Page 1

okul müdürümüz

Sevgili Gençler maddi kazanımlar dışında, fark edemediğimiz manevi katkıları da vardır. O da isteklerimizi alın terimiz ve sabrımızla elde etmekten duyduğumuz kıvançtır, ruh olgunluğudur.

İnsanoğlu acısını, sevincini, düşüncesini, problemlerini paylaşacak kişiler arar. Zira insan yalnız yaşamak için yaratılmamıştır Bu yüzden arkadaşlık insanlar için çok önemlidir. Aynı sınıfları, sıraları paylaştığınız arkadaşlarınızın değerini bilin.

Gerçeği bulabilmek kolay değildir. Büyük bir çalışma ve sabır ister. Gerçeğin ulaşılmaz gibi görünen güzelliklerine doğru emin adımlarla varmayı amaçlıyorsak öğrenmeye istek duymalıyız.Bu görev geleceğimizi emanet ettiğimiz öğretmenlerimizindir.Horace’nin de dediği gibi ‘Öğrencilerine, öğrenme isteği aşılamayan bir öğretmen soğuk demiri dövüyor gibidir.’

İnsan parlak ve sıcak günlerin sırf eğlenmek için kendisine verilmediğini bilmelidir. Bu geri gelmeyecek güzel günlerin gelecekteki hayatımızın sigortası olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Çok çalışmalı, gelişen çağa ayak uydurabilmek için değişime önce kendimizden başlamalıyız. Çünkü ‘Değişime ayak uyduramayanlar deliler ve ölülerdir.’

Sevgili gençler, milli birlik ve beraberlik içinde, ülkemizin yüksek menfaatlerini düşünerek birbirinize yan gözlerle değil, sevgi saygı dolu can gözlerle bakınız. İleriye, daima ileriye ve aydınlığa yürüyünüz. Unutmayınız ki Atatürk, Türk gençliğini modern çağa uzanan cumhuriyetin ve milli değerlerimizin bekçisi olarak görüyordu. Sizlerin bu bilinçle Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı olarak ülkemizi daima ileriye götürecek çağdaş bireyler olacağınıza gönülden inanıyorum… Saygılarımla… Ahmet ÖZKÖSE

Umut; insanları hayata bağlayan, gelecekten bir şeyler beklemeye iten, hayatın zor yanlarını kolay atlatmamızı sağlayan bir duygudur. İnsan, geleceğinin daha güzel olacağını ümit ederek bugün yaşadığı sıkıntılarını daha hafif algılar. Umudun güzel bir geleceğe duyulan inanç olduğunu bilmeseydik, en küçük bir sıkıntıda mücadeleyi bırakırdık. ‘Emek insan yaşamının anlamıdır. Beynin düşündüğünü eller ile var ederek yaşamını çiçeklendirmesidir.’Emeğin hayatımıza getirdiği

1


anaokulu

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ ve duygusal, sözel, zihinsel ve fiziksel gelişim açısından daha yetkin olduklarını araştırmalar göstermiştir.

Okul öncesi eğitimi çocuklar, aileler ve toplum açısından birçok faydası vardır.0-6 yaş arasını kapsayan erken çocukluk dönemini kapsayan çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir.

Okul öncesi eğitimin yararlarını kısaca şu şekilde sayabiliriz: 1-Çocukların zeka puanlarında yükselme 2-Sınıfta kalma ve okul eğitiminden ayrılma oranların da düşme 3-Çocukların beslenme ve sağlık durumunda iyileşme 4-Sosyal ve duygusal davranış gelişiminin daha ileri olması 5-Daha olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisi 6-Yetişkinlikte kendine yeten, ekonomik kazanç potansiyeli yüksek bireyler olmak

Beyin yapısı ve fonksiyonlarının gelişiminin üçte ikilik bölümünün 0-4 yaş arasında tamamlanmaktadır.Erken çocukluk dönemindeki deneyimler beynin çalışma biçimi için belirleyicidir. Yapılan çalışmalar okul öncesi eğitim alan çocuklarda okula devam oranlarının ve okul başarısının daha yüksek olduğunu göstermiştir. Okul öncesi eğitim sosyal ve duygusal gelişimi destekleyerek yetişkinlik döneminde de kişilerin daha üretici, verimli olmalarını ve sahip oldukları potansiyeli tam olarak kullanmalarını sağlar.Çocukların gelişim özellikleri, bireysel farklılıkları ve yetenekleri göz önüne alan, sağlıklı bir biçimde fiziksel, duygusal, dil, sosyal ve zihinsel yönden gelişimlerini sağlayan, olumlu kişilik temellerinin atıldığı, ebeveyn ve eğitimcilerin etkin olduğu kaliteli bir okul öncesi eğitim programına katılan diğer çocuklara kıyasla gelecekte okul başarıları daha yüksek sosyal

Bu yüzden bu dönemde çocuğun zihinsel ve bedensel olarak yeterli beslenmesi ve etkileşimde bulunabildiği, onun gelişimini destekleyen bir ortamda bulunması gerekmektedir.Erken çocukluk eğitimi insan gelişiminin başlangıç noktasıdır.Okul öncesi eğitim, çocukların ve ülkemiz insanının uzun vadede daha üretken, daha yaratıcı, sorun çözmede daha yetkin olmasını sağlar.

ANA SINIFI A

ANA SINIFI B

ANA SINIFI ÖĞRETMENİ SULTAN GÜL

2


3-A sınıfı Memnune Günay / Sınıf Öğretmeni

Proje

lerim

2-A s

ınıfı S

izi se

atran

oruz.

ç der

r

menle

rgiliy

sinde

.

Öğret

Beden

uz.

tluyor

ü ku Günün

Jimnastik dersinde.

yiz.

rsinde

i de eğitim

Yeni yılı kutluyoruz.

3


5-C sınıfı Nurten Bozkurt / Sınıf Öğretmeni

GERİ DÖNÜŞÜM PROJESİ 5-C sınıfı olarak bizler bir geri dönüşüm projesi başlattık. Geri dönüşüm maddeleri, bunların toplanması, ayrıştırılması, işlenmesi, ülke ekonomisine katkıları ile ilgili bilgiler, resimler, CD‘ler hazırlayıp sınıfımızda sunumlar yaptık. Turmepa Deniz Temiz Derneği, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Botanik Bahçesi, TEMA Vakfı gibi çevre derneklerine geziler düzenlendik Bakırköy Belediyesi’nin Geri Dönüşüm Atıklarını Toplama ve Ayırma Merkezi ve Bakırköy Belediyesi Çevre Müdürlüğü’ne giderek okul bahçesine atık kumbarası, koridorlara da atık toplama kutusu getirilmesi için girişimde bulunduk.. Orman Haftası için imza kampanyası başlattık. TEMA Vakfı’nın 66. Piyade Tugayı ile birlikte yaptığı ağaç dikme şenliklerine katıldık ve fidan diktik. Böylece çevremizin daha yeşil olması ve küresel ısınmanın önlenmesi için bir adım daha attık. Bizler, bu proje çalışmamızla Bakırköy İlçesinde en çevreci sınıf ödülüne layık görüldük. 5 -C sınıfı olarak çevreye yapılacak en güzel katkının öncelikle çevreye zarar vermemek olduğunu, ayrıca olumsuzluklar karşısında da neler yapmamız gerektiğini öğrendik ve bilgilerimizi de arkadaşlarımızla paylaştık. Yaptığımız bu proje ile ülkemiz ekonomisine katkıda bulunacağımıza ve gelecek kuşaklara daha iyi bir çevre bırakacağımıza inanıyoruz.

