Issuu on Google+

YAĞMURUN OLUŞUMU


BULUT • Yeryüzü ile gökyüzü arasında asılı durdurulan bulut zemin bahçesini sular, canlıların su ihtiyaçlarını giderir, sıcak yaz günlerinde bizleri ferahlandırır, dünyamızı yıkayarak temizler ve ihtiyaca göre her yerin imdadına yetişir. • Bulut bazen görünür, bazen kaybolur. Başka bir ifadeyle bir iz bırakmadan gizlenir ve aniden meydana çıkar.


• Yağmur yağacağında kısa sürede bulut tekrar toplanıp atmosfer tabakasını doldurur. • Bulutlar; dolu, kar ve su tulumbası gibidir.


RÜZGÂR • Rüzgâr, havanın taşınmasında rol oynar. Böylece çok sayıda fayda ortaya çıkar. • Havadaki her bir molekül veya atom görevini tam olarak yerine getirir. • Havanın perdesiyle ve görünüşte yapmasıyla ortaya çıkan çok sayıda işler vardır. • Bu görevlerden bazıları şunlardır:


RÜZGÂRIN GÖREVLERİ • Yeryüzünde yaşayan bütün canlara başka bir ifadeyle şahıslara nefes vermek rüzgârın görevidir. • Canlıların gereksinimi olan ısı, ışık, elektrik gibi maddeleri nakletmek rüzgârın görevidir. • Özellikle seslerin naklinde rol oynar. • Telsiz, telefon, telgraf, radyo, televizyon, uydu ile konuşmaların yerine ulaştırılmasında hizmet eden rüzgârdır.


• Havanın zerreleri başlıca azot ve oksijen olmak üzere iki basit maddeden ibarettir. • Ayrıca her bir hava zerresi birbirinin mislidir. • Böyle olmakla beraber yeryüzünde sayılamayacak kadar çok çeşitlerde bulunan sanatlarda intizamla yine hava çalıştırılır. • Bitkilerin aşılanmasına, çoğalmasına vasıta olmak rüzgârın görevidir.


• Bitkilerin büyümesi için gerekli olan ve bitkilerin hayatına lüzumu bulunan maddelerin yetiştirilmesine vasıta olmak da rüzgârın görevidir. • Bulutların sevk ve idaresinde de rüzgâr görevlidir.


YAĞIŞ VE DENGE • Yeryüzünde ne kadar H2O(s) (su) varsa atmosferde de o kadar H2O(g) (su buharı) vardır. • Yeryüzüne inen yağış, her sene aynı miktardadır. • Yeryüzünden her sene ne kadar su buharlaşırsa; yine o ağırlıkta su yağmur, kar ve dolu olarak dünyaya yağar.


• SORU: H2O(s) → H2O(g) Dünyamızdaki suyun buharlaşması tepkimesi yukarıda verildiği gibi tek yönlü olsaydı ne olurdu? CEVAP: Dünyada su kalmazdı. • SORU: H2O(g) → H2O(s) Yukarıdaki tepkimede görülen dünyamızdaki değişim; tek yönlü olsaydı ne olurdu? CEVAP: Yeryüzünü su kaplardı.


• SORU: Bu olayın ölçülü, dengeli ve dinamik olması ne anlama gelir? • CEVAP: Ölçülü, yeryüzünde bulunan su kadar atmosferde su buharı bulunduğu anlamına gelir. Dengeli, reaksiyonun denge reaksiyonu (çift yönlü reaksiyon) olduğu anlamına gelir. Dinamik ise, bu olayın her an, yer-gök arasında devam ettiği anlamına gelir.


• Dünyada suyun varlığı; güneşle aramızdaki uzaklığın hassaslığı ile de alakalıdır. • Dünya ile güneş arasındaki uzaklık şimdikinden farklı olsaydı su, ya buharlaşacaktı ya da donacaktı.


YAĞMUR, KAR VE DOLU YAĞMASI SURETİYLE ATMOSFERDE FİZİKSEL DENGENİN KORUNMASI • Sıcaklık, suyu buharlaştırmakla suyun bünyesini tahrip ettiği zaman, o tahrip sonucu oluşan su buharı yok olmaz. Belirli bir yere sevk edilir ve belli bir düzeye çıkar; icap ettiğinde yağmak için orada durur.


• Atmosferdeki su buharı molekülleri, atmosferdeki hava moleküllerinin onda birini teşkil edince su buharı yoğunlaşır. • Atmosferde bulunan belli bir düzeydeki su buharının yoğunlaşması suretiyle yağmur yağar. • Atmosferde fiziksel dengenin korunması için, yağan katrelerden boş kalan yerler, denizlerden ve yerlerden kalkan buharlarla doldurulur.


• Yağmur yağması hakkında en kısa yol şöyle tarif edilir: Su buharı molekülleri, emir aldıkları zaman, o moleküller her taraftan toplanmaya başlarlar ve bulut şeklini alıp, hazır vaziyette dururlar. Yine ikinci bir emirden sonra bir kısım moleküller yoğunlaşarak, katrelere dönüşürler. Sonra kanunların temsilcileri vasıtasıyla, çarpışmadan kolayca yere düşerler.


