Page 1


Yaşanmaya değer...

www.koncalar.com.tr


22

Günyüzü evleri yaklaşık 8600 m alanda, 48 adet 4+1 daireden oluşan 6 blok olarak tasarlanmış olup, kendi bünyesinde açık otopark, açık-kapalı yüzme havuzu, sauna, fitness, lokal, çocuk oyun alanı, basketbol sahası, yürüyüş yolu bulundurmaktadır. Özel peyzaj düzenlemesi ile hem estetik, hem de çevreyle bütünlük sağlayan günyüzü evleri güvenli ve konforlu yaşamı bir arada sunmaktadır. Depreme dayanıklılığı, ısı yalıtımı, asansörü, merkezi doğalgaz ısınma sistemi, merkezi tv sistemi ve özel güvenliği ile kendinizi güvende hissedebileceğiniz, konforlu bir yaşamı sağlayabilmek için titizlikle planlanmış ve sizlere sadece keyfini sürmek kalmıştır...

www.koncalar.com.tr


KAMPANYA PARKE TAŞI (M2)

BANK

(İŞÇİLİK DAHİL)

125 TL BAHÇE TAKIMI

499 TL

PİNİK MASASI

275 TL

15 TL

NELER YAPIYORUZ?

Fidancılık Süs Bitkileri Park Taşı Park, Bahçe Mobilyaları Çocuk Oyun Grupları

info@selalepeyzaj.com


Peyzaj ve Fidancılık

Lüleburgaz: Lüleburgaz - Çorlu D-100 karayolu üzeri (Bizim Market Karşısı Lüleburgaz)

Kırklareli: Kırklareli çıkışı, Babaeski yolu üzeri (Kipa karşısı) Tel: 0288 212 22 96 Fax: 0288 212 22 36

Size daha yakın olabilmek için artık Lüleburgaz’da Şehir Merkezi’nde hizmetinizdeyiz...

www.selalepeyzaj.com

Koray Kınay: 0532 670 46 72 Egemen Kınay: 0549 453 39 39


Kocasinan Mah. Okullar Cad. No:19/E (Derman Hastanesi Karşısı) Tel: 0288 413 27 53 Tüm resmi kurum reçeteleri yapılır.

DERMAN HASTANESİ KARŞISINDAYIZ

OPTİK

Gözlükleriniz son sistem makinelerle yapılıp, hatasız bir şekilde teslim edilir.


LifeBurgaz Ajans Artı adına İmtiyaz Sahibi ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Osman Rodop Genel Yayın Yönetmeni Aslıhan Ay Halkla İlişkiler ve Reklam Özge Rodop Görsel Yönetmen ve Grafik Fatih Köseler Editör ve Yayın Ekibi Emre Çarıkçı Erdoğan Anıl Tekin Katkıda KatkıdaBulunanlar Bulunanlar Uzm. Dr. Murat Gerenli, Derya Özfidan Uzm. Dr. MuratDr.Gerenli Av. Ahmet Dr. Gürkan Başaran, Derya Özfidan Ali Arslan Astrolog Çalışkan, Av. Nuray AhmetSayarı, GürkanFırat Başaran Y. Özgür Güven, Nurşen Cengiz Astrolog Nuray Sayarı Candan Cebel Fırat Çalışkan Yayın Türü Yerel, Süreli, 2 ayda 1 Yönetim Yeri ve Yazışma Ajans Artı İstanbul Cad. No: 33 Lüleburgaz / KIRKLARELİ Tel: 0 288 412 0 222 GSM: 0 532 573 5338 Web: www.ajansarti.net Matbaa Ebat Basım Güzeltepe Mahallesi Mareşal Fevzi Çakmak Cad. No: 117 Blok 9 / 1 Tel: 0 212 626 25 70 Alibeyköy / İSTANBUL Dergimizi internet aracılığı ile de takip edebilirsiniz. www.lifeburgaz.com Okur hattı: bilgi@lifeburgaz.com Haber metinleri ve görsellerinde Görünüm ve Hürfikir gazetelerinden yararlanılmıştır. Yazı ve görsellerin tüm hakları LifeBurgaz dergisine, yayımlanan ilanların ve reklamların sorumluluğu sahiplerine aittir.

Nazar boncuğu... Farketmişsinizdir zaman olarak sekteye uğramış bir 2. sayı ile sizlerleyiz. Öncelikle biraz ona değinerek başlamak istiyorum. İlk sayımızın Eylül ayına yakın çıkmasıyla o sayının dağıtımı, etki ve tepkileri değerlendirilirken 2. sayı için çalışmalara başlamıştık. Amacımız tam istediğimiz vakitte, Ekim ayı başında çıkmasıydı ve bu amaç için yaklaşık bugünden 2 ay öncesinde çalışmalara başladık. Eylül ayının 20’si gibi derginin neredeyse 4’te 3’ü tamamlanmış artık çıkacağı günü bekler olmuştuk ve büyük bir sürpriz bizi bekliyordu. Derginin yapımında kullanılan bilgisayarın teknik bir arızası ve çok hızlı gelişen içeriğin diğer bilgisayarlara yedeklenmemesi sonucu sil baştan dergiye başlamamız gerekti. Tabi bir çok dezavantaj ile birlikte... Moral bozukluğunun yanısıra aynı sayfaların tekrardan yazılması, düzenlenmesi derken bir çok hata yaptığımızı farkettik nedeni ise malum moral bozukluğu ve göz aşinalığı! Günler artık eskisi gibi uzun değil, geceler de kısacık zamanlarda biter olmuştu. Farkındaydık gecikmiştik ancak yine de baştan savma bir şeyler çıkarma amacında değildik, ne olursa olsun ilk günki heyecanımızla o isteğimizle, okuyucularımızın dergi hakkında düşüncelerini negatife dönüştürmemek için çalışıyorduk. İşte nazar boncuğunun kısa öyküsü de buradan geliyor...

Lüleburgaz’ın günleri...

Çoğunuzun 29 Ekim’i, 10 Kasım’ı başka şehirlerde yaşama fırsatı olmuştur. Tabi buna başka şehirlerin kurtuluş günlerini de katabiliriz. Lüleburgaz için farklı günlerdir bu günler... 29 Ekim ve 8 Kasım’ın coşkusu, 10 Kasım’ın burukluğu şehrimizde ayrı yaşanır. Lüleburgaz’ın kocaman bir yıl içerisinde en anlamlı olduğu günlerdir bu günler... Cumhuriyet Bayramımız ve Lüleburgaz’ın Kurtuluşu ile coşkunun doruklara çıktığı, halkımızın o günlere, o zamana hayranlığı ile şehrin yollarını doldurduğu, evlerimizi, işyerlerimizi bayraklar ile donattığımız, mutluluğu birbirimizle paylaştığımız o nadir günler... Ve bugünleri bize yaşatan, bize bu günleri armağan eden Cumhuriyetimizin kurucusu, tüm dünyanın gıpta ettiği eşsiz devlet adamı büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK... Özlem, şükran, saygı ve rahmet ile anıyoruz...


İÇİNDEKİLER

Meral Kaplan

Kukuletta

30

Kısa kısa Lüleburgaz KOSGEB’ten kobilere destek 29 Ekim 8 Kasım Atatürk Lüleburgaz’daki Romalılar - 2 Gezi (Kıyıköy) Lüleburgaz’daki İş Kadınları Güzellik (Makyaj) İlişkiler (Mutluluk sırları) 10 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

Biz dünyalılar

12-19 20 22 23 24-25 26-27 28 34-35 44-45 46-47

48 38

36 76 54-55 56-57 60-61 62 64-65 66-67 68 70-71 80 81

Trockyablues

Burç yorumları

Moda (Sonbahar - Kış) Ne Nasıl Sağlık: Diyabet Diyetisyen Ortodonti Lüleburgazspor Düvenciler Yemek (Kurban Menüsü) Emlak Rehberi Şehir Rehberi


EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

11


Cumhuriyet Resepsiyonu

L

üleburgaz Kaymakamı Cemalettin Yılmaz, 29 Ekim Cuma akşamı verilen resepsiyonda Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, gazi

ve şehitlerimizi bir daha anarak katılımcıların bayramını kutladı. Cumhuriyet’in 87. yıl dönümü nedeniyle Lüleburgaz Kaymakamlığı tarafından Lüleburgaz Gençlik Parkı Camlı Köşk’te verilen resepsiyona ilgi yoğundu. Lüleburgaz Kaymakamı Cemalettin Yılmaz ve eşi misafirleri kapıda karşıladı ve resepsiyon boyunca misafirlerle tek tek ilgilendiler. Lüleburgaz Kaymakamı Cemalettin Yılmaz, CHP Kırklareli Milletvekili Tansel Barış, Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak, 65. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Mustafa Uzun Cumhuriyet Pastası’nı birlikte kesildi.

Kutsi ile Cumhuriyet Coşkusu

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı etkinlikleri çerçevesinde başlayan kutlamalar Cuma günü Kongre Meydanı’nda Kutsi konseri ile sona erdi. Kongre Meydanı’nda 19.30’da başlayan programda ilk olarak Lüleburgaz Belgeseli izlendi. Belgeselin ardından Lüleburgaz Trakyalılar Kültür ve Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, Cumhuriyet Defilesi ve Dans Gösterisini sundular. Cumhuriyet Dönemi’ne ait kıyafetlerle izleyenlerin karşısına çıkan modeller büyük beğeni ve alkış topladı. Lüleburgaz Kaymakamı Cemalettin Yılmaz ve Lüleburgaz Belediye Başkanı Emin Halebak’ın konuşmalarının ardından havai fişek gösterisi gerçekleştirildi. Programda son olarak herkesin merak ve heyecanla beklediği Kutsi 21.00’da sahnedeki yerini aldı.

12 LifeBurgaz EKİM AĞUSTOS - KASIM - EYLÜL 20102010

Şarkılarıyla ve oyunculuğuyla özellikle genç kızların yüreklerini fetheden Kutsi konser alanını dolduranlara müzik ziyafeti çekti. İlk şarkısının ardından sahneden izleyicilerin arasına inen Kutsi, büyük bir izdihama yol açtı. Kutsi’ye ulaşabilmek için uzanan Kutsi hayranları ezilme tehlikesi atlattı. Kongre Meydanı’nı dolduran hayranlarını şarkılarıyla coşturan Kutsi, ’Aşkın Gururu’, ’Geçer’, ’Doğum Günü’, ’Aynı Şehirde Nefes Almak Bile Bana Yetiyor’,’Sana ne’ gibi şarkılarını söyledi. Konserin başında Belediye Başkanı Emin Halebak’ın çalışmalarının herkes tarafından bilindiğini ve başkanı artık Ankara’da görmek istediğini belirten Kutsi yaklaşık 2 saat boyunca şarkılarını söyledi ve Cumhuriyet Bayramı’nın 87. yıl dönümünü kutlayarak hayranlarına veda etti.


Vali Muammer Muşmal Her Yerde

çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Kırklareli’ne geldiği ilk günden itibaren sıcak kanlılığı ve vatandaşlarla diyaloğu ile Kırklareli halkının kalbinde kısa sürede taht kuran Vali Muşmal, yaptığı ziyaretler sırasında Kırklareli sokaklarında gördüğü esnaf ve vatandaşlarla tek tek sohbet ediyor. Profesyonel liglerde mücadele eden temsilcilerimiz Lüleburgazspor ve Kırklarelispor’un maçlarına da giden Vali Muşmal, yıllardır bu konularda destek alamayan kulüplerimize de daha ilk günlerden manevi desteğini sundu.

V

ali Muammer Muşmal göreve başladığı Eylül ayından bu yana geçen kısa sürede, Kırklareli’de eğitim, sağlık, spor ve kültür faaliyetleri gibi tüm alanlarda Kırklareli halkına daha yakın yaklaşımlar gösterirken tüm sektörlerde daha başarılı yerlere ulaşılabilmesi için

Trakya projeleriniz ile kalkınıyor

T

rakya Kalkınma Ajansı kurum, kuruluş ve şahıslara sağladığı mali destekler ile başta girişimciler olmak üzere işletmelerin kalkınma hamlelerine katılımını teşvik ederek destekler sunmaktadır. Bölgesel Kalkınma Stratejisi ile birlikte, yerel aktörlerin üstlendiği proje ve faaliyetler ya ulusal kaynaklardan ya da AB’den sağlanacak fonlarla hibe şeklinde desteklenerek; bölge potansiyeli harekete geçirmeyi hedeflemektedir. Trakya Kalkınma Ajansından yapılan yazılı açıklamaya göre, Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ il ve ilçe merkezlerinde düzenlenecek olan toplantılarda hibe programları ile ilgili ayrıntılı bilgiler verileceği belirtildi. Açıklamada ayrıca, 2010 yılı mali destek programları kapsamında Rekabet Gücünün Arttırılması

Mali Destek Programı ve Küçük Ölçekli Altyapı Mali Destek Programı başlıklarında proje teklif çağrılarına çıkan Trakya Kalkınma Ajansı, bu programlar dahilinde toplam 13,5 milyon TL hibe desteği sağlayacağı kaydedildi. Trakya Kalkınma Ajansı’nın vereceği mali destekler ile ilgili bilgilere www.trakyaka.org.tr adresinden ulaşabilirsiniz.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

13


Uçaneller Kuklaevi Ukrayna’dan ödülle döndü

U

krayna’nın Uzhgorod şehrinde bu yıl 12.’si düzenlenen Uluslar arası Kukla Festivaline katılan Uçaneller Kuklaevi 10 ülkeden 16 grubun yer aldığı festivalden iki ödülle döndü. Ukrayna, Slovakya, Bulgaristan, Rusya, Belarus, Romanya, Sırbistan, Macaristan,Türkiye ve Polonya’dan kukla gruplarının yer aldığı festival 2-6 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirildi. Festivalde “Günışını” adlı oyunu sahneleyen ekip “halk jurisi” ve “çocuk jurisi “ tarafından en iyi oyun ödüllerine layık görüldü. Festival tarihinde ilk kez halk jurisi ve çocuk jurisi aynı oyuna “en iyi oyun” ödülü verirken Uçaneller’de bu iki juriden ödül alarak  festival tarihine adını yazdırdı. Oyunun izleyiciler tarafından uzun süre ayakta alkışlanmasının ardından festival için bir ilk daha gerçekleşti ve ekip 4 Ekim’de bir kez daha sahne aldı. Oyun bitiminde Ukraynalı çocuklarla kuklalarını tanıştıran Uçaneller kuklaevi gelecek yıl festivale katılmak için yeniden davet aldı. Nisan ayında Sırbistan’a, Temmuz ayında ise Slovakya’daki festivallere davet edilen ekip Kasım ayında Mardin’de yapılacak festivale katılacak. Grup adına açıklama yapan Mesut Sarıoğlu şunları söyledi; “ Ukrayna’daki festivalde beklediğimizden daha yoğun bir ilgi ile karşılandık. Daha önceki yıllarda Karagöz ustalarının iki kez ziyaret ettiği festivalde “Günışığını” Ukraynalıları ve diğer ülkelerden gelen sanatçıları çok şaşırttı. Günışını çok sade ve şahşaya kaçmayan küçük bir arkadaşlık öyküsü. Sahne anlatımı da aynı sadelikte olunca şaşırtıcı bir oyuna dönüşüyor. Ukrayna’daki festivale katılan tüm ekiplerin beğenileri de bu noktada buluştu. Oyunun sade bir öyküsü çok temiz bir anlatımı olduğunu söyleyen sanatçı arkadaşlarımız bu değerlendirmeleri ile bizi çok mutlu ettiler. Ödüllerin en ilginç ve güzel yanı ise hem halk jurisinden hem de çocuk jurisinden aynı anda gelmeleri idi. Sahneye bakışları çok farklı olan bu iki jurinin de Günışını’nı seçmeleri tarifi zor bir mutluluk yaşamamıza neden oldu. Festivalde 15 oyun izleme ve yeni ekiplerle tanışma imkanımız oldu. Festivalin bir başka yararı da yeni sahne dilleri ile karşılaşmamızdı. Kurulduğumuz günden bu yana 50’nin üzerinde uluslararası festivalde sahne aldık. Bu en azından 500 farklı kukla gösterisi izledik anlamına geliyor. Kukla çok farklı teknikleri ve anlatım olanakları olan bir sahne sanatı. Her izlediğimiz oyun bizim için yeni bir ders anlamına geliyor. Uluslararası festivallere katılmaya aynı hız ve kararlılıkla devam edeceğiz.” UÇANELLER KUKLAEVİ PROGRAMI TARİH 07 Kasım 14 Kasım 28 Kasım

SAAT 14.00 14.00 14.00

GÜN OYUN YER Pazar “Kırmızı Başlıklı Kız” Uçaneller Kuklaevi Sahnesi Pazar “Keloğlan” Uçaneller Kuklaevi Sahnesi Pazar “Keloğlan” Uçaneller Kuklaevi Sahnesi

14 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

Klasik müzik ziyafeti

Kırklareli Beldiyesi bir ilke daha öncülük ederek Kırklareli halkını klasik müzikle buluşturuyor. Kırklareli Belediye Başkanlığı ve Trakya Oda Orkestrası işbirliği ile Kırklareli halkı klasik müzikle buluşuyor. İlk konser 5 Kasım 2010 Cuma akşamı 19.30’da K.Ü Rektörlük Salonunda gerçekleşecek. Kırklareli Belediye Başkanlığı Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nce organize edilen etkinlikler 7 ay boyunca her ayın 15’ini takip eden Cuma akşamları 19.30’da dinleyicilerin beğenisine sunulacak. Konu hakkında Kırklareli Belediye Başkanlığı Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bir açıklama yaptı. Açıklamada; genç yaşlı tüm dinleyicilerin, bu konserleri ücretsiz olarak izleyebilecekleri belirtildi. Açıklamada şunlar kaydedildi: “Trakya Oda Orkestrası ve Kırklareli Belediye Başkanlığı’nın ortak yürüttüğü bu sosyal projenin hedef kitlesi yöre halkıdır. Kentte yaşayanlar ve kentte öğrenim gören öğrencileri klasik müzik ve çok sesli müzik ile buluşturmak, çok sesli müzik ile ilgili bilgi ve görgülerini arttırmak, genel anlamda bir farkındalık oluşturmak amacındayız.

Bu yıl 2. cisi düzenlenecek olan ( 3 Kasım ve 13 Kasım tarihleri arasında ) Kırklareli’nin Kurtuluşu Şenlikleri kapsamında, 5 Kasım 2010 Cuma akşamı 19.30’da K.Ü Rektörlük Salonunda ilki gerçekleşecek olan konserler serisine tüm halkımız davetlidir.” Trakya Oda Orkestrası şu isimlerden oluşuyor: Özgecan İŞBİLEN, Gürkan TAŞÇI, Renel MOLLA,Yelda HEPÇAKAR, Elif SAKIZLI, Gözde ORHAN, Saygın TEKERGÖLÜ, Musa Eren İŞKODRALI,Leyla OSMANZADE , Tanju ARABOĞLU, Ahmet Burak TEMİZ, Sela Can DÖKMECİ, Ümit ÇAVUŞ, Begüm SARISÖZEN Konser programı şöyle: 1- Johann Sebastian Bach “Air” BWV 1068/II 2- Johann Sebastian Bach“ Giuseppe Torelli Remajör Trompet Konçertosu” • Allegro • Adagio • Presto 3- Johann Pachelbel “Kanon und Giuge” * Program Arası * 4- Wolfgang Amade us Mozart “Serenade” (Küçük Bir Gece Müziği) • Allegro • Romanze • Menuetto • Rondo 5- Tomaso Albinoni “Sol-minör Adagio” 6- Eduardo di Capua “O Sole Mio”


Tatlı mı tatlı bir deneyime davet

T

ürkiye’de tatlı zinciri haline gelen Özsüt’ün Lüleburgaz şubesi Bora Sezen işletmeciliğinde hizmetlerini sürdürüyor. Özsüt Lüleburgaz, iki ayrı bahçesi ve iç mekanı ile Lüleburgaz Anadolu Lisesi karşısında Lüleburgazlılar’ı tatlı mı tatlı bir deneyime davet ediyor.

Geleneksel tatlıcılığın sırlarını modern pastacılık anlayışıyla bütünleştiren Özsüt, pastadan sütlü tatlılara, dondurmadan keklere kadar en güzel lezzetleri ile sizleri bekliyor. Geleneksel lezzetlerinin sırrını Osmanlı sarayından alan Özsüt, Türkiye’nin dört bir yanındaki 140’ı aşkın şubesiyle 70 yıldır tatlıseverlerle buluşuyor. Ülkemizde tüm şubelerine günlük pasta dağıtımı yapan tek firma olan Özsüt, günde 15 bin adet pasta, 20 bin porsiyon tatlı, 10 ton açık dondurma ve 5 ton paket dondurma üretimi gerçekleştiriyor. Özsüt, aynı zamanda günlük olarak tatlı ve tuzlu kurabiye üretimi de yapıyor. Özsüt, tüm ürünlerini özel soğutucu sisteme sahip araçlarıyla üretimin hemen ardından şubelere ulaştırıyor.

MYC Ajans kısa sürede 200 başvuru aldı

L

üleburgaz’da manken ve fotomodel adaylarına hizmet vermek için Melih Yazman ve Cemil Canbey tarafından kurulan MYC Ajans hizmetlerine başladığı Eylül ayı itibariyle 70 kayıtlı manken ve fotomodel adayı ile tüm Trakya’ya hizmet vermeye başladılar.

Açılalı 2 ay olmasına rağmen 200’ü geçen başvuru yapıldı

Eylül ayı içerisinde kuruluşunu tamamlayan ajans bugüne kadar çeşitli yaş ve cinsiyetlerden 200’ü geçik başvuru aldıklarını ve ön şartlara uygun olan 70 kişi ile eğitimlere başladıklarını belirttiler.

1 Aylık Eğitim sürecinden geçiyorlar

Lüleburgaz Kültür Sosyal Yardımlaşma Derneği’nin katkıları ile de düzenlenen kurslara MYC Ajans ile sözleşme yapan manken ve fotomodel adayları katılabiliyor. Eğitim sürecinde başarılı olan adaylar, çeşitli kilo ve beden uygunlukları için fitness gibi sporsal faaliyetlere de ajans tarafından

16 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

yönlendiriliyor.

Açılışlar, fuarlar ve defileler gibi çeşitli organizasyonlarda görev alacaklar

Ajans bünyesinde yetiştirdiği manken ve fotomodel adaylarına özellikle Trakya’da açılış, fuar, tanıtım hostesliği gibi alanlarda, çeşitli organizasyonlarda, mankenlik ve fotomodellik gibi profesyonel işlerde de görev verilebilecek. Ajans yetkilileri, birçok önemli proje için hazırlık yaptıklarını belirterek, önümüzdeki günlerde bölge halkının karşısına çıkmaya hazırlandıklarını da dile getiriyorlar.

Başvurular ajans merkezinde alınıyor

Ajansın bünyesinde 06-14 ve 14-35 yaşları arasında olmak üzere iki yaş grubu bulunuyor. Başvuru yapmak isteyenler ajansın Kocasinan Mahallesi Yasemin Sokakta bulunan MYC Ajans ofisine müracaat etmeleri gerekmektedir. Kısa sürede yüksek sayıda başvuru sayısına ulaşan ajansın aday değerlendirmelerini sürdürdüğü bildirildi.


Lüleburgaz’a yeni doku yeni tat, Miyansera

F

arklı konsepti, huzurlu ambiyansıyla Lüleburgaz’ın yeni mekanı Miyansera, gerek iç, gerekse dış mekanının etkileyici tasarımıyla konuklarını ağırlıyor. Miyansera; sabahları gazete okuyup, kahve içebileceğiniz, günlük taze tatlılarını tadabileceğiniz, işten ara verip öğle saatinde keyifli bir yemek yiyebileceğiniz, akşam yemeği yiyip, değişik kokteyller ve özel şaraplar içebileceğiniz, barda sohbet edip müzik dinleyebileceğiniz farklı bir ortam. “Avluya Bakan Evler” anlamına gelen Miyansera’nın 4 ortağı var. Dünya ve Türk mutfağından eşsiz lezzetler sunmak

adına geniş bir menü hazırlanmış ve konuklara sunuluyor. Hakan Gaspak, Zekeriya Selvi, Metin Topuz ve Yücel Okumuş’un birlikte açtıkları bu mekanın amacı kaliteli hizmet anlayışı, deneyimli ve titiz kadrosuyla kalite çıtasını daha da yukarı çekmek.

