Issuu on Google+


SEKA


PA R K


Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kültür Yayınları: 25 • Adres: Oramiral Salim Dervişoğlu Cad. Fuar Yanı 41040 İzmit / Kocaeli • (0262) 318 10 01 Birinci Basım / Ocak 2009 / ANKARA Yayın Hakkı: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 2010 ISBN: **********************

Arşiv: T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Kütüphane Başkanlığı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Dairesi Başkanlığı Mehmet Ali Kağıtçı İhtisas Kitaplığı, Kocaeli


Genel Yayın Yönetmeni, Sıtkı İlanbey Editör, Yaşar Taşkın Koç Fotoğraf Editörü, Asiye Komut Fotoğraflar, Göksun Ünlü Grafik Tasarım, Serdar Südor Yapım, w w w.r ihtimajans.com

RIHTIM AJANS

Teşekkür: Mustafa Çakır / İsmail Taşseven / Zeynep Şahin / İbrahim Ünsal / Mustafa Çamlıca / Burak Tekeş


S E K A K Ü L L E R İ N D E N D O Ğ D U : S E K A PA R K Yüzlerce fabrikasıyla Türkiye’nin üretimindeki atardamarı… Hem Anadolulu hem Avrupalı… Körfezin en parlak incisi… Deniz, demir ve karayollarının kesiştiği yerde bir büyük şehir… Stratejik olarak ne denli değerli bir noktada olduğunun gözden kaçırılması mümkün değildi elbette. Ve bu sebepten kaynaklanan sonuç itibariyle, Seka İzmit’in ve Türkiye’nin sanayileşme noktasında ilk büyük adımı olarak tarihe geçti. Dönemin zor koşullarına rağmen devletten ciddi bir destek alan Seka, kendi çalışanlarını yetiştirdi, işçisiyle yöneticisiyle tek vücut oldu ve bir fabrika için kısa denilebilecek bir zaman diliminde hızla büyüdü… Kendi içinde adeta küçük bir şehir haline geldi. Fakat zamanla küresel ve ardından oluşan ulusal ekonomik sorunlar nedeniyle yükselişten, duraklama ve ardından çöküş dönemine geçti. Ve Seka kapandı… Diğer fabrikaların akıbetine uğramayan Seka “dönüşüm projesiyle” tıpkı kurulduğu gün olduğu gibi bir ilki gerçekleştirdi ve Seka Park olarak yeniden doğdu. İnsanların gezdiği, balık tuttuğu, çocukların oynadığı, piknik alanlarının olduğu, spor, eğlence adına her şeyin bulunduğu devasa park, Sekalı’nın mirasını büyük bir güçle sırtlayarak yoluna devam ediyor. Bilim, sanat ve kültür açısından çalışmalarımız da her geçen gün eklenerek sürüyor. Sadece Kocaeli için değil Türkiye için de bir ilki yaşıyoruz Seka Park’la… Çünkü Seka, bir sanayi şehrine verebileceği en özel hediyeyi “akciğerlerini” armağan etti.

Ga. Nam utem et, vid excerene laborec esequo verate peris enitionse ma commosti consequi quam fugiam a doloresed qui debis eum delecearum fuga. Em quid es veris mos eos voluptur, exersperum vel eri ad ut que diciist, voluptatibus dolectassi necatus et qui dolupta taquasp erspedit, nis ent voluptur? Bisit aria assim dolorpor sita prectota soluptaspe lam sum incipienis utatur sae anditae pratem hici in non perum voles comniscium, tet quoditat estem. Nam dolores repelit arunt lacepel lendam, nulpa audae dolupta tusanihit, odi qui cusamusa natecus anditi berae elendit oditibus explaute quos etumeni musdam hilignis cuptati quid estrum sunt harum repudame versperios ea inum a sit, conet omnihil molorere, sent. Iqui corerec tionsendam hilitatum dic to quam harchicid qui ullaut audae volorias ut enimolum ulla vendit quas venihitatis et et expedia tintibus minveli ciates derfero verum que velendi remporum quatatur, quiandunt. Git veritae natur, sention pernam se expelenimus ut es dolut voluptatur aut quia quam voluptas ab il iliquidella abore liquatur, testius cipictum corem quiandi gendigene re necustium necte laut voluptatem re ent escia plature dolupitae et quaspe pel ea es utectio nessit ipis mod ut dicil eumquo cum in elecaborum conse doluptasped que voluptaepe cum, nonsendam, cusam exerisquas ni restia vid eaquamende nim que omni doluptam, quis duci de omnis natiatur aboreium esed quasped isquis di dolendis consequae nimuscium num faciminias venis dolut quamenis resciae sinvent es consedit, odis volupie ndigendi ut magnate mperum dolenit, ut faccusandit et eostem apitas eum il et rero te adio vel magnis in prest qui conserum volupta poremporem. Ximus, cuptatem fugit, non-


e ditör

YAŞARTAŞKINKOÇ

Her türlü etkinliğin bulunduğu; her tabakadan insan olan; denizin kıyısındaki bu büyük, geniş alanın adı SEKAPARK. SEKAPARK’ta belki yüzlerce dinlenme, kültür, sanat, spor, eğlence hatta bilimle ilgili bölümler bulunuyor. Oysa, düne kadar burada bir fabrika vardı.

Her türlü etkinliğin bulunduğu; her tabakadan insan olan; denizin kıyısındaki bu büyük, geniş alanın adı SEKAPARK. SEKAPARK’ta belki yüzlerce dinlenme, kültür, sanat, spor, eğlence hatta bilimle ilgili bölümler bulunuyor. Oysa, düne kadar burada bir fabrika vardı.

Çalışanlarından başkasının girmesinin yasak olduğu bir fabrika… Çalışanlarından başkasının girmesinin yasak olduğu bir fabrika… Bir fabrika alanı, Türkiye’nin ilk endüstriyel dönüşüm alanına

ne zaman evrildi? Nasıl evrildi? Niçin evrildi?

Bütün bu soruların cevabını bulmak için biraz yakın tarihe; bazen biraz daha fazla geriye gitmek gerekiyor.

Bir fabrika alanı, Türkiye’nin ilk endüstriyel dönüşüm alanına

ne zaman evrildi? Nasıl evrildi? Niçin evrildi?

Bütün bu soruların cevabını bulmak için biraz yakın tarihe; bazen biraz daha fazla geriye gitmek gerekiyor.

BU YOLCULUK, bizi yeniden bu parka getire BU YOLCULUK, bizi yeniden bu parka getire 8


ene kadar tarihteki küçük gezimize başlayabiliriz… ene kadar tarihteki küçük gezimize başlayabiliriz… 9


İNSANOĞLU KÂĞIT HAZİNEYE ULAŞTIĞINDA...

10


İnsanlık tarihinin

icat ve keşifleri her yıl yeni baştan masaya yatırılır; aralarından en önemlileri seçilir; ateş, tekerlek, barut, yazı, pusula, konuşma, resim, matbaa ve niceleri peş peşe sayılır, yeniden hatırlanır. Bunlar arasında, diğerlerinin hepsini ilgilendiren bir tanesi ise aralarından bembeyaz parlar: Kağıt… Konuşmayı, çizmeyi, yazıyı öğrenen insanoğlunun bütün bu eylemlerinde eksik kalan şeydir kağıt. İnsanı insan yapan dil ama kalıcı hale getirense yazıydı. Yazı, icadından bu yana hep büyülü bir iş oldu. Önceleri çok az kimsenin kullanabildiği bu araç, zaman içinde yaygınlaşsa da onu en üstün kullanabilenler yine ayrıcalıklı oldular. İnsanlık tarihinin icat ve keşifleri her yıl yeni baştan masaya yatırılır; aralarından en önemlileri seçilir; ateş, tekerlek, barut, yazı, pusula, konuşma, resim, matbaa ve niceleri peş peşe sayılır, yeniden hatırlanır. Bunlar arasında, diğerlerinin hepsini ilgilendiren bir tanesi ise aralarından bembeyaz parlar: Kağıt… Konuşmayı, çizmeyi, yazıyı öğrenen insanoğlunun bütün bu eylemlerinde eksik kalan şeydir kağıt. İnsanı insan yapan dil ama kalıcı hale getirense yazıydı. Yazı, icadından bu yana hep büyülü bir iş oldu.

11


12


Sanatçılar, edebiyatçılar, politikacılar, avukatlar ve hele ki şairler… Peki,

dilin evi haline gelen yazıydı ama yazının evi neresi olacaktı?

İnsanoğlu bunun için de yüzyıllar süren uğraşlar verdi; taş, kemik, tunç, bakır, gümüş, madenler, tahta üzerindeki yazıların ardından papirüs ve parşömeni icad etti. Bütün bu malzemeler işlenmelerindeki zorluklar kadar yazıyı korumaları ve en önemlisi yaygınlaşma açısından da insanın yazı macerasını yavaşlatıyordu. Sonunda, yazının en iyi ve en yaygın evi olacak olan kağıt bulundu. Dil de

yazı da kendine en iyi, en rahat, en sıcak sığınağı bulmuştu…

Öyle bir ihtiyaçtı ki, muhtemelen milattan önce 50 ile milattan sonraki 50 yıl içinde bulunan bu

icadın

mucidi bir kişi değildi. Yakın tarihlerde birden fazla yerde, birden fazla insan tarafından bulundu. Tarih, bu buluşu Çinlilere mâl eder etmesine, ama komşuları Türklerin ilk icat edenler olduğu rivayeti de yaygındır. Belki de aynı zaman diliminde bu iki komşu ayrı ayrı keşfetti kağıdı…

Sanatçılar, edebiyatçılar, politikacılar, avukatlar ve hele ki şairler… Peki, dilin evi haline gelen yazıydı ama yazının evi neresi olacaktı? İnsanoğlu bunun için de yüzyıllar süren uğraşlar verdi; taş, kemik, tunç, bakır, gümüş, madenler, tahta üzerindeki yazıların ardından papirüs ve parşömeni icad etti. Bütün bu malzemeler işlenmelerindeki zorluklar kadar yazıyı korumaları ve en önemlisi yaygınlaşma açısından da insanın yazı macerasını yavaşlatıyordu. Sonunda, yazının en iyi ve en yaygın evi olacak olan kağıt bulundu. Dil de yazı da kendine en iyi, en rahat, en sıcak sığınağı bulmuştu… Öyle bir ihtiyaçtı ki, muhtemelen milattan önce 50 ile milattan sonraki 50 yıl içinde bulunan bu icadın mucidi bir kişi değildi. Yakın tarihlerde birden fazla yerde, birden fazla insan tarafından bulundu. Tarih, bu buluşu Çinlilere mâl eder etmesine, ama komşuları Türklerin ilk icat edenler olduğu rivayeti de yaygındır. Belki de aynı zaman diliminde bu iki komşu ayrı ayrı keşfetti kağıdı… 13


Nedir kağıt? Genel olarak, uygun bitkisel liflerin selülozik olmayan öğelerinden arındırılarak sürekli bir ağ tabakasına dönüştürülmesiyle elde edilen yüzeye kağıt denilmektedir. Bu iş için en uygun maddeler ise yüzyıllar boyunca ağaç, kimi otsu maddeler ve hatta paçavralar olagelmektedir.

