Page 1

SAYFA

4

SALI YIL 2

SAYI 74

www.haber56gazetesi.com

01 MART 2011

BUNLARI BÝLÝYOR MUYDUNUZ MODERN ZAMANLARDA * Ortalama bir ruya 2-3 saniye surer. ANNELÝK BÝÇÝMLERÝ * Bir çift ayakta 250,000 terbezi vardir. Modern zamanlarda yaþam biçimlerimiz nasýl deðiþtiyse annelik * Ýnekler merdiven çýkabilir, ama inemezler biçimlerimiz de deðiþti. Çocuk eðitimindeki anne tutumlarýndan bahsetmiyorum * Dis minesi vucudunuzdaki en sert seydir. ama: Otoriter anne, mükemmeliyetçi anne, pasif anne vesaire diye seminerlerde * Kelebekler ayaklariyla tat alirlar anlattýklarýmýz deðil, onlar baþka. Disiplin baðlamýnda bunlar sayýlabilir. Annelik

VALÝ ÇOLAK ERUH ÝLÇESÝNDE ÝNCELEMELERDE BULUNDU S

iirt Valisi Musa Çolak, Eruh Ýlçesi'nde bir dizi incelemelerde bulundu ve vatandaþlarýn sorunlarýný dinledi. Siirt Valisi Musa Çolak'ý Ýlçe Kaymakamlýk Binasý önünde, Eruh Kaymakamý Ramazan KESKÝN, Ýlçe Jandarma Komutaný, Ýlçe Emniyet Amiri ve Daire müdürleri ve çok sayýda vatandaþ karþýladý. Vali Musa Çolak, Kaymakamlýk Makamýna geçerek, Kaymakam Ramazan Keskin' den ilçe ve köylerde yapýlan hizmet çalýþmalarý hakkýnda bilgi aldý. Vali Musa Çolak, Kaymakam Ramazan Keskin ve diðer yetkililer ile birlikte, Eruh esnaflarýný ve vatandaþlarý ziyaret ederek sohbet etti, sorunlarýný dinledi. Burada vatandaþlara seslenen Vali Çolak; “Ýlimiz ve ilçelerindeki sorunlarý yerinde gözlemleyerek, var olan sorunlarýn çözümünü hep birlikte gerçekleþtireceðiz”dedi. Her sorunun mutlak bir çözümü olduðunu vurgulayan Vali Musa Çolak; “KÖYDES, BELDES ve SODES gibi önemli kalkýnma projeleri ile son yýllarda buralara çok önemli yatýrýmlar yapýldý.

Bu yatýrýmlar kesintisiz devam edecek. Bundan hiç kimsenin þüphesi olmasýn.” Dedi. Daha sonra Eruh Kaymakamlýðý'nca Sosyal Destek Programý (Sodes) projesi kapsamýnda, hazýrlanýp uygulamaya geçirilen, Yöresel Þal-Þapik Kumaþý Atölyesi, Halýcýlýk, Kilimcilik, Trikotaj, Bilgisayarlý Makine Nakýþ, Biçki Dikiþ Atölyelerini ziyaret edip, incelemelerde bulunan Vali Musa ÇOLAK, atölyelerde yapýlan çalýþmalarýn hem yöresel dokunun yaþatýlmasý anlamýnda hem de gelir getirici faaliyetler olarak çok önemli olduðunu belirterek, “Bu tür projeleri çok önemsiyor, ve destekliyorum, sosyal içerikli, gelir getirici ve istihdam saðlayan projeler üretilmesini istiyorum ve projelerin uygulamasýnda emeði geçen herkesi tebrik ediyorum.” Dedi. Demirkýran açýklamasýnýn son bölümünde yapýlacak konutlar bölge iklim ve kültür farklýlýðýnýn göz önünde bulundurulacaðýna deðinerek vatandaþlarýn tereddüt etmemelerini istedi. Demirkýran açýklamasýnda "TOKÝ konut yaparken bölgenin özelliklerini, iklimini ve insanlarýn yaþam þartlarýný dikkate alacaktýr. Onun için Roman vatandaþlarýmýzýn konutlar konusunda tereddüt yaþamamalarý gerekmektedir. Ýlgilenen yurttaþlarýmýz gerekli bilgiyi Siirt Valiliði'nden alabileceklerdir.” Dedi.

