Page 1

141

aponya'y a atom bombası atıldığınd a 2 yaşında olan bir kız, 12 yaşına geldiğinde maruz kaldığı radyasyon nedeniyle kansere yakalanmış. Savaşta öksüz ve yetim kalan zavallıcık hastaneye yatırılmış. Ama durumu ümitsizmiş.

J

HİRŞİMA FACİASI kuşu taşımışlar hastaneye. Sayısı milyonlara ulaşan turna kuşları Japonya'da bir müzede sergileniyor.. Hiroşimalı Masahi Nii: Kağıttan bir kuş deildi Hiraoşima'nın üstünde uçan.Çelikten bir devdi.Hosokawa'nın kağıttan yaptığı 673 turna kuşuna hiç benzemiordu.Ne bilsin Hosokawa onu?Hiroşima nın bombalanmasından 4 yıl sonra doğmuş.Gene de kurtaramadı kendini 6 Ağustos 1945 sabahının

Hastanedeki tüm doktorlar, küçük kızın ölümü için gün sayarken, küçük Japon kızı hayat doluymuş. Koridorlarda koşuyor, oynuyor ve diğer hastalara yardım ediyormuş. Hastaların arasında en sevdiği kişi ise 80 yaşlarında, kendisi gibi kanser olan yaşlı bir kadınmış. Küçük Japon kızı, ölüm döşeğindeki bu yaşlı kadını hiç yalnız bırakmamış. Kadın ölmeden hemen önce "Benim için çok geç ama, bizim inanışımıza göre; eğer bir kişi kağıttan 1000 tane turna kuşu yaparsa, her istediği kabul oluyor. Ben yapamadım, sen yap ve kurtul" demiş ve son nefesini vermiş. Küçük Japon kızı çok üzülmüş ama hayatta kalma arzusuyla geleneksel Japon sanatı olan origamiyle kağıtan turna kuşları yapmaya başlamış. Neşe içinde çalıştığından ilk başlarda çok hızlı yapıyormuş. 1000 tane turna kuşu yapması işten bile değilmiş. Ama sağlığı da hızla bozuluyormuş. Bu hazin öykü önce yerel, sonra da uluslararası basında yer almış. Dünyanın dört bir yanından insanlar kıza, binlerce turna kuşu göndermeye başlamış. Ama küçük Japon kızı, haberler basında çıktığında elini kıpırdatamaz hale gelmiş. Hayatta son saatlerini 637. kuşu yaparak geçirmiş. Kuşu bitirmiş, gözleri kapanırken hemşireler ve hastabakıcılar, postadan çıkan yüzlerce origami kuşuyla odasına girmişler. Ama küçük Japon kızı yüzünde bir tebessüm yatağında cansız yatıyormuş. Postacılar aylarca kağıttan turna

OBEZiTE

Şişmanlık, özellikle gelişmiş ülkelerde çok önemli bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde ise aşırı şişmanlık her sene hızla artmaktadır. Türkiye Diyabet Vakfı’ nın, Sağlık Bakanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü ile ortak yaptığı bir çalışmaya göre, Türkiye de sekiz buçuk milyon civarında şişman bulunmaktadır.2002 yılında yapılan TOHTA (Türkiye Şişmanlık ve Hipertansiyon Taraması) çalışmasında ise, 23.888 kişi taranmıştır. Bu çalışmada, Türkiye’de aşırı kilolu oranı %41, şişmanlık oranı ise %25. 2 olarak saptanmıştır. Şişmanlık sadece görünüşümüzü değil yaşam kalitemizi ve sağlığımızı da büyük oranda etkilemektedir. Türkiye’de ölüm nedeni olarak ilk sırada yer alan kalp hastalıklarını oluşturan başlıca neden şişmanlıktır. Kalp hastalıkları dışında diyabet , kanser ve hormonal problemler gibi birçok hastalığın temelinde aşırı kilo çok ciddi bir risk faktörüdür. Peki neden şişmanlıyoruz? Şişmanlık basit anlamda bir matematik problemidir; eğer aldığımız enerji harcadığımızdan fazlaysa kilo alırız. Fakat metabolizmamız bu kadar basit çalışmamaktadır. Öncelikle neden kilo aldığımızı saptamak için metabolizmamızı ve kendimizi iyi tanımamız gerekir. a. Uyku: Yapılan araştırmalar, günde 12 saatten az uyuyan okul çağı çocuklarının, 12 saat ve daha çok uyuyanlara göre 3.5 kat daha fazla şişmanlık riskine sahip olduklarını ortaya çıkarmıştır. Uyku sırasında leptin hormonunun seviyesinin düşmesi şişmanlığı arttırmaktadır. Çünkü leptin metabolizmamızın hızlanmasına yardımcı olur ve açlık hissini önler. Bu süreç yetişkinlerde de aynı şekilde işlediği için gece uykusuna özellikle dikkat etmemiz gerekmektedir. Aynı zamanda gece uykusunda büyüme hormonu salgılanır, bu hormon vücudumuzun kendi kendini yenilemesine ve yağ yakımının artmasına neden olur. 2. Genler: Eğer anne ve babası şişmansa çocuğun da şişman olma olasılığı iki kat artmaktadır. Bu yüzden eğer ailenizde şişman varsa mutlaka beslenmenize dikkat etmeniz gerekir. Özellikle yaşamın belli dönemlerinde şişmanlıktan kaçınılmalıdır. Hamilelik, çocukluk-ergenlik ve menopoz dönemi fazla kilo almadan geçirilmesi gereken dönemlerdir. 3. İlaçlar: Bazı doğum kontrol hapları, antidepresanlar, tansiyon ilaçları ve hormon ilaçları kilo almaya sebep olabilir. Kiloluysanız bu tip ilaçları kullanmaya başladıktan sonra beslenme ve egzersizinize dikkat etmelisiniz. 4. Yaş: Araştırmalar, 20 yaşımızın ortasına kadar her ay 300 gram aldığımızı göstermektedir. Yaşlandıkça da kas dokusu kaybı olduğu için vücut gitgide yağlanmaktadır. Ayrıca 18 yaşımıza kadar kazandığımız yağ hücre sayısını azaltmamız çok zordur. 5. Stres:

