Issuu on Google+


KEPENK ESNAF VE SANATKÂRLAR DERNEÐÝ YAYIN ORGANI

Yýl: 4 Sayý: 15 Mart-Nisan 2008 Ýmtiyaz Sahibi ESDER (Esnaf ve Sanatkârlar Derneði) adýna Mahmut Çelikus

7 BAÞKANDAN Kültürümüz kadýna hak ettiði deðeri veriyor

Genel Yayýn Yönetmeni & Editör Ýbrahim Bakýrtaþ

8

Sorumlu Yazý Ýþleri Müdürü Mehmet Çetin Haber Merkezi Ayten Bakýrtaþ Orhan Erdoðan

TEÞKÝLATTAN Yayýn Kurulu Prof. Dr. Osman Altuð Doç. Dr. Oya Akgönenç Opr. Dr. Leyla Mollamahmutoðlu Mustafa Özel Av. Ýsmail Aydos Fermani Altun Abdurrahim Çelikden Yusuf Yýlmaz Adem Þimþek Erdal Çakýroðlu Murat Kýlýç Adýgüzel Kul Grafik Tasarým Burak Kanat Ýdare ve Yazýþma Adresi Ýstanbul Cad. Soydaþlar Sok. No: 19/6 Kat 4 Ulus-ANKARA Tel-Fax: 0312 310 47 - 98 www.esder.org.tr kepenkdergisi@gmail.com Baský Grup Matbaacýlýk A.Þ. Ýstanbul Yolu Trafo Karþýsý Varlýk-ANKARA www.grupmatbaacilik.com Baský Tarihi: 21.04.2008 Yayýn Türü: Süreli Yayýn ISSN: 1306-2778 Kepenk dergisine gelen yazýlarýn yayýnlanma hakký dergiye, yayýnlanan yazýlarýn sorumluluðu ise yazarlara aittir. Yazý ve resimler kaynak gösterilerek iktibas edilebilir. Dergimiz basýn ve meslek ilkelerine uyar. ÜCRETSÝZDÝR

Darbelerde kaybeden Türkiye oldu

10 SEKTÖR ANALÝZ Hurdacý esnafý dertli... Hurdaya çýktýk

12 Röportaj Türkiye’nin en çok Sansürlenen programý: Banu Avar’la Sýnýrlar Arasýnda


16

içindekiler Ýçindekiler..............................................5 Baþkandan: Kültürümüz kadýna deðerini veriyor........7

KAPAK DOSYASI Dünyamýzýn Merkezi KADINLARIMIZ

Teþkilattan Darbelerde kaybeden Türkiye oldu.............................................8 Sektör Analiz: Hurdacý esnafý dertli..............................10

19 Devlet Bakaný Nimet Çubukçu: Kadýn istihdamýný önemsiyoruz

Röportaj: Türkiye’nin en çok sansürlenen programý............................12 Kapak Dosyasý: Dünyamýzýn merkezi Kadýnlarýmýz........16 Nimet Çubukçu: Kadýn istihdamýný önemsiyoruz.............19 Nilüfer Bulut: Eþit þartlar istiyoruz..............................20 Nurten Ceceli: Bilgide erkekleri geçmeliyiz...................20 Ayþe Gündoðdu: Sorumluluðumuz daha fazla..................20 Konuk Yazar: Esnaf dayanýþmasý.................................22

24

Ayýn Konuðu: Katýlým Bankalarý yükselme döneminde.............................24 Kaybolan Meslekler: Habbazlar..............................................29

AYIN KONUÐU

Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar: Katýlým Bankalarý yükselme döneminde

Röportaj: Ortaklýklar firmalarýmýzý büyütür.............................30 Röportaj: Esnaf ve sanatkârlar için mücadele ediyoruz.................................34 Mevlit Kandili: Peygamberimiz en iyi örnektir...............36

36

Mevlit Kandili Diyanet Ýþleri Baþkaný Prof. Dr. Ali Bardakoðlu:

Peygamberimiz en iyi örnektir

Sanatkârlarýmýz: Karun Hazinesi’ni yaþatýyor..................38 Þehirlerimiz: Türkiye’nin termal kaplýcalar kenti olacaðýz.........................................40 Hukuk: Kadýn haklarý ve Türkiye.......................44 Saðlýk: Menopoz-2.............................................45 Teþkilat Haberleri: ESDER gül ve kitap daðýttý....................46


baþkan’dan Kültürümüzde kadýna hak ettiði deðeri veriyor Teknoloji ve bilimin hýzla geliþip ilerlediði ve dünyamýzýn da tabiri uygunsa küreselleþip bir köy haline geldiði 21. yüzyýlda maalesef hala kadýnlarý, kadýn haklarýný konuþuyoruz. Yaþanan bütün geliþmeler sosyal statü bakýmýndan kadýna hala hak ettiði noktayý veremiyor. Sözümona kadýn haklarý için mücadele eden bazý aydýn geçinen insanlar ve kadýn dernekleri, belli haklar için mücadele verirken, kadýnlarýmýzýn Ortaçað'ýn karanlýk Avrupa'sýndan günümüze kadar süregelen kadýnlarýmýzýn meta olarak görülmesi düþüncesi ne yazýk ki hala ayný þekilde devam ediyor. Yazar Nazým Hikmet "Ve kadýnlar bizim kadýnlarýmýz: korkunç ve mübarek elleri. ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle. anamýz, avradýmýz, yarimiz ..." dizeleriyle kültürümüzde kadýna verilen deðerin ne denli büyük olduðunu açýkça ifade ediyor. Nitekim Peygamber Efendimizin Mübarek eþleri Hz. Hatice de ticaretin içinde olan bir kadýndý. Gerek mensubu bulunduðumuz Yüce Dinimiz gerekse de örf, adet ve ananelerimiz kadýna Batý toplumlarýnýn bakýþýnýn aksine büyük sorumluluklar vermiþtir. Kadýn her zaman erkekle eþit görülüp, erkeklerin yanýnda olmuþtur.

Mahmut ÇELÝKUS ÝLK KADIN TEÞKÝLATI BACIYAN-I RUM Nitekim Ahilik teþkilatýný incelediðimizde dünyada bilinen ilk kadýn teþkilatýnýn da atalarýmýz tarafýndan kurulduðunu görüyoruz. Anadolu'da 13. yüzyýlda, Ahi Evran önderdiðinde Ahi Teþkilatý kurulmuþ(Ahiyan-ý Rum) ve bu teþkilatýn kadýnlar kolu da Anadolu Bacýlarý Teþkilatý(Bâcýyan-ý Rum) olmuþtur. Dünya tarihçileri bile o çaðlarda, kadýnýn toplumsal yaþam içindeki rolü yönüyle þaþýrtan, böylesi bir kadýn teþkilatlanmasýnýn kurucu Ahi teþkilatýnýn baþ mimarý sayýlan Ahi Evran'ýn eþi Fatma Bacý'dýr. Bâcýyân-ý Rum, Anadolu'da faaliyet gösterirken, o dönem Avrupa'sýnda, bizlerin mutasavvýflarý "Bilimden gidilmeyen yolun sonu karanlýktýr" derken, Avrupa'da bilim adamlarý ve kadýnlar engizisyon mahkemelerinde susturulmaya çalýþýlýyordu. Geçen sürede toplumumuzda da yaþanan bazý geliþmeler, kültürel yozlaþmalar kadýnlarýmýzý asosyalleþtirdi. Maalesef onlara atalarýmýzýn hak ettiði deðeri veremez olduk. Elbette bunda Batý kültürünün etkisi kaçýnýlmazdýr. Nihayetinde geldiðimiz noktada da pozitif ayrýmcýlýk, eþitlik gibi kavramlarla bizleri avutuyorlar. Ýnþallah kadýnlarýmýza hak ettikleri deðeri geçmiþte olduðu gibi yine kültürel deðerlerimize dönerek vereceðimize inanýyorum. Bu duygularla baþta esnaf ve sanatkârlar olmak üzere halkýmýzýn Mübarek Kutlu Doðum Haftasý'ný tebrik ediyorum. Selam ve muhabbetlerimle…

ESDER Genel Baþkaný

Anadolu'da 13. yüzyýlda, Ahi Evran önderdiðinde Ahi Teþkilatý kurulmuþ(Ahiyan-ý Rum) ve bu teþkilatýn kadýnlar kolu da Anadolu Bacýlarý Teþkilatý(Bâcýyan-ý Rum) olmuþtur.


Teþkilattan

Darbelerde Kaybeden Türkiye oldu Esnaf ve Sanatkârlar Derneði (ESDER), "28 Þubat'ýn Ticari Hayata Etkileri" konulu panel düzenledi. Darbe sürecinin ardýndan Türkiye'de büyük kayýplar yaþandýðýný belirten konuþmacýlar, Türkiye'de yeni 28 Þubatlarýn olmamasý temennisinde bulundular. SDER, Türkiye'de ilk defa 28 Þubat'ýn ticaretteki etkilerini masaya yatýrdý. ESDER tarafýndan "28 Þubat'ýn Ticari Hayata'a Etkileri" konulu panel düzenlendi. Panele Marmara Üniversitesi Öðretim Üyesi Prof. Dr. Osman Altuð, Dünya gazetesi yazarý ekonomist Uður Civelek, Zaman gazetesi yazarý ekonomist Hüseyin Sümer ve MÜSÝAD Ankara Þube Baþkaný Hüdaverdi Çakýr konuþmacý olarak katýldý. TV5 Ankara Temsilcisi Mustafa Kurdaþ'ýn yönettiði panel, ESDER Genel Baþkaný Mahmut Çelikus'un selamla konuþmasýyla baþladý. Sözlerine Kuzey Irak'ta kahramanca mücadele veren Mehmetçiklerin baþarýsýna deðinen Çelikus, "Mehmetçiðimizin gayreti, övgü ve takdirin üzerindedir. Allah'tan Mehmetçiðimize ve komutanlarýna yardýmcý olmasýný niyaz ediyorum. Aziz þehitlerime Allah'tan rahmet, þehit ailelerine de sabýrlar diliyorum" dedi. 28 Þubat sürecinden önce ekonomide iyileþmeler olduðuna dikkat çeken Çelikus, sözlerine þöyle devam etti: "28 Þubat'tan önce Türkiye ilk defa denk bütçe gördü. Ancak ne yazýk ki bundan rahatsýz olan çevreler irtica bahanesiyle Hükümet'e baský yaptý. Sonrasýnda Türkiye'nin kaybý büyük oldu. Nitekim 2001 krizi de 28 Þubat'ýn geldiði son noktadýr. Dilerim güzel ülkemiz bundan sonra böyle krizler yaþamaz." Çelikus, panelin hayýrlý olmasýný dileyerek, sözlerine son verdi.

E

8

KÜRESELCÝLER RAHATSIZ OLDULAR Ýki turdan oluþan panelde ilk konuþan ekonomist Uður Civelek oldu. 28 Þubat post modern darbesinin daha geniþ bir perspektiften deðerlendirilmesi gerektiðini belirten Civelek, olayýn küresel güçlerin etkisiyle olduðunu söyledi. Türkiye'nin küreselleþmeden hep zararlý çýktýðýný söyleyen Civelek, sözlerine þöyle devam etti: "Küresel aktörler, hep kendi emirlerinde çalýþacak iktidarlar ararlar. Önce iktidarlara planlar veriliyor. Ardýndan borç veriliyor. Kýsacasý ülkede asla üretim istenilmiyor. Sadece tüketim isteniliyor. Karþý çýkan iktidarlar ise CIA ajanlarý tarafýndan hemen çeþitli propaganda ve oyunlarla iktidar düþürülür ve ayný senaryo yeni iktidarlar için bir daha yazýlýr. Bu süreç hep böyle devam eder. Türkiye'nin artýk zamaný kalmadý. Þartlar böyle devam ederse her þeyimizi kaybederiz. Ülke olarak biz bir aileyiz. Artýk birbirimizi eleþtirmeyi býrakýp, birlik olmalýyýz. Güçlenmek istiyorsak sadece tüketmeyi býrakýp, üretime geçmeliyiz. Aksi takdirde Türkiyemiz kaybeder. Aklýný kullanmayan insanlarýn inancý da olmaz. Dünyada üç tane yönetim sistemleri vardýr. Bunlar; demokrasi, monarþi ve anarþidir. Türkiye anarþiyle monarþi arasýnda bir yerdedir ve 60 yýldýr da bundan kurtulmadý."


Teþkilattan

TÜRKÝYE'DEKÝ SÝSTEM PARAKSÝDÝR

KAYBEDEN TÜRKÝYE OLDU

Marmara Üniversitesi Öðretim Üyesi Prof. Dr. Osman Altuð'da Türkiye'de demokrasi olmadýðýný söyleyerek, "Parasý olan istediðini söyler, yazar ve istediði gibi de yaþar. Buna ancak paraksi denir. Türkiye'deki sistem ancak bu olur" dedi. Refahyol Hükümeti döneminde Baþbakan'a danýþmanlýk yaptýðýný belirten Altuð, Refahyol Hükümeti döneminde Türkiye'nin ilk defa denk bütçe gördüðünü söyledi. Osman Altuð, sözlerine þöyle devam etti: "Refahyol Hükümeti birçok alanda ilkler gerçekleþtirdi. Denk bütçenin yanýnda memur, iþçi, emekli maaþlarý yüzde yüzün üzerinde zamlandý. Ýnsanlarda alým gücü yükselince esnaf ve sanatkârlarýmýz da haliyle rahat bir dönem geçirdi. Biz o dönemde üreten bir ekonomi modeline geçtik. Faizleri hem aþaðýya çektik hem de vergilere tabi tuttuk. Reel faiz yüzde 2'lere kadar düþtü. Ancak Türkiye'nin kayýtlý, üreten bir ekonomiye geçmesinden rahatsýz olan çevreler oldu. Türkiye'de suni gündemler oluþturarak, 28 Þubat'ýn oluþmasýný saðladýlar. Onlar Türkiye'nin kalkýnmasýný kesinlikle istemiyorlar. Sadece üretmeden, yorulmadan paradan para kazanarak ayakta kalmaya çalýþýyorlar. Türkiye artýk dövizfaiz-borsa üçgeninden kurtulmalýdýr.

Panelde konuþan Hüdaverdi Çakýr, Türkiye'nin, 1960'lý yýllardan baþlayarak geçirdiði süreçler hakkýnda deðerlendirmelerde bulunurken, ülkenin sanayi anlamýnda beklenilen düzeyde kalkýnamadýðýný, bunun da ülkenin sanayiden anlamayan kesimler tarafýndan yönetilmesinden kaynaklandýðýný belirtti. Türkiye'nin, denk bütçeyi hedefleyip gelirleri kadar harcamayý amaçlarken, þimdi ise ''çýlgýn'' bir tüketim içinde bulunduðunu ve bu tüketimle israfýn arttýðýný anlatan Çakýr, ''28 Þubat süreci öncesi birilerinin inine þiþ sokuldu, birilerinin düzeni bozuldu. Bu sürecin ardýndan Türkiye'nin büyük kayýplarý oldu. Bu gürültünün içinde kayýplar 50-80 milyar dolarlarý buldu'' diye konuþtu. Meslek liseleri konusuna da deðinen Çakýr, sözlerine þöyle devam etti: "Türkiye'de bir yandan iþsizlik artarken, biz sanayiciler olarak kalifiye eleman bulamýyoruz. Bu 28 Þubat'ýn sonucudur. Avrupa'da meslek liselerinde okuyanlarýn sayýsý yüzde 75 seviyesinde iken, bu oran ülkemizde 25'lerde kaldý. Bu acý bir durumdur. Meslek liselerinin önünü kapatmak, vasýfsýz insan yetiþtirmektir. Mantýðýný anlayamýyorum."

28 ÞUBAT'TA ESNAFA KAZIK ATILDI

Zaman gazetesi yazarý ekonomist Hüseyin Sümer de 28 Þubat sürecinde bazý çevrelerin suni gündemler oluþturarak, Anadolu sermayesinin güçlenmesinden rahatsýz olduklarýný söyledi. 28 Þubat'ý bir film senaryosuna benzeten Sümer, sözlerine þöyle devam etti: "Anadolu aslanlarý kavramý yavaþ yavaþ güçleniyordu. Üretim çeþitlendi. Bunu hazmedemeyen çevreler, bu iþ çevrelerine yeþil sermaye ismini vererek onlarý dýþladýlar. Çünkü Anadolu sermayesinin güçlenmesini kesinlikle istemiyorlardý. Ancak þu var. 28 Þubat onlarý durdurmamýþtýr. Bugün kendinden emin bir þekilde yine güçlendiklerini rahatlýkla görebili yoruz." Panelin sonunda panelistlere el sanatý körük hediye edildi.

Kayýtlý ekonomi kalkýnmanýn temel öðesidir. Kayýt dýþý ekonominin olduðu bir yerde iki devlet vardýr. Biz Refahyol Hükümeti döneminde kayýtdýþý ekonomiyi bitirmek için en büyük parayý madeni 1 lira yapacaktýk ve "Akýllý Kart" getirecektik. Para küçük olduðu için kimse yanýnda para taþýmazdý. Kartla yapýlan her alýþveriþte kayýtlý olacaktý. Büyük banknotlarla kayýtlý ekonomiye geçilmez. Zaten Refahyol'un düþürülmesinin altýnda da ekonominin iyiye gitmesi yatýyor. Bazýlarý rahatsýz oldular. Hükümet'i düþürdüler. 28 Þubat süreciyle esnafa kazýk atýlmýþtýr, faizler artmaya baþlamýþ, sistem rantiyecilerin eline geçmiþtir."

