Page 1

İşçi Bülteni Özel Sayı No: 565 * Nisan 2010

“Sınıfa karşı sınıf”

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ Direnen işçilerin yolundan 1 Mayıs’a, genel greve!

Haydi sermayeye karşı emeğin kavgasına! Hakları için direnen sınıf kardeşlerimizin yeşerttiği umutlarla geçen bir kışın ardından baharı karşılamaya hazırlanıyoruz. Sadece bizler değil, tüm dünyada milyonlarca işçi eşit ve özgür bir dünyaya duyduğu özlemle 1 Mayıs’a hazırlanıyor. Tüm dünyada 1 Mayıs meydanları birleşen işçilerin sesleriyle yankılanacak. İnsanlık dışı çalışma ve yaşam koşullarına, baskıya, sömürüye ve sermayenin zorbalığına karşı mücadele sloganlarını haykıracak. 1 Mayıs alanlarında sömürüye karşı dur diyeceğiz. Sermayeye karşı emeğin birleşik gücünü göstereceğiz. Ama sadece göstermekle kalmayacağız. Çünkü mücadelemiz 1 Mayıs’tan sonra da büyüyerek devam edecek. Çünkü 26 Mayıs’ta genel grev var! Sendika bürokratları TEKEL direnişini kırmak için genel grev sözü verdiler. Genel grevi sözden çıkarıp uygulamak için 1 Mayıs sınav olacaktır. 1 Mayıs meydanlarında birleşen yumruğumuz, 26 Mayıs’ta sermaye sınıfının suratına inmelidir. Eğer 26 Mayıs sınavından geçersek, MESS grup toplu iş sözleşmesi görüşmelerine çok daha güçlü gireceğiz. Eğer 1 Mayıs ve 26 Mayıs’a ruhuna uygun bir şekilde sahip çıkar, hak ettiği gibi hazırlanırsak TİS görüşmelerinde de MESS’in ve metal patronlarının bizlerden çaldıklarını söke söke alabiliriz. Bunun için 1 Mayıs’ta fabrika pankartları ile meydanları dolduralım. 26 Mayıs’ta fabrika fabrika, havza havza şalterleri indirip alanlara çıkalım. Buradan ilerleyerek TİS görüşmelerinde bizlerden çaldıklarını ve daha fazlasını söke söke ellerinden almak için seferber olalım.

Bunun için fabrika fabrika, havza havza oluşturacağımız mücadele platformlarında bir araya gelelim. 1 Mayıs’a, 26 Mayıs genel grevine ve TİS görüşmelerine hazırlanalım. Unutmayalım ki, tek bir yumruk haline gelmiş bir işçi sınıfının önünde sermaye sınıfı duramaz.

Haydi 1 Mayıs’a, haydi genel greve, haydi sermayeye karşı emeğin kavgasına!


Metal İşçileri Birliği Merkezi Yürütme Kurulu’nun Nisan Ayı Toplantısı Sonuçları Metal İşçileri Birliği Merkezi Yürütme Kurulu Nisan ayı toplantısını gerçekleştirdi. Toplantının gündemi şu başlıklardan oluşuyordu: - 1 Mayıs’a ve 26 Mayıs grevine hazırlık - İşkolunun gündemi - Bülten üzerine değerlendirme ve planlama

- 1 Mayıs’a ve 26 Mayıs grevine hazırlık: 1. 1 Mayıs’a ve 26 Mayıs’a hazırlık, bugün tüm çalışmaların merkezinde ve önündedir. Çünkü bu süreç mücadelenin ve örgütlenmenin tüm boyutlarını kesmekte ve belirlemektedir. Bu anlayışla hem tek tek fabrikalarda, hem de daha genel zeminlerde, yapılacak her işte, atılacak her adımda, 1 Mayıs’ı kazanarak 26 Mayıs’a yürümek perspektifi ve sorumluluğuyla hareket etmeliyiz. İşçi sınıfının birlik-mücadele ve dayanışma günü 1 Mayıs’ın tarihsel çağrısını mücadelenin güncel gereklerine uyarlamalı, hem ön sürecinde hem de 1 Mayıs alanında bunu gözeten bir tutum almalıyız. Hedefimiz 1 Mayıs’ı tarihsel anlamına uygun bir ruhla, kitlesel bir katılımla ve militan bir coşkuyla kutlamaktır. Hazırlıklarımızı bu hedef doğrultusunda tam bir seferberlik ruhuyla yapmalıyız. Merkezi Yürütme Kurulu, tüm metal işçilerini bu doğrultuda sorumluluk almaya çağırmaktadır. 2. (…) görev, işçi sınıfının bilincini geliştirmek, tabandan örgütlülüğünü geliştirmek ve eylemli bir süreç içerisinden geçerek 1 Mayıs’a olabildiğince kitlesel, olabildiğince militan bir ruhla ve olabildiğince örgütlü bir tarzda çıkabilmektir. Bu süreçte başarının ölçütü, bu gündemlerle yapılacak işçi toplantılarının sayısı olacaktır. Bu çerçeve ile sıkı sıkıya bağlantılı olmak üzere Merkezi Yürütme Kurulu, bileşenleri başta olmak üzere tüm ilerici ve öncü metal işçilerini, fabrikalardan başlayarak ortak mücadele platformlarında yan yana gelmeye çağırmaktadır. 3. Merkezi Yürütme Kurulu yine bu anlayışla 1 Mayıs alanlarına fabrika pankartlarıyla katılma çağrısını yinelemektedir.(…) 4. Fabrika pankartlarıyla katılım, mücadele ruhu ve şiarları konusunda tam bir bütünlükle tamamlanmalıdır. Bu anlayışla, özgün sorunların işlendiği pankart ve dövizlerin yanı sıra, işçi sınıfının isteği ve hedefi olan genel grev-genel direniş şiarını taşıyan pankart ve dövizler taşınmalıdır. Pankart ve dövizlerle birlikte atılacak sloganlarda da 26 Mayıs’ta genel greve çıkma kararlılığı ortaya konulmalıdır. 5. Merkezi Yürütme Kurulu, tüm bunlar için sendika yönetimlerini görev almaya zorlamak gerektiğini düşünmektedir. Bununla birlikte, 1 Mayıs alanları ve kürsülerinde, işçilerin mücadele coşkusu ve kararlılığı en dolaysız biçimde yansımalıdır. Bu, söz ve yetkinin işçilere, somutta da direnişçi işçilere bırakılması anlamına gelmektedir. Merkezi Yürütme Kurulu, bu hakkı kazanmak üzere başta metal işçileri olmak üzere tüm işçi ve emekçileri sendika yönetimleri üzerinde örgütlü bir basınç uygulamaya çağırmaktadır. 6. Merkezi Yürütme Kurulu, 1 Mayıs’tan hemen sonra yapılmak üzere 1 Mayıs’ın sonuçlarını değerlendirerek 26 Mayıs’a yönelik yapılacak hazırlıkları planlamak üzere kitlesel işçi toplantıları gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.