4


5-B sınıfı

Serpil Genç / Sınıf Öğretmeni

Kerim ve Selim Kardeşler sınıfımıza geldi. Birlikte şarkılar söyledik, sohbetler ettik, eğlendik ve unutulmaz bir gün geçirdik. 1963’de Bakırköy’de ikiz kardeşler olarak dünyaya geldiler.Gözlerinde doğuştan var olan bir sorun nedeniyle orta okul sıralarında tamamen görme yeteneklerini kaybettiler.İlköğretim ve lise öğrenimlerini anne ve babasının kitaplarını okumasıyla sözlü imtihanı tamamladılar.Daha sonra beyaz baston kullanma, kabartma yazı ile yazma ve okumayı öğrendik.İstanbul Hukuk Fakültesi eğitimlerini 1. ve 2. olarak bitirdiler.1992 yılında da doktoramızı yaptık.1988-1991 yıllarında İstanbul Devlet Konservatuarı Yarı Batı Şan Bölümünü 3 yıllık eğitimle bitirdiler.Amerika’da işletme hukuku, müzik ve bilgisayar üzerine mektupla eğitim veren bir kurs programını, 2 yıllık eğitimle 1988 yılında bitirdiler.İngilizceyi Amerika ve İngiltere’de üyesi bulundukları kütüphanelerden ödünç olarak getirttikleri kabartma yazılı kitaplardan çalışarak öğrendiler. Selim mandolin, blok, flüt, keman, akordeon gibi enstrümanları çalarken, kardeşi Kerim ise gitar, blok, flüt, klavye ve akordeon çalabiliyor. Amerika Kongre Kütüphanesi’nden gönderilen kabartma notalarla müzik yeteneklerini geliştirdiler. Üniversitedeyken amatör grup kurdular.Zaman içerisinde beste çalışmaları yaptılar. Konserlerde, üniversite etkinliklerinde, festivallerde ve kültür merkezlerinde bu bestelerini seslendirdiler. Daha sonra profesyonelliğe geçiş yaparak bugüne kadar devam eden sahne çalışması içinde yer aldılar.1994’te Altınokta Körler Derneği İstanbul Şubesinde görme engellilerden oluşan “Çok Sesli Koro” kurdular.Bu koro ile Ankara’da Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası salonunda her yıl yapılan korolar şenliğinde 5 yıl üst üste çok anlamlı ödüller kazandılar.Bu koro yabancı ülkelerin televizyon kanalları için çektikleri bir belgesel filme konu olmuş ve dalında birincilik kazanmışlardır.2004 yılında Körler Federasyonu’nun davetlisi olarak Amerika’ya gittiler.Burada rehabilitasyon konusunda modern bir eğitim aldılar.Türkiye’ye dönünce hayatlarını ve bu öğrendiklerini kaleme almak gerektiğini düşünerek “Karanlığın Rengi Beyaz” adlı kitabı yayınladılar.Sonra kabartma yazılı bir “Satranç Kitabı” çıkardılar.Ayrıca insan kaynakları kuruluşları tarafından düzenlenen çeşitli konferanslara konuşmacı olarak katıldılar.Aynı zamanda Selim, görme engelliler satranç dalında milli bir sporcudur.Çeşitli Avrupa ülkelerinde turnuvaya katılmış ve Balkan Ülkeleri Satranç Müsabakalarında bronz madalya kazanmıştır. Ayrıca Satranç Dünya Şampiyonu ile berabere kalmış başarı elde etmiştir.

5


sosyal etkinliklerimiz

6


Okulumuzdan haberler

Batuhan DUR, Kübra GÖKSU, Bahar BAYRAKDAR, Seraynaz ÖZ’ den oluşan bilgi yarışması ekibimiz 14.Bölge Birincisi, Bakırköy İlçesi İkincisi olarak bizleri gururlandırdılar.

4-C sınıfı Bitlis ekibi “Halk Oyunları” yarışmasında Bakırköy 2. si oldu.

İzcilerimiz Bolu Aladağ’da iki gün boyunca kamp yaptılar.

Ahmet Saydam 200m-100m Paletli Yüzme Türkiye 1.si 50m Türkiye 2.si oldu.

Çocuk kitapları yazarı Gülsüm CENGİZ okulumuzu ziyaret etti

7


okulumuzdan haberler

Öykü ÖZVEREN, Nisa Nur MEREF, Irmak ÖZVEREN, Selin TÜKELMAN TRT Çocuk Korosuna seçilmişlerdir.

Minik Kızlar Voleybol Takımımız ilk kez katıldıkları turnuvada Bakırköy İlçe 3.sü oldular.

Çanakkale’ye giderek şehitlerimizi ziyaret ettik.

Anıtkabir’e giderek atamızı ziyaret ettik.

Bakırköy İlçesi Artistik Jimnastik yarışmasında Küçük Bayanlar kategorisinde şampiyon olduk.

Küçük A Bayanlar:

Küçük B Bayanlar:

1-Elif Sude AŞKIN 2-Öykü ÖZVEREN 3-Bilge KEMERLİK

1-İrem GÖNÜL 2-İlayda KARA 3-Zeynep ÇARDAK

8


etkinliklerimiz

CNN TÜRK’TE CANLI YAYINDAYDIK 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı nedeniyle CNN TÜRK’e davet edildik. Türkçe öğretmenimiz Müge KELEŞ ile birlikte CNN TÜRK stüdyolarına gittik. Baba Beni Okula Gönder kampanyasına destek için hepimiz oradaydık. Birçok sanatçı ve ünlüyle karşılaştık. Onlarla tanışma ve sohbet etme fırsatı bulduk. Türk tiyatrosunun yaşayan efsanesi Ayla ALGAN, Atilla ÖZDEMİROĞLU ve Garo MAFYAN ile birlikte İstanbul Gelişim Orkestrası, Türk çocuk edebiyatının önemli yazarlarından Yalvaç URAL, televizyonun önemli isimlerinden Uğur DÜNDAR, Metin UCA, Anında Görüntü Show’dan tanıdığımız Mahşer-i Cümbüş, Arka Sokaklar’ın oyuncusu Filiz TAÇBAŞ, Var Mısın Yok Musun yarışmasıyla ünlenen ancak engelliler için kurduğu web sitesi vasıtasıyla 20.000 engelliye yardımcı olduğu için orada bulunan; Hakan HATİPOĞLU, gençleri peşinde sürükleyen ,Gökçe, müzik grupları; Badem ve Sakin de bizimle beraberdi. Gerçekten onlarla karşılaşmak çok keyifliydi. Bizim için hiç unutulmayacak bir 23 Nisan anısı oldu.

9


eğitim Öğretmenlerin Mesajları

Su, Ateş ve Ahlak...

Ders sırasında öğretmenin vücut diliyle size verdiği mesajlar: 1. Öğretmeniniz eğer camdan dışarı bakmaya, gözleri ise dalmaya başlarsa size verdiği mesaj “bu konu önemsiz, sınavda aradığınızda çıkmaz” diyor. 2. Öğretmeniniz eğer tahtaya dönerse birçok öğrencinin gözünün içine bakarsa anlattığı konunun önemli noktalarını işaret ediyor demektir. 3. Konuyu anlatırken ses tonu artıyorsa heyecanlı bir konuyu anlatıyor gibi davranıyorsa bu konu önemli demektir.

Su, ateş ve ahlak dost olup, birlikte zaman geçirmeye başlamışlar. Çevrede dolaşırken eğer kaybolurlarsa birbirlerini nasıl bulabileceklerini sorgulamaya başlamışlar. Suya sormuşlar: “Kaybolursan seni nasıl bulacağız?” “Nerede bir gürültü duyarsanız beni orada bulabilirsiniz” diye cevap vermiş su. Ateşe sormuşlar: “Seni kaybedersek ne yapalım?” “Bir duman gördüğünüz yerde ben varım” diye cevaplamış.Sıra ahlaka gelmiş.Onun cevabı ise oldukça düşündürücüymüş.”Beni kaybederseniz, bir daha asla bulamazsınız!”

Altın Kurallar * Yaşamın her zaman adil olmasını bekleme. * Hüküm vermeden önce her iki Tarafı da dinle. * Zarif ol, kimseyi bile bile kendinden soğutma. * Kimse tek başına başaramaz. Sana yardımcı olanları asla unutma. * Zamanı ve sözleri dikkatsizce Kullanma. İkisi de geri alınamaz. * Övgü ve takdirini belirtme fırsatlarını kaçırma. * Başladığın her işin sonunu getir. * Hiç kimsenin sözünü kesme. * Telefonu coşkulu ve dinamik bir Sesle aç. * ”Keşke” sözcüğü yerine “Bir Defa ki sefe re” demeyi dene. * Zaman zaman “Hayır” demeyi öğren.

Etkili Ders Çalışma Yöntemleri Kendinizi derste başarı için hazırlayabilirsiniz. Aşağıdaki alışkanlıkları edinmeye ve geliştirmeye çalışınız: Sorumluluk, başarmak için önceliklerin, zamanın ve kaynakların hakkında karar verebilmendir. Kendi belirlediğin önceliklerini takip et ve başkalarının seni hedeflerinden uzaklaştırmasına izin verme. Eğer yapabileceğinin en iyisini yapar ve bunu kendine, sınıfı arkadaşlarına ve hatta öğretmenine gösterirsen kazanırsın. Eğer sen kendi performansından hoşnut isen, iyi not, performansın ispatı olarak kendiliğinden gelir. Birisiyle bir anlaşmazlık olduğunda kendini onun yerine koy. Şimdi kendine derdini en uygun nasıl anlatabileceğini sor. Örneğin, eğer ders kitabını anlamadıysan, yeniden okumak yerine başka bir kaynak dene. Dersin öğretmenine veya sınıf arkadaşlarına danış. • Kendin için sorumluluk al. • Değerlerin ve prensiplerin arasındaki dengeyi koru.. • Önceliklerini koru: • Kendin için her zaman olumlu düşün. • Önce karşındakini anla, sonra kendini anlatmaya çalış. • Daha iyi çözümler ara. • Kendini sürekli geliştir.

