Issuu on Google+

İşçi Bülteni Özel Sayı No: 578 * Mayıs 2010

“Sınıfa karşı sınıf”

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ 1 Mayıs’ın coşkusu ve kararlılığı ile;

Çaldıklarını geri almak için MESS’i ve uşaklarını yenelim! 1 Mayıs’ta yüz binler olup alanlara çıktık. Ülkenin dört yanında ve dünyanın dört köşesinde birlik-mücadele ve dayanışma bayrağını yükselttik. Bir büyük ordu gibi kaynaştık, tek bir yumruk gibi birleştik. Gür sloganlarımız ve kararlı adımlarımızla mücadeleye hazır olduğumuzu gösterdik. 1 Mayıs’ta tek bir yumruk gibi kaynaşarak kararlı ve direngen bir mücadeleyle kazanılabileceğini gösterdik. Çünkü yıllar önce kanlı bir provokasyonla işçi sınıfına yasaklanan Taksim Meydanı’nın zincirlerini kırdık. O meydan ki yıllar boyunca sermayenin 12 Eylül darbesiyle işçi sınıfı üzerinde kurduğu ezici üstünlüğün bir sembolü oldu. Yıllar boyunca her 1 Mayıs’ta Taksim Meydanı üzerinde iki sınıfın iradesi çarpıştı. Sermayenin iktidarı işçi sınıfı köleliğe mahkum olsun diye yıllar boyunca bu meydanı polis ordularıyla, korku ve yalanlarla savundu. Ama nafile! Sonunda baş eğmeyen bir mücadeleyle Taksim’i kazandık! Taksim’i kazanarak 12 Eylül’ün işçi sınıfına taktığı büyük bir prangadan kurtulduk. Sermaye ve uşakları karşısında çaresiz olmadığımızı gösterdik. Kararlı bir mücadeleyle kazanmanın mümkün olduğunu kanıtladık. İşçi sınıfının birlik olduğunda sadece iş ve ekmeğini değil, ülkeyi de değiştirebilecek güce sahip olduğunu gördük. Taksim’i kazanarak sermaye ve uşaklarının ayağımıza taktıkları bir prangadan kurtulduk. Ancak daha çok işimiz, daha çok parçalayacak pranga var ayaklarımızda. Bunların başında da sendikalarımızı mesken tutmuş ihanet şebekesi geliyor. Bu şebekeden kurtulmadan sömürü zincirlerini kıramayız. Bu nedenle bu şebekeyi sendikalarımızdan söküp atmalıyız. Taksim’de TEKEL işçileri hain Mustafa Kumlu’yu kovarak bunun nasıl yapıldığını gösterdiler.

Aynı ruh ve kararlılıkla sendikal korucuların üzerine yürümeliyiz. Önümüzde MESS grup toplusözleşme süreci var. Türk Metal’de yuvalanan çete bir kez daha MESS’in en büyük silahı olacaktır. Bu silahı parçalamadan MESS’i ezemeyiz. Öyleyse ne yapmalıyız? Başarmak için tabandan bir araya gelerek fabrika komitelerini ve havza platformlarını kurmalıyız. Sözyetki ve karar hakkını fiilen sendikal koruculardan söküp almalıyız. Böyle yaptığımızda MESS patronları ile hesabımızı da görebiliriz. 1 Mayıs’ta olduğu gibi kararlı bir mücadeleyle, gerektiğinde grev silahına da başvurarak çaldıklarını geri alabiliriz. Öncü ve devrimci metal işçileri bu yolda harekete geçme kararlılığındadır. Eğer “artık yeter, hesaplaşma ve mücadele zamanı geldi” diyorsak bu kararlılığa ortak olalım, yapılan çalışmalara omuz verelim. Haydi 1 Mayıs’ın coşkusu ve kararlılığıyla sendikal ihanet çetelerini dağıtalım. Birlik-mücadele ve dayanışma ruhuyla sermayeyi ve MESS’i yenelim!


Metal İşçileri Birliği Merkezi Yürütme Kurulu’nun Mayıs ayı toplantısı değerlendirme ve sonuçları Metal İşçileri Birliği Merkezi Yürütme Kurulu Mayıs ayı toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda tartışılan konu başlıkları ve varılan sonuçlar aşağıda özetlenmiştir:

- 1 Mayıs üzerine değerlendirme;

Birlik’in henüz hedeflediğimiz ölçüde işleyen ve büyüyen bir örgütsel dinamizm kazanmaktan uzak olmasının en önemli nedenlerinden biri de kuşkusuz metal işçisinin bilinç ve örgütlenme planındaki nesnel geriliğidir. Elimizde ve dışımızda yetişmiş bir öncü işçi birikimi olmadığı ölçüde, mücadele ve örgütlenme görevleri az sayıdaki Birlik bileşeninin omuzlarına kalmakta ve çalışmanın verimi düşmektedir. Fakat ne olursa olsun Metal İşçileri Birliği, bu koşullara teslim olmayacaktır. İnatla ve sabırla metal işçilerinin birliğini ve mücadelesini omuzlayacaktır.

