Page 138

röportaj

ve insanlar da hoşlanıyor görünüyor ki takipçilerim gittikçe artıyor. Bu kolay tarafı ama bir şekilde sosyal medyayla biraz risk almaya da hazırlıklı olmalısınız. Dışişleri Bakanlığımız sosyal medya gibi yeni teknikleri kullanmakta oldukça yenilikçi. Dolayısıyla bakanlığım bana güveniyor ve bu riski alabilme fırsatı tanıyor. Sohbetimize buradan itibaren Maggie Moore ile devam ediyoruz…

Türkiye’ye geldikten sonra yaşam tarzınızda genel olarak nasıl değişiklikler oldu?

Maggie Moore: Türkiye’de günlerim çok yoğun geçiyor. Buraya ilk geldiğimiz zaman elçilikte haftada iki gün yarı zamanlı olarak çalışıyordum. Yaklaşık 1 yıl sonra bir Büyükelçi eşi olarak yapmam gereken pek çok şey olduğunu hissetmeye başladım. Böylece çalışmayı bırakmaya karar verdim ve bu harika fırsata konsantre oldum. Sanırım çalışmayı bıraktıktan sonra yaptığım sosyal yardım içerikli işlerle daha etkili olmaya başladım. Örneğin, Büyükelçi Eşleri Derneği’ne 1 yıl Başkanlık yaptım. Ayrıca Ankara Uluslararası Yardım Cemiyeti (AICC) ile birlikte çalıştım. Birçok yardım faaliyeti yaptık, örneğin; burada bir defile düzenledik, ikinci el giysiler sattık ve öğlen yemeği organize ettik. Yılbaşında büyük bir Yılbaşı Pazarı oluşturduk. Bu tür projeler beni oldukça meşgul ediyor. Buraya geldiğimden beri gittikçe yol alan Rehber Köpek Eğitimi Projesi benim için daha da yoğun bir gündem oluşturdu. Küçük bir fikir olarak başlayan bu proje çok güzel ilerleyerek harika bir duruma geldi.

Türkiye’den ayrıldığınız zamanlarda en çok neleri özlüyorsunuz?

Maggie Moore: Arkadaşlarımı çok özlüyorum. Sevgili Türk arkadaşlarımı ve Türk misafirperverliğini özlüyorum. Burada iki şeyin birlikte gittiğini fark ediyorum. Arkadaşlık etmenin yanı sıra, size verdikleri içten destek anlamında inanılmaz cömertler. Birleşik Krallık’a döndüğüm zaman onları çok özleyeceğime eminim.

Türkiye’nin en sevdiğiniz yönleri nelerdir?

Maggie Moore: Bu ülkenin insanları Türkiye’ye ait sevdiğim her şeyin başında geliyor. O kadar güzel bir ülke ki keşfedilecek çok şey, çok güzel bir kültür mirası, harika arkeolojik değerler, muhteşem binalar ve camiler var. Türkiye’nin tüm renklerini ve dokusunu seviyorum. Ayrıca Türk kumaşlarını ve kilimlerini çok beğeniyorum. Sanırım buraya ilk kez 25 yaşımda geldiğim için tam da kendi tarzımı oluşturmaya başladığım zamanlardı (evimi nasıl dekore edeceğim dahil). Genç yaşlarda bulunduğum ülkenizin her yönünden çok etkilendim ve bu, şimdiye kadar benim tarzımı oluşturan en etkili unsurlardan biri oldu. Daha ileri yaşlarda sahip olduğum daha geniş imkanlarla tekrar Türkiye’ye geldiğimde o kadar çok eşya aldım ki sanırım devasa bir eşya yığınıyla geri döneceğim. Burada bulunduğumuz ilk yıllarda çocuklarımız çok küçüktü. Geldiğimizde oğlumuz 6 aylıktı, daha sonra o 3,5 yaşındayken kızımız 1 yaşındaydı. Hamilelik, bebeklikleri, yürümeye yeni başladıkları zamanlar derken seyahat etme fırsatımız kısıtlıydı. Ama bu sefer Türkiye’de seyahat etmek için çok fırsatımız oldu. Ayrıca işimi bırakmakta kararlı oluşumun bir sebebi de, Richard seyahat ettiğinde

134 magdergi.com.tr

MAG Mayıs 2017  
MAG Mayıs 2017