepsinin de insanlığa farki'ı yollarla zarar verebileceğini hatta onları hasta edebi­ leceğini anlatır. Dia/ogue'un yazarı, şeytana bakış açısıyla bu dönemde tanıdığımız birçok Ortodoks inanandan daha saf değildi. Peribleptonlu Euthymius'un şeytanlı evreni zaten tanım133 Angold, Church and society in Byzantium, s. 498, n. 125. 134 a.g.e .. s. 499.

95


Hristiyan Diialist Heretikler

landı [19]. Eğitimli avukat Anna Comena, Bogomil'in Ba­ sil'inin tutuklandığı gece olan fırtına ve depremi 'Satana­ el'in öfl<eli şeytanlarının kızgınlığının ifadesi' olarak yorum­ ladı [24]. Bunun yanında mantıklı bir akla sahip olan din adamı Zigabenus, doğal dünyadaki şeytanların varlığını varsayım olarak ele aldı. Şeytanların bu kadar güçlü olduğu ve bu kadar açık bir şekilde dışarıda gezindiği evrende topraklarında özgür ya­ şayan insanlar olduklarını iddia eden Bogomiller, eşitlik bağlamında eş güç iddia eden Ortodoks ruhban sınıfıyla yarışabilecek durumdaydı. Şeytanların birçok hastalıktan sorumlu olduğu inancının popüler olduğunu verdikten sonra Bogomil Basil'in doktorluk mesleği kendisine İstan­ bul'un muhteşem evlerine girişte yardımcı olmuş olabi­ lir.135

Bogomiller ve Batı Alexius !'in egemenliğinden sonraki dönem hakkında Grek ve Slav kaynaklar Bogomilizmin içsel tarihiyle ilgili pek faz­ la bilgi içermez. Ancak bu eksiklik belli bir ölçüde batı kay­ naklarıyla tamamlanabilir. Bilim adamları arasında Katariz­ min aslında Bogomilizmin batılı şekli olduğuna dair sanal bir görüş birliği vardır. Katarizmin Batı'da ilk ortaya çıktığı zamanla ilgili anlaşmazlık olsa da, köklerinin 1140'Iara da­ yandığı da bir gerçektir.136 Başlarda tüm Katarlar ılımlı düalistlerdi ve kendilerini ordo Bulgariae üyesi olarak ta­ nımlarlardı. Bu terim, en iyi, ruhani va�iz mirası anlamına gelen, kendilerini Havariler Kilisesine (Church of Apostles) 135 Greenfield, Traditions of belief in the Jate Byzantine demonology. 136 Lambert, Medieva/ heresy, s. 55-61.

96


Tarihsel Giriş bağlayan 'Bulgar mirası' olarak tanımlanabHir. (Katarlar avuntu (consoling) derdi.) Ancak 11 70' de İstanbul' un Bogomil piskoposu papa Nicetas batıyı ziyaret etti. Bulgar cemaati içinde yaşanan avuntunun (consoling) değersiz olduğunu iddia etti [37(b)]. Kendisi Drugonthiae cemaatini temsil ediyordu, bunun yanında Güney ve Kuzey Fransa ile Lombardyli Ka­ tar piskoposların katıldığı Toulouse yakınlarında Saint Fe­ lix'te Katar Konseyini yönetti. Katarların orada bulunmala­ rından memnun, piskoposları kutsadı ve Güney Fransa'da­ ki topluluklar için üç yeni piskopos atadı. Onlara, gelecek­ teki uyum için kiliselerin piskoposluk bölgelerini tanımla­ malarını tavsiye etti. (Bunun Doğu kiliselerinin uygulaması olduğunu da iddia etti) [37(a)]. Tüm batılı kaynaklar Nicetas'ın ve Drugonthia cemaati­ nin izinden giden Katarların, Paulikienler gibi, kesinlikle düalist olduğunu gösterir. Ama Paulikien değillerdi, çünkü sofu bir yaşam tarzı, ortak bir ibadet ve yönetim şeklini Bulgar cemaati üyeleriyle paylaştılar. Bu da gösterir ki her iki grup da ortak bir kökene sahipti.137 Drugonthia ve bir­ çok vaıyasyonu Dragovitia adını anlatan batılı çabalardı. Dujcev'in de gösterdiği gibi 'Rhodope dağlarından güney Plovdiv' e (Philippopolis) kadar olan bölgeyi işaret ediyor­ du. ı 3s On ikinci yüzyılda Plovdiv'de güçlü bir Paulikien varlığına rastlanır. Dragovitia/Drugonthia Kilisesinin düalist inancı benimsemesinin nedeninin Bogomilizme dönen Pa­ ulikienler olması ihtimali de vardır.139 Zigebanus ve eski 137 Hamilton, 'The origins of the dualist church of Drugunthia', s. 115-24; Nelli, La Philosophie du catharisme. Nelson, 'Religion in the "Historie totale"', s. 67-70; Angold, Church and society in Byzantium, s. 490-5. 138 Dujaev, 'Dragvitsa-Dragovitia', s. 218-19. 139 Hamilton, 'the Cthars and the Seven Churches of Asia'. s. 282-3; Obo­ lensl<y, 'Papa Nicetas.'

97


Hristiyan Düalist Heretikler

Bizans kaynakları muhtemelen 1100-1170 yılları arasında gelişen, Nicetas'ın batıya geldiği dönemdeki bölünme ko­ nusunda hiçbir şey bilmez. O zamana kadar Dragovitian cemaati İstanbul Bogomil kilisesi tarafindarı benimsenmiş­ ti. Bölünmeden önce (ama Zigebanus onlar hakkında hikayesini yazdıktan sonra) Bogomiller piskoposlarca yö­ netilen bir devlet şeklini benimsedi. Bu yönetim şeklinde her bölgenin piskoposunun iki yardımcısı vardı (bunlar bü­ yük ve küçük oğul olarak bilinirdi ve veraset hakları vardı), Bu sistem Bogomillerin Tanrı ve iki oğlu öğretisine benzer. Bilinen ilk Katar piskoposu 1143'te Cologne'de (Köln) yar­ gılandı.140 Bilinen ilk Bogomil piskopos ise Nicetas'ı kut­ sayan Drugonthialı Siman ya da Symeoıi'dur [37(b)]. Bu tarz bir yönetim şekli ister Katarlarda isterse Bogomillerde gelişsin, bölünmeden önce bir tarihe aittir. Çünkü hem ılımlı hem de katı düalist Bogomiller tarafindan uygulan­ mıştır. Saint-Felix belgesi Nicetas'a bağlanan beş Bogomil ki­ lisesinden söz eder: Roma, Dragometia (Dragovitia'dır asl­ ında), Melenguia, Bulgaristan ve Dalmatia [37(a)], Her bir Bizanslı Grek ya da Nicetas, (adından yola çıkarak Slav de­ ğil Grekti) Romalı sözcüğünün Bizanslı anlamında olduğu­ nu, onun söz ettiği Ecclesia Romana'nın (Roma Kilisesi) Constantinople'dan yönetilen ve kendisinin önderlik ettiği Bizans imparatorluğu Bogomil Kilisesi olduğunu anlardı. Dragovitia Kilisesi, Plovdiv (Philippopolis) bölgesinin Bo­ gomil Kilisesiydi. Bulgar Kilisesi pop Bogomil'in kurduğu ana kiliseydi. Melenguia Kilisesinin ise, yalnızca, Dossat'ın da gösterdiği gibi, güney Peloponnese'in Taygetus bölge140 St Benard Mektupları'na Ek'ten, no. CDXXXII (PL 182, 679).

98


Tarihsel Giriş

sinde yaşayan Milingui Slav kabilesi ile bağlantısı olabi­ lir.141 On üçüncü yüzyılda Slavca konuşan ve kendi kendi­ ni yöneten bu h'alkl42, Bogomil vaizlere sempatiyle bak­ mış bir izleyici kitlesi oluşturmuş ve Bogomilizm de Thes­ saly ve Hellas'ta çoktan kurulmuştu. Dalmatia Kilisesi ise daha sonra Bosna Kilisesi olarak bilinen kilisenin ilk formu­ dur [39]. Nicetas'ın listesinde boşluklar var gibi görünüyor: Anadolu, Thessaly ya da merkezi Yunanistan'dan hiç söz edilmemiş. Oysa bu bölgelerde Bogomil toplulukların var­ lığı bilinmekte. Ayrıca bu bölgeler Nicetas'ın yetki alanına giremeyecek kadar başkentten uzaktaydı. Nicetas'ın ziyaretinden birkaç yıl sonra Bulgar Bogomil kilisesi, Lombardy Katarlarına, Petracius adında bir elçi gönderdi. Bu elçi, Nicetas tarafindan takdis edilmiş Drago­ vitialı Piskopos Symeon'un ölümcül bir günah işlediğini, dolayısıyla kendisinden elde edilen tüm conso/ingsin artık geçersiz olduğunu rapor etti. Bu haber orta ve kuzey İtal­ ya' daki Katarlar arasında daha sonra bir daha düzelmeye­ cek olan bir bölünmeye neden oldu. Desenzano Katarları Nicetas'ın katı düalizmine sadık kaldı. (Aynen güney Fran­ sa'dakiler gibi) Seçilmiş piskoposlarını Dragovitia'ya takdis edilmesi için gönderdi. Bunun aksine diğer Katarlar, Bulgar kilisesi ya da Bosna kilisesinin rehberliğine eğilim göstere­ rek ılımlı düalizme döndü [37(b)l. Bu dönemde Bogomil-

141 Dossat, 'A propos du concile cathare de Saint- Felix', s. 209-14. Bu­ nun, belgenin bir on yedinci yüzyıl sahteciliği olduğu fikrini destekle­ diğini savunur. Daha geniş biçimde kabul gören karşıt düşünceler için, Hamilton, · 'The Cathar council of Saint-Felix reconsidered'. s. 23-53. Nelson, 'Religion in "histoire totale"', s. 67-70: Moore, The origins of European dissent, s. 212-15; Lambert, Medieval heresy, s. 126-8. 142 Lurier, Crusaders as conquesors, s. t 59-60. Constantine Porphyroge­ nitus, De administrodo imperio, c. 50, s. 232-5.

99


Hristiyan Düalist Heretikler

!erin kullandığı doğruluğu kuşkulu bazı eserler Latinceye çevrildi ve Katarlar arasında elden ele dolaştı. Batılı misyonlarının başarısı ve İtalyan Katarların Balkan Bogomilleriyle kurduğu ilişkiler, on ikinci yüzyılın ikinci ya­ rısında Bogomilizmin ne kadar güçlü olduğunun açık işa­ retleridir. Bu durum Theodore Balsamon tarafindan da ka­ nıtlanmıştır. İllerdeki tüm köy ve kasabalar Bogomilizme teslim olmuş, onu yok etmek için de hiçbir çaba gösteril­ memiştir.143 Daha sonraları Manuel'in imparatorluğu dö­ neminde bile başkentte hala Bogomiller mevcuttu. Bu bilgi, Hugh Eteriano'nun yazdığı Bogomil karşıtı bir eser olan Adversus Patherenos'ta da geçer. Eteriano, batı­ lı Kilise konularında Manuel !'in danışmanlarından biri olan ve İstanbul' da yaşayan bir Pisalıydı [36]. 1166'ya gelindi­ ğinde artık yerleşik bir İstanbulluydu. Dolayısıyla bu eser 1160 ila Manuel'in öldüğü 1180 yılları arasında ve büyük ihtimalle de 11 ?0'lerde yazılmış olmalıdır. Eser daha önce hiç yayımlanmadı.144 Hugh, İstanbul sakinlerinin arasında yaşayan Katarlar hakkında değil, Bizans Bogomilleri hak­ kında yazıyordu. Eserin içeriği özellikle de Ortodoks kilise­ sine, şehrin kalıntılarına ve ikon kültüne atıfları bunu orta­ ya koyar. Eser, adı bilinmeyen bir asil tarafından, imparato­ ru Bogomillere ölüm cezasını tekrar getirmesi konusunda ikna edebilmek amacıyla yazdırıldı. Dolayısıyla Hugh'un önem verdiği nokta patronlarına Bogomil uygulamalarına karşı kullanabileceği yetkiyi temin edebilmekti. Bogomille­ re karşı getirdiği suçlamalar, yemin etmeyi reddetmeleri dışında, aslında aynı konulardı. Hugh, yemin töreninin bir 143 Magdalino, the empire of Manuel I Komnenos, s. 393. 144 Dondaine, 'Hugues Etherien et Leon Toscan'; Dondaine, 'Hugues Et­ herien et le Concile de Constantinople.'

100


Tarihsel Giriş arada tuttuğu aynı zamanda 'yeminler olmadan ne geç­ mişte ne de günümüzde dünyaya tutunmak olanaksızdır' cümlesinden de sarsılan bir topluluktan geliyordu. [36] Onun bu işe karışması pek bir etki yaratmadı. Ne Ma­ nuel ne de 1180'de ölümünden sonraki sorunlu çeyrek yüzyılda varisleri Bogomillere eziyet etti. O dönemde im­ paratorluk, saraydaki isyanlar, dışarıdan gelen saldırılar, Sır­ bistan'da bağımsız bir krallığın kurulmasına ve Bulgar im­ paratorluğunun yeniden canlanmasına yol açan Balkanlar­ daki ayaklanmalarla kuşatılmıştı.145 1203-4'te İstanbul'a yapılan dördüncü Haçlı seferi, Bizans topraklarında politik parçalanmalara yol açtı. Bizans İmparatoru ve Ortodoks patriği sürgündeyken Nicaea'da saltanatlarını kurdu. Diğer bağımsız Bizans devletleri Trabzon ve Epirus'ta kuruldu. İmparatorluktan kalan topraklar İstanbul Latin imparatorlu­ ğu ve Venedikliler arasında ikiye bölündü.146 Batı yöneti­ mindeki bölgelerde Ortodoks piskoposların yerini Latinler aldı.147 Bunun sonucunda 1204'ten sonra Bogomillere karşı. yürütülen savaşı yönetecek ne laik ne de dinsel birle­ şik bir otorite kaldı. On üçüncü yüzyıl başlarında Papalık, Bosna'da Bogo­ millerle mücadeleye dahil oldu. Bölgede Slav yöntemleri kullanılsa da, Bosna, Katolik Hıristiyanlığın bir parçasıydı. Ancak pratikte, bağımsız prensler, teknik olarak Macar krallarının tebaasıydı.148 Nicetas, Dalmatia kilisesini Bogo145 Brand, Byza.ntium confronts the West; Fine, The /ate medieva/ Balkans, 5, 1-59.

146 Nicel, 'The Fourth Crusade and the Greek and Latin empires'; Lock, The Franks in the Aegean, s. 35-107. 147 Lock, The Franks in the Aegean, s. 193-221; Fedalto, La chiesa latina in Oriente, s. 219-487. 148 Fine, The !ate medieva/ Ba/kans, s. 17-21.

101


Hrisıiyan Diialisı Hereıikler

mil kiliseleri arasında saymıştı. (İtalyan kaynaklarda Sclavi­ nia diye geçer)[37(b)]. 1260'ta başrahip Thomas'ın yazdığı History of Split ve Papa lnnocent lll'ün mektuplarından, Dalmaçya Bogomillerinin haretizm yüzünden on ikinci yüzyıl sonlarında Başpiskopos Splitli Bernard tarafından zulüm gördüğü ve Bosna'da sığınak aradığı açık bir şekil­ de anlaşılabilir. Başlangıçta Ban Kulin onları memnuniyetle karşıladı ama Macaristan kralının basl<Jsıyla, Ortodokslukla­ rı konusunda, papanın da emriyle, soruşturma başlattı [39(a-c)]. Bu, 30 Nisan 1203'te Casamarisli John, Ban Ku­ lin adlı elçi ile 'Bosna topraklarında Hıristiyan olaral� adlan­ dırma hakkı olan insanların en önde gelen' yedi üyesiyle yapılan Bolino-Polje Anlaşması ile son buldu [39(d)]. Lider­ ler topluluklarını Katolik Kilisesi içinde tek cinsiyetli keşiş gruplarına dönüştürmeye razı oldular. J.V.A. Fine. bu adamların Bogomil olup olmadığını sor­ gulamıştır çünkü kaynaklarda inançlarına ait açık bir bilgi bulunmamaktadır.149 Onun bu görüşünü pek inandırıcı bulmuyoruz. Sunaklara, tapınaklara, haçlara ya da İncil'in tamamına sahip oldukları ya da Mass'ı kutladıkları ve Kut­ sal Makamı ezberden okudukları (daha önceden başarısız olmuş olsalar da) konularını sorgulamanın pek bir anlamı olamaz. Bogomiller tüm bunları reddetti ve tek cinsiyetli topluluklar halinde yaşadı; aynen John Tzurillas'ın müritle­ rinin on birinci yüzyıl başlarında yaptığı gibi [ 19]. aynen batılı Katarların bu dönemde evrensel olarak yaptığı gibi. Tüm bunların yanında bu yedi liderden 'bundan böyle Maniheist ya da heretil< olarak bilinen hiç kimse bizimle birlikte yaşamayacak' şeklinde yemin etmeleri istendi. 149 Fine, The Bosnian church.

102


Tarihsel Giriş

'Maniheist' o dönemde batı Kilisesinde kesinlikle Katar an­ lamına geliyordu, ya da Balkan heretiklerinde olduğu gibi, Bogomil demekti [39(d)]. Tüm bunlara ek olarak, Bolino­ Polje sözleşmesi de boş değildir. Sözleşmeyi sağlayan tüm yazışmalar heretiklerin Bogomil olduğunu ima eder. 1202'de Bulgar lideri Kalojan, Bizans'tan bağımsızlığı­ nı kazanmak için, Papa ile görüşmeye başladı. Bu görüş­ meler sonucu Bulgar kilisesi ve Roma'ya bağlandı ve 1204'te Kalojan, papalık genelgesiyle taç giydi.150 1206' da lnnocent, bilinmeyen bir görev için Bulgaristan' a başka bir elçi yolladı.151 Belki de 1207' de başa geçen ye­ ni Çar Boril'i Bogomilleri ezme konusunda _ikna etmişti. Bo­ ril 1211 'de Trnovo' da Albigensian Haçlı seferi ile Langue­ doc' da savaşılırken Bogomillere karşı yasa çıkarmak için bir toplantıya başkanlık etti. Bu, tamamıyla bir rastlantı ola­ mayacak kadar kesin görünüyor. Goui!lard'ın da belirttiği gibi, bu konseyde çıkan karar­ lar Patrik Cosmas !'in farklı şekilde düzenlediği, Bogomi­ lizm ile ilgili olmayan iki ek cümle ile birlikte [41] Bogomil karşıtı beyanlar içeriyordu [21 ]. Konseyin tarihçiler için en önemli bölümü, içlerinde Sofya dedec'i ya da dyed'i Kapa­ dokyalı Peter'in de bulunduğu Bogomil liderleri lanetleme­ sidir. Obolensky dyed sözcüğünün Bogomil piskopos ola­ rak algılanması gerektiğini savunur. 152 Bu Peter muhteme­ len 1211'de Bulgar Bogomi!lerin piskoposuydu. Bolino Polje sözleşmesi, Bosna Bogomi!izminin sonunu getirmedi. Honorius ili (1216-27), Macaristan kralı An­ drew ll'nin bu heretiklere karşı önlem almasını istedi ama 150 Gill.

Byz.ıntium and the Papilcy. s. 21-2 151 Alberic ofTrois Fontaines, Cronicon. (MGH SS xxiii, s. 152 71ıe Bogomils, s. 240, 242-5.

886).

103


Hristiyan Diialist Heretikler

başaramadı [42]. Bunun yanında, Conrad, Languedoc'taki elçisi Porto Kardinalının Macaristan yakınlarında, Bosna, Hırvatistan ve Dalmatia bölgelerinde muhalif bir papanın ortaya çıktığını, bu kişinin güney Fransa'da belli bir Bartho­ lomew of Carcassonne'yi vekili olarak atadığını [42] göste­ ren raporu da Honorius'u endişeye düşürdü. Bu söylenti­ nin doğruluk payı da vardı çünkü Bosna Bogomil piskopo­ su o dönemde güne y Fransa' daki Katarlar arasında ılımlı düalizmi yerleştirmeye çalışıyordu. Ancak Kardinal Conrad bu heretik papanın tüm düalist kiliseler üzerinde yetkisi olan muhalif bir p apa olduğunu sandı.153 Papa Gregoıy IX (1227-41), Bosna Katolik piskoposu­ nu heretizme tolerans gösterdiği gerekçesiyle görevden aldı ve 1234'te Hırvatistan Düküne Bosna'ya savaş açma yetkisini verdi [43(a)].154 Gregoıy de Bogomillerin Bulga­ ristan'daki varlığıyla ilgileniy ordu. O bölgede Ps'lpa etkisi 1232'de, Bulgaristan klisesinin Nicaea'da sürgünde olan Ortodoks patriğine katıldığı dönemde son buldu.155 1238'de Papa, Macaristan kralı Bela IV'ü John Asen'e, he­ retizme karşı gösterdiği hoşgörüden dolayı saldırması için teşvik etti. Ama bu çaba 1241-42'de Macaristan'ın Mogol istilası nedeniyle bir sonuca ulaşmadı. (Bu istila Bosna'ya karşı süren haçlı seferine de bir son verdi) [43(b)J.156 İstanbul Latin İmparatorluğu döneminde Bogomiller eziyet görmedi. İmparatorlar Bulgaristan, Epirus ve Nicae-· a yöneticilerine karşı kendilerini savunmakla öylesine meş­ guldü ki heretizmle ilgilenmeye val<.itleri yoktu; bunun ya153 Borst, Die Catharer, s. 209-1O. 154 cıco ili (iii), no. 194,197,198, 207, s. 268-9, 271-2, 283. 155 Gill, Byzantium and the Papacy, s. 63-4. 156 CICO ili (iii), no. 229, 248. 248a, 248b, s. 308-1 O, 325-8; Bosnian church, s. 137-45. 104

Fine,

The


Tarihsel Giriş

nında Latin piskoposlar toplumdan dil sorunu nedeniyle kopuk durumdaydı ve heretikleri aramak onlar için hayli zordu, çünkü Bogomiller Ortodoks keşişlerden görüntü iti­ bariyle farl<sızctı. 157 Ortodoks patriği Germanus ll'nin ( 1222-40) vaazlarından Nicaea imparatorluğunda yaşayan Bogomiller olduğunu anlayabiliyoruz[44] 158 ama de iure ruhani otorite iddia ettiği Latin imparatorluğundaki here­ tizmin yayılmasından da endişe duyuyordu. Bunun üzeri­ ne İstanbul' daki inançlı insanlara geniş kitlelere ulaşmasını istediği bir mektup yazdı. Tarif ettiği Bogomiller ılımlı düa­ listlerdi: 'şeytana Tanrı'nın Oğlu ve İsa'nın kardeşi diyorlar­ dı'[44(d)]. Şayet doğruysa, bu, İstanbul Bogomillerinin doktor Basil zamanında oluşturdukları (tutundukları) ılımlı düalizme döndükleri ve papa Nicetas'ın başlattığı katı Dra­ govitia düalizmini terk ettikleri anlamına geliyordu. 1233'te Gregoıy IX tarafindan Katarlara karşı icat edilen papalığa ait engizisyon Frenk Yunanistanında hiç etkili ola­ madı ama bazı yetkililer orada neler olduğuyla ilgileniyor­ du.. Lombardy engizisyoncusu olan eski Katar yönetici Ra­ inier Sacconi, 1250'de Katarizm hakkında yazdığı Summa, ya da Treatise'deki Bogomil kiliselerinin adlarını verdi. Bunlar, Sciavonia kilisesi, İstanbul Latinleri kilisesi, aynı yer­ deki Greklerin kilisesi, Romanya'da Philadelphia kilisesi ve diğer tüm kiliselerin izinden gittiği Druguuithia ve Bulga­ ristan kilisesi [45]. Seksen yıl önce Nicetas'ın verdiği listeyle bu liste ara­ sında büyük ölçüde devamlılık olduğu görünmektedir. İs­ tanbul, Bulgaristan, Dragovitia (Druguuithia) ve Sclavonia 157 Angold, 'Greeks and Latins after 1204; the perspective of exile.' 158 il Germanus'un çalışması için, Angold, Church and sodety in Byzanti­ um, s. 547-54.

105


Hristiyan Diialisr Heretikler

Grek kiliselerinden her iki listede de yer alıyor.159 Nice­ tas'ın sözünü ettiği Melenguia Kilisesi'ne Sacconi hiç de­ ğinmez. On üçüncü yüzyılda Milinguiler, 1248'te savaş ha­ linde oldukları Frenk prenses Achaea tarafından kısıtlan­ mıştı. Dolayısıyla Sacconi onlar hakkında herhangi bir bil­ giye ulaşamamış olabilir.160 (Başka bir seçenek ise oradaki Bogomil kilisesi çökmüş olabilir). Rainier iki yeni kiliseden söz eder. İznik imparatorluğundaki Bogomillerin bağlı ol­ duğu ve Germanus'un aleyhlerinde güçlü vaazlar verdi­ ği 161 Romanya'daki Philadelphia ve İstanbul'daki Latin ki­ lisesi. Bu kilisenin kökeni hakkında elimizde olan tek bilgi­ ye göre tarihinin Birinci Haçlı seferine dayandığıdır. Bizans başkentinde bir Latin Katar kilisesinin tarihi anlamda bu ka­ dar geriye gitmesi hipotezi ise on ikinci yüzyılda dil soru­ nu olmaksızın Bogomil görevlilerin batı Avrupa'da başarıy­ la çalıştığını açıklamamıza yardımcı olabilir. 162 Yine de (her ikisi de başkentte yaşadılar) ne papa Nicetas ne de Hugh E.teriano böyle bir kiliseden söz etmez. Bu sorunun olası çözümü şu olabilir: Alexius I döneminden itibaren İstanbul Bogomil topluluğunda Grekler kadar Latinler de oldu ve on ikinci yüzyılda Bogomiller piskoposluk idaresini benim­ sediğinde kentte Latin ve Grekleri yöneten bir başpapaz da vardı. Piskopos Nicetas'ın Dragovitia cemaatini ve mut­ lak düalizmin öğretisini benimsediği bilinen bir gerçektir. Ancak Germanus il dönemine gelindiğinde İstanbul Grek Bogomilleri Bulgaristan'ın ılımlı düalist ordo'suna dönmüş159 ltalyan yazarlar Dalmatia Kilisesi'ne her zaman Sclavonia Kilisesi demiştir, 160 Lurier, Crusaders as conquerors, s. 126,131, 160-1. 161 Haritaya bakınız. 162 Hamilton, 'Wisdom from the East.'

106


Tarihsel Giriş. tü. Bu ilk gerçekleştiğinde bazı Latin Bogomillerin Drago­ vitia ordo'suna sadık kaldığı ve kendi piskoposları altında bölünmeye gittiği de tartışmalı bir noktadır. Bu çözüm tü­ müyle varsayımsaldır. Sacconi, Bogomil Kiliselerinin üyeleri hakkında istatisti­ k! bilgi veren tek kişidir: 'İstanbul'daki Latin kilisesinin elli civarında üyesi vardır. Sciavonia ve Philadelphia kiliseleri ile İstanbul'daki Greklerin, Bulgarların ve Druguuithialıların toplamda beş yüz üyesi vardır' (45]. Bu sayılar muhteme­ len, Katarların mükemmel dediği tam üye olanlarını gös­ termektedir. Ruhban sınıfindan olmayan tara�arların sayısı çok daha.fazla olmalıdır. Sacconi propaganda amacıyla Do­ ğu ve Batıdaki Ortodoks Hıristiyanlık üzerindeki örgütlü düalizmin yarattığı tehdidi azaltmaya çalışıyordu. İnanan­ ların sayısını tahmin etmeldçin sayıyı 1 00'le çarpsak, İstan­ bul Grek ve Latin imparatorluklarına dağılmış düalist taraf­ tarların sayısını 55 bin olarak buluruz . Gerçek sayı aslında çok daha fazla görünüyor. Daha sonra hiçbir batılı yazar Bulgaristan ve Bizans top­ raklarında güncel düalist hareketlerden söz etmez. Yine de Papalık, Batı kilisesinin bir parçasını oluşturan Bosna'ya il­ gisini sürdürdü. 1247 ve 1251 yılları arasında lnnocent iV, Bosna kilisesi üzerinde daha sıkı bir kontrol kurmaya çalış­ tı. Bunu da kiliseyi Macaristan başpiskoposluğuna tabi kı­ larak yaptı. Ancak kilise, papalık itaatinden koptu.163 BU noktada, sıklıkla, Bogomilizmin yerleşik Bosna kilisesi ol­ duğu varsayılır ama ].V.A. Fine bunu kuşkulu bulur. Bos­ na' da Bogomillerin varlığını kabul etmese de kurulan kili­ senin Katolik kilisesi olarak kaldığını Roma'dan politik ne163 Fine, The Bosnian church, s. 145-8.

107


Hristiyan Diia/ist Heretikler

denlerden dolayı ayrıldığını, Bosnalıların Macaristan kon­ trolüne girmek istemediklerini iddia eder.164 On üçüncü yüzyıla ait kanıtlar bu sorunu çözmede yardımcı olmaz: Kaynaklar o bölgede ve civarında heretizmin varlığı konu­ sunda çok genel cümlelerle yetinir. 165 l 325'te Papa john XXII, Bosna prensi Stefan Kotroma­ nic'e 'farklı bölgelerden birçok heretiğin Bosna'ya göç ederek orada toplandığı' konusunda şikayette bulundu [47]. Bu doğru olabilir, çünkü o günden sonra Batıda Katar kusursuzlarından söz eden olmadı.166 On ikinci yüzyılın sonlarından beri düalizmin hoşgörüyle karşılandığı Bos­ na'ya stratejik bir hareketlilik, doksan yıllık bir zulümden sonra Batı Avrupalı Katarlar için en iyi çözüm gibi görün­ müş olabilir. Eğer böyle ise ortak planlar yapabilecek dü­ zeyde, yeterli bir örgütleri vardı. Bu kitapta Bosna Bogomilizminin daha sonraki tarihine değinmeye çalışmadık. Bu kararı almamızda yer sorunu en önemli etken oldu. On dördüncü ve on beşinci yüzyıllarda Bosna kilisesi hakkında oldukça fazla materyal bulunmak­ tadır ve bunlar ayrı bir yapıtta incelenebilir.167

Bogomilizmin Sonu 1261 yılında Bizans İmparatoru Michael VIII (1259-82), is­ tanbul'u kurtardı ve Latin imparatorluğu sona erdi. Elde 164 a.g.e., s. 148-57 (bütün kitabın ana metni budur). Farklı bir görüş için bkz Sanjek, Les Chretiens bosniaques. 165 CICO ser. 111, V(I), no. 12, s. 41-2; V(II), no. 49, s. 92-5. 166 Batı Avrupa'da bilinen son (Katar) piskoposu 1321 'de Tuscany'de ya­ kalandı. Hayatta kalanlar bir süre kendilerine muhtemelen Lombard bölgesinde ve Alpler' de sığınak aradı. (Lambert, The Medieval heresy, 5. 144). 167 fine, The Bosnian church; Sanjek, Les Chretiens bosniaques.

108


Tarihsel Giriş

kalan ve Batı Anadolu, Trakya, Makedonya, Thessaly ve Epirus'dan oluşan Bizans ülkesi küçük ve zayı�ı. Grek (Yu­ nan) adalarının çoğunu Venedikliler aldı, bunun yanında merkezi ve güney Yunanistan Frenk prenslerin yönetimin­ deydi. Andronicus il döneminde ( 1282-1328) hemen he­ men tüm Asya toprakları Türkler tarafindan ele geçirildi. Ölümünden hemen sonra imparatorluğun Avrupa'da kalan toprakları Sırp Stephen Dusan'ın ( 1331-55) saldırısıyla yarı yarıya küçüldü. Daha sonra 1354'te Osmanlı Türkleri, Geli­ bolu'yu aldı ve Balkan fetihlerine başladı.168 Bu sorunlu yüzyıllarda Bogomiller hakkındaki kanıtlar oldukça zayıför. Ama var olan kanıtlara göre Bogomiller yayılmaya devam ettiler ve kuşku yok ki merkezi hükümetin parçalanmasına yardım ettiler. 1316'da, güney Thrace'de bir köy olan Bukovic'in böl­ gesel rahibi Bogomil olmakla suçlandı. Sorun İstanbul'daki Kutsal Kurul (Holy Synod) tarafindan bertaraf edilse de Bu­ kovic, Bogomilizmin sembolü olmaya devam etti ( 1330 tarihli bir laik mahkeme kararından da anlaşıldığı üzere).169 1316-17 kışında genç St Gregoıy Palamas Papikon dağın­ da bir manastırda kaldı. Burası Makedonya-Trakya sınırın° da, biografistinin Messalianlar demesine rağmen Bogomil olan bir grup heretikle tartıştı. Çünkü Babamız'ın tek meş­ ru dua olduğunu iddia etmişler ve Kutsal Haç' a saygı gös­ termeyi reddetmişlerdi. (Her iki davranış da Bogomil tar­ zıydı)[48(a)] 170

168 Nicel, The /ast centuries ofByzantium, s. 45-264. 169 İtalyanca paterene sözcüğü heretikleri niteler (RP V, na. 207); Loos, Dualist heresy in the Middle Ages, s. 332. 170 Meyendorff. A study of Gregoıy Palamas, s. 32-3.

109


Hrisıiyan Düalist Hereıikler

1320'de, tüm Ortodoks dünyasının manastırsal merke­ zi olan Athos dağındaki Bogomil ayaklanması daha da cid­ diydi.171 O bölgedeki yetkililer, ikon kültünü reddeden, vaftizin ve Eucharistin bir hiç olduğunu öğreten ve İsa'nın vücut bulmasına ya da ölülerin yeniden dirilmesine inan­ mayan Bogomil heretikleri İstanbul Kutsal Kurulu'na (Holy Synod) bildirdi.172 Nicephorus Gregoras bunların yargılan­ ması konusunda belgeler sunar. Bu belgelerde, bir kısmına kefaret verildiğini ama ötekilerin Athos'tan sürgün edildi­ ğini, hatta bazılarının yargılama sürerken Thessalonica, Berrhoea ve İstanbul'a kaçtığını anlatır [48(b)]. Patrik Cal­ listus 1 (öl.1363), Life ofSt Theodosius OfTrnovo adlı ese­ rinde bu hareketin Athos'a Thessalonica'daki !rene adında bir Ortodoks rahibe aracılığla girmiş olduğunu anlatır. Bu rahibe Tanrı'ya kendini adamış olarak tanınırdı ama aslında bir Bogomildi ve iş için kente giden Athoslu tarikat üyele­ ri onda kalırdı [49]. Athos'u terk eden Bogomillere karşı bir önlem alınmış gibi görünmüyor. Gregoıy Akindynus, 1347'de bir grup Bogomilin halen açık bir şekilde ibadet eden ve öğrencileri arasında rahibe Porine'nin de olduğu Larissalı George (Athonite Bogomil liderlerinden biri) tara­ findan yönlendirildiğini anlatır. Callistus'un Athonite keşiş­ lerine Bogomilizmi tanıştırmakla itham ettiği !rene bu ki­ şiydi.173 Makedonya ve Trakya'da, bu dönemdeki Bogomil hac kimiyeti 1349'da Stephen Dusan'ın hazırladığı kanunda da beyan edilir (1353-4'te revize edildi). Sırbistan, Bogomi171 Athos hakkında detaylı çalışmalar için Athos, Le MiJ/enaire du Mont Athos; kısa bir çalışma için Cavarnos, the holy mountain. 172 Rigop, Monaci esicasti e monaci bogomili, s. 173. 173 Meyendorff, A Study of Gregoıy Palamas, s. 36.

110


Tarihsel Giriş

lizmden gözle görülür bir şekilde kurtulmuştu çünkü yöne­ ticileri on ikinci yüzyıl sonlarında ilk ortaya çıktığında Orto­ doks kilisesi ile işbirliği yaparak baskı altına alınmıştı. 174 Ancak Dusan, Bizans topraklarını fethettiği sırada tebaası arasında Bogomillere rastladı ve şu kanunu çıkardı: 'Hıris­ tiyanlar arasında yaşayan bir heretik bulunduğunda yüzün­ den dağlansın damgalansın ve sürülsün, ona yardım eden­ ler de damgalansın. Heretik sözleri kullananlar da, eğer asil ise 100, perper ödesin, sıradan biri ise 12 perper ödesin ve sopalarla dövülsün.' ı 75 Athos, Stephen Dusan'ın korumasına 1345'te girdi. Kutsal Dağ'daki (Holy Mountain) tüm manastırlardan so­ rumlu olan Grek protos Niphon'u Bogomil olmakla suçla­ dı. Ama Niphon St Gregoıy Palamas tarafından başarıyla. savunuldu. Bu suçlama politik gerekçeli görünüyor çünkü çar Sırp bir görevliye sorumluluk vermek istedi. 176 Athos'daki bu Bogomil salgını Hesychasmın gelişimiy­ le aynı döneme rastlar. Bu hareketin kökeni Yeni Teolog St Symeon'a (ö. 1022) ve daha da öncesinde itirafçı St Maxi­ mus'a (ö. 662) dayanır. Hesikastlar, Transfiguration'daki (başkalaşım) havarilerin deneyimlerini paylaşmanın ve 'Ta­ bor Dağı'ndaki yaratılmamış ışık' (Matta. 17.1-9) dedikleri şeyi görebilmenin mümkün olduğunu iddia ettiler. St Gre­ goıy Palamar, bazı Ortodoks Kilisesi çevrelerinin oldukça. karşı olduğu bu hareketin lideri oldu. Çünkü Hesikastlar (Hesychasts) aydınlanmaya kilisedeki ayin ve törenleri sa­ yesinden çok tefekkür yoluyla ulaşılacağını vurguladılar. 174 Obolensky, The Bogomlls, ek iV (2). s. 283-5.

175 Dushan, Dushan's Code, Bölüm 10,83, s. 41,61. 'Perper' standart Bi­ zans altın parası olan hyperperon'un batılı versiyonudur ve on dördün­ cü yüzyılın ortalarında ödeme aracına dönüştü.

176 Meyendorff, A Study of Gregoıy Palamas, s. 91-2.

111


Hristiyan Diicılist Hereıikler

Bazen, uzun süre Bogomilizme eş tutulan Messalianlıkla (ör.[48(b)]) suçlandılar. Bu tarz suçlamalar 1351 'de istan­ bul'da Blacher na Sarayı'nda toplanan Kilise Konseyinin Hesychazm Ortodoks ilan ettikten sonra savunulmaz bir hal aldı.177 Patrik Callistus Theodosius'un Hayatı (Life ofTheodosi­ us) adlı eserinde 1320'de Athos'tan sürgün edilen iki Bo­ gomil, Lazarus ve Cyril Bosota'nın (yalınayak) Bulgaris­ tan'ın Trnovo şehrine gittiğini anlatır. Orada vaazlar verdi­ ler ve dönüşüm gerçekleştirdiler. Lazarus'un Adamite ol­ duğu ve müritlerini iğdiş olmaya teşvik ettiği söylenir. Da­ ha sonraları o, Ortodoks kilisesi ile uzlaştı. Bogomil tarihi ile paralel olmayan ekzantrik öğretileri ışığında Bogomil olup olmadığını sorgulamak gerekir. Kyril'in tersine, Ant­ honite Bogomil karşıtı kitapta adı geçmez (Cyril'in geçer). 178 Görünen odur ki Callistus onun hakkında yanlış bir çı­ karım yapmıştır [49]. 1350'deki Trnovo Konseyi, Bogomilleri Cennetin İyi Tanrısı (the Good God of Heaven) ile bu dünyanın şeytani yaratıcısı arasındaki kozmolojik düalizm öğretisini yaymak­ la suçladı. Obolensky bu saf düalizm kanıtını kabul etmez çünkü tarihi boyunca Bulgaristan Bogomil kilisesi ılımlı düalizmin kalesi olmuştu.179 Arıcak yalınayak Cyril, Bulgar olmayabilir; Trnovo'ya Athos dağından mülteci olarak gel­ mişti. Dolayısıyla saf düalist Dragovitia kilisesinin bir üyesi olabilirdi. Dönmeyi kabul etmeyen kendisi ve rahip Step­ hen damgalandı ve sürgüne yollandı. St Theodore da Bo­ gomilleri cinsel aşırılıkla suçladı ama bu zaten standart 177 Genel bir çalışma için Meyendorff, Byzantine Hesychasm. 178 ltalyanca çevirisi Rigo, Monaci esicati, s. 1 73-4. 179 The Bogomils, s. 262, n. 1 .

112


Tarihsel Giriş düalist karşıtı bir Ortodoks söylemdi. Yani söz etmeye bile değmez.[49] Bogomilizm, Bulgaristan'da, Vidin'in kentinin Macarlar tarafından istila edildiği 1365-70 yıllarında devam etti. Macarlar, Fransisken misyonerlere orada çalışma izni verdi. Rahipler orada oldukça fazla sayıda Paterene bulduklarını ve bunları dine dönüştürdüklerini iddia ettiler. 180. Osmanlı Türklerinin 1393'te ülkeyi fetihlerine kadar olan dönemde Bulgar Bogomilleri hakkında elimizdeki tüm belgeler bun­ lardır. Osmanlı işgalinden sonra Bizans imparatorluğunda ka­ lan topraklarda ayakta kalan Bogomillere, Selanikli Başpis­ kopos Symeon' un ( 1416-29) Heretiklere Karşı adlı eserin­ de rastlanır. Symeon, Loos'un kalegeroi sözcüğünden tü­ rediğini iddia ettiği 'iyi yaşlı adamlar' anlamına gelen , Bi­ zanslıların keşişler için kullandığı I<udugeori denen grubu suçlar. Sözcük aynı. zamanda on üçüncü yüzyıl Langue­ doc' da geçen, Katar kusursuzlarını nitelemek için kullanı­ lan • bonshommes' e de benzer. 181 Kudugeorıler kesinlikle Bogomildi. Symeon bunların iki ilkeye inandığını iddia eder. Bu doğru ise onlar ılımlı düalistlerden çok Dragoviti­ an okulu üyesiydiler. 182 Ancak, o grubun son üyeleri konu­ sunda hiçbir şey bilinmemektedir. Symeon bu grup hakkın­ da çok az yeni bilgi verir: 'Yaşamın sonunda birçok dinda­ ra yol gösterdi ve onları isa'dan kopardı, sonları geldiğin­ de onları inkara davet etti.' Bu, ölümün yaklaştığını , sona gelindiğini gösterir. Batılı Katarlar arasında yaygın, ancak başka bir yerde onay almamış bir uygulama idi. Ama eğer, 180 Loos, Dualist heresy in the Middle Ages, s. 334.

181 Duvernoy, Le catharisme, s. 171-2. 182 Thessalonika, Dragovitia yakınlarındadır; haritaya bakınız.

113


Hristiyan Düalist Hereıikler

yukarıda söylendiği gibi, Katarlar Rituenarını (ayin, tören) Bogomillerden aldıysa, bu uygulamayı da onlara dayana­ rak türettiler. Çünkü Lyonların Katar Rituen özel bir hizmet şekli içerir. 183 1430'da Selanik, Osmanlıların eline geçti. Sonraki otuz yıl boyunca da elde kalan Bizans toprakları yine onların kontrolüne geçti. Osmanlı egemenliğinde Bogomillere ne olduğu bilinmemektedir. Yine de onların bir kısmının İsla­ miyete geçtiği varsayılır.184 Daha ılımlı ve doğru bir sonu­ cu ise Yuri Stoyanov önerir: Bogomillerin İslama böylesine geçtiğini gösteren kanıtlar eksiktir. Ortadan kaybolmaları­ nın belirsizliğini Osmanlı imparatorluğunun ilk dönem din­ sel tarihleri hakkında yetersiz bilgi ile açıklayabiliriz. Bu ta­ rih, barındırdığı mezhepler ve kaynaşmalar açısından hala tartışmalı ve geniş bir şekilde keşfedilmemiş bir alandır.185

183 Cledat, Le Nouveau Testament, s. xxii-xxvi; çevirisi Wakefield ve Evans, Heresies of the High Midd/e Ages kitabı, s. 492-4. 184 Örneğin Obolensky, The Bogomils, s. 265-6. 185 The hidden tradition in Europe, s. 209.

114


1. PAULİKİEN NÜFUSUN CONSTANTJNE V (741-75) DÖNEMİNDE SÜRGÜNÜ Constantine V, babası Leo'nun Araplara karşı başlattığı seferlere devam etti. Burada sözü edilen sürgün, Erzu­ rum ve Malatya 'nın işgali ve yıkımından sonra gerçekleş­ ti.1 Zaman zaman, imparatorun Pau/ikien ve Ermenileri Trakya ya sürmesinin nedeninin başkente yakın bölgeler­ de /Jwnoklazm 'ı (imparatorun da desteklediği) güçlendir­ mek olarak düşünülür. Ancak, kaynaklarda bu tür bir bil­ gi yoktur. Bu tarihi belgeler, yukarı Euphrates (Fırat) vadi­ sinde Paulikien toplulukların varlığına ait Grek kaynakla­ rındaki en eski kanıtları sunar.2 Yazarlar, okuyucuların Pa­ ulikierı heretikliğne aşina olduğunu varsayıp daha fazla bilgiye ihtiyaçları yokmuş gibi davranırlar. Paulikien top­ luluğun kökenine yönelik kendi gelenekleri için Sicilyalı Peter okunmalıdır [7]. Bu anlatımlar, nüfusun bu hareketi hakkında bir şey söylemez. Muhtemelen Sicilyalı Peter'ın bilgi kaynakları yalnızca, Asya Minör'de (Küçük Asya) ka­ lan müteakip liderlerin yaşamıyla ilgileniyordu. Görüşle­ rinin Ortodoks olduğunu açıklayan patrik taralindan lider­ leri GegnesiusjITmothy'nin sorgulanmasına dair Pauliki­ en açıklaması, imparator Constantine'in Paulikienleri suç­ lamak ve onları teşhis edilebilir bir grup olarak sürmesi için hiçbir nedeni olmadığını gösterir. (Belki de hala var olan savaş güçleri, saygı duyması için bir nedendi.}3 77ıe1 Haritaya bakınız. 2 Ermenice kaynaklar için Ek 2'ye bakınız.

115


Hristiyan Düalist Heretikler ophanes 'in eseri bu Ortodoks ününün fazla uzun sürme­ diğini gösterir.

(a) Theophanes (760-817/18), George Syncellus'un (810-11: kayıtları ve yönetici listeleri Adem'in yaratılışın­ dan 284'e kadar gelir) eserini sürdürerek 284-803 yılları için bir kitap yazdı. Anlattığı tarih, ikon taraftarı yöneticiler ve monastik yapılanma lehine oldukça taraflıdır. Çevirisi de Boor'un baskısından yapılmıştır. (Leipzig, 1883) sayfa 429. [AD 757] İmparator Constantine, Erzurum ve Malat­ ya' dan getirdiği Ermeni ve Suriyelileri Trakya'ya yerleştirdi. Paulikien heretikliği onlardan yayıldı. Vebadan dolayı halkı azalmış kente,4 adalardan ve Yunanistan'dan göçmen ge­ tirip yerleştirerek kentin nüfusunun artmasını sağladı. (b) Patrik Nicephorus (806-15 arası görev yaptı), 602769 yılları arasındaki olayları anlattığı ünlü eseri Breviari­ um 'un yanı sıra başka eserler de yazdı. Çevirisi de Boor'un baskısından yapılmıştır. (Leipzpg, 1880, s. 66)

[AD 756/7] [Daha sonra] Constantine, Malatya ve Erzu­ rum· dan ihtiyaçlarını karşılamak için bol bol hediyeler ve­ rerek getirdiği Suriyelileri ve Ermenileri Trakya'nın kaleleri­ ne yerleştirerek buraları kontrol etmeye başladı.

3 Paulikienler'in imparatorluk içindeki savaşçı güç olarak tarihi için bakınız (14). (17), (20). 4 748'deki veba salgını için Sicilyalı Peter (7)'ye bakınız.

116


2. İMPARATORİÇE IRENE (780-802) VE PAULİKİENLER Coşkulu bir ikonodül olan imparatoriçe /rene egemenli­ ğinde doğu bölgelerindeki Paulikienleri Ortodoksluğa döndürmek için girişimde bulunulduğu görülmektedir kraliyet yöneticilerinin Paulikien/erle aşırı ikonoklastlar arasında ne derece bir ayrım yaptığı net değildir. impara­ toriçe, Jkonoklazm politikasını tersine çevirmek için 786 yılında Kilise genel konseyini toplantıya çağırdı. Ancak or­ du içindeki bazı gruplar Constantine V'in politika/arının bu derece inkarına karşı çıktılar ve toplantı ertelenmek zorun­ da kaldı .. Konsey toplanmaya hazır olduğunda (Eylül 787'de olduğu gibi) ikono/dast sempatizanlığından kuş­ kulu gruplar tazminat ödenmeden kovuldu. Patrik Nicep­ horus 'un tarihi eserlerinin tanımı için bkz [1]

Patrik Nicephonıs (PG 100, col.501 b) Birkaç yıl önce, dindar imparatoriçe krallığı yönetirken ve inancımız için çok değerli ve ilahi bir azim sergilerken ... ilahi buyruk sayesinde bu kent gerçekten ve tümüyle şey­ tandan ve ateist kalabalıktan kurtuldu; onlar, aynen geze­ genler gibi, ikonların ve ls.a'nın vücut bulmasının (tecessü­ dünün) anılarının aşikar olmaması gereken bir inanç kült arıyordu. Bir tane buldular. Düşüncelerine uyan ve görüş� !eriyle uyuşan Maniheistlerin uzun süre benimsediği inanç eksikliği ve ateizm demek istiyorum.

117


3. DOKUZUNCU YÜZYIL BAŞINDA KONSTANTİNOPOLİS'TEKİ SÖZDE PAULİKİENLER Tarihçi Theophanes (760-817/18), orduya ödenek sağla­ mak amacıyla kilise ve manastır/ara ağır vergiler koyan imparator Nicephorus 'a (802-11) muhalif bir söyleme sa­ hiptir. Aşağıda anlatılan olaylar Paulikienlerin dokuzuncu yüzyıl başında, başkentte belirgin bir grup olarak bilindiği­ ni gösteren kanıtlardır. (a) Burada yapılan suçlamalara rağmen imparator Ni­ cephorus ·un Paulikienlere ve hatta ikonok/astlara sempati duyduğuna dair bir kanıt bulunmaz. Yine de ailesinin kö­ keninin doğuya dayanması bu suçlamaya prim vermiş olabilir. Nikephoros, Bulgaristan seferinden dönerken yol­ da Bulgar Hanı Krum tarafından öldürüldü. Bulgarlar bu başarının ardından Karadeniz kıyısındald kentleri harap ve işgal etti. 813 'te bizzat l(onstantinopolis 'e (fstanbul) saldı­ rı tehdidi savurdu. Nicephorus 'un halefi Michae/ 1 barışçı biriydi. Çeviri, de Boor basımından alınmıştır. (Leipzig, 1883, Cilt I, s. 488)

Ekim'in birinde, bir Salı günü, keşiş kılığında, bilinmeyen bir adam askerlerden birinin elinden bir kılıç kaptı, koşa ko­ şa saraya gitti, Nicephorus'u öldürmek istiyordu. Oradaki­ lerden biri onu yakaladı ve fena halde yaraladı. Yakalanıp ağır bir cezaya çarptırıldığında deliymiş gibi davrandı ve kimsenin aleyhinde bilgi vermedi. imparator onu, olaya

I 18


Konstantinopolis'teki Sözde Paıılikenler

karışanlarla birlikte ağaçtan prangalara vurdurdu. O gün­ den sonra birçokları bunun güç sahibi olanlar ve onların te­ baası için büyük şeytanın bir işareti olduğunu düşündü, ay­ nen kafir Nestorius döneminde olanlar gibi. O (Nicepho­ rus), şimdi Paulikienler olarak bilinen Maniheistlerin ve komşuları olan Phıygia ve Lycaonia'da yaşayan Athingani­ lerin arkadaşıydı. 1 Onların kehanet ve ayinlerinden büyük zevk alırdı. (b) Bu olay büyük general Constantine V'in anısına gösterilen sadakatin varlığını ve Theo phanes gibi monas­ tik sözcülerin bu tarz bir dayanağın onu il<onok/ast ve crypto-Paulil<ienler (gizli Paulikienler) olarak gösterenleri tanımladığı varsayımını kanıtlar. de Boor'un eserinden,

s. 500-1. Haziran başlarında Bulgar lider Krum askerleriyle birlikte bir sefere çıktı. Çünkü Hıristiyarıların mal varlıklarının muhte­ şem olduğunu görmüştü. Bersinicia'ya hareket ettiğinde (kraliyet yolunun otuzuncu mil civarı) batılı güçlerin strate­ gosu patrik Leo ve Makedonya strategosu patrik John Asplaces onlara saldırmak için sabırsızlanıyordu. Ama on­ lar, yanlış bilgilendirilmiş imparator tarafından durduruldu. Kent sakinleri ve başpiskopos Holy Apostles kilisesinde dua ederken Tanrı'nın nefret ettiği Constantinos'un 2 iğrenç sapkınlığına karışmış bazı dinsizler kraliyet mezarlarının ka­ pısını kırdılar, (kederli insanlar bunu fark edemedi) bir vu­ ruşta açtılar, sanld ilahi bir mucize açmış gibi. İçeriye doluş­ tular, o heretiğin mezarına kapandılar. Tanrı 'ya değil ona Cilt/,

1 İmparatorun ailesinin doğulu köklerine dair bir yanılsama; Athinganiler, yıldız falı baktıkları ve Hıristiyanhk dışı ayinler yaptıkları öne sürülen bir gruptu; Star, 'An Eastern Christian Sect.'

2 V. Constantine (741-75).

119


Hristiyan Diialisı Hereıikler

sesleniyorlardı: 'Kalk ve kentin yıkımına engel ol.' Onun cehennemde zebanilerle yaşadığı, atına atlayıp Bulgarlarla savaşa gittiği söylentisini yaydılar. Kentin yargıcı onları tu­ tukladı. Önce yalan söylediler, mezar kapılarının Tanrı'nın yardımıyla kendiliğinden açıldığını iddia ettiler. Ama yargı­ cın karşısına çıkarılıp korku içinde ifade verirken, ceza al­ mal<la tehdit edildiler ve güç kullanarak kapıyı açtıklarını kabul ettiler. Bu şekilde günah işleyenlerin çoğu sadece görünüşte Hıristiyan'dı. Gerçekte, pis doktrinlerini açıkça anlatamayan ama cahilleri hilelerle baştan çıkaran Pauliki­ enlerdi. Bunlar Yahudi kafalı Constantine'i Tanrı'nın elçisi ve fatih olarak kutsarlar, Tanrı'nın Babamız lsa'da vücut bul­ masına karşı çıkan şeytani fikirlerine inanırlarlardı.

120


4. STUDIUMLU THEODORE (ö. 826) HERETİKLERE ÖLÜM CEZASI VERİLMESİNE KARŞI ÇIKAR imparatoriçe frene tarafından (780-802) ikonalara dönü­ şümün sağlanmasının ardından heretildere verilecek uy­ gun ceza konusunda tartışma çıktı. frene ve Michae/ / (811-13) üzerindeki artan dinsel baskılar, sivil güçlerin he­ retizmi ortadan kaldırma konusuyla daha fazla ilgilendiği­ ni gösterdi. (Yaşadıkları Asya Minörde kısmen de olsa ra­ hatsız edilmemiş Pau/ikien ve Athinganilerden oluşan bir gruptan söz ediyoruz.) Dinsel çevreler heretizmi ortadan kaldırma konusunda hemfikirdi ancak üzerinde anlaşama­ dıkları bir konu vardı: Heretizm başlı başına büyük bir suç muydu yoksa günahkar/ara tövbe ve uzlaşma şansı veril­ meli miydi? (a)'nın yazarı Theophanes için bkz. [1]. The­ ophanes "in metni de Boor'un baskısından alınmıştır. Leip­ zig, 1883, cilt/, sayfa 494.

(a) İçi büyük Tanrı aşkıyla dolu en dindar imparator [Micha­ el 1, 811-13], Maniheistler (günümüz Paulikienleri ve Phıygia ve Lycanoia' daki Athinganiler) için, 1 kutsal patrik Nicephorus'un teşvikiyle, ölüm cezası ilan etti. (b)nin yazarı Studiumlu Theodore, Studios manastırının başrahibiydi ve kilisenin ve bölgenin bağımsızlığı tartışma­ larında lider bir figürdü. Metin, PG 99, col 1, 481 'den çev­ rilmiştir. 1 Bu grup için bkz. (3), n. 1.

121


Hristiyan Düalist Heretikler

(b) Ephesuslu Theophilus'a Mektup Elimde ekselanslarının saygıdeğer kardeşimiz Athanasi­ us' a gönderdiği mektup var. Mektubu okuduğumda kah­ roldum. Öncelikle şimdi, İkorıoklazm denen küfrün dil uzattığı gerçeğin sözünü savunan bizler arasında çekişme ve anlaşmazlıklar ortaya çıkmıştır. İkinci neden ise tüm al­ çakgönüllülüğümle karşı düşünceyi benimsemek zorunda kalmam. Yüceliğinizle beni affedin, çünkü söyleyeceklerim gerçekle ilgilidir ve başka hiçbir şey daha önemli ve saygı­ ya değer değildir. O halde mektupta beni rahatsız eden şey ne? Mektupta şöyle deniyor: 'Maniheistleri öldürüp öl­ dürmemeye henüz karar vermedik. Ancak, buna izin veri­ lirse en doğru kararı vermiş olacağız." Neler söylüyorsu­ nuz ekselansları, İncil'de tanrı (the Lord) bunu yasaklar ve şöyle der: "Hayır, zararlı otları toplarken belki buğdayı da sökersiniz. Bırakın biçim zamanına dek birlikte büyüsün­ ler."

122


5. PELECETELİ ST MACARIUS HAPİSTEKİ BİR PAULİKİEN'İ DÖNDERİR Bu biyografinin konusu Pe/ecete manastın başrahibidir. Bu manastır teolog Saint john'a adanmış bir evdir. Dascylium yakınlarında, Propontis kıyılarındadır. Ne zaman yaşadığı konusunda çıkarım yapılmalıdır: patrik Tarasius (780-806) tarafından papaz rütbesine atandı, Ermeni imparator Leo (813-20) tarafından ikonları desteklediği için sürgün edil­ di, imparator Michael (820-29) tarafından sürgünden çağ­ rıldı ve papaz rütbesi geri verildi. Sonunda imparator The­ ophilus (829-42) yönetiminde Aphousia denen Propon­ tis'teki bir adaya tekrar sürgüne gönderildi. Hayatı, Maca­ rius 'un halefi tarafından açık bir şekilde kaleme alındı.1 Bu kişi, özellikle iyileştirme mudzeleri gibi tarif ettiği olayla­ ra tanıklık ettiğini öne sürmektedir. Bu metin Paulikienle­ rin sistematik bir şekilde yargılanmasının ve suçlanması­ nın kanıtıdır; bu, konu ha!,kındaki güncel (o güne ait) tar­ tışmanın bağlamı içinde değerlendirilmelidir.2

1 Burada kro'nolojik bir sorun var. Olayların gidişatına göre biyografi olduk­ ça açık. Dolayısıyla Macarius'un en azından 829'a kadar Theophilus dö­ neminde yaşadığı doğrudur. 826'da ölen Studiteli Theodore'a atfedilen mektupların arasında bir tanesi var ki (PG, sütun. 1457, mektup cxlvi) Pe­ lecete'nin kendi keşişine selefi Macarius'un ölümü için taziye dilekleri içerir. Yeni keşiş biyografinin yazarı olabilir. Mektupta adı Sergius olarak olarak geçer ama biyografide kendisinden Sabas olarak bahseder. Ancak Grek keşişler geleneksel olarak dünyevi adlarının ilk harfleriyle başlayan dinsel adlar kullanırdı. 2 Referanslar için Tarihsel Giriş bölümü sayfa 60-65'e bakınız.

123


Hristiyan Diialisı Heretikler

Aşağıdaki metin H. Delehaye'nin ·s. Macarii Monaste­ rii Pelecetes Higoumeni' adlı eserinden alınmıştır. s. 15860. [Bölüm 14] Ölüm cezasıyla hapiste tutulan, azizlere ölümleri sırasında dua etmeleri için yalvaran Paulikienler, yani Maniheistler vardı. Ama o şöyle dedi: "Aydınlıkla ışık arasında olduğu gibi bu tarz bir birliktelik yoktur. İşte bu yüzden, dinsizliğinizden dolayı size yakışır bir sona geldi­ niz. Cezayı sadece bu dünyada çekmeyeceksiniz, öbür dünyada da bitmeyen cezalar çekeceksiniz.''. Suçlananlar­ dan biri, yemek yerine kurtuluş vaadi istedi ve Macarius'un bizzat kendisi tarafından vaftiz edildi. Sonuç olarak ötekile­ rin tümü kaçınılmaz sona yaklaşırken bu adam kurtuldu ve sözünün gereklerini yerine getirdi, günahın pisliğini terk edip, dindarlığın parlayan doktrinleri tarafına geçti.

124


6. ASYA MİNÖR'DE (ANADOLU'DA) PAULİKİENLERE YÖNELİK YENİ BASKILAR VE AMORIUM ŞEHİTLERİ 842 yılında Theophilus'un dul eşi imparatoriçe Theodora, çocuk imparator Michael ///'ün vekili oldu. 843 'te ikonları serbest bıraktı ve Paulikienlere karşı heretizm yasalarını tekrar uyguladı. Bunların bir kısmını Malatya Emirliğinde­ ki Arguvan'a sürdü. (Bkz. Giriş sayfa 63) 844'te Şebinka­ rahisar Paulikienleri imparatorluk valisi Callistus 'u yakaladı ve onu inançlarını paylaştığı Arguvan'daki kişilere teslim etti. Callistus, 838'de Amorium 'un düştüğü sırada yakala­ nan görev/ilerle birlikte 845 yılında idam edildi. Aşağıdaki /a) ve /c) metinlerinin yazarı Zonaras, on ikinci yüzyılda eserlerini kaleme aldı. Ne zaman yaşadığı net olarak bilinmemektedir; hikayesi Alexius Comne­ nus'un 11 /B'de ölümüyle son bulur. Olaylara dair güncel malzeme kullanır ve genelde güvenilirdir, ancak biraz ge­ cikmiştir. (b) Bizans ordusu üyesi kırk iki kişinin, yüksek makamdaki görevlilerin ve onlara yakın hizmetlilerin Araplarca öldürü­ lüşünün tasviridir. Bunların çoğu 838'de Amorium 'daki 1 büyük ordunun ele geçirilmesi sırasında esir alındılar. Salı­ verilmeleri konusunda yapılan görüşmeler başarıyla sonuç­ lanmadı. Yirmi yıl kadar sonra Sicilyalı Peter'ın başarılı mis­ yonu bu zeminde kıyaslanmalıdır. Amorium'daki esirlerin yanı sıra Amorion 'un Kırk İki Şehidi' (The Forty-two Mart· 1 Haritaya bakınız.

125


Hristiyan Düalist Hereıikler

yrs of Amorion) başlıklı şehitler destanının büyük kısmının Bizanslı bir komutan olan Callistos'a ayrıldığı unutulmama­ lıdır. Zonaras'ın metni2 M. Pinderi'nin (Bonn, 1841-43) bas­ /asından alındı. 'Amorion Şehitleri' V. Vasi/evskii ve P. Ni­ kitin baskısından alındı.

(a) [M.S. 843-44] Doğu'da Paulikienler denen, sıradan insanların bilgisizliğinden dolayı Paul ve John'dan elde edilmiş bir ad olan Maniheistler vardı .... İmparatoriçe3 onları heretizmden uzaklaştırıp Ortodoksluğa döndürme­ ye niyetlendi ve soylular arasından bazı adamlarını bu iş için gönderdi. Bu adamlar görevlerinde başarısız oldular beceriksiz davrandılar. Boşa çaba harcamakla kalmayıp binlerce insanın dinden çıkmasına yol açtılar. Bu halk İsma­ ililere (lshmaelites) katılarak Romalılara karşı savaştı ve on­ ların başına gelen birçok felaketin nedeni oldu.

(b) Amorium'daki Kırk İki Şehidiyle İlgili Tanıklıklar: Doux Callistus, Patrik Constantinus, Protospatharius Thedore ve Ekipleri Sayfa 23. Callistus, bu asil Hıristiyan askeri, asil bir ana-ba­ baya sahipti. ... Bedeninin gücü, iyi görüntüsü ve akraba­ larının iyi adı sayesinde imparator ordusunun seçkin asker­ lerinden biri oldu. Daha sonra... İsa'yı sevenlerden oluşan muhafız birliğinde comes mertebesine ulaştı ... Sayfa 29. [Şebinkarahisar'da] Maniheist heretizmine bulaşmış bir grup insanla karşılaştı. .. Başlangıçta onları bu sapıklıktan uzaklaşmaları için uyardı, öğüt verdi ve güç de kullandı. .. Bu biçarelerin hatada ısrar ettiğini ve dönmeye2 Zonaras'ın tarih ve güvenilirliği için (14)' e bakınız. 3 Theodora {842-56)oğlu ili Michael'in (842-67) vekili olarak.

126


Amorium Şehitleri

ceklerini görünce onların kendi kutsal . grubundan aforoz edilmesine karar verdi. Bu nedenle... bu kişiler onu, din­ sizlikleri nedeniyle Hıristiyan topraklarını ve geleneklerini terk eden ve bir anlaşmayla kendilerini eli kanlı Agareni ır­ kına bağlayan Maniheistlere teslim ettiler.4 Agareniler, sapkınlıkları sonucu Tanrı'nın takdiriyle sürgüne yollanan kişilerdi. Tanrı'nın onunla ilgili emrine uygun olarak barışın ve dindarlığın savunucusu olan Kallistos, aynen kendi efendisi gibi5 tuzağa düşürüldü ve tekrar tekrar reziliğe bu­ laşmış Carbeas komutasındaki döneklere teslim edildi. Orada, sayıları az olan yanındaki hizmetkarlarıyla birlikte ayaklarından zincire vurularak hapsedildi. Saracen şefi bunu öğrendiğinde onu esir olarak Suri­ ye'ye gönderdi ve kutsanmış Theodore ve Constantine ve Theophilus ve Basoes ile olan isa'nın soylu tanıklarıyla bir­ likte tutulmasını emretti.. Bu kutsal adamlar, Amorium'un işgalinden sonra, prangalarla, aç-susuz hapiste altı yıl ge­ çirdi. Aslında önceden lüks içinde yaşayan, her türlü kon­ fora sahip olan askerlerdi. .. Kutsal Callistus'un dönüşünden birkaç gün sonra yöne­ tici, emrindeki adamlar aracılığıyla hapistekilere şu sözler­ le bir çağrı yaptı: "Bakın, geçen zamana ek olarak size beş gün daha veriyorum. Sonra düşünün; soylu ve zeki adam­ larsınız, Roma imparatorluğunun önde gelenlerisiniz. Ken­ dinizi ölümün kollarına atıp bu tatlı dünyadan vazgeçme­ yin. Bana itaat edin, Romalıların İsa dedikleri o çarmıha ge­ rilmişi inkar edin. Öncekinden daha çok onurlanacak ve aramızda zenginliğin tadını çıkaracaksınız. Eğer önerimi dinlemezseniz, kılıçla öldürüleceksiniz ... " 4 Agareni: Köle kız Hagar'ın oğlu lshmael'in çocukları: bkz. Gen. 18. 21. 5 Kastedilen İsa'dır.

127


Hristiyan Diialisı Heretikler

[Öneri reddedildi. Şehitlerin dua ederek ve oruç tuta­ rak geçirdiği dört günden sonra] beşinci gün, sabah erken, o şeytanın hizmetçisi Arap şef ... onların hapisten getiril­ mesini emretti. Kafirin hizmetkarları, o kutsal adamları ka­ dınlar gibi, miskin hayvanların üzerine oturttu. Bacakları prangalıydı. Sorgulamak için yerde sürüklediler, dövdüler, onlarla alay ettiler, her türlü hakareti ettiler. Ölüme mah­ kum olanları dehşete düşüren laflar ettiler ... [gruptan biri inancından dönmeyi kabul etti: 'Derler ki bu adam ikonlar­ la ilgili sapık görüşlerinden dolayı daha önceleri de çok acı çekti.· Ötekiler kabul etmedi ve idam edildi.] İsa'nın kırk iki şehidi,6 6 Mart'ta inançlarını savunarak öldükten sonra, vücutları ırmağa atıldı. Akıntının kıyıya sü­ rükleyebileceği düşüncesiyle onlara ait bir şeyleri alma umudu olan Hıristiyanları engellemek için korumalar, dere­ nin kenarında otuz mil boyunca sıralandı. Kutsal bedenleri Tigris'te (Dicle) sürüklenirken sanki tanrısal bir güç aracılı­ ğıyla derin bir körfez oluştu ve her bir kafa bedenlerle bir­ leşerek ana akıntıya kapıldı. Akıntının ilerisinde azizler ma­ nastırının olduğu yerde bedenler bir araya geldi ve (onlara burada Hıristiyan cenaze töreni yapıldı). O günden sonra, onlara inançla yaklaşan her kişi gerçek tanrımız İsa'nın za­ feriyle her tür hastalıktan uzak kaldı. (c) [ c. MS 858] Sonra bıyıkları henüz terlemiş Mikhael, Agareni'ye karşı bir sefer düzenledi ve Samosata'yı (Fırat kıyısındaki kentlerden biri) kuşatmaya kalktı ... Daha sonra ismaililerle birlikte savaşan Maniheistler, soylu birçok gö­ revliyi esir aldılar ve onlar için yüksek miktarlarda fidye is­ tediler. .. 6 Amorium'un büyük askeri üssü Araplar tarafından �38'de ele geçirildi. Esirler hakkında benzer bir kullanım için, Sicilyalı Peter (7), bölüm 4.

128


7. SİCİLYALI PETER'IN "PAULİKİENLERİN TARİHİ" (870) Yazarın kendisinin söyledi/derinin dışında, bu kitabın yaza­ rı hakkında ya da hangi koşullarda yazıldığı konusunda hiçbir şey bilinmiyor. Yazar, Paulikienlerin en güçlü oldu­ ğu dönemde onların esir olarak tuttuğu bazı adamların hapisten salıverilmesi için görüşme yapmak üzere gönde­ rildi. Bu mahkumlar o zamanlar mezhebin (sect) merkezi durumunda olan Tefrice'de tutuluyordu (bkz harita). Tarih­ sel koşullar için giriş bölümü sayfa 63'e bakabilirsiniz. Pa­ ulikien/erin elinde olan ancak bu kadar mutlu bir sona ula­ şamayan başka bir grup esir hakkında ise bkz. [6]. Patrik Photius'un paralel açıklama/arı da vardır. (Aynı zamanda T&M 4 baskısı da olan (1970) sayfa 99-183) Bu daha popülerdi Eythymius Zigabenus'un Paulikienlere karşı yazdığı Dogmatic Panoply eserinde var olan alıntıla­ rının yanında düzinelerce el yazması olarak bulunur. Bu versiyon Sicilyalı Peter'ın yazdıklarının hemen hemen tek­ rar yazılmış hali gibi görünüyor. Bu yüzden ondan söz et­ medik. Farklı oldukları tek noktadan (14. dip not) 13 7. sayfada söz edildi. Sicilyalı Peter'ın metni sadece bir el yazmasından bili­ nir, Vat.gr. 511, ff.80v-111 v. Bu on birinci yüzyıl el yaz­ masıdır. Giriş ve son bölümleri hasarlıdır. Aşağıdaki/eri içerir:

/. Peter the Higoumenos 'un özeti (bkz [8] ve açıklamalar) 2. Mevcut çalışmanın metni, tanıtıcı bir başlıkla birlikte ve "Sicilyalı Peter tarafından"

129


Hristiycm Düalisı Heretikler 3. Orijinal olarak altı, ancak ikisi tümüyle korunmuş ve üçüncünün bir bölümüyle vaazlar; geriye kalan üçü tama­ men kaybolmuş. Elde kalan metinler PG 104, 13051350'de bulunabilir. Bunlar Siciiyalı Peter'ın Paulikienlere karşı argümanlarını kapsar, lnci/'e ve patriklere ait metinlere dayanır. Ancak, bunlar tüm kitapta ya da Peter the Higoumenos'un Öze­ tinde yer alanların dışında grubun inançlarına ve tarihine dair herhangi bir katkı sağlamadığından çevirileri yapılma­ dı. Kayıp vaazlardan yapılabilecek çıkarımlar için bkz [23]. Eserin modern bir baskısı T&M 4 (1970) sayfa 7-(jl'de bu­ lunmakta, çeviri de buradan yapıldı.

1. Her ne kadar cahillik açığa çıkmaması gereken bir şey olsa da, sessizliği hak etmeyen bir cahil.lik hakkında derin bir sessizliğe gömülmemeliyiz. Tanrı (the Lord) körü bilge yapar' [Ps. 145/6.2] ve sözcükleri labirent gibi ören bece­ rikli konuşmacılara inançtan gelen ve kekeleyen bir kelamı öncelikli kabul eder. .. 2. Sonra ben de, her ne kadar konuşmada beceriksiz de ol­ sam. Kutsal Üçlü'ye (the Holy Trinity) yakararak ve duala­ rınla beni desteklemen için yalvararak, ey Tanrı'nın yeni kutsal kıymetli sürüsünün baş kılavuzu, seni çevreleyen tüm kutsal kılavuzlarla birlikte ve Kilisenin tüm ortaklarıyla birlikte,201 o çirkin heretizmin (ki üyelerine Paulikien denir) sistematik bir metnini yazmaya ve bu dönekliğin kökeninin nasıl, nerden ve ne yolla geldiğini anlatmaya karar verdim. 1 Sicilyalı peter'ın çalışması adı verilmeyen bir Bulgar başpiskoposuna gön­ derildi. ilk Ortodoks başpiskoposu, Boris Han'ın 864'teki vaftizinin ardın­ dan görevlendirildi (Theoph. Cont. V. 96, Bonn. s. 342). İlk başpiskopos 870 tarihinde görevdeydi; Lemerle, 'L'Histoire des Pauiliciens d'Asie Mineure, s. 21, maiyetindekilerden birinin tarihli mezar taşı için.

130


Sicilya'lr Peter'm "Paulikienlerin Tarihi"

3. Ortada iki ayrı grup yok. Paulikienler aynı zamanda ön­ ceki kuşaklarının günahkar düşüncelerine, keşfettikleri bu kokuşmuş inancı ekleyen Maniheistlerdir.2 Kendilerine Pa­ ulikien diyen bu kişiler, Maniheistlerin ahlaksızlığını paylaş­ madıklarını söyleseler de günahkar inançlarının ateşli savu­ nucularıdır. 4. Bunu yapmak zorundaydım çünkü Tanrı'nın atadığı bü­ yük imparatorumuz otokrat Basil yönetiminin başlarında imparatorluk görevlisi olarak onların arasında bulundum ... 3 O Basil ki Romalıların kraliyet asasını dindar ve saygılı bir şekilde taşıdı, Tanrı tarafından taçlandırılan, imparatorları­ mız oğullarıyla birlikte yıllar süren devrimler boyunca da taşımaya devam etti. .. Görevim, esir değişimi yapmaktı ve kutsal hükümdarlık döneminde onların desteğiyle ba­ şardım. 5. Aynı görevle Paulikienlerle Tefrice'de bir süre kaldım ve onlarla sık sık sohbet ettim.4 Aslında orada yaşayan bir or­ todokstan da onlar hakkında bilgi aldım. Yine, bu günah­ karların bir kısmını Bulgaristan' a, oradakileri Ortodoks inancından çevirip kendi kokuşmuş inançlarına taşımak için göndermeye niyetli olduklarını mırıldanırken duydum. ila­ hi vaazın yeni başladığı konusunda yüreklendirilmişler, saf ve hilesiz buğdayın içine kendi tohumlarını kolaylıkla eke­ bileceklerine inanmışlardı. Bu şeytani insanlar bunu sıklıkla yapar, kendi kötülüklerini, tanıştıkları insanlara bulaştırmak 2 Düalist inanca sahip (ya da İkonoklastlar gibi bu tür inançlara sahip olma­ yan) tüm Hıristiyan muhalifleri 'Manikean' olarak tanımlamak Bizans dö­ nemi anti heretik yazılarda oldukça yaygındır ve Sicilyalı Peter'ın argü­ manlarının da temelidir.

3 1. Basil (867-86).

4 Tibrice olarak da bilinir (Haritaya bakınız). Dönemin sınır savaşları için (6)'ya ve giriş, s. 60-65"e bakınız.

131


Hristiyan Diiahst Heretikler

için tehlikeleri ve felaketleri istekle karşılar. Yani ben bu so­ nuca vardım. 6. Değersiz, tüm erdemlerden yoksun olan ben, güvenli­ ğinizi düşünerek, ortaya çıkardıklarımı size yolluyorum. Onurlu piskopos kardeşlerim ....

Giriş: Bulgaristan Başpiskoposu Peter' a 7. Işığın varlığı karanlığı dağıtır, kılavuzların uyanıklığı hay­ dutlardan ve vahşi hayvanlardan oluşan grupları kovalar. 1 O. Uygulanması gereken plan şudur: Bu çürümüş insan­ lardan uzak durmak, bıkmamak, sorularını yanıtlamamak ama soru sorduklarında sessiz kalmak ve eğer mümkünse, onları yalnız başına dinlemekten kaçınmak, sanki onlar bi­ rer yılanmış gibi. Böyle bir insan onlarla konuşarak bir şey kazanmaz. 11. İşte bu yüzden sıradan insanlarla konuşurlar. .. kutsal ve ilahi doktrinleri parça parça etmek için, tabii onlara his­ sedilir bir şekilde karşı çıkan olmadığı zaman .... 12. O halde sıradan biri için onları tanımak ama onlarla ko­ nuşmamak en iyisidir. Ne olur ne olmaz, deneyimsizler on­ larla konuşurken kendilerini tehlikeye atabilirler. Basit in­ sanlar için onlar tarafından sürüklenmemek kolay değildir, çünkü sohbetlerinde İncil'in ( Gospel) ve Havariler Kita­ bı'nın (Apostle) her söylediğini kullanırlar. Bu hünerleri an­ cak kutsal metinleri iyi bilenlerce fark edilir. 13. Biriyle konuştuklarında, bu kokuşmuş insanlar kusursuz bir karaktere sahipmiş gibi davranır, Ortodoks Hıristiyanla­ rın tüm doktrinlerini hileli bir şekilde açıklar ve bildirirler.

132


Sicilya'lı Peter'ın "Paulikienlerin Tarihi"

14. Cahillikle, kinayenin uygunsuz kullanımıyla Kutsal Üç­ lü'ye (the Holy Trinity) benimsediklerini ve bunu benimse­ meyenleri lanetlediklerini söylerler. 15. Dinsiz ve saygısız bir şekilde de olsa, derler ki, Baba­ mız ( Our Lord) ve Tanrımız ( God) bir bakirenin içinde insan oldu. Bunu inkar edenleri de lanetlerler. Lord'un vücut bul­ masının tüm ayrıntılarını kabul ederler, ancak, sözleri baş­ ka, yürekleri başkadır. Mani ve kokuşmuş ortaklarınıS ve Samosatalı Paul'ü6 içtenlikle lanetlerler. 16. Çok daha kötü öğretmenleri ve şeytanın uşağı liderle­ ri vardır. Bunlar daha sonra belirtilecektir. Tek kelimeyle, bir ahtapot ya da bukalemun gibi ortama uymak ve safları kandır mak için hem davranışlarını hem görüntülerini de­ ğiştirirler. Biri aptallıklara dikkatini verecek olursa, ona he­ men sırlarının bir l<ısmını verirler. .. 18. Hain, şeytanın babası ... kendi aklıyla değerli yaratısı insanı Tanrı'dan ayırdı ve ... insanı kendi rızasıyla köle yaptı ve ona günahı sattı. Günahtan dolayı Tanrı buna izin verdi ve insanların ruhunun, lordumuz ve Tanrımız, Kutsal Üç­ lü'nün bir parçası, Tanrı'nın oğlu İsa etten kemikten biri olarak görününceye dek Hades'te tutsak olmasına izin ver­ di. . .7 5 (11 (c))'delti tövbe formülüne bakınız.

6 Samosatalı Paul (Antioch Piskoposu, 260-68) Adoptionist sapkınlığın bir versiyonunu öğretmekle suçlandı. Bu inanca göre !sa bir insan olarak doğmuş, daha sonra vaftizi sırasında Tanrı tarafından evlat edinilmişti. Ad benzerliğine ve Samosata ile olan bağlarına rağmen Paulikienler bu gö­ rüşü kabul etmez; bkz. contra, Garsion, The Paulician heresy. 7 Sicilyalı Peter burada Ortodoks öğretiyi anlatır. Buna göre, şeytan (yılan olarak tarif edilen , Gen. 2. 5) insanın günah işlemesine neden oldu ve 1 ölülerin ruhlarının Cehennem de tutulmasını sağladı. Ta ki, çarmıha geril­ dikten sonra Cehennem'e inen lsa tarafından hak edenler salıverilene

dek. (1 Pet. 3. 19)

133


Hristiyan Diialist Hererikler

20. Tanrı"nın tek Oğlu ve Söz'ü ... İnsana duyduğu tarifsiz sevgisiyle O, daha önce topraktan şekillendirdiği ademoğ­ lunu yeniden ayağa kaldırmaya karar verdi. .. Kutsal Üç­ lü'nün yardımı ve Baba'nın onayı ile O kendini aşağıladı ve Kutsal Bakire sayesinde vücut buldu, ona akılcı ve kutsal bir ruh verildi ve insan oldu. Olduğu gibi kaldı, çünkü O değişmezdir, ancak, olmadığı bir şekle büründü, çünkü O ademoğlunu sever. Kutsal Bakire'den geçerek onu tekrar el değmemiş bıraktı, bekareti ve muhteşemliğiyle bezedi, aynen peygamberin söylediği gibi [Ps. 45/44.14]. Tüm peygamberlerin uzun zaman önce çelişkili duyurular yap­ ması ve öngörülü bir şekilde bildirdikler zaferi onun bu ba­ kireliğinden kaynaklanır.8 22. Hiç kimse Tanrı'nın anası, ebedi bakire Meıyem'le ilgi­ li kanıtın nedensiz yere gösterildiğini düşünmesin. Çünkü gerçeğin düşmanları, Tanrı'yı gerçekte değil, görünüşte doğurduğunu öğretir. O ilahi doğumdan sonra onun (Mer­ yem), joseph' dan9 başka oğullar doğurduğu gibi saçma bır fikre sahiptirler. Onunla (Meıyem) ilgili peygamber kanıtla­ rını kabul etmezler. Daha sonra bu konu daha ayrıntılı bir biçimde açıklanacaktır. 23. Onlar İncil'in ve Havariler Kitabı'nın sözlerini takip et­ tiklerini söyler ancak aptallar, kurnazca ve yalancı bir biçim8 Sicilyalı Peter İsa'nın insan bedenine sahip olduğu (Paulikienler inkar eder) ve Bakir e Meryem'den doğduğu şeklindeki Ortodoks görüşü anla­ tır. Ona göre bununla ilgili Yeni Ahit öğretileri burada dördünün adını an­ dığı Eski Ahit peygamberleri tarafından da söylenmiştir. Paulikienler Eski Ahit'i kabul etmez. 9 İsa'nın erkek kardeşleri Matt. 12. 40-42, Mark 3. 31, Luke 8. 21 'de, kıZ kardeşleri de Mark. 6. 3'te geçer. Erken dönem kilise yazarlarından bazı-. lan bunların Meryem ve Joseph'ın çocuklan olduğuna inanırlar. Ancak bu fikir Ortodoks düşünce tarafından reddedilir. Bkz. Graef, Maıy, 1, s. 42.

70-71.

134


Sicilya'/ı Peter'ın "Paulikien/erin Tarihi" de kuzu postunun altına gizlenmiş bir kurt gibi davranırlar. Gerçi İncil ve Havariler Kitabı'nın sayfaları hep peygamber­ lerin kehanetiyle doludur ve her şeyi önceden inançlı bir şekilde ortaya çıkaran güvenilir şahitler olduklarını açıklar. Peygamberler onları dinleyenleri daha net görmeleri ve daha net düşünmeleri için uyarırlar ki böylece geldiğinde gerçeği kaçırmasınlar. Sanki peygamberliklerinin sözleriyle mühürlenmiş gibi hareketlerini düşünmenin temeli yapar­ lar... ıo 25. Tanrı'nın ve kurtarıcı İsa'nın dünyada göründüğü ve ademoğlunun arasında yaşadığı zamandan beri, putpe­ restlik ortadan kayboldu, Tanrı hakkındaki gerçek bilgiler dünyayı bir sel gibi kapladı ... 26. Yeryüzünde çarmıh hazırlandığında ve insan sevgisi adına hayat ekmeği cennetten tanrısallıkla dünyaya geldik­ ten sonra -0',nun vücudu cennetten inmedi, O, vücudunu, aynen bizdeki gibi duygu yetisiyle dünyadan aldı- çarmı­ hın ahşabı yükseltilip dünya onun kutsal kanıyla yıkandı­ ğında, O ortalığa güzel bir koku saçtı. O'nun değerli kanı ve suyuyla verimlileşerek, güzel kokulu ruhani çiçekler aç­ tı, aynen şimdi olduğu gibi. .. 11 27. Sonunda ademoğluna kurtuluş ar mağanı veren ve düşmanı yenen ve ona ölümcül bir darbe vuran tahtaya saygı duyuldu. İsa'nın çilesinin, sayesinde birçok mucize1 O Paulikienler Eski Ahit'i reddeder ve Yeni Ahit'in büyük bir bölüriıünü ila­ hi kabul ederler. Ancak Yeni Ahit'in yazarları !sa 'nın yaşamının ilahi ya­ saya ve kehanetlere uygun olduğunu ispat etmek için Eski Ahit'i kul­ lanmıştır. Sicilyalı Peter durumlarındaki bu zayıflığı keşfedecek kadar dikkatlidir; bkz. bölüm 41. 11 Çiçeklerle dolu bu anlatım_la Sicilyalı Peter Ortodoks Hıristiyanlar için ha­ çın önemini vurgular. Ona göre çarmıh, ruhun meyvelerini taşıyan bir ağaçtır.

135


Hrisıiyan Düalist Hereıikler

nin gerçekleştiği saygıdeğer ve hayat verici Tanrı haçından başka bir sembolü yoktur. Ölüler, Lord'umuz ve Tanrı'mı­ zın Hades' e inmesinden önce diriltildi. Sonra perde yırtıldı dünya sallandı. Güneş, Yahudilerin aysız karanlığını göste­ recek biçimde sönmüş, öte yandan da diriliş zaferini gös­ terecek biçimde yeniden ışık kazandı. Son olarak Hades'te tutulan tüm ruhlar serbest kalmış (bu sırada Lord'umuz ve Tanrı onlara görünmüş) ve Hades çözünerek Tanrı'nın için­ de uyuyan ruhları tutmaz olmuştur. 12 28. Kutsal haçın eşi bulunmaz gücü kendisine çivilenen Tanrımız İsa'nın sayesinde tüm bu muhteşem harikaları ya­ rattı. Bırakın utansınlar, geri dönsünler ve mahvolsunlar, onlar ki, onun zaferini kabul etmeyen ve Tanrı tarafından verilmiş yenilmez ödül gibi kendinden emin bir inançla ona saygı duymayanlardır. 29. İyiyi kıskanan ve ondan nefret eden şeytan, bir kere başı vurulduğunda ve kalbi haçın mızrağıyla delindiğinde, daha önce yaptığı gibi iğrenç arzularını artık açık açık de­ vam ettiremedi; ama gizlice bazı biçarelerin ruhlarını çılgı­ na çevirdi ve 'vicdanları dağlanmış yalancıların iddiaları sa­ yesinde' [ 1 Tim. 4.2] akıllarını aldı; onunla sönmeyen ate­ şin benzini olmayı hak edenler. 30. Kusursuz iyiliğe sahip Tanrı, Onun en değerli yaratığı olan ademoğlu için her zamanki yardımının önüne geçme­ miş, tanık ve elçi olarak İsa'nın bedensel acısından utan12 Büyük Constantine'in karısı imparatoriçe Helena'nın imparatorun 327'de ölümünden önce Kudüs'te Gerçek Haç'ı bulduğuna inanılırdı. Bunun bir parçası Constantinople'da korunmuş ve büyük saygı göste­ rilmiştir. Bu haça atfedilen mucivevi güçler için, Drijivers, Helena Au­ gusta, s. 147-80; çarmıha gerilmeden sonra ölülerin dirilmesi için, Matt. 27. 52-3.

136


Sicilya'lt Peter'ııı "Paulikienleriıı Tarihi"

mayan, her yerde gerçeği arayan, Tanrı'nın sözünün ete kemiğe dönüştüğünü savunan insanlara Onun ete kemiğe dönüşmüş halini ve sonsuz gücünü duyurması, Onun kut­ sallığının belirtilerini doğru biçimde ortayakoyması için Ki­ lise havarilerini atamıştır [1 Cor. 12.28]. 'İkinci olarak pey­ gamberler' [1 Cor. 12.28] köklü sırra ve günahkar duygu­ lara Kutsal Üçlü sayesinde son versinler ve erdemin güçlü sağlıklı tohumlarını eksinler diye. 'Üçüncü olarak öğret­ menler' [1 Car. 12.28] diğerlerine yardım etsinler, söyle­ dikleri ve yaptıkları hakkında net açıklamalar yapsınlar di­ ye. 31. Kutsal doktrinleri sayesinde bütün Hıristiyan Kilisesi kurulalı çok zaman geçmiştir ve hala ayaktadır; yıkıcı sap­ kınlıklar, 'Cehennemin kapıları', asla onu alt edemedi, 13 sizlerin de iyi bildiği ve ilahi vahyin söz verdiği gibi şimdi de alt edemeyecektir. Günahkarların boş söz dalgaları her zaman köpükler içinde erir. Ne zaman türlü heretikler Or­ todoksluğun savunucularıyla kapışsa, gerçeğin ışığı sapık­ lığın karanlığını yenmiştir ve Tanrı'nın Kilisesi bozulmamış bir şekilde ayakta kalmıştır. .. 33. Bu pis, karanlık, bölücü, çirkin ve yozlaşmış Maniheist sapıklık, zehirli olduğu ve büyük sessizlik içinde tapındığı ve saygı duyduğu için tüm uluslarca sorgulanır. Önem ver­ dikleri tek şey bu olduğundan ayinleri ve günah dolu söz-. !eri kendilerine az çok yabancı olan en yakın komşularıyla paylaşılmamalıdır, ancak dinsizlik konusunda mükemmel olduğunu düşündükleriyle paylaşırlar. Birkaç yıl önce, bu sapıklık güç kazandı ve isyancı güçlerce desteklendi. Kötü­ lüğün kaynağı Şeytan'ın (Satan) yanlış kılavuzluğuna bo13 Matt. 16. 18

137


Hristiyan Düalist Hereıikler

yun eğildi; daha sonra gebe kaldı ve liderleri Şeytan'la bir­ likte diğer vücut bulmuş şeytanları açığa çıkararak onun öncüsü olan dönekliği (dinden dönmeyi) doğurdu ... 34. Hiç kimse kuşku duymasın ki onlar şeytandır; şeytan­ ların işlemeye cesaret edemediği tüm o sözler ve davra­ nışları yüce Tanrı'ya ve tüm insanlığa karşı utanmadan, kı­ zarmadan sergilerler. Bu kokuşmuş ikiyüzlülerin şeytani aşırılıkları nedeniyle kendilerini öteki insanlara katmaktan kaçındığı açıktır. Aynen şeytanlar gibi yalnız yaşar, garip ve egzotik küfürler sarfederler. Bunu da kutsal İncil ve Apost­ le'ın sözlerine dayanarak yaptıklarını iddia ederler. 35. Raporuma başlarken, bu sapkınlığın ne olduğunu, ne­ reden ve ne zaman geldiğini açıklayacağım. Bunu, numa­ ralanmış başlıklar kullanarak yapacağım ki hatırlaması ko­ lay olsun. Onların hikayesini anlattıktan sonra, Tanrı'nın yardımıyla onlarla göğüs göğüse çarpışarak saldıracağım ve her bir nokta için, paralel düzlemde hazırlanmış kutsal kitaba ait kanıtlar sunacağım. 36. Onları teşhiste ilk işaret şudur: İki kaynağa inanırlar, iyi olan ve kötü olan. Biri bu dünyanın yaratıcısı ve üzerinde güç sahibi olan, diğeri ise gelecek (öteki) dünyanın üzerin­ de güç sahibi olan.14 37. Şunu kolayca fark edebilirsiniz: Biriyle l<lbar bir şekilde konuşurken ya da boş zamanlarında, karşılarındaki kişinin rütbesini dikkate almadan, şunu derler: 'Söyle bana bizi Romalılardan ayıran nedir?' (Kendilerine Hıristiyan, gerçek 14 Photius'un eserindeki benzer bölüm olan 18'de (f&.M 4 (1970), s. 125, satır 37) şöy!e der: 'Ancak içlerinden bazıları ona cennet üzerinde ha­ kimiyet atfederken, onu çevreleyen üzerinde güç atfetmez.'

138


Sicilya'lı Peter'ın "Paulikienlerin Tarihi"

efendimizden ad alan bizlere de Romalı derler).15 Biz ger­ çek Hıristiyanların, dünyadaki tüm değerli taşlardan daha fazla değer verip gurur duyduğumuz Efendimizi bir aşiret adıyla tanımlamaya çalışıyorlar ... 38. Paulikienler, işte bunun bizi böldüğünü söyler, onlara göre evrenin yaratıcısı bir tanrı, kutsal baba dedikleri birdi­ ğeri de bu evren üzerinde değil ama gelecek olanda gücü olan tanrı. Oysa bizler tek bir Tanrı olduğuna inanırız, her şeyin yaratıcısı, tüm güçlerin efendisi. Bize şöyle derler: 'Sizler evrenin yaratıcısına inanırsınız, bizlerse Onun sesini henüz duymadınız, yüzünü de görmediniz (john 5.37) di­ yen İncillerde konuşan efendiye inanırız'; tamamen saçma konuştukları ileride gösterilecektir. 39. İkinci olarak, Tanrı'nın aziz bakire anası (husumetlerin­ den) iyi insanlar arasında sayılmaz. Efendiyi onun doğur­ madığını, O'nun vücudunun cennetten geldiğini ve Efen­ dinin doğumundan sonra Joseph'dan başka çocuklar do­ ğurduğunu söylerler. 40. Üçüncüsü, Efendimizin vücut ve kanının tanrısal ve muhteşem sırrını kabul etmeyi reddederler.16 Bir tek bu değil, bu konuda, Efendimizin havarilerine akşam yeme­ ğinde verdiğinin ekmek ve şarap olmadığını, sembolik olarak sözlerini ekmek ve şarap olarak verdiğini söyleyerek ötekileri ikna edeceklerini düşünürler. 15 'Romalılar' terimi Bizanslılar tarafından kendilerinin imparatorluğun yurttaşlan olarak tanımlamak amacıyla kullanıldı. Ama Paulikienler bu terimi gerçek (Paulikien) inançtan ziyade Roma imparatorluğu inancına sahip alanlan tanımlamak için dinsel bir kavram olarak kullandılar. 16 Yani Eucharistler. Ortodoks Kilisesi İsa'nın gerçek varlığını eucharist öğeler içinde ele alır.

139


Hristiyan Diiahst Heretikler

41. Dördüncü olarak, yaşam veren değerli haçın görüntü­ sü, gücü ve eylemini kabul etmez, ona bin.lerce hakaret yağdırırlar. Yiıie de onu gören iblisler yanlarında öı:ıderleri olan şeytan olduğu halde havada uçuşurken titremeye başlarlar. 42. Beşinci olarak, Eski Ahit'in hiçbir kitabını kabul etmez, peygamberlere dolandırıcı ve eşkıya derler. (Daha sonra yeri geldiğinde uzun uzun söz edilecek.) Dört kutsal İncil'i ve St Paul'ün on dört mektubunu, St James'in katolik mek­ tubunu, St John'un üç mektubunu, St Jude'unkini ve Hava­ rilerin İşleri (Acts of Apostles) kitabını aynen bizim yaptığı­ mız gibi aynı metni kullanarak kabul ederler.17 43. Ayrıca liderleri Sergius'un küfür ve küstahlık dolu mek­ tuplarını da lanetlediler. 44. Onlar, havarilerin ilki, cennet krallığının bekçisi, Kilise­ nin muhteşem ve eksiksiz kurucusu Peter'ın iki katolik mektubunu da kabul etmezler: bilmediğim o ya da bu ne­ denle, ona karşı saygısızdırlar ve binlerce aşağılama ve ha­ karet sarfederler. Belki de, onların yüzüne karşı defalarca söylediğim gibi, bunların rezil şeytanlığının gelecekte nasıl bir hal alacağını tahmin ettiği içindir. Kutsal havari, ikinci mektubunda şöyle der: [2 Peter 3.13-16] 'Yani, sevgili kar­ deşlerim, tüm bunları beklerken Tanrı'nın önünde lekesiz, 17 On birinci yüzyıl sonu ya da on ikinci yüzyıl başı yazmalarından birinin bir yerine bir not �üşülmüştür: 'Bunların daha sonra Janıes'in mektubu­ nu ve Havarilerin lşleri'ni kullanıp kullanmadıklarını bilmiyorum. Günü­ müzdekiler yalnızca kutsal kitapları, özellikle Luke'u ve St Paul'ün on dört mektubunu kullanmaktadır. Ayrıca leodiceanlara yazılmış bir baş­ ka mektuba da sahiptirler.' Laodiceanlara yazılan mektuptan Constanti­ noplellı Timotheuus'un De receptione haeretlc.arum (PG 86. 21C) ese­ rinde bahsedilir. Bugüne ulaşan versiyonu yalnızca Latince'dir. Ve oriji­ nal Pauline mektuplarından oluşan cento'dur. (NTA 11, 128-32)

140


Sicilya'h Peıer'rn "Paıılikienleriıı Tarihi"

hatasız ve huzur içinde bulunmak için istekli olun. Sevgili kardeşimiz Paul · ün kendisine verilmiş olan bilgelikle size yazdığı gibi, Efendimizin sabrını kurtuluş fırsatı olarak de­ ğerlendirin. Yani sevgili kardeşimiz Paul de tüm mektupla­ rında bu konulardan böyle söz eder. Onların içinde anlaşıl­ ması zor olan şeyler var ki, cahiller ve dengesizler bunları da çarpıtarak kendi sonlarını hazırlıyorlar.' Havariye yakıştı­ rılan suç işte budur, fakat gerçekte bu bir övgüdür çünkü, bu retorik bir detay olmaksızın yerine getirilmiş bir keha­ nettir.18 45. Altıncısı, Kilisenin büyüklerinden uzak dururlar. Büyük­ lerin Efendiye ( the Lord) komplo kurduğunu söylerler. Do­ layısıyla onların adını kullanmamak, asıl adlarını söylemek­ ten kaçınmak gerektiğini düşünürler.19 İlerde bu konu hak­ kında detaylı örnekler vererek konuşacağım ... 46. Şimdi tarihi bilgilere başlamanın zamanı geldi. Kutsal Cyril'in ilmihalde söylediklerini göstererek başlayacağım, daha sonra son zamanlarda topladığım bilgileri ekleyece­ ğim ki araştırma daha detaylı olabilsin ... 20 78. Kilise'nin tarihini yazan Skolastik Sokrates, Scythianus, Bouddas olarak da bilinen Terebinthus ve Mani'yle ilgili kı-

18 Görünüşe göre, Paulikienler St Peter'm mektuplarını St Paul'ü eleştirdi­ ği için reddeder. Sicilyalı Peter, Peter'ın mektuplarının St Pau\ hakkında Pau\ikienler'in yaptığını düşündüğü gibi yanlış anlaşılmaları önlemek iÇİfl bir uyarı olduğunu öne sürer. 19 Yunanca presbuteros sözcüğü 'büyük' ve 'rahip' anlamına gelir. 'Büyük­ ler' sözcüğü l�!-,ltsal kitapların (gospels) birçok yerinde !sa karşıtları ola­ rak kullanılır. Or. Matt. 27. 1. 20 Bundan sonra gelen otuz· iki bölüm Kudüslü St Cyril'in Manikeanlar'a karşı hazırladığı ilmihal çalışmalarından alıntılardır. Bunların Paulil<ien­ lerle bir ilgisi yoktur.

141


Hristiyan Düalisı Heretikler

sa bir bilgi verir ve büyük babamız Cyril ile her şekilde hemfikirdir. 2 1 79. Onları izleyen takipçileri, (bu yalanlamalara karşı koya­ mayan, şeytanlarını gizlemeye hevesli olan) kurnaz bir plan yaptılar; daha önce bahsedilen dinsiz Maniheist kitap­ ları reddettiler22 ve geleneksel yolla, bir nesilden ötekine asıl öğretiyi aktardılar. 80. Tüm bunların yanında bunu bir doktrin olarak kabul ederler, öyle ki Havariler kitabı ve İncil dışında başka bir ki­ tap okumuyor olabilirler. Bunu yapmalarının nedeni ise şu­ dur; böylece bizim olan eski kitapların ve Maniheist kitap­ ların yokluğunda, İncil'i ve Havariler kitabını devamlı oku­ yarak, doğruya saldırmak, cahil ve basit insanları kandır­ mak için bir çeşit mantıklı nedenleri oluyor. Kokuşmuş sap­ kınlıklarını İsa'dan ve Ortodoks inancının vaizi olan havari Paul'ün öğretisinden aldıklarını da söylerler. 81. Yanılgılarının en can alıcı noktasını, kuzu postundaki bir kurt gibi, İsa'nın tatlı kokulu ve tapılası adıyla saklamaya çalışırlar. Diğer kutsal kitapları değil, yalnızca bu kitapları kabul ettikleri için yorumu kendi maksatlarına göre saptıra­ bilirler. Dolayısıyla, daha önce de söylediğim gibi, Eski Ahit'in kitaplarını, inkarcılık nedeniyle ve kendi kötülük krallıklarına zafer edasıyla yol gösterir de herkes onlardan yangından kaçarcasına uzaklaşır diye ilham veren babaları21 Socrates {c. 380-439) bir kilise tarihçisiydi. Burada sözü edilen heretik­ ler Cyril tarafından Mani'nin takipçileri olarak gösterilmiştir. Bu liste baş­ ka bir aforoz formülünde de bulunur. (bkz. {1 O), bölüm 11). 22 Cyril tarafından da listelenmiştir. Dört temel Maniheist metin vardır: the Gospef of Mani, the Book ofMysteries, the Treasure of Life, ve the Kep­ halaia.

142


Sicilya 'lı Perer 'ın "Paıı/ikienleriız Tarihi"

mızın kitaplarını23 reddederler. Bunu daha iyi doğrulamak amacıyla onların inancını ortaya koyan başka bir kitaptan da kanıtlar sunacağım.24 84. Mani'nin bazı öğrencileri Ermenistan'daki Samosata'ya geldiler ve orada şeytani tohumlar ekip Ermenilerin birço­ ğunu kandırdılar. Birkaç yıl sonra şeytani tohumun kökü büyüdü ve ölümcül meyvesini, ta Phanaroia'ya kadar ulaş­ tırdı.25 85. Samosata'lı Cal!inice adında bir kadının iki oğlu vardı; Paul ve John. Hain anne bu iki yılanı büyüttü, onlara kokuş­ muş inancı öğretti ve onları yanlışın vaizleri olarak Samo­ sata dışına yolladı. 86. Onlar Phanaroia'nın yakınlarına ulaştı ve bir köye var­ dı. Köylüleri kararsız ve cahil görerek [2 Peter 3.11], şey­ tanın zehrini ve düşmanın habis tohumlarını attılar. Dolayı­ sıyla o gündeh sonra bu köye, Episparis ['tohum yatağı'] dendi. 26 Sapkınlık, adını bu vaizlerinden aldı. O günden sonra onlara Maniheist yerine Paulikien dendi. 87. En inançlı ve Ortodoks imparatorlarımız, bu vebanın daha fazla yayılmayacağı ve birçoğumuzun etkilenmeye­ ceği ilahi çabasından esinlenerek, Roma imparatorluğunda buldukları Maniheistleri, nerede ve ne zaman olursa olsun, 23 Ortodoks Hıristiyanlar Si Basil, St Gregoıy ve St john Chıysostom gibi

teologların yazdıklarına Hıristiyan inancın algılanması konusunda büyük önem verirler. 24 Bölüm 82 Kıbrısı Epiphanius'un (c. 315-403) Mani'nin ölümü üzerine yazdıklarından alıntıdır. 25 Phanaroia (bkz. Strabo 12. 3. 15, 30) iris ırmağının geçtiği bereketli bir ovadır. Haritaya bakınız. 26 Bu köy bilinmemektedir. Verilen ad, şeytanın görüntüsüne dair bir keli­ me oyunudur. Çünkü şeytan mısır tarlasına yabani otlar eken kötü ekimci olarak bilinir.

143


Hristiywı Diialisı Heretikler

Efendi'nin (Lord) İncil'deki şu sözlerine dayanarak, 'Kendi­ lerini yönetmemi istemeyenleri, onları buraya getirin ve onları benden önce öldürün' [Luke 19.27] öldürdüler.27 88. Yani değişik zamanlarda Tanrı'nın Kilisesinin birçok düşmanı oldu ve onun saygınlığı sayesinde birçok zafer de kazanıldı. Şeytan, Tanrıdan nefret eden ve 'kötünün yaratı­ cısı' [Rom. 1.30], şeytan korkutucu ve acımasız bir düşma­ na yakışan biçimde daha önce sapkınlıklar için sadağını so­ nuna kadar boşalttığı halde en ölümcül okunu insanoğluna sapladı. Tanrı tarafından tüm bu kötülükleri çağların sonu­ na kadar işlemesi için izin verildi, gizlice değil, açık açık, İsa karşıtı, şeytandan esinlenenler 'yoldan çıkanlara ve hat­ ta mümkünse seçilmişe de önderlik etmek için' işaretleri uygulayacak diyen güzel ve kutsal sözlere dayanarak. [Matt. 24.24] 90. Ahlaksız Paulikienlerin hemen hemen hiçbir insanın fark edemediği gizli ve öldürücü zehirleri, hiç uyumadan edilen dualar, bıl<mak bilmeden sürdürülen mücadele, muhteşem, Ortodoks ve barışsever imparatorlarımızın ila­ hi uyanıklığı ve becerikli çobanlığı sayesinde alt edildi. .. 93. Bu pis sapıklığın kökenlerini, Mani ve diğerlerinden, Maniheist Callinice'nin oğlu Samosatalı Paul ile onun kar­ deşi John'dan ayrıntılı biçimde söz ettik, Ancak, adı geçen bu kişiler, beyanlarımızda gösterildiği gibi, daha önceki sapkınlıklara boş sözler eklemişse de, detaylı bir şekilde gösterdiğim gibi, kendilerinden önce gelen günahkarların gerçek müritleriydi. Şimdi, Paulikienlerin kendilerine daya27 Maniheistlere karşı ilk yasa (pagan) imparator Diocletian tarafından 297'de çıkarıldı. Onun ardından da sıkça teyit edildi.

144


Sicilya'lı Peter'ın "Paulikienlerin Tarihi"

nak aldığı ve öğretmenleri olduğunu iddia ettikleri, son za­ manlarda ortaya çıkan kişiler hakkında bir şeyler söylenme­ si gerekiyor. 94. Heraclius'un torunu 28 İmparator Constantine döne­ minde, Ermenistan'ın Samosata bölgesinde, Mananalis adında bir köyde,29 Constantine adında bir Ermeni doğdu. Köy hala Maniheistleri barındırmaktadır. 95. Bu adam evinde bir süre bir papaz yardımcısını ağırla­ dı. Bu papaz yardımcısı, Suriye'den memleketine dönen bir mahkumdu. Önce Mananalis'e uğradı. Bu bilgiye titiz bir araştırma sonunda ulaştık. Mahkum Suriye'den iki kitap getirmişti. Biri kutsal İncil (Gospel), öteki ise Havariler (Apostle) kitabı. Konukseverliğinin karşılığı olarak bu kitap­ ları Constantine'e armağan etti. 96. İncil ve Havariler kitabını alan Constantine, kendi sap­ kınlığının kural dışı ve menfur olduğunu, utanç dolu ey­ lemler ve küfürler içermesi nedeniyle herkesin ondan uzak durmaya çalışarak nefret ettiğini, illegal _ve kötü olduğunu anladıktan sonra, kötüye yeni bir yüz kazandırmaya karar verdi. Şeytanın gücü sayesinde, kötünün verdiği zaran giz­ lemek için Havariler kitabı ve İncil dışında başka bir kitabın okunmaması gerektiğine karar v_erdi. Aynen ölümcül zeh­ ri balla gizleyerek verenler gibi.

28 Heraclius'un oğlu ili. Constantine sadece 641 yılında birkaç ay görevde kaldığı için burada bahsedilen kişi Heraclius'un torunu il. Constans

(641-68) olmalıdır.

29 Haritaya bakınız. Kaynaklarda Kuzey Suriye'deki Samosata ile 200 km kuzey doğuda Murad nehri üzerindeki Arsamosata/Armosata arasında bir karışıklık vardır. Mananalis'in konumu için Bıyer, 'Excursus on Ma­ nanalis.'