10


röportaj Hazırlayan: Hazal Çulha/8-B

Doğa Rutkay ile söyleşi... Çınaraltı’nın bu sayısında sizleri, sinema, tiyatro ve televizyondan tanıdığımız Doğa Rutkay ile buluşturuyoruz.8/B sınıfı öğrencisi Öykü Hazal ÇULHA’nın gerçekleştirdiği bu röportajda oyuncuyu daha yakından tanıyalım istedik. Bu mesleğe ne zaman ve nasıl başladınız? Bu mesleğe 1996 senesinde Mimar Sinan Üniversitesi

Oyuncu olmasaydınız ne olmak isterdiniz? Kesinlikle Arkeolog olmak isterdim. Çünkü; kazı bilimine çok meraklıyım. Hangi okullarda okudunuz? İlkokul ve ortaokulu Ankara Yükseliş Kolejinde, liseyi Nişantaşı Işık Lisesi ve üniversiteyi de Mimar Sinan Üniversitesinde okudum. Hiç “keşke şu rolde oynasam” dediğiniz oldu mu? Valla aklıma gelmedi. Çünkü; bende çok sık olur.Filmde gördüğüm beğendiğim rolü oynamayı çok isterim.

Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümüne girerek karar verdim.Zaten bu mesleği seçmek için en doğru karar tiyatro bölümünden mezun olmaktı.Böylece bu mesleği seçmek adına ilk adımımı atmış oldum.

Sizi en çok duygulandıran veya büyük bir sevinçle oynadığınız rol var mıydı? İlk oyunum.Çünkü; ilk ödülümü o zaman almıştım.

Sizce tiyatronun tanımı nedir? Tiyatro benim için kendimi en doğru şekilde ifade etme biçimidir.

Kendinizi ne olarak tanımlarsınız? Deli ve iyi kalpli. Yıllardır süren “Aşkım Aşkım” dizisinde oynamak nasıl bir duygu idi? Çok sıkıcıydı. Çünkü; bir bitip, bir başlıyordu ve çok uzun senedir sürüyor ve doğal olarak insan bir süreden sonra sıkılıyor. En çok güldüğünüz tipleme hangisi idi? Recep İvedik’ e çok gülmüştüm. Bir gün sizin gibi başarılı olmak isteyen arkadaşlara tavsiyeniz nelerdir? Hiçbir zaman umutsuzluklara kapılmamaları, mücadele etmekten vazgeçmemeleri ve ellerinden geldikçe sevdikleri işleri yapmalarını tavsiye ediyorum.

11


çuvaldız

TÜRK HASTALIKLARI m Kardan adama tekme atmak veya bozmaya çalışmak. m Yeni atılmış betona,ağaç ve banklara kalp ve isim kazımak. m Takımı galip gelince havaya silah sıkmak. m Kumsalda deve güreşi yapmak. m Trafikte sollayan aracın önüne geçmeyi ilke saymak. m Kartopunun içine taş koymak. m Yasak ortamlarda cep telefonu ile görüşmek. m Tiki olan insanların tikleri ile uğraşmak. m Faturaları son gün ödemek. m İskambil kağıtlarından kule yapan birinin kulesi ni bozmaya çalışmak. m Cep telefonu ile bağıra bağıra konuşmak. m Otobüsten ille de ön kapıdan inmeye çalışmak. m Evlilerin bekarlara ‘Sakın ha evlenme’ demesi. m Aynı filme giden insanların çıkışta filmi birbirleri ne anlatmaları.

!!_YA-SAK-LAR_!! m Yağmur yağarken çimler sulanamaz. (Kanada) m Kapılar ve pencereler pembe renkte olmak zorundadır. (Kanada- Kanata) m Pazar günleri balık avlamak yasaktır. (İskoçya) m İnek sahiplerinin sarhoş olması yasaktır. (İskoçya) m Pazar günü çamaşır asmak yasaktır. (İsviçre) m Pazar günleri pembe pantolon giymek yasaktır.(Avustralya- Victoria) m Araba kullandığınız zaman gömlek giymek zorundasınız. (Tayland) mİç çamaşırsız gezmek yasaktır. (Tayland

“GÜZEL YURDUMUZDA’’ SIK SÖYLENEN YALANLAR o Ay ne kadar zayıflamışsın? o İnan doğru söylüyorum. o Senin için canımı bile veririm. o Ben zaten anlamıştım. o Önemli olan ruh güzelliği canım. o Senden başka kimseyi sevmedim. o Aaa! Hoş geldin. Ben de şimdi sana geliyordum. o Bir kereden bir şey çıkmaz. o Yarın tamam. o Öğle tatili yapmıyoruz. o Şimdi ben de seni arayacaktım. o Orjinal yedek parçası. o Telefon şehirler arasına kapalı. o Burada torpil geçmez. o Girilmez levhasını görmedim. o Yemeğe kalın. o Çok üzüldüm. o Her bedene uyar. o Davetliydik ama gitmedik. o Bu kızı kimler kimler istedi. o Hatırası var. o Her şeyin en iyisine layıksın. o Sadece arkadaşız. o O benim ağabeyim gibiydi. o Ben zaten böyle olacağını biliyordum. o Arkasından değil, burada olsun yüzüne de söylerim. o Ayıp ettin valla kimseye söylemem. o Aradım vallaha yoktun... o Kusura bakma güzelim bizde de hiç bozuk kalmadı. o Yolda lastik patladı. o Baba, bu dönem kitaplar çok tuttu. o Yedi göbekten İstannbulluyuz. o Çok yakın ahbabım olur. o Elimizde büyüdü. o Paranın ne önemi var mühim olan insanlık. o Ağabey sen kapat, ben hemen arıyorum. o Kapatmam lazım ocakta yemek var. o En doğru, en hızlı, en detaylı haberler için bizi izleyin. o Biz demokrasinin bekçisiyiz. o Saat durmuş, çalmadı. o İmkansız, daha ucuza bulamazsınız. o Şimdi seni düşünüyordum. o Orada durumunu toparlamış.Paraya para demiyormuş. o Çek bekliyorum, geç kaldı, gelsin hemen yatıracağım.

12


5-D

• “ Eğitimde Yeni Yaklaşımlar “ adlı proje için “ Fen ve Teknoloji öğretiminde ünite konularına uygun olarak ‘Karadeniz Fıkraları’ sınıf öğretmeni Emine TÜKELMAN tarafından hazırlanmıştır. • “ Geleceğe Enerjin Kalsın” projesini okul adına yürütüyoruz. • Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün “ En Temiz ve Çevreci Okul” kampanyasını yürütmüş olup okulumuza “ Üçüncülük ” kazandırdık. • ‘Eğitimde Yeni Yaklaşımlar’ projesine ‘Renklerin insanlar üzerindeki etkilerinden yararlanarak okul binası içinde yatıştırıcı, sakinleştirici renklerin kullanılması adlı çalışmayla katıldık. • Beyaz bayrak’ projesini yürütüyoruz. • İl Milli Eğitim ve AKAD derneği tarafından ortaklaşa yürütülen “Bebek Fidan” kampanyasını okulumuz adına yürüterek başarıyla tamamladık. Pınar TUTAV ve Emre DEMİRBİLEK “Bu Benim Eserim ” adlı proje yarışmasına “Poliwniya Bitkisinin elektromanyetik ortamda yetiştirilebileceğinin araştırılması ” adlı projeyle katıldı. • Emre Demirbilek’in “Su Yok Nerede Su?” adlı şiiriyle “Su Formu” yarışmasına katıldık. • “Bu Benim Eserim” TUBİTAK yarışmasına “Su merceği ve su sümbülü” projesi ile Bedirhan Demir ve Emre Demirbilek arkadaşlarımız katıldılar.

