Issuu on Google+


İÇİNDEKİLER KAPAK 2002 Özkök darbesi 4 TÜRKYE TEOMAN ALL HABER YAPTI, ERTES GÜN GÖZALTINA ALINDI Öcalan’n güvencesi, ‘kiz hanet’ Yasalar 10 FORUM/ MEHMET BEDR GÜLTEKN (P Genel Bakan Vekili) “Kürt açlm”nn dier ad: Amerika ile çözüm… 16 ‘TEOMAN ALL SERBEST BIRAKILSIN!’ Ulusal Kanal’la büyük dayanma! 18 3. DDANAME’DE AÇIK TRAF ‘Yarg mensuplarn içine alan bir operasyon yaplacak’ 21 ERGENEKON SAVCILARI BUNU DA YAPTI Üçüncü iddianamede düzmece ifade! 22 SVAS KATLAMI DAVASI AVUKATI ENAL SARIHAN: ‘Yarg, yargyla kar karya getiriliyor’ 24 YARGI REFORMU BAKANLAR KURULU GÜNDEMNDE Yüksek yargy kuatma, yarg reformuyla resmen balyor 26 PKK’NIN YAN KURULUU ‘MEYADER’LE ORTAKLIK Analar “buluturan” Öztürk’ün AKP ilikisi 27 SAYAÇ HALESN 6. VE 7. SIRADAK FRMALAR ALDI BEDA, usulsüz ihaleyle 1 milyon TL zarar etti 28 EKONOMİ / EMEK SZLE ALTI AYLIINA ‘ÇÖZÜM’ Çalma Bakanl’ndan isizlere motivasyon! 38 “BEBEK BAKMAYI SEVDLER,  ARAMAKTAN VAZGEÇTLER…” ABD’de isizlik deil, i arayanlarn says azald! 40 K YIL ÖNCE MZALAR ATILDI AMA HÜKÜMET SÖZÜNDE DURMADI Sendikalar grevli toplu sözleme hakk istiyor 44

Ayd›nl›k Yerel Haftal›k Haber Yorum Dergisi 16 AĞUSTOS 2009 Say›: 1152

Sahibi: GÜNEY REKLAMCILIK YAYINCILIK MATBAACILIK ORGANZASYON SANAY ve TCARET LMTED RKET Sorumlu Müdür: Z. Ruhsar enolu Genel Yayn Yönetmeni: Deniz Yldrm Yazileri Müdürü: Özlem Konur Usta Haber Aratrma: Hikmet Çiçek Ankara Temsilcisi: Fikret Akfrat çi-Sendika: Esin Ergenç Turhan Ekonomi: Z. Ruhsar enolu D Haberler: Merve Aksuna Yurt Haberler: Emine Dölek Ariv : Ercan Dolapç Fotoraf : Alpay Tulu Datm-Abone: Ergin Onay Sayfa Tasarm: Melih Yldrm - Mahmut en Teknik Sorumlu: Mutlu Selçuk BÜROLAR stanbul: Gizem Erturul Koç, Ufuk Akkaya, Serkan Koç, Meral Akkaya, Veli Sivasl, Sare Bakolu, Teoman Alili, Önder Öztürk, Hakan Eröz, Naci Eri, Didem Öztürk, Can Karadut, Anl Tanercan Ankara: Levent Ak, Murat Arsoy, Umut Albayrak, Can Özçelik, Bülent Akbua, Sabri Kara, Murat Karabulut, Didem Özder zmir: Teoman Alver, Hayati Özcan, Ali Karlayan, Belma Yücel, enol Cark Adana: Erkan imek Antalya: Devrim Akn Karasoy Burdur: Fatih Özcan Çanakkale: Zuhat Yoku Hatay: Hüseyin Güler, Mansur Erk Isparta: Bora Tüfekli Kayseri: Ekrem Demir

TOPLUM MEYDANIN ADINA SAHP ÇIKALIM Gerçek ad Taksim Cumhuriyet Meydan 48 YÜRÜTMENN PTALYLE TARTIMA BÜYÜDÜ AKM ticari unsurlar eklenerek, özelletirilmek isteniyor! 50 BR DEVRMC ÖRETMEN SIDIKA AVAR ‘Da Çiçekleri’nin bitini Cumhuriyet ayklad 52 KALDIRIM, KABLO, DOALGAZ HATTI AYNI ANDA DETRLNCE... Bakent’te caddeler antiyeye döndü 54 KİTAP ÇÖZÜME YÖNELK LK CDD ARATIRMA Ziya Gökalp’in Atatürk’e sunduu Kürt raporu 56 SEDEN KIZILTUNÇ’LA ‘HERGELEKON’ ÜZERNE Ergenekon davas sahnenin tozunu yuttu 58 SEDEN KIZILTUNÇ’TAN EVRENSEL BR KABARE… “Hergelekon” 60 SPOR / PERDE ARKASI 64 YAZILARIYLA

DOU PERNÇEK 2 KUTBAY NAC AYDIN 15 HKMET ÇÇEK 34 ARSLAN BAER KAFAOLU 39 YILDIRIM KOÇ 41 HÜSEYN MACT YUSUF 45 FKRET OTYAM 55 ULE PERNÇEK 62 ÖNEY OLCAYTU 63

Kahramanmara: Cafer Sincer Krkkale: Hasan enses Mersin: Yusuf Çelik Mu: Cevat Dani Ordu: Namk Canik Samsun: Srr Turan Siirt: Haydar Evin Sivas: Hakan Sertan Tokat: Ali Yönel Zonguldak: Nazm Ayarolu Avrupa: Ali Mercan

ABONE KOULLARI

ADRES VE TELEFONLAR

Almanya; A. Aslandoan, Postbank Essen 837 839 437, BLZ: 36010043

Yönetim Yeri: Alemdar Mah. Divanyolu Caddesi Erçevik han No: 54/311 Sultanahmet, Eminönü-STANBUL Tel: (0212) 520 04 94 E-posta:aydinlik@aydinlik.com.tr http://www.aydinlik.com.tr OFSET HAZIRLIK VE DAITIM ORGANZASYON Toros Yaynclk Yapmclk Matbaaclk Reklamclk ve Turizm Organizasyon Sanayi ve Ticaret Ltd. ti. Tel ve Faks: (0212) 251 51 22 stiklal Caddesi, Deva Çkmaz 7/3 Beyolu- stanbul Ankara: Tel: (0312) 229 52 52 Faks: (0312) 229 15 20 zmir: Tel: (0232) 445 27 26 Faks: (0232) 445 46 64 Mersin: Kuvayi Milliye Cad. Akel merkezi K.4 No: 63 (0324) 3364550 Adana: Fevzi Çnar Tel: (0532) 467 43 27 Almanya: Eylem Demirel Boral-Frankenallee 39, 60327-Frankfurt/M Tel: 0049-69736253 Faks: 0049-6975009310 Cep: 0049-1788547974 e-posta: aydinlikalmanya@hotmail.de ngiltere: Musa Ballkaya Tel: 0044 2085213525 Faks: 0044 2085093069 Cep: 0044 7961953300

Hollanda; Av. Mahir Önel

Azerbaycan: Agil Alesger Tel: 0099 412 409 66 65

Basld Yer: Rotamat Basn Yayn Limited irketi Turgut Özal Cad. No: 117/B Çelik-Yenal Endüstri Merkezi kitelli-STANBUL

DAITIM: Turkuvaz Datm Pazarlama A Yurtd abone:

Tel: 0031640184484 sviçre; Gülay Snac Tel: 0041 32 724 58 54 Cep Tel: 0041 76 302 39 51 e-posta: gulaysinaci@romandie.com, gulay_sinaci@hotmail.com Banque cantonale neuchâteloise, compte no 1003.00.73.3 ABONE BEDEL

6 Aylk

Yllk

90

180 TL

TÜRKYE AVRUPA

70

SVÇRE

120

ABD VE UZAKDOU

75

125 Euro 230 Fr. 150 Euro

AVRUPA SATI FYATI: Avrupa 2.5 Euro, sviçre 5 Fr.

Aydnlk’ta yaymlanan yazlarn iktibas hakk sakldr. ISSN 1301-6579

Ayd›nl›k Bas›n Meslek ‹lkelerine uymay› taahhüt eder

letiim/Abone Tel-faks: (0212) 251 51 22 e-posta: dagitimabone@aydinlik.com.tr

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

1


BAŞYAZI

İki resim iki seçenek TATVAN KAYMAKAMI’NIN RESMİ

Birinci resim, Tatvan Kaymakamı’nın resmidir. Çaresiz, acz içinde oturuyor. Sağında ve solunda DTP milletvekilleri, Tatvan Belediyesi yöneticileri ve kentin eşrafı ayakta, PKK için saygı duruşundalar. Bütün gazetelerde yayımlanan DOĞU PERİNÇEK bu fotoğraf, sözde devletin Güneydoğu’daki halini yansıtıyor. Otoritesi yerle bir olmuş. Bırakalım dağı, kentin merkezinde, bir resmi törende bile sözü geçmiyor. Orada bölücü örgütün borusu ötüyor. Bu tür fotoğraflar o kadar yaygın ki. Örneğin Güneydoğumuzun 57 belediye başkanı, Diyarbakır’da “Kürdistan’da irade Abdullah Öcalan’dır” yazılı bir pankartın önünde poz veriyor. Kandil Dağı görüntülerine, artık Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik alanında sık sık rastlanıyor. BİSMİL VE AKÇAKALE KÖYLÜLERİNİN RESİMLERİ

İkinci resimde, Bismil’in Arslanoğlu köylüleri var. Farketmez Akçakale’nin Öncül köylüleri de olabilir. Bu görüntüler de Güneydoğu bölgemizden. Yoksul Kürt ve Arap köylüleri, ellerinde Cumhuriyetimizin bayrakları ve Atatürk posterleriyle toprak ve özgürlük mücadelesi veriyorlar. Diyarbakır Bismil’in Arslanoğlu köyü, adını kendi kararıyla Cumhuriyet köyü olarak değiştirmiş. Şanlıurfa’nın Akçakale Öncül köylüsü de, yine kendi kararıyla Ulusal Köy adını almış. İkinci resimde otorite özgür köylünün! Cumhuriyet’e bağlılık, milletin birliği ve vatanın bütünlüğü çiğnetilmeyen değerler! Özgürlük mücadelesi veren yoksulun elinde Cumhuriyet bayrağı yükseliyor. DAĞILMA VE BİRLEŞME SEÇENEKLERİ

Bu iki fotoğraf, Türkiye’nin önündeki seçenekleri yansıtıyor. Tatvan Kaymakamı’nın fotoğrafında, Küçük Amerika sürecinin sonunda yıkılan milli devlet, bölünen millet ve dağılan Cumhuriyet değerleri görülüyor. Ancak Güneydoğu manzarası bundan ibaret değil. Gözümüzü Bismil Cumhuriyet köylülerine ve Akçakale Ulusal köylülerine çeviriyoruz, yüreğimize bir rüzgâr doluyor. İşte “kimsesizlerin kimsesi” olan Cumhuriyet’in gerçek 2 G Ayd›nl›kG 16 AUSTOS 2009

sahibi olan kimsesizler! Yıllardır sesleniyorlar, duyuyor musunuz: “Yıkılsın ağalık, yaşasın Cumhuriyet!” “Köylüye toprak, millete birlik, vatana bütünlük” İşte “Kürt Açılımı” dediğin böyle olur! İşte “Çözüm” diye buna denir! Özgür Cumhuriyet yurttaşı olmak için ayağa kalkan yoksul köylülerimiz, yarım kalan Atatürk Devrimi’ni tamamlayacak halk gücünün öncüleri olarak Türkiye’nin umudunu temsil ediyorlar. AKP + PKK İTTİFAKI SEÇENEĞİ

Tatvan’daki fotoğraf, AKP + PKK ittifakının yarattığı tablodur. ABD hegemonyası altında devletçiklere bölünmüş bir coğrafyanın habercisidir o görüntü! AKP’nin “Kürt Açılımı” dediği, işte o fotoğrafın hukuka geçirilmesidir. ABD’nin 1991 yılında Irak’ı bölmesinden sonra adım adım gerçekleştirilen fiilî durum, yeni anayasayla ve diğer kamu yönetimi yasalarıyla hukuki durum olacaktır. Özetle milli devleti bitirme iddiasının son noktası konacak! Türkiye Cumhuriyeti, mafyalaşan parababalarının, tarikatların ve Gladyo’nun diktası altında devlet olarak kalamazdı ve işte devletin dağıldığını görüyoruz. ABD, bu yıkımı 2002 yılından beri AKP + PKK ittifakını kullanarak gerçekleştirdi. Öncesine girmiyoruz. O Tatvan fotoğrafları, artık Türkiyemizin muhafaza edilecek bir Devrimci Cumhuriyeti’nin bulunmadığını beyinlerimize çakmaktadır. Türkiye devleti ve toplumu, ya Atatürk Devrimi temelinde yeniden kurulacaktır veya esir olacak ve Ortaçağ kuyularına yuvarlanacaktır. BİSMİL VE AKÇAKALE’DE DEVRİMCİ CUMHURİYET SEÇENEĞİ

Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden kuracak olan, örgütlü halktır. En başta Türkiye’nin işçileri, emekçileri, yoksulları, esnafı, zanaatkârı ve onlarla birlikte elbette milli sanayici ve tüccarı. Bunlara “sınıf” denir. Hepsi milli sınıflardır! Düşman, işte bu halkı etnik ayrılıkçılıkla, cemaatçilikle bölmektedir. Bismil’in Kürdü ve Akçakale’nin Arabı, ellerinde ayyıldızlı al bayraklarla bölünmenin karşısına dikiliyorlar. Üzerlerine ne hazindir ki jandarma gönderiliyor. Ağaların adamları, kahraman köylülerimizi katlediyorlar. AKP’nin kaymakamları ve jandarma katili yakalamıyor; koruyor; köyü yakanları seyrediyor. Tam da Atatürk’ün Büyük Nutuk’ta ve Bursa Nut-


ku’nda anlattığı “ahval ve şerait!” Ancak bizim Atatürk Cumhuriyetimiz de, İngiliz’in bölücü kışkırtmalarına, Padişahın zaptiyesine karşı savaşarak kurulmadı mı? BÖLÜCÜNÜN ADAMI VAR DA CUMHURİYET’İN KÜRDÜ YOK MU?

Var! İşte Bismil ve Akçakale fotoğrafı, bu “var” cevabını resmediyor! Cumhuriyetin Kürdünü Şırnak’ta, Van’da, Çat’ta, Tunceli’de, Mardin’de, Batman’da, bütün Güneydoğu’da bulabilirsiniz! Onlar, sizi çağırmaktadırlar onyıllardan beri! İşçi Partisi, hep onların bir parçası olduğu için vurulmuştur, kırılmıştır, duvarların içine atılmıştır. İşçi Partisi de var! Bismil ve Akçakale fotoğrafları, bu ikinci “var”ın resimleridir aynı zamanda. O Cumhuriyet mitinglerine koşan milyonlar öğrenmelidir: Bu savaşı kazanmak için, Kürdümüzü emperyalistlere ve bölücülüğe kaptırmayacağız; Kürdümüzü kazanacağız! Bu, Cumhuriyet’in farzıdır! Denklemleri, tarihi koşullar belirlemiştir: Türk eksi Kürt = Yıkım. Türk artı Kürt = Devrimci Cumhuriyet. Peki Cumhuriyetçilerimiz bilmiyor mu bu denklemi? İşçi Partisi dışında bilmiyor, gerçek budur! Tandoğan, Çağlayan, Gündoğdu, Manisa, Çanakkale, Samsun mitinglerinden sonra o “Cumhuriyetçilerimiz”, Diyarbakır mitinginde İşçi Partisi’ni niçin yalnız bıraktılar? Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt, Diyarbakır mitingimizin bir gece öncesinde, o büyük birleşmeyi hedef alan bildiriyi niçin yayımladı? Şırnak’tan, Siirt’ten kalkacak otobüslerin önü yukardan emirle niçin kesildi? Diyarbakır’da Türk bayrağını yükselten kitle büyümesin diye mi? Ama yine o özgürlük isteyen Kürt köylümüz doldurdu İstasyon Meydanı’nı. Açık konuşalım! Kimi Cumhuriyetçilerimize göre, “Diyarbakır başka bir coğrafyadır; oranın toplumsal yapısı başkadır.” Bize aynen böyle söyleyenler oldu. Nasıl PKK’nın dilinde Türklerden “onlar” diye söz ediyorlarsa, Tatlı Su Cumhuriyetçileri de Kürtlere “onlar” demiyorlar mı? “Onlar bizim kardeşimizdir” denirken bile, Kürt başkasıdır! Bunu kabul etmiyoruz!

İşçi Partisi’nin “Yurtta Barış Ortadoğu’da Barış” Programı diyor ki: “Türk de biziz, Kürt de biziz. Hepimiz Türk milletiyiz.” Kürdümüz, “onlar” değildir; “biz”dir! Bu formülleri, bilinçlerimize çivilemeliyiz! BUGÜN DAĞA NASIL ÇIKILIR

Güneydoğu’da AKP ve PKK, birbirinin seçeneği değildir. İkisi birliktedir. İkisinin ipleri de Obama’nın ellerindedir. AKP + PKK ittifakının seçeneği, Devrimci Cumhuriyet’tir; daha somut konuşalım; Bismil ve Akçakale örneğinde filizlenen özgürlük mücadelesidir. CHP ve MHP, AKP + PKK ittifakının Kürt Açılımı’na karşı çıkıyor, iyi! Ancak tutuculuk bayrağı altında! Tutuculuk, bölünmenin çaresi değildir. MHP, Türkiye bölündükten sonra mı “dağa çıkacak”tır? Dağa çıkacak adam, bugün devrimci bir tavır alır. İşçi Partisi, ABD güdümlü AKP+ PKK ittifakının karşısına Cumhuriyet devrimciliğiyle çıkıyor. Cumhuriyet devrimciliği, tutuculuk değildir; bugün devrimci olmaktır! Bu çizgi, Türkiye’yi yeniden birleştirir; milleti birleştirir; milli devleti ve özgür toplumu yeniden kurar. Dağa çıkmaya gerek yok, bugün Bismil’in, Akçakale’nin köylüsüne sahip çıkalım. Onları AKP iktidarına ve ağalara ezdirtmeyelim, Kürdümüze uygulanan her haksızlığın, her eşitsizliğin karşısına dikilelim, Kürdümüzü ABD’ye, AB’ye kaptırmayalım! İşte günün dağa çıkma programı budur! CHP’yi, MHP’yi, bütün Cumhuriyet güçlerini bu programa çağırıyoruz. Kürdümüze uzaktan el sallamayı bırakalım, onu eylemli olarak bağrımıza basalım! TÜRKİYE’Yİ ARTIK ANCAK DEVRİM BİRLEŞTİRİR

Herkes çok yakında anlayacaktır: Türkiye, Atatürk Devrimi’ni sürdüremediği için bölünüyor! Bu tehlikeyi 1930’ların Kemalist Devrimcileri görmüşlerdi. “Cumhuriyet Ortaçağ ilişkilerine kılıcını indiremezse, orada ayakta kalamaz” saptamasında bulunmuşlardı. Türkiye, önümüzdeki süreçte devrim yapamazsa, bölünür! Veya! Türkiye, bölünürken devrim yapar ve yeniden birleşir. Türk ve Kürdü devrim birleştirmişti; yine ancak devrim birleştirir. Bağımsızlık devrimi! Ortaçağ’dan kurtulma devrimi! Halkımız da, Türk Silahlı Kuvvetlerimiz de devrimle birleştiğimizi ve şimdi yine devrimle birleşebileceğimizi öğrenecektir; anlayacaktır. Umarız çok şey yitirmeden! Bize gelince, görev başındayız ve görevimizi yaparız!G www.doguperincek.info www.doguperincek.com.tr

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›kG 3


KAPAK

2002Özkökdarbesi Asl darbeyi, 2002 ylnda Fethullahç gladyo yapt. Darbecilerin iki hedefi vard: TSK’nin komuta kademesine müdahale ve Ecevit hükümetinin devrilip yerine AKP hükümetinin oturtulmas. Komuta kademesinin yönettii, çi Partisi’nin içinde yer ald sözde “darbeci” Ergenekon örgütü kurgulanp piyasaya sürüldü… u öyle bir darbeydi ki, TSK komuta kademesi darbecilikle suçlanarak yıpratılırken Ecevit iktidarı da zayıflatılıp yıkılacaktı. Ecevit iktidarı kısa zamanda yıkıldı, TSK’yı ve ulusalcı güçleri yıpratma faaliyeti Ergenekon tertibiyle 2000’li yılların sonuna kadar devam ettirildi.

B

ÖZKÖK’ÜN İTİRAFI

Org. Hilmi Özkök’ün Ergenekon savcılarına verdii ifade, sorulan sorular ve yanıtlarının 3. Ergenekon ddianamesine temel dayanak yapılması adeta suçun itirafı niteliinde. Org. Özkök ifadelerinde, hiçbir kanıta dayan-

4 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

maksızın Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademelerini zan altında bırakıyor. Sözde “darbe” suçlamalarıyla Türk Ordusu’nu baıbozuk bir yapı, suç örgütü gibi gösterme gayreti ifadesinin satır aralarına sinmi. Ergenekon 3. ddianamesi’nde tanık olarak savcılara ifade veren Org. Hilmi Özkök “MT Müstearının zaman zaman tarafına bazı bilgiler ve kayıtsız belgeler verdiini ancak hatırladıı kadarıyla kendisine ‘Ergenekon’ olarak sözü edilen örgütle ilgili arivlere geçecek mahiyette kayıtlı bir evrak verilmediini” söylüyor. Ancak mahkeme dosyasına giren yazımalar

incelendiinde gönderilen belgelerin “kayıtlı” olarak gönderildii anlaılıyor. Peki, Org. Özkök 10 Temmuz 2003’te kayıtlı ve üst yazıyla kendisine iletilen “Ergenekon eması” ve belgelerini neden kayıtlara geçirmedi? NEDEN RESMİ DEĞİL!

2002’de MT’in belge ve eması resmi ileme sokulamazdı. Çünkü Ecevit henüz hükümetteydi, Org. Kıvrıkolu da Genelkurmay Bakanı. MT yöneticileri, 2001 yılı Mart ayından beri ellerinde bulunan bu “belge ve bilgiler”i zamanın Babakanı Bülent Ecevit’e ve o dönem Genelkurmay Bakanı olan Orgeneral Hüseyin Kıvrıkolu’na göndermedi. Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Bakanı olmasını beklendi. Çünkü Ergnekon “eması, belgeler ve kitapçık” açıktan suç delili.


2002 DARBESİ

2002 koulları hatırlandıında; DSP dıarıdan müdahaleyle Kemal Dervi ve smail Cem üzerinden parçalanıyor… Erken seçim tuzaı kurulmu, ancak seçim kararı henüz alınmamı. Kısa bir süre sonra Yüksek Askeri ûra toplanacak. Babakan Ecevit, yaklaan Körfez Harekâtı nedeniyle Org. Hüseyin Kıvrıkolu’nun Genelkurmay Bakanlıı süresini uzatmak istiyor. Org. Kıvrıkolu, bu öneriyi kabul etmiyor; ancak Org. Hilmi Özkök’ün “irticaya karı yumuak tutumu” nedeniyle Genelkurmay Bakanı olmasını istemiyor ve Org. Aytaç Yalman’ın Genelkurmay Bakanlıı’nı öngören bir plan yapmı. te bu koullarda MT yöneticileri, CIA ile ibirlii yaparak hazırlattıkları veya en azından hazırlanmasına katıldıkları Ergenekon belgelerini resmi olmayan yollardan servise koyuyorlar. CIA ve MT, bu kurgu ve uydurma belgelerle, ABD’nin Irak saldırısı öncesinde Türk Ordusu’nun terfi sistemine müdahale ediyor.

ECEVİT VE SEZER’E ULAŞTIRILAN SÖYLENTİLER

Bu belgelere dayanılarak dönemin Babakanı Ecevit’e “Orduda Ergenekon denen bir örgütlenme var. Bu örgütlenmenin baında Org. Kıvrıkolu ve Org. Karadayı, daha dorusu komuta kademesi bulunuyor. çi Partisi, bu örgütlenmenin siyasal düzlemdeki kanadını oluturuyor”

biçiminde uydurma bilgiler sözlü olarak servis edildi. DSP’li bakan ve milletvekilleri bu gelimeyi çeitli yerlerde konuarak doruladılar. çi Partisi Genel Bakanı Dou Perinçek konuyla ilgili Gladyo ve Ergenekon kitabında unları yazıyor: “Erken seçim kararı alındıktan sonra Babakan Ecevit’in bana yazmı olduu 6 Eylül 2002 günlü mektubun iç-

DARBE NASIL HAZIRLANDI • Tuncay Güney’e Haziran 2000’de 10 yllk ABD vizesi verildi. Temmuzda New York’a gitti ve dönüüyle Ergenekon tertibi için dümeye basld. • 2001 Mart ba Tuncay Güney’e ifadeler yazdrld. Tuncay Güney’e “Ergenekon demek TSK demektir” ifadesi verdirildi. • 3 Temmuz 2002’de Tuncay Güney “mülakat” imzasz bir mektupla MT’e ulatrld. • 2002 yl boyunca Tuncay Güney’in ifadeleri ve emalar DARBE’de gayri resmi olarak kullanld. MT, 2001’de kendisinde olan ve bu süreçte hazrlad emay ve belgeleri Genelkurmay’a göndermek için iki yl bekledi.

ÖZKÖK DARBESİNİN HEDEFLERİ 1. Ecevit hükümetinin devrilmesi. 2002 koullar hatrlandnda; DSP dardan müdahaleyle Kemal Dervi ve smail Cem üzerinden parçalanyor, erken seçim tuza kurulmu, ancak seçim karar henüz alnmam. Ecevit`in ölümüne kadar en yaknndaki isim olan DSP zmir Milletvekili Recai Birgün, 16 Nisan 2009 tarihinde Sabah gazetesinde yaymlanan demecinde öyle diyordu: “57. hükümet döneminde Ecevit’i siyasetten uzaklatrma operasyonlar yapld. DSP ikiye bölünmü, iktidar devrilmitir. Darbe yapldn 2002’den bu yana iddia ediyorum!”

2. Genelkurmay Bakan Hüseyin Kvrkolu’nu etkisizletirme. 2002 Austosunda Yüksek Askeri ûra toplanacak. Babakan Ecevit yaklaan Körfez Harekât nedeniyle Org. Hüseyin Kvrkolu’nun Genelkurmay Bakanl süresini uzatmak istiyor. Org. Kvrkolu, bu öneriyi kabul etmiyor, ancak Org. Hilmi Özkök’ün “irticaya yumuak tutumu” nedeniyle Genelkurmay Bakan olmasn istemiyor ve Org. Yalman’n Genelkurmay Bakanl’n öngören bir plan yapm. te bu koullarda MT yöneticileri, CIA ile ibirlii yaparak hazrlatt veya en azndan hazrlanmasna katldklar Ergenekon belgelerini resmi olmayan yollardan servise koyuyorlar. CIA ve MT, bu kurgu ve uydurma belgelerle, ABD’nin Irak saldrs öncesinde Türk Ordusu’nun terfi sistemine müdahale ediyor.

3. Tayyip-Gül ikilisini hükümet koltuklarna oturtmak. Yasalar çinenerek Mart 2003’te Tayyip Erdoan babakan yapld. Milletvekili seçilme hakk bile olmayan, kanunlara göre parti üyesi ve parti genel bakan olma hakk bulunmayan Erdoan’la Çankaya’da hükümet kurma konusunda yaplan görüme 2002 Darbesi’nin devam olarak 7 Kasm 2002’te sahneye koyuldu. Yaplan görümenin ardndan dönemin Cumhurbakan Ahmet Necdet Sezer “ülkenin gelecei için tek parti iktidar ve tek muhalefet döneminin hayrl olmas temennisinde” buluyordu. 15 Kasm 2002’de Erdoan, Genelkurmay Bakan Hilmi Özkök ile Genelkurmay Bakanl’nda görütü. Ahmet Necdet Sezer 17 Kasm’da 58. Cumhuriyet hükümetini kurma görevini Abdullah Gül’e verdi. Uluslararas haber ajanslar, AKP Genel Bakan Yardmcs’nn bat yanls bir kii olduuna dikkati çekiyordu.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

5


erii de, Ergenekon tertibinin etkilerini anlamamıza yardımcı oluyor. Ecevit’e hem telefonla, hem de bir mektup yazarak, Org. Karadayı ve Org. Kıvrıkolu’nun da bulunduu milli ahsiyetleri bir araya getirerek, ulusal solu temsil eden bir iktidar seçenei oluturma önerimizi bildirmitim. Ecevit, bana mektupla verdii cevapta ‘ulusal birlik konusunda çok duyarlı’ olduklarını, ancak bunu ‘demokratik hukuk devleti kuralları içinde belirlemeye önem verdiklerini’ yazmıtı.

Ecevit’in bu ‘demokrasi’ hatırlatmasıyla 20’nin üzerinde milli ahsiyet arasında iki genelkurmay bakanına gönderme yaptıını o zaman da tahmin etmi ve bu konuyu Ecevit’in bakanları ükrü Sina Gürel ve Zekeriya Temizel dostlarıma da belirtmitim. “Ancak Ergenekon tertibiyle 2008 yılında piyasaya sürülen düzmece askeri darbe senaryolarından sonra imdi daha iyi anlaılmaktadır ki, ABD güdümlü kuvvetler, Cumhurbakanı Sezer’i ve Babakan Ecevit’i Org. Kıvrıkolu’nun baında bulunduu birinci askeri darbe yalanlarıyla etkilediler. Uydurma Ergenekon belgelerinin bu amaçla devreye sokulduunu bugün biliyoruz.” Öte yandan Cumhurbakanı

Ahmet Necdet Sezer’in bu belgelerle ve uydurma senaryolarla yönlendirildii kanıtlarla ortaya çıktı. Zamanın MT Müstearı enkal Atasagun, MT’in Ergenekon eması’nı Cumhurbakanı’na sözlü olarak anlattıını gazetelere açıkladı (Yeni afak, 17 Mart 2009). TERTİPTE KULLANILAN ŞEMA İMHA ETTİRİLİYOR

Org. Özkök 3. iddianame için verdii ifadesinde “Çok çeitli bilgi, belge ve duyumların geldiini, sadece bilgi mahiyetinde okuyup deerlendirdiini, bu nedenle resmi bir ileme koymadıını” açıkça söylüyor. (3. Ergenekon ddianamesi sf. 35) Dönemin Genelkurmay Bakanı, baında bulunduu Türk Ordusu’nun Genelkurmay bakanlarını, gizli yapılanmalar içinde olmakla, sabotaj düzenlemekle suçlayan belgeyi kurumdan gizliyor. Kurum kayıtlarına kaydettirmiyor. Düzenleyenler ya da sözü edilenlerle ilgili hiçbir ilem yapmıyor. Daha sonra yine 3. iddianamede kendi ifadesiyle “bu bilgileri bir süre muhafaza ettirip sonra imha ettirdiini” söylüyor. Yani tertipte kullanılan ema, ilevini yerine getirdikten

MT, “Ergenekon kitapç”n 2003 ve 2006’yllarnda Genelkurmay’a gönderildiini açklad. Aydnlk, 1 Nisan 2001.

Genelkurmay, 16 Ocak 2009’da stanbul 13. Ar Ceza Mahkemesi’ne gönderdii cevap yazs.

6 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

Kemal Dervi, smail Cem ve Hüsamettin Özkan. 2002 koullar hatrlandnda; DSP dardan müdahaleyle parçalanyor…


sonra imha ettiriliyor. Belgeye dayanak oluturan raporların, ilk olarak o dönemdek Yüksek Askeri ura’da tayin ve terfilerde, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesinin belirlenmesinde ve Hilmi Özkök’ün Genelkurmay Bakanı olabilmesinde ‘özel amaç’la kullanıldıı anlaılıyor. Arkasından 4 Temmuz 2003 günü Süleymaniye’de Türk subay ve astsubaylarının baına ABD silahlı birlikleri çuval geçiriyor. te bu ortamda MT devreye giriyor. Altı gün sonra “ema” Özkök’e gönderiliyor. Daha sonra Türk Ordusu’nun ve özellikle Özel Kuvvetler Komutanlıı’na balı birliklerin Kuzey Irak’taki

varlıına son verilmesinde bu belgelerin ilevi ortaya çıkıyor. MİT, “ÖZKÖK’E SUNDUK” DİYOR GENELKURMAY İSE BULAMIYOR

stanbul 13 Aır Ceza Mahkemesi’nin 28 Kasım 2008 tarihinde ilgili kurumlara yazdıı yazı üzerine; MT “Ergenekon kitapçıı”nın 2003 ve 2006’da Genelkurmay’a gönderildiini açıkladı. Genelkurmay, 16 Ocak 2009’da cevapladıı yazısında ise , “2006’da gönderilen var. 2003 yılında gönderilen ise kayıtlarda mevcut deil” açıklaması yaptı. Dosyanın nasıl olup da Genelkurmay Bakanlıı’nın kayıtlarına girmedii ortaya çıkan tabloda anlam kazanıyor.

Aydınlık’tan Hilmi Özkök’e sorular Aaıdaki soruları 12 Austos tarihinde, Org. Hilmi Özkök’e sözlü olarak ulatırdık ancak yazılı göndermek için faks numarası alamadık. Dergimiz baskıya gidene kadar herhangi bir cevap gelmedi. Sorularımızı aynen yayımlıyoruz. Sayın Hilmi ÖZKÖK E. Genelkurmay Bakanı Ergenekon soruturması kapsamında savcılara tanık sıfatıyla verdiiniz ve 3. iddianamede yer alan ifadenizde, “Görevli olduunuz dönemde MT Müstearı’nın zaman zaman tarafınıza bazı bilgiler ve kayıtsız belgeler verdiini; ancak hatırladıınız kadarıyla size ‘Ergenekon’ olarak sözü edilen örgütle ilgili arivlere geçecek mahiyette kayıtlı bir evrak verilmediini” söylüyorsunuz. MT’in stanbul 13. Aır Ceza Mahkemesi’ne gönderdii belgelere göre ise; MT, Tuncay Güney’in anlatımlarına dayanarak hazırladıı emayı, Genelkurmay Bakanı olduunuz dönemde, 10 Temmuz 2003 tarihinde, size “ÇOK GZL” ibareli bir önyazı ile resmi olarak gönderiyor. Buna göre, aaıdaki sorularımızı yanıtlamanızı rica ederiz.

İKİ YIL BEKLETTİLER

MT “Ergenekon Yeniden Yapılandırma” ve “Lobi” belgelerinin kendilerine 3 Temmuz 2002’de imzasız bir mektupla ulatırıldıını söylüyor. Oysa “yeniden yapılandırma” belgesini Fehmi Koru, Taha Kıvanç kod adıyla 30 Nisan-1 Mayıs 2001 günlerinde, yani bir yıl önce Yeni afak’ta köesinde yazmıtı. MT, açık istihbarat yoluyla belgelerin varlıını saptamı olmalıydı. “ema”nın Özkök’e verildii tarih: 10 Temmuz 2003! MT, 2001’de kendisinde olan ve bu süreçte hazırladıı emayı ve belgeleri Genelkurmay’a göndermek için iki yıl bekliyor. MT’in elinde tutulan bu belgeler, ne oldu da iki yıl sonra emalatırılarak devreye sokuldu? Cevaplanması gereken bir baka önemli soru u: Söylentiler biçiminde dolatırılan bilgileri 2003 Temmuzunda resmen Genelkurmay Bakanı Hilmi Özkök’e gönderen MT yöneticileri, neden aynı bilgileri içeren belgeleri dönemin Cumhurbakanı A. Necdet Sezer’e iletmemilerdir?G

M Doğu Perinçek, “Gladyo ve Ergenekon kitabnda 2002 Darbesini ayrntlaryla ele alyor.

- Resmi belgeye neden “gayrı resmi” diyorsunuz? - MT’te kayıtlı olan bir belgeyi neden Genelkurmay kayıtlarına geçirmediniz? - Gönderilen belgenin “arivlere geçecek mahiyette olmadıını” söylüyorsunuz. emayla gönderilen “ÇOK GZL” ibareli, 3 sayfalık ön yazıda ise “Yönlendirilmi, organize bir faaliyet”ten söz ediliyor. “Yönlendirilmi, organize bir faaliyete” ilikin belgeler, arivlere geçecek mahiyet taımamakta mıdır? - MT tarafından gönderilen yazıyı ve belgeleri gayrı resmi olarak kimlere ilettiniz? - Bu belgeleri Ecevit Hükümeti’ni devirip Tayyip Erdoan’ları iktidara getirmek için kullandıınız belirtiliyor. Bu konuda ne diyorsunuz? - Bu belgeler, 10 Temmuz 2003’ten sonra Türk askerinin Kuzey Irak’tan çekilmesinde kullanıldı mı?

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

7


TÜRK ORDUSU’NU BAIBOZUK, SUÇ ÖRGÜTÜ GÖSTEREN FADE

Hilmi Özkök’ten açık itiraflar… Org. Özkök, ifadesinin bir yerinde “Gazeteciler vastasyla hükümet görevlilerine haber iletmeyi ho karlamadn, yüz yüze görümeyi tercih ettiini, bilindii gibi Bat Çalma grubu gibi baz uygulamalarn yapld iddialarnn bulunduunu, kendi zamannda da bu tür uygulamalarn sonlandrlmas gerektiini düündüünü ve uygulamadan kaldrttn” öne sürüyor. rg. Özkök, Savcı Zekeriya Öz ile 25 Nisan 2009’da zmir Adliyesi’nde bulumu, “tanık” sıfatıyla sekiz saat boyunca ifade vermiti. Hilmi Özkök’ün ifadesi, 3. iddianamede suçlamaların temel dayanaklarından biri olarak ve savcıların özetledii biçimiyle yer aldı. fadenin önemli bölümlerini ara balıklar bize ait olmak üzere sunuyoruz:

O

ERUYGUR, ERSÖZ VE UĞUR’U UYARMIŞ!