SERMAYEYÝ RENKLERE AYIRDILAR

9


Sektör Analiz

Hurdacý Esnafý Dertli...

HURDAYA ÇIKTIK Onlar bir zamanlarýn en gözde mesleðini yapýyorlardý. Ancak þimdi bulunduklarý iþlerin kesat gitmesinden dolayý, kara kara düþünüyorlar. Türkiye'de bir zamanlarýn en gözde mesleðine sahip olduklarýný ifade eden oto hurdacý esnafý, "Þimdilerde mesleðimiz bitti. Artýk hurdacý deðil demir satan eskici haline geldik" diyor. Bir zamanlar insanlarýn ilçe ve köylerin yanýsýra diðer illerden bile parça almaya geldiði hurdacýlar sanayi bu gün tam bir demir yýðýný haline geldi. Eskisi gibi kamyon veya büyük araç parçalarýnýn satýlmadýðýný ifade eden esnaflar, "Hurdaya çýkarýlan bir kamyonun bütün parçalarýný deðerinde satardýk. Þimdi ise hangi parçasý olursa olsun kilo ile demir olarak satýyoruz" dedi. Sýkýntýlarýný Kepenk dergisine anlatan hurdacý esnafý, "Çaresizlik yüzünden birçok arkadaþýmýz iþyerini kapatmak zorunda kaldý. Mülk sahibi olan esnaflar ise iþ yerlerini baþka meslek gruplarýna kiraya vererek alacaðý kira ile geçimini saðlama çabasý içerisine girdi. Her türlü imkâný olan 300 metre karelik iþ yerlerinin kirasý ise yaklaþýk 275 YTL. Bu para ile nasýl geçileceði ise ayrý bir tartýþma konusu" diyerek endiþelerini dile getiriyor. ESNAF ÝÞ YERÝNÝ KAPATMAK ZORUNDA KALDI Sýtký Özmen yýllarýn esnafý. Kendi ifadesiyle çocukluktan beri ticaretin içinde. 10 yaþýndayken þartlar gereði Kayseri'den Ankara'ya gelen Sýtký Usta, daha çocuk yaþlardan itibaren ailesine yardýmcý olmak için inþaatlarda çalýþmaya baþlar. Yazýn inþaatlarda emek sarf eden Sýtký Usta, kýþýn da inþaat iþleri durduðu için oto tamir servislerinde meslek öðrenir. Ayný anda iki meslek sahibi olan Özmen, iþlerini geliþtirerek ikinci el oto yedek parça iþine girer. "Eskiden sadece Ankara deðil, Türkiye'nin dört bir yanýndan gelenlere kamyon, traktör, taksi gibi araçlarýn çýkma parçalarýný satardýk. O zamanlar araç sahipleri yeni parça alma yerine çýkma parçalarý tercih ederdi. Bizlerde hurdaya çýkan araçlarýn motor parçalarýný ayrý satar, lastiklerini ayrý satar kasasýný ayrý satardýk. Allah'a þükür iþlerimiz de iyi idi. Þimdi ise tam tersine araçlar deðil bizler hurdaya ayrýldýk" diyen Sýtký Usta, 10

eski günleri adeta mumla arýyor. Sýtký Usta, iþlerinin kötüye gitmesinden dolayý birçok esnafýn iþ yerini kapatmak zorunda kaldýðýný belirtiyor. HURDACILAR CUMHURÝYET'ÝN KURULUÞUNDAN BERÝ VAR Hurdacýlarýn tarihinin Cumhuriyet'in kuruluþa ile birlikte ortaya çýktýðýný belirten Sýtký Usta, "Cumhuriyet'in kuruluþunda yeni kurulan devletimiz sanayiyi güçlendirmek için atýl durumdaki araçlarý deðerlendirme yoluna gitti. Tabi bu çok isabetli ve doðru bir karardý. Böylece hurdacý esnaflarý doðdu. Daha sonra gelinen noktada iþlerini iyice geniþleten hurdacý esnaflarý, eski aracýnýzý adeta sýfýrlayarak müþterilerine tekrar verdi" diyor. Sýtký Usta Hükümet'ten de þikayetçi. Hükümet'in hurdacý esnafýna Sýktý Özmen


Sektör Analiz gereken desteði vermediðini iddia eden Sýktý Usta, sözlerine þöyle devam ediyor: "Türkiye, LPG'li araçlarla dolu. Ýnsanlarýmýz benzinin pahalý olmasýndan dolayý LPG'li araçlarý tercih ediyorlar. Ancak þu da bir gerçek. Her LPG'li araç ayný zamanda patlama riski yüksek olan bir bomba gibidir. Nitekim kapalý otoparklara giriþlerine de izin verilmiyor. Üstelik bu araçlar çift depolu oluyor. Ancak biz þunu yapýyorduk. Benzinli araçlarý dizele çeviriyorduk. Üstelik yeni bir yakýt deposu dahi takmadan. Ancak maalesef Hükümetimiz bunu yasakladý. LPG'ye izin veriliyor ancak riski olmayan dizele çevirmeye izin yok. Nedenini de anlamýþ deðilim." Sýktý Usta, "Çözümünüz nedir?" sorumuza da "Arayýþ içindeyiz. Çözümler üretmeye çalýþýyoruz. Biz memleketimizi ihya etmeye çalýþýyoruz. Son çare ya bir araya geleceðiz veya köþemize çekileceðiz" yanýtýný veriyor. ESKÝ ARAÇLAR DEMÝR OLARAK SATILIYOR Önder Efe 34 yaþýnda. O da diðer meslektaþlarý gibi dertli. 7 yaþýndan beri esnaf olan babasýnýn yanýnda yetiþen Efe, Mehmet Çakmak BURSA

Önder Efe

ÝSTÝHDAMA ÖNEMLÝ KATKIMIZ VAR Bursa'da 78 yýlýndan beri hurdacýlýkla uðraþan Mehmet Çakmak, iþlerinde yüzde 45 oranýnda düþüþ olduðunun altýný çizerken, kendisinin 1994 ve 2001 krizini yaþadýðýný ama piyasalardaki bu belirsizliðin ve inanýlmaz durgunluðun adýný koyamadýðýný ifade ediyor. Çakmak, "Hayatýmda böyle bozuk bir piyasa görmedim" diyor. Ýþlerimizdeki durgunluðun yaný sýra birde belediyenin kendilerine yer tehsisi yapmadýðýný vurgulayan Çakmak, üvey evlat muamelesine maruz kaldýklarýný savunuyor. Bursa'nýn aylýk hurda alým satýmýnýn 10 milyon dolar olduðunun altýný çizen Mehmet Çakmak, sözlerine þöyle devam ediyor: "Bu rakam ülkemiz ekonomisi açýsýndan takdir edilmesi gereken bir rakamdýr. Hurdacý esnafý iþveren noktasýnda deðerlendirilmelidir. Bir iþyerinde ortalama 15 kiþinin çalýþtýðý düþünülürse, iþsizlik açýsýndan önemli bir açýðýn kapatýlacaðý açýkça görülebilir." Çakmak, sektör olarak Ak Parti iktidarýndan kendilerine sahip çýkýlmasýný istiyor. Ýþlerinde eðitim eksikliði ve dernek yetersizliðinin de olduðunu ifade eden Çakmak, "Devlet bize ruhsat versin. Biz bu ülkenin ekonomisinde önemli bir yere sahibiz" diyor.

hurdacý esnafýnýn iþlerinin her gün daha da kötüye gittiðini belirtiyor. Þimdilerde araba parçalarýnýn deðerinde satýlmadýðýný da ifade eden Önder Efe, "Banka kredi ile araç alýmýnýn fazlalaþmasý, iþlerimizi olumsuz etkiledi. Çünkü aracý artýk eski araçlar trafiðe çýkamýyor. Bu durum bizleri de olumsuz yönde etkiledi. Sanayi içerisinde on binlerce motor ve kamyon parçalarý var ama alýcýsý yok. Bizlerde tüm oto parçalarýný kilo hesabýyla demir çelik fabrikalarýna satýyoruz" diye konuþtu. 11


Röportaj

Türkiye’nin En Çok Sansürlenen Programý:

BANU AVAR’LA SINIRLAR ARASINDA

4 yýlda 80 ülke gezen Banu Avar, TRT'de yayýnlanan Banu Avar'la Sýnýrlar Arasýnda programýyla her kesin beðenisini kazandý. Ancak Banu Haným, programý için "Türkiye'nin en çok sansürlenen programý" diyor. Yaptýðý programlardan dolayý dört defa TRT'den atýlmasý gündeme gelen Avar'a izleyicilerinin sahip çýkmasý üzerine geri adým atýldý. 80 ülke gezen Banu Avar, doðu ülkelerinde huzur bulduðunu belirterek, "Batýya gittiðimde nefretle karþýlaþýyorum" diyor. Özel kanallardan teklifler altýðýný da belirten Avar, devlet televizyonunda program yapmayý þeref kabul ettiði için teklifleri geri çevirdiðini belirtiyor. Banu Avar, emperyalist güçlerin esnaflarý da bitireceðini iddia ediyor. 12

Banu Avar, Kepenk dergisinin sorularýný yanýtladý.


Röportaj Banu Haným, programcýlýða yýlAnkara merkezli politika olmasý gereklarýnýzý verdiniz. Ýlk defa ne zaman Doðu ülkelerinde nefes tiðini savunuyor. kamera karþýsýna çýktýnýz? Hayali Ýþte bu nedenle Ýsveç Büyükelçisi Ýsveç alýyorum. Huzur ve nizdeki mesleði mi yapýyorsunuz? programýný yayýndan kaldýrtmaya yelBüyük bir aþkla ülkesine milletine ve sevgi hissediyorum. teniyor, Ýsrail Büyükelçisi Suriye ve mesleðine baðlý bir gazeteciyim. Filistin programlarýnýn kalkmasýný isBatýya gittiðim zaman Meslek hayatýma aslýnda TRT Çocuk tiyor, Vatikan büyükelçisi programý Saati'nde 9 yaþýnda baþladým. Ýlk kez nefretle karþýlaþýyorum. yasaklatýyor… Bence Sýnýrlar Arasýnkamera karþýsýna 1986 yýlýnda TRT da'nýn baþýna gelenler ülkemizde izleLondra muhabiri olarak çýktým. nen politikalara ayna oluyor… 20 yaþýndan beri bilfiil gazetecilik yapýyorum. Günaydýn, Dünya, Vatan, Politika gibi birçok gazete dizi yazýlarý Burada söylemeliyim ki gerek ekibimiz gerek yayýnlandý. Süreç dergisinde yazdým. BBC Radyo'da programýmýz, büyük bir ilgi ve sevgiye mazhar olduk. Bu program hazýrladým. Kanal 6'da, Star'da program sundum. her yayýncýnýn baþýna gelmez. Büyük onur duyuyorum. Tv8'de 30'dan fazla belgesel yaptým ve 2004'den beri TRT Her bölümde aldýðýmýz mektuplar, halkýn büyük bir de 'En çok sansüre uðrayan' program unvanýyla Sýnýrlar bölümünün çok saðduyulu olduðunu ve programý iyi anArasýnda adlý haber belgeselle 80 ülkeden raporlar sun- ladýðýný gösteriyor. Ayrýca programýn baþýna gelenlere dum ve sunmaya devam ediyorum. Nisan ayýnda 4 yýlda gösterilen tepki bizi izleyenlerin aktif birer destekçi 80 ülke bitmiþ oldu. Haziran sonuna kadar yayýnlarýmýz olduðunu da kanýtlýyor. her 15'te bir pazartesi geceleri TRT1 22:45'te izlenebilir. Özel kanallardan transfer teklifleri oldu mu? Sizin bu Ýlk programýnýzý hangi ülkede gerçekleþtirdiniz? tekliflere bakýþýnýz nasýl oldu veya olur? Ýlk programý Makedonya'da çekmiþtik. Balkanlarda Batý Özellikle programa ilk baþladýðýmda büyük kanallardan oyunlarýna dikkat çekmiþtik. Yok olan sanayi, yabancý teklifler aldým. Kabul etmedim çünkü ben bizim olan katekellere peþkeþ çekilen bir ülke, kültürünü ve kimliðini munun televizyonunda olmak istiyorum. Bu en büyük kaybeden, Türk nefreti aþýlanan ve batýlý sivil toplum þereftir. Mesele bu televizyonculuðun Ankara merkezli örgütleri elinde periþan edilen Makedonya'da dolaþmýþtýk. yapýlmasýný saðlayacak yöneticilerdir. Sonraki yýllarda artýk özel kanallarýn ilgisine mazhar deðilim. Ne tekel Yýllardýr Türkiye'de ses getiren programlar yapýyor- olan Aydýn Doðan medyasý ne de TMSF medyalarý bana sunuz? Yeterli izleyici profiline ulaþabildiðinizi teklif getiremez. Çünkü Batýyla hemhal olmuþlardýr. düþünüyor musunuz? Türkiye'nin gazetecilerine tahammülleri yoktur. Sýnýrlar Arasýnda bir haber belgesel. Ratinglerin de gösterdiði gibi büyük ilgi görüyor. Özel bir izleyici kitlesi Yaptýðýnýz programlar arasýnda sizin üzerinizde en sayesinde yayýna devam edebiliyor. Bugüne kadar 4 kez çok etki yaratan program veya programlar oldu mu? TRT'den atýlmam gündeme geldi. Her birinde halktan izleyiciden gelen tepki sonucu yayýna devam edebildik. Ýþte son örnek ABHAZYA. 10 Mart'ta ekrana gelecekti. Gürcistan büyükelçisinin tepkisiyle yayýndan kaldýrýldý. Ve binlerce tepki iletisi sonucu 'SANSÜRLENEREK 'de olsa 24 Mart'ta yayýna kondu. TÜRKÝYE'NÝN BAKIÞIYLA PROGRAM YAPIYORUZ Gürcistan bölümü 7 Nisan'da üçte biri sansürlendi ama yayýna girecek. Bizim programýmýz halkýn yoðun desteðiyle yayýnlanan bir program. Çünkü Türkiye gözlüðüyle yayýn yapýyor. 13


Röportaj Ýsrail'in iþgali altýnda bulunan Filistin'deki çekimlerimiz yüreðimizi daðladý. Batý Trakya Türklerinin durumu, arkamýzda bir polis ordusuyla onlara ulaþmaya çalýþmak yürek yakýcýydý. Demokrasi havarisi batý bu ülkeler söz konusu olduðunda zulmün yanýnda baskýnýn yanýnda istibdatýn yanýnda yer alýrlar! DOÐU ÜLKELERÝNDE NEFES ALIYORUM

sömürgeci elinin ülkelerde ne fýrýldaklar çevirdiðini Türk halkýnýn dikkatine sunduk. Bir çok ülkede en verimli topraklarýn nasýl yabancýlara peþkeþ çekilebildiðini, zengin Afrika'nýn nasýl sömürgeleþtirildiðini anlatmaya çalýþtýk. Bugün ülkemizde de yabancý menfaati için çalýþanlar var. Eskiden de vardý. Cargyl þirketi en iyi örnek. Bursa'nýn mümbit topraklarý dünyada iflas etmiþ bir þirkete peþkeþ çekilmiþ, bu yolla pancar üreticisi öldürülüyor. Tüpraþ, Telekom, Tekel altýn yumurtlayan iþletmeler ecnebiye hediye ediliyor. Ben programýmý baþka ülkelerden ders çýkarmamýz için yapýyor, milli menfaatlerini sýký sýký koruyan Batýlý ülkelerin bu yönünü örnek almak gerektiðini vurgulamaya çalýþýyorum. Küçük esnafý Türkiye'den silmeye çalýþan zihniyet batýnýn emperyalist zihniyetidir. Ve bu her yerde böyledir…

Bayan olmanýz zor ve meþakkatli iþinizde size engel oluyor mu? Gittiðiniz ülkelerin bayan olarak programý yapmanýza bakýþý nasýl? Kadýn ya da erkek mühim olan Türkiye'nin gazetecisi mi baþka ülkelerin beslemesi mi? Buna bakmak gerek. Gazetecilik zor meslektir. Eðer layýkýyla yapmaya çalýþmalýsýnýz. Ben haftanýn her günü ve 5 saat uyku dýþýnda Ben programýmý baþka ülkelerden ders her an çalýþýyorum. Çünkü bu iþ böyledir. Ailemi zor görüyorum. Ayda 2 kez yurt dýþýnda çekim yapmak çýkarmamýz için yapýyor, milli menfaatlerini zorundayým. Yazýn 2 ay tatilim var. O zaman da ki sýký sýký koruyan Batýlý ülkelerin bu yönünü taplarýmý yazýyorum. Yeni döneme hazýrlanýyorum. örnek almak gerektiðini vurgulamaya Bana bakýþ gittiðim ülkeye göre deðiþiyor. Doðu ülkelerinde nefes alýyorum. Huzur ve sevgi hissediyo- çalýþýyorum. Esnafý Türkiye'den silmeye rum. Batýya gittiðim zaman nefretle karþýlaþýyorum. çalýþan zihniyet batýnýn emperyalist HANGÝ AVRUPA baþlýðý altýnda gittiðim 17 Avrupa zihniyetidir. ülkesindeki tuhaf ve Türk korkusu ile harmanlaþmýþ yöneticilerin tavýrlarýna ait belgeleri kitabýmda okuyabilirsiniz. Dünyanýn birçok ülkesini gezdiniz. Gezdiðiniz ülkelerin Türkiye hakkýndaki bilgisi nedir? Türkiye deyince size tepkileri ne oldu? Batýlý ülkelerde Avrupa'da baþýmýza gelmeyen kalmadý. Ýçlerine sinmiþ soykýrým yalanlarýna karþý, yüzlerine, Fransa'nýn Cezayir'de Ruanda'da milyonlarca insaný katlettiðini, Belçika'nýn Kongo'da gerçekleþtirdiði soykýrýmý, Danimarka'nýn Eskimolara yaptýklarýný, Ýsveç'in Sami ve Tater halkýný 1980'e kadar nasýl yok ettiðini haykýrýnca çoðu üst düzey siyasi röportaj koltuðunu terk etmeye kalktý. Oysa biliyorsunuz, bize söylemediklerini býrakmazlar. Schröder Almanya'dan Yargýtay Baþkanýna 'Onursuz!' der. Kimsenin sesi çýkmaz… Ama Balkanlar'da, Kafkasya'da hatta Çin'de Ýran'da Orta Asya ülkelerinde çok sýcak karþýlandýk. O hikayeleri de Avrasyalý Olmak adlý kitabýmda derledim. EMPERYALÝST ZÝHNÝYET ESNAFI YOK EDECEK

