Issuu on Google+

KARBONHİDRATLAR 1* Yapılarında C, H ve O bulunan, H ile O arasında 2/1 oranı olan bileşiklerdir. 2* Yapılarında aldehit ya da keton grubu taşıyıp poli alkol özelliği gösterirler. 3* Isıtıldıklarında H2O açığa çıkararak geriye karbon bırakırlar. 4* Karbonhidratlar fotosentez olayı ile oluşur. 5* Genel formülleri Cn(H2O)m şeklindedir.

KARBONHİDRATLARIN ADLANDIRILMALARI 6* Aldehit grubu taşıyanlara aldoz, keton grubu taşıyanlara ketoz adı verilir. Başa aldo veya keto ön eki araya karbon sayısının Latincesi, sonlarına –oz eki getirilerek okunurlar. İki karbonlu olana bioz, üç karbonlu olana trioz, dört karbonlu olana tetroz, beş karbonlu olana pentoz, altı karbonlu olana hekzoz denir. 7* Karbonhidratların en önemlisi aldo hekzoz olan glikoz ile keto hekzoz olan früktozdur. 8* Aynı sayıda karbon içeren aldozlar ve ketozlar birbirinin izomeridir.

KARBONHİDRATLARIN SINIFLANDIRILMASI 9* 1) Monosakkaritler 10* 2) Disakkaritler 11* 3) Polisakkaritler 1) Monosakkaritler: Molekül yapılarında tek karbon iskeleti bulunan basit karbonhidratlar monosakkaritlerdir. Kristal yapılıdırlar, suda çözünürler ve tatlıdırlar. Glikoz, galaktoz ve früktoz en çok bilinenleridir. 1


2) Disakkaritler: İki molekül monosakkaritten bir molekül su çıkmasıyla meydana gelirler. En önemlileri sakkaroz (çay şekeri), maltoz ve laktozdur (süt şekeri). Bir molekül glikoz ile bir molekül fruktozdan bir molekül su çıkmasıyla sakkaroz oluşur. Disakkaritler asitli ortamda hidrolize uğrayarak monosakkaritleri oluştururlar. Suda çözünürler ve tatlıdırlar. 3) Polisakkaritler: Polisakkaritler çok sayıda monosakkaritin birbirlerine oksijen köprüsüyle bağlanmasıyla meydana gelir. n molekül monosakkaritten n molekül su çıkmasıyla polisakkaritler oluşur. Bazı önemli polisakkaritler; nişasta, dekstrin, selüloz, glikojen ve inülündir. n sayısı 5 – 15 ise dekstrin, 20 ise glikojen, 30–35 ise nişasta ve 2000 kadar ise selüloz meydana gelir. Polisakkaritler tatsızdır ve suda çözünmezler.

d (D) VE l (L) KARBONHİDRAT BİLEŞİKLERİNE ÖZELDİR 1* d (D) ve l (L) karbonhidratlara özel gösterimdir. 2* Fonksiyonel gruba en uzaktaki asimetrik karbon atomunda OH sağdaysa d veya D (dekstro), soldaysa l veya L (levo) denilmiştir. 3* d (D) izomerin polarize ışığı sağa çevirdiği (+), l (L) izomerin ise sola çevirdiği (-) yanlış bilinen bir husustur; D-gliseraldehit polarize ışığı sağa çevirirken, D-laktik asit sola çevirir. 4* + ve – geneldir. Polarize ışığı sağa çevirenler (+), sola çevirenler ise (-)’dir. 5* Bir maddenin +’sı kaç derece sağa çeviriyorsa –’si de o kadar derece sola çevirir.

OPTİKÇE AKTİFLİK VE OPTİK İZOMERİ 2


6* Yapısında asimetrik karbon atomu taşıyan organik bileşikler, polarize ışığı çevirme özelliği gösterir. Bu maddelere optikçe aktif madde, bu izomeri çeşidine de optik izomeri denir. Üst üste çakışmazlık dışında optik izomerlerin yapı ve özellikleri aynıdır. Örneğin, saf optik izomerlerin erime ve kaynama noktaları aynıdır.

ASİMETRİK KARBON ATOMU 7* Karbon atomunun 4 bağında da farklı gruplar varsa bu karbon asimetriktir ve polarize ışığa etki eder. Asimetrik karbon atomu, sağ üst köşede bir yıldız işaretiyle gösterilir.

POLARİZE IŞIK 8* Polarize ışık, tek düzlemde titreşen ışıktır. 9* Asimetrik karbon atomu içeren moleküller kiral (asimetrik) moleküller olarak adlandırılır. 10* Kiral bir molekül ve ayna görüntüsüne, ikisine beraber enantiomeri denir. 11* Polarize ışığı sağa çevirenlere (+), sola çevirenlere de (–) denir.

RASEMİK KARIŞIM 12* Optikçe aktif bir bileşiğin + ve - şeklini eşit miktarda bulunduran karışımlar polarize ışığa etki etmezler. Bu karışıma rasemik karışım denir. 13* Optikçe aktif bir bileşiğin D ve L şekilleri birbirinin ayna görüntüsü gibi başka bir ifadeyle sağ elle sol el gibidir; birbirleri üzerine çakışmazlar.

KARBONHİDRATLARDA YAPISAL İZOMERİ 3


14* Aynı sayıda karbon içeren aldozlar ve ketozlar birbirinin izomeridir. 15* Karbonhidratlardan aldehit grubu taşıyanlara aldoz, keton grubu taşıyanlara da ketoz adı verilir.

