Page 1

ORTAÖĞRETİM KİMYA 10.SINIF 3.ÜNİTE: ENDÜSTRİDE VE CANLILARDA ENERJİ

1


ÜNİTENİN BÖLÜM BAŞLIKLARI • 1.BÖLÜM: ANORGANİK VE ORGANİK BİLEŞİKLER • 2.BÖLÜM: FOSİL YAKITLAR • 3.BÖLÜM: TEMİZ ENERJİ KAYNAKLARI • 4.BÖLÜM: CANLILARDA ENERJİ

2


1.BÖLÜM: ANORGANİK VE ORGANİK BİLEŞİKLER

3


ORGANİK MADDELER HAYATIN GÜCÜ MÜ? • Organik maddeler, canlı organizmada bulundukları ve karmaşık yapıda oldukları için eskiden bunlara “hayatın gücü” anlamına gelmek üzere vitalizm denilmişti. • İnsanlar bu gerçeği uzun yıllar anlayamamışlardı. Organik bileşiklerin sadece canlılarda bulunduğunu ve bu bileşiklerin canlılığa sebep olduğunu zannediyorlardı. 4


• 1828 yılında ilk olarak inorganik maddeden elde edilen organik maddenin hayatlı olmadığı görüldü. Böylece organik maddelerin cansızlarda da olduğu ve “hayatın gücü” tabirinin yanlış verildiği açıkça anlaşıldı.

5


CANLILIK VE HAYATTA MADDİ SEBEP VAR MIDIR? (BİYOLOJİK SİSTEMLER İLE HAYAT, CANLILIK, KİMYASAL MADDE İLİŞKİSİ) • Biyoloji, ”hayat bilimi” manasına gelir. • Biyolojik sistem, hayatlı sistemlerdir. 6


• Biyolojik sistemlerdeki bütün atom, iyon ve moleküller kendilerine düşen görevi hiç aksatmadan yerine getirmektedirler. Bu görev, biyolojik sistemin yapısına, genel düzenine uygun bir uyum ve mükemmellik içinde sürdürülmektedir. Bu uyum ve mükemmellik, milyonlarca seneden beri müthiş bir yardımlaşma zinciri içerisinde devam etmektedir.

7


• İlköğretim, ortaöğretim, üniversite ve lisansüstü seviyesinde biyoloji kitapları incelendiğinde, hayatı açıklamadığı görülecektir. Kısacası biyoloji, canlılık ve ruhun devreye girdiği hayatı açıklamakta aciz kalır. • Günümüzde “Canlılık ve hayat nedir?” sorusuna verilen cevapların, canlılık ve hayatı açıklamaktan daha çok canlılık ve hayata görünüşte sebep olan perdeleri tarif etmeye yönelik olduğu görülür. 8


• Havayı teneffüs etmemiz, su içmemiz veyahut beslenmemiz aldığımız gıdalardaki atom, molekül ve iyonların sebep olmasıyla cereyan eder. Böyle olması, canlılığın ve ruhla irtibatlı biyolojik hayatın, perdelere bağlı olarak devam etmesi içindir. • Koparılan bir çiçeğin, koparmakla hiçbir maddesi eksilmediği hâlde, çiçek ölmüş, canlılık ve hayatı kalmamıştır. • Canlılık ve hayatta, maddi hiçbir sebep yoktur. 9


• Sözgelimi, bir bakteri veya virüsün maddi yapısını oluşturan yapı taşları en ileri laboratuvarda bir araya getirilse bile, bu bir araya getirilen maddelerin canlı ve hayat sahibi olabilmesi; sebeplerin, hatta en büyük sebep olan insanın başarabileceği bir husus değildir. Bu durumda ölü bakteri veya ölü virüs elde etmiş olacağız. • Hayat ve hayata ait fonksiyonlar acaba maddenin özelliğinden mi kaynaklanmaktadır? 10


• Hormonlu bir salatalığın bazen koparıldıktan sonra da büyümeye devam etmesi, ölen bir insanın sakalının kısa bir süre daha uzaması canlılığın kısmen devam ettiği anlamına gelebilir; ancak her iki durumda da hayat son bulmuştur. • Aslında canlılık ve hayatta var gibi görünen sebepler, perde olması için zahirde sebeptir. Biraz düşünülse bunların sebep olmadığı anlaşılacaktır. 11


• Hayat denilen sırlı durum, bir anda belirtileriyle ortaya çıkmaktadır. Bu hâl, hayatın hakikatinin açıklamasını, fenlerin ve felsefenin dışında aramaya, bizi mecbur bırakmaktadır. • Hayat en büyük nimettir, hayat bütün nimetlerden üstündür. • Evrenin en yüksek hakikati hayattır. • Kainatın ruhu, mayası, esası, neticesi, özü hayattır. 12


• Hayatın ne derece ince olduğu günümüzde anlaşılmıştır. • Hayat ve hayata ait bütün fonksiyonlar, maddenin özelliklerinden başka bir şeydir; çünkü madde, sürekli olarak insan bedeninde değişmesine rağmen, hayatımız ve benliğimiz hiçbir değişikliğe uğramadan devam eder. Bu, maddenin canlı bünyelerdeki ağırlığının derecesinin düşüklüğünün göstergesidir. 13


• Madde, doğrudan doğruya kendini idare edemeyen ve kendi kendine hareket edemeyen âciz, kör, şuursuz ve ölü bir şeydir. Onu meydana getiren parça ve parçacıkların da kendi kendilerine bu harika işleri yapmalarına imkân yoktur. Varlığa erme yolunda, atomlar toplanmakta, zerreler hareket ettirilmektedir. İlim, kudret ve iradeyle her şey var edilmektedir. 14


• Evrendeki en küçük parça ve parçacıktan en büyük sistemlere kadar her şey bir uyum içindedir ve birbiriyle ilişkilidir. Bu düzenlilik, maddenin temel özelliğinden kaynaklanamaz.

15


“Dünyanın en mükemmel kimya laboratuvarlarında dahi elementlerden canlı hücre yapmak mümkün değildir.” Oparin*

*Rusya'da mükemmel bir kimya laboratuvarında canlı hücre meydana getirmek için 20 yıl süreyle çalışma yapan ve sonunda yukarıdaki sözü söyleyen Rus bilim insanı. 16


CANLILARDA EN ÇOK BULUNAN ELEMENTİN KARBON OLMASI, KARBONUN HANGİ ÖZELLİĞİNDENDİR?

• Hibritleşmenin her türünü yapar.Tekli, ikili, üçlü bağ ile sigma ve pi bağı yapabilir. • Kovalensi en yüksek elementtir; dört bağ yapar. Her bağa farklı gruplar bağlanabilir. • C’ların art arda bağlanabilme özelliği vardır. 17


İNSANIN VAR EDİLİŞİ • İlk insanın meydana geldiği balçık, yeryüzündeki çeşitli elementlerden alınmış bir karışım olmalıdır. Başka bir deyişle, yeryüzü üzerinde farklı yerlerde bulunan elementler bir araya getirilmek suretiyle insan şekillendirilmiştir. İnsanın yapısını oluşturan elementlerin farklı yerlerden alınmış olması nedeniyle de nesillerde farklı ırk, farklı renk, farklı karakter ve farklı tipler oluşur. 18


• İlk insanın iskeleti, şimdi olduğu şekliyle yapılmıştır. Daha sonra da insan olarak canlandırılmıştır. İlk insan, derece derece ve yavaş yavaş var edilmemiştir. Bugünkü insanoğlunun şeklinde meydana getirilmiştir. Sonra da ona hayat verilmiştir. • Canlılık vesilesiyle, elementler birbirinden ayrılmazlar; böylece hayat devam eder.

19


• İlk insanın meydana gelişi şöyledir: Balçık; önce hamur, sonra belli bir organik madde karışımı şekline gelmiş, sonra katılaştırılmış, en son da hayat verilmiştir. • Bu elementlerin hepsi apaçık birer hizmetkar gibi, bizim ve bizden başka tüm canlı–cansız varlıkların ihtiyaçlarına koşmakta ve yaşamlarını sürdürmelerine yardım etmektedirler.

20


• İnsanın yüksek kıymeti olmasaydı, her şey onun yararlanması için hazırlanmazdı. İnsan önemsiz olsaydı, tüm varlıklar onun sebebiyle var edilmezdi. İnsanın konumu çok büyük olduğundan dolayıdır ki âlemi kendisi için değil, insan için; insanı da yüksek görevler için var etmiştir. İnsan ve bazı canavarlardan başka, en büyük yaratıktan en küçük yaratığa kadar her şey görevlerini tam olarak yerine getirmektedir. İnsan seçkindir, hayvanlar gibi değildir. Onun için insan geldiği yere dönecektir. 21


• Hayvan ve bitki türleri için birer âdem ve evvel baba lazımdır; çünkü türlerin teselsülü, yani sonsuz uzanıp gitmeleri batıldır. Bazı türlerin başka türlerden meydana gelmeleri tevehhümü de batıldır; çünkü iki türden doğan tür ekseriyetle ya akimdir veya nesli inkıtaa uğrar; çoğalma ile bir silsilenin başı olamaz. İnsan, hayvan ve bitkiler âleminin teşkil ettikleri silsilelerin başlangıcı, en başta bir babada kesildiği gibi, en nihayeti de son bir oğulda kesilip bitecektir. 22


• Her tür için evvel babanın gerekliliği, maddenin ve maddenin hareketinin ezelî olmadığını göstermektedir. • İnsanın esas atomlarından, asıl zerrelerinden söz edilir. İnsanın bu ilk zerreleri, insan vücuduna temel yapılmıştır. İnsan, bu temel zerreler üzerinde var edilmiştir. İkinci var edilişte de o zerreler üzerinde diriltileceği söylenmiştir. 23


• İnsanın çekirdeği diyebileceğimiz bu zerreler acbüzzeneb adıyla bilinir. Acbüzzeneb, kuyruk sokumu kemiğindeki atomlar olarak tahmin edilmektedir; ancak nerede olduğunu tam olarak belirtmek mümkün değildir. İnsana ait özellikleri içeren acbüzzeneb adı verilen bu zerreler, genler de olabilir. DNA, bir emir ve kumanda mekanizmasıdır. Genetik bir bilgi deposu ve kendi kendini bile kopya edebilecek şekilde var edilmiş mükemmel bir irade aynasıdır. 24


• İnsanı yalnız maddeden, atomlardan terkip edilmiş gibi gördüğümüzden onun dışında düşünemiyoruz. Ancak bunların hakikat olduğunu bilmek gerekir. • Yine de bu türlü hususlarda fikir beyan etmek, net konuşmak iddia gibi anlaşılabileceğinden iddiada bulunmamak lazımdır, dikkatli konuşmak gerekir.

25


• 3 boyutlu (buutlu) bir âlemde yaşamaktayız. 4. buut, itibari hat dediğimiz zamandır. İçine zamanı da alan 5. buut da vardır. • Einstein, hem bu buutlardan hem de 6. buuttan söz etmiştir. Einstein’ın iddia ettiği bu 6. buut, seyr ü seyahat olarak bilinir. Bu 6 buutla gözlem bu dünyadadır. Zaten maddenin dalga karakteriyle ilgili Einstein’ın keşfettiği süper sicim teorisine göre üç buut yeterli değildir, ek buutlar gerekmektedir. 26


• Ek buutlar, dürülmüş bir vaziyettedir ve bildiğimiz bu üç buut içinde gizlenmiştir. • Diğer âlemde insanın görmesi ise belki 100 buutlu olacaktır. İnsan öbür dünyada bir şeyi aynı anda 100 buutlu olarak görüp hissedecektir.

27


MADDİ YAPININ KÜÇÜKLÜĞÜ ORANINDA CANLILIK FAZLALAŞIR • İnsan, canlı kısımlardan oluşan bir topluluktur. İnsanın her bir hücresi, beş duyu kuvvetine sahiptir. Her birinin canlılık derecesi ve kuvvetleri cirminin küçüklüğü ile ters orantılı olarak yükselir.

28


ORGANİK BİLEŞİKLERDEKİ ELEMENTLER • Organik kimya, karbon (C) elementinin kimyasıdır. • Organik bileşiklerin yapısında karbondan başka; hidrojen (H), oksijen (O), azot (N), kükürt (S), halojen (F, CI, Br, I) vb. elementler de bulunabilir. • Organik kimyaya karbon kimyası veya karbon bileşikleri kimyası da denir. 29


ORGANİK KİMYANIN TANIMI • Organik kimya, karbon (C) elementinin kimyasıdır. • Organik bileşiklerin yapısında karbondan başka; hidrojen (H), oksijen (O), azot (N), kükürt (S), halojen (F, CI, Br, I) vb. elementler de bulunabilir. • Organik kimyaya karbon kimyası veya karbon bileşikleri kimyası da denir. 30


2.BÖLÜM: FOSİL YAKITLAR

31


KÖMÜR

32


KÖMÜRÜN OLUŞUMU • Ağaçların yapısında bulunan selüloz ve lignin başta olmak üzere protein, reçine, terpen, flavonoit, alkaloit, sterol, tanin gibi maddeler milyonlarca senede kömür hâline gelir.

33


ASFALTİT • Petrolün katısıdır. Petrol ile kömür arası bir maddedir. Halk arasında katı petrol olarak bilinir. Şırnak’ta bulunur. Senelerce kömür diye satılmıştır.

34


ASFALT (Hem sıvı hem de katı asfalta, asfalt denir.) • SIVI ASFALT: Ham petrolün ağır ürününün (dip ürün) viskozitesi daha yoğun hâle getirilmişidir. Rafinerilerde asfalt üniteleri vardır. Bu ünitelerde dip ürün prosesten geçerek farklı asfaltlar elde edilir. • KATI ASFALT: Sıvı asfalta kum, çakıl ilavesiyle elde edilen yollara serilen asfalt olarak bilinen üründür. 35


ZİFT ve KATRAN (Her ikisi de petrol kaynaklı değildir, kömür kaynaklıdır.) • KATRAN: Kömürün damıtma ürünüdür. • ZİFT: Katranın damıtılması esnasında damıtılmayan çökelektir.

36


ANTRASEN ve NAFTALİN • Antrasen: Maden kömürü katranının son damıtma ürünüdür. • Naftalin: Katranın fraksiyonlu destilasyonu ile elde edilir.