145


Hristiyan Düalist Heretikler

97. Daha önce adı geçen Maniheist kitaplardaki her bir küfrün özünü aldı. Şeytanın da yardımıyla İncil ve Havari­ ler kitabının görüşlerini kendi yorumlarına göre değiştir­ meye muktedirdi. Maniheistlerin kitaplarını bir tarafa attı. .. Özellikle birçok insanın bu kitaplar yüzünden kılıçtan geçi­ rildiğini gördükten sonra. 98. En kutsal Ortodoks ve gerçek Hıristiyan imparatorları­ mız, en mükemmel emirlerine ek olarak, Maniheist ve Montanistlerin30 kılıçtan geçirilmesi gerektiğini, eğer bulu­ nursa, kitaplarının yakılmasını emretti. Bu kitapları sakla­ yanların da öldürülmesini, mal varlıklarına el konmasını emrettiler.31 99. Söylemek zorunda olduklarını daha kabul edilebilir yapmak, öğrencilerini yakalamak ve tamamen yok etmek için, Mani'nin izleyicisi Constantine, Valentinus'un küfürle­ rini,32 onun inanılmaz hikayelerini, yani otuz çağını, tanrı� lan ve Courbricus'un yağmur hakkındaki muhteşem mitini terk etmeye karar verdi. Courbricus yağmurun özünü, bir kızı kovalayan yakışıklı genç bir adamın ter damlaları ola: rak anlatmıştı.33 Constantine, bunları ve kab.ul etmesi zor olan öteki hikayeleri reddetti. Ama kötünün yüksekliğin­ den geri çekilmek için değil, birçoklarını kendisine çekmek için. Yanlış adlı Basilides'in34 pis kokan bataklığını, pisliği30 63 nolu dipnota bakınız. 31 111. Leo Ecloga'sı {726'da çıkarıldı, Heraclian döneminde yürürlükte de­ ğildi) başlık xvii. 5. Uygulama için 114. bölüme bakınız. 32 lskenderiyeli Valentinus (lsa'dan sonra ikinci yüzyıl) en detaylı Gnostik dinsel sistemlerden birini oluşturan ünlü bir. Gnostikti. 33 Kudüslü Cyril'e göre (20 nolu nota bakınız) Courbricus, aslında Mani'ye verilen bir isimdi. 34 Basilides {İsa'dan sonra ikinci yüzyıl) bir diğer Gnostik'tir; Adı 'kralvari' anlamına gelir ve metinde bir tür kelime oyunu vardır.

146


Sicilya'lı Peter'ın "Paıılikienlerin Tarihi"

ni, utanmazlığını ve geri kalan her şeyi kabul etti ve kendi­ ni bozulma yolunda yeni kılavuz olarak gösterdi. 100. İşte bu yüzden, Mani'nin günümüzdeki izleycileri, bu gösteriş hakkında hiçbir şey bilmeden, kötünün başlıca kı­ lavuzları olan Scythianus, Bouddas ve Mani'yi35 çok istek­ li bir şekilde lanetler. 101. Daha sonra bu Constantine, (aynı zamanda Salo-ano­ us olarak da bilinir36) Mananalis'ten ayrılıp Colonea'nın bir kastronu (köy ya da kasaba) olan37 Cibossa' da yaşamaya başladı. Kendisinin, Havari mektuplarında söz edilen, Pa­ ul'ün Makedonya'ya inançlı bir öğrenci olarak yolladığı Sil­ vanus olduğunu söylüyordu.38 Öğrencilerine papaz yar­ dımcısından aldığı Havariler kitabını gösteriyor, "Sizler Ma­ kedonsunuz ve ben de Paul' ün size gönderdiği Silva ­ nus'um" diyordu. Bunu, daha önce de sözünü ettiğim He­ raclius'un torunu Constantine zamanında St Paul'ün şehit olmasından 600 yıl sonra söylüyordu. 102. Orada yirmi yedi yıl geçirdi ve orada yaşayanların ço­ ğunu yoldan çıkardı. Yaşamı da ona layık bir şekilde sona erdi. 103. Ondan bir şekilde haberi olan imparator, Symeon adında bir kraliyet elçisini kötülüğün işçisini taşlatmak, mü­ ritlerini dine dönmek üzere Tanrı'nın Kilisesine teslim et­ mek, cehaletlerinden dolayı yoldan çıktıkları düşünülerek 35 Burada söylenenlere karşın, bu adlar aforoz formülünde de yer alır. Bkz. (10). 36 Silvanus adı üzerinde yapılan aşağılayıcı bir taklit. 37 Bölge başkenti ve kilise merkezi olan Colonea için haritaya bakınız. Ci­ bossa hakkında herhangi bir bilgi yoktur. 38 RSV'de Silas ve Silvanus adlan farklıdır. Acts. 18. 5 Silas ve Macedonia arasında bir bağ kurar. Bkz. 2 Car. 1. 19, 1 Thess. 1. 1.

147


Hristiyan Düalist Heretikler

hala dönmemiş olarak kalabildilerse düzelmelerini sağla­ mak için yolladı ve şunlar oldu. 104. Symeon oraya vardı, yerel archonlardan, Typhon adında birini yanına aldı. Orada hepsini bir araya topladı ve onları Şebinkarahisar (Colonea) kastron'unun güneyine gö­ türdü. O alçağı, müritlerinin karşısına dikti ve onu taşlama­ larını emretti. Müritleri taşları alıp arkalarına doğru fırlattı­ lar ki Tanrı tarafından gönderildiğine inandıkları öğretmen­ lerine değmesin. Bu Salo-anous bir süre önce malum bir Justus'u evlat edinmişti ve ona Maniheist sapıklığını öğret­ mişti. Şimdi, ondan (Justus) eğitimi ve öğretisi için kendi­ sine yakışan bir armağan alıyordu. Kraliyet görevlisinin emriyle Justus bir taş aldı, ikinci bir Goliath gibi, taşı firlatac rak onu öldürdü ... Atılan taşlar nedeniyle günümüzde ora­ ya Soros (Heap-Yığın) denir. 106. Kraliyet emri gereği, Symeon, Constantine'nin mürit­ lerini inancından döndürmek içinTanrı'nın Kilisesine teslim etti. Ama onlar bunu reddetti. Sonsuz kurtuluş ve Tanrı'nın bağışlayıcılığı için tövbe etmek yerine kendi kusurları için� de ölmeyi tercih ettiklerini söylediler. Onların davalarını yürüten, ilahi öğreti cahili ve zeka konusunda zayıf olan Symeon, bu ölümcül sapkınlığın bir izleycisi oldu. 107. Daha sonra imparator tarafından geri çağrıldı ve Constantinople' da üç yıl kaldı. Şeytanın eline geçmiş ola­ rak gizli bir hayat sürüyordu. Her şeyi bırakıp gizlice kaça­ rak daha önce sözü edilen Cibossa'ya geldi. Orada Cons­ tantine'in müritlerini topladı ve bu sapıklığın varisi oldu. Kendisine daha iyi bir ad vermek için kendinden öncekiler gibi davrandı ve Titus adını aldı. 148


Sicilya'lı Peter'm "Paulikienleriıı Tarihi"

108. Ben ona Titus demeyeceğim çünkü o, Paul'ün Cre­ te'ye papaz olarak atadığı Titus'un değil,39 Ketos'un (bali­ na) taklitçisiydi. Denizde gizlenen bir balina gibiydi. İnsan­ lar deniz balinalarına zırhlı kaplumbağa der. Boyut olarak bir ada gibidir ve derinden gelen bir sesi vardır. Cahil de­ nizciler çapalarını onun üzerine atar, kancaları içeri sokarak gemilerini bağlarlar. Üzerinde ateş yakınca canavar ısıyı hisseder ve hemen dalar. Hepsini batırır.40 109. Bu adam işte böyleydi. Ondan kaçınmayan ve ahlak­ sızlığının derecesi hakkında bir şey bilmeyen, ancak, onun derin sesine itaat edip umutlarının çapasını atanların hepsi de Hades'in derinliklerinde ateşin içinde boğuldu ... 11O. Orada üç yıl kaldı ve birçok kişiyi kandırdı. Daha son­ ra bir tartışma çıktı ve taş atarak Constantine'i öldüren Jus­ tus'la, balina tal=a adlı Symeon arasındaki tartışma büyü­ dü. Tartışmanın konusu St Paul'ün Colossiana'a yazdığı mektuptaki bir sözdü: Onun içinde her şey cennette ve dünyada yaratıldı, görünen ya da görünmeyen, tahtlar ya da egemenlikler ya da prenslikler ya da egemenlikler. Her­ şey O'nun sayesinde ve O'nun için yaratıldı; O her şeyden öncedir ve O'nun içinde her şey biraradadır [Col. 1.16-17]. Justus, "Gel cahil insanları Havarinin sözleri dışında başka şeyler öğreterel� kandırıp ruhlarını mahvetmeyelim. O kor­ kutucu mahkemede bunu ödemek zorunda kalacağız" di­ yerek ısrar ettiyse de, Symeon kabul etmedi; alıştığı üzere kelimelerin anlamlarını öyle ya da böyle değiştirerek sap­ tırmada ısrar etti. 39 Titus 1. 5. · 40 Balina hikayesi anti heretik yazılann ortak konusudur. Hikayenin orijinal versiyonu için Physiologus. no. 31, s. 45-6.

149


Hristiyan Diia/isı Heretikler

111. Sonunda Justus ve Symeon arasında büyük bir tartış­ ma çıktı ve Justus, Colonea başpiskoposuna gitti, Havari­ nin sözlerini anlama duyusu ve isteğiyle. Piskoposa kendi­ ni ve kendine eşlik edenleri ve öğretilerini anlattı. Piskopos hiç gecikmeden imparator Justinian'a (Heraclius'tan sonra­ ki)41 konu hakkında bilgi verdi. İmparator durumu öğren­ diğinde tümünün yakalanarak yargılanmaya getirilmesini, yanlışında ısrar edenlerin daha önce de olduğu gibi yakıl­ masını emretti. Soros yakınlarında koca bir odun yığını oluşturuldu ve bunların tümü yakıldı. 112. Ermeni ırkından olan Paul adında birisinin Gegnesius ve Theodorus adında iki oğlu vardı. Paul bu iki oğluyla bir­ likte kaçtı ve Episparis' e geldi. Daha önce Callinice'nin oğulları Paul ve John' dan söz ederken bu bölgeyi ayrıntılı bir biçimde anlatmıştım. Onlara, bu Paul'den dolayı Maniheist yerine Paulikien dendi.42 113. Paul daha sonra kendi oğlu Gegnesius'u ateizmin öğ­ retmeni olarak ortaya sürdü ve adını Timotheus olarak de­ ğiştirdi.43 İki kardeşin (yani Gegnesius ve Timotheus) ara­ sı açıktı. Biri, ruhun ilahi inayetini kendisinin almış olduğu­ nu söylüyor, diğeri de aynı şeyi iddia ediyordu. Dolayısıy­ la aralarında tartışma yaşandı ve birbirlerinden tümüyle nefret ettiler. Bu iğrenç liderlik tartışması hayatlarının sonu­ na kadar devam etti. 114. İmparator tüm bu olanları duyduğunda (o dönemde Leo the İsaurian imparatordu).44 Gegnesius'u çağırttı (as41 il. Justinian (685-93).

42 86. Bölüme bakınız. Paulikienlerin isim babası olarak hangi Paul'ün kas­ tedildiği Yunanca'da net değildir. 43 Timotheus/fimothy, St Paul'ün öğrencilerinden biriydi; bkz. Acts.16.1.

44 Leo 111

150

(717-41).


Sicilya'lı Peter 'ın "Paulikienlerin Tarihi"

lında Thymotheus [Tanrı 'nın öfl<esi] denmeli) ve onu lstan­ bul patriğine yolladı.45 115. Patrik onu gördüğünde şöyle söyledi: "Neden Orto­ doks inancı inkar ediyorsun?" O şöyle yanıtladı: "Orto­ doksluğu inkar edenlere lanet olsun." Ortodoksluk derken kendi sapık inancını kastediyordu. 116. Sonra patrik şöyle dedi: "Neden kıymetli haça inan­ mıyor ve onu onurlandırmıyorsun?" O şöyle yanıtladı: "Her kim ki kıymetli ve hayat veren haça tapmaz ve saygı göstermezse ona lanet olsun." 'Haç' ile İsa'yı kastediyor, bu arada kollarını iki yana açarak haç işareti yapıyordu. 117. Patrik tekrar sordu: "Neden Tanrı'nın kutsal annesine saygı duymuyor ve ibadet etmiyorsun?" O yanıtladı: 'Tan­ rı'nın kutsal annesine saygı duymayana lanet olsun; O'nun içine Efendimiz İsa girdi ve o hepimizin annesidir." Bunun­ la kastettiği şey yukarıdaki, İsa'nın bizim adımıza öncü ola­ rak girdiği Kudüs'tü. [Heb. 6.20]46 118. Patrik tekrar sordu, "Neden Efendimiz İsa'nın kıymet­ li kanı ve tertemiz vücuduna iştirak etmiyor, tersine onun şerefini lekeliyorsun?" Thymotheus dedi ki, "Efendimiz isa'nın kanına ve vücuduna iştirak etmeyip, onun şerefine

45 111. Leo döneminde iki patrik vardı: 1. Germanus (715-30) ve Anastasi­ us (730-54). Germanus, imparatorun ikonoklast politikasını kabul et­ mediği için 730'da emekli olmaya zorlandı. Anastasius ikonoklast taraf­ tarıydı ve beliti de bu nedenle burada bahsi geçen görüşmedeki kişidir. Çünkü görüşmede baskı kurmaya pek de istekli değildi. 46 Ephesus Konseyi (431 ), Meryem'in Tanrı'nın Annesi olduğunu duyurdu. Paulikienler lsa'nın insan olduğuna inanmadıkları için Meryem'e saygı duymazlar. Bunun yerine Yeni Ahit'teki St Paul'ün 'hepimizin annesi' (Gal. 5. 26) olarak tarif edilen kutsal Kudüs olarak anlarlar. ,

151


Hrisıiyaıı Düalist Heretikler

halel getirenlere lanet olsun." Ama İsa"nın sözlerini kaste­ diyordu.47 119. Yine, Kutsal Katolik ve Apostolik Kilise hakkında soru sorulduğunda aynı biçimde yanıtladı ama Katolik kilisesi ile Maniheist meclislerini kastediyordu. 120. Yine vaftiz hakkında, aynı şekilde, vaftizin sadece Efendimiz İsa olduğunu söyledi. Çünkü O şöyle demişti "Ben yaşayan suyum."48 121. Yani Thymotheus her şeyi kıvırdı ve noktası noktasına lanetledi. Dolayısıyla günahtan suçsuz sayıldı. İmparatorun sigil/onunu49 alarak Episparis'e döndü. Orada tüm müritle­ rini bir araya topladı ve onlarla birlikte ayrıldı. Daha önce de bahsettiğim gibi kökenlerini Constantine !'den alan iğ­ renç Mananalis'e döndü. 122. Bir süre orada kaldı ve daha sonra... vebaya yakalan­ dı50 ve toplam olarak otuz yıl dinsizliğin liderliğini yapan bu kişi öldü. 123. Onun Zacharias adında bir oğlu ve kirli, iffetsiz bir bir­ leşmenin sonucu yol kenarına kundak içinde atılmış olarak bulduğu bir keçi çobanı vardı. Bu da iffetsiz kadınların so­ nuçlarından korkarak bebeklerini nasıl yol kenarlarına bırak­ tığına bir örnektir.

47 Paulikienler, Eucharist ayinini mecazi bir şekilde İsa'nın sözleri olarak yo­ rumlar. Onlara göre İsa takipçilerine (bedeni olarak) sözlerini vermiştir. 48 Paulikienler suyla yapılan vaftizi kabul etmez. Çünkü su maddi. evrenin bir parçasıdır. lsa'nın vaftiz emrini ise mecazi bir biçimde O'nu ruhen al­ mak olarak yorumlarlar. 49 İmparatorluk güvencesi. 50 Muhtemelen 748'deki büyük salgın.

152


Sicilya'lı Peter'm ''Paulikienlerin Tarihi"

124. Gegnesius öldüğünde müritleri arasında ayrılık baş gösterdi. Bazıları Zacharias'ı takip etti, bazıları da piç Jo­ seph'ı, (adı buydu). Sonuçta, aynen önceki kuşaklarda ol­ duğu gibi aralarında büyük bir anlaşmazlık vardı. Her ikisi de ruhun saygınlığını almış olduklarından emindi. Oysa günahkar bir ruhun gücünü almışlardı. Zacharias öfl<eliydi, çünkü babasından gelen mirası yitirme olasılığı vardı. O da piç Joseph'i bir taşla vurarak öldürmeye kalktı. 125. Bir süre sonra her ikisi de kendi müritlerini alıp gizli­ ce ayrılmaya karar verdi. Köyden bir miktar uzaklaşmışlar­ dı ki Saracenler, Romanya'ya51 gideceklerinden kuşkulanıp onları durdurdular. Zacharias, Saracenlerin saldırısını gö­ rünce müritlerini bırakarak yalnız başına kaçtı. Saracenler müritlere yetişip onları boğazladı. Sonunda Zacharias geri­ de kalanlarca 'kılavuz değil bir uşak' olarak suçlandı. [john. 10.12] 126. Aynı zamanda duygusuz olarak da bilinen piç Joseph, bunu öğrendikten sonra katarını Suriye'ye çevirdi. Saracenler ile karşılaştığında ise hayvanlarını otlatmak ve pey­ nir yapmak için yer aradığını söyledi.52 Saracenler bu ma­ zerete inandı ve onlara dokunmadı. 127. Duygusuz Joseph bu lirsatı tüm müritleriyle birlikte iyi değerlendirdi ve oradan kaçtı. Daha önce sıkça sözü edi­ len E.pisparis' e geldi. Oranın sakinleri taralindan sıcak bir şekilde karşılandı. Halk ışıkları yaktı ve sanki İsa'nın müri­ diymiş gibi o yüz karasını büyük bir onurla selamladı. 51 Bu dönemde Mananalis sürekli değişen Arap-Bizans sınırının Arap tara� fındaydı. 52 Başkentteki bir Paulikien biriminin sığır çobanlarının 'tagma'sı olarak ve­ rilen tanımlamayla karşılaştırın. {Patrik Nicephorus'tan alıntı, Garsoian, 'Byzantine heresy'. s. 98, n. 56. )

153


Hristiyan Düalist Heretikler

128. Yerel archonlardan Krikoraches adında Tanrı'dan kor­ kan biri bunu duydu ve Mani'nin izleycisinin evini çok sa­ yıda askerle kuşattı ve tüm müritleri tutukladı. Ancak, Jo­ seph kurtuldu ve bir kaçak gibi Phıygia'ya yöneldi. Pisidi­ a' da Antioch 'a yerleşti.53 129. Joseph orada belanın çıkarına otuz yıldan fazla savaş­ tı ve müritlerine kendisinin havari Paul tarafından yollandı­ ğını ve onun Epaphroditus adlı müridi olduğunu söyledi.54 Ben ona Aphronetus demeyi tercih ediyorum. Son derece eğitim ve muhakeme yoksunuydu. Kötü niyetli eylemleriy­ le birçok kişiyi sonsuz cezaya mahkum bırakarak Khortoko­ peim denen yerde öldü.55 130. Henüz hayattayken Ermenistan'daki kadın müritlerin­ den biri, yine onun müritlerinden biriyle zina yaparak bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Ona 'Hebrewlerden' (Yahudi dölü) dediler. Bu kişi, ahlaksızlığıyla ünlü Baanes the Foul idi. 131. Bu Baanes, Aphronetus'un yerine geçti. Atalarından aldığı pislik dolu sapkınlığı korudu ve kötülüğün öğreteni olarak birçok akılsıza yıkıma devam etmeleri konusunda önderlik etti. 132. Aradan pek fazla bir zaman geçmeden, Tavium şehri yakınlarında başka bir doğruluk düşmanı ortaya çıktı. O yö­ rede Druinus adında bir adamın yaşadığı Annia adlı bir köy vardır.56 Onun, şeytanın savunucusu olan Sergius adında 53 Bu, Zonaras tarafından anlatılan olay olabilir. (PG 135, 16B1-C3) 54 Bkz. Phil. 2. 25. Aphronetus 'duygusuz' anlamına gelir. 55 Kelime anlamı 'sebze pazarı'dır. Böyle bir yer bilinmemektedir. 56 Tavium için haritaya bakınız. Annia bilinmemektedir.

154


Sicilya'lı Peter'm "Paulikienlerin Tarihi"

bir oğlu vardı. Sayısız koyunu kurda dönüştüren, onların sayesinde Hıristiyan sürüsünü dağıtan Sergius, kuzu pos­ tunun altındaki kurt, erdemliymiş gibi davranan ve birçok­ larını kandıran Sergius, İsa'nın haçının düşmanı olan Sergi­ us, dinsizliğin sesi, bütün azizleri ve Tanrı'nın annesini hor gören, İsa'nın havarilerinin en büyük düşmanı Sergius, peygamberlerden nefret eden ve kutsal kitaba sırtını dö­ nen, yalanlara ve peri masallarına sığınan; İsa'dan nefret eden Sergius, Kilisenin düşmanı, Tanrı'nın oğlunu ayakları altında çiğneyen, 'vaat edilenin kanını sıradan bir kan sayıp saygınlığın ruhuna hakaret eden' [Heb. 10.29] Sergius. 134. Kendine Paraclete ve Tychicus57 diyen, müritleri tara­ fından kutsal ruh olarak tapılan, kendini seher yıldızı olarak . adlandıran karanlığın aşığı Sergius ... 135. Sonra, bu Sergius'un, henüz bir delikanlıyken, Mani­ heist bir kadınla ilişkisi oldu. Bu kadının yoldan çıkarmasıy­ la İsa karşıtlığının lideri oldu. 136. En kötü günahın bazı öğretmenleri Saracenler soyun­ dan, bazısı kölelikten gelir. Diğer kısmı da fahişelerden doğmadır ve yanılgılarını kadınlardan alanlardır. 137. Onları boşu boşuna suçluyormuşum gibi görünme­ mek için onun hakkında detaylı bilgi vereceğim. 138. Genç bir adamken, söylenenlere göre Maniheist sap­ kın topluluğuna ait terbiyesiz bir kadınla ilişkiye girdi. Şey­ tan'ın müridi, kurnazlık ve çürümüşlük içindeki kadın ona şöyle dedi: "Adını duydum kyr Sergi us, mektup ve eğitim konusunda deneyimli, her yönüyle iyi bir adamsın. Söyle 57 Mani, kendisini Paraclete olarak tanımlar {Euodius, De fide contra Ma­ nichaeos (PG 42. 1146). 24): Tychicus için, bkz Eph. 6. 21.

155


Hristiyan Diialisı Heretikler

bana, neden kutsal metinleri okumuyorsun?" Onda saklı şeytani zehri fark edemeyerek kilitlenip kaldı ve şöyle de­ di: "Benim gibi sıradan bir adamın okuması doğru değildir, ancak rahipler okuyabilir." 139. Kadın ona şöyle dedi: "Sandığın gibi değil, 'çünkü Tanrı ayrım yapmaz' [Rom. 2.11]. 'Efendimiz ([he Lord) tüm insanların kurtarılmasını ve gerçeğin bilgisine ulaşma­ sını diler' [1 Tim. 2.4]. Ama senin rahiplerin Tanrı sözleri­ nin pazarlayıcısı' [2. Cor. 2.17] olduğu ve İncil'in sırlarını gizlediği için senin duyman için yazılmış tüm o şeyleri sa­ na okumak istemiyorlar, sadece bir kısmını okuyorlar ki gerçeğin ilmine ulaşamayasın." 140. O gün Tanrım, Tanrım, cinleri senin adına mucize göstermedik mi?' [Matt. 7.22] diyecekler. Ve kral şöyle ya­ nıtlayacak, 'Size tam olarak diyorum ki, bilmiyorum' [Matt. 25.12]. O zaman araştırın ve görün yazıldığı gibi değil mi? Tanrı bazılarına şunu diyecek, 'Sizi tanımıyorum' [Matt. 7.23]. Sergius, akılsızca, cehalet içinde utandı ve sessiz kaldı. 141. İncil'in sözlerinin şöyle yorumlanması gerekiyor: Gü­ nümüzde hala İsa'nın yaşadığı gibi dindar bir şekilde yaşa­ yanlar var. Aynen çok uzun zaman önce Sceva'nın oğulla­ rıyla şeytan çıkarıcılar olarak bilinen başkalarının yaptığı gi­ bi (Acts. 19.13-14) sihirli sözlerle cinleri kovmaya ve has­ talıkları iyileştirmeye çalışanlar gibi. 142. Şimdi bile böyle davrananlar var ve bunlar, büyülü sözlerle kendi kurtuluşlarını yok ediyorlar. Onlar o gün ağ­ layacak ve şöyle diyecekler, 'Tanrım, Tanrım, cinleri senin adına kovup mucizeler göstermedik mi?' Yanıt olarak Tan-

156


Sicilya'lı Pe,ter'm "Paıılikienlerin Tarihi"

rı (Lord) onlara şöyle diyecek, 'Size tam olarak diyorum ki sizi hiç tanımadım.' 143. Günahsız ve morıastik bir yaşamı kabul edenler de var ama cehalet ve bilgi eksikliği yüzünden günaha sapanlar ve bu nedenle cennetin krallığına erişemeyenler. Yani, o gün, adil yargıç onlara hiçbir şey vermeyebilir, onlar şifanın armağanlarını bu yaşamda alırlar, yani, Tanrım, Tanrım, se­ nin adına birçok mucize göstermedik mi?' diye ağladığın­ da şunu duyacaklar, 'Arkadaş sana haksızlık etmiyorum ki, hakkın olanı bu yaşamda aldın, şimdi onu al ve git.' [Matt. 20.13] 144. Bunu ya da buna benzer şeyleri bilmeyen Sergius, İn­ cillerden araştırdı. Alçak bir kadının alıntıladığı sözleri bul­ duktan sonra o kadına şöyle dedi, 'Söyle bana, Tanrı bunlar hakkında ne söyledi?' Kadın bir süre yanıtlamadı ancak, sonra ekledi 'Doğudan ve batıdan birçok insan gelecek Göklerin Egemenliği'nde İbrahim'le, İshak'la ve Yakup'la birlikte sofraya oturacaklar, ancak, bu egemenliğin asıl mi­ rasçıları dışarıdaki karanlığa atılacak' [Matt. 8.11-121 derken Tanrı kime sesleniyordu? Egemenliğin mirasçıları kim?' 145. Onların İsrailoğulları olduğunu söyleyecek bilgisi yok­ tu, 'Evlatlığa kabul edilenler, Tanrı'nın yüceliğini görenler onlardır' [Rom. 9.4] ... ancak, O'nu çarmıha gerdikleri için sürüldüler. 146. Sonra, bunu bilmeyen ve bu Maenad'ın (ne yaptığını bilmez durumda olan kadın) kurtuluşun kılavuzu olduğunu düşünen sefil Sergius, bu kadının daha önceki söyledikleri hakkında ayrıntılı bir araştırma yapmaya başladı. Kadın [başladı] ... azizlere küfretmeye şu sözlerle başladı: 'Bu, 157


Hristiyan Düalist Heretikler

egemenliğin oğulları senin azizlerindir, onlar cin çıkarıp hasta insanları iyileştirdi, sen ise yaşayanları ve ölümsüz E.fendi'yi (Lord) terk ederek, onları sanki tanrıymış gibi onurlandırdın. O hakkaniyetli hakimin dudaklarından o gün şu sözleri duyacaklar: 'Sizi hiç tanımadım.' [Matt. 7.23] 147. O (kadın) İncillerde yazılı olan her şeyi, her bir cüm­ lenin anlamıyla oynayarak incelemeye devam etti, çünkü adamın kendisini izlediğini anlamıştı. Ve yavaş yavaş onu (adamı) daha önceki kuşaklarda olmadığı kadar, şeytanın ve kendisinin tam bir aleti, insanlığa karşı keskinleştirilmiş korkunç bir silah haline getirdi. 148. Ondan önce ortaya çıkanların bir kısmı olağanüstü bir şekilde kötüydü... yine de insanlar onlardan açık bir şekil­ de uzak durdu ve onları itici buldu. Bu yüzden az bir kısmı onlar tarafından yoldan çıkarıldı. 149. Ama bu adam onların pisliklerini ve utanmaz birçok davranışını reddetti ve küfürlerinin hepsini kurtarıcı doktrin­ ler olarak benimsedi; kuzu postuna bürünmüş kurt gibi, Tanrı'ya saygı görünümü ve faziletleri hakkında kurnazca iddialar yaydı. Saygı gerçeğini reddetmesine rağmen, ca­ hillere, sanki mükemmel bir kurtuluş kılavuzu gibi göründü. 150. İşte bu günahkarlar günümüzde bile inanca sıkı sıkıya bağlı olmayanları kandırır... 151. Sapıklar, zavallıları tam bir yıkıma sürüklemeden ön­ ce onlara büyük sırlarını, ki o Tanrıyı inkardır,58 açıklamaz­ lar. 58 Burada yapılan, Paulikienler'in 'gizli' bir öğretisi olduğu iddiasına başka kaynaklarda rastlanmaz. Diğer yandan bu iddia Bogomiller ve Katarlar için sıkça kullanılır.

158


Sicilya' lı Peter 'ın "Paulikieıılerin Tarihi"

152. Şeytanın baş yardımcısı, o yıkıcı kadının sapıklık öğ­ rettiği Sergi us, gerçek Hıristiyanların saf ve masum inancı­ na tutunan herkesin yıkıma karşı sorumlu olduğunu düşün­ meye başladı. Şeytani (Satanic) ateşle kafası karıştı ve ya­ nılgının. yeni vaizi oldu. Kendisine, havari Paul'ün mektup­ larında sözü edilen59 Tychicus'un adını aldı ve herkese ha­ vari'nin müridi olduğunu, onun tarafindan vaaz vermek için yollandığını söyledi - Tanrı'nın sözü değil, öldürücü bir yanılgı. 153. Yorulmak bilmeden tüm kentleri ve bölgeleri dolaştı ve birçok kişiyi Ortodoks inancından uzaklaştırıp şeytana yönlendirdi. 800 yıl önce de havari aynı yerlerde Tanrı'nın sözlerini iletmişti. Mektuplarından birinde şöyle diyordu: "İsa'nın İncil'ini (Gospel) anlatarak doğudan batıya, kuzey­ den güneye dolaştım, dizlerimin üzerine çöktüm." 154. O, Augusta !rene döneminden imparator Theophilus dönemine kadar6° otuz dört yıl boyunca liderlik yaptı. Ha­ vari Paul'ün Thessalonianlara (Selanikliler) haber verdiği [2 Thess. 2.3], biçimde İsa'nın Kilisesine bir hayli zarar verdi ve hala devam eden dönekliği yerleştirdi. Bazılarını bu ge­ çici yaşamdan, ailelerinden soğutarak zamanı gelmeden ölüme götürerek uzaklaştırdı, bunun yanında onu izleyen­ leri iğrençliği sayesinde ölümsüz yaşamdan yoksun bırak­ tı. Birçok evli çi�in boşanmasına yol açtı. Müritleriyle ya­ taklarını kirletti; müritlerini kullanarak birçok bebeği anala­ rının göğsünden ayırdı, kimisini öldürdü, kimisini ailesin-

59 57 nolu dipnota bakınız. 60 frene, 797-802; Theophilus, 829-42. Sergius'un ölüm tarihi bölüm 181 'de 834 ya da 835 olarak verilmektedir.

159


Hristiyan Düalist HereHk/er

den ayırdı; onları yaşayan Tanrıdan soğuttu (O, onlara ken­ di kanını vermişti), onları Saracenlere sattı.61 155. Birçok yakışıklı erkeği ve güzel kızı çocuk yaşta aile­ lerinden ayırdı ve onları barbarlara köle olarak sattı; birçok kız ve erkek kardeşi akrabalarından ve sevdiklerinden uzaklaştırdı, kendi topraklarından sürgün etti, yabancı bir ülkeye gönderdi; onların gözyaşları ve yası cennetin kub­ besine ulaştı. Müritlerini kullanarak bekaretini İsa'ya ada­ mış birçok keşişi ve rahibeyi mahvetti ve onları monastik yaşamdan uzaklaştırıp Tanrı'ya yabancılaştırdı. Birçok rahi­ bi ve Levi'yi Ortodoks inançtan koparıp kuzuyken adam yiyen vahşi canavarlara dönüştürdü. Birçoklarının borç için­ de hapiste ölmesine sebep oldu, zengin olanları ise yok­ sullaştırdı. 156. İşte tüm bu kötülükten sorumlu olan kişiye Paraclete (Kutsal Ruh) gibi ibadet edilsin, öyle mi? Müritleri onun için 'kutsal ruhun duacısı, bize merhamet et' diye dua ederler. 157. O dedi ki: "Bu kötülüklerden ben sorumlu değilim. Onlara hep Romalıları hapsetmemelerini söyledim ama beni dinlemediler." Suçsuz olduğunu nasıl iddia edersin? Seni dinlemedilerse. kontrol etmek için yabancı olmadığın bu söz dinlemez insanlarla nasıl hemfikir olabildin? Neden ölünceye kadar onlarla kaldın? Eğer onlara İsa'nın yolunda yürümeyi öğretiyorsan, neden onlara şunu da öğretmedin, Efendimizin dediği gibi 'Bir kentte size zulmettikleri zaman ötekine kaçın?' [Matt. 10.23] 61 Paulikien topluluklar Bizans imparatorluğu ve Arap emirlikleri arasında­ ki sınırda bulunan konumlarından faydalanmıştır. (6)'ya ve Giriş'e bakı­ nız.

160


Sicilya'lı Peter'ıız "Paulikienleriıı Tarihi" 158. Seni kendi sözlerinle suçlayacağım. Şebinkarahi­ sar'daki (Colonea) insanlara şöyle demiştin: 'İnancınızın şöhretini duyduğum için size, sizden önceki kiliselerin kı­ lavuzları ve öğretmenleri olduğunu (Constantine ve gerisi­ ni kastediyor), bundan dolayı parlayan bir meşale, seher yıldızı, kurtuluş kılavuzu aldığınızı hatırlatmak isterim, ay­ nen yazıldığı gibi: 'Bedenin ışığı gözdür. Gözünüz sağlam­ sa bütün bedeniniz aydınlık olur' [Matt. 6.22]. Sefillerin se­ fili, kanunsuzlukla dolu olanlar! Eğer, dediğiniz gibi, Pa­ ul'ün müridi iseniz .. ; nasıl olur da yalan bir şekilde kendi­ nize seher yıldızı, parlayan meşale, kurtuluşun kılavuzu (bir sürü ruhu mahvettiniz). isa'nın Kilisesinin gözü dersiniz, si­ zi çıldırmış deliler? 160 .... Siz ağlarken, 'Beni izleyin, benden aldığınız gele­ neklere sıkı sıkıya tutunun.' Sizin hangi erdeminize öykü­ nürler ki? Şimdi bakın, sizin inancınızdan ve öğretinizden dinsizliğin meyvesi yetişti ... 161. Bir süre sonra o şöyle der, 'Sizi kimsenin kandırması­ na izin vermeyin. Tanrı'nın taahhütlerine sahipsiniz, kendi­ nizden emin olun. Kalplerinizdeki güveni kazanarak size, kapı bekçisi, iyi kılavuz, isa'nın vücudunun kılavuzu, Tan­ rı'nın evinin ışığı ve dünyanın sonuna kadar sizinle birlikte [Matt. 28.20] olduğumu yazdım. Bedenen yoksam, hala ruhumla varım. Gerisi için, elveda, güçlü olun ve huzur Tanrısı sizinle birlikte olsun.' 162. Gerçeğin düşmanı, şeytanın oğlu, her türlü pisliğin uşağı, hangi cesar etle bunları söylersin, 'kendini Tanrıyla bir tutarsın?' []ohn 5.18] 163. Yine dedi ki; Tekrar ediyorum, Paul Corinth' de, Silva-

161


Hristiyan Diialist Heretikler

nus ve Titus da Makedonya'da kilise kurdu.' Makedonya derken, Cibossa meclisini kastediyor, Constantine ve Symeon'a Silvanus ve Titus diyor. 'Timotheus, Achaea kili­ sesini kurdu.' Mananalis'e Achaea diyor, Gegnesius'a Ti­ motheus diyor. 'Philippians Kilisesi, Epaphroditus tarafın­ dan yönetiliyordu.' - burada keçi çobanı, evlilik dışı doğan, gerçekte, Aphronetus olan Joseph'ı kastediyor, müritlerine de Philippians diyor. 'Tychicus, Loadiceanhların, Ephesian­ hların ve Colossianlıların kiliselerinin öğretmeniydi.' Colos­ sianlar derken Argaoutesleri, Ephesians derken Mopsues­ tia halkını, Laodiceanhlarla da köpek ülkesinde [lit. Cynoc­ horitae] yaşayan köpekleri kastediyor. Bu üçünün bir oldu­ ğunu, tek adam tarafından kurulduğunu söylüyor. Tychi­ cus ... 62 165. Söyle bana, seni gerçeğin düşmanı dalkavuk, Paul Kudüs'ten (Jerusalem) lllyricum'a kadar ve tüm o civarda öğretisini yayarken, neden yalnızca Corinth kilisesini kur­ du? Bu sözünü ettiğin kişiler Paul'ün müridi iseler, onları nasıl eğitti, sekiz yüz yıl sonra doğan bu kişiler neredey0 di? .. 166. Herkesin seni İsa'nın havarisi olarak kabul etmesini is­ tiyorsun, Montanist Leo'ya63 şunları diyerek, 'Kendin için, 62 Burada adı geçen yerler için haritaya bakınız. Cynochoritae kelime anla­ mı olarak 'köpek ülkesinin sakinleri' olarak çevrilir. Paulikien toplulukla­ rı için erken dönem Hıristiyan grupların isimlerinin kullanılması ve lider­ lere St PauJ'ün öğrencilerinin adlarının verilmesi, adlarını düşman Orto­ doks geleneğin i ddia ettiği gibi farklı Paul'lerden değil, havariden aldık­ lannı öne süren bakış açısı için en güçlü argümanlardan biridir. Tarihsel Giriş'e bakınız. 63 Buradaki 'Montanist''in bir tanım mı yoksa bir soyadı mı olduğu açık de­ ğildir. Şayet bir tanımsa, Leo, ikinci yüzyıla dayanan, Kutsal Ruh ve pey­ gamberlik rolüne fazlaca vurgu yapmış bir mezhebin bilinen en son üyesidir. Ortodoks kilisesi tarafından lanetlenen Montanist toplumlar

162


Sicilya'lı Peter'm "Paulikienlerin Tarihi" , kendini önemse. Değişmez inancı bölmekten kaçın; bize ne tür bir suçlama yaparsın? Herhangi birinden daha fazla­ sını iddia ettim mi ya da kibirli oldum mu? Bunu diyemez­ sin; ama eğer söylersen, şahitliğin gerçek olmaz. Umarım senden asla nefret etmem de sadece sayıları dört olan, 64 havari ve peygamberleri kabul ettiğin gibi kılavuzları ve öğretmenleri de kabul etmeni tavsiye ederim ki vahşi ca­ navarlara yem olmayasın.'

167. Başka bir yerde şöyle dedin, 'Adem' den miras aldığı­ mız ilk fahişelik iyi bir iştir ama ikinci fahişelik daha ciddi­ dir. Onun hakkında şöyle denir, 'Ahlaksız adam kendi vü­ cuduna karşı günah işler' [1 Cor. 6.18]. Anlatmaya devam ediyorsun, 'Bizler isa'nın bedeniyiz; her kim ki kendini isa'nın bedeninin geleneğinden ayırır, yani bizim geleneği­ miz, o günah işler. Çünkü tersini öğretenlerin safinda yeri­ ni alır ve güvenilir doktrine inanmaz sayılır.' 168. Söyle, seni kötülüklerin lideri, ... Hangi cesaretle Efendi'nin (Lord) sözlerini iradesiz sertliğinle geçersiz kılar­ sın? Zina hakkında konuşurken, 'Bir kadına şehvet dolu ba­ kan bile kalbinde o kadınla zina etmiş demektir' der ama sen insanın değersiz iyi düşüncesi yolunda kendi görüşle­ rinde ısrar ediyorsun. Köle ruhlu, kendini tutamayan insan­ ları kendine çekmek için, senden uzaklaşmak dışında zina olmadığını söylüyorsun ... Asia Minor'e yerleşmiştir. 721/2 ili. Leo döneminde sistematik zulüm sonucu toplu katliamlar gerçekleşmiştir. (Theophanes, ed. De Boor, 1, s. 401) 64 Gouillard'ı takip eden Lemerle de (f&.M 5, s. 120) bu söylemin altında Eph. 4. 11 'e bir gönderme olduğunu düşünür. 'Kendisi bazılarını hava­ ri, bazılarını peygamber, bazılarını müjdeci ve bazılarını önder ve öğret­ men olarak atadı.' Müjdecilerin Sergius'un mektubunda yer aldığını varsayarsak 'dört' sayısı·daha anlaşılır olmaktadır.

163


Hristiyan Düalist Heretikler

169. Yani, onu ve müritlerini mahkum etmek için, onun küfürlerinden az bir miktarını topladıktan sonra, kalbinin değersiz hazinesini göstermeye devam edelim ... 170. Sakın kimsenin iki farklı sapkınlık olduğunu düşünme­ sine izin vermeyin, sanki biri Sergius'un öğrettiği, diğeri de Mani'nin öğrettiği gibi; aslında onlar tek ve aynıdır. Bir­ çok mürit kazanmak ve onları İsa'nın IG!isesinden ayırmak istediği için Sergius vaaz vermeye başladığında, (Bir kısmı­ nın kendisini izlemesindense) iki ya da üç kez Baanes'le, (rezil arkadaşı ve öğrencisi) yüz yüze geldi. Tanrı'ya saygı gösterdiğini iddia ederek, herkesin_ duyacağı şekilde ona saldırmaya başladı. İnanca dayanarak değil, ahlaksız dav­ ranışlarının saçmalığına dayanarak. 171. Baanes ona şöyle dedi, 'Sen daha yeni ortaya çıktın, ne öğretmenlerimizi gördün ne de onlarla kaldın. Ben, kyr Epaphroditus'un müridiyim ve onun bana emanet ettikle­ rini öğretiyorum.' 172. Sergius, Baanes'in öğretisinin kötü kokulu pisliğinden iğrenmişti, yüzüne hicapla bakarak sapkınlığı ikiye böldü; Baanes'le kalanlara Baniots dendi. Sergius'un müritlerine de Sergiots dendi. 173. Sergius'un ölümünden sonra, müritleri utanca ve tüm tarafiardan gelen ayıplamalara dayanamaz hale geldi. Ba­ niotların utancını kendilerinden uzaklaştırmak için onları öldürmeye başladılar. 174. Sonra, Sergius'un synekdemos'u65 Theodotus adında biri 'Sizinle bu adamlar arasında bir şey olmasın. Öğretme65 Paulikienler arasındaki bu unvan için s. 164, dipnot 73'e bakınız.

164


Sicilya'lı Peter'ın "Paulikienlerin Tarihi"

nimizin açıklamasına kadar tek inancımız vardı' dedi. Bu nedenle öldürmelere son verdiler. 175. Dindar imparator başrahip MichaeJ66 ve halefi Leo,67 bu tarz bir sapkınlığın Hıristiyanlarırı büyük bölümünü yol­ dan çıkardığını görerek Roma imparatorluğunun her yeri­ ne adamlar gönderip bu bozuk inanca katılanların öldürül­ mesini emretti. 176. imparatorun emri Ermenistan'a, Niksar (Neocaesare­ a) piskoposu Thomas' a, exarch {vali) olan Paraconda­ cus·a68 ulaştı. Bu kişiler, imparatorun emrini uygulayarak, ölümü hak ettikleri ve yıkıma kılavuzluk ettikleri gerekçe­ siyle, bulduklarını öldürdüler. 177. Daha sonra Sergius'un Astata69 denen bazı müritleri, şeytanlık ve vahşetle exarchı (vali) öldürdül_er. Buna karşın Cynochoritae de başkentli Thomas'ı öldürdü. Dolayısıyla Astatolar Malatya'ya (Melitene) kaçtı. 178. Saracenlerin oradaki emiri Monocherares'di. Astato­ Ier, Arguvan'ı onun elinden alıp oraya yerleşti. Burada bir 661. Michael (811-13). 67 V. Leo (813-20). Paulikienlerin bu dönemde sistematik bir şekilde yok edilmesi için bkz. Theophanes (de Boor, 1, s. 494-5): 'Dindar imparator Michael Tanrı'ya duyduğu büyük inançla. Maniheistler -dönemin Pauli­ kienleri-ve Phrygia ile Lycaonia'daki Athinganiler için idam kararı çıkar­ dı. Aziz patrik Nicephorus ile diğer' dindarların sözleriyle ikna olmuştu. Diğer yandan sapkınların tövbe etmesi mümkün olmasa da onların ba­ ğışlanmasını isteyen birtakım kötü niyetli danışmanlar da vardı.' Bu po­ litikaya yönelik dönem eleştirirleri için, Studiteli Theodore'ye bakınız. (4). 68 Neocaesarea için haritaya bakınız. Buradaki 'exarch' sözcüğü manastır­ lardan sorumlu bir yetkili için kullanılmıştır. {Photius, Recit, ed. Lemer­ le, TII-M 4 (1970), 71, n. 58). 69 Kelime anlamı olarak 'gezginler.' Melitene için haritaya balunız.

165


Hristiyan Diialist Hcretikler

araya gelerek Romanya'ya akınlar düzenlemeye başladı­ lar-70 179. Sergius müritleriyle birlikte bir süre Arguvan'da kaldı ama daha sonra Tanrı'nın kararıyla, Tanrı'nın Kilisesini ikiye bölen biri için uygun bir ölüm şekliyle, bir baltayla yere yı­ kıldı ve sonsuz ateşe firlatıldı. 180. Nicopolis Castel!on'undan gelen Tzanion,71 onu Ar­ guvan civarındaki dağlarda ağaç keserken buldu, baltayı elinden alıp ona vurdu ve onu öldürdü. 181. Böylece, tüm vahşi canavarların en sonuncusu ve en kötüsü dünyanın kuruluşunun 6343. yılında[= M.S. 834/5] bu yaşamdan koparıldı. 182. Onun en yakın müritleri Michael, Canacharis ve John Aoratus, üç düzmece papaz72 ile daha önce sözü edilen Theodotus, Basileius, Zosimus ve ötekilerdi. 183. Daha sonra, kendilerine synekdemoi73 diyen, düz­ mece papaz olan onun bu müritleri, Sergius'un ölümün­ den sonra Arguvan'da bir araya gelmiş olan tüm insanlara onun ve ondan öncekilerin öğretileriyle hastalığı bulaştır­ dılar; her zaman eşit rütbedeydiler ama artık kendinden 70 Monocherares, Arap kaynaklarında Amr bin Abdullah al-aqta (tek silah­ lı) olarak bilinen emirin Bizanslı adıdır. Bu kişi Bizans topraklarında bir­ çok cüretkar ve yıkıcı saldırılar düzenlemiştir. 863'te savaşırken öldürül­ müştür. Argaoun için haritaya bakınız. 71 Castellon sözcüğü istihkam edilmiş bir köy için kullanılır. Ancak burada tam bir yer adı olarak kullanılmış gibi görünüyor. Bu yerin neresi oldu­ ğu bilinmemektedir. 72 Burada kullanılan sözcük miereus'dur. Me (olumsuzluk eki) ile hiereus (papaz) sözcüklerinin birleştirilmesinden oluşmuş aşağılayıcı bir sözcük gibi görünüyor. 73 Synekdemoi 'sürgündeki dostlar' ya da 'seyahat arkadaşı' anlamındadır. Cf. 2 Cor. 8. 19.

166


Sicilya'lı Peter'ın "Paıı/ikienlerin Tarihi"

öncekilerin yaptığı gibi tek bir öğretmen ilan etmediler hepsi eşitti. Noter (notary)74 dedikleri ikincil düzmece pa­ pazları vardı. 184. Carbeas bu dönemde ortaya çıktı ve bu tehlikeli in­ sanların liderliğini üslendi. Sayıları artınca Arguvan' a sığ­ madılar, gidip Divriği'yi (Tephrike) kurdular75 ve orada ya­ şadılar. Aynı zamanda Melitenli Agar.enlerin76 zulmünden kaçabilecek ve insanlıktan sakınan şeytanları taklit ederek hem Ermenistan'a hem de Romanya'ya yakın olabilecek­ lerdi. 185. Daha sonra kendisine boyun eğenleri sözleşmeyle kendine bağladı ve onları, mahkumların yakalanmasında işbirlikçi yaptı. Boyun eğmeyenleri ise Saracenlere sattı. Romanya dağlarını Pontus'a kadar yağmaladı. 77 Aynı za­ manda sapkınlıktan dolayı Romanya'da öldürülmek üzere olanlar için uygun bir sığınak yeri hazırladı: Bu kadarla.da kalmadı. Divriği sınırı civarından en açgözlü, ahlaksız ve aptal insanları, en yüz kızartıcı hisleri konusunda özgürlük vaat ederek aynı yere davet etti. O hala hayattayken, da­ ha önce sözü edilen düzmece papazların bir kısmı öldü ama bir kısmı hayatta kaldı. 186. O da öldüğünde yıkıcı insanların liderlik sırası, yeğe­ ni ve damadı olan78 Chrysocheir' e geçti.

74 Cf. Lanet formülü (11(a)), bölüm 15.

75 Ya da Tefrice, dipnot 4 ve haritaya bakınız. 76 Agareni 'Hagar'ın çocuklan' anlamındadır (Gen. 16. 11 ). Araplar onun oğlu lshmael üzerinden soylarının geldiğini iddia eder. 77 Pontic Alpleri için haritaya bakınız. 78 Chrysocheir ve Bizans devleti arasındaki savaşlar için bkz. (9).

167


Hristiyan Düalist Heretikler

187. O dönemde ben Divriği'deydim. Mahkum olan bazı

archonları takas etmek için kraliyet tarafindan gönderilmiş­

tim. Bunlar, Basil'in ikinci yılında, dindar ve adil imparator­ larımız Constantine ve Leo döneminde oldu.79 188. Orada dokuz ay gibi bir süre geçirdim. O dönemde Basileius ve kirlenmiş sözümona synekdemoıleri Zosimus hala hayattaydı. Sözü edilen sorunlar hakkında dikatli ve değerli araştırmalar yaptım. Bir kölenin büyük bir korkuyla ama mütevazı ve değersiz tavrıyla muhteşem, kutsal, Or­ todoks imparatorlarımızın ilahi emriyle, herkesin onları açık bir şekilde anlamasını sağlamaya çalıştım. 189. Bu kadar yeter; Tanrı izin verirse onlar ve sapkınlıkla­ rı hakkında ilerleyen bölümlerde daha fazla bilgi verece­ ğim. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, görünen ve görünmeyen­ lerin yaratıcısı, koruyucusu ve yöneticisi adına. Amin.

79 869/70. Basil 867'de imparator oldu. Oğlu Constantine Kasım 867-Şu­ bat 868 arasında yardımcı imparator oldu, 879'da öldü. Küçük oğul Le­ o 870'de başa geçti ve 886'ya kadar tahtta kaldı.

168


8. PETIR THE HIGOUMENOS: SİCİLYALI PETER'IN ESERİNİN ÖZETİ Sadece bir el yazması kalan Sicilyalı Peter'a (bkz.[7] aşağı­ da) atfedilen tarih ve Pauflkien inançların tanımının tersi­ ne. bu daha kısa versiyon daha geniş bir alana yayılmayı başardı. Bağımsız eser olarak, eserin beş el yazması var­ dır. Aynı zamanda George Hamartolus 'un (ya da keşiş George) eserinin el yazmalarının büyük bir bölümünde hala mevcuttur. Ayrı el yazmalarının biri (Parisinus, gr.852) eseri 'keşiş ve higoumenos Peter'a' atfeder. Sicil­ yalı Peter olarak bilinen uzun versiyon [7] yazarı ile kendl­ sinjn özdeş olduğunu gösteren kanıt için o versiyonun gi­ riş bölümü sayfa 65-6'.)ıa bakınız. Çeviri, Astruc, Conus­ Wo/ska, Goui/lard, Lemerle, Papachıyssanthou ve Para­ melle (T&.M 4 (1970) sayfa 69-97) versiyonundan yapıl­ mıştır.

1. Paulikienler (aynı zamanda Maniheistlerdir) adlarını, Sa­ mosatalı Paul'e dayanarak Maniheist yerine Paulikien ola­ rak değiştirdiler. Samosatalı Paul, Callinice adında bir kadı­ nın oğluydu ve john adında bir de kardeşi vardı.1 2. Kadın oğullarına bu sapıklığı öğretti ve bunu yaymaları için onları Armeniaci'ye (E.rmenistan) yolladı. Pahanaroia adlı bir köye geldiler ve orada sapkın inançlarını öğrettiler. Bundan sonra köyün adı E.pisparis olarak değişti ve mürit­ lere Paulikienler dendi.2 1 Sicilyalı Peter (7), madde 85.

2 Bu bölümdeki yer adları için haritaya bakınız.

169


Hristiyan Düalist Hererikler

3. Bu Paul'ün (büyük Paul değil) öğretisinden birkaç yıl sonra Paulikienler, Constantine adında başka bir öğretme­ ne daha sahip oldu. Bu Constantine, adını Silvanus olarak değiştirdi. Öğretmenlerinin önderi olarak tuttukları kişi bu­ dur, Paul değiJ.3 4. Her ne kadar Havari mektupları ve İncil yazılı kaynaksa da, o (Constantine) sapkın görüşlerini yazıyla değil, sözlü gelenekle sundu. Ayrıca İncil ve Havari mektuplarını, tek sözcüğünü bile değiştirmeden yazılı olarak gelecek kuşak­ lara aktardı. Her bölümünü sapkın inancına göre çarpıttı. Öyle ki, kimsenin İncil ve Havari mektupları dışında bir ki­ tap okumaması gerektiği neredeyse bir kanun haline geldi. 5. Constantine/Silvanus'tan sonra Symeon adında başka bir öğretmenleri oldu. Symeon adını Titus olarak değiştir­ di; üçüncüsü, ırkından dolayı Gegnesius olarak adlandırılan bir Ermeni (adını Timothy olarak değiştirdi); dördüncüsü, kendine Epaphroditus diyen Joseph; ardından Zacharias (bazıları onun gerçek bir kılavuz olmadığını, bir uşak oldu­ ğunu savunur); altıncısı Pis Baanes; yedincisi, kendine Tychicus diyen Sergius'tur. 6. Onlar, kendilerine Mani, Paul, John ya da başka birinden söz edildiğinde istekli bir şekilde lanet yağdırırlar. Ama Sil­ vanus da denen Constantine, Symeon/Titus, Gegnesius/Ti­ mothy, Joseph/Epaphroditus, Pis Baanes ve Sergius/Tychi­ cus sözkonusu olduğunda lanet dolu sözler söylemezler. Çünkü onlar öğretmenleridir ve onları İsa'nın havarileri ola­ rak görürler. 3 Bölüm 3-8'de listelenen Paulikien liderleri. ve kurdukları topluluklar için Sicilyalı Peter {7), madde 94-152'ye ve oradaki notlara bakınız.

170


Sicilya' lı Peter 'm Eserinin Özeti

7. İtiraflarında altı tane Kilise olduğunu söylerler; • Makedonya Kilisesi (Şebinkarahisar kastronu), • Constantine/Si/vanus ve Symeon/fitus tarafından kurulan Cibossa; • Samosata'nın bir köyü olan Achaea; • Gegnesius/fimothy tarafından kurulan Manana/is; • Philippians Kilisesi (bununla joseph/Epaphrodi­ tus 'un müritlerini ve sözüm ona kılavuz dedikleri Zacharias 'ı kastederler); • Laodiceans Kilisesi (bununla Cynochorites anlamına gelen Colossianları ve Arguvan halkını kastederler). Söylediklerine göre, bu üç kiliseyi Sergius/fychicus kurmuştur. 8. işte bunlar saygı duydukları ve onur kaynakları altı Kili­ se ve altı öğretmenleridir; her kim ki başkalarından söz ederse, onları reddeder ve lanetlerler. 9. Onların ilk sapkınlığı, Maniheistlerde olduğu gibi, iki ana ilkeye inanırlar: Derler ki, 'Bizi Romalılardan ayıran tek bir şey vardır. Bize göre kutsal Baba, bu dünya üzerinde gücü olmayan ama gelecek dünyada (öteki dünyada) güçlü olan tek Tanrıdır. Bunun yanında dünyayı yaratan ve·bu dünya üzerinde gücü olan bir başka Tanrı daha vardır. Romalılar kutsal Baba ile tüm dünyanın yaratıcısının bir ve aynı Tanrı olduğunu kabul eder.' Kendilerine Hıristiyan, bize de Ro­ malılar derler.4 1 O. Kendilerini tanımayanlara büyük bir istekle şöyle der­ ler, 'Baba, Oğul, Kutsal Ruh ve cennetin Baba'sına inanırız, başkalarına inananlara lanet olsun.' Şeytanlıklarını büyük 4 Sicilyalı Peter, (7). madde 37.

171


Hristiyan Düalist Hereıikler

bir dikkatle gizlerler. Örneğin ·cennetin Babası derken 'ce­ nneti ve dünyayı yaratan ve hepsinin içindeki tek gerçek Tanrı' diye eklemezler. Onlarla görüşen herhangi bir Orto­ doksun bir Maniheistten 'cennetin ve dünyanın ve görü­ nen görünmeyen her şeyin yaratıcısı, ulu Baba, tek Tanrı'ya inanıyorum' demesini istemesi gerekir.5 1 1. Buna ek olarak, Tanrı'nın kutsal annesine de sınırsız bir şekilde küfrederler. Onu kabullenmelerini istediğimizde, mecazi konuşurlar ve şöyle derler, 'onun içine giren ve on­ darı çıkan Tanrı'nırı kutsal annesine inanırız.' Ama Efen­ di'rıirı (Lord) 'öncü' olarak girdiği kutsal Kudüs'ü kasteder­ ler. Aynen Havari'nin dediği gibi,6 ve gerçekte ne 'Tan­ rı'nın annesi, kutsal Meıyem'i' ne de 'Efendi'nin ete bürün­ düğü' kişiyi kastederler. 12. Efendimiz (Our Lord) İsa'rıın değerli bedeni ve kanının sohbetinin sırlarına da küfrederler ve şöyle derler, 'havari­ lerle konuşurken Efendimiz (Our Lord) "Al ye ve iç" dedi ama "ekmek ve şarap" demedi.' 'Ekmek ve şarap' önerisi­ nin yapılmaması gerektiğini söylerler.7 13. 'İsa haçtır, bir tahtaya ibadet etmek doğru değildir çün­ kü o, lanetli bir alettir'8 diyerek kutsal haça da küfrederler. 14. Peygamberleri ve öteki azizleri de reddederler; hatta, 5 Yani Nicaea Konsili öğretisi (381 ). Daha sonra Ortodoksluğun mihenk taşı olmuştur. 'Cenneti ve yeryüzünü yaratan ve hepsinin içinde olan' söz­ leri daha önceki öğretilerde bulunmamaktadır. Ancak bu sözlerin geç­ mediği öğretiler doğuludan çok batılı geleneğe aittir. (Kelly, Early Chris­ tian Creeds, s. 62)

6 Heb. 6. 20.

7 Komünyonun reddi için, Sicilyalı Peter (7), madde 40. 8 Bu, Paulikienlere atfedilen doktrinin kısaltılmış bir versiyonudur. lsa tara­ fından kollarını iki yana açarak yapılan haç işareti kutsanmalıdır. Ancak Calvary'de kullanılan çarmıh idam amacıyla dikilmiş bir darağacıdır. Bu şekilde onurlandırılmamahdır.

172


Sici/ya'lı Peter'm Eserinin Özeti

havarilerin büyük lideri St Peter' a hakaret eder ve onu red­ dederler; hiçbirinin korunanların arasına dahil olmadığını söylerler.9 15. Mecazi olarak, bizimle konuşurken kendi meclislerine Katolik Kilisesi derler ama kendi aralarında onlara oratories [proseuchai] derler. 16. Efendimiz (Our Lord) 'Ben yaşayan suyum' dediği için vaftizin İncil'in sözü olduğunu söylerler. 17. Yakalandıklarında ya da kuşatıldıklarında mecazi an­ lamda bu ve buna benzer sözler kullanırlar. Onlarla konu­ şurken duyarlı ve dikkatli olmalısınız. Şahsi kurallarıymış gibi, her zaman, özellikle de baskıyla karşılaştıklarında gös­ terecekleri bir sahtekarlık vardır. Yalan söylerler, kendileri­ ne önerileni ya da anlatılanı söylerler,· kendi gözlerinde masumdurlar. 18. Mani'nirı "'İnsanların önünde beni inkar edeni ben de inkar edeceğim" [Matt l0.33] diyen İsa gibi kalpsiz deği­ lim. Ben, "İnsanların önünde biri beni kendi güvenliği için inkar ederse, söyleneni sanki beni inkar etmiyormuş gibi, memnuniyetle kabul edeceğim, onu suçlu saymayaca­ ğım"' diyerek onlara verdiği bir gelenektir bu. 19. Papazlarımızı ve hiyerarşimizin diğer üyelerini de red­ dederler. Kendi papazlarına synekdemoi ve notary derler; bu kişiler, beslenme, giyinme ve yaşam tarzı olarak öteki insanlardan ayırt edilmezler. 9 St Peter'ın Paulikien görüşü ve toplumun bu konudaki açıklaması için, Si­ cilyalı Peter (7), madde 44. Azizlerin ve peygamberlerin reddi için, Sicil­ yalı Peter madde 42; Bogomiller arasındaki benzer bir öğreti için EZ (25), bölüm 11.

173


Hristı'.yaıı Düalist Heretikler

20. Bizim görüşlerimizin tersine, kendilerininkiyle uyum içinde, kendi sapkınlıklarına uysun diye İncil'in ve Havari­ ler kitabının tüm sözlerini tersyüz ederler. Söylediğim gibi, metin yazılı şekilde, sözcükleriyle aynen bizimki gibidir, ancak, onlar anlamı saptırırlar, aynen ayrıntılı açıklamamda net bir şekilde anlattığım gibi.10 21. Gerektiğinde bizim İncil kitabını onurlandırırlar -üzerin­ deki haçı değil, yalnızca kitabı- ve 'Bunlar İsa'nın sözleridir, bu yüzden bunlara saygı gösteriyoruz' derler. 22. Bazıları, hastalandığında ya da acı çekerken, haçı üze­ rine koyar, sağlığına kavuştuğunda ise haçı kırar ve yakmak için ateşe atar ya da ayakları altında çiğner. 23. Hatta bazıları onların arasında mahkum ise çocuklarını bizim papazlarımıza vaftiz ettirir.11 Ötekileri de Ortodoks kiliselerimize gizlice gelir ve sıradan insanları daha iyi kan­ dırmak için kutsal komünyona katılır. 24. Ahlaksızlık ve çürümüşlük içinde işte bu şeytani ve iğrenç yolları kullanır, korkmadan ve ayrım yapmadan her iki cinsle de yatarlar. Bazılarının ailelerinden uzak durduğu­ nu söylerler.12

1 O Sicilyalı Peter (7). 11 Sicilyalı Peter (7); Paulikienler arasındaki Ortodoks esirler için bkz. (6),

(7).

12 Cf. Lanet formülü {1 l{b) ve (c)). Katarlara karşı yapılan benzer cinsellik suçlamaları için Wakefield ve Evans, Heresies of the High Middle Ages, s. 102-4. Sapkın cinsellik suçlamaları (ritüel yamyamlıkla birlikte ya da onsuz) azınlık gruplara yöneltilen istismarın temel iddialarındandır.

174


9. PAULİKİEN LİDER CHRYSOCHEIR'İN ÖLÜMÜ (c. 878) Divriğili Paulikienlerin yenilgisinden ve liderleri Chıysoc­ heir'in ölümünden (aşağıda (a) bölümünde anlatıldığı gi­ bi) sonra, savaşçı/an Bizans ordusuna katılmış gibi görü­ nüyor. Yine de liderleri üzerinde Ortodoks Hıristiyanlığa dönmesi için baskı vardı. Belli ki imparatorlar, sapkın dü­ şüncelerine rağmen onların savaşçı özelliğine değer veri­ yordu. Paulikien savaş·birimleri hakkında daha fazla örnek için bkz. [14], [17]; Ortodoksluğa geçmeleri için yapılan baskı için (belki de politik bağlılığı garantiye almak için bir yol olarak görüldü) bkz.[ZZ]. (a) Bu bölüm Genesius'un tarihinden alınmıştır (Lach­ mann baskısı, Bonn, 1834, sayfa 124). Genesius, impara­ tor Constantine V/J'nin emriyle 813-86 yılları arasındaki dönemin tarihini yazdı. Belki de 944-45 yılları arasında yazmıştır; kraliyet komitesi, imparatorun büyükbabası Ba­ sil / (867-86) lehinde bir önyargıdan söz eder.

[Asıl Paulikien gücün yenilgisinden sonra] Chrysocheir ya­ nına birkaç adam aldı ve kaçtı, arkasından adı iyi bilinen, mızrak sallayan Pullades kovalıyordu. O (Pullades) Divri­ ği'de esir tutulmuştu ve Chıysocheir ile tanışmıştı. Yani onu gördüğünde tanıdı ve yüksek sesle bağırdı, 'Buraya gelin, askerler, buraya gelin, okulun hizmetçisi.' Chrysoc­ heir kaçtı ve Pullades'e bağırdı, 'Seni alçak Pullades, sana ne yanlış yaptım? Sana defalarca yardım etmedim mi? Uzak dur, yoluma çıkma.· Pullades şöyle cevapladı, 'Biliyo-

175


Hristiyan Diicı/isı Hereıikler

rum bana çok yardım ettin Chıysocheir ve kurtarıcım Tan­ rı'ya güveniyorum ve bugün onları iade edeceğim.' Atını sürerken, Chıysocheir atının üzerinden atlayamadığı ve tö­ kezlediği bir hendekle karşılaştı.1 Yani artık Pullades' e ba­ kacak durumda değildi. Dikkatini, düşmemek için, sadece önündeki hendeğe verdi. Pullades, onun görmemesinden yararlanıp onu koltuk altından bir okla yaraladı. At huylan­ dı, irkildi ve onu üzerinden attı. En yakın hizmetkarlarından Diaconitzes adında bir adam atıldı, başını tuttu ve ona doğru eğildi. Başı dizlerindeydi. Asil imparator Leo bu adamı Paulianistlerin 2 bozuk mezhebinden çıkarıp daha iyisine döndürdü ve onu Romalıların deyimiyle mensurator yaptı. Görevliler onu buldu ve yakaladı. Başını keserek, Tanrı'nın taçlandırdığı imparator Basil'e bir ganimet olarak gönderdiler. (b) Bu bölüm daha sonraki tarihçi Scy!itzes'in eserinden alındı. Scylitzes, 811-1057 dönemini ele almış ve muhte­ melen de on birinci yüzyılın sonunda yazmıştır. Anlattığı tarihin son bölümleri Cedrenus'un e_serinde ayrıntılı bir şe­ kilde ele alınır ve 1. Bekker tarafından Cedrenus'un nüsha­ sından çevirilmiştir. (Bonn, 1839)

Soyadı Kapadokyalı Maxentius (Maxentius the Cappadoci­ an) olan Stephen, Makedonya, Kapadokya ve Trakyalı seç­ me bir güçle Lombardy'ye3 gönderildi. O, bu görevi kabul etti ancak, açgözlü ve korkak olması nedeniyle adına yakı­ şır bir başarı göstermedi. Görevinden alındı, onun yerine 1 Toutou dioklazen; çeviri yaklaşık bir çeviridir. 2 Daha yaygın olan 'Paulikien' yerine bu terimin kullanımı için (1 O)'a bakı­ nız. 3 Burada 'Lombardy' Bizans'ın Güney ltalya'daki topraklarının Lombard kontrolü altındaki bölümleridir. Buraya 885'te yaşlı Nicephorus Phocas komutasında bir askeri gönderilmiştir.

176


Paıılikien Lider Chıysocheir 'in Ölümü iyi bir aileden, enerjik Nicephorus l'hocas yollandı. O (l'ho­ cas) yanına, bir Maniheist birimi [tagma] ile birlikte komu­ tanları Diaconitzes Chıysocheir'i ve yeterli miktarda bir kuvvet aldı.

177


l O. THEOPHYLACT LECAPENUS (933-56) BOGOMİLLER HAKKINDA BULGAR ÇARI PETER' A MEKTUP YAZAR Bu mektup Bulgaristan 'da Bogomillerin varlığını kanıtla­ yan en eski belgedir. Çar Peter döneminde (927-69), Or­ todoks Hıristiyan/ık bölgede hala yeni bir inanç sayılırdı. Piskopos ve üst sınıf din adamlarının çoğunluğu Grek 'di. Patrik Theophylact imparator Romanus Lecapenus'un (920-44) oğluydu; göreve on altı yaşında getirilmişti. ila­ hiyattan çok yarış atlarına gösterdiği ilgiyle ünlüydü. Eşi­ nin yeğeni olan Çar Peter'a adına gönderilmiş olsa da, bu mektup muhtemelen Büyük Kilise'nin kanunlarına giriş iz­ ni olan bir profesyonel tarafından yazıldı. (ayrıca bkz. lz­ nikli Theodore'un mektubu, [121). Kullanılan metin /. Dujcev tarafından 'L 'epistola sui Bogomili"nde yayınlandı.

Büyük Kilisenin Chartophylax'ı 1 John Tarafından Hazırla­ nan, Patrik Theophylact'tan Bulgaristan Kralı Peter'a

Sadık ve dindar ruh, ruhani oğlum, akrabaların en iyisi, en şanlısı, özellikle krala yakışır azametiyle iyiyi ve yararlıyı onurlandıran ve seven iyi huylu kişi. ... Sorunuzun cevabı olarak, henüz ortaya çıkmış olan sapkınlık hakkında daha 1 Chartophylax, St Sophia'nın arşivcisidir ve bu sayede daha eski belgele­ re ulaşmıştır.

178


Bulgar Çarı Peter'a Mektup

önce size yazmıştım. Aynen istediğiniz gibi, şimdi daha açık ve ayrıntılı bir biçimde yazıyorum, çünkü bu doktrinin iğrenç doğasını sizden öğrendim. Aynen istediğiniz gibi net terimlerle, sorunu tüm çıplaklığıyla, en sade sözlerle yazıyorum.2 İsa'yı seven yönetiminizin tüm kullarını üç gruba ayıra­ lım, sevgili İsa sevdalısı. Cehaleti ve basitliği yüzünden ha­ ta yapanları, fesat ve kötülüğün yardımıyla ötekileri yıkıma götürenlerle aynı cezaya maruz bırakmak ne adil ne de doğru olur. Birinci grupta Kilisenin kurallarına yabancı olan­ lara doktrinleri öğretenleri alalım. E.ğer pişman olur ve ken­ di sapkınlıklarını lanetlerlerse, İznik Kanunu 19' a göre tek­ rar vaftiz edHsinler. Ayrıca vaftiz edilenlere uygulanan tüm kurallar onlara da uygulansın. Çünkü bu inançsızlık, Mani­ heistlik ve Paulikienliğin karışımıdır. Dolayısıyla rahiplikleri bir kenara konmalıdır. Öteki grup ise öncekiler tarafından kandırılarak yoldan çıkmışlardan oluşur. Ama bu, kendi ah­ laksızlıkları yüzünden değil, basitlikleri, hilesizlikleri ve doktrinleri doğru bir biçimde ayırt edemediklerindendir Ortodoksluktan vaftiz alırken sapkınları dinlemiş ve kabul etmişlerdir-. Onları tekrar vaftiz etmeyelim. Yeni doğmuş çocuklara yapıldığı gibi, onları kutsal su ile damgalayalım. 3 Rahiplerine gelince, sapkınlığı lanetleyip Jibelloi -sapkınlı­ ğı reddeden ve Ortodoks inancı kabul eden yazılı belge­ verirlerse onları kabul edelim. Üçüncü grupta olanlar, ko­ kuşmuş geleneklere dayanarak ne öğrenmiş, ne öğretmiş, ne de davranmıştır. Ama cehaletleri yüzünden onlarla bir 2 Buna göre Çar ve patrik arasında günümüze ulaşmayan başka bir yazış­ ma daha olmuştur. 3 Ortodoks Ki!isesi'nde yeni vaftiz edilmiş çocuklar kutsal yağla yağlanır. Bu, batı Kilisesi'ndek.i kabul ayinine denk gelir ve Kutsal Ruh'un çocuğa verdiği armağan olarak kabul edilir.

179


Hristiyan Düalist Heretikler

araya gelmiş olabilirler çünkü onlar sofu, inançlı ve iyi adamlardır. Beklenmeyen bir şekilde, onlarla zaman geçir­ miş ve sapkınlık hakkında çok şey duymuş ama sapkınlığın kokuşmuşluğunu fark ederek onu terk etmişlerse, onları da dört aylık bir ayrılıktan sonra kabul edelim ki dönüşmeleri kesin olsun. Rahiplerine bir engel çıkarmadan görevlerine devam etmelerini sağlayalım. Çünkü bilgi veren bir rahip için şimdiye kadar oları ayrılık zaten yeteri kadar büyük bir cezadır. Dolayısıyla rahipliğini gelecekte de düzeltme ol­ maksızın sürdürmesine izin verelim. Bırakın İsa sever ilgi­ niz bu hükümleri pişman olanlara uygulasın; ahlaksızlıkta ısrar edenler ve pişmanlık duymayanları ise Tanrı'rıın Kili­ sesi kangrenli ya da ölü bir uzvu kesip atsın, hemen ceza­ landırsın ve lanetlesin. Hıristiyanlığın kanunları -Oh, insan­ lığın en basiretlisi, benden onları anlatmamı istediniz.- on­ lara, cezaların en büyüğü,4 ölüm cezasını versin. Özellikle de şeytani sızıntıyı görüp birçoklarına zarar vererek yayıl­ masına sebep oldularsa. Yine de, onları bu şekilde teslim etmek istemeyiz, zaten bu doğru da olmaz. Kilisenin ve bizim ünümüze yakışanın ne olduğunu göstererek tamamının ya da bir kısmının tövbe­ nin yüreğindeki değişikliği bir daha asla göremeyeceğini düşünerek, O, insanlığı seven, merhameti günahkarın ölü­ münü arzulamayan, onun pişman olmasını ve yaşamasını dileyen O'nun şifasını dileyelim. Tüm bunların lanetinin bu şekli almasını sağlayalım. Kutsal, bölünmemiş ve tapılası Üçlü, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh onu lanetlesin, Roma, İs­ tanbul, Alexandria, Antakya ve Kutsal Şehir'dekiS Tanrı'nın 4 Bizans hukukunun temeli olan Justinian yasaları sapkınhğa ölüm cezasını öngörür. 5 Bu beş patriklik, Ortodoks bakış açısına göre, evrensel Kilise'yi oluşturdu.

180


Bulgar Çarı Peter'a Mektup Kutsal Katolik Kilisesi, kısaca dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar olan kiliseler gibi düşünmeyen ve inanmayan­ lara lanet olsun. Yedi kutsal ve .ekümenik meclisi.n kanun ve kurallarına göre.6 1. İki ana ilke olduğunu (biri iyi diğeri kötü; biri ışığın, di� ğeri karanlığın yaratıcısı; biri insanların, diğeri meleklerin ve diğer yaşayan bedenlerin) söyleyen ve inananlara lanet olsun. 2. Boş yere, ahlaksız şeytanın maddenin, tüm görünen ev­ renin ve de bedenlerimizin yaratıcısı ve yöneticisi olduğu­ nu söyleyenlere lanet olsun. 3. Musa'nın kanunlarını terk eden ve peygamberlerin iyi­ den gelmediğini söyleyenlere lanet olsun.7 4. Kanuni evliliği aşağılayan, ırkımızın çoğalması ve korun­ ması emrini şeytanın verdiğini söyleyenlere lanet olsun. 5. Küfürbaz bir şekilde, Kutsal Üçlü'nün bir üyesi olan Oğul'un, aynen doğada olduğu gibi, (Baba, Tanrı'nın Söz'ü) görünüşte günahsız ama gerçekte tam tersi b.ir şe­ kilde vücut bulduğunu söyleyenlere lanet olsun. 6. Haçın, İsa'nın ölümünün ve yeniden dirilişin sadece gö­ rüntü olduğunu farzedenlere lanet ols.un. 7. İsa'nın 'Al, ye' diyerek, havarilerine verdiği, emanet et­ tiği kan ve bedene inanmayan, tam tersine, bunun İncil ve Havari mektupları8 olduğunu iddia edenlere lanet olsun. 6 Ortodokslar için Hıristiyan doktrininin tanımlandığı konsiller şunlardır: Ni­ caea 1 (325), Constantinople 1 (381), Ephesus (431). Chalcedon (451). Constantinople il (553). Constantinople ili (680-01). ve Nicaea il (787).

7 Paulikienler'·in benzer görüşleri için, Sicilyalı Peter (7), .bölüm 42.

8 Cf. Sicilyalı Peter (7), madde 40.

181


Hristiyan Düalist Heretikler

8. Saçma sapan bir şekilde, Tanrı'nın kutsal Annesi'nin, Anna ve Joachim'in9 kızları bakire Meıyem olmadığını, İsa'nın girdiği ve terk ettiğini söyledikleri Kudüs olduğunu söyleyenlere lanet olsun. 9. Oğul'un ve Tarın Sözü'rıün tarifsiz doğumundan sonra, daima bakire Tanrı'nın Arınesi'nin başka bir adamdan baş­ ka çocukları olduğu gibi saçma sapan bir hikaye lO uydu­ ranlara lanet olsun. 1 O. Günümüzde tekrar ortaya çıkan bu eski sapkınlığın li­ der ve öğretmenlerine lanet olsun diyelim. 11. Bu küfürlerin mucidi, konuşmalarında kendini God the Father (Tanrı Baba) olarak adlandırmaktan çel<inmeyen Mı­ sırlı Scythianus' a; Boudes de denen, l<endini Tanrı'nın oğlu şel<iinde adlandırmada tereddüt etmeyen ademoğluTere­ binthius'a; Mani de denen, kendine Paraclete ve Kutsal Ruh unvanını bir deli cesaretiyle veren Courbicus'a; Ma­ ni'nin on iki müridi ve doktrinleriyle birlikte bu üç Trinity (Üçlü) l<arşıtı ve düşmanına lanet olsun.11 12. Ünsüz Callinice'nin, döneklerin adlarını aldıkları ünsüz çocukları Paul ve John'a; aynı zamanda sözde Silvanus de­ nen Mananalis'in Ermenisi Constantine'e; Titus denen Si­ meon'a lanet olsun. 13. Öteki Ermeni Paul'e; onun iğrenç oğulları Theodore ve Genesius'a (Epaphroditus ve Zacharias da denen); ve hain Baanes'e lanet olsun. 9 Bu adlar Protoevangelium olarak bilinen doğruluğu şüpheli doğum kay­

dında Bakire'nin ebeveynleri için kullanılmıştır.

10 Cf. Sicilyalı Peter (7), madde 39.

11 Bu ve sonraki bölümlerde geçen adlar ve Paulikienler'le ilişldleri için, a.

g. e, bölüm 94- 172.

182


Bulgar Çarı Peter'a Mektup

14. Druinus'un oğlu, Tychicus olarak da bilinen, uğur­ suzun ilhamıyla ikinci Paraclete ve Kutsal Ruh olmakla bö­ bürlenen lanetli Sergius'a; tüm yazdıklarına ve grubunun tüm üyelerine sonsuz lanet olsun. Onlarla bir şeyler payla­ şan ve evlerinde ya da dışarıda bile bile onlara sığınanlara lanet olsun. Çünkü.onlar Tanrımızı dışladılar, O'rıu kendi yaratısından ve krallığından mümkün olduğunca uzağa at­ tılar ve tek dönekleri şeytana teslim ettiler. Oh, insanların _en akıllısı ve en iyisi, tüm bu insanları, doktrinlerini ve kilisedeki yazdıklarını lanetleyenlerin şart koşulan şekle göre uygun yapılanmayı hak ettikleri sayıl­ sın. Sana duyulan saygıya göre inanmayanların dinsel an­ lamda lanetlenmesini sağla -havarinin dediği gibi 'Birkaç uyarıdan sonra, bu sapkını yoldan çıkmış ve günahkar ol­ duğunu bilerek ihbar edin; kendi kendini mahkum eder'­ ya da kanuni cezalara maruz bırak. Yine de, tekrar tekrar, gerek uyarı ve açık kanıtlarla, gerekse daimi bir eğitim ve cesaretlendirmeyle her türlü özen gösterilmelidir, kurtuluş­ larından asla umut kesilmemelidir.

183


l ı PAULİKİENLERİN ORTODOKSLUGA DÖNÜŞÜMÜ İÇİN FERAGAT FORMÜLÜ (ABJURATION FORMULAE). (ONUNCU YÜZYIL) Bu çözüm yoJ/arı, Ortodoks Kilisesiyle uzlaşmaları istenen eski heretiklerin resmi onay vermesi gerekliliği gibi here­ tik görüşlerinin özetini temsil eder. Bogomil formülü hala liturjik (ayinsel) olarak tam bir versiyonda bulunmaktadır. (Bu, Paulikien formülünün nasıl kuJ/anıldığını göstermesi açısından bir kılavuz olarak kuJ/anılabilir} Bu taız formülle­ rin birçok koleksiyonu bilinmektedir; en eksiksiz olanı Vin­ dob.gr.306 'dır. Bu ve benxeri koleksiyonların içerik kaydı E/euteri ve Rigo'nun, Eretici, dissidenti, musulmani ed eb­ rei a Bizansio'da bulunabilir. Bireysel formüJ/erin tarihi Ba­ tıni (internal} kanıtlara dayanır. Özellikle de diğer anti he­ retik mateıyaJ/erin sözlü yansımalarının göründüğü yerle­ re. Her durumda, formüJ/erin heretizmden yeni dönenle­ rin inançlarını ifade etmek zorunda olmadığını unutma­ mak gerekir. Daha çok, dönüşümü yöneten din adam/arı­ nın onların inançlarının ne olduğunu düşündü/derini ifade eder. Bogomil fonnülü, eski günahkarların şahitler huzu­ runda her bölüm sonunda 'lanet olsun· diyerek her bölü­ münün dikkatle okunduğunu anlatır. Sicilyalı Peter'ın, Pa­ ulikien/erin saygı gösterdiği topluluk liderlerini değil, Ma­ ni ve müritlerini lanetlemeye istekli olduğu iddiası, aday­ larını önceden yazılmış bir metinle dini bir cazibe yarattı­ ğını farzedersek, en kolay açıklanandır. Hayatta kalmayı

184


Feragat Formülü başardıkları şekilde, özellikle (a) ve (b) formülleri, hem adaylar tarafından feragat edilmiş heteredoks görüşlerin özetini temsil etmesi, hem de bu tarz görüşlerin kaynak­ larının teolojik açı/daması olması bakımından tam belgeler gibi görünmektedir. İkincisi, bir tahminden öte bir şey de­ ğildir. Ortodoksluk açısından az ya da çok bir önyargı ta­ şımaktadır ve dikkatle ele alınmalıdır. Formül (a) elyazması Sinaitus graecus 383, fos 148v9r'de bulunur. Bu, feragat formüllerinin sözel bağlar taşı­ dığı Higoumenoslu Peter'ın [8] metnini takip eden bir onuncu yüzyıl el yazmasıdır. Son cümlecikteki 'Büyük Ki­ lise' referansı, e/yazması Coislianus 213 gibi ataerkil bir koleksiyonu temsil ettiğini akla getirir. Formül (b), Garsion tarafından The Paulikien heresy, sayfa 26'da, n.2 'Maniheist formülü' olarak tarif edilendir. 12-16 bölümle­ ri yine el yazması Coislianus 213 'de euchologian (özel olaylar için dualar koleksiyonu) bulunur. Baskıda/d bilgiye göre, Ağustos 102Tde 'Büyük J(iJise'nin ve ataerkil tapı­ na/darın vaizi Strategius' için tamamlanmıştır. Bu lanetle­ meler ayrıca Synodikon of ortodoxy'ye de [ 16] dahil edil­ miştir. Formül (c) on ildnci yüzyıl el yazması olan 'elyaz­ ması Scorialensis'de bulunur. Bu üç formül de Astruc, Conus-Wolska, Gouillard, Le­ merle, Papachıyssanthou ve Paramelle'nin TM 4 (1970) sayfa 190-208 baskısından çevrilmiştir.

(a) Tövbekar Maniheistler, Önceki Sapkınlıklarını Nasıl Lanetlemelidir? 1. İyi ve kötü olmak üzere iki karşıt Tanrı'nın olduğunu, bi­ ri öteki dünyanın Tanrısı tek bir Tanrı, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh, öteki çağımızın ve dünyanın yaratıcısı ve yapanı olan

185


Hristiyan Düalist Heretikler

iki Tanrı olduğunu düşünen ve buna inananlara lanet ol­ sun.1 2. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'un varlığına, tek gerçek Tan­ rı'mızı; O'nun görünen görünmeyen her şeyin, üzerimizde gördüğümüz cennetin, aldığımız nefesin, gördüğümüz ateşin, üstünde yürüdüğümüz yeryüzünün, denizin ve bunların içindeki her şeyin, insan ve hayvanın, sürüngenle­ rin ve kuşların ve diğer yaşayan her şeyin yaratıcısı ve ko­ ruyucusu olduğuna inanmayan ve ağzı ve yüreğiyle tek bir Tanrı olduğunu itiraf etmeyenlere lanet olsun. 2 3. Tanrı'nın Oğlu, Kutsal Üçlü'nün üyesinin kutsal Meryem'den değişiklik ya da bozulma olmadan doğduğu­ na onun, Meryem'nin vücut bulmuş varlığı olduğuna inan­ mayanlara lanet olsun.3 4. Efendinin (the Lord) bedenini yukardan getirerek anne­ nin rahmini bir çanta gibi kullandığını düşünen, söyleyen ve buna inananlara lanet olsun.4 5. Tanrı'nın annesinin Efendi'nin (Lord) doğumundan son­ ra Joseph'dan başka oğulları ve kızları olduğunu söyleyen­ lere lanet olsun. 5 6. Aklıyla ve yüreğiyle, kilisede aldığımızın Efendimizin ve Tanrı'nın günahsız bedeni ve kıymetli kanı, Ortodoks pis­ kopos ve rahipler tarafindan aynen Efendi'nin de söylediği 1 Keşiş Peter, madde 9. 2 Keşiş Peter, madde 1 O. 3 Sicilyalı Peter, madde 20. 4 Sicilyalı Peter, madde 39. Ortodoks olmayan teorilere karşı vücut bulma hakkında sıkça dile getirilen betimlemelerden biri, İsa'nın Kutsal Bakire Meıyem'in bedeninden 'bir kanaldan geçercesine' geçtiği şeklindedir. 5 Sicilyalı Peter, madde 22.

186


Feragat Formülü

gibi 'günahların affedilmesi için' fedakarlıkla önerilen oldu­ ·ğunu kabul etmeyenlere lanet olsun.6 7. Tek gerçek Tanrı taratindan verilmiş Musa'nın kanunları­ nı, kutsal peygamberleri, havarileri, şehitleri, Kutsal Katolik ve Apostolik Kilise'nin öğrettiği gibi tüm azizleri kalbi ve aklıyla kabul etmeyenlere lanet olsun.7 8. Üzerine Efendimiz ve Tanrı'mızın çivilendiği, kıymetli ve hayat veren haçın saygıdeğer ağacına, herhangi bir mater­ yalden yapılmış tüm formlarına ruhumuz ve bedenimizin kurtuluşu için ibadet etmeyenlere lanet olsun.B 9. Kendine Silvanus diyen, Samosata yakınlarındaki köyü Mananalis'i terk ederek, Maniheist pisliğini Şebinkarahi­ sar'ın kastronu Cibossa'da öğreten, günahkar eylem ve kü­ fürleri nedeniyle yine orada Symeon tarafından taşlanan Paulikien Constantine' e lanet olsun.9 1 O. Kendine Titus diyen, imparatorun emriyle Constanti­ ne'i taşladıktan sonra Cibossa'.daki ikinci öğretmen olan, müridi Joseph tarafından Şebinkarahisar piskoposuna ihbar edilen ve imparatorun emriyle Constantine'in taşlandığı yerdeki taş yığınının yanında yakılan Symeon'a lanet ol­ sun. 1 ı. Kendine Timothy diyen, imparator Leo the İsaurian 10 taralindan İstanbul' a davet edilen Genesius' a lanet olsun. 6 Sicilyalı Peter, madde 40.

7 Sicilyalı Peter, madde 23-9.

8 Keşiş Peter'ın madde 22'sinin tersine, Paulikienlerin haç görüntülerini iyi­ leştiren tılsımlar olarak kullandığı iddiasının tersine bir madde. 9 Bu yer adlan için haritaya ve Sicilyalı Peter, madde 94'e {notla birlikte} ba­ kınız. 10 717-41 arasında. Genesius'un vebadan ölümü muhtemelen 747/8 sal­ gınında gerçekleşti.

187


Hristiyan Diiafist Heretikler

Sapıklığını farklı şekilde yorumlayarak kendini tutanları kandırdı ve istanbul'dan, daha önce de yaşadığı Phanaroi­ a yakınındaki Episparis'e gitti. Oradan Mananalis'e geçti ve orada öldü.11 12. Kendine Epaphroditus diyen, Mananalis'te sapkınlığını yayan, Ermenistan'daki Episparis'e, ardından da Phıygi­ a'nın Annia köyüne giden ve orada ölen Joseph'a .lanet o.l­ sun.12 13. Joseph'la birlikte öğreticilik yapan Genesius'un oğlu Zacharias' a lanet olsun. 14. Onların usta-arkadaşları Pis Baanes' e (Baanes the Filthy) lanet olsun. 15. Kendine Tychicus diyen, Druinus denen birinin oğlu, Maniheist sapıklığını bir kadından öğrenmiş olan ve bu yanlışı (mektubunda yazdığı gibi) imparatoriçe İrene za­ manından imparator Theophilus zamanına kadar otuz dört yıl boyunca yayan Sergius'a lanet olsun.13 Michael ve Ca­ nacharis ve John Aoratus, Theodotus ve Zosimus ve Basil adlarında yakın müritleri ve synekdemoi !eri vardı. Onlara da lanet olsun. Bu Sergius, Arguvan'da müritleriyle birlik­ te yaşadı ve dünyanın kuruluşunun 6343. yılında Tzanion the Castelliote tarafindan dağda parçalara ayrıldı.14

11 Episparis bilinmemektedir. Kelime anlamı 'tohum yatağı'dır:. Şeytanın mısır tarlasına yabani otlar ekmesi hikayesine yönelik kasti bir ima olabi­ lir. (matt. 13. 24-30. 36-42) 12 Sicilyalı Peter, madde 128, 132. 13 Sicilyalı Peter, madde 32. Doğum yeri olarak Annia verilir {bkz. _Sicil­ yalı Peter, madde 12). imparatoriçe !rene 797-802 arasında, _imparator Theophilus ise 829-842 arasında hüküm .sürmüştür. 14 Sicilyalı Peter, madde 181-4. Sergius 834/S'te öldürüldü.

!

188


Feragat Formülü

16. Altı tane Paulikien Kilisesi olduğunu söyleyenlere lanet olsun. 1. Makedon: Constantine/Si/vanus'un ve Syme­ on/fitus'un öğrettiği, Şebinkarahisar'ın kastronu, Ci­ bossa'daki kilise 2. Achaea: Genesius/fimothy'nin öğrettiği, Samosa­ ta'nın köyü Mananalis'teki kilise 3. Philippians Kilisesi: Joseph/Epaphroditus'un öğ­ rettiği kilise 4. Laodiceanların Kilisesi: Arguvan halkının kilisesi 5. Ephesianların Kilisesi: Mopsuestia halkının kilisesi 6. Colossianların Kilisesi: Cynochoritae olanların kili­

sesi

Söylediklerine göre bu üç kiliseyi Sergius/Tychicus ayarttı.

17. Tüm Paulikienlere, nerede olurlarsa olsunlar, bu kokuş­ muş inançta ısrar edenlere, İstanbul Büyük Kilisesinin Or­ todoks inancı yolunda yürümeyip olduğu yerde kalanlara lanet olsun.

(b) Tann'nın Kutsal ve Apostolik Kilisesine Maniheist Açıdan Yaklaşanlar Günahtan İçin Yazılı Laneti Nasıl Vermemeliler? 1. Ayrıca, bu son günlerde bu kuramın sapkınlığın liderle­ ri olan callinice'nin çocukları John ve Paul'ü, Silvanus ola­ rak bilinen Constantine'i, Symeon/fitus'u, Genesius/fi­ mothy'yi, sahtekar Zacharias'ı, Joseph/Epaphroditus'u, Pis Baanes'i (Baanes the Filthy), Sergius/fychicus ve müritleri­ ni ve synekdemoi Michael, canacarius, John, Theodotus,

189


Hristiyan Diialisr Hercfikler

Basil ve Zosimus'u ve noterler (notaries) olarak adlandırı­ lan ustalarını da lanetliyorum.ıs 2. Bunların yanında, lanetli Carbeas ile yeğeni ve damadı olan Chrysocheir'i lanetliyorum. 3. Maniheistlerin kiliseleri denen Şebinkarahisar'daki Ci­ bossa'da olan Macedonya, Samosata'daki Mananalis'te olan Achaea, Lycia'daki Argais'te olan Laodicea, Colossi ya da Cynochoritae Kilisesine, Ephesus, Mopsuestia Kilise­ sine ve Philipiians Kilisesine lanet olsun. 4. Baba'nın cenneti ve yeryüzünü, görünen ve görünme­ yen her şeyi yapan en büyük güç olduğuna günümüz ve tüm evrenin O'nun tarafından değil, düşmanı kötü evren yaratıcısı tarafından yaratılmış olduğu için, sadece öteki dünya üzerinde güç sahibi olan ilahi Baba olduğunu söyle­ yenlere lanet olsun. 5. Tanrı'nın kutsal annesi Meryem'i aşağılayanlara lanet ol­ sun. Onlar, onu (Meryem) şereflendirdiklerini iddia ederler ama onun (Meryem) yerine, Efendi'nin girdiği ve çıktığının Kudüs olduğunu düşünürler. Kutsal haçı hor görenlere la­ net olsun. Onu onurlandırmış gibi görünürler ama aslında onun yerine kollarını açarak haç işareti yapmış olan İsa'yı aşağılarlar. Alırmış gibi görünüp İsa'nın değerli etinin ve kanının sunulduğu komünyonu reddedenlere lanet olsun. Bunların yerine (söylediklerine göre) ·havarilerine 'alın, yi­ yin ve için' diyerek verdiği öğretileri koyanlara lanet olsun. Çok saygı duyarmış gibi görünüp vaftizi hor gören ve onun yerine 'Ben yaşayan suyum' diyen İsa'yı koyanlara la15 Paulikienler'in bu iki unvanı ve bu unvanların yaşla göreceli ilişkisi için, Sicilyalı Peter, madde 183.

190


Feragat Formülü

net olsun. Saygı gösteriyormuş gibi görünüp Katolik Kili­ sesine sırtını dönen, onun yerine kendi meclislerini ve top­ lantı yerlerini koyanlara lanet olsun. Paul'ün kardeşi ve bu sapkınlığın kurucusu John'a 16 ianet olsun. 6. Daha önce sözü edilen herkese ve Romalılar dedikleri Hıristiyanların Kilisesini reddedenlere, Tanrı'nın kutsal an­ nesi Meıyem'e, kıymetli haça ve kutsal ikonlara ve kurtarı­ cı vaftize hakaret edenlere, kutsal sırlar görüşünü reddedip ruhlarının arınması için çocukların göbek bağını kullananla­ ra (daha çok kirletirler) ve yemeklerini pisletenlere lanet ol­ sun. 7. Ölü hayvanların etini yiyerek kendini kirletenlere, Hıris­ tiyan oruçlarını reddedenlere ve bu dönemlerde peynir ve sütün tadını çıkaranlara lanet olsun. 8. İsa'nın İncillerini ve havari Paul'ün mektuplarını inkar eden ve yozlaştıranlara, her şeyin yaratıcısı Tanrı yerine 'bu dünyanın Efendisi' denene ibadet edenlere, havari Paul ye­ rine Callinice'nin oğlu Paul'ü şereflendiren, onun dört mü­ ridini dört İncil yazarı (evangelist) örneği olarak alıp öteki üçüne Üçlü'nün (Trinity) adını verenlere .lanet olsun. 9. Kızkardeşleri, kayınvalideleri ve yengeleri ile kirletilenle­ re, Ocak ayının birinci günü bir araya gelip kutlama yapan­ lara, bir süre içtikten sonra ışıkları söndürüp yaşına, cinsi­ yetine ve aradaki ilişkiye bakmadan alem yapanlara lanet olsun. 10. Yemin ederken doğruyu söylemeyenlere, bunun yeri­ ne uygun bir yalan söyleyerek yalan yere yemin suçu işle16 Sözlü anlatımda sıkça bahsedilse de John'a mezhep içinde böylesi önemli bir konum yalnızca burada verilmektedir.

191


Hristiyan Düalist Heretikler

yenlere, 'Ben İsa gibi haşin değilim. Beni insanların önün­ de inkar edenleri ben inkar etmeyeceğim. Kendi güvenliği için yalan söyleyenler ve korkuyla inancını inkar edenleri­ keyifte karşılayacağım' diyen üç kez lanetli Mani'nin yolun­ dan gidenlere lanet olsun. 11. Eğer tüm bunları tüm kalbimle düşünüp söylemiyor­ sam, tam tersine ikiyüzlülük yapıyorsam, bu dünyada ve öteki dünyada bana da lanet olsun. Ruhum, ebediyen ce­ henneme gönderilsin, orada mahkum edilsin ve yansın. 1 Z. Eğer biri Kutsal ve bölünmemiş Üçlü'nün (Trinity) tek bir varlık olduğunu kabul etmeyip Amen adında ithal bir meleğe Oğul gibi inanır, Ruh için daha önemsiz (küçük) ve farklı varlıkları (güç olarak Baba ve Oğul'a eş) 17 kabul eder­ se ona da lanet olsun. 13. Tanrı'nın, yeryüzü ve cennetin ve yapılan her şeyin ya­ ratıcısı, Adem'in yapıcısı ve Havva'nın kaşifi olduğunu ka­ bul etmeyip düşmanın Efendi, her şeyin yapıcısı ve insan varlığının şekillendiricisi olduğunu söyleyenlere lanet ol­ sun. 14. Tanrı'nın Oğlu'nun, Söz'ün, çağlar öncesinden değişik­ liğe uğramadan O'ndan doğduğunu, son zamanlarda bü0 yük merhametiyle Tanrı'nın annesi masum Meryem'de vü­ cut bulduğunu, bizlerin kurtuluşu için insan.olduğunu, gü­ nahlar dışında bizim olan her şeyi aldığını kabul etmeyip ölümsüz ve yaşam kaynağı sırları korkuyla paylaşmayanla­ ra lanet olsun. Onlar, Efendi'nin kan ve bedeninin bu dün17 Bu bölümde Üçlü'nün doğası hakkında erken dönem tartışmaların yan­ kılan gözlenir. Hanson, The Search for the Christian doctrine of God, s. 100-9.

192


Feragat Formiilii

yanın yaşaması için döküldüğüne değil, basit bir ekmek ve sıradan bir şarap olduğuna inanırlar. 15. Efendimiz ve Tanrı'nın, Kurtarıcı İsa'nın haçına bir zu­ lüm aracı olarak değil, düşmanın silah ve planlarının hiçbir şey yapamadığı ve zarar vermediği, dünyanın zaferi ve kurtuluş aracı olarak saygı duymayana, yaratıyı idollerden kurtarıp evrene zafer kazandırana lanet olsun. 16. Efendimizin, Tanrı ve Kurtarıcı isa'nın kutsal ve saygın ikonunu, bizim yararımıza Tanrı sözünün bir sureti olarak şereflendirmeyene, ikonun suretinde O'nu, O'nun masum annesini ve tüm azizleri gördüğünü kabul etmeyip ikonla­ ra put diyenlere lanet olsun. 17. Samosatalı Paul'e, Luke ve Blasius ve Barnabas ve An­ tonius ve Ronidace ve Anthes ve Nicolaus ve Leo ve Peter ve bu yeni sapkınlığın üç kez lanetli öğretmenlerine ve İsa karşıtı liderlere ve Şeytanın yaratıcılarına lanet olsun. (c) Paulikienlikten Dönenin Paulikienliğe Nasıl Lanet Edeceğine Dair

1. Ezeli ve ebedi Tanrımıza Şeytan diyenlere lanet olsun. 2. Efendimiz İsa'nın acı çektiğini söyleyip, O'nun gerçekte Tanrı'nın kutsal ve daima bakire, saf annesinden doğmadı­ ğını, sadece görüntü olarak doğduğunu öğretenlere lanet olsun. 3. Tanrı'nın masum ve kutsal annesini sevmeyen ve kabul etmeyenlere lanet olsun. 4. Tanrı'nın kutsal annesi Meıyem'e kıymetli haça, tüm azizlerin kutsal ikonlarına, Lordumuz isa'nın ve annesinin

193


Hristi_vaıı Düalist Heretikler

(Tanrı'nın annesi), Tanrı'nın şekline sahip meleklerin saygın ve kutsal ikonuna, kurtuluşu getiren vaftize hakaret eden­ lere lanet olsun. 5. Tüm Hıristiyan oruçlara uzak duran ve Lent (Büyük Perhiz) sandıkları bu dönemlerde peynir ve sütün tadını çı­ karanlara lanet olsun. 6. İsa'nın İncillerini ve St Paul'ün mektuplarını bozan ve in­ kar edenlere, kainatın yaratıcısı Tanrı'nın yerine bu dünya­ nın yöneticisi dedikleri birine tapanlara, kutsal havari Paul yerine Callinice'nin oğlu Paul'ü şereflendiren ve onun dört müridini dört İncil yazarı (evangelist) örneği olarak alıp di­ ğer üçüne Üçlü'nün (Trinity) adını verenlere lanet olsun. 7. Akrabalığı olup kız kardeşleri, kayınvalideleri ve yenge­ leri ile kirletilenlere, Ocak ayının birinci günü bir araya ge­ lip kutlama yapanlara, bir süre içtil�ten sonra ışıkları söndü­ rüp, yaşına, cinsiyetine ve aradaki ilişkiye bakmadan alem yapanlara lanet olsun. 8. Evrenin yaratıcısı Tanrımıza Şeytan diyenlere, bedenin şeytan tarafından yapıldığını öğreten ve insanın ruhunu ondan aldığını, bedene burun deliklerinden girdiğini küfür­ bazca söyleyenlere ve onu geri alacağı gibi saçma bir hikaye anlatanlara lanet olsun.1 B 9. İsa'nın on iki havarisi ve müridini ve onların öğretilerini kabul etmeyip tüm Gospel'i (İncil'i) evangelik geleneği bo­ zan ve yanlış yorumlayan, adları Paul, Silvanus, Timothy, Epaphroditus ve Tychicus olan altısını kabul edip şereflen­ direnlere lanet olsun. 18 Adem'in yaradılışına dair Bogomil efsaneleri için EP (19) ve EZ (25), madde 7.

194


Feragat Formülii

10. Bu adamların öğretilerini, İncil'e karşıt yazılan ve Po­ wer [Dynamis] adı verHen kitabı kabul edip onurlandıranla­ ra lanet olsun. 19 11. Ölümsüz Tanrımızın cennetlerin üzerinde olduğunu söyleyip kafirce, O'nun Oğlu ve yardımcısı Efendimiz İsa'nın cennetlerin altındaki bir buluttan doğduğunu iddia edenlere ve kendileri gibi düşünenlere bunu öğretenlere lanet olsun. 20 12. Samosatalı Paul'e ve öğretilerine, onun görüşlerini ve yazdıklarını paylaşanlara, onları kabul edip şereflendirenle­ re, bu gelenek içinde eğitilen ve bu geleneği koruyanlara lanet olsun. 13. Kutsal Katolik Apostolik Kilise gibi düşünmeyenlere la­ net olsun. 14. Havarilerin kutsal öğretileri ve geleneklerini, kutsal ve yaratıcı babaların gelenek ve ilkelerini kabul etmeyen, onurlandırmayan, saygı göstermeyen ve hoş karşılama­ yanlara, bunun tersine kendi meclislerine ve doktrinlerine saygı gösterenlere lanet olsun.. 15. Saygın doktrinleri korumak için bir araya gelmiş yedi ekümenik konseyi21 kabul edip şereflendirmeyenlere, on­ ların tarif ettiği doktrinleri sevip korumayanlara lanet olsun. 16. Kutsal ve aziz babalar tarafından farklı zaman ve me­ kanlarda yerleştirilen yerel düzenlemeleri sevip onlara say­ gı göstermeyenlere de lanet olsun. 19 Bu adda bir Gnostik eser bilinmektedir. Ancak Paulikienlik ya da Bogo­ mi\likle olan tek ilişkilendirmedir. Buradaki gönderme Ortodoks derleyi­ cilerin daha eski anti heretik materyalleri kullandığını gösterir. 20 Sicilyalı Peter, madde 36 ve dipnot 14. 21 Bu konseylerin tarih ve adları için ( 10), dipnot 6.

195


Hrisıiyan Düalisı Hereıikler

l 7. Tüm Paulikien sapkınlığına, ona inananlara, onu takip edenlere lanet olsun. 18. Tüm Paulikienlere lanet olsun. 19. Kutsal ve kurtarıcı valtizi kabul etmeyen, ona ruhun ve bedenin arınması ve cennet krallığının geçiş belgesi olarak değer vermeyenlere lanet olsun. Yani, Paulikienlerin tüm mezheplerine, tüm doktrinlerine ve geleneklerine karşıyım. 'Cennet ve yeıyüzünün yaratıcı­ sı olan tek kutsal Tanrı'nın varlığına inanırım' ve kutsal inancın gerisine. 22

22 Son gönderme öğretinin litürjik okunuşuyla ilgilidir. Keşiş· Peter, (8). madde 10.

196


12. İZNİK METROPOLİTANI THEODORE (956- l AVKHAT'TAKİ PAULİKİENLER HAKKINDA YAZIYOR Carbeas ile yeğeni ve halefi olan Chıysockeir yönetimin­ deki Pau/ikien askeri tehdidinin 878'de Basil / tarafından püskürtülmesinden iki kuşak sonra, Kuzey Asya Minör'de (Kuzey Anado/u'da) M.la Ortodoks Kilisesi ile nasıl uzlaşa­ cak/arı sorusunun sorulmasına yetecek kadar Paulikierı ya­ şıyordu. Sorunu anlatan bu mektup, yaklaşık olarak tarih­ lendirilir. Yazarı Theodore, Argos piskoposu St Peter (925'de öldü) tarafından atanan bir rahipti ve 956'dan sonra lzrıik metropolitanı oldu. Koleksiyondaki mektupla­ rının 'bazı/an bu pozisyona gelmeden önce, chartophylax 1 iken yazılmış gibi görünüyor. Bu mektupta kilise huku­ ku anlatımında arkaik benzerlik kurulması, onun bunları chartophytax 1 iken yazdığı ve böylece sözü edilen metin­ lere ulaşabildiği tezini desteklemektedir. Ancak, bu tez, kanıtlanmış değildir. Mektubun yazıldığı Euchaita metro­ po/itanı Philotheus 945'ten bir süre sonra atandı. Euchai­ ta, (bkz harita) Armeniakon bölgesinde zengin bir kasaba idt.Z Bir yüzyıl sonra o bölgede patron aziz St Theodore şerefine düzenlenen fuar ünlü oldu. Mektup, Epistoliers byzantines du X siecle ed. J. Dar­

rouzes, sayfa 274-S'te basıldı.

1 Tüm kilise kayıtlarını tutmakla sorumlu St. Sophia Büyük Kilisesi görevli­ si. 2 Euchaita'nın orta Bizans döneminde inşası ve statüsü için Crow, 'I. Ale­ xios ve Kastamon', s. 26-33 ve oradaki bibliyografi.

197


Hristiyan Düalist Hereıikler

Euchaita Metropolitanı Philotheus'a Bilseydim acınızı ve felaketinizi paylaşırdım. Çünkü kendi­ niz de kabul edersiniz ki siz de benim için aynısını yaptınız. (Çünkü ben de başıma gelenleri size anlatmamıştım). İki­ miz de Tanrı"ya, gücümüzün ötesinde sınanmamıza izin vermediği için, yapabildiğimiz kadar teşel<kür etmeliyiz. Dönüşünde. sapkınların bir yöneticisi, sanki öğretmen­ lerinin garip doktrini ve pisliğinden iğreniyormuş gibi size yaklaştı. Kilisenin adil yapısıyla birleşmek için yalvardı, biz­ den biri olmak ve gerçeği öğrenmek istedi. Bu yüzden ve de onlar hakkında bizden daha fazla bilgi almak istemeniz­ den (bilgisiz olmaktan çok uzak olsanız da) ve yaklaştıkla­ rında nasıl karşılanmaları gerektiğini öğrenmek istemeniz­ den dolayı. kutsal ve ilahi kanunların kendisiyle hafizanızı tazeleyeceğiz. Yaşlı Dionysius3 ile birlikte toplanan meclis, evrensel Kilisenin tek va�izine teslim olmayanların tamamının tek­ rar vafüz edilmesine karar verdi. Çünkü onların tamamı sapkınların vafüzini kabul etmeyi reddetti. Onun halefi kut­ sal babalar, esnek davranarak, 4 farklı sapkınlıklar ve onların Kilise ile bağlantı derecelerine göre bir ayrım yaptı.5 Yani, 3 Farklı gruplardan heretiklerin hizipçilerin yeniden kabulü için kurallar ko­ yan Alexandria piskoposu (ölümü MS 264) Büyük Dionysius. 4 Bu çevrilemeyen sözcük ekonomik planlama değil esnekliği çağrıştırır. 5 Burada listelenen sapkınlıkların çoğu mektubun yazıldığı dönemde tarih­ sel birer olgudur. Arianlar ve Macedonianlar Ari�s·un (250-326) ve Ma­ cedonius'un (ölümü 362) takipçileriydi. Bunlar, lsa'nın ilahi doğası hak­ kında Ortodokslarla uzlaşmıyordu. Novatianlar Novatius'un (257/S'de şehit oldu} takipçileriydi. Novatius idamdan kurtulmak için paganlıkta uz­ laşan Hıristiyanların yeniden kabulünü onaylamak istemiyordu. Sabbati­ anlar daha sonra Paskalya Günü'nün hesabı konusunda bir uzlaşmazlık yaşadı ve Novatianlar içinde bir ayrımcılık yarattı. Tesserakaidekatai gru­ bu ise Paskalya tarihine dair farklı bir görüşe sahipti. Bunlardan bazıları patrik Photius {858-67; 877-86) tarafından Ortodokslukla barıştırıldı. Ap-

198


İzmir Meı,vpolitam Paulikieızler Hakkında Yazıyor

Arianlar, Macedonius ve Sabbatians ve Novatians (başka bir deyişle, kendilerine Lekesiz (Pure) diyen Aydınlanmış (Enlightened) olanlar), Aristeri ve Tessarakaidekatai (yani Tetradites) ve Apollinarianların Jibelli vermeleri, evrensel Kilisenin dışındaki, özelikle dahil oldukları, tüm sapkınlıkla­ rı lanetlemesi gerekmektedir. Daha sonra Kilisenin inançla­ rını öğrenmeli ve tüm duyularıyla kutsal su ile yağlanmalı­ lar ki bizim tarafımızdan kabul edilsinler ve kutsal sırları bi­ zimle paylaşsınlar. Büyük Basil'e göre bu, çoğunluğun ya­ rarınadır. Ama O (Basil) tek bir batırmayla vaftiz eden Eu­ rıomianları, 6 Phıygianlar denen Montanistleri, Baba ve Oğul'un özdeşliğini öğreten Sabellianları ve en çok sözü­ nü ettiğiniz Paulianistleri ve diğer tüm sapkın inançları ya­ sakladı ve onlara paganmış gibi davranılmasını istedi. On­ lar sıkı sıkıya sorguya çekilmeli, Kutsal metinleri dinlemeli, vahiz edilmeli ve hatta tekrar vaftiz edilmelilerdi. Jacobite­ ların 7 sapkınlığı ötekilerden daha az ciddi olduğu için, kut­ sal suyla dönenlere kutsal yağ sürmüyoruz ve tekrar vaftiz etmiyoruz. Arıcak Jibelliverdikleri ve özellikle kendilerinin­ ki olmak üzere tüm sapkınlıkları lanetledikleri takdirde on­ ları kabul ediyor ve Ortodoks sınıfına dahil ediyoruz. Ey insanların en kutsalı, bu kadar önem ve ciddiyet tapolinarianlar ise Appo\inartus'un (ölümü 390) takipçilertydi. lsa'nın do­ ğasının bizimki gibi olmadığını öğretirlerdi. 6 Eunomianlar aşırı bir Arian olan Eunomius'un takipçileridir. Montanistler Kutsal Ruh'un taştığına inanan ve karizmatik görüşlerini paylaşmayan Hı­ ristiyanlan reddeden Montanus'un takipçileridir. Sabellianlar Uçleme öğ­ retisi şüpheli olan Sabelliµs'un (tarih belirsiz olmakla birlikte muhtemelen üçüncü yüzyılın başlarıctir) takipçileridir. Paulianistler: Samosatalı Pau\'ün takipçileri ve sonraki Paulikıenler arasında bir karışıklık vardır. Sicilyalı Pe­

ter (7), madde 85 ve Keşiş Peter (8). madde 1.

