Page 1

İşçi Bülteni Özel Sayı 262

Tersaneler cehennem Tersane işçilerinin sesi işçiler köle kalmayacak!

ROTA

Aylık bülten  Sayı 6  Şubat 2008  Fiyatı 50 YKr

Ya örgütleneceğiz ya da ölmeye devam edeceğiz!

İş cinayetlerine karşı: Grev’e hazırlanalım! Tersanelerde ölüyoruz, yaralanıyoruz, sakat kalıyoruz. Hepimiz alınteri dökerek, canımızı dişimize takarak saatlerce çalışıyoruz. Oldukça ağır koşullarda çalışıyoruz. Herhangi bir sosyal güvencemiz, herhangi bir can güvenliğimiz yok. Çalışıp para biriktirmeyi düşledik çocuklarımıza, ailemize daha rahat bir yaşam bırakmak için. Oysa para yerine acı, gözyaşı ve daha beter bir yoksulluk biriktirdik. Sigortamızı yatırmadılar ses çıkarmadık. Ücretlerimizi gaspettiler sesimizi çıkarmadık. Yanıbaşımızdaki işçi arkadaşlarımızın canını aldılar, gene sesimizi çıkarmadık. Hem de sıranın bize geleceğini bile bile. İşte patronlar bu sömürü ve kan denizi üzerinden saltanat kurdular. Şimdi her biri bu ülkenin “sözde saygın” işverenleri oluyor. Sermaye basını boy boy onları gösteriyor. Şimdi bu patronların çocuklarının ve torunlarının eğlence merkezlerindeki keyif çatan hallerini düşünün... bir de bir lokma ekmeği yetiştirmekte güçlük çektiğiniz kendi çocuklarınızı. Şimdi, asalak tersane patronlarının işçi kanı üzerinden kurdukları şatolarda nasıl keyif çatığını düşünün... bir de ölen işçi arkadaşlarımızın çocuklarını. Bugüne kadar hiç işin bu yönünü düşünmedik. “Bana ne” deyip durduk. Böyle olunca da durmadan haklarımız gaspedildi. Durmadan kanımız döküldü. Şu korkunç tabloya bir bakın... “Tersanelerde işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmamasından kaynaklı 1985-2007 yılları arasındaki yirmi iki yıllık zaman diliminde hayatını kaybeden tersane işçilerinin sayısı 75’i bulurken en çok ölüm 1996 ile 2004 yıllarında yaşanmış. 2007’de ise 12 işçi yaşamını yitirdi. 2008 yılının bu ilk ayında da Onur Bayoğlu iş cinayetine kurban gitti” ‘80’lerden sonra tersanelerin Tuzla bölgesine taşınması ve özelleştirilmesiyle birlikte taşeronluk sistemi yaygınlaştırıldı. Bir gemide birden çok taşeronun olması, işlerin iç içe yapılması ve iş yetiştirme telaşıyla hızlı iş yapılması beraberinde ölümleri getirmiştir. Tersanelerde bulunan elektrik trafolarına sigorta takılsaydı ölümlerin birçoğu gerçekleşmeyecekti. Vinçlerin kontrolü düzenli olarak yapılsaydı vinç yüzünden oluşan kazalar gerçekleşmeyecekti. Oksijen hortumları, aygaz hortumları ve elektrik kabloları yerlerde sürünmesi yerine direklerle yerden bağlantısı kesilseydi, sayısız oksijen patlamaları yaşanmayacaktı. Tersanelerde son yaşanan iş cinayeti ve ölümcül kazalar yüksekten düşerek gerçekleşti. İşçi Sağlığı