gerçekten de dehşet içindedirler ve nükleer felaketlere engel olmak için bir yol bulunacağı umudunu taşımaktadırlar.Dünyamızda böyle düşünmeyenler de pek çok,atom bombasının az bile geldiğine karar verildi.Dünyanın en güçlü ülkeleri,atom bombası yerine bundan bin beter hidrojen bombasını kellanmaya,2 kent yerine kendilerini de içine alan bir çok ülkenin hakkını yeryüzünden silip süpürmeye karar verdiler"... "Atom Bombası Çocukları"kitabını karıştırıyorum.6 Ağustos 1945 gününü yaşayan çocuklar anılarını anlatmışlar.İşte bir kız Miyeko hara,bakın ne diyor:"Atom bombası!Sözünü bile etmek istemiyorum.Tiksiniyorum.Üstelik,bu kelimeyi hayatımın sonuna kadar unutmayacağım.Ağzıma almak istemediğim bu kelimeyi...Gece gündüz bu kelimeyi duymak...Ne işkence.Bu hãlimle niçin yaşıyorum hãlã.Rüyasız,umutsuz."

etkisinden...16'sındaydı,kurtulmaz bir derdin eline düştüğünde.Tarifsiz ıstırap çekiyorsu.Annesi 4 köşe kağıtlardan bir tane turna kuşu yaparsa acılarının idneceğini sölemişti.Hosokawa başladı turna kuşalrını yapmaya.Günler günleri kovaladı,kağıttan kuşlar yan yana sıralandı.Acıları dinmiş miydi?Bilen yok ama bir umut,bir düş sarmıştı kızı.Yaşamak isteği,acıları hafifletiyordu belki de.673 tane turna kuşu yapabildi genç kız.674.nün sırtına binerek uçtu gitti dünyamızdan... Bertrand Russel der ki "Hiroşime ve Nagazakiye atılan 2 atom bombasından dünya hiç de umulan dersi almamış gibi görünüyor.Bu işin kurbanları,anılarında söyledikleri gibi

