Page 62

Portre

gerçek saç rengi sarı. • Kızıl olarak bilinse de, kenli. • Babasının ailesi İsveç kö i ev kadını. • Babası müteahhit, annes kırmış. el barda düşüp iki elini de • Yedi yaşındayken paral ) 31 hts/Şehir Işıkları” (19 • En sevdiği film “City Lig

Beğenmeyen taş olur!

EMMA STONE Birkaç yıl öncesine kadar, onun bir filmde “kenar süsü” olmaktan uzağa gidemeyeceğini düşünenler yanıldı. Sempatik aktris Emma Stone, son dönemde yakaladığı çıkışla “komik kız”, “komşu kızı” gibi ünvanların çok daha ötesinde bir yeteneği olduğunu kanıtladı. Burçin S. Yalçın

Y

aşından olgun duran veya konuşan çocuklar vardır. “Büyümüş de küçülmüş” deriz. Emma Stone kesinlikle onlardan. Fakat her büyümüş de küçülmüşün naif yönleri de vardır. Hiç beklemediğiniz anda bunu habersizce belli ederler. Örneğin Emma Stone, Interview dergisinin Eylül sayısında senarist/yönetmen Cameron Crowe’a bir söyleşi vermiş. Laf dönüp dolaşıp Emma Stone’un “Superbad / Çok Fena” filmindeki saç rengine gelmiş ki, çoğu kişinin bugüne dek perdede kızıl haliyle gördüğü bir aktris kendisi. Muhabbetlerine bir bakalım... CROWE: “Çok Fena” için saçlarını kızıla boyaman kariyerinde kritik bir an mıydı sence? STONE: Çekimlere başlamadan önce saçlarım kahverengiydi. (Yönetmen) Judd Apatow provalar esnasında saçlarımı kızıla boyamamı rica etti. Zaten kadroya alınmıştım. Böyle oldu. Şu sıralar gerçek rengine çeviriyorum. Fakat saçlarımla ilgili sürekli sorular geliyor. İnsanlar saçlarla ilgili konuşmaya çok meraklılar. Neden dersin? Kız olduğum için mi? Cameron Crowe’un saçıyla ilgili sorusunu yine saçıyla ilgili bir başka ama bu sefer hayli naif bir soruya (“İnsanlar neden hep saçlarımla ilgili soru soruyorlar? Kız olduğum için mi?”) dönüştürmesi çok hoş. Hoş, çünkü bu naifliği ona konduramıyorsunuz. Oysa karşımızda 1988 doğumlu bir genç kadın duruyor. Ondan her şeyi çözmüş olmasını beklemek biraz fazla değil mi? Emma Stone ilk sinema filmini 2007’de çekmiş olmasına karşın, basamakları hayli hızlı tırmandı. 85. Akademi Ödülleri’nde Ben Stiller’la birlikte sahneye çıkacak olması kuşkusuz onu bile çok şaşırtmıştır. İlk bakışta alışılmışın dışında bir “güzel” portresi çiziyor. Yüzüne baktığınızda ilk dikkati çeken bembeyaz teni, yandan genişçe bir perçemle ayrılmış saçları, kılıç gibi