2

1. İşçi sınıfı 2010 1 Mayıs’ını kazanmıştır. 1 Mayıs alanlarına çıkan yüz binlerce işçi, emekçi ve genç, sermaye düzenine ve saldırı politikalarına karşı birlik-mücadele ve dayanışma bilincini ve kararlılığını ortaya koymuştur. Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs alanı olarak tescil edilmesi ise kuşkusuz bu yılın 1 Mayıs’ına apayrı bir önem ve anlam kazandırmıştır. Taksim Meydanı kararlı bir mücadeleyle söke söke kazanılmıştır. Bu, bundan sonraki mücadeleler için de ders olmalıdır. Taksim’i kazandıran cüret, kararlılık ve coşkuyla mücadele görevlerine dört elle sarılmalıyız. 2. Taksim Meydanı’nda TEKEL işçilerinin öncülüğünde bir grup işçinin kürsüye yaptığı müdahaleyle Türk-İş başkanı Mustafa Kumlu’nun alandan kaçmak zorunda kalması son derece anlamlıdır. Çünkü, son TEKEL direnişi sürecinde olduğu gibi işçi sınıfını satmayı adet haline getiren bu sermaye uşaklarının 1 Mayıs kürsülerini kirletmelerine izin verilemez. Hesap vermesi gerekenlerin 1 Mayıs kürsüsünden nutuk atması kabul edilemez. 3. Metal işçileri de başta İstanbul’da olmak üzere 1 Mayıs alanlarında yerlerini almışlardır. Özellikle İstanbul’da BMİS’in fabrika pankartları ile oluşan korteji son derece anlamlıdır. Bunun dışında Türk Metal’in ve Çelik-İş’in katılımları son derece cılız kalmıştır. Olduğu kadarıyla Türk Metal kortejlerinde az sayıda metal işçisi, mücadele coşkusundan uzak ve apolitik bir katılım göstermişlerdir. Çelik-İş ise az sayıda ve ancak temsili denebilecek bir kitleyle katılmıştır. Bu tablo metal işçisi açısından bilinç ve örgütlülüğün durumu hakkında bir fikir vermektedir. Her ne kadar mücadele isteği ve azmi mayalanmaktaysa da, taban büyük ölçüde dağınık ve örgütsüzdür.

sınıfı saflarının toparlanması için önemli bir moral atmosfer kazanılmıştır. 2. TEKEL direnişinin basıncıyla bu eylemin kararını alan sendika bürokratları sonrasında bu kararın arkasında duracak bir irade göstermemişlerdir. Neredeyse verilmiş bu sözü unutturmaya çalışmışlardır. Gelinen noktada ise eylemi rafa kaldırmak niyetinde olduklarını da göstermektedirler. Merkezden şubelere kadar sendika yönetimleri de onların bu tutumuna ortak olmuştur. Bu durumda iş başa, öncü ve ileri işçilere düşmüştür. Ancak bunun için tabandan örgütlü ve sistemli bir çalışma yürütmek ve genel grev kararlılığını fabrikalara yaymak gerekmektedir. Halihazırda bu bakımdan yeterli bir sonuç elde edildiği söylenemez. Merkezi Yürütme Kurulu, tüm bileşenlerini ve metal işçilerini her şeye rağmen genel grev kararlılığını korumaya ve hazırlıkları sürdürmeye, yapıldığı koşullarda 26 Mayıs eylemine en etkili biçimde katılmaya çağırmaktadır. 3. TEKEL işçileri bir kez daha, 2-3 Haziran tarihlerinde Ankara’da olacaklar. 1 Nisan’daki devlet baskısı ve engellemeleri düşünüldüğünde bu eyleme kan taşımak önem kazanmıştır. TEKEL işçileriyle dayanışmak ve mücadelelerine ortak olmak için metal işçileri de bu eylemlere katılmalı, öncesinde bulundukları her alanda katılımı örgütlemek üzere seferber olmalıdırlar.

- TİS süreci üzerine değerlendirme ve planlama

1. MESS Grup TİS süreci gündeme girmiş bulunmaktadır. Şu durumda TİS’e hazırlanmak doğurultusunda Birleşik Metal’in sınırlı da olsa belli bir çabası göze çarpmaktadır. Diğer sendikalar cephesinden ise ne kamuoyu önünde ve ne de fabrikalarda TİS’in gündemde olduğuna dair herhangi bir işaret yoktur. Kuşkusuz bu, onların TİS hazırlıklarının esas olarak kazasız belasız kapalı kapılar ardında satış sözleşmesine imza atma hedefine bağlı olmasından dolayıdır. Çünkü - 26 Mayıs genel grev üzerine metal işçileri ne kadar sürecin dışında bırakılır ve ne kadar süreç gözlerden uzak tutulursa satış da o değerlendirme ve planlama 1. Altı konfederasyon yönetiminin birlikte aldığı denli kolaylaşmış olacaktır. 2. Metal İşçileri Birliği, bu oyunları 26 Mayıs genel grevi kararı, bu yılın 1 Mayıs’ına bozmaya kararlıdır. Satışa izin vermemek üzere ayrı bir anlam katmaktaydı. İşçi sınıfı 1 Mayıs’ta seferberlik başlatacak ve TİS sürecinin sadece genel grevi başaracak bir mücadele isteğine metal işçilerinin değil aynı zamanda işçi sınıfının ve kararlılığına sahip olduğunu göstermiştir. geleceğini doğrudan belirleyeceğini bilerek hareket Mücadeleye olan inanç ve güven tazelenmiş, işçi

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ


edecektir. Bunun için bugünden başlayarak metal işçilerini uyarmak ve seyirci olmaktan çıkarıp mücadeleye hazırlamak üzere tüm güç ve imkanlarımızı kullanacağız. 3. MYK bu bilinçle, TİS sürecine hazırlanmak ve derli toplu ilk güçlü müdahaleyi yapmak üzere gerçekleştirilecek olan TİS Sempozyumu’nun hazırlıkları gözden geçirmiş ve yeni bir çalışma planı oluşturmuştur. Sempozyumda yapılacak tartışmalara zemin hazırlamak üzere önden hazırlanması planlanan sunumlar gözden geçirilmiştir. İşkolunda durum ve TİS’in önemi, mücadele hattı, örgütlenme hattı ve talepler biçiminde sıralanacak dört temel başlıkta hazırlanmakta olan sunumların son şekli bir sonraki toplantıda verilecektir. 4. MYK ayrıca TİS süreciyle ilgili çalışmalar kapsamında, metal işçisini süreç konusunda aydınlatmak ve harekete geçmeye çağırmak üzere çeşitli araçları hazırlayarak kullanıma sokacaktır. Bu kapsamda planlanan araçlardan biri ankettir. Fabrikalarda metal işçilerinin taleplerini ve duyarlılıklarını ölçmek üzere hazırlanan anketin son biçimi verilerek en kısa sürede kullanıma başlanacaktır. 5. TİS’i metal işçilerinin gündemine oturtmak ve yayınlarımızı TİS’in tartışıldığı platformlar haline getirmek üzere işçiler ve sendika temsilcileriyle röportajlar yapacağız. Röportaj soruları merkezi olarak hazırlanacaktır.

