Issuu on Google+

İşçi Bülteni Özel Sayı No: 638 * Aralık 2010

“Sınıfa karşı sınıf”

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ Birleşik Metal MESS dayatmalarına karşı mücadeleye devam dedi…

GREV-direniş komitelerinde birleşelim!

12 Kasım günü Türk Metal çetesi ile satış sözleşmesini imzalayan MESS, Birleşik Metal yönetiminin önüne de aynı sözleşme taslağını sürmüştü. MESS’in teklifini değerlendiren Birleşik Metal üyesi metal işçileri MESS dayatmalarını kabul etmeyerek mücadeleye devam etme kararı aldılar. Birleşik Metal üyeleri taleplerini elde etmek için grev dahil her türlü silahı kullanmaya hazır olduklarını dile getiriyorlar. Bugün, MESS-Türk Metal kirli ittifakına ve bu ittifakın kölelik dayatmalarına yanıt vermek özel bir önem taşıyor. Çünkü bu dayatmalar kabul edilirse metal işçilerini çok daha ağır çalışma ve yaşam koşulları bekliyor. İşte tam da bu nedenle Birleşik Metal üyesi metal işçilerinin MESS dayatmalarını kabul etmeyerek gösterdikleri grev iradesi tüm metal işçilerinin geleceği için hayati önemdedir. Gündemde olan yasal düzenlemelerle işçi sınıfına yönelik kapsamlı hak gaspları kapıdayken gösterilen bu kararlılık Birleşik Metal üyesi metal işçilerini mücadelenin ön safına taşımıştır. Şimdi Birleşik Metal üyesi metal işçilerinin önünde bu kararlılığı güçlendirmek ve sürdürmek sorumluluğu bulunmaktadır. Vakit kaybetmeden fabrikalarda kurulan TİS Komiteleri Grev Komiteleri'ne dönüştürülmeli, artık tüm hazırlıklar olası bir grevin kazanımla sonuçlanması

için yapılmalıdır. Ama bu kadarı yetmez. Birleşik Metal üyesi metal işçilerin kararlılığına destek vermek, mücadelelerini sınıfın mücadelesi haline getirmek durumundayız. Özellikle Türk Metal çetesinin boyunduruğu altında inim inim inletilen metal işçileri için bu bir görev, kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Türk Metal üyesi metal işçilerinin bu dönemde Birleşik Metal üyeleri ile göstereceği etkin dayanışma sadece Birleşik Metal üyelerinin kazanmasını değil, aynı zamanda Türk Metal ihanet şebekesinin de çökmesini sağlayacaktır. Elbette MESS-Türk Metal kirli ittifakı da bu tehlikenin farkındadır ve onlar da tüm hazırlıklarını buna göre yapacaklardır. Ama bu kirli ittifak ne kadar saldırganlaşırsa saldırganlaşsın sonucu belirleyecek olan öncü metal işçilerinin kararlılığı ve iradesi olacaktır. Güçlü bir irade ve kararlılıkla Türk Metal çetesini sırtımızdan söküp atmak, MESS’in gasbettiği haklarımızı söküp almak hiç de zor değildir. Yeter ki böyle bir mücadele için hazırlıklarımızı yapalım. Yeter ki MESS-Türk Metal kirli ittifakından hesap sormak için saflarımızı sıklaştıralım, grev-direniş komitelerinde birleşelim.


Bir yanda ihanet, diğer yanda grev kararlılığı Birleşik Metal'in MESS ile gerçekleştirdiği görüşmelerde anlaşma sağlanamaması üzerine 9 Kasım günü 'uyuşmazlık zaptı' tutulmuş, ardından da arabuluculuk süreci başlamıştı. Türk Metal ile imzalanan satış sözleşmesini takiben Birleşik Metal'i tekrar masaya davet eden MESS, 3 Aralık günü bir kez daha teklifini iletti. Teklifin ardından 11 Aralık günü ikinci kez toplanan Birleşik Metal İşçileri Sendikası Merkez TİS Komisyonu, metal patronlarının dayatmalarını kabul etmeyeceğini belirterek 'grev' iradesinde birleşti. Diğer y andan Türk Metal, imzaladığı anlaşmayla ücretlerde komik bir artışa işçileri razı etmiş ve metal işçilerine dayatılan esnek çalışmayı sözleşmeye sokmuş oldu. Bunu yaparken de işçilere hiçbir bilgi verilmedi ve işçilerin onayı alınmadı. Ardından tam bayram tatili öncesi işçilerin tepkisini engelleyebilmek için gece yarısı anlaşmayı imzaladı. Türk Metal’in imzaladığı sözleşmeyle yıllardır hak kaybına uğrayan metal işçileri kendileri için adeta ölüm demek olan esnek çalışmaya artık mahkûm edilmiştir. Metal işçilerinin kaybedecek bir hiçbir şeyi kalmamıştır. Metal patronlarının sendikası olan MESS yıllardır biz işçileri, açlığa ve yoksulluğa mahkûm etmekte, bütün sosyal haklarımız bu çete tarafından elimizden alınmaktadır. MESS bu saldırıyı işbirlikçi Türk Metal çetesiyle işbirliği içerisinde gerçekleştirmektedir.

çıkarmış ve çoğu işyerinde esnek çalışmayı hayata geçirmiştir. Kriz sürecinde hep işçilerden fedakârlık beklenmiş ve hepimiz aynı gemideyiz edebiyatıyla işçileri kölece ve kuralsız çalışmaya mahkûm etmişlerdir. Ama bakıyoruz ki yapılan açıklamalarda kriz sürecinde en çok kâr yapan ve en çok kazanan yine bu fabrikalardır. Artık hiç kimse bizde fedakârlık beklemesin metal işçilerinin yapacak bir fedakârlığı kalmamıştır. Metal işçileri ne yapmalı? Metal işçileri olarak artık kaybedecek bir şeyimiz kalmamıştır. Metal patronları hiçbir kural ve yasa dinlemeden bizlerin üç kuruş maaşına göz dikmiştir. Bizlere reva görülen kölece bir yaşamdır. Bizler metal işçileri olarak fabrikalarımızdan başlayarak yan yana gelmeli, fabrika komiteleri, havza komiteleri kurmalı, kısacası tabandan örgütlenmeliyiz. Çünkü nasıl patronlar bir araya gelip istediklerini bizlere dayatıyorlarsa bizler de bütün işçiler bir araya gelerek mücadeleyi büyütmeli ve haklarımızı kazanmalıyız. Biz işçilerin başka bir çıkar yolu yoktur.

