Page 1

YALÇIN KUÇUK ••

21

YAŞINDA

.

BiR

••

ÇOCUK •

FA T 1 H SULTAN MEHMET

1)


Yirmibir YaŞında Bir Çocuk FATİH SULTAN MEHMET


Yirmibir Yaşında Bir Çocuk Fatih Sultan Mehmet, Yalçın Küçük / 'Ekim 1987 / Kapak, Erkal Yavi / Kapak Baskısı, .özyılmaz Matbaası / Dizgi - Baskı, Yaylacık Matbaası / Cilt, Tekin Ticaret / Kitabı

Yayımlayan, Tekin Yayınevi, Ankara Cad. No. 43 İst. Tel.: 527 69 69 - 512 59 84


YALÇIN

.

KÜÇÜK

Yirmibir Yasında Bir-Cocuk .

.

'

I

1

. FATiH SULTAN MEHMET

. TEKİN YAYINEVİ


mızrak ömer devrim'e yirmi beşinci yaşına · armağan 29 Mayıs'ta doğdu temren'le benim sevincimiz oldu y.k.

Geçtim ·putların ormanından baltalayarak ne de kolay yıkılıyorlardı. mihenge inandığım şeyleri, Yeniden tıurdum · çoğu katıksız çıktı çok şükür. Ne böylesine pırıl pırıl olmuşluğum vardı, ne böylesine hür. ·· n.b.

Pırağ, 21 temmuz 1· 957

gözierimi kapadığım zaman dünyam o kadar ışıklanıyor ki gözlerim kamaşıyor kör. olacağım sanıyorum gözlerimi korumak için gözlerimi açıyorum , y.k. karakusunlar, ·6-7 temmuz '87, gece


İÇ İ N D E K İ L E R Birinci Bölüm ÖLÜMLÜ HAZIRLIK Sondan Başa Ölüm . . . . . . . . . . . . . . . . . : . .. . . . . . . Baştan Sona Ölüm .. . . . . . . . . . . . . .. . . . . . .. . . Baye zid, Babası Fatih'i Zehirliyor .. . . . . · ; .

34- 68 68- 81 81-11 2

13-114

İkinci Bölüm ·

OSMA..'N"oGLU CUMHURİYETİ İki Partili Düzen . . . .. . . . . . . . . . . . :. 119-153 İkinci Bayezid'in Kapı Kulu Partisi : KKP . . . . . . . . . . . . . . . .. ...... . . ... . ...... . . . .. 154-165 . .

.

. .

.

. . . . .

115-167

. .

.

Üçüncü Bölüm KURUCU MEHMET Modern Hükümdarın Doğuşu . . . . . . . . . . . . . . . 181- 200 Divide et İmpera . . . . . . . . . . . . . . . . . ... .. . . . 20Qı- 2 23 .

. .

.

168-224

.

Di)rdüncü Bölüm FE�İH Batı ile Ünyon . . .. .. .... . .... .. . .. ..... . . . .. . . . 238-260 Kuvvetlerin Sürülüşü . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . - 260-284 . · ve Son . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . 284-313 Kuşatma .

. . . . . . . � .

5

.

.

2 25-315


/ÖNSÖZ

Öğrenmek şaşırmaktır ve en -çok çocuklar şaşırı­ yorlar. Her Çalışmamı kağıda dökerken şaşırıyorum ve

bu çalışmamda ı çok şaşıırdım.

Şaşırma. yeteneğini yitirenl'.erin öğrenme alışkan­ lıklarını kaybedeceğine inanıyorum,- böyle bir durum­ da yaşam zahmetine değer mi, tartışıtması gerekiyor. Çünkü öğrenme . büyük bir sevinç'tir ve tekeller bu. nu da elimizden almaya çalışıyorlar. Yaşama ve ötırenme sevinç'imizi vermeyel'im.

yor.

Henüz «yeni» sözüm olduğunu düşünüyorum .. Bu,· henüz yazmaya başlamadığim anlamına. geli­

«Sovyetler Birliği'nde Sosyalizmin Kuruluşu» ça­ lışmamda1 «yeni» olmasa bile «yeniye yakın». sözlerim var,- bu çalışmamda ilk kez «yeni» sözlerim ol(fuğu iz­ lenimine kapılıyorum. Belki de bir rastlantı değit,· bu çaıışmam �a hir başka kuruluş üzerinedir. ·

Bu çalışmamda o kadar çok şaşırtıcı b'u.lgular ve· çözümlemelerle ortaya '.çıkıyorum. ki, tekrarlayarak belirtiyorum., ben de ç.ok şaşırıyorum;, Anca.k yaptık".' Varımın ve yazdıklarımın abartılmama ,sını diliyorum ve özellikl'e benim katkı ve yeteneğimin a.bartılmama-

7


sını, içtenlikle istiyorum. Abartılırsa yanlış olur; ben. «işin» bir kolayını bul.dum. 'Toplum düşüncemiz ve tarihimiz son derece ters yazılmış�·- bir kolayını bulup bir ucundan yalıakıdım. Bundan sonrası, eğer çorabı sökmeye devam etmek isteyen varsa... son. derece kolay· oluyo , r; keridiligin�t'en ge_liyor. ·

'

Cumhuriyet tarihinin çarpıklığını,. idealist ni.teli­ ğini anlayabiliyorum; fakat Osmanoğlu düzeninin k'u-:-. ruluşunun ıda aynı ölçüde çarp . ık, ters veya bilim dışı yazılabileceğini, ttıhriflerle ve ihmallerle dolu olaca­ ğını hiç düşünmemiştim; bunu. öğrendim.. Sonra dü­ şündüm ve «öyle olması gerekiyor�> sonucuna vardım; insanlar, bizler ve «ben» ne kadar �sdfdil ol!uyoruz, bu,­ nu zamanla anza : yabiliyorum,. Cumhuriyet tarihi ve Kemalist Tarih Yazıcılığı bu kadar ç.arpık olursa, Os­ manoğtu Ta rihi de aynı ö.lçüde idea list ve yanıltıcı. olmalıdır; birbirinden ayrı değiller ve birbirine da­

yanıyorlar.

«Yirmibir Yaşında Bir Çocuk Fatih Sultan Meh­ met» Çalışmasını planlark.en, son derece sıradan bir kitap yazmayi düşünüyordum; modern giysil'erle oy­ nanan bir Shakespeare oyunu düşlüyordum. Benden önce de y.apıımıştır; West Side Story veya Batı Yaka­ sı Hikayesi, bir Shakespea.re oyunudur,· modern bir ortamd'a ve çağdaş giysilerle oynanıyor. Eski bir feth'i, yeni kuşaklara anlatma-k istiyor­ dum; yine de bunu yaptım. İstanbul' un fethini yeni­ den «kurarak>.? , ancak hiç bfr yeni öğe katmadan, bir kuşatmanın nasıl yapılacağını ve bir hayalet düzenin. nasıl yıkılıp alinacağını anlatmak ·istiyordum. Bunu. yine d'e yaptım. Kuvvetlerin .sürülüşünü anlatmak istiyordum,· ön­ ce «azaplai» sürülüyor. Aydın belgesini1 hazır!arken,. Ekin'i kurarken hep azaplar ile çalıştım; azaplar'ı yaz­ mak istiyordum. Azaplar, Osnianoğlu savaş düzeni­ nin en önde ve düşmanla tema$a ilk sürülenler azap--

8


Zardır; her dinden ve her ırktan geliyorlar. Hayal kı­ rıklığı ve tatminsizliklerle dolu bir geçmişleri var; ön­ lerinde kal'an zamanları ve inançları az olduğu için. kazanma şansı az ancak ganimeti büy ; ük oyunlara ha­ zır oluyorlar. İlk güçlükle karşılaştıkları zaman d,a. mücadeleyi bırakıp . gerisin geriye kaçıyor.Zar; fakat ·arkada çavu.şlar ve yeniçeriler palalarıyla belıliyor­ .lar! Azapl'ar beri kaçamıyorlar. Az.aplarla savaşçılar arasında kısa. bir savaş var� Yeni kuşaklara bunları anlatmak. istiyordum. Mü­ cadeleye devam etmek isteyenlerle hÜyük ganimetler· için mücadeleye giren, en önde yer alan, ilk mu.kave­ mette geri kaçan ve bu kez, mücadele arkadaşlarına· saıdıran azaplar arasında bir kısa: savaşın olacağını;· anlatmak istiyordum. Bunları yine de yaptım. Her eylemi bir düşünce velıtörüne çevirmeye ça,..­ lıştım. Azaplar'ı düşüncel'eştfrmekle yetinmedim;· top'u da bir kavram haline sokmayı cbf3nedim. Top, bÜtün silahların en inatçısıdır.. G örme31.erek ateş yapar­ ve cepheyi sürekU d1över; top, önce moralce yıkmayı . ·

amaçlıyor. Hiç bir teknolojilı. yenilik getirmemesine karşın·, yirmibir yaşında. Mehmet'irı topların ölçeğini devleş-­ U.rmesini bir kavram olar.alı çözümlemeye çalıştım. Mehmet'in inadı ile topun bir silah olarak inatçı nite-­ liği bu çalışmamda bir araya geldi. Sürekli top atışı yapılmadan hiç bir fethin ger;_­ çekleştirilemeyec·eğine inanıyorum. Top atışına güvenmeden bir fetih stra.tejisini sow. derece çocukça buluyorum.. Ancalı eşitsiz gelişme çağında yaşıyoruz ve yaşı­ yorum. Modern fizik, modern resim, modern riıuzik insa-­ nın düşüncesinde ve düşünce yöntemlerin . de. büyük· değişikliklere denk düşüyor. Gözlem· ile gözl'eyen aJ�--

9

'


lın birbirinden tümüyle bağımsız olmayışını ·d'üşün­ cemizin ve diyalektiğin yeni yasalarından birisi yap­ mak durumundayız.. Artık insanın aklıyla görd'ügüne inanıyorum. Akıl ise sürekli bombardıman altındadır ve bu bombardımanlar aklın biçimlenmes.ine ve görüşüne etki yapıyor. İçinde yaşadığımız aşamada insanoğlu, hiç bir dö­ nemde olmadığı kadar, ideolojik bir yaratıktır. . Çağı­ mız, ideolojilerin etkinliğini ve «doğru» ideolojinin önemini son derece artırıyor. ***

Fethi, zamanından beş yüz yıldan daha uzun bir s . üre geçtikten sonra ve insan düşüncesinin yöntemle­ rinde önemli ve olumlu katkıların yaşandığı bir nok­ tada yazıyorum; ne kadar olduğu gibi yazmak iste-:­ miş olsam da, benim aklımın, Feth' e b'.akışımı etkile­ miş -olduğunu inkar etmiyorum. Ancak «gerçek» de, bir ölçüde, yöntemlerine uygun olarak «bildiklerimiz» olmuyor mu; öğrenme, bitmez tükenmez hir serüven olma niteliğini biraz da buradan kazanıyor. Modern fizikteki· gelişmeler, düşünme yöntemi­ nin, topluma ve doğaya uygulanmasındaki sözde ayrı­ lıkları da ortad'an .kal. dırıyor; bütünsellik yeniden or­ taya çıkıyor. Bunu son derece sevindirici ve yaratıcı buluyorum.. Bu kadar şaşırtıcı bulgu ve çözümlemel'er içinde benim katkı ve yeteneğimin abartılmaması gerektiği­ ni tekrarlarken, bütünsel bakışın erdemini · vurgul.ainak gereğini duyuyorum: Çok geniş bir alana ilgi du­ ·

yuyorum ve çok geniş bir alanda araştırma yapmaya çalışıyorum. Bu, insan bakışına getirilen işbölümünü kırmak demektir; ne yazık, batı düşüncesi, iş.bölümü. nün kıskacı içinde kıraçlaşmıştır. Önümüzdeki zamanllarda Batı'dan ve toplumsal �Zanlarda ·önemli hiç bir katkı be.klemiyorumı. Kendi

10

·


9öbeğimizi kesmek durumundayız; eğer çalışmala­ rımda «yeni» bilgiler varsa, bu, insan aklını ve bakı­ _şını bütü nleştirmeye ve ufkunu açmaya verdiğim önetndetı geliyor. Öğrenme sevinçimiz'd'ir. Bakışımıza getirilen işbölümünü, bir tür zincire vurulma ve bir tür hapisl'.ik olarak görmeliyiz; aklın " hapisliği işbölümünün zincirleriyte gerçekleştiriliyor. Boyle bakarsak, Batı dünyasında. ve Türkiye'deki .üniversitelerin, insan aklının büyük hapishanesinin görürüz. koğuşları olduklarını ' ·

·

94'( * i:

Teşekkürlerimi dillend.irmem gerekiyor; arkadaş­ larıma teşekkür ediyorum. Kaynak bulma, çevirileri­ m.e yardım etme, yüreklendirme; buntarın tümü için çok büyük yardımlar alıyorum. Bu yardımlar olmasa, bu· tür çatışmaları yapabileceğimden ku,şku duyuyo­ rum. Yazarken yaşıyorum ve yazd'ıkkirım, yazma sü­ recinin yoğunlaşma noktasında tümüyle beni içine alıyor; günlerce yalnızca yazdıklarımla. yaşıyorum. Böyle zaman·larda, bir arkadaşımın en küçük bir soru­ suyla uyarıldığım zaman, yaşadıklarımı bir de söze ' çevirme gereğini duyuyorum. Böyle durumlarda be­ ni şaşkın şaşkın dinleyen ve pana- sabırla bakan ar­ kadaşlarıma ıdaha ç'Ok teşekkür ediyorum. Kütüphanelere v.e kütüphanecilere teşekkür et­ mem gerekiyor; Türk. Tarih Kurumu Küt(l,phanesi'ne bir orgeneral eli değmiş, bunu anlıyorum. Atatürk Ku­

rumu'na bağlandıktan sonra bu güzel Kütüphane'nin militarizasyon tabi tutu.Zduğunu gö1rdüm; içinde ' çalışmak güçleşiyor. Bunun yanınd.a Meclis'in en çok kütüphanesini seviyorum� Ali Rıza Cihan'ın yönetiminde Meclis'in genç kütüphanecileri Serap Cihaner, Şahin Akdağ ve Faruk Nafiz Ertürk, her türlü yardımı esirgemed.il'er. Teşekkür ve sevgilerimi sunuyorum. Henüz üniversiteye dönmemiştim; Orta Doğu ·

1l


Teknik Üniversitesi Kiitüphanesi'nin okuyucu hiz­ metfori bölümü yöneticisi Nur ·Karataşlıoğlu, bana, bu güzel Kütüphane'nin imkanlarını açtı, yararlanma­ mı. sağladı. ODTÜ ve Kütüphanesi, Karakusunlar Kö­ yü ve 'orta Doğu Sitesi'ne çok yakın olduğu· için bü­ yük mutluluk duydum ve pek. _çok yararlandım. Nur Karataşlıoğlu ile ODTÜ Kütüphanesi'nin tümüne te­ şekkürle.rimi yazıyorum. ***

Ufkumuzu geliştirmek. du.rumundayız; Mehmet'­ in ufku çok. geniştir. Kararlılığımızı artırmalıyız; Mehmet, bir inat öl­ . çüsünde kararlı görünüyor. Sorumluluklarımızı uygu.Zamada acımasız olmak durumundayız; Mehmet, tar . ihin kaydettiği büyük ac-ı­ masızlardan birisidir. Sekizinci Henry, Müthiş İvan veya De�i Petro ile karşılaştınlabitir. İkinci Mahmut ve Mustafa Kemal, Mehmet'in gerisinde kalıyorlar. İnsana son derece sevecen olmak. zorundayız.- in­ sanı, sevmenin yaşama görevimiz olduğunu düşünü- · yorum. Mehmet'i bütün acımasızlığı içinde son derece sevecen bul'uyorum. ·

.

Bu çal'ışmayı 'bunlar için yaptım; hep yeni kuşak­ lara bunları anlatmaya çalıştım. Öğrenmeyi ,ve anlatmayı sürd'ürebilmeyi d'il'iyorum.

Yalçın Küçük

- 1

· Karakusunlar köyü eylül

12

1987


BİRİNCİ BÖLÜM .

'

ÖLÜMLÜ HAZIRLI K

Gecekond u i le ass i m i la tio, kawra m ola ra k , bi r b i ri n e cok yakı n d ı r; yok ı n lık l o rı kuru' fobi l d i ğ i za mon O sma noğl u Devletıi'nin kuru ı uŞ i.l kesi ortaya cıkııyor. . Artık g ec ekond u­ l a n n h iı c biri si; .g ece ku ruı l m uyor; g ecekon d u , yal nızca , sü­ rek l' i b i r kurul uşuı a n latıyor. Bi r önemli özeUiğ i va r; önce yapı' yok, önce böl meler bul unuyor ya da kuır ulrn {or. Kapı, · bi r enkaz satıcısın dan, pencere kasa l a rı 'b i r başka enkaz­ cıdı a n , eşi k taşı da bir komşu n u n a rtığmd'a n sağ la nıyor: Kuruluşu n dayan d ı ğ ı b i r i l ke veya tas l a k yok. G ecekond u ıyapımım, p ratik, zama n , zama n ıı n içi n d e s a kl a dığ ı i mkô nı veya ·i m kô nsızlı k l a r ve, 'hepsinden öte f ı r­ sa·t cı· l ık bel i rliyor. G ecekondu yapı mı n dan h i ç b i r pa rça veya · böl m e özg ü n d eğ i ld i r; h epsi dai h a önce va r ve k u l lan ı l m ı ştır. .Gecekond u yap ı mı, bHi msel ola n ı n ta m ters i bi r .yere otu ruı y or. Bi r tür enprovizasyon , bi r çeşit d oğ a çl a ma ola­ rak gelişi·yor. B i l imde 1ise önce yapı ve cok zaman- yapı­ d a n da önce cat11 kuru l uyor; teorl, . önc e catm:a k'tı r. Bürod a ıbaş.l a ng ı c tezl erin '.i yazmam gere kiyor. B i r: Osman l ı d üzenind e ı h iç bi r paroa veya bölme, özg ü n de­ ğ:i ld i r. Osmanl ı düzen i ni o l u ştu ran belH başl1 öge veya. kurumlar, daha 'ö nce başka bi r yerde, başka bir d üzen­ de mt.İıtlaka va rdır; Osm a n oğ lu, en önemli kurumlar ı n ı , ta· rıi'hi:n enkazcılofınd a n a l ıyor. ·

13

-


Tim a r d üzeni, p roni,a a dıvl a ve t ü m ögeleriyle bi rlik­ te Bizans'ta var. Puşki nı ' i n d aha sonra hem Sovı y etler ve hem de Ame rikalı·l a r ta mfınd a n fi l m e a lınan ve Puga.çef' Aya kl,a n ması'nı yazan Kapta nskaya Dyevuşka a dli rom a­ nı, Rusya uc' l a n nın 'bi rinde benzer bi r d üzende geçiyor. _Rusya tari hçi leri, aynı sistemi n Ru ıs ya 1 ' da da uygu l a nma-· sını, Moskova p rensleri nden bi ri sini n Bizans. p rensesleri n -­ tfen ıbi rıi siyle ev;l·e n m esi :n e: bağ lıyorlar. 'Bund a n çok d a ho önce e mi r ıQrh a n, 1 346 yılında, Doğ u Roma ·İmpa ratoru; .Kanta kuızenos'u n kızı Theoda ra i l e evl endi; tima r d üze­ ninin Osmanoğ l u topra klarında uyg ul a nması Orı h an Gazi; i l e başlıyor. Evli l i k bi r si mgedi r. İıh tiya ı c keşfi n anasıdır, Anca k O rta Cağ, keşif dönemi deği l ; hiç bir ya ratı-;cıhğı do.ğu ramıyor. · . Bizans, Doğ uı Roma veya ya l nızca Roma a dııyla, Ro-: ma i mı p a ratorl.u ğuı'nun Otta Cağ'da ·deva mı oluyor. Roma,.. O rta. Cağ 'da ve öw!Hkle ıbu çağ'ın son larına doğru, ya­ ratıclıktan yoksun t ü m p ratisyen genişlem elere tek model: o l uyor ve Doğ u'da, Arapl a n n etkisiyle « R u m» a dını ak-' yor. Batı'da Sırp K ra lı Ste1fen Duşan, B u l g a r Prensleri,_ Kuzey'de ta ri i h s a h n esi n e 1cıkmaya başlayan Kieıv Prens­ l eri, Doğ uda Se: l cu koğ u:l lan, h atta Ti m u r, Biri n ci Bay�­ · zid'ten son ra g , e len, Bizans'ı1 n .gölgesi nde emirl-i kleri ni sOr-:-; dürmek isteyen çeıki ngen ve yılgın M eh met Cel eı b i i l e oğ� l u i kinci M u ra d dışınqa Osm a n oğ u l l-a rı başta İ ki nci M eh­ m ed, Rom a İmıp aratoruı . olmak istedi ler ve bunun için. ista nı bul'u zdptetmeyi gerekli ve zon.ihl u g örd ü ler. Roma i mpa ratorluğu ı' n u n Batı ve Doğ u i mp a ratorıu'k-� lan ola ra k ayrıl mo tci rın d a n bi r süre sonra Ba�ı Roma'­ nın ta ri h sa: h nesi nden çeki l m esi ve Rom ;a·nıri, ya l nızca Do- · ğl.i 'Roma· İ mpa ratorl u ğ u o l a ra k s ü rmesi, Or.t a Cağ'ın başı' ofrı rak dö ele cihn ı, yor. İ ki n ci Mehmet'i n Cçmstanti n opole'u: zaptederek Roma i m p a ratotl uğu' n uri ·Varlığına son ver-: rrl.esi· i se O rteı Cağ'ıın son u ola ra k kabul ediliıyor; tartışmq:­ lıd ı r. M eh met'i n asıl katkısı, ömrunü tamom l a mış bi r Or..:: ·