14

Son olarak neler söylemek istersiniz? Büyük bir çabayla 4 yýlda 80 ülke dolaþtýk. Batý'nýn


Kapak Dosyasý

Dünyamýzýn M

KADINLAR 8 Mart Dünya Kadýnlar Günü'nde toplumun her kesiminden kadýn haklarý ile herkes ayrý fikirler ortaya atýyor. Ancak bilinen bir þey var ki o da yýlda bir günün kadýna yaþamsal haklar vermeye yetmeyeceði… ünya kadýnlarý konuþuyor. Onlar haklarýný… Bazýlarý pozitif ayrýmcýlýk fikri ortaya atýp, yeni bir ayrýmcýlýðýn kapýsýný aralarken, baþka bir kesim kadýn özgürleþmesini sadece meta olarak kullanmasýndan geçtiðini savunuyor. Eþitlik adý altýnda ortaya atýlan iddialarýn gerçekte eþitlikle ne kadar ilgili olduðu ise ayrý bir ironi. Sonuçta rakamlara bakýldýðýnda anlatýlanlarýn, kadýna verilen haklarýn gerçekte özgürleþme ile kesinlikle ilgili olmadýðý aþikar. Ancak ne hikmetse bazý medya organlarý özellikle kadýnýn tabiri uygunsa kullanýmýný özgürlük kisvesi altýnda vererek, manipülas yonun baþýný çekiyor. Kadýn haklarýný savunduðunu iddia eden sözüm ona feminizm çatýsý altýnda kadýnlarýn haklarýný daha da azaltýyorlar. Özgürlük kapsamýný kadýnýn ailesinden, eþinden ayrý, sadece onlarýn istediði dünya görüþü çerçevesinde deðerlendiriyorlar. Nitekim ayný kadýnlar, kadýnlarýn reklam, tanýtým ve benzeri gibi farklý adlar altýnda kullanýlmasýna ses çýkarmazken, bazý kadýnlarýmýzýn örf, adet, gelenek ve görenekleri çerçevesinde hareket ederek, bulunduðu toplumda saygýnlýk kazanmasýna karþý çýkýyorlar. Yine bunun yanýnda kadýn haklarý noktasýnda kaðýt üzerinde belli imtiyazlar verilse de Türkiye'de uygulamada sýnýfý geçtiði söylenemez.

D

ESNAF OLARAK KADIN Türkiye'de kadýn esnaflar, kültürel ve ekonomik koþullarýn onlara sunduðu þartlar altýnda mesleklerini yapmaya çalýþýyor. Kimi aile bütçesine katkýda bulunmak, kimi çocuklarýný daha iyi þartlarda büyütmek, kimi 16

ekonomik ve sosyal özgürlüðünü elde etmek için iþ yaþamýnda mücadele veriyor. Ýþ yaþamýnýn mevcut zorluðuna bir de kadýn olmak eklenince, kadýn esnaflarýmýz hayatta tutunmak için büyük çaba sarf etmek zorunda kalýyor. Türkiye'de kadýnýn iþ hayatýndaki yeri henüz çok yeni. Yaþamdaki varlýðýnýn önemini henüz kendisi bile tam olarak kavrayamayan Türk kadýný çalýþan, üretime katkýda bulunan yanlarýyla da toplumda kendine yer edinmeye, iþ hayatýnda daha etkin bir konuma gelerek, kendi ayaklarý üzerinde durmaya çalýþýyor. Bu durumda kadýn-erkek hepimizin üzerine düþen önemli bir görev var: Onlara köstek deðil, destek olmak. Türk ekonomisinin temel direklerinden biri olan esnaflarýmýz, Türkiye'de kadýn olmanýn ve kadýn esnaf olmanýn sorunlarýný bir arada yaþýyor. Kadýnlarýmýz


erkezi

IMIZ geçimini saðlamak için yaþadýðý sorunlarý verdiði ekonomik mücadele ile aþmaya çalýþýyor. Biz de ESDER olarak kadýnlarýmýzýn ekonomik mücadelesini destekliyor ve onlarýn daha iyi þartlarda çalýþma hayatýnýn içinde olmasý için yoðun gayret sarf ediyoruz. Peki kadýnlarýmýz bugün hak ettiði noktada mý? Ýþte Türkiye ve dünyadan çarpýcý örnekler: KADINA ÞÝDDETTE ETÝYOPYA'NIN GERÝSÝNDEYÝZ Dünya Ýzleme Enstitüsü'ne göre Türkiye'de kadýnlarýn yüzde 58'i þiddet görüyor. Türkiye'yi yüzde 47 ile Bangladeþ, yüzde 45 ile Etiyopya, yüzde 40 ile Hindistan ve yüzde 34'le Mýsýr izliyor. ABD'de yayýmlanan Violence Against Women (Kadýna Karþý Þiddet) dergisinin son sayýsýnda yer alan araþtýrma, Türkiye'nin Ortadoðu ülkeleri arasýnda kadýna en fazla þiddet uygulayan ülke olduðunu ortaya koyuyor. Çalýþmanýn sonuçlarýna göre; Türkiye'deki 19 yaþ üstü evli kadýnlarýn yüzde 51'i aile içi þiddetin maðduru. Bu rakam Ýsrail'deki Yahudi toplumunda yüzde 30, Mýsýr'da yüzde 34, Lübnan'daki Filistinli mülteci kadýnlar arasýnda ise yüzde 22.

ÞÝDDETÝN SONUCU ÝNTÝHAR Cinsler arasýndaki eþitsizliði azaltmak için son yýllarda yasalarda bazý iyileþtirmeler yapsa da Türkiye, Dünya Geliþmiþlik Endeksi 2007 sonuçlarýna göre de kadýn erkek eþitliðinde 177 ülke arasýnda 111'inci sýrada yer alýyor. 2006 yýlýnda yayýmlanan cinsiyet güçlendirme endeksinde, yani kadýnlarýn ekonomik hayata katýlmasýný artýrma, karar alma ve politika mekanizmalarýna sokma konusunda da Türkiye oldukça baþarýsýz. Bu konuda 75 ülke içinde 72'nci sýrada yer alan Türkiye'nin durumu sadece Mýsýr, Suudi Arabistan ve Yemen'den iyi. Ýran'da kadýnlarýn siyasi hayat içindeki yeri Türkiye'nin önünde. Dünya Ýzleme Enstitüsü Türkiye'deki aile içi þiddetin sonuçlarýndan biri olan kadýn intiharlarýna da dikkat çekiyor. Enstitü'nün araþtýrmas��na göre Türkiye'deki intiharlarýn yüzde 80'i kadýnlar tarafýndan gerçekleþti riliyor. ÞÝDDET ÝÇSELLEÞMÝÞ Türkiye Nüfus ve Saðlýk Araþtýrmasý'nýn ortaya koyduðu bir baþka ilginç sonuç ise Türkiye'de kadýnlarýn kültürel, eðitim, sosyalleþme gibi nedenlerle ister zengin ister fakir olsun kocalarýndan dayak yemeyi içselleþtirmiþ olmalarý. Yrd. Doç. Dr. Alemdar, Türkiye'de son yýllarda kadýnlarýn maruz kaldýðý þiddette sayýsal bir artma olmasa da istatistiklerde oransal artýþlarýn tespit edildiðinin altýný çiziyor. TÜRKÝYE'DE ÇALIÞAN KADIN MUTSUZ Türkiye'de çalýþan kadýnlarýn mutsuz olduðu ve geleceðe güvenle bakmadýðý ortaya çýktý.

17


Kapak Dosyasý Kadýn-Erkek Eþitliði Karnesi"ne göre kadýnýn temsilde erkeklerden çok geride olduðu ortaya çýkýyor. Ýþte Türkiye'nin çarpýcý tablosu: ÜNÝVERSÝTELER(%): Dekan 12,6, Rektör 7,83, YÖK Üyesi 5,00. PARLAMENTO VE HÜKÜMET(%): Bakanlar Kurulu 4,2, Milletvekili 9,1.

Prometheus Danýþmanlýk Þirketi tarafýndan Ýstanbul, Ankara, Ýzmir ve Antalya illerinde özel þirketlerde çalýþan üniversite mezunu, 23-40 yaþ aralýðýndaki 400 kadýn ile yapýlan bir araþtýrma, çalýþan kadýnlarýn pek mutlu olmadýðýný ortaya koyuyor. Genel müdür düzeyinden yeni iþe baþlayanlara kadar farklý pozisyonlardaki kadýnlarýn katýldýðý araþtýrma kapsamýnda yöneltilen "Mutlu musunuz?" sorusuna, kadýnlarýn yüzde 38'i mutlu olduðu yanýtýný verirken, yüzde 62'si ise mutsuz olduðunu belirtti. Kadýnlar, mutsuz olmalarýnýn bazý nedenlerini þöyle sýralýyorlar: "Çok iþ odaklý oldum, özel hayata zaman kalmýyor, aile kurmakta geç kalýyorum, çocuk yapmak istiyorum ama zaman yok, iþ hayatýnda yükselmek için fazla taviz verdiðimi düþünüyorum, kariyerde hala erkeklere ayrýcalýk yapýldýðýný düþünüyorum, iþsiz kalmaktan korkuyorum, evlenecek doðru aday bulamýyorum, erkekler hala çok baskýn, cinsel hayatým dengesiz, bu ülkede kadýn hala ikinci sýnýf, bizi destekleyen bir toplum yok" Yüzde 71'i gelecekten umutlu olmadýðýný belirtirken, sadece yüzde 29'u geleceðe umutla bakýyor. Araþtýrmaya göre, çalýþan kadýnlarýn büyük bir çoðunluðu evlilik için ideal yaþýn 26-30 yaþ arasýnda olduðunu düþünüyor. Yýlda bir kez düzenli check-up yaptýranlarýn oraný yüzde 16'da kalýrken, kadýnlarýn yüzde 98'i en çok korktuðu hastalýðý "kanser" olarak açýkladý. Kadýnlar, kazandýklarý paralarýný en çok makyaj ve kiþisel bakým için harcarken, bunu kýyafet, mutfak ve ev eþyasý almak izliyor. TEMSÝLDE KADIN = 0

18 2

Kadýn haklarý ile ilgili herkes söz almaya çalýþýrken, kadýnlarýmýzýn çalýþma hayatýnda yeterince var olmadýðý görülüyor. Kadýn Adaylarý Destekleme ve Eðitme Derneði(KA-DER), Kadýnýn Statüsü Genel Müdürlüðü'nün verileri ile hazýrladýðý "Türkiye'nin Temsilde

MESLEK ODALARI(%): TÜSÝAD(Meslek odalarýnda eþit temsile en yakýn oran) 27, MÜSÝAD 0, TOBB 0, Ýstanbul Sanayi Odasý 0, Ýstanbul Ticaret Odasý 0, Ankara Ticaret Odasý 0, Ýzmir Ticaret Odasý 0, Türkiye Ziraat Odalarý Birliði 0. KAMU(%): Müsteþar 0, Vali 0, Genel Müdür 3,9, Baþkan 6,8, Bölge Müdürü 2,6, Kaymakam 1,55, Okul Yöneticisi 7. YÜKSEK MAHKEMELER(%): Anayasa Mahkemesi 15,3, Yargýtay 8, Sayýþtay 16,4, Danýþtay 0, Yüksek Mahkemelerde yüksek temsile en yakýn oran 47,3. SÝYASÝ PARTÝLER Milletvekilleri(%)-Kadýn Ýl Baþkanlarý(%): AK PARTÝ 8,8-1,23, CHP 9,09-1,23, MHP 2,9-1,23, DTP 36-5,26, DSP 7,69-5,00, BBP 0-2,67, ÖDP 0-4,00. ENDÝKALAR(%): DÝSK Yönetim K. 0, TÜRK-ÝÞ Yönetim K. 0, HAK-ÝÞ Yönetim K. 0, KAMU-SEN Y.K 0, MEMUR-SEN Y.K 0. YEREL YÖNETÝMLER(%): Belediye Baþkaný 0,56, Ýl Genel Meclis Üyesi 1,8, Belediye Meclisi Üyesi 2,3.


Kapak Dosyasý

Kadýn ve Aileden Sorumlu Devlet Bakaný Nimet Çubukçu:

Kadýn Ýstihdamýný Önemsiyoruz Kadýn istihdamýnýn artmasý ve iþ yaþamýnda kadýnlarýn pozisyon ve ücret konusunda karþýlaþtýklarý ayrýmcýlýðýn çözülmesi için neler yapýlmasý gerekiyor? Her þeyden önce, toplumsal cinsiyet eþitliði ve kadýnlara karþý ayrýmcýlýðýn önlenmesi konusunda baþta Anayasa olmak üzere yasalardaki bütün ayrýmcý hükümleri temizlediðimizi ve reform niteliðinde çok önemli düzenlemeler gerçekleþtirdiðimizi söylemem gerekir. Yeni Ýþ Kanunu'nun getirdiði en önemli ilerleme, iþ veren iþçi iliþkisinde cinsiyet dahil hiçbir nedenle temel insan haklarý bakýmýndan ayrým yapýlmayacaðý olmuþtur. Bu kapsamda; iþ sözleþmesinin yapýlmasýnda, uygulanmasýnda ve sona erdirilmesinde cinsiyet veya gebelik nedeniyle doðrudan veya dolaylý farklý iþlem yapýlama yacaðý, cinsiyet nedeniyle eþit deðerde iþ için daha düþük ücret verilemeyeceði, cinsiyet, medeni hal ve aile yükümlülükleri, hamilelik ve doðumun iþ akdinin feshi için geçerli sebep oluþturamayacaðý, iþyerinde iþçinin, iþveren, diðer bir iþçi veya üçüncü kiþiler tarafýndan cinsel tacize uðramasý ve bu durumu iþverene bildirmesine raðmen gerekli önlemlerin alýnmamasý halinde iþçinin haklý nedenle iþi derhal fesih hakkýna sahip olduðu, kadýn çalýþanlara verilen ücretli doðum izni sürelerinin artýrýlmasýna iliþkin hükümler yer almýþtýr. Kadýnlarýn iþgücüne katýlýmý, sürdürülebilir kalkýnmanýn önemli bir unsuru olarak kabul edilmektedir. Ancak, ülkemizde kadýnlarýn iþgücüne katýlým oraný ne yazýk ki arzu ettiðimiz seviyede deðildir. Kanunlardaki eþitlikçi yapýya raðmen, kadýnýn niteliksel geliþimini ve iþgücü piyasasýna giriþini saðlayacak gerekli mekanizmalarýn oluþamamasý bu düþüþün önemli nedenlerinden biridir. Ancak kadýnlarýn iþ yaþamýna katýlýmlarý ve iþ yaþamýndaki konumlarý eðitim durumlarýna baðlý olarak baþarýlý tablolar sergilemektedir. Bilindiði gibi eðitim, kadýnýn toplumsal yaþamýnýn diðer alanlarýna katýlýmýnýn da temel unsurdur. Ülkemizde, eðitimin her kademesinde kýz çocuklarýnýn okullaþma oranlarý artmakta olup, bugün yüksek oranda üniversite mezunu kadýna sahip bulunmaktayýz. Sosyal politikalarýn temelini teþkil eden bu konularda ulusal düzeyde kamu kuruluþlarý, yerel yönetimler, meslek kuruluþlarý, sivil toplum kuruluþlarý ve üniversitelerimizin iþbirliði ve ortaklýðý içerisinde çalýþmalarý gerektiðine inanýyorum.