- İşkolunun gündemi: 1. Merkezi Yürütme Kurulu, işkolunda yaşanan bir dizi gelişmenin Mart ayı toplantısında yapılan tespitleri değiştirebilecek nitelikte olmadığına inanmaktadır. Öyle ki, krizin faturasını metal işçisine ödeten metal kapitalistleri, başarı tabloları sunmaya devam ederken, metal işçilerine haklarını vermeme kararlılığında olduklarını her fırsatta gösteriyorlar. Dahası yeni hak gasplarına hazırlanmaktan da geri durmuyorlar. Bunun karşılığında sendikaların durumunda da bir değişiklik yok. Türk Metal, her türlü mücadele filizini ezmek üzere olağan çalışmasını sürdürüyor. Birleşik

2

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

Metal-İş ise şu durumda savunma, elindekini koruma derdinde. Çelik-İş yönetimi ise ihanet batağında, sessiz sedasız üye sayısını büyütmek için nokta vuruşlar yapmaya çalışıyor. 2. MESS grup TİS’leri artık işkolunun ana gündemidir. Tüm taraflar bu gündeme bağlı olarak hazırlıklarını sürdürüyor ve mevzileniyor. Ancak bununla birlikte TİS sürecini metal işçilerinin gündeminden uzak tutmak ve böylelikle beklentilerini en aza indirmek için özen gösteriyorlar. Bunun için kamuoyuna açık hiçbir platformda yapılmış, TİS’lerle ilgili herhangi bir açıklama ve beyanları yoktur. Fabrikalarda da durum bundan farklı değildir. Bu tablonun tek istisnası kısmen de olsa Birleşik Metal’dir. Ancak önceki TİS süreciyle karşılaştırıldığında BMİS yönetimi cephesinden de yapılanlar sınırlı ve prosedür gereğidir. Bunun böyle olmasında önceki TİS döneminde iddialarının gerisine düşmüş olmanın özel bir rolü vardır. Eğer tabandan güçlü bir mücadele ve örgütlenme isteği geliştirilmezse, onlar payına bu görüntünün değişmesi çok zordur. 3. Diğer taraftan MESS grup TİS süreci, 1 Mayıs ve 26 Mayıs sürecinden bağımsız değil, bu süreçle iç içe geçmiştir. Öyle ki, 1 Mayıs ve 26 Mayıs’ı kazanmak, TİS sürecini kazanmanın yolunu açacaktır. Başarıyla örgütlenmiş bir genel grev, TİS sürecinde kazanmak için gerekli olan maddi ve moral donanımları da ortaya çıkaracaktır. Bu, grev yapma inancı ve kararlılığının pekiştirilmesi, bunun için gerekli deneyim ve örgütlülüğün temellerinin oluşturulması demektir. Şöyle ki, genel grev-genel direniş hedefine bağlı olarak örgütlenmesi hedeflenen ortak mücadele platformları, 26 Mayıs’tan sonra TİS kapsamında olsun olmasın, sendikalı olsun ya da olmasın metal işçilerinin MESS’e karşı ortak mücadele platformları olarak yaşamaya devam edecektir. İşte bu nedenle bugün 1 Mayıs ve 26 Mayıs yolunda yapılacak hazırlıklar çok daha büyük bir anlam kazanmıştır. Eğer bu süreç içerisinde metal işçileri saflarını toparlar ve mücadele kapasitesini yükseltebilirlerse, TİS sürecine anlamlı bir ön hazırlık yapılmış olacaktır. Bu durumda da, 26 Mayıs’tan sonra metal işçileri işçi sınıfının öncü bölüğü olarak mücadele bayrağını güvenle taşıyabilecektir. Metal İşçileri Birliği, 1 Mayıs ve 26 Mayıs hazırlıklarını bu perspektif ışığında yapacaktır. Merkezi Yürütme Kurulu ayrıca, bu düşünceleri metal işçilerine taşımak amacıyla 1 Mayıs alanlarında kullanılmak üzere bir bildiri hazırlayacaktır. 4. Merkezi Yürütme Kurulu ayrıca, TİS hazırlıkları kapsamında daha önce aldığı somut eylem ve etkinlik kararlarını gözden geçirmiştir. Bu dönem içerisinde kararı alınan Otomotiv Sanayicileri Derneği(OSD) Genel Kurulu sırasında yapılan “Çaldıklarınızı geri alacağız” eylemi anlamlı ve başarılıdır. MİB’in de işlevine uygun bir rol oynaması açısından bu eylemler çoğaltılmalıdır. 5. Sürece yönelik güçlü bir hazırlık yapmak ve güçlü bir ilk müdahalede bulunmak amacıyla gündeme alınan TİS Sempozyumu hazırlıkları da değerlendirilmiştir. Yapılan değerlendirme sonucunda henüz planlananın gerisinde olunduğu sonucuna varılmış ve çalışmaların hızlandırılması gereğinin altı çizilmiştir. 6. Daha önce kararlaştırılmış bulunulan sendika broşürlerinin kullanılması TİS çalışmalarını ayrıca güçlendirecektir. Bu nedenle broşür hazırlıklarını hızlandırmalıyız. Bu amaçla, Mayıs ayı toplantısında broşürlerle ilgili yapılacak ön hazırlıklar masaya yatırılacaktır. 7. Bir süredir Türk Metal adına Birleşik Metal-İş’in örgütlü olduğu fabrikalarda örgütlenme(!) çalışması yapan Ziya Yılmaz’ın, bu tutumunu teşhir eden bültenimizin yayınını hazırlayan Eksen Yayıncılık Yazı İşleri Müdürü ile birlikte BMİS yönetimi ve bazı yazarlar hakkında dava açma yoluna gittiği öğrenilmiştir. Konuyu değerlendiren Merkezi Yürütme Kurulu, bu hainin girişiminin nafile bir çaba olduğunun altını çizmekte ve metal işçisinin bu sınıf haininden hesap sormaya kararlı olduğunu yinelemektedir.