37


KÖMÜRLER VE ÇEVRE • Dünyadaki önemli enerji kaynaklarından birisi olan kömür tarih boyunca insanlığın gelişiminde önemli bir yer almıştır. • Kömür yakıtlı termik santrallerin zararları vardır. • Kömürde pişen etin hem besin değeri azalır hem de vücuda zararlı metabolik maddelerin oluşur. 38


• Kömür kullanımı, yanınca çıkardığı gazlar nedeniyle çevre kirliliğine neden olur. • Briket kömür kullanımında hava kirliliği ve soba zehirlenmesi meydana gelmez. Briket kömür, toz kömürlerin preslenmesi ile elde olunmaktadır. Briket kömüre katılan katkı maddeleriyle yüksek kükürtler düşürülür, böylece kömür yanınca hava kirliliğine neden olan maddelerin oluşumu önlenir. 39


PETROL

40


PETROLÜN OLUŞUMUNDA İKİ KURAM • Geçmiş jeolojik çağlarda deniz olan yerlerdeki bitkilerden ve hayvanlardan oluşur. Bu petrol, günümüzde karalardan çıkarılan petroldür. • Geçmiş jeolojik çağlarda da günümüzde de deniz olan yerlerdeki canlılardan oluşan petrol ise denizden çıkarılan petroldür. 41


GEMİLERLE ALINAN PETROL • Petrol gemilerle İskenderun, İzmir ve İzmit’e gelir. Brezilya, Venezuela vb. petrol çıkan her ülkeden alınabilir.

42


PETROL RAFİNERİLERİNİN BULUNDUĞU YERLER • • • •

BATMAN KIRIKKALE İZMİR ALİAĞA İZMİT

43


PETROLÜN GELMESİNDE İKİ YOL • PETROL BORU HATTIYLA • GEMİLERLE

44


PETROL BORU HATLARI • KERKÜK–BATMAN–DİYARBAKIR– ADIYAMAN–YUMURTALIK BORU HATTI • BAKÜ–TİFLİS–CEYHAN BORU HATTI (2006 YILINDA AÇILDI.) • 2008 YILINDA İHALESİNİN YAPILMASI PLANLANAN SAMSUN–BAFRA– KAYSERİ–YUMURTALIK BORU HATTI: Samsun’a Rusya’dan gemilerle getirilecek olan petrol bu hatta verilecek. 45


RAZİ (864–925) • Petrolün ilk defa damıtılması ve günümüzdeki adı olan nafta ismiyle kullanılmaya başlanması Razi’nin buluşudur.

46


HÄ°DROKARBONLAR

47


ALKANLAR

48


• ALKANLAR (PARAFİNLER) (Doymuş Hidrokarbonlar) • Alkanların genel formülleri CnH2n+2’dir. • n; 1, 2, 3, 4, 5, 6 vb. tam sayılardır.

49


• • • • • • • •

ALKANLARIN ADLANDIRILMALARI n = 1 CH4 (Metan) n = 2 C2H6 (Etan) n = 3 C3H8 (Propan) n = 4 C4H10 (Bütan) n = 5 C5H12 (Pentan) n = 6 C6H14 (Hekzan) n = 7 C7H16 (Heptan) n = 8 C8H18 (Oktan) 50


• n = 9 C9H20 (Nonan) • n = 10 C10H22 (Dekan)

51


METAN GAZI PATLAMASI • İstanbul’da 28 Nisan 1993 tarihinde Ümraniye Hekimbaşı çöplüğünde meydana gelen metan gazı patlaması neticesinde çöp yığınları çığ gibi kayarak yakınındaki evlerin üstünü kaplamıştır. Yangın meydana gelmiştir. 39 kişi ölmüştür.

52


METAN GAZI HANGİ GAZLARDA BULUNUR? • Aşağıdaki gaz karışımlarının hepsi doğaldır ve % 90 ila % 99 arasında metan gazı içerirler: • Doğal gaz • Çöplük gazı • Bataklık gazı • Biyogaz 53


BERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ • Deniz dibinde biriken fosiller ve çeşitli atıklardan zamanla çıkan metan gazı, deniz suyunun kimyasal karışımını etkileyerek deniz suyunun yoğunluğunu düşürmektedir. Yoğunluğu sıfıra yaklaşan suda gemi, yüzebilme özelliğini yitirmektedir. Bunun sonucunda da gemi metan gazının bulunduğu ve metan kuyusu adı verilen bölgeye doğru çekilmektedir. Kuyuya girer girmez de batmaktadır. 54


• Bermuda Şeytan Üçgeni gibi gaz akımlarının şiddetli olduğu bölgelerde seyreden uçaklar da büyük tehlike sınırı içinde bulunmaktadır; çünkü su yüzeyine ulaşan metan gazı kabarcıkları atmosfere karışarak yukarıya doğru şiddetli bir metan gazı tüneli oluşturmaktadır. Bu tünele giren uçak da kontrolden çıkarak denize çakılmaktadır.

55


DOĞAL GAZ BORU HATLARI • Rusya’dan Karadeniz’den Samsun’a gelen boru hattı • Rusya’dan Trakya üzerinden Marmara denizinden Bursa’ya gelen boru hattı • İran’dan gelen boru hattı

56


GEMİLERLE ALINAN DOĞAL GAZ • Boru hattı ile gelen doğal gaz mevcudun % 95’idir. Doğal gazın % 5’i ise gemilerle Cezayir, Tunus vb. ülkelerden spot piyasadan boş gemi varsa alınır.

57


ALKENLER

58


ALKENLERE GİRİŞ • Alkenler doymamış hidrokarbonlardır. Karbonlar arasında bir tane çift bağ içerirler. İki tane çift bağ içerene alkadien, üç tane içerenlere alkatrien denir. Mono alkenlerin (alken) genel formülü C nH2n’dir.

59


ALKENLERİN ADLANDIRILMALARI • Aynı sayıda karbon atomu içeren alkanların sonundaki –an eki kaldırılarak yerine –en ya da –ilen eki getirilir. • C2H4 Eten (Etilen) • C3H6 Propen (Propilen) • C4H8 Büten (Bütilen) • C5H10 Penten (Pentilen) • C6H12 Hegzen (Hegzilen) 60


• • • •

C7H14 C8H16 C9H18 C10H20

Hepten (Heptilen) Okten (Oktilen) Nonen (Nonilen) Deken (Dekilen)

61


ALKÄ°NLER

62


ALKİNLERE GİRİŞ • Genel formülleri CnH2n–2’dir. • Alkinler doymamış hidrokarbonlardır. Karbon zincirinde 1 tane üçlü bağ taşıyan alkinler mono alkin veya alkin olarak isimlendirilir ve CnH2n–2 genel formülüne uyarlar.

63


ALKİNLERİN ADLANDIRILMALARI • Aynı sayıda C taşıyan alkanların sonundaki –an eki kaldırılarak yerine –in eki getirilir. Alkinlerde karbonlar numaralanırken üçlü bağın yakın olduğu uçtan itibaren numaralamaya başlanır. • C2H2 Etin (Asetilen) • C3H4 Propin • C4H6 Bütin 64


• C5H8 Pentin • C6H10 Hekzin • C7H12 Heptin • C8H14 Oktin • C9H16 Nonin • C10H18 Dekin

65


AROMATİK BİLEŞİKLER

66


AROMATİK BİLEŞİKLER • Aroma sözcüğü Latince’de hoş koku demektir. Aromatik terimi buradan gelmektedir. Aslında aromatik bileşiklerin hepsi hoş kokulu değildir. Aromatik bileşiklerin temel çıkış maddesi benzendir (C6H6). • Aromatik bileşik denince; benzen ve türevleri anlaşılır. Halkalı bileşiklerdir; ancak her halkalı yapıdaki organik madde aromatik değildir. Aromatik maddelerin özellikleri şöyle sıralanabilir: 67


• Benzen halkasında 6 tane karbon atomu birbirlerine halka şeklinde bağlanmışlardır, dolayısıyla aromatik bileşikler en az 6 karbonludur. Karbonlar arasında bir atlayarak çift bağ vardır. Her karbon atomuna bir hidrojen bağlanmıştır. Esasında karbonlar arasındaki bağlar hem tekli hem de çiftli bağdır. Bu yapıya rezonans yapı denir. • Benzenden bir hidrojen çıkarılmasıyla oluşan radikale fenil adı verilir. 68


• Benzen; yapısında çift bağ olmasına rağmen, katılma tepkimesi vermeye elverişli değildir. Kararlı bir yapısı vardır. Yer değiştirme reaksiyonları verir. • Benzen halkasına iki grup bağlanırsa üç değişik izomer oluşur. Bağlanan iki grup en yakın konumdaysa (ardışık karbonlara bağlı ise) orto, iki grup arasında bir karbonluk ara varsa meta, iki grup arasında iki karbonluk fark varsa para izomerleri olarak adlandırılır. 69


• Benzen halkasına birden fazla aynı grup bağlandığında adlandırma numaralamayla da yapılabilir. • Benzen halkasına bağlı olan atom ya da grupların öncelik sırası vardır. Benzen halkasına birbirinden farklı gruplar bağlandığında; önceliği olan atom ya da grubun bağlı olduğu karbon atomuna 1 numara verilir.

70


KEKULE (1829–1896)’NİN RÜYASI VE BENZEN HALKASININ KEŞFİ • Kekule’nin rüyasındaki gibi sadık rüyalarla ortaya çıkan bilimsel buluş ve keşifler, hem ruhun hem de kaderin varlığına delil teşkil eder. Birçok keşif ve buluşun temelinde sadık rüyada verilen mesajlar vardır. Friedrich August Kekule, Alman kimyacıdır. Şöyle bir rüya gördüğünü anlatıyor: 71


• “Sandalyemi ateşe doğru çevirip uyuklamaya başladım. Atomlar gözümün önünde zıplayıp duruyordu. Küçük atomlar mütevazı bir tavırla arka plana çekilmişlerdi. Küçük atomlardan başka daha büyük şekiller de görüyordum. Yılana benzer hareketlerle eğilip bükülen uzun zincirler vardı. Birden yılanlardan biri kendi kuyruğunu ağzına aldı ve bu halka, alay edercesine gözlerimin önünde döndü. Yıldırım hızıyla uyandım.” 72


• Kekule’nin rüyası, Bilim ve Teknik Dergisi’nin Ağustos 1972 sayısının 8. sayfasında “Rüya Görerek Başarıya Ulaşın” yazısında yayımlanmıştır.

73


KEKULE’NİN RÜYASINDA BENZEN HALKASINI KEŞFETMESİ BİR ANDA ULAŞILAN BİR BAŞARIDIR • İlmî çalışmalarda başarıya ulaşmada iki yol vardır: • Birincisi; düşünmek, ezberlemek, fikri çalıştırmaktır. Bu; zamanla olanıdır. 74


• İkincisi; sezgi adını verdiğimiz bir anda ulaşılan başarıdır. Bu da iki kısımdır: Birisi kesbî ilhamla olanı, diğeri o branşta çalışmadan ilhamla olanıdır. • Kesbî ilhamla olanı; çalışmakla, tecrübeyle ama çalışmanın sonucunda değil de farklı bir zamanda elde edilenidir. Rüyada Kekule’nin benzen halkasını keşfetmesi, Bohr’un atom modelini bulması buna örnektir. 75


• Bir anda ulaşılan başarının ikincisi, o branşta çalışmadan gelen ilhamdır. Herkes potansiyel olarak buna açık var edilmiştir. Bu yolda; peygamberler, doğruluktan şaşmayan akıl sahipleri ve temiz duygu, temiz düşünce taşıyan kalp sahipleri vardır. Bu başarı; mevhibeiilahiye olarak verilir.

76


BAZI BENZEN TÜREVLERİ FENOL (HİDROKSİ BENZEN) • Benzen halkasına hidroksil grubu bağlıdır. Fenol zayıf asit özelliği gösterir. Fenol formaldehit ile polimerleşerek plastik oluşturur. BENZOİK ASİT • Benzen halkasına karboksil grubu bağlıdır. 77


BENZALDEHİT • Benzen halkasına -CHO grubu bağlıdır. NİTRO BENZEN • Benzen halkasına –NO2 (nitro) grubu bağlıdır. TOLUEN • Benzen halkasına –CH3 (metil) grubu bağlıdır. 78


TNT • Toluenin 3 kere nitrolanmasıyla kuvvetli bir patlayıcı olan trinitro toluen (TNT) elde edilir. Trotil adıyla top mermileri, deniz ve kara mayınlarını doldurmakta kullanılır.

79


BENZİL ALKOL • Aromatik bir alkoldür. Alifatik alkollerin özelliklerini gösterir. Bir kademe yükseltgendiğinde benzaldehit, iki kademe yükseltgendiğinde benzoik asit oluşur. Benzil alkol Na ve K gibi metallerle H2 gazı çıkarır.

80


ANİLİN • Aromatik bir amin bileşiğidir. Zayıf baz özelliği gösterir. Benzen halkasına amino grubu ( –NH2) doğrudan bağlanamaz. Bu nedenle amino benzen (anilin) nitro benzenin indirgenmesinden elde edilir.

81


3.BÖLÜM: TEMİZ ENERJİ KAYNAKLARI

82


BİTKİSEL ENERJİ KAYNAKLARI

83


• MISIRDAN GLİKOZ ÜRETİMİ, ÜZÜMDEN ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİ • MEYVE ŞEKERİNİN ETANOLE DÖNÜŞÜMÜ • DİSAKKARİTLERDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİ

84


BİTKİSEL KAYNAKLARDAN YAKIT ÜRETİMİ

85


MISIRDAN GLİKOZ ÜRETİMİ (C6H10O5)n + nH2O → nC6H12O6 Mısır

Glikoz

C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

86


ÜZÜMDEN ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMİ C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 Glikoz

87


ÜZÜMDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMİ C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 Glikoz

88


ÜZÜMDEN ŞARAP ELDE EDİLMESİ VE REAKSİYON DENKLEMİ Üzümün posası ayrıldıktan sonra kalan suyuna şıra denir. Şıra fıçılara aktarılır. Fıçının tıpası O2 gazının girmemesi gerektiğinden kapalı olmalıdır. O 2 gazı girerse sirke olur. Karbon dioksit gazının çıkması için tıpa sıkı kapatılmamalıdır. 3– 5 ay sonra şarap elde edilir. C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 89


MEYVE ŞEKERİNİN ETANOLE DÖNÜŞÜMÜ • Meyve şekerinin etanola dönüşümü fermantasyon reaksiyonudur. • Meyve şekeri fruktozdur. • Fruktozun formülü C6H12O6’dır. • Bu olaya fermantasyon denir.