13


okulumuzda spor Spor, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamın anahtarıdır. Çocukların, gençlerin ruh ve beden gelişimi için son derece önemlidir. Ulu Önderimiz Atatürk’ün de dediği gibi “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur”. Nefes almakta bile zorlandığımız günümüz koşullarında gençlerimiz okul dışında spor yapacak alan bulmakta zorlanıyorlar. 60. Yıl Ataköy İlköğretim Okulu bu bilinçle ve sorumlulukla öğrencilerine birçok spor olanakları

sunuyor: voleybol, basketbol, futbol, jimnastik, satranç, atletizm, yüzme... Sporcu öğrencilerimiz, aldıkları derecelerle başarılarını ve ne kadar iddialı olduklarını kanıtlamaya bu yıl da devam ediyorlar. Bütün sporcu arkadaşlarımıza başarılar dileriz.

Kızlarımız Türkiye İkincisi Yıldız Kızlar Voleybol Takımımız Türkiye 2.si oldu. Bu gerçekten elde edilmesi güç bir zaferdi ama onlar bunu başardı. Kızlarımız rakipleriyle girdikleri zorlu mücadelelerden sonra gurur duyulacak bir sonuç elde ettiler. Final karşılaşmalarının yapıldığı Samsun’dan madalyaları ve ellerinde kupalarıyla dönen kızlarımızı okul bahçemizde alkışlarla ve sevinç çığlıklarıyla karşıladık. O gün hem sevinci hem de hüznü paylaştık çünkü kızlarımızın birçoğu okulumuzdan mezun oludu. Ancak on-

14

ların devrettiği meşaleyi minik kızlar voleybol takımımız aldı. Minik kızlarımızın da en az ablaları kadar başarılı olacaklarına inanıyoruz, çünkü bu yıl ilk defa katıldıkları turnuvada ilçe 3.sü olmayı başardılar. Yıldız Kızlar kazandıkları kupayı okul bahçemizde düzenlenen kutlama sonunda minik kızlara devretti. Bu sırada oldukça duygusal anlar yaşandı. Bir kez daha Yıldız Kızlar Voleybol Takımımıza teşekkür ediyor bundan sonraki hayatlarında onlara başarılar ve mutluluklar diliyoruz.


ata

“Ka

r

n he

de ybe

an h zam

satranç

ov Pan

r.” lıdı

Süleyman Akbulut / Satranç Antrenörü

Satranç Hindistan ‘da tahmini 1500 yıl önce bulunmuş klasik bir strateji sporu (oyun) dur. Efsaneye Hindistan hükümdarı danışmanlarına göre çocuklarının savaşta iyi düşünen başarılı birer general olmaları için bir yol bulmaları talimatını vermiştir.Satranç bunun sonucunda ortaya çıkmıştır.Keşfedildikten sonra satranç yüzyıllar boyunca tüm dünyaya yayılmıştır. ABD ‘nin Teksas eyaletinde gerçekleştirilen araştırma da , 3. ve 5. sınıflar arasında satranç klubüne katılan öğrencilerin okuma ve matematik alanlarında,diğer öğrencilerden iki kat daha fazla gelişim gösterdiği saptanmıştır

İŞTE SATRANCIN SAYISIZ FAYDALARINDAN SADECE BİR KAÇI 1. 2. 3. 4. 5. 6.

ok in ç er) ç i Kötü alışkanlıklar edinilmesine engel olur. kow mek tme (Tarta e b Planlı hareket etmenin önemini ve gerekliliğini kavratır. kay iştir” Taş edilm Dikkatini tek konu üzerinde yoğunlaştırabilme alışkanlığı kazandırır b kay Mücadeleci bir ruh yapısına sahip olmanın gerekliliğini benimsetir. Başarısızlıklar karşısında yılmamayı, başarı için daha da çok çalışmanın gerekli olduğunu öğretir. Kurallara uymayı, dostça oynamayı, kaybetmeyi kabullenmeyi, kazananı kutlamayı öğretir

onasın-

ç şampiy

y satran , Bakırkö

larımız

ım tranç tak dızlar sa ıl y e v r küçükle oldular irincileri da ilçe b

n

oyu

ç sı Satran kullar Ara O a y n ü D NDOĞAN, . Sinem GÜ nda dördüncü oldu sı’ a n o iy p m Şa

İLGİNÇ!!!! Jose Capablanca Cleveland’da 103 oyuncuya karşı aynı anda oynadı. Sadece bir tanesinde berabere kalarak hepsini kazandı! Napoleon öldüğünde kalbinin çıkartılıp bir satranç masası içine yerleştirilmesini vasiyet etti.

15


geziyorum

KARADENİZ rın Haldizen Deresi’nin önünü baraj şeklinde kapatması sonucunda oluşmuş.” deyip yolumuza devam ediyoruz. Trabzon’a gelip de Sümela Manastırı’nı görmeden gitmek olmaz diyenlerdeniz.

Rotamız Doğu Karadeniz… Nereye gideceğimizi, neleri göreceğimizi az çok biliriz fakat nelerle karşılaşacağımızı bilemeyiz. Bu bilinmezlik insana heyecan verir. İçimizde heyecan yola koyuluyoruz.

Ağaçların kökleriyle merdiven yaptığı patika bir yoldan Sümela’ya ulaşıyoruz. Bu güzel doğa yürüyüşü bizleri biraz yoruyor fakat Sümela’ya çıktığımızda değdiğini fark ediyoruz. Dışarıdan bakıldığında bir ev gibi gözüken Sümela’nın içi çok değişik.Birçok büyük balkondan, bu balkonları birbirlerine bağlayan ince uzun merdivenlerden, her biri başka yöne bakan taş odalardan ve o zamanın teknolojisiyle nasıl yapıldığı henüz bilinmeyen duvar işlemeleriyle dolu.

Sabahın ilk ışıklarıyla gözlerimizi açtığımızda yeşilin her tonunu görüyoruz. Bu, Karadeniz’e geldiğimizin bir işareti oluyor. Karadeniz’de tabiatın eşsiz güzelliğiyle her geçen dakika yeniden uyanıyoruz güne. İlk olarak Trabzon’dayız. Yolumuzda Uzun göl var. Uzun göl dik yamaçların ortasında, dağların çevrelediği muhteşem bir göl. Gölün yanında kurulan ahşap evlerin bu güzelliğe güzellik kattığını görüyoruz. “Uzun göl; vadinin ortasında bulunan ve yamaçlardan düşen kayala-

Her tarihi yapının olduğu gibi bu manastırımızın da efsanesi var; iki ayrı kişi aynı rüyayı görürler. Rüyada Meryem ananın Hz. İsa’yı kollarıyla sardığı bir ikon vardır. Bu iki ayrı kişi birbirlerinden habersiz Trabzon’a gelir ve burada rüyalarını birbirlerine anlatırlar. Rüyada gördükleri yeri aramaya başlarlar ve bugünkü Sümela Manastırı yerinde karar kılarlar. Bu arada Sümela Manastırı’nın adı Meryem Ana’dan gelmektedir. Sümela, eskiden yerinde bulunan taş mağaranın yüzyıllar boyunca oyularak kartal yuvasına benzeyen şu andaki görünümüne ulaşmış. Trabzon’un bu eşsiz güzelliğini geride bırakarak Rize’ye doğru yola çıkıyoruz. Rize’de ilk olarak Trans Kaçkar’lara çıkacağız. Son hazırlıklarımızı yapıp tırmanışa geçiyoruz. Dağın eteklerine kadar kamyonetlerle gidiyoruz. Kaçkar Dağları Türkiye’deki bitki türlerinin dörtte ikisini barındırıyor ve bu dağ Türkiye’nin en yüksek 4. dağı. Tırmanışta şarkılarla, türkülerle eğleniyor, bir yandan doğanın eşsiz kokularını soluyor bir yandan da çiçek topluyoruz. Gördüğümüz her su kaynağında buz gibi sular içiyoruz. Bu dik, yorucu, uzun ama bir o kadarda zevkli tırmanışı-

16


geziyorum Hazırlayan: Sezen Buse Özgür / 8-B

mız bitiyor. Tamı tamına 2 saat yürüdükten sonra Kaçkar Dağları’nın zirvesi üç gölüyle bizleri selamlıyor. Zirveden aşağı baktığımızda muhteşem bir renk cümbüşü görüyoruz. Mevsim yazın ortası olmasına rağmen Kaçkar’ların doruklarında kartopu oynuyoruz. Bayağı yorulmuş olmalıyız ki zirvede biraz kestiriyoruz. Her çıkışın bir inişi vardır. İniş bayağı zorlu olduğu için bende dahil bir kaçımız ayaklarımızı burkuyoruz.

binmemiz zamanımızı alıyor. Karadeniz’in en güzel özelliklerinden biri de müziği. Bir türkü bara gittiğinizde size hizmet eden garsonlar bir bakmışsınız sahnede horon tepiyorlar. Horon teperlerken dertlerini, üzüntülerini, sevinçlerini içine kattıkları tekerlemeler söylüyorlar. Şiveleriyle söyledikleri güzel türkülere birde yöresel çalgıları olan tulum eşlik edince çok güzel oluyor.