7 Jacobitelar J�cob Baradeus'un takipçileridir. Bunlar, Chalkedon'da (451) tanımlanan lsa'nın Person'unu reddeder.

199


Hristiyan Düalist Heretikler

şıyan bu örneklere bakarak, yerel gelenekleri.8 kabul etme­ yin çünkü onlar mantıksız şeylerdir. Ayrıca ilahi emirlere karşı olan o geleneklere karşı önlem almaya çalışın. Hima­ yenizdekilere ışık olasınız, onlara yol gösteresiniz ki onlar­ la birlikte ölümsüz hayata erişebilesiniz. Ve Tanrı'ya, gü­ venle, 'Efendimiz, işte buradayım ve bana çocuklar verdi­ niz' diyebilesiniz, O da bedeninizi, ruhunuzu tüm hayatınız boyunca, bizler için kollasın.

8 Bu yerel gelenekler hakkında bir ,şey bilinmemektedir.

200


13. LATRUSLU ST PAUL (öl. 955/6) MİLETUS YAKINLARINDAKİ PAULİKİENLERİ DÖNDÜRÜR 955/6'da ölen Latrus/u St Pau/, dini yaşamının büyük bir kısmını, Caria'daki Matrus dağı1 eteklerinde, Miletus ken­ ti yakınında bir soliı olarak geçirdi. Daha sonra burada bir manastır kurup2 yakınlardaki Samos adasına geçti. Ama­ a, kendini takip eden müritlerinden uzaldaşmaktı. Bu bi­ yografi, onuncu yüzyılın baş/annda bu kıyılarda düalist he­ retiklerin varlığına bir kanıttır. Ama, onları tanımlamak için kullandığı 'Maniheist' kelimesi eski bir kelime olması ba­ kımından, tarif ettiklerinin Paulikien mi (bu dönemdeki dağılımları için Giriş bölümüne bakınız) yoksa ilk Bogomil­ Jer mi (c. l 045'te yazılan, ilk davaların belgelerini gösteren Euthymius ofthe Peribleton'da [19] yazılı bir belge ile As­ ya Minör'de kayda geçtikleri kesin) olduğu kuşkusunu · uyandırıyor. St Pau/'ün yaşamı, (c.27) azizin Bulgar Çarı Peter'dan mektuplar aldığını ama Çarın krallığında yaşa­ yan düalist heretiklerle ilgili problemleri konusunda her­ hangi bir imada bulunmadığını gösteriyor. (bkz [/ Ol) Çeviri, l. Sirmondi'nin, H. Delehaye'nin düzeltme ve girişi ile basılan Arıalecta Bo/landiana, 11 (1892), 13682 'den yapılmıştır. Bu bölüm, sayfa 156'dadır.

[Bölüm 41] Aslında aziz, insanlar arasındaki ününden nef­ ret etti ve bu ününü hor gördü. Bu yüzden, prenslerin ve yöneticilerin bulunduğu yerlerden uzak durmaya çalıştı ve 1 Haritaya bakınız. 2 Kuruluş tarihi belirsizdir. Ancak manastır 924'te Romanus Lecapenus'tan bağışlar almıştır. Hediyenin kaydedildiği metin için, PG 113, sütun 1065.

201


Hristiyan Diialist Heretikler

özelikle Tanrı'yı sevenlerin yaşadığı, mütevazı yerleri yeğ­ ledi. Yine de, azizlerin çabasından eksik kalmadığı birçok yön vardı. Ama Phineas'ı aştı, Elias'tan geri kalmadı. Bu, onun Maniheistlere karşı çabasının bir göstergesiydi. Çok tehlikeli ve zarar vermeye hazır olanların uzak bir yere sü­ rülmesini sağladı (Yani Kibyrrhaeotis ve Miletus'a). Bunu da imparatora yazdığı mektuplar sayesinde yaptı.

202


14. JOHN I TZIMISCES (969-76) PAULİKİENLERİ PLOVDİV'E (PHIUPPOPOLIS) YERLEŞTİRİR imparator john I Tzimisces, aynı dönemde kuzey Suri­ ye'de mücadele ettiği Nicephorus Phocas'ın öldürülmesi­ ni oıganize ederek tahta çıktı. O dönemde, imparatorlu­ ğun kuzey sınırları Bu/garistan'dan gelen Rusya istilası ne­ deniyle tehdit altındaydı. Kaynaklara geçen Paulikien sür­ günü (bu türden ikincisi; ilki için bkz [1]) iki amaca hizmet etti; yeni imparator, büyük olasılıkla suikastla bağlantısını bilen dini yönetici/erin sevgisini kazanmış oldu. Aynı za­ manda Paulikienlerin iyi bilinen savaşçı güçlerini kuzey bölgeleri güçlendirmek için kulfandi. Plovdiv'de (Philip­ popolis) uzun süre kaldılar; daha sonraki dönemleri ve merkezi hükümetle olan karışık ilişkileri için bkz [20], [22] ve [40]. Metin Zonaras 'ın kayıtlarından çevrilmiştir. Zonaras, 11 /B'de Alexius Comnenus'un ölümüyle sonlanan süreci yazdı. Kendisi de büyük olasılıkla 1149'da öldü. Yazdığı eser, bir kısmı şu an kayıp olan ama genel olarak güveni­ lir sayılan eski kaynaklara dayanır. Zonaras'ın kullandığı baskı Epitome historiarum, ed. Dindorf (bk. 17. 1, sayfa 92.26-93.4).

John Tzimisces bu yolla başa geçtiğinde, Büyük Antak­ ya'nın (Antioch the Great) bir başpiskoposu olmadığı için, keşiş Theodore'a yaklaştı. Theodore, onun imparator ola­ cağım kehanet etti ama bunun için acele davranmaması, Tanrı tarafından önerilene kadar beklemesi gerektiğini söy-

203


Hristiyan Diialist Heretikler

ledi. Başpiskoposluğa geldiğinde, Maniheistlerin birçok in­ sana kokuşmuş sapkınlıkları ile zarar verdiğini söyleyerek John' dan doğudan batıya gönderilmelerini istedi. impara­ tor bu ricayı yerine getirdi. Maniheist ırkını Plovdiv'e (Phi­ lippopolis) gönderdi. t

1 Haritaya bakınız.

204


15. RAHİP COSMAS'IN BOGOMİLLERE KARŞI SÖYLEVİ (972'DEN SONRA) Rahip Cosmas'ın söylevi Çar Peter'ın (927-69) ölümünden sonra, onuncu yüzyıl sonlanna dayanır. Çar Peter, ölenler için normal olarak kullanılan 'iyi bir Hırstiyan' olarak bili­ nirdi ama 972'de kilise tarafından aziz olarak tanınması konusundan söz edilmez. Bu tarihlemede Cosmas, görüş­ leri patrik 1heophylact'ın [ 1 O] mektuplarında kınanan he­ retikler hakkında Bulgar beyanlarını verir. Eythymius of the Periblepton [19] tarafından verilen Bogomil inançları­ nın beyanından yarım yüzyıl öncesi ve Çar Bori/'in Bulgar Synodikon'a dayanan patrik Cosmas'ın Grek mektubun­ dan [21J yarım yüzyıl öncesi hakkında yazar. Bazı Bulgar araştırmacılar bu tarihlemeye karşı çıktılar; onların görüş­ leri Dando'nun 'Peut-on avancer de 240 ans la date de compostion du traite de Cosmas le pretre contre /es Bo­ gomiles?' makalesinde özetlenmiştir. Klasik tarihlendir­ meyi kabul eden görüşler için Giriş bölümü sayfa 71 72 'ye bakınız. Bu çeviri Puech and Vai/lant'ın (Paris, 1945) Fransızca çevirisine dayanır. Ama Yuri Stoyanov tarafından düzeltil­ miştir. Yuri Stoyanov, bu eseri, daha sonraki eserlerinde eke/yazmaları ve alıntılara dayandıran O. Begunov'un Es­ ki Slav metninin yeni eleştirel baskısıyla harmanlamıştır. Dolayısıyla, birçok değişken içerir. Metnin bu yeni baskı­ sının modern bir çevirisi bulunmamaktadır.

1. Efendimiz İsa'nın tüm emirleri onu okuyanlara mükem­ meldir. Çünkü kurtuluşumuz için söylenmiştir. Emirlerinden

205


Hristiyan Diia/ist Heretik/er

çok uzak olsak da, O, tıpkı sevgi dolu bir baba gibi, günah­ karlığımıza katlanır; hiçbirimizi yitirmek istemez, O'na ge­ ri dönmemizi ve bizi kurtarmayı ister: Bizi uyarır ve bize öğretir, bir kısmını kutsal İncil (Gospef), bir kısmını ise mü­ kemmel öğretmenleri sayesinde eğitir ki, sapkınlığın çuku­ runa düşmeyelim ... Düşmanımız şeytan bunu bilir ve insanlığı yoldan çıkar­ maktan asla vazgeçmez; İlk insan olan Adem'den başlaya­ rak, günümüze kadar, tüm insanlığı inançtan ayartmayı de­ nemel<ten vazgeçmedi. Amacı, işkencede birçok insanın kendisinin yanında olmasını sağlamaktı; hileleri bazılarının putlara tapmasına neden oldu, bazıları kendi kardeşlerini öldürdü, bazılarıysa zina etti, başka günahlar işledi. Ama tüm bu günahların sapkınlıkla karşılaştırılamayacağını bildi­ ği için önce, Arius'a 1 gir di. Arius, Tanrıyla eşit olmadığını, Tanrı'ya yardım eden bir melek olduğunu söyleyerek Tanrı'nın oğluna küfretmeyi seçti, İsa'nın 'Ben ve Baba bi­ riz' [john 10.30] sözünü unuttu. Daha sonra Sabellius'a gir­ di. Sibellius, ilahi kişileri tek kişide birleştir me görevini üst­ lendi, çarmıhtaki bedende acı çekenin aynı zamanda lsa ve· Kutsal Üçlü'nün (the Hofy Trinity) tanrısallığı olduğunu söyledi. Buna karşın, Macedonius, Kutsal Ruh'a (Hofy Spi­ rit) küfrederdi, onun Baba ve Oğul' dan üstün olduğunu, tanrısallık anlamında eşit olmadığını savunurdu. Onların öğretileri İznik (Nicaea) konseyinde kutsal babalar tarafın­ dan lanetlendi: Tanrı'nın ve imparator Constantine'in yar­ dımıyla, tarladan sökülüp atılan deliceler gibi Hıristiyanlık­ tan atıldılar. Daha sonra birçok yerde, Kutsal Üçlü (the Holy Trinity) hakkında değil ama ilahi yaratı hakkında, farklı sapl Daha önceki heretiklerin adları diğer heretik karşıtı metinlerde geçenlere benzer.

206


Rahip Comsas'm Bogomillere Karşı Söylevi

kınlıklar ortaya çıktı; hepsi şu ya da bu günahı işledi ama kutsal havarilerin babaların öğretileri onları her yerden sür­ gün etti. Bu, Bulgaristan ülkesinde olan bitendir. İyi bir Hıristiyan olan Çar Peter 2 zamanında, Bogomil adında bir rahip var­ dı, Tanrı'nın merhametine layık.'3 Ama aslında, Bogune­ mil, Tanrı'nın merhametine layık olmayan' sapkınlığı Bul­ garistan topraklarında yaymaya başlayan ilk kişiydi. Onun günahlarını daha sonra ortaya dökeceğiz ... Aslında, dışarıdan bakıldığında sapkınlar kuzulara ben­ zer: kibar, mütevazı ve sakindirler. İki yüzlülük yaparak tut­ tukları oruçları nedeniyle solgun görünürler, anlamsız söz­ ler söylemez, gülmez, gürültü yapmaz, merak etmezler. Göze çarpmamaya dikkat eder, Ortodoks Hıristiyanlıktan uzak oldukları söylenmesin diye görünüşte her şeyi yapar­ lar. Oysa içlerinde, aynen Efendimizin Matt. 7.1 S'te dedi­ ği gibi yırtıcı kurtlardır. Onların bu büyük alçakgönüllülüğü­ nü, onların iyi Hıristiyanlar4 olduğunu gören ve selamete götürebileceklerini düşünen insanlar onlara yaklaşır ve ruh­ larının selameti için öğüt ister; ama onlar, kuzuyu kapma­ ya çalışan bir kurt gibi, önce iç çeker ve mütevazı bir şekil­ de karşılık verirler. Kendilerini, sanki cennette olanları ön­ ceden biliyormuş gibi gösterirler.5 Basit ve bilgisiz birini gördüklerinde, doktrinlerinin tohumlarını atar, Kutsal Kili­ senin geleneksel öğretisine küfretmeye başlarlar. İlerde bunları göstereceğim. Siz, İsa'nın sadık askerleri, sakın onlarla arkadaş olma­ yın, yoksa İsa'nın düşmanı olursunuz. Kendinizi kutsal ya2 3 4 5

927-69. 'İyi Hıristiyan' terimi normalde ölüler için kullanılır. Bu ad muhtemelen Yunanca Theophilus adının Bulgarca karşılığıdır. Katarların 'iyi Hıristiyan · olarak tanımlanmasından. Farklı bir okumaya göre 'sanki cennetteymişler gibi.'

207


Hr;sıiyan Diia/ist Hereıikler

zıtları okumaya adayın ki sonsuz işkenceye maruz kalma­ yasınız ... Konumuza dönelim. Kitap şöyle der, "İsa, Olives (Zeytin) dağında otururken müritleri 'Söyle bize, bu söyle­ diklerin ne zaman olacak, gelişinizin ve bu dönemin sonu­ nun işareti ne olacak?' diyerek geldiler. Efendimiz onlara şöyle yanıt verdi, 'Dikkat edin, birçokları benim adımla ge­ lecek, "Ben Mesih'im' diyecek ve benim adımla gelip bir­ çok kişiyi aldatacaklar.' Sonra ekledi, 'Sakın kimse sizi sap­ tırmasın.' [Matt. 24.3-5] 'Onları meyvelerinden tanıyacak­ sınız; İyi ağaç kötü meyve, kötü ağaç da iyi meyve ver­ mez. Dikenli bitkilerden üzüm, deve dikeninden incir top­ lanabilir mi?'" [Matt. 7.16, 18]. Hepsi aynıdır, bu adamları meyvelerinden tanımalısınız, bu onların iki yüzlülüğü, övüncü ve küfrüdür: onları fark ettiğiniz zaman, onlardan sakının, yoksa suçlarını paylaşırsınız. Dünyevi kralın düş­ manlarıyla dost olanlar, yaşamayı bile hak etmez, onlarla birlikte ölüme terk edilir. Dünyevi kralın düşmanları, 'iyi meyve vermeyen her ağaç kesilip ateşe atılır.' [Matt. 3. l O]'da söylendiği gibi sönmeyen ateşte mahvolacaklar. Peki bu sapkınlar ne der? 'Tanrı'ya sizden çok dua ederiz, nöbet tutar, 6 dua ederiz, sizler gibi tembellik içinde yaşa­ mayız.' 'Ben diğerleri gibi zorba, cani, zina yapan değilim' [Luke 18. l 1 J diyerek kendisiyle böbürlenen kibirli Pharise­ e'nin sözleri gibi sözlere yazık. Onları şöyle yanıtlayacağız, 'Neyinizle böbürleniyorsunuz, sizi ukala sapkınlar? Bunun­ la şeytanın uyumadığını, yemediğini düşünürler. . .' Onlar da şöyle diyecek, 'Ama, dualarımızda Tanrı'ya sesleniyo­ ruz.' Onlara şu yanıtı vereceğiz, 'Efendi'ye bağıran şeytan6 Bogomillerin gece ibadetleri için, EZ (25), madde 19.

208


Rahip Coınsas 'ın Bogoınillere Karşı Söylevi

lan duyuyor musunuz? "Ey Tanrı'nın Oğlu, bizden ne isti­ yorsun? Buraya vaktinden önce, bize işkence etmek için mi geldin?'" [Matt. 8.29] Bizler, bırakalım cehennem aza­ bına doğru kendi bildikleri gibi gitsinler, bir hayvanı bir sapkından daha hızlı yola getirebilirsin. Domuz, dışkı elde etmek için inciye yüz çevirir; aynen bunun gibi, sapkınlar da kendilerini pislikle doldurur, ilahi öğretiden uzaklaşırlar. Bir mermere ok attığında mermeri delemezsin ama mer­ meri sıyırıp geçen ok, muhtemelen arkandaki birine isabet eder. Tıpkı bunun gibi, bir sapkına yol gösterdiğinde yal­ nızca onu eğitmeyi başaracağını değil, aynı zamanda ruhu zayıf birini yok edebileceğini de düşünmelisin. Onları neyle karşılaştıralım, onları neye benzetelim? Onlar sağır ve kör putlardan daha kötüdür. Çünkü putlar ağaçtan ve taştan yapılır ve doğaları gereği ne duyar ne de görürler. Buna karşın sapkınlar insan aklına sahiptir; gönül­ lü olarak kendilerini taşa çevirirler ki gerçeğin öğretisini fark etmesinler. Onları şeytanlara mı benzetsem? Onlar, şeytanın kendisinden de kötüdür. Çünkü şeytanlar İsa'nın haçından korkarlar. Oysa onlar haçları parçalar, onlardan alet edavat yaparlar. 7 Şeytanlar Efendi' nin ahşap panel üzerine yapılmış görüntüsünden korkarlar ama sapkınlar ikonlara saygı göstermez, onlara put derler. 8 Şeytanlar adil Tanrı'nın kutsal emanetlerinden de korkar,9 Hıristiyanlara her türlü tehlikeden korunması için verilen kutsal emanet sandığına yaklaşmaya cesaret edemezler; oysa sapkınlar 7 Haça karşı benzer düşmanlık iddiaları Paulikienler için de ortaya atılmış­ tır. Sicilyalı Peter (7), madde 27, ve Bogomi\ler için de, EZ {25), madde 14. 8 EZ (25), madde 11. 9 Kutsal emanetler ve azizler kültüne karşı düşmanlık için, EZ (25), madde 12.

209


Hristiyan Diialisr Heretikler

onlarla alay eder, bizi onlara (kutsal emanetler) secde ede­ rek yardım dilerken gördüklerinde bize gülerler. Tanrı'nın şu sözünü unuturlar, 'Kim buyruklarımı bilir ve yerine geti­ rirse işte beni seven odur' []ohn 14.21]. Aynı zamanda, azizlerle şeref duymayı reddederler, Tanrı'nın, Kutsal Ruh' un gücü yardımıyla azizlerin kutsal emanetleri tarafın­ dan yapılan mucizeleriyle alay ederler. Ve şöyle derler, 'Mucizeler Tanrı'nın isteğiyle gerçekleşmez, onları yapan insanoğlunu kandırmaya çalışan şeytandır'; bu konuda da­ ha da saçma şeyler söylerler, aynen Yahudilerin İsa'yı çar­ mıha gerdiğinde yaptığı gibi başlarını sallayarak. Oh, sabırlı Tanrım, daha ne kadar insan ırkının gazabını bu dereceye getirmesini izleyeceksin? Evet, aslında, onlar şeytanlardan daha kötü ve nefretliktir. Şeytan hiç bu sap­ kınlar kadar Tanrı'nın yarattıklarına küfredip kendini ilahi gücün karşısına aldı mı? Aslında iddia ettikleri nedir? Cen­ neti ve yeıyüzünü ya da tüm görünen evreni yaratan Tan­ rı değildir.10 Gerçekten kör ve sağır oldukları için din alimi john'un sözlerini de anlamazlar: 'Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrıyla birlikteydi ve Söz Tanrıydı. Başlangıçta O, Tan­ rıyla birlikteydi. Her şey O'nun aracılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz var olmadı. . .' [John 1. 1-3]. Birçok yerde kutsal peygamberler, havariler ve öteki adil adamlar Tanrı'nın görünen-görünmeyen her şeyin yaratıcısı olduğu­ nu duyurur. Neden kusursuzdan söz edersiniz? Örneğin bir barbara, cahil birine, şeytanın kendisine görünen görün­ meyen her şeyin yaratıcısının kim olduğunu sorun. Sizi şöyle yanıtlayacaklar, 'Nasıl bu kadar duygusuzca cahil ola­ bilirsin? Tanrı'nın emri olmadan nasıl bir şey var olabilir?' 1 O Yaradılış hakkında Bogomil görüşleri için, EP ( 19) ve EZ (25), madde 7.

210


Rahip Coınsaş_'m Bogomillere Karşı Söylevi

Tanrı'nın bu yaratılmış dünyanın yazarı olmadığını size kim gösterdi, kafirler? İnançsızlığınıza yazık çünkü kendi kafa­ nızda ateş yakıyorsunuz. Efendi'nin haçı için ettikleri küfürlere gelince: 'Ona na­ sıl taparız? Tanrı'nın oğlunu onun üstünde çarmıha gerdi­ ler, o haç aslında Tanrı'nın düşmanıdır.' İşte bu yüzden ta­ kipçilerine ona saygı duymayı değil, ondan nefret etmeyi öğretirler. Ve şöyle derler, Tanrı'nın oğlunu ağaçtan yapıl­ ma bir haç üzerinde öldürdülerse, o ağaç Tanrıdan daha kıymetli olamaz. Aynı şey Tanrı'nın haçı için de geçerlidir.' Oh, şeytanın nefret ettikleri! Cehennem azabının hangi boşluğuna atmadı sizi? Aynı eskiden olduğu gibi, Yahudi­ ler kehanetleri okudu ama onların Efendi'nin çarmıha geril­ diğinde çektiği acıyı anlattığını fark etmedi. İşte, o keha­ netleri her gün ve her Şubat'ta okuyanlar İsa'nın katiH ol­ dular. Ölümsüz Olan'ı öldüreceklerini sandılar, yani Tanrı'nın ve havarilerin sözlerini okuyan sapkınlar kendile­ rine söyleneni anlamaz. Kutsal Paul onlara 'kayıp olanlar' derken haklıydı. Ayrıca şöyle ekledi, 'Çarmıhla ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar için­ se Tanrı gücüdür' [1 Cor. 1.18] ... Öteki kitaplardan da ha­ çın kutsal olduğunu kanıtlayan alıntılar yapabilirim ama sapkınlar bunlara inanmaz ki. .. Aslında, hangi Hıristiyan Tanrı'nın haçıyla aydınlanma­ mıştır? Kim haçı, insanların şeytanlara kurban edildiği, kız­ larını ve oğullarını boğazladığı yüksek yerlerde görmekten keyif almaz? Kim herhangi bir davada yüzünde ya da kal­ binin üstünde haç işareti yaparak kendini şeytandan koru­ madı? Kurtarıcı, çarmıha gerilmeden önce havarilerine ha­ çı anlattı ve şöyle dedi, 'Musa çölde yılanı nasıl yukarı kal­ dırdıysa, İnsançığlunun da öylece yukarı kaldırılması gere-

211


Hristiyan Diialisı Heretikler

kir. Öyle ki, O'na iman eden herkes sonsuz yaşama kavuş­ sun.' [john 3.13-14] Gerçekten kardeşlerim, Efendi'nin ha­ çına sevgiyle bakanlar yok olmayacaktır. Bizler haça beden gözüyle değil, orada çarmıha gerilen O'nu düşünerek ba­ karız. O'nu göklere çıkarıp şöyle deriz, 'Şan, şeref sana İsa, Tanrı haçı ile ona ölümü şefkatle getirmeyi diledi, uzun za­ man önce atamız Cennetteki Adem'e de ölüm getirdi, şeytanla savaşımızda zafer kazanmamız için haçı bize ver­ di.' İşte bu şekilde Tanrı'nın nefret ettiği, Tanrı'ya karşı ya­ lan söyleyen sapkınların ağzını kapamayı ve sonsuz yaşa­ ma ulaşmayı umuyoruz. Bense, sapkınları Tanrı'nın Kilise­ sini 'kuvvetlendirmek için' Tanrısız olarak ifşa etmekten vazgeçmeyeceğim, onların devirmek . istediği Hıristiyan . inancıdır. Aslında, kutsal komünyon hakkında ne derler? 1 ı 'Ko� münyon, ilahi bir emirle oluşturulmadı; Eucharist sizin id­ dia ettiğiniz gibi gerçekten İsa'nın bedeni değildir, sadece diğerleri gibi basit bir yiyecektir. Mass'i oluşturan İsa olma­ dığı için bizler kutsal komünyona hürmet etmeyiz.' Bu kör­ lükleri! Kalplerinin katılığı! Söyleyin bana Tanrısız sapkınlar, O havarilere ekmek verdiğinde ne diyordu, 'Al, ye, bu gü­ nahların azalması amacıyla sizler için lmılan bedenimdir?' Ve yine, O en temiz eliyle kaseyi kaldırıp müritlerine verdi ve şöyle dedi, 'İçin bundan, hepiniz; çünkü bu, birçokları için dökülen ahitteki kanımdır.' [Matt 26.26-8] Paul Corint­ hianlara yazdığı mektupta neden söz ediyordu? [1 Cor. 11.2-9] İşte böyle sapkınlar, -ben bunları kendim uydurmadım; bunlar, kutsal kitapların ve havarinin sözleridir- kutsal Euc11 Eucharist'in Paulikienlerce reddi için, Sicilyalı Peter, (7), madde 40; Bo­

gomillerce reddi için, EP (19), EZ (25), madde 17.

212


Rahip Comsas 'ın Bogomillere Karşı Söylevi

harist sizin düşündüğünüz gibi sıradan bir yiyecek değil, Efendimiz isa'nın en saf ve temiz beden.idir. Aslında, O dünyayı yarattığında 'Işık olsun' dedi ve ışık oldu; 'Cennet olsun' dediğinde cennet oldu; 'yeryüzü ve taşıdığı her şey olsun' [Gen. 1.3,8, 11] ve aynen Kutsal Kitabın dediği gibi hepsi bir anda var oldu. İşte şimdi, O'nun gücü sayesinde Kutsal Ruh bu ekmeği Efendi'nin bedenine dönüştürüyor, bu kaseyi O'nun kanına, tıpkı Tanrı'nın mucizelerine gerçek şahitlik eden kutsal adamların kitapta bize anlattığı gibi. .. Söyleyin bakalım, siz sapkınların çılgınlık içinde iddia ettiğiniz şeyi, bu sözlerin kutsal ekmek ve kaseyle ilgisi ol­ madığını size kim söyledi? Bunların, kutsal komünyon de­ ğil, dört İncil ve Havarilerin İşleri anlamına geldiği yalanını söylüyorsunuz; 'beden'den dört İncil'i, 'kan'dan ise Hava­ rilerin İşleri'ni anlıyorsunuz.12 Bizler, onlara şu soruyu sora­ lım. 'Sizi körler, azıcık bir bilinciniz varsa, söyleyin bakalım; Efendimiz bu ekmeği ve kaseyi müritlerine verdiğinde ve "Bu benim bedenim, bu da kanımdır" buyurduğunda, O hala bu dünyada mıydı yoksa cennete çıkmış mıydı?' Kör bile olsalar, yanıt verecek-bir dilleri var. O'nun bu sözleri söylediğinde cennete yükselmiş olduğunu iddia edemez­ ler; O tüm hazırlıkları yapıp o gece göğe yükseldi; O, on­ ları kutsadı ve havarilere emanet etti. O'na itaat eden ha­ variler de onları bize iletti: Bizler onun, Efendi'nin gerçek bedeni ve kanı olduğuna inanıyoruz, bir görüntü değil. İsa cennete yükseldikten sonra, kutsal havariler dört İn­ cil yazdılar. Böylece, bize söyledikleri gibi, gerçek inanan­ lar hatırlayacak ve korunacaktı. Matthew, Göğe Yükseliş12 Eucharist'i tanımlayan bu sözlerin bu şekilde mecazi yorumuna Pauliki­ enlerde de rastlanır. Sicilyalı Peter, (7), madde 40.

213


Hristiyan Düalist Hereıikler

ten sekiz yıl sonra yazdı 13, Mark on yıl, Luke_on beş yıl ve John otuz iki yıl sonra yazdı. Havarilerin İşleri uzun yıllar sonra yazıldı; Paul'ün sözlerini ve yaptıklarını bilen evange­ list Luke, bunu yazdı ve kiliselere iletti. Bu güne kadar da kutsal kiliseler, aynen Efendi'nin 'Hiçkimse kandil yakıp bu­ nu bir kapla örtmez, ya da yatağın altına lmymaz. Tersine, içeri girenler ışığı görsünler diye onu kandilliğine koyar.' [Lul<e 8.16] dediği gibi onları yüksek sesle okumaktan hep mutlu olmuştur. Yani, siz sapkınlar, şimdi, nasıl olur da İsa'nın sözlerinin kutsal komünyonla değil, dört İncille ilgi­ si olduğunu söylersiniz? .. Tekrar ediyorum, neden Tanrı'nın nefesiyle kutsanmış babaların ve kutsal havarilerin bize ilettiği kutsal kurallara küfredersiniz? (İyi Hıristiyanların kullandığı ayin ve diğer duaları kastediyorum) Nasıl olur da 'dualar kitabını (liturgy) ve komünyonu bize miras bırakan havariler değil, John Chıysostom'dur' dersiniz? İsa'nın beden bulmasından John Chıysostom'a kadar, üç yüz yıldan fazla bir zaman geçti; Tanrı'nın Kilisleri bu süre zarfinda ayin ve komünyondan yoksun muydu? Havari Peter, Romalıların hala okuduğu ilahileri düzenlemedi mi? Ve Efendimizin kardeşi, Efendi­ nin kendisinin görevlendirdiği ilk piskopos James, Ku­ düs'te, Efendinin kabrinde bugün hala söylenen ilahiyi dü­ zenlemedi mi?14 Daha sonra Büyük Basil, Kapadokya'da bize Tanrıdan aldığı emirlere uyarak dualar kitabını (liturgy) verdi ve Kutsal Ruh'un emrettiği gibi üç bölüme ayırarak komünyonu düzenledi. Şimdi, nasıl olur da komünyon ve 13 Kitapların oluşumuna dair bu geleneksel tarihler birçok Orta Çağ elyaz­ masında bulunur; bkz. von Saden, Die Schriften des "neuen Testaments 1, s. 297-9, 323-7. 14 Bu dönemde Kudüs'e yapılan hac ziyaretleri için, EP (19).

214


Rahip Coms"as 'ın Bogomillere Karşı Söylevi

dini ayinlerin ilahi geleneğin bir parçası olmadığını söyler­ siniz? Sizler, rahipleri ve tüm dini hiyerarşiyi aşağılıyorsunuz, gerçek inananlar olan rahipleri l<ör Ferisiler olarak görüyor­ sunuz, atlı bir adamın peşinden havlayan köpekler gibi havlıyorsunuz. Sizin ruh gözünüz kör. Kutsanmış Paul'ün mektuplarını okurken, rahipleri, piskoposları ve öteki tüm dinsel emirleri kimin tespit ettiğinin farkına varamıyorsu­ nuz. Ama Paul der ki: 'Kendi doğruluklarını yerleştirmeye çalıştıkları için Tanrı'nın öngördüğü doğruluğa boyun eğ­ mediler.' [Rom. 10.3] Sizin iddia ettiğiniz gibi rahiplerin inancı boş bir yaşam gibi görünse de, onlar sizler gibi tanrısallığa küfretmezler. Onların tümü gizli erdemler kazanmış olacak.ıs 'Sen kim­ sin ki başkasının kulunu yargılıyorsun?' [Rom. 14.1] 'Büyük bir evde yalnız altın ve gümüş kaplar bulunmaz: tahta ve toprak kaplar da vardır. Kimi onurlu kimi bayağı iş için kul­ lanılır. Bunun gibi, kişi de kendini bayağı işlerden arıtırsa, onurlu amaçlara uygun, kutsal kılınmış, efendisine yararlı, her iyi işe hazır bir kap olur.' [2 Tim. 2.20-21] Yani boşu bo­ şuna iyilik yapsalardı, kutsanmazlardı ... Bu sözleri duyan sapkınlar bize şu yanıtı verir, 'İddia ettiğiniz gibi kutsanmış­ sanız, neden söylendiği gibi yaşamıyorsunuz? Paul'ün Ti­ mothy'ye yazdığı mektupta dediği gibi, "Yaşlı adama çıkış­ ma, babanmış gibi yol göster. Genç erkeklere kardeşinmiş gibi, yaşlı kadınlara annenmiş gibi, genç kadınlara tam bir yürek temizliğiyle kızkardeşinmiş gibi yol göster. Ama dul kadının çocukları ya da torunları varsa, bunlar önce kendi ev halkına yardım ederek Tanrı yolunda yürümeyi ve bü15 Farklı bir okumayla 'gizli günahlar işlemiş olsalar da.'

215


Hristiya,ı Düalist Heretikler

yüklerine iyilik borcunu ödemeyi öğrensinler çünkü bu, Tanrıyı hoşnut eder. .. Kendi yakınlarına, özellikle de ev halkına bakmayan kişi imanı inkar etmiş, imansızdan beter olmuştur. Yaptığı iyiliklerle tanınmış, tek erkekle evlenmiş, eğer çocuk büyütmüş, l<onuk ağırlamış, sıkıntıda olanlara yardım etmiş, kendini her tür iyi işe adamışsa, adı dullar listesine yazılsın [1.Tim. 5.2-4, 8-10]. Şimdi görüyoruz ki siz böyle değilsiniz; rahipler tam tersine davranıyor. Sarhoş oluyor, hırsızlık yapıyor ve başka gizli günahlar işliyor ve hiç kimse onlara bu zararlı eylemleri yasaklamıyor. Oysa Paul şöyle der, "Günah işleyenleri herkesin önünde azarla ki öbürleri de korksun." [1 Tim. 5.20] Bizim yaptığımız gi­ bi nefsine hakim olacağına, onların rahipleri bizi yadsıyıp kendi rahiplerine günah işleme konusunda yasak getirmi­ yorlar.' Onlara şöyle cevap verelim, 'Sapkınlar, Paul'ün Ti­ mothy'ye yazdığı mektupta bu l<onuda ne dediğini anla­ mıyor musunuz? "İki ya da üç tanık olmadıkça, bir ihtiyara yöneltilen suçlamayı kabul etme" [1 Tim. 5.19]. Adi ve küstah kafirler utanmaz ve devam ederler, 'Eğer günahları sır olsa da, hala ruha göre değil, bizim gibi bedene göre yaşamlarını sürdürüyorlar. Çünkü benliğin işleri bellidir, der Paul, 'bunlar, fuhuş, pislik, sefahat, putperestlik, büyücü­ lük, düşmanlık, çekişme, kıskançlık, öfke, bencil tutkular, ayrılıklar, bölünmeler, çekememezlik, sarhoşluk, çılgın eğ­ lenceler ve benzeri şeylerdir' [Gal. 5.19-21 ]. Onlara şöyle diyelim, 'kafirler, neden kendinizi bizlerden yukarıda görü­ yorsunuz? Lord'un size söylediklerini duymuyor musunuz, "kendini yücelten herkes alçaltılacak, kendini alçaltan ise yüceltilecektir.'' [Luke 18.14] ... Rahipler Tanrı tarafindan onurlandırılır; dinleyin sapkın-

216


Rahip Comsas'ın Bogonıillere Karşı Söylevi

!ar! Tanrı havariler hakkında ne der: 'Din bilginleri ve Feri­ siler Musa'nın kürsüsünde otururlar. Bu nedenle size söy­ lediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin ama onların yaptıklarını yapmayın. Çünkü söyledilderi şeyi kendileri yapmazlar'[Matt. 23.2-3]. Görüyor musunuz sapıklar, fena bile olsalar, din adamlarını onurlandırmakla sorumlusunuz. Eğer Tanrı muhteşem ve kutsal havarilere Musa'nın kürsü­ sünde oturanlara itaat etmeyi emrediyorsa, İsa'nın kürsü­ sünde oturanları ne kadar onurlandırmalısınız, siz düşü­ nün. İsa, Musa'dan çok daha fazla saygıdeğerdir. O halde O'nun tahtında oturanlar, Musa'nın kürsüsünde oturanlar­ dan çok daha fazla saygıdeğerdir. .. Bu günah, öteki tüm günahlardan daha ağırdır. Yahudi­ ler bile Lord'un bedeni hariç her şeye tükürdüler. Oysa bu sapıklar O'nun tanrısallığına tükürdüler ama bu onların yü­ züne geri döner. Kısaca bu sapıklar, İsa'yı çarmıha geren o Yahudilerden çok daha fazla günahkardır; Yahudiler O'nun bedenine hakaret ettiler, oysa bu sapıklar onun tanrısallığı­ na küfrediyorlar. Aslında, ilahi kutsallığa karşı gelemeyen şeytan, onları yardımcısı yaptı, aynen Judas'ı Lord'un çar­ mıha gerilmesinde yaptığı gibi. O (şeytan), onları Kutsal Kilisenin tüm geleneklerine küfretmeleri için kışkırtır. Ama­ cı, kutsal havarilerin ve babaların bize emanet ettiği ibadet ayinlerine zarar vermektir. Bu asla olamaz, Lord şöyle der, 'ben kilisemi bu kayanın üzerinde kuracağım. Ölüler diya­ rının kapıları (yani kafirlerin öğretileri) ona karşı direneme­ yecek' [Matt. 16.18]. Hangi havari ya da kutsal adam siz sapkınlara Tanrı'nın Musa'ya verdiği kanunları hiçe sayma­ yı öğretti? Peygamberlerde, onları aşağılayacak ve yazdık­ ları kitapları reddedecek hangi yalanları buldunuz? Nasıl olur da, O'nun haldonda kehanet eden kutsal peygamber-

217


Hrisıiya11 Diia/ist Heretikler

leri reddederek İsa'yı sevdiğinizi iddia edersiniz? Peygam­ berler kendileri hakkında bir şey demez; Kutsal Ruh'un em­ rettiği gibi, bize öngörülerini anlatırlar. Peygamberlerin ağ­ zından konuşan Tanrı'nın sözlerine inanmıyorsanız, kutsal havarilerin peygamberler hakkında söylediklerini dinleyin bari. Havarilere de inanmıyorsanız, dinsizlerden bile daha inançsız, şeytanlardan bile daha hainsiniz. Havarilerin bü­ yük lideri Peter şöyle der; 'Bütün peygamberlerin ağzından eski çağlardan beri bildirdiği gibi' [Acts. 3.18-21]. Kutsal Paul de aynı şeyi söyler, 'Kendisi kimini elçi, kimini pey­ gamber, kimini müjdeci, kimini önder ve öğretmen atadı. Öyle ki kutsallar hizmet görevini yapsın' [Eph. 4.11-12]. Görüyor musunuz sapıklar, peygamberler kutsaldır ve Kutsal Ruh her şeyi onların ağzından bildirdi. Kitap, İsa'nın onun ırkı sayesinde beden bulduğu Davut haklanda ne der? 'İşay oğlu Davut'u gönlüme uygun bir adam olarak gördüm, o her istediğimi yapar' [Acts. 13.22]. Aynı Davut haklanda Matthew, İncil'inin başlangıcında şöyle der: 'İb­ rahim oğlu, Davut oğlu İsaMesih'in soy kaydı' [Matt. 1.1]. Kafirler bu büyük ve kutsal Davut için bir şey yapmaz ve Kutsal Ruh'un onun ağzından söylediklerini inkar ederler. 'Tanrı'nın yoldaşı [james 2.23] İbrahim'i ya da Daniel'ı ya da onun yoldaşları Azariasları ya da vahşi hayvanların bile korktuğu, ateşin bile ürküp geri çekildiği öteki peygamber­ leri kabul etmezler. Büyük Güneş'in zuhuru, Öncü John için de aynısını yapar, ona İsa karşıtlığının müjdecisi olarak ha­ karet ederler. Oysa Lord O'nu tüm azizlerden daha üstün tutar: 'Size doğrusunu söyleyeyim, kadından doğanlar ara­ sında Vaftizci Yahya'dan daha üstün biri çıkmamıştır' [Matt. 11.11]; Lord'un kendisi onun önünde başını eğip onun el­ lerinden vaftiz edildi. Doğrusu şu, evangelist John the The-

218


Rahip Comsas'uı Bogomillere Karşı Söylevi

ologian' a göre onların kendisi Mesih karşıtıdır, 'Çocuklar, bu son saattir. Mesih karşıtının geleceğini duydunuz. Nite­ kim şimdiden çok sayıda Mesih karşıtı türemiş bulunuyor.' [1 John 2.18] Onların tüm kötülüğünü gölgede bırakarak bu alçakla­ rın ne yaptıklarını görün; Efendimiz ve Tanrımız İsa'nın saf ve aziz annesini onurlandırmazlar 16 ve ona karşı çılgınca şeyler söylerler. Bu kitapta, peygamberlerin onun hakkında söylediklerine dayanarak, ona yapılan hakaretleri yazmak mümkün değildir. Lord, bitip tükenmek bilmeden, her zaman olduğu gi­ bi onunlaysa (Meryem), siz sapıklar kurtuluşa giden bu yo­ la aldırmazken, neye güveniyorsunuz? Tanrı'nın kutsal an­ nesi, biz sana sığınıyoruz; şimdi ve o müthiş yargılama gü­ nünde bize karşı merhametli ol. Görünen ve görünmeyen tüm dünyada en kutsal görünen sensin. Gerçek kutsanmış ev, senin içinde büyüdüğün evdir: 'Tanrı senin orta yerin­ dedir; sen asla devrilmeyeceksin çünkü En Yüksek olan se­ ni tapınağında kutsadı.' Sen Hıristiyanların dayanağısın, günahkarların koruyucusu, iffetli yaşayanların iftihar kayna­ ğı ve inancımızın siperisin. Öyleyse, Tanrı'nın kutsal anne­ si, Tanrı'nın kutsanmış annesi, dualarınla Oğlu'ndan yüksel (çoğal) ki tüm kötülüklerden kurtulalım; bizler Tanrı'nın Oğlunu senin sayende tanıdık ve O'nun kutsal bedeni ve kanına katılmaya değer bulunduk. O'nun, senin kollarında­ ki şeklini bir ikonda gördüğümüzde, biz günahkarlar sevi­ nir, önünde başımızı eğer ve hevesle onu öperiz. Umarız ki, duaların sayesinde cennetteki yaşantıya erişelim. 16 Kutsal Bakire Meryem kültünün Paulikienler ve Bogomiller tarafından

reddi için Sicilyalı Peter (7), madde 22, 39: EP ( 19): EZ (25) madde 8,22.

219


Hristiyan Düalisı Hereıikler

Büyük Basil 17 şöyle demişti, 'Görüntüye gösterilen me­ rak, orijinalini aşar.' Kafirler, havari Paul'ün putlar hakkında dediklerini duydu: 'Tanrısal özün, insan düşüncesi ve bece­ risiyle biçimlendirilmiş altın, gümüş ya da taştan bir nesne­ ye benzediğini düşünmemeliyiz' [Acts 17.29]. Bu alçaklar bunun ikonlar anlamına geldiğini düşünerek, bu sözleri, kendi başlarınayken ikonlara saygı göstermemek için bir bahane olarak kullanırlar. Kiliseyi ziyaret ettiklerinde kuldan korktukları için haçı ve ikonları öperler. Bizim gerçek inan­ cımıza dönenler şöyle dedi 'Biz tüm bunları yürekten de­ ğil, insanların hatırına yapıyoruz; inancımızı gizliyoruz.' Bizler, gerçek inananlar, Lord'un görüntüsünün bir ikon üzerinde resmedilmiş halini gördüğümüzde, ellerimizi ona doğru uzatır, derin bir iç çekeriz; ruh gözümüzü cennete, O'na, Baba ve Kutsal Ruh'Ia olana doğru çevirip haykırırız, 'İsa Efendimiz, seni yeryüzündeki kurtuluşumuz için kim gösterdiyse, ellerinin haça çivilenmesini (senin de isteğin­ le) kim istediyse, tüm düşmanlarımızı kaçırmak için haçını kim bize verdiyse, kim bize güvenmeni sağladıysa, bize merhamet etsin.' Sonra, Tanrı'nın kutsal annesi Meıyem'in ikonunu gördüğümüzde, yine kalbimizin derinliklerinden ona sesleniriz, 'Tanrı'nın en kutsal annesi, bizi unutma, biz­ ler senin halkınız, çünkü bizi himaye eden sensin;· sana şü­ kürler olsun ki günahlarımızın azalmasını umuyoruz, vs.' Azizlerin görüntülerini gördüğümüzde de aynısını söyleriz: Tanrı'nın Aziz ... - burada adını söyleriz- Lord için acı çeken sen, bilginle etkile, benim için dua et, dualarınla kurtuluşa ulaşabileyim.·

17 Büyük St Basil (330-79).

220


Rahip Comsas'ın Bogoınillere Karşr Söylevi

Görüyor musunuz sapıklar, 'İkonlara saygı gösterenler, pagan Grekler gibidir' derken sizin sözleriniz ne kadar da yanlış ve aldatmacayla dolu. Bir ikona saygı gösterirken onun boyası ya da ağacı önünde secde· etmeyiz, tam ter­ sine, O'nun çıkarılmış sureti önünde secde ederiz. Yaşlı ya da genç, onun portresi, olması gerektiği gibi resmedilmiş­ tir. Aynen kocasını seven, iyi kalpli bir eş gibi, bu kadın ev-· de kocasının bir gömleği ya da kemerini gördüğünde, ko­ cası dışarıda ya da uzun bir yolculuktaysa, onu ellerine alır, öper, gözleriyle kucaklar; onun sevdiği, eşyanın parlak renkle.ri değildir. Sever çünkü o eşya sevdiğinin admı taşır. Biz, İsa'yı seven Hıristiyanlar da, Tanrı'nın inançlı hizmet­ karlarının şehit edilirken giydiği bir kıyafet bulduğumuzda ya da onun bedeninden bir kemik ya da kabrinden biraz toz, onları en kutsal sayarız. Huşu içinde onları kucaklar, sevgiyle öperiz. Saygı gösterdiğimiz şey rıe tozdur ne de parlak renkli kıyafet, saygı gösterdiğimiz şey, azizin kendi­ sidir, hatta iyi hizmet sunmuş İsa'dır. Davut Peygamber'in dediği gibi, 'Tanrım, ben arkadaşlarını şerefle kucaklarım.' Ama onlar Davut'u ya da peygamberleri değil, sadece İncil'i dinlediklerini, Musa'nın kurallarına göre değil hava­ rilerin kurallarına göre yaşadıklarını söylerler. O zaman, ge­ lin ve dinleyin sapıklar, eğer kulağınız varsa. Sizlere Kutsal Yasaya ve peygamberlere itaat etmeyenlerin aslında İsa'yı inkar ettiğini kanıtlayacağım. Lord bu konuda ne der? 'Kut­ sal Yasayı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, ta­ mamlamaya geldim' [Matt. 5.17]. Aslında, kafirlerin Kutsal Yasada ve peygamberlerde gördüğü, onları yok saymaları ve onlara hakaret etmelerinin ve onların bizi kurtaramaya­ cağını iddia etmelerinin nesi yanlış ya da ayıptır? .. 221


Hristiyan Düalist Heretik/er

Onlar, Tanrı'nın Kutsal Kilisesine ait olan geleneğin her bir parçasına hakaret eder, kendi öğretilerine hürmet gös­ terir, babaları iblisten öğrendikleri masalları mırıldanırlar. Aslında, onların bu saçma düşüncelerini sizin önünüzde if­ şa etmek de mantıksız - daha önce de söylediğim gibi, sözleri cennetler altındaki her şeyi pisletir. Hepsi aynıdır, Size bir şey daha söyleyip kalanını sükunete yollayacağım: · Karanlıktakilerin gizlice yaptıklarından söz etmek bile ayıptır.' [Eph. 5.12] Birçok insan bu sapıklığın neyi temsil ettiğini anlaya­ maz bile. Bu insanların adaletin ellerinde acı çektiğini dü­ şünür. Çektikleri acı, hapisler ve engellemelerin sonunda Tanrıdan bir ödül alacaklarını düşünürler. Paul.'ün ne dedi­ ğini onlara da hatırlatalım: 'spor yarışmasına katılan kişi ku­ rallar uyarınca yarışmazsa zafer tacını giyemez' [2 Tim. 2.5]. Nasıl olur da, ev sahipleri acı çekerken, onlar şeyta­ nın insanlığın ve tüm ilahi yaratının yaratıcısı olduğunu id­ dia ederken merhameti hak ederler? Ve bu büyük cehalet­ leri yüzünden bazıları ona yeıyüzüne inmiş melek (fal/en: yeıyüzüne inmiş ama düşkün anlamına da geliyor), bazıla­ rıysa 'kötülüğün hizmetkarı' der.18 Kullandıkları bu sözler akıllı adamı güldürür çünkü iddiaları tutarlı değildir ve çü­ rümüş bir kumaş parçasının kırıntıları gibidir. Kötülük için­ de birbirlerine üstün gelmeye çalışırken her biri babası ve öğretmeni için kendi hayali ismini uydurur. Böylesi bir say­ gıyı Tanrı'nın eserlerinin yaratıcısı dedikleri kişi için tasarla­ mışlardır. Ayrıca, peygamberin aracılığıyla söylenen Tanrı'nın sözlerine rağmen 'Şanımı bir başkasına vermeye­ ceğim' [!sa. 42.3]. Tanrı'nın şanının, iblisin şanı olduğunu düşünürler. 18 EZ (25), madde 6 ile karşılaştırın.

222


Rahip Comsas'ın Bogoınillere Karşı Söylevi

Sapıklar, yalancı şeytanın İsa'ya 'Yere kapanıp taparsan bütün bunları sana vereceğim' [Mart. 4.9] dediğini duydu; işte inançlarını bu kalıba sokar ve onun Tanrı'nın yaratısının ustası olduğunu düşünürler. Yine Lord'un 'bu dünyanın egemeni yargılanmış bulunuyor' [John 16.11] sözü ve 'bu dünyanın egemeni geliyor. Onun benim üzerimde hiçbir yetkisi yoktur' [John 14.30] sözleri üzerine şeytana usta ve Tanrı'nın yaratısının prensi adını verirler. Ama neden ona prens dendiğini öğrenmeleri gerekir. Lord'un çarmıha ge­ rilmesinden önce, idoller dünya üzerinde yayıldığında, hi­ leli kurbanlar her yerde sunulurken, şeytan kendini güçlen­ dirdi, günah ve ölüm onunla birlikte egemen oldu. Tanrı'nın tek oğlunun kendi gücünü kendi haçıyla ortadan kaldırma lütfunu göstermesinden sonra, o (şeytan) artık 'prens' ya da 'usta' olarak anılmadı. Tam tersine, düşman ve muhalif dendi. Onu her gün ayaklar altında çiğnenirken görüyoruz, sadece erkekler değil, kadınlar da, daha zayıf cinsiyettekiler de aynısını yapıyor. Piskopos Cyprian · ın 19 kutsal bakiresi Justina'nın ve Tanrı'nın diğer azizlerinin ha­ yatını okumuş olanlar bunu bilir. Şeytanın isteklerini yerine getirenler, eşkıyalar, ahlaksızlar, kafirler ve ona itaat eden­ ler ona hala prens, baba ve usta der. Tanrı ona güç verdiği için değil, ona kendi istekleriyle koştukları için. Şeytani to­ humlarını her kalbe eker ama her yerde semeresini almaz. Domuzlar üzerinde bir gücü yok ise Tanrı'nın yaptığı insan üzerinde ne kadar gücü olur ki? 19 Antiochlu büyücü Cyprian ile genç ve güzel Hıristiyan Justina'nın dön­ dürülmesi ve şehit edilmesi ile ilgili popüler eğitici efsane 379 yılında kaydedildi. Bu efsaneye Nazianzenli Gregory tarafından, vaazında {tari­ hi) Carthageli Cyprian göndermeleri de katılmıştır. Bkz. De!ehaye, 'Cyprian d'Antioche et Cyprian de carthage.'

223


Hrisıiyan Dürı/ist Heretikler

İnsanlarımızın birçoğunun bize şunu sorduklarını duyu­ yoruz 'Tanrı şeytana, insana saldırması için neden izin ve­ rir?' Bu çocuksu düşünceler sağlıklı bir beynin ürünü ola­ maz; Tanrı'nın insanların kafalarına şeytani düşünceler ekil­ mesine izin vermesi, cesur insanlann yararı içindir. Bu sa­ yede Tanrı'nın istel<lerini ve şeytanın isteklerini yerine ge­ tirenler ayırt edilecektir... Kardeşlerim, bizleri herhangi bir günaha yönelten bir düşünceyle karşılaştığımızda, Lord'un asası ve desteğine sarılalım, yani İsa'nın haçına. O'nu (ha­ çı) derhal yüzümüze ve kalbimize yaklaştıralım ki bu utan­ maz ve cesur köpek (şeytan) bizden uzaklaşsın; bize saldır­ mayı tekrar denerse, haçın aynı işaretiyle onu durduralım. Sapıklara gelince ... kendilerini isa'nın haçına yabancı­ laştırdıkları için ve O'nu kendilerinden uzaklaştırdıkları için tümüyle şeytan tarafından, onun istediği gibi yönetilirler. Bir kancayla balık yakalamaya çalışan, kancaya bir kurtçuk takmadan balık yakalayamaz. Dolayısıyla bu sapıklar da ze­ hirlerini ikiyüzlü tevazuları ve oruçlarıyla gizler. İncil'i elle­ rine alıp onu inançsız bir şekilde yorumlar, insanları bu yol­ la yakalayıp cehennem azabına sürüklerler; tüm merhame­ ti, tüm Hıristiyan inancını yok edebileceklerini sanırlar... Boş yere ve duygusuzca, onu dualarıyla yakarlar. 'Varımı yoğumu sadaka olarak dağıtsam, bedenimi yakılmak üze­ re teslim etsem ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir ya­ rarı olmaz.' [1 Cor. 13.3] İnsan hakkında söylenen buysa, Tanrı'nın Kilisesinin in­ sanlara sevmeyi öğretmediğini söylemek ne kadar doğru olur? İncil'i harap edere!< 'domuzun burnundaki altın hal­ ka' gibi [Prov. 11.22] ona eziyet ediyorlar; onların yanlışla­ rını dinleyenlerin ruhlarını zehirleyerek o tatlı yiyeceği ölümcül bir yiyecek yapıyorlar. Nasıl bir kase bala bir dam224


Rahip Comsas'ın Bogomillere Karşı Söylevi

la sirke bile atsanız, acır; işte onların zehri de onları dinle­ yenler üzerinde aynı etkiyi gösterir - kötü bir şey yapma­ dıklarını sansalar bile. Bu, şeytanın huyudur; gözleri kör eder, günahları küçültür. Bu sayede kötü işler yapanlar, yanlış yapmadıklarını düşünürler. Bir kuş tek bir hamleyle de yakalansa ölüme mahkum­ dur; bir sürü parmakla yakalanan sapıklar nasıl ölmesin? Ki­ tapların hangi sözünü çarpıtmadılar, dünyanın ilahi düzeni­ nin neresine küfretmediler? Sadece yeryüzüne küfretmek­ le kalmayıp küfürlerini yükseklere savurdular. Şeytanın is­ teğiyle her şeyin var olduğunu söylediler; gökyüzü, güneş, yıldızlar, hava, insanlık, kiliseler, haç; şeytana mal ettikleri ama Tanrı'ya ait olan her şey; kısaca, yeryüzünde hareket eden her şeyi, ruhu olsun olmasın, şeytana mal ederler. lncil'de Lord'un iki oğlunun hikayesini duyduklarında [Luke. 15]. büyük oğlu İsa, küçük oğlu ise babasını aldatan· şeytan yaparlar. Ona kendi aralarında Mammon adını ver­ mişlerdir.20 Onu, dünyasal şeylerin yaratıcısı ve mimarı olarak görürler. Kendilerine eş almalarını, şarap içip et ye­ melerini önerenin o olduğunu söylerler. Kısaca, sahip ol­ duğumuz her şeyi hor görürler ve kendilerini cennetin sa­ kinleri gibi gösterirler. Mammon'un hizmetkarlarını da ev­ lenip dünyada yaşayan insanlar olarak görürler. Tüm bun­ ları nefretle inkar ederler, bizim yaptığımız gibi perhiz uğ­ runa değil. Çünkü onların cenabet olduğunu düşünmeyiz. Kutsal Ruh, Paul'ün ağzından bunun hakkında da kehanet­ te bulundu. Paul, Timothy'ye yazdığı mektupta 'Ruh açık­ ça diyor ki son zamanlarda bazıları yalancıların ikiyüzlülü­ ğü nedeniyle aldatıcı ruhlara ve cinlerin öğretilerine kulak 20 Psellos'un metninde (34) büyük olan şeytan, küçük olan da isa'dır. Ay­ rıca EZ (25), madde 6'ya bakınız.

225


Hristiyan Düalist Heretikler

vererek imandan dönecek. Vicdanları adeta kızgın bir de­ mirle dağlanmış bu yalancılar evlenmeyi yasaklayacak, iman edip gerçeği bilenlerin şükranla yemesi için Tanrı'nın yarattığı yiyeceklerden çekinmek gerektiğini buyuracaklar. Oysa Tanrı'nın yarattığı her şey iyidir, hiçbir şey reddedil­ memeli; yeter ki şükranla kabul edilsin. Çünkü her şey Tanrı'rıın sözüyle ve duayla kutsal kılınır' [1 Tim. 4.1-5] der. Sapıklar! Kutsal Ruhun. Tanrı tarafindan meydana geti­ rilen yasal evliliğin saf olduğunu, ölçülü bir şekilde alınan yiyecek ve içeceğin insanı suçlu çıkarmayacağını açıklayan bu sözlerini duydunuz mu? .. Burada yazdığımız kişilerin aşırı yeme ya da içme istek­ lerini artırmak ya da izin vermek değil, bizleri, murdar say­ dıkları şaraba ya da ete dokunmayı yasaklayan iğrenç sa­ pıkların ağzını kapatma arzusudur. Sarhoş olmanın Tanrı'ya ve insana karşı nefret dolu olmak demek olduğunun farkın-. dayız; sarhoşluk aptalları güldürür, akıllı adamları ağlatır. Çünkü Tanrı'nın kendisine verdiği zeka ve mantığı kaybe­ der ve kendi özgür iradesiyle bir insan yerine vahşi bir hay­ vana dönüşür. Ertesi gün, başı ve midesi ağrır. kasları titrer. Bu, iki sonuç doğurur; ruhun günahları ve bedenin hasta­ lıkları. Yani, vücut ihtiyaç duyduğu için, ölçülü alınan şarap iyi bir şeydir. Ama aşırı alındığında kişiyi büyük kötülükle­ re boğar. Bu sapıklardan birinin şöyle dediğini duyuyorum: 'Seni aramızdaki öğretmen olarak kim atadı?' Onlara şu sözü ha­ tırlatalım, 'Her nimet, her mükemmel armağan yukarıdan gelir' [James l. 1 7]. Burada söylediğim ne kendimle böbür­ lenmek ne de birilerine tuzak kurmaktır, Tanrı yasaklar gurur, meleklerin bile cennetten sürülmesine yol açar­ amacım. bu sapıkları yalanlamaktır. ..

226


Rahip Comsas'ın Bogomillere Karşı Söylevi

İşte bu yüzden biz İsa'ya inananlar, biz din adamları, si­ zin değersiz öğretmenleriniz, size havarinin sözleriyle yal­ varıyoruz, 'Sevgili kardeşlerim, her ruha inanmayın. Tanrı­ dan olup olmadıklarını anlamak için ruhları sınayın. Çünkü birçok sahte peygamber dünyanın her yanına yayılmış bu­ lunuyor.' [ 1 John 4.1 J Eğer bu insanlara güvenir ya da onları evinizde hoş kar­ şılarsanız, ya da onlar için size hoş gelecek işler yaparsanız, bakınız, sizi önceden uyardım; kendinizi onlarla birlikte ebedi işkenceye mahkum edersiniz. O halde, İsa'rıın inanç­ lı halkı, şeytandan kaçan, köre göz olan, ölüleri dirilten bir kafir bile görseniz, sakın ona inanmayın. Lord 'Onlar muci­ ze ve keramet gösterirler ki mümkünse, seçilmişi bile kan­ dırabilsinler' der. Bu hatalara düşen anneniz, babanız, er­ kek kardeşiniz ya da oğlunuz olsun, ilk ya da ikinci uyarı­ nızdan sonra hala sizi dinlemiyorsa, ondan ayrılın ve ondan tiksinin. Çünkü 'Birinci ve ikinci uyarıdan sonra bölücü ki­ şiyle ilişkini kes. Böyle birinin sapmış olduğundan ve gü­ nah işlediğinden emin olabilirsin; o kendi kendini mahkum etmiştir.' [Titus 3.10-11 J Kardeşlerim, şeytanın rüzgarını görüyor musunuz? On­ lar kutsal vahizi de reddeder, vaftiz edilmiş küçük çocuk!ardan bile iğrenirler. Genç bir çocuk görünce, sanki kötü bir kokudan çekinir gibi ondan çekinirler; kendileri insanlı­ ğa ve meleklere karşı pislik de olsalar, yüzlerini tükürükle kaplarlar. Yalandan ve alışık oldukları şekilde, Hıristiyan kalmak istediklerini söyleseler dahi onlara inanmayın; on­ lar babaları şeytan gibi yalancıdır. Şimdi nasıl olur da, vaf­ tiz edecek rahipleri yokken, ıstavroz çıkarmazken, rahiple­ rin dualarını yazıp onları onurlandırmazken Hıristiyan ol­ duklarını iddia ederler? Olur da, sırtını inancımıza tama-

227


Hristiyan Düahst Heretikler

men döndüren bir rahip onların inancına katılırsa, beş para etmez ustaların korkusundandır. Oysa yüreği ve aklı , Lord'un kutsal kiliselere verdiği yasadan hayli uzakta ge­ zinmektedir. Küçük çocuklar saftır, günahsızdır; Şimdi, tekrar Lord'un havarilere seslenerek onlar hakkında söyledikleri­ ni dinleyelim: 'Bırakın çocukları, baria gelmelerine engel olmayın! Çünkü Göklerin Egemenliği böylelerinindir.' [Matt. 19.14] Ve yine 'Yolunuzdan dönüp küçük çocuklar gibi olmazsanız, Göklerin Egemenliği'ne asla giremezsiniz' [Matt. 18. 13] Kafirler gururla öylesine şişmişlerdir ki -ünlü Ferisilerden bile daha çok - Lord'un saf olduğunu açıkladı­ ğı çocukların kendilerine getirilemeyecek kadar değersiz olduğunu iddia bile iddia ederler, onlardan korkuyla kaçar­ lar. Büyük cehalet içinde, durmaksızın onlar için adlar üre­ tirler. Onlara Mammon'un (kendilerince şeytanın) çocuklac rı derler ... Kutsal vaftize gelince, bu konuda sizinle zoraki konuş­ muyorum; dengesiz bir aklı bile olsa, herkes bilir ki vaftizi oluşturan ve bize ileten Tanrıdır. O, şöyle der: 'Bu nedenle gidin, bütün ulusları öğrencilerim olarak yetiştirin; onları Baba, Oğul ve Kutsal Ruhun adıyla vaftiz edin; size buyur­ duğum her şeye uymayı onlara öğretin' [Matt. 28.19-20]. Kutsal havarilerin kurduğu ve büyük çabalarla öğrettiği her şeyi bu kafirler yıkmak için uğraşır. .. Lord'un mucizelerine inanmayan onlar,. nasıl Tanrı'nın ve insanların düşmanı olmaz ki? Çünkü onlar şeytana yara­ tıcı der. İsa'nın gösterdiği mucizeleri kabul etmezler. Evan­ gelistlerin, Lord'un mucizelerini yüksek sesle ilan ettiğini duysalar dahi, onları 'kendi yıkımları için çevirirler' [2 Peter 2.16] ve şöyle derler 'İsa, hiçbir körün tekrar görmesini

228


Rahip Coııısas '111 Bogoıııillere Karşı Söylevi

sağlamadı, hiçbir kötürümü iyileştirmedi, ölüleri canlandır­ madı, bunlar sadece masaldır. Evangelistler, çıkarılan gü­ nahları sanki hastalıkmış gibi sunarlar.' Ayrıca, çölde beş yaprakla beslenen kalabalığa da inanmaz ve şöyle derler, 'Orada olan ekmek değil, dört evangelistin İncilleriydi, be­ şine\ de Havarilerin İşleri idi.' Kısaca, onlar her şeyin anla­ mını 'kendi yıkımları için saptırdılar.' Onların duaları binlerce hatayla doludur. Gün içinde dört kez, gece boyunca da dört kez21 olmak üzere evleri­ ne kapanır dua ederler ve kapalı tutulması gereken beş ka­ pıyı açarlar. 22 Dua ederken 'Cennetteki Babamız' derler ama bu bile onları suçlu kılar. Çünkü bu sözleriyle cennetin ve yeryüzünün yaratıcısına Baba'ya seslenirler ama onun yaratısını şeytanın yaratısı olarak alırlar. Dua ederken yüz­ lerinin üstünde istavroz da çıkarmazlar. Onlara şu soruyu soruyoruz. Sizin deli düşüncelerinize göre şeytan bu görünen dünyayı yarattıysa, neden ekmek yiyip su içiyorsunuz? Onlar şeytanın eseri değil mi? Neden bizim giysilerimizden giyiyorsunuz? Onları yaratan kadar bizleri de kınıyorsunuz ama rızanızın dışında, kastettiğiniz Tanrıdır; Tanrı bizlerin ve görünen görünmeyen her şeyin yaratıcısıdır. Görüşleriniz ve sözleriniz şeytanın tohumları­ dır; o (şeytan) kendisine cennetin altında bir yer bulama­ yınca, yüreklerinizi yuvası yaptı ve orada, bir kuş gibi, dü­ şünce ve doktrinlerinizden çıktı. Aslında, size oruç tutma­ yı, secdeye varmayı, Lord'un dirildiği gün (Pazar) kendini­ zi elle yapılan işlere vermenizi kim öğretti? Size göre bu kuralları koyan insandır; İncillerde yazmaz. Sizler Lord'un 21 EZ (25), madde 19, 'günde yedi kez, gecede beş kez.'

22 Beş duyu anlamında.

229


Hristiyan Diialist Heretikler

hiçbir bayramını ya da l<utsal şehit ve kutsal babaların hiç­ bir anma törenini gözlemlemezsiniz. Yanılgılarının tüm dolaşıklığını, cehennem azabının tüm işaretlerini görün. Doğru düşünmedikleri için onlardan bekleyeceğiniz türden, öğrettikleri birçok hatadan oluş­ muş iğrençlikleri de atlıyorum. Akılları varsa, Tanrı'nın kut­ sal annesinin günahkar olduğunu iddia etmezler; akılları varsa, şeytana cennetin ve yeıyüzünün yaratıcısı demezler; akılları varsa, haça Tarırı'nın düşmanı demezler; duyguları varsa, onlara miras bırakılan Kilisenin kutsal geleneklerine hakaret etmezler; duyguları varsa, kutsal emanetler üzerin­ de gerçekleşen mucizelere yalan demezler, tam tersine Lord'un şu sözünü dinlerler: 'benim yaptığım işleri bana iman eden de yapacak; hatta daha büyüklerini yapacaktır' [john 14.12]. Kafirler herhangi bir azizi şereflendirmeyi reddederken, Tanrı'nın mucizelerini de kötülerler. Hadi birisi onlara sorsun, 'Yaptığınız ve söylediğiniz şey bu mu?' - hemen inkar eder ve yemin ederler, 'Bizler sizin düşündüğünüz gibi değiliz.' Yaptıklarını ve dualarını öyle güçlü inkar ederler ki içlerinde hiç l<ötülük yok sanırsınız: 'Kötülük yapan herkes ışıktan nefret eder ve yaptıkları açı­ ğa çıkmasın diye ışığa yaklaşmaz' [john 3.20]. Bu, müritle­ rine öğrettikleri bir hiledir, onlara şu açıklamayı yaparlar: 'Yaptığımız şeyler ve dualarımız insanlar arasında bilinirse, tüm emeğimiz boşa gitmiş sayılır.' Kendilerini Lord'un kul­ landığı sözlerle rahatlatırlar, 'Dua ettiğiniz zaman ikiyüzlü-. ler gibi olmayın. Onlar herkes kendilerini görsün diye yüz­ lerinin şeklini değiştirirler. Ama siz dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Babanız' a dua edin. Dua ettiğinizde boş sözler tekrarlayıp duracağı­ nıza cennetteki Babamız'a dua edin.' Çünkü ona göre iki-

230


Rahip Coınsas'ııı Bogomillere Karşı Söylevi yüzlüler 'köşe başlarında dikilip dua ederler' [Matt. 6.5, 16.6-7. 9]. Kafirler okudukları her şeyi çarpıtırlar; 'Köşe baş­ larının' kiliseler olduğunu; 'sözlerin aşırılığını' kiliselerdeki dualar ve görevler olduğunu iddia ederler. Yazık onlara, Lord'un sözlerinde yazılı olduğu gibi: 'günahı cezbeden dünyaya yazıklar olsun! Kötülüğe teşvik gelir ve gereklidir ama teşviğin gelmesini sağlayana yazıklar olsun!' ... Cahil ruhları tuzağa düşürmek için kullandıkları öteki görüşlerden de söz etmek isterim: 'Kendinizi dünyevi iş­ lerle bıktırmamalısınız: çünkü Lord şöyle der: "ne yiyece­ ğiz, ne içeceğiz, ya da ne giyeceğiz diye kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler" [Matt. 6.25, 312]. İşte bu yüzden bazıları avare gezer, ellerine herhangi bir iş almak istemez; evden eve dolaşır, diğerlerinin, kan­ dırdıkları insanların, yiyeceklerini yerler. Lord'un da dediği gibi daha fazla kınanacaklar. Havari Paul şöyle der: .. .'Ça­ lışmak istemeyen yemek de yemesin' [2 Thess. 3.10]. Ya­ ni kafirler çift suç işlerler, her ikisi de alternatif bir doktrin yaymak için ve insanları kötülüğün oğlunu karşılamaya ha­ zırlayarak İsa karşıtı yeni müjdeci ve havariler olmaktır. Müritlerine, ustalarına itaat etmemeyi öğretirler; zengi­ ni küçümser, Çardan nefret eder, amirleriyle dalga geçer, boyarlarını (Bulgaristan, Rusya'da aristokrat sınıf) azarlar, Çar için çalışanlara Tanrı'nın tiksinerek baktığına inanır ve köylülere ustaları için çalışmamalarını öğütlerler. Bu nokta­ da kafirleri utandırmak için İsa'yı seven inançlı havarilerin ve peygamberlerin sözlerine başvuracağız. 'İmparatorlar ve lordlar Tanrı tarafından görevlendirilmiştir' [Prov. 8.1518] diyen Tanrı'nın dirayetidir. Şunu dinleyin: 'Adil olanı kralların yönetmesi ve hükümdarların karar vermesi ben­ dendir; benim sayemde prensler emreder ve asiller yöne-

231


Hristiyan Düalist Heretikler

tir. Beni sevenleri severim ve gayretle beni arayanlar beni bulur. Zenginlik ve onur benimledir.. .' Aynı konuda öteki !<Utsa! yazılarda daha fazlası bulun­ maktadır ama kafirleri çelişkili saçmalıklarında destekleye­ cek herhangi bir şey yoktur. Aynen şu sözde olduğu gibi, 'Ne yiyip ne içeceğiz diye kaygılanmayın' [Matt. 6.25], Lord, el işçiliğini yasaklamak için söylemedi bu sözü. Ter­ sine, kendi ruhumuzla ilgilenmek yerine dünyevi işlerle va­ kit kaybetmeyelim diye söyledi. 'Ruh' der, 'yiyecekten da­ ha değerli, bedense kıyafetten daha değerlidir.' Bizler el iş­ çiliğine başvurmaktan men edilmedik. Ellerimizle çalıştığı­ mız için, ruhlarımızı ilahi konuları düşünerek meşgul etme­ liyiz. Tanrı insana çalışmamayı emretmiş olsaydı, tarlalarda üzüm, ağaçlarda buğday yetişirdi. Ancak şu haliyle Tanrı insanlara çalışmayı ve ürünlerini ihtiyaç sahipleriyle paylaş­ mayı emrediyor. Bu da tembellerin ve küfür sahiplerinin ağzını kapatıyor ... Sizlere insanların düşmanı şeytanın onları tuzağa düşü­ rüp yakalamak için kullandığı başka bir düşünceden daha söz etmek isterim. Lord'un kardeşi James'den şunu duy­ dular: 'Bu nedenle, şifa bulmak için günahlarınızı birbirini­ ze itiraf edin ve birbiriniz için dua edin' [james 5.16] ama bu sözlerin rahiplere söylendiğini anlamadılar. James şöyle der: 'İçinizden biri hasta mı, kilisenin ihtiyarlarını çağırtsın, Rab'bin adıyla üzerine yağ sürüp onun için dua etsinler. İmanla edilen dua hastayı iyileştirecel< ve Rab onu ayağa kaldıracaktır. Eğer hasta günah işlemişse, günahları bağış­ lanacaktır' [james 5.14-15]. Kafirler birbirlerine itiraf eder ve şeytanın tuzağında beraberlerken günahlarını dökerler. Bunu sadece erkekler değil, kadınlar da yapar ve işte bu ayıplamaya değerdir. Çünkü havari şöyle der: 'Kadının öğ-

232


Rahip Comsas'ın Bogomillere Karşı Söylevi

retmesine, erkeğe egemen olmasına izin vermiyorum, sa­ kin olsun.' [1 Tim. 2.12] Ama kafirler bilmedikleri her şeye küfrederler. Kutsal havari Jude şöyle der: 'Ama bu kişiler anlamadıkları her şe­ ye sövüyorlar. Öte yandan, akıldan yoksun hayvanlar gibi içgüdüleriyle anladıkları ne varsa, onları yıkıma götürüyor. Vay onların haline! Çünkü Kayin'in yolundan gittiler. Ka­ zanç için kendilerini Balam'ınkine benzer bir yanılgıya kap­ tırdılar. Korah'ınkine benzer bir isyanda mahvoldular. Sev­ gi şölenlerinizde sizinle birlikte pervasızca yiyip içen bu ki­ şiler birer kara lekedir. Yalnız kendilerini besleyen çobanlar­ dır. Rüzgarın sürüklediği yağmursuz bulutlara, serseri yıl­ dızlara benzerler. Onları sonsuza dek sürecek koyu karan­ lık bekliyor.' [Jude 10-13] İnsanlığın iyiliği için havariler, kafirler hakkında, havari­ lerin liderinin dediği gibi şunu bile yazdılar, 'Siz seçilmiş soy, Kralın kahinleri kutsal ulus, Tanrı'nın öz halkısınız' [1 Peter 2.9]. Rahiplerin hepsini şereflendirmeli, iyi ve bilge kişilere yaklaşmalısınız, 'çünkü Tanrımızın lütfunu sefahate araç eden, tek efendimiz ve Rabbimiz İsa Mesih'i yadsıyan bazı tanrısızlar gizlice aranıza sızdı' [jude 4]. John şöyle der: 'Size gelip de bu öğretiyi getirmeyeni evinize alma­ yın, ona selam bile vermeyin. Çünkü böyle birine selam veren, kötü işlerine ortak olur' [2 John 10-11 ]. 'Çünkü' der 'birçok aldatıcı dünyanın her yanına yayıldı. Başardıklarını­ zı yitirmemek ve ödülünüzü eksiksiz almak için kendinize dikkat edin.' [2 John 7-8] Kafir inancı paylaşan birini görürseniz ve aranızdan biri onlara yol gösterecek olursa, ona anlatın ve onu doğru yo­ la çevirin: 'yapılması gereken iyi şeyi bilip de yapmayan, günah işlemiş olur' [James 4.17]. Sizi dinlemez ve bu kur-

233


Hristiyan Diialisı Hereıikler

tancı öğretiyi kabul etmezlerse, ayağınızın tozunu silkele­ yin ve şöyle deyin: 'Kendi kanınız kendi başınızın üstüne olsun.' Bir kafiri bu şekilde damgaladıktan sonra ondan, ru­ hundan ve bedeninden uzaklaşın. 'Onu putperest ya da vergi görevlisi say' [Matt 18.17] der Lord'umuz. Şunu da bil, kıyamet gününde Sodom ve Gomorra bile ondan daha iyi durumda olacaktır. Yani, itaat etmek istemeyen köpek­ lere bu öğretiyi verme ve incilerini domuzun önüne saç­ ma. Ancak bu kutsal sözleri dinler, pişman olur ve kafirle­ rin düzenbazlıklarından vazgeçerse, onlara da coşkuyla ku­ cak açın. Ama pişmanlıklarının sahte değil gerçek oldu­ ğundan emin olun. Çünkü çok kurnazdırlar ve fikirlerini kalplerinin derinliklerinde saklarlar. Dediğim gibi, dönüşle­ ri gerçekse ve gözyaşları içinde çarpık yanılgılarını itiraf ederlerse, onları doğru yola yönlendirin. Bilin ki öteki dün­ yada büyük bir ödül alacağız ... Evangelist John'un [aslında James 5.19-20] sözlerine kulak verelim: 'Kardeşlerim, içinizden biri gerçeğin yolun­ dan sapar da başka biri onu yine gerçeğe döndürürse, bil­ sin ki, günahkarı sapık yolundan döndüren, ölümden bir can kurtarmış, bir sürü günahı örtmüş olur.'

234


16. ORTODOKSLUK SYNODIKONU: BOGOMİLLERLE İLGİLİ MADDELER Ortodoksluk Synodikonu, 843 'te ikonların yenilenmesi sı­ rasında yer alan kutlamaların anısını korumak için karar verilen bayramın bir parçası olarak başladı. Bayram kutlan­ dı ve Synodikon Lent'in (Paskalya öncesi perhiz) ilk Pazar günü her yıl okundu. Ortodoks öğretisini özetleyen Synodikon 'un (Kararlar) orijinal metni, İkonoklast ve onların destekçilerinin dok­ trinlerini suçlu çıkardı. Ayrıca (bazen şehitlerin) muhalifle­ rini de kınadı. Daha sonraki düzeltmelerde, metne dok­ trindeki gelişmeleri özetleyen eklemeler yapıldı. Bu ge­ reklilik on bir ve on ikinci yüzyıllardaki dini anlaşmazlıklar­ dan sonra ortaya çıktı. Bunun için Gouillard'ın 'Le Synodi­ kon d'orthodoxie', sayfa 186-226'ya bakabilirsiniz. Bu ek­ lemeler metnin tüm el yazmalarında bulunur. Genelde ka­ bul gören bu eklemelerin yanında yalnızca bir grup el yaz­ masında bulunan başka eklemeler de vardır. Bogomil kar­ şıtı mateıyaller bu kategoriye aittir. Aşağıda verilen (a) ve (b) sadece bir el yazmasında bulunur -Vindob.hist.gr. 73-. Bu, bir on üçüncü yüzyıl belgesidir (Gouillard'ınldnde Cc). (c) synodikon geleneğinden bağımsız meydana gelmiş görünen beş lanetten oluşmaktadır. Bunlar aynı zamanda, 'Büyük I<ilise'nin l ve patriksel mabetlerin rahibi Strategi­ us için Ağustos 1027'deyazılmış Coislianus 213, eucho­ logion 'da (ya da özel olaylar için dualar koleksiyonu) bu-

ı

St Sophia.

235


Hristiyan Diia!ist Hereıikler lunur. (d) Synodikon'un beş el yazmasından sağlanan on üç lanetten oluşur. Bunların tümü A tina bölgesiyle ilişkili olan tek gruptan gelir. Bu bölümle ilgili oluşabilecek so­ runların tartışmaları için Gouillard'ın 'Le Syn'?dikon d'ort­ hodoxie', sayfa 232-3'e bakabilirsiniz. Bogomil karşıtı ma­ teıyalin hiçbiri Synodikon'un lstanbul (Constantinopolitan) metninde bulunmaz. Çeviri, Gouil/ard'ın düzenlediği 'Le Synodikon de /'orthodoxie', T&M 2 (1967), sayfa /-313'denyapılmıştır.

(a) sayfa 59. Bulgaristanlı Peter yönetiminde bu Maniheist heretikliğine karışmış, daha sonra bunu her şehre ve böl­ geye yaymış papa Bogomil'e,2 (b) sayfa 61. [Satır 243'e kadar değişik ek parçalar] Catepanate ve Panormus'da keşfedilen Bogomillere la­ net olsun.3 (c) Bölünmez, eşit derecede şerefli, tek tahtı paylaşan, ezeli ve ebedi Kutsal Üçlü birliğinin alemin bir tarafı oldu­ ğunu kabullenmeyen, buna karşın 'Amen' adını verdikleri bir meleği Oğul olarak gösteren, Baba ve Oğul'!a eşit de­ recede güçlü Kutsal Ruh'un alemin daha düşük derecede diğer tarafı olduğunu söyleyenlere lanet olsun. 2 Bu, Bogomil'den adıyla bahseden ilk Yunanca kaynaktır. Metinde konu­

nun geçtiği yer ()ohn ltalus'un (1076, 1082) lanetlenmesiyle ilgili detay­ ların hemen ardından) Basil'in yargılanması ve cezalandırılmasıyla bir

bağ kurabilir; bkz. (24), (25).

3 Panormus'us (Yunanca'da liman) neresi olduğu belirsizdir. En iyi bilinen Panormus, 831 'den itibaren önce Arap daha sonra da Norman kontro­ lünde olan Sicilya'daki Palermo'dur. Dalmaçya kıyısındaki. Cephalloni­ a'da, Straits'deki Cyzicus'ta ve bugün Prenses Adalan olarak bilinen ls­ tanbul Boğazı'ndaki Adalar'da da birer Panormus vardı. İstanbul Boğa­ zı'ndaki ana deniz limanı olan Hieron'un heretik eylemlerle ilişkisi için bkz. EP ( 19). Catepan yüksek rütbeli deniz subayıdır; Hieron'la bağlantı­ sı olan için;bkz. Arhweiler, Byzance et la. mer, s. 57; Sicilya'daki Panor­ mus'la bağlantılı olan için a. g.e., s. 124-5.

236


Bogomillerle İlgili Maddeler

Tanrı'nın, cennetin, yeıyüzünün ve tüm yaratılmışların yaratıcısı, Adem'i şekillendiren ve Havva'yı yapan olduğu­ nu kabul etmeyip Adversaıy'nin (Şeytan) tüm bunların ya­ ratıcısı ve yöneticisi, insan doğasını şekillendiren olduğunu söyleyenlere lanet olsun. Tanrı'nın Oğlunun, Sözün, tüm çağlardan önce O'nun sayesinde olduğunu, Tanrı'nın gü­ nahsız annesi Meıyem'den onun merhametiyle tekrar vü­ cut bulduğunu, kurtuluşumuz için günahlar dışında her şe­ yi üzerine alıp insan olduğunu kabul etmeyenlere; O'nun kutsal ve ölümsüz mucizelerini paylaşmayanlara lanet ol­ sun. Çünkü dünyanın yaşaması için kutsal ve değerli kanı­ nı akıttı ama onlar bunu sadece sıradan bir içecek ve ek­ mek gibi görürler. Tüm dünyanın ve şerefinin kurtarıcısı olarak Lord'un, Tanrı'nın ve Kurtarıcı isa'nın haçına saygı göstermeyenlere lanet olsun. Çünkü onlar bunu bir zulüm aracı olarak görür­ ler. Oysa bu (haç), düşmanın silahlarını ve aletlerini yok eder, yaratılanı putlardan kurtarır ve evrene zafer kazandı­ rır. Lord'umuz, Tanrı ve Kurtarıcı İsa'nın kutsal ve saygıde­ ğer görüntüsüne, bizim için vücut bulmuş Tanrı ve Lord'un simgesi olarak saygı göstermeyenlere; O'nu ve saf ve kut­ sal annesini ya da tüm azizleri O'nun görüntüsünde temsil edildiği gibi onurlandırmayanlara, tersine onlara put di­ yenlere lanet olsun. (d) sayfa 63-9. Lord'umuz, Tanrı ve Kurtarıcı İsa, kutsal öğrencileri ve havarileri aracılığıyla bizlere inancın saf sırrı­ nı verdi ve son günlerde yalancı havari ve peygamberlerin geleceğini söyledi. Bizleri bu tür insanlardan uzak durma­ mız için uyardı. Tanrı'nın müjdecisi Paul, Timothy'ye şöyle yazdı. 'son günlerde birileri inancı terk edip hileyle yanlış

237


Hristiyan Diialisı Heretikler

öğretiler veren, bilinçleri dağlanmış iblislerin hatalı ruh ve doktrinlerine yönelecek; evliliği yasaklayıp Tanrı'nın inanç­ lı insanlar için yarattığı ve şükranla paylaşmaları gereken yiyeceklerden sakınmalarını men edecek. Çünkü Tanrı'nın yarattığı her şey şükranla karşılandığında güzeldir. O, dua ve Tanrı'nın sözüyle kutsanır.'4 Ve yine, 'Bazıları çeşitli ar­ zularla tuzağa düşürülmüş, Tanrı'nın gerçeği bilgisine yak­ laşmakta ve öğrenmekte zayıf oları, günah işlemiş baskı al­ tındaki kadınların evlerine gizlice girecek ve onları ele ge­ çirecek.'5 Tanrımız ve Kurtarıcımız bizi önceden uyardığı ve İn­ cil'de bunu öğütlediği için, bu kehanetlere dayanarak ken­ dimizi savunalım, işte şimdi son günlere geldik. Karışık bir­ çok adı oları 6 Messalianlar veya Bogomiller'in sapkınlıkları artık her köyde, şehirde ve bölgede yaygın. Bunu öğreten­ i erse saf halka zarar vermeye devam ediyor. İsa'nın bu düş­ manları kendilerine Hıristiyan diyor. İsmin güzel etkisiyle Ortodokslarla karışıyor. Koyun postuna bürünmuş kurt ola­ rak fark edilmedikleri için, saygı duyduğumuz metinleri kullanarak boş vaazlarını vermeye başlıyorlar. Bu maskeyle kabul gördükleri ve dinleyicilerin katılımını sağladıkları an­ da da zehirlerini akıtmaya başlıyorlar. Yakınlaştıktan sonra da onlarla birlikte pis, yalancı ve Katolik Kilisesine yabancı olan, laneti hak eden Şeytanın öğretisini kusuyorlar. Messalianların ya da Lycopetrianların Phoundatai veya Bogomillerin sapkınlıklarının lideri, kendine İsa diyen ve 4 1. Tim. 4. 1-5. 5 1. Tim. 3. 6. 6 Kaynaklarda Manikean!ık, Messalianlık ve Bogomillik ile ilgili karmaşa ol­ dukça yaygındır. Bunun nedeni heretiklere dair yapılan arkaik tanımlar olabilir. Ancak bazen daha yakın tarihli sapkınlıklara atfedilen öğretiler hakkında da karmaşa yaşanmaktadır. Bkz. (23)

238


Bogomillerle İlgili Maddeler

öldükten sonra dirileceğini söyleyen, bu nedenle de Lyco­ petrus (kurt-Peter) adı verilen Peter' a lanet olsun. O (Pe­ ter), taşların altına pis davranışları büyücülüğü sayesinde gömüldüğünde, zavallı müritlerine üç gün sonra dirilece­ ğini söyledi. iğrenç mezarının başında beklediler. Üç gün sonra o taş yığınının altından bir kurt gibi ortaya çıktı.7 O'nun yoldaşı ve müridi,8 diğer kutsal yazıtları mahve­ den ve Kutsal Ruh'un yanında Tanrı Babayı ilgilendiren tüm sözleri yanlış anlatarak, onları kendi ruhani babasına uygu­ layan, özellikle de St Matthew'un tüm lncil'ini yanlış yo­ rumlayan, böylelikle Tanrı'nın şerefini kendi iğrenç tarikatı­ na saptıran Tychicus' a lanet olsun. 9 Dadoes'e, Sabas'a, Adelphius'a, Hermas'a, Simeon'a ve böylesi bir sapkınlığın zehrini saçan, kadın erkek deme­ den sıradan insanları yoldan çıkaran ve onları yıkımın içine atan ötekilere de lanet olsun.10 . Kutsal ve yaşam kaynağı Üçlü'nün -yani Tanrı Baba ve vücut bulmuş Söz, Tanrı'nın oğlu, Lord'umuz !sa ve Kutsal Ruh- yanı sıra başka bir üçlünün ya da yedi cennetin en üs­ tünde oturan daha büyük bir gücün olduğunu o iğrenç uy; durmaları 'Yeşeya'nın Bakışına ( Vision of Jsaiah)' dayandı­ rarak söyleyenlere lanet olsun. 11 7 Peter Lycopetrus ve onunla ilgili farklı efsaneler için bkz. EP ( 19) ve dip­ not 49. Sapkın liderlerin yeniden dirileceklerine dair sahte sözler verdik­ leri suçlaması Siman Magus'a da yöneltilmiştir; Hippolytus, Refutatio, VI. 20. 2-3. 8 Muhtemelen Sergius(Tychicus, bkz. Sicilyalı Peter (7), madde 132-73 ve oradaki dipnot. 9 EZ (25), madde 28-SZ'deki St Matthew lncil'ine dair heretik yorum bu tanıma uymaz.. 1 O Bu beş isim daha önceki Messalian karşıtı bir mateıyalden alıntıdır; bkz. Damascuslu St John, De haeresibus, (PG 94, sütun 735 B8). 11 'Vision of lsaiah' çevirisi için, Wakefield ve Evans, Heresies of the High Middle Ages, no. 56 (s. 447-64).

239


Hristiyan Diia/ist Hereıikler

Kutsal Ruh tarafından söylenen ve kutsal babalar tara­ findan bize emanet edilen kitapların dışında başka kitaplar kullananlara lanet olsun. Tanrı'nın izin verdiği et yemenin ve evliliğin Tanrı'ya iğ­ renç geldiğini söyleyen ve bunları yasaklayanlara lanet ol­ sun. Bizlere emanet edilen, önce kutsal havarilerin daha sonra kutsal ve kutsanmış babaların ve Kilise öğretmenle­ rinin kullandığı dua ve ilahileri reddedenlere; tüm bunları reddeden ve boş tekrarlar diyenlere; Tanrıdan ilk ayrıldı­ ğında insanlara, Lord'un haç işaretini yapmadan secde ederek Babamız sözünü kullanmalarını öğretenlere (bu duanın Lord İsa tarafindan iletildiğini söylerler) ama aslın­ da iğrenç babaları Şeytan'a dua edenlere lanet olsun. (Bu yüzden haç işaretini kabul etmez ve o eski final cümlesini duymaya dayanamazlar. 12 O cümle, kutsal bilginler ve Ki­ lisenin öğretmenleri tarafindan kutsal ve özleri bir olan Üç­ lü şerefine iletilmiştir: 'Senin krallığın, gücü ve şanı, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh.' Yoldan çıkmış bir şekilde bunu düşü­ nen, öğreten ve bu konuda sonuna kadar inat edenlere la­ net olsun. Kilisede toplanmaktan nefret eden ve sessizliği bahane ederek özel yerlerde oturup öğretenlere lanet olsun. As­ . lında iğrenç yanlışları fark edilmesin ve açığa çıkmasın di­ ye sapkınlıklarının tüm zehrini, kıyıda köşede, yanlışa yön­ lendirdikleri ve sonuna kadar bu hatayı yapmaları için ısrar ettikleri insanların üzerine boşaltabilsinler. Havariler tarafından bize aktarılan, insan eliyle Tanrı'nın 12 Ortodoks Kilisesi Lord'un duasına bu doksolojiyi düzenli olarak ekler. Batıda, bunun her zaman kullanılmadığı bölgede, Katarlar bunu kullan­ mıştır ve bu yüzden eleştirilmişlerdir. Bkz. Ek 1.

240


Bogomil/erle İlgili Maddeler

şerefine kilise inşa etme geleneğine saldıran ve benzer şe­ kilde mübarek ve kutsal ikonların yapımına, onları şereflen­ dirmeye ve saygı göstermeye karşı çıkanlara, tümüyle bo­ zulmuş ve kangren olmuşlara lanet olsun. Lord'umuz, Tanrı'mız ve Kurtarıcı İsa'nın kutsal havari­ lerine emrettiği, O'na inananların Baba, Oğul ve Kutsal Ruh adına vaftiz edilmesi gerektiği öğretisini tersine çevir­ meye çalışanlara; tüm bunları görmeyenlere ve içlerindeki Şeytan'ın etkisi altında kutsal vaftizin sadece su olduğunu söyleme cesareti gösterenlere lanet olsun. Çünkü onlar, inancımızın ve Kilisenin dışındadır ve hepsi de Tanrı'ya ya­ bancıdır. Bu aptallık ve saçmalıkla, yaşam kaynağı kutsal haça idam sehpası diyenlere; kutsal vaftizin günahların affedil­ mesini sağlayan ve Ruh'tan gelen olmadığını, sadece su olduğunu söyleyenlere; iğrenç üyelerini bir keşiş ve ma­ nastır alışkanlığıyla giydirip aynı zamanda onların ruhlarını ve bedenlerini mahveden böylesi bir duayı okuyarak Ruh'un vaftizini verdiğini iddia edenlere lanet olsun. Lord'umuz ve Tanrı'mız Kurtarıcı İsa'nın kıymetli bede­ ni ve kanının komünyonu sadece ekmek ve şarap komün­ yonudur diyenlere, bu şekilde komünyona gelmiş sıradan halka yiyeceğin önünde sıra olmalarını ve dikkat çekme­ mek için gönüllüymüş gibi davranmalarını söyleyen ve kendilerine döndürdükleri rahipleri yemekten sonra ilahi ve korkunç sırları kutl&maya yönlendirenlere, açık açık İsa karşıtı oldukları için, kendilerine 'Christopolites' (İsa'nın yurttaşları) deseler de lanet olsun. Tanrı'ya olan tüm inancı devirmek için dinsizce başlat­ tıkları kötü ayinleri uygulayanlara; Kutsal Ruh'un mistik ne­ fesiyle ustamız İsa'dan aldığımız kutsal ve ilahi nefes du241


Hristiyan Düalist Heretikler rurken onlar kabul ettikleri kişilerin üzerine (hak ettikleri şe­ kilde) tükürürler, kabul ettikleri kişilere bizim cinlere yaptı­ ğımızı yaparlar, ayrıca bu kişileri pis suyla ıslatılmış bir sün­ gerle kutsal vaftizi ve Kutsal Ruh'un yaşam kaynağı varlığı­ nı yok etmek amacıyla baştan ayağa silenlere lanet olsun. Bunlar, yoldan çıkmış küfrün tohumları, dinsiz Şeytanın büyüyen vuruşları, musibet olandır. Ama, bizler, İsa'rıırı se­ çilmiş halkı tüm kalbimizle ilahi ve apostolik dol<trinlere ve babaların geleneklerine sıkıca sarılalım. Onların tehlikeli ta­ rikatlarından uzak durup, saflıkla Tanrı'ya hizmet edelim. O, şerefli oları ve tapılandır, O'na sonsuza kadar şan ve güç olsun, Amin.

242


17. ON BİRİNCİ YÜZYIL GÜNEY İTALYA PAULİKİENLERİ On birinci yüzyılda ita/ya 'nın Bizans vilayetleri Bari mer­ kezı; f bir catepan tarafından yönetiliyordu. 1041 'de cate­ pan, Güney ltaiya Narman/arının saldırdığı Michae/ Doue­ cianus'du. Merkezi Sicilya olan Bizans alaylarından yardım istedi ama iki kere yenildi. İlki Mart'ta, Narman/ar Melfi'yi işgal ettiğinde, ikincisi ise Mayıs 'ta oldu. Daha sonra yet­ kisi elinden alındı ama kendinden sonra gelen Boiannes de daha iyisini yapamadı. Sicilya'dan gelen yeni askerler tarafından desteklenmiş olsa da yenildi ve Montepeloso yakınlarında 3 Eylül 1041 'de Narman/ar tarafından esir alındı. Kullanılan metinler (a) Anna/es Barenses (MGH 559, sayfa 248}; Annals of Bari yakın zaman batı kaynağıdır ve Sicilyalı takviye kuwet/er arasında bir Paulikien alayın var­ lığını anlatır; (b} ise Apulialı Williain 'ın Urban JJ'nin (108899) isteğiyle yazmaya başladığı ve 1111 'den önce bitirdi­ ği Gesta Roberti Guiscardi'dir. Yarım yüzyıl önce Pau/iki­ enlerin bu önemli savaşta yer aldığını hatırlasalar da, bilgi kaynakları onları bazı Doğu usulü Hıristiyan askerlerle ka­ rıştırdı. Bu çeviri, La Geste de Robert Guiscard par Gui//au­ me de Poui/le 'nin M. Mathias baskısından yapılmıştır. (metin aynı zamanda MGH 559, sayfa 239'da da basılmış­ tır.) 1 Haritaya bakınız.

243


Hristiyan Düa/fa;r Heretikler

(a) [1041 yılı için giriş] Sicilya' dan Lombardy'ye2 gelen protospatharios ve ca­ tepan Michael. .. sonra, Mayıs ayında tüm Grekleri Aufidi­ us nehri yakınındaki Mons Maior adlı bölgede toplayarak, dördüncü gün başlarken savaşa dahil oldu. Orada bir sürü Nalulichi3 ve Obsequiani,4 Russi,5 Trachici,6 Calabrians ve Lombards ve liman yöresinden birçok insan telef oldu. Birkaç adamla düzensiz bir şekilde (kalanı da yarı canlı bir şekilde) vahşi Normanların korkusuyla geri çekilirken, Michael Sicilya'ya yazdı ve oraya yorgun Makedonların kendisi, Paulikienler ve Calabrianlar geldi. (b) [Eylül 1041 'de] Greklerin yanı sıra şeytani yanlışın duygusuzlaştırdığı başkaları da vardı. İşte adlarını da bun­ dan aldılar.7 Bu insanlar, Baba'nın İsa ile birlikte acı çektiği­ ni söylerdi ve haç işaretini alınlarının üzerinde tek parmaklarıyla yapardı.8

2 Yani, Lombard yönetimindeki güney İtalya, yoksa modern Lombardy de-

ğil.

3 Anadolulu. 4 Opsikionlu? (Opsikion teması için EP (19)'a bakınız.) 5 Rus şehirlerinden toplanan Varangianlar. 6 Trakyalılar. 7 [Cum Graecis aderant quidam quos pessimus error/Fecerant amentes et ab ipso nomen habebant.] Bu, Manikeanlara yani Paulikienlere bir atıftır: Altında Manijmaniac olan bir kelime oyunudur. 8 Haç işaretini tek parmakla yapmak sözde bir Jacobite (ya da Ermeni) ha­ tasıdır.

244


18. MUCİZECİ ST LAZARUS EFES YAKINLARINDAKİ PAULİKİENLERİ DÖNDÜRÜYOR Smyrna ve Efes arasında Asya Minör'ün batı kıyılarındaki Galesius Dağı 'ndaki manastırda yaşayan St Lazarus 'un ha­ yatından alınan bu bölüm, o bölgede, Divriği'nin düşme­ sinden ve bağımsız Pau/ikien devletinin yı/umından sonra Paulikien toplu/ul<ların varlığını gösteren kanıtlar içerir. Metin Acta Sanctorum; Nov. iii; Vita 5. Lazari auctore Gregorio Monacho, cilt 3, sayfa 508-88 (19/0)'da basıl­ mıştır.

Sayfa 51 Z. Kendisinden önce orada olan kardeşlerinden, manastırın karşısındaki dağda çileye çekilmek isteyenler için uygun bir mağara olduğunu öğrendiğinde, amirinden izin istedi ve oradan uzaklaşarak mağaraya yerleşti. Orada, önemli çilecilik eylemleri gerçekleştirdi. İnsanlığın düşma­ nı olan bu kişiler bu duruma daha fazla dayanamadılar ve ona baskı yaptılar. Kötü ruhlu biri, dağın yakınında bulunan köydeki kafirleri kışkırttı 1 -çünkü orada oldukça fazla vardı­ onu dağdan indirmek için onları kullanmak niyetindeydi. Köylüler dağa çıkıp ona alay ve hakaret savurdular. Aslın­ da, köylüler dağdan hemen inmezse ona saldırmaya bile niyetlendi ama o tüm bunlara sesini çıkarmadan kibarca dayandı. Çünkü onları buna kışkırtanın kim olduğunu bili­ yordu. Dolayısıyla onları kibar sözlerle uyarmaya ve öğüt 1 Bu sapkınlığın Paulikienlik olduğu çevrilen ikinci paragraftan anlaşılıyor. Bunun dışında başka bir kanıt bulunmamaktadır.

245


Hristiyan Düalist Heretikler

vermeye devam etti. Yalnızca ona olan düşmanlıklarını en­ gellemek için değil, aynı zamanda kalıtsal sapkınlığı inkar etmeleri ve Ortodoks Kiliseye yakınlaşmaları için. Onların, düşüncelerine teslim olduğunu görünce de Philetus2 pis­ koposuna yazdı. Sapkın düşüncelerini kilisede lanetledik­ ten sonra onları cemaate kabul etti. Onlardan bazıları in­ kardan sonra ona yaklaştı ve başlarını tıraş etmesi ve onla­ rı yanında oturtması için ona yalvardı. Bunu yapmaya ikna olmadı ama ötekiler yalvarmaya devam etti. Uzun tartış­ malar sonucu amirine tekrar yazdı ve onun emriyle kafirle­ ri aldı. [Sayfa 543] Başka biri, bir Paulikien, pedere geldi ve onu gördüğü anda başka tartışmaya gerek kalmadan ruhu­ na dinin gerçek sözünü aldı. Hemen pek de düşkün oldu­ ğu sapkınlıktan tövbe etti. Kutsal pederin isteğiyle sapkın­ lığı lanetleyince, manastırda vaftiz edilmeye değer sayıldı. Aslında daha sonra, tüm beklentilerin tersine, Tanrı'nın ina­ yetiyle bir keşiş oldu. Manastırda bir süre kaldıktan sonra, bazı nedenlerle karalandığı için, ya da aklının ışığı ayağını yerden kestiği için (çünkü hala din adamı sınıfindan değil­ di3) manastırı terk etti ve kendi ülkesine döndü. Ama, in­ sanı seven Tanrı, kutsal babamızın dualarıyla, onun Ku­ düs'e gitmesini ve St Sabas4 manastırında başının tıraş edilmesini sağladı.

2 Philetus, Myra piskoposluk bölgesinin yardımcı piskoposuydu. Bu yaşam öyküsünde St Lazarus'un kilise disiplinini sağlama konusunda gösterdiği özen vurgulanmaktadır. Sapkınlann kabulü ]<Onusunda kullanılan yön­

temler için bkz. ( l O). ( 11 ).

3 Yani henüz manastır yemini etmemişti. 4 Kudüs'teki St Sabas manastm için, Hirschfeld, The judean desert monas­ teries, s. 24-6; St Lazarus ile St Sabas manastırı arasındaki ilşki için, Mor­ ris, Monks and faymen, s. 34, l 97.

246


19. PERİBLEPTONLU EUTHYMIUS BOGOMİLLERİ İTHAM EDER (c. 1045) Bogomillerin inanç ve davranışları konusunda Grekçede bulunan ilk bilgiler böyledir. Yazarın kendisi hakkında ver­ diği bilgi dışında başka bir şey bilinmemektedir. Buna gö­ re, Acmonia bö/gesinden 1 gelmiştir (ya da en azından orayla akrabalık ilişkileri vardır) ve Basil ve Constantine döneminde (976-1025) annesine bir duruşmada eşlik edebilecek yaştadır. Dava, 'sonradan imparator olan son Romanus' tarafından görüldü - yani Eythymius'un Roma­ nus Jll'ün tahta çıkmasından (/028) en azından yirmi yıl önce doğduğunu ve metnin Romanus'un /034'te ölü­ münden sonra yazıldığını varsaymalıyız. Bogomi/leri suç­ lama/arı ve Ağustos 1027 tarihli euchologian'da bulunan tövbe formülleri (abjuration Formula) [11 J arasında sözsel benzerlik/er bulunmaktadır. 2 Euthymius, imparator Roma­ nus tarafından /030'da kurulan kendi manastırında yetki sahibiymiş gibi konuşur. 3 Onun yazdıkları, Bogomillerin başkentte ve kraliyet hamiliğindeki bir manastırda Mla ak­ tif olduklarını gösteren bir kanıttır. Euthymius'un yazdıkları, üçü parça parça (eksik, ta­ mamlanmamış) olmak üzere beş el yazmasında mevcut­ tur. Bu parçalardan bir tanesi PG 131 'de; diğerleri Fid,er, Die Phundagiagiten 'de basılıdır. Bunlar C olarak alıntılan­ dı. 1 Haritaya bakınız. 2 Bu elyazmasının ayrıntılan için ( 16)'ya bakınız. 3 5 nolu dipnota bakınız.

247


Hristiyan Diialist Heretikler İki el yazması, Vindob. 307 (=Ficker A) ve Vindob. 193 (=Ficker B) tüm metni içerir. Aralarındaki ilişki karma­ şıktır. A uzun olmasına rağmen, B kısaltılmış metin değil­ dir. Çünkü birçok noktada A 'dan daha doludur. A ise bü­ yük ölçüde eklenmiştir. Dahili (kendi içindeki) kanıtlara göre Euthymius'un kendisi tek Bogomil karşıtı belgeden daha fazla yazmıştır ve bunlar daha sonra başka yazarlar tarafından tekrar çalışılmıştır. Burada özellikle B'ye dayanarak karma metni bastık. A 'daki farklılıklar dipnotlarda belirtildi. C'deki önemli de­ ğişiklikler (tamamlanmamış) ana metinde gösterildi ama kolay fark edilsin diye altları çizildi.

Periblepton4 Manastırı 5 Keşişi Euthymius'un Constantina­ polis'teki Sözü Edilen Manastırdan Memleketine6 Yolladı­ ğı, Phudagiagitae7 ya da BogomiJS Denen İnançsız ve Adi Kafirlerin, Sapkınlıklarını Tanımlayan Mektup Tüm Hıristiyan kardeşlerim, birbirimizi teşvik edelim çünkü tüm çağların sonuna geldik ve bu günlerde Lord'umuz ve Tanrı İsa'nın İncil'inde açıkladığı her şeye ulaştık. O en son 4 Herkes tarafından görülen Tanrı'nın Annesi (Periblepton) Manastırı IJ1 Romanus tarafından 1030 yılında Suriye'ye düze_nlediği başarısız sefer­ den sonra kuruldu; Kendisi de 12 Nisan 1034'te iyi Cuma'da oraya gö­ müldü. Kilisenin gösterişli tarzı o dönemde eleştirilere neden oldu. Bu­ na dair günümüze ulaşan tek kayda göre kilisenin bir hayli lüks süslendi­ ği açıktır. Bl<.z. }anin, La Geographie ecclesiastique, 1 e partie, ili. s. 218. 5 C, imparatorluk sıfatını da ekler. 6 Acmonia bölgesi, Smyrna'nm kuzey batısı; bkz. s. 269 ve harita. 7 Ayrıca Bogomil olarak adlandırılan heretiklere takılan bu adın yeterli bir açıklaması yoktur. 8 A'da eklenen şudur: 've Messalianlar, Ermenilerin ve diğerlerinin sapl<ın­ lıkları.' Cde iki fark[ı metin mevcuttur. Pg metninde: 'Tanrısız Phundagi­ agitae, kendilerine lsa'nın yurttaşları diyenler ama batıda Bogomil olarak

248


Eutlıymiııs Bogomilleri hlıam Eder

büyük günahı anlatır: 'Sahte peygamberlerden sakının! Onlar size kuzu postuna bürünerek yaklaşırlar ama özde yırtıcı kurtlardır' [Matt. 7. 15]. İsa karşıtı havariler9 her yere yayıldı ve birçoklarını yoldan çıkardı, sadece din adamı ol­ mayanları değil, keşişleri ve rahipleri de... Daha önce an­ lattığım kafirler ne Tanrıyı cennetin ve dünyanın yaratıcısı olarak, ne Tanrı'nın annesini, ne kutsal haçı, ne kutsal kur­ banı, ne kutsal va�izi, ne kutsal kiliseleri kabul ederler, say­ gı gösterirler. Hepsine hakaret eder ve aşağılarlar.10 Bu dünyanın yaratıcısı Şeytan' a (Satane[) inanır ve taparlar.11 Kurnazca keşiş ve rahip görünümünde Hıristiyan rolü oy­ narlar. Kardeşlerim ve değerli akrabalarım, her ne kadar daha önce değersiz mektuplarımda. ... Phundagiagitae. .. . sapıklığından söz etmiş olsam da, sizlere tekrar hatırlatmak istedim.... ki onlara karşı önlem alın .... Kutsal yazılan yo­ rumlayarak inancı az olanları ve cahilleri kandırırlar.... teş­ his edilmeleri zordur, yani bazıları onları fark edemez bi­ le ... Bir keresinde farkında olmadan biriyle yolumu paylaş­ tım; daha sonra kim olduğunu ve nereye gittiğini sordu­ ğumda, düşüncelerini ve detaylarını öğrendim. ... Sahte · bilinirler.· Ficker'ın bastığı metinde ise 'Bunlar bahsi geçen Bogomillerdir. Süıyani dilinde Messalianlar, Grekçede Euchitelerdir. Lanet olsun onlara.' Adını aldıklan Syrian grubuyla nerdeyse hiçbir yapısal devamlık taşıma­ dıklan heretik grupların tanımlaması olarak Messalian/Massalian kullanı­ mı için, Rigo, 'Messalianismo:: Bogomilismo', s. 53-82. 9 Giriş bölümü, sayfa 74'e bakınız. 10Tanrı'nın annesi dışındaki tüm bu noktalara ileriki bölümlerde uzun uzun değinilmektedir. Ortodoks Kilisesi'nde Kutsal Bakire Meıyem'e Theoto­ kos (Tanrı Esirgeyicisi) olarak saygı gösterilir. Bogomiller, lsa'nın bir in­ san olduğuna inanmadıkları için ona (Meıyem) bu unvanı vermediler. 11 'Satanael' sadece Pg metnindedir. Şekiller arasındaki benzer bir karar­ sızlık için bkz. EZ (25) ve oradaki dipnot 3.