- Birliğin durumu üzerine değerlendirme 1. MYK, yeni ve yoğun bir mücadele dönemine girdiğimiz şu günlerde Birlik çalışmalarını çeşitli yönleriyle değerlendirmiştir. Değerlendirmeler Birliğin işleyişi, örgütlenmesi ve dönemsel gündemlere yönelik çalışmaları üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu konuda söylenecekler özetle aşağıda ifade edilmeye çalışılacaktır. 2. Yapılan değerlendirmelerde Birlik’in genel olarak hedeflediği çalışma düzeyine ulaşamadığı tespit edilmiştir. TEKEL başta olmak üzere 1 Mayıs ve 26 Mayıs gündemlerine ilişkin konulan hedeflerin gerisinde kalınmıştır. Birlik, tüm bu süreçlere ilişkin tutumunu ve çağrısını düzenli ve sistemli olarak fabrikalara taşımakta belli

bir düzey tutturmuştur. Fakat metal işçilerini örgütlemek ve mücadeleye çekmekte istenen sonuçlar elde edilememiştir. Bu zayıflıkları aşmak üzere çalışma kapasitemizi yükseltecek önlemleri almak durumundayız. 3. Birlik’in işleyişinde bir takım sorunların olduğu tespit edilmiştir. MYK aylık toplantılar arasında kalan dönemde birlik çalışmalarını koordine etmekte ve güncel gelişmelere ilişkin politika üretmede zaman zaman yetersiz kalmaktadır. Bu esasında kendisini aşağıya doğru örgütlemek zorunda olan bir öncü inisiyatifin her zaman yaşayacağı türden bir sorundur. Sorunun aşılması bugün Birliğin omurgasını oluşturan bileşenlerin çok daha aktif ve enerjik biçimde sürece katılmalarıyla olacaktır. MYK bileşenleri üzerlerine düşeni yapmak iddiasını tazelemişlerdir. 4. Bu yetersizliğin en önemli nedeni ise, Birliğin yerel birimlerinin henüz istenilen düzeyde işleyen organlara sahip olmamasıdır. Anlamlı sayılabilecek adımlar vardır, ancak henüz yeterli değildir. İhtiyaç varolanları güçlendirmek, diğer alanlarda ise kurmaktır. 5. Birlik’in henüz hedeflediğimiz ölçüde işleyen ve büyüyen bir örgütsel dinamizm kazanmaktan uzak olmasının en önemli nedenlerinden biri de kuşkusuz metal işçisinin bilinç ve örgütlenme planındaki nesnel geriliğidir. Elimizde ve dışımızda yetişmiş bir öncü işçi birikimi olmadığı ölçüde, mücadele ve örgütlenme görevleri az sayıdaki Birlik bileşeninin omuzlarına kalmakta ve çalışmanın verimi düşmektedir. Fakat ne olursa olsun Metal İşçileri Birliği, bu koşullara teslim olmayacaktır. İnatla ve sabırla metal işçilerinin birliğini ve mücadelesini omuzlayacaktır.

- Bülten üzerine değerlendirme ve planlama (…)

Metal İşçileri Birliği Merkezi Yürütme Kurulu

Hak gasplarına ve ihanete seyirci kalmamak için;

Toplu Sözleşme Sempozyumu’na! Önümüzdeki günlerde birçok sektörde başlayacak olan toplu sözleşmeleri emek ile sermayenin çetin bir mücadelesine dönüşecek. Çünkü asalak kapitalistler kriz faturasını sırtımıza yükleyerek yarattıkları çalışma koşullarını genel bir kural haline getirmeye çalışacak. İşçi sınıfı ise bir yandan kaybettiklerini geri almaya çalışacak, diğer yandan ise yeni haklar elde etmek için mücadele edecek. Her dönem olduğu gibi bu çatışmaların en yoğun yaşanacağı alan metal sektörü ve MESS Grup TİS’leri olacak. MESS, henüz toplu sözleşme adını anmasa da saldırılarına dizginsiz bir şekilde devam edeceğinin sinyallerini veriyor. Bu nedenle metal işçileri bu sürece çok ciddi bir biçimde hazırlanmalı, dağınık mevzilerini toparlamalı, mücadele silahlarını oluşturmalı, kısacacı bir büyük kavgaya girer gibi hazırlanmalıdır. İşte böylesi bir dönemde metal işçilerinin birliğini yaratma iddiası ile

yola çıkan Metal İşçileri Birliği bu hazırlığı kendi cephesinden yapmak için harekete geçiyor. 27 Haziran’da Toplu Sözleşme Sempozyumu düzenliyor. Metal İşçileri Birliği sempozyumla hem toplu sözleşme sürecine kapsamlı bir hazırlık yapacak, hem de derli toplu bir müdahalede bulunacak. Çünkü Metal İşçileri Birliği, böylelikle toplu sözleşme sürecini tabandan örgütlemeyi hedefliyor. Gerçekleştirilecek olan sempozyumla Metal İşçileri Birliği öncü metal işçileri şahsında 2010-2012 MESS Grup Toplu Sözleşme politikasını tartışacak, çalışma programını oluşturacak, metal işçilerinin iradesini ortaya koyacak. Tüm öncü metal işçilerini sempozyum hazırlıklarına ve sempozyuma etkin bir şekilde katılmaya, Metal İşçileri Birliği’ne güç vermeye çağırıyoruz. Sempozyum 27 Haziran 2010 saat 10:30’da Kadıköy Halis Kurtça Kültür Merkezi’nde düzenlenecek.