90


FERMANTASYON (MAYALANMAK) (EKŞİMEK) (TAHAMMÜR ETMEK) • Fruktozdan etil alkolün oluşması fermantasyon reaksiyonudur. C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

91


DİSAKKARİTLERDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ Şeker pancarından etanol elde edilir. C12H22O11 + H2O → C6H12O6 + C6H12O6 Sukroz veya sakkaroz (Çay şekeri)

Glikoz

Fruktoz

C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 92


POLİSAKKARİTLERDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ (C6H10O5)n + nH2O → nC6H12O6 Nişasta

Glikoz

C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

93


ARPADAN BİRA ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ (C6H10O5)n + nH2O → nC6H12O6 Arpa nişastası

Glikoz

C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

94


MONOSAKKARİTLERİN FERMANTASYONU (MAYALANMA) (EKŞİME) (TAHAMMÜR ETME) • Glikoz, galaktoz veya fruktozdan etil alkolün oluşması fermantasyon reaksiyonudur. C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 95


DİSAKKARİTLERDEN KEFİR VE KIMIZ İMALİ Kefir ve kımız imalinde; sütte bulunan süt şekeri adı verilen laktoz, dış etkenlerle fermente olarak etil alkole dönüşür. Dış etken olmazsa süt tahammür etmez. C12H22O11 + H2O → C6H12O6 + C6H12O6 Laktoz (Süt şekeri)

Glikoz

Galaktoz

C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 96


KARBONHİDRATLARDAN DOĞAL MUTLAK ETİL ALKOLÜN ELDE EDİLMESİ • Şeker pancarından, şeker kamışından, üzümden ve polisakkaritlerden mutlak etil alkol elde edilir. • Anadolu’da üzümden etil alkolün elde edildiği fabrikalara, suma fabrikası adı verilir. • Suma, fikrini açığa vurmamak demektir. 97


• Mutlak etil alkolün başlıca kullanıldığı yer tıp alanıdır. • Doğal mutlak etil alkol elde edilmesinde; alkol % 16’lık olunca maya öldüğünden dolayı bu yüzdeye gelmeden önce etil alkol ortamdan destilasyonla çekilir, fermantasyon devam eder. Bu işlem sürekli tekrar edilir. • Mutlak etil alkol % 95,5 saflıktaki etil alkoldür. 98


DİSAKKARİTLERDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ Şeker pancarından mutlak etanol elde edilir. C12H22O11 + H2O → C6H12O6 + C6H12O6 Sukroz veya sakkaroz (Çay şekeri)

Glikoz

Fruktoz

C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 99


POLİSAKKARİTLERDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ (C6H10O5)n + nH2O → nC6H12O6 Nişasta

Glikoz

C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 100


MEYVE ŞEKERİNİN SİRKEYE DÖNÜŞÜMÜ • C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 • C2H5OH + O2 → CH3COOH + H2O

101


SİRKENİN ELDE EDİLMESİ Sıkılıp suyu alınan üzümün kalan posasına cibre denir. Cibrenin üzerine ılık su dökülür. 1 hafta beklenir. Daha sonra cibrenin üzerindeki seyreltik üzüm suyu diyebileceğimiz kısım üzümün posasından ayrılarak küplere aktarılır. Hava ile teması kesilmeyecek şekilde küpün ağız kısmı ince bir tülbentle örtülür. Yaklaşık 1 sene sonra sirke olur. 102


ETANOLÜN YANMA TEPKİMESİ • C2H5OH + 3O2 → 2CO2 + 3H2O

103


DİĞER TEMİZ ENERJİ KAYNAKLARI

104


DİĞER TEMİZ ENERJİ KAYNAKLARI • • • •

Uranyum Toryum Hidrojen Bor bileşikleri

2

105


TANECİK DÖNÜŞÜMLERİ, ENERJİ VE ESİR İLİŞKİSİ • Bu birleşme, dönüşüm ve eşitliklerden bazıları şunlardır: • Proton + Elektron → Nötron • Nötron → Proton + Elektron • Bu durum bize hem esir maddesinin enerji ile ilgili olduğunu ispat eder hem de atomdaki taneciklerin yapı taşının aynı olduğu konusunda fikir verir. 106


• Esirde tabir caiz ise büyük bir enerji olduğu düşünülüyor. • Kandiller bir zaman zeytinyağı ile yakılır. Sonra petrol ve elektrik enerjisi devreye girer. Petrolün devrinin bitmesi yakın görünüyor. Yer ve gök hazinelerinin üstündeki perdenin kalkacağı ve yeni enerji kaynaklarının açılacağı bir dönem beklenmektedir. O dönemin ulaşım vasıtaları temiz enerjiyle veya enerjiye bile lüzum görülmeden çalışacaktır. 107


MADDENİN ENERJİYE DÖNÜŞÜMÜ • Madde, enerjinin yoğunlaşmış şekli olarak da tarif edilebilir ve tekrar enerjiye dönüşebilir. • Fisyon ve füzyon reaksiyonlarında, kütlenin binde bir, on binde bir gibi çok küçük bir kısmı enerjiye dönüşür. Geri kalan kısmından ise başka element oluşur. 108


FÜZYON (BİRLEŞME)

109


FÜZYON OLAYIYLA KÜTLENİN ENERİYE DÖNÜŞÜMÜ • Güneş’teki enerji, füzyon ile ortaya çıkar. • Güneşte füzyon sonucu 4 adet hidrojen çekirdeğinden, 1 adet helyum çekirdeği oluşur ve 2 adet pozitron meydana gelir. Böylece her saniye 564 milyon ton H (hidrojen) elementi, He (helyum) elementine dönüşmüş olur. 110


• Füzyon, küçük kütleli çekirdeklerin birleşerek büyük kütlede çekirdeğe dönüşmesidir. • Bu dönüşüm esnasında güneş, her saniye kütlesinden E=mc2 formülüne göre 4 milyon ton kaybeder. • Bu azalan kütle enerjiye dönüştürülür. • Güneş enerjisi hâlinde dünyamıza gelir. • Füzyon olayında fisyondan çok daha büyük enerji açığa çıkar. 111


• Hidrojen bombasında açığa çıkan enerji de, kontrolsüz füzyon reaksiyonu neticesindedir.

112


NÜKLEER ENERJİ • Nötronlar, çekirdek içinde enerjilerini, protonları bir arada tutmak için kullanırlar. • Hidrojen hariç bütün atom çekirdeklerinde, mutlaka nükleer enerji bulunur. Hidrojen atomunun çekirdeğinde proton 1 adet olduğundan, hem nötrona hem de nükleer enerjiye ihtiyaç yoktur.

113


Einstein, çekirdekteki nükleer enerjiyi E=mc2 formülü ile açıklar. Formüldeki m maddenin kütlesi, c ışık hızı, E ise enerjidir. Nükleer reaksiyonlarda, atom numarası ve kütle numarası korunmaktadır; bu durum kütlenin korunduğu anlamına gelmez. Nükleer reaksiyonlarda kütle kaybı olur. Hidrojen dışındaki bütün atomların, bir tartılan kütlesi bir de hesap edilen kütlesi vardır. Tartılan kütle, mutlak surette her zaman daha az çıkmaktadır. 114


Bu azalan miktar kadar madde, daha ilk oluşumda, hidrojen hariç tüm atomların çekirdeğinde, enerjiye dönüşmüştür. İşte bu enerji, nükleer enerjidir. Olay, saatin kurulup bırakılması gibi de değildir: Protonların birbirlerini itmemeleri için başlangıçta maddenin enerjiye dönüşmesiyle başlayan görevi, nötronlar her an sürdürmektedirler. Ayrıca var etme her an sürmektedir. 115


YALNIZ HİDROJEN ATOMUNUN ÇEKİRDEĞİNDE NÖTRON BULUNMAMASININ SEBEBİ • Nötronun görevi, protonların birbirlerini itmesini önlemektir. • Hidrojen atomunun çekirdeğinde 1 tane proton bulunduğundan, böyle bir görev söz konusu değildir. Bu nedenle de hidrojen atomunun çekirdeğinde nötron yoktur.

116


GÜNEŞTE HER SANİYE 4 MİLYON TON MADDE NÜKLEER ENERJİYE DÖNÜŞÜR • Güneşte her saniye 564 milyon ton H (hidrojen) elementi, He (helyum) elementine dönüşür. • Bu esnada güneş, her saniye kütlesinden E=mc2 formülüne göre 4 milyon ton kaybeder. 117


• Madde, nükleer enerjiye dönüşmüş olur. Güneş enerjisi hâlinde dünyamıza gelir. • Bu nükleer enerji, güneşteki füzyondur. Çekirdek birleşmesi veya çekirdek kaynaşması da denir. • Belli bir zaman sonra güneşteki hidrojenin tamamı helyum hâline dönüşecektir. Güneş soğuyarak ölecektir. Bu da dünyadaki hayatın sonu olacaktır. • Her an güneşte yeni bir keyfiyet meydana gelmektedir. Var etmenin her an olduğu güneşte apaçık görülmektedir. 118


ÇEKİRDEĞİNDE NÜKLEER ENERJİ BULUNMAYAN TEK ELEMENT OLMASINA RAĞMEN EN BÜYÜK ENERJİ KAYNAĞI: HİDROJEN (H2) 119


PERİYODİK CETVELİN İLK ELEMENTİ OLAN HİDROJENE BENZEMEK (KENDİNİ SIFIRLAMAK) • Atomlardan yalnız hidrojen atomunun çekirdeğinde nükleer enerji (bağlanma enerjisi) yoktur. Buna rağmen bütün enerjilerin kaynağı olmuştur. 120


• Hidrojen hariç diğer bütün atomların çekirdeklerinde nükleer enerji vardır. • Bu enerji, nükleer isminden de anlaşılacağı gibi çok büyük bir enerjidir. Maddenin enerji karşılığıdır, çekirdekte saklıdır. • Atom bombası veya nükleer santrallerde açığa çıkan enerji, çekirdekte saklı olan bu enerjinin dışarı çıkmasıdır. 121


• Hidrojen atomunun çekirdeğinde yalnız bir adet proton olduğundan, protonların birbirini itmesi diye bir şey söz konusu olmadığından, böyle saklı bir nükleer enerjinin çekirdekte bulunması gereksiz bir iş olacaktı. • Zaten abes ve hikmetsizliğin çekirdeğin içine girmesi düşünülemezdi. • Bu nedenle de hidrojen atomunun çekirdeğinde nükleer enerji yoktur. 122


• SORU: O hâlde güneşte hidrojenin helyuma dönüşmesinde açığa çıkan enerji, çekirdekte enerji bulunmadığına göre nereden çıkmaktadır? • CEVAP: Bu enerji, maddenin enerjiye her an dönüştürülmesiyle anında açığa çıkan enerjidir. • Biz de hidrojen atomunu örnek alıp, kendimizi sıfırlayıp, etrafımıza enerji kaynağı olmalıyız. • Yok yoksa var olur. 123


EN KÜÇÜK ATOM: Hidrojen EN BÜYÜK ATOM: Uranyum HİDROJENİN ENERJİSİ (FÜZYON), URANYUMUN ENERJİSİNDEN (FİSYON) DAHA FAZLADIR. FÜZYON GÜNEŞTEDİR, FİSYON İSE NÜKLEER SANTRAL, NÜKLEER LABORATUVAR VEYA ATOM BOMBASINDADIR. 124


EN İSTİKRARLI (KARARLI) ATOM: Hidrojen EN İSTİKRARSIZ (KARARSIZ) ATOM: Uranyum

125


FÜZYON NİÇİN GERÇEKLEŞTİRİLEMEZ? • Füzyon, güneşte 15 milyon °C’ta gerçekleşir. • Füzyon için dünyada 100 milyon °C’lık sıcaklık gerekir; çünkü dünyadaki basınç güneştekinden daha düşüktür. • Bu sıcaklığa erişilebilmesi mümkün değildir. 126


1 MART 1954 GÜNÜ BİKİNİ ATALÜ ÜZERİNDE PATLATILAN HİDROJEN BOMBASI • 1 döteryum atomu çekirdeği ile 1 trityum atomu çekirdeği birleştirilmiştir; 1 helyum atomu çekirdeği ile 1 nötron meydana gelmiş ve enerji açığa çıkmıştır. Birleşme için gerekli olan 15 milyon °C’lık sıcaklık 235 U izotopunun fisyonundan sağlanmıştır. 127


FİSYON (AYRIŞMA)

128


FİSYON (AYRIŞMA) VE KÜTLENİN ENERİYE DÖNÜŞÜMÜ • Büyük kütleli çekirdeklerin; genelde birbirine yakın kütledeki iki çekirdeğe ayrışmasıdır. Bu olayda çok büyük enerji açığa çıkar. • Nükleer santrallerde bu reaksiyonlarla enerji üretilir. • Atom bombasında açığa çıkan enerji de, kontrolsüz fisyon sonucundadır. 129


FİSYON VE FÜZYON OLAYLARINDA KULLANILAN MADDENİN NE KADARI ENERJİYE DÖNÜŞÜR? • Fisyon ve füzyon reaksiyonları, kütlenin binde bir, on binde bir gibi çok küçük kesirlerinin enerjiye dönüşmesi demektir. Geri kalan kısmı başka elemente dönüşür. 130


URANYUM • Uranyumun 235U ve 238U olmak üzere iki izotopu vardır. • Uranyum bileşiklerinde doğal olarak 235U izotopu % 0,7 oranında bulunur. 238U izotopu ise % 99,3 oranında bulunur. • Nükleer enerji elde edilmesinde uranyum bileşikleri yakıt olarak kullanılır. • Önce zenginleştirme işlemi yapılmalıdır. • Nükleer enerji 235U’ten elde edilir. 131


• Zenginleştirme; bileşikteki % 0,7 olan 235U izotopu oranının arttırılmasıdır. • Uranyumun nükleer santrallerde yakıt olarak kullanılabilmesi için, zenginleştirme oranı; % 2 – % 5 arasında olmalıdır. • Nükleer araştırma laboratuvarlarında % 80 oranında zenginleştirme olmalıdır. • Atom bombasında zenginleştirme % 90 oranında olur.

132


• Uranyum, nükleer reaktörlerde hâlen kullanılan yakıttır. Ağrı dağında, Soma’da ve Van gölünde uranyum yatakları vardır.