60 www.lcwaikiki.com

keskin kaşları, çekikçe gözleri... Ha bir de sesi... Bu boğuk ses tonuyla şöhreti yakalamış olması bile kimilerine göre büyük bir şans. Kısacası, Hollywood standartlarının dışında bir fiziği var. O yüzden belki de bir komedi filmiyle (Çok Fena) 2007’de sinemaya başlamış olması bir avantajdı. Ardından Anna Faris’le birlikte rol aldığı “The House Bunny” geldi. 2009’da hepsinde de yardımcı rollerde göründüğü üç filmi vardı. “Ghosts of Girlfriends Past / Hayalet Sevgilim”, “Paper Man” ve “Zombieland”... Fakat irili ufaklı bu rollerde komedi yönü ışıldıyordu. 2010’da, henüz 22 yaşındayken büyük sorumluluk yüklendi ve “Easy A” isimli gençlik komedisini adeta tek başına sırtlaması gerekti. Film ciddi bir başarısızlık değildi ama yine de beklentileri karşılamaktan uzaktı. O sıralar kişisel hayatı da fırtınalı bir süreçten geçiyordu. Bugün geriye dönüp baktığında kısa filmografisinde hiç izlemediği tek filmi “Easy A”. 2011 inanılmaz verimliydi. Bir kere, Oscar podyumuna da tırmanan “The Help / Duyguların Rengi”nde yer almak “komik kız” imajından sıyrılabilmek için harika bir hamle oldu. Aynı yıl, sonradan çok iyi arkadaş olacağı Ryan Gosling’le “Crazy, Stupid, Love / Çılgın Aptal Aşk”ta rol aldı. 2012’yi ise tek filmle, “The Amazing Spider-Man / İnanılmaz Örümcek Adam”la kapattı. Çizgi romanın en sevilen, aynı zamanda en trajik karakterlerinden Gwen Stacy’e hayat verdi. (Çizgi romana aşina olanlar biliyor, biz burada nasıl olduğunu söylemeyelim ama Gwen’i acı bir son bekliyor!) Rol arkadaşı Andrew Garfield’le karşılıklı kimyaları hakikaten görülmeye değer sıcaklıkta ve sahicilikteydi. Çekimler esnasında sevgili olmaları, filmi izleyenler için şaşırtıcı olmasa gerek. Emma Stone, 6 Kasım 1988’de Arizona eyaletinin Scottsdale kentinde doğmuş. Spencer adında, kendisinden iki yaş küçük bir de erkek kardeşi var. Sahneyle tanışması daha 11 yaşındayken olmuş. Okulunu

bile ikinci plana atmak pahasına yerel bir tiyatro grubuna girip türlü çeşitli oyunlarda sahneye çıkmış. Üniversite ufukta belirdiğinde ise, rivayet o ki, Madonna’nın “Hollywood” parçasının eşlik ettiği bir PowerPoint sunumuyla ailesini Kaliforniya’ya taşınmaya ikna etmiş. Sonunda liseyi bırakıp 2004’ün Ocak ayında annesiyle Los Angeles’ta bir daire kiralamışlar. Henüz 15 yaşındayken... Gündüzleri boyuna deneme çekimlerine gidebilsin diye, eğitimine evde devam edilmiş. Zaten anne babası belli ki sıra dışı ebeveynler. Onu daha küçük yaşta kaliteli mizah ile tanıştırmışlar. John Candy, Gene Wilder, Bill Murray, Diane Keaton, Steve Martin ve Gilda Radner... Hepsi 1970 veya 80’ler kökenli bu komedyenlerle, kızlarının temeline sağlam bir harç atmışlar. Elbette, Emma Stone’u artık yalnızca “komik kız” olarak anmak ona haksızlık olur. 2013 bunu kesinlikle ispatlayacak. Bir aksilik çıkmazsa iki filmi arka arkaya vizyona girecek ülkemiz sinemalarında. Öncelikle karizmatik erkeklerle dolu bir kadronun en alımlı cazibesi olacak. 1 Mart’tan itibaren Sean Penn, Josh Brolin, Nick Nolte ve yeniden beraber sahne paylaşacağı için heyecanını gizlemediği Ryan Gosling’le “Gangster Squad / Suç Çetesi”nde izleyeceğiz onu. Sonra da kalabalık oyuncu ve yönetmen kadrolu komedi filmi “Movie 43” gelecek. Sevimliliği nedeniyle isteseniz de asla kıramayacağınız insanlar vardır. Emma Stone onlardan sanki. En eğlendiğim setti dediği “Çok Fena”daki çekimlerden hoş bir anısı var: “Yönetmen Greg Mottola’nın sandalyesine oturduğumu hatırlıyorum. Dünyadaki en kibar adamdır. Bir gün sete geldi, herkes ortalıkta, o da bir sahneyi çekecek ve o esnada sandalyesinde ben oturuyorum. ‘Sen hiç rahatsız olma’ dedi. Ben sandalyesinden kalkmadığım için arkamdan monitörü görebilmek için bir sağa bir sola seyirtmek zorunda kalmıştı.”

LCWORLD- İlkbahar 2013  

LCWORLD- İlkbahar 2013

LCWORLD- İlkbahar 2013  

LCWORLD- İlkbahar 2013

Advertisement