FOTOSENTEZ 6CO2 + 6H2O + güneş enerjisi ve klorofil → C6H12O6 + 6O2 1* Bitkiler güneş ışığında CO2 alıp O2 vermekte, insanlar ise gece–gündüz O2 alıp CO2 vermektedir. 2* Havadaki % 21 O2 oranı sabittir. Oran azalmaya meyledince fotosentez hızlanmakta, oran artınca da fotosentez yavaşlamaktadır. 3* Havadaki % 21 O2 canlılar için en uygun yüzdedir, oran sabit tutulmaktadır. 4* % 50 olsaydı her taraf benzin dökülmüş gibi olacaktı. Yukarıdan gelen radyasyonlarla her an yangın çıkabilirdi. Bu durumda bir kibrit çakınca hava aniden yanacaktı. 5* Oksijen oranı % 50 olmadığı gibi % 10 da değildir. Oran % 10 olsaydı solunum güçlüğünden yine ölecektik. 6* % 0,03 olan CO2 oranı da fotosentez için gerekli olan orandır. Karbon dioksit bu oranda olmalı, daha fazla olmamalıdır. Havadaki fazlalığı solunumda önemli problemlere yol açar. Sonuç olarak havadaki gazların oranları insanlar ve diğer canlılar için en idealdir. 7* Fotosentez olayı yapraklarda cereyan eder. 8* CO2 ve H2O gibi maddelerden çiçek, meyve ve sebzeler meydana gelmekte, havamız temizlenerek rahat nefes almamız sağlanmaktadır. 9* H2O, fotosentezde meyve ve sebzelerin meydana gelmesine sebep olduğu gibi, meyve ve sebzelerle yapışık ve karışık olduğundan da onların tazeliğini korumaya vesiledir. 10* Fotosentez, gıdayı meydana getiren kimyasal 4


reaksiyonlardan biridir. Fotosentez reaksiyonunda enzimler görev almaktadır. 11* Hayat çeşitlerinin en aşağısı, bitki hayatıdır. Bitki hayatının en birinci derecesi, çekirdekteki hayat ukdesinin, hayat düğümünün uyanmasıdır. Uyanıp açılarak hayata gelme, canlılık kazanma gözümüz önünde apaçık ve çoklukla cereyan etmektedir. Hayatın sırrı ilk insandan beri kimya, biyoloji, botanik vb. bilim dalları nazarında gizli kalmıştır. Hakikati, hakiki olarak insan aklı ile keşfedilmemiştir. Zaten keşfedilmesi de düşünülemezdi; çünkü canlılık ve hayatta, maddi hiçbir sebep yoktur. 12* Aslında canlılık ve hayatta var gibi görünen sebepler, perde olması için zahirde sebeptir. Biraz düşünülse bunların sebep olmadığı anlaşılacaktır. 13* Hayat denilen sırlı durum, bir anda belirtileriyle ortaya çıkmaktadır. Bu hâl, hayatın hakikatinin açıklamasını, fenlerin ve felsefenin dışında aramaya, bizi mecbur bırakmaktadır. 14* Hayat ve hayata ait fonksiyonlar maddenin özelliğinden kaynaklanamaz; maddenin özelliklerinden başka bir şeydir; çünkü madde, sürekli olarak insan bedeninde değişmesine rağmen, hayatımız ve benliğimiz hiçbir değişikliğe uğramadan devam eder. Bu, maddenin canlı bünyelerdeki ağırlığının derecesinin düşüklüğünün göstergesidir. 15* Madde, doğrudan doğruya kendini idare edemeyen ve kendi kendine hareket edemeyen âciz, kör, şuursuz ve ölü bir şeydir. Onu meydana getiren parça ve parçacıkların da kendi kendilerine bu harika işleri yapmalarına imkân yoktur. Varlığa erme yolunda, atomlar toplanmakta, zerreler hareket ettirilmektedir. İlim, kudret ve iradeyle her şey var edilmektedir. Evrendeki en küçük parça ve parçacıktan en büyük sistemlere kadar her şey bir uyum içindedir ve birbiriyle ilişkilidir. Bu düzenlilik, maddenin temel özelliğinden kaynaklanamaz.

5


KARBONHİDRATLAR VE KORUYUCU HEKİMLİK 16* Tıbbın büyük bir bölümünü koruyucu hekimlik oluşturmaktadır; çünkü esas olan, kişiyi hasta olmaktan korumaktır. Bu, oldukça da kolaydır. Kişi hasta olduktan sonra tedavi, daha zor ve pahalıdır.

SAĞLIĞIMIZ İÇİN FAYDALI OLAN KARBONHİDRAT İÇEREN GIDALAR VE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR 17* Çay şekeri yerine hurma, üzüm, incir, bal vb. gıdalar tercih edilmelidir. 18* Yoğurt doğal antibiyotiklerdendir. 19* Her sabah aç karna çekirdekli siyah kuru üzüm yenilmelidir. 20* Damar sağlığı için gerekli başlıca karbonhidratlar; sarımsak, kavun, karpuz, yeşil yapraklı sebzeler, bal, incir, hurma ve elmadır. 21* İskelet sistemi sağlığı için başlıca gıdalar; süt, salep, balık ve yumurtadır. 22* Beyin sağlığını korumak için başlıca karbonhidratlar; ekmek, kuru dut, kuru üzüm, hurma, bal ve pekmezdir. 23* Tedavide alternatif tıp ilaçları tercih edilmelidir. 24* Mart ve nisan aylarında acı günevik, acı marul, fincan otu, karamık, yemlik, madımak, dede sakalı vb. kır otları mart ayında bolca yenmelidir. Atalarımız “mart ayı dert ayı” demişlerdir. Bu otlar, insanı yıl boyunca hastalıklardan korumaya vesiledir. 25* Baharda yeşile bakmanın göze iyi geldiği belirtilmiştir.