Lüleburgazlı genç işadamı Ankara’ya efsane çevirme piliç markasını getirdi

E

ski Lüleburgazspor yöneticisi Lüleburgazlı genç işadamı Kerem Çorbacı, Ankara’ya efsane çevirme piliç markası Wienerwald restaurantlarının ilk şubesini açtı. Yatırımlarına Ankara’da devam edecek olan Çorbacı, çalışma arkadaşlarını özelikle Lüleburgazlı gençler arasından istihdam etmesiyle hizmetlerini sürdürüyor. Dünyanın en köklü piliç çevirme markasının Ankara’da ki tüm yatırımlarını gerçekleştirecek olan Çorbacı, ilk şubesini Gaziosmanpaşa semtinde Uğur Mumcu Caddesi’ne açtı. Ankaralılar’ın gösterdiği yoğun ilgiden oldukça memnun olan Kerem Çorbacı, Ankara’da 3 adet daha restaurant açacaklarını belirtti. Wienerwald Türkiye pazarında bir yılda 30 restaurant açtı. Wienerwald, dünyada lezzeti sağlıkla buluşturmasıyla tanınıyor. Dünya restaurant endüstrisinde 50 yılın üstünde bir geçmişe sahip olan ender kurumlardan biri olan Wienerwald, lezzetli ve sağlıklı beyaz et ağırlıklı menüsü ve yağsız pişirme

seçenekleri ile bu restaurantların en önemlilerinden, Avrupa’dan çıkıp dünyaya yayılmış restaurant zincirlerinden biri. 1955’te Münih’te doğan, kendine has lezzeti ile ünlenen Wienerwald, Almanların kızarmış tavuk ve patates kültürünün simgesi konumunda. Wienerwald, sağlıklı bir lezzet arayanlar için ideal bir adres. Patentli sosları ve özel pişirme teknikleri ile iştah kabartan Wienerwald, zengin menüsü ile hizmet veriyor. Türkiye’de kısa süre içerisinde 30 restaurant açan Wienerwald, Ankara’da da Lüleburgazlı genç işadamı aracılığıyla 3 adet daha restaurant açılışı yapacak.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

17


Neslihan ÇALIŞKAN

Lüleburgazlı Karatecilerin Türkiye ve Dünyada Önemli Dereceleri Neslihan ÇALIŞKAN – 2009 Dünya Şampiyonu, 2010 Avrupa Şampiyonu, 2009 Balkan Şampiyonu, 2010 Dünya Gençlik Karate Şampiyonu, 2004 ve 2009 Türkiye Şampiyonu, 2005 ve 2009 Türkiye 2.si, 2007 ve 2008 Türkiye 3.sü. Gülşah CENGİZ – 2010 Avrupa 3.sü, 2008 ve 2009 Türkiye Şampiyonu, 2006 Okullar Arası Türkiye Şampiyonu Berkcan TUNÇELLİ - 2009 Balkan 2.si, 2009 Türkiye Şampiyonu Gamze TAYLAN – 2006, 2007 ve 2008 Türkiye 2.si, 2005 ve 2006 Türkiye 3.sü. Elif CANBAZ – 2010 Türkiye 2.si. Türkiye 3.sü, 2008 Marmara Kupası 1.si Ayberk CANSIN – 2007 ve 2008 Türkiye Şampiyonu, 2008 ve 2010 Türkiye 2.liği Bartu BAYRAKTAR-2008 Türkiye Şampiyonu-– 23 Nisan 2010 Karate Turnuvası 3.sü İlkay YUNUS – 2007 ve 2008 Türkiye Şampiyonu. Semih SORMAZ – 2004 ve 2010 Türkiye 3.lüğü, 2010 Uluslar arası Open Karate Turnuvası 3.sü Emel Ece YELCE – 2004 ve 2009 Türkiye 3.lüğü Kayra AVŞAR – 2009 Ankara Zafer Kupası 2.si, 2009 Kocaeli Karate Turnuvası 2.si, 2010 Denizli Uluslar Arası Karate Turnuvası 3.sü Ela Dilara GÜLEN – 23 Nisan 2010 Karate Turnuvası 3.sü, 2010 Denizli Uluslar arası Karate Turnuvası Şampiyonu, 2009 İkad Uluslar Arası Karate Turnuvası 3.sü Ege ARSLANCAN - 2009 Ankara Zafer Kupası 3.sü, 2009 Kocaeli Karate Turnuvası 3.sü, 2010 Denizli Uluslar Arası Karate Turnuvası 2.si. Yusufcan TAŞTAN – 2009 İkad Uluslar Arası Turnuvası 3.sü, 2010 Denizli Uluslar arası Karate Turnuvası 2.si. Egemen SÜRER - 2009 Ankara Zafer Kupası 3.sü, 2010 Denizli Uluslar arası Karate Turnuvası Şampiyonu Feyza ÜSTÜNTAŞ - 2010 Denizli Uluslar Arası Karate Turnuvası Şampiyonu Hüsnücan AVCI - 2010 Denizli Uluslar arası Karate Turnuvası Şampiyonu

18 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

Lüleburgaz’da Karate-Do’nun İnanılmaz Yükselişi Neslihan ÇALIŞKAN’ ın Dünya ve Avrupa Şampiyonu olmasından sonra Lüleburgaz’ da Karate-Do Sporuna olan ilgi çığ gibi büyüyor. Türkiye’ de ve Dünyada bir çok turnuvada Lüleburgaz’ı temsil eden Karate-Do sporcuları başarılarına her geçen gün bir yenisini ekliyor. İleride Karatede Kendini Nerede Görmek İstiyorsun?

İlk hedefim 14 yaşında Milli Takıma girmek. Daha sonra da Neslihan ÇALIŞKAN ablam gibi Dünya ve Avrupa Şampiyonu olmak.

Katıldığın Turnuvalarda Hiç Derece Elde Ettin mi?

Ben 2 seneden beri yarışmalara katılıyorum. Toplamda 5 turnuvaya katıldım. Bunların 3 tanesinde derece elde ettim. Kocaeli Marmara Bölgesi İller Arası Karate Turnuvası 2.liği (2009) Ankara’da yapılan Zafer Kupasında 2.liğim (2009) Denizli’de yapılan 17. Pamukkale Uluslar Arası Karate Turnuvasında 3.lüğüm var. (2010)

Yakında Turnuva Var mı?

Lüleburgazlı 10 yaşındaki Karateci Kayra AVŞAR ile küçük bir röportaj.

Kendinden bahseder misin?

27.09.2000 yılında Lüleburgaz’da doğdum. Emrullah Efendi İlköğretim Okulu 5. sınıf öğrencisiyim. 10 yaşındayım. 1 kız kardeşim var. 5 yıldır karate sporu ile ilgileniyorum. 2 yıldır Şamiloğlu Spor Kulübünün lisanslı sporcusuyum.

Karateye Nasıl Başladın?

Babam karate hocası Şemsi Şamiloğlu ile tanışıyordu. Şemsi hoca ile tanıştıktan sonra beni bir derse davet etti ve denememi istedi. Ben de derse girdikten sonra bu spordan zevk aldım ve ara vermeden 5 senedir devam ediyorum.

6-7 Kasım tarihleri arasında Kırklareli İl Spor Müdürlüğünün ve Lüleburgaz Belediyesinin ortaklaşa düzenleyeceği 8 Kasım Lüleburgaz’ın Kurtuluşu İller Arası Karate Turnuvası var. 2 gün sürecek bu turnuvaya yaklaşık 750 sporcu katılması bekleniyor. Herkesi bu turnuvaya bekliyoruz.

Son Olarak Neler Söylemek İstersin?

Karateyi çok severek yapıyorum. İnsanlara dövüş sporu olduğu için soğuk gelebilir ama karatenin içeriği öyle değil. Beynini kullanıyorsun ve düşünerek hareket ediyorsun. Aktif bir hayatım ve bir çok arkadaşım var. Bu sporla beraber hayatım daha düzenli ve disiplinli. Herkesin bu sporu benim gibi bir ders olsa bile denemesini isterim. Eminim ki bir çok kişi bu spora devam eder.


4. Cumhuriyet Kupası Briç Turnuvası sona erdi Lüleburgaz’da bu yıl dördüncüsü düzenlenen Cumhuriyet Kupası Briç Turnuvası sona erdi. Turnuvada Yusuf Salman ile Okan Özcan çifti birinci oldu. Ata İş Merkezi’nin 4. katındaki toplantı salonunda gerçekleştirilen turnuvada 93 çift mücadele etti. Trakya’daki il ve ilçelerin yanı sıra İstanbul, İzmir, Ankara, Kocaeli gibi illerden de katılımın olduğu turnuvada Yusuf Salman ile Okan Özcan çifti birinci oldu. Çift, kupasını Lüleburgaz Belediye başkanı Emin Halebak’ın elinden aldı. Turnuvada genel ikinciliği ise A Milli Takım

Briç Oyuncuları Süleyman Kolata-Yusuf Sohtorik çifti elde etti. Turnuvanın üçüncüsü Hasan Yirik-Burak Başkan çifti oldu. Turnuvanın karışık birincilik derecesini A Milli Takım Briç Oyuncusu Nafiz Zorlu-Ferda Dündar çifti, Senyör birincilik derecesini Bahadır Yazıcıoğlu-Seçim Uysal çifti, Bayan birincilik derecesini ise Ayşe Geçdoğanipek Başarır çifti elde etti. Turnuvanın B birincisi ise Metin Topuz-Rıdvan Gökçek çifti oldu. 2 gün süren turnuva, ödül töreninin ardından ikramla sona erdi.

Lüleburgazlı Fenerbahçeliler Derneği 210 öğrenciyi sevindirdi Lüleburgaz’da fotoğraf sergisi: Kedi Lüleburgaz, sosyal hayatın yoğun koşturmacasından sıyrılabilmek için sanat dolu etkinliklerden bir yenisine daha ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. “Kedi” konulu karma fotoğraf sergisi Lüleburgaz Belediyesi’nin katkıları, Lafod ( Lüleburgaz Amatör Fotoğrafçılar Derneği ) başkanı Özcan ÇELTİKLİ’nin organizasyonu ile 22 Ekim 2010 tarihinde Aşkiye Neşet Çal sahnesinde görücüye çıktı. Lüleburgaz Aşkiye-Neşet Çal sahnesinde 22 Ekim ve 31 Ekim tarihleri arasında sanatseverlerle buluşan sergiye ilgi oldukça fazlaydı. Türkiye’nin birçok köşesinden 200’ün üzerinde eser arasından seçilecek fotoğrafların konusu “Kedi” olarak belirlenmiş durumda. Özellikle çocukların ve okullardan öğrenci guruplarının ilgisini umduklarını söyleyen Özcan ÇELTİKLİ, bu ilginin Lüleburgaz’da sanat etkinliklerinin artarak devam etmesi için de yeni kapılar aralayacağını sözlerine ekliyor.

Lüleburgazlı Fenerbahçeliler Derneği 210 öğrenciye kırtasiye yardımında bulundu. Lüleburgazlı Fenerbahçeliler Derneği; Cumhuriyet İlköğretim Okulu, Fehmi Mutlu İÖO ve Durak İÖO’da birinci sınıf öğrencilerine kırtasiye yardımında bulundu. Sosyal sorumluluk anlayışı içinde eğitime destek vermeyi sürdüren Lüleburgazlı Fenerbahçeliler Derneği Başkanı Avukat Koray Şentürk ve yönetim kurulu üyeleri, okulların birinci sınıf öğrencilerine hediyelerini verdiler.

Dernek başkanı Koray Şentürk, Dernek olarak eğitime destek vermeyi sürdüreceklerini söyleyerek, çocukların mutlu olmasının kendilerini de mutlu ettiğini kaydetti. Öğrenciler de aldıkları hediyelerle büyük sevinç yaşarken, Lüleburgaz İlçe Milli Eğitim Müdürü Hayrettin İnce de; Lüleburgazlı Fenerbahçeliler Derneği’ne eğitime verdiği desteklerden dolayı teşekkürlerini ileterek, bu davranışlarının diğer taraftar derneklerine de örnek olmasını beklediğini belirtti.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

19


YATIRIM KOSGEB

KOSGEB’ten Trakya esnafına hibe ve kredi destekleri Küçük ve Orta Ölçekli Sanayiyi Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), hibe ve kredi desteklerinde yeni düzenlemelerden sonra bir çok farklı alanda destekleri ile KOBİ’lerin ihtiyaçlarına karşılık verecek. Özellikle girişimcilik destek programı, kredi faiz desteği ve KOBİ proje destek programları ile işletmelere desteklerini sunan KOSGEB’in özellikle Lüleburgaz’da ki işletmelerin yararlanabileceği 2 programını sizlere aktaracağız.

27 bin TL’ye kadar Girişimcilik destek programı

Ekonomik kalkınma ve istihdam sorunlarının çözümünün temel faktörü olan girişimciliği desteklenmesi ve yaygınlaştırılması amacıyla başarılı ve sürdürülebilir işletmelerin kurulması için iş fikri olanlar ve yeterince sermayesi olmayan girişimciler için KOSGEB’in hazırladığı destek paketlerinden Girişimcilik destek programı, %60 ve %70 oranlarında girişimcileri geri ödemesiz olarak destekliyor. Destek oranları bölgelere göre belirlenirken özellikle Lüleburgaz’ın da yer aldığı Trakya illerinde oranlar %60 ve bu bayanlar ile engelli girişimcilerde %70’e yükseliyor. Yapacağınız girişimcilik yatırımının 27 bin TL’ye kadar olan kısmını KOSGEB’ten destek alabiliyorsunuz. Bu destek tamamen geri ödemesiz verilirken, 70 bin TL’ye kadar da düşük faizli kredilerden yararlandırılabiliyorsunuz. KOSGEB’in bu konuda şart olarak belirlediği en önemli kriteri ise Uygulamalı Girişimcilik Eğitimi alınması. Minimum 60 saatlik eğitim ve atölye çalışmasından oluşan eğitim programı, girişimcinin özelliklerinin sınanması, iş fikri egzersizleri yapılması ve iş planı hazırlanması üzerine çeşitli eğitimleri vermektedir.

Eğitim Lüleburgaz’da verilemiyor

Bu eğitimler ise İstanbul gibi büyükşehirlerde sürekli açılabilirken, Kırklareli’nde 1 kez açıldı ve henüz Lüleburgaz’da bu tür bir eğitim çalışması gerçekleştirilemedi. Meslek odalarının bu konuda çalışma yapması ile Lüleburgaz’da da açılabileceği belirtildi. Günümüzde yaşanan ticari olumsuzluklar çoğu girişimciyi korkuturken, bu tür hibe destekler ile girişimciler desteklenebilmektedir, bu yüzden bu eğitimlerin Lüleburgaz’da verilmesi de oldukça önemli konumdadır. Umarız odalarımız ve belediye konuyla ilgili girişimlerde bulunarak halkımızın yararına olacak bu eğitimin Lüleburgaz’da da verilebilmesini sağlayacaklardır.

20 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

KOBİ Proje destek programı ile 150.000 TL’ye kadar işletmeler destekleniyor

Bu program işletmelere özgü sorunların işletmeler tarafından projelendirildiği ve projelendiren maliyetlerin desteklenebildiği bir programa ihtiyaç duyulması, KOBİ’lerde proje kültürü ve bilincinin oluşturulması amacıyla çeşitli destek unsurları içermektedir. Bu bağlamda işletmelerin, üretim, yönetim-organizasyon, pazarlama, dış ticaret, insan kaynakları, mali işler ve finans, bilgi yönetimi ve bunlarla ilişkili alanlarda sunacakları projeler desteklenebilmektedir. 3 yıl sürecek programda projelerin giderleri ve yatırımların %50’sini hibe olarak destekleyebilmektedir. Bu program kapsamında herhangi bir eğitim bulunmazken, projenin hazırlığı aşaması için KOSGEB danışmanları aracılığıyla destek verebilmektedir. Program kapsamında sadece arsa, bina, inşaat, tadilat, tefrişat ve benzeri, taşıt aracı, vergi, harçlar, sosyal güvenlik primleri, haberleşme giderleri, proje ile ilgili olmayan personel giderleri, enerji ve su giderleri, kira giderleri gibi proje ile ilişkilendirilmemiş diğer maliyetler desteklenmez. Projeniz kapsamında istihdam edeceğiniz personelin, makine techizat, hammadde, malzeme ve yazılım gibi giderlerin, alınacaksa eğitim, danışmanlık giderlerinin, internet sitesi yapımı, reklam verme, tanıtım materyalleri, fuarlar gibi reklam ve tanıtım çalışmalarının giderleri 24 ay boyunca %50 hibe olarak KOSGEB tarafından desteklenmektedir. KOSGEB’in çeşitli destekleri ile ilgili www.kosgeb.gov.tr adresinden veya 444 1 567 numaralı çağrı merkezinden bilgi alabilirsiniz. Ayrıca KOSGEB Tekirdağ merkezinden danışman Yasin Akkuş, perşembe ve cuma günleri Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası’nın 2. Katında KOSGEB Sinerji Odağı’nda girişimci ve KOBİ’lere gerekli bilgilendirmeleri yapmakta ve KOSGEB başvurularını almaktadır. KOSGEB Lüleburgaz Sinerji Odağı’na 0 288 417 11 21 numaralı telefondan da ulaşabilirsiniz.


Doğuyla batının birleştiği yerdeyiz,

29 Ekim Cumhuriyet Bayramı

22 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


biz Cumhuriyetiz!

8 Kasım Lüleburgaz’ın Kurtuluşu

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

23


“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafidir.” 10 - 16 Kasım ATATÜRK Haftası

24 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

25


TARİH LÜLEBURGAZ’DAKİ ROMALILAR - 2

LÜLEBURGAZ’DAKİ ROMALILAR - 2 LÜLEBURGAZLI RUMLARIN EĞİTİMİ Lüleburgaz etnik köken olarak Müslüman Türkler, Rumlar, Bulgarlar, Yahudiler, Kıptiler ve az da olsa Ermenilerden oluşan bir yapıya sahiptir. Bu yapı Cumhuriyet döneminde 1925 – 26 lara kadar sürmüştür. Savaşlar ve göçler bu yapıyı etkileyerek değiştirmiştir. Aşağıdaki tablolar bu durumu açıkça ortaya koymaktadır.

Osmanlı bölgeyi kendi topraklarına katarken yerli halka hoşgörülü yaklaşmış onları inançları, ibadetlerinde ve eğitimlerinde özgür bırakmıştır. Lüleburgaz’da ki azınlıkların gelenek ve benliklerini korumalarında imkân tanıyan özgürlükler vermiştir. Şehirde yaşayan azınlıklar 14 yy’ın gereği eğitim faaliyetlerini dinsel faaliyetlerinden ayrı düşünmemişlerdir. Şehirdeki azınlıklar kilise ve havraların faaliyetleri paralelinde bu özelliklerini 19 yy kadar sürdürmüşlerdir. Lüleburgaz’da dini etkinlik ve eğitim için kullanılan, Rum Ortodoks “AYA DİMİTRİ” kilisesidir. Buralarda verilen eğitim 19 yy kadar sübyan mektepleri düzeyinde kalmıştır. (Rum sübyan okulları) Lüleburgaz’da ki azınlıkların eğitim verilerini Osmanlı salnamelerinden öğrendik. Bu bilgiler ve belgeler doğrultusunda Lüleburgaz da köyler dâhil 24 Müslüman Türk okulunun yanında, köyler dâhil 8 Rum Ortodoks ilkokulu bulunmaktadır. Şehir merkezinde ise 1 Rum İlkokulu 1 de Rum rüştiye mektebi (ortaokul) vardır. Aşağıdaki verilerde bu durumu açıklayıcı niteliktedir.

26 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

ALİ ARSLAN

1884 YILI LÜLEBURGAZ AZINLIKLARI EĞİTİM DURUMU

Osmanlı devletinin Tanzimat Fermanı ile başlattığı atılımların Lüleburgaz’da da etkisini görmekteyiz. 1870 – 1918 yılları arasındaki salnameleri incelediğimizde sübyen mekteplerinin iptidai (ilkokul) mekteplere dönüştüğünü 1870 den itibaren Lüleburgaz’da rüştiyenin açıldığını anlamaktayız. Rumların okullarında 50 – 270 civarında öğrencinin eğitim gördüğü bazen 2 veya 3 öğretmen çalıştığı görülmektedir. Aynı zamanda Lüleburgaz merkezde bir Rum kız okulu mevcuttur. 60 – 230 arasında öğrencinin eğitim gördüğü bu okullarda 1 veya 2 bayan öğretmen görev almıştır. Özetle Lüleburgaz’da ki azınlık cemaatlerinin 1 adet Rum rüştiye, 1 adet kız ve erkek Rum İlkokulu, vardır.


1883 – 1902 YILLARI LÜLEBURGAZ’DAKİ RUM CEMAATİ MEKTEB-İ ZÜKURU (RUM ERKEK MEKTEBİ) ÖĞRETMEN İSİMLERİ VE ÖĞRENCİ SAYILARI

1883 – 1902 YILLARI RUM CEMAATİ İNAS MEKTEBİ (RUM KIZ MEKTEBİ) ÖĞRETMEN İSİMLERİ VE ÖĞRENCİ SAYILARI

1309 Hicri (1892 Miladi) LÜLEBURGAZ KAZASI Ziraat Bank Şubesi: Reis Ahmed Bey Aza Hüseyin Ağa Aza Mestan Efendi Aza Panayotaki Efendi Aza Tanasaki Efendi Muhasebe Katibi Sadık Efendi 1292 HİCRİ (1875 MİLADİ), LÜLEBURGAZ KAZASI Tahrir-i Emlak Komisyonu: Reis Mal Müdürü Aza Hacı Mehmed Ağa Aza İsmail Efendi Aza Ahmed Bey Aza Yorgi Ağa Aza Haci Yanaki Ağa Aza Hristofi Ağa Katib Cemal Bey 1287 HİCRİ (1870 MİLADİ) LÜLEBURGAZ KAZASI Ziraat Komisyonu: Reis Tahir Ağa Aza Eşref Bey Aza Osman Bey Aza Haci Yanaki Efendi Aza Efendol Ağa Aza Ananosti Ağa Aza Yovan Ağa

LÜLEBURGAZLI RUMLARIN EKONOMİLERİ; Lüleburgaz’da Helen, Roma ve Bizans dönemlerinde de tarım ve hayvancılık oldukça önemli bir geçim kaynağı olmanın yanı sıra çokça gelişmiştir. Özellikle Helen döneminde bağcılık oldukça ileri düzeydedir. Hayvancılık, meyvecilik ve hububat (tahıl) üretimi yoğun olarak yapılır. Şehirde Yunan – Helen – Roma paraları kullanılırken, ayrıca Yunan ölçü sistemleri de kullanılmıştır. Şehirde ve şehrin çevresinde çiftlikler vardır. Bu çiftliklere soylular sahiptir. Çiftliklerde üretimi köleler yaparlardı. Kent içinde çeşitli meslekleri icra eden zanaatkârlar ve ticaret erbabı mevcuttur. Yemeni,Ayak kabı,Şrapçılık,Meyhanecilik,Değirmencilik,Terzilik,Fırıncılık,İnşaatç ılık,Berbercilik Rumların başta gelen zanaatlarındandır. Kentin bu ekonomik özelliği Osmanlı Dönemi’nde de devam etmiştir.Ticaret yolunun sık sık savaş yolu ve askeri yol olarak da kullanılması, süreç içinde Lüleburgaz’ın yoğun istila ve talanlara uğramasına yol açmış, kasaba ciddi yoksunluklar ve acılar da yaşamıştır.Rumlar Osmanlı Döneminde Banka,Ticaret Odası,Sanayi Odası ve diğer kuruluşların yönetim kurullarındada görev almışlardır.Aşağıdaki listelerde bunların bazıları örnek gösterilmektedir

1307 Hicri (1890 Miladi) LÜLEBURGAZ KAZASI Ticaret, Ziraat ve Sanat Odası: Reis Emin Ağazade Ahmed Bey Aza Hüseyin Ağa Aza Tepeli Hasan Ağa Aza Panayotaki Efendi İstofo Oğlu Dimitraki Efendi Lozan MübadelesindeLüleburgazlı Rumların Yunanistana göçleri: 1924-1930 arasında Lozan Antlaşması gereği Lüleburgazlı RumlarYunanistana ’a göçmüşlerdir. Rumların oturduğu yerler bugünkü Dere Mahallesinin kuzey ve kuzey doğu bölümü ile Eski Postahanenin Batı ve kuzey doğusunda kalan yerleşim yeridir.Burası Rum Mahallesi olarak anılır. Göç edenler Yunanistandaki özellikle Batı Trakya şehirlerinde yaşayan Türklerin yaşadığı kasabalara onların evlerine yerleştirilmiştir.Türkiyeden getirdikleri tapulara karşılık ev, arsa, bağ, bahçe gibi (denklik) mülkler verilmiştir. EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

27


GEZİ KIYIKÖY

YANIBAŞIMIZDAKİ

CENNET

A

ntik çağlardan bu yana yerleşim merkezi olan Kıyıköy, Trakya’nın Karadeniz sahilinde olup, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı. Ulaşımı kolay huzurlu bir tatil beldesi. Kıyıköy’de doğaya ve tarihe yolculuk yaparak farklı bir haftasonu geçirebilirsiniz. Kıyıköy, temiz havası, bozulmamış mimari dokusu, eşsiz güzellikteki doğası, leziz deniz ürünleri ile dikkat çekiyor. Yılın ikinci ve üçüncü ayında başlayıp, dördüncü ayına kadar devam eden ve lezzetli balıklar listesinde üst sıralarda yer alan kalkan balığı ile ünlü. Kıyıköy’de hem doğaya, hem tarihe yolculuk yaparak farklı bir haftasonu geçirebilirsiniz. Antik çağlardan bu yana yerleşim merkezi olan Kıyıköy, Trakya’nın Karadeniz sahilinde, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı. Koruma altındaki Kıyıköy, şirin, huzurlu, sakin bir tatil beldesi. Her iki yanından akarak denize ulaşan “Pabuç” ve “Kazan” adlı derelerin arasında yarımada gibi uzanan yüksek bir tepede yer alan Kıyıköy, çarpıcı coğrafyasıyla ilgi çekiyor. Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla oyulan kıyı kayaların kimisi anıt kaya olarak, kimi de derin mağaralar olarak göze çarpıyor. Bir zamanlar korsan teknelerin saklandığı koylar içindeki dev mağaralar günümüzde de ziyaretçilerin akınına uğrarken, Kartaltepe’den görünen manzara ziyaretçileri büyülüyor. Derelerin kavisli akışıyla oluşan dairesel kumsal, yaz aylarında kampçı ve deniz severlerin gözdesi. Aynı kıyıda yer alan, önüne dek araçla gidebileceğiniz, kayalara oyularak yapılmış mağara kilise de bir başka görülmesi gereken antik kalıntı. Şehir suları, tipik köy evleri, dantel gibi işli Karadeniz kıyıları, görebilecekleriniz arasında. Şayet gezinizi yaz aylarında yapmayı planlıyorsanız, ne tarafa aktığı belli olmayan durgun derelerde kiralayabileceğiniz bir sandalla kuşların korosu ve kürek sesi eşliğinde tekne gezisine çıkabilir, derelerde balık tutabilirsiniz. Bölgede piknik yapabileceğiniz küçük şelale ve dere kenarı gibi sakin ortam-

28 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

lar da bulunuyor. Fotoğraf çekmek, resim yapmak gibi sanatsal uğraşlara meraklı olanlar da kendilerine uygun yerler bulabilir. Tüm geziniz sırasında denize yüksekten bakan restoranlarda günlük deniz ürünlerinin lezzetini tadıp, Kartaltepe’den Kıyıköy’ün seyrine doyum olmayan manzarasına, dağların arkasından batarken moraran güneşin son ışıklarına bakarak çay bahçelerinde yorgunluk atabilirsiniz.

