Issuu on Google+

2

SALI YIL 1

SAYI

45

www.haber56gazetesi.com

DOÐRU TARAFSIZ OBJEKTÝF HALKTAN OLAN HALKLA OLAN HABERCÝLÝK www.kanal56.net

20 TEMMUZ 2010

Þaban Ayý'nýn Faziletleri

Müzeyyen YARDIM

m.yardim@haber56gazetesi.com

?

MÝSTÝK

SAYFA

Usame Ibni Zeyd buyurur ki: «Peygamber 'imize «Yâ Rasülallah ,seni Saban Ayý kadar hiç bir ayda oruçlu görmüyorum» dedim. Bana söyle cevap buyurdu; «Saban, Recep Ayý ile Ramazan Ayý arasýnda ihmal edilen bir aydýr. Bu ay içinde amellerin Allah katýna çýkarýldýðý bir aydýr. Bende amelim Allah Katýna çýkarken, oruçlu

TARÝHÝMÝZ - KÜLTÜRÜMÜZ

olmak istiyorum.» Buhâri ile Müslim'e göre. Hz. Ayþe buyurur ki; «Peygamber 'imizin Ramazandan baþka hiç bir ayý sonuna kadar oruçlu geçirdiðini görmüþ deðilim. Saban ayýndan fazla içinde oruç tuttuðu bir ay da görmedim.»Baþka bir rivayete göre. Hz. Ayþe «Saban Ayý'nýn hepsini oruçlu olarak geçirirdi» seklinde iken Müslim'in bir rivayetine göre de «Çok azý müstesna Saban Ayý'ný

Ýsmail Fakirullah Hz. Ýsmail Fakirullah Hz.Hicri 1067 'de recep ayý Regaip kandiline rastlayan cuma gecesi dünyaya gelmiþtir. Babasý Hoca Kasým Efendi'dir. Ýsmail Fakirulluh Hz. çocuk yaþlarýnda ilim tahsiline baþlamýþ ve hoca oluncaya kadar ilim tahsiline aralýksýz devam etmiþtir. 24 yaþýndayken babasýný kaybetmiþ tir. Bu yaþ ta evlenerek oturduðu camide müderrislik ve imamlýk yapmaya baþlamýþtýr. 30 yaþýnda annesini kaybettikten sonra Züht ve Takvasýnýn gereði olarak kendisine bir tarla satýn almýþ, bizzat kendi elleriyle asma aðaçlarý dikmiþ ve geçimini saðlamak için çalýþmýþtýr. Tarla ekmiþ ekin biçmiþtir.40 yaþýna kadar günlerinin çoðunu oruçla geçirmiþ, orucunu bir kaç üzüm tanesiyle açmýþtýr. 40 gün konuþmadan, yeme içmeden kesilerek mana alemine dalmýþtýr. Kýrkýncý gün gözünü açmýþ bir tas su içmiþ ekþi nar aþý isteyip bir parça ekmekle yemiþ ve kendine gelmiþtir. Bundan sonra yemeðini normal yemeye baþlamýþtýr. Daha sonra Kýrksekiz yaþýnda Hacc'a gitmiþtir.Ýsmail Fakirullah Hz' nin biri kýz olmak üzere 5 çocuðu vardý. Ýbrahim Hakký Hz' nin üstadý olan Ýsmail Fakirullah Hz'nin büyük kerametleri olmuþtur. Bunlardan bir tanesi de kuyu hadisesidir. Ýsmail Fakirullah Hz 48 yaþýnda iken komþularýndan biri vefat eder. Onlarýn evlerine taziyeye gider. Taziyede bulunduktan sonra namaz vakti izin alýp, eve dönmek isterken avluda bulunan ve içinde su bulunma yan 22 metre derinliðinde bir kuyuya düþer. Ýsmail Fakirullah Hz'nin camiye gelmediðini gören cemaat. Ýsmail Fakirullah Hz'ni aramaya baþlar. Nihayet taziye evinden çýkanlar Ýsmail Fakirullah Hz'nin kuyudan seslerini iþitirler. Bunun üzerine kuyuya biri inerek