Merkezi Yürütme Kurulu


Çaldıklarınızı geri alacağız! Metal İşçileri Birliği olarak Otomotiv Sanayicileri Derneği’nin genel kurulunun gerçekleştiği 19 Mart günü, haklarımızı gasp ettirmeyeceğimizi ve çaldıklarını geri alacağımızı haykırmak için eylemdeydik. Genel Kurul’un yapıldığı İstanbul Sanayi Odası önünde gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasında metal patronlarının krizin faturasını işçilere ödettiğini söyledik. Patronların var olan sosyal ve ekonomik hakları krizi bahane ederek kırptığını, işyerlerinde çalışma ve yaşam şartlarının ağırlaştığını ifade ettik. Bize bu insanlık dışı koşullar dayatılırken karlarından tek bir kuruş dahi taviz vermediklerini, sektörün gelişmesi ile övünmeyi ihmal etmediklerini söyledik. Buna rağmen halen örgütlülüklerimize yönelttikleri saldırıları da vurgulayarak tüm bu saldırılara karşı örgütlenmeye devam edeceğimizi bir kez daha yineledik ve metal işçilerini sermayenin çaldıklarını geri almak için verdiğimiz mücadeleyi büyütmeye çağırdık. Otomotiv kapitalistleri, yeni yönetimlerini seçip önümüzdeki dönemde bizleri nasıl daha fazla sömüreceklerinin planlarını yaparken işçi sınıfının örgütlü gücünü de hesaba katmaları gerektiğini hatırlattık. Genel Kurul salonlarında olduğu gibi fabrikalarda da bu kan emici asalakların yakalarında olacak, Metal İşçileri Birliği ile bizlerden çaldıklarını söke söke geri alacağız. Metal İşçileri Birliği

Akkardan’da uzlaşmacı-icazetçi çizginin iflası Akkardan işçileri 10 Nisan günü yaptıkları bir basın açıklaması ile direnişte sendika yönetiminin tutumunu kamuoyu ile paylaştılar. Patronun işten çıkarma saldırısı karşısında başlattıkları direnişte sadece sermaye sınıfına karşı değil kendilerini temsil etmesi gereken sendika yöneticilerine karşı da mücadele etmek zorunda kaldıklarını aktardılar. Her ne kadar kamuoyunda mücadeleci ve direngen bir görüntü çizmeye çalışsa da Akkardan’da yaşananlar bir kez daha Birleşik Metal yönetiminin sahip olduğu uzlaşmacı ve icazetçi çizginin bir kanıtı olmuştur. Çünkü daha sonra işçilerin basıncı ile kabul etmek zorunda kaldıkları gibi işçi çıkarılmasını en baştan kabul ederek bu konuda protokol imzalamışlardır. Sadece bu pratikleri bile krizin bedelinin işçi sınıfı tarafından ödenmeyeceği söylemlerinde ne kadar samimi olduklarını göstermeye yeter. Ancak Birleşik Metal yönetiminin icazetçiliği ve bürokratlığı bununla da sınırlı değildir. Son dönem direnişlerin birçoğunda Birleşik Metal yönetimi direnişçi işçileri sahipsiz ve yalnız bırakmıştır. Akkardan’da ise direnişçi işçilere sorup onların onayını almadan direnişi bitirme yolunu tutmuştur. Onlar için patronun Temmuz’da işçileri geri alacağına dair “söz vermesi” direnişin bitirilmesi için yeterli olmuştur. Patronun iki dudağı arasından çıkan sözlere inanarak işçileri yarı yolda bırakmak Birleşik Metal yönetiminin son dönem pratiğinin en vahim örneklerinden biridir. İşçi sınıfı kriz bahanesi ile gerçekleştirilen saldırılarda birçok bedel öder, en yoğun olarak metal sektöründe ve Birleşik Metal’in örgütlü olduğu fabrikalarda sendikal örgütlülükleri dağıtılırken Birleşik Metal yönetimi bir kez daha boyun eğmeyi ve uzlaşmayı seçmiştir.

Yaşananlar çok fazla yoruma yer bırakmayacak kadar açıktır. Birleşik Metal’in mevcut yönetimi bırakalım “Gebze’de ikinci TEKEL yaratacağız” sözünün gereği olacak bir irade ortaya koymayı, üyesi olan işçilerin en demokratik haklarını bile savunmaktan yoksun durumdadır. Akkardan direnişçileri ise yaşananları iplerin koptuğu son noktada kamuoyu ile paylaşarak iki ay boyunca bu ihanetin adım adım örülmesine seyirci kalmışlardır. İşçi sınıfının kazanması ancak ve ancak TEKEL direnişinin derslerinden de yararlanarak sermaye sınıfına ve sendika bürokratlarına karşı ilk günden itibaren vereceği kararlı mücadele ile mümkündür. Metal işçileri de yeni bir toplu sözleşme döneminin arifesinde Türk Metal’in ihanetçiliği ve Birleşik Metal’in uzlaşmacılığını da göz önüne alarak hazırlanmalıdır. Tek tek fabrikalarda süren direniş ve mücadelelerde olduğu gibi toplu sözleşme döneminde verilecek topyekun mücadelede de kazanım taban iradesine dayanan bir örgütlenme ve mücadele ile gelecektir. Metal İşçileri Birliği, Akkardan direnişi vesilesiyle bir kez daha açığa çıkan gerçekler ışığında Birleşik Metal yönetimini ortaya koydukları iddialara sahip çıkmaya çağırmaktadır. Metal İşçileri Birliği, sermaye sınıfına ve kendilerini yarı yolda bırakan sendika bürokratlarına karşı Akkardan işçilerinin verdiği mücadeleyi kendi mücadelesi olarak görmekte, bu mücadeleye sahip çıkmaktadır. Söz, yetki, karar işçilere! Yaşasın sınıf dayanışması! Metal İşçileri Birliği 14.04.2010 METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