MAĞARA MANASTIRI

9. yüzyılda yapılan ve Bizans döneminin dini eserleri arasında yer alan bu manastır, kayalara oyularak inşa edilmiş. İlçenin kuzeybatısındaki vadinin yamacında yonca planlı bir şapel, tek nefli büyük planlı bir kilise ile bunun yanında düzensiz yerleştirilmiş odalar, mezar şapeli ile düzgün hücrelerden oluşan kompleksin duvarlarında kazınmış haçlar, bazı resimler, çeşitli kabartmalar bulunuyor. Kıyıköy ortaçağ Salmydessosu’nun surla çevrili alanı içinde yer almış doğusu Karadeniz’e, kuzey ve güneye bakan yamaçları dere vadisine dimdik inerken, sadece batı yönü geçit vermiş antik kentin surları, ilk kez Lustirianus döneminde 6. yüzyılda yapılmış. 9 ve 10. yüzyılda da onarım görmüş. Duvar yüksekliği yer yer 6 metreyi bulan surların kalınlığı ise 2.20 metre.


KIYIKÖY’DE ZAMAN

Trakya’da ki nefes borusu Kıyıköy, Ağva’yı anımsatan dereleri ile İstanbulluların gözdesi oldu. Kıyıköy’e ilk kez geliyorsanız Karadeniz kıyılarını seyretmek başlı başına bir zevk, kayalara vuran dalgalardan etrafa saçılan su zerrecikleri beraberinde taşıdığı iyot ve deniz kokusu ile serinletiyor. Kıyıköy’ün her iki tarafında uzanan kum plajlar, kampçıların, günübirlik tatilcilerin deniz özlemini giderirken sessizce akan dereler türlü çeşit alternatifler sunuyor.

Benzerliği ve aktiviteleri ile Ağva derelerini anımsatan Kıyıköy dereleri henüz bakirliğini kaybetmemiş. Her iki tarafında yer alan sık ağaçlar kuşlara ev sahipliği yaparak, dereyi gezmeye gelenlere eşsiz güzellikler sunarken, kuşlar verdikleri resitallerle konukları ağırlıyorlar. Kıyıda bulunan kiralık deniz bisikletlerinden birine binip başlıyorsunuz durgun derede pedal çevirmeye. Yemyeşil ortam, su sesi ruhunuzu dinlendiriyor. Orman içindeki dere geziniz boyunca dipte ve kıyılarda su yüzüne çıkanlar ile çıkmaya çalışan geniş yapraklı bitkiler net olarak görülüyor, su yüzeyine yayılan yapraklarda, nilüfer çiçekleri yanında güneşlenen su kaplumbağaları, kurbağalar birkaç metre yakınlarına kadar yaklaşmanıza izin veriyorlar. Saati 10-15 TL den kiraladığınız 4 oturma yeri olan deniz bisikletinizi veya kiralık sandalınızı bir kıyı ağacı yanına çekip bu huzuru istediğiniz kadar seyredip yaşayarak, iliklerinize kadar dinlendiğinizi hissediyorsunuz. Yanınıza atıştırılacak bir şeyler aldıysanız mutluluğunuz daha da katlanıyor. Şimdi deniz seviyesinden tekrar köye çıkıyoruz. Kıyıköy sokaklarında ki çeşitli restoranlar zaten acıktırıp, iştahınızı kabartan balık tava kokuları yayarak tok olsanız bile bu hissi unutturup aklınızı çeliyorlar. Biraz önce Kartal Tepesindeki çay bahçesinden kumsalı seyrettiyseniz, bu defa da balıkçı barınağına bakarak bir mola vermek isteyebiliyorsunuz. Dalgakıran içinde yer alan tekneler “Resmimi yap, fotoğrafımı çek” dercesine manzaranızı renklendiriyor, günümüzde nadiren görülen “Kancabaş Burunlu” olanlar modelleriyle ilginizi çekmeyi başarıyorlar. Araçla dolaşıyorsanız liman içinde tam bir tur atabiliyorsunuz veya yürüyüş yapıyorsanız köy’e çıkan patikadan, basamaklardan, burundaki tepeden panoramik seyir imkânı bulabiliyorsunuz. Kıyıköy çevresinde başka doğal güzellikler de gizliyor. Yol üzerinde gelirken fark edeceğiniz sapak bozuk yoluyla Çamlıköy’e (Kastro), bir başka sapak Kasatura Koyuna geçit veriyor.

Lüleburgaz’a yaklaşık 100 km mesafedeki Kıyıköy’e Pınarhisar - Vize güzergahından ulaşabilirsiniz. KONAKLAMA:(iki kişilik) Kıyıköy Pansiyonlar:40-60 TL arası (gecelik) Kıyıköy Hoteller :50-120TL arası (gecelik)

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

29


SANAT KUKULETTA

LEKESİZ ZİHNİN SONSUZ GÜNIŞIĞI... Melih SOYSAL

Önceki sayıda yaptığımız stdüyo çekimlerini yayımlamıştık. Gelen olumlu yorumlardan sonra dış mekan çekimlerini de yayımlamaya karar verdik. Fotoğraf merkezsel izdüşümün bir parçasıdır. Yitik zamanın bir kanıtıdır. Fotoğrafın gücüne inanan bir insan olarak çalışmalarımın bu şekilde hayat bulması benim için büyük bir şans. Benimkisi bir tür heves aslında; bir iz bırakma çabası. Şarkılar, filmler, insan ilişkileri kısacası herşey bir

30 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

fotoğrafı tetikleyebilir. Fotoğraf bir amaç uğruna, araç olarak kullanılabilir. Ben şimdilik bir amaca bağlı olduğumu düşünmüyorum. Köşeyi kişiselleştiren Fatih ve Osman’a modellerimden Erman, Serkan, Murat, Merve ve Şener’e teşekkür ediyorum. Sonraki sayıda görüşmek üzre.


EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

31


BUNLARI DA GÖRDÜK

Ya itfaiye yanarsa…

Y

ıllar öncesinde 1970’lerde Lüleburgaz’ın eski itfaiye binası, bugünün Ekin Atölyesi bir gece ansızın alevler içinde kaldı. Araçların depolarında su bulunamayınca yardıma Pınarhisar ve Babaeski itfaiyeleri yetişti, neyse ki olay sadece maddi zararla kapandı. Zamanında itfaiye binası o zamanın şartları doğrultusunda ahşap olarak inşa edilmişti. Lüleburgaz’da yangın ve benzeri olayların pek yaşanmamasından dolayı itfaiye de işler yolunda gözüküyordu. Hatta itfaiye araçlarının su depoları boş olduğu gibi itfaiyenin kendi deposu dahi doldurulmamış, pekte önemsenmiyordu. Ta ki o geceye kadar… Gece yarısı, normal bir nöbet seyri gecesi… Lüleburgaz’da her şey yolunda herhangi bir ihbar yokken, o gece nöbetçi kalan itfaiye memurları çaylarını yudumlayıp gecenin soğuğunda sabah olmasını beklemekteydiler. Yıllardır bu görevi yapan itfaiye memurları

32 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

için normal bir geceydi ve nöbetlerinin sona ermesini beklemekten başka çareleri yoktu. Tabi olabileceğin en kötüsünün olacağı onların da aklına gelmezdi. Nereden çıktığı belirli olmayan bir şekilde birden itfaiye alevler altında kaldı ve itfaiye memurları kendilerini dışarı da buldular. İtfaiye araçlarına yetişen memurlar yangını söndürmek için araçların hortumlarına sarıldıklarında içinde su olmadığını fark ettiler. Neyse ki bir şansları daha vardı, o da itfaiyenin su deposu, onun boş olacağı hiç mi hiç akıllarına gelmezdi. Denediler ve su deposu da boştu. Tek çareleri vardı, diğer itfaiyelerden yardım istemek. Pınarhisar ve Babaeski’ye haber salındı. O kabus gibi gece komşu şehirlerden yetişen itfaiyeler sayesinde sadece maddi zararla sona erdi. Trajikomik diyebileceğimiz olay ise dünyada bugüne kadar hiç görülmemiş bir şeyin itfaiyenin yangına kurban gitmesiyle sonuçlandı.


GÜNCEL İŞ KADINLARI

LÜLEBURGAZ’DAKİ

İŞ KADINLARI Adı Soyadı: Aslı Şentürk Eren İşlettiğiniz firmalar:

AMERİKAN KÜLTÜR DERNEĞİ DİL OKULU LÜLEBURGAZ ŞUB. AMERİKAN KÜLTÜR DERNEĞİ DİL OKULU EDİRNE ŞUB. AKADEMİA PLUS YURT DIŞI EĞİTİM D.LIĞI EDİRNE ŞUB. AKADEMİA PLUS KPSS-AÇIKÖĞRETİM KURSU L.BURGAZ ŞUB. AKADEMİA ETÜT VE YETENEK GELİŞTİRME MER. L.BURGAZ ŞUB.

Kaç kişi çalışıyor: 35 Kişi Yaşınız: 36 Ne kadardır iş yaşamındasınız: 10 Sene Ne kadardır iş sahibi ve yöneticisiniz: 7 Sene

34 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

LÜLEBURGAZ’DA İŞ KADINLARI VE ONLARIN PENCERESİNDEN İŞ HAYATI

Günümüz Türkiye’sinde kadın olmak zor hele de iş hayatında bayanlarımızın işi oldukça zordur. Gün geçtikçe metropol şehirlerimizde ve büyük şirketlerin kadrolarında, bayan yöneticiler ve işletmecilerin sayısı artma göstermek ile birlikte, iş hayatına giren bayanların oranı da yükselmekte… Biz de Lüleburgaz’da iş hayatı hakkında bugüne dek başarılı bir grafik yakalamış iş kadınları ile onların dünyası hakkında söyleşi gerçekleştirdik. İşte onların dilinden Lüleburgaz’da iş hayatı…

Lüleburgaz’da iş yaşamının ve iş kadını olmanın zorlukları ve avantajları sizce nelerdir? Lüleburgaz değişik bir yer burada yaşayanlar ne kasabalı ne de metropol insanı yani arada kalınmışlık var. Ben kendimi hiçbir zaman buraya ait hissetmedim ama İstanbul’a da geri dönemedim.2003 yılından beri burada aktif olarak iş yapıyorum. Evden işe giderken trafik olmamasının dışında burada yaşamanın iş hayatıyla ilgili hiçbir avantajını görmedim. Dezavantajlarına gelince; küçük bir yerde yaşamanın dışında, eğitim işinde kendime rakip olarak görebileceğim beni hırslandıran birilerinin olmaması çok can sıkıcı. Tek rakibim kendim ve eşim. Eve iş götürür müsünüz? Doğruyu söylemek gerekirse eve iş, işe de evi götürdüğüm çok oluyor. Çok planlı programlı yaşayan biri değilim zaten. Bazen günde 15 saat çalışırım bazen işe bile gitmem. Bazen iyi bir ev hanımıyımdır bazen günlerce evle hiç ilgilenmem, rahat insanımdır, olmuyorsa zorlamam hiçbir şeyi akışına bırakırım. Ne demişler ‘ Su yolunu bulur ’ İş kadınlığı mı, yoksa ev hanımlığı mı? ‘Hayat bir tiyatro sahnesidir’ demiş Shakespeare, iş hayatını ve ev hayatını tiyatro sahnesi, iş ve ev kadınlığını da rolümüz olarak nitelendirebiliriz. Hayatta en önemli olan şey çeşitli rolleri oynamak durumunda olduğumuzu kabullenmektir. Mesela; anne, baba,eş,sevgili, çocuk, genç ve yaşlı rolleri… Önemli olan rolleri kabul ettikten sonra uyum sağlayabilmektir. Hangi role daha iyi hazırlanıp oynayabiliyorsan o alanda daha başarılısın demektir. Evli iseniz eşinizden iş yaşamı ile ilgili destek alıyor musunuz? Tabiî ki. Biz birlikte çalışıyoruz. Aslın da çok farklı kişiliklere sahibiz, ben ne kadar rahat ve sakin bir insansam o da bir o kadar stresli ve titiz biri ama birbirimizin eksik yönlerini çok güzel tamamlıyoruz. Hayatı sadece kendi doğrularımıza odaklanarak stres içinde de yaşayabiliriz ya da diğerleriyle uyum içinde huzurlu da yaşayabiliriz. Ben her zaman huzuru tercih etmişimdir. Şu an ki işinizi yapmıyor olsaydınız ne iş yapmak isterdiniz? İşimi çok seviyorum. Zaten ‘eğitimcilik’ gönül işidir, sevmeden yapılmaz yapılsa da eksik yapılır uzun soluklu olmaz. Bunun birçok örneğini görüyoruz. Ben her gün yeni bir şey öğrenip yenileniyorum, insanların ihtiyacına yönelik işler yapıp farkındalığımı fark ettirmeye çalışıyorum. İşimi iyi yapıyorum fakat bazen yanlış yerde yaptığımı düşünüyorum. Bu işi yapmıyor olsaydım eminim yine sevdiğim ve eğlendiğim bir işi yapıyor olurdum içimde işle ilgili ukde kalan bir şey yok.


Lüleburgaz’da iş yaşamının ve iş kadını olmanın zorlukları ve avantajları sizce nelerdir?

Lüleburgaz’da iş yaşamı tabiî ki olanaklarla sınırlı. Benim için en büyük avantajı Lüleburgazlı olmam ve babamında, dedeminde buralı olması. Yani tanınan bir aileye sahip olmam. Kendi yapım itibariyle bugüne kadar hiçbir zorlukla karşılaşmadım. Çünkü ana felsefem; zor diye bir şey yoktur, imkansız sadece zaman alır.

Eve iş götürür müsünüz?

Eve iş götürürüm. İş olsun yeter ki çalışmaktan çekinmem. Zaten benim işim 24 saat, hasarın hangi saatte olacağı belli değil çünkü.

İş kadınlığı mı, yoksa ev kadınlığı mı?

Adı Soyadı: Feryal ÇALIŞIR İşlettiğiniz firmalar:

DENGE SİG. ARACILIK HİZM. GROUPAMA SİGORTA LÜLEBURGAZ ACENTELİĞİ

Kaç kişi çalışıyor: 2 Kişi Yaşınız: 35 Ne kadardır iş yaşamındasınız: 14 Sene Ne kadardır iş sahibi ve yöneticisiniz: 6 Sene

Bana göre bir kadın kesinlikle çalışmalı, ekonomik özgürlüğü olmalı, ev hanımı nasılsa olur. Ya da ev hanımı olan birinden yardım alabilir. Önemli olan çalışıyor, üretiyor olmak. Her kadının bu hayatta bir kartviziti olmalı diye düşünüyorum.

Şu an ki işinizi yapmıyor olsaydınız ne iş yapmak isterdiniz?

Tüm iş yaşamım boyunca hep araçlarla ilgiliydim. Araç satış danışmanlığıyla başladığım iş hayatıma, yan sektörü olan sigortacılıkla devam etmekteyim. İşimi çok severek yapıyorum. Başka bir iş yapmayı, gelen iş tekliflerine rağmen hiç düşünmedim. Zaten bu iş kolunda evde otururken, hadi bir iş yapayım da işim olsun diye yapılacak bir iş değil. Tamamen bilgi ve birikime dayalı…

Lüleburgaz’da iş yaşamının ve iş kadını olmanın zorlukları ve avantajları sizce nelerdir?

Adı Soyadı: Ayça ÇELTİKLİ İşlettiğiniz firmalar: BUTİK AS

Kaç kişi çalışıyor: 2 Kişi Yaşınız: 29 Ne kadardır iş yaşamındasınız: 7 Sene Ne kadardır iş sahibi ve yöneticisiniz: 2 Sene

Türkiye’nin gelişmiş modern kentlerinde olduğu gibi, Lüleburgaz’da da cinsiyet ayrımı olmadığından iş hayatında kadın olarak bir sorun yaşamadığımızdan söz edemiyorum. Kadınların aşması gereken en önemli zorluk ekonomik bağımsızlık olup, kadınların iş hayatını çok ciddiye almaları gerekiyor. İş hayatı kadının kimliğini, kişiliğini, özgürlüğünü kazanmasının en önemli adımı. Çünkü ekonomik özgürlüğü olmayan kadının diğer alanlarda da özgür olabilmesi, kişilikli olabilmesi, kimliğini bulabilmesi gerçekten çok zor. Kadınlar iş hayatını sadece para kazandıkları bir yer değil, kimliklerini kazandıkları bir alan diye görmelidirler. Hala Türkiye’de yetişmiş insan sıkıntısı var. Eğer kendinizi yetiştirmişseniz kadında olsanız, erkekte olsanız kendinize bir yerler buluyorsunuz.

Eve iş götürür müsünüz?

Eve iş götürecek bir mesleğe sahip değilim. Fakat zaman zaman uzun saatler çalışabildiğimden eve gidiş saatlerimde uzayabiliyor.

İş kadınlığı mı, yoksa ev kadınlığı mı?

Tabiki iş kadınlığı desek de devamında ev hanımlığı da geldiğinden ikisi bir arada diyelim.

Evli iseniz eşinizden iş yaşamı ile ilgili destek alıyor musunuz?

İkimizinde işi bayanlara hitap ettiğinden birbirimizi çok iyi anlıyoruz ve işimde ilgili destek ve görüşleriyle her an yanımda oluyor.

Şu an ki işinizi yapmıyor olsaydınız ne iş yapmak isterdiniz?

Eğitimimi de moda üzerine aldığımdan butik işletiyor olmasam da, daha önceki iş hayatımdaki olduğu gibi üretim aşamasında yine sektörün içinde olurdum.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

35


YAŞAM BİZ DÜNYALILAR

BİZ DÜNYALILAR

Yağmur Özgür Güven

“Dünyalılar” (“Earthlings”), Shaun Monson’ın yapımcı ve yönetmeni olduğu 2005 yılında çıkan dökümanter filmin adı. Üçlemenin ilki olan bu film, 6 yıllık yoğun bir çalışma sonucunda dünyanın çeşitli yerlerinden toplanan gizli kamera görüntülerinden oluşuyor. Gladyatör filminden de çok iyi tanıdığımız Akademi ödüllü aktor Joaquin Phoenix’in seslendirdiği filmin müzikleri Moby imzası taşıyor.

H

ayvan haklarıyla ilgili dünyadaki ilk ciddi çalışma olmasının yanı sıra, festivallerde aldığı ödüller açısından da önemli bir başyapıt ancak seyretmek biraz cesaret istiyor. İçerdiği şiddet görüntülerinden ötürü, programda olmasına rağmen 2007 yılında İstanbul’daki festivalde gösterilemedi ve halka açık yerlerde gösterimi yasaklandı. Filmle ilgili yorumları okuduktan sonra ‘bir film ne kadar korkunç olabilir ki?’ diyerek internetteki versiyonunu izlemeye koyuldum ve 10. Dakika dolmadan durdurmak zorunda kaldım. Hayvana şiddet ve benzeri görüntülere kendimi hazırlamış olmama rağmen, sık sık durdurup ara vererek 4-5 saatte bitirebildiğim 95 dakikalık filmin yönetmeni Shaun Monson, filmin sonunda şöyle diyor: “Yapabileceğiniz en iyi şey, bu filmi insanlara izlettirmek olacaktır...” Joaquin Phoenix’e San Diego Film Festivali’nde ‘İnsanlık Odülü’ kazandıran filmde, insanların ‘ötekileştirdiği’ hayvan türüne karşı davranış biçimleri beş ana konu başlığı altında inceleniyor: üretim sektörü, gıda sektörü, giyim sektörü, eğlence sektörü ve bilimsel araştırmalar. Evcil hayvan ve üretim bölümünde, biri Bursa diğeri Kars’tan olmak üzere Türkiye’den itlaf görüntülerine de yer verilen filmi izlerken, insanın ne kadar zalimleşebileceğini görüp şaşırıyorsunuz. Barınaklar bölümünde, batı’nın “medeni itlaf” yöntemi olan ötenazi anlatılıyor. Gıda, giyim ve bilimsel araştırmalar ise

36 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

izlemesi en zor bölümler diyebiliriz: deri cüzdanımızın hangi aşamalardan geçerek arka cebimize girdiği, şıklığına özen gösteren hanımların gururla üzerlerinde taşıdıkları kürkün asıl sahibinden nasıl çalındığı, süslü sunumuyla tabağımızda duran yemeğin kısa geçmişi, bilim ve tıp dünyasında insan yararına savunmasıyla yapılan ve çoğu bilim insanınca “bilimsel sahtekarlık” olarak adlandırılan araştırmaların kimler üzerinde ve nasıl

başına gelenleri, İspanya’nın geleneksel ve acımasız eğlencesi boğa güreşlerinin perde arkasını izliyoruz. Bilim dünyasının net sayılar üzerindeki çalışmaları devam ediyor olsa da, şu anki verilere göre gezegenimizi 1,5 milyon tanımlanmış ve sınıflandırılmış farklı canlı türü olarak paylaşıyoruz – ki tahmin edilen sayı 20 milyon ile 50 milyon arasında. Dünya Doğayı Koruma Birligi’nin 2006 raporu, insan kaynaklı suistimaller sonucu

yapıldığı anlatılıyor bu bölümlerde. Eğlence sektörü kısmında ise ailelerin çocuklarını hoş vakit geçirmeleri için götürdükleri sirklerdeki hayvanların -izleyicinin aksine- hiç eğlenmediklerini, anatomisinin uygun olmamasından dolayı arka ayakları üzerinde duramadığı için dövülen filleri, günlerce aç bırakıldığı için bakıcısının elindeki yemeği alan aslanın

784 türün dünya üzerinden tamamen yok olduğu ve 16,119 hayvan türünün neslinin tükenme tehlikesi olduğunu gösteriyor. Bunların arasında vatoz, kutup ayısı, gri balina, albatros, lemur, çita ve bazı kaplumbağa, pelikan ve yunus türleri de var. Modern insanın yol açtığı tür katliamları, jeolojik çağlardakinden tam 400 kat hızlı diyor raporlar.


14,000 Yıllık Dostluk... Tüm bu türler arasında insanla en iç içe olmus, evlerimize girmiş iki tür: kedi ve köpek. İnsanoğlu tarafından

kadar mahzun bakışlı ve kalbi kırık sokak köpekleri görmedim.” Mark Twain’in içinde olduğumuz yüzyılda yaşamasını ve gelip Lüleburgaz’daki sokak

evcilleştirilen en eski ev hayvanı olan köpek ve insanın dostluğu, 14 bin yıl öncesine dayanıyor fakat çoğu zaman bu eski ve sadık dostumuza karşı düşmanca davranıyoruz. Mark Twain, Bizans’taki kedi hakimiyetinden sonra sokak köpekleriyle de ünlenen İstanbul’a 1867 yılında yaptığı ziyarette şöyle diyor: “Hayatımda hiç bu

hayvanlarını görmesini çok isterdim... Yazın susuzluk ve hastalık, kışın açlık ve soğukla mücadele ederek yaşamaya çalışan sokak hayvanlarının verdiği bu savaşta, kendini “dünyanın sahibi” yerine bir “dünyalı” olarak gören ve yaşamın, her canlıya eşit olarak doğuştan verilen kutsal bir hak olduğuna inanan herkes taraf olmalı ve insan

olmanın gereğini yerine getirip çevresindekilere karşı duyarlı davranarak zor durumdaki hayvanlara yardim eli uzatmalıdır. İstasyon Mevkii’nde bulunan Lüleburgaz Sahipsiz Hayvan Barınağı’na hiç gitmemiş olanların bir-iki saatlerini ayırıp barınağı ziyaret etmelerini tavsiye ediyorum. Böylelikle müebbet hapse mahkum edilen hayvanlarla göz göze gelme şansınız olabilir. Kim bilir, belki geceleri havlayıp uykunuzu bölen bir sokak köpeği için eliniz telefona gitmeden önce bir kez daha düşünürsünüz...

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

37


RÖPORTAJ LÜLEBURGAZ TROCKYABLUES

S E U L B A Y K C O TR “Roman değil, ensTRoman müziği!”

LÜLEBURGAZ

FOTOĞRAFLAR: Melih SOYSAL - Ufuk KIRAY

RÖPORTAJ: Özge RODOP

1999

’un sonlarında bir araya gelen 3-4 müzisyen, deneysel sayılabilecek bir müzik etkinliğiyle uğraştılar.. Lüleburgaz’da Sokullu Kütüphanesi’nin küçücük salonunda, meraklı 8-10 dinleyiciyle “gazoz şişeleri.. kap kacak.. birkaç çalgı” kullanılarak “birlikte ses çıkarma” diye özetlenebilecek bu çalışmaların içinden sonradan “Lüleburgaz Trockyablues” adıyla yoluna devam edecek olan grup doğdu. 2000-2001 yıllarında müzikal çizgisi

netleşmeye başlayan grup, “Balkan Rumeli hattı”nda ve “Anadolu SemahZeybek geleneği”ne yaslanan, uzun sololardan beslenen enstrüman müziğine yöneldi. “Şarkıcı-star” odaklı yaygın müzik anlayışının karşısına -gücü yettiğince“ses”i koymaya çalıştı.. Gitar ve piyanonun üzerinde “Keman-KlarnetZurna-Bağlama” çalımlarına dayanan ve adeta müziğin “sıradan insanlar için de mümkün bir şey olduğu” hissiyatını izleyiciye aktarmaya çalışan grup,

konserlerinde (özellikle salon konserleri) izleyicileri de sahneye çağırarak müziğine kattı. Lüleburgaz Trockyablues, Darbuka solosu eşliğinde sahneye “çamaşır” asarak önce konser mekanını mahalle’ye dönüştürmeyi hep sevdi. Lüleburgaz Trockyablues; “rock” üzerinden halk müziğine, “blues” üzerinden kenarmahalle’ye döndüğü yüzünde “esmerbirhüznü” hiç eksik etmedi. Lüleburgaz Trockyablues hakkında grubun kurucusu İbrahim Metin Baltacı’yla konuştuk:

Grubun adıyla başlamak isterim. Niçin “Trockyablues” ?