Neden kağıt? Üzerine yazılabilen ve çizilebilen nesneler içinde en ucuza en büyük miktarlarda elde edilebileni kağıttır. Yüzeyi yazı ve çizim için en uygun imkânı sunan kağıt, baskı tekniklerinin gelişerek matbaaya dönüşmesinden sonra ucuz seri üretim ve çoğaltma sayesinde bilgiyi yaygınlaştırdı. Bilginin yaygınlaşması bir anlamda demokratikleşmesi oldu. Bilgi, bir tekel maddesi olmaktan çıktı; isteyenin ulaşabileceği hale geldi. Sadece okuyucu yazılana değil; yazan da okuyucuya matbaadan çıkan kağıt sayesinde kavuşabildi…

Nedir kağıt? Genel olarak, uygun bitkisel liflerin selülozik olmayan öğelerinden arındırılarak sürekli bir ağ tabakasına dönüştürülmesiyle elde edilen yüzeye kağıt denilmektedir. Bu iş için en uygun maddeler ise yüzyıllar boyunca ağaç, kimi otsu maddeler ve hatta paçavralar olagelmektedir. Neden kağıt? Üzerine yazılabilen ve çizilebilen nesneler içinde en ucuza en büyük miktarlarda elde edilebileni kağıttır. Yüzeyi yazı ve çizim için en uygun imkânı sunan kağıt, baskı tekniklerinin gelişerek matbaaya dönüşmesinden sonra ucuz seri üretim ve çoğaltma sayesinde bilgiyi yaygınlaştırdı. Bilginin yaygınlaşması bir anlamda demokratikleşmesi oldu. Bilgi, bir tekel maddesi olmaktan çıktı; isteyenin ulaşabileceği hale geldi. Sadece okuyucu yazılana değil; yazan da okuyucuya matbaadan çıkan kağıt sayesinde kavuşabildi…

14


15


KÂĞIDIN YOL HARİTASI ÇİZİLİYOR...

16


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu.

A A D S

R A P L A R E L İ Y L E O R T A S Y A , İ R A N V E T Ü M O R T A O Ğ U Ö Ğ R E N D İ K A Ğ I D I D A I R R I N I D A .

Nedir kağıt? Genel olarak, uygun bitkisel liflerin selülozik olmayan öğelerinden arındırılarak sürekli bir ağ tabakasına dönüştürülmesiyle elde edilen yüzeye kağıt denilmektedir. Bu iş için en uygun maddeler ise yüzyıllar boyunca ağaç, kimi otsu maddeler ve hatta paçavralar olagelmektedir. Neden kağıt? Üzerine yazılabilen ve çizilebilen nesneler içinde en ucuza en büyük miktarlarda elde edilebileni kağıttır. Yüzeyi yazı ve çizim için en uygun imkânı sunan kağıt, baskı tekniklerinin gelişerek matbaaya dönüşmesinden sonra ucuz seri üretim ve çoğaltma sayesinde bilgiyi yaygınlaştırdı. Bilginin yaygınlaşması bir anlamda demokratikleşmesi oldu. Bilgi, bir tekel maddesi olmaktan çıktı; isteyenin ulaşabileceği hale geldi. Sadece okuyucu yazılana değil; yazan da okuyucuya matbaadan çıkan kağıt sayesinde kavuşabil17


18


Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgiyi büyük medeniyetlerde gördü. Avrupa’nın göbeğindeki İslam medeniyeti Endülüs, bütün ihtişamını kağıtla ilişkisi sayesinde kazandı. PAPAZLARIN, KRALLARIN BİLİM ÖĞRENMEK İÇİN KENDİSİNE AKIN ETTİĞİ ENDÜLÜS BİR KİTAP, YANİ KAĞIT CENNETİYDİ ADETA. Paris’in en kitapsever zengininin, asilinin kütüphanesinde 600 kitap bulunurken, sadece Kordoba’da bir kütüphanede 400 bin kitap bulunuyordu. Endülüs Hıristiyanların eline düştüğünde, Orta Çağ’ın karanlığındaki yeni işgalciler, meydanlarda sadece insanları yakmadılar; günlerce sönmeyen ateşi, Endülüs’ün muhteşem kütüphanelerindeki kitapları yakarak sağladılar… Yine de Endülüs artık onlara kağıdı, kitabı, bilgiyi öğretmişti. Özellikle komşu İtalya’da başarılı teknikler gelişti. 9. yüzyılda artık parşömenin yerini kağıt almaya başlamıştı ve bu yeni, ucuz, kullanışlı yazı aracı hızla parşömeni unutturdu.

19


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi-

20


yi büyük medeniyetlerde gördü. Avrupa’nın göbeğindeki İslam medeniyeti Endülüs, bütün ihtişamını kağıtla ilişkisi sayesinde kazandı. PAPAZLARIN, KRALLARIN BİLİM ÖĞRENMEK İÇİN KENDİSİNE AKIN ETTİĞİ ENDÜLÜS BİR KİTAP, YANİ KAĞIT CENNETİYDİ ADETA. Paris’in en kitapsever zengininin, asilinin kütüphanesinde 600 kitap bulunurken, sadece Kordoba’da bir kütüphanede 400 bin kitap bulunuyordu. Endülüs Hıristiyanların eline düştüğünde, Orta Çağ’ın karanlığındaki yeni işgalciler, meydanlarda sadece insanları yakmadılar; günlerce sönmeyen ateşi, Endülüs’ün muhteşem kütüphanelerindeki kitapları yakarak sağladılar… Yine de Endülüs artık onlara kağıdı, kitabı, bilgiyi öğretmişti. Özellikle komşu İtalya’da başarılı teknikler gelişti. 9. yüzyılda artık parşömenin yerini kağıt almaya başlamıştı ve bu yeni, ucuz, kullanışlı yazı aracı hızla parşömeni unutturdu.

21


15. yüzyıla kadar çeşitlenerek artan kağıt imalinde özellikle Bağdat, Şam ve Mısır diğer merkezlerden öndeydi. HIRİSTİYANLAR, ARAPLAR’IN TALAS SAVAŞI’NDA ÖĞRENDİĞİ GİBİ, YİNE BİR SAVAŞ ZİNCİRİYLE, HAÇLI SEFERLERİ’YLE ÖĞRENDİ KAĞIDI VE İNCELİKLERİNİ. Bir yandan Endülüs bir yandan savaşlar… Sonunda kağıtla iyice tanıştı Avrupa. Bu sancılı ve acılı tanışma her şeye rağmen bütün insanlık için büyük bir sıçramaya neden olacaktı: Matbaa…

22


Ucuz ve seri üretimin kapısını açan matbaa, bir Batı icadı olarak hem insanlığa hem kağıda büyük sıçrama yaptırdı. Bilgiyi tekel olmaktan tamamen çıkaran matbaa, kağıt ihtiyacını da artırdığı için bu alandaki çalışmaları hızlandıran ve vazgeçilmez hale gelmesini iyice pekiştiren bir buluş oldu ve günümüze kadar bilimin hızıyla paralel olarak gelişmesini sürdürdü. Bilgi tekelini baştan başa kıran matbaa ve kağıt ortaklığı dünyanın sadece kültürel haritasını değiştirmediler; siyasal olarak da insanlığın yeni evreler ve çehreler kazanmasının birinci itici gücü oldular.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 23


24


Kağıt isminin kaynağı Bizim kullandığımız kağıt kelimesinin kökeni için Şinasi Tekin, Uygurca kökenli kelimenin Soğutça’dan geçtiği düşüncesinde. Osman Ersoy ve Celal Esad Arseven de Türkçe kökenli bir sözcük olduğunu düşünüyorlar. Arseven’e göre, yassıltıp kuruttukları etlere ‘kakaç’ diyordu Türkler. Taş merdane ile ezerek hazırladıkları elyaf hamurundan elde edilmiş yaprağa da ‘kakat’ adını vermişlerdi. Ersoy ise, Uygurca kağat kelimelerinden geldiğini iddia ediyor. Latin dillerinde kağıt anlamına gelen kelime ise İngilizce ‘paper’, Almanca ‘papier’, Fransızca ‘papier’ örneklerinde olduğu gibi papirüs kökenlidir. Papirüs, Milattan Önce 4 binli yıllardan bu yana kullanılan yaygın bir yazı aracıydı. Mısır’da bulunan ve adı Papirüs olan bitkinin saplarının çeşitli işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen bu yazı aracı, kağıt icat edildikten sonra uzun yıllar kullanılmış olmasına rağmen hızla terk edildi. Ancak, geriye Batı dillerinde kağıt anlamına gelen kendi ismini bıraktı…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 25


KÂĞIDIN OSMANLI SEYRÜSEFERİ...