·

_

14

· .


ta Cağ dürze ni n i yeniden kura rak, Orta Cağ' ı n d ı ş ı n a doğ­ ru yen i den yaşatmasid ı r. Osm a n oğ u l l a rı ' n ı n ıbi r kaç çad ı r l ı k isimsiz b i r a şi ret­ ten btr büyük ·i mpa ratorluk k u rma·ıa rı n ı n g i z i n i bu rada a ra m a k .gerekiyor; R o ma'n ı n çöz ü l en otori·tes i n i n yolaçtığt . bi r b oş l u ı ğ a kondu la r. Başı:a n g ı ,çta , b i r itioi g ü ç işlev . i n i g ören ıbi r i ç d i nami kl eri va r; M oğol l a r ı n önü n d e n kaçan g öçer T ü rkler Doğ u Roma i mı p a rator l u ğ u ' n un s ı n ı rları nda ­ k i uc beyl ikle ri n e · sığ ı n ı_yorla r. Uc'l a r ve b u a rada Er.t uğ ­ ruıl'unı yerleştiğ i, Söğ ü t v e çevresi de b u y urtsuz T ü rkmen y ı ğ ı n la rı , Anadol u beyl ikleriı a rası n da k i çatışm a l a rda ye­ ni k d üşen a ş i retler,· i mpa rator' o verg i vermeyen Gre k l er, her d inden serü�enıc i l erle d ol up taş ı yor; Anado lu 'da yen i . toprak ıbu: l amazl a r, g üçl ü Türk beyHkl eri ta ı h t ku rm u ş l a r. Da ha u:c 'lam, daha i l eriye gitmek zoru ndaı·a r. İ· l k d en emeler şaşı rtıı c ı· ol u yor; Batı, On Dördüncü Yüz y ı l ı n i ki n c i y· o rısı n ı n ıba ş ı n d a , O rha n ' ı n önce Tzıymı p e, Cirı­ bi 'yi, daha son ra da Tra kya'yı tutan Gelibolu' y u a lmasmo kadar Osm a n oğ l u Türkle1ri' n i1 n farkı nda b i l e .görü n m üyor. Bu nun ötes i n de ve daha da ö_ n em l i si , Brusa, Bursa, N i ­ oae, İzn i k, N icomedia, İzmit ve diğerleri, k ısq sayı lac.ak ve bel ki de g ü ç' ü ta rtmaya yetece· k kada r bir d i ren me­ den son ra, N azı m H i kmeıt'i n , «geçt i m putl a rı n ormanın­ dan I ba l ta l ıyarak I n e d e · kol·a y y ı kı1 l ıyord u » d izel eri n e h a k verdi.ren bir y u m u şa k l ı kla yeni ·otoriteyi kabul ed iyor­ l a r. Br:ita nya, Doğ u Rom a ' n ı n Asya'daki son eıya l eti ve 'Trakya , bug ünden ba k ı l d ı·ğ ında şaş ı rtıcı bi r çabu k l u k l a , nerede i s e d i renmeden ve k e n t ka l e leri , kesi n l i kl e d ışta n ve merkezden h i ç · b i r yard ı m a l amadan , birbiri a rd ı ndan Osmanoğul l a rı ' n ı n e l i n e geçiyor. Beklenmedi k ve yen i bir durum yaratıyor ve y en i 1 sorunl a r a n l a mı na g e l i yor. B urado .g· ecekondü yap ı m ın ı n i çi nde va,r ola n ·assi mi­ latio s ü reci n e ba kma nın zam a n ıd ı r; benzeme veya ·ben­ zetme kada r tak l i t a n l a ml 1a rı m da içeriyor. Gecekondu'yu y aşata n ve s ü re k l i k ı l an, g ecekondu:' n u n k·a ı c ı n ı l maz ola­ ta k i çe rd iği ass i m i lasy on s ü recidi r; g ecekond u n u n yapı� mında kuı l l a n ı l a n enkazı n birbiri ne ben1zeti l m�si kadar ge- . ·

·

15

·

·

·

·


. 1

tcekondlil yığ ı n la rı n ı n da biri biri n i v e bu orada d ışları nda· .öı�e n d i k leri k ü ltürü ta k l i t etti kleri1 .görü l üyor. Ta kl itçi ve . k ü l türsüz Osma noğ l uı, O rhan zamanında hiç u m u lmad!k bir zama n d a , i·ç lerinoe g örkem l i saray ve bi .n a l·a rın bu l u n ­ ·duğu kentleri e l i ne g eçiri nce, h em ıbir yön eti m bicimi v e ,hem ıd e gerekl i asker top l a ma y öntemt olara k, Biza ns'ın .uc'ları nda k u l lamlan pron ia d üzen i n i , i kta veya ti mar a d ı yJa ,uygula maya koyuyor. .Geçerken ·söylenecekler var: Timar sistemi , g ü d ü k bir feoda l kuru m'd ur. İ l kel bir yöneti m ve geri bir O$ker yetiş­ tirme s i stemi sayı l abi l ir; feod a l iteden en öne m l i ayrı İığ�. ba·şlard a , timar'm ba:b ada n oğ ula bir m ü l kiyet olara k g e·c­ m es i n i n , kabu l edilmemes i d ir. Anca k Orta Cağ'a özg ü ;paroahl ık, timar s a h i p l eri n i n birbiriyle rekabet ve cekis;meleri , kura l ları : net bir biıci mde yaz ı l ma m ı ş ol ma kla bi r. l i kte beyler arac ı l ı ğ ı yl a emı i re kadar uza n a n h iyernrş i k · �düzen iyle, Umar sistemi feod a l yap ı d a n pek aıy rı l mı yor. Geçerken söyleneceklere eklenecekler var: Dağlar . ·oval arda n , ucl a r merkez d e n çok çia1 h a hoşgfüü lüd ür. Uc'1arda h oşgörü, i radi �bir nltel'i k olara k d eğ i l yôp ısa l bir �zorun l u l u k olara k ortaya ç ı kıyor. Uc'larda her d i n de n , ıher m ezhepten, ıh e r ı rkta n, her -g-ecmişten gelen ve bun lmı n da ötesi n de1 yurtları ndan ve (g eç m i ş l eri nden kopmuş y ı·ğ ı n la r yaşıyor; g eriye döneme­ yecekl eri i ıc in ve s ı n ırları g·e n i ş l e.t mek zorunda o l duklanntdan, bir:b ı i rleri ne i htiy aç d uyuy orlar. H i ç bir h oşgörü �i ra d i olamaz . . Hoşgörü'yü çı kara n z oru n l 'u l u k ol uyor. Hiç bir zam an· tam hoşgörü olmaz; h oşgörü i le katı­ ·ıı k , bir elma n ın i k i yarısın a benz· i y or. G ecekond u b öl g e l erinde ve uclarda y ı ğ ı n lar birbiri n e :benzemek zorun l u lu ğunu d uıyuyorlar: Ass i mi las,yon . seı­ ıçuı k oğ u Uar ı ' n d a n · izzed d i n emirl iğ , i . kaybedi nce Kostantin iı.. ye'ye g idiyor, Doğu Roma i mparaıt orl uğ u ' nd a timar sahib i .oluyor ve Bizans Sara y ı ' nda etk i l i çok s a y ı d a d önme Türk · ai l eleri n d e n biri s i n i· , Sulta n i Ai lesini, ol uşturuyor. B izan s· ­ ·ta ıb abası Türk, a n n esi Grek olan lar ayrı bir i s imle an ı ­ ılacak kadar kalopa l ı klaşıyorlar; TurcopoH adıyla an ılı·

·

·

·

16


yorla r. M i hal veyla Ma lRoç, ü n l ü Grek sil ô hşörleridi rler: Mi h a f.- oğ lu ve Ma· l koç-oğ l Uı Ai t l el eriı' n i kuruyorla r ve Tür.k­ l eşere k, Doğ u Roma topra k l a rı nda g eniş l e m e sava ş l a r ı n ­ da ç o k ö nem l i g örev l e r yapıyorla r. Gen i şleme s ü reci n i n ıba ş l a rı n d a Osmanoğ u l la rı, ta r i h sahnesi n e, assi miıl atör olara k değ i l, i çind e ken d H eri n i n d e a ssi m i le olduğ u b i r s ü recin objeleri nden birisi o l a rak çıkıyor. Gen i şleme s ü reci ve M u ra d ' ı n nerede ise h i ç b ir c i d d i engel g örmeden Ba l ka n l a r'a açı l ması babası. Orhan'­ ın büyük tak l i d ini, tima r s i stemi n i, k ısa bi r zama n i çin­ d e ihtiyaca ceıvap veremez h a l e getiriyor. Genişlemiş top­ ra k l a rın askeri soru nla rı t i ma r sistemi n i n tü revi o l a n S· i ­ paıh Merle ka rş ı l a n a mayacak kad a r b üy ü yor ve yeni ord u­ lar soru nunu ortaya ç ı ka rıyo r. Bu. sorunu n bi r yan ı d ı r: d iğ er ya nı d a h a az kolay gö­ .r ü n m ü yor. Bi rden b i re, bek l en med i k bi r bi.ç i m d e, henüz h iı ç bir ö nemH yönetim deney1i m i ndenı geçm e m i ş Osmano­ ğ u l ları' n ı n el i n e,· M u rad zama n ı n da, kesmekle biti ri l eme­ yecek, katl etmekle kökü k uru ıt u ı l amayaca k kadar çok h ı ­ .ristiya n i nsan geçiyor. Üstel i k katl i a m fethed i l m i ş yen i toprokl .a rın d epop ü l asyonu demek de oluyor; çünkü bir ·y anda n Mogol teh l i kesi, Ceng· i z'den sonra _T i m u r' u n yen i -a k ı n larına kad a r, geri çeki ldi· ğ i içi n, M oğ o l l a rı n ö n ü n den ka :c amk Osmanlı' n ı n yen i topra kl a rı n a yerleşecek ye. n i sürü1len gelm i1yor. Orıh a n za m a n ı nda yen i topra k l a ra a ç ı l ­ maya zorlaya n yeni1 göçer s ü rü l eri, M u rad zam a n ı n d a a r­ tı k n üfuz a z l ı ğ ına· dön üş üyor; eşitsiz g e l i ş m e ·i l kesi b u ra­ d a da 1 kend l i s i ni gösteriyor. Assimi lasyon d a , gecekond u yapım ı kada r, i l kesiz'di r v e g ece�ondu yap ı m ı ndan d a p rati k lbi r s ü re c o l a ra k or­ taya çı kıyor. M u ra d ' ın ka rş ı laştı ğ ı yen i s or.un ve zorl uk, bi-r büy ü k assimi lasyonu o rtaya çı ka rıyo r. M u rad, i kıi a şama l ı bir cözüm g eti riyor. M ura d, feo­ ·d a l yap ısı oluşm u ş ıbir T ra kya ve Ba l ka n la r'a a1ç ı l ıyor, bu yap ııy ı oldu ğ u· tü rden a l ıyor 1ve koruyor. Fethedi l en top­ rakla rın tüm a s i l l eri, kra l ve despot a i l el e ri ha riç, tü m .asalet ve zeng i nl i kl erini koruya ra k, yen i d üzende ve da­ ha önceki g ü çl eri ö l çüsünde U�or sahibi ol uyorla r; yöne17

F.: 2


tici y a pı l ıyorla r. Bu n l a rı n bi r çoğunda h ı ristiyanlığ ı b ı rak­ ma koşu l u bile a ran m ı yor; üste l i k Ba l ka n tari hçi lerin i n kendi ü l kelerinde ka l ·a n defterlerde yapm ı ş oldu kla rı a raş­ tı rma l·a r, Ba l ka n as i l lerinde ti marla rı n baba dan oğ u l a geç­ mesi n e de ·i z i n veri ldi ğ i n i gösteriyor. ·Balkan asi l l er i , M urad ' l a ibi rli i kte, kend i v a rl ı kl ı d ü ­ zenleri i ç i n çok d a h a s a ğ l a m bi r g üı v eı n ce b u l uyorla r ; Os­ ma noğ.l u:, h ı ristiya nı d ünya n ın s ı n ıt çel işki leıri ni koruya raı k Tü rkiye· düze n i ne okta rıyor, Osmanöğ l u d üzen i n de, y ı k ı ­ ıı a n Doğ uı Hama İrriıp a ra torluğuı' nd a sa rs ı 1 l a n devi.et otorite­ s i , asi l sımtı a r ı n l eıh i n e, çok daha büyü k b i r güçle yen i de n k u ru lu:y or; ·i rHiı- uı f a kı lı ı' Trakya v e ıBa l ka:n feodaHeri , h ı ristiyan . veya y e ni d i n l·eriy l e mü s l ü m a n olara k , eski veya seçti k l e­ ri yeni a dl:arıyla, hı ristiya n ya da m ü s l ü ma n reay ı , eski­ s i n de nı cok d a ha fazla ve eskis i n den .ç ok daha büyük bi r. rah a tlıkl·a söm ü rü yorla r. Zaptedi len toprak lmın feoda l leri yen i yöneti ci l erdir; h ıristiya n a i lelerin erkek cocu ı k lanndan da yen i bi rl i kl e r ölustu k çoc, u k·l.a rı , yedi 1 ru l uyor. H ı ri stiyan a i le�erin erke ' sek i-z yaşımı n a g e l i nce a il'el eri nden kopa r ı l ıyorla r ve ö n ­ ce sipah i a i l eleri n i n ya n l a rı nd a m ü s l üm a n l ık ve Osma n l ı ­ l ı k He yetişti rH iyorl a r. E ğ i tim i n ' b i r tek amacı va r; · h ı ristr­ yan çocu ı k larn1ı , a i l e ve cıktıklan topra ktan koparmak, b u n ­ ııa n, « k u l» ola r.a k verHecekleri Osma n l ı e m i ri n e körü körü­ ne bağ l ı l ı ktan başka h er tü rl ü bağ la ntıdan ayı rma k , b u i l k eğ i tirrl.in tek a macı n ı ol uşturuyor. Bu n d a n son ra oca k­ lm'da a s keri eğitim görüyor· l ar: yen ı i ıc eri ' l er böylece o rta­ ya c ı k ı yorlıar. Doğu Avruı p a ve Batı Asyaı i . l e Kuzey Afrika'da Doğu Roma impa ra torluğ u ' n un çöz ü l mesiyle ortaya çıkan d ü ­ z e n b oş l uığ una cevap v'Sren. Osmanoğ u l ları, b i r c o k k u ru­ mu ve k u ra l ı Bizans'ta n. a l dtlar; a noa k yenl-çeri ve.ya bir benzeri n i n Roma'n ı n mi ras ı toi n d e bUıl u nm a d ı ğ ı kes·i nd ir. An:c ak y i n e de Osma n oğ u l l a rı yeni -çeri m odel i ni , ken d i ­ l e r i ı b u l mıa d ıta r; bun u da itha l ederek ta k l i t etti ler . Ya l i n ı�ca eyle mc i y di l e r; g öçerler, a d l ·a rı üzeri n de, sü­ rekJ:i h a reket ediyorl a r. Yu rt veıya a i l e bağ l a r ı , s ü rekl i h a18


reket ede ,n göçerlerin d ünyası n ı n d ış ı nd a ka l ıyor; yaşam­ la rı, yurt veya a na-baba ya da kard eş ıbağla ntıla r m ı son d erece paıh alı ve i mkansız denecek kadar zor bi r d uruma soku�or. Bi r tü r profesyonel serüven ıc iler; profesyonel se­ rüıv enci He b i r savaşçı'yı, ayn ı a nl,a ma gelme k üzere b i r müca h i t'i , i n a nç ayı rıyor. 'Bağsızlık, inan çsızlı ktı r. E rtuğ rul Gazi1 ve aşireNn i n m uı h temel1en Söğ üt'e yer­ leş.t iğ ,i sı rada, Tı h omas Aqui nas, i n a n mayı , d üşün me, düze­ yine yükseltiyordu (*). Bura da n , tüm OrtO' Çağ k en d i ni olduğ u türden tekra rlaya n g ü nle r ve d olay ısıyla . bi r g ü n sayılı rsa , Descortes'in düşün meyi va rolman ını kan ı tı say­ masına a C ' l'la n a d ı m sa n ıldı,ğı ndan cok kısad ı r. Osman o­ ğulı l an d üzen i , b u ,ç ok . kısa za m a n orall'ğ mda va r oluyor ve "rhomas'ın c redo ut i nteHigomı aksiyom unu d uya rken Descartes'i n ı je sui s done je pense o cılım ının tüm ü yle d ı :. ş ı n d a ka l ıyor. Tıaklit etmeyi ve benzetm eyi ', a ssıi mHatio, önce i n an­ m a ve daha sonra d a d üş ü nme 1g ereksi n i m ı ve s ü recin i n (*) Thomas Aquinasının, Summa Theologica'da «credo ut intelligam» dediği 1273 yılında Mevlevi Zaviyesi'nin, İngilizce anlaıtımıyla, Order of Dancing Dervishes, kurucusu İranlı Şair Celaleddin-i Rumi ölüyor. Bu sırada Batı Anadolu'da Aydın-oğlu, Saruhan, Germi­ yan türünden önemli ve güçlü Türk Beylikleri var. Ertuğrul'­ unki, bir kaç çadırlık çok sayıdaki aşiretlei\'den birisi olmalı­ dır ; varlıkları bilinmiyor. Osnıan'ın sülalesini, Cengiz'in önüne kattığı sürüler için­ deki aşiretlerden birisi sayan Giıbibons'un 1916 yılında. Oxford' da yayınladığı çalışmaya, Kemalist şovenizmin doruk nokta. sında, 1935 yılında Pads'te cevap yetiştiren Köprülü'nün Os­ man Ailesi'nin çok daha önceden geldiğini ileri süren görüş­ lerine ka,tılmak mümkün görünmüyor. Hiç bir temeli yok; iler­ de değinmeyi umuyorum. Herbert Adariıs Gibbons, The Foundation of the Ottoman Empire, Oxford, 1916. Mehmet Fuad Köprülü, L es Origines de l'Empire Ottoman, Pari�, 1 935.

