Page 1

MAYIS 2018 • www.kobilife.com • Fiyat: 10 TL

DOSYA: TURİZM-OTEL BÖLÜM: DİJİTAL DÖNÜŞÜM

AYLIK EKONOMİ VE SANAYİ DERGİSİ SAYI: 134


Havalar bir iyi bir kötü derken yazın gelmesini bekliyor herkes.

Kuzey 2009 Medya İnş. Tur. Oto Kir. Tic. Ltd. Şti. adına İmtiyaz Sahibi Feride Burçin KÖKSAL burcinolca@kobilife.com Yazı İşleri Müdürü Feride Burçin KÖKSAL burcinolca@kobilife.com

Bildiğiniz gibi bu yaz seçimler var. Seçim ekonomiyi nasıl etkileyecek? Piyasaların şu anki durumu nasıl? Yazın gelmesi ile turizm sektöründe hareketlilik olacak mı? Ramazan ayı piyasayı canlandıracak mı? Akıllarda bu sorular varken bizlerde piyasadaki son durumlara, sektördeki gelişmelere, firma yeniliklerine ve bu ayki önemli günlere değindik.

Reklam Banu ÖZŞENEL banu@kobilife.com

Keyifli okumalar, gelecek sayıda görüşmek dileğiyle… Kurumsal İletişim Begüm Kılıç info@kuzeymedya.com.tr Grafik Tasarım Gülizar Ç. ÇETİNKAYA bilgi@kobilife.com Reklam Rezervasyon 0212 272 54 02 bilgi@kobilife.com Yayın Türü ULUSAL SÜRELİ Her ay yayımlanır

Kuzey 2009 Medya İnş. Tur. Oto Kir. Tic. Ltd. Şti. adına

Kuzey 2009 Medya İnş. Tur. Oto Kir. Tic. Ltd. Şti. Maslak Mah. Atatürk Oto Sanayi Sitesi 2. Kısım, 9. Sokak Ata İş Merkezi No: 310 Kat: 3 D: 11 34398 Maslak - İstanbul

www.kuzeymedya.com.tr

Dağıtım: Bayilerde Kobilife Dergisi, Kuzey 2009 Medya İnş. Tur. Oto. Kir. Tic. Ltd. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayımlanmaktadır. Dergide yayımlanan yazı, fotoğraf ve tarafımızca yapılan ilanların, konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.

FERIDE BURÇIN KÖKSAL


GIDA

28

Opet Fuchs SAP Hybris ile Dijital Dönüşüme Devam Ediyor.

42 Bosch, otomobili bir

cankurtarana dönüştürüyor eCall’a sahip ağ bağlantılı otomobiller kaza durumunda otomatik olarak yardım çağıracak

06 >> 12>> 17>> 25>> 57>>

KISA KISA FINTECH GIRIŞIMLERI, BANKACILIK SEKTÖRÜNDE DEĞIŞIMLER YARATIYOR Z KUŞAĞINDAN SONRA HANGI KUŞAK GELECEK? BULUT SERVISLERININ GÜVENILIRLIĞI İÇIN SERTIFIKASYON ŞART! ANNELER GÜNÜ İÇİN EN ÖZEL HEDİYE SEÇENEKLERİ BOYNER’DE


800 Seçkin Katılımcı

Sergilenecek

31 Mayıs - 2 Haziran 2018

Binl erce Ürün

İstanbul Fuar Merkezi,Yeşilköy

Çin Ürünleri Fuarı

Kumaş, Hazır Giyim Aksesuarları

Döşemelik Kumaş Ev Tekstili

Mobilya

Elektrikli Ev Aletleri

Ev Eşyaları, Züccaciye Hediyelik Eşya

Yapı Malzemeleri

Aydınlatma

Hırdavat, El Aletleri

Gıda ve Teknolojileri

Makine Sanayi, Ekipmanları

Avrasya bölgesinde gerçekleşen Çin ürünlerine yönelik en kapsamlı ticaret platformu

Online Kayıt

www.chinahomelifeturkey.com www.chinahomelife247.com

0212 210 94 85

BU FUAR 5174 SAYILI KANUN GEREĞİNCE TOBB (TÜRKİYE ODALAR VE BORSALAR BİRLİĞİ) DENETİMİNDE DÜZENLENMEKTEDİR


KISA KISA

RENKTE FARKLI TONLARIN KUŞATMASI: “MONOKROM” AKIS Fas’ın Kızıl Kenti Marakeş’in eşsiz otantik ruhundan ve masalsı yapısından ilhamla hazırlanan Cacharel İlkbahar/Yaz 2018 Koleksiyonu’nda öne çıkan noktalar arasında “monokrom akış” yer alıyor. Modern renk konumlandırması ve renklere boyut katan yaklaşımla tasarlanan parçalar, sezonda dikkatleri üzerine çekiyorlar. İlkbahar/Yaz 2018 Koleksiyonu’nda “monokrom” tavra bürünen Cacharel, benzer tonda renklerle şekillenmiş parça-bütün ilişkisini kombinlerine de yansıtıyor. Marakeş kızılı ile tasarlanan ceket, altına yine aynı kızılın daha koyu rengi bir pantolon ile kombinlenerek Cacharel erkeğinin özgün tavrını sunuyor. Tonaj uyumlarının ahengiyle Cacharel, koleksiyonda erkeğin ruhuna yakışır şekilde renk konumlandırmasında modern bir duruş sergiliyor. Kaktüs yeşili ceketle kombinlenen yine aynı tonda bir pantolon, renklere boyut katmadaki cesaretiyle, beyaz gömlekten tişörte kadar her şeyle kullanılabiliyor. Bu sayede zarif bir parça olma özelliğini korurken aynı zamanda stil sahibi ve konforlu bir eşleşme sağlıyor. Güçlü renkleri taşıma cesareti gösteren, tarz sahibi erkeklere hitap eden Cacharel; renklerin ışık ve gölge oyunlarıyla dansından güç alarak günün her saati dikkat çeken bir stil sunuyor. Cacharel’in önerileri arasında; Cacharel Ceket(1199TL), Cacharel Gömlek(299TL), Cacharel Pantolon (449TL), Cacharel Cüzdan (129TL) bulunuyor.

8


KISA KISA

Dagi’den egzotik ve Miracle Glow Duo ile her tropikal plaj koleksiyonu an parıltının tadını çıkarın Zaman plajlarda Tüm ihtiyaçlarınıza cevap ışıldama zamanı veren ikili

2018 plaj koleksiyonu katalog çekimlerini Seyşeller’de gerçekleştiren Dagi; bu sezon tropikal ve floral etki altındaki koleksiyonuyla sahillerde kalıpların dışına çıkmak isteyen kadınlara hitap ediyor. Doğadan ilham alınarak tasarlanan 2018 plaj koleksiyonunda canlı renkler arası geçişlerin monokrom stilde olması dikkat çekiyor. Geçtiğimiz yıl greenary rengiyle başlayan doğaya dönüş hareketi bu yıl zıt ton olan ultra violet ile devam ederken moda dünyası çoktan tropikal esintilerin etkisini hissetmeye başladı. Dagi 2018 plaj sezonunu, Güneşten ve tropikal meyvelerden ilham alan renkler ve modellerle tasarlanan mayo, bikini, mayokini, tankini, high waist size, push up büstiyerli bikiniler, straplez mayolar ve daha pek çok ürünün yer aldığı koleksiyon tropikal bir adanın kapılarını aralıyor. Hayata renk katacak tasarımlar Dagi 2018 plaj koleksiyonu, sahillerde farklı görünmek ve modayı takip etmek isteyen kadınlara birçok alternatif sunuyor. Tropikal meyveler, ip ve pencere detayları mayo ve bikini modellerinin hareket noktası olurken, klasik kesimlere de rastlamak mümkün. Sırt, kalça ve göğüs bölgesinde kullanılan ip detaylı tasarımlar cesur kadınların beğenisine sunuluyor. Özellikle mayolarda karşımıza çıkan pencereli kesimli modeller vücuduna güvenen fit kadınları plajlara çekiyor. Tropik Adada tatil etkisi Dagi’nin 2018 plaj koleksiyonuna tropikal ve floral desenler damgasını vuruyor. Tropik meyvelerin renklerinden ve güneşin enerjisinden ilham alan sarılar, çarpıcı oranjlar ve doğadan ilham alan yeşil rengin kullanıldığı koleksiyonda geometrik ve çizgili desenlerin kombinasyonunu görmek mümkün. Sahillerde şıklıktan yana olanlar için fırfır detaylı bikiniler ve renk geçişleri olan mayolar koleksiyonun en iddialı parçaları arasında yer alıyor. Sadelikten yana olanlar için ise eğlenceli ‘mixmatch’ seçenekleri kadınlara genç ve dinamik bir görünüm sunuyor. Dagi tropikal plaj koleksiyonunda birbirinden farklı tasarımlarda bikiniler, mayolar, mayokiniler, tankiniler, push up büstiyer seçenekleri, high waist size modeller, straplez ürünler ve plaj aksesuarları yer alıyor.

Yeni Max Factor Miracle Glow Duo highlihter mükemmel formu ile kadınların ihtiyacı olan doğal parlaklık ve kusursuz cilt görünümünü bir arada sunuyor. Highlighter ve kusursuzlaştırıcı şeklinde tasarlanan özelliği ile Yeni Max Factor Miracle Glow Duo parlaklığın doğallığı ve yoğunluğu arasındaki tercihi size bırakıyor. Kadınların yalnızca özel günlerde değil, her an güzel görünmek istediğinin farkında olan Max Factor, Yeni Miracle Glow Duo’yu çok amaçlı highlighter olarak kadınların beğenisine sunuyor. Cildinizde aradığınız o güzel, vurgulayıcı etkiyi elde etmenizi sağlayacak Yeni Miracle Glow Duo avuç içine sığacak boyutu ile de istediğiniz her an yanınızda oluyor.. Hem parıltılı highlighter hem de kusurlarınızı kapatmak için kullanabileceğiniz yumuşak highlighterı tek bir üründe toplayan Miracle Glow Duo baharın ışıltısını cildinize yansıtıyor. Yeni Max Factor Miracle Glow Duo, hafif ve yağsız formülü ve üç farklı ton seçeneği sayesinde her cilt tipinde rahat ve tamamlayıcı, hoş bir parıltı oluşturuyor. Böylelikle cildinizin daha nemli görünmesini sağlayarak canlı bir görünüm elde etmenize yardımcı oluyor. Hoş bir parlaklık için ışığın doğal olarak düşeceği noktalara uygulayacağınız Yeni Max Factor Miracle Glow Duo, doğal görünümlü bir parıltı yaratan göz alıcı dolgunlaştırıcı etkisiyle cildinizin gün içerisinde ihtişamlı görünümüne destek oluyor. Yeni Max Factor Miracle Glow Duo’nun satış fiyatı; 59.90 TL

9


FİNANS

ADA, yılda 2 milyon işlem yapacak Sektörün İlk Yapay Zekalı Dijital Asistanı Aksigorta’dan Süreçlerini dijitale taşıyarak müşterilerine geleceğin sigortacılık deneyimini sunmayı amaçlayan Aksigorta’da yılda 2 milyon işlem yapay zeka tarafından yönetilecek, çalışanlar katma değerli işlere odaklanacak. Aksigorta, dijitalleşme stratejisi doğrultusunda sigorta sektörünün ilk yapay zeka uygulamasını başlattı. 6 farklı departmanda 30 farklı süreçte kullanılan ADA (Aksigorta Dijital Asistanı) ile yılda 2 milyon işlem gerçekleştirilecek. ADA ile acentelerden gelen taleplerin cevaplanma süresi 2 saatten 2 dakikaya düşecek. Yapay zeka uygulaması ile mevcut çalışanların iş kapsamından rutin operasyonların çıkarılarak daha katma değerli işlere yönlendirilmesi hedefleniyor. YENİ NESİL SİGORTACILIK DÖNEMİ Yeni Nesil Sigortacılık döneminin temellerini attıklarını ve sigortacılığı yalın, kolay ve erişilebilir hale getirmek üzere çalıştıkları belirten Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, en önemli önceliklerinin dijitalleşme olduğunu söyledi. Uğur Gülen, şunları söyledi: “İnovasyon, analitik, yapay zeka ve yeni teknolojiler önümüzdeki dönem için öncelikli yatırım alanlarımız arasında yer alıyor. Ağırlıklı olarak odaklandığımız yapay zeka teknolojilerinden maksimum verimi almayı hedefliyoruz. Yapay zeka teknolojileri sayesinde, sistemlerimizi görme, işitme, konuşma ve yorumlama gibi insana ait beceriler ile donatabilme şansına sahibiz. Dünyadaki ve Türkiye’deki yapay zeka teknolojilerini kendi sistemlerimiz ile birlikte inceleyerek Aksigorta için en uygun kullanım alanlarını belirledik ve bu doğrultuda Aksigorta Dijital Asistanı olan ADA’yı hayata geçirdik ve sektörümüzde bir ilki gerçekleştirdik”. Aksigorta’nın süreçlerini dijitale taşıyarak müşterilerine geleceğin sigortacılık deneyimini sunmayı amaçladığını belirten Aksigorta Genel Müdürü Uğur Gülen, “İyi tanımlanmış işleri yapay zekaya devrederek, çalışanlarımızın daha katma değerli işlere zaman ayırmasına imkân tanıyacağız. Böylece satış kanalımız, müşterilerimiz ve çalışanları10

mızın dahil olduğu ekosistemimizde memnuniyet sağlayacağız; onların hayatlarını kolaylaştıracağız” dedi. YATIRIMIN DÖRTTE BİRİ YENİ TEKNOLOJİLERE Aksigorta olarak, yapay zeka teknolojilerine 2016 yılından itibaren yatırım yaptıklarının altını çizen

Aksigorta Bilgi Teknolojileri ve Dijitalden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Metin Demirel, “Gerçekleştirdiğimiz projelerin çıktıları, teknolojideki potansiyeli daha iyi anlamamızı sağlıyor ve bu teknolojiyi kullanarak Aksigorta’yı çok farklı bir yere taşıyacağımıza inanıyoruz. Bu doğrultuda yapay zeka teknolojisine yatırımımızı ciddi oranda artırdık. 2017 yılında yatırımlarımızın yüzde 7’sini yeni teknolojilere yaparken, bu yıl bu oranı yüzde 25’e çıkardık” dedi. ADA’yı sahip olduğu yetenekler ile birçok farklı süreçte kullanmayı hedeflediklerini belirten Demirel, insan kaynaklarından otorizasyon süreçlerine ka-

dar Aksigorta içinde birçok süreçte ADA’dan destek aldıklarının altını çizdi. Metin Demirel, şöyle dedi: “Doğal dil işleme özelliğini kullanarak insan kaynakları süreçlerini ADA yardımı ile hızlı ve basit bir şekilde çözümleyebiliyoruz. Otorizasyon süreçlerimizde ADA ile Robot Süreç Otomasyonu (RPA) teknolojisini birlikte kullanarak baştan sona insansız şekilde tamamlayabiliyoruz. Resim tanıma teknolojisi ile sigortacılıkta büyük zaman kayıplarına yol açan dosyaları kategorilere ayrıştırma işlemlerini ADA’ya yaptırarak çalışanlarımıza daha katma değerli işlere zaman ayırabilmeleri için alan açmış oluyoruz. IOT (Nesnelerin İnterneti), ve konuşma sentezi gibi yapay zeka yeteneklerini de kullanarak diğer sigortacılık süreçleri ile entegrasyon konusunda araştırmalara devam ediyoruz. ADA, yakın gelecekte tüm yapay zeka bileşenleri ve bunlarla entegre diğer teknolojileri kullanarak tüm süreçlerimizde en büyük yardımcımız olacak.” YAPAY ZEKA İLE OPERASYONEL VERİMLİLİĞİ ARTIRIYORUZ 400.000 hasar evrakı ADA tarafından ayrıştırılıyor, hasar dosyası ile eşleştiriliyor. Türkiye genelinde 2.500 acenteden gelen yaklaşık 200.000 talep ADA tarafından cevaplanacak, cevaplanma süresi 2 saatten 2 dakikaya düşecek. Aksigorta’nın iş akışında farklı departmanlarda da aktif görev alan ADA, 200 Milyon TL prim üretimi yaptığımız filo işlemlerinde bütün süreci uçtan uca (poliçe üretimi, zeyil, hasar ihbarı, hasar ödeme) yürütecek. Çalışan ve müşteri memnuniyetinin hedeflendiği proje ile üretim artışının yanı sıra operasyonel verimliliğin de ciddi oranda artırılması amaçlanıyor.


FÄ°NANS

11


FİNANS

ALBARAKA TÜRK 245 MİLYON DOLAR VE 60 MİLYON EURO TUTARINDAKİ MURABAHA SENDİKASYON İŞLEMİNİ BAŞARIYLA TAMAMLADI Albaraka Türk, 17 bankanın katılımı ile 245 milyon dolar ve 60 milyon Euro tutarındaki Murabaha Sendikasyon işlemini 1,5 kat fazla talep ile başarılı bir şekilde tamamladı. Bank ABC ve Emirates NBD Capital’in koordinatörlüğünde gerçekleşen Dolar ve Euro döviz cinslerinden oluşan kredi bankanın finansman desteği işlemlerinde kullanılacak.

Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Malek Khodr Temsah Türkiye’de katılım bankacılığı sektöründe ilklerin öncüsü Albaraka Türk, 370 gün vadeli, 245 milyon dolar ve 60 milyon Euro tutarında murabaha sendikasyon kredisi temin etti. Bank ABC ve Emirates NBD Capital’in koordinatörlüğünde gerçekleştirilen ve 17 bankanın katıldığı murabaha sendikasyon kredisinin maliyeti sırasıyla LIBOR+125 baz puan ve EURIBOR+115 baz puan olarak gerçekleşti. 12

Başta Körfez ülkeleri olmak üzere, Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’daki bankaların yoğun ilgi ve katılım gösterdiği kredi, piyasada olumlu karşılandı. Körfez, Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’dan büyük ilgi Başarılı bir şekilde tamamlanan Murabaha sendikasyon işlemine Körfez ülkeleri, Avrupa, Kuzey

Afrika ve Orta Doğu’daki bankalardan ilgi ve katılım olduğunu belirten Albaraka Türk Genel Müdür Yardımcısı Malek Khodr Temsah, “Jeopolitik belirsizlikler ve küresel büyüme beklentileri açısından ortaya çıkan makroekonomik kaygılara rağmen, işlemimize katılan geniş çaplı yatırımcı profili, kurumumuza ve Türkiye ekonomisine güvenin göstergesidir” dedi.


FİNANS

Fibaemeklilik, Groupama’nın BES portföyünü resmen devraldı: Fibaemeklilik 1,5 milyar fon büyüklüğüyle 11. sıraya yükseldi Fibaemeklilik, Groupama’ya ait bireysel emeklilik portföyünü resmen devralarak emeklilik sektöründe kayda değer bir büyüme hamlesine imza attı. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen bireysel emeklilik portföy devri sonucunda Fibaemeklilik, fon büyüklüğünü 1.5 milyar TL’ye taşıdı. BES fon büyüklüğü sıralamasında 4 sıra birden yükselerek 11. sıraya yerleşen Fibaemeklilik, Müşteri ve acente sayısını iki katın üzerinde artırdı.

Fibaemeklilik Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu Emeklilik sektörünün genç ve dinamik oyuncusu Fibaemeklilik, Groupama ile yaptığı anlaşmanın ardından Türkiye’de ilk kez bireysel emeklilik portföy devralımını gerçekleştirdi. Groupama Emeklilik’e ait bireysel emeklilik portföyünün Fiba Emeklilik ve Hayat A.Ş‘ye devir süreci, SPK, Hazine Müsteşarlığı ve Rekabet Kurulu’nun onayıyla 30 Mart’ta tamamlandı. Fibaemeklilik, Groupama portföy devralımının ardından BES fon büyüklüğü sıralamasında 4 sıra birden yükselerek. 1.5 milyar fon büyüklüğüne ulaşan Fibaemeklilik, müşteri ve acente sayısını iki katın üzerinde artırdı. Öztürkoğlu: “Büyüme hedefimizi bir adım daha ileri taşıdık” Fibaemeklilik Genel Müdürü Erol Öztürkoğlu, portföy devrinin tamamlanmasının ardından yaptığı açıklamada geçtiğimiz 5 yılda Fibaemeklilik’in kaydettiği mesafeye dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bugüne dek sigorta ve emeklilik sektöründe; “fon marketi”, sektör içi satın alım, portföy devralımı, online BES satışı, sağlık sigortası satışı, BES müşterilerine yönelik fon bilgilendirmeleri gibi pek çok ilke imza atarak öncü rol üstlendik. 2017 sonunda kârımızı 21 milyon liraya çıkardık ve sektörde hayat sigortası prim üretiminde son iki yılda yüzde 200’ün üzerinde büyüyen tek şirket olduk. Şimdi de Groupama portföy devri sürecinin tamamlanmasıyla fon büyüklüğümüzü 1,5 milyar TL’ye taşırken, BES fon büyüklüğünde de 15. Sıradan 11. sıraya yükselmiş olduk. 2017 yılında 326 olan acente sayımız da böylelikle 700 ü bulacak. Groupama Emeklilik müşterilerini de Fibaemeklilik ailesine dahil ederek sektördeki hızla büyüme hedefimizi bir adım daha ileri taşıyoruz. Bireysel emeklilik müşteri sayımız 150 bin kişiyi geçti. Genişleyen acente ağımıza yapacağımız yatırımlarla da hem ailemize yeni katılan acentelerimize hem

de müşterilerimize katma değer yaratmayı sürdüreceğiz. Bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da butik fon yönetimi ve müşteri hizmeti anlayışımız, yenilikçi bakış açımız ile sektörümüzde sağlam adımlarla büyümeye devam edeceğiz.” “Hayallerin Ötesinde” başarının sırrı doğru vizyon, doğru strateji Fibaemeklilik, geçtiğimiz günlerde 5. yaşını, kısa sürede elde edilen başarıların büyüklüğü nedeniyle “Hayallerin Ötesinde” sloganıyla kutladı. Vizyon ve stratejisini müşterilerine en iyi hizmeti verebilmek, acentelerinin işini kolaylaştırarak memnuniyetlerini sağlamak ve iş ortaklarıyla birlikte büyümek üzerine kuran Fibaemeklilik, esnek, yenilikçi ve farklı bir iş modeliyle hareket ediyor. Dijitalleşmeye büyük önem veren şirketin başarısında, deneyimli ve dinamik bir kadro istihdam etmesi de büyük rol oynuyor.

13


FİNANS

Fintech Girişimleri, Bankacılık Sektöründe Değişimler Yaratıyor Bankaların son dönemlerde Fintech girişimleri ile birlikte gerçekleştirdikleri ortak projelerin sayısında önemli bir artış gözlemleniyor. Bunun hem bankalara hem de teknolojiyi geliştiren girişimlere birçok faydası var. Paraşüt’ün Kurucu Ortağı Sean Yu anlatıyor:

Fintech ekosisteminin, geleceğin ödeme dünyasında daha da büyük değişimler yaratacağı öngörülürken, dünya çapında Fintech şirketlerinin yaklaşık 31 milyar Dolar’dan fazla yatırım aldığı kaydediliyor. KPMG tarafından açıklanan rapora göre; 2017 yılında Fintech pazarı, son üç yılda aldığı 122 milyar Dolar değerindeki yatırımla rekora imza attı. En baştan alacak olursak Fintech sektörü 20072008 küresel krizi ile yükselişe geçti. 2010 yılından itibaren de Fintech şirketlerinin teknoloji ve yazılım gibi konularda farklı firmalarla iş birliği yapabileceğinin anlaşılmasıyla da sektörde yepyeni bir dönem başladı. Bu dönemde Fintech girişimlerine yatırım yapan bankalar; 2015-2016 yıllarında bulut bilişim, yapay zeka ve API gibi geliştirilen yeni 14

teknoloji ve çözümleri sistemlerine entegre etti. Böylece kullanıcılara sunulan hizmetlerin çeşitliliği artarken Finctech pazarı da yükselişini sürdürdü. Günümüzde bu iş birliktelikleri bankaların kendi kaynaklarını kullanmadan müşterilerine daha uygun maliyetlerle yeni nesil hizmetler sunmasını ve verimliliği arttırmasını sağlarken, girişimlere de teknolojilerini daha geniş kitlelere ulaştırma ve kazanç elde etme imkanı sunuyor. İş birliktelikleriyle sağlanan faydaları sayısal olarak incelediğimizde elde edilen verimlilik ve kazançların yüzde 46’sının API’ler, yüzde 43’ünün mobil uygulamalar, yüzde 38’inin ise veri analizi alanlarından geldiğini görüyoruz. Bu iş birlikteliklerini ortaya çıkaran en önemli ihtiyacın, finans teknolojileri alanında yaşanan yeni-

liklerle beraber, kurumlar ve tüketicilerin finansal işlemlere anında erişebilme isteğinin giderek artıyor olması diyebiliriz. Bu türden banka ve girişim iş birliklerinin artması hem online bankacılık hem de Fintech’in yükselişi açısından oldukça değerli. Paraşüt ve Akbank iş birliği de aslında bu örneklerden biri. Geçtiğimiz yıl Akbank ile gerçekleştirdiğimiz entegrasyon ile Paraşüt kullanıcıları, yaptıkları finansal işlemleri kolayca takip edip muhasebeleştirebiliyor, ayrıca finansal operasyonlarını yönettikleri platform üzerinden ödemelerini de kolayca gerçekleştirebiliyorlar. Gelecekte bu alanda yeni iş birliklerini hayata geçirerek Türkiye’de Fintech sektörünün gelişimine en büyük desteği sağlayan girişimlerden biri olmayı hedefliyoruz.


YAPI KREDiLi ESNAF VE KOBi’LER KREDiLERiNi ŞiMDi ALIYOR, SONBAHARDA ÖDÜYOR!

FİNANS

Esnaf ve KOBİ’lere nefes aldıran kredi Yapı Kredi’de. İşinizle ilgili ihtiyaç duyduğunuz her şey için uygun faizli kredinizi şimdi alın, ödemeye Eylül’de başlayın.

Kampanyada ödemesiz dönem fırsatı 30 Haziran 2018’e kadar geçerli olup kampanyalı kredilerde azami vade 36 aydır. Kampanya kapsamında kullanılacak kredinin faiz oranı müşteri özelinde belirlenmektedir. Ötelemeli kredilerde ödemesiz dönemin taksit tutarları diğer taksitlere eşit yansıtılacaktır. Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. kampanya koşullarını değiştirme hakkını saklı tutar. Detaylar 15 yapikredikobi.com.tr ve tüm şubelerimizdedir.