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

3


Dört bir yanda 1 Mayıs coşkusu! İşçi sınıfının uluslar arası birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs Türkiye’de ve dünyada milyonlarca işçi ve emekçinin meydanlara taşıdığı coşku ile geride kaldı. Milyonlarca insan 1 Mayıs’ta da sermaye sınıfının zorbalığına karşı eşit ve özgür bir dünyaya duyduğu özlemi dile getirdi. Türkiye işçi sınıfının Taksim zaferi Taksim’de 3 yıldır sınıf bilinçli işçilerin ve devrimcilerin kararlı direnişi sonuç verdi. Sermaye devleti bu yıl Taksim Meydanı’nı yüzbinlerin 1 Mayıs coşkusuna açmak zorunda kaldı. Taksim Meydanı’nı dolduran yaklaşık 200 bin kişi 32 yıl aradan sonra Taksim Alanı’nı kazanmanın coşkusunu yaşadı. Taksim 1 Mayıs’ında sermaye devletinin dışında bir diğer darbe yiyende sendika ağaları oldu. Başta Tekel işçileri olmak üzere direnişçi işçiler 1 Mayıs kürsüsünü ihanetçi Türk-İş Başkanı’na dar ettiler, kürsüden kovdular. Metal işçileri de Taksim 1 Mayıs’ında yüzbinlerce sınıf kardeşi gibi meydanlardaydı. Türk Metal ve Çelik İş ağaları her zamanki gibi dostlar alışverişte görsün diyerek sınırlı sayıda işçi ile alana gelirken Birleşik Metal üyeleri fabrika isimlerinin yer aldığı pankartlarla 1600 kişi ile Taksim Meydanı’ndaydı. Diğer illerde İstanbul’da Taksim’de yapılan kutlamaların dışında Türkiye’de 56 ilde 1 Mayıs miting ve eylemleri gerçekleşti. Yüzbinlerce işçi ve emekçi patronlar düzenine karşı kendi talepleri ile alanları doldurdu. Ankara’da, İzmir’de, Bursa’da, Adana’da, Kayseri’de ve daha birçok yerde 1 Mayıs eylemleri gerçekleştirildi. Ankara’da Konya Mahle Mopisan işçileri metal işçilerinin coşkusunu 1 Mayıs alanına taşıdılar. İzmir’de ise metal işçilerinin taleplerini alana taşıyan Metal İşçileri Birliği oldu. Türk Metal her zamanki gibi sadece temsilcileri alana taşırken Birleşik Metal İzmir Şubesi 2010 1 Mayıs’ında Taksim’e gitmeyi tercih etmişti. Sendikaların ildeki mücadele görevlerini böyle ortada bıraktığı bir tabloda Metal İşçileri Birliği sendikalı-sendikasız metal işçilerinden oluşan korteji ile Gündoğdu Meydanı’ndaydı. Metal sektörünün kalbi olan Bursa’da da 1 Mayıs coşkuyla kutlansa da metal işçileri Bursa 1 Mayıs’ında kendilerini hissettiren bir çıkış gerçekleştirmediler. Bursa’da metal işçilerinin mücadelesinin önündeki en büyük engel olan Türk Metal çetesinin ise ortaya çıkan bu tabloda özel bir sorumluluğu vardı. Ve dünyanın dört köşesinde 1 Mayıs tüm dünyada coşkuyla kutlandı. Almanya, Rusya, Fransa, Avusturya, Bulgaristan, İspanya, İrlanda, Filistin, Kamboçya, Malezya, Endonezya ve Japonya’da ve daha birçok ülkede binlerce emekçi alanlara çıktı. 1 Mayıs alanlarında genel olarak kriz ve işsizlik konusu gündemdeydi.

4

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ


Manisa OSB’den bir işçinin 1 Mayıs gözlemleri Manisa Organize’den bir metal işçisiyim. 1 Mayıs yaklaşırken fabrikada 1 Mayıs’la ilgili tartışmalar, konuşmalar, fısıldaşmalar yoğunlaştı. Böylelikle 1 Mayıs gününe geldik. Sabah erken saatlerde Çiğli’de yapılan kutlamalara katıldık. 1 Mayıs alanı görülmeye değerdi. Genel-İş üyesi belediye işçileri davul zurna eşliğinde halay çekerken gelen gruplarla halay daha da coşkulanıyordu. TÜMTİS’li işçiler, Telekom işçileri, Çiğli Organizeden işçiler olarak Çiğli’deki kutlamalar sona erdikten sonra İzmir’deki kutlamalara katılmak için otobüslerle Konak’a gittik. Gittiğimizde kortejler oluşturulmaya başlanmıştı. Metal işçileri olarak “İşten atmalara , Esnek çalışamaya, Taşeronlaştırmaya Hayır! Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni/ Metal İşçileri Birliği” yazan pankartla katıldık. Metal işçileri kortejinden sıklıkla “İşgal, grev, direniş”, “Genel grev, genel direniş” sloganları yükseliyordu. Alana girdiğimizde bu yılki 1 Mayıs’ın katılımının geçen seneye nazaran gözle görülür biçimde fazla olması iyiydi. Ama hiçbir işçiye kürsüden söz hakkı verilmedi. Oysa yakın zamanda direnişe geçen TARİŞ işçileri, mücadeleleri halan süren Tekel işçileri, Kent A.Ş. işçileri alandaydı. 1 Mayıs sadece bir gün değil 365 gün olabilmelidir. Fabrika fabrika mücadeleyi örgütlemeliyiz. Bugün sosyal haklara ve hak gasplarına direnen bazı fabrikalar dışında genel anlamda sessiz kaldığımız için sömürü her geçen gün daha da artıyor. 1 Mayıs’a gelen onca işçi hazırlanan konuşmalardan memnun değildi. Kürsüden attırılmak istenen sloganlar kitle tarafından atılmadı. Kürsüde konuşan sendika yöneticileri önlerinde kitle olduğu zaman kaplan kesilip esip gürlüyorlar. Ama mücadeleye geldi mi çark ediyorlar. Hemen uzlaşmanın yollarını arıyor. 1 Mayıs’larda devrimcilerin ve sınıf bilinçli işçilerin kararlı mücadeleleri sonucu Taksim nasıl kazanıldıysa kürsüyü de kazanmalıyız. Manisa Organize Sanayi’den bir metal işçisi