26


Türkler’in çok erken dönemde tanıştığı belki de icatçılarından olduğu kağıtla ilişkileri tarih içinde inişli çıkışlı bir seyir izledi.

1 k b b i İ g ü

2 . y ü z y ı l d a A n a d o l u ’ d a a ğ ı t ü r e t i l d i ğ i n e d a i r u l g u l a r b u l u n m a k l a e r a b e r , O s m a n l ı ’ n ı n l k y ı l l a r ı n d a d a s t a n b u l , B u r s a , A m a s y a i b i ş e h i r l e r d e k a ğ ı t r e t i l d i ğ i k e s i n d i r .

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 27


28


Ancak bu çabalar uzun ömürlü olmamıştır. Her imparatorluk gibi kağıda ihtiyaç duyan; resmi yazışmadan sanatçılarına kadar

OSMANLI’NIN EN BÜYÜK ÖZELLİĞİ ARŞİVCİLİĞİYDİ. Başta ekonomi

kağıdı kullanan

alanında tüm üretim, üretim araçları ve sahipleri el değiştirmelere kadar, ince ince kayda geçirirdi imparatorluk. Resmi yazışmaların da büyük titizlikle gerçekleştirildiği; verilen her emrin neredeyse yazılı olması kuralını çok eskiden bu yana benimsemiş Osmanlı’nın kağıt üretimiyle uzun yüzyıllar boyunca yeterince ilgilenmemiş olmasının net bir açıklaması bulunmuyor.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA

29


30


Muhtemelen, ihtiyacını karşılayabildiği sürece bunu bir üretim sorunu haline getirmedi. Evrak, resmi yazışma ve benzerleri için ucuz kağıt yetiyordu ve bunu Avrupa’dan ithal etti. Ama iş hat gibi çok ciddiye alınan sanatlara gelince kaliteli kağıt gerekiyordu ve bu ihtiyacını da Doğu’nun pahalı kağıtlarıyla karşılıyordu.

O s m a n l ı ’ d a , i l k c i d d i y e r l i g i r i ş i m l e r 1 8 . y ü z y ı l d a g ö r ü l d ü . A n c a k B a t ı l ı r a k i p l e r i y l e a r a l a r ı n d a a r t ı k s a d e c e 6 0 0 y ı l l ı k b i r t e c r ü b e f a r k ı y o k t u ; a y r ı c a , B a t ı ’ n ı n ö z e l l i k l e s o n y ü z y ı l d a y a p t ı ğ ı k a r ş ı k o n u l m a z t e k n o l o j i k a t a k d a v a r d ı … R e k a b e t e d e m e d i l e r ; n e f i y a t ı y l a n e d e k a l i t e s i y l e …

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. 31


32


İLK DENEME Her ne kadar Pamukkale, Amasya ve İstanbul’da kağıthaneler bulunduğuna dair ipuçları olsa da belgelenebilen ilk kağıthane Yalova’dadır. 2. Mahmut döneminde, 18. yüzyılın ortasında kurulan bu kağıthanenin matbaayı getiren İbrahim Müteferrika’nın girişimleriyle kurulduğu biliniyor. Kurulduğu bölgedeki su yeterli olmayan Kağıthane, Avrupa kağıtlarıyla rekabet de edemeyince yaklaşık 15 yıl sonra kapanacaktır.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendi-

33


BEYKOZ KAĞIT FABRİKASI Bir sonraki deneme ise 19. yüzyılda, 1804’te görülür. Üstelik, bu artık bir fabrikadır ve 28 yıl dayanır, 1832’de kapatılana kadar… Beykoz Kağıt Fabrikası’nın yaşaması için suyu, işçilerin yiyecekleri, barınakları düşünülmüştü. Fabrika üretim de yaptı; bu ürünler kullanıldı da… 3. Selim tahttan indirildiğinde de dokunulmadı fabrikaya. Onun sonunu, yerli malı kullanmakta isteksiz davranan esnaf ve diğer ülkelerin kağıtlarıyla rekabet edememek getirdi.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendi-

34


35


BİR DENEME DE İZMİR’DE Beykoz’un kapanmasının ardından 14 yıl geçmiştir. Bu sefer, Abdülmecid zamanında, İzmir’de bir fabrika daha kurulur. İzmir Kağıt Fabrikası en iyi ihtimalle sadece 6 yıl yaşayabildi. Önceki fabrikaların başına gelen sorunlara ek olarak bilgisizlik, idaresizlik, suiistimaller ve hazinenin durumu fabrikanın yaşamasına imkan vermedi.

SAVAŞ KURBANI HAMİDİYE Adından da anlaşılacağı gibi 2. Abdülhamit’in döneminde kurulan Hamidiye Kağıt Fabrikası, Osmanlı’nın kurduğu s o n f a b r i k a oldu. 100 yıl önce olduğu gibi, yine Beykoz’da kurulan Hamidiye, satın alınan geniş bir arazideydi. Ekipmanı kuran ve ilk işletmeciliğini de üstlenen İngiliz firmasıyla düşülen anlaşmazlıklar sonucu 1912’ye kadar çalışamadı. Tam çalışmaya başladığında ise 1. Dünya savaşı çıktı ve yine atıl kaldı. Her şeye rağmen çıkardığı kağıt beğenilen fabrikanın sonu ise daha da hazin oldu. Müttefikimiz Almanya’nın talebi üzerine savaş malzemesi yapılmak için makineleri kırıldı…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duru-

36


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluSonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt us-

S o n u ç o l a r a k , kağıt kelimesini bir çok dile kazandırdığı düşünülen; bütün sanatlar içinde kağıdın baş tacı edildiği hat, tezhib, ebru ve şiirle uğraşan Türkler, 18. yüzyıla kadar kağıt üretimiyle ciddi olarak ilgilenmediler. 18., 19. ve 20 yüzyıllardaki önemli denemeler ise bir türlü başarılı olamadı… Kağıt üretimi için Cumhuriyet’i beklemeleri gerekecekti…

37


GENÇ CUMHURİYETİN KAĞIT HİKAYESİ...

38


Kağıt üretimi konusunda genç Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’dan sorunlu ve bağımlı bir yapı devralmıştı. Savaş sırasında bu bağımlılığın zorlukları da kıyasıya yaşanmıştı. Cumhuriyet’in ilanından sonraki yıllar içinde de kağıt ithalatı artarak sürdü ve ticaret hacminde önemli bir yer almaya devam etti. 1930’lu yılların başında, kağıt işiyle uğraşanların neredeyse tamamı ya kağıt ithal eden ya da ithal edilmiş kağıdı işleyen işletmelerdi.

S İ L A H TA N Ö N C E K A Ğ I T… Kurtuluş Savaşı sırasında kağıt üretmeyen bir milletin savaşta olmasının ne anlama geldiğini en iyi Mustafa Kemal görmüştü. Öyle ki, bir rivayete göre, yardım teklif eden ve ne verebileceklerini soran Sovyet temsilcisine, Mustafa Kemal, “silah ve cephaneden önce kağıt” cevabını vermişti. Kağıt savaşın ortasında bile çok gerekliydi. Nitekim, Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen Anadolu basınını da kağıt sıkıntısı nedeniyle say fa sayısını azaltıyor, gerekirse boyutlarını da küçültmek zorunda kalıyordu.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duru-

39


B İ R H AYA L P E R E S T: MEHMET ALİ K AĞITÇI…

40


“ bir bulutun 18 nisan 1936’da inanılması zor bir gerçeğin ışığında nasıl dağıldığını hatırlıyorum. makinanın sonundaki bobine sarılı kağıdı, ne içli bir heyecan  ile alıp bağrıma bastığımı hala zevkle ter ü taze hatırlamaktayım…” İZMİT/1936 Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas

41


Emekli deniz subayı Ahmet Bey’in oğlu, Mehmet Ali’nin en büyük keyfi, lojmanlardaki evlerinin küçük bahçesinde ağacın dalına oturup, yolu ve denizi izlemekti. Annesi çamaşır teknelerine kovalarca su taşırken, o, seyrettiği denizi yeniden canlandırır; kağıt kadırgalar, mukavva kalyonlar yüzdürürdü çamaşır teknesinde... Sağlam, köklü bir kültürü aile ocağında alan Mehmet Ali, ilk eğitimini doğduğu Heybeliada’da alır. İstanbul Sultanisi’nde talebe olmak için biner Adalar vapuruna... Her sabah erkenden yola çıkar... Yorucu bir günün ardından eve döner, geceleri gaz lambasında ders çalışır, ödevlerini yapar. Sultaninin 116 numaralı öğrencisi bütün derslerinde başarılıdır. Milyonların nice hayali gibi, onun hayallerini de kaybedilen 1. D ü n y a S a v a ş ı y ı k a r… Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi

42


Çocukken leğende gemi yüzdürdüğü günlerden bu yana gemi inşaat mühendisi olmak istiyordu… Ama artık mümkün değildir. Mondros Mütarekesi’yle gemi inşaat mühendisliğinde Alman öğretim üyesi bulunması da yasaklanmıştır. Alman öğretim üyeleri memleketlerine dönmüştür. Mehmet Ali, çaresiz, Darülfünun Fen Medresesi sınavlarına girer, gemi mühendisi olamayacaktır, kimyager olur… Darülfünun’da kimya asistanlığına kadar yükselmekle kalmaz; mineraloji ve matematik sertifikalarını da alır. 43


OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E… Sonunda yeni bir dönem gelir; Mondros’un karanlık bulutları dağılır. Kurtuluş Savaşı kazanılmış, genç Cumhuriyet kurulmuştur. Hem haklı hem çetin mücadelelerin verildiği zorlu yıllardır. Mehmet Ali de memleket meselelerinin sorumluluğunu yüklenmiştir çoktan… Zeki, azimli hatta inatçı Mehmet Ali’nin ruhunda ve kafasındaki ülkü budur…