19


y eriİ1·e koyuyorlar. Assi m i l a syon , yaşam ı s ü rd ü rm eye ya­ rıy;or ve yaratm a n ı n yerini a l ı yor. · Assi mHasyon, i l ke l ' i n d ü ş ü nme yol ud ur. l c on i um' u Konya '.y a, Pod.a ndus'u, Pozantı 'ya, Caesa­ ·rei a'yı, Kayseri 'ye çevirmekte hiç bir yaratııc ı l ı k görünm ü ­ yor; bi r deredeki taş ı.a n sab ı rla b i r b i ri n e sürterek bi rıb i ri · h,e · benz.e ten, bi r biri n e u yd ura n a ka r s u l·a r örneği za ma n R o ma ' d a n ka lma kent i s i m l eri n i Ana dıo lu 'nun yen i h a l k ı ­ n ın a ğ z ın a uyd uruıyor. Bu nlarda v e benzerleri n d e Roma ;�ökü hiç kayıb ol muyor ve katkı· öneml l i o l ma ktan uza k d uı­ ruı y or. Kayser ya da Sez o r Kenti Ceasareia ' n ın k uzeyinde, tıpkı Roma ' n ın çok d oğ usuna N ova Roma, daha sonra Consta nti nopole, Kosta nti n iye veya i sta n ı b ul'unı (*) kuru l ­ ması türünd e n l\leocae·saria kasabası kuru l unca, bu « N ik­ sar» veya «doğ.a n» veya «doğul u» a n l a m ı n ı veren Lati n ­ ce d oğ ma k , yükselmek fi i l ini1 a n latan « l evare» s özcüğ ü n ­ den g elme «levant» , « Levend» veya « Levent» ola ra k er­ k e k 1ismi ve Grekçe g ü neşin doğması fi i ı l ı i nden çıka ra k g ü­ neş i n d oğ d uğ u yer, «doğu» a n l am ın a .g elen « a n a tolea» , « a nadolu» o l uma , yap ıla n�. ya l·mzca a ş ı rı assimHasyon v e­ y a tümdenı i l ke l l l ik sayma k g erekiyor. Bu n l a r, 'birb i riyle diyalektik Hişki ·i çin d e ola n dMde ve d ü ş ünmede son s uz ıbi r tembel l iğ·i ortaya çı karıyor. 1 üde bir Yen i ceri li i k . d üzen i n i n başlatılma sın ı , a y n ı ölç tembellik kate. g erisine koyuı p koy m a ma kta kuş ku d u y uyo­ ' rum. H i ç bir kurum yenicerH i k kada r, Türkl er'e h e m cok ya k ı nı ve h em de sonsuz uza k g örü n m üyor; -irdelemek du­ rumundayım. T ü rkler, d a h a önce bu k u ru mu yaşa d ı l a r ve bu kurumu · yaşamaya z orl a nd ılor. «Türk» sözc ü ğ ü uzu n y ı ll a r « meml ü k» a nlam·ı yla öz-

·

(*) Cehalet ile cüret ne kadar ıbirbirine yakın; 1950 yılla­ rında; muhtemelen Türki�e örtülü ödene�ten para vererek «İstanbul not Constantinople» şarkısını yaptll'.'dı. Doğu Roma kaynaklarında ConSıtantinopole'a hep «polis» deniyor. Tek ·b aşına «şehir»; İstanbul'u anlatıyor ve İstanıbul, Grekçe, «şehir ne.rede?» sorusundan geliyor. İstanbul da, Grek­ çe'den gelmedir; Türkçe ile hiç bir ilgisi bulunmuyor. ·

20

'

·


deş ola ra k kuıl l a n ı l d ı ; a rada b i r köken bi rlıi ğ i ·!yok, a nlam ya k ı n l, ı·ğ ı va r. «Mem l ü k» , mül k olan, a n lamına g e l iyor ve Abbas1 H a l i fe le ri ' ni n öz . e l muıh afızları n ı oluşturuyorla r. Or­ ta Asya 'daiı savaş sı rasmda toıpionan veya esir paza rla­ rın d a n satın a l ın a n erkek çocukl a r, son derec e sıkı ve özel b i r eğ itimden geçi ri l d i kten son ra İslô m'ın" yayı lma­ sında en önde savaşa n ortju bir l ikl eri n i· meydana getirdi, ler. İ çleri n d e çerkezler ve k ü rd l er de var; a ncak Türkler hem sayıca çok büy ü k 'bi r 'bö , l ü md ü r ve hem d e m em ­l uı k , ıbaşka bi r deyişle «köle» . v eya «ku l » bi rl i k leri n i n en oristokratik katma n la rı n ı k u ruyorl a r. Ten l eri, yurt ve o i l e bağl a rı n ı n o l ma ması, Arap e m i rl eri ni n Tüırk. köleleri n i seç­ melerinin ned en le ri arası n da yer a l ıyor ve· n erede ise, a sa­ l et, T ü r� mem l ü k l eri n , aym on l oma gelm ek üzere Türk köl e · a skerleri n i n ıba n n a k l a rı na uza k l ı k veya yakı n ı l ığa g öre bel iriyor. M ura d ' ı n yeni-çeri · kurumu i ç i n önünde m em l ü k mo­ d e l i var; · M u rad'ın geti rdi ğ i yeni l i kl erden bi risL k u ı l lia ştı­ rı l m ı ş ıhıri s 1 tiya n ı çoc uk l a r ı n ı n evlen meleri nin yasaklandı­ rı lmosr oluyor. H a l ifel i k dönem i nd e köl e 1 askerler ise ev­ l eniyorla r; ya lnız evl enme leri sorun ya ratı yor. M ısı r'da Tür.k köle a skerleri ı h e m samyda y ü kse ı. i yor ;v e h em de a sil Arap kadın l a rıyla evlenerek saray eın trika l a rı n ın i oi ­ ri a g i rebi l i yorla r. M em l ü k İ mpa ratorl u ğ u veya Tü rk. Kö­ l e m en Devleti , ·i şte bu tür evl i l i k ve eıvl i ı l i kl.e ri n i mkôn ver­ d i ğ i sa ray entrika l a rı ndan 'Clkıyor; Tü rk köl e askerler yük­ seler e k Arap yöneNci ler 1i deviriyorl a r ken d i a d l a rı n a ha­ nedan süla l esi k u ruyorl a r. Osma n oğ uHan'nm tari h sa ı h ne,si n e çı ktı ğ ı zam an l a r-: da, İ s. l ôm d ü nyası nda en b üyük güç, Türk rve Çerkez sü­ l aieri n i .n bi rh i ri n·i d ev ir�rek yönetti kleri Köle· Devleti 'd i r; · Osma n l ı e m i rleri de, i l k baş l a rda çeşı i tli hük ü mra n l ı k sı-. tatl a rı n ı kulılan m a ·i zn i n i Kahi re'den, M em l ü k S u l ta n l a rı'n­ da n o lmaya ça l ışıyorla r. M u rad'm yen i -çeri'l i k k u ru mu n u uyg u ıl amayc k oya rken M ısı r'da o l d u ğ u ı t ü rden bi r yeni çeri .a i l esi n i n Osma n l ı S ü l a l esi yeri n e tahtı a lmasından e n dişelenm i ş olmosı mümk ü n ı g örün üyor. '

·

2t

,


Ancak Mu ra d ' ı n , Roma lmparatorl uğ u ı' n un Avrupa ko­ ·ıu n un ·çöktüğ ü top ra kla rda a d ın a feod a l den i len bi r eko­ n omik ve siyasi moea iğ,i ın o rtaya çıkmış olduğun u v e feo­ d a 1, 1 g ü çl e r i l e merkezi otoriten i n b i r ta htemvaUi o l u şturdu­ ğun u g öreb i l di ğ in i va rsayıyoru m. Yeni-.çe·ri 'b i rl i kleri n i ku­ ·ra rken, tima r sah ipleri n i n ·g ü c ı ü n ü dengelemek istediğ i n e kesin g özüyle ba k ııy oru rn. Ka pısı'n da kuıl o l a ra k d üzen l edi­ ğ i ıbu yu rtsuz ve. a- i ı l esiz askerleri n , coc u k sa h i bi o l m aya­ rak, ya lı n ızca Osma n-oğ l u Ai l esi ' n e bağ l ı kalma lorını g ü ­ ven c ı e a ltına olma k i1stiyor; n e ölçüde başa rıl ı olduğunu tartı şmak gereğ i ni d uyuyo ru m. Osman-oğ l u Ai l esi ' n i n ta rihin kaydetti ğ i en uzun h ü ­ küm d a r smaesi old u ğ u kesi n di r; a nca·k bel k i d e en i kti� dorsız hon eıd on l a rd a n ıbi risi n i ta rih sahnesine ç ı ık a rıyor. Osma n l ı Sül·a lesi, d a h a yol un başından iti ba ren, önce ti­ ma r saıhiple1ri veya u c beyleriyle, yen i -ce1ri ler a ra sı nda ki çekiş m eni n •içi nde, d a ,h a sonra çok büyük ölçüde sad ece . yen i -ceri l 'e ri n e l i nd e bir oyu.nca kdır. Amcası Dü ndor'ı kat­ lederek küçük bi r aşi rete ş ef o l a n Osma n'm çocu k la rı ve torun l a 1 rı, oltı yüz y ı · I boyunca , 1p a'halı ve ka n l ı bi r oyun u n fig ü ra n la rı oldu l a r; Wi l l Düran t, en azından ta ri h leri n i n bi r k esitinde Bizans'ta ·i mparatorla rı n tahta ç ı kış ı n ı , oyl a ­ rın ci n ayet yoluyla bel irlend i ğ i bi r seç i m e benzetiyor. Os:­ m a n -oğ u l l a rı'nda ta'ht yolUı, potri cide, fi ı l i ci d e ve fratricide i l e a cılıyor. Bi l i n en ve üzeri nıd e kısmen d e olsa d u ru l a n sad ec e tra.trıi cide , ka rdeş k a t l i ' d i r; oğ u l 1 ka;tH, f i l icide v e baba kaUi, patricide, Osm a n l ı d üzen i nd e, e n a z fratricide kad a r yay­ g ı n g örün ü yor. M urad 'ın, b i r Biza n s Prensi H e ıbi rl1i kte1 ba ­ ba la rının tahtı n ı. e l d e etmek üzere orta k i sya na başlaya n oğl u Prens Savcı'yı ( * ), · önce k en d i e l l eri y l e g özl e ri n i oy·

( * ) Osmanoğulları'nda «prens» sıfatı yoktur ; bu neden­ le, bir baŞka çalışmamda, Prens Sabahattin'in, kendi isminin başına «prens» sıfatını yapıştırmasını eleştirdim. Osmanlı prensleri «çelebi» sıfatıyla. anılıyorlar. Şah-oğlu anlamında «şehzade» de kullanılıyor ve ilk başlarda bir de, yi­ ne Farsca'dan gelen küçük padişah anlamında «paşa» sıfatı var. Tarihlerin boğulduklarını tekrarladıkları Murad'ın karde-

22·


d ukta n sonra yi· n e kend i eliyle öld ü rd ü ğ ü Bizans kayn a k­ l a nnda yaz ı l ıyor. M u rad, Bizans İ mpa ratoru'n u da ken d i oğ l u n a a y n ı reçeteyi uy.g u l a m aıya zorluyor; İ mpara to r, o ğ ­ l u n u öld ü rm üyor · ve Prens' i n gözleri de bi r sü re son ra g ör meye baş l ı yor. M urn d'ı k i m öld ü rd ü ; h i ç b i r kayıd yok. Kosova'da derd i ni a n la tma k 1i çi n yan ı na yaklaşan bir yara l ı ta rafın­ dan öld ü rü l d ü ğ ü tekrarlan ıyor; i n a nd ı rıcı buıl ma d ı ğ ı m ı be­ l i rtmek d uıru m u nda y ı m . Bunuı iın a n d ırı cı yapma k içi.n , buı ö l ü mden son ra , Osma nlı Em irleri 'n i n ·huzuıruna çıkan el­ ci l er1i n , benzer bir ölü m ü ön l e mek için, kolla rından iki ' çavuşun tuttuğ u ve bun u n 'bi r p rotokol h a li n e g eti rildiğ i ·idd iast tam b i r uydu rmad ı r; p rotokol m i nyatü rlerde gö­ rü lüyor. Fa kat bu p rotokolun Doğ u Sa rayla rı'nda M urad'­ ı n öld ü rü l m esi nden çok önce ve ıeok sonra da va r ol d u ğ u bi Hn iyo r. Protokol - ş u a nl a m a g e l i yor: E m i r ve em i ri n ba­ k ı ş ı o kadar g üçl ü d ü r k1i , bi r başka dev l eti n temsilcisi e m i ­ ' r i n ba k ı ş ı a l tı nda aya kta d uramaz; yere düşer. s u n u ön­ ·l eme k için, elıe i n i n , e m i ri n bakışıyla yık ı lması n ı ö n l emek icinı, si mgesel ola ra k i ki protokol görevl isi, ıi ki çavuş, elçi­ yi ve kiıbarca kol l a rından tutuyor. _ şi Süleyman Paşa ve Osmanlı tarihinde bir sır olan, yaşadığı bile kuşkulu Alaaddin Paşa, tek iki örneği sağlıyor. Alaaddin Paşa'nın bir büyük özveriyle tahtı Orhan'a bı­ raktığı hiç bir belge veya arşive dayanılmadan tekrarlanıyor. İslam Ansiıklopedisi'nde İ. H. Uzunçarşılığı, «Alaaddin'in bu feragatinin ihtiyari mi, iztırari mi olduğunu kestirmek şimdi­ lik kabiJ değildir� diyor. Bu çalışma için yaptığım araştırmalar gönüllü bi·r tahttan vazgeçmenin mümkün olmadığını gösteri­ yor. «Chalconduyle'nin tevsika muhtaç mütalaaasına göre, üç evlat bırakmış olan Osman'ın ölümünden sonra, kardeşlerinin tehditine maruz kalmış olan Orhan, Keşiş Dağı'na (Uludağ, Olympus) çekilerek, tarafdar ve kuvvet topladıktan sonra, kar­ deşlerini a yrı ayrı mağlup edip hükümdar olmuştur. Amasya Tarihi müellifi Hüseyin Hüsameddin, Orhan ile Hüsameddin arasında hükümdarlık için mücadele olduğunu, bazı istidlal­ lerle beyan etmektedir.» İ .H. Uzunçarşılı, AUleddin Paşa, İ slam Ansiklope­ disi, Birinci Cilt, s. 283. 23


S ı rp kayna k l .a rı nd a M u radi"ı ö l d ü re n k on usu n da ce­ şHl i isi m l er . v a r; bi rb i r i n i tutmuyor. Bu isi m lerden b i risi aziz d üzeyi n e · d e çıkarı l m ı ş d urumd a d ı r; fakat d aha çok Türkler' i nı idd i a l a rı n a g üvenıiyorla r; T ü rk·ler'de ise h i ç bi r kayıt olmaması b i r ya na, i i k k ro n i k'i n yaz ı lması , M urad'ın ö l ümünden yüz y ı l a yakın bir zama n sonra gerçekleşiyor. B u n l a r i d ea l ist, Osman-oğul l a rı'� ı g üzell eşti rmeye, cel iş­ �i l eri orta dan ka l d ı rmaya özen göstere n , tek kay n a k ola­ ra k ri1vayeUeri alan ta kıv i m l er'd i r; başka b i r kayn a ğ ı a mş­ tır ma ya zorl uyor v eya a n ca k başka bi r kayna kl a destek­ lendi ğ iı zama n a n l a m kaza n ab i l iyor. B u n l a rdan· bi ri.si Koso­ va'daki öl üm içi n . « m u ra d öl meyi isted i » sözler·i n i k u l l a m­ yor. Osmanlı e mirlerin i n i steğ i yl e riıvayet derleyen bu ya­ zıcıı l a ra göre, eğ.er M urad Kosova 'da Öld ü rü l ürne, ni ut­ · ı a ka ölmeyi istemiş ol ma sıd ı r; baş ka t ü rl ü d ü ş ü n me l eri �mkô nsız oluyor . . M u rad ö l d ü rü l ür ö l d ü rülme·z , Bayezid' i n , k a rd eş i Va­ kup'u buldurma k için a d a ml a r gönderdi ğ i a nl aş ı l ı yor; Ya­ k up, d a ha önceki sava ş l a rd a ü stü n l ü kl er gösterm iş, pres.­ ti i sa h iıbi · bir komuta n ve p rens'ti r; Bayezid, kard eş i Ya­ k up'u b u l d u ru yor, · ç ad ı rına .g etirtiyor ve· boğ d uru�m. Bayez·id'in d aha önce bi r komplo ·iç i n d e bu l un ma m a­ sı h a l i n d e, Prens Yakµp'u b u kadar çaıbuık v e kola y l ı k la boğ durama yaca ğ ı n ı d üşün üyorum. ıBöy l e b i r kompl on u n· M u rad'ı da kapsa mı0 ıs ı ·i hti m a l i n i b i r ken a ra a ta m ıyorum. Bayezi dl' i nr babası · M u ra d i lıe ka rdeşi· Yaı k uıp 'u n cesedleri nl B u rsa'ya .göndererek g iz l i ce g ömdü rmesi de kuş k ul a n a r­ tı rıyor. Anc a k kanaUa m a k çok z or; ç ü n k ü Osma n -.o ğ l u ta ri­ h i n i n çok büyük b i r dönemi n e ve özeH i k l e Constan ti nopol'­ u n fe1thine ka dar uza n a n g eıl işm e l ere ta m bir ka ra n l ı k g e-· m en · o l u yor. Kara n l ı k yoğ u n d u r v e ç eşitli n ed en lere d a ­ yan ıyor. B ut k.ara n l ık ü zeri n d e1 d urma k zoru n l u l uğunu q uy uyo­ ru m ; a nca k bu ·a rad a iki nc i ıbaşl a n g ı ç tezi n i yam b i l i yoru m.. · İ k i n c i ıbaş.lang ı ç tezi şud u r: Osm a n l ı d üzen i nd e k u ruml a r. var, fakat, k um l l a r yok g örün üyor. 24


Ku ra l l arı n eksi k l i ğ,i n i çat ı ş ma l a rı n zayıfl ı ğ ı n a bağ la­ m a e ği l imi ndeyi m; u c ıbe1y li kleri n d e çatış ma l a r zayıf i se�­ sı n ır l a r d a' · ç ok beıl irg i n o l maya bi l iyor. Çatışmala rı n zayıf­ l ığ ı n d a n kayna k l a n a n k u ra l l a rı n eksi k l .iği , k u ş kusuz, ku­ ruml a rı n varl ığ ı n ı da etkisi a ltına a l ıyor ve zaman za man" k u ru m l a rı n varlığ ı n ı da ta rtışma k onusuı ha l i ne geti rebHi­ yor. Son derece norma l d i r; kura l ları eksi k k u rumla rı tan ım a k kolay görünmüyor. Feodal ite var mı ; sipa h i düze n i feoda· I n i teleırhesi ne· uyg u n bi r h iyera rş i k d üzen lemeyi i çeri1 y or m u? Sovyet uızma n lmı a rosı nda sipahi düze ni n d e katt bi r otorıite mer­ d iven i gören ler b u l u nuyor. Ayrıca Osma n oğ ul l a rı'nda fü­ tuhat yol uıy la o rtık değer stokl a rı tra nsferi ka n a l l a rı ku­ ruyuınıc a, hemen h emen onyed i nc i yüz y ı l ın orta larından. · · son ra , k u ra l l a r ı n d a belirlen m ey e ıbıa şl1ad ı ğ ı n ı. görmek m ü mk ü n oluyo r. B u n u n orkası n d a çeNşkHeri n a rt ması VeF çatı ş ma l a rı n g üçlenmesi o l g usu var. Da ıh a son ra k i yüz y ı l ­ da kendisini ka bul ettire n «aya n » , a rta n çel işki le ri n ü r ü n ü ­ d ü r; g eci kmiş ve, ıg üdük ka,lm ı ş bi r feod a l ite sayı·l a bi l i r · ' ve b u nu n d ı ş ı n da , Doğ u Roma S a rayı'nda eıt ki l i a sa let sa h ibi senatörlerin hortla ması o la ra k da a l g ı la na b i l i r. H a n g·isi olu rsa olsun, bi r k u ru ma i şare tı ed iyor ve kura l eksikl i ğ i nden .g ü d ü k ka l ı yor. . Şu ü nl ü Fatih Ka n un n amesi 'n i hatı rl a m a n ı n sırası d ı r; b öy l e « ka n uın n a m e» oiur mu? Buın u «ka n u n n a me» sayıJ>" yaza n her ta rf üçi n i n önce kendisi n i v e d a h a son ra d a, okuyucusu n u ka n d ı rd ığ ına i n amyorum ;. hiç b i r k u ra l ı ıbe-­ l i rl emeyen bi r ifa d eden «ka n u nn a me» diiye söz etmek ta­ rihe, kan un d ü şüncesi n e ve gelecek kuşa k l a ra say g , ısız­ Fier kim tahta' l ıık sayı l ma l ıd ı r. Fati .h'in söyl.ed i ğ i sudur: ' . g e çerse ka rdeşl.eri n i ö l d ü rebi l i r ,v e, öld ü rmesi nde, d evle­ tin gel, e ceğ i , a çısı nd a n yara r buıl u nuyor. Pek g üzel ; Fati'h, ıbu ü n l ü k a n u n na m es i nde tahta ki­ mi n g e,çmesi g erekti ğ i konusu nda en k ü ç ü k bi r k e l ô rri bil e etmi1yor. Osm a n - oğ l u d üzen i n d e tahta k i m i n geıçeceğ i: h i ç !bi r za man bi r kura l a bağ l a nmıyor rve Kosta ntin iye, Fa­ tih i , İ kinci Mehmet d e, her h a n g i bi r kura l g eti rme cesa­ ret ve g üc ü n ü kend isi nde bu l a mıyor. ·

·

...