ve İş Güvenliği Tüzüğü’ne göre iskele kurma işi özel ekipler tarafından yapılması gerekir ve iskele yapan işçilerin belli bir eğitimden geçirilmesi gerekir. İskelede çalışacak işçilere paraşüt, emniyet kemeri verilmesi gerekir. Peki, hangimiz iskele kurma eğitimi aldık? Hiçbirimiz! Ama birçoğumuza iskele kurma işi verildi. Yaşadığımız iş kazaları ve iş cinayetleri bizim kaderimiz değil, bize reva görülen hayattan başka bir şey değildir. Tersane patronları yaşanan bunca ölüme rağmen neden iş güvenliği tedbirleri almıyorlar. Çünkü arkadaşlar eğer bu tedbirleri alırlarsa üretim kapasitesini azaltmak zorunda kalırlar ve bu da kârların düşmesine yolaçıyor. Tersaneler cehenneminde geçen yıl 13 günde 5 işçi arkadaşımız iş cinayetine kurban gitti. Bakanlar, milletvekilleri güya tersaneleri denetlemeye geldiler. Oysa değişen hiç bir şey olmadı. Peşpeşe ölümler devam etti. 2008’in Ocak ayında da Onur’un tabutunu çıkardık tersaneden. Bu ölüm listesi daha çok uzayacağa benziyor. Çünkü maalesef ölümleri kanıksadık. Ölümleri duyduk, sadece üzülmekle yetindik. Oysa ölümlerin artmaması için AYAĞA KALKMALIYDIK. Hep birilerinden medet umduk. Olmadı. Olamazdı zaten. Ne bakanlar, ne de milletvekilleri bu ölümleri durdurabilirdi. Tersane patronlarının ölümler karşısındaki umursamaz tavrı da malum. Öyleyse bir tek seçenek kalıyor. Ya örgütleneceğiz ya da ölmeye devam edeceğiz. Ölmek istemiyorsak ÖRGÜTLENECEĞİZ! Geçtiğimiz 2007 yılında peşpeşe işçi arkadaşlarımızın ölümüyle sarsıldık. Oysa bakın GİSBİR Başkanı Murat Bayrak ne diyor:

“Gemi inşada kullandığımız malzemelerin çoğu yurtdışından temin ediliyor. Bunların maliyeti oldukça fazla. Bizim bütün kârımız işçilikten. İşçiliğe kaynak aktarırsak gemi inşa sektörünün bize sağladığı bütün avantajlar ortadan kalkar.” GİSBİR Başkanı Murat Bayrak’ın sözleri şu anlama geliyor. İşçiyi istediğim kadar sömürürüm. Sigortasını da gaspederim, ücretini de, yaşam hakkını da. Peki, halen susmaya devam mı edeceğiz? Eğer biz örgütlenemezsek, eğer biz mücadele edemezsek, tersane kapılarından parçalanmış cesetlerimiz çıkmaya devam edecek. rsanelerdeki ölümleri bir parça olsun en aza indirebilmek, gerçekleştireceğimiz bir GREV’le mümkün. Tüm tersane işçilerini GREV’e hazırlanmaya ve ölümleri durdurmak için komitelerde örgütlenmeye çağırıyoruz.

Rota’dan... 2008 yılının 2. sayısıyla hepinize merhaba! Bu sayıyı bir süredir çalışmasını yürüttüğümüz “‹şçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınsın! Ölümler durdurulsun!” konulu kampanyamız çerçevesinde çıkarıyoruz. 2. Tersane İşçileri Kurultayı’ndan önce imza stantlarının açılmasıyla başlattığımız, bülten, bildiri ve bir seminerle devam ettiğimiz kampanyamız 10 Şubat günü Taksim’de gerçekleştireceğimiz basın açıklamasıyla sona erecek. ardından topladığımız imzaları İstanbul Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne ileteceğiz. Ölümlerin durması için gerçekleştirdiğimiz 2. kampanyadır bu. İki yıl önce yine böyle bir kampanyanın bitim günü olan 22 Ağustos 2007 tarihinde Dearsan Tersanesi’nde gaz sıkışmasına bağlı olarak gerçekleşen patlamada İ. Bekir Levent yaşamını yitirmişti. Bu yılki kampanyayı sonlandıracağımız tarihe yakın bir süreçte cinayetin adresi bu kez Kalkavanlar Grubu’na ait SEDEF Tersanesi’ydi. 19 yaşındaki Onur Bayoğlu yüksekten kafa üstü çakılarak yaşamını yitirdi. Yaralanan ve komada olan Gazi Akıllı’yı da unutmamak gerekiyor. Tersane patronları bu tabloyu umursamazca izlerken, biz tersane işçilerinin “GREV” hedefi mücadelemizde tarihsel bir ödev olarak karşımızda duruyor. Tüm tersane işçilerini cinayetlere karşı GREV ateşini yakmaya çalışıyoruz.