249


Hristiyan Düalist Heretikler

bir rahipti, bana söylediğine göre Gozas 12 ülkesindendi. St Paul'ün mektuplarındaki kutsal kitaptan aldığı kanıtla 13 ba­ na şöyle dedi: 'Ölüler yeniden dirilemez' .... Ona nasıl bir yanıt vereceğimi bilmeseydim ve sapık fikirlerini kabul et­ seydim, kim bilir pis ağzı daha neler söyleyecekti ve ru­ hum nasıl yaralanacaktı? Bir köylü için...havariden de ör­ nekler vererek .... oldukça mantıklı şeyler söylüyor gibiy­ di.." [Buradan uzun bir bölüm atıldı. Bu bölümde Euthymi­ us. amentüde bulunan dirilme konusundaki Ortodoks inancı açıklar. Kilise Genel Konseyinin aldığı ve duyurduğu kararları da sağlamlaştıran birçok mucizeden alıntı yapar.] [Ona dedim ki] .... 'Tüm azizler, ekümenik ışıklar ve öğ­ retmenler, kutsal öğretiyi inanç yoluyla doğruladı ve onay­ ladı, 'Ölülerin yeniden dirilmesini ve öbür dünyadaki yaşa­ mının gelmesini sabırsızlıkla bekliyorum.' Sence bunların tümü de kutsal ve doğru muydu, evet mi, hayır mı?' ... Şeytan'ın işçisi, İsa karşıtlarının lideri, şöyle yanıtladı: 'Ha­ varinin sözleri daha güçlüdür ve sen arkadaşım, onu nasıl anlıyorsun?' Ben, 'Tüm o kutsal adamlar Havarinin ne de­ diğinin farkında değil miydi?' .... "et ve kan Tanrı'nın ege­ menliğini miras alamaz" [1 Cor. 15.50] dedim. 'Ya kafirle­ rin arasında zaman geçiren ya da onlardan birisin. Çünkü bu kafirce sözlerini destekl�yen bir kanıtın yok' deyince beddua ve küfürlere başladı: 'Ben senin sandığın gibi biri 12 Gozas/Gozen ülkesi bilinmemektedir. Sadece Israelites'in, 2 Kings 17. 6'da geçtiği şekliyle taşındıkları yerle eşleşmektedir. Burası, Nisibis ya­ kınlarındaki kuzey Suriye düzlüklerinde bulunan Gaulanitis (Ptolemy 5. 18. 4) olabilir. 13 Ortodoks Kilisesi ölülerin dirilmesini kabul eder. Bogomiller ise bunu ka­ bul etmez. Görüşlerini 1. Cor. 15. 50'ye 'Etve kan Tanrı'nın krallığını mi­ ras alamaz' dayandırır.

250


Eııthymius Bogomilleri İtham Eder

değilim.' Bu alışkanlık olmuş yalanlar ve aldatmacalar Hı­ ristiyanlara yanıt verirken kullandıkları türden şeylerdir. Çünkü kalplerinde pusuya yatan yılanı saklamak telaşında­ dırlar. 'Ama' dedi, 'çıkarım gereği, söylediklerini araştıra­ cağım' .... [Diriliş doktrininin kutsal yazılara dayanan iki bin söz­ cükten oluşan metin çıkarılmıştır.] Aynen anlattığım gibi. ... daha önce ve hala yanlışı sa­ vunan adam inanmayı kabul etti; ama kafasında inançsız olan inançsız kaldı .... Ben Kudüs'teyken 14 sözü edilen küfrü paylaşanlar harf­ leri bilmeyen ve cahil olan müridimi buldu ve kendi safla­ rına çekmek için. cennetteki Tanrı'ya değil, bu dünyanın Lord'u, şeytana inanmaya onu ikna etti. [John 12.31] Yani. ben bu şeytanın yoldaşı yolcudan ayrıldığımda ve Kudüs gezisinden döndüğümde. söylediğim gibi. mutsuz müridi­ mi Periblepton manastırında yoldan çıkmış bir halde bul-· dum. Bu tip kafirler her yerdedir. şehirde ve şehir dışında öğretilerini yayarlar. ... Bana karşı olmaya hazır öğrencim. ateistlerin küfürlerinden sanki benim yararımaymış gibi söz etmeye başladı. Bunu duyunca olanları anladım. ona güler yüz gösterdim, sanki cahilmişim gibi. bu tip şeyleri öğre­ ten öğretmeni görmek istediğimi söyledim.'Ben de onlar­ dan faydalanmak isterim. çünkü sana, öğrencime, inana­ mıyorum' dedim. isteğimi büyük bir memnuniyetle karşı­ ladı ve onları bana getirdi. O dönemde manastırda olan 14 Muhtemelen hac için. Holy Sepulchre Kilisesi 1009'da Halife Hakim'in emriyle yıkılmıştı. 1030 yılında Suriye ile yapılan barış anlaşmasının maddelerine istinaden Romanus 111 Argyrus tarafından Bizans hüküme­ tinin harcamaları üstlenmesiyle yeniden inşaya başlandı. 1048 yılında Constantine Monomachus tarafından tamamlandı. Bkz. Coüasnon, The church of the Holy Spelchure in Jerusalem, s. 20.

251


Hristiyan Diicılist Heretikler

adamlara da cahilmişim gibi davrandım. onlara insanları yoldan çıkaran kafirler değil. baba. ruhlarımızın kurtarıcısı, öğretmenler diye hitap ettim. Dinsizliklerini ortaya çıkar­ mak için başka çarem yoktu. Onları bir süre odamda tutup konuştum. Görülmesi gereken bir manzaraydı kardeşle­ rim. onların dinsiz lideri. Kafirin dudaklarında sadece kutsal havari Paul'ün mektupları ve İncil'in sözleri değil. St lohn Chrysostom'un teolojisi. Psalter'in (Zebur) sözleri. atasöz­ lerinden 15 alıntılar vardı. Daha sonra insanlara hata yapma­ yı öğrettiğini söylüyor. onlara kendisinin önceden geliştir­ diği kutsal yazıları önemsememesini ve onlara inanmama­ sını emrediyordu. Merak etmeyin, kutsal yazıları çalışan ve öğrenen sadece o değildi. Kafirin kendisinden daha sonra da bilgi aldık ama tüm bunları onun ağzından söyleyen şeytanın ta kendisiydi. .. Buna inanmazlık etmeyin çünkü kutsal yazılarda da böyle olduğunu bulduk. Babaların Söz-· leri'nde. cinlerin sık sık kesişe yanıt verdiği (her ne kadar ruh da olsalar) ve kesişlerin hücrelerine girerek dua edip onlarla birlikte ilahi okuduğu yazılıdır (ilahi 119'u ve diğer­ lerini satır satır okurlar). ... Orada dört ateist vardı. Haklarından gelerek onları bir­ birinden ayırmaya. zincirlere vurulmuş şekilde yalnız bas­ larına hapsetmeye ve yanlısları ve sapkınlıkları konusunda tam ve doğru bilgi vermezlerse ölümle tehdit etmeye ka­ rar verdik. Kararı uyguladık. Onları tek tek sorguya çektik. Sanırım sapkınlıkları hakkında netleşmemiş hiçbir nokta kalmadı. 'Ona inanmıyorsanız. nasıl ağzınıza alırsınız?' di15 C, şunu ekler: 'Kirlenmiş olanlar, (altın ağızlı) St John Chrysostom'u pis ağızlı diye aşağılar.' Bu suçlama EZ (19)'da tekrarlanır, madde 21, dip­ not 64. 'Babalar'ın Sözleri' ilk dönem keşişlerin sözlerinin toplamı için kullanılan genel bir tanımdır. Bunların çoğuna PG 65, 74-439'dan ulaşı­ labilir.

252


Euthymius Bogomilleri İtham Eder

ye kutsal kitap konusundaki bilgilerinin nerden geldiğini sorduğumuz ilk hain şöyle yanıtladı: 'keşiş gibi davran­ mazsam bir Hıristiyanı kandıramam; bizler kendimize Hı­ ristiyan deriz ve aynen Hıristiyanların yaptığını yapar gibi görünürüz. Kutsal kitapları öğretimizmiş gibi savunuruz. Bu vaaz için bizi gönderen kişi kutsal kitapları bize ezber­ letir.' Kafirler bu dünyanın lorduna (ki Şeytandır) isa der. mektupların ve kutsal incillerin gücünü ona atfederler. ay­ nen kabul ettikleri gibi. Ve aynen kandırılmış müridim ba­ na söylediği gibi. Kendilerine gerçek Hıristiyan derler. Lanetlenmiş olanlar. 'Peter adlı bir sapkından. Lycopet­ rusl 6 jakaplı bir yün tarakçısından şeytani bir tılsım aldık ve buna St Peter'ın Revelation'u (Yeni Ahit'in son kitabı) 17 de­ dik. Farklı öğretilerle kişiyi Tanrıdan uzaklaşmaya ikna etti­ ğimiz ve bizim. yani daha çok şeytanın isteğine sevk etti­ ğimizde biliriz ki vaftizde aldığı Kutsal Ruh'un keremi onu terk etmiştir' diyerek günah çıkardı ve devam etti. 'bu ay­ nı şeytani sözleri basının üzerinde bir mühür olarak okuma geleneğimiz vardır. 1 8 O sözler okunduğu anda, vaftizde aldığı Kutsal Ruh'un keremi onu terk eder ve yoldan çıka­ nın üzerine şeytani bir enerji gelir. Ondan sonra da istedi16 Lycopetrus, Kurt Peter demektir. Burada, 488 yılında ölen Antioch Pat­ riği Tarakçı Peter, Peter Lycopetrus ve Kapadokyalı Peter arasında bir ka­ rışıklık bulunmaktadır. Son ikisi aynı kişinin farklı adları olabilir. Bkz. Go­ uillard, 'Le Synodikon de l'oıthodoxie', T� 2 (1967), s. 65 ve yorum­ lar. 17 Bu adla bilinen üç anonim eser vardır. En bütün olanın çevirisi için, NTA 2, s. 663-83. Bu, erken dönem anonim bir eserdir. Eusebius (HE 3. 25) tarafmdan sahte olarak nitelenmiştir. Bu eserde öteki dünyadaki ödüller ve cezalar hakkında renkli bir anlatım vardır. Aynı adlı başka bir eser (gü­ nümüze ulaşmamıştır} Peter the lberian'a atfedilmiştir. Bu kişi 491 'de ölen bir Monophysite'dir ve burada kastedilen olabilir; bkz. Gouillard,

'L·Heresie dans rempire byzantin', TII-M 1 (1965), s. 299-324.

18 'Mühür' terimi ilk K.ilise'de vaftiz anlamında kullanılırdı.

253


Hristiyan Düalist Heretikler

ği her şeyi söyler.' Kendisine, yoldan cıkmış kisinin basının üzerinde bu sözlerin okunduğundan haberinin olup olma­ dığı sorulduğunda, bilmediğini söyledi ve 'Üzerinde dört incil'i okuyacağız' diyerek onu kandırırız. Kitabı basının üzerine koyarak kutsal kitaptan bilindik sözlere başlarız. basının üzerinde kendi sözlerimiz ezberden okuruz.19 Bu gerçekleştiğinde ve Kutsal Ruh'un keremi onu terk ettiğin­ de. şeytanın mührünü alır, kötü ruh icine girer ve kalbinde pusuya yatar. Gelecekte hiç kimse bu kisiyi şeytanın elin­ den alamaz; Tanrı'nın kendisinin de yapabileceğinden emin değilim' dedi. Kendisinin de geçtiği yolun bu olduğunu ayrıntı vere­ rek öğretmenine söverek anlattı. Sonra biz o ateiste şöyle dedik: 'Senin de kabul ettiğin gibi, bir sapkınlığın içindesin, öğretin de sapıkça. Hiçbir kötü şey bundan daha kötü ola­ maz. Neden ötekileri de kandırmakta bu kadar isteklisin?' Uğursuz olan yanıtladı; 'Kötüyü bilen ve şeytan tarafından öğretmen ve havari olarak atananlar, bunu büyük bir şevk­ le yapmadıkları sürece, hain şeytanlarla yaşayamaz,' Sonra ona yine sorduk, 'Yoldan çıkarılan kişi daha sonra afsunun dayatma olduğunu öğrenir mi?' O şöyle cevapladı: 'hayır. Öğrenmez. Yalnızca kötülüğün öğretmenleri bunu bilir.' Yine ona döndük, 'Madem yaptığın ve söylediğin her şe­ yin şeytani olduğunu biliyorsun, neden Hıristiyanlığa ait her şeyi kullanıyorsun?' Aşağılık adam şöyle dedi: 'Havari der ki "inançtan kaynaklanmayan her şey günahtır" [Rom. 14.2-3] Herşeyi yapıyor olabiliriz ama vaftiz de, papazlık da, monastik yemin de, ya da Hıristiyan olan herhangi bir

19 EZ {25), madde 16 şöyle der: 'St John Gospel'ı Bogomil kabul törenle­ rinde kullanıldı.' EP ayini yanlış anlamış {kasten mi?) gibi görünüyor.

254


Euthymius Bogomilleri İtham Eder

şey de olsa, inançla yapmayız.20 Her şeyi gösteriş için ya da eğlenmek için gizlenme amacıyla yaparız. Yöneticimiz [archon] bize böyle davranmamızı söyledi ve ekledi, "Be­ nim uğruma kimse tehlikeye düşmeyecek."21 Her konuda mış gibi davranın. Ben Isa kadar katı kalpli değilim, öğren­ cilerime onun gibi "İnsanların önünde beni inkar edeni, ben de inkar edeceğim" [Matt. 10.33] demem. Gerekti­ ğinde beni inkar edin, lanetleyin. Barıa karşı her şeyi söy­ leyin ve yapın, Hıristiyanların tüm etkinliklerini yaparmış gibi görünün, sonra bana dönün, sizi keyifle kabul ederim.' Kafir bize 'size başka bir şey daha söyleyeceğim' dedi: 'Bir rahip toplu ayinde küçük bir hata yaparsa, kendini bü­ yük bir hataya bulaştırır. Bizim inancımızda o rahip ayine başlar, tüm ayinle alay eder ve ayini paylaşan tüm Orto­ doksları kirletirse, o oranda övgü alır .. .'22 Kardeşlerim. bu dinsiz adamın kıymetli. yasam kaynağı haca. azizlere. kut­ sal ikonlara. İsa'nın kendisine ve Tanrı'ya karsı küfürlerin­ den daha fazla söz etmeye dayanamayacağim ... Yine de bu hilekar adam hala aramızda dolaşıyor ve ikiyüzlü davra­ nışlarıyla görüşlerimizi paylaşıyor gibi görünüyor. Dinsiz, ateist ve kafirler kilise kurarlar ama inançları gereği değil, hakaret etmek için.23 Kiliselere sıradan binalar gibi bakar­ lar.... Yemin eden güvenilir bir adam bana, Hieron yakın20 Benzer bir doktrin Constantine Chıysomallus'un eserlerinde de bulunur. Bu eserler 1140 yılında patriklik synod'u tarafından Ortodoksluk karşıtı ilan edilmiştir. bkz. (28) ve Gouillard, 'Constantine Chıysomalle sous la masque de Symeon.' 21 Bu ifade diğer yerlerde Mani'ye atfedilir. 22 Bu bölüm, Euthymius'un Bogomil görüşe sahip Ortodoks rahipler hak­ kında endişelerini ve bu durumun onlann dini görevlerini nasıl etkileye­ bileceğini açığa kavuşturur. 23 C'de şu eklenmiştir: 'Mihrabın tam üzerinde ahlaksızca çiftleşmekten çekinmezler.

255


Hristiyan Diialisı Hereıikler

larında Narrows denen uzak bir diyarda 24 bu şeytani tari­ katın (cu/t) sözde bir keşiş ve rahibi olduğunu söyledi. ... Bu adam bir kilise kurdu, içini dışını resimlerle bezedi, gü­ zelleştirdi. 25 Ama şimdi bu pis günahkar yakayı ele verdi. Kilisede sunağın arkasına bir şey inşa ettiği keşfedildi. ... Çünkü büyük bir oyuk yapmıştı ve bu oyuğun üzerine bir kürsü koymuştu. Lanetli adam, kürsünün içine bir delik aç­ mış, sunağın masasının arkasındaki delikteyse, bedensel işlevlerini yerine getirmişti. Kirli adamların kurduğu kilise­ lerde sahip oldukları inanç budur. Dolayısıyla ondan yarar­ lanırlar.... İnanç uğruna değil, eğlence için ikonlar tasarlar, onları aşağılamak için de hile ve gösteriş yaparlar. Böylece istedikleri ve diledikleri anda onlara gizlice yaklaşır ve giz­ lice ayakları altında çiğnerler. Vaftizi inançla gerçekleştire mez, kutsal va�izle oyun oynarlar. ... öğrencilerine bunun sadece su ve yağ olduğunu, ne iyilik ne de kötülük getir­ diğini söylerler. 26 ... inançsız bebeklerini acık bir şekilde ki­ lisede vaftiz ederler, eve döndüklerindeyse çocukları ı;ıis­ lenmis sularla ve idrarla yıkarlar. Bunu yaı;ıarken şeytani sözleri kullanırlar. Bu ı;ıis suyu ı;ıis ve utanç dolu bir yerde,

24 Adını Karadeniz girişinde, Ophrou Limen yanındaki Zeus Ourios tapı­ nağından alan olası bir deniz üssü ve liman bölgesi. Orada (kyr Nicho­ las'a ait) bir manastır vardı. Buradaki keşişler Constantine Chrysomal­ Jus'un takipçileri oldukları gerekçesiyle tutuklanmışlardı. Manastır için bkz. Janin, les Eglises et Jes monasteres des grands centres byzantins,

s. 101.

25 Maddi dünyayı inkar etmelerine rağmen, temsili sanatı reddetmeyen düalistıer de vardı; Turfan'dan Maniheist minyatürler (Klimkeit, Manic­ haean art and calligraphy), Katar aydınlanmış İncilleri, Pierre de Luze­ nac'ın 1308'de carcassone Engizisyonuna verdiği ifade, Guiraud, His­ toire de l'lnqusition au Moyen Age, 1, s. xi. 26 Ortodoks Kilisesi'nde adaylar kateşizm yağıyla ve kutsal vücut yağıyla yağlanır.

256


Eııtlıynıius Bogomilleri İtham Eder

kutsal vaftizin keremini inkar ederek dökerler. 27 Kısaca. bu hilekar insanlar Hıristiyanlığın tüm eylemlerini. tanınmasın­ lar diye değil, kutsal olan her şeyi aşağılamak icin. hilebaz bir şekilde taklit ederler.... Phundagiagitae mensup kişiler dudaklarında azizlerin sözleri. Seytanın gücü sayesinde, bilge olmayanları eğitmek ve kurtarmak için değil. tanıdık sözlerle onları tuzağa düşürmek ve babaları şeytanın tuza­ ğında onları yakalamak için etrafta dolaşır ve onları mahve­ derler. Onlara bakanlarsa. monastik görüntüleri. adları ve Hıristiyan davranışları, sahte ve alçakgönüllü tavırları. du­ daklarında kutsal ve tanıdık sözlerini görür ve iclerinde ya­ tan küfrü ve musibeti fark etmez. Şeytanın tuzağına kolay­ ca düşer ve sonsuz yıkımın içine düşer. Ateistin yönlendir­ diği kişi bu dinsizliği algılayamaz. kendisine Baba. Oğul. Kutsal Ruh. Peter ve Paul. büyük vaizler ve havarilerin ad­ ları söylenmiş. Lord'un ve havarilerin sözleri talimat olarak verilmiştir... Kutsal Ruh'un onları terk ettiğini. kutsal vafti­ ze yabancılaştıklarını. temiz olmayan bir ruhun pis sözlerle kendilerini teslim aldığını öğrendiğindeyse. onu şeytanın ayinlerine teşvik etmeye başlarlar (üyeliğe kabul töreni­ (A'dan sağlanan))... Her şeyi beraber yapmazlar. sadece bir şey istisna. Zavallı bir aşağılığın bir kötüye sıkıca bağ­ landığını görünce. ona başka bir tanesini daha aktarırlar. Yani. bir yıldan fazla. parça parca. tüm cılgınlık ve sapkın27 A'da ayrıca şu da vardır: 'Aynı şekilde, tek gerçek Tanrı'mız lsa'nın kut­ sal, temiz ve yaşam kaynağı eti ve kanının sıradan ekmek ve şarap ol­ duğunu söylerler. Böyle b ir kişi sıradan Hıristiyanların önünde numara­ dan her şeye katılırmış gibi görünür. Ama görülmediği bir anda ağzın­ dakileri yere tükürür ve ayaklan altında çiğner. Bunu yapmayı başarırsa daha sonra yaptıklarını övünerek anlatır. Ancak böylesi bir kişi görülür ya da fark edilirse verilenleri yer, içer. Ama onları kutsal değil, oruç tutma­ dığı zamanlarda tükettiği sıradan yiyecekler olarak görür. Bu kişiler, bu gıdaların ne zarar verdiğine ne de yardım ettiğine inanır.

257


Hristiyan Düalist Heretikler

lıklarını ona aktarırlar. 28 Gelecekte onu kazanırlar: kisi. şey­ tana bilerek tapar, yoldan çıkardıkları kisi üzerinde çalışma­ ya devam ederek onu şeytanın kendisi yaparlar. Artık o ki­ si bir öğrenci değil, gelecek için bir öğretmendir. Ateistin yönlendirdiği kisiler bu pis dinsizliğe bir kere­ de geçemezler. Önce, öğrencilerine ağır orucu, gündüz yedi. gece yedi kere dua etmeyi,Z9 tek bir gömleğe sahip olmayı. karılarıyla hicbir şekilde görüşmemeyi (kafir, Tan­ rı'nın kuralını tersine çevirir)30 empoze ederler. Bu kuralla­ ra uyulduğunu görünce kutsal vaftizin silinmesi ve vaftiz sözü verirler. Kafirlerin vaftiz dediği şeytani ilahileri söyler­ ler. Kafirler dinsizliğin sırlarını vermekle kalmaz. aynı za­ manda onlardan öğrendiklerini gizli tutma konusunda ye­ min etmelerini isterler. Bunu memnuniyetle kabul ettikleri­ ni görünce, gerisini de anlatırlar, parça parça, zamanla ve zorluklarla öğrencilerine küfrü öğretirler. En sonunda her şeyi öğrendiklerinde ve karanlığın lordu şeytana bile bile taptıklarında aşağılıklar artık öğrenci değil öğretmen ol­ muştur. Ona tapanlar sanki uykudaymış gibi kabuslar gö­ rür. Ayrıca onlardan Hıristiyanlık inancına bir daha asla dönmeyeceklerine dair imzalı taahhüt isterler. 31 Kendilerine Hıristiyan dediklerini, havarileri ve azizleri hep hatırlattıklarını, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'a32 inandık28 Aşamalı kabul ayini iddiaları için bkz EZ (25). madde 16.

29 EZ (25). madde 19. gece beş kez; Cosmas (15), günde dört, gece dört

kez der. 30 Ayrıca Bogomillerin her türlü cinsel ilişkiyi reddetmeleri hakkında bkz.

EZ (25), madde 39.

31 Bogomiller'in döndürdükleri kişilerden bir Jibellum. yani imzalı bir inanç taahhüdü istedikleri anlamındadır. Ortodokslar da Kilise'ye tekrar kabul edilen sapkınlardan böyle bir talepte bulunurdu. Bkz. Theophylact ( 1 O) ve Lanet Formülü {26). 32 A, şunu da ekler: Tüm sapkınlar bunu söyler, Paulikienler ve diğerleri.•

258


Eutlıymiııs Bogomilleri İtham Eder

!arını söylediklerinde şaşırmayın kardeşlerim. Bu gibi ko­ nularda aşağılık adamlar babalarına, yani şeytana, atıfta bu­ lunurlar. Kafirlerden duyduklarım ve yazılı metinlerde bul­ duğum ve okuduklarıma dayanarak sizlere nasıl olduğunu açıklayacağım.... Kendilerine Hıristiyan derler ama gerçek Tanrımız İsa'dan değil, kendi babaları, İsa karşıtı şeytandan söz ederler.33 Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan söz ederken biz Ortodoksların taptığı ve saygı duyduğu kutsal yaşam kaynağı, bölünmez Üçlü'yü kastetmezler. 'Baba' derken, kutsal İncillerde yazdığı gibi Şeytan· ı kastederler: 'Sizler babanızın yani şeytanınsınız' [John 8.14]. 'Oğul' kelimesiy­ le 'lanetin oğlu' [2 Thess. 2.3] demek isterler. 'Ruh' kelime­ siyle de 'kötülüğün ruhu'nu' kastederler [muhtemelen Eph. 6.12]. İşte bu ateistlerin görüşü ve üçlüsüdür. Bu ko­ nuda havari şöyle der: 'yasa tanımazlığın gizli gücü şu an­ da bile etkindir: Rab İsa onu ağzının soluğuyla öldürecek, gelişinin görkemiyle yok edecek' [2 Thess.2.3-4].34 Yani, dua ederken cennetteki Babamız derlerse şaşırma. Üç kez Kutsal, Baba'ya ve Oğul'a şan şeref, Lord'un merhameti ya da Babamız'ın yanında başka bir şey kullanarak dua etme­ yi öğrenmediler.35 İsa'nın İncil'de Babamız dışında ilahi ya 33 C'de şu da vardır: 'Tanrısız ateistlerin Tann'nın Oğlu yerine onurlandır­ dıkları ve lsa dedikleri yıkımın (belanın) oğlu hakkında havari ... der ki (2

Thess. 2. 3-4).

34 St Paul, en başından beri İsa karşıtının güçlerinin gizlice iş başında oldu­ ğunu anlattı. �ncak sonunda !sa karşıtı açıkça ortaya çıkacak, yeryüzünü yönetecek ve Jsa'nın ikinci gelişi için hazırlık yapılmış olacaktır. 35 Babamız duasının ayrıca okunduğu iddiaları . Katarlara kar.şı da ortaya atılmıştır. Bu cümledeki diğer dualardan üç kez Kutsal (Kutsal, kutsal, kutsal) kullanımı ilk kez Chalcedon Konseyi'nde (451) kaydedilmiştir ve Ortodoks Kilisesi'nin eucharistic Iitürjisinin bir parçasını oluşturur. 'Zafer Baba'yla olsun ...' kullanımı ise ayinlerde her ilahinin ardından söylenir. 'Tanrı merhametlidir'. insanların nakaratlara karşılık söylediği yaygın bir ifadedir ve Ortodoks ibadet şeklinin önemli bir parçasıdır.

259


Hristiyan Diialisı Hereıikler

da dua edilmemesi emrini gerekçe göstererek yozlaşmayı artırırlar.... Atei stler dualarında iki şekilde şeytanı kaste­ derler. İlk olarak, sanki O'nu cennetten çağırırmış gibi cen­ nette yaşayan Babamız derler. İkinci olaraksa, Job'da (Eyüp kitabı) yazıldığı gibi, 'Tanrı'nın oğullarının Lord'dan önce onu temsil etmek üzere geleceği gün geldi, şeytan da on­ ların arasındaydı. Lord şeytana "Neden geldin?" der, şey­ tan, "cennetin altındaki yere gidip geliyorum ve yeıyüzü­ ne inip çıkıyorum" der.' [job 1.6, 7] Her türlü küfürle dolu olanlarTanrı'nın yaratılarına, cen­ nete ve cehenneme ve orada bulunan her şeye şeytanın demeye cesaret ederler. Tüm bunları yaratanın Tanrı değil, şeytan olduğunu sö ylerler. Aslında, Cenneti (Paradise) ya­ ratanın da o olduğunu ve insanı model aldığını da söyler­ ler. Görünür evrende Tanrı'nın yaratısına ait iki şey olduğu­ nu iddia ederler, güneş ve insan ruhu.36 Neden bunlar pe­ ki? Bir zamanlar Tanrı'nın archon'a kızdığını ve onu sürgün ettiğini dolayısıyla onun yüzünden önce görünemeyeceği­ ni anlatırlar. 37 Tanrı'nın y üzünden sürgün edilince, bu iki şeyi Tanrıdan çaldı, güneş ve insan ruhu. Sekiz tane gök­ yüzü vardır; yedisini Tanrı yapmıştır ve hepsinin üzerinde oturmuştur. Onlar der ki, sekizincisi en altta olandır, onu görebiliriz, onu bu dünyanın yöneticisi şeytan yapmıştır ve üzerinde sefasını sürmektedir. 38 Ateistler dualarında ona, 36 Şeytanın görünen alemin yaratıcısı olduğu hakkında bkz.. PH (8) Ve EZ {25}, madde 7. insan ruhu istisnası Bogomil yaratılış düşüncesinde EZ'nin dediğine göre vardır ama orada da güneşten hiç bahsedilmez. 37 Luke 10. 8; 'Şeytanın cennetten bir şimşek misali düştüğünü gördüm.' 38 Bogomil kozmolojisine göre Şeytanın düşüşü hakkında bkz.. EZ (25}, madde 7. Cennetteki baba yedi gezegenden oluşan katmanlan y�rattı ve kendisi de Empyrean'da -onları çevreleyen ateşli katman- oturmak­ tadır. Dünyanın yaratıcısı değişim ve çürüme katmanı olan ayın altında­ ki tabakayı yönetir. Adem'in yaratılması ile ilgili başka bir efsane için

bkz. EZ (25), madde 7.

260


Eııthynıius Bogomilleri İtham Eder

Babalarına (bizim değil) seslenirler, çünkü onun cennetten çıktığına inanırlar.... Hilekar ateistler yöneticinin (archon) Tanrı tarafından yakalandığında cennetten uzaklaştırıldığı­ nı, kendi görünen cennetini yaptığını, yıldızları, Tanrıdan çaldığı güneşi ve ayı yerleştirdiğini de söylerler. Yeryüzü­ nü, denizi ve içindekileri yaptıktan sonra da cenneti kur­ muştur. Tüm bunlar olduktan sonra, Adem'i oluşturdu ve Tanrıdan çaldığı ruhu içine yerleştirdi. Yerleştirmeye ağız­ dan başladı anüse kadar gitti. Tekrar yerleştirdi. Bu sefer anüsten başladı, ağza kadar gitti. Bunu defalarca yapması­ na rağmen, ruh dışarı çıktı ve içinde şekillendiği çevreyi reddetti, ağızdan çıktı anüsten çıktı. Adem yaşasın diye ru­ hun bedene girmesini zorlayamadığı için, onu yalnız bırak­ tı ve o 300 yıl boyunca yaşamsız kaldı. Bundan sonra archon bir plan yaptı. Temiz olmayan tüm hayvanları yedi, yılanları, akrepleri, köpekleri, kedile­ ri, kurbağaları ve sansarları39 ve buna benzer her şeyi. Phundagiagitae tanrısı, yani pis şeytan, çirkin ve pis tüm vahşi hayvanları yedi. Bunlar kendisini güçlendirdi ve eğit­ ti. Daha sonra şekillendirdiği Adem'i oluşturmaya ve ruhu ağzından içeri sokmaya sıra geldi. Daha önce yapmaya alı­ şık olduğu şeyleri yapmasın, dışarı çıkarmasın diye elini anüsünün altına koydu. Bunu yapıp kapattıktan sonra, Adem'in içine pis olan kendi yediği her şeyi (ruhun üstü­ ne) yerleştirdi. Ruh kirlendi ve bedende kaldı ve Adem ya­ şam buldu.40 İşte bu yüzden bir adam kızdığında köpek ya da yılan gibi ses çıkarır.41 Bu pislenmeden dolayı ruh, tüm 39 A'da şu da vardır: 'tilkiler, kurtlar ve çakallar.' 40 Bogomiller Yaratılış hikayesindeki Adem'in meseline inanmadıklanndan insanın materyal yaratının bir parçası olduğu halde nasıl olur da ruhsal kapasiteye sahip olduğunu açıklamak için bu versiyonu ürettiler.

41 A'daki ekleme: 'ya da bir kedi.'

261


Hristiyan Düalist Heretikler

vahşi hayvanlarla ortak bir şeyler paylaşır. Kardeşlerim, on­ lara adamın bir sansar ya da kurbağa gibi kızıp kızmayaca­ ğını sormayı unuttum. Bunu kimin bildiğini onlara sorar mısınız; yani Batani,42 Zurillas, Racheas,43 ve mezhebin önceki liderleri ve onları çevreleyenler. Sizin de bildiğiniz gibi onların sayısı az değil. .. Bize şöyle öğrettiler.... Bu dinsizler Batani, Zurillas ve Racheas'ın akraba ve arkadaşlarıydı. Çünkü onların yakının­ da kışlamak istediklerini söylediler.44 Dediğim gibi, bu sır­ ları iyi bilirler. Yani. ... (onlar) öğrencilerine şöyle der: Tan­ rı'nın mucizeleri başkalarına değil meseller hariç İncil'de yazdığı gibi bize öğretildi.45 St Paul'ün ve kutsal İncillerin adlarını henüz tam olarak yoldaşı olmayanlara verir ve alın­ tılarını anlatırlar. Onları tam olarak yoldan çıkardıktan ve başlarının üzerinde şeytani sözleri46 okuduktan sonra da, onlara daha önce açıkladıkları kutsal kitap (eski ve yeni), kutsal kitabın kendisi ve peygamber, havari ve öğretmen­ lerin söyledikleri her şeyi aşağılamayı öğretirler. ... 47 Daha önce de söylediğimiz gibi, yozlaşmış olanlar ölülerin diril-

42 Muhtemelen Arapça 'Batıni' sözcüğüyle ilgilidir. Bu sözcük Kuran'a eso­ teric bir yorum getiren İsmaili Şii'ler tarafından kullanılır. (taiwal-Batin; Lewis, The Assassins, s. 28). 43 Tzuritlas için sayfa 79, 80, 83, 100 ve 268'e bakınız. Bu ad Slavca gibi görünmektedir. Asia Minor'deki Slavlar için, Charanis, 'The Slavanic ele­ ments in Byzantine Asia Minor' ve Lemerle, 'Jnvasions et .migrations dans [es Balkans, s. 306-Tye bakınız. Racheas ise bilinmemektedir. 44 Buna göre Bogomiller de bazı Paulikien gruplar gibi (Ps. Madde 125) yaylacı çobanlardı. Ancak farklı bir çeviri ve yorum için, bkz. Angold, Church and society in Byzantium, s. 476 45 Bu, gerçek apolistik öğretiye sahip olma öğretisinin Mark 4. 11 'e da­ yandığını iddiası. 46 A ekler: 'onları kirli suyla ovarlar.' 47 Bogomil kutsal kitap kanunu hakkında diğer kanıtlar için, EZ (25), mad­ de 1; Paulikien kanunu için, PS (7), madde 42.

262


Eııtlıynıiııs Bogonıilleri İtham Eder

mesını, ikinci gelişi ya da Tanrı'nın adaletini beklememiz gerektiğini de öğretirler. Onlara göre, dünyada bulunan her şeyin üzerindeki güç, ceza ya da cennet, bu dünyanın archonunun elindedir, o da şeytandır. Yine onlara göre, o (şeytan) arkadaşlarını cennete, düşmanlarını cezaya gön­ derir; Tanrı'yla hiçbir ortak noktası yoktur. Çünkü Tanrı cen­ netler üzerindeki her şeyi yönetir, oysa şeytan yeryüzünde olanları yönetir .... Biliyorum sizi Tanrı düşmanları, şeytanın askerleri, Eski Ahit'i okumazsınız. St Paul'ün mektuplarına . ve İncil'in sözlerine soluk verir gibi görünürsünüz; bunları inançla yapmazsınız ama sadece görünüştedir ... Başlarda, doktrinlerinin saçma ve küfürbaz sözlerini açığa çıkarmaz, Tanrı'ya ve iffetli öğretiye hürmet ediyor gibi görünürler. Bilgili birini fark edince onunla dogmatik bir şekilde tartışır­ lar çünkü dillerinde dogma vardır ve birbirlerinin bilgisine dayanarak kendi düzeylerine inerler. .. 48 Biraz da sahte havarilerinden söz edeyim. Bu inançsız­ lar onları şereflendirir, özellikle de adlarını kurnazca öne çı­ kardıkları Paul ve Peter'ı. Bunları, havarilerin lideriyle aynı adı paylaştığı için hileyle açığa vurmak isterler. Tanrısız Phundagiagiatenin şereflendirdiği ve saygı gösterdiği kö­ tü şeytanın havarilerinden konuşalım .... İlk ve en büyük ha­ vari olarak Siman Magnus'u görürler -hepinizin Magus'un yaşamını Clement'in eserlerinden bildiğinizi biliyorum4948 A'da şuni.ı: ekler: 've bundan sonra argümanlan yavaş yavaş ortaya çıkar.' 49 Simon Magus adı ilk kez .Acts. 8. 9-24'te geçer. Sonralan birçok efsane onunla ilişkilendirill}1iştir. ilki için, Hippolytus, (Refutatio omnium haere­ sium 6. 20. 2, 3). Oiümcül uçuşuyla ilgili hikaye için Kudüslü Cyril, G:1techesis 6. 15, ve sahte Clementine 'Apostolic Constitutions.' Onunla il­ gili başka efsaneler de sahte Clementine'in Homilies ve Recognitions (burada Clement oıa·rak geçer) adlı eserindedir. Bunlar, beşinci yüzyılın başında hazırlanmış bir Latince eserde bulunur. (çevirisi için, The Ante­ Nicene Christian Library. cilt 17. ed. A Roberts ve J. Donaldson).

263


Hristiyan Diialisr Hereıik/er

onun yanında da Montanus50 ve Peter. Bu Peter'ın adaşı hileli yaşamını ortaya koyarak daha önce sözünü ettiğimiz ve ilerde yine sözünü edeceğimiz Değersiz Paul'dür. Ken­ disi aynı zamanda Samsatlı (Samosata) Peter, Paulikienlerin adını aldığı öğretmenleridir. Bu adı sanki Paul'ün kendisin­ den aldılar. Tychicus ve Scythianus, Boundas olarak da bi­ linen Terebinthus, Mani olarak bilinen ve Maniheistlerin öğretmeni Courbicus, Phundas, Hermas, Mani'nin öğren­ cileri ve Arius ve Sabellius 51 gibi diğer sapkınlık liderleri, işte tüm bu tanrısız Phundagiagitae52 havarileri çağırır ve onurlandırır. Biz Hıristiyanların onurlandırdığı ve saygı duy­ duğu gerçek aziz, havari, kutsal adam ve şehit olanlardan onlar nefret eder ve aşağılar. Ateistler tüm azizlere, özel­ lil<ie de ortodoksluğun büyük ışık ve öğretmenlerine sahte havari ve sahte peygamber gözüyle bakar. .. 53

[Peter ve Kurdun Hikayesi]

Size değersiz Peter'ı anlatacağım... bu değersiz adam, bir sapık olmasına rağmen, sahte alçakgönüllülüğü ve yalan­ cılığı Ortodokslar tarafından fark edilmedi. Deliliği ve sap­ kınlığı da gizliydi. Dolayısıyla, bir çobandan çok bir kurt 50 Apokaliptik görüşlere sahip. ikinci yüzyıl heretiği. Kutsal Ruh'un devam­ lılığını ve peygamberliğin her iki cinsiyete de ait olduğunu vurgular. 51 A'da şöyle bir ek vardır: 'Boundas ... Dascoes ve Sabbas, Hermas ve Si­ meon ... Macedonius, Apollinaris, Origen, Nestorius, Eutyches, D iosco­ rus. Severus, Jacobus, Theodosius, Zeno, Cyrus, Maearius, Sergius, No­ vatus, diğer Sergius, değersiz Paul'ün takipçisi, Nicolaus, habis sapkın­ lıl<ların başlatıcısı; yani Courcoudigetae, Montanistler, Artotyritae, Quat­ tuordecimanlar, Orthopeuca tae, Cateuchiatae, Cathari, Anthegani olan­ lar, Aeti, Montanistler, Messalianlar, Hellenler, Copritae: ikinci Nicolaus ve bunlar gibi olanlar.· 52 A. ekler: 'Yani Bogomiller.' 53 A, "Büyük St. Basileios, Teolog Gregorios, St. John, Chıyso_s!om.

264


Eutlıymius Bogomilleri İtham Eder

olan bu adamı bilmeyerek başpiskopos seçtiler ve ona apostolik tacı taktılar. Sonunda bu dinsiz kaçamadı ve de­ liliği kilise meclisinde fark edildi. İniparator 54 dinsizliğini öğrendiğinde ona çok kızdı ve onu tutuklamak için adam gönderdi. İşe yaramaz aşağılık adam, imparatorun öfl<esi­ ni duydu. Bıçak sırtında olduğunu bildiği için de şeytanın yardımcısı, en yakın dostu ve akrabası olan bir büyücüye kaçtı. Ona imparatorun öfkesinden ve başındaki beladan söz ederek ondan yardım istedi. Bunu duyan büyücü aşa­ ğılık işe yaramaza şöyle dedi: 'moralini bozma usta, yanın­ da arkadaşın olarak ben varım. Bana yalnızca nereye kaç­ mak istediğini söyle. Ben seni güvenli bir şekilde oraya ulaştıracağım.' Adi adam yanıtladı, 'Roma imparatorluğu sınırlarında bana yer yok; Ermeni dilini iyi bildiğimden Bü­ yük Ermenistan'a gitmek isterim ... • [Büyücü] bir tabağa su doldurdu ve bu suyun üzerinde büyülü ve şeytani sözler söyledi. Daha sonra işe yaramaz Peter'ı çağırdı ve ona bir cam şişe dolusu şeytani parfüm verdi... Bunun yanında bir parça kağıda yazılı sözler de verdi ve şöyle dedi: 'Sana verdiğim tüm bu şeyleri al, bun­ lar çok önemlidir. Yarın erkenden kendini Büyük Ermenis­ tan'da bulacaksın. O gün geldiğinde, hizmetkarlarına çıkıp Büyük Er menistan halkına şunları söylemelerini teklif et, "Büyük havari ve öğretmen ülkenizde yaşamaya geldi. Hepiniz gelin ve ona saygınızı gösterin." İnsanlar sana say­ gılarını göstermeye geldiğinde, onları sağ elinin avuç içiy54 Peter Lycopetrus (Kurt Peter) efsanesi başka bir yerde de anlatılır (bkz (16)). Bu, en bütünlüklü versiyondur. Amacı muhtemelen Paulikienlerve Bogomiller arasında bir bağ kurmaktır. Sergius{Tychicus Paulikien lider­ lerden biridir. Ancak, PS ((7), madde 138-44. Paulikienliğe kabulüyle ilgili farklı bir hikaye anlatır. Bir sapkının sahte yeniden diriliş iddiası Hippolytus, Refutatio omnium haeresium, 6. 20. 2-3'te Siman Magus'a atfedilir. Ayrıca bakınız dipnot 49.

265


Hristiyan Düalist Heretikler

le sana verdiğim parfümle her iki tara�an da yağla. Sana saygılarını göstermek üzere gelenlere önce parfüm bula­ şan elinin tersini öpmelerini iste. O_nlar öptükten sonra da yağlı elini başlarının üzerine koy ve bu sözleri oku. Bu da bittikten sonra, şeytan onları yuvası yapacak çünkü Kutsal Ruh pislikten nefret edecek ve kutsal vaftizin keremini Üzerlerinden çekecektir. Gelecekte onların hepsi doktrinini ve isteklerini harfiyen takip edecekler.' Büyücü... ona ve hizmetkarlarına büyülenmiş kavano­ zun başına gitmelerini söyledi. Söylenenleri yaparak şeyta­ nın yakaladığı aşağılık ve hizmetkarları bir ışık parlamasıy­ la kendilerini Büyük Ermenistan'da buldular. Tüm bunlar olduktan ve büyücünün söylediklerini yaptıktan sonra, aşa­ ğılık adam tüm Ermenistan topraklarında vaaz vermeye başladı. Vaazları daha önce anlattığımız gibiydi. Birçokları ona katıldı. Tüm Ermenileri yoldan çıkardı ve mahvetti. Sa­ dece sıradan halkı değil, kralın kendisini bile etkiledi. [Er­ menilerin Kralı] İberianların kralına55 şöyle yazdı: 'Lordum ve sevgili kardeşim, bilmeni isterim ki bir büyük lider ve havari topraklarımda yaşamaya geldi. Gelişi beni muhte­ şem bir şekilde aydınlattı ve yol gösterdi; majesteleri em­ rederlerse, bu adamı size yollayayım, siz de ondan yarar­ lanın.. .' İberian kralı onu kabul etti ve en bilgili piskoposlarını çağırdı. Onu yakından ve dikkatli bir şekilde inceleyince, Ermenistan kralının anlattığı ışığı ve kutsal adamı bulama­ dılar. Tam tersine bir şeytan, yoldan çıkmış bir kafir ve bir düzenbaz gördüler. Bunun üzerine hemen bu kafir, İberian 55 A'daki ek: 'Mardan ve İmparatoriçe Pulcheria.' imparator Mardan muh­ temelen Chalcedon konsili {451) onun döneminde toplandığı için Orto­ doksluğun destekçisi olarak anımsanır.

266


Eutlıynıius Bogomilleri İtham Eder

kralının emriyle taşlandı. Öyle ki taşlandığı yerde koca bir taş yığını oluştu. Bunları öğrenen Ermenistan kralı ... öğretmeninin kanı­ nı yerde bırakmamaya karar verdi ve savaşmak için İberi­ an kralının üzerine yürüdü. Bunu duyan İberian kralı ona bir elçi yolladı ve şöyle dedi: 'kardeşim, bana boşuna kızıyor­ sun. Çünkü bu aşağılık adam bir kafir ve düzenbazdı. Biz Hıristiyanlar ... gerçek Ortodoks inancı için ölenlerin aziz olduğuna, ondan kalanların mucizeler yarattığına ve güzel kokular yaydığına inanırız. Huzur içinde gel ki bu adamdan kalanları kazıp ortaya çıkaralım. Eğer söylendiği gibiyse, ondan kalanları birlikte onurlandıralım \/e doktrininin doğ­ ruluğuna inanalım, ona iftira atan piskoposları cezalandıra­ lım. Ama eğer aksi ortaya çıkarsa, neden bana boş yere kı­ zasın?' lberian kralının planı Ermenistan kralını memnun etti. Her ikisi de kafirin üstünde yığın halinde bulunan taşları kaldırdı ... O pis bedeninin beklenmeyen bir şekilde bir kurda dönüşmüş olduğunu gördüler. Sonunda, tüm taşlar kaldırıldığında, aşağılık adam herkesin gözü önünde bir kurt gibi fırladı ve bir kaçak olarak dağlara doğru koştu. Er­ meniler bunu görünce, büyük bir utançla, hatalarından piş­ man bir şekilde geri döndüler. Buna rağmen ahlaksız adi­ nin öğrencisi Sergius56 [kafir] onların tamamen pişmanlık duymalarına izin vermedi.57 Gelecekte, kafir [Peter] değil, Lycopetrus olarak anıldı. İşte bu, Phundagiagitae havarisi Peter'dır. Büyücünün Lycopetrus'a verdiği şeytani sözlerin 56 Chalcedon konsilini tanımayan ve bu nedenle Bizans Kilisesi tarafından Monophysite olarak tanınan Ermenilerin tersine, Iberia krallığı (modern Gürcistan) Ortodoksluğa sıkı sıkıya bağlı kaldı. 'Büyük Ermenistan' tarih­ sel olarak Theodosiopolis'i merkez tuttu. (bkz. harita) 57 Sergius{Tychicus için sayfa 60-63'� bakınız.

267


Hristiyan Diialist Heretikler

de havari St Peter'ın vahyi olduğunu iddia ederler.58 Eğer bir kafır içeri girer ve bu sözleri bir adama okursa, şeytan o adamın içine yerleşir ve onu tam bir yıkıma götürür. Ondan sonra da Tanrı bilimiyle ilgili hiçbir şey o adamın ruhuna girmez ... Onların, daha önce de söz ettiğimiz, Samsatlı (Samosa­ ta) Paul'ü ve Mani'nin öğrencisi Thomas'ları var ... 59 Tüm bunlara düşünerek... Damascuslu kutsanmış St John'un çok dikkatli yazmış olduğu bir kitap buldum. Ki­ tapta tüm bu sapkınlıklar tanımlanmış ki cahil insanlar yol­ dan çıkmasın.60 Adı geçen kitabın tamamını, bunun nasıl bir sapkınlık ve küfür olduğunu, nasıl adlandırıldığını bul­ mak için okudum. Çünkü Opsikion [tema]61 halkı, bu en şeytani küfrün üyelerine Phundagiagitae diyor, oysa Kibby­ rrhaiot' a [tema]62 ve batıya doğru olan bölgelerde bunlara Bogomil deniyor.... İşte bu yüzden, bunun nasıl bir sapkın­ lık ve ne deme!< olduğunu keşfedebilmek için tüm sapkın­ ların isimlerini okudum ama bulamadım. Tüm sapkın! ıkların I iderleri vardır; biri, Lycopetrus da denen işe yaramaz Peter, öteki Samsatlı (Samosata) Paul, bir diğeri Montanus ve bir başkası Mani. .. Fakat tüm küfür­ leri ve Tanrı'ya inançsızlığı gölgede bırakan bu şeytanın kö­ keni bir insana dayanmıyor, tam tersine bana göre, tüm sapkınlıkların teşvikçisi şeytanın kendisine dayanıyor... 63 [Paulikienler] öğretmenlerinin St Paul olduğunu, dillerin58 59 60 61

Bu sözler konunun anlaşılması için A'dan alındı. Dipnot l ?'ye bakınız. Kudüslü Cyril, Cltechesis 6. 31 'e bakınız. Damascuslu St John'un (c. 675-c. 749), On the Christian faith adlı eseri Hıristiyan sapkınlarla ilgili bir özet niteliğindedir ve konuyla ilgili stan­ dart bir ders kitabı olmuştur. 62 Haritaya bakınız. 63 Haritaya bakınız.

268


EHthymiııs Bogomilleri İtham Eder

den İncilleri ve St Paul'ün mektuplarını düşürmediklerini söyler. Öğretileri küfürbazlarınkine çok benzer. Ancak sap­ kınlıkları çok açıktır ve bunu kuşaktan kuşağa geçen bir ge­ lenek olarak kabul edenler hariç kimseye zarar veremez; beyanlarından dolayı kimse üzülmez, içerlemez.64 Ama bu gizli kurtlara gelince, [bunlar] monastik ve inançlı bir yaşam sürüyormuş gibi görünürler; tüm Roma imparatorluğunda seyahat ederler. Güneşin gördüğü her Hıristiyan 'ı kandırır ve ruhlarını yoldan çıkarırlar. Amaçları, onları Tanrı'nın elinden kapmak, babaları şeytanın ellerine teslim etmektir. Kardeşlerim, size söylemek istediklerime hazır olun. Bu ete kemiğe bürünmüş iblisler, bu kurnaz kurtlar şeytanın işleri için öyle gayret gösterir ki Roman­ ya'nın65 tüm bölgelerini pay eder ve Tanrımız isa'nın66 ha­ varilerinin yaptığı gibi buralara yayılırlar. Bu kafirler kendile­ rine Tanrımız İsa'nın değil, İsa karşıtı babaları şeytanın ha­ varileri derler. Rüzgara, korkuya, eziyete, mahkumiyete ve tehlikelere de karşı koyarlar; şeytanın işlerini başarmak için ölümü bile küçümserler. Amaçları, isa'nın sürüsüne zarar vermek, onların ruh larını mahvetmektir.... Paul, Timothy'ye yazdığı ilk mektupta bunlardan söz eder. [ 1 Tim. 4.1-5] 67 Kardeşlerim, bu sözlerin burada bulunan küfürbazları il­ giİendirdiğinin farkında değil misiniz? Bunlar evliliği yasak­ layanlar değil mi? Bunlar dünyadaki yiyeceklerden sakın64 Euthymius yaklaşık seksen yıl önce Cosmas tarafından yazılan Bogomil­ lik eserinden habersizdir. Sebebi ise muhtemelen eserin Eski Slavca ya­ zılmış olmasıdır. 65 Doğruysa, bunların yazıldığı tarih itibariyle (on birinci yüzyıl ortaları) Pa­ ulikienler başkalarını etkilemeye çalışmayan, kabul görmüş bir mezhep­ tir. 66 'Romania' Bizans İmparatorluğu anlamındadır. 67 Doğruluğu şüpheli bir geleneğe göre Havariler, lsa'nın sözleri tüm dün­ yaya vaaz etme emrini yerine getirmiş ve coğrafi paylaşım için araların­ da kura çekmişlerdir.

269


Hristiyan Dünlisr Hererikler mayı öğretenler değil mi? Bunlar kutsal kitaptan görünüş­ te söz edenler değil mi? Bunlar inançtan ayrılıp yanlışa ve şeytanın öğretilerine yönelenler değil mi? Onların yalancı olduğunu, görünüşte kutsal kitaptan alıntı yaptığını tam olarak öğrenmek istiyorsan dikkatle dinle. Karısını kapı önüne koymayanların kurtarılmayacağını öğretirler ve siz de bilirsiniz ki bunu öğretir ve uygularlar.... Kendi gözle­ rimle gördüğüm bir olayı anlatacağım. Biliyorum ki birço­ ğunuz bunun farkında. John Tzurillas'ı tanırsınız: sizlerin alı­ şık olduğu gibi ona Papa diyemem68, öyle olmadığı için başrahip de diyemem. Bunların yerine ona öncü ve şeyta­ nın havarisi diyebilirim. Hepiniz kendisi sahte başrahip ol­ duğunda karısını sahte başrahibe yaparak terk ettiğini bili­ yorsunuz ... 69 Sadece kendisi değil, öğrencilerinden birço­ ğu da bu şekilde davrandı. Çok iyi bildiğinizi düşündüğüm bir başka şey daha duyun bakalım. Basil ve Constantine Porphyrpgenitus 70 döneminde bize yakın 71 Opsikion böl­ gesinde bir krites vardı. Bu kişi daha sonra imparator olan son Romanus Argyropolus'tu.72 Bir başkasına karşı davası olan annemle geldiğim Acmonia bölgesine geldiğini hatır­ lıyorum. Görevliler, adı Strouthopolites olan archistrategos 68 Euthymius, ilk Hıristiyan binyılın sonunda yaşıyordu. O dönemin dün­ yanın altıncı çağı olduğu. son Sabbath ve İsa'nın ikinc:i gelişiyle birlikte · sona ereceği beklentisi vardı. Pauline metinlerinin Bogomillere benzer görüşlere sahip heretikleri ikinci gelişten önceki son günlerle ilişkilendir­ diği düşünülüyordu. 69 Mezhebin Bulgar kurucusunun adı Cosmas'a göre pop Bogomil'di. (Bknz. 205. sayfa) On ikinci yüzyılda Constantinople'dan Nicatas adında bir Bogomil papa Batı Avrupa'yyı ziyaret etti (Bölüm 37)). 70 Ortodoks Ki!isesi'nde bir evlilik tarafların her ikisinin de manastır yemi­ ni etmesiyle biterdi. Bogomi!ler evliliği kabul etmedi.kleri için, evli kişiler sapkın damgası yemeden ayrılmak için manastır yemini ediyor olabilirler. 71 İmparator il Basil 976-1025; l<ardeşi VIII Constantine, yardımcı impara­ tor 976�1025, tek başına imparator 1025-28. 72 Hypo: kelime anlamı 'altında.'

270


Eutlıymius Bogomilleri İtham Eder

yakınlarında geçici bir bina ayarladı. Mahkeme de ardaydı. Bu kafir Tzurillası'ı getirdiler. Onu, yeni toplanan küfür tari­ katının lideri olarak biliyorsunuz zaten. Sonra, şeytan adına vaaz vererek üç yılını orada geçirdiğini, Thracians bölge­ sindeki tüm yerleşim birimleri, Smyrna73 civarı [topothesi­ a] ve diğer birçok yerdeki halkı isa'yı reddetmek ve şeyta­ na tapmak konusunda ikna ettiğini söylediler. Kendi evinin de bulunduğu, kalabalık, geniş ve iyi iskan edilmiş, hatırla­ dığım kadarıyla yaşayanların hepsinin Ortodoks Hıristiyan olduğu (ki sizler onları daha yakında gördünüz) o ünlü yer­ deki insanları kısa süre içinde şeytana tapmasını ve saygı duymasını, Ortodoks Hıristiyan inancı reddetmesini sağla­ dı: Sanırım, bölgede binlerce insan yaşıyor ve sizden öğ­ rendiğim kadarıyla ondan fazla Hıristiyan kalmamış. Kalan­ lar da kafirlerin alay ve aşağılamalarından o kadar yılmış ve tükenmiş ki nerdeyse bu bela konusunda kendileri ikna ol­ muşlar. Görüyorsunuz ki, tüm bu yıkıma sebep olan kafir hala hayatta, 74 bunun doğru olduğunu görüyor ve biliyor­ sunuz. Öğrettiğinin bu olduğunu, karısını bir kenara koy­ mayanın kurtarılamayacağını söylediğini de biliyorsunuz. O da öyle yaptı, başka birçok insan da aynısını yaptı. Dik­ katle dinleyin, bu şekil bir saflığı ve iffeti değil, tam tersine Tanrı'nın kanununu yıkmayı öğrettiklerinin farkındasınız. O kafiri zincirlenmiş bir şekilde yargıcın önüne getirdiler. Suç­ lama neydi? Bölgenin uzağında boş bir değirmende genç bir kıza tecavüz etmişti. Bu kafir tarafindan mahvedilmiş genç kız, gözyaşları içinde suçlamasını yaptı. Sadece kız değil, babası da gözyaşları içinde onu suçladı. Soylu bir ha73 Romanus III Argyrus, 1028-34. Obsikion bölgesinde yöneticilik yaptığı­ na dair başka bir kanıt bulunmamaktadır. 74 Haritaya bakınız.

271


flris1iya11 Diialisr Hererikler

remağası olan Obarnakoumenon75 vardı. Kafirin palli­ um'unu eliyle yakalayıp alaycı bir şekilde şöyle dedi: 'Gö­ rünen o ki kutsal baba, tüm bu kutsal şeyleri bir gösteri için sahneliyor ve bu sıradan halkın önünde tören yapıyoruz.' Acmonia bölgesi piskoposluğunun başrahibi ve oikono­ musu olan, Galenus soyadlı lord Constantine şöyle yanıtla­ dı: 76 'Lordum, sizin sandığınız gibi değil; o, bu karanlık gösterileri (kara pallium ve geniş apostolokis77) İsa için de­ ğil İsa karşıtlığı için ortaya koydu. Çünkü kendisi kafirlerin başıdır.' Piskopos bu sözleri başrahipten duyunca afalladı çünkü kendisi kafiri tanımıyordu. Ondan uzaklaştı, bir yığın lanet okudu ve onu kınadı. Bu suçlamanın doğru olup ol­ madığına tanıklık etmek için orda bulunanlar da aynısını yaptı. Bu da onların erkeklere karılarından, kadınlara koca­ larından ayrılmayı iffet nedeniyle öğretmediğini gösterir. Kafirlerin dillerinde St Paul'ün mektupları ve İncillerin söz­ lerinin olduğunu bilmelisiniz. Ama İncil'in ya da mektupla­ rın neresinde 'Karısını boşamayan kurtarılmaz' der? ,_78 Kafirler kutsal vaftiz hakkında şunları söyler: 'Onun kut­ sallığı ya da keremi yoktur. Sadece su ve yağdan ibarettir. Dolayısıyla eğittiğimiz kimselerin kesinlikle vaftiz edilmec meleri iyi bir şeydir. Ama diğerlerinin korkusuyla biri vaftiz edilirse, ondan ne yarar ne de zarar görecektir. 79 ... Kafir­ ler, yaşam kaynağı kutsal haça saygı göstermemek gerek75 Aslında Euthymius'un y�12dığı dönemde hala aktif olan John Tzurillas hakkında herhangi bir sapkınlık suçlaması yapılmamıştır. 76 Ya da 'Barnakoumenoi piskoposu' {bu adda bir piskopos bilinmiyor). 77 Oikonomos piskoposun finansal danışmanıdır. Galenus ailesi yerel dü­ zeyde önemini sürdürmüştür; bakınız Ahrweilwr. 'L'Histoire et la geog­ raphie de la region de Smyrne', TıxM 1 {1965), s. 130; John Galenus, the katepan of Smyrna, John Tzetzes'in yazdığı mektuptaki adrestir. 78 Pa/Jium, piskoposlar tarafından takılan ayırt edici bir fulardır; apostolo­ kis ise bir piskoposun taktığı tüm takılara denir. 79 Kutsal metinlere dayanan evliliğin savunulduğu bölüm çıkarılmıştır.

272


Eutlzymiııs Bogomilleri İtham Eder

tiğini öğretirler çünkü onlara göre haç kutsal değildir80 ... Dinsizler aynı zamanda kutsal komünyona da onun sadece ekmek ve şaraptan ibaret olduğunu söyleyerek küfreder81 ... Kafirler Tanrı'nın dışında kimsenin kutsal sayılmadığını ve sayılmaması gerektiğini iddia eder.... 82 Ateistler ruh­ ban sınıfını da 'rahip de ne demek?' [kelime anlamı 'daha yaşlı'] diyerek reddeder ... Tüm bu kafirler aleni bir şekilde öğretilerini yaymaya ya da söylemeye cesaret etmez ama yanıt verirler. .. bizim yaptığımız her şeye inandıklarını söy­ ler ama kendi karanlık dünyalarında karanlığın oğulları ken­ di öğrencilerine, ·daha önce adı geçen kutsal kitabın yaz­ dıklarına inanmamayı öğretirler....83 Onları böyle uzun uzun izledim ki şeytanlıklarını ve de­ liliklerini anlayabileyim. Çünkü benim yanımda pis duaları­ nı özgürce edebiliyorlardı. İbadetlerinin nasıl uygulandığı­ nı duyun. Kafirlerin lideri yerini alır ve söze başlar, 'Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'a tapalım.' Onunla birlikte dua edenler şöyle yanıtlar: 'Doğru ve uygundur.' O (lider) daha önce söz ettiğimiz şekilde Babamız duasına başlar. Diz çöker. Başlarını ecinniler gibi aşağı yukarı sallarlar. Yüzlerini doğu­ ya dönerek dua etmezler. Hangi yöne doğru durmuşlarsa, o yöne doğru dua ederler.84 ... Sizlere kafirlerin başka bir şeytani kurnazlığından söz edeyim; Ortodokslarla birlikte toplantılara katılırlar. Amaçla­ rı fark edilmemektir. Kutsal yazıları okurken söz ne zaman 80 Paulikienler'in vaftiz konusunda tutumu için, PH (8), madde 16: Bogo­

miller için, EZ (25). madde 16. 81 Paulikien görüşü için, PH (8), madde 13.

82 Ayrıca bakınız EZ (25). madde 17; Paulikienler'e karşı benzer suçlama­ lar için, PH (8), madde 12.

83 Buradaki 'kutsal' sözcüğü aynı zamanda 'aziz' olarak da çevrilir. Bogo­ millerin azizleri inkari için bkz. EZ (25), madde 11- 12. 84 Ortodoks duruşu doğrulayan destekleyici metinler burada çıkarılmıştır.

273


Hristiyan Düalist Heretikler

günahkar ve kafirlere gelse, gizli bir şekilde öğrencilerine 'Bu, onların hakkındadır' derler. Ama ne zaman adaletten, kutsallıktan söz edilse 'İşte bu ... bizim hakkımızda' derler... Daha önce Babamız duasından söz edeceğimi belirt­ miştim; dinleyin. Bu kafirler kendi öğretilerine lsa'nın şöyle bir şey söylediği iddiasını ekler: 'Ama siz dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Baba­ nız' a dua edin. Gizlilik içinde yapılanı gören Babanız sizi ödüllendirecektir' [Matt. 6.6]. 'Kilisede' değil 'odanızda' dedi. Yani misafir odanız [hospitis]. Bununla kafirler Kutsal Kilisenin hizmetlerine saldırır, ilahilerin boş tekrar olduğunu söyler, sadece Babamız'a ilahi söylememiz gerektiğini iddi­ a ederler.85 O halde sizi kafirler, madem şeytanı archon ve görünen her şeyin lordu seçmişsiniz, neden hala İncil'i riya­ karca öğretmeye devam ediyorsunuz? Kutsal kitapta yazdı­ ğı gibi [Matt. 28. 28] gökte ve yeryüzünde bütün yetki Lor­ dumuz İsa'ya verilmedi mi? .. Lordumuz, lekelenmemiş su­ retini kendi elleriyle bir parça kumaşın üzerine basıp Ab­ gar'a göndermedi mi? Aynı sureti kutsal çininin üzerine de basmadı mı?86 Gerçek Tanrımız İsa'yı annesinin kucağında­ ki halini kendi elleriyle kutsal havari ve Tanrımız İsa'nın müj­ decisi Luke çizmedi mi?B7 Bunların hepsi aynı ikon değil mi? Bunların yanında, günümüze kadar aramızda, Tanrı hi85 Radoslav ayini için Ek 1 'e bakınız.

86 Bla. Matt. 6. 7-9.

87 Edessa Mandylion'u -üzerine İsa'nın suretinin mucizevi bir şekilde işlen­ miş olduğu bir parça kumaş)- 944 yılında John Courcouas tarafından Constantinople'a getirilmiştir. Bu kült Keramidion kültüyle ilişkilendiril­ miştir. Bu da yine suretin mucizevi bir şekilde işlenmiş olduğu bir çini­ dir. Bu çini Edessa'dan Constaminople'a ya da Hierapolis'e onuncu yüz­ yılın sonlarında getirilmiştir. Bazı kaynaklar bu transferi 966 yılında Ni­ cephorus Phocas'a, bazılarıysa 974 yılında John Tzimisces'e atfeder. Hem Mandylion hem de Keramidion ikon taraftarlarının bağlılıldannın odağı ve popüler kültün nesnesidir. Bakınız Cameron, 'The history of the

274


Euthymius Bogomilleri İtham Eder

mayesindeki sarayda koruduğumuz, Abgar'a yollanan mektup da yok mu? Biz Hıristiyanlar onlara bakar, onlara büyük bir özlem ve derin bir inançla tapar, onları öperiz... Sizden, özellikle kafirlerle arkadaşlık ve dostluk edenle­ ri, onlarla komşu olanları devamlı bir şekilde ikna etmeye çalışmanızı istiyorum. Hepiniz bir diğerini iyi olana teşvik edin ki yoldan çıkmayasınız. Bir kere baştan çıkan (ki bu olağanüstü bir düşüştür) bir daha doğrulamaz ... İçlerinden tövbe etmek isteyenler çıksa bile, şeytan tarafından öyle sı­ kı bağlanmıştır ki bunu başaramaz... Ben ordayken, babaları öğretilerinde onlara yardım et­ meye ikna edilmiş olmasaydı, öğrencimi baştan çıkaran kokuşmuş kafirler alışık oldukları diğer şeytani uygulama­ larını onun üzerinde gerçekleştiremez, uzerinde şeytani sözleri okuyamaz, şeytana boyun eğdiremezlerdi.88 Sözü­ nü ettiğimiz sırlar ona cesaret verdi ve temiz olmayan bir ruh kalbine yerleşti. Tam dört yıl boyunca tövbe etti, ağla­ dı, kendini dövdü, Tanrı'ya gece gündüz durmaksızın yal­ vardı. Ben de onunla birlikte dua ettim, onunla birlikte ken­ dimi dövdüm.· Ona saldıran şeytana karşı bir teselli bula­ madım. Ta ki o, bitkin bir şekilde, Tanrımız İsa'nm yaşam kaynağı kabrinin başına gelinceye dek. İşte orada, aynen Peter gibi, hüngür hüngür ağladı, bir kere değil hem de defalarca. Sonunda şeytandan kurtulmayı baş,)fdı. Bu yal­ nızca benim öğrencimin başına gelmedi. Şeytan, benimle uykudayken bir hayli mücadele etti. Uğursuz şey bana açık image of Edessa' ve Runciman, 'Some remarks on the image of Edes­ sa'; ayrıca Hugh Eteriano (36). 88 St Luka'nın Kutsal Bakire Meıyem 'in bir portresini çizdiği ve böyle bir portrenin imparatoriçe Pulcheria'ya verildiği iddiası için bakınız, The­ odore Lector, (Ece. Hist. ) PG 86. 1, 165a 9-12. Daha sonra da bu tarz portrelerin varlığına inanılmıştır.

275


Hristiyan Düalist Heretikler

bir. kitap gösterdi ve okumamı emretti. Okurken, İncil' den bir bölüm buldum: 'İnsanların önünde beni inkar edeni, ben de göklerdeki Babam'ın önünde inkar edeceğim' [Matt. 10.33]. Ve yine sert bir şekilde bana şöyle dedi: 'Tanrı böyle demedi mi?' Öyle olduğunu söylediğimde, şöyle devam etti: 'Onu açıkça inkar eden Tanrıyla neden barıştırmaya cesaret ediyorsun?' Bu sözden sonra lanetli şey uzaklaştı, sadece kızgın değildi, intikam da istiyordu. Ama bizim, bize yardım edecek Tanrımız var, yani uğursuz olanın tehditlerinden korkmayacağız. Tüm bunları, dinsiz Phundagiagiatae'nin dinsizliğini or­ taya çıkarmak için anlattım. Bu sayede yanılgının nelerden oluştuğunu anlayabilesiniz. Ondan iğrenin ve uzak du­ run ... Sorguladığımız tutuklu kafirin söylediklerine dayana­ rak sizlere şunu demek istiyorum: Onlardan bir tane bile varsa, bilin ki ev halkının kalanı da onun fikirlerini paylaşır. Kadın ya da erkek, dua eder, dindar görünür, oruç tutar gi­ bi davransa da şeytanın önde gidenidir, geri kalanının öğ­ retmeni ve kılavuzudur, evdeki diğer kişilerle aynı düşün­ celeri paylaşır. .. Bu kafirler hakkında tüm bu duyduklarınız­ dan sonra, yanlışları, yıkımları ve dinsizliklerinin çekiciliği­ ni fark edin. Tamamından nefret edin ve uzak durun. Dai­ ma ve ebediyen şan şeref Tanrımızın olsun. Amin.

tK: Heretik Sergius ve Köpeği [Bu hikaye sadece A metninde bulunmaktadır.] Şimdi biraz da işe yaramaz Lycopetrus'un öğrencisi Sergi­ us hakkında bir şeyler anlatayım.89 Bu Sergius, Ermenis­ tan'da işe yaramaz Peter'ın yerini aldı ... Ermenilerin tuttu89 'Onların babası· kavramıyla şeytan kastediliyor.

276


Eutlıymius Bogoınilleri İtham Eder ğu Arzeberius orucunu Sergius onlara kazandırdı.90 Bu Ser­ gius ... Büyük Ermenistan'a öğretmen olarak giderken ya­ nında küçük bir köpek vardı. Adı Arzeberius'tu. Herhangi bir kente ya da köye giderken sihirbazlık sanatını ve yete­ neğini uygulardı ve bu köpeği kendinden önce o yere yol­ lardı. Gönderildiği yere varan köpek, sanki öğretmenleri Sergius'un geldiğini duyurur gibi her kapıya varır ve hav­ lardı. Aldatılmış garibanlar bunu her zamanki işaret olarak algılar ve onu karşılamak, onurlandırmak ve ondan istekte bulunmak için toplanırdı ... O da onlara öğretirdi. Bir gün küçük köpek, alışılageldiği üzere Sergius'un kendisini gön­ derdiği köye doğru koşarken yolda bir yabani tavşana rast­ ladı ve onu kovalamaya başladı. Köpek tavşanı kovalarken karşılarına bir kurt çıktı. Kurt küçük köpeği yakaladı ve bir lokmada onu yedi. Tarlada çift süren bir çiftçi olanları gör­ dü. Sergius köye geldiğinde köy halkından hiç kimse onu karşılamaya gelmedi. Oysa köydekiler Sergius'un böyle bir alışkanlığı olduğunu biliyordu. Bunun üzerine o, köylüleri azarlamaya ve suçlamaya başladı. Ama köylüler 'Sizin gel­ diğinizi bize kimse haber vermedi' dedi. Sergius 'Arzebo­ urtzius [sic] nerde?' dedi. Köylüler köpeğin gelmediğini ve hiç kimsenin onu görmediğini söyledi. Bunu duyan Sergi­ us çok üzüldü. Küçük köpek her yerde arandı ama ne ka­ dar ararlarsa arasınlar köpeği bulamadılar. Hepsini kaygı, korku ve keder sardı. Sonra, önceki gün toprağını süren adı geçen çiftçi geldi ve tüm olanları, Artzebourtzius'un nasıl yendiğini anlattı. 90 Bu öykü sadece A metninde bulunsa da Lycopetrus figürü başka yerler­ de de geçer, bkz. (16) ve dipnot 7. Lycopetrus, Sergius(fychicus ile ilişkilendirilse de, Bogomillerle bir bağı olduğuna dair bir bağlantı gö­ rünmemektedir. Tüm bölüm iki ayrı heretik hareketi, içindeldlerden do­ layı, ilişkilendirme niyetiyle yazılmış olabilir.

277


20. PEÇENEKLERLE İŞBİRLİGİ YAPAN PHILIPPOPOLIS PAULİKİENLERİ Divriği kalesinin yıkımından sonra Pau/ikien/erin bir kısmı hayatta kaldı. Güney ita/ya 'da Bizans ordusunda daha sonraki hizmetleri için [ f 7]'ye bakınız. Grubun asıl merke­ zi olan doğu Asya Minör'deki bölgede kalanlar imparator John Tzimisces tarafından Philippopolis'e gönderildi. (de-. taylar için [14] ve 65. sayfaya bakınız. imparatorun niyeti, Danube ötesinden gelecek saldın/arda kuzey sınırını sa­ vunmaya yardım etmeleriydi. Ancak, bu metinde de gö­ rüldüğü gibi, güvenilir olmadıklarını ispat ettiler. Savaşçı değerleri ve hiç bitmeyen kaypaklıkları [22]'de görülebilir. Bu bölümün yazarı Johrı Scylitzes, on birinci yüzyılın ikinci yarısıııda, 811-/057 dönemini kapsayan bir Synop­ sis historiarum yazdı. Amacı, Theophanes 'in eserini de­ vam ettirmekti. (bunun için giriş [1 (a)]ya bakınız) Çeviride kullanılan metin, John Scylitzes 'in Synopsis historiarum 'un Thurrı baskısıdır, 1973, sayfa 74.

Philippopolisli Paulikienlerden 1 biri olan Lucas, Epigambri­ a' dan yola çıktı ve Peçeneklere (Patzinaks )2 sığındı. Onlar­ la birlikte komplo kurarak Roma devletini ciddi bir şekilde tehdit etti. Bunların yanında, Dobromir de Mesembria'da

ı

Köpek ve Sergius'un hikayesi Ermenilerin Büyük Perhiz'den önceki hafta üç gün boyunca tuttuğu Arzeberius (Nineveh orucu olarak da adlandın­ lır) orucuna dair aşağılayıcı bir açıl<lama yapma çabasıdır. 2 Haritaya bakınız.

278


Plıi/ippopolis Paıı/ikieııleri

sorun çıkardı.3 Bu adamlar imparatora karşı isyan çıkarmak niyetindeydi. Ancak, endişeli oldukları ve diğerlerinin ta­ lihsizliklerini gördükleri için, saldırıdan önce köle olmaya boyun eğdiler ve kendi iradeleriyle ona (imparatora) yak­ laştılar.

3 Petchenegs olarak da okunur. Danube'nin kuzeyinde yerleşmiş, on birin­ ci yüzyılın ortalarından itibaren Bizans topraklarına seferler düzenlemiş göçebe bir Türk boyu.

279


21. PATRİK COSMAS'TAN (1075-81) BOGOMİL KARŞITI MEKTUP Bu mektup, büyük bir olasılıkla Kudüslü Cosmas (107581) olan Patrik Cosmas tarahndan yazılmıştır. Cosmas il Atticus ( 1146-7) kısa süren yönetiminin büyük bir kısmın­ da kendisinin Bogomilleri kayırdığına dair sahte suçlama­ ları savuşturmaya çalıştı [bakınız (32)]. Mektup, Thes­ saly'deki Larissa metropolitanına yazıldı ancak daha geniş bir şekilde dağıtılmış bir genelgenin de kopyası olabilir. Gouil/ard 'ın da gösterdiği gibi, Çar Boril'in (1211) Synodi­ kon 'un temelini oluşturur. Bu mektuptan on iki lanetleme basılmıştır. [41] Çeviri, Gouillard'ın 'Une Source grecque du synodik de Bari/' baskısından yapılmıştır. (T&.M 4 (1970), sayfa 361-74)

En Kutsal Lordumuz Ekümenik Patrik Cosmas'ın, Tanrının Sevgili Kulu Larissa Metropolitanı'na, Ateist Kafirlerle İlgili Mektubu ... Kutsal babalar tarafından hak ettiği için uzun zaman ön­ ce yıkılan Maniheist karanlığı, bugün halkın da gördüğü gi­ bi Bulgarların tüm üll<esine gizlice girdi, özellikle de batı bölgesi denen I alana yayıldı ve oraları yıkımın eşiğine ge­ tirdi. Halkımız, kutsal ve ilahi kilise meclisiyle birlikte bu­ nun hakkında f1kir sahibi oldu. Bu tür kötü bir hareket için 1 Karadeniz kıyılarında bir Bizans kasabası, haritaya bakınız.

280


Bogomil Karşıtı Mektup

akıl yürüttü ama şunun dışında bir çözüm bulamadı: her Pazar ve bayram günü bölgenizdeki tüm kutsal Katolik ki­ liseleri, adı geçen kafirlerin çürümüş doktrinleri ve eylem­ leri için lanetler ilan etmeli. Bu sayede cahil insanlar sahte doktorlarının Ortodoks kilisesi taralindan reddedildiğini bi­ lecek, kendilerini yoldan çıkaranları geri çevirecek, gerçe­ ği ve doğruyu fark edecek ve Ortodoks toplumu içinde ye­ rini alacaktır. Lanete konu olan kişiler bunlardır ve şu şekilde lanet­ lenmelidir: [burada, Çar Boril'in Synodikon'unda tekrarla­ nan on iki lanet sıralanır, bkz. aşağıda [41] ]. Bunlar gibi olanların hepsini bu şekilde lanetleyelim. Bu sorunun tedavisinde tembel davranmayın, rahip ve pisl(O­ pos gibi emrinizde olanların konuyu hafife almasını engel­ leyin. Kardeşlerinin böylesi hayırlı bir şekilde doğru yola gelmesini dikkatle ele almayan, yalnızca görünüşü önem­ s�yen ya da rüşvetle kendisini mahvedenler hem bizim hem de Tann'nın lanetine hedef olur. Elveda.

281


22. ALEXIUS COMNENUS (1081-1118) VE PAULİKİENLER l 083- c. l 153 yılları arasında yaşayan, Alexius Comna­ nus ·un en büyük çocuğu Anna Comnena babasının yaşa­ mını ve dönemini övgü dolu sözlerle anlatan kayıtlar ka­ leme aldı. Onun bu propaganda dolu tarzı bazen belgele­ rin çarpıtılmasına neden oldu. En iyi bilinen örneği, aşağı­ da, [24]'e giriş bölümündedir. Ancak bu metinlerde böy­

le bir sorun gözlenmez. Dini görüşleri heterodoks olmasına rağmen, Pauliki­ enler, her zaman Bizans ordusunda parahasker olarak gö­ rev aldı.1 Aynı uygulama pagan olan Peç enekler (Patzi­ naks) için de geçerli oldu. Bu üç paragraf onların daima · güvenilir müttefikler olmadığına, imparatorun onları Bi­ zans değer sistemine sadık kalmaları için zorla dönüştür­ meye çalıştığına ve onları imparatorluğa katmaya çalıştı­ ğına dair kanıtlar içerir. İkinci metinde bu girişimin geri tepmiş olabileceği görülebilir. Metin, B. Leib baskısı Bude metninden yapılmıştır.

(a) 5.3.2 [Philippopolis Paulikienleri 1081/2 yılında Robert Guiscart kumandasındaki Norman ordusunu ele geçirme karşıtı mücadelesinde Bizans ordusuna katılmaya çağrıldı­ lar. Bizans ordusunun ilk yenilgisinden sonra Paulikienler evlerine döndü.] Emirlerindeki iki bin adamla birlikte Maniheist Xantas ve Couleon emredilmemesine rağmen evlerine döndü. 1 'Batı' bölgelerindeki Bogomillik için EP (19)'a bakınız.

282


Alexiııs Conınemıs

ve Paulikienler

İmparator onları her ne kadar sık sık çağırsa ve onlar da ge­ leceklerine dair söz verseler de, bu gidişi ertelediler. O (imparator) ısrar etti, mektuplarında onlara hediye ve onur vaat etti. Ama yine de onlar gelmedi. (b) 6.2.1-3 [1083'te Normanları yendikten sonra Alexi­ us onları cezalandırmaya karar verdi. Bu bölümde dinsel görüşlerine rağmen önder Paulikienlerin başkentte üst dü­ zey görevlere getirilebileceğinin kanıtı bulunmaktadır.] Artık Paulikienler barışçıl, kendi ülkelerinde yaşayan, baskın ya da haydutluk işlerine henüz dönmemiş kişilerdi. Dolayısıyla, Bizans ülkesine dönerken o (imparator), birçok vaatle dolu bir mektup yazarak onları davet etti. Keltlere ( Celts) 2 karşı zaferlerini duyan Paulikienler (aslında isteksiz bir şekilde) ona katılmaya karar verdi. imparator, Mosy­ npolis' e3 vardığında, o civarda bir yerde konaklayarak. ... onların gelmesini bekledi. Onlar geldiğinde, yoklama yap­ mak ve her birinin adını kaydetmek ister gibi davrandı. Da­ ha sonra yerini aldı ve Maniheist liderlerine düzenli bir şe­ kilde (her seferinde on kişi olarak) yürüyerek geçmelerini emretti. Ertesi gün genel bir gözden geçirme olacağı, ad­ ları yazıldıktan sonra da kapılardan geçebilecekleri sözünü verdi. Silahlarına ve atlarına el koymak, prangalayarak be­ lirlenen hapishanelere kapatmak göreviyle adamlar yerleş­ tirildi. Ne olacağını, başlarına ne geleceğini bilmeden ilerledi ve içeri girdi. Böylece onları kontrol altına aldı. Bütün mal-

,

2 (17)'ye balonız; Zonaras (bkz. 18. 23. s. 242) farklı bir açıklama verir, 'O

güne kadar illegal hizmet veren Maniheist birliği ordudan uzaklaştırdı. Antik yasa Maniheistler'in orduda görev almasını tamamen yasaklıyor­ du. 3 Yani Normanlar. Bu arkaik terimin kullanımı, tıpkı bir önceki satırda Cons­ tantinople'dan Bizans olarak bahsetmesi gibi, Anna'nın bilinçli arkaik tar­ zının bir özelliğidir.

283


Hrisıiymı Diia/isı Heretikler

!arına el koyup kendisi için savaşlarda dövüşmüş ve tehli­ keleri göze almış soylu askerlerine dağıttı .. Bu görevden sorumlu olan kişi onların karılarını evlerinden alarak kalede gözetim altında tuttu. Kısa bir süre sonra imparator, Maniheist tutuklulara acıdı. Kendisini kutsal vaftizden ya­ rarlandırmayı seçenler bağışlandı. İmparator onları derinle­ mesine inceledi. Bu ahlaksızlıktan sorumlu kişileri bularak adalarda hapse yolladı. Ötekileri serbest bırakarak istedik­ leri yere güvenle gitmelerini sağladı. Bunlar hiçbir yeri dü­ şünmeden, işlerini en iyi şekilde çözümleyebilecekleri ül­ kelerine döndü. (c) ve (d) bölümleri 1114'te kuzeye düzenlenen sefer­ ler sırasında Alexius'un Paulikien liderleri döndürme girişi­ mini anlatır. Bunlar, imparatorluğun kuzey sınırlarını tehdit eden bir başka başıboş grup olan !<umanlara karşı yönlen­ dirildi. İmparator, Paulikienlerin Ortodoksluğa dönmeleri­ nin onları Bizans davasına daha bağlı yapacağına inanmış görünüyor. (c) 6.4.2 [Paulikien liderlerini cezalandırmak, hedefle­ nen etkiyi yaratmadı.] Autocrator Nicephorus tarafından Domestic4 rütbesine yükseltilince, bir Maniheist olan Traulus'u en yakın hizmet­ karlarının arasına kattı. Onu vaftiz ettirdikten sonra Basilis­ sa'nın hizmetçi kızlarından biriyle evlendirdi. Bu adamın dört kız kardeşi vardı. Bir gün bu kızların tüm malları alın­ mış bir biçimde ötekiler gibi tutuklandığını gördü. O kadar kızdı ki dayanacak gücü kalmadı. Autocrator'un gücünden nasıl kurtulacağını araştırdı. .. Tüm yakınlarıyla birlikte Bel­ yatovo'ya gitti.5 Burası (Belyatovo), aşağıdaki vadiye ege4 Haritaya bakınız. 5 c. 1079.

284


Alexius Conmemıs ve Paıılikienler

men olan tepede konuşlanmış bir kaledir. Kalenin ıssız ol­ duğunu görünce orayı özel mülk edinip mesken tuttular. Daha sonra günlük saldırılar düzenleyerek Philippopolis kentine kadar ulaşıp hayli fazla ganimetle döndüler. Bununla yetinmeyen Traulus, Paristrion'da6 yaşayan İs­ kitlerle (Scythian) bir anlaşma imzaladı. Glabinitza ile Dris­ tra7 yöresindeki beyleri entrikayla yenip İskit soylularından birinin kızıyla evlendi. İskit saldırısı aracılığıyla aotocrator'a tüm gücüyle zarar vermeye çalıştı. İmparator bu olanları duyup neler olabileceğini fark edince ... bir dokunulmazlık ve azatlık belgesi düzenledi ve bunu ona (Traulus) gönder­ di. Bir yengeç dümdüz yürümeyi asla öğrenmez. Traulus dün neyse bugün de öyleydi; İskitlerle anlaşmaya devam etti ve çevredeki yerlere saldırmaları için daha fazla birlik gönderdi. (d) 14.8.3. [Philippopolis] üç tepeden oluşur, her biri güçlü ve yüksek bir duvarla çevrilidir. Duvar yer seviyesine yaklaştıkça, Eurus yakınlarına kadar uzanan bir hendek bu­ lunur... Kent birçok yönden, özellikle de birçok günahkar barındırması açısından şanssızdı. Çünkü Ermeniler, Bogo­ mil denen ve benim de yeri geldiğinde8 Paulikienlerle bir­ likte, sapkınlıklarından söz edeceğim kişilerle birlikte ken­ tin egemenliğini ele geçirmişti. [

. . .]

5. O takdire şayan imparator Tzimisces,9 bunları yendi ve köle yaptı: Ardından Chalybi ve Armeniakon toprakla­ rından Trakyaya sürgün etti. Philippopolis yöresine yerleş6 Tam yeri bilinmemektedir. Marica vadisi civarında olabilir (haritaya bakınız). 7 Buradaki Scythianlar muhtemelen Patzinaklardır. 8 Paristrion, Danube'nin hemen gineyindeki bölgedir. Haritaya bakınız. 9 Bakınız (24).

285


Hristiyan Diialisı Heretikler

tirdi. Yani, hem onları güçlü bir şekilde tahkim edilmiş kent ve kalelerden uzaklaştırdı (bir zamanlar zorba gibi bu kent­ leri ellerinde tutuyorlardı) hem de İskit saldırılarına karşı güvenli bir askeri birlik oluşturmuş oldu. (Trakya yöresin­ deki yerleşimler bu baskınlardan muzdaripti.) [ . . .] 7. Böylece , John Tzimisces, Maniheist muhalifleri müt­ tenkimiz yaptı ve onları bu İskit göçebeleriyle savaşacak kapasitede silahlı bir güç haline getirdi. Böylece kentler ra- · hat bir nefes aldı, her zamanki saldırılardan kurtuldu. An­ cak, doğaları gereği bağımsız olan ve emirleri uygulamaya pek de istekli olmayan Maniheistler, yine kişiliklerine uy­ gun davranarak huylarına geri döndü. Hemen hemen tüm Philippopolis, Hıristiyanlara baskı yapan ve ellerindekini yağmalayan Maniheistlerden oluşuyordu. Bunlar, impara­ torun yolladığı temsilcileri hiçe saydılar. Çoğaldılar ve so­ nunda Philippopolis çevresindeki tüm yerler kafirleşti. Bu­ na, Ermenilerden oluşan başka bir pis akım ile Jacobites'ın leş kokan pınarından gelen bir başka akım da katıldı. ıo [. . .]

9. Alexius, Philippopolis'e geldiğinde ... çünkü daha önemli bir görev verdiği -Maniheistleri döndürmek- Ku­ manlar henüz ulaşmamıştı. .. Şafak vaktinden öğleye ve hatta akşama kadar, bazen iki ya da üç gece, qnları çağırt­ tı ve kendi sapkınlıklarının hatalarını çürüterek onlara Orto­ doks inancı öğretti. Yanında Nicaealı Eustathius da vardı.11 · Bu adam dini ve dünyevi eğitim almıştı. .. aynı zamanda 10 John Tzimisces ve Paulikienlerin transferi için (14)'e bakınız. l 1 Onuncu yüzyılda Ermeniler'in batıya doğru yayılmaları için, Dedeyan, 'L'lmmigration armenienne.' Jacobitelar, Antioch'un Monophysite pat­ riği Jacob Baradaeus'un (500-78) takipçileriydi. Bunlarla Paulikienler arasındaki karışıklık için ( 17)'ye bakınız.

286


Alexius Coınnenus ve Paulikienler

Philippopolis ile meşgul olan bir piskopostu. Tüm bunların yanı sıra ve hepsinden üstün olarak, imparator, kutsal ki­ taplar üzerinde çalışarak kendini eğitmiş olan Caesar'ım, Nicephorus'dan da 12 yararlandı. Dolayısıyla, bir süre son­ ra, Maniheistlerin büyük bir bölümü rahiplere yaklaştı, gü­ nahlarını itiraf etti ve kutsal vaftizi kabul etti. Ancak içlerin­ de hala kutsal kitaptan örnek ve kanıtla.r alarak iğrenç dok­ trinlerini teyit edeceklerini düşünenler de vardı. Yine de imparatorun kesintisiz ilgisi teşvikiyle çoğunluğu ikna oldu ve kutsal vaftizi kabul etti. [Daha sonra Alexius, Kumanla­ rm üstüne yürüdü. Kumanlar savaşmadan çekildi ve Alexi­ us, Philippopolis'e döndü.] [. . .]

14. 9.3. Couleon 13 ve Cousinus'a ek olarak öteki Maniheistlerin fikirlerini paylaşan Maniheist sapkınlığının liderlerini, Pholus'u çağırttı. Ama bunlar sapkın düşüncele­ rinde ısrar eden, tartışmaya karşı direnen, Tanrı'nın sözünü parçalara ayırmakta becerikli ve o sözü aşırılığa çekmekte kararlı kişilerdi. Onlarla her gün tartıştı. Ama ikna etmeyi başaramadı. Sonunda aptalca davranışlarından neredeyse nefesi kesildi. Onları imparatorluğun başkentine göndere­ rek Büyük Sarayı çevreleyen sundurmalarda kalmalarını sağladı. Yine de planı işe yaradı. Orada her gün yüzlercesi Tanrı'nın yoluna katıldı. Böylece onun sayesinde ikna edi­ lenlerin sayısı binlere hatta on binlere ulaştı. 4. Tüm kentlerde ve kırsalda her tür sapkınlığa bulaş­ mış olanları farklı yollarla Ortodoks inancımıza çevirdi. 12 Bizzat Eustathius'un kendisi 1117'de, daha sonra bağışlanmış olsa da, isa'nın ilahi ve insani doğalarının ilişkisi konusunda sapkın görüşlere sa­ hip olmakla suçlanmıştı. 13 Anna Comnena'nın kocası Nicephorus Bıyennius ( 1062-1136).

287


Hrisıiyaıı Düalist Heretikler

Aralarında ili< aşamada olanlara muhteşem hediyeler ver­ di, onları orduya aldı. Sıradan insanlarla, öküz ve pulluklac rıyla çalışan köylüleri, karıları ve çocuklarıyla birlikte bir, ara­ ya topladı. Onlar için Eurus ırmağının karşı yakasında, Phi­ lippopolis yakınında bir kent kurdu ve tümünü bu kente yerleştirdi. Kente Alexiopolis adı verildi (ya da bilinen adıyla Neocastron). Onlara üzüm bağı, tarla, ev ve gayri­ menkul d ağıttı. Bu bağışları resmileştirdi. .. verdiği şeyleri chıysobulls ile onadı. Bu hediyelerin sadece alıcılara değil, aynı zamanda çocuklarına, torunlarına miras olarak kalaca­ ğını yasalaştırdı; hatta aralarından biri kaybolursa, karısının verilen mallarda payı olması gerektiğini sağladı... 5.... İmparator gerekli oları tüm bu işleri tamamladık­ tan sonra ... kraliyet şehrine geri döndü. Cousinus ve Co­ uleon yandaşlarıyla imparator a rasındaki tartışma ve çekiş­ me devam etti. İmparator, bence daha zeki olan Couleon'u yendi. .. onu sürümüzün en uysal koyunu yaptı. Cousinus ve Pholus tartışmaya devam etti. .. Bu nedenle imparator onl arı Elephantine olarak bilinen hapishaneye yolladı. Çün­ kü onlar Maniheistlerin en sapık olanlarıydı ve insanları açık bir şekilde cinnete sürüklüyordu. imparator, onların tüm ihtiyaçlarını cömertçe karşılasa da, onları kendi şeyta­ ni yollarında ölüme terk etti.

288


23. E.UTHYMIUS ZIGABE.NUS'UN PAULİKİE.N VE. ME.SSSALİANLARA KARŞI DOGMATIC PANOPLY'SİNDE.N BÖLÜMLER Euthymius Zigabenus'un Dogmatic Paanoply'yi yazmakla görev verildiği dönemin özellikleri Anna Comnena tara­ fından Bogomil Basil'in davası belgesinde tanımlanır, aşa­ ğıda [24]. Ziga.benus, daha önceki sapkınlıklara ait mater­ yalleri güvenilir belgelerden almaya dikkat etmiş ve refe­ ranslarını özenle vermiştir. Paulikienlerin tarihi ve inancıy­ la ilgili tanımlamaların büyük bir bölümü Phoitus'un bel­ gesinden alınmıştır. (Bu eser Sicilyalı Peter'ın eserinin tek­ rar yazımıdır, bkz. giriş [7]) Bu şekilde açıklanmayan az miktarda bir bilgi de bulunmaktadır; bunun bir kısmı ln­ ci/'e ait metinlerin Paulikien açıklamasına dayanmaktadır. Bunun, Sicilyalı Peter'ın kayıp üç vaazından alınmış olabi­ leceğini söylemek de mümkündür (bkz giriş [7]) ama bu konu tartışmaya açıktır. Messalianlarla ilgili verdiği bilgiler de dahil edilmiştir çünkü bu ad on birinci ve on İkinci yüz­ yıllarda Bogomiller için sıkça kullanılmıştır. Bu bilgiyi Mes­ salian teriminin o dönemde nasıl algılandığına dair bir fi­ kir vermek amacıyla hesaba kattık.

Paulikienlere Karşı (a) SAYFA 130, 1200A1-14. [Paulikienler] kötü olanın ateş­ ten ve karanlıktan doğduğunu söyler; dolayısıyla onlara sormalıyız, 'Karanlık ya da ateş onun yaratısı için tek başı-

289


Hristiyan Düalist Heretikler

na neden yeterli değildi? Kötü gücün yaratılmasının teme­ lindeki bu iki elementi kim bir araya getirdi?' ... Ateş kav­ ranabilir, algılanabilir bir şey ise kimin ürünü peki? Eğer kö­ tücül güçten geliyorsa, nasıl olur da onun ateşten ve ka­ ranlıktan geldiğini söylerler? Eğer iyiden geliyorsa, nasıl olur da Tanrı'nın algılanır bir şey yapmadığını söylerler? Kötü olanı üretenin kavranabilir olduğunu söyleyemezler çünkü kavranabilen her şeyi İyi'ye atfederler. (b) 1200 B2-8. Bazıları, İyi Tanrı'nın yalnızca cenneti ya­ rattığını söyler ve yeıyüzü ve altındakileri yaratanın bir baş­ kası olduğunu söyler. Hatta bazıları (çünkü hatanın birçok şekli vardır) gerçek cennetlerin ve altındakilerin, yeıyüzü­ nün kötü olanın yaralısı olduğunu söylemeye cüret eder. (c) 1207 B2-D8. 'O, kendi yurduna geldi', 'ama kendi halkı O'nu kabul etmedi' der [John 1.11]. Eğer dönekler 'kendi' sözcüğünü 'peygamberlerin sözleri' şeklinde yo­ rumluyor, İsa'nın onlara geldiğini ama onların kabul etme­ diğini söylüyorsa, aşırı aptallıklarını ve ahlaksızlıklarını gö­ rün. İlk olarak, peygamberlerin, kötü olanın ürünü olduğu­ nu savunurken nasıl olur da kehanetteki sözlerin lsa'nın kendisine ait olduğunu söylerler? O kadar ki, sanki ilham­ larını O'ndan aldılar. Dahası, İsa 'peygamberlerin sözlerine' nasıl geldi? Öncelikle, kendilerince, O (İsa) yabancılara geldi ve peygamberlerin sözleri de başkalarına aitti, çünkü İyi Tanrı değil bir yabancıdan I ilham aldılar. Ayrıca, İsa Tanrı 'nın oğulları olma gücünü kime verdi? Peygamberle­ rin sözüne mi? Emin olun bu, kabak tadı veren bir aptallık­ tır. Sözler Tanrıdan geliyorsa, Tanrı'nın mülkü olma gücüne sahiptir; şayet şeytandan geliyorsa, nasıl olur da Tanrı'nın oğulları olurlar? Hangi peygamberce sözün kökeni 'kan ve 1 Bu adamın geçmişi için (a)'ya bakınız.

290


Zigabeııus'ıın Doğmatic Panoply'sinden Böliimler

insan iradesi' ve 'bedenin iradesi'dir? Çünkü kutsal kitap şöyle devam eder: 'Onlar ne kandan, ne bedenden ne de insan iradesinin isteğinden doğdu; tersine, Tanrı'dan doğ­ dular' [Johrı 1.13] 'Karıdan doğan' hangileridir, doğmayan­ lar hangileri? Yani, 'kendisinin' olana dünya der aynı öğ­ rencilerine bir başka yerde de dediği gibi, 'İşte hepinizin evlerine gitmek üzere dağılacağınız ve beni yalnız bıraka­ cağınız saat geliyor, geldi bile' [Johrı 16.32]. Burada ne tür bir mülkten söz eder? Acaba peygamberlerin sözlerini mi yoksa her bir öğrencinin kendi meskeni ve mülkünü mü kastediyor? Dolayısıyla, burada da 'kendi' kelimesi, adı ge­ çen budalanın iddia ettiği gibi 'kahince sözler' değil: tersi­ ne, her bir insanın evi ve malı anlamına geliyor. Yani 'ken­ disininkine geldi ama kendisinin oları onu kabul etmedi' sözündeki 'kendi' sözcüğü 'algılanabilir, sezilebilir dünya' demektir - işte bu da onun varlığı ve yaratısıdır. {d) 1209 D1-11 Şeytanın dünyadaki her şeyi yönettiği küfrünün onayı olarak kafirler bunu alıntılar. O'rıurı, İsa'ya dünyanın tüm krallıklarını gösterdiğinde 'Ayaklanma kapa­ nıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim' [Matt. 4.9] demiş olması nedeniyle yoldan çıktılar. Aslında bu söz onlara karşı bir argümandır, çünkü şeytan hiçbir krallığı yö­ netmez. O bir yalancıdır, yalancıların başı; Lord'umuzurı öğrettiği gibi asla doğruyu söylemez, bu nedenle yeryü­ zündeki her şeyin efendisi de değildir. (e) 1215 D1-3: 1217 B6-11, B15-Cl 1: 1220 B10-CL Neden 'cennetteki' Jerusalem'e (Kudüs) Tarırı'nırı annesi diyorsurıuz? 2 Hangi kutsal kitap ya da azizlerin hangisi bu 2 'Yabancı' teriminin Eski Ahit'in Tanrısı için kullanımı patrikli!{ kaynakların­ da ikinci yüzyıl heretik Marcion'u inanç sisteminin bir parçası olarak id­ dia edilir.

291


Hristiyan DUalisı Heretikler

aptallığı size öğretti? .. En kutsal bakire Meryem'in (Mary), hem Tanrı hem insan olan, kabul ettiğiniz tek kitaplar olan (çünkü diğerlerinin tamamını küçümsersiniz) hem İnciller­ de hem de havarinin mektuplarında adı geçen Lordumuz İsa'yı doğurduğuna dair başka kanıtlar da bulunmaktadır. .. Eğer bu tür metinlerle köşeye sıl<ıştılarsa ve İsa'nın kendi bedenini kendisiyle birlikte cennetten indirdiği gibi absürt bir hikaye uydurmuşlarsa, onlara şöyle yanıt verelim: 'İsa'nın bedeni cennetten gelmeyse, insanın sahip olduğu deneyimlere tabi olamazdı - açlık, susuzluk, uyku, yorgun­ luk, keder ve gözyaşı ve bunun gibi şeyler yani. Söz'ün in­ sanda birleştiği cennetten gelen kişi olsaydı, dünyadaki bedenler gibi ölümlü ve bozulabilir olmazdı' ... Ama onlar 'İncillerde Lord'umuzun "O, gökten inen, cennetteki insa­ noğlundan başka hiç kimse göğe çıkmamıştır" [John 3.13] dediğini anımsatır ve tekrar İncil'den "İlk insan yerden, ya­ ni topraktandır. İkinci insan göktendir" [l Cor. 15.47] sözü­ nü alıntılar ve görün işte, her iki metin de onu göksel bir varlık olarak gösteriyor' der. (f) 1225 C5- l 2 Şeytan, esl<i dönemlerin kanun koyucu­ su ise gerçeğin Kaynağı nasıl olur da 'kutsal yazıları araştı­ rın, çünkü sonsuz yaşamı orda bulacaksınız' [John 5.30] der? Kutsal yazılardan kasıt Musa'nın ve öteki peygamber­ lerin kitaplarıdır, çünkü o zaman Yeni Ahit'in kitapları he­ nüz yol<tu. Messalianlara Karşı

(g) 1273 B2-C3, D9-12;1276A5-8, B6°7, C13; 1277A 12B 11; 1288 C5-1 O; 1289 C 1-5. Messalian sapkınlığı Valen­ ler ve Valentinian dönemine dayanır. Bu ad Grekçeye çev-

292


Zigabenus'un Doğmatic Panoply'sinden Böliimler rildiğinde 'dua edenler' anlamına gelir. Bunlar duadan sık­ ça söz ederler. .. yani ya Lord'un havarilerine verdiği, Ba­ bamız, gibi yalvarmayı ya da sadece dinsizliklerine yakın olanların bileceği başka duaları kastederler. Ancak bunu, saçma dili ve şeytani sözlerinden [epode]3 dolayı okuya­ mayacak olanlar bilmez. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh üçleme­ sinin bir tek varlığa dönüşeceğini söyler. Bu fikri Sabellian­ lardan çaldılar. .. İlahi yaradılışın kolaylıkla değişebileceği­ ni, istediği herhangi bir şeye dönüşebileceğini ve hak eden kişilerin ruhlarına karışabileceğini savunurlar ... Derler ki, Tanrı'nın tohumu ve Sözü, Tann'nın Annesi'nin rahmine düştü.... Kutsal vaftizin günahın köklerini kazıyamayacağı­ nı iddia ederler ... Doğan her çocuğun doğasını ve şeytan­ lara esaretini atamız Adem'den aldığını, bu doğayla içinde bulunan ve ilham veren şeytanı birleştirdiğini, ne kutsal vaftizin ne de başka bir kutsal uygulamanın onu oradan çı­ karamayacağını söylerler. Bu, ancak dua eden kişinin öksü­ rüp tükürerek atmasıyla vücudu terk eder ... irsi şeytan dı­ şarı atıldıktan sonra, kişi Kutsal Ruh'un meskenidir, Kutsal Üçlü'yü alır ve adamayla ilgili herhangi bir uygulamaya ih­ tiyaç kalmaz ... Sahte din adamları seçip onları diyakoz ve rahip yaparlar ki daha sonra güç ve otorite iddia edebilsin­ ler. Aslında, monastik yaşam tarzı sürerler. Bu şekilde dik­ kat çekmez ve çoğunluğu kandırırlar... Korkmadan tekrar tekrar yemin ederler ... özellikle de Messalianlıkla suçlandıklarında...

3 Bakınız PH (8), madde 11.

293


24. ANNA COMNENA'NIN, BOGOMİL BASİL DAVASI HAKKINDA YAZDIKLARI (c.1098) Anna Comnena (1083-c. 1153) yaşamının i/eriki döne­ minde babası Alexius'un biyografisini yazdı. Kocasının le­ hine erkek kardeşi John 'u tahttan indirme girişiminin ba­ şarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Anna bir manastıra kapatıldı ve orada politik arenadan uzak bir şekilde alim­ lerin bilginlerin hamisi oldu. Biyografide Alexius'un here­ tikleri ceza/andırmasına ayrı bir önem verir; Anna babası­ rnn John Nilus ve Plovdiv (Philippopolis) Pau!ikienlerinin peşine düşmesini (bkz [221) kaydeder. Davanın ve Bogo­ rnil liderinin fstanbu/'da (Constantinople) idamını detaylı ve çarpıcı bir şekilde anlatır. Anlattığı hikayede dava o devrin sonlarında olmuş gibi görünmektedir. Bu yanıltıcı olmalıdır. Belirleyici tarihler Patrik Nicho!as Grammaticus (1084-1111) ve sebastocrator /saac'in (c. l 103) ölüm ta­ rihleridir. Bunun için Papachryssanthou 'nun 'la Date de la mart du sebascrator lsaac Comnene · bakınız. t<ullanı/an metin Bude baskısıdır, B. leib tarafından düzenlenmiştir. (3 cilt, Paris 1937-45).

8.1. Bundan sonra, saltanatın ... 1 yılında kafirlerin sapıklık dalgası ortaya çıktı; Kilisenin daha önce karşılaşmadığı şe­ kilde bir sapkınlık. İki kötü ve değersiz doktrin birleşti. Bunlar daha önce biliniyordu: Paulikienlerin sapkınlığı de­ diğimiz2 Maniheistlerin dinsizliği ve Massalianların iğrenç1 EP (l9)'daki aynı sözcüğün kullanımı.

2 Bakınız (7), (8).

294


A1111a Conıneııa'nııı Yazdıkları

!iği. 3 Bogomil doktrini işte böyledir, Maniheistlerin ve Massalianların kombinasyonu. Öyle görünüyor ki bu, ba­ bamdan önce de vardı ama fark edilmemişti; Bogomil mezhebi, gizlenme konusunda oldukça beceriklidir. Bir Bo­ gomilde asla sıradan bir saç modeli göremezsiniz çünkü şeytan bir pelerin ya da başlığın altında gizlidir. Bir Bogo­ mil ağırbaşlı bir yüz ifadesine sahiptir; burnuna kadar örtü­ lüdür, öne eğilerek yürür ve yumuşak bir şekilde konuşur. Ama yabani bir kurttur. 3. Bogomillerin ünü her yere yayıldı bile. Malum bir keşiş, Basil, Bogomil sapkınlığını yaymada çok zekice davrandı; on iki tane öğrencisi vardı. Onlara havariler der4 ve her ye­ re onlarla birlikte giderdi. Bunların yanında kadın öğrenci­ leri de vardı. Bu kadınlar ahlaksız ve kötü karakterliydi ve bu kötülüğü her yere yaydılar. Şeytan, bir ateş gibi bir sü­ rü ruha saldırdı. İmparatorun ruhu buna dayanamadı; sap­ kınlığı araştırdı. Bogomillerin bazıları saraya getirildi. Ge­ lenlerin hepsi de, malum Basil'in öğretmenleri ve Bogomil sapıklığının seçkin lideri olduğunu söyledi. Onlardan biri, Diblatius, yakalandı. Sorgulamasında yanıt verme konu­ sunda isteksiz davrandı ve işkenceye maruz kaldı. Sonun­ da, adı geçen Basil'i ve onun seçtiği havarileri ifşa etti. Bu­ nun üzerine imparator, bu adam için sorgulama başlattı. Sonunda Satanael'in 5 başkumandanı Basil ortaya çıktı, alı­ şık olduğu üzere ciddi bir yüz ifadesi, cılız ve uzun bir sa­ kal ile. 3 Bakınız EZ (25), dipnot 4.

4 On il<.1 'havarisi' olduğu iddiası Mani'ye karşı da ortaya atıldı. Basil'e kar­ şı yapılan bu suçlamanın tarihsel anlamda doğruluğundan şüphe edilme­ lidir. Basil'in takipçilerinin açıklamaları için, EZ (25). madde 22. 5 Bizanslı Bogomiller arasında şeytana bu adın ve Samael denmesi hakkın­

da EZ (25). madde 3'e bakınız.