6


KARBONHİDRAT İÇEREN BAZI GIDALARIN NASIL TÜKETİLMESİ GEREKTİĞİ 26* Meyveler posalı yenilmelidir. Selüloz içeren posa bağırsak sağlığı için önemlidir. 27* Ceviz tatlısız yenirse baş ağrısı yapar. 28* Antep fıstığı tatlısız yenirse kanser riski vardır. 29* Süt, gece veya sabah aç karna şekersiz içilmelidir. 30* Yaz mevsiminde yaz sebze ve meyvesi, kış mevsiminde de kış sebze ve meyvesi yenilmelidir. 31* Meyve ve sebze aç karna yenmelidir. 32* Kavun yemeklerden evvel yenmelidir. 33* Karpuz aç karna, tok karna veya yemekle beraber yenilebilir.

TÜKETİLMESİ UYGUN OLMAYAN GIDALAR 34* Bisküvi, çikolata, kola vb. sentetik ve katkı maddeli gıdalardan kaçınılmalıdır. 35* Hormonlu meyve ve sebze mümkünse yenilmemelidir. 36* Geni değiştirilmiş yiyeceklerden uzak durulmalıdır. 37* Ham toplanarak kimyasallarla olgunlaştırılmış meyve yenmemelidir; turfanda meyve fazla paraya satıldığından, narenciye hile amacıyla erken toplanmakta ya karpit ile muamele edilerek ya da etilen gazı odalarında bekletilerek olgunlaşmış gibi gösterilmektedir. 38* Elmanın kabuğu, çok faydalı olmasına rağmen yenilmemelidir. Elma, kabuğu soyularak yenmelidir; çünkü elma ağaçları CuSO4 çözeltisiyle ilaçlanır. Bol suyla yıkansa bile kabukta Cu+2 kalır. Cu+2 düzeyinin kanda yükselmesi ile Wilson adı verilen ölümcül karaciğer hastalığı baş gösterebilir. 39* Yapay gübre ve tarım ilacı kullanılmadan yetiştirilmiş 7


organik sebze ve meyve tüketilmelidir. 40* Gemilerle gelen pirinç vb. ithal gıdalar radyasyon içerdiğinden bunlardan kaçınılmalıdır. 41* Tedavide sentetik ilaçlardan mümkün olduğu kadar kaçınılmalıdır. 42* Ispanak ve patates bir öğünlük pişirilmelidir. Beklemiş ıspanak ve patates yemekleri tüketilmemelidir. 43* Meyve ile beraber su içilmemelidir. İçilecekse önce içilmelidir. 44* Yapay tatlandırıcı içeren gıda ve içeceklerden kaçınmalıdır.

YAPAY TATLANDIRICILAR VE ZARARLARI 45* Aspartam ve sakarin, şeker hastalarının kullandığı yapay tatlandırıcıların başlıcalarındandır. 46* Yapay tatlandırıcıların tamamı kimyasal maddedir. Bu nedenle bunlara kimyasal tatlandırıcı da denir. Hepsi vücuda yabancı ve zararlıdır. Şeker hastalarının bile kullanmaması en iyisidir. Kullanıldığında da günde 30 tabletin aşılmaması gerekir. Doz aşımında kanserojen olduğu iddia edilmektedir. 47* Türk Şeker Kurumu verilerine göre şeker hastalarının kullandığı aspartam ve sakarin ithalatı son 8 yılda 13 kat artmıştır. 2000 yılında 162 ton, 2008’de 2190 ton ithal edilmiştir. 48* 2003 yılında Türk Şeker Kurumu’nun yaptığı araştırmaya göre ithal edilen sentetik tatlandırıcıların yalnız %4,8’i sağlık sektöründe kullanılmıştır. %95’i gıda sektöründe kullanılmıştır. Son yıllarda gıda sektöründeki kullanım oranı ürkütücüdür. 49* 20 kuruşluk kimyasal tatlandırıcı, 2 liralık şekerin işlevini görmektedir. 50* Türk Gıda Kodeksi 1 kg baklavada 1 g yapay tatlandırıcı kullanılmasına izin vermiştir. 8


