Issuu on Google+

Geçmişten

Kangaroo

Geleceğe

e-dergi

Özel Özel Ek Ek

Araştırma ve Röportaj- Ayşe Mine Postacı


O, ilhamını kendi topraklarından, Anadolu’nun kültüründen ve değerlerinden alan bir tasarımcı.. Bazen sarayın hareminde oya işleyen , bazen köyün çeşmesinde su testisini bekleyen Hatice’lerden, Ayşe’lerden, Zeyno’lardan… O, Cumhuriyetin aydınlık yüzünü tüm dünyaya tanıtmak için gecesini gündüzüne katarak çalışarak bir dünya markası yaratmayı başarmış bir Cumhuriyet kadını.. Onun yaşı yok. O yarattığı her yeni tasarımla yenilenen bir ruha ve yenilenen bir ruhunun tekrar yaratma arzusunun peşinden koşan yüksek bir “dinamizmin” adı… O bir terzi değil…O bir “designer” .. Ama bir terzi olsaydı da muhakkak ki iğne ve iplik onun ellerinde farklı bir yaratıcılığa sahip olurdu..

Onun adı “Madamme Z” yani Zühal Yorgancıoğlu Hayata İzmir'in şirin bir banliyösü olan

Bayraklı'da 1926 yılında gözlerini açar Zühal Yorgancıoğlu. Dört kardeştirler; Celal, Cemal, Nihal, Zuhal. Babası devlet memurudur.Zuhal henüz 4 yaşındayken Anadolu'ya göç ederler. Çocukluk yıllarının önemli bir bölümü Anadolu'da geçer; çeşitli ilçelerde 8 yıl dolaştıktan sonra İzmir'e dönerler. İzmir Cumhuriyet Kız Enstitüsünü bitirdikten sonra Ankara Yüksek Kız Teknik Okulu Moda Resim Bölümünde sanat ve tasarım eğitimi görerek üstün başarı ile mezun olur. 1946 yılında sanatçı ve siyasetçi olan eşi Mehmet Yorgancıoğlu ile hayatını birleştirir ve 3 çocukları olur.

Faruk ile Haluk Yorgancıoğlu mimar,Müberra Yorgancıoğlu ise iç mimar ve annesinin en büyük yardımcısıdır. İzmir'de 3 yıl Moda-Resim Öğretmenliği yaptıktan sonra mesleğini geliştirmek için 1961 yılında Amerika'ya gider. Gündüzleri Baltimore News- Post gazetesinin Moda Desinatörlüğünü yaparken, geceleri de Maryland Akademi of Fine Art'a devam eder, Amerika'da geçirdiği dönemde dünya modasında tek bir Türk ismi görememekten dolayı duyduğu rahatsızlıkla, Türkiye'ye dönüp Türk çizgilerini dünyaya tanıtmak için çalışmaya karar verir.

Kangaroo

e-dergi

1963 yılında Türkiye'ye dönerek 1965 yılında İzmir'de yaptığı ilk defile ile Ankara'nın dikkatini çeker. Zamanın Turizm Bakanı Nihat Kürşat tarafından tanıtma davamızda Moda Elçisi olarak görevlendirilir. Daha sonra Paris-Fransa, Londra-İngiltere, TrogirYugoslavya, Capri-İtalya, Chicago-Amerika, BrükselBelçika, Roma-İtalya, Sofya-Bulgaristan, Abu Dhabi, Dubai Birleşik Arap Emirlikleri, Kahire-Mısır, Kopenhag-Danimarka, Moskova-Rusya, MunihAlmanya, Lozan-İsviçre, Johannesburg-Güney Afrika,T el Aviv-İsrail, Mexico City-Meksika, OsakaJaponya, Atina-Yunanistan, Jakarta_BaliEndonezya, Doha-Katar, Beyrut-Lübnan, MuscatUmman gibi yurt içi ve yurt dışında yüzlerce defileye imza atar.

Ünlü tasarımcı şu sıralarda İzmir‟in Urla İlçesi

Güvendik köyünde tasarımını ve dekorasyonunu kendisinin yaptığı Aga Khan Mimarlık Ödülüne aday gösterilmiş taş evinde verdiği davetlerde mini defileler yapmaktadır.