Kadýnlarýn siyasette daha çok temsil edilmesiyle ilgili olarak neler düþünüyorsunuz ve ne tür destekler vermeyi düþünüyorsunuz? Siyasette kadýnýn temsil oraný ne yazýk ki istediðimiz düzeyde deðil. Ancak yine de bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 50 kadýn milletvekili var. Bu, %10'a yakýn bir oran demek. Oysa bir önceki yasama döneminde bu oran %4.4 idi. Kadýn milletvekili sayýsýnda yeterli olmamakla birlikte, iyi bir sýçrama elde edildi. Bundan sonraki yýllarda kadýn milletvekili sayýsýnýn daha da artacaðýný düþünüyorum. Özellikle, yerel yönetimlerde kadýnýn yerini de son derece önemsiyorum. Kadýn ve Aileden Sorumlu Devlet Bakaný olarak, siyaset sahnesinde yer almaya karar veren her kadýnýn yanýndayým. Kadýndan sorumlu Devlet Bakaný olarak, 2008 yýlýndaki projeleriniz nelerdir? 2008 yýlý, kadýn istihdamýna aðýrlýk vereceðimiz bir sene olacak. Dezavantajlý ve yoksulluk içinde yaþayan kadýnlarýn üretken kapasitelerini gelir getirici faaliyetlere dönüþtürme, sürdürülebilir geçim kaynaklarýna eriþimlerinde mikro kredi uygulamalarý, kadýnlara ve ailelerine uygun koþullar ve fýrsatlar sunmakta, yoksulluktan da adým adým kurtulmalarýný saðlamaktadýr. Ülkemizde kadýn istihdamýnýn geliþtirilmesine yönelik faaliyetler çerçevesinde mikro kredi uygulamasýnda pozitif ayrýmcýlýk içerecek þekilde yoksul kadýnlara ve kadýn baþlý ailelere öncelik tanýnmasý hususunda 81 Ýl Valiliðimizin göstereceði hassasiyet ve duyarlýlýðý artýrabilmek amacýyla Ýçiþleri Bakanlýðý nezdindeki giriþimlerimiz olumlu sonuçlanmýþtýr. Bazý illerimizde mikro kredi uygulamalarý baþlatýldý. Uygulamanýn tüm illerimizde yaygýnlaþtýrýlmasý için Mikro Kredi konusunda çalýþmalar yapan akademisyenler, ilgili kamu kurum ve kuruluþlarý, sivil toplum kuruluþlarýnýn temsilcileri, mikro krediden faydalanmýþ ve faydalanmakta olan giriþimci kadýnlarýn katýlýmý ile bir toplantý yapacaðýz. 19


Kapak Dosyasý

Türkiye Ýþ Kadýnlarý Derneði (TÝKAD) Baþkaný Nilüfer Bulut:

EÞÝT ÞARTLAR ÝSTÝYORUZ Ýþ kadýnlarýnýn önündeki en büyük engeller kültürel ön yargýlardýr. Ýþ hayatý dýþýnda ev ve annelik görevlerini üstleniyor olmasý; istihdam yaratmada; sermayeye ulaþmada zorluk yaþamasý, finansal kaynaklara ulaþmanýn kýsýtlý olmasý iþ kadýnlarýnýn zorluklarý arasýnda görü yorum. Bu nedenle Türkiye Ýþ Kadýnlarý Derneði bu önyargýlarýn yýkýlmasýna yönelik ve sermayedar iþ kadýnlarýnýn yaratýlmasý noktasýnda çalýþmalar yürütmektedir. 2007 deðerlendirmesini yaparken istikrarlý ve büyüyen bir Türkiye'deki ekonomik geliþmeler iþ kadýnlarýný da olumlu yansýmýþtýr. 2007 yýlý dünyada kadýnlarýn ekonomik ve siyasi hayatta önemlerinin anlaþýlmaya baþlandýðý bir yýl olarak görüyorum. Bunu biz kadýnlar iyi deðerlendirmeliyiz diye düþünüyorum.

Dünyanýn yeniden þekillendiði bir süreçten geçiyoruz. Küreselleþme ile baþlayan bu süreç ekonomide; sosyal ve siyasi alanlarda deðiþimleri beraberinde getiriyor. Türkiye Ýþ Kadýnlarý Derneði olarak; bu deðiþimi doðru okuyup geleneksel algýlamalarý bir kenara býrakarak uluslar konumumuzu belirleyici çalýþmalar yapýyoruz. Bu çalýþmalar Türkiye'de güçlü iþ kadýný profilinin ortaya çýkmasýna ve Ekonomik iþbirliklerinin saðlanmasýna yönelik çalýþmalarý beraberinde getiriyor. 11 ülkenin bir araya gelerek merkezi Fransa'da olan Dünya Ýþ Kadýnlarý aðýdýr. Türkiye adýna TÝKAD kurucularý arasýndadýr. Türkiye, Ýngiltere, Almanya, Fransa, Amerika, Hollanda, Güney Afrika, Avustralya, Arjantin, Portekiz, Cezayir, Moritanya gibi ülkelerden iþ kadýnlarý derneklerinden bir araya gelerek oluþmuþ bir yapýdýr. Küreselleþmeden bahsederken sýnýrlarýn kalktýðý dünya insanýnýn ve küresel sermayenin her alanda dolaþtýðýný görüyoruz. Ýþ kadýnlarýnýn da bu sürece katýlmasýný çok önemsiyorum. Dünya çapýnda Ekonomik alanda güçlenmiþ kadýnlarýn artmasý, ekonomik sosyal iþbirliklerinin artmasý dünyanýn geleceði açýsýndan önem arz etmektedir. 20

Pozitif ayrýmcýlýðýn farklý sorunlar yaratacaðýný düþündüðüm için karþýyým. Kadýn istihdamýnda ve siyasetteki profilinde farklý açýlýmlara neden olacaktýr. Birçok ülke istenilen baþarýyý elde edememiþtir. Pozitif ayrýmcýlýk isteyerek zaman kaybetmeyip, eþit þartlarda mücadele etmeliyiz. Kadýnlarýmýz çok cesur ve cesaretli olmalýlar. Deðiþimin ve geliþimin kanunlarla deðil, kültürel ve zihinsel reformlarla olacaðýna inanýyorum. Ön yargý ve korkulardan arýnmýþ; çalýþkan, cesur ve iyi koordine olan kadýnlarýn sayýsý arttýkça ülkemizin hedeflediði noktayý yakalayacaðýný düþünüyorum.


Kapak Dosyasý

Özel Ceceli Okullarý Kurucu Müdürü Nurten Ceceli Alkan:

KADINLAR BÝLGÝDE ERKEKLERÝ GEÇMELÝDÝR masýdýr. Mesela belediyelerin kadýn sýðýnma evi açmasý gerekirken, bunlarý yapamýyorlar. Kadýn dayak yiyip karakola gidiyor polis erkek ve bacým evinize gidip diyor. Erkek beyni deðiþmeden kadýnlara verilen haklar bir anlam ifade etmez. Ýslam kadýna insan olarak bakýyor. Hz. Hatice Peygamberimizle evlenmeden önce ticaretle uðraþýyordu. Evlendikten sonra ise Peygamberimiz onu iþinden alacak bir þeyi aklýndan geçirmedi. Peygamberimiz Veda Hutbesi'nden "Eþleriniz birbirinize Allah'ýn emanetidir" diyor.

Toplumumuzda eðitim yalnýzca kadýnýn görevi olarak bilinir. Oysa bu anne ve babanýn ortak sorumluluðunda olmalý. Çocuklara meslek öðreten babadýr. Sanayi devriminden sonra baba fabrikada çalýþmaya baþlayýnca bütün yük anneye kaldý. Bugün anne de çalýþmaya gidince çocuk boþta kalýyor. Kendi kendini eðiten bir nesil yetiþiyor. Kanuni manada baktýðýmýzda kadýnlarýn alacaðý haklar az. Çünkü hemen hemen hepsini aldýk. Sýkýntý bu haklarýn uygulanmasýnda yatýyor. Nedeni de eðitimsizlik ve toplumun olaylara bakýþýnýn geleneklerin dýþýna çýkma-

Bence yüzyýllardýr erkek hegemonyasýnýn hüküm sürdüðü bir dünyada erkek beyni deðiþinceye kadar kadýnlara daha fazla haklar verilmelidir. Çünkü kadýn önce annedir. Annenin çalýþmasý için direkt pozitif ayrýmcýlýðýn olmasý gerekir veya babaya baba olduðunu iyice hatýrlatýlmalý. Erkeklerin dünyasýnda kadýnlarýn baþýný eðmeden yaþayabilmeleri için bilgi olarak onlardan üstün olmalarý gerekir. Çünkü hayata karþýsýnda durulmayacak en önemli güç bilgidir. Daha çok biliyorsanýz bulunduðunuz pozisyonda üstün olansýnýz. Ýþe giriþlerde bilgi kullanamazsanýz cinselliði kullanýrsýnýz. Kadýnlar cinsel tema olmak istemi yorlarsa ve insan olarak görülmek istiyorlarsa bunun için daha fazla okumak gerekir.

Esnaf Ayþe Gündoðdu:

KADINLARIN SORUMLULUÐU

DAHA FAZLA Çalýþma hayatýnda kadýnlarýn karþýlaþtýðý problemler daha fazladýr. Erkeklerin özellikle evde sorumluluðu üstlenmemeleri veya az üstlenmeleri kadýnlarýn iþini daha da zorlaþtýrýyor. Ben akþama kadar iþte çalýþýyorum. Akþam eve gittikten sonra da ev ve çocuk sorumluluðu beni bekliyor. Maalesef erkekler toplumumuzda üzerine düþeni yapamýyor. Ben bu anlamda kadýn

çalýþma þartlarýnýn biraz daha esnetilmesi gerektiðine inanýyorum. Kadýn haklarý noktasýnda özellikle 8 Mart Dünya Kadýnlar Günü ve benzeri gibi günlerde yapýlan açýklamalarý gerçekçi görmüyorum. Kadýn ve erkekler arasýnda eþitlik amacýyla yapýlacaksa kadýnlarý niye yýlda sadece bir gün hatýrlýyorlar.

21


Konuk Yazar

ESNAF DAYANIÞMASI

Mustafa YÜCEL Çorum Dernekler Federasyonu Genel Sekreteri

iz nereye gidiyoruz diye düþündüm hani eskiden ne olacak bu memleketin hali denirdi ya iþte öyle bir þey. Bir anda Çorum da sandýkçýlar arastasýnda geçen çocukluðum aklýma geldi. Okulumuz yarým gündü hafta sonlarý dahil boþ vakitlerde dükkana giderdim. Yaz tatillerinde adeta iþ yapmak bir bayramdý. Sabah erkenden besmele ve yüksek sesle esselamualeykum diyerek dükkânýn kepenkleri açýlýrdý. Esnaf her ne kadar bir birine rakip gibi görünse bile kendi arasýnda ciddi bir dayanýþma vardý. Birinin sattýðýný diðeri satmaz kesinlikle bir birlerinin malýný kötülemezlerdi. Biri birilerinden çýrak kalfa çal mazlar idi. Asker dönüþü ustasýnýn izni ile ona dükkan açýlýr ve hatta evlendirilirdi. Akþam ezaný okunmadan iþ yeri gene besmele ve yüksek sesle selam verilerek kapatýlýrdý. Çocukluk hali zaman zaman gece dükkaný kilitlemediðimiz olurdu unuturduk. Sabah geldiðimizde bir daha unutmayýn dercesine mahalle bekçisi kilit yerine bir iþaret koymuþ olurdu. Bizde anlardýk ki gece bekçisi yapmýþ. Hele hele cuma günleri istisnasýz herkes Cuma namazýna giderdi. Dükkânlar kapanmaz sadece dükkânýn önüne iskemle konurdu. Bu bir mesajdý ortalýkta kimseler olmazdý.

B

Çýrak ustasý ile anýlýrdý usta çýraðýn her þeyi idi. Çýraðýn babasý çocuðunu ustaya verirken eti senin kemiði benim derdi. Asla yalan söylenmezdi. Hani denir ya yeni adý etik eski adý ahlak her ikisinde de yazýlý kural yoktur. Toplumlara þekil veren yaradýlýþýn gayesine müdrik iþte ilke iþte etik bu. Hýrsýn aklýn önüne geçtiði helal kazanmanýn deðil çok kazanmanýn mubah olduðu, dürüst olmanýn deðil dürüst gözükmenin pirim yaptýðý bir dönem. Ýþte hýzla buraya doðru gidiyoruz. Bir gün Ankara'daki ofisimde Çorum'da Halk bankasý müdürlüðü yapmýþ bir dostum bana aynen þunu söyledi."Çorum esnafý akþam saat 4.30 kadar bekler senedini ödeyemeyen esnaf arkadaþýnýn senedini öderlerdi. Bilirim ki bunu yapanlar bir birbirlerini de fazla

22

sevmezlerdi. Merak ettim sordum. Cevabý enteresandý. O senedi onun için deðil mal aldýðý Ýstanbul tüccarý için ödüyoruz çünkü biz Ýstanbul'dan mal alýrken özellikle Çorumlu olduðumuzu söylüyoruz. Çorumlu olmanýn o kadar büyük bir itibarý vardýr ki bunu yýkmaktansa o borcu ödemek daha iyidir. Ýþte biz bunu yapýyorduk”diye cevap verdi." Çorumlu esnaf olmak gerçekten önemli bir ayrýcalýktý. Hele hele Çorumlular dernek baþkaný olarak o zaman bununla gurur duymuþtum. Ýþte esnaf olmak, doðduðu büyüdüðü yerle gurur duymak buydu. Her þeyin bir ustasý vardý. Kâinatýn da olduðu gibi. Ýþ yapmak için para deðil iþ bilmek ve ustasýndan icazet almak gerekirdi. Dürüst olmayanlar iþ yapamazlardý. Onlarýn itibarlarý olmazdý. Ýþte buradan bu günkü yolsuzluklara, hýrsýzlýklara, kapkaça ve her þeyden önce ahlaksýzlýklara geldik. Yalanýn ikna paranýn güven, siyasetin itibar olduðu günlere geldik. Dünyanýn en büyük ticaret borsalarýndan biri olan Þikago ticaret borsasýnda bir olaya þahit oldum. Brokarlarýn mal alým ve satým seanslarýnda çok hýzlý kararlar verdiðini gördüm. Bu kararlar dünya ticaretini etkileyebilecek kararlardý. Ýþlerinin gereði de buydu. Bu iþlemlerin o anda yazýlý teyitleri de yoktu. Birisine sordum verdiðiniz bu kararlardan dönseniz veya yanlýþ anladýnýz ben satmak deðil almak istemiþtim deseniz ne olurdu. Cevap enteresandý alýþýk olunmayan ve hiç akýllarýndan geçmeyen bir soru. Tereddüt etti ve hiç öyle bir þey olur mu? Olsa ne olur dedim. O kiþi burada bir daha asla iþ yapamaz dedi. Ýnanýn bunun yazýlý cezasý da yoktu iþte ahlak iþte etik buydu. Ýnsanoðlunun varlýðýnýn hikmeti akýl, düþünme ve konuþmadýr. Karþýlýklý görüþme ve birbirlerini algýmla refleksleri ticari geliþmeyi de artýrmýþtýr. Günümüzde moda deyimi ile sanal ticaret belli bir aþamadan sonra yüz yüze görüþmeyi ticari formasyon için gerekli kýlmýþtýr. Batýlý bir dostum ticarette son noktayý karþýlýklý görüþerek koyduðunu ifade ile bizim ahilik teþkilatýmýzýn iþ anlayýþýný tarif ediyordu. Oturduðu koltuktan güç alanlarýn deðil ona güç verenlerin olduðu seçtirilmiþlerin deðil seçilmiþlerin olduðu, iktidar olmanýn deðil muktedir olmanýn erdem olduðu kasalarýn kilitli deðil vicdanlarýn açýk olduðu, çok kazanmanýn deðil Helal kazanmanýn mubah olduðu, Hýrsýn deðil aklýn hâkim olduðu, Güçlünün deðil Haklýnýn güçlü olduðu bir dünyayý özlüyorum. Bu özlem derinlerdeki köklerimizde vardýr. Uzaklarda aramanýn gafletinden çýkýp bu duygularý geçmiþimizde ararsak inanýyorum ki bu etik deðerlerimizi çok daha kolay bulacaðýz.


Ayýn Konuðu

Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar:

KATILIM BANKALARI BÜYÜME DÖNEMÝNDE Katýlým bankalarýnýn bankacýlýk sektöründe aldýklarý payýn yüzde 4.5-5 seviyelerinde olduðunu belirten Türkiye Finans Genel Müdürü Yunus Nacar, gelecekten umutlu. Oranýn gelecekte diðer bankalarla eþitleneceðini savunan Nacar, "Çünkü katýlým bankalarý yasal altyapýsý, teknolojiyi kullanýmý, innovasyon ve çaðdaþ bankacýlýk hizmetleriyle rekabet sergileyebilecek bir yapýya kavuþtu. Katýlým Bankacýlýðý artýk büyüme dönemine girdi" diyor. Yunus Nacar'ý tanýyabilir miyiz? Kahramanmaraþ'ta 1951 yýlýnda doðdum. Liseyi Kahramanmaraþ'ta bitirdim. Ardýndan Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Ýktisat ve Maliye Bölümünü'nden 1975 yýlýnda mezun oldum. Benim hedefim, Maliye Bakanlýðý'nda Hesap Uzmaný olmaktý. Bu yönde kendimi geliþtirdim. 1976 yýlýnda açýlan hesap uzmanlýðý sýnavýný kazanarak, Maliye Bakanlýðý Ýstanbul Hesap Uzmanlarý Grubunda, Hesap Uzmaný olarak göreve baþladým. 1982 yýlýna kadar bu görevim devam etti.