SÝÝRT'TE KALÝTE VE MALÝYE TEÞKÝLATI SÝÝRT BELEDÝYE BAÞKANI VERÝMLÝLÝK KONFERANSI VERÝLDÝ SELÝM SADAK'I ZÝYARET ETTÝ

V

ergi Haftasý etkinlikleri çerçevesinde Maliye Teþkilatý, Siirt Belediye Baþkaný Selim Sadak'ý ziyaret etti. Defterdarlýðýn birim amirleriyle birlikte Selim Sadak'ý Makamýnda ziyaret eden Defterdar Musa Avcu, Vergi Haftasý'nda yapacaklarý etkinlikler hakkýnda bilgi sundu. Vergi Haftasý'nýn ilimize ve ülkemize hayýrlý ve uðurlu olmasýný dileyen Belediye Baþkaný Selim Sadak, verginin ülke ekonomisindeki önemini belirterek ülkemizde vergi verme kültürünün geliþmediðine dikkat çekerek vergi toplanmasýnda adaletsizlik olduðunu söyledi. Son 30 yýldýr halkýn ödediði vergilerle ülkemizde silaha harcanan paranýn 600 milyar dolarý aþtýðýný belirten Sadak; Silaha harcanan bu paranýn vatandaþýn istekleri ve gereksinimleri doðrultusunda harcanmýþ olsaydý þu anda ülkede ne istihdam ne de toplumsal bir sorunun kalmayacaðýna inandýðýný söyledi. Sadak Vergi Haftasý nedeni ile Maliye Teþkilatý'nýn kendilerini ziyaret etmesinden duyduðu memnuniyeti dile getirerek belediye olarak vergi haftasý etkinliklerine her türlü desteði vereceklerini söyledi.

JANDARMA KAÇAKÇILARA GÖZ AÇTIRMIYOR

M

illi Prodüktivite Merkezi (MPM) ile Siirt Sanayi ve Ticaret Odasý Baþkanlýðý'nýn iþbirliði ile "Kalite ve Verimlilik" konferansý gerçekleþtirildi. Ticaret ve Sanayi Odasý Baþkanlýðý Salonunda, MPM'nin Gaziantep Bölge Müdürlüðü uzmanlarýndan Hatice Eksen tarafýndan verilen konferansta, verimlilik ve kalite iliþkisi ele alýndý. Ülkemizde verimliliðin düþük olduðunu belirten Eksen, "Yatýrýmlarda doðru zamanda, doðru kararý vererek, doðru uygulamayla, çevreye zarar vermeden en yüksek katma deðeri saðlamak gerekir. Verimlilik çoðu zaman kalite ile eþ anlamlý olarak kullanýlýyor. Ancak çoðu zaman verimlilik kalite demek deðildir" dedi. Konferansa çok sayýda Siirt TSO üyesi katýldý.