51* Türk Gıda Kodeksi’nin belli miktarı geçmemek kaydıyla müsaade ettiği, yapay tatlandırıcıların kullanıldığı başlıca gıdalar şunlardır: Meyve suyu, şekerleme, dondurma, reçel, diyet gıda ve içecek, tatlı çeşitleri. 52* Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü Gıda Bölümü’nden izin alınmadan üretim yapılamamaktadır. Denetimler sürdürülmektedir. Ancak; merdiven altı üreticiler, yapay tatlandırıcıları kaçak olarak kullanmaktadır. Sahtekârlıkları denetim esnasında anlaşılınca, dükkân mühürlenerek kapatılmaktadır, gidip başka yere gizli bir imalat yeri daha açmaktadırlar. Buralarda baklava, helva, süt tatlıları ve reçel imalatı yapılmaktadır. 53* ÇAY ŞEKERİ (SAKKAROZ VEYA SUKROZ) YERİNE KULLANILAN YAPAY TATLANDIRICILARIN BAŞLICALARI: Aspartam (E 951), sakarin (E 954), asesülfam–K (E 950), neohesperidin (E 959), siklamat (E 952), sukraloz (E 955), tautamin (E 957), neotam (E 961) 54* YAPAY TATLANDIRICILARIN SAKKAROZDAN KAÇ KAT DAHA TATLI OLDUĞU: Aspartam (E 951) sakkarozdan 180 kat, sakarin (E 954) sakkarozdan 300 kat, asesülfam–K (E 950) sakkarozdan 200 kat, neohesperidin (E 959) sakkarozdan 1500–1800 kat, siklamat (E 952) sakkarozdan 30–50 kat, sukraloz (E 955) sakkarozdan 600 kat, tautamin (E 957) sakkarozdan 2500 kat, neotam (E 961) sakkarozdan 10 000–13 000 kat daha tatlıdır.

KANDAKİ YÜKSEK GLİKOZ DÜZEYİNİ NE DÜŞÜRÜR? 55* Kandaki yüksek glikoz düzeyini kekik suyu, kantaron yağı, papatya çayı, böğürtlen kökü, bol su içmek ve yemekten yaklaşık 2 saat sonra yürüyüş yapmak düşürür.

9


TATLI KÖMÜR 56* Vücudumuzun enerji gereksinimi büyük ölçüde karbonhidratlardan sağlanır. 57* Yeşil bitkiler, meyve ve sebzeler en önemli karbonhidratlardandır. 58* Bu yönüyle yeşillikler, en güzel güneş enerjisi; meyve ve sebzeler de tatlı kömürdür. 59* Doğal gaz, odun, kömür dışarıda yanar; karbonhidratlar ise vücutta yanar.

SÜT 1* Sütün bileşiminde sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfat, bakır, sülfat, bikarbonat ve klorür gibi iyonlar başta olmak üzere az veya eser miktarda onlarca diğer mineral maddeler (madensel tuzlar) ile beraber protein, karbonhidrat ve yağ gibi temel besin maddeleri ve vitaminler vardır. İhtiva ettiği unsurlar açısından çok zengindir. Bu nedenle hem yaşamsal bir beslenme kaynağı hem de birçok hastalık için şifa vesilesidir. 2* İnsanoğlunun ilk gıdasının süt olduğu da belirtilmektedir. 3* İnsan dünyaya gelir gelmez sütle beslenmeye başlar. 4* Mahalle aralarında satılan sütte, su ve sütün kesilmemesi için çeşitli kimyasal katkılar da olabilir. Bu nedenle özellikle günlük pastörize süt tercih edilmelidir. Pastörize süt bulunamazsa uzun ömürlü süt içilmelidir. Pastörize süt, uzun ömürlü süte göre daha besleyicidir. Mahalle aralarından süt almamalıdır. 5* Süt en temel ve doğal gıda maddesidir. Yiyecek ve içeceklerin yerini tutan, açlığı ve susuzluğu gideren, sütten başka bir gıda yoktur. 6* İnsanların yanı sıra çoğu hayvanlar için de besin kaynağıdır. 7* Fermantasyon; mayalanma, bozunma, mahiyet değişikliği, 10


kokuşma, doğallığın bozulması demektir. Laktoz ise saflığını, duruluğunu her şartta korur. Sütteki laktoz fermente olmaz. Karbonhidrat olup da fermente olmayan tek şeker laktozdur. 8* Kemik erimesi ve boy kısalmasının en önemli nedenlerinden birisi, az süt içilmesidir. Kemik erimesi ilaçları, kemik erimesini daha da arttırır. Zamanında yeterli süt içilmesi, kemik erimesine karşı koruyucudur. Kadınlar erkeklere göre daha çok süt içmelidir. 9* Pastörizasyon düşük sıcaklıkta, UHT daha yüksek sıcaklıkta olur. 10* Pastörize süt, sağıldıktan sonra 72 °C ile 76 °C arasındaki sıcaklıkta 12 saniye ile 20 saniye arasında tutulan süte denir. 11* Uzun ömürlü süt olan UHT yöntemindeki sütte ise sağılmış süt, 135 °C ile 150 °C arasındaki sıcaklıkta 1 saniye ile 5 saniye arasında tutulur. UHT yönteminde süt yüksek sıcaklıktaki ince boruların içerisinden geçirilir. 12* Süt, UHT yöntemi sayesinde her zaman herkesin elinin altında olabilir. UHT, “Ultra Heat Treatment” kelimelerinin baş harfleridir; “yüksek ısıda işlem” demektir. UHT’de hiçbir katkı maddesi yoktur. 13* UHT yöntemi ile üretilen süt, aylarca bozulmadan taze süt gibi içilir. Bu yüzden, yazın bile buzdolabına koymaya gerek yoktur. UHT ile bozulmadan saklanabilirlik, sadece süte verilen bir özelliktir. Bu yüzden UHT çok kıymetli bir yöntemdir. 14* Patojen (hastalık sebebi olan) mikroorganizmalar 70 °C’ın üzerinde yaşayamaz. Bu yüzden, pastörize olmamış sütü 70 °C’a kadar ısıtmak yeterlidir, kaynatmak gereksizdir. Bu konu genelde yanlış bilinir. 15* Homojenizasyon; süt içerisinde bulunan yağ globüllerinin, fiziksel yöntemler ile çaplarının küçültülerek kolloidal fazdan homojen faza geçmesi için uygulanılan işlemdir. 11