FİNANS

Bankacılığın Geleceği Mobilde

Mobil pazarlamanın ülkemizdeki çatı kuruluşu MMA Türkiye, dünyanın en önemli sosyal dinamiklerinden olan mobil dönüşümün, iş, kurummüşteri ilişkileri ve pazarlama üzerindeki etkilerini Profesyonel Sohbet Toplantıları platformunda derinlemesine masaya yatırıyor. Türkiye Profesyonel Sohbet Toplantıları, iş dünyası ve pazarlamanın kodlarını yeniden yazan mobil dönüşümün lokomotif sektörlerinin yöneticilerini bir araya getiriyor, dar katılımlı, fakat geniş kapsamlı görüş, bilgi ve deneyim paylaşımını hedefliyor. Düzenli gerçekleştirilen toplantılarda, Mobil Alışveriş, Finans, İçerik Pazarlama ve Oyun sektörlerinden pazarlama profesyonelleri bir araya geliyor. MMA Türkiye Profesyonel Sohbet Toplantıları’nın

16

Mobil Bankacılık başlığı ile düzenlenen ilki, İş Bankası Dijital Bankacılık Bölümü Birim Müdürü Halim Memiş, Yapı Kredi Mobil Servisler ve Direkt Bankacılık Müdürü Mustafa Esat Belhan ve aynı zamanda MMA Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapan, Garanti Direkt Bankacılık Yöneticisi Işık İlhan’ın katılımıyla gerçekleşti. Toplantının moderasyonunu MMA Türkiye Yönetim Kurulu Üyeleri Zehra Öney ve Erdem Tolon birlikte üstlendi. Toplantıya MMA Türkiye ve MENA Bölge Direktörü Melis Ertem ile MMA Türkiye Pazarlama Direktörü Soner Şeker de katıldı. MMA Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Nielsen Medya Araştırmaları Genel Müdürü Erdem Tolon, toplantının açılışını mobil dönüşümün ulaştığı noktayı çarpıcı rakamlarla ifade eden bir su-

numla yaptı. Sunum kapsamındaki verilere göre Türkiye’de, 48 milyon internet kullanıcısı ve aynı sayıda aktif sosyal medya kullanıcısı bulunuyor. Mobil telefon kullanıcılarının sayısı 71 milyona, aktif mobil sosyal medya kullanıcı sayısı ise 42 milyona ulaşmış durumda. Eylül 2017 sonu itibarıyla Türkiye’deki mobil telefon kullanıcı sayısının nufüsa oranı %98’e ulaşmış ve 67,1 milyar dakika mobil trafik yaratılmış. Artan mobil penetrasyonu, reklam yatırımlarının dağılımına da doğrudan etki ediyor. 2017 yılında reklam yatırımlarında en fazla büyümeyi, yaklaşık yüzde 16,9’luk bir oranla dijital reklam yatırımları oluşturdu ve dijitalin toplam reklam yatırımları içerisindeki payı yüzde 24,2 seviyesine ulaştı. Dijital reklam yatırımları içinde mobil çok büyük bir paya sahip bulunuyor. Tolon sunumunda ayrıca, teknoloji gündeminin en önemli konuları olan nesnelerin interneti, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, büyük veri ve yapay zeka alanlarındaki son gelişmeleri, yakın dönem beklentileri ve bunların mobile yansımalarını özetledi. Dönüşüm ivmesinin sürekli geliştiğini söyleyen Erdem Tolon, “Bugün tüm ezberler bozuluyor. Dünyanın en büyük perakendecisi alibaba.com’un tek bir mağazası, en büyük taksi şirketi Uber’in tek bir ticari aracı, en büyük içerik mecrası Facebook’un kendi ürettiği tek bir içerik yok” dedi. 36 Milyon Mobil Bankacılık Müşterisi Yuvarlak masa sohbetinin ilk turunda, katılımcılar temsil ettikleri kuruluşların kendi perspektiflerine de değinerek, mobil bankacılığın ulaştığı noktayı değerlendirdiler. Katılımcıların verdikleri bilgiler ışığında, Türkiye genelinde 36 milyon mobil bankacılık müşterisi bulunuyor. Pek çok kullanıcı birden fazla bankanın mobil ya da internet şubelerini kullandığı için, tekil kullanıcı sayısı 15-20 milyon adetlerinde öngörülüyor. Türkiye’de mobil bankacılık penetrasyonu yüzde 40’lar seviyesine ulaşmış durumda. Mobil bankacılık her yıl çarpan etkisiyle büyümeye devam ediyor ve bu doğrultuda finans sektörü, mobile en fazla yatırım yapan iş kolları arasında başı çekiyor. Bankalar, mobil uygulamalar üzerinden sunulan müşteri deneyimine büyük önem veriyor ve bu deneyimin gelişimine yatırım yapıyorlar. Bankacılık sektöründe güven unsurunun önemine dikkat çeken Yapı Kredi Mobil Servisler ve Direkt Bankacılık Müdürü Mustafa Esat Belhan, günümüz hayat dinamiklerinde mobilin en önemli iletişim ve pazarlama kanallarından biri olduğunu belirtti. Yapı Kredi’nin dijital bankacılık müşterilerinin yüzde 90’ının mobil bankacılık müşterisi olduğunu söyleyen Belhan, dijital bankacılık işlem adedinin 2017 yılında 20 milyonu aştığını sözle-


FİNANS

rine ekledi. Belhan kullanıcıların mobil bankacılık alışkanlıkları ile ilgili “Mobil bankacılık işlemlerinde en büyük payı ödeme ve para transferi işlemleri oluşturuyor. Mobil üzerinden en sık yapılan işlemler arasında ilk 10 sırada yatırım işlemleri yer alıyor. Döviz piyasasındaki hareketlilik paralelinde mobil üzerinden döviz işlemlerinde de büyük artış görülüyor” dedi. Türk bankalarının, ödeme sistemleri gibi birçok konuda, küresel bankacılık sisteminin genelinden daha gelişmiş ürünler sunabildiğini belirten İş Bankası Dijital Bankacılık Bölümü Birim Müdürü Halim Memiş, “Bu hizmetleri, ürünleri ve geliştirdiğimiz teknolojileri küresel sisteme sunabilmemiz çok önemli. Türk bankacılık sistemi, küresel rekabetin önünde olduğu alanlarda, mobil teknolojiler sayesinde know-how ihracatı gerçekleştirebilir” şeklinde konuştu. İş Bankası’nın 6,2 milyon seviyesinde dijital bankacılık müşterisi olduğunu söyleyen Halim Memiş bunların yaklaşık 5,4 milyonunun mobil bankacılık müşterisi olduğunu belirtti. Bankanın İşCep uygulamasına ek olarak çıkardığı Maximum Mobil uygulamasının, 1,8 milyondan fazla kullanıcı tarafından indirildiğini söyleyen Memiş, toplam işlem sayısının yüzde 86’sının dijital kanallardan gerçekleştiğini ifade etti. Mobil dönüşümün, bireyler için her anın bağlantı halinde olduğu bir hayat anlamına geldiğini vurgulayan Garanti Bankası Direkt Bankacılık Yöneticisi ve MMA Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Işık İlhan da, “Mobil teknolojilere uyumlu ürün ve hizmet geliştirmenin çok ötesine geçiyoruz. Müşterilerimizin hayatlarını, beklentilerini daha yakından tanıyoruz; onlara doğru finansal hizmeti, teklifi, doğru zamanda ve doğru şekilde sunabilmeye, doğru anda doğru deneyimi yaşatmaya odaklanıyoruz” dedi. Garanti Bankası’nın 5,4 milyon mobil bankacılık, 6,2 milyon dijital bankacılık müşterisi olduğu bilgisini veren Işık İlhan, 3,9 milyon kişinin de sadece mobil bankacılık kullanıcısı olduğunu ve yapılan nakit dışı işlemlerde dijitalin payının %95’ken, bu payın yüzde 60’a yakın olarak büyük bir kısmının mobil bankacılık üzerinden gerçekleştiğini söyledi. İlhan ayrıca mobil bankacılığın bankanın yeni müşteri kazanımlarında önemli rol oynadığı, özellikle de genç kuşak yeni kullanıcıların, finansal hayata mobil bankacılık üzerinden girdiklerini belirtti. Bankalar, Yeni Teknolojilerin Gelişimini Çok Yakından Takip Ediyor Mobil dönüşüm, büyük veri ve yapay zeka konularının, Davos Dünya Ekonomik Forumu da dahil pek çok platformda öncelikli olarak ele alındığını ve dünyanın öncelikli gündemi olduğunu belirten Zehra Öney’in modere ettiği ikinci turda katılım-

cılar, öncelik verdikleri teknolojileri ve bunun bir adım ötesinde sektörün gelişimine katkısı açısından önem atfettikleri konuları ve Fintek firmaları hakkında görüşlerini ifade ettiler. Katılımcılar bankaların, daha iyi bir müşteri deneyimi sunmak amacıyla yapay zeka, biyometri, makine öğrenimi, sezgisel algılama (semantik), API (uygulama programlama ara yüzü) gibi teknolojileri “yakından takip ettiği yönünde ortak görüş bildirdiler. API teknolojisi, bankaların farklı uygulamaları ve hatta sosyal medya üzerinden müşteri ile etkileşimi açısından önemli olduğu kadar, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de önemi artan Fintek firmaları ve bu alandaki girişimcilerle iş birliklerini geliştirmek açısından da önem taşıyor. Biyometrik tanımlamalar, yapay zeka kullanan mobil işletim sistemleriyle entegrasyon ve QR kod ile para çekme gibi işlemler de, bankaların teknoloji gündeminde önemli yer tutuyor. Kurum Kültüründe de Mobil Dönüşüm Toplantıda, bankacılık sektöründe çok fazla önem verilen bir diğer konunun da insan kaynağı ve kurumların kültürel dönüşümü olduğu vurgusu yapıldı. Bu önemli alanlarda gerek teknoloji gerek bankacılık açısından değer katabilecek, her kademede çalışanın gelişimi çok büyük önem taşıyor ve bankalar bu konuya odaklanıyor. Regülasyonlar Sektörün Önünü Açabilir Toplantı sırasında, bankacılık sektörünün regülatif ortamında yeni düzenlemelerle, yeni teknolojilerin kullanımına ve gelişime daha fazla olanak sağla-

nabileceği konusunda ortak görüş de ifade edildi. Hesap açımlarında şubelerden ıslak imza gerekliliği ile ilgili bir düzenlemenin yapılması, dijital kimlik ile hesap açılabilmesi, mobil teknolojilerin uzantısı olarak bulut bilişim teknolojilerinin daha etkin kullanımı açısından veri depolama ve işleme ile ilgili düzenlemeler gibi kolaylaştırıcı regülatif adımların, gelişime güç vereceğine de vurgu yapıldı. MMA: Mobil Pazarlamanın Öncüsü Pazarlamanın inovatif gelişimine ve dönüşümüne mobilin gücüyle hız kazandırmak; tüketicilerle kurulacak daha yakın, daha güçlü ilişkilerin iş hacimlerini büyütmesine katkı sağlamak misyonuyla 50 ülkede, 800 üye ile faaliyet gösteren MMA’in Türkiye oluşumu, 2009 yılından bu yana bu alanda küresel bilgi birikimini ülkemize taşıyor ve 100’e yakın üyesiyle mobilin gelişimine katkı sağlıyor. Ölçümleme, beceri geliştirme, fikir önderi ve ilham kaynağı olma yoluyla bu pazarda ve ilgili teknolojilerde sürdürülebilir gelişimi hedefleyen MMA Türkiye, bankacılık, tüketici ürünleri, teknoloji, reklamcılık, medya gibi sektörlerin öncü kuruluşlarıyla geniş ve yetkin bir temsil yelpazesine sahip bulunuyor. Araştırma, ölçümleme, eğitim, çalışma örnekleri paylaşımı ve networking çalışmalarıyla Türkiye mobil pazarlama sektörünün çatı yapılanması özelliği taşıyan MMA Türkiye, mobil pazarlamanın ve ilgili teknolojilerin ülkemizdeki gelişimi için çalışıyor.

17


HABER

Kobilerde Dijital Dönüşüm Artık dijital ve mobil bir çağda yaşıyor, akrep ve yelkovanın dönüş hızına ayak uydurmaya çalışıyoruz. Değişen ve gelişen bu dijital dünyada işlerimizi zaman kaybetmeden tek tık ile gerçekleştirebiliyoruz. . KOBİ’ler büyüme,markalaşma,ihracat, karlılık gibi hedeflerine ancak dijital KOBİ’ye dönüşerek ulaşabiliyor. Hayatımızı kolaylaştıran bu yeniliklere en hızlı şekilde entegre olmak KOBİ’ler için de artık ihtiyaç değil zorunluluk haline geldi…. 18


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Z kuşağından sonra hangi kuşak gelecek? Günümüz pazarlama sektöründe nesillerin X, Y ve Z kuşağı olarak kategorize edildiğini belirten Dijital Dönüşüm Danışmanı ve Me Consultancy kurucusu Murat Erdör, Z kuşağının ardından gelecek olan ve hem sosyal yaşamı hem de ekonomiyi etkileyecek yeni kuşak olarak adlandırılan “Alfa Kuşağı” hakkında bilgiler sundu. Kurallara uyumlu, aidiyet duygusu güçlü, otoriteye saygılı, sadık, çalışkanlığa önem veren bir kuşak olarak tanımlanan X kuşağının ardından, özgür ve dahil edildiğini hissetmek isteyen, çok yönlü, kolay anlaşılır ve daha şeffaf yaklaşımlarıyla öne çıkan Y kuşağının, ardından ise günümüzde ekonomileri etkilemeye başlayan, internet ve mobil teknolojileri kullanmayı seven, internet aracığıyla sosyalleşmeyi tercih eden Z kuşağının geldiğini belirten Erdör, bu kuşaklardan sonra tüm kuşaklardan bazı özellikler taşıyacak olmalarına rağmen, birçok yönüyle tamamen farklılaşacak Alfa Kuşağı’nın sosyal yaşamı ve ekonomiyi dönüştüreceğini ifade etti. Erdör, teknoloji diğer tüm kuşaklara göre daha merkeze koyacak Alfa Kuşağı’nın sahip olacağı muhtemel bazı özellikleri şu şekilde sıraladı: 1.Teknolojinin içine doğan bu kuşak, dünyayı fiziksel sınırları olmayan bir yer olarak görecek. 2.Hemen hemen her türlü içeriğe, bilgiye erişme gücüne diğer kuşaklara göre daha fazla sahip olacaklar. 3.Sahip oldukları ve hayatlarına entegre ettikleri tüm teknolojileri kişileştirebilecek ve teknolojiyi diğer tüm kuşaklara göre daha merkeze koyacaklar. 4.Telefon ve sanal gerçeklik hayatlarının parçası olacak, hatta sıradan unsurlar olarak hayatlarında yerini alacak. 5.Hayatın daha erken dönemlerinde bilgiye ve kaynaklara ulaşabileceklerinden, Alfa jenerasyonu en girişimci nesil olacak. 6.Çevrimiçi alışveriş yapacaklar ve önceki nesillere göre daha az insanla temas etmek öncelikleri olacak. 7.Çevrimiçi öğrenme yoluyla günümüzdekinden farklı bir eğitim alacaklar. Aynı zamanda kendi öğrenme yollarını, yöntemlerini tasarlayabilecekler. 8.Robot arkadaşlarla ya da yardımcılarla oynamak, ders çalışmak, sohbet etmek, vakit geçirmek hayatlarının bir parçası olacak. 9.Diğer nesillere göre daha az konuşacaklar, etraflarındaki diğer bireylerle sohbetleri oldukça kısıtlı olacak ve gerekmedikçe fiziksel buluşmalardan kaçınacaklar.

19


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

DemirDöküm sürdürülebilir bir gelecek için, tüm süreçlerini dijitale taşıyor. Türkiye iklimlendirme sektörüne 64 yıldır öncülük eden DemirDöküm’ün Yönetim Kurulu Üyesi Gürhan Çoban, “AMS+ Ürün İzlenebilirliği ve Verim Artışı” başlıklı sunumuyla 9. Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda enerji gündemine yön verenlerle buluştu. 5 yılda gerçekleştirdiği yatırımlarla üretimden satış sonrası hizmetlere kadar tüm süreçlerini dijitalleştiren DemirDöküm, fabrika kapasite kullanımını yüzde 77’ye taşıdı. Dijitalleşme ile yüzde 18 verimlilik artışı sağlayan şirket, su kullanımını yüzde 26, elektrik kullanımını yüzde 17, doğal gaz kullanımını ise yüzde 26 oranında düşürdü.

Toplumdaki enerji kültürü, verimlilik bilincinin artırılması ve geliştirilmesini sağlamak amacıyla Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen Enerji Verimliliği Forumu ve Fuarı’nda sürdürülebilirlik konusunda geliştirdiği projelerle sektöre yön veren DemirDöküm’ün Yönetim Kurulu Üyesi Gürhan Çoban konuşmacı olarak katıldı. 37’inci Enerji Verimliliği Haftası kapsamında bu yıl 9’uncusu gerçekleştirilen organizasyonda kamu kurum ve kuruluşlarının yöneticileri, özel sektör temsilcileri ve akademisyenler bilgi ve bildirilerini paylaşırken, gündemde enerjiye dair yer alan konular ayrıntılı olarak ele alındı. İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı›nda gerçekleştirilen etkinliğin ikinci günü «Verimli Sanayi Karlı Üretim» adlı oturuma katılan DemirDöküm Yönetim Kurulu Üyesi Gürhan Çoban, “AMS+ ile ürün izlenebilirliği ve verimlilik artışı” başlıklı konuşmasıyla, katılımcılara fabrika yatırımları ve verimliliğe katkıları hakkında tecrübelerini aktardı. 20

“ENERJİ VERİMLİLİĞİ VE ÇEVRE İÇİN YATIRIMA DEVAM EDİYORUZ” Türkiye’nin 140’ıncı Ar-Ge merkezinin yer aldığı Bozüyük fabrikasında Türk mühendisler tarafından tasarlanan ve üretilen ürünlerini dünyanın 50 ülkesine ihraç eden DemirDöküm’ün enerji verimliliği, çevresel sürdürülebilirlik, inovasyon ve Ar-Ge çalışmalarıyla sektöre birçok alanda öncülük etmelerinden büyük bir gurur duyduklarını belirten Gürhan Çoban; “Türkiye’nin en eski ve sektörde birçok ilki kazandıran şirket olarak üzerimize düşen sorumluluğun farkındayız. Çevresel sürdürülebilirlik anlamında, ürünleri sürekli geliştiriyor ve verimliliklerini artırıyoruz. Sadece enerji kullanım verimlilikleriyle ilgili düzenlemeler yapmıyoruz, aynı zamanda kullanım alanlarını da küçültüyoruz. Kullandığımız malzemeleri çevreye duyarlı olarak seçip, atıkların azaltılması için çaba harcıyoruz. Kullanıcısına maksimum enerji verimliliği sağlayan ürünleri ürettiğimiz fabrikamızda, su, elektrik ve gaz harcamasının düşürülmesi ve verimliliği artırıcı yatırım yapıyoruz. Bu vizyon sayesinde ciddi kazanımlar elde ettik” dedi. “HEDEF ÜRETİMDE SIFIR HATA” DemirDöküm’ün benimsediği değerler ve strateji kapsamında düzenli olarak Ar-Ge ve fabrika yatırımlarını artırdığını, sadece geçtiğimiz yıl 40 milyon TL’lik yatırım gerçekleştirildiğini belirten Çoban sözlerini şöyle sürdürdü; «Türkiye›de sektöründe Endüstri 4.0’ı ilk kullanan kurum olan DemirDöküm, üretim hatlarında kullandığı AMS+ (Montaj ve Test Yönetim Sistemi) ile insan kaynaklı hatalar minimize edilerek ürünlerimizin kalite ve izlenebilirliği garanti altına alınıyor. Üretim faaliyetlerimizin verimliliğini artırmak ve çalışanlarımızın ergonomisini iyileştirmek amacıyla bu yılbaşında kurguladığımız MTM (Metot zaman ölçüm) eğitimlerini tamamlayarak tüm üretim alanlarımızda uygulamaya aldık. Dijital

dönüşüm stratejimiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla ürün yönetimi, kontrol, lojistik, veri akışı, veri yönetimi, süreç yönetimi, otomasyon ve kontrol sistemleri ‘Üretimde Sıfır Hata’ hedefimize yaklaştırdı. DemirDöküm olarak Resmi Gazete’de yayımlanan, Türkiye’ye, tüketicilere ve sektöre büyük kazanım sağlayacak ErP (Enerji İlişkili Ürünler) Yönetmeliği kapsamında tüm hazırlıklarımızı da tamamladık.” “YENİ KOMBİLERLE DAİRE BAŞINA NOX SALIMI 2 TON DÜŞECEK” Son 5 yıldır gerçekleştirilen yatırımlar sayesinde üretim, kapasite kullanımı, verimlilik, müşteri memnuniyeti ve enerji kullanımında önemli kazanımlar sağladıklarının altını çizen Çoban şöyle konuştu; “267 bin m2 açık, 65 bin m2 kapalı alana yayılan Bozüyük fabrikamızda ve tüm operasyonel süreçlerimiz için gerçekleştirdiğimiz yatırımlar sayesinde çalışmalarımızda yüzde 18 verimlilik artışı sağladık. Su ısıtıcılarında yüzde 64, panelde ise yüzde 26 hacim artışı elde ettik. Fabrika kapasite kullanımımız yüzde 77’ye çıktı. Sektörde yenilikçi, kaliteli, sorunsuz ürünler geliştirmek için son 5 yılda Ar-Ge için gerçekleştirdiğimiz toplam 63 milyon TL’lik yatırıma ek olarak ‘Tüketici Deneyimi Geliştirme Bölümü’ sayesinde müşteri memnuniyetinde bu yıl Türkiye’nin ısıtma sektöründe en iyi müşteri deneyimi yaşatan firması seçildik. Sürdürülebilir üretim yaklaşımımız ile su kullanımını yüzde 26, elektrik kullanımını yüzde 17, doğal gaz kullanımını ise yüzde 26 oranında düşürmeyi başardık. Tasarladığımız yeni ürünlerimiz ile kombi boyutlarını yüzde 16,5 oranında küçülttük. Yeni yoğuşmalı kombilerimiz sayesinde daire başına yıllık ortalama 2 ton daha az NOx salımı gerçekleşecek. Ayrıca akıllı oda termostatımız MİGO ile birlikte yoğuşmalı kombilerimiz yüzde 30’a varan tasarruf sağlayacak “


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

“Dijitalin Zirvesi”nde On İkinci Yıl “GÜVEN” KAVRAMI DIGITAL AGE SUMMIT’TE TARTIŞILIYOR Bu yıl 12ncisi düzenlenecek Digital Age Summit’te; dijitalleşme, teknolojik gelişim ve yeni iş modellerinin etkileri “güven” teması çerçevesinde ele alınıyor. 8 Mayıs 2018 tarihinde Four Seasons Bosphorus İstanbul’da gerçekleşecek etkinliğin konuşmacıları arasında Nassim Nicholas Taleb, Jon Stephenson von Tetzchner, Tatyana Mamut ve Vlad Trifa gibi dünyaca ünlü isimler yer alıyor. Neredeyse her gün yeni bir fikirle tanıştığımız bir çağda, dönüşümü anlamlandırmak için insanlık tarihinin en eski kavramlarına dönmemiz gerekebiliyor. Blok zinciri ve yapay zekâ gibi yeni teknolojilerin kullanım alanlarından, yeni iş ve işbirliği modellerine birçok konunun ele alınacağı Digital Age Summit’in bu yılki teması da “güven”. 2017 yılında 2800 katılımcı ve 83 konuşmacının ağırlandığı dijital zirvede geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yıl da Türkiye’de ve dünyada dijital sektöre yön veren yıldız isimler konuk ediliyor. Etkinliğin kesinleşen konuşmacıları arasında; Siyah Kuğu’nun

yazarı, risk mühendisliği profesörü Nassim Nicholas Taleb; Vivaldi Technologies Kurucusu ve Opera web tarayıcısının yaratıcısı Jon Stephenson Von Tetzchner; Amazon Web Services Teknoloji İnovatörü ve Ürün Kategorisi Başkanı Tatyana Mamut; Ambrosus’un Üründen Sorumlu Başkanı ve nesnelerin interneti teknolojisinin öncü isimlerinden olan Vlad Trifa; Avrupa’nın en etkin açık inovasyon platformlarından The Heart’ın eş kurucusu ve CEO’su Tomasz Rudolf; pazarlama teknolojileri alanının önde gelen fikir liderlerinden Tamara McCleary; IBM Türkiye CTO’su Sevilay Kurt ve Comodo Group Inc.’in CTO’su Egemen

Taş gibi isimler yer alıyor. Önümüzdeki günlerde birçok yeni konuşmacının açıklanacağı etkinlikte bu yıl ana konferansın yanı sıra bir dizi yan etkinlik ve buluşma da düzenlenecek. Kurum içi inovasyon, müşteri deneyimi ve veri odaklı pazarlamayı konu alan üç farklı seminerde, katılımcılar en önemli trendleri global ve yerel vaka incelemeleri eşliğinde dinleme fırsatı elde edecek. Katılımcılar ayrıca marka güvenliğinden müşteri yolculuğu haritalamasına, veri stratejisinden hızlı prototiplemeye kadar birçok güncel başlığı konu alan workshop’ları takip edebilecekler.

21


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Dijital devrim, sosyal ilişkileri etkiledi 5. Uluslararası İletişim Günleri’nde “Dijital Kültür” ele alındı Üsküdar Üniversitesi 5. Uluslararası İletişim Günleri, Türkiye’den ve dünyadan alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleşiyor. Medyadan sinemaya kadar pek çok alanda etkili olan dijital kültür, tüm yönleriyle ele alınıyor. Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sınırların kalktığı dijitalleşen dünyada yerelleşmenin önemini vurguladı. “Yerel olamazsak evrensel de olamayız. Yerel değerlerimizi ve kültürümüzü korumamız gerekiyor” diyen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, dijital devrimin sosyal ilişkileri de etkilediğini söyledi. Tarhan, “Otizmin artmasının en büyük sebeplerinden birisi de sosyal ilişki biçiminin değişmesi” dedi. Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen 5. Uluslararası İletişim Günleri alanında önemli isimleri ağırlıyor. Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşke Nermin Tarhan Konferans Salonu’nda Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör’ün ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda medyadan kültüre ve sinemaya kadar dijital kültür ele alındı. Egemen olmak isteyen bilgiye hükmetmeli Üsküdar Üniversitesi Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, açılış konuşmasında bilişim devriminin artık toplumun her kesimi tarafından kabul edildiğini belirterek “Analog bilgi dijital bilgiye dönüştü. Bu beraberinde bağlanabilirlik getirdi. Telefon, televizyon ve bilgisayarın aynı anda kullanılabilir olması devrim niteliğinde. Burada artık bilginin herkese ulaşabilmesi demektir. Bu bilişim devriminin ortaya çıkmış olması demektir. İnsanlığın ürettiği en büyük cihaz internet. Bu cihazla bir bilgiye ulaşmak, o bilgiyi işlemek, o bilgiyi yönetmek ve arşivlemek en büyük güç. Egemen olmak isteyen kimse bilgiye hükmetmek zorunda. Bir insanın bilgiye hükmedebilmesi için de o bilgiyi kullanmayı bilmesi gerekiyor” diye konuştu Yerel olamazsak evrensel de olamayız Bilişim devriminin dünyada çok şeyi değiştireceğini ifade eden Tarhan, dünyanın şu anda tek kültürlü bir dünyaya doğru gittiğini belirterek “Hollywood kültürü, şu anda dünyanın tek kültürü olmak yolunda. 50 sene sonra belki de birçok kültür yok olacak. Bu nedenle biz eğer yerel olmazsak evrensel de olamayacağız. Bir müddet sonra bunun yok olduğunu göreceğiz. Bir insan yerel değilse, kendi kültürünü koruyamıyorsa o kimse ayakta kalamıyor. Afrika’da Güney Amerika’da Avustralya’daki birçok kültürün yok olması gibi. Birçok kültür de önümüzdeki yüz yıllarda yok olacak. Bu nedenle muhakkak yerel değerlerimizi yaşatmamız gerekiyor. Yerel değerlerimizi terk edersek tarihin çöp sepetine atılabiliriz. Bunun için kıyafetten tutun da yemeklerimize kadar yerel değerlerimize sahip çıkmamız gerekiyor. Kültürel değerlerimizi koruyarak modernleşmek konusunda adımlar atmaya ihtiyaç var” uyarısında bulundu. Dijitalleşmeyle sosyal ilişki biçimi değişti

22

Dijital devrimin sosyal ilişkileri de etkilediğini belirten Tarhan, “Dijitalleşme birçok kolaylık getirdi ama birçok dezavantajı da beraberinde getirdi. Otistik insanlar çoğaldı. Otizmin artmasının en büyük sebeplerinden birisi de sosyal ilişki biçiminin değişmesi. Sosyal ilişki biçiminde duygusal aktarımlar vardı, göz teması vardı. Karşılıklı konuşma vardı. Şimdi sanal gerçeklik nedeniyle göz teması olmuyor. İnsan kendi kimliğini saklayarak farklı kimliklerde var olabiliyor. Çok rahat yalan söyleyebiliyor. Gerçekliğin sınırları değişti” diye konuştu. Dijital kültürün patronu olamazsak figüranı oluruz Dijitalleşmenin kültürleri de değiştirdiğini belirten Tarhan, “Dijitalleşmeye karşı koymak yerine onu doğru kullanmayı öğrenirsek yani patron olabilirsek korkmayalım. Sanayi devriminde figüran olduk, dijital devrimde de figüran olmak istemiyorsak muhakkak dijital gücü en iyi şekilde kullanmamız gerekiyor. Dijital kültürün patronu olamazsak figüranı oluruz” dedi. Prof. Dr. Tarhan, dijital devrimi kaçırmamak için Ar-Ge yapmanın önemine işaret etti. Dijital devrim, insan beyninin uzantısı oldu Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nazife Güngör de açılış konuşmasında bu yılki etkinliğin temasının dijital kültür olduğunu söyledi. Dijitalleşen bir çağda dijital devrimin ikinci sanayi devrimi ya da ikinci teknoloji devrimi olarak tanımlandığını belirten Güngör, “Dijital devrim, sanayi devriminden farklı olarak kültürün, toplumların, insanların en ayrıntılarına, toplumların en kılcal damarlarına kadar sirayet eden bir yenilik oldu. Birinci sanayi devrimi daha makro düzeydeydi, toplumsal, siyasal ve ekonomik yapıları etkiledi. Ama dijital teknoloji çok daha mikro etkiler yaptı. Çünkü birincisi insanların bedenlerinin uzantısıydı. İnsanlar bedenlerinin uzantılarını icat etmişlerdi. Daha makro düzeydeki yapıları etkiledi fakat dijitalleşme insanların beyninin uzantısı oldu. Mikro düzeydeki pek çok yapıyı, süreci ve ilişkiyi etkiledi. Dolayısıyla gerçek anamda kültürel değişim oldu” diye konuştu. Prof. Dr. Haluk Şahin: “Demokrasilerin sağlıklı ve sürekli bilgiye ihtiyacı devam ediyor” “Dijitalleşmeye Genel Bakış” başlıklı konferansta Bilgi Üniversitesi

Öğretim Üyesi, gazeteci- yazar Prof. Dr. Haluk Şahin “Geleneksel Medyadan Dijital Medyaya Tarihsel Bir Perspektif” başlıklı konuşma yaptı. Gazeteci, televizyoncu, medya uygulayıcısı ve akademik kariyerini bir arada yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Şahin, dijital teknolojinin medya alanında yaptığı değişim ve etkileri kendi yaşamından örnekler vererek anlattı. İletişim ihtiyacının hep var olduğunu ve gelecekte de devam edeceğini belirten Şahin, “Demokrasilerin sağlıklı ve sürekli bilgiye ihtiyacı devam ediyor. Başka türlü olabilmesi mümkün değil ama bu dijital kültür ortamında nasıl olacak sorusu dev bir soru olarak karşımızda duruyor. Sizlerin bu soruyu çözeceğine inanmak istiyorum”dedi. HoGent Gent Üniversitesi’nden Dr. Jan De Vos ise “Dijital İçin Hangi Özne? Dijitalizasyonun (nöro)psikolojizasyondaki köklerin bir eleştirisi” başlıklı konuşmasıyla konferansa katıldı. Dr. Jan De Vos, “Psikoloji sosyal medyanın iş modelini kurmak için dijital kapitalizmin totolojik temelini sağlayarak döngüsel bir mantığı kullanır. Bu yüzden internet bir psikolog gibi değildir. İnternet bir psikolog gibi yapılanmıştır. Yani bizim derin psikolojik arzularımızı, bizim psikolojimizi açıklayamaz ama bizim psikolojimizi şekillendirmek, biçimlendirmek ve yönlendirmek için yapılandırılmıştır” dedi. Dijital kültürden dijital çağa her şey konuşuldu İletişim Günlerinde “Dijital Kültür”, “Dijital Gazetecilik”, “Dijital Çağ ve Geleceğin Medyası”, “Dijital Çağda Sinema” başlıklı oturumlar gerçekleştiriliyor. Türkiye ve İngiltere’den çeşitli üniversitelerin iletişim fakültelerinden akademisyenler, Üsküdar Üniversitesi Bağımlılık ve Adli Bilimler Enstitüsü’nden akademisyenler ve ulusal televizyon kanallarından programcılar konuşmacı olarak yer alıyor. Lisansüstü Öğrenci Kolokyumu’nun da gerçekleşeceği İletişim Günleri iki gün sürecek. ABD’den Prof. Henry Jenkins’in de bir video sunumla katılacağı İletişim Günleri’nde Prof. Dr. Süleyman İrvan, Prof. Dr. Peyami Çelikcan, Prof. Dr. Halil Nalçaoğlu ve Prof. Dr. Aslı Tunç, Ozan Onat ve Defne Andaç’ın da aralarında bulunduğu akademisyen, medya profesyoneli ve uzman isim dijital kültürü çeşitli yönleriyle ele alacak. Program, Akbank Kısa Film Festivali Ödüllü Filmler Gösterimi ile sona erecek.