24

Özel sektördeki iþ hayatýnýzdan bahseder misiniz? Ýlk olarak, Iþýklar Holding'te, 1984 yýlýna kadar Mali Denetim Kontrol Müdürü olarak 3 yýl görev yaptým. 1984 Aralýk ayýnda Türkiye'deki ilk özel finans kurumu olan Faisal Finans'ta Genel Müdür Yardýmcýsý olarak çalýþmalara baþladým. Buradaki görevim, 4 yýl kadar sürdü. 1989 yýlýnda, Kuveyt Türk'e Genel Müdür Yardýmcýsý olarak geçtim. 1999 yýlýnda Boydak ailesi, Anadolu Finans'ýn tamamýný satýn aldý. Ayný yýl Anadolu Finans'ta Genel Müdür olarak göreve baþladým. 2005 yýlýnda Anadolu Finans ve Family Finans Kurumlarý'ný Türkiye Finans çatýsý altýnda

birleþtirdik ve burada görevimize devam ediyoruz. Türkiye Finans, Türkiye'nin iki güzide finans kurumunun birleþmesiyle doðdu. Türkiye Finans'ýn kuruluþunu ve o günden bugüne gelen süreci kýsaca anlatýr mýsýnýz? 2005 yýlýnda Anadolu Finans ve Family Finans'ýn sahipleri bir araya gelerek birleþme kararý aldýlar. Yeni oluþumda iki ortak %50'þer pay sahibi oldu. Ortaklarýmýz, bu yeni birleþmeyi bizim saðlamamýzý istedi. Böylece Türkiye Finans'ýn oluþumu için kollarý sývadýk. Hedefimiz, Aralýk 2005'te yeniden yapýlanma çalýþmalarýný bitirmekti. Biz çalýþmalara baþladýðýmýzda, finans kurumlarýyla ilgili yeni bir kanun çýktý. Özel Finans Kurumlarý, isimlerini "Katýlým Bankasý" olarak deðiþtirecekler ve ana sözleþmesini de Bankacýlýk Kanunu'na uygun hale getireceklerdi. Biz de yeniden yapýlanmamýzý yeni kanuna göre gerçekleþtirdik. Mutabýk kalýnan "Türkiye" ismi için hükümetten onay alýnmasý gereki yordu. Ticaret Bakanlýðý, Bakanlar Kurulu ve Cumhurbaþkaný'nýn onayý ile yeni ismimiz: "Türkiye Finans Katýlým Bankasý" olarak tescillenmiþ oldu. Yapýlanma


Ayýn Konuðu çalýþmalarýmýz, tahminlerimizden çok hýzlý ve kolay oldu. Uluslararasý firmalar da bunu hayret ve takdirle karþýladýlar. Gerçekten de Türkiye'deki bankacýlýk ta rihinde böyle bir birleþme ilk defa oluyor. Bu birleþme bankacýlýk sektöründe bir ilki oluþturmuþtur. Gerçekten de Türkiye'deki bankacýlýk tarihinde böyle iki ayrý sermaye grubuna baðlý iki bankanýn birleþmesi ilk defa olmaktadýr. Böyle önemli bir birleþmenin içinde bulunmak da bana nasip oldu. Bundan büyük mutluluk duyuyorum. Bugün geldiðimiz noktada, Suudi Arabistan'ýn en büyük bankasý The National Commercial Bank yüzde 601 hissesini alarak Türkiye Finans'a ortak olmuþtur. Böylece Türkiye Finans, güçlü ortaklýk ve sermaye yapýsýný, NCB ile çok daha güçlendirmiþtir. HÝSSELERÝMÝZÝN YÜZDE 60'INI SATTIK Türkiye Finans 2007 yýlý deðerlendirmesi ve 2008 yýlýna yönelik hedefleri nelerdir? Türkiye Finans, 2007 yýlýna güzel geçirilen bir yýl olarak bakmaktadýr. Gösterdiðimiz baþarýlý performansa paralel olarak yabancý yatýrýmcýlardan bankamýza ilgi olduðunu daha önce belirtmiþtik. Bu paralelde Ortadoðu'nun önde gelen bankalarýndan olan ve Suudi Arabistan'ýn en büyük bankasý The National Commercial Bank(NCB) ile çeþitli görüþmeler yapýldý. NCB Bankamýz hisselerinin yüzde 60'ýný satý aldý. Bu satýnalma ile oluþan yeni dönemde Türkiye Finans olarak geçmiþten gelen deneyimlerimiz ve NCB'den

aldýðýmýz yeni güçle çok daha baþarýlý iþler yapacaðýmýza inanýyorum. Türkiye Finans yeni dönemde yapacaðý baþarýlý çalýþmalar ile sadece katýlým bankacýlýðý alanýnda deðil Türk Bankacýlýk Sektörü'nde önde gelen bankalar arasýnda yerini alacaktýr. Bankacýlýkta güven ve þubeleþme çok önemlidir. Katýlým Bankalarý piyasa politikalarý ile 20 yýlý aþkýn sürede bu güveni tesis etmiþlerdir. Þimdi de ülke çapýnda þubeleþerek, hizmeti müþterinin ayaðýna götürmektedirler. Þubeleþme arttýkça ve alternatif daðýtým kanallarý daha çok kullanýldýkça katýlým bankalarý sektörden aldýklarý payý artýracaklardýr. Türkiye'de katýlým bankacýlýðýnýn görünümü nedir? Önümüzdeki dönemde bu sektörde nasýl bir büyüme bekliyorsunuz? Katýlým Bankacýðý sektörü Türkiye'de yaklaþýk 22 yýldýr faaliyet göstermekle birlikte daha yapacaðý çok iþ, alacaðý çok mesafe vardýr. Ýlk olarak Özel Finans Kurumlarý olarak çalýþmalarýna baþlayan bu kurumlar Bankacýlýk Yasasý'nda yapýlan düzenlemelerle Katýlým Bankalarý adýný almýþ ve bankacýlýk sistemine en tegrasyonlarý saðlanmýþtýr. Özel Finans Kurumlarý olarak faaliyet gösterilen yýllarda sistemdeki mevduatlarýn TMSF garantisi altýnda olmamasý ve uluslararasý piyasada "Finans Kurumu" adýyla yaþanan temsil sorunlarýndan dolayý gereken büyüme bu dönemlerde saðlanamamýþtý. Ancak az önce de bahsettiðim üzere Bankacýlýk Yasasý'nda yapýlan düzenlemeler ile mevduata diðer tüm bankalarda olduðu gibi TMSF tarafýndan garanti verilmesi ve uluslararasý

Bugün geldiðimiz noktada, Suudi Arabistan'ýn en büyük bankasý The National Commercial Bank, yüzde 601 hissesini alarak Türkiye Finans'a ortak olmuþtur. Böylece Türkiye Finans, güçlü ortaklýk ve sermaye yapýsýný, NCB ile çok daha güçlendirmiþtir. 25


Ayýn Konuðu

Her krizin bir de fýrsat yönü olduðunu unutmamak gerekir. Burada bu fýrsatlarý yakalamak ve meseleye bu açýdan bakmak gerektiðine inanýyoruz. Ancak fýrsat peþinde koþarken tedbiri de elden býrakmamak gerekir. Bu aþamada ülke olarak her zamankinden daha pozitif ve yüksek moralli olmak hepizin yararýna olacaktýr.

piyasalardaki temsil sorununun çözülmesiyle sektörde bir canlýlýk yaþandý. Son dönemde katýlým bankalarý diðer bankalardan daha çok büyüme sergilemiþ ve oransal olarak daha fazla þubeleþme artýþý saðlamýþtýr. Gerek yurt içi gerekse yurt dýþý yatýrýmcýlardan gördüðümüz ilgi katýlým bankalarýnýn önünde alýnacak çok yol olduðunu ve ilerleyen günlerde çok daha baþarýlý iþlere imza atýlacaðýný söyleyebiliriz. KATILIM BANKALARININ PAYI ARTACAK Katýlým bankacýlýðýnda gelinen noktayý yeterli buluyor musunuz? Katýlým bankacýlýðýnýn önünde daha alýnacak çok yol var. Yaþanan tüm iyi geliþmelere raðmen katýlým bankalarýnýn bankacýlýk sektöründen aldýklarý pay yüzde 4.5-5 seviyelerinde. Bu oranýn ilk etapta yüzde 10'a çýkacaðýný ve ilerleyen yýllarda kafa kafaya geleceðine inanýyoruz. Çünkü katýlým bankalarý yasal altyapýsý, teknolojiyi kullanýmý, innovasyon ve çaðdaþ bankacýlýk hizmetleriyle rekabet sergileyebilecek bir yapýya kavuþtu. Katýlým Bankacýlýðý artýk büyüme dönemine girdi. Düne kadar Katýlým Bankacýlýðý'nýn ne olduðu konusunda fikri olmayanlar bugün bankalarýmýzla çalýþmaktan mutluluk duyduklarýný ifade ediyorlar. Yeni dönemde hayata geçirilecek projeler ile Katýlým Bankacýlýðýnýn daha da geliþeceðine ve Türk Bankacýlýk sektöründeki payýný artýracaðýna inanýyorum Yabancý bankalarýn Türkiye'deki sayýsý ve oraný her geçen gün artýyor. Türkiye Finans'ýn da yüzde 60 hissesi Suudi Arabistanlý NCB Bank'a satýldý. Satýþ sürecini ve yabancý bankalarýn Türkiye'deki aðýrlýðýný nasýl deðerlendiriyorsunuz? Yabancý yatýrýmcýlar bir ülkede gelecek görürlerse yatýrýmlarýný bu ülkeye kaydýrýrlar. Türkiye olarak son 4-5 yýlda gösterdiðimiz yüksek ekonomik performans ve AB ile baþlatýlan müzakerelerin etkisiyle yoðun bir yabancý yatýrýmcý ilgisi yaþamaktayýz. Bu ilginin bir kýsmý da bankacýlýk sektörü üzerinde görülüyor. Bankalar bir ülkede sistemin doðru iþleyip iþlemediðinin temel göstergesidir. Ve de bankalara yapýlan yatýrým süreli deðil süreklidir. Bu sebeple diðer sektörlere yapýlan yatýrýmlar karþýsýnda bankacýlýk sektörüne yapýlan yatýrýmlar daha

26


Ayýn Konuðu

deðerli ve kalýcýdýr. Son dönemde bizim bankamýzda olduðu gibi birçok bankamýza yabancý yatýrýmcýlar tarafýndan giriþler oldu. Bu bankalarýn tümü bu yatýrýmlardan sonra þubeler açmýþ ve birçok kiþiye iþ imkaný saðlamýþtýr. Bunun yanýnda da bu bankalar kullandýrdýðý uygun maliyetli kredilerle birçok iþadamýna yatýrým imkâný saðlamýþtýr. Ayrýca bu bankalarýn satýnalma iþlemlerinyle ülkeye giren kaynaklar, yeni yatýrým alanlarýnda kullanýlýyor.

yaþadýðý krizi ABD belki de þimdi yaþayacak. 2001 yýlýnda biz bu maliyetleri ödedik. Bildiðiniz gibi ABD'nin krizi finansal kesimin yaþadýðý sorunlardan dolayý ortaya çýktý. 2001 yýlýnda biz bankalarýmýzý yeniden yapýlandýrdýk. Bankalarda ve finansal kesimlerde bir negatiflik olmazsa -ki olmuyor- reel sektör bu dalgalanmadan negatif etkilenmez. Ekonomik göstergelerimiz ve döviz rezervimiz oldukça güçlü. Yabancý yatýrýmcýlar, doðrudan ve dolaylý yatýrýmlarýna halen devam ediyorlar. Dünyada bu krize bir çözüm bulunucaya dek biz iyimserliðimizi muhafaza edeceðiz. Bununla birlikte ülkemizde döviz geliri olanlarýn dövizle, YTL geliri olanlarýn ise YTL ile borçlanmasýný, döviz riski alýnmamasýný tavsiye ediyoruz. Biz iþletmelerin kendi yapýlarýný sürekli check-up yapmalarýný öneriyoruz. Ayrýca birkaç yýldýr kurlarýn düþük olmasýndan dolayý þikâyetler vardý. Gelinen bu noktada kurlar yukarý doðru bir miktar hareket etti. Her krizin bir de fýrsat yönü olduðunu unutmamak gerekir. Burada bu fýrsatlarý yakalamak ve meseleye bu açýdan bakmak gerektiðine inanýyoruz. Ancak fýrsat peþinde koþarken tedbiri de elden býrakmamak gerekir. Bu aþamada ülke olarak her zamankinden daha pozitif ve yüksek moralli olmak hepizin yararýna olacaktýr.

Dünya piyasalarýnda da kriz söz konusu. Türkiye bunlardan nasýl etkileniyor? Türkiye'nin krizi kendi lehine çevirmesi mümkün mü? Dünyanýn en büyük ekonomisi olan ABD'nin resesyona girme göstergelerini sergilemesi dünya piyasalarýný negatif etkileyebilir. Tüm dünyada emtia fiyatlarý ve faizler artýþ gösterirken, döviz ve sermaye piyasalarýnda dalgalanmalar yaþanmaktadýr. HER KRÝZÝN FIRSAT YÖNÜ DE VAR Dünya'da ABD'nin resesyonuna baðlý olarak meydana gelen ekonomik olasý negatif geliþmeler ülkemizi etkiler mi? Global ekonominin bir parçasý olmamýz ve dünya ticaretiyle entegre olmamýz nedeniyle bizim de bu geliþmelerden etkilenmemiz kaçýnýlmaz. Ancak bu noktada çok da tedirgin olmamak, sadece tedbirli ve temkinli olmamýz gerekiyor. Türkiye'nin 2001'de 27


Konuk Yazar

reklam seรงil etek 28


habbazlar hazýr


Röportaj

Saruhan Þirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Sadýk Ayhan Saruhan:

Ortaklýk Firmalarýmýzý Büyütür Saruhan Þirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Sadýk Ayhan Saruhan, küreselleþen dünyada þirketlerin ayakta kalmasýnýn birleþmeden geçtiðine dikkat çekiyor. "Bir týkla dünyanýn baþka ucundaki bir üreticinden mal alabiliyorsunuz" diyen Saruhan, Hükümet'e de önerilerde bulunuyor. Saruhan, "Küreselleþme kaçýnýlmaz ama Hükümet de yerli üreticileri mizin, esnaflarýmýzýn ve sanayicileri mizin ezilmemesi için eþit rekabet koþullarý getirmelidir" diyor. aruhan Þirketler Grubu, Ýstanbul Karaköy'de elektrikli eþyalar üreten küçük bir dükkanda kuruldu. Ýkinci kuþak döneminde büyümesine daha da devam eden Þirket, bugün beyaz eþyadan temizliðe kadar birçok alanda faaliyetlerine devam ediyor. Ayrýca Fakir-Werke Wilhelm Kicherer 1933 yýlýndan beri dünya pazarýndaki kalite, teknoloji, güven ve rekabet yarýþýnda üstün baþarýlarýný Türkiye mümessili ve distiribitörü Saruhan Ýç ve Dýþ Tic. A.Þ'nin 21 yýllýk deneyim ve sürekli baþarýlarý ile birleþtirerek ürün çeþidini kýsa süre içerisinde geniþleterek Türkiye'deki tüketicilere sunuyor.

S

BÝRLÝKTELÝKTEN GÜÇ DOÐAR Þirketlerin büyümesinde kolektif çalýþma ve önemine deðinen Saruhan Þirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Sadýk Ayhan Saruhan, Saruhan'ýn aile þirketi olduðunu belirtiyor. Saruhan, þirketinin kuruluþ ve baþarýsýný da þu sözlerle anlatýyor: "Babam 1980'lerde Karaköy'de ilk maðaza açtý. Elektrik malzemeleri üzerine. Kendisi inþaatçýydý. Babam bizi yoðun gayretleri sonucunda iþin içine aldý. Ticaretin merkezinde yetiþmemizi saðladý. Biz beþ kardeþiz. Ancak bugün kesinlikle ayrýlýp, þirketlerimizi küçültmedik. Güç birliktelikten doðar. Zaten küreselleþen dünyada var olabilmeniz için þirket evliliðini yapmamýz gerekir. Batý toplumlarýnda bakýyorsunuz milyar dolar bütçeli 30

þirketler birleþirken, Türkiye'de maalesef bunu baþaramýyoruz. Küçük olsun benim olsun anlayýþý ile hareket ediyoruz." AÝLE ÞÝRKETÝYÝZ "Biz her bir kardeþ ayrý bir firmamýzýn baþýndayýz. Gözümüz arkada kalmýyor. Eðer biz ayrýlýrsak sermaye bölünecek. Küçüleceðiz ve nihayetinde de yok olacaðýz. Bilgi, manevi dayanýþma bölünecek. Çocuklarýmýza da ayný anlayýþý vermeye çalýþýyoruz. Ortaklýðýn önemi üzerinde duruyoruz. Çocuklarýmýza özellikle iki nasihat veriyoruz. Birincisi eðitimini mutlaka tamamlayacaksýn, ikincisi de soyuna, dinine, örf ve adetlerine, kültürüne, ahlaka sahip olacaksýn. Bunlar çok önemli." KANAATKÂRLIÐIMIZI KAYBETTÝK Türkiye'nin kanaatkarlýðýný kaybettiðini de üzülerek anlatan Saruhan, eskiye adeta methiyeler okuyor. Re kabet hýrsýnýn insanlarý kötü yola teþvik ettiðini savunan Sadýk Ayhan Saruhan, Türkiye ile ilgili yapýlan çarpýcý bir araþtýrmayý hatýrlattý. Saruhan, sözlerine þöyle devam etti: "Rýzka Allah kefildir ve rýzký isteyene vereceðini söylüyor. Bunlardan kopmamak lazým. Babam, araba almamýza izin vermezdi. Þimdi bizim 2-3 yýllýk müdürlerimiz hemen araba alýyorlar.