Metal patronlarının örgütü olan MESS geçen yıllarda krizi bahane ederek binlerce işçiyi işten atmış, ücretsiz izinlere

Kirli ittifak saldırganlaşıyor Bayram öncesinde gece yarısı operasyonu ile satış sözleşmesini imzalayan Türk Metal çetesi saldırganlaşıyor. MESS-Türk Metal kirli ittifakı işçilerin yoğun tepkisi ile karşılanırken Birleşik Metal-İş’e yönelik karalama kampanyası başlatıldı. Özellikle fazla mesailer konusunda işçileri baskı altına almaya çalışan patronlar uyuşmazlık aşamasında olan TİS konusunda ise farklı beklentilerin önüne geçmeye çalışıyorlar. Türk Metal’den farklı bir sözleşme imzalanamayacağı ya da Birleşik Metal-İş Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu’nun da sözleşmeyi imzaladığı ancak bunun halen işçilerden saklandığı gibi dedikodular şu günlerde MESS patronlarının bilinçli bir tutumu ile Birleşik Metal’in örgütlü olduğu fabrikalarda dillendiriliyor. Türk Metal çetesi ise Birleşik Metal’in kimi zayıflıklarını da kullanarak hazırladığı bir bildiri ile Birleşik Metal üyesi işçilerin kafasını bulandırmaya çalışıyor. İşçilerin yoğun olarak oturdukları semtlerde ve yer yer de Birleşik Metal’in örgütlü olduğu fabrikaların önünde yaptıkları bildiri dağıtımları ile Birleşik Metal’i fotokopi sendikacılığı ile suçlayan Türk Metal çetesi kendi tabanını da hareketlendirecek bir dinamizmin önüne geçmeye çalışıyor. Birleşik Metal İş üyesi işçiler ise Türk Metal çetesinin bu girişimini büyük bir öfke ile karşılıyorlar. Bunun son örneği İzmir'de yaşandı.Birleşik Metal-İş İzmir Şube'ye bağlı Totomak Makina ve Yedek Parça San. ve Tic. A.Ş. ile Zf Lemförder Aks Modülleri fabrikalarına bildiri dağıtmak isteyen Türk Metal çetesinin adamları Birleşik Metal-İş üyesi işçilerin öfkesinin hedefi oldu. Türk Metal çetesine anladıkları dilden yanıt veren işçiler taşeron örgütün adamlarını defettiler.

2

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

MESS dayatmalarına karşı grev komitelerinde birleşelim! Türk Metal üyesi bir işçi

Fen-İş'te sendikapatron baskısı Kocaeli Gebze'de kurulu Feniş Alüminyum fabrikasında maaş ödemeleri geciken işçiler bu duruma tepki gösterince sendika yöneticileri ve patronun dayatmalarıyla karşı karşıya kaldılar. Hak-İş'e bağlı Çelik-İş Sendikası'nın örgütlü olduğu fabrikada 1 Aralık gününden itibaren mesailerin iptal edilmesi talebini sendikaya ileten Fen-İş işçileri, işyerinin maddi sıkıntı içinde olduğunu ve mesailerin iptal edilmesi durumunda ücretlerin alınamayabileceği ve mesailere devam edilmesi gerektiği yanıtını aldılar. Sendika yöneticilerinin patrondan yana tutum almasına karşı çıkan bir grup işçi fazla mesailere kalmama kararı aldı. İşçilerin bu kararı Çelik-İş yöneticilerini rahatsız ederken sendika yöneticileri gece vardiyasından sonra işçilerle toplantı yaptı. “Fazla mesailere kalmama kararının sendikayı yıprattığı” söylemine sarılan Çelik-İş yöneticileri örgütün aldığı kararın üzerine karar alınmasının doğru olmadığını söylediler. Çelik-İş üyesi Feniş Alüminyum işçileri ise bu kararın kendi iradelerini yansıtmadığını ve sendikanın bu duruma çözüm bulması gerektiğini söylediler. İşyeri temsilcisinin “Var olan bu, isteyen çalışır, isteyen başka bir iş bulur” sözünün ardından ise harekete geçen Feniş patronu işyeri temsilcisinin yaptığı konuşmanın ardından kendi isteği ile işten ayrılmak isteyenlerin ayrılabileceğini ve anlaşmalı olarak tüm haklarının verileceğini söyleyen patron, işçileri tehdit etti.


Birleşik Metal Trakya Sanayi temsilcisi:

“Kazanmak için iş bırakmayı gündeme getirmeliyiz”

RSA işçisi üretimi durdurdu İstanbul Gaziosmanpaşa'da kurulu RSA fabrikasında çalışan işçiler fabrikada yaşanan ücret sorununa karşı geçtiğimiz gün iş bırakarak eyleme geçti. Fabrikada şalterleri indiren Birleşik Metal-İşüyesi işçilerin tezgah başındaki bekleyişleri 14 Aralık Salı günü itibariyle devam ediyor. 10 Aralık Cuma günü saat 16.00'da üretimi durduran RSA işçileri, her ayın 10'unda yatırılması gereken ücretlerinin düzenli olarak ödenmemesine tepki gösterdiler. Toplu iş sözleşmesi kapsamında her ay belirli bir tarihte yapılması gereken maaş ödemelerinin geciktirildiğini belirten işçiler, patronun, “ödeme yapamayacağım” sözü üzerine üretimden gelen güçlerini kullandılar. İş bırakmaya karşı baskı ve tehdit