295


Hrisıiyan Diialisı Heretik/er

4. İmparator hemen ... sahte bir mazeretle bu adamı davet etti. Onu ayağa kalkarak karşıladı. Onunla aynı yere otur­ du, masasını paylaştı ... Onun öğrencisi olmak istiyormuş gibi davrandı. Sadece kendisinin değil, kardeşi sebastocra­ tor lsaac'in de6 aynı şeyi istediğini söyledi. Basil'in söyle­ diği her şeyi ilahi bir ilham gibi dinledi. Ruhunun kurtulu­ şunu sağlarsa Basil'e her konuda itaat edeceğini söyledi. 'Saygıdeğer peder' dedi, 'Erdeminizden dolayı size tapı­ yorum. Bana o ulu doktrininizin bir kısmını öğretmeniz için yalvarıyorum çünkü bizimkilerin hepsi işe yaramaz, kesin­ lil<le erdeme götürmüyor.' ... İmparatorun kardeşi sebas­ tocrator aynı anda ortaya çıktı ve kendine düşen rolü oy­ nadı. 5. Basil sapkınlığın prensiplerini kustu. Nasıl mı? Kadınla­ rın bölümüyle imparatorunki arasına bir perde çel<lldi. Bu aşağılık her şeyi kusarken ve açık bir şekilde anlatırken, içe­ ride bir yazıcı söylenen her şeyi yazıyordu ... Bu lanetli adam... kiliselere -bizim kutsal kiliselerimize- maalesef şeytanın tapınakları dedi; ulu ve yüce rahibin Kanı ve Be­ deni, o kutsanmış fedakarlığı önemsemedi, hiçe saydı. 6. Peki sonra ne oldu? İmparator maskeyi yırtıp attı, per­ deyi indirdi. Tüm meclis toplandı, kurmay heyeti bir araya geldi. Kilise meclisi de oradaydı.? O dönemde başkent patriklerin en kutsalı Lord Nicholas the Grammarian tara­ findan yönetiliyordu.8 İğrenç doktrinleri okudu; gerçek in­ kar edilemezdi. Basil kuru bir kafayla saldırganlığa devam 6 Sebastocrator lsaac'in ölüm tarihi için. Papachryssanthou, 'La Date ·cte la mort du sebastocrator lsaac Comnene.' 7 İmparatorluğun yönetici sınıfında sapkınlığı araştıran benzer - bir meclis için (32)'de patrik Cosmas'ın giriş bölümüne bakınız.

8 Patrik 1084-1111.

296


Anııa Comnena'ıım Yazdıkları

etti ve ateşe, kamçılara, binlerce ölüme karşı direnmeye karar verdi. Bu yoldan çıkmış Bogomiller acı çekmeden her türlü cezaya dayanacaklarına ikna olmuştu çünkü melekler onları yakan odunlardan çekip alacaktı ... Odun yığını ve öteki işkenceler Basil'i tehdit etse de, O (Basil) şeytan ta­ rafından desteklendi ve Satanael'ine sıkıca sarıldı. Hapse atıldı. İmparator onu defalarca çağırttı ve yine defalarca bu dinsizliğinden tövbe etmesini öğütledi. Ama o imparato­ run tüm bu öğütlerine rağmen dönmedi. 7. Burada onu ilgilendiren garip bir olayı da anlatmalıyım. İmparator ona daha sert bir şekilde davranmaya başlama­ dan önce (dinsizliğini itiraf etmesinden sonra) o, imparato­ run odalarının yakınında küçük bir binaya gitti. Bina, ilk sa­ kini olarak onun için inşa edilmişti. Bir akşam vaktiydi. Yıl­ dızlar açık gökyüzünde parıldıyordu. Ay, kavuşmalarından sonra akşam için en güzel ışıklarını yayıyordu. Gece yarısı­ na doğru keşiş hücresine girdiğinde, hücrenin üzerine do­ lu gibi taş yağmaya başladı. Taşları hiç kimse atmıyordu, hiçbir insan taşları bu kadar şeytanca firlatamazdı. Görünü­ şe göre, Satanael'in çileden çıkmış şeytanları öfl<elerini gösteriyordu, çünkü o imparatora açıklama yapmış bu ha­ tada!) dolayı zulme maruz kalmıştı ... Taş yağmurundan he­ . men sonra bir deprem oldu; yer sallandı, tavandaki tüm · kalaslar çatırdadı. 9 [ . . .]

9. Bogomillerin tüm sapkın hikayesini anlatmaya çalıştım ama utanç beni engelledi çünkü adaletli Sappho söze dö­ külmemesi gerekenler olduğunu söyledi (çünkü ben bir ta9 Lanetleme formülünün 5. Maddesine bakınız.

297


Hrisriyan Diiafist Hereıikler

rihçi ve kadınım, Alexius'un en büyük ve en onurlu çocu­ ğuyum) . . . Annem tarafından büyükannem olan prense­ sin ıo ve tüm rahiplerin bildiği Zigabenus adında bir keşiş vardı. E.debi anlamda yeteneğinin doruğundaydı, konuş­ ma sanatında cahil değildi, doktrin hakkında diğerlerinden daha bilgiliydi. İmparator onu çağırttı ve tüm sapkınlıkları gözler önüne sermesi için görevlendirdi, her birini ve tek tek. Daha sonra da kutsal babaların karşı fikirlerini yazacak, Bogomillerinkini de kafir Basil'in anlattığı şekilde dahil edecekti. İmparator bu kitaba 'The Dogmatic Panoply' adı­ nı verdi; halen de aynı adla bilinir. Şimdi Basil'in idamına dönelim. İmparator, Basil'in tüm öğrencilerini ve arkadaşlarını ülkenin her yanından çağırttı, özellikle de on iki havarisi olarak adlandırılanları. Onların görüşlerini dinledi. Kesinlikle Basil'in öğrencileriydi. Kötü­ lük en büyük evler üzerine bile ağırlığını koymuş, veba, çok sayıda kişiye bulaşmıştı. E.n sonunda, bu inanca karşı insanları (yani yaratıkları) lider ve korosu gibi, odun ateşi­ ne dizdirdi. Saptanan Bogomiller tutuklandığında, bir kıs­ mı sapkınlıklarında inat etti bir kısmıysa ateşli bir şekilde in­ kar etti. .. İmparator onlara inanmaya hazır değildi. .. ger­ çek Hıristiyanları teşhis edebilecek yeni bir yöntem buldu. E.rtesi gün imparatorluk tahtında yerini aldı. Meclisin birçok üyesi, bilgili Nazaritlerin liderleri.11 Senatonun üyeleri de oradaydı. Bogomil sapkınlığıyla suçlanan herkes ortada toplandı. İmparator her birinin tek tek sorguya çekilmesini emretti. Bazıları Bogomil olduğunu itiraf etti. .. ötekiler bu­ nu kesinlikle inkar etti ve kendilerine Hıristiyan dedi. .. İm10 Bulgar Maıy. 11 Keşişlerin tarifi için kullanılan, sofu yemini altında olanlar için Eski Ahit'e dayanan kasti bir arkaik tanım.

298


Anna Comnena'nm Yazdık/an

parator onlara sert bir şekilde baktı ve şöyle dedi: 'Bugün iki ayrı odun yığını hazırlanacak, birinin yanına, yere haç yerleştirilecek. Daha sonra size bir seçim sunulacak. Bugün Hıristiyan inancı içinde ölmeyi isteyenler ötekilerden ayrı­ lacak ve haçın yanındaki odun yığınına yönelecek. Bogo­ mil sapkınlığına bağlı olanlarsa diğer odun yığınına atıla­ cak. Hıristiyan olanlar için bir Bogomil gibi yaşayıp zulüm görmek ve ötekilerin vicdanını ö�<elendirmektense ölmek daha iyidir. Şimdi gidin ve seçtiğiniz odun yığınına yana­ şın.' [. . .] Mahkumlar hemen götürüldü, büyük bir kalabalık top­ landı. Sözde Tzykanisterion' da 12 odun yığınları oluşturul­ du... Ateş göğe yükseldi. Yığınlardan birinin yanına haç yerleştirildi. Mahkumlara istedikleri yığının yanına gitme şansı tanındı çünkü hepsi de yanacaktı. İnançlarının kaçınıl­ maz olduğunu gören ortodoks olanlar haçlı yığına yanaş­ tı. .. ateistlerse ötekine. Tam hepsi de yanan odun yığınlarının üzerine atılacak­ ken imparatordan cellatlara işlerini yapmayı yasaklayan bir emir geldi. Bu şekilde imparator gerçek Bogomillerin kim olduğu konusunda kesin bilgi almış oldu ve ifşa edilen Hı­ ristiyanları serbest bıraktı ... ötekileri hapse yollattı. Basil'in havarileri ötekilerden ayrıldı. Onları teker teker çağırtarak talimatlar verdi. Onları bozuk mezheplerini terk etme ko­ nusunda cesaretlendirdi. Kutsal Kilisenin kıdemli üyelerin­ den seçtiği kişilere de ötekilerle teker teker görüşmeleri ve onlara Ortodoks inancı öğretmeleri emrini verdi. ,. Onların bir kısmı dönüşümü kabul etti ve serbest bırakıldı. Bir kıst 2 Polo sahası.

299


Hristiyan Düalist Hereıikler

mı sapkınlıkları içinde öldü ya da hapiste kaldı. Hapiste ka­ lanlara bolca gıda ve yiyecek verildi. 10. Basil'e gelince, o tam anlamıyla bir kafir ve tövbe etmeyendi. Kutsal kilise meclisinin, Nazaritlerin tüm üyele­ ri ve patrik Nicholas'ın kendisi Basil'in odun ateşini hak et­ tiğine karar verdi. İmparator da onlarla aynı fikirdeydi. .. Hippodrom'da büyük bir odun yığını oluşturuldu. Büyük bir çukur kazıldı, her türden odun, ağaç bir araya toplandı. Ortada koca bir dağ oluşturdular. Yığın ateşlendiğinde bü­ yük bir kalabalık yavaşça Hippodrom'un düz zemininde ve merdivenlerinde toplandı. Hepsi· de ne olacağını merak ediyordu. Diğer tarafa bir haç yerleştirildi ve kafire bir şans daha verildi... fikrini değiştirmesi ve haça yönelmesi için. Böylece hemen ateşten uzaklaştırılacaktı. Kafirlerden oluşan bir kalabalık da liderleri Basil'i gör­ mek için oradaydı. O (Basil) tüm cezalandırmaları ve teh­ ditleri küçük gören bir ifade takındı ve ateşe yaklaşırken bi­ le onunla alay etti .... Meleklerin kendisini ateşin ortasın­ dan çekip alacağını söyledi. Davut'un ilahisinden bir bölüm nakletti, ·o sana yaklaşmayacak; onu sen gözlerinle göre­ ceksin' [Ps.90.7-8]. Daha sonra, kalabalığın bölündüğü ve onun odun yığınının korkunç görüntüsünü görmesini sağ­ ladığı anda (uzaktan bile ateşi hissetti, alevler göğe yükse­ liyordu, Hipodrom'un ortasında duran dikili taşın boyuna varan alevler etrafa kıvılcımlar yayıyordu) bu cesur adam ateşten korkmuş ve sıkıntılı görünmeye başladı. Gözlerini çevirmeye devam etti, ellerini vurdu, kalçasını dövdü, san­ ki tamamen kaybolmuştu... Onun hakkında herkesin dilinde dolaşan farklı hikaye ve masallar olduğu için cellatlar Basil'i çevreleyen şeytan­ ların bir şekilde mucize gerçekleştireceğinden korkuyordu,

300


Anııa Comnena'nın Yazdıklarr

Tanrı'nın izniyle bu kötü adam ateşin ortasından çekip alı­ nabilir, başka bir kalabalık yerde ortaya çıkabilirdi. Yani, son kötülük ilkinden daha kötü olabilirdi. Bunun üzerine bir de­ neme yapmaya karar verdiler ... Onun (Basil'in) pelerinini alıp 'görelim bakalım, ateş kıyafetlerine dokunabiliyor mu' dediler. Hemen onu alevlerin ortasına attılar. Basil kendisi­ ni kandıran şeytan tarafından çoktan büyülenmişti ve şöy­ le dedi: 'Bakın, pelerinim havada uçuyor.' Kumaşın zikzak yaparak gidişini fark ettiler: onu (Basil'i) yakalayıp ateşin içine attılar, tüm kıyafetleri ve ayakkabılarıyla birlikte. Ateş adeta ona köpürmüştü, kafiri tamamen yalayıp yuttu. Ardından ne bir yanık et kokusu ne de alevde bir değişiklik oldu. Sadece alevlerin ortasında ince bir duman çizgisi vardı_. .. Basil'in bu yıkıcı mezhebinden kalanlara gelince ... coş­ kuya kapılan halk onları da zorla ateşe atmaya kalkıştı, an­ cak, imparator buna izin vermedi. Hepsinin de Büyük Sa­ rayın sayvan ve tünellerinde mahkum edilmesini emretti. .. Oraya götürüldüler. Bir süre sonra dinsizlik içinde öldüler.

301


25. EUTHYMIUS ZIGABENUS'UN DOGMATIC PANOPLYSİNDEN BOGOMİL KARŞITI ALINTILAR (BÖLÜMLER) Eythymius'a, davası Anna Comnena 1 tarahndan kaydedi­ len Bogomil lideri Basi/'i soruşturma görevi verildi. Com­ nena 'nın kayıtlarına göre, Euthymius, günahkarları konu alan ansiklopedisi Dogmatic Panoply'de bu cemaati kale­ me almakla görevlendirildi. Bu metnin en ulaşılabilir ver­ siyonu Migne 'ninkidir (PG / 30.1289d- l 331 d}. Euthymi­ us 'un Bogomil liderini soruşturmasına ait bir başka kayıt da Ficker'ın yayınladığı ve Narratio adını verdiği, Ut­ recht'deki on ikinci yüzyıla ait bir el yazmasında bulun­ maktadır. Metindeki ipuçlarına göre bu, Dogmatic Pa­ noply'den önce yazılmış gibi görünmektedir. Narratio'da Euthymius, bu heretizm hakkında gerçeklere dayanan bil­ gi vermeye çalışır. Bunu da itirazını netleştiren yorumları aralara serpiştirerek yapar. Panoply'nin Bogomil karşıtı bölümünde elindeki materyali daha mantıklı bir sıraya diz­ miş, sapkınlıkları çürütmeye ve ortodoksluğun konumunu saptamaya özen göstermiştir. Ayrıca okuyucunun çalış­ masında, benzer görüşleri taşıyan daha önceki argüman­ ları çürüttüğü bölümlere çapraz ilgi kurmasını sağlamıştır. Narratio 'da bulunan Bogomillik konusundaki hemen he-· men tüm bilgiler, farklı bir sırada düzenlenmiş olsa da, Pa­ noply'de de bulunmaktadır. Her iki metin de St Matt­ hew'un İncil'inden alınan Bogomil yorumları içeren uzun bir bölümle sonlanır. Bu, gün ışığına çıkabilmiş tek Hıristi1 24. Bölüm'e bakınız.

302


Bogomil Karşıtı Almlllar yan düalist yorumdur. 2 do/ayısıyla olağanüstü bir ilgi hak eder. Çeviri, Dogmatic Panoply'deki metne dayanır, Narra­ tio'daki önemli değişikli/der de dipnotlarda verilir.3 Euth­ ymius'un tekzipleri, Bogomillik hakkındaki yorumlarını açıklamaya yardım eden bölümler ya da bazen (dipnotlar­ da tanımlanır) onun ve muhaliflerinin ortak bir düşünce dünyası paylaştığını gösteren bölümler hariç birçok du­ rumda atlanmıştır. Narratio'da Euthymius'un heretizmin ',ırchaeology'si terimini tanımladığı (ki bu tanım şuc(ur: yeni dönenlere verilen yönerge) bölüm ek olarak basıl­ mıştır. Her ne kadar bu bölüm Panoply'de bulunmayan önemli bir bilgi içermese de, elimizde bulunan, Bogomi/­ lerin soru cevapla öğretmesi hakkındaki tutarlı tek belge­ dir. Önsöz

Bogomil sapkınlığı bizim kuşaktan kısa bir süre önce orta­ ya çıktı. Bu, aslında Messalian sapkınlığının bir parçasıdır, 2 (16,d)'de bulunan St Matthew lncil'i için yapılan yorum hakkında bir ima bulunmaktadır. Ancak onun içeriği bu metinle uyuşmaz. 3 Bunların en yaygını Ficker metninde (Satanael yerine) Samael adının kul­ lanılmasıdır. Satanael'in cennetten düştükten sonra Satan olarak adlandı­ rılmasını anlatan bölüm Constantinoplelı Bogomiller'in Satanael şeklini kullandıklarını ispatlar. Diğer yandan her iki kullanım da yaygındır. Sama-. el, Yahudi geleneğinde ölüm meleğidir. Bu adın en eski kullanımı Ethio­ pic Book of Enoch, madde 6'da bulunur. Samael'in Cennet bahçesindey­ ken yılan şeklini aldığı efsane Apocafypse of Baruch, 4. 9'da geçer. Sa­ mael aynı zamanda Ascension of lsaiah'da görülür. (NTA il, s. 645) Ka­ bil'in babası olduğu Targum on Genesis, 3. 6'da anlatılır. (Sources chre­ tiennes 245: Targum du Pentafeuque, 1, 91 R. Le Deaut ve J. Robert). Sa­ tanael ilk defa Bartholemew Incili'nde (NTA 1, 497) geçer. Bu çalışma muhtemelen beşinci yüzyıla aittir. Varolan metin !sa ve Satan'ın kardeş oldukları şeklindeki Bogomi\ iddiasını destekler görünüyor. Ayrıca bakı­ nız Dando, 'Satanael.'

303


Hrist(vcm Diialisı Hereıikler

hemen hemen her doktrinleri aynıdır.4 Sadece, Bogomillik kirliliği artıran bazı noktalar da eklemiştir.5 Aslında bu sapkınlık, liderlerinin izini süren becerikli, saygıdeğer imparator Alexius6 zamanında saptandı. O li­ der Basil'di, bir doktordan ziyade bir yok edici, bir veba, yı­ kımla dolu biri ve her türlü kötülüğün aletiydi. İmparator onu çağırttı, onu saygıyla karşıladı, kendi yanında bir kol­ tukla onurlandırdı, onunla hoş bir şekilde, kibarca kabul edilebilir bir şekilde konuştu, zeki bir şekilde öğrencilik ya­ pıyormuş gibi davrandı. Birçoklarını yıkıma götürecek ka­ dar kandıran kişiyi kolayca kandırdı. Keskin zekası ve ruhu­ nun becerisiyle, bu çürümüş iğrenç adamın vücu.dunda pusu kurmuş tüm kötülüklerin izini sürdü. Aynen vahşi hayvanları inlerinden çıkarır gibi, o adamın kalbinin karan­ lığındaki tüm pislikleri, çok biçimli zehirli öğretileri sorgu hüneri sayesinde çekip çıkardı. Sonunda bu aptal adamı, o antik hastalığı yendi ve bana da bunu ve daha önce adı ge­ çen sapkınlığın saçma sırlannı alt etmenin zaferini yazma­ mı emretti. 1. Onlar Musa'nın 7 tüm kitaplarını ve o kitaplarda anlatılan Tanrıyla birlikte O'nu memnun eden adil adamları reddet­ tiler; aslında Şeytanın planına göre yazılı olarak arkasından gelen tüm kitapları da. Onların görüşlerini kayda geçiren4 Messalian/Massalian sapkınlığı dördüncü yüzyılda Suriye'de ortaya çık­ mıştır. Euthymius Zigabenus'un anlatımına göre (PG 130. 1273 (23(g)) bu öğretinin temel özelliği her insanın içine yerleşmiş qlan şeytanın ·çıka­ rılması için ecstatic (kendinden geçmiş) dua tekniğinin öğr_etilmesidir. 5 Burada Ficker metni şunu da ekler: 'Yakın zamanlara kadar dindarlık mas­ kesi yüzünden yalnızca sıradan insanlar değil algısı keskin kişiler tarafın­ dan bile anlaşılmıyorlardı.' 6 Alexius Comnenus ( 1081-1118). 7 Hem Paulikienler hem de BogomillerTevrat'ın beş kitabını reddeder. Bkz. Sicilyalı Peter (7).

304


Bogomil Karşıtı Alıntılar

!eri bağışlasın! Onlar sadece yedisini kabul eder, onurlandı­ rır ve saygı duyarlar. Bunlar: Psalter (Zebur), on altı pey­ gamber, Matthew, Mark, Luke ve John'un İncil'i, yedinci kitap olarak da Epistles (Mektuplar) ve John the Divine'ın Apocalypse'siyle birlikte Elçilerin İşleri. Onlar der ki: 'bilge­ lik kendi evini yaptı, yedi sütunu yonttu' [Prov. 9.1]. Onlar bu cümlede 'ev' sözcüğünü kendi kokuşmuş meclisleri, 'sütun' sözünü de sayıca ona eşit olan kitaplar olarak yo­ rumlarlar. Musa'nın kitaplarını reddetmeyi ve Paulikien sapkınlığından kalanları öğrendiler. .. Şunu anlamalısınız ki onlar Musa'nın kitaplarını hor görürken konumlarını des­ teklemek için kurnazca davranarak o kitaplardan sözler se­ çerler. Olur da açıkladığım bu yedi kitaptan alınan sözlerle köşeye sıkışır ve gerçeğe zorlanırlarsa, endişe içinde, kaç­ mak ıçin kinayeye başvururlar. 8 2. Basit insanları kandırmak için Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'a inandıklarını ileri sürerler ama bu üç unvanla Baba'yı kasteder ve O'nun insan yüzüne sahip olduğunu, her tapı­ naktan biri Oğul' a, biri de Ruh' a ait bir ışın yolladığını farz ederler. Yani, inançları herhangi bir şekilde var olamayan, bir çeşit fiziksel olarak kc:ırkunç şekillenmiş bir Tanrı 'ya yö­ nelir. Baba'yı üç adla anma geleneğini Sabellius sapkınlı­ ğından almışlardır. .. 9 3. Oğul ve Kutsal Ruh'un , ilkönce çıkmış oldukları Baba'ya döneceğini, üç tane yüzü olan Baba'nın 5.000 ve 33 yıl 8 Terimler sözlüğüne bakınız. 9 Sabellius (üçüncü yüzyıl başlan) Bizan;;lı yazarlara göre Teslis'e dair sap­ kın görüşlerin başlatıcısıdır. Sabellius. ilahi Doğa'nın tekliğini vurgulamış, bu nedenle ete kemiğe bürünme konusl!nda sorunlar yaşamıştır. Burada ona atfedilen öğreti, dördüncü yüzyılda !sa ile Tanrı Baba arasındaki iliş­ kiye dair tartışmalarla ilgilidir.

305


Hristiyan Diia/ist Heretikler

geçtikten sonra tekrar tek şekle döneceğini, insan formun­ da ama bedensiz olacağını söylerler. Bu büyük anlamsızlı­ ğa, bu gülünç durumun boyutuna eyvahJIO 4. 5.000 yılına kadar l 1 ne Oğul'un ne de Ruh'un var oldu­ ğunu, 'Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrıyla birlikteydi ve Söz Tanrıydı' [John 1.1 J diyen evangelist John'un gök gür­ lemesi sesine rağmen ondan sonra ad ve kökenini aldıl<la­ rını söylerler. .. 5. Baba'nın Kutsal Ruh'un babası olduğunu,12 O'nun ruha­ ni bir yolla hain Judas'ın ve on bir havarinin de babası ol­ duğunu söylerler. İncil' den şu alıntıyı yaparlar: 'İbrahim, İs­ hak'ın babasıydı, İshak, Yakup'un babasıydı, Yakup Yahuda ve kardeşlerinin babasıydı' [Matt. 1.2]. Bunun Kutsal Üç­ lü 13 hakkında yazıldığını iddia ederler. .. 6. Kurtarıcının Satan dediği şeytanın aynı zamanda Tanrı Babanın oğlu ve adının Satanaeıt4 olduğunu, Oğul'dan, 1 O Bizans döneminin tjünyanın yaşı hakkındaki görüşü buradald tarihi des­ tekler; Bogomiller lsa'nın yeniden dirilişinin (otuz üç yıllık dünyevi ya­ şamnın ardından) zamanın sonu ve yeni yaratımın başlangıcı olduğunu düşünürler. F Loofs ('Das Nicanum' Festgabe K. Muller, s. 68-82) Tes­ lis'in bir açıdan yaradılışın başlangıcından zamanın sonuna kadar süre­ ceği fikrinin erken dönem Teslisçi öğretiye ait olduğuna inanır. Onun alıntı yaptığı hiçbir yazar ilahi gücün yayılması ya da geri çekilmesi ta­ rihine veya Teslis'in insan görünümüne değinmez. 'insan görünümü' fikri ya saf Bogomi! düşünce şeklinin bir örneğidir ya da görüşlerinin bi­ linçli bir sunumudur. Ficker şunu da ekler: 'Derler ki, Oğul Baba'nın Söz'ü, Kutsal Ruh ise Oğul'un Sözü'dür. 1 1 Ficker 5500 der. 12 Ficker 'Derler ki Baba Oğul'u meydana getırdi, Oğul da Kutsal Ruh'u.' 13 Kutsal Ruh'un meydana getirildiği, dolayısıyla da Isa'nın küçük kardeşi olduğunu söyledikleri iddiası Constantinoplelu Macedonius takipçileri­ ne yöneltilmiştir. (Hanson, The search for the Christian doctrine of God, s. 754). Eski Ahiri kuralsa! olarak tanımayan Bogomiller lsa'nın kutsal kitaplardal<i soy ağaçlarını yorumlamak zorundaydılar. 14 Ficker 'Derler ki, Baba'nın oğlu Samael, Oğul ve Söz'den önce gelir.'

306


Bogonıil Karşıtı Alıntılar

Söz'den önce geldiğini, daha güçlü olduğunu, ilk doğuma denk geldiğini ve birbirlerinin kardeşi olduklarını söylerler. Satan 15 yardımcıdır, ikinci olarak Baba'ya, Onunla aynı giy­ si ve şekle sahiptir, O'nun sağında bir tahtta oturur ve O'ndan yanında ve sonrasında hürmeti hak eder. O bu­ nunla zehirlendi, duyguları yitirilmiş halde büyülenerek bir isyan çıkardı. Böylece yöneticilerin güçlerini test edebilme firsatı yakaladı. Hizmetlerinin yükünü azaltmak istiyorlarsa kendisini takip etmeleri ve Baba'dan kaçmak için kendisi­ ne katılmaları gerektiğini söyledi. Bu saçmalığın ispatı ola­ rak da St Luke'un İncil'indeki, borçluların yükümlülüklerini azaltan adaletsiz hizmetlinin meselini kullanırlar [Luke 16.1-13]. Onun Satanael olduğunu ve bu meselin onun hakkında olduğunu söylerler. Yorucu hizmetleri ve diğer aşırı taleplerin hafiflemesiyle baştan çıkan, daha önce adı geçen meleklere şöyle dedi: 'Tahtımı bulutların üzerine ku­ racağım, aynen o en yüksekteki gibi olacağım'[lsa.14.14]; onlar bundan çok etkilendiler ve bu komploya katıldılar. Tanrı bunu anlayınca hepsini paldır küldür aşağı firlattı ... 7. Onlar Satanael'in 16 yukarıdan indirildiğini ve suların üzerinde oturamadığını söylerler; derler ki 'yeıyüzü görün­ mezdi ve hazır değildi.' Ama o Tanrı'nın kılık ve şekline, Demiurge'un 17 gücüne sahip olduğu için kendisiyle birlik­ te aşağı düşen güçleri çağırmak ve onları cesaretlendir­ mek için şöyle dedi: 'Tanrı cenneti ve yeıyüzünü yarattı (çünkü şöyle dedi "Tanrı önce cenneti ve yeıyüzünü yarat­ tı"}, ikinci Tanrı olarak 18 ben de ikinci bir cennet yapaca15 Ficker 'Samael. · 16 Ficker 'Samael.'

17 Demiurge: Yaratıcı.

18 Satan'ın Tann'nın büyük oğlu olduğuna dair, Ps. -Psellus (34).

307


Hristiyan Düalist Hereıikler

ğım, ardından da geri kalanları.' Devam etti, 'Gök kubbe oluşsun' ve gök kubbe yaratıldı; 'Falan filan da yaratılsın' ve hepsi de yaratıldı. İkinci cenneti donattı, suyu yeıyüzü­ nün yüzeyinden çekip aldı ve kendisine güzel görünen yerlere, Genesis kitabında tarif edildiği gibi yerleştirdi. Orayı (İkinci cenneti) bezedi güzelleştirdi, yeıyüzünde ye­ tişen tüm bitki ve hayvanları ve diğer her şeyi yarattı. Bu­ rayı kendisi ve isyan eden tüm güçlere yuva olarak tahsis etti. Daha sonra Adem 'in bedenine suyla karıştırılmış top­ rakla şekil verdi, onu ayağa kaldırdı, sağ ayağına doğru nem verdi. bu nem ayak baş parmağından dışarı sızdı ve yerde bir yılan şeklini aldı. Satanael 19 içindeki nefesi bir araya getirdi şekillendirdiği bedenin içine üfledi. Boşluk içinde ilerleyen nefesi aynı yolla sağ ayağa doğru indi, ayak başparmağından dışarı sızarak kıvrılmış damlanın içi­ ne aktı. Bu şey anında canlandı, ayak parmağından ayrıldı ve sürünerek uzaklaştı. İşte bu yüzden yani içine giren Sa­ tanael 20 nefesi sayesinde zeki ve akı!Iı21 olmuştur.22 O, yeni yaratıcı bunu görünce, boş yere uğraştığını fark etti, İyi Tanrı'ya bir elçi yolladı ve O'ndan nefesini yollama­ sını istedi. Yaşamla donatılırsa insanın paylaşılabileceğini, cennetten dışarı atılan meleklerin yerlerinin insan nesliyle doldurulması gerektiğini söyledi. Tanrı iyi olduğu içirı bu fikri kabul etti ve Satanael'in23 şekillendirdiğinin içine ha-

19 Ficker 'Samaef.' 20 Ficker 'Samael. · 21 Ficker 'Derler ki akılsız vahşiler arasında sadece yılan mükemmel Olma­ sa da akla ve mantığa sahiptir. Bu nedenle kutsal metinlerde kurnaz olarak tanımlanır (Gen. 3. 1). Çünkü Samael'in üflediği nefes Adem'in içinden geçerek onun içine girmiş ve oraya yerleşmiştir. 22 Benzer fakat aynı olmayan Bogomil yaratı efsanesi için EP ( 19). 23 Ficker 'Samael.'

308


Bogomi/ Karşıtı Alıııtılar

yat nefesi üfledi; insan o anda birçok lütufla dolu yaşayan bir ruh oldu. 24 Hawa daha sonra aynı nurla ışıklandırılmış olarak ben­ zer şekilde yapıldı. Satanaeızs bunu kıskandı, pişman oldu ve kendi yaptığı varlığa plan hazırladı. Yılanın içine süzü­ lüp girdi, Hawa'yı kandırdı, onunla yattı ve onu hamile bı­ raktı. Böylece tohumu büyümeye başlayacak, Adem'in to­ humuna hakim olacak ve mümkün olduğunca ona zarar verip büyümesini ve yetişmesini engelleyecekti. Kısa bir süre sonra onun (Hawa) doğum sancısı başladı ve Satana­ e!26 ile birleşmesinden olan Kabil'i doğurdu·. Ardından ay­ nı şekilde Ca!omena27 adlı kız kardeşi dünyaya geldi. Adem bunu kıskandı ve Hawa ile yattı. Bundan Kabil'in hemen öldürdüğü Habil'i meydana getirdi. Böylece cina­ yeti yarattı. İşte bu yüzden havari John 'Kabil şeytana aittir' [1 John 3.12] der. Satanae!,28 Hawa aracılığıyla iblisin or­ tamını utanmadan iki katına çıkardığı için, onların söyledi­ ğine göre, ilahi kılığı, görüntüsü, yaratıcı gücü ve Tanrı un­ vanı kendisinden alındı. O vakte kadar ona Tanrı deniyor­ du. Bunlar elinden alındıktan sonra karanlık ve çirkin bir görünüme büründü. Bu noktaya kadar iyi Baba öfl<esini tut­ muş, bu gökten düşen lordun ve yaratıcının suçunu bağış­ lamıştı. İşte bunlar onların (Bogomillerirı) efsaneleridir. Peki nasıl oldu da o (şeytan), suyun üzerinde oturama­ dı, çünkü oturmak bedenin bir özelliğidir. Nasıl oldu da o 24 ficker 'Derler ki insan Tanrı ile şeytan arasında pay edildi; beden şeytan tarafından yoğruldu, ruh Tanrı tarafından canlandırıldı. Bu yüzden, bazı insanlar Tanrı'ya yakın, bazılarıysa şeytana meyillidir.' 25 Ficker 'Samael.' 26 Ficker 'Samael.' 27 Kabil'in kız kardeşi için kullanılan bu ad bir geç dönem Yahudi kayna­ ğında da mevcuttur; The Chronides ofJera.hmeel. 28 Ficker 'Samae\.'

309


Hrisıiyan Düalist Heretikler

ve onunla yeıyüzüne gelen güçleri suyun içinde kendileri­ ne yer bulamadı? Şimdi bile suları, pınarları, dereleri, ba­ taldıkları ve gölleri mesken tutarlar ve sarıl<! manevi ruhlar gibi ve hatta rüzgarların ruhlarından daha az cismani bir şe­ kilde yer altında kalırlar29 ... Satanael'in gök kubbeyi yarat­ tığı, daha sonra hazırlanmış kanalda suları topladığı, gök kubbeyi, yeıyüzünü ve ardından gelenleri donattığı, ilk ya­ ratılana ruh üflenmesi doktrinini Yaradılışın Yaratılış kayıtla­ rından çaldılar. Ama Bogomiller, Paulikienleri izleyerek tüm bu yaratıcı eseri Satanael'e atfeder. Paulil<ienler bunun, ilk cennetin, yeıyüzünün, aslında özetle dünyadaki her şe­ yin yaratılmasını şeytanın yaptığını söyler. .. 8. Güç koşullarda kalmış ve acımasızca yok edilmiş olsalar da Baba'nın soyundan gelen bir kısım insanın güçlükle ayakta kalarak melek mertebesine ulaştığına inanırlar. Bu ki­ şiler Matthew ve Luke'un İncillerindeki soyağacında adı ge­ çenlerdir. 30 Sonunda Baba yenildiğini fark etti ve yanlış yaptığını anladı. Çünkü, insanın en önemli parçasını sağla­ masına ve tamamlanması için en gereldi şeyi sağlamış ol­ masına rağmen, insan ırkının küçük bir bölümüne egemen­ dir. Aynı zamanda, hazin bir şekilde acı çeken ve ezilen kendisinin nefes verdiği ruha da acıdı. Onu korumaya karar verdi ve 5000 yılında kendi yüreğinden Söz'ü yolladı. (Bu Tanrı olan Oğul'dur.) 'Kalbim iyi bir söz sarfettl.' [Ps. 44.2] 31 29 İblislerin nemli yerlerde, özellikle de yeraltında yaşadığı inancı için, Pseudo-Psellus {34). 30 Ficker, bölüm 20 'Derler ki Adem'den İsa'ya kadar kimileri kendi günah­ ları yüzünden, kimileri de Musa'nın kitaplarında geçen Tanrı'ya, yani Samael'e hizmet ettil<leri için öldüler. Sadece Matthew ve Luke incille­ rindeki soyağaçlarında adı geçenler kurtuldu. Bu yüzden. bu kişiler evangelist!er tarafından doğru kişiler olarak tanımlanır. 31 Grek LXX'inin kelime ketime çevirisi sözcük oyununu netleştirmek için

310


Bogomil Karşıtı Alıntılar Bu sözün ve oğlun baş melek Michael olduğunu savu­ nurlar, 'onun adı iyi nasihatin meleği olacaktır' [Isa. 9.6]. Ona, öteki tüm meleklerden daha ilahi olduğu için baş me­ lek, tüm zayıflıkları iyileştirdiği için ]esus (İsa), ete kemiğe büründüğü için Christ (İsa)32 adının verildiğine inanırlar. Onlara göre O (İsa), yukarıdan indi, Bakire'nin sağ kulağın­ dan doğru yayıldı,33 bir insan gibi fiziksel bir bedene .bü­ ründü, aslında madde ötesi ve tanrısaldı, yine girdiği gibi çıkıp gitti. Bakire ne girişini ne de çıkışını algıladı, O'nu bir mağarada kundaldanmış bir halde yatarken buldu. Ete ke­ miğe bürünme planını başardı ve İncillerde yazılan ne var­ sa öğretti ve yaptı. Sadece insani acılara katlanır görün­ dü.34 Çarmıha gerilmiş, ölmüş ve yeniden göğe yükselmiş gibi göründüğünde, gözlerdeki perdeyi kaldırdı, sahnele­ diği oyunu anlaşılır kıldı, maskeyi çıkardı ve başkaldıran şeytanı hapsetti. Onu (şeytanı) kalın ve ağır bir zincirle bağladı ve Tartarus'a kapattı, adından meleklere özgü olan 'el' hecesini aldı. Önceleri Satanael denene Satan (Şey­ tan)3S denmesini sağladı. Üzerine aldığı görevi ·tamamlakullanıldı. {Firiş, s. 5) Ficker 'Ona kendi sözlerini öğretti, "Sözlerimi kra­ la aktaracağım." Bu yüzden kitapta "Babamın işlerini yapmadığımda

bana iryanmayın" (John t O. 3 7) der.'

32 Jesus, lbranice'de 'dağıtıcı' anlamına gelir. Isa Y�nancada 'yağlanmış' demektir. Erken dönem Hıristiyan düşünüşe göre lsa ile baş melek Mic­ hae\ arasındaki ilişki için, Shepherd of Hermas, Sim. 8. 1. 33 Bakire Meıyem'in kulağıyla hissettiği (meleğin mesajına yanıt vererek) görüşü St Ephraim Syrus'un şiirlerinde geçer. (Graef, Maıy, 1, s. 59). lsa'nın ete kemiğe büründüğünü reddetmeye meyilli olan Bogomiller bu görüşe sıcak bakmışlar ve onu kelimesi kelimesine yorumlamışlardır. 34 Ficker, bölüm 10: 'Derler ki Oğul ete kemiğe büründü, ama madde öte­ si bir şekilde ve tanrısal bir biçimde yiyeceğe ihtiyaç duymaksızın. Çün­ kü O dedi ki "Benim gıdam Babamın iradesidir." Bu öğretiye paralel olarak derler ki Kurtarıcı'nın ete kemiğe bürünme planı sadece görü­ nüşten ibarettir. 35 Ficker (Giriş, s. 6) Sadece Samael değil, Satanael olarak da adı geçen Sa­ tan oldu.'

311


Hr;sıiyan Düalist Heretikler

yarak Baba'ya geri döndü ve onun sağ elinin altındaki düş­ müş Satan'ın 36 tahtına oturdu,37 Daha sonra geldiği yere döndü ve başlangıçta içinde durduğu Baba'nın bütünlüğü­ ne karıştı. .. Madde ötesi vücuda bürünme, görünüşüyle il­ gili öteki tüm sapık fikirler onlara Maniheistlerden ve on­ lardan önceki sapkınlıklardan geçmiştir. 9. Derler ki, düşen meleklerin, Satanael'in38 Baba'ya, cen­ netteki kendi yerlerini insan ırkıyla dolduracağı sözünü ver­ diğini duydular. İnsanların kız kardeşlerine utanmadan baktığını, onları eş olarak aldığını söylerler. Böylece de oğullarının, babalarının yerini almak üzere cennete yükse­ lebileceğini de eklerler. Derler ki, 'Tanrı'nın oğulları, insa­ noğlunun sarışın olan kız kardeşlerini gördü ve onları ken­ dilerine eş olarak aldı' [Gen. 6.2].39 Onların birleşmesin­ den Satanael'e40 direnen ve insanoğlunun yararına onun yıl<ımına karşı zafer kazanan devler meydana geldi. O ise kızgındı, onların üzerine tufan gönderdi ve onlarla birlikte tüm insan bedenlerini yok etti. Sadece tek bir kızı bile ol­ mayan Nuh, Satan'ın41 isyanından habersiz ona tapmaya devam etti. Satanael 42 bu bağlılıktan memnun bir şekilde Nuh'un Gemisi hikayesindeki öneriyi götürdü. [Gen.6.59.18] ve yalnızca gemidekiler kurtuldu. 36 Fieker 'Satanae!.' 37 Ficker, bölüm 5: 'Derler ki Oğul ve Söz Samael'e ait olan birinci sırayı al­ �h. onun ilk doğan unvanını ve tahtını aldı.' Bogomil doktrinine göre lsa'nın yaşamının (ve ölümünün) amacı Şeytan'ı (Satan) tanrısallığından etmekti. 38 Ficker 'Samael'. 39 Ficker, bölüm 19, 'Onlara Tann'nın oğullan, ondan olma derler. · 40 Ficker ·samael.' 41 Ficker 'Samael.' 42 Ficker 'Samael.'

312


Bogonıil Karşıtı A/11111/ar

1 O. Musa'nın, Satanaet43 tarafından baştan çıkarıldığını, Mısır'a geri döndüğünü, Yahudileri kandırdığını ve Satana­ el'in44 gücü sayesinde mucizeler ve işaretler göstererek onları yoldan çıkardığınt Satanael'in45 önderliğinde Sina (Sinaı) dağına geldiler ve Yasayı aldılar. Binlercesi orada yok oldu. Havari, olanlara şahit oldu: 'Yasa olmasaydı gü­ nahın ne olduğunu bilmeyecektim' [Rom. 7.7,9, 12] ve 'ya­ sa geldiğinde günah dirildi.' Vay kötülüğün yol göstericile­ ri, neden sahtekarca bir sonraki cümleyi atlıyorsunuz? O cümle hemen arkadan gelir, 'Yasa gerçekten kutsaldır, buy­ ruk da kutsal, doğru ve iyidir.' [Rom. 7 .12] 11. Derler ki, aziz olanlar sadece yukarıda da söylendiği gi­ bi Matthew ve Luke'un soyağacındakiler, on altı peygam­ ber, havariler ve putların önünde diz çökmeyi reddeden şehitlerdir. Tüm piskoposları ve Babaları puta tapmakla ve onların önünde boyun eğmekle suçlayarak reddederler. Tüm dindar imparatorları Hıristiyanlık katından atarlar ve sadece lkonoklastların, özellikle de Copmnymus'un46 or­ todoks ve inançlı olduğunu söylerler. Saygıdeğer simgele­ ri onurlandırmaz, 'Kafirlerin putları insan elinden çıkma gü­ müş ve altındandır' [Ps. 115.4] derler. Bunu söylerken, pu­ tun başka, simgenin başka olduğunu bilmezler. Putların prototipleri asılsız ve sahtedir, tanrı olmayanlara tanrı der­ ler, hatalı bir şekilde tanrısallık iddia ederek şeytana tanrı derler. Bizim simgelerimizin aslına gerçekte ne deniyorsa 43 Ficker 'Satanael.' 44 Ficker 'Samael.' Bogomillere göre Mısırdan Sürgün Musa ve Yanan Ça­ lı, On Emir hikayelerinin tamamı yabancı tann tarafından değil, Satana­ el tarafından anlatılmıştır. 45 Ficker 'Satanael.' 46 Constantine V (741-75).

313


Hristiyan Diinlisı Heretikler

odur. Onlar suçluların simgeleri, bunlarsa azizlerin simge- · !eridir. .. 47 12. Bu sapkınlığın liderine 'Azizlerin aralarındaki piskopos­ ları ve emanetlerine saygı gösterdiğimiz kutsal Babaları neden reddediyorsunuz?' diye sorduğumda, o pis ağzını açıp uğursuz sözler kusarak şöyle dedi, 'Çünkü iblisler (de­ mons) hala hayattayken onları eğiten, onların mezarı ya­ nında kalanların arasındadır.48 Aptalları kandırmak ve iffet­ siz olanı aziz olarak onurlandırmak için ikna etmek amacıy­ la mucizeler gerçekleştirirler. İblisler, güçlerini yedi sonsuz­ luğun sınırından, yukarıdan alarak istedikleri her şeyi yapa­ bilir.'49 13. Yalnızca kendileri, yani Bogomiller, iblisleri yaydan çı­ kan ok gibi uçurabilirler. Her bir insanın ona kötüyü öğre­ ten ve kötü davranışlara yönlendiren, öldüğünde ondan kalanları yaşatan, mezarında kalan50, onunla birlikte ceza almak için yeniden dirilmeyi bekleyen, cezada bile ondan ayrılmayan bir iblisi vardır. Her insanın kendi içinde bir ib­ lisi olduğu görüşünü Messalian sapkınlığından alırlar.Si İb­ lislerin Bogomillerden kaçmadığı, tersine onlarla birlikte kaldığı, onlarla rahat olduğu, daha sonra anlayacağınız gi47 Resim ve prototip arasındaki ilişki için İkinci Nicaea Konseyi (MS 787) tutanaklarına bakınız. Mansi ili, 204-364. İkonların teolojisi için, Germa­ nus (44) ve Giriş'e bakınız. 48 Ficker, bölüm 29 şunu ekler: 'ruhlarını ellerinde tutarak.' 49 'Aeon· (aslında bir zaman dilimidir) daha sonra bir etki katmanı anlamı­ na geldi. Burada hem haftanın yedi gününü hem de yeryüzünü çevre­ leyen üst üste göksel katmanları kontrol eden yedi göksel tannyı ifade eder. Bu katmanların tamamı Satanael'in yaratısıdır. Bu yüzden iblisler­ le doludur. Gök katmanlarının üzerinde sabit yıldızlara ait, değişime ya da çürümeye maruz kalmayan sekizinci (Ogdoad olarak da bilinir) bir katman daha vardır. 50 Ficker: 'Ruhunda.' 51 Dipnot 4'e bakınız.

314


Bogomil Karşrtı Alıntılar

bi onlara farklı şekillerde göründüğü hatalarının geri kala­ nından anlaşılır zaten. 14. Onurlandırmaları gerektiğinde Kurtarıcının katili oldu­ ğu için kutsal haçı52 onurlandırmazlar çünkü bu şeytanı yok eder. O vakte kadar o (haç) ölüm getiren bir araçtı ama ondan sonra düşmanlarına karşı Lord'un kanı ve suyla su­ landığından en dehşetli ve korkunç ama yaşam getiren bir silah oldu. 15. Sapkınlığın lideri olarak açığa çıkan kişiye tekrar sor­ dum, 'Neden iblislere ait olan bu insanlar haça doğru ko­ şuyor ve inliyor?' O şöyle yanıtladı, 'Onların içinde yaşa­ yan iblisler özellikle haçı sever çünkü o kendi eserleridir. Çünkü onlar haçı Kurtarıcının öldürülmesi için hazırladılar. Bazen, rol gereği, onu aşağılar gibi davranır ve ondan ken­ di özgür iradeleriyle uzaklaşırlar. Böylece insanlar ona iblis­ lerin takipçisi olarak bakar ve daha çok saygı gösterirler.' Ama gerçek bu değildir. Onlar test edilmek üzere haçın gücü sayesinde istemeye istemeye sürüklenirler. İblislerin sahip olduğu bedenin inlemesi, bükülmesi ve kıvranması, iblislerin işkencesinin göstergesidir. Onu aşağılarlar, çünkü o düşmandır, ondan kaçarlar çünkü o, onları bozguna uğ­ ratır. 16. Bizimkinin suyla yaptığımızın, John'un vahizi olduğu­ nu,_ kendilerininkinin ise kendilerince, Ruh sayesinde başa­ rılan. [John 3.5-6] İsa'nın vaftizi olduğunu söylerler. Yani onlara dönen herkesi tekrar vaftiz ederler. Önce kişiye iti­ raf, arınma ve ciddi dua için bir süre verirler. Sonra, John'un İncil'ini53 adayın başına koyar, Kutsal Ruh dedikleri şeyi ça52 Paulikienlerle paylaştıkları bir tutum, bakınız PH (8), madde 13. 53 Ficker, bölüm 28 şunu ekler: 've okurlar: ''Başlangıçta sadece Söz vardı."'

315


Hr;sıiyaıı Diialisr Hereıikler

ğırır ve Babamız54 ilahisini söylerler. Bu tarz bir vaftizden sonra. daha fazla araştırma eğitimi, daha ölçülü bi_r yaşam tarzı ve daha saf dua için zaman verirler. Bunun ardından kişinin tüm bunları gözleyip gözlemediğini, istekli olup ol­ madığını gösteren kanıt ararlar. Erkel<ler ve kadınlar bu tarz bir kanıt verirse, kişiyi toplu ayine çıkarırlar. Aşağılığı yüzü Doğu'ya 55 gelecek şekilde tutar, yine lncil'i dinsiz başının üstüne koyar, orada bulunan kadınlar ve erkekler günahkar ellerini onun üzerine koyar ve kutsal olmayan ayini uygu­ larlar. Bu bir şükran ilahisidir çünkü o kendisine verilen din­ sizliği korumuştur. Sonunda işi tamamlar, yıkımın boşluğu­ nu hak edeni mahvederler. 56 Bizim vaftizimiz sadece suy­ la yapılsaydı, o zaman John'un vaftizi olurdu. Ama sadece suyla yapılmaz, bunun yanında Kutsal Ruh da vardır. Ay­ nen Lord'un 'bir kimse sudan ve Ruh'tan doğmadıkça Tanrı'nın Egemenliğine giremez' [John 3.5] diyerek öğret­ tiği gibi. Yani, boşuna ulurlar. 17. Mistik ve müthiş fedakarlığı, Lord'un beden ve ruhu­ nun kutsal komünyonunu, tapınaldarda oturan iblislerin fe­ dakarlığı olduğunu söyleyerek onurlandırmazlar. O dinsiz dudaklar ve diller. 'Kısmet için masa hazırlayıp iblisler için kadeh dolduranlar'57 diyen peygamber Yeşeya'yı (lsaiah) [lsa.65.11] şahit olarak ileri sürerler. Aptallıklarıyla, ahmak54 Katar ibadetinde Babamız duasının kullanımı için bakınız Wakefield ve Evans, Heresies of the High Middle Ages, s. 469-72. EP'ye göre Bogo­ miller'in kabul ayinlerinde kullandıklan dua 'şeytani bir. tılsım'dır (sata­ nike epode). Bu ifadeyi EZ Messalianlar için kullanmıştır. {PG 130, 1273) 55 PG 130, 1181 'deki 'vaftizde Şeytanı lanetlemek için Batı'ya, Tann'yı onurlandırmak için Doğuya döneriz' ifadesiyle karşılaştırın. 56 Bakınız EP ( 19). 57 LXX metnini takiben; RSV metni burada farklılaşır.

316


Bogonıil Karşıtı Alıntılar

!ar puta tapanlar hakkında konuştuğunu fark etmezler. Bir­ liğin ekmeğinin Babamız duası olduğunu, 'günlük ekmeği­ miz' [Matt.6.9-14] olarak geçtiğini söylerler. Aynı şekilde kardeşlik kupasının İncil'den alınan bir söz olduğunu iddia ederler; · bu kupa yeni ahittir [söz]'. Yani mistik şölen her ikisinin paylaşımıdır. Herhangi biri sorsa, 'Lord'un bedeni olarak, Babamız nasıl kırılır ve ayrılır?' ya da 'İnsanoğlu yü­ celtildi' cümlesi ve ardından gelenler bizim için saçılan Lord'un kanı olarak alınabilir?', bilmediklerini kabul eder­ ler.58 18. İblislerin kutsal tapınaklarda yaşadığını, her birini oran­ tılı olarak kendi emri ve gücüyle sürdürdüğünü söylerler. 59 Şeytanın Kudüs'te kendine ait çok popüler bir tapınağı var­ dır; o tapınak yıkıldıktan sonra kentlerin kraliçesinde, eşsiz ve ünlü Bilgelik Tapınağı (Ho/y Wisdom)60 tapınağı üzerin­ de hak iddia etti. O en yüce olan elle yapılmış.konutlarda oturamaz [Acts. 7.48] çünkü mekanı olarak O göklere sa­ hiptir. Yine de Lord 'Evime dua evi denecek' [Matt. 21.13] der. Yine İsa 'Babamın evini Pazar yerine çevirmeyin' [John 2.16] dedi ve bunu elle yapılan Kudüs tapınağı hakkında söyledi. Kudüs'teki tapınak Tanrı'nın eviyse, kentlerin kra­ liçesindeki ne kadar daha fazladır? Kısaca, Tanrı için, Tanrı'nın annesi için ve tüm azizler için kutsanmış herhan­ gi bir yerdeki herhangi bir tapınak kutsaldır ve mabettir ve 58 Bogomiller, kötücül yaratının parçası oldukları gerekçesiyle kutsal ema­ netleri reddetmelerine rağmen, lsa'nın sözlerini Eucharist olarak açıkla­ mak zorunda kaldılar, bunu çok mecazi bir şekilde yaptılar. Paulikienle­ rin buna benzer davranışları için, PS (7), bölüm 40. 59 iblislerin 'belli kiliseleri işgal ettiği ve nüfuz alanlarını aralarında paylaş­ tık.lan fikri azizlerin her birine özgü ayn bir kilisenin bulunmasından kay­ naklanıyor olmalı. 60 St Sophia, Constantinople katedrali.

317


Hristiyan Düalist Heretikler

iblisleri kovan yerdir. İlahi lütuf her nerede yaşıyorsa, kötü ruh iblislerin tüm güçleriyle birlikte oradan kovulur.

19. Onlara göre tek dua Lord'un İncillerde bildirdiği Baba­ mız'dır. Sadece bunu okurlar, gün boyu yedi kez, gece beş kez. Nerde dua etmek için dursalar, bu duayı ederler, bazı­ ları dizlerinin üzerine çökerek on kez, bazıları on beş kez, bazıları da daha çok ya da daha az. Öteki tüm duaları boş tekrar ya da putperestlere (Musevi olmayanlara) uygun dualar olarak niteler ve küçümserler. İncillerde, boş tekrar denen şeylerden bunu anlarlar. .. 61 20. Bu sapkınlığın lideri İncillerde62 Lord'un şu sözünün yazılı olduğunu söyler: 'İblisleri onlardan yardım almak için değil, size zarar vermesinler diye onurlandırın.' Bu sözü yorumlayarak, insan eliyle yapılan tapınakları mesken tutan iblisleri, onlara taparak63 onurlandırmaları gerektiğini de ekledi. Ona göre, böylece, iblisler öfkelenmez ve bunu yapmayanlara zarar vermez. Çünkü onların (iblislerin) zarar verme güçleri çok büyük ve karşı konulmazdır. Ne İsa ne de Kutsal Ruh, o·rıunla birlikte buna karşı duramaz çünkü Baba onların canını bağışlar ve güçlerini ellerinden almaz. Tersine onlara, kıyamete kadar tüm evrenin yönetimini ve­ rir. Başta, Oğul dünyaya gönderildiğinde, O, onların tam anlamıyla yok edilmesini istedi ama Baba'nın iyiliği saye­ sinde bu ricasından istifade etmedi. .. Onlar bu saçmalığı Messalian sapkınlığından öğrendi.

61 Katar ayinlerinde Lord's prayer'ın benzer şekilde kullanılması için Ek 1 'e bakınız. 62 ficker 'onların' der. 63 Ficker, bölüm 14'te şunu ekler: ·onlara sunulan kurbanın paylaşılması ve ikonlara tapınılması aracılığıyla görevlerini yerine getirmiş olurlar.'

318


Bogomil Karşıtı Alınfllar

21. O, Lord'un şu şu sözünün de yazılı olduğunu söyler, 'Zanaatla kurtulun'; yani 'zanaat ve kurnazlıkla size baskı yapanların inancını taklit edin ki onlardan gelen ölüm ve tehlikeden kurtulasınız.' Bununla, bu metin [Matt . 23.5] şunu ifade eder: 'Yani, söylediklerini gözleyin ve yapın' (yani yalancıktan), · ama yaptıklarını yapmayın.' Aslında, Lord'un kendisi öğrencilerine açıkça ama inanmayanlara meselle anlattı [Matt. 13.3], bunun sayesinde inanmayan­ lar numaranın sadece yüzeyini görebilir ama yüreğimizde gizli olanı göremezler. Duyabilir ama duymazlar; hile ve yalana mesel derler. Bunu öğreten adamın İncil'ini elime aldım ve dikkatle inceledim. Ama bu sözün ne öncesine ne de sonrasına ait hiçbir şey bulamadım. Dört evangelist aynen bizim riyasız olanlar gibiydi. Ona bunu sordum . Ba­ na yakalanmış biri gibi üzgün ve küskün baktı ve kendisi­ nin de bu iki sözü asla bulamadığını söyledi. Oysa İncil'i çok sık okuyordu. 'Mevcut İncil'i okurken ıssız bir yerde yaşlı bir adamla karşılaştım . Beni adımla çağırdı ve bana şöyle dedi: "Sana muhteşem bir hazine vereceğim. Bu, şiş­ kin boğazlı John'un gözünden kaçan tek kitaptır. (O pis ağızlılar Chıysostom'a64 böyle hitap eder.) Sözünü ettiğim öteki İncillerden çıkarılmış o iki söz bu kitapta var.'' Sözle­ rine inandım ve onları sanki bendeki İncillerdeymiş gibi va­ azlarımda kullandım.' Açıklaması buydu ama ben, o an, o sahte yaşlı adamı oynayanın Şeytan olduğunu anladım. 22. İnançlarına mensup kişilerin, yani içlerinde Kutsal Ruh'u taşıyan kişilere Tanrı'nın annesi dendiğini söylerler.65 64 Phıysostomos (Şişkin Gırtlaklı). John Chrysostom (Altın. Gırtlaklı, c. 347407). Constantinople patriğiydi. Özellikle de İncil yorumlarıyla Orto­ doks Bizahs teolojisinde önemli bir yer edinmiştir. 65 Ortodoks Hıristiyanlar bu unvanı Bakire Meıyem'e verir. Paulikienler'in kullandığı benzer bir terim için PS (7), bölüm 117.

319


Hristiyan Düalist Heretikler

Tanrı 'nın sözünü akılda tuttuklarını ve öğreterek O'nu (Söz'ü) doğurduklarını söylerler. ilk Tanrı taşıyıcısı bile on­ lardan üstün değildi. Bu tür insanların uykudaymış gibi öl­ mediğini söylerler. Kil ve etten oluşan bu kabuğu sıyırır ve isa'nırı bozulmaz ilahi cübbesini giyerler. Şeklen ve bede­ nen O'nun (İsa) gibi olunca da, meleklerin ve havarilerin eşliğinde Baba'nın krallığına gelirler. Geçici bedenleri kül ve toza dönüşür ve bir daha asla canlanmaz. Ama uyku­ daymışçasına ya da bir kabuğu çıkarırcasına, acısız bir ölüm yaşamadıkları sapkınlığın liderinin bizzat kendisi tarafından açıklandı. (Kendisine yanarak idam cezası bildirildiğinde fazlasıyla acı çekti)66 Korkuyla titredi, derin derin nefes al­ dı. Oyun bittiğinde, kandırıldığını, inancının gizemlerinin ifşa edildiğini ve alay konusu yapmak için kaydedildiğini, öğrencilerinin (özellikle de akrabaları ve eşinin akrabaları), zincirlenmiş şekilde hapiste olduğunu, tüm yardımların ve umutlarının yok olduğunu (özellikle de imparatorun ver­ miş olduğu söze dayanarak, iyi bir durumda göreceğini umduğu öğrencilerini ve akrabalarını bu acınası halde gö­ rünce) anladığı anda kendisini kandırdıklarını iddia etti ve seller gibi gözyaşı döktü. Kalbinde yanan ateşi açığa çıka­ ran derin hıçkırıklara boğuldu. Kötü kaderinin kasırgasıyla · devrilmiş gibi bayıldı, ayıldı, tekrar düştü; onu getirmekle görevli kişilerin yardımı olmadan ayakta bile duramadı. Kaldırdılar ve ateşe attılar. Sesi kısıldı, güçlükle nefes alıp veriyordu. Ateşe atıldı ve o taptığı iblisin kurbanı oldu. Ya­ ni öteki kötülerin onun için hazırladığı karanlık yere gitti. Bu aşağılık yaşlı adamın bedeni, Kurtarıo'nın, 'kötü işler yapanlar sonsuz azaba gidecek' [Matt. 25.46] diyerek söz 66 Basil'in yargılanması ve idamı konusunda ayrıntılı bilgi için {24)'e bakı­ nız.

320


Bogomil Karşıtı Alıntılar

verdiği üzere, kıyamet gününde dirilecek. Ama bu adam ölülerin dirilmeyeceğini öğretmişti. .. 23. Baba'yı sadece rüyalarda değil, uyanıkken de gördük­ lerini söylerler. Onlara göre Baba uzun sakallı, yaşlı bir adam, Oğul sakalları henüz çıkan bir adam, Kutsal Ruh ise sakalsız bir gençtir. 67 İblisler kolaylıkla bu şekillere girer, onları kandırır ve kutsal Üçlü'nün eşit olmadığını, tersine bu şekillerin farklılığına ve aralarında bölünen tek niteliğin Arian farkına göre ayrıldığını öğretirler. 68 24. Kandırmak için keşiş gibi giyinir ve keşiş görüntüsü ta­ kınırlar.69 İçlerindeki kurdu kuzu postu altında saklarlar. Böylece görüntülerinden dolayı hoş karşılanır ve insanlarla tanışmak için lirsat bulurlar. Orada, şüphelenilmeden, hoş sohbetlerle dinleyicilerinin kulağına zehri akıtırlar. 25. Kişinin, her Pazartesi, Çarşamba ve Cuma dokuzuncu saate kadar oruç tutması gerektiğini emrederler.70 Ama acilen bir yemeğe davet edilirlerse, bu emri unutarak, bir fil gibi yiyip içerler. Bundan da net bir şekilde görüleceği gibi, zinaya ve diğer pisliklere bedensiz ve etsizmişçesine sözde karşı olmalarına rağmen ahlaksızca davranırlar.. 26. Önce, yeni dönenleri, Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'a inan­ malarını teşvik etmek ve İsa'nın vücut bulmuş olduğunu ve kutsal İncil'i havarilere verdiğini fark etmelerini sağla­ mak için eğitirler. İncil'in emirlerine uymalarını, dua etme67 Ficker 'eunuch' der. 68 Dördüncü yüzyıl Teslis tartışmaları için, Hanson {dipnot 13) passion'a bakınız. 69 Anna Comnena da Constantinople Bogomillerinin keşişler gibi giyindi­ ğini söyler. 70 Ortodoks geleneğinde Çarşamba ve Cuma günleri oruç tutulur.

321


Hristiya11 Düalist Heretikler

!erini, oruç tutmalarını, tüm pisliklerden uzak durmalarını ve saf bir şekilde yaşamalarını, 71 cefakar olmalarını, tövbe etmelerini, doğruyu söylemelerini ve birbirlerini sevmele­ rini emrederler. Kısaca, değerli olan her şeyi muhteşem bir eğitimle onları kandırarak, küçük küçük avlayarak, onları yıkıma götürürcesine öğretirler. Zaman geçtikçe, buğday tarlasına deliceleri ekerler (nifak tohumlarını ekerler). Za­ vallı biçareleri uysal ve itaatkar hale getirip avuçlarına al­ dıklarında da, açıkça küfrederek ve şeytanın öğretisini baş­ latarak ölümcül dozu uygularlar.72 27. Daha önce sözü edilen yedi kitabın tümünü,73 sözleri­ ni çarpıtarak, doğru anlamından uzaklaştırarak ve kendi yanlış düşüncelerine saptırarak yorumlarlar. O kitaplarda günahkarlar, dinsizler ve puta tapanlar hakkında söylenen tüm sözleri bizim gibi inananlara atfederler. Tanrıyı mem­ nun eden kişiler hakkında tüm söylenenleri de kendilerine yorarlar. Tam bir güvenle, seçilmiş, adil ve Tanrı tarafından görevlendirilmiş olduklarını söylerler. Onların her kitap hakkında yaptıkları açıklamaları, daha çok çarpıklıkları, bu­ rada anlatmak hem çok zaman alacak hem de değecek bir bilgiye götürmeyeceği için boşa olacaktır. Şimdiye kadar okuyup hakaretlerinin saçmalığından yorulanlar sersemle­ miş ya da başları dönüyormuş gibi hissedecek ve eminim ki tüm bu bilgileri kusup dışarı atacak ve zamansız olduğu­ muzu söyleyerek dönüp gideceklerdir. Savunma yapıyor ya da işten kaçıyor gibi görünmeyelim diye St Matt71 ficker ·yoksulluk· sözcüğünü kullanır. 72 ficker, bölüm 36'da Panoply'de bulunmayan bir noktaya değinir. 'Der­ ler ki uyurken gördükleri rüyalarda iblisler aktif ya da pasif konumda kendileriyle bedensel olarak cinsel ilişkiye girerler.·

73 Madde 1 "de.

322


Bogoınil Karşıtı Alrııtılar

hew'nun İncil'i üzerine çılgın sözlerinden bir kısmını74 açıklayacağım. Kavanozdan doğru reçelin tadını, dereden doğru kaynağı, kumaştan doğru giysiyi · göstereceğim. Ama yorumlarına karşı olacak düşüncelerden söz etmeye­ ceğim.

BOGOMİL YORUMU75 28. [İsa'nın Kral Hirodes devrinde Yahudiye'nin Beytle­ hem Kenti'nde doğmasından sonra bazı yıldızbilimciler doğudan Yeruşalim'e gelip şöyle dediler: "Yahudiler'in Kralı olarak doğan çocuk nerede? Doğuda O'nun yıldızını gördük ve O'na tapınmaya geldik." (Matt. 2.1-2] Onlar meclislerine Beytlehem der. İsa'nın, yani inancın gerçeğini öğütleyen Tanrı Söz'ünün orada doğduğunu· söyler. Hirodes'in, kendi içlerinde doğan hakikat Söz'ünü öldürmeye çalışan bizim Kilisemiz olduğunu düşünürler. Y ine, kendilerinin Yıldızbilimci (Magı)76 olduğunu söylerler ki bu doğrudur. Onlar gerçekten büyücü, çürümüş ve yıkı­ cıdırlar. Bizim Kilisemize Kudüs, Musa'nın kanununa yıldız derler. Bizim inancımızı takip ettiklerini, dinimizin en yüce rahipleri ve öğretmenlerinden isa'nın Beytlehem diye açık­ lanan yerde doğduğunu öğrendiklerini söylerler. İlk öğret­ menleri bizdendi.

74 Bu yorumları Euthymius Zigabenus'un yorumlarıyla karşılaştırdığımızda, yorumlama tekniği açısından Ochridalı Theopylact'ın yorumlarına bir­ çok açıdan benzediğini görürüz. 75 Yorumu yapılan metin. kolaylık sağlaması için parantez içinde verilmiş­ tir. Bu metinler orijinal eserde yoktur. 76 'Magi' yada akıllı adamlar; kutsal kitapta kullanılan terim genelde olum­ suz anlamda profesyonel astrologlar için kullanılmıştır.

323


Hrisıiyaıı Diialisı Heretikler

29. [Hirodes. yıldızbilimciler tarafından aldatıldığını anla­ yınca çok öfl<elendi. Beytlehem ve yöresinde bulunan bü­ tün küçük erkek çocukları öldürttü ... 'Rama'da bir ses du­ yuldu, ağlayış ve acı feryat sesleri, çocukları için ağlayan Rahe!; avutulmak istemiyor, çünkü onlar yok artık.' (Matt. 2.16, 18)] Onlar, Rahe! hakkında bir hikaye anlatır. O (Rahe!) iki genç kızı olan dul bir kadındır. Hirodes tüm erkek çocukla­ rı topladığında, kızlarını erkek gibi görünecek şekilde de­ ğiştirir. Ondan (Hirodes) gelecek onur ve lütufı.ı hak ettik­ lerini düşünür ve onları oğullarıymış gibi gösterir. Diğer er­ kek çocukların başına gelenler bu çocukların da başına gel­ diğinde diğer anneler sadece ağlar ama Rahe! avutulamaz. Çünkü Hirodes'i atlatmak isterken kendisi yenilmiş ve kız­ larını bir hiç uğruna kaybetmiştir. 77 Hikayeyi değiştirerek, Rahel'in kutsal Baba, çocukları­ nın Adem ve İsa'nın Hirodes (yani cosmocrator) tarafından öldürülen ruhlan 78 olduğunu, Baba'nın kayb; için avutula­ maz bir şekilde ağladığını söylerler. 30. [Yahya'nın devetüyünden giysisi, belinde deri kuşağı vardı. Yediği, çekirge ve yaban balıydı. (Matt.3.4)] John' un devetüyünden giysisi, belinde deri bir kemeri olduğunu söylerler. Yiyeceği çekirge ve yaban balıydı. Bu, İncil'in yazdığıdır. Şimdi bu çatlak kafalı, yarım akıllıların bu konuda ne dediğini görelim. Onlara göre devetüyü Muse­ vi kanununun emirleridir. Bu, deve gibi hilelidir [Lev.11.4] ve onları et yemeye, evlenmeye, yemin vermeye, fedakar­ lık sunmaya, öldürmeye ve buna benzer birçok eyleme 77 Bir halk hikayesinin bu ş ekilde açıkça alegorize edilmesine paralel har­ hangi bir Ortodoks yorum bulunmamaktadır. 78 İsa'nın ikinci Adem olmasına dair, Romans, 5. 14, 1 Corinthians 15. 45.

324


Bogoıııi/ Karşıtı Alıntılar

maruz bırakır. Deri kemerin kuzu derisine yazılmış olan kutsal İncil olduğunu söylerler. Çekirgelerin [al<rides] neyin doğru ya da daha iyi olduğunu yargılayamayan [l<rinousas] Musevi kanun kuralları olduğunu iddia ederler. Yabani bal alanlara bal gibi gelen kutsal İncil'dir: 'Sözlerin ağzıma ne kadar da tatlı geliyor' [Ps. 119.30] derler. Oysa onu kabul etmeyenler için ne kadar da acıdır. Çünkü 'Kapı dar, yol da çetindir' [Matt. 7.14]. Onlara göre Haberci (Forerunner) Eski Kanun ve Yeni Kanun arasındadır ve her ikisinden de bir şeyler taşır. 31. [Ne var ki, birçok Ferisi'yle Saduki'nin va�iz olmak için kendisine geldiğini gören Yahya onlara şöyle seslendi: 'Ey engerekler soyu! Gelecek gazaptan kaçmak için sizi kim uyardı?' (Matt.3.7] Bizim gibi inanan bu kişiler ]ohn'a vaftiz olmak için ge­ len Ferisi ve Sadukilerdir. Ne utanç verici! Bizi aşağılayıp engerek soyu derler, yani, daha önce açıkladığımız gibi, Havva ile yatan yılanın çocukları. Bize bu adın vaftizci John tarafindan verildiğini öne Sürerek üzülmememiz gerektiği­ ni söylerler. 32. [Benden sonra gelen benden daha güçlüdür. Ben O'nun çarıklarını çıkarmaya bile layık değilim... Yabası elindedir. Harman yerini temizleyecek, buğdayını toplayıp ambara yığacak, samanı ise sönmeyen ateşte yakacak. (Matt. 3. 11-12)] Onlara göre İsa'nın çarıkları [hypodemata], O'nun öğ­ rencilere ve kalabalığa açıkladığı, Vaftiz'in bu tarz şeyleri açıklayamadığı için dayanamadığı işaretlerin izleridir [hypodeigmata]. lsa'nın yabasının [ptuon] ise ağzından çı­ kan [apoptusthenta] Ruh'un sözü olduğunu, harmanın [ha-

325


Hristiyan Düalist Heretikler

fos] ise Hıristiyanlar olduğunu (çünkü farklı gruplar [al/ous kai al!ous] vardır, kimisi Ortodoks kimisi heterodokstur)

söylerler. Buğday, parlak ve besleyici olan inançlarıdır; sa­ mansa bizleriz, yararsız ve sadece ateşe layık. Hangi din­ dar ruh bu tür bir küfre dayanabilir? Bu saçmalıkların karşı­ sında, peygamberin de söylediği gibi [jer.4.19] ruhum ka­ barıyor. duygularım titriyor. Bu konuyu kapatıp daha fazla uzatmamak isterdim; karanlığı ve unutulmayı hak eden bu konuya ışık vermemeyi ve hatırlatmamayı isterdim. Ama bir süre daha bitip tükenmek bilmeyen, aptalca ve iğrenç konuşmalarına devam edip dayanmak zorundayız. 33. [İblis bu kez İsa'yı çok yüksek bir dağa çıkardı. O'na bütün görl<emiyle dünya ülkelerini göstererek, 'Yere kapa­ nıp bana taparsan, bütün bunları sana vereceğim' dedi. (Matt. 4.8-9)] Onlara göre bu dağ ikinci cennettir, İsa'nın iblis tarafın­ dan oraya çıkarııp, evrendeki tüm krallıl<ları gördüğünü söyleyip, kendisinin yapmış olduğunu fark etmeseydi, ibli­ sin oraya çıkmayacağını iddia ederler. O krallıkların ege­ menliğinin kendisine ait olduğunu bilmeseydi, onları vere­ ceğini söylemezdi. Çünkü onlar kendisinden meydana gel­ di. 79 34. [Nasıra' dan ayrılarak deniz kıyısında bulunan Kefarna­ hum' a yerleşti. (Matt. 4.12)] Ve İsa, Nasıra'dan ayrılarak Kefarnahum'a yerleşti. On­ lara göre Nasıra bizler, Kefarnahum ise kendileridir. İsa'nın bizim meclisimizi bıraktığını ve onlarla yaşadığını söylerler. 79 Ficker, bölüm 46'd� şunu ekler: 'bu hilebazların foyaları archaeologia'da ortaya çıkmıştır.' 'ikinci cennet' Şeytan tarafindan yaratılan cennettir ve (evrenin merkezinde yer alan) yeryüzü oradan tamamıyle görülebilir. Madde ?'ye bakınız.

326


Bogoınil Karşıtı Alıntılar

35. [Ne mutlu ruhta yoksul olanlara, çünkü Göklerin Ege­ menliği onlarındır; ne mutlu yaslı olanlara, çünkü onlar te­ selli edileceklerdir; ne mutlu yumuşak huylu olanlara, çün­ kü onlar yeıyüzünü miras alacaklar; ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara, çünkü onlar doyurulacaklar: ne mutlu merhametli olanlara, çünkü onlar merhamet bulacaklar; ne . mutlu yüreği temiz olanlara, çünkü onlar Tanrıyı görecek­ ler; ne mutlu barışı sağlayanlara, çünkü onlara Tanrı oğulla­ rı denecek; ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere, çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır. (Matt.5.3-1 O)] isa'nın tüm sözlerini onların, Bogomillerin, inancı hak­ kında söylediğini iddia ederler çünkü onlar böyledir, ruhta yoksul ve yaslı, doğruluğa acıkıp susamış, falan filan. On­ lara yeıyüzünün tuzu, evrenin ışığı ve lsa'nın havariler için söylediği her şey denir. 36. [Size doğrusunu söyleyeyim, yer ve gök ortadan kalk­ madan, her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da bir nokta bile yok olmayacak. (Matt.5.18)] Her şey gerçekleşmeden, Kutsal Yasa'dan ufacık bir harf ya da nokta bile yok olmayacak. Onlara göre iota da keraia da [nokta]SO Kutsal Yasa'nın on emridir. Çünkü yatık vaziyetteki bir keraia dikleştirilirse, bir iota olur. Dolayısıy­ la, onlar, bunu, on emrin yok olmayacağı, cennet ve yer­ yüzü yok oluncaya kadar Yahudiler tarafından korunacağı biçiminde yorumlar. 'Çünkü', derler, 'Musa'nın kanunlarını bozmak için değil, meleklere özgü sakinlerin boşaltıldığı cenneti düşen meleklerle tekrar doldurmak için geldim. 80 Grekçe 'iota' harfi aynı zamanda 10 sayısıdır ve dikine bl� çizgidir. Ke­ raia ise kısa yatay bir çizgidir ve birbirine benzeyen iki lbranice harfi ayırt etmek için kullanılır.

327


Hrisıiyan Diia/isı Hereıikler

37. [Size şunu söyleyeyim, doğruluğunuz din bilginleriyle Ferisiler'inkini aşmadıkça, Göklerin Egemenliği'ne asla gi­ remezsiniz. (Matt. 5.20)] 'Doğruluğunuz din bilginlerini ve Ferisiler'inl<ini aşma­ dıkça' derler, 'Göklerin Egemenliği'ne giremezsiniz."Bizle­ re din bilginleri derler çünkü bizler bilimsel eğitim aldık ve bununla da gurur duyarız. Kendi doğruluklarının bizimkini aştığını çünkü daha doğruyu öğrettiklerini, daha yalın ve saf bir yaşam tarzı sürdüklerini, et ve peynir yemekten, ev­ lilikten ve bu gibi şeylerden imtina ettiklerini savunurlar.81 38. [Ama ben size diyorum ki düşmanlarınızı sevin. (Mart. 5.44)] 'Düşmanlarınıza karşı kibar olun.' Onlar, şeytanın insa­ nın düşmanı olduğunu. hatta çılgınca bir yorumla, ona !<ar­ şı kibar olmamız, diz çökerek kur yapmamız gerektiğini (daha önce anlatmıştık), böylece o (şeytan), inanmayanla­ ra çelme takıp düşürmez. kıyamet gününde cezaya katlan­ maları için yargıca (yani Tanrı'ya) teslim etmez. 39. ['Ama ben size diyorum ki. karısını fuhuş dışında bir nedenle boşayan onu zinaya itmiş olur' (Matt.5.32)] 'Fuhuş dışında bir nedenle karısını boşayan' cümlesi ve bunun arkasından gelen söz onların bir kadınla evlenmeme öğretisiyle çeliştiği için, bunun tamamının açıklanamaz bir sır olduğunu ve yalnızca etten arınan biri tarafindan anlaşı­ labileceğini savunurlar. Evlenmeme yemini doktrinini şid­ detle onaylar. Lord'un 'Dirilişten sonra insanlar ne evlenir 81 Etten, peynirden ve yumurtadan uzak durulan oruçlar Ortodoks manas­ tırlarında Büyük Perhiz gibi dönemlerde uygulanır. Katarlarsa balık yer­ ler (balığın cinsel yoldan üremediği için).' Bogomil materyallerinde bu duruma bir gönderme bulunmaz.

328


Bogomil Karşıtı Alrntılar

n!! de evlendirilir' [Matt. 22.30] sözünü de kanıt olarak su­ narlar. Bunu yaparken, 'yeniden doğmayı' tövbe ve İncil yaşamı, doğru yaşam olarak yorumlama aptallığına düşer­ ler. 40. [Hiç ant içmeyin ... Yeruşalim üzerine, çünkü orası Bü­ yük Kral'ın kentidir. (Matt. 5.34,36)] 'Yeruşalim üzerine ant içmeyin, çünkü orası Büyük Kral'ın kentidir.' Büyük Kral'ın şeytan olduğunu söylerler. Çünkü o evrenin yaratıcısıdır. Lord'um, onların küfürlerini anlattığımız için bize merhamet et! 41. ['Göze göz, dişe diş' dendiğini duydunuz. (Matt.5.38] · 'Göze karşı göz, dişe karşı diş alınmalı dendiğini duy­ dunuz.' Onlara göre iki göz, Musa'nın ve İncil'in iki yasa­ sıdır.82 İsa, bir yasa yerine başka bir yasa, Musa'nın yasası yerine İncil yasası, bir yol yerine başka bir yol, geniş olan için dar olanı vermeye geldi. Cahillerin aptallığı ne de bü­ yük! 42. [Dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilip kapıyı örtün' (Matt.6.6)] 'Dua edeceğiniz zaman iç odanıza çekilin.' Derler ki, oda akıldır ve buradan yola çıkarak, topluluk içinde dua edilmemelidir.B3 Oysa Davut peygamberin meciis içinde dua etmemizi emrettiğini gayet açık bir şekilde duymuş­ lardır. [Ps. 22.22] 43. [Gökte uçan kuşlara bakın: ne eker ne biçerler. [Matt. 6.26] ... Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın: ne ça82 Ficker şunu ekler: 'dişler (odontes) dar ve geniş 'olan iki yolu (hodoi) ifa­ de eder. 83 Grekçede 'assembly' sözcüğü 'kilise' sözcüğüyle aynı anlamdadır.

329


Hristiyan Düalist Heretikler

lışırlar ne de iplik eğirirler. Ama size şunu söyleyeyim, bü­ tün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi gi­ yinmiş değildi. (Matt. 6.28-9)] 'Gökte uçan kuşlara bakın, ne eker ne biçerler.' Onlara göre kuşlar kolonlarda yaşayan, çalışmaksızın bir yaşam süren ve kutsal Tanrı tarafindan boşu boşuna beslenen ke­ şişlerdir.84 Kendilerine kır zambakları derler çünkü kalbin saflığında beyaz, erdem konusunda ateşlidirler. Süleyman bunların hiçbiriyle karşılaştırılamaz çünkü onun ruhunun kabuğu lekelidir. 44. ['Kutsal olanı köpeklere vermeyin. İncilerinizi domuz­ ların önüne atmayın.' (Matt. 7.6)] 'Kutsal olanı köpeklere vermeyin, incilerinizi domuzla­ rın önüne atmayın' [Matt.7.6] Kutsal olan onların basit inançlarıdır; incilerse yanılgılarının çok daha gizli ve değer­ li doktrinleridir. Köpek ve domuz sözleriyle -ne kendini be­ ğenmiş bir kibir- putperest olduğumuzu düşünerek bizle­ rin arasındaki dindarları kastederler. Ağza alınmaz düşün­ celerinden kalanları anlatırken bile tüylerim ürperiyor. On­ lara döneni bir köpek ya da domuz olarak aldıklarını da ek­ lerler. Dua ve oruçla önce o kişinin nefsini kırar, ardından da daha önce gösterdiğimiz gibi onu vaftiz ederler. Kendi­ ni biraz daha ayırt edene yavaş yavaş, küçük adımlarla ve eklemelerle kutsal olanı ve incileri emanet ederler. 45. ['Sahte peygamberlerden sakının. Onlar size kuzu pos­ tuna bürünerek yaklaşırlar ama özde yırtıcı kurtlardır.' (Matt. 7.15)] 84 'Stylitler' - hayatlarını sütunlar üzerinde geçiren münzevi keşişler- dört ve beşinci yüzyıllarda var oldular. Euthymius'un zamanında var olup ol­ madıkları net değildir. Ancak bu keşişler ikonlar ve resimli el yazmaların­ da bolca tasvir edilmiştir. Yani görüntüleri oldukça bildiktir.

330


Bogomil Karşıtı Alıntılar

'Sahte peygamberlerden sakının.' Onlara göre sahte peygamberler -ne saçma- öğretmede muhteşem olan Ba­ sil, din biliminin yıldızı Gregoıy, Altın Dilli ]ohn demektir. Çünkü bu kişiler kabul edilmiş olan doktrini öğrettiler.85 Mezhebin bu azizlere karşı ötekilerden daha fazla sarf etti­ ği saçmalıkları bir kenara bırakıyorum. Onlar gök gürleme­ sini, uçurumu ve cezanın her türünü hak eder. 46. [O gün birçokları bana diyecek ki, 'Ya Rab, ya Rab! Biz senin adına peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinle­ ri kovmadık mı?' ... O zaman ben de onlara açıkça 'Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar!' di­ yeceğim. (Matt. 7.22-3)] 'Birçokları o gün diyecek ki, "Ya Rab, senin adına pey­ gamberlik etmedik mi ve senin adına cinleri kovmadık mı?" O zaman ben onlara açıkça "Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar" [Matt. 7.22-3]. İncil'in bu sözlerini yorumlarken bunların, bizim kutsal piskopos ve ilahi babalar saydığımız, peygamberce inayetine saygı duyduğumuz, iblisleri kovan ve daha birçok büyük iş yap­ mış kişiler olarak yorumlarlar. Tüm bu mucizeler kendisi de doğru olan lsa'nın dediği gibi bilmeyenleri etkilemek için içlerindeki iblisler tarafından yapıldı [Matt. 3.23]. Kuduz köpek, engerek yılanlarının zehri senin dilindedir. 47. ['İşte bu sözlerimi duyup uygulayan herkes, evini kaya üzerine kuran akıllı adama benzer. Yağmur yağar, sel basar, yel eser, eve saldırır; ama ev yıkılmaz. Çünkü kaya üzerine kurulmuştur. Bu sözlerimi duyup da uygulamayan herkes, 85 Basil {c. 330-79) Gregory (ya Nazianzuslu, 329-89, ya da Nyssalı, c. 330- c. 395), ve John Chrysostom (c. 347-407) Grek Kilisesi teolojisinin önde gelen figürleridir.

331


Hristiyan Diialisı Heretikler

evini kum üzerine kuran budala adama benzer. Yağmur ya­ ğar. sel basar, yel eser, evi sarsar. Ev yıkılır; yıkılışı da kor­ kunç olur.' (Matt. 7.24-7)] Evini Babamız duasının kayası üzerine kuran akıllı ada­ mın kendileri olduğunu söylerler. Budala adamınsa. evleri­ mizi, her ne kadar çok da olsa aptalca ve zayıf olan diğer duaların kumu üzerine kuran bizler olduğumuzu iddia ederler. (Bu budalaların fikri tabii bu.) 48. [O sırada din bilginlerinden biri O'na yaklaşıp 'Öğret­ menim' dedi. nereye gidersen senin ardından geleceğim.' İsa ona. 'Tilkilerin ini, kuşların yuvası var ama İnsanoğ­ lu'nun başını yaslayacak bir yeri yok' dedi. (Matt. 8.19-20)] 'O sırada din bilginlerinden biri O'na yaklaştı ve "Öğ­ retmenim. nereye gidersen. senin ardından geleceğim" dedi. İsa ona, "Tilkilerin ini, kuşların yuvası var ama İnsa­ noğlu'nun başını yaslayacak bir yeri yok" dedi.' Onlara gö­ re din bilgini eğitimli herhangi bir insandır. Birbirlerine. öğ­ rencilerinin arasına eğitimli birini kabul etmemeyi öğütler­ ler. Dediklerine göre, din bilginini kabul etmeyen İsa'yı taklit ederler. Onlara göre 'tilkiler·. bir in gibi daracık hüc­ relerde yaşayan sofulardır. 'Kuşlar' ise daha önce de söyle­ diğim gibi, İsa'nın yoldaşlığa değer bulmayarak tümüyle reddettiği münzevilerdir. Bu yıkıcı kişilerin ağzı kötü koku­ lar yayan ve dinsiz bir şekilde dışarı zehir fişkırtan mezar­ lardır. 49. [O karşıya geçti. .. Orada O'nu mezarlık mağaraların­ dan çıkan iki cinli karşıladı. .. Cinler domuzların içine girdi. O anda bütün sürü yamaçtan aşağı koşarak göle atlayıp boğuldu. (Mart. 8.28.32)] Cinler tarafindan etkilenmiş mezarlık mağaralarından

332


Bogoınil Karşıtı Almtılar

çıkan iki adamın keşiş ve rahip sınıfı olduğunu söylerler. Onlar (keşiş ve rahipler) daima elle yapılmış tapınaklarda yaşarlar ve bu mezarlar da ölülerin kemikleriyle zenginleş­ miştir. Bu lanetliler, azizlerin kutsal emanetlerine bunu ya­ kıştırırlar. Bu iki sınıf Bogomillerden öylesine korkar ki yo­ lun altına geçmeye hiçbiri cesaret edemez. 'Domuz sürü­ sü' ise yaklaşıp eğittikleri, apar topar fırlatıp attıkları ve gü­ nah denizinde boğdukları domuza benzer eğitimsiz insan­ lardır. 50. [Hiç kimse yeni şarabı eski tulumlara doldurmaz. Hem şarap dökülür, hem de tulumlar mahvolur... Yeni şarap ye­ ni tulumlara konur. .. (Matt. 9.17)] 'Yeni şarap' onlara göre kendi öğretileridir. Eski şarap tulumları ise bunu kabul etmeyenlerdir. 'Yeni şarap tulum­ ları' öğretiyi kabul edip içlerinde tutanlardır. 51. [Orı iki yıldır kanaması olan bir kadın İsa'nın arkasından yetişti. .. (Matt. 9.20)] On iki yıldır kanaması olan kadın Kudüs'deki Kilisedir. İsrail'in on iki kabilesinin fedakarlığından sıçrayan kanla ka­ namıştır. Bu kanamayı İsa durdurdu ve daha sonra da Ku­ düs'ü yıktı. Nasıl olur da on iki kabile on iki yıl anlamına gelir? Yıl, zaman hareketi ve aralığıdır. Oysa kabile, insan­ lardan oluşan bir topluluktur. Zam.an ve insan arasındaki farkı görün! 52. Şimdi de en saçma yorumu dinleyin. İşte bundan son­ ra, sarhoş, yaşlı kadınlar gibi, bu tarz kuyruklu yalan uydu­ ranların ahmaklığını göreceksiniz. Örneğin, 'İsa onların gözlerini açtı [enebrimesato]' [Matt.9.30] cümlesini 'İsa yemeleri [enebromasiten] için onlara bir söz verdi' şeklin­ de yorumlarlar. Burada bu saçmalığa cevap verirsem ken-

333


Hrisıiyaıı Düalist Heretikler

dimi aptal yerine koymuş olurum. İşte bu yüzden birçok şeyi gözden geçirdim ve konuları özetle anlattım. Bu notları okuyan kişi geri kalanının da ne olduğunu anlayabilmeli. Üzerinden geçilmesi çok zaman alacak bir­ çok dinsizlikten söz etmedik; karadan henüz uzaklaştık. Anlıyorum ki mideniz bulandı; ben de sizden önce aynı şe­ yi hissettim. Bence artık konuyu kapatıp gemiyi kırarak sessizlik limanına çekilmenin vakti geldi. Hepsinden öte, kötü ve mırıldanan dil suskun, o saçmalıkları anlatan kirli dudaklar kapalı. Kötü konuşan ağızlar durdu. Alicenap ve bilge kralımız onu çağırdı, yazdıklarının savunmasını açığa çıkardı, test etti, bakır bir alaşım gibi boş olduğunu gördü. Her ne kadar kalbinin değiştiğini ilan ettiyse de, bir köpek gibi hemen kusmuğuna döndü. İmparator konuyu düşündü, hem sivil hem dinsel, gö­ revli olan herkesi topladı. Onu ateşte yanma cezasına çarptırdı, çünkü daha önce birçoklarını cehennem { Gehen­ na) ateşine yollamıştı. Şimdi o da yakıldı ve öldü, günahı­ nı bir kefen gibi yanında götürdü. Bu sapkınlık öğretisini on beş yılda öğrenen, kırk yıldan fazla öğreten,86 binlerce takipçisini yıkım çukuruna sürükleyen ve sonunda onların yanına kolaylıkla gitmeyen bir kişi için fazlasıyla ağlayanlar bu feıyatlarının nedenini biliyorlar mı acaba? O her iki ya­ şamdan da kovuldu, hem bu dünyada hem ötekinde ka­ zancı ateş oldu. Tüketilebilir olandan sonsuz olana geçti. Gelecek için artık umutluyuz. Canavarın kafası koptu.87 Or­ ganlarının ve parçalarının bir kısmı layığını buldu, bazı kı­ sımları bulmak üzere, bazılarıysa teker teker ifşa edildi. Şu86 ficker 'elli iki' der. 87 Buradaki imaj Revelation 12. 3 'ten alınmıştır. Burada, Kilise'nin düşman­ ları büyük bir kızıl ejderha ile sembo!ize edilmiştir.

334


Bogonıil Karşıtı A/11111/ar

nu bilmeliyiz ki Tanrı'nın çalışkan kulu imparatorumuzun dikkatinden ve azimli araştırmasından kuyruğu bile kaça­ maz. İmparatorumuz hepsini yakalayıp dinsizliği açığa çı­ karacak ve deliceleri temizleyecektir. Bogomilliğin 'asıl miti'; Euthymius Zigabenus'un Na.rra.ti­ o'suna göre yeni dönenlere verilen yönergeler

Düşüncelerimi daha anlaşılır kılmak için öncesini anlatmak­ ta yarar var. Kafirler bunu asıl efsaneleri ve teolojileri olarak adlandırır ama bizler buna ahmaklık ve ateizm çalışması deriz. Yeni yetmelere bunu emanet ederler. Amaçları, ilk yönergeden sonra onları eğitmektir. Daha aptalca olan doktrinleri sonraya saklarlar. Bunların çoğu garip, hatalı ve birbirine zıt olduğu için kafirlerin ahmaklığına verilmeli. Kendileri de zaten birbirlerine zıttır ve atasözünde olduğu gibi kendi oklarıyla avlanırlar. Bu şekilde kötü hem iyiyle hem kendisiyle çarpışır ve kendi silahlarıyla vurulur; Şöyle bir hikaye anlatırlar: iyi Tanrı ve Baba binlerce ve binlerce, on binlerce ve on binlerce melek yarattığında, kendisiyle aynı şekil ve kıyafete sahip Samael'i yardımcısı yaptı. Samael, O'nun sağına oturdu ve O'ndan sonra onur­ landırılan oldu. Bununla kendinden geçti ve bir çılgınlığa düştü. Bir isyan başlattı. Bunu yaptıktan sonra sunulan tüm güçleri test etme fırsatı yakaladı. Onlara hizmetlerinin yü­ künü hafifletip Baba'ya karşı isyan etmek isteyip istemedik­ lerini sordu. Bu saçmalığın kanıtı olarak da Luka İncil'inde borçluların borcunı.İ azaltan kahya meseli gösterilir. O'nun Samael olduğunu, bu meselin de onun için yazıldığını söy­ lerler. Daha önce adı geçen melekler ağır hizmetlerinin ve öteki yorucu emirlerin hafiflemesiyle baştan çıktı. Çünkü o, 'Tahtımı bulutların üzerine kuracağım ve en yüce olan gibi

335


Hristiyan Diialist Hereı;k/er

olacağım' [!sa. 14.14] dedi. İsyanda ona katıldılar ve komp­ loya ortak oldular. Tanrı bunu gördü ve hepsini aşağı firlat­ tı. Daha sonra Samael ne yapacağını bilemez hale geldi. Suların üzerine oturamıyordu çünkü 'yeıyüzü hazır değildi ve görünmezdi' [Gen.1.2] derler. Ama hala Tanrı'nın mas­ kesi ve biçimine sahipti. Yaratının ilahi lütfunu da elinde bulunduruyordu. Tüm güçleri bir araya çağırdı ve onları şu sözlerle cesaretlendirdi: 'Tanrı cenneti ve yeıyüzünü yarat­ tı. Bense ikinci bir cennet yaratacağım. Çünkü ben ikinci Tanrıyım.' O, 'gök kubbe yaratılsın' dedi ve gök kubbe ya­ ratıldı; 'Şu da bu da yaratılsın' dedi ve hepsi yaratıldı. İkin­ ci cenneti bezedikten sonra suyu yeıyüzünden aldı ve Ya­ radılışta geçtiği şekliyle kendince uygun gördüğü yerlere yerleştirdi. Yeıyüzünü güzelleştirip yerleştirdikten sonra orayı kendine ve yaşaması için asi güçlere tahsis etti. Da­ ha sonra su ve toprağı karıştırarak Adem'in bedenini şekil­ lendirdi ve ayağa kalkmasını sağladı. Kendisınden Adem'in sağ ayağına doğru. baş parmağına giden bir damla su boşalttı. Bu damla kıvrılarak toprağa aktı ve bir yılan şeklini aldı. Samael içinde olan havayı, yoğurduğu bedene üfledi. Ama hava, boş gövdeden yine sağ ayağa doğru aktı ve başparmaktan dışarı çıkarak yılansı damlanın içine geçti. O anda su damlası yılana dönüştü ve sürüne­ rek uzaklaştı. İşte bu yüzden zeki ve akıllı oldu. Çünkü Sa­ mael'in soluğu ruhuna doldu. Bu yeni yaratıcı bu durumu görünce anladı ki yaptığı şey boşuna. İyi Baba'ya bir elçi yolladı ve O'ndan kendisine soluk yollamasını istedi. Me­ sajında, insanın an bulması durumunda ikisine de tabi ola­ cağını, insan soyunun, düşmüş meleklerce boşaltılan cen­ net makamlarına oturabileceğini söyledi. Tanrı iyi olduğun-

336


Bogomil Karşıtı Alıntılar

dan� nefesini yolladı ve Samael'in yaptığı şeyin içine yük­ ledi. O anda insan bedeni muhteşem ve birçok lütufla be­ zenmiş yaşayan bir ruh oldu. Sırasıyla, daha sonra, Havva aynı şekilde yapıldı ve aynı ışıkla parladı. Samael bunu kıs­ kandı ve pişman oldu. Bunun üzerine şekillendirdiği şeye karşı bir komplo kurdu. Yılanın içine süzüldü, Havva'yı kandırdı, onunla yattı-ve onu hamile bıraktı. Böylece to­ humları büyümeye başlayacak, Adem'inkilere üstün gele­ cek ve mümkün olduğunca ona zarar vererek büyümesini engelleyecekti. Bir süre sonra o (Havva) doğum sancıları çekmeye başladı ve San,ael'le birleşmesinden Kabil'i do­ ğurdu. Kabille birlikte aynen kendisi gibi olan ikiz kız kar­ deşi Calamena'yı88 doğurdu. Adem bunu kıskandı, Hav­ va'yla yattı ve Habil'in doğmasını sağladı. Kabil hemen Habil'i yok etti ve dünyaya cinayeti getirdi. Bu yüzden ha­ vari 'Kabil kötü olandır' [ 1 John 3. 12] der. Samael Hav­ va'nın içine yılanın vasıtasıyla girdiği için önce ilahi şeklini ve maskesini, daha sonra da yaratama hünerini ve Tanrı'nın adını kaybetti derler. O zamana kadar kendisine de Tanrı deniyordu. Tüm bunları kaybetti ve bakılamayacak kadar karanlık ve çirkin oldu. O zamana kadar iyi Tanrı öfkesini tutmuş ve bu evren yaratıcısı ve efendisine sahip olduğu özgür yönetimi vermişti. Yani, o, tüm bunların sahibi ve efendisiydi. Daha sonra insan acı zulümlere maruz kaldı ve zalimce mahvedildi. Sadece az bir kısmı güçlükle var oldu ve meleklerin mer­ tebesine yükseldi. En sonunda Baba kandırıldığını ve hata yaptığını anladı. Çünkü insan için en gerekli şeyi sağlamış ve tamamlanması için en önemli şeyi vermiş olmasına rağ88 Dipnot 27'ye bakınız.

337


Hristiyan Düalist Heretik/er

men, bu ırkın büyük bir bölümünden mahrum kalmıştı. Ay­ nı zamanda kendi yarattığı, kötü bir şekilde acı çeken ve güvenceye ulaşamayan ruha da acıdı. 5500 yılında yüre­ ğinden bir Söz (kendi Oğlu), Tanrı çıkardı. 'Yüreğim' derler 'iyi bir söz sarfetti' [Ps. 45.2] Ona kendi sözlerini öğretti, 'Sözlerimle krala hitap edeceğim.' İşte bu yüzden İnciller­ de O, 'Eğer Babam'ın işlerini yapmıyorsam, bana iman et­ meyin' [John 10.37] der. Bu Söz'ün ve Oğul'un baş melek Michael olduğunu, 'O'nun adının iyi konsey meleği oldu­ ğunu' [lsa.9.6] söylerler. O'na baş melek derler çünkü di­ ğer tüm meleklerden daha kutsaldır; O'na Jesus derler çünkü tüm hastalıkları ve güçsüzlükleri iyileştirir; İsa derler çünkü ete kemiğe bürünmüştür. O yukardan düştü ve Ba­ kire'nin sağ kulağına süzüldü. Görünüşte fiziksel ve insan bedeni gibi bir şekil aldı. Aslında O tanrı gibidir ve tinsel­ dir. O yine geldiği gibi dışarı çıktı. Bakire ne girişini ne de çıkışını fark etti. O'nu bir mağarada kundaklanmış şekilde buldu. O Vücut bulma planını başardı ve İncillerde yazılı olan her şeyi yaptı ve öğretti. Çarmıha gerildi ve öldü. Tek­ rar yükseliyormuş gibi görünerek perdeyi kaldırdı, oyunu açığa çıkardı ve asiyi hapse attı. Onu l<alın ve ağır zincirler­ le bağladı ve Tartarus dağına kapattı. Adından melek gibi anlamına gelen 'el' ekini aldı. Ona yalnızca Samael değil Satanael de deniyordu. 'el' eki alınınca adı Satan oldu. Kendisine verilen görevi tamamladıktan sonra Baba'ya ge­ ri döndü ve O'nun sağına, kovulan Satanael'in tahtına oturdu. Daha sonra geldiği yere geri döndü ve en başta dölyatağında bulunduğu Baba'nın içinde eridi. Dünyada öğrencilerini eğitirken, onlara Kutsal Ruh'u, yani apostolik öğretiyi verdi. Şimdi Baba canavarca bir varlık gibi üç si­ malı bir şey olarak tanıtılır; ortada olan insanın yaratıldığı

338


Bogomil Karşıtı Alııııılar

beşeri şekildedir,· 'O'nun şekline ve benzerliğine göre' [Gen.1.26]. Baba'nın her bir tapınağından bir ışık yayılır, Oğul'unki sağa doğru, Ruh'unki sola doğru. Yani sonunda Baba üç yüzlü olur; önce bir tek yüzü vardı. Yukarıda gös­ terildiği üzere, Satanael aynen O'nun yüzüne sahipti. İşte bu yüzden insanı şekillendirdiğinde, 'İnsanı kendi şeklimiz ve kılığımızda yapalım' dedi; belli ki hem kendisinin hem Baba'nın şekli. Bunlar kötü günlerden kalan öğretisi [Sus.52]. onların muhteşem ·öğretmeni, aralarındaki havari yaratıcısı (aslın­ da kötünün yaratıcısı}, şeytanın seçilmiş aracı [Acts.9.15], Şeytanın mücevher deposu ve bütün dinsizliğin aracıdır. ..

339


26. BOGOMİLLİKTIN DÖNENLERİN KİLİSEYE KABUL ŞEKLİ VE TÖVBE FORMÜLÜ (a) lanetlemesi, eklenmiş libellum taslağıyla ya da yazılı lanetleme ve (c) muafiyet belgesi sadece elyazması kanıt­ lar sayesinde tarihlenebilir. (a) ve (b)'nin her ikisi de here­ tizm karşıtı materyallerin derlendiği Vindob.th.gr.306, on birinci yüzyıl elyazmasında bulunur. E/euteri ve Rigo 'nun hazırladığı (Eretici, dissidenti, musulmani ed ebrei a Bi­ sanzio) bu derlemenin en son çalışması, bazı unsurları da­ ha erken tarihlerde de olsa, c. 1150-60 tarihlerinde yapıl­ dığını gösteriyor. (a) lanetleme formülünün suçlayıcı cüm­ lelerinin birçoğu Synodikon of Ortodoxy [ 16] ile aynıdır. Synodikon'un bu bölümü muhtemelen Comnenian dava­ sından ve kesinlikle c. 1098 (bkz.[241) Bogomil Basil da­ vasından sonra eklendi. (c) belgesi konu benzerliğinden dolayı burada ele alındı. Bilinen tek el yazması on üçüncü yüzyıl, yani 1258/9'daki notere ait formüle dayanır. Her ne kadar başka kaynaklarla benzerlik gösterdiği anlamı çıksa da bu, Bogomillerin, özellikle de grubun sıradan (halktan) üyelerinin uzlaşması için kullanılan eldeki tek ör­ nektir. (a) aslen von Thalloczy tarafından 'Brruchstücken aus der Geschichte der nordwestlichen Ba/kan/ander, V' adıy­ la yayınlandı. Ficker'ın Die Phundagiagiten, sayfa 172'de tekrar düzenlendi. Daha yeni bir düzenlemesi Eleuteri ve Rigo 'nun eserinde sayfa 136-55 arasında, (b) ve (c) metin­ leriyle birlikte bulunur.

340


Tövbe Formülü (al Messalianlar Aynı Zamanda Phundaiteler, 1 Bogomiller, Euchiteler, Enthuslastlar, Encratiteler ve Mardonistler Olarak da Bilinen Ateist Messalianlann Çok Yönlü Sap­ kınlığına Dair

En yüce Tanrı'nın Kilisesine yaklaşan, Maniheistlerden gel­ me ama onlardan daha kötü Bogomillerin pis sapkınlıkları böyle algılanmalıdır. Onlarla arkadaşlık edip onların arasına karışanlar, masa­ larını paylaşıp sapkınlığı kabul edenler, ancak epode'u2 he­ nüz almamış ya da cosmocratoı'a yaklaşıp onun şeytanca ayinlerinde, her zamanki yerlerinde bulunmamış, ona tap­ mamış olanlar, İsa'yı reddetmemiş olanlar üst üste kırk gün günah çıkarıp dua ettikten sonra kabul edilmeli ve bilgilen­ dirilmelidir. Bu süreden sonra kişi kendini hazırlamalı, kut­ sal vaftiz kurnasının önünde başı açık bir şekilde yerini al­ malı ve Bogomillerin kepha/aia'sını3 lanetlemelidir. Daha sonra bunu bir libe!lum olarak yazmalı, yatıştırıcı duaları ve dininden dönenlere karşı yazılmış duaları okumalıdır. An­ cak bunun ardından İsa'ya ve saf ve yaşam kaynağı muci­ zelere değer olabilir. Yine de bazı ruhani keşişler tarafından bilgilendirilmesi gerektiği de söylenir. Bu tarz bir sapkınlık içinde zaman geçiren kişi, epode'u almış, kötü olana tapmış ise (yapmaması gerekir), kendi is� teğiyle ya da fark edildiği için Tanrı'nın kutsal Kilisesine yaklaşabilir. Bu durumda kişi kabul edilmeli ve bilgilendiril­ melidir. Aynı zamanda lanetleme ve !ibellum yapmalıdır. 1 Aynı kullanım için {46)'ya bakınız. 2 Bogomiller'in kabul ayinlerindeki 'epode kabulü' için EP (19)'a bakınız. 3 Mani, bu adla yazılmış bir eserin yazandır. Terimin burada kullanılış ama­ cı belki de bir bağ kurmaktır? Başka hiçbir kaynakta Bogomillerin bu ad­ da bir esere sahip olduklarına dair bir belirti yoktur. Alternatif olarak, bel­ ki de 'öğretiler' demek istenmiştir.

341


Hrisıiyan Düalist Heretikler

Yine de !�utsa! suyla kutsanmaya ya da kutsal mucizelere tam anlamıyla değmez. Kilisede iki kere kırk gün geçirdik­ ten sonra iyi bilinen bir başka manastıra emanet edilmeli­ dir. Başrahip hayatı boyunca manastırda kalması gerektiği­ ni söylemeli4 ve ayrılmasına izin vermemelidir; deneyimli tüm keşişler onun nasıl yaşadığını gözlemeli, herhangi bir keşişi sapkınlığına çekmeye çalışıp çalışmadığından emin olmalıdır. Bu sapkınlığı yaşayan kişiyi iyileştirmek ya da değiştirmek bir hayli zordur. O kişi manastırda izole edil­ meli, kuru yiyecekle beslenmeli, rahibin belirleyeceği şekil­ de dizlerinin üstünde eğilmeli ve kefaretini gözlemelidir. Kutsal ikonlara ruhunun coşkusuyla yaklaşıyor gibi görün­ se de bu tarz bir yaşamı ölene kadar sürdürmelidir çünkü bu tavır Enthusiastların ve Euchiteleriıi tarzıdır. Ölüme yak­ laştığında kutsal fedakarlığa değer sayılacak böylece de iyi Aşai Rabbani'den (ölüm döşeğindekine verilir) yoksun ol­ mayacaktır. Sapkınlığında ısrar eder ve bu düşüncede ol­ duğu saptanırsa ölüm döşeğinde bile ilahi mucizeleri elde etmeyecektir. Manastırda üç yıl geçirir ve kabul edilirse Lord'a içtenlikle ve en basit şekilde döndüğü gözlenir ve görülürse, kutsanmaya ve dini törenlere değer sayılacaktır. Lanetleme bu formdadır. Adayın başı kutsal yağla k ut­ sal va�iz kurnasının önünde rahip tarafından kutsandıktan sonra, kişi üç kez 'Ben, falanca, bugün ateist Messalianla­ rın, yani Bogomillerin, çeşitli sapkınlık ve küfürlerinden ay­ rılıp Tanrı'nın kutsal Kilisesine yaklaşıyorum. Zorla ya da gereklikten dolayı yapmıyorum bunu. Tüm ruhumla ve iç­ ten ve saf kalbimle İsa aşkına ve O'nun içindeki inançla bu libellum'u siz falanca din adamlarına, sizlerin aracılığıyla en kutsal !ordumuza, ekümenik patriğimize, kutsal ve ilahi ka4 Eeluteri ve Rigo ile birlikte paranggelon okuması.

342


Tövbe Formülü

nonlara, dini kanunlara garanti olarak veriyorum. Daha sonra büyük Kilisenin varlığında kendi dudaklarımla bu gö­ rüşleri lanetledikten sonra bu yazılı libel/um ile Messalian­ ların ya da Enthusiastların ve Epeuchitelerin, onların görüş­ lerini paylaşan kişilerin şeytani sapkınlıklarını da şu sözleri söyleyerek lanetliyorum: l. Kendine İsa diyen Messalianların ya da Lycopetrianların ve Phoundaiatelerin ve Pogomillerin (sic.) sapkınlıklarının lideri Peter'a . . ..[Metin aynen Synodikon ofOrtodoxy'de­ ki lanetlemeler gibi devam eder [16]. Bu lanetlemelerden sonra bir sonuç paragrafı bulunur.] (b) Tanrı'nın Kilisesinin varlığında Maniheistlerin tüm sapkınlıklarını aşağılayıp lanetledikten, yazılı bir şekilde la­ netleyerek. bu Jibel/um ile bundan sonra hiçbir yerde ve hiçbir zaman Bogomillerin yanında asla bulunmayacağımı onaylar ve duyururum. İster keşiş ister rahibe, ister sıradan biri olsun, onların içine karışmayacağım, yemeyeceğim, iç­ meyeceğim, onlarla dua eder gibi görünmeyeceğim, Tanrı'nın kutsal kiliselerine ve kiliselerdeki kutsal ikonlaraS onlarla birlikte gizli bir şekilde saygısızlık etmeyeceğim. Herhangi bir Bogomil günahıyla suçlanır, suçlu bulunursam sadece dinsel yardımdan mahrum edilmeyeyim, aynı za­ manda sivil adalete teslim edilip her cezaya, hafifletme ol­ maksızın maruz kalayım ve tüm hayatım boyunca sürgüne gönderileyim. 6 (c) Filanca, karısı filancayla beraber7 kötü komşuları ta5 Bogomiller'in kiliseleri ve ikonları kasten aşağılamaları konusunda EP ( 19)'a bakınız.