Röportaj Oysa kendilerine araba tahsis ediyoruz. Kanaatkârlýk toplumumuzda yok ediliyor. ABD patentli bir araþtýrma firmasý Türkiye ile ilgili korkunç bir tablo ortaya koydu. Araþtýrmaya göre; OECD ülkeleri arasýnda en fazla usulsüzlük olan ülke Türkiye'dir. Bunu da þuna baðlýyor. Alýþveriþ merkezlerinin olmasý, reklamlar, þovlar, tüketim yarýþý. Bu yarýþ insanlarý kötü yola teþvik ediyor. Maalesef kapitalizmin bu acýmasýz da yatmasý içine girdik. Bundan kurtulmanýn yolu da ahlaki deðerlerimize sarýlmaktýr. Ýþdünyasý, STK'lar, herkes bu konuyu tartýþmak zorundadýr." HÝPERMARKET YASASI MUTLAKA ÇIKMALIDIR

kurallar yok" diyor. Yýllardýr Türkiye'nin gündemine olan Hipermarket Yasa Tasarýsý'na da deðinen Saruhan Þirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Sadýk Ayhan Saruhan, sözlerine þöyle devam etti: "Hipermarket Yasasý ülkemizin menfaati için mutlaka çýkmalýdýr. Biz savunuyoruz. Ancak tasarý yasalaþýrken toplumun her kesimini memnun etmelidir. Mesela Çin Hükümeti Carrefour'a þu öneride bulunuyor: 'Öncelikle Çin'e 2 milyar doðrudan yatýrým yapacaksýn. Ayrýca 5 milyar dolarlýk Çin mallarýný Carrefour'un Çin dýþýndaki maðazalarýnda satacaksýn.' Þartlar güzelce oluþturulduktan sonra tabi ki biz perakende devlerine karþý çýkmayýz. Ülkemize gelsinler. Ancak gelirken yerli üreticimizi yok etmesinler. Yasa biraz daha gecikirse esnaf, tüccar ve üreticilerimiz zor durumla kalacak."

Türkiye'nin Avrupa'nýn en büyük pazarý olduðunu söyleyen Saruhan, "Ancak bizim pazarý düzenleyen

Güç birliktelikten doðar. Zaten küreselleþen dünyada var olabilmeniz için þirket evliliðini yapmamýz gerekir. Batý toplumlarýnda bakýyorsunuz milyar dolar bütçeli þirketler birleþirken, Türkiye'de maalesef bunu baþaramýyoruz. Küçük olsun benim olsun anlayýþý ile hareket ediyoruz

MARKALARIMIZI OLUÞTURMAK ZORUNDAYIZ Dünyanýn global bir hal almasýndan dolayý, bütün firmalarýn birleþip, markalaþmayý geliþtirmesi gerektiðini savunan Saruhan, "Kendi markamýzý dünyaya mal etmek zorundayýz" ifadelerini kullanýyor. Saruhan, þirketlerinin büyümesini de þu sözlerle açýklýyor: "Hayda diyerek piyasaya girerseniz balon gibi olur ve sizin havanýzý hemen alýrlar. Markalarýmýzý geliþtiri yoruz. Ar-Ge birimine önem veri yoruz ve bu þekilde ayakta kalmaya çalýþýyoruz. Ýleri doðru geniþleme ve pazarlama yapmaya çalýþýyoruz. Markalaþmayý yapmak zorundayýz. Tekstilde örme kumaþ üretiyoruz. Kimya üretim tesisleri var. Türkiye'nin ciddi firmalarýna üretim de yapýyoruz. Ayakta kalabilmemiz için iþin tedarikçi ayaðýný iyi oluþturmak lazým. Þükür biz bunu yaptýk. Ayrýca hangi sektörde olursanýz olun rekabet anormal bir þekilde kendisini gösteriyor. Finans, ArGe, birleþmeler bunlarý yapmak zorundayýz. Bizim üreticimiz, esnafýmýz, sanayicimiz dünyayý geziyor, bilgi getiriyor. Anadolu güzel iþler yapýyor."

31


Röportaj BAYÝLÝK, ESNAFI ZOR DURUMDA BIRAKIYOR Bazý beyaz eþya firmalarýnýn oluþturduðu bayilik sistemine de tepki gösteren Saruhan, AB yasalarýnda ba yilik sisteminin olmadýðýný ve beyaz eþya dükkânýnda her firmaya ait ürünlerin olduðunu savunuyor. Esnaflarýn bayisi olduðu firmalarýn izin vermemesi üzerine dükkânýnýn yan tarafýnda baþka bir isimle yeni bir iþyeri açmak zorunda kaldýðýný belirten Saruhan, Türkiye'nin AB'ye girmesi durumunda bayilik sisteminin ortadan kalkacaðýný iddia ediyor. Saruhan, mevcut sistemin esnaflarý zor durumda býraktýðýný da belirtiyor. Sivil toplum örgütlerinin önemine de deðinen Saruhan, þu örneði verdi: "Türkiye'de partilere katýlým oraný yüzde 35. STK'lara katýlým oraný ise yüzde 15'lerde. Ortalamalar böyle. Avrupa ise siyasi partilere katýlýmlara katýlým çok az. Yüzde 5'lerde. STK'lara katýlým ise yüzde 60'larda. Biz de böyle olmalý. Çünkü STK'lar

Rýzka Allah kefildir ve rýzký isteyene vereceðini söylüyor. Bunlardan kopmamak lazým. Babam, araba almamýza izin vermezdi. Þimdi bizim 2-3 yýllýk müdürlerimiz hemen araba alýyorlar.

32

gerçekten çok önemli. Biz ne zaman Avrupa'daki rakamý yakalarýz o zaman Türkiye güçlenir. Duyar sýzlaþtýk. Demokrasimizin olmazsa olmazý sivil toplum örgütleridir." "Bana göre siyasi anlamda 2007 yýlýnda çok önemli iþler yapýldý. Geliþmemizin önündeki siyasi engeller kalktý. Cumhurbaþkanlýðý ve genel seçimler demokratik yapýldý. Siyasi belirsizlik bitti. Biz sanayiciler olarak da artýk önümüzü daha net görmeye baþladýk. "

Þartlar güzelce oluþturulduktan sonra tabi ki biz perakende devlerine karþý çýkamayýz. Ülkemize gelsinler. Ancak gelirken yerli üreticimizi yok etmesinler. Yasa biraz daha gecikirse esnaf, tüccar ve üreticilerimiz zor durumla kalacak.


Röportaj

Ýstanbul Oto Sanatkârlarý Esnaf Odasý Baþkaný Mustafa Keskin:

Esnaf ve sanatkârlarýn haklarý için mücadele ediyoruz Ýstanbul Ota Sanatkârlarý Esnaf Odasý Baþkaný Mustafa Keskin, esnaf ve sanatkarlarýn menfaati için çalýþtýklarýný belirterek, "Oto sanatýnýn, geliþen teknolojiye paralel olarak geliþmesi ve kendini yenilemesi konusunda ve oto esnaf ve sanatkarlarýnýn hak ve menfaatlerinin korunmasý yönünde büyük gayret ve mücadele içindeyiz" diyor. Baþkanlýðýnýz döneminde yaptýðýnýz faaliyetler nelerdir? Baþkan vekilliðim döneminde; 1528 iþ yerinden oluþan Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi 2'nci kýsým ile 792 iþ yerinden oluþan Ýkitelli Atatürk Oto Sanayi Sitesi 3'üncü kýsmýn projelendirilme ve inþaat aþamasýnda etkin görevler üslendik. Oto sanatýnýn, geliþen teknolojiye paralel olarak geliþmesi ve kendini yenilemesi konusunda ve oto esnaf ve sanatkârlarýnýn hak ve menfaatlerinin korunmasý yönünde büyük gayret ve mücadele örneði gösterdik. ÝNÞAATI TAMAMLANMAK ÜZERE OLAN YENÝ HÝZMET BÝNAMIZ Odamýz, 1953 yýlýnda kurulan Ýstanbul'un en eski odalarýndan biridir. Kurulduðu tarihten itibaren binlerce oto esnaf ve sanatkârýna hizmet vermesine raðmen kendisine ait hizmet binasýna yeni kavuþmuþtur. Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesinde 5 kat üzerine toplam 1050 M2 kapalý alana sahip olan ve inþaatý tamamlanmak üzere olan hizmet binamýzýn arsa temininde ve inþaatýn seyrinde Oda olarak her türlü fedakarlýk ve gayret gösterilmiþtir. Odamýz, ilk defa yeni bir hizmet binasýna kavuþmuþ olmanýn gurur ve heyecanýný yaþamaktadýr. Esnaflarýn bazý otomobil firmalarýnýn servisi olmasý nedeniyle logolar kullanýlýyor. Ancak haksýz rekabet olduðu söyleniyor. Siz bunu nasýl deðerlendiriyorsunuz? Esnaflarýn maðduriyetinin giderilmesi için yaptýðýnýz çalýþmalar nelerdir? 34

Ülkemizde otomobil markalarýný tanýtan ve baþlangýçtan günümüze kadar her türlü hava ve yol þartýnda bu araçlarýn bakým ve onarýmýný yapan, bu araçlarýn trafikte dolaþýmýný saðlayarak önemli bir kamu hizmetini ifa eden oto esnaf ve sanatkârlarýmýz; verdiði bu onurlu ve insani hizmetlerden dolayý her zaman kamuoyunun takdirini kazanmýþtýr. Oto Esnaf ve Sanatkârlarýmýz, geçmiþte olduðu gibi, bu gün de sadece iþ yerlerinin konumunu ve mesleki ihtisas alanýný belirlemek ve tanýtmak amacýyla otomobil markalarýyla ilgili logolarý kullanmaktadýr. Bu durum, markalarýn yetkili servisleri kanalýyla esnafýmýzý haksýz rekabet yapmak ve marka hakkýna tecavüzde bulunmaktan suçlu gösterilmektedir. Geçmiþten itibaren bu markalarý taçlandýrarak günümüze taþýyan oto esnaf ve sanatkârlarýmýzý takdir etmek ve ödüllendirmek yerine, gösterilen tavýr ve üslup tarafýmýzdan esefle karþýlanmakla birlikte, Ýstanbul Oto Sanatkarlarý Esnaf Odasý olarak yüzlerce esnafýmýzýn tepkileri kullandýklarý logolarla birlikte bir yazý ekinde ilgili iþletme ve kurumlara intikal ettirilmiþtir. Grup muafiyeti tebliði hakkýnda görüþ ve düþüncelerimiz nelerdir? Biz Meslek Kuruluþlarýnýn görüþü alýnmadan alelacele çýkarýlan Grup Muafiyeti Yasasý, iþletmelere 600 M2 kapalý alan, en az 11 kiþi çalýþan eleman ve bir o kadar takým tezgâh standardý getirmiþtir. Bu þartlar, maalesef küçük ve orta ölçekli iþletme sahibi esnaf ve sanatkârlarýmýzýn beklentisini karþýlamaktan uzak bulunmaktadýr. Bedenimize uymayan, gýyabýmýzda hazýrlana bir elbise gibidir. Nasýl uygulanacaðý, esnaf


Röportaj ve sanatkârlarýmýza ne gibi kolaylýklar saðlayacaðý ve bizleri yetkili servis hegemonyasýndan nasýl kurtaracaðý bilinmemektedir. Görünen odur ki; çýkarýlmýþ olan Grup Muafiyeti Yasasý, biz dar ve orta gelirli esnaf ve sanatkârdan ziyade, Bugün oto tamirciliði mesleðine soyunan büyük holdinglerin ve bunlarýn bünyesinde oluþan yetkili servislerin iþine yaramýþtýr. Zaten kan kaybeden esnaf ve sanatkârlarýmýza, Grup Muafiyeti Yasasý da bir yarar saðlamamýþtýr. Dolayýsýyla dünün otomotiv sanayinin lokomotifi konumunda olan, bünyesinde on binlerce çýrak, kalfa ve ustanýn istihdamýný saðlayan esnaf ve sanatkârlarýmýzýn gün geçtikçe daha zor duruma düþeceði, iþsizlik nedeniyle kapanan iþyeri sayýsýnýn her geçen gün artacaðý bir vakýadýr. Ýstanbul Oto Sanatkârlarý Esnaf Odasý olarak, baþlangýçta grup muafiyetinin esnafýmýzýn beklentisi yönünde çýkarýlmasý için büyük mücadele verdik. Logolarýn kullanýmý ve Grup Muafiyeti Tebliði ile ilgili olarak ; 05.09.2007 tarihinde Ýstanbul'da 30 Oto Sanayi Sitesi Baþkaný ile Oda Merkezinde bir toplantý düzenlenmiþ, yetkili servislere karþý nasýl bir yol izlenmesi gerektiði hususunda ortak bir karar alýnmýþ ve bir strateji belirlenmiþtir.

Ayný maksatla 20.09.2007 tarihinde bu defa Oto Sanayi Sitesi Baþkanlarý ve Ýstanbul Eksperler Odasý Baþkan ve Yönetiminin katýlýmýyla bir toplantý daha düzenlenmiþtir. Bu toplantýda da; esnafýmýzýn karþýlaþtýðý sorunlarýn aþýlmasý yönünde izlenmesi gereken yöntemler üzerinde çalýþmalar yapýlmýþtýr. ALTERNATÝF YOL TALEBÝ ÝSTÝYORUZ Belediyeden öncelikli beklentileriniz nelerdir? Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesi; kapasitesi, konumu ve verdiði hizmet itibarý ile ülkemizin en büyük, Avrupa'nýn ise belli baþlý oto sanayi sitelerinden biridir. Sitede her gün takriben 25 bin kiþi araçlarý ile dolaþýmda bulunmaktadýr. Bölgede son yýllarda oluþan aþýrý yapýlanma nedeniyle trafik sorunu had safhaya ulaþmýþtýr. Esnafýn iþ gücü ve müþteri kaybýna neden olan bu durumun önlenmesi için, Maslak Ýl Jandarma Alay Komutanlýðý arkasýndan TEM' e ve Kaðýthane' ye baðlanacak projesi hazýr olan bir alternatif yolun hayata geçirilmesi yönünde Odamýzýn öncülüðünde Siteden 1350 esnaf ve sanatkardan imzalý dilekçe alýnmýþ ve baþta Ýstanbul Valiliði olmak üzere ilgili makamlara aktarýlmýþtýr.

MUSTAFA KESKÝN KÝMDÝR: Ýstanbul Oto Sanatkârlarý Esnaf Odasý Baþkaný Mustafa Keskin, 1953 tarihinde Sivas'ýn Hafik ilçesine baðlý Günyamaç köyünde dünyaya geldi. Mesleðe, 1963 yýlýnda Ýstanbul Dolapdere'de oto motor tamirci çýraðý olarak baþladý. Sonra sýrasýyla kalfalýk, ustalýk ve usta öðreticilik belgesi aldý. Halen Maslak Atatürk Oto Sanayi Sitesinde kendisine ait iþ yerinde(Keskinler Mercedes Servisi) mesleði icra etmektektedir. . Mustafa Keskin, 17.03.1988 - 19.02.2002 tarihleri arasýnda Ýstanbul Oto Sanatkârlarý Esnaf Odasýnda Baþkan Vekili olarak görev yaptý. 20.02.2002 tarihinden itibaren ise Oda Baþkaný olarak görev yapmakta olan Mustafa Keskin, ayný zamanda S.S.Oto Tamircileri ve Benzerleri Küçük Sanayi Siteleri Yapý Kooperatifi Baþkaný, S.S.Ýstanbul Oto Sanatkârlarý ve Benzerleri Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifi Baþkaný ve Ýstanbul Organize Sanayi Bölgesi Müteþebbis Heyeti üyesidir. 35


Mevlid Kandili

PEYGAMBERÝMÝZ EN ÝYÝ ÖRNEKTÝR

Prof. Dr. Ali Bardakoðlu Diyanet Ýþleri Baþkaný

Milletimiz ve bütün Ýslam âlemi her yýl yeni bir heyecanla Allah'ýn bütün insanlýða rahmet elçisi olarak gönderdiði ve peygamberler zincirinin son halkasý olan Hz. Muhammed'in getirmiþ olduðu ilahi mesajý anlamak, ortaya koymuþ olduðu eþsiz örnek ahlâkýný özümsemek, ona duyulan engin ve içten sevgiyi gönüllerden sözlere ve toplumsal bilince aktarmak düþüncesiyle asýrlardýr onun dünyaya geliþini Mevlit Kandili olarak kutlamaktadýr. Yüce Allah, insanlýða lütuf ve merhametinin bir tecellisi olarak, insaný insan yapan bütün deðerlerin ve ahlaki erdemlerin kendisinde toplandýðý Hz. Muhammed'i son peygamber olarak göndermiþtir. "Allah, inananlara, kendi içlerinden onlara ayetlerini okuyan, onlarý temize çýkaran ve onlara Kitap'ý ve hikmeti öðreten bir elçi göndermekle iyilik yapmýþtýr. Oysa onlar önceleri apaçýk þaþkýnlýk içinde idiler." (Âl-i Ýmran, 3/164) mealindeki ayet de bu ilahi ikramý ifade eder. Hz. Peygamber'i bize en iyi bir biçimde tanýtan Kur'an, onun hayatýný 'yaþanabilir en güzel model' olarak takdim etmekte ve kendisini örnek almamýzý istemektedir. O, 'bizim içimizden bize gelmiþ' (Tevbe, 9/128) ve 'âlemlere rahmet olarak' (Enbiya, 21/107) gönderilmiþ bir elçidir. 'Ýçimizden biri' olmasý, O'nun örnek olmasýnýn imkânýna iþaret içindir. Ancak unutulmamalýdýr ki, örnek almak için örnek alýnacak þeyin doðru anlaþýlmasý gerekir. Doðru bilgi olmadan anlamaktan söz edilemez. Onu sevmek ve örnek almak, yalýn bir taklit ve sünnetinin belirli þekillere hapsedilmesi deðil, sünnetinin ve sîretinin bütün yönleriyle tanýnmasý, insanlýðýn huzur ve mutluluðu için yaptýðý çaðrýnýn güncelleþtirilerek hayatýmýza yansýtýlmasý, güzel ahlâkýnýn ve öðretilerinin davranýþlarýmýzýn mihveri ve rehberi yapýlmasýdýr. 36