Rize’de gördüğümüz başka bir yer ise Fırtına Vadisi. Fırtına Deresi’nin sesi, kuş cıvıltıları, rüzgardan ses çıkartan dallar arasında çok güzel bir Fırtına Vadisi yürüyüşünden sonra tarihi Fırtına Köprüsü’nde resim çektiriyoruz. Sonrasında ise; ellerimize kürekleri alıyoruz, başımıza kaskımızı takıyoruz ve rafting botumuza biniyoruz. Rafting; Türkiye su sporları arasında en tehlikeliler grubuna giriyormuş ve birde biz bunu Fırtına’nın çılgın sularında yapıyoruz. Rafting yaparken insan saçlarında rüzgarı hissediyor, burnunda çam kokusunu soluyor ve kulakları suyun kayalara çarptığında çıkardığı o müthiş sesi işitiyor. Bizler doğanın bu eşsiz güzelliklerini seyre dalmış olmalıyız ki rafting botunda olduğumuzu unutup bir ara bottan düşüyoruz. Akıntı nedeniyle bota tekrar

Doğayı, doğayla iç içe yaşamayı, farklı kültürler tanıyıp bu kültürleri benimsemeyi, tırmanmayı, doğa yürüyüşlerini ve macerayı sevenlere Karadeniz’i öneriyorum. İnanın bana o muhteşem doğası ve güzel insanlarıyla Karadeniz sizleri bekliyor olacak…

17


bilim teknik

Örümcek ağından çok sağlam tekstil ürünleri ve yapay kemikler geliyor Örümcek ağının çelikten daha sağlam ve daha hafif olduğu zaten biliniyordu. Ancak bilim adamları, bununla yetinmeyip, az miktarda metal ekleyerek örümcek ağını olduğundan üç kat güçlü hale getirdiler.

İLGİNÇ TÜRK BULUŞLARI PASCAL Hakika ti zaman görmek iste yenler yeterin için he ce ayd ler için ın r lık iste de her m ranlık z eyena man y vardır. eterinc e ka-

Asansörlü korniş Asansörlü korniş,perdelerin kolayca asılmasını sağlayan otomatik bir makara. Üzerindeki deliklerle lamaların tavana monte edilmesi kolaylaşıyor. Lama makaralarından gelen kayışlarla korniş üzerine somunlarla monte edilen küçük lama düzeneğinden oluşuyor. Kayışların serbest bırakılmasıyla korniş aşağı doğru iniyor, toplanmasıyla yukarı doğru çıkıyor. Gazı önleyen cihaz

Şarkıların kafamıza takılmasının sırrı çözüldü ABD’li bilim adamları, melodilerin zihni meşgul etmesinin sebebini buldu. Dinlenen şarkının beynin işitsel korteksini doldurduğunu ve parça bitse de beynin uzunca bir süre nağmeyi devam ettirdiğini belirledi. Bu takıntıdan kurtulmak için de 6 pratik çözüm önerdi.

Özellikle rüzgârlı havalarda sobalardan gaz sızmasıyla meydana gelen ölümlere çare olarak düşünülmüş. Bir ucu soba borusuna, bir ucu baca çıkışına monte ediliyor. Sistem otomatik veya devamlı çalışıyor. Rüzgâr geriye teptiğinde hiç ısı kaybına neden olmadan gazları pervane yardımıyla dışarı atıyor. Sırt asansörü Yangın çıktığında çok katlı binalardan hayat kurtarmaya yarıyor. Aşağıya indirilecek kişinin sırtına askı kemerleriyle takılan sırt asansörü, halatın ucundaki kancayla balkon veya pencereye tutturuluyor. Kendini boşluğa bırakan kişinin ağırlığıyla gerginleşen halat, makarayı döndürüyor. Makaranın dönüş hızı mekanik kısımdaki sıra dişlilerce yavaşlatılıyor. Yavaşlatılarak dönen makaradan boşalan halat, asansörle birlikte kişiyi de yere yavaş indiriyor.

18


bilim teknik

Hayal e d minden ebilme yeten eğ daha ö nemlid i, bilgi birikiir.

DENEY YAPALIM PATATES PİLİ Gereçler Büyük bir patates veya limon ya da limon suyu 10 cm çelik tel (çivi, kanca, ataç vb.) DC voltmetre 10 cm sert bakır tel

Mutluluk bulaşıcı Son yapılan araştırmalara göre duygular, alışkanlıklar ve davranışlar bulaşıcı. Başkalarının üzerimizdeki etkisi sandığımızdan daha fazla. Öyle ki bazen hiç karşılaşmadığımız insanların etkisinde bile kalabiliyoruz. Uzayda sadece o canlı kalabiliyor Gezegenler arası uzun süreli yolculuklar sırasında uzayın bitkiler ve canlılar üzerinde oluşabilecek etkilerini inceleyen bilim adamları, bu araştırmaları sonucunda Afrika sivrisineğinin uzayda canlı kalabildiğini saptadı.

YAPILIŞI: Çelik telin bir ucunu patatesin bir yan yana saplayın, patatesin diğer yan yana da bakır teli saplayın. Voltmetrenin negatif ucunu çelik tele, pozitif ucunu da bakır tele bağlayın Voltmetre 1/2 Volt elektrik yükü göstermeli. Patates yerine limon veya küçük bir bardak limon suyu da kullanabilirsiniz. Telleri birbirlerine yaklaştırarak deneyi tekrarlarsanız voltajın değiştiğini görebilirsiniz. Oluşan voltaj patates ile çelik ve bakır teller arasındaki kimyasal etkileşimin bir sonucudur.

‘Tırtıl’lar taklitçi çıktı Her geçen gün hayvanların ilginç özellikleriyle karşılaşıyoruz. Bu ilginç özelliklerden birine sahip olan hayvansa tırtıl. ‘Bir tırtıl ne yapabilir ki’ demeyin. Bu tırtıl karıncalardan kurtulmak için kraliçe karıncanın sesini taklit ediyor. Tırtıl karıncalardan kurtulmakla kalmıyor işçi karıncalar tarafından kraliçe muamelesi görüp şımartılıyor.

19


aile arasında ÇOCUKLAR BABALARI HAKKINDA NE DÜŞÜNÜR?

ANNELERİMİZDEN ÖĞRENDİKLERİMİZ

6 Yaşında: Babam her şeyi biliyor. 10 Yaşında: Babam çok şey biliyor. 15 Yaşında: Ben de babam kadar biliyorum. 20 Yaşında: Babamın da pek fazla bir şey bildiği söy l e nemez. 30 Yaşında: Bir kere de babamın fikrini sorsam fena olmayacak. 40 Yaşında: Ne de olsa babam bazı şeyleri biliyor. 50 Yaşında: Babam her şeyi biliyor. 60 Yaşında: Ahh ! Keşke babam hayatta olsaydı da kendisine danışabilseydim...

1- Diyalog kurmayı; “Sana bir şey sorduğumda cevap ver…!!” “Ne söyleyeyim anne?” “Sus!! Bana cevap verme!!!” 2- Tıp bilgilerini: “Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin” 3- Olgun olmayı; “Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin.” 4- Genetik bilgileri; “Sen de o lanet olası babana çektin.” 5- Bilgeliği; “Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman.” 6- Kıskanmayı: “Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan, kac milyon çocuk var biliyor musun…” 7- Olağanüstü durumlara hazırlıklı olmayı: “Dinleme bakalım anne sözü dinlemee…!!! ‘Kafana meteor düşecek kenara çekil” diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi……!!!!” 8- Hava raporu tahmini yapmayı : “Şu dağınıklığa bak… yabancı biri görse odanın ortasından kasırga geçmiş sanır…”

ÖZENTİ Temel’in çocuğu sokakta ders çalışırken Temel’e sormuşlar.Çocuk neden dışarda ders çalışıyii? Temel’in cevabı hazır: -Herkes çocuğunu dışarı da okutayi.

SOR Kİ ÖĞRENESİN Ali babasına sormuş: -Babacığım uzayda kaç gezegen var? -Bilmiyorum. -İstanbul’u ilk kuşatan kimdi? -Unutmuşum oğlum. -Baba,sorularımla seni sıkıyor muyum? -Sıkılmak ne demek oğlum! Sor ki öğrenesin.