Hilmi Özkök’ün tanık sıfatıyla Cumhuriyet Basavcılıımızca alınan ifadesinde; …Birçok kez ihbar, mektup, CD ve benzeri bilgilerin kendisine ulatıını, zaman zaman da toplantılarda bu konuları açıkça gündeme getirmeksizin üstü kapalı mesajlarla bu hususları dile getirdiini, O günlerde, özellikle kamuoyunda Jandarma stihbaratın yasal olmayan dinlemeler yaptıına ilikin deerlendirmelerin olması ve bu yönde gelen duyumlar üzerine Jandarma Genel Komutanı ener Eruygur’a stihbarat Daire Bakanı ile Teknik Daire Bakanını yanına göndermesini söylediini, stihbarat Daire Bakanı Levent ERSÖZ ile Teknik Daire Bakanı olan Hasan Atilla UUR’a makamında Jandarma tekilatının elinde teknik takip ve dinlemeler konusunda ciddi imkan ve kabiliyetlere sahip olduklarını, bu ilemlerin yasal çerçevede yapılması gerektiini söyleyerek kendilerini bu konuda uyardıını ve ayrıca bu ilemlerin nasıl yapıldıı ile ilgili kendilerinden bilgi aldıını, buradaki temel amacının ayet yasal olmayan dinlemeler yapıl8 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

makta ise kendilerini bu konuda uyarmak olduunu, “MUHTIRAYA İZİN VERMEM”

“Genelkurmay Bakanlıı yaptıınız dönem içersinde görev yapan Kuvvet Komutanlarından dönemin yürütme organına yönelik muhtıra verilmesi yönünde telkin ya da teklifte bulunan oldu mu? Oldu ise kimler tarafından, ne amaçla ve nasıl oldu?” eklindeki soruya; 2002 yılının Austos ayında Genelkurmay bakanlıı görevine getirildiini, kısa bir süre sonra iktidar partisinin deitiini, ura toplantıları öncesinde adet gerei Orgenerallerin Ankara’ya geldiklerini ve orda çeitli toplantılar yapıldıını, bu toplantılarda ura’da görüülecek konular ile TSK ile ilgili çeitli konularda görü alı verii yapıldıını ve aralarında müzakere ettiklerini, iktidara yeni gelen parti ile ilgili olarak geçmiteki bazı söylemleri sebebiyle çekincesi olanların açık açık fikirlerini beyan ettiklerini, usul olarak en kıdemsizden baladıı için hepsinin görülerini aldıktan sonra kendisinin de görülerini belirttiini, herkesin ahsi görüünün yanında kimsenin, kendi yanında muhtıra verme eklinde bir teklifte bulunamayacaını, kendisinin de böyle bir eye fırsat vermeyeceini… “AYIŞIĞI VE YAKAMOZ’DAN HABERİM VARDI”

“…Sarıkız, Ayııı, Yakamoz ve Eldiven isimli darbe planlarından bilginiz oldu mu? Oldu ise bu darbe planlarını kim ya da kimlerin hangi maksatla hazırladıını örendiniz mi?” eklindeki soruya; darbe planlarından sade-

Hilmi Özkök: Bu hükümetin şeriat getireceğine inanmyorum. ce “Ayııı” ve “Yakamoz” kod isimli darbe planlarından 2004 yılı bahar ayları içersinde haberinin olduunu, bu bilgilerin kendisine bir slayt sunumu eklinde geldiini, geldii zamanda söylentilerin azaldıı zamanlar olduunu, “Eldiven” kod isimli darbe planını ve Cumhuriyet Çalıma Grubunu duymadıını, Bu slaytlar kendisine geldiinde isimleri geçen kiilerden bazılarının emekli olacaklarını, bu bilgilerin kendisine ilk geldiinde karargahtaki arkadalarıyla dahi paylamadıını, çünkü bazı eylerin üyu vukuundan beter olduunu, … Özellikle “Ayııı” ve “Yakamoz” olarak isimlendirilen darbe planları yapıldıı yönünde 2004 yılının bahar aylarında gelen duyum üzerine, ener Eruygur’a Genelkurmay makamında olduu bir sırada kendisi-


ne böyle bir plan ve çalıma olup olmadıını sorduunu, ener Eruygur’un da böyle bir çalıma olmadıım söylediini, ancak bunlara ramen özellikle sık sık gazetecilerin, rektörlerin Jandarma Genel Komutanlıına çaırılarak görüülmesinin yanlı anlaılmalara neden olacaını söylediini ve kendisini uyardıını, “AB ALEHYTARLIĞINA ÜZÜLDÜM”

… üpheli Mehmet ener Eruygur’dan ele geçirilen Özden Örnek’in günlüklerinde 3 Mart 2004 balıı altında “ATO’da yapılan panele tüm kuvvet komutanları eli olarak katıldık. Genelkurmay Bakanı sveç’te olduu, Hava Kuvvetleri Komutanı ise dün ehit olan pilotların cenaze törenine Konya’ya gittii için bu panele katılamadılar. Bu paneli el altından biz tevik ettik. Cokulu ve tatmin edici bir toplantı oldu. Salona girdiimiz zaman katılanlar bizleri alkıladılar ve ‘Cumhuriyetin Koruyucular’ diye slogan atmaya baladılar.” “Dier bir konuda Genelkurmay Bakanı Kara Kuvvetleri Komutanı ile görüürken ‘Hilafetin kaldırılması ile ilgili törenlere niçin gittiniz, bana sveç’e sorabilirdiniz’ demi. Bu adamla bizim aynı düüncede olmamız mümkün deil. Hâlbuki olaylar ondan sonra ne güzel geliti. Kıbrıs konusu ile ilgili yapılan gösteri. Bugün örencilerin Kızılay’da yaptıı YÖK aleyhindeki gösteri hepsi halkın yava yava uyanmaya baladıının delili. Bu hareketler yükü bizim üzerimizden alarak bizim yasal düzende ve demokrasi sınırları içinde kalmamızı salayacakken o bunu anlamıyor ve idrak edemiyor.” eklinde ibarelerin yazılı olduu görülmütür. “03 Mart 2004 tarihinde Ankara da ATO tesislerinde düzenlenen ‘Hilafetin lgası’ isimli panel hakkında bilginiz var mı? Bu panelin Cumhuriyet Çalıma Grubu tarafından düzenlendiini biliyor musunuz? Özden Örnek’in günlüklerinde belirttii gibi Kuvvet Komutanlarının bahse konu panele size sormadan gitmelerine tepki gösterdiniz mi? Panelin düzenlenmesi, destekle-

mesi ve katılım salanmasının amacı nedir? Sizin bu konuda tepkiniz ne oldu?” eklindeki soruya; Toplantının yapıldıı tarihte sveç’te resmi bir ziyarette olduunu, döndüünde böyle bir toplantının olduunu ve bu toplantıda AB aleyhine bazı konumaların yapıldıını sonradan örendiini, ancak böyle bir konumanın yapıldıı yerde Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının bulunmasına üzüntü duyduunu, ancak bu durumu onlara ifade edip etmediini hatırlamadıını, ayrıca kendisi yokken yerine Kara Kuvvetleri komutanının vekâlet ettii için bu tür faaliyetler kendisinin takdiri olduunu, “HÜKÜMETE GAZETELER ÜZERİNDEN MESAJ VERİLDİ”

“… Mustafa Ali Balbay ile irtibatınız var mı? Genelkurmay Bakanlıı bünyesinde irticai faaliyetlerle mücadele eden bir birim var mıdır? Var ise bu birimin görev ve sorumlulukları nelerdir?” eklindeki soruya; Mustafa Balbay ile herhangi bir irtibatının bulunmadıını, gazeteciler vasıtasıyla hükümet görevlilerine haber iletmeyi ho karılamadıını, yüz yüze görümeyi tercih ettiini, bilindii gibi Batı Çalıma grubu gibi bazı uygulamaların yapıldıı iddialarının bulunduunu, Emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkolu paa zamanında kendisinin de 2. Bakan olduunu ve bu uygulamaların bazılarına gerek kalmadıı gerekçesi ile terk edildiini ve kendi zamanında da aynı düünce ile bu tür uygulamaların sonlandırılması gerektiini düündüünü ve uygulamadan kaldırttıını, bu konuda yapılan hususları not almı olabileceklerini, “BELGELERİ İMHA ETTİRDİM”

… üpheli ener Eruygur’dan ele geçirilen dijital verilerde, TSK içersinde darbecilerin yaptıı çalımalardan bilgi sahibi olan bir kiinin Genelkurmay Bakanı Hilmi Özkök’e hitaben yazdıı deerlendirilen iki ayrı bilgi notu ele geçirilmitir. Söz konusu bilgi notu içersinde özetle, Genelkurmay bakanı Hilmi Özkök’le ilgili ortaya atı-

lan dedikodulardan ve bu dedikodular çerçevesinde, Genelkurmay bakanının yıpratılması için özellikle sivil kesimden bata gazeteciler olmak üzere deiik kiilerle yapılan toplantılardan bahsedildii, bu çerçevede Mustafa Balbay ve Bülent B... ile görüüldüünün anlatıldıı, Devamında KK Komutanı ve Jandarma Gn. Komutanının, Hükümete yönelik kullanabilecekleri argümanları oluturmak maksadıyla; Kasım ayında balattıkları bir proje ile kendilerine yakın Ordu ve Kolordu Komutanları vasıtasıyla youn bir çalıma içerisine girdikleri anlatılmı ve bu kapsamda gerçekletirdikleri faaliyetler ayrıntılarıyla anlatılmıtır. Görevli olduunuz dönemde darbeciler ve faaliyetleri ile ilgili size herhangi bir bilgi geldi mi? Geldiyse sizin tavrınız ne oldu?” eklindeki soruya; Görevli olduu dönemde çok çeitli bilgi belge ve duyumların geldiini fakat bunların resmi delil mahiyetinde olmadıklarını, bu nedenle sadece bilgi mahiyetinde okuyup deerlendirdiini, bu nedenle resmi bir ileme koymadıını, bu bilgileri bir süre muhafaza ettirip sonra imha ettirdiini, …beyan etmitir.”G

L Ergenekon Savclar Hilmi Özkök’ün 8 saatlik tank ifadesini iddianameye kendi özetlemeleriyle koydular.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

9


TÜRKİYE TEOMAN ALL HABER YAPTI, ERTES GÜN GÖZALTINA ALINDI

Öcalan’ın güvencesi ‘İkiz İhanet’ Yasaları Abdullah Öcalan’n talepleri BM’nin kiz hanet Sözlemelerine dayanyor. AKP iktidarnn 4 Haziran 2003 tarihinde Meclis’ten geçirerek yasalatrd sözlemeler, “sömürge” altndaki halklara “kendi kaderini tayin” hakk tanyor. Bir baka deyile “ekonomik ve siyasi bamszln salayacak bir devlet kurma” hakk! Tabii, sömürge bahane! Yugoslavya, ayn sözlemeye dayanlarak parçalanmt. lusal Kanal’dan Teoman Alili, Öcalan’ın taleplerini, açıklanmadan bir hafta önce, Amerika Birleik Devletleri’ndeki kaynaklardan aldıı bilgilerle ortaya çıkardı. Alili, talep-

U

Özgür Halk dergisinin 15 Mays 2002 tarihli says. Derginin kapak slogan, “Kürt Halk 2. Lozan’a zin Vermeyecektir”. Sol üst köede ABD, ngiliz, srail ve Yunan bayrakl Haç’n çevresine 12 yldzl Avrupa bayra yerletirilmi… O tarihte kiz hanet Sözlemesi New York’ta imzalanm, ancak henüz Meclisten geçirilememiti. PKK paçay svam, ama dereyi de görmü, belli, birileri vaadetmi…

10 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

lerin, 15 Austos 2000 tarihinde imzalanan kiz hanet Sözlemeleri paralelinde hazırlandıını da gözler önüne serdi. Haberin 10 Austos 2009 tarihinde Ulusal Kanal’da yayımlanmasının ardından, Teoman Alili, Ergenekon savcılarının talimatıyla 11 Austos’ta gözaltına alındı. Böylece, Ergenekon tertipçileri bir kez daha kendilerini ele verdiler. Abdullah Öcalan, Babakan Erdoan’a hitaben 9 Austos günü Fırat Haber Ajansı’nda yer alan ifadelerinde bölücülerin safını ve Ergenekon tertibinin amacını u sözlerle ifade etmiti: “Bu ilerde risk alacaksın. Bu

i öyle risk alınmadan ben urayı kaybederim, urayı kazanırım kaygısı taıyarak yapılamaz. Bu büyük bir sorundur. Risk alınarak, çözüme yönelik kararlı tavır ve davranı içerisinde olunarak sorun çözülebilir. Cesur olunmalı, yoksa bu Ergenekoncu zihniyet hepsini bitirir. Ya darbecilerden, Ergenekoncular’dan yana tavır alacaksınız ya da demokratiklemeden yana tavır alacaksınız.” APO’NUN TALEPLERİ, İKİZ SÖZLEŞMELERLE PARALEL

Birlemi Milletler’de “kiz Sözlemeler” diye anılan sözlemeler, AKP iktidarının 4 Haziran 2003 tarihinde Meclis’ten geçirerek yürürlüe koyduu iki sözleme: “Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlemesi” ile “Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi”. kiz hanet Sözlemesi, ilk olarak 15 Austos 2000 tarihinde Newyork’ta imzalanmıtı. Abdullah Öcalan’ın taleplerinin

Tayyip Erdoan ve Abdullah Gül, Roma’da Katlm Ortakl Belgesi’ni imzalyor (29 Ekim 2004). AB kapsna balanan Türkiye’de, Brüksel’de alnan kararlar uygulana uygulana, kiz hanet Sözlemelerinin artlar olgunlatrld.


açıklanma tarihi de 15 Austos 2009. Baka benzerlikler de var. Bu haber yayına hazırlandıı sırada Abdullah Öcalan beklenen “15 Austos açıklamasını” yapmamıtı. Dergimizi okurken, açıklama büyük olasılıkla yapılmı olacak. imdi, Alili’nin haberine bakalım:

nin kuzey Avrupa ülkelerine gönderilmesi. İKİZ İHANET SÖZLEŞMELERİ- 2

American Kurdish Internatıonal Network (AKIN) isimli düünce kuruluundan sızan bilgiler, Abdullah Öcalan’ın 15 Austos’ta hangi talepleri öne süreceini ortaya çıkardı. AKIN, Kürt Amerikan letiim Örgütü. AKIN’dan sızan ve Rus gazetesi Pravda kaynaklarından alınan bilgilere göre Abdullah Öcalan’ın olası 15 Austos taleplerini aaıda sunuyoruz. Taleplerle kiz hanet Yasalarının ilgili hükümlerini alt alta koyduk, balantı açıkça görülüyor. Öcalan BM’nin kiz hanet Sözlemelerinden güç alıyor:

(Türk devletini, halkların kendi hakkını tayin hakkını uygulama taahhüdü altına sokan hükümler.) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlemesi, 2. Maddenin 1. bendi: “Bu sözlemeye taraf her devlet, bu sözlemede tanınan hakları giderek artan bir ekilde tam olarak gerçekletirmek için, gerekli her türlü tedbiri almayı taahhüt eder.” Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi’nin 2. Maddesinin 1. bendi, yukarıdaki paragrafı “herhangi bir nedenle ayrımcılık yapılmaksızın, kendi toprakları üzerinde bulunan ve egemenlik yetkisine tabi olan bütün bireyler yönünden” ibaresiyle tekrar ediyor. 2. ve 3. bentlerde bu taahhüdün kapsamı daha da geniletiliyor ve ayrıntıları düzenleniyor.

APO’NUN TALEBİ-1

APO’NUN TALEBİ-3

Operasyonların durdurulması, koruculuk ve özel harekât birimlerinin daıtılması.

Irkçılık temelinde ilenen suçların cezalandırılması, bölgede yaanan faili meçhuller ve dier kontr-terör faaliyetlerinin yargılanması.

ÖCALAN’IN TALEPLERİ

İKİZ İHANET-1

(Halklara kendi kaderini tayin hakkını, dolayısıyla ayrılma hakkını ve siyasi statülerini serbestçe belirleme hakkını tanıyan hükümler.) Her iki sözlemede, 1. Maddenin 1. ve 3. bentleri: “1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir. Bu hak vasıtasıyla halklar kendi siyasal statülerini serbestçe tayin edebilir ve ekonomik, sosyal ve siyasal gelimelerini serbestçe sürdürebilirler. “3. Sözlemeye taraf bütün devletler, kendi kaderini tayin hakkının gerçekletirilmesi için çaba gösterir.”

İKİZ İHANET SÖZLEŞMELERİ- 3

(Irk, mezhep, tarikat, cemaat,

BM kiz Sözlemelerinin 1984’te imzalanmasndan alt yl sonra Yugoslavya’da kendi kaderini tayin hakkna dayal ayrlk hareketleri balad… BM yasalar, Yugoslavya Ordusu’nun da elini kolunu balamt. Yugoslavya Federasyon Ordusu, Kosova, Bosna, Hrvatistan ve Slovenya operasyonlarnda kusurlu bulundu... airet vb toplumsal ve dinsel gruplara kendi statülerini belirleme özgürlüünü tanıyan hükümler.) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlemesi, 2. Maddenin 2. bendi: “Bu sözlemeye taraf devletler, bu sözlemede beyan edilen hakların ırk, renk, cinsiyet, din, dil, siyasal veya dier bir fikir, ulusal veya toplumsal köken, mülkiyet, doum gibi her hangi bir statüye göre ayrımcılık yapılmaksızın kullanılmasını güvence altına almayı taahhüt ederler.” Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi’nin 2. Maddesinin 2.

Tayyip Erdoan ve Abdullah Gül Meclis’te (4 Haziran 2003) kiz hanet Sözlemesi oylanrken. Kayglar yüzlerinden okunuyor...

APO’NUN TALEBİ- 2

Dadan inen kadrolara siyasi haklar verilmesi, kendisi için olmasa bile PKK için genel bir affın çıkarılması, kendisinin mahpus koullarının iyiletirilmesi, PKK’nın üst düzey yöneticileri-

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

11


bendinde, yukarıdaki paragrafı kiisel haklar yönünden tekrar ediyor. APO’NUN TALEBİ- 4

Belediyelerin yetkilerinin arttırılması, belediyelerin bölgedeki yeraltı ve yer üstü kaynaklardan yararlanmasının salanması. İKİZ İHANET SÖZLEŞMELERİ- 4

kiz hanet Sözlemeleri halktan, milletvekillerinden, bakanlardan gizlenerek çıkarıldı Devlet Bahçeli’nin Babakan Yardımcısı olduu Bakanlar Kurulu, Türkiye’de halklara ayrı devlet kurma hakkı dahil, bilinen azınlık haklarını tanıyan bu sözlemeyi hükümet adına imzalaması için, Birlemi Milletler Daimi Delegesi Volkan Vural’a talimat verdi. ‘Medenî ve Siyasî Haklara likin Uluslararası Sözleme’ ile ‘Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara likin Uluslararası Sözleme’ ite bu talimatla 15 Austos 2000 tarihinde Newyork’ta imzalandı. Ancak Bakanlar Kurulu’nun ve Bahçeli’nin bu büyük suçu, yine hükümetin kararıyla gizli tutulmaya çalııldı. (Emcet Olcaytu, Kaynak Yayınları’ndan çıkan “Devlet Bahçeli’nin 9 Sabıkası” balıklı kitabında, Devlet Bahçeli’nin kiz hanet Sözlemelerinin kabulü ve ABD’ye verilen söz dorultusunda idamın kaldırılmasındaki rolünü ayrıntılarıyla ortaya seriliyor.) kiz hanet Sözlemesi, daha sonra 4 Haziran 2003’te AKP ve CHP oylarıyla Meclisten geçirilerek yasalatırıldı. Sözlemeler yasalatırılırken içerii halktan, milletvekillerinden hatta bakanlardan gizlendi. çi Partisi Genel Bakanı Dou Perinçek, kiz hanet Yasalarına karı verdii mücadele sürecindeki tanıklıını öyle aktarmıtı: “Konutuum iki bakan, görütüüm çok sayıda milletvekili, bu kiz hanet Yasalarıyla onaylanan uluslararası sözlemelerin içeriini bilmememektedir.” Sözleme TBMM’de görüülürken, Genelkurmay ve Dıileri Bakanlıı temsilcileri arasında da tartımaya neden ol-

12 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

mutu. Genelkurmay, sözlemenin onayı sırasında ülkenin bölünmesi yönünde yorumlanamayacaı beyanı ile hareket edilmesini isterken, AKP Hükümeti’nin Dıileri ‘sözlemenin, BM artının ülkelerin bölünmezliini vurgulayan birinci maddesi çerçevesinde onaylandıını’ gerekçe gösterip, Genelkurmay’ın talebine karı çıkmıtı. Sözleme, Meclis’ten de Dıileri’nin görüü dorultusunda, söz konusu beyan konulmadan Sezer’in onayına sunuldu… kiz hanet Yasalarına karı en ciddi mücadeleyi, 17 ay önce Ergenekon tertibiyle Silivri hapishanesine atılan çi Partisi Genel Bakanı Dou Perinçek vermiti. Perinçek sözlemelerin Türkiye’nin parçalanmasına neden olacaını belirterek dönemin Cumhurbakanı Ahmet Necdet Sezer’e sözlemelerle ilgili çok kapsamlı, aydınlatıcı bir mektup gönderip kiz hanet Sözlemesi’ni Meclis’e geri göndermesini istemiti. Perinçek, yasanın veto edilmesi için Cumhurbakanı Sezer’i 16 Haziran 2003 tarihinde bizzat ziyaret ederek, ihaneti bir de sözlü olarak açıkladı. Ancak Sezer, yasayı 17 Haziran 2003 tarihinde onayladı. Dou Perinçek, mektubunda öyle demiti: “Sayın Cumhurbakanımız, Türkiyemiz arkamızda kalan 80 yılın en büyük komplosuyla karı karıyadır. Sözlemelerin onaylanması, Türkiye’yi hedef alan operasyonun bir parçasıdır. Bu gerçei bugün göremeyenler önümüzdeki süreçte çok daha açık olarak ve sonuçlarına katlanarak göreceklerdir.”

(Doal zenginliklerin ve kaynakların kullanılmasını “halklara” ve bölgelere bırakan hükümler.) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlemesi, 1. Madde, 1. bent ve Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi 1. Madde, 1. bendi: “Bütün halklar doal kaynakları ve zenginlikleri üzerinde kendi yararına serbestçe tasarrufta bulunabilir… Bir halk sahip olduu maddi kaynaklardan hiçbir koulda yoksun bırakılamaz.” Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlemesi, 25. Madde: “Bu sözlemedeki herhangi bir hüküm, halkların kendi doal zenginliklerini ve kaynaklarını tam olarak ve serbestçe kullanma ve yararlanma haklarını zayıflatacak bir biçimde yorumlanamaz.” APO’NUN TALEBİ-5

Bölgede yaayanların dini ve etnik haklarının geniletilmesi, özel dil eitimi yapan kuruluların denetiminin hafifletilmesi. İKİZ İHANET SÖZLEŞMELERİ- 5

(Çocuklara (anne ve babalarının talebiyle) inanca göre din ve

Ayrlma hakkna sahip olan topluluun millet olmasna da gerek görülmüyor. “Halk” olduunu iddia edecek ve uluslararas merkezlerde “halk” kabul edilecek herhangi bir topluluun Türkiye’den ayrlma hakk kabul ediliyor.


çi Partisi Genel Bakan Dou Perinçek, 2003 ylnda Cumhurbakan Sezer’e gönderdii mektupta öyle demiti: “Sayn Cumhurbakanmz, Türkiyemiz arkamzda kalan 80 yln en büyük komplosuyla kar karyadr. Sözlemelerin onaylanmas, Türkiye’yi hedef alan operasyonun bir parçasdr. Bu gerçei bugün göremeyenler önümüzdeki süreçte çok daha açk olarak ve sonuçlarna katlanarak göreceklerdir.” ahlak eitimi hakkı tanıyarak Eitimin Birlii’ni hançerleyen hüküm.) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlemesi 13. Madde, 3. bendi: “Taraf devletler, anne-babaların ve mümkünse vasilerin… kendi inançlarına uygun biçimde çocuklarına dinsel ve ahlaki eitim salama haklarına saygı gösterir.” Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi’nin 18. Maddesinin 4. bendinde aynı paragraf kiisel haklar yönünden tekrar ediliyor. (Yeni azınlıklar yaratarak Lozan Antlaması’nı bertaraf eden hüküm.) Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi, 27. madde: “Etnik, dinsel veya dinsel azınlıkların bulunduu bir devlette, böyle bir azınlıa mensup bulunan kiiler grubun dier üyeleri ile birlikte toplu olarak kendi kültürel haklarını kullanma, kendi dinlerinin gerei ibadeti etme ve uygulama veya dillerini kullanma haklarını salamak.” APO’NUN TALEBİ- 6

12 Eylül anayasasının deiti-

rilmesi, Kürt halkının iradesinin tanınması. İKİZ İHANET SÖZLEŞMELERİ- 6

(Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Türkiye’nin yasama, yürütme ve yargı organlarına yorum hakkı bile bırakmayan, Türkiye Anayasası’nı ve yasalarını devre dıı bırakan hükümler.) Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözlemesi, 5. Madde, 1. bent: “Bu sözlemedeki hiçbir hüküm, bir devlete, gruba veya kiiye, burada tanınmı olan hakların ve özgürlüklerin tahrip edilmesini amaçlayan herhangi bir faaliyete girime veya bir eylemde bulunma, veya bu sözlemede öngörüldüünden daha geni ölçüde sınırlandırma hakkı verecek ekilde yorumlanamaz.” APO’NUN TALEBİ-7

Bütün bu “uluslararası hukuktan doan haklar” verildikten sonra, uygulanmasının uluslararası kurumlar tarafından denetlenmesi! İKİZ İHANET SÖZLEŞMELERİ- 7

(Uluslararası güçlere ve sözlemeye taraf olan bütün devletlere Türkiye’ye müdahale olanaı tanıyan hükümler.)

Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi, 40. Madde, 1. ve 2. bentleri: “1. Bu sözlemeye taraf devletler, sözlemede tanınan hakların kullanılmasında ilerleme salamak için aldıkları tedbirler hakkında raporlar vermeyi taahhüt eder. “2. Birlemi Milletler Genel Sekreteri kendisine sunulan bütün raporu incelemesi için Komiteye (BM nsan Hakları Komitesi) havale eder.” Medeni ve Siyasi Haklar Sözlemesi’nin 41. Maddesinde “1. Bu sözlemeye taraf bir devlet bu maddeye göre her zaman, taraf devletlerden birinin bir dier taraf devlet aleyhine bu sözleme ile üstlendii yükümlülüklerini yerine getirmedii” ikâyetinde bulunma, altı ay içinde tatmin edici düzeltme olmazsa Komite’nin önüne getirme haklarını düzenleniyor. MEZHEPLERE, TARİKATLARA, CEMAATLERE…

kiz hanet Sözlemesi, halklara “kendi kaderini tayin”, bir baka deyile “ekonomik ve siyasi baımsızlıını salayacak bir devlet kurma” hakkı tanıyor. Ayrılma hakkına sahip olan topluluun millet olmasına da gerek

çi Partisi Genel Bakan Yardmcs Ferit lsever ve çi Partisi Genel Bakan Dou Perinçek. kiz hanet Yasalarna kar en ciddi mücadeleyi, 17 ay önce Ergenekon tertibiyle Silivri hapishanesine atlan Perinçek vermiti... Apo’nun olas taleplerinin, fotorafta gördüünüz parçalanm Türkiye haritalarn yaymlayan AKIN adl kurulutan szmas da “Kürt Açlm”nn nereden yönetildiini gözler önüne seriyor...

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

13


görülmüyor. “Halk” olduunu iddia edecek ve uluslararası merkezlerde “halk” kabul edilecek herhangi bir topluluun Türkiye’den ayrılma hakkı kabul ediliyor. Etnik gruplar dıında dinsel ve toplumsal köken temelinde mezheplere, tarikatlara, cemaatlere, airetlere, yerel gruplara vb. kendi statülerini özgürce gelitirme hakkı tanınıyor. Bu sözleme-

PKK yandalar Beyaz Saray önünde, içeride Bush-Erdoan görüüyor. “Türk Himayesine Hayr”, “Teekkürler ABD, Irak’a Hogeldin”... (5 Kasm 2007)

den hareketle herhangi bir birey u veya bu halkın, etnik grubun, mezhebin, tarikatın üyesi olduunu öne sürerek, etnik gruba özgü “siyasi, kiisel, kültürel, sosyal ve ekonomik özgürlük” uygulaması isteyebilecek ve bu uygulamanın gerçeklemediini öne sürerek, konuyu uluslararası zeminlere taıyabilecek. Böylece, tarikatçıların “her cemaat kendi hukukunu yaa-

sın” talepleri de kabul edilmi oluyor. YUGOSLAVYA BU SÖZLEŞMEYİ İMZALADI, PARÇALANDI

ABD ve AB ülkeleri, 1980’lerden beri, emperyalist boyunduruktan kurtulmu ve baımsızlıını tamamlama yolundaki ülkelerin parçalanması için bu sözlemeleri kullanıyor. BM hukukuna göre sözlemenin, “BM üyesi ülkelerin toprak bütünlüünün korunması ilkesine” aykırı olarak uygulanmaması gerekiyor. Ancak, 1970 yılında kabul edilen (1993 Viyana Dünya nsan Hakları Konferansı’nda tekrar kabul edilen) “demokratik devlet” ilkesine göre “tüm toplumu temsil etmedii ileri sürülebilen ülkelerde” kiz hanet Sözlemeleri uygulanabilecektir. Zira, kiz hanet Sözlemesi’ni imzalayan Yugoslavya’da “BM üyesi ülkelerin toprak bütünlüünün korunması” ilkesi “geçersiz” sayıldı. Sonuç olarak Yugoslavya, kiz hanet Sözlemesini dayanak gösteren ABD ve AB’nin ortak operasyonuyla paramparça edildi. YUGOSLAV ORDUSU “KATLİAMCI” GÖSTERİLDİ

Apo’nun açılımlarının sızdıı merkez ABD için kamu kuruluu Abdullah Öcalan’ın BM kiz Sözlemeleri’ni dayanak aldıı görülen olası talepleri Amerika’daki bir kurulutan sızdı. American Kurdısh International Network ya da bilinen adıyla AKIN isimli düünce kuruluu PKK’nın ABD’deki temsil kuruluu gibi. Kuruluun baında Kani Gulam var. Gulam PKK’nın ABD’deki temsilcisi olarak biliniyor. Türkiye Kani Gulam konusunda Amerikan yönetiminden adım atmasını istiyor. Amerikan tarafı geçenlerde bu istee sözde bir cevap verdi ve Kani Gulam’ı yargıladı. Mahkeme süreci hayli ilginçti. PKK’ya karı harekete geçtiinin sinyallerini vermek ister gibi yapan ABD’li savcı, Gulam için 10 yıl aır hapis ve 350 bin dolar para cezası istedi. Savcı istedi ama mahkemenin her ha-

14 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

liyle önceden ayarlandıı belliydi. Küçük Ermenistan olarak bilinen Los Angeles’ta yapılan yargılamada Ermeni Hákim Dikran Tevrizian, Kani Gulam’a hapis cezası vermedi ve ‘‘400 saat kamu hizmetinde çalıma’’ cezası verdi. Ceza olarak çalıılacak ve kamu hizmeti olarak tanımlanan yer daha ilginçti: Kürt Amerikan letiim Örgütü AKIN! Kani Gulam’ın kendi kurduu örgüt! PKK’nın Amerika’daki temsilcilii! Boy boy parçalanmı Türkiye haritaları yayımlayan, Türkiye’nin terörist olarak gördüü ve yargılanmasını, iadesini istedii Kani Gulam’ın baında olduu AKIN, ABD için kamu kuruluu... Apo’nun olası taleplerinin bu kurulutan sızması da “Kürt Açılımı”nın nereden yönetildiini gözler önüne seriyor...

BM kiz Sözlemelerinin 1984’te imzalanmasından altı yıl sonra Yugoslavya’da kendi kaderini tayin hakkına dayalı ayrılık hareketleri baladı… BM yasaları, Yugoslavya Ordusu’nun da elini kolunu balamıtı. Yugoslavya Federasyon Ordusu, Kosova, Bosna, Hırvatistan ve Slovenya operasyonlarında kusurlu bulundu. BM, Yugoslavya’nın uluslararası anlamaları ihlal ettiini açıklayarak Federasyon Ordusunu “özgürlükleri kısıtlayan katliamcılar” olarak gösterdi. Böylece ABD’nin müdahalesine zemin hazırlanmı oldu. 90’lı yıllarda, Yugoslavya’nın bölünmesi sırasında Devlet Bakanı Miloeviç Kosova lideri brahim Rugova’yla görümeler yapmıtı. Rugova, görümelerde hep kiz Yasalar’ı gerekçe gösterdi. Miloseviç kiz Yasalar yüzünden Rugova’yı birlik içinde kalmaya ikna edemedi. G


MEDYADA GEZİYORUM

O mektupları kim yazmıştı KUTBAY NAC AYDIN

Şu satırları birlikte okuyalım: “2006 yılında başbakanlığa imzasız bir mektup ulaştı. Mektuptaki satırlar okundukça, gönderenin yakın tarihte emekli olan üst rütbeli bir subay olduğu anlaşılıyordu. Mektup imzasız olduğu için başlangıçta ciddiye alınmak istenmedi (…) İddia çok vahimdi! Son yıllarda çorap söküğü gibi ortaya çıkarılan çeteler tesadüfi değildi. Emekli subay mektubunda bunlar anlatılıyor: Çekirdek kadrosunu bir kısım TSK mensubunun oluşturduğu, emekli askeri personel ile bazı sivil şahısları da kapsayan ve etki alanları oldukça geniş organizasyon tarafından yapılmaktadır. (…) bahsettiğim illegal organizasyon tarafından şahsıma yapılan görev teklifini seve seve kabul ettim. Bugüne kadarki süreç içinde yürütülen psikolojik harekât çerçevesinde planlanan görevlerde aktif olarak yer aldım. Söz konusu psikolojik harekât eylem plânlarında AKP hükümetine karşı düzenlenen operasyonun adı SARIKIZ olarak belirlenmişti.” Hatırlayanlar olmuştur. Bu mektup, Şamil Tayyar tarafından açıklanmış ve “Operasyon Ergenekon” adlı kitabının en başında yer almıştı. ŞAMİL TAYYAR’IN “ÜFÜRÜĞÜ” DEĞİLSE…

Şamil Tayyar’ın iddiasına göre bu mektup başbakanlıktan kendisine sızdırılmıştı. Mektup, kitabın 13-19 sayfaları arasında aktarılıyordu. O günden bu yana “Ergenekon savcıları” üç iddianame yazdı ama toplam altı bin sayfayı bulan iddianamelerde bu altı sayfalık mektubu “sığdıracak” yer bulamadılar. Dahası, 300 bin sayfayı bulan deliller arasında da bu mektuba yer vermediler. İpe sapa gelmez yüzlerce ihbar mektubu, binlerce kel alaka telefon konuşması iddianamelerde ve delil klasörlerinde yer alıyor ama (Şamil Tayyar’a göre “çok önemli itiraflar içeren”) bu mektup ortada yok! Üstelik Şamil Tayyar da kalemşorluğa devam ediyor ama bu konuda nedense hiç kalem oynatmıyor ve alınganlık da göstermiyor. Oysaki savcılar, en alçak, en şerefsiz kişileri bile ciddiye alarak, onların iddialarına yer veriyorlar da Şamil Tayyar’ın iddiasını görmezden geliyorlar. Başbakanlık bile Şamil Tayyar’ın iddiasını yalanlamadığı halde bu mektuba değer verilmiyor. Garip değil mi? AKŞAM GAZETESİ DE “AKŞAM” UYKUSUNDA

Akşam Gazetesi de, 25 Nisan 2009 günlü nüshasında, benzeri bir iddiayı, “eşşek nalı” büyüklüğündeki harflerle manşet yapmıştı. Çünkü Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Akşam gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya ve muhabiri Deniz Güçer’e “Ayışığı ve Sarıkız’ın ilk ihbar mektubu bana geldi” demişti. Habere göre, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı aynen şunları söylemişti: (Eğer bu haber doğru değilse ben Akşam gazetesinin yalancısı durumundayım tabii.) “Yanılmıyorsam 2003 yılı sonu ya da 2004 yılı başıydı. Küçük puntolarla yazılmış, iki buçuk-üç sayfalık bir mektup aldım. Genel Merkezde parti yönetimindeydim. Dikkatlice okudum. Aynen anlatıyordu: ‘Bir hazırlık var, ismi Ayışığı, diğer Sarıkız. Asker içinde sivillere destek verenler var. Ben de bu işin içinde bulundum. Sonradan vicdan muhasebesi yaptım. Bu işin çok haksız ve yanlış olduğunu gördüm. Çünkü hükümetiniz iyi işler yapıyor’ diyordu. Okuyunca ‘uçuk adamın biri, bir şeyler yazmış’ dedim. Ama yırtmadım, kenara koydum. Daha sonra Nokta dergisinde günlükler yayınlanınca hatırladım. Sonra araştırdım. Aynı mektup, sadece

bana değil birkaç arkadaşa daha gelmiş. Bir yerde hâlâ duruyor. Ben altı yıl hâkimlik yaptım. Bu insanlar (savcıları kastediyor yanılmıyorsam) hukuka, adalete odaklanır. Bir şey varsa onu tüm unsurları ile ortaya çıkarmak isterler. O insanlar da bu işe odaklanmışlar, cesurca gidiyorlar.” Burada araya girmezsem patlarım doğrusu: Evet! Savcılar o kadar odaklanmış ki; Başbakan yardımcısının açıklanmasını ciddiye alıp, o mektubu istememişler. Başbakan yardımcısının açıklamasına devam edelim: “Mesela Tuncay Güney’in ifadesi 2001’de alınmış, bir tarafa atılmış! (Burada Başsavcı Aykut Cengiz Engin’e ve Turan Çolakkadı’ya bir taş atılıyor gibi ama beni ilgilendirmez onlar düşünsün) Ama bombalar bulununca, bütün parçaları birleştirince, bakıyorsun ortada bir şey var. Böyle olunca da üzerine gidiyorsun. Hukuk devletinde, kanıtların toplanma zamanı tarif edilmemiş. En uygun zamanda toplanır.” İşte bu son cümle “şahane” doğrusu! “Kanıtlar en uygun zamanda toplanır!” Ergenekon tertibine de “cuk” oturuyor: 2001’de Tuncay Güney’e söyletilenler kaydediliyor ama kanıt olarak kullanmanın “zamanı değil!” 2002’de bu kayıtlar MİT’in arşivine alınıyor. Araştırmanın ya da adli makamları bilgilendirmenin “zamanı değil!” 2003’te Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’e gönderiliyor. Hilmi Özkök “zamanı değil!” diye imha ettiriyor ya da “cebine koyup” evine götürüyor. Yine 2003’te Başbakanlığa da gönderiliyor ama Başbakan “zamanı değil!” diye gizliyor. Bülent Arınç vs de iddiaları öğreniyor ama “zamanı değil!” diye susuyor. Gözünü sevdiğim hukuk devleti! Ama şimdilik hukuk devletinin de “zamanı değil!” zaten. Şimdi sadece “tertip” zamanı! Bu söyleşiyi yapan Akşam gazetesi yönetmeni ve muhabiri de “zamanı değil!” diye, o mektubun bir kopyasını bile istemiyor elbette! İyi ama o “adalete odaklanan” Ergenekon Savcıları niçin bu mektupların peşine düşmüyor? Ya da o mektupları yazan veya yazanlar niçin savcılığa başvurmuyor? Muhbirlikten “tanıklığa” terfi etmek iyi bir şey değil mi? Bakın Hilmi Özkök muhbirliği uygun görmemiş ve yıllarca Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç, Hayati Yazıcı gibi susmuş. Kanıtların “toplandığı” en uygun zamanda da “bülbül gibi şakımaya” başlamışlar. GELE GELE YİNE O MEKTUPLARA GELDİK