Hiçbir zaman bırakamayacağı bir ülkü…

ÜLKÜSÜNÜN PEŞİNDE YOLLARDA Bu uğurda önce Hannover Üniversitesi’nde yüksek selüloz ihtisası yapar. Ardından Grenoble Üniversitesi’nde Yüksek Kağıt Mühendisliği’ni birincilikle bitirir. Okurken, bir yandan da kağıt fabrikalarının fırınlarında, ocak başlarında amelelik ve işçilik  yapar. Sonunda memleketine döner. Gazetelerde makaleler yazar, raporlar sunar, konferans ve layihalar verir. Genç bir adam, sınaî kalkınmanın ilk yıllarında milli kağıt üretimine göz kapatılmasın diye haykırmaktadır… Türkiye’nin imkânlarının kâğıt ve selüloz için çok elverişli olduğu iddiasındadır. Kapı kapı dolaşır, en küçük birimden en büyük makama kadar davasını savunur. Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 44


O günlerde içi içine yemektedir; “… memleketimizin altı, üstü servetlerle dolu olduğu halde, hazine üzerinde açlıktan ölen zavallılara benziyorduk. Hammaddesi ülkemizde bolca bulunan bir sanayii yoktan var etmek; cumhuriyeti yabancıya muhtaç etmemek, bunun yapılacağını dosta düşmana ispatlamak, bir kağıt fabrikası kurmak!” Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye baş-

45


HER FIRSAT TA K AĞIT FABRİKASI İDEALİ Kağıtla yatıp kağıtla kalkan Mehmet Ali Bey, bulduğu her fırsatı bir millet için bu maddenin önemini anlatmakta kullanır. Tarih 22 Kasım 1928. Yer Türk Ocağı… Kürsüde, büyük iddiaları olan genç bir adam vardır. Kağıt ithalatına bir yılda harcanan 5 buçuk milyon liranın beşte birine kağıt fabrikası kurulacağını savunmaktadır… Liseden hocası Hakkı Tarık’ın gazetesi Vakit’te “Selüloz sanayiinde müstehlik değil, müstahsil olmalıyız” yani tüketen değil üreten olmalıyız başlıklı makalesinde bu sanayinin ihtiyaçlarını sıralar. Tezine, iddiasına, ülküsüne karşı kimi “başaramayız” diyor, kimisi hali hazırdaki durumdan kazandıklarını kaybetmemek için dudak büküyordu… Bütün engellemeler ancak Atatürk ona inandığında son buldu. Dönemin şartlarında, kendi kağıdını üretmeden gerçek bağımsızlığın olamayacağını düşünen; kağıtsızlığın ne demek olduğunu savaşta bile yaşayan Atatürk bu ateşi kıvılcımlayan Mehmet Ali kadar istekli ve ümitlidir. Yalnız ama kararlıkla yürüdüğü yolun sonunda bu azim ve çabanın karşılığını görmeye çok yaklaşmıştır Mehmet Ali. 8 Aralık 1929 tarihli resmi yazıyla Ankara’ya davet edilir. Kendisine kağıtçılıkla ilgili program hazırlama vazifesi v e r i l i r ; o a r t ı k b u ko n u d a b i r r a p o r t ö r d ü r…

46


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi

47


TÜRK K AĞIDININ TARİHİ DÖNEMECİ

Hemen kolları sıvar ve yıllarca üzerinde çalıştığı; eğitimini aldığı; okullarını birincilikle bitirdiği konuda yazmaya başlar. Uzun zamandır zaten konferanslarda anlattığı şey neredeyse ezberindedir.

Bu, onun ülküsüdür… Türkiye’de selüloz  ve kağıt endüstrisinin kurulmasının gerekliliğini ve yararlarını belirten raporları takdirle karşılanır.

ZORLUKLAR, ENGELLER… Önce Tekel Bakanlığı’nın ihtiyaçları için bir fabrika kurulması düşünülür ancak önceki örneklerin başarısızlığından dem vuranların itirazları sonucu dosya rafa kalkar. Yerli kağıt üretimini savunanlar neredeyse isyan etmektedir. Başlarında tabii ki Mehmet Ali Bey… Gemi mühendisi olmasını engelleyen bir savaştı; peki, Türkiye’nin kağıt fabrikası kurmasını önlemeye çalışanlar kimdi?.. Bunu kabullenemez Mehmet Ali… İTİRAZLARI BU SEFER İŞ BANKASI GENEL MÜDÜRÜ CELAL BAYAR’IN DİKKATİNİ ÇEKER. Bayar, Mehmet Ali Bey’i Ankara’ya çağırıp görüşür ve ikna olur: Kağıt fabrikası kurulmalıdır… Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti.

48


49


50


SONUNDA TEMEL ATILIYOR… Celal Bayar İş Bankası’ndan ayrılıp İktisat Bakanı olduktan sonra kağıt fabrikasını Sümerbank’ın, yani devletin kurması kararlaştırılır. Mehmet Ali Bey, Haziran 1933’te kurulan Sümerbank’ta çalışmaya başlar. Birinci Sanayi Planı’nda yer açılır kağıt fabrikasına. İzmit’e kurulacaktır. Özellikle yerli kağıt üretilmesini istemeyen yabancıların da oyunlarıyla yeterince gecikilmiştir. Hızla çalışılmaya başlanır ve 1934’ün 14 Ağustos’u gelir çatar. O gün temeli atılan, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kağıt fabrikası değildir sadece; O gün, İzmit’te, soyadını Kağıtçı olarak alacak kadar bu işin sevdalısı olmuş Mehmet Ali Bey’in; tam adıyla Mehmet Ali Kağıtçı’nın hayallerinin de temeli atılmaktaydı… O gün merdanelerden çıkan kağıdın üzerine şu notu düşer elleri titreyerek;

18 Nisan 1936 Saat: 14.30 Merdanelerden çıkan ilk Türk kağıdı:70 gram, mat. Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti.

51


Makineden çıkan kağıdı heyecanla gösterir. Yıllar sonra bile o heyecanı hatırlamakta ve şöyle ifade etmektedir:

“ Bir bulutun 18 Nisan 1936’da inanılması zor bir gerçeğin ışığında nasıl dağıldığını hatırlıyorum. Makinanın sonundaki bobine sarılı kağıdı, ne içli bir heyecan  ile alıp bağrıma bastığımı hala zevkle ter ü taze hatırlamaktayım…”

52

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi


53


Ancak, gün gelecek; neredeyse tek başına yaptığı mücadele ve büyük fedakârlıklar sonucu açtığı yolda yine yalnız kalacağını bilmekte midir? Türkiye’nin ilk Yüksek Kağıt Mühendisi, bir tek kağıda iliştirilmiş tek satırlık yazıyla görevden alınacağını aklına getirmiş midir, peki? Ne gam… Tebrik telgrafları, İzmit sokaklarındaki coşkuya karışmaktadır. Ama bunların önemi yoktur… Hayallerini gerçekleştirmiş; memleketin geleceğine çelme atmak isteyenleri susturmuş; memleket kendi kağıdına kavuşmuştur… Bu ona yeter… Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. 54


KAĞIT SEVDALISI 1899 İstanbul-Heybeliada doğumlu Mehmet Ali Kağıtçı, kurulan ilk kağıt fabrikasının Müssese Müdürü oldu. 1939 yılına kadar fabrikayı yöneten Kağıtçı’nın başarıları, bu tarihte Sümerbank Genel Müdürü’nün değişmesiyle görmezden gelinmeye başlandı. Dahası, müdürün yetkilerini kısmak da isteyen ve fabrikanın zarar ettiği yönündeki telkin ve propagandalara inanan yeni Sümerbank yönetimi olmadık taleplerde bulunuyordu. Uzun aylar boyunca yapılan yazışmalarda Kağıtçı Ankara’daki yetkilileri ikna etti ve fabrikanın başarısı için yapılması şart olan işleri kabul ettirdi. Ancak sözlerini tutmadılar. Tutmadıkları gibi maaşının çok küçük bir oranına tekabül eden bir miktar para için ithamlarda da bulundular. Kağıtçı’nın ısrarlı yazışmaları 1941 yılında suçlamaya dönüşmüştü. Verdiği sözleri tutmayan yeni yönetimin bu ağır mektupları sineye çekmesi beklenemezdi. 31 Mart 1941 tarihli kısacık bir karar iletildi kendisine. Müessese Müdürlüğü’nden alınmış; daha yüksek bir maaşla yeni oluşturulan Fen Müşavirliği kadrosuna atanmıştı. Bu bir kızağa almaydı. Kağıtçı, izinler ve raporlar kullandı; yeni görevine gitmedi. 2 ay sonra işine son verildi. Kurulması için büyük mücadele verdiği ve kurulduktan sonra işletmesinin kalitesini artırmak, rekabet edebilir hale gelmesi için uğraştığı fabrikadan koparılmıştı. 1942’de İstanbul Belediye Kimyahanesi Müdürlüğü’ne atandı. Aynı zamanda İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nde kağıtçılık dersleri verdi. 1964’te emekli oldu; 1982’de İstanbul’da hayata veda etti… Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA.

55


İLK KAĞIT FABRİKASI KURULUYOR...

56


Mehmet Ali Kağıtçı’yı hayatının en mutlu anına kavuşturan fabrikanın kurulması o kadar zor olmuştur ki, Kağıtçı ne kadar sevinse azdır gerçekten… Hükümet, bütün sanayileşme hamlelerini devletin yapmasını istiyor, ama buna devletin bütçesi yetmiyordu… Projeye inanan ve ikna olan Celal Bayar, fabrikanın İş Bankası’nda biriken mevduatla yapılmasını önerir; ama dönemin hükümeti bunu da kabul etmez.