6 Sivil yetkililer tarafından sapkınlığa verilen cezalar için Balsamon (29)' a ve bu durumun yarattığı tartışmalar için (4)' e bakınız. 7 Bogomil liderleri evlenmedikleri için bu kişiler mezhebin sıradan üyeleri olmalıdır.

343


Hristiyan Diialist Heretikler

rafından kirletilmiş, Bogomillerin Tanrı ve insandan neti-et eden ahlaksız sapkınlığıyla zehirlenmiştir. Cehalet yüzün­ den zehirlenmiş, Lord'umuz İsa, Tanrı ve Kurtarıcıyı terk eden işbirlikçileri O'nun hazırladığı ateşte cezalandıracak Lord'umuz ve Kurtarıcı İsa'nın ikinci gelişini hevesle bekle­ dikleri, hilekar ve asi şeytana bağlı kaldıkları için tüm kalp­ leriyle, pişman ruhlarıyla ve görüntüyle, mütevazı seçimle en saygıdeğer kathegoumenosaB ve ruhani babaya geldi­ ler. Filanca içten bir itiraf yaptı, olur da yoldan çıkarlar ya da kötü komşularının büyüsüyle zehirlenirler diye.9 Kanuni cezayı kabul ettiler. Daha sonra Kutsal Kiliseye yaklaştılar. Naçizane benim yanımda Bogomİllerin bu lanetli sapkınlı­ ğını ve öğretisini lanetledi ve korkunç bir davranış olduğu­ nu kabul ettiler. Onları bilgilendirdim, aydınlattım, kanun­ ların ve Kilisenin emrettiği her şeyi yaptım ve öğrettim. Onları Tanrı'nın Kutsal Kilisesine getirdim, temel yol gös­ terici Tanrımız İsa'nın dindar topluluğuna kattım. Bunun yanında ona (sic.) özrün yazılı belgesini garanti olarak bil­ dirdim.

8 Üst düzey manastır yetkilisi. 9 Dipnot 2'ye bakınız.

344


27. AZİZLER GÜNÜNDE BOGOMİL KARŞITI BİR VAAZ (c. 1107) Bu vaazın yazılı metninden sonra anakronik olarak bunu patrik John Xiphilinus'a (1064--75) atfeden bir el yazması gelir. Ancak içerik, vaazın Bogomil Basil'in c.1098'de (bkz.[24],[251) idamından sonra verildiğini gösterir. Metin ifade tarzı olarak Euthymius Zigabenus 'un ve Synodikon of Ortodoxy'nin ([ 16], bölüm d) Bogomil bölümüne ben­ zer özelliktedir. El yazmasında başlık Hamsin Yortu­ su'ndan sonraki ikinci Pazar'a gider -Ortodoks Kilisesinde­ ki tüm Azizlerin Bayramı- ancak sıralama ve bireysel vaaz­ ların belirli bir Pazar'a tarihlenmesi isabetli olmayabilir.1 Metnin, PG 120, 1289-92 'de yirmi beş vaaz/ık Vene­ dik el yazmasından olan baskısı John Xiphilinus'a atfedil­ di.

TÜM AZİZLERİN PAZARINDA Matthew'nun İncil'i Üzerine, Bölüm 1 O Sanırım Messalianların2 pis saplGnlığından sizlere söz et­ menin zamanıdır. Çünkü bugün onların çökertilmesini ve mahkumiyetini kutluyoruz. E.n dindar ve Hıristiyan impara­ torumuz3 basit insanlarca fark edilmemiş ve saklı olanın 1 Gouillard, 'Le Synodikon d'orthodoxie', s. 232-3. 2 Tarihsel Messalianlar ve bu terimin daha sonraki heretik bilimciler tarafın­ dan Bogomiller'i tanımlamak üzere kullanımı için EZ (25), ve oradaki dipnot 4. 3 Alexius I Comnenus (1081-1118).

345


Hrisriyan Diialist Heretikler

yanlışını kanıtladı ve mahkum etti. Daha sonra liderlerini, ahlaksız eğitmenlerini adaletin ateşine mahkum etti ve iğ­ renç öğretilerinin Kilise tarafindan lanetlenmesini emretti. Bu gibi insanlar olduğunu bilin, onlar keşişler gibi giyinir4 yem gibi görünürler. Kuzu postu altında bir kurt barındırır­ lar. İğrenç aşağılıklardır onlar. İşte bu yüzden basit insanlar onları dindar olarak sanır; onlar zehirlerini güzel sözlerle karıştırır ve ballı şuruplarının içine ölümcül ilacı katarlar. En başta Baba'ya Oğul'a ve Kutsal Ruh'a inandıklarını söyler­ ler; öyle ki İsa'nın vücut bulmasını kabul ederler, İncil'in emirlerine uyduklarını iddia ederler. İnsanlara dua etmeyi, oruç tutmayı ve tüm pisliklerden uzak kalmayı öğretirler. Zaman geçtikçe, buğday tarlasına delice ekerler; aşağılık­ lan yumuşatıp avlarını ağa düşürdükten sonra, zehri salar ve şeytanın dogma ve doktrinlerini açıklayarak açık açık küfrederler. Bunlar nedir, kaç kişidir, şu anda bunu anlatma­ nın zamanı değil. Çünkü bunlar en kötü sapkınlıkların bir karışımıdır. En azından bunu bilmelisiniz. Başta, öğretileri daha önce anlattığımız gibidir ama yalnızca sözde bizimle aynı fikirdedirler. Oysa gerçekte, iş tamamen farklıdır. Ba­ baları gibi karanlık oldukları için ışık gibi davranırlar; öğre­ tirken Baba'yı Oğul'u ve Kutsal Ruh'u -dilde- onurlandırır­ lar. Bizlerin saygı gösterdiği kutsal ve yaşam kaynağı olan Üçlü'den farklı bir Üçlü'yü yüceltirler.5 Yedi göğün üstün­ de6 kendilerince efsanevi bir gücün bulunduğunu hayal ederler ve onlara ait bu gücün insan formunda olduğunu 4 Constantinople Bogomilleri'nin keşişler gibi giyinmeleri iddiası için, EZ {25), madde 24 ve Anna Comnena (24). madde 1. 5 yani, Bogoıniller Tanrı Baba'yı, büyük oğlu Şeytan (Satan) ve küçük oğlu lsa'yı onurlandırdı. Bakınız EZ (25), madde 6 ve oradaki dipnot. 6 Bakınız Er ( 19) ve dipnot 38.

346


Bogomil Karşıtı Bir Vaaz

söylerler.7 Bizim tersimize, bakireliğe sahip çıkmaya he­ veslidirler. Bizler, bunu daha değerli, evlilikten bile yüce bulduğumuz ve eğitim alanlar için8 onayladığımız için be­ nimseriz. Ama onlar Lord'un 'Evlilik onurludur bu yüzden tertemiz bir yatak da' diyerek kutsadığı evlilikten nefret et­ tiği için benimserler. Kendini tutmayı öğretirler ama tutku­ lardan arınarak değil, yemeklerden nefret ederek. Emekli­ liği sever gibi görünürler ve sakin yerlerde9 yerleştiklerini iddia ederler, çünkü kiliselerden uzak dururlar ve fark edil­ mek istemezler. ..

7 Bu, Constantinople Bogomilleri'nin kendi Teslisçi öğretilerini tanımlarken kullandıkları dile yönelik bir gönderme olmalı. (EZ (25), madde 3, dipnot 10). . 8 Yani dini hayatta. 9 Yani, Ortodoks münzeviler gibi davranmak için.

347


28. CONSTANTINE CHRYSOMALLUS'UN ÖLÜMÜNDEN SONRA GÖRÜLEN HERETİKLİK YARGILAMASI (1140) Bu, St Alexius kilisesinde Mayıs 1140'/a, patrik Leo il Stypes başkanlığında bir mecliste görülen bir davanın res­ mi kaydıdır. Orada bulunan piskopos/ar, Hieron'daki 1 St Nicholas manastırında ölen sade vatandaş (papaz sınıfın­ dan değil) Constantine Chıysomallus 'un yazdıklarını göz­ den geçirdi. Constantine'nin yazdık/an nüfuzlu vatandaş­ lar ve keşişlerin ellerinde dolaşıyordu. Meclis, bu eserler­ de Messa/ianlık ve Bogomillik ha/d"nda kanıtlar buldu ve onların yakılmasını emretti. Modem araştırmacılar Chıyso­ mal/us 'un öğretilerini (kilise tarafından rapor edildiği üze­ re) Yeni Teolojisi St Symeon 'un savunduğu kişisel aydın­ lanmanın gelişimine yönelik bir girişim olarak görme eği­ limindedir. 2 Metin Gouillard'ın 'Quatre proces de mystiques a Byzance' adlı eserinden çevrilmiştir.

Mayıs ayı, üçüncü on beş yıl, en yüce lordumuz ve eküme­ nik patrik kyr Leo'nun mevcudiyetinde, sağında St Alexios catechumenatesi, onun yanında Ancyra, Cyzicus, Amasea, Malatya, Ladik, Crete, Psiida' daki Antioch, Trajanopolis, Philippi, Amastris ve Mesembria'nın kutsal piskoposları ve 1 Bu bağlamda, Hieron E.P ( 19)'un yazılarında bahsedilen lstanbul Boğa­ zı'ndaki deniz üslerinden biri olabilir. Oradaki manastırlar için, Janin, Les Eglises el monasteres des grands centres byzantines, s. 1 O. 2 Giriş, sayfa 89-90'a bakınız.

348


Heretiklik Yargılaması

patriklik görevlilerinin eşliğinde ... [Paragraf, teolojistlerin eğitimli uzman olması gerekliliğini vurgulayan cümlelerle devam eder.] Sonra, başkalarını eğitme sorumluluğunu üslenerek ço­ ğunluğu (bu bağlamda özellikle besleyici bitkilerle zehirlisi arasındaki farkı anlayamayan basit halkın kurtuluşu) için ba­ zı keşişlerden bilgi aldık. Bu keşişler, sonraki Constantine Chıysomallus'a ait bazı yazıları buldukları Hieron'daki kyr Nicholas adlı manastırda görevlerini tamamlamakta olan keşişlerdi. Bunlara rastladıklarında, rezalet çıkarmadılar, çünkü söylediklerine göre bunlar hayli ilginç ve acayip şey­ ler içeriyordu. Bu yazılar zaten geniş bir alana yayılmıştı, çünkü insanlar o yazıların yararlı ve birçokları için yaşam kuralı içermesi açısından uygun olduğunu düşünüyordu. Bunu çok ciddiye aldığımız için ellerinde kopyaları bulunan insanlardan kitapları aldık. Araştırmamıza göre St Athena­ goras manastırının keşiş ve başrahibi malum Peter'ın elin­ de bir tane, proedros George Pamphilus'ta bir tane, üçün­ cüsünün de daha önce adı geçen ve konuya ilgimizi çeken keşişlerde olduğunu öğrendik. Ellerindeki kitapları Gero­ comeion manastırı keşişi E.uthymius'dan aldıklarını söyle­ diler. Üç kitabı karşılaştırınca sanki tek bir kaynaktan alın­ mış gibi içeriğin hepsinde de aynı olduğunu, ancak Pe­ ter'daki kitabın öteki ikisinden daha dolu olduğunu anla­ dık. Bu ikisinde mateıyal 150 bölüme ayrılmıştır. .. O, vaftiz edilmiş herhangi bir Hıristiyan (hakim olan uy­ gulamaya göre bu, yeni doğana ve 'ilmihal (catechism) ol­ maksızın yapılır.) öyle denmesine, erdemlerin bir kısmını bir pagan gibi yerine getirmesine rağmen gerçekten bir Hıristiyan değildir der; itişinin İncil'in öğretilerine ait sözle­ ri okumaması, önce tekrar vaftiz edilmesi, dönmesi, yani

349


Hristiyan Düalist Hereıikler

lusaca Şeytanın gücünden ayrılmış olması gerektiğini söy­ ler. Aynı zamanda kutsal vaftizden sonra bile vaftiz edilen­ lerin piskoposluk mertebesine ulaşmış, kutsal kitabın her harfini bilen, kendi gruplarında kendilerini şişiren bilgi ve­ rebilecek düzeyde olması bile onlara hiçbir şey kazandır­ maz . Bunun için sıkı sıkıya sorguya çekilmeleri, yenilenme­ yi ve ruhlarının fıtratını kutsal bilgi anlamında yeterli, bu büyük mucizenin ustalarının ellerinden ve meditasyonla al­ mış olmaları gerekir. .. Tabii ki bu tür düşünceler sözü edilen sapkınlıkların özellikleridir. Vaftiz edilenden ruhani ya da entelektüel bir kabullenme bekler ya da sadece kabullenme (başka bir yerde söylediği gibi), bir aydınlanma, bir keşif ve Ruh'u an­ lama bekler. Aksi takdirde, kendilerini her tür iyi davranışa adasalar da, vaftizin faydasız olduğunu söyler - bu, iblisle­ rin yalanlarıyla aydınlanma aldığını sanan Enthusiast3 sap­ kınlığının bir parçasıdır. Vaftiz edilmişler kutsal vaftizden sonra bile, madem il­ mihalsiz tekrar doğarlar (kendileri böyle söyler) -yani öğ­ retmenler, rahipler ve hatta piskoposlar dahil tüm Hıristi­ yanlar- baştan tekrar ilmihal almalı, kabul edilmeli ve onun tanıttığı şekilde yenilenmelidir. Tüm bunların onun tarif et­ tiği bir ayinle, yani bazı gizli güçlere sahip donanımlı hiz­ metkarların elinde gerçekleşmesi gerektiğini de söylerler. Ona göre bu tür adamlar büyük bir dikkatle aranıp bulun­ malıdır. Çünkü kendilerine yaklaşanları ve Tanrı'nın lütfunu paylaşanları kendi başına yenileyebilecek bu tür insanları bulmak zordur -bu, mükemmeliyet getiren ve Kutsal Ruh'u 3 Messalianlar için kullanılan bir başka ad mı?

350


Heretiklik Yargılaması

sağlayan kendi ikinci kutsal vaftizlerini tanıtan Bogomillere aittir. Bir Hıristiyanın iki ruhu olduğu ya da hiç Hıristiyan ol­ madığı Messalianlar ya da Bogomillerin pis sapkınlıkları ta­ rafindan doktrin olarak açık açık öğretilendir ... 4 Yani, kitapların tümünün derhal yakılmasına karar ver­ dik; bu görüşleri paylaşanları aforoza mahkum ettik... Pamphilus'u gelecekte bu tür görüşlere sahip olur ya da paylaşırsa şart koşulan cezalara çarpmakla tehdit ettik. Ke­ şiş Peter'a gelince - gelecekte diğerlerinin sorumluluğunu alması uygun olmayacağı için bir başka usta ve yöneticinin altındaki başka bir manastıra gönderilmesine karar verdik. Çünkü onun sayesinde birçoklarının bilinci yaralandı, bu ih­ tilafi ve şüpheyi artırabilir ve bu pozisyon için uygun değil­ di. Diğerlerini yönlendirme ve eğitme yetisi olan, aynı za­ manda iddia ettiği gibi tam anlamıyla cahil olan ve diğer herkesin fark ettiği dinsizliği fark edemeyen bir adam nasıl yargılanır? Bu adam Mediocrity'mizin ve tüm piskoposlar kurulunun ayaklarına kapandı.

4 Bu bir Messalian öğretisidir. Bogomillerin bu öğretiyi paylaştığı konusun­ da başka bir kanıt bulunmamaktadır.

351


29. PATRİK MICHAEL il (1143-46) BOGOMİLLERİN YAKILMASINI EMREDER Bu bölümün yazarı c. 1130-40'tan 1195 sonlarına dek ya­ şamış olan bir kilise hukukçusu Theodore Ba/samon'dur. Bir Bizans yasaları derlemesi olan Nomocanon üzerine yaptığı yorumlar muhtemelen 1170'/erde başladı ve şu anda kayıp olan bir mateıyal/e atıfta bulunuyordu. Bogo­ mi/lerin Manuel I döneminde yakılmasına ilişkin başka bir kaynak bulunmamaktadır. Çeviri, metnin PG 104, co/, 1111 baskısından yapılmıştır. Nomocanon IX. Yorumları. En ulu patrik kyr Michael Oxi­ des 1 dönemindeki Constantinople medisinin Bogomillerin yakılmasını yasalaştırdığını ve emrettiğini duyunca şaşır­ mayın. Çünkü yasa o zamanlar muhtemelen uygulanmı­ yordu ve çünkü pişman olmaksızın kişisel sapkınlıklarına bağlı Bogomiller yakılmayı şehitlik olarak kabul ediyordu. Bilgime dayanarak hiçbir kanunun cezayı emretmediğini söyleyebilirim. Bunun yanında dini kanunlar bedensel ce­ zayı tanımıyordu, tersine sivil kanunlarda böyle bir kavram vardı. Ben hala medisin böyle bir cezayı emretmiş olması­ na şaşırıyorum, çünkü bizlere kafirleri İsa'nın topluluğun­ dan koparmak öğretildi, onları cezalandırmak değil. Tersi­ ne, hala pişman değillerse, onları sivil gücün eline teslim etmeyi ve cezanın da yargıçlara bırakılması gerektiğini öğ­ rendik. 1 Bu patriklik dönemindeki sapkınlık duruşmaları için (30), (31 )' e bakınız.

352


30. İKİ KAPADOKYALI PİSKOPOS BOGOMİLLİKLE SUÇLANIR (1143) Bu iki adamın davası imparator Manuel (1143-80) zama­ nındaki ilk dini hareketlerden biridir. imparator Manuel bu iki adamın davasına bakan meclise ailesinden iki kişiyi ata­ dı. Bu da konunun önemini vurgulamaktadır. Ortaya atı­ lan iddialar bu iki adamın Bogomil olduğu suçlamasını ka­ nıtlamaz. Piskopos olarak atandıkları kentler Küçük As­ ya 'nın (Asya Minör) iç kesimindeydi. Bu alanlar Türklerin kontrolündeydi ve ruhani insan gücünün eksikliğini yaşı­ yordu. Her iki adam da sınır bölgesinde yaratılan ruhani disiplin sorunlarına çareler üretmek durumundaydı, ancak ikisi de yerel bir desteğin yokluğunda bölgedeki Hıristi­ yarılar üzerinde etki yaratacak bir niteliğe sahip değildi. Meclis tutanaklarının netleştirmediği nedenlerden dolayı yeni metropolitan ile görüş ayrılığına düştüler. Bogomi­ Jizm suçlaması bu sapkırılıgın yarattığı korkunun kanıtıdır; meclis tutanaklarında yazdığı gibi öğreti/erindeki küçük şeyler suçlamayı doğrular. Çevrilmiş metin Gouillard'ın 'Quatre proces de mystiques a Byzance' adlı eserinden alınmıştır.

Tyana ilindeki sahte piskoposların yeminli ifadenin (yani Sasima ve Balbissa) kural dışı görevlendirme yaptıkları ge­ rekçesiyle görevden alındılar. Onlar sonradan Bogomi­ lizmden suçlu bulundular. Ağustosun 20'si, haftanın altın­ cı gününde, altıncı on beş yılda 1, en yüce lordumuz ve 1 1143.

353


Hristiyan Diia/ist Heretikler

ekümenik Patriğimiz kyr Michael'in2 Thomaitus'ta varlığıy­ la; Efes, Heraclea, Ancyra, Nicomedia, Nicaea, Gangra, Pi­ sidia Antioch'u, Hierapolis, Mesembria'nın kutsal pisko­ poslarıyla birlikte diğer patrik görevlilerinin hazır bulunma­ sıyla. Tyana'nın en ulu metropolitanı Basil'in isteğiyle çıkarı­ lan imparatorluk emriyle, pansebastos sebastos ve Büyük Drungarius,3 Bulgaristan'ın kutsanmış baş piskoposu4 ve en şanlı . protoasecretis5 naçizane konseyimize ve ruhani meclisimize katıldılar. Adı geçen Tyana metropoliti, suçla­ ma amacıyla değil, o bölgenin yetkilisi olarak iki sözde pis­ koposu sapkın görüş öğrettikleri ve ürettikleri için, ayrıca çok sayıda 1<.apadokyalı 'yı yıkıma götürecek şekilde sapkın bir kültle tanıştırdıkları için gerekçe sunmuş ve bu kişiler Bogomil sapkınlığı suçlamasıyla yargılanmıştır.... [Duruşmanın ilk bölüm tutanakları metinden çıkarılmış­ tır. O bölümde Leontius ve Clement'in kilise hukukuna gö­ re üç piskopos tarafından takdis edilmesi gerekirken o za­ manki metropolitan tarafından piskopos olarak takdis edil­ diği saptanmıştır ki bu yüzden takdisler! geçersizdir.] Yargılama semeioması Tyana metropolitanı kutsal .kyr Basil tarafından sunulan suçlamayla Sasimalı Clement ve Balbisslı Leontius (daha önce dinsel hukuka aykırı biçimde takdis edildikleri gerekçesiyle piskoposlukları iptal edildi.) üzerinden devam etti. En berbat sapkınlık olan Bogomilli­ ğe ait olmakla suçlandılar. 1 Ocak, ha�anın altıncı günü, yedinci on beş yıl, en kutsal lordumuz ve ekümenik Patrik Michael'ın hazır bu2 3 4 5

Michael il Curcuas (1143-46). lsaac·ın oğlu, Alexius l'in kardeşi Constantine Comnenus. lsaac'ın oğlu, A!exius l'in kardeşi Adrian (dini olarak John) Comnenus. Bu adam ve pozisyonu için (31), dipnot 3'e bakınız.

354


İki Kapadokyalı Piskopos Bogoınil/ikle Sııçlaııır

lunmasıyla, Thomaitis'te ... [meclis üyelerinin adları sırala­ nır, imparatorluk ailesinden aynı kıdemli üyeler, resmi gö­ revliler ve piskoposlar. Tyana metropolitanı Basil Leo adın­ da bir memur tarafından temsil edildi.] Tyana kanonikosu6 yeminli bir ifade sundu. Bu ifade açık bir şekilde, böyle davrananların Ortodoks saygısıyla hareket etmediğini, tersine Bogomil hastalığından muzda­ rip olduğunu gösterdi. Yeminli ifade rahipler, resmi görev­ liler ve Tyana şehrinde yaşayan insanlar tarafından bir ara­ ya getirilmişti ... ve suçlananların davranışları hakkında şu tür kanıtlar verdi: Erkekler kanunen evli olduğu karılarıyla cinsel ilişkiye girmemeli, et, balık ve şaraptan üç yıl boyunca uzak dur­ malıdır. Bu süreden sonra bu tür eğlenceye izin verilir. Yine sıradan insanın, her türlü erdemi yerine getirse de, keşiş olmadığı sürece kurtarılamayacağını öğrettiler. Yeni evlenenler bir süre geçmeden birbirleriyle her tür­ lü ilişkiden uzak durmalıdır. Ayrıca karılarının bilgisi olmadan başlarını tıraş ettikleri ve karılarına kocalarının izni olmadan duvak açma izni ver­ dikleri gerekçesiyle de suçlandılar. Bazı ölmüş Hıristiyanları gömmeden ve dini bir tören yapmadan bıraktılar. Onların yaşarken tövbe etmelerine izin vermediler. Kilise içinde ve dışında gömülü Hıristiyanların cesedini mezardan çıkarıp bu kişilerin günahkar olduğunu ve iblisin cesetlerine yerleştiğini söylediler. 7

6 Piskoposluk bölgesinin hukuk danışmanı.

7 Bogomiller'in savunduğu iddia edilen benzer bir inanç için, EZ (25), mad­ de 13.

355


Hrisıiyan Düalisı Heretikler

'Tanrı'nın Oğlu İsa Mesih' yazısını taşımadığı sürece haça gösterilen saygıya izin vermediler. Hıristiyanların çocuklarını daha önce vaftiz edenlerin günahkar olduğunu söyleyerek yeniden va�iz ettiler.B Kadınları diyakoz olarak atadılar ve onlara kilisede ge­ leneksel duaları etme, kutsal İncil'i okuma ve Clementle birlikte dini törene katılma izni verdiler.9 Böylece de kutsal ikonlara zarar verdiler. Büyük Kumandan'ın (cennet krallığının) kutsal haçını düşünerek, o haçın gerçekleştirdiği birçok mucizenin şey­ tanca eylemlerden kaynaklandığını iddia ettiler.10 Piskopos Acacius'un 11 inandığı Tanrıyı lanetlediler. Bu adam bir Hıristiyan Ortodoks olarak yeminli ifadenin kay­ naklandığı kişiler tarafindan eğitilmişti. Ayrıca, Hıristiyan kadınları zina vesilesiyle pagan ellere verdiler ... Leorıtius, yeniden vaftiz eylemini yaptığını kabul etti ama bunun nedeninin ilk vaftizi yapan rahibin açık günah­ lar işlemesi ve sonraki rahibin görevden alınması olduğu­ nu söyledi. Vaftizi de ikinci yeminden sonra yapmışlar. Vaf­ tizin şüpheli olduğunun saptaması istendi. Bunu yapama­ dığı için -açı idama çok uzundu- olanlar, Leontius'un sapkın fikirlerine kanıt olarak gösterildi. Çünkü Leontius Bogomil­ lerin iğrenç kültüne dayanarak tekrar vaftiz etme cüretini 8 Kutsal ayinlerin, ahlaki durumları şüpheli olan din adamları tarafından yö­ netilmesi konusundaki Ortodoks görüşler için, Hugh Eteriano (36}. 9 Ortodoks Kilisesi litürjisinde diyakozun işlevlerinclen biri kutsal metinleri okumanın yanı sıra, cemaatin yanıtladığı dualara öncülük etmektir. 10 Cennet Kra!lığı'nın Büyük Kumandanı St Michael'dir. Bu mucizevi haç hakkında bilgi yoktur; belki de suçlanan piskoposluk bölgesinin altmış mil uzağında bulunan Chonae bölgesindeki St Michael büyük hacı kili­ sesi ile bir bağ kru!mak istenmiştir. 11 Gouillard, 'Quatre proces de mystiques a Byzance', s. 42'ye göre Aca­ cius piskoposluk bölgesinin eski görevlilerinden biriydi ve Ortodoks görüşlerine oldukça bağlıydı. Aksi taktirde bu referans açıklanamaz.

356


İki Kapadokyalı Piskopos Bogomillikle Suçlamr

göstermişti.12 Ayrıca, Leontius'un sunduğu, ilk vaftiz eden kişinin görevden alınmış olması konusu da tutanaklarca doğrulama açısından yetersizdir. Buna ek olarak, Leontius, bazı cesetleri gömmeden ve dini tören yapmadan açıkta bıraktığını kabul etti. Bunu yapmıştı çünkü ölenler yaşamlarında günahkardılar ve Le­ ontius onları ıslaha çağırdığında kendisine itaat etmemiş­ lerdi. Bir Hıristiyan kadını kastronda Emir'in temsilcisine tes­ lim ettiğini de kabul etti. Çünkü bu kadın kocasının erkek kardeşiyle zina etme cesaretini göstermişti ve kötüye bir son vermenin başka bir yolunu düşünememişti. Kutsal bir tapınağı bu yüzden yakıp kül ettiğini de ka­ bul etti. Kiliseye saman yığan bir adama bunu yapmaması­ nı defalarca söylemiş ama adamın bunu hiç de dikkate al­ madığını görmüştü. Bu yüzden çok daha önce yasaklan­ mış olmasına rağmen yığılan samanı ateşe vermişti. Sonuç olarak da, niyeti bu olmamasına rağmen, kilise yanıp kül olmuştu. ... Keşiş C!ement de kadın diyakoz atadığını ka­ bul etti. Öteki suçlamalara karşı bir hayli sert davrandılar ve ka­ bul etmeye istekli görünmediler (başka tanıklar da çağırıl­ dı). Bu tanıklar, onların kabul etmediği suçlamaların yanın­ da başka suçlamalarda da bulundular, yazılanlardan çok daha kötü suçlamalar. Bunlar da gösterdi ki bu adamların kesinlikle Ortodoks ve inançlı bir görüşleri yok. Kabul ettiklerinden yola çıkarak sağlam bir kanaat sahi­ bi olduk ve daha fazlasını sunmanın gereksiz olduğunu dü­ şündük çünkü kabul ettikleri suçlamalar yeterince tatmin12 Diğer kaynaklar Bogomiller'in Ortodoks vaftizine karşı olduğunu göste­ rir.

357


Hrist(vaıı Düalist Heretik/er

kardı. Günahkarları reddetmeye, ölümden sonra bile affet­ memeye karar verdik. Öteki önemli noktaları geçin, Bogo­ milliği öğretmişlerdi, Bogomil gibi düşünmüşlerdi. Dolayı­ sıyla, gelecekte de onları güvenli bir şekilde denetlemek bizim görevimizdir. Onları yalnız başına bıral<acağız. Böy­ lece, çürümüşlüklerini konuşarak ya da başka bir şekilde başkalarıyla pay!aşamayacaklar. Aynı zamanda ıslah yö­ nünde fikirlerinin değişip değişmediğini görecek ve ektik­ leri sapkın doktrinlerin köklerini temizleyeceğiz.13 [Orijinal metin üçüncü bir belgeyle devam eder. Sanık­ ların hatalarını lanetlediğini ve tutanağın tamamının bir kopyasını davanın kaynaklandığı şehre yolladığını kayde­ der.]

13 Benzer bir gözlem ve yalıtım programı için lanetleme direktiflerine (26} bakınız.

358


31. KEŞİŞ NIPHON BOGOMİLLİKLE SUÇLANIR (1144) Keşiş Niphon 'un sapkınlıkla suçlanması hem [30] hem de [32] ile bağlantılıdır. leontius ve C/ement'in yargılandığı aynı patrik meclisinde suçlandı. (bkz. [301) Niphon'un kendi görüşleri suçlanmasını açıklayacak kadar detaylı kaydedilmedi. Sadece Leontius ve Clement'i aşırı bir ar­ zuyla desteklediği yazıldı. Eski Ahit'e Bogomil bağlantılı düşmanlık gösterebilecek 'Yahudilerin Tanrısına lanet ol­ sun' cümlesini sarf etse de, bu pek yeterli değildir. İmpa­ rator John il (1118-43) ona saygı duyardı; belki de yeni yönetimde saldırının politik bir boyutu vardı. Arkadaşı, sonraki Patrik Cosmas Atticus'un (davası ve yeminli ifade­ si için bkz. [321) yeni imparator Manuel'in kardeşi lsaac'in destekçisi olduğu söylenir.Bu konuda daha fazla bilgi için sayfa 361. sayfa 32. Bölüme bakınız. Metnin çevirisi, Mansi 21, col. 597'deki baskıdan yapılmıştır.

Karar 1 Ekim Cuma günü, yedinci on beş yılda, tam bir pis Bogomil olan Niphon'un Periblepton manastırına 1 sürgün olarak verildi. En kutsal lordumuz ekümenik Patrik kyr Mic­ hael'ın Thomaitis'de hazır bulunmasıyla toplantıya şunlar katıldı: büyük drungarios ve pansebastos sebastos olan kutsal lordumuz, en kutsal sebastos Bulgaristan başpisko1 Bu kurumun ayrıntılı tarihi için, ( 19), 5 nolu dipnota bakınız.

359


Hristiyan Düalist Heretik/er

posu 2 ve en asil protoasecretis lcanatus, 3 saygıdeğer An­ kara, Cyzicus, Nicomedia, Nicaea, Tyana, Psidia Antioch'u, Dyrrachium, Alania, Maduti, Mesembria, Cyzica, Garei ve Gothia başpiskoposlarıyla asil lordlar. Başkanlığımız, keşiş Niphorı'la ilgili birçok insan tarafın­ dan gönderilen çok sayıda kötü eğilimli ihbar aldı. Bugün, görüyoruz ki, Kapadokya'da birçok kişinin adına çok sayı­ da mektup gönder miş, bu mektupların kendisine ait oldu­ ğunu kabul etmiştir. Mektuplarda bütün Kiliseyi aşağıla­ makta, onlara sapkın demektedir. Bunu bana rapor edenler İhbar Görevlisi Basil Cyminianus, ikinci ihbarı yapan Geor­ ge ve şarap hizmeti veren ihbarcı John'dur. Cotya'daki ma­ nastırdan bazı keşişler ve çok sayıda başka tanınmış ismin de yaptığı gibi ... Serbestse ve istediği her yere gidiyorsa, engellenme­ den istediği kişiyle görüşüyorsa, birçok insana ruhsal an­ lamda zarar vermekten sorumlu olabilir korkusu oldukça yaygındı. Çünkü duyduğumuza göre, Ortodoks fikirlere sahip değildi. Bu yüzden daha doğru, net ve kesin bilgiler edininceye kadar saygıdeğer Periblepton manastırına yol­ lanması gerektiği emrini verdik. Ayrıca bu emrin en dindar başrahibe, oeconomusa ve diğer keşişlere bildirilmesini, bu adamın hiçbir ziyaretçi kabul edilmeksizin manastırdaki hücrelerden birinde sessizce yaşamasını, sadece bir kişinin ona hizmet etmesini, sıradan ya da ruhani hiç kimseyle, hatta manastırdaki keşişlerle bile özgürce sohbet etmeme2 Bulgaristan başpiskoposu Adrian Comnenus {dinsel adı John) ve büyük drungarios da Constantine Comnenus idi. Her ikisi de imparatorun bir önceki kuşaktan kuzenleri, seb,utocrator ls::ı,ac'ln oğullan ve Alexius l'in kardeşleriydi. 3 Bu adamın kariyeri ve ailevi ilişkileri için bakınız. Angold, Church and so­ ôety, s. 293.

360


Keşiş Niplıon Bogoıııillikle Suçlanır sini emrettik. Hiç kimseye direkt olarak ya da aracıyla yaz.­ mamalı, öğretmemeli, mesaj göndermemeli, kabul edildi­ ği gibi sessizce yaşamalıydı .... Tamamen pis, Bogomil sapkınlığına ait olduğunu kabul itiraf eden sahte bir keşiş, Niphon, hakkında 22 Şubat Salı, yedinci on beş yılda verilen karar. En kutsal lordumuz ekü­ menik patrik kyr Michael ve sağında St Alexius catechu­ menatesi liderliğinde; büyük ve asil (başdanışman) proto­ asecretis kyr Leo Icanatus ve Tyana, Laodicea, Dyrrachium, Thebes, Amastria, Colonea, Madyti, Lacedaemonia, Leu­ cas, Parias ve Gothia ve asil lordların katılımıyla. Yine Niphon hakkında ... büyük kilisenin rahibi Thomas ve Pantychene sakinlerinden onun hakkında bilgi aldık. İsa'nın yaşam kaynağı mucizelerinin kutsal komünyonuna gelince, o (Niphon) dindar inanca yabancı baı.ı aykırı şey­ ler anlattı; saygıdeğer Pantocrator manastırının dindar rahi­ bi, onun söylediklerinin Tanrı'ya hürmete uzak olduğunu söyledi. Aynı zamanda, kutsal Dyrrachium metropolitanı­ nın kanıtları da sunuldu. Ama o, bunların tamamını açıkça inkar etti. Söylediklerini bu güne kadar herkes duydu ve hakkında gelecek için kafalarımızda bir soru işareti kalma­ dı. Düşüncelerini bile tartışmayabiliriz. Tyana4 kentinden iki piskoposu tarif etti. Biz bu kişilerin heterodoks olduğu için, Ortodoks görüşlü dindar adamlar olarak mecliste ifa­ delerini aldık. Sadece bu yüzden kendisini yalnız meclisin karşısına değil, aynı zamanda onların öğretilerini yanlış ve dinsizlik olarak gören ve reddeden Kilise öğretisinin de karşısına aldı. Bugün, bizlerin yanında tekrar etti ve şöyle

4 (30)"a bakınız.

361


Hristiyan Düo!İst Hereıikler

dedi: 'Yahudilerin Tanrı'sına lanet olsun.'5 Bundan yola çı­ karak hiçbir belirsizlik olmaksızın bu adamın fikirlerinin ve doktrininin Ortodoks olmadığı sonucuna vardık. Orıun bu hatalı davranışı, inançsız öğretisi ve düşüncesi bizi kafi de­ recede doğruladı. Onu kimsenin ziyaret edemeyeceği bir yere sürgün etmeye karar verildi - ne olur ne olmaz, has­ talığı diğerlerini de etkileyebilir. Katolik kilisesine her şekil­ de karşı olduğu gayet açıktı. Kendisinin ortodoks, ötekile­ rin ise diğer taraftan olduğunu düşünse de, arkadaşlarıyla paylaştığı şey aydınlık değil karanlıktı. Gelecekte, bir araya gelerek ya da yaşam tarzı olarak, açıkça ya da gizliden onunla ortak iş yapmaya cesaret eden herkes onun görüş­ lerini paylaşıyor sayılacak ve ayrıı şekilde cezalandırılacak­ tır.

5 Bogomi!ler Eski Ahit Tanrısı'nı kötü yaratıcı olarak gördükleri için redde­ derler.

362


32. PATRİK COSMAS (l 146-47) BOGOMİLLERE YARDIM ETTİGİ.İÇİN GÖREVDEN ALINIR Patrik Cosinas Atticus'un davası ve suçlanması, keşiş Nip­ hon'a (bkz.[31] verdiği desteğe dayanan teolojik bir karar olarak meclis kayıtlarında sunulur. Buna rağmen kronolo­ jik materyal (aşağıda (b)) ona karşı daha olumlu bir gele­ neğin (alim John Tzetzes'in mektubunda olduğu gibi (c)) kanıtını verir. Onun, babaları John Comnenus'un ölümün­ den sonra tahta geçmesi için Manue/'in büyük kardeşi Jsa­ ac'i deste/dediğine (ya da destek/ediğinden kuşkulanıldı­ ğı) dair kanıtlar bulunmaktadır. Bu da davayı farklı bir ye­ re koyar.1 Davadaki yargıçlar kıdemli asilleri ve imparator­ luk ailesini temsil eder. (a) Metnin çevirisi Mansi'de yayınlanan vol.21, cols 701-5, (b) Nicetas Choniates 'in 'Historia 'sı, ed. Niebuhr, Bk./1, sayfa 106-7, (c) John Tzetzes'in 'Epistulae'si, ed. leone, sayfa 65-7, (mektup 46), imparator Manue/'e hitaben eserlerinden yapılmıştır.

(a) Bogomil Niphon'un görüşlerini paylaştığı görülen Constantinople patriği Cosmas Atticus'un görevden alın­ ma kararı. Bunlar meşru yollardan sağlanmış ve doğrulan­ mış, 6652 yılında yayınlanmıştır. 1 (b)'ye bakınız.

363


Hristiyan Düalist Hererikler 26 Şubat Çarşamba, onuncu on beş yıl, Blachernae sa-, rayında, güçlü, Tanrı'nın tacını taşıyan kutsal imparatoru­ muz kyr Manuel Comnenus liderliğinde, en şanslı kyr John, panhypersebastos kyr Stephen Contostephanus, sebas­ tohypertatos kyr Constantine Angelus, asil Caesarissa so­ yundan kyria Anna'nın oğlu güçlü lordumuz imparator Alexius, asil kyria Maria ve kız kardeşinin oğulları kyr Ale­ xius ve kyr Andronicus,2 pansebastos sebastos ve büyük Drungarios kyr Constantine Comnenus,3 pansebastos se­ bastos Dicaeodotus ve piskopos kyr John Turonites, asil ve büyük hazine yöneticisi ve yargıcı belos kyr Basil Peculus, yargıç belos John Aloppas ve senatodan birçokları, halkın yargıçları ve dini liderlerin eşliğinde. Kendi dudakları bir insan için güçlü bir tuzaksa ve her insan onun sözleriyle bu tuzağa yakalanıyorsa, mahkeme­ de olan bu şahıs (hem de asil) senatonun, kutsal ve ilahi meclisin. büyük bir kalabalığın yanında kendisine karşı olan iddiaları kabul etti. Gerçeğin, güçlü ve kutsal imparatoru­ muzun onun hakkında, ona karşı ortaya çıkarmış olduğu iddialar olduğunu da kabul etti. Nasıl olur da sözleri nede­ niyle kendi dudaklarıyla zincirlenmez, sanki zincirliymiş gi­ bi kaçamasın diye. Böyle bir şey bugün kentlerin kraliçesi­ nin patriği Cosmas'm davasında yaşandı. Başpiskoposlar­ dan bazıları bu davranış karşısında azıok öfl<elenmedi bile. Daha önce mecliste suçlu bulunmuş bu adamı, kutsal Ka­ tolik kilisesinin tersine (mecliste hakkında verilen karar net 2 ]ohn, İmparator Manuel'in kız: kardeşi Maria'nın kocasıydı. Stephen, im­ paratorun kız:kardeşi Anna'nın kocasıydı. Constantine Angelus John ll'nin kız:kardeşiyle evlenmişti (dolayısıyla imparatorun amcasıydı). Alexius Comnenus, Anna'nın oğlu, dolayısıyla da imparatorun kuzeniydi. Alexi­ us ve Andronicus Euphorbenus, imparatorun kız kardeşi Maria'nın oğul­ lanydı. 3 Bu kişi ve imparatorla ilişkisi için {3 t ). dipnot 2'ye bakınız:.

364


Paırik Cosmas Görevden Alınır

açık bir şekilde gösterdi) öğreten ve bilgi veren bir hetero­ doks olarak gördüler. Bu lanetli sahte keşiş, Niphon, (bir­ çok kutsal meclis bu adamın herkesten uzak kalmasını, sözcüklerle ve selamlaşmalarla bile kimseyle bir şey pay­ laşmamasını açıkladı - diğerleriyle aynı fikirde olduğumuz yemesi, içmesi ve diğer şeylerinden söz etmeye gerek bi­ le yok). Nasıl da öfl<elendiler. Daha sonra, söylediğimiz gi­ bi, patriğin bunu kenetlenmiş dişlerle savunduğunu gör­ mek, onunla konuştuğunu, baş başa yemek yediğini, bunu başkaları varken de yaptığını görmek. Onlar güçlü ve kut­ sal imparatorumuza giderek, krallığında olanlardan ne ka­ dar üzgün olduklarını ve her şeyi anlattılar. Dine karşı his­ settiği büyük şevkle lGlisede böyle bir skandalın yaşanma­ sına dayanamadı. Patriği ve bugün bu kentte bir araya ge­ len herkesi çağırttı. Patrik önce ona karşı yapılan suçlama­ ları okudu ve açıkladı. Gerçeğin Tanrısı (kanıt olarak) impa­ ratorumuzun bu araştırmayla nasıl ruh hüznüne kalkıştığını gördü. Çünkü o (imparator) konuşmaya krallara verilen be­ ceri ve bilgelikle başladı. Ona karşı getirilen suçlar açıklan­ dı. İmparator, onun ne kadar bağımsız davrandığını ortaya çıkardı. İmparator ona Niphon'un nasıl bir adam olduğunu sorduğunda, kızarmadan (söylenenlere göre) arsız bir yüz­ le onun (Niphon) bir kafir olduğunu düşünmediğini, bir Or­ todoks olduğunu söyledi. Daha sonra bu ikinci meclis top­ landı ve patriğin hazır bulunmasıyla meclis kararını açıkla­ dı. Yargıç olarak bizlerin, kutsal ve güçlü imparatorumuzun böylesi bir iş için bizlerle oturması yeteri kadar fuzulidir çünkü bu adam meclisin kararlarını değersiz olarak gördü. -Kendi fikirlerine sıkı sıkıya bağlıydı. Aynen bugün bizim de burada duyduğumuz gibi, kendisine Sodom şehri halkı arasında Lot adını verdi. Onu, aforoz edilen Bogomil Nip-

365


Hristiyan Diialist Heretikler hon'un fikirlerini paylaşmakla suçladık ve bu karara göre de kovulmasına ve patrikliğe değer olmadığına karar ver­ dik. Bu cümleler 1147 yılında, daha önce söylenen on beş yılda ve ayda aşağıdaki imzalarla doğrulanmıştır. (b) Manuel'in erkek kardeşi sebastocrator lsaac,4 ken­ disini neredeyse ona [Cosmas] bir tanrı gibi adamıştı. Pat­ riğin önerdiği her şeyi sanki Tanrıyı memnun edecekmiş ve yapılması gerekmiş gibi algılıyordu. Yasakladığı her şeyi de Tanrı'ya nefret ve kaçınılması gereken bir şey olarak gö­ rüyordu. Piskoposların erdeme muhalif, bu kutsal adama karşı olan arkadaşları imparatora onu ihbar etti. İmparator­ luğu lsaac'in elde etmesi için düzen kurduğunu, saraya yaptığı ziyaretlerin (ki gizli değildi) gizli yakınlaşma oldu­ ğunu, köşe bucakta değil açıkta yaptığı konuşmaların gizli komplolar olduğunu söylediler. Bunun üzerine Manuel, Cosmas'ı krallığından uzaklaştırmanın yollarını aramaya başladı. Çünkü gençti, dik başlıydı ve patriğin suçlamaları­ na dayanarak da kardeşinin gücü ele geçirmek istediğini sanıyordu. Niphon'un sapkınlığını paylaştığı suçlaması isa­ bet oldu. (c) Kutsal lordum, seçilmiş patriği yalnız ilahi haşmeti­ nizle, tek başınıza çağırmadınız... Mutlaka bunu böyle is­ tediğiniz için yapmışsınızdır ama meclisle ve senatoyla müzakere etmiş ve bu kutsal çağrıyı dikkatli bir şekilde, di­ ğerleriyle hemfikir olarak kararlaştırmışsınızdır. Ancak, son zamanlarda, iktidar değişiminden memnun olan ve halkı kandıran fesat ve kötü niyetli elemanlar bulunmakta. Biri, 4 Manuel'in kardeşi. il John 1143'te bir seferde attan düşerek öldüğünde Manuel yanındaydı. Tahtı devralmayı bekleyen lsaac ise Constantinop­ le'daydı.

366


PGtrik Cosmas Görevden Ahnır

bir manastırı charistik& açıdan elde edemediği için, bir başkası kilisenin mallarının kendisine verilmediğinden; başkaları chartophylax meclisinin ikilik ve bölünme yuvası­ na dönüştüğünü düşündüğü için, yine bir başkası bilinçsiz bir biçimde (üstelik kendisi bir keşiş olduğu halde) patrik olabilmek için, bir başkası başka bir amaç için - tüm bu ki­ şiler bana öyle geliyor ki kraliyetin böyle bir patriğin din­ darlıkla bağdaşmayan biçimde görevden alınması gerekti­ ği hem de daha önce sıraladığım nedenlerle suçluyken söylemiş olmalılar. Sanırım saydığım nedenler yüzünden mutsuzlar ... Tüm bunlardan daha da ilginç olan, birçok ne­ denden görevden alınmayı hak eden bu kişiler, böylesi bir adamın yargılanmadan atılmasını talep ediyor.... Size yal­ varıyorum, hayırsever gücünüzle bu konunun asice bir ni­ yet gibi sürmesine izin vermeyip onların yüzlerine Comne­ ni'nin kendi kararıyla nasıl adalet dağıttığını gösterme­ niz ... Görevli olan herkese böyle davranmasını öğretin. Çünkü imparatorun kulağı hainlere ve gücünü husumetten yana kullananlara açık olursa, daha sonra ayaklar baş, baş­ lar ayak olacaktır. Değersiz hizmetkarınız ben, büyük bir cesaretle, adalet için sizden bunu rica ediyorum. Bu adamı sadece görerek tanımadım, aynı zamanda evinde de yaşa­ dım.

5 Bir manastırın geliri_nln sıradan bir adam tarafından toplanması geleneği.

367


33. MOGLE.NALI ST HILARION (l 134-64) PİSKOPOSLUK BÖLGE.SİNDE.Kİ BOGOMİLLE.R'İ DÖNDÜRÜR St Hilarion 1134-64 yıllannda Moglena (Meglen) pis/<0posuydu. Onun Life 'ı (Yaşam) Obolensky tarafından 'Bo­ gomillik çalışmalarının en önemli kaynaklarırıdan • 1 diye tanımlanır. Eser, son Trnovo Bulgar Patriği Euthymius (1375-93, ölümü c.1402) tarafından eski Slovakça olarak yazıldı. Yazım tarihi, yaşamırı bölümlerinin tarihi içeriğini tartışmaya açık bıraksa da, burada alırıtılarıan, metinde Bogomillik hakkırıda söylenenler Manuel I döneminden kalan kaynaklara uygun kanıtları içerir. Yaşamırı Bulgarca metni E. Kaluzhniacki tarafından dü­ zenlendi. Bu çeviri Sharenkoffun A Study of Manichaeism in Bulgaria, eseri, ek 3, sayfa 79-S0'den yapıldı. Ancak Yuri Stoyanov tarafından Eski Slovakçayla karşılaştırıldı. Stoyanov. orijinal söz dizimini yeniledi ve gerektiğinde çeviriyi düzeltti.

Kısa bir süre sonra, aziz inananlara özenli bir şekilde vaaz edip öğretirken. karşısındakilerin büyük çoğunluğunun Maniheist,2 Ermeni3 ve Bogomil olduğunu fark etti. Bu ki­ şiler ona küfrediyor ve komplo kuruyordu. Yüreğin erde­ mini karanlıkta vurmaya çalışıyor, Ortodoks kalabalığı so1 Obolensky, The Bogomils, s. 164, dipnot 1. 2 Yani Paulikien. 3 E.rmeniler'in Philippopo!is'deki varlığı için bakınız AC (22(d)) ve dipnot 10'a bakınız. Ayrıca Gouillard, 'Gagik il.'

368


St Hilarion Bölgesindeki Bogomilleri Döndürür

yuyor ve yoldan çıkarıyordu, aynen avlanan vahşi hayvan­ lar gibi. Günden güne çoğaldıklarını görerek büyük üzün­ tüye düştü ve yüreğinin derinliklerinden bunların düşkün dillerini susturması için Tanrı'ya yalvardı. Hallona sık sık va­ az verdi, onları ortodoks inancıyla eğitti ve güçlendirdi. Bu vaazları duyan kafirlerin yürekleri öfkeyle doldu ve vahşi hayvanlar gibi dişlerini gıcırdattılar. Bunun yanında ona bir­ çok sorun çıkardılar. Onunla tartışmaya ve kavga etmeye bayılıyorlardı. Ama İsa'nın koyunlarının iyi çobanı Hilarion, Tanrıyı sığınağı yaparak, entrikalarını ve boş hikayelerini örümcek ağı yırtar gibi yırttı. Tüm inananlar da bundan memnun kaldı. İğrenç Maniheist saplonlığınm liderleri, kuzu postuna bürünmüş kurtlar gibi ona ürkekçe yanaştı, onu aynen Fe­ risilerin Lord' a yaptığı gibi özendirdiler. Onu sözleriyle ya­ kalamak istediler ama kötülükleri kendi suçlamalarını kanıt­ ladı. Kendi tuzaklarına düştüler ve gerçek yalanı ortaya çı­ kardı. Öna (Hilarion) 'İyi Tanrı'nın gökleri yarattığını, yeryü­ zü ve üzerindeki her şeyin diğeri, kötü yaratıcı tarafından yaratıldığını söylediğimizde neden felsefe yapıyor, neden kabul etmiyor, gerçeği inkar ediyorsun?'4 dediler. Aziz Hilarion yanıtladı: 'İsa'yı dinleyin, İncillerde "Ben kendiliğimden konuşmadım. Beni gönderen Baba buyur­ du" [John 12.49]. Ben bunları kendim söylemiyorum, uy­ duğunuzu söylediğiniz İsa'nın İncilleri'den ve havarilerden alıyorum. Yani söylediklerimi önemsemek istiyorsanız, gu4 Bu metnin Bogomiller'e karşı olan sonraki bölümleri Euthymius Zigabe­ nus'un Paulikienlere karşı yazdıkl,c\rına dayanır; bakınız (23). Mutlak düa­ lizm bir Paulikien inanışıdır. Ancak St Hillario döneminde Dragovitia or­ dosuna dahil Bogomiller de bu inanışı benimser. Giriş, sayfa 95'e bakınız. Bogomilliğin bu şekli on beşinci yüzyıla dek Selanik'te sürmüştür; bakı­ nız (50).

369


Hristiyan Düalist Heretikler

ruru bırakın. Nasıl olur da İyi Tann'nın kendi başına gökleri yarattığını, bunun yanında yeıyüzünü ve üzerindekileri ya­ ratan bir başka yaratıcı olduğunu söylersiniz?5 Hatta ara­ nızdan bazıları gökyüzünün ve oradaki her şeyin düşmanın yaratısı olduğunu söylüyor. Yani, size göre cennetler Kötü Olan'ın yaratısı ise İyi Tanrı orada nasıl ikamet eder? Kurta­ rıcımız bizlere şu harika ve inanılmaz duayı verdi ve bu şe­ kilde dua etmemizi öğretti, "Göklerde yaşayan Baba'mız, cennette olduğu gibi yeıyüzünde de Sen olacaksın." Ve "İnsanın günahlarını affedersen kutsal Baba da seni affede­ cektir." Ve "Cennetteki Baba'nın isteğini gerçekleştirenler erkek kardeşim, kız kardeşim ve annemdir." Kurtarıcının cennetteki Baba'yı bizlere gösterdiği gerçeğine karşı çık­ maya kim cesaret edebilir? Şu sözlerden daha açık bir söz var mı, "Ey Baba, göklerin ve yeıyüzünün Lord'u, senin önünde itiraf ediyorum." Sadece gökyüzünün Lord'una değil yeıyüzünün Lord'una da tapılır. Güya doktrininizi da­ yandırdığınız İncil'deki sözlerin nasıl da size karşı olduğu­ nu görmüyor musunuz? Kurtarıcı, Peter'a neden "Göklerin Egemenliği'nin anahtarlarını sana vereceğim" [Matt. 16.19] dedi?'

5 EP ( 19), EZ (25), madde 7'deki Bogomil öğretisiyle karşılaştırın.

370


34. MUHTEMELEN METHONELİ NICOLAS'IN YAZDIGI BOGOMİL KARŞITI BİR ESER (a) İblisler Üzerine Olan Bir Eser Yanlışlıkla Michael Psellus'a Atfedildi

Bu eserin yazan ve tarihi tartışmalıdır. Bunun yanında ya­ zarın, tecrübe ettiği gerçek bir Heretik gruptan mı söz et­ tiği de soru işareti taşır. En güncel yazar Paul Gautier'in ar­ gümanlarını izledik. Gautier kendisini eserin el yazmasının tarihine adamıştır. Eser Psel/us'a (1018-78) tartışmasız at­ fedilen asıl eserlerin en iyisi olarak görünmemektedir ama Methoneli Nicholas'a (d.c. 1166) atfedilen diğer küçük di­ yaloglarla birlikte bulunur. Yazarın kimliği spekülatif oldu­ ğu için belgenin tarihi tam olarak belli değildir. Methone­ Ji Nicholas'ın mektubu (b), Bogomi/lerin bastırılmasıyla il­ gilendiği görüşünü içerir. Heretil< grubun inançları konu­ sunda verilen diyaloglar tam değildir; kanıt olarak ilginç olan Bogomil demonoloji teorilerinin hazır kabul bulduğu şeytanlar hakkındaki düşünce dünyasıdır. (Bknz. sayfa 94) Aşağıdaki alıntılar yukarıda adı geçen Gautier baskı­ sından çevrilmiştir.

THRAX... Dinsiz insanlarla ... karşılaştım. Birçokları onlara E.nthusiastlar ve E.uchiteler der.1 ••• Bu ölümcül doktrin kaynağını deli Mani'den alır. .. O evrenin iki kaynağı oldu1 'Euchiteler' Süryanice bir sözcük olan 'Messalianlar'ın Grekçe karşılığıdır. Messalianlar için (25), dipnot 4'e bakınız. Daha sonra düzeltilmiş Grekçe metinde şu kısım da bulunur: 'genel kamuoyu onlara Bogomil der', ba­ kınız J. Bidez Psellos, s. 126, il. 22-3.

371


Hristiyan Düalist Heretikler

ğunu varsaydı. .. Bu lanetli Euchiteler bu görüşe [bir] güç daha ekledi, onlara göre baba ile biri büyük diğeri küçük iki oğlu, yönetici konumdadır. Göklerin üzerinde olanı baba­ ya, göklerde olanı küçük oğula, diğerineyse, yani büyük olana yeryüzünde olana atfederler. .. Bazıları her iki oğula da saygı gösterir ve şöyle der. .. her ikisine de tapılmalı, çünkü onlar aynı babadan gelir ve gelecekte uzlaştırılacak­ lar. Diğerleri küçük olana tapar, çünkü o, daha önemli ve üstün oları bölümü yönetir. Büyük olanı onurlandırmaktan da geri durmazlar ama aslında ona karşıdırlar, çünkü zarar verme gücü vardır. Bazıları ... kendilerini kutsal oğuldan uzaklaştırır ve yeryüzündeki oğul Satanael'i benimser. On­ lar... ona ... 'İlk doğan 2, bitkilerin, hayvanların ve karma olan her şeyin yaratıcısı' der. Onlar. .. kutsal (cennetteki) oğlun kardeşini kıskandığını söyler... O (yeryüzündeki oğul) yeryüzüne iyi bakar. .. depremlere, dolu ve fırtınala­ ra, salgın hastalıklara neden olur. İşte bu yüzden ona, iğ­ renç lanetleri de içeren farklı şekilde lanet ederler. TIMOTHEUS Thrax, hangi düşüncelerle kendilerini. .. Satanael'e Tanrı'nın oğlu olduğuna ikna ettiler? .. THRAX Tahtımı bulutların üzerine koydum', 'En ulu olan gibi olacağım' diye böbürlenen... kendine yalan söy­ leyen ... babadan ... Bu tür insanlara ilham veren ta kendisi­ dir. Kendine Tanrı'nın ilk oğlu, yeryüzündeki her şeyin yara­ tıcısı, evrendeki her şeyi kontrol eden ve yönlendiren der ... TIMOTHEUS Geleneksel ilahi inancı inkar ettiklerinde bir şey kazanırlar mı? .. THRAX ... Sanırım hayır. Şeytan onlara altın ve mal sözü verse de ... onları dağıtamaz, çünkü gücü yoktur ama üyelerine, ilahi görüntüler dedikleri farklı egzotik şeyleri Z EZ (25), madde 6 ve dipnot 13.

372


Bogoınil Karşıtı Bir Eser gösterirler. İzleyici olmak isteyenlere eyvahlar olsun, utanç dolu üyeleri kaç tanedir... bizim için yasal olan her şeyi. .. hatta doğa kanunlarını bile ... reddederler. .. Pislik3 tadan bir adam duydunuz mu? .. İşte bu, bu ahlaksızların üyelik için yaptığı ilk şeydir. Böylesi, ahmaklıklarının da sonudur, bu tarikatın, sadece havari dedikleri liderleri değil, Euchite­ ler ve Gnostikler için de böyledir... mistik fedakarlıkları ola­ rak... Akşamları ... daha önce belirlenen bir evde eğittikle­ ri kızlarla toplanır, ışıkları söndürür. .. kızlarla cinsel ilişkiye girerler, karşılarına şans eseri hangisi çıkarsa, kız kardeşi ya da kızı da olabilir... Dokuz ay ... beklerler, günahkar tohu­ mun günahkar bebeğinin doğunca aynı yerde buluşurlar. Doğumdan sonraki üçüncü günde şanssız bebeği annesin­ den ayırır, bir jiletle her yerini keser ve kanı kaselere dol­ dururlar. Bebekleri ateşe atar ve hala nefes almakta olan bebeği yakarlar. Daha sonra kanı külle kaselerde karıştırıra­ rak iğrenç bir karışım elde ederler. Bunu yiyecek ve içecek.. , !erine gizlice eklerler4 ... Bu şekilde ilahi işaretlerin ruhla­ rından silindiğine inanırlar. .. Yine de ruhlarında taşırlar... şeytan kabilesi korkunçtur ve uzakta durur ... TIMOTHEUS Cinler bu alçaklara görünür mü? THRAX ... Bu çabalarının, buluşmalarının, törenlerinin, fedakarlıklarınin ve yaptıkları her şeyin amacıdır... TIMOTHEUS Ama nasıl, onlar bedensiz değil mi, gözle görülebilir mi? THRAX Cin taifesi bedensiz değildir. .. bizden gizlenen diyarları gören ilahi Basi15 yalnızca kötülerin değil, günah­ sız meleklerin de bedenleri olduğunu iddia etti. .. 3 Bu iddiaya başka yerde rastlanmaz. 4 Benzer iddialar ( 11 (b) ve (c) ve PH (8), madde 24.

5 Caesarealı Basil, PG 30, sütun 532c-533a, 32, sütun 137a.

373


Hristiyan Düalist Heretik/er

Yunanistan sınırındaki Chersonese'de bir keşişle tanış­ tım. Adı Mark'tı 6 ve aile kökenini Mezopotamya'ya dayan­ dırıyordu .... Cin taifesinin seyircisiydi ama... tövbe etti. .. Bana sıra dışı ve şeytani şeyler anlattı. Bir keresinde cinle­ rin duyguları olup olmadığını sordum, şöyle dedi, 'Var as­ lında, bu yüzden sperm çıkarırlar ve spermlerinden küçük kurtçuklar doğar... Beslenirler ... bazıları nefesle... bazıları nemle... etrafiarındaki nemi emer, spermatik bir hal alınca da onu dışarı salarlar. Yalnız tamamı böyle yapmaz... Sade­ ce suda ve yeraltında olanlar.' 'Cinlerin farklı türleri var mı, Mark?' diye sordum. 'Çok' dedi, ' ... öyle ki üzerimizdeki ve etrafımızdaki hava onlarla doludur, aynen yeryüzünde, denizde ve en derin ve en saklı yerlerde oldukları gibi' ... Sonuç olaral< altı tür olduğunu söyledi. .. İlkine yerel dilde barbarca Leliouria7 dedi. .. anlamı 'ateşli.' Bu, üzeri­ mizdeki havada uçar; her tür cin ayın etrafındaki alandan kovulmuştur, sanki pis bir şeyin kutsal bir yerden uzak tu­ tulması gibi, ikincisi bize en yakın olan havada gezinir ve birçok insan ona 'aery' der . Üçüncüsü ... dünyevi türe ge­ lir, dördüncüsü tatlı ve tuzlu suda ikamet eder, beşincisi yer altında yaşar. Son olarak ışıktan nefret eden ve algıla­ namaz olandır. Tüm bu cinler Tanndan nefret eder ve insan düşmandır... Suda ve yer altında olanlarla ışıl<tan nefret edenler özellikle çok zararlı ve yıkıcıdır. Ruhları olaylarla ya da düşünceyle değil, .vahşi bir hayvanın ateşli bir şekilde 6 Etyazmalarından birinde bu noktada bir not bulunur: 'Bu Mark The­ bes'den gelmiştir. Önceleri bir Bogomil öğretmeniydi. Sonradan Orto­ doks oldu. Bogomillere karşı gönderilen Thrax ile karşılaştı ve söyleneni ondan öğrendi.' Giriş, sayfa 92, 93'e bakınız. 7 Hakkında başka bir şey bilinmeyen bu sözcük, İbranice 'gece' (!el) ve 'ateş' (our} sözcüklerine dayanıyor olabilir.

374


Bogomi/ Karşıtı Bir Eser

atlayıp avlanması gibi zarar verirler, insanın yıkımını plan­ larlar. Suda olan, suda seyahat eden her şeyi boğar; yer al­ tında olan ve ışıktan nefret edense, yolu varsa, iç organlar­ dan içeri yavaşça girerek yakaladıkları her kim olursa sıkı­ ca ona sarılır, onları epileptik ve deli ederler. Havada ve yeıyüzünde olanlar. .. insanların aklını çeler, onları sapık ve egzotik tutkulara yönlendirir8 ... Saldırgan eğer yer altında olan tür ise yakaladığını ajite edip yok eder, ve... acı çekenin konuşmasını kendi sesi gi­ bi kullanır. !şıktan nefret edenlerden biri görünmeden içeri süzülürse, felç oluşturur, konuşmayı engeller ve genelde insanı bir cesede çevirir ...' 'Ama Mark' dedim, 'doktorlar.:. bu durumların cinlerin işi değil, haleti ruhiyenin ürünü olduğunu söyler.. .' 'Doktorlar. . .' dedi Mark, 'sadece bedene dikkat eder.. .' TIMOTHEUS Mark'ın bu söylediklerine katılıyor mu­ sun? THRAX Kesinlikle, Timotheus... İncillerde anlatılan, cin­ lerin ele geçirdiği kişileri hatırlarım... aynı zamanda Ela­ son'da kendi gördüğüm ve duyduğumu da.9 Cinler tarafından ele geçirilmiş, kahin gibi davranan bir adam vardı... benim hakkımda da kehanette bulundu. Üyelerden oluşan bir kalabalık toplandığında, şöyle dedi, 'bir adam bize saldıracak; onun yüzünden mezhebimiz zu­ lüm görecek ve ibadetimiz kaybolacak. Ben de ötekilerle birlikte ona yakalanacağım. Ama beni Bizans' a bir tutsak olarak götürmek istediğinde, ne kadar çaba sarfetse de bu8 Cinlerin karanlıkta, suda ve yer altında toplanmalan için EZ (25), madde 7'ye bakınız.

9 Thessaly'de bir kasaba.

375


Hrisriyan Düalist Hereıikler

nu başaramayacak .. .' Benim görüntümü, giysilerimi ve hatta alışkanlıklarımı tarif etti.. Sonunda ben vardığımda, ona bu kahin ruhunun nasıl geldiğini sordum. Sırrını açık­ lamak istemedi ama Sparta gücüyle karşılaşınca 10 gerçeği söyledi: 'ben görevlendirildim' dedi, 'cinlerin işleri için, Libyalı bir berduş beni bir dağa çıkardı ve bazı otlardan ye­ memi istedi. Ağzıma tükürdü ve gözlerime yağ sürdü, böylece cinlerin ev sahibini görebildim. Bundan sonra bir şey algıladım, sanki bana doğru uçan ve ağzımın içine ani­ den saldıran bir kargaydı. 11 O günden bugüne kadar bu canlı güç kehanette bulunmamı sağladı ... Çarmıha gerilme ve yeniden dirilme döneminde, ben ne kadar istesem de açıklama yapmak istemedi.' ... Refakatçilerimden biri onun yüzüne vurduğunda, şöyle dedi, 'Birinin yerine bir sürü esinti alacaksın; ve sen -burada bana döndü- bedenin çok acı çekecek; cinler sana ibadetlerini gizlediğin için çok öf­ keli. . .' Olanlar oldu ... Neredeyse ölüyordum ... birçok teh­ likeyle karşılaştım ama Kurtarıcı beni tüm beklentilere rağ­ men l<urtardı. .. TIMOTHEUS Canavarca ve olağandışı şeyler görünceye kadar ben de doktorlar gibi düşünürdüm ... Ağabeyimin karısı. .. bir keresinde doğum yapmak üzereydi ... cidden delirdi; giysilerini yırttı, en yüksek sesiyle barbar bir dilde bir şeyler söyledi. .. Bazı l<adınlar ... kel, çok yaşlı, derisi kı­ rış kırış ve neredeyse yanmış gibi kapkara bir yabancı ge­ tirdi. O (yabancı) bir kılıç çıkardı, yatağa yaklaştı ve kendi ana dilinde -Ermenistan'dan gelmişti- hışımla azarladı. Ka­ dın önce l<el oldu. yataktan kalkarak, onunla (yabancıyla) tartışmaya başladı; barbar daha fazla aşağıladı ve... ona 1 O Yani dayal<la. 11 Cin, Kutsal Ruh'un bir güvercin biçiminde vahiy getirmesini taklit eder.

376


Bogomil Karşıtı Bir Eser

vuruyormuş gibi yaptı, birden kadın yere düştü ve titre­ meye başladı, bazı mütevazı sözler etti ve uykuya daldı ... Duyuları kendine gelince ... ona ne olduğunu sordum ... O yanıtladı, 'Gölgeli, saçları dalgalanan bir kadın gibi bir cin görüntüsü yaklaştı ve bana saldırdı. Çok korkmuştum, ya­ tağın üzerinde kalakaldım. Daha sonra olanlar hakkında hiçbir şey bilmiyorum.' ... Hastalığından kurtulmuştu ... TlMOTHEUS Onu tehditlerden ve kılıçtan korkutan şey neydi? .. THRAX ... Mark ... tüm cin türlerinin cesur ama aynı za­ manda korkak olduğunu söyledi... Çok iyi algıya sahip olup havada olanlar, tehdit edildiğinde, kendilerini tehdit eden kişiyi nasıl değerlendireceklerini bilir ve sadece sal­ dırdıkları kişi Tanrı'nın görüş alanındaysa ve ilahi bir güçle Tanrı'nın heybetli adını kullanırsa uzaklaşır. .. madde olan, dipsiz uçuruma ve yer altına gönderilmekten ve oradaki meleklerden korkar, bu görevde olan melekleri çağıran bi­ ri olduğunda, çok korkar ve sarsılırlar. Bu tehditleri savuran yaşlı bir kadın ya da koca ağızlı bir adam da olsa, korku on­ ları yakalar ve uzaklaştırır... Kısaca, sihrin pis ırkı sayesin­ de, yani tükürük, tırnak, saç gibi salgılarını da kullanımıyla kolayca evcilleşirler. Bir kere kurşunla, mumla ya da iyi bir iple, kutsanmamış dualarla bağlandılar mı, korkunç işken­ celere dayanabilirler.' 'Madem böyleler, neden zayıflıklarını küçük görmek yerine, sen ve bir sürü insan onlara saygı gösteriyorsunuz?' dedim. 'Ben böyle bir şey yapmadım' dedi Mark, 'ne ben ne de azıcık dahi ibadet etme hissi olan bir başkası bı_ı lanetli yaratıklara saygı göstermedik. Ama büyücüler ve aforoz edilenler onlara saygı gösterir. Günahkar eylemlerden uzak

377


Hrisriymı Düolisr Heretikler

kalan bizler özellikle havadaki cinlere kendimizi adadık. Çünkü fedakarlığımız ve onlara ibadet etmemiz sayesinde yeraltındaki cinleri uzak tutmak istedik ... Şayet... böyle bir cin bizi korkutmak için içimize süzülürse, taş da firlatır: ı 2 bu, yeraltındaki cinlerin belirgin özelliğidir. . .' 'Havadaki cinlere taparak ne kazandın peki?' dedim. 'Hiçbir şey' dedi, 'çünkü övünmeleri ve cakaları boş bir fantezidir. Ateşli ışınlar takipçilerinin üzerine gelir. .. alda­ nanlar buna ilahi görüş demek gerektiğini düşünür ama hiçbir gerçek içermez ... yalnızca hiledir, aynen seyircileri kandırmaya çalışan hokkabazlar gibi. . .' TIMOTHEUS Sana cinlerin kehanet yeteneğine sahip olduğunu söyledi mi? THRAX Önsezilerinin olduğunu söyledi ama bu ... bilgi­ ye dayanmaz. Yalnızca işaretlerin algılanmasıdır, dolayısıy­ la da pek de başarılı olmaz. Özellikle sorunla karşılaşan cin­ lerin önceden sezebilmesi zordur. Böylece de nadiren ya da hiç gerçeği bulamazlar.

(b) Methoneli Nlcholas'tan İmparator Manuel'e (1143-80) Mektup Bu mektup, imparator Manuel'in, büyükbabasının Bogo­ millere zulüm politikasını devam ettirdiğinin kanıtı olarak eklenmiştir. En açık bir şekilde Patrik Cosmas'ın davasın­ da [32] görülür. Bkz. Giriş, sayfa 91. Metin, Demetrakopoulos baskısı, sayfa 266'dan alın­ mıştır. 12 Anna Comnena'nın eserinde (24) Bogomil Basil'in tutuklanmasıyla ilgi­ li bölümle karşılaştırın.

378


Bogomil Karşıtı Bir Eser

[Erdemlerinizin ışığının parladığı gibi] cesaret dolu tüm muhteşem amel ve davranışlarınız hem barışta hem savaş­ ta yerine geldi, sadece herkesin bildiği, gördüğü şeyler değil, gizlenen ve yalnız etrafınızdakilerin, yani size en ya­ kın olanların bildiği, aynen Bogomillerin tanrısız sapkınlık­ larına karşı kutlanan zafer gibi, liderlerini büyük bir hünerle yakaladınız. Muhteşem bir güçle de onların taptığı şeyta­ nın iktidarına saldırdınız, tüm silahlarını, malzemelerini, sapkınlığın ilk meyvelerini yok ettiniz.

379


35. BOGOMİLLİK HAKKINDA GEORGE TORNICES'İN KAYDETTİGİ POPÜLER İNANÇLAR (1154) Bu materyal, Bogomil sempatizanlannın idamının dini tar­ tışmalarda nasıl propaganda olarak kul/anıldığının bir ör­ neğini sunar. Bu mektupların yazarı George Tornices, 11 /0-1120 arasında doğdu ve 1157 civarında öldü. Bir patrik okulunda öğretmenlik yaptı. Bu okulda düzenli ola­ rak terfi aldı. İncil yorumculuğuna terfi ettiğinde yaptığı konuşmada sertliğiyle ünlü Patrik Theodotus l/'yi ( 1151-4) över. Bu konuşma Kasım 1152'de yapıldı. Theodotus'un ölümünden sonra risaleler savaşı yaşandığı· çok açıktır.. Konu, yeni seçilen Antioch patriği Soterichus Panteuge­ nus ·un Eukharist doktrininin Ortodoks olup olmadığıdır. Bu patrik aynı zamanda birçok tartışmanın yaşandığı bir zamanda Latin yanlılığıyla suçlanmaktadır. O dönemde Antioch, Frenklerin elinde olduğundan Panteugenus, ls­ tanbu/'da Ayaso,ya'ya bağlı olarak çalışmaktaydı. Çeviri metin Darrouzes baskısı, sayfa 209'dandır.

Mektup 7: Atina Metropolitine Sizleri de ilgilendiren haberleri vermemden neden bu ka­ dar endişe ediyorsunuz? İonian denizi kabarıp dalgalarını sana doğru yükselttiğinde, Hagiosophitler'in 1 ayak takımı­ nın bize utanmazca saldırısını anlattığırçıda, nered eyse bizi savurup bize saldırdığında hissettiğin bulantıdan daha faz1 Yani St Sophia'nın din adamlanndan.

380


Tornices'in Kaydettiği Popüler İnançlar

!asını hissetmeyesin diye uyarıyorum. Bunun nedeni şu: son patriğin Tanrı'ya kavuşmasından sonra,2 çarşıdaki pa­ zarlıkçılar gibi, ölü için tören düzenlemekte pek istekli dav­ ranmadılar. En utanmaz sözcüleriyle cesurca konuştum ... Şerefsiz Panteugenus'un 3 küfürlerinin yanına şunu ekledi: son patriğin sağ eli hastalığı sırasında kararmaya başladı. Bunun iki nedeni olabilir. İlki, eller (son nokta olmasından dolayı) ilk olarak çürümeye başlar. Ya da, bana göre, hare­ ket ederken kullandığı ipi tutmasından. Bu sıkışmadan nor­ mal olarak bir akım gerçekleşti ya da sıkıştırılan bölgenin sorunu aktı. Bu da kararmaya sebep oldu. Hasta, semp­ tomları gizlemedi, çünkü, bana göre, bilinci buna yetmedi. Panteugenus, orada bulunanlardan bunu öğrendi. Bunun kötü kutsanmanın bir işareti olduğunu söyledi ve hıçkırarak şöyle dedi, 'Atamaların neye yol açtığını görün.' 'Baştan ayağa soylu' olan boş yere attı tuttu, bunun Bogomillerin belirgin bir özelliği olduğunu söyledi. Bunu daha önceden biliyordu, çünkü bu sapkınlığın takipçilerinin mezarlarını açmış, onları hep bu şekilde bulmuştu. Çılgınlık değilse ne saçmalık, birini lekelemek uğruna mezar soyguncusu sıfa­ tına maruz kalmaktan çekinmedi.

2 Theodotus II (yukanya bakınız). 3 Bu paragrafta Panteugenus'un adı üzerinde bazı kelime oyunları yapıl­ maktadır. Bu adın söz!Ok anlamı 'tümüyle soylu"dur.

381


36. HUGH ETERIANO (BİR PİZALI) İSTANBUL BOGOMİLLERİ ALEYHİNDE BİLİMSEL BİR ESER YAZAR (c. 1 165-80) Hugh Eteriano, kardeşi Leo the Tuscan'la 1 birlikte impara­ tor Manuel tarafından İtalyan devletleri ve Roma Kilisesi ile ilişkilerini sağlamak üzere görevlendirildi. Hugh, Grek­ çe ve Latinceye anında çevrilen filioque maddesi üzerine düzenlenmiş uzun bir bilimsel eserin yazarı olarak tanınır. Bu risale, Roma ve İstanbul arasındaki çekişmenin temel teolojik kemiğidir. Yazdığı bu küçük kitapçık henüz basıl­ madı; kitapçığın varlığından haberdar eden Dondaine'ye 'Hugues Etherien et Leon Toscan' için müteşekkiriz. El­ yazmaları için aşağıya bakınız. On ikinci yüzyıl fstarı­ bul 'unda yaşayan Bogomiller hakkında verilen bilgi kendi içinde tutarlı değildir. Heretiklere yapılan suçlamalar alışık olduğumuz türdendir. Yine de, Bogomil reddine yapılan vurgu, diğer konularda olduğu gibi, Latin ve Grekler ara­ sında yaşanan geçici sürtüşmenin ışığında ele alınmalı­ dır.Z Bu yüzden eser, hak ettiği dikkati araştırmacılar tara­ fından çekememiştir. (Giriş sayfa 98-99) Latince yazılmış olmasına rağmen, Ortodoksluk hakkındaki argümanları destekleyen örnek hikayelerin tamamı Grek kaynaklardan alınmıştır. Ayrıca, metin lstanbu/'daki yerel görüşün talep­ lerini imparator Manue/'in rolüne ve Grei, ve Latin Kilise1 Leo tarafından batılı okurlar için hazılanan Grek Eucharistik litürjisinin çe­ virisi için bakınız Hussey, The Orthodoks Church, s. 178. 2 Giriş bölümü, sayfa 98, 99'a bakınız.

382


Bogomiller Aleyhinde Bilimser Eser /erinde sapkınlığa oy birliğiyle göğüs gerilmesine vurgu yaparak karşılar. Çeviri, bildiğimiz ve hala var olan iki el yazmasından yapıl­ mıştır: İlki, Seville, Colombina Cod.5.1.24, fos 67r.-75v. (5 olarak gösterilir). ikincisi ise Bodley MS Canon Pat.Lat. 1 fos. 1-31 (B olarak gösterilir) Seville metnine birçok yerde başvuruldu çünkü daha eski, bütün ve genellikle daha doğrudur. Bodley metnindeki farklılıklar dipnotlarda gös­ terilmiştir.

Soysuz, zeki ve güçlü [--]3 bazı adamlar bana impara­ torluk emrinin ölü bir evrak olmasına izin verilip verilme­ mesi gerektiğini, kalleş Patarenlerin4 tarikatının yalnızca Hellespont yöresinden değil, kentin tümünden 5 çıkarılıp çıkarılmaması gerektiğini soruyorlar. Onlara net bir yanıt olsun diye bir kitapçık yazdım. Her şekilde, onlar idam ce­ zasını, yakılmayı, asılmayı hak eder çünkü onlar ikiyüzlü, hilekar, ayartan, yanlışın öğretmenleridir. insanları Hıristi­ yan inancından döndürürler. John mektubunda, 'Size gelip bu öğretiyi getirmeyeni evinize almayın, ona selam bile vermeyin. Çünkü böyle birine selam veren, kötü işlerine ortak olur' [2 John 10-11] der. Ama hakkında konuştuğu­ muz insanlar İsa'nın öğrettiği, Kilisenin öğretisini terk etti. Yani O'nun sözlerini ve emirlerini, yani 'Size karanlıkta söy­ lediklerimi, siz gün ışığında söyleyin. Kulağınıza fisıldana­ nı, damlardan duyurun' [Matt. 10.27]. Bu, şu anlama gelir: 'Size yalnızken bir yerde söylediklerimi (yani karanlıkta fi3 Her iki elyazmasında da okunmuyor. 'ampli.. .' ile başlayan, muhtemelen 'varlıklı adamlar' anlamına gelen bir sözcük. 4 'Patarene' sözcüğü (farklı telaffuzlan bulunur) Fransa'da Katarlar olarak bi­ linen sapkınlara ltalya'da verilen addır, Wakefield ve Evans, Heresies of the Middle Ages, s. 701, dipnot 3. 5 B'de 'tüm dünya' olarak geçer.

383


Hristiyan Düalist Heretikler

sıldananları) sokaklarda açık bir şekilde duyurun.' Ama hi­ leyle dolu bu kötü adamlar ışıktan sakınır ve köşelerde va­ az verir. Bu yüzden İsa'nın doktrinini, O'nun talimatını ve emirlerini izlemezler. Hatta, Tanrı göndermediği sürece hiç kimsenin vaaz vermemesi Tanrı'nın emridir çünkü vaaz ve­ ren bu kötü adamlardır. Onları Şeytan (Satan) gönderdi. Bu da Kutsal Ruh'a saygı göstermedikleri gerçeğinin izahıdır. Havari Paul, Korintlilere birinci mektubunda [ 1 Cor. 12.810] 6 birine bilgece konuşma yeteneğinin verildiğini (john'a, Paul'e, Augustine'ye,7 Chrysostom'a ve ötekilere verildiği gibi) söyler. Ötekine aynı ruhtan bilgi iletme yete­ neği verildi ki sevdiklerine açıkça öğretebilsin ve özel nok­ taları yanıtlayabilsin. Birine aynı ruh aracılığıyla iman veril­ di ki mucize gerçekleştirsin, dağları hareket ettirsin.8 Bir diğerine aynı ruh aracılığıyla hastaları iyileştirme armağan­ ları verildi ki her tür hastalığı ve zayıflığı iyileştirebilsin. Di­ ğerine mucize yapma olanakları verildi ki inanmayanları (Paul, Elymas'ı kör etti [Acts.13.11] , Peter, Ananias'ı öl­ dürdü [Acts.5.5]) cezalandırabilsin. Birine peygamberlikte bulunma, diğerine ruhları ayırt etme verildi ki kimin bede­ ni kimin ruhani olduğunu, kimin peygamber kimin düzen­ baz olduğunu fark edebilsin. Birine çeşitli dillerle konuşma, diğerine bu dilleri çevirme armağanı verildi. Ama daha ön­ ce adı geçen alçak vaizler ne dilleri bilir ne de çevirebilir. Peygamber değildirler sadece gizli düzenbazlar, hırsızlar ve haydutlardır, Tanrı'ya ait olanları anlamayan bedeniler­ dir. Aptal ve cahillerdir, en fazla diğer insanlar kadar zarar 6 Bu cümle, l Cor. 12. 8-1 O'un serbest bir yorumudur. B'de 'yararlı olmak için. Yani Kutsal Ruh'un bir niteliği olan inayet ona da bahşedilmiştir. O der ki, başka birine de Kutsal Ruh aracılığıyla bilgelik sözü verilmiştir.' 7 S, şunu ekler: 'Jerome.' 8 B, şunu ekler: 'yani, cinler.'

384


Bogonıiller Aleyhinde Bilinıser Eser

verebilirler çünkü Paul'ün Elymas'ı kör ettiği gibi kimseyi kör edemezler, çünkü Peter'ın Ananias'ı bir tek sözcükle öldürdüğü gibi kimseyi öldüremezler. Bu gerçeği kendile­ ri de kabul edecek. Ateş düşürebilirler mi, cüzzamı iyileş­ tirebilirler mi, bedenin güçsüzlüğünü yok edebilirler mi? Tabii ki bunların hiçbirini yapamazlar. İnsanları açık açık de­ ğil, gizlice eğitmeye cesaret ederler ama İsa gizli hiçbir şey söylemedi, öğrencilerine de aynı şeyi yapmalarını emretti. Kutsal Ruh'un yedi katı lütfundan mahrum oldukları -ger­ çek vaizler bu lütuflardan en az birini benimser- gizlice va­ az verdikleri ve Tanrı'nın emrine uymadıkları için bunları, vaaz vermek üzere o kıvrılan yılanı İsa karşıtlığının lideri Leviathan'ın gönderdiği açıktır. Kendilerini ışık meleklerine çevirerek Tanrı'nın emirlerine karşı çıkarlar ama aslında Şeytanın melekleridir. Bilinmesi gereken bir başka nokta da bunlara şeytan ve İsa karşıtlarının ruhları liderlik eder. İsa kalabalıklara ve öğrencilerine şöyle konuştu, 'Din bilginleri ve Ferisiler, Musa'.nın kürsüsünde otururlar. Bu nedenle si­ ze söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin ama on­ ların yaptıklarını yapmayın' [Matt. 23.2]. O bize, rahipleri hor görmememizi ve bize gösterdikleri Kilise geleneğini ayıplamamamızı öğretir. Söyledikleri bizimdir, bizim yara­ rımızadır; diğer taraftan, yaptıkları onlarındır ve onları ilgi­ lendirir. Öğretileri bize yaşam verir ama yaşamları kötü ve çürümüşse bu onlara ölüm getirir, bize zarar vermez. Bizim olanı alalım, olmayanı almayalım. Bir yargıcın önüne gitti­ ğinizde doğru olanı söylerse, bu adaleti saptırmaz; verdiği karar geçerli ve adildir. Yalan yere yemin etmiş, zinacı, ka­ til ya 'da inançsız da olsa, bu verdiği kararı lekelemez. Yani bir rahibin kötü davranışı onun gücünü ve görevini lekele­ mez. Kötü tavırları nedeniyle hapislerin beklediği sahte ha-

385

\


Hristiyan Diialist Heretikler

variler bir rahip günahkar ise artık rahip olmadığını, yaptı­ ğı ayinin geçersiz olduğunu, hizmetinin yararsız ve birleş­ tirme ve gevşetme gücünün de,9 aynı kendi kişiliği gibi, hükümsüz ve çürük olduğunu iddia eder. Yalan söylüyor­ lar, Şeytanın ruhuyla dolular, çünkü lsa onların bu görüşü­ nü İncil'i Matthew'da çürüttü, 'O gün birçokları bana diye­ cek ki "Ya Rab! Biz senin adına peygamberlik etmedik mi? Senin adına cinler kovmadık mı? Senin adınla birçok muci­ ze yapmadık mı?" O zaman ben de onlara açıkça "Sizi hiç tanımadım, uzak durun benden, ey kötülük yapanlar" di­ yeceğim.' [Matt. 7 .21-3] Önceleri birçok rahip, değersiz olmalarına rağmen, cin kovardı çünkü cinler İsa'nın (Jesus) adından kaçardı. Lütuf, mucize yapan Judas gibi, değersiz olanda ya da Sceva' nın iğrenç oğullarında da kendini gös­ terir. Yani Kilisenin ilk günlerinde başladı, sonsuza kadar da devam edecek. Nasıl cinler İsa'nın (Jesus) adıyla Judas ve onun gibiler tarafindan kovulduysa, bu şimdi de olur ve za­ manın sonuna kadar da olacaktır. Kötü rahipler bile İsa Me­ sih 'in (Jesus Christ) adıyla cinleri tövbekar olanlardan ve vaftiz edilenlerden uzaklaştırır. İnsanlar Tanrı'nın inkar etti­ ği ve kınadığı kişiler tarafindan kutsanır. Ama bu örnekteki kişiler, Kutsal Ruh'un lütfunun yardımcıları ve bu nedenle onurlandırılacak olanlardır. Lütuf onlar aracılığıyla verildi, Lord onların ağzını açtı, aynen Balaam'ın 10 kıçının ağzını açtığı gibi. Onlar Kiliseden uzaklaşınca açıkça İsa'ya ve gerçeğe karşı konuşurlar. Kurtarıcı'nın İncil'de, James'in de ustasını taklit ederek mektubunda bize ne dediğinin farkına bile varmazlar. O bizlere Tanrı adına ant içmeyi asla yasaklama9 Yani, kendisine itiraf edilen günahları bağışlama yetkisi.

1 O Nm. 22. 30.

386


Bogomiller Aleyhinde Bilimser Eser

dı (ama ant içmeyi yasakladı) ama yaratılan adıyla yasakla­ dı. Şöyle dedi: 'Hiç ant içmeyin. Ne gök üzerine, çünkü orası Tanrı'nın tahtıdır, ne yer üzerine, çünkü orası O'nun ayak taburesidir, ne de yaratılan herhangi bir şey üzerine' [Matt. 5.34-5]. Bu yüzden tapma için bir oda olmamalı. Cenneti, yeryüzünü ve ant içtikleri yaratılmış öeteki şeyle­ ri ilahlaştırırlardı. Sadece Tanrı kendi adına ant içer çünkü o, kimseye tabi değildir. Ama bizim kendi üzerimize, ken­ di başımız üstüne bile ant içme gücümüz yoktur çünkü ba­ şımız bize ait değildir. Başınız size ait ise yapabiliyorsanız bir tek kılın bile doğal rengini değiştirin bakalım. Yemin et­ me yasaklanmamıştır ama iyi bir şey olarak da algılanmaz. İhtiyaç yokken yemin etmek ya da yanlış ant içmek büyük günahtır. Ama zorda kalınca yemin etmek, örneğin suç­ suzluğumuzu kanıtlamak, bir barış anlaşmasını onaylamak ya da dinleyenleri yararlı bir şey uğruna ikna etmek içinse iyi ve gereklidir. Bu yüzden Grek ve Latin azizlerinin Kilise­ si (ahlaksızlar ve kötüler tartışır ve sadece bu yüzden bile ölümü hak eder) ihtiyaç duyulduğunda, insanlar neyin iyi ve yararlı olduğuna inanmakta gönülsüzse yemin etmek gerektiğini öğretir ve uygular. Çünkü yemin Tanrı'nın em­ rine karşı değildir. Lord'un ve öğrencisi James'in yemin et­ meyi bu anlamda yasaklamış olması anlayışla karşılanmalı­ dır. Kişi yemin etmekten elinden geldiğince uzak durmalı­ dır çünkü kötüden gelen yemin değil onu yemin etmeye zorlayan kişinin kuşkuculuğudur. Ama bu yanlıştır, çünkü gereklidir. Yine de açgözlülükten dolayı yemin etmek, ye­ min etmekten zevk almak büyük bir günahtır. Ama yemin etmek tamamen günahsa, aynen en ahlaksız adamın söy­ lediği gibi, Tanrı'nın kendisi de bunu yapmazdı: 'Kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu

387


Hristiyan Düalist Hereıikler esirgemediğin için seni fazlasıyla kutsayacağım; soyuflu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım' [Gen. 22.16-17]. Tan­ rı yemin etti ve pişman olmadı. İbrahim 'kocamış' iyice yaşlanmıştı ve Tanrı onu her yönden kutsamıştı. [Aşağıda­ ki Gen. 24. 1-1 0'un serbest versiyonudur.] İbrahim, evinde­ ki en yaşlı ve her şeyden sorumlu uşağına, "Elini uyluğu­ mun altına koy" dedi, "Yerin göğün Tanrısı RAB'bin adıyla ant içmeni istiyorum. Aralarında yaşadığım Kenanlılardan oğluma kız almayacaksın. Beni baba ocağından, doğdu­ ğum ülkeden getiren Göklerin Tanrısı RAB benimle konuş­ tu ve ant içti 'Bu toprakları senin soyuna vereceğim.' Bu­ nun üzerine uşak elini efendisi İbrahim 'in uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti. İbrahim 'in kendisi de ant içti çünkü 'Avimelek ve damadı Ochozath, ordusunun lideri Fikol İbrahim'e "Tanrı seninle. Beni ve soyumu incitmeye­ ceğine ant iç." İbrahim ant içti. Bu yüzden oraya Bersabee dendi çünkü her ikisi de orada ant içti.' [Gen. 21.22-3] 11 Aynı şekilde Yusuf, babası Yakup'a yeminle bağlıydı: Eğer benden hoşnut kaldınsa, lütfen elini uyluğumun altına koy. Lütfen beni Mısır'da gömmeyeceğine söz ver. Ant içerek İsrail, Rab'ba tapındı [Gen. 47.29]. Tanrı'nın arkadaşı Musa da Madian rahibi Raguel'e ant içti [Reuel, Midian, RSV]. Şöyle yazar: 'Musa onunla kalacağına söz verdi.' Neden daha fazla alıntı yapayım? Antlar olmadan dünya sağlam kalamazdı ve kalamaz. Tanrı'nın adını boşu boşuna anma­ mız yasaklandı ama gerekli durumlarda O'nun adıyla ye­ min etmemiz ne Yeni ne de Eski Ahit'te yasaktır. Ant iç­ mek günah olsaydı, evangelist John bir meleği ant içtitre­ rek tanıtmazdı: 'Göğü ve göktekileri, yeri ve yerdekileri, 11 S şunu ekler: 'Jacob ela kayınpecieri Laban'a yemin etti.'

388


Bogomi/ler Aleyhinde Biliınser Eser

denizi ve denizdekileri yaratanın, sonsuzluklar boyunca ya­ şayanın hakkı için ant içip dedi ki "Artık gecikme olmaya­ cak' [Rev. 10.6] Havari, Lord'un emrini biliyordu, yine de yemin etti, 'Tanrı şahidim olsun ki' - bu, 'Tanrı'nın adıyla, falan filan' sözüyle aynıdır. Bu, İncillerin üzerine ant içmek­ ten daha da fazlasıdır, çünkü kitaplar Tanrı'nın yüzünden kutsaldır, Tanrı kitaplar yüzünden değil. Yani yaratılan her şey Tanrı tarafından kutsanmıştır. Aslında günümüzde Kili­ se kurallarına gör� yemin, ihtiyaç halinde, İncillere doku­ narak yapılır. Tanrı adına yemin etmek Tanrı'yı şahit olarak çağırmaktır. Ant içmek, Tanrı'ya yanlışlığın değH gerçeğin gücünü vermektir. Gerekli konularda yemin etmek devam eden husumetleri Kilise'den uzaklaştırır, kilise içinde arala­ n açık olan soyluların arasını düzeltir. Kilisenin onları men edebileceği başka bir kısıtlama yoktur. Yeminleri ortadan kaldıranlar Kilisenin baştan beri süregelen kurallarını bozar. Diğerlerinden bahsetmeden, sırf bu yüzden bile, en kötü eylemleri 'iki kez ölmüş, kökünden sökülmüş, sonbaharın meyvesiz ağaçları gibi kökünden sökülüp çıkarılmalı, ger­ çekten koparılıp ateşe atılmalıdır, havarilerin talimatlarının tersine, kendi gözlerindeki bilgelikle, serseri yıldızlar gibi­ dirler.12 Onları sonsuza dek sürecek koyu karanlık bekli­ yor.' [Jude 12-13] Buna ek olarak, en inançlı imparator Constantine, Justi­ nian ve tüm Hıristiyan imparatorlar bu kanunları tüm dün­ yadaki inanan inanmayan herkese duyurdular. Kanıt ol­ maksızın, bir yemin hakkında dava kararlaştırılır; bazen da­ vacının lehine bazen suçlananın lehine. Yine bir yargıç her durumda doğrudan yana ve kanunları gözeterek yargılaya12 B,

'hedera· (sarmaşık) der.

389


Hrisayan Düalist Heretikler

cağına dair yemin eder. İsa'nın en sevdiği imparatorlara inanmalıyız. Onlara itaat etmeyip inatla reddedenler ölüm­ le cezalanacaktır. Tüm bunlardan daha da ötesi Tanrı, Mu­ sa aracılığıyla Exodus'ta yeminlerin olması gerel<tiğini em­ reder. 'Bir adam, korusun diye komşusuna eşek, öküz, ko­ yun ya da herhangi bir hayvan emanet ettiğinde hayvan ölür, sakatlanır ya da çalınırsa, komşusu adamın malına el uzatmadığına ilişkin RAB'bin huzurunda ant içmelidir' [Exod. 22.10-11]. Tanrı'nın kendisi ile Latin ve Greklerin kutsal Kilisesi gerektiğinde yemin etmeye baştan beri izin verdiler, kutsal ve Hıristiyan imparatorlar bunu onayladı ama Patarenler bunu tümüyle yürürlükten kaldım. Her ne kadar İsa bizlere açık açık vaaz etmemizi emrettiyse de, Patarenler, İsa'nın emrine karşı durarak gizlice vaaz verirler. İsa rahiplerin görevleri sırasında söyledikleri her şeyi takip etmemiz gerektiğini emretse de Patarenler bunun yapıl­ maması gerektiğini söyler ve yemin etmeyi iptal eder. Ya­ ni onların sahte havariler, kafirler, .İsa karşıtları, !<utsa! Kili­ se' den aforoz edilmiş olduğu açıktır. Hıristiyan imparator Manuei 13 bunlara ciddi bir şekilde müdahale etmeli, bun­ ları ateşli ocaklara yollatmalı. Böylece bunlar, sonsuz ateş­ te yanmadan önce burada da yanmaya başlasın. Olur da, bu zavallı ve kandırılmış adamlar yukarıdaki alıntıların kabul edilemeyeceğini çünkü bunların Eski Ahit'ten alındığını söylerse, l<onuşanların ağzi kapatılacak ve susturulacak. Öncelikle, Eski Ahit, Yeni Ahit'in temeli­ dir; Eski'yi reddeden kişi günahkarca Yeni'ye eğilimlidir. Nasıl İsa dağdan el değmeksizin kopan bir kaya gibi, resul ve peygamberlere münhasır olarak cinsel bir birleşme olt 3 B: 'En Hıristiyan imparatorlar.'

390


Bogonıiller Aleylıiııde Bilimser Eser

madan doğdu, bu Yeni Ahit de Eski'ye dayanır ve ondan kaynaklanır. Matthew şöyle başlar: 'İbrahim oğlu, Davut oğlu İsa Mesih'in soy kaydı şöyledir' [Matt. 1.1]. Luke da 'İsa görevine başladığı zaman otuz yaşlarındaydı. Yusufun oğlu olduğu sanılıyordu. Yusuf da Eli oğlu, Nathan oğlu, 14 Levi oğlu' diyerek bunu onaylar. [Luke 3.23] Mark da İn­ cil'inin başında 'İşte, habercimi senin önünden gönderiyo­ rum: O senin yolunu hazırlayacak' [Mark 1.2]. John da bu konuda aynı fikirdedir ve şöyle der: 'Kutsal Yasa Musa ara­ cılığıyla verildi ama lütuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi' l]ohn 1.17]. Kurtancımız şeytanı mağlup ettiğinde Eski Ahit'ten alıntı yaparak 'İnsan yalnız ekmekle yaşamaz, · Tanrı'nın ağzından çıkan her sözle yaşar' [Matt. 4.4, alıntı Deut. 8.3] ve yine 'Tanrın Rab'bi denemeyeceksin' [Matt. 4.7, alıntı Deut. 6.16] der. İncil'in diğer birçok yerinde de aynı şekilde davranır. Yine havari Peter kadınlara iffetli ya­ şamaları gerektiğini Sarah örneğiyle söyler, 'Ey kadınlar, siz de kocalarınıza bağımlı olun. Örneğin Sarah İbrahim'i "Efendim" diye çağırır, sözünü dinlerdi. İyilik eder, hiçbir tehditten yılmazsanız, siz de Sarah'nın çocukları olursunuz' [1 Peter 3.1,6]. Havari Jude da lS 'İbrahim Tanrı'ya iman et­ ti ve Tanrı'nın arkadaşı sayıldı' [Rom. 4.3] diyerek aynı şe­ kilde davranır. O seçilmiş damar, Gentilelerin doktoru Pa­ ul'ün Eski Ahit hakkında ne düşündüğünü dinleyin, 'Yasa gerçekten kutsaldır. Buyruk da kutsal, doğru ve iyidir' [Rom. 7.12] ve 'İç varlığımda Tanrı'nın Yasasından zevk alı­ yorum' [Rom. 7.22]. Eski Ahit'i eleştiren Maniheistler ve Patarenler 16 dördüncü evrensel konseyde şaşkına döndü14 B: 'Matham"; RSV: 'Matthat." 15 B ekler: 'Havari James de.' 16 B: 'simoniacs.'

391


Hristiyan Diialist Heretikler

ler. Bu konsey bu tarz iddialarda bulunanları haklı olarak la-­ netledi, çünkü kilise tarafından yürütülen geleneğe karşı çı­ kan, sanki putperestlik suçuymuş gibi reddeden Ariolan­ dus'urı 17 günahı gibi olduğu yazılır. Daha önce adı geçen Patareneler Tanrı'nın kutsal Kilisesinin yürüttüğü geleneği reddettiği için Lord, hem Grek hem Latin, onları Krallığın­ dan riyakarlar ve hakkı olmadan talepte bulunanlar olarak kovdu. Sahtelikleri yalnızca söylenenler konusunda değil, Lord'un bedeninin hizmeti açısından da açıktır.18 Çünkü ekmeğin kutsanmasından sonra bile 19 önceki gibi kaldığı­ nı*20 iddia ederler. Bunun yanında, evlilik yemini konusun­ da ahlaksız görüş bildirir ve evliliğin inkar edilmesi gerek­ tiğini söylerler. (Onlara göre sağır ve aptal şekiller olan) Kutsal ikonlara saygı konusunda da yoldan çıkmışlardır. Tüm bu konularda suçludurlar. Evlilik yemini onları birçok konuda mahlrnm eder. Hiç evlilik olmasaydı, bakirelik çiçe­ ği bulunamazdı - bu bakirelil< çiçeği burası hariç hiçbir yer­ den toplanmaz. Yani kanuni evlilik tüm dünyevi şerefler­ den daha üstündür, kökeni bakireliktir, bereketi Lord'un inayetiyle çoğalmadan, insanlığın temelinden, Tanrı imajı­ nın ressamından gelir. Vücut bulmak için yalvaran onun üzerindedir ve O'nun varlığı kesinlikle söylenebilir. Tanrı evliliğin yaratıcısıdır. İhsan ırkının yayılmasında kadınlara, erkeklere yardımcı olmaları gerektiğini söyleyen O'dur. Adem 'İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, etim­ den alınmış ettir. Bu nedenle adam annesini babasını bıra17 Bell<i de Arius kastediliyor? 18 B el<ler: 've kan.' 19 B el<ler: 've şarap.' 20 Yıldız işaretleri arasındaki bölüm, yani paragrafın geri kalanı B metnin­ de bulunmaz.

392


Bogomiller Aleyhinde Bilimser Eser

kıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.'" [Gen. 2.23-4] diyerek bu amacı ruhta fark etti. Onların evlilikteki birleşmeleri günah olsaydı, Lord, selden sonra onlara bir­ leşmelerini emretmezdi, 'Üresinler, verimli olsunlar' [Gen. 8.17]. Üreme, fiziksel arzu olmadan gerçekleşmez. Havari Paul 'evlenen iyi eder. .. Evlilik yasalsa bunda günah yok­ tur' [1 Cor. 7.38] diyerek tüm günah suçlamalarına karşı bir savunma sunar. Yine Cana of Galilee'de Lord'un fiziksel varlığı ve gösterdiği mucizeler evliliği kutsamadı mı? İncil­ 'de 'Karısını fuhuş dışında bir nedenle boşayan onu zinaya itmiş olur. Boşanmış bir kadınla evlenen de zina etmiş olur.' [Matt. 5.32] demedi mi? Öğrencilerden biri, 'Eğer erkekle kansı arasındaki ilişki bu ise hiç ·evlenmemek daha iyi' dedi. O, adama, 'Herkes bu sözü !<abu! edemez, ancak Tann'nın güç verdiği kişiler kabul edebilir. Çünkü kimisi do­ ğuştan hadımdır, kimisi insanlar tarafından hadım edilir, ki­ misi de Göklerin Egemenliği uğruna kendini hadım sayar. Bunu kabul edebilen gelsin!' [Matt. 19.10-12] dedi. Yani O hiç kimseyi bakire kalmaya zorlamaz ne de evliliğin güzel olduğunu inkar eder. Tersine evli bir kadını bir kenara koy­ mamamızı söyler. Bu yüzden evliliğin Tanndan ve iyi oldu­ ğu, hem Eski hem de Yeni Ahit'te uygun bulunduğu açık­ tır. Böylesi güzel bir şeyi bozmaya çalışanlar kafirler ve ayartanlardır. Bu kötü adamlar, ondan doğru gelen, içinde sadece su­ yun ya da şarabın değil, her ikisinin de sunulduğu, Lord'un bedeni ve kanının yeminine* saldırırlar. Bu görünmez rahip bu yemini gizli bir güçle 'Al, ye, bu benim bedenim' diye­ rek O'nun bedeni ve kanından bir maddeye dönüştürür. Bu kelimeler anlamda muğlaklık olmadan söylendiğinde, ek­ meği bedene, şarabı kana, geri kalanı da Tann'nın övgüsü-

393


Hristiyan Diialist Heretikler

ne çevirir. Çünkü O, 'Benim kanım gerçek içecek, etimse gerçek yiyecektir' der. Patarene, bu mucize seni yönlendi­ riyor ve sen hala · Bu nasıl gerçek kan, bu nasıl gerçek et? Gözlemlediğim kadarıyla et ya da kan gibi bir şey görmü­ yorum.' isa'nın 'Bu benim bedenim, bu benim kanım. İn­ sanlığın Oğlu'nun etini yemediğin ve O'nun kanını içme­ diğin sürece içinde yaşam olmaz' sözüne inanmıyor mu­ sun? İsa'nın sözü gerçekleştiricidir, İsa'nın sözü, doğanın kurduğu her şeyi değiştirir. Yılan oynatıcının sözüyle bir yı­ lan çıkıyor ve mağarasından alınıyorsa, ekmek ete, kan şa­ raba dönüştüğünde neden İsa'nın sözlerine şaşırıyorsun? Engerek yılanı onun (bir kadın) kulaklarını tıkar ki, kadın o becerikli yılan oynatıcının sesini duymasın. Bir söz yılanı yakalıyorsa, neden bir kutsama ekmek ve şarabı değiştire­ mesin? Seni aptal, sen bakmazken ekmek midende ete, şarap, kana dönüşür.21 Kutsamanın gücü doğanın gücün­ den daha da yücedir ve doğa dalgaların altındaki yumuşak bitkileri mercan denen sert şeye dönüştürür. 22 Musa bir asa tuttu, onu yere firlattı ve o bir yılana dönüştü. [Exod. 7.9]. Musa yılanın kuyruğunu yakaladı ve yılan yine bir asaya dönüştü. Musa'nın sesiyle asanın ve yılanın doğası değişti. Nil'in akıntısı saftır ve birdenbire kaynağından ger­ çek kan akmaya başladı [Exod. 7.20] Yine Musa'nın dua­ sıyla kan durdu ve suya dönüştü. Musa asasını kaldırdı ve Kızıl Deniz'in suyu yol verdi; dalgaların arasında bir patika ortaya çıktı [Exod. 14.21]. Doğaya karşı gelerek Ürdün nehri geri aktı ve Mara'da ağaçla temas ederek insanların 21 Bir önceki kuşaktan bir ltalyan teolog tarafından da kullanılan bu argü­ man; Aversalı Guitmund, De corporis et sanguinis domini veritate 3, PL

149. 1444.

22 Ovid, Metamorphoses'a dayanan bir benzetme, 15. 416-17.

394


Bogomiller Aleylıiııde Biliınser Eser en susuz olduğu yerde tatlı su oluştu [Exod.15.23-5]. İl­ yas'ın sözleri cennetten ateş çağırdı (1 Kings 18.38]. İsa'nın sözleri, O'nun her şeyi yoktan yapan sözleri ekme. ği bir başka maddeye dönüştüremez mi? Aklınız fiziksel görüşünüzle olduğunu görmediğiniz değişiklik gerçeğini kabul etmek istemiyor. Ama söyleyin bana, ateş ekmeği ve diğer yenen şeyleri pişirmez mi? Ateş kendisi değişmeden ve çürümeden bunların içine girer ve değiştirir. Yani, deği­ şim tamamlandığında, pişirme bittiğinde, engellenmezse, değişmeden ve saflığı bozulmadan çıkar. Aslında, çıkarken duman gibi güzel bir hava ortaya çıkar ama bu, ısı denen hassas bir ateştir. Hem maddedir hem de görünümdür. Ateşin doğası hiç şüphesiz, sadece hava gibi hafif ısısıyla hava olarak algılanır (aslında havada döner). Yani, sizin ha­ talı bir şekilde dıştan görünümüne bakarak ileri sürdüğü­ nüz şey aslında ettir. isa'nın bedeni konusunda bir sınıflan­ dırma peşinde koşulmamalıdır. Bakire gebe kaldı ve do­ ğurdu. Dolayısıyla 'Bu benim bedenim' diyen O'na inanın; onu, iyi değil, kötü bir rahibin noksansız bir şekilde kutsa­ mış olması lazım!. Çünkü kutsama, kutsayanın meziyetin­ den değil Kurtarıcı'nın sözlerinden ve Kutsal Ruh'un gü­ cünden etkilenir. Dinleyin Patarenler, İstanbul'da neler oldu. Tanrı'nın Katolik kilisesinin saygı duyduğu şeylere inanın. İmparator Arcadius23 zamanında John Chıysosto Kilisenin piskopo­ suydu. Kafir Macedonius tarikatından 24 bir adam karısıyla birlikte ona yaklaştı. Onun öğretisini dinledikten sonra söy­ ledil<lerine göre hareket edeceğine söz verdi. O, bu konu23 B: 'Heraclius.' 24 Macedonius komünyonunun efsanesi ilk defa Sozomen, Ece. Hist. , 8.

S'te geçmiştir.