İMES-OSB’den bir işçinin 1 Mayıs gözlemleri… 3 yıllık zorlu ve kararlı bir mücadelenin ardından Taksim’i kazandık. 1 Mayıs günü çoşku ve öfke ile 1 Mayıs alanına çıktık. İhanetçi Türk-iş çetesinin ve sermaye düzeninin saldırılarına karşılık “1 Mayıs kürsüsü işçi ve emekçilerindir” diyerek kürsüyü işgal eden direnişçi işçiler içimizdeki coşkuyu kat kat arttırdılar. Bu durumdan rahatsız olan bürokratların imdadına diğer sendika bürokratları yetişti. Önümüzde 26 Mayıs gibi önemli bir gün dururken bu günün anlamına değinmeksizin yaptıkları demogojik konuşmalar ile öfke ve çoşkumuzu dizginlemeye çalıştılar. Biz sınıf bilinçli işçiler bulunduğumuz her alanda mücadeleyi yükselterek 1 Mayıslar’ı patronlardan hesap sorma günlerine çevireceğiz. İMES’ten bir metal işçisi

Direnişçi işçilerin yolundan sendika ağalarından hesap soralım!

Sendika ağalarının bir kısmı kürsülere çıktığında işçi sınıfı adına esip gürlerken mücadele görevini ortada bırakırlar. Daha büyük bir çoğunluğu ise buna bile ihtiyaç duymaz. Bu işbirlikçi takımı utanmazca patronlarla işçilerin çıkarlarının bir olduğunu vaaz eder, sermaye savunuculuğu yaparlar. Sendikalarımız böyle asalaklaşmış işbirlikçilerin yönetiminde olduğu müddetçe kazanımlarımızı koruyamayız. Büyük çoğunluğumuzun bilinçsizliğinden ve her şeyi onların eline bırakmamızdan cesaret alan bu işbirlikçiler işçi sınıfını arkadan hançerlemekte hiçbir sakınca görmüyorlar. Neredeyse tüm işçi sınıfının yaşadığı bu gerçeği en iyi biz metal işçileri biliyoruz. 12 Eylül’ün ardından doğrudan patronların çabası ile kurulan Türk Metal gerçeği bu durumu en iyi anlatan örnektir. Ama artık bu tablo değişiyor. Belki hala biz metal işçileri Türk Metal çetesinden hesap soracak kadar örgütlü değiliz ama farklı işkollarında işçi kardeşlerimiz bu işbirlikçi hainlerden hesap sormaya başladılar. Bunun en iyi örneğini hep beraber Tekel’de gördük. Sendika ağaları direnişi bitirmeye çalışırken işçilerin kararlılığı ile direniş uzun süre devam etti ve sendika ağlarının her ihanet girişimi öncü işçilerin büyük bir tepki ve öfkesi ile karşılandı. En son olarak 1 Mayıs’ta Taksim’de diğer direnişçi işçilere birlikte Tekel direnişçileri bu ihanet şebekesine bir ders daha verdiler. Yıllardır uğruna kararlı bir mücadele verilen Taksim 1 Mayıs’ını hükümetin bahşettiğini vaaz eden ve direnişlerini ortada bırakan Türk İş Başkanı Mustafa Kumlu’yu konuşturmayarak 1 Mayıs kürsüsünden kovdular. Bu tepki belki ilk değildi ama sendika ağalarına verilmesi gereken yanıt için önemli bir adımdı. Bu eylemle sendika ağalarına o koltuklarda istedikleri gibi at oynatmalarına izin vermeyeceğimizi direnişçi işçilerin diliyle bir kez daha hatırlatmış olduk. Dahası bu eylem sendika ağalarının ihanetleriyle mücadeleden kopan birçok işçiye de yapılması gerekeni göstermiş oldu. Özellikle biz Türk Metal üyesi işçiler direnişçi işçilerin bu eyleminden gereken dersleri çıkarmalıyız. Başımıza çöreklenen ihanet şebekesi parçalamak için güçlü bir örgütlenme yaratabilmeli, her yerde yakalarına yapışarak hesap sorabilmeliyiz. Hele hele yeni bir toplu sözleşme dönemi başlıyorken bu çok daha önemli. Bu toplu sözleşme dönemini de kaybetmemek için bugünden sadece patronlara karşı değil bu işbirlikçi çeteye karşı da mücadele etmek için hazırlanmalıyız. Türk Metal üyesi bir demir-çelik işçisi METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

5


Direnişçi Akkardan işçilerinden... ...sendikaların başına çöreklenen bürokrat anlayışlı sendikacılar, hak mücadelemizin önündeki esas engeller haline dönüşmüşlerdir...

İşçilere, basına ve sendikalara, Biz direnişçi Akkardan işçileri, patronun haksız saldırısına karşı ortak irademizle başlattığımız direnişimizi, sendikamız BMİS’in şube ve merkez yöneticilerinden beklediğimiz desteği göremediğimiz için bitirmek zorunda kaldık. Ancak bu durum mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Gerek patronlar sınıfına, gerekse de sendikal bürokrasiye karşı mücadelemiz sürecektir. Bizler direnişimizi sonlandırırken, yaşadığımız sürece ve çıkarttığımız derslere ilişkin bir değerlendirmeyi kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. Bildiğiniz gibi direnişimiz, krizi bahane eden Akkardan patronunun haksız bir tensikat uygulaması sonrasında başlamıştı. Fakat direnişçi işçiler olarak bu süreçte yaşadığımız kimi olaylar, olumsuzlukların yalnızca içinden geçmekte olduğumuz kriz döneminden veya patronun tutumundan kaynaklanmadığını bizlere apaçık gösterdi. Sendikamızın şube ve genel merkez yöneticilerinin, patronla daha önceden anlaşarak atılmamıza onay verdiği direniş süreci içinde ortaya çıktı. İzne çıkarılmamızdan önce oturup işverenle pazarlık yapanlar ve bu suça ortak olanlar bu işlerin saklı kalacağını düşünüyorlardı. Biz onurlu ve hakkını arayan işçilerin dışında, bürokrat sendikacılar ve patron bizlerin birkaç günden fazla direnemeyeceğini hesaplıyorlardı. Ama yanıldılar, bizler ortaya koyduğumuz kararlı tutumla onların bu oyununu bozduk. Bu sayede, işi gece vakti direniş çadırını ve pankartını kaldırtmaya kadar vardıran sendika yöneticilerinin de gerçek yüzü açığa çıktı. Ulaştığımız bütün duyarlı işçilere, temsilcilere ve kurumlara yaşadığımız gerçekleri aktardık ve onları bu tür anlayışlara karşı mücadeleye davet ettik. Açıktır ki, şube ve genel merkez yöneticilerinin gerek direniş öncesinde ve gerekse direniş başladıktan sonraki olumsuz tutumları,

Samka Metal'de direniş...