İş uzadıkça uzar… Yazışmalar bitmeyecek; hükümet bir türlü karar almayacaktır.

Atatürk sık sık hangi aşamada olunduğunu sormak tadır. Bir yandan fabrikaya yer seçilmekte; makineler, üretim aşamaları konusunda hazırlıklar yapılmaktadır ama karar bir türlü çıkmamaktadır.

Sonunda, Gazi bütün ağırlığını koyar. Önce Celal Bayar İk tisat Vekili olur. Ardından Sümerbank’ın işe koyulmasına karar verilir.

En sonunda temel atılması için karar alınabilir. Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA.

57


14 Ağustos 1934 Salı günü Başbakan İsmet İnönü ile İktisat Bakanı Celal Bayar başta olmak üzere çok sayıda bakan ve bürokrat tören için İzmit’e gelirler. Basının da büyük ilgi gösterdiği törende, İnönü,

“Bugün mühim bir fabrikanın temel

taşını koyacağız” diyerek başlar konuşmasına. İnönü, sabahın erken saatlerinden itibaren meydanı doldurmuş merak ve coşkuyla bekleyen halka hitabında, fabrikanın bir yıl içinde üretime geçeceğini vaat eder… F a b r i k a , b u v a a d e r a ğ m e n 2 y ı l g e c i k m e y l e a ç ı l a c a k t ı r. Üstelik, planlanandan 600 bin lira daha pahalıya mal olur… A ç ı l ı ş

i ç i n

6

K a s ı m

1 9 3 6

t a r i h i

s e ç i l m i ş t i r .

O cuma günü, Ankara’daki işlerinin yoğunluğu nedeniyle Başbakan İsmet İnönü açılışa gelemez.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. 58


1938’e kadar kullanılacak resmi adıyla Sümerbank Kağıt ve Karton Fabrikası’nın açılışını, kurulmasında büyük emeği olan İktisat Bakanı Celal Bayar yapar.

Bayar, konuşmasında, endüstri programında yer alan en önemli konulardan birisinin kağıt fabrikası olduğunu vurgular. İktisat Bakanı’na göre, Türkiye’nin ihtiyaçları planlanandan hızlı artmaktadır, fabrikayı büyüteceklerdir. Konuşmaların ardından makine dairesinde, tampondan çıkan ilk kağıdı mutlulukla inceleyenler arasında Bayar’dan başka Maliye Bakanı Fuat Ağralı ve tabii ki Mehmet Ali Kağıtçı da vardır. Fabrika kurulurken, “ya başaramazsak” korkusu nedeniyle, bir kağıt fabrikasının en büyük ihtiyacı olan selüloz fabrikası kurulmamıştır. İ l k f a b r i k a n ı n k u r u l a b i l d i ğ i s e l ü l o z a g e l i r .

g ö r ü l ü n c e

s ı r a

A ç ı l ı ş t a n s o n r a i k i n c i f a b r i k a i l e s e l ü l o z f a b r i k a s ı n ı n t e m e l l e r i a t ı l ı r.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. 59


60


MEDENİYET HAMURU

Resmi açılışı Kasım ayındı yapılsa da, fabrika aslında Nisan ay ında deneme üretimleri yap ı yor du. Ö yle k i, 19 May ıs 19 3 6’da bayr am için bir ek yay ınlamak is teyen Ulus ga zetesi, bu arzusunu, Mehmet Ali Bey’in kendilerine yolladığı kağıtlarla yapabilmişti. Ekin tamamlanıp basıldığı gecenin sabahı, başyazar Falih Rıfkı Atay, gazeteyle Atatürk’ün huzuruna çıktı. Genç cumhuriyetin ürettiği kağıtla basılmış gazeteyi çok beğenen Atatürk, gazete kağıdını incelerken, “medeniyet hamuru” dedi… Medeniyet hamuru, ar tık Türkiye’de kendi fabrikalarında üretiliyordu. Yıllarca da üretilecekti… Ta ki yanlış yatırımların da büyük katkısıyla rekabet edemez hale gelene kadar…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu.

61


MAREŞAL VE FABRİKA Fabrikanın kurulma aşamasında, Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, “tersane yanında fabrika kurulmaz” diyerek seçilen yere itiraz ediyordu. Sonunda, yine işe Atatürk el attı; bölgeyi bizzat gezdi ve ancak o bugünkü yeri seçtiğinde ses çıkarılmadı. Aşırı temkinli Mareşal, yine de uyarılarda bulunmaktan geri durmadı: Başka bir itirazı daha vardı: “Yabancıların hava karardıktan sonra sahilde gezmesi tehlikeliydi…”

Fabrikanın yapımında çalışan yabancı mühendisler, her akşam bir bahane bulunup bölgeden uzaklaştırılacaktı…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA.

62


63


14 Ağustos 1934

Başvekil İsmet İnönü:

TEMEL ATMA TÖRENİ NUTKU’ndan “Arkadaşlarım, bugün mühim bir fabrikanın temel taşını koyacağız. Temeli atılacak olan fabrika, iktisadi hayatımızın mühim bir müessesesi olan bu fabrika Büyük Millet Meclisi sanayi programının bir uzvudur. Takriben iki milyon liralık bir sermayeyi alacak olan müessese 13 bin metre mik’abı kereste, 15 bin ton kömür sarfedecek ve senede memleketin ihtiyacı olan muhtelif cins kağıt ve kartonun mühim bir kısmını verecektir. Görülüyor ki fabrika, yalnız memleketin ihtiyacını temin etmekle kalmayacak, muhtelif çeşit hammaddelerimizi kıymetlendirmeye de yarayacaktır. Şu halde İzmit Kağıt Fabrikası, iktisadi açılışında iyi esaslardan biri olarak sayılacaktır. Fabrika bir seneye varmadan açılmış olacaktır. Bir fabrika iyi şartlarla kurulduktan sonra da asıl dirayetini işletmesinde gösterir. Birçok ahvalde fabrikanın işletilmesi kurulmasından daha zordur. İzmit’te kağıt fabrikasının kurulması, ileri bir irfanı, Cumhuriyet inkılaplarına hususi bir bağlılığı olan İzmit için iyi bir tesadüftür. Fabrikanın bir samimiyet muhitinde bulunması, müesseseye alaka ve yardım gösterileceğine delildir…”

64

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi


65


6 Kasım 1936 İ k t i s a t

Vekili Celal Bayar:

FABRİKANIN AÇILIŞ NUTKU’ndan “Sayın vatandaşlarım. Bugün açılma törenini yapacağımız kağıt fabrikası endüstri programımızda yer alan mühim mevzulardan biridir. Bugün bize sevinç veren hadise bu törenin açılma merasimi itibariyle endüstri programımıza dahil fabrikaların birincisi teşkil etmesidir. Kağıt endüstrisi, bütün dünya nazarında da kıymetli ve ehemmiyetli bir sanat şubesi olarak kabul edilmiştir. Fabrikalarımızı fikir itibariyle ortaya atanlar, plan ve programının hazırlanmasında çalışanlar ve bunların inşaatını yakın bir dikkat ve liyakatla takip edenler memleketimizin çocuklarıdır… … bu fabrika 3 milyon 300 bin liraya mal olmuştur. Senevi istihsal kapasitesi 12 bin tondur. Çıkaracağı malın kıymeti 2 milyon 800 bin liradır. Bizim milli ekonomi hayatımızda çok şayan-ı dikkat safhalar vardır. Bunlardan birisi de işe başladığımız anki ölçünün her an artmakta olmasıdır. Programlarımızı, fikir ve proje halinde ortaya attığımız anla, onların tatbikine geçildiği kısa zaman arasında, görüyoruz ki, milli ihtiyaç ilerlemiş ve hesaplarımız bu ihtiyacın karşısında küçülmüştür… … Fabrika kurmak kolay, fakat kurulmuş bir fabrikayı nasıl işleteceklerdir? Arkadaşlar! Biz bütün bu suallere nazari olarak cevap vermiyoruz. Bilfiil kurduğumuz fabrikalarımızın mümtaz ve verimli vaziyeti buna bizzat cevap teşkil etmektedir. Bu fabrikaların mamulatının nefaseti, metaneti ve ucuzluğu piyasaya ve memlekete şimdiden kendisini sevdirmiş bulunmaktadır.” 66

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi


67


VE SORUNLAR...

68


Başvekil İnönü ile İktisat Vekili Celal Bayar’ın temel atma ve fabrika açılış törenlerinde yaptığı konuşmalardaki umut veren düşünceler, temenniler doğrulanmadı.

Büyük umutlarla ve büyük zorluklarla kurulan kağıt fabrikası daha ilk 2 yılında bile pahalı üretim yapmak zorunda kaldı. Çünkü kağıt üretimi için gerekli yan ürünler pahalıydı. Üstelik, fabrika, yerli hammadde daha pahalı olduğu için mecburen daha ucuz olanı, ithalatı seçiyordu. Devlet de, daha bir bebek olan kendi kağıt sanayini korumak için ithal kağıdın gümrüğünü düşük; hammaddesinin girişini ise ucuz tutmaya çalışıyordu. Uzun yıllar kağıdın pahalı olduğu; fabrikanın zarar verdiği ağır eleştirilerine rağmen, 2. Dünya Savaşı’nın bütün olumsuz koşullarında, fabrika yine de üzerine düşeni yaptı.