3


Akkardan işçilerinden açıklama;

“Direniş, mücadelenin patronla sınırlı olmaması gerektiğini öğretti”

...biz Akkardan direnişçileri olarak, DİSK’in ve Maden-İş’in tarihsel geleneğine ve sendikamız Birleşik Metal-İş’e sahip çıkacağımızın bilinmesini istiyoruz. Sendikalar bürokratlara değil biz işçilere aittir ve biz işçilerin mücadele silahıdır...

4

Sendikalara, işçilere ve basına; Bizler, Akkardan işçileri olarak 2 aya yakın bir süredir işimize ve onurumuza sahip çıkmanın kavgasını veriyoruz. Akkardan patronunun bizleri bölmeye, direnişimizi kırmaya yönelik tüm çabalarına karşı sınıf bilincimizle direndik ve direnmeye de devam ediyoruz. Ancak bu süreçte yaşadığımız deneyimler, mücadelenin hedefinin yalnızca patronla sınırlı olmaması gerektiğini, bizlere bir kez daha öğretti. Sendikamız Birleşik Metalİş şube ve merkez yönetimi, biz direnişçi işçilere sormadan ve onayımızı almadan, üstelik de direnişi sürdürme yönündeki irademize rağmen, direnişi bitirme kararı almış ve bugüne dek sunduğu göstermelik desteği bile kestiğini bildirmiştir. Sendika yönetiminin sürecin başından itibaren takındığı olumsuz tutumlar ve gelinen noktada aldığı bu kabul edilemez karar, bizleri, bugüne dek kendi iç meselemiz olarak gördüğümüz bazı hususları sizlerle paylaşmak durumunda bırakmıştır. Her şeyden önce belirtmeliyiz ki, bu direniş, sendika yönetiminin ayak diremesine ve önümüze çıkarttığı zorluklara rağmen, işçilerin ortak kararı ve iradesiyle başlatılmıştı. İşten atıldığımızda, bizlerin karşısına çıkmamak için “tatile giden” şube yöneticileri, daha sonra direnişçi işçilerin kararlı tutumu karşısında geri adım atmak ve direnişimizi göstermelik de olsa sahiplenmek zorunda kalmışlardı. Oysa ki kısa çalışma uygulamasını sendikamızın bize verdiği güvence nedeniyle kabul etmiş, işten atıldığımızda da sendikanın bize sahip çıkacağını düşünmüştük. Benzer şekilde, kısa çalışma uygulamasıyla gündeme gelen esnek çalışma dayatmasına karşı başlattığımız protesto eylemlerine de, sendika yönetiminin baskısıyla son vermiştik. Israrlı taleplerimiz sonucunda genel başkanımız direniş yerine gelerek, bir basın açıklaması yapmış ve bu açıklamada; işten atılmalar hakkında sendikanın hiçbir bilgisi ve onayı olmadığını, gerekirse Akkardan’ı Gebze’de yeni bir TEKEL’e çevireceğini söylemiş, “zincirlerimizden başka kaybedecek bir şeyimiz yok” demişti. Ancak, “haberimiz yoktu” şeklindeki bu açıklamanın doğru olmadığı kısa sürede açığa çıktı. Öğrendik ki, işten atılmaların öncesinde sendika yöneticileriyle patron temsilcileri bir araya gelmiş, kimlerin ve toplam kaç işçinin işten atılacağının pazarlığı yürütülmüş ve bu pazarlık 22 Ocak tarihli bir protokolle sonuca bağlanmıştır. Böylece, sendika yönetiminin en başından beri süregelen isteksiz tavırlarının, direnişi gerçek anlamda sahiplenmeyen tutumlarının nedenini anlamış olduk. Halen çalışan işçilerin molalarda ve iş çıkışlarında bizlerle buluşarak direnişe destek vermeleri bizzat sendika yönetimi tarafından engellendi; sendikamıza bağlı işyerlerinden kitlesel ziyaretler ısrarla örgütlenmedi; direnişimize dair yapılan tek bir haber de kısa süre sonra sendika web sitesinden çıkartıldı.