Bir kere bizim fabrikamız MESS’e üye değil. Ancak MESS’in verdiği teklif doğrudan 100 binin üzerinde metal işçisini bağlamakta. Trakya Sanayi, eski adı ile RABAK, sendikanın, işçiliğin ne olduğunu bilen bir fabrika. Tam 41 yıldır sendikalı. 15-16 Haziran Direnişi'nin İzmit ayağını bu fabrika başlatmıştır, ilk bayrağı açan, yürüyen fabrikadır. BMİS Merkez TİS Komisyonu'nun belirlediği bir takım eylemler oldu. Ancak bunlar tek başına yeterli değil. Muhakkak bir takım kişileri rahatsız etmiştir. Ama sonuç alma noktasında yeterli değil. Türk Metal bayramdan önce imza attı. “Olmazsa olmazlarımızdan taviz vermeyeceğiz" dedi. Bunun doğruluğuna elbette inanmıyorum, ortada somut bir şey yok, taslağını dahi göstermiyor. Türk Metal her zaman oynadığı rolü bir kez daha oynamıştır. Onun için Türk Metal üzerine çok da söz söylemeye gerek duymuyorum. Birleşik Metal’e gelirsek...Birleşik Metal bir eylem çerçevesi oluşturdu. Bizler de işçiler olarak gittik, katıldık. Her anlamda yetersiz buluyorum. Sadece Kocaeli Şubesi’nde örgütlü 1700 metal işçisi var. Bunların kaçı 28 Kasım'daki eyleme katıldı? Sendika ne kadar çaba harcadı? Elbette genel bir duyarsızlık var, ama buna rağmen bir çaba da olması gerekir. 28’indeki mitingi yetersiz buluyorum. Kürsüden mücadeleye dair somut olarak ne duyduk. Ben hiç bir şey duyamadım açıkçası. Metal işçilerinin daha duyarlı olması gerekir. Gebze’den ve İzmit’ten ciddi bir katılımın olduğunu görmedim. Aslında süreç çok önemliydi. Birleşik Metal süreç içinde kırılma-sıçrama noktası olabilirdi. Birleşik Metal '98’deki çıkışını tekrarladı. Bir kez daha sarı sendika Türk Metal’den toplu olarak istifaya çağırdı. Ancak süreç şu anlamda farklı; o dönem, Türk Metal tabanında somut olarak ciddi bir tepkisellik vardı. Birleşik Metal o dönem bu tepkiyi örgütleyemedi. Şu an yine aynı çıkışı yapıyor. Türk Metal tabanı eğer bizim farklılığımızı görürse istifa çağrısına cevap verebilir. Semboliktir belki ama hiç değilse 5.35 yerine 6.35 imza atsın, bunu yapsın, daha farklı olduğunu bu düzeyde de olsa göstersin hiç değilse. Gidip de MESS’in önerisine imza atmasının bir anlamı yok! Önemli hususlardan bir tanesi de bana göre işçiler arasında ki ücret farkıdır. Elbette çok eski olan işçilerin kıdemi biraz daha yüksek olmalıdır. Bu normal bir şeydir. Ancak şu an için ücret farkları astronomik miktarlarda. Bunu da dengelemek zorundayız. Bu hususta en doğru söylem “Eşit işe eşit ücret” söylemidir. Sonuç olarak, toplu sözleşmelerde başarı elde etmek istiyorsak ve bu başarı mücadeleden geçiyorsa, ikirciksiz olarak bu yolu seçeceğiz. Merkezi eylemler yapmakla kalmamalı iş bırakmayı dahi gündeme getirebilmeliyiz. Bu şekilde işveren köşeye sıkışır, üretim aksar. İlk aşama olarak, Birleşik Metal MESS kapsamındaki fabrikalarında iş bırakmayı gündeme getirmelidir. Sonraki aşama olarak, MESS kapsamında olmayan fabrikalarında iş bırakmaya gitmeli. Daha sonra konfederasyon olarak. Hatta diğer sektörlerle süreci birleştirmeliyiz. Bu şekilde yaşamı kilitleriz. Ve ancak böyle sonuç alırız. Bunların hepsi böyle düşünülmeli, bu şekilde tartışılmalıdır. En etkili tarz budur.

MESS kapsamındaki fabrikada devam eden iş bırakma eylemi RSA patronu tarafından baskı ve tehditlerle karşılanıyor. İşçilerin servis ve yemek hakkını gasbederek eyleme yönelik tahammülsüzlüğünü gösteren RSA patronu 15'er dakikalık çay molalarını da kaldırmış bulunuyor. RSA işçileri son olarak 12 Kasım sabahı, 1 saatlik iş bırakma eylemi gerçekleştirerek MESS dayatmalarına karşı mücadele kararlılıklarını ifade etmişlerdi.

ÇEL-MER işçileri: “Mücadelemizin takipçisi olacağız” ÇEL-MER işçileri güvencesiz çalışmaya ve geleceksiz yaşamaya karşı Birleşik Metal-İş Gebze Şubesi’nde örgütlenmiş, işten atma saldırısına karşı direnişe geçmiş ve dört günlük fabrika işgal eylemi gerçekleştirmişlerdi. Eylemleri sendikanın fabrikaya girmesi ile sonuçlanan işçilerden 11’i işe geri alınmamıştı. Bu işçilerin açtıkları işe iade davası Gebze 2. İş Mahkemesi’nde görüldü. Dava 15 Şubat 2011 tarihine ertelendi. Yaklaşık 2 saat süren duruşma sonrası adliye önünde “İşten atmalar yasaklansın! / ÇEL-MER İşçileri” pankartının açıldığı bir eylem gerçekleştirildi. Eylemde sermayenin işçi-emekçilere yönelik saldırılarının giderek arttırdığı, azgın sömürüye maruz kalan işçilerin açlık ve sefaletle karşı karşıya kaldığı hatırlatılarak, sömürüye karşı hak arama mücadelesi veren işçilerin ise işten atmalara maruz kaldığı ifade edildi. “Yaşadığımız bu sorunların kaynağı sermaye sınıfının giderek artan aşırı kâr hırsıdır. Bizleri iliklerimize kadar sömürenlerin vurdumduymazlığıdır” diyen ÇEL-MER işçileri, kötü yaşam koşullarını düzeltmek için bir araya gelen işçilerin “suç” işlediği gerekçe gösterilerek işinden, ekmeğinden edildiğini söylediler.