• Atmosfer, denizin rengini andırır. • Havada, denizlerdeki sudan daha fazla su vardır. Bu nedenle, “atmosferde denizin bulunduğu teşbihi” mecaz olarak akıldan uzak değildir. Sanki, atmosfer boşluğu yağmur ile dolu bir havuzdur. • Yağmurun taneleri sayısınca çok büyük faydaları vardır. • Dolu, yaz mevsiminde gelir.


• Büyük şeyleri çarpıştıran şiddetli rüzgârlar; dolu taneciklerinin dengesini bozmaz, katrelerini birbirine çarpıştırıp, birleştirip, zararlı kütleler yapmaz. • Bulutların bir kısmı negatif elektriği üzerlerinde taşımaktadır, bir kısmı da pozitif elektriği üzerlerinde taşımaktadır. Bu kısımlar birbirlerine yaklaşıp aralarında çarpışma olduğunda, şimşek çakar.


• Bulutların bir kısmının hücum ettiği, bir kısmının ise kaçtığı zaman aralarında havasız kalan yerleri doldurmak için atmosfer tabakası hareket ve heyecana geldiğinde gök gürlemesi (gök gürültüsü) meydana gelir. • Bu hâllerin olması bir nizam ve kanun altında olur ki, o nizam ve o kanunu temsil eden gök gürlemesi ve şimşek aracılarıdır.


• Gök gürültüsü ve şimşek çakması, âdeta yağmurun gelmesini haber verip muhtaçlara müjde ederler. • Gök gürültüsüne, atmosfer tabakasının konuşması diyebiliriz. Bu konuşma, birden ve ani olarak ortaya çıkar. • Gök, yıldırım düştükten sonra gürler. Başka bir ifadeyle yıldırım, gök gürültüsünden önce hedefine varır. Bu durum aynı zamanda, tehlikenin geçtiğinin de habercisidir.


• Yalan ve gösteriş, gürültülü olduğundan gök gürlemesine benzer. • Hakikat ve samimiyet ise yıldırıma benzer; çünkü, hakikat ve samimiyet hem sessizdir hem de ışık yayıcıdır.


KÜRESEL ISINMAYA BAĞLI KURAKLIKTAN SÖZ ETMEK HATTA BUNA DAİR SOMUT VERİ BULMAYA ÇALIŞMAK BİLİMSEL SKANDALDIR • Kuraklık; dünyada yağışlar azaldığından değildir; çünkü yeryüzüne inen yağış, her sene aynı miktardadır. Yağışlar yer değiştirmiştir.


• Türkiye son senelerde kuraklık yaşıyor. Dünyanın bazı bölgelerinin çok yağış aldığını duyarken, bazı bölgelerinin daha az yağış aldığını görüyoruz. Örneğin; özellikle Türkiye’de yağışlar azaldı, Amerika’da ise arttı. • Sorun da buradan çıkıyor. Bu sorunu doğuran, insandır. İnsanın canlı-cansız ekosisteme karşı olumsuz müdahalesi, yağış dağılımını bozmaktadır.


• Kuraklığın insafımıza ve insanlığımıza olan uyarıcı görevini bir an önce anlayıp, gerekli çalışmaları yaparak bu problemin üstesinden gelmeliyiz.


YAĞMUR TANECİKLERİ VE DİPOL-DİPOL KUVVETLERİ • Su, polar bir moleküldür. • Polar moleküllerde moleküller arası kimyasal bağ, dipol-dipol bağıdır. • Bu kimyasal bağı daha iyi anlamak için yağan yağmurdaki her bir su taneciğinin dipol-dipol özelliğini açıklayalım: • Yan yana olan yağmur damlacıkları, farklı kutuptur. Kütleleri eşittir.


• Her bir yağmur taneciği birbirini eşit derecede çeker ve başka bir tanecik tarafından da çekilir. Böylece tanecikler arası mesafe korunarak, bütün taneciklerin birbirlerine eşit uzaklıkta olması sağlanır. Âdeta balıkçı ağı gibi bir görünüm meydana gelir. • Yağmur taneciklerinin birleşerek zararlı cisimler olarak düşmesi problemi ortadan kalkar. Şiddetli rüzgâr ve fırtınaya rağmen yağmur damlaları tane tane düşer.


NİSAN YAĞMURU • Fe+2 kanımızdaki hemoglobinin temel maddesidir. Gıdalardaki ve ilaçlardaki demir iyonu ise Fe+3’tür. Fe+2 ihtiyacımızı nisan yağmuru ile karşılayabiliriz. Kansızlık için alınan Fe+3 preparatları bağırsakları tahrip eder ve genelde faydası görülemez; çünkü ilaç aldığımız Fe+3’tür. Vücudumuzda indirgenerek Fe+2’ye dönüşmelidir.


• Nisan yağmuru bereketlidir ve içilirse şifalıdır. Genelde nisan ayında yağan ikinci yağmur, kırmızı renkli Fe+2 içerir. Bu Fe+2’nin kaynağı çöllerdeki tozdur. Sahra tozları nisan ayında rüzgârla dünyanın her yerine taşınır. Tozlar bulutların içine girince de yağış oluşur. Bu yağmurdan sonra arabaların üzeri kırmızılaşır.


Yağmurun oluşumu