YILAN İki yılan yolda gidiyorlarmış. Birden bire diğerine dönüp: Biz zehirli miydik yoksa zehirsiz mi? Diye sormuş. Yılan şaşkın bir şekilde: Niye ki, neden sordun? Ne oldu gene? Demiş. Diğer yılanda: Biraz önce dilimi ısırdım da!

20


aile arasında

SORUMLULUĞU PAYLAŞMAK Çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenleri acaba ne derece anlıyor ve onlarla ne kadar ilgileniyoruz? Sadece veli toplantılarında ya da bir sorun yüzünden bizi çağırdıklarında mı onlara gidiyoruz, yoksa belli aralıklarla mı onları ziyaret ediyoruz?

bilgi birikimini çoğaltamaz. Aile içinde aşağılanan, sürekli azarlanan çocuk, özgüvenini geliştiremez ve bu durum onu okul başarısını olumsuz etkiler. Olaya bu açıdan baktığınız zaman çocukların başarısızlığında sadece öğretmenin sorumlu olması ve sadece öğretmeninin çaba göstermesini beklemek anlamlı mı?

Öğretmenlerin sabır taşı olmadıklarını, sizler gibi etten ve kemikten yapılmış sinir sistemi olan insanlar olduklarının ne kadar farkındayız? Onların da anne, baba, eş olduklarını onların da her insan gibi sorunları olabileceğini akılımıza getiriyor muyuz? İstiyoruz ki, çocuğumuzun öğretmeni hep güler yüzlü, sakin ama aynı zamanda disiplinli olsun. Kusursuz olsun, diğer çocukların öğretmenleri arasında bizim çocuğumuzun öğretmeni en mükemmeli olsun.

O halde okul, öğretmen ve aile işbirliği son derece önemli. Gerek çocuğun başarısızlıklarının nedenini bulup başarıyı çevirmek, gerekse başarılı çocukları daha çok desteklemek adına anne babalar öğretmenlerle sürekli iletişim halinde olmalıdırlar. Ancak çocuğun okuluna sadece veli toplantılarında gitmek kadar, çok sık gitmek de doğru değildir.

Buna karşın çocuğumuzun derslerinde ki başarısızlığından başlayıp, arkadaş ilişkilerindeki dengesizliklerinde bile sadece öğretmenleri suçluyor, suçu ne kendimizde ne de çocuğumuz da arıyoruz. Ne kadar büyük çelişki değil mi? Çocuğumuzun herhangi bir sorunu varsa ki bu algılama zorluğu olabilir, öğrenme güçlüğü olabilir. Bu sorunu ancak öğretmen-veli işbirliği ile çözeceğimiz gerçeğini aklımıza yerleştirmeliyiz. “Çocuğumuzun bütün günü okulda geçiyor. O halde sorunu çözecek öğretmenidir, biz değil.” Diyen pek çok anne, baba var. Kendi çocuğumuzun sorumluluğunu sadece bir kişiye yüklemek ne kadar doğru bir yaklaşım olabilir?

Öğretmen ile görüşmeler sadece annelerin sorumluluğunda olmamalıdır. Babalar da bu görüşmelere katılmalıdırlar. Öğretmenler bazı öğrencilerin babalarını hiç görmediklerini söylerler ki çok da doğru söylerler. Aile, anne-baba ve çocukla bir bütündür. Eşler ayrılmış olsalar bile farklı günlerde öğretmenlerle görüşmeye gidebilirler. Hayatımız her nasıl olursa olsun, çocuklarımıza karşı olan sorumluluklarımız devam etmektedir. Sorumluluğu sadece öğretmene yüklemeyerek onlarla işbirliği yaparak çocuklarımızı gidebilecekleri en iyi yere kadar destekleyelim. Halil SÖNMEZ Sınıf Öğretmeni

Anne babası sürekli kavga eden, çatışma halinde olan çocuk, derslerine dikkatini veremez. Aile içinde şiddet gören çocuk, okulda ya saldırgan olup diğer çocukları rahatsız eder ya da içine kapanıp yaşıtlarıyla iletişimden kaçar. Evde dersleriyle ilgilenilmeyen, ders çalışma disiplini verilmeyen çocuk, derslerinde olumlu adımlar atamaz ve

21


tarih

Hacı Bayram Akıncı / Sosyal Bilgiler Öğretmeni

Türkiye Cumhuriyeti Tarihindeki İlkler * İlk yerli filmi 1914’te Fuat Uzkınay çekti. * İlk renkli filmi 1953’te Halıcı Kız adıyla Muhsin Ertuğrul çekti. * Devletin ilk hazinesini Fatih Sultan Mehmet kur du. * Türkiye’nin ilk kadın yazarı Cevdet Paşa’nın kızı Fatma Aliye’ydi. * Hesap makinesini 1960’da kullanmaya başladık. * İlk lokanta 13. yüzyılda Konya’da açıldı.

* İlk dış borcu 1854’te Abdülmecit döneminde aldık. * İlk özel Türk gazetesi Tercüman-ı Ahval 1860’da yayınlandı. * Havayolu ulaşımı 1933’te başladı. * 19 Mayıs, 1939’dan itibaren kutlanmaya başlandı. * Patates, 17. yüzyılın ikinci yarısında Fransa’dan geldi. * Türkiye telefonla 1911’de tanıştı. * Kaşar peynir, 1850’lerde yapılmaya başlandı.

İlginç Olaylar * IV. Murat, 25 yaşındayken yaptığı bir güreşte başpehlivanlık için güreşen iki pehlivanı birer eliyle kispetinden tutarak bir hamlede havaya kaldırmıştır. Bu padişah henüz 34 yaşında vefat etmiştir. * Sıcak ve kurak Afrika’da 18.02.1979 tarihinde Büyük Sahra çölüne kar yağdı. * 1898’de gazeteci-yazar Morgan Robinson “Titan” isimli bir kitap yazdı. Kitapta büyük bir yolcu gemisinin okyanusta buzdağına çarpması anlatılıyordu. 14 yıl sonra “Titanic” deniz faciası meydana geldi. * Ayasofya kubbesinin üstündeki alem som altından yapılmıştır. Bu alem 16. yüzyılda Sokulu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. * 1840’da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok soğuk bir günde washington’da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde şapka ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre oldu. Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü. * Arkeologlar tarafından İsviçre’de bulunan en eski ayak izi 5.200 yaşındadır. * 1.Dünya Savaşı sırasında 13.700.000 kişi yaşamını yitirmiştir. * Eski Mısırlıların kullandıkları yastıklar taştandı. * Fransa Kralı 14. Louis sudan nefret ederdi ve hayatında sadece 3 kez banyo yaptı. * Geçtiğimiz son 3500 yılın, sadece 230 yılı savaşsız, barış içinde yaşanmıştır. * Tarihteki en kısa savaş 1989 yılında Zanzibar ile İngiltere arasında meydana gelmiş ve sadece 45 dakika sürmüştür. * Dünyada ilk defa uçaklarda silah Osmanlı Devleti tarafından uçağa makineli tüfek yerleştirilerek kullanılmıştır.( uçaklar, daha önce sadece keyif amaçlı olarak kullanılıyordu.) * Taksimdeki ( Karaköy) metro dünyadaki ikinci metrodur.

İstanbul’da ilk kahvehane on altıncı yüzyıl ortalarında açılmıştır. Okuma evi anlamına gelen “Kıraathane” de denilen bu yerde başlangıçta, okuryazar ve zamanın entelektüel kesiminden insanlar toplanır, edebiyat üzerine konuşmalar yaparlar, satranç oynarlardı.

Alpa r da il slan 27 erle bin a rk keşf sker e gö en, iyle nder : Biza diği ns to aske - 300 prak r ların l b e rden laşıy in kişil b ik dü or, d iri g elip şma Alpa er. t n ord r elaş la - Biz slan hiç usu bize önem de o d nlar o s ğru em a ya yakklaş eyerek ıyoru şöyl e z der:

22


genç kalemler BEYAZ ÖRTÜ Bembeyaz bir örtüyle Kaplı yurdumuz Sevinçle, coşkuyla dolar içimiz Yeni yıl yürüyor Bize doğru. Sevgi ile doluyor herkes, Sayıyoruz İşte geliyor Tam zamanı Hep beraber.

Bilge Deniz Kemerli

İbrahim Batuhan Filiz

İşte yeni bir gün Yeniliklerle dolu Sevgi ile dolu içimiz Her yanda coşku, Her yanda heyecan buluyor herkesi. İl ayda ERÜSTÜN 6/C

Oğuzhan Uğursu

ŞİİR YAZ

Yiğit Emre Güzel

Benim için bir şiir yaz. Biraz hüzünlü,biraz neşeli, Benim için bir şiir yaz, Unutturmalı kederi. Öyle bir şiir yaz ki, Gözlerinden okuyayım. Öyle bir şiir yaz ki, Ruhumda duyayım. Benim için bir şiir yaz. Nefret,sevgi,her şey olsun içinde. Dar sokaklar,kırlar,ovalar; Hepsini göreyim düşümde.