395


Hristiyan Dİİalisı Heretikler

yu yanında yaşayan (Paskalya yaklaşıyordu) karısıyla gö­ rüştü. Kadın da aynısını yapmayı kabul etti. Kadın, yardım­ cısıyla birlikte kiliseye geldi, yardımcının yanında Macedo­ nius tarafından kutsanmış komünyon (ekmek) vardı. Pisim­ posun ellerinden komünyonu aldı, yardımcısına verdi ama el çabukluğuyla daha önce ona verdiği ekmeği aldı, getir­ diği kendisinde kaldı. Macedonius'un komünyonu kadının dudağına değer değmez, taşa dönüştü. Az önce olanlar ortaya çıktığı anda bu adı geçen kadın piskoposun ayakla­ rına kapandı, gözyaşları içinde ar diledi, az önce yapma ce­ saretini gösterdiği şeyi itiraf etti. Bu arada taş, güvenli bir yere kondu. Sizlere, Justin istanbul'da imparatorken25 olan benzer bir olayı anlatmak istiyorum. O bölgede Yahudi bir cam işçisi vardı. Bu adamın bir oğlu vardı ve o oğlunu eği­ tim alması için Büyük Kilise'ye göndermişti. Bir gün kilise­ nin zangocu kutsal masada kalmış bir sürü kırıntı buldu. Eğitim alan oğlan çocuklarını çağırdı ki kalanları yesinler. Yahudi çocuk da onlarla birlikte geldi ve yedi. Eve döndü­ ğünde babası ona neden bu kadar geç kaldığını sordu. Ço­ cuk 'Büyük Kiliseye Hıristiyan çocuklarla birlikte girdim ve masa dedikleri sunağın üzerinde kalanları yedim. Geç kal­ mamın sebebi budur' dedi. Aşağılık baba, vahşi bir hayvan gibi içinden öfl<elendi ve bir şey demedi. Yemek bittiğinde oğlunu cam eritilen yere götürdü. Orada çocuğu yanan fi­ rının içine attı, kapıyı kapattı ve uzaklaştı. Karısı, kocasının öfl<esini fark etti. Aceleyle eritme bölümüne koştu, eğile­ rek kapıyı açtı. Fırının içinden çocuğun sesini duydu. Ace25 Yahudi cam ustasının oğlu ve onun mucizevi şekilde korunması efsane­ si John Moschus'un Spiritua/ Meadowadlı eserine eklenmiş bir hikayeler dizisinde bulunabilir. Bakınız Mioni, // Pratum spiritualedi Giovanni Mos­ co', s. 79, 93-4.

396


Bogonıil/er Aleyhinde Bilimser Eser

leyle fırının kapısını kırdı, içeri girdi ve oğlunu fırından ya­ ra almamış bir şekilde çıkardı. Anne, çocuğuna onu fırının içine kimin attığını ve alevlerin nasıl olup da ona zarar ver­ mediğini sorduğunda, çocuk, 'fırının içine beni babam at­ tı. Mor kıyafetli, saygıdeğer bir bayan alevleri söndürdü ve "Korkma, çocuk" dedi.' Bunu duyan anne utandı. Hemen oğluyla birlikte patriğe koştu. Olan biteni sırasıyla anlattı ve ondan Katolik kilisesinin inancını diledi. Patrik her ikisi­ ni de, yani anneyi ve oğlu, saygıdeğer imparatora götür­ dü. İmparator babanın getirilmesini emretti. Geldiğinde, prens, dindar sözlerle merhametli bir şekilde onu ikna et­ meye çalıştı. Hıristiyan olması için hediye ve argümanlarla teşvik etti. Karısı ve oğluna da aynı şeyleri yaptı ama adam kabul etmedi. Bu yüzden, adamın, oğlunun katili olarak kraliyet kararıyla asılmasını emretti. Karısı rahibe oldu, oğ­ luysa Büyük Kilisede okuyucu oldu. İkonlara karşı olan hayranlık, tutku ve onur nedeniyle, Patarenlerin tüm dinsizliğini bastıran bir otoritemiz var. Bu yüzden de, Tanrı'nın kutsal ikonlar aracılığıyla gerçekleştir­ diği mucizeleri atlayacağım. Bazen kutsal ikonlar aşağılık olanların çarpmasıyla kan akıtır. Bu da hırsızları suçtan ko­ rur; bazılarına dokunarak hasta olanlar sağlığına kavuşur. Birçok insan da cinlerden kurtulur. Tüm bunlara saldıran sen Pataren, hatırla; Hıristiyanların birliği ikonları renkli ve zengin materyallerden yapıldığı için sevmez. Görmedikle­ ri, konuşmadıkları ve koklamadıkları için, İsraillilerin altın danaya tapmaları gibi [Exod: 32.8] putperestlik suçunu da işlemez; Üzerlerindeki figürlerin anlamından dolayı onlara saygı duyar ve onurlandırırız. Sunağa gösterdiğimiz saygı­ nın nedeni de budur, kadehe, İncil kitaplarına da. Çocuk ya da kuzu derisinden mürekkep işaretleriyle birlikte yapıldı-

397


Hristiyan Düalist Heretikler

ğı için değil, dikkatimizi İsa'nın sözlerine ve düşüncelerine çektiği için. İnançlı birinin ikonları onurlandırmasiyla birlik­ te sadakatini de reddedemeyeceğiniz bir başka nedeni dinleyin. Uykudan uyanın, kurtarıcının insan figürüne ve O'nun azizlerine saygı ve onur sunarken bize katılın. Lu­ ke'a göre Kurtarıcının giysisinin eteğine dokunarak kana­ ması geçen kadın [Luke 8.43-4] evinin sundurmasının kar­ şısına elleri yalvarır gibi uzanmış, dizlerinin üzerinde bronz bir kadın figürü yarattı. Karşısında, daha yüksek bir yere ay­ nı materyalden bir pelerin giyen ve ellerini kadına doğru uzatan Kurtarıcının figürünü koydu. O'nun ayağının dibin­ de her zaman garip bir bitki yetişti. Bitkinin boyu pelerinin eteğine kadar ulaştı. Hazreti isa'nın çarmıha gerildiğinde çektiği acı (Passion) dönemi civarında boyu İsa figürü ka­ dar oldu. Caesarea Philippi'de yetişen bitkinin gücü impa­ rator Maxim'in26 dönemine dek sürdü. O, Hıristiyan inan­ cının bir düşmanıydı, batıl inançlı ve puta tapandı. O böl­ gelerde gezerken İsa'nın adının o heykel ve bitki yüzün­ den büyüdüğünü duydu. Bunun üzerine Kurtarıcı İsa'nın heykelinin kırılmasını emretti. Önce bitki yok edildi. Size anlatacağım başka bir mucize daha var. Bu, tüm dünyada iyi bilinen bir mucizedir. Aynı dönemde Abgar adında 27 Edessa'nın bir prensi vardı. Ciddi bir hastalıktan muzdaripti, bazı organlarında cüzam vardı. İsa'nın mucizelerini duymuş ve O'na birçok 26 Heykel ve mucizeler yaratan bitki efsanesi Eusebius tarafından anlatılır. Mucizeler yaratan heykel hikayesi için, Ece. Hist., 7. 18; bu heykelin im­ parator Maximian tarafından yıkımı için, Comm. Lk. 8. 43 (PG 24. 541 ). B 'Maximin' için 'imparator Maximian' der. 27 Edessa, şehrin prensi, İsa'nın yazdığı mektup ve lsa'nın sureti efsanele­ ri oldukça popülerdir. Buradaki versiyon Constantine Porphyrogenitus'un hikayesini andınr (PG 113. 421-54). cameron 'The History ofthe image of Edessa. ·

398


Bogoıniller Aleyhinde Bilimser Eser

kere ulak göndermişti. O'nun yanına gelmesi için yalvar­ mış, krallığında dominyon ve değerli armağanlar önermiş­ ti. İsa, Passion döneminde bir geceyi dua ederek geçirdi. O'nun kutsal teri, Luke'un dediği gibi, 'yere düşen kan damlaları gibi' [Luke 22.44] aktı. Öğrencilerinden birinden yüzünü silmek için bir kumaş istedi. Mükemmel Kurtarıcı­ mızın bu tarif edilmez hazırlığı yüzünün suretinin kumaşa geçmesini sağladı. Bunu havari Thomas'a verdi ve Thad­ deus tarafından,28 göğe yükselişinden sonra Prens Ab­ gar' a göndermesini söyledi. Abgar ulağı ve armağanı bü­ yük bir minnet duygusuyla kabul etti. İsa'nın dokunmasıy­ la kendisine işkence çektiren tüm hastalığından kurtuldu. Daha da şaşırtıcı olan bir başka şeyi de burada anlatmadan geçemeyeceğim; daha önce söz edilen kumaşın üzerine çıkan suretin nasıl olup da İsa'nın tüm özelliklerini taşıyan bir şekle dönüştüğü. O kentin kapısında paganların tapın­ dığı tanrılardan birinin bir heykeli vardı. Edessa'ya giren herkes onu tanrı olarak onurlandırırdı. Prens Abgar'ın em­ riyle bu heykel kaldırıldı ve yerine Kurtarıcı'nın saygıdeğer heykeli kondu. Edessa'ya giren herkese, kaldırılan heykele daha önce nasıl saygı gösteriyorlarsa bu heykele de aynı şekilde davranmalarını emretti. Bir süre sonra o kentte Hı­ ristiyanlığa muhalif, kutsal figürleri yıkan bir prens ortaya çıktı. Bu prens daha önce anlatılan kutsal heykeli yakarak yok etme tehdidinde bulundu. Kentin piskoposu alelacele, büyük bir titizlikle iş için gereken malzemeyi sağladı. Bir çukur açarak heykeli bu çukurun içine yerleştirdi. Heykelin karşısına da içi yağla dolu, parlak ışıklı bir lamba koydu. Kalanının içini doldurdu ve Kurtarıcı'nın yüzünü çini ile 28 B, 'Matthew.'

399


Hrisıiyan Düalist Heretikler

kapladı. Dışını bir kubbe şekline soktu ve badanayla boya­ dı. Geçen yıllar tüm bu olanların izlerini sildi. Yani kutsal yüzün nerede saklandığına dair bir bilgi kalmadı. Daha sonra farslılar (Persians) Edessa"ya savaş ilan ederek kenti yakıp yıkmak niyetindeyken Edessa şehrinin piskoposu Eu­ lalius bir rüya gördü. Rüyasında saygıdeğer görünümlü bir kadın ona Kurtarıcı'nın heykelini almasını söyledi. Nerede. saklandığını da gösterdi. Daha sonra bu heykelle birlikte tüm kenti dolaşmasını, bu şekilde yıkımı engelleyebileces ğini söyledi. Şaşkın piskopos meraklı bir şekilde kadının emrettiklerini yapma telaşıyla gösterilen yere gitti. Orada kutsal heykeli ve hala yanmakta olan ışığı buldu. Geçen za­ mana karşın lamba hala yanıyordu. Kurtarıcı'nın yüzüne ka­ pak olarak yerleştirilmiş çininin üzerinde aynen kumaşın üzerindeki suret tasvir edilmişti. Piskopos bahsedilen her şeyi aldı, kendisine söylendiği gibi tüm kenti dolaştı. Lam­ badaki yağı farslıları gördüğü her yerde üzerlerine sıçrattı ve kaçmalarını sağladı. Böylece şehir zarar görmedi. Edes­ sa halkı bu kutsal sureti bozulmaz bir hazine, tükenmez zenginlik, şeytana karşı savunma, felaketlerin tedavisi, teh­ likeden ve yıkımdan yenilmez bir korunma kaynağı olarak korudular. En sonunda Yaratıcı bu heykellerin görkeminin tüm dünyada bilinmesi gerektiğini gördüğünde, imparator Romanus'un, Edessa halkına elçiler yollamasını sağladı. Bu elçilerin içinde İbrahim ve Samosata piskoposu da vardı. Ellerinde Edessa halkı için görkemli armağanlar vardı. Adı geçen kutsal portreleri Constantinople' a, yani Blacherna­ e'deki saraya Ağustos'un on beşinde getirdiler. Aynı ayın on yedinci günü imparator, patrik, din adamları ve tüm halk ellerine ışıklı lambalarla, ilahiler ve ruhani marşlar eş­ liğinde, arkalarında bir yığın hastayla birlikte en kutsal hey-.

400


Bogomiller Aleyhinde Bilimser Eser

keli büyük bir onur ve saygı ile Büyük Saraya getirdiler. O emanetler günümüze kadar hak ettiği onur ve hevesle lm­ rundu. Her yıl Constantinople halkı Ağustos'un on altısın­ da bir festival düzenler çünkü Kurtarıcı'nın heykeli sayesin­ de bulaşıcı hastalıklar, kıtlık ve soygunlardan uzak kalındı­ ğına, kentin yüz yıllar boyu tı.ıtsaklıktan korunduğuna ina­ nırlar. Yaşam kaynağı haçın onurundan ve saygı değerliğin­ den, inançlı insanların alnını koruması için nasıl kullanılma­ sı gerektiğinden uzun uzun anlatmaya gerek yok. Çünkü bu, şimdiye kadar anlatılanlardan ve Eski-Yeni Ahit'ten za.. ten iyice anlaşılıyor. Ama belki de Patareneler (sanki bir Maniheistmiş gibi) 'Bir eşeği sırf İsa üzerine oturdu diye onurlandırmıyorsak, sırf İsa üzerine çivilendi diye de haçı onurlandırmamalıyız' ya da 'Nasıl inananlar, kendil�rini kutsal olmasına rağmen mızrak, kazık, diken ve çivi şekil­ leriyle ifade etmiyorsa haç işaretiyle ifade etmeleri de batıl olacaktır' diyecektir. Dinle bakalım Patarene, benim güzide kardeşim, kraliyet mektuplarının en yetenekli çevirmeni Leo Toscanus29 ne yanıtlar vermiş. Bir kere İsa dünyanın kurtuluşunu bir eşek üzerinde değil haç üzerinde gerçek­ leştirdi, şeytanı alt etti ve krallığını boşalttı. işte bu yüzden cinler eşekten korkmaz ama haçın varlığından kaçarlar. Ya­ ni inananlar kurulu hak ettiği değeri bir eşeğe değil haça verirler. Musa'nın asası haçı ifade etti (gösterdi), o haç sa­ yesinde dünya savunuldu ve bu dünyanın prensi, prensle­ ri ve güçleriyle birlikte yendi diye bayram edildi. Asaya ge­ lince, yere fırlatıldığında bilgeliğin simgesi yılana dönüştü. Haçın insana iman ve inanç getirerek gelmesinden sonra 29 Bu kişinin görevi ve kariyeri için bakınız, Dondaine, 'Hugues Etherien et le concile de Constantinop\e.'

401


Hristiyan Düalist Heretikler

tüm Mısırlıların, yani tüm dünyanın bilgeliğini tüketti. El­ bette, İsa'nın çarmıha gerilmesinin Tanrı'nın bilgeliği ve gücünü açığa çıkardığında bu dünyanın bilgeliği aptallığa dönüştü. Dolayısıyla, kazık, diken, çivi, mızrak ya da haç işareti inananların alnına resmedilmiştir. Çünkü Paul, 'İsa hükmün bağını bize !<arşı, haçtan yana onardı' [Col. 3.14] der, söylenen öteki şeylere değil. Bağ ve gerekliliği Tanrı'nın Adem'e söylediğidir, 'ondan yediğin gün kesin­ likle ölürsün' [Gen. 2.17]. Şeytan ona sahipti ve onun sa­ yesinde düşmanımız ve rakibimizdi. İsa onu orta yerinden ayırdı. Bunu, bir mızrakla, kazıkla ya da başka herhangi bir şeyle değil, haçla vurarak yaptı. Masum olan öldürüldü­ ğünde günah çarmıha gerildi ve bağ iptal edildi. Bu yüz­ den kendimizi öteki şeylerle değil, haç işaretiyle korur ve ifade ederiz, çünkü ona çivilenen bağın her zaman farkın­ dayız. Bundan sonra eski emre dönmeyeceğiz. Haç, utan­ cın mekanı alna yerleşti ki aynen Paul gibi 'İsa Mesih'in çar­ mıhından başka bir şeyle asla övünmem' [Gal. 6.14] diye­ rek ondan gurur duyabilelim. Haç, tüm inananların gurur duyabileceği bir şey olmalı çünkü İsa'nın bize karşı olan sevgisini gösterdi. Bir hizmetkar için ustasının kendisine duyduğu sevgiyi fark etmekten daha büyük bir memnuni­ yet var mıdır? Ancak ötekiler haçın iki tahta parçasını bir araya getirerek yapıldığını söyler (inananların arasında bö­ lüştürülmüştür). Haçın şekli yok edildiğinde tahta parçaları olarak bölümlere saygı gösterdiğimizi iddia ediyorlar. İna­ nanların saygı gösterdiği ve onurlandırdığı şeyin bir tahta parçası değil haç olduğunu söylemeliyiz. Bunların hiçbiri kazık, sünger ya da geri kalanında uygun değildir. İşte bu yüzden cinlerin tuzağına karşı koruma aracı olarak yüzü­ müzü, sözü edilen öteki şeylerden çok haçla ifade etme-

402


Bogoıııiller Aleyhinde Bilimser Eser

miz gerekir. John'un Acocalypse'de yüksek sesle 'Sonra gündoğusundan yükselen başka bir melek gördüm. Yaşa­ yan Tanrı'nın mührünü taşıyordu' [Rev. 7.2] diyerek duyur­ duğu şey budur. (Mühür derken kastedilen yaşam kaynağı haçın işaretidir) Tanrı'mızın hizmetkarları son yargılama gününün acı ve korkunçluğuna karşı alınlarında bu sembol­ le işaretlenmiştir. Peki, Lordumuz İsa'nın bunu öğrettiğini görürken neden havarilere sorayım? Çünkü Luke 'İsa onla­ rı kentin dışına, Beytanya'nın yakınlarına kadar götürdü. El­ lerini kaldırarak onları kutsadı. Ve onları kutsarken yanların­ dan ayrıldı, göğe alındı' [Luke 24.50] der. O'nun gelişinin umuduyla güç ve koruma vererek öğrencileri kutsadı. Bu­ nu yaparak Kurtarıcı açık bir şekilde O'nun ayrılışından son­ ra bile rahip ve piskoposların kutsama sırasında bu işareti yapması ve elleriyle bu işareti yaparak inananları koruması gerektiğini öğretti. işte bu yüzden Tanrı'nın kutsal Kilisesi, hem Latinler hem Grekler, bu gün bile bu tarz bir kutsama­ yı sürdürür. Bunun yanında, her Hıristiyan kendisini gece gündüz devamlı bu işaretle, diyakoz Laurence'ın körlerin gözünü açtığı bu işaretle savunur ve korur ki eski düşmanı Leviathan kendisini inananların bedeninden uzağa ayart­ masın. Sen Patarene! Söz konusu işaretle korunmaz ve masum inancını göstermezsen alnına nehirde ıslanmış taşlar yağa­ cak ve cehennemin öfkesini besler gibi Avernus'a atılacak­ sın. Kötü olsalar bile rahiplere itaat etmemiz gerektiği 'Si­ ze söylediklerinin tümünü yapın ve yerine getirin ama on­ ların yaptığını yapmayın' [Matt. 23.2] diyen Kurtarıcı'nın yetkisiyle bizlere gösterildi. Yine, kalbindeki inattan vazge­ çersen, Tanrı'nın kutsal evrensel Kilisesi ve inançlı impara­ torun yemin etmeyi yasakladığına göre mahkemelerde ye-

403


Hrfa·tiyan Diialist Heretikler

min üzerine karar verilmesine ızın vermeyeceğini fark edersin. Senin ahlaksız düşüncene göre evliliğe izin verile meseydi, İsa bir düğüne konuk olarak katılıp suyu iyi bir şa­ raba dönüştürmezdi. Daha ne tereddüt ediyorsun? Dilinde dalavere olmayan O'nun kendi şahitliğinde, sunağın üze­ rinde ekmek ete, şarap kana dönüşür. O 'Bedenim gerçek yiyecek, kanımsa gerçek içecektir' dedi. Dolayısıyla, dilini­ zi bu ahlaksız inkarlardan ve kutsal ikonları aşağılamaktan kurtarın. Yaşam kaynağı haça ve kutsal ikonlara tapmakve onları onurlandırmak günah olsaydı İsa kendi yüzünün res­ mini bu dünyaya bırakmaz, Kilise de onu getirdiği hazine ve bollukla onurlandırmazdı. Bu risalede otoriteler özetlen­ di ki çağdaş insanın elini uzatacağı bir otorite olsun. Tüm bunlara güvenerek onlar en zeki imparator Manuel'i bu ha­ in tarikattakilerin alınlarına kara bir theta30 konması emrini vermeye kolayca ikna edebilmeli.

30 Theta, Grekçe Thatanos (ölüm) sözcüğünün ilk harfidir.

404


37. CONSTANTINOPLE PAPA'SI NICETAS'IN BATIYA SEYAHATİ (C. 1 170) Batılı kaynaklar Constantinople'dan papa Nicetas olarak · bilinen Bogomil lideri'nin Fransa ve ita/ya 'nın Katar (Cat­ har) topluluklarına yaptığı ziyaretlerden söz eder. Nice­ tas'ın amacı Katarları tamamının daha önce kabul ettiği Bulgar tipi ılımlı düa/lzmden kendilerinin ait olduğu Dru­ gonthia Kilisesinin mutlak düalizmine döndürmekti. 'Dru­ gonthia ', bu yeni tip Bogomilizmin dayandığı Philippopo­ /is 'in güneyinde bir yer olan Dragovitia kelimesini, Latin­ ce formuna sokma girişimi gibi görünmektedir. Nicetas'a göre Katarların aldığı ruhani vaftiz, ya da conso/amentum geçerli değildi. On/an kusursuz olarak bilinen topluluk elemanı tüm Katarların rahat bırakılması ve piskopos/arı­ nın tekrar takdis edilmesi gerektiği konusunda ikna etti. · işe önce Lombardy-Katar/arından 1 başladı. Daha sonra Saint Felix'de ita/yan ve Fransız Katarlarından oluşan kon­ seye başkanlık ettiği güney Fransa 'ya gitti. Bir süreliğine Batılı Katarlar yeni inanç etrafında toplandı ama Petrad­ us 'un önderliğindeki Bogomil ılımlı düalist/erin elçisi Ni­ cetas'ın vaftiz/erin geçerliliğini sorguladı. Sonuç olarak, ita/yan Katarları üç ana gruba bölündü. Bir lasmı Nicetas 'ın öğretisine Dragovitia Kilisesi cemaati olarak bağlı kaldı. Bir kısmı Bulgar Kilisesinin ılımlı düalizmine döndü. Üçün­ cü grupsa Bosna Bogomil Kilisesince yeniden vaftiz edil­ di. Güney Fransa Katarlarının büyük kısmı mutlak düalist1 Burada, bu adla bilinen kuzey İtalya kastedilir.

405


Hristiyan Düalisı Heretik/er fer olarak kaldı. Nicetas ·ın yolculuğu 1 165-1177 yılları arasında gerçekleşti. Bu kaynaklar önemlidir çünkü Bogomiller içindeki ılımlı ve mutlak düalist/er arasındaki hizipçiliğin varlığını gösteren kanıtlardır. Bogomillerin Bosna'daki kilisesi ve piskopos/arca yönetilen idareyi benimsemesi için Girış kısmı sayfa 95 ·e bakınız. (a) Saint Felix'deki Katar Konseyi Saint Felix belgesi 1223 'de yapılan kopyanın on yedinci yüzyıl basımı bir metinde bulunur. Doğruluğu sorgulansa da ben (B.H) onu 'Saint Fe/ix Katar Konseyi'nin tekrar ele alınması 'nda savundum. Bu da büyük anlamda kabul gör­ dü, örneğin Obolensky'nin 'Papa Nicetas' adlı eseri. Bu çeviri, G. Besse 'nin Histoire des ducs, marquis et comtes de Narbonne • eseri sayfa 483-6 'dan yapılmıştır. (Paris, 1660).

Lord'un beden bulmasının yılı 1167 yılı Mayıs ayında; 2 o dönemde Toulouse kilisesi papa Niquinta'yı 3 Saint Felix kalesine getirdi. Toulouse Kilisesinin kadınlarından, erkek­ lerinden ve civar kiliselerden büyük bir toplulu!< papa Ni­ quinta'nın yönettiği consolamentum'u4 almak için orada toplandı. Ardından Fransız Kilisesi Piskoposu5 Spornoneli Robert (Robert of Spernone) konseyiyle birlikte geldi. Ay2 Bu belgenin tarihinin yanlış verilmiş olma ihtimali vardır. Güney Fransa Katarları hakkında başka belgeler 1175 civannda, daha geç bir tarihi gös­ terir. 3 Niquinta hatalı bir çeviri olabilir. Ya da fonetik olarak söylemesi zor Nice­ tas adının dile uydurulmuş şeklidir. 4 Secdeye kapanarak gerçekleştirilen Katar ayini için kullanılan Latince te­ rim. EZ (25) madde 16'da anlatılana göre Bogomiller de aynı şeyi yapar. 5 Bu dönemde ecclesia Franciae terimi kuzey Fransa Katar Kilisesi'ni tanım­ lamak için kullanılırdı.

406


Nicetas'm Batıya Seyahati

rıca Lombardyli Mark (Mark of Lombardy) da konseyiyle geldi. Albi kilisesi Piskoposu Sicard Cellarier de konseyiy­ le geldi. Katalan B[ ernard] Carcassonne kilisesi konseyiyle geldi. Aynca Agen kilisesi konseyi de6 hazır bulundu. Bu kadar insan orada toplandığından Toulouse kilisesinin adamları bir piskopos istediler ve Berr\ard Raymond'u seç­ tiler. Aynı şekilde Katalan Bernard ve Carcassonne Kilisesi de Toulouse kilisesinin ricası, lord S[icard] Cellarier'in tav­ siyesi, onayı ve izni üzerine Gerald Mercier'i seçti; Agen halkı Raymond de Casals'ı seçti. Ardından, Robert d'Esper­ none consolamentum aldı ve lord papa Niquinta tarafın­ dan piskopos olarak takdis edildi ki Fransız kilisesinin Pis­ koposu olabilsin. Aynı şekilde Sicard Cellarier conso/a­ mentum aldı ve piskopos olarak takdis edildi ki Albi kilise­ si piskoposu olabilsin. Aynı şekilde Mark consolamentum aldı ve piskopos olarak takdis edildi ki Lombardy kilisesi piskoposu olabilsin. Yine aynı şekilde Bernard Reymond consolamentum aldı ve piskopos olarak takdis edildi ki To­ ulouse kilisesi piskoposu olabilsin. Benzer şekilde Gerald Mercier consolamentum aldı ve piskopos olarak takdis edildi ki Carcassonne kilisesi piskoposu olabilsin. Aynı şe­ kilde Raymond de Casals consolamentum aldı ve piskopos olarak takdis edildi ki Agen kilisesi piskoposu olabilsin. Bundan sonra papa Niquinta, Toulouse kilisesine hitap etti: 'Benden, ilk kilise geleneklerinin sıkıcı ve hafif olup ol­ madığını söylememi istediniz. O halde yedi Asya Kilisesi­ nin birbirinden sınırlarla ayrıldığını ve sonuç olarak hiçbiri6 Belgede · ecc/esia Aranensis' (Val d' Aran Kilisesi) yazar, ancak araştırma­ cılar bunun 'ecdesia Agenensis' (Agen Kilisesi)'nin yanlış çevirisi olduğu görüşünde hemfikirdir. ÇOnkü oradaki Katar piskoposluğunun varlığı sonraki kaynaklarda da doğrulanır.

407


Hrisriyan Diialisr Heretikler

nin ötekine zarar vermediğini söylememe izin verin.7 Ro­ ma, Dragometia, Melenguia, Bulgaristan ve Dalmaçya kili­ seleri de8 birbirinden sınırlarla ayrılmıştır ve hiçbiri ötekine zarar verecek bir şey yapmamıştır. Yani birbirleriyle barış içindeydiler. Siz de aynısını yapmalısınız.' [Metnin gerisi piskoposluk bölgesine ait sınırların tanımıyla ilgilidir.]

(b) lombardia'daki de Heresi Catharorum De heresiCatharorum in Lombardia adlı eser 1214'/en ön­ ce, muhtemelen Katolikliğe dönmüş bir ita/yan kusursuz tarafından yazıldı. Bu çeviri Dondaine'nin 'La Hierarchie cathere en ltalie'f, sayfa 306'dan yapılmıştır.

İlk günlerde, Katarların kafirliği lombardy'de yayılmaya başladığında, Mark adında malum bir piskoposları vardı. Tüm Lombardlar, Tuscanlar ve Marches halkı onun yöneti­ mindeydi. Ve bu Mark, Bulgaristan ordosuna 9 alınmıştı. Papa Nicetas adındaki malum adam Constarıtinople bölge­ sinden Lombardy'ye geldi ve Mark'ın bağlı olduğu Bulga­ ristan ordosuna dil uzatmaya başladı. Bu yüzden piskopos Mark ve etrafındakiler kuşku duymaya başladı. Bulgaristan ordosunu bırakarak Nicetas tarafından Drugonthia'nınkirıe geçtiler. O (Mark) bu ordoda tüm yandaşlarıyla birlikte bir süre kaldı. Bu arada, Petracius adında bir adam yoldaşlarıy­ la birlikte 10 denizler ardındaki bir bölgeden geldi ve ma7 Bu cümle Revelation 1. 4-3,22 ya dadokuzuncu yüzyılda Asia Minör'ün yedi kilisesine gönderme olabilir; bkz giriş, s. 48-49. 8 Bu kiliselerin yerleri konusundaki tartışmalar için Giriş bölümümüz, sayfa 95'e bakınız. 9 Ordo terimi batılı yazarlar tarafından aldıl<ları vaftize göre Katarlan sınıf­ landırmak için kullanılır. Yerel Katar Kilisesi bu adlara göre havarilerle iliş­ kilendirilir. 10 Petracius bilinmemektedir. Bu heyet aslında Bulgaristan'dan gelen ılım­ lı düalist Bogomil ordosudur.

408


Niceıas'uı Batıya Seyahati

lum piskopos Drugonthialı Simon'dan haber getirdi. Bu Si­ mon, Nicetas tarafindan kabul edildikleri ordonun başıydır. Ayrıca bu Petracius Simon'un malum bir kadınla ı ı bir oda­ da basıldığını, doğru olmayan başka şeyler de yaptığını söyledi. Ama bu Petracius geldiğinde Mark zaten ölmüştü ve Yahudi John adında başka bir adam piskopos olmuştu. Aynı zamanda aynı Mark tarafindan takdis edilmişti. Bu Petracius'un anlattığı hikayeden dolayı Simon'un ilişkide olduğu ordo hakkında kuşku duyanlar vardı. Bunun yanın­ da, kuşku duymayanlar da vardı. Bu yüzden aralarında bir anlaşmazlık çıktı ve iki ayrı grup oluştu. [Kaynak, bunu iz­ leyen hizipçiliğin nasıl düzeltilemediğini ama İtalyan Katar­ larından farklı grupların Drugonthia, Bulgaristan ve Bos­ na'ya nasıl seçilmiş piskoposlar gönderdiğini anlatarak de­ vam eder.]

ı 1 Simon, bu adla tanınan ilk Bogomil piskopostur. Batılı yazarlara göre, zi­ na ya da Katar yaşam tarzını kirletecek herhangi bir eylem o Katar yö­ neticisi tarafından verilen vaftizleri geçersiz kılar. Bu paragraftan anlaşıl­ dığı üzere, Bogomiller de benzer bir inanca sahipti.

409,


38. BULGARİSTAN'DAN GETİRİLEN GİZLİ KİTAP (c. 1190) Mi/an yakınındaki Concorezzo ita/yan Katar kilisesi, Pisko­ pos Mark 'ın ölümünden sonra Bulgaristan Bogomil kilise­ sinin ılımlı düalist ordosuna döndü.1 Concorezzo 'nun dör­ dün,:ü piskoposu Nazarius, aşağıdaki metinlerde görüldü­ ğü gibi Bulgaristan 'ı c. 1 190'da ziyaret etmiş ve beraberin­ de bir Gizli Kitap getirmişti. Uzun yıllar yaşadı ve · 1254 'den önce öldü. 2 (a) Raynerius Sacconi, Summa de Catharis Raynerius on yedi yıl boyunca bir Katar kusursuzu idi ve unvanı bilinmemesine rağmen Katar yöneticisi oldu. C. 1245'te St Peter Martyr sayesinde Katolikliğe döndü ve Dominican Order'a (mezhep) katıldı. 1252 'de Lom­ bardy'de Engizisyon (lnquisitor) başkanı olarak atandı. c. 1262 'de ölene dek bu görevde kaldı. Onun Summa 'sı farklı Katar okullarının inançları konusunda engizisyon üye­ lerine yol göstermek amacıyla yazıldı. Bu çeviri, Sanjek, 'Raynerius Sacconi, Summa de Cat­ haris' sayfa 58'den yapılmıştır. [Concorezzo] Piskoposu Nazarius'un hataları. Eski pis­ koposlardan yaşlı Nazarius, benim ve birçok kişinin huzu­ runda Kutsal Bakirenin bir melek olduğunu, isa'nın insan doğasını almadığını, tersine meleklere özgü bir doğa ve 1 Terimler sözlüğüne bakınız. 2 Dondaine, ·La Hierarchie cathare en ltalie. ili', s. 291.

410


Bıılgaristan'daıı Getirilen Gizli Kitap

kutsal (tannsal) bir bedeni olduğunu söyledi. Ve bu yanıl­ gıyı Bulgaristan kilisesinin Büyük Oğlu ve Piskoposundan altmış yıl önce öğrendiğini de ekledi.3 (b) Sırlar Kitabı

Sırlar Kitabı Bogomil/er taralindan düzenlenmiş ama sade­ ce eski Gnostik eserlerde uyarlanmamış gibi görünüyor. St john the Divine'a atfedilir ve Son Yemeğin (the last Sup­ per) içeriğine göre yazılmıştır. John, İsa 'nın evrenin sırları­ nı verdiği kişi olarak gösterilir. İki Latince çeviride bilinir: il­ ki Viyana'da tek bir el yazmasında korunan tamamlanma­ mış bir metin, ikincisi ise birçok kopyası kalan, bir zaman­ lar Carcassonne Engizisyon Üyesine ait olan kayıp bir el yazması. Bulgar Bogomil/erinin bu esere nasıl bir anlam yüklediği bilinmemektedir. Ancak Edina Bozoky, içerdiği doktrinlerin Euthymius Zigabenus'un4 kaydettiği Constan­ tinople ılımlı düalistlerinkine ne kadar benzediğine dikkat çeker (Bozoky, ed. le livre Secret des Cathares). Wakefi­ eld ve Evans 'da kolayca ulaşılabilecek bir çevirisi, Heresies of the High Middle Ages, bulunmaktadır. (no.56B) Dolayı­ sıyla burada sadece ldtabın sonuna konan başlığı (colop­ hon) çevirdik. [Carcassonne el yazmasının başlığı bir engizisyon· üye­ si ve okuyucular tarafından eklendi] Concorezzo kafirlerinin piskoposları Nazarius tarafından Bulgaristan'dan getirilen Gizli [Kitap] burada sona eriyor. Bu 'kitap hatalarla dolu. 5

3 Yani, 1190'da. Bu, Bogomil hiyerarşisinde Büyük Oğul ünvanına atıf yapı­ lan en eski kaynaktır. Bkz. Giriş s. S. 95. 4 Bakınız Bölüm 25. 5 Bozoky, Le livre Secret des Cathares, s. 86.

411


39. PAPA INNOCENT ili VE BOSNA BOGOMİLLERİ (1198-1203) Papa Nicetas'ın c. / 170'de Saint Felix Konseyinde listele­ diği Bogomil kiliseleri arasında Dalmaçya /(j/isesi deI var­ dı. Bu kilise hakkında daha fazla bilgi batılı kaynaklarda bulunur. Kentin baş piskoposu Thomas'ın c.1260'da yaz­ dığı The Histoıy of Split on ikind yüzyıl sonlarında Baş Pis­ kopos Bernard of Split'in oradaki kafirleri nasıl keşfettiğini ve liderlerini mahkemeye nasıl getirdiğini anlatır. Thomas kafirliklerinin ne olduğunu tam olarak belirtmez ama Bos­ na 'yla yakın ilişkileri olduğunu anlatır ((a) aşağısı). Bu du­ rum Papa lnnocent il/ ( 1198-1216) tarafından net/eştirilir. 1199'da Zeta Kralı Vukan.Z Papaya Bosna Ban Kuli­ ni'nin (Bosna Valisi Kulin 'in)3 binlerce adamıyla kafirliğe dönüşü hakkında uyarıcı bir rapor gönderdi ((b) aşağısı). Bosna, Dalmaçya kıyıları gibi dinen Katolik ve Papa 'ya bağlı idi. Bosna 'nın tek bir piskoposu vardı. O da Dubrov­ nik baş piskoposunun yardımcısıydı. Ban ofBosna da Bos­ na Valisi), pratikte bağımsız bir yönetid olmasına rağmen teoride, Macaristan kralının tebaasıydı. lnnocent III araştır­ malar yaptı ve Bosna 'daki kafirlerin Patareneler olduğunu keşfetti (Katarlar ve Bogomiller için kullanılan ita/yanca ad). Patarerıeler kıyıdaki şehirlerden kovulduktan sonra l {37)'ye bakınız. 2 Sırbistan Kralı Stephen Nemanja'nın oğlu Vukan. 1190 yılında Zeta böl­ gesinin prensi yapıldı. Daha sonra kendisini krallığa, yükseltti. 1 ZOS'de tahttan çekildi. Krallığı, Zeta ve Montenegro bölgelerini kapsıyordu. Ama Latin unvanı Dioclea ve Dalmatia Kralı idi. 3 1 180-1204 arası yöneticiydi.

412


Bosna Bogonıilleri oraya sığınmıştı ve O da (lnnocent lll) bu kafirliği bastır­ mak için Macaristan kralından yardım istedi ((c) aşağısı). Macaristan müdahalesinden kaçınmak için vali Kulin Ro­ ma ya, papanın kendisinin Bosnalı sözümona kafirlerini in­ celemesini isteyen bir elçi gönderdi ({d) aşağısı). lnno­ cent, 1203 'te, Bolino-Polje'de Bosnalı Bogomil liderlerini Katolik kilisesi ile uzlaştıran elçiler görevlendirdi. }. V.A Fi­ ne bu kafirlerin düalist olmadıklarını iddia etse de,4 bu gö­ rüşü az bir destek gördü. Bizler de bu iddiadan ikna olma­ dık. (a)nın çevirisi Thomas of Spalato'nun Rad<i baskısı, sayfa 79-80 &30, (b)nin çevirisi lnnocent lll, Regesta, 1/, no.clxxvi (PL 214,725-6)'dan, (c-d)nin çevirisi CJCO, ser.lll, nos. 19,28,36 (sayfa 209, 224-5, 235-l)'den yapıl­ mıştır. NOT Papalığa ait önemli yazışmaların kopyalarını içe­ ren papalığa ait kayıtlarda gerçek adlar, alışıldığı üzere ya atlanmış ya da sadece baş harfleri kullanılmıştır.

(a) Split Başpiskoposu Thomas Dalmaçya ve Bosna'da Kafirlerin Varlığını Kaydeder Baş piskopos Bernard ... 5 kafirleri araştıran en gayretliki­ şiydi. O zamanlarda Zorobabel'in iki oğlu vardı: birinin adı Matthew, diğerinin Aristodius.6 Apulia kökenli olmalarına rağmen, delikanlılıklarından beri ]adera'da7 yaşıyorlardı. Usta ressam ve becerikli kuyumcu olmaları nedeniyle za­ manlarının çoğunu Bosna'da geçiriyorlardı. Hem Latince 4 Fine, The Bosnian Church, s. 123-34. Giriş bölümümüz, sayfa 99-tOO'e bakınız.

5 1196-121 Tde yöneticiydi. Aynca (c) ve (d)'de de adı geçer.

6 Bu iki adam hakkında hiçbir şey bilinmiyor. Bkz, Sanjek. les Chretiens bosniaques,s. 38-9. 7 Bugünkü Z�dar.

413


Hristiyan Düalist Hereıikler

hem de Slavca biliyorlardı. Şeytanın hileleri sayesinde sap­ kınlığın kuyularına düştüler. Yani, kör kalpleriyle sadece dinsiz günaha inanmıyor aynı zamanda hain dudaklarıyla bunu tavsiye de ediyorlardı. Bernard onların Split'te yaşa­ dığını ve birçoğunun bu baş belası doktrinden onlar saye­ sinde etkilendiğini keşfetti. Onları yavaş yavaş, nazik söz­ lerle Katolik inancına ikna etmeye girişti; onları sık sık da­ vet etti ve uyardı. Onlar ise kafirlere özgü kurnazlıkla kıvı­ rarak dönmüş gibi göründüler. Hemen ardından başpisko­ pos onların tüm mallarına el koydu, lanetin zincirlerine prangaladı ve büyük bir utanç duyacakları biçimde kentten kovdu. Daha sonra bu kardeşler yaşadığı kayıpları ve aşa­ ğılamaları görünce Kilisenin hakimiyetine döndüler. Baş­ piskopos onların kutsal İnciller üzerine yemin ederek kafir­ likten dönmesini sağladı; onları uygun bir törenle aforoz kefaletinden azat etti ve mallarını geri verdi. Onların kan­ dırdığı öteki insanlar da aynı biçimde sapkınlığın etkisin­ den arındı.

(b) Zeta Kıralı Vukan Bosna'daki Sapkınlık Konusunda Papa'ya Yazar, 1 199 En kutsal olan kutsal baba ve lord lnnocent, Tanrı'nın lütfu sayesinde Roma kilisesinin yüce ruhani lideri ve evrensel papa, Tanrı'nın lütfuyla Dioclea ve Dalmaçya'nın kralı Vu­ kan, selamlarını ve en derin saygılarını [gönderir] ... Baba­ lığınızın, Macaristan krallığı topraklarında -yani Bosna' da­ kontrol edilemeyen bir sapkınlığın yayıldığını bilmenizi di­ leriz. Yani. .. Vali Kulin'in kendisi, karısı ve kız kardeşi, Hum Miroslav dulu 8 ve birçok akrabasıyla on binden fazla Hıris8 Hum, bugünkü Hersek'tir. Miroslav 1198'de öldü.

414


Bosna Bogomilleri

tiyanı bu sapkınlıkla tanıştırdı. Macaristan kralı bu konuyla ilgilendi ve onları sizin huzurunuza gitmeye zorladı ama onlara izin verdiğinizi gösteren sahte belgelerle geri dön­ düler. Bu nedenle size yalvarıyoruz, Macaristan kralına on­ ları buğday tarlasından sökülen deliceler gibi krallığından uzaklaştırma konusunda baskı yapın. (c) Innocent ili Macaristan Kralı Imre'yi Bosna Sapkınlan Konusunda Önlem Almaya Çağınr, 1 1 EKİM 1200 · İsa adına en sevgili oğlum H'ye,9 Macaristan'ın soylu kralına ... Öğrendik ki son zamanlarda saygıdeğer kardeşimiz... Split Başpiskoposu çok sayıda Pataren'i, Split ve Trogir kentlerinden kovmuş ama soylu Kulin, Bosna valisi, onlara yalnızca güvenle saklanabilecek bir yer vermekle kalmamış, açık bir korunak da sunmuş, kendisini ve ülkesi­ ni onların sapkınlığına açarak, onları Katoliklermiş gibi ve hatta süper Katoliklermiş gibi onurlandırmış, onlara gerçek Hıristiyan demiş. Yani bu sapkınlığın etrafa yayılmaması, başta önlenmediyse tabii ve salgının Macaristan krallığİna taşmaması için ... İsa'ya ve Hıristiyanlara verilen zararın in­ tikamını almak için majestelerini uyarıyoruz ... Adı geçen vali otoritesi altındaki topraklardan bu kafirleri çıkarmadık­ ça ve tüm mallarına el koymadıkça, siz onu ve kafirleri sa­ dece kendi bölgesinden değil tüm Macaristan diyarından çıkarmalı ve topraklarınızda her nerede bulunursa bu tür insanların mallarına el koymalısınız. Valiyi [kendisini] ... önemsemezlik etmeyin çünkü onu doğruluğun yoluna da­ vet etmenin başka bir yolu yok ise onun üzerinde geçici olarak güç kullanma yetkisine sahipsiniz ... 9 Macaristan Kralı İmre (1196-1204). Adının Latin formu Emerichus ya da Hemerichus'dur. (d)'de yanlışlıkla Henricus yazılmıştır.

415


Hristiyan DüaUst Heretikler

(d) Papalık Elçileriyle Bosnalı Bogomlller Arasındaki Bolino-Pojle Anlaşması, 30 NİSAN 1203 10 İnsan ırkının yaratıcısı ve kurtarıcısı ölümsüz Tanrı'nın adıy­ la, O'nun beden bulmasının 1203. yılı... Şimdiye kadar Bosna'da Hıristiyan denmesi için kardeşlik toplumumuzun tüm üyelerinin temsilcisi olarak eşsiz bir ayrıcalık tanınan bizler, Bosna Roma kilisesi elçisi ve papalık vaizi lord John de Casamaris, Bosna lordu efendimiz vali Kulin ve Tanrı'nın ve azizlerinin huzurunda kutsal Roma kilisesinin hayatımız ve kurumlarımızla ilgilendiği sürece emir ve kuralları saye­ sinde sadık kalmaya, kurallarına göre yaşamaya ve ona bağlı kalacağımıza söz veriyoruz. Bundan böyle sefil sap­ kınlığın takipçileri olursak topluluğumuza mensup herkes adına and içeriz ki kendimizi, evlerimizi ve malımızı ve mülkümüzü ... Öncelikle suçlandığımız hizipçilikten feragat eder ve Roma kilisesini annemiz ve tüm kilisenin başı olarak kabul ederiz. Kardeşlerin oluşturduğu topluluğun bulunduğu her yerde, gece ve gündüz, resmen ve hep birlikte sabah ayin­ leri düzenleyeceğimiz bir tapınak olacak. Her bir kilisede bir sunağımız ve haçımız olacak, aynen Roma kilisesinin yaptığı gibi Eski ve Yeni Ahit'i okuyacağız. Her yerde, gö­ revi kilisenin kurallarına göre en azından Pazar günleri ve azizler gününü toplu olarak kutlamak, günah çıkarmak ve kefaretleri uygulamak olan bir rahibimiz olacak. Tapınak yakınlarında kardeşlerimizin ve orada ölen yabancıların gö­ mülmesi için mezarlıklarımız olacak. İsa'nın bedenini rahi­ bin ellerinden alacağız, yılda en az yedi kez: Noel'de, Pas­ kalya'da, Hamsin Yortusunda, St Peter ve St Paul'de, Mer10 Bu belgenin hükümleri konusuna Giriş, sayfa 99-100'de değinildi.

416


Bosna Bogomilleri

yem'in Göğe Kabulü'nde, O'nun Doğumunda ve 1 Ka­ sım'daki tüm Azizler Gününde.11 Kilisenin belirlediği oruç­ lara riayet edecek ve bizden öncekilerin bilgelikle emretti­ ğini devam ettireceğiz. Topluluğumuzun üyesi olan kadın­ lar ayrı yatakhanelerde uyuyacak ve ayrı yemekhanelerde yiyecek; hiçbir kardeşimiz bir kız kardeşle istenmeyen kuş­ kuları doğurabilecek özel sohbetlere girişmeyecek. Öte yandan, her ikisi de karşılıklı rızayla dönmediği ve kendine hakim olma sözü vermedikçe evli çiftleri kabul etmeyece­ ğiz. Kutsal babaların emrettiği azizlerin bayramlarını kutla­ yacağız. Aramıza Maniheist 1 2ya da başka bir sapkın oldu­ ğu belirlenmiş kimseleri almayacağız. Davranış ve yaşam biçimi olarak sıradan insanlardan ayrı olduğumuz için giy-' silerimiz de onlardan farklı olacak. Ayak bileğimize kadar uzanan siyah bir gömlek giyeceğiz. Ayrıca, bundan böyle birbirimize Hıristiyan olarak değil Kardeşler olarak hitap edeceğiz ki adın ayrımı öteki Hıristiyanları gocundurmasın. Gelecekte ve ebediyen, bir Papazın ölümünde, önderler ve . Tanrı korkusu olan Kardeşler konseyi Roma piskoposunun onayına bağlı olacak bir lider seçecek. Roma Kilisesinin ek­ lemek ya da çıkarmak isteyeceği herhangi bir şey olursa, yürekten kabul edecek ve uygulayacağız. Bunu imzalarımızla onaylıyoruz ki sonsuza dek yürür­ lükte kalabilsin. Bosna'da, ırmağın yanında, Bolino-Polje denen yerde, 8 Nisan'da kanunlaştırıldı.

11 St Peter ve St Paul günleri 29 Haziran, Meıyem'in göğe yükselişi 15 Ağustos, Meıyem'in doğumu 8 Eylül. 12 Batı Avrupa kaynaklarında Maniheist, Katar ya da Bogomi\ anlamına ge­ lir.

417


Hristiyan Düalisı Heretik/er

Bizler, Dragite, Lubin, Pribis, Luben, Rados, Bladosius, Vali Kulin ve Ragusa baş diyakozu Marinus, imzaladık. Bizler, Lubin ve Tregeta, Bosnada'ki tüm Kardeşlerimi­ zin ve vali Kulin'in isteği üzerine, aynı görevli vaiz John ile birlikte, Macaristan 'ın soylu ve Hıristiyan kralı H.'ye gide­ rek, kralın ve saygıdeğer Kolocsa 13 başpiskoposu, Quin­ queEcclesiae 14 piskoposu ve öteki piskoposların huzurun­ da ... bu yasaları ve durumumuza göre Roma kilisesinin belirleyeceği yasaları takip edeceğimize ve Katolik inancı­ na sadık !<alacağımıza yemin ettik. Royal lsland'da 15 30 Ni­ san'da yasalaştırıldı.

13 Macar Kilisesi başpiskoposu 14 Bugünkü Pecs. 15 Budapeşte'de Danube'de bir ada.

418


40. DÖRDÜNCÜ HAÇLI SEFERİ VE PHILIPPOPOLIS PAULİKİENLERİ (1205) 1204 'te Dördüncü Haçlı seferi, Constantinop/e 'ı yağmala­ dı ve F/anderslı Baldwin Iyönetiminde bir Latin imparator­ luğu kurdu. Baldwin 1204-5 kışında Renier de Trit'i I Phi­ lippopolis dükü olarak atadı. De Trit önceleri bölgede Grek halkı tara/indan sıcak karşılandı._Ama birkaç ay son­ ra Trakya ve Makedonya Bizanslıları arasında Latinlere karşı bir ayaklanma çıktı. Ayaklanmacılara Bulgaristan çarı Joannitsa2 yardım etti. Bu haber duyulduktan sonra Latin garnizonunun çoğu Reiner de Trit'i arı beş şövalyeyle bı­ rakarak kaçtı. 14 Nisan 1205'te Çar, Latinleri Adrianop­ le'dayenilgiye uğrattı ve imparator Baldwin'i3 tutsak ola­ rak aldı. Daha sonra Serres'i ele geçirdi. Bu haberler Phi­ lippopolis'e ulaştığında Paulikien topluluğu, metinde de geçtiği gibi, kenti çara vermeyi önerdi. Alexius /'in Pau/i­ kienleri Ortodoksluğa döndürmesinden sonra4 Philippo­ polis Pau/ikienleri kimliklerini unutmadı. Politik olarak ay­ nen Comneni zamanında olduğu kadar da aktiftiler. Geoffrey de Villehardouin de Dördüncü Haçlı seferin­ deki liderlerden biriydi ve Baldwin I tarafından Latin im­ paratorluğu Mareşali yapıldı. O'nun History'si (Tarih'i) 1 Renier de Trit için bakınız, Longnon, Les Compagnons de Viilehcırdouin, s. 150-Z. 2 Bazen Kalojan da denen Bulgar Çarı loannitsa (1197-1207). 3 Baldwin IX. Flanders Kontu (1194-1205), Constantinople Latin imparato­ ru (1204-5) Ça�.loannitsa tarafından 1205 yılında esir alındı ve aynı yıl hapiste öldü. Olümü Philippopolis'te duyuldu ama başkentte ancak 1 Z06'da öğrenildi. 4 Bakınız Bölüm 22.

419


Hristiyan Diialisr Heretikler 1207 (açıklamalının bittiği) ifa ölümü (1212-1218 yılları arasında oldu) arasında tamamlandı. Bu çeviri Geoffrey de Villehardouin, La Conquete de Constantinople, c.399, ed. E.Faral, il, sayfa 2/0'dan yapıl­ mıştır.

Baldwin tarafından görevlendirilen Tritli Renier'in yönettiği Philippopolis halkı, imparator Baldwin'in ve birçok baronu­ nun öldürüldüğünü, Marki'nin5 Serres'i kaybettiğini duy­ du; Tritli Renier'in oğlu ve yeğeni dahil akrabalarının ken­ disini terk ettiğini, yanında çok az adam kaldığını görünce Fransızların asla iktidarı alamayacağını anladı. Pauliki­ enlerden oluşan halkın büyük bir kısmı 6 loannitsa'ya gidip ona biat etti ve şöyle dedi: 'Majesteleri, Philippopolis'e gi­ din ya da ordunuzu oraya gönderin, bizler de tüm kenti si­ ze teslim edelim.' Halen kentte bulunan Tritli Renier bunu öğrendiğin­ de ... emrindeki tüm adamlarıyla gün batarken bir saldırı yaptı ve kentin Paulikienlerin (loannitsa'yı görmeye gitmiş­ lerdi) yaşadığı bir bölgesine geldi. Orayı ateşe vererek bü­ yük bir bölümünü yaktı. [Renier daha sonra kenti savuna­ cak daha fazla askeri olmadığını anlayarak Stenimaka kale­ sine çekildi, loannitsa kenti ele geçirdi ve Grek halkını öl­ dürdü.]

5 il Boniface, Montferratlı Marquis ( 1192� 1207). 6 Vi!lehardouin Eski Fransızca Pope/ican sözcüğünü kullanır. Batılı 'yazarlar bu sözcüğü Birinci Haçlı Seferi'nden itibaren Paulikienler'i tanımlamak için kullanılırdı.

420


41. ÇAR BORİL'İN BOGOMİLLERE KARŞI SYNODIKON'U (1211) Bogomil sapkınlığının suçluluğu 11 Şubat 1211 'de Bulga­ ristan Çarı Bori/'in (1207-18) yönettiği Trnovo Konseyinde açığa çıkarı/dı.1 Gouil/ard'ın da gösterdiği gibi bu konse­ yin yönetmeliği Patrik Cosmas /'in (1075-81) mektubun­ daki lanetlemelere dayanır.2 Lanetleme/er farklı bir sırayla düzenlenmiştir, ek mateıyal de Bori/'in Synodikon 'una dahil edilmiştir. Synodikon iki el yazması olarak korunmuştur. Bunlar­ dan daha eski olanı on dördüncü yüzyıl sonlarına dayanır. Metin Popruzhenko tarafından 'Sirıodik Carja Borila • adlı eseri, sayfa. 42-82'de düzenlenmiştir. Biz burada Puech ve Vai//ant'ın Le traite corıtre /es Bogomiles eseri sayfa 3436'da bulunan Fransızca çevirisini Yuri Stoyanov'un yaptığı düzeltmeleri katarak kullandık. Stoyarıov, bu çeviriyi Eski Slovak metinle karşılaştırdı.

Dalavereci düşmanımız Maniheist sapkınlığının tohumları­ nı Messalianlıl<la karıştırarak bütün Bulgaristan topral<larına ektiği için bu sapkınlığın liderlerine lanet olsun.3 1. Bulgar Çarı Peter'ın döneminde bu Maniheistsapkınhğı­ nı benimseyen ve bunu tüm Bulgaristan'a yayan ve aynı 1 Giriş, sayfa 101'e bakınız.

2 (22) ye bakınız.

3 Tarihsel Messa\ianlar için Euthymius Zigabenus (25). dipnot 4'e bakınız. Bu terimin Bogomiller için kullanılması hakkında bakınız, Rigo, 'Messali­ anismo "" Bogomilismo.

421


Hristiyan Düalist Heretikler

zamanda buna Tanrı'mız İsa'nın, Tanrı'nın kutsal Annesi ve ebedi bakire Meryem'den [sadece] görüntü olarak doğdu­ ğunu, sadece görüntüde çarmıha gerildiğini ve O'nun kendi ilahi bedeninde yükseldiğini ve onu havada havari olarak bilinen4 geçmiş ve o anki öğrencilerine bıraktığını söyleyen pop Bogomil'e lanet olsun. 2. Bu sapkınlığın üyesi olan herkese, geleneklerine, gece toplantılarına, sırlarına ve habis öğretilerine ve onların yan­ daşlarına lanet olsun. s 3. Severek Muhabbetle onlarla birlikte olanlara, bilerek on­ larla yiyip içenlere, onlara sempati duyduğu için onlardan gelen armağanları kabul edenlere lanet olsun. 4. Va�izci St John'un doğum günü olan 24 Haziran'da bü­ yü yapan, meyve toplayan ve o gece pagan ayinleri gibi sahte hikmet gösterenlere lanet olsun.6 5. Şeytana (Satan), görünen her şeyin yaratıcısı, yağmurun, dolunun ve yeryüzünden gelen her şeyin yardımcısı diyen­ lere lanet olsun. 6. Adem ve Havva'yı yaratanın Şeytan olduğunu söyle­ yenlere lanet olsun. 7. Tanrıyı, Elias'ı, Tishbite'yi, diğer kutsal peygamberleri, patrikleri ve Tanrıyı gören Musa'yı reddedenlere, bu kitap4 Cosmas'ın benzer lanetlerinde (21) Bogomiller'in doketik Hristolojisine değinilmez. 5 'Sırlar' sözcüğü Bogomil katılım ayinlerini betimlemek için kullanılmıştır. Çünkü metnin devamında sapkınların Hıristiyan ayinlerinin geçerliliğini inkar etmeleri lanetlenir. 6 Yaz ortasında benzer ayinlerin yapılması konusunda Grekçe kayıtlar mev­ cuttur. Bogomillerle ilişkili olmayan bu lanet metne daha sonra eklenmiş olabilir.

422


Çar Boril'in Bogoınillere Karşı Synodikon'ıı

!arın Şeytandan geldiğini ve ondan etkilendikleri gibi yaz­ dıklarını, İsa hakkında istekleri dışında ve baskı altında ko­ nuştuklarını söyleyenlere; bu yüzden Eski Ahit'in kitapları­ nı ve onları açıklayan kutsal peygamberleri reddeden Bo­ gomillere lanet olsun. 8. Kadının Şeytan aracılığıyla kendi hamile kaldığını,? Şey­ tan 'ın çocuğun doğumuna kadar bile sağlam bir şekilde orada kaldığını, Kutsal Vaftizle değil sadece dua ve oruçla oradan çıkarıldığını söyleyenlere lanet olsun. 9. Vaftizci John'a küfredenlere, onun, suyla va�iz etmesi dahil Şeytan'dan olduğunu söyleyenlere ve bu yüzden suyla vaftizi inkar edenlere, onun yerine susuz vaftiz ya­ panlara, sadece Babamız duasını okuyanlara lanet olsun. 1 O. Kilisedeki tüm kutsal ve tanrısal ilahileri, Tanrı'nın evi­ ni inkar edenlere ... nerede olursa olsun Babamız duasın­ dan alıntı yaparak konuşanlara lanet olsun. 11. ilahi Kutsal Ayini ve tüm rahiplik düzenini, bunların Şeytan'ın icadı olduğunu söyleyerek inkar eden ve aşağı­ layanlara lanet olsun. 12. Lordumuz İsa'nın kıymetli bedeninin komünyonunu inkar edip aşağılayanlara, Lordumuz İsa Mesih'in kurtulu­ şumuz için verdiği tüm kutsal emanetleri reddedenlere la­ net olsun. 13. Kıymetli ve yaşam kaynağı haçın kutsallığını ve kutsal ikonları reddedenlere lanet olsun. 14., Tanrı'nın Kilisesine günah çıkarmadan ve tüm sapkınlı7 Cosmas ( 1 S)'le karşılaştırın. Bu, Bogomillerin yakıştın lan bir Messalian inancıdır.

423


Hristiyan Düalist Heretikler

ğı lanetlemeden bu tür kafirlerin girmesine izin verenlere lanet olsun. 15. Bu üç kez lanetli sapkınlığı Ortodoks imparator Alexi­ us Comnenus döneminde yayan tabip Basil'e lanet olsun. 16. Nalbant Alexander·a. Avdin ve Photin'e Aphrigij'e ve Bogomil Musa'ya lanet olsun. 17. Kapadokyalı Peter'a, Sredecli8 dedec'e, Luke ve Rado­ bollu Mandelej' e lanet olsun. 18. Üç kez lanetli Bogomil'e, onun öğrencisi Michael'e, Theodore'a, Dobri'ye, Stephen'a, Basil'e, Peter ve onun tüm öğrencileri ve yandaşlarına lanet olsun. Çünkü bu yan­ daşlar aptalca, isa'nın Beden Bulmasının sadece görüntü­ de olduğunu. O'nun etini kutsal ve temiz hanımefendimiz, Tanrı'nın Annesinden almadığını iddia edenlere, hepsine lanet olsun.

8 Sofya.

424


42. PAPA HONORIUS III VE HERETİKLERİN BALKANLARDAKİ PAPASI (1221-23) Bolino-Polje Anlaşması, Bosna'daki Bogomilliğin sonunu getirmedi.1 1221 yılında Papa Honorius J/1, Macaris­ tan 'daki elçisine Kral Andrew 1/'yi (1205-35) oradaki he­ retik/eri bastırması için uyarma emrini verdi.2 Harekete geçilmedi ama iki yıl sonra papanın güney Fransa 'daki el­ çisi Kardinal Portolu Conrad, 3 Languedoc Katarlarıy konu­ sunda Bosna müdahalesine dair kanıtlar buldu. On üçüncü yüzyıl /ta/yan kaynakları, Bosna Bogomil kilisesinin aynen Bulgaristan'daki gibi ılımlı düalizme bağ­ lı olduğunu gösterir.4 Güney Fransa Katar Kiliseleri papa Nicetas 'ın tanıştırdığı mutlak düalist öğretisine bağlı kal­ mıştı. 5 Ama Conrad'ın mektubuna göre, Bosna Bogomil piskoposu güney Fransa Katarlarını ılımlı düalist inanca çekmeye çalışıyordu. Temsilcisi, Agen Katar piskoposlu­ ğunun kontrolünü almış olan Carcassonneli Bartholomew idi. 6 Uzun vadede bu girişim başarısız oldu ·ama Kardinal

1 39. Bölüm (d) maddesine bakınız. cıco ser. ili, cilt il. no 83, 5. 111. 3 Poryolo Conrad 1219'da kardinal olmasından önce Citeaux Keşişi idi. 4 Sanjek, Les Chretiens bosniaques. s. l 33-40. 5 (37)"ye bakınız. 6 Y. Dossat Engizisyon kayıtlarından Vigouroux de la Bacone (bu kaynakta Vigorous de Bathona) ve Carcassoneli Bartholomew hakkında bilgi top­ ladı. Ancak Portolu Conrad'ın raporunda Bosna müdahalesi hakkında bir kanıt olduğunu düşünmez. (bkz. 'Un E.veque cathere originaire de 1' Age­ nais'). B. H. Füney Fransa kanıtı ışığında Conrad'ın mektubunun güveni­ lir olduğunu söyler. {Hamilton, 'The Cathar council of Saint-Felix reconsi­ 2

dered', s. 44-9).

425


Hristiyan Diicılisı Hereıikler Conrad, Balkanlardaki bu Bogomil pop 'un ününe aşırı tep­ ki verdi. Onun sapkınların anti papası olduğunu varsaydı7 ve bu konuyu 1223 'te Sens 'te toplanan Kilise konseyinin gündemine aldı. Belge ilginçtir çünkü Balkan Bogomilleri­ nin Batıdaki Katar kiliseleriyle on üçüncü yüzyıla dek bağ­ larını koruduğunu gösterir.

Kardinal Conrad'ın mektubundan iki bölüm bilinir: ilki Rou­ en başpiskoposu, diğeri de Premontre başrahibi Gervase tarafından yapıldı. Bizim çeviri, Rouen metnini Premontre değişkenleriyle basan Mansi'den yapılmıştır. (Mansi, cilt 22, sütun 1203-4)

Porto Kardinali Conrad, Fransız Din Adamlannı Bos­ na'daki Papa Karşıtı Heretikler Konusunda Bilgilendirir, 2 Temmuz 1223 ... Dagon sandığın üzerine dikilip ters döndüğünde ve zıpladığında kim tepkisiz kalabilir ki? [Sam. 51.5; Isa. 42.19]. Macaristan yakınında Dalmaçya, Hırvatistan ve Bosna'da neler gözlediğimize bakın; bir papa karşıtı yü­ zünden 8 Mesih karşıtının gelmesi yakındır. Çünkü kibrin zehriyle şişmiş yeni Lucifer, kuzeydeki tahtını sağlama al­ ma peşindedir [lsa.14.13]. O, yalnızca havarilerin prensi­ nin en yüce varisi olmakla kalmayacak, daha sonra O'nu ve evrensel Kiliseyi de yok edecektir.9 ... Albigenler lO onun 7 Giriş bölümü, s. 101-IOZ'ye bakınız. 'sapkınların papası' ko1,1usunda di­ ğer batılı kaynaklar için, Borst, Die Katharer, s. 21 O, dipnot 38. 8 Conrad muhtemelen Bogomilleri'in Bosna piskoposuna verilen papa ile batı Kilisesi'ndeki Pope'u karıştırmıştır. 9 Yani, sapkınların papası St Peter'ın halefi olan Katolik papanın yerine ge­ çecektir. 1 O İlk toplantılarını Albigeois'te düzenleyen güney Fransa Katarları için kul­ lanılan genel bir ad.

426


f!eretikleriıı Balkanlardaki Papası

başına üşüştü ki sorularına yanıt verebilsin; komutlar konu­ sunda çok istekliler ve bu lanet tarikatın fikirlerini kucaklı­ yorlar. Bu Şeytan, Carcassonneli Bartholomew adındaki adamı bozuk tarikatından Agen piskoposluğuna atadı. O, Carcassonneliydi, aynı zamanda papa karşıtının, o yozlaş­ mış bölgedekilerin iblisin zehrini Babil'in kupasından daha derinden içmesini sağlayan vekiliydi [Rev. 14.8]. Kafirlerin piskoposu Vigorosus de Bathona, bu Bartholomew' a yıkı­ cı bir hürmet gösterdi. Kendisi Toulouse bölgesine 1 l gide­ rek ona Pujols adındaki kasabada kendi yerini ve piskopos­ luğunu verdi. Bu Bartholomew her yere mektup gönderir, her bir mektup da şöyle başlar: 'Gerçek inananlar evinin hizmetkarlarının hizmetkarı Bartholomew falan filana se­ lamlarını gönderir.'12 Ayrıca (söylemesi iğrenç, duyması korkunç bir şey) Bartholomew'un kendisi piskoposlar yara­ tır ve bu kalleş tarikatın kiliselerini kurmaya çalışır.13

11 Vigouroux de la Bacone lZZZ'de Agen Katar·piskoposuydu. Pujols Agenais'tedir (bugünkü Lot et Garonne bölgesinde) ve Katar piskopos­ luğuna ait bir bölge olabilir. (Hamilton, 'The Cathar Council of Saint-Fe­ lix reconsidere', s. 45-8. 12 Bu, papalık mektuplarının açılış sözlerinin bir parodisidir. Katar pisko­ poslarının bu tarzı kullanmaları hakkında bir kanıt bulunmamaktadır. 13 Buna göre, Bosna piskoposu papa Nicetas yüzünden güney Fransa Ka­ tarlarının kutsamalarını kabul etmezdi ve Carcassoneli Bartholomew gi­ bi yeni ılımlı düalist piskoposlar Bosna K1isesi'nde kutsanmak zorun­

daydı.

427


43. PAPA GREGORY IX (1227-41) MACARİSTAN KRALINI BOGOMİLLERE KARŞI SEFER DÜZENLEMEYE ÇAGIRIR Katar sapkınlığıyla uğraşmak için papalığa ait Engizisyonu kuran Gregoıy IX, Balkan Bogomilizminin .de kökünü ka­ zımaya çalışıyordu. Bosna Katolik piskoposunu kafirlere karşı önlem alamadığı gerekçesiyle görevden aldı (bkz. (a) aşağısı) ve yerine bir Alman Dominikli getirdi. Ancak yeni gelenin 1234 'te görevini yerine getirip getirmediğiy­ le ilgili bir kanıt bulunmamaktadır çünkü bölgede Bogo­ millik gelişmeye devam etti. Gregoıy, Bosna ya karşı Hır­ vatistan Dükü liderliğinde 1240'a kadar süren bir sefer ilan etti.1 Pratikte bu, sefer statüsü verilen, Bosna ya karşı bir Macar savaşıydı. Bulgaristan 'dakiz papa etkisi Boril'in Çar olarak halefi John Asen lf'nin (1218-41) Constantinople Ortodoks patrikliği cemaatine Bulgar kilisesini geri verdi­ ği c. 1232 'de sona erdi. Bogomilliğin orada geliştiği ha­ berlerini alan papa 1238'deMacaristan kralı Bela JV'ü Bul­ garistan 'a karşı bir sefer düzenleme konusunda teşvik et­ ti (bkz. (b) aşağısı). Macaristan 1241-2'deMoğol istilasını nedeniyle bundan bir sonuç çıkmadı, 3 aynca bu istila Bos­ na ya karşı yapılan seferin sonunu getirdi. (a) ve (b) Gregoıy IX'un Kayıtları'ndaki papalık kopya­ larıdır. Çevirileri C/CO, ser.il/, cilt il/, nos.177-229'dan (sayfa 233-4, 308-1 O) yapılmıştır. 1 Bosna Seferi için bakınız, fine, The Boshian Church, s. 137-45. 2 (41)'e bakınız. 3 Bulgar Seferi için bakınız., Fine, The Late medieva/ �alkans, s. 131-3.

428


Bogomillere Karşı Sefer

(a) Gregoıy IX'un Bosno Katolik Piskoposu Hakkındaki İddianamesi (Suçlaması), 5 HAZİRAN 1232 Kalocsa başpiskoposu Ugrin'e4 ... ve Zagreb piskoposu [Stephen]'a ... Kalocsa piskoposluk bölgesi idari amiri St Laurence' a. Kardeşimiz! Bosna piskoposunun ciddi ve büyük hata­ sına göz yumamayız ... bu durum, onun başarısızlığı bizim­ miş gibi görünmesin diye, bu kötülüğünde onu destekle­ yerek ruhumuzu tehlikeye atıyormuşuz sanılmasın diye papalığın dikkatine sunuldu. Öğrendiğimiz kadarıyla, hata­ larını kabul edemeyecek durumda yani, kafirlerin savunu­ cusu bir cahil, bilinen bir kafirin yardımıyla simoninin5 ha­ tası sayesinde kendisinin piskopos olarak atanmasını sağ­ ladı. Kötüyle başlayan şeyler nadiren iyi sonla biteceği için, Lord'un üzüm bağının yetenekli çiftçisi olarak görünmesi gereken, elindekilerden hem sözlerle hem örneklerle kar sağlayan o kişi Kilisede görevini yapmıyor. Kilisenin dinsel törenlerini de yönetmiyor. Ayrıca söylenenlere göre, Kili­ senin hizmetlerine o kadar yabancıdır ki vaftizle ilgili kural­ ları hiç bilmez. Bir zamanlar bir kafirle belli bir mekanda kalmışsa, kan kardeşi bilinen bir kafir lider ise -baştan beri onu gerçeğin yolu olarak görmüş olmalı- bu iddia hiç de şaşırtıcı olmamalı. Ancak ... onun hatalarını lanet bir şekil­ de cesaretlendirir ve savunur. .. Bulduklarınızı doğru bir şe­ kilde açıklayıp mührünüzle birlikte bize gönderin ki hak et­ tiğini bulması için onu önümüze getirmenin uygun bir za­ manını ayarlamış olarak beyanlarınızdaki yeterli bilgiyle Tanrı'nın istediği gibi bir an önce işe koyulalım.6 4 Kolocsa başpiskoposu Ugrin, Macaristan Başrahibi (ölümü 1241). 5 Simony, yani özellikle Kilise'ye ait kutsal nesneleıi satın alma günahı. 6 Bosna piskoposu suçlu bulundu ve 1233'te görevinden azledildi.

429


Hristiyan Düalist Heretikler

(b) IX. Gregory'nin Bulgaristandakl Sapkınlığa Karşı Sefer Başlatma Girişimi, 27 Ocak 1238 Macaristan'ın asil kralına. Böyle bir çoban tarafindan güdülmeyi kabul etmeyen ve piskopos vekilini dinlemeyen bu sapıklar ve ayrımcılar Yahudilerden daha hain, putperestlerden daha zalimdir.... Günahla körleşmiş bile olsa Yahudiler, Tanrı Babanın görü­ nen görünmeyen her şeyi yarattığına inanırlar. Bunların ter­ sine bu kafirler görünen her şeyin karanlıklar prensi tarafin­ dan yaratılmış ve kurulmuş olduğuna inanırlar.7 Paganlar Hıristiyanların bedenini ikiye ayırıp cezalandırmaya çalışı­ yordu. Ama kafirler, insanı tekrar tekrar yıkarak, lsa' dan ruhları gizlice çıkarıp çalma peşindeler. Hain Çar il. John Asen de onlardan biridir. O, Kilisenin birliğinden uzaklaşıp Peter'ın koyunlarından biri olmayı reddetti. O'nun öğreti­ sinden, modelinden ve kutsal komünyonun yiyeceğinden beslenmeyeceğini söyledi. Bölgesine kafirleri alır, (söyle­ nenlere göre) tüm ülkeyi dolduran kirletenleri savunur. Kanlarının akıtılması gerekir. Kötülüklerini bitirmek için saygıdeğer kardeşlerimiz, Strigonum8 ve Kolocsa başpis­ koposuna, Palestrina piskoposu James'e Apostolik pisko­ posluğuna ve tüm Macaristan piskoposlarına mektup gön­ deriyoruz. Adı geçen Asen'e ve ülkesine karşı bir sefer yapma konusunda bilgilendiriyoruz. Bu amaç için emek veren diğer mücadelecilere de gerek kişisel olarak gerek­ se maddi destekle aynı tutkuyu göstermelerini bahşediyo­ ruz, aynen Kutsal Toprakların yar dımına gitmek için denizi geçenlere verildiği gibi.9 7 Bu söz konusu sapkınların görünen alemi şeytanın yarattığına inanan ılımlı düalistler olduğunu gösterir. 8 Strigonum başpiskoposu Robert aynı yıl öldü. Kolocsalı Ugrin, 4. dipnot. 9 Kutsal Topra�lar'a yönelik bir sefer aynı dönemde Fransa'da Navarreli Theobald ve lngiltere'de Cornwallı Richard tarafından organize edildi.

430


44. PATRİK GERMANUS il (1222-40) BOGOMİLLERE KARŞI YAZAR VE TELKİN VERİR Germanus II, 1222'den /240'a kadar Constantinople Pat­ riği idi. Nicaea 'yı yöneten john III Ducas Vatatzes tarafın­ dan atandı. Germanus'un görevlendirmesi sırasında Latin imparatorluğunda bir güç boşluğu vardı. Courtenaylı Pe­ ter'ın dul eşi Yolanda 12/9'daki ölümüne dek yalnız başı­ na yönetimdeydi. Ardından oğlu Robert görevi devraldı ama Epirus'a dayanan Grek davacı/arına karşı imparatorlu­ ğunu savunmada başarısız oldu. Her ne kadar Papa istila­ dan sonra Grek din adamlarının kutsal piskoposluğa bağ­ lılık yemini etmesini emrettiyse de, piskoposların ancak az bir kısmı bu emri yerine getirdi. Germanus 'un öğütleri ve mektubu bu zeminde okunmalıdır; Diğer taraftan ken­ disi Latin karşıtı yazılarıyla ve patrik olarak Epirus'a daya­ nan düşmanca davacılara karşı otoritesini kabul ettirme teşebbüsleriyle tanınır. Saldırdığı heretiklerin kimliği ve yeri kendisinde bulunan delillerden ortaya çıkar (kanıtla­ masa da ileri sürer); yazarın asıl hedefi monastik din adamları arasındaki Bogomillik ya da onlardan en çok et­ kilenenlerdir. Çeviri Germanus'un Bogomilleri cezalandır­ mak amacıyla kullandığı üç başarısızlık olarak tanımladığı üç öğüdün alıntılarından ve Constantinop/e'daki Orto­ doks/ara yazılan papalık mektuplarından yapılmıştır. (a) PG 140, 659-76'dan; (b) PG 140, 62/-44'ten; (c) Germanos ho B., ed. Lagopates, sayfa 234-43'ten; (d) Fic­ ker'in Die Phundagiagiten'i, sayfa l /5-25'ten yapılmıştır.

431


Hristiyan Diio/ist Heretikler

(a) Ortodoks Pazarı, Lent'in İlk Pazarında Verilen Vaazdan Ahntılar 1 Hala Copronymus'un2 pisliğinden kalıntılar olduğu için, bu çılgın itler, tüm azizlerin ve İsa'nın kutsal ve saygıdeğer tasvirlerine pislik atmak için iğrenç yiğitliğe bayılan bu do­ muzlar (şimdi Bogomil denen, İsa karşıtlarının asıl öğrenci­ leri, hain judas'nın yandaşlarının küfürlerini ben böyle ad­ landırıyorum) olduğu için konuşmamın yönünü onlara çe­ viriyorum. Onlara sık sık yüz yüze karşı koydum ve aşağı­ ladıkları İsa'nın yardımıyla arsız yüzlerini utandırdım .... Onlardan olan, etrafta dolaşan bir sürü insan var; karanlık­ ta pusuya yatar, dindar görünümle evlere girer ve çoğunu silip götürürler. Aslında onlar, karanlık şeytandır ama ışığın melekleri tavrını takınırlar. Bu şeytani Bogomillerden biri bana sordu, 'Neden du­ varlara, panolara, sıvalara ve farklı renklere tapıyorsunuz?' Bunu söylerken aslında kutsal ikonları kastediyordu. Şöyle yanıtladım: 'Bizim kiliselerimizden birilerinin sıva için bir ocağa, taş yığınlarıyla dolu bir taş ocağına, boya satan bir mağazaya giderken, onları onurlandırıp saygı gösterirken gördünüz mü? .. Bizler sadece maddeye değil, onun üze­ rinde görünen surete saygı gösteririz. Ayrıca herhangi bir şekle değil, İsa'nın, Tanrı'nın kutsal annesinin ve tüm aziz­ lerin suretine. Surete verilen onur prototipi aşar. .. Yani, sa­ na tekrar tekrar soruyorum, cevap ver bana. İncil kitabının kutsal olduğunu, ölümsüz iyiliklerin hazinesi olarak ona hürmet ettiğini mi söylüyorsun yoksa onu reddedip onur1 Bu razar günü ikonların yeniden kazanılması kutlanır, ayrıca 16. Bölüm'e bakınız. 2 Constantine V (741-75).

432


Patrik Germanus Bogomillere Karşı Yazar

landırılmayan şeyler sınıfına mı koyuyorsun?' 'Hayır, hayır' der 'Ona leke sürülmez, büyük bir onuru hale eder; ona saygı duyuyor ve öpüyorum.' 'Böyle söylemekte haklısın çünkü gerçekten onuru en çok hak edendir, kutsaldır, son­ suz yaşamın gerçek kitabıdır. Gör bak Bogomil, kendi ağzınla suçlu çıkıyorsun. Şim­ di söyle bana, tahtadan, parşömenden, parşömeni birbiri­ ne bağlayan şeritlerden, mürekkepten ve boyadan yapılan kitap bu değil mi? O halde, İncil kitabını öpüp ona saygı gösterdiğinde tahtaları, mürekkebi, parşömeni mi yoksa kitapta yazan İsa'nın sözlerini mi öpüp yüceltiyorsun?' 'Evet' der 'kitapta yazıları sözlere.' 'Bu sözleri mürekkep ve kağıt olmaksızın okuyup yazabilir misin?' 'Hayır' der. Peki buradan hangi sonucu çıkaralım? İncil' deki sözleri yazmak için parşömen, mürekkep ve diğerleri alınır ama onurlandırılan kitapta yazc\n Lord'un sözleridir. .. Kafir, sen sadece ikonların düşmanı değil İsa'nın da kar­ şıtısın; işte bu yüzden onun kutsal ikonuna, içinde yaşayan şeytanın delirttiği tavrınla saldırıyorsun. Panterlerin insan yüzüne karşı saldırgan olduğunu ve çıldırmış bir şekilde ona koştuğunu söylerler; insan yüzünün resmini bile gör­ seler çıldırırlar ve acımasızca üzerine atlarlar, pençeleriyle parçalarlar. Yıkımın oğulları, İsa karşıtlarının önderleri, ger­ çekte şeytan gibi olan Bogomiller, İsa' dan aşırı derecede nefret edenler ve onun saygıdeğer yüzünü görmeye daya­ namayanlar da aynen böyledir ama ona put derler. .. Bir Bogomil bir Yahudiden daha dinsizdir. Örneğin bir Yahudi, başka şekillerde kötü de olsa, Tarırı'nın kainatın ya­ ratıcısı olduğunu itiraf eder ama Bogomil kainatı şeytana atfeder.... Tekrar soruyorum, 'Şunu diyen kimdir, "putperestlerin

433


Hristiycın Düalist Heretikler

putları altın ve gümüştendir."3 Sen şöyle yanıtlayacaksın, 'Davut.' Davut'un kaynak aldığı ve tapındığı yasa neydi? Eski, karanlık yasa mı, yoksa yeni ve aydınlık olan mı? Ta­ bii ki eski olan. Sen Bogomil, nasıl olur da eski yasanın sah­ te, içindekilerin İyi Tanrı'ya değil şeytana ait olduğunu söy­ lersin? Tüm bunları sessizliğe gömüp nasıl olur da ayetler­ den bu küçük alıntıyı öne sürersin?.. Aklı ve mantığıyla davranan her insanın taptığı ettiği Tanrı'nın cenneti, yeıyü­ zünü ve yeıyüzündeki her şeyi yarattığını, tüm bunları ya­ ratanın tek ve aynı olduğunu söyler. Bogomiller dünyanın yaratılmasını şeytana atfeder, dolayısıyla da onun Tanrı ol­ duğunu düşünür ve ona tapar. Bogomillerin Tanrısı bir şey­ tandır ve her bir Bogomil açık açık, putları onların prototi­ pi olarak görür. Şekil olarak karanlık ve çirkindirler; tekke­ limeyle şeytanların suretine sahiptirler. Onların bu küfrünü kabul edip onurlandıranlar da onlar gibi olsun, bunlar gibi olan herkes sonsuz lanete çarpılsın.

(b) Bogomillere Karşı Yine Kutsal Haç bayramı ve yine halkım, mistik koro, bir araya geldi; Öyle çok insan gelmiş ki beni kocaman bir dai­ re içine aldılar. .. O halde, lsa'nın asil askerleri, bırakın da sizleri inancın kollarıyla sarayım, aklınızı inancın oklarıyla doldurayım ki Tanrı'nın nefret ettiği, çoğunluğun zalimce Bogomil dediği bu pislik adamları vurabilesiniz. Haçın bir sürü düşmanı vardır -Yahudiler, Ageroniler4 ve diğerleri. Ama Bogomi!ler diğerlerinden daha iğrenç ve dinsizdir, açıkça şeytanın avukatı, İsa karşıtlarının önderleri, şeytan 3 Ps. 135. 15.

4 Hagar'ın çocukları, yani Araplar.

434


Patrik Germamıs Bogomillere Karşı Yazar

tezahürünün hemen hemen burada olduğunun kanıtları, dünyanın sonunun kesin işaretleridir. Söylediklerimin kanı­ tı da var; [1 Tim. 4.1-4]'ü yazan Paul beni destekler... Ay­ nı havari 'Hiç kimse hiçbir şekilde sizi aldatmasın. Çünkü imandan dönüş başlamadıkça, mahvolacak olan o yasa ta­ nımaz adam ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir. Bu adam tanrı diye anılan ya da tapılan her şeye karşı gelerek kendini hepsinden yüce gösterecek, hatta kendisini Tanrı ilan ederek Tanrı'nın tapınağında oturacaktır' [2 Thess. 2.34] demiştir. 'Tanrı tanımaz adam ortaya çıkmadıkça' derken neyi kastediyor? Bence, Timothy'ye yazarken Bogomiller­ den bahsediyor. Onların sahtekar Bogomiller olduğunu, yasal evliliği yasakladığını, tüm yiyecekleri murdar kabul ettiğini, görünen evrenin onun yaratısı olduğunu söyleye­ rek şeytanı Tanrı olarak gösterdiğini yazar, onları konuşur­ ken duyabilirsiniz. O halde, saygıdeğer haça karşı sarf ettikleri bu saçma­ lıklar ne? Haçın öpülüp tapılmaması gerektiğini, tersine aşağılayıp reddedilmesi gerektiğini söylerler. Çünkü İsa'yı ayırıp O'nu öldüren haçtır. Belki de 'Biri babanızı darağa­ cında asıp öldürse, o darağacına tapar ve saygı gösterir misiniz? Tabii ki hayır. Ona karşı durur, ondan nefret eder­ siniz. Uzaktan bile görseniz ondan uzak durursunuz çünkü sizin sevgili babanızı öldürdüğüne göre o bir düşmandır' diyerek sizi ikileme düşürdüler. .. Kısacası , insanlığın yararı ve mutluluğu için olan ne var­ sa kişi, avantajı derecesinde onu sever ve över. Yine, tam tersine, zarar veren ne varsa, acıya neden olan her ne ise hem reddeder hem nefret ederiz, bu bir yer, bir olay ya da bir araç olabilir. .. O halde haçı kim sevmeli? Haçın gücüy­ le şeytanın zulmünden kurtulanlar, Hades'ten cennete dö-

435


Hristiyan Diialist Heretikler

nenler, meleklerin zaferiyle değerli kılınanlar mı? Yoksa ha­ çın sayesinde asıl gücünü kaybedip alaya alınmaya layık, insanlığın ayakları altında çiğnenen şeytan mi? [John 12.31-2]. birçok insan, haçın sayesinde yarar sağladı ve sonsuz yaşamı buldu, o halde haklı olarak haçı sevmeli ve ona saygı göstermelidir.... ama şeytan haçtan nefr et etme­ lidir. .. O halde haçtan nefret eden've uzak duranlar şeyta­ na karşı iyi niyetlerinin kanıtını gösterirler. .. Uyum ve an­ laşma içinde şeytana duydukları sevgi ve bağlılıkla Bogo­ miller, birinin babası ya da arkadaşının ölüme yollandığı tahta parçasının o kişinin çocukları veya arkadaşlarının ta­ pınacak doğru şey olmadığını söylerler. Görüyorsunuz, ay­ nen gösterdiğimiz gibi, dostları şeytan haçtan dolayı feci şekilde acı çekti; işte bu yüzden haçtan nefret ederler. Haç, babalarını yaralamış ve yok etmiştir çünkü ...

(c} Bogomillere Karşı Kilisenin Doğru Düzenin Hakkın­ daki Üçüncü Öğüt ... Madem ki vaazım buraya kadar geldi, aklıma kafirler geldi. .. Bogomil denen kişiler. .. İsa karşıtlığının önde ge­ lenleri, bu Bogomiller 'İç odanıza çekilip kapıyı örtün ve gizlide olan Baba'nıza dua edin' [Matt.6.6] diyen Lord'un sözlerini kullanarak Tanrı'nın Kilisesine saldırırlar. 'Ama siz' derler, 'devasa kiliseler yapın, tüm ırk ve yaştan insanları orada toplayın, haykırarak, tiz seslerle bağırarak, bir sürü söz kullanarak orada durun. Dua ve şükürleriniziri İsa "On­ lar (putperestler} söz kalabalığıyla seslerini duyurabileceği­ ni sanırlar" [Matt. 6. 7] derken duyulduğunu mu sanıyorsu­ nuz?' ... Tanrı'ya inanmayanların bize sorduğu üç soru var. Neden kiliseler inşa ederiz? (Onlara göre} odalar yeterlidir. Neden açık açık toplanıp bunu gizli yapmamızı söyleyen

436


Pan·ik Gerınanus Bogomillere Karşı Yazar

emri yok sayarak gruplar halinde, birlikte dua ederiz? Üçün­ cüsü ise bizim laf kalabalığımız olarak gördükleri, duanın bizlere İsa tarafindan5 sözlü olarak emanet edildiği gerek­ çesiyle ihtiyacımız olan tek şey saydığımız şeyi eleştirirler. Onlarla tartışmaya giren kişi Yeni Ahit'te sözlü olarak aktarılan kanıtları kullanarak aptalca fikirlerine saldırmalıdır. Yani, kutsal kitaplardaki, havarilerin mektuplarındaki söz­ lerle çünkü Eski Ahit'ten alıntı yapmanıza izin vermeye­ ceklerdir. .. O halde Bogomiller ne der? 'Neden İsa'nın öğ­ rencileri ve havarileri Tanrı'nın elle yapılmış tapınaklarda oturmadığını söyler?' [Acts. 7 .48; 17 .24] [Germanus daha sonra bu metnin ortodoks yorumunu verir] ... İşte, bu da üç sıkılmış kırbaç gibi üç öğüdü örerek benim sizlere verdi­ ğim üçüncü vaazdır. ..

(d) Patrik Germanus'un Constantinople'deki Bogomll­ lere Karşı Yazdığı ... Kutsal Ruh'tan esinlenerek, [Paul] bu son günlerde filiz­ lenen Bogomil sapkınlığının delicelerine karşı yazılı bir öğ­ reti geleneği verdi. Diğer bir deyişle, önceden, önleyici yardımla İsa'nın Kilisesinin dallarını güvenceye alarak. Böylece bu yıkıcı ve ruh imha eden hastalık onları alt ede­ mesin. Bu hastalık, ondan muzdarip olanları sonsuz ateşe gönderir [Burada 1 Tim. 4.1-4'ten alıntı yapar]. Bu sözlerle havari açık ve net bir şekilde Bogomiller arasında olan şeytan telkinini ortaya çıkardı ... Öyle bir tel­ kin ki, bu havari şeytanların öğretisi ve sizlerin de duydu­ ğu gibi, İsa'ya inançtan kaçış olarak adlandırır. Bu sapkınlık hakkında önceden söyledikleri belirleyici işaret ve izlerde aşikardır. Yani eşleriyle yasal evlilik yapmayı reddetmeyi 5 Yani Lord'un duası.

437


Hristiyan Diialist Heretikler

ve yiyeceklerden uzak durmayı öğretirler. Bu öğreti korun­ masız, şeytanın ele geçirdiği, şeytandan esinlenen Messa­ lianlardan, yani Bogomillerden başka kimin öğretisidir? Tüm yiyeceklerin murdar olduğunu ilan ederler. Paul'ü Tanrı'nın inananların paylaşması için yaptığı yiyeceklerden söz ederken duyunca bu tür insanlar, ahmaklık içinde, ka­ firce bunları yapanın şeytan olduğunu söylerler. Sarhoşluk­ tan dolayı şarabı suçlayan bunlardır, oysa sarhoşları suçla­ maları gerekir... Çok şehvetli olanlar evlilikten kaçınır çün­ kü üyeler olarak, karanlığın usulünü bilirler. Bunda bile İsa'ya ve kutsal havarilerin öğretisine karşıdırlar. İsa ilk ge­ lişinde Cana'da bir evliliği kutsadı ve bu düğünde ilahi mu­ cizelerini gerçekleştirmeye başladı ... Gerçekten şeytani olan Bogomiller sadece bu konular­ da İsa'nın öğretisine karşı gelmez, burada sayamayacağım kadar çok, binlercesini reddederler. Öğrettikleri her şeyin babaları şeytanın onuruna ve şerefine olduğunu söylerler; keremi olmayan ama tüm görünen alemin yaratıcısı olarak kendini yücelten yaratılmış bu şeyi seçerler. Ona Tanrı'nın oğlu, İsa'nın kardeşi derler. İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olduğu­ nu söyleyen İncillerden bir şey öğrenmezler, oysa müjde­ ci 'Baba'nın bağrında bulunan ve Tanrı olan biricik Oğul O'nu anlattı' [john 1.18] der. Tek evlat olduğu için kardeşi yoktur. Oh, hoşgörülü İsa, kralımız... İnançsız Bogomiller kafirce [şeytanın] senin gücüne ve otoritene denk olduğu­ nu iddia eder. Aslında, her şekilde ona gösterdikleri hür­ metin yanında kendilerine kral olarak seçtikleri şeytanı kendi mirasına davet ederler. Kral neredeyse ordusu o yö­ ne gider. Karanlıkların !orduyla karanlıkta yaşarlar ve onun her gün mahvettiği ruhlarla birlikte Tartarus'a gönderildiler. Aslında hiç doğmamış olsalardı kendileri için daha iyi olur-

438


Patrik Germaııus Bogomillere Karşı Yazar

du çünkü zulüm, işkence ya da ceza olmaksızın babalardan miras kalan kadim inancı reddettiler._ Bu sapkınlığın sürük­ leyip götürdüğü biri geri dönmek (her ne kadar şeytanın tuzağına düşmüş olsa da) ve gerçeği yeniden bulmak is­ terse ... bu kişi kilisede lanet okumalı ve büyük bir Hıristi­ yan topluluğun karşısında açıkça söylemelidir.6 Kim ki bu algılanabilir evrenin yapımını ve gücü ona, karanlıkların Lord'una atfeder, evrenin başıboş ve utanmaz olan taralindan yönetildiğini iddia eder, ona lanet olsun... Kim ki Tanrı'nın sadece insan ruhu ile şeytanın bedeni­ ni yarattığını söyler, insanın şeklinde Tanrı'yı bağdaştırır. .. kutsal kitapların öğretisine göre Tanrı'nın bir başma beden­ leri ve ruhları biçimlediğini itiraf etmez, ona lanet olsun. Kim ki kanun koyucusu Tanrı, tamtam Musa olan Eski Ahit'i aşağılar ve hor görür, ona şeytanın geleneği der. .. ona lanet olsun. Her ne kadar O talimatlarını zamana ve geleneklere göre uyarlamış olsa da, Eski ve Yeni Ahit'te aynı ve tek Tanrı'nın konuştuğunu biliyoruz... Kim ki saygıdeğer ve yaşam kaynağı haça küfreder ve ona darağacı der, ona lanet olsun ... Tanrı İsa Mesih'in kutsal öğrencileri ve havarilerine ver­ diği [Eucharist'in] kutsal ve yaşam kaynağı mucizeleri. .. kim ki bu kutsal mucizelerin sıradan bir ekmek ve sıradan bir şarap olduğunu söyler, bunlarda sadece yozlaşmış gıda maddelerini paylaştığımızı öğretir, ona lanet olsun. İsa'nın gerçek Tanrı olduğuna inanan ve bunu öğreten bizler O'nun sözlerinin gerçek olduğuna inanıyoruz ... 'Si­ ze vereceği ekmek benim sözümdür' demedi. Oysa isa'nın düşmanı Bogomiller bunu yanlış yorumlar, bu ek­ meğe O'nun eti der. .. 6 Bogomilleıin �ullanımı için oluşturulmuş bir lanet formülü için bkz. (26).

439


Hr;sıiyaıı Düalist Hcretikler Kutsal ve saygın ikonlara iblislerin şekliymiş gibi put di­ yenlere ... lanet olsun... Bogomil sapkınlığı hakkında lanetlenmesi gereken da­ ha birçok şey var. Çünkü bu sapkınlık çok başlı bir yılandır, sözlerinde doğruluk payı bulunmaz ... tek kelimeyle özet­ lersek, onları yakalayıp şöyle demeliyiz: 'Kim ki ilham ve­ ren ve ilahi babalarımızın yedi kutsal konseyini kabul et­ mez, onların ilan ettiği ilke ve kuralları sevip onurlandır­ maz, tersine aşağılar ve yıkar, ona lanet olsun.' Son laneti şu sözlerle yapalım. Kim ki Bogomil sapkın­ lığını sadece dudaklarıyla lanetler, yüreğinde onu sever, korur ve ona saygı duyar, toplum içinde ortodoks gibi dav­ ranır ama gizli gizli Bogomillerin karanlık sırlarını yayar ve saygı gösterir, hain Judas ile birlikte dinmek bilmez ateşte yansın. Kim ki Bogomil sapkınlığıyla suçlanır ama döner, bağış ve uzlaşma diler, söz edilen laneti kilisede, topluluk önünde söylemelidir l<i inancın topluluğuna katılabilsin. Makamımız inançla, Constantinople kentindeki siz Or­ todoks Hıristiyanları, mektubumuzu tüm kiliselere dağıt­ maya ve tüm Pazar günleri ve bayramlarda okunması ge­ rektiği emrini empoze etmeye davet eder. Böylece Orto­ doks halkı uyandırarak Bogomillerin şeytani sapkınlığını yı­ kabilirsiniz. Biliyorum ki bu sapkınlık her yere bir yılan gibi sürünerek gider, İsa'nın sürüsünü ısırır ve yaralar. Bir çıban gibi Kilisenin bedenini kemirir ve ondan beslenir çünkü İsa karşıtının gelmesi yakındır ve Bogomiller onun, evrenin kralı ve ustası olduğunu söyleyerek onun öncüleri olarak gelişirler. .. İsa'nın ortodoks halkı, siz İsaseverler, Kutsal Ruh'un inayeti sizinle olsun, isa'nın emirlerini yerine getir­ mek için güçlenin ki O'nun krallığının ortakları olabilesiniz, kutsal hanımefendinin, Tanrı'nın ve azizlerin daima bakire annesinin şefaatiyle sonsuz imtiyaz kazanabilesiniz. Amin.

440


45. BİR İTALYAN ENGİZİSYON ÜYESİNİN BOGOMİLLİK HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ (c. 1250) Raynerius Sacconi'nin kayıtları için 38. Bö/üm'e bakınız. Çeviri Sanjek, 'Raynerius Sacconi', sayfa

50, 59'dan yapıl­

mıştır.

['Deniz aşırı' Katar kiliseleri hakkında Sacconi'nin verdiği bilgi] Sclavonia kilisesi, Constantinople Latinlerinin kilisesi, aynı yerdeki Greklerin kilisesi, Romanya 'daki Philedelphia kilisesi, Bulgaristan kilisesi, Duguuithia kilisesi.1 Hepsi de temellerini son ikisine bağlar.2 Constantinople'daki Latin kilisesinin hemen hemen elli üyesi var. Sclavonia ve Philedelphia kiliseleri, (Constanti­ nople) Grek kilisesi, Bulgaristan kilisesi ve Duguuithia kili­ sesinin de beş yüz civarında üyesi var. Tüm dunyada her iki cinsiyetten de dört binden fazla Katar olmadığından ve bu hesabın kendileri tarafından da geçmişte birçok defa yapıl­ dığından emin olabilirsiniz. 3 [ ] Son olarak, Toulouse, Albi ve Carcassonne Katar kilise­ lerinin, Balesmanza ve Eski Albigenlerin hatalı öğretilerini koruduğunu, tarif ettiğim tüm denizaşırı Katar kiliselerinin de aynı şeyi yaptığını not etmekte yarar var.4

...

1 Bu da Dragovitia sözcüğünün başka bir batılı formu. 2 Bu Kiliselerin konumları için giriş bölümü sayfa 97-104'e bakınız. 3 Bu sayılar sadece harekete tam olarak katılmış bireyleri ifade eder. Sac­ coni'nin 4 bin sayısı verdiği diğer sayılarla çelişir. istatistikler konusunda tartışma için giriş bölümü sayfa 105'e bakınız. 4 Belesmanza ve Eski Albanenler ltalyan Katarlan'ydı. Papa Nicetas tarafın­ dan getirilen mutlak düa\izme bağlı kalan Fransız Katarları gibiydıler.

441


46. LİTÜRJİK YORUMLARDA BOGOMİLLİK İZLERİ Bogomi/ karşıtı metin, el yazmalarında Andidlı Theodore (bazı el yazmalarında Nicolas) adında kim olduğu bilinme­ yen bir piskoposa atfedilen bir Eucharist yorumunda bulunur. 1 PG metninin dayandığı A. Mai tarafından düzenle­ nen eseri, on birinci yüzyıl el yazmalarından birine tarihle­ nir. Ancak son zamanlarda on dördüncü yüzyıl olarak tek­ rar tarihlendirilmiştir. (bkz. Rigo, 'Messalianismo=Bogomi­ /ismo ', s. 73) On ikinci yüzyıl akla dahaya/an gelmektedir. Çeviri, PG 140, cols. 4!8-67'deki metinden yapıldı.

34. Babamız duası bu noktada yalnızca Tanrı'nın sırlarını açıklayabilecel< kişilerin bildiği zorlayıcı nedenlerle okun­ malıdır; çünkü bana göre litürjinin en önemli bölümüyle bağdaşmakta ve tüm litürjiyi özetlemektedir. Böylece bu­ gün Euchitler, Messalianlar ve Phoundaitai de denen sap­ kınların yaptığı gibi hiç kimse bu duanın İsa'nın bize ol<u­ mamızı emrettiği tek dua olduğunu söyleyemesin. Onlar bu duayı bin kez okusanız da yeniden okumanız, başka bir şey eklememeniz gerektiğini iddia eder ve öteki ilahileri ve duaları laf kalabalığı olarak görürler. Diğer konularda ol­ duğu gibi bunda da Tanrımız İsa bu duayı okuyanlara bir yol ve izlek göstermiş, kimin için ve nasıl dua etmemiz ge­ rektiğini öğretmiştir ... 35. Bu dünyanın yönetimini ve gücünü şeytana atfeden bu lanetli Euchiteler -aptallık- dua eden herl<esin dualarının yalnızca bu sözcül<lerden oluşması gerektiğini söyler ... 1 Krumba.cher, Geschicte der byzantinischen Literatur, s. 157.

442


47. PAPA XXII. JOHN, KATARLARIN BOSNA'YA KAÇTIGINI ÖNE SÜRER (1325) Doğu Avrupa üzerindeki Moğol tehdidi sona erince Papa iV Jnnocent (1243-54), Bosna kilisesini Macar kilisesine bağlamaya niyetlendi ama bu kilise 1252'de papalığın egemenliğinden ayn/dı. Araştırmacılar o tarihten sonra Bosna 'da bir Bogomi/ kilisesi olduğu konusunda hemfikir­ dir. Ama bunun ülkenin kurumsal dini olduğu konusunda J. V.A Fine, Bosna kilisesinin Roma ile ilişkilerini koparsa da Katolik kaldığını ve Bogomil/erin orada yalnızca küçük bir ayrılıkçı grup olarak yaşadığını öne sürer.1 Orı üçüncü yüzyıl kaynakları bu sorunu aydınlatmada yardımcı olmu­ yor ve yalnızca Bosna 'daki heretik varlığından söz ediyor. Ne var ki on dördüncü yüzyılın başında batıda Bosna 'nın Balkanlardaki düalist heretikleri en fazla barındıran bölge olduğu düşünülüyordu. XX/1 John döneminde (1316-32) Katolik kilisesi, çöküş durumunda olan Katarizme karşı verdiği yüzyıllık savaşı kazandı. l 325'te, Papa, Bosna Va­ lisi Stephen J<otromanic'e (1314-53) bütün bölgelerdeki sapkınların ülkesine gelmekte olduğunu bildiren bir mek­ tup yazdı. Papa bölgeye bir engizisyon üyesi göndererek valinin kendisiyle işbirliği yapacağı umudunu taşıdığını bildirdi, ancak bu talebine bir karşılık verilip verilmediği bilinmiyor. O tarihten sonra Batı Avrupa 'dal<i tüm örgütlü J<atarizm izleri silindiği için geride kalan Katar kusursuz/a­ rının hoş görebilecek/eri tek bir bölgeye sığınmış olabilir­ /er. 1 Bosna Kilisesi

443


Hristiyan Diia/;sı Hereıikler Metin, Papa XX/1 Johı,un papalık arşivinden alınmış­ tır. Ed. CICO, ser.il/, cilt V/1 (ii), na. 78, sayfa 160.

XXII John'dan Bosna Prensi Stephen'a, 5 Mayıs 1325 Güvenilir bir kaynaktan -insanoğlunun kurtuluşunu kıska­ nan ve ona zarar vermek için can atan karanlıklar prensinin etkisi altında- farklı yerlerden gelen büyük bir sapkın gru­ bun habis sapkınlığı yaymak ve güven içinde yaşamak umuduyla Bosna prensliğinde toplandığını öğrendik. Ka­ dim düşmanının kurnazlığını kuşanmış ve onun habisliği­ nin zehrini taşıyan bu sapkınlar, Katolik ruhları yapmacık bir sadelik ve sahte bir Hıristiyan adıyla yoldan çıkardılar. Bun c !arın konuşmaları da bir yengecin yürüyüşü gibi çarpıktır. Alçakgönüllülükle yaklaşır, gizlice öldürürler; içten içe ko­ yun postuna bürünmüş açgözlü kurtlardır. İsa'nın gerçek masum koyunlarını ancak vahşi yırtıcılıklarını Hıristiyan adı altına gizleyerek kandırabilirler2 ... Sizden, soylu davrana­ rak ... sözü edilen sapkınları saf dışı etmek ve ortadan kal­ dırmak için destek vermenizi istiyorum ... Bunu, o bölge­ lerdeki sapkın günahkarlığın apostolik yetkisinin temsilcisi olan sevgili oğlumuz Fabian, OFM ve aynı yetkiyle donanmış diğer engizisyon üyeleri de istemektedir ... Bu sayede kendinizi Tanrı'nın gözünde daha değerli kılacaksınız çün­ kü bu inanç çabası tanrısal majestinin gözünde diğer din­ sel işlerden daha üstündür... 3

2 111 lnnocent döneminde Bosna Bogomillerine yçneltilen suçlamanın aynı­ sı. [39 (d)j'ye bakınız. 3 Papa, muhtemelen Luka 15. ?'ye gönderme yapmaktadır.

444


48. ST GRE.GORY PALAMAS (1296-1359) VE BOGOMİLLE.R Bu bölümdeki metinlerin tümü 1335-50 yılları arasında Athos dağındaki keşişlerin arasında· Bogomillerin ya da Bogomil sempatizanlarının olduğu ve /sihazm (Hesy­ chasm) olarak bilinen bir ibadet tekniği uygulayan ve sa­ vunan büyük teolog ve ruhani yazar Gregory Pa/amas'ın da onların görüşlerinden etkilendiği iddiaları ile ilişkilidir.1 Dönem, politik ve teolojik olarak oldukça çalkantılıydı. 1341 'de imparator 111 Andronicus'un yönettiği bir kilise konseyi, sonradan güney ita/yalı teolog Bar/aan ile çekiş­ meye giren Palamas 'ın görüşlerinin ortodoks olduğunu ilan etti. Bir hafta içinde imparator öldü, varisi (V. John) sa­ dece dokuz yaşındaydı ve hükümdarlık sorunu patrik John Calecas tarafından da desteklenen genç imparatorun an­ nesi Savoylu Anna ile eski imparatorun yakın dostu ve or­ du komutanı john Cantacuzenus arasında çekişmeye yol açtı. Altı yıl süren iç savaşın ardından Cantacuzenus'un yakın dostu Palamas 'ın ve destekçilerinin ortodoksluğu si­ yasal bir soruna dönüştü. (a) Gregory Pa/amas'ın en yakın öğrencisi tarafından yazılan biyografisinden bir parçadır, (b) ve (c) ise ateşli bir rakibi olan Nicephorus Gregoras'ın yazılarından alınmıştır. (a), PG 151, cols.562d4-565d3: (b) ve (c), ed. Chopen ve Bekker, vol.II, s. 717-20, 876'dan alınmıştır.

1 İsihazm (Hesychasm) için 109. sayfaya bakınız.

445


Hrisıiyaıı Düalist Heretik/er

(a) [Babasının ölümünden sonra Gregoıy Palamas, kar­ deşleriyle birlikte Athos dağındaki keşişlere katılmak için Constantinople'dan ayrıldı. 1316/17 kışını Trakya ve Ma­ kedonya arasındaki Patikion dağında geçirdiler.]2 Ataların­ dan Markionizm ya da Messalianizm3 hastalığını devralan çevre sakinleri, Gregoıy'nin olağanüstü dilinin yarattığı soylu bir ganimete dönüştüler. Dağdaki keşiş hücrelerinde olduğunu öğrenince, birerli ikişerli gruplar halinde onunla tanışmak ve onu sınamak için geldiler. Ancak belli bir uzak­ lıktan bile onunla baş edemeyeceklerini anlayınca, kurtuluş tartışmasında yeteri kadar güçlü olmadıklarını söyleyerek ülkelerine döndüler ama liderleri tanrısal konularda yete­ nekli ve donanımlıydı, dogma konularında da yeterliydi. 'Onlara karşı çıkamayacak ve az da olsa tartışamayacaksın' dediler. Ama Gregoıy, Kutsal Ruh ile dolu bir şekilde, he­ yecan içinde Tanrı'ya dair karşı bir argüman ortaya koydu. Onların söylediğini yanıtlamadı, yanına kardeşlerinden bi­ rini alarak hızla yanlarına gitti. Sapkınlığın lider ve öğret­ menleri ile girdiği tartışmada kaç argüman kullandı, Kutsal Ruh'un da yardımıyla onların savunmalarını ve sorunlarını örümcek ağı gibi kolayca çürüttü ve söylediklerinin hiçbiri­ nin temeli olmadığını açığa çıkararak ve Kiliseye karşı üret­ tiği yalanların anlamsızlığını kanıtlayarak konumlarını ters­ yüz etti. Bunların tümünü ayrıntılarıyla yazmak şu anda mümkün değil çünkü bunun için uzun bir anlatım gerekir. Yine de bir parçası kaydedilmeye değer çünkü parçaya ba­ karak bütün anlaşılır. Bu Messalianların lider ve öğretmenleri Hıristiyanlar 2 Haritaya bakınız. 3 Bogoilleri tanımlayan bu terimlerin kullanımı ile ilgili olarak 25. Bölüm, 4. dipnota bakınız.