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

3


Birleşik Metal yönetici ve üyeleriyl

“Ölmek var, dö Mehmet Beşeli (Genel Sekreter Yardımcısı / Toplu Sözleşme Uzmanı): MESS’in 3 Aralık’ta vermiş olduğu teklifin detayları bu bir haftalık süre içerisinde komitelere, üyelere aktarıldı. Bunun sonucunda tüm işyerlerimizde bir değerlendirme yapıldı. 11 Aralık toplantısı tarihi bir toplantı. Çünkü kritik bir dönemde kritik bir karar almak durumunda olan bir toplantı. Bu toplantı, sendikanın geleneklerine uygun bir biçimde herkesin söz alabildiği, geniş detaylarıyla sorunu tartışabildiği uzun süren bir toplantı oldu. Verilen aralarla birlikte yaklaşık 8 saat sürdü. Genel başkanımız son olarak yapmış olduğu açıklamasında, toplantının durumunu, bütünlüğün�� yansıtan bir cümle söyledi. Söylediği cümle şudur: MESS’in 3 Aralık’ta vermiş olduğu teklif metal işçileri tarafından kabul edilmemektedir, edilmeyecektir. Mücadele bundan sonraki koşullarda devam edecektir. Bu karar da MESS’e iletilecektir. Bunu söylediği zaman farklı görüşleri ifade eden sendika üyeleri de onu ayakta alkışladılar. Konuşmayı sloganlarla kestiler. Dolayısıyla orada bir bütünlük ortaya çıkmış oldu. Gelinen nokta biçim açımızdan bugün itibariyle bu. Elbette ki bundan sonraki aşama kolay değil. Daha zor bir sürece gireceğiz. Yürütülecek bu mücadelenin çeşitli evreleri olacak. O evrelere örgütümüzü iyi hazırlamak zorundayız. Bundan sonraki bütün yoğunluğumuz bunun üzerine olacaktır. Metal işçilerini kolay bir süreç beklemiyor ama metal işçileri bu iradeyi ortaya koymuşlardır. Bu iradenin gereğini de sendikaları yerine getirecektir.

Hakan Akyol (AD Demirel A.Ş İşyeri Baştemsilcisi / Kocaeli Şube Yön. Kur. Üyesi) : Alınması gereken bir karardı. Biliyorsunuz her şeyi saldırı yasasına atıfla bağıtlamak istiyor MESS. Böyle olunca geleceğimiz elimizden alınıyor bizim. Süreci etkileyen lokomotif sendikalardan bir tanesi de Birleşik Metal-İş’tir. Bu misyonunu yerine getirmesi gerekir. Daha önceden alınan kararlar uygulanmaya devam ediyor. Mesaiye kalmama eylemleri ve Cuma yürüyüşleri sürüyor. Bunları daha da yükseltmek için biraraya gelebiliriz. Bence bu durum Birleşik Metal için varlık-yokluk konusudur. Her dönem Türk Metal imzalıyor biz de altına imza atıyoruz. Bir kelime farklı da olsa, farklı bir sözleşme imzalamak gerekiyordu. Hatırladığım kadarıyla 2002-2004’te farklı bir şeyler vardı ve Türk Metal imzaladığı sözleşmeyi düzeltmek zorunda kaldı.

Rıfat Codura (Paksan İşyeri Baştemsilcisi / İstanbul 2 No’lu Şube Sekreteri) : Bu beklenen bir karardı. En son gelinen noktada MESS’in bu haliyle verdiği teklif kabul edilemez bir teklifti. Biz taban olarak Türk Metal’in altına imza attığı sözleşmeye bir daha asla imza atmayacağız. Nicelik olarak az olsak bile nitelik olarak farklılığımızı kanıtlamak istiyoruz. Biz her zaman hazırız dedik. Bu imkan, bu fırsat bu sendikanın eline hiçbir zaman geçmez. Taban da bu kararı aldı. “Bu şartlarda bu teklifi kabul edemeyiz. MESS yeni bir teklif sunsun. Bu şartlarda bunun sonu grevdir” dendi. Hazırlıklarımızı yaptık ve insanları hazırlıyoruz. İnsanlara her türlü yönden anlatıyoruz. Arkadaşlarımız, sendikamızın aldığı kararın arkasında bir bütün olarak duracaklarını söylemişlerdir. Ölmek var, dönmek yok diyoruz.

4

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ


le TİS Komisyonu kararları üzerine konuştuk...

önmek yok diyoruz” Selçuk Balcı (Dostel Makine İşyeri Baştemsilcisi / Gebze) : Sendika olarak bu teklifi kabul etmediğimizi bugün MESS’e söyledik. Şu anda yapılacak olan şu: Türk Metal zaten imzaladı. Çelik-İş’in de bir fabrikası vardı. O da imzaladı galiba. Birleşik Metal-İş Sendikası olarak biz şunu örgütlemeye çalışıyoruz. Bütün sınıf kardeşlerimizle beraber bu grevi onurlu bir şekilde sürdürmek istiyoruz. Çünkü bu süreçten sonra hem MESS’in dayatmalarını hem de ekonomik taleplerimizi kabul ettirmek için sendika olarak buna dur demek gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü çıkacak torba yasaya sendika olarak sınıf cephesi açmak, hem de ekonomik taleplerimizi sonuçlandırmak adına bir karara vardık. Bizim bundan sonra yapacağımız şeyler bunlar. Hem sınıf cephesi açma, bu grevi sahiplenme ve başarıya ulaştırma hem de hükümetle sermayenin koçbaşları olan MESS, TİSK, TOBB’a karşı bu torba yasanın geçmemesi (Yasa meclis alt komisyonunda şekillendiriliyor) için yapılacak bir grevdir. Bulunduğumuz bölgelerde bu cepheyi genişletmek ve grevi başarıya ulaştırma gibi bir niyetimiz var. Bundan sonra sendikalı-sendikasız bütün herkese iş düşüyor.