6

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

direnişimizi zayıflatan bir etken olmuştur. Sendika bürokratlarının işçi sınıfına olan güvensizliklerinin, cesaretsizliklerinin, moralsizliklerinin ve iş bilmezliklerinin bedelini sonunda bizler ödemiş olduk. Sendikacıların bu ve benzeri yanlış tutumları devam ettiği sürece, Akkardan’da hâlâ çalışmakta olan işçiler de aynı tehlike ile yüzyüze bulunmaktadırlar. Bilinmeli ki, işçilerin mücadele örgütleri olması gereken sendikalarda bu tür bürokratik anlayışların hüküm sürmesine izin verdiğimiz sürece, patronlar krizin faturasını biz işçilere ödetmeye devam edecekler. Taksim 1 Mayısında sendika bürokrasisinin önde gelen temsilcilerine karşı TEKEL işçileri öncülüğünde yapılan protesto eylemi, işçiler ile bürokrat sendikacılar arasında nasıl mesafelerin oluştuğunu tüm dosta düşmana göstermiştir. Bu yaşananlardan herkes gereken dersleri çıkarmalıdır. Sendikalar biz işçilerin mücadele örgütleridir. Fakat sendikaların başına çöreklenen bürokrat anlayışlı sendikacılar, hak mücadelemizin önündeki esas engeller haline dönüşmüşlerdir. Ancak, işinin, ekmeğinin ve onurunun sahibi olan biz işçileri hesaba katmadan, masa başı pazarlıklarla ve bürokratik usullerle işleri yürüten bu bürokrat sendikacılar ve sendikal anlayış eninde sonunda mahkûm olacaktır. Biz direnişçi Akkardan işçileri, direnişimiz boyunca bizlere destek veren bütün sınıf dostlarımıza, sunmuş oldukları desteklerden dolayı içtenlikle teşekkür ediyoruz. Bizler bilinçli işçiler olarak, eninde sonunda bürokratik anlayışları sendikalardan süpürüp atacağımıza ve sınıfımızın çıkarlarını temel alan mücadeleci bir sendikal anlayışı sendikalarımızda hâkim kılacağımıza inanıyoruz. Yaşasın Sınıf Mücadelemiz! Direnişçi Akkardan işçileri

Samka Metal işçileri, DİSK’e sağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası’na üye oldukları için karşılaştıkları işten atma saldırısına direnişle yanıt verdiler. İşten atılan 11 Samka Metal işçisi fabrika önünde beklemeye devam ediyorlar. Pendik Kurtköy’de kurulu Samka Metal Ambalaj San. AŞ’deki örgütlenme faaliyeti neticesinde işçiler BMİS’e üye oldular. Yetki için BMİS tarafından Çalışma Bakanlığı’na yapılan başvurunun ardından, işçilerin sendikalaşmalarına tahammül edemeyen patronun baskısı da tutmayınca işten atma saldırısı başladı. Yaşanan gelişmelere ilişkin BMİS yazılı bir açıklama yaptı. “Samka işçileri sendikal hakları için direnişte!” denilen açıklamada, yaşananların sendikal hak ve örgütlenme özgürlüğüne gösterilen tahammülsüzlüğün açık göstergesi olduğu söylendi. İşçi ve emekçiler dayanışmaya çağrıldı.