VALÝ ÇOLAK, TRAFÝK KAZASINDA YARALANAN MÜFETTÝÞLERÝ ZÝYARET ETTÝ

S

iirt Ýl Jandarma Komutanlýðý'nca gerçekleþtirilen operasyonda bir araç içerisinde 10 bin paket kaçak sigara ele geçirildi. Verilen bilgiye göre, Þirvan Ýlçe Jandarma Komutanlýðý'nca adli makamlardan alýnan iirt-Kurtalan karayolunun Baþur Çayý mevkiinde meydana gelen trafik kazasýnda yaralanan Milli Eðitim Müdürlüðü Teftiþ Kurulu Baþkaný Kamber arama kararýna istinaden icra edilen yol kontrol ve arama faaliyeti esnasýnda Kýzbaþ ve müfettiþ Necati Ýlmen'in saðlýk durumlarýnýn iyiye gittiði bildirildi. bir minibüste yapýlan aramada, 10 bin paket kaçak sigara ele geçirildi. Siirt Valisi Musa Çolak, Ýl Milli Eðitim Müdürü T.Fikret Eteker ile birlikte Ele geçirilen kaçak sigaralara el konulurken, olay ile ilgili olduðu akþam saatlerinde Siirt Devlet Hastanesi'nde tedavi altýna alýnan müfettiþ Necati tespit edilen 2 kiþi ifadeleri alýndýktan sonra sevk edildikleri adli makamlarca Ýlmen'i ve evinde tedavi gören Teftiþ Kurulu Baþkaný Kamber Kýzbaþ'ý ziyaret serbest býrakýldý. ederek, geçmiþ olsun dileðinde bulundu. MUHABÝR GRAFÝKER EDÝTÖR DiÞ HABER SORUMLUSU Devlet Hastanesi Baþtabibi Uz. Dr. Adem Fatih ETEKER Fatih ERDEMCÝ Soner YILMAZ Gözde KUZU Bozkurt'tan yaralýlar hakkýnda bilgi alan Vali Çolak, "Sabah saatlerinde Kurtalan Ýlçesi'ne gitmek üzere Burak Reklam Yayýncýlýk ve Pazarlama A.Þ. ABONELÝK ÞARTLARI yola çýkan Teftiþ Kurulu Baþkanýmýz Kamber Kýzbaþ ve müfettiþ Necati Ýlmen'i taþýyan araç Baþur Çayý Sorumlu Yazý iþleri Müdürü Yýllýk abonelik : 100 TL mevkiinde kontrolden çýkarak trafik kazasý geçirdi. Abdurrahman ÇÝVÝ 00540921 Doktorlarýmýzdan aldýðým bilgilere göre AKBANK Hesap No : müfettiþlerimizin hayati tehlikeleri yok. Saðlýk Ýdare: Kýzýlay Yeri Binasý Kat : 6 /B SÝÝRT HALKBANK Hesap No : 10260002 durumlarý da hýzla iyiye gidiyor. Teftiþ Kurulu Gazete basým merkezi Medya Matbaacýlýk ZÝRAAT BANKASI Hesap No : 497555545001 Baþkanýmýzýn durumu daha hafif olduðu için taburcu edildi. Müfettiþ Necati Ýlmen'in ise tedavisi Reklamlarýnýz Ýçin Tel : 0 ( 488 ) 212 28 33 Adres : Gülistan Cad. No 64 BATMAN hastanede sürüyor. Her iki müfettiþimize de acil www.haber56gazetesi.com e mail : haber56gazetesi@hotmail.com 0 484 223 40 80 Gsm : 0 505 496 14 48 þifalar diliyorum." Dedi.