1945’e kadarki o zor yıllarda, ülke tüketiminin yarısı bu fabrikadan karşılandı. 1945 yılında, 4 ana fabrika ve onlarca teknik birimiyle ihtiyacı olan bütün birimleri bünyesinde barındıran bir komplekse dönüşmüştü. Adı da, 1938’den beri Sümerbank Selüloz Sanayii Müessesesi idi…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 69


SADECE KENDİSİ DEĞİL SORUNLARI DA BÜYÜYOR… 1954’te 3. Kağıt fabrikası açıldı. Demokrat Parti, 13 Mayıs 1955’te, kurumu, Türkiye Selüloz ve Kağıt Fabrikaları İşletmesi adı altında yeni ve daha bağımsız bir yapıya kavuşturdu. Onun adı artık kısaca SEKA’ydı… Demokrat Parti’nin kapasiteyi artırma çabalarının sonucu olarak SEKA 1960’larda da üretimini artırmayı sürdürdü. 1969’da Çaycuma, 1970’de Aksu, 1971’de Dalaman fabrikaları üretime geçti.

1980’li yılların başında artık bir devdi Dünyanın en büyük 100 kağıt fabrikası arasındaki bu devin sorunları da büyüktü: Sermaye yetersizliği, işçi fazlası ve yakasından bir türlü düşmemiş olan pahalı üretim… Bütün bu sorunlar, siyasi iktidarların müdahaleleriyle iyice ağırlaşıyordu. Temelleri 1970’lerde atılıp ancak 1980’li yollarda üretime geçebilen Akdeniz, Afyon, Balıkesir ve Kastamonu müesseseleri açıldıktan sonra bu sorunlar azalmadı, daha da arttı.

70

SEKA’ya son katılan ve bütün yatırımlar içinde tek verimli ve karlı olansa Bolu müessesi olmuştu…

SEKA.


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi

71


H A S TA D E V… Türkiye selüloz ve kağıt sanayisinin kurulduğu yer olan İzmit’teki merkez müessese SEKA’nın en büyük tesisiydi.

Yıllar içinde teknolojiye uyum sağlamaya çalışmış; ihtiyaçlarını karşılaması için kurulan tesislerle gittikçe büyümüş ve dev bir kompleks olmuştu. Kağıt sanayi, genç Cumhuriyetin kendi sanayisini kurmak için başlattığı hamleler içinde dokuma ve demirçelikten sonra üçüncü sırayı almıştı. Cumhuriyet, kendi un, şeker ve dokuma, yani üç beyazın yanına dördüncü bir beyazı, kağıdı da eklemişti. Bu “beyaz” kuruluşundan itibaren hızla büyümüş ve sonunda gerçek bir dev olmuştu. Ancak, neredeyse tarihi boyunca hiç bir zaman kârlı bir yatırıma dönüşememiş olan SEKA’ya, 1984’ten sonra ise kapasite artırıcı yatırım yapılmamıştı. Dünyadaki üretimin hala daha ucuz olması; istihdam fazlalığı, sermaye yetersizliği, yeterli teknolojik yatırımın yapılamaması gibi kronik sorunların sonunda, SEKA, bu alanda özel sektörün de gerisinde kalmaya başladı. 1936 yılında 10 bin tonluk kapasiteyle üretime başlayan ilk sanayi yatırımlarından olan kağıt fabrikası, 1980’de toplam üretimi 617 bin tona ulaşmış 10 fabrikalık bir zincirdi. Ancak, genç cumhuriyetin sanayileşme hamleleri içinde lokomotif görevini yapmış SEKA, zamana yenik düşmek üzere, yorgun bir kuruluştu artık. 72


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi

73


KAÇINILMAZ SON…

74


S E K A , 19 9 1’d e öze ll e ş t i r m e k a p s a m ı n a a l ı n d ı . 10 k a ğ ı t fabrikasından 6’sı özelleştirildi. 14 Eylül 1998’de Özelleştirme Yüksek Kurulu merkezdeki İzmit işletmesini de özelleştirme kapsamına alarak anonim şirkete dönüştürdü. İşçilerin direnişe başlamaları sonucu karar bir buçuk ay sonra geri alındı. Zarar ettiği için kapatılması ya da özelleştirilmesi 2000 yılında tekrar gündemdeydi. Fabrika, o yıl 26 milyon lira zarar etti. 2001’deki zarar 28 milyon; 2002’deki 33 milyon; 2003’te 48 buçuk milyon lira zarardaydı. Alınan kimi önlemlerle 2004 yılı da ancak 31 milyon lira zararla kapatılabildi. Üstelik, bir zamanların tekeli SEKA, ülke içindeki toplam kağıt üretiminin artık sadece yüzde 4’ünü karşılayabiliyordu. Dahası, en yeni makinesi 45 yaşında olan tesis büyük bir çevre kirliliğine de neden oluyordu. Kurum, 1997’den bu yana Özelleştirme Yüksek Kurulu’ndan 375 milyon dolar kaynak almıştı. Zararın katlanılamaz hale gelmesi üzerine, kurul, 8 Kasım 2004’te üçüncü bir karar alarak tesisin kapatılmasını; arazinin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devrini kararlaştırdı.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 75


ÖZELEŞTİRME, K A P A T M A YA DA… İzmit dışındaki tüm fabrikalar ya kapatılmış ya da özelleştirilmişti ve İzmit için verilen son tarih de 27 Ocak 2005 oldu. 1 Ocak 2005’te makinelerin üretimi durdu. Kararlaştırılan tarih yaklaştıkça direniş ve eylemler arttı; mahkemelerden alınan yürütmeyi durdurma kararları birbirini kovaladı. Sonunda, 1 Şubat’ta işletmenin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devri gerçekleşebildi. Eylem yapan işçiler, isterlerse belediyede çalışmaya devam edebileceklerdi. Öneriyi kendi aralarında oyladılar; sonuç “evet” oldu. İşçiler sokakta bırakılmıyordu… 653 işçi belediye çalışanı olarak yeni görevine başladı. Arazi kimseye peşkeş çekilmiyor; halkın hizmetine sunuluyordu: Hizmetin adı SEKAPARK’tı…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı.

76

Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi


77


SEKA’NIN KENDİ DİLİNDEN HİKAYESİ...

78


SITKIİLANBEY İlk kağıt hamuru, taşıt kafilesi ile yola çıkıyor...İzmitliler bayram sevinci ile sokaklarda... Yıllık kağıt tüketimi 5.5 Milyon’un 5’te 1’ne yaratılan bir fabrika, Genç Cumhuriyet’in ümidi... Memleke t , t ar ihini tezgahlar da yeniden dokumaya ha zır lanı yor. Açılış töreninde gördüğüm o mutluluk hala aynı,  İzmitliler bugün o Seka’yı anlatıyor. Heyecenları o gün gibi. Anılar tekrar ete kemiğe bürünüyor. Medeniyet hamuru kağıttan aldıkları kültürü yurdun her köşesine taşıyan Sekalılar bu mirası unutmamış ve daimi bekçisi. Kağıt fabrıkası Çıraklık Okulu’na alınacak 30 kişiyi bulamayan anadolu şehrinden, modern bır sanayi şehri yaratan ‘onlar’ bugün kendi hikayelerini yazıyor.

Fabrikadan dağıtılan ‘’Beykoz’’ ile arşınladıkları yollar, yoğurdukları medeniyet hamuru bır nesle örnek oluyor. Seka, Sekapark... Hayallerse gerçek oluyor. Seka, Türkiye’de imal edilen kağıdın adıdır. Mehmet Ali ise bu sanayinin mimarı, mühendisi. Onlar da bu hikayenin kahramanları...

Çalışma bu yönüyle, tarihe düşülmüş bir nottur. “Ç ıraklık Okulu’na kayıt olmak için K ara su’dan 12 sa at yürüdük ten s o n r a t r e nle İ zmi t ’e g e l dim.Ya t a c a k ye r yo k t u S e k a’d a n ç ı k a n a t ı k kağıtların arasında uyudum günlerce”

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 79


ALİ T U RGU T “babam da sekalıydı, babadan oğula sekalıyım ben. Seka benim için neydi? Bir aidiyetti, yani bir aile gibi düşünün. İnsanların aileleri,

sülaleleri ırkları vardır, bizim için de Seka böyle bir şeydi.

Rahmetli babam “Oğlum üniversiteye git, ne istersen yapacağım. Sanat okuluna git” dedi. “Yok ben Seka’ya gideceğim” dedim. Sekalılık belki de o balık tutmaktan, lokale gelmekten, Kağıtspor’un maçlarını izlemekten, kanımıza işlemişti. Bu yüzden belki de Seka’yı tercih ettim.

O dönemde hem üniversitede hem de bizim okulda ders veren öğretmenlerimiz vardı. Genellikle mühendistiler ve yüksek lisans, doktora yapmışlardı. Mesela Türkiye’nin ilk selüloz doktorasını yapmış Ümit Coşkuner vardı. Kanada’da bu konu üzerinde eğitim almıştı ve benim selüloz hocamdı. İngilizce hocalarımdan bir tanesi İngiltere’de eğitim almış biriydi. Beden eğitimi öğretmenim Fenerbahçe’nin çok ünlü bir futbolcusuydu.

Seka’da çırak okulunda bizim işçilerin çoğu hayatlarında birbirlerinin ilk harçlığını bilirler. Çünkü hepsi Seka’ya ortalama 15 yaşında gelmiştir, bu yüzden birbirimizin ilk sevgililerini dahi biliriz.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı.

80

Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi


Va r d i y a d a ğ ı l ı m ı n d a 1 . 0 0 0 k i ş i n i n ş e h r e d o ğ r u y ür üdüğünü varsayarsan ı z herkes on lar ı n Sekal ı oldu ğu nu an l ar d ı. Aya k k a bı l ar ı, d er i mont l ar ı b el l i, el ler inde kağıda sar ı lmış kumanyalar ı ya da beyaz kağıda sar ı l m ı ş paketler i… Sekalı’nın eşleri en az Sekalı kadar kendini oraya ait hisseder. Bir şey alacağı zaman mutlaka

“Benim eşim Seka’da çalışıyor, vaktinde öderim” demiştir. Hitabımız birbirimize “ Sekalı ne haber ” dir.