O Rahmet Peygamberi, "Ýman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçek manada iman etmiþ olamazsýnýz." buyurarak birbirimizi sevmeyi imanýn bir gereði olarak ifade etmiþ, sevgi ve imaný toplumsal barýþýn temel direði yapmýþtýr. O, bütün hayatý boyunca, bizlere Yüce Yaratýcý'ya iman edip O'nu içtenlikle sevmeyi, ona baðlanarak ibadetlerle hayatýmýzý anlamlý kýlmayý, dürüstlüðü, emaneti korumayý, insan haklarýna uymayý, zayýf ve muhtaçlara yardým etmeyi, yetim ve kimsesiz çocuklara kol kanat germeyi, herkesin ve her þeyin hakkýný gözetmeyi, komþuluk ve akrabalýk baðlarýna riayet etmeyi, kimseyi kýrmamayý, iyilikte yarýþmayý, yararlý insan olmayý ö��ütlemiþtir. Mevlid Kandili, Hz. Peygamber'in bizlere sunduðu bütün deðerleri ve yol gösterici öðütlerini anlama ve bu anlayýþla yaþama ve yenilenme zamanýdýr. Bu deðerleri fark etmek ve onlarý bir davranýþ bilincine ve yaþanan bir hayat haline getirebilmek, dindarlýðýmýzýn temel hedefi olmalýdýr. Bu duygu ve düþüncelerle Mevlid Kandilinin tüm insanlýða sevgi, barýþ ve huzur getirmesini, kandilin, Sevgili Peygamberimizi daha iyi tanýmamýza vesile olmasýný Yüce Allah'tan niyaz eder, bütün vatandaþlarýmýzýn, yurtdýþýnda yaþayan soydaþlarýmýzýn ve Ýslâm âleminin Mevlid Kandilini tebrik ederim.


n g ar a n

t isi

a lt

a d› r

a &S Y›l Garanti

f F a ki r

2

n ty o

444 0 241

ar a

DANIfiMA HATTI

gu

Merkez Ofis ‹STANBUL (212) 249 70 69 (Pbx) ANKARA (312) 285 07 20 • ‹ZM‹R (232) 433 56 78 www.saruhan.com.tr www.fakir.com.tr

t he

h ru

an

• Und e r

• Fak ir &

uha

›nd

r Sa

carl lewis kondisyon aletleri


Sanatkârlarýmýz

M.Ö 2800 yýlýnýn 2. yarýsýnda hüküm sürmüþ olan Lidyalýlardan, Anadolu insanýna miras kalmýþtýr. Kazazlýk zanaatý Osmanlý aracýlýðý ile Anadolu'nun belli yerlerinde yapýlmýþ ve günümüzü ulaþtýrýlmýþtýr. Cumhuriyet kurulduktan sonra bu zanaatý araþtýrmalar ve büyüklerimizin anlattýðýna göre 4. kuþak olarak Türkiye'de (Trabzon'da) sadece ben yapýyorum

asan Tabakoðlu, 60 yaþýnda ve telkari-kazaz zanaatýnýn son temsilcilerinden biri. 15 yaþýndan beri bu zanaat dalýyla uðraþýyor. Zanaatý sanata çevirmesiyle diðer meslektaþlarýndan ayrýlýyor. Tabakoðlu, sanatýný þöyle tanýmlýyor: "Zanaatýmýz, þuanda dünyanýn hiçbir yerinde yapýlmamaktadýr. Ka zazlýk zanaatý 008 mikron inceliðinde 24 ayar altýn, bin ayar gümüþ telden dikiþ iðnesi ile elde örülen deðiþik þekillerde, bayanlarýn kullandýðý taký, süs malzemesidir. Günümüzde çok beðenilen, görülen tarafýndan dokunmasý mümkün olmayan bir iþçilik olarak kabul edilir. Hasan Usta. 'El emeðim, göz nurum' dediði eserleri gösterirken, bu uðurda bir gözünü de kaybettiðini anlatýyor. Fakat O, durumundan hiç þikâyetçi deðil, ince iþçilik ve sabýr isteyen mesleðini ilerleyen yaþýna raðmen devam ettiriyor. 30 yýldýr Karun Hazineleri`nin bin ayar gümüþ ve 24 ayar altýndan imitasyonlarýný yapýyor. Tabakoðlu, "Neden Karun Hazineleri'ni düþündünüz?" sorusunu ise "En büyük hayalim Karun Hazineleri'nin Türkiye'ye getirilmesiydi. Bu amaçla 30 yýldýr bu hazinelerin aynýsýný yaptým. Dünyanýn deðiþik yerlerinde açtýðým sergilerde Karun'un Türkiye'den kaçýrýldýðýný duyurdum ve bunlarýn

H

38

Karun Hazinesi’ni Yaþatýyor

geri getirilmesi için mücadeleye giriþtim. Geri gelmesinde katkýmýz oldu mu bilemem; ama þimdi onlar yapýldýðý asýl memleketinde sergileniyor. Bu hazineleri yapan ustalar da yerlerinde rahat uyuyor' þeklinde cevaplýyor. Hasan Tabakoðlu, Karun Hazineleri'nin Uþak'taki müzede elveriþsiz þartlarda sergilenmesinden de son derece rahatsýz. 'Bu eserlerin bir benzeri yok. Onlar kaybolup gittiðinde yenisini yapmak mümkün deðil. Neden daha uygun þartlarda sergilenmiyor anlamýyorum' diyen Hasan Usta, önümüzdeki günlerde 1940'lý yýllarda Türkiye'den kaçýrýlan Troya Hazineleri'nin benzerlerini de yine gümüþten yapacaðýný söylüyor. Hasan Usta, Türkiye'de pek tanýnmasa da el sanatlarý dalýnda dünyanýn birçok ülkesinde katýldýðý yarýþmalarda birincilikler almýþ. Devlet adamlarýnýn da yakýndan tanýdýðý bir isim. 8. Cumhurbaþkaný Turgut Özal, Hasan ustayý bizzat arayýp yabancý devlet adamlarýna hediye edilmek üzere çeþitli sipariþler veriyormuþ. Özal'dan sonra Mesut Yýlmaz'ýn da istekleri olmuþ ustadan. Hasan ustanýn müþterilerinden biri de Baþbakan Recep Tayyip Erdoðan. Baþbakan, en son Yunanistan gezisinde Baþbakan Karamanlis`e Hasan Usta'nýn yaptýðý bir tespihi hediye etmiþ.


reklam asajans


Þehirlerimiz

Kozaklý Belediye Baþkaný Erdoðan Çelik:

Türkiye'nin Termal Kaplýcalar Kenti Olacaðýz Nevþehir' in yaklaþýk 100 km kuzeyinde yer alan Kozaklý saðlýk turizmi açýsýndan önemli bir yere sahip. Kozaklý Belediye Baþkaný Erdoðan Çelik, göreve geldiði 2004 yýlýndan bu yana ilçede yaptýðý yatýrýmlarýn yanýnda, tanýtým alanýnda yaptýðý çalýþmalarla Kozaklý kaplýcalarýný Türkiye'ye tanýttý. Çelik, hedefini de "Ýlçemi Türkiye'nin termal kaplýcalar kenti olacaðýz" þeklinde açýklýyor. Kozaklý hakkýnda bilgi verir misiniz? Ýlçe'nin tarihi ile ilgili yeterli ve net bilgi bulunmamaktadýr. Rivayete göre 1954 yýlýnda birbirine yakýn olan Hamamorta, Buruncuk, Baðlýca ve Kozaklý köyleri'nin birleþmesiyle kurulmuþdur. Ýlçede halen türbesi bulunan Kozoðlu adlý zât'ýn türbe taþlarýnda yapýlan incelemeler neticesinde Kozoðlu adlý þahsýn Selçuklular devrinde yaþadýðý, ilçenin adýnýn ise bu zât'tan geldiði rivayet edilmektedir. Ýlçe'de tarihi eser olarak Kozoðlu türbesi ve hamam'ý bulunmaktadýr. Ayrýca Nevþehir bölgesinde sýkça rastlanan yeraltý yerleþimi Kozaklý'ya yaklaþýk 7 km uzaklýktaki Kanlýca kasabasýnda da bulunmaktadýr. Kozaklý termal bölgesi olduðu halde bu pek bilinmemektedir. Jeotermal enerji nedir? Kozaklý'nýn termal suyu hakkýnda bilgi verir misiniz? Jeotermal kaynak kýsaca yer ýsýsý olup, yerkabuðunun çeþitli derinliklerinde birikmiþ ýsýnýn oluþturduðu, kimyasallar içeren sýcak su, buhar ve gazlardýr. Jeotermal enerji ise jeotermal kaynaklardan doðrudan veya dolaylý her türlü faydalanmayý kapsamaktadýr. Jeotermal enerji yeni, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmeyen, ucuz, güvenilir, çevre dostu, yerli ve yeþil bir enerji türüdür. Jeotermal enerjinin kullaným amaçlý 40

deðerlendirilmesi, insanoðlunun doðal yaþam sürecinin devamýný saðlar. Kozaklý´da kaplýca saðlýk turizmi açýsýndan önemli bir yere sahipdir. Nevþehir ili civarýnda çok sayýda içme ve kaplýca vardýr. Ýllede kaplýca denince akla Kozaklý gelmektedir. Nevþehir´deki kaplýcalarýn ve içmelerin bir bölümü, geliþen turizme paralel olarak deðerlendirilmeye baþlamýþ, bu anlamda son yýllarda önemli sayýlabilecek geliþmeler göstermiþdir. Kozaklý'nýn güneyinde dere yataðý boyunca, çok sayýda su kaynaðý vardýr. Toplam debisi 30lt/sn´ye ulaþan bu sularýn bir kýsmý dereye karýþmakta, bir bölümü ise, bir süre açýktan aktýktan sonra yeniden yer altýna çekilmektedir.


Þehirlerimiz Kozaklý'nýn doðusunda özel idare'nin eski Kozoðlu hamamý vardýr. Günümüzde bu hamam, havuz taþlarý dýþýnda bütünüyle yýkýlmýþ durumdadýr. Suyu az olmakla birlikte, Türkiye´nin en yüksek radyoaktif olma özelliðine sahip kaplýcalardan biri budur. Sondajla toplanan suyun bir bölümü, yeni yapýlan turistik Motellerde ve hatta son derece lüks Hotellerde kullanýlmaktadýr. Üç ayrý havuzdan birbirine akýtýlarak soðutulan su banyolara ve dairlere verilmektedir. Ýlçe'deki belediye Kaplýcasý (eski hamam)´nýn da sýcak su gereksinimi de bu kaynaklardan karþýlanmaktadýr. Kaplýcanýn kadýn ve erkek bölümlerine iki ayrý kaynaktan su gelmektedir. Su Isýsý: 27°C - 93°C PH Deðeri: 6,7 - 7 Yararlanma Þekilleri: Ýçme, banyo veya buhar soluma yöntemi. Özellikleri: Klorürlü, Sülfatlý, Bikarbonatlý, Sodyumlu, Kalsiyumlu, ve Radyoaktif bir bileþime sahipdir. Alman Kaplýcalar Birliði sýnýflandýrmasýna göre A ve C grubu þifalý sular grubuna girmektedir. Tedavi Ettiði Hastalýklar: iltihabý olmayan romatizmal hastalýklar, kireçlenmeler, cilt hastalýklarý, kemik, eklem ve kas hastalýklarý, kronik iltihaplý kadýn hastalýklarý, kalp ve kan dolaþýmý hastalýklarý, solunum yollarý hastalýklarý, sinirsel hastalýklar, ameliyat sonrasý rahatsýzlýklar, damar sertliði ve mantar hastalýklarý'nýn tedavisin de baþarýlý sonuçlar alýndýðý gözlenmiþdir.

hiç ciddi yatýrým yapýlmadý. Kozaklý'da da durum farklý deðildi. Nevþehir'in önemli merkezlerindeniz ama Nevþehir deyince ilk olarak peri bacalarý gelmektedir. Özellikle bizim belediye baþkanlýðýmýz döneminde önemli çalýþmalara imza attýk. Kozaklý'nýn termal turizminin geliþmesinin yatýrýmlarýn önünü açtýk. Saðlýk turizminde önemli bir yere sahip kaplýcalar ve içmeceler Kozaklý ilçesinde son yýllarda yapýlan yatýrýmlarla kendini hissettirir duruma geldi. Ýlçe de saðlýk turizmine yönelik faaliyet içeren 18 adet otel ve motel, 641 oda ve 2600 yatak kapasitesi ile hizmet vermektedir. Ýnþallah Kozaklý'yý özellikle gerçekleþtireceðimiz tanýtým faaliyetleri ile Türkiye'nin termal kenti yapacaðýz. Kozaklý'nýn bu potansiyeli var.

Türkiye'de kaplýca turizmi yeterince geliþtiðine inanýyor musunuz? Ülkemizdeki jeotermal kaynaklar, vatandaþlarýmýzýn temizlenme, dinlenme ve zindeleþme ihtiyaçlarýný karþýlamasýnýn yaný sýra, önemli bir dýþ turizm aktivitesi yaratacak kapasiteye de sahip. Ancak, deniz-kum-güneþ turizmine önemli yatýrýmlar yapan, yapmakta olan turizm yatýrýmcýlarý termal turizmine ayný ilgiyi yakýn zamana kadar hiç göstermediler. Bu konuda kamu yönetimi gerekli adýmlarý atmýþ, pek çok jeotermal alan "Turizm Merkezi" ilan edilmiþ ve gerekli yasal düzenlemeler uygulamaya sokulmuþ olsa bile, son 10 yýla kadar hemen

Termal suyun israf edilmemesi ve bilinçli kullanýlmasý için yaptýðýnýz çalýþmalarýnýz nelerdir? Ýlçemizdeki sýcak su kaynaklarýnýn dengeli ve düzenli bir þekilde turistik merkezlerin ihtiyaçlarýna göre kullanýlmasý elbette çok önemlidir. Kozaklý Türkiye'nin zengin jeotermal kaynaklarýna sahip merkezlerin baþýnda geliyor. Ancak ne yazýk ki geçmiþ yýllarda bilimsel verilere dayanmadan birbiri ardýna açýlan su kuyularý ciddi tehlikeler oluþturuyordu. Artýk yeni kuyularýn açýlmasýna izin vermiyoruz. Ýzne tabi tuttuk. Yani her isteyen kafasýna göre kuyu açamayacak. TERMAL SUYUMUZUN ÝSRAFINI ÖNLEYECEÐÝZ Kozaklý ilçesi, ekonomisini doðal kaynaklarý üzerine þekillendirmiþ, bir yanda saðlýk diðer yanda sera ve ýsýnma noktasýnda önemli kazançlar saðlayabilen ender coðrafyalardan birisi. Kozaklý ilçesinin en temel 41


Þehirlerimiz zli bir daðýtým hattý kanalýyla su daðýtýmýný gerçekleþtireceðiz. Böylelikle kaynaðýmýzý koruyacaðýz. Bu nedenle Nevþehir Ýl Özel Ýdaresi'nin sadece Rüsum ücreti alarak deðerlendirdiði bu kaynaklarý, Kozaklý Belediyesi bünyesinde tek bir merkezde toplayýp, tesislerin yatak kapasitesi ve ihtiyaçlarý çerçevesinde bir sisteme kavuþturacaðýz. Sýcak suyu konut ve iþyerlerinin ýsýtýlmasýnda da kullanýyor musunuz? Ýlçemizde þuan yaklaþýk bin konutta jeotermal enerji ile ýsýtýyoruz. Tabi buna iþyerleri de dahil. Ýlk etapta hedefimiz bunu 3 bin konuta çýkarmak. Ancak bunun için de 3 milyon YTL'lik bir kaynaða ihtiyacýmýz var. potansiyel gücünü oluþturan ve yeryüzüne 98 derecedeki bir sýcaklýkta çýkan sýcak su kaynaklarý, geçmiþ yýllarda bilimsel verilerden uzak bir yapý içerisinde kullanýlmýþ. Bu da ister istemez istenmeyen sonuçlarý ortaya çýkartýyor. Tesislerin ihtiyaçlarý çerçevesinde bugüne kadar açýlan 22 farklý kuyudan tesislerin ihtiyacý olan sýcak ve þifalý su karþýlanmaya çalýþýlmýþ, Kaplýcalar mevkiinin farklý merkezlerinde su kuyularý açýldýðý için tabandaki su akýþýnda ciddi manada deðiþimler yaþandý. Diðer yanda böyle bir mekanizma içerisinde sýcak su karþýlandýðýnda örneðin saniyede tesislerin normal ihtiyaçlarý 50 litre ise bugün için 300 litre sýcak su çýkartýlýyor. Saniyede 250 litre suyun israf edilerek kullanýlmasýyla tabandaki su miktarýnda ciddi bir düþüþ yaþanýyor. Bunun bir sonucu olarak da geçtiðimiz ay içerisinde sýcak su kaynaðýnýn bulunduðu Kaplýcalar mevkiindeki bir alanda 35 metre çapýnda oldukça önemli bir göçük meydana geldi. Elbette geçmiþ yýllarda bilimsellikten uzak bir bakýþ içerisinde jeotermal kaynaklar kullanýlýrsa bu tür istemediðimiz sonuçlar ortaya çýkýyor. Ýnþallah belediyemiz bünyesine oluþturulacak tek merke-

42

Tabi jeotermal enerjiye ilk olarak bizim dönemimizde baþlanmadý. 98 derece ile yer altýndan çýkan suyun konut, resmi kurum ve kuruluþlar ile iþlerinin ýsýtýlmasýna yönelik ilk olarak 1996 yýlýnda çalýþmalara baþlandý. Tabi bizim dönemimizde yani son 4 yýlda çalýþmalar hýzlandý. Eðer 3 milyon YTL'lik kaynaðý bulursak ilçemizi ýsýnmadan kaynaklanan kirlilikten de kurtaracaðýz. Bu da bizim için ayrý bir övünç kaynaðý...