Hukuk devletinde, “kanıtların ne zaman toplanacağı tarif edilmemiş” ya! Hayati Yazıcı öyle diyor. İşte ben de diyorum ki; o mektupların ve o mektupları yazanların ortaya çıkacağı zaman henüz gelmemiş demek ki! Şamil Tayyar’ın “mektup sahibini” nasıl takdim ettiğine dikkat etmiş miydiniz? Zahmet edip yazının başına dönmeyin. Bendeniz tekrar yazıyorum: “Yakın tarihte emekli olan üst rütbeli bir subay!” Durun! Hemen tahminde bulunmayın! Şamil Tayyar bu mektubu yayımladığında Yaşar Büyükanıt bile emekli olmamıştı. Demek ki ondan önce emekli olanlardan biri zan altında. Bu kadar “gevezelik”ten sonra söyleyin bakalım: Acaba bu mektuplar niçin altı bin sayfalık iddianamelere ya da 300 bin sayfalık “delil” klasörlerine alınmadı? Savcılar Şamil Tayyar’ı ya da Hayati Yazıcı’yı, “uydurma bir mektuptan” söz ettiklerini varsayarak ciddiye mi almıyor? Yoksa “üst rütbeli subay”ın kim olduğunu açıklama zamanı mı gelmedi? Her iki halde de soruların muhatabı ben değilim. Bunu Şamil Tayyar, Hayati Yazıcı dert etmiyorsa, savcılar bu mektuplara değer vermiyorsa, mektupların sahipleri ortaya çıkmıyorsa, ben de “demek ki bu mektup hikâyeleri, Ergenekon tertibinin başka bir kanıtıdır” deyip geçerim. Haksız mıyım yani?G 16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›kG 15


FORUM

‘Kürt açılımı’nın diğer adı: Amerika ile çözüm… hangi yabancı devleti davet ederek çözüyordu? AÇILIMIN GERÇEK SAHİBİ

MEHMET BEDR GÜLTEKN / P Genel Bakan Vekili

10 Ağustos tarihli Cumhuriyet gazetesinde Emre Kongar, Amerikan Büyükelçisi James Jeffrey’e bile parmak ısırtacak önerisini yaptı: “Konunun çözümlenmesinde ve müzakere edilmesinde aktif taraflar olan Washington ve Brüksel’i dışlayıp, “açılım” adı altında sorunu on-onbeş Türk gazeteci ile müzakere etmeye başlamak en büyük yanlıştır… “Ciddi bir çözüm çabası Brüksel ile Washington’un masada olmasını gerektirmektedir.” Merhaba, Osmanlı’nın son döneminde “düvelli muazzama” karşısında boynu eğik, sinik ve “bizden adam olmaz” diyen Tanzimat aydını! Emre Kongar en çıplak hali ile yazmış. Ama bu anlayışın bazı istisnalar dışında İstanbul basınına, hemen hemen tamamıyla hâkim olduğunu görüyoruz. Fatih Çekirge ise aynı fikri biraz daha değişik işlemiş: Amerika’nın niçin işin içinde olduğunu uzun uzun yazdıktan sonra sözlerini şöyle tamamlıyor: “Hiçbir sorun kendi sınırlarınız içinde çözülmüyor… Ekonomide olduğu gibi diplomaside de sınırlar çoktan kalkmıştır artık. İçinize kapanıp ‘benim meselem’ diyemiyorsunuz. Diyemezsiniz. Boşuna kızmayın.” DÜNYAMIZIN GERÇEĞİ

Baştan aşağı teslimiyetin sindiği bu satırların yazarına ve benzer şekilde düşünenlere hatırlatmak gerekiyor. Rusya Çeçen sorununu, İran PJAK konusunu, Hindistan Keşmir ve Sih sorunlarını, Çin Tibet ve Uygur sorunlarını, Suriye Kürt sorununu; sınırları dışında mı çözdü veya çözüyorlar? İngiltere İrlanda, Fransa Korsika, İspanya Bask sorununu çözmek için çalışırlarken hiç kimseye “bunlar iç işimiz değil, hadi gelin beraber çözelim” demediler. Soruyu kendimizle ilgili olarak da sorabiliriz: Türkiye, AB kapısına bağlanana ve ABD güdümüne girene kadar sorunlarını

16 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

Amerika elbette İstanbul basını böyle yazdığı için işin içine dahil olacak değil. Amerika “Kürt açılımı”nın gerçek sahibi. Bunu gizlemiyor da. Newsweek Türkiye, 2 Ağustos tarihli sayısında bu açılımın hikâyesini oldukça açık sözlülükle yazmış. Dergi; “Obama’nın görevi devraldıktan sonra Türkiye’ye yaptığı ziyarette Türkiye’ye verdiği önemi ve Kürt so-

M Kürt sorununun Türkiye lehine çözümü için koullar uygun hale gelmitir… Amerika imdi kaybediyor ve bölgeden çekiliyor… Türkiye, AB üyelik bavurusunu geri çekecek, Amerika’nn Büyük Ortadou Projesine tavr alacak, NATO’dan çkacak, büyük bir demokratikleme hamlesi ile feodalizmi tasfiye edecek, köklü bir toprak reformu ile yoksul ve topraksz köylü brakmayacak, Suriye ve Irak bata olmak üzere ran ve dier bölge ülkeleriyle birlik politikas izleyecek ve Avrasya ittifak içinde yer alacak… L rununun çözümü ile Bölgesel Kürt Yönetimi Türkiye ilişkilerinin iyileştirilmesi yönündeki arzusunu açıkça ortaya koydu” diye yazıyor. Niçin? Çünkü 2011 yılına kadar ABD askerleri Irak’tan çekilecekti ve Bölgedeki ABD çıkarlarını güvenceye alacak bir yeniden yapılanma gerekliydi. Yani “Kürt açılımı” ile Türkiye himayesinde Barzani Talabani devleti hayata geçi-

rilmeliydi bir an önce. Zaman yoktu ve acele etmek gerekiyordu. Hemen Abdullah Gül devreye girdi. Ve Kürt sorununun çözümü için önümüzde tarihi bir fırsat olduğunu söyledi. Ardından Tayip Erdoğan sahne aldı. Ve içinde ne olduğu belli olmayan “Kürt açılımını” başlattı. Elbette Amerika görevi Gül ile Tayyip’e verip kenara çekilecek değildi. Amerika’nın Brüksel’deki uluslararası kriz grubu, Irak Kürtlerinin Musul Vilayeti olarak Türkiye’ye bağlanmak istedikleri yönünde bir rapor hazırladı. Büyükelçi Jeffrey ise Tayip ile Gül’e tam güvenmiyor olacak ki siyasi parti liderleriyle doğrudan görüşmeler yaptı. Baykal ve Türk ile görüştü. Gene de Jeffrey Kongar ve Çekirge gibilerle kıyaslandığında oldukça ihtiyatlı. Basında Kürt açılımının aslında bir Amerikan planı olduğu yolunda yazılar çıkınca, “Kürt açılımı ABD planı değil” demek ihtiyacı duydu. ZAFER SARHOŞLARI VE TESLİM OLANLAR

Bu arada zafer sarhoşluğu içinde olan parti DTP. Haksız da değiller. Kürt sorununun çözümünde resmen muhatap alındılar. Tayip Erdoğan, büyük bir tantana ile kendileriyle görüşürken, CHP ve MHP’yle konuyu görüşmek üzere İçişleri Bakanı’nı görevlendirdi. Yani bir yanda Konunun asıl tarafları yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve DTP (gerçekte PKK) diğer tarafta ise bu asıl tarafların çözüm için görüşlerini aldığı kurum ve kişiler. Öcalan 15 Ağustos açıklaması öncesinde avukatlarını görüşlerini almak üzere çok sayıda şahsiyete gönderdi. AKP de aynısını yapıyor. Sorunun diğer tarafı ile görüştükten sonra “açılımını” yapmadan önce çeşitli partiler, meslek örgütleri vb. kurumlardan görüş alacak. Böyle bir tablo CHP ve MHP gibi partiler açısından ne kadar aşağılayıcı ise, DTP açısından da o kadar kazanılmış bir başarıdır. İşte bu zafer sarhoşluğu içindeki DTP, Amerikan Büyükelçisi ile yaptığı görüşmenin ardından Washington’da büro açacağını duyurdu. Ahmet Türk diğer eşbaşkan Emine Ayna ile birlikte önümüzdeki ay veya Ekim ayında Washington’a giderek görüşmelerde bulunacak. Bu gelişme Amerika’nın DTP’yi (PKK’yı)


Kürt sorunu ile ilgili olarak resmi muhatap aldığının ilanıdır. Amerika’nın bu ölçüde alenen işin içine dahil olmasının DTP’yi çok memnun ettiği anlaşılıyor. 7 Ağustos tarihli Hürriyet’e göre; “Sakık, Hükümetin başlattığı ‘Kürt Açılımı’ sürecinde uluslararası dinamiklerin katkısının yadsınamayacağını belirterek, ‘dilerdik ki bu açılım tümüyle iç dinamiklerle olsun. Ama ne edelim ki bu da bizim gerçekliğimiz” diyor. Uluslararası dinamikler elbette Amerika ve Avrupa Birliği oluyor. Yani günümüzün emperyalist ülkeleri. DTP, emperyalist ülkelerin katkısı ile Kürt sorununu çözüyor! İstanbul basınında köşeleri tutmuş “aydınlar” ise emperyalizmin boylu boyunca işin içinde olmasına bakarak “Ne yapalım, yapacak bir şey yok, Amerika ve Avrupa ile bu işi çözeceğiz” diyorlar. ABD ile çözüm ne anlama geliyor? YUGOSLAVYA, IRAK, AFGANİSTAN

Çok uzaklara gitmeye gerek yok. Son yirmi yıl içinde Bölgemizde ABD ve AB’nin

dahli ile üç ülkede ulusal sorunların nasıl “çözüldüğüne” tanık olduk. Yugoslavya doğrudan doğruya ABD ve AB marifetiyle her 30 Yugoslav yurttaşından birinin öldüğü bir iç savaşın ardından 7 parçaya bölündü. Hâlâ birkaç yeni parçanın “bağımsızlığını kazanması” ihtimal dahilinde. Irak, Amerika’nın götürdüğü demokrasi sayesinde 20 yıl içinde iki buçuk milyon evladını kurban verdi ve vermeye devam ediyor. Fiilen üç parçaya ayrılmış durumda. Süreç devam ediyor. Afganistan ABD’nin işgali ile “özgürleşti”. Bir milyon Afganlı öldü. Daha da ölecek. Afgan toplumu etnik farklılıklar temelinde yeniden yapılandırıldı. Yani Afganistan’ın önünde daha çok etnik çatışma var. İşte emperyalizm budur. UYGUN KOŞULLAR VE ÇÖZÜM

Kürt sorununun çözümü için koşullar uygun hale gelmiştir. Çünkü sorunun esas nedeni, Büyük Ortadoğu Projesini hayata geçirmek için Bölge’ye işgalci bir güç olarak gelen Amerika’nın askeri varlığıdır.

Ç PARTS’NDEN ABD BÜYÜKELÇL ÖNÜNDE EYLEM

“Vatanımızdan elinizi çekin, aksi takdirde kırarız” çi Partisi Ankara l Örgütü, 10 Austos günü “Kürt açılımı”nı ABD’nin Ankara Büyükelçilii önünde yaptıı eylemle protesto etti. Büyükelçilik önünde basın açıklaması yapan P Merkez Karar Kurulu Üyesi ve Ankara l Bakanı Sefa Koçolu, Türkiye üzerinde büyük bir oyunun oynandıını, bu oyunun mimarının ABD olduunu kaydetti. Türkiye’nin tarihi bir yol ayrımında olduunu belirten Koçolu unları vurguladı: “Bugün ülkemizin ve milletimizin önüne getirilmi olan sorun; emperyalizm ve feodalizme karı mücadelenin sonunda kurulmu olan Atatürk Türkiye’sinden geriye kalan ne varsa onların da bir kenara atılması çalımasından baka bir ey deildir. Amerika’nın acelesi vardır. 2011 yılında askerlerini Irak’tan çekmeden önce Türkiye’nin Ortadou planlarına uygun olarak yeniden düzenlenmesi için çabalamaktadır. Türkiye, “Kürt açılımı” adı altında ABD’nin Kuzey Irak planına teslim alınmak istenmektedir. ABD’nin bu senaryosuna karı tek çözüm, Kurtulu Savaımızın denenmi, sınanmı politikalarını yeniden hayata geçirmektir. ABD’yi ve ona güvenen hainleri uyarıyoruz. Vatanımızdan elinizi çekiniz! çi Partisi olarak Türk ve Kürdüyle bütün milletimizin kendi sorunlarını emperyalizme karı birlik içinde çözeceine güveniyor, Türkiye’nin iç ilerine burnunu sokan ABD’yi protesto ediyoruz.” Eyleme katılan çok sayıda çi Partili sık sık “Türk-Kürt kardetir, Amerika kalletir”, “Tayyip istifa, Fethullah’ın yanına” sloganları attı.

Amerika şimdi kaybediyor ve bölgeden çekiliyor. Amerika’nın Bölge’den gittiği koşullarda bu sorunun çözümü açısından son derece elverişli koşullar doğacaktır. Aslında Amerika giderayak Türkiye’ye bir kazık atmaktadır. Daha doğrusu atmak istemektedir. İşbirlikçiler ve etnik politika bezirgânları bu kazığı yemeğe ve milletin de yemesine yardımcı olmaya çok hevesliler. Türkü ve Kürdüyle milletimizin cevabının ne olduğunu yaşayarak göreceğiz. Gerçekte, çözüm gün geçtikçe daha net bir şekilde ortaya çıkıyor: Türkiye, AB üyelik başvurusunu geri çekecek, Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesine tavır alacak, NATO’dan çıkacak, büyük bir demokratikleşme hamlesi ile feodalizmi tasfiye edecek, köklü bir toprak reformu ile yoksul ve topraksız köylü bırakmayacak, Suriye ve Irak başta olmak üzere İran ve diğer bölge ülkeleriyle birlik politikası izleyecek ve Avrasya ittifakı içinde yer alacak… İşte Türkiye’nin lehine “açılım” ancak böyle olur!G

TKP: Kürt sorununda Ergenekon açılımı Türkiye Komünist Partisi tarafından 8 Austos günü yayınlanan “Kürt sorununda Ergenekon açılımı” balıklı bildiride Ergenekon davasının 3’üncü iddianamesi ve “Kürt açılımı” eletirildi. Bültende öyle denildi: “ddianame serisinin 3’üncü filmi çekildi. Bunlara bakılırsa, Kürt sorununu Kemalizm yarattı, PKK’yi Ergenekon kurdurdu, Öcalan’ı Yalçın Küçük yönetti, bu durumda Kürt sorununu çözmek de ABD’ye kaldı! Solu, sosyalizmi bir kenara bırakıp cemaatlerle, tarikatlarla, AB’yle, ABD’yle yakınlatıınızda düzenin “iyi Kürt”ü oluverirsiniz. Ergenekon 3, AKP’nin dönemsel açılımında yerini bulmaktadır. Gündemde Kürt açılımı vardır, Ergenekon 3 de Kürt sorununu merkeze almaktadır. AKP’nin Kürt sorununa ilikin “çözüm paketi”nin merkezinde Türklerin ve Kürtlerin “Yeni Osmanlı” sistematii içinde ABD’nin dünya egemenliinin bölgesel ajanları haline getirilmesi vardır. Kürt siyasetine bir kapı açılmaktadır. ABD merkezli çözüm paketini tıkayan unsurlardan kurtulurlarsa Kürt siyasetinin önü açılacaktır. kincisi, çözüm paketine ayak diremesi muhtemel olan Türkçü unsurlara da aynı ekilde yüklenilmekte, bunlar da bu ekilde “hizaya getirilmekte”dir. Üçüncüsü, Kürt meselesinde Kürt milliyetçiliine de Türk milliyetçiliine de uzak duran, emperyalizmin bölge planlarına karı da yeterince uyanık olan sol kesimler bu psikolojik sava hamlesiyle devreden çıkartılmak istenmektedir. Ergenekon 3’ün kendisi bir maskaralıktır.”

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

17


‘TEOMAN ALL SERBEST BIRAKILSIN!’

Ulusal Kanal’la büyük dayanışma! Ulusal Kanal program yapmcs Teoman Alili’nin Ergenekon tertibiyle gözaltna alnmasnn ardndan, adeta Ulusal Kanal’la dayanma seferberlii balad. 14 Austos’ta yaplan eyleme içiler, Cumhuriyet okurlar, Ulusal Kanal gönüllüleri, çi Partisi, TGB, ADD yöneticileri ve aydnlar katld. Haber Masas, 14 Austos gecesi Cumhuriyet yazar Ümit Zileli’nin sunumuyla yaynna devam etti. lusal Kanal program yapımcısı Teoman Alili, Ergenekon savcılarının talimatıyla, hukuksuz bir biçimde gözaltına alındı. Alili’nin gözaltına alınmasıyla birlikte büyük bir dayanıma örnei sergilendi. 14 Austos günü, Ulusal Kanal binası önünde toplanan Ulusal Kanal izleyicileri, gazeteciler, sendikacılar, Cumhuriyet okurları, Ulusal Kanal’ı ‘susturma harekâtını’ ve bu kapsamda Teoman Alili’nin gözaltına alınıını protesto ettiler. Alili’nin sunduu Haber Masası, 14 Austos akamı gazeteci Ümit Zileli’nin sunumuyla yayınına devam etti; Türkiye Gazeteciler Sendikası Bakanı Ercan

U

Teoman onuncu oldu Teoman Alili, Ulusal Kanal kadroları veya gönüllüleri arasında, Ergenekon tertibi kapsamında gözaltına alınan onuncu isim. 21 Mart 2008’den beri devam eden gözaltılar, Ulusal Kanal’ın hedefte olduunu göstermeye tek baına yetiyor. -21 Mart 2008’de Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Ferit lsever, Haber Dairesi Koordinatörü Dr. Serhan Bolluk, Yönetim Kurulu Üyesi gazeteci Adnan Akfırat, Ankara Haber Müdürü Hikmet Çiçek ve zmir Temsilcisi Hayati Özcan gözaltına alınarak tutuklanmılardı. lsever, Bolluk ve Akfırat tahliye edildi ancak Çiçek ve Özcan 17 aydır tutuklular. -23 Temmuz 2008’e gelindiinde, Konya merkezli yürütülen operasyonda Mersin temsilcisi Yusuf Buldu, reklâm sorumlusu Nuran Gökdemir ve kanalın danımanlarından Prof. Dr. Uçkun Geray gözaltına alınmılardı. Prof. Geray, gözaltına alınıından birkaç ay sonra vefat etmiti. -13 Nisan 2009’da tertiplenen operasyonda ise Ulusal Kanal programcılarından Prof. Dr. Erol Manisalı tutuklanmıtı. Prof. Manisalı kanser tehisiyle ameliyat olduktan sonra tahliye edilmiti.

18 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

pekçi de 13 Austos’ta Alili’ye destek için programın konuu oldu. Ulusal Kanal’ın telefonları da susmadı. Yurdun dört bir yanından izleyiciler, “Yanınızdayız, yanınızda olmak zorundayız. Ulusal Kanal gönüllüsü olmak istiyoruz” demek için aradılar. “BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ AYAKLAR ALTINDA”

14 Austos’ta yapılan eylemde konuan Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Bakanı Yalçın Büyükdalı, Teoman Alili’nin neden gözaltına alındıını ve hazırladıı haberi ayrıntılarıyla anlattı. Teoman Alili, gözaltına alındıı günlerde Abdullah Öca-

lan’ın açıklayacaı sözümona yol haritasıyla ilgili önemli bilgiler edinmi; son programında da haberi ekranlara taımıtı. “Ergenekon savcıları, ABD kaynaklı bölme ve parçalama planını koruma altına mı almılardır?” diye soran Büyükdalı, unları söyledi: “ABD’de üretilen programları uygulamak, AKP iktidarının varlık nedeni. Bu tertibin sorumlusu AKP iktidarıdır. AKP Cumhuriyet Devrimimizin dümanıdır. Doal olarak bu siyasi iktidar basın özgürlüünün de dümanıdır. Anayasa’nın 28. maddesi ‘Basın hürdür ve sansür edilemez’ diyor. Basın özgürlüü ayaklar altındadır. Bütün basın kurulularını ve milletimizi bu saldırıyı püskürtmek için dayanımaya çaırıyoruz!” Yalçın Büyükdalı’nın konuması sık sık, ‘Yurtseverler çıkacak hesap soracak!”, “Hükümet istifa, Tayyip Yüce Divan’a!” sloganlarıyla desteklendi.


HER GÜN 100 KİŞİYE SÖYLEMEK ZORUNDASINIZ!

Büyükdalı’nın ardından sözü, gazeteci Banu Avar aldı. “Bizler ABD, Gürcistan, srail büyükelçilerinin emriyle TRT’de iten atıldık. Birileri de Teoman gibi, elçiliklerin emriyle içeri atılıyorlar. Bu dalga giderek büyüyor ve giderek sessizleiyor. Kalemlerini satmı olanlar artık seslerini çıkaramıyor. Köelerinde sütunlarında yazamıyorlar. Rahat evleri veriliyor onlara, altlarına arabaları, villaları ve artık içeride olanları gören yok! Teo-

man’ın içeride olduunu kimse bilmiyor! Herkes her gün 100 kiiye söylemek zorunda onların içeride olduklarını. Onları unutturmamalısınız!” GREV ÇADIRINI BIRAKIP GELDİLER

Grevdeki Selüloz-i Sendikası da eylemdeydi. 35 içi ve sendika ube Bakanı Aydın Parlakkılıç, grev çadırını bırakıp Ulusal Kanal’a destek olmak için gelmilerdi. Eitim- 2 no.lu ube Bakanı Abidin Baysal ve Tekgıda-i stanbul 10 no.lu ube Bakanı Muzaffer Dilek de oradaydı.

Sendikacıların konumalarının ardından ‘Yaasın ulusal dayanıma!’, ‘Ulusal Kanal susmayacak!’ sloganları atıldı. çi Partisi Genel Bakan Yardımcısı, stanbul l Bakanı Erkan Önsel de sendikacıların, içilerin, CUMOK’un ve aydınların desteini vurgulayarak ‘te Ulusal Kanal budur” dedi. Önsel, sözlerini öyle noktaladı: “Ulusal Kanal’ı kimse susturamayacak! Teoman Alili derhal serbest bırakılsın!” Eylemde ADD Marmara Bölge Sorumlusu Turgut Ünlü ve

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

19


air Hüseyin Haydar da birer konuma yaptılar. DİRENEN MERKEZ OLDUĞU İÇİN HEDEF

Peki, Ulusal Kanal ve Teo-

man Alili neden hedefteydi? 13 Austos’ta basın toplantısı düzenleyen Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turan Özlü, açıklamasında bu sorunun da yanıtını verdi.

Hukuksuzluk diz boyu! Teoman Alili 11 Austos’tan beri hukuksuz bir biçimde gözaltında tutuluyor. Avukat Osman Aydın ahin, 13 Austos’ta müvekkiliyle görütürülmedi. Yasaya aykırı bu uygulama, stanbul Barosu Temsilcisi tarafından da belirlenerek tutanak altına alındı. Alili, 14 Austos’ta da avukatıyla görütürülmedi. TALİMAT VAR, KARAR YOK!

Alili’nin Ergenekon tertibiyle gözaltına alınıı da dikkat çekiciydi. stanbul Emniyeti Yabancılar ubesi’nden polisler, hakkında Türk vatandaı olmadıı, Türkiye’de kaçak çalıtıı yönünde ihbar aldıkları gerekçesiyle Teoman Alili’yi 11 Austos günü gözaltına aldılar. Oysa Alili, Türkiye’de domu, örenimini Türkiye’de tamamlamıtı. Evet, Makedon asıllıydı; ancak Vatandalık Kanunu’nun 1. maddesine göre Türkiye’de doan herkes, hiçbir makamın takdir ve ilemine gerek olmaksızın vatandalık hakkına sahip! Nitekim gözaltına alınmasındaki asıl

‘Beni de alın’ kampanyasına youn ilgi çi Partisi’nin tüm yurtta balattıı “Dou Perinçek ve Yurtsever aydınlar serbest bırakılsın” kampanyası çerçevesinde zmir’in 11 noktasında imza masaları açıldı. “Beni de alın” sloganıyla açılan imza masalarına zmirlilerin ilgisi youndu. Buca irinyer merkezinde açılan masada 3 saatte yüze yakın imza toplandı. Aralarında CHP, ADD, CKD ve Bizder yöneticileri ile eski milletvekilleri ve emekli askerlerin de bulunduu çok sayıda öncü de kampanyaya imzalarıyla destek verdi. çi Partisi Buca lçe Bakanlıı imza masalarına gösterilen ilgi karısında siyasi partilerle görümelere baladı ve ilk olarak CHP Buca lçe Bakanlıını ziyaret etti.

20 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

neden ertesi gün ortaya çıktı. Terörle Mücadele ube polisleri, aynı ihbarın kendilerine de yapıldıını öne sürerek Alili’yi 12 Austos’ta Yabancılar ubesi’nden teslim alıp kendi ubelerine götürdüler. TEM polisleri, Avukat Aslıhan Kocabal nce’ye, Teoman Alili’yi Ergenekon Savcısı Zekeriya Öz’ün talimatıyla gözaltına aldıklarını söylediler. Av. nce, gözaltı kararını görmek istediinde ise polisler belgeyi gösteremediler; ‘geldi, gelecek’ diye oyalamaya çalıtılar. 40 GÜN İŞLEME KONMAYAN İHBAR MEKTUBU

13 Austos günü Teoman Alili’nin Bayrampaa’da oturduu evi arandı. Arama ve el koyma kararının gerekçesi avukatlara verilmedi, ancak okundu. Hem Yabancılar ube’ye, hem de TEM’e elektronik postayla gönderilen isimsiz, imzasız bir ihbar mektubu aramaya gerekçe gösteriliyordu. simsiz ihbar mektubunda, Alili’nin Ulusal Kanal’da yayınlanan programlarında Ergenekon propagandası yaptıı ve kaçak yaadıı iddia ediliyordu. Polis, 1 Temmuz 2009’da yapılan ihbarı 40 gün boyunca dikkate almamı, nedense Teoman Alili tam da Öcalan’ın taleplerine ilikin haberi hazırladıı sırada ileme koymutu! ‘SUÇ’ DELİLLERİ!

Üstelik süreç yine tersten iledi. Delilden yola çıkarak suçluyu bulması gereken polisler, önce ‘suçlu’yu buldu; ardından suçu ilediine dair ‘kanıt aramaya’ çıktılar! Nitekim Alili, evindeki aramadan 2 gün önce gözaltına alınmıtı! Polislerin evdeki aramada ‘suç delili’ diye el koyduu dokumanlar da anlamlıyd ı : -Ulusal Kanal danımanı, Aydınlık yazarı Av. Emcet Olcaytu’nun kaleme aldıı, Teoman Alili adına imzaladıı ‘Devlet Bahçeli’nin Dokuz Sabıkası’ adlı kitap, -Prof. Dr. Erol Manisalı’nın keleme aldıı, Alili adına imzaladıı “Ortak Pazardan AB’ye Hayatım Avrupa” adlı kitap, -çi Partisi Genel Bakanı Dou Perinçek’in yazdıı “Gladyo ve Ergenekon” adlı kitap ve Aydınlık’ın 5 farklı sayısı!

“Bu gözaltı ve tutuklamaların bütünüyle kanunsuz ve iktidarın siyasi hedefleriyle ilgili olarak sahneye konduu bugün ortaya çıkmı bulunuyor. “Ulusal Kanal, ABD’nin Büyük Ortadou Projesi kapsamında yürürlüe koyduu u sözümona Kürt açılımı nedeniyle saldırıya uramaktadır. Ulusal Kanal Türkiye’nin ABD planlarına direnen merkezi olduu için, o planları deifre edip milletimize açıkladıı için saldırıya uramaktadır. Bu çok açıktır. “Zaten Savcı Zekeriya Öz, Ergenekon davasının merkezinde “çi Partisi’yle birlikte Ulusal Kanal var” açıklaması yaparak süreci itiraf etmitir.” GERÇEKLERİ DAHA GÜÇLÜ AÇIKLAYACAĞIZ!

Turan Özlü, Türk basınının tarihinde görülmemi bir kuatma ve saldırı altında olduunu belirterek, bugünkü yanda medyayı igal yıllarının mütareke basınına benzetti. Ergenekon tertibinde ilk operasyonun basına yapıldıını söyleyen Özlü, “Bir plan dahilinde büyük devlet olanakları da seferber edilerek yanda medya yaratılmıtır” dedi ve Sabah-atv operasyonuyla balayan süreci özetledi. Bu operasyonun tek bir amacı vardı: “Yanda medya yaratılmadan, o kadar yurtsever aydın Silivri zindanlarına atılamazdı!” Turan Özlü, vatansever basının gözaltı ve tertiplerle sindirilmeye çalııldıını belirterek, unları söyledi: “Ulusal Kanal direnecektir. Baskılar bizi yıldıramaz. Biz Namık Kemal’lerin, Abdi pekçi’lerin, Uur Mumcu’ların, Ahmet Taner Kılalıların damarındanız. Gerçekleri açıklamayı daha güçlü olarak sürdüreceiz. “Basına uzanan eller kırılacaktır. Bu kanunsuz tertipler cezasız kalmayacaktır. Türkiye tarihi bu ekilde ibret örnekleriyle doludur. “Türk basınını ve kamuoyunu göreve çaırıyoruz. Dayanımaya çaırıyoruz. Saldırıları elbirliiyle püskürtmeye çaırıyoruz. “Teoman Alili derhal serbest bırakılmalıdır!”G


3. DDANAME’DE AÇIK TRAF

‘Yargı mensuplarını içine alan bir operasyon yapılacak’ Ergenekon’un 3. iddianamesinde yer alan satrlar, yargya yönelik büyük bir operasyon yaplacan açkça ortaya koydu. ddianamenin kabul edilmesinin ardndan iareti alan Fethullahç medya, yargy hedef gösterdi. Bir kaç gün içinde Adalet Bakanl, YARSAV Bakan Eminaaolu hakknda soruturma balatt. ÖNDER ÖZTÜRK

rgenekon savcıları, 3. ddianame’de, yargı mensuplarına yönelik bir operasyon yapılacaını itiraf ettiler. ddianamenin 26. sayfasında yer alan ifade aynen öyle: “Örgütün, kendi bünyesine aldıı ve devletin tüm birimleri içinde yer alan üyelerinin tayin ve terfi ilemleriyle ilgilendii, örgüt üyeleri hakkında açılmı davaları da lehlerine sonuçlandırmak için giriimlerde bulunmak suretiyle örgüt üyelerinin örgüte balılık ve sadakatlerinin arttırılmasını salamayı amaçladıkları...”

E

KANADOĞLU’NUN ADI NEDEN YOK?

Savcılar, açıkça sözde örgütün yargı mensuplarını devreye sokarak, davalara müdahale ettiklerini belirttiler. Av. Hüseyin Buzolu da, bu konuyla ilgili önemli bir noktayı vurguladı: “Yargıtay Onursal Cumhuriyet Basavcısı Sabih Kanadolu’nun adı, iddianamede ruhsatsız tabanca ele geçirilenler arasında yer aldı. Ancak ne sanık sıfatıyla, ne de üpheli sıfa-

tıyla yer almadı. Hakkında verilen bir takipsizlik kararının olmadıı dikkate alınınca, hakkında devam eden bir soruturma olduu anlaılıyor. Bu da, yargı mensuplarının bir bütünlük içerisinde soruturmaya dahil edilecei fikrini destekliyor.” BAKANLIK DA İTİRAF ETMİŞTİ

Adalet Bakanlıı, 5 Austos tarihli açıklamasında, Sincan Adliyesi’nde yapılan incelemenin, Ergenekon balantılı olduunu belirtmiti. stanbul’daki 50’ye yakın hâkim ve savcı hakkındaki operasyonun da bu çerçevede olduu göz önüne alındıında hedefte yargının olduu kesinlemi oluyor. İŞARETİ ALDILAR

Fethullahçı medyada da, yargı mensuplarını hedef gösteren haberlere yer verildi. Zaman gazetesinin 7 Austos’ta, “Ergenekon’un yargıyı ele geçirme planı deifre oldu” balıklı manet haberinde u satırlar göze çarpıyordu: “Üçüncü Ergenekon iddianamesi, yargıya nasıl müdahale edildiini gözler önüne serdi. Kent Otel toplantılarını, HSYK üyesi Ertosun’un ‘dostum’

dedii Ergenekon sanıı Engin Aydın’ın organize ettii belirtiliyor. Toplantıların amacı ‘Kurumlara sızmak için atama yaptırmak, atanması istenmeyenleri engellemek.’ eklinde özetleniyor. ddianameye göre, YARSAV Bakanı Eminaaolu ise Yargıtay üyesi olabilmek için Engin Aydın’dan yardım istemi.” YARSAV BAŞKANI’NA SORUŞTURMA

Bu haberlerden yalnızca birkaç gün sonra, 13 Austos’ta Adalet Bakanlıı, YARSAV Bakanı Eminaaolu hakkında soruturma balattı. Soruturmanın gerekçeleri arasında Eminaaolu’nun 2008 yılında laiklik mitingine katılması yer aldı. Eminaaolu’nun, üniversitelerde türbanı serbest bırakan düzenlemeyle ilgili söyledii, “Devrim yasalarına aykırı olan türban düzenlemesi laik, hukuk düzeni ve Anayasa Mahkemesi kararları ile badamaz” eklindeki açıklaması da savunması istenen balıklar arasında. G

M 3. iddianameden yargnn hedef alndğ baz bölümler.

Sorumlular ortaya çıkarılacak HSYK üyesi Ali Suat Ertosun, dinlenildii ve takip edildii iddialarının aratırılması ve sorumluların cezalandırılması istemiyle suç duyurusunda bulunmutu. Ankara Cumhuriyet Basavcılıı, 12 Austos’ta, Ertosun’un suç duyurusu üzerine soruturma balattı. Dier yandan Ergenekon davasında, “Bilgiler daha çok avukatlardan sızıyor” dedii için stanbul Barosu tarafından hakkında inceleme balatılan eski Adalet Bakanı Mehmet Ali ahin’le ilgili inceleme sona erdi. stanbul Barosu, 10 Austos günü, ahin hakkında disiplin soruturması balattı.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

21


ERGENEKON SAVCILARI BUNU DA YAPTI

Üçüncü iddianamede düzmece ifade! Ergenekon savclar, 3. iddianamede Cemalettin Ümit’in anlatmlar olduunu iddia ettikleri bir ifadeye yer verdi. Ancak Ümit, canl yaynda savclar yalanlayarak böyle bir ifadesinin olmadn söyledi. Savclarn, Osmanm’n ifadesini 3. iddianameye tahrif ederek koyduklar da otaya çkt. Vural Sava, savclarn iledikleri suçlardan en ar ekilde cezalandrlmalar gerektiini söyledi. ANIL TANERCAN

“ERGENEKON SAVCILARINA İFADE VERMEDİM”

rgenekon savcıları 3. iddianameye düzmece ifade koydular. Savcıların, MT muhbiri Tarık Ümit’in amcası Cemalettin Ümit’in azından ifade yazdıkları ortaya çıktı. Ümit, iddianameye konan ifadeyi net bir biçimde yalanladı. Öte yandan savcılar, gizli tanık ‘Osmanım’ın ifadelerini 3. iddianameye tahrif ederek aktardılar. Yargıtay Onursal Cumhuriyet Basavcısı Vural Sava, Ergenekon savcılarının suç ilediklerini belirterek, suçlarının sabitlenmesi durumunda en aır ekilde cezalandırılmaları gerektiini söyledi.