·

25


Fatih ' i n s öy l e d ik l:e riı, buı duıru mda , ş u na i ni yor: K i m to htı e l i n e g e ç i ri rse, erkek ka rd eşleri n i n t ü m ü n ü ö i d ü rm e­ J.idıi r. Ö l d ü rüyorl a r d a , fratr i c i d e son d eırece yay.g ı n ve Fatiıh 'ten son ra ki yüz y ı l l a rd a n b i ri s i n d e Osma n l ı · S ü l a l e­ s i ' n d e n bi r erkek taihta otu rtu l u n c a , s a ray'da n b i r b i ri a r­ ika s ı n d a n yi rm i ye y a k ı n tabu t ç ı k a rı l tyo r. i sta nıbu l l u a y n ı an d a h e m · yen i s ulta n i ç i n bay r a m Vapa r k en, m uıhterne l

s Uıl ta n l a rd a n yi rmi s i ne ıy a k ı n ı n ı n taıb uUa rı a rkas ı nd a n g öz y a ş ı d öküyor. B u a ç ıd a n b i r ayrı m yok : Doğ u Roma z a m a n ı n d a d a , O s ma n oğ l u d ü ze n i n d e d e i sta n ıb u H u a ğ l a rken g ü l m.ey i öğ ­ r-en i yo r ve · b öy l e yeti ş iyor. Osr na noğ ul l a r ı ' nd a s u.ita n

bi .r seç i m va r.

ta.hta

otu rtu l uyor:

Sınırlı

Bu g eiecek b ö l üm ü n ba ş l ı ğ ım da h aıbe r v e ri yor; «Os­

ma n oğ l u Cumıh u riye,t i . » Osman-oğ l u d ü z e n i n d e fiıHc i d e1, oğul katli, patricide, baba katl i ve fra tri c i de, kor d e ş k a tl i , son d erece yayg ı n ; üste l i k b u n u uyg u l a m a k i çi n Fati h i i·n ka n un ç ı ka rma s ı n a

d a h i ç g e rek d u y u l m u yor. Fati h ' i n ıkend! s i , daha b i a t tö­ ren l er i s ı ra s ı n d a , üvey a n n esi n i n k utl a ma s ı n ı k a b uıl e d e r­ k e n , b a b as ı n ı n y e n i doğ m uş · oğ l u n u , k u n d a kta k i P re n s Ahmeıt ' i , sa my ı n h a m a m ı n d a boğ d u ruyor. Zava l l ı a n n e , b u n d a n habers.i z , o n dokuz yaşında k i yen i e mi re ba ğ l ı l ı ­ ğ ın ı bi l d i ri rken, üvey oğ l u n u n öz oğ l u n u ıboğ d u rma s ı n ı n

yanın d a , kend i s i n i d e İ sh a k Paşa i l e evl en d i ri p· payi ta h t'­ tan uza k lo ştı raca ğ ı m bi l m iyor .

. O s ma n -oğ l u s ü l a l es i n d e n b i ri s i b i r d i ğ e ri n i a n c a k boğ d u ra biHyor; bu ra d a k u r.a l v a r, · ka b ul ediyo ru m. Os­ m a n oğ ul la n ' n ı n ka n l a rı n ı n a km a m as ı , toprag a buJ a şm o ­ mas ı , p e k çok öneml'i g ö r ü l üyor; k em a n k i ri ş i y l e veya- ok

yayıyl a , b i1rbi ri n i ıboğ uyorl a r. Fati h ' i n b a b a s ı İ k i nc i M u ra d k a rd e şle r iyle ça rp ı ş ı yo r v e ö l d ü rtü yor. M u ra d ' ın b ab a s ı B i r i nci Meıh m ed' i n b ütü n yaıptı ğ ı iş k a rdeşl e ri n İ1 ö l d ü rme k o l a ra k ortava' c ııkıyor: B a ­

y ez i d ' i n ta htı e l i n e g e,ç.i rd i ğ i n e i na n d ığ r a n ka rdeşi n i b u l ­

d urup çad ı rda b oğ d u rd u ğ u.n a ·işa ret e d i l d i ve s ı ra M u ra d ' a

· ,g elıiıyot.

26


ıB uırada · b ü y ü k bi r ka ra n l ı k l a b i rl i kte ta m ıbi r ta h ri ·f at görüyoru m . O s ma n' ı n a mc a s ı D ü n d a r' ı ö l d ü rttü ğ ü n e ke­ sin g öz ü y l e ba k ı l ı yor; a n c a k karan l ı k i çi n d e k i beU.i i puç­ l a rı b i·r d eğ i l iki D ü n d a r' ı n o l aıbi l eceğ i i'hti m a lıi n i g ü çl en ­ d i ri yor: Osma n ' ı n D ü n d a r a d ı n d a b i r a mc a s ı ve be l k i d e a yn ı a d ı ta Ş ıya n bi r ka rdeş i o l ab i l i r; b u: d urumda O s ma n ' ­ ı n h e m a mc a s ı D ün d a r' ı he m d e k.a rdeşi D ü nd a r' ı ö l d ü r­

m es·i g e rek iyor. O s m a n -oğ l u b i r ka·ç ça d ı rl ı k b i r a ş i rnt •ke n b i r di nsel -ekonomi k d üzen ola n Ah i l ik'in etk i s i var; O sm a n b unl a rd a n g üç a l ıyor. Y i ne b i r ka ra n l ı k b a s ı yor; O s ni a n ' ı n ne z a m a n taht­

ta n i nd i ğ i veya ö l d üğ ü !bi l i nmiyor. Bi l i n e n ö l üm ü n den son­

ra B u rsa 'ya .g ö m ü l m eyi va s iyet etti ğ i d i r; a n ca k B u rsa'yı

E m i r O rh a n a l ı yo r. Öyle.yse Osm a n sağ l ığ ı nd a taıh ta n i n-_

d i ri ı:iyor; pek i , öyl eyse, n a sı·I i n d i ri l iyor, s oruısu o rta da d u­ ruyor. B u s oruyla i l g i l i o l a ra k O rh a n ' ı n « s ec i m » i l e tahta

ç ı kt ı ğ ı, kon us u da ta m 'b i r kes i n l i kten söz edeıbHiyoru m

(* ) .

P e k i s eç i ml e taıhta ç ıka n O rh a n , hayatta olma i htima l i bu ­

� u nıa n ıke n d i n d e n öncek1iı e m i r O s ma n ' ı n va rl ı1ğ ı n da n ra ­ h a ts ız o l m uıyor mu? Toru n l .a r ı n da n İ k i n Ci M e h met, taht­ ta n uza k l a şt ı rı l a n � k i n c i M urn d ' ı n varl ıığ ı n d a n p e k çok ra ­ h a ts ız ol uyor ve g e rçekte nı de, Türk ta rihç i l e ri n i n b i l i n e l i bi r b i o i m d e oa rp ı tarn:k i l e r i s ü rd ükl e ri gföi , 1 444 Va rna Sav a ş ı ned e n i ve s.ır.a s ı n d a d e ğ H , iki yıl sonr:a 1 446 y ı l ı n ­ d a ıb i r yen i çe ri a ya kl a nm a s ı y l a tahtı n ı ba ba s ı n a kaybed i ­ yor.

_

- ·

B u ra d a ü ç ü n c ü tez i y a z m am g ereki yor: Fati h Ka n u n ­ n a mesi ' n i c i d d i ye a lm a k ve Os ma n-oğ l u d üz en i nd e f rat­ rioide p rati ğ i n i bu tür ibi r ka n u n n a m e.ye b a ğ l ı g öste·rmek

( * ) «Orhan Beğ de Ahi'lerin yardJ!rnına nail oldu; babası­ nın ölümünden soma Ahi'lerin ve beğlerin ittifaklariyle reis intihab edildi.;ı) Ord. Prof. İ .H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devletinin Saray Teşkiltitı, Ankara, 1945-1 984, s. 40. _ Profesör Uzunçarşılı, Orhan'ın seçimle işbaşma getirildi­ ğine işaret ederken doğrudur ; bunun Osman'ın ölümünden son­ ra olduğunu ileri sürerken yanılıyor. ·

27


ta riih i n

büyü k fa l s i f i k a syon l a rı nd a n

b i ri d i r.

Gözleıri

bağ­

l ı·yor. Fa l s i fi kö syon sapta n d ı kta n sonra 1göz l e ri a ç m a k zor o l m a m a l ı d ı r; patrici de, f i l i cide, fra triıc i d e·, O s m a n - oğ l u bi r a şi re t h a l i n den b i r em i rl i ğ e dön ü ş ü rken i ş i n . ba ş ı n d a n iti b a re n uıy·g u l a n ıyor. E ğ e r b u sapta m a d oğ ruı ise, b u n d a n: Osma n l ı ta rihi n e yepyeni bi r b a k ı ş a c ı s ı d e m e k o l a n y e·­ n i b i r son u ç ç ı k ı yor: H e r p re ns , ta1 hta g eçe m ezse, ö l d ürü­

l ece·ğ i n i önced e n b:i lıiyor. B u n e den l e !h e r O s m a n -oğ l u, p rens i çi n tahta ç ı k m a k b i r ö l ü m - ka "1 m soru n u d u rum u ­ n a g e l i yor; m u t l a k a top l umdaki ceşi tlıi p a rt i l er l e bağ k u r� m a s i g ere k i yor.

Wili

Du ra tı t' ı n Peırs h a n e d a n s ü l a leıleri 1i.çi n g e l' i ştf rd i­

ği bir n i te l em eyi öd ü n e a lma k g e reğ·i n i d uyuyoru m. ; Du ..

ran t, «a b n or ma l l y n a t u ra ! d ea tJh » , bekl enme d i k doğ a l ö l ü m ,. n i te l e mes i n i y a p ı yor. O rh a n ' ı n .g özd e ·ve1 başa r ı l ı oğ l u S ü ­ l ey m a n Paşa ' m n, « P a ş a » ü nvam ve. r i l e n sonu ncu Os m a n ­ l ı şehza desidi r Vef :b u n d a n S o nra a rt ı k �ezi1 rl e re « p a ş a » d eni l i y or, s u y a d üşüp boğ u l ma s ı m , b e k l en m e d i k d oğ ci � öl ü m k ate:goris i i ç i n d e e1l e a l m a k d urum u nday ı m . B u öl ü-. m ü d oğ a l saym a k kol a y görünm ü yor.

Rastl a n tı.ı a ra d a y a l· ı b i r tari h · yazım ı n ı redd e d i yorum . S üleyman Paşa ' n ı n b e k l e nmed i k b i r z .a m�m d a s u ya.

d üşüp b oğ u lmasıylo, M u ra d ' a. t a h t yol u a ç ı l ı mı ş o l uyor. Anca k b u kada r ı ve 'ba ş l ı ıb a ş ı n a ö n e m l i bu l un m a ya b i l i r;. O rh a n ' ı n da n·e z a m a n tah tta n i n d i ğ i! veya ö l dü ğ ü bi l i n­

m i yor. S ü l ·yıyma n Paşaı' n ı n , bu kez k em a n k i r i ş iy l e d eğ i l ,, s u y l aı boğ ulm a s ı n d a n k ı s a bi r z a m a nı son ra ta h t ım kay­ b etHğ i a n l a ş ı l ı yor; d ü ş ü n d ü rü c ü g e l i yor.

Ayn ı şek i lde İ ki n c i M ura d ' ı n gözde şehzadesi A l a e d ­ d i n ' i n d e bek l en medi k ıb i r b i ci m d e orta d a n yok o l m as ı n ı , .

T ü rk ta rihçi leri n i n çok b ü y ü k ıbi r böl ü m ü , d oğ a·! b i r ö l üm

o l a rak g östeıriyor:l a r; ıburn d a·kıi k u rig uı'ya .g ö re A l a eddi.n ' i n. d e· b oğ u l a ra k öl d ü r ü l m esi g er e k iyor

(*) .

Çün kü A l a ed d i n '-

( * ) Amasya Tarihi yazaırı Hüseyin Hüsamettin'in Amas­ ya'da Şehzade Alaeddin'in boğularak öldürüldüğünü ileri sür­ düğünü, Halil İnalcık'ın çalışmalarından birisinde, kıSaca ya28


A n bek l e n med i k öl ü m ü İ k i n c i Meh met'e ta1ht yol u n u a c ı ­ yor. İ ki nc i M e hmet' i n g özde şeıhzadesi M ustafa ' n ı n d a b e k l e n m ed i k ıb i r z a m a n d a , h am a m a g i rip fen a l a ş a ra k öW ­ v e r m es i , Bay ez·i·d ' i n taht yol unda ra k i p l e ri n i aza ltıyor.

B i reyin değeri n i· ıh e n ü z ıbul madı ğ ı O rta C a·ğ ' d a g e n 1c ec i k prensl e ri n böy l es i n e a c ı m a s ı z yazg ı l a ra k u rb a n e d i ­

l e b i lme leri i ç i n , t op l u md a , ta ra f l a rı n ve bu taraf l a r a ra ­

s ında

çatış m a n ı n

bulunması

zoru n l u d u r ;

d a ha

son ra ki

·d önem l e r i n kes k i n s ı n ı f çatı ş ma l a rı h en üz k a ba bi r d ü ­ zeyde g ö rü n ü yor. K a b a ü reti m k oş u l l a rı n a k a b a ça t ı ş m a l a r d e n k d ü ş ü yor. Ancak şehzad e l erin ıböyle· beklen m ed ik · bi r b i c i m d e

.öl d ü r ü l me l e ri n i n s a d e c e şehzadel ere yöne l i k s en a ryola r ·o l ma d ı ğ ı n ı d ü ş ü n m e k gerek i yor;

Al a etti n ' i n öld ü r ü lmesi

zılmış biçimiyle, okudum ; İnalcık, Hüsamettin'in görüşünü red­ dediyor. Ankara'da bana açık kütüphanelerde Amasya Tari­ bi'ni bulamadım ve hem İstanbul'da aramak ve hem de bu çalışmayı yazmadan surları duymak için İstanbul'a gittim ve 'Temmuz ayında sağnak yağmur yağıyordu. Yeİıi tanıştığım Doğan Ülgenci, karısının, iktisat tarihcisi ·olduğunu söyleyince hemen rica ettim. Berire Ülgenci, İstan­ bul kütüphanelerinde, benim için, Amasya Tarihi'ni buldu ve ilgili bölümün hem eski yazılı sayfalarını ve hem de latin al­ fabeye çevirerek Ankara'ya, bana gönderdi. Berire Ülgenci'ye çok büyük teşekkürlerimi yazıyorum. Aktarıyorum : «Ancak sünnet düğününde Şehzade Alaattin Bey'in gayet gürbüz bir halde arzı endam etmesi Tüırklerin na­ zarı dikkatini ce1betmiş, devşirmeler de huylarunışlardu «Alaattin Bey'in harekatı, Sultan Murat'ı bile vehme dü­ -şürmüştü. Bunun için şehzadeleriİı yerlerini değiştird�. Alaat­ tin Bey'i Amasya Valiliği'ne tayin ederek uzaklara attı. Sultan Mehmet'i de Manisa'ya vali gönd'erdb «Alaattin Bey, gösterdiği yararlılıık.larla pederinin nazarı dtkkatlni celb ediyordu. Avdette pederiyle beraber Bursa'ya kadar gitmişti. Sultan Murat'ın izniyle Bursa'dan dönüp Amas­ ya'ya geldi. Fakat arkasından gönderilen Kara Hızır Paşa, Amasya'ya gece girdi. Biçareyi yatağında boğdu. Bu kadarla kalmadı, bir yaşında ve altı aylık ş'e hzadeleri Gıyasettin, Ta­ cettin Çelebiler de ıboğulup Torumtay . türbesine defnedildiler.> · Hüseyin Hüsamettin, Amasya Tarfhi, Üçüncü Cilt, s. 210-211 .


M urat'a veı M usta f a ' mn ö ld ü rü l m es i d e M e h m eıt'e b i retı'

u ya n y e ri n e g e ç i y or. N i tek i m oğ u l l a rı n ın

öl ü m haberl e ri

g e l i nc e İ k i n c i M u ra t ve İ k i noi M eh met, yaba n c ı a ra şt ı rm a ­ c ı l an n o zam a n l a r T ü rik iye, i l e i l g i l i d i ğ e r ü l ke kayna k ve arşiv l e ri nde yap t ı kıl a rı a ra şt ı rm a la ra, g öre, k öy l ü kad ı n ­ l arn ben zer b i r b i ç i m d e g öğ ü s l e ri n i d överek . ken d i l e ri ni

y erlern a ta ra k g ü n l e rc e a g l ıyorl a r. Pat�i c ide, f ra tc i d e ve f i l i c i d e' i n yayg ı n o l d u ğ u b i r d üzende. bun l a rı uyg ulaya ra k. tahta g eçen k i m s e l e ri n oğ u l l a r ı n ı n katled i lm es i n e ü z ü l e­ c e k l erini d üş ü n m ek k o l a y s a y ı l ma m a l ıd ır; kend i l e ri n e ü z ü l ü yo rl a r.

·

· Ağ l a m a k h e p , :i ns a n ı n ,

ken d i s i n e a c ı m a s ı d ı·r.

F a k at

M u ra t i le Mehmet, ağ l a ma k i ç i n öw l nedıen l ereı de sa h i p­

l e r; ta htları n a yön e l i k teh l i keyi g örüyorl a r. Bu n l a rı Her d e

· · g öste rebi lmeyi u muyoru m .

B i l g i l eri n. ıbol o l d uğ u d ü ş ü n ü lmemel i d i r; ka l ı n bi r !ka ­ ra n l ık e,geme n l i ğ i n i . s ü rdü rüyor. Fa kart a yd ın l ı k i çi n , h e r z a ma n v e çok zaman s a n ı l d ı ğ ı türden, fazl a s omut b i lg i, veya ayn ı a n l a m a g e l meık üzere ıveri1 g e re k m iyor. Ş i m d i ayd ı n l ı k içi n teori:ye i' h ti ya.ç va r. Toıpl a ı nıa bil en v e ri l e r ayrı bir teori k u rmaya yetıebiıl i yor. Yen i ba k ı'ş a c ı l a r ı i çi n z orl uyor ve y ü mk l e n d iriyor.

Böyl e· olm a k l a b i rl i kte, y i n e d e , ka ra nl ığ ın n ed e n l er i üze ri n d e, d u rm ay r d a z orun l u s a y ı yoru m. 'B e l l i b a ş l ı n e ­

d e nl e ri n e değ i n m eye ça l ı şı yorum.

B i r : Tü rk l e r' i n tari h i , en ö n e m l ıi b ö l ü m l e ri i ti b a ri y l e .. h ep d üş man l a rı ta raf ı n d a n 1yaz ı l m ı şt ı r . Düşma n sıözc ü ğ ü y­ l e, savaşt ı k l a rı u l u s, ve d ev l eıt l eri a n l a tma k istiyorum . T ü rk­ l er' in O rta Asya dönemi n i heır h a n g i bi r Tü rk kayn a ğ ın­ dan öğ ren mek m ü m k ü n değH'; savaştık l a rı M oğ ol ve d a ­

h a çok Ç i n ıka ynıaık v e ta ri1h l eri n e b a k m a k zorun l u o l u:­ yor. T ü rk a ş i ret rei s ı,e, ri n.i n k urd uk l a rı O s ma n h1 Devl,eti ' n i n

ta rih in i d e !B i z a n s v e Ba l ka n u l u s l a r ı n ı n ta rih l er i n d e n ve kayn a k l a rı n d a n öğ ren m e k g erekiyo r. B u radıa ıb i r ve önem l i sorunı o rtaya ç ı k ıyor: Osm a n,

u z u nı s ü re Sel ç u k S u l ta n ı ' n ı n yasa l ı d ı r, Se l ç u k S u l ta n ı a d ı ;. n a verg i topl Uo/Or; a d ı n a k e sHm i ş p a ra s ı veya bay ra ğ ı yok.