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

Sendika yönetiminden tüm bunların hesabını sormak için genel merkeze gittik ve 2 gün 2 gece orada başkanın gelmesini ve bizlere bir açıklama yapmasını bekledik. Genel başkan ise bizlerle görüşmekten kaçındı ve biz merkez binasında onu beklerken, fabrika önüne gidip direnişi bitireceği tehdidini savurdu. Fakat kararlı tutumuz sayesinde bizimle görüştü ve protokolden haberi olduğunu itiraf ederek, bu sefer de bunun yasal bir prosedür olduğuna bizi ikna etmeye çalıştı. Gerçeğin açığa çıkması ve ısrarımız sonucu genel başkan patronla tekrar görüştü. Ardından, “direnişin hemen bitirilmesi koşuluyla, işler açıldığında, Temmuz ayına kadar direnişçi işçilerin geri alınabileceğine” dair söz aldığını ve kendisinin de patronun bu sözüne inandığını beyan etti. Bizler, sözlere güvenmediğimizi ve yazılı bir anlaşma istediğimizi söyleyerek taleplerimizi maddeler halinde sendika yönetimine ilettik ve görüşmelerin bu çerçevede sürdürülmesini istedik. Bu haklı taleplerimiz dahi, yöneticiler tarafından “siz direnişe devam mı etmek istiyorsunuz, bunlar patron tarafından kabul edilmez” itirazıyla karşılaştı. Bugün gelinen noktada, genel başkan, önceden verdiği sözlerin arkasında durmadığını bizlere göstermiş oluyor. Akkardan fabrikası, DİSK Maden-İş döneminden beri sendikalı olan bir işyeridir. Soruyoruz, sınıf sendikacılığı anlayışına dayanan, tabanın söz ve karar sahibi olduğunu savunan sendikal geleneğimizi yaşatmak yerine, ona ihanet mi edeceğiz? Genel başkan, bizlerle konuşmadan ve bizlere danışmadan direnişi bitirme kararını nasıl alabilir? Belli ki, bizim davamıza daha baştan sırt çevrilmiştir. Başkanın bilgisi dâhilinde ve onun onayıyla yapılan ve bizlerin işten çıkarılmamızı içeren protokol de bunun en açık kanıtıdır. Tüm bunlara rağmen, biz Akkardan direnişçileri olarak, DİSK’in ve Maden-İş’in tarihsel geleneğine ve sendikamız Birleşik Metal-İş’e sahip çıkacağımızın bilinmesini istiyoruz. Sendikalar bürokratlara değil biz işçilere aittir ve biz işçilerin mücadele silahıdır. Ancak, sendikalarımıza sahip çıkmazsak, kendi elimizle seçtiğimiz yöneticileri denetlemezsek, sendikanın biz demek olduğunu, söz ve karar hakkının tabanda olduğunu unutursak sendikalar da mücadele örgütlerimiz olmaktan çıkar. Oysa krizin sebep olduğu işsizliğe ve yoksulluğa karşı durabilmek, krizin faturasını patronlara ödetebilmek için mücadeleci sendikalara ihtiyacımız var. Bizler işçi sınıfının birer üyesi olarak, bu anlayışla mücadele etmeye devam edeceğiz. Yaşasın Akkardan Direnişimiz! Akkardan Direnişçi İşçileri


Pevrül Kavlak Milli Prodüktive Merkezi yönetim kuruluna girdi…

İşçi sınıfına ihanette son durak! Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrül Kavlak Milli Prodüktive Merkezi yönetim kuruluna girdi. MPM 49. Olağan Genel Kurulu sonrası yeni yönetimi şöyle; Ramazan Yıldırım (hükümet), Prof. Dr. Mehmet Eroğlu (üniversite), Mustafa Deryal (TOBB), Akansel Koç (TİSK), Bekir Şinasi Özdemir (TZOB), Pevrül Kavlak (Türk-İş), Kerim Ünal (genel sekreter). Kapitalist ekonomide rekabetin en önemli şartlarından biri, üretiminde yüksek verimlilik sağlamak ve ulaşılan bu verimlilik düzeyini sürekli geliştirmektir. Verimlilik, en az sayıda işçiden en çok ürünü alabilmek anlamına gelmektedir. Öyle ki, verimliliği ve üretkenliği artırma adı altında işyerlerinde fabrikalarda işçilere kölelik koşulları dayatılmaktadır. Esnek çalışma yöntemleri de verimliliği arttırma yöntemlerindendir. Bu gün işçi sınıfının tüm hak ve kazanımları gasledilmektedir. Bu da yine verimlilik adı altında yapılmaktadır. Verimliliği ve üretkenliği artırma adı altında uygulanan bu yöntemler işçileri hem ekonomik hem de sosyal olarak yıkıma sürüklemektedir. Çalışma yaşamının esnekleştirilmesi, ücretlerin esnekleştirilmesi ve her şeyden önce de iş güvencesinin esnekleştirilmesi bu uygulamaların temel sonuçlarıdır. Bu ise işçi üzerinde, stres, aşırı yorgunluk ve diğer

meslek hastalıklarına neden olmaktadır. Milli Prodüktive Merkezi de bu amaç doğrultusunda patronlara fikir üretmekte, patron örgütleriyle işbirlikçi sendika yönetimleri burada kafa kafaya vererek saldırı planları hazırlamaktadır. Bunun için, Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrül Kavlak’ın sermayeye hizmete eden bu kurumun yönetiminde yer alması şaşırtıcı değildir. Sınıf işbirliğinin ve sınıf uzlaşmacılığını kendine bayrak edinen bu sendika ve onun başkanından bu beklenirdi. Bu gün sendikalara hâkim ihanetçi-uzlaşmacı anlayışlar, işçi sınıfının önündeki en önemli engellerden biridir. Bunun nedeni işçi sınıfının taban örgütlenmelerinden yoksunluğudur. Haklarını alma bilinci, iradesi ve örgütlülüğüne sahip olmayan işçiler, sendika bürokratları karşısında savunmasızdır. Bundan dolayı bu sendika bürokratları meydanı boş bulup, göz göre göre işçi sınıfını satmaktadırlar. Oysa geçmişte bunu kolay kolay yapamıyorlardı. Çünkü o zamanlar işçiler belli taban örgütlenmelerine sahiptiler. Bu gün de metal işçileri sendikaların öz örgütleri olduklarını unutmamalıdır. Sendikalara sahip çıkarak bu sendika ağalarına aman vermemelidir.