Bir “nefeslik” ve


Ayşe Mine Postacı mine@kangaroodergi.com

Öğrenci Zuhal öğretmeni Saniye Tuncalp'le Sevgili Zuhal Yorgancıoğlu moda dünyasında çalışmanın bir Türk kadını olarak zorlukları nelerdir? Zuhal Yorgancıoğlu - Bir tek zorluğu var, herkes modacıyım diye ortaya çıkıyor. Modacılık kabiliyet, eğitim, ihtisas ve çok çalışmak gerektirir. Bugün işporta da el arabası ile tişört satan birisi para kazandığı vakit dükkan açıp modacı olarak karşımıza çıkıyor, bunun önüne geçilmesi lazım.

Kangaroo

e-dergi-

Çocukken bir gün modacı olacağım, kıyafetler çizeceğim gibi bir hayaliniz var mıydı? Zuhal Yorgancıoğlu - Vardı. Çocukluğumda 18 bebeğim vardı; pamuktan yapılmış bezden bebekler. Satı, Dudu, Bacı, Fato gibi isimler koymuştum. Sanki onlar benim o günkü mankenlerimdi. Tıpkı bugünkü mankenlerim Mine, Sevim, Çağla, Asuman gibi… Babam küçük bir devlet memuruydu ama çok entelektüel bir kişiliğe sahipti. Evde mütevazı bir kütüphanesi, beş tanede kataloğu vardı. Tarih, siyaset, spor, sinema, moda. Henüz 2. Sınıf öğrencisiydim babam her akşam derslerimizi yaptıktan sonra kura çekerdi. Hangisi çıktıysa o kataloğu çıkarır kütüphanesinden verirdi. Sonra sayfa sayfa izah ederdi. İlk eğitimimizi babamdan aldık.

Kangaroo

Ünlü müşterileriniz kimlerdir? Zuhal Yorgancıoğlu – Ajda Pekkan, Türkan Şoray, Emel Sayın, Nükhet Duru, Hülya Avşar, Sibel Can, Nancy Reagen, Jackie(Kennedy) Onassis, Sue Allen, Dalida,Linda Gray,Lindsay Wagner, birçok arap şeyhinin eşleri…

Kangaroo

Kangaroo

e-dergi-

e-dergi-

Tasarımlarınızı yaparken nelerden ilham alırsınız? Zuhal Yorgancıoğlu – Tamamen kendi kültürümüz ve kendi sanatımızdan.

e-dergi-

“dinlence” dergisi…

Bir giysi tasarlarken kişinin karakterine göre mi tasarlıyorsunuz? Zuhal Yorgancıoğlu – Kişinin tipine, rengine, mesleğine, karakterine ve bütçesine göre tasarlıyorum.

Kangaroo

e-dergi-

Kangaroo e-dergi- Yurt dışında mağaza, butik, modaevi açmanız için birçok teklif geldiğini biliyorum. Sizse hep güzel ülkemizi tercih ettiniz, tekrar teklif gelse aynı kararları alır mısınız? Zuhal Yorgancıoğlu – Evet. Kendi memleketimizde ihtiyaç varken neden başka ülkeye gideyim. Dalida‟dan bile Paris‟te beraber bir butik açalım diye teklif geldi. Paris‟in ünlü zenginlerinden başka bir Fransız Euro Türk Şirketi açtı ama kabul etmedim.

Öğretmen Zuhal öğrencisi Aytenle, Ayten ressam olmuş Ekim-2011


Kangaroo

e-dergi-

Bugüne kadar kaç defile

yaptınız? Zuhal Yorgancıoğlu – Hiç hatırlamıyorum. Yüz‟ün üzerinde Chicago‟dan Taiwan‟a kadar olan memleketlerde.

