Page 137

ama çoğunlukla ittifak halinde olduğumuz bir ilişkimiz olmuştur. Bugünün dünyasına baktığınızda da hala doğal ittifakımızdan kaynaklanan yakın ve güçlü bağlarımız var. Biz terörizme karşı ve güvenlikle ilgili her türlü konuda birlikte çalışan çok güçlü ortaklarız. Ayrıca çok önemli ticari ilişkilerimiz var. 2015’te karşılıklı ticaretimiz 16 milyar Amerikan dolarına ulaştı. Geçen sene Birleşik Krallık, Türkiye’nin ikinci en büyük ihracat pazarıydı. Türk firmalar Birleşik Krallık’ta çok başarılı. Örneğin; Ülker, Yıldız ve Beko gibi firmalar çok popüler. Simit Sarayı’nın Birleşik Krallık’ta 30 tane şubesi var. Türkiye’de ise bildiğiniz gibi BP, Shell, Vodafone gibi büyük İngiliz firmaları var. Vodafone, Türkiye’deki en büyük İngiliz yabancı yatırımcı ve tüm yabancı firmalar içinde de ikinci en büyük yatırımcı. BP ise, sanırım 106 yıl ile Türkiye’de en uzun süredir bulunan İngiliz şirketi. Bunun dışında Rolls Royce ve BAE Systems gibi diğer önemli şirketler de var tabii. Bunlar dışında kültürel alanda da birçok paylaşımlarımız var. “Yüzüklerin Efendisi” filminde “Gandalf” ve “X-Men” filminde “Magneto” rolleriyle çok iyi bilinen ünlü İngiliz aktör Ian McKellen’ı geçen hafta İstanbul’a getirmek harikaydı. Birçok Türk öğrenci tarih, sanat, ekonomi gibi çeşitli alanlarda, Birleşik Krallık’taki okullarda öğrenim görüyor. Köklü bir tarihi olan bu iki büyük ülkenin ilişkileri; kültürel, ekonomik, savunma ve güvenliğe dair geniş bir spektrumda örülmüş tarihsel paylaşımları oluşturuyor.

Türkçeyi gayet güzel konuşabildiğinizi biliyoruz. Bu dili nasıl öğrendiniz?

Richard Moore: Daha önce de konuşmamız esnasında söylediğim gibi, Türkçe bir İngiliz için öğrenilmesi oldukça zor bir dil aslında. Ama daha gençken dilinizi öğrenmek gibi büyük bir avantajım oldu. Yirmili yaşlarımda, Maggie ve ben ilk kez (1990 yılında) Türkiye’ye gelmeden önce, bir yıl süreyle bu dili öğrenmeye çalıştım. Burada üç yıl boyunca çok mutluyduk. Kızımız 1992 yılında Türkiye’de doğdu. Böylece 90’ların başında ikimiz de Türkçe öğrendik. Türkiye’ye Büyükelçi olarak geldiğimde, paslanmış olan Türkçemi geliştirmek için daha çok zamanım oldu. Bu sebeple Türkçe’yi son yıllarda daha iyi konuşuyorum. Diplomatik görevde, bir Büyükelçi’nin görev yaptığı ülkenin dilini konuşabilmesi önemlidir. Bu yılın sonunda, Türkiye’de bulunduğum dört yılın ardından buradaki görevim maalesef sona eriyor. Benim yerime göreve geçecek kişi de 1980’lerde Türkçe öğrenmişti ve şu anda da Türkçe’yi daha iyi konuşabilmek için ders alıyor.

Twitter’da verdiğiniz zekice ve esprili cevaplarla oldukça geniş bir takipçi kitlesine sahipsiniz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Richard Moore: İnsanların beni Twitter’da takip etmeleri çok hoş. Bu konuda sosyal medya uzmanımız Aycan Bey’e de emeklerinden ötürü teşekkür etmeliyim. Takipçilerimin sayısı sanırım 70 bin kişiyi buldu. Bence bu modern diplomasinin önemli bir kısmını oluşturuyor. Böylece sosyal medyayı kullanarak geniş kitlelere ulaşabiliyoruz. Bulunduğumuz ülkenin insanlarıyla iletişim halinde olurken, Birleşik Krallık’ı temsilen kendi mesajlarımızı da iletebiliyoruz. Ben Twitter’ı gerçekten beğeniyorum, muhteşem bir medya ortamı. Söyleşi ortamı sağlayan bir yapısı var. İnsanlarla etkileşim içinde olduğunuzu varsayarak hareket ediyorsunuz ve ben bunu yapmaktan keyif alıyorum. Twitter’da gerçek ve kendiniz olmalısınız. Birisi sizin yerinize yazacak olsa insanlar bunu hemen ayırt edebilir. Bu konuya olan ilgim biraz da mizah anlayışına sahip olmamdan kaynaklanıyor. Şaka yapmayı ve bu yolla karşılık vermeyi seviyorum. Neyse ki insanlar da bundan hoşlanıyor gibi görünüyor. Bazen de Birleşik Krallık hakkında oldukça garip fikirler ifade edildiginde, yine benim sorumluluğum bunlara karşılık vermek oluyor. Tecrübelerime göre, bazı çılgınca komplo teorilerinin üstesinden gelebilmek için mizah dili kullanmak çok daha etkili oluyor. Bu yüzden benim yaptığım bu

MAG Mayıs 2017  
MAG Mayıs 2017