Metin Baltacı

38 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

“Trockyablues” değil…” Lüleburgaz Trockyablues”. Bir sefer grup gittiği her yere “Lüleburgaz” adını taşıyor. Afişlerde, pankartlarda bu hep böyle. İsmimizde yer alan “trockya” ise hem “trakya” diye okunarak “coğrafyamızı” işaretliyor hem de içinde duyulan “.rock..” tınısı ile halk müziğine olan akrabalığımızı imliyor. “Blues” ise “dış”ın, “ötekiler”in, “kenarmahalle”nin rengine boyuyor bizi. Biz ismimizi çok seviyoruz: Lüleburgaz Trockyablues!


Grup üyesi müzisyenleri bize tanıtır mısınız?

Lüleburgaz Trockyablues’la ilgili bilgi verebilir misiniz?

Lüleburgaz TROCKYABLUES, 2000 başlarında bir araya gelen Lüleburgazlı müzisyenlerden oluşuyor. Yaklaşık on yıldır, konserler veriyoruz. Grup; Balkan-Trakya ekseninde, türkülere, semah ve zeybek temalarına ilgi duyuyor; doğaçlamalara dayanan enstrümantal müzikle uğraşıyor. Biz “yerel” müzikle ilgileniyoruz ve “sözsüz” müziği seviyoruz.. Türk halk müziğimizin ve Balkan-Rumeli müziklerinin ezgileri üzerinden gelişen, uzun soloları olan, sözsüz bir müzik bizim ilgilendiğimiz. Lüleburgaz Trockyablues’u “klasik” yerel müzik çalışmalarından ayıran birkaç temel noktadan söz etmek isterim: Biz “yerel” müzikten geniş anlamıyla “Anadolu”yu anlıyoruz. Bu nedenle geniş bir coğrafi yelpazede hareket ediyoruz.Aşıklık geleneğinden “rock”a, “kenarmahalle”den blues’a bağlanan bir çizgide belki de taşralı haliyle Türkiye’de ilk kez -bulunduğu coğrafyanın da sunduğu zengin olanaklardan (Roman kültürü, Trakya geçiş yolu, Osmanlı ve Balkanlar sahası…) yararlanarak- ilginç, deneysel bir çalışma yaptığımızı düşünüyoruz. İkincisi, yerel düzlemde ortaya çıkan sanatçı kişilikler ya da gruplar, öncelikle İstanbul’a gitmek ve “populer müzik endüstrisi” içinde yer almak, kabul görmek istiyorlar. Lüleburgaz Trockyablues bu anlamda da farklı bir özellik taşıyor. Biz, Lüleburgaz’da kalıyoruz; ama Türkiye’nin dört bir köşesine de gidebiliyoruz; gidip dönebiliyoruz. Lüleburgaz Trockyablues; “Yemen Türküsü”nden Kalinka’ya uzanan bir ses coğrafyasında enstrümantal müziği öne çıkararak solo’lardan besleniyor. Alışıldık Roman gruplarından farklı olarak “müşteri”ye değil kendine çalan Trockyablues şarkıcıyı değil ‘şarkı’yı seviyor.

Lüleburgaz Trockyablues müzisyenleri: Kamil Molla (Bas, Gadulka, Piyano), Ahmet Özden (Zurna), Erdinç Koşar (Vurmalılar), Serkan Turnacı (Klarnet), Erkan Kaynarcalı (Keman), Veli Çavuş (Tambura, Piyano, Bas), Fatih Dengiz (Gitar, Kemança, Bas), Kıvanç Kaytanlı (Gitar), İ. Metin Baltacı (Bağlama, Gitar, Davul)

Grupta hangi çalgılar var?

Biz çok sayıda çalgı kullanabiliyoruz: Piyano, Bağlama, Keman, Kemança, Bas Gitar, Klarnet, Elektro ve Akustik Gitar, Zurna, Davul, Bağlama, Darbuka, Tambura. Sekiz kişi, 12-13 çalgı kullanıyoruz.

Grup, ne tür etkinliklerde yer alıyor?

Biz, daha çok üniversite şenlikleri, festivaller, şirket baloları gibi etkinliklere davet ediliyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ’nin İstanbul’daki sayısız etkinliğinde de sahne aldık. Nisan’da Bakıköy Cem Karaca Kültür Merkezi’ndeydik mesela.Bize sorarsanız, biz en çok salon konserlerini seviyoruz; fakat bu yaz Lüleburgaz’da birkaç düğün de çaldık. Düğünler için biraz pahalı bir grup olduğumuzu söylemeliyim.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

39


Lüleburgaz Trockyablues’un konser içerikleri nedir?

Yer aldığınız etkinliklerden örnekler verebilir misiniz?

Grup, 1999’dan bu yana; ODTÜ, İzmir Fransız Kültür Merkezi, Manhattan CazzBar, Kuşadası, Prenses Hotel, Galata Şenliği, Yerebatan Sarnıcı, Cemal Reşit Rey Sahnesi, Bursa Kültür Park, Mimar Sinan Üniversitesi, Taksim Meydanı, Uluslararası Adalar Festivali, 9 Eylül Tıp Fakültesi, Galatasaray Lisesi Şenliği, İzmir Çiğli, İstanbul Parkorman, İstanbul Sultanahmet Meydanı, İzmir AKM, Blagoevgrad Uluslararası Halk Müzikleri Festivali gibi sayısız yerde konser verdi. ATV, Cine 5, SKY TV, CNNTurk, Kanal B gibi kanallarda konuk, birçok kanalda da haber oldu. Grup, aynı zamanda, ATV’de yayınlanan “Kız Kaçıran” adlı dizide (2009 Haziran) hem oynadı hem de dizinin müziklerini yaptı.

Cemal Reşit Rey Sahnesi’nde çalmanız oldukça önemli. Bununla ilgili bilgi verir misiniz?

Beyoğlu Belediyesi bünyesinde çalışmalarını sürdüren Yakarış adlı bir müzik topluluğu var. ŞefTaşkın Savaş yönetiminde Bektaşi nefesleri, İstanbul türküleri üzerine çalışıyorlar. Bir projeydi; birlikte “İstanbul Türküleri” üzerine bir çalışma yaptık. Adı da “Türkü-Blues Buluşması”ydı.Salon doluydu. Provasız çıktık ama pek problem olmadı. Bayağı bir beğeni toplamışız. Gelen onlarca elektronik postadan da anladık ki izleyici samimiyet arıyor, gerçeklik arıyor. Tabii CRR gibi bir salonda bizim gibi taşradan gelen bir grubun sahne alması da bizim için çok önemliydi.

Lüleburgaz Trockyablues müzik topluluğunun hafızası: Lüleburgaz Trockyablues müzik topluluğunun hafızası: Yerebatan Sarnıcı / İstanbul Cemal Reşit Rey Salonu /İstanbul Sultanahmet Meydanı Konseri / İstanbul Ramazan Çadırı Etkinlikleri / Eminönü Belediyesi 19 Mayıs İskele Konseri / Üsküdar Belediyesi Konak Kültür Merkezi Açılış Konseri / Bursa Nilüfer Belediyesi Uluslararası Adalar Festivali / İstanbul Yılbaşı Konseri / Bursa Kültürpark ÖZDEBİR ÖSS Konseri / Parkorman / Eczacıbaşı Şirket Balosu / Garden-Silivri Gazbeton Şirketi Yıl Sonu Balosu / İzmir-Fuar Kuşadası Belediyesi Etkinlikleri / İskele Ödemiş Belediyesi Kurtuluş Şenliği / Pazar yeri Uluslararası Psikiyatri Sempozyumu Kapanış Gecesi Konseri / Swissôtel - Maçka Polat Rönesans Hotel Balosu / Yeşilköy ODTÜ Bahar Şenliği / Ankara Personel Yöneticileri Derneği Konseri (PERYÖN) / İstanbul Princess Hotel Mimarsinan Üniversitesi Öğrenci Şenlikleri / Beşiktaş (son 5 yıl sürekli) Dünya Müzik Günü Konseri / İzmir Fransız Kültür Merkezi Galatasaray Lisesi Müzik Şenliği / İstanbul Galata Şenliği / Şehristanbul Derneği Taksim Meydanı / Beyoğlu Belediyesi (Taşkın Savaş Müzik Topluluğu ile beraber) Dokuz Eylül Ünv. Güzel Sanatlar Fakültesi / Narlıdere Salonu İzmir Büy. Şeh. Beld. Gündoğdu Meydanı – / Kordon - Hıdrellez Konseri 2007 İzmir Makine Müh. Odası Tepekule Konseri / Bayraklı / 8 Mart 2007 “Avrupa İçin Balkanlar Uluslararası Halk Müzikleri Festivali” / Blagoevgrad Bulgaristan ( Türkiye’yi temsilen / 2006 ve 2007 Eylül) Atatürk Kültür Merkezi / İzmir- Konak 2007 Sultanahmet Meydanı Amfitiyatro / Fatih Belediyesi / 27 Haziran 2009 / Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi / İzmir / Mayıs 2009 İzmir Büy. Şeh. Beld. Gündoğdu Meydanı / Kordon - Hıdrellez Konseri / 5 Mayıs 2009 Kırklareli Üniversitesi / Kırklareli Kültür Merkezi / 14 Mart 2010 Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ. Beşçeşmeler Meydanı / İstanbul Maltepe Belediyesi Cumhuriyet Meydanı / Bergama Kermesi / Nisan 2010 Ve irili ufaklı onlarca konser dinleti

40 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

Lüleburgaz Trockyablues’un birbirinden farklı birkaç konser konsepti bulunuyor. Özetleyerek söyleyecek olursak: Daha “dünyevi” bir repertuvara sahip olan ve sahneye “çamaşırlar”ın asıldığı Lüleburgaz Trockyablues konserleri var.. daha çok dış mekanlarda.. Üniversite şenlikleri falan gibi; “eğlenelim oynayalım zevk alalım dünyadan” soundu, diyebiliriz buna. Bir diğeri “İlahiler” adını taşıyor. Dini ve Askeri müzik, müzik edebiyatının “cansuyu”dur. Bizim, dini müziğe uzak duruşumuz -ki o bir “fikir” değil, sadece bir “müzik”tir- bu müziğin de savrulup gitmesine yol açıyor. Lüleburgaz Trockyablues “İlahiler”de bir neyzen ve bir hafız kullanıyor. Sadece Sünni gelenek değil diğer inanç kollarının da dini şarkılarından örnekler yer alıyor programda. Bunlardan birinde “Semazen” kullandığımız da oldu. Aslında özü “caz”dır; sahnede bu oluyor. Bir diğer konser konseptimiz ise “Hafıza”. 1970’lere kadarki Türk sinemasından seçilmiş siyah beyaz filmlerin arkada harmanlandığı görüntüler önünde müzisyenler önce “alaturka” gittikçe caz-blues temaları içinde o filmlerin müziklerini çalıyorlar; bir anlamda o dönemin ruhunu yakalayıp “mekan”a taşımaya çalışıyorlar. Bu arada bir de solistimiz var ve o filmlerden 8-10 şarkı söylüyor. Sahnenin ortasında bir bebek arabası duruyor... bebek, olur olmaz zamanlarda ağlıyor ve müzisyenler biberonla onu teselli ederken müzik ve filmler akıp gidiyor. “Hafıza-Muhafaza” üzerine, “hatıralayabilmek” üzerine bir kısa konuşma konserin ortasında yer alıyor. Bir diğer çalışmamız ise “CazAlaturka” adını taşıyor. CazAlaturka’da örneğin Yesterday, Black Orpheus gibi şarkıların yanında Aşık Veysel, Karacaoğlan ya da Kemani Haydar Tatlıyay da yer alıyor.. hep beraber çalıyoruz.. Büyük-derin bir “gelenek” içinden çalıyoruz diyelim. Okuyucularınızın web sayfamızda bunların örneklerine ulaşması da mümkün.

Grubun CD çalışması var mı?

Lüleburgaz Trockyablues olarak, 2009 Mart’ında, Lüleburgaz Belediyesi’nin destekleriyle “kırkuçurması” adlı bir CeDe çıkardık. Lüleburgaz Belediyesi’nin kentimizin tanıtımı amacıyla destek olduğu bu çalışma, Lüleburgaz Trockyablues’un “konser konseptlerinin dışında” biraz daha eğlenceli bir iş oldu. Bizim esas projemiz “Dale”dir. Biz, neredeyse yarısını tamamladığımız “Dale” adlı CeDe ve “ilahiler” CeDe’si için iki yıldır sponsor arıyoruz. Umutsuzluğa düşmedik; hala arıyoruz.

Size ulaşmak isteyenler için bir iletişim adresiniz var mı?

Lüleburgaz Trockyablues’un bir web sitesi var: www.trockyablues.com. Ayrıca “facebook” paylaşım sitesinde “Lüleburgaz Trockyablues” diye arama yapılırsa iki adet grup sayfamız da mevcut. Bir de grubun mail adresini verelim: trockyablues@gmail.com


Pazar Kahvaltısı

Pazar sabahları eşsiz açık büfe kahvaltı (Her Pazar: 09.30 - 13.30 arası)

Çocuklarınız için keyifli dakikalar Sevimli midilliler ve çocuk oyun parkı ile çocuklarınıza iyi vakit geçirme imkanı


LigTv ile maç keyfi

Spor Toto Süper Ligi’nin heyecanını dev ekranda maçtaymış gibi yaşabilirsiniz

Şömine keyfi

Şömine başında şarabınızı yudumlarken kendinizi çok özel hissedeceksiniz

Hayallerinizdeki düğün (1500 kişilik kapasite)

Canlı müzik ile eğlencenin doruk noktasına varın ( her cumartesi)

TATARKÖY YOLU ÜZERÝ 4.KM - LÜLEBURGAZ

REZ. TEL. 0532 313 32 02 - 0288 464 41 79 - 0532 612 49 81


GÜZELLİK MAKYAJ

Makyaj yapmanın püf noktaları... 44 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


M

akyaj yapmanın incelikleri vardır. Doğru yapılmış makyaj nasıl birtakım kusurları gölge oyunları ile örtebiliyorsa, kötü yapılmış makyaj da kişiyi bir o kadar çirkinleştirebiliyor.

Açık renk kirpiklere kirpik boyası öneriyor musunuz?

Gözenekleri küçük ve az göstermenin yolu nedir?

Genelde her insanın kirpiği koyu renk gibi görünür fakat aslında uç kısımları daha açıktır. Bu sebeple rimel sürdüğümüzde uzar çünkü sarılar da boyanıp daha uzun hale gelir. Kirpik boyama çok açık renk kirpiklerde çok daha etkili oluyor çünkü kirpiklerin tümü koyu görünüyor. Dayanma süresi 1 aydır. Uçlar daha erken açılabilir, kirpiğin ucu ince tüy olması sebebiyle boyanın akması daha kolaydır. Kirpik boyası aynen saç boyası gibidir. Kirpiğe özel bitkisel ürünler yapılan bir işlemdir.

Dudaklar nasıl daha dolgun gözükür?

Yuvarlak bir yüzde elmacık kemiklerini nasıl vurgularız?

Gözenekleri küçük göstermenin en önemli yolu mat kapatıcı kullanmaktır. Kesinlikle içinde parlaklık, ışıltı olmayan bir kapatıcı seçilmelidir. Işıltılı, sedefli allıklar gözenekleri daha kocaman hale getirir. Fondoten ve pudra seçiminde de yine mat olanlar tercih edilmelidir.

Mutlaka rujla aynı ya da çok benzer ton olan bir kontür kullanmak gerekir. Dudak kalemi rujla kaynaştırılarak, doğal hali bozulmadan, biraz dudak çizgisinin dışına taşarak uygulanır. Dudağı daha dolgun göstermek için glosslar yardımcı oluyor. Bunlar dudağı parlak ve daha dolgun gösterir. Sebebi de dudağı net göstermemesidir, mat ruj nettir, dudağın çizgileri bellidir. Glossta ise parlaklık bir şişkinlik efekti verir. Bazı yerlerin koyu bazı yerlerin açık görünmesi, dolgun havası yaratır.

Yuvarlak bir yüze sahipseniz hattı ortaya çıkarmak için elmacık kemiklerinin alt kısmına hafif koyu bir renk kapatıcı sürülmeli, koyu göründüğü için yüz incelir, elmacık kemikleri öne çıkar.

Yüze kontür nasıl verilir?

Fondoten sürmeden önce kamuflaj ürünlerinden faydalanılmalıdır. Sivilcenin üzerine birkaç kat halinde kapatıcı uygulanır. Kapatıcıların koyu tondan açığa doğru sürülmesi gerekir. Alta daha koyu üste daha açık uygulanır. Bu kapatıcılar sadece sivilcenin üzerine uygulanmalıdır, tüm yüze değil.

İnceltme teknikleri fondoten ve fondoten çeşitleriyle yapılıyor. İnce görünmesini istediğiniz bölgelere koyu renk kullanıyorsunuz. Örneğin köşeli bir yüzü yuvarlak hale getirmek için çene kısmına gölge veriyoruz. Burun çevresini daha ince göstermek istiyorsunuz sağ ve sol kısmına koyu ton kapatıcı kullanabilirsiniz, burnun tam üstüne ise normal kullandığınız ton kapatıcı sürersiniz. Burnun uzunluğu da tam ucuna koyu ton kapatıcı uygulanarak kısabilir. Özellikle fotoğraflarda çok farkeder. Profesyonel çekimlerde kullandığımız bir yöntemdir.

Koyu renk göz halkalarını kapatmanın yolu nedir?

Gözlerde ve yüzde ‘fresh’, taze görüntüyü nasıl yakalarız?

Sivilce nasıl kapatılır?

Mor olan gözaltına kesinlikle açık renk kapatıcı kullanmamak gerekir, aksi takdirde morluğu daha çok patlatır ve öne çıkarır. Cilt tonunuzun rengine yakın bir kapatıcı tercih edilmelidir.

Gözler nasıl daha büyük gösterilir?

Gözleri büyütmenin en basit yolu gözün içine değil, dışına kalem çekmek ve göz çevresine alt kirpiklerin dışından itibaren far çekmektir. Göz içine de açık renk ten rengi gibi kalem sürülebilir. Ben beyazdan ziyade sedefli ve açık renk olanları öneriyorum, daha doğal duruyor. Üstüne süreceğiniz eyelinerı çok kalın sürmemek gerekir, kalın eyeliner gözleri kısabiliyor. Kirpik takma yöntemi de gözleri büyütür, düşüklüğünü kaldırır. Göz kapağında yoğun karanlık tonları değil ferah tonları, gölge kısmında koyulukları tercih etmemiz gerekiyor.

Lacivert /mor renk kalemler göze canlılık verir. Bakışlar canlanır, gözün beyazı ışıldar. Siyah ise biraz kısar gözü. Gözlerin iri ve canlı gözükmesi için kirpiklerin de kıvrılması gerekiyor. Aşağı doğru kirpik gözü kısar, kıvırdığınız zaman, yukarı açıldığı için göz daha iri görünür. Likit fondöten kullanarak da daha genç görünürsünüz. Yanaklarda pembe/şeftali tonları görünümünüzü genç kılar.

Rujun kalıcılığını nasıl arttırabiliriz?

Koyu renk ruj açığa göre daha kalıcıdır. Glosslar ise fazla kalıcı olamıyor. Dudak altına sürülen tutucu bazlar var, bu baz uygulanıp, üzerine ruj sürdükten sonra üze-rinden, ponponunu kullanarak, transparan pudra geçebiliriz. Aynı tonda gloss ya da ruj da geçilebilir üstünden, üstteki silinse bile alttaki kalır. EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

45


İLİŞKİLER MUTLULUK SIRLARI

MUTLULUK İÇİN DERS!

9

Uzun hayat ve mutlu bir beraberlik herkesin hayalidir. Ama yapılan bazı hatalar mutluluğunuza gölge düşürüp, beraberliği krize sokabilir. İşte mutlu ve sağlıklı bir birlikteliğin temellerini atmanızı sağlayacak 9 ders.. 46 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


1) Sırlarınızı ilişkinin başında paylaşmayın Kadınlar sırlarını hoşlandıkları erkekle paylaşarak partnerlerine kendi hayatlarını, sorunlarını ilk zamanlarda açarak yakınlıklarını mevcut durumdan daha ileri boyuta taşımak isterler ve eğer beni olduğum gibi kabul ediyorsa o doğru erkektir sonucuna varırlar. Ancak hiçbir erkek ilk zamanlarda kurulan bu yakınlığa ve bilgi yüklemesine hazır değildir. Öneri: Konuşmadan önce birkaç kez düşünmek hata yapmamızın önüne geçer. Psikologların konuyla ilgili önerisi ise karşı tarafın duymak isteyeceği şeyleri söylememiz.

5) İlişkinizin başında sevgilinize güvenmek için bekleyin İlişkinin başında sevgilinizle e-posta şifrelerinizi, kredi kartlarınızı paylaşmak sizin açınızdan bakıldığında ona ne kadar güvendiğinizin göstergesi olsa da bu durum sizi mağdur edebilir. Öneri: Duygusal hiçbir ilişkide güven verilmez, kazanılır kuralını hayatınız boyunca unutmayın. İlişkinizle ilgili evinizin anahtarını özel hayatınızla ilgili ayrıntıları ne zaman paylaşmanız gerektiğini gösteren bir çizelge hazırlamak işiniz kolaylaştırabilir.

2) İlişkide patron olmayın İlişkide her şeye karar vermek karşı tarafın işini kolaylaştırmaktan ziyade partnerinizin kendisini zayıf hissetmesini sağlar. Öneri: Kadın veya erkek kimse bir ilişkide sürekli emir altında olmayı kabul edemez zira bu durum insan doğasına aykırıdır. Bu nedenle karşı tarafa güvenmek ve saygı duymak bir hayatı paylaşmanın en önemli koşuludur.

6) Pahalı hediyelerle sorunlarınızı maskelemeyin Erkek arkadaşınıza pahalı hediyeler almak veya maddi sıkışıklığına çözüm yolu olarak kendi maddi birikiminizi kullanmanız sizin cömert olduğunuzu göstermez. Kadınlar anaç yapılarından kaynaklı olarak bu tarz tavırlar sergilemekte ve bu tavırlarını sevgilerinin ifadesi olarak sıfatlandırmaktadır. Unutmayın, pahalı hediyeler ilişkide ki sorunların örtülmesinden başka bir şey değildir, kendinizi kandırmayın. Öneri: Pahalı hediyeler almadan önce bir kere daha düşünün ve bunu yapmaya sizi hangi sebeplerin ittiğini anlamaya çalışın.

3) Dürüst olun İlişkilerde kadınlar bir süre sonra “artık beni eskisi gibi sevmiyorsun, beni artık önemsemiyorsun “şeklinde söylenmeye başlar. Erkeklerin böyle durumlarda partnerlerini geçici olarak sakinleştirmeleri ile ilişkide sular durulurken aslında işlerin yolunda gitmediğinin 2 tarafta farkında değildir. Erkekler sorunu çözmek yerine anı kurtarmanın peşindedir. Kadınlar ise, asıl söylemek istedikleri “bu ilişkide kendimi güvende hissetmiyorum, senin için vazgeçilmez olduğumu düşünmüyorum” demek ve herseyi dürüstce ifade etmek yerine olayı trajedik bir boyuta taşımayı tercih ediyorlar. Öneri: Karşılıklı olarak sergilenen samimiyetsiz tavırlar ilişkinin bitişini hazırlar ve duygusal bir krizin aslında haberciliğini yapar. Partnerimize karşı dürüst olmak ve onunda duygularını açıkça belli edebilmesini sağlamak 2 tarafında ne istediğini bilmesini sağlar. 4) İlişkinize cinsel cazibenizle yön vermeye çalışmayın Fiziksel şartlar gözönüne alındığında her ne kadar kadınlar erkekler kadar güçlü olmasa da, cinsellik söz konusu olduğunda daha kuvvetli bir konuma kavuşurlar. Bu pozisyonlarını isteklerini elde etmek için kullanırlar. Her ne kadar bu durumun ahlaki boyutu yıllarca konuşulabilecek bir konu olsa da unutulmaması gereken bir erkeğin duygusal bağlarla kurulmamış bir ilişkide partnerine saygı duyması son derece zordur. Öneri: Erkek arkadaşınızla yaşamak istediğiniz cinselliğin asıl nedeni onu istemek mi yoksa ele geçirmek mi olduğunu bir kez daha düşünün. Eğer kafanızda soru işaretleri varsa geri adım atmanızda ve ne istediğinizi ona dürüstçe dile getirmekte fayda var.