Seka, bence bir üniversiteydi. Seka bir okul, bir üniversite, bir aile, bir tarihti.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi

81


RECEP YA ZICI??

bugün sabancı’nın, koç’un yaptığını seka, 50 sene evvel yaptı: seka çırak okulu’nu kurdu. 1945 doğumluyum, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunuyum. 1971’de Seka’da işbaşı yapmayı Allah nasip etti. Ben de personel müdür muavinliğine denk gelen memur sicil şefiydim. Gazete kâğıdının üretimi yetmezdi, yurt dışından gazete kâğıdı ithal edilir, ithalat fiyatına gazetelere verilirdi. Vatandaşın haber alma özgürlüğünü sağlamak için basına da büyük destek verildi. Tabi Seka sonunda tükendi.

82

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı.


Seka ken d i mü h en d i si n e yu r td ı ş ı n da b u rs veriyo r, yü k s ek mü h en d i s u nva n ıyla yetiştiriyo rd u . Ka na da’da , F i n la n d iya’da , Da n i ma rka’da b u rs l u o kuttu ğ u ö ğ ren ci l er Seka’da g el i p gö rev ya p m ı ş la rd ı r. S ek a k ap a nd ı k t a n s on r a m a k i nele r i n i n b i r k ı s m ı za n ne d iyor u m k i M ı s ı r ve S u r iye’ye s at ı ld ı . O m a k i nele r i n mo nt aj ı n ı S ek a’ d a n e mek l i ol a n ve ya S ek a’n ı n k ap a n m a s ı ne d e n iyle b o ş t a k a l a n ele m a n l a r ı yap t ı l a r. O r a d a ş u a nd a b i z i m m a k i nele r i m i z k â ğ ıt ü r e t iyo r.

Seka öyle dönemlerden geçti ki, işçisinin ve memurunun maaşını ödemek için bankalardan kredi aldı. Yani bir türlü kendi çarkını döndüremedi, rantabl olmadı yani. Kâğıt sektörü ülke için önemli olduğundan ötürü işsizliğin büyük bir kısmını bünyesinde barındırıyordu. G ön lü m k ap a n m a m a s ı nd a n y a n ay d ı ç ü n k ü b e n i m e ş i m d e Se k a l ı’y d ı , e ş i m i n d e d e s i d e Se k a l ı’y d ı . O ğ lu d a Se k a’ d a n e me k l i , b a b a Se k a’ d a n e me k l i onu n ç o c u ğ u d a Se k a’ d a n e me k l i . 3 0 ’a r s e ne k o y s a n ı z 9 0 s e ne y ap a r. Bi z ş i md i 3. k u ş a k Se k a’ d a n e me k l i y i z b i z i m ç o c u k l a r ı m ı z ı n ç a l ı ş a c a k Se k a’s ı yok.

Seka p a rk İzm it h a l kı n ı n h izm eti n e su n u l d u , o k si j en ça d ı rı ol d u . Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 83


AYŞE Y ÜKSEL AT U N Bazen fabrikada arıza olur, eşimin gece bile gelmediği zaman olurdu. Bazen sabaha karşı gelirdi. Çok iyi çalışıyordu Seka o zamanlar… 1962 senesinde Seka, kimya mühendisi arıyordu. Benim eşim de kimya yüksek mühendisiydi. O sebeple geldik, müracaat ettik. Lojman verdiler oraya yerleştik. Selüloz fabrikasına kimya mühendisi olarak başladı. 1961 senesinde Seka Çocuk Dostları Derneği kuruldu. 1981 senesinden beri Seka Çocuk Dostları Derneği’nin başkanlığını yapıyorum. Bizim derneğimiz İzmit’ te çok tanınan bir dernektir. Hele Seka varken çok daha fazla tanınıyordu. 84

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı.


Bi r a r a b u r a d a e s k i k â ğ ı d ı n ye n i k â ğ ı d a d önü ş me s i g ü nd e me g e l d i .O z a m a n e ş i m “ E s k i k â ğ ıt a l m ay a b a ş l a d ı k b i z, s i z d e m a d e m Se k a’n ı n d e r ne ğ i s i n i z s i z d e t o pl ay ı n, he m d e r ne ğ i n i z e b i r g e l i r olu r, he m d e Se k a’y a h i z me t e t m i ş olu r s u nu z e s k i k â ğ ıt g e t i r me k le” d e d i . O ş e k i l d e Se k a’y a e s k i k â ğ ıt t o pl a m ay a b a ş l a d ı k. İ l k d e f a İ z m it ’ t e b u nu b i z i m d e r ne ğ i m i z y ap t ı . Bi l h a s s a d a b e n me ga fon l a a r a b a iç i nd e y a d a k a myon iç i nd e b a ğ ı r a r a k “ E s k i k â ğ ıt l a r ı n ı z ı at m ay ı n, lüt f e n b i z e v e r i n” d i ye a non s y ap ı yor du m .

İzmit’te fakir ailelerin çocuklarına yardım ettik. Felç ameliyatları, tavşan dudak ameliyatları, yanık ameliyatları, kalp ameliyatlarıyla bir çok çocuğun hayatını kurtardık o zamanlar… 1973 ve 1975’te tahmin ediyorum 2 tane okul yapıldı Seka Çocuk Dostları adı altında… Bir tane de Muğla Dalaman’da Beskese köyünde bir okulumuz var. Yani Türkiye çapında 3 tane adımızı taşıyan okulumuz var. İzmit’te kime sorsanız sülalesinden, ailesinden mutlaka birisi Seka’da çalışmıştır. Seka İzmit’in ilk ekmek kapısıydı diyebilirim. Seka ayrı bir koloniydi. Bizim dışarıyla pek temasımız olmuyordu. Seka’nın içindeki arkadaşlarımız bize yetiyordu. Halen de Sekalılar birbirine çok bağlıdır.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi

85


SA Mİ K IRCA L

Gözüm Seka’da açıldı. Babam beni Seka Çırak Okulu’na göndermeyi aklına koymuş, 1970’te Seka’ya girdim.

Önce babam, ondan sonra 1963 yılında abim ve ardından ben girdim, 1976 yılında da bir kardeşim daha girdi Seka’ya. Fabrikada Seka’nın Müessese Müdürü Işık Anlıpak ile bir olay oldu. Şimdi ona girmeye çok gerek yok. Hem gereksiz, hem uzun… Ben kendisine “Seka’yı bizim kadar düşünemezsiniz” dedim. “Ne demek istiyorsun sen?” dedi. “Neden düşünmeyim, ben de uzun yıllardır Sekalıyım” dedi. “Tamam uzun 86

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı.


yıllardır siz de Sekalısınız. Siz gittiniz okudunuz yani kendinizi biraz daha kazandıktan sonra Seka’ya geldiniz. A m a b e n i m g ö z ü m S e k a ’ d a a ç ı l d ı , S e k a ’ d a d o ğ d u m . O y ü z d e n S e k a ’ y ı b e n i m k a d a r d ü ş ü n e m e z s i n i z ” dedim . Kabul etti. “Böyle düşünüyorsan haklısın” dedi. “Siz de müessese müdürüsünüz. O durumdan bakarsak tabii ki benden daha geniş çaplı düşünebiliyorsunuz. Ama b e n i m k a d a r ö z v e r i l i , b e n i m k a d a r s a d ı k d ü ş ü n e m e z s i n i z ” dedim. Olay tatlıya bağlandı.

O zamanlar Seka İzmit’te semboldü… İzmit’in en iyi

fabrikasıydı… Seka’da askerlikle beraber 27 senem geçti. En azından biz Seka’yı kapatmamak için canla başla çalıştık. Ama bu bizi aşıyordu. Devlet politikasıydı. Mesela bizim Seka’nın klor alkali fabrikasının alanı ne kadar güzel oldu. Sanat okulu ve liseler yapıldı. Bakın buralar Sekapark oldu. İnsanların gezdiği, mesire alanları oldu. O yönden biz biraz teselli buluyoruz Seka’nın kapanmasından.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi

87


YAŞAR İŞLER

Seka kapandı ama İzmit’in en güzel yeri yine Sekapark. İstanbul Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği’nden mezun oldum. İstanbul’da okurken mecburi hizmet yapma koşuluyla üç yıl Seka’nın bursunu aldım. Seka’da tüm insanlar akraba gibi, akrabalıktan da öte hatta... Bunu ilk başlayan herkes hissediyor ve herkes “Hoş geldin” diyor. Kendinizi ilk günden itibaren yabancı değil de onların bir parçasıymış gibi hissediyorsunuz. Tabii bu söylediğimi Sekalılar çok daha iyi anlıyordur. 88

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi


Çocuklarım Seka’da doğdular ve hala Seka’daki anılarını anlatırlar. Seka’nın meyve ağaçları var; eriktir, kirazdır vs. Yani belki İzmit’te çoğu insanın tadamadığı meyveyi bizim çocuklar tattılar. Kâğıtçılık yirmi dört saat çalışma esasına göre kuruludur. Üç vardiya olarak devam eder. Gece mesela arıza çıktığı zaman hayatımız informe dairesinde geçerdi. Mes el a i nt e r ne t i l k geld i ğ i za m a n İ z m it ’e… S ek a İ z m it ’e mo d e m a ld ı k o za m a n. O d ö ne m le r ç ok p a h a l ı yd ı . He r k es i n a l a b i le c e ğ i t ü r d e n d e ğ i ld i. S ek a’ d a i nt e r ne t oldu ğ u nu b i le n d i ğ e r k u r u m l a r s ı n av s o nuçl a r ı n ı ö ğ r e n mek ya d a b a ş k a b i r s o r u n ne d e n iyle he me n S ek a’y ı a r a r l a r, müess es e müdü r ü ne i nt e r ne t i k u l l a n m a k iç i n r ic a d a b u lu nu r l a r d ı . Ya n i S ek a he p i l k le r i ge r ç ek le ş t i r m i ş t i r.