Yücel Baker (Elkim İşyeri Baştemsilcisi / Gebze) : Türk Metal'in yapısını yıllardan beri biliyoruz. Türk Metal toplu iş sözleşmelerini her zaman bizim mücadele anlayışımıza ters bir şekilde imzalamıştır. Biz onlardan farklı bir sendika olduğumuzu göstermek için sokaklardayız. Hakkımızı korumak için sonuna kadar savunacağız. Elkim işçileri olarak biz tekil bir sözleşme yaptık. Türkiye'nin bugünkü şartlarında yüzde 30 gibi bir zam aldık. Biz bu zammı içerideki işçi arkadaşların birlik, mücadelesi ve beraberliği ile aldık. Birleşik Metal-İş'e üye işçi arkadaşların hepsi bu yürüyüşe destek verecek. Biz de MESS üyesi olmadığımız halde buradayız.

Ferdi Bayram (SCM İşyeri Baştemsilcisi / Bursa):

Hakan Küçük (Cem Bialetti İşyeri temsilcisi / Kocaeli) :

Sonuna kadar taslağımızın arkasındayız. Çünkü o taslağı sendika hazırlamadı, biz işçiler hazırladık. Biz hazırladığımız için sonuna kadar arkasında duruyoruz. Tabiki ücret dışında bazı kırmızı çizgilerimiz var. Onlar geçtiği taktirde kesinlikle grev. Ücret konusuna gelince biz işyerinde taban ücreti olarak 4,35'i istiyoruz. 4,35 kesinlikle geçecek bunun alternatifi yok. Geçmezse biz kendi açımızdan grev diyoruz. Birleşik Metal'de genel merkez ve temsilcilerin kullandığı oy doğrultusunda toplu sözleşme imzalanıyor. Çoğunluk çıktığı taktirde otomatik olarak greve çıkılacak. Bu süreçte arkadaşlarımızın katılımı tam. Arkadaşlarımız davalarına sahip çıkıyorlar. Gidişat nereye götürürse götürsün farketmez. Sonuç, işlerinden olmak bile olsa arkadaşlarımız sonuna kadar mücadele edecekler.

Cem Bialetti MESS’e üye bir fabrika değil. Biz ferdi toplu sözleşme yapıyoruz. Toplu sözleşmede saat ücreti üzerinden 4,9 zam aldık. Özellikle düşük ücretli çalışanların zam oranları daha yüksek oldu. Ücret farklarını kapatmaya çalışıyoruz. Cem Bialetti, Türk Metal’in bayram öncesi sadaka sözleşmesine imza atmasına çok tepkili. Kesinlikle Türk Metal, işçilerin haklarını savunmuyor. Tepeden atamalarla işçilerin özgür iradeleriyle seçilmemiş temsilciler işçilerin taleplerini de yansıtamaz hiçbir yerde. Türk Metal işçilerin değil patronların taleplerine sahip çıkıyor.

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

5


İşçi sınıfının nasırlı yumruğu patronların o yağlı ensesine bir balyoz gibi inecektir! Merhaba arkadaşlar, Ben Mersin'de Akdeniz Çivi fabrikasından bir işçiyim. Daha doğrusu işçiydim. Bizler sendikalı olduğumuz için işten çıkarıldık. 27 Ekim tarihi itibariyle fabrika önünde işimiz, ekmeğimiz ve sendikal haklarımız için direniyoruz. Patronumuz CHP Yenişehir Belediye Meclis üyesidir. Fabrikamızın mali müşaviri ise yine CHP İl Başkanı Yılmaz Şanlı'dır. Yani bizim haklı ve onurlu direnişimizden tüm CHP yönetimi haberdardı. Ama ne bir CHP yöneticisi ne de bir üyesi ziyaretimize gelmedi. Medya önünde sendikal hak ve özgürlüklerden yana olduğunu söyleyen bir partiyi işgal edip kamburunu görmeyen deveye kamburunu gösterdik. Yani öyle Cumhuriyet resepsiyonu yerine Türkan Albayrak'ı ziyaret etmekle ya da TEKEL işçilerin yanında bayrak sallayıp siyasi malzeme yapmakla işçi sınıfının yanında olunmuyor. Elbette Türkan Ablamız'ı ziyaret etsin, sesine ses katsınlar ama kendi içindeki bir işverenin sendikal mücadele veren işçilere uyguladığı sendikal engelleri görmezden gelmesin. Gelirse söz yerini bulur ve deve kamburunu görmez. Bize gelip “Patron sizin hakkınızı yemiş olabilir. Neden partimizi işgal ediyorsunuz? Bu rakip partilerin işine geldi” diyenlere şunu söylüyorum: “Partiniz haklı mücadele gösteren işçi sınıfının, emekçinin yanında olacağına, çıkarlarını düşünen bir sermayedarı savunursa o zaman CHP'nin diğer patilerden bir farkı mı kalır?” Emekten işçi sınıfından yana olan CHP'li üyelere sesleniyorum. Partinizi sorgulayın. Partinizde bir gece misafir kaldık (onlar bizim misafirimiz diye açıklama yaptılar ya) sabaha karşı 3:30'da çevik kuvvet ekiplerinin kapıları kırarak müdahalesi ile uğurlandık. CHP yönetimi sizin misafirperverliğiniz bu ise üstü kalsın. İşveren Serhat Dövenci'ye sesleniyorum. Gerçi o emekten yana basını okumuyordur ama ben yine de sesleneyim, yerin kulağı vardır. Ne yaparsan yap biz işçilerin birliğini bozamayacaksın. Bizim kaybedecek işimiz vardı, seninse canından, ideolojinden çoook sevdiğin servetin. SON SÖZ: İşçi sınıfının nasırlı yumruğu patronların o yağlı ensesine bir balyoz gibi inecektir. Akdeniz Çivi işçisi Emrah