Kangaroo

e-dergi- Üst

üste bu kadar başarılar ne

Kangaroo

e-dergi- Zuhal

kadar gurur verici… Zuhal Yorgancıoğlu – Başarılı olmak için çok çalıştım. Bana arkadaşlarım şanslısın derlerdi. Şanslıyım ama şansımı oturarak beklemiyorum, yola çıkıyorum. Çünkü şans yoldan geçiyor. Hanım, keşke dediğiniz bir

şey var mı? Zuhal Yorgancıoğlu – Ankara‟da Kız Teknik Öğretmen Okulu son sınıftayken zamanın başbakanı Şükrü Saraçoğlu okulumuzu ziyarete gelmişti. Resim bölümüne girdiği gün hocalarım ( Mediha Akarsu, Aytekin Aykurt ) ile konuşmuş ve onlara istikbali en parlak talebe kim diye sormuş. Onlarda Zuhal demiş 3.masada oturuyor,Şükrü Saraçoğlu atölyeye geldi. Yavaş yavaş gözleriyle baktı ve çenemi kaldırdı ve bana dönerek: “ Sen Zuhal misin” dedi. Sonra “Soyadın ne?” dedi. “Civelek” dedim. “ İsmiyle müsemma” diyerek güldü. “Seni Paris’e göndereyim mi?” dedi.

“En büyük idealim diye cevap verdim.” “Hazırlan. Diplomanı al bana gel” dedi.

Bu benim için çok büyük bir şanstı ama şansıma erişemedim. Nişanlıydım, nişanlımda akademiliydi. Beraber Paris‟e gidip orada ihtisas yapacaktık. Bana söz vermişti evlendikten sonra beni Paris‟e götürecekti ama sözünü tutmadı beni Paris‟e götürmedi. Keşke onu dinlemeyip Paris‟e gitseydim. İşte keşke dediğim tek şey budur. Kangaroo e-dergi- Yeni nesilden tasarımlarıyla dikkatinizi çeken isimler var mı? Zuhal Yorgancıoğlu - İyi tasarımcılar var. Simay Bülbül, Arzu Kaprol, Özlem Süer gibi. Birkaç yeni tasarımcıda yetişiyor. Yeter ki işadamları değerini bilsinler ve onlara yer versinler. Türkiye de yanlış olan bir şey var. Hem tasarlıyorlar, hem imal ediyorlar, hem de satmaya çalışıyorlar. Yurtdışında her işin erbabının yapması yaygındır.

Kangaroo

e-dergi

Bir “nefeslik” ve


Kangaroo

e-dergi- Zuhal

Yorgancıoğlu‟nun bir çalışma

günü nasıl geçiyor? Zuhal Yorgancıoğlu – Sabah saat 05.00‟ de uyanıyorum ve bir daha uyumuyorum. Zamanımın 8 saati atölyede geçiyor. Akşam da 24 – 01‟e kadar ayaktayım.

“dinlence” dergisi…

Kangaroo

e-dergi-

Bu kadar mükemmel bir kişiliğin

sırrı nedir? Zuhal Yorgancıoğlu – Anneme borçluyum. Küçük yaştan beri çok güzel yönlendirdi. Moda kataloğun da olanların hepsini yapardı. Bana ne elbiseler dikerdi. Enstitüye gitmemi çok isterdi. Bense liseye gidip akademiye girmek istedim. Sonunda enstitüye girdim çok mutlu oldu. Ekim-2011


Sizin gibi başarılı olmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz ne olur? Zuhal Yorgancıoğlu – Çok çalışmalılar, çalışmak, çalışmak, çalışmak. Başarılı olmak çalışmanın neticesi.

Kangaroo

e-dergi-

sanata yaklaşımlarını ve ilgilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Zuhal Yorgancıoğlu – Her gün İzmirliler daha bilinçli oluyor. Sanata karşı ilgileri artıyor. Kangaroo e-dergi- Atatürk çizgisinde çağdaş bir Türk Kadını olarak sizce Türkiye‟de kadınlar kendilerini özgürce ifade edebiliyor mu? Zuhal Yorgancıoğlu – Ben elimden geldiği kadar ifade ettim ama edemeyenler var. Kafi derecede özgürlüğümüze sahibiz memleketimizde Türkiye‟de Atatürk sayesinde.

Kangaroo

e-dergi- İzmirlilerin

Başarılarınızda kimlerin katkıları var? Zuhal Yorgancıoğlu – Başta annem, kıymetli hocam Saniye Tunçalp sonra eşim, kızım ve oğullarımın. Çok başarılı olmamada yıllardan beri beraber çalıştığımız iş arkadaşlarım : Yıldız Basmacı, Hatice Cansevdi, Günay Tezcanlıer, Tülin İnce gibi. Savaşı kumandanlar kazanırlar ama esas zafer askerlerindir.