133


TORYUM • Günümüzdeki nükleer santrallerin tamamı uranyum yakıtıyla çalışmaktadır. • Önümüzdeki yıllarda nükleer reaktörlerin yakıtının toryum olması için çalışmalar sürmektedir. Bu konuda sona yaklaşılmıştır. • Toryum madeni Türkiye için stratejik öneme sahiptir, ülkemizi ilerilere götürecek bir kaynaktır. 134


• Dünyada bulunan 1 071 000 ton toryumun 789 000 tonu Türkiye’dedir. Bu miktar, dünya rezervinin yaklaşık % 80’ine karşılık gelmektedir. • Toryumun nükleer yakıt olarak kullanıldığı nükleer santral, henüz dünyada yoktur. Toryuma dayalı nükleer santrallerin kurulma çalışmaları, deneme safhasındadır. Dünyada deneyler devam etmektedir. 135


• ABD, Fransa ve Japonya’da devam eden bu çalışmalarda Türk mühendisler de bulunmaktadır. • Toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması, CERN’deki atom hızlandırma çalışmalarıyla da ilgilidir. 2007 yılında Isparta’daki uçak kazasında vefat eden rahmetli Engin Arık’ın CERN’deki atom hızlandırma çalışmalarına katılmasının sebebi toryumun nükleer yakıt olarak kullanılması içindi. 136


• Toryum kaynaklı yeni nesil santral kurulması çalışmaları Türkiye’de ekip hâlinde hızla sürdürülmektedir. Isparta’daki uçak kazasında 6 ekip üyesinin vefat etmesine rağmen çalışmalar durmamış, ilerlemiştir. Isparta’daki toryum toplantısına giderken uçak kazasında vefat eden öğretim üyeleri, Boğaziçi ve Doğuş Üniversitesi’ndeki toryum çalışması yapan öğretim üyeleriydi. 137


• Ülkemizdeki toryum madeni kaynakları Eskişehir–Sivrihisar–Beylikahır– Kızılcaören köyünde ve Malatya’da Hekimhan–Kulancak’tadır. • Toryumun, ileride uranyumun yerini alacağına kesin bir gözle bakılmaktadır. • Toryuma, kısaca tor da denmektedir. • Kasten meydana getirilen patlama anında bile, reaktörün fişi çekilecek, her türlü işlem duracak; bu suretle de hiçbir tehlike yaşanmayacaktır. 138


• Toryum, yerli ham madde olduğundan çok önemlidir. Nükleer santral kurulduğunda, dışa bağımlılık olmayacaktır. Elimizdeki toryumun kıymetini bilmeliyiz. Gerçek değerinden düşük fiyata ve zamanından önce satmamalıyız. Toryumla çalışan reaktörler devreye girdiğinde değerinin artacağını unutmamalıyız. • Toryum santralleri işletilmeğe başlanırsa, Çernobil’in benzeri kasıtlı patlatma tehlikesi de olmayacaktır. 139


NÜKLEER ENERJİ POLİTİKAMIZ • Türkiye’deki uranyum ve toryum rezervlerinin uluslararası tröstlerce ele geçirilmeye çalışılabileceği unutulmamalıdır. Nükleer santral inşa etmeye talipmiş gibi gözüken yerli firmalardan bazılarının da yabancıların taşeronu olabileceği göz ardı edilmemelidir. Yakın geçmişimizde, bor madeninde bu tür durumlar yaşanmıştır. 140


• Belki de bu tür ayak oyunlarından dolayı nükleer reaktör inşası gecikiyordur. • Uranyum ve toryum devlet tarafından çıkartılmalıdır ve işlenmelidir. Nükleer santrali devlet inşa etmelidir. Yerli sermayeye dayalı toryum veya uranyum santrali kurmalıyız. Nükleer santral, özel sektöre işlettirilmemelidir; devlet işletmelidir. Nükleer santral devletin işidir, özel sektörün işi değildir. 141


• Devletin patron olduğu güvenilir özel sektör, kontrollü kabul edilebilir. • Uranyum ve toryum Türkiye için stratejik öneme sahiptir. Ülkemizi ilerilere götürecek kaynaklardandır.

142


Maddenin en küçük parçası olan cüz–ü layetecezzada yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir enerji meydana gelir ki Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allah’ın bir kudret nişanıdır. Cabir bin HAYYAN* (721–805) * Kimya ilminin babası, Türk bilim adamı, büyük dâhi, Harran Üniversitesi rektörü. 143


Madde, sonsuz denecek ölçüde parçalanabilir. Nazzam* (792–845)

* İslam âlimi, Basra’da doğdu, Basra’da yaşadı, hayatının son devresini Bağdat’ta geçirdi. 144


ATOM HARBİNİN MORFİNLE ÖNLENMESİ • Morfin, atom şokundan olan ölümü önler. • Amerika, Türkiye’deki alkaloit fabrikalarını senelerce bloke etmiş ve morfin stoklamıştır.

145


NÜKLEER ENERJİYE KİMLER KARŞI ÇIKIYOR? • Nükleer enerjiye karşı olanlar ya nükleer enerji sorunsalını bilmeyenlerdir ya da ajanlardır. • Çoğunluğu iyi niyetli, dürüst ve idealist insanlardan oluşan bazı kişiler çevreye zarar zannıyla nükleer enerjiye karşıdırlar. Bunlar nükleer enerjiyi araştırdıklarında, cahilliklerinden karşı çıkmış olduklarını anlarlar. 146


• Nükleer enerjiye karşı çıkanların içlerinde azınlık da olsa dünyayı yöneten petrol lobisinin içimizdeki ajanları ile Türkiye’nin birinci sınıf devlet olmasını istemeyen çevrelerin ajanları vardır. • Nükleer enerjiye karşı çıkma işi genelde çevre koruması adı altında gerçekleştirilmektedir. Çevre koruma kuruluşlarının içlerine de az da olsa ajanlar girmiştir. 147


TÜRKİYE’DE NÜKLEER SANTRAL İNŞA EDİLECEK • Türkiye’de ilk nükleer santralin Mersin Akkuyu’da inşası planlanmıştır. 2015 yılında elektrik üretecektir. Ancak bazı problemler yaşanmaktadır. • İkinci nükleer santralin inşası da Sinop İnceburun’da planlanmıştır.

148


NÜKLEER SANTRALLER NEREDE İNŞA EDİLMELİDİR? • Nükleer santraller inşa edilirken “soğutma suyu” ihtiyacı yüzünden deniz kenarı, göl kenarı veya nehir kenarına kurulma mecburiyeti vardır.

149


Albert Einstein (Elbırt Aynsstayn)’ın Hayatı (1879–1955) • 1905 yılında izafiyet (rölativite=görelilik) teorisini ortaya koydu. • 1921’de Nobel ödülü aldı. • Yapay einsteinium elementine Albert Einstein ismine izafeten bu ad verilmiştir. • Einsteinium elementinin atom numarası 99’dur ve Es sembolüyle gösterilir. 150


• Einstein atomu bir canavara kaptırdığını ancak Hiroşima ve Nagazaki’nin yerle bir olmasından sonra anlayabilmiştir. Nükleer enerji, Batılıların elinde akıl ve vicdanın kontrolünden çıktığı için Japonya’da dev şehirlerin yerle bir olmasına, binlerce insanın ölmesine sebep olmuştur. • Günümüzde de atom bombası, tehdit ve tedbir unsuru olarak değişik ellerde tutulmaktadır. 151


• Bu bakımdan insan unsurunun iyi eğitilmesi gerekir. Akıl ve düşünce prensipleri üzerine oturtulan fen ve teknik; beraberinde, insanlığı düşünme ile kalp ve vicdan duyarlılığını da getirebilmelidir. • Maddenin dalga özelliği ile ilgili “süper sicim teorisi” veya uluslar arası ismiyle “superstring teorisi” 1915 yılında Einstein tarafından keşfedilen bir teoridir.

152


Albert Einstein (Elbırt Aynsstayn)’ın Meşhur Olmuş Sözleri • “Dinsiz ilim kör, ilimsiz din de topaldır.” (“İlimsiz din topal, dinsiz ilim ise kördür.”) Albert Einstein (Elbırt Aynsstayn)

153


“Allah zar atmıyor. Buna ikna oldum.“ Albert Einstein

“Kâinatın yaratıcısına olan inanç, ilmi araştırmanın en kuvvetli ve en asil muharrik (tahrik eden, harekete geçiren) gücüdür." Albert Einstein 154


FİSYON KONUSUNDA DOĞRU BİLGİLERİ İLK ORTAYA KOYAN TÜRK BİLGİN CABİR BİN HAYYAN’IN HAYATI 155


Kimyanın babası Cabir bin Hayyan’dır. Britannica Ansiklopedisi

156


CABİR BİN HAYYAN (721–805) Horasan’da doğdu. Kufe’de vefat etti. Kimya ilminin babasıdır. Türk bilim adamıdır. Büyük dâhidir. Dönemin en büyük ilim merkezlerinden Harran Üniversitesi’nin rektörüdür. Adı Latince’ye Geber diye geçmiştir. Cabir bin Hayyan’ın başta kimya olmak üzere tıp, fizik, astronomi, matematik, felsefe ve eğitim alanlarında çok hizmetleri olmuştur. 157


Bunların içinde şüphe yok ki en önemlisi atomla ilgili buluşudur. Yunanlı bilginler maddenin en küçük parçasına, bölünemeyen en küçük parçacık anlamına gelen atom demişlerdi. İslam bilginleri, bu kelimeyi o zamanın bilim dili olan Arapçaya çevirirken cüz–ü layetecezza dediler. Cüz–ü layetecezzanın diğer adı cüz–ü ferttir. Hem atom hem de molekül yerine kullanılabilir. 158


Cabir bin Hayyan ise Yunanlıların atomun parçalanamayacağı yolundaki teorilerine karşı çıktı. Bu konuda gerçek mahiyeti asırlar sonra anlaşılabilecek farklı görüşü ortaya koydu. Günümüz dünyasında, atomla ilgili ilk çalışmaların İngiliz kimyager John Dalton (1766–1844) tarafından yapıldığı, uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrinin de 1944 Nobel Kimya Ödülü sahibi Alman kimyacı Otto Hahn (1879–1968) tarafından ortaya atıldığı fikri yaygındır. 159


Hâlbuki onlardan 1000 yıl önce yaşamış olan Müslüman kimyacı Cabir Bin Hayyan’ın aşağıdaki sözleri asrımızın ilim adamlarını dahi hayrete düşürecek mahiyettedir: “Maddenin en küçük parçası olan cüz–ü layetecezzada yoğun bir enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettiği gibi bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öylesine bir enerji meydana gelir ki Bağdat’ın altını üstüne getirebilir. Bu, Allah’ın bir kudret nişanıdır. 160


Cabir de simyacılar gibi kalay, kurşun, demir ve bakırdan altın elde edilebileceğini düşünüyordu. Ancak bunun yolunun atomların kontrol altında parçalanıp değerlerinin değiştirilmesiyle olacağını belirtmekteydi. Günümüzde nükleer laboratuvarlarda kontrollü çekirdek reaksiyonlarıyla yeni yapay elementler veya mevcut elementlerin yapay izotopu elde edilmektedir. 161


İleride altın da elde edilebilir. Simyacılar, fiziksel veya kimyasal yolla elementleri altına çevirmek istedikleri için boşuna uğraşıyorlardı. Yine kontrolsüz çekirdek reaksiyonlarının atom bombası olduğu da bilinmektedir. Cabir, çok eski yıllarda bütün bunlardan söz etmişti. Cabir, Lavoisier’den önce Lavoisier kanununu (kütlenin korunumu kanunu) ifade etmiştir. 162


Cabir bin Hayyan, Lavoisier’den önce Lavoisier kanununu (kütlenin korunumu kanunu) ifade etmiştir. Newton’dan önce Newton kanununu (yer çekimi kanunu) açıklamıştır. Gay Lussac’dan önce Gay Lussac kanunundan (gazlarda basınç– sıcaklık ilişkisi kanunu) bahsetmiştir. Güneş enerjisinden faydalanma çığırını açmıştır. Kimya ilminin hem teorik hem de pratik alanda büyük gelişimine sebep olmuştur. Cabir’in en bariz vasfı deneyciliğidir. 163


Modern kimya laboratuvarını ilk kuran kişidir. Cabir’in kimyadaki diğer hizmetlerini şöyle sıralayabiliriz: HCl formülüyle gösterilen hidroklorik asidi (tuz ruhu) elde etmiştir. HNO3 formülüyle gösterilen nitrik asidi (kezzap) elde etmiştir. 1 hacim derişik HCl ile 3 hacim derişik HNO3 karışımından oluşan kral suyunu keşfetmiştir. Günümüzde de bütün dünyada kuyumculukta kullanılmaktadır. 164


Altın, yalnız kral suyuyla kimyasal reaksiyona girer; başka hiçbir elementle reaksiyona girmez. Kral suyu, hem altının saf olup olmadığının anlaşılmasında hem de altın alaşımlarındaki altının yüzde bileşim miktarının bulunmasında kullanılır. Altının saflığının belirlenmesi ve sahteciliğin önlenmesinde bugün de kullanılan en yaygın yoldur.

165


Üretilen asitler sayesinde, hem Cabir bin Hayyan hem de günümüze kadar bütün kimyacılar bazı metal bileşiklerini elde edebildiler. George Sarton (Corc Sörtın), “Fen Bilimleri Tarihine Giriş” adlı önemli çalışmasında 750 ile 800 yılları arasındaki dönemin en önemli ilim adamı olarak Cabir bin Hayyan’ın adını vermiştir. 166


Cabir’in elde ettiği bazı bileşikler şunlardır: Şap (KAlSO4), nişadır (NH4Cl), gümüş nitrat (AgNO3) vb. Cabir kristalizasyon, süzme, eritme, buharlaştırma, süblimleştirme, damıtma, çözme vb. metotları geliştirdi veya kimya ilmine kazandırdı. Bir kısım tabirler vardır ki Cabir ve diğer kimyacılar sayesinde Batı dillerine geçmiştir. Bunlardan bir kısmı şunlardır: 167


• • • •

Alcohol (Arapça aslı el kuhl) Alkali ( Arapça aslı el kali) Kimya (Arapça aslı kimie) Alembic (Arapça aslı el imbik) Görülüyor ki Cabir, günümüzün modern ilminin dayanmış olduğu gözlem ve deney metotlarını, asırlarca önce kullanmıştır.

168


HİDROJEN ENERJİSİ

169


HİDROJEN KAYNAKLARIMIZ • Karadeniz’in derinliklerindeki H2S (hidrojen sülfür)’den elde edilebilecek olan H 2 • Bor bileşiğinden elde edilebilecek olan H2 • Güneşte gaz hâlindeki H2 • Güneş enerjisi yardımı ile H2O’yu ayrıştırarak elde edilen gaz hâlindeki H 2

170


HİDROJEN ENERJİSİ (SU İLE ÇALIŞAN ARAÇLAR) • Bir yönüyle “Aracın benzin deposuna su koyacağız, araç gidecek.” diyebiliriz. • Sudaki hidrojen elektrolizle elementel hidrojene ayrıştırılır. • Ayrıştırma işlemi için uygun olanı güneş enerjisidir. • Elde edilen elementel hidrojen, havadaki oksijenle birleşerek enerji verir. Su veya su buharı da açığa çıkar. 171


• Açığa çıkan su veya su buharından tekrar hidrojen üretilir. • Bu şekilde çalışan sisteme hidrojen pili denir.