3. Ergenekon iddianamesinin bin üçüncü sayfasında, savcıların 1995 yılında öldürülen MT muhbiri Tarık Ümit’in amcası Cemalettin Ümit’e ait olduunu iddia ettikleri ifadeler yer alıyor. lgili bölüm öyle balıyor: “Bilgi sahibi Cemalettin Ümit’in 04.11.2008 tarihinde alınan ifadesinde…” 11 Austos akamı Star TV ana haber bütenine konuk olan Cemalettin Ümit’in beyanları, savcıların düzmece ifade hazırladıklarını ortaya çıkardı. Savcıları kesin bir dille yalanlayan Ümit, “Ergenekon savcılarıyla hiç görümedim” dedi. Cemalettin

E

MT muhbiri Tark Ümit’in amcas Cemalettin Ümit, 11 Austos akam Star TV’de. Ergenekon savclar, 3. iddianamede Cemalettin Ümit’in anlatmlar olduunu iddia ettikleri ifadelere yer verdi. Ümit, canl yaynda savclar yalanlad: “Ergenekon savclaryla hiç görümedim!” 22 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

Ümit, 4 Kasım 2008 tarihinde ifadesinin alındıı iddiasına da “1995 yılında o zamanki Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne verdiim ifade dıında, hiçbir kii veya kurulua ifade vermedim” diye yanıt verdi. Cemalettin Ümit, yeeni Tarık Ümit’in öldürülmesiyle ilgili olarak da öyle konutu: “Tarık’ın öldürülmesi olayının Ergenekon’la bir ilikisi olduunu düünmüyorum. Bu olay 3-5 kiinin çıkar hesaplamasından baka bir ey deil.” İFADEDE TAHRİFAT

Ergenekon savcılarının, 3. iddianameyi hazırlarken iledikleri bir dier suç da ‘belgede sahtecilik.’ Zira, savcıların tanık ve gizli tanık sıfatıyla ifadesini aldıkları Osman Yıldırım’ın Cumhuriyet gazetesine el bombası atılması olayına ilikin beyanlarını tahrif ettikleri de ortaya çıktı. Osman Yıldırım ilk iddianamede yer alan ifadesinde Ataehir’de bir toplantı düzenlendiini; toplantı-

Zekeriya Öz. Ergenekon savclarnn, 3. iddianameyi hazrlarken iledikleri bir dier suç da ‘belgede sahtecilik.’ Zira, savclarn Osman Yldrm’n Cumhuriyet gazetesine el bombas atlmas olayna ilikin beyanlarn tahrif ettikleri ortaya çkt.


ya Veli Küçük, Muzaffer Tekin, Mehmet Zekeriya Öztürk, Mehmet Fikri Karada, Kuddusi Okkır ve Oktay Yıldırım’ın katıldıını, Veli Küçük’ün kendisine 500 bin dolar karılıında gazeteye bomba atmasını teklif ettiini iddia ediyordu. Üçüncü iddianamede ise, Osmanım’ın ifadelerinden Veli Küçük, Mehmet Zekeriya Öztürk, Fikri Karada ve Kuddisi Okkır’ın ismi çıkarıldı; ifade Osmanım’a para vermeyi vaat eden kiinin Muzaffer Tekin olduu eklinde deitirildi. BAZ İSTASYONU KAYITLARI OSMANIM’I YALANLAMIŞTI

Peki Ergenekon savcıları, ‘Osmanım’ diyecek kadar kendilerine yakın gördükleri abla katili gizli tanıın ifadelerini neden deitirdiler? Cumhuriyet gazetesinin avukatları, 18 Kasım 2008 tarihli durumada, ‘Osmanım’ın ifadesinde belirttii isimlerin ve Alparslan Arslan’ın 29 Nisan-12 Mayıs 2006 tarihleri arasında yaptıkları telefon dökümlerinin baz istasyonlarını gösterir ekilde alınmasını istediler. Mahkeme bu talebi kabul etti. Telekomünikasyon letiim Bakanlıı’ndan gelen kayıtlara göre, adı geçen ahıslardan hiçbiri belirtilen tarihler arasında Osmanım’la ya

Osman Yldrm (nåm- dier Osmanm)

da Alparslan Aslan’la görümemilerdi. Dahası, Osmanım’ın belirttii tarihlerde hiçbiri Ataehir’de bulunmamıtı! Baz istasyonu kayıtları “Osmanım”ı yalanlayınca Ergenekon savcıları 3’üncü iddianamede Osman Yıldırım’ın ifadesinde deiiklik yapmayı uygun gördü. YALANDA ISRAR

Öte yandan Ergenekon savcıları, ikinci iddianamede Jandarma Genel Komutanlıı bünyesinde Cumhuriyetçi Çalıma Grubu adında gizli bir birim oluturulduunu iddia etmilerdi. Bu iddia Jandarma Genel Komutanlıı tarafından yalanlanmı, “20032004 yılları arasında ya da baka bir tarihte, Cumhuriyetçi Çalıma Grubu adıyla oluturulmu bir birim hakkında bilgi ya da belgeye rastlanılmamıtır” denilmiti. Ergenekon savcıları bu yalanlamaya ramen, üçüncü iddianamede de suçlamaları ‘Cumhuriyetçi Çalıma Grubu”na dayandırdı. Üstelik, savcıların zmir’de ‘tanık’ sıfatıyla ifadesine bavurdukları E. Genelkurmay Bakanı Org. Hilmi Özkök de “Cumhuriyetçi Çalıma Grubu’ndan haberim yok” demiti. “SAVCILAR SUÇ İŞLİYOR”

Yargıtay Onursal Basavcısı Vural Sava, Ergenekon savcılarının iddianameye hayali ifadeler koyarak ve ifadede tahrifat yaparak “Görevi kötüye kullanma”, “Belgede sahtecilik yapma” ve “ftira” suçu ilediklerini belirtti. Sava, bu durumda sadece madur olan tarafların deil; her yurttaın savcılar hakkında suç duyurusunda bulunabileceine dikkat çekti. Türk Ceza Kanunu’nda “Görevi kötüye kullanma” suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla, “belgede sahtecilik” suçunun cezası 1 yıldan 4 yıla; “iftira” suçunun cezası da 3 yıldan 8 yıla kadar deiiyor. Sava, suçlu bulunmaları halinde Ergenekon savcılarının kanunda belirtilen hapis cezalarından en uzun olanıyla cezalandırılacaklarını belirterek ‘suçları sabit bulunursa en aır ekilde cezalandırılmaları gerekir” dedi. G

Org. Kıvrıkolu: ‘renç bir iftira!’ Üçüncü iddianamede, eski Genelkurmay Adli Müaviri Tümgeneral Erdal enel’le ilgili bir yolsuzluk iddiası yer aldı. Ergenekon savcılarının iddiasına göre, enel’e devlet ödeneinden 535 bin dolar aktarıldı ve enel de bu parayla iki daire aldı. Albay Bergütay V. olayı soruturmak istedi, ancak iddiaya göre dönemin Genelkurmay Bakanı Hüseyin Kıvrıkolu, “TSK’da bazen görev, dürüstlükten önemlidir” diyerek soruturma izni vermedi. Bu suçlamaların basında yer alması üzerine E. Org. Kıvrıkolu, yazılı bir açıklama yaptı: “leri sürülen bu iddianın sahibi Albay Bergütay V. ile hiçbir görüme ve temasım olmamıtır. Kendisinin ismini eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral lhami Erdil’i ikâyet eden kii olarak biliyorum. leri sürülen iddia irenç bir iftiradan ibaret olup iddia sahibini iddetle kınıyorum.”

‘Osmanım’ ileri derecede ‘Sosyopat’ Osman Yıldırım’a “leri Derecede Anti-Sosyal Kiilik Bozukluu” (Sosyopat) tehisi konulduu ortaya çıktı. ‘Osmanım’a sosyopat raporu, 2005 yılında GATA’da 9 uzman doktor tarafından yapılan inceleme sonucunda verilmi. Raporda, “Sosyabilitesi iliki kurulur, fakat güven vermez nitelikte” deniliyor. Ergenekon davasını yürüten stanbul 13’üncü Aır Ceza Mahkemesi, Osman Yıldırım’ın verdii ifadelerle Danıtay saldırısı davası ile Ergenekon davasının birletirilmesine karar vermiti. Psikiyatrlar bu tip hastaların ’10 dakikada 10 yalan’ söyleyebildiini vurguluyorlar. Hukukçular da Ergenekon davasında, Yıldırım’ın anti-sosyal kiilik bozukluunun dikkate alınarak karar verilmesi gerektiini belirtiyorlar.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

23


SVAS KATLAMI DAVASI AVUKATI ENAL SARIHAN:

‘Yargı yargıyla karşı karşıya getiriliyor’ Avukat enal Sarhan, gericiler tarafndan gerçekletirildii yarg kararlaryla sabit olan olaylarn Ergenekon’a çekilerek yargnn yargyla kar karya getirilmek istendiini söyledi. Sarhan, “Dantay davasnda karlatmz durum ne ise bugün Sivas davasnda da karlatmz tablo bu…” dedi. rgenekon davasının savcıları 3. ddianame’de Sivas katliamının da sözde örgüt tarafından ilendiini iddia ettiler. Savcıların bu iddialarını gizli tanıkların ifadelerine dayandırdıkları basında ilendi. ddianamenin ek klasörlerinde Sivas katliamına ilikin yeni delillerin yer aldıı da ifade ediliyor.

E

CUMHURİYET’İ SAVUNANLAR KARŞI KARŞIYA GETİRİLMEK İSTENİYOR

Sivas katliamında hayatını kaybeden ailelerin avukatı, Cumhuriyet Kadınları Dernei Genel Bakanı enal Sarıhan, iddianamede Sivas katliamının sözde Ergenekon örgütü tarafından ilendii iddiasına tepki gösterdi. Aydınlık’a konuan Sarıhan, Cum-

huriyet’i savunan insanların karı karıya getirilmek istendiini kaydetti. Sivas katliamı davasında esas hakkındaki mütalaanın okunmasının bile gerçeklerin görülmesi açısından yeterli olacaını belirten Sarıhan, gericiler tarafından gerçekletirildii yargı kararlarıyla sabit olan olayların Ergenekon’a çekilerek yargının da yargıyla karı karıya getirilmek istendiini söyledi. “Bu dava bitmi bir davadır. Olaydan sonra faillerin bir bölümü yakalandı ve yargılamaları yapıldı. Bu yargılama sonucunda Cumhuriyet’in laik niteliine yönelik eylemlerin gerçeklemesi amacıyla bu katliamın yapıldıı mahkeme kararıyla saptandı. Bu aamadan sonra bu dava tabi ki bitmedi. Bu olayı meydana getiren gerici ör-

gütler koalisyonu teker teker saptanamadı, yargı önüne getirilemedi. Bu sebeple davada eksik bir ey var. Ancak bu eksiklik Ergenekon davasında konu edilen eksiklik deil.” YARGI KARARLARI SABİT

Ergenekon davasında asıl madurların sanıklar olduunu söyleyen enal Sarıhan, Sivas davasının Yargıtay’dan üç kez geçtiini vurguladı. “Ne olduu, kimler tarafından hangi amaçlarla gerçekletirildii yargı kararlarıyla sabit olan bir olaya karı savcılık makamı diyor ki, ‘hayır siz yanılıyorsunuz bunlar Ergenekon’un eylemleriydi.’ Türkiye’de gerçek anlamda terörü yok etmek isteyen ve Türkiye’nin Cumhuriyet deerlerine balı olarak yaamasını ve gelimesini arzu eden kesimler zor durumda bırakılmak isteniyor. Ben kaygıyla karıladım. Danıtay davasında karılatıımız durum ne ise bugün Sivas davasında da karılatıımız tablo bu.”

Alevi çalıtaylarının üçüncüsü din adamlarıyla AKP Hükümeti’nin “Kürt açılımı”nın yanı sıra “Alevi açılımı” çalımaları da sürüyor. AKP Hükümeti, Alevi çalıtaylarından üçüncüsünü 19 Austos’ta Ankara’da yapacak. Çalıtaya ilahiyatçılar, Diyanet leri Bakanlıı temsilcileri ve din adamlarından oluan 35 kii katılacak. Katılımcılar arasında Prof. Dr. Mehmet Görmez, Prof. Dr. Yaar Nuri Öztürk, Prof. Dr. lhami Güler, Prof. Dr. Hasan Onat, Prof. Dr. Sönmez Kutlu, Prof. Dr. Mehmet Akif Aydın bulunuyor. Ayrıca Almanya Goethe Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ömer Özsoy, Milli Eitim Bakanlıı Bakanlıı Din Öretimi Genel Müdürü rfan Aycan ve Tunceli Müftüsü Arslan Türk de çalı-

24 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

tayın katılımcıları arasında yer alıyor. Diyanet’i Bakan Yardımcısı zzet Er’in temsil edecei çalıtaya, Din leri Yüksek Kurulu Bakanı Hamza Aktan da katılacak. Moderatörlüünü Necdet Subaı’nın yapacaı çalıtayda, Hükümeti Devlet Bakanı Faruk Çelik temsil edecek. 3 Haziran günü Ankara’da düzenlenen ilk çalıtaya alevi dedeleri ve örgüt temsilcileri 8 Temmuz’daki ikinci çalıtaya akademisyenler katılmıtı. Cem Vakfı, Alevi Bektai Federasyonu gibi bazı Alevi örgütü temsilcileri AKP’nin “açılım”ına destek verirken, bazı Alevi örgütleri ve dedeleri ise dedelere maa balanması bata olmak üzere AKP’nin giriimlerine tepki gösteriyor.


KAZIM GENÇ (Alevi Bektai Federasyonu Genel Sekreteri)

‘Suikast iddiasını basından örendim’ Alevi Bektai Federasyonu Genel Sekreteri Av. Kazım Genç, Aydınlık’a yaptıı açıklamada, suikast planı iddiasını ilk defa basından duyduklarını, suikast iddiasının gerçek olup olmadıının yargılama sürecinde açıa çıkacaını söyledi. Genç, Sivas katliamıyla ilgili iddialar üzerine ise net bir açıklama yapmadı. Sivas katliamının arkasında bir organize gücün olduunu söyleyen Genç “ancak eriatçıların mı, devletin mi, kamuoyunda derin devlet olarak bilinen gücün mü olduu net bir ekilde açıa çıkarılamamıtır. Bu Ergenekon mudur, bir baka yapılanmamıdır bilemeyiz” diye konutu. GENÇ VE BALKIZ BU OYUNA GELMEMELİ

3. iddianamede adları mütekil olarak geçen, “Av. Kazım Genç ve Ali Balkız’ın bu davaya dahil olmamalı” diyen Av. enal Sarıhan Alevi kesiminin

AL RIZA SELMANPAKOLU (Hacbekta Belediye Bakan Emekli General)

Sivas ne olduu belli olmayan bir tertibe indirgenemez Ergenkon’un tamamen bir tertip olduu ortada. Sivas katliamı, aydınlıın karanlıklar tarafından boulması giriimidir. Sivas katliamı, bilim adamlarının, yazarların, tiyatrocuların, airlerin, ozanların, aydın insanların yok edilmesi, seslerinin kesilmesi hareketiydi. Karanlıklar bu katliamı ‘din elden gidiyor’, ‘dinsizlere ölüm’ söylemleriyle yaptılar. Sivas katliamını, ne olduu belli bir tertibe indirgemek son derece yanlıtır. kuku içinde kalmasına sebep olacak bir ortam yaratılmak istendiini söyledi. Av. enal Sarıhan, 3. ddianame’nin ek klasörlerinde Sivas katliamıyla ilgili yeni delillerin yer aldıına yönelik id-

dialara da yanıt verdi. “Yeni geçmi kararları dorulayabilir. 1993’ten bu yana bu davanın içindeyim. Bütün veri bilgi ve belgeleri incelemi bir avukatım. Aksi yönde delillerin olabileceini düünmüyorum”G

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

25


YARGI REFORMU BAKANLAR KURULU GÜNDEMNDE

Yüksek yargıya kuşatma Meclis’ten başlatılıyor AKP Hükümeti, HSYK bata olmak üzere yüksek yargnn yapsn deitirme giriimine resmen balyor. Yargnn; yasama ve yürütmenin kontrolüne girmesini öngören “Yarg Reformu Strateji Tasla” Bakanlar Kurulu gündeminde. Taslan yeni yasama döneminde TBMM’ye gelmesi planlanyor. abakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, 10 Austos günü Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası açıkladı: “Yargı Reformu Strateji Taslaı’na son ekli verilmitir. Bu konu bir sonraki Bakanlar Kurulu top-

B

lantısına Adalet Bakanı tarafından getirilecek.” Star, Yeni afak, Zaman, Sabah ve Taraf gazetelerinin HSYK yaz kararnamesi çalımaları üzerinden yüksek yargıyı hedef alan yayınlarının asıl amacı, yalnızca kararları etkilemek deil, Hükümetin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) bata olmak üzere yüksek yargının yapısını deitirme giriimlerine zemin hazırlamaktı. Hükümet’in “yargı reformu”nda yüksek yargının tamamen AKP’nin kontrolüne girmesinin önünü açacak düzenlemeler var. AKP, taslaı yeni yasama döneminde TBMM gündemine getirmeyi planlıyor. Hükümet sözcüsü Cemil Çiçek, taslaın yargı kurumlarının görüü alınarak hazırlandıını ifade etti. Yargı kurumları taslaın mevcut halinin yargı baımsızlıını yok edeceini vurguluyorlar. “YARGI REFORMU”NDA NELER VAR?

19 Temmuz 2009, Aydnlk

Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,

HSYK ve Askeri mahkemeler AKP’nin hedefinde. Yargı kurumları, Adalet Bakanı ve Bakanlık Müstearının HSYK’dan çıkarılmasını isterken, taslakta bu istein aksine HSYK’ya TBMM’nin üye ataması öngörülüyor. Bu durum HSYK’nın tamamen yasama ve yürütmenin kontrolü altına girmesi eklinde deerlendiriliyor. Anayasa Mahkemesi için de benzer bir giriim planlanıyor. Buna göre Yüksek Mahkeme üyelerinin yarısı siyasi parti kontenjanından seçilecek. TBMM’deki partilere, temsil oranlarına göre kontenjan verilecek ve RTÜK’te olduu gibi üyeler belirlenecek. Yüksek Mahkemenin ikili bir yapıya dönütürülmesi planlanırken, kiisel bavurunun da yapılması öngörülüyor. Taslakta Askeri Mahkemelerin yapısının düzenlenmesi de öngörülüyor. Askeri mahkemelerin sadece hâkim sınıfından üyelerden oluması öngörülen taslakta, hâkim olmayan subay üyelerin askeri mahkeme üyeliklerinden çıkartılması planlanıyor. Taslakta, askeri mahkeme binalarının askeri hizmet alanı dıına çıkartılması da öngörülüyor.G

YARGI KURUMLARI:

Uygulama hâkimleri, memur haline getirir Yargıtay ve Danıtay, “Yargı Reformu Strateji Taslaı”na ilikin Adalet Bakanlıı’na gönderdikleri görülerinde unları kaydetmilerdi: YARGITAY:

HSYK’ya Adalet Bakanının bakanlık etmesi yargı baımsızlıını zedeleyen bir olgudur. Yürütme erkinin içinde bulunan Adalet Bakanlıı Müstearı’nın kurulun doal üyesi olması da yargı baımsızlıı ilkesi ile badamamaktadır. Yargı Reformu Stratejisi taslaında

26 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

bu yönde bir ilerlemeye rastlanmadıı gibi; askine Kurulun oluumunda Yasama ve Yürütme organı tarafından üye seçimi planlandıı belirtilmi olmakla yargı baımsızlıı noktasında mevcut durumun bile gerisine düülmesi olasılıı söz konusudur. Böyle bir yapılanma, hâkimlerin sıradan memur haline getirildii, amirlerinden emir aldıı, yargı baımsızlıını daha da geriye götürecek bir sistemi douracaktır. Sonuçta Anayasa’nın kuvvetler ayrılıı ilkesine çok esaslı bir aykırılık

oluturacaı açıktır. DANIŞTAY:

Adalet Bakanı ile Adalet Bakanlıı Müstearının Kurulda bulunması uygun görülmemektedir. Yürütme ya da yasama organının HSYK üyelerinin seçimine dorudan ya da dolaylı katılımı da siyasi etki dourabilecek niteliktedir. Hâkim ve savcıların HSYK’daki temsilcilerini kendilerinin seçmeleri hususunda yetkilendirilmelerini tavsiye ediyoruz.


PKK’NIN YAN KURULUU ‘MEYADER’LE ORTAKLIK

Anaları ‘buluşturan’ Öztürk’ün AKP ilişkisi Diyarbakr’da “Analar bulutu” haberinin mimar Müslüm Öztürk’ün ilginç bir geçmii var. Milliyetçi camiadan gençler “eskiden milliyetçiydi” yorumlar yapyor. Sonradan AKP’ye yaknlat. Melih Gökçek ile i ilikisi olduu bile iddia ediliyor. Bu operasyonu “Kürt açlm”ndan da ayr tutmamak gerektiini bir kenarda tutalm. MEHMET ARSLAN

iyarbakır’da belli medya organlarının manetlere çıkararak verdii “Anaların buluması” haberini karıtırdıkça altından ilginç bilgiler çıkıyor. Öncelikle organizasyonu yapan Müslüm Öztürk’le ilgili veriler çok çarpıcı. www.haberiniz.com internet sitesinde yer alan bilgilere göre, Öztürk’ün bakanı OHAL Gazileri ve ehit Aileleri Dayanıma Dernei Milli Savunma Bakanlıı tarafından kabul görmüyor. Öztürk bu nedenle bir dönem, kapı kapı dolaarak MSB’yi ve Genelkurmay’ı ikâyet etti. Sitede, “istedii sonucu alamayan Öztürk’ün daha sonra, AKP yönetimine yaklamaya çalıtıı” belirtiliyor Bu yakınlama özellikle Melih Gökçek’le Öztürk’ün adının sık sık yan yana zikredilmesine yol açıyor. Türkiye Harp Malulü Gaziler ehit Dul ve Yetimleri Dernei Diyarbakır ube Bakanı Reit Can da olaya ilikin bir gün sonra yaptıı basın açıklamasında Öztürk’e “Ankara Büyükehir Belediyesi’yle ilikisini” soruyor.

D

YANDAŞ MEDYADA BOY GÖSTERDİ

Öztürk’ün AKP’ye yakın basın yayın organlarında boy göstermesi de dikkat çekici. Derneiyle, 29 Mart 2009 seçimleri öncesinde CHP’li Büyükehir Belediye Bakan adayı Murat Karayalçın’a karı eylemler yapan Müslüm Öztürk, Hükümete yakın gazetelerde de çarpıcı açıklamalar yaptı.

11 Aralık 2008 tarihli Vakit gazetesinde “Ben Urfalıyım… Kürdüm… Vatanımı, topraımı, insanları, bayraımı ve ezanımı canımdan çok seviyorum. (…)Artık biz, akan kan dursun istiyoruz. Bölgeden gelen yeni ehit ve gazi haberlerine tahammülümüz kalmadı. Kalıcı bir çözüm istiyoruz. Bu çözüme en iyi örnek bir dernek çatısı altında oluturduumuz mozaik... Gökkuaı misali her kimlikten gaziler burada bir aradayız. Birbirimize sıkı sıkı sarılmı, her türlü acımızı, kederimizi ve mutluluumuzu paylaıyoruz. Bizim derdimiz, bu gökkuaından rahatsız olan yapıların sürekli olarak ülkeyi karıtırmak adına gerçekletirdikleri provokasyonlar...“ açıklamalarıyla dikkat çeken Öztürk aynı haberde u demeci de veriyordu: “Biz bu derin yapıların deifre edilmesini istiyoruz. Terörden nemalanıp sorunu çözümsüz hale getiren kim varsa, cezalandırılsın istiyoruz.”

nın ilk fikrini ortaya atan isim de ilginç. Hatırlanacak olursa basında, “Kürt meselesi” ile ilgili olarak “Çok güzel gelimeler olacak” diyen Cumhurbakanı Abdullah Gül’ün ei Hayrünisa Gül’ün “anaların bir araya getirilecei” bir proje hazırlıı içinde olduu haberleri yayımlanmıtı. Haziran ayı baında ortaya çıkan bu gelime ehit ailelerinden tepki çekmi, sonrasında konu ile ilgili bir sessizlik olmutu. Diyarbakır’daki organizasyon, bu gelimenin Müslüm Öztürk’e havale edildiini gösteriyor. ÖZTÜRK’ÜN ORTAĞI PKK’NIN YAN KURULUŞU ‘MEYADER’

Öztürk’ün organizasyonu ortaklaa düzenledii Mezopotamya Yakınlarını Kaybedenler Dernei (MEYADER) PKK’nın yan örgütlenmelerinden biri olarak biliniyor. MEYADER daha önce, PKK’nın çarısıyla “Barı (!) çadırları” kurulmasına öncülük etmiti.G

M Müslüm Öztürk: “E. Org. Hurit Tolon, ehit yaknlarn hükümet aleyhine kkrtmak istedi”

HURŞİT TOLON’U SUÇLADI

Devam eden Ümraniye Soruturması Davası’na ilikin de konuma ihtiyacı hisseden Öztürk, Birinci Ordu eski Komutanı Emekli Orgeneral Hurit Tolon’u suçlayıcı ifadeler de kullanmıtı. Cihan Haber Ajansı’nın 29 Austos 2008 tarihli haberine göre Öztürk, Emekli Orgeneral Tolon’un, ehit yakınlarını Hükümet aleyhine kıkırtmak istediini iddia etmiti. Bu durum tam da “Kürt açılımı” iddialarının gündeme geldii bir dönemde yaanan buluma16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

27


SAYAÇ HALESN 6. VE 7. SIRADAK FRMALAR ALDI

BEDAŞ, usulsüz ihaleyle 1 milyon lira zarar etti Beda’n 2007’de açlan sayaç sökme takma ihalesi nihayet sonuçland. Elektrik sayaçlarn sökme takma iini 7. srada yer alan Sistem Enerji ve Ünka naat ile 6. srada yer alan Sezen Yavuz LPG ald. BEDA, ihaleyi uygun teklifi veren irketlere brakmad için 1 milyon 85 bin lira zarar etti. Genel Müdür Atalay, sorularmz yantsz brakt. NAC ER

oaziçi Elektrik Daıtım Anonim irketi (BEDA), stanbul’da dört bölgede açtıı “Elektrik Sayacı Sökme Takma halesi”ni, en uygun teklifi yapan irketlere deil; beinci, altıncı ya da yedinci sırada yer alan irketlere verdi. Bu nedenle BEDA, 1 milyon 85 bin lira zarar etti. Üstelik 2007 yılında açılan ihale, tam 5 kez tekrarlandı. lk 4 ihale, çeitli gerekçelerle iptal edildi. Böylece ihale süreci 2009 yılına kadar sarkıtıldı.

B

M BEDA, elektrik sayac sökme takma ihalesini 2 ylda 4 defa iptal etti. 5. ihale kabul edildi, ancak ihalenin en uygun teklifi veren firmalara verilmemesi nedeniyle kurum 1 milyon 85 bin lira zarar etti.

2 YILDA 4 KEZ İPTAL EDİLDİ

Elektrik sayacı sökme takma

ihalesine Bayrampaa-Silivri-Sarıyer bölgesinde 14, Sefaköy-Bakırköy-Beyazıt bölgesinde 11, Beyolu-Çalayan-Güngören bölgesinde 10 ve Gaziosmanpaa-Avcılar-Kumburgaz bölgesinde 14 firma katıldı. 25 Ekim 2007’de balayan ihale süreci; 26 ubat 2009’da yapılan 5. ihalenin BEDA tarafından 2 Haziran’da kabul edilmesiyle nihayet sonuçlandı. BEDA Genel Müdürlüü’nün kararı, ihalede ilk sıralarda yer alan firmaları aırttı. 2 BÖLGENİN İHALESİ SİSTEM ENERJİ’YE

Sefaköy-Bakırköy-Beyazıt bölgesi için yapılan ihalede 1. sı-

BEDA Genel Müdürü Abdullah Atalay, 27 Temmuz’da makamna yazl olarak ilettiimiz sorulara, dergimiz baskya girene dek yant vermedi. rada yer alan firma, 1 milyon 730 bin lira fiyat teklif etmiti. Ama ihale 5. sırada yer alan Sistem Enerji’de kaldı. Sistem Enerji’nin teklifi 1 milyon 976 bin lira; aradaki fark da 246 bin liraydı. Sistem Enerji, Gaziosmanpa-

Uluslararas Ölçü Kanunu’na göre, elektrik sayaçlarnn 10 ylda bir muayene edilmesi gerekiyor. Bu ilem, stanbul’da en son 1997 ylnda yaplm. hale sürecindeki 2 yllk gecikme, stanbul’daki muayeneyi de bir o kadar geciktirmi. Konunun uzmanlar, kalibre edilmemi sayaçlarla, salkl faturalandrma yaplamayacan belirtiyorlar. 28 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009


Sistem Enerji, iki bölgenin ihalesini kazand. Bakrköy bölgesi için girdii ihalede 5. srada, Gaziosmanpaa bölgesi için girdii ihalede ise 7. srada yer alyordu. BEDA, iki ihaleye 451 bin lira fazladan ödemeyi göze alarak Sistem Enerji’yi tercih etti. a-Avcılar-Kumburgaz bölgesindeki ihaleyi de kazandı. Bu bölgede yapılacak i için 1 milyon 423 bin lira teklif etti; bu teklifiyle 7. sıraya yerleti. Oysa 1. sıradaki firma 1 milyon 217 bin lira teklif etmiti. BEDA, bu tercihiyle 205 bin lira daha zarar etti. DİĞERLERİ ÜNKA VE SEZEN

bin lira önermiti. Aradaki fark 248 bin liraydı. BEDA, aynı ihale usulsüzlüü nedeniyle, Beyolu-ÇalayanGüngören bölgesi için yapılan ihaleden de 385 bin lira zararla çıktı. hale, 1 milyon 922 bin TL teklif vererek 6. sırada yer alan Sezen Yavuz LPG’ye verildi. 1. sırada yer alan firmanın teklifi ise 1 milyon 537 bin liraydı.

YAVUZ’DA KALDI

“MUAYENESİZ SAYAÇLARLA

Bayrampaa-Silivri-Sarıyer bölgesinde de durum farklı deildi. halede, en uygun teklifi yaparak 1. sırada yer alan firma, yapılacak i için 1 milyon 145 bin lira fiyat vermiti. haleyi kazanan ise 7. sıradaki Ünka naat oldu. Ünka naat, 1 milyon 393

SAĞLIKLI FATURALANDIRMA OLMAZ”

BEDA’ın bu tercihleri akıllarda soru iaretleri bıraktı. BEDA Genel Müdürü Abdullah Atalay’a ihalelerde usulsüzlük iddialarını sorduk. Atalay, 27 Temmuz günü makamına yazılı

olarak ilettiimiz sorulara hâlâ yanıt vermedi. Öte yandan Uluslararası Ölçü Kanunu’na göre, elektrik sayaçlarının 10 yılda bir muayene edilmesi gerekiyor. Sanayi Bakanlıı’nın ilgili yönetmeliinin 9. maddesi de öyle diyor: “Elektrik, su, hava gazı, doal gaz sayaçları ile akım ve gerilim transformatörlerinin muayeneleri 10 yılda bir yapılır.” Bu ilem, stanbul’da elektrik sayaçları için en son 1997 yılında yapılmı. hale sürecindeki 2 yıllık gecikme, stanbul’daki muayeneyi de bir o kadar geciktirmi. Konunun uzmanları, kalibre edilmemi sayaçlarla salıklı faturalandırma yapılamayacaını belirtiyorlar.G

L haleye en uygun teklifi veren firmalar ile ihaleyi kazanan firmalarn fiyat farklarn gösterir tablo.

BEDA Genel Müdürü Abdullah Atalay’a sorular 1- halenin en uygun fiyatı veren firmalara deil de, 5’inci, 6’ncı ve 7’nci sıradaki firmalara verilmesinin nedeni nedir? 2- lk sıralarda yer alan firmalar neden uygun görülmemitir? 3- halenin en uygun fiyatı veren firmalara verilmemesi 1

milyon 85 lira zarara yol açıyor. Bu durumu kamu yararı açısından nasıl açıklıyorsunuz? 4- hale neden 4 kere iptal edildi? 5- halenin ikinci kez, ‘makamınız’ tarafından iptaline gerekçe olarak, ‘artnamenin eksik olmasını’ gösteriyorsunuz.

artnamenin eksik olmasını nasıl açıklıyorsunuz? 6- stanbul’daki sayaçların en son 1997 yılında kalibre edildii doru mu? Bu ilemin yasal süresini 2 yıl amı olması, kurumunuz açısından hukuki bir sıkıntı yaratmıyor mu?

BAŞSAĞLIĞI

BAŞSAĞLIĞI

Genel Başkan Yardımcımız sevgili Mehmet Cengiz ve ailesine, annesi Muazzez Cengiz’in ölümü nedeniyle başsağlığı ve metanet dileriz.

Gazeteci, Fotoğraf sanatçısı, değerli dostumuz, güzel insan Mehmet Erdur’u kaybetmenin üzüntüsü içindeyiz. Acılarını paylaşır, ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz.

İşçi Partisi Mersin İl Örgütü

Aydınlık ve Ulusal Kanal çalışanları

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

29


SEYİR DEFTERİ

Memleketinde Erdoan’a, protesto üstüne protesto

Boaziçi Üniversitesi’nde Atatürk’e saldırı Boaziçi Üniversitesi’nde Rektörlük binasının hemen yanında bulunan yön tabelasından Atatürk Enstitüsü yazısının ilk dört harfini kazıdılar. Aydınlık’ın sorularını yanıtlayan Boaziçi Üniversitesi Rektörlüü ve Atatürk Enstitüsü yetkilileri, ilk önce tabeladaki Atatürk yazısında meydana gelen hasardan haberleri olmadıını belirttiler. Aynı gün içinde tekrar aradıımız yetkililer bu kez, olayın Cuma günü fark edildiini ve yeni bir tabela için sipari verildiini söylediler. Üniversite yetkilileri tabeladaki kazıma olayının kasıtlı yapılıp yapılmadıını bilmediklerini dile getirdiler.

Erdoan’a ceza veren Hâkim Övüç beraat etti Tayyip Erdoan’ı ehitlere “kelle” dedii için 3 kuruluk tazminat ödemeye mahkum eden Kartal 2’nci Sulh Hukuk Mahkemesi Bakanı Sevgi Övüç, Adalet Bakanlıı’nın görevi ihmal iddiasıyla açtıı davada beraat etti. 8 Austos’ta Yargıtay 4’üncü Ceza Dairesi oy birliiyle verdii kararda “görevi savsama kastıyla davrandıına dair kesin bir kanıt bulunmadıına” hükmetti. Hakim Sevgi Övüç, Avustralya’da katıldıı radyo programında, terörist baından “Sayın”, ehitlerden de “kelle” olarak bahsetmesi üzerine ehit ailelerinin açtıı davada Tayyip Erdoan’ı “3 kuruluk” tazminat ödemeye mahkum etmiti. Hemen ardından Adalet Bakanlıı bazı davaların gerekçeli kararlarının geç yazıldıı iddiasıyla Övüç hakkında soruturma balatmıtı. Soruturma sonunda 6 aydan 2 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açılan Övüç, Yargıtay 4’üncü Ceza Dairesi tarafından görülen davada oy birlii ile beraat etti.

30 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

Recep Tayyip Erdoan, 12 Austos günü AKP’nin Rize’deki l Danıma Meclisi toplantısında, ard arda protestolarla karılatı. Erdoan toplantının yapıldıı salona girmeden hemen önce Melek Bulut isimli 55 yalarında bir kadın feryat ederek enitesi için i istedi. Bulut, korumalar tarafından apar topar uzaklatırıldı. Daha sonra salona geçen Babakan Erdoan, bu kez de yalı bir partili tarafından protesto edildi. Yaadıı sıkıntıları dile getiren partili “böyle mi hizmet edeceksiniz Rize’ye” diyerek tepkisini gösterdi. Kısa bir süre sonra adının Sevim Topçu olduu örenilen bir bayan “Bu kriz ne olacak kriz var kriz” diye baırmaya baladı. Erdoan bu protestoların akınlıını uzun süre üzerinden atamadı. Topçu da, Babakanlık korumaları ve polisleri tarafından salondan çıkartıldı. Protesto nedeniyle Erdoan’ın hayli moralinin bozulduu gözlerden kaçmadı. Erdoan ard arda gelen protestolar üzerine “bu salon içerisine girenlerin tamamen l Danıma Meclisi üyesi olduunu sanmıyorum. Farklı insanlar da burada bulunuyor” diyerek, bu tepkilerin kendi partililerini balamayacaını ima etmeye çalıtı. Konuması sırasında baka bir Rizeli dinleyici “darlanma” deyince Erdoan, öyle cevap verdi: “Ben darlanmayrum da bu tip yanlı konumalar beni rahatsız ediyor”

Telekulak yasasına düzenleme Telekulak yasasında, babakanlıa keyfi atama hakkı tanıdıı eletirisi üzerine yapılan deiiklik 7 Austos’ta hayata geçirildi. Anayasa Mahkemesi Telekulak yasası olarak bilinen Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletiimin tespiti, dinlenmesi, sinyal bilgilerinin deerlendirilmesi ve kayda alınmasına dair usul ve esaslarla ilgili yönetmeliin bazı maddelerinde deiiklik yaptı. Yapılan düzenlemeyle, yönetmeliin 24. maddesindeki “Bakanlıın yönetmelikte yer alan faaliyetlerle ilgili denetimi, Babakanın özel olarak yetkilendirecei kii veya komisyon tarafından yapılır” fıkrası yürürlükten kaldırıldı. Yeni düzenlemeyle Telekomünikasyon letiim Bakanlıı’nın görevlerinin tanımı da yeniden yapıldı. TB internet ortamında yapılan yayınların içeriklerinin izlenmesinin hangi seviye, zaman ve ekilde yapılacaını belirleyecek. nternet ortamındaki yayınların izlenmesi için gerekli altyapıyı kurduracak. Babakan’ın kurula atama yapmasını salayan telekulak ile ilgili kanunu, eski Cumhurbakanı Ahmet Necdet Sezer Anayasa Mahkemesi’ne götürmütü


SEYİR DEFTERİ

Mehmet Ali ahin’e meslekten men yolu Ergenekon davasında “Bilgiler daha çok avukatlardan sızıyor” dedii için stanbul Barosu tarafından hakkında inceleme balatılan eski Adalet Bakanı Mehmet Ali ahin ile ilgili inceleme sona erdi. stanbul Barosu 10 Austos’ta Mehmet Ali ahin hakkında disiplin soruturması balattı. ahin, gönderdii savunmada, sözlerinin ba tarafının kesilerek verildiini iddia etti. Bilgilerin yargı mensuplarınca sızdırılıp sızdırılmadıının aratırılması talimatını verdiini belirten ahin, “Bazı avukatların da zaman zaman bu bilgileri verme ihtimalinin bulunduuna ilikin örnekler verdim. Konumamda bizzat savunma hakkını ve meslektalarımı hedef almadım” diyerek ikâyetin reddini talep etti. Raportör raporunda ise ahin’in yaptıı açıklama ile Barolar Birlii meslek kurulları ile Avukatlık Yasası’na aykırı davrandıı belirtilerek, disiplin cezası uygulanmasını istedi. Mehmet Ali ahin, suçlu bulunması halinde uyarma veya 10 bin liradan 150 bin liraya kadar para cezası alabilir ya da meslekten men edilebilir.

Basavcılık RTÜK üyeleri hakkında soruturma izni istedi Ankara Cumhuriyet Basavcılıı, Kurmay Albay Dursun Çiçek’in suç duyurusu üzerine RTÜK üyeleri hakkında 11 Austos günü Babakanlıktan soruturma izni istedi. Albay Çiçek, “maksatlı ve gerçek dıı bilgileri içerecek ekilde” yayın yaptıını belirttii bazı televizyon kanallarıyla ilgili gerekli tedbirleri almadıı gerekçesiyle RTÜK üyeleri hakkında görevi ihmal suçundan suç duyurusu yapmıtı. Çiçek’in avukatı Mustafa Çevik tarafından sunulan suç duyurusu dilekçesinde, “Taraf gazetesinde 12 Haziran 2009 tarihinde yayımlanan haberle gündeme gelen ‘kaıt parçasının’ kimler tarafından üretildii ve bahse konu gazeteye servis edildiine yönelik aratırma ve soruturmaların devam ettiini” belirtmiti. Genelkurmay Bakanlıı Askeri Savcılıı tarafından geni kapsamlı bir soruturma balatıldıını ve yayın yasaını hatırlatan Mustafa Çevik’in dilekçesinde bazı kanalların isimleri de yer aldı. “Bata Samanyolu Haber ve Samanyolu TV, Kanal 7, Kanal 24, ATV ve TRT 2 olmak üzere bazı televizyon kanalları tarafından karalama ve iftira kampanyasına dönütürülen televizyon yayınlarının önlenmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınması konusunda yasal yetkili ve sorumlu olan RTÜK, bahse konu yasal sorumluluklarını yerine getirmemitir.”

Haberal’dan yurtsever tavır Dünya Yanık Dernei, 2010’da stanbul’da yapacaı kongreyi, Ergenekon soruturmalarının yarattıı güvensizlik ortamı ve ekonomik sorunları gerekçe göstererek baka yere kaydırmaya karar verdi. Bu duruma dernein eski Bakanı, Ergenekon tertibi kapsamında tutuklu bulunan Prof. Dr. Mehmet Haberal tepki gösterdi. Haberal tedavi altında bulunduu stanbul Tıp Fakültesi hastanesinden dernek yönetimine bir mektup yazarak, “Ülkelerinizde yaananlar beni nasıl ilgilendirmezse, ülkemde yaananlar da sizleri ilgilendirmez. Türkiye, dünyanın en güvenli ülkelerinden biridir ve bu kongrenin bütün sorumluluu da bana aittir.” dedi. ki yılda bir düzenlenen Dünya Yanık Dernei kongresinin 15.’sinin önümüzdeki yıl Türkiye’de yapılması planlanıyordu. Dernek üyeleri, Türkiye’de Haberal ve Bakent Üniversitesi’ne yapılanlardan dolayı, bu durum çözüme kavuana ve Haberal’ın saygınlıı iade edilene kadar, toplantımızı Türkiye’de düzenleyerek, bu ülkeyi onurlandırmamamız gerektiine karar verdik.” eklinde açıklama yapmıtı.