Her ne kadar tersi bilinse de stres altında beslenmemize dikkat etsek bile kilo almaya daha meyilliyiz. Vücudumuz stres sırasında kortizol denilen bir madde salgılamaktadır. Kortizol hormonu vücudumuzun yağ depolamasını arttırmakta bununla beraber tansiyonumuzu ve şekerimizi de yükseltmektedir. Egzersiz yapmak stres seviyemizi düşürse de fazla spor yapmak ve yeterince dinlenmemek te kortizol seviyemizi arttırmaktadır. 6.Düzensiz ve Dengesiz Beslenme: İdeal kiloda olmak ve kilo vermek için düzenli ve dengeli beslenmemiz gerekmektedir. Özellikle öğün atladığımızda, fazla kalori almasak bile kilo vermemiz zorlaşır bunun tersine metabolizmamız yavaşladığı için kilo alırız. Japon Sumo Güreşçileri şişmanlamak için günde 2 öğün beslenmektedir. İdeal kiloda olmamız için 3 ana-3 ara öğün yapmamız gerekir. 7.Hareketsizlik: Metabolizmamızın iyi çalışması için aldığımız kadar enerji harcamalıyız. Gün içinde 30 dakikalık tempolu yürüyüş yapmak, haftada 1-2 kez ağırlık çalışması veya pilates yapmak metabolizmamızın hızlanması için yeterlidir. Özellikle yaşla beraber kas dokumuzu azaltmamak için hareket etmek büyük önem taşımaktadır. Gitgide açılan fast-food restoranları hem yetişkinler hem de çocuklar için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Fast-food dediğimiz besinler vitamin-mineral açısından yetersiz ve yüksek oranda doymuş yağ içermektedir. Kültürümüzde yer alan çorbalar, zeytinyağlılar ve tencere yemekleri çok daha sağlıklı ve dengelidir. Hormonlu ve katkı maddeli gıdalar ise alerjilere, romatizmal hastalıklara, depresyona, sindirim problemlerine, dikkat eksikliği ve hiperaktiviteye, kansere, şişmanlığa ve hormonal problemlere neden olmaktadır. Bugünlerde genç kız çocuklarının regl görme yaşı bu sebepten 9-10 yaşlarına kadar inmekte, böylelikle çocuklar gelişimlerini tamamlamadan ergenliğe ulaşmaktadır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite ise yine hem çocukları hem yetişkinleri etkilemekte, okulda ve sosyal hayatta problemlere neden olmaktadır. Bu yüzden mevsiminde sebze-meyve tüketmeye ,doğal ve organik olanları seçmeye özen göstermeliyiz. Çalışanlar, işadamları, işkadınları ve profesyoneller ise özellikle şu günlerde Dünya da önemli bir sorun olan krizden etkilenmekte, stres düzeyi gitgide artmaktadır. Stres ile beraber birçok hastalık ve ruhsal problemler baş göstermektedir.Stresi yönetmeyi öğrenmemiz hayatımızı yönetmeyi öğrenmek demektir. Nasıl sağlıklı besleniriz ve ideal kiloda kalırız? Bundan yüzyıllar önce Hipokrat ‘’Besinler ilacınız, ilacınız yediğiniz besinler olsun’’ demiştir. Sağlıklı beslenme konusunda maalesef doğruluk payı olmayan birçok bilgiyle karşılaşmaktayız. Medyada yer alan diyet listeleri, detokslar, zayıflama çayları vb ile sağlıklı beslenmeyi öğrenmemiz mümkün değildir. Hepimizin yaşam tarzı, alışkanlıkları, mesleği, kan tahlilleri, hastalıkları, vücut yapısı ve metabolizması birbirinden farklıdır. Önemli olan bize özel, rahatlıkla uygulayabileceğimiz, aç kalmayacağımız, hayatımıza adapte edip, sıkılmayacağımız beslenme programlarını uygulamak ve alışkanlık haline getirmektir. Sağlıklı beslenmeyi öğrenmek bu konuda bilinçli davranmak ve kalıcı sonuçlar almak için iyi bir Beslenme ve Diyet Uzmanından danışmanlık almamız gerekir.

Rüyasız,umutsuz kalan Miyeko,"Ne kimse duysun istiyorum ne kimse okusun.Bu küçücük kalbime gömmek istiyorum herşeyi."demiş.Acılar,yaşayanlar içindir yalnız.Bir acıyaya,bir ıstıraba seyirci kalanlar o acıyı,o ıstırabı anlayamazlar.Bir Miyeko'nun ,bir Hosokawa'nın "dram"ları ne sözle ne yazıyla anlatılabilir!Böyle şeyler "duyulur" ancak.Bir Hiroşima bombrdımanında çeyrek milyon insanın yok olması,radyasyon etkisinin yıllarca sürüp gitmesi aklın sınırlarını aşan bir şeydir.İnsanın yetenekleri yetmez böyle bir şeyi kavramaya.Belirli bir acıyı,belirli bir ıstırabı anlayabiliriz biz.Daha önceki deneylerimize,anılarımızda yer alan izlenimlerimize ya da atalarımızdan bize gelen gizli ilintilere dayanan bir şeydir bunlar.Ama Hiroşima gerçeğini anlayabilmek zor.Anlayabilsek bunun gerçeğine,anlamına varabilsek yeni yeni Hiroşimaları yaratmak yolunda ilerler miydik? Hiroşimalı Masahi Nii satmış malını mülkünü,binmiş arabasına dünyayı dolaşıyor,Hiroşima olayına ait sergiler açıyor,konuşmalar yapıyor.Atom tehlikesini olağanca derinliğiyle duyurmak istiyor dünya insanlarına...