İs�f Robotu: 6,5 m, Mekik entegre

Shu�le: Ultrakapasitör Mekik (Akü değişimi Yok)

Yükseklik: 6,5 m

Kat sayısı: 4

Kapasite: 1024 Palet

KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Palet Ağırlığı: Max 1 Ton

Depo Alanı: 20 m x 16 m 320 m2

ROBOTIC WAREHOUSE M ANAGEMENT SYSTEMS

2018 YILI İÇERİSİNDE KONSEPT ROBOTLU DEPODA SABİT FİYAT

ROBOTAŞ Robo�k Depolama Sistemleri A.Ş Merkez : GOSB Teknopark Kemal Nehrozoğlu Cd. High Tech Bina Kat:3 A1 Gebze/KOCAELİ Fabrika: Şekerpınar Mah. Marmara Geri Dönüşümcüler Sanayi Sitesi Defne Sok. No:7 Çayırova /KOCAELİ

info@robotas.com.tr - www.robotas.com.tr - tel : 0-(262)-658 1888 23


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Dijital Dünyada Yönetimin Yeni Stratejileri Tartışıldı… Yönetim Danışmanları Derneği (YDD) tarafından düzenlenen ve Türkiye’nin KOBİ’lere yönelik sürdürülebilir yapılar oluşturması için çalışmaların paylaşıldığı Management Forum Turkey’de “ Yönetimde Yeni Stratejiler ve Değişen Bakış Açıları “ Celal Toprak moderatörlüğünde masaya yatırıldı. Suriye’den göçü ekonomiye kazandırmak mümkün Crossover Türkiye Genel Müdürü Mine Dedekoca , Yönetimde Yeni Stratejiler Panelinde Suriye’den ülkemize mülteci olarak gelenlerin ekonomiye kazandırılması ile ilgili deneyimlerini paylaştı ; Dedekoca “ Suriye’den kendi alanında uzman birçok mülteci ülkemize gelmiş durumda. Adaptasyon ile ilgili olarak gerekli eğitimler verildiği takdirde , uzmanlıklarından freelance olarak faydalanarak , kendilerini ekonomiye kazandırma fırsatı verebiliriz. Bunun için verilecek eğitimler ve dijitalleşen dünyanın fırsatlarından faydalanmak yeterli olacaktır” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’de fırsatlar daha net değerlendirilmeli… Dünya’nın kimya devlerinden Toray International’ın Türkiye Genel Müdürü Alper Ensari Türkiye’deki fırsatların daha net görülmesi gerektiğinin altını çizdi “ Her ülkenin , her kültürün sistemi farklı global fir-

24

maların bulundukları ülkelerde çalışanlarına yönelik kültür yönetimini adapte etmeleri daha verimli ortamlar oluşturmakta. Türkiye’deki ana sorun yüksek performans bekliyoruz fakat insanlara bu performansı sağlayabilecekleri alet edavatı vermiyoruz. Örneklendirmek gerekirse , Toray International dünyada Kimya üzerine geniş çaplı innovasyon çalışmaları yapan bir firma. Türkiye’de birçok sektörde hammadde ithal olarak geliyor. Meselapetrokimya tesislerimiz sınırlı , burda üretim yapmak istesek , bizde hammaddeyi yurtdışından getirerek üretim yapmak durumunda kalacağız. Bu üretimi çevre ülkelere Türkiye üzerinden ihrac edecek olsak bile , ülkemizde kalacak net miktar oldukça düşük olacaktır. Bu nedenle , innovasyon ile çalışma performansını artırmak için ülkemizdeki belirli hammadde üretimlerini artıracak alt yapı çalışmalarını yapmamız gerekmekte “ dedi.

Innovasyon olmadan ileri gitmek mümkün değil Lexmark International CEEMEA Genel Müdürü Sinan Emon oturum süresince Uluslararası yönetim stratejilerine değindi. Sinan Emon “ Bir endüstri devrimi daha yaşıyoruz, yaşadığımız bu endüstri devrimi komponent oluşumlardan chip teknolojisine geçiş süreci. Dünya da artık 18 ayda bir komponent ürünler için yapılan çalışma ile boyutlar yarı yarıya küçülüyor. Artık küçülmede bir atom boyutuna indirgenmiş durumda. O nedenle de artık yönetim sadece matematiksel very analizleri yapılarak değil , adaptasyon politikasına doğru değişiyor. Dünya’nın her ülkesinde o bölgenin ana unsurlarını göz önüne almadan yönetebilmeniz mümkün değil . Bu her şartta çalışanları da etkilen bir süreç. Artık , innovasyon olmadan ilerlememiz mümkün değilken , bu innovasyonun şampiyonlarını da şirket kültürleri çerçevesinde yetiştirmek lazım “ dedi.


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

E-imza sayesinde yüzde 50 tasarruf edildi. Islak imzayla günlerce süren işler e-imza ile bir saatte bitiyor E-imza kullanım alışkanlıklarının incelendiği araştırmaya göre, e-imza en çok e-Devlet uygulamalarında kullanılıyor. En önemli faydaları ise hız, zaman tasarrufu ve güvenlik. Ipsos tarafından yapılan “Elektronik İmza Kullanım Alışkanlıkları” araştırmanın sonuçlarına göre, e-imza kullanıcıları en çok %50 ile e-Devlet uygulamalarını kullanıyor. Bu oranı % 49 ile kamu projeleri takip ediyor. Bankacılık işlemleri ise %23 ile bu alanda üçüncü sırada. Araştırmaya katılanların yüzde 89’u e-imzanın çevreci bir uygulama olduğu konusunda hemfikir. Islak imzada onaylar bir gün ila bir hafta arasında uzuyor Araştırmada yetkili kişiye ulaşılamaması nedeni ile imza ve onay süreçlerinde ortalama 3,5 günlük gecikmelerin yaşandığı görülüyor. Katılımcıların yüzde 43’ü projeye onay verecek kişinin ofis dışında olmasının 1-2 günlük gecikmeye neden olduğunu belirtirken, yüzde 29’u gecikmenin 2 ila 4 gün arasında olduğunu, yüzde 9’u ise 5-6 gün sürdüğünü ifade ediyor. Yüzde 20’ye yakın kesim ise bir hafta veya üzerinde gecikmeler yaşandığını dile getiriyor. Katılımcıların yüzde 73’ü e-imza sonrasında imza süreçlerinin bir saatten daha az sürdüğünü belirtiyor. Yüzde 81’i için kâğıt gereksiz bir gider Islak imza ile e-imza arasındaki farkları değerlendiren katılımcıların yüzde 81’i kâğıt çıktı almanın gereksiz bir maliyet kalemi olduğunu düşünüyor. Islak imza toplamanın zaman ve emek kaybından dolayı iş süreçlerini yavaşlattığını ve kesintilere yol açtığını ifade edenlerin oranı yüzde 78. E-imza kullanıcıların yüzde 32’si ise kağıttan yüzde 50 oranında tasarruf ettiklerini belirtiyor. Katılımcıların yüzde 85’ine göre bürokratik prosedürleri azaltıyor Araştırmada ortaya çıkan diğer bir veri, e-imzanın bürokratik prosedürleri azalttığını ortaya çıkarması. Katılımcıların yüzde 85’ine göre, e-imza bürokratik prosedürleri azaltıyor. Veri güvenliği konusunda fikirleri sorulan katılımcıların yüzde 85’i e-imzanın veri güvenliği sağladığını belirtiyor. Onaylarda hız, işlemlerde güvenlik

Araştırmada e-imzanın getirdiği en önemli faydanın yüzde 72 oranı ile “onay işlemlerini hızlandırması” olduğu görülüyor. 2013’te ilki yapılan araştırmada katılımcıların yüzde 41’i e-imza ile “daha etkin ve güvenli bir ortamda bilgi alışverişi yapılıyor” derken bu oran 2017’de yüzde 48’e çıkmış durumda. Kâğıda dayalı iş yapma kültürü bitiyor Artan e-imza alanlarının etkisiyle daha fazla elektronik imza kullanıldığına dikkat çeken E-GÜVEN Genel Müdürü Can Orhun, araştırmadan elde edilen verileri şöyle yorumladı: “Klasik iş süreçlerinde onay için ıslak imzaya ihtiyaç duyuluyor. Islak imza toplama süreçleri günleri bulabildiği için işler sekteye uğruyor ve iş sürekliliği sağlanamıyor. E-imza sayesinde yöneticiler imzalarını ofis dışında olduklarında da uzaktan kullanabildikleri için iş süreçlerindeki gecikmelerin önüne geçiliyor. Gelişen teknolojinin

paradigma değişimini de beraberinde getirdiğini gösteren bu araştırma, e-imza alanında farkındalık düzeyinin arttığına işaret ediyor. İş süreçlerinin kâğıda dayalı kültürden elektronik ortama taşındığını gözlemliyoruz. Araştırma, e-imzanın kullanıcılarına ne tür avantajlar sağladığına ışık tutması açısından önemli bir referans niteliğinde.”


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Dünya Çapındaki İş Liderlerine göre: 5 Yıl İçerisinde İnsanlar ve Makineler Entegre Ekipler Olacak Dell Technologies’in araştırmasında buluşan dünya çapında iş liderleri, insan-makine iş ortaklığının bir sonraki çağına ve buna nasıl hazırlanmak istediklerine dair tahminlerde bulunuyor Dell Technologies tarafından gerçekleştirilen dünya genelindeki araştırmaya göre, geleceğe dair fikir ayrılıklarıyla insan-makine iş ortaklığında yeni bir çağa adım atıyoruz. Ankete katılan 3 bin 800 global iş liderinin yarısı otomatik sistemlerin bizler için zaman yaratacağını tahmin ederken, diğer yüzde 50’si ise aksini düşünüyor. Benzer şekilde, bu kişilerin yüzde 42’si gelecekte görevlerini makinelere devrederek iş konusunda daha tatminkâr bir sonuç alabileceğine inanırken, kalan yüzde 58’lik kısım ise aynı fikirde değil. Vanson Bourne tarafından yürütülen araştırmaya göre, 2030 yılı itibarıyla, ortaya çıkan teknolojilerin insan ile makineler arasındaki iş ortaklığını her zamankinden daha zengin ve daha yoğun bir hale getireceği ve bu şekilde sınırlarımızı aşacağımız tahmin ediliyor. İş liderleri şu konuda hemfikirler: Katılımcıların yüzde 82’si, beş yıl içinde insanların ve makinelerin dahil oldukları kuruluşlarda birlikte ha-

26

reket eden entegre ekipler haline gelmesini bekliyor. Ancak geleceğin bir fırsat mı yoksa bir tehdit mi sunacağı konusunda ikiye bölünmüş olan liderler, bu riskleri hafifletmeye ihtiyaç olup olmadığı konusunda farklı görüşlere sahipler.1 Örneğin: Yüzde 48’i, teknolojiye daha bağlı hale geldikçe bir siber atak durumunda daha fazla şey kaybedeceğimizi düşünürken yüzde 52’si bu konuda endişeli değil. İş liderlerinin yüzde 50’si otonom makinelerin başarısız olması durumunda açık protokollere uyulmasını söylerken diğer yarısı bunlardan kaçınılması gerektiğini belirtiyor. Yüzde 45’i bilgisayarların iyi ve kötü komutları ayırt edebilmesi gerektiğini, yüzde 55’i ise buna ihtiyaç olmadığını düşünüyor. Liderler zıt görüşlere sahip İş liderlerinin neden zıt düşüncelere sahip olduğunu açıklayan Dell Technologies Pazarlama Kurulu Baş-

kanı Jeremy Burton, “Gelecek hakkında bambaşka iki bakış açısına sahip olma eğilimi söz konusu; insanın değerini kaybetmesine yönelik endişenin neden olduğu sorun veya teknolojinin en önemli sosyal problemlerimizi çözeceğine dair iyimser görüş. Birbirinden farklı bu bakış açıları, kuruluşların sürekli değişim halindeki geleceğe hazırlanmasını zorlaştırıp gerekli değişikliğin yapılması konusunda liderlere ayak bağı olabilir” dedi. Sayısı giderek artan veri ve uygulamalar, bunu kontrol etmek için gerekli işleme gücü ve bağlanabilirlik özelliği ile tetiklenen muazzam değişim vaadi göz önüne alındığında katılımcıların yüzde 56’sı okullarda, henüz mevcut olmayan işlere hazırlamak amacıyla öğrencilere ne öğrenileceğinin değil, nasıl öğrenileceğinin gösterilmesi gerektiğini paylaştı. Bu fikir, 2030 yılında ortaya çıkacak işlerin yüzde 85’inin henüz icat edilmediğine yönelik IFTF tahminini de destekliyor.


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Bulut Servislerinin Güvenilirliği İçin Sertifikasyon Şart! Son yıllarda KOBİ’ler büyük bir hızla buluta geçiyor. Bulut teknolojilerine yatırım yapanlar, bilgi güvenliğine ise yeterince önem vermiyor. Oysa her 3 kurumdan 2’si, bir yıl içinde en az bir kez siber güvenlik ihlali ya da saldırısına maruz kalıyor. Şirketlerin personel yönetim süreçlerini buluta taşıyan Kolay İK, ISO/IEC 27001 belgesi alarak, 17 binin üzerinde şirket ve 190 binden fazla çalışanın verilerini uluslararası standartlara göre güvence altında aldı.

Efecan Erdur Bulut bilişim pazarı hızla büyürken, uygulama ve verilerini buluta taşıyan şirketlerde, bilgi güvenliği riski de her geçen gün artıyor. Yapılan araştırmalara göre, Türkiye’de günde ortalama 500, yılda ise 182 binden fazla siber saldırı gerçekleştiriliyor. Her 3 kurumdan 2’si, bir yıl içinde en az bir kez siber güvenlik ihlali ya da saldırısına maruz kalıyor. Çalışan bilgilerini bulutta saklayan, istenildiği zaman istenildiği yerden bu bilgilere kolaylıkla ulaşılabilmesini sağlayan Türkiye’nin ilk bulut tabanlı personel yönetim yazılımı Kolay İK’nın bilgi güvenliği için etkin bir yönetim sistemi kullandığı tescil edildi. Uluslararası bilgi güvenliği standardı olan TS ISO/IEC 27001:2013 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi belgesini almaya hak kazanan Kolay İK, hizmet verdiği 17 binin üzerinde şirket ve 190 binden fazla çalışanın verilerini

uluslararası standartlara göre güvence altında aldı. Kolay İK ayrıca, TS EN ISO 9001:2008 Kalite Yönetim Sistemi belgesini alarak, hizmetlerinin tüm aşamalarını kapsayan ve sürekli gelişmeyi hedefleyen bir kalite yaklaşımını benimsediğini ortaya koydu. Kolay İK Kurucu Ortağı Efecan Erdur, “Bilgi, diğer varlıklar gibi, şirketler için büyük önem taşıyan, bu nedenle de en iyi şekilde korunması gereken bir varlık. Bilgi güvenliği ise kurumlardaki işlerin sürekliliğinin sağlanması, işlerde meydana gelebilecek aksaklıkların azaltılması ve yatırımlardan gelecek faydanın artırılması için bilginin geniş çaplı tehditlerden korunmasını sağlıyor. Bilgi hangi formda olursa olsun, mutlaka uygun bir şekilde korunmalı. Örneğin Kolay İK’da, müşterilerimizin en değerli

kaynağı olan verileri saklamak için, dünyada kabül görmüş banka standartlarında güvenlik önlemleri kullanıyoruz. Sürekli yenilenen güvenlik sertifikaları, sızma testleri, düzenli yazılım güncellemeleri ve şifreli veri tabanı ile üst düzeyde güvenlik sağlıyoruz” dedi. Bilgi güvenliğinin; bilginin gizlilik, bütünlük ve kullanılabilirliğinin yeterli düzeylerde sağlanabilmesiyle mümkün olduğunu belirten Erdur, sözlerine şöyle devam etti: «Bu bilinçle, müşterilerimizin verilerini en üst seviyede korumaya özen gösteriyoruz. Aldığımız belge ve sertifikalar da bunun sadece birer göstergesi. Şirket olarak işleri aksatmadan güvenli bir şekilde yürütebilmek adına, servis sağlayıcılarımız Microsoft Azure, AWS, Online.net ve Radore firmalarında bulunan sunucularımızı da ofisimizden doğrudan yaptığımız müdahalelerle koruyoruz.” 27


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

ŞİRKETLERİN SİBER GÜVENLİĞİNİ RİSKE ATAN 5 ÇALIŞAN HATASI SİBER TEHDİT DIŞARIDA DEĞİL İÇERİDE ÇALIŞANLARIN YAPTIĞI BU 5 HATA SİBER RİSKLERİ ARTIRIYOR Hoşnutsuz eski çalışanlara ya da şu an beraber çalıştığınız kötü niyetleri olan kişilere karşı şirketinizin hassas verilerini nasıl koruyabilirsiniz? Bir ortağınız ya da tedarikçiniz bilerek veri çalıyorsa ne yapmalısınız? Peki çalışanlarınız tarafından şirketiniz için kritik önemdeki bilgilerin bilinçsizce riske atılabileceğini biliyor musunuz? Şirketler için asıl siber tehdidin dışarıdan değil içeriden geldiğine dikkat çeken Komtera Teknoloji uzmanları, şirketleri uyararak iç tehditlerin ortaya çıkmasına neden olan 5 hatayı sıralıyor. Bir iş yerinde çalışmaya devam eden, eskiden çalışmış olan veya bir şekilde şirketle sıkı iş ilişkisinde bulunan kişilerin şirket için hassas bilgilere sahipken veri sızıntısına neden olmasına iç tehdit deniyor. Bu durum kötü niyetli kişiler tarafından gerçekleşeceği gibi çoğu zaman çalışanların istemeden yaptıkları hatalardan da kaynaklanabiliyor. Bilişim güvenliği alanındaki dağıtım ve çözümleriyle pazarda lider konumda bulunan Komtera Teknoloji’nin önerileriyle, çalışanlarınızın istemeden neden olduğu iç tehditleri engelleyebilir ve şirketiniz için genel risk seviyeni azaltabilirsiniz. Çalışanlar tarafından bilinmeden yapılan bu hataların sonuçları, şirketler için diğer iç tehditlerle eşit derecede problemlere neden oluyor. Araştırmalar 2017’deki veri sızıntılarının dörtte birinin de bu hatalardan oluştuğu gösteriyor. Bu nedenle, verilerin yanlışlıkla nasıl kötüye kullanılabileceğini ve bilinçsizce oluşturulan iç tehditlerden nasıl sakınılabileceğini öğrenmek oldukça önemli. Şirketlerde İç Tehdit Oluşmasına Neden Olan 5 Hata İç tehditler, niyetlerinin gayet farkında olarak adım atıp şirkete zarar veren kişilerden oluşabileceği gibi, çalışanlar tarafından bilinçsizce yapılan hatalarla da ortaya çıkabilir. Komtera Teknoloji uzmanları, şirketleri iç tehditlere karşı uyararak iç tehditlerin ortaya çıkmasına neden olan 5 hatayı şöyle sıralıyor: Düzenlemeleri ve Kuralları Yanlış Anlamak: Farklı şirketler farklı yasalar ve kurallara bağlı olarak çalışırlar. Eğer çalışanlarınız özellikle kendi işleriyle ilgili olan kuralları tamamen doğru anlamazlarsa şirketi riske atan hatalar yapabilirler. Bu nedenle, ekip arkadaşlarınızı ve özellik-

28

le yasalara, gerekliliklere çok dikkatli bir şekilde uyması gereken kıdemli üyelerinizi şirketin güvenliğine olumsuz etki yaratmamaları adına eğitmelisiniz. Baştan Savma Kişisel Güvenlik: Hiç iş arkadaşınızın boş masası önünden geçerken bilgisayar ekranının tamamen aydınlık bir şekilde gözüktüğünü fark ettiniz mi veya yazıcının yanında duran, kimin olduğu belirsiz bir flash disk gördünüz mü? Güvenli hale getirilmeyen cihazlar, iç tehditlerin başlıca sebeplerinden biridir. Her çalışan kullandığı araçları güvenli kılacak adımların farkında olmalı ve onları her zaman uygulamalıdır, bilgisayarlarını evden işe getirseler ya da kullandıkları her cihazı şirket onlara sağlasa bile. Bu durum güçlü şifreler, çok faktörlü kimlik doğrulama, kişilerin birbirlerinin giriş kartlarını ödünç almaması gibi önlemlerle iyileştirilebilir. Güvenliğin düşünülmediği ya da baştan savma uygulandığı kişisel durumlar büyük bir iç tehdit yaratabilir. Onaylanmamış Servisleri Kullanmak: SaaS (software as a service / hizmet olarak yazılım), bulut tabanlı uygulamalara internet üzerinden erişilmesi ve kullanılması demektir. SaaS araçları, depolama servisleri dahil, çalışanların işlerini daha hızlı ve etkili yapmasını sağlar. Tamamen iyi niyetli çalışanların bile zaman zaman hassas verileri bir kişisel bulut depolama hesabı kullanarak kendisine transfer edip depoladığı bilinen bir durumdur. Bu şekilde yoldayken veya evdeyken daha rahat çalışabilirler ancak iş yerlerini çok büyük boyutta bir tehlikeye açık hale getirirler. Çalışanlarınızı hangi servisleri kullanıp kullanamayacakları, onları nasıl güvenli hale getirecekleri, hangi veriyi ne zaman, nerede depolayabilecekleri konusunda bilinçlendirin. Böylece,

korunması gereken gizli verilerin bulut sistemiyle istenmeyen yerlere ulaşması ihtimali ortadan kalkmış olur. Şirket Politikalarını Çiğnemek: Bir çalışan bir şirket politikasını unutabilir, anlamayabilir veya bilerek çiğneyebilir. Kötü niyetli köstebeklerin bu politikaları dinlemediği doğrudur ancak böyle bir niyeti olmayan çalışanlar da düşünmeden yaptıkları hareketlerle risk seviyesini arttırır ve tehditlere davetiye çıkarır. Çalışanların firma kurallarını ara ara baştan gözden geçirmelerini sağlamak ve kuralları gerektiğinde güncellemek iyi bir fikirdir ancak sadece kuralların yazılı olduğu bir şirket el kitabına güvenemezsiniz. Kural aşımını fark etmek için proaktif bir yol izleyerek ve hatalarına dair onları uyararak risk oranını azaltabilirsiniz. Bunun için ObserveIT gibi kullanıcı risk analizi yapabilen analitik çözümler size yardımcı olabilecek araçlar kullanabilirsiniz. Güncelleme Yapmamak: Kullanıcılar cihazlarını ve servislerini en son sürüm ile düzenli olarak güncellemezlerse şirketiniz sorunlara maruz kalabilir. Eğer bunu şahıslara bırakırsanız büyük problemlerle karşılaşabilirsiniz. Bu nedenle bir tür otomatik güncelleme sistemi uygulamanız gerekmektedir. Her ne kadar çok uzun sürecek bir güncellemenin bir iş gününün ortasında aniden başlayarak çalışmayı yavaşlatmasını ve çalışanları hayal kırıklığına uğratmasını istemeseniz de insan hatası veya tembelliği ile bir iç tehdidin ortaya çıkmasını engellemelisiniz. Bu otomasyon, güvenlik açıklarının ve kusurlarının şirketi zarara uğratmasından önce düzeltilmesinde önemli rol oynayabilir.


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Türkiye kodlama becerisine sahip gençlerle büyüyecek. Kodlama becerilerine sahip olmanın öneminin giderek arttığını söyleyen Medianova CEO’su Serkan Sevim, farklı sektörlere birçok avantaj sağlayan yazılımları geliştirebilmeleri için gençlerin bu alana yönelmeleri gerektiğini belirtti.

Serkan Sevim Kodlamanın günümüzde tüm sektörler için büyük bir önem taşıdığına ve Türkiye’nin büyümesini sürdürmesi için bir gereklilik haline geldiğine dikkat çeken Medianova CEO’su Serkan Sevim, “Gençlerimizin, bugün üretimden turizme neredeyse bütün sektörlerin kullandığı ve sayısız avantajı beraberinde getiren yazılımları geliştirebilmeleri için, kodlama eğitimi almaları gerektiğine inanıyoruz. Yazılımlara duyulan ihtiyacın artmasına paralel olarak, kod yazabilen daha fazla gence ihtiyaç olacağı da mu-

hakkak” dedi. Çocuklara ve gençlere kodlamaya yönelik becerilerin mutlaka kazandırılması gerektiğini söyleyen Sevim, “Kodlama hem eğitimin bir parçası haline getirilmeli hem de çeşitli organizasyonlarla özendirilerek gençler teşvik edilmeli. Kendi teknolojilerini geliştiren bir Türk şirketi olarak bu konuda sorumluluk hissediyoruz. Bu doğrultuda, KOD Ödülleri ve PHP Konferansı gibi etkinliklere çeşitli şekillerde destek olarak ülkemize sosyal olarak yatırım yapıyoruz. Bu

tür organizasyonlardan çıkan yenilikçi fikir ve projelerin de mutlaka değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindeyiz. 8 - 16 yaş arası öğrenciler için kodlama eğitimi veren Kodris adlı girişimin melek yatırımcısı olarak, sadece şirketlerin kurumsal olarak değil, iş insanlarının da kişisel olarak bu konuya eğilmeleri ve gerekli desteği sağlamaları ülkemiz için önemli diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

29


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

Opet Fuchs SAP Hybris ile Dijital Dönüşüme Devam Ediyor. Madeni yağ sektörünün lider firmalarından Opet Fuchs, müşterilerine gerçek zamanlı ve kişiselleştirilmiş deneyim sunmak üzere SAP Hybris Projesi’ni başlattı. Opet Fuchs Genel Müdürü Murat Seyhan, “Hybris Platformu ile müşterilerimiz zamandan tasarruf sağlarken biz de sektörde bu uygulamanın öncüsü olmaktan dolayı mutluluk duyuyoruz” dedi. Opet Fuchs, müşterisinin sesine kulak verme ve değişen beklentilerini karşılama misyonuyla yenilikçi çalışmalarına devam ediyor. Müşterilerine gerçek zamanlı ve kişiselleştirilmiş bir alışveriş deneyimi sunmak üzere yola çıkan Opet Fuchs, SAP işbirliği ile, kullanıcısına tasarruf sağlayacak ve zaman kazandıracak Hybris Projesi’ni başlattı. SAP Hybris ile müşteri deneyimini tek bir platformdan yönetme imkanına kavuştuklarını belirten Opet Fuchs Genel Müdürü Murat Seyhan şu bilgileri verdi: “Bu işbirliği ile şirketimizle müşterilerimiz arasındaki her temas noktasında daha fazla hizmet ve dijital içerik sağlayarak müşteri etkileşimini hedefliyoruz. Müşteri memnuniyetine yatırım Opet Fuchs müşterilerinin Hybris platformu ile en ileri kullanıcı deneyimini yaşayacağını da sözlerine ekleyen Murat Seyhan, ürünün en temel özellikleri olan kişiselleştirme, kampanya yönetimi, promosyon yönetimi, gelişmiş ürün içerik yönetimi, çok kanallı senaryolar, gelişmiş müşteri hizmet yönetimi sayesinde müşteri memnuniyetini arttırmayı hedeflediklerini de söyledi. Seyhan, “müşteri platformumuzun internete açılmasıyla, ilerleyen dönemlerde ürünlerimizin internet üzerinden tanıtımı, farklı promosyon ve kampanyalarla daha geniş müşteri kitlesine ulaşmayı ve yeni müşteriler kazanmayı hedefliyoruz” dedi.