Türk Metal kimin sendikası? Türk-Metal Sendikası patroncu kimliğini gizlemeye bile ihtiyaç duymuyor. Tam tersine bunu apaçık bir şekilde işçilerin gözü önünde yapıyor. Özellikle son aylarda yaşanan iki örnek bunu yeterince ortaya koymuştur. Bunlardan birini İDÇ’de (İzmir Demir Çelik) çalışan kardeşlerimiz yaşadı. İşyeri Baş temsilcisi ve sendikanın şube sekreteri olan bir işçi ve çevresindekiler bizzat sendikanın talimatıyla işten çıkarıldı. Atılan işçiler bu olaya tepkilerini sendika şubesi önünde eylem yaparak gösterdiler. Ama bu arkadaşlarımızın gerçek bir işçi örgütünden yoksun olmaları gösterdikleri çabaların sonuçsuz kalmasına neden oldu. İkinci örnek ise Gaziemir Serbest Bölge’de yaşandı. 3 Mart’ta Mahle-Mopisan isimli bir metal fabrikasında işçiler sömürü koşullarına son verebilmek için Birleşik Metal-İş Sendikası’na üye oldular. Patron ise tüm diğer patronlar gibi işçilerin bu örgütlenme isteğine karşı saldırıya geçti. Bu saldırının baş aktörlerinden biri de Türk Metal çetesi idi. Birleşik Metal-İş örgütlülük sürecini tamamlayarak yetki başvurusunda bulunduktan sonra patron çareyi kendi elleriyle Türk-Metal çetesini fabrikaya sokmakta bulmuştur. Patron ve Türk-Metal ikilisi işçileri bölmek ve kararlılıklarını parçalamak için her türlü tehdidi kullanmış, işverene yakın olan, işleri güçleri işçilere emir yağdırmak olan idari personeli Türk-Metal’e

üye yapmışlardır. Peki ne olmuştur da Mahle’de yıllardır sömürülen işçileri görmezden gelen Türk-Metal bir anda ortaya çıkmıştır? Sendika olduğunu Birleşik Metal Mahle’de örgütlenirken mi aklına getirmiştir? Bunlar bile patronların hangi sendikayı ne için seçtiğini anlamak için yeter. Bir tarafta işçilerin kendi iradeleri ile seçtiği Birleşik Metal, bir tarafta patronun çağrısı ile işyeri örgütlemeye çalışan, işi gücü patronların çıkarlarını savunmak olan Türk Metal. Hangi işveren kendi fabrikasında işçilerin söz yetki karar mekanizmasına sahip olmasını ister ki? Bunu istemediği için de satın aldığı Türk Metal ile bizleri arkamızdan vurur. Türk-Metal’in örgütlü olduğu işletmelerde bizlere çok iş düşmektedir. Ya satılmışlar takımına boyun eğecek, kaderimizi onların ellerine vereceğiz. Ya da örgütlenerek sendikalarımızı sermaye düzenine karşı gerçek birer işçi örgütü haline getireceğiz. Satılmış Sarı Sendikacılığı Yıkacağız! Sınıf Sendikacılığını Kuracağız! İzmir’den Türk-Metal Üyesi Sınıf Bilinçli Demir-Çelik İşçileri

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

5


Birleşik Metal-İş Temsilciler Kurulu MESS grup TİS’lerini konuştu! Birleşik Metal İşçileri Sendikası işyeri temsilcileri ve yöneticileri 21-27 Mart tarihleri arasında yapılan toplantıda, 2010-2012 MESS Grup TİS hazırlıklarını konuştular. Toplantının ardından açıklanan sonuç deklarasyonunda, Birleşik Metal-İş’in metal işçilerinin haklarını koruyan, geliştiren ve yeni haklar kazanan bir grup toplu iş sözleşmesini amaçladığı ifade edildi. Kapitalist sistemin yaşadığı kriz koşullarında TİS görüşmelerine, ekonominin, sektörün ve üyelerin durumunun gözetilerek çok seçenekli ve bütünlüklü olarak hazırlanılması gerektiği vurgulandı. İşyerlerinde ücretler arasında uçurum oluşması, ücret ortalamaların aşağıya doğru düşmesi ve aynı işi yapanlar arasında ücret farklılıklarının işçilerin birliğini tehdit ettiği vurgulanırken işçilerin birleşik mücadelesinin gerekliliğinin altı çizildi. MESS-Türk Metal işbirliğinin her dönem olduğu gibi bu dönemde de metal işçilerinin birliğinin önündeki en temel engel olacağı ifade edilirken metal işçileri bir kez daha ortak talepleri için ortak mücadele etmeye çağırıldı. Ayrıca açıklanan deklarasyonda sürecin örgütlenmesine tabanın katılımının öneminin

Sanica patronu Türk Metal çetesine bile tahammül edemiyor!

10 senelik işçilerin dahi asgari ücretle çalıştığı, buna rağmen işçilere 10 saat normal çalışma, 4 saat fazla mesainin dayatıldığı Sanica Isı’da patron sendikanın adına dahi tahammül edemiyor. Öyle ki, Türk Metal çetesinin yürüttüğü örgütlenme çalışmasına saldırdı. 110 işçinin çalıştığı fabrikada 26 Mart’tan 29 Mart’a kadar toplam 11 işçi işten atılırken 29 Mart günü işten atılan işçiler gerçekleştirdikleri eylemle işe geri dönmek istediklerini söylediler. Türk Metal İstanbul şubelerinin ve direnişçi Esenyurt Belediyesi işçilerinin desteği ile örgütlenen eylemde Türk Metal 1 No’lu Şube Başkanı Murat Salar işten atılmalara karşı direnişe geçmek yerine bir süre patronla anlaşma sağlamak umuduyla bekleyeceklerini ifade etti. Yıllarca işçisini en ağır kölelik şartlarında çalıştıran Sanica patronuna yakışanın anlaşmak olduğunu iddia eden şube başkanı işverenlere zarar vermek istemediklerinin altını da özellikle çizdi. Türk Metal yöneticileri patronla anlaşma sağlama umuduyla kölelik koşullarında çalışan işçilerin “şimdilik” direnişe geçmeyeceğini ifade etse de Sanica patronu kendisine gönüllü kölelik yapmaya razı olan bu çeteyi bile fabrikaya sokmamakta kararlı. Sanica örneği patronların işçilerin en kötüsü bile olsa bir örgütlülüğe sahip olmasını istemediklerini gösteriyor. Bunun için Türk Metal yöneticileri ne kadar yalvarsalar da Sanica patronu gerçek sınıf kimliğiyle davranmaktan vazgeçmeyecektir. Ona geri adım attıracak tek güç Sanica işçilerinin kendi güçlerine güvenerek karşısına dikilmesi olacaktır.