MK


DEARSAN Tersanesi’nde yüksekten düşen ve halen Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi olan Erkan Günal ile kaza anına ve tersanelerde yaşanan genel sorunlara üzerine konuştuk...

“Birlikten kuvvet doğar”

ROTA: Geçmiş olsun. Kaza anını bize biraz anlatabilir misin? E. Günal: 18 Ocak sabahı tersaneye çalışmaya gittim. Bir gün önce çatının derelerini çalışacağım yere koymuştum. Onları kaynak yapmak için yukarıya çıktım. Beraber çalıştığımız arkadaşı kaynak pensesini bağlamak için gönderdim. Bu arada çatıda yangın çıkmıştı. Yangına müdahale etmek için o tarafa doğru ilerlemeye başladım. Yürüdüğüm çatı eski malzeme ile kapalıydı. Onlar da yeni paneller bağlanacak diye sökülüyordu. Anladığım kadarıyla iş güvenliği tam sağlanmamıştı. Normalde işçinin çalıştığı yerin atına çelik halatlar gerilmesi gerekir. Hareket halindeyken bir işçi orda emniyet kemerini bağlayınca hareket edemez duruma geliyor. Kaza esnasında emniyet kemerimi bağlayabileceğim hiçbir yer yoktu. Ve o paneller öyle bir şekilde yapılmıştı ki çatılar yeni boyalı olduğu için üzerindeki eski saclarla aydınlatma panelleri aynı rengi almıştı. Hangisi aydınlatma paneli hangisi sac ayırt edilemiyordu. Normalde boya yapılacağı zaman eski panellerin hepsinin sökülüp yenilerinin boyalı zeminin üzerine döşenmesi gerekir. Aydınlatma panelini fark etmeyince yüksekten düştüm.

ROTA: Tersanelerde çok sık iş kazaları yaşanıyor ve yer yer ölümlerle sonuçlanıyor. Mesela sen kaza geçirmeden birkaç gün önce Onur Bayoğlu adlı 19 yaşında genç bir arkadaş daha iş kazası sonucu hayatını kaybetmişti. Peki, bununla ilgili bize neler söyleyebilirsin. Yani neden tersanelerde bu kadar sık iş kazaları yaşanıyor sence? E. Günal: Birincisi işçilerin tam olarak güvenliği sağlanmıyor. Çoğu zaman çalıştığımız yerlerde üzerimizden tonlarca ağırlıkta malzemeler geçiriliyor. Gece mesaileri yüzünden işçilerin dikkatlerini sürekli toparlayamama sorunu ortaya çıkıyor. Aynı zaman da gece mesaisi yapılacaksa bile çalışma ortamının tamamen aydınlatılması gerekiyor. Bu ortamın sağlanmaması ve yüksekte çalışmanın getirdiği riskle beraber çalışılıyor. ROTA: Tersanelerde bu iş kazalarının bu iş cinayetlerinin yaşanmasında iş güvenliği tedbirlerinin alınmaması bir etkenken aynı zamanda yaşanan iş kazalarına karşı tersane işçilerinin bugün içinde bulunduğu tepkisizlik ve yaşanan kazaları ve ölümleri kanıksama durumu da sözkonusu. Daha önce sayısız kez yaşanan iş kazalarına ve cinayetlere karşı gerekli önlemlerin alınması için TİB-DER tarafından havzada bir takım eylemler kampanyalar yapıldı. Bunlara dair neler söylemek istersin. Bugünden sonrası için düşüncelerin nedir? E. Günal: Bugünden sonra işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınması için diğer işçi kardeşlerimizle dayanışma içerisine girmeliyiz. Bizler biraraya gelmezsek bu kazalar daha da artarak devam edecek bunu anlamış oldum. ROTA: Son olarak tersane işçilerine bizim aracılığımızla söylemek istediğin bir şey var mı? E. Günal: Aslında son söylediğimden farklı bir şey söylemeyeceğim. Bananecilik yapmayalım, bugün bana olan yarın bir başka arkadaşımızın da başına gelecektir. “Birlikten kuvvet doğar” diye bir söz var. Eğer birlik olursak tersane patronları bu birlikteliğimiz karşısında haklarımızı vermeye mecbur kalırlar.