ERDOÐAN ÇELÝK KÝMDÝR? Çelik, 1967 yýlýnda Kozaklý'da dünyaya geldi. Ýlköðretim ve lise tahsilini ilçede tamamladý. Üniversiteyi Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nde tamamladýktan sonra vatani görevini yedek subay olarak Siirt ve Kýrklareli'nde yaptý. Kendi þirketinde serbest ticaretle iþtigal ederken 28 mart mahalli idareler seçiminde kozaklý belediye baþkaný seçildi. Erdoðan Çelik evli 3 çocuk babasýdýr.


Hukuk

KADIN HAKLARI VE TÜRKÝYE cýlýk doðal karþýlanmaktadýr. Bu nedenle üniversitelerin bahçelerine dahi alýnmayan örtülü kadýnlar, ehliyet sýnavlarýndan çýkartýlmaya, halk evlerinde "türbanlýlar dýþarý" anonsunun muhatabý olmaya, ödül almak çýktýklarý kürsülerden indirilmeye baþlanmýþtýr.

Av. Fatma Benli Ayrýmcýlýða Karþý Kadýn Haklarý Derneði (AKDER)

Baþkan Yrd.

Modernite adý altýnda "kadýn haklarý" söyleminin sýkça kullanýldýðý Türkiye'de kadýnlarýn saðlýk, eðitim, istihdam ve politik yaþama katýlým oranlarýnýn düþüklüðü, söylemsel olarak kadýn haklarýndan bahsetmenin çaðdaþlaþmak için yeterli olmadýðýný ortaya koymaktadýr. Zira ülkelerin geliþmiþlik düzeyleri ile kadýnlarýn eðitim çalýþma ve siyasal yaþama katýlýmlarý arasýnda doðrudan bir iliþki bulunmaktadýr. Türkiye'deki kadýn statüsü ise, uluslararasý endekslere göre çok düþük düzeyde seyretmektedir. Kadýnlarýn toplumsal yaþamdaki oranlarýn deðerlendirildiði 2006 yýlý Dünya Cinsiyet Haritasýna göre Türkiye 115 ülke arasýnda ancak 105. sýrada gelmektedir. Kadýnlarýn çalýþma yaþamýna katýlýmý %24.1 olup, bu oran AB ve OECD üyeleri arasýnda en düþük orandýr. 23 bini aþkýn belde ve belediye baþkanýndan sadece 18 tanesi kadýn olmasý kadýnlarýn siyasal yaþama katýlýmýn ne derece az olduðunu göstermektedir. Beþ milyondan fazla kadýnýn okuma yazma bilmediði ifade edilen Türkiye'de Birleþmiþ Milletler verilerine göre her sene okul çaðýndaki 600 - 800 bin kýz çocuðu okula gitmediði için UNISEF'in desteði ile "haydi kýzlar okula" kampanyalarý düzenlenmektedir.

44

Kadýnlarýn insan haklarý açýsýndan bu derece ciddi temel sorunlarý olan Türkiye'de, son on yýldýr en çok konuþulan ve üzerinde enerji sarf edilen konu ise baþörtülü kadýnlarýn yükseköðretim almasýna izin verilip verilmemesidir. Eðitim ve kadýn haklarýnýn geliþimine özel önem verilerek kadýnlarýn sosyal hayata katýlýmý teþvik edilen Türkiye'de, kadýnlarýn baþlarýný örtüp örtmemesi çok ciddi bir ülke meselesi haline getirilmektedir. Ne gariptir ki kadýn haklarýnýn geliþmesi gerektiðinden bahsedenler, baþýný örten kadýnlarý küçümseme ve baþlarýný açmadýkça kendileri ile ayný haklarý kullanmayacaklarýný söyleme hakkýný kendilerinde görebilmektedirler. Fiili eþitliði saðlamak üzere kadýnlara pozitif ayrýmcýlýk yapýlmasý istenirken, örtülü kadýnlara yapýlan negatif ayrým-

Gerçekte Türkiye'de kadýnlarýn baþlarýný örtme ya da örtmeme noktasýnda sorunlarý bulunmamaktadýr. Hayatýn her alanýnda farklý kýyafet ve yaþam tarzýndaki kadýnlarý, bir arada görmek mümkündür. Sorun; bir kadýnýn baþýný örtmesi halinde eðitim, çalýþma ve siyasal yaþam dýþýnda býrakýlmasýndan, baþörtülü kadýnlara karþý ayrýmcý muamelede bulunulmasýndan ve bütün bunlarý meþrulaþtýrmak için ileri sürülen bahanelerden kaynaklanmaktadýr. "Serbesti olursa Türkiye Ýran'a dönebilir" tarzý söyleyenlerin dahi kendilerinin inanmadýðý tehdit senaryolarý üretenler varsayýmlarýn da ötesinde "ileride ihlal edilmesi muhtemel bir hak" için bu gün somut haklarýn ihlal edilmesini meþru görmektedir. "Baþörtüsü farklý türban farklý, onlar siyasi nedenlerle takýyorlar" bahanesinin arkasýna sýðýnanlar, evde duran ninelerin de torunlarýnýn mezuniyet törenlerine geldiklerinde okul kapýlarýndan geri çevrildikleri gerçeðini göz ardý etmektedirler. Halbuki herkesin kendi varsayým ve korkularýna göre, baþkalarýnýn haklarýný kýsýtlanmasýný meþru gördüðü bir ortamda, hukuk ve adaletten bahsedilemez. Sonuçta baþörtüsü Türkiye'nin bir gerçeðidir. TESEV raporlarýnda ortaya konduðu üzere Türkiye'deki kadýnlarýn %62'si bir þekilde baþýný örtmektedir. Türkiye'de kadýnlarýn baþlarý örtülü olduðu için okuma ve çalýþma imkanlarý elinden alýnmaya devam ettiði müddetçe gerçek anlamda çoðulculuktan, özgürlükten, egemenliðin kayýtsýz þartsýz millete ait olduðundan, toplumsal cinsiyet eþitliðinden, kadýnlarýn da erkekler kadar özgür olduðundan, herkesin eþit olduðundan bahsetmeye imkan bulunmamaktadýr. Bu noktada yapýlmasý gereken baþýný örten kadýnlara karþý gerçekleþen ayrýmcý muamelenin sona erdirilmesi, bunun içinde her bireyin insani sorumluluðunu yerine getirmesidir. Uygulamayý kanýksamak, kabullenmek, olaylarý seyrine býrakmak, yasak yokmuþçasýna davranmak ya da vaki ayrýmcýlýðý deðiþik yorumlarla meþrulaþtýrýp baþka ihlallerinin önü açmak sorunu çözmemektedir.


Saðlýk

MENOPOZ-2 yaþlarýnda iseniz ve henüz menopoza girmemiþseniz hekimlerin çoðu en az yýlda bir defa yumurtalýklarýnýzýn tam bir muayenesini ve ultrasonografik olarak incelenmenizi önererek her þeyin yoluda gittiðinden emin olmak isteyeceklerdir. Yumurtalýk kanseri erken evrelerde belirti vermez. Opr. Dr. Leyla Mollamahmutoðlu Dr. Zekai T. Burak Kadýn Hastalýklarý Hastanesi Baþhekimi

ERKEN MENOPOZUN ÝYÝLERÝ KÖTÜLERÝ Bir çok kadýn erken menopoza girmekten hoþnuttur çünkü artýk adet kanamalarý ve gebelik korkusu kalmayacaktýr. Ama erken menopoza girmenin kötü yanlarý vardýr. Majör risk estrojen eksikliðinin olumsuz sonuçlarýnýn daha geç olmak yerine daha erkenden sizi bulmasýdýr. Estrojen geliþtirmek için ek zamanýnýz olacaðý anlamýna gelir: Osteoporoz (kemiklerde incelme), vajen ve idrar yollarý deðiþiklik - leri ve kardiovasküler (kalp damar sistemi) problemler gibi. Diðer taraftan daha az bir zaman yumurtlamýþ olduðunuz için yumurtalýk kanserine yakalnam þansýnýz azdýr (Ne süre olursa olsun doðum kontrol hapý kullanmýþ kadýnda yumurtalýk kanseri oluþma riskinin az olmasý ayný nedendir). GEÇ MENOPOZ : NERESÝ ÝYÝ? 53 yaþýndan sonra yumurtalama ve adet görmeye yetecek akadar estrojen yapmaya devam eden %5 kadýndan biriyseniz, daha erken adetleri kesilmiþ kadýnlara göre bazý avantajlarýmýz vardýr. Çünkü dolaþýmýnýzda ve dokularýnýzda estrojen bulunduðu sürece, bunu kaybettiðiniz zaman olacak olaylara karþý korunursunuz. Örneðin estrojeniniz siz kalp ve damar hastalýklarýna karþý korur. Kemiklerinizin incelmesine mani olur, size kuvvetli kemikler saðlayarak bankadaki para gibi ilerde kemiklerinizin kalsiyumu tutamayacaklarý zaman için yatýrým yaptýrýr. Genç görüntünüzü devam ettirir. Vajinal ve idrar yollarý dokularýnýzý iyi çalýþýr durumda tutar. Bu dokularýn ciddi bir þekilde etkilenmesi için major estrojen kaynaðýný kaybetmenizden sonra 10 sene kadar bir zaman gerektiði için, geç menopoza girdiðinizde henüz bu durumdan uzaksýnýz demektir. Geç menopoza girmenin tek gerçek dezavantajý yumurtalýk kanserine yakalanma riskinizin biraz fazla olmasýdýr. Çünkü hayatýnýz boyunca ne kadar çok yumurtacýk atarsanýz, bu tip kanser geliþtirme riskiniz o kadar yüksek demektir. Eðer 50

VÜCÜDUNUZ NASIL DEÐÝÞÝR? Vücudunuzda yer almaya baþlayan birçok tipik deðiþiklik menopozda her kadýnýn baþýna gelir. Her kadýn adetten kesilir ve kýsýr hale gelir. Gebelik ve hamileliðin devamý için gerekmeyen üreme organlarý yine her kadýnda küçülür ve deðiþir. Her kadýnda buluð çaðýndan beri yapýmý sürmekte olan ana diþilik hormonunun eksikliði ile cilt - kas ve kemiklerde bazý etkiler oluþur. Bir zamanlar bir ceviz kadar olan yumurtalýklar küçülerek eski büyüklüklerinin üçte biri boyuna inerler. Seviks ( rahim aðzý ) ve vajenden salýnan mukus azalýr. Endometrium incelir, küçülür ve sonunda iþ görmez hale gelir. Rahim orijinal büyüklüðünü ( yaklaþýk yumruðunuz kadar olup 5cm kalýnlýðýnda) kaybederek daha önceki boyutlarýnýn üçte birine düþer. Vajen duvarlarý incelir, esnekliðini ve elastiki yapýsýný büyük oranda kaybeder. Ýçini döþeyen doku incelir, çünkü bu zarýmsý tabakayý oluþturan özel hücreler estrojen varlýðýnda kalýn bir koruyucu tabaka oluþtururken, estrojen eksikliðinde ortadan kaybolur. Vajen ve üretra ( idrarýn çýkýþ deliði) arasýndaki mesafe kýsalýr, ve üretrayý döþeyen dokular ince ve daha çabuk zarar görebilir hale gelir. Göðüsler daha önceki kalýn cilt altý yað dokusunu kaybederler, bez yapýlarý küçülür, çünkü artýk bir bebek beslemek zorunda deðildirler. Her kadýnda olan tüm bu deðiþiklikler, atrofik özellikli olup; genellikle menopozdan yaklaþýk 3 sene sonra; bazen de bundan daha önce meydana gelir. ZAMANLAMA FARKLIDIR Her kadýnýn takvimi farklýdýr. Eðer overleriniz, böbrek üstü bezleriniz ve yað dokunuz menopoz sonrasý bir miktar estrojen yapmaya devam ediyorsa - tabii yumurtlama ve adet kanamalarýna yetmeyecek miktarlarda - bütün bu deðiþiklikler daha yavaþ meydana gelir. Diðer bir örnekte ise, eðer yumurtalýklarýnýz alýndýysa; estrojen desteðinizin aniden ve hemen tamamen kesilmesi nedeni ile deðiþiklikler çok daha çabuk meydana gelir. 45


Teþkilat Haberleri

ESDER gül ve kitap daðýttý Esnaf ve Sanatkârlar Derneði (ESDER) Genel Merkezi, Ankara Ulus meydanýnda Kutlu Doðum Haftasý dolayýsýyla gül ve kitap daðýttý. ESDER Genel Baþkaný Mahmut Çelikus, "Kutlu Doðum Haftasý, Peygamberimizi sevme ve anlama haftasýdýr" dedi. ESDER, Ulus meydanýnda Kutlu Doðum Haftasý etkinlikleri kapsamýnda gül ve kitap daðýttý. Vatandaþlarýn büyük ilgi gösterdiði daðýtýmda, ESDER Genel Baþkaný Mahmut Çelikus, gül ve kitap daðýtýmýndan sonra açýklamalarda bulundu. O, EN ÝYÝ TÜCCARDIR Ahilik felsefesinin temellerinden ticarette önce ahlakýn bulunduðunu belirten Çelikus, sözlerine þöyle devam etti:

"Peygamber Efendimizin Mübarek Hayatlarýna da baktýðýmýzda onun ticaret hayatýndaki dürüstlüðü, güvenirliliði ve güzel ahlakýný en büyük örnek olarak görüyoruz. O bize her konuda yol gösterici olmuþtur. Dürüst tüccardýr, iyi bir babadýr. Adaletli bir devlet baþkanýdýr" dedi. Ahiliðin temel deðerlerinin Peygamber Efendimizin hayatýyla örtüþtüðüne dikkat çeken Çelikus, Ahilerin dürüst tüccar anlayýþýnýn Peygamberimizden alýndýðýný belirtti.

ESDER Trabzon Þubesi’nden Esnaf Anketi ESDER, Trabzon'daki esnafýn sorunlarý ve bu sorunlarýn çözümüne yönelik olarak bir anket düzenledi. 13 ayrý bölgedeki her meslek grubunun yer aldýðý anket sonuçlarý ESDER Trabzon Þube Baþkaný Hasan Aydýn tarafýndan kamuoyuna duyuruldu. 12 sorudan oluþan anket bin 500 esnaf arasýnda yapýldý. ESDER Þube Baþkaný Hasan Aydýn, 'Ankette her meslek ve bölgeden esnaf ve sanatkârlarýmýzla görüþerek mevcut durumlarýný, beklentilerini çok ciddi

46

saðlýklý ve objektif bir biçimde ortaya koymuþ bulunmaktayýz. Sonuç olarak esnafýmýzýn bugün ki hali yoðun bakýmda koma halidir. Son 1 yýl içinde 2 bin 800 esnaf kepenk kapatmýþtýr.' dedi. Anketin amacýnýn sorumlu ve sorunlu taraflarýný bir masa etrafýnda buluþturmak ve problemlerin çözümüne katký saðlamak olduðunu dile getiren Aydýn, 'Anketten çýkan sonuç esnaf ve sanatkârlarýn sesidir.' dedi. Anketin ilginç sonuçlarýndan birinin de esnaf odalarýnýn kendilerine baðlý üyelerin sorunlarýyla yeteri derece kadar ilgilenmediðini ortaya koyduðunu ifade eden Aydýn þöyle konuþtu: "Üyelerimize 'Kayýtlý olduðunuz odanýn size yeterince destek olduðuna inanýyor musunuz?' sorusuna esnafýmýzýn yüzde 78'i hayýr yanýtý vermiþtir. Bu sonuç çok acý bir tabloyu ortaya koyuyor. Esnafýmýzýn içler acýsý haline bir de odalarýn ilgisizliði eklenince iþin içinden çýkýlmaz bir hal alýyor. Esnafýn desteðiyle koltuða oturanlar, esnafýn derdiyle ilgilenmemesi doðru bir yaklaþým deðildir. O koltukta rahat edememelisiniz. Hem esnafýn emanet ettiði koltuða oturacaksýnýz, hem de onlarla ilgilenmeyeceksiniz. Bu esnafýn durumunun net fotoðrafýný gösteriyor."



Kepenk