Habaş’ta ölüyoruz! Duyan yok mu? 6

altı çizildi. Bu çerçevede komitelerin genişletilip yaygınlaştırılması, kamuoyunu bilgilendirecek bir faaliyetin örgütlenmesi ile birlikte kararların ortak olarak alınıp birlikte uygulanması gerektiği ifade edildi. En genel hatlarıyla özetlemeye çalıştığımız bu deklarasyonda ifade edilenler gerçekleştirilebildiği oranda metal işçileri için önemli bir kazanım olacaktır. Ancak her dönem Birleşik Metal yönetiminin benzer kararlılık mesajları vererek aynı uzlaşmacı ve bürokratik pratiği izlediğini düşündüğümüzde bu kararların mevcut yönetimin iradesi ile hayata geçmesinin imkansız olduğunu söyleyebiliriz. Dahası kriz döneminde gerçekleşen direnişlerdeki tutumunun yanı sıra mevcut deklarasyonda yapacaklarını değil yapılması gerekenleri ifade etmesi Birleşik Metal yönetimi payına düşündürücü olan bir başka noktadır. Bu kararların daha da genişletilerek uygulanması ise başta Birleşik Metal üyeleri olmak üzere tüm metal işçilerinin kararlara sahip çıkmasına ve uygulama iradesini göstermesine bağlıdır. Her zaman ve her yerde olduğu gibi TİS görüşmelerinde de zafer sendika bürokratlarının pazarlıkları ile değil işçilerin birlik ve mücadelesi ile gelecektir.

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

Habaş’ın vahşi çarkları canımızı almaya devam ediyor. Ama maalesef yaşanılan iş cinayetlerinden hiç birimizin haberi olmuyor. Ya da görmezden geliyoruz. Yanı başımızda üç kuruş uğruna resmen cinayetler işleniyor, üç maymunları oynar gibi görmüyor, duymuyor, konuşmuyoruz. Programlanmış makinelerden farkımız kalmıyor. En insani yanlarımızı para babalarının kar hırsına feda ediyor, insanlığımızı onlara hibe ediyoruz. Karşılığında alabildiğimiz ise ancak yine patrona iş yapabilecek kadar bir aylık geçim ücreti. Yakın zamanda yaşanılan olay Habaş’ın Baburoğlu taşeronunda meydana geldi. Orhan isimli bir arkadaşımız lastik tamircisi olarak çalıştığı taşeron firmada işini yaparken canından oldu. Habaş’ta ölümün nereden nasıl geleceğinin belli olamayacağını gösteren bir durumla karşı karşıyayız. İşçi güvenliğinin olmadığı iş ortamları ölüme resmen davetiye çıkartmaktadır.

Onca arkadaşımızı aramızdan ayıran bu çalışma koşullarına rağmen hiçbir zamanda bir şey yapılmadı. Patronlar ve onların temsilcileri bir şey yapmak bir yana üretimin ve işin aksamamasının derdine düştüler hep. Ne de olsa onlar için karın tokluğuna çalışacak köleler sürüsü kapı önlerinde bekliyor. Ali gider, Veli gelir onlar için. Bizler ölmüşüz, sakat kalmışız onların umurunda mı? Nereye kadar arkadaşlarımızın aramızdan ayrılmasına izin vereceğiz? Güvenlikli bir ortamda çalışma hakkımızın olduğunu savunacak güçten yoksun muyuz? Yoksa yarın sıranın kendimize gelmesini mi bekleyeceğiz? Canımız, kanımız üzerinden servetine servet katanlara kul köle olarak yaşamaya devam edersek insanlığımızı da onlara bırakmış oluruz. Habaş’tan bir işçi


Avrupa’da faaliyetlerini sürdüren İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu (BİR-KAR) Avrupa’lı işçileri Mahle Mopisan işçileri ile dayanışmaya çağırıyor...

Mahle Mopisan işçileri dayanışmaya çağırıyor! Mahle Mopisan işyerinde işveren her türlü hukuk dışı davranışlarla işçilerin sendikalaşma ve özgür iradeleriyle sendika seçme haklarını engellemeye çalışmaktadır. Türkiye’deki şirketinin hisselerinin %60’ı Alman sermayesine %40’ı Mustafa Günday’ın aile şirketine ait olan Mahle Mopisan’ın 5 kıtada, 25 ülkede 115 fabrikası ve 8 ARGE merkezi bulunuyor. İzmir ve Konya’da olmak üzere iki üretim merkezi de Türkiye’de bulunmaktadır. Mahle-Mopisan vergiden de muaf tutulmak için bir yıl önce üretimini Konya’dan Ege (İzmir) Serbest Bölge’ye kaydırdı. 500’ü aşkın işçi fabrikada çalışıyor. Aynı zamanda Konya’da da 280 kişi ile üretimini sürdürüyor. Vergiden muaf olarak vurdukları vurgunla yetinmiyorlar. Asgari ücretin (brüt 729, net 576,57 TL) biraz üzerinde çalışan işçilerin, sendikal örgütlenmesine karşı da azgın bir saldırı yürütüyorlar. İşçileri sendikasızlaştırarak veya patron yanlısı faşist sendikaya geçmeye zorlayarak dizginsiz sömürülerini devam ettirmek istiyorlar. Mahle-Mopisan işçilerinin örgütlenmek istedikleri Birleşik Metal-İş Sendikası, 11.03.2010 tarihinde yaptığı açıklamada durumu şöyle anlatıyor: “İzmir Ege Serbest Bölgesi’nde MAHLE MOPİSAN YEDEK PAR. SAN. VE TİC. A.Ş’i ünvanı ile faaliyet yürüten işyerinde çalışan işçilerin büyük çoğunluğu sendikamıza üye olduktan sonra; 03.03.2010 tarihinde toplu iş sözleşme imzalama yetki tespiti için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvuru yapılmıştır. İşçilerin Birleşik Metal-İş’e üye olduğunu öğrenen işveren aynı gün, sendikalaşma çalışmalarından