Erkan Günal’in iş arkadaşları “kaza”yı anlatıyor! Kazadan iki gün önce tersane patronu Baki Gökbayrak geldi. İşçilere bağırarak “defolun gidin!” diyordu. İş yetişmedi diye. Bir grup bugün, diğer grup ertesi gün sabahlamaya kalacaklardı. Erkan’ın bulunduğu grup sabahladı. 24 saat durmadan çalıştılar. Ondan sonra evlerine gidip yeteri kadar uyuyamadan sabah tekrar işe gelindi. Hepimizin üzerinde bir yorgunluk vardı. O kadar çalışıyoruz, halen ‘iş yetişmiyor’ diye durmadan fırça yiyoruz. Diğer işçi arkadaşlar, çatıda lambayla sac kesimi yaparken, paneller tutuşuyor. Erkan yangını söndürenlere yardımcı olmak için 21 m yükseklikteki çatıda koşuyor. Plastik panele basıp bir anda blokların üstüne düşüyor. Daha sonra Güven Makine taşeronu Erkân’ı hastaneye kaldırdı. Biz öldü sandık. Bu kadar yüksekten düşüp ölmemesi mucize. Şimdi hastane de ameliyat olmayı beklediğini duyduk. İşçi arkadaşlar bunlar “kaza değil düpedüz cinayet”. Tersane patronu Baki Gökbayrak bu cinayetleri sanki bir köpek ölmüş gibi karşılıyor. Gemisine daha çok değer veriyor. Geçtiğimiz yıl yine bu tersanede patlama olmuştu. Bu patlamadan kaynaklı eriyen baret İbrahim Bekir Levent’in kafatasına yapıştı. 4 gün can çekişerek ölmüştü Bekir. 3 işçi arkadaşımızda ağır yaralanmıştı. Baki Gökbayrak saha amirini arayarak gemiye bir şey olup olmadığını sormuştu. Yani işçinin 3 kuruşluk değeri yok. Bunlara karşı halen sessiz mi kalacağız? Öyleyse ölmeye devam edeceğiz. Çare mi? Çare Grev’de... Dearsan Tersanesi’nden Erkan Günal’ın iş arkadaşları

2  Rota MK

İş cinayetlerine karşı Sedef Tersanesi önündeydik!