446


St Gregory Palamas ve Bogomiller

için tek uygun duanın İsa'nın kendisini dinleyen öğrencile­ rine okuduğu dua olduğunu düşünürler, bestelediğimiz tüm diğer duaların ve ilahilerin doğaüstü ya da Tanrı yasa­ sına özgü bir şeyler içermediği için gereksiz olduğunu söy­ lerler. Bu kuralı kendilerine bağlı topluluğa empoze ettiler ve öteki duaları reddettiler. Orada Gregory'nin (ve Kilise­ mizden başkalarının) önünde bunu ciddi ve temel konu olarak dile getirdiler ve bunun dışında bir davranış biçimi­ nin yasayı ve vahyi ihlal etmek anlamına geleceğini söyle­ diler. Gregory kutsal doğanın dostu ve savunucusu gibi davranarak 'Saldırgan biçimde söylediğiniz gibi Lord'un kutsal duasını biz ihlal ediyorsak, ilk kez bizzat lsa'nın ken­ disi tarafından anlatılanları dinleyen Lord'un öğrencilerine ne demeli? Onların da O'nun öğretisini ve direktifini ihlal ettiğini düşünüyor musunuz? Peki buna ne diyorsunuz?' dedi. Hep bir ağızdan cevap verdiler, 'İlk öğrenciler ve hava­ riler İsa'nın emirlerinin koruyucusu ve uygulayıcısıydı. Duayı bizzat korudular ve kitap sayesinde sonrakilere ak­ tardılar. Siz geleneği çarpıtıyor ve kendi buluşlarınızı orta­ ya sürüyorsunuz.' Bundan esinlenerek, Gregory 'O zaman neden İsa'nın göğe yükselişinin ve Paraclete'nin görünür bir halde inişinin ardından Kudüs'teki Tanrı katili Yahudiler tarafından kovalanırken esinlenmiş Luka'nın, Havarilerin İş­ lerinde söylediği gibi hep bir ağızdan Tanrı'ya yakardılar?' dedi.4 Bu duanın sözlerini değil, duruma ve ihtiyaca uygun sözler kullandılar. Bu yüzden duaları ve istekleri karşılık buldu. Tanrı o anda dualarını kabul ettiğini göstermek için dua edilen yeri sarsan bir deprem ve Kutsal Ruh'un varlı4 Havarilerin işleri, 2. 4.

447


Hrhıı;yaıı Diialisı Heretikler

ğıyla yücelerden kendini gösterdi.5 İsa'nın anlatımına gö­ re vergi toplayıcısı aynı duayı etmediği, farklı sözcükler kullandığı halde neden evine Ferisilerden daha memnun döndü? Yani, mantığı olan herkes isa'nın tüm duaları bu sözcüklerle sınırlamadığını, yalnızca irıarıarılara bir örnek verdiğini görür ve anlar. O, inananlara dua etmesi, şarkı söylemesi, yakarması, esinlenmiş Davut'un söylediği gibi O'na övgüyü asla dillerinden düşürmemesi, her yerde bu vahyedilmiş sözlerin anlamını ve amacını hatırlaması ve asla onlardan kopmaması şeklinde ruhani bir direktif verdi. Öğretiyi iyi okuyun, O, havarilerine öğretirken 'Bu sözcük­ lerle, yalnızca bu sözcüklerle dua edin' demedi. Peki ne dedi? 'Bu şekilde dua etmelisiniz, yani bu amaçla ve size şu anda gösterdiğim şekilde' dedi. Tanrı 'ya nasıl yaklaşıla­ cağı konusunda, insanların kendisinden istediği bir kural ve yol belirledi ... Biz de onları izliyor ve onların kendi başına ya da birlikteyken yaptığı gibi yapıyoruz, duada ya da ila­ hide söylediğimiz her şeyi bu modele, bu orijinal duaya göre şekillendiriyoruz. Böylece sürekli O'nun sözlerine ve öğretisine bağlı kalarak dua etmiş ve ilahi okumuş oluyo­ ruz. Çünkü O, 'Bu şekilde dua edin' der. Daha sonra bu haç düşmanlarıyla İsa'nın haçıyla ilgili konuyu ve O'nun sayesinde elde ettiğimiz kurtuluşu ve dönüşümü tartıştı. Haç işaretinin atalarımızın ve peygam­ berlerin döneminde de işlevsel olduğunu ve kimi olgular nedeniyle ilahi planın sırrının daha sonra açıklandığını an­ lattı. Bugün bile saygıdeğer haçla ilgili yazanlara _dair açık­ ça ve mağrur şekilde açıklamalar yapan o bilge ve teolojik sesi duyabiliriz. Bu sözlerle onları fazlasıyla rahatsız etti ve 5 Havarilerin işleri, 4. 31.

448


St Gregory Pa/amas ve Bogonıiller sanki ağızlarını dikmiş gibi laf kalabalığına son verdi. Böy­ lece oradan muzaffer ve generallerin en iyisi olarak ayrıldı. Sapkınlığın lideri, Gregoıy'nin sözlerini yüreğine yerleştir­ di. Bu sözlerdeki gerçeği ve esinlenmeyi hemen fark etti. Ardından yanındaki birçok adamla birlikte Constantinop­ le'a gitti. İnananların Büyük Kilisesine6 sığındı, atalarından miras aldığı yanlışı lanetledi ve kutsal meclisimizin bir par­ çası oldu ... Gregoıy döndüğünde dağda yaşayan keşişler başına üşüştü çünkü o kadar kalabalık ve tehlikeli olan o vahşi hayvanların elinden ve tuzağından başarıyla sıyrılmıştı. Tek başına, sapkınlığın argümanlarını ve saçmalığını çürütmek­ le kalmamış, İsa'nın inayetiyle donanmış halde, kendileri­ ne saldıranlara karşı hem gizli saklı hem de açıkça saldırı düzenleyen o kişileri tam olarak yenmiş ve alt etmişti. Kal­ dı ki onlar kendisine ve kardeşine de gizli bir saldırı düzen­ lemişti... Henüz o barbarların arasındayken ve Gregoıy da­ ha önce anlattığım şekilde tartıştıktan sonra kardeşiyle bir­ likte eve dönecekti. O sırada bu kana susamış sapkınlar, Gregoıy'nin sofrasına bir miktar yiyecek göndermeye karar verdiler. Gregoıy, önerilen şeyin içinde ölüm olduğunu fark etti. Ama ... hediyeyi kabul etti. Herkese yemeğe do­ kunmamalarını söyledi. Her şey beklediği gibi çıkmıştı. Oradakilerden biri o ekmeği deneme amacıyla dışarıdaki köpeklere attı. Gregoıy'nin öngörüsü o anda kanıtlandı ve herkes katillerin onlara verdiği ölümcül zehirle dolu yeme­ ği paylaşmasını yasaklamanın doğru olduğunu anladı. (b) En baştan beri, doğa Athos dağını bir erdem atöl­ yesi haline getirmişti. .. ve aralıksız bir şekilde, günümüze 6 Ayasolya.

449


Hrist(van Düalist Heretikler

dek yaşayanları sonuna kadar her türlü zararlı ottan arın­ mış, erdem ürününü toplamaya çalışanları üne kavuştur­ du ... Öte yandan ikiyüzlüleri ve çürümüşleri. .. oradan uzaklaştırdı. .. Yakın zamanda neler olduğunu anlatacağım; öğretmenleri tarafindan sefil sapkınlığa sürüklenen Giritli Joseph'dan, Larissalı George'dan ve habis sofralarının etra­ findaki cümbüşe katılmış herkesten, daha sonra da tümüy­ le habis ellere, dillere ve öğretilere sahip olduğu halde ku­ sursuz insanlar olarak tanınan, erdemleriyle ünlenen res­ sam Musa'dan, İshak'tan, Davut'tan ve Eyüp'ten söz ede­ ceğim-7 Fikirlerinin çürümüş ve habis olduğunu ... kutsal ikonları yere çaldıktan sonra yaktıklarına, öğretmenlerinin idrarına tapınmak için onu yemeklerine kattıklarına, ilahi vücut bulmayı kabul etmediklerine ve söylemediğim daha birçok şeyle ilgili kanıtlar Athos dağındaki kutsal adamlar tarafindan Bizans'ın kutsal konseyine yazılmış kitaptadır. Bunlar belirlendiğinde içlerinden bazıları uygun cezala­ ra çarptırıldı, ötekiler de mümkün olan her türlü yolla ola­ bildiğince uzaklara sürüldü. Ahlaksızlıkları belirlenmeden önce gizlice kaçanlar da vardı. Bunlar Selanik'e, Berrhoe­ a'ya ve tüm bu kentlerin üzerinde egemen olan kente git­ tiler. Sanırım oradayken, sayısız dilin, lehçenin ve görüşün bulunduğu o bölge, dünyanın her yerinden gelen insanlar için genel bir sığınak olduğundan ahlaksızlıklarının gizli ka­ lacağını sandılar. (c) [Bu metin Patrik Callistus'un 1350'de seçilmesini anlatan bölümün ardından gelmektedir. Callistus, Gregoıy Palamas ve John Cantacuzenus'un destekçisiydi.] Ancak 7 lncil'i ruhani bir bakış açısıyla yorumlayan ve Vücut Bulma gerçekliğini ka­ bul etmeyen Giritli'nin izleyicilerinin uzun bir listesi için bakınız. Rigo, Monaci esicasti, sayfa 174-5.

450


St Gregory Palamas ve Bogoıııiller

onun seçiminin üzerinden üç ay geçmeden büyük çoğun­ luğu patrikle ilişkiyi kesti, onun açıkça bir Messalian, kita­ bımda anlattığım Athos dağında kısa bir süre önce tutuk­ lanan kişilerden biri olduğuna yemin etti. O direndi, tersi yönde yemin etti, bu kişilerin her birini suçladı, birini me­ zar soygunculuğuyla, ötekini zinayla, bir başkasını Bogomil sapıklığıyla ve bir diğerini de rahipliği satılığa çıkarmak ve bu unvanı en kötü adama satmakla, başkalarını da başka şeylerle suçladı. Böylece imparator, bize sapıkların inancı­ mızla ilgili yönelttiği suçlamalara bir yenisi eklenmesin di­ ye müdahale edip her iki tarafin suçlamalarını, hem birbir­ lerine gizliden gizliye yönelttikleri suçlamaları hem de açıkça ortaya attıkları karalamaları geri çekmeye ikna edin­ ceye kadar bir süreliğine bir ayrılık belirdi.

451


49. TRNOVOLU ST THEODOSIUS (c. 1350) BOGOMİLLERE KARŞI YASA ÇIKARIR Trnovo/u St Theodosius, İsihast öğretmen Sinaili St Gre­ goıy'nin (ölümü 1346) en önemli Bulgar öğrencisiydi. Gezgin bir gençliğin ardından Theodosius, Trnovo yakın­ larındaki Çar John Alexander (1331 -71) himayesi altında J(ififarewski manastırını kurdu. Theodosius, lsihasmın ve Constantinople ekümenik patriğinin Bulgar Patriği The­ odosius tarafindan zayıflatılmaya çalışılan yetkilerinin şid­ detli bir savunucusuydu. St Theodosius, Constantinop/e ziyareti sırasında, 1363 yılında öldü. Biyografisi, kendisi de bir İsishast olan Constantinople patriği I Callistus tarafından (1350-3, 1355-63) Yunanca yazıldı, ancak bu yazının bugün elimizde olan tek versiyo­ nu eski 5/avcadır. /(ise/kov bunun Callistus 'un metninin anonim bir yazar tarafından on beşinci yüzyılda genişletil­ miş versiyonu olduğunu iddia eder. Bu görüş sonraki araştırmacılar tarafindan temkinli bir onay almıştır.1 Bu biyografi (The Life) on dördüncü yüzyıl Bulgarista­ n 'ındaki Bogomillik tarihi açısından önemli bir kaynaktır. St Theodosius sapkınlığa karşı savaşta önde gelen figür olarak gösterilmiştir. I<iselkov, bu rolün aslında patrik The­ dosius 'a ait olabileceğini ve on beşinci yüzyıl yazarının karıştırması sonucu St Theodosius'a atfedildiğini öne sürer. 1 Kiselkov, Zitiero na Sv. Teodosü T'rnoviski kcıto istoriceski pametnik.

452


Bogoınillere Karşı Yasa Ancak aynı şekilde Patrik Cal/istus kendi yetkilerini sorgu­ layan Bulgaristan patriğinin rolünü azaltmak istemiş ve St Theodosiı.is orijinal metinde Ortodoks/uğun savunucusu olarak gösterilmiş olabilir. Aşağıdaki metinlerin içeriği hakkında bilgi için Giriş, sayfa 1 1 0'a bakınız. Çeviri Yuri Stoyanov tarafından şu eser temel alınarak yapılmıştır: V.I Zlatarski, sayfa 452-5, 458

(a) Selanik'te ve Kutsal Athos Dağı'nda Sapkınlık; Sap­ kınların Athos'tan Kovulması, Bulgaristan'a (Trnovo) Gelişi ve Oradaki Etkinlikleri

Selanik'te !rene adında bir rahibe günahkar işlere bulaş­ mıştı. Selanik'te yaşarken, kendisini ahlaklı bir yaşam sür­ dürüyor gibi gösteriyordu ama gizliden gizliye her tür ah­ laksızlığa ve kepazeliğe devam ediyordu. Keşişler onun ne tür bir kadın olduğunu anlayınca içlerinden çoğu yaşadığı yerde toplanmaya başladı. Tamamen kirlenmiş olan bu ka­ dın kendisini ahlaksızlık için ziyaret eden tüm o kişilere öğ­ rettiği Messalian sapkınlığının2 ustasıydı. Sapkınlık bir hay­ li yayıldığı için çok sayıda keşiş de bu sapkınlığa bulaştı. Bunlar ayrı gruplar halinde Athos dağına gittiğinde, orada­ ki manastırların kapısını yoksulluk ve dilencilik bahanesiyle çaldılar. Yeterli ekmek ve yiyecek verilmediğinde manastır­ ların bahçesindeki zeytin ağaçlarını ve asmaları kestiler ve birçok zarar veren suç işlediler. Bu sapkınlık üç, belki de daha fazla yıl yayılmaya devam etti. Bu kutsal dağdaki pe­ derler dinsiz sapkınlığa ve fazlasıyla habis olan utandıncı 2 Bu metinde Messalianlık (d) bölümünde de açıklandığı gibi Bogomillikle eş sayılmıştır.

453


Hristiyan Diialist Hereıikler

eylemlere daha fazla dayanamadılar. Bu yüzden bir konsey toplayarak onların yanlışlığını ve hainliğini açığa çıkardılar. Bunların tümünü sürerek sonsuz lanete mahkum ettiler. Bu sapkınlardan ikisi Trnovo'ya gitti. Birinin adı Lazarus, Boso­ ta [yalınayal<] adıyla tanınan ötekininkiyse Cyril'di. Orada bir süre kaldıktan sonra içlerindeki sapkınlığı daha fazla gizleyemediler. Lazarus bir deli gibi davranmaya başladı; anadan doğma bir şekilde, mahrem yerlerini sukabağı ile gizleyerek kasabada koşturdu. Bu, onu gören herkes için tuhaf ve iğrenç bir görüntü, Tanrı tarafindan insanlara çocuk yapmaları için verilen jeni­ tal organlara bir hakaretti. Daha önce adı geçen Bosota, yani Cyril ise yavaş yavaş sapkınlığını açığa çıkarmaya baş­ ladı. Bazen kutsal ikonlara hakaret etti, kimi zaman kutsal ve yaşam kay nağı haçı aşağıladı ve evlerde pis yiyecek ve içecekler tüketilen toplantılar düzenledi. Rüyaların ilahi esinler olduğunu, erkeklerle kadınların yasal evlilikten ka­ çmması gerektiğini ve daha birçok dinsizlik ve küfrü öğre­ ti. Onun, kötü l<arakteriyle kendisine benzeyen, şeytani ah­ laksızlıkta kendisine denk, aşağılık sapkınlığının şiddetli bir savunucusu olan bir öğrencisi vardı, dinsiz rahip Stefan.

(b) Çar Ivan Alexander (1331-71) Döneminde Toplanan İlk Heretik Konseyde (1350) St. Theodosius'un Sapkın­ lıkla İlgili Konuşması 'Hangi cüretle biri iyi, diğeri kötü olan iki ilkeden söz eder, Tanrı'nın yeıyüzündeki iyileri, karşıtı olanınsa cenneti yö­ nettiğini söylersiniz? Bu doğruysa, bize neden ve nasıl şu duayı okumak öğretildi: "Gö!<lerdeki Babamız ... Ceneti ol­ duğu kadar yeıyüzünü de yaratan." Buna göre Tanrı cen-

454


Bogomillere Karşı Yasa netin, yeıyüzünün ve tüm yaratılanın yaratıcısıdır. Kutsal ikonlara yaşam kaynağı haça ve diğer kutsal aletlere küf­ retmeyi, kutsal emanet olarak verilen kutsal komünyonu küstahça ve korkusuzca sadece ekmek olarak görmeyi ve Hıristiyan ekmeğini ve şarabını aşağılamayı size hangi şey­ tan öğretti? Ortaya çıkarıldığınızda utanmadan ve korkma­ dan her türlü yemini ediyorsunuz. Bu nedenle siz yasanın gerçek ve asıl düşmanları, İncil'e karşı suç işleyenler, inancı ihlal edenler, hilekar ve baştan çıkaranlar, yalancı dönekler ve hainlersiniz. Utanmadan ye­ min edersiniz, oysa Tanrı "Oysa ben diyorum ki, hiç ant iç-­ meyin" [Matt. 5.34] der. Sapkın olduğunuz ortaya çıkınca Messalian inancını inkar eder, onu şeytan olarak larıetlersi­ niz. Böylece kendinizi berbat yeminlerle temize çıkarırsı­ nız. Kapıldığınız korku yüzünden günah işlemediğinizi de sanırsınız. Bir şekilde rahat kaldığınızda, rezil inancınıza "'kusmuğuna dönen bir köpek gibi" [Prov. 23.11] dönersi­ niz.· Kutsanmış Theodosius bunları ve daha fazlasını söyle­ yince hepsi donakaldı. Hepsinin utandığını gören Çar, din­ dar konseyin tamamıyla birlikte, kitapta yazıldığı gibi, "Da­ vut giderek güçlenirken, Sau!'un soyu gitgide zayıf döşü­ yordu" [1. Sam.3.11]. Yalan, gerçek sayesinde ortaya çık­ tığı ve sapkın öğretiye mensup kişiler utanca kapİ!dığı için, hatasını anlayan Lazarus ölümüne dek pişmanlık içinde ya­ şadı. Dinsiz Bosota ve kendine benzeyen yandaşı Stefan donakaldı. Böylece, onların sahte bilgeliğini gören Çar yüzlerinin sıcak demirle damgalanmasını emretti ve onları sonsuza dek topraklarından uzaklaştırdı.

455


Hristiyan Düalist Heretikler

(c) lvan Alexander Döneminde İkinci Heretik Karşıtı Konseyde (Judaizelere ve Sapkınlıklara Karşı, l 360) Bo­ gomilliğin Lanetlenmesi3 Yalnızca buna değil, dinsiz ve tanrı düşmanı Bogomil, yani Messaliarı sapkınlığına da, ayrıca yeni yeni ortaya çıkan Ba­ laam ve Acydinus sapkınlığına da lanet olsun. Bunların yandaşları ve liderleri bölge sınırları dışına çıkarılsın. Böyle­ ce Bulgar toprakları bu kirli adamlardan temizlenmiş olsun ve inancımız güneşin ışınlarından bile daha fazla parlasın ...

(d) St. Theodosius'un Sapkınlığa Dair Son Sözleri Önce onlara apostolik Kiliseye ve onun Ortodoks kaidele­ rine sıkı sıkıya ve inatla bağlı kalmayı, Bogomil, yani Mes­ salian sapkınlığından olabildiğince uza!< durmayı emretti.

3 Bu metin Bogomi!lil<le ilgili detaylı bilgi içermez. Buraya alınmasının ne­ deni 13SO'de Bogomil!ere karşı alınan önlemlerin tamamen etkili olma­ dığının kanıtı olmasıdır.

456


50. SELANİK BAŞPİSKOPOSU SYMEON BOGOMİLLERE KARŞI VAAZ VERİYOR Symeon, Selanik'in Türkler tarafından 1330 baharında ku­ şatılmasından ve fethinden önceki son metropolitiydi. Symeon 'un yazıları şehrinin karmaşık tarihine göre yo­ rumlanmalıdır. 1387-1403 arasında Selanik, Türklerin kontrolündeydi. Sultan Bayezid'in 1402'de Ankara'da ye­ nilmesinin ardından yeniden Bizans 'a geçti. Ancak 1411 'den 1421 'e kadar süren sayısız Türk saldırısı kentte iç karışıklığa yol açtı. 1423'te, artık tarımsal alanlara hük­ medemeyen kent Bizans imparatoru tarafından ürün ithal edebilecek olan Venedikli/er'e verildi. Symeon teolojik yazılarında Latinlerin öğreti ve uygulamalarına saldırır. Ve hatta daha da ilginci bir önceki Türk işgalinde yurttaşların­ dan bir kısmının ls!am 'a döndüğünü iddia eder: Bu kişile­ re karşı da Bogomillere karşı kullandığı hakaretlerin ben­ zerlerini kullanır - 'kutsal ve saygıdeğer ikonları hor görür­ ler... değerli haçı küçük düşürürler... azizlerle alay eder­ ler' 1- Bu bölümün alındığı metindeki sapkınlık karşıtı ar­ gümanların yanı sıra, din adamlarını eğitme ve yüreklen­ dirme ihtiyacı hissederek Ortodoks kilisesinin takdis ve ayinlerini açıkladı. Çeviri PG 155, 65 'den yapılmıştır.

Sapkınlık Karşıtı Diyalog 11. Bunların ardından sırada .. : iki ilkenin olduğunu öğre­ ten gerçek düşmanı başkaları vardı. Şimdiki Bogomiller, 1 Cf. Balfour, Politico-historical writings of Symeon, sayfa 43, 84.

457


Hristiyan Düalist Heretikler

aynı zamanda Koudougeri2 denenler bunlardır. Bu neden­ le, hemen yanı başınızda yaşayan bu kişileri tanımalısınız. Bu kişiler büyük bir yalancılıkla dua eder, Havarilerin İş­ lerini, Havarilerin Mektuplarını sever gibi davranırlar. Diğer tüm kitapları yok sayarlar. Ateistler kutsal kitaplarda ya da havarilerin kitaplarında yazan hiçbir şeyi uygulamazlar. .. Bunun yerine İsa karşıtının iş ve niyetlerini destekler, gizli köşelerde kendinden geçerek günahkar büyüler yapar [epodes]3 başka dinsiz, rezil ve lanetli işler yaparlar. İnan­ cın yanında İsa'nın emanetlerini de reddeder, özellikle kut­ sal ikonları, saygıdeğer kiliseleri, Yasanın ve Peygamberle­ rin vahyedilmiş kitabını, tüm dindar adamları ve şehitleri, rahipleri ve azizleri, kısacası kutsal olan her şeyi dönek Şeytan ve iblislerin talimatıyla kirletirler. Onun kışkırtma­ sıyla bu dinsizler Teslisteki tek Tanrı'ya, sözün vücut bul­ muş haline ve Tanrı'ya ait her şeye küfrederler. .. Dahası, İsa yalnızca Babamız duasını değil öteki duala­ rı da okudu. Tüm bu dualarla Baba'ya seslendi. Ayrıca ya­ sayı ve peygamberleri de kabul etti. Bunlar O'nun.gelişini önceden haber verdi. Kutsal tapınaklara saygı gösterdi, orada satış yapan kişileri kamçıyla kovalayarak orayı bir du­ a evi ilan etti. .. Bu adamlar bir tür şeytani mantıkla donan­ dığı için iblislerin, kötülüğün lideri Şeytanın görüşüne sa­ hiptir. Ona kendi dillerinde Topax,4 yani yerleşmiş ya da 2 'Kudugeri' olarak da geçer. Obolensky Bogomiller adlı eseri, sayfa 167'de bu iki ismin iki Makedonya köyünde var olduğunu ama anlamı­ nın açıklığa kavuşmadığını söyler. Loos, Dualist heresy in the Middle Ages adlı eseri, sayfa 333'te sözcüğün bir Bizans terimi olan kaloge­ ros 'un {iyi yaşlılar) bozulmuş hali olduğunu öne sürer. Sözcük aynı za­ manda yerel dilde Languedoc Katarları için kullanılan 'bonshommes'tir. 3 Bogomil ayinlerindeki epode kavramı için bkz. [ 19}. 4 Bir iblis için bu ad başka bir yerde kullanılmamıştır. Muhtemelen yerel gö­ revlilerden birine verilen toparkhos unvanından türetilmiştir.

458


Bogomillere Karşı Vaaz

günah ve karanlıkları yöneten efendi derler, ona paganlar gibi tapınırlar. Onun tarafından yoldan çıkarıldığı için arın- · malan zordur çünkü sapkınlığın kölesi olmuşlardır. İsa' nın adını ansalar da dinsizler gibi davranırlar. Öğrendiğimiz gi­ bi şeytana hizmet ettikleri ve sadece kendilerini değil baş­ kalarını da kirlettikleri için belki de hepsinden daha kötü­ dürler. Özellikle ölümün eşiğindeki birçok kişiyi yoldan çıkarır ve İsa' dan koparır; son anlarını yaşayan kişileri inkara davet ederler. 5 Onlardan tüm gücünüzle uzak durmalı, hile ve şeytanlık dolu sahte davranışlarının farkına varmalısınız. Bu dinsizlik tüm kötülüklerin bir karışımıdır. Bu nedenle onun­ la ilgili konuları uzun uzun anlattım ki tüm inananlar koru­ nabilsin ve onlarla bir araya gelmesin. Çünkü onlar dindar­ ları yoldan çıkarma konusunda oldukça gayretlidirler.

5 Bogomillerin ölüm döşeğindekilerini kabul ettilderine dair doğu kaynak­ lanndaki tek tanım budur. Bu gelenek Katarlar arasında yaygındır; bkz. Giriş, sayfa 111-112.

459


EK l HIRİSTİYAN RADOSLOV'UN RİTÜEL ADLI METNİ Peribleptonlu Euthymius ve Eythymius Zigabenus'un eserlerinden, on birinci yüzyıl itibariyle Bogomillerin birli­ türjiye sahip olduğu bilinmektedir. Ancak günümüze her­ hangi bir metin ulaşmamıştır.1 Batı Avrupa 'daki tüm Ka­ tarlar tam olarak aynı litürji şeklini kullanmıştır. Bu litürjiye ilk kez 1163 ·te, yani on ikinci yüzyılın son çeyreğinde ge­ lişen kırılmalardan önce şahit olunmuştur. Z Katar Ritüel metninin günümüze ulaşan ilk örneğinde yer alan ibadet şekilleri Bizans kaynaklarındaki Bogomil ibadet tariflerine çok benzediği için Katar Ritüe/'inin kayıp bir Bogomil met­ ninden devşirilmiş olması ihtimali mantıklıdır. 3 Christine 7houze//ier, buna batılı bir köken bulmaya çalışmış, ancak Duvernoy'un da gösterdiği gibi, savını sadece ayin yöne­ ticilerinin Ritüe/ içinde doğaçlama yapabildiği tek bölüm olan Babamız duası konusunda kanıtlayabilmiştir. 4 Ritüelin Slavca versiyonunun el yazması olarak korun­ muş bir parçası bugün Vatikan kütüphanesindedir. Bu me­ tin Hıristiyan Radoslav tarafından Bosna kralı Stephen Thomas döneminde (1443-61 }, Hıristiyan Goisak için ya­ zılmıştır.5 Eski Slavca paleografisi uzmanı bazı kişiler, bu Ritüe/'in bir on ikinci yüzyıl metninden kopyalanmış o/abil [19] ve [25]' e bakınız.

2 Schonaulu Egbert, Sermones contra Catharos, 8. 2 (PL 195,51) 3 Hamilton. 'Wisdom from the East', sayfa 46-9. 4 Thouzellier, RHue! cathare, sayfa 182-4; Duvernoy, Le Catharisme, numa­ ra!anmamış son sayfalar 'Addition ala condusion.' 5 Fine, The Bosnian Church, s. 304.

460


Radoslov'uıı Ritiiel Adlr Memi leceğini öne sünnüştür.6 Metin, Katarların Lyons Ritüeli­ nin açılış bölümündeld kısma çok benzemektedir ve on beşinci yüzyıl Bosna düalist/eri tarafından ibadet amacıyla kullanıldığı kuşkusuzdur. Geç bir döneme ait olması ve Bosna 'nın batılı Katarlann fazlasıyla etkisi altında kalması nedeniyle, biz çok katılmasak da, bu metnin batılı bir ori­ jinalden çevrilmiş olması ihtimali bulunur. 7 Orijinal bir Bo­ gomil metni olmama olasılığından onu bir ek olarak ver­ dik. Metin, Vatikan kütüphanesinden alınmıştır. MS. Bor­ giano 11/yrico 12, fos. 56-8. Çevirisi Yuri Stoyanov tarafın­ dan Thouzellier, Rituel cathare, sayfa 287-9'dan yapılmış­ tır. Metne ait numaraları biz ekledik.

[Lörd'un Duası] Göklerdeki Babamız, adınla kutsanalım; Egemenliğin gelsin, Gökte olduğu gibi yeıyüzünde de senin hakimiye­ tin hüküm sürsün. Bugün bize günlük ekmeğimizi 8 ver ve bizlerin borçlularını bağışladığımız gibi sen de bizim borç­ larımızı bağışla, ayartılmamıza izin verme ve kötü olandan bizi uzaklaştır. Çünkü egemenlik, güç ve zafer sonsuza dek senindir. Amin.9

6 Thouzellier. Rituef cathare, s. 64-5. 7 Fine, The Bosnian Church, s. 83. 8 'Günlük ekmek' Lorc_i'un dualarının Slav ve RSV versiyonlanna Yunanca epiousion arton sözcüklerinden çevrilmiştir. Latince lncil'de bu sözcükler Matta 6. .11 'de panem supersubstantialem ('yeterli olandan fazla ekmek' ya da 'dünyevi olandan fazla ekmek' ). Luka 11. 3'te ise panem cotidia­ num (günlük ekmek) olarak geçmektedir. 9 Peribleptonlu Euthymius, Bizans Bogomillerini Lord'un duasının hamd ilahisini (doxology) göz ardı etmekle suçlar; bkz. 19. Bölüm. Katarlar hamd ilahisini daima kullanmıştır. Bosna Bogomilleri de bunu Katar etki­ siyle benimsemiştir.

461


Hristiyan Düalist Heretik/er [nakarat] Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'a tapınalım . Bu, yapmaya değer ve doğru olandır. 1 o Baba, Oğul ve kutsal Ruh'a tapalım. Baba, Oğul ve kutsal Ruh'a tapalım. Rabbimiz İsa Mesih'in inayeti daima bizimle olsun. Amin. Kutsa bizi, bağışla bizi. Amin. E.y Rabbim sözlerinle belirlensin kaderimiz. Baba, Oğul ve Kutsal Ruh seni kurtarsın, tüm günahlarını bağışlasın. [Yuhanna İncil'inin açılış cümleleri] Başlangıçta Söz vardı. Söz Tanrıyla birlikteydi ve Söz, Tan­ rıydı. Başlangıçta O, Tanrıyla birlikteydi. Her şey O'nun ara­ cılığıyla var oldu, var olan hiçbir şey O'nsuz olmadı11. Ya­ şam O'ndaydı ve yaşam insanların ışığıydı. Işık karanlıkta parlar. Karanlık onu alt edemedi. Tanrı'nın gönderdiği Yah­ ya adlı bir adam ortaya çıktı. Tanıklık amacıyla, ışığa tanık­ lık etsin ve herkes onun aracılığıyla iman etsin diye geldi. Kendisi ışık değildi ama ışığa tanıklık etsin diye geldi. Dün1 O Katar Ritüeli bu cümleyi içermez. Ancak Bizans Bogomilleri tarafından on birinci yüzyıl ortasında kultanıldığı peribleptonlu Euthymius tarafından belirlenmiştir. Ama bu çok güvenilir değildir. Bunlar, en eski Hıristiyan Li­ türjisi cümleleridir ve üçüncü yüzyılda Roma'da kullanıldığı St Hippoly­ tus tarafından aktarılmıştır. Ardından Doğu ve Batı'nın tüm kiliseleri kul­ lanmıştır; bkz. The Apostolic tradition of St Hippolytus, ed. Dix, s. 7 1 1 St. Augustine böyle bir dilbilgisi kullanımını Maniheist olarak tanımlar. Ama bu tarz en eski Ortodoks yazarlarcada kullanılmıştı. Bu nedenle bu­ rada yer alan noktalamalar metinden metine farklılıklar gösterebilir. An­ cak düalistler inan çlarına uygun buldukları gerekçesiyle bunu tercih et­ mektedirler. Yani mateıyal dünyanın "Hiçbir şey" olduğu ve Tanrı'nın onu yaratmadığı anlamını verecek bir şekilde vurgulamaktadır. Thouzellier, Catharisme et Valdeisme, s. 404.

462


Rados/ov'un Ritiiel Adlı Metııi

yaya gelen, her insanı aydınlatan gerçek ışık vardı. O, dün. yaydı, dünya O'nun aracılığıyla var oldu ama dünya O'nu tanımadı. Kendi yurduna geldi ama kendi yurdu O'nu ka­ bul etmedi. Kendisini kabul edip adına iman edenlerin hepsine Tanrı'nın çocuğu olma hakkını verdi. Onlar ne kan­ dan, ne beden ne de insan isteğinden doğdular; tersine Tanrıdan doğdular. Söz, insan olup aramızda yaşadı. O'nun yüceliğini -Baba'dan gelen lütuf ve gerçekle dolu biricik Oğul'un yüceliğini- gördük. Yahya O'na tanıklık etti. Y ük­ sek sesle şöyle eledi: "Benden sonra gelen benden üstün­ dür. Çünkü O benden önce vardı diye sözünü ettiğim kişi budur." Nitekim hepimiz O'nun doli.ıluğundan lütuf üzeri­ ne lütuf aldık. Kutsal Yasa, Musa aracılığıyla verildi ama lü­ tuf ve gerçek İsa Mesih aracılığıyla geldi. [St Paul'ün Titus'a mektubu] Havar_i Paul, Titus'a yazdığı mektupta, içinde bulundu­ ğumuz çağda kutsanmış umudu ve büyük Tanrımızın zafe­ rini beklerken iffetli ve Tanrıdan yana bir yaşam sürmek için tanrısızlığın ve bedensel zevklerin lanetlenmesi gerektiği­ ni anlatır.12

12 Bu parça Katar Lyons Rituelinde yoktur.

463


EK 2 ERMENİCE KAYNAKLAR VE PAULİKİENLER Verdiğimiz Paulikien tarihi büyük oranda Paul Lemerle ve Yunanca kaynaklara dayanmaktadır. Dr. N.G. Garsoian ise Ermenice kaynakların farklı bir görüntü verdiğini öne sürer: iki ayrı gelenek vardı. Paulikierıliğirı eski şeldi vaftizin öne­ mine vurgu yaparak Adoptionist doktrini benimsiyordu. Aşırı sofuluğu reddederek katı bir ikonok/azmı savunuyor­ du. Bu, doktrininin ana eğilimiydi ve Ermenistan'da tarika­ tın tarihi boyunca neredeyse değişmeden kaldı. Bizans 'ta ise muhtemelen dokuzuncu yüzyılda doketik bir Hıristolo­ ji ve ılımlı bir düalizmi benimseyen farklı bir şekil belirdi.1

Başka bir deyişle. Ermeni Paulikienlerinin 268'de azledilen Antioch piskoposu Samosatalı Paul'ün takipçileri olduğunu iddia eder. Paul'ün, Teslisle ilgili varsayımları bazen İsa Me­ sih'in doğuştan ve doğası gereği tamamen insan olduğu ve tanrısallığını İlahi Söz tara!indan evlat edinilmesine borçlu olduğu inancına dayanan Adoptionizm olarak ta­ nımlanmıştır. Yazarın savı yaygın bir şekilde kabul görme­ miştir. Biz de onun ileri sürdüğü kanıtı ikna edici bulmuyo­ ruz. Çünkü öncelikle yedinci yüzyıldan önce Ermenistan'­ da Paulikien bulunduğunu kanıtlamak zorundadır. Yararlan­ dığı ana kaynaklar şunlardır: öncelikle Sahapivan Konsili, 447'de Mclne adlı sapkınların tilki işaretiyle damgalanmaJ

The Paulician heresy, s.

464

232.


Ermenice Kaynaklar ve Pmı.likienler

sına karar verdi.2 Bu ad beşinci yüzyıl Ermenistan'ında sonradan canlı bir harekete dönüşen Messalianları tanımla­ mak için kullanıldı.3 Paulikienlere sekizinci yüzyılda Mclne denmesi ve Tondradikiarılarırı on birinci yüzyılda Mclne'le­ rin 447'deki gibi cezalandırılması bu üç grubun da aynı inanca sahip olduğuna dair yeterince güçlü kanıtlar gibi görünmüyor.4 Yunanca kaynaklar Bogomillere genelde Messalianlar der, çünkü bunlar o sapkınlıkla bazı ortak ni­ telikleri paylaşır, ancak bu onların aynı olduğunu kanıtla­ maz. Garsoian'ın öne sürdüğü ikinci kanıt, 1. Catholicus John'un (478-90) Tövbeye Çağrı adlı genelgesidir. Bu ge­ nelge, Polikeanlara, yani Paulikienlere verilecek cezalar hakkında bir madde içerir; ancak elyazması 1268'den eski değildir ve Bartikyan, anlaşılır bir şekilde, bu maddenin sonradan eklenmiş olabileceğini öne sürer. Üçüncü kanıt, 555 tarihli Dvin Konsili Birlik Yeminidir. Bu yemin Pauliki­ enlerin elinden komünyon alanları lanetler. Ancak yine Bartikyan bunu, o metnin 1298' de yazılan tek elyazmasın­ da yapılmış bir yazım hatası olduğunu ve o sözcüğün Pa­ ul' cüler (yani Adoptionistler) olarak anlaşılması gerektiğini savunur. Bu argüman ikna edicidir. Çünkü Paulikienler, Euc­ harist kutlaması yapmadığından onlarla ilgili böyle bir ya­ saklama anlamsızdır. s Dolayısıyla, Ermenistan'daki Paulikienlere dair elimiz­ deki en güvenilir kanıtın ili Catholicus Nerses (641-61) dö2 Aynı adlı eser, s. 82-3. 3 Nersessian, The Tondrakian movement, s. 8-9. 4 Ga.rsoian, The pau/ician heresy, s. 94-5, 144. 5 Aynı adlı eser, s. 80-94 ve ekler I ve il, s. 234-8. Bartikyan 'Concerning the evaluation of certain sorces on the Paulician movement', s. 85-97 (Ermenice). Bu çalışmayla ilgili bilgilerimizi Garsoian'ın o eserden yaptı­ ğı alıntılara borçluyuz ve ne yazık ki onun argümanlannı Garsoian'ınkiler­ den daha ikna edici buluyoruz.

465


Hristiyan Düalist Heretikler

nemine ait olduğundan kuşku duymak için bir neden gör­ müyoruz. Üstelik bu çıkarım, Sicilyalı Peter kanıtıyla da bağdaşıyor.6

Tondrakianlar7 Didaska/oi döneminde Ermenistan'da Paulikienler'in oldu­ ğu tartışmasızdır. Ancak Tefrice'nin düşüşünün ardından Ermenice kaynaklar onlardan söz etmez. Ancak Tondraki­ anların düalist sapkınlığından söz etmeye başlar. Bunların adı ilk kez Narekli Ananias'ın (943-65) bir eserinde geçer.8 Onlarla ilgili daha detaylı bilgi Bizans imparatoru Constan­ tine lX döneminde (1042-55) Mezopotamya bölgesi Er­ meni komutanı Magister Gregory'nin mektuplarında veril­ miştir. Bu mektuplar, tarikatın Manzikert yakınlarındaki Tondrak'tan 'kurt' Smbat adlı biri taralindan kurulduğunu anlatır. Bu kişi, 'Lord John ve Smbat Bagratuni döneminde' yaşamıştır. Adı geçen kişiler V. Catholicus John (899-931) ve Kral 1. Smbat (890-914) olabilir. Söz konusu dönem de muhtemelen 899-914 arasıdır. Ancak bu tarih, Gre­ gory'nin, tarikatın 170 yıldır lanetlenmiş olduğunu söyle­ mesiyle çelişmektedir. Gregory 1050'lerin ortalarında yazı­ yordu. Buna göre, tarikatın kuruluşu 880'lerin ortalarına denk gelir. Öte yandan, her iki kaynak da hareketin, onun­ cu yüzyılın ilk on yılında var olduğunu gösterir. Magister Gregory, kurucu Smbat ile tarikatın o dönem başında olan 6 Tarihsel Giriş'e bakınız. 7 Bu çalışmaya Tondrakianlarla ilgili mateıyal eklemedik çünkü onlarla ilgi­ li kaynaklar halen İngilizcede mevcuttur, Conybeare, The Key ofTruth. 8 Bu eser sadece daha sonraki yazarların yaptığı alıntılardan ve özellikle de Ananias'ın yeğeni Narekli Gregoıy'nin yazdığı bir mektuptan bilinmek­ tedir.

466


Ermenice Kaynaklar ve Paulikienler 'kılsız tazı' Kör Lazarus arasındaki yedi liderin isimlerini ve­ rir.9 Tondrakianlarla Paulikienler arasında bir bağ olduğu kuşkusuzdur. Magister Gregory her iki grubun da Maniheist olduğunu, ancak Paulikienlerin Yunan toprakla­ rında, Tondrakianların ise Ermeni topraklarında yaşadığını iddia eder. 10 Taronlu Paul de (ölümü 1123) bunu doğrular. Bizanslı bir yakınına şöyle yazar: 'Sizin Poplikianosk dedi­ ğiniz [fondrakianlar] ... zehrini Paulikien tarikatından al­ mış ... kötü Smbafın öğrencileridir.'11 Dahası, her iki hare­ ketin de çok fazla ortak inancı vardır. Tondrakianlar 'yalnız­ ca banyo suyu' olduğu gerekçesiyle Ortodoks vaftizini, Toplu ayini, Kutsal Emirleri, kutsal evliliği ve haç işaretini reddeder.12 Öte yandan, eğer doğru aktarıldıysa, Pauliki­ enler gibi mutlak değil, ılımlı düalist olmalıdırlar 13 ve içle­ rinden bazıları Paulikien ahlaki yapısına ters düşecek biçim­ de dünyadan elini eteğini çekmiştir.14 Her ne kadar Tondrakianlar içinde Ermeni Paulikienli­ ğinden hayatta kalanları, belki de sapık Baanes 15 olarak bi­ linen Vahan'ın takipçilerinin çocuklarını bile görmek akla gelse de bunu destekleyen hiçbir kanıt yoktur. Tondraklı Smbat tarafından kurulan yeni bir dinsel hareket Tefrice'nin 9 Gregoıy'nin konuyla ilgili mektupları, Conybeare, The Key ofTruth, say­ fa 142, 144'ten; Nersessian, The Tondrakian Movement, sayfa 38-9'dan Ekler lll'te ç�vrilmiştir. Dokuzuncu yüzyıl ilk yarısı için bir kuruluş tarihi verir. 10 Aynı adlı eser, s. 50. t 1 Aynı adlı eser, s. 65. 12 Narekli Gregory, Conybeare, The Key ofTruth, s. 127. 13 Magister Gregoıy onların Şeytan'ın dünyayı yarattığına inandıklarını an­ latır. {Conybeare, The Key of Truth, s. 148) 14 Magister Gregory bir Tondrakian manastırı dağıttığını öne sürer (aynı adlı eser, s. 148). 15 Bakınız, giriş 62-63. sayfa

467


Hrisıiyan DiiaUst Heretikler

düşüşünün arclınclan Ermenistan'cla oluşmaya başlamış gi­ bi görünmektedir. Bu hareketle Paulikienliğin çok fazla or­ tak noktası vardır. Hatta Ermeni Paulikienlerinclen bazıları­ nı ela içine aldığı kesindir. Ancak o hareketten uzak kalmış­ tır. Vrej Nersessiarı bu durumu başarılı bir şekilde betimler, '[fonclrakianlar] açıkça Paulikienlerle benzer görüşlere sa­ hipti, ancak ayrıştıkları ve kendilerini iki farklı acl altında ifa­ de ettikleri gerçeği, ortada iki farklı mezhebin, hem ele bağlantıları varsayım yapılmaktan ziyade ispatlanması ge­ reken iki mezhebin bulunduğunu gösterir.'16 IX. Constantine clönemincle ( 1042-55) Magister Gre­ goıy, tüm Mezopotamya bölgesinde bu mezhebin üyele­ rini soruşturdu ve kültü yok etmek amacıyla asıl merkezle­ ri olan Tonclrak'a gitti. Bizans yasalarına göre ölüm cezası verebilirdi ama bunu yapmadı. Hareketin üyelerinin sür­ mek ve evlerini yakmakla yetincli. 1 7 Bu olay mezhebin sonunu getirmedi. Çünkü on ikinci yüzyıl kaynakları 18 mezhebin hala ayakta olduğunu aktarır. Ancak bütün araştırmacılar on dördüncü yüzyıldan sonra Tonclrakianlarclan hiç bahseclilmecliği konusunda hemfikir­ clir.19 Gerçeğin Anaht.ırı

Daha sonra, 1791 'ele Catholicus Luka Constantinople Er­ meni Patriği'ni kendisini kötü Tonclrakian mezhebiyle ilişki­ lencliren John aclıncla bir kişiyi tutukladığını bilclircli. 20 16 Nersessian, The Tondrakian movement, s. 71.

17 Conybeare,

The Key ofTruth,

s. 143, 146-7.

18 Conybeare, The Key ofTruth, s. l 73-7. 19 Garsoian, The paulician heresy, s. 145. 20 Nersessian, The Tondrakian movement, s. 89.

468


Ermenice Kaynaklar ve Paulikienler

1837'de Ark'weli köyündeki mezhep üyeleri Ermeni Orto­ doks Kilisesi tarafından açılan bir davayla karşı karşıya kal­ dılar. Dini (hizmet) kitapları Gerçeğin Anahtarı'na el kona­ rak Ejmiacin'deki Catholicus kütüphanesine kondu. Kitap Yovhannes Vahaguni tarafından yazılmıştı ve şöyle başlı­ yordu: 'Gerçeğin Anahtarı adlı kitap. Kurtarıcı'nın 1782. yı­ lında, Ermeni takvimine göre 1230'da, Taron'da yazıldı.'21 Nersessian'ın da belirttiği gibi, Tondraklı Smbat'ın kur­ duğu Orta Çağ mezhebi ile bu on sekizinci yüzyıl sonun­ daki Tondrakianlar arasında bir bağ olsa da, inançları ara­ dan geçen yüzyıllar boyunca fazlasıyla değişmiştir. Çünkü Gerçeğin Anahtarı düalist bir eser değildi. Kitap suyla ya­ pılan vaftizi kabul eder, Eucharist'i kutlarken, doketik değil, Adoptionist bir Hristoloji benimserdi. Yani bu kişiler İsa'nın va�iz esnasında Tanrı tarafından evlat edinildiğine inanıp, O'nun ruhani bir varlık değil, insan bedenine sahip olduğu­ nu iddia ederdi. Bunlar Narekli Gregoıy ile Magister Gre­ goıy' nin anlattığı gruptan kalan belli belirsiz niteliklerdi. Mezhebin Orta Çağ' dan on sekizinci yüzyıla dek sürek­ li bir tarihi olmamasına rağmen Tondrakian adının nasıl olup da devam etiğini kestirmek güçtür. Ama Nersessi­ an'ın ortaya koyduğu gibi, inanç sistemlerindeki kayda de­ ğer değişim göz önüne alındığında, çelişkili bir durum gö­ rünmüyor.22 Gerçeğin Anahtarı'nın Orta Çağ Tondrakianla­ rı'ndan kaldığı_na dair bir kanıt yoktur. Paulikienler'den kal­ dığına da dair bir kanıt bulunmamaktadır. Ancak böyle dü­ şünülmesinin nedeni eserin Ermenicenin eski bir şekliyle yazılmış olmasıdır. 1782 tarihli elyazmasının yazarı Yov21 Conybeare, The Key ofTruth, s. 71. 22 Nersessian, The Tondrakian movement, s. 47.

469


Hristiyan Düalist Heretikler

hannes Vahaguni, eserin de yazarı olabilir. Kendisi, Vene­ dik'teki bir manastırda kalmış, orada klasik Ermenice öğ­ renmiştir. Runcimn'ın belirttiği gibi, litürji yazarları 'dil bil­ gisi, söz dizimi ve tarz konularında arkaizme... tuhaf bir yakınlık'23 göstermeye eğilimlidirler. Ermeni araştırmacı Ter Mkrttschian, Yovhannes'in Venedik'teyken batılı Bap­ tislerden etkilendiğine inanır.24 Bu nedenle, Gerçeğin Anahtarı'nı Protestan reformcu fikirlerin bir aracı olarak ar­ kaik, litürjik Ermenice ile yazmış ve eve dönüşünde antik dönemin ayrılıkçı Tondrakianlar hareketi ile tanıştırmış ol­ ması mümkündür. Şayet, on sekizinci yüzyılın sonunda mezhep üyeleri, anlatıldığı biçimde bir reformun peşinden gitmişse, bu durum neden yüzyıllar süren sessizliğin ardın­ dan Ermeni Ortodoks otoritelerinin dikkatini yeniden çek­ tiğini açıklayabilir. Bize göre, Gerçeğin Anahtarı'nın Hıristiyan düalizmi ta­ rihi ile bir bağlantısı yoktur. Bu kitap editörünün ve çevir­ meninin görüşlerini ifade ediyor olmasaydı hiçbir şekilde ele almamız da gerekmezdi. F.C. Conybeare bu eserin el­ yazmasını Ejmiacin kütüphanesinde bulan ve 1898'de ya­ yınlayan önemli bir Ermeni araştırmacıdır. Conybeare, kita­ ba verdiği alt başlıktan da anlaşılacağı gibi, bunun bir 'Er­ meni Paulikien Kilisesi El Kitabı' olduğuna ve Orta Çağ Pa­ ulikienleri tarafindan dua kitabı olarak kullanıldığına inan­ mıştı. Kendisi bir on dokuzuncu yüzyıl rasyonalistiydi.25 Hıristiyanlığın orijinal şeklinin, Nasıralı İsa'nın sadece Tan­ rıyı memnun eden sıradan bir adam olduğunu ve vaftizi sı23 Runciman, The medieval Manichee, s. 56; Nersessian, The Tondrakian movement, ek ili, s. 89-96. 24 Ter Mkrrtschian, 'Die Thondrakier in unseren Tagen', Bu referansı Ner­ sessian'a borçluyum, The Tondrak.ian movement, s. 91. 25 Maries, 'Frederick Cornwallis Conybeare.'

470


Ermenice Kaynaklar ve Paulikienler

rasında evlat edinildiğini savunan Adoptionizm olduğu te­ orisinden etkilenmişti. Gerçeğin Anahtarı'na yazdığı uzun giriş bölümünde, böyle düşünmesinin nedenlerini sıralar ve [Avrupa kökenli reformların bir sonucu olarak] bu Apos­ tolik Kilise mayasının [yani Adoptionizm'in] Anabaptist ve Unitarian formlarına bürünerek diğer inanç biçimlerini na­ sıl dönüştürdüğünü anlatır. Bu büyük dinsel hareketi oluş­ tururken, Bogomillerin ... önemli bir rol oynadığından emi­ niz. Onlar, Avrupa'ya kısmen Paulikien misyonerlerden kaptıkları Adoptionist görüşleri taşıyan temel tedarikçiler­ di,26 Conybeare, Gerçeğin Anahtarı'nı önemli bir kanıt ola­ rak gördü. Çünkü onun kendi çağını Hıristiyanlığın en ilkel şekli olan Adoptionizm ile buluşturduğuna inanıyordu. Bu sav, farklı bir şekilde, Nina Garsoyan tarafından can­ landırıldı. Onun argümanının çıkış noktası şudur: Yalnızca 1782 tarihli _bir el yazmasıyla günümüze ulaşmış olsa da, Gerçeğin Anahtarı, Paulikienlerin devamı olan Orta Çağ Er­ meni Tondrakianlarının bir el kitabıdır. Kitap, Adoptionist bir Hristoloji ve basit ibadet şekillerini benimseyen, bunun yanında, ruhban sınıfı karşıtı, ayinsel ve temsili sanata kar­ şı çıkan bir toplumu betimlemektedir. Bu nedenle, erken Orta Çağ dönemi Paulikienleri'nin bu tür Hıristiyanlar ve Samosatalı Paul'ün takipçileri olduğunu açıklar. Garsoyan bu metne fazlasıyla güvenir. Çünkü onun bizzat Paulikien­ ler tarafından yazıldığını ve bu nedenle onların dinsel ra­ kiplerinin düşmanlık içeren kanıtlarına oranla daha tercih edilebilir olduğunu iddia eder. Bu şekilde, Bizanslı yazarlar tarafından Ermeni Paulikienler'in yaptığır.dan çok farklı bir şekilde dile getirilen Paulikien betimlemeleri, en fazla Bi­ zans topraklarında yaşayan Paulikienlerin inançlarının kanı26 Conybeare, The Key of truth, s. cxcvi.

471


Hristiyan Diialisı Hereıikler

tı olarak görülebilir. Şüphesiz, Garsoyan benim burada ak­ tardığımdan çok daha fazla argüman ortaya koymuştur. Ancak şu bir gerçektir ki, 'Conybeare' savı çürütüldüğü takdirde, onun argümanlarının tamamı da savunulmaz ve gereksiz hale gelecektir. Öte yandan, bu tür argümanların kabulü, yalnızca Pauli­ kienlerin ve Tondrakianların Hıristiyan düalistler olduğunu öne süren çok sayıda dönemsel kanıtın mezhepçi önyargı­ larla şekillendirildiği kanıtlanırsa mümkün olabilir. Birçoğu diğerlerinin geleneklerine fazlasıyla düşman olan ve diğer­ lerinin geleneğini hiç tanımayan Yunan, Ermeni ve Arap yazarlar tarafından yazılmış ve zaman içinde birbirlerinden tamamen kopmuş sayısız eseri yok sayamazsınız. Bu tür bir tavır ancak Bizanslı, Ortodoks Ermeni ve Müslüman ku­ rumların yedi yüz yıllıl< bir süreçte Paulikienler hakkındaki gerçeği gizlemek için bir kumpasa ortak olduğu biçimin­ deki geniş ölçekli bir komplo teorisi kabul edilerek meşru­ laştırılabilir. Dürüst okur, böylesi bir komploya inanmak için elimizdeki tel< kanıtın 1782'de yazılmış bir Orta Çağ kita­ bının kopyası olduğunu bile belli edemeyen Litürjik bir ki­ tap olduğunu görünce biraz kuşkucu davranacaktır. Biz, Conybeare/Garsoyan savını ikna edici bulmuyoruz. Çünkü tarihsel kanıtlar çerçevesinde tutarlı görünmüyor. Gerçeğin Arıahtarı'ndaki çok basit öğretiler de, Samosata­ lı Paul'ün ince Hristolojik farklılıkları gibi değil. Bu konuyla ilgilenen herkes, görüşlerini Conybeare ve Garsoyan'ın eserlerini okuyarak şekillendirmelidir. Öte yandan biz, bü­ yük bir uzlaşı içinde olduğumuz Paul Lemerle'nin eleştiri­ sine dikkat çekmek isteriz.27 27 Lemerle. T&M 5 ( 1973), s. 12-15.

472


TERİMLER SÖZLÜGÜ Antitip: Bkz. Tip Apocalypse: Vahiy Yeni Ahitine orta çağlarda verilen ad. Archon (hükümdar), şeytan (kötü): Sözcük anlamı 'yönetici' dir. Kö­

tü hükümdar, İsa'nın bu dünyanın hükümdarı diye nitelediği şey­ tandır (John 12.31); ya da bazı Hıristiyan düalistlerin görüşüne göre materyalist (görünen) kainatın kötü yaratıcısıdır. Archons: Bizans İmparatorluğu'nda bu unvan yerel hükümet yöne­ ticilerine verilirdi. Ascesis: Sözcük anlamı 'egzersiz'dir. Tam bir Hıristiyan yaşamı sür­ mek üzere beden üzerinde hakimiyet kazanmak için oluşturul­ muş dini egzersiz uygulamasıdır (örneğin gönüllü fakirlik, oruç tutma ve nöbet tutma). Athos Dağı'nın Protos'u: Dağ' da bulunan tüm manastırların yönetiminden sorumlu monastik lider. Autocrator: Tek yönetici', Büyük Bizans İmparatoru'nun unvanıdır. Basillssa: Bizans Kraliçesi'nin refakatçisinin unvanı. Belos/velos Mahkemesi: Büyük Drungarius'un yönettiği, Constan­ tinople' daki kapalı hipodromda yapılan mahkeme. Büyük Drungarius: Manuel I döneminde (1 143-80) bu görevli Constantinople'ın asıl yargıçlarından biri oldu. Belos Mahl<eme­ sfnden sorumluydu. (q.v) Büyük Kilise (Grand Church): Constantinople' daki Hagia Sophia (the Holy Wisdom) katedrali. Catechumenate (mimari): Özellil<le ilk dönem kilise mimarisinde bi­ nanın kapısı önündeki direkler altı. Korkuluk ya da kolonlarla kili­ senin ortasına giriş bölümünden ayrılan alandır. Henüz vaftiz ol­ mamış kişilerin kullanımı içindir. Catechumens: Hıristiyan inanışına göre vaftiz edilmemiş kişilerdir. Catechumens Yağı: Vaftizden önce ·catechumenleri kutsamak için kullanılan yağ. Catepan: Onuncu yüzyılın sonlanndan sonra Güney İtalya'daki Bi­ zans �yaletlerinin yöneticisine verilen unvan. Catholicus: Ermeni ve Gürcistan Kiliseleri'nin baş piskoposlarına ve­ rilen unvan (ve orta çağlarda Caspian Albenia !Glisesi'nin başı). Chıistopolites: lsa'nın (Cennet Krallığı'nın) yoldaşı.

473


Chrysobull: Altın bir mühürle mühürlenmiş Bizans kraliyet diploma­ sı. Colophon: Hangi şartlarda yazıldığı ve içeriği hakkında bilgi veren bazı el yazmalarının sonunda bulunan bölüm.

Comes: Dokuz ve onuncu yüzyıllarda Bizans ordusunda bir bölü­ mün komutanı.

Consolamentum: Batılı Katarların kabul töreni. Cosmocrator: Sözcük anlamı 'dünyanın yöneticisi'dir. Bu sözcük kö­

tünün güçlerini tarif etmek için Grek Yeni Ahiti'nde kullanılır (Eph. 6.12). Bu yüzden bazen Bizanslı din adamları taralindan şeytan sözcüğünün eş anlamlısı olarak da kullanıldı.

Demiurge: 'Zanaatkar' anlamına gelen Grekçe sözcüğün İngilizce

şeklidir. Bu terim bazı Gnostikler taralindan Tanrı' dan daha aşağı

ve farklı o!an, görünen dünyanın yaratıcısını betimlemek için kul­

lanıldı. Docetic Christology: lsa Mesih'in gerçekten insan olmadığını, sade­ ce insan görüntüsüne sahip olan ruhani biri olduğu inancı.

Domestic of the Schools: Dokuzuncu yüzyılda Constantinople' da kurulmuş süvari bölüklerinin dört komutanının büyüğü.

Doux: On birinci yüzyıldan önce Bizans lmparatorluğu'nda bulunan küçük bir bölgenin valisi. Comnenia zamanında ( 1081-1185) bu unvan eyalet yöneticilerine verildi.

Elias the Tishbite: liyas Peygamber'in Grekçe adı. Encyclical Letter: Papa ya da patrik taralindan yazılan, tebaası kabul

edilen insanlara tüm kiliselerde yüksek sesle okunması istenen

mektup.

Eparct: Constantiııople şehrinin valisi.

Epode: Şeytan büyüsünü aşağılayıcı bir şekilde okunan büyü. Eschatology: Son Şeyler olarak bilinen ölüm, hüküm, Cennet ve Cehennem konularında Kilise'nin öğretisi. Genel anlamıyla bu terim dünyanın sonu konusundaki Hıristiyan inanca karşılık gelir.

Exarch (ecclesiactical): Constantinople Patriği taralindan özel bir

alandaki manastırları denetlemek üzere görevlendirilmiş memur.

filioque clause: Batılı bir Kilise olan İznik Mezhebi'nin Kutsal Ruh'la ilgili söylediği cümleye eklediği 've Oğul'dan' sözleridir: 'Kutsal Ruh Efendimiz' e inanıyorum, o ki yaşam verendir ve Baba' dan ve

Oğul'dandır (Filioque)' Ortodoks Kilisesi bu eklemeyi kabul et­ medi. Batı ve Doğu Kiliselerinin aynlinasının temel nedeni budur.

474


Grand Domestic of the Schools: Comneni (1081-1185) emrindeki

Bizans ordusunun baş komutanı.

Higoumenos: Başrahip sözcüğünün Grekçesi. Holy Synod: Constantinople Patriği'ni tavsiye eden ve onuncu yüz­

yıldan sonra önemli yasama, yönetme ve yargı görevlerini ele geçiren komite. İkonodül (lconodule): Sözlük anlamı 'imgelere tapan'dır. Terim ola­ rak Ordodoks Kilisesi'nin, İl<lnci İznik Genel Konseyi'nin (787) ku­ rallarına göre dini imgelere hürmet etmeyi kabul edenleri niteler. İkonoklast (lconoclast): Sözcük anlamı 'imgeleri yıkan'dır. Terim genellikle Ortodoks kiliselerindeki dini imgelere hürmet etmeye karşı duranlar için kullanılır. T harfi büyük yazıldığı�da sekiz ve dokuzuncu yüzyıllarda bu inancı uygulayan Bizans imparatorları anlamına gelir.

İznik Mezhebi (Nicene Creed): 325'teki Birinci İznik Genel Konse­

yi tarafindan onaylanmış Mezhebin daha ayrıntılı versiyonudur. Tüm geleneksel Batı ve Doğu Kiliseleri tarafindan inancın genel açıklaması olarak kabul edildi. John Chıysostom, St, (d, 407): Constantinople Patriği ve Evrensel Kilise'nin dört Grek Doktoru'ndan biri. Chrysostom, Constanti­ nople Ortodoks Kilisesi'nde ayrı bir yere sahiptir çünkü orada gerçeldeştirilen günlük dini törenler ona atfedilirdi. John the Theologian, St.: Ortodoks Kilisesi'nde Evangelist ve Hava­ ri olan Aziz John demektir. Kalkedonlu (Chalcedonlan) Hıristiyanlar: 451 'de Monophysites'in (q.v) reddettiği Dördüncü I<alkedon Genel Konseyi kararlarını ka­ bul edenler. Kanonik Metinler (Canonical Scriptures): İncil'in kitapları Kilise ta­ rafindan orijinal kabul edilir. Orta çağlarda Ortodoks Kilisesi Yeni Ahit'i kabul etti, Eski Ahit'in Grekçe tercümesi Septuagint olarak biliniyordu. Bu, sadece ,Grek metinlerde görülen kitapları içerir ve bu yüzden hiç İbranice versiyonu yoktur (örneğin I, il Macca­ bees): Protestan İncillerde bunlar ya atılmıştır ya da Uydurma ki­ taplar olarak basılmıştır. Ancak bunlar Uydurma Metinler ile ka­ nştırılmamalıdır. (q.v) Kastron: güçlendirilmiş yerleşim. Kilise Genel Konseyleri (General Councils of the Church): aynı za­ manda Oecumanical Konseyler olarak da bilinir. Beş Patriklik temsilcisinin katılımıyla gerçekleşen Konseylerdir: Roma, Cons-

475


tantinople, Alexandria, Antakya (Antioch) ve Kudüs (jerusalem). inançla ilgili konularda yetki verilmiş ve tüm Hıristiyan Kilisesi üzerinde bağlayıcı uygulamalar gerçekleştiren bir gruptur. Orto­ doks Kilisesi yedi Genel Konsey kabul eder: lznik I (Nicaea 1) (325), Constantinople 1 (381), Efes (Ephesus) (431), Chalcedon (451 ), Constantinople il (553). Constantinople III (680-1), lznik il (Nicaea il) (787). Krites: Bizanslı yargıç. Kutsal Kitabın alegorik yorumu: Sözcük anlamlarının yanı sıra ln­ cil'deki sembolik anlamların açıklamaları (örneğin Magi'nin Hıris­ tiyan çocuğa verdiği altın armağanlar, buhur ve san sakız (mir) krallık, rahiplik ve kurban ölümlerinin alegorisidir.) Ayrıca bl<z. Tip Kutsal Sırlar (Mysteries, Sacred): Yeni Ahit 'sırlar' terimini Hıristi­ yanlığa tam anlamıyla geçmiş olanlara gösterilen gerçekleri tarif etmek için kullanır. Orta çağlarda bu terim özellil<le Eucharist di­ ni törenlerine karşılık geldi. Kutsal Şehir: Hiçbir kısıtlama olmaksızın kullanıldığında bu terim Kudüs (Jerusalem) anlamına gelir. Kyr: Sözlük anlamı 'efendi'dir. Kibarca hitap etmek için bu sözcük kullanılabilirdi. İmparator ve bazen azizler için de kullanıldı. Lanet: Hıristiyanlığa inananlar topluluğundan ayrılma. Kat(an)athe­ ma ise bu sözcüğün Rev.22.3'te geçen formudur. Legate, papa!: Özel bir misyonla görevlendirilmiş papanın l<lşisel temsilcisidir. Çok gerel<li olmamakla birlikte genellikle bir kardi­ naldir. Libellum: Sözlük anlamı 'küçük kitap'tır. Ortodoks Kilisesi'ne dönen, mahkum heretiklerin pislmposa sunmak zorunda olduğu yazılı vazgeçme belgesidir. Mediocrity (unvan): Büyük 'M' ile yazıldığında bazı Ortodoks başra­ hipleri tarafından tevazu sembolü olarak kullanılan unvan. Metropolitan: Ortodoks Kilisesi'nde bu terim asıl olarak kilisenin yetkisi altında bulunan diğer piskoposları yöneten piskoposluk unvanıdır. Ancak Orta çağlarda bölgeye ait piskoposu onore et­ mek için kullanılan bir unvan olarak kullanıldı. Monophysites: Sözlük anlamı 'tek bir doğaya (İsa'ya) inananlar' dır. Bu şekilde adlandırılanlar Chalcedon Dördüncü Genel Konse­ yi'nin isa'nın insani ve ilahi doğası konusundaki öğretisini kabul etmeyen Hıristiyanlardı. Bu yüzden bu l<lşiler bazen 'Chalcedon olmayan Hıritiyan!ar' olarak da adlandırıldı.

476


Oecumenical Council: Bakınız Kilise Genel Konseyleri. Oecumenical Patriklik: Constantinople Ortodoks Patrikliği. Ordo: Katarlar'ın kendilerini Havari'ye bağladığını iddia ettikleri ru­

hani vaftiz zincirini tarif etmek kullandıkları terim.

Ortodoks Kilisesi (Orthodox Church): Kilise'nin Yedi Genel Konse­

yi'nin öğretisini kabul eden, beş büyük patriklikle (Roma, Cons­ tantinople, Antakya, Alexandria ve Kudüs) birlik olan Hıristiyan­ lardan oluşur. On üçüncü yüzyıldan beri dört Doğu Patrikliği Ro­ ma Papası/Patrikliği ve Batı Katolik Kilisesi ile birlik değildir. Panhypersebastos: 1. Alexius (1081-1 1 18) tarafından eniştesi Mic­ hael Taronites için yaratılmış bir unvandır. Genelde daha sonraki imparatorları onore etmenin bir işareti olarak görülmüştür. Pansebastos: 1. Alexius (1081-.1118) taranndan erkek kardeşi Adri­

an için icat edilmiş bir unvandır. Daha sonra imparatorun akraba­ larına da verildi. Papa: Bakınız Pop. Paraclete: Kutsal Ruh için kullanılan bir diğer ad.. Patarene: Ortaçağ İtalyan Katolik yazarlarının Hıristiyan düalistleri, yani hem Bogomil hem de Katarları tarif etmek için kullandıkları, kaynağı belli olmayan bir sözcük. Patrlcian: Bazı Bizanslı memurlara ·verilen onur unvanı. Patriklik (Patriarch): Hıristiyan Kilisesi'nin beş büyük liderine (Roma,

Constantinople, Antakya, Alexandria ve Kudüs Piskoposları) ve­ rilen unvan. Roma Piskoposu Papa olarak tanındı. Ancak patriklik unvanı sonraları diğer piskoposları da tarif etti (örneğin: Bulgar ve Sırp Kiliselerinin başındakiler) Pentateuch: İncil'in ilk beş kitabı: Genesis, Exodus, Leviticus, Num­ bers ve Deuteronomy. Phenomenal Evren: Kilise'nin öğretisine göre zaman ve mekanda

bulunmayan ruhani evrenin (Cennet ve Cehennem) karşısındaki

görünen evren, yani maddi evren. Pop: Sözlük anlamı 'baba'dır. Slavca konuşan topral<lardal<l Orto­ doks cemaat rahiplerine verilen unvan. Bogomilliğin kurucusu

Bogomil ve sonraki yüzyıllarda tarikatın liderleri taranndan kulla­ nıldı. Grekçe konuşulan topraklarda papa'ya dönüştü. Proedros: Bizans Senatosu'nun bazı üyelerine verilen unvan. Protoasecretis: BiZ'}n kraliyet mahkemesinin başı. 1. Manuel döne­ mine (1143-80) gelinceye kadar yargıç oldu.

477


Protomandator: Dokuzuncu yüzyıl Bizans eyalet yöneticilerinin unvanı. Protospatharius: Bizans mahkemesinin yüksek sınıf memuru. Quaestor: On ikinci yüzyıl Bizans'ında önemli bir yargı memuru. Rite, Slavonic, Greek, Latin, Armenian, ete.: Genel tapınmalarda kullanılan dini ayin ve tören şekilleri, kullanıldıl<ları dile göre ka­ tegorize edilir. Ritual: Dini törenlerin kutlanması ve dua edenlerin kullandığı standart ayin şekillerini içeren hizmet kitabı. Sacellarius (ecclesiastical): Patriklik mahkemesinin saymanı. Scholion: Bir el yazmasındaki marjinal not. Sebastocrator: 1. Alexius ( 1081-1 1 18) tarafindan erkek kardeşi lsa­ ac· a yüksek bir makam vermek için yaratılmış bir unvan. Sebastohypertatos: il. John (1118-43) tarafindan imparatorluk aile­ si üyeleri için icad edilmiş saygı ifadesi. Seçilmiş Manikeanlar (Elect Manichaeans): Manikean inancına tam anlamıyla kabul edilmiş üyeler. Semeioma: Normalde yargı işlemlerinde doğrulanmış kayıt. Synodikon: Eyalet kilisesi konseyi eylemlerinin resmi kaydı. Tanrı'nın Annesi {Mother of God): Theotokos sözcüğünün çevirisidir. 431 'deki Efes Genel Konseyi'nin Kutsal Bakire Meıyem'ever­ diği unvandır. Bu yüzden Meıyem, Ortodoks dünyasında bu ad­ la tanınır. Theme: Yedinci yüzyıldan itibaren Bizans eyaletlerine verilen ad. Tome: Resmi mektup, normalde ecclesiastik kayıt. Type: Sözlük anlamı 'figür' ya da 'örnek'tir. ürtaçağ kilisesi üyeleri Eski Ahit'i Hıristiyan dirilişinin kehaneti olarak yorumladı, örne­ ğin, onlara göre lsaac'in fedakarlığı bir tür type'dır. Ya da İsa'nın Calvaıy'de ölümünün kehaneti de. Antitype ise type'ın kastetti­ ği kişi ya da olaydır, örneğin İsa'nın ölümü, lsaac'ın fedakarlığı­ nın Antitype'ıdır. Uydurma metinler: İncil' deki konularla ya da karakterlerle ilgili ol­ duğu iddia edilen metinlerdir. Ancak Kanonik Metinleri oluştur­ maz (q.v) Bazı uydurma metinlerin Kilise tarafindan heretik oldu­ ğu hükmüne varılmıştır (örneğin İsa'nın göğe çıkışı). Buna karşın bazı metinlerin tamamen dini kurgu eserleri olduğu varsayılır {ör­ neğin bebek İsa'nın aile yaşamını anlatan Protevangelium).

478


KAYNAKÇA

Latince Hugh Eteriano, Contra Patarenos, Seville, Colombina Cod. 5.1.24, fos

67r.-75v., Bodley MS. Canon Pat. Lat. 1, fos. 1-31 Printed sources Yunanca

Amorion. V. Vasilevskii ve P. Nikitin, 'The forty-two martyrs of Amorion' [Greek with Russian commentary]. Zapiski lmper. Akad. Nauk (serie 8, classe histphil.). vol. 8, 2 (1905), pp. 22-36 Anna Comnena, A\exiad, ed. B. Leib (Paris, Bude 3 vals., 1937-45) Apocıypha. New Testament Apocrypha, ed. E. Hennecke, re-ed. W. Schne­ emelcher, tr. R. McL.Wilson (Landon, Lutteıworth Press, vol. 1, 1963, vol. 2, i965) Auxentius, St. Joannou, P.-P., Demonologie populaire - demonologie criti­ que au Xle siecle: la vie inedite de S. Auxence par M. Psellos (Wiesba­ den, Otta Harrassowitz, 1971) Balsamon, Theodore, Scholia in Nomocan0n Photii Patriarchae (PG 104, 975--1218) Basil of Caesarea, Opera (PG 30) Cedrenus, George, Historiarum Compendium, ed. 1 Bekker (CSHB, Bonn, Weber, 1839) Cerularius, Michael, Edictum Synodale (PG 120, 743-4) Constantine Chıysomallus. J. Gouillard, 'Quatre proces de mystiques a Byzance' REB (1978), 5--81 Constantine Porphyrogenitus, De administrando imperio, ed. G. Moravcsik, tr. R.J.H. Jenkins (Dumbarton Oaks texts 1, Dumbarton Oaks, 1967) -Narratio de imagine Edessena (PG 113, 421-54) Councils. G.D. Mansi, Sacrorum conci\iorum nova et amplissima collectio Florence and Yenice, 1758-98, repr. Paris, Welter, 1901-27; and Graz, Akademische Druck und Verlagsanstalt, 1960-1) Cyril of Jerusalem, Cyrilli Hierosolymarum Archiepiscopi Opera quae super­ sunt omİıia 1. ed. G.C. Reischl (Munich, Leutner, 1898, repr. Hildeshe­ im, Olms, 1967)

479


Edoga. A manual of Roman law: the Edoga, ed. and tr., E.H. Freshfield (Cambridge, Cambridge University Press, 1926) Eleuteri, P. and A. Rigo, Eretici, dissidenti, musulmani ed ebrei a Bisanzio: una raccolta eresiologica del xii secolo (Venice, il Carda, 1993) Eusebius, Ecclesiastical History {Landon, Heinemann, 1949-57 (Loeb Clas­ sical Library)) -in Lucam (PG 24. 529--606) Euthymius of the Periblepton. in G. Ficker, Die Phundagiagiten: ein Beitrag zur Ketzergeschichte des byzantinischen Mittelalters {Leipzig, Verlag von J.A. Barth, 1908), 3-86; PG 131, 47-58 Euthymius Zigabenus, Dogmatic Panoply (PG 130, 19-1362) -Narratio, in Ficker Die Phundagiagiten, 87-125 Genesius, Regum, ed. C. Lachmann (CHSB, Bonn, Weber, 1834) Germanus il, Patriarch, Germanos ho B', Patriarchos Konstantinopoleos-Ni­ kaias 1 Z 12---40: bios, sungramata kai didaskalia autou, ed. S.N. Lagopa­ tes (Tripo!i, 1913) -Orationes (PG 140, 621-44, 659-76) Hippolytus of Rome, The Apostolic tradition of St Hippolytus. ed. G. Dix (rev. edn) (London, SPCK, 1968) -Refutatio omnium haeresium, in his Werke, ed. P. Wendland (Berlin, So­ cietas Regia Scientarum: Kirchen-vater Commission, 1916) (Die griec­ hischen christlichen Schriftstel!er der ersten drei Jahrhunderts, 26) John of Damascus, St, De haeresibus (PG 94, 677-780) Justin Martyr, Die Apologien Justins des Martyrers, ed. C. Kruger-(Tübingen, Mohr, 1915, repr. Frankfurt, Minerva, 1968) Justinian. Justinian. 1: Corpus luris Civilis; 2: Codex Iustinianus, ed. P. Krue­ ger {Berlin, Weidemann, 1929) Lazarus the wonder-worker, St, Acta Sanctorum; Nov. iii: Vita S. Lazari auc­ tore Gregori monacho, vot. 3 ( 191 O), pp. 508-88 Macarius, St, H. Delehaye, 'S. Macaıii Monasterii Pelecetes Higoumeni: Ac­ ta Graeca·, Ana!ecta Bollandiana 16 (1897), pp. 140-3 Morea, Chronicle of the. Crusaders as conquerors: the chronicle of Morea, tr. H.E. Lurier {New York and Landon, Columbia University Press, 1964) Moschus, John. E. Mioni, 'il pratum spirituale de Giovanni Mosco', OCP 17 (1951), pp. 61-94

480


Nicephorus Bryennius. Nicephore Bryennius: introduction, texte, traduction et notes, ed. P. Gautier, Corpus Fontium Historiae Byzantinae vol. ix. Brussels, Byzantion, t 975 Nicephorus Gregoras, Byzantina Historia, ed. L. Schopen and 1. Bekker, 3

vols (CHSB, Bonn, Weber, 1829--55) Nicephorus the Patriarch, Antirrheticus I adversus Constantinum Coprony­

mum (PG 100, 205--328) - Breviarium, ed. C. de Boor (Leipzig, Teubner, 1880)

Nicetas Choniates, Historia, ed. B.C. Niebuhr (CHSB, Bonn, Weber, 1835) Nicho\as of Methone. A. Demetrakopoulos, Bib\iotheca ecclesiastlca (Leip­

zig, Otta Bigand, 1866, repr. Hildesheim, 1965) Paul the Younger, St, H. Delehaye, 'Vita $. Pauli lunloris', Analecta Bol\an­

diana 11 (1892), pp. 136--82 Peter the Higoumenos, Preds, ed. C. Astruc, W. Conus-Wolska, J. Gouillard,

P.Lemerle, D. Papachıyssanthou and J. Paramelle, T &. M 4 (1970), pp. 69--97

Peter of Sidly, Historia, ed. C. Astruc, W. Conus-Wolska, J. Gouillard. P. Le­

merle, D. Papachıyssanthou and J. Paramelle, T &. M 4 ( 1970), pp. ?,-,;7 - Sermons (PG 104, 1305--1350) Philotheus, Encomium of Gregoıy Palamas (PG 151, 551-656)

Photius, Diegesis, ed. C. Astruc, W. Conus-Wolska, J. Gouillard, P. Lemerle,

D. Papachıyssanthou and J. Paramelle T &. M 4 (1970), pp. 99--183

- Sermons, in C. Mango. The homilies of Photius, patriarch of Constan­ tinople (Cambridge, Mass., Haıvard University Press, 1958) Physiologus, tr. M.J. Curley (Austin and Landon, University ofTexas Press,

1979) Psellus. P. Gautier, 'Le De demonibus du Pseudo-Psellos', REB 38 (1980), pp. 105--94 Scylitzes, John, Synopsis historiarum, eci. H. Thurn (CSHB, Berlin and New

York, 1973) Shepherd of Hermas.. Die apostolischen Vater. 1: das Hirt des_Hermas, ed. M. Whittaker (Berlin, Akademie-Verlag, 1956) (Die griechischen Schrift­ steller der ersten Jahrhunderts,-48) Sozomen, Church histoıy. ed. G.C. Hansen (Berlin, Akademie-Verlag 1960) Symeon oflhessa\onica, Dialogus contra Haereses (PG 155, 33-176)

481


- Politico-historicat works of Symeon, Archbishop of Thessalonica (1416/17-1429), ed. D. Balfour (Vienna, Österreichen Akademie der Wissenschaften, 1979 {Wiener Byzantinische Studien, 13))

Synodikon. Synodikon of Orthodoxy. J. Gouillard, 'Le Synodikon d'orth0do­ xie', T &. M 2 (1967), pp. 1-313 Synodikon of Tsar Boril. J. Gouillard, 'Une Source grecque du synodik de Boril', T &. M 4 (1970), pp. 361-74 Theodore of Andida, Commentatio liturgica (PG 140, 418-67) Theodore Lector, Ecclesiastical Histoıy {PG 86 pt. 1, 165-228) Theodore of Nicaea, Epistoliers Byzantines du Xe siede ed. J. Dar rouzes (Pa­ ris, lnstitut français d'Etudes Byzantines, 1960) (Archives de J'0rient chretien, 6) Theodore the Studite, Epistulae (PG 99, 1481) Theophanes, Chronographia, ed. C. de Boor (Leipzig, Teubner 1883, repr. Hildesheim, O!ms, 1963) Theophanes Continuatus, Chronographia, ed. 1. Bekker (CHSB, Bonn, We­ ber, 1838) Theophylact Lecapenus. 1. Dujc-ev. 'L'epistola sui Bogomili del patriarca constantinopolitano Teofilatto', Melanges E. Tisserant il; Vatican City, 1964 {Studi e Testi 232), pp. 88-91 Timotheos of Constantinople, De receptione haereticorum (PG 86, 11-74) Tornikes, G. and D. J. Darrouzes, ed., Georges et Demetrios Tornikes: let­ tres et discours {Paris, editions du Centre National de la Recherche Sci­ entifique, 1970) Tzetzes, John, Epistulae, ed, P. Leone (Leipzig, Teubner, 1972) Xiphilinos, john, Sermons {PG 120, 1289--92) Zonaras, Epitome historiarum, ed. L. Dindor f (Leipzig, Teubner 1875) - Epitome historiarum, ed. M. Pinder and T. Bultner-Wobst; 3 vals (CSHB, Bonn, Weber, 1841-97)

Latince Alberic ofTrois Fontaines, Chronicon, ed. P. Scheffer-Boichorst, MGH SS 23, 631-950 Annales Barenses, ed. G.H. Pertz, MGH 55 5, 51-6 Bernard, St, Letters (PL 182)

482


Clementine Homilies, tr. A. Roberts and J. Donaldson (Edinburgh, T.&. T. Clark, 1870) (Ante-Nicene Christian libraıy, vol.17) Clementine Recognitions, tr. T. Smith (Edinburgh, T. & T. Clark, 1867) (An­ te- Nicene Christian Libraıy, vol. 3) De heresi Catharorum. ed. A. Dondaine, 'La Hierarchie cathare en ltalie, 1: Le De heresi catharorum', AFP 19 (1949), pp. 280-312 Egbert of Schonau, Sermones contra Catharos (PL 195, 67-716) Gregoıy JX, Pope. see papa! collections Guitmund of Aversa, De corporis et sanguinis domini veritate (PL 149, 1444) Honorius 111, Pope, see papa! collections lnnocent ili, Pope, Regesta (PL 214) see also papa! collections lnterrogatio lohannis. Le Livre secret des Cathares: Interrogatio lohannis; apocıyphe d'origine bogomile, ed. and French tr. E. Bozôky (Paris, Beauchesne, 1980) John XXII, Pope, see papal collections Ovid, Metamorphoses, ed. and tr. F.J. Miller (Landon, Heinemann; New York, Haıvard University Press, 1916) (Loeb Classical Libray) Papa\ collections. Acta Honorii ili et Gregorii lX, ed. A.L. Tautu, CICO ili (ii­ i) (Vatican City, 1950) -Acta lnnocenti 111, ed. T. Halusc·ynski, CICO 111 (ii) (Vatican City, 1944) -Acta lohannis XXII, ed. A.L. Tautu, CICO 111 (vii, 2) (Vatican City, 1952) -Acta Romanorum Pontificum ab lnnocentio V ad Benedictum XI, ed. F. M. Delorme and A.L.Tautu, CICO 111 (v, 2) (Vatican City, 1954) -Acta Urbani iV, Clementis iV, Gregorti X, ed. A.L. Tautu, CICO 111 (v, 1) (Vatican City, 1953) Ritua\, Cathar. Rituel cathare, ed. C. Thouzellier (Paris, E.ciitions du Cerf, 1976) (Sources chretiennes, 236) Sacconi, Raynerius. F. Sanjek, 'Raynerius Sacconi, OP, Summa de Catharis', AFP 44 (1974), pp. 31-<50 Tertullian. Tertulliani contra Marcionem, ed. and tr. E. Evans (Oxford, Claren­ don Press, 1972) Thomas, archdeacon of Spalato, Historia Salonitanorum pontificum ... us­ que ad Rogerium, ed. F. Racki, Monumenta spectantia Historiam Slavo­ rum meridionalium 26 (Zagreb, 1894)

483


Wakefield, W.L and A.P. Evans, Heresies of the High Middle Ages (New York, Columbia University Press, 1969) William of Apulia, Gesta Wıscardi (MGH 55 9, 239) - Guitıaume de Pouille, La Geste de Robert Guiscard, ed. M. Mathias, lnsti­ tuto Siciliano dei studi bizantini e neo-ellenici, 4 (Palermo, 1 % 1)

Eski Slavca Cosmas the Priest, Against the Bogomils, intr. M.G. Popruzhenko (Sofia, 1936) -Against the Bogomils, tr. into modern Bulgarian with a preface by V. Si. Kiselkov (5ofia, 1934) -Le Traite contre les Bogomiles de Cosmas le Pretre, ed. and tr. H.C. r>uech and A. Vaillant (Travaux publies par t'Jnstitut d'Etudes Slaves) (Paris, 1945) - Kosma presviter v stavjanski literarturach, Ju. K. Begunov, ed. and intr. (So­ fia, 1973) Dushan. Dushan's code: the fourteenth-centuiy code of Serbian Tsar Step­ han Dushan.The Bistritza transcript, intr. and trs. o- urica Krsti�c (Beog­ rad, Vajat, 1989) Euthymius the Patriarch. Werke des Patriarchen von Bulgarien Euthymius nach den besten Handschi�en, il: Leben Hilarions Bischofs ven Moglen, ed. K. Kaluzhniacki (Yienna, C. Gerold's Sohn 1901, repr. London, Va­ riorum, 1971) lvanov, J •• Livres et Jegendes bogomiles: aux sources de catharisme, trans. M. Ribeyrot (Paris, Maisonneuve et Larose, 1976) Synodikon of Boril. M. Popruzhenko, 'Sinodik carja Borila' (Softa, Academy of 5ofia, 1928) (Bulgarsld 5tarini, 8) Theodosius ofTrnovo, Life, ed. V.I. Zlatarski, Sbornik za narodni umotvore­ nija naukai knizhnina 20, pp. 1-44 (Softa, 1904}

İbranice Jerahmeel. The chronicles of Jerahmeel, ed. M. Gaster (London. Oriental Translation Fund, n.s. 4, 1899; repr. New York, Ktav r>ublishing House mc., 1971)

484


Targum. Targum du Pentateuque, ed. R. le Deaut and J Robert (Paris, Edili­ ons du Cerf, 1978) (Sources chretiennes, 245)

Armenice The Key ofTruth. F.C. Conybeare, ed. and tr., The Key ofTruth: a manual ofthe Paulician church of Armenia (Oxford, Clarendon Press, 1898) (this work contains translated extracts from the works of Gregory of Narek, Aristaces of Lastivert, Gregory Magistros, John of Otzun and Paul of Taran)

Fransızca ve Yerel Diller B�se, G., Histoire des ducs, marquis et comtes de Narbonne (Paris, A. de Sommauille, 1660) New Testament. Le Nouveau Testament traduit au xiii siecle en langue pro­ vençale SUİVİ d'un rituel cathare publie par L. C\edat'(Paris, 1887, repr. Geneva, Slatkine Reprints, 1968) Ritual, Cathar. Rituel cathare, ed. C. Thouzellier (Paris, Ectitions du Cerf, 1976) (Sources chretiennes, 236) Villehardouin, Geoffroi de, La Conqu�te de Constantinople, ed. E. Faral 2 vols, Paris, Les Belles Lettres, 1938-9 (Classiques de l'histoire de Fran­ ce au Moyen Age) Koptlk (Antik Mısır Dili) Nag Hammadi. The Nag Hammadi Library in English, J.M. Robinson gen. ed. (3rd edn, Leiden, E.J. Brill, 1988)

485


Diğer Okumalar Ahrweiler, H., 'L'Histoire et la ge:ographie de la

region de Smyrne entre les

deux occupations turques (1081-1317), particulierement au xiiie siecle', T &.. M 1 ( 1965), pp. 1-204; repr. in Byzance: !es pays et !es territoires (Landon, Variorum 1976) -Byzance et la mer: la marine de guerre, la politique et !es institutions· ma­ ritimes de Byzance au vii-xii siecles {Paris Presses Universitaires de France, (1966) {Bibliotheque byzantine, 5) Alexander, P.J., The Patriarch Nicephorus of Constantinople: ecclesiastical policy and image-worship in the Byzantine empire (Oxford, Clarendon Press, 1958) -'Religious persecurion and resistance in the Byzantine empire of the eighth and ninth centuries: methods and justification', Speculum 52 (1977), pp. 238-64 -'Historiens byzantins et croyances eschatologiques·,. Actes du xi­ i congres international des etudes byzantines il, pp. 1-S, repr. in his Re­ !igious and political thought in the Byzantine empire (London, Vario­ rum, 1978) Anastos, M.V., 'lconodasm and imperial rule. 717-842', in J. Hussey, ed., CMH iV (1), pp. 61-104

Angelou, A., 'Nicholas of Methone: the life and times ofa Byzantine bis­ hop', in Byzantium and the classicaı tradition (University ofBirmingham Spring Symposium of Byzantine Studies, 1979), ed. M. Mullett and R. Scott {Birmingham, Centre for Byzantine Studies, 1981 ), pp. 143-9 Ango!d, M., The Byzantine empire 1025--1204: a political history (London, Longman, 1984) -'Greeks and Latins after 1204: the perspective ofexile', in B. Arbel. B. Hamilton and D. jacoby, ed., Latins and Greeks in the eastern Mediterrane­ an a�er 1204 (Landon, Frank Cass, 1989), pp. 63-E6 -Church and society in Byzantium under the Comnenı,·1os1-1261 (cam­ bridge, Cambridge University Press, 1995) Anguelov, D., Le Bogomilisme en Bulgarie, tr. 1 retrova-Boinay (Toulouse, Privat, 1972)

486


Athos. Le Millenaire du Mont Athos 963-1963: etudes et melanges, 2 vols ([n.p.], Editions de Chevetogne, 1963-4) Bareille, G., 'Euchites', DTC V(ii), pp. 1454-oS Barnard, L., 'The Paulicians and lconoclasm', in·lconoclasm: papers given at the spring symposium of Byzantine studies, March 1975, ed. A. Bryer and J. Herrin (Birmingham, University of Birmingham Centre for Byzan­ tine studies, 1977) Bartikyan, H., 'Concerning 'the evaluation of certain sources on the Paulici­ an movement' Erivan, lzvestia Akademii Nauk Armianskoi SSR. 1957 (in Ar menian) Beaton, R. and C. Roueche, The making of Byzantine history (Aldershot, Va­ riorum, 1993) Beck, H.G., Kirche und theologische Literatur im byzantinische Reich (Mu­ nich, C.H. Beck, 1959) (Handbuch der Altertumswissenschaft, 12, 2, 1) - Das byzantinische Jahrtausend (Munich, C.H. Beck, 1978) Biller, P. and A. Hudson, ed., Heresy and Literacy, 1000-1530 (Cambridge, cambridge University Press, 1994) Borst, A., Die Katharer (Stuttgart, Hiersemann. 1953) (Schriften der MGH, ) Brand, C.M., Byzantium confronts the West, t 180-1204 (Cambridge, · Mass., Haıvard University Press. 1968) Browning, R., The speeches and letters ofGeorgios Tornikes, metropolitan ofEphesus, Xllth centuıy' Actes du Xlle Congres des Etudes Byzantines (Belgrade, 1964) -Byzantium and Bulgarla: a comparative study across the early medieval frontier (London, Temple Smith 1975) - Studies on Byzantine histoıy, literature and education (London, Variorum, 1977) Bryer, A., 'Excursus on Mananalis, Samosata of Armenia and Pau\ician ge­ ography' in lconoclasm: papers given at the s[Jring symposium of Byzantine studies, University of Birmingham, March 1975 (Birming­ ham, Univ. of Birmingham Centre for Byzantine studies), pp. 83-4 Bryer, A. and J. Herrin, ed., lconoclasm: papers given at the spring sympo­ sium of Byzantine studies, University of Birmingham, March, 1975 (Bir­ mingham, University of Birmingham Centre for Byzantine studies, 1977)

487


Buckler, G., Anna Comnena: a study (Lenden, Oxford Univ. Press, 1929) Cameron, A., 'The sceptic and the shroud' (Lenden, King's College, 1980) -'The histoıy of the image of Edessa: the tell!ng ofa stoıy', in Okeanos: essays pr.esented to !hor Sevc�enko on his sixtieth birthday, Harvard Uk­ rainian Studies 7 ( 1983), pp. 80-95 Cavarnos, C., The holy mountain (Belmont, Mass, 1973) Charanis, P., 'The Slavic elements in Byzantine Asia Minor', Byzantion 18 (1946), pp. 69-S3 - 'Ethnic changes in the Byzantine empire in the seventh centuıy', DOP 13 ( 1959), pp. 25-44 Cheynet, J.C., Pouvoir et contestations a Byzance (963-1210) {Paris, Byzan­ tina Sorbonnensia 9, 1990) Coüasnon, C., The church of the Holy Sepulchre in Jerusalem (london, Ox­ ford University Press, 1974) (The Schweich lectures fer _ 1972) Crow, J., 'Atexios I and Kastamon', in Alexios J Komnenos, J, ed. M. Mul­ lett and D. Smythe (Belfast, Belfast, Byzantine Enterprises, 1996) (Belfast, Byzantine texts and translations, 4, 1) Dando, M. 'Satanael' Cahiers d't:!tudes cathares (autumn 1979) series 2, no.83, pp. 3-2 l -·reut-on avancer de 240 ans la date de composition du traite de Cosmas le pretre contre les Bogomiles?' Cahiers d'etudes cathares 34 (2nd se­ ries, no. 100, winter 1983). pp. 3-25 Darrouzes, J., 'Des notes marginales du Vindobonensis historicus graecus 70', REB 45 (1987). pp. 59-75 Dedeyan, G., 'L'lmmigration armenienne en Cappadocie au XJe siede', Byzantion 45 (1975), pp.41-116 Delehaye, H., 'Cyprian d'Antioche et Cyprian de Carthage', Analecta Bol­ landiana 39 (1921), pp. 14-32 Dondaine, A., 'La Hierarchie cathare en ltalie, 111: catalogue de la hierarchi­ e cathare en ltalie', AFP, XX (1950), pp. 278-305 -'Hugues Etherien et Leon Toscan', Archives d'histoire doctrinale et litterai­ re du Moyen Age 19 (1952), pp. 67-134 -'Hugues Etherien et le concile de Constantinople de 1166, '. Historisches Jahrbuch 17 (1958). pp. 473-83

488


Dossat, Y. 'A propos du concile cathare de Saint-Felix: les Milingues', Cahi­ ers de Fanjeaux 3 (1968), 209-14 -'Un_Eveque cathare originaire de l'Agenais, Vigouroux de la Bacone', Bul­

letin philologique et historlque (jusqu'iı 1610) annee 1965 (1968), 623-39, repr. in his Eglise et heresie en France au Xllle siecle (London, Variorum, 1982) Drijvers, J. W.. Helena Augusta: the mother of Constantine the Great and

the legend of her findin :;ı of the True Cross (Leiden, E.J. Brill, 1992) Dujcev, J., 'Dravitsa-Dragovitia', REB 22 (1964), pp. 218-19

-'Quelques observations a propos des courants dualistes', Studi Veneziani

12 (1970), pp. 107-25 Duvernoy,

1976)

f.

Le Catharisme: la religion des Cathares (Toulouse, Privat,

Dvornik, F., The Photian schism: history and legend {Cambridge, Cambrid­

ge University Press, 1948) Eveıy, George, The Byzantine patriarchate, 451-1204 (Landon, SPCK,

1947, repr. New York, AMS Press, 1980) Fedalto, G., La chiesa latina in Oriente, vol. 1 (2nd enci, Verona, Cctsa editri­ ce Mazziana, t 981) Filoramo, G., A histoıy of Gnosticism, tr. A. Alcock {Oxford, Blackwell,

1990) Fine, J.V.A., The Bosnian Church, a new interpretation: a study ofthe Bosni­ an church and its place in state and society from the thirteenth ta the fifteenth centuries (New York and Landon, East European Quarterly.

1975) -The early medieval Balkans: a critical suıvey from the sixth ta the late

twel�h century (Ann Arbor, University of Michigan Press, 1983) - The !ate medieval Balkans: a critica\ survey from the late twelfth century to the Ottoman conquest (Ann Arbor, University of Michigan Press,

1987) Garsoian, N., The Paulician heresy (fhe Hague, Mouton and Co., 1967)

-'Byzantine heresy: a re-interpretation', DOP 25 (1971), pp. 87-113

Gay, J., L'ltalie meridionale et l'empire byzantine (Paris, Bibliotheque des E.coles Françaises d'Athenes et de Rome, t 904, repr. New York, Frank,

lin, n.d.)

489


Gill, J., Byzantium anct the Papacy, 1198-1400 (New Brunswick, NJ, Rutgers University Press, 1979) Gouillard, j., 'Deux figures mal connues du second iconoclasme', Byzantion 31, 1961, pp. 371-87 -'L'Heresie dans rempire byzantin jusqu'au xiie siecle' T &. M 1 (1965). pp. 299-324 -'Constantin Chrysomalle sous le masque de Symeon le nouveau theologien·, T &. M 5 (1973), pp.313-27 - 'Gagik 11, defenseur de la foi armenienne', T &. M 7 (1979), pp. 399-418 - La Vie re!igieuse a Byzance (London, Varioruın, 1981) Graef, H., Maıy: a history of doctrine and devotion, 2 vols (London and New York, Sheed and Ward, 1963, 1965) Greenfield, R.P.H ., Traditions of belief in late Byzantine demonology (Ams­ terdam, Adolf M. Hakkert, 1988) Gregoire, H., 'The Amorians and Macedonians, 842-1025', in J. Hussey, ed., CMH iV (1), pp. 105-92 Gress-White, D., 'Bogomilism in Constantinople', Byzantion 47 (1977), pp. 163-86 Guiraud, j., Histoire de l'lnquisition au Moyen Age, 2 vols (Paris, Picard, 1935, 1938) Hagman, Y., 'Le Rite d'initiation chrf!tienne chez les Cathares et les Bogo­ miles·, Haeresis 20 (1993), pp. 13-31 Hamilton, B., The origins of the dua!ist church of Drugun.thia', Eastern Churches Review6 (1974), pp. 115-24 -The Cathar council of Saint-Felix reconsidered', AFP 48 ( 1978), pp. 23-53 -The Cathars and the Seven Churches of Asia', in J. Howard-Johnston, ed., Byzantium and the West c. 850-c. 1200 (Amsterdam, Adolf M. Hak­ kert, 1988), 269-295 -'Wisdom from the East', in P. Biller and A. Hudson, ed., Heresy and lite­ racy (Cambridge, Cambridge University Press, l 994), pp. 38-60 Hanson, R., The search for the Christian doctrine of God: the Arian contro­ versy 318-sl(Edinburgh, T. &. T. Clark, 1988) Head, C., Justinian il of Byzantium (Madison, Univ. Wisconsin Press, 1972) Hirschfeld, Y., The Judean desert monasteries in the Byzantine 'period {New Haven and London, Yale University Press, 1992)

490


Hussey, J., The Orthodox Church in the Byzantine empire (Oxford, Claren­ don Press, 1986) Janin, R., La Geographie ecclesiastique de l'empire byzantine, premiere partie: la siege de Constantinople et le patriarcat oecumenique, vol. 111: Les Egiises et !es monasteres (Paris, lnstitut Français d'f.tudes Byzantines, 1969) -Les E.glises et monasteres des grands centres byzantins: Bithynie, Helles­ pont, Latros, Galesios, Trebizond, Athenes, Thessalonique, (Paris, lnsti­ tut Français d'Etudes Byzantines, 1-975) Jarıy, 'Heresies et factions iı Constantinop/e du Ve au V/e siede' Syria 37

J.,

(1960), pp. 348--71 Kelly, J.N.D., Early Christian Creeds, 2nd edn (London, Longman, 1962) Kennedy, H., The early Abbasid Caliphate: a political history (London, Cro­ om Helm, 1981) Kiselkov, V.S., Zitieto na Sv. Teodosii Trnovski kato' istoriceski pametnik (Sofia, 1926) Klimkeit, H.J., Manichaean art and calligraphy (Leiden, Brill, 1982) Krumbacher, K., Geschichte der byzantinischen Literatur von Justinian bis zum Ende des oströmischen Reiches, 527-1453 (Munich, Beck, 1897) Lambert, M., Medieval heresy, 2nd edn (London, Blackwell, 1992) Laurent, J •• L'.Armenie entre Byzance et l'Islam depuis la conquete arabe jusqu' en 886 (Paris, Fontemoing, t 919) (Bibliotheque des Ecoles Françaises d' Athenes et de Rome, vol. 117) Lemerle, P. 'lnvasions et migrations dans les Balkans depuis le fin de \'epo­ que romaine jusqu'au Vllle siecıe·, Revue historique 211 (1954), pp. 265-308 -'lhomas le Slave', T &. M 1 (1965), pp. 255-99 -'L'Histoire des Pau\iciens d'Asie Mineure d'apres les sources grecques', T &. M 5 (1973), pp. 1-137 Leroy-Molinghen, A., 'Medecins, malades et r medes dans les lettres de lheophylacte de Bulgarte', Byzantion 55 (1985), pp. 483--9 Lewis, B., The Assassins (London, Weidenfe\d and Nico\son, 1967) Ueu, S.N.C. Manichaeism in the later Roman Empire and medieval China: a historical survey (Manchester, Manchester University Press, 1985) Lock, P., The Franks in the Aegean, 1204-1500 (London, Longman, 1995)

491


Longnon, J., Les Compagnons de Viıtehardouin: recherches sur les croises de la quatri€me croisade (Geneva, Droz, 1978) \.oos, Nı .. ·c.eıta\l\ asıı�c.t, c.lıı 'cC"&Cll\\İli,l\\e l::ı')Thl\\İI\ ı\.ıı \ \ e et \le ,\k\e�. Byzantinoslavica (1967), pp. 39-53 - Dualist heresy in the Middle Ages (Prague, Academia, 1974) Magdalino, P. The empire of Manuel I Komnenos, 1143-80 (Cambridge, Cambridge University Press, 1993) Mari€s, L., 'Frederick Cornwallis Conybeare (1856-1924). Netice critique et bibliographie critique', Revue des etudes armeniennes 6 ( l 926), pp. 185-332 Marsenger, E., Der Matthaus-Kommentar des Theophylactos von Achrida (Schneidwitz, 1924) Mey endorff, J., A study ofGregoıy Palamas, tr. G. Lawrence (Landon, Faith rress. 1964) - Byzantine Hesychasm: historical, theo!ogical and social problems (Lan­ don, Variorum, 1974) Moore, R.I., The origins of European dissent, 2nd edn (Oxford, Blackwell, 1985) Morris, R., Monl<S and !aymen in Byzantium, 843-1118 (Cambridge, Cam­ bridge University Press, 1995) Mu!lett, M., Theophylact through his Jetters: the two worlds of an exile bis­ hop (Ph.D. thesis, University of Birmingham, 1981) Nelli, R., La Philosophie du catharisme: le dualisme radical au Xll1 e siecle (Paris, Payot, 1975) Ne/son, J. L, 'Religion in "histoire totale": some recent work on medieval heresy and popular religion' Religion, 10 (1980), pp. 67-70 Nersessian, V., The Tondrakian movement (Allison Park, Pennsylvania, Pick­ wick Publications, 1988) (Princeton Theological Monograph series) Nicol, D.M., The last centuries of Byzamium (Cambridge, Cambridge Uni­ versity Press, 1993) - 'The Fourth Crusade and the Greek and Latin empires', in J. Hussey, ed., CMH lV ( l) (1966), pp. 275-330 Obolensky, D., The Bogomils: a study in Balkan neo-manichaeism (Cam­ bridge, Cambridge University Press, 1948) - 'Papa Nicetas: a Byzantine duatist in the land ofthe Cathars', in Okeanos:

492


'"

essays presented to !hor Seve enko on his sixtieth birthday, Harvard Ukrainian Studies 7 (1983), pp. 489-500 - Six Byzantine portraits (Oxford, Clarendon Press. 1988) Oikonomides. N., Les Listes de preseance byzantines des IX et X siecJes (Paris Le Mende Byzantine, Ed. du Centre Nationale des Recherches Sci­ entifiques, 1972) Papachryssanthou, D., 'La Date de la mort du sebastocrator lsaac Comnene, frere d'Alexis !er et de quelques evenements contemporains', REB 21

(l 963), pp. 2.50-5 Puech, H.-C, Le Manlcheisme: son l'ondateur, sa doc.trine {Paris, SAEP, 1949) (Civilisations du Sud) Ramsay, W.M, Cities and bishoprics of Phıygia: being an essay on the loca\ history of Phrygia from the earliest times to the Turkish conquest (Ox­ ford, Clarendon Press, 1895} Rlgo, A., Monaci esicasti e monaci bogomili (Florence, Leo S. Olschki, 1989) (Orientalia Veneziana 2) - 'Messa\ianismo Bogomilismo: un equazione dell'eresiologia medievale bizantina', OCP 56 ( 1990), pp. 53-82 - 'il processo del Bogomilo Basilio (1099 ca.}: una riconsiderazione', OCP, 58 (1992), pp. 185-211 - 'il patriarca Germano il (1223-1240) e i Bogomi\i', REB 51, pp.91-110 Rudolph, K., Gnosis: the nature and history of gnosticism, tr. ed. R. M. Wil­ son (San Francisco. Harper and Row, 1987) Rundman, S., The emperor Romanus Lecapenus and his reign: a study of tenth-century Byzantium (Cambridge, Cambridge University Press, 1929, repr. 1988) - 'Seme remarks on the image of Edessa', Cambridge Historical Journal 3, 3 (1931), pp.238--52 - The medieval Manichee: a study of the Christian dualist heresy (Cambrid­ ge, Cambridge University Press, 1947) Sanjek, F., Les Chretiens bosniaques et le mouvement Cathare XII-XV sie­ cles {Paris, Vander-Oyez; Louvain, Nauwelaerts, t976) Segal, R., Edessa, the blessed city (Oxford, Clarendon Press, 1970) Semkov, G., 'Der Einl'luss der � ogomilen auf die Katharer', Saeculum 32, 4 (1981), pp. 349-73

493


Shaban, M.A., The Abbasid revo\ution (London, Cambridge University Press, 1970) Sharen}<Off, V., A study of Manichaeisrn in Bulsaria vvith specıaı rel'erence to the Bogomils (New York, Carranza, 1927) Skoulatos, B., Les Personnages byzantins de l'Alexiade: analyse prosopog­ raphique et syntlıese (Louvain, Universite de Louvain, Recueil des Tra­ raux d'Histoire et de Philo!ogie, series 6, vol. 20, 1980) Seden, H. von, Die Schriften des Neuen Testaments (Göttingen, Vandenho­ eck &. Ruprecht, 1911) Söderberg, H., La Religion des Cathares: etudes sur le Gnosticisme de la basse antiquite et du Moyen Age (Uppsala, Almqvist &. Wiksell, 1949, repr. New York, AMB Press, 1978) Soulis, G.C., 'The !egacy of Cyril and Methodius ta the Southern Slavs', DOP 19 (1965), pp. 21---43 Starr, J., 'An Ea.stern Christian sect: the Athinganoi', Harvard Theological Re­ view 29 (1936), pp. 93-106 Stoyanov, Y., The hidden tradition in Europe (London, Arkana, Penguin Bo­ oks, 1994) Ter Ml<rrtschian, K., 'Die Thondrakier in unseren Tage', Zeitschrift für Kirc­ hengeschichte 16 (1896), pp. 253-76 Thallôczy, L. von, 'Bruchstücken aus dem Geschichte der nordwestlichen Ba!kanlander, V: Beitrage zur kenntnis der Bogomilenlehre', Wissens­ chaftliche Mittei!ungen aus Bosnien und der Hercegovina, von Bos­ nisch-Hercegovinischen Landesmuseum in Sarajevo 3 (Vienna, 1895). pp. 360--71 Thompson, S., Motif-index of folk literature: a classification of narrative ele­ ments in folk-tales, ballads, myths, fables, medieval romances, exemp­ la, fabliaux, jest books and loca! legends {Copenhagen, Rosenkilde and Bagger, 1955-8) Thouzellier, C., Catharisme et Valdeisme en Languedoc ala fin du XII e et au de but du XIII e siecle (Paris, Presses Universitaires de france, 1966) Toumanoff, G., Studies in Christian caucasian history {Washington, DC, Ge­ orgetown University Press, 1963) Tournebize, Fr. Histoire politique et religieuse de l'Armenie ({Paris, Librairi­ e Alphonse Picard et Fils, 1910)

494


vıasto. A.P.. The entıy of the S\avs into Christendom: an introduction to the mı;Qlı:Y.öl h):llJ;U)' ,;ıf th,::: S\ı::ı,vs \C.;;ı.mbrid5e, Camb"ı:\dge Un\'\•ets.i.� ?tess, 1970)

Whittow. M .. The making of orthodox Byzantium, 600-1025 (Basingstoke, Macrpman, \ 9ôı;:;) Wıdengren, G., Mani and Manichaeism, tr. Ch. Kessler, revised by the aut­ hor (London, Weidenfeld and Nicolson, 1965) Yovkov, M., The Pavlikians and the Pavlikian tow�s and villages in the Bul­ garian lands in the fifteenth to eighteel)th centuries (Solıa, Kliment Oh­ ridski University Press, 1991) Bulgarian with an English summaıy Zaehner, R.C., The dawn and twilight of Zoroastrianism (Landon, Weiden­ feld and Nicolson, 1961) Zaehner, R.C., Zurvan: a Zoroastrian dilemma (Oxford, Clartndon Press, 1955)

495


Hıristiyan Düalist Heretikler (Bizans Döneminde (650-1405)  

Yazarlar : Janet Hamilton , Bernard Hamilton , Yuri Stoyanov YURT KİTAP YAYIN Çevirmen: Leyla Kuzucular Yayın Tarihi 2011-11-29 Baskı Sayı...

Hıristiyan Düalist Heretikler (Bizans Döneminde (650-1405)  

Yazarlar : Janet Hamilton , Bernard Hamilton , Yuri Stoyanov YURT KİTAP YAYIN Çevirmen: Leyla Kuzucular Yayın Tarihi 2011-11-29 Baskı Sayı...

Advertisement