Ýsmail Fakirullah Hz' ni kuyudan çýkarýr. Büyük mürþid kuyudan çýkarýlýrken sarýðý baþýnda, terliði ayaðýnda ve kaþýndaki ufak sýyrýk haricinde vücudunda her hangi bir yara veya kýrýk olmadýðý halde olup bitenlerden habersiz hala o manevi mecliste içtiði muhabbet ve ilahi aþk þarabýnýn etkisiyle istiðrak halindeydi. Kendisini kuyudan çýkarmak isteyenlere "Beni kendi halime býrakýn artýk benim sizinle iþim kalmadý benden uzaklaþýnýz" diyerek kendisini mevlasýyla o manevi mecliste hazýr bulunan evliya ruhlarýyla baþ baþa býrakmalarýný ýsrarla istemiþtir. Ýsmail Fakirullah Hz ayýldýðýnda kuyuya düþtüð ünden haberi olmadýðýný ancak kuyuda bulunduðu zaman zarfýnda yüce ALLAH'ýn tecelli sýfatlarýyla müstaðrik olduðunu birçok evliyanýn ruhlarýyla tanýþtýðýný ifade eder. Ýsmail Fakirullah Hz.'nin istiðrak hali 8 yýl boyunca devam etmiþtir. 9.yýl istiðrak halinden ayrýlýp cenab-ý Hak'tan aldýðý feyz ile insanlarý hak yoluna irþada baþlamýþtýr. Bir tarafta "Uvey siye" tarikatýnýn esaslarý doðrultusunda her kesimden insanlarý irþad ederken diðer taraf taþer-i ilimler ve müspet ilimlerde dünyaca ünlü meþhur ilim adamlarý yetiþtirmiþtir. Hay atýný Hak yolda insanlarý irþad etmekle geçiren bu büyük veli hicri 1146,Miladi 1734 sen esinde ruhunu mevlasýna teslim etmiþtir. Kabri Tillo kabristanlýðý'nda kendi istemiyle anýlan türbededir. Ýsmail Fakirulluh Hz'nin vefatýndan sonra halka tanýtan Ýbrahim Hakký Hz 'dir. Her sene binlerce kiþi türbesini ziyaret etmektedir.