KURU ÜZÜM İLAÇ GİBİ 60* Kara üzüm, sarı üzüme göre daha faydalıdır. 61* Kara üzümde bulunan resveratrol maddesi kalp damarlarındaki pıhtılaşmayı ve damar sertliğini önleyerek kalp krizi riskini azaltır, beyin damarlarını açar. 62* Aminoasit, B1 ve B2 vitaminleri, potasyum, magnezyum ve demir açısından zengin olan kara üzüm bağışıklık sistemini güçlendirir. 63* Böbrek ve karaciğerin çalışmasını hızlandırdığından yağları eritir. 64* Cildin bakımlı bir görünüm almasını sağlar. 65* Kuru üzüm sabah kalkınca hayat boyu alınırsa zekâyı arttırır. 66* Uyuşturucu ve sigaraya karşı tiksinti uyarır. 67* Yenirse şarap fabrikalarına engel olur. 68* Kuru üzüm çok iyi bir gıdadır, yemeğe devam etmek gerekir. 69* Balgam söktürücüdür. 70* Ağız kokusunu güzelleştirir. 71* Kara üzüm düzenli yenirse yapısında bulunan flavonoit kansere iyi gelir. Resveratrol ise kanser hücrelerinin oluşumuna engel olur.

TOKSİK MADDELERİN ÜREDİĞİ KÜSPE HAYVAN YEMİ OLARAK KULLANILMAMALIDIR 72* Yaş şeker pancarı posasına küspe denir. 73* Küspe üst üste yığıldığından hiçbir zaman kurumaz; ilk 1 ay çok iyi bir hayvan yemidir. 74* 1 aydan sonra yaş küspede toksinler ürer. Çok kötü 12


kokar. Bu nedenle ilk ay yaş olarak tüketilmelidir. 75* Kokan küspeyi hayvana yedirmemelidir; aksi hâlde ineğin hem eti ve hem de sütü kokar. 76* Küspe inek yemi olarak kullanılır. 77* Kokan küspe çevre kirliliğine neden olur. 78* Açıkta bekletilen küspenin üstten 10 cm’lik kısmı çürüdüğünden atılmaktadır. 79* Son birkaç senedir pancar küspesi, paketlerde vakumlanarak saklanmaktadır. 80* Özel sektör tarafından yapılan bu uygulamanın kanunda düzenleme yapılıp zorunlu hâle getirilmesi gereklidir. 81* Böylece küspenin kokuşması ve israfı önlenmekte, doğanın kirlenmesi engellenmekte, hayvanlar taze küspe yemektedirler.

DİŞİ DANA VE DİŞİ KUZU, SÜTÜ İÇİN BESLENMELİDİR 16* Türkiye şöyle bir problemle karşı karşıyadır: Türkiye’de kasıtlı olarak dişi dana ve dişi kuzu kesilmek sureti ile hayvancılığın kaynağı kurutulmaya çalışılmaktadır. Bu nedenle dişi dana ve dişi kuzu, sütü için beslenmelidir. İleride sütü sağılacak dişi danalar ve dişi kuzular, et için kesilmemelidir. Dişi dana ve dişi kuzu kesilirse süt azalır. İlk defa doğuran genç ineğe düve denir. Düve, inek ve koyun zaten kesilmez; çünkü sütleri sağılmaktadır. İneğin ve koyunun sütten kesilmişi kesilebilir. Bu problemin giderilmesi için hem insanlar uyarılmalı hem çok süt içmeye teşvik edilmeli hem de ilgili kanunda gerekli düzenleme yapılmalıdır. 17* İnek, koyun, keçi gibi hayvanlar bir süt çeşmesidir. En güzel, en hoş, en temiz, en pak sanki abıhayat (ölümsüzlük sağlayan su) gibi bir besini bizlere sunarlar. 18* Canlılar içinde ömür boyu süt içen tek varlık insandır. 19* Sütün kan, irin, dışkı ve işkembe arasından çıkıp yararlı 13


bir içecek hâlini alması başlı başına mucizevi ve ibretle bakılması gereken bir olaydır.

UYUMAMAK GEREKTİĞİNDE GLİKOZ İÇEREN BESİNLER YENMELİDİR 82* Glikoz içeren başlıca besinler; üzüm, incir, dut, hurma ve baldır. 83* Uyku gelince glikoz uykuyu dağıtır. 84* Senelerce az uykuyla idare edilebilir. 85* Bunun için en iyisi bir çay kaşığı bal yemek veya bir tatlı kaşığı pekmez içmektir.