172


GELİŞMİŞ ÜLKELERDE HİDROJEN ENERJİSİYLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR • Çalışmalar henüz deneme amaçlıdır; çünkü güneş enerjisini belirli bir noktada odaklayarak elektrolizin gerçekleştirilmesi zor bir işlemdir. Yaygın olarak yapılamamaktadır. • Buna rağmen gelişmiş ülkelerde hidrojenle çalışan piller ticari olmuştur. 173


• Hidrojenle çalışan otomobil, otobüs ve uçak yapılmıştır. • İnsanların merak konusu olduğundan dolayı gelişmiş ülkelerde su ile çalışan araç kiralamak mümkündür.

174


HİDROJEN ENERJİSİ VE TÜRKİYE • “Uluslar Arası Hidrojen Enerjisi Birliği” başkanı Nejat Veziroğlu’dur. • Nejat Veziroğlu, Miami Üniversitesi profesörlerindendir. Bu üniversitenin Temiz Enerji Araştırma Enstitüsü’nde görev yapmaktadır. • Nejat Veziroğlu, 2000 yılında Nobel’e aday gösterilmiştir. 175


• Nejat Veziroğlu, aynı zamanda İstanbul’da kurulan UNIDO–ICHET müdürlüğünü de yürütmektedir. • UNIDO (United Nations Industrial Development Organization), “Birleşmiş Milletler Endüstriyel Gelişim Organizasyonu”dur. • UNIDO’nun alt kuruluşu olan ICHET (International Centre for Hydrogen Energy Techologies) ise “Uluslararası Hidrojen Enerjisi Teknolojileri Merkezi”dir. 176


• Karadeniz bölgesinde, özellikle Samsun’da mavi akım projesi adı altında hidrojen araştırması yapılmaktadır.

177


BAZI BOR BİLEŞİKLERİNE KATI PETROL DENİR, İÇERDİKLERİ HİDROJEN ENERJİ KAYNAĞIDIR

178


KATI PETROL ADIYLA BİLİNEN BOR CEVHERİNDEN (NaBO2H2O2 x 3H2O) HİDROJEN ELDE EDİLMESİ • Katı petrol de denilen NaBO2H2O2 x 3H2O bileşiğinden bir dizi reaksiyon sonucu önce NaBH4 (sodyum borohidrür) elde edilir. • NaBH4 bileşiğinin H2O ile tepkimesinden NaBO2 (sodyum metaborat) oluşur. NaBH + 2H O → 4H + NaBO

179


• Son olarak da oluşan H2 (hidrojen) gazı havadaki O2 (oksijen) ile yanarak enerji verir. 2H2 + O2 → 2H2O + enerji

180


BORANLAR VE ENERJİ • B ile H arasında oluşan bileşiklere boranlar denir. • Boranlar, hidrojence zengin oldukları için enerji ham maddesi olarak kullanılırlar. Hidrojen kimyasal olarak metal hidrür, yarı metal hidrür olarak depolanabilmektedir.

181


SODYUM BOROHİDRÜR (NaBH4) VE ENERJİ • Sodyum borohidrürün iyi bir hidrojen kaynağı olmasından dolayı füze katı yakıtlarında, yüksek enerjili jet motorlarında ve roketlerde saf hidrojen kaynağı olarak kullanılması hususunda çalışmalar yapılmaktadır.

182


4.BÖLÜM: CANLILARDA ENERJİ

183


KARBONHÄ°DRATLAR

184


KARBONHİDRATLARIN GENEL FORMÜLÜ • Yapılarında C, H ve O bulunan, H ile O arasında 2/1 oranı olan bileşiklerdir. • Isıtıldıklarında H2O açığa çıkararak geriye karbon bırakırlar. • Karbonhidratlar fotosentez olayı ile oluşur. • Genel formülleri Cn(H2O)m şeklindedir. 185


KARBONHİDRATLARIN SINIFLANDIRILMASI • 1) Monosakkaritler • 2) Disakkaritler • 3) Polisakkaritler 1) Monosakkaritler: Molekül yapılarında tek karbon iskeleti bulunan basit karbonhidratlar monosakkaritlerdir. Kristal yapılıdırlar, suda çözünürler ve tatlıdırlar. Glikoz, galaktoz ve früktoz en çok bilinenleridir. 186


• 2) Disakkaritler: İki molekül monosakkaritten bir molekül su çıkmasıyla meydana gelirler. En önemlileri sakkaroz (çay şekeri), maltoz ve laktozdur (süt şekeri). Bir molekül glikoz ile bir molekül fruktozdan bir molekül su çıkmasıyla sakkaroz oluşur. Disakkaritler asitli ortamda hidrolize uğrayarak monosakkaritleri oluştururlar. Suda çözünürler ve tatlıdırlar. 187


• 3) Polisakkaritler: Polisakkaritler çok sayıda monosakkaritin birbirlerine oksijen köprüsüyle bağlanmasıyla oluşurlar. n molekül monosakkaritten n molekül su çıkmasıyla polisakkaritler oluşur. Bazı önemli polisakkaritler; nişasta, dekstrin, selüloz, glikojen ve inülündir. Molekül sayısı 5–15 ise dekstrin, 20 ise glikojen, 30–35 ise nişasta ve 2000 kadar ise selüloz meydana gelir. Polisakkaritler tatsızdır ve suda çözünmezler. 188


FOTOSENTEZ 6CO2 + 6H2O + güneş enerjisi ve klorofil → C6H12O6 + 6O2 • Bitkiler güneş ışığında CO2 alıp O2 vermekte, insanlar ise gece–gündüz O 2 alıp CO2 vermektedir. • Havadaki % 21 O2 oranı sabittir. Oran azalmaya meyledince fotosentez hızlanmakta, oran artınca da fotosentez yavaşlamaktadır.

189


• Havadaki % 21 O2 canlılar için en uygun yüzdedir, oran sabit tutulmaktadır. • % 50 olsaydı her taraf benzin dökülmüş gibi olacaktı. Yukarıdan gelen radyasyonlarla her an yangın çıkabilirdi. Bu durumda bir kibrit çakınca hava aniden yanacaktı. • Oksijen oranı % 50 olmadığı gibi % 10 da değildir. Oran % 10 olsaydı solunum güçlüğünden yine ölecektik. 190


• % 0,03 olan CO2 oranı da fotosentez için gerekli olan orandır. Karbon dioksit bu oranda olmalı, daha fazla olmamalıdır. Havadaki fazlalığı solunumda önemli problemlere yol açar. • Sonuç olarak havadaki gazların oranları insanlar ve diğer canlılar için en idealdir. • Fotosentez olayı yapraklarda cereyan eder. 191


• CO2 ve H2O gibi maddelerden çiçek, meyve ve sebzeler meydana gelmekte, havamız temizlenerek rahat nefes almamız sağlanmaktadır. • H2O, fotosentezde meyve ve sebzelerin meydana gelmesine sebep olduğu gibi, meyve ve sebzelerle yapışık ve karışık olduğundan da onların tazeliğini korumaya vesiledir. 192


• Fotosentez, gıdayı meydana getiren kimyasal reaksiyonlardan biridir. Fotosentez reaksiyonunda enzimler görev almaktadır. • Hayat çeşitlerinin en aşağısı, bitki hayatıdır. Bitki hayatının en birinci derecesi, çekirdekteki hayat ukdesinin, hayat düğümünün uyanmasıdır. Uyanıp açılarak hayata gelme, canlılık kazanma gözümüz önünde apaçık ve çoklukla cereyan etmektedir. 193


Hayatın sırrı ilk insandan beri kimya, biyoloji, botanik vb. bilim dalları nazarında gizli kalmıştır. Hakikati, hakiki olarak insan aklı ile keşfedilmemiştir. Zaten keşfedilmesi de düşünülemezdi; çünkü canlılık ve hayatta, maddi hiçbir sebep yoktur. Aslında canlılık ve hayatta var gibi görünen sebepler, perde olması için zahirde sebeptir. Biraz düşünülse bunların sebep olmadığı anlaşılacaktır. 194


• Hayat denilen sırlı durum, bir anda belirtileriyle ortaya çıkmaktadır. Bu hâl, hayatın hakikatinin açıklamasını, fenlerin ve felsefenin dışında aramaya, bizi mecbur bırakmaktadır. • Hayat ve hayata ait fonksiyonlar maddenin özelliğinden kaynaklanamaz; çünkü madde, sürekli olarak insan bedeninde değişmesine rağmen, hayatımız ve benliğimiz hiçbir değişikliğe uğramadan devam eder. 195


• Bu durum, maddenin canlı bünyelerdeki ağırlığının derecesinin düşüklüğünün göstergesidir.

196


KARBONHİDRATLAR VE KORUYUCU HEKİMLİK • Tıbbın büyük bir bölümünü koruyucu hekimlik oluşturmaktadır; çünkü esas olan, kişiyi hasta olmaktan korumaktır. Bu, oldukça da kolaydır. • Kişi hasta olduktan sonra tedavi, daha zor ve pahalıdır. 197


SAĞLIĞIMIZ İÇİN FAYDALI OLAN KARBONHİDRAT İÇEREN GIDALAR VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR • Çay şekeri yerine hurma, üzüm, incir, bal vb. gıdalar tercih edilmelidir. • Yoğurt doğal antibiyotiklerdendir. • Her sabah aç karna çekirdekli siyah kuru üzüm yenilmelidir. 198


• Damar sağlığı için gerekli başlıca karbonhidratlar; sarımsak, kavun, karpuz, yeşil yapraklı sebzeler, bal, incir, hurma ve elmadır. • İskelet sistemi sağlığı için başlıca gıdalar; süt, salep, balık ve yumurtadır. • Beyin sağlığını korumak için başlıca karbonhidratlar; ekmek, kuru dut, kuru üzüm, hurma, bal ve pekmezdir. 199


• Tedavide alternatif tıp ilaçları tercih edilmelidir. • Mart ve nisan aylarında acı günevik, acı marul, fincan otu, karamık, yemlik, madımak, dede sakalı vb. kır otları mart ayında bolca yenmelidir. Atalarımız “mart ayı dert ayı” demişlerdir. Bu otlar, insanı yıl boyunca hastalıklardan korumaya vesiledir. • Baharda yeşile bakmak göze iyi gelir. 200


KARBONHİDRAT İÇEREN BAZI GIDALARIN NASIL TÜKETİLMESİ GEREKTİĞİ • Meyveler posalı yenmelidir. Selüloz içeren posa bağırsak sağlığı için önemlidir. • Ceviz, tatlısız yenirse baş ağrısı yapar. • Süt, gece veya sabah aç karna şekersiz içilmelidir. 201


• Antep fıstığı tatlısız yenirse kanser riski vardır. • Yaz mevsiminde yaz sebze ve meyvesi, kış mevsiminde de kış sebze ve meyvesi yenmelidir. • Meyve ve sebze aç karna yenmelidir. • Kavun yemeklerden evvel yenmelidir. • Karpuz aç karna, tok karna veya yemekle beraber yenebilir. 202


KANDAKİ YÜKSEK GLİKOZ DÜZEYİNİ NE DÜŞÜRÜR? • Kandaki yüksek glikoz düzeyini kekik suyu, kantaron yağı, böğürtlen kökü ve papatya çayı düşürür. • Bol su içmek ve yemekten yaklaşık 2 saat sonra yürüyüş yapmak da yüksek glikoz düzeyinin düşmesinde yardımcı olur.

203


TATLI KÖMÜR • Vücudumuzun enerji gereksinimi büyük ölçüde karbonhidratlardan sağlanır. • Yeşil bitkiler, meyve ve sebzeler en önemli karbonhidratlardandır. • Bu yönüyle yeşillikler, en güzel güneş enerjisi; meyve ve sebzeler de tatlı kömürdür. • Doğal gaz, odun, kömür dışarıda yanar; karbonhidratlar ise vücutta yanar. 204


SÜT • Sütün bileşiminde sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfat, bakır, sülfat, bikarbonat ve klorür gibi iyonlar başta olmak üzere az veya eser miktarda onlarca diğer mineral maddeler (madensel tuzlar) ile beraber protein, karbonhidrat ve yağ gibi temel besin maddeleri ve vitaminler vardır. İhtiva ettiği unsurlar açısından çok zengindir. 205


• İnsan dünyaya gelir gelmez sütle beslenmeye başlar. • Sütteki laktoz fermente olmaz. Karbonhidrat olup da fermente olmayan tek şeker laktozdur. • Mahalle aralarında satılan sütte, su ve sütün kesilmemesi için çeşitli kimyasal katkılar da olabilir. • Pastörizasyon düşük sıcaklıkta, UHT daha yüksek sıcaklıkta olur. 206


• Süt en temel ve doğal gıda maddesidir. • Yiyecek ve içeceklerin yerini tutan, açlığı ve susuzluğu gideren, sütten başka bir gıda yoktur. • Sütün kan, irin, dışkı ve işkembe arasından çıkıp yararlı bir içecek hâlini alması başlı başına mucizevi ve ibretle bakılması gereken bir olaydır. • İnsanların yanı sıra çoğu hayvanlar için de besin kaynağıdır. 207


• Fermantasyon; mayalanma, bozunma, mahiyet değişikliği, kokuşma, doğallığın bozulması demektir. Laktoz ise saflığını, duruluğunu her şartta korur. • Kemik erimesi ve boy kısalmasının en önemli nedenlerinden birisi, az süt içilmesidir. Kemik erimesi ilaçları, kemik erimesini daha da arttırır. Zamanında yeterli süt içilmesi, kemik erimesine karşı koruyucudur. Kadınlar erkeklere göre daha çok süt içmelidir. 208


• Süt, UHT yöntemi sayesinde her zaman herkesin elinin altında olabilir. UHT, “Ultra Heat Treatment” kelimelerinin baş harfleridir; “yüksek ısıda işlem” demektir. UHT’de hiçbir katkı maddesi yoktur. • UHT yönteminde süt yüksek sıcaklıktaki ince boruların içerisinden geçirilir. Aylarca bozulmadan taze süt gibi içilir. Bu yüzden, yazın bile buzdolabına koymaya gerek yoktur. UHT ile bozulmadan saklanabilirlik, sadece süte verilen bir özelliktir. Bu yüzden UHT müthiş bir yöntemdir. 209


• Pastörize süt, sağıldıktan sonra 72 °C ile 76 °C arasındaki sıcaklıkta 12 saniye ile 20 saniye arasında tutulan süte denir. • Uzun ömürlü süt olan UHT yöntemindeki sütte ise sağılmış süt, 135 °C ile 150 °C arasındaki sıcaklıkta 1 saniye ile 5 saniye arasında tutulur. • Patojen (hastalık sebebi olan) mikroorganizmalar 70 °C’ın üzerinde yaşayamaz. Bu yüzden, pastörize olmamış sütü 70 °C’a kadar ısıtmak yeterlidir, kaynatmak gereksizdir. Bu konu genelde yanlış bilinir. 210


• Homojenizasyon; süt içerisinde bulunan yağ globüllerinin, fiziksel yöntemler ile çaplarının küçültülerek kolloidal fazdan homojen faza geçmesi için uygulanılan işlemdir. • İnek, koyun, keçi gibi hayvanlar bir süt çeşmesidir. En güzel, en hoş, en temiz, en pak sanki abıhayat (ölümsüzlük sağlayan su) gibi bir besini bizlere sunarlar. • Canlılar içinde ömür boyu süt içen tek varlık insandır. 211


• Süt, hem yaşamsal bir beslenme kaynağı hem de birçok hastalık için şifa vesilesidir. • İnsanoğlunun ilk gıdasının süt olduğu da belirtilmektedir.