Piyasada zayıflama amaçlı satılan birçok ürün bulunmaktadır. Bunlardan çoğunun izinsiz olması ve rastgele alınması çok sakıncalıdır. Mesela kişinin troid rahatsızlığı varsa yosun veya soya içeren suplementleri kullanması zararlıdır. Bu desteklerin bazıları da oldukça yararlıdır. Özellikle doğal ürün tüketemiyorsak, çevre ve hava kirliliğine maruz kalıyorsak, alkol veya sigara kullanıyorsak ,dengesiz ve düzensiz besleniyorsak, 40 yaşın üzerindeysek, bu tip durumlar için ayrı ayrı vitamin-mineral desteği almamız gerekmektedir.Kanser hastalığı yeterli oranda C vitamini alanlarda görülmemektedir.Kalp hastalıklarında Omega 3 desteği hem koruyucu hem de tedavi edicidir.Bu yüzden suplementlerin gerçek etkisini görmek ve bize uygun olanları seçmek için mutlaka beslenme ve diyet uzmanımıza, veya doktorumuza danışmalıyız. Bugün hepimiz yoğun ve zor şartlar altında yaşıyoruz. Çalışma hayatı, trafik, stres vb birçok neden kafamızı meşgul ediyor.Bununla beraber sürekli beynimiz tarafından yönetiliyoruz.Oysa ki rahatlamak, kafamızı boşaltmak hiç te zor değil. Doğayla yakınlaşmak, iyi bir film izlemek ve müzik dinlemek, hobilerimizin olması stres düzeyini azaltan güzel araçlardır. Eğer kendimize zaman ayırabilirsek, yaşamımızda dengeyi kurabilirsek, doya doya ,kaliteli ve sağlıklı yaşayabiliriz.Stres ve koşuşturmaca içinde geçen hayatlarımızın biraz da olsa keyfini çıkarabiliriz. Ancak bundan sonra sağlıklı yaşamak için motive olabiliriz. Sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için sabırlı olmamız gerekir. Eğer kilo vermek istiyorsak öncelikle kilo vermenin ve korumanın öyle birkaç aylık bir süreç olmadığını ve kazanacağımız alışkanlıkları hayat boyu devam ettirmemiz gerektiğini unutmamalıyız. Kısa vadeli düşünüp çabuk kilo vermek isteyenler ve bunun için ağır diyet programları ve egzersiz yapanlar, zararlı ilaçlar kullananların verdikleri kilodan fazla kilo alacaklarını unutmamalıyız. Bu süreçte rahat olmalı, güvendiğimiz uzmanlardan destek almalı, kendimize inanmalı ve uzun vadeli düşünmeliyiz. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Sağlıklı olmak için ise önce bilgili olmalı, bu konulara ilgili olmalı, gerekli desteği almalı ve bu bilinci devam ettirmeliyiz. Senede en azından bir kere tam kan tahlili yaptırmalı, kilomuzu ideal sınırlarda tutmalı, egzersizi ve stres yönetimini hayatımıza entegre etmeliyiz. Sağlıklı, keyifli ve kaliteli bir yaşam geçirmeniz dileğiyle… Uluslararası dergilerde yayınlanan verilere göre, 1972’de 7 bin 500 olan fast food restoranlarının sayısı 1997’den sonra 200 binlerin üzerine çıktı. Bugün rakamlar daha da yüksek. Özellikle alışveriş merkezlerinin üst katlarında bulunan ve fast food tarzı yiyecekler satan mekanlar, sosyal bir ortam sağladığı için gençler tarafından tercih ediliyor. Yapılan araştırmalar, hafta sonları gençlerin yüzde 70’inin buralarda yemek yediğini ve haftada 2 kez fast food türü yiyeceklerle beslendiğini gösteriyor. Buralara harcanan para, yılda 5.2 milyar dolar. Haftada 2 kez bu tür yiyecekleri tüketmek ise 15 yılda 4.5-5 kilo alınmasına neden olabiliyor. “emir, kalsiyum, vitamin, folik asit açısından fakir, yağ, enerji, kolestrol, tuz ve basit karbonhidrat bakımından zengin fast food yiyeceklerin obeziteyi tetiklediğini ifade eden Arslan, kolay erişilebilirlik, lezzet ve reklamların gençleri ve çocukları bu yiyeceklere yönlendirdiğini vurguladı.

sayfa 2  

J 141 aponya'y a atom bombası