30


KOBİLERDE DİJİTAL DÖNÜŞÜM

31


HABER

Endüstriyel mutfak ekipmanları sektörünün önde gelen firmalarından Bilge İnoks, 2016’nın ardından üst üste ikinci kez, “İhracatın Metalik Yıldızı Ödülü” ne layık görüldü.

İ

stanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB), bu sene 8’ncisi düzenlenen İhracatın Metalik Yıldızları Ödül Töreninde 2017 yılının en başarılı ihracatçılarını ödüllendirdi. 14 farklı kategoride ödüllerin dağıtıldığı

törende, Endüstriyel Mutfak Ekipmanları kategorisinde İhracat performans ödülünün sahibi olan Bilge İnoks; bu ödülü üst üste ikinci kez kazanmanın haklı gururunu yaşadı. 60 yılı aşan sanayicilik geçmişinden aldığı güçle, endüstriyel mutfak sektörünün yükselen yıldızı konumunda yer alan Bilge İnoks; sahip olduğu birikimini teknolojik yeniliklerle birleştirerek, sektörü ve ülke ekonomisi için katma değer yaratmaya devam ediyor. “Bilge Çelik” adıyla kurulduğu 1948 yılından bugüne, birçok farklı ürün çeşidi üreten Bilge İnoks; bugün 15.000 m2 alanda, 300 çalışanıyla gerçekleştirdiği uluslararası kalite standartlarına uygun üretimiyle 65’e aşkın ülkeye endüstriyel mutfak ekipmanları ihraç etmekte, İç pazarda elde ettiği başarıyı güçlü ihracatıyla sürdürmektedir. Bilge İnoks Dünya Markası Olma Yolunda İlerliyor Paslanmaz çelik endüstriyel mutfak eşyaları sektörünün önde gelen markalarından Bilge İnoks, başarılarına bir yenisini daha kattı. Firmalara, teslimat zincirinde uluslar arası güvenilirlik kazandıran ve başta Avrupa Birliği’ne bağlı ülkeler ile Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere, dünyada 46 ülkede kabul gören sektörde ilk olan Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası’nı almaya hak kazandı ve Yetkili Ekonomik Operatör (AEO – Authorised Economic Operator) kimliğini aldı. 90 lı yılların başlarında GN Küvet üretimi ile endüstriyel mutfak sektörünü giriş yapan Bilge İnoks, sürdürdüğü ar-ge çalışmaları ve durmadan devam ettirdiği yatırımları ile derin çekme konusunda uzmanlaşarak, bugün, yurtiçinde endüstriyel mutfak üreticisi firmaların çoğuna, uluslararası arenada da Fagor, Hobart, Colged ve Electrolux

32

gibi dünya devi gibi firmalara üretim yapar hale gelmiştir. Artarak yükselen ihracatıyla Türk ekonomisine, yarattığı katma değerle katkı sağlamakta ve sektördeki yeni trend ve gelişmeleri yakından takip ederek geleceğe yönelik belirlediği politika ve stratejileriyle dünya şirketi olma yolunda ilerlemeye devam etmektedir.Uluslararası kalite standartlarında üretimi ile 65’ ten fazla ülkeye ihracat gerçekleştirmekte ve 150’ ye yakın iş ortağı ile dünyaya açılmaya devam etmekteyiz. İhracat kapasitesini her geçen gün daha da arttırmayı hedefleyen Bilge İnoks, birçok ülkeye ihracat yaparak yeni pazarlara açılmaya hazırlanmaktadır. Teknoloji sadece firmaların rekabet üstünlüklerini arttırmak açısından değil ülke verimliliğini ve ülkelerin uluslar arası rekabetteki konumunu da arttırmak açısından yaşamsal bir öneme sahiptir. Bizlerde bu yöndeki anlayışımızla sürekli gelişim


HABER

Uluslararası kalite standartlarında üretimi ile 65’ ten fazla ülkeye ihracat gerçekleştirmekte ve 150’ ye yakın iş ortağı ile dünyaya açılmaya devam etmekteyiz. İhracat kapasitesini her geçen gün daha da arttırmayı hedefleyen Bilgeİnoks, birçok ülkeye ihracat yaparak yeni pazarlara açılmaya hazırlanmaktadır. Ergun Bilge | Bilgeİnoks A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı içerisinde ileri teknolojilere

Başkanı Ergun BİLGE, “2016

sürdürülebilir bir düzeye

en önemli aktörlerinden

yatırım yaparak, bunları

yılında İDDMİB tarafından

ulaştırdık. Ülkemizin içinden

biri olarak 2016 ve 2017

özümseyerek bu bilinçle

aldığımız ‘Endüstriyel Mutfak

geçtiği zorlu süreçlerin, ülke

yıllarında üst üste ikinci kez,

hareket ediyor ve endüstriyel

ekonomisine katkı veren

bu ödüle layık görüldük. Bu

mutfak sektöründe tüm

tüm sektörlerde olduğu

başarılar hepimizin, tüm

gücümüzle müşterilerimize

gibi bizim sektörümüzde de

Türkiye’nin. Ülkemizden

hizmet ediyoruz. Özellikle

olumsuz yansımaları oldu

endüstriyel mutfak sektörüne

ancak biz hem sektör hem

ve imalat sanayine yurtiçi ve

de firma olarak elimizden

yurtdışında bu sektördeki

gelenin en iyisini yapmaya

dünyaca ünlü markaların

devam ettik. Bunun bir

üretimlerine %100 yerli sanayi

yansıması olarak; 2017 yılı

olarak yenilikçi vizyonumuzla

Ocak ayında ülke ihracatımızın

kaliteli ve fiyat avantajlı yan

%16 olarak gerçekleşmesine

sanayi ürünlerimizle katkı

rağmen İDDMİB üyelerinin

sağlamaktayız.

%28 gibi rekor bir ihracat rakamına ulaşmasını görmek

ve ekonomimizden

“İhracatın ve Endüstriyel

Ekipmanları Kategorisinde

mümkün. Aynı şekilde

aldığımız güçle, ülkemize ve

Mutfak Ekipmanları

İhracatın Metalik Yıldızı’ ödülü

biz de bu başarılı sürecin

ekonomimize değer katacak

Sektörünün parlayan yıldızı

bizim için oldukça önemli

yatırımlarımızı sürdürecek;

olmaya devam ediyor”

bir yere sahiptir. O günden

bir dünya markası olarak

Bilge İnoks’un yıllar içinde

bugüne ihracattaki büyüme

çıtayı daha da yükseğe

hızla yükselen performansını

stratejimizi geliştirerek ve

çıkarmaya, ihracatın ve mutfak

İDDMİB ve ülke dinamikleri

ihracat gerçekleştirdiğimiz

ekipmanları sektörünün

çerçevesinde değerlendiren

coğrafyayı daha da

parlayan yıldızı olmaya devam

Bilge İnoks Yönetim Kurulu

genişleterek başarımızı

edeceğiz.” şeklinde konuştu.

33


HABER

‘Bir Kuşak, Bir Yol’ Projesi Ekonomik Fırsatları da Beraberinde Getiriyor! Çin ile Türkiye arasındaki ticarette Türkiye’nin konumu “Bir Kuşak Bir Yol - One Belt, One Road”(OBOR) projesinin enerji güzergahının ortasında olma avantajını da kullanarak doğu ile batı arasında ticaretin merkezi olma özelliğini taşıyor. Çin ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilere öncülük eden 31 Mayıs ile 2 Haziran tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezinde gerçekleşecek olan China Homelife Turkey Fuarı, Çin’in deniz ticaretini güçlendirmek adına başlatılan ve dünyanın yüzde 63’üne ulaşılması hedeflenen “One Belt, One Road” projesinin dünya çapındaki resmi platformu olma görevini üstleniyor. Çin Hükümeti’nin uygulamaya koyduğu OBOR projesinin en büyük ayaklarından birini de Türkiye oluşturuyor. İpek Yolu’nu 3 koridor üzerinden canlandırmak isteyen küresel ekonominin büyüme motoru Çin’in, Türkiye’nin içinde yer aldığı orta koridora yapacağı yatırımların toplamının 8 trilyon dolar, sadece ulaştırma alt yapısı için 40 milyar doları bulması bekleniyor. Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü,3. Havalimanı, Bakü-Tiflis-Kars, Edirne-Kars Demiryolu projeleri Türkiye’nin orta koridordaki gücünü arttırıyor. 21. yüzyıl İpek Yolu Projesi’nin amacı Çin’e uzak birçok ülke ve bölgeye komşu yapmaktır. Avrasya bölgesinde ticari ilişkilerin geliştirilmesindeki en büyük ticaret platformlarından biri olan China Homelife Turkey Genel Ticaret Fuarı, 31 Mayıs - 2 Haziran 2018 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek. Dördüncü kez organize edilen China Homelife Turkey (Çin Ürünleri

34

Fuarı) Fuarı, her yıl 11 ülkede daha düzenleniyor. Türkiye, Polonya, Meksika, Mısır, Brezilya, Ürdün, Güney Afrika, Hindistan, Kazakistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Iran da düzenlenen fuarlar serisi, her yıl 200 binden fazla ziyaretçi ağırlıyor. Türkiye ve Çin arasındaki ilişkilerin önemine değinen China Homelife Turkey Fuarı Uluslararası İlişkiler Müdürü Gülden Parlak, “Yüzlerce yıllık geçmişi olan tarihi İpekyolu’nun önemi günümüzde de artarak devam ediyor. Özellikle İpek Yolu’nun yeniden canlandırılması, Türkiye›nin Asya Altyapı Yatırım Bankası›nın kurucu üyesi olması, Çin ve Türkiye arasında gelecekte yapılacak olan anlaşmalarının temelini oluşturuyor. Aynı zamanda fuarımız doğu ve batı eksenindeki iş insanları için büyük fırsatlar sunuyor. Fuarımız ile birlikte bu projeye öncülük etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Fuarımızda 2017 yılında 450 Çin’li firma katılımcı olarak yer aldı ve yaklaşık 12 bin iş dünyası profesyoneli ziya-

ret etti, 418 ikili iş görüşmesi ve toplamda 22 milyon dolarlık iş hacmi gerçekleşti, 2018 yılında da 800’den fazla firmanın katılımıyla 12.500 m2’lik bir alanda gerçekleşecek ve 500’ün üzerinde de ikili iş görüşmesi yapılmasını planlıyoruz’’ dedi.


35


HABER

Kardeş Elektrik yerli üretim ile Türkiye’ye değer katıyor Enerji, otomotiv, raylı sistemler gibi sektörlere yönelik geliştirdiği katma değerli ürünleriyle dikkat çeken Kardeş Elektrik, Türkiye’deki yatırımlarıyla öne çıkıyor. Elli beş yıllık bir geçmişe sahip olan Kardeş Elektrik, Türkiye’de geliştirdiği yüksek teknoloji ürünlerini 27 ülkeye ihraç ediyor. Yüzde yüz yerli üretim gerçekleştiren Kardeş Elektrik, 2017 yılı içerisinde Türkiye’ye 40 milyon TL’lik yatırım yapmış bulunuyor.

Hizmet verdiği sektörlere yönelik yenilikçi yatırımları hayata geçiren Kardeş Elektrik, müşteri memnuniyetini ön planda tutuyor. Yapılan yatırımlarla Türkiye’nin ekonomisine ve istihdama katkı sağlayan Kardeş Elektrik, Yassıören-Arnavutköy’de bulunan 11 bin metrekare kapalı alana sahip yeni fabrikası ile yenilikçi teknoloji üretimine devam ediyor. Yatırım ve Ar-Ge çalışmaları ile büyüyor Müşteri ihtiyaçlarına yönelik gerçekleştirdiği çalışmalarla ön plana çıkan Kardeş Elektrik, yatırımlarıyla hizmet verdiği sektörlerde gücüne güç katıyor. Ar-Ge çalışmalarıyla ürün gruplarını genişleten firma, uzman olduğu alanlarda başta; Almanya, Polonya, Cezayir, Tunus, Hollanda, İtalya, Macaristan, Meksika ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeler olmak üzere dünya üzerindeki 27 noktaya ihracat yapıyor. Yüzde 41’lik büyüme Enerji, savunma sanayi, endüstri, beyaz eşya, oto36

motiv, makine imalatı ve konut sektöründe son yıllarda büyüme elde ettiklerini belirten Kardeş Elektrik Yönetim Kurulu Başkanı Sırrı Kardeş, “Türkiye; enerji, savunma sanayi, endüstri, beyaz eşya gibi alanlarda Avrupa’da ciddi bir oyuncu oldu. Bu sektörlere hitap eden ürünlerin üretimi her yıl artış gösterirken, kaliteli ürün ihtiyacı da öne çıkıyor. Kardeş Elektrik olarak, hedefimizin her zaman müşterilerimizin güvenle kullandığı, servis gerektirmeyen, yenilikçi ve kaliteli ürün imal etmek olduğunu söyleyebiliriz. 2017 yılında yeni bina, makine ve otomasyon yatırımlarımız toplam ciro ve verimliliğimize olumlu katkı sağladı. 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 41 oranında büyüme elde ettik. 2018 yılında ise yüzde 40 oranında büyüme elde etmeyi hedefliyoruz. Yeni yatırımlarımızla, Türkiye’ye ve müşterilerimize katma değer sağlamaya devam edeceğiz.” dedi.

Üretime odaklanan firmalar kazançlı çıkıyor Türkiye’nin yüzde 99’unu KOBİ ölçeğindeki şirketler oluşturuyor. Türkiye’nin gelişimi için lokomotif görevi gören KOBİ’ler, ekonomiye ve istihdama büyük katkılar sağlıyor. 220 kişilik ekibiyle istihdamını ve enerjisini artıran Kardeş Elektrik, sürdürülebilir büyümesine devam ediyor. Hizmet verdiği sektörlere yönelik sunduğu yenilikçi teknoloji ürünleriyle Türkiye’yi ihracat köprüsü olarak konumlandıran Kardeş Elektrik, müşterilerine katma değer yaratıyor. Yerli üretim çalışmaları ile sektöründe önemli başarılara imza atan firma, yatırımlarında hız kesmiyor. Ayrıca Kardeş Elektrik şirketler grubu, ACEL Elektrik ve SKC Karbon kuruluşlarıyla da müşterilerinin ihtiyaçlarına cevap veriyor. ACEL Elektrik, günümüzde ülkemizde üretilen 200’ü aşkın çeşidi ile Phoenix Contact klemensleri dünyanın dört tarafına ihraç ediyor ve üstün kalitesi ile birçok ürün için dünyada tek tedarikçi ilan ediliyor. Üretilen tüm ürünler, UL, CSA, FM, VDE, ATEX sertifikalarına sahip. SKC Karbon ise; elektrik, mekanik ve endüstriyel uygulamalarda karbon ve grafit kullanımının vazgeçilemez olduğu sanayi tesislerine, mevcut makina parklarının ihtiyaçlarına cevap veriyor. SKC Karbon, deneyimli ekibi ile 1999 yılından itibaren Türkiye temsilciliğini üstlendiği SGL Carbon Özel Grafit İşalanı, Pantrac Gmbh, Helwig Carbon Products Inc, Gerken SA, Schmidthammer-Elektrokohle Dr. Fritsch gibi konularında uzman, dünyaca ünlü kuruluşların grafit ham malzeme ve ürünleri ile hizmet veriyor.


HABER

Türkiye’de Mobil Doğal Reklamlar 48 Milyon Lirayı Aştı Türkiye’de tüm internet trafiğinin yüzde 62’si mobil cihazlar üzerinden sağlanırken, mobil pazarlama yatırımları dikkat çekiyor Japonya’nın en büyük dijital reklam teknoloji şirketi FreakOut, Türkiye ve dünyada mobil doğal reklam yatırımlarının arttığını açıkladı. Nielsen Türkiye iş birliğinde gerçekleştirilen MMA Türkiye (Mobil Pazarlama Birliği) araştırmasına göre, 2017’de mobil reklam yatırımları 1 milyar 205 milyon liraya ulaştı ve ilk kez bir milyar TL barajını aştı. Doğal reklam yatırımları ise 48,21 milyon liraya ulaştı. İnternete erişimde mobil cihazların ilk sırada yer aldığını belirten FreakOut Türkiye Ülke Müdürü Okay Tuğ, “Türkiye’nin 2017 yılı web trafiğine göre,

bilgisayar üzerinden ziyaretler yüzde 36’ya düştüğünü, mobil trafiğin ise yüzde 62’ye çıktığını görüyoruz. Türkiye’de mobilde doğal reklam yatırımlarının toplam mobil reklam yatırımlarının yüzde 4’ünü oluşturdu. Bu rakamın kısa süre içerisinde çift haneli rakamlara çıkmasını bekliyoruz” dedi. Tuğ, 2020 yılında dünya çapında mobil reklamların yüzde 63’ünün doğal reklamlardan oluşacağını belirterek, Türkiye pazarının hızla doğal reklam yatırımlarının artacağını dile getirdi. FreakOut, Türkiye’de hızla büyüyor Mobil doğal reklam teknolojileri sunan FreakOut,

gösterim sayısı ile birlikte yayıncı sayısını 5 ay içerisinde yüzde 65, geçen yılın aynı aylarına göre yüzde 400 arttırdı. Aktif kampanya adedi ve satış rakamı yüzde 100 artış gösterdi. Bununla birlikte gösterim hacmi geçen yılın aynı aylarına göre yüzde 50 artış sağladı. Bu büyümenin ardında ise tek bir reklam alanını tek bir marka için kullanmak etkili olurken, daha büyük boyutta görsel ve metin pozitif etki yaratıyor. Şu anda FreakOut, Türkiye’deki 118 yayıncı ile çalışıyor.

37


HABER

PAGDER&ASLAN OSB’DE İKİNCİ ETAP SATIŞLARI BAŞLADI Lansmana özel avantajlı fiyatlarla kârlı yatırım fırsatı PAOSB’de

Plastik sektörünün Kırklareli Vize’deki yeni üretim üssü PAGDER&ASLAN Plastik İhtisas OSB’de sinerji büyüyor. İlk etabında 69 katılımcının yerini aldığı Türkiye’nin ilk ve tek özel plastik ihtisas OSB’sinde ikinci etap satışları başladı. Sektörden gelen yoğun talep üzerine büyüme planlarını hızlandıran PAOSB, ikinci etabı da plastikle ilişkili sektörlere ayırdı. İhtisas OSB olmanın ayrıcalığı ile yüzde 45 yatırım teşviki, yüzde 30 daha ucuz enerji, sektöre özel tasarlanan modern altyapı olanakları ve istihdam sorunu olmayışıyla sanayici için kârlı bir yatırım fırsatı oluşturan PAOSB, İstanbul’a ve Avrupa’ya yakınlığı ile dikkat çekiyor. Ön taleplerin alınmaya başladığı PAGDER&ASLAN Plastik İhtisas OSB’nin ikinci etabı lansmana özel sabit kur garantisi ile metrekaresi 55 dolardan başlayan avantajlı fiyatlarla satışa sunuluyor. İstanbul’a ve Avrupa’ya yakınlığı ile sanayiciler için cazibe noktası oluşturan PAGDER&ASLAN Plastik İhtisas OSB, Kırklareli’nin Vize İlçesinde yükseliyor. Plastik sektöründen gelen yoğun talep üzerine ikinci etap satışlarına başlanan İhtisas OSB, Plastik Sanayicileri Derneği (PAGDER) ve ASREY İnşaat girişimiyle hayata geçiriliyor. İlk etabında 69 firmanın yer aldığı PAOSB, ikinci etabını da plastik sektörüne açarak Türkiye’nin en dinamik sektöründeki sinerjiyi büyütüyor. Sanayinin ihtiyaçları gözetilerek tasarlanan çevre dostu altyapı olanakları ve sosyal yaşam alanları ile öne çıkan PAOSB, her aşamada yatırımcısına kazandırıyor. Ön taleplerin

38

toplanmaya başladığı PAOSB’nin ikinci etabında erken davrananlar lansmana özel avantajlı fiyatlardan yararlanabilecek. PAGDER&ASLAN Plastik İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Fidan Aslan Eroğlu, plastik sektörüne İstanbul’a ve Avrupa’ya çok yakın bir lokasyon olan Kırklaereli Vize’de ihtisas OSB olma avantajı ile yüzde 45 yatırım teşvikinden yararlanma ve yüzde 30 daha ucuz enerji imkanı sunduklarını belirterek, “İkinci etabımızı da plastik ve ilgili sektörlere açtık. İstihdam sorunu olmayan bir bölgede, yatırım için altyapısı hazır, tüm sosyal yaşam alanlarını titizlikle planladığımız PAOSB ile cazip yatırım fırsatları

sunuyoruz. İhtisas OSB olduğumuz için sanayicilerimiz yatırımlarının yüzde 45’i oranında devlet desteği alacak. Ayrıca İstanbul içinde ve civar birçok OSB’deki sanayicilere kıyasla direkt olarak iletim hattına bağlanmak suretiyle yüzde 30 daha ucuz enerji imkanı sunuyoruz. İkinci etabımızı açarak plastik sektöründe oluşturduğumuz sinerjiyi daha da artıracağız. Tüm firmalarımızı PAOSB’de kârlı bir yatırıma davet ediyoruz. Hedefimiz ilerleyen dönemde tüm imalat sanayini kucaklamak olacak. Bunun için gerekli altyapıya sahibiz” diye konuştu.


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

BİEN’İN EN YENİ KOLEKSİYONLARINDAN MIA: MERMERİN, ŞIK, KULLANIŞLI, TEMİZ VE İHTİŞAMLI HALİ MEKANLARI BENZERSİZ KILAN SERİ; MIA MEKANLARA AYRICALIK KAZANDIRAN TASARIM: BİEN SERAMİK MIA KOLEKSİYONU Bien Seramik’in 2018 yılına ait en yeni koleksiyonlarından olan Mia, mermerin tüm soyluluğunu yaşam alanlarına konuk ederken, sadeliğin ve doğallığın huzurunu yansıtıyor. Parlak, şık ve temizliğin en iyi ifadesi Mia Koleksiyonu, yapılarda ilk akla gelen serilerden biri olmaya aday öne çıkıyor. Yapı sektörüne zengin ürün portföyü ile farklı alternatifler sunan Bien Seramik, teknik porselen karo koleksiyonunda yer alan Mia Serisi ile mekanları benzersiz kılıyor. 60X120cm ebadında büyük ölçülerde beyaz renkte üretilen seri, mekanlarda bütünlük duygusunu hakim kılarken, aynı zamanda şık, sade ve ihti-

şamlı bir görünüm sağlıyor. Otellerde, avmlerde, plazalarda, yaşam alanlarında banyodan mutfağa, salondan yatak odasına kadar duvarda ve zeminde kullanım imkanı sağlayan koleksiyon mekanlara bir bütünlük kazandırıyor. Parlak yüzeyi ve kolay temizlenme özelliği ile ön planda olan Mia Koleksiyonu doğanın mucizevi

görünümünü size ait olan bir alanda yaratıyor. Kaliteli hizmet anlayışı ve mekanlara kattığı değer ile adından söz ettiren Bien Seramik zengin ürün portföyü ile yapı sektörüne inovatif çözümler sunuyor.

39


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Kaçırılmayacak kampanya fırsatı İntema’da yüzde 40’a varan indirim İntema, 20 Mart – 30 Haziran 2018 tarihleri arasında tüm mutfaklarında, yeni sezon koleksiyonları da dahil yüzde 40’lara varan indirim fırsatı sunuyor

Mutfaktaki anların değerini bilen İntema’dan bahara taze bir başlangıç yapmak isteyenler için kampanya rüzgarı! Yenilikçi ve modern çizgilere sahip mutfakları ile göz dolduran İntema 20 Mart – 30 Haziran 2018 tarihleri arasında yeni sezon da 40

dahil tüm mutfaklarda geçerli olacak yüzde 40’a varan indirim fırsatı sunuyor. İntema ile mutfağınıza hava katın Minimalist tasarımlı birbirinden şık ve çözüm odaklı mutfakları evin kalbine taşıyan İntema,

bahar kampanyası ile yeni mutfak almak ya da mutfaklarını yenilemek isteyenlerin ilk tercihi oluyor. 20 Mart – 30 Haziran 2018 tarihleri arasında geçerli olacak kampanya dahilinde taksit seçeneği de bulunuyor.


YATAK ODASI

Kampanya 01 Nisan - 30 Haziran 2018 tarihleri arasında geçerli olup, %50‘ye varan indirim oranları uygulanmaktadır. Detaylı bilgi için www.kilimmobilya.com.tr

41


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

EVİNİZ İÇİN EN DOĞRU KİLİDİ NASIL SEÇERSİNİZ? Evini taşımak isteyenler için en ideal mevsim yaklaşıyor. Bu süreçte kendiniz ve sevdikleriniz için bir çok faktörü düşünerek en iyi evi seçmeye çalışırken seçtiğinizin evin güvenliğini de göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Bu güvenliği sağlamak ise doğru bir geçiş kontrol sistemine sahip olmak ile mümkün ancak çok sayıda anahtar ve kilit sistemi olduğu için kafanızda birçok soru işareti oluşabilir. Kapı açma çözümlerinde dünya lideri olan Mul-T-Lock®, sizin ve ailenizin ihtiyaçlarına en iyi şekilde uyacak güvenlik sistemine karar verebilmeniz için kilit önerilerde bulunuyor. Evini taşımak isteyenler için en ideal mevsim yaklaşıyor. Bu süreçte kendiniz ve sevdikleriniz için bir çok faktörü düşünerek en iyi evi seçmeye çalışırken seçtiğinizin evin güvenliğini de göz önünde bulundurmanız gerekiyor. Bu güvenliği sağlamak ise doğru bir geçiş kontrol sistemine sahip olmak ile mümkün ancak çok sayıda anahtar ve kilit sistemi olduğu için kafanızda birçok soru işareti oluşabilir. Kapı açma çözümlerinde dünya lideri olan Mul-T-Lock®, sizin ve ailenizin ihtiyaçlarına en iyi şekilde uyacak güvenlik sistemine karar verebilmeniz için kilit önerilerde bulunuyor. Eviniz için harika bir kapı kilitleme sistemi hem ideal güvenlik sağlamalı hem de rahatça kullanılabilmelidir. Hatta evde güvenliği zayıf hiçbir yer olmaması için sadece giriş kapısına değil, evdeki her erişim noktasına yönelik çözüm sunulmalıdır. Yüksek güvenlikli mekanik ve dijital kilit çözümleri üreten Mul-T-Lock®, evini taşıyacaklara altın değerinde önerilerde bulunuyor. Kapınıza Göre Bir Kilit Çözümü Seçin Bir kilit sistemini seçerken kapılarınızın hangi materyalden yapıldığını aklınızın bir köşesinde tutmanız gerekir. Kilitleri uygun oldukları kapı tipiyle eşleştirmelisiniz. Metal, dekoratif ya da vintage kapılar, matkapla delinince malzeme kirliliği yarattığı ve zahmetli bir şekilde uzun süre uğraşılması gerektiği için böyle sistemlerle beraber çalışılması zordur. Bu nedenle, eğer bu tarz kapıları kullanıyorsanız kilit satın almadan önce normalden biraz daha fazla araştırma yapmanız sizin için daha iyidir. Mekanik Bir Kilit mi Yoksa Dijital Bir Kilit mi? Yeni bir eve taşınırken yeni bir kilit sistemine de ihtiyaç duyarsınız. Peki bu kilit fiziksel anahtarlar ile açılan mekanik bir kilit mi olmalı yoksa parmak izinizle ya da akıllı telefonunuzla açabileceğiniz yeni nesil dijital bir kilit mi? Tercih sizin ancak bu iki seçimde de uymanız gereken bazı noktalar var. Mekanik bir kilit tercih ederseniz, kötü niyetli kişiler tarafından kırılmaya çalışılsa da açılamamasına, kopyalanamamasına ve maymuncukla açılamayacak bir teknolojiye sahip olmasına dikkat edin. Evinize sizden izinsiz girmek isteyen bir kişi, kapınızı açmak için uzun bir zaman harcaması gerektiğinde evinize girmekten vazgeçecektir. Diğer taraftan geçici bir çalışan, tadilat için usta ya da temizlik personeli gibi kişilerin evinize sadece belirli gün ve saatlerde girmesini isteyebilirsiniz. Mul-T-Lock® FlexControl™ teknolojisiyle bu kişilere verdiğiniz anahtarın sizin belirlediğiniz 42

zamanlar dışında izinsiz kullanılmasının önüne geçebilirsiniz. Hayatımızdaki birçok ürün giderek dijitalleşiyor ve akıllanıyor. Kapı kilitleri için geliştirilen dijital ürünler de, hem anahtar taşıma derdine son vererek hayatı kolaylaştırıyor hem de daha yüksek bir güvenlik sunarak aklınızın evde kalmasının önüne geçiyor. Eğer seçiminiz dijital bir kilit olacaksa bu kilitleri dijital dürbünler veya diğer teknolojilerle birleştirerek çok güçlü bir koruma oluşturabilirsiniz. Yeni bir eve taşındığınızda fiziksel anahtarları hayatınızdan çıkarmayı ve akıllı telefonunuz ya da parmak izinizle kapınızı açmayı istiyorsanız, Mul-T-Lock®’un ENTR® ürününü kullanabilirsiniz. Kilidinizin Ev Dekorunuza Uyum Sağlaması Önemlidir Kilitleme sisteminizin evinize estetik açıdan uyumu da önemlidir. Yeniden dekore ettiğiniz evinize hayran kalmak oldukça güzel bir his. Yeni boyanmış duvarların parıltısı, yeni mobilyaların ve tasarımların getirdiği heyecan size enerji verir. Bir yandan da, daha önce düşünmediğiniz küçük detaylar bir anda aklınıza gelir veya

gözünüze daha çok batmaya başlar. Eğer evinize, apartmanınıza yeni bir ruh katmak istiyorsanız, yeni bir dijital kapı anahtarı da mantıklı bir seçim olabilir. Hem yeni dekorunuza yeni bir özellik daha ekler, hem de evinizin erişimini daha güvenli hale getirirsiniz. Eğer şu anki sisteminiz kaliteli bir çözüm sağlıyorsa ve yeni dekorasyonunuzu bozmuyorsa onunla devam edin. Eğer sistem eskiyse ya da gerçekten evinizin yeni görüntüsünü bozuyorsa, o zaman tamamen yeni bir kilitleme sisteminin ve yeni basit bir anahtar değiştirme çözümünün vakti gelmiş demektir.