oruçlu geçirdiði» bildirilmektedir. Ýkinci rivayet, ilkini açýklamaktadýr. Buna göre «Tamamen tutardý» demek. «Büyük bir çoðunluðunu oruçlu olarak geçirirdi» demektir. Söylendiðine göre, yeryüzünde Müslümanlarýn nasýl iki bayramý varsa gökte meleklerin de iki bayram gecesi vardýr. Meleklerin bayram geceleri. Saban Ayý'nýn onbeþinci gecesine rastlayan «Berat» gecesi ile «Kadir» gecesidir. Müminlerin bayramlarý ise Ramazan Bayramý ile Kurban Bayramýdýr. Bu yüzden Saban Ayý'nýn onbeþinci gecesi «Melekler Bayramý» adi verilmiþtir. Sübkî Tefsir Kitabýnda buyurdu ki; «Saban Ayý'nýn onbeþinde Gecesi (Berat Gecesi) bir yýlýn günahlarýný. Cuma Gecesi bir haftanýn günahlarýný. Kadir Gecesi de bütün ömrün günahlarýný giderir» Yani bu geceleri ibadet ile geçirmek, günahlarýn giderilmesine sebep olur. Bu yüzden Berat Gecesi'nin bir adi da «Kefaret Gecesi»´dýr. Peygamber 'imizin «Ýki bayram gecesi ile Saban Ayý'nýn onbeþinci gecesini ibadetle geçirenlerin kalbieri, diðer kalblerin öldüðü gün ölmez» seklindeki hadisine dayanarak bu gecenin bir baþka adi da «Hayat Gecesidir. Ayrýca Peygamber 'imizin Saban'ýn onüçüncü gecesi yaptýðý dua üzerine ulu Allâh'ýn kendisine Ümmetinin üçte biri üzerinde þefaat yetkisi verdiðini, ondördüncü gecesi yaptýðý dua üzerine kendisine ümmetinin üçte ikisi üzerinde þefaat yetkisi verdiðini ve onbeþinci gecesi dua etmesi üzerine ýsrarla Allah'ýn emrinden kaçanlar dýþýnda kalan bütün ümmeti üzerine þefaat yetkisi verildiðini bildiren bir rivayete dayanarak. Þabanýn onbeþinci gecesine «Þefaat Gecesi» adi verilmiþtir.Yine Peygamber 'imizin «Ulu Allah Saban ayinin onbeþinci gecesi kullara nazar eder ve Allah'a ortak kosanlar ile bozguncular dýþýnda kalan bütün herkesi affeder» seklindeki bir hadisine göre de bu gece «Maðfiret Gecesi» adini almýþtýr. Aþaðýda nakledeceðimiz hâdiseye dayanarak, bu geceye «Azâd Gecesi» adi da verilir. Sahabelerden Hz. Enes Ibni Malik buyurur ki; «Peygamber 'imiz bir gün beni bir is için Hz. Ayþe 'nin evine gönderdi. Eve varýnca Ayþe'ye «Çabuk ol, çünkü ben Peygamber 'imizin yanýndan, etrafýndakilere Saban Ayý'nýn onbeþinci gecesini anlatýrken ayrýldým» dedim. Bunun üzerine Hz. Ayþe bana buyurdu ki: «Yâ Enes otur da sana Saban Ayý'nýn onbeþinci gecesi hakkýnda bir hâdise anlatayým. O gece sýra bende idi. Peygamber eve geldi, yanýmda yataða girdi. Fakat geceleyin uyanýnca onu yanýmda bulamadým. Ýçimden «Her halde Kibdi Cariyesinin evine gitti» dedim. Evden Mescide vardým, karanlýkta ayaðým O'na takýldý. O söyle diyordu: «-Sana cismim ve duygularýmýn kemali secde etti. Kalbim sena inandý. Ýþte elim. Ey ulu Allah, onunla islediðim bütün kusurlara gelince, her uludan istenir, sen de büyük günahlarýmý baðýþla. Yüzüm yaratýcýsýna, biçimlendirenine ve üzerine göz ve kulak açana secde etti.» «-Allah'ým! Bana içimde senin korkunu taþýyan, sirkten ari ve uzak, kâfir ve günahkâr olmayan bir kalbe nasip eyle.» Arkasýndan yine secdeye kapanarak söyle dedi: «- Öfkesinden kaçýnýp rýzana, cezandan çekinip affýna, senden uzak kalmaktan sakýnýp Sana sýðýnýrým. Ben seni övecek sýfatlarý sayamam. Sen kendini övdüðün gibisin. Ben kardeþim Davut gibi (A.S.) «Efendim için yüzümü topraða sürdüm, efendimin þanýna yarasan, affetmektir» diyorum.» Arkasýndan baþýný kaldýrýnca O'na «Ana-babam yoluna feda olsun. Sen bir vadidesin, ben baþka bir vadide (Sen de yapýyorsun, benim aklýma gelen ne idi)» manasýna gelen bir þey» dedim. Bunun üzerine bana söyle buyurdu. «-Ey Hümeyra! Bu gecenin Þaban Ayý'nýn onbeþinci gecesi olduðunu bilmiyor musun? Ulu Allah, bu gece kalb kabilesinin sürüsünün koyunlarýnýn kýllarý sayýsý kadar kiþiyi cehennemden azad eder. Yalnýz su altý kiþi müstesna: Devamlý içki içenler, anababanýn kalbini kiranlar, zinaya düþkün olanlar, almayacaðý bir malin fiyatýný yükseltmek için alýþ - veriþe karýþanlar, suret (resim)

GÜNE BAKAN

DOÐU KADININA YÖNELÝK BAKIÞ AÇILARI

yapanlar ve korucular.»