7) İlişkinizin başında gelecek planları kurmayın Kadınlar bazen sadece haftaya yapılması gerekenlerin ötesinde planlar yaparak anı yaşamanın keyfini kaçırırlar. İlerde yaşamak istediğiniz ev, çocuğumuz kız olursa ismi bu olsun şeklindeki planlar, aslında istedikleri hayata kavuşamayacakları korkusundan kaynaklanır. Unutulmaması gereken şey kimse planlara uymak zorunda değil, haftaya ve sonraki haftalara ait olması ve yapılması gereken planlar oluşturmak ilişkiyi boğmaktan öteye gitmez. Öneri: Hayatı stresten uzak ve anı anına yaşamaya çalışın. Planlar yapmaktan değil erkek arkadaşınızla keyifli anlar yaşamaktan zevk almaya çalışın. Eğer bunu yapamıyorsanız ilişkinizi, ne istediğinizi ve ne yaptığınızı gözden geçirin. 8) Partnerinizin kahramanı olmaya çalışmayın Kadınlar partnerleri için vazgeçilmez olma yolunun onların sorunlarını çözebilen tek insan olmaktan geçtiğini zanneder. Öneri: Sevgilinizin sorunlarını çözmek istemek tabiiki iyi niyetli bir davranıştır ama eğer buna direniyorsa ona yapabileceğiniz en iyi şey kendisini bir terapiste yönlendirmektir. 9) Partnerinizle ilgili gerçekçi hayaller kurun Kadınlar bir ilişkiye başladıklarında partnerlerinin her konuda kendilerinin destekçisi olacağı gibi boş ümitlere kapılabilmektedir. Öneri: Partnerinizle ilişkiden ve ondan ne beklediğinizi gerçekçi bir şekilde konuşun, kendi hayatınıza sahip çıkın, onsuz da mutlu olduğunuz alanlar oluşturun. EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

47


ÖZEL KONUK MERAL KAPLAN

“Cameron Diaz’a benzerliğimden dolayı, bir muhabirin fotoğrafımı çekmesiyle hayatım değişti!”

Lüleburgaz’ın TV yüzü...

MERAL KAPLAN

Çocukluk yıllarımızda mahallemizin güzel kızı, şimdi ise Tv ekranlarının gözde sunucusu Meral Kaplan ile gerçekleştirdiğimiz röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

48 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


Öncelikle dünden bugüne Meral Kaplan kimdir? Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Lüleburgaz’da eviniz veya yakınlarınız harici, gitmekten zevk duyduğunuz mekan veya yerler var mı?

Meral Kaplan, Lüleburgaz’da doğmuş büyümüş, Yugoslav göçmeni bir aileden dünyaya gelmiş asi bir köylü kızıdır aslında. Her ne kadar babam İstanbullu olsa da annemin memleketi Lüleburgaz’da büyüdüm. Sık sık İstanbul ile Trakya arasında mekik dokuyarak bugünlere geldik. Anne tarafından saflığı, baba tarafından da asiliği almış değişik bir insanım. İnsanları şaşırtmayı severim. Son derece vicdanlı, doğallıktan yana, pozitif, küçük şeylerle mutlu olmayı bilen biriyim. Bazen çok sakinimdir bazen ise asi, ortası yok diyebilirim. Ayrıca son derece inatçı biriyimdir. Koç burcuyum ve sanırım özelliklerini barındırıyorum.

Özellikle belediyenin orada bir cafe var, arkadaşlarım ya da sevdiklerimle orada buluşuruz. Çok fazla dışarı çıktığım da söylenemez. Ailemi görmeye geldiğim için daha çok evde vakit geçirmeyi seviyorum.

Lüleburgaz’dan başlayalım… Lüleburgaz sizin için ne ifade ediyor?

İleride bir gün yeniden temelli olarak Lüleburgaz’a dönerim dediğiniz oluyor mu?

Lüleburgaz, doğduğum büyüdüğüm yer olması açısından tabii ki benim için çok önemli… Çocukluğumdan bu yana birçok arkadaşım, öğretmenim, akrabalarım hatta ailem orada yaşıyor. İlkokul, ortaokul ve lise yıllarım hep Lüleburgaz’da geçti. Acısıyla tatlısıyla çok şey yaşamış olduğumdan benim için gerçekten önemli.

Lüleburgaz’da hayatınız nasıldı? Güzel ve talihsiz anılarınız olmuştur. Bunlardan bahseder misiniz?

Lise yıllarım benim için çok güzel anılarla dolu yıllardı. Unutamadığım yüzlerce anım oldu, her anı dolu dolu yaşadığım için ayırt etmek dahi istemiyorum. Lüleburgaz’da yaşadığım güzel anılar kadar talihsiz anılar ile de bolca karşılaştım. Çocukluk yıllarım biraz kötü geçti. Herkes gibi benim de aile sorunlarım vardı ve her şeyi kafama fazlasıyla takıyordum. Okulda çok kıskanılan bir kızdım. O zaman pek farkında olmasam da şuan daha iyi idrak edebiliyorum. Yani özetle çocukluğumun çok da mutlu geçtiğini söyleyemem. Çok talihsiz anılarım olmuştur. Maddi durumumuz çok iyi durumda iken babamın iflas etmesi, erkek kardeşimin vefat etmesi, lisede en yakın erkek arkadaşımın vefat etmesi, ayrıca ilkokulda en yakın erkek arkadaşımın boğularak vefat etmesi, yakınlarımdan anneannem, eniştem gibi sevdiğim insanların vefatını görmek gerçekten çok üzücüydü. Yani açıklamak istemediğim birçok talihsiz olay da yaşadım. Erken yaşta çok tecrübe yaşadım desem yeridir. Allah kimseye yaşatmasın.

Lüleburgaz’ın gelişimini nasıl buluyorsunuz?

Gördüğüm ve duyduğum kadarıyla oldukça fazla ve güzel yönde değişiklikler olmuş. Öncelikle insanların kafa yapısı biraz değişmiş, bu en güzeli olsa gerek. İnsanlar daha açık görüşlüler. Her yönden olanaklar daha da fazlalaştı. Trakya insanı zaten okumaya kültüre önem veren bir toplum, bu yolda Lüleburgaz’ın ilerleme kaydetmesi tabii ki gurur verici.

Hayatta hiçbir şey belli olmaz ama temelli dönmeyi düşünmüyorum. Lüleburgaz’da zaten evimiz var. İlerde tekrar ev de alabilirim ama, ancak yaşlandığımda tekrar buraya yerleşebilirim. O da sessizlik ve sakinlik aradığım içindir. Şu var ki ben İstanbul’u çok seviyorum ve buradan başka bir yerde yapamıyorum. Ayrıca burada her zaman yoğun bir iş ve koşturma hayatım var, buna alışan bir insan şuan için kolay kolay başka yerde yaşayamaz. Tabii ki hayatta her şey olabilir.

Lüleburgaz’dan TV ekranlarına uzanan yolda neler ile karşılaştınız? Zorlukları nelerdi? Ve size bu konuda destek olan bizlerin de tanıdığı isimler var mı?

Tabii ki büyük zorluklarla karşılaştım ve her işte olduğu gibi bu işin de oldukça zor yanları vardı. Ama şanslı bir insandım. Birden bir yerlere gelmedim. Ajansa yazıldıktan sonra üniversite döneminde iş görüşmelerine gittim geldim. Bazen istediklerim gerçekleşti, bazen ise hayal kırıklıkları yaşadım. Birçok torpil dönüyordu. Ufak tefek rollerde oynamıştım. Reklam, dizi gibi… Defilelere çıkmıştım. Kimse fark etmemişti diyebilirim. Bu gidip gelmemin 3. senesinde Cameron Diaz’a benzerliğimden dolayı bir muhabirin fotoğrafımı çekmesiyle hayatım değişti. Yani eskiden güzel kadın azmış, ünlü olmak kolaymış. Şuan çok zor. Her zaman görüşmelere gidilip, kamera karşısında deneme çekimleri yapılır, tahsiline bakılır ve kendini kanıtlayamazsan sırada binlerce kişi vardır. Bu stresi, zorlukları biraz ben de yaşadım ama Allah beni seviyor ki emeğimin karşılığını aldım. Destek olan kişi çok oldu. Başta edebiyat öğretmenim Nafiz Yardım, oyuncu koçum Turgaz Tanülkü, Murat Göksu, ajansım gibi birçok kişinin desteği var.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

49


“Çok ülke; şehir gezdim, Lüleburgaz kızları kadar güzel görmedim. İzmir kızları çok güzel diyorlar; gülerim...”

50 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


Kendinize örnek aldığınız isimler var mı?

Yani örnek aldığım demeyelim de beğendiğim başarılı bulup takdir ettiğim isimler var. Başta Beren Saat olmak üzere Özgü Namal gerçekten iyi oyuncular. Hatta örnek alınması gereken bayan oyuncular. Bir de Şener Şen hayranıyımdır.

Cameron Diaz‘a benzemenizin size kattığı artı ve eksiler var mı? Varsa nelerdir?

Artısı da oldu eksisi de. Tabii ki artısı daha fazla. Benzerlikle bir adım öne geçtim ve birçok iş teklifi aldım. Hayat daha kolaylaştı benim için diyebilirim.

Bizden Kaçmaz programına sanırım ara verildi. Yeni bir projeniz var mı?

Evet ara verildi. Ama 13 Ekim’de Süper Klup ile geri dönüyoruz. Pazar günleri yayınlanan Süper Klup bundan sonra Bizden Kaçmaz başlayana kadar çarşamba akşamları Fox TV’de olacak. Onu da ben sunacağım.

Şu sıralar nasıl vakit geçiriyorsunuz?

Programım başlayana kadar tatildeyim. Ekstra tanıtım ya da fuar çekimleri olduğunda gidiyorum, çalışıyorum. Biz hiç bir zaman tam olarak tatilde olamayız. Her an iş programımız değişebilir. Boş zamanlarımda da sevdiklerimle bol bol vakit geçiriyorum.

Hedefleriniz nelerdir? Farklı projeleriniz var mı?

Hedefimde iyi işlerde yer almak, evlensem dahi yoluma devam etmek, her geçen gün bir şeyler üretmek var. Ben hayatım boyunca hep zoru başarmışımdır. Önce inanarak, sonra gerçekten isteyerek ve çabalayarak. Kırk yaşıma geldiğimde Türkiye’de iyi işler yapmış bir oyuncu ve yapımcı olmak istiyorum. Ayrıca en kısa zamanda Lüleburgaz’da bir mağaza, moda evi açmayı planlıyorum. Lüleburgazlı bayanlarımıza modern, hoş, birbirinden güzel kıyafetler getirmeyi düşünüyorum. Bizi tercih edebileceklerini düşünüyorum, umarım ticari hayatta da başarılı olabilirim.

Mankenlik, sunuculuk ve oyunculuk eğitimi aldınız. Birini tercih etmek isteseniz hangi yolda ilerlerdiniz?

Ben açıkçası sunuculuk ve oyunculuk dallarında ilerlemek istiyorum. Özellikle oyunculuk üzerine yoğunlaşmak istiyorum artık. Bu sene tekrar üniversite sınavına hazırlanıyorum. Televizyon ve sinema okuyacağım. Ve ileriki yaşlarda arka planda da yapımcı ve yönetmenlik yapmak istiyorum.

Şöhret olmanız hariç, bugüne kadar geçen sürede en büyük şansım şu oldu diyebileceğiniz bir şey var mı?

Benim en büyük şansım iyi insanlar oldu. İnsanlar tarafından sevilirseniz, hiç kimse yardımını esirgemez. Dürüstlüğüm ve samimiyetimin karşılığını aldım. Allah’a hep dua ederim karşıma iyi insanlar çıkarsın diye. Bu çok önemlidir.

Son olarak LifeBurgaz okuyucularına neler söylemek istersiniz?

Öncelikle derginizin ilk sayısını okuduğumda Lüleburgaz’da böyle başarılı bir derginin yayın hayatına başlaması beni oldukça sevindirdi. Lüleburgaz’ı seviyorum, insanlarını seviyorum ve bol bol kitap, gazete, dergi okuyarak kendilerini geliştirmeye devam etmelerini öneriyorum. Çok şehir ve ülke gezdim, Trakya özellikle Lüleburgaz kızları kadar güzel görmedim. Kim demiş İzmir’in kızları güzel diye gülerim…

Meral Kaplan’ı daha iyi tanıyalım:

1- En sevdiğiniz yemek? Lazanya 2- Kullandığınız parfüm? Jador dior ve 212 sexy 3- En son okuduğunuz kitap? Friedrich Nietzsche, ZERDÜŞT 4- Hayatınızda olmazsa olmaz kişi(ler)? Ailem başta olmak üzere çocukluk arkadaşlarım Sultan, Kübra, Gülşen 5- Yapmaktan en çok hoşlandığınız şey? Kitap okumak, film seyretmek ve araba kullanmak 6- Tatil için Türkiye de tercih ettiğiniz yer? Bodrum 7- Tatil için yurt dışında tercih ettiğiniz ülke? Fransa ve Amsterdam 8- Hoşlandığınız spor türleri? Plates 9- En çok vakit geçirmekten hoşlandığınız yer? Evim 10- Türk mutfağından sonra tercih ettiğiniz mutfak? İtalyan Mutfağı

O mu, O mu?

1- Spor kıyafet mi klasik mi? Spor 2- Topuklu mu babet mi? Topuklu 3- Bar mı kafe mi? Cafe 4- Balık mı midye mi? Balık 5- Sinema mı dvd mi? Sinema 6- Çeşme mi Bodrum mu? Bodrum 7- Gece mi gündüz mü? Gündüz 8- İnternet mi televizyon mu? Televizyon 9- Yaz mı kış mı? Yaz 10- Fast-food mu sebze mi? Sebze 11- Kedi mi köpek mi? Köpek 12- Çay mı kahve mi? Çay 13- Alışveriş merkezi mi açık hava mı? Açık hava EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

51


RENDİ ile şık evler

mutlu aileler

eleri evlerinde ziyaret ail en ed h rci te ı a’y ily ob M i nd Re a ızd yım Bu sa ndili evlerde mutlu Re ile sı an biy am rlu zu hu ve şık , lite Ka . ettik ailelere sorduk; neden Rendi Mobilya?

Yeni evli çiftlerimizden Sinem ve Evrim Özdemir, onlar da Rendililer memnunlar… “Bildiğiniz gibi bu devirde kağıt üzerinde evlenmek kolay olsa da işin arka tarafında evinizden yaşamınıza bir çok değişiklik gerçekleştiriyorsunuz. Özellikle evinizi ve iç dekorasyonunu tercih ederken oldukça zorlu günler sizi bekliyor. Siz beğenseniz, eşiniz beğenmez, eşiniz beğense siz maddiyatını beğenmezsiniz bu böyle uzar gider… Bizim için en büyük kolaylık Rendi, Uzunismail Ticaret oldu. Çünkü biz aradığımız şıklığı, kaliteyi ve uygun fiyatı Rendi’de bulduk ve tercihimizi çok kolay yapabildik. Şimdi Rendili aileler arasında olmaktan mutluyuz.”

52 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


Derman hastanesinin çaprazındayıztanesinin çaprazında Okullar Sokak no:151’de halkımızın beğenisine

Has ıyoruz ve kendi Lüleburgaz’da Rendi Galeria, Özel Derman az’da da geleceği düşünerek yatırımlar yap burg Lüle gibi ğu oldu rdır yılla n uzu a ya’d 412 sunulmuştur. Trak ımızı galeriamıza bekliyoruz. Ayrıca 0 288 halk Tüm ruz. uyo duy k lulu mut da a adın adımıza olduğu kadar Lüleburgaz ışabilirler. ızdan alanımızla ilgili her konuda bize dan 4910 ve 417 55 10 numaralı telefonlarım

Gülennur ve Cansun Korkmaz ilk Rendililer’den ve doğru karar verdiklerini düşünüyorlar. “Rendi’yi daha önce hiç duymamıştık. Trakya’da ilk mağazasını Lüleburgaz’da açmaları ve Uzunismail Ticaret güvencesiyle ayağımıza kadar gelmesi ile biz de Rendi ile tanıştık. Öncelikli olarak mobilya da şıklığa bakılsa da biz işin kalite kısmını da oldukça fazlasıyla düşünüyorduk. Çünkü eskilerden bize kalan adetlere göre mobilyalar ömürlük alınır ve hayatınızı onlarla geçireceğinizi bilirsiniz. Bu yüzden bu konuda tercih meselesi zor bir konudur. Biz gezdik, araştırdık, deneyimleri dinledik ve Rendi’de karar kıldık. Doğru karar verdiğimize inanıyoruz, Rendili aileler arasında mutluyuz.”

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

53


MODA SONBAHAR-KIŞ

2010 -2011 SONBAHAR-KIŞ

Nurşen Cengiz

Gazi Ünv. Moda Tasarımı Öğrt.

“Yine Sonbahar, yine yağmurlu günler ve akşamlar” Modanın nabzını tuttuğumuz sayfamızda neler moda, nasıl kombine edilir, renk tercihlerimiz nasıl olmalıdır, onlardan bahsedelim.

Vazgeçilmezimiz haline gelen streç kotlar ve taytlar 2010-2011 sonbahar-kış modasında da karşımıza çıkacak ve daha çok kişiye hitap edecek... Neden derseniz; bayana kendine güvenen bir ruh hali sunmakta, desenli tayları da görmek artık mümkün... Özellikle leopar desenini tüm kıyafetlerimizde ve fular gibi aksesuarlarımızda kullanarak modayı takip edebiliriz… Bu yıl öne çıkan kavram ise geleceğin belirsizliğinde geçmişten ilham almak. Heraldik desenler, (eski devirlerden günümüze kadar toplumlarda kullanılan mühür, arma ve özel işaretli desenler) ve eski çağlara ait simgeler öne çıkıyor.

54 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010


Retro tarzı Moda da retro tarzı geçmişin izlerini taşıyan, eskiye dönük dönemlere ait moda çizgilerini günümüze uyarlanması anlamındadır. Retro bir yaşam stili haline de gelebilir. Ama sadece modayla ilgili olarak yapacağımız bu sınırlamada, modaya ait retro detayları; gösterişli dalgalı topuzlar, kırmızı rujlar, kürkler, ağır ve taşlı takılar, işlemeler, fırfırlar, güpürler kısaca hemen herşeyde abartıya kaçmaktır. Renk seçimine gelince, kobalt mavi, camel rengi, zümrüt yeşil, kırmızı, gri ve tabi ki vazgeçilmezimiz siyah… Ayrıca kendinize güveniniz tamsa neon renklerin tam zamanı...

Devetüyü sezonun gözdesi Sezonun en göz alıcı rengi deve tüyü. Ceketlerde, pantolonlarda, eteklerde, yoğunlukla kullanılan bu renk sade ve kendinden emin bir duruş sergiliyor. Gelelim streç kotlarla ve taytlarla çok rahat kullanabileceğimiz ve de bayanların aşkı diye tanımlanan ayakkabılara; Kıyafetimizi dömi denilen kısa, bileği bol botlar ve platform topuklu ayakkabılar göz kamaştırıcı şekilde tamamlayacak. Bu kış uzun ve kısa botlar perçin ya da trok denilen metallerle süslenecek… Botlardan bahsetmişken, kimilerinin çok sevip, kimilerinin hiç sevmediği ugg bot ve yağmurlu havaların vazgeçilmezi yağmur çizmelerinden bahsetmeden geçmek olmaz. İngilizce “Ugly” yani çirkin kelimesinden gelen Ugg’lar, streç kotların ve taytların yanında eşofmanlarlada oldukça kullanışlı...

Sonbahar yağmurlarına karşı trençkot giyilir Bu sezon trençkotların klasik hatlarına dairesel bir yumuşama geliyor, renkli trençkotlar vitrinlerde geniş bir yer kaplıyor. Aslı İngilizce olan trençkot sözcüğü, “siper” anlamına gelen “trench” ve ceket ya da palto olarak çevrilebilecek “coat” kelimelerinin birleşiminden üretiliyor... Tarihi ise I. Dünya Savaşı’na kadar uzanıyor. Savaş sırasında İngiliz ordusu, Thomas Burberry’yi, ağır ve kullanışsız parkaların yerine kullanılmak üzere subayların ihtiyaçlarına cevap verecek bir ceket yaratmakla görevlendiriyor. Böylece gabardin kumaşından, yağmur geçirmeyen, rahat ve hafif trençkotlar doğuyor. Savaş bittiğinde cepheden dönenler günlük yaşamda trençkot giymekten vazgeçemeyince, trençkot siviller arasında da popüler bir giysi oluyor. Üstelik artık yalnızca erkekler değil, kadınlar da trençkotu severek giyiyor. Trençkotların su geçirmez ve ince oluşu, yağmura ve rüzgara karşı dayanıklılık sağlasa da kış soğuğundan korumuyor. EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

55


ERKEK GÜNCEL

NE NASIL? EL KULLANMADAN RAKI KADEHİ NASIL FONDİPLENİR?

E

l kullanmadan rakı fondiplemenin en esaslı noktası, olayı genel anlamda bir dans figürü olarak yapmaktır. Rakı alemlerinde kafalar gıcır olup da eğlencenin ve muhabbetin dibine vurulmaya başlanınca, güzel insanlar ne yapacağını şaşırır. Kimisi çalan fasıla gerdan kıvırarak eşlik eder, kimi göbek atarak. Kimileri gurup halinde halay çeker, kimisi solo takılıp tek başına oynar. Mekanın raconuna göre gerekirse tabaklar kırılır, gerekirse soliste gül yapraklarından yağmurlar yağdırılır... Dut gibi olan sarhoşumuz, içtikçe dahada güzelleşir ve kadehi nasıl tutacağını bilemez olur. Eli kolu sürekli bir hareket, sürekli bir devinim halinde olduğundan kelli, bir yandan parmaklarını şıklatıp göbeğini sallarken, bir yandan da hiç ellerini kullanmadan rakı kadehini kenarından ağzıyla yakalar. Yavaş yavaş götürürken hafiften gerdan kırmayı da ihmal etmez. En son kertede kafa yatabildiği en geri noktaya kadar yatar ve rakı föndiplenir. El kullanmadan rakı fondiplemenin en esaslı noktası, olayı genel anlamda bir dans figürü olarak yapmaktır. Bir taraftan rakıyı hafif hafif götürürken, diğer taraftan da boşta kalan elinizle oynamaya devam etmek icap eder. Olayın mantalitesi oyun oynayıp parmak şıklatırken, rakı içmek için kısa bir süreliğine de olsa attığınız göbeğe ara vermemekten geçer. İşte bu yüzden rakı kadehini ağzınızda sıkıştırmış vaziyetteyken oynak hareketlerin devam etmesi gerekir.

Kadehi Kırmamalı

Kadehi önce dişlerinizle kavrayacaksınız. Dişler bir kerpeten vazifesi görecek. Bunu unutmayın. Rakı kadehinin kenarına dikkat ederseniz, camın normalden biraz daha kalın ve ovalleştirilmiş olduğunu farkedeceksiniz. İşte bu hafiften şişkin kısıma dişlerinizi geçirip, kadehi yakalamanız gerekiyor. Isırmanın ayarı belki de en önemli ayrıntı. Unutmayın ki ısırdığınız şey neticede ince bir cam. Hatta yuvarlak bir cam. Bu yüzden ağzınızla uyguladığınız basınç arttığı an, kadehi kırabilir, karizmayı da sarsabilirsiniz. Kırılan cam parçalarının ağzınıza dolmasıda cabası. Bu yüzden, bir yandan dişlerinizi bardağa geçirirken, bir yandan da ağzınızla bardağı tutup, dişlerinizin bardağa uyguladığı basıncı yumuşatmalısınız. Dudaklarınız birer yastık vazifesi görmeli. Bunun yanında dengede çok önemli bir unsur. Bardağı çok kaldırırsanız bardaktaki rakı, midenize ağzınızdan çok burun deliklerinizden gider. Ğööh, çok iğreenç!.. Burun deliklerinizin alamadığı meblağ da üstünüze başınıza dökülür. Olayın artistik kısmı tamamen pratikle alakalı. Arkadaşlarınızın gazıyla bu numarayı ilk denediğinizde kadehteki rakının tamamının üstünüze döküleceğini bilin. Tabii bardağa dişlerinizi geçirdiğiniz an kırmayacak kadar şanslı iseniz... Kafanızı yavaş yavaş kaldırıp, yukarıya diktikçe olayınız sonlanmaya başlar. Bu arada bu numaranın bir duble kadehi fondip yapabilecek yüreğe sahip arkadaşlar için olduğunuda söylemeye gerek yok. Kafanız taa en geriye kadar yattığında rakı kadehini fondiplemiş, bardağın dibinden tepede yanan ampulün yansımasını görüyor durumdaysanız olayınız bitmiştir. Kadehi fondiplediğinizde dibinde kalan buzları, dikkat edin de suratınıza

56 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

düşürmeyin. Veya, böyle bir numaraya kalkışacaksanız rakınıza bir seferlikte olsa buz atmayın.

ALTERNATÖR KAYIŞI NASIL DEĞİŞİR?

D

iyelim ki alternatör kayışınız koptu... Bu kayışın aslında 50 bin km kadar dayanması lazımdır ama koptu işte şerefsiz... Öncelikle “nasıl anlarız”ı açalım... Otomobilimizin göstergeleriyle barışık isek akü ikaz lambasının yandığını görürüz. Görmediyseniz pek dikkatli deilsiniz demektir. Zaten fazla kilometre yapamayacağınız için dikkatli olmayı öğreneceksiniz. Çünkü kayış koptuğunda aküyü sarj eden alternatör durur. Dolayısıyla akünüz boşalır. Tabi otomobilinizde durur. Geceyse farlar mum ışığına döner ve söner, radyonuzda çalışmaz... Aslında daha önemli birşey var. Genellikle alternatör kayışı, devridaim pompasını da çalıştırdığı için akünüz bitmeden hararetten de kalabilirsiniz. Kalırsam iterek çalıştırırım diyenleriniz olabilir. Kilo vermek için uygulanabilir bir tavır olan bu yöntem ile otomobilinizi çalıştırmayı başaramazsınız. Sarj olmayan akü bujilerin ateşlemesini yapamayacağından boşuna uğraşmayın deriz. Akünüz yeni diye beklerseniz bir süre sonra toparlanan akü çalışır gibi yapar fakat kısa sürelidir. Takviye ile çalıştırmak mümkün. Fakat bu kısa süreli bir çözüm olur. Çünkü takviye kablosuna bağlı olan arkadaşınızın hep sizinle gelmesi gibi küçük bir sorun var. Eğer gelmez ise alternatör çalışmadığından takviye ile biraz dolan akü motor çalışırken biter ve bujilere giden akım kesilir, motor stop eder. Değiştirmeye gelelim. Öncelikle bagajda yedek bir kayış bulundurmalıyız, yoksa “Mac Gayvır” gibi don lastiğinden kayış imalatına geçmek gerekebilir. Değiştirmek çok kolaydır. Genelde 13 numaralı anahtar ile bir yay çizen ve alternatörün kayışının gerilmesini sağlayan kanalın dışındaki somun gevşetilir ve alet sola çekilerek kayışın rahat takılması sağlanır. Kayış alternatörün makarasına ve motorun volanından çıkan makaraya ve varsa devirdaim pompası makarasına da takılır ve gerilir. Gerginlik önemlidir az olursa kayış sıyırır, çok olursa makaranın rulmanları zorlanmadan aşınır ya da kayış yine kopar. En iyisi gerginlik için parmağınızla kayışa bastırdığınızda yaklaşık 1-1.5 cm esnemesidir... Somonu sıkmayı unutmayın yoksa şarj dinamonuz pinpon topu misali motor kaputunun altında sekebilir. Bu da sizi epey üzer...