Bir kez daha Ziya YILMAZ kimdir? Bültenimizin daha önceki sayılarında eski Birleşik Metal İşçileri Sendikası (BMİS) Genel Başkanı olan Ziya YILMAZ la ilgili bir değerlendirme yayınlamıştık. Değerlendirmemizde özet olarak Ziya YILMAZ’ın 2003 yılında yapılan sendika genel kurulunda BMİS genel başkanlığını kaybettikten sonraki icraatlarını ortaya koymuştuk. Ziya YILMAZ’ın bu icraatları sınıf mücadelesi ve sınıfın çıkarları açısından değerlendirildiğinde sınıfa ihanetten başka bir tanımı hak etmiyordu. Biz de değerlendirmemizde bu bunu söyledik: Ziya YILMAZ metal işçilerinin içinden çıkmış bir haindir. Değerlendirmemizin üzerinden hayli zaman geçtikten sonra geçtiğimiz günlerde bültenimizin basımını gerçekleştiren EKSEN YAYINCILIK’a Ziya YILMAZ tarafından kişiliğine hakaret ettiğimiz gerekçesiyle dava açıldı. Bildiğimiz kadarıyla Ziya YILMAZ aynı suçlamalarla Birleşik Metal yöneticilerine de dava açmıştır. Ziya YILMAZ kimdir? Bültenimizde yayınlanan değerlendirmenin Ziya YILMAZ' tarafından davaya konu edilmesinin nedeni esasta Ziya YILMAZ'a hakaret içermesi değildir. Onunki içinde bulunduğu ihanet çukurunun yarattığı suçluluk psikolojisini bastırma girişimidir. Yoksa Ziya YILMAZ da “sınıfa ihanet” ve “hain” terimlerinin ne anlama geldiğini iyi bilmektedir. Türk Metal Sendikası’nın yönetimi Türkiye sendikal hareketinde işbirlikçi, hain ve faşist kimliği tanınır. Bu gerçeği de Ziya YILMAZ iyi bilmektedir. Türk Metal Sendikası kurulduğu günden beri patron ve devlet sendikacılığı yapıyor. Devletin her türlü kirli ve pis işini yapan kontra-gerilla örgütlenmesini finanse ediyor. Bütün toplu sözleşmelerde işçileri satıyor, patronlarla anlaşmalı bir biçimde öncü ve mücadeleci işçileri işten atıyor, genel olarak patronların bir dediğini iki etmiyor. Ziya YILMAZ ilerici ve mücadeleci bir geleneğe sahip olan BMİS'in genel başkanlığını yapmış biri olarak böyle bir şebekeyle iş birliğine gidiyor. İş birliğinin temelini BMİS'in örgütlü olduğu fabrikaların Türk Metal Sendikası'na kaydırılması oluşturuyor. Ziya YILMAZ ne yapıyor? BMİS'in örgütlü olduğu fabrikaların önceden de ahbap çavuş olduğu patronlarıyla yemeklerde buluşuyor. Eğer iş yeri Türk Metal'e geçerse sözleşmelerin patronun istediği gibi olacağı sözü veriliyor. İş yerlerinde çalışan işçiler, kredi kartlarının borçlarını ödeme ve para teklif edilerek Türk Metal’e geçmeye ikna edilmeye çalışılıyor. Bütün bu çabalar tutmaz ise işçiler zorla, işten atma tehdidiyle BMİS’ten istifa ettirilerek Türk Metal'e geçiriliyor. Ziya YILMAZ bütün bu kirli işlerin tam ortasında yer alıyor ve bir kez daha söylüyoruz ki metal işçilerine ihanete devam ediyor. Ziya YILMAZ kimdir? Ziya YILMAZ esas rolünü Metal TİS'lerinin hemen öncesinde oynuyor. Her toplu sözleşme ve BMİS Genel Kurulu öncesi mutlaka BMİS'in örgütlü olduğu bir fabrikada Türk Metal'e kaydırma girişimi yaşanıyor. Şimdi yine bir toplu sözleme dönemindeyiz ve hiç kuşku yok ki Ziya YILMAZ'ın Türk Metal ve MESS'le işbirliğine dayalı yeni girişimleriyle karşılaşılacaktır. Bazı fabrikaların işçileri baskı altına alınacak, işçilere kirli tekliflerde bulunulacak, içki masaları kurulacak, bunların sökmediği yerde fabrikalar noterle birlikte basılıp bir oldu bittiyle işçiler Türk Metal'e kaydedilecek vb. Ziya YILMAZ bu işlerin aktörüdür. Ziya YILMAZ kimdir? Ziya YILMAZ yıllarca Birleşik Metal İşçileri Sendikası'nda çeşitli kademelerde, en sonunda da genel başkanlık kademesinde yöneticilik yapmış bir şahsiyettir. Bu şahsın sınıfa ihanet olarak ifade ettiğimiz icraatları aslında yeni değildir. Doksanların başında çağdaş sendikacılık diye tanımlanan sermaye işbirlikçisi sendikacılık anlayışının BMİS içindeki en temel savunucularından biridir Ziya YILMAZ. Yıllarca yaptığı sendika yöneticiliğini çağdaş sendikacılık anlayışına göre yapmış, metal işçilerini mücadeleden ve direnişten uzak tutmuştur. En kritik dönemeçlerde metal işçilerine ihanet eden Türk Metal çetesiyle işbirliğine gitmiş, metal işçilerinin sırtından hançerlenmesine ortaklık etmiştir. Metal işçilerinin bilincinin ve mücadelesinin köreltilmesi Ziya YILMAZ'ların temsil ettiği sendikacılık ve “mücadele” anlayışın bir ürünüdür. İşte bu sayede Ziya YILMAZ gibiler işçi sendikalarının koltuklarına oturabilmekte ve oralara yapışıp kalmak istemektedirler. Çünkü o koltuklar Ziya YILMAZ’lar açısında bir mücadele aracı değil ayrıcalıklı olma ve palazlanma zeminleridir. Onlar da bu ayrıcalıklarını kaybettiklerinde adeta ateşe düşmüşçesine paniğe kapılmakta ve o ayrıcalıklarını ne pahasına olursa olsun tekrar elde etmek istemektedirler. Ziya YILMAZ'ın bugünkü durumu budur. Ve bu durumunun adı çürümüşlük, düşkünlük ve sermaye işbirlikçiliğidir. Sonu sınıfa ihanete giden yoldur Ziya YILMAZ da çoktandır bu yolun yolcusudur. Ziya YILMAZ'lar kimdir? Kullandığımız ve davaya konu olan ifadeler biz devrimci metal işçileri açısından temelde kişiyi hedefleyen ifadeler değildir. Söz konusu kişi bir anlayışın ve bu anlayışa uygun bir pratik tutumun temsilcisidir. Temsil ettikleri anlayış ve o anlayışın yansıması olan eylemleri nedeniyle bugün eleştirilerimizin (yarın başka bir biçimde) hedefindedir- hedefinde olacaktır. Biz devrimci metal işçileri olarak metal işçilerinin mücadelesinde bir tarafız. “Devrimci sınıf sendikacılığı” sendikal zemindeki mücadelemizin temelini oluşturmaktadır. Sınıfın gerçek hak ve çıkarları ancak bu çizgide bir anlayışla savunulabilir, bu anlayışla gerçekleştirilebilir. “Devrimci sınıf sendikacılığı” her türlü icazeti, işbirliğini, uzlaşmayı, kirli ilişkiyi ve ihaneti reddetmektedir. Doğaldır ki bu anlayışın karşısında patronlarla ve ihanetçiliği tescilli bir sendikayla iş birliğini, metal işçilerinin çıkarlarının yerine kişisel hırs ve çıkarlarını koymuş bir anlayış-kişi çıkmışsa elbette bununla mücadele edilecektir. Bizden başka ne bekleniyordu ki? Kişiyi belirleyen temsil ettiği anlayış ve pratikteki tutumudur. Ziya YILMAZ'lar işbirlikçi ve ihanetçi sendikacılık anlayışının ürünleridir. Bu anlayış terk edilmedikçe yeni Ziya YILMAZ'ların çıkması kaçınılmadır. Kuşkusuz bir dönemdir benzer bir anlayışla ilerleyen başkaları da vardır ve onlar da benzer ihanetçi tutumlarla metal işçilerinin karşısına çıkarlarsa bu kimseyi şaşırtmamalıdır. Elbette onlarda hedefimiz olmaktan kurtulamayacaklardır.