Ecem Aytekin

Benim için bir şiir yaz, Yaz, istediğin gibi yaz, Sözcükler yetmez bana, az gelir az. Benim için bir şiir yaz. Arya AKKUŞ 6-C Sezen Buse Özgür

Elvin Deniz Gürsoy

23


genç kalemler

Oturup Övünürseniz Bir Gün Dövünürsünüz Türkiye;çorak topraklarda,bazen de batının medeni ruhunda sallanan bir uygarlık beşiği. Ne savaşlar, depremler, eserler saklamış koynunda…Türkiye’yi bir insana benzetecek olursak; herhalde yüzyıllar arasında yaşamış,deneyim ambarı bir yaşlıya benzetiriz. Doğuda; Nemrut ,Hasankeyf , Zeugma, Harran, Midyat; Batıda, Efes, Ayasofya, Topkapı ,Dolmabahçe,Truva’yla ünlü bir diyar burası. Toprağı taşı tarih kokan, buram buram geçmiş soluduğumuz bir memleket Türkiye. Bir yandan şehirleşen köyler, beldeler bir yandan da yıkılan eserler olsa bile bu memleketin nehirleri kanımızda çağlıyor; bu eserler hayata tat katıyor. Burdan ayrılmak akıl karı değil.

Biz ki; bu uygarlık beşiğinde sallanarak büyüyen buranın çocuklarıyız. Buranın çocuğu olmak sadece övünmeyi gerektirmiyor. Bu cennetin her bir parçasını özenle korumalı,bu güzel eserleri,derin karanlıklarda çürümeye bırakmamalıyız. Arya AKKUŞ 6-C

743

Empatik Hayat=Sempatik Hayat Biz yaşamımızda kendimizin ve başkalarının sempatik bir hayat sürdürebilmesi için bir yetenek kullanırız. Bu yeteneğin adı nın EMPATİ olduğunu biliyor muydunuz? İnsanlar zihinlerine empatiyi çoğunlukla bir yetenek olarak kazımamışlardır. Aslında empati bir yetenektir. Hem de oldukça zor kazanılan bir yetenek. Empatinin temel tanımı, bir insanın, kendisini karşısındakinin yerine koyarak onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. İlk bakışta oldukça basit bir tanım gibi görünse de uygulanması oldukça zordur. Bunu başarabiliyor olsaydık dünya daha mutlu ve huzurlu bir yer olurdu. Eğer empati bizim toplumsal hayatımıza işlerse; üst kattaki komşumuza bağırıp çağırmak yerine daha çağdaş bir biçimde onu dinler, anlamaya çalışırız, trafikte birbirimizi boğazlamak yerine sakince çözümler ararız, sokakta omzumuza çarpan bir insana küfür etme isteğimize engel olabiliriz. Empati bizim arkadaş çevremizde de çok kullanmamız gereken bir yetenektir. Mesela iki arkadaş birbirleriyle yaşadık olayları her zaman kendi açılarından değerlendirirlerse bu çatışmaya sebep olur. Ancak bu iki arkadaş empatiyi kullanarak sorunlarını kolayca çözebilir. Empati ayrıca sınıflar arasında yaşanan çatışmalarda da kullanılmalı. Biz öğrenciler empatik olarak yaşanan bu

tartışmalara çözüm bulabiliriz. Biz empati yeteneğini kendimizi eğiterek, geliştirerek kazanabiliriz. Bu da olaylardan ders çıkartmakla olur. Yaşanan olaylarda karşımızdaki insanın duygu ve düşüncelerini göze alarak tepki göstermek empati yeteneği kazanmamızı sağlar. Bizler Dünya’da yaşanan birçok olaya da empatik bir biçimde yaklaşmalıyız. Mesela yakın tarihimizde yaşanan Gazze savaşını düşünelim. Kendimizi o savaşın ortasında hissettiğimizde onların yaşadığı acıyı daha iyi anlıyoruz. Empati sayesinde onlara yardım etmek istiyoruz. Biz de “Ateş düştüğü yeri yakar” deyip geçmeden kendimizi de o ateşin ortasında hissetmeliyiz. Biz özlediğimiz, aradığımız huzuru empati yaparak bulabiliriz. Toplumsal barışı ve iç huzuru sağlamak birbirimize saygılı, daha uygar bir toplum olabilmek için, gelin empatik olalım. Kuşkusuz daha sempatik görünürüz… Simge OKUR 623

24


genç kalemler “Çanakkale Savaşları Ruhu” konulu resim yarışmasında İstanbul’dan katılan resimlerden seçilip, ilk üç dereceyi paylaşmışlardır.

Birinci Furkan REYHAN / 6-C

İkinci Berkcan ALMAÇ / 6-C

Üçüncü Ali Berk ÇİFTÇİ / 6-C

25


genç kalemler İYİ KALPLİ NİNE Muco adlı bir kedi varmış. Bu kedi gerçekten çok kibarmış. Ama çok da şişkoymuş. Bu yüzden bu kediyi kimseler sevmezmiş. Aradan uzun bir zaman geçmiş. Bir gün kedi çok acıkmış ve bir kapıya dayanıp miyavlamaya başlamış. Kapıyı bir nine açmış. Kediyi hemen içeri almış ve onu iyice beslemiş. Zaten kedide zayıflamaya başlamış. Nine ona çoook iyi bakmış. Kedi artık kendi kilosuna geri dönmüş. Aradan yıllar geçmiş; Meğer kedi kralın kendisiymiş.Kral kediyi nineden almış ve ona bir servet değerinde altın vermiş. Nineyi görenler bunu çok kıskanmışlar.Çünkü zamanında onların hiçbiri kediyi istememişler.Fakat nine onlar kadar acımasız değilmiş,komşularıyla beraber altınlarını paylaşmış. Komşular yaptıklarından çok utanmış ve bir daha hiç bencillik yapmamışlar.

Y.Rehan AKGÜN 4/D

BU VATAN İÇİN

Bir Evim Olsun

DEPREM Depreme hazırlıklı olun, Kendinizi koruyun Deprem çantası hazırlayın, Sağlam bir ev bulun. Depremde eşyaların yanına yakın, Oradan hiç kalkmayın Kalkarsanız canınız yanar Ama iş işten çoktan geçer. Eşyaları duvara monte etmeyi Unutmayın Çok katlı ev almayın Depremden korkmayın.

Bir evim olsun, Pembe bulutlarda, Üstünde yetişsin Çiçekler, böcekler. Bir evim olsun, Pembe bulutlarda, Herkesin dost kaldığı Bir bulut olsun. Bir evim olsun, Pembe bulutlarda, Neşe ile oynayalım Kavga edenleri uyaralım. Sude Asya GÜL 4-A

Korkma, bu ülke batmaz Sönmez bu ateş, bu ocak Bizim milletimiz yıldız gibi, Her zaman parlayacak. Bu topraklar altında, Nice canlar yatıyor. Bu canlar ise, Tek bir yürek gibi atıyor. Toprak kanla sulanmış, Her yerde Mehmetler. Bu ülkeyi kazanmak için, Kendi canlarını feda etmişler. Ezanlar okunmuş, Tüm millet camide. Herkes askerler için, Başını koydu secdeye. Türk’ün bayrağı dalgalan, Şanlı,onurlu ve hür. İstiklal Şairi rahat uyu! Bekçisiyiz bu kutsal emanetin.

Zeynep Nida TEMEL 4-B

Fatihcan KIZILKAYA 6-C

26


teknoloji-tasarım Hazırlayan: Reyhan ÖZ

Neden Teknoloji – Tasarim Programı

Herkesin kabul ettiği gerçek çocuklarımızın yaşayacağı zamanın bizim yaşadığımız zamandan daha farklı olacağıdır. Öğrencileri içinde yaşadığı toplumun yarınını daha yaşanabilir hale getirmek yaşadığı çevreyi geliştirmek, güzelleştirmek için gözlem yapan inceleyen, sorunların farkına varan, sorgulayan, çözümler üreten yaratıcı ve hayal gücü gelişmiş düşünceleri kurgulayarak ifade edebilen, girişimci,değişim ve gelişimi açık sorumluluk bilinci gelişmiş bireyler olarak topluma kazandırmak.