Kangaroo

e-dergi-

Eşimle nişanlı olduğumuz günden beri yaş günü, evlilik yıldönümü gibi günlerde devamlı bana resim malzemesi gönderdi. Hiçbir zaman saat, kolye, bilezik gibi bir hediye almadı. Hatta

“ Neden bana bir yüzük almıyorsun”

dedim. Bana şöyle cevap verdi: “Senin parmakların

o kadar kıymetli ki bırak o yüzükleri parmakları kıymetsiz kadınlar taksın ki parmakları değerlensin.”

Kangaroo

e-dergi

Bir “nefeslik” ve


“dinlence” dergisi…

Ekim-2011


Kangaroo

e-dergi

Bir “nefeslik” ve


Kangaroo

e-dergi- İleriye

dönük projeleriniz nelerdir? Zuhal Yorgancıoğlu – Çocuklarımla, torunlarımla mutlu bir yaşam sürmek. Yalnız şuanda söz verdiğim bir projem var. TC. Dışişleri Bakanlığı mensupları eşlerinin kurduğu bir dernek, bu yılki Cumhuriyet Bayramında yapacakları Cumhuriyet Balosunda, Atatürk kadınını takdim etmek istemişler ve neticede ittifakla Zuhal Yorgancıoğlu‟na karar kılmışlar. Bu beni çok mutlu etti. Şerefli bir görev olarak inşallah aynı başarıyla altından kalkacağız. Doğunun Gizemi, Batının Rüyası adı altında (Mistry of the East Dream of the West) 65 yıllık çalışmalarımı Ankara Palas‟ta bir küçük sergi olarak Türk Sanatını gözler önüne sereceğiz. Serginin kreatörlüğünü oğlum Faruk Yorgancıoğlu, kızım Müberra Yorgancıoğlu üstleniyor.

Kangaroo

e-dergi- Son

olarak bize bir anınızı anlatır

mısınız? Zuhal Yorgancıoğlu – Beni çok etkileyen bir anımı size anlatmak isterim. Yıl 1974 (Kıbrıs Barış Harekatının yapıldığı yıl) Yugoslavya‟nın tarihi ve turistik sahil kenti Trogir ve Adriyatik‟in ortasında bir elmas gibi parlayan Hıvar adasında organize edilen ve Avrupa‟nın en ünlü modacılarının davet edildiği enternasyonel bir festivalde Türkiye yi İzmirli modacı Zuhal Yorgancıoğlu temsil ediyordu. Fransa - Pierre Cardin, Chanel, Lanvin, Christion Dior. İtalya - Angello Litrico, Balestra, Brioni. İspanya - Paco Rabanne Rusya - Viledemir Saitsef, Velantino Yudaşkin Gibi daha birçok Avrupa‟nın ünlü modacıları, Avrupa‟nın 75 ünlü mankeninin yanında bende Türkiye‟den hepside güzellikleri ile ün yapmış 5 mankenle katılmıştım. Suat Çolak ve Celal Sezgin adında 2 de erkek folk uzmanımız vardı. Şafak Fişek (Bugünün koreografi uzmanı Şafak Fişek model ajansının sahibi) , Bahar Erdeniz (O yılın mankenler kraliçesi), Sezin Topçuoğlu ( 1974 Türkiye güzeli), Nur Erbay (1972 Türkiye güzeli), Simla Kantarcıoğlu (1969 Türkiye Güzeli) Hepside birbirinden güzel başarılı mankenlerimiz. Defileler Hıvar‟ın en geniş meydanında tarihi bir manastırın önüne kurulmuş 500 spotun aydınlattığı devasa bir podyum üzerinde yapılacaktı. Dünyanın en meşhur TV uzmanları, gazetecileri,büyükelçiler, hükümet erkanı , bürokratlar ve