SAĞLIK İÇİN DOĞAL TAM BUĞDAY EKMEĞİ 1* Sağlıklı yaşam için doğal ekmek tüketilmesi gerekir. 2* Beyaz ekmek alışkanlığından vazgeçmeliyiz. 3* Tam buğday, tam buğday–çavdar ya da tam buğday–yulaftan yapılmış ekmek üretimine geçmeliyiz. 4* Beyaz ekmekte vitaminli ve lifli kısımlar ayrılıp hayvan yemi olarak kullanılıyor. Oysa burası buğdayın özüdür ve çok önemlidir. 5* Buğdaydaki D vitamini, beyaz ekmekte % 90 kayba uğrar. 6* Beyaz ekmekte, buğdayın % 80’i heba olur. 7* Beyaz ekmek kan şekerini hızla yükseltip düşürdüğü için diyabetin sebeplerindendir. 8* Obezite, şişmanlık ve damar sertliğinin kontrol altına alınması için beyaz ekmeğin değiştirilmesi gerekir. 9* Birçok Avrupa ülkesi beyaz ekmekten vazgeçmiştir. 10* Tam buğday, tam buğday–çavdar ve tam buğday– yulaftan yapılmış ekmekler bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Bu ekmekler zayıflamayı kolaylaştırır. 11* Çavdarda bulunan bazı maddeler, kolesterol sentezinde rol alacak bazı moleküllerin ince bağırsaktan kana geçmesini 14


yavaşlatır. Bir nevi kolesterolün kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. 12* Yetişkinlerde görülen diyabetin nedenlerinden biri olan obezite, çocuklarda görülen diyabetin nedenleri arasında bulunmaz. 13* Kepekli ekmek, rafine edilmiş beyaz una kepek eklenmesiyle elde edilir. 14* Tam buğday ekmeği ise terkibinde doğal olarak kepek bulunan ekmektir. 15* Tam buğday unundan yapılan ekmeğin vitamin ve mineral miktarı, beyaz undan yapılmış ekmeğe göre daha yüksektir. 16* Ekmeğe hürmet edilmesi gerekir. Aksi takdirde toplumların kıtlıkla imtihanı söz konusudur. 17* Kepeğin undan ayrılmaması gerekir. Elenmiş undan ekmek pişirmemelidir. 18* Elenerek undan ayrılan kepeğin tekrar una katılması uygun olur. 19* Kepek noksanlığı; kabızlığa, bağırsak iç duvarında keseciklerin oluşmasına, kalın bağırsak hastalıklarına, basura sebep olur. Safra taşı, diş çürümesi, zararlı kolesterol (LDL) ve şeker hastalığının ortaya çıkışını hızlandırır. 20* Esas yapısı selüloz, hemiselüloz ve lignin olan posayı enzimler sindiremez. Bundan dolayı da posa belli bir hacim meydana getirerek bağırsak hareketini sağlar. Böylece artık maddeler, zararlı maddelere dönüşmeden vücuttan atılmış olur. 21* Buğdayla ilgili en önemli husus, buğday kabuğunun insanın zihinsel ve fiziksel performansına olan etkisidir. 22* Kalitesiz unlara beyaz bir görünüm kazandırmak için ağartıcı maddeler kullanılır. Bunların başında benzoil peroksit gelir. 23* Ekmeğin iyi kabarmasını sağlamak için de una değişik kimyasal maddeler katılır. Bu kimyasallardan en çok kullanılanı potasyum bromattır. 15


24* 25*

Bu maddelerin kanserojen olduğu şüphesi vardır. Buğday ekmeği, insanı munis, cana yakın, uysal yapar.

UZAK DOĞUDA GÖRÜLEN BERİBERİ HASTALIĞI EKMEK YERİNE PİRİNÇ YENİLDİĞİNDEN OLUR 86* B1 vitamininin (Tiamin) en önemli kaynağı buğdaydır. 87* Buğday ekmeği yerine sadece pirinç yiyen ülkelerde beriberi hastalığı görülür. 88* Hastalığın karakteristik belirtisi sinirsel bozukluktur. Kas zayıflığı ve dermansızlık da ortaya çıkar. 89* Ülkemizde buğday tüketimi fazla olduğundan beriberi hastalığına rastlanmaz.

BUĞDAY EKMEĞİ YERİNE SADECE MISIR EKMEĞİ YENİRSE PELLEGRA HASTALIĞI OLUR 90* Karadeniz bölgesinde senelerce yalnız mısır ekmeği yenmişti; buğday ekmeği yenmemişti. Sofraların padişahı olan ekmek yerine mısır konmuştu. Adnan Menderes bu yanlışlığı ortadan kaldırdı. 91* Karadeniz’de buğday ekmeği yenmeye başladıktan sonra cinayetler azaldı; zamanla silah imalatı da durduruldu. 92* Uzun süren ekmeksiz diyetin sonucunda kafa çalışmaz, kalıcı zekâ problemi ortaya çıkar. 93* Ekmek cinayeti durdurur. Sicilya ve Mısır’da da ekmek yerine mısır yenir. Bundan dolayı o ülkelerde kiralık katil ve ajan çok çıkar. İngiliz ajanları Mısır’da meşhurdur. 94* PP vitamini (Niasin) en çok ekşi mayalı ekmekte bulunur. Buğday ekmeği yerine mısır ekmeğiyle beslenen 16


insanlarda niasin yetersizliğinden dolayı pellegra hastalığı ortaya çıkar; çünkü mısır, niasini az olan bir yiyecektir. 95* Bu hastalıkta sinir sistemi bozukluğu, sindirim sistemi bozukluğu, deride kuruma ve sertleşme görülür.