Teknoloji Tasarım Dersi Yıl Sonu Şenliğimiz

Bakırköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü II. Proje Bayramına katıldık.

VELİLERDEN BEKLENTİLER Velilerden teknoloji ve tasarım dersine karşı olumlu tavır göstermeleri beklenmektedir. Bunun, öğrencilerin bireysel gelişime başarısına önemli bir katkı sağlayıcı unutulmamalıdır. Öğrencilerin çalışmalarını olumlu olmaları desteklemeli ve düşünceleri kısıtlayan tutum ve ifadelerden kaçınmalıdır. Öğrencilerin tasarım etkinliklerine yönelik yaptıkları gözlem, inceleme, araştırma ve görüşmelerinin gerçekleştirilmesine yardımcı olmalıdır.

27

Teknoloji Tasarım dersinde öğrencilerimizin grup etkinlikleri


eğlencelik

Öğrencinin Sözlüğü Hayır, sever Küme düşmek Tebeşir Giriş zili Karne Öğretmen Asmak Çıkış zili Teneffüs Ödev Gardiyan Cesur Vaka-i vakvak Okul

: kopya veren : sınıfta kalmak : cephane : cenaze marşı : loto kuponu : ahiret sualcisi : sınav günü yapılan gezi : cankurtaran : kudurma saati : angarya : nöbetçi öğretmen : kopya çeken kimse : iyi bekleyip kötü not almak : hapishane

Bil Bakalım!! 2+2=5 ? X = Y .....olsun X² = X.Y..... eşitliğin her iki tarafını ‘X’ ile çarptık. X² - Y² = XY - Y².... her iki taraftan ‘Y²’ çıkardık. (X + Y).(X - Y) = Y.( X-Y )... Sol tarafı çarpanlara ayırdık sağ taraftan ‘Y’ parantezine aldık. ( X + Y ) = Y.....( X - Y )’ler sadeleşti. X + X = X....X = Y olduğundan, 2.X = X......’X’ leri topladık. 2 = 1 .......’X’ ler sadeleşti. 3 + 2 = 1 + 3...her iki tarafa ‘3’ ilâve ettik. 5 = 4....buradan, 5 = 2 + 2... ‘4’ü, ‘2+2’ şeklinde Yazdık HATA NEREDE?

?

…Bunları Biliyor Musunuz ?... » Günde bir metre boy atan sarmaşıkların olduğunu, » Piranaların üç ısırışta insan elini bileğinden koparabileceğini, » Dişi mavi balinaların 34m boyunda olduklarını ve günde 3.000.000 kalori aldıklarını, » Edison’un ampule konulacak maddeyi bulabilmek için 3.000 deneme yaptığını, » Yapılan bir deney sonucunda sigara içindeki katran maddesinin bir farenin sırtına sürüldükten sonra, farenin sırtındaki o bölgede kanser oluştuğunu, » Yarım kilo bal yapabilmek için arıların iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorunda olduklarını, » Türkiye’nin kişi başına alkol tüketiminde dünya 3.’sü, sigara tüketiminde ise dünya 4.’sü olduğunu, » Bir camın kırıldığında, ufalanan parçaların saatte üç bin millik bir yol aldığını, » Beethoven’in beste yapmadan önce kafasını soğuk suya soktuğunu, » Türkiye’de her 25 kişiden birinin astım hastası olduğunu, » Bir arının kendinden 300 kat ağır nesneleri kaldırabildiğini, » Yeni doğmuş bir balinanın ortalama 1800 kilo olduğunu, » Tavukların yılda 227 kez yumurtladığını.

Komik Sorular * Niçin falcıya gitmeden evvel randevu almak gerekir? Geleceğimizi bilemez mi? * Neden insanlar gökyüzünde 400 milyon var denildiğinde inandıkları halde, “yeni boyalı” yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar? * Niçin fare kokulu kedi maması yok? * Teflona hiçbir şey yapışmadığı halde teflon, ‘tavaya’ nasıl yapıştırılmıştır? * Neden kainat güzellik yarışması yapılmaktadır? Güzellik yarışmalarına diğer gezegenlerden de mi başvuru olmaktadır? Dünya güzeli neyimize yetmez?

28


eğlencelik

ZEKA SORULARI 9 ÖRDEK

ÜÇ KARE

3 avcı, 3 saatte, 3 ördek vurabiliyorsa, 9 avcının 9 ördeği vurabilmesi için kaç saat lâzımdır?

Sağdaki şekilden, 3 kibrit çöpü çıkararak 3 kare yapabilir misiniz?

RAKAMLAR

Sıfır’dan 15’e kadar sayıları, karelere öyle yerleştirin ki; a) Yan yana, b) Alt alta, c) Köşeden köşeye.

HALAT ÇEKME 2

1

Ali ile Mehmet beraber; Selim ile Hasan’ı kolayca çektiler. Ali ile Selim bir olunca; Hasan ile Mehmet’i güçlükle de olsa çektiler. Ali ile Hasan ve Selim ile Mehmet’in kuvvetleri denk geldi, yenişemediler. Yarışmacıları kuvvet sırasına göre dizebilir misiniz?

8

Koyu çizgilerle ayrılmış her 4 küçük kare içindeki rakamların toplamları hep 30 olsun.

0

3 14 13 0 1- ÜÇ KARE

2-) 9 ÖRDEK(3 SAAT)

5

8

10 7

9

4

1 12

15 2

6

1

3-) RAKAMLAR ZEKA SORULARI YANITLAR:

29

1-Ali, 2-Mehmet, 3-Selim, 4-Hasan 4- HALAT ÇEKME


mezuniyet

2009/2010 MEZUNLARINA

Hani “Anlatılmaz yaşanır” derler ya! İşte tam da öyle bir Haziran akşamıydı...Siyah kepleri ve pelerinleriyle 8. sınıf öğrencileri bir gurur tablosu sergiliyordu. Kültürel kimliğimizin en güzel motiflerinden birini ezgileriyle ve danslarıyla buluşturan Bitlis yöresi halk oyunları ekibimizin muhteşem gösterisiyle gece başladı. İstanbul İl Özel İdaresi Eğitim Kültür ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Ali ERDEM, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün değerli temsilcileri, eski müdürümüz İhsan KÜÇÜK mezuniyet gecemizde yanımızda olarak bizleri onurlandırdı.

30


mezuniyet

UNUTULMAYACAK VEDA

Başlangıçlar güzeldir her zaman, bitişler ona inat zor! Tanışmalar heyecanlı ve umutlu, ayrılışlar hep hüzün dolu! Duygu yüklü gecemizde neler yoktu neler! Gençleri verdiği konserle coşturan çılgın şarkıcı Lal, Karadeniz’in güçlü sesi Bahri TURAN ve Kader, Türkiye 2.si Yıldız Kızlar Voleybol Takımımıza ve dereceye giren öğrencilerimize plaket töreni, mezunların kırmızı halı üzerindeki geçiş seremonisi, “Geleceğe bir adım projesi” kapsamında kardeş okul Van Saray Yatılı Bölge Okulu’ndan gelerek mezuniyet heyecanlarını bizimle paylaşan misafir arkadaşlarımız, alevleriyle karanlığı aydınlatan meşalenin geleneksel devir teslimi, okul birincisinin herkesi duygulandıran veda konuşması...

31


mezuniyet Okul birincimizin ve tüm mezunların keplerini havaya fırlatmalarıyla birlikte gökyüzüne yükselen yüzlerce balonun süzülüşü, patlayan volkanların ve şelalelerin oluşturduğu ışık seli görülmeye değerdi. Mezunlar ve aileleri gözyaşları içinde okulumuza veda ettiler. Onlara ömür boyu mutluluklar diliyoruz. Bu muhteşem geceyi bizlere yaşatan başta müdürümüz Ahmet ÖZKÖSE’ye ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor darısı başımıza diyoruz.

32

CINARALTI Bakirkoy atakoy 60.yil etut beslenme İlkogretim Okulunun dergisidir 2009 2.sayidir  

ÇINARALTI Dergisi İstanbul Bakırköy Ataköy 60.yıl etüt beslenme İlköğretim Okulunun dergisidir.2.sayidir.2009 Okul Müdürü Ahmet ÖZKÖSE, EDİ...

CINARALTI Bakirkoy atakoy 60.yil etut beslenme İlkogretim Okulunun dergisidir 2009 2.sayidir  

ÇINARALTI Dergisi İstanbul Bakırköy Ataköy 60.yıl etüt beslenme İlköğretim Okulunun dergisidir.2.sayidir.2009 Okul Müdürü Ahmet ÖZKÖSE, EDİ...

Advertisement