212


KURU ÜZÜM İLAÇ GİBİ • Kara üzüm, sarı üzüme göre daha faydalıdır. • Kara üzümde bulunan resveratrol maddesi kalp damarlarındaki pıhtılaşmayı ve damar sertliğini önleyerek kalp krizi riskini azaltır, beyin damarlarını açar. • Aminoasit, B1 ve B2 vitaminleri, potasyum, magnezyum ve demir açısından zengin olan kara üzüm bağışıklık sistemini güçlendirir. 213


• Böbrek ve karaciğerin çalışmasını hızlandırdığından yağları eritir. • Cildin bakımlı bir görünüm almasını sağlar. • Kuru üzüm sabah kalkınca hayat boyu alınırsa zekâyı arttırır. • Uyuşturucu ve sigaraya karşı tiksinti uyarır. • Yenirse şarap fabrikalarına engel olur. • Kuru üzüm çok iyi bir gıdadır, yemeğe devam etmek gerekir. • Balgam söktürücüdür.

214


• Ağız kokusunu güzelleştirir. • Kara üzüm düzenli yenirse yapısında bulunan flavonoit kansere iyi gelir. Resveratrol ise kanser hücrelerinin oluşumuna engel olur.

215


TOKSİK MADDELERİN ÜREDİĞİ KÜSPE HAYVAN YEMİ OLARAK KULLANILMAMALIDIR • Yaş şeker pancarı posasına küspe denir. • Küspe üst üste yığıldığından hiçbir zaman kurumaz; ilk 1 ay çok iyi bir hayvan yemidir. 216


• 1 aydan sonra yaş küspede toksinler ürer. Çok kötü kokar. Bu nedenle ilk ay yaş olarak tüketilmelidir. • Kokan küspeyi hayvana yedirmemelidir; aksi hâlde ineğin hem eti ve hem de sütü kokar. • Küspe inek yemi olarak kullanılır. • Kokan küspe çevre kirliliğine neden olur.

217


• Açıkta bekletilen küspenin üstten 10 cm’lik kısmı çürüdüğünden atılmaktadır. • Son birkaç senedir pancar küspesi, paketlerde vakumlanarak saklanmaktadır. Özel sektör tarafından yapılan bu uygulamanın kanunda düzenleme yapılıp zorunlu hâle getirilmesi gereklidir. Böylece küspenin kokuşması ve israfı önlenecek, doğanın kirlenmesine mani olunacak ve hayvanlar taze küspe yiyecektir. 218


DİŞİ DANA VE DİŞİ KUZU, SÜTÜ İÇİN BESLENMELİDİR • Türkiye şöyle bir problemle karşı karşıyadır: Türkiye’de kasıtlı olarak dişi dana ve dişi kuzu kesilmek sureti ile hayvancılığın kaynağı kurutulmaya çalışılmaktadır. Bu nedenle dişi dana ve dişi kuzu, sütü için beslenmelidir. İleride sütü sağılacak dişi danalar ve dişi kuzular, et için kesilmemelidir. Dişi dana ve dişi kuzu kesilirse süt azalır. 219


• İlk defa doğuran genç ineğe düve denir. Düve, inek ve koyun zaten kesilmez; çünkü sütleri sağılmaktadır. İneğin ve koyunun sütten kesilmişi kesilebilir. • Bu problemin giderilmesi için hem insanlar uyarılmalı hem çok süt içmeye teşvik edilmeli hem de ilgili kanunda gerekli düzenleme yapılmalıdır.

220


UYUMAMAK GEREKTİĞİNDE GLİKOZ İÇEREN BESİNLER YENMELİDİR • Glikoz içeren başlıca besinler; üzüm, incir, dut, hurma ve baldır. • Uyku gelince glikoz uykuyu dağıtır. • Senelerce az uykuyla idare edilebilir. • Bunun için en iyisi bir çay kaşığı bal yemek veya bir tatlı kaşığı pekmez içmektir. 221


SOFRALARIN PADİŞAHI: BUĞDAY EKMEĞİ VE ÖNEMİ

222


SAĞLIK İÇİN DOĞAL TAM BUĞDAY EKMEĞİ • Sağlıklı yaşam için doğal ekmek tüketilmesi gerekir. • Beyaz ekmek alışkanlığından vazgeçmeliyiz. • Tam buğday, tam buğday–çavdar ya da tam buğday–yulaftan yapılmış ekmek üretimine geçmeliyiz. 223


• Beyaz ekmekte vitaminli ve lifli kısımlar ayrılıp hayvan yemi olarak kullanılıyor. Oysa burası buğdayın özüdür ve çok önemlidir. • Beyaz ekmek yediğimizde buğdaydaki D vitamininin ancak % 10’unu alabiliyoruz. D vitamini % 90 kayba uğruyor. • Beyaz ekmekte, buğdayın % 80’i heba olur. • Beyaz ekmek kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğü için diyabetin sebeplerindendir. 224


• Obezite, şişmanlık ve damar sertliğinin kontrol altına alınması için beyaz ekmeğin değiştirilmesi gerekir. • Birçok Avrupa ülkesi beyaz ekmekten vazgeçmiştir. • Tam buğday, tam buğday–çavdar ve tam buğday–yulaftan yapılmış ekmekler bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Bu ekmekler zayıflamayı kolaylaştırır.

225


• Çavdarda bulunan bazı maddeler, kolesterol sentezinde rol alacak bazı moleküllerin ince bağırsaktan kana geçmesini yavaşlatır. Bir nevi kolesterolün kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. • Yetişkinlerde görülen diyabetin nedenlerinden biri olan obezite, çocuklarda görülen diyabetin nedenleri arasında bulunmaz.

226


• Kepekli ekmek, rafine edilmiş beyaz una kepek eklenmesiyle elde edilir. • Tam buğday ekmeği ise terkibinde doğal olarak kepek bulunan ekmektir. • Tam buğday unundan yapılan ekmeğin vitamin ve mineral miktarı, beyaz undan yapılmış ekmeğe göre daha yüksektir. • Ekmeğe hürmet edilmesi gerekir. Aksi takdirde toplumların kıtlıkla imtihanı söz konusudur. 227


• Kepeğin undan ayrılmaması gerekir. Elenmiş undan ekmek pişirmemelidir. • Elenerek undan ayrılan kepeğin tekrar una katılması uygun olur. • Kepek noksanlığı; kabızlığa, bağırsak iç duvarında keseciklerin oluşmasına, kalın bağırsak hastalıklarına, basura sebep olur. Safra taşı, diş çürümesi, zararlı kolesterol (LDL) ve şeker hastalığının ortaya çıkışını hızlandırır. 228


• Esas yapısı selüloz, hemiselüloz ve lignin olan posayı enzimler sindiremez. Bundan dolayı da posa belli bir hacim meydana getirerek bağırsak hareketini sağlar. Böylece artık maddeler, zararlı maddelere dönüşmeden vücuttan atılmış olur. • Buğdayla ilgili en önemli husus, buğday kabuğunun insanın zihinsel ve fiziksel performansına olan etkisidir.

229


• Kalitesiz unlara beyaz bir görünüm kazandırmak için ağartıcı maddeler kullanılır. Bunların başında benzoil peroksit gelir. • Ekmeğin iyi kabarmasını sağlamak için de una değişik kimyasal maddeler katılır. Bu kimyasallardan en çok kullanılanı potasyum bromattır. • Bu maddelerin kanserojen olduğu şüphesi vardır. 230


• Buğday ekmeği, insanı munis, cana yakın, uysal yapar.

231


UZAK DOĞUDA GÖRÜLEN BERİBERİ HASTALIĞI EKMEK YERİNE PİRİNÇ YENİLDİĞİNDEN OLUR • B1 vitamininin (Tiamin) en önemli kaynağı buğdaydır. • Buğday ekmeği yerine sadece pirinç yiyen ülkelerde beriberi hastalığı görülür. 232


• Hastalığın karakteristik belirtisi sinirsel bozukluktur. Kas zayıflığı ve dermansızlık da ortaya çıkar. • Ülkemizde buğday tüketimi fazla olduğundan beriberi hastalığına rastlanmaz.

233


BUĞDAY EKMEĞİ YERİNE SADECE MISIR EKMEĞİ YENİRSE PELLEGRA HASTALIĞI OLUR • Karadeniz bölgesinde senelerce yalnız mısır ekmeği yenmişti; buğday ekmeği yenmemişti. Sofraların padişahı olan ekmek yerine mısır konmuştu. Adnan Menderes bu yanlışlığı ortadan kaldırmıştır. 234


• Karadeniz’de buğday ekmeği yenmeye başladıktan sonra cinayetler azaldı; zamanla silah imalatı da durduruldu. • Uzun süren ekmeksiz diyetin sonucunda kafa çalışmaz, kalıcı zekâ problemi ortaya çıkar. • Ekmek cinayeti durdurur. Sicilya ve Mısır’da buğday ekmeği yerine mısır yenir. Bundan dolayı o ülkelerde kiralık katil ve ajan çok çıkar. İngiliz ajanları Mısır’da meşhurdur. 235


• PP vitamini (Niasin) en çok ekşi mayalı ekmekte bulunur. Buğday ekmeği yerine mısır ekmeğiyle beslenen insanlarda niasin yetersizliğinden dolayı pellegra hastalığı ortaya çıkar; çünkü mısır, niasini az olan bir yiyecektir. • Bu hastalıkta sinir sistemi bozukluğu, sindirim sistemi bozukluğu, deride kuruma ve sertleşme görülür.

236


BUĞDAY EKMEĞİ YERİNE BAKLA (FUL) YENİRSE ERİTROSİTLER (ALYUVARLAR) ERİR • Mısır’da ekmek yerine bakla yenmesi yaygındır. Baklanın fazlası eritrositleri eritir ve O2 noksanlığı olur. Eritrositler, hücrelere O2 taşımakla görevli tanecik olduklarından erimeleri sonucu beyne O2 az gittiğinden kafa küçük kalır ve çalışmaz. 237


• Eritrositlerin erimesi sonucunda O 2 azalmasının telafisi için akciğerlerin daha çok çalışıp büyümesi sonucunda göğüs kafesi genişler. Göğüs kafesi büyük olduğundan zurna çalmaya uygun hâle gelir. İyi zurna çalanların Mısır’da yaşadığı bilinmektedir. • Kafanın küçük kalması ve çalışmaması sonucunda ajan yetişmiştir; firavunun da Mısır’da çıktığı malumdur. 238


• Yine buna bağlı olarak Mısır’da bazı ırktan olanların çok adam öldürdüğü bilinmektedir; bu ırktan bazı insanlar ekmek yemediğinden cani olmuşlardır.

239


GLİKOZUN YANMASI • Glikozun yanması ekzotermik bir reaksiyondur. Ekzotermik reaksiyonlar kendiliğinden gerçekleşir. Organizmada enerjiye ihtiyaç olmadığı zamanlarda glikoz yanmaz, depo edilir. Bu durum gösteriyor ki, ihtiyaç olmadığı hâllerde şartlar hazır olsa bile reaksiyon gerçekleşmez. C6H12O6 + 6O2 → 6CO2+ 6H2O + enerji 240


ŞEKER PANCARININ ESAS MADDESİ OLAN SAKKAROZUN BİTKİDE OLUŞUMUNA AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ 6CO2 + 6H2O + güneş enerjisi + klorofil → C6H12O6 + 6O2 C6H12O6 + C6H12O6 → C12H22O11 + H2O Glikoz

Fruktoz

Sakkaroz 241


DİSAKKARİTLERİN SİNDİRİMİNİN REAKSİYON DENKLEMLERİ C12H22O11 + H2O + Sakkaraz → C6H12O6 + C6H12O6 Sakkaroz Glikoz Fruktoz C12H22O11 + H2O + Maltaz → C6H12O6 + C6H12O6 Maltoz Glikoz Glikoz C12H22O11 + H2O + Laktaz → C6H12O6 + C6H12O6 Laktoz

Glikoz

Galaktoz 242


POLİSAKKARİTLERİN (NİŞASTA, SELÜLOZ VE GLİKOJEN) OLUŞUMUNA AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ 6CO2 + 6H2O + güneş enerjisi + klorofil → C6H12O6 + 6O2 nC6H12O6 → (C6H10O5)n H2O + (n–1)H2O Polisakkarit 243


FERMANTASYONA UĞRAMAYAN TEK ŞEKER: LAKTOZ • Sütün fermente olması için kefir bitkisi gereklidir. Süt şekeri (laktoz) özel şartlarda ve çok zor fermente olur. Bu bize sütün önemini gösterir. • Örneğin; sütten yapılan ve etil alkol içeren kefirin yapımı ile ilgili şu bilgiler bize bu zorluğu gösterir. 244


• Kefir kuru iken kirli beyaz renkli, kıkırdak görünüşündedir. Taze hâldeyken ise parlak beyaz renkli, nohut büyüklüğünde küremsi tanelerdir. • Kefir yumrusu içinde birçok mikroorganizma bulunur. • Sütün fermente olması için kefir yumrusuna ihtiyaç vardır. Laktoz dışındaki fermente olan şekerlerde hiçbir dış etkene gerek olmaksızın doğal olarak maya oluşur. 245


İNVERT ŞEKER (BAL ŞEKERİ) • Baldaki şekerin bir kısmı invert şekerdir. Glikoz ile fruktozun belli orandaki karışımına invert şeker denir. İnvert şekerde glikoz ve fruktoz birbirinden ayrıdır.