“Onur Bayoğlu aramızda!” Sedef Tersanesi Elkon taşeronunda çalışan Onur Bayoğlu 14 Ocak Pazartesi günü 15 metre yükseklikten düşerek yaşamını yitirdi. 15 Ocak günü Sedef ve Tuzla Gemi tersaneleri önünde dağıttığımız bildirilerle bugün yapacağımız açıklamaya çağrı yapmıştık. Bugün sabah saat 07.30’da Tuzla Gemi Tersanesi önünde toplanarak önce ajitasyon konuşmalarıyla işçileri eyleme çağırdık. Ardından “Artık yeter! İş cinayetlerine son!/TİB-DER” yazılı pankartı ve “Katil Sedef hesap verecek!”, “Onur Bayoğlu aramızda!”, “Artık yeter! İş cinayetlerine son!” TİB-DER imzalı dövizler açarak Sedef Tersanesi’ne doğru yürüyüşe geçtik. Yürüyüş boyunca “Katil GİSBİR/SEDEF hesap verecek!”, “Artık ölmek istemiyoruz!” “Kahrolsun ücretli kölelik düzeni!”, “İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!” sloganlarını coşku ve öfkeyle attık. Sedef Tersanesi önüne geldiğimizde TİB-DER Başkanı Zeynel Nihadioğlu son yaşanan iş cinayetiyle ilgili bir konuşma gerçekleştirdi. Nihadioğlu konuşmasında şunları söyledi: “Tersane patronlarının aşırı kâr hırsı biz işçilerin canını almaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl 12 işçi arkadaşımızı iş cinayetine kurban vermiştik. Bu yıl da iş cinayetleriyle başladı. Daha birkaç gün önce eli kanlı katil Murat Bayrak yaptığı açıklamada ‘işçinin hayatını en az kendi hayatımız kadar düşünüyoruz’ dedi. Ancak kısa bir süre sonra Sedef Tersanesi’nde Onur Bayoğlu emniyet kemeri olmadığı için iş cinayetine kurban gitti. Bu havzada iş cinayetleri sürdükçe eylemlerimiz de sürecek. Tersane İşçileri Birliği Derneği olarak ‘işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınsın ölümler durdurulsun’ konulu bir kampanya gerçekleştiriyoruz. Bu kampanya sonunda toplanan imzalar kitlesel bir eylemle İstanbul Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne ileteceğiz... “Tersanelerde sigorta hakkımızı gaspedenler, ücretlerimizi gaspedenler yaşam hakkımızı da gaspediyor. Ölülerin üzerine kurdukları sırça köşklerde yaşayan eli kanlı katiller örgütü GİSBİR, iş güvenliği tedbirlerini almayarak ölümlere davetiye çıkarmaya devam ediyor. Tersanelerde yaşanan iş cinayetlerini ve hak gasplarını bir nebze olsun hafifletebilmek tersanelerde gerçekleşebilecek bir GREV’den geçiyor. 2. Tersane İşçileri Kurultayı grev kararı almıştır. Tüm tersane işçilerini komitelerde örgütlenmeye çağırıyoruz”. Eylemi tüm tersane işçilerinin Tersane İşçileri Birliği’nde örgütlenmesi çağrısı yapılarak bitirdik. Eyleme 30 tersane işçisi katıldı. Tersane İşçileri Birliği


Tersaneler mezarlıktır artık!

Katil GİSBİR hesap verecek! 7 Eylül 2007 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, GİSBİR merkezinde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. GİSBİR Başkanı Murat Bayrak bu toplantıya yazılı bir açıklama sundu. Bu açıklamada “Tersanelerin Çalışma Bakanlığı’nın 13 Nisan 2004 tarihli ‘İş sağlığı ve güvenliğine ilişkin risk grupları listesi tebliği’nde tanımı yapılan “ağır ve tehlikeli işler” sınıfına girdiğini belirterek şunlar söyleniyor: “Böyle olmakla birlikte, kanun ve yönetmeliklerde belirtilen yaptırımlara rağmen bizler çalışanımızı kendimiz kadar kolladığımızı ve onların hayatına, sağlığına ne kadar önem verdiğimizi uygulamalarımızla açıkça ortaya koymaktayız” İşte işçi hayatına ve sağlığına verdikleri önem... Bu gemi bir kara tabut, Lumbarından giren ölür Üstümüzden geçti bulut Badem gözlüm beni unut Boynuma sarılma gülüm Benden sana geçer ölüm Badem gözlüm beni unut Ey insanlar, nerdesiniz? Nazım Hikmet

1. 2. 3. 4. 5. 6. 7. 8. 9.

EY İNSANLAR, NEREDESİNİZ? HÜSEYİN POLAT TUNCAY YANIK YAŞAR YAVUZ SAİM SATILMIŞ SAFFET YILMAZ MEHMET KURBAN ORHAN ÇAĞDAŞ MUSTAFA DÜZAĞAÇ KEMAL KÖKSAL

10. 11. 12. 13. 14. 15. 16. 17. 18. 19. 20. 21. 22. 23. 24. 25. 26. 27. 28. 29. 30. 31. 32. 33. 34. 35. 36. 37. 38. 39. 40. 41. 42. 43. 44. 45. 46. 47. 48. 49.