ETT’de 58 araca el konuldu ETT 154 milyon TL’lik vergi borcunu ödeyemedi. Beyolu Vergi Dairesi de ETT Genel Müdürü, genel müdür yardımcıları, müdürler ve dier yöneticilerin kullandıı 58 aracı haczetti. stanbul Büyükehir Belediyesi Basın Danımanı Ahmet Faruk Yanarda, yaptıı açıklamada, bir ihale düzenleyerek hacizli araçların 19’unu sattıklarını söyledi. Yanarda, ETT’nin 154 milyon liralık vergi borcunu dorulayarak, ETT’nin de indirimler nedeniyle Maliye Bakanlıı’ndan 210 milyon lira alacaı olduunu, maliyenin tedbir amacıyla böyle bir adım attıını açıkladı. ETT daha önce hem sık sık bozulan metrobüsleriyle hem de bütçede verdii 1 milyar 109 milyon liralık açıkla gündeme gelmiti.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

31


SEYİR DEFTERİ Denizli

YÖK, üniversitelerin ilerine yetiemiyor!

Gençlik mücadelesi harç zammını engelledi Hükümetin üniversite harçlarına yüzde 500 zam yapacaı haberine karılık örenciler, birçok ilde kampanya balattı. Türkiye Gençlik Birlii stanbul ve Ankara bata olmak üzere zmir, Eskiehir, Denizli, Antalya ve Sakarya gibi birçok ilde protesto gösterileri düzenledi. 10 Austos’ta toplanan Bakanlar Kurulu üniversite harçlarına yüzde sekizlik zam yapılması kararını aldı. Türkiye Gençlik Birlii Genel Bakanı Osman Yılmaz 11 Austos’ta yaptıı açıklamada harç zammını deerlendirdi. “Tayyip Erdoan AKP grup toplantısında bu konu ile ilgili tepkisini gösteren örencileri adaba davet etmi ve aklıselim örencileri ve ailelerini uyarmıtır! Gençliin demokratik tepkisini edepsizlik olarak nitelemek ancak Tayyip Erdoanların tavrı olabilir. Hakkını arayan çiftçiye, vatanını savunan askere, bu ülke için canını vermi ehitlere söyledikleri bütün toplumun hafızasındayken Tayyip Erdoan’ın bizleri adaba davet etmesini halkımızın takdirine bırakıyoruz.” Yılmaz, AKP iktidarının ‘parası olmayan okumasın’ anlayıını benimsediini ifade ederek, AKP’nin yapmayı planladıı harç zammını aldıı tepkiler sonrası rafa kaldırdıını belirtti.

Yüksek Öretim Kurulu Yürütme Kurulu üyesi Prof. Dr. Atilla Eri, Bursa’da yayımlanan ‘Park Magazin Dergisi’nin Austos sayısında çıkan röportajında, YÖK’ün aırı yetkileri olduunu söyleyerek üniversitelere bütçelendirmeden, idari mekanizmaya ve akademik duruma kadar her alanda müdahale ettiini söyledi. Eri, “YÖK üyesiyim ama ben bile bu yetkilerden, müdahalelerden rahatsızım” dedi. Türkiye’de üniversite sayısının 139’a çıktıını hatırlatan Prof. Dr. Eri, bu üniversitelerin ilerine YÖK olarak yetiemediklerini söyledi. Prof. Dr. Atilla Eri, “Ne denetleme kurulu yetiebiliyor bu ilere, ne de bizim dier dairelerimiz” dedi. Prof. Dr. Atilla Eri sözlerini öyle sürdürdü: “Öyle vakıf üniversiteleri var ki ABD’deki üniversitelerden pahalı. YÖK olarak buna karıamıyoruz ama u anda 12 tane vakıf üniversitesi balangıçta vaat ettikleri yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için kara listede. Hatta bazılarında ikazın ikinci aamasına geçildi. Sonraki aamada kontenjan vermiyoruz. kazın gereini yerine getirmezlerse önümüzdeki sene kapatılma kararına gidilecek.”

‘ktidar depremle ilgili politika gelitiremedi’ Büyük Marmara Depreminin 10. yıldönümünde, Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası Birlii’ne balı naat, Jeoloji ve Jeofizik Mühendisleri odalarının stanbul ubeleri “Neler yapıldı, Niye Yapılamadı?” konulu bir çalıtay düzenledi. 13 Austos’taki çalıtayın açılı konumasını TMMOB stanbul l Koordinasyon Kurulu Sekreteri Tores Dinçöz, TMMOB Bakanı Mehmet Soancı ve Vali Yardımcısı Hikmet Çakmak yaptı. TMMOB Bakanı Mehmet Soancı, iktidarın bugüne kadar depremle ilgili bir politika gelitiremediini ifade ederek, “AB uyum yasaları bir çırpıda meclisten geçiriliyor, deprem yasaları bekliyor” dedi. 4 oturum halinde gerçekletirilen çalıtaya, Prof. Dr. Okan Tüysüz, Dr. Doan Kalafat, Prof. Dr. Aytül Kasapolu, Prof. Dr. Betül engezer, Doç. Dr. Özlem Sarıkaya, Doç. Dr. Alper lkive Prof. Dr. Alper Ünlü konumacı olarak katıldı.

32 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009


SEYİR DEFTERİ

Türkolog Jean Paul Roux hayatını kaybetti

Kemal Nebiolu mezarıbaında anıldı

Fransız sosyolog Jean Paul Roux, 29 Haziran 2009’da 84 yaında hayatını kaybetti. Birçok eseri Türkçeye çevrilen Roux Türklerin tarihi hakkında seçkin yapıtlara imza attı. Collgee de France’da örenciyken Dou medeniyetlerine ilgi duymaya balayan Roux, Dou Dilleri Yüksek Okulu’nda Arapça okuduktan sonra, Türkçe örenmeye karar verdi. Türkolog hocası Grousset, Cengiz Han ve Timurlenk gibi büyük fatihleri sevdirdi, Roux’yu uzun soluklu aratırmaya yapmaya özendirdi. stanbul’un fethinin 500. yıldönümü vesilesiyle 1953’te Türkiye konusunda çalımaya balayan Roux, Jean Louis Bacqué Granmond ile birlikte Mustafa Kemal Atatürk ve Yeni Türkiye balıklı bir kitap kaleme aldı. Roux 1984’de yayımlanan Türklerin Tarihi’nde Osmanlı mparatorluu’nu ve Cumhuriyet’i, balangıçtan itibaren Türk kavimleri ve devletlerinin tarihi gibi çok geni bir çerçeveye oturttu. Türk dostu arkiyatçı Roux Türklerin uzun tarihini, fetihler yapan ve devletler kuran kavimlerin tarihi olarak gördü ve anlattı.

DSK ve Türkiye çi Partisi’nin kurucularından Kemal Nebiolu, ölümünün 3. yılında ailesi ve DSK yöneticileri tarafından Zincirlikuyu’daki mezarı baında anıldı. çi sınıfının önderlerinden olan Nebiolu, 10 Austos 2006 sabahı kanser tedavisi gördüü ili Osmanolu kliniinde 80 yaında hayatını kaybetti. 15-16 Haziran direniinde önemli rol üstlenen Nebiolu, 1976 yılında Türkiye’de kitlesel ölçekte ilk kez kutlanan 1 Mayıs çi Bayramı’nın tertipleme komitesi bakanlıını yaptı. Taksim’de kutlanan 1 Mayıs 1976 çi Bayramı’na yaklaık 400 bin kii katılmıtı. DSK’in en önemli ilkelerinden olan “Tabanın söz ve karar sahibi olma ilkesini” sendikal mücadeleye getiren ve uygulayan kiiydi. Hayatının son yıllarını Cumhuriyet Vakfı Dayanıma Kurulu üyesi ve CUMOK’un önemli isimlerinden biri olarak geçirdi.

Güne ve hidrojen arabaları zmir’de yarıtı TÜBTAK tarafından düzenlenen “Formula G-Güne Arabaları yarıı” ve Hidromobil – Hidrojen arabaları yarıı 9 Austos günü zmir’de yapıldı. Bornova’ya balı Pınarbaı Pisti’nde gerçekleen yarıma izleyenlere büyük heyecan yaattı. Günün ilk yarıına 20 üniversiteden 23 güne enerjili araç katıldı. Yarıı, 25 tur sonunda TÜ ekibi “Socrat” isimli aracıyla birinci tamamladı. Anadolu Üniversitesi Güne Arabası takımı ikincilii ve Uluda Üniversitesi Makine topluluu üçüncülüü aldı. Günün kinci finalinde ise hidrojenle çalıan hidromobil araçlar piste indi. Yarılara 18 ekip katıldı. Yarımada Makine Mühendisleri Odası takımı “Poseidon” isimli aracıyla birinci oldu. Ankara Üniversitesi ikinci, Erciyes Üniversitesi de üçüncü olmaya hak kazandı. Yarılarla ilgili Aydınlık’a bilgi veren TÜBTAK Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Anlaan öyle konutu. “Temel beklentimiz örencilerimizin hem teknolojiyle ilgili bilgi edinmesi, hem de teorik çalıma dıında ellerinin fiziksel dünyaya, gerçek sorunlara demesiydi. Yaklaık bin örenci 5 yıl içerisinde bu konularla uratı. Buda bizler için büyük baarı saladı.”

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

33


HAFTANIN NOTLARI

Bölmek için referandum HİKMET ÇİÇEK

Milliyet’te Devrim Sevimay’ın 313 Austos 2009 günleri arasındaki dizisinin balıı, “Türkiye kendi modelini arıyor.” Ancak, Sevimay’ın Kürt sorununa çözüm diye görülerine bavurduu Sönmez Köksal, Mehmet Eymür, Vamık Volkan, Mithat Sancar, Erturul Kürkçü, Abdülkadir Aksu, Ahmet nsel vb. gibi isimlere bakıldıında nasıl bir “Türkiye modeli” arandıını tahmin

etmek zor deil. Emekli Büyükelçi Ümit Pamir, dizinin 7 Austos 2009 günlü bölümünde, “Kürtler ayrılmak istiyorsa bunun aamaları konuulur” balıklı yazısında referandum öneriyor. Kürt yurttalarımıza birlikte mi, yoksa ayrı mı yaamak istediklerini “bir an önce” soralım diyor! Pamir’e göre Türklerin, Kürtlerden ayrılmak gibi bir talepleri olmadıına göre, referandum yalnızca Kürtler arasın-

da yapılmalı. Eer Kürtlerin üçte ikisinden çou “ayrılalım” derse “o zaman bunun aamaları konuulur” diyor. Milliyet yazarı Kadri Gürsel 9-10 Austos 2009 günlü yazılarında Pamir’in önerisini, “22 yıl boyunca ortaya atılmı en isabetli, en özlü ve en cesur çözüm önerisi” olarak övdü. Cumhuriyet’ten Ali Sirmen, birlikte yaama isteinin “kendisine Türk diyenlere de” sorulması gerektiini savundu. (10 Austos 2009) Hürriyet’ten Nuray Mert, referandumla, sorunu sonuca balamayı ummanın “manasızlıına” dikkat çekti. (10 Austos 2009) Milliyet’ten Güneri Civaolu ise bunun “çözüm” deil, tersine “çözümün önünü tıkayacak” bir formül olduunu belirtti. Civaolu, Gündüz Aktan’ın, “Referandum bir kez yapılır. O da Lozan sürecinde yapılmıtır diyebiliriz” görüünü hatırlattı. (11 Austos 2009) Referandum mümkün müdür? Evet, yapılabilir. Fakat, belirli tarihsel koullarda. Türkiye’nin birliini savunan, kendine güvenen, ulusalcı bir yönetim, Batı destekli bölücülüü önce yalnızlatırıp, sonra yok etmek, halkı yanına çekmek için referanduma bavurabilir. Ancak bugün referandumun hiçbir koulu yoktur. Anayasal ve yasal hiçbir hukuki dayanaı da yoktur. Ama Ümit Pamir, “Ben Türkiye’nin kendi yasalarına bakmam, kiz Yasalara bakarım” derse olur! Zaten o yasalar bunun niçin kabul edilmedi mi?

‘SESAR’ı savcının yeeni ile birlikte tuttuk!’ smail Yıldız, Ergenekon birinci davasının sanıklarından. 18 Temmuz 2007 gününden beri tutuklu. Yıldız ile tutuklananların tümü tahliye edildi. Ama o 25 aydır hapis. Yıldız, Ankara’da SESAR adlı bir aratırma kurumunun sahibi. imdi kapatmak zorunda kaldı. Müterileri arasında AKP ve Ankara Büyükehir Belediye Bakanı Melih Gökçek bile vardı. 3. ddianamede Yıldız, Hizb-ut Tahrir ile “balantılı” gösteriliyor. Ergenekon’un “yönettii” örgütlerden bir Hibb-ut Tahrir eksikti, o da tamamlandı! Son durumada söz alan Yıldız, “Beni Hizb-ut Tahrircilerin telefonlarının SESAR’da çıkmı olmasıyla itham eden iddia makamındaki bir savcının akrabası ile SESAR’ın Ankara’daki ofisini tuttuk. Sayın savcı akrabasına açıp sorsaydı ‘Bu smail kimdir’ diye.” Ne heyetten ne de savcılardan “Yıldız doru mu söylüyor, kimdir bu savcı?” diye merak eden çıkmadı!

34 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009


HAFTANIN NOTLARI

‘Devletin valisi’ymi! Kahvelerde okey oynamayı yasaklayanı mı ararsınız, yoksa Atatürk’ün kentin merkezindeki heykelini vinçle kaldırtıp gizleyeni mi? Alevi köylere zorla camii yaptıranı mı ararsınız, tarikat ayinlerine katılanı mı? Ya da Suudi merkezli Rabıta parasıyla Hac’ca gideni mi? Bizzat ikenceye katılanı da çıktı, cinayet sanıı yandalarının kaçmalarına yardımcı olan da… Son 30 yıl içinde böyle insanlar vali oldu, bulunduu ehirde “devleti” temsil etti. Geçen hafta AKP’nin Ordu Valisi Ali Kaban’ın marifetini basından örendik. Kaban, cami tuvaletlerindeki pisuarları “itikadımıza aykırı” diyerek kaldırttı! Beyaz eya daıtan Tunceli Valisi Mustafa Yaman, Fethullah’ın Abant Platformu’nda “sözcülük” yapan Bolu Valisi Halil brahim Akpınar, Tayyip Erdoan’ın olu Bilal’i 21 günlük askerliinden uurlayan Burdur Valisi Halil brahim Özçimen’den sonra bir de bu çıktı! Vali ve kaymakamlar arasında irticai kadrolama, Türkiye’nin son 20 yılına (siz bunu 12 Eylül 1980 darbesi olarak da okuyabilirsiniz) damgasını vurdu. Tansu Çiller’in babakanlıı döneminde (1995) hazırlanan bir istihbarat raporunda, “devletin 810 kaymakamından

364’ü kadın eli sıkmayı (dini nedenlerle) reddedecek kadar banaz yapıdadır” deniliyordu. Aynı tarihlerde CHP’nin 77 ilin vali, kaymakam, il ve ilçe emniyet müdürlerinin siyasal eilimleri üzerine hazırlattıı bir raporda, yöneticilerin neredeyse yarısı “tarikat balantılı” çıkıyordu. 1996 yılında Batı Çalıma Grubu tarafından hazırlanan “Batı Harekât Konsepti” balıklı raporda, “ciddi ve köklü tedbirler alınamaz ise, önümüzdeki birkaç yıl içinde mücadele etme ve önlem alma imkânının bile kalmayacaı” saptanıyordu. te AKP’nin valileri böyle.

‘Korsan’ Somalili deil Batı! Gerçek, her zaman bize sunulduu gibi deildir. Haftalardır “Somalili korsanlar” ile yatıp kalkıyoruz. Batı medyası Somali’yi “terörün yeni merkezi” olarak ilan ediyor. Türk medyası da çou zaten Batı kaynaklı olan haberlerle geri kalmıyor. Hele “Aysun Kaptan”ın rehin alınmasından sonra “korsan” haberleri daha öne çıktı. (Aysun Akbay, kaçırılan 5. Türk gemisi Horizon 1’in 4. kaptanı) Hatta o bölgede görev yapan Türk Deniz Kuvvetleri’ni “neden saldırmıyorsunuz” diye suçlayan haberler bile çıktı! Korsan hikâyelerine Batı gözüyle bakmayan tek gazete Cumhuriyet oldu. Gazetenin 9 Austos 2009 günlü Pazar ekinde Mete Kızık imzalı “kim bu Somali korsanları?” haberi ve Birlemi Milletler görevlisi olarak yıllarca Afrika’da bulunan Prof. Dr. Nihat G. Kınıkolu’nun “Bir baka açıdan Somali korsanları” balıklı yazı dizisi (11-12 Austos 2009), “hayatta kalmaya çalıan” Somali halkı hakkında aydınlatıcı bilgiler veriyor. 1969 yılında bir devrimle iktidara gelen Siad Barre, kabileler savaını sona erdiriyor, Somali’yi tek bayrak altında birletirmeye çaba gösteriyor, Batı’nın sömürgeciliine karı mücadele veriyor, ülkenin kaynaklarına sahip çıkıyor. Batı tarafından “diktatör” ilan edilip devrilmesinden sonra ülke iç savalardan kurtulamıyor. Ülkenin zengin balık kaynakları (özellikle istakoz) Batılı irketler tarafından talan ediliyor. Çok lezzetli meyveleri de… Batı’nın zehirli atık maddelerinin boaltıldıı Somali kıyıları çöplüe çevriliyor. Barre’nin tek devleti, yedi eyalete bölünmü, kabileler arası sava bitmek bilmiyor. “Siad Barre döneminde Mogadiu’da gece yarısı bir genç kız güvenle dolaabilirken… bugün ülke yüz binlerce insanın kurunlardan ve açlıktan öldüü bir kargaaya sürüklendi” diyor, Prof. Dr. Kınıkolu. Somali halkının büyük çounluu korsanları destekliyor. Onları ülkenin ulusal sularını ve haklarını koruyan, sahip çıkan güçler olarak görüyor. Somali Müslüman bir ülke. Ülkede en sevilen kadın adlarından biri, stanbul!

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

35


HAFTANIN NOTLARI

‘Aye Arman beni ziyarete gelmedi!’ Mehmet Demirta’ı hatırlıyorsunuz. (Aydınlık, 12 Temmuz 2009) Ergenekon’un en uzun süredir (12 Haziran 2007) hapiste olan tutuklu sanıı. Demirta’ın durumunu Deniz Seki ile karılatırmıtım. Deniz Seki’ye bir mesajı var, iletmemi istedi: “Deniz hanım, üzmeyin kendinizi. Haksızlıa urayan ne ilk, ne de sonuncu olacaksınız. Gene de anslısınız! Aye Arman beni ziyarete gelmedi, en azından sesinizi duyurabildiniz. Aydınlık yazmasa, bizi duyan da olmayacak. “Sen yanmasan, ben yanmasam nasıl çıkar bu hukuk düze deil mi?” 27 aydır tutuklu olan Demirta, Seki’ye özgürlük diliyor.

Ercan Akyol, Milliyet, 7 Austos 2009

Latif Demirci, Hürriyet, 9 Austos 2009 36 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

Musa Kart, Cumhuriyet, 10 Austos 2009


EĞRİYE EĞRİ / DOĞRUYA DOĞRU Nazlı Ilıcak

Deniz Ülke Arıboğan

Teknik takip!

Nabucco ve Güney Akım

Hâkimler, “dinlendik” diye kıyameti koparıyorlar ama bazılarının ilişkisi en kibar deyişle “can sıkıcı”.

Nabucco ABD (AB değil), Güney Akım ise Rusya projesidir. Her ikisi de AB’nin enerji yolunu kontrol altına alır.

Sabah, 7 Ağustos 2009

Akşam, 10 Ağustos 2009

Nuran Yıldız Yasin Doğan

TBMM’nin yeni başkanı

DTP’ye övgü

TBMM Başkanı, seçildiği koltuğu borçlu olduğu Mustafa Kemal’den “biri” diye söz etti… Aynı koltuğa oturmak, Mustafa Kemal’le aynı düzeyde olma hissi mi verdi yoksa?

AK Parti’nin DTP ile görüşmesini Kandil’le, terör örgütüyle pazarlık gibi yansıtmak hangi mantığa sığar… DTP hukuk ve demokrasi içinde faaliyet göstermektedir. Yeni Şafak, 7 Ağustos 2009

Haber Türk, 10 Ağustos 2009

Melih Aşık

Asaf Savaş Akat

‘Hocaefendi’ye hürmeten

Ekonomi tıkırında!

THY yöneticilerinin altındaki Audi arabaların plakaları “FG” imiş. Nedense…

2009’un da kötü geçeceğini düşünmüştüm. Dolayısı ile üç beş kuruşumu borsada değerlendirme fırsatını da kaçırdım. Vatan, 9 Ağustos 2009

Milliyet, 11 Ağustos 2009

Ruhat Mengi

Okay Gönensin

Özkök niye “şüpheli” değil?

Üçüncü iddianame

Asıl enteresan olan ise emekli Orgeneral Hilmi Özkök’ün “darbe planlarından haberdar olduğunu ve adaletten gizlediğini” bildirmesine rağmen onun “şüpheli” görülmemesi.

Yüzlerce sayfanın okunması ve değerlendirilmesi de kolay değil. Üçüncü iddianame, ilk ikisindeki boşlukları dolduruyor. Vatan, 10 Ağustos 2009

Refik Erduran

Vatan, 11 Ağustos 2009

Oray Eğin

Faşizm tehlikesi yok! Benzeri yollardan ben de geçtim. Günümüzde Türkiye’nin şu ya da bu tür faşizme sürüklendiğini görsem yine de geçerim. Ama yok öyle bir tehlike. Sabah, 10 Ağustos 2009

Fehmi Koru

Taraf gazetesi Taraf gazetesinin hâlihazırda 100’e yakın davası var… Çünkü bu gazetenin yayın politikası karalamak, iftira atmak, damgalamak ve ihbar üzerine kurulu. Akşam, 12 Ağustos 2009

Bekir Coşkun

Samimiyet! Türkiye’nin yolunu kesen terörist eylemlerin sona ermesi konusunda Washington’un samimi olduğuna inanıyorum. Yeni Şafak, 10 Ağustos 2009

Açılım! Türkiye bölünüyor… Görmüyor musunuz? Hürriyet, 12 Ağustos 2009

Necati Doğru

Deniz Gökçe

Mimarı ABD

Ekonomik yorum! Yorumcuların yüzde sekseni kötümserliğe yeminliler… çoğu ya Marksizme, komünizme ya da sosyalizme gönül vermiştir. Akşam, 12 Ağustos 2009

Abdullah Öcalan’la yapmaya çalıştıkları açılımın mimarı ABD’dir. …ABD istedi diye açılım yapmak demokratiklik değil, kuklalıktır. Vatan, 12 Ağustos 2009

İlhan Selçuk

Ruşen Çakır

Davutoğlu’nun yeni vizyonu Bağdat yolunda Davutoğlu biz gazetecilere uzun uzun… Irak ile birçok alanda entegrasyonu (bütünleşme) hedeflediklerini söyledi. Vatan, 12 Ağustos 2009

3. İddianame Ergenekon tertibi usta profesyoneller tarafından icat edilmiş bir operasyon… Peki, iddianameleri kim hazırlıyor? F polisi… Cumhuriyet, 12 Ağustos 2009

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

37


SZLE ALTI AYLIINA ‘ÇÖZÜM’

Çalışma Bakanlığı’ndan işsizlere bir parmak bal! Projeyi aralarndan belediyeler, sivil toplum örgütleri ve sendikalarn da yer ald çeitli kurumlar yürütecek. Projenin tantm toplantsnda Vali Cahit Kraç isizlerin bu projede “motivasyon amaçl” ie alndklarn vurgulad. Ve ekledi: çiler bunu bilsinler yoksa süre dolunca karmza çkarlar! BELMA YÜCEL/ ZMR

alıma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıı isizlere altı aylık istihdam yaratacak yeni bir proje balattı. zmir ayaının tanıtım toplantısında Vali Cahit Kıraç isizlerin bu projede “motivasyon amaçlı” ie alındıklarını vurguladı. Ve ekledi: çiler bunu bilsinler yoksa süre dolunca karımıza çıkarlar!

Ç

İZMİR’DE 10 BİN KİŞİDEN 2 BİNİ YARALANABİLECEK

“Toplum Yararına Çalıma Programları” adlı proje illerin  Kurumu Müdürleri tarafından yürütülecek. Belediyeler, odalar, sendikalar, Vakıflar Bölge Müdürlükleri, sivil toplum kuruluları bu projede yer alabilecek. Bakanlık proje için zmir’e 2009 yılı sonuna kadar kullanılmak artıyla 10 milyon TL ödenek verdi. Ancak önümüzdeki dört ay içinde projeler hayata geçirilmezse Bakanlık parasını geri isteyecek! Proje zmir’deki on binlerce i-

M Hükümet isizleri rahatlatacak ara formüller peinde.

38 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

sizin yalnızca 2 binini altı aylıına i sahibi yapacak. e alınanlar çevre temizlii, vadi ıslahı, aaçlandırma, park düzenlemesi, yol, su ebekelerinin yapım ve onarımı ile kaldırım döeme gibi görevlerde bulunacak. Çalıanlara ortalama 550 TL’lik maa verilecek. Proje tanıtım metninde bavuru yapacak katılımcılarda aranan artlar sıralanıyor: • Emekli, malul, dul ve yetim aylıı alanlar ie alınmayacak. • 18 yaın üstünde olacak. • -kur’a kayıtlı olacak. • -kur’un düzenledii projeyi tanıtan toplantılara katılmı olacak. •  sahibi olmak isteyen yurtta son bir yılda proje sahibi kurumda çalımamı olacak… TANITIM TOPLANTISI İLGİ GÖRMEDİ

Projenin zmir ayaının tanıtım toplantısı 11 Austos Salı günü valilikte yapıldı. Toplantıya zmir’de bulunan 30 belediye bakanı, odalar, sendikalar, Vakıflar Bölge Müdürlüü, 30 sivil toplum kuru-

luunun yönetici ve temsilcileri çaırıldı. Ancak yalnızca be belediye bakanının katıldıı toplantıya dier kurumlar da ilgi göstermedi. zmir Valisi Cahit Kıraç toplantıda yaptıı konumada kurum yöneticilerine seslendi. “nsanları motive etmek için ie aldıımızı belirtmeliyiz. Yoksa ie aldık, istihdam ettik. Süre dolunca, biz de buranın içisiyiz diye karımıza çıkarlar” Program kapsamında kurulular projelerini en geç ay sonuna kadar hazırlayarak  Kurumu’na sunacak. Toplantıya katılan temsilciler projeyi Aydınlık’a deerlendirdi. ‘KALICI ÇÖZÜM DEĞİL’

Toplantıya katılan kurum temsilcileriyle görütük. Projeyi yürütecek kurumlardan bazıları isizlie karı kısa vadeli çözümlerin sonuç getirmeyeceini vurgularken bazıları da projeyi destekledi. Türk- 3 Bölge Temsilci Yardımcısı Tuncay Kireçkaya, yaraların böyle sarılamayacaını söyledi. “Bu isizlie karı kesin bir çözüm yolu deil. nsanlar 12 ay çalııp geçinemezlerken altı aylık i imkânı yeterli olmaz. nsanlar büyük bir umutla i kapılarında dolanıyor, bu devamlılık arz etmeli.” Karaburun Belediye Bakanı Serdar Yasa da hükümetin bu projeyle artık krizi kabullenmi göründüünü vurgulayarak “Onlara herhalde altı aya kadar talar yerine oturacak gibi geliyor” dedi. Dikili Belediye Bakanı Osman Güven isizliin altı aylık bir sürede çözülmesinin mümkün olmadıını projenin içilerin ie devamını salaması gerektiini söyledi. zmir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birlii Bakanı Zekeriya Mutlu ise projeyi olumlu karıladıını belirterek, “Yalnızca kamu kuruluları deil özel sektör de projeler üreterek katkı salayacak” dedi. G


EMEK DÜNYASI

Baykal’dan Atatürk dönemi anıları 11 Ağustos Salı günü CHP lideri Sayın Deniz Baykal, bugünlerde iktidarın piyasalarda dolaştırdığı, Kürt Sorunu ile ilgili değinmelerde bulunurken, çoktandır unuttuğu Atatürkçü sanayi ve eğitim uygulamalarını andı. Bugünkü dertlerimizin Atatürkçü devletçilik ve AnadoARSLAN BAŞER lu’ya yaygın bir eğitim politikasıyla KAFAOĞLU çözüme kavuşacağını ısrarla belirtti. Çoktandır unuttuğu Partisinin kurucu liderinin bu ülkeyi nasıl sıfırdan ayağa kaldırıp büyük devlet haline getirdiğini, onu unutturmak isteyenlere tam zamanında hatırlatması cidden hoşa gidecek bir tavır oldu.

Gemlik’inde özetle daha çok Anadolu’nun ilerlemeye muhtaç yörelerinde devlet eliyle kurulan fabrikalarla bugünkü gibi nüfusun bazı kentlerde gereksiz ve dengesiz yığılması önlenmişti. Düşünün ki, Atatürk döneminde İstanbul’un nüfusu yarım milyonun biraz üzerindeydi. Kayseri, Adana, Malatya, Sivas, Zonguldak günden güne nüfus topluyordu. Bugün de Doğu’daki sorunların çözüm yollarından biri devletin kâra zarara bakmadan bölgeyi fabrikalarla donatmasıdır. Bugünkü iktidar böyle yapacağına Anadolu’daki Cumhuriyet yapılarını (Hem de aynı Baykal’ın destek verdiği politikalarla) yerli – yabancı şirketlere satıyor. CUMHURİYET LİSELERİ

Biz lisede okurken, Anadolu liseleri sınavlarda İstanbul’un yerli ve DEVLET DOĞUYA GİDECEK! İŞSİZE İŞ M Tayyip Erdoan yabancı liseleriyle yarışırdı. Bir BalıVERECEK! kesir Lisesi vardı yıllarca o zaman “Ben fabrikay devlet giriş sınavıyla öğrenci alınan Yüksek Doğu insanı toprak ağalarının yarı eliyle kurmam. Mühendis Mektebi (şimdiki Teknik eşkıyalığa benzer yöntemleriyle topTevik veririm özel sektör kurar.” Üniversite) giriş sınavlarında ilk deraksız bırakılmıştır. Bu uygulamalara receleri elinden bırakmazdı. Aynı şeörneğin Bismil Cumhuriyet köyünde demektedir. Yllar geçti önemli kilde Sivas, Antalya, Denizli, Kastave Urfa’nın Öncül köyünde sadece tevikler verildi özel sektör monu liseleri Mühendis ve SBF sıİşçi Partisi karşı çıkmaya çalışmıştır. navlarında İstanbul, İzmir, Ankara liCHP bu haksızlıklara karşı ana muhabölgede isizlii azaltacak selerine meydan okurdu. Benim lefet gücüyle karşı çıkmamıştır. Baybir sanayi kurmaya gitmedi. okuduğum Yozgat Lisesi, 1942 yıkal buna değinmese de Doğu’da on lında Siyasal Bilgilere sınavla 5 öğyıllardır sanayi kurulmayışının bölge Gitmez de. renci birden sokmuştu. Okula bütün gençlerini işsiz bıraktığı, ümitsiz hale Bu anlaldna göre oraya Türkiye’den giren 120 adaydan 5 getirerek dağlara çıkmaya zorladığını tanesi Yozgat Lisesi’nden idi. Hem anlattı. Bu acı gidişin ilacının devletin “Devlet olarak oraya sen de bu başarılardan birisi 7. olan eski kendisinin ortaya çıkıp, özel sektörü gideceksin” diyordu Baykal. Büyükelçi Nazif Cuhruh’a nasip olbeklemeden, fabrika kurması olduğunu anlattı. Tayyip Erdoğan “Ben “Kâr edip etmemesine bakmadan, muştu. Benim okula girdiğim 1945’te ilk fabrikayı devlet eliyle kurmam. Teşorada fabrikalar kurup on dereceyi alanlardan 6 tanesi, vik veririm özel sektör kurar.” deisizlere i vereceksin.” L Bursa, Yozgat, Kayseri, Sivas ve Demektedir. Yıllar geçti önemli teşvikler nizli lisesi mezunlarıydı. Bunlardan verildi özel sektör bölgede işsizliği Denizli Lisesi mezunu 2 aday 2. ve azaltacak bir sanayi kurmaya gitmedi. Gitmez de. Bu anlaşıldığına göre oraya “Devlet olarak 4. sırayı kazanmıştı. Ancak aynı derecelerle Mühendis oraya sen gideceksin” diyordu Baykal. “Kâr edip etme- Mektebini de kazandıkları için orayı yeğleyip bizim okula mesine bakmadan, orada fabrikalar kurup işsizlere iş ve- (o zaman ismi Siyasal Bilgiler Okulu idi) gelmediler. Giriş sınavına girip de kazananlar arasında çok sayıda Kars, receksin” Diyarbakır, Trabzon, Sivas, Kayseri ve Gaziantep liseleriİKTİDAR TERSİ YOLDA ni bitirmişler vardı. Özel yabancı liselerden sadece üç Adil bir toprak dağılımı getirecek Toprak Refor- öğrenci sınavı kazanmışlardı (Saint Joseph ve Saint Bemu’ndan söz açmasa da “Devlet eliyle ve sosyal amaçlar- noit’dan) la hemen fabrikalar kurulması” konusundaki bastırmasıyBenden daha sonra liseyi bitiren Sayın Baykal, Cumla Baykal gerçekten Kürt Sorunu ya da Doğu sorununu huriyet Liseleri’nin bu eşite yakın başarılı dağılışına da çözmeye dönük haklı bir değinmede bulunmuştur. Büyük işaret etti. Bugün bir Denizli, bir Balıkesir, bir Erzurum, Atatürk yaşamından sanayinin sadece İstanbul, İzmir gibi Diyarbakır, Kars, Yozgatlı öğrencinin bu başarıları sağlabüyük kentlerde değil, Anadolu’ya yaygın bir şekilde ku- masını hayal edebilir miyiz? rulması için devletçiliğe Anayasa’da yer verecek biçimde Büyük Atatürk ve onun iktidarını yürütenler, arkadaşülkeye güç ve moral vermişti. Ankara’ya bağlı bir köyde ları… (Kırıkkale’de), Kastamonu’ya bağlı bir köyde (Karabük’te) Sizleri bize unutturamazlar…G Aydın’a bağlı Nazilli’de, Tokat’ın Turhal’ında, Bursa’nın 16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›kG 39


“BEBEK BAKMAYI SEVDLER,  ARAMAKTAN VAZGEÇTLER…”

ABD’de işsizlik değil iş umutları azaldı! ABD’de bir ayda 637 bin kii i aramaktan vazgeçti.  aramaktan vazgeçenler isiz saylmad için, çalan saysndaki 155 bin kiilik azalma isizlik oranlarna yansmad. Hatta, isiz saylmayanlarn saysndaki art, isiz kalanlarn saysndan daha yüksek olduu için, 267 bin kiilik yeni istihdam varm gibi görünüyor. Oysa yeni istihdam kesinlikle söz konusu deil. HAKAN TOPKURULU

BD’de 8 Austos günü yayımlanan ve tüm dünyada sevinçle karılandıı söylenip borsaların yukarı doru hareketlenmesini salayan isizlik verilerine biraz detaylı bakıldıında bizim TÜK’in yaptıına benzer bir gariplik görünüyor. imdi aaıdaki tabloya biraz yakından bakalım. Tablo ABD’nin Bureau of Labor Statistics adlı igücü istatistikleri ofisi tarafından hazırlanmı. Haziran ayında toplam igücü sayısını 154 milyon 926 bin, isiz nüfus 14 milyon 729 bin. Bu rakamlara göre isizlik oranı 9,5. Temmuz ayında aynı ilemi yaptıınızda, toplam igücü sayısını (154 milyon 504 bin) isiz sayısına böldüünüzde, sonuç yüzde 9,4 çıkıyor. Temmuzda ‘isizlik oranı’ hazirana göre azalmı görünüyor. Çok rahatlatıcı deil mi? “Amerika artık krizin dibini

A

buldu, eh çok az da olsa isizlikte bir azalma var. Canım hemen olacak deil ya yava yava da olsa yükselecek. Ama sonuçta ‘U’ baladı. Virajı döndük…” Oysa çalıan sayısında 155 bin kiilik bir düü var. O zaman isizlik nasıl azalır? imdi tabloya biraz daha dikkatli bakıyoruz. BİR AYDA 637 BİN KİŞİ İŞ ARAMAKTAN VAZGEÇMİŞ

Haziran ayında igücü rakamlarına dahil edilmeyenlerin, bir baka ifadeyle i aramaktan vazgeçme vb. gibi nedenlerle igücü toplamı dıına çıkarılanların sayısı 80 milyon 729 bin kii iken, temmuz ayında bu sayı 81 milyon 366 bin kii olmu. Dier bir ifadeyle, bir ayda 637 bin kii i aramaktan vazgeçmi.  aramaktan vazgeçenler isiz sayılmadıı için, çalıan sayısındaki 155 bin kiilik azalma isizlik oranlarına yansımıyor. Hatta, isiz sayılmayanların sayısındaki

artı, isiz kalanların sayısından daha yüksek olduu için, isiz sayısında bir ay içinde 267 bin kiilik bir düü kaydediliyor. Oysa 267 bin kiilik yeni istihdam, kesinlikle söz konusu deil. Tersine, istihdamda 155 bin kiilik azalma var, bir baka deyile ABD’de bir ayda 155 bin kii iini kaybetmi. Bu demektir ki, isizlik binde 1 oranında artmı.  bulma umudunu kaybetmi insan sayısı ciddi oranda (bir ay içinde binde 4) artmı göründüü için, isizlik oranı binde 1 dümü gösterilebiliyor. ABD’de isizlik rakamları açıklanmadan önce Batı basını u tür haberler yapmıtı: siz kalanlar bebek bakmayı sevdi, i aramaktan vazgeçtiler… TERSİNE DÜNYA!

Türkiye’de de benzer bir biçimde isizlik oranı düük gösteriliyor. 1998 öncesinde istihdama katılmaya hazır faal nüfus yüzde 53’tü. Bu oran bugün yüzde 47’ye kadar indirildi. Çalımaya hazır olduu halde umudunu yitirdii için i aramayanları faal nüfusa dahil etmemek ayrı bir tartıma konusu. Ancak AKP iktidarı döneminde, köyden kente göçün faal nüfusa katkısı bile dümeye baladı.G

siz sayılmayanların sayısı isizlerden daha hızlı arttı (milyon) gücü stihdam sizlik gücüne dahil olmayan sizlik oranı

Haziran 2009

Temmuz 2009

154,926 140,196 14,729 80,729 9,5

154,504 140,041 14,462 81,366 9,4

Deiim -422 -155 -267 637

Yüzde -0,27 -0,11 -1,81 0,79

gücü saysnda 422 bin kiilik düü var. 637 bin kii i aramaktan vazgeçince, çalanlarn says 155 bin kii dütüü halde istihdam artm gibi gösteriliyor.