: OTOMOTIV

Auto King, İstanbul’daki servis ağını büyütüyor. 120 bin m2 üzerinde kapalı alan ve yüksek teknoloji ile donatılmış servis merkezleriyle, Türkiye, Rusya, Kıbrıs ve Yunanistan’da hizmet veren Auto King, İstanbul Beylikdüzü’nde açtığı yeni şubesiyle birlikte hızla büyümeye devam ediyor

Türkiye’nin yetkili servisi Auto King, yatırımlarında hız kesmeden, franchise ağını genişletmeye devam ediyor. Auto King, bu yatırımları kapsamında yeni şubesi Beylikdüzü Servis Merkezi’ni açtı. Açılışa; Auto King üst yönetimi, sigorta acenteleri, experler ve sigorta şirketlerinin temsilcileri katıldı. Auto King CEO’su M. Ayhan Dayoğlu Beylikdüzü servis merkezinin açılış konuşmasında; “Türkiye’nin Yetkili Servisi” sloganı ile yola çıktığımız bu yeni dönemde, hızlı ama bir o kadar da sağlıklı bir büyüme trendine giren Auto King ailesi, arasına katılan yeni üyeleri ile her geçen gün, tüketicisine biraz daha yaklaşıyor, biraz daha güçleniyor. Yeni iş ortağımız Beylikdüzü Servis Merkezi’nin; kaliteli ve uygun fiyatlı parça ve işçilik anlayışı ile gelen talepleri müşteri memnuniyetinden de taviz vermeden, hızla ve sistematik olarak karşılayacağına olan inancım tamdır” dedi. Dayoğlu önceliği İstanbul’a verdiklerini, hedefleri-

nin bu yıl içerisinde İstanbul’da yetkili servislerin ve sanayi sitelerinin olduğu bölgelerde 6 mobil parça onarım servisi açarken, mini onarım ihtiyaçlarını hızlıca karşılayıp İstanbul trafiğinde zaman kaybetmek istemeyen araç sahiplerine hizmet edecek 6 tane de ekspres mini onarım ve bakım servisi açmak olduğunu ifade etti. İstanbul’daki bu yatırım için, Beylikdüzü servis merkezine ve çalışanlarına teşekkür etti. Auto King CEO’su Ayhan Dayoğlu sözlerini “Müşteri memnuniyetini daha da arttıracak projelere de hız veriyoruz. Zira müşterimizin beklentileri her gün biraz daha yükseliyor. Müşterilerimiz, bir kahve zincirinde gördüğü uygulamayı bir hasar onarım servis zincirinde de görmek istiyor. Yenilenmeyi desteklemek için başlattığımız durum değerlendirmesini kısa süre önce tamamladık. Auto King Franchise sistemine dâhil olan servislerin standartlarını tekrar tekrar gözden geçirdik. Standartların arzu ettiğimiz

seviyenin üzerine taşınması için ön çalışmalarımızı yaptık, gelişim planlarını hazırladık. Beylikdüzü servis merkezimiz bunlara en iyi örneklerden biri” diyerek tamamladı. Arkasına aldığı güçlü sermaye desteği, yetki ve sorumluluklar ile hızlı büyüme hamlesini başlatan Auto King, tamamen kurumsal ve profesyonel çalışanları ile geleceğin satış sonrasını bugünden şekillendiriyor. Geniş servis ağı ve dünyaca kabul görmüş tedarikçi ve iş ortaklarıyla birlikte başta tüketicileri olmak üzere, sigorta ve filo sektörlerine yüksek kaliteli, güvenilir, uygun fiyatlı, hızlı ve şeffaf hizmetler sunmayı hedefleyen Auto King bu yıldan itibaren servislerini Ekspres mini onarım ve bakım servisleri, Hasar onarım servisleri ve Mobil parça onarım servisleri olmak üzere üç ana kategoriye ayırarak yönetecek.

43


: OTOMOTIV

Bosch, otomobili bir cankurtarana dönüştürüyor eCall’a sahip ağ bağlantılı otomobiller kaza durumunda otomatik olarak yardım çağıracak Avrupa’da artık yeni araçlarda eCall zorunlu Otomatik eCall sayesinde, acil durum müdahale ekipleri, bir kaza mahalline iki kat daha hızlı ulaşabiliyor Bosch’un eCall hizmeti 16 dil konuşuyor. Bosch, otomobiller ve motosikletler için eCall geliştiriyor

Yol güvenliğinde bir mihenk taşı: Avrupa Birliği’nde artık “31 Mart 2018 tarihi” itibarıyla otomatik “acil durum çağrı” sistemi -kısaca eCall- zorunlu. Bu gereklilik, bir kaza halinde otomatik olarak yardım çağıran bir dijital ilk müdahale ekibinin her zaman otomobilde sizinle birlikte gidiyor olması anlamına geliyor. Bosch yönetim kurulu üyesi Dr. Dirk Hoheisel konuyla ilgili açıklamasında: “Otomobillerin birbirine bağlanması birçok şeyi mümkün kılıyor. Otomatik eCall sistemi sayesinde, bağlantılı taşıtlar artık aynı zamanda cankurtaran olacak” dedi. 31 Mart 2018 tarihinden sonra AB pazarına sürülen tüm yeni yolcu taşıtı modelleri standart olarak eCall’a sahip olacaklar. Bu taşıtlar, Avrupa çapında aynı olan 112 telefon numarası aracılığıyla yerel acil yardım ekiplerini otomatik olarak uyaran standart bir eCall kutusuna sahip olacak. Bunun bir sonucu olarak, ambulans ve ilk yardım ekibi kaza mahalline daha yüksek bir hızla ve olayın olduğu noktaya kesin olarak varabilecek. AB, eCall’ın her yıl 2.500 hayat kurtarmasını ve ağır yaralanan kişi sayısını yüzde 15 düşürmesini bekliyor. Bosch, telematik çözümleri ve hizmetlerini içeren kapsamlı bir eCall yelpazesi sunuyor. Telematik eCall soketi sayesinde, daha eski otomobiller bile 44

çözümden faydalanabiliyorlar. Standart olarak hızlı yardım İkaz yeleği giymek, üçgen reflektörü kurmak, yardım aramak – bir acil durumda düşünülmesi gereken birçok şey var ve her saniye önemli. Ancak, birçok kişi, kaza sonrası şok haline giriyor. Daha da korkutucu bir senaryoda, bir kazanın ardından taşıtın içerisindeki insanlar bilinçlerini kaybetmiş veya mahsur kalmış ve kendileri yardım çağıramaz halde olabiliyorlar. Bunlar tam da vazgeçilmez bir cankurtaran olarak eCall sisteminin devreye girdiği durumlar oluyor. eCall, gece boş bir yolda veya otobanda, nerede olursa olsun bağımsız olarak kazanın tam olarak nerede gerçekleştiğini biliyor ve bu bilgileri otomatik olarak kurtarma ekiplerine gönderiyor. Hoheisel; “eCall acil durum çağrısını bir insanın yapabileceğinden daha hızlı gerçekleştiriyor ve hayat kurtaran kurtarma zincirini başlatıyor” dedi. Aynı zamanda bir SOS düğmesi de otomobil yolcularının manuel olarak bir acil durum çağrısı yapabilmeleri için taşıtın paneline kuruluyor. Her iki durumda da önce kaza hakkında ek bilgilerin iletilmesi için taşıt ve acil müdahale ekibi arasında bir ses bağlantısı kuruluyor. Şoförün yanıt vermemesi halinde, acil

durum müdahale ekipleri doğrudan kaza mahalline gidiyorlar. GPS koordinatlarına dayalı olarak konum hakkında elde edilen kesin bilgiler sayesinde, acil müdahale ekipleri, kazanın hangi gidiş istikametinde gerçekleştiğini bile biliyorlar. Bu, kaza mahalline varmak için bir sonraki otoyol kavşağından dönmeleri gerekmeyeceği için değerli olan zamandan tasarruf sağlıyor. Bunun bir sonucu olarak, otomatik eCall, acil müdahale ekiplerinin kaza mahalline, şehirde yüzde 40 oranında daha hızlı varmalarını, kırsal bölgelerde ise müdahale süresini yarıya indirmelerini sağlıyor. Hayat kurtaran bir bağlanabilirlik kutusu Bazı otomobil üreticileri birkaç yıldır eCall’u zaten taşıtın navigasyon veya bilgi-eğlence sisteminin bir parçası olarak müşterilerine sunuyorlar. Bu türden bir kurulumda, otomobilde kurulu olan, standart bir eCall kutusu değil, bunun yerine, bağlantılı bir taşıtın dış dünya ile iletişim kurmak için kullandığı bir ek kontrol ünitesi. Bosch’ta, bu kontrol ünitesi, bağlanabilirlik kontrol ünitesi veya CCU olarak adlandırılıyor. Bu, eCall ve diğer fonksiyonlar ve hizmetler için bağlantılı mobilite ve iletişim merkezinin kalbini oluşturuyor. CCU, otomobilin hava yastıkları veya emniyet kemeri ön gerilim verme tertibatı tetiklendiğinde bir çarpışma kaydı oluşturuluyor. Daha sonra birkaç saniye içerisinde acil yardım ekiplerini veya Bosch acil durum çağrı merkezini birkaç saniye içerisinde uyarıyor. İletilen GPS konumu sayesinde, acil müdahale ekipleri kaza mahalline hızlı ve kesin bir şekilde varıyorlar. Ancak, CCU, bundan çok daha fazlasını yapabiliyor. Taşıttaki ek sensörler ile bağlantılı ve örneğin, kaç emniyet kemerinin kullanılmakta olduğunu – ve böylece otomobilde kaç kişi olduğunu biliyor. Bunun bir sonucu olarak acil müdahale ekipleri gerekli olan sayıda ambulans talep edilebildiği için bir kaza mahalline sadece daha hızlı değil aynı zamanda daha hazırlıklı da varıyorlar. eCall Türkçe de konuşuyor Uluslararası seyahat ederken kaza geçiren ve durumu yerel acil müdahale servislerine açıklamak zo-


: OTOMOTIV

runda kalan herkes, yabancı dillerin nasıl bir engel teşkil edebildiğini bilir. Bu nedenle, Bosch’un eCall hizmeti 16 dili akıcı bir şekilde konuşabiliyor. Bunların arasında Fransızca, İsveççe ve Türkçe gibi farklı yabancı diller bulunuyor. 112 aracılığıyla yerel acil müdahale servislerini doğrudan bilgilendiren standart eCall’un aksine, Bosch eCall önce Bosch’un, yılda 365 gün 7/24 personel bulunan kendi acil müdahale çağrı merkezini uyarıyor. Navigasyon sisteminin dil ayarlarına dayalı olarak, eCall ekibindeki görevliler şoförün hangi dili konuştuğunu biliyorlar ve bu da onların, şoförün nasıl olduğunu hızlı ve doğrudan bir şekilde sorgulamalarını ve ne olduğunu öğrenmelerini mümkün kılıyor. Böylece, özellikle de bir kaza gibi kritik bir durum sırasında iletişim sorunu olmuyor. Bosch acil müdahale ekibi daha sonra ilgili ulusal dilde yerel acil müdahale ekipleriyle tüm kurtarma operasyonlarını koordine ediyor. Bu çabalar, tam olarak ne olduğunu ve nasıl yardım edebileceklerini bildikleri için yerel acil müdahale ekiplerinin işini kolaylaştırıyor. Şoförün Bosch acil durum çağrı merkezinden gelen çağrıya yanıt vermemesi halinde, görevliler acil müdahale ekiplerini derhal uyarıyorlar. Hizmet sadece Avrupa ile de sınırlı değil. Bosch, eCall hizmetini, aralarında Japonya, Brezilya ve Kuzey Amerika’nın da bulunduğu dünya çapında 50’den fazla ülkede sunuyor. Daimler AG gibi çeşitli otomobil üreticileri çoktan Bosch’un çok dilli eCall hizmetini kullanmaya başladılar bile.

Çakmaktan cankurtarana Taşıt tipinin onay tarihi, gelecekte bir taşıtın standart olarak otomatik eCall sistemiyle gelip gelmeyeceğini belirliyor. eCall gerekliliği, 31 Mart 2018’den itibaren, pazara çıkmadan önce, ilk defa AB’nin onay sürecinden geçen yeni taşıt modelleri için geçerli. Daha eski tip onayına sahip taşıt modelleri eCall olmadan üretilmeye ve satılmaya devam edilebiliyor. Hoheisel; ‘’ Bosch için hiçbir araç, cankurtaran görevini görmek için eski değildir. Bunun için telematik eCall soketi şeklinde bir eCall iyileştirme çözümü geliştirdik.’’ ifadesini kullandı. Her otomobile uygun iyileştirilmiş dijital ilk müdahale cihazının 12 voltluk sokete (çakmak yerine) takılması yeterli oluyor. Otomobili servise bile götürmeye gerek yok. Bir entegre hızlandırma sensörü sayesinde, çarpışmalar ve kaza şiddeti kaydediliyor. Bu bilgiyi şoförün akıllı telefonundaki ilgili uygulamaya göndermek için Bluetooth kullanılıyor ve bu uygulama da taşıtı sigortalayan şirketin kaza santralinin hizmet merkezini uyarıyor. İyileştirilmiş çözümde bile önce şoförle bir ses bağlantısı kuruluyor. Şoförün yanıt vermemesi halinde, acil müdahale ekipleri derhal kaza mahalline gönderiliyor. Motosikletler için de var Motosikletliler en çok risk altında olan yol kullanıcıları arasındalar: bu kullanıcıların bir kazada hayatını kaybetme riski şoförlere kıyasla 18 kat daha yüksek. Bu nedenle, Bosch, sadece otomobiller için değil

iki tekerlekli taşıtlar için de eCall geliştiriyor. Motosikletler için olan özel bir CCU motorun çalışma verilerini yakalıyor ve bunları kazaları tespit etmek için kullanıyor. Entegre bir GPS modülü sayesinde, kazanın tam konumu acil müdahale servisi çağrı merkezine iletiliyor.

45


: OTOMOTIV

Yazın Kış Lastiği Kullanmak Sürüş Güvenliğini Tehlikeye Atıyor. Kış mevsiminin bitişiyle havalar ısınmaya, sıcaklıklar +7 derecenin üstüne çıkmaya başladı. Dünyanın en büyük uluslararası lastik ve orijinal ekipman tedarikçilerinden Continental, güvenli sürüş ve araç performansı için tüm sürücülere yaz lastiklerini kullanmaya başlamaları yönünde tavsiyede bulunuyor. Havaların ısınmasıyla birlikte kış lastiği uygulaması da yavaş yavaş bitiyor. Sıcaklıkların +7 derecenin üstünde olduğu bu günlerde, +7 derecenin altında performans göstermesi için tasarlanan kış lastiklerini kullanmaya devam etmek, sürüş güvenliği ve araç performansını etkilediği gibi lastiğin de daha çabuk yıpranmasına neden oluyor. Continental, tüm sürücülere kış lastiklerini rafa kaldırıp yaz lastiğine geçmelerini tavsiye ediyor. Yaz lastiğim yok kış lastiği kullanmaya devam edersem ne olur? Kışın yaz lastiği kullanmanın araç performansını ve sürüş güvenliğini ciddi derecede etkilediği hemen hemen herkes tarafından bilinen bir gerçek. Sıcak-

46

lıkların +7 derecenin üstünde olduğu koşullarda kış lastiği kullanmaya devam etmek lastikleri çabuk yıprattığı gibi araç performansını, yol tutuşunu ve en önemlisi fren mesafesini de etkiliyor. Yapılan testlerde, yazın kış lastiği kullanmaya devam etmenin fren mesafesini uzattığı açıkça görülebiliyor. Özellikle sıcak havalarda ABS ile frenlemede yapılan yaz ve kış lastikleri karşılaştırmasında, yaz lastikleri kış lastiklerine göre yüzde 40’lara varan oranlarda daha kısa mesafede duruyor. Yüzde 40’lık bu fark, beklenmeyen ve ani durumlarda hayati önem taşıyabiliyor. Continental bu sebeple +7 derecenin üstünde performans göstermesi için tasarlanan yaz lastikleri kullanılması gerektiğinin altını çiziyor.

Doğru lastik kullanımının bir de ekonomik boyutu var Doğru lastiği kullanmamak yol tutuşu ve frenleme mesafesi gibi sürüş güvenliği sorunlarının yanı sıra ekonomik olarak da kişiyi zorlayabiliyor. Yazın kış lastiği kullanıldığında lastik çok daha çabuk yıpranıyor ve daha kısa bir sürede kullanılmaz hale geliyor. Ayrıca yazın kış lastiği kullanmak, aracın yakıt tüketimi ve CO2 salınımını da artırıyor. Continental, yazın kış lastiği kullanımının sonuçlarını şöyle özetliyor; Lastik çabuk yıpranır, araç performansını ve sürüş güvenliğini tehlikeye atar Fren mesafesi uzar Yakıt tüketimi ve CO2 salınımı artar Aracın performansı düşer Gürültü seviyesi artar Kış lastiğinin hamuru daha yumuşak olduğu için kuru zeminde hızlı alınan keskin virajlarda savrulma hatta takla atma riski ortaya çıkar


: OTOMOTIV

Dacia’dan yeni bir özel seri: Sandero Stepway Style 2018 Cenevre Uluslararası Otomobil Fuarı’nda tanıtılan Sandero Stepway Style, Türkiye’de müşterileri ile buluşuyor. Bu özel seri, iç ve dış tasarımındaki ayrıntıları ile dikkat çekiyor.

Sandero Stepway Style, Türkiye’de benzinli ve dizel 4 farklı versiyon ile satışa sunuluyor; 0.9 Turbo 90 bg benzinli manuel & Easy-R, 1.5 dCi 90 bg dizel manuel & Easy-R. Sandero Stepway Style versiyonu ile sunulan yeni bej renk seçeneği, parlak gümüş ve siyah olmak üzere iki renkli 16 inç Stepway Style jant kapakları, kapı sütunlarında Stepway yazısı ve parlak siyah yan aynalar bu özel serinin dış tasarımında ilk göze çarpan özellikler arasında yer alıyor. Zıt renk dikişle süslenmiş özel döşemeler, ön koltukların orta

kısmında Stepway yazısı, parlak krom detayları ile havalandırma kanalları ve ön panel ise iç tasarımda ön plana çıkıyor. Sandero Stepway Style; Anti Blokaj Sistemi (ABS) + Acil Fren Yardımı (AFU), Elektronik Denge Programı (ESP), Elektronik Patinaj Önleme Sistemi (ASR), Yokuş Kalkış Destek Sistemi (HSA), sürücü ve ön yan hava yastıkları, ön sis farları, stop & start özelliği gibi önemli güvenlik donanımlarını standart olarak sunuyor. Bu özel seride standart olarak yer alan konfor dona-

nımları da göz dolduruyor. Otomatik klima, elektrikli arka camlar, direksiyondan kumanda, kol dayama, hız ayar ve sınırlayıcı, yol bilgisayarı, USB ve Bluetooth bağlantısı, direksiyondan kumanda bunlar arasında bulunuyor. Müşteriler ayrıca, arka park sensörü, Dacia Media NAV ve Multimedya Sistemi ve geri görüş kamerası gibi opsiyonlar edinebiliyor. Sandero Stepway Style, Türkiye’de 66.500 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

47


: OTOMOTIV

Delphi Technologies’den Devrim Niteliğinde Dizel Teknolojisi! Delphi Technologies SCR Sistemiyle Dizel Motorların Emisyon Oranlarını Düşürecek! Dünyanın önde gelen otomotiv orijinal ekipman üreticileri için emisyon ve yakıt tasarrufu çözümleri üreten Delphi Technologies, dizel motorlar arenasında çığır açacak devrim niteliğindeki yepyeni teknolojisini gün yüzüne çıkarıyor. SCR (Seçici Katalist İndirgeme) teknolojisi sayesinde yeni nesil dizel motorlarda performans artışı sağlanırken, zararlı nitrojen oksit (Nox) emisyonları suya ve zararsız nitrojene dönüştürülerek ortadan kaldırılıyor. Ayrıca SCR sistemi sayesinde dizel motorlar optimum verimlilik seviyesi için kalibre edilirken, CO2 emisyonları da daha düşük seviyeye getiriliyor. Orijinal ekipman üreticileri için son derece sağlam ve esnek bir yapıda geliştirilen SCR teknolojisi, aynı zamanda uygun maliyetiyle de dizel motorları şimdiden geleceğin emisyon normlarına hazır hale getiriyor. Otomotiv ekipman üreticileri için geleceğe yönelik önemli çözümler geliştiren Delphi Technologies, SCR (Seçici Katalist İndirgeme) teknolojisiyle dizel motorlar için devrim niteliğinde bir yeniliği gün yüzüne çıkarıyor. SCR sistemi sayesinde, dizel motorların performansı ve verimliliği artırılırken, doğaya zararlı nitrojen oksit (Nox) emisyonları, suya ve zararsız nitrojene dönüştürülerek ortadan kaldırılıyor. Ayrıca dizel motorların optimum verimlilik seviyesine ulaşması için gerçekleştirilen kalibrasyon süreçleri sonrasında, CO2 emisyonları da daha düşük seviyeye getiriliyor. SCR teknolojisi dizellerin geleceği için hayati önem taşıyor Yakıt enjeksiyonu, elektronik ve yazılım alanındaki bilgi birikimi ve uzmanlığını tüm süreci kontrol altında tutmak için gerekli olan dozaj, dozaj enjektörü, yazılım ve elektronik sistemleri bir arada sunarak taçlandıran Delphi Technologies, ikinci nesil SCR sistemi sayesinde daha az üre tüketirken, daha verimli

48

bir performans sunuyor. 2018 yılı itibariyle yeni nesil enjektör üretimine hız veren Delphi Technologies, 2020 yılına kadar yılda 1 milyondan fazla enjektör üretmeyi hedefliyor. Otomobil üreticilerinin, son yıllarda iyiden iyiye sıkılaşan emisyon normlarını karşılayabilmesi adına Delphi Technologies, 2020 yılına kadar yılda 11 milyondan fazla SCR sistemi satışına ulaşılacağını öngörüyor. Dizel motorların geleceği için hayati bir önem taşıyan SCR sistemi, Delphi Technologies’in yaptığı kapsamlı araştırmalar ve gelişmiş malzeme tasarımı ile birlikte, 30 yıldan fazla bir süredir ürettiği benzinli PFI (Port Yakıt Enjeksiyonu) teknolojisinden türetiliyor. Üre dozaj ve enjeksiyon sistemi ile birlikte çalışan SCR sistemi, dizel motorlara özel olarak geliştirilen katalizöre dizel egzoz sıvısını (DEF) küçük damlacıklar halinde enjekte ederek çok daha etkin bir amonyak dönüşümü sağlıyor. Bu sayede sadece test koşullarında değil, gerçek sürüş koşullarında da zararlı NOx emisyonları yüzde 80’e kadar azaltılıyor.

Orijinal ekipman üreticilerinin uygulamalarına tam olarak uyan, üreticiye özgü çözümler için büyük bir esneklik sunan, sağlam ve kompakt yapısıyla ön plana çıkan SCR teknolojisi, uygun maliyetiyle de dizel motorları şimdiden geleceğin emisyon normlarına hazırlıyor.


49


ŞİRKET

Veri merkezi hizmetleri pazarında lider firma GlassHouse...

Öncelikle şirketiniz GlassHouse’dan ve faaliyet alanlarınızdan bahseder misiniz? GlassHouse, deneyimli ve başarılı ekibiyle Türkiye’nin önde gelen büyük kuruluşlarına ve KOBİ’lere veri koruma, yedekleme, sanal teyp kütüphaneleri, tekilleştirme, arşivleme ve veri depolama konularında çözüm ve danışmanlık hizmetleri sunuyor. Alanımızın lideri olarak, kendimizi sürekli geliştiriyor, ihtimal dahilindeki tüm senaryolara çözüm üretebilmek için düzenli simülasyon çalışmaları yapıyoruz. Bu altyapıyla müşterimize gittiğimizde, birlikte durum ve ihtiyaç tespiti yapabiliyor, toplanan veriyi işledikten sonra tamamen müşteriye özel çözümü aşamalarıyla planlayarak sunabiliyoruz. Kurulum, eğitim, 7x24 destek, uzaktan izleme (monitoring) ve yerinde yönetim hizmetlerimizin tamamını kendi kaynaklarımızla yapabilir durumdayız. Hizmet verdiğiniz sektörler özelinde çalışmalarınızdan bahseder misiniz? Başta bankacılık-finans, sigorta ve telekom olmak 50

üzere lojistik, üretim, perakende, tekstil, enerji gibi farklı sektörlerdeki şirketlere, kamu ve yerel yönetimler ile KOBİ’lere yedekleme ve veri depolama alanında ihtiyaçları doğrultusunda çözümleri katma değerli danışmanlık hizmetleri kapsamında sunuyoruz. Yeniden yapılanmayla beraber hizmet alanlarımıza bütünleşik altyapı, yazılım tabanlı veri merkezi teknolojileri ve yönetilen servisler konularını da ekledik, bu alanlarda da çözüm ve hizmetler sunacağız. GlassHouse’un Mediterra Capital tarafından satın alınması sürecini anlatır mısınız? Mediterra Capital, 2011 yılında Türkiye’nin orta büyüklükte şirketlerine yatırım yapmak üzere kurulmuş önde gelen özel sermaye fonudur. Yatırımcıları arasında Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası (EBRD), Avrupa Yatırım Fonu (EIF), Uluslararası Finans Kurumu (IFC), Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) gibi uluslararası kurumlar bulunmaktadır. Mediterra, daha önce yatırım yaptığı teknoloji firmalarından elde ettiği deneyimle, GlassHouse’un

kendileri için önemli bir stratejik satın alma olduğuna inandılar. Hızlı ama titiz bir değerlendirme süreci sonunda Ocak 2018 tarihinde şirketin tümünü satın aldılar. Bu gelişmenin yansımaları nasıl olacak? Yeni iş alanlarına yatırım ve yeni sektör/ müşteri hedeflerini beraberinde getirecek mi? GlassHouse veri merkezi hizmetleri pazarında lider bir firma. 2018 senesine kadar ana odağımız veri yedeklemesi ve iş sürekliliği olmuştu. Satın alma ile birlikte hem geleneksel işimize hem de yeni iş alanlarına yaptığımız yatırımlar artacaktır. Biz kurumların hızlı bir dijitalleşme sürecinden geçtiğini ve bu dönüşümü desteklemek için BT organizayonlarının uygulamalarını yeni nesil veri merkezlerinde barındırma ihtiyacında olduğunu görüyoruz. Yeni nesil veri merkezlerinin ana özelliği yazılım tabanlı olmaları. GlassHouse olarak Türkiye’de bu alanda büyük bir açık görüyoruz ve Türkiye’nin yazılım tabanlı veri merkezlerine geçmesinde öncülük etme iddiasındayız. Aynı zamanda GlassHouse’un içinde barındırdığı bilgi birikimi sadece Türkiye’de değil, bölge için de çok değerli. GlassHouse için bu bilgi birikimini özellikle Ortadoğu’ya ihraç etmek bir öncelik olacaktır. Yeni dönem hedefleriniz arasında KOBİ’lere özel hizmetler/çalışmalar var mı? KOBİ’ler ülke ekonomisinin en önemli atar damarlarından biri. Bu gücü desteklemek ve KOBİ’lerin dijital dönüşümüne katkıda bulunmak için özellikle ihtiyaçlara göre tasarlanmış ve servis olarak sunulan hizmetler (XaaS) üzerinde çalışmaktayız. Bu çalışmaların temelinde KOBİ’lere esnek ve uygun maliyetli çözümler sunmak var. GlassHouse’un 2018 yılı planları neler? 2018 yılı GlassHouse için bir dönüşüm yılı olacaktır. İlk hedefimiz personel yapımızı yeni servis ve teknolojilere hazırlamak ve var olan hizmetler konusunda edindiğimiz deneyimlerimizle portföyümüze eklediğimiz yeni hizmetleri bütünleştirmek. Haziran ayına kadar yönetilen servisler için ihtiyaç duyduğumuz platformları kurarak yılın ikinci yarısından itibaren müşterilerimize uçtan uca hibrit bulut çözümleri sunacak hale gelmek istiyoruz. 2018 yılını %40 büyümeyle tamamlayarak pazardaki liderlik konumumuzu sürdürmek de bu yılın hedefleri arasında.