İBRAHİM BACAK MURAT KAPAN SALMAN GÖZPINAR RECEP KAYAŞ İSMAİL TATLI FIRAT DURUDENİZ HÜSEYİN ŞAHİN BURHAN KAYABAŞI İBRAHİM ARSLAN MUSTAFA DOĞUŞ MUSTAFA YARDIM ŞÜKRÜ GÜLEÇ ŞENER GÜLEÇ BAYRAM GÜLEÇ DURMUŞ İPEK KAHRAMAN DALMAZ NURDOĞAN ÇELİK ONUR BAYOĞLU SABRİ YANARDAĞ FATİH KILIÇ HASAN MACAR KENAN KARA CABBAR ONGUN GÜNAY AKARSU BEKİR ÖZMEN BAYRAM TATLI EKREM BEKTAŞ ERKAN ALASAN AHMET ÇELİK KENAN ÇETİN HÜSEYİN GONCA SERDAR KURT CEMAL YETİM SUAT DURSUN İLHAN ÜSTÜNDAĞ BURHANETTİN UMURCA SÜLEYMAN BİRİNCİ OSMAN KOÇAK MURTAZA TAN SELİM NİŞLİ

50. 51. 52. 53. 54. 55. 56. 57. 58. 59. 60. 61. 62. 63. 64. 65. 66. 67. 68. 69. 70.

İBRAHİM BEKİR LEVENT MUSTAFA BALTACI SELAMETTİN EROL MEHMET YÜCESOY İHSAN YÜZSÜZ İBRAHİM DURSUN HÜSEYİN KARACA BAHRİ TAŞÇIOĞLU SAMİ ŞAHİN HÜSEYİN ÇOBAN RECEP YAMAN NURALİ GÜRSOY ÖZAY ÇOBAN S. OCAK MURAT KAPLAN CEMAL KİT NUSRET KOÇ SELİM KOÇAK HÜSEYİN KORUR SEZAİ DEMİRAL YILMAZ ARSLAN

En gencimizdi, 17 yaşında, adı Erkan Alasan. 1996 yılında Dolyester Tersanesi’nde elektrik çarpması sonucu öldü. Mehmet Kurban 51 yaşında 1997 Çelik Trans Tersanesi’nde patlama sonucu yaşamını yitirdi. O da en yaşlımızdı. Kimi Tuncelili, kimi Kastamonulu, kimi Samsunlu, kimi Tokatlı. Kimi Türk, kimi Kürt, kimi alevi, kimi Sünni. Hepsinin tek bir çabası vardı. O da çoluk-çocuğuna ve ailesine iyi bir gelecek bırakmak. Ama olmadı. Yukarıda saydığımız ölüm listesinin içerisinde yerlerini aldılar. Tersane patronları bu uzayıp giden liste karşısında sürekli büyüdüler, güçlendiler. Biz öldük, onlar saraylara kavuştu. Biz öldük onlar umursamazca izledi. Kendi düzenlerinin çıkardığı yasal düzenlemeler dahi onlara maliyetli geliyordu. Önlem almadılar, sürekli öldük. “Maliyetimiz işçilikten, işçiliğe kaynak aktaramayız ” dediler, tabutlarımız tersane kapılarından çıkmaya devam etti. Ücretlerimizi gaspettiler sustuk. Sigortamızı gaspettiler sustuk. Kardeşlerimiz gözümüzün önünde parçalandı yine sustuk. Aslında biz insanlığımızı kaybettik. Yaşanan bunca ölümlere karşı halen sessiz kalıyorsak, kendi insanlığımızı sorgulamamız gerekiyor. “Artık yeter!” diye haykırmamızın zamanı geldi. Şimdi “Biz buraya çalışmaya geldik, ölmeye değil!” diyerek ayağa kalkmanın zamanı geldi. Şimdi tersaneler cehenneminde “Grev” ateşini harlamanın zamanı geldi. İşçiler örgütlenmeye GREV ateşini yakmaya!