40 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009


SINIF GÖZLÜĞÜ

Emperyalizm ve kiralık işçilik İşçi simsarlığı konusunu bir süredir bilmesini, emperyalist sömürüye dayalı sosyal devletlerinin imtartışıyoruz. Özetleyeyim: 26 Haziran kânlarından Avrupalılar gibi yararlanabilmesini istemiyor. On2001 tarihinde TÜRK-İŞ Genel Başkanı ların istedikleri, ihtiyaç duydukları nitelikte işgücünü, istedikleBayram Meral, DİSK Genel Başkanı Sü- ri süre için kiralayabilmek. leyman Çelebi, HAK-İŞ Genel Başkanı Amerika’nın refahının kaynaklarından biri Afrika’dan getiSalim Uslu, TİSK Başkanı Refik Baydur rilen kölelerdi. Ancak bu köleler bir kez Amerika’ya getirildiler ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı mi, yaşlandıklarında veya artık işe yaramadıklarında Afrika’ya Yaşar Okuyan bir protokol imzaladılar. geri gönderilemezler, “başa bela” olurlardı. Bu protokole göre, tarafların görevAvrupalı emperyalistler de 1960’lı yıllarda Türkiye’den 1 YILDIRIM KOÇ lendirecekleri öğretim üyeleri (“Bilim milyona yakın “misafir işçi” istediler. Ancak hesapları tutmadı. Kurulu”) bir iş yasası taslağı hazırlaya- “Misafir köle” olarak getirdikleri, Afrika’nın kölelerinden farkcaktı. Tarafların temsilcisi öğretim üyelerinin oybirliğiyle kabul lı çıktı. Avrupa’ya yerleşti. Mal-mülk ve işyeri sahibi oldu; “miedecekleri her konu “herhangi bir çekince ileri sürülmeden ta- safir işçi” adı altında köleliği reddetti; “entegrasyon” adı altınraflarca kabul edilmiş” sayılacaktı. da asimilasyona karşı çıktı ve ağırlığını giderek Böyle saçma bir taahhüdün altına nasıl gihissettiriyor. M Avrupa emperyalistleri AB’YE TÜRK İŞÇİSİNDEN KİRALIK KÖLE rildiğini anlamak mümkün değildir. İŞÇİ KİRALAMAYI ONAYLAYAN SENDİKALAR

köle istiyor. Ancak kölenin hastalandndayalandnda bakm sorumluluunu reddediyor. Bu kölelerin, emperyalist ülke içilerine tannm baz haklardan yararlanmasna da karlar. Çözüm, içi simsarlar eliyle kiralk içilik. L

Bilim Kurulu, hazırladığı iş kanunu taslağını 26 Haziran 2002 tarihinde sundu. Bu taslağın 8. maddesi işçi kiralamakla ilgiliydi. Daha da kötüsü, bu maddenin (c) fıkrası, işçi simsarlığına (işçi kiralayan özel istihdam bürolarına) kapıyı aralıyordu. Böylece, 26 Haziran 2006 günü imzaladıkları protokol gereği, TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ, işçi kiralamayı onaylamış oldu. AKP iktidarı döneminde 22 Mayıs 2003 günü kabul edilen 4857 sayılı İş Kanunu da kiralık işçiliği yasal hale getirdi (Madde 7). Diğer bir deyişle, Türkiye’de 6 yılı aşkın bir süredir kiralık işçilik uygulanıyor. Altı yıldır süren uygulamaya göre, Türkiye’de bir şirket kendi istihdam ettiği işçileri bir başka şirkete kiralayabilmektedir. Bu düzenlemeler AB ve ABD emperyalistlerinin talepleri doğrultusunda biçimlendirilmişti. Ancak emperyalistlerin talebi bununla da sınırlı değildi. Diğer talepleri, özel istihdam bürolarına da bu olanağın tanınmasıydı.

Avrupa, 1950’li ve 1960’lı yıllarda hızlı endüstrileşmesine bağlı olarak ortaya çıkan büyük işgücü ihtiyacı nedeniyle işçi istiyordu. Bugünkü sorunları, nüfusun artmaması ve yaşlanması. Avrupa emperyalistlerinin bugün de (farklı nedenlere bağlı olarak) nitelikli işçiye ihtiyacı var; ancak 1960’lı yıllarda gelenler gibilerini istemiyor. O zaman çözüm ne? Kiralık işçilik. Ancak kiralık işçilik işinin de kolaylaştırılması gerekiyor. 1960’lı yıllarda Türkiye’den Almanya’ya işçi götürülürken, işçi adayları soyulur, tepeden tırnağa muayene edilirdi. Muayene edenlerin amacı, götürülecek işçilerin çalışma koşullarına dayanıklılığını ölçmek, Almanya’da hastalık sigortasına fazla yük gelmesini önlemekti. Kiralık işçi büroları aracılığıyla ücretli köle seçimi daha akıllıca bir yöntem. Bu işte tam Avrupa emperyalistlerine özgü bir rasyonellik var.

MODERN KÖLE TİCARETİ

KİRALIK İŞÇİ VE İŞÇİ SİMSARLIĞI İŞİNİN ÖZÜ

Mevcut durumda işçi kiralama yetkisi olanlar, belirli bir üretim veya hizmet dalında faaliyet gösteren ve bu faaliyeti nedeniyle işçi istihdam eden şirketlerdir. Yalnızca işçi kiralamak amacıyla şirket kurulamaz. Emperyalistlerin istediği, yalnızca işçi kiralama işi yapan işçi simsarı şirketlerin de kurulmasıdır. Emperyalist güçler bunu niçin talep ediyor? Günümüzde işçi kiralayan özel istihdam büroları dünya ölçeğinde faaliyet gösteriyor. İsviçre merkezli Adecco şirketi, 70 ülkede 5800 bürosu aracılığıyla uluslararası düzeyde işçi kiralıyor. ABD merkezli Manpower şirketi, 67 ülkedeki 4300 bürosu aracılığıyla uluslararası düzeyde işçi simsarlığı yapıyor. Vedior isimli Hollanda şirketinin de 35 ülkede 2200 köle ticareti (işçi simsarlığı) bürosu var.

Kiralık işçi bürosu Türkiye’de Türkiye şartlarına göre iyi gibi gözüken ücretlerle işçi kiralayacak. Avrupa Birliği ülkelerine geçici sürelerle gönderilecek olan kiralık işçiler (köleler) belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalışacak ve sürenin sonunda Türkiye’ye geri dönmek zorunda kalacak. Sözleşmeler Türkiye’de yapılacağı için, Türkiye şartlarına göre iyi gibi gözüken ücretler, Avrupa’daki ücretlerin çok altında kalacak. Böylece çökmekte olan Avrupa Birliği emperyalizmi, Türk işçilerinin katlamalı biçimde sömürülmesi sayesinde taze kan bulmuş olacak. Avrupa emperyalistleri köle istiyor. Ancak kölenin yetiştirilmesi ve hastalandığında-yaşlandığında bakım sorumluluğunu da reddediyor. Bu kölelerin, emperyalist ülke işçilerine tanınmış bazı haklardan yararlanmasına da karşılar. Çözüm, işçi simsarları eliyle kiralık işçilik. Bizim yerli sermayedarlar da, kriz derinleştikçe, anti-emperyalist bir tavır almak yerine, işçiyi daha da fazla sömürmeye ve köleleştirmeye yönelik bu girişime destek veriyor. Kiralık işçi ve işçi simsarlığı işinin özü bu.G

İSTEDİKLERİ NİTELİKTE İSTEDİKLERİ SÜRECE

Avrupa Birliği emperyalistleri, yaşlanan Avrupa nüfusundan şikâyetçi. Genç ve nitelikli işgücüne ihtiyaçları var. Ancak öyle her isteyenin de Avrupa’ya gelebilmesini, istediği kadar kala-

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›kG 41


VARDİYA

çi Partisi’nden Halkalı Kâıt grevine destek çi Partisi 13 Austos’ta stanbul’da Halkalı Kâıt grevcilerini ziyaret etti. Grev önlükleri giyerek, içilere destek veren partililer adına Yönetim Kurulu üyesi Erdal Demirkan konutu. çiler için en önemli okulun grev olduunu belirten Demirkan, unları söyledi: “Türkiye’de sendikaların olumsuz yönde tartııldıı bir ortamda siz sendikanızla birlikte onur mücadelesi veriyorsunuz. Biz çi Partisi olarak söz veriyoruz. Her türlü kötü gününüzde yanınızda olacaız. Bizim hedefimiz, emekçilerin hak ve hukuklarını alacakları bir sistem kurabilmek” “çeriden muhasebe çalıanları ile uzlaın çarıları gönderiyorlar” diyen Selüloz- Sendikası stanbul ube Bakanı Aydın Parlakkılıç ise destekleri için Ulusal Kanal ve Aydınlık’a teekkür etti. “Ulusal Kanal ve Aydınlık’tan çok büyük destek gördük. Aydınlık’ın haberinde kullandıı balık gibi onurumuz için greve çıktık.” Halkalı Kâıt’ta 82 içi toplu i sözlemelerinde iverenin sıfır zam dayatmasına karı 17 Temmuz’dan bu yana grevde.

Ataması yapılmayan öretmenler zmir’de yürüdü Atamaları Yapılmayan Öretmenler Platformu üyeleri 10 Austos günü zmir Gümrük’ten Konak Meydanı’na kadar yürüdü. Bakanlıın yaptıı sözlemeli örenmen ataması yerine kadrolu atama yapılmasını isteyen öretmenler “Sözlemeli köle olmayacaız”, “Öretmenler burada hükümet nerede” sloganları attı. Üç günlük açlık grevinin ardından yapılan basın açıklamasında ataması yapılamayan öretmenler adına konuan Pınar Ula, hükümete seslenerek “eer bize i ve ekmek yaratmaktan acizseniz, o koltuklarda neden oturuyorsunuz?” diye sordu.

Çay üreticileri Hükümet’ten hesap sordu Çayına ve Çaykur’a Sahip Çık Platformu, 12 Austos’ta bir basın açıklaması yaparak Çaykur’un özelletirilmek istenmesine tepki gösterdi. Rize’nin Ardeen ilçesinde yapılan açıklamada platformun basın sözcüsü Adil Ayata öyle konutu: “Türk çayını ve Çaykur’u yok etmek isteyen IMF, uluslararası çay tröstleri, onların yerli siyasetçi ve iadamı uzantılarının saldırılarıyla karı karıya olduumuzu biliyoruz. Üreticiyi açlıa, yoksullua ve isizlie mahkûm edecek uygulamaları yapacak kurumların finansmanı, üreticilerden toplanan paralarla salanmaktadır. 19 yıldan bu yana çay üreticilerinden para kesilmektedir. Toplanan paralarla üreteci için ne yapıldı? Bunun cevabını istiyoruz. Hiç kimse çay üreticisini ve Çaykur içisini yok sayarak kendi baına karar alamaz. AKP hükümeti önce fındıktan baladı, daha sonra derelerimize girdi, imdi de çayımıza göz dikti. Cennet Karadeniz’imizi cehenneme çevirmeye çalıyorlar. Biz buna asla müsaade etmeyeceiz ve tüm gücümüzle mücadeleye devam edeceiz.”

Nazmi Günay 42 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009


VARDİYA

Her ay 120 bin kii daha borç bataına saplanıyor

Kapasite kullanımı yüzde 72,3 oldu Türkiye statistik Kurumu ‘‘malat Sanayinde Eilimler Temmuz 2009’’ raporunu 11 Austos Salı günü açıkladı. malat sanayinde kapasite kullanım oranı Temmuz ayında, geçen yılın aynı ayına göre 7,7 puan azalarak yüzde 72,3 seviyesinde gerçekleti. malat sanayinde kapasite kullanım oranı, bir önceki aya göre de 0,4 puan azaldı. Kapasite kullanım oranı 2008 yılı temmuz ayında yüzde 80 olarak gerçeklemiti. Kapasite kullanımı bu yılın haziran ayında da yüzde 72,7 düzeyindeydi.

stanbul Serbest Muhasebeci Mali Müavirler Odası’nın Merkez Bankası, Türkiye statistik Kurumu, Türkiye Bankalar Birlii ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun verilerinden yararlanarak hazırladıı ‘Çocuklar Duymasın; Aile Borçlu’ balıklı raporunu 12 Austos’ta yayımladı. Rapora göre; her ay 120-130 bin kii daha borcunu ödeyemez duruma düüyor. Borcunu ödeyemeyen kii sayısı 1.6 milyona ulatı. Ailelerin tasfiye olunacak kredi kartı borcu 3.6 milyar, bireysel kredi borcu 3.1 milyar TL’ye fırladı. Yılbaından bu yana tasfiye olunacak kart sayısı yüzde 52, bireysel kredi oranı yüzde 68 arttı. SMMMO’nun raporunda, Merkez Bankası verilerine göre, mevduat bankalarında tüketici kredileri ve kredi kartı borç tutarının 24 Temmuz itibarıyla 116 milyar 978 milyon lira düzeyinde olduu belirtilerek, bunun 83 milyar 155,4 milyon lirasının tüketici kredilerinden, yaklaık 33 milyar 823 milyon lirasının da bireysel kredi kartlarından olutuu belirtildi.

sizlik fonu GAP’a aktarılıyor sizlik fonunun amaç dıı kullanımı sendikaların tepkilerine ramen kabul edildi. 11 Austos Salı günü TBMM’de görüülen ve kabul edilen yasaya göre, 2009 Nisan ile 31 Aralık tarihleri arasında çalıanların iveren prim hisseleri, 6 ay süreyle sizlik Sigortası Fonu’ndan ödenecek. Yasayla, Güneydou Anadolu Projesi’ne de kaynak aktarılıyor. 2009 yılında olmak üzere; sizlik Fonu’nun nema gelirlerinden dörtte üçü bütçeye gelir kaydedilecek. Bu tutar, öncelikle GAP kapsamındaki yatırımlarda kullanılacak. lgili idare bütçelerine ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkili olacak. Fon tarafından tahsil edilecek nema gelirlerinin 2010 yılında dörtte üçü, 2011 ve 2012 yıllarında dörtte biri, ilgili yıl genel bütçelerinde bütçe gelir tahmini olarak yer alacak. GAP’tan sorumlu Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ise, 12 Austos’ta yaptıı açıklamada Fon’dan GAP ve DAP’a ayrılan 3 milyar liranın Kürt açılımının ekonomik ayaı sayılabileceini söyledi.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

43


K YIL ÖNCE MZALAR ATILDI AMA HÜKÜMET SÖZÜNDE DURMADI

Memur sendikaları grev hakkı istiyor Hükümet, daha iki yl önce memurlara grevli toplu sözlemeli sendika hakk konusunda söz verdi. Konfederasyon temsilcileri, Kamu veren Kurulu’yla mutabakat zapt imzalad. Ancak, aradan iki yl geçmesine ve uyum yasalarna ramen AKP’liler bu düzenlemeleri yapmad. ükümetle memur sendikaları arasında toplu görüme pazarlıkları, mevzuat gerei 15 Austos’ta baladı. Kamu Görevlileri Sendikaları Yasası uyarınca, her hizmet kolunda en fazla üyesi bulunan sendikanın katıldıı toplu görümelerde Türkiye Kamu-Sen’e balı Türk BüroSen, Türk Enerji-Sen, Türk Ulaım-Sen, Türk Haber-Sen, Türk mar-Sen, Türk Eitim-Sen, Memur-Sen’e balı Diyanet-Sen, Bem-Bir-Sen, Toç-Bir-Sen ve Salık-Sen ile KESK’e balı Kültür Sanat-Sen, memurları temsil ediyor. Memur-Sen bu yıl, en çok üyeye sahip konfederasyon sıfatıyla, pazarlık masasında memur tarafına bakanlık ediyor. Pazarlık masasında hükümeti, Kamu veren Kurulu temsil ediyor.

rini kamuoyuna açıkladı. Her sendika, memurların mali ve özlük haklarının iyiletirilmesi için farklı farklı talepler ortaya koydu. Her hizmet kolunda yetkili sendika, temsil ettii kesimin çalıma koullarıyla ilikili talepleri masaya taıyor. Türkiye Kamu-Sen, ek ödemelerin 110 TL artırılmasını, tüm kamu görevlilerine net 200 TL seyyanen zam yapılmasını ve toplu görüme priminin 50 TL’ye çıkarılmasını talep etti. Memur-Sen ise tüm çalıanlara yüzde 11 zam istedi. KESK, ücret artıları konusunda herhangi bir rakam telaffuz etmezken, öncelikle geçmi yılların kayıplarının telafi edilmesini talep ediyor.

KAMU-SEN 200 LİRA, MEMUR-SEN

SENDİKALARIN, SÖYLEMDE ANLAŞTIĞI

YÜZDE 11 ZAM İSTEDİ

TEK NOKTA “GREV HAKKI”

Pazarlık öncesi, hizmet kollarında yetkili tüm sendikalar taleple-

Üç konfederasyonun belki de ortaklatıı tek talep “grevli toplu

H

M KESK üyeleri stanbul’dan ve Diyarbakr’dan Ankkara’ya hareket ettiler. Kadköy’de bir açklama yapan KESK Genel Bakan Sami Evren, toplu görümeleri protesto ettiklerini, toplu i sözlemesi ve grev haklarn istediklerini söyledi. (13 Austos 2009)

44 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

sözlemeli sendika hakkı”. Her üç konfederasyon da, öncelik olarak bu konuyu masaya taıyacaını açıklamıtı. Hükümet, daha iki yıl önce memurlara bu konuda söz verdi. Bu konuda yasal düzenleme yapılacaı sözü üzerine konfederasyon temsilcileri, Kamu veren Kurulu’yla mutabakat zaptı imzaladı. Ancak, aradan iki yıl geçmesine ramen AKP’lilerin bir kez bile aklına bu düzenlemeleri yapmak gelmedi. AB’ye verdii tüm taahhütleri “gece yarısı” bile olsa, anında yerine getirmeyi bilen iktidarın; uyum yasaları kapsamında da olan bu düzenlemeyi gündemine almaması manidar! PAZARLIKLAR NASIL YÜRÜYOR?

Toplu görümeler, kamu görevlileri için uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, fazla çalıma ücretleri, harcırah, ikramiye, lojman tazminatı, doum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, tedavi yardımı ve cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımlarıyla bu mahiyetteki dier etkinlik ve verimlilik artırıcı yardımları kapsıyor. Yasaya göre, 15 gün içinde sonuçlanması gereken toplu görümelerde anlamaya varılması durumunda mutabakat metni imzalanarak Bakanlar Kurulu’na sunulacak. Anlamazlık durumunda ise uyumazlık tutanaı tutulacak ve Yüksek Hakem Kurulu Bakanı ve dört öretim görevlisinden oluan Uzlatırma Kurulu devreye girecek. Kurulun be gün içinde verecei karara tarafların katılması durumunda sonuç, mutabakat metni olarak Bakanlar Kurulu’na sunulacak. Uzlatırma Kurulu kararına tarafların katılmaması durumunda ise anlama ve anlamazlık konularının tümü Bakanlar Kurulu’na gönderilecek. Son sözü yine Erdoan söyleyecek!G


ULUSAL GÖRÜŞ

KKTC tanınmadan anlaşma olmaz! Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristo-fiyasko arasında 11 aydır süren ve geçen hafta 40’ıncı görüşmesi gerçekleşen Kıbrıs müzakerelerinin birinci turu tamamlandı. İkinci tur 3 Eylül’de “yönetim ve güç paylaşımı” başlığı altında “yürütme” konusuyla başlayaHÜSEYİN MACİT YUSUF cak. “Yürütme” konusu üzerindeki tartışma sonlandırıldıktan sonra “mülkiyet” konusundaki müzakerelere geçileceği açıklandı. Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla toplumlararası görüşmeler 1968 yılında başlamıştır. 40 yılı aşkın bir süredir taraflar arasında sürdürülen görüşmelerde bir sonuca varılamamıştır. Rum tarafının Megali İdea ülküsüne bağlılığı, Enosis’te ısrarı, adayı bir Yunan adası olarak görme zihniyeti değişmediği sürece taraflar 400 sene de görüşseler herhangi bir anlaşmaya varamayacaklardır. Anlayacağınız müzakerelerden bir sonuç alınması Rumun mevcut kafasıyla mümkün değildir. Bu kafanın değişmesini beklemek ise safdillikten başka bir şey değildir. Rum liderlerin çeşitli vesilelerle sürdürülen müzakerelerle ilgili yaptıkları açıklamalardan herhangi bir anlaşma peşinde olmadıklarını anlamak mümkündür. “EĞER SADECE TÜRKİYE TUTUMUNU DEĞİŞTİRİRSE…”

3 Ağustos’ta Başpiskopos Makarios’u anma etkinliğinde konuşan Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristo-fiyasko, Kıbrıs Rum tarafının en kısa sürede iyi bir anlaşmaya varılması için iyi niyetli olduğunu iddia ederek, “bir çözüme engel olan ya da çözüm anahtarını elinde tutan Kıbrıs Rum tarafı değil, Türkiye’dir” diyerek topu yine Anavatan Türkiye’ye attı. “Uluslararası topluluğun Türkiye’yi ‘Kıbrıslıların’ çıkarına olacak bir çözüm için işbirliği yapmaya çağırması gerektiği” görüşünü yineleyen sözde barış meleği Hristo-fiyasko, “AB’nin, Türkiye’nin katılım süreci çerçevesinde Türk liderliğine, AB’ye ve üyelerine yönelik yükümlülüklerini yerine getirmesine ve bir çözüm için işbirliği yapmasına yönelik baskı uygulayabileceğini ve uygulaması gerektiğini” savundu. Kıbrıs müzakerelerine de değinen Hristo-fiyasko, “şu ana kadar müzakerelerin gidişatının, bir çözümün zor, ancak mümkün olduğunu gösterdiğini” de kaydetti. Kıbrıs sorununa iki toplumlu, iki bölgeli federasyon zemininde çözüm bulunması gerektiğini yineleyen Hristo-fiyasko, “müzakerelerin, Başpiskopos Makarios’un kendilerine bıraktığı miras zemininde yapıldığını, ayrıca önerilerini de bu zemin üzerinde sunduklarını” dile getirdi. Rum İçişleri Bakanı Neoklis Silikiotis da Alithia gazetesine verdiği söyleşide, iki taraf arasında bazı konularda görüş birliği bulunduğunu, ancak önemli konularda görüş ayrılıkları olduğunu söyledi. “Görüşmelerde; şu ana kadar sağlananlardan daha çok gelişme sağlanmasını beklerdik” diyen Silikiotis, çözüm anahtarını elinde bulundurduğunu öne sürdüğü Türkiye’nin özlü adımlar atmasını, ayrıca Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’tan da bazı adımlar beklediklerini kaydetti. Diğer taraftan Kıbrıs Rum Yönetimi Sözcüsü Stefanos Stefanu, Simerini gazetesine verdiği mülakatta , “yıl sonuna kadar çözüm, eğer sadece Türkiye tutumunu değiştirirse olur” dedi.

MAKARİOS’UN RUMLARA MİRAS BIRAKTIĞI ZEMİN

Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos’un Türk düşmanlığı da her geçen gün artarak devam etmektedir. Geçtiğimiz hafta 2. Hrisostomos’un “Türkiye bugüne kadar hiçbir anlaşmaya uymadı, bu yüzden Türkiye’ye güvenilemez” şeklindeki düşmanca sözleri “Hrisostomos Anlaşma istemiyor” manşetleri ile Rum basınında yer aldı. Görüldüğü gibi Rum tarafı, Kıbrıs Türkünün Akritas Planı ile yok edilmesini emreden eli kanlı Enosisci Makarios’un mirasına sahip çıkmaktan vazgeçmemiştir. Ve ne acıdır ki sürdürülen görüşmeler, açıklamalardan anlaşılacağı üzere, Makarios’un temel aldığı zeminde yapılmaktadır. Makarios’un Rumlara miras bıraktığı zemin çıkmazdır ve soruna çözüm bulunması da bu nedenle mümkün değildir. Rum, yarım aklı ile Anavatan Türkiye’yi AB zemininde sıkıştırıp Kıbrıs’tan ödün koparacağının hesabını yapmaktadır. KKTC Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün müzakereler konusunda açıklamalarda bulunan Rum yetkililer ile ilgili “Rum Hükümet Sözcüsü Stefanu’nun son açıklamalarından da anlaşılacağı üzere, GKRY liderliği çözüme odaklanmak yerine, 1963 yılında silah zoruyla gasp etmiş olduğu ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ kisvesi altında elde ettiği uluslararası tanınmışlığın ve haksız AB üyeliğinin avantajlarını istismar etmek suretiyle Türkiye’nin AB üyelik sürecini kullanarak tehdit ve şantaj yoluyla çözüm unsurlarını müzakere masasının dışında KKTC ve Türkiye üzerinde baskı yaratmak yoluyla kendi lehine çözümleme hedefindedir” diyerek Rum tarafının emellerine ve sinsi planlarına dikkat çekmiştir. KIBRIS’TA ANLAŞMAYA GİDEN YOL

Son dönemde Anavatan Türkiye’den KKTC’yi ziyaret eden birçok yetkili ağız, Kıbrıs’ın AB için gözden çıkarılmayacağını açıklamıştır. AKP iktidarının yönetim kadrosunun bu açıklamaları muhakkak ki memnuniyet vericidir. Ancak AKP’nin 2002’den beri sürdürdüğü Kıbrıs siyasetindeki yanlışları bu memnuniyet verici açıklamaları gölgelemekte ve bizleri kuşkulandırmaktadır. Dün gerçekleşen Erenköy Direnişi ve Şehitleri 45. anma töreninde yaptığı konuşmada KKTC Cumhurbaşkanı Talat Kıbrıs sorununa çözüm bulunması amacıyla yürütülmekte olan müzakerelere değinmiş ve müzakere sürecinin hedefinin, Kıbrıs’ta iki halkın siyasi eşitliğine dayalı yeni bir ortaklık devleti olduğunu, bu hedefin Kıbrıs Türkünün bugüne kadar verdiği mücadelenin, elde ettiği kazanımların toplamının bir sonucu olarak ortaya çıktığını ve o şekilde sonuçlanacağını vurgulamıştır. Cumhurbaşkanı Talat “Bugüne kadar verdiğimiz mücadele, bugüne kadar elde ettiğimiz kazanımlar, yeni oluşumda müzakerelerle varacağımız oluşumda elbette ki tescil edilmek durumundadır” diyerek, aksi halde Kıbrıs Türkünün mücadelesi boşuna olmuş demek olacağını, buna kimsenin razı olamayacağını söylemiştir. Kıbrıs Türkünün en büyük kazanımı Devletimiz KKTC ve Anavatan Türk Silahlı Kuvvetlerinin adadaki varlığıdır. Böylelikle Kıbrıs’ta anlaşmaya giden yol bugüne kadar hiç denenmeyeni yapmaktan geçmektedir. O da, KKTC’nin tanınmasını istemek ve müzakerelerin ancak Rum devleti ve KKTC arasında yapılmasında ısrar etmektir. Bizim açımızdan anlaşmanın başka yolu yoktur ve olmamalıdır.G

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›kG 45


BEŞ KITADAN

Hazrlayan: Ahu Yalçn/ afak Terzi

Irak’ta Kürt-Arap gerginlii daha da arttı 11 Austos’ta ndependent yazarı Patrick Cockburn, Irak’ta Kürtler ve Araplar arasında gerilimin arttıını, Musul, Kerkük ve Mahmur Kampı’nda askeri hareketlilik olduunu belirtti. “Kürt fay hattı yeni bir savaı tetikleme tehdidi içeriyor.” diyen Cockburn, Irak’ın kuzeyinde, Arap ve Kürt askerlerin karı karıya geldii 480 kilometre uzunluundaki tartımalı bölgeye “tetik hattı” denildii ve bu bölgenin sava alanına dönme riski taıdıını söyledi. Independent gazetesi, “ABD’nin çekilmesi, igali destekleyen Kürtleri korkutuyor. Siyasi ve askeri dengelerin kendi aleyhlerine deitiini görebiliyorlar” ifadesini kullandı. Uluslararası Kriz Grubu’nun geçenlerde yayımladıı bir raporda, “ABD askerlerinin saladıı birletirici etki olmadan, Irak’taki siyasi aktörlerin tetik hattında çatımaya girme olasılıı yüksek” görüünün yer aldıı bir daha hatırlatıldı. Makalede, “Araplarla Kürtler arasında bir sava, Irak’ı baımsız bir devlet olarak kötü bir sona sürükleyecektir. Bu türden bir anlamazlıkta hiçbir tarafın galip gelmesi beklenemez” denildi.

Gizli hapishaneleri CIA’nın 3. adamı Foggo kurmu Dünya’da Amerikan yanlısı ülkelerde kurulan CIA’nın Gizli Gözaltı Merkezleri, CIA tarafından “terörist” olarak saptanan insanları sorgusuz sualsiz hapsediyor. CIA’nın Frankfurt’taki temsilcisi olan, Dusty kod adlı, Kyle D. Foggo The New York Times’ın 13 Austos tarihli haberine göre birçok Gizli Gözaltı Merkezi’nin kurucusu konumunda. “11 eylül” sonrasında CIA “terörist” olarak ifade ettii insanları, Tayland gibi müttefik ülkelerde “gelitirilmi” gizli hapishanelere yerletirdi. Sonrasında CIA dorudan kendisine balı, devamlı hapishaneler yaptırmak istedi, bu görevi de Foggo üslendi. Habere göre Foggo iini o kadar iyi yaptı ki, 2004 yılında CIA’da üçüncü adam seviyesine yükselmi. Bata Irak, Afganistan ve Guantenamo’da olmak üzere, toplamda CIA, sekiz tane Gizli Gözaltı Merkezi kurmu. Foggo ise bu gizli hapishane hücrelerinden üç tanesini bizzat kurmu. Foggo Bükre’in merkezine yakın gizli bir yerde, bir tanesi adı saklı olan bir baka Dou Avrupa ülkesinde, bir tanesi de daha kullanılmayan Fas’ta kurulmu. Tutukluların hücrede duvardan duvara atılırken, yaralanmasını engellemek için, hücrelerin duvarları döeklerle çevrili, yerler yumuak bir dokudan oluuyor. Foggo ayrıca sorgu için, birçok “sorgu aleti” de temin etmi.

46 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

ngiltere’de isizlik son on dört yılın en yüksek seviyesinde ngiltere’de isizlik, 1995 yılından bu yana en üst seviyeye çıktı. 13 Austosta açıklanan ve BBC’de yayınlanan resmi verilere göre MartHaziran döneminde 220 bin kiinin daha isiz kalmasıyla isizlerin sayısı 2,44 milyona ya da %7,8’e ulatı. Ulusal statistik Dairesi’ne(UK National Statistics) göre bu rakam gençler arasında çok daha yüksek, 18-24 ya arasında isizlik oranı %12,4’ü buluyor. Hükümet, gençlere sunulan eitim, staj ve benzer imkânların artırılması için i dünyasına çarıda bulunuyor. Bu arada ngiltere Merkez Bankası (Bank of England), ülke ekonomisinin krizin etkilerinden kurtulmasının uzun süreceini söyledi. ngiltere Babakan’ı Gordon Brown, “ekonomi düzelmezse 175 milyar sterlinlik rekor bütçe açıı daha da büyüyebilir ve harcamalarda kesinti gereksinimi artabilir.” açıklamasını yaptı


BEŞ KITADAN

DEVR-İ ALEM • Amerika kıtası ülkelerinin üye olduu Kalkınma Bankası, göçmen içilerin Latin Amerika ve Karayiplerde bulunan yakınlarına gönderdikleri dövizlerin miktarında yüzde 11’lik düü yaandıını açıkladı.

Honduras’ta darbecilere tepki büyüyor Honduras’ta 28 Haziran’da yapılan darbe ile devrilen Devlet Bakanı Manuel Zelaya’nın devlet bakanlıı görevine yeniden gelmesini isteyen binlerce taraftarı, gösteriler düzenlemek üzere ülkenin her tarafından yaya olarak bakent Tegucigalpa’ya geldi ve makamına gitmeye çalıan Meclis Bakan Yardımcısı Ramon Velazquez’i tekme tokat dövdü. Velazquez’i göstericilerin elinden alan ise yine göstericiler oldu. Darbe karıtı gösterileri polis göz yaartıcı gazla durdurmaya çalıırken, olaylar sonrasında 95 kii gözaltına alındı ve bakentte sokaa çıkma yasaı yeniden baladı. Darbecilerin Cumhurbakanı Roberto Micheletti göstericileri “vahi ve terörist” olarak nitelerken, darbe karıtı Ulusal Cephe iddet içerikli baskılara ramen anayasal düzen kurulana dek barı yanlısı mücadelelerinin devam edeceini açıkladı. Manuel Zelaya uluslararası destek arayıını Brezilya ve ili’de sürdürürken, Arjantin, Honduras büyükelçisi Carmen Eleonora Ortez Williams’ı Amerikan darbesine destek vermesi sebebiyle sınır dıı etme kararı aldı. Arjantin Dıileri Bakanlıı’ndan yapılan açıklamada, Honduras’ın Buenos Aires büyükelçisinin görevine son verilmesine “Manuel Zelaya’nın talebi dorultusunda” karar verildii ve ilikilerin Washington’daki Honduras Büyükelçilii üzerinden yürütülecei belirtildi. Buenos Aires de, Honduras’taki darbeyi kınayan ve Zelaya’nın görevinin baına geçmesine izin verilmesi çarısında bulunan Amerikan Devletler Örgütü’nü destekliyor.

Kore’de barı giriimleri hızlanıyor Güney Kore Lideri Lee Myung-bak, bölgede barıı salamak amacıyla Kuzey Kore ile ekonomik, askeri ve güvenlik alanlarında ibirliine gideceklerini açıkladı. Açıklamadan bir gün önce ise, komünist liderlere hakaret ettii gerekçesiyle Kuzey Kore’de tutuklu bulunan Güney Koreli içi serbest bırakılmıtı. Dier yandan ABD, Kuzey Kore’ye ait Kore Kwangson bankacılık irketinin (KKBC), nükleer ve silah ticaretiyle balantısı olduu iddia edilen Pyongyang firmalarına yardımcı olduu gerekçesiyle yaptırım kararı aldı ve bankanın varlıklarını dondurdu. ABD Hazine Bakanlıı, KKBC’yi, kitle imha silahı üretmekle suçlanan Tanchon Commercial Bank ve Korea Ryonbong General Corp’un bir birimine mali destek saladıını savundu.

• ABD Bakanı Barack Obama, sigorta irketlerine federal bütçeden ayrılan payın düürülmesine yol açacak salık reformu çalımalarının halka anlatılması amacıyla düzenlenen salon toplantılarında protesto edildi. Son olarak Maryland eyaletinde yapılan toplantıda katılımcılar tepkilerini gösterirken, bir grup gösterici salon dıında ellerinde Obama ile Hitleri birbirine benzeten resimler taıdı. • Halkın Günlüü gazetesinin haberine göre Çin ordusu, 50 bin kiilik birliklerle, tarihinin en büyük seferberlik tatbikatını balattı. • Haziran ayında uradıı silahlı saldırı sonucu yaralanan nguetya Cumhurbakanı Yunusbek Evkurov’a görevine tekrar döndü. • NATO Genel Sekreteri Anders Fog Rasmussen, Kosova’daki asker sayısının gelecek yıldan balayarak azaltılacaını söyledi. • Birlemi Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Mahmud Ahmedinecad’ın 2. dönem cumhurbakanlıını kutladı. • AB istatistik kurumu Eurostat’ın verilerine göre, yılın ilk çeyreindeki GSYH’deki küçülme oranları AB’de yüzde 4,7 ve Euro Bölgesinde yüzde 4,9 düzeyinde gerçeklemiti. kinci çeyrekte küçülme oranları Litvanya’da yüzde 22,6, Letonya’da yüzde 18,2, Estonya’da yüzde 16,6, Romanya’da yüzde 8,8 ve Macaristan’da yüzde 7,4’ü buldu. • Belçika’nın bakenti Brüksel’de Federal Adli Polis, bazı üst düzey yargıçlar hakkında evrakta sahtecilik ve usulsüzlük ithamıyla soruturma balattı ve bu kiilerin Brüksel Basavcılıı ve Temyiz Mahkemesi Savcılıı tarafından “korunduunu” iddia etti. • Romanya Cumhurbakanı Traian Basescu, Bükre’in Moldova’nın sınırlarını deitirmeye deil Avrupa Birlii üyesi olmasına çalıtıını söyledi. • Suriye Dıileri Bakanlıı, srail uygulamalarını aratıran Birlemi Milletler Özel Komitesine sunulmak üzere yıllık raporunu hazırladı. Raporda, “igal altındaki Golan tepelerinde yaayan Suriye vatandalarının durumunun günden güne kötületie ve vatandaların maruz kaldıkları durumlar ile srail’in uluslararası meruiyetinin çelitiine” yer verildi. • Türkiye’nin, Belçika’nın Jamioulx hapishanesinde, polis memurlarıyla tartıtıı için gözaltına alınan ve otopsi sonucuna göre “fiziksel iddet” nedeniyle hayatını kaybeden Mikail Tekin isimli Türk vatandaının ölümüyle ilgili olarak bu ülkeye nota verdii örenildi.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

47


MEYDANIN ADINA SAHP ÇIKALIM

Gerçek adı Taksim Cumhuriyet Meydanı Taksim Meydan’na karakter kazandran, Cumhuriyet Antdr. 1930’lardan itibaren Taksim Meydan, halk arasnda ve stanbul yazmalarnda Taksim Cumhuriyet Ant olarak anld. Mimar Kayhan Bakan’n çöplerin arasnda bulduu emaye levhann da kantlad gibi Taksim Meydan’nn ad Taksim Cumhuriyet Meydan idi. DR. CÜNEYT AKALIN*

Taksim Meydanı’nın adı Taksim Cumhuriyet Meydanı’dır. Bu görü, mimar ve Marmara Üniversitesi Öretim Görevlisi Kayhan Bakan’a ait. Kent peyzajı uzmanı Bakan, Güneri Civaolu’nun kendisiyle yaptıı, 26 Ekim 2008 tarihli “Milliyet-Pazar”da yayınlanan “Taksim Deil, Cumhuriyet Meydanı” balıklı röportajda Taksim Çemesi’nin onarımı sırasında yıkıntılar arasından bulup çıkardıı “Cumhuriyet Meydanı” levhası-

nı bu görüüne kanıt olarak gösteriyordu. CUMHURİYET ÖNCESİNDE

Cumhuriyet öncesi haritalarda Taksim Meydanı, Beyolu Caddei Kebir’inin (günümüzde stiklâl Cad.), Sıraselviler Caddesi ile kesitii, Taksim Kılası ile Talimhane Meydanı’nın yanı baındaki yol kavaı olarak görülüyor. O yıllarda Taksim, adını su makseminden alan Meydan’dır. Meydanın bir yanında Taksim Kılası bulunuyordu. CUMHURİYET’İN KURULUŞ YILLARI

1930’lu yıllarla ilgili aratırmalar ise farklı sonuçlar veriyor. Meydanın adı 1933’de “Taksim

Cumhuriyet Abidesi Meydanı” olarak geçiyor.(1) Benzer ekilde 1930’lu yıllardan balayarak 1960’lı yıllara kadar uzanan zaman diliminde hazırlanan deiik kaynaklarda Taksim Meydanı’nın adı “Taksim Cumhuriyet Meydanı” olarak geçiyor. Örnein 1950’de Rasim Ziyaolu-Hayrettin Lokmanolu- E. Rait Erer tarafından hazırlanan stanbul Turistik Rehberi’nin “Beyolu Turu bölümünde “Taksim Cumhuriyet Meydanı” hem tanımlanıyor hem de planı veriliyor. (Bkz. Harita A).(2) “ehrin en büyük ve güzel meydanıdır. Milli ve resmi törenler, büyük geçit resimleri, bu geni ve muntazam sahada yapılır. Meydan eskiden dar ve bakımsız bir halde idi. Cumhuriyet Abidesi de etrafını saran çirkin bir manzara ortasında kalıyordu. Sonradan, meydan eski Taksim Kılası ve Ayaspaa semti

Harita A 1950’de Rasim Ziyaolu-Hayrettin Lokmanolu- E. Rait Erer tarafndan hazrlanan stanbul Turistik Rehberi’nin “Beyolu Turu bölümünde “Taksim Cumhuriyet Meydan”nn plan veriliyor.