Metal İşçileri Birliği

İletişim adres ve telefonları... Mail adresi: metaliscileribirligi@gmail.com İstanbul - Esenyurt İşçi Kültür Evi Bahçeyolu Cad.Ülbeyi iş hanı Kat.1 Prenses Düğün Salonu Üstü) Esenyurt Tel: 0.212.6204076

İstanbul - Kartal İşçi Kültür Evi Derneği Karlıktepe Mah. Gürpınar Sok. No:26/1 Kartal Tel: 0.506.8050485

İstanbul - OSB-İMES İşçileri Derneği Yukarı Dudullu Mah. Kerem Sokak No:5/3 Ümraniye Tel: 0.216.5403580

İstanbul - Sefaköy İşçi Kültür Evi İnönü Mah. Tolga Cad. No:65 Küçükçekmece Tel: 0.212.6977153

İstanbul - Topkapı İşçi Derneği Davutpaşa Cad. TİM-1 İş Merkezi Kat:3/230 Topkapı Tel: 0.212.5761151

İstanbul - Tersane İşçileri Birliği Derneği Aydıntepe mh.Yüzüncüyıl cd. Yasemin sk. No:7A Tuzla Tel: 0.216.493 29 95

Ankara - Mamak İşçi Kültür Evi Tıp Fakültesi Cad. No:255 / B Tuzluçayır Tel: 0.312.3895957 - 0.537.266 55 30

Ankara - Sincan İşçi Derneği Vatan Cad. Melek Sok. No:1/9 Sincan Tel: 0.312.269 27 50

İzmir - Çiğli İşçi Kültür Sanat Evi 8075 Sok. No:11/A Kapalı Durak (Narin Kahv. altı) Çiğli Tel: 0.232.3296436

Manisa İşçi Birliği Derneği 1614 sok(1. sokak) 1.Anafartalar 7/3 22 sultanlar türbesi yanı Arçelik üstü Tel: 0.236.2347206

Adana - Sanayi İşçileri Derneği Uçak mahallesi Beşevler caddesi 20 sokak no: 7 Şakirpaşa/Seyhan Tel: 4295182

Bursa - Eksen Yayıncılık Bürosu Sönmez İş Sarayı Kat: 3 No: 220 Heykel Tel: 0.224.220 84 92 İşçi Bülteni Özel Sayı No: 578 * Fiyatı: 25 YKr * Mayıs 2010 * Sahibi ve S. Yazı İşleri Md.: Ayten ÖZDOĞA N * EKSEN Basım Yayın Ltd. Şti. * Mollaşeref Mah. Simsar Sk. 5/3 Fatih/İstanbul * Tel/Fax: 0 (212) 621 74 52 * Baskı: Özdemir Mat. * Davutpaşa Cad. Güven Sanayi Sit. C Blok No: 242 Topkapı/İstanbul * 0 (212) 577 54 92

METAL İŞÇİLERİ BÜLTENİ

7


MESS grup toplu sözleşme süreci başladı…

Kazanmak için seyirci olmaktan çıkmalıyız! Metal işçileri, kardeşler; Önümüzdeki haftalarda sendikalarımız ile patron sendikası MESS toplu sözleşme masasına oturacaklar. Önümüzdeki iki yıl boyunca alacağımız sosyal haklarımız ve çalışma koşullarımız bu görüşmelerin sonucunda belirlenecek. Patron sendikası MESS, kriz bahanesine sarılarak bir buçuk yıldır gasp ettiği haklarımıza bir kez daha saldıracak. Toplu sözleşmeler ile birlikte hem sosyal haklarımıza göz dikecek, hem de yine bu dönemde uygulamaya soktuğu esnek çalışma hükümlerini genel kural haline getirmeye çalışacak. Kardeşler; MESS, bir patron örgütü olarak kendi sınıf çıkarlarını savunacak. Yani daha fazla kar elde edebilmek için bizleri daha fazla sefalete ve köleliğe sürüklemeye çalışacak. Yıllardır çaldıklarına yenilerini eklemeye çalışacak. Peki bizler ne yapacağız? Onların kriz masallarına aldanıp işimizi korumak adına boyun mu eğeceğiz? Yoksa “Çaldıklarınızı geri alacağız!” diyerek haklarımızı savunacak, yeni haklar elde etmek için mücadele mi edeceğiz? Kaderimizi patronlar sınıfının ve bizleri sırtımızdan hançerlemeyi görev sayan sendika ağalarının ellerine mi bırakacağız? Yoksa, “işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır!” diyerek kaderimizi kendi ellerimize mi alacağız? Metal işçileri, kardeşler; Artık geleceğimizin patronlarla sendikacılar arasında bir pazarlık malzemesi olmasına, her defasında patronların çıkarına biten toplu sözleşmelere bir son verelim. Fabrikalarda kuracağımız komitelerle, havzalarda oluşturacağımız platformlarla toplu sözleşme sürecine hazırlanalım. Ne hazırlıkları, ne de toplu sözleşme pazarlıklarını sendikacıların, ya da sendikacı adı altında bize ihanet eden çetelerin eline bırakıp beklemeyelim. Toplu sözleşmelerle belirlenecek olan bizim hayatımız ve geleceğimiz olduğuna göre izlemeyelim, seyirci değil taraf olalım. Ancak tabanda birleşirsek, patronların saldırganlıklarına ve sendika ağalarının ihanetlerine engel olabiliriz. Birleşen yumruğumuzla sınıf çıkarlarımıza düşman olan herkesten hesap sorabiliriz. Eğer bir kez daha geleceğimizin çalınmasını seyretmek istemiyorsak geç kalmadan harekete geçelim. Hangi sendikaya üye olduğumuza bakmaksızın bir araya gelip taban örgütlülüklerimizi kuralım. Çaldıklarını geri almak ve yeni haklar elde etmek için mücadeleye hazırlanalım!

İşçilerin birliği MESS’i ezecek!


Metal İşçileri Bülteni-Mayıs 2010