BUĞDAY EKMEĞİ YERİNE BAKLA (FUL) YENİRSE ERİTROSİTLER (ALYUVARLAR) ERİR 96* Mısır’da ekmek yerine bakla yenmesi yaygındır. 97* Baklanın fazlası eritrositleri eritir ve O2 noksanlığı olur. Eritrositler, hücrelere O2 taşımakla görevli tanecik olduklarından erimeleri sonucu beyne O2 az gittiğinden kafa küçük kalır ve çalışmaz. 98* Eritrositlerin erimesi sonucunda O2 azalmasının telafisi için akciğerlerin daha çok çalışıp büyümesi sonucunda göğüs kafesi genişler. Göğüs kafesi büyük olduğundan zurna çalmaya uygun hâle gelir. İyi zurna çalanların Mısır’da yaşadığı bilinmektedir. 99* Kafanın küçük kalması ve çalışmaması sonucunda ajan yetişmiştir; firavunun da Mısır’da çıktığı malumdur. 100* Yine buna bağlı olarak Mısır’da bazı ırktan olanların çok adam öldürdüğü bilinmektedir; bu ırktan bazı insanlar ekmek yemediğinden cani olmuşlardır.

GLİKOZUN YANMASI 1* Glikozun yanması ekzotermik bir reaksiyondur. Ekzotermik reaksiyonlar kendiliğinden gerçekleşir. Organizmada enerjiye ihtiyaç olmadığı zamanlarda glikoz yanmaz, depo edilir. Bu durum gösteriyor ki, ihtiyaç olmadığı hâllerde şartlar hazır olsa bile reaksiyon gerçekleşmez. 17


C6H12O6 + 6O2 → 6CO2 + 6H2O + enerji

ŞEKER PANCARININ ESAS MADDESİ OLAN SAKKAROZUN BİTKİDE OLUŞUMUNA AİT REAKSİYON DENKLEMİ 6CO2 + 6H2O + güneş enerjisi + klorofil → C6H12O6 + 6O2 C6H12O6 + C6H12O6 → C12H22O11 + H2O Glikoz Fruktoz Sakkaroz

DİSAKKARİTLERİN SİNDİRİMİNİN REAKSİYON DENKLEMLERİ C12H22O11+ H2O + Sakkaraz → C6H12O6 + C6H12O6 Sakkaroz Glikoz Fruktoz C12H22O11 + H2O + Maltaz → C6H12O6 + C6H12O6 Maltoz Glikoz Glikoz C12H22O11 + H2O + Laktaz → C6H12O6 + C6H12O6 Laktoz Glikoz Galaktoz

POLİSAKKARİTLERİN (NİŞASTA, SELÜLOZ VE GLİKOJEN) OLUŞUMUNA AİT REAKSİYON DENKLEMİ 6CO2 + 6H2O + güneş enerjisi + klorofil → C6H12O6 + 6O2 nC6H12O6 → (C6H10O5)n H2O + (n –1)H2O 18


Polisakkarit

MONOSAKKARİTLERİN FERMANTASYONU (MAYALANMAK) (EKŞİMEK) (TAHAMMÜR ETMEK) 1* Glikoz, galaktoz veya fruktozdan etil alkolün oluşması fermantasyon reaksiyonudur. C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

ARPADAN BİRA ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ (C6H10O5)n + nH2O → nC6H12O6 Arpa nişastası Glikoz C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

ÜZÜMDEN ŞARAP ELDE EDİLMESİ VE REAKSİYON DENKLEMİ Üzümün posası ayrıldıktan sonra kalan suyuna şıra denir. Şıra fıçılara aktarılır. Fıçının tıpası O2 gazının girmemesi gerektiğinden kapalı olmalıdır. O2 gazı girerse sirke olur. Karbon dioksit gazının çıkması için tıpa sıkı kapatılmamalıdır. 3–5 ay sonra şarap elde edilir. C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

19


EKMEKTE ETİL ALKOL YOKTUR 2* Ekmek polisakkarittir. 3* Maya da polisakkarittir. 4* Hazır yaş mayalarda (pak maya) % 1,5 etil alkol vardır. Ekşi mayalarda etil alkol yoktur. 5* Ekşi mayayla yapılan ekmekler bu nedenle daha lezzetlidir. Hazır mayayla yapılan ekmeğin tadı yarı yarıya azalır. 6* 1 gün beklemiş hamur ekşi mayadır ve doğaldır. 7* Hazır maya yaş ve kuru olmak üzere ikiye ayrılır. Kuru maya bira mayasıdır, yaş maya ise pak maya adıyla yaygın olan mayadır. 8* Hazır mayayla yapılan ekmekte etil alkol yoktur. Etil alkol, ekmek pişerken buharlaşır. Etil alkolün kaynama noktası 76 °C’tır; bu nedenle 76 °C’tan sonraki sıcaklıklarda, etil alkolün zerresi kalmaz.

FERMANTASYONA UĞRAMAYAN TEK ŞEKER: LAKTOZ 9* Sütün fermente olması için kefir bitkisi gereklidir. Süt şekeri (laktoz) özel şartlarda ve çok zor fermente olur. Bu bize sütün önemini gösterir. 10* Örneğin; sütten yapılan ve etil alkol içeren kefirin yapımı ile ilgili şu bilgiler bize bu zorluğu gösterir. 11* Kefir kuru iken kirli beyaz renkli, kıkırdak görünüşündedir. Taze hâldeyken ise parlak beyaz renkli, nohut büyüklüğünde küremsi tanelerdir. 12* Kefir yumrusu içinde birçok mikroorganizma bulunur. 13* Sütün fermente olması için kefir yumrusuna ihtiyaç vardır. Laktoz dışındaki fermente olan şekerlerde hiçbir dış etkene gerek olmaksızın doğal olarak maya oluşur.