“dinlence” dergisi…

Avrupa’nın Moda Oskarı olan “Maschera D’Argento “ yu alan ilk Türk modacısı Zuhal Yorgancıoğlu ödülünü alırken (1976-1977) Roma Campione d’italia

elit bir tabakadan oluşan 40000 kişilik meydanın önündeki protokolde yerlerini alıyorlardı. 29 modacıydık. Defile ilk Türkiye ile başlayacaktı. Kuliste sahne hazırlığı tamamdı, mankenler ilk kıyafetlerini giymiş heyecanla bekliyorlardı. Dışarıdaki atmosferi görebilmek için merakla kulisten başımı çıkardım. Müthiş bir manzara idi. TV kameramanları kameraları omuzlarında, basın temsilcileri makinelerini hazırlamışlar defilenin başlama gongunu bekliyorlardı. Gözüm 29 bayrağın dalgalandığı göndere ilişti. Tüm bayraklar rüzgarın esintisi, müziğin ritmi ile adeta dans ediyorlardı. Birden kanımın donduğunu hissettim gönderde 28 memleketin bayrağı vardı. 29. Türk Bayrağı yoktu. Defilenin başlamasını bekleyen komite başkanının yakasına sarıldım…

“Hani benim ay yıldızım?

Olması lazım. Olması lazım ama nerede?” Hemen sekreterini çağırdı. “Neden Türk Bayrağı yok?” “Efendim Belgrat ve Zagrep’te ki Türk Büyükelçiliğinden istedik. Ancak bu büyüklükte bayrakları yokmuş.” Ekim-2011


Benim her şeyim olan kızım Müberra Yorgancıoğlu Soyer ile hazırladığımız 30 adet kreasyonun Şafak Fişek‟in Türk Düğünü koreografisi ile bu güzel topluluğa takdim edilecekti. Bir hafta müddetle her akşam tekrarlanacak olan defileler öylesine organize edilmişti ki. Hangi mankenin, hangi modacı için, saat kaçta hazır olacağı her gün çıkan bültenlerde belirlenmişti. Gündüzleri diğer modacılar mankenleri ile beraber adalara giderken; biz mankenlerimizle kızgın güneşin altında provalarımızı yapıyorduk. Her modacıya 5 dakika ayrılmışken, ben komite başkanı Josip Curik‟ten 12 dakika istedim. Çünkü kıyafetlerimizi otantik Türk Düğünü ile taktim edecektik. Başkan memnuniyetle kabul etti ve ilk gece defile bizimle başladı. Kulakları çınlatan davul sesi ile başlayan defilemiz, müthiş bir alkış ve “Turska Turska” sesleriyle sonuçlandı. TV kameraları ve dünya basını adeta bizi çember içine almışlardı. BAŞARMIŞTIK.

“Neden benden veya Türkiye’den istemediniz. Kabahat sizin, böyle organizasyonda ben yokum. Podyuma çıkmayacağım ve festivali terk ediyorum.”

Başkan sararmış vaziyette şaşkın yere düşecek gibi. Festival fiyasko. Adriyatik‟in ortasında küçücük adadayız. Hıvar adası. Türk bayrağının bulunması imkansız. Birden kafamda bir şimşek çaktı. Başkana;

“Korkma, defileyi bir saat geciktir, animasyon yaptır, müzikle eğlendir. Bir saat sonra bayrak hazır dedim.” Başkanın gözleri fal taşı gibi açıldı.

“Nereden bulacaksınız?”

Ertesi gün başarının verdiği rehavetle otelimizin terasında, Adriyatik‟in uçsuz bucaksız maviliğini seyrederek kahvaltımızı yaparken, masamıza genç bir erkek yaklaştı. Elini uzatarak kendisini tanıttı. ”Zdenko Hirschler “ Yugoslav asıllı bir Fransız yazar. Yazıları 24 memlekette yayınlanan ünlü bir gazeteci. İlk sözü: “Mme ben exclusive bir yazarım ve hayatımda en uzun yazılarımı 3 kadın için yazdım. -Farah Diba (İran Kraliçesi) Şah Rıza Pehlevi ile olan evliliği. -Elizabeth Taylor-Richard Burton’lan olan aşkı ve evliliği. -Zuhal Yorgancıoğlu’nun zaferi.”

“Bulmayacağım, ben yapacağım.”