48 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009


istikametinde geniletilerek büyütülmü ve 1941 yılında stanbul Belediyesi tarafından Cumhuriyet rejimine layık bir hale getirilmitir.(3)” Planda meydanın adı açıkça “Cumhuriyet Meydanı” olarak geçiyor. 1955’de Hayrettin Lokmanolu tarafından hazırlanan “Haritalı ehir Rehberi”nde meydanın adı bir kez daha “Cumhuriyet Meydanı” olarak geçiyor. (4) CUMHURİYET MEYDANI VE ANSİKLOPEDİLER

Ansiklopedik kaynaklarda yeterli açıklık yok. 1990’larda yayımlanan stanbul Ansiklopedisi’nde, Büyük Larousse’da, Meydan Larousse’da, Ansiklopedi Britannika’da “Cumhuriyet Meydanı” diye ayrı bir madde yok. Büyük Larousse’un ve Meydan Larousse’un “Taksim Meydanı” maddelerinde (Cumhuriyet Meydanı’na) dolaylı göndermeler var: Taksim Meydanı: “…stiklal, Sıraselviler ve Gümüsuyu caddeleri Taksim (Cumhuriyet) alanına açılır. (5) Taksim Meydanı: “Taksim kesiminin merkezi, Cumhuriyet Anıtı’nın bulunduu yer olan Cumhuriyet (Taksim) Meydanıdır.” (6) MEYDANI DOĞURAN ANA: CUMHURİYET ANITI

Cumhuriyet’in ilanının ardından yeni yönetimin ülkeyi heykellerle donatmayı, haklı olarak, bir uygarlık projesi olarak görmesi, kent dokusunu da etkiledi. Ancak elde heykel/yontu sanatçısı yoktu. Genç Cumhuriyet bir yandan gençleri Avrupa’ya eitime yollarken, yontu sanatçıları talyan Canonica’yı ve Avusturyalı Krippel’i ülkeye davet etti. stanbul’a dikilen ilk Atatürk Anıtı, Sarayburnu’ndaki Atatürk Antıdır. (Yer seçiminin, 1919 Martı’ndaki geliinde stanbul’a Sarayburnu’nda ayak basan gal Orduları komutanı Fransız mareal Francet d’Esparay’in o günkü gövde gösterisine tepki ile ilgili olduu açıktır.) Sarayburnu heykelinin yapımına kout olarak stanbul Belediyesi, 1926’da, “Taksim Meydanı Abide Komisyonu” kurdu. talyan sanatçı Canonica

ile anlama imzalandı. Tasarlanan anıt Belediye’nin önderliinde halkın ve ticarethanelerin baılarıyla gerçekletirildi.(7) Canonica’nın heykele balamadan önce Atatürk’le konsept hakkında birçok kez tartıtıı biliniyor. Atatürk’ün üzerinde durduu ve önemsedii hususun, kendi heykelinin yapılmasından çok heykelin Türkiye’ye girmesi olduunu Canonica’nın anılarından öreniyoruz. Çünkü heykel, Mustafa Kemal’e göre modernlemenin dıa vurumudur. lk tasarımda, tek baına görülen Atatürk, sonraki tasarımda yerini Kurtulu Savaı kadrosuna bırakıyor. Önde Cumhurbakanı Atatürk, saında babakan smet nönü, solunda Mareal Fevzi Çakmak ve hemen arkalarında dönemin Sovyet elçisi Aralov kompozisyonu kesinleiyor. Atatürk’ün anıtın kompozisyonuna müdahale ettii, Canonica ile saatlerce tartıtıı, Sovyet elçisi Aralov’un gurubun içine alınması talimatını bizzat verdii biliniyor. (8) Cumhuriyet Anıtı 8 Austos 1928’de Meclis Reisi Kazım Paa tarafından 30 bin kiinin katıldıı büyük bir törenle açıldı. Açılıta konuan Taksim Meydanı Abide Komisyonu Bakanı Hakkı inası Paa anıtı “anlı kafile geçmiin kapısından çıkıyor ” sözleriyle tanımladı. NEDEN TAKSİM MEYDANI

Anıtın dikilecei yer olarak Taksim’in seçilmesi rastlantı deildir. Cumhuriyet’in ilanından sonra milli mücadeleyi canlandıran ve yücelten bir anıta ihtiyaç duyuldu. Dahası törenlerin yapılacaı, insanların bir araya gelecei bir alana ihtiyaç vardı. Deyim yerindeyse, Cumhuriyet’in ilanı anıt ve meydan düüncesini beraberinde getirdi. Neden Taksim, sorusuna stanbul üzerine en çok kafa yoranlardan Çelik Gülersoy u yanıtı veriyor: “Eski stanbul yani tarihi yarımada imar operasyonları geçirmiti ama bileimi hâlâ doulu idi. Cumhuriyet Anıtı, kentin eski bölümünden uzak, taze ve bakir bir yerde kurulmalıydı. Taksim kavaında kuruldu.”(9)

SONUÇ

Anlatılanlardan u çıkıyor: Taksim Meydanı Cumhuriyet’in bir eseridir. Taksim Meydanı’na karakter kazandıran, Cumhuriyet Anıtıdır. 1930’lardan itibaren Taksim Meydanı, halk arasında ve stanbul yazımalarında Taksim Cumhuriyet Anıtı olarak anıldı. Mimar Kayhan Bakan’ın çöplerin arasında bulduu emaye levhanın da kanıtladıı gibi Taksim Meydanı’nın adı Taksim Cumhuriyet Meydanı idi. Levhası kaldırılmı olsa da, Meydan “Taksim Cumhuriyet Meydanı” olmaya devam ediyor. Öyleyse ne duruyoruz? Modern stanbul’un kalbini yeniden Taksim Cumhuriyet Meydanı adıyla günlük kullanıma sokmanın önünde bir engel yok. Mimar Bakan’ın uyarısı, bizi aslımıza döndürmeli.

L M.Ü Öretim Görevlisi Kayhan Bakan Taksim Çemesi’nin onarm srasnda ykntlar arasndan bulup çkard “Cumhuriyet Meydan” levhasn kant olarak gösteriyor. (Milliyet Pazar, 26 Ekim 2008)

* Marmara Üniversitesi letiim Fakültesi 1) Babakanlk Cumhuriyet Arivi, Dosya: 94C 7, Fon kodu: 30.10.0.0. Yer no. 110.734.7 2) Harita A. Rakm Ziyaolu-Hayrettin Lokmanolu-Emin Rait Erer, 1950. Turistik stanbul Rehberi, stanbul Halk Basmevi, s. 10 3) A.g.e 4) Hayrettin Lokmanolu, Harital ehir Rehberi, 1955, stanbul Halk Basmevi 5)Büyük Larousse, cilt 18, s. 11177, Geliim Yay., 1986 6)Meydan Larousse, cilt 11, s. 854, Meydan Gazetecilik, 1973 7) Baak Bugay, Aydnlk dergisi, 23 Temmuz 2000) 8) B.Bugay, a.g.y. 9) B.Bugay, a.g.y.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

49


YÜRÜTMENN PTALYLE TARTIMA BÜYÜDÜ

AKM ticari unsurlar eklenerek özelleştirilmek isteniyor! “AKM’ye ticari unsurlar eklemlenerek özelletirilmek isteniyor. Çada teknolojiyle yenilenmesini arzu ediyoruz ama AKM’nin ön ve yan cephelerinin deimesini, arkadaki bale çalma salonunun yerinin ‘Boaz görüyor’ diye restoranta dönütürülmesini, AKM ön fuayenin büyütülerek dükkancklar oluturulmasyla ticariletirilmesini istemiyoruz.” imarlar Odası, 11 Austos günü Atatürk Kültür Merkezi’nin yenilenme projesiyle ilgili 9. dare Mahkemesi’nin 3 Temmuz tarihli yürütmeyi durdurma kararı hakkında bir basın açıklaması yaptı. Basın toplantısına Kültür-Sanat Sen, Tiyatro Oyuncuları Meslek Birlii, Uluslararası Plastik Sanatçılar Dernei Bakanı Bedri Baykam ve tiyatro sanatçısı Nedim Saban da katıldı. Basın toplantısında, AKM’nin yenilenme projesi kapsamında dönütürülmek istendiine dikkat çekildi. Kasım 2007’de Avrupa Kültür Bakenti yasa tasarısından yıkılması hükmü kaldırılan AKM’nin bu kez de ticariletirilerek dönütürülecei iddia ediliyor.

M

MAtatürk Kültür Merkezi’nin yenilenme projesinde “bir kahvehane ya da kafeye benzetilerek dönütürülecei” açklamalar sanatçlar içinde tepkiye neden oldu.

50 G Ayd›nl›k

G

“KÜLTÜR MERKEZİ KAFEYE BENZETİLECEK”

Yıldız Sarayı Dı Karakol Binası’nda 11 Austos günü yapılan

16 AUSTOS 2009

basın açıklamasında, Mimarlar Odası stanbul Büyükkent ube Bakanı Eyüp Muhcu, Atatürk Kültür Merkezi’nin güçlendirilip yenilenerek stanbullularla buluamamasının sorumlusunun 2010 Ajansı ve ilgili dier kurumlar olduunu belirtti. Muhcu, AKM’nin yenilenmesi için hazırlanan ön projesini de öyle deerlendirdi: “Korunan yapılar arasında 1. grupta yer alan AKM’nin korunması gerekirken, dönütürülmesi öngörülmektedir. te bütün mesele buradan çıkıyor. Bu dönüümde Atatürk Kültür Merkezi gibi bir opera binasının, bir kültür merkezinin bir kahvehane ya da kafeye benzetilerek dönütürülebilecei kamuoyuna uluorta söylenebilmektedir.” Basın toplantısına katılan Kültür-Sanat Sen Genel Bakanı Yavuz

Demirkaya da; AKM ön projesinin yürütmesiyle ilgili davayı açma nedenlerini öyle açıkladı: “Aynı kurulun bir önceki kararı iptal edilmeden 2010 Ajansı tarafından yeniden bir önprojesinin yapılmasının uygun olmadıını belirterek yürütmeyi durdurma konusunda dava açtık. Ne olduysa bu davadan sonra oldu. Haziran ayında bilirkiilerle birlikte AKM’yi yerinde inceledik. ‘üç kiiyle alındı bu karar’ deniyor ama bilirkiiler, hakim ve II numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu temsilcisi de oradaydı. Proje didik didik incelenerek bu karar alındı. Bu yüzden, ‘Proje incelenmedi’ iddiaları doru deil. Orada çalıan sanatçıların örgütlü sendikası olduumuzdan ve stanbul’un sanat mekânlarının daıtılması çok hızlı ilerlediinden müdahale etmek zorundaydık.” “ÇAĞDAŞLAŞSIN AMA TİCARİLEŞTİRİLMESİN”

Tiyatro Oyuncuları Meslek Birlii adına basın açıklamasına katılan Orhan Kurtuldu da, AKM’nin yenilenme projesiyle ilgili unları söyledi: “AKM’ye ticari unsurlar eklemlenerek özelletirilmek isteniyor çünkü çok büyük bir rant alanı orası. Teknik, elektronik, havalandırma, soutma, elektrik donanımlarının çada teknolojiyle yenilenmesini arzu ediyoruz ama AKM’nin ön ve yan cephelerinin deimesini, arkadaki bale çalıma salonunun yerinin ‘Boaz görüyor’ diye restoranta dönütürülmesini, AKM ön fuayenin büyütülerek dükkancıklar oluturulmasıyla ticariletirilmesini istemiyoruz.” Tiyatro sanatçısı Nedim Saban, sanatçıların kendi kurumlarına sahip çıkmamalarını eletirerek “Sanatçılık devlet memurluu deildir. Sanatçılar filenmekten korktukları için kendi binalarının yok olmasına seyirci kalıyorlar” dedi.


“APAR TOPAR TERK ETTİK HÂLÂ BEKLİYORUZ”

Mahkeme kararının ardından AKM yenileme projesiyle ilgili projeyi hazırlayan mimarlar kurulu tarafından 5 Austos’ta Pera Müzesi’nde düzenlenen panelin soru cevap bölümünde, Devlet Opera ve Balesi koreograflarından Beyhan Murphy de söz alarak unları söylemiti: “Biz AKM’yi apar topar terk ettikten sonraki 13 ayda neler oldu? Neden bu bina bugüne kadar bo kaldı? Ben o zaman Devlet Opera Balesi’nin ba koreografıydım. O kolileri ne kadar hızlı yapmak zorunda kaldıımı bilirim. Bizi resmen attılar ve bugün de sanatçılar arasında hiçbir zaman AKM’ye dönemeyeceimize dair bir kanı var.” TABANLIOĞLU’NUN AKM PROJESİ

Pera Müzesi’nde 5 Austos’ta projeyi hazırlayan mimarlar tarafından bir panel düzenlenmiti. AKM’nin ilk mimarı Hayati Tabanlıolu’nun olu ve yürütmesi durdurulan ön projesinin mimarı

Mimarlar Odas’ndaki toplantya Nedim Saban da katld. Murat Tabanlıolu ise panelde projesini öyle anlatmıtı: “Yeni projenin en önemli yanlarından biri Taksim Meydanı’yla birlemesi. Bu yüzden ana ilkelerimizden biri Taksim Meydanı’nın bu kadar azında olan bir yapının tüm girilerinin bu meydandan yapılması. Buradan opera ve bale, konser, tiyatro ve sinema salonlarına inilecek. Arkada kullanılmayan bir terasın üzerindeyse tamamıyla ayrı bir restorant düünüldü çünkü oraya çıkıldıı zaman bütün stanbul 360 derece görülebiliyor.” 2010 Ajansı Bakanı ekib Avdagiç de, panelde

yaptıı konumada mahkeme kararıyla ilgili olarak “30 yılda zor tamamlanan bir yapının 1 yıl içinde günümüzün sanatsal ihtiyaçlarını karılayacak ekilde, kısa sürede tamamlanmasını hedefliyoruz. Karımızda engeller olabilir ama bu bizi yıldırmıyor. Proje çalımasını yürütürken koruma kuruluna projemizi üç defa sunduk. Bugünkü hukuki süreçle ilgili sorunların mimari konseptle ilgili tartımalara uzandıını görüyor ve bunun da projenin daha iyi anlaılması için bir fırsat olacaını umuyoruz” demiti.G

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

51


BR DEVRMC ÖRETMEN SIDIKA AVAR

‘Dağ Çiçekleri’nin bitini Cumhuriyet ayıkladı Sdka Avar, 1939 ylnda Tunceli’ye atanr. 20 yln, bata at srtnda da köylerini dolaarak okula kazandrd kz çocuklar olmak üzere, yöre halknn aydnlanmasna adar. Anlarn ve gözlemlerini kaleme ald kitabnda bölgenin tarihini, kültürünü, doasn ve Cumhuriyet Devrimi’nden bir kesiti tüm çarpclyla aktaryor… HAYAT ÖZCAN / SLVR

“Da Çiçeklerim”, Cumhuriyet öretmeni Sıdıka Avar’ın Elazı, Tunceli, Bingöl yöresinin çetin koullarında geçen 20 yıllık meslek yaantısını aktardıı anı kitabı. At nalının ancak geçecei dar yollardan, uçurum kenarlarından geçerek da köylerindeki, kom ve mezralardaki kız çocuklarına ulamanın öyküsü… Yaanmaya 1939 yılında balayan anılar akıcı bir dille, ayrıntılandırılarak, dantel gibi ilenmi. Öretmen Dünyası yayınlarından çıkan kitap, Cumhuriyet Devrimi’nden bir kesiti, denenmi ve baarıya ulamı bir uygulamayı, birinci aızdan sunuyor. Gazeteci Hikmet Feridun Es’in Hayat dergisinde yazdıına göre Sıdıka Avar’ı bizzat Atatürk görevlendirmi. Bunun belgesi yok. Es’in aktardıına göre Ata-

52 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

türk öyle diyor: “Git… Da köylerine git… Bir cemiyet, kadın ve ana yoluyla fethedilir. Oradan alacaın kızları yetitir. Sonra onları tekrar yerlerine gönder. Senin örettiklerini beraberlerinde götürecek, öreteceklerdir…” KIZINI EMANET ETTİ, DAĞ ÇİÇEKLERİNİ EMANET ALDI

Sıdıka Avar, kızları okula kazandırmak için köyleri dolamaya balamadan önce, öz kızını köylülerin güvenini kazanmak için Hiran Aireti’ne misafir bırakır. Avar köylüye güvenir, kendi kızını onlara emanet eder de köylü ona güvenip kızlarını vermez mi?.. Öretmen Avar, bir köy aasından ilk nasihati alır: “Gittiin yerde dümanlık görürsen hemen sofralarına otur. Fazla dümanlık görürsen de o gece orada kal.” “Hemen karımdaki cephanenin elebaı, bos bıyıklı Ali Aa’ya ‘Bu gece size misafirim Ali Aa’ dedim. ‘Peki, git eve’ dedi. Eve gittim ki aynı hava! Etrafı yumuatmak için evvela bir su istedim, Tesiri görüldü. Sonra: ‘Bana çay piiriniz…’ Yüzleri bayaı yumuadı. Nihayet ‘Açım ben’ deyince gülümsediler. Bir kâse yaın içine yumurtaları kırıp önüme koydular. Buzlar tamamen erimiti. Ertesi gün, oradan aldıım çocuklarla beni köy sınırına kadar götürüyorlardı. “Ezterrem Türkan ite böyle aldıım bir çocuktu. Annesi onu evde ve toprakta çalıtırmak istiyor, katiyen mektebe göndermeye yanamıyordu. Kıza Kürtçe

olarak devamlı ‘Merre!’, yani “Gitme!” diye baırıyor, küçük ise ‘gideceim’ manasında ikide bir ayaını hızla yere vurarak cevap veriyordu: ‘Ezterrem!’ “Türkçe bilmeyen Ezterrem Türkan imdi bir sürü mankenin arasında çalıan bir çocuktur.” (s. 393) BİT AYIKLAMA

Enstitüye yatılı gelenler, önce köyden geldikleri halleriyle fotorafçıya poz verirler, ardından hamama gidip temizlendikten sonra önlükleri giydirilir. Bitleri ayıklamak da Cumhuriyet öretmeni Avar’a düer. Kitaptan okuyalım: “Yatılıya on iki yeni örenci gelmiti köyden. Birisi ta resi’nin bir mezrasından katırcılara teslim edilip gönderilmiti. Üstü baı o kadar yırtık pırtıktı ki, alvarının dizden yukarı kalan paçavralarını önüne toplayarak örtünmeye çabalıyor, her durduumuz yerde çömelip büzülüyordu. Bahçeye götürdüm. (…) Yanına çömeldim, önlüü göstererek üstündeki pırtıları çıkarmak istedim. Elinin tersiyle koluma vurdu, baıra baıra alamaya baladı. Hiç Türkçe bilmiyordu. Çare yoktu, paçavraların üstüne eski önlüü geçiriverdim. Baını kaldırıp bana bakınca efkatle gülerek omzunu ‘kızıma…’ diye


okadım. Gözyaları yanaklarında parlayarak susup gülümsedi ve kendiliinden kollarını soktu. “Saçları! Saçları karısında ürktüm. Saçları kıvırcıktı. Her telinde sıralanmı binlerce sirke saçlarını adeta kırlamı gibi gösteriyordu. Saçları aralayıp bakmaya bile lüzum yoktu. Bitler girip çıkıyor, dolaıp geziyorlardı. Ba temizliini bahçede yapmalıydık. “Saçlarını ensesine kadar keserek düzelttim. Kesikleri baındaki paçavra ile yaktık. Baını zeytinyaı ile yaladık, Büyük yeeni yarısına kadar su ile doldurarak önüne koyduk. Rahatları kaçan bitler imdiden kendilerini aaı atıyor, suya düüyorlardı. Suyun yüzünü kıpırtılı bir siyahlık kaplamıtı. (…) Petrolü suya döktük, tututurduk. Kötü bir koku çıkararak çıtır çıtır yandı. “Hemen çamaırla hamama gönderdik, dönüte çok deimiti. Pırıl pırıl, kıvrım kıvrım siyah saçları baını süslüyordu. Yuvarlacık yüzü pespembe olmu, yanakları kırmızılamıtı. (…) Yıllar geçtikçe güçlendi, boylandı, güzelleti. Mezun olunca Akçada Köy Enstitüsü’ne gönderildi.” “ŞİŞİLER İÇİNDE ÇIRAĞLAR…”

Tunceli’nin da köylerinden, Bingöl, Hazar, Gölcükler, Muratlar, Elazı’dan gelen yatılı örenciler, Türkçeyi örenince köylerine mektup yazmaya balarlar. Gördüklerini, yaptıklarını, örendiklerini bu edebiyat yüklü mektuplarda anlatırlar: “Bizim mektebi soracak olursanız burası o kadar büyük, o kadar büyük ki bir ucundan öteki ucuna gitmek için bir hafta lazımdır. “Geceleri ieleri içinde çıralar yanıyor ki, çırasına elektrik, iesine de ampul derler. “Yemekler çok güzeldir. Bazı köyün yemeklerinden de piiririz. Geçen gün irilok yapmıızdır.” (s. 392) Kızlar, enstitüde okutulan kitaplar sayesinde Türk edebiyatının önemli yazarlarıyla da tanıırlar. Halit Ziya’dan Mai ve Siyah, Ömer Seyfettin’in bütün

kitapları, Halide Edip Adıvar’dan Vurun Kahpeye, Ateten Gömlek, Harap Mabetler; Yakup Kadri’den Kiralık Konak, Yaban, Hüküm Gecesi; Reat Nuri’den Çalıkuu, Kızılcık Dalları, Bir Kadın Dümanı; tercümelerden; Tom Babanın Kulübesi, Kırbaçlı Medeniyet, Unutulmu Köy küçük kütüphanenin balıca eserleridir. Bu kitaplar da, Avar’ın Elazı milletvekili Fethi Atalay’dan ricasıyla kitaplıa kazandırılmıtır. KÜÇÜK AVARLAR DA BAŞARDI

Kitapta örencilerin enstitüden mezun olduktan sonraki hayatlarından da kesitler sunuluyor. Atatürk yanılmamıtır; Avar’ın yetitirdii da çiçekleri köylerine dönmü, örendiklerini köylerinde öretmeye devam etmilerdir. Sadece okuma yazma, biçki diki deil; onlar sayesinde penceresiz evlere, açılan pencerelerle güne girmi; temizlik toprak yerine suyla sabunla yapılır olmutur. Giyim kuamdan çocuk bakımına, çaın yenilikleri günlük hayata geçirilmitir. Kolay olmamıtır elbet; Avar’la röportaj yapmak için Tunceli’ye giden, da köylerini onunla birlikte dolaan gazeteci Feridun Es, döndüünde Hayat dergisinde unları yazar: “Küçük birer medeniyet kahramanı halinde köylere dönen kızlardan birçounun, oralardaki korkunç mücadeleleri vardır. Ellerinde birer medeniyet mealesi ile köye dönen bu kızların mücadeleleri o kadar iddetli

olmutur ki bu yavruların üçü maalesef dayanamamı ve kendi canlarına kıymılardır. Lakin bu üç küçük kahraman, bizim imdiye kadar farkında olmadıımız bir medeniyet hamlesinin ilk kurbanlarıdır. Artık aydınlık bir kafa ile köylerine dönen yarının genç anneleri, mücadelelerinde öyle kolay kolay teslim olmuyorlar. Bilakis (…) Avar da, onun yetitirdii küçük Avarlar da mücadelelerinde muvaffak olmulardır… ”G

L Avar’n iki da çiçei: Fatma Ergün ve Sultan Öz, okula geldikleri gün.

Vatan gazetesi, “Dou illerimizde Aknc bir ocak” balyla, Tunceli Kz Enstitüsü hakknda ek yaymlar. Ahmet Emin Yalman, ekte yer alan “Bilen Bilmeyene” balkl bayazsnda, Avar’n yönetimindeki enstitünün ‘cehaletle sava’ konusundaki baarlarn anlatr.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

53


KALDIRIM, KABLO, DOALGAZ HATTI AYNI ANDA DETRLNCE...

Başkent’te caddeler şantiyeye döndü Büyükehir Belediyesi bir yandan kaldrmlar söküyor, dier yandan da telefon hatlar ve doalgaz datm hatlar deitiriliyor. Sokaklar tozdan dumandan ve gürültüden geçilmiyor. Ankara caddelerindeki kazlarn aylar sürecei belirtiliyor. ehir Planclar Odas ise “kaldrm talarnn her yl neden deitirildiini” soruyor. SABR KARA

nkara’nın en ilek caddeleri antiye alanına döndü. Birçok kurum aynı anda kazı çalımalarına baladı. Ankara’nın en kalabalık caddelerinde kaldırım taları sökülüp yerine yenileri takılıyor, bu arada yeraltından geçen kablolar, doal gaz boruları deiiyor, Türk Telekom da yeni hatlar çekiyor. Yeterli önlem alınmadan balatılan bu çalımalar hem esnafı hem de yoldan geçen halkı zor durumda bıraktı. Çalıma yapılan caddelerde gerekli trafik düzenlemesi yapılmadıı için yayalar, yolda araçların arasından yürümek zorunda kalıyor. Çalıma yapılan caddeler üzerinde iyerleri bulunan esnaf da perian oldu. yerlerinin içi toza bulanırken, satılan ürünler de toz içinde kaldı.

A

M Bakent sokaklar delik deik. Gerekli düzenlemeler yaplmadan balatlan çalma vatanda çileden çkard.

54 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

HER YIL NEDEN DEĞİŞİYOR?

Bu duruma yalnızca yurttalar deil, kent uzmanlarının örgütü olan ehir Plancılar Odası da tepkili. Odanın Ankara ubesi kinci Bakanı Gökçen Kunter, plansız, programsız balatılan çalımaların vatandaları zor durumda bıraktıını söyledi. Kunter, Aydınlık’a yaptıı açıklamada “Otobüs durakları baka bir yere taınabilirdi ama taınmadı. u anda hem otobüs durakları var hem yol tek erit. Bir yanda otobüs bekleyen yurttalarımız var, dier yanda ise arabalarıyla iine gitmeye çalıanlar var” diye konutu. Ankara Büyükehir Belediyesi’nin kaldırım talarını her yıl neden deitirdiini soran Kunter, “Acaba yapılan çalımalar yetersiz mi kalıyor? Yoksa belediyenin baka bir sorunu mu var?”dedi.

“MİLLETİN PARASI, KALDIRIM TAŞLARINA GİDİYOR”

ehir Plancıları Odası Yazman Üyesi Murat Çevik de iki yılda bir deitirilen kaldırım talarının milletin parasının nerelere gittiini gösterdiini söyledi. Çevik, “Önerimiz, Ankara’ya çada bir bakent olarak bakılması ve özellikle Büyükehir Belediyesi’nin ve ilçe belediyelerinin meslek örgütlerinin öngördüü projelerle Ankara’ya sahip çıkmasıdır”dedi. “OLMAZ OLSUN BÖYLE ÇALIŞMA”

Çalıma yapılan caddelerdeki esnafın kızgınlıı ise yapılan hizmete deil, bu hizmetin gerekli düzenlemeler yapılmadan balatılmasına. Toz ve duman yüzünden dükkanlarına müteri gelmediini belirten Bakent esnafı, “Toz, iyerlerinin içine dolduu için, içeri müteri girmiyor”diye ikayetlerini dile getiriyor. Yolu kullanan vatandalar da, “Trafik rezalet, olmaz olsun böyle çalıma, bir gün kazıyorlar, kapatıyorlar, ertesi gün tekrar kazıyorlar, bizim paralarımız ite böyle yerlere gidiyor” diyerek tepkilerini dile getirdiler.G


FİKRET OTYAM

“İMAM HATİP TÜRBAN DEVLETİ” HAYIRLARA VESİLE OLACAK (MI?) Devlet Başkanı: (% 47) İmam Hatip’li Başbakan: İmam Hatip’li.. TBMM Başkanı: İmam Hatip’li.. Devlet Başkanı eşi: Türbanlı. Başbakan eşi: Türbanlı. TBMM Başkanı eşi: Türbanlı. YÜCE ATATÜRK VE İNANMIŞLARININ KURDUKLARI “LÂİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ” 29 EKİM 1923’DE YAŞAMA GEÇTİ. “İmam Hatip Türban Devleti” de 5 Ağustos 2009’da en üst kademede tamamlandı! Alt kademe ise , yedi yıl içinde “gıdım gıdım” hazırlandı! Tas tamamı için şimdilik tek engel, Türk Silahlı Kuvvetleri! OLANLARI / OLACAKLARI GÖZLERDEN, DİKKATLERDEN KAÇIRMAK VE BUYRUKLARI YERİNE GETİRMEK İÇİN NE Mİ İCAT EDİLDİ? “E R G E N E K O N!” Haklı olarak kimler karşı duracaktı lâik Türkiye Cumhuriyeti’ni içten ve dıştan temelinden yıkmak çabalarına? Kimler olacak, cânım lâik Türkiye Cumhuriyeti’ne/ ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün uygarlıktan yana devrim ve ilkelerine sıkı sıkıya bağlı Cumhuriyet evlatları.. Bilim adamları/ Yurt sever aydınlar/ Asistanlar/ Doçentler/ Profesörler/ Üniversite yöneticileri/ Yazarlar/ Gazeteciler/ Araştırmacılar/ Emekten işçiden/ alın terinden yana sendikacılar/ başkanlar ve niceleri!.. Yani kendilerine tamamen ters düşen/ bir an önce kurtulmaları gereken (!) kişiler/ kuruluşlar/ siyasal görüş sahipleri, başta İşçi Partisi ve onun Genel Başkanı, inanmış dirençli yurtsever yöneticileri ve üyeleri! Yine, Atatürkçü/ yurtsever/ lâik Türkiye Cumhuriyeti’ne inanmış, uğruna ölmeye and içmiş teğmeninden orgeneraline kadar askerler! Kİ BUNLAR, “ONLAR” İÇİN “BELAYI MUAZZAMA!” YANİ, “ŞU YOLLA/ YANİ BU YOLLA ENGELLENMELERİ/ CEHENNEM AZABI ÇEKMELERİ VE DAHİ KİMİLERİNİN DE KATLİ ŞER’AN VACİPTİR!” “Şer’an katli vacip” illa darağacı gerektirmez! “Zorunlu Silivri Yerleşkesi” dahil çeşitli cezaevlerinde suçu ne olursa olsun 21 tutuklu ve hükümlü can, ölümcül hastalıklarla yaşam savaşında! En büyüğünden en küçüğüne kadar bunları görmesi gerekenler, acıların acısı, insanlık dışı “görmek ve duymak özürlü!” “ Darısı başınıza” demekse, ne insanlığa/ ne dine/ ne imana sığmaz.. SÖZÜM SANA TUĞGENERAL LEVENT ERSÖZ!

“Zorunlu Silivri Yerleşkesi” sakinlerinden emekli Ersöz Paşa! Seni yürekten kutluyorum, neden mi? Neden olacak a paşa, tüm çabalara karşın halâ yaşıyorsun da! “MUM” UN FAZİLETLERİ!

Alt tarafı bir mum der geçeriz de halt ederiz! “Zorunlu Silivri Yerleşkesi”nde dünyanın en ileri teknolojisi tamam, ama bunları çalıştıracak elektrik ne hikmetse gezmeye çıkıyor! Yerleşke sakinleri, bir de “karanlıklar tutuklusu” İyi mi? Bir örnek, Emcet

Olcaytu dost hatırı sayılır bir şeker hastası.. İlaç içme ya da iğne vurma saati gelmiştir ama elektrik gezmede olduğundan, koğuşlar “çağdaş bir zindan!” Meslektaşım Mustafa Balbay can da mum arar olmuş! Olsa yakacak, aradığını bulacak! Aradığını da açıkladı: “adalet!” Adaletten umut kesmek ölüme eşittir! Umutsuzluk da yasak.. Ey Mustafa, eski kapı yoldaşını bu yaştan sonra bir de “mum fabrikası” kurmaya sokma! Ama aradığını, illa da bulman için mum gerekiyorsa emrin olur. Dileriz gerekmez! Yazdım yukarda “şer’an katli vacip dar ağacı gerektirmez!” Bulunamayan bir mum bile yeter! Yer damar damar, işkence/ zulüm enva-i çeşit! DOĞU PERİNÇEK’İN SANDALYESİ!

Filiz Otyam, bu Pazar günü de 70 kilometre yapıp gazete satıcından gazetelerimizi ve Aydınlık dergimizi alıp getirdi, mutlu olayım diye.. Bu mutluluk her zaman acılarla, acı haberlerle harman olur, neyleyim? Ne diyordu can dostum, ışıklar içinde yatan Orhan Kemal’in, kapağını/ iç resimlerini yaptığım dünyaca ünlü Bereketli Topraklar Üzerinde romanındaki kişi: “Alnımıza bu yazıyı yazanlar utansın” Haberlerde izlemiştik ama bir de dergimize baktık. Ve daha Cumartesi gününden (!) başladığım yazıma ekler yaptım.. 102. DURUŞMADA ‘ZULÜM’ ÇIĞLIĞI…

Danıştay davasının katilleri de salona getirilmiş, jandarma kordonu altında salonun bir köşesine yerleştirilmişti. İP avukatı Mehmet Cengiz, duruma itiraz etti. ‘Daha birleşme kararı bile olmadan bu kişiler burada nasıl olur?’ diye sordu. Bunu İP Genel Başkanı Doğu Perinçek’in müdahalesi izledi. Perinçek duygu yüklü konuşmasında ‘Atatürk Devrimi’ne karşı yürütülen psikolojik harekatın hiçbir sınır tanımadığını’ söyledi, ‘yargılamanın bir zulme dönüştüğüne’ işaret etti ve Heyet’i uyardı “Mahkeme bütünüyle teslim olursa, bizim burada ancak sandalyelerimizi yargılayabilirsiniz.” Doğu canın oturtulduğu sandalyeleri tanırım, “Kanunsuzlar.. Kanunsuzlar”dan başka lâf bilmezler! Bunu da Perinçek, polislerce arabaya bindirilirken isyan içinde “kanunsuzlar.. kanunsuzlar” haykırışından duyup ezberlemişlerdi de ondan. ORDU İLİ HACI VALİSİ..

Hacı vali, tuvaletlerdeki çiş yerlerini “ayakta işemek itikadımıza uygun değildir” deyu söktürmüş! İtikada uymak dinen vaciptir.. Bundan kelli ayakta değil, yatarak işeyip muhterem din kardeşimiz vali beyefendiyi mesut edelim vesselam! İÇİMİ YARALAYAN BİR GAZETE HABER BAŞLIĞI:

“Ölümcül hastalıklarla mücadele eden tutuklu ve hükümlüler salıverilmiyor. GÜL HÂLÂ SEYREDİYOR” Bu can da onu/ onları Toroslar Geyikbayırı köyü doruğundan seyrediyor. Bu seyrimin, hayırlara vesile olmasını yüce Allahtan, yüce Peygamberden, Allahın aslanı Hazret-i Ali’den, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’den ve dahi elbette, elbette Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yüce buyruklarından /devrim ve ilkelerinden “niyaz eylerim”. Gerçeğin dem-i devranına Hü!G Geyikbayırı Köyü/Antalya, 10 Ağustos 2009 16 AĞUSTOS 2009 G Ayd›nl›kG 55


KİTAP ÇÖZÜME YÖNELK LK CDD ARATIRMA

Ziya Gökalp’in Atatürk’e sunduğu Kürt raporu Ziya Gökalp’in “Kürt Airetleri Hakknda Sosyolojik Tetkikler” balkl raporu tesadüfen yaplm bir çalma deil. ttihat ve Terakki yönetiminin Türklük aratrmalarn desteklemesi, Genç Kalemler’in dilde sadelik parolasyla Türkçeyi iaret etmesi; Baha Said’in Alevi-Bektai zümresi içerisindeki çalmalar hep “halka doru” yöneliin etkileriyle olmutu. M. ERMAN ASLANOLU

oplumsal meselelerin üstesinden gelebilmenin yolu kapalı kapılar ardında yapılan gizli mutabakatlardan deil, tıpkı Ziya Gökalp ve arkadaları gibi alana inilerek göz önünde yapılan çalımalardan geçer. Bölge halkının tarihi, corafi, sosyo-ekonomik, etnolojik ve kültürel yapısıyla ilgili herhangi bir çalımaya girimeksizin sonuca yönelik siyasi beklenti içinde olmak

T

gerçekçi deil, tersine aldatıcıdır. Yüz yıldan beri karıtlarının inanılmaz saldırılarına hedef olan ttihatçılar ve ardından Cumhuriyetçiler, stiklal Savaı süreci ve sonrasında doudaki feodal yapıyı analiz ederek bu konuda ilk ciddi adımı atmılardı. ZİYA GÖKALP, İŞGALCİ GÜÇLERCE TUTUKLANIYOR

Tarih, 30 Ekim 1918, ça Milli Demokratik Devrimler çaıdır. Mondros Mütarekesi imzalanmı

ve 2 Kasım’da ordulara tebli olunmutur. Çok geçmez, stanbul ngilizler tarafından igal edilir. galci güçler, Harp Divanı kurdurur. Divanı Harp Reisi Mustafa Paa’ya (nam-ı dier Nemrut Mustafa’ya) ulusalcıları toplama görevi verilir. O da aldıı görevi baüstüne yerine getirir. Ziya Gökalp de tutuklanır. Tebli stanbul Darü’l Fünûnu’nda bulunduu sırada bildirilmi, derse giremeyecei söylenerek hafiyelerin gözetiminde önce Sirkeci Polis Müdürlüü’ne, ardından Bekiraa Bölüü’ne kapatılmıtır. Yargılamanın sonunda Gökalp ve arkadalarına sürgün yolu görünür. Önce Limni’ye ardından Malta’ya sürgün edilirler.