Gazetelerde her zaman rastlayabileceðimiz bir konu olan (Doðunun Kadýný),baþlýðý altýnda birçok yazýlar yazýlýr. Ama bunlarýn birçoðu da hep kadýnlarýmýzý aþaðýlar nitelikte yazýlan yazýlardýr. Ya kadýnlarýmýzýn eðitim görmeyiþini ya da bulunduklarý ve yýllarca yaþamýþ olduklarý (köyleri, beldeleri, þehirleri... vb.) ortamlarý yazmýþ olduklarý kelimelerle iðrençleþtirerek anlatýrlar. Ýþte bu þekilde biz bu kadýnlarýn sorunlarýný dile getiriyoruz diyen yazarlarýmýz, orada burada konuþarak, aslýnda kadýnlarýmýzýn sorunlarýný deðil de kendi sorunlarýný dile getiriyorlar. Sizce bu kadýnlarýn suçu ne? Suçlarý doðulu olmalarý mý? Bence en büyük suçlu devletin baþýnda bulunanlardýr. Eðer zamanýnda Batýya verilen eðitim ve Batýya yapýlan yatýrýmlar bu bölgelere de verilmiþ ve yapýlmýþ olsaydý, inanýyorum ki þimdi Batý kadýný ile Doðu kadýný arasýnda hiçbir fark kalmazdý. Bu bölgelere zamanýnda vermemiþ

olduklarý eðitim; sonucunda meydana gelen töre ve namus gibi cinayetlerden kadýnlarýmýzý koruyamadýklarý için Doðu kadýný hala suçlanýp itilmekte ve aþaðýlanmaktadýr. Bütün bu olan biteni bilmelerine raðmen, her ne hikmetse bazý yazarlarýmýz Doðu kadýnýný hala yazmýþ olduklarý yazýlarla küçültmeye devam etmekte. Halbu ki hepsi de bu duruma sebep olan kiþileri gayet çok iyi biliyorlar. Bu yüzden ben, konu hakkýnda yazýlan birçok yazýnýn adil olmadýðý görüþündeyim. Zateni çok çalýþkan bir insanýn bile, her zaman kötü yönlerini göstermeye çalýþýrsanýz; o kiþi hiçbir zaman iyi yönlerini göremez ve ilerleyeceðine daha da geriler. Doðu kadýnýný yok sayan, daha doðrusu onu deðersiz kýlan bir zihniyet var ve bu zihniyetin kýrýlmasý gerekiyor. Oluþan bu zihniyetin kýrýlmasý yalnýzca bir kiþinin karþý çýkmasýyla olacak þey deðildir. Bu zihniyeti kýrmak istiyorsak, hepimiz el ele verip bu konunun çözüm yollarýný bulmalýyýz. Yani demek

istediðim bu konu hepimizi ilgilendiren bir konudur. Ancak; herkesin konunun çözüme kavuþmasý için bir el atmasý gerekir ki bir çözümden bahsedelim. Bunu da bizler; bu durumu devam ettirmek isteyenlere karþý çýkarak, onlarýn doðu kadýnýna yönelik yazmýþ olduklarý aþaðýlayýcý yazýlarýný okumayarak, oluþan bu zihniyeti yok edebileceðimizi düþünüyorum. Doðu kadýný olmak suç deðil, Doðu kadýnýna farklý gözle bakmak, onu cahil cühela diye faklý boyutlara çekmek, onun yaþantýsýný yerden yere vuracak kelimelerle küçültmektir asýl suç. Umuyorum bundan sonra elimize aldýðýmýz herhangi bir gazetede bu tür yazýlarý görmeyiz. Bu tür yazýlarýn gelecek nesile ulaþmasý demek gelecekte de ayný doðu kadýný profilinin devam etmesi demek. Her ne olursa olsun hiç kimse, hiçbir kadýný aþaðýlama hakkýna sahip deðildir. Çünkü doðusuyla batýsýyla, kuzeyiyle güneyiyle bütün kadýnlarýmýz DEÐERLÝDÝR. ZEHRA KAYAR


sayfa2