vazgeçmeleri için üyelerimizi tehdit etmiş ve geri adım atılmaması üzerine 4 üyemizi işten çıkarmıştır. Mahle Mopisan işvereni, işçi atarak ve baskı yaparak işçilerin Birleşik Metal-İş Sendikası’nda örgütlenmelerini engelleyemeyince, patron yanlısı Türk-Metal Sendikası’nı ve noteri gece gündüz fabrikada tutarak, başka fabrikanın işçilerini kendi işçisi gibi göstererek, yasaları çiğnemektedir. Mahle Mopisan işyerinde işveren her türlü hukuk dışı davranışlarla işçilerin sendikalaşma ve özgür iradeleriyle sendika seçme haklarını engellemeye çalışmaktadır.” İşten atılan 4 işçiden biri olan Himmet Tayyar, Kızıl Bayrak gazetesiyle yaptığı röportajda durumu şöyle dile getiriyor: “Ben örgütlenmenin son 5-6 gününde üye oldum. Yaklaşık bir aydır içeride sendikal çalışma yürütülüyordu. Üyeliğimizi yaptık. 3 gün sonra patron haberdar oldu. Ve global kriz adı altında beni ve 3 arkadaşımızı işten çıkardı. Sendikal çalışmaya dair herhangi bir gerekçe belirtilmedi. İş azlığı ve kriz bahane edildi. Oysa üretim olduğu gibi devam ediyordu.” Bir başka ülke veya kıtada da olsa, Mahle patronlarının yaptığı bu saldırı işçilerin demokratik ve sendikal örgütlenmesine yapılmış bir saldırıdır. Sınırsız sömürüleri için faşistlerle kolkola girmekten ve onları işçilere saldırtmaktan geri durmuyorlar. Kapitalist TEKELlerin bu gerici uluslararası saldırısına karşı biz işçiler de kendi dayanışmamızla karşı durmalıyız. Sizleri MAHLEMOPİSAN işçileriyle dayanışmaya katılmaya ve bu dayanışmayı büyütmeye çağrıyoruz.

BİR-KAR (İşçilerin Birliği Halkların Kardeşliği Platformu)

İletişim adres ve telefonları... Mail adresi: metaliscileribirligi@gmail.com İstanbul - Esenyurt İşçi Kültür Evi Bahçeyolu Cad.Ülbeyi iş hanı Kat.1 Prenses Düğün Salonu Üstü) Esenyurt Tel: 0.212.6204076

İstanbul - Kartal İşçi Kültür Evi Derneği Karlıktepe Mah. Gürpınar Sok. No:26/1 Kartal Tel: 0.506.8050485

İstanbul - OSB-İMES İşçileri Derneği Yukarı Dudullu Mah. Kerem Sokak No:5/3 Ümraniye Tel: 0.216.5403580

İstanbul - Sefaköy İşçi Kültür Evi İnönü Mah. Tolga Cad. No:65 Küçükçekmece Tel: 0.212.6977153

İstanbul - Topkapı İşçi Derneği Davutpaşa Cad. TİM-1 İş Merkezi Kat:3/230 Topkapı Tel: 0.212.5761151

İstanbul - Tersane İşçileri Birliği Derneği Aydıntepe mh.Yüzüncüyıl cd. Yasemin sk. No:7A Tuzla Tel: 0.216.493 29 95

Ankara - Mamak İşçi Kültür Evi Tıp Fakültesi Cad. No:255 / B Tuzluçayır Tel: 0.312.3895957 - 0.537.266 55 30

Ankara - Sincan İşçi Derneği Vatan Cad. Melek Sok. No:1/9 Sincan Tel: 0.312.269 27 50

İzmir - Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi 8075 Sok. No:11/A Kapalı Durak (Narin Kahv. altı) Çiğli Tel: 0.232.3296436

Manisa İşçi Birliği Derneği 1614 sok(1. sokak) 1.Anafartalar 7/3 22 sultanlar türbesi yanı Arçelik üstü Tel: 0.236.2347206

Adana - Sanayi İşçileri Derneği Uçak mahallesi Beşevler caddesi 20 sokak no: 7 Şakirpaşa/Seyhan Tel: 4295182

Bursa - Eksen Yayıncılık Bürosu Sönmez İş Sarayı Kat: 3 No: 220 Heykel Tel: 0.224.220 84 92 İşçi Bülteni Özel Sayı No: 565 * Fiyatı: 25 YKr * Nisan 2010 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Ayten ÖZDOĞA N * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Mollaşeref Mah. Simsar Sk. 5/3 Fatih/İstanbul * Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat. * Davutpaşa Cad. Güven Sanayi Sit. C Blok No: 242 Topkapı/İstanbul * 0 (212) 577 54 92

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

7


14 Mayıs 2009 tarihinde, “Krizin bedeli patronlara!” diyerek başlattığım ve 9 ay sürdürdüğüm direnişimi işe iade davasını kazandıktan sonra; 17 Şubat günü sonlandırdım. Entes Elektroniı alınması gereken tutumu tüm sınıf kardeşlerime hatırlatmak istedim. Direnişim tk başına bir kadın işçinin direnişi olarak görünsede ben aslında mensubu olduğum sınıf adına direndim. Şimdi benim görevim TEKEL’de ve daha birçok yerde yakılan direniş ateşlerini bütün sınıf kardeşlerime taşımak, mücadele bayrağına daha büyük bir hırsla sarılmaktır. Kölelik zincirlerimizden başka kaybedecek hiçbir şeyimiz yok, ama kazanacağımız sınıfsız, sömürüsüz bir dünya var!

Genel Grev Genel Direniş için

Entes direnişçisi Gülistan KOBATAN

1 MAYIS’a!

Metal İşçileri Bülteni-Nisan 2010  

Metal İşçileri Bülteni-Nisan 2010