246


KONUYLA İLGİLİ SOSYAL ALANDA KULLANILAN KİMYA KELİME VE DEYİMLERİ •

Bal gibi insan: Bal, yıllarca bozunmayan bir şifa kaynağıdır. Her türlü bitkiden bitki özlerinin toplanması ile yapılmıştır. İnsan da bal gibi olunca evren kitabını okuyarak her şeyden anlam çıkarır. Etrafına bu gerçekleri sunar. İnsanlığını bir ömür boyu korur. Şifa vesilesi olur. 247


• Süt gibi, süt gibi dupduru, süt gibi bembeyaz, süt gibi berrak: “Temiz duygu ve temiz düşünce” karşılığı olarak söylenen deyimlerdir.

248


YAĞLAR

249


YAĞLAR • Yağ asitlerinin gliserinle oluşturdukları esterlerdir. Bunlara trigliserit de denir.

250


YAĞLARIN TABİATTA BULUNUŞLARI • Bitkilerden ve hayvanlardan elde edilirler. • Yağlar sentetik olarak da elde edilir. • Uçucu yağlar bitkilere kendine has kokusunu veren maddelerdir.

251


AYÇİÇEĞİ YAĞI VE MISIR ÖZÜ YAĞI • Aslında yenmelerinde mahzur yoktur. Fakat içlerine bozulmayı önleyici olarak katılan kimyasal maddeler damar tıkanıklığı yapar. Bu sebeple yenmesi tavsiye edilmez.

252


MARGARİN VE MARGARİNLİ GIDALARA KARŞI SÜREKLİ PERHİZDE OLMALIDIR • Yapay olduğundan eskiden beri yenmemesi tavsiye edilir. • En önemli zararı kandaki kolesterol oranını yükseltmesidir. Yüksek kolesterol damarların iç çeperinde birikerek kan akışını zorlaştırır; damarların tıkanmasıyla kalp krizi, felç başta olmak üzere birçok hastalığa zemin hazırlar. 253


• Margarin genelde kalitesiz sıvı yağlardan kimyasal yolla elde edilir. Sıvı yağlar hidrojen ile doyurulur. Sıvı yağın karbonları arasındaki çift bağlar açılarak hidrojen bağlanır. • İç yapı değişime uğradığından sağlık açısından son derece tehlikelidir. Hücreleri etkileyerek kansere yol açar. Margarinin zemin hazırladığı kanser en çok mide ve bağırsakta görülür. 254


• İnsan vücudunun sıcaklığı 36,5 °C’tır. Margarinin erime sıcaklığı bu derecenin çok üzerindedir., • Bazı margarinler pamuk yağından elde edilir, pamuk yağlarının çoğunluğu ise GDO’ludur; bu nedenle de margarinden uzak durulmalıdır.

255


SIZMA ZEYTİNYAĞI • Zeytinyağının içinde diğer yağlarda bulunmayan ve her biri farklı bir fayda sağlayan çok sayıda bileşik bulunur. Bu yararlardan bazıları tansiyonu dengelemeleri, sindirimi kolaylaştırmaları, antibiyotik özellikleri, damar açıcı ve kan yapıcı olmaları, böbreği korumaları ve kansere karşı koruyucu olmalarıdır. 256


• Sağlık için en iyisi sızma zeytinyağıdır. • Zeytin ağacı; zeytinin ve zeytinyağının belirtilen çok sayıdaki faydalarından, hem gıda hem de ilaç olma gibi özelliklerinden dolayı verimli, bereketli, kutlu ve kutsal bir ağaç sayılmıştır. • Zeytin ağacının meyve ve çekirdeğinin yağı temel gıda maddesidir.

257


TEREYAĞI • Tereyağı vücut hücrelerinin yenilenmesinde rol oynar. • Vücudun temel yapı elemanıdır. • Faydalı diye aşırı yenmemelidir. • Kolesterol dengesini sağlar. • Vücuda kuvvet verir. • Akciğer, karaciğer, böbrek ve boğaz sağlığı için özellikle faydalıdır. 258


YAĞLAR VE KORUYUCU HEKİMLİK • Yağ olarak tereyağı ve sızma zeytinyağı kullanılmalıdır. • Zeytin ağacı; zeytinin ve zeytinyağının çok sayıdaki faydalarından, hem gıda hem de ilaç olma gibi özelliklerinden dolayı verimli, bereketli, kutlu ve kutsal bir ağaç sayılmıştır. • Siyah zeytinin katkısız ve boyasızı, yeşil zeytinin de kostiksiz ve limon tuzsuzu tercih edilmelidir. 259


• Zeytinyağı olarak sızma zeytinyağı yenmelidir. Sağlık için en iyisi sızma zeytinyağıdır. Zeytin ağacının meyve ve çekirdeğinin yağı, temel gıda maddesidir. Zeytinyağının içinde diğer yağlarda bulunmayan ve her biri farklı bir fayda sağlayan çok sayıda bileşik bulunur. Bu yararlardan bazıları tansiyonu dengelemeleri, sindirimi kolaylaştırmaları, antibiyotik özellikleri, damar açıcı ve kan yapıcı olmaları, böbreği korumaları ve kansere karşı koruyucu olmalarıdır. 260


• Sızma zeytinyağı yemeğe piştikten sonra konmalıdır. • Kalan sızma zeytinyağlı yemekler tekrar ısıtılmamalıdır. • Tereyağı vücut hücrelerinin yenilenmesinde rol oynar. Vücudun temel yapı elemanıdır. Faydalı diye aşırı yenmemelidir. Kolesterol dengesini sağlar. Vücuda kuvvet verir. Akciğer, karaciğer, böbrek ve boğaz sağlığı için özellikle faydalıdır. 261


• Beyin ve kalp–damar sağlığı için tereyağı, ceviz ve yumurtanın yeri önemlidir. • Kuyruk yağı ihmal edilmemelidir. Hiç yemeyenlerde kireçlenme görülür. Kuyruk yağı kireçlenmeyi önler. Varis ve varikosel de damar içindeki kireçlenme sonucu meydana gelen hastalıklardır. • Kuru yemişler kabuklu satın alınmalı ve yenecek kadarı kırılıp mümkünse kavrulmadan, kavrulacaksa yiyeceğimiz kadarını kavurarak yenmelidir. 262


• Sert kabuklu kuru yemişler, kalbe faydalıdır. • Ayçiçeği yağı, mısır özü yağı, fındık yağı, rivyera zeytinyağı gibi yağlar katkı maddesi içerdiğinden sağlığa zararlıdır. Ayçiçeği yağı ve mısır özü yağının aslında yenmelerinde mahzur yoktur. Fakat içlerine bozulmayı önleyici olarak katılan kimyasal maddeler damar tıkanıklığı yapar. Bu sebeple yenmesi tavsiye edilmez. 263


• Margarin genelde kalitesiz sıvı yağlardan kimyasal yolla elde edilir. Sıvı yağlar hidrojen ile doyurulur. Sıvı yağın karbonları arasındaki çift bağlar açılarak hidrojen bağlanır. İç yapı değişime uğradığından sağlık açısından son derece tehlikelidir. Hücreleri etkileyerek kansere yol açar. Margarinin zemin hazırladığı kanser en çok mide ve bağırsaktadır. Vücudun sıcaklığı normalde 36,5 °C’tır. Margarinin erime sıcaklığı bu derecenin çok üzerindedir. 264


• Yapay olduğundan hidrojene bitkisel yağ da yenmemelidir. Margarin ve margarinli gıdalara karşı sürekli perhizde olmalıdır. Yapay olduğundan eskiden beri yenmemesi tavsiye edilir. En önemli zararı kandaki kolesterol oranını yükseltmesidir. Yüksek kolesterol damarların iç çeperinde birikerek kan akışını zorlaştırır; damarların tıkanmasıyla kalp krizi, felç başta olmak üzere birçok hastalığa zemin hazırlar. 265


• Ceviz içinin görünümü, beyne benzer. Gıdaların şekliyle organların şekli arasında ilişki vardır. Ceviz, tatlıyla beraber yenirse müthiş hafıza kuvvetlendirir ve zekâyı açar. • Zayıf düşünce kuş sütüne devam edilmelidir. Kuş sütü, yumurtadır. Yumurta rafadan veya çılbır şeklinde yenmelidir. Sarısının tamamı sıvı, beyazının tamamı ise katı olmalıdır. Beyazı katılaşmazsa alerji yapar; sarısı katılaşırsa hazımsızlık olur. 266


• Badem, yumurta ve üzüm çekirdeği yağı iyi kolesterolü (HDL) kanda arttırır. Tereyağı, kaymak ve kaymak yağı iyi kolesterolü arttırmakla beraber bu yağlar fazla yenirse kanda trigliserit de yükselir. • Kötü kolesterolü düşürmek için ot çaylarından kafa süpürgesi otu, rezene, kekik, mısır püskülü, mersin yaprağı ve çin nanesi karışımı her gün sıcak veya soğuk 1 litre içilmelidir. 267


Kötü kolesterolü (LDL) ve total kolesterolü elma, badem, fındık, antep fıstığı, yer fıstığı, ceviz, şalgam suyu, keten tohumu, üzüm çekirdeği yağı, çörek otu yağı, susam yağı, çemen yağı, haşhaş yağı, kabak çekirdeği, kekik suyu, posalı gıdalar, kepekli ekmek, tam buğday ekmeği ve çavdar ekmeği düşürür. Kötü kolesterolü düşürmede sabah kahvaltısının rolü büyüktür. 268


• Esansların bir kısmı esterdir. Doğala özdeş esans içeren ürünler tüketilmemelidir. • Hile amacı ile zeytinyağına kanola yağı karıştırılmaktadır; piyasadaki kanola yağlarının çoğunluğu GDO’ludur, bu nedenle rastgele zeytinyağı almamalıdır.

269


ETLER ARASINDA BULUNAN YAĞ, KARIN KISMINDAKİ İÇ YAĞI VE HÜCREDEKİ GOLGİ AYGITI ESTERDİR • Alınan bazı besin maddeleri, bir dizi kimyasal reaksiyon sonucu yağa dönüştürülür. Şahm (etler arasında bulunan yağ) ve mideye yakın yerlerdeki iç yağı suretinde depolanır. Depolanan bu şahm ve iç yağı, ihtiyaç anında sarf edilir. 270


• Aynı tasarruf ve depolama, bütün hücrelerde de golgi aygıtı suretinde vardır. • Görüldüğü gibi canlıların bedenine gönderilen rızkın bir kısmı ihtiyat için şahm ve iç yağı suretinde depolanmaktadır. Hatta her bir beden hücresine gönderilen rızkın bir kısmı, yine o hücrenin bir köşesinde bulunan golgi aygıtında tutulmaktadır. İleride, dışarıdan herhangi bir besin maddesi gelmediği zaman sarf edilmek üzere bir ihtiyat zahiresi (tedbirlilik azığı) hükmünde saklanmaktadır. 271


• Depo edilen rızık, kırk gün hatta seksen günden fazla devam etmektedir. Bu kadar süre yemek yememesine rağmen sıhhatle hayatı devam eden insanlar tarihte görülmüştür. Bazen harika bazen de olağanüstü bir durum diyebileceğimiz onların bu harikuladelikleri kitaplara da geçmiştir.

272


PROTEÄ°NLER

273


PROTEİN OLUŞUMU • Hücrede protein molekülünün meydana gelmesinde amino asidin sayısı ve istenilen şekilde dizilmesi önem taşır. • Bir tane protein molekülü 100 adet amino asitten meydana gelmişse, bir zincir üzerine dizilmiş 100 amino asit kabul etmek lazım gelir ve bu zincir üzerinde amino asitler sırayla dizilmişlerdir. 274


• Mesela; 1. olarak glisin amino asidi, 2. olarak serin, 3. olarak yine serin, 4. sırada triptofan, …….10. sırada valin,…….50. sırada aspartik asit,…….100. sırada tirozin yerleşmiş olsun. Bu sıranın değişmemiş olması lazımdır. 1. sıradaki glisin yerine başka bir amino asit gelirse başka bir protein meydana gelmiş olur. • Canlı organizmada her saniye binlerce protein molekülü sentezi olmaktadır. 275


• Buradan çıkarılacak sonuç şudur: 100 tane amino asitten meydana gelecek bir protein molekülünde amino asitlerin doğru yerleştirilme ihtimali 21100’ de 1’dir; çünkü 21 çeşit amino asit vardır. Amino asitlerin değişik sıralarda yerleştirilmesiyle farklı protein meydana geleceğinden trilyonlarca çeşit protein meydana gelebilir. • Cansız olan bir tek protein molekülünün rastlantı sonucu oluşması için, dünyanın yaşını kat kat aşan seneler gerektiği hesaplanmaktadır. 276


“Dünyanın en mükemmel kimya laboratuvarlarında dahi elementlerden canlı hücre yapmak mümkün değildir.” Alexander Ivanovich Oparin (1894-1980)* *Rusya'da mükemmel bir kimya laboratuvarında canlı hücre meydana getirmek için 20 yıl süreyle çalışma yapan ve sonunda canlılıkta maddi sebep olmadığını belirten Rus bilim insanı, biyokimya profesörü. 277


PROTEİN VE AMİNO ASİTLERİN DİZİLİŞİ "Bir tane protein molekülü ortalama, 40000 tane atomdan meydana geliyor. Dolayısıyla bir protein molekülü, ancak 10 üstü 60 rakamıyla ifade edilen korkunç ihtimalden ancak bir ihtimalle kendi kendine oluşabilir.“ Charles Eugenie Guye (1866-1942)* * İsveçli meşhur ilim adamı. 278


• Canlı varlıklarda bir tek protein molekülü yoktur. Sonsuza yakın tane diyebileceğimiz protein molekülü söz konusudur. Protein molekülleri de kendi arlarında bir dizi protein molekülü oluştururlar. Bir dizi protein molekülünün tesadüfen meydana gelmesi olasılık hesapları açısından imkânsızdır. Bunu Sorbonne (Sorbon) Üniversitesi’nden bir bilim adamlarından şöyle açıklar: 279


"10 üstü 243 rakamıyla ifade edilecek korkunç bir rakamdan ancak bir ihtimalle bir protein dizisi tesadüfen meydana gelebilir." Dr. Pierre Lecomte du Noüy (1883-1947)*