TİB-DER’den iş cinayetleri semineri! Bir süredir çalışmasını yürüttüğümüz “İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınsın! Ölümler durdurulsun” konulu kampanyanın seminer ayağı Tersane işçileri Birliği Derneği toplantı salonunda 50 işçinin katılımıyla gerçekleşti. Seminere İstanbul İşçi Sağlığı Enstitüsü’nden Dr. Ercan Duman konuşmacı olarak katıldı. İlk konuşmayı Tersane İşçileri Birliği Derneği başkanı Zeynel Nihadioğlu yaptı. Nihadioğlu konuşmasında şunları söyledi: Ardından Dr. Ercan Duman, işçi arkadaşlarla karşılıklı ve sıcak bir sohbet gerçekleştirdi. Duman, konuşmasını işçi arkadaşların ifade ettiği söylemler üzerinden şekillendirdi. İşçi arkadaşlar cinayetlere ve diğer sorunlara karşı birlik olamamanın nedenlerini güncel örneklerle anlattılar. Bölge ayrımcılığından, taşeronluğun işçileri nasıl parçaladığına, işçilerin güvensizliğinden, duyarsızlığına kadar bir dizi noktaya temas ettiler. İş kazalarının temel sebebinin ise bu sistem olduğu ifade edildi. İş kazasının tanımını yapan Ercan Duman, yasal süreçlere değindi. Taşeronlaştırmanın ise yasadışı bir uygulama olduğunu ifade etti. Murat Bayrak’ın söylemleri üzerine de kısa bir yorum yaptı. Yaklaşık 2 saat süren seminere tersane işçileri etkin bir şekilde katıldılar. Ardından işçi arkadaşlar işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini içeren seminerlerin sürdürülmesini talep ettiler. Dr. Ercan Duman da seminerlerin devam etmesini temenni etti ve talep edildiği takdirde bu işi görev olarak kabul edeceğini dile getirdi. Tersane İşçileri Birliği

Rota  3 MK


İŞ CİNAYETLERİNE KARŞI 10 ŞUBAT’TA TAKSİM’E!

İş cinayetlerine karşı kenetlenelim! * 14 Ocak Onur Bayoğlu, yüksekten düşerek yaşamını yitirdi. (SEDEF Tersanesi) * 16 Ocak Gazi Akıllı, yüksekten düşerek ağır yaralandı. (GEMSAN Tersanesi) * 17 Ocak Şükrü Akel, yüksekten düşerek çenesi kırıldı. (KIRAN Tersanesi) * 18 Ocak Erkan Günal, yüksekten düştü, vücudunda sayısız kırık var. (DEARSAN Tersanesi) “Buraya çalışmaya geldik, ölmeye değil!” Tersanelerde ölümlerin, sakatlanmaların ve yaralanmaların ardı arkası kesilmiyor. Tersane patronlarının halen yaşanan bu ölümlere karşı utanmadan “Biz işçinin canını en az kendimizinki kadar düşünüyoruz” diyor. Bu yalanların ardından ONUR, iş cinayetine kurban gitti. Sıra hangimize gelecek bilmiyoruz. Bildiğimiz bir gerçek var ki, o da bu cinayetlerin süreceğidir. Çünkü Tersane patronları örgütü GİSBİR, halen işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerini almıyor. Çünkü onlar için “maliyetli” bir iştir. Onlar kendi zenginliklerini işte bu maliyeti en aza indirgeyerek kazanıyorlar. Sigortalarımızı çalıyorlar, ücretlerimizi çalıyorlar, yaşam hakkımızı çalıyorlar. Bugüne kadar tersanelerde ne kadar işçi kanı döküldüyse patronlar o kadar zengin oldu. En ucuz ve en

basit iş güvenliği tedbirleri alınmamasından kaynaklı bir dizi işçi arkadaşımız iş cinayetine kurban gitti. Her ölümden sonra içimiz burkuldu, üzüldük. Ama sadece üzülmekle yetindik. Yanıbaşımızda iş cinayetlerine kurban giden işçi kardeşlerimizin ölümüne sessiz kaldık. Sıranın bize geleceğini bile bile. Ölümden korkmuyoruz, patronlardan korktuğumuz kadar! Ya işten atılırsam korkusu bizi insanlığımızdan da çıkarmış. Ölümlere tepkisiziz! Ses çıkarmadığımız içindir ki, tersane patronları, işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri almıyor. Ses çıkarmadığımız içindir ki, sigortalarımız ve ücretlerimiz gaspediliyor. Ve eğer biz sessiz kalmaya devam edersek, örgütlenmezsek ölümler peşisıra gelip bizi de bulacak. ÖLMEMEK için haklarımızı kazanmak için Tersane işçileri Birliği’nde örgütlenerek GREV’e hazırlanalım. Ancak onbinlerce tersane işçisinin gerçekleştirebileceği bir GREV’le bir nebze olsun ölümler durdurulabilir. Bir nebze olsun yaşadığımız cehennem koşulları düzelebilir. Bütün tersane işçilerini GREV’e hazırlık için komitelerde örgütlenmeye çağırıyoruz. Tersane İşçileri Birliği Derneği