BLÖF NASIL YAPILIR?

S

açınız dökük, ayaklarınız taraklı ve daha da kötüsü köşedeki gazete büfesinde çalışan ve yandan bakınca biraz Beren Saat’e benzeyen hatun artık sabahları selam verdiğinizde kafasını çeviriyor. Bu kadarı da haksızlık ama değil mi? Elinize bir türlü doğru düzgün kağıt gelmediğinin farkındasınız. Ama yine de, ele güne karşı yenilmez görünmek istiyorsunuz. Hiç üzülmeyin. Dünya zaten blöf denen bir şeyin üzerine kurulu. Artık sütyenler bile blöf yapıyor. Herkes elinde olmayan bir şeylere sahipmiş gibi takılıyor.

Pokerde...

Pokerde, elinizde kent var ayağı atmak ya da yüzünüzde aptal bir


gülümseme, elinizde floş varken soğukkanlılığınızı korumak biraz zordur. Bu siz iyi bir yalancı olmadığınız için değil, bazı blöflerin biraz kağıt sayan insanlarla oynarken zor tutturulmasıdır. Bu yüzden pokerde blöf yaparken başarılı olabilmek için iki yol vardır. ilk olarak kağıtları siz de saymalısınız ki yaptığınız blöf inanılır kalsın ve ikincisi de yaptığınız blöf mümkün olduğunca çok olasılığa dayansın.

Bu yüzden...

Yaptığınız bütün blöfler işe yarasın. Sık sık blöf yaparak kazanacağınız ufak tefek eller daha sonra büyük bir el olarak geri tekabül edebilir. Bu yüzden blöf silahını çok harcamayın.

Blöf Yapacağınız Eli İyi Seçin

Blöfü elinizde bir üçlü ya da ikili varken yapın. Neden mi? Bu eller rakibin elinizde ne olduğunu tahmin etmesini zorlaştıran dizilişlerdir.

Zam İsterken...

Patronunuzun giderek artan öneminizi anlayabilmesi için bir durum yaratın. Mesela rakip şirketten sizi çağırıyorlar gibi yapın, sizi ilgilendiren pozitif bir satış raporunu görmesini sağlayın ya da patronun batırdığı bir şirket yemeğinin suçunu üzerinize alın. Ama oluşturduğunuz durumu sizden duymasın. Blöf yaptığınız durumlarda söz gümüşse sükut altındır. Blöf karşı tarafın tahmin ve tasavvur gücünü gıdıklayan bir sanattır. Ne kadar az analiz yaptırırsanız o kadar iyi.

Yeni Bir Hatunla Tanışırken...

İşte bu blöflerin en zorlusu ve üstelik iki taraflısıdır. Bu yüzden çoğu erkek başaramaz. Önce kendinize ciddi anlamda güveniyor blöfü atmalısınız. İkinci ve daha zor olanı ise sanki çok ilgilenmiyormuşsunuz blöfü yapmaktır. Bu direkt olarak onun blöfüyle kapışır ve maalesef genelde bir hatunla karşı karşıya kaldığınızda blöfünüz elinizde patlar. Neden mi? Çünkü kadınlar oyunu, erkekler potu kazanmak için oynarlar. Bu oyunu oynamanın tek yolu bahsi ortadan kaldırmaktır. Hatuna çıkma teklif ettiğinizde sunduğunuz şeyleri çok abartmayın. Bu bütün hafta sonunu bir jakuzinin içinde sırtını keseleyerek geçirmek istediğinizi açık eder. Nasıl olsa bu oyunda akşam yemeği akşam yemeği diye kalacak diye bir kural yok...

İÇKİ NASIL KONULUR?

İ

çki aleminde çok tüketiln karışımlar vardır. Bunların başında rakı ve su ve sundukları mükemmel uyum gelir. (Tıpkı ünlü ünsüz uyumu gibi.)

Bacardi’nin içine genellikle kola konur, malibu da sütle içilir. Votkayı ise içine başta limon olmak üzere bilumum meyve suları ilave ederek lüpletiriz. Peki bu karışımların sihirli formülü nedir? Kafaya göre karıştırıp mideyi bozmak gibi bir durumla karşılaşılabilir mi? Mesela rakının içine suyunu fazla koyarsanız bir boka benzemez. Malibu’ya fazla süt koyarsanız motorunuz bozulur. Votka limon’un bol limonlusunu ancak dandik barlarda, limon yerine limon sirkesi konularak içebilirsiniz. İşte size, mideye en çok indirilen, en meşhur içki karışımları ve bunların ince ayarları. Barmeniniz size yanlış ayar çekiyorsa “öpüjjem” deyip soteye çekebilirsiniz. Öncelikle “tek” ve “duble” kavramlarının ölçüleri ne kadar olur onu anlatalım. “Tek” dört cl.’ye tekabül eder, “çift” ise sekiz cl.’ye... Bir tekila “şat”ı aşağı yukarı bir “tek”e denk düşüyor. Çaktınız mı köfteyi? Şimdi mevzuatımıza başlayabiliriz.

Rakı Ve Suyun Mükemmel Uyumu

Rakı ve suyu hangi miktarlarda karıştırmak en doğru damak tadını sağlar? Bu sorunun cevabını milimetrik ölçülerle anlatmak yerine daha akılda kalıcı birimlerle izah edelim. Ölçü birimimiz bir kibrit kutusu yüksekliğinde rakı, yine dik bir kibrit kutusu kadarda su ilave ederseniz mükemmel karışımı yakalamış olursunuz. Arta kalan boşluğa da bir ve ya iki tane buz ilave ettiğinizde görev tamamlanmış, rakı mideye indirilmeyi bekliyor vaziyette olur.

Bacardi-Cola

Bacardi bardağının içine önce 6 cl. alkollü içkimizden konur. Bu 6 cl. de miktar olarak tekila kadehinden biraz daha fazla miktarda bacardiye tekabül eder. Bardağın geri kalan kısmına ise dudak payınıda bırakmak kaydıyla alabildiği kadar kola eklenir. Teknolojinin yaratabildiği en mükemmel Bacardi - Cola karışımının formülü bu.

Malibu-Süt

Bildiğiniz üzere Malibu, genellikle lale bardak adı verilen, şekil itibariyle hafiften laleyi andıran bir bardakla içilir. Malibu’yu sütle karıştırıp içmek ise bu içkinin en ve sanırız tek makbul biçimi. Bu karışımın sihirli formülünü şöyle izah edelim: Lale bardağın içine önce kafi miktarda buz koyun. Buzun üstüne bardağın yarısına gelinceğe değin Malibu ilave edin. Kalan yarısını ise sütle doldurun. İşte size ince ayar çekilmiş Malibu Süt formülü.

Votka-Limon Ve Diğer Karışımlar

Sadece Malibu - Süt karışımında değil, içine buzda ilave edilen diğer bütün içkiler için de aynı formül geçerli. Bardağın içine önce kafi miktarda buz, ardından yarıya kadar alkol. Kalan yarısı da ilave etmek istediğiniz alkolsüz katalizörler... Örneğin votka ve limon içmek istiyorsunuz. Boş votka bardağını alıyorsunuz, istediğiniz kadar buz koyup yarıya kadar votkayla dolduruyorsunuz. Sonra da limon suyuyla bardağı fullüyorsunuz. EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

57


SAĞLIK DİYABET Uzm. Dr. Murat GERENLİ

DİYABET (ŞEKER HASTALIĞI)

Şeker Hastalığı Nedir?

Diyabet (şeker hastalığı); toplumda, özellikle 40 yaş üzeri erişkinlerde, sık rastlanılan, kontrol altına alınamaz ise erken ya da geç dönemde ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölümlere neden olabilen bir hastalıktır. Diyabet hastalarının sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Bir çok hastada sinsi bir gidiş gösterdiğinden ülkemizde yaşayan her üç diyabetliden biri hasta olduğunun farkında değildir. Diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin üretememesi veya insülinin vücut tarafından kullanılmaması sonucu, kan şekerinin yükselmesiyle oluşan bir hastalıktır. Erken dönemde tanısı konularak tedavi edilmez ise, kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, böbrek yetersizliği, diş ve dişeti hastalıkları, cilt hastalıkları, körlüğe kadar varabilen göz hastalıkları ve organ hasarlarına yol açabilir. Bu nedenle kontrol altına alınması, etkili ve hızlı tedavisi için, erken tanı çok önemlidir. Başlıca iki diyabet vardır. Tip 1 diyabet: genellikle çocuk ve gençlerde görülür, mutlak insülin tedavisi gerektirir. Tip 2 diyabet: genellikle 40 yaş sonrası görülür. Ön planda insülinin vücut tarafından kullanım sorununun olduğu, şişmanlık, kan yağları ve kan basıncı

60 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

yüksekliği ile birlikte olma olasılığı yüksek olan metabolik bir hastalıktır.

Şeker Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Tip 1 diyabet; 20 yaşın altında, yakın akrabaları arasında tip 1 diyabet olan, çok su içip, sık idrara çıkan, sık acıkıp, bir şeyler atıştırma ihtiyacı hisseden ve buna rağmen ani kilo kaybı ile birlikte aşırı yorgunluk hissi olanların tip 1 diyabet olma olasılıkları vardır. Tip 2 diyabet; 40 yaşın üzeri ve kilolu olan, akrabaları arasında tip 2 diyabeti olan, kesik ve yaraları zor iyileşen, enfeksiyona sık yakalanan, sık idrara çıkan, ağız kuruluğu olan ve çok su içen, sık acıkan, cilt kuruluğu ve kaşıntı, el ve ayaklarda uyuşma, yorgunluk hissi, görme bulanıklığı olanların ve 4,5 kg.’dan daha ağır bebek doğuran kadınların tip 2 diyabet olma olasılıkları vardır. Bu özelliklerin bir kısmına sahip olanlar, bir sağlık kuruluşuna başvurarak, kan şekeri ölçümü ve hekimin uygun göreceği diğer tetkikleri yaptırarak, şeker hastası olup olmadığını kolayca öğrenebilir, eğer şeker hastalığı yok ise yılda bir kez yaptıracağınız sağlık taraması (chek-up) ile sağlığınızdan emin olabilirler.


Şeker Hastalığı Olanlar Neler Yapmalılar?

Eğer diyabet tanısı aldıysanız bunun ömür boyu sürecek bir hastalık olduğu ve tedavi ile sebep olabileceği sağlık sorunlarından korunabileceğinizi unutmamalısınız. Diyabet tedavisinin temelini; hekim tarafından önerildiği şekilde doğru, öğün atlamadan, uygun miktarlarda beslenmek ve düzenli yapılacak fiziksel aktivite (egzersiz) oluşturmaktadır. Bu konuda yapılması gerekenler hekim-hasta işbirliği içinde düzenlenmelidir. Yine hekim tarafından önerilen ilaç tedavisini ve tetkikleri aksatmamak diyabetle yaşamanın altın kurallarıdır.

Şeker hastalığı ne gibi sorunlara yol açabilir ve hastalara önerileriniz nelerdir?

Kalp-Damar Hastalıkları; diyabetin uzun dönemde yol açtığı pek çok hastalık içinde belki de en önemli olanlarıdır. Myokard infarktüsü (kalp krizi), inme (felç) ve damar tıkanıklıkları diyabet hastalarında gelişebilecek önemli sorunlardır. Bunlar için gerekli önlemlerin erken dönemlerden itibaren alınması ve tetkiklerin aksatılmaması gerekmektedir. Böbrek işlevini azaltan Nefropati hastalığı; diyabete bağlı kronik hastalıklardan biridir. Geç fark edildiğinde geriye dönüşsüz bir durum olan nefropati, erken dönemlerinde tespit edilebilirse, yakın takip ve uygun tedavi ile böbrek yetmezliğine sebep olması önlenebilen bir durumdur. Göz sağlığınızı ihmal etmeyin. Şeker hatalığı çok yaygın ama önlenilebilir bir körlük nedenidir. Bu nedenle diyabet hastalarının düzenli göz muayenelerini yaptırması, erken dönemde tanı ve tedavisi çok önemlidir. Ağız sağlığınıza dikkat edin. Yüksek kan şekeri, dolaşım bozuklukları ve vücut savunma sisteminde görülen bozukluklar sonucunda, şeker hastalarında diş ve dişeti hastalıkları daha sık oluşmaktadır. Aynı zamanda ağzında enfeksiyon bulunan diyabet hastalarının kan şekeri kontrolü daha zor yapılmaktadır. Ayak bakımını ihmal etmeyin. Dolaşım bozukluğu, sinir hasarı ve enfeksiyonlara karşı direncin düşmesiyle, bakteri ve mantar enfeksiyonu sıklığı, diyabet hastalarında artmaktadır. Tırnak batması, nasır, ayağın bir yere çarpması, veya kaşıma ile oluşan yaraların iyileşmesi gecikebilir hatta o bölgenin vücuttan uzaklaştırılmasını gerektirebilecek boyutlara ulaşabilir. Bu nedenle diyabetli hastaların ciltlerini, özelliklede ayaklarını bakımlı tutmaları ve her gün kontrol etmeleri gerekmektedir. Sağlıklı kalın.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

61


SAĞLIK BESLENME ÖNERİLERİ

KIŞ GELİYOR...

Dyt. Derya ÖZFİDAN

H

avalar soğuyor, sonbahar bizi kışa hazırlıyor. Bazıları bu değişen hava koşullarına bağlı olarak baharda ve yaz ayında verdiği kiloları geri almaktan korkuyor, bazıları da mevsim geçişlerinde sıkça rastladığımız nezle, grip, üst solunum yolu gibi enfeksiyon hastalıklarına yakalanmaktan.. Havaların soğumasıyla geri gelen kiloların nedenlerini bildiğimizde çözümlere ulaşmak daha kolaydır. İlk başta azalan aktivitemiz bizim düşmanımız olur. Çünkü artık dışarıda geçirilen vakitler azalmaya, evde oturarak geçirdiğimiz vakitler artmaya başlamıştır. Vücudumuzun ısı dengesi için gerekli olan enerji arttığından bizim yaz sıcaklarında azalan iştahımız da geri gelmiştir. Azalan fiziksel aktiviteye, kontrol edilemeyen iştaha beslenme hataları da eklenince kilo artışı kaçınılmaz hale gelir ancak bunu önlemek mümkündür. Sonbahar bizi kışa hazırlarken grip, soğuk algınlığı gibi hastalıklara daha yatkın oluruz. Oysa direncimizi güçlendirmek ve enfeksiyonlara karşı korunmamızı sağlamak büyük oranda bizim elimizdedir. Sağlığımızı korumanın en temel yolu yeterli ve dengeli beslenmektir. Kışa hazırlanırken kilo almamak ve hastalıklardan korunmak için işte püf noktalar;

• Öğün sayısı ve düzeni:

Atlanan öğünleri kar sanmayın. Her atlanan öğün bir sonraki öğünü daha aç karşılamamıza neden olur. Dolayısıyla öğünde normal düzeyden çok daha fazla besin tüketiriz. Ayrıca atlanan her öğünle metabolizma hızı yavaşlar ve tüketilen besinlerin vücutta depolanma ihtimali artar. Bunların sonucu olarak da kilo alma kaçınılmaz olur. Metabolizmayı hızlandırmak ve tokluk hissi sağlamak için günde 5-6, hatta 8 öğünden oluşan az ve sık beslenme sistemini uygulamak gerekir. Güne başlandığında bir saat içinde muhakkak kahvaltı edilmeli, sabah, öğle ve akşam öğünlerinin arasında 2-2,5 saatte bir ara öğün yapılmalıdır.

• Öğünlerde tercih:

Sadece öğün sayısını düzenlemek yeterli değildir. Öğünlerde ve ara öğünlerde yapacağımız tercihler de önem taşımaktadır. Havaların soğumasıyla artan enerji ihtiyacımızı karşılamak için yağdan, şekerden zengin gıdalara yönelmek yanlıştır. Soğuk günlerde ‘tatlı yersem ısınırım’ mantığından vazgeçmeli, özellikle ara öğünlerde meyve ve süt gibi bizi tok tutabilecek yiyeceklere yönelmeliyiz. Kahvaltıda margarin, tereyağı, reçel, bal gibi besinler daha az tüketilmeli, onun yerine kış sebzelerine uygun söğüş bir salataya ağırlık verilmelidir. Öğle ve akşam yemeklerinde çok yağlı, kızartma türü yemeklerden kaçınılmalı, tercihen fırında veya buğulama yöntemleri kullanılmalıdır. Öğle öğününü vaktim yok diyerek hafif yiyeceklerle geçiştirmek yerine, bu tür yiyecekler metabolizma hızınızın yavaşladığı akşam öğününe saklanmalıdır.

• Akşam yemeğinden sonra:

Havanın daha erken kararmaya başlaması, dışarıda geçirilen vaktin azalması ile akşam yemekleri daha erken bir saate kayar ama önümüzde uzun bir gece vardır. O yüzden soğuyan havayla birlikte akşam yemeklerinden sonra çay-kahve keyfi başlar. Ve çayın yanında kek, bisküvi, kurabiye, çikolata, kuruyemiş gibi yiyeceklerin tüketimi de! İşte bu atıştırma yaptığımız zamanlar metabolizmamızın artık yavaşladığı ve tüketilen besinleri enerjiye çeviremediği zamanlara denk düşer. En iyisi bırakın bisküviler, kurabiyeler yarına kalsın, onların yerine 1-2 porsiyon meyve sizi kilo almaktan kurtarabilir.

• D vitamini ve Güneş:

D vitamininin en iyi kaynağı güneştir. Sonbaharda güneş yavaş yavaş bizi terk ederken bizim D vitamini alımımız azalır. Kışın her güneşli havadan faydalanmanın yanı sıra D vitamini için önemli kaynak sayılan balık tüketimini

62 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

yine bu süreçte arttırmalıyız. Haftada 2 kez balık tüketimi bizim için faydalı olacaktır. Balık omega-3 yağ asidi içerdiğinden bağışıklık sistemimizi güçlendirerek bizi hastalıklardan da koruyacaktır. Dikkat edilmesi gereken nokta balığı nasıl pişirdiğimizdir. Kızartma yerine fırında yada ızgara tercihi ile alınacak kilolara dur diyebiliriz.

• Kış sebze ve meyveleri:

Kışa girerken havaların soğumasıyla grip, nezle gibi enfeksiyon hastalıkları sıkça görülmektedir. Bu nedenle bağışıklık sistemimizi güçlendirecek vitamin ve minerallerin diyetimizde yer alması önemlidir. Vitamin ve minerallerin zengin kaynağı ise sebze ve meyvelerdir. Vücut direncinin artmasını sağlayan, vücudun savunma sisteminde rol alan ve antioksidan olan A vitamini, C vitamini, E vitamini ve Çinko, havaların soğumasıyla pazarlarımızda ve marketlerimizde yer almaya başlayan kış sebze ve meyvelerinde oldukça mevcuttur. Pırasa, lahana, karnabahar, ıspanak, havuç, mandalina, portakal, greyfurt önemli kaynaklardır. Hastalığın bizi yakaladığı zamanlarda çoğumuz C vitamini tabletleri tüketmeye başlarız, oysa başka özel bir rahatsızlığımız yoksa ve sigara kullanmıyorsak günlük C vitamini gereksinmemiz 75-100 mg’dır. Yani beslenmemizle kolaylıkla alabileceğimiz bir miktar.. Bizler genellikle 500 veya 1000 mg’lık C vitamini tabletleri kullanıyoruz. Bu kadar fazla dozaj vücudumuzu yorabilir hatta böbrek taşı oluşum riskini arttırabilir. Bu tür tabletlerin uzun süreli kullanımı ise vücudun normal gereksiniminin artmasına neden olur ve tabletleri bırakarak günlük alınması gereken miktarı tüketsek dahi vücudumuz için yetersiz hale gelir. Yapmamız gereken ise Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Günlük en az 5 porsiyon meyve ve sebze’ önerisine uymak ve mevsimine göre sebze ve meyve tercihi yapmak. Havaların soğumasıyla birlikte susama hissimiz azalır ve bu sebeple birçoğumuz su içmeyi unuturuz. Oysa kışa girerken başlayan kilo alımlarının sebeplerinden biri de bu durumdur. Susamasak da suyun faydalarından mahrum kalmamak gerekir. Su sindirim sistemimize yardımcı olurken tokluk hissi de verir. Metabolizmaya katkı sağladığı için de kilo vermeye yardımcı olur. Kilo kontrolünde etken olan suyun faydası bununla da bitmez; bu mevsimde yakalanma olasılığımızın yüksek olduğu grip, üst solunum yolları gibi enfeksiyonlara karşı bizi korur ve hastalığa yakalansak dahi daha çabuk hastalıktan kurtulmamızı sağlar. Vücudumuz için gerekli ve değerli olan suyu günlük 2-2,5 lt tüketmemiz gerekmektedir. Ancak sıvı tüketiminde doğru bildiğimiz yanlışlar da vardır. Birçoğumuz çay, kahve, gazlı içecek gibi sıvıları da su olarak nitelendirmektedir. Oysa çay, kahve gibi içecekler diüretik dediğimiz vücuda su kazandırmaktan ziyade vücuttan su atımını kolaylaştıran etkenlerdir. Aslolan günde 10-12 bardak sıvıyı su olarak tüketmektir.

• Hareketinizi arttırın veya mevcut olan fiziksel aktivitenizi azaltmayın:

Soğuyan havayla birlikte metabolizma hızımızın azaldığını ve bu nedenle kilo aldığımızı düşünenler vardır muhakkak. Oysa soğuyan havaya karşı adapte olmak ve vücut ısısını koruyabilmek için metabolizmamız hızlanır. Kilo almamızın sebebi metabolizmanın yavaşlaması değil artan iştahımıza ilave olarak soğuyan havalarla birlikte hareketimizin azalmasıdır. Mevsim geçişleri günlük aktivite için ideal zamanlardır. Yazın sıcağından ya da kışın soğuğunda şikayet ettiğimiz durumlar yoktur ilkbahar ve sonbaharda.. Bu sebeple günlük 30 dakika yapacağımız yürüyüşler ne bizi terletir ne de üşütür. Kalori harcamamızı sağlayarak kilo kontrolünde bizlere yardımcı olur. Bunun dışında fiziksel aktivitemizi arttıracak küçük ayrıntılar da vardır. Yürüyüş mesafesindeki bir yere giderken taşıt kullanmamak ya da asansöre binmek yerine merdiven kullanmak gibi... Aslında bunları birçoğumuz biliyoruz önemli olan bilmek değil kendine değer verip uygulayabilmek. Dyt. Derya ÖZFİDAN


SAĞLIK ORTODONTİ

ORTODONTİST DR. SERKAL ARMAN İLE KLİNİK AQUA’DA ÇAT KAPI SÖYLEŞİ Lüleburgaz’ın merkez noktası diyebileceğimiz Yaman Villa’nın yerine aylar önce kurulan Ortodonti merkezi herkesin dikkatini çekmiştir. Biz de merakla çat kapı, Klinik Aqua Ortodonti kliniğini ve Ortodontist Dr. Serkal Arman’ı ziyaret ettik. Arman ile hayatından ortodontiye, ofisinden akvaryumuna keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik…

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

1977 Ankara doğumluyum. Aslen Mersin’li olmakla birlikte 15 yıldır İstanbul’da ikamet ediyorum. İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’ni (Çapa) bitirdikten sonra aynı fakültenin ortodonti bölümünde doktora eğitimimi tamamladim. Evliyim ve bu ay 1 yaşına basacak olan dünya tatlısı bir kızım var. İstanbul’da ikamet edip Lüleburgaz ‘da çalışıyor olmak her ne kadar kulağa çok mantıklı gelmese de ben artık bu duruma alıştım. Neyse ki, mesleğimi yaparken büyük keyif alıyor olmam, yorgunluğumu hiç hissettirmiyor bana. Evden bu kadar uzakta olunca, doğal olarak insan bu zamanı mümkün olduğu kadar kaliteli geçirmek istiyor. Bu nedenle çalıştığım yeri öncelikli olarak benim ve ekibimin tamamen keyif alacağı bir tarzda dekore etmeye ve işletmeye dikkat ettim.

Bize mesleğinizden biraz bahseder misiniz?

Halk arasında daha çok tel tedavisi olarak isimlendirilen ortodontik tedavi, kelime anlamı olarak latincede düzgün diş anlamına gelen iki kelimenin (orthos ve donthos) birleşiminden türemiştir. Diş hekimliğinin uzmanlık dalı olarak kabul edilen ilk branşı olmuştur. Tahmin edersiniz ki bu tedavi dalını uygulayan kişiye de ortodontist deniliyor. Peki ortodontist olabilmek için ne yapmak gereklidir diye soracak olursanız; öncelikle diş hekimliği fakültesinin 5 yıllık eğitimini bitirip diş hekimi ünvanını almaya hak kazanmanız, ardından da yine diş hekimliği fakültesinin ortodonti ana bilim dalında 4-6 yıl süreyle uzmanlık eğitimini tamamlamanız gerekmektedir. Bir diğer deyişle yaklaşık 11 yıl süren bir üniversite eğitimini bitirmeniz gerekmektedir. Ayrıca mezun olan her 100 dişhekiminden sadece 1-2 sinin ortodonti uzmanlığı yapma hakkı elde edebildiğini göz önünde bulundurursanız, ne kadar mücadeleli bir eğitim döneminin sonunda ortodontist ünvanının kazanıldığı daha rahat anlaşılacaktır sanırım.

