Page 100

aber H l a s m u r u K

S A N A T İBirÇBilİenN e

DANIŞTIK! LC Waikiki çalışanları olarak bizim de artık bir sanat danışmanımız var. Her ay, gidilmesi-görülmesi gereken sanatsal aktiviteleri bilgilendirici ve eğlenceli sunumlar eşliğinde bizlerle buluşturan Sanat Danışmanımız Ufuk Çakmak ile tiyatro, sinema, opera, bale kısaca kültür-sanat üzerine keyifli bir sohbet… Dilek Özen Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz ? 15 yıla yakın zamandır müzik ve sanat üzerine gazete ve dergilerde eleştiri ve incelemeler yazıyorum. Ayrıca, Boğaziçi Üniversitesi’nde Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde, Klasik Batı Müziği kültür, tarih ve değerlendirme dersleri veriyorum. Bu arada, çok sevdiğim bir eser üzerine uzun bir inceleme de yazdım. Pan Yayınları’ndan çıktı, adı “La Traviata Üzerine Bir İnceleme”. Üniversitede verdiğim dersler müzik başlığını taşıyor, fakat ben genel anlamda sanatın tümüyle ilgiliyim. Anlatımlarımda sinema, tiyatro, heykel, bazen siyasi tarih ya da felsefeyi buluştuyorum. Beni dinleyenin zihninde uzmanlık bilgisi değil, evrenin tamamına değen bir anlam oluşturmak istiyorum. Boğaziçi Üniversitesi sanat açısından doyurucu bir okul mu? Ne gibi faaliyetler yapılıyor? Boğaziçi, ilginç bir şekilde üniversite giriş sınavıyla öğrenci alan bir sanat bölümüne sahip olmamasına rağmen, sanatla çok içli dışlı bir okul. Haftalık olarak düzenli konserler yapılıyor. Öğrenciler çok sesli klasik, Rock ve caz korolarında deli gibi çalışıyor. Müzik ve tiyatro kulüpleri çok aktif. Hem popüler müzik hem de caz ve klasik müzik alanında sanatçılar çıkarıyor okul. Kulüpler, festivaller, seçmeli dersler, dışarı ders veren Güzel Sanatlar Bölümü gibi yollar üzerinden, sanatı “ders dışı” bir aktivite olarak konumlandırma eğiliminde. Bireylere çeşitli olanaklar sunup, onları özgür bırakıyor. Müzik ve genel anlamda sanat sizce hayata nasıl bir enerji veriyor? Sanat, insanlığın en temel meselelerinden “ifade” kavramıyla ilgili bir uğraş. İkinci ve eşit önemde de, “güzellik” kavramıyla ilintili. Sanatçı bir anlamda içindeki kavgayı, coşkunluğu ya da enerjiyi, ortaya bir sanat eseri koyarak ifade ediyor. Diğer yandan, insanlık olarak hep “güzel”in arayışı içindeyiz. Bazı kıyafetlere bakıp, “olmuş, bu güzel, bana enerji verdi” ya da bazılarına bakıp “bu olmamış, gözüme hoş görünmedi” diyoruz. Yani armoni, uyum, çizgi, renk, nota, kokudan hoşluklar kurma gibi bir yönümüz var. Var oluşumuzun estetik bir bileşeni de bulunuyor. Bu ikisine ek olarak, sanat aynı zamanda bir boşalma aracı. Hayata öfkelisiniz, kavgalarınız var ya da yalnızsınız, bir Brahms senfoni patlatıyorsunuz ve tüm bu duyguları içinizden atıyorsunuz. Onun notalarıyla ağlayıp, üzülüyorsunuz. “İşte, bu benim!” deyip, kendinize müzikten bir temsilci buluyorsunuz. Eski filozoflardan Aristoteles, sanatın bu yolla kullanımının çok temel bir işlev olduğunu söylemiş. Sanatla kurduğumuz bu ilişkiye “katharsis” adını veriyor. Sanatı çocuklarımızın hayatına nasıl sokabiliriz? “Her çocuğun hayatında sanat, müzik, spor olmalıdır,” diye düşünen biri değilim. Çocukların doğuştan ya da bebeklikten kazanılmış, farklı eğilimleri oluyor. Herhangi bir eğilimi olmayabilir de. Varsa, veliler olarak bu eğilimleri saygılı şekilde gözlemleyip, onlara sadece bazı olanaklar sunup, serbest bırakmak; doğal eğilimlerini desteklemeye ama bunu onları hiçbir yöne doğru ittirmeden yapmaya inanıyorum. Bazen çocuklarımıza kendi ideallerimizi yükleyip, onların