Koleksiyonumda uzun kuyruklu bol bir kırmızı elbise vardı. Tam da bayrak kırmızısı, onu, parçalattım beyaz bir etekten ay yıldızı çizdim ve kestim. (resim öğretmeni olduğum için bayrağımızın ölçülerini biliyordum). Makine yok, toplu iğne, iğne iplik, uhu ve yapıştırıcı gibi şeylerle diktik yapıştırdık. Kanunen bayrak ekli olmaz, biliyordum ama beni assalar da, idam etseler de ben bayrağımızı yapacaktım. 45 dakikada bayrağı göndere astık. Podyuma çıktığımız an bayrağımız başımızın üstünde gururla dalgalanıyordu.

Kangaroo

e-dergi

Bir “nefeslik” ve


O andaki mutluluğumu anlatmama imkan yok, o dakikaları yaşamak lazım. Bütün vücudumu bir başarı heyecanı kaplamıştı. ( Evet başarmıştık). Zdenko Hirschler elindeki dosyayı uzattı, akşamki defile hakkında yazdığı yazıyı verdi. Tam 5 sayfa tutan yazı yarın ki gazetede çıkacaktı. Yazar Zdenko Hirschler in yazısından bir sayfayı şimdi sizlere aynen aktarıyoruz.



Zuhal Yorgancıoğlu’nun Zaferi

Zuhal Yorgancıoğlu’nun Umman’da gerçekleştirdiği `Doğu`nun Gizemi, Batı`nın Rüyası` defilesinde dönemin Umman Muskat Büyükelçisi Engin Türker, Zuhal Yorgancıoğlu ve kızı Müberra Yorgancıoğlu Soyer’i tebrik ederken..

Bir büyük Türk zaferine daha şahit oldum. Türklerin romantik Yugoslav Akdeniz tatil kasabası Hıvar’a yaptıkları çıkartmayı gördüm…Bu bir askeri değil moda hücumu idi. Fakat sonuçları en az Kıbrıs plajlarında ki çıkartmalar kadar şanlı idi. Esasen büyük Türk zaferi tanınmış Yugoslav moda gösterisi. Modafest Internationel 74 te binlerce seyirci, TV alıcıları, yüzlerce basın mensubu, moda uzmanları ve düzinelerce meşhur manken ve tanınmış şahsiyetlerin önünde vuku buluyordu. Paris’in Guy La Roche’u, Pacorabanne, Zagrep’in Rikart Gumzel’i, Londra’nın Thea Porter’’ı, Roma’nın Balestra’sı Brioni’si ve Fransa, Macaristan, Polanya, Danimarka, İtalya ve daha birçok memleketin tanınmış modacılarının kuvvetli rekabeti arasında zaferi kazanan İzmirli modacı Zuhal Yorgancıoğlu’nun şahane koleksiyonu idi. Modafest 74’ün başkanı Josip Curik bayan Yorgancıoğlu’nun çalışmaları hakkındaki intibağını şöyle dile getirdi. Şimdiye dek moda gösterilerimize bu kadar organize edilmiş daha yaratıcı daha başarılı bir milli ekip gelmemiştir. Ve şöyle devam etti: Bayan Yorgancıoğlu Türkiye yararına çok başarılı bir çalışma yapmıştır. Milli hislerle ilhamlanmış profesyonel açıdan çok parlak ve etrafına karşı çok samimi olan bu harika ekip seyircilerin kalplerini fethetmesini hemen bildi. Modafest 74’te gördüğümüz Türk görünümüne hayran olduk.



“dinlence” dergisi…

Yıl 1978 Roma‟dan İtalyan basın eleştiri komitesinin damgasını taşıyan bir zarf aldım. İtalya‟da her yıl yapılan ve her meslekten o yılın en başarılı kişi ve sanatçılarına verilen, Avrupa‟nın Oscar‟ı olan Maschera D‟Argento ödülü kadın modacıları arasında Türk Modacısı Zuhal Yorgancıoğlu‟na layık görülmüştür. İŞTE YORULMADAN, BIKMADAN, USANMADAN MİLLİ HİSLERLE ÇALIŞMANIN NETİCESİ. Ekim-2011


Suudi Arabistan Maliye Bakan Yardımcısı Altassa'nın kızı Tagret‟e yapılan 7metre uzunluğunda 5metre genişliğindeki gelinlik

Kangaroo

e-dergi

Bir “nefeslik” ve


Dünya Basını’nda… Mme Z Belçika sanat ve kültür dergisi olan Escal ; '„Bu defileler gelecekte tüm dünyada Türkiye'nin pasaportu olacaktır'„