ŞİRKET

Serhat Saka : “Robotik depolama Sistemleri A.Ş bir Teknopark firmasıdır, üretmiş olduğu tüm Depolama Robotları, Sorter ve gereçleri için Arge çalışmalarını ve modellemelerini yapar, kendi teknolojisini oluşturur öncelikle, ürünlerimiz tamamen kendimize aittir. Robotaş ARGE olarak yapmış olduğu iş nedir? İşinizi nasıl tanımlıyorsunuz ? Robotaş Robotik depolama Sistemleri A.Ş olarak Otomatik depolama sistemleri ile ilgili projeler ve ürün dağıtıcı ( Sorter ) sistemler konularında anahtar teslimi çözümler üretiyoruz . Hepsinin kendi içerisinde çok fazla kırınımı var ancak çok fazla teknik detaya girmeden; bir deponuz var ve depolama yapıyorsanız, ya da bir dağıtım işi yapıyorsanız yapmış olduğunuz işi daha az bir hacimde, daha az personel ile ve daha verimli yapmak istiyorsanız, hata oranlarını azaltmak istiyorsanız ihtiyaç duyabileceğiniz sistemi sizinle birlikte dizayn edip modelliyoruz. Sonrasında robotlarını, konveyörlerini üretiyoruz, yazılımı dahil bir paket halinde devreye alıyoruz. Bu kendi içinde kompleks olan ve detaylı olan süreçlerin tamamını kendi bünyemizde yönetiyoruz. RWMS ( Robotic Warehouse management System) ise Robotaş’ın bir markasıdır. Yani Makineler, otomasyon ve yazılım konusunda uzman olmak gerekiyor. Yok, bu konu sadece makine, otomasyon ve yazılım konusu değil. Bunlar işin araçlarından birkaç tanesi. Aslında konu sadece makine konusu olmuş olsaydı etrafımız bir sürü başarılı projelerle dolu olurdu. Depolama ve lojistik konusunu bir bütün olarak görmek gerekiyor, Projeyi iyi dizayn etmek ve yapılacak projeyi iyi modellemek gerekiyor. Yani lojistiği, depolamayı ve iş sahibinin hareketlerini iyi analiz etmek gerekiyor. Bunun ardında ihtiyaca göre projelendirme yapılmalı ve proje içerisinde gereksinim duyulan özelliklerde Yükleme Boşaltma Robotu, Konveyör, Mekik, Asansör, Ebatlama gibi bir sürü ekipmanı dizayn edip kullanmak gerekiyor. Her projenin kendi dinamikleri vardır. Her proje de aynı hız, ivme, yazılım adını ne derseniz deyin parametreleri kullanmamalısınız. Literatürde biz bu bütün yapıya AS/RS ( Automated Storage and Retrieval system) diyoruz. Sektörde palet taşıyan ve konstrüksiyona koyup alan makineye AS/RS deme gibi alışkanlık oluştu bu yanlış. Proje başarısını sistemi analiz etme, projelendirme, mekanik, otomasyon ve yazılımın birleşimine bağladınız tabii ki kalite ve kullanılan teknolojide önemlidir sanıyorum . Kesinlikle haklısınız. Robotaş Robotik depolama Sistemleri A.Ş bir Teknopark firmasıdır, üretmiş olduğu tüm Depolama Robotları, Sorter ve gereçleri için Arge çalışmalarını ve modellemelerini yapar, yani kendi teknolojisini oluşturur öncelikle, ürünlerimiz tamamen kendimize aittir. Bu konuda kendi standartlarını oluşturmaya çalışan bir firmayız. Bu konu bilgi, bilgi birikimi ve tecrübe gerektiren bir konu. Almanya’ya Rrbot satacağız demek kolay. Bu standartlarda az sayıda firmamız var, lider olmak bizim hedefimiz. Konu Robotik depolama sistemleri olduğunda sizin demin söylediğiniz tecrübe, kalite ve buna standartları da dahil etmek gerekir bence. Biz başarı kriterleri içerisine olmazsa olmazı olarak, projeyi yapmamızı isteyen firmanın bilgi ve tecrübelerini de katarak ortak proje ortaya çıkartmak olduğunu belirtmek de istiyorum. Ortak

üretilen fikir ve projelerin başarı oranları çok daha yüksek. Bunun sadece tecrübe ve bilgi ile de ilgisi yok, projeyi sahiplenme ile de ilgisi var. Projelerinizde sizce, Robotaş’ı Robotaş yapan düşünce nedir ? Biz tüm Robotaş ekibi olarak kullanıcının sistemi kesintisiz olarak kullanabilmesine kendimizi odaklamış durumdayız. Bakım onarım veya yedek parça konularında piyasada önemli bir endişe mevcuttu, bu endişeyi bakım onarım klozuna önem vererek geçtiğimizi en azından geçiyor olduğumuzu düşünüyorum. Proje ve ürünlerimizi bu faktörü göz önünde bulundurarak geliştiriyoruz. Ekipman kolay değiştirilebilir mekanizmaya sahip olmalı gibi ancak temel prensip arıza oluşması senaryosunun iyi çalışılmış olması. Tabii ki bunda üretici firma olmamızın çok büyük avantajı da var. 2017 yılında tamamladığınız önemli bir proje var, bahseder misiniz? Çok önemli bir arge ve sonucunda proje üretildi ve uygulandı. Firma adını izinsiz vermek doğru değil ancak önemli bir gıda firmasının Günlük 4.000 palet giriş ve aynı zamanda 4.000 palet çıkış yapabilecek ASRS sistemini üretip devreye aldık. AS/RS sistemde Çiftli ve tekli Yükleme Boşaltma Robotları, Giriş ve çıkışta bu kadar palet ayrıştırma özelliğine sahip SORTER ve Çift palet taşıma özelliğine sahip “SHUTTLE” cihazları bulunmakta. Oldukça başarılı bir proje oldu., Yurt dışında da örnek olacağını düşünüyorum. Alıcı firma işini çok iyi yöneten, taleplerini yönetebilen ve projeyi bir adım öteye taşıyabilmek için tüm bilgi ve becerisini ortaya koyabilen bir firmaydı ve işinin ehli yöneticileri vardı. Göz açıp kapayana kadar ortak bir proje masasında en ekonomik şekilde proje sonlandırıldı. Bu Projede RWMS Double Mekik ve RWMS Double ASRS ortaya çıktı. Ekonomik derken neyi kastediyorsunuz? Fiyat mı? Projelerde fiyat aslında boyut ile ilgili bir konudur. Fayda maliyet veya yatırım geri dönüş üzerinden konuşmak daha anlamlı olur aslında. Normal şartlar altında profesyoneller, sektör ve ülkesine değişmekle birlikte 5-7 -9 gibi yıllarda geri dönüş beklentisindedirler. Yani 5 yılda geri dönen bir yatırım başarılı ve yapılması gerekli bir yatırımdır. Bugüne kadar henüz 2 yıldan daha uzun sürede geri dönüşüm yapan bir projemiz olmadı. Yani teslim ettiğimiz sistemler kendilerini 2 yılda geri ödüyorlar diyebilirim. Geri ödemeden kastınız işçilik mi ? Aslında kısaca bu sistemler ne sağlıyor? Evet Personelden tasarruf sağlıyor, ancak böyle görmemek lazım. Bakın çok önemli bir depolama ve operasyon alanı tasarrufu, operasyon güvenliği, Mal Güvenliği, İş Güvenliği sağlıyor ki bunlar çok önemli konulardır, ayrıca birde pek muhasebe sistemimizde olmayan kalitesizlik maliyeti diye bir kavram var , bu maliyeti düşürüyor. 2018 yılında ne hedefliyorsunuz? 2018 yılı için halen iki sektörde Robotik depo projemiz devam ediyor. Projelerin tamamlanması akabinde, Arge çalışmalarını

geçen senelerde tamamlayıp devreye aldığımız Robotik depoların yaygınlaşmasını sağlayacağını düşündüğümüz bir konseptteki projemizi sektöre sokacağız. Ayrıca “RWMS” Markamızın bilinirliliğini arttırmaya çalışacağız. Yurt Dışı proje hedefimiz var mı? Yok, 2018 ve 2019 yılı için böyle bir hedefimiz yok. Talep geliyor ancak bu açılımların adımlarının küçük olması gerektiğiniz düşünüyoruz. 2019 Yılı sonrası için ise önümüzdeki yıl yönetim kurulumuz karar verecek. Bu konu aslında bir istek konusu değil aynı zamanda organizasyon konusudur. Firmanın o şekilde organize olması ve standartlarını oluşturması gerekiyor.2018 -2019 yurt içi projelerimiz önümüzde. Az önce bir proje hazırladığınızı söylemiştiniz bu proje nedir? Karmaşık veya algoritmik depolama sistemleri için ASRS Projeleri hazırlamak lazım, modelleme yapmak üzerine başlangıcında önemli bir emek yoğun çalışarak bir süreç yaşamak lazım. Ancak düşündük ki ; bu kadar karmaşık şartları olmayan ve kapasitesi belli bir otomatik depoyu modelleyerek standart bir hale getirip daha da ekonomik bir hale nasıl getirebiliriz. Firmalarla bir araya gelerek bunu nasıl modelleyebileceğimizi konuşup bir model geliştirdik, oldukça ekonomik bir model. 300 m kare alanda 1024 palet istifleyebilen içinde 1 Tane Robot ve Ultra Kapasitör Shuttle olan standart model. Eğer çok hıza ihtiyacınız yoksa tüm depolama işinizi görebileceğiniz bir otomatik saklama dolabı olarak düşünün. Bu ürünün tüm hazırlıkları yapıldı, uygulaması yapıldı ve şimdi de depo ihtiyaç sahiplerine sunacağız. Firmaların ihtiyaçlarını oldukça ekonomik olarak çözebileceğimizi düşünüyoruz. Bu çözüm ASRS ye ihtiyacı olmayan ancak, depolama alanına ve bunu forklift ve operatör bağımsız yapmak isteyen firmalar için ideal bir yapı olacak.

51


ŞİRKET

CORENDON AIRLINES, RUS PAZARINDA BÜYÜYOR! Avrupa’dan Türkiye’ye en fazla yolcu taşıyan havayollarından biri olan Corendon Airlines, 23 Nisan 2018’den itibaren Rusya’nın Rostov-na-Donu, Krasnodar ve Mineralnye Vody şehirlerinin her birine haftada 3 gün sefer düzenlemeye başlayacak. İki yıl önce Ekaterinburg seferleri düzenleyerek ilk kez Rusya’ya uçmaya başlayan Corendon Airlines, 23 Nisan 2018’den itibaren uçuş ağına 3 yeni şehir daha ekleyerek Rusya’daki operasyonunu büyütecek. Rusya’nın Rostovna-Donu, Krasnodar ve Mineralnye Vody şehirlerinden Antalya’ya haftada 3 sefer uçmaya başlayacak olan Corendon Airlines, bu uçuşları web sitesinden de satışa sunacak. Ek seferlerle ilgili konuşan Corendon Airlines Ticaret Müdürü Mine Aslan; “Türkiye, Rus pazarı için deniz, kum, güneş tatilinden fazlasını ifade eden bir destinasyon. İki kültürün turizmle başlayan etkileşimi yıllar içerisinde çok gelişti ve önümüzdeki dönemde de turizm ve havacılık sektörü açısından Rus pazarının büyümeye devam edeceğini öngörüyoruz. Bu büyüme potansiyeline seyirci kalmayarak biz de Corendon Airlines olarak bu pazardaki payımızı ve uçuş noktalarımızı artırmak istiyoruz. Son iki sezondur uçtuğumuz Ekaterinburg ile birlikte bu sezon Rusya’nın 4 havalimanına uçuyor olacağız. Hedefimiz her yıl, yeni havalimanları ile uçuş noktalarımızı genişletmek ve sefer sayılarımızı artırarak Rusya pazarında emin adımlarla büyümeye devam etmek.” şeklinde konuştu.

52


ŞİRKET

Emirates ve flydubai, altı aylık başarılı ortaklıklarını kutladı. İnsanlar ile mekânları birbirine bağlayan Emirates Havayolu, flydubai ile yaptığı ortaklık kapsamında altı aylık sürede elde edilen başarılı sonuçları açıkladı. Ortak olmalarının ardından ilk altı aylık dönemde yüksek yolcu sayılarına ulaşan Emirates ve flydubai, yolculardan aldıkları olumlu dönüşlerle 2017 Temmuz ayında duyurdukları genişletilmiş uçuş birlikteliğine başarılı bir başlangıç yaptı. 2017 Ekim ayı sonunda başlayan ilk ortak uçuşların ardından Kasım 2017 ve Mart 2018 tarihleri arasında, 400 binden fazla yolcu ağırlayan Emirates ve flydubai; 250 binden fazla yolcunun da bir sonraki yılın yolculuklarını şimdiden planladığını açıkladı. Öncelikle 29 şehre yapılan uçuş paylaşımları ile başlayan ortaklık; artan uçuş sıklıkları, küresel uçuş noktalarına tek bir biletle genişletilmiş ulaşım imkânı, yolcuların bagajlarını varacakları yere kadar her noktada kontrol etmelerinin rahatlığı, Dubai’den olan aktarmalı uçuşlardaki transferlerin kolaylığı gibi faydalar sayesinde artan talepleri karşılayacak şekilde hızlıca genişledi. Şu an 141 destinasyona uçan Emirates, geçen yıl Atina, Zagreb ve Phnom Penh üzerinden Newark’a, yönelik yeni rotalar oluşturmuştu ve bu yıl da Londra Stansted ve Santiago de Chile’ye hizmet vermeye başlayacak. flydubai ise, 80’ine Emirates’in hizmet vermediği toplam 97 destinasyona uçuş gerçekleştiriyor ve böylece toplam ortak ağın kapasitesi, 206 uçuş noktasına çıkarılmış oluyor. Her ikisinin de merkezi Dubai olan şirketler, bugün

90’dan fazla destinasyon için yaptıkları uçuş paylaşımı ile, ağlarında müşterilerine daha fazla uçuş esnekliği sağlamaya devam edecek. Son dönemde duyurulan yeni ortak uçuşlar, Krakow, Dubrovnik ve Kinshasa’yı da içeriyor ve 13 Haziran’dan itibaren Catania, 15 Haziran’dan itibaren Selanik ve 11 Ekim’den itibaren Helsinki olmak üzere, yeni uçuş noktalarının ağa eklenmesi bekleniyor.  Emirates Group Başkan ve CEO’su ve flydubai Başkanı HH Şeyh Ahmed bin Saaed Al Maktoum başarılı ortaklığa ilişkin şunları söylüyor: “Aldığımız rezervasyonlar, müşterilerimiz ve ticari ortaklarımızın geribildirimi açısından, Emirates ve flydubai ortaklığının iyi gidişatından dolayı büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Müşterilerimiz artık, yolculuklarını planlarken, daha fazla esneklik ve konfor ile, kapsamlı ağımız üzerinden uçuş yaptıklarında, her iki dünyanın da en iyi imkanlarından faydalanabiliyor. Avrupa ve Birleşik Devletler’den Ortadoğu ve Batı Asya uçuş noktalarına kadar olan birleştirilmiş Emirates-flydubai programlarına yönelik güçlü bir talep oluştu. Bu ortaklıkla, bir destinasyon olarak Dubai, geliştirilmiş bağlantı imkanları ve yeni seyahat akışlarından faydalanabiliyor. İşlek bir havacılık merkezi olarak, Dubai ayrıca, bu iki şirket arasındaki daha iyi yapılan tarife koordinasyonundan da faydalanıyor. Bu bir kazan-kazan durumu.”

Kolaylaştırılan seyahatler Emirates ve flydubai, kendi bireysel markalarını yansıtan seyahat deneyimleri sunmaya devam edecek. Ortak uçuş kapsamındaki rezervasyonlarda, Emirates yolcuları, flydubai tarafından gerçekleştirilen uçuşlarda, ikram edilen lezzetli yemeklerin tadını çıkarırken, Business ve Economy Class’ta Emirates’in sunduğu bagaj imkanlarından yararlanacak. Dubai’nin ultra-modern merkezinden bağlantı, kolay transfer deneyimi de sunuyor ve ortaklık kapsamında, yolcular, Emirates’in Terminal 3’teki merkezi ile flydubai’nin Terminal 2’deki merkezi arasındaki 120 dakikalık azaltılmış minimum bağlantı süresinden faydalanabiliyor. Sık uçanlara daha fazla avantaj Emirates Skywards üyeleri, mevcut Skywards programı kapsamında, ortak uçuşlardan, Skywards Milleri ve Skywards Sıra Milleri kazanıyor. Emirates’in ücretsiz check-in yapılan bagaj haklarına ek olarak, Skywards Premium üyeleri, ayrıca, flydubai tarafından gerçekleştirilen ortak uçuşlarda, fazladan 20kg (Platinum üyeler), 16kg (Gold üyeler) ve 12kg (Silver üyeler) şeklinde, cömert bagaj haklarından faydalanabiliyor. Ortak uçuşlarda seyahat eden Skywards Silver, Gold ve Platinum üyeleri, flydubai’inin Business check-in kontuarlarından, öncelikli bagaj etiketleri alabiliyor.

53


ŞİRKET

Turkish Cargo, Türkiye’nin en büyük havacılık organizasyonu olan Eurasia Airshow’a katıldı. Bayrak taşıyıcı küresel hava kargo markası Turkish Cargo, Türkiye’nin içinde akrobatik uçuş gösterileri de yer alan ilk havacılık organizasyonu olan Eurasia Airshow’a, yakın dönemde filosuna kattığı 102 ton kapasiteli Boeing 777F tipi kargo uçağı ile katıldı.

54

Dünyanın en hızlı büyüyen hava kargo markası Turkish Cargo, Airshow kapsamında geniş hizmet yelpazesi ve operasyonel kabiliyetlerin gösterildiği kargo operasyon similasyonunu gerçekleştirerek, katılımcılara tecrübelerini aktardı.

Uluslararası fuarlara ve havacılık organizasyonlarına katılım sağlayarak tecrübelerini aktaran ve iş birliği sağlayan Turkish Cargo, 121 ülke ve 300’den fazla noktadan oluşan geniş uçuş ağıyla tercih sebebi olmaya devam ediyor.


HABER

55


MOBİLYA DEKORASYON

Her tarza göre mobilya Alfemo’da Alfemo’da Net %35+%15 nakit indirimli kampanya başladı! Alfemo’nun 2 Nisan’da başlayan indirim kampanyası, evlilik hazırlıklarının ve mobilya alışverişinin hızlandığı şu günlerde; tüketiciye çok önemli avantajlar sunuyor. Markanın tüm ürün gruplarında net %35 indirimin yanı sıra; nakit alışverişlerde ekstra %15 indirim uygulanıyor. Yatak odası takımlarından yemek odası takımlarına, yaşam ünitelerinden oturma grubu ve köşe takımlarına çok geniş bir ürün yelpazesini kapsayan kampanyada ayrıca Axess Kredi Kartı ile yapılacak alışverişlerde 3 veya 6 taksitli alışverişlerde ekstra +6 taksit fırsatı da tüm Alfemo Mağazaları’nda tüketiciyi bekliyor. Marka, bu iddialı kampanya ile birlikte tasarım mobilya koleksiyonuna yepyeni ürünler de eklemiş. Modası geri gelen mermer efekti, Alfemo’nun Marvin Koleksiyonu’nda oldukça etkileyici bir yorumla kendini gösteriyor. Marvin Koleksiyonu’nu ve diğer yeni ürünleri görmek için size en yakın Alfemo Mağazası’nı ziyaret edebilir; çok avantajlı kampanya fiyatlarını değerlendirebilirsiniz.

56


MOBİLYA DEKORASYON

BU YAZ BAHÇEDEYİZ! BİEV BAHÇE MOBİLYALARI İLE RAHATLIK VE KEYİF DIŞ MEKÂNLARA TAŞINIYOR Özgün ve kaliteli yaşam alanları amacıyla oluşturduğu koleksiyonlara dış mekân mobilyaları da ekleyen Biev, Tropicana masa sandalye takımı ve Summer salıncak ile sıcak havaları bahçede karşılıyor. Bahçe kategorisinde zengin ürün çeşidi sunan Biev, açık havada aileniz ve dostlarınızla keyifli bir yaz geçirmenizi sağlarken, uzun yıllar kullanabileceğiniz kaliteli malzemeye sahip tasarımlar vadediyor. Aşınma ve yıpranmalara karşı yüksek dirence sahip meranti ağacından üretilen Tropicana masa seti ve Summer salıncak, açık hava koşullarına son derece dayanıklı bir ürün grubudur. Sert bir tropik ağaç olan meranti ağacının suya doymuş ve uzun ömürlü bir ağaç olmasından dolayı ürünleri rahatlıkla sıcak hava veya yağmur koşullarında dış mekânda kullanabilirsiniz. Balkon ve bahçelerde ev rahatlığı sunan Tropicana takımın açılır kapanır özelliğe sahip masası kalabalık misafirlerinizi kolaylıkla ağırlamanıza yardımcı olurken, aynı şekilde katlanabilme özelliğine sahip sandalyeleri ile depolama rahatlığına da sahip olacaksınız. Minderler standart iç astarlı ve dolgu malzemesi birinci sınıf süngerdir. Rahatça taşınabilir ve yıkanabilme özelliğine sahiptir. Summer salıncağın zinciri ayarlanabilir yüksekliğe sahip ve güçlü yapıdadır. Rahatlığı öne çıkaran tasarımı ile hayalini kurduğunuz tatili bahçenize taşırken, dayanıklılığı ile uzun yıllar kullanım konforu sunar. İster takım halinde isterseniz ayrı ayrı satın alabileceğiniz Summer salıncak ve Tropicana takım ürün grubunu yakından incelemek için sizleri Biev mağazaları ve biev.com.tr online alışveriş sitesine bekliyoruz. Ev tanımı Biev ile mutlu ve huzurlu hikâyelere dönüşüyor.

57


MOBİLYA DEKORASYON

Doğtaş’tan bohem ve modern bir tasarım Mantini Doğtaş Mobilya’nın yeni Mantini Koltuk Takımı, her tarza uyan stiliyle yaşam alanlarınızdaki eksikliği gideriyor. Doğtaş’ın ister bohem ister modern görünüme bürünen yeni koltuk takımı Mantini, günümüzün küçük metrekareli evlerine de geniş yaşam alanlarına da uyum sağlıyor. Yüksek konfor anlayışının ön planda olduğu Mantini’yi farklı kombinasyonlarla tarzınıza göre şekillendirebilirsiniz. Temizlik Mantini ile Çok Kolay! Mantini koltuk takımı, ince detaylar düşünülerek tasarlandı. Kollarında ve sırt minderlerinde dekoratif düğmeli dikiş uygulaması bulunan Mantini, yüksek konik ayak yapısı ile çok kolay temizlik imkanı sunuyor. İnce ve zarif kolları ile mekanlarda ferah bir atmoster yaratan ve daha geniş oturum alanı sunan Mantini Koltuk Takımı, yüksek konfor anlayışı ön planda tutularak tasarlandı. Ceviz ve ekru renklerinde iki farklı ayak seçeneği bulunan Mantini Koltuk Takımı’nı tüm Doğtaş mağazalarında bulabilirsiniz.

58


ANNELER GÜNÜ

ANNELER GÜNÜ İÇİN EN ÖZEL HEDİYE SEÇENEKLERİ BOYNER’DE Özel gün hediyesi denilince akla ilk gelen markalardan Boyner, sezonun ve dünya moda markalarının seçili kadın koleksiyonları ve aksesuarlarını annesini ya da annesi kadar sevdiklerini özel bir hediye ile mutlu etmek isteyenlerin beğenisine sunuyor. Boyner’in zengin koleksiyonunda sezonun favori parçaları, her tarza uygun ayakkabı, aksesuar ve çanta modellerinden oluşan yüzlerce hediye seçeneği var. Boyner, Anneler Günü alışverişine özel bir de kampanya başlattı. Boyner’de 3-13 Mayıs tarihleri arasında 350 TL ve üzeri alışveriş yapanlar 100 TL hediye çeki kazanacak. Boyner’in zengin marka seçkisi arasında yer alan Beymen Studio İlkbahar-Yaz 2018 koleksiyonunda bulunan elbiseler, askılı üstler, gömlek ve trikolar, önden düğmeli etekler, ince askılı bluzlar, gömlek elbiseler, t-shirt ve shortlar ile Anneler Günü için birbirinden şık hediye seçeneklerini bir araya getiriyor. Beymen Studio fularlar yaz stillerini zarif bir şekilde tamamlarken nesilden nesile aktarılacak bir Anneler Günü hediyesi olarak öne çıkıyor. Annesine zamansız bir hediye sunmak isteyenlerin tercihi ise NetWork’den yana oluyor. Zamansız modellerin sezon trendleriyle buluştuğu Network İlkbahar-Yaz 2018 koleksiyonunda renkli ve zengin detaylar modern, şehirli, stil sahibi kadının yaz gardırobunu tamamlıyor. Boyner’in zengin kadın koleksiyonu çalışan, hafta içi ya da hafta sonu da şıklığından vazgeçmeyen, her zaman spor bir stili tercih eden anneler için birbirinden özel seçenekler sunuyor. Boyner ayakkabı ve çanta koleksiyonundan seçilecek bir hediye ile annelere en güzel sürpriz Boyner ayakkabı ve çanta modelleri, Anneler Günü için şık ve özel hediye seçenekleri sunuyor. Podyumları etkisi altına alan desen ve renk çılgınlığı, yaz sezonunda ayakkabı tasarımlarında da dikkat çekiyor. Platform ya da topuklu sandaletten saboya, terlikten balerine farklı zevklere hitap eden birçok seçenek sevdiklerini mutlu etmek isteyenleri bekliyor. Birkenstock, Dogo, Hush Puppies, İnci, Divarese, Nine West, Fabrika Boyner’in zengin ayakkabı koleksiyonunda yer alan markalar olarak öne çıkıyor. Boyner’in zengin çanta koleksiyonunda sezonun en çok ilgi gören modelleri metalik detaylar, zımbalar ve anvelop formlar ile yer alıyor. Beymen’in tüm beğenileri üzerine toplayan ikonik çanta modelleri, Fabrika ve Pierre Cardin koleksiyonlarında yer alan şık sırt çantaları, U.S. Polo ASSN. askılı çanta modelleri Boyner mağazalarında beğeniye

sunuluyor. Boyner çanta koleksiyonuna İlkbaharYaz 2018 koleksiyonunda dahil olan O Bag ve Save My Bag de canlı renkleri ile en neşeli Anneler Günü hediyesi olarak kalpleri fethediyor. Göz alıcı, şık, modern aksesuarlar ile ışıltılı bir hediye Boyner, tasarımları ile dikkat çeken aksesuarları, ışıltılı takıları, birbirinden şık saat modelleri ile ilkbahar-yaz sezonunda da stillere renk ve ayrıcalık katıyor. Yazın stilinizi tamamlayacak aksesuarların başında yer alan gözlükler sportif modelleri çeşitli marka, renk ve tarza uygun seçenekleriyle Boyner mağazalarında sunuluyor. Swarovski’nin renkli ve göz alıcı koleksiyonu, ışıltılı bir görünüm için şık seçenekler sunuyor. Boyner’in zengin saat koleksiyonunda yer alan Emporio Armani, Armani Exchange, Saat&Saat, Skagen farklı zevklere hitap eden, sade, şık, spor tasarımları lacivertten, gold ve gümüşe uzanan renk seçenekleriyle zamansız alternatifler sunuyor. 100 TL hediye çeki kazanma fırsatı Boyner, Anneler Günü alışverişine özel bir de kampanya başlattı. 3 - 13 Mayıs tarihleri arasında Boyner’de 350 TL ve üzeri alışverişlerde 100 TL hediye çeki kazanmak mümkün olacak. Hediye çeki, 350 TL ve üzeri kozmetik, aksesuar, elektrikli ev aletleri dışı alışverişlerde kullanılabilecek. Boyner’de ayrıca Hopilileri pek çok sürpriz bekliyor.