Kardemir işçileri ihanete karşı arayışta… 2001 yılından bu yana uygulanan sistemli saldırılarla metal işçilerinin ücretleri gittikçe eridi. KARDEMİR işçileri de bu saldırılardan nasibini aldı. Bu süre zarfında fabrikada yaklaşık 300 işçi dönüşümlü olarak ücretsiz izne çıkarılıyordu. Bu sorunların çözümü için her defasında sendikanın kapısına dayanan metal işçilerinin talepleri ya görmezlikten gelindi ya da geçiştirildi. Kriz süreciyle birlikte daha da katlanılmaz hala gelen çalışma ve yaşam koşullarına karşı KARDEMİR işçileri somut arayışlara girdi. Çelik-İş Sendikası’nın yıllardır uyguladığı ihanetçi pratiği karşısında bunalan KARDEMİR işçileri çareyi Türk Metal’e geçmekte buldu. İşçilerin haklı tepkisinin üstüne oturan işbirlikçi Türk Metal Sendikası çok kısa bir sürede 2641 işçiden 2155’ni sendikaya üye yaptı. Türk Metal’in yetki tespiti başvurusunun hemen ardından kapsam dışılar ve yeni işe alınan yaklaşık 1000 işçi Çelik-İş’e üye yapıldı. Bu arada bazı işçiler de zorla istifa ettirilerek Çelik-İş’e tekrar üye oldular. Türk Metal üyesi işçiler ise beşer-onar işten atılmaya başlandı. Şu ana kadar 300’ü aşkın işçi bu nedenlerle işten atıldı. Saldırıların ardından işten atılan KARDEMİR işçileri çeşitli eylemler gerçekleştirdiler. Türk Metal’in gövde gösterisi niteliğindeki eylemlerinin dışında şehir merkezine yürüyüşler, şehir meydanında zincirleme eylemleri, Ankara yürüyüşü ve açlık grevi gibi eylemler gerçekleştirildi. Başlangıçta işçilerin eylemlerini sahiplenen işbirlikçi Türk Metal Sendikası eylemlerin dozu ve militanlığı arttıkça yan çizmeye başladı. Hatta eylemci KARDEMİR işçileri ile Türk Metal yöneticilerinin karşı karşıya geldikleri haber programlarına kadar düştü. Sefil çıkarları için işçilerin haklı öfkesini kullanan Türk Metal yönetimi, işçilerin kendisini aştığını görünce eylemlere verdiği desteği kesti. Bununla da kalmayıp bağımsız taban iradesiyle eylem yapmaya çalışan işçilerin eylemlerinin de önüne geçti. İşten atılan KARDEMİR işçilerinin eylem gücünün arkasında Türk Metal’in işbirlikçi pratiği ve iradesi değil, işçilerin meşru talepleri ve öfkesi var. Gelecekleri ve hakları için mücadele eden KARDEMİR işçilerinin haklı ve onurlu mücadelesi gericilikte ve ihanette birbirlerini aratmayan Çelik-İş ve Türk Metal sendikaları tarafından istismar edilmekte ve gerici rekabet için kullanılmaktadır. Unutulmamalıdır ki sözkonusu iki “sendika” da işçi sınıfına düşmanlıkta ve işbirlikçilikte aynı kulvarda yarışmaktadırlar. Bu yüzden KARDEMİR işçileri haklı öfkesinin gerici sendikal rekabet için kullanılmasına engel olmalıdır. KARDEMİR işçilerinin önünde duran görev meşru talepleri uğruna taban örgütlenmelerine dayalı bir çıkış yapmak, tüm gerici bürokrat takımını alaşağı etmektir.

6

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

berler...Haberler...Haberler...Ha

Direniş kazandı Düzce Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulu MAS-DAF’da direniş kazandı. 5 Kasım günü maruz kaldıkları patron terörüyle basın ve kamuoyunun gündemine giren MAS-DAF işçileri patrona diz çöktürdü. İşten atılan DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş üyesi 17 işçi 29 Kasım’da fabrikanın yemekhanesinde düzenlenen törenle işbaşı yaptı.

DİSA'da toplu sözleşme Bir süredir toplu sözleşme görüşmelerinin sürdüğü DİSA Otomotiv Ürünleri San. ve Tic. Ltd.Şti.'de ilk toplu sözleşme imzalandı. DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Trakya Şubesi'nin örgütlü olduğu DİSA Otomotiv'de TİS görüşmeleri 6. görüşmede anlaşmayla sonuçlandı. Tekirdağ Çorlu’da kurulu fabrikada işten atma saldırısına karşı geçtiğimiz temmuz ayında direnişe başlayan işçilerin mücadelesi sonuç vermiş, atılan işçiler tekrar işbaşı yapmıştı. Anlaşmaya ilişkin bilgilendirmede bulunan BMİS, işçilerin ücretlerinde net 164 TL’lik artış sağlandığını duyurdu. Ücret zam oranının yüzde 15′e denk düştüğü bilgisini veren Birleşik Metal, ikramiyeler ve sosyal paketle sağlanan toplam artışın ise yüzde 26 olarak gerçekleştiğini belirtti.

Feniş'de TİS imzalandı Fen-İş Alüminyum'da bir süredir devam eden TİS görüşmeleri 8 Aralık günü sonuçlandı. Çelik-İş Sendikası ile Feniş yönetimi arasında imzalanan anlaşmayla saat ücretlerine 31 kuruş, sosyal haklara da yüzde 10 ile 15 arasında zam yapıldı. Buna göre zamlar ücretlere yüzde 2 ile 9 oranında yansıyacak ve aradan geçen 3 aylık sözleşme farkı 45 gün içinde ödenecek.