Paris Soir gazetesi Paris defilesinin ardından ''La mode Turque a conqule la mode Francaise'', ''Türk Modası Fransız Modasını fethetti'' Umman defilesi ardından Leisure Tribune gazetesi ; “Yorgancıoğlu sonsuz çeşitliliğe sahip türk nakış sanatının bayan kostümlerinde kullanılmasında öncü rol üstlendi.” Oman Tribune ,”Türk milli gününe moda damgası” “Siyah beyaz aqua marin , zümrüt yeşili süslemeler , nakışlar nefes kesici ve muhteşemdi” Pakistan Observer Gazetesi (16 Ekim 2003) Sanat eleştirmeni Dr.Jassim Taqui'nin „ 'Madam Z'nin Zamana Tabi Olmayan Geleneksel Mirası'' başlıklı yazısından bir bölüm: …. Popüler ortamda ''Madam Z'' diye de tanınan Türk Moda gösterisi insanı, modern günümüzün korku Moda Tasarımcısı bayan Zuhal Yorgancıoğlu, ve emniyet endişeleri içindeki gerilimli acı hazırlamış olduğu göz kamaştırıcı ve nefes kesici gerçeklerinden alıp,hakikaten zaman sınırı moda gösterisinde,eski ve modern Türkiye'nin olmayan bir hayal ve harikalar dünyasına zengin kültürünü nefis ve kusursuz bir şekilde götürüyor.Harika bir müzik koleksiyonu eşliğindeki gözler önüne serdi.İslamabad ve Ravalpindi ikiz desen ve tasarımlar insanı büyük bir tutku,bir şehirlerinin elit tabakası,geleneksel ve modern şaşkınlık içinde bırakıyorlar; insana,her şeyin kostümlerin harika bir karışımından meydana harikulade ve kusursuz olduğu, zaman sınırı gelmiş koleksiyonun çok özel ve eşi olmayan desen olmayan bir ütopya'da huşu içinde yaşıyormuş ve tasarımları karşısında donup kaldılar. hissini veriyorlar.

“dinlence” dergisi…

Ekim-2011


Kangaroo

e-dergi

Bir “nefeslik” ve


Ödüller Memleketine yaptığı büyük hizmetlerden dolayı Türk Tanıtma Vakfının en büyük ödülüne layık görülen ilk ve tek Türk Modacısıdır. Merit Award “ÜSTÜN HİZMET MADALYASI” Türk Hava Kuvvetleri ''İSTİKBAL GÖKLERDEDİR ALTIN MADALYA VE BERATI'„ ile ''ALTIN KARTAL'' Ödülü,

8 Mart 2002 Dünya Kadınlar Gününde ''MEMLEKETİMİZİN EN BAŞARILI KADINLARI'' Ödülü, İtalyan basınının her yıl en başarılı sanatçıya verdiği Avrupa'nın Oscarı olan 1976-1977 yılının ''MASCHERA D'ARGENTO'' Ödülü,

Bulgaristan'dan ''DESİSLAVA'' Ödülü, İzmir-İstanbul Valiliklerinden ve 9 Eylül ile Ege Üniversitesi Başarı Ödülleri, İzmir'e yaptığı hizmetlerden dolayı ''Dr.BEHÇET UZ'' Ödülü, Yugoslavya-Trogir şehrinin ''ALTIN ANAHTARI'', Florida Fort-Lauder şehrinin mührü , 1997'de Oriflame tarafından ''TÜRKİYE'NİN EN BAŞARILI MODACISI'' Ödülü, 1997'de Yardım Sevenler Derneği ''MEMLEKETİMİZİN EN BAŞARILI SANATÇISI'' Ödülü, 1998'de Cumhuriyetimizin 75.yılında Türkiye Kadınlar Birliği tarafından seçilen ve ödüllendirilen, Cumhuriyet tarihimizin en başarılı kadınları arasında yer aldı.

“dinlence” dergisi…

Ekim-2011


Kangaroo

e-dergi

Bir “nefeslik” ve


“dinlence” dergisi…

Ekim-2011


Kangaroo

e-dergi


Kangaroo e-dergi