*Fransız bilim adamıdır. Paris’te doğmuş ve yaşamıştır. Fen bilimleri ve fizyoloji dalında çalışmaları ile meşhurdur. 280


• İnsan bir protein dizisi veya bir hücre değildir. İnsan, 60 trilyon hücreden meydana gelmiştir. Bazen bu hücrelerden bir tanesinin sisteminin bozulmasıyla bile insan ölebilir. Tüm atomlar birbirleriyle mükemmel bir ilişki içindedirler. İnsan hayatı, bu hassas ilişki ve işbirliği içinde devam etmektedir. • Bir canlının oluşumunda proteinlerden önce amino asitlerin varlığı söz konusudur. Amino asit moleküllerinin uygun dizilmesiyle de bir protein molekülü meydana gelir. 281


• Yanlış anlaşılmasın; meydana gelen protein molekülü canlı değildir. Proteinlerden canlı bir hücrenin meydana gelebilmesi için de daha başka birçok şeye ihtiyaç vardır. Bu sebepler, ayrı bir bilin dalı olarak incelenmektedir. • Her bir canlı, belli bir plan dâhilinde organize edilmiş bir atomlar ve moleküller sistemidir. Bu atomlar ve moleküller, hem oluşumlarında hem de oluştuktan sonra varlıklarını devam ettirebilmek için hem enerjiye hem de beslenmeye muhtaçtırlar. 282


• Evrimci biyoloji, ilk canlının bu enerjiyi güneş, şimşeklerden ve mor ötesi ışınlardan aldığını iddia eder. Canlılar, hem meydana gelirken hem de meydana geldikten sonra varlıklarını devam ettirebilmek için düzenli ve kesintisiz olarak enerjiye gereksinim duyarlar. • Güneş ışınları ise, bulut gibi bir engele takılmazsa ancak gündüz ortaya çıkar, Gece ise güneş gözükmez. Ayrıca senenin bir kısmı kıştır. Kış mevsiminde güneş enerjisi hiçbir zaman düzenli şekilde ve aynı miktarda gelmez. 283


• Şimşek, hiçbir zaman düzenli değildir. Şimşeğin ne zaman çakacağı belli olmaz. Zaten şimşek çakması bazen yakıcı ve yıkıcı etki ortaya çıkarır. • Bu iddialara doğruluk payı verilse bile şimşek, güneş ve mor ötesi ışınların meydana gelmesi ile canlı varlıkların var olması arasında var olduğu iddia edilen ilişkinin düzenli oluşunun da açıklanması gerekecektir. 284


• İhtimal hesapları içinde bir protein molekülünün bırakın canlı olmasını, cansız bir protein molekülünün bile oluşması imkânsızdır. • Bir adet amino asit veya bir adet protein molekülünün bile tesadüfen meydana gelmesi için ihtimal hesapları yetmezken, evrendeki bu muazzam cansız sistemlerin ve yeryüzündeki canlı sistemlerin kurulması, oluşması, gelişmesi nasıl tesadüflere verilebilir? Bazıları böyle bir skandala bilim adını takmaktadırlar!.. 285


HAYVANSAL JELATİN İTHALATI YASAKLANDI

286


JELATİN NELERDEN ELDE EDİLİR? • Jelatinin kaynağı kesinlikle araştırılmalıdır. Kaynağı belirtilmeyen jelatinli hazır gıdalar asla tüketilmemelidir. • Türkiye’nin en kısa zamanda bitki kaynaklı jelatin üretimine başlaması büyük bir zorunluluktur. • Ülkemizde hayvansal jelatin ithalatı yasaklanmıştır. 287


ÜRÜNLERDEKİ JELATİNİN MENŞEİ KESİNLİKLE BELİRTİLMELİDİR • Ürünlerdeki jelatinin menşei kesinlikle belirtilmelidir. Gıdaların içeriklerindeki katkıların menşeinin yazılı olduğu etiketleme yaygınlaştırılmalıdır ve zorunlu hâle getirilmelidir; bununla ilgili başlatılan çalışmalar gerekli yasal düzenlemeler yapılarak en kısa zamanda bitirilmelidir. 288


JELATİN NEDİR? • Gıda katkı maddesidir; kodu E 441’dir.

289


JELATİNİN YAPISI (JELATİN BİLEŞİMİ) • Jelatin, % 83 protein içerir.

290


JELATİN ÇEŞİTLERİ • Jelatin, bitkisel jelatin ve hayvansal jelatin olmak üzere ikiye ayrılır.

291


JELATİN ÜRETİMİ • Bitkisel jelatin soya fasulyesinden elde edilir. Hayvansal jelatin ise domuz, sığır ve balıktan elde edilir. • Hayvansal jelatin, hayvanın kemiğinden ve derisinden elde edilir. • Türkiye’de jelatin üretilmemektedir. Jelatin genelde Müslüman olmayan ülkelerden ithal edilmektedir. Jelatin üretiminin yapıldığı tek Müslüman ülke Pakistan’dır. 292


BESİN MADDELERİNDE NİÇİN JELATİN KULLANILIR? • Gıdalarda kıvam arttırıcı ve jelleştirici özelliğinden dolayı kullanılır. • Üreticiler jelatin kullanmak suretiyle dondurma, yoğurt vb. besin maddelerinden daha çok kazanç sağlamaktadırlar. 293


JELATİN HANGİ BESİN MADDELERİNDE VARDIR? • Draje şekerleme, tablet şekerleme, puding, meyve jölesi, krem şanti ve meyveli sakızların çoğunda kullanılır. • Dondurma, yoğurt, tatlı, pasta, eritilmiş peynir, kalitesiz kaşar peyniri, hazır reçel, fındık ezmesi, fıstık ezmesi, marmelat, pekmez, tahin, helva, meyve suyu, salam, sucuk, sosis, jambon ve margarin gibi gıda maddelerinin bir kısmında bulunur. 294


JELATİN GIDA ENDÜSTRİSİNDEN BAŞKA NERELERDE KULLANILIR? • Jelatin özellikle gıda endüstrisinde yaygın olarak kullanılır. • Eczacılıkta başta kapsül yapımı olmak üzere bazı tablet ve film tabletlerde, ayrıca kozmetik sanayisinde, temizlik endüstrisinde, hayvan yemlerinde, karbonlu kâğıt yapımında ve fotoğrafçılıkta kullanılır. 295


DOMUZ JELATİNİ • Avrupalıların bir kısmı domuzu çok yerler, eşlerini kıskanmazlar. • Bazı gıdalara domuz jelatini katıldığından dikkatli olunmalıdır. • Türkiye’de hayvansal jelatinlerin %75’i domuz jelatinidir. • İçindekiler kısmında yalnız jelatin yazan ürünlerde domuz konusundan dolayı özellikle çok dikkatli olmak gerekir. 296


• İçeriğinde jelatin yazan ürünlerde ayrıca “Ürünlerimizde domuzdan elde edilmiş maddeler yoktur.” yazısını da muhakkak aramak lazımdır. • Jelatin yazan ürünlerdeki jelatin genelde hayvansal jelatindir; bitkisel jelatin içeren ürünlerde bitkisel jelatin diye yazar. • Ülkemizde hayvansal jelatin ithalatının yasaklanmış olması çok sevindirici bir durumdur. 297


DOMUZ JELETİNİNDEN NASIL KURTULURUZ? • Türkiye’de yaşayanlar, ömürlerinin sonunda 60-70 yaşına gelince küçük bir domuzu jelatinden dolayı farkında olmadan yemiş oluyorlar. • Helal-haram konusunu karıştırmaya, fincancı katırlarına ürkütmeye lüzum yoktur. Avrupa, Amerika ve Türkiye’de az bir azınlık bu durumdan rahatsız olmaktadır. 298


• Onlarca senedir zaten helal sertifika kuruluşlarınca bu yol takip edilmiş; ama bir sonuç alınamamıştır. • Ürünün üzerinde domuz jelatini yazmış olsa hiçbir kimse zaten o besin maddesini alıp da yemez; amacımız konuyu çözmek değil mi? • Problem zaten Türkiye’nin problemidir. Avrupa ve Amerika’daki ürünlerin üzerinde soya fasulyesi jelatini, domuz jelatini, sığır jelatini, balık jelatini diye yazmaktadır. 299


• Muasır medeniyet düzeyinin daha da ilerisine geçmek için yönümüzü Batı’ya çevirmemiz, onların güzelliklerini almamız gerekmez mi? • Avrupa ve Amerika’daki insanlar bizden daha dürüstler. Müslümanlarda olması gereken dürüstlük sıfatı bizden onlara geçmiş; biz ise millete dondurma, yoğurt, pasta, tahin ile beraber çaktırmadan domuz yediriyoruz. İnsanımız ne yediğini bilmiyor. 300


DOMUZ JELATİNİ PROBLEMİNİN ÇÖZÜMÜ • Avrupa ve Amerika’daki gibi jelatin içeren besin maddelerinin üzerinde hangi jelatin olduğu yazmalıdır. Alan insan soya fasulyesi jelatini mi, domuz jelatini mi, sığır jelatini mi yoksa balık jelatini mi yiyeceğini bilmelidir. • Ülkemizde hayvansal jelatin ithalatının yasaklanması, domuz jelatini problemini ortadan kaldırmıştır. 301


BAZI GIDALARDA JELATİN KULLANILMASI ZORUNLULUĞU VAR MIDIR? • Gıdalarda jelatin kullanılması zorunluluğu yoktur. • Jelatinsiz dondurma, jelatinsiz pasta, jelatinsiz tahin, jelatinsiz yoğurt bulmak mümkündür; daha lezzetli ve daha doğaldır. 302


KIVAM ARTTIRICILAR VE JELLEŞTİRİCİLER (JELATİNDEN BAŞKA KIVAM ARTTIRICI VE JELLEŞTİRİCİ VAR MIDIR?) • Kimyasal madde olmakla beraber domuz jelatinin alternatifi olan yenilmesi sakıncasız çeşitli kıvam arttırıcı ve jelleştiriciler vardır. 303


JELATİNSİZ YOĞURT • Jelatin içermeyen yoğurtlarda çok daha fazla süt kullanılmıştır. Problem çözülene kadar üzerinde “şu kadar sütten şu kadar yoğurt elde edilmiştir” diye yazı olan yoğurtlar tercih edilebilir.

304


JELATİNSİZ TAHİN • Bazı marka tahinler, jelatin içermez; bu markalar araştırılıp bulunmalıdır.

305


JELATİNSİZ DONDURMA • Bazı pastanelerde satılan dondurmalar, jelatin içermez. Dondurma alınırken imalat esnasında jelatin kullanılıp kullanılmadığı sorulmalıdır. Dondurma jelatinsiz daha lezzetli olur.

306


PROTEİNLER VE KORUYUCU HEKİMLİK • Doğal peynir mayasıyla yapılan peynir yenilmelidir. Mümkünse kültür mayasıyla yapılan yenilmemelidir. • Kuzu eti diğer etlere, koyun yoğurdu diğer yoğurtlara, inek sütü diğer sütlere, keçi peyniri diğer peynirlere, manda kaymağı diğer kaymaklara göre daha faydalı olduğundan tercih edilmelidir. 307


• Protein ihtiyacının çoğunluğu bitkisel proteinlerden karşılanmalıdır. • Et yemeği günde 1 kez yenilmelidir. • Doğal ve hormonsuz gıdalarla beslenmiş hayvanların etinden yenilmelidir. • Hormon verilmiş hayvanın eti yenilmemelidir. • Bakliyat açık satın alınmalıdır; çünkü paketli bakliyatlar, bozulmaması için radyasyona maruz bırakılır. Bu iş için sentetik izotoplar kullanılır. 308


Co sentetik izotopu, ambalajlı gıdaların, özellikle de bakliyatın ışınlanmasında kullanılır. Sentetik izotoplar, radyoaktiftir. Belirli bir dozajı geçerse, kansere sebep olur. Işınlama esnasında, ışınlamadaki radyoaktif madde belirli bir limiti geçerse, alet otomatik olarak durur. “Sentetik izotoplar bilimde hiçbir şekilde ve hiçbir alanda kullanılmamalıdır.” diyen otorite ilim adamlarının sayısı günümüzde artmıştır; hatta ilim adamlarının çoğunluğu sentetik izotopların kullanımına karşıdır. 60

309


• Paket bakliyatı ışınlama amacıyla eskiden 60 Cs de kullanılırdı, kanser riski fazla olduğundan artık kullanılmamaktadır. • Damar ve kalp sağlığı açısından en önemli protein kaynağı balıktır. • Kuru fasulye böbrek sağlığı için gereklidir. • Yeşil mercimek özellikle hafıza içindir. Leblebi ve nohut da hafızaya iyi gelir. • Nohut, kuru fasulye ve mercimek protein, demir ve kalsiyum yönünden ete göre daha zengindir. 310


• Nohuttaki kalsiyum, süte yakın miktardadır. Kemikleri iyi besler. • Nohut, leblebi ve mercimek beyin sağlığını korumak için en önemli proteinlerdendir. • Karadeniz insanı hamsiyi çok yer, oynak ve kıvraktırlar. • Avrupalıların bir kısmı domuzu çok yerler, eşlerini kıskanmazlar. • Yağsız peynir kireçlenme yaptığından tam yağlı olanını tüketmeliyiz. 311


• Sığır eti vücuda ağırlık ve hantallık verir. Mide ve bağırsak bozukluklarına zemin hazırlar. Bilhassa çeşitli kalın bağırsak rahatsızlıklarına özellikle de kalın bağırsak kanserine sebep olur. Sığır eti uzun süre baharatsız yenirse nüzul ve felçlere sebebiyet verir. Sığırdaki ağırlık, hantallık, hareket kabiliyetindeki azlık, intikal ve anlama zorluğu insana sirayet eder. • Sığır eti hiç yenmezse de insan hantallaşır. 312


• Sığır etinin baharatlanarak yenmesi gerekir. • Sucuk şeklinde yenirse belirtilen zararlar bertaraf edilmiş olur. • Gıdalardaki dengeyi bozarak sağlığımıza zarar vermemeliyiz. • Bazı gıdalara domuz jelatini katıldığından dikkatli olunmalıdır. • Sakatat senede birkaç kez yenilmeli, daha fazla yenilmemelidir. 313

Ortaöğretim kimya 10 sinif 3 ünite; endüstride ve canlilarda enerji  

YENİ PROGRAMA GÖREDİR.

Ortaöğretim kimya 10 sinif 3 ünite; endüstride ve canlilarda enerji  

YENİ PROGRAMA GÖREDİR.

Advertisement