Türk Devriminin aydını!

Ziya Gökalpler, dalmakta olan imparatorluun içinden çkacak yeni devletin iktisadi ve siyasi temelleri üzerinde kafa yoruyorlar ve kurtuluu bir milli devlette görüyorlard.

56 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

Ziya Gökalp’in siyasi hayatı Merutiyet Devrimi ile balar. 1908’den hemen sonra ttihat ve Terakki Cemiyeti’nin Diyarbakır’da bir ubesini kurar ve bir yıl sonra da Cemiyet’in Selanik Kongresi’ne Diyarbakır temsilcisi olarak katılır. Çok geçmeden stanbul’a gelecek, ttihat ve Terakki Merkez-i Umumisi’ne seçilecek ve kısa zamanda tekilatın ideolojik çizgisini belirleyen bir noktaya yükselecektir. Gökalp, fikirlerini sadece Merkez-i Umumi’ye deil, halka benimsetmek ve halkın bu yeni fikirlerden haberdar olmasını salamak için Yeni Mecmua gibi cemiyetin el altından destekledii dergilerde de yaymaktaydı. Üniversitedeki görevinin yanı sıra, döneminin önde gelen fikir ve bilim adamlarından biri olmasına aldırmadan, kendi iradesiyle örgütlü siyasi faaliyetlere katıldı. Bu, gerçekten de takdire deer. Ben bilimadamıyım,

siyasetle uramam dememi, ön cephede mücadele vermitir. Çadaı Emin Eriirgil’e bir tartıma vardır ki, onu, bir bilim adamı olarak siyasi faaliyetlerle uratıı için küçümseyen Eriirgil, daha sonra yanıldıını anlayacak Ziya Gökalp’in hakkını teslim edecektir. Gökalp’in Merutiyet yıllarında yayımladıı yazılarda “millet”, “halk”, “ırk”, “kavim” gibi sosyolojik kavramlara açıklık getirdiini görüyoruz. Artık “slamcılık”, “Osmanlıcılık”, “Turancılık” tartımalarından çıkmı olarak, Türkçülük teorisinin esasını oluturan “Halkçılık”la hem kendisini hem de ttihat ve Terakki’nin yolunu belirleyecek; giderek Türk Devrimi’nin “geliyorum” dedii stiklal Savaı yıllarında Misakı Milli’nin etnik sınırlarını çizerek bu sınırları Türklere ve Kürtlere dayandıracaktı. (Küçük Mecmua, s. 1, 1922)


MALTA HAPİSHANELERİNDE KONFERANSLAR…

Ziya Gökalp bo durmayarak, konferanslarına Malta hapishanesinde de devam eder. Devletin en üst ricalinden olanlar dahi ellerine kalemi defteri alıp Gökalp’in felsefe ve sosyoloji konferanslarına katılırlar. ki yılı akın bir süre tutukluluk ve sürgün hayatının ardından Gökalp, memlekete dönü yolunu tutar. 13 Haziran 1921’de Sinop milletvekili Dr. Rıza Nur, Konya milletvekili Kazım Hüsnü Bey’lerle birlikte Ankara’ya gitmek için yola çıkarlar. te “Kürt Airetleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler” balıklı çalımasının gün ııına çıkmasına yönelik ilk iaretler bu Ankara yolculuunda belirir. ÖNCE “DİYARBEKİR AŞİRETLERİ” YAZILDI

Damadı Ali Nüzhet Göksel, Ziya Gökalp’in yolda Dr. Rıza Nur’a milli hükümetin harp gailelerini bertaraf ettikten sonra sosyal kalkınma hareketine geçmesinin gereinden söz ettiini anlatır. Gökalp, yapılacak reformların baında airetlerin tarihi ve sosyolojik bir aratırmaya tabi tutulması gerektiini düünmektedir. Böylece ekonomik ve corafi nedenlerden dolayı Türkçe konumayan çounluun içinde kendi dillerini ve millî karakterlerini deitirme yolunu tutan Türk airetleri ortaya çıkarılabilecektir. Pratikte ise Ziya Gökalp, sosyolojik bilgilerle donanımlı aydın gençlerin yetitirilmesini, ileride daha akılcı bir yaklaımla “lmi Aratırma Enstitüsü” kurulmasını salık vermitir. Dr. Rıza Nur, bu öneriyi ciddiye alarak Sıhhat ve çtimaî Muavenet Vekili olunca Gökalp’e mektup yazar ve bu ie balamasını rica eder1. Ali Nüzhet Göksel diyor ki; “Gökalp vaktiyle hazırladıı notlarına dayanarak hazırlıa giriti. Kısa zaman zarfında tamamladıı birinci bölümünü tekil eden ‘Diyarbekir Airetleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler’ eseridir. Bu tam ve mükemmel eser Gökalp’in el yazısıyla 65 sahifedir. “Yukarıda anılan eserin ikinci kısmına Gökalp ‘Elcezire Airetleri’ adını koymu ve bunda Arap

göçebelerini tetkik etmi. Bunlardan sonra Türkmenler, Karakeçililer ve dier airetleri tetkik edecek; dil, örf, adet, mezhep ve tarihi mene vs. bakımından Türk olup da zamanla, nüfus çounluunu iktisadi sebeplerle yabancı airetlerin, aaların tazyikıyle millî karakterlerini, dillerini derece derece kaybeden Türk kabile ve ailelerini sosyolojik aratırmalarla meydana çıkarmak istiyordu. Fakat buna zaman ve imkân bulamayınca, eserin ismini umumîletirerek ‘Diyarbekir Airetleri’ adını koydu”. DÖRT NÜSHA OLARAK HAZIRLANDI

Kaynak Yayınları, evket Beysanolu’nun binbir emekle ortaya çıkararak hazırladıı ve 1992’de Sosyal Yayınlar tarafından basılan nüshayı temel alarak kitabın ikinci baskısını yaptı. Bu yerinde verilmi yayın kararına zaman da uygun dümektedir. Kitabın daha önce Komal Yayınları’nca 1975’de yayınlanan bir nüshası vardır ki o nüsha eksiktir. Ziya Gökalp’in iki rapordan oluan bu çalıması dört nüsha olarak hazırlanmı, nüshalardan biri Atatürk’e gönderilmi. Atatürk kendi nüshasını incelemesi için 1937’de Hasan Reit Tankut’a vermi. Dr. Rıza Nur’a verilen ikinci nüsha, bugün Sinop Nur Kütüphanesi’nde. Üçüncü nüsha ise Alevi-Bektailer üzerine yaptıı aratırmalarla ünlü Baha Said’e verilmi. Kaynak Yayınları’nın yeni baskısını yaptıı kitap Baha Said nüshası. Dördüncü nüsha ise ailesi tarafından Türk Tarih Kurumu’na verilmi. Ancak, bu nüsha da eksik. KÜRT AŞİRETLERİ VE AŞİRETLERİN HUKUKU

Ziya Gökalp, ilk raporuna sosyal bilimlerde esas olan yöntemi uygulayarak “Usûl”le balıyor. Bu bölümde sosyolojinin dier disiplinlerle karılatırmasını yapmakta, antorpoloji ve etnoloji ile benzerlik ve ayrılıklarını saptıyor. kinci bölüm genel konulara ayrılmı. Bu bölümde de “Toplumsal Zümrelerin Tasnifi, Cemiyetlerin Umumî Tasnifi, Airetlere ait Camialar ve Tali Zümreler, Eski Araplarda Soy Silsilesi, Cemiyetlerin Hücresi, Türk Terimleri, Ai-

retlerin Tasnifi, Kan Davası ve Gazve Dayanımaları” balıkları yer alıyor. Üçüncü ve dördüncü bölümler Kürt Airetleri ve bu airetlerin hukuku ile ilgili. Beinci bölümde ise “Airetler Nasıl Medeniletirilebilir?” balıı altında airetlerin geleneksel yaantıları bir folklor aratırmacısı tekniiyle derlenmi. Raporun ikinci kısmı kitabının da adını oluturan “Kürt Airetleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler” balıı altındaki deerlendirmelere ayrılmı. Gökalp, Aynî Ali Efendi Kanunnâme’sini kaynak göstererek feodalizmin oluumunu Sultan Selim ve Sultan Süleyman devirlerine kadar götürüyor. Kitabın son iki bölümünü Ziya Gökalp’in çeitli dergi ve gazetelerde yayınlanmı konuyla ilgili yedi makalesiyle dizinler oluturuyor. Ekler kitabın bilimsel niteliini daha da zenginletiriyor. Ziya Gökalp’in kitabı, “çözüm”ü emperyalistlerin planlarında deil, bu topraın sesinde arayanlar için önemli bir temel aratırma niteliinde.G Dipnot:

L Rapdr, Kaynak Yaynlar’nn “Cumhuriyet Gözüyle Kürt Meselesi” serisinin üçüncü kitab olarak basld.

1 Ali Nüzhet Göksel, Ziya Gökalp’in Neredilmemi Yedi Eseri ve Aile Mektupları, stanbul 1956, s.9 vd.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

57


KÜLTÜR / SANAT SEDEN KIZILTUNÇ’LA ‘HERGELEKON’ ÜZERNE

Ergenekon davası sahnenin tozunu yuttu “Ergenekon’u her kim kötüye kullandysa bir hergelelik yapmtr” diye düünerek ‘Hergelekon’ adn verdim oyuna” diyen Kzltunç, izleyicinin gösterdii youn ilgiyi öyle yorumlad: “O söyleyemedii için orada söylenince houna gidiyor. ‘Somali’ye deniz feneri takacaz’ dedik, kyamet koptu.” SEZA ÖZDEMR

M Seden Kzltunç, “Umarz bir daha Hergelekon oyunlar oynamak durumunda kalmayz.”

58 G Ayd›nl›k

G

“Dıarıda deli dalgalar/ Seksen doksanı buldular/ Vatanda hiç anlamıyor/ Nedir bu dönen dolaplar/ Nedir oynanan oyunlar/ Bütün Oyunlar…” Bu arkı sözleri; Kadıköy Belediyesi Tiyatro Festivali kapsamında sahneye konan “Hergelekon” adlı oyundan. 5 Temmuz günü Selamiçeme Özgürlük Parkı Açıkhava Tiyatrosu’nu tıka basa dolduran stanbullular; ayakta alkılıyor ‘Hergelekon’u. Oyunda Ergenekon davasının 83. dalgasında tutuklanan Adalet Hanım’ın sorguları ve aradan 14 sene geçtikten sonra ‘isim benzerlii’nden (!) salıverilmesi sürecini izlerken kahkahalarını tutamıyor izleyiciler. “Beraber kandırdık biz bu milleti/ Beraber götürdük bu malı mülkü/ Yolumuz çok uzun

16 AUSTOS 2009

devam diyoruz/ Daha bölemedik, zaman istiyoruz” arkısıyla anlıyoruz ki; oyunun derdi sadece Ergenekon davasıyla deil, tüm Türkiye’yle… Gördüü ilginin üzerine oyunun yazarı ve yönetmeni Seden Kızıltunç’la ‘Hergelekon’ ve Türk tiyatrosu üzerine konutuk. TİYATRO VE MİZAH

Aydınlık- Türkiye’de pek çok kii sizi ‘Uzaylı Zekiye’ olarak tanıdı. Altın Portakal ve Altın Koza ödüllerini aldıınız sinema filmleriniz de oldu ama bugün tiyatroya devam ediyorsunuz deil mi? Seden Kızıltunç- 35 yıl televizyon programları hazırladım. Uzaylı Zekiye’de, hiç çalımayan bir beyinle çok çalıan bir beyin arasındaki farkı bir gazete haberinden yola çıkarak konu edin-

dim. Tabii, televizyonda daha çok kitle eitimine önem veren programlar yaptım. Hep bunu kolladım. Televizyonun çok tehlikeli bir alet olduunu, oradan her söylenenin, her konuulanın doru gitmeyebileceini biliyordum. Biz hep otokontrollü yetitik. Birçok programı metin olmadan hazırladım; seyircinin içinde mizah yapardık, seyircinin içinde tipler yaratırdık. Hiçbir zaman da denetime ters bir ey olmazdı, çünkü kendi kontrolümüz vardı. Televizyon gelmeden önce ne yapıyorduk? Tiyatro yapıyorduk. Bugün de tiyatromu yapıyorum. Bugün Kozmoz Evrensel Tiyatrosu diye kurgubilim oyunlarımızı sergilediimiz bir tiyatromuz var ve senede 4 tane oyun hazırlıyoruz. Bir de mesleim diye yaptıım kendi tiyatrom var. Geleneksel Türk tiyatrosunu çok severim. Onun için de ortaoyunu formuna uygun oyunlar hazırlıyorum. Birkaç senedir kendim yazıp kendim oynamak zorunda kalıyorum. Çounlukla politik oyunlar oynuyoruz. Aydınlık- Politik oyunlarınıza gelen tepkiler nasıl? Mizaha tahammül kaldı mı? Kızıltunç- Eskiden çok hogörülüydü politikacılar. Komedyenler Demirel’in, Erbakan’ın, Ecevit’in taklidini yaparak para kazanırlardı bir dönem. Mizah bizim toplumumuzun temeli. Mizah bizim içimizde yatar. Ben mesela toplu taıt kullanıyorum. Sırf malzeme topluyorum, vatandaın o kadar güzel esprileri var ki… Geçen sene ’Duyarlarsa Oyarlar’ politik güldürümüzü oynadık. Orada da aırı özelletirmelerin mizahını yaptım. O da çok ses getirdi. Ama tiyatroyu ortadan kaldırmak gibi bir zihniyet var galiba. Salonlar yıkılıyor, salonlar yok oluyor. Otobüslerin üzerinde unu görünce aırmı-


tım: ‘Sahne Senin stanbul’. “2010 Avrupa Kültür Bakenti”ymi. Bakenti de, nereye çıkıp oynayacak stanbul? “ERGENEKON’U ADINI KİM KÖTÜYE KULLANDIYSA…”

Aydınlık- Son oyununuz “Hergelekon” 5 Temmuz günü ilk kez sahnelendi. Oyunun adı neden “Hergelekon”? Kızıltunç- Hep öyle oluyor mecburen. “Hergelekon”, çok güncel bir konu. Vatanda da tam bilmiyor ne olduunu. Oyunu, tamamen vatandaın duyumlarıyla oturup yazdım. O zaman öyle düündüm; “Biz okullarda Ergenekon Destanı’mızı örenirdik. Bu ismi her kim kötüye kullandıysa bir hergelelik yapmıtır” diye düünerek ‘Hergelekon’ adını verdim oyuna. Sonra houma da gitti, baktım kulaa da iyi geliyor. Oturup bir de ona paralel bir hikâye kurgulayarak oyunu yazdım. Ben una memnunum; seyirci her eyin farkında. Bir minicik espriyi, bir bakıı kaçırmıyor. Her eyin o kadar farkında ki, bu beni çok sevindirdi. HALKIN NABZI

Aydınlık- “Hergelekon” oyununu sizi yazmaya iten nedir? Kızıltunç- Her sene bir oyun yazmam gerek. En güncel eyi seçiyorum. Özellikle böyle festivallerde sergilenecek oyunların halkın nabzında olan konularda olması gerek. Bir ak konusu beni

ilgilendirir de, sizi ilgilendirmeyebilir. Bir banka soygunu onu ilgilendirir de öbürünü ilgilendirmeyebilir. Ekmek davası, yönetilmemiz ve ülkenin durumuyla ilgili olan politik hiciv türü, geni kitlelere hitap etmek için en doru seçim oluyor. SÖYLENEMEYENİ SÖYLEMEK

Aydınlık- Bunu yaparken de Türk izleyicisinin nabzını çok iyi tutuyorsunuz, deil mi? Kızıltunç- Ben halkımı çok iyi tanıyorum, halkımı seviyorum. Ben televizyon programlarında da hep onların gözüyle olaya bakıyorum. Onların söyledii sözler, onların kafasından geçenler… O söyleyemedii için orada söylenince houna gidiyor. Gülüyorlar, hiçbir espriyi kaçırmıyorlar. “Somali’ye deniz feneri takacaız…” dedik, kıyamet koptu. Çünkü badatırıyor hemen. Aydınlık- Bugün Türk tiyatrosu ve sinemasına örnek olarak fildii kulelerde yaayanların sundukları gösteriliyor ve ‘Herkes anlayamaz’ deniyor. Bu açıdan Türk izleyicisini nasıl deerlendiriyorsunuz? Kızıltunç- Türk izleyicisi çok zeki; duygusu, sezgisi, mizah anlayıı ve hogörüsü olan bir izleyici. Hogörüsü olduu için her eyi mizahla algılıyor. Bu kadar duyarlı, bu kadar güzel bir halkımız var bizim. Halk anlamıyor diye bir ey yok. Halkı özellikle aaıda tutmak için yapılan propagandadır bunlar. Ben tiyatro-

nun ‘t’sini örendiimden beri kitlenin eitimini önemsedim. u açıdan eitim deil tabii; ‘Okuma yazmayı örenelim. Efendim, bilgi, kültür art’ falan filan… Bu deil. Bugün abuk subuk eyler öretiliyor. Din diye abuk subuk eyler öreniyoruz. Yanlı eyler öretiliyor ve toplum onlara özendiriliyor. Hepimizin daha kaliteli, daha iyi müzik dinleyebilmemiz, daha iyi eyleri okumamız, daha güzel eyleri seyredebilmemiz gerek. Ama bunu istemiyorlar çünkü o zaman bizi yönetecek adamları da öyle seçeceiz. O istenmiyor. “Ben seçileyim” diye hep aaıda tutacaım ki, toplum beni seçsin. Yanlı bilecek ki, doruyu görmesin, güzeli bilmesin. Aydınlık- Bu düüncelerinizi oyununuza da yansıtmısınız. Bu açıdan “Hergelekon” sadece bir Ergenekon davası oyunu olmanın ötesine geçiyor; siyaset, yargı ve toplum ilikisini de yansıtan bir oyun haline geliyor, deil mi? Kızıltunç- Evet, tabii ki. Biz hep hukuk devletinde yaıyoruz zannediyorduk mesela. Öyle zannediyoruz. Demokrasi zannediyorduk, ne derlerse ona inanıyoruz. Ama umalım kardeliimiz korunur. Vatanımız, bu Misak-ı Milli sınırlarımız sabittir. nallah, bundan sonra yeni bir “Hergelekon” yazmak, oynamak durumunda olmayız. Umarız ülkemiz üzerine oynanan oyunlar biter de, biz de selamete ereriz. G

‘Hergelekon’, 5 Temmuz günü Selamiçeme Özgürlük Park Açkhava Tiyatrosu’nda oynand. 16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

59


SEDEN KIZILTUNÇ’TAN EVRENSEL BR KABARE…

‘Hergelekon’ Seden Kzltunç, deneyimli sahne sanatçln bu kez “Hergelekon”la ortaya koyuyor, bizi kabarenin penceresinden uyaryor. Çizdii, betimledii, çözümsel gerçekçi söylemini, ekip oyunu içerisinde dile getiriyor. Oyun, dekorsuz ama giysi tasarm ve müziiyle görsellii, oynan ve yorum baarsyla seyircilere aktarlyor. HAYAT ASILYAZICI

zaman yarıı hep önde göüsler. ÖZGÜL AĞIRLIKLI BİR KABARE

eden Kızıltunç’un yönettii Evrensel Kabare Tiyatrosu, Türkiye’yi sarsan, toplumu tedirgin eden, gereksizlii ortaya çıktıı halde mahkemenin kararsızlııyla hukuk tarihine geçecek olan bir olayı, “Ergenekon” davasını anlatıyor: “Hergelekon”. “Hergelekon”, ironik derinlii olan çözümsel bir müzikal kabare. “Hergelekon”, inanılmaz uzantılarıyla evrensel bir düzeye sahip. Üstelik seçkin bir örnei kabarenin. Mizahın gücü, sözlü ve görsel bir boyut kazandıı

S M Seden Kzltunç Hergelekon’la, 21. yüzyl Türkiye’sini eletirel elekten geçiriyor.

Ülkemizde mizah gelenei çok eskidir. Nasrettin Hoca, ncili Çavu, air Eref, Neyzen Tevfik, Aziz Nesin, Rıfat Ilgaz, Muzaffer zgü bir büyük gelenein mizah ustalarıdır. Kabare türünde Haldun Taner de geni yankılar uyandırdı. Devekuu Kabare Tiyatrosu bunlara bir örnek. Sermet Çaan da, geçmite Gen-Ar Tiyatrosu’nda kabare oyunlarının ilginç örneklerini vermiti. Bunları zaman zaman çok deiik türde kabare tiyatroları izledi. Özel kurulular olduundan solukları belli sürelerde tamamlandıı için kesildi. Ama bıraktıkları ho sada, hâlâ tiyatro yaamımızın anılarında gizleniyor. Sahne yaamımızda, Ferhan ensoy da, çok farklı bir mizah anlayııyla tiyatromuzun görkemli soluu oldu. lki deil ama ikinci etkili kabare oyunuyla Seden Kızıltunç çok boyutlu, özgül aırlıklı bir kabare türüyle, bir kurgubilimde bile düünülmesi mümkün olmayan Hergelekon’la, 21. yüzyıl Türkiye’sini eletirel elekten geçiriyor. AB ve ABD’nin gözleri önünde, Sevr’in bir ucundan tutuluyor. nsan hakları diye bir olayın önü ve arkası kapatılarak, insan özgürlükleri kısıtlanıyor ya da yok ediliyor. Avrupa nsan Hakları Mahkemesi, tepkisiz seyirci gibi olup bitenleri görmezden geliyor. “GÜNÜMÜZE DAMGASINI VURAN BİR OLAYI ELE ALDIK”

Seden Kızıltunç, deneyimli sahne sanatçılıını bu kez “Hergelekon”la ortaya koyuyor, bizi kabarenin penceresinden uyarı-

60 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

yor. Çizdii, betimledii, çözümsel gerçekçi söylemini, ekip oyunu içerisinde dile getiriyor. Görsel anlatımlı, oyunculuk gücü yüksek “Adalet Hanım” karakteriyle çok baarılı bir kompozisyon çiziyor ve oyununun ruhunu olaanüstü düzeye taıyor. Oyunda rol alanların “Hergelekon”a getirdii dinginlik ve kolektif katkıyla, çadıı kalanların kulaklarına etkili olabilecek sözler fısıldanıyor. Duyanları uyaran, izleyenleri dikkatli kılan yeni söylemler fısıldanıyor. “Günümüze damgasını vuran bir olayı ele aldık” diyor Seden Kızıltunç. “Türkiye’nin 1960 öncesi ve sonrasını bilenlerin yakından tanık oldukları bu benzersiz olayın gizinde saklı olanları açıa çıkarıyor ‘Hergelekon’. Bilinen ama yapılamayan bir gerçein de altı çiziliyor. ‘Ergenekon’ adını her kim kötüye kullanıyorsa, kullandıysa, bir hergelelik yapmıtır diye düünüp oyunumuzun adına Hergelekon dedik.” GÖRÜLMESİ GEREKEN BİR KABARE OYUNU

Bu açıklamasını öyle balıyor Seden Kızıltunç: “Eskiden olduu gibi, mizahta hogörünün yaamasını umarak Demokratik güldürü dediimiz Hergelekon’u seyircilerimize sunmaya karar verdik.” Oyun, kurgusu ve sunuluuyla doal olarak ölçülü ve tartımlı bir kabare oyunu olarak oynanıyor. Dekorsuz ama giysi tasarımı ve müziiyle görsellii, oynanı ve yorum baarısıyla seyircilere aktarılıyor. Eksen rolde ilginç bir karakter olan Adalet Hanım’ı Seden Kızıltunç, büyük bir baarıyla sergiliyor. Takım oyunculuunda; Abdullah Yücel, Ata Emir, Burak Timorci, Fulya Tufan, Kübra Ate, Özlem Uysal, Suat Tamu, Uur Yalçın, oyunun kolektif baarısını salıyorlar.G


16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

61


RÜZGARGÜLÜ

ŞULE PERİNÇEK suleperincek@aydinlik.com.tr

Cephe gerisi nikâhı Geçen hafta çocuklarımızın nikâhını duyurmutuk. Silivri cephesinden haberler öncelik taıyınca yer kalmamı, ayrıntıları bu haftaya ertelemitik. Tıpkı gerçek düünümüzü ertelediimiz gibi. imdi gençler diyor ya, bu “çakma” düün; gerçeini hep birlikte yapacaız. Davetlimizsiniz! Güzel, gerçekçi bir nikâh metni hazırlarız, “ömür boyu vatana, millete, sanata, bilime birlikte hizmete söz veriyor musunuz” gibilerinden belki… Aslında Karavit’ler daha kız istemeye de gelmediler. Babamızla paylamadan içimize sinmedi. Öyle ya Caner’in kahvesine tuz koyacaız, birlikte deneyeceiz. Kızımızın hatırına tuzlu kahveyi bile içebiliyor mu bakalım… Duruma salonunda hiç olmazsa tanıtıralım diye 3 Austos’ta dünürlerimiz Hüseyin baba ve Fethiye anne ile birlikte Silivri’ye gittik. Danıtay davasının birletirilme gününe denk geldi. çi Partililer salonu terk etti. Kargaada onu da beceremedik. Alkıladık yüreklerimizi birletirip, geri geldik. Ya çıkarsa diye A planı, B planı, C planı yapmıtık. Her gün sabah baka parlak bir bulu ürettik. Gelinlik hazır bekledik. Hukuk tutmayınca, ne yapsın plan! Tutmadı. Olsun. Keyfimizi bozmaya kimsenin gücü yetmez! Sava hat müdafaasıyla kazanılmaz. Cephe gerisi de var. Babamız Kiraz’ımın doumunda da yoktu, ilkokula balarken de, mezuniyet törenlerinde de… Gözü kör olsun on yılda bir Amerikancı darbelerin! Ama kör deil, gelip bilinçli bizi bulmasında bir onur payımız var. 62 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

SAYILARIN SONSUZLUĞUNDA BİRLEŞMEK

Çocukların birbirini bulması da bir rastlantı deil. Çin’den ipek ve incilerle deil konteyner dolusu kitap ve sanat yapıtlarıyla döndüler. Eksi elli derecede Tonyukuk harabelerini gezerken burunlarındaki tüyler donup diken gibi battıında, Uygur maaralarında, Kaçkar köylerinde Avrasya kültürünün izlerini sürdüklerinde mutlu olmasını bilen bir gelinle damat. Pek bir yakıtılar. Uzun soluklu olabilmek için, soluduunuz havanın bileimi ne kadar önemli. Her dönem paylaılabilecek yeni heyecanlar. Biri tükenir, yenisi balar. Sayıların sonsuzluu. Kullan at kâıt mendil kültüründen önemli bir ayrılı. Caner, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde öretim üyesi. Bu yıl profesör oldu. imdi kızar mı bana? Bilgi olsun diye söylüyorum. Yoksa biliyorum, genellikle bu “unvanı” hak eden birçok dostum anılmasından rahatsız oluyor. Haklılar. O kadar boaldı ve kirlendi ki. HERKESİN GİYDİĞİ Mİ NORMAL?

Damatlık elbise alacaız kırk tane takla attık, ikna etmek için. Benim var zaten dedi, 80 senelik bir ceket çıkardı dolabından. Kayınpederini tanıyanlar bilir. Yeni bir giysi alınacaı zaman kızacak diye herkesin dizleri titrer, sen söyle sen söyle olur. Zoru göüslemek bana kalır. Deneyimliyim ya, çare tükenmez. lkönce papyonlu garip (elbette bize göre, yoksa herkesin giydii gibi normal) bir damatlıa götürüp ok yaattık, keten spor elbiseye razı ettik. ki kayınbirader Can ve Mehmet çalıma

odasına aldılar Caner’i “gel bir giydirelim” diye kerpeten filan talepleri arasında biraz sonra gerçek gereksinim ortaya çıktı: “Kemer? Kemer yok mu?” Dou’ya armaan gelmiti, içeriye kemer almıyorlar. Dolapta hazır bekliyordu. Hani, o da “çıkınca” için… Damadım diye söylemiyorum, çok yakııklı oldu. Kiraz’ımıza gelince… 10-15 metre Eminönü’nden toptancılardan kuma. Danteller 86 yaındaki anneannesinin annesinden kalma yatak takımının ine oyaları. Gençler bilmez. Yatak çarafının ve yastıkların kenarlarına, yorgan çarafının azına dikilirdi eskiden. Resimde baındaki daha ayrıntılı gözüküyor. Deerli dostumuz terzi Sevil Hanım’ı yanındaki dükkân sahipleri kıskanmılar. Kızım diye o kadar söyleyeyim. Yemek masamız 92 yaındaki teyzemden ikinci el, daha önce Dou yazmıtı. Güzel olmasına çok güzel hâlâ. Gerçi arada iki kanadını açınca üzerinde çok heyecanlı pinpon maçları da yapıyoruz. zlerinden belli oluyor. Sandalyeler çoktan sizlere ömür. Çakma makma ama, sonuçta nikâh yine de. Dedim ya bizde çareler tükenmez. Anneannemizin verdii beyaz bir yatak örtüsü vardı. Kenarları fırfırlı fistolu. Serdik masanın üzerine. Biçilmi kaftan! Sandalyelere de yastık kılıflarını geçirdik. Mahalle esnafı seferber oldu çiçekçiyle pazarlık filan, onu da hallettik mi… nanın daha güzel nikâh masası görmemisinizdir. Bu konuda iddialıyız, dorusu. Bir gereksinim halinde emrinizdedir. Bir saat masayı ortalamakla da uratık. Özellikle arkada, piyanonun üzerindeki Fikret Otyam kirvemizin ke-


RÜZGARGÜLÜ çileri de nikâha tanıklık etsin diye. CEZAEVİ EMEKTARLARI

Fotoraflarla belgeleme ii Alpay kardeimizin. Daha be ve iki yaında bebeydiler Kiraz ve Memo. Babaları ya Mamak Cezaevi’nde, ya Diyarbakır’da… Bayramlarda seyranlarda, babalarına fotoraf Alpay’dan. Hâlâ görev baında. Binden fazla fotoraf çekmi. Babamız hiçbir kareyi kaçırmasın diye. Günün sürprizi Cemalettin Hoca ve hasta yataından kalkıp gelen ei Gül kardelerim. Hatta karde ötesi. Düün marını çalacaklardı. Dedim ki, Türk Marı daha yakımaz mı… öyle gümbür gümbür gelseler. Kemana sesle de elik edilecei için “Küçük Bir Gece Müzii”nde karar kıldık. Mozart’ın sevgilisine serenadı… Bütün gecenin üzerine çökme olasılıı çok yüksek hüzün bulutlarını daıtan Göbelez ailesinin hakkını nasıl ödeyeceiz? Cemalettin Hoca’ya sordular, siz

gelinle damadın nesi oluyorsunuz diye. “Ben de Ergenekon’un kemancısıyım!” dedi. Hem de has “Ergenekoncu”. Türkiye sevdasından tavizsiz. Çok eski mahalle komumuz. Yıllarca doyulmayan keman piyano, müzik akamları yaadık. Çocuklarımızı okula taıdı, her acil durumda gülerek, karılıksız el uzattı. KİRAMI ÖDEMİŞ GİBİ

Mehmet, Atilla, ükran kardelerim para, yemek, servis, çanak çömlek, sandalye masa sorunu konusunda yetmeyecek yetimeyecek telaımı yatıtırmak için haftalar öncesinden “abla sen merak etme, kiranı ödemi gibi rahat et” dediler. Öyle de yaptılar. Var mı böylesi? Yeri mi bilmiyorum, ama insan hiç bir ey için Partili, devrimci olmayacaksa bile u her türlü dünya hesabından özgürlemi dostlukların tadına varmak için olmalı… Karı-koca-evlat uyumu ve mutluluu için olmalı.

RAHAT AYAKKABILI DÜĞÜNDE BULUŞACAĞIZ

En büyük teekkürümüz elbette anne ve baba Karavitlere. Pırıl pırıl, sevgi dolu, verme sevdalısı çocukları Kamer ve Taner’e. Caner artık bizim çocuumuz. ki anne biz öyle anlatık, dei toku yaptık. Söz aramızda, kız evermek pek zormu. Sonradan oyunbozanlık eder ikisini de alır mıyımız bilemiyorum. “Ayrıntı” demitim. Çok mu oldu? Yazıyı yazarken bir türkü geliyor kulaıma: “Al mendil sende kalsın, sakla koynunda kalsın. Ben murat alamadım, mendilim murat alsın.” Ayrıntıların muradı biraz da Silivri içindi anlayacaınız. Kısa vadede gerçek düünümüzde bulumak dileiyle. Ha, aklımdayken imdiden söyleyeyim. Kıyafet deil, ama rahat ayakkabı mecburi olacak! Davulun sesi Atlantik’in öte yakasından duyulacak.

16 AUSTOS 2009 G Ayd›nl›k

G

63


PERDE ARKASI

Hazrlayan: Frat Kayra

Keita denek mi? Galatasaray, Gaziantepspor deplasmanından üç puanla ayrılırken, yeni futbolcusu Keita, neredeyse bir skandala kurban gidecekti. Nedeniyse “yaptık, baarılı olduk” mantıı. Bunu söyleyen Galatasaray Futbol Takımı Doktoru Murat Çevik. Bir pozisyon sırasında boazına darbe alan Keita yere yıılmı, çırpınıından dilinin boazına kaçtıı yorumuna neden olmutu. Hatta kaptan Arda, futbolcuyu yan çevirip nefes almasına neden olduu için bu yorum aırlık kazanmıtı. Keita, oyuna devam edince bu kukular azalmıtı. Olayı bir gün sonra uzmanlara sorduk “Eer Keita’nın dili boazına kaçtıysa ve tedavinin ardından futbolcu oynamaya devam ettiyse bu büyük bir skandal” dediler. Milliyet’ten Nevzat Dindar, bu olaylı aratırdı. lginç bir sonuç çıktı. Keita’nın dilinin boazına kaçtıı, kulüp doktoru Murat Çevik tarafından dorulandı. Ve bakın Çevik bu konuda Milliyet’e ne söyledi: “Keita, karılama esnasında boyun altına bir darbe aldı. O darbeyle dili nefes borusunu tıkadı. Gittik, müdahalesini yaptık. Nefes almaya baladı. Çok çabuk ekilde kendine geldi. Sonrasında 1 dakika boyunca durumunu takip ettik. Ardından çıkıp oynadı. Doru

karar vermiiz ki, oyuncumuz bir sorun yaamadı.” Bu açıklamayı deerlendiren uzmanlar, “böyle bir sorumluluun altına girmek mümkün deil, bilimsel anlamda böyle bir açıklama yapılması bile talihsiz. Keita’nın o artlarda oynatılması skandaldır. Keita, tedavinin ardından tekrar sahada yıılıp kalabilirdi. Tıbben bu mümkün” eklinde deerlendirme yaptılar. Olayın özeti Galatasaray doktorları Keita üzerinde anslarını denediler. Bugün insanlar üzerinde deneme yapan doktorlar içeri atılırken, Galatasaray doktorunun “deneme” yaptık anlamına da gelen açıklaması, Galatasaray yönetimi tarafından ciddiyetle irdelenmeli.

Necati bitiriliyor, Polat’ta inanmıyor Hamit Altıntop’un gerçei ve Futbolunu ya da kiiliini beenir veya beenmezsiniz ancak ortada Guardiola bir gerçek var ki Galatasaray Yönetimi, futbolcuları Necati Ate’i çaresiz bırakıp, bitiriyorlar. Necati Ate, kulüpten alacaklarını temin etmek için Türkiye Futbol Federasyonu’na bavurdu. Bavurunun arkasındaki temel nedense “parayı almak deil, serbest kalmaktı.” Ve bir sürpriz oldu, Galatasaray Yönetimi, Necati Ate’in alacaın son gün yatırarak oyuncunun serbest kalmasını ve dolayısıyla transferini engelledi. Necati Ate, yeni sezonda Galatasaray’da forma giymeyecek. Necati’nin ifadesiyle, “soyunma odası bile olmayan” PAF takımla birlikte çalımalarına devam ediyor. Peki Galatasaray neden Necati’nin parasını yatırdı? Oyuncunun elini kolunu balamak ve transferini engellemek için mi? Galatasaray’a Necati için teklif gelmesi zor. Çünkü oyuncu iki yıldır istenilen düzeyin çok altında. Necati’de bunu biliyor. Bonservis ile bir takıma transfer olması mümkün görünmüyor. Eer olursa zaten sürpriz olacak. Milli Takım forması giymi bir futbolcuya yapılanlar ne kadar doru. Ya da ii futbol olan birinin isiz bırakılmaya çalıılması insan haklarına da aykırı. Necati niye bu noktayı geldi derseniz, temel nedeni oyuncunun hakkını araması. Galatasaray’da bir dier konu Necati gibi u sıralarda Adnan Polat’ın çaresiz oluu. Konu ise kriz üstüne kriz yaanan yeni stadyum. Polat’a düzenledii basın toplantısında birazda “kıkırtıcı” bir soru geldi. “Mevcut koulları göz önüne aldıınızda siz 2010 Austos’ta yeni stadınızda maçlarınızı yapacaınıza inanıyor musunuz” diye. Polat’ın biraz yüzü ekise de “Benim elimde Devlet’in bakanları ve Toplu Konut daresi’nin (TOK) müdürlerinin imzası olan bir belge var. 2010 Austos’ta yeriniz açılacak diye. Siz benim yerimde olsanız ne yapardınız. nanmak zorundayım” diye yanıtladı. Gönülden inanmıyor, inanmak zorunda. Polat’ta yeni stadın 2010’da hazır olmayacaını biliyor.

64 G Ayd›nl›k

G

16 AUSTOS 2009

Hamit Altıntop’a Türkiye’ye gelmeyi düünüyor musun diye sorduumda. lginç bir cevap vermiti, “Hayır imdi deil. Geldiimde Almanya’da örendiklerimi Türk futboluna aktaracak donanımda olmak istiyorum. Türk futbolcuları çok yetenekli, Avrupa’ya göre daha iyi ama maalesef Avrupa futboluna göre 30 yıl geriden geliyoruz” demiti. Alt yapıdan itibaren donanımlı çalıma ve düzen yok. Aydınlık Spor Servisi’nde yeni göreve balayan arkadaımız Eray Ulu, tam bu konu üzerine önemli bir tespitte bulundu: “Arjantin, spanya, Portekiz, Brezilya gibi dünyanın üst düzey milli takımlarında baarının tesadüf olmadıı küçük, genç, ümit ve A2 kategorilerinde görülüyor. Baarının temelinde süreklilik ve doru planlama var. Bu takımların hocaları birkaç yıl önce bir alt takımda ampiyon olan jenerasyonu ile beraber çalııyorlar. Tıpkı Barcelona’da Teknik Direktör Guardiola’nın yıllarca alt yapıda Messi, Bojan, niesta, Xavi ile birlikte çalıması gibi. Bizim ülkemizdeyse her baarısızlıkta ya da her malubiyette yeni hoca ve oyuncular ile baarı yakalanmaya çalıılıyor. Özetle Türk futbolunun Avrupa’yı yakalayabilmesi için önünde uzun yıllar var.”


2002 Özkök Darbesi