Mahle Mopisan’da toplu sözleşme hazırlığı Birleşik Metal üyesi Mahle işçileri İzmir’de 6 Aralık günü gerçekleşen salon toplantısında buluştular. Toplantıda, Mahle Mopisan’daki örgütlenme sürecinin hukuki ve fiili ayakları hakkında sendika üyesi işçilere bilgilendirmede bulunuldu. Örgütlenme çalışmasına saldıran Türk Metal’le ilgili dava sürecine ilişkin gelişmelerin de paylaşıldığı toplantıda Mahle işçilerine sürece sahip çıkmaları çağrısında bulunuldu. Toplantının bir diğer önemli gündemi ise, toplu sözleşme hazırlıkları idi. En kısa zamanda toplu sözleşme taslağının hazırlanması kararlaştırıldı.


Metal işçileriyle asgari ücret üzerine konuştuk...

İletişim adres ve telefonları... Mail adresi: metaliscileribirligi@gmail.com

Metal İşçileri Bülteni: Ne kadar ücret alıyorsunuz? Aldığınız ücret geçiminizi sağlamaya yetiyor mu? 1. işçi: Asgari ücret alıyorum ve yetmiyor. İstediğimiz gibi yaşayamıyoruz. 2. işçi: Asgari ücret alıyorum. Açlık sınırının bile altında olan bu ücretle tabii ki insan gibi yaşamak mümkün değil. Metal İşçileri Bülteni: Yüz binlerce işçiyi ilgilendiren 2011 yılı asgari ücret miktarı önümüzdeki günlerde belirlenecek. Bununla ilgili düşünceleriniz nelerdir? 1. işçi: Zaten çok bir zam vermeyeceklerinden hayatımızda pek bir şey değişmeyecek. 2. işçi: Tekrar tekrar sefalet ücretinin onaylandığı bu komisyondan komik rakamların çıkacağı şimdiden aşikâr. Zaten % 4 zam neredeyse kesinleşti. İşçiler bir sene daha açlığa ve yoksulluğa terk ediliyor bence. Ocak ayından sonra da bir şey değişmeyecek. Ayın başını getirmek için göbeğimiz çatlayacak yani. Metal İşçileri Bülteni: Sizce işçilerin ücreti neye göre belirlenmelidir? 1. işçi: Hayat standartları ve açlık sınırına göre belirlenmeli. Şu anda açlık sınırında yaşıyoruz. Bir de tek maaşla geçiniyorsanız, durum çok daha zorlaşıyor. 2. işçi: İnsanca yaşayabileceğimiz düzeylerde belirlenmeli. İşçinin de insan olduğunu hatırlayarak tek ihtiyacının karnını doyurmak olmadığı (ki zaten yarı aç yaşıyoruz) düşünülmelidir. Bunu da kesinlikle bu komisyon yapamaz. Metal İşçileri Bülteni: Komisyonun vereceği karar işçilerin ihtiyacını karşılar mı? 1. işçi: Bence kendi ihtiyaçlarını karşılıyorlar. Tamamen kendi çıkarlarını düşünerek toplanıyor ve karar alıyorlar. 2. işçi: şüphesiz karşılamayacak. Yıllardır bu komisyon toplanır ama işçilerin durumunda iğne ucu kadar iyileştirme yapılmaz. Defalarca ısıtılıp önümüze getirilen bu temcit pilavının ne tazeliği ne de umut vericiliği kalmamıştır. Metal İşçileri Bülteni: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı? 1. işçi: Bu düzenin tamamen yıkılıp bizi düşünen bir düzenin-sistemin kurulması gerekiyor. Şu anda iktidar ve muhalefette olanlar tamamen kendi çıkarları için çalışıyorlar. Ve başkalarının ağzından bizi yönetiyorlar. Başkaları diye tabir ettiğim ise ABD ve iş adamlarıdır. Bizim gerçekten insan gibi yaşayabilmemiz için bizi yönetecek kişinin bizden birileri olması lazım. İşçinin işçiden başka dostu yok. Baltayı düzenin köküne indirmek gerekiyor. Bunu da ancak 600 TL’ye yaşamak zorunda bırakılan biz işçiler yapabiliriz. 2. işçi: Bu komisyondan bir şey beklemek, ölüden gözyaşı beklemektir. İşsizliği göstererek yani ölümü göstererek, sefalet ücretlerine, yani sıtmaya bizi razı etmeye çalışıyorlar. Oysa işsizliği yaratanlar da kendileri değil mi? Kurtuluşumuz bu komisyondan çıkacak kararda değil kendi ellerimizde. İnsanca bir yaşam için mücadele etmeliyiz.

İstanbul - Esenyurt İşçi Kültür Evi Bahçeyolu Cad.Ülbeyi İşhanı Kat.2 (Prenses Düğün Salonu Üstü) Esenyurt Tel: 0.212.620 40 76 İstanbul - Kartal İşçi Kültür Evi Kordonboyu Mah. Hamam sok. Özdemir İşhanı Kat:2 No:29 Kartal Tel: 0.506.805 04 85 İstanbul - OSB-İMES İşçileri Derneği Yukarı Dudullu Mah. Kerem Sokak No:5/3 Ümraniye Tel: 0.216.540 35 80 İstanbul - Sefaköy İşçi Kültür Evi İnönü Mah. Tolga Cad. No:65 Küçükçekmece Tel: 0.212.697 71 53 İstanbul - Topkapı İşçi Derneği Davutpaşa Cad. Tim 2 Sanayi Sitesi Kat:2 No:541 Topkapı Tel: 0.531.986 15 91-0.535.915 32 45 İstanbul - Tersane İşçileri Birliği Derneği Aydıntepe mh.Yüzüncüyıl cd. Yasemin sk. No:7A Tuzla Tel: 0.216.493 29 95 Ankara - Mamak İşçi Kültür Evi Tıp Fakültesi Cad. No:255 / B Tuzluçayır Tel: 0.312.389 59 57 Ankara - Sincan İşçi Derneği Atatürk Mah. Kutsal Sok. Özsoy Apt. 6/24 Sincan Tel: 0537 266 55 30 İzmir - Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi 8075 Sok. No:11/A Kapalı Durak (Narin Kahv. altı) Çiğli Tel: 0.232.3296436 Adana - Sanayi İşçileri Derneği Kuru Köprü Mahallesi 14. Sk. No: 15 Tel: 0 538 970 64 95 Bursa - Eksen Yayıncılık Bürosu Sönmez İş Sarayı Kat: 3 No: 220 Heykel Tel: 0.224.220 84 92 Kayseri İşçi Kültür Evi Cumhuriyet Mahallesi Cumhuriyet İşhanı Kat:3 No:36 Melikgazi/ Kayseri Tel: 0.535.496 72 50