S

Ýmtiyaz Sahibi

biçimlerinden kastým, anneliði algýlama, yorumlama biçimimiz yani bir bakýma “annelik” olgusunu nasýl yaþadýðýmýz… Mesleki deformasyon bu olsa gerek, çevremdeki insanlar arasýndaki iliþkileri gözlemleyince ister istemez içimden küçük teþhisler koyuveriyorum. Biliyorum etik deðil, biliyorum birkaç gözlemle teþhis konmaz, anamnez almak ve belki daha bir sürü test, ölçümleme gerekir. Ama caným, ben de zaten içimden koyuveriyorum teþhisimi. Yafta yok, etiket yok. Ýç sesimi de susturayým mý? Ýþte böyle âlemi seyreylerken deðiþik annelik biçimleri fark ediyorum bir zamandýr. Patolojik, yabancý gelen, abartýlý, yapaylýk kokan annelik biçimleri… “Reklam kokan hareketler bunlar” der ya hani Cem Yýlmaz, o hesap. Anlatayým efendim: Depresif Anneler: Çocuk doðurduktan sonra üstlendikleri sorumluluklardan dolayý mutsuz, sanki ceza çekiyormuþ gibi hayata küskün yaþayan annelerdir. Baþka sebeplerle depresyonda olanlarý kastetmiyorum, onlar konu dýþý. Bunlar, belki hazýr olmadýklarýndan, belki bebeði ayak baðý olarak gördüklerinden olacak, anneliði sevemiyor, benimseyemiyorlar. Çocuðun gayet normal olan gece uyanmalarý, aðlamalarý falan onlara Nazi zulmü gibi geliyor ve “ah ben ne talihsiz bir kadýným” diye algýlýyorlar anneliði. Bir de hayallerine, ideallerine kavuþmak için hiçbir ciddi adým atmamýþ olan, bunu hep erteleyen gruptan ise deðmeyin, bin ah iþitirsiniz. Bütün içte kalan uktelerin, gerçekleþememiþ heveslerin faturasý minik bebeðe kesiliverir. “Ýþte ben de çok þey yapmak istiyorum ama çocukla olmuyor, yoksa neler yapacaðým ama…” Sanýrsýnýz bebeciði olmasa bir koþu gidip astronot falan olacak. O zaman sormazlar mý insana, “bebekten önce ne yaptýn, hangi adýmlarý attýn ki bebek þimdi bunu kesintiye uðratmýþ gibi davranýyorsun?” diye. Bebek bahane oluyor, tembelliðin, hayata geçmemiþ tasarýlarýn önündeki engel gibi sunuluyor, yarým kalmýþ, tatminsiz bir hayatýn sorumluluðu onun minik omuzlarýna yükleniveriyor. Maalesef… Kitâbî, Yapmacýk Anneler: Çocuk eðitimi kitaplarýný, trendlerini çok sýký takip eden, o çevirileri de hiç süzmeden, hazmetmeden gayet sûnî biçimde uygulamaya çalýþan anneler. Okumak þart. Ancak okuyup öðrendiklerini yorumlamak ve hayata geçirmek ayrý, bize uymayan senaryolarý ve garip bir çeviri dilini kullanmak ayrý. Bu ikincisi, anne-çocuk arasýndaki sýcaklýðý ve doðallýðý öldürüyor gibi. Elbette kitap, bilgi ve seminer gerekli, faydalý. Ama bunlarý bir yorumlama, harmanlama ve çocuðumuzun karakterine göre damýtma süreci gerekiyor. Her zaman söyleriz, her çocuk kendi kitabýný yazar. Psikoloji kitaplarýndaki bilgiler hep “genellikle” ibaresi ile baþlamak zorundadýr. Çünkü insan, multifaktöriyel (çok sayýda etkenle þekillenen) bir varlýktýr. Öðrendiðini yorumlama ve indirgeme becerisi eksik olunca da þöyle anne konuþmalarý çýkýyor ortaya: (2 yaþlarýndaki bebeðe, annesi yüksek sesle ve uzatarak þöyle diyor) “Seeen beni üzüyoorrsuuuunnn!!!” Ya da 4 yaþýndakine “yaramazlýk yaptýðýn için o köþeye gidip durman gerekiyor Boracan. Git ve düþün, neden bu cezayý hak ettim diye”. 4 yaþýndaki çocuk ne tür bir sonuca varabilir ki cezanýn anlamýyla ilgili? Bir de tek konularý çocuktur zaten ve çeþitli ortamlarda biteviye anlatýrlar: “Çocuða þöyle davranmak lazýmmýþ, böyle dememek lazýmmýþ, ay acaba bizimki indigo çocuk mu, çoklu zeka þeysine baktýrsak acaba hangi zekasý yüksektir, bence çocuðunla konuþmayý denemelisin Ayten, onunla diyalog kur, seninkinde hiperaktiflik de olabilir baktýrsana bir pedagoga” vesaire vesaire… Böyle zamanlarda meslekten soðurum. Ülkemizde futbol, müzik, siyaset ve psikoloji konusunda herkes uzmandýr ya hani. Anlatýr anlatýr, sonra da bilgi yarýþtýrmak isterler, çünkü onlar “bilgili, çok bilgili” annelerdir. Yarým yamalak bilgiyle ahkam kestikleri konuda kitap(lar) da yazmýþ olsam, susarým. Bu tür anne, “uzman anne”dir çünkü, karþýsýnda durulmaz. Teþhirci-Abartýlý Anne: Bu tür kadýnlar, ünlü annelerin de katkýsýyla annelik olgusunu ilk defa kendileri keþfetmiþ gibi manik bir annelik hali sergiliyorlar. Bir nevi “görmemiþin bir oðlu olmuþ” sendromu (!) diyebiliriz. Depresif annenin