Lüleburgaz’da ortodontik tedaviye ilgi nasıl?

Ortodonti çok değil belki de 10-15 yıl öncesine kadar bir çoğumuzun yabancı olduğu bir kelimeydi. Gerek ortodontist sayısındaki yetersizliklikten

64 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

gerekse insanlarımızın bu konuda ki bilgi eksikliğinden, o yıllarda dişlerine tel takan insanların uzaylı muamelesi görmesi çok normal kabul ediliyordu. Günümüzde ise, her geçen gün artan daha güzel görünme isteğine paralel olarak ortodontik tedaviye başvuran hasta sayısında da belirgin artış göze çarpmaktadır. Tabi İstanbul gibi bir metropole yakın oluşu Lüleburgaz’da yaşayan insanların da böyle bir tedavi imkanına sahip olmalarını kolaylaştırıyor açıkçası. Etrafımıza baktığımızda özellikle gelişmiş kentlerde okul çağındaki her 10 çocuktan 3-4 tanesinin dişlerinde tel görmek artık bizleri şaşırtmıyor. Dolayısıyla insanlar artık telleri yadırgamıyor, aksine ortodontik tedavi görebilmek için üniversitelerde yıllarca sıra beklemeyi bile göze alabiliyorlar.

Yetişkinlerde de ortodontik tedavi uygulanabiliyor mu?

Ortodontik tedavi için bir yaş sınırı yoktur. İskeletsel anomalilerin dışındaki her türlü dişsel çapraşıklık yaş sınırı olmaksızın tedavi edilebilmektedir. Ortodonti alanındaki gelişmelere paralel olarak her geçen gün, daha az görünen, daha estetik ve daha konforlu tedavi seçenekleri ortaya çıkmaktadır.

Nasıl bir ortamda çalışıyorsunuz?

Günümüzde gerek dişhekimliği alanında, gerekse hizmet sektöründe faaliyet gösteren diğer bir çok meslek grubunda atılan her adım maalesef az ya da çok ticari kaygıya yönelik atılmakta, bu da işletme sahibinin kendi isteklerinden ziyade müşterisinin isteklerine göre hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Başta doğru bir yaklaşım olarak kabul edilse de, günümüzde artık müşteri memnuniyetini kalıcı kılan en önemli faktörün, işletmenin personeli tarafından müşteriye verilen hizmet kalitesi olduğu düşünülmektedir. Bu nedenledir ki, artık birçok işletme sahibi, çalışanlarının motivasyonunu en yüksek düzeyde tutabilmek için, işletmenin iç dekorasyonundan, personelin kılık kıyafetine kadar bir çok konuda öncelikli olarak kendisinin ve personelinin isteklerine göre işletmesini kurmakta ve şekillendirmektedir. Ticari kaygısı bulunmayan, motivasyonu ve sinerjisi yüksek, çalıştığı saatlerden keyif alan bir ekibin memnun edemeyeceği bir müşteri zaten olamayacağı gibi işletmenin karlılığıda , ticari kaygılı yaklaşımla hareket eden bir işletmeye göre çok daha


zamanım olmuyor, ama neyse ki fotoğraf tutkumu her an her yerde tatmin edebiliyorum. Bana eşlik edecek birilerini bulduğumda daha da bir eğlenceli oluyor fotoğraf gezileri. Hatta sırf bu iş için geçtigimiz aylar da benim gibi fotoğraf tutkunu değerli meslektaşım Diş Hekimi Erkan Topak ile münferit olarak Afrika’ya gittik. Orada, gerek ilkel toplumları gerekse vahşi doğayı fotoğraflama imkanı bulduk. Bir anlamda foto-safari yaptık denebilir.

Kaç yıldır Lüleburgaz da çalışıyorsunuz?

Aslına bakarsanız Lüleburgaz’a gelişim tamamen bir tesadüf. İlk defa 6 yıl önce geldim. Üniversite hastanesinde (Çapa) tedavi ettiğim Lüleburgaz’dan gelip giden bir hastamın “Hocam bizim Trakya tarafında ortodontist yok, niye o taraflara gelmiyorsunuz?” sözüyle başladı her şey diyebiliriz. O günden beri buradayım ve uzun yıllarda burada kalacağım kısmet olursa.

İlerde gerçekleştirmek istediğiniz bir hayaliniz var mı?

Aslında hayallerimi ileriye yönelik kurmaktan ziyade içinde bulunduğum zaman zarfında yaşamaya dikkat ediyorum. En büyük hayalim dünyada hiç bilinmeyen yerleri gezip, değişik kültürleri yakından görmek, aslan yavrularıyla oynamak, ıssız bir adada eşimle baş başa bir gün geçirmek, çölde bir gece kalmak gibi sadece belli yerlere mahsus, başka yerlerde yaşama şansı bulamayacağım aktivitelerde bulunmak ve tüm bunları fotoğraflamak. Tabi kendi üzerinize kurulu bir işletmenin başındayken bu hayallerin hepsini birden gerçekleştirmek tahmin edersiniz ki biraz zor oluyor ama yine de fırsat buldukça hayallerimi ertelemeden gerçekleştirmeye çalışıyorum diyebilirim.

Bu sayımızda Lifeburgaz dergisi olarak Dr. Serkal Arman’ın dünyasına konuk olduk. Bu içten söyleşi ve samimi duyguları için kendisine teşekkür ederiz. Serkal Bey’in tamamen bilgi içerikli olan www.serkalarman.com internet adresini de ziyaret etmenizi tavsiye ederiz fazla olacaktır. Biz de bu düşünceden yola çıkarak tamamen kendi zevklerimizi ve isteklerimizi ön planda tutarak Klinik Aqua’yı kurduk. Bizim keyif almadığımız bir ortamda, gelen insanları memnun etmeye çalışmak takdir edersiniz ki biraz hayalcilik olurdu. Halen İstanbul da ikamet edip sürekli İstanbul-Lüleburgaz arasında mekik dokuyan birisi olarak yol yorgunluğunu bana unutturan tek şey de zaten klinikteki bu huzurlu ve keyifli ortam.

Kliniğinizden girer girmez ilk olarak büyük akvaryum dikkatimizi çekti, bize bu hobinizden bahsedermisiniz?

Tuzlu su akvaryumları gerçekten göze oldukça hoş gelen ancak bir o kadar da ilgi ve uğraşı gerektiren bir hobi alanı diyebilirim. Tuzlu su akvaryumlarında, kayalar da dahil olmak üzere her şey canlı olduğu için tıpkı bir bebek büyütüyormuşçasına hassas olmanız gerekiyor. Akvaryumdaki mercanların hemen hepsi fotosentezle ve suyun içindeki planktonlarla beslendiği için gerek güneş ışığını gerekse dalgaların yarattığı akıntıyı taklit eden bir sistem yaratmanız gerekiyor. Biraz düşününce akıntısından güneş ışığına kadar adeta küçük bir cam bloğun içinde doğayı taklit etmeye çalışıyoruz denebilir. Tüm bu detaylar bir yana daha geçen hafta boş olan bir kayanın üzerinin bir hafta sonra bir mercanla kaplanmış olmasını görmek her şeye değiyor doğrusu. Hele benim gibi su altına aşık biriyseniz dalış yapmaya fırsat bulamadığınız zamanlarda kendi yarattığınız tropik denizinizde biraz olsun teselli bulma şansınız oluyor.

Mesleğiniz dışında yapmaktan hoşlandığınız şeyler nelerdir?

Fırsat buldukça daha önce görmediğim ülkelere seyahat edip, oralarda fotoğraf çekmeyi ve tüplü dalış yapmayı çok seviyorum. Kliniğimizin adından da anlaşılacağı üzere su altına aşık birisi için hal böyle olunca, hobileri birleştirmek kaçınılmaz oluyor . Mümkün oldukça su altını da fotoğraflamak ayrı bir keyif katıyor yaptığınız dalışa. Son zamanlarda dalış yapmaya pek

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

65


LÜLEBURGAZSPOR

YEŞİL KIRMIZI ŞAMPİYON LÜLEBURGAZSPOR

L

üleburgaz halkının heyecanla beklediği Spor Toto 3.lig 2010– 2011 sezonu start aldı. Geçtiğimiz sezon 3. lige veda eden Çerkezköyspor, Lüleburgazspor’u profesyonel ligde yalnız mı bırakacak derken Kırklarelispor’un göstermiş olduğu büyük başarı sonucu 3.lige çıkması ile birlikte bu sezon Kırklareli’nden iki takımın profesyonel ligde mücadele edecek olması ayrı bir gurur kaynağı oldu.

Şampiyonluğa oynayacak bir kadro Lüleburgazspor yeni sezon öncesi ilk olarak teknik direktör Ahmet Ertem ile devam kararı alarak, transferleri bu doğrultuda yapma kararı aldı. Sezon öncesi birçok oyuncu ile yollarını ayıran Lüleburgazspor, yeni sezona bambaşka bir kadro ile girerken Lüleburgazspor yönetimi bu yıl ligde üst sıraları zorlayacak bir kadro kurduklarını belirttiler.

7 hafta sonunda Lüleburgazspor Spor Toto 3. lig 1 grupta 3 galibiyet, 2 beraberlik ve 2 mağlubiyet ile topladığı 11 puan ile puan cetvelinde 7. sırada yer alıyor.

1.hafta Lüleburgazspor 1 – 0 Arsinspor

2010–2011 sezonunun ilk maçında Trabzon temsilcisi Arsinspor’u 8 Kasım Stadyumunda ağırlayan Lüleburgazspor rakibini genç yetenek Muhammed Kurt’un attığı golle 1–0 yenerek lige 3 puan ile başlamanın mutluluğunu yaşadı.

66 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

Hazırlayan: FIRAT ÇALIŞKAN

2.hafta Hatayspor 0 – 1 Lüleburgazspor

Ligin 2. haftasında Hatay deplasmanına konuk olan Lüleburgazspor, geçtiğimiz sezon deplasman fobisini yenmiş bir görüntü çizerek iyi bir oyun ortaya koydu. 87.dakika Samet’in penaltı golü ile rakibi 1-0 mağlup ederek ligin ilk iki maçını alarak puanını 6 çıkararak puan cetvelinde üst sıradaki yerini aldı.


3.hafta Lüleburgazspor 1 – 1 Ankara Demirspor

Ligin 3. haftasında sezon öncesi iyi bir kadro oluşturarak ve şampiyonluk parolası ile lige başlayan Ankara Demirspor’u ağırlayan Lüleburgazspor karşılaşma boyunca rakibinden üstün bir oyun ortaya koydu. Maçın daha 8.dakikasında öne geçen bu dakikadan sonrada bir çok gol pozisyonundan yararlanamayan yeşil-kırmızılı ekip ikinci yarının hemen başında kalesinde bir gol gördü ve durum 1-1 oldu. Golü yedikten sonra istediği oyunu bir türlü kuramayan Lüleburgazspor kendi sahasında 2 puanı bırakmanın üzüntüsünü yaşadı.

5.hafta Lüleburgazspor 1 – 0 Bingöl Belediyespor

Ligin 5.haftasında ligin vasat ekiplerinden biri olan Bingöl Belediyespor’u evinde ağırlayan Lüleburgazspor, ligin ilk dört haftasından ortaya koyduğu iyi oyunu Bingöl Belediyespor karşında bir türlü kuramadı. Orta alana sıkışan, zevksiz bir oyunun oynandığı oyunda Lüleburgazspor golü 90. dakikada Cabir ile bularak kötü oynadığı bir karşılaşmada 3 puanı almanın mutluluğunu yaşadı.

4.hafta Ünyespor 1 – 0 Lüleburgazspor Ligin 4. haftası iki namağlup takımın karşılaşmasına sahne oldu. Ligin flaş ekibi Ünyespor ile deplasmanda karşılaşan Lüleburgazspor rakibi karşısında iyi bir oyun ortaya koysa da 77.dakikada yediği gol ile sahadan 1–0 mağlup ayrılarak bu sezon ilk mağlubiyetini alarak evine döndü.

6.hafta Menemenspor 1 - 0 Lüleburgazspor

Ligin 6.haftasında İzmir temsilcisi Menemenspor ile deplasmanda karşı karşıya gelen Yeşil kırmızılılar ligde henüz galibiyet ile tanışmamış aldığı 4 berabelik ve 1 mağlubiyet ile alt sıralarda yer alan rakibi karşında girdiği pozisyonları değerlendiremedi. 35.dakikada Menemenspor bulduğu fırsatı değerlendirerek 1-0 öne geçti. Ligde az atıp az yiyen bir görüntü çizen iki takımın mücadelesinde, Menemenspor attığı golün üzerine yatarak 90 dakika sonunda Lüleburgazspor 1-0 mağlup ederek ligde ilk galibiyetini aldı.

MİNİ YORUM:

7.hafta Lüleburgazspor 2–2 Tekirova Belediyespor Ligin 7. haftasında Antalya temsilcisi Tekirova Belediyespor ile sahasında karşılaşan Lüleburgazspor şu ana kadar oynadığı en güzel oyunu sahaya yansıtsa da hücum oyuncularının kurbanı oldu. Rakibi karşısında 90 dakika boyunca üstün bir oyun ortaya koyan yeşil-kırmızılılar sayısız gol fırsatı yakalamasına karşın bunları değerlendiremeyerek 10 kişi kalan rakibi karşısında 90+4 ağlarında gördüğü gol ile sahadan 2-2 skorla ayrılarak sahasında 2 puan kayıp verdi.

Lüleburgazspor’un genç ve dinamik oyunculardan oluşan bir kadrosu var. Hızlı oynayarak rakip kaleye gitmek istiyorlar. Günümüzdeki futbol anlayışı ile bire bir örtüşen bir oyun ortaya koymak isteseler de oyuncuların genç ve tecrübesiz olmaları bazı şeyleri engelliyor. Lüleburgazspor eminim ilerleyen zamanlarda daha da iyi olacak. Şu an gözüken tek eksik gol yollarında çoğalamamamız ve son vuruşlardaki eksikliğimiz gibi görünüyor.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

67


SPOR BAYAN FUTBOL TAKIMI

Trakya’nın Altın Kızları

Zeki Erguvan Düvenciler’de

2010-2011 sezonunda Türkiye Bayanlar 1. Futbol Ligi’nde mücadele edecek olan Trakya Bölgesinin ve Lüleburgaz’ın ilk ve tek Bayan Futbol Takımı Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor teknik sorumlu krizini Teknik Direktör Zeki Erguvan ile anlaşarak çözdü… Erguvan, hedeflerinin en az iki bin seyirci önünde oynamak olduğunu belirterek, “Türkiye Bayanlar 1. Futbol Ligi’nde Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor’u en yükseğe taşıyabilmek için elimden geleni yapacağım” dedi. Sarı siyahlıların yeni teknik patronu Zeki Erguvan 2 yıl aradan sonra yeniden Lüleburgaz’da bir takımda çalışacağı için çok mutlu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Lüleburgazlıyım. Uzun yıllar Lüleburgazspor’da ve başka takımlarda futbol oynadım. Aktif futbol yaşantımı noktaladıktan sonra yine Lüleburgazspor’da ve başka kulüplerde teknik sorumlu olarak görev yaptım. Türkiye’de son yıllarda bayan futbolu sürekli gelişiyor ve teknik adam olarak elimden geldiğince yakından takip etmeye çalıştım. Bayan futboluyla ilgili düzenlenen seminerlere katıldım. Dört aydan bu yana Trakya Bölgesinin ve Lüleburgaz’ın ilk ve tek bayan futbol takımı olan Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor’da teknik sorumlu olarak anlaştığım yönünde sürekli gündem oluştu. Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor yönetim kurulu ile yaptığım ilk resmi görüşmenin ardından anlaşmaya vardık. Öncelikle doğup büyüdüğüm Lüleburgaz’da olmaktan çok mutluyum. Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor’un da büyük bir potansiyel olduğunu biliyorum. Geçtiğimiz sezon kendi evindeki maçları en az bin kişiye oynadılar. Bu yıl hedef iki bin seyircidir. Türkiye Bayanlar 1. Futbol Ligi’nde Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor’u en yükseğe taşıyabilmek için elimden geleni yapacağım.”

68 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

2010-2011 sezonunda Türkiye Bayanlar 1. Futbol Ligi’nde mücadele edecek olan Trakya Bölgesinin ve Lüleburgaz’ın ilk ve tek Bayan Futbol Takımı Lüleburgaz Düvenciler Lisesispor bu sene şampiyonluğu hedefliyor. Hedefine ulaşabilmesi için tüm Lüleburgazlılar’ın inanması, güvenmesi ve takımın arkasında olması gerektiğini belirten Kulüp Başkanı Ahmet Etem Oruç yaptığı açıklamada Lüleburgazlılar’a seslendi. “Çok değerli Lüleburgazlılar, Lüleburgaz’ın en güzel şekilde tanıtılmasına, reklam olmasına ve bu takımın Lüleburgaz’ın gururu olması, sizlerlerin desteği iel olacak. Bu ideale ulaşabilmesi için birlik ve beraberlik içerisinde herkesin desteklerini bekliyoruz. Sizlerden bir isteğimiz olacak; kulübümüzün atkılarının satın alınması. Bu atkılar bize her türlü alanda maddi manevi çok büyük destek olacaktır. Haydi Lüleburgazlılar hedefe kilitleniyoruz, sizlerle beraber Avrupa ve Türkiye’de, Altın kızların başarısı ile Lüleburgaz’ın adının duyulmasını da sağlayacağız.”


YEMEK KURBAN BAYRAMI MENÜSÜ

Bu bayram “neler yapsam” diye düşünmenize gerek kalmadı, biz sizler

için birbirinden güzel tariflerden oluşan bir menü hazırladık. Tarifler bizden hazırlaması sizden..

IZGARA SEBZE SALATASI Malzemeler Hazırlanışı

1 adet bostan patlıcanı 4–5 adet taze fasulye 1 adet havuç 1 adet kabak 1 adet kırmızıbiber 1 adet kuru soğan 2 yemek kaşığı zeytinyağı 1 tatlı kaşığı sirke 1 tatlı kaşığı limon Tuz Taze fesleğen ya da nane yaprağı

Tüm malzemeleri yıkayıp kurulayın. Patlıcan ve kabağı enine 2’şer cm, havucu ise boyuna 1’er cm olacak şekilde dilimleyin. Soğanın kabuklarını soyarak 4 de bölün. Tüm malzemeleri hafifçe yağladığınız grill ya da fırınınızın ızgara telinde közleyin. Tuz, zeytinyağı, limon ve sirkeyi küçük bir kapta karıştırın. Közlenen sebzelerinizi kâseye alın ve hazırladığınız sosu üzerinde gezdirin.Taze fesleğen yada nane yapraklarıyla süsleyerek servis yapın.

YEŞİL MERCİMEK ÇORBASI Malzemeler Hazırlanışı

1 su bardağı yeşil mercimek 6 su bardağı et suyu veya su Yarım su bardağı tel şehriye Soğan 1 çorba kaşığı tereyağı 2 çorba kaşığı sıvıyağ Bir tutam kekik 1 kaşık salça, tuz

ETLİ YAPRAK SARMASI Malzemeler

yarım kg orta yağlı kıyma 300 gr salamura asma yaprağı 2 çorba kaşığı pirinç 2 adet soğan 1 demet maydanoz 1 çorba kaşığı salça Tuz ve karabiber

70 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

Hazırlanışı

Yaprakların tuzunu almak için limonlu kaynar suda bırakın ve saplarını çıkarınız. Harcı için rendelenmiş soğanlar, 1 çorba kaşığı salça, ince doğranmış maydanoz, pirinç ve kıymayı karıştırınız. Tuz ve karabiber ekleyiniz. Yaprakları büyüklüklerine göre teker teker veya ortadan ikiye bölerek alınız. Kenarına harçtan koyup sarın ve rulo haline getiriniz.

Tüm yaprakları bu şekilde bitiriniz. Tencerenin dibine kullanmadığınız yaprakları yerleştirin ve dolmaları üst üste tencereye sıralayınız. Yeterince su ilave edin ve orta ateşte pişiriniz. NOT: İsteyenler dolma pişerken üstüne 1 çorba kaşığı yağ koyup,yarım limon suyu gezdirebilirler. Ayrıca harcı da isteğe göre değiştirmek mümkündür. Kuru veya taze nane, dereotu gibi yeşillik ve baharatlar ilave edilebilir.

Ayıklanıp bol suda bir gece öncesinden bekletilen mercimeğin suyu süzülür. Bir tencereye konup su ilave edilerek haşlanır. Suyu süzülür. Soğanlar doğranır ve tencereye soğan ile yağ konup kavrulur. Salça, tuz ve su ilave edilip kaynamaya bırakılır. Su kaynayınca haşlanmış mercimek katılıp kısık ateşte pişmeye bırakılır. Pişmeye yakın tel şehriye katılır. Pişince ateşten alınıp kekik ilave edilir. Sıcak olarak servis yapılır. Not: Yeşil mercimek çorbasına şehriye yerine erişte konulursa çok daha lezzetli olur.


KUZU KAPAMA

Malzemeler Hazırlanışı

900 gram kemikli kuzu eti 1 orta boy soğan 3 demet yeşil salata 1 tatlı kaşığı toz şeker 1 – 2 demet pazı 5 - 6 yeşil soğan 1 havuç 3,5 çorba kaşığı margarin 1 demet maydanoz ve dereotu 1 tatlı kaşığı un Bir buçuk bardak su Bir tutam tuz.

Yıkadıktan sonra küçük küçük doğradığınız yeşil soğan pazı ve yapraklara ayırdığınız, yeşil salatayı uzunlamasına doğradığınız havucu (Bütün bunlar temizlenmiş olarak) ve bütün halde kuru soğanı su şeker tuz ve yağ ile birlikte bir tencereye koyun. Yumurta iriliğinde, doğranmış eti de ilâve edin. Ve kapatın tencerenin kapağını. Etler yumuşayıncaya kadar (1-1,5 saat) hafif ateşte pişirin. Bu arada unu, bir kahve fincanı suyla karıştırıp, tencereye ilâve edin. Tekrar bir taşım daha kaynatıp indirin ve sıcak sıcak servis yapın.

TEREYAĞLI PİRİNÇ PİLAVI Malzemeler Hazırlanışı

1 yemek kasigi tereyagi 1 tatli kasigi toz tavuk bulyon 1 tatli kasigi tuz 1 su bardagi pirinc 1 su bardagi kaynamis su

Teflon tavamizda, tereyağını eritelim. Hafif esmerleşince, daha önce sıcak su ile güzelce yıkayıp, suyunu süzdüğümüz pirinci ekleyelim. Pirinçler şeffaflaşana kadar, orta harlı ateşte kavuralım. Kaynamış suyu, tuz ve tavuk bulyonu karışıma ekleyip, çok iyi dağıldığına emin olana kadar karıştıralım. Sonra da, tenceremizin kapağını kapatıp, kısık ateşte pişmesini bekleyelim. Pilavımızda göz göz delikler olunca, artık ocağımızın altını kapatabiliriz. Tencerenin kapağını açıp, bir kere karıştıralım. (Şayet taneler hala sert ise, bir miktar daha su ekleyebilirsiniz.) 15 dakika kadar da demlendikten sonra, tane tane olan pilavımızı gönül rahatlığıyla servise hazırlayabiliriz.