·

Sadece O s m a n değ H , O rh a n da h e m Doğ u Roma'ya ve

'30

·


hem de Aıvruıpa i çi n b i r ö n e m e sa h ip g ö r ü n m üyorl a r; b u ­

n u n yeri n e i zmi r' i O s m a n oğ ul l a rı ' n d a nı önıc e ahr ı ı ş o l a n,

a da l a ra kors a n sefe rl e r düze n l eyerek h ı ri stiya n la r ı çok zor d u ruma d ü ş ü re n d i ğ er T ü rk beyl i k l e r i çok daha

ö n e m �i

ofuyorl a r. 1 4 yüz yı l ı n i k i n c i ya r ı s ı n a k a d a r, Batı Avru­ p a ve D oğ u Roma1 i oin teh l i ke d i ğ e r ve g ü çl ü T ü rk bey­ l i kl er i nd e n g e+iyor; b u kayn a k l a rd a 'bu nıla r va r ve Osma n -

oğ·lu ·i l e i l g i l i ö n e ml 'i b i r yaz ı m cıık m ı yor. Bu n e d e n l e , h em O s m a n ' ı n ve h em d e O nha n ' ı n ne z a m a n ta htta n i n d i kl eri v eya i n d i ri ld i k l e ri hôlô bi l.i n m i yo r. Konsta nti n op l e ve. :B a t ı Avrupa bi r teh i.i ka saymad ı k­

la r ıı içi n Os.m a.n ' ı n veı O nh a n ' ı n n e z a ma n öld ü k l e rin i b i l­

m e k mü mk ü n .g ö rü n m üyor. B u n d a n son ra da b i l i n mesi zor

g ö r ü n üyor.

Fa kat d a h a öneml i s.o runla r var: « Düşma n» ta rafı n­

d a n yazııl a n ta ri h e ne füçü d e g üven o l a bi l i r, ta rtı1ş ı l m a sı

g ereki yor. Ta ri h l e r i , e .ıı erin deki i m kô nıl a r ö l çü s ü nde, d oğ ­

r u vereceık l e ri n e g ü�en i lıe bi l i r,

a n c a k , değ e rl e n d i rm e l eri,

k e n d i u l usa l a ç ııJ a rı n d a n yapt ı kl a rı k o n us u nd a k uş.ku d uo/­

m a m a k i cap e d i y or. B i z a n s kayn a k l a rı , İ ki n c i M u ra d ' ı çok öv üyorl a r ve İ k·i n c i M e h medı' i n h e r a d ı geçti ğ i · ye rde d e. n erede i s e k ü fred i yorl a r. İ k i nc i s i nıd e h a k l ı o l d u k l a r ı n ı sa­ n ıyoru m ; bu ıhaıkl ı l ı kl a , b i ri n c i s i n de ki övg üy ü ters i n e çe­ v i rmen i n g e re k ti ğ i n e i na n ı yo ru m . Türk kayn a k l arı n ı n , B i ­ za n s ta rih ç i l e ri n i n ve d i ğ e r ya ba n c ı kayn a k l.a r ı n İ k i nci M eh m et ' l e i l g i l i k ü f ü r l eri h i·c e saya r k en İ k i n c i M u rat' l a Hg i l i övg ü l e ri h i ç ta rt ı ş m a da n k a bu l etm e l eri n i ve yayma­ l a r ı n ı tuta rl ı s a y m a k ·i mk ô n s ı z g ör ü n üyor. Düşma n k a yn a k l a r ta ra f ı n d a n yaz ı l a n ta rHüer bi r fa l­

s i f i.ka syonu i çe ri yor. DüzeltHm e l eri zorun l u lu ğ u ortaya cr­ k ı yor.

Aş ı rı d ost kayna k l a r tarafı n d a n y az ı l an ta rih l e r d a ha

b ü y ü k fa l s i f iıkasyon ice ri•y orlo r ; T ü rk k ro n i k y a z ı c ı·l a rı n ı n

ta r i h l e ri b U' katego riye g i riyor. Bu n l a rı n Hki , O rh a n ' ı n t a h ­

ta g eci'Şinıden e n a z y ü z y ı l s on ra yazr.lımaya baş l ıyor ve

Aş ı kpaşaoğ lu' n u n N eş riı' n i n ta ri h l e ri ıhep riıva yett ere da­ y a n ı'Yor.

31


R ivayetlere daya n ma s ı n ın i ki uza n t ı s ı va r; bi d n c i s·i , - İ k i nci M ura t z a m a n ı na k a d a r O s m a n - oğ l uı'nun T ü rk l e r ta­ , ra f ı n d a n yaz ı l m ı ş hiç ıbi r ta rih veya k ro n i k' i n olma m a s ı , bu .riva yetl e rin de o l m a d ı·ğ ı · a nl ·a m ın a g e l m iyor. Rivayeti.er

wa r; h a lk v eya u l ema , d e rv i şl e r, k a d a r şehzadel e r, s a rayl ı l a r, yü ksek m e m u rl a r · da ıbuı riva;ye·tleri b i l iyorlq r. Do l a y ı\..

.::s ıy l a B i ri nci M u r.a d'' ı n d edesi .Os m a n ' m , b üy ük a mca s ı D ü n ­ , d a r' ı ôl1d ü re rek _a ş i ret ş efi o l d uğ u n u bH d i ğ i nıden k uşku d uy­ , m am a k gerek iyor. B i ri nc i1 M ura d , h ı ristiya n a nn es i ık a n a -

l ıy l a , Roma Sa ray ı-' n d a k i taht kav.g a l a r ı n ı , patri c i d e { *) ve , benze,ri p ra t i ğ i de b i l'i'yor o l m a l ı d ı r; kuşku ·d uym a k i çi n . .bi r n eden .göremiy orum. Anca k rivayet derlem.ey� d a ya11 1, b i r ta rih yazım ı , e n

, çok ta riıh lerde, i s i m l erde v e olayl"a rı n s ıras ı n da y a n ı:l ı1rla r.

_ Ay rıca i n sa n akl ı ka d a r h a l k'ın akl ı da u n utma nitel i ğ i y l e

ta n ım l a n ı yor ve e n ı ç o k d o «.kötü» o l a m unutuyor. H a l k l a ­ nn, a ffed i c i özeU i k l e ri d e u n utma y ı tek ya n l' ı yap ı y or; k ro­ , n i k·leri n sulta n l a r ı n i steğ iy l e yazı l ma s ı , bun a e k len e re k , . .kron i k yaz ı m ı n ı.. O s m a n -oğ l u' n u s ü s l emeye ça l ı şa n , i d e a -

l ist, p e k çok yerd e tuta rsıız d e1sta n l a r düzeyi n e i n d i rg i yo r. " O s m a n l ı kroni k l ·e ri n d e, boğ d u ru l a n şehz a d e l eri n h em e n

. h em e n tümüne ya k ı n ın ı n i s i ml e ri b i l e g eç miyor: bunl a r ı · yazm a k, -Osman -oğ l u s ü l a l es i n i n «köt ü » i ş l e r d e y a p a b i J eceğ i nıi n işa retif s aıy ı l a bi l i r. Kron i k l e rd e , ıbaşka b i r o l a y ı n

· «l n l a t ı m ı neden i y l e k a ç ı n ı lm a z · b i r bi·çimd e gerek l i o l ma ­ , d ı ,ğ ı s ü rece, O s ma n l ı l a rı n b a ş a nsız l ı lda rın a , yeni l g i l e r i n e · de y e r veri lmiyor.

·

D üs m a n ıkayn a k lo rd a n , a ş ı n d ost v e m eddah· k ro n i k · . y az ı c ı l a m ı n f a l s i f i k a s:y o' n u nıd a n sonra, Kemıa lıi st ta r i h a n ­ : _ı,a yuş ı n ın fa lsi,f i kasyon u: ,g e l i yor; s ırnfsızl ığ ı1 v e ·caıtışma s ı z l ı. ğ ı temel Hıke saya n b uı i d ea l ist ba k ı ş a clsırn n to r i h y a z ı ­ , ;p ı l ıığ ı , O s manl ı :s ü la l esin i n s o n k uş a k,la r ı nı aşı n füçü d e kö·� ü l e m en i n d İ ş ı n d'a , öze l H k l e ku r u l u ş dön e m i ·i çi n , rriıedd aıh

: k ro n i k yaz .ı c ı l a rı n ı n derled i kl e ri rivayeıt leri n pek d ış ı n a, Cl-

·( * ) «Patricide-», La1tince, «pater», baba, «fratricide>, «fra­ · ter:f>, kardeş; «filicide» , dili.us», oğul sözcüklerine «caedere> öl­ "' dürmek . sözoüğ·ünden türemiŞ «cida» . eklenerek yapılıyor. 32


ık a m ı yor. Cumhu riyet dön emi Osma n l ı ta rih yazıc ı l ı ğ ı n d a . e n seçk i n i k i i s i md e n 'bi r·i s i M eıh m et F u a t K öp r ü l ü a sa let yoks u l l u ğ u d uya nı Osma n - oğ l u a i l es i n i n ' O n Beş i n c i yüz y ı,ld a k eşfede re k medda h kron+k y a z ı c ı l a r ı n a yazd ı rd ı k­ ' 1 a n a ş i retleri n i Oğ uzl a ra ıbağ l a y a n fa n tezi1yi c i d d i ye a l ı·­ yor ve Pa rıis ü nhteırs i tesiın d e savu nuyor ( * ) . ' O s m a nı' ı n n e

z a m an tahta ç ı k ıp n e z a m a n i n d i ğ i n i , O rıha n ' ı n . ta htta n :sa ğ m ı yoksa ö l ü o l a rak m ı ·i ndiri l d i1ğ i n i b U.em eye n , İ ki n c i M e h m et' i n doğ um ta ri h i nd e a n l a şam avan Türk ta ri h ya­ .z ı c ı, l a r ı , Moğol l a rı n ö n ü nden :B atı 'ya doğ ru k o c a n sayı s ı z ·a ş i retten b i;r i s i o l a nı E rıt uğ ruf un çoc uık l ·a nn ı n Oğ uzlıa rda n "Ve Kayı kol U n d a n g e·l d i ğ i ne önce i na myor ve d a h a son­

rn d a· b u n un böyle o İd u ğ u n u d µş ü n ü yor.

C u mh u ryet dönem i n i n b i r d i ğ e r s eck·i n tariıh ç i s.i Pro.:.

1esör H a lilı ina lcık i s e , Fati h üzeri nde en kapsa m l ı' . a ra ş­ tı rmayı' yay ı nıl a m ı ş o l a n Al m a n Fr. B a n i r'ı.ge r' i , d a'ha cok

Batı

a rşivl eri ni

k ul l a n m a kl a1 v e T ü rk

·ve rm e m ek l e eleşti riyor

(* * ) .

k ron i kl e ri n e ö n e m

Profesör ·İ nalc ı k, b i rçok d e ­

ğ er.l i a rşiv ,ça l ı ş m a s ın a ka rş ın meddah k ron i k yaz ı c ı·I a rı n ­

d a nı mi ras, ka l1a n O s m a nl ı düze n i i m a j ı m ta rtışam a m a k b ir . y a n a , bu i ma j ı sa rs ı c ı soru ı a.r sorma kta n do çek i n iyor. Son u n c u fa l s i f i kasyona

g e l i yoru m ;

n a iv Türk sol u ­

.n uın, a sya · t ü rü ü reti m ta rz ı savla n , Kema l i zm' i n ,i d ea l ist

ba k ı ş a ç ıs ı n ı ta m a ml a ma s ı n ı n y a mn d a , Sovyet ta rtışma­ •c ı l o rı .n ı n çok ıb ü y ü k b i r i hti m a lle d eıv r i m son ra s.ı n d a K ı ta . ·Ci n iı'n d e sosya lıiz m i n kuml u ş u n u n gü ç l ü k l e ri n i aıraşt ı rm a k ;i ç i n Asya step l e1ri n i g öz ö n ü nde turt:a rla k ca n l a n d ı rd ı k l a rı

hi r ta rtı ş m a y ı , s u l a k B i t i nya böl g es i n e veı K ü c ü k Asya 'ya taş ı ma l a rı a n lam ı n a g e l1 iyor. Coğ rafi koşuHa rı b a ş a ktö r : :saya n ıbu sav, ık uJ b i rl i kl,e ri üzeri nd e k u ru l u çatı ş m a s ı z ve ·despot i k 'b i r m erkez i otorite He m ü l k i yetsiz l i k i çi n de, çaı:işki leri ol maya n b i r h a l k ı , Osm a n -oğ l u d ü z e n i o l a ra k m i ­

.ra s b ı ra k ıp çek i l di ; b i r yanıylo m e d d a h k ronıi k .ya z ı ml a rı -

(*)

(**)

M. Fuad Köprülü, Les Origines de l'Empire Ottoman, Paris, 1935. H. İ nalcık, Mehmed the Conqueror (14.12-1481) and His Time, Speculum, Cilt XXXV, Yıl 1960. ·

33

F. ·: 3

·


m n ve d iğe r ya n ıy l a K e ma l i st Osma n l ı i ma j ın ı n bi r ayrı n ­ tıs ı i ş l ev i n i ü s t l e n e rek va r ol a n fa l 's i f i k a syo n l ci n deri n l eş­ t i rmeye ya ra d ı . O rta ya b i r k Ls ı r d ön g ü c ı.k ıyor. Amp i ri k a ra şt ı rma l a r,. b a·ş l a ng ı ç i z ni n i , · var o ln n bu ·i m a j d a n a l ıyor ve b a ş a rı s ı n ı d a - b u ·ima j ı desteıkl em ekte v e g ü çlend i rm ekte g ö rüyor. K ı s ı r d ön g ü yü k ı rmak içi n i se d ı ş ı na ç ı k m a k g ereki yor.

So·ndan Ba·şa1 Ölüm

S ü j e ' n in oıb j e'd e n bağ ıms ı z ol m a d ı ğ ın ı

i l eri sü rmek� ·

kva nıt um fiziğ i n i b a ş l ata n M a x P l a n c ' ı n , Boh r ve H ei se n ­

b e rg ' i n b üy ü k k a tk ı s ı o l d u . Ak ı .' m ıbi r tü rev o lma s ı , e n çok kıv a nıt u m fiz i ğ i nıde k1i g e l i şm e·ı e r n e d e n i y l e d a ha- b el i rg i n o l maya ba ş l ıyor. ·T ü re1v ol m a b i r yana , g i d e re k, a k J! ı n d o­

ğ a :ve top l um i l e , tek söz'C ü k l e p ra ti·k ' l e , özdeş o l m a s ı·, muhte m e l en b ü t ü n g e H şmelerin son u n uı g eti receğ e ıbe n z i ­

y o r . Ayd ı n la n m a Ca ğ ı ' n ı n ·cocuğ u o l a ra k a k l ' ı n n es n eden ba ğ ıms ı z l ı ğ ı n a son un a· kada r i n a n a n M a rx, h e m böy l e· bir teh l i ked e n v e ı h e m d e H eg e l ' i n kend i ü stü n e1 'ka pa n ı k a k­ l ı n ı n k ı s ı r l ı ğ ın d a n k u rtul ab i l me k ·i c i nı Ka nt' ı n i kH emin e d i ­

ya1l ekti k boy u t e k l e d i ve teori i l e p ra ti,ğ i n d i ya leıktik i l i ş-

. k i s i n i ön p i.a n a ç ı k a rd ı . Kva nıtum fizi ğ i , dıi ğ e r u çta n g e l e­ b i l ecek teh l i key i ön p l,a n a ç11ka rıyor pa rmaya ca·l ış ı yor.

(* ) ;

a k l '· ı , f i z i k ' ten ko­

( * ) «En keskin b ilimsel araştırmalar bile hayal gücümü... zün özgür yaratıcısı yeteneği olmaksızın bir adım ileriye gi demez. Bir insan nedensellik yasasına aykırı şeyler üzerine bir kez olsun kafa yormaımışsa onun uğraş.tığı bilimden bir zerrecik olsun yeni bir düşünce beklemek boşuna olur.» «Düşünceler, atomlardan, elektronlardan da ince bir nite­ liktedir. Düşüncemizde bir atom çekirdeğini kolayca parçalar, milyonlarca ışık yılı uzaklığı bir solukta alırız. Bazan insanın hayal gücüyle ulaşabileceğinden çok daha geniş alanlara ya­ yıldığı savunulur doğanın, oysa aslında tam tersi doğrudur. �

34


Kva ntum f iz i ğ i , N ewton ' i a n d i ffere n ti a l cafic u l u s i l e b i rl1i k te b i l'i m se l d üş ün cede· n ed enseH i1k ya rsay ı m ı n ı . iti b a r­ ·

s ız l aış tınyor ( * ) . N edensel l i k , i ki o l g uyu z ama n i çi nde s ı­

ral a d ı k ta n son ra b i ri s i n i nıed e n ve d i ğ e ri n i d e son u ç ola ­ ra k ta n ı ml ayabi l m ek,ten i ba retti r; Kuıva n t u m fiz i ğ i , d eter­

m i n i z m e dokun m a d a n n edenşel l i k ·i lıkes i n i tartışma g ü n ­ d emi n e çık a r ı yor. Kva ntum f i z i kçi l .e ri n i n E i nste i n' ı d a k l a ­ si:k f ie i k iıç i n e sok ma k i stem e l er i n e ka rş ı n , a ttı k l a rı b u a ­

dımd a , reılia tivite c ı ğ ıırı n ı a ça rak za m a n il e uzay b oyutunun b i rbi r l e ri nden kopa rı l a mayacağ ı nı sa ptaya n E i n stei n ' ı n ka tk ı1s ı. cok b ü y ük g ör ü l üyor.

Ge rçe kten de E i nste i n ' ı n katk ı s ı n a kad a r, T ü rkıç e.' d e

va r ola nı « g özden ı ra k olıa n g önü l d e n d e uza k o l u n> sözü

pek çok .d oğ ru gör ü lüyordu ; zama n ve uz.a y ı n b i �bi ri n d e n a y nlmaz i k i e k s e n ol m a s ı , bu sözü , a k ı . I d ı şı ya p ıyor. Ç ü n ­ k ü uza k l ı ğ ın g ön ü l üzeri n d e bi r etk isi o l a m az; cı k ı l üze­

ri n e etk i ya p ıyor. Uza k l ı ğ ı n g1ön ü l ü etki l em es i , i ns a n ın a y­ r ı l maz i k i boyuıtu olıa n ak ı l ve1 d uy.g u ' da nı a k l ı n duyguyu

s a rma s ı ve etki l e m es i n d e n i l e ri g e l iyo r.

Z a ma n boy ut u n d a esk i m i ş l i k, uız a y ıboyut u n d a uzak­ l ı ktı r; bi r o l g u 'yuı esk,itmeniın uzay d a uzakl aştı rmaktan hiç

bunun. Doğa, insanın uçsuz bucaksız düşünce dünyasında an­ cak pek dar alanı · kapsamaktadır. Gerçi bu dünyayı harekete geçirmeik için dışardan biır dürtüye, doğada'ki bir yaşantıya ih­ tiyaç vardır, ama bu düiitüyü bir kez almaya görsün hayal gü­ cümüz örmeye başladığı ipliğin sonunu öre öre kendi getirir, hatta doğadaki o l ayların ötesine ulaşmaya kadar.1) M. Planck, Modern Doğa Anlayışı ve Kuantum Te­ orisine Giriş, İ stanbul, 1987, s. 26 ve, 100. ( * ) «Nedensellik deyince genel olarak, ·olayların zaman süreci içindeki yasal bağlam veya ilişkilenişini anlıyoruz. Şim� di, böyle bir bağlam, acaba nesnelerin kendi doğasında mı ya­ tıyor, yoksa insanın kendi pratik yaşamına anlam getirmesi amacıyla kendi . yarattığı ve sonunda ·kendisi için kaçınılmaz hale gelen şu veya bu ölçüde bir tasarl!Ill ürünü mü?» «Bütün b u bilimciler için (Galileli, Kepler; Newton ve di­ ğerleri, y.k.) ister bilinçli ister bilinçsiz olsun, kendini bilime vermek hep mantıklı bir dünya düzenine olan sarsılmaz inanç­ larının sonucuydu.» ibid., s. 28 ve 171. 35


b i r farkı yok g örü n ü yor. Bu nu T ü rk ce'yi z o�l aya ra k, «za ­ m a boyutUın d a u z a �l ı k , uzay b oyu tu n d a esk i m i ş l i kt'ı r» , b i ­

ç i m i n d e de u m Uıy oru m .

ifad e etmek

m ü mk ü n d ü r;

a n l aş ı l a bi l eceğ i n i

Ei nste i n , za m a n i l e uzay ı n a yrı l m a z i ki eksen o l u ş u ­ n u d üşünebi l m ek v e göste rebi lme k i ç i n ı h ep ı ş ı ğ a b i n e n bir

g öz l e mc i yl e d üş ü n s e l

d e n ey l e r y,a p ııyor; zama n , u zayda ı ş ı ğ ın h a reketi n d en ortaya ç ı k ıyor. An c a k , h ep b i l i ni yor, h e m za m a n ı n ölçü l m esi _h eriı: d e u z a k h k , başla ng ıc ı , ı ş ı ğ ı g önde re n y ı l d ız veya ış ı ğ ı a l a n d ü n ya ·saymaya göre, d e ­ ğ iş i yor. ' H a n g i si n i n son uç ve h a n g i si n i n ba ş lon g ı c olo ca ğ ıı b i r ta n ı m soru n u n a dön üşüyor. y or.