Davutpaşa katliamına tersanelerden öfke! Davutpaşa’daki iş cinayetinde yaşamını yitiren çoğu işçi 20 kişiyi anmak ve “işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri”nin alınmasını talep etmek için 1 Şubat günü saat: 08.00’de Tuzla Gemi Tersanesi önündeydik. Burada “Artık Yeter! İş cinayetlerine son!/TİBDER” yazılı pankartı açarak ajitasyon konuşmaları eşliğinde tersane işçileri olarak toplandık ve ardından basın açıklaması yaptık. Açıklamayı TİB-DER Başkanı Zeynel Nihadioğlu okudu. Açıklamada şunlar söylendi: “Bu katliamın sorumluluğu tek başına atölye sahiplerine yüklenemez. Asli sorumlular, yıllardır Davutpaşa’da kaçak işçiliğe, sigortasız ve güvencesiz çalışma ile işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin alınmamasına göz yumanlardır. Yani bu kokuşmuş düzenin sahipleridir. Bu çürümüş ve kokuşmuş sermaye egemenliği altında yaşamı köleleştirilmiş milyonlarca işçi ve emekçi sefalet koşullarına mahkûm edilirken, gerekli güvenlik tedbirleri alınmayarak ölüme mahkûm ediliyor. Dünyada her gün 5 bin işçi iş cinayetine kurban gidiyor. Bu korkunç tabloyu yaratanlar, sırça köşklerde yaşıyor, saltanat sürüyorlar. Saltanatlarını işçi kanı üzerine kuranlar katliamlarının hesabını vereceklerdir. Davutpaşa’da yaşanan patlama ilk patlama değildi. İş güvenliği tedbirlerinin alınmaması sonucu gerçekleşen sayısız iş cinayetinden sadece biridir. Tersane işçileri olarak bizler, bu katliamlara hiç de yabancı değiliz. Biz bunu en iyi kendimizden biliriz. İş güvenliği tedbirleri için masraf yapmayan tersane patronları sayesinde 1983 yılından bugüne kadar 100’ü aşkın işçi kardeşimizi iş cinayetlerine kurban verdik. Dün Davutpaşa’da yaşanan iş cinayeti bu cinayetlerin en ağır bedelli olanıdır. Bu ağır bedeli ödemek zorunda bırakanlar, halen utanmazca hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Davutpaşa’da işçi kardeşimizin mezarını kazanları unutma! Tersanelerden, madenlere, fabrikalardan, atölyelere her yer patronların kâr hırsından kaynaklı kan gölüne dönmüş durumda. Bu katliamlara karşı bundan sonra her yer eylem alanına dönmelidir. Katliamları protesto etmek ve katillerden hesap sormak için örgütlenmekten başka yolumuz yok!” Basın açıklaması esnasında ve sonrasında sık sık “Kahrolsun sermaye iktidarı!”, “Artık ölmek istemiyoruz!”, “Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz!” sloganları atıldı. Açıklamaya yaklaşık 40 tersane işçisi katıldı. Tersane İşçileri Birliği

İrtibat telefonu: 447 44 81 Cep: (0 537) 771 71 69

BASIN AÇIKLAMASI: 10 ŞUBAT 2007 PAZAR Buluşma yeri: Tersane İşçileri Birliği Derneği Buluşma saati: 10.00 (SABAH) ARAÇLAR TERSANE İŞÇİLERİ BİRLİĞİ DERNEĞİ ÖNÜNDEN HAREKET EDECEKTİR... İşçi Bülteni Özel Sayı: 262 * Fiyatı: 25 YKr * Şubat 2008 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Gülcan CEYRAN EKİNCİ * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Mollaşeref Mah. Millet Cad. 50/10 Fatih/İstanbul * Tel: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat. / İST

MK

ROTA 6 - Şubat 2008  

Tersane İşçileri Birliği Bülteni Sayı 6

Advertisement