MUHALLEBİLİ KADAYIF TATLISI Malzemeler

250gr. kadayıf 100gr. tereyağı 1çay bardağı toz şeker Muhallebisi için: 1 kg. süt 2 yemek kaşığı un 2 yemek kaşığı nişasta 1 su bardağı şeker 1 paket vanilya 1 çay bardağı süt 1 paket kremşanti

Hazırlanışı

Teflon tencerede kadayıfları sararıncaya kadar kavur, içerisinde tereyağını erit ve şekeri ekleyip kavurmaya devam et. sonrasında soğumaya bırak. Muhallebisini yapmak için; bütün mlzemeleri bir tencerede karıştıra karıştıra kaynat, göz göz olunca altını kapat ve vanilyayı ekle. biraz soğuduktan sonra, krem şanti ile 1 çay bardağı sütü çırp ve muhallebinin içerisine katıp iyice çırp. Dikdörtgen bir kaba önce kadayıfların yarısını yay,üzerine muhallebiyi güzelce yay ve düzelt, üzerine geri kalan kadayıfı da yay. Üzerini iri parçalar halindeki fındık yada ceviz parçalarıyla süsleyin. EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

71


AKTÜEL ÇOK SATANLAR

KİTAP 1

1 Haliç’te Yaşayan Simonlar Hanefi Avcı

2

Tarkan Adımı kalbine yaz

Alaycı Kuş Suzanna Collins

4

1

2

3

Soner Sarıkabadayı Sadem

3

4

72 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

Kıyamet Melekleri (Legion)

4 Ozan Doğulu 130bpm

5 İstanbul Hatırası Ahmet Ümit

Pers Prensi Zamanın Kumları

Sertap Erener Rengarenk

İsrail’in Şifresi Hakan Yılmaz Çebi

5

Eyvah Eyvah Özel Versiyon

2

3 Aşkın Gözyaşları Tebrizli Şems Sinan Yağmur

DVD

MÜZİK

Çok Film Hareketler Bunlar

5 Serdar Ortaç Kara Kedi

Ödül Peşinde (Bounty Hunter)


SİNEMA EKİM - KASIM SİNEMA PROGRAMI

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

73


KİTAP TANITIMI Kitabın yol haritası…

“Yaşadığımız bu topraklara borcumuz var.” diyor Ali Arslan Öğretmen. 6000 yıllık bir geçmişe sahip olan Lüleburgaz’la ilgili kapsamlı ve ciddi bir çalışmanın olmaması beni hep rahatsız etmiştir. Aldığım eğitim, mesleğim ve merakım da işin içine girince bu dayanılmaz huzursuzluğu aşmak, bir şeyler yapmak zorunda hissettim kendimi diyerek devam ediyor. Bu düşünceden hareketle; Lüleburgaz’ın geçmişinden yola çıkarak geleceğine ışık tutmak, bilinmeyenleri ortaya çıkarmak, bundan sonra yapılacağını umduğum araştırmalara kaynak olmak amacı ile yaklaşık on yıl önce çalışmaya başladım. Öncelikle Lüleburgaz’ın Trak, Roma ve Bizans dönemlerine ait bilgi ve belgeleri arkeologların çalışmalarından yararlanarak topladım. T.C Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde bulunan, Osmanlı ve -sınırlı bir dönemi de içerse- Cumhuriyet Dönemi Salnameleri’ni (resmi yıllıklar) inceleyerek Lüleburgaz’la ilgili bilgi ve belge topladım. Bu çalışmanın ardından Cumhuriyet dönemi ve yakın tarih bilgileri için en önemli kaynak olan Lüleburgaz yerel basınını inceledim. Lüleburgaz’da çıkan Özdilek (1935-1978), Trakyanın Sesi (1951-1960 kısa aralıklarla yayınlanmış), Lüleburgaz Postası (1955-1965), Hürfikir (1962-2009), Gündöndü (1992-1995), Görünüm (1995-2009) gazetelerinin neredeyse tamamını fotograflayarak bilgisayar ortamında inceledim. Osmanlı tarihçisi Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın eserlerinden yararlandım. Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Mili Mücadele ve Kurtuluş Savaşı, Göçler konularında pek çok yazılı kaynak taraması yaptım. 5-6 yıl süren belge toplama ve kaynak tarama çalışmalarından sonra “canlı tanıklıklar”dan da yararlanarak kitabın yazılması aşamasına geçtim. “kasabadan kente bir cumhuriyet yürüyüşü / Lüleburgaz / Eğitim ve Kültür Tarihi / Kitap I ve “kasabadan kente bir cumhuriyet yürüyüşü / Lüleburgaz / Ekonomi ve Siyasi Tarihi / Kitap II başlıklı bu iki ciltlik çalışma böyle hazırlandığını söyleyerek devam ediyor; Yayınlanmış hiçbir kitabı biçim olarak model almadım. Bu yerel ve özgün çalışma, zaman içinde yine kendi özgün biçimini yarattı. Bu nedenle, Türkiye’de yapılacak benzer birçok çalışma için bu kitabın “örnek/model” olacağını da düşünüyorum. Gösterilen bütün titizliğe rağmen, unutulan, atlanan, eksik kalan bir şeyler olmaması mümkün değil. Bu kitapların yazarı; her tür eleştiri ve öneriye açıktır. Okuyucular, Lüleburgazlılar; eleştirebilecekleri, öneride bulunabilecekleri iki kitapla -ne mutlu ki- artık karşı karşıyalar. Bu çalışmanın, daha büyük ve derin araştırmalar için yol açıcı olacağına inanıyoruz. Peki, ben borcumu ödedim mi? Elbette ki hayır. Bizi besleyen, büyüten, yetiştiren bu topraklara hep borçlu kalmaktan daha güzel ne var ? Bu kitabın hazırlanması sırasında bana en büyük desteği veren başta eşim Sevgi Arslan, çocuklarım Emre, Gülru ve Emrah’a Yardımlarını hiç esirgemeyen Pof. Dr. Yahya AKYÜZ, Pof. Dr. Sina AKŞİN, Pof. Dr. Hüseyin Salman hocalarıma Kitabın danışmanlığından editörlüğüne kadar her aşamada ve hep yanımda olan İbrahim Metin Baltacı’ya Günlerce benim kahrımı çekerek yüzlerce soruma cevap veren Eşref Güleryüz ağabeyime ve verdiği bilgilerden dolayı siyasi tarihin canlı tanığı Mehmet Dedeoğlu’na, yine kültür ve siyasi tarihin canlı tanığı Budak Çal Ağabeyime, saatler süren mizanpaj çalışmasındaki sabrı ve emeklerinden dolayı ve burada adları tek tek sayılamayacak kadar çok olan, onlarca Lüleburgazlı dosta.. Teşekkür ederim diyerek sözlerini sonlandırıyor.

ALİ ARSLAN (Öz Geçmiş)

74 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

1954 yılında Lüleburgaz’da doğdu. İlkokulu “Atatürk İlkokulu”nda, ortaokul’u “Lüleburgaz Lisesi”nde (o zamanlar ortaokul Lüleburgaz Lisesi bünyesindeydi) okudu. 1971-1972 öğretim yılında “Kepirtepe Öğretmen Okulu”ndan mezun oldu. Yüksek öğrenimini “İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü”nde tamamladıktan sonra “Sosyal Bilgiler ve Tarih Öğretmeni” olarak çalıştı. 1972-1978 arasında “İstanbul Bakırköy Halkevi”nde, 1982-1985 arasında “Lüleburgaz Halk Eğitim Merkezi Derneği”nde; tiyatro, halk dansları ve müzik etkinliklerinde görev aldı. “Lüleburgaz Atatürkçü Düşünce Derneği”, “Lüleburgaz Yüksekokul Fakülte ve Üniversite Açma ve Yaşatma Derneği” ve “Kepirtepeliler Eğitim Vakfı”nın kurulmasında-yönetiminde görev aldı. Eğitimde “ölçme değerlendirme ve rehberlik” alanında önemli çalışmaları olan Arslan, 1995 yılında “Kırklareli İl Milli Eğitim Şurası” çalışmalarında da yer almıştır. “Lüleburgazlı Cahit” (Cahit Irgat ) adlı bir çalışması ve “Tarih ve Toplum Dergisi”nde “Milli Mücadele Döneminde Lüleburgazlı Yurtseverler” başlıklı yayınlanmış bir makalesi olan Ali Arslan, Lüleburgaz Belediyesi’nin gerçekleştirdiği “Lüleburgaz Kongresi”, “Türk Milli Eğitim Sistemi ve Emrullah Efendi”, “Balkan Savaşları ve Lüleburgaz Muharebeleri”, “Göçler ve Lüleburgaz” sempozyumlarının fikir babası ve sempozyum kitaplarının hazırlayıcısıdır. Cumhuriyet Gazetesi’nde “Üniversite Sınavları ve ÖSYM” başlıklı araştırmaları da yayımlanan Arslan’ın en önemli çalışması olan ve 10 yıldır binlerce belgeyi tarayarak yazdığı “Kasabadan Kente Bir Cumhuriyet Yürüyüşü”-Eğitim ve Kültür Tarihi adlı I. Kitabı V Haziran da yayınlanmış ayni çalışmanın II.kitabı olan Ekonomi ve Siyasi tarihi ise yayına hazırlanmaktadır. Arslan’ın zaman zaman yerel basınımızda eğitim ve tarihle ilgili makaleler yazmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Ali Arslan, özel bir eğitim kurumunda yöneticilik ve tarih öğretmenliği yapmaktadır.


ASTROLOJİ NURAY SAYARI İLE BURÇ YORUMLARI

NURAY SAYARI İLE

ASTROLOJİ KOÇ BURCU: Bu ay çevrenizde soğuk ve mesafeli kişiler olabilir. Astlarınızdan veya çalışanlarınızdan bazı kişiler ayrılabilir ya da yapılacak işler konusundan size yardımdan kaçınabilirler. Astlarınız veya çalışanlarınız, sağlıklarında veya yaşam koşullarındaki olumsuzluklar yüzünden, iş ortamında istikrarlı performans sergilemeyebilir-ler. Bazı zamanlarda işleri tek başınıza çözmeniz gerekebilir. Jüpiter’in de desteğiyle, yanlış çalışmanız size daha avantajlı sonuçlar getirebilir. Böyle yapmanız, yaratıcılığınızı harekete geçirebilir. Daha yaratıcı olabilmek için, biraz kalabalıktan uzaklaşıp, kendi düşüncelerinizle baş başa kalmak isteyebilirsiniz. Bu dönemde, hayatınızdaki diğer kişilerin davranışlarının sebeplerini veya nasıl davranacaklarını önceden sezebilme yeteneğinizin geliştiğini hissedeceksiniz. Aşk hayatınızda flörtler açısından şansınızın yerinde olacağı bu dönemde ‘kendinize’’ de biraz zaman ayırmalısınız.

76 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

BOĞA BURCU: Bu ay ortaklaşa kazanımlar, paylaşımlar alanınız daha da hareketleniyor. Bu kez daha uzlaşmacı ve akıllıca davranmanız şartıyla, Ekim ayındaki zorlanmaları aşabileceksiniz. Finansal konuları konuşmak, planlamak adına uygun zamanlardasınız. Başkalarıyla iş konusunda finansal ortaklıklar yapma konusu gündeme gelebilir. Projelerinize destek alabileceğiniz bir döneme giriş yapıyorsunuz. Yaptığınız işlerde artan sezgisel gücünüzü bir avantaj olarak kullanabilirisiniz. Ayın ikinci yarısından itibaren gerek ikili ilişkilerde, gerek iş ilişkilerinizde, gerekse sosyal ilişkilerde terslikler normale dönmeye başlıyor olacak. Aşk hayatınızda ikili ilişkinizde iyimserlik hakim olacak daha huzurlu bir döneme girmektesiniz.

İKİZLER BURCU: Bu ay sezgileriniz ve telepatik yetenekleriniz güçlenmeye başlayacak. Bu dönemde gördüğünüz rüyalara daha fazla önem verin. Sonradan faydası daha fazla belirginleşecek yeni arkadaşlıklar kurabilirsiniz. Başkalarına yardım veya danışma amaçlı çalışmalar içinde bulunabilirsiniz. Toplumsal olaylara, hayır işleriyle de ilgilenmeniz mümkün. Başkalarına yaptığınız yardımlar, sonuçta size pozitif olarak dönecektir. İş hayatınızda önemli iş bağlantıları gerçekleştirebilirsiniz. İşinde sizin kadar başarılı kişilerle güç birliği yapabilirsiniz. Çevrenizde size yardımcı olabilecek kişileri daha fazla bulabileceksiniz. Aşk hayatınızda bir iki günlük süreçte, ikili ilişkinizde gerginliklerden uzak durmaya bakın. Yakında bu alanda olumlu etkiler artacak. Aceleci tepkiler, agrasif konuşmalar size gereksiz yere kayıp getirmesin.


YENGEÇ BURCU: Ayın başlarından itibaren, günlük aktivite ve rutin işlerinizde yoğunluk devam ediyor olacak. Bu dönemde, iş koşullarınızdaki sorunları çözmeye yönelik konuşmalar, planlar yapabilir, yaptığınız işle ilgili pratik çözümler üretebilirsiniz. İşe yaklaşımınızda farklılıklar gelişebilir, günlük hayatınıza bambaşka yenilikler katabilirsiniz. 18 Kasım’dan itibaren Venüs hem de jüpiter direkt hareketine dönüyor. Zorlukları daha rahat aşabileceğiniz bir döneme giriş yapıyorsunuz. Bu dönemde iş ve gelecek hedeflerinizle ilgili konularda yeni fırsatlarla karşılaşabilirsiniz. İşinizde ne kadar yeniliğe açık olursanız, ne kadar iyimser ve geniş çaplı düşünürseniz, o kadar kolay ilerleyeceksiniz. Bu olumlu süreçte, ailenizden ve sevdiklerinizden de destek alıyor olacaksınız. Aşktan yana şansınız yerine dönüyor. Yeni bir ilişki için ilk adımı atmak iyi fikir olabilir. Evli iseniz, aranızdaki aranızda ki iletişimde bir canlanma ortaya çıkıyor.

TERAZİ BURCU: Bu ay günlük işlerinizde sorunlarınızı daha kolay aşmaya başlayacaksınız. İş yerinizde çalışanlarınız veya çalışma arkadaşlarınızdan yardım ve destek alacaksınız. İş hayatınızda yeni fırsatlarla karşılaşabilirsiniz. Amaç duyduğunuz ve sorumluluğun altından kalkabileceğiniz oranda başarınızda artacak. Kişisel başarınızda ön plana çıkacak. Kendinizi başkalarına ifade etme, başkalarıyla sosyalleşme arzunuzda artacak. İlişkilere her zamankinden daha fazla önem vereceksiniz. Başkalarına ayak uydurmanız, birlikte hareket etmeniz kolaylaşıyor. İyi ilişkiler sayesinde, koşulları olumlu yönlendirme şansınız var. Parasal konularda olumlu etkiler devreye giriyor. Etrafınızda gelişen fırsatlar daha fazla kazanım fırsatları doğurabilir. Aşkta romantizm ön planda olacak. Partneriniz ile duygusal bağlarınız güçlenecek.

OĞLAK BURCU: Bu ay iletişimsel alanda hareketlilik devreye girmeye başlıyor. Yakın çevrenizden destek almaya başlayacaksınız. İletişimle ilgili tüm sanat ve teknikleri öğrenmeye açık olacağınız bu süreçte, yazma ve konuşma yeteneklerinizi geliştirebilirsiniz. Aynı günlerde, kariyeriniz, işiniz, hedefleriniz ve geleceğinizi ilgilendiren konularda da destek verici etkiler devreye giriyor. İşinizle ilgili kişilerle iyi geçinmeniz sayesinde işleriniz kolaylaşacaktır. Yönetici pozisyonundaki kişilerden iyilik ve fayda görebilirsiniz. Üstlerinizle olumlu ilişkiler sağlayabilme açısından da avantajlıdır. İşlerinizi iyi ilişkiler içerisinde ve pürüzsüzce görüşebileceksiniz. Arkadaş grubunuzdan veya üye olduğunuz bir organizasyondan, sizin hayatınızda daha sonraki zamanlarda, önem kazanacak birileriyle karşılaşmanız ihtimali var. Bu olumlu süreçte, geleceğe dönük idealler ve ümitler artıyor. Çoktandır arzu ettiğiniz şeylerin gerçekleşmeye başladığına şahit olabilirsiniz. Aşkta gizli düşmanlıklara, kontrol dışında gelişen flörtlere karşı uyanık olmak gerekiyor.

ASLAN BURCU: Bu ay ayın başlarından itibaren rahatlatıcı etkiler devreye giriyor. Rutin dışı aktivitelere, hobilere daha fazla vakit ayırabileceksiniz. 18 kasımdan itibaren parasal alandaki zorlanmaları atlatmaya, çok daha iyi bir sürece doğru ilerlemeye başlıyorsunuz. İletişimsel aksamalar devre dışı kalmaya başlıyor. Yakınlarınızla ilişkilerinizde beklediğiniz destekler devreye girecek. Eğitim, seyahatler gibi alanlarda da olumlu etkiler artıyor. Konuşmalar, anlaşmalar yapmak, belge imzalamak için çok olumlu bir süreçtesiniz. Flörtler açısından şansınız yerinde. Fakat aşk ve gönül işlerinde partnerinize karşı çok dürüst olmaya ve davranmaya özen göstermeli ve onun güvenini kaybedecek tavırlar sergilememelisiniz.

AKREP BURCU: Bu ay sezgileriniz güçlenmeye başlıyor. Aile içinde ortaya çıkabilecek durumları önceden tahmin yeteneğiniz dikkat çekecek. Genel anlamda ailenizden fedakarlık göreceğiniz ve destek alacağınız bir süreçtesiniz. Parasal konular yüzünden tartışma, kırgınlık yaşama potansiyeliniz yüksek. Parasal alanda akıllıca davranmanız, sorunları aşabilmenizde yardımcı olacak. Farklı fikirleriniz sayesinde, yeni kazanç fırsatları elde edebilirsiniz. İş girişimleri ve ticari konularda teklifler gündeme gelebilir. Sahip olduklarınızı ya da değer verdiğiniz şeyleri bilinçli bir şekilde kullanabileceğiniz bir süreçtesiniz. Kazanma arzunuzun altında yatan motivasyonları bilinçli bir şekilde tespit etmenizin zamanı geldi. Kazanç arttıkça kendinize güvende artacak. Aşk hayatınızla ilgili konularda çok olumlu etkiler almaya başlıyorsunuz. İlişkilerde tutku ve heyecan arayışınız artıyor. Bu dönemde yaşayacağınız ilişkiler size hayat deneyimleri kazandıracaktır. Sizden farklı kültürden veya daha fazla hayat deneyimine sahip kişilerle aşk yaşayabilirsiniz. Olumlu transit mevcut beraberliklerde canlanmalar getirebilir. Karşınızdaki kişiye karşı, tıpkı ilk zamanlarda olduğu gibi heyecan hissetmeye başlayabilirsiniz.

KOVA BURCU: Bu ay sosyal çevrenizde iletişim artıyor. Sosyal alanda önemli hareketleriniz olacak. Konuşmalarınız ve cesaretinizle başkalarını harekete geçirici rol oynayarak dikkat çekeceksiniz. Ama sivri konuşmalar yapmaktan kaçınmalısınız. Ayrıca sosyal çevrenizdeki güçlü kişilerden destek almaya başlayacaksınız. Grup içerisinde liderlik yeteneklerinizi sergileyebilir, başkalarını organize edebilirsiniz. İş girişimleri ve ticari konularda yeni tekliflerle karşılaşabilirsiniz. Maddi konular ve yatırımlarla ilgili konularda deneyimli ve uzman kişilere danışmak için uygun bir dönemdesiniz. Artistik yaratıcılığınızı gözler önüne serebilirsiniz. Mesleğiniz veya uğraşınız çerçevesinde, dünyaya mutluluk ve güzellik getirmek isteğiniz de artıyor. Aşk hayatınızda kadersel denilebilecek olaylarla karşılaşabilirsiniz.

BAŞAK BURCU: Bu ay iletişim ve haberleşme ön plana çıkıyor. Çevrenizde hareketlilik çok yoğun olacak. 8 Kasım civarındaki günlerde parasal konularda gerilemeler, zorlanmalar, yanlışlık veya terslikler olabilir. Parasal alış verişlerinizde birkaç gün için dikkatli olun! Ev ve aile hayatınızı, yerleşimle ilgili konuları yakın plana almaya başlayacaksınız. Geçmişi, eskiyi bir kenara bırakıp, artık geleceğe yüzünüzü dönmenizin zamanı geldi. Geleceğe yönelik planlarınızı gözden geçirip, bundan sonrası için dikkatli ve akıllıca adımlar atmanız gereken günlerdesiniz. Aşkta ikili ilişkilerle ilgili konularda çok olumlu etkiler devreye giriyor. Evlilik, ortaklık gibi resmi imza gerektiren birliktelikler için ideal bir sürece giriş yapıyorsunuz. Karşınızda maddi imkanları geniş olan bir partner yada eş bulabilirsiniz. Bu dönemde yabancı eş veya yabancı kişilerle girişilen ortaklaşa işler söz konusu olabilir.

YAY BURCU: Bu ay hemen her konuda sezgileriniz güçlenmeye başlıyor. Sezgilerinizi iyi kullanmanız olumlu sonuçlar getirecek. Ailevi konular, yuva ve yerleşim konularında hızlı gelişmeler kaydedebileceğiniz olumlu bir sürece giriş yapıyorsunuz. İleri dönük hedeflerinizde ailenizden destek alacaksınız. Grup aktiviteleri ve arkadaşlarla birlikte olmak için uygun bir sürece giriyorsunuz. Dışa açılmalı sosyal ilişkilerden daha fazla istifade etmelisiniz. Organizasyonlara, partilere katılabilir, pek çok yeni insanla bir araya gelebilirsiniz. Arkadaşlarınıza verdiğiniz önem daha da artacak. Zihinsel eforunuz giderek artmaya başlayacak. Dinamik konuşma tarzınızda başkalarınız harekete geçirici rol oynayacak. Cesaretli kararlar alabileceğiniz günlerdesiniz. Ama aceleci olmamanızda fayda var. Aşk ilişkilerinizde de olumlu gelişmeler var.

BALIK BURCU: Bu ay kişisel alanda çok şanslı bir döneme giriş yapıyorsunuz. İşinizle ilgili seyahatler yapabilirsiniz. Gerçekleştirmek, pratiğe dökmek istediğiniz konularda iletişim trafiği hızla artacak. Geleceğe dönük planları formüle etmenin, uzun vade hedeflerinizi gözden geçirebilirsiniz. Yeni girişimlerde bulunmak için güçlü dürtüler hissetmeye başlayacaksınız ve motivasyonunuz yüksek olacak. Yaptığınız işlerden kişisel tatmin duyacak, girişimlerinizin sonuçları konusunda daha iyimser olacaksınız. Yeni maceralara atılma arzunuz tetiklenecek. Bu konuda abartılara kaçmamaya dikkat etmelisiniz. Ayrıca bu dönemde neleri başarabileceğinizi iyi saptamanız gerekiyor. Çok yöne birden dağılmak, enerjinizi fazla bölmenize sebep olabilir ve başarı elde etmek yerine gerginlik hissi ortaya çıkabilir. Aşkta eşiniz ve partneriniz üzerinde aşırı baskı ve sorumluluk olabilir. Ona her zamankinden destek olmanız gerekecek.

EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

77


ŞEHİR REHBERİ SATILIK TARLA

SATILIK DAİRE

SATILIK DAİRE

SATILIK DÜKKAN

Ayvalı yolu üzerinde 9050 m2 yola 140 m cepheli satılık tarla fiyat:100.000TL

Yıldız mah. 2007 yapımı 155 m2 doğalgazlı, asansörlü 2. kat 3+1 ön cepheli hiç masrafsız satılık daire Fiyat:105.000 TL

Ziraat bankası arkası 140 m2 kaloriferli, asansörlü 5. kat, 3+1 ön cepheli masrafsız satılık daire Fiyat: 75.000 TL

İtfaiye yolu üzeri 15 +175=190m2 satılık dükkan Fiyat:55.000TL

SATILIK DÜKKAN

SATILIK DÜKKAN

KİRALIK DÜKKAN

SATILIK DÜKKAN

SATILIK ARSA

Ersin düğün salonu yanı 118 m2 satılık dükkan Fiyat:125.000TL

Eski Edirne cad. Telekom karşısı yola cepheli 200 m2 satılık dükkan Fiyat:425.000TL

Levent siteleri karşısı yola cepheli 200 m2 kiralık dükkan Kira:1250TL

Fatih cad. 100 mkare satılık dükkan fiyat:400.000TL

Devlet hastanesi Toki yolu üzerinde satılık muhtelif arsalar m2 fiyatı:225TL

SATILIK VİLLA

SATILIK DAİRE

SATILIK OFİS

SATILIK

RÜYA KENT satılık villa Isıtma Sistemi Kalorifer Oda Sayısı 5+2 M.Kare 350 Fiyat: 280,000TL

YILDIZ MAH. Satılık Daire Doğalgaz / Kombi Zemin Laminant Parke - Oda Sayısı 3+1 140m2 Fiyat: 110,000TL

Lüleburgaz Satılık Ofis / İşyeri / Dükkan Isıtma Sistemi Zemin Beton Stüdyo Tipi 80 m2 Fiyatı: 70,000 TL

ALINTERİ YAPI KOOP. Satılık - Kooperatif Merkezi Kömür Oda Sayısı 4+1 200m2 Fiyat: 170,000TL

SATILIK DUBLEX

KİRALIK DAİRE

SATILIK DAİRE

SATILIK DAİRE

SATILIK DAİRE

SEKİZ KASIM MAH. Satılık Dublex - Doğalgaz Kombi - Laminant Parke Oda Sayısı 4+1 170m2 Fiyat: 120,000TL

İNÖNÜ MAH. Satılık Daire - Doğalgaz / Kombi Laminant Parke - Oda Sayısı 3+1 140m2 Fiyat: 95,000TL

HÜRRİYET MAH. Satılık Daire - Kalorifer Laminant Parke Oda Sayısı 3+1 120m2 Fiyat: 100,000TL

İLETİŞİM EMLAK ESKİ EDİRNE CAD. APTİ İŞHANI NO:10 Lüleburgaz-Kırklareli

0288 412 19 18 0533 488 41 80 0535 922 92 81

AYÇE EMLAK Mrk: Özerler Mh. Şevket Ödül Cad. 14/J Şube : Hürriyet Mah. Murat Hüdavendigar Cad. No:62 - LÜLEBURGAZ

0288 417 97 00 0288 415 26 26

80 LifeBurgaz EKİM - KASIM 2010

YILDIZ MAH. Satılık Daire - Doğalgaz / Kombi Laminant Parke Oda Sayısı 3+1 140m2 Fiyat: 110,000TL

YILDIZ MAH. Satılık Daire - Kalorifer Laminant Parke Oda Sayısı 3+1 150m2 Fiyat: 70,000TL


ŞEHİR REHBERİ

YENİ SANAYİ SİTESİ YANI LÜLEBURGAZ 0288 412 33 33 0288 412 33 34 www.uzunlar.com.tr

www.koncalar.com.tr

Adres: Lüleburgaz, Çorlu yolu girişi (Uzunlar - Michelin yanı) 0532 670 46 72 www.selalepeyzaj.com

OPTİK TATARKÖY YOLU ÜZERİ 4. KM LÜLEBURGAZ 0532 313 32 02 0288 464 41 79 0542 338 00 61 www.roidiharasi.com

Okullar Sokak No:151 Derman Hastanesi Çaprazı - Lüleburgaz 0288 412 49 10 www.rendimarili.com

Kocasinan Mah. Okullar Cad. No:19/E (Derman Hastanesi Karşısı) 0288 413 27 53

Bu sayfalarda yer almak istiyorsanız İnönü Mah. İstanbul Caddesi Altan Oral Apt. alt kat Lüleburgaz 0288 417 00 90

Okullar Sokak Balta Apt. No:17/C Lüleburgaz 0288 412 19 75

412 0 222 EKİM - KASIM 2010 LifeBurgaz

81


LifeBurgaz Ekim Kasım ( ws )  

LifeBurgaz dergisinin Ekim Kasım ayları 2. sayısı