98 www.lcwaikiki.com

olmayan kulvarlarda koşturabiliyoruz. Bazen de, komşunun piyano çalan çocuğuna imrenip, çocuğumuza örnek gösteriyoruz. Ya o çocuğun eğilimleri arasında müzik ya da sanat yoksa? Düşünebiliyor musunuz, bir insana yapılabilecek en büyük kötülük, ait olmadığı bir dünyada ona yıllarca vakit tükettirmek. Yeni yükselen orta sınıflarda “Çocuğum sanatla ilgili olmalı” ifadesine sık rastlıyorum ve bunu hiç onaylamıyorum. Bazı çocuklar marangozluğa eğilimli olabilir, bazısı hesap kitaba... Bunun tam tersi olan durumlar da var. Yeteneği, eğilimi olan çocukların cesaretini kırmak gibi... Bu da, doğru değil. Birçok yetişkin arkadaşım, ailesinden duyduğu olumsuz bir söz yüzünden sanat hevesinin geçtiğini anlatmıştır bana. Halbuki, tüm diğer insan uğraşları gibi güzel bir şey sanat. Para da kazanılabiliyor. “Çocuğumuz müdür, doktor, yönetici olmalı” gibi eski klişeleri bir kenara koymalıyız artık. Diğer taraftan, onlar üzerinden kendi eksikliklerimizi tatmin eden, hırslı ebeveynler olmamıza da gerek yok. Lafın kısası; sanata, müziğe ilgi duyan çocuk kendini belli eder ve bu desteklenir. Ortamında hiç duymamışsa, bir de sunuş yapılabilir, hepsi bu. Sanatın kazançlarına gelince... Çocuklarda duyumsal ve düşünsel yetenekleri geliştirdiği medyada çok işlenen bir düşünce, fakat bilimsel açıdan baktığımızda elimizde bu tezin %100 ispatlanmış olduğunu gösteren bir bilgi yok. Faydası olabilir, olmayabilir. Ayrıca, hayat çok belirsiz. Ya bir sanat eserinden çok etkilenip, intihar eden bunalımlı bir ergen olursa… Buna ne diyeceksiniz? Sanat, kültür ya da düşünce üzerine konuşurken klişeleri bir kenara koymalıyız. LC Waikiki’de sanat danışmanlığı yapmaya nasıl karar verdiniz ? LC Waikiki’nin satın alma bölümünden arkadaşım, şirkette açıklamalı sanat etkinlikleri düzenlenmesi yönünde bir öneride bulundu bana. Bence sanat, ister iş dünyasından olun, ister bohem hayat sürün, ister öğrenci ya da serseri olun, kişiye değişik bir oyun oynamışlık duygusu katıyor. İş dünyasının sanata yakın sektörü olan moda alanında faaliyet gösteren ve “Herkes için moda” diyen bir şirketin çalışanlarını sanata yakınlaştırmak fikri, bana çok cazip geldi. Moda gibi sanat da ayrıcalıklı grup ya da özellikle yüksek sınıflara ait bir şey değil. Genci yaşlısı, fakiri zengini, kadını erkeğiyle her kesime zevkler sunma ihtimali olan bir alan. Örneğin, geçen gün LC Waikiki’de yaptığımız seminerde bir operete bakıyorduk. Sizce operet dünyasının bugünün hercailikle dolu gece kulüpleri ortamından, tatlı bir sorumsuzluk içeren eğlenme heveslerinden farkı var mı? Yani, büyük sanat eserleri ayrı ve yüce dünyalara ait değil. Bize ait, bizi anlatıyor. Projemiz ise kısaca, o ayın güzel ve nitelikli birkaç etkinliğine birlikte gitmek ve bir araya geldiğimiz seminerlerde konuşmak. Katılımcılardan nasıl bir geri bildirim alıyorsunuz ? Seminerler sonrasında yanınıza yaklaşıp fikirlerini söyleyenler, genelde heyecanlananlar, beğenenler oluyor. Ama acaba sessiz duranlar neler düşünüyor, onu tam manasıyla bilemiyorsunuz. Siz onların fikirlerini öğrenirseniz, lütfen bana da aktarınız.

LCWORLD- İlkbahar 2013  

LCWORLD- İlkbahar 2013

LCWORLD- İlkbahar 2013  

LCWORLD- İlkbahar 2013

Advertisement