59


ANNELER GÜNÜ

COLUMBIA İLE DOĞA MACERALARINA ANNENİZİ ORTAK EDİN Outdoor ve aktif yaşamın gözde markası Columbia ile yaşayacağınız doğa maceralarına annenizi ortak edin! Anneler Gününde, ister şehirde ister doğada anneleri mutlu edecek hediye seçenekleri Columbia mağazalarında açık hava tutkunlarını bekliyor. Spor giyim tutkunlarının vazgeçilmez markası Columbia, Anneler Gününde bir hediyeden çok daha fazlasını sunuyor. Annenizle birlikte paylaşacağınız kıymetli anları Columbia konforu ile yaşamak üzere hediye seçeneklerini incelemek için Columbia mağazalarına davetlisiniz. Columbia, Anneler Günü’nde, doğa maceralarına annenizi de ortak ediyor. Bir hediyenin çok ötesinde, birlikte keyifli anılar biriktirirken Columbia’nın konfor sunan ürünleri ile anneniz doğanın keyfini yaşayacak. Columbia’nın sıcaktan, rüzgardan ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan ürünleri ile annenize hem sağlıklı ve aktif bir yaşamın hem de birlikte yepyeni maceralara ortak olmanın anahtarını sunacaksınız. Columbia İlkbahar-Yaz 18 koleksiyonunda yer alan, nemi emerek hapseden Omni-Wick™ teknolojisi ile sıcak günlerde terlemek kabus olmaktan çıkıyor. Pamuklu yapısı ve hafif dokusu ile dikkat çeken ürünler OmniShade teknolojisinin UPF 25 VE 50 koruma gücü ile güneşin zararlı ışınlarından koruyor. Columbia’nın üstün performans sunan koşu ayakkabısı serisi Columbia Montrail ise patikaları keşfetmeniz için en zor şartlarda test edildi ve onaylandı. Tüm hava ve zemin koşullarına ayak uyduran Columbia Montrail ile hem doğada hem şehirde ayak basmadığınız yer kalmayacak. Koruyucu ve performans arttırıcı özellikleri ile olduğu kadar aktif yaşam ve spor modasına yön veren tasarımları ile ön plana çıkan Columbia koleksiyonunda yer alan Techlite™ teknolojisine sahip ayakkabılar, mükemmel yastıklamasıyla uzun süreli konfor ve yüksek enerji dönüşü sağlıyor.

60


PATARA PRINCE HOTEL & RESORT / K alk an

Yaşamış, Bilen ve Tad alanların tercih ettiği...

Rahat ve Çevresi ile uyumlu konumlandırılmış, Akdeniz’in ve Patara’nın çiçekleriyle karışan aromasının, kokusunun hakim olduğu Odaları ile Konforu, Akdeniz’in en mineralli ve temiz deniz suyu, 170 m uzunluğunda sahili ve platformları, deniz suyu sirkülasyonundaki özel havuzları, hamam sauna, yabancı uzmanlarca yapılan masajıyla SPA’sı… Zengin kahvaltı servisi ile başlayan günde, şefimizin geniş yelpazedeki Alacarte yemekleri, Snack ve Room Servisleri, barları, aydınlatmalı manzaralı tenis kortları, koy turları ve BBQ, zengin çevre …

Tel: 0242 - 844 39 20 - 0541 287 17 40 • www.pataraprince.com • patara@pataraprince.com


ANNELER GÜNÜ

ANNELER İÇİN EN GÜZELİ “FAKİR ROSIE” Tasarladığı renkli serilerle mutfaklara canlılık ve zarafet getiren Fakir Hausgeräte, yeni çıkardığı Rosie serisi ile annelerin hayatını kolaylaştırıyor. Nesillerdir elektrikli ev aletleriyle hayatı kolaylaştıran Fakir Hausgeräte’nin yeni serisi Rosie, annelere mutfaklarda şık ve fonksiyonel alternatifler sunuyor. Baharın en romantik çiçeklerinden gülün zarif pembesi ve altının ışıltısını yansıtan Rosie serisinde bulunan; Kaave Türk Kahvesi Makinesi, Sierra El Mikseri, Trex Dual Cam Hazneli Doğrayıcı, Lucca Blender Seti, Goldie Su Isıtıcısı, Temper Çay Makinesi ve Gravis Izgara & Tost Makinesi annenizin mutfaktaki en büyük yardımcıları oluyor. KAAVE ile Mis Gibi Türk Kahveleri Fakir Kaave ile hazırlayacağı bir fincan kahvenin, kırk yıl değil bir ömür hatırı vardır. Cezvede pişirme yöntemi esasına dayanan ve aynı lezzetin yakalanması amacıyla tasarlanan Fakir Kaave, taşmayı önleyen patentli Luminasense teknolojisi ile geliştirildi. Tek seferde 4 fincan kahve kapasitesi ve ergonomik cezve ağzı sayesinde her fincana eşit köpük dağıtabiliyor.

Lucca Blender Seti, 1000 watt gücünde olup, ergonomik tasarımıyla çırpma, doğrama, karıştırma gibi pek çok işin üstesinden kolaylıkla geliyor. Mutfağınızın Hamaratı Sierra Fakir Sierra El Mikseri, 4 farklı hız kademesi, turbo fonksiyonu, 2 adet paslanmaz çelik çırpma aparatı,

2 adet paslanmaz çelik yoğurma aparatı olan Sierra, aksesuar saklama kutusuyla satışa sunuluyor. Maharetli Sierra, annenizin mükemmel hamur işleri ve tatlılar yapmasını kolaylaştırıyor. En Zor İşleri Kolaylaştıran Trex Dual

Gravis ile Evde Izgara Keyfi Yüksek performanslı, pratik Gravis Izgara & Tost Makinesi, geniş ızgara yüzeyi ile ister doyurucu tostlar yapmanıza ister lezzetli etler pişirerek evde ızgara keyfi yapmanıza olanak veriyor.

Şık ve Fonksiyonel Goldie 1,7 L kapasiteli Goldie Su Isıtıcısı, paslanmaz çelik gövdesiyle bitki çayları ve kahvelerinizi hazırlarken en büyük yardımcınız oluyor. Ayrıca retro tasarımıyla da mutfağınıza şıklık katıyor. Maharetli Lucca Annelerin mutfaktaki en büyük yardımcısı Fakir

62

Fakir Trex Dual, yemek yapmayı keyifli hale getiriyor. Trex Dual cam hazneli doğrayıcı, 500 ml kapasitesi ve çıkarılabilen 2 adet paslanmaz çelik bıçağıyla sert cisimleri kolaylıkla doğramaya yarıyor. Çaydan Tutkunlarına Temper 1,1 L demlik kapasiteli Fakir Temper Çay Makinesi, mis gibi kokulu ve aromalı çaylar demlerken, sohbetlerinizdeki en büyük eşlikçiniz oluyor. Paslanmaz çelik çay süzgeçli Temper, çaysever annelerin vazgeçilmezi oluyor.


TURİZM VE OTEL

Düğünlerin vazgeçilmez adresi Dedeman İstanbul Geniş ve yüksek tavanlı balo salonu, modern mimarisi ve özel lezzetler sunan mutfağıyla Dedeman İstanbul, ihtişamlı düğünlere ev sahipliği yapıyor. Dedeman İstanbul, nezih, seçkin ve şık bir düğün isteyen tüm çiftlere kapılarını açıyor. Evlilik hazırlığındaki çiftlerin hayalindeki düğüne ev sahipliği yapma iddiasıyla yoluna devam eden otel, Türkiye’nin ilk uluslararası otel zincirinin sahibi Dedeman Grubu’nun deneyimli personelleri, çevresindeki tek kolonsuz balo salonu, yüksek tavanları ve görkemli düğün organizasyonları ile bu iddiasını gerçekleştiriyor. Evleneceklere pek çok esneklik sunan Dedeman İstanbul, çiftlerin kendi özel menülerini yaratmalarına da imkan tanıyor. Bu kapsamda düğün sahiplerine geniş bir seçim şansı tanıyan otel, her bütçeye hitap edecek seçenekleri ile ön plana çıkıyor. Günün yorgunluğu SPA merkezinde atılıyor İçerisinde kapalı yüzme havuzu, çocuk havuzu, spa merkezi ve fitness center bulunan Dedeman İstanbul, dünya evine adım atmaya hazırlanan çiftlere yorgunluklarını atmak için farklı yollar öneriyor. Çiftler buhar odası, havuz ve fitness center gibi hizmetlerden ücretsizce yararlanabiliyor. Dedeman İstanbul ayrıcalığıyla dünya evine adım atmaya hazırlanan tüm çiftlere Le Ciel Spa

Merkezi’nde uygun fiyatlarla SPA ve terapi hizmeti sunuluyor. SPA ile yorgunluklarını atan düğün sahipleri, tercih edecekleri özel aromatik yağlarla yapılan terapi masajından, Osmanlı İmparatorluğu döneminde sultanlara uygulanan “sultan masajına” ya da masajın beş ana tekniğinin, bütün vücuda belirli bir düzen ve sıralama içerisinde uygulandığı klasik masaj yöntemine kadar uzanan geniş bir yelpazeden paket alabiliyorlar. İstanbul’un merkezi Gayrettepe’de yer alan otel, evlilik yolundaki çiftlerin akıllarındaki özel konseptlere uygun, esnek düğün modelleriyle her yaştan çifte hitap ediyor. Turizm otelcilik alanında 52 yıllık tecrübe Turizm otelcilik alanındaki 52 yıllık geçmişiyle konuklarını kalite, hizmet ve misafirperverlikle buluşturan Dedeman İstanbul, dünya evine girecek çiftler için farklı konseptlerde görkemli organizasyonlar gerçekleştiriyor. 450 kişiyi ağırlayabilen 500 metrekarelik geniş ve yüksek tavanlı balo salonuna sahip olan otel, Türkiye ve dünyanın dört bir yanından seçilmiş lezzet-

lerden oluşan özel menüleriyle de misafirlerine ziyafet sunuyor. Alanında deneyimli personelin yanı sıra profesyonel fotoğrafçı ekibi ve gelişmiş teknolojik altyapı düğün organizasyonunu hem çiftler, hem de sevdikleri için unutulmaz kılıyor.


TURİZM VE OTEL

İSTANBUL’UN EN COOL HAVUZU UKİYO, SEZONU AÇIYOR! Muhteşem İstanbul manzarasına uzanan sonsuzluk havuzu ve Marcel Wanders imzalı sıra dışı tasarımı ile şehir havuzlarında çıtayı yükselten Fairmont Quasar İstanbul’un beşinci katındaki Ukiyo, bu yıl da kentte tatilin vazgeçilmez adresi… Şehirde yaz mevsiminin çehresi, bu yıl Ukiyo ile değişiyor. Fairmont Quasar İstanbul’un beşinci katında yer alan ve Japonca “yüzen dünya” anlamına gelen Ukiyo, eşsiz Boğaz ve kent manzarası, bu manzaranın sonsuzluğuna vurgu yapan yüzme havuzu ve şehrin dinamiği ile uyumlu tasarımı ile yaza iddialı bir giriş yapıyor. Kapısından girer girmez konuklarını bambaşka

bir dünyanın içine çeken Ukiyo’da, güne sonsuzluk havuzunda birkça kulaçla başlayabilir, havuz bardan leziz atıştırmalıklar ve harika kokteyller ile devam edebilirsiniz. Haftasonları ise, yüzmeden sonra şezlongunuza servis edilen tepsi brunch’ıyla, şehirde yazın tadına varırken, gün boyu bronzlaşıp lounge müzik ile harika bir gün geçirebilirsiniz.

Tatlı bir esinti eşliğinde şehrin manzarası ile bütünleşen sonsuzluk havuzu, havuz barı, damakta iz bırakan kokteylleri ve sıra dışı dizaynı ile Ukiyo, yaz aylarını kentte karşılayanları eşsiz dünyasına bekliyor…


TURİZM VE OTEL

Hyatt House Gebze’den Bölge Şirketlerin Çalışanlarına Ev Konseptinde Konaklama Hyatt Hotels’in Türkiye’deki ev konseptli ilk oteli Hyatt House Gebze, bölgedeki şirketlerin çalışanlarına sunduğu kısa ya da uzun süreli konaklama hizmeti ile fark yaratıyor. Otel, ev konseptini yansıtmanın yanı sıra ‘otel’ konforunda ev keyfini yaşamak isteyenlerin, yakın bölgedeki şirket çalışanlarının ve özel üniversite öğrencilerinin beklentilerine yanıt veriyor. Sıcak, misafirperver ve dost bir yaşam ortamı vadeden Hyatt House Gebze, bu özellikleriyle kısa ya da uzun süreli konaklayan misafirlerine komşularıyla iç içe yaşıyormuş hissini yaşatacak detaylar sunuyor. Her odasında mutfak olan otelin, günlük ihtiyaçlara cevap vermek için bir de marketi bulunuyor. Ayrıca çamaşır odasında tıpkı evinde gibi çamaşırlarını jeton sistemi ile yıkayıp kurutabiliyor. Gebze Sanayi Bölgesi’nde yer alan, iş ve yaşam merkezi olarak ideal bir konumda bulunan, Modern mimari özellikleri ile ön plana çıkan, Türkiye’nin ev konseptindeki ilk oteli olan Hyatt House Gebze 158 odası ile hizmet veriyor. Hyatt House, Gebze’nin tam merkezinde, Gebze Center ile iç içe konumuyla civardaki sanayi bölgelerine, bir otelden fazlasını sunmak, şirketlerin çalışanlarına ve misafirlerine evlerinde yaşıyormuş hissi vermek amaçlarıyla tasarlanan otel, oyun odası, havuz, fitness, business center, lounge ve yeme-içme alanları ile de misafirlerine sosyalleşebilecekleri alanlar sunuyor. Özellikle expat’lar ve üniversite öğrencileri ağırlıklı olmak üzere uzun dönem konaklamalarda ihtiyaç duyulabilecek bütün detaylar düşünüldüğü Hyatt House Gebze’de king, king studio, süit king, süit twin olmak üzere 4 farklı oda tipi bulunuyor. Odaların çoğunluğunun içinde ise bir evin ihtiyacı olabilecek yatak, çek yat, oturma odası, tam donanımlı küçük bir mutfak ile bir tam boyutlu buzdolabı, mikrodalga, bulaşık makinesi, küçük ev aletleri, mutfak eşyaları gibi temel eşyaların yanı sıra duş ve balkon da bulunuyor.


TURİZM VE OTEL

LUJO ART&JOY BODRUM’DA BENZERSİZ YENİ BİR DENEYİM BAŞLATIYOR! Lujo, her şey dahil à la carte konsepti ve Art&Joy teması ile daha önce yaşamadığınız bir tatil deneyimini sunmaya artık hazır. Eşsiz atmosfere sahip Bodrum Güvercinlik koyunda kapılarını açan Lujo Hotel, misafirlerine yeni bir konfor ve lüks deneyimini yaşatıyor! Bodrum Havaalanı’ndan 15 km uzaklıkta kapılarına açmaya hazırlanan Lujo, yarattığı yeni deneyim konseptleri ve sade mimarisi ile dikkat çekiyor. Lujo, doğanın tüm renklerini konfor ve yalın tasarım ile bir araya getirdiği odalarında misafirlerine yeni bir lüks deneyimi sunmak için yola çıktı… 7 à la carte restoran ve 10 konsept bar ile ezberleri bozuyor Lujo’da Şef Mustafa Gündüz ve güçlü mutfak ekibi ile misafirler nefis tatların büyüleyici dünyasını keşfediyor. 7 farklı à la carte restoranında dünya mutfaklarının birbirinden farklı tariflerini sunan Lujo ile yemek keyfe dönüşüyor. Deniz manzaralı 7 farklı gurme restoranı ve yıllanmış viskilerin servis edildiği Pablo Esco Bar ve Çikolata & Coffee Bar da dahil olmak üzere 10 ayrı konseptte barı ile Lujo, aynı zamanda doğaya olan bağlılığını da mutfağına yansıtıyor. Restoranlarındaki menülerde tamamen organik ürünlerle eşsiz tatlar hazırlarken, Vitamin Bar’ındaki bitkisel çaylar, detoks çayları, taze meyve ve sebze suları ile ihtiyacınız olan enerjiyi depolamanızı sağlıyor. Tek bir kıyıda farklı sahil deneyimlerine hazır olun! Doğal yapısı ile sessizlik arayanlara Escape Beach, çocukları ile kumdan kaleler yapmak isteyenlere Joy Beach, plaj partilerinin hareketini arayanlara Indigo Beach Club ve 1 km uzunluğunda beyaz kum plaj ile Lujo’da eğlence farklı boyutlarda yaşanıyor.

66

Lujo odaları lükse açılıyor! Bodrum Güvercinlik koyunda 90 bin dönüm üzerine kurulan Lujo, benzersiz mimariye sahip 20 farklı oda seçeneği ile misafirlerine ev rahatlığı sağlıyor. Yüzde 80’i tam deniz manzaralı odadan oluşan Lujo’nun en küçüğü 45 metrekare genişliğinde olan oda ve süitleri, her türlü konforun düşünüldüğü sade mimarisi ve dekorasyonu ile bir ilki gerçekleştiriyor. Terasında jakuzi ve güneşlenme koltuğu bulunan Deluxe Terrace Odalar Ege Denizi’nin sonsuz maviliğinin keyfini çıkarmanız ve güneşlenmeniz için size ideal bir ortam sağlarken, özel havuzlu 3 farklı villa konsepti ise geniş ailelerin ve arkadaş gruplarının tercihi oluyor. Benzersiz hizmet ve zerafeti birleştiren Lujo ile unutulmaz anlar yaşayacağınız bir yaza davetlisiniz! LUJO KODLARI; Lujo Sahnesinde Yok Yok! Herşey dahil à la carte Art&Joy Atölye Çalışmaları Üst Segment İçki Servisi Pablo Esco Bar Havuzlu Laguna Odalar Çikolata & Coffee Bar Game Center Aqua Park Kijo Club Etkinlikleri Lujo Lounge & Bar

Lobide Kilitli Dolap Olanağı Erken Giriş ve Geç Çıkış Yapan Misafirler için Dinlenme Odaları Lujo Özel Jet Kiralama Olanağı Lujo Helikopteri ile Transfer Olanağı(Ücretli) Halikarnas Balıkçısı’nın da dediği gibi gidenlerin akıllarını bırakıp gittikleri Bodrum, ünlü ressamlara ait bir tabloymuş gibi tüm asil renkleri bünyesinde bulunduruyor. Masmavi denizi, yeşilin her tonuna sahip bitki örtüsü, insana huzur veren beyaz evleri ve büyüleyici gece hayatıyla Bodrum, bir gezgine aradığı ne varsa sunuyor. Lujo ise tüm bu güzelliklerin yanında, sanatı ve hazzı da deneyimleyebilmeniz için sizi davet ediyor. Bodrum’un eşsiz güzellikleriyle lüksü ve konforu birleştiren bir tatile kim hayır diyebilir ki...


LIV HOTEL BY BELLAZURE Huzurlu bir tatil sizi bekliyor

“Sevdiğiniz değerler zamana yenik düşmüyor” mottosuyla hizmet veren LIV Hotel by Bellazure, Bodrum’un en güzel koylarından Karaincir Koyu’nda misafir memnuniyetini ön planda tuttuğu yüksek standartlı hizmet anlayışıyla misafirlerini ağırlıyor. Karaincir Koyu Akyarlar / Bodrum Tel: 252 393 66 33 Fax: 252 393 66 34 www.livbybellazure.com


RAMAZAN ÖZEL

Ramazana yakışır açık büfe iftar sofralarının adresi; Wyndham Grand İzmir Özdilek Wyndham Grand İzmir Özdilek, on bir ayın sultanı Ramazan ayı boyunca Türk ve Osmanlı mutfağının en seçkin lezzetlerini açık büfe ve canlı müzik eşliğinde misafirlerinin beğenisine sunuyor. Wyndham Grand İzmir Özdilek, Şef Muzaffer Yalçın önderliğinde misafirlerine unutamayacakları bir iftar sofrası hazırlamak için gün sayıyor. Zeytinyağlılar, sıcak yemekler, çeşitli tatlılar ve meyve çeşitleriyle gün boyunca özlemle beklenen iftar saatinde misafirlerin tüm beklentilerini fazlasıyla karşılayacak olan Wyndham Grand İzmir Özdilek; uzun bir günün ardından sunulan sınırsız meşrubat, çay, filtre kahve ve şerbet ikramı ile sohbetleri de tatlandırıyor. Wyndham Grand İzmir Özdilek, on bir ayın sultanına yakışır bollukta iftariyeliklerle sofraları taçlandırıyor. Ramazanda misafirlerinizi ağırlayacağınız özel iftar davetlerini de 90 TL + KDV’den başlayan menü alternatifleriyle sunuyor. Gruplara tahsis edilen şık salonlar, denizin ferahlatan esintisini hissedeceğiniz  havuz başı, punta teras ve çim bahçede ramazanın mistik havasını yaşamak isteyenler için Wyndham Grand İzmir Özdilek doğru bir lokasyon oluyor.

68


RAMAZAN ÖZEL

SHANGRI-LA BOSPHORUS, İSTANBUL’DA İFTAR ZAMANI! Muhteşem boğaz manzarası ve ayrıcalıklı servis anlayışı ile misafirlerine her daim keyifli anlar yaşatan Shangri-La Bosphorus, İstanbul; bu Ramazan sevdikleri ile birlikte unutulmaz dakikalar yaşamak isteyen misafirlerini IST TOO Restorantın her damak tadına hitap eden, zengin iftar menüsüyle ağırlıyor.

Lezzet tutkunlarını, uluslararası gurme kültürlerin farklı tatları ile buluşturan IST TOO’nun Ramazan’a özel hazırladığı iftar büfesinde, çorba çeşitlerinden zeytinyağlılara, pidelerden et yemeklerine kadar iştah kabartan ve sofralara lezzet katan birçok seçenek yer alıyor. Bu Ramazan, Shangri-La Bosphorus, İstanbul’da, zengin iftariyeliklerin süslediği IST TOO masaları geleneksel Türk mutfağının bereketi ile dolup taşıyor.

Ramazan ayına özel olarak IST TOO’da kurulan istasyonlarda birebir, canlı hazırlanan iftar yemekleri, renkli şovlara dönüşüyor. Gözleme istasyonu, mantı istasyonu gibi sıcağı sıcağına hazırlanan ve servis edilen tatlarla Shangri-La Bosphorus, İstanbul, IST TOO’da ağırladığı misafirlerine unutulmaz lezzet deneyimleri yaşatıyor. Baklava ve güllaç gibi Ramazan’ın vazgeçilmez tatlılarının yanı sıra özel şıracılar tarafından servis edilen çeşit çeşit Osmanlı şerbetleri ve Rengarenk Osmanlı macunları gibi

geleneksel lezzetler IST TOO’daki iftar büfesinde kendini gösteriyor. IST TOO, Ramazan ayı boyunca, 15 Mayıs – 13 Haziran tarihlerinde, saat 19.30 22.30 arası servis ettiği özel lezzetleriyle sizleri keyifli iftar sofralarına davet ediyor. Kişi başı 185 TL olan Shangri-La Bosphorus, İstanbul, minikleri de unutmuyor. Aileleri ile Ramazan boyunca keyifli dakikalara ortak olan minikler için hazırlanan zengin sunum ve seçeneklerin yer aldığı iftariyelik lezzetler 95 TL

69


RAMAZAN ÖZEL

Ramazan’ın paylaşım ve bereket dolu ruhunu Rotana’da yaşayın… Rotana’da Ramazan Demek, Bereketi Paylaşmak Demek... Ramazan’ın bereketi paylaşmak üzerine kurulu gerçek ruhunu Burgu ve Tango Arjaan by Rotana’da sevdiklerinizle birlikte yaşayın! Saray mutfağından, yerel ve yöresel tatlara uzanan Ramazan geleneğinin en özel örnekleri, yetenekli mutfak şefleri tarafından özenle hazırlanan sunumlarıyla Burgu ve Tango Arjaan by Rotana’nın açık büfe iftar sofrasında buluşuyor. Üstelik bu ziyafete, kanunla icra edilen, klasik Türk Müziği’nin en güzel ezgileri eşlik ediyor. Anadolu Yakası’nın en prestijli otelleri arasında yer alan ve uluslararası otel markası Rotana Grubu’nun Türkiye’deki ilk otelleri Burgu ve Tango Arjaan by Rotana, iki burgu kule ve tango figüründen ilham alınarak tasarlanan ikonik mimarisi ve ayrıcalıklı hizmetiyle misafirlerine Ramazan ayı boyunca keyif, huzur ve lezzet dolu deneyimler yaşatıyor. Türk Musikisi Eşliğinde İftar Ziyafeti Ramazan Ayı boyunca Burgu ve Tango Arjaan by

70

Rotana’da iftarını açmak isteyenler Ramazan’a özel Türk Musikisi eşliğinde Rotana’nın yetenekli şefleri tarafından özenle hazırlanan iftar lezzetlerinin tadına bakacaklar. Açık büfe stiliyle Elements Restoran’ın rahat ve seçkin ambiyansı veya havuz terasında sunulan zengin İftariyelik lezzetler, zeytinyağlılar ve mezeler, canlı istasyonlar, ızgaralar ve salata çeşitleri, çok sayıda et, tavuk ve balık alternatifleriyle donatılan sıcak yemek bölümü ve

elbette Ramazan’ın olmazsa olmazı sütlü ve şerbetli tatlılardan oluşan özel tatlı büfesi tüm gün bu anı bekleyenleri sevindirecek. Erken rezervasyon ve grup indirim Burgu ve Tango Arjaan by Rotana’da kişi başı 85 TL olan açık büfe iftar fırsatından 15 Mayıs 2018 tarihine kadar erken rezervasyon yaptıranlar 75 TL ve 10 kişi ve üzeri gruplar da grup indirimiyle faydalanabilecekler.


RAMAZAN ÖZEL

Ailece iftarın adresi, Türk mutfağının en iyi temsilcisi; Aila… Türk mutfağının şehirdeki en iyi temsilcilerinden Aila, Ramazan ayında, zarif atmosferinde sunduğu muhteşem iftar menüsüne eşlik eden klasik Türk müziği ezgileriyle, bu özel ayda misafirlerini ağırlamaya hazır… Şehrin kalbinde yer alan Fairmont Quasar İstanbul’un bahçe katında yer alan ve Türk mutfağının lezzet mirasını kusursuz bir servis anlayışı ile birleştiren Türk mutfağı Aila, Ramazan ayı boyunca, çok özel bir iftar menüsü sunuyor. Geçtiğimiz yıl açılan ve mezelerden ocak başı tatlarına kadar müthiş lezzetlerinin yanı sıra “Baharat Kütüphanesi”, kusursuz hizmeti ve şık dekoruyla da İstanbulluların gözdesi olan Aila, bu Ramazan ayında da çok farklı bir iftar menüsü sunuyor. Masaya servis edilen iftar menüsünde iftariyeliklerin yanı sıra, çorba, zeytinyağlılar, ara sıcaklar, ocak başından taze sunulan ızgaralar ve tatlılar yer alıyor. Restoranın genel konseptine uygun olarak, en taze, en yerel ürünlerin tercih edildiği Aila iftarlarında, tüm tabaklar, tıpkı bir aile sofrasındaki gibi, paylaşım esası ile masaya servis ediliyor. Klasik Türk müziğinin en güzel örnekleri de, misafirlere canlı olarak sunulacak. Konuklar iftarın tadına ister iç mekanda, isterlerse bahçede varabilecekler… Dostlarla ve aileyle paylaşılan, hem damaklara hem de ruha dokunan Ramazan akşamları için, Aila’da kişi başı 185 TL fiyatla sunulan iftar, kusursuz bir seçim…

71


CAFE & RESTAURANT

İştah Kabartan Yöresel Kahvaltılar Delimonti’de Meraklılarıyla Buluşuyor “Yerel güzeldir, sunum özeldir” mottosuyla yola çıkan Delimonti, günün en sevilen öğünü kahvaltıyı, klasik lezzetlerinin yanı sıra dönemsel olarak yenilenecek, yöresel seçeneklerle zenginleştiriyor. 28 Nisan itibarıyla başlayıp, Mayıs sonuna kadar her gün sunulacak Doğu Anadolu kahvaltısı, Delimonti’nin Anadolu mutfağına verdiği önemin altını çiziyor. Doğu Anadolu’nun iştah kabartan lezzetlerini bir araya getiren yöresel kahvaltıda Kars, Van, Siirt, Bitlis, Mardin ve Diyarbakır’dan özenle seçilen yerel ürünler misafirlerle buluşturuluyor. Delimonti’nin Doğu Anadolu Kahvaltısında; Kars yöresinin Ma-

72

lakan, eski kaşar, yağlı karın ve küflü çeçil peyniri; Van otlu bidon peyniri ve tereyağı, Bitlis geven balı, Siirt Kurtalan çiçek balı, Mardin kaymak ve samuk piyazı ve Diyarbakır örgü peyniri ile yeşil zeytini gibi özel lezzetler bulunuyor. Misafirler

Doğu Anadolu kahvaltı tabağına ek olarak tercih edebilecekleri Murtuga, Kavut, Çakallı Menemen ve Sumak Şerbeti gibi alternatifler ile de yöresel bir lezzet yolculuğuna çıkma imkanı buluyor.