20


DİSAKKARİTLERDEN KEFİR VE KIMIZ İMALİ Kefir ve kımız imalinde; sütte bulunan süt şekeri adı verilen laktoz, dış etkenlerle fermente olarak etil alkole dönüşür. Dış etken olmazsa süt tahammür etmez. C12H22O11 + H2O → C6H12O6 + C6H12O6 Laktoz Glikoz Galaktoz (Süt şekeri) C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

KARBONHİDRATLARDAN DOĞAL MUTLAK ETİL ALKOLÜN ELDE EDİLMESİ 14* Şeker pancarından, şeker kamışından üzümden ve polisakkaritlerden mutlak etil alkol elde edilir. 15* Anadolu’da üzümden etil alkolün elde edildiği fabrikalara, suma fabrikası adı verilir. 16* Suma, fikrini açığa vurmamak demektir. 17* Mutlak etil alkol başlıca kullanıldığı yer tıp alanıdır. 18* Doğal mutlak etil alkol elde edilmesinde; alkol % 16’lık olunca maya öldüğünden dolayı bu yüzdeye gelmeden önce etil alkol ortamdan destilasyonla çekilir, fermantasyon devam eder. Bu işlem sürekli tekrar edilir. 19* Mutlak etil alkol % 95,5 saflıktaki etil alkoldür.

DİSAKKARİTLERDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ Şeker pancarından mutlak etanol elde edilir. 21


C12H22O11 + H2O → C6H12O6 + C6H12O6 Sukroz veya sakkaroz Glikoz Fruktoz (Çay şekeri) C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

ÜZÜMDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMİ C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2 Glikoz

POLİSAKKARİTLERDEN MUTLAK ETİL ALKOL ELDE EDİLMESİNE AİT REAKSİYON DENKLEMLERİ (C6H10O5)n + nH2O → nC6H12O6 Nişasta Glikoz C6H12O6 → 2C2H5OH + 2CO2

İNVERT ŞEKER (BAL ŞEKERİ) 101* Baldaki şekerin bir kısmı invert şekerdir. Glikoz ile fruktozun belli orandaki karışımına invert şeker denir. İnvert şekerde glikoz ve fruktoz birbirinden ayrıdır.

BENZETMEDE HATA OLMASIN 102* 103* 104*

ÜZÜM CUMHURİYETÇİ, PEKMEZ DEMOKRAT, SİRKE MİLLİYETÇİ, 22


105*

ŞARAP İSE KOMÜNİST VEYA İRTİCACIDIR.

106* Üzümden pekmez, sirke ve şarap olmak üzere üç madde elde edilir; şarap yasaklanmıştır. Bunun gibi cumhuriyet de başta demokrasi ve Atatürk milliyetçiliği olmak üzere Anayasa’da belirtilen güzel her niteliği içerir. Laiklik sayesinde de irtica ve komünizme engel olunur. 107* Şarap üzümün mayalanmasıyla elde edilmektedir ki aslında mayalama (fermantasyon) işi bir yönüyle bozunma, mahiyet değişikliği, kokuşma, doğallıktan uzaklaşma demektir. 108* Sirke mayasına izin vardır, şarap mayasına izin yoktur. 109* Cumhuriyet rejimimizi değiştirmek isteyenler Marksist ve Leninistler ile irticacılardır. 110* Genel Kurmay Başkanımız İlker Başbuğ Kara Kuvvetleri Komutanı iken 11 Nisan 2008’de Kıbrıs’ta yaptığı konuşmada “Cumhuriyet rejimimizin mayası bozulmaya çalışılmaktadır.” diyerek önemli bir konuyu dile getirmiştir. 111* Pekmez, üzümün niteliğini taşır; şarap taşımaz. Üzümün mahiyeti değiştirilerek şarap elde edilir. 112* Cumhuriyet ve demokrasi rejimimizi değiştirmek isteyenler de komünist ve irticacılardır. 113* İç kargaşa çıkarmaya çalışanlar Marksist düşüncede olanlardır. 114* Devleti ele geçirmek için işgal mantığıyla hareket edenler ise radikaller 115* Türkiye Cumhuriyeti’nin mayası bellidir. Mayası kendindendir; Atatürk milliyetçiliğine bağlılıktır. Atatürk milliyetçiliği, tüm ırkları kucaklayan ve her soframızda bulunması gereken zenginlik kaynağımızdır. “Ne mutlu Türk’üm diyene” özdeyişinin birleştiriciliğiyle ülkeyi dâhildeki her türlü tehlikeden korumaktır. 116* “Keskin sirke küpüne zarar verir.” Bu yüzden dengeyi iyi ayarlamak lazımdır. 23


KONUYLA İLGİLİ SOSYAL ALANDA KULLANILAN KİMYA KELİME VE DEYİMLERİ 1* Bal gibi insan: Bal, yıllarca bozunmayan bir şifa kaynağıdır. Her türlü bitkiden bitki özlerinin toplanması ile yapılmıştır. İnsan da bal gibi olunca evren kitabını okuyarak her şeyden anlam çıkarır. Etrafına bu gerçekleri sunar. İnsanlığını bir ömür boyu korur. Şifa vesilesi olur. 2* Süt gibi, süt gibi dupduru, süt gibi bembeyaz, süt gibi berrak: “Temiz duygu ve temiz düşünce” karşılığı olarak söylenen deyimlerdir.

24


Karbonhidratlar