aksine bu da hayatýndaki bütün boþluklarý çocuðuyla doldurur. Ünlü annelerden pek çok örneði var, isim vermeyelim de cevap hakký doðmadan meramýmýzý anlatalým: Anneliðini teþhir eder, abartýr. Sürekli “aman Allah'ým çocuðum hayatýma anlam kattý (ya ne katacaktý), aþkýmýzýn meyvesi, onunla herr bir þey daha güzel, sahneler de bir yana, setler de, ille de oðulcaným, kýzýmnazlým diye diye yavrusuyla koklaþýrken baygýn baygýn bakan pozlar verirler. E, tamam? Ýlk defa siz anne olmuyorsunuz ki? Hem herkesin yavrusu kendine tatlý, kendine özel ve güzel. Ýlan-ý aþklarýnýzý toplum önünde bir þova dönüþtürmeseniz olmaz mý? Bir de bunun bloglanmýþlarý var. Anneler bebekleri için blog açýyor, bolca fotoðraf yýðýyor, sonra da “bugün parka gittik yavrumla, öbür gün doðumgünüydü ne eðlendik, daha öbür gün alýþveriþ merkezinde kustu minik kuþum, ayy hafta sonu ailece Polonezköy'e gittik, çok güzeldi (“eþimle de mutluyuz yani, gözden kaçmasýn, Allah'ým ne þanslý ve ayrýcalýklý bir kadýným ben yahu” mesajý) falan yazýyorlar. Ýyi, güzel de bundan bize ne? Dahasý bunlarý ilan ettiðiniz bütün dünyaya ne? Denebilir ki “blog zaten günlük deðil mi? Kadýn da orada günlük tutuyor”. Tamam tutsun. Zaten herhalde halalarý, teyzeleri dýþýnda pek de kimse okumaz, kime ne veriyor, ne katký saðlýyor ki? Bilirsiniz uzun uzadýya çocuðundan bahseden kadýnlara nasýl bakýlýr? Hayatýnýn bütün boþluklarýný çocuðunun beziyle, hastalýðýyla, agularýyla doldurmak çok da orijinal bir varoluþ deðildir. Bir nevi çocuðu kullanarak hayatýný anlamlandýrma yükünü bebeciðin omuzlarýna yýkmaktýr yine yapýlan. Oysa bu kadar tiyatroya ve þova dönüþtürmesek de zaten bir bebek hayata anlam katar. Meþgul Anneler: Her daim yapýlacak çok iþi olan, bir nevi dünyayý kurtaracak annelerdir. Bu yaptýklarý profesyonel bir iþ de olabilir, bir sivil toplum kuruluþunda gönüllü çalýþmak da yeter ki “kendini evle tanýmlama alerjisi”ne iyi gelsin. Bu anneler bu “yoðun” hayatlarýnýn içinde bebeðe yer açmakta zorlanýrlar. Ýsterler ki bebekten dolayý hiçbir iþleri aksamasýn, performanslarýnda en ufak bir düþüþ olmasýn. Bunu da çevrelerine ders verir gibi yaparlar. Bebek 3-4 aylýkken iþine dönenler mi ararsýnýz? Ya da o dernek/vakýf toplantýsý senin, bu kermes benim gezerken çocuðu yanýnda çanta gibi taþýyanlarý mý? Üretken olmak, hayata katýlmak elbette çok güzel. Ama bir bebek, en azýndan hayatýnýn ilk yýllarýnda anneyle doya doya beraber olmalýdýr. Annenin dýþarýdaki görevi ne olursa olsun bebeðini ihmal etmeyi, o yokmuþ gibi düzenini devam ettirmeyi gerektirecek kadar önemli olamaz. Hoþ, hiçbirimiz dünyayý kurtarmýyoruz ve vazgeçilmez de deðiliz. Ekonomik açýdan çaresiz olmadýkça çocuðun okul öncesi döneminde ondan ayrý kalmanýn mazereti olamaz. Önemli iþlerimiz, misyonlarýmýz olabilir. Ama hayatýn doðal seyri içinde anne olunduðunda bir 3-5 yýl yoðunluðumuzu hafifletmek de bizden bir þey eksiltmez. Aksine öðrendiklerimizle ve anneliðin o eþsiz tecrübeleriyle biraz daha baþka biri olarak zamaný geldiðinde dönebiliriz iþimize. Belki terfimiz gecikir ama buna deðer diye düþünüyorum. Elbette gerçek duygulardan kaynaklanan tutumlar bunlar. Doðumdan sonra bir insanýn kendini engellenmiþ hissetmesi gayet doðaldýr, bir yere kadar tabii. Hayatýnýn sorumluluðunu bebeðe yýkmayacak kadar… Öðrendiklerini uygulamalý ancak her çocuðun bir kitap olduðunu unutup ezberlerini çocuða yamalamadan… Ya da bebeðine duyduðu coþkulu sevgiyi göstermek isteyebilir insan, tabii bunu bir þova dönüþtürmeden… Gördüðümüz gibi hepsinde denge gerekli. Bu tavýrlarýn arka planýnda da egolarýmýz var maalesef. “Ben bilirim, ben yaparým, ben var ya ben, baþka annelere benzemem…” Yaptýðýmýz þey çocuðumuz için en iyisi ise eyvallah. Ama çoðu kez o annelik biçimiyle biz egomuzu tatmin ediyoruz, kendimizi varediyoruz onlarýn üstünden. Biraz olsun kendi içimize dönüp sormalý: “Bu yaptýðýmýn bebeðime mi faydasý var, bana mý?”

sayfa4  

Reklamlarýnýz Ýçin 0 484 223 40 80 Gsm : 0 505 496 14 48 * Ortalama bir ruya 2-3 saniye surer. * Bir çift ayakta 250,000 terbezi vardir. Abd...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you