ATAMA

Sunny Garden Nilufer Hotel, Bodrum, Akyarlar köyü, Karaincir plajı bölgesinde yer alan rahat, sessiz, konforlu butik otel tarzı bir işletmedir. 1996 yılında inşaa edilmiştir. 21 standard, 21 suite olmak üzere toplam 42 misafir odası bulunmaktadır. Otel; açık kapalı restaurant, disco, yüzme havuzu, çocuk havuzu, havuz bar ve otoparktan oluşmaktadır. Bodrum’un doğallığını halen koruyabilen Akyarlar Köyü Karaincir plajına 200 metre mesafededir. Mavi bayraklı Karaincir Plajı, kumsalı, hemen derinleşmeyen yapısı ve kıyısında bulunduğu denizdeki kaynak suyundan dolayı her mevsim kendine özel ısıya sahiptir. Karaincir Plajı, Yunanistan’ın Kos Adası ile 10 dakikalık bir mesafededir. Kos Adası’nda doğmuş ve yaşamış olan Hipokrat, daha yaşadığı dönemlerde bu bölgenin oksijeninin bol olduğuna işaret etmiştir.

Sunny Garden Nilufer Hotel; Son yıllarda 5 yıldızlı lüks otellerin de hızla çoğaldığı Akyarlar Karaincir bölgesinde, küçük, sakin, huzurlu, bir otelde tatil yapmak isteyen kişiler için son derece idealdir. Geniş standart ve suit odalarıyla ailelerin konaklamasına çok uygundur. Otel yönetimi misafirlerine, oda-kahvaltı başta olmak üzere, yarım pansiyon ve tam pansiyon şeklinde konaklama seçenekleri ile tatil imkanı sunuyor. Otel. meşhur Akyarlar balıkçı köyüne yaklaşık 500 metre Turgutreis şehir merkezine 9 km, Bodrum şehir merkezine 19 km, havaalanına 60 km mesafede yer almaktadır. Turgutreis ve Bodrum şehir merkezlerine, otelin önünden, her yarım saatte bir, çift yönlü dolmuşlar geçmektedir.

Sunny Garden Nilufer Hotel

Atatürk cd. No 281 Akyarlar Bodrum • Tel: 0252 393 8110 - 0252 3938080 • Fax: 0252 393 6835 Web: www.sunnygardenhotels.com • e-mail: info@sunnygardenhotels.com • Facebook: sunnygardenhotels@gmail.com

73


CAFE & RESTAURANT

Bu yaz Bodrum’da damaklarınız şenlenecek! Tüm dünyanın vazgeçilmez hamur tatlısı Donut, bu yaz Bodrum’da damaklarınızı şenlendirmeye hazırlanıyor. Özellikle kahvenin yanında ve çocukların tercih ettiği Donut, “Donuts&Bakery” markasıyla Bodrum’da 5 noktada Donut severlerle buluşacak.

Tüm dünyada yüz binlerce insanın tutkunu olduğu Donut, Ege’nin en güzel kentlerinden Bodrum’da Bir Türk markası altında satışa sunuldu. Birbirinden lezzetli çeşitleri, Bodrumlu’lar ve tatilcilerle buluşturan Donuts&Bakery markası, Donut tutkunlarına tam aradıkları lezzeti sunuyor. Donuts&Bakery kurucu ortakları Hande Aktaş ve Tansel Kerigan farklı işlerde faaliyet gösterirken

74

yollarının kesiştiğini belirtiyorlar. Tansel Kerigan süreçle ilgili şunları anlattı; “Aslında farklı bir sektördeyken böyle bir açık olduğunu gözlemledik, ailede pastacılık mesleği de yapıldığından kendi markamızla gıda pazarına girme kararı verdik. Ortağım Hande’nin Dedemin formüllerini geliştirerek yarattığı lezzet, herkesin beğenisini kazandı. Frambuazlı, çikolatalı, naneli ve limonlu Donut çeşit-

lerinin yanı sıra glutensiz makaronlar da çok talep görüyor. Hedefimiz tüm Türkiye’de şubeleşmek.” Donuts&Bakery markası Midtown AVM, Yalıkavak Marina, Milta Marina Bodrum, Turgutreis ve Bodrum merkezde olmak üzere 5 satış noktasıyla Donut severlere hizmet verecek.


CAFE & RESTAURANT

Komşufırın’dan Büyüme Hamlesi Üçüncü nesil fırın kavramının öncüsü Komşufırın, sıcak ve taze ürünlerini İstanbul dışına taşıyarak, Anadolu’da ve yurt dışında açmayı planladığı dükkanlar ile büyüyor. Mahalle fırıncılığının tazeliğini, sıcaklığını, güler yüzünü, kaliteli ve lezzetli ürünleriyle birleştiren Komşufırın, 12 yıllık tecrübesini paylaşmaya hazırlanıyor. Tüketicilere günün her saati, arzu ettikleri unlu mamulleri ve kırka varan ekmek çeşidini sunabilmek için oluşturduğu üçüncü nesil fırıncılık kavramını İstanbul dışına taşımak isteyen şirket, bu kapsamda yeni bir büyüme hamlesi başlattı. Her ay 1 milyondan fazla kişiyi lezzetleriyle buluşturuyor İstanbul’da 58 şube ile hizmet veren Komşufırın’ın İstanbul dışında Bodrum, Çeşme ve Antalya’da şubeleri bulunuyor. Marka, ürün konusundaki uzmanlığı, yaratıcılığı ve kalitesi ile toplam 62 fırınında her ay 1 milyondan fazla kişiyi lezzetleriyle buluşturuyor. Eski ekmek geleneğini, gıda teknolojisinin, üretim ve dağıtım yöntemlerinin son olanaklarıyla bir araya getiren üçüncü nesil fırıncılık modelinin yaratıcısı Komşufırın’ın her

damak zevkine uygun unlu mamulleri arasında poğaçadan kurabiyeye, kruvasandan keklere kadar birçok ürün bulunuyor. ‘Anadolu’nun her iline Komşufırın’ı götüreceğiz’ Komşufırın’ın lezzetlerini Anadolu’ya götürmenin zamanının geldiğini belirten Genel Müdür Kaan Aktoluğ, “Komşufırın olarak yeni bir büyüme hamlesi başlatarak, bu alandaki 12 yıllık tecrübelerimizi ve başarılarımızı Anadolu’nun her iline götürmeye karar verdik. Uzun zamandır İstanbul’a geldiklerinde ürünlerimizi tadan, hizmetimizi deneyimleyen müşterilerimiz, bu lezzetlerin kendi şehirlerinde de olması talebinde bulunuyordu. Bunun yanı sıra yurt dışından gerek turistik sebepler gerekse iş amaçlı seyahatlerinde İstanbul’a gelen iş insanlarından da benzer talepleri sıkça duymaya başlamıştık. Bu talepleri yerine getirmek artık bizim için bir sorumluluk ve zorunluluk haline geldi,” dedi.

Franchise modeli uygulanacak Aktoluğ sözlerine “Aldığımız bu karar kapsamında kendimiz büyürken diğer yandan da bir süredir yatırımcı adaylarıyla ilk defa İstanbul da dahil olmak üzere hem yurt içinde hem de yurt dışında franchise görüşmelerine başladık. Hayata geçireceğimiz franchise modeline katılmak isteyen girişimciler 600 bin Türk Lirası’ndan başlayan tutarlarla yatırım yaparak Komşufırın lezzetlerini müşterilerine ulaştırabilecek. Planlamalarımıza göre yatırım geri dönüşü 3 sene olacak,” diye devam etti. ‘Tüm operasyonel süreçlerde yatırımcıların yanında yer alacağız’ Komşufırın olarak yatırımcıların tüm operasyonel süreçlerinde yanında olacaklarını hatırlatan Aktoluğ, kazan-kazan modeli ile Komşufırın’ın ürün konusundaki uzmanlığını, yaratıcılığını ve kalitesini daha geniş kitlelerle buluşturacaklarını söyledi.

75


GIDA

SÜTLÜ ATIŞTIRMALIK PAZARINDA İLKLERİN YARATICISI DANONE’DAN SES GETİRECEK İNOVASYON

DANONE “HÜPPER” YOĞURT YENİLİKÇİ PAKETİYLE MEYVELİ ÇOCUK YOĞURDU PAZARINDA BİR İLK Danone Sütlü Ürünler’in Milli Eğitim Bakanlığı kantin kriterlerine uygun olarak üretilen, hiçbir koruyucu ve renklendirici içermeyen yepyeni ürünü Hüpper; lezzetiyle çocukları, besleyiciliği ile anneleri mutlu edecek. Yenilikçi paket formatı ile meyveli çocuk yoğurdu kategorisinde bir ilk olan Hüpper, pratik ve kolay taşınabilir paketiyle okulda, evde ya da sokakta anında tüketime uygun. Besleyici ve lezzetli sütlü atıştırmalıkların yaratıcısı Danone Sütlü Ürünler, çocuklara özel hazırladığı Hüpper Çilekli Yoğurt ile ailelerin sağlıklı atıştırmalık arayışlarına çocukların isteyeceği ve annelerin de gönül rahatlığı ile evet diyeceği keyifli bir alternatif sunuyor. Yenilikçi paket formatı ile meyveli çocuk yoğurdu kategorisinde bir ilk olan Danone Hüpper, pratik ve kolay taşınabilir paketiyle okulda, evde ya da sokakta anında tüketime uygun. Milli Eğitim Bakanlığı kantin kriterlerine uygun olarak hiçbir koruyucu ve renklendirici içermeyen ve sadece 54 kalori olan Danone Hüpper, Elsa ve Spider-Man karakterli iki farklı ambalajı ile raflarda yerini alıyor. Abur cubur değil bu Danone Hüpper Danone Hüpper, dört saat oda sıcaklığında durabilme özelliğinin yanı sıra düşük kalorisiyle beslenme çantaları için de uygun bir alternatif oluşturuyor. Çocukları sağlıklı atıştırmalıklara yönlendirmeyi amaçlayan Danone Sütlü Atıştırmalıklar’ın “Süpper çocuklar Hüpper yer” sloganıyla tüketicilere sunduğu Hüpper lezzetiyle çocukları, besleyiciliği ile anneleri mutlu edecek.

76


GIDA

Yükselen lezzet: Deniz ürünleri sipariş sayısı 7 yılda 50 kat arttı Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde zengin çeşitleriyle deniz ürünleri sofralarımızı süslüyor. Son yıllarda ise hem sağlıklı yaşamın en önemli besinlerinden olan hem de eve sipariş imkanının arttığı deniz ürünleri sofraların yükselen trendi haline geldi. Yemeksepeti, bu trendi mercek altına alarak kullanıcılarının deniz ürünleri siparişlerinin detaylarını inceledi. 2010 yılında 36 bin adet iken 2017 yılı sonunda ise 1 milyon 800 bin adete ulaşan deniz ürünleri sipariş sayısı 7 yılda 50 kat arttı. Günlük siparişlerinin yüzde 50’sinin akşam yemeklerinde verildiği deniz ürünleri, günü sağlıklı lezzetlerle bitirmeyi tercih edenlere birçok seçenek sunuyor. Deniz ürünleri hafta sonu yerine en çok pazartesi günleri sipariş ediliyor ve haftaya sağlıklı başlamak isteyenlerin ilk tercihlerinden oluyor. Üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizde zengin çeşitleriyle sofralarımızda lezzet patlaması yaşatan deniz ürünlerine son yıllarda ilgi artıyor. Hem sağlıklı yaşamın en önemli besinlerinden olan hem de eve sipariş imkanının arttığı deniz ürünleri yükselen bir trend olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan dünya ortalamasında kişi başı 1 yılda 16 kilo balık tüketilirken Türkiye’de ise bir yılda kişi başı tüketimi 8 kilo. Bu rakam ülkemizde deniz ürünlerinin henüz istenilen düzeyde sofralara girmediğini gösterse de “Denizden babam çıksa yerim” diyenlerin sayısı artıyor ve sadece balık değil diğer deniz ürünleri de sofralarımızda eskisine göre daha fazla yer alıyor. Deniz ürünleri siparişleri her yıl %45 artıyor Yemeksepeti, bu trendi mercek altına alarak 2010 yılından itibaren Yemeksepeti üzerinden verilen deniz ürünleri siparişlerinin 18 yıllık macerasını inceledi. Her yıl ortalama yüzde 45 artış yaşanan deniz ürünleri siparişleri, 2010 yılında 36 bin adet iken 2017 yılı sonunda ise 1 milyon 800 bin adete ulaştı. Böylelikle son 7 yılda deniz ürünleri sipariş sayısı

50 kat arttı. Lezzetli olduğu kadar faydaları da saymakla bitmeyen deniz ürünleri, artık her mevsimde ve her saatte bize eşlik ediyor. Balık mevsimi sipariş tercihlerini kaçınılmaz olarak etkiliyor ve balık sezonunda daha çok hamsi, istavrit, uskumru, levrek, palamut gibi balıklar gözde oluyor. Yemeksepeti’nin geniş bir yelpazede sunduğu balık çeşitlerinin yanı sıra kullanıcılar; midye, kalamar, karides gibi deniz ürünlerini de daha fazla sipariş ediyorlar. Hatta midye dolma deniz ürünleri arasında her yıl açık ara liderlik koltuğuna oturuyor. Midye dolmanın en yakın takipçisi olan hamsi ise en çok sipariş edilen ikinci ürün oluyor. Haftaya deniz ürünleriyle başlıyoruz Günün neredeyse her saati tercih edilen deniz ürünleri öğle yemeklerinden itibaren sofralarımıza girmeye başlıyor ve geç saatlere kadar aklımızdan çıkmıyor. Deniz ürünleri siparişleri 17:00-21:00 saatleri arasında tavan yaparken, deniz ürünleri gece saatlerinde yaşadığımız açlık krizlerimizde de zengin çeşitleriyle imdadımıza koşuyor.

Deniz ürünleri haftaya sağlıklı başlamak isteyenlerin ilk tercihlerinden oluyor ve Yemeksepeti üzerinden verilen çoğu lezzetin aksine en çok hafta sonları değil pazartesi günleri tercih ediliyor. Yemeksepeti kullanıcıların yaş ortalaması 19-24 iken deniz ürünleri ise daha çok 29-33 arasındakiler tarafından tercih ediliyor. İllere göre tercihler değişiyor Deniz ürünü siparişlerinin en yüksek olduğu iller olan İstanbul, İzmir ve Ankara’dan sonra Manisa, Muğla ve Edirne deniz ürünü tüketiminin en yoğun olduğu iller olarak öne çıkıyor. Deniz ürünüyle hiç aram yok diyenler ise Kahramanmaraş, Amasya ve Şanlıurfa’da yaşıyor. En fazla deniz ürünü tüketen illerden Manisa, daha çok balık çeşitlerine yöneliyor ve sardalya ile çipuraya özel ilgi gösteriyor. Edirneliler ise her gün verdikleri deniz ürünü siparişlerinin yüzde 35’inde hamsiyi tercih ederek hamsi tutkunu olduklarını gösteriyorlar.

77


GIDA

BAHAR YORGUNLUĞUNDAN ENGİNAR İLE KURTULUN Baharda Enginar ile Yenilenin Bahar aylarının gelmesiyle birlikte kişilerde yorgunluk ve halsizlik belirtileri baş göstermeye başlar. Bu şikayetlerin arttığı dönemlerde vitamin ve mineral içeriği bakımından zengin olan enginarın tüketimi ise vücut sağlığı için önemli bir kaynak haline gelir. Central Hospital’dan Beslenme ve Diyet Uzmanı Deniz Şafak, “Güçlü bir antioksidan kaynağı olan enginar, aynı zamanda hücre yenileme özelliği taşırken yaşlanma etkilerini de geciktirir. Kanser savaşçısı enginarın yorgunluk hissini azaltmada da etkisi büyüktür.” diyor. Kanser savaşçısı enginarın yorgunluk hissini azaltmada etkisi büyük Uzun yıllardır birçok akademik çalışmaya konu olan enginar, kalp ve mide sağlığını korumda etkin bir görev üstlenir. Genellikle Güney Avrupa ve Akdeniz ülkelerinde yetişen enginarın günümüzde daha çok yemeklerde içi kullanılıyor. Fakat enginar yapraklarının da en az içi kadar faydalı olduğu bilinmesi gerekiyor. Güçlü bir antioksidan kaynağı olan enginar, aynı zamanda hücre yenileme özelliği taşırken yaşlanma etkilerini de geciktirir. Kanser savaşçısı enginarın yorgunluk hissini azaltmada da etkisi büyüktür. Bağışıklık sisteminin güçlenmesini destekleyen enginar, vücuttaki toksinlerin de atılımını sağlar. Enginar, sindirim sisteminin işleyişini hızlandırıyor Enginar, lifli bir yapıya sahiptir. Enginarın 100 gramı ortalama 1,2 gram posa içerir. İnsan vücudunun günde ortalama 25 gram posa ihtiyacı duyduğu göz önünde bulundurulduğunda enginar sağlam bir lif kaynağıdır. 100 gramı yalnızca 67 kalori içeren enginar, midenin boşalmasını geciktirmesi ve tok tutma özelliğiyle de diyetleri destekler. Ayrıca

78

bağırsak tembelliklerini gideren enginar, sindirim sisteminin işleyişini de hızlandırır. Enginar ayrıca, kolesterolün düşürülmesine katkı sağlayan lifli yiyeceklerin de başında gelir. Bu nedenle düzenli tüketildiğinde enginar, beslenme bozukluğu ilişkili kolesterole de çözüm sağlar. Kan şekerinde yaşanan iniş çıkışları düzenliyor Bahar ve yaz aylarında özellikle tatil dönemleri alkol tüketiminde artış görülür. Halk arasında “karaciğer dostu” olarak bilinen enginar, vücutta biriken alkolün atımını kolaylaştırdığı için bu aylarda sıkça tüketilmelidir. Kilo artışı ve çeşitli ilaçların kullanımı sebebiyle zamanla karaciğerde yağlanma problemiyle de karşılaşılabilir. Enginar aynı zamanda bu yağlanmanın önüne geçmede etkili bir sebzedir. Yapılan bazı çalışmalar, enginarın kan şekeri üzerinde olumlu etkileri olduğu sonuçlarını vermiştir. Düzenli enginar tüketimi, kan şekerinde yaşanan iniş çıkışları düzenler. Enginardan tam anlamıyla faydalanabilmek için… Enginarın faydalarını bilmek yeterli değil, nasıl

pişirilmesi ve nasıl tüketilmesi gerektiği de önem taşıyan noktalardan. Enginarın pişirme süresi, diğer sebzelerde olduğu gibi kısa tutulmalıdır. Çünkü B1, B2 ve B6 vitaminleri ısıya hassas vitaminlerdir ve sebzeler uzun süre ateşe maruz kaldığında bu vitaminlerde kayıp yaşanır. Genel olarak zeytinyağlı yemek olarak hazırlanan enginar ayrıca az yağlı şekilde pişirilmelidir. Çünkü enginarın içeriğinde bulunan A vitamininin vücut tarafından kullanılabilmesi için zeytinyağının kullanılması gerekir. Ortalama bir enginar için kullanılacak bir tatlı kaşığı zeytinyağı, yağda eriyen vitaminlerin vücut tarafından kullanılmasını sağlar.


GIDA

Türkiye’nin ilk çikolata kaplı Jelly şekerlemesi ‘Yupo Çokojelo’ şimdi de Hindistan cevizli Portakallı ve böğürtlenli çeşitleriyle hem çocukların hem de yetişkinlerin kalbinde taht kuran Ülker Yupo Çokojelo, şimdi de Ülker Çikolatası kaplı eşsiz yumuşak şekerini Hindistan Cevizi aroması ile birleştirdi. Türkiye’nin ilk çikolata kaplı Jelly şekerlemesi olan Yupo Çokojelo, sınırlı sayıda üretilen Hindistan Cevizli yeni ürünü ile bu kez de çocukların olduğu kadar yetişkinlerin de favorisi olmaya aday. Ülker’in nefis çikolatasıyla eşsiz yumuşak şekerinin bir araya geldiği Yupo Çokojelo, portakallı ve böğürtlenli çeşitleriyle atıştırmalık kategorisinde yepyeni bir dönem başlattı. Hem çocuk hem de yetişkin tüketiciler tarafından oldukça beğenilen ve tüketicilerinden tam not alan Yupo Çokojelo, yepyeni Hindistan cevizli çeşidi ile raflarda yerini alıyor. Çikolata ve şeker lezzetini aynı anda sunan Ülker’in yenilikçi ürünü Yupo Çokojelo, Hindistan Cevizli çeşidini, yine 3 farklı eğlenceli ambalaj tasarımı ile birlikte tüketicisiyle buluşuyor. Ülker kalitesiyle sınırlı sayıda üretilen Hindistan Cevizli Yupo Çokojelo, günün her anında küçük mutluluklar yaşatmak için sadece 50 kuruşluk satış fiyatıyla sunuluyor.

79


ATAMA

Gamze Korkmaz, Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine devam edecek Aegon Emeklilik ve Hayat A.Ş.’de Bütçe Planlama ve Muhasebe bölümlerinden sorumlu Direktör olarak görev yapan Gamze Korkmaz, 1 Nisan 2018 tarihi itibarıyla Genel Müdür Yardımcılığı’na terfi etti. Korkmaz, Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine devam edecek. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu olan Korkmaz,  kariyerine bağımsız denetim sektöründe vergi denetimi ile  başlamış olup,  10 yılı aşkın süredir de sigorta sektöründe yer almaktadır.  Gamze Korkmaz son 6 yıldır Aegon Türkiye’de Müdür, Grup Müdürü ve sonrasında Direktör olarak görev aldı.

BORSAN KABLO’NUN YENİ GENEL MÜDÜRÜ ARBEK AKAY Ağır sanayi sektörünün deneyimli yöneticisi Mehmet Arbek Akay, Türkiye’nin önde gelen kablo üreticisi Borsan Kablo’nun Genel Müdürlüğü görevine getirildi.

Türkiye’nin önde gelen kablo üreticisi Borsan Kablo, Genel Müdürlük görevine sanayi sektörünün deneyimli ismi Mehmet Arbek Akay’ı getirdi. Türkiye’de 7 Bölge Müdürlüğü ile 81 ilde hizmet Borsan Kablo, üretiminin yüzde 50 ’den fazlasını 4 farklı kıtaya yayılan geniş bir coğrafyada, 70’den fazla ülkeye ihraç ediyor. Profesyonel yaşantısında 1995 yılında reklam sektöründe başlayan Akay, 2000 yılında Assan Alüminyum bünyesinde alüminyum sektörüne adım attı. 80

Yurt dışı ve yurt içi pazarlarda satış, pazarlama ve kurumsal strateji planlama ve kurumsal performans yönetimi konularında uzmanlaşan Arbek Akay, bu süreçte verimlilik, proje yönetimi ve proses planlama alanlarında da farklı projelere imza attı. 2012-2015 yılları Assan Alüminyum Kurumsal Strateji ve Pazarlama Direktörü görevini yürüten Akay, küresel pazarlar ve rekabet alanındaki bilgi birikimiyle Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği (TALSAD), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’in yanı sire Avrupa Alüminyum Birliği (EAA) ve Alman Metal Distribütörleri Birliği (WGM)’de de sektör temsilcisi olarak sorumluluk aldı. 2015 yılında, ülkemizin ilk endüstriyel alüminyum üreticisi Teknik Alüminyum’ın Genel Müdürlüğünü

üstlenen Akay, bu kurumda 2018 yılı başına dek görev yaptı. Akay, bu görevinde, aile şirketinden profesyonel yönetim ve kurumsal yapıya değişim sürecini ve bu süreç paralelinde kendi oluşturduğu TAM / Teknik Alüminyum Mükemmellik Vizyonu çerçevesinde mükemmellik ve insan odaklı kurum kültürü dönüşümünü yönetti. Akay, genel müdürlüğü süresince, şirketin teknolojisi, ArGe ve yeni ürün bazlı rekabet gelişimi, kapasite kullanım artışı, iç ve dış pazarlarda büyüme, müşteri memnuniyeti ve güveni, sürdürülebilirlik ve insan odaklılık konularında çalışmalara imza attı. Bu dönemde, şirketin çalışan memnuniyeti ve müşteri memnuniyeti skorlarında kayda değer artış elde edildi. 1973 doğumlu olan Akay, Adolf Reichwein Gymnasium (Almanya) ve Cağaloğlu Anadolu Lisesi’nin ardından, lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi İngilizce İktisat bölümünde ve yöneticilik kariyeri paralelinde Sabancı Üniversitesi’nde yüksek lisansını (Executive MBA) tamamladı. Evli ve 1 çocuk babası olan Akay, ileri derecede Almanca ve İngilizce biliyor.


ATAMA

ÖZBAY DOĞRU DİMES TEDARİK ZİNCİRİ DİREKTÖRÜ OLARAK ATANDI Ülkemizin yerli sermayeli ilk meyve suyu ve lider içecek markası DİMES bünyesinde Tedarik Zinciri Direktörlüğü görevine Özbay Doğru atandı. Özbay doğru, daha önce yine DİMES bünyesinde İzmir Fabrika Müdürü olarak görev yapıyordu. 1980 Ankara doğumlu Özbay Doğru, SA Üniversitesi’ndeki eğitimini, Elektrik-Elektronik Mühendisliği ve Makine Mühendisliği alanlarında çift ana dal diplomasıyla tamamladı. Doğru’nun ayrıca, EGE Üniversitesi’nden MBA derecesi de bulunuyor. Çalışma hayatında enerji ve gıda sektörlerinde yurt içi ve yurt dışı projelerde deneyim elde eden Özbay Doğru, bu dönemde 3 farklı üretim tesisinin kuruluş aşamasında da sorumluluk üstlendi.

DİMES bünyesine, 2016 yılında İzmir Fabrika Müdürü olarak katılan Doğru, bir yılın sonunda Tedarik Zinciri Direktörü görevine atandı. Doğru, bu görevinde, 3 adet üretim tesisinden, lojistik ve planlama, kalite güvence, projeli üretimler, Ar-Ge ve satın alma fonksiyonlarından sorumlu bulunuyor. Özbay Doğru aynı zamanda, DİMES İzmir Üretim Tesisi bünyesinde hayata geçen, Türkiye meyve suyu sektörünün Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı belgeli ilk Ar-Ge Merkezi’nin de liderliğini yürütüyor. DİMES Ar-Ge Merkezi’nde, lisans ve yüksek lisans derecesinde eğitimli 25 uzman kişi görev yapıyor. Özbay Doğru, ileri düzeyde İngilizce biliyor.

Enka Systems’a yeni Genel Müdür Yardımcısı. Enka Systems’ta Genel Müdür Yardımcılığı görevine, telekom, bilgi teknolojileri ve yazılım alanlarında satış deneyimi ve uzmanlığı bulunan Tolga Şentürk getirildi. Büyük ölçekli ve küresel düzeyde inşaat, madencilik ve enerji sektörlerinde operasyonlar yürüten şirketlerin yazılım ihtiyaçlarını karşılayan Enka Systems’ta Genel Müdür Yardımcılığı görevine Tolga Şentürk getirildi. Telekom, bilgi teknolojileri ve yazılım alanlarında satış deneyimine ve uzmanlığa sahip Şentürk, Enka Systems’in direkt satış, kanal satış ve iş geliştirme alanlarının işleyişinden sorumlu olacak. Yıldız Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği’nden mezun olan, İstanbul Teknik Üniversitesi ve University of Exeter’den Executive MBA yüksek lisansına sahip Tolga Şentürk’ün 20 yılın üzerinde telekom, bilgi teknolojileri ve yazılım konusunda satış deneyimi ve uzmanlığı bulunuyor. Şentürk, geçmiş yıllarda Nortel, Ericsson, Telenity, BEA, Borusan Telekom, Vodafone, British Telekom gibi yerli ve yabancı çok uluslu şirketlerde satış ve iş geliştirme alanlarında yöneticilik yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan Şentürk, iyi derecede İngilizce ve Flamanca’nın yanı sıra orta seviyede Almanca dil bilgisine sahip.

Tolga Şentürk’ün bünyelerine katılmasıyla ilgili açıklamada bulunan Enka Systems Genel Müdürü Kenan Kılıçtepe: “Yerli ve yabancı çok uluslu markalarda yöneticilik yaparak önemli başarılara imza atan Tolga Şentürk’ün Enka Systems ailesine katılmasından

mutluluk duyduk. Yazılım çözümleri, dünya çapındaki farklı lokasyonlarda birçok global projede kullanılan Enka System’ın hedeflerine Tolga Şentürk’ün katkılarıyla daha da hızlı ulaşacağını umuyor, kendisine aramıza hoş geldiniz diyoruz.” dedi. 81


1 Yıllık (12 Sayı) Abone Bedeli

140¨


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

83


GAYRİMENKUL-İNŞAAT

Otel Zeytinada, misafirlerine, bir butik otelden beklenen tüm hizmetleri sunmanın yanı sıra, onlara eşsiz doğa harikası botanik bahçesinde bir dinlence vaat ediyor. Havuzunun tam ortasına konmuş zeytin ağacı sizlere sesleniyor… Hotel Zeytinada promises to the guests high quality service than a boutique Hotel. Where you find a wonderfull botanical garden and an olive tree island in the pool.Olive tree is calling you…

www.zeytinada.com 84

Tel: +90 252 367 2275 - Fax: +90 252 367 2167 info@zeytinada.com / Torba Mevkii, Torba / BODRUM

Kobilife Mayıs 2018  

Aylık Ekonomi ve Sanayi Dergisi

Kobilife Mayıs 2018  

Aylık Ekonomi ve Sanayi Dergisi

Advertisement