İşçi Bülteni Özel Sayı No: 638 * Fiyatı: 25 YKr * Aralık 2010 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Ayten ÖZDOĞA N * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Mollaşeref Mah. Simsar Sk. 5/3 Fatih/İstanbul * Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat. * Davutpaşa Cad. Güven Sanayi Sit. C Blok No: 242 Topkapı/İstanbul * 0 (212) 577 54 92

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

7


Sermayenin tüm talepleri “torba yasa”da İstihdam paketi ile “kamu alacaklarını yeniden yapılandıran” 103 maddelik torba yasa tasarısı kapsamlı bir saldırı paketi niteliğinde. Sermayenin uzun zamandır yürürlüğe sokmak için uğraştığı başlıkların hemen hepsi torba yasa içerisinde yer alıyor. Kamu alanında da çeşitli düzenlemeleri içeren paket tam anlamıyla güvencesiz ve kölece çalışma koşulları getiriyor. Böylesi kapsamlı saldırıların yer aldığı pakette sermayeye oldukça cömert davranılmış. Bugüne kadar sermaye tarafından defalarca kez gündeme getirilen özel istihdam büroları, işsizlik fonunun kullanımı, kısa çalışma ödeneğinin düzenlenmesi vb. başlıklar gösterilen tepkiler sebebiyle askıya alınmıştı. Bu kez bu kölelik düzenlemeleri torba yasa yöntemiyle, toptan sessiz sedasız geçirilmeye çalışılıyor. Kapsamlı sosyal yıkım saldırılarının yer aldığı pakette işçi ve emekçilerin zaten güdük olan haklarının iyiden iyiye budanması öngörülüyor. Sermayenin esnek üretim, esnek ve ucuz işgücü ihtiyacını karşılamak için hayata geçirilmeye çalışılan düzenlemeler işçi ve emekçilere hayatı zindan ederken sermayenin ise karlarını katlamasına olanak sağlayacak. Sermayenin yük olarak gördüğü birçok düzenleme işçilerin ücretlerinden yapılan kesintilerle oluşturulan havuzlardan karşılanacak. Tasarıyla İşsizlik Sigortası Fonu kapitalistlere sonuna kadar açılacak. İşçilere dönük bu saldırılar ise istihdam teşviki adı altında pazarlanarak meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Örneğin 18-29 yaş arası erkekler ile 18 yaş üstü kadınların istihdamında patronlara büyük kolaylık sağlanıyor. Bu kesimin sigorta primlerindeki patronların ödemesi gereken tutarın İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanması öngörülüyor. Benzer bir düzenleme kısa çalışma ödeneği için de geçerli. Sermayenin ödeneği kolaylıkla kullanmasını sağlamak için daha esnek ifadelerle yeni düzenlemeler yapılmış. “Zorlayıcı sebepler nedeniyle haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak azaltılması, işyerinde faaliyetin kısmen veya geçici olarak durdurulması” vb. ifadeler sermayenin bu olanağı keyfi biçimde kullanmasına yol açacaktır. Diğer bir madde ise kısa süreli çalışma sistemiyle güvencesiz çalışmanın yaygınlaştırılmasını içeriyor. Bu sistemle işçiler üç ay gibi kısa zaman dilimleri ile istihdam edebilecek. “Çağrı üzerine çalışma” düzenlemesine, “evden çalışma”, “uzaktan çalışma” vb. tanımlar da eklenirken bunlardan kaynaklı nedenlerle bir ay içinde sigortası eksik yatmış olan bir işçinin sigortasını, “30 tam güne” tamamlaması sağlanıyor. İşçi ve emekçilerin uzun vadede elde ettiği haklardan yararlanması engellenirken, kiralık işçi bürolarının da bu vesileyle hayata geçirilmesi öngörülüyor. Ucuz işgücü olarak görülen meslek lisesi öğrencilerinin sömürüsü de tasarıyla katmerleşiyor. “Meslek eğitimi gören öğrenci, aday çırak ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde 30’undan aşağı ücret ödenemez” olarak düzenlenen ifade, “asgari ücretin net tutarının yüzde 30’u” olarak değiştiriliyor. Meslek lisesi öğrencilerini azgın bir sömürünün kucağında çalışmaya mahkum eden kapitalistler, aynı işi yapan öğrencilerin aldığı sefalet ücretlerini dahi budamaya çalışıyor. Torba yasa kapsamlı bir saldırı dalgası anlamına geliyor. Esnek çalışmanın yaygınlaşması, bir yandan hem kamuda ve hem de özel sektörde işgücünün ucuzlatılması tasarının temel ayakları. Bunun yanı sıra sermayenin yük olarak dillendirdiği bir çok emekçilerin lehine olan düzenlemelerde önemli değişiklikler yapılmış. Burada özetle ifade edilen başlıkların yanı sıra sermayenin borçları konusunda ödeme kolaylıkları da dikkat çekiyor. İşçi ve emekçilerin ise bu yıkım saldırılarını çöpe atmak için birleşik bir mücadele ile karşılık vermesi gerekiyor.


Metal İşçileri Bülteni Aralık-2010