Mesela bir aileyi Seka’ya, bizim tesislere davet ettiğiniz zaman heyecanla gelirlerdi. Seka’nın tiyatrosu, sineması vardı. Yani bunlar İzmit’in ilkleriydi.

1990’lı yıllarda sosyal alan olarak İzmitimizde gezecek hiçbir yer yoktu. İnsanların tek gitmek istediği yer Seka’nın tesisleriydi…. Öyle oldu ki 2009’lu yıllarda Sekapark Kocaeli’nin ve Türkiye’nin cazibe merkezi oldu. Yani sadece Sekalılara değil tüm Türkiyelilere hitap ediyor. Seka bugün hastanesinden, parkından tutun, ileride belki müzesinden tutun altgeçitlerine kadar İzmit’in sembolü haline geldi. Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 89


‘İLK FABRİKA’DAN ‘İLKLERİN PARKI’NA

90


Değeri paha biçilemeyen uçsuz bucaksız bir arazi… Seka çalışanlarının her köşesini adım adım bildiği, işçilerinin bir tarih yazdığı, Kocaeli halkının gözbebeği, körfezin eşsiz ma nz a r a s ına s a hip 1 milyon 15 6 bin me t r ek a r elik bir ala n… Büyükşehir Belediyesi çalışmalar için kolları sıvamak adına karar aldığında, yani bölgenin turizme açılması akıllara düştüğü ilk andan itibaren öncelikli hedef Seka’nın mirasına yakışır bir proje ortaya koymaktı. Seka’yı, SEKAPARK’ta yaşatmak üzere 3 aşamalı proje için çalışmalar başladı. SEKAPARK bilimin, eğlencenin, turizmin, kültürün, eğitimin, sanatın ve sporun ev sahibi olmalıydı. Ve öyle de oldu,

ilk etap 2006’da hizmete açıldı.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve güneyindeki komşuları da boş durmadılar. Kore üzerinden Japonlar da hemen benimsedi bu yeni ve sonuçları çok sihirli olan icadı. Her kültürün yeniden ürettiği, kendi rengini ve ihtiyaçlarını katarak zenginleştirdiği kağıt, asıl ilgi 91


92


Kocaeli gibi bir sanayi șehrinin tam ortasında 6 bin tane özel yetiștirilmiș ağacın varlığı, șehir halkı için bir düș sahasından farksızdı. Hazırlanan oyun gruplarından yükselen çocuk sesleri bu göz alıcı projenin etki alanını fazlasıyla genișletti.

Kağıdı bulduğu düșünülen Çinliler ve tabii ki komșuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli bulușun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaș yavaș yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, bașarılı, çok yararlı bir bulușun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savașı’nda Arap ordusuna esir düșen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaștan sonra Semerkant’ta da üretilmeye bașlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmiști. Kağıt da sırrı da artık hızla yayılıyordu. ARAPLAR ELİYLE ORTA ASYA, İRAN VE TÜM ORTA DOĞU ÖĞRENDİ KAĞIDI DA SIRRINI DA. Bütün ilerlemesi batıya doğru olmadı; Çinliler’in doğu ve gü-

93


94


Böylesine incelikli bir projede bütün detaylar düşünülmüşken gençlerin kaykay tutkusu da unutulmadı. Zira Türkiye’nin en büyük kaykay pisti SEKAPARK’ta yerini aldı ve eğlence mekanı haline geldi.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı.

95


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı.

96


Müziğin enstrümanlarından ve haliyle olmazsa olmazlarından konser alanı, görenlerin gözlerini kamaştıracak kadar güzel… 10 bin k işilik bir ahşap amfi gerek konseri veren sanatçılar gerekse dinleyiciler için oldukça keyif verici oldu. Ve dahi kum plajı, bazen aylarca toprağa basma fırsatı bulamayan şehir insanı için bir mucize gibi görünmüyor değil…

97


Denizin üzerine inşa edilen kent balkonu ile bir taraftan Körfez’in güzelliğini, bir taraftan su oyunlarının keyif verici manzarasını, diğer taraftan ise konserleri bambaşka bir açıdan izlemek için farklı bir alternatif sunuyor. Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi im-

98


99


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı.

100


Ç ocuk lar için adet a bir özgür lük alanı olan SEK A PA R K ’t a uçmak , ko şmak , k aybolmak , sak lanmak yani çocuk olmanın bü t ün hallerini ya ş amak için ve en önemlisi uçur tma uçur mak için yapay çim tepecik leri bulunu yor. Ve her y ıl SEK A PA R K ’a dik ilen yüzbinler ce laleyle bir met r opolün içinden deyim yerindeyse renk yelpa zesi çık ı yor. Mutlaka herkesi bir yerinden yakalayan SEKAPARK’ta; futbol, basketbol ve tenis sahaları, çok amaçlı çim sahalar, deniz içinde ahşap iskeleler, bisiklet yolu, mini golf sahası, koşu yolları, kondisyon sahaları, deniz üzerinde sahne ve çim amfi yer alıyor.

101


102


1. Etaptaki çim alanı yüzbinlerce metrekareyi ulaşırken, bir şehirde mümkünsüz diye niteleyebileceğiniz;

23 kilometrelik yaya yolu ve 800 araçlık otopark SEKAPARK’ta gerçek oluyor…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi im-

103


Eski binalarla tarihi mirasa gereken saygının gösterileceği ve başka biçimlerle yeniden yaşatılacağı 2. Etap uygulamalarının çalışmaları da hızla deva ediyor. Arazi üzerindeki binaların önemli bölümü yıkılacak, bölge tamamen yeşil alan haline getirilecekti. Ancak daha sonra tarihi değeri bulunan binaların yapılarına uygun projelerde yeniden yaşatılması kararı alındı.

SEKA’nın 13 metre yüksekliğinde; 16 metre çapındaki iki eski silo tankı kafeye dönüştürülüyor. Seka lojmanları kültüre ev sahipliği yapmak üzere düzenleniyor: Bu lojmanlardan biri eski Macar Kralı Thököly İmre’nin anısına anı evi olarak, diğeri Mevlevi Evi, bir diğeri Gaziler Evi haline getirildi. Kazakevi ve Fotoğraf Müzesi’deki çalışmalar ise büyük bir özenle devam ediyor… Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. 104


Geniş yeşil alanları, dinlenme ve eğlenme imkanları, oteli, lokantaları, parkları, kültür evleri, kafeleri ve yüzlerce etkinlik alanıyla başta Kocaeli halkı olmak üzere herkese açık hale gelen SEK APARK, projeye teorik ve pratik olarak katkıda bulunan herkese 2008 yılında Sağlıklı Kentler Birliği’nin

“en iyi proje”

ödülünü armağan etti.

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı.

105


Yapımına bașlanmasından itibaren hızla ulusal ve uluslararası düzeyde organizasyonların gözdesi olan

SEK A PA R K , 2 0 0 8 ve 2 0 0 9’da Dünya O f f-Shore Yar ı șma sı’na ev sahipliği yapt ı.

106


Türk iye’nin ilk endüs triyel dönüşüm projesi olan SEK A PA R K ’t a t a sarlanan bir ba şka ilk de Bilim Merkezi. Türkiye’de benzeri olmayan ve Tübitak’la ortaklaşa kurulacak olan merkezde açık hava bilim parkı, doğa bahçesi, kağıt müzesi, sanayi müzesi, bilim tarih müzesi, bilim ve teknoloji bölümü, deprem simülatörü, uzay araçları, uçak simülatörü, simülasyon bölümü, icatlar bölümü, 3-D sinema salonu, planeteryum, gözlem evi, dev bir akvaryum, bilim atölyesi, çocuklara yönelik bölümler, konferans bölümü ve derslikler, bilim kütüphanesi, bilgi kafe gibi bölümler olması hedefleniyor.

107


Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı.

108


Fabrika olduğu dönemde girilmesi yasak olan arazide, bugün, onbinlerce insan balık tutuyor. İnsanları denizle barıştıran; doğaya kavuşturan Sekapark, gündüzleri piknik, mesire, eğlence alanı olurken geceleri de özel ışıklandırmasıyla misafirlerini görsel bir şölen içinde ağırlamaya devam ediyor. SEKAPARK, Marmara bölgesinin en büyük etkinlik alanı ve Türkiye’nin en modern parkı olarak örnek olmaya ve her geçen gün büyümeye, gelişmeye devam ediyor.

SEKAPARK, Seka’nın itibarını iade ediyor…

109


SÖZÜN SONU

110


Bugüne kadar milyonlarca insan gezdi SEK A PA RK ’ı; bundan sonra da gezecek…

Bu geniş ve birbirinden güzel, birbirinden eğlenceli, birbirinden farklı mekanları, alanları barındıran devasa parkın, bir zamanlar fabrika çalışanları dışında kimsenin giremediği bir fabrika olduğunu da; O fabrikanın 1920’lerde düşünülen, 1930’larda temeli atılan; 1950’lerden 1980’lerin or tasına kadar büyüyen ve sonrasında işlevini yitiren bir fabrika olduğunu da hatırlamaları dileğiyle…

Kağıdı bulduğu düşünülen Çinliler ve tabii ki komşuları Türkler, uzun yıllar bu yeni ve çok önemli buluşun sırrını kimselere vermediler. Dönemin en büyük ticaret aksı olan İpek Yolu’ndan yavaş yavaş yayıldı. Her yayılma fark edilmeyi beraberinde getirirdi ve kağıt gibi yeni, başarılı, çok yararlı bir buluşun da fark edilmemesi imkansızdı. Sonunda, ünlü Talas Savaşı’nda Arap ordusuna esir düşen Çinli ve Türk kağıt ustalarından öğrendiler sırrı. Bu savaştan sonra Semerkant’ta da üretilmeye başlandı, öyle ki kısa sürede Semerkant kağıdı dünya piyasalarında egemen duruma geçmişti.

111


112


Seka Park