Bi ri nc i O s m a n , A mc a s r Dü n d a r ' ı ö l d ü re re k re i s o l u .;.

İ ki nc i Osma n , önce Amca s ı M ustafa tahtta n i nd i ri l e ­ rek s u lta nı yap ı l ı-y or ıve s on ra İ·k i nci O s ma n öldürülüyor ve Amcası M ustafo ta hta ç ı ka r ı hyor. H a ng i si baş l a n g ı ç . ve h a ng i s,i s o n u çtur? « İ k i n c i » m i , b i ri n c i veya «ıb i ri n c i » mi , i ki nc i o l uy or; i nıs a n d üş ü n c es i n ­ d ek i g e l i ş m eı er,i d e içere re k :bu sorunun soru l ma s r g ereki yor.

·

İık i n c i Osma n ' ı ıbaşl a ng1<ç a l ı:y oru m . Sonuçta k i ş i dd et ve ayd ml ıık , g eçmi şe yen i. boyutlıa r g eti ri yor. Ş i ddet' i n ya l n ızca; o b j ey i d eğ i l ayn ı z a m a n d a s ü j eyi de etk il. ed i ğ i ni b i lıiyoru mı; M eh met F a tt h , b uı · s ü rece yen i b i r . a c ı k l ı:k ,g eti ri yor.

ö n ce ş i d detten söz e d i lmes i g er e k i,y or ve M eh rn et

F a ti h 'ten sonrn , ayn ı a d ı taş ıya ra k Ü ç ü n c ü M eh m e t

1595

y ı , J ı n d o tdhta ç ı k ı n c a , sa rayda ol a n ı.a n Tmihçi Al i ş öy l e

. .a n l a tı yor: « 0 1 gece s a ra y - ı ô mi red e bi r vaveylıa k op u p o n s e k i z şeıhza d e k i dörd ü oni kişer yaş ı :n d a ve onu sekiz yaş ı nd a b i rer nıah il ı - i .azede id i ; b i a ma n c a n s i ta nl a r ya n i

h a re m d ek i b i zeıba nılıa r · va l idel e r;i kolituğ.u n d a n a'l mada·, h e., m e n ru:h l m ı m m ü rgza r- ı c ennete. sa l m a d a i d i l e r. » M eh m et en b üy ü k l e ri on i k i ya ş ı n d a o l m a k üzern o n sek i z k a rd e­

şi ni b i r g ecede b oğ d u ruyor. M eh m e t b u n u , omu d - ı n es i'bi

1 1.kesi n i � sa lta na t ı n ba:b ada n oğ u l a g eçmesi i likes i n i s a k l ı

36


t utaıbi l m eık için yap ıyor ve yeti n mi yor. Üçü n.cü Mehme1t, babasından ıh am i l e .ka'la n ne kadar ca riye varsa bunl a rı da ö l d ü rtüyor. Yeır ine oğ l U' �hmet, bi rinci Ahmet ola ra k ve 1 c ocuk sa1'1i bi ol.a mayaca k bi r yaşta .tahta geçiyor; S uıltan Bi­ ri n c i Ahmet' i n çocuğuı yok ve · Ocüncü Meıh mıet'i n Ahm et'­ ten başka bi r de M ustafa a d: ı nda oğl u va r. Usulıe uyg u n o l a rak Ahmet'i n M ustafa '·yr k e ma n kirişiyle boğd u rması g e rekiyor; ya l n ı z ıh em M ustafa akıl ıhostas ı ve hem · d e · A:hmet'i n ıhenüz çocuğ u yok. O rtaya bi r sorun ç ı k ı yor. Üçü nc ü M ehm eıt' i n ş id d eti de öğ reticid i r; t lerde gö­ rü lecek, su lıta n l a r ;ya l n ız ka rdeşleri nden değ il oğ u ıı: a rı n ­ don da korkuyorla r. Meh m et, on se:kiz k a rdeşiyl·eı, babası­ n ı n hcİmi11e bı raktığ ı· ca riyeleri öl d ü rtü rke ri , şeihzo d eleri eya let va l isi ola ra k talhtaı haz ırlama uygula m a s ı n a da son veriyor; oğ u H a r ı n ı , sa ra yd a , da ha sonıra lıa rı « kafes» de­ n i len b i r 'b ölmeye m ahpus i l e p rens. a rasında bi r kon u m­ d a yeır leşti .r iyor. Pre'nıs leri n çoğu kafesleri n de taiht i l e ö l ü mü n hangi­ s i ni n e·rken geleceğ i n i hesaplarken cıJd ı rı.yorl;a r: Ah met, · M ustafa 'yı bi r de denges: i yeri nde ol ma d ı ğ ı için öldü r­ mekten va Zıg eçiy o r. 1 61 7 y ı l ı n d a Ah met ö l ü nce, Amcas ı Dun d a r' ı öldü rerek a m u d - ıı nesebi siste m i n i kura n Biri nc i Osm an'dan: ıb u yana i lık k e z sa lta nat deti1g esi bozu l u yor ve ekıber-i n eseıbi s istemin e geçi l i yor; Ahm et'i n oğ l u Os­ m a n' ın yeri n e Ahmet' i n ı k a rdyşıi ve a kH denges.i bozu k M ustafa taıhta ç ı ka rı l ı yor. . Bu n uı b i r devri m say m ak gerekmiyor; a nc a k bu bir se,çim'd i r. Bu, · ü ç yüz y ıı J l ı k bi r siste mi n boz u l a ra k, baba­ d a n oğ uıl a sa ltanat yeri n e akıl dengesi bozuık M ustafa'yı tahta ç ı karma k, ya l n ızca ıbi r seçi mi g österiyor. M ustafa, , kıafesteını çık a rı l ı rken taıhta de.ğ i l ö l ü m e götürül d ü ğ ü n ü d ü­ ş ü ne rek ağ l tyor. Osman iste n m i yor; O s ma n ' ı n kıi ş i l 'iği bi l i n Fyor. Bi r · ta­ raıfıın Osma n' ı istemed iğ.i acık� a nıc a k M us tafa tahta çı- · k ı nca Osma nı' ı boğ m uyorla r. Osma n ta mfın ı n d a b e l l i bir g ücü old uğ u a n laşı l ıyor ve ,M ustafa'mn de!Hiği a rtınca Qs.. ·

·

37


m a n 'a m a hk u m ol uyorı 'a r. M u stafa tahttan i n d i ri l iyor ve Osm a n su lta n ol uyor. Osm a n ' ı n reformcu b i r su.i ta n old u ğ u n a i na n m a k geı­ rek iyor; ka rdeş i n i ıboğdu rma k l a birlıi kte. akı lı def"!,g esi bo­ z u k amcasına d ok u n m uyor. El d eki ·i şa retle r İ k i nci Osma n ' ­ ı n yeniçeri lere dokuın ma'k istedi ğ i n i gösteriyor; ta ri hçi C ev­ d et Paşa , yı M a r sonm , « kısacas ı· yen i çeri l i k bi r k uru nam · ve ü nva n olup devl ete isya n etmek üzere bu ü niVa n bir bi rlıik v e ·topl1a n ma işaret olu rd u » d iye yazıyor1. Osma n , bunu, önıceı görüyor ıve son ra d a ti ra j i k bi.r bi ci md e yaş ı ­ yor. Yen i çeri leri n k u ru l du k l a rı za mandan itibaren g ü ç l ü , vurucu, k orku l u r bi r si:lôih h g ü ç old u ğ u d üş ü ncesi son d e­ rece ta rtışma l ıd ı r; yeni çeri l i ğ i n etra fı n da k i övg ü edebiVa­ tı ayı kl a ndığ ı zam a n g eriıye, savaş g üc ü ola rak, başa rısız b i r kurum k a l ı yor. Leopold Von Ranke, Osman ve babas ı Aıhmet zama n ı n d a , Avruıp a'da 1yeni cer i lerle i l g i fü g e,çerli b i r s özü kayded iyor; a kta rmak g ereğ i n i . d uy uyoru m . Av­ ru.p a h f ö r, daıha onı yed i neıi yüz y ı l : ı n başl a rı nd a yeniçerileri şöy l e de.ğ e.r len ç f üiyor.la r: «Yeni çerini n iyi bi r gözü ve iyi baca·�ıa rı va rd ı r, a ma , .gözü sürvar i nrin s a rs ı ldı ı ğ ı n ı g:örmek i ç i nd i r, baca kl ıa n ise süva ri n i n sa rs ı ldığ ı m görür görm ez i l k ervvel kaçmak ·iç i nd i r» ( * ) . İ kinci O s m a n , Batı l ı ·l arın ye­ n i çeri lere böyle ba ktığım ı bi l�memekle ıb i rl-i kte, Lehi stan i le yaptığ ı savaş l a rd a aym gözle m i , deri n acl' l arla, yapma k­ ta n geri ka l m ıyor. Yen i ce ri Hk kurum u n u orta d a n ka l d ı r­ m a k i stemes!i nıi n orma·ı sayma k z orun l u l uğ u var; a ncak yen i ceırilik a rtı k s u l ta n seci m i nde b i r ıtarafdı r.

(*) «Şimdi artık silaha ne· kadar f ena davranıyorlardı ! Bir görünce ·kendini gülmekten zor Av.rupalı :bunlaırın ateş ,edişini · alıkoyardı. Tüfeğin kabze ve namlusunu sol ellerinde tutup, sağ elleriyle tüf enge fünye ve .a.teş koyarken i�tialden o kadar çocukca korkuyorlardı ki korkudan kafalarını hemen arkaya çeviriyorlardu Leopold von Ranke, Onaltıncı ve Onyedinci Asırda Osmanlılar ve İ spanya Krallığı, 1877, Batı D'ille­ rinde Osmanlı Tarihleri, derleme, Türkiye Yayın­ evi, İ stanbul, · tarihsiz, içinde, s. 1 57. 38


Bi rinci Osman'dan ] ki n c i Osman'a kadar g ecen za­ m a n dın Osma noğ l uı ş ehz ades i taıhtıı elde e dem e d i ğ i zama n öl m eye mahık Cı md u r; öl ü m korkusu, içinde· ve tahta g eıçe­ bi lme:k için k a rdeşlerinj öldürme planlan yaparak yaşı ­ yor. Buı dönemde Osman oğ l u pren s i , ka rdeşle ri ni n veya babası n ı n , «beklenmed i k döğ a l öl ü m» · i l e ortada n k.a lkma­ sı i çi n h e r ta rafla ve her parti1 M e işb i rl i ğ i ya p a b i l i yo r . Bun­ dan son ra ki d önemd e ise sa rayın da r bi r böl m esi n de·, ev­ lenmeden , kad ı nl a ra dokun m a da n , çocuk saıh i b i olama­ d a n, yavaş. y a v a ş ölmeyıi veya ıb i r ta rafı n g e l i p e l i n den tw­ tup taıhta çı:karm:a s ırn be�l iyor ( * ) . Os ma n oğ l u pre ns i hep öl ü m ü n eHnde oyuncak ola ra k ya ş ı y or İ kinci Osm a n , k ısa b i r zam a n i ç i nı Osma n l ı tahtı n d a to h ta rnva lli ı oynadığ ı a mcas ı M ustafa i l e birHkte bi r g eıc iş s ü reci n i tem s i l ediyor; M ustafa , i ra desi ni kaıy be d i yor Os­ -

·

.

.

man i s e, yaşad ı ğ ı ta rihe ve el i ndeki g üçlere göre aşın ö l çüd e i rad e l i görü n üyor; ·on i k i yaşında g e'l dıi ğ·i tahta ta htı n ı baıbasm a yeni den kaptı rma m a k i çi n büyü k bir i nat g österen Mehmet Fatih türünden, on beş yaşı n da çıktığı tahtı' korumak i ç i n ıb üyük p rojeler i u yg ul amaya · koymak i Sıt i y o r H e m on i ki y a şı n d a Mehmet Fatih v e n em on b eş ya- · ş ı n d a G e ne O s ma n , bu tür projeleri , ıkendıU er,i n e ta rafta r hare ketlerle işbi rl i ğ i yapmadan gerçekl eşti remezl e r; a n­ c a k k i m e g üvenece kler? Ata lan 'B irinci Bayezid, Baye­ z id ' i n oğ l u Musa v e M ehm et Fati h ' i n yolund a fütuhatçı ve reformatör o l m a k · i steyen Osm a n , · Polonya ve İ ra n üze­ .r inde i l k ıbaşa rria rd a n d a cesa ret a l a ra k 1 621 y ı l ın da Po­ l onya 'ya büy ü k bi r sefer d ü zeı n lıiyor; Türk kroni k yaza rl a rı b i l e bu se·ferde yeniçerinin i ste ks iz .li ğ i n i d iıs iplıi nsizl i ğ i ni kabul ediyorl a r. Osma n , Polı0 nya'dan wfer kaza n m ı ş b i r :i mpa ratora ya k ışır göstel'im elıi k - t ören l erle d ön m es i n e ka r.

.

,

( * ) «Kafes'e kapatılmak şehzadelerin erkeklik gücünü öy­ lesine zayıflatıyordu ki bunlardan daha sonra sultan olanlar ya tümüyle cinsel iktidarsız ya da çok büyük bölümü bebeklik­ te ölen zayıf çocukların babası oluyorlar.» A .D. Alderson, The Structure of the Ottoman Dynasty, Oxford, 1956, s. 34. 39


ş ı n, yeniçeri ler içi n , « h a rpte cenk e1t miyor ve s u. lh te ra-· h a t d u rmuyorla r» h ükm ü n ü çokta n vermiştiı2. Qşman, b u: ordUıyu orta da n . k a l d ırma d an , Osmanl ı düzen i n i yü kselte­ meyec.e ğ i ne ve bu bir ya n a . k6ruya mayacoğ ı n a i n a n ı yor­ d ur; hen üz on sekiz yaş ı n dayd ı . O nı d okuzunda kema n k i -· rıişi i l e boğ u lara k ö l d ü rüıld ü . B u· y e n i ceri g ü ruhun u ortad a n ka l d ı raıc ak ve yeni ne.. bi r başka ordu k u racaktı; . cmcak k i m i n l e yapaca ğ ı n ı ve ki m e g üvenece;ğ i nıi bi lmiyordu. Z i n a b i l e tek baş ı n a ya­ p ı l a m ı·yor; projesi ni bir ka1c ya k ı n ı na açmak z orunda ka l­ dı : Anadolu'ya ve ıbu rada n S uriye'ye g i d ecek ve Arap,. K ü rd ve Türkmen lerden yeni b i r ord u kura ra k b u ordu­ n u n baş ında yenicerıi .g ü ruhunu rtemizleıyecekti ( * ) . Yeni ce-­ ri ibu nruı haber a ld ı, ayak l a n d ı , u lema, h a l k ve s i p a h i 'l e r... bi rbl ri1 arkasından, yen+ceri parti s i n e katıı ldıı l a r; Osman ta­ rafı, Osman di re n di kçe, yaılnrzl aştı . · Dengesiz M lı sıtafa'yı tekra r tahta çıkard r ln r { * * ) : Osm a n'ı· Yed i k u l e'ye g ötü rdü-· l er. Eski vezirleri katl i n e nezaret etti l e,r. Osm a n ' ı , Osman­ oğ l u s ül a l e,s,i n e aıit tü rı�e,l erden biri s i n e gömd ü l· er. Bu, yeni ç.eri' n i n a cıkça öld ü rd ü ğ ü 'ilik Osma noğ l u 'd u r; Bi,ri nci Osman .a mıc.a s ı m öld ü re re k taıhta çı,ka rken İ k i nci > ·asma nı önıee ta htta n i nd i ri t iıyor, tek n i k sözc ü k l e h a l e d i l'i - · yor v e sonra öld ürü l üyor. Ta rih l er, İ k i nci Osma n 'a g e H n­ ceye kada·r taht görm ü ş b i r Osma noğ .l u ' nun acı kça ve ye­ ni çeri e Hy;l ·e ö l d ü rü ld ü ğ ü n ü yazmıyor. Reformcu Gene Osman ' ı n h a l ve kati e d i l mesi b i r sonıuc m uı, yoksa boşl·an g ı c mıı ; söylemek o kad a r kol a y' _g örü n m ü yor. Eşitsiz · h a reketleri n i ç i n e s ı ğ d ı rı ld ı ğ ı b i r çeı

·

( * ) «Anadolu'da Arab, Türkmen veya Kürd unsurlardan� mürekkep olarak yeni ve kendine itaatli bir ordu teşkil ede­ cek ve sonra şimdiye kadarki orduyu f·esh edecekti.> Leopold von Ranke, Onaltıncı ve Onyedinci Asır­ da Osmanlılar ve İ spanya Krallığı, op. cit., s. 167. ( * * ) «Yer altında ımahbus v.e adeta gömülmüş gibi yaşa­ mak.ta olan sultani iple aydınlığa çıkarmişlardı. O kendisininı öldürüleceğini sanmıştı. Halbuki ölüm onun yeğeni, tahta geç--­ mek kendisi için olacaktı.> ibid., $. 1 68. ·

40


k i rd � i n pa rıça lanması olara k bakı labi l i r; büyük bi r ş i d­ det ve ayd ı nlanma var. Gök g ü rü ltüsüyıle ıbera ber g el en ş i mşek çakma s ı n ı n b i r a n ıi çin bütün ol g u l a r orm a n ıın ı ay­ d ı n l a nması söz konusudur; cok h ız. l a bakab i l enler · g eç­ miş i nı ol guıl a n n ı da yen iden g örüyorla r. Osma noğ lu leg a l i tesi a l tüst ol Uıy or; ka rşı devri m cız­ g i s i n i taşısa do d evrimci bi r d u ru m :be l i riyor ( * ) . Evle·r· yağma ed i l iyor, bakanla r ve önde gete n yönetici ler öld ü ­ rü l üyor, saray bas ı l ıyor, mon a rık sa rayd a n a.l ı n a ra k Ku­ l e':ye götürü l üyor ( * * ) ; ıbu kadar çok ve eşitsiz boyut ve· güçte eylemin b i r araya ve bi rden bire g el d i ğ i n i d üş ü n e- b i l mek zor geliyor. Za man ve uzayd a , mutlaka, bur eylem­ l e ri aıyrı aynı b u l ma k ve .g örm ek g erekıiyor. B i r olgudan söz edebi l i rim ve ıbi r h i potezi Heri süre­ bi ıl iyoru m. M eh m et Fati h öld ü ğ ü veya öl d ürü l d ü ğ ü zaman� haberi Cem' e u l aştı rma k i çi n aceı.e eden Sadrazam Ka­ ram a n i Meıh met Paşa, yeni çeri ler ta rafından pa rca l a,n ı ­ " o r ve istanıbu l'da ıbi r çok e v yağma ediHyor. Demek ol u­ yor, monark ı n değ i ş i m i s ıras ı nda yenıi çerinıi n yağma ve·· katl i pek yen i değ i l ; yeni ol an Osmanoğ l u s ü l a lesinden b i r kimse n i n yen i çeri n i n e l i nden ö l üm ü g örmes i ni n a ç ı k­ J.ıl<la er.taya çıkmasıı oluyor. H ipotez·i yazıyoru m: Osmanoğ l uı Osma noğ l u ' n u n sa­ dece cel lôtı dıı r. Gene Osman'dan önce de Osmanoğ l u katled i l d i ; buna fratricide· ad ı veri"l iyor. Bu ça l ışmada Osmanoğ l u i çi n ya l n ız: c a k.a rıdeş katl i değ i l , patrıicide ve fi l iciden i n de yay­ g ı n denebilecek :b i r yaşam g üvencesi. oldug u g österi l iyor, ( * ) «We have never concealed the fact that we stand on the revolutionary, not on a legal foundation. Now the govern­ ment, f or its part, has abandoned the hypocrisy of the legal foundation. It has placed itself on the revolutionary founda­ tion, for the counter-revolutionary foundation is alsa revolu.­ tionary» . . K. Marx, The Revolutions of 1848, D. Fernbach edi­ tion, Penguin Books, 1973, s. 186.

( * * ) Londra'da Krallar idam edilmek için Londra Kulesi'­ ne, London Tower, götürülüyorlardı. 41

·


Bu ça l ışm:aya kad a r tda , en a z ı n d a n fratr�c i d e' i n , Fati h Kan u n n a m e s i ' n i n b i r g e reğ i old uığ u ve cok zama n da bi r ya,l n ışl ı k say ı lmas ı i c a p etti ğ i tekra rla n ııy ord u . As l ı nd a h ep ­ s i ay n ı_ i kti d a r kavga s ın ı n çeşi ttıiı prati k l e ri d i r; buı kavga

Peçevi Tarihi

Görıı;ü Tanığı Genç Osın.an 'ın Sonunu Anlatıyor Öte yandan yeniçerilerle sipahile r Dilaver Paşa'nın sarayına, oradan da Ömer Hoca'ya var­ dılar ve padişahın Hicaz'a gitmesine eng e l. ol'mak konusunda kendileriyle aynı görüşte ol'up olma­ dıkla rını so rdular. Onlardan olumsuz cevap al'­ maları üzerine Atmeydanı'na giderek. orada top­ landılar. Bir yandan da bilginler, şeyh ve seyyit­ ler padişahın huzurunda bir araya geldiler. Saa­ detli padişah, «bu eşkıyayı azdırarak bu fitne­ nin patlak vermesi sizin başınızın altından çık­ mıştır, onla'ra edeceğimi size, eıderim» diye anla­ n epeyce k.orkuttu. Doğrudan doğruya Şe,yhütis­ lam Yahya Efendi'nin kendisi söz alarak,, «haşa padişahım, ule.nia duacılarınız eş.kıyayı kışkırt­ mış değillı er<f,i:r; biz ancak içimizden bu yolculu­ ğu yapmanızı istemezdik,. Nedeni de, ulu atala­ rınızın böyle bir şey yapmamış, bıu yola girme­ niiş olmalarıdır. Eğer suçumuz varsa bu kadar­ cıktır» dedi. A.silere gelince, bunlar Dilaver Paşa ile Ho­

1 '

'

ca, Ömer Efendi'nin ve darüsaad'e a,ğ·asının baş­ larını istediler ve sürekl'i olarak, padişaha akıl almaz fikirler verenlerin, bu adamDar olduğ'.unu tek.r.arladıla.r. Dilaver Paşa, . o zaman kaçmış ve abalar giyerek Üsküdarlı. Mahmut Efendi'nin

42 '


tekkesine sığınmış bulunuyordu. Bostancıbaşı he­ men bir kayık gönderip onu getirtti, ama saadet­ li padişah onu asilerin el.ine vermeye kesinlikle razı olmadı. utema ile şeyhler çok. ısrar ettiler ve atalarının bu tür fitnel'eri bu yoll'a bastırmış olduklarını söylediler, ama yine de Sultan Os­ man'ı ikna edeme<J,iler. Toplantı böylece dağıld:ı. ***

Sultan Osman olup bitenleri öğrenince Dila­ ver Paşa ile darüssaade ağasını asil'erin ,yanına gönderdi. 13unların Babıhümayun'a , gelaiklerini gören asiler kıtıçla üzerlerine saldıra·rak param­ parça ettiler. Sonra Sultan Mustafa'yı annesiy­ le beraber a:lıp sarayda kullanıLan hasta araba­ sına bindirerek yeniçeri odalarına götürdüler ve Orta Cami'e koydular. . fa'yı Böyle garip bir biçimde Sultan Musta götürürlerken biz de Şehzade Camii yakınında­ ki sokağa bakan pencereden görüntüyü seyret­ ti k . O kad a r kalaba lık. insan toplanmıştı ki, san­ ki kiyamet kopmuş, mahşerde insanlar dirilmiş­ lerdi. o geniş cadde ' öyle dolmuştu ki, havadan bir iğne atılsa yere düşmesi mümkün değildi. Halk Sultan Mustafa'yı taşıyan arabanın etrafına. üşüşmüş, birbirini ite kaka kimi ba·şından, kimi yeninden kumaş pa rçaları koparıp nişan için ara­ baya verirlerdi. Sultan Mustafa · arabanın arka bölümünde nerdeyse gözükmeyecek bi r durum­ da oturu.yordıu. Önünde yer almış olan annesi ni'­ şanları alıp halka güzel vaatlarda bulıınu.yordu. Bu biçimde geçirip götürdüklerini gözümüzle gördük.. Sultan Osman ise, işin bu. derece il'eri götü. rülmüş olduğundan habersizdi. Sadrazamlığı Hü­ seyin Paşa'ya, yeniçeriağalığını da Kırkçeşmeli Kara Ali Ağa'ya ve.rmişti:. İkindi vakti olmuştu. Hüseyin Paşa kol dolaşmaya çıktı, şehri d()kişa·

43

.


rak birçok insanla birlikte Şehzade C°'Jmii'ne geldi ve attan inip camiin içine girdi. Bazı kimselere iltifat.ta ve vaatl'arda bulundu ve fazla eğl'enme­ yip gitti. Sabah olunca yine dünya halkı şeytan aya­ ğına bindi, yani bin bir aylak bir ayak üstüne bindi. Halkı sokaklar alamaz oldu. Yine cııe m fe­ sat ve fitne. . ile doldu. Bu sırada mazlum padişah yeniçeriağasını Orta Mescit'e gönderdi. Okşayı­ · cı ve tatlı · sözl'e.rle vaatlarda butunmak isteyen ağayı konuş . tu:rmadılar ve kılıç üşürüp ö,ldürdü-­ ler. Asiler, n;:ıazlum ' padişahın Ağakapısı'nda ol­ duğunu duyunca hepsi ora�a geldiler ve Hüseyin Paşa'yı orada paramparça ettiler. Ondan sonra mazlum padişahı saklı olduğu yerden çıkardılar. Yine bizim konağ�n penceresinden görüyorduk : Perişan hall'i bir herifi bulup atından indirmiş­ ler ve mazl'um padişahı o q,ta bindirmişlerdi. Sır_, tında eski bir beyaz entari, başında yıp ranmış bir k.adUe kavuk vardı. Kavuğun üzerine k'i.rlice bir sarık sarılmıştı. Bunu da yolda rastladıkları bir kimseden alıp ona giydirmişlerdi. - Dünyada ne kadar fitneci, fesatçı varsa zavallının çevre­ sine dizilmişlerdi. Yaptıkları garip davranışlar ve savurdukları yakası açılmadık küfürter değil kaleme, dil'e bUe gelecek türden değildi. Gerçi bulunduğumuz yerden onları görüyorduk, ama söylediklerini işitmezdik. Ama sonra, söylenenle- · ri Karamızrak'tan dinledik. . Bu suretle Sultan Os­ man'ı Orta Mescit'e götürdül'er. * * *

·

Rahmetli Sultan Osman mescide girince, Sul­ tan Mustafa'nın annesinde, oğlunun yeniden tah­ ta getirilmiş olduğu hususunda herhangi bir şüphe katmadı. Ocak ağalarından kethüda-Pey ve za­ ğarcıbaşı da' oraya geldiler. · Rütbece onlardan

44

'


aşağı olanlar yedi, selıiz ağa vardık. Valide Sul­ tan bizimle danışmaya başlad'ı. Konuşmalarırv­ dan, damadı olan Davut Paşa'ya eğilimi bul'un­ auğunu anladık. Biz de ma'kuldur dediJı.. İçimiz­ de yazı bilen kimsenin olup olmadığını · sordu. Ağalar bu fakiri gösterdil'eır. Hemen divit ile ka­ lem getirdiler ve ilk önce sadrazamlık buyruğu­ nu ben kaleme aldım. Arkasından on sekiz önem­ li görev yeri için buyrukları böylece ben yazdım. Kendim için başçavuşluk hatt:.ı şerifi de kendi kal'emimden çıktı. Bu arada annesi Sultan M'ustafa'yı mihraba oturttu. Etekleri üzerine oturtulan dadısı da pa­ 1 dişahın ellerini tutuyo1rdu. Arasırar Sultan Mus­ tafa, dışardaki halkın şamatası fazla olunca da­ yeçinin elinden kurtulup canıiin,, penceresindeki demirlere. tut. unarak dışarıyı seyretmek istedi. Böy.le yaptıkça annesi yanına varıp, «arslanım, kaplanım» diyerek pencere demirinden büyük bir dikkatle ve dadısının yardımı ile parmakla­ rını ayırıp yine mihraba götü1rür ve oturturdu. Birçok kez b'u . olay tekrarl'andı. Bu hali gören rahmetli Sultmi Osman, «görün ey çaresizler! Kimi padişah ettiniz! Siz neslin kesilmesine se­ bep olursunuz ve kendi ocağınıza bir iş edersiz ki, kıyamete değin pişmanlıktan kurtulmazsız» diye daha nice sözler söyler · dururdu. Sonra ba­ şırıdak_i tülbendi çıka:rdı ve yere · bıraktı. Böylece başı açık olduğu halde kalkıp müba;rek gözlerin­ den . sel gibi yaşlar akıttı. Yine ha.Z ka dönerek, «be hey ağalar, ben bilmeyerek tazelik nedeniyle ve yaramaz eğitimcilerin etkisi altında bir hata ettimse siz etmeyin» diye tekrar tekrar yalvardı. «Görün dünyanın halini, sabahleyin padişah iken, giysi ve malımın hadai hesa,bı yokken, şim­ di on akçelik bir arakiyeye ( * J gücümüz yok» di-

( *)

Arakiye, sarığın altına giyilen baş örtüsü. 45


ye gözünün ya Şını döker, ağlardı. Bu hal'i göre n yufka yürekli turnacıbaşı, külahIJndaki tülbent sargıyı çıkara rak, «padişahım, temizced'ir, müba­ rek başınız çıplak durmasın, sarın>> diye uzattı. Sultan Osman, önce a·l mak istemedi, fakat son­ ra alıp başına doladı. Bu sırada Davut Paşa. da o raya geldi . Yanın­ daki cebeci olacak dinsiz ka.firin meğer kemend i elinde hazır i miş. Gelir g e ımez hemen kemendi a·ttı. Fakat rahmetli padişah kendi etiyle sı.kıca ipi tuttu ve can korkus� ile melunu geri itti. Biz de bu taraftan «he y suUanım, ne yaptın, şimdi dışa-rdq,n duy ulursa hepimizi parampa rça eder­ ler» dedik v e dav·ranışına engel olmaya çalıştık. Bunun üze rine Sultan Osman; Davut Paşa'ya dö­ ne rek, «behey zali m, ben sana neyledim? İki, üç kez ölecek kadar suçun varken seni öldürmedim, sana mansıplar verdim:, saygınlık g6ste rdimı. Ba­ na bu kadar düşmanlıgın ve ihanetin neden?» diye birçok sözl!e r söyledi. Sonra, yine bize döne­ rek.. « bu zalim beni komaz, öldürür» dedi. Bi� de «hey padişahım, buna ihtimal var mı? Mübq ­ rek hatırınızı hoş tutun, o rtalık bfr miktar süku n butsun, yine padişahımız, hünkarımızsınız; hd_'şa ki. vükela kulların sana kıysın ve ihanefa layık görsünJ» diye moral ,v e rip teselli ede rdik. Ama öte yandan Sul'tan Mustafa'nın annesi, «ah ağa­ lar, siz bilmezsiniz, bu. ne yılandır, burd:an sağ kurtulursa bizden ve sizden bir canlı komaz» di­ ye bize fısıld'a r gibi gizli söylerdi. Yine Davut Pa­ şa, cebecibaşı meluna işaret ede rek kement at­ tırdı. Bu kez de . biz, güç halle eng·el: olduk. İ kindi vakti yaklaşırken Sultan' Mustafa'yı padişah sarayına götürdüler. Sultan Osman ise ağlaya ağlaya camide kaldı. ***

Öte yandan pavut Paşa, Sultan Mu.s tafa'yı 46

•'


.

sarayçı götürdükıten sonra hemen donüp gelmiş­ ti. Rahmetli Suıtan Osman'ı bir pazar a rabasına bindirdi, yanına Kilinde r Uğrusu. diye anılan ge­ ce bekçisini ve kendi adamlarında birkaç rezili de kattı. Biraz arkasından kend'isi de a raba ile onları izl'eyere k Yedikule'ye. va·rdılar. İşi akşama bırakmadan cellat gönderdi. Kendisi de, Yedi­ kule kapısında, d'u rarak Sultan Osman'ı boğdur­ du. Cebecibaşı, ölüm alameti olara k Sultan Os­ man'ın kulağını ve galiba bu.rnunu d'a kesip Sul­ tan Mustafa' nın annesine götürdü. Ertesi sabah e rkenden Şeyhülislam Yahya·. Efendi hazretleri , namazını kıld'ı ve rahmetli Suıtan Ahmet' in ,aya­ ğı ucuna gömüldü. Yüce Tanrı'nın rahmeti üze ­ rine olsun . Peçevi İ brahim - Efendi, Peçevi Tarihi, Prof. Dr. Bekir Sı tkı Baykal yayını, İ kinci Cilt, An­ kara, 1982, s. 356-363.

,�------� ·

Osma noğ lu s ü l a l esini n e rkekl eri n d en daha .ç ok başka par­ ti veya .a yn ı a n l a ma gelm ek üzere ta ra fl a r a ra s ı n d a c ereya n ediyor. B ütün kanı tl a r Ka n u n i S ü l eym anı' ı n oğ l u Şehzad e M ustafa'dan çe'k i nd i g i n i .gösteriyor; S ü l e1y m a nı' ı n ven i b i r pa tri ç·i d e d e n e mesinden korktuğ uı rah a tıl ı'kl a 'i,l eri s ü rü l e­ b i l iyor. Pır�ns M ustaf.a ' n m kırk yaşı n a ,getld i ğ i n d e o rd u i ç i nde b üyük b i r presti j topl a d ı � ı b i l i n iyor. Profesör Fa­ ruk Süm e r, b ir k ıısa a raşt ı rmas ı n da , Sül e1y man i çin , «asıl üzeri nde d urd u ğ u n okıta , ordu ve h a lk ı n , a rt ı k ihtiya rla­ m ıış olması 1hasebi1y l e tahtınd a n fera:g.a t edere k yeri n i oğ..; l u n a bı ra kması f i kiri n d e olma l a rı ·id i » d iye yaeıyo�. S ü l ey­ m a n bu isti hba mtı a l ı n ca , Prens M ustafa'yı orta d a n ka l ­ d ı rmaya k a ra r v e riyor. Da mad ı Rü stem Paşa H e a nlaş m ış o l a biı l i r veya Rüs­ tem, kendi ada m ı n ı s ulta n ya pma k i·ç i n , Kanu n i i l e ittifak yapa ra k şehza d e temiz l i ğ1ine başlav.aıbHi r; M u stafa ' n ı n öl.

47


.d ü rü lm esi n d e Sü l eyman i l e R ü ste m ' i n çıkarla rmın orta k .o l d u ğ u a n l a ş ı l ı yor. İ ra n seferi s a h ney i hazırl ıyor ve i sta n ­ b u l ' d a k i Ka n u n i Sü l eym a nı ' a Kony.a ' d a ordu n un başı n d a R ü stem� «a sker a ra s ı n d a, :bazı k i msel e �i n Şeıh za d e M us­ · tafa 'ya, baba s ın ı n ihtiya rl ığ ın a mebni sefere ç ı km a d ı ğ ı , :Pad i şaıh ta htı o n a b ı ra km a k i sti yorsa d a Rüstem P aşaı' n ı n b u n a m a n i. ol d u ğ u, sadraza m ı n öld ü rü l e rek ken d i s i ni is­ teye n orid u n uın ba ş ı n a g e:çmesi , i ıhti·var h ü k ümda rı n da ·ö mrü n ü n son g ü n l e r.i n i D i me toka'daı g eçirmesi n.i n m ü na - · s i p olacağ ıı yol u n da haberıl e r g ön d erd i k l e ri n i ve şehza d e­ n i n d e bu h a b erlere k u l a k verm ekte ol 'u p, hatta bu m a ık .satla · dern eğ e · crka ra k tuğ v e s a nca k l a r ı nıı d' i kti rd i ğ1i n i >» ra por ed i1yor. S ü l eym.an ' ı n bu h aberleriı bek l e d i ğ i a n la ş ı l ı ·yor. i sta nbuV d a n kal k ıyor ve ord u n un kamp ku rd u ğ u ye­ re g e l:i yor; M u sta fa 'yıı çad ırı n a. ça ğırıyor. M u stafa ' n ı n va · km ta rafta r l a rı Prens'e g.itmemes i n i , öl d ü rü leb i l eceğ i ni : söyıl üyorl a r; M usta�a , a ld ı rm ıyo r _ ve ca d ım g i d i yor. Cad ır- · da Sü l eym a n ve p ren s leri n b oğ u l ma sm d a k u Ha n ı lıa n d i l'­ :·s i zler bekl iyorla r; klrk .y aş ı nd a M u stafa , bab a s ı M uhteşem S ü l eyma n ' ın g özıl e ril ön ü n d e kema n k i. r iş i i l e boğ u l a ­ ra k öld ürül üyor (* ) . B a z ı kaıy n ak l a r, Prens M u s-tafa 'nm :boğ ul u rken ba1bo s ı n d a n y a r:d ı m i sted i ğ i ni yaz ıyorla r; M uh­ teşem Süleym a n , oğ l uı M ustafa' d a n sonm, toru nu ve M us­ tafa 'n ın oğ l u k ü ç ü k M eıh m et'ıi n d e boğ u l ma s ı n ı e mred i1yor. · �Şehzade· M eh m et de kema nı ki r i şi He boğ ul uyor. B u n l a rı n h eps. i 1 553 y ı h Ek i m ayı n ı n i l k haftas ı i çi nd e g e rcek l eşti ri­ Hyor. .

·

.

"

f

«Uzun boylu, güçlü .. kuvvetli · ve herkesi hayran eden güzel delikanlının .babasının .çadırına doğru yürüdüğü görüldü ; üzerindeki silahlarını, hat­ ta hançerini bile önceden bırakıp öyle · gitmişti. · Fakat en çok korkulan hal gerçekleşmişti. Çünkü onu babasının gözleri önün­ · d e boğmuşlaır dı ; artiık çadırdan Mustafa'nın naaşı çıkarılıyordu.» ( * ) Von Ranke şunları kaydediyor :

Leopold von Ranke, Onaltıncı ve Onyedinci Asır­ da Osmanlılar v e İspanya Krallığı, 1877, Batı Dil­ lerinde Osmanlı Tarihleri, derleme, Türkiye Ya­ yınevi, tarihsiz, İ stanbul, s. 143. 48


Osma noğ l u , oğ u ll a rı n ı n veya

s eyretmeye a l ı ş tktı r;

k a rdeşl eri n i n ö l ü m ü n ü

önceleyen l e r v a r.

B i ri n c i

M u ra d ' ı n

oğ l u Savc ı ' n ı n g öz l e ri n i k end i e l l e rıiye oyd u ğ u n u Biza n s

kay n a k l a r ı

kayded i yorl a r v e

İ ki n c i

M u ra d ,

M u stafa ' n ı n ö l d ü r ü lmesinde h az ı r bul u n uyor.

Osrn a n oğ l u M uhteşem

S ü l eyman' ı n oğ·l u P re n s M u stafa ' n ı n boğ u l u ş u n u s ey r et­ m es i b i r yen i l i k ol m uyor.

V u l g a r ta r i h ç i , M ustafa 'n ı n , b a bas ı n ı n ota ğ - ı h ü ma ­

yun u içi nde, Aksa raıy ' d a , boğ u l a ra k ö l d ü rıü l mes i n i·,

M us­

ta fa ' mın , Bat ı l ı l a rı n Roxa·l a n e d edi k l e ri, H ü rrem ' d en değ i l

G ü lıba ha r ' d a n

d oğ m a s ı n a

bağ laya b i l i rl e r;

b u n u yapı y o r­

ı.a r. İ ta l ya n cağ da şlo r ı n ı n g i ov i1n e n on bel.la ma g rassi a d o

d ed ik l e ri , g üzel d eğ i l a nca k ş i rin . b u l d u k·l a rı H ü rrem,. G ü l ­

ba h a r' ı k ı s ka n abi l i r ve S ü l e1yma n ' ı oğ1l uın u. boğ durm aya i k­ ,na edebi l i r; ıb üt ü n b u n l a r yaz ı l ıyor. M u stafa 'nm boğ u l a ra k ö l d ü rü lm esi n de n: son ra k i d u r um u, ta rihçi Tayyip G ökb i l g i n , «bu nd a n sonıra sa·lıta n a t veraseti mese l es i n de şehza de Ba­

y.ezi d ' i ve Sel i m ' i iıltiza m ed e n sa ra y · parti s i n i n ba ş ı nda H ü rruı m S u l ta n daha s a rih b ir vaziyet a· l d ı » diye yazıyor4• V u lgar yaz ı m ı , g e rceğ·i n üzeri n d eki öl ü ka b u l ol a ra k n i.teH ­

·yorum ; H ü rre m' i n d e rol ü olma l ı d ı r, önemsem i yorum . M u stafa ' d a n

k u rt u l d ukta n

son ra

M uhteşe m

S ü l ey­

m a n, oğ l uı Ci h a ng i r'e yön e l i yor; ya n ınd a n ayrı lm ıyor. M us­

tafa tahta ç ı ksa d iğ er ka rd eşl eri'Y l e bi nl ikte C i h a n g i r' i de

öl d ü recek; a ncak, Tü rk ta ri hçi l e ri n i n :yazdıı k l a r ı n a

g ö re,

Cih a ng i r, M us tafa 'ya y a p ı l a n 1ha ks ı·z l ı ğ a çok ü z ü l ü yor ve

öl üyor

(* ) .

Giha ng'i.r'·i n ö l ü m ü n ü � ka rdeşl eri n d e n

b i risini n

veya ta rafta rl a rı nd a n b i ri n i n g önde rd i ğ i zeh i re ıba ğ l a ma ­ r n n d aıh a doğ ru olaca ğ ı n ı d üş ü n ü�orum.

Bi r Osma n oğ l u' n u n ü z ü n tüden d e ö l e b i leceğ in e i n a ­

myoru m . A n c a k d a h a

ö n ce y e m eğ i n e veya

zeh i r konmasını zoru n l u görüyoru m .

banyos u n a 1

O s m a nıl ı ta rihi , ş i m d iy e kada r sa n ı l d ı ğ ı n d a n çok da-

( * ) «Hatta bir rivayete göre, şehzade Cihangir de bu hadiseden duyduğu şiddetli teessürden vefat etmiştir.» .

Ş. Altundağ ve Ş. Turan, İ slam Ansiklopedisi, Cilt 9, s. 801 . 49

F. : 4


ha çatış ma l ıd ı r

( * ) ; Tü rk ta rihçi Taw i p G ökbiıl g.i n bHe, h i ç

d e fa rk ı nda o l m ada n ,

b i r <<ıs a ra y pa rtisi n i n» va rl ı ğ ı n d a n

s öz e d i1yor. ıBa Şka n m ı ıbH e ta y i n etmekten ger) ka l m ıy or.

B i rd en çok pa rti ' n i n , ta raf ' ı nı, ol d uğ u n u i l er,i s ü reıbiliyoru m ; M uhteşem Sül ey man, oğ l u M u stafa ',yı orta d a n ık a l d ı rı nca­

ya kada r b u n l a rd a n b i r:i si y l1e c ep1he ku ruyor.

M ustafa orta.d a n yokedHd i kten son ra , H ü rrem ' i n

oğlu,

iki

Bayez i d v e Sel i m , tahtı n kuvıvetıl i ada yl o rı ol a ra k ya l n ız ka l ıyorlıa r; . ı H ü rrem ' i n , k ı z ı M ih ri mıa h ' ı n v e . d a mad:r R ü s tem' i n , ıBayez i d ',i

i sıted i ğ i n i d üş ü n m e k ıi,ç i n y eterH i p u ç l a rı va r. Se:l i m, D r. Fa r u k Sü m e r' i nı b i r başka k ı sa ça l ı ş­

ma s ında çizd i ğ i res m e g ö re·, i ta l1ya n l a r ı n , g i aıv i n e n on b e l .. la m a g rass .i a d aı bu l d u k l a r ı Roxaıl a n e ' n iın yaş l ı : l ı ğ ına ıben ­

z i,yor.

Resm i şöyıl e çizıi l iyor : «Se l i m t ı p k ı a n a s ı H u rrem Suılta n ' a ıbenz iyord u . Koca ka rınl ıı ve şiş ya n a kl ı ol u p yü­

z ü n d e öy leı ·oi r k i n b i r k ı rm ız ıhk vard l ki, a1skerler bundan

d ol a y ı ken di s in e a rpa l a p a s ı t ık ı n m ı ş d er l e rd i . S efa l et zevk ve sefa i ç i n d e b i r ıhavat .geci riyorıd w> 5 • SeHm' i n s i l'i k

ve ob u r l .u ğ Uın a ka rş ı n Bayezi d , d a h a h ı rsl:ı b i r pren s ola­ ra k ta n ı n ıyor. Ta rih , enıtriko fa r veya k i ş i s e l y a ml ma l a rl a d a a nl atı.-

( * ) Marx, Capital'de, asya toplum!arında, ekonomik temel­ deki durağanlık ile siyasal evrendeki fırtına dolu bulutlar ara­ sındaki kontrasta işaret ediyor . . «The simplicity of the organisation f or. production in these self -sufficing communities that constantly reproduce them­ selves in the same 'tarım, and when accidentally: destroyed, spring up again on the spot and with the saıme name- this simplicity supplie.s key to the secret of the unchangeableness of Asiatic socteties, an unchangeableness in such striking contrast w�th constant dissolution and refounding of Asiatic states, and the neverceasing changes of dynasty. The structu­ re .of econoinic €lements of soci.ety remains untouched by the storm-cloud� of the political sky». Capital, Vol. I, s. 358. Ekonomik temel bütün basitliği içinde kendisini sürdürür­ ken Asya devletleri yıkılıyor ve· yeniden kuruluyor ; hükümdar . sülaleleri, durmadan birbirinin yerini alıyor. Ekonomik temel .. deki durgunluk ile siyasal gök'teki fırtınaların şiddeti tam bir kontrast yaratıyor. ·

50


l abiH r; bi l im olmaz. 'B i l im , g e lıi1ş m e yas a l·a rırn ortaya k a rm a u ğ ra ş ı· ol a ra k tan ı ml a n ı yor, ·

çı­

Bayezi d ' i n Osm a n l ı d in a m i ğ i n i faz l aı zorlıa d ı ğ ını i le·ri

s ü rm ek

m ü m k ünı g ö rü n üyor.

T i m u r' u n

zafe ri n d e ,

Baye­

z i d' i n bu zorl a ma l a rı ıka rş ı s ında düzeni n p a rça l a rı n yoru lı­ ·m a s ı n ı n geri. a dım a tma la rının ö n e m lıi rol ü ol mo hd ı r. Ba1ye1z i d 't,en

son ra

bir

i nteırreg num

dönemi n d e ,

Bao/ezid' i n

çocu k l a rı nda n en ü rkeğ i ni n , en .yeteneık sizi n i n , n ered e i se B izans ' ı n yeniden yasa l l ı·ğ ı n a. razıı M e' h m et Ce·l e:bi ' n i n ka ­

z a n ç l ı_ ç ık ma s ı rn, d i n am i ğ i n 1i şleyi ş i yl eı a çı k l amaya ça l ış ı.­

yoru m .

İ k i n eıi

M u ra d

da baıbasm ı n

oğ l u d u r ; Osmıaınoğ l u

d üze n i n in y ükse l i ş d ö n e m ineı ııa y ı.k ol mayan :bi r emi r ol a ­ ra k yaş a mıın ı dold u ru yor. f üza n. s. ve m ü mk ü n o l a n Batı

ta riıhçi l e ri ni n

M um d ' o sonsüz övg ü le r d üzmesi

M eh m et

t ü rü nde n s ı ğ ı nt ı b i r su ltanı ol m a s ında n i l e ri g e H :yor. İ ki n ­ c i M ah m et' i n d e a rkası ndan Bayez,i di t ü rün d e n tıpkı İ ki nci

Sel i m'e •Q·e nzeye n - ıb i ri s i . g a H p çı:kı1y or. B i r i n c i Sel i m;den son ra tek ev l a d o l d u ğ u için tahta çık a n S ü l eym a n ' ı d a , h a s anlamd aı f ü tuıh atçı b i r s u lıt a n saya mıyorum; s avu nma koşul ları , M a c a ri ıS ta n ' a k a d a r g i tm es i ni zorl uyqır.

S ü l eyma n t ü r ü n d e n zoraki ve son un c u fütulhatc ı b i r ,i mpa ratorda n son ra , top l u m d a k i i k i ta mfl ı çatışm a nm so­ n uc u n da i k.i n c i Sel i m benzer i , s i H k ve sa rhoş b i r p re ns i n

ta hta. ç ı k m a s ı zo runl u görü n üyor. S ü l ey ma n, ' za m a n ın a g e­ l i n c ey e kadar, i t i c i ta rafın g ü cü n ü çok yit i rdlj:ğ i n i ç ı k a r­

mak zor olm a ma l ı d ı r; rb u b ü y ü k emıpe rya l d evl eti n ba ş ına

Se H m g e l i rse, çeıvre wiJ m e.rke·z b ü t ü nü y l e raıhata · ka1vu­ şacağa ıbenz,i yor. Se l i m' i n ön p l a n a ç ı k a rı l m a s ı n d a n en çok S ü l eyma n ' i n rahatl ı k d uya ca ğ ı d a i leri sü r ü l ü yor. Dr.

S ü m e r, . «Ka n u n i S ü l e.y m a n ' ı n Tıa lilhsiz Qğ.l u Şehzade Ba-· , yezi t» üzeri n e yayınlad ı ğ ı k ı sa incel emes1i n d e ş u nl a rı ya­ z ıyor: « Lô'ki:n Şeıhz a d e S e t im b ü t ü n b u h a l iy l e babas ı n ı n

g.öz ü n eı g i rmeye, m uv a ffa k ol m uş v e on u n ta ra f ı n d a n ve­

l i ah t yap ı lm ıştı . Ç ü n k ü Ka n u ni , b ü y ü k oğ ! u n u n kend i s i n e

. karşı h i çb i r h a reket yapm ıya m ukted i r o l m a dığ ı n ı bi l ily or v e bu s ebepten ona i t i m a t .g österiyord u·. Z i ra Kan u n iı, ih­

tiya rhk çağ ı n d a , oğ u l l a rında n bi risi ta rafın d a n t ıp k ı1 ba b a ­

s ı Yavuız S e H mı' i n d edes i n e karş ı yaptı ğ ı g i bi b i r ha rekete

51 "


maruz k,a ıı m aı�ta n e n d işe edi yord u . » Bi ri n c i Sel i m' i n oğ­ lu

B i rinci

S ü l1e,y ma n , hep ö n c e

ta htı n d a n

i n d i r i l m ekten

s o n ra da oğ l u n u n ada m l o nnda n b i ri s i ta ra f ı n d a n zeh i r­ l' en me kten korkuyordu.

R üstem bu k ez Bay,e zi d ' i.n ta ra f ı n ı t u tuyor

(*)

ve So­

:k ol l L;J1 M eh m ed , Se U m parti sine g i ri yor. M u hteşe m S ü l ey­

m a n , Pre.ns M ustafa 'yı k e n d i

ça d ı r ı n d a boğ d u ruyor;

or­

d un u n b i r ka,ç g ü n ye m e k boy kotu yaptı ğ ı n ı yaba nıc ı g öz­ l emoi l e r :ka ydedi,y o r l a r.

M uhteşem

S ü l ey ma n ,

d iğer

Os­

ma n l ı ·S U lıt a n i a rı g ib i , s a m l d ı ğ m d a n çok d a h a g ü çsüzd ü r­

J er; a c ı k ça· Ba.yez i d ' i n

boyn u no da

kem a n . g i ri ş i g e ç·i r.i l ­

m es i n i sağ ı la ya m ı yor. S el i m ' i , o c ı kça velıi a ht i. lô n ed erek

,

Bayez i d ' i. b a şka ldı rıya p rovoke ed iyor.

B a yez i d i çi n a rtık yaşa m ı n ı kurta rma d ö n emi baş l ı ­

yor; Se·H m ' i n ven-a htl ı ğ ını i lô n etmek, k ı s a b i r zama n son­

ra, Ba.yez i d ' i n boyn u n a d a - k e ma n k i ri ş.i n i g eçi rm e k d e ­

m e k oluyor. Bi r tek fa rk va r; S ü l eyma n ' ı n gözü ön ü n d e ol m a ya cak, ı b u i ş S e l i m ' e n a s ip ol uyor. 1Bayezi d , ta h t ı a l·­ ma k üzere b a ş ka l dı rıyor; ö n c e b a şa r ı l ı ve s on ra , d i na ­

mik Bayezi·d ' i n baş a rı s ı n ı n ka rş ı s ın a ç ı ktı ğ ı i1çi n ı, b a şa r ı s ız

ol uıyor . . i ra n ' a ve $ a h Ta h m a sp ' a s ı ğ ıın ı yor. Tah m a s p , d a h a önce· R üstem ' i n oynadığ ı oyu n l a rı n etki·s i n d e d i r ; R üste m , Sah ' ı , · M uıstafa ' n ı n ad ı na v e müh rü n ü ta kl i t e d erek m e k­ upl a r g önd e rmişti . İ ra n Şah ı , M usta1fıa a d ı.n a gönderi l en

t

bu s a hte m ektup l a ra ka n a ra k , ıg e rçek ve Sül eyma n ' d a n

( * ) Osmanoğlu sülalesi ile ilgili tek v e emek ürünü monog­ r�fiyi yayınlamış olan Alderson, Prens Mustafa'nın ortadan kaldırılmasını sağlayan paırti içinde, Rüstem, Hürrem ve Mih­ rimah'tan başka Bayezid'i de sayıyor. Bu durumda Rüstem'in Bayezid Partisi'nden olduğu kesin görünüyor. Alderson, Süleyman'ın da, muhtemelen Bayezid tarafını tuttuğu, ancak Çaresiz olduğu, <he 'could do nothing to ensure his succession», Lala Mustafa Paşa'nın girişimleri karşısında Selim'den yana bfr tutum aldığını ileri sürüyor. , Sokollu Mehmet'! de · Selim taraftaırları arasına koymak gerekiyor. A.D. Alderson, The Structure of the Ottomçın Dynasty, Oxford, 1 956, s. 52. ·

52


son ra i şb i rH ğ i n i kdnu a l a n c eva R l a r ve rm i şti . B i r kez d a ­ h a böyhe· s ık ı n tı l ı b i r d u ru m a d üşmek istemed i ğ i a n la ş ı l ı·­ yor. A nca k b u n u n ötesi n de. M uhteşem S ü l eym a n ' ı n a l . t ı n l a rı d aha çok etkHi o l u yor; S ü l eyma n , Tah masp H e o ğ ­ fu n u n v e torun l a rı n ı n cesed i i ç i n paza rl ıik y a p lıyor. A n l a ­ ş ıyorl a r; T ü rkiye_' den i ra n ' a ceıl latlıa r g•iıd iyor . . Bayez i d ve e rkek çocukl a rı m i ra n 'd a , T ü rk . c e l l a t l a r b oğ uyorl a r; ce­ sed l e ri n i a l ı p g eti riyorl a r ve Osm a n oğ l u a ' i l es i n e ait tü r­ ıbeıl erd erı b i ri s i n e göm üyorl a r. İ ki n ci Se·l i m' i n kestan esi ni. a teşten babas r Bi ri n_c i S ü �

l eyma n a . ldı ; M u hteşem S ü l e y ma n , bıuı, K ı b r ı s ş a ra b ı i ç­

m ekten yıüzü k ı p k ı rm ız ı o l m U ş , obu rl u ğ u n d a n d o l a y ı1 ol d ı ­

ğ ı ık i. l ol a r l a v ü cu d u n un e n i k ı sa b oyu n u a ş m ı ş , s ü r.ek l i sa- rhoş ve ş e hveıt d ü ş k ü n ü oğ l u n u n tahtını g üıven ce a lt ı ­ na

a l a:b i l me k

için

çeş i t l i

porti l e·r l e

iş:b i rl1i ğ i

ya pa ra k

üç

oğ l u i l e say ı s ız toru n u n uı boğ d u rd u . İ k inci Sel.i m i le bi r­ lıi kte O s ma n l ı d üzen i. , a1t ı l ı mc ı· dön e m i n i·, görmey e n g ö� l e r i çi n b i l e ·k,apıa m tŞtı ; bu n ed e n l e belik i d e· S ü l ey ma n i ç i n ·

Sel im'i taMa ç ı k a rma kta n başka b i r yol yoktu .

Osman oğ lu s ü l a l es i i çi n d e en az Ka n u n i. S ü l eyma n ' ı ö n e m s i·yorum. M uihteş e m. S ü l e1yrn an, d ü ş üş ü n başıd ı r. S ü .:. l eyma n za m a n ı n da k i b a z ı s ı n ı r g e n i ş l em eıl ·e ri , fre·n i ne s ı ­ k ı ca bas ı l m ı ş b i r otomobilıi n · i l e riye d oğ ru k a y ma s ı n d a n

·

i ba ret .gô rü n üyor; oğ l u Sel i m M e birl i kte a ta l et d u ru m u n u kesi n l i k l e bul uyor. 81'ri n c i Sel i m ise ataıl et d u ru m u n a ka rşı- b i r baş.k a ld ı ­

r ı y ı temsi l1 e d i.yor. S ü l ey m a n , s i l i k ve sa rhoş oğ l u na Os­

ma n l ı tahtı n ı v e reb i lmek ,i çin sa ·ğ l ı �l ı bütü n oğ u l l a rı n ı or­ tad a n k a l d ın yor. Sel i m, s i l ik ve s.a rhoş :baıba s ı n ı tahtta n

J n di reb i. lm e :k i·ç i n ö n c e , b a b a s ı iıl e i ttifa k h a l i nd e ka rdeş

:kavga s ı yap ıyor v e d a ha s o n ra ba bas ı n ı d a ka rış ı s ı n a a l a ­

ra k ka n ı r ve ' si l ah l ı b i r m ü ca d el eı s ü rd ü rüyor. Ka rdeşleri­ ni ö l d ü rüyo r; .ba ba s ı1 İ kinci B ayez1i d',j ha l ed iyor ve 1e· ldeki

ıbü t ü nı ko n ıt l a ra göre d e wh i rl eyerek ö l d ü rüyor. Osma n l ı

mamış

vaka n üv. i s l eri n i n ,

olm a s ı ,

za m a n ı n da

k roni k

ıbi-li n m e d i ğ i

yaz ı c ı l a r ı n ı n , a n l a m ı na

yaz­

g e l m i­

yo r; B i rinc iı Sel i m '·i n , ıbaba s ı· İ k iınc i Baye�id' i n· d ed:esi M eh ;.

53 .


met Fati h ' i zeh i rled i ğ i n e i n a n mas ı n ı m ü mk ü n g oruyoru m . Osma n l ı kron i k yaz ı c ı l a rı ın ını yaz mama s ıın a ka rşı n S ü l ey­

ma n ' m , baba s ı Sel i m' i n , d ede s i. İ k inc i. ıB a yezi d '·i' zehi rle­ d iğ i nd e n ık uş'ku d uyma d ı ğ ı na i n a n ıyoru m ; S ü l eyma n , s a ğ ­

t:ı k l ı v e yö netici n i te l i k l i oğuıl lıa rı n ı b i r b i r öld ü rt ü rıke n , d e ­ baş ı n a g el e n l ·erı i n k e n d � ba ş ı n a g·e l m e ­ m e1s i i çi n de ö n l e m a l d ıığ ı n ı d üşü n üyor. d es i Baıyez i d ' i n B i ri n c i

Sel i m

M a rti n L uther,

Kaıh i re'.yi a l d ı ğ ı za m a n , 1 51 7 ·y ı l ı nda , 95 Tez i ' n i , Witten berg ' d e kl i s en i n kaıp ı s ı ­

n a ya p ı ştı rıyor; p rotesta n i ztni n a ç ı k l a m a s ı n ı yap ı yor. Os­ ma n oğ l u s ü l a l esi n i n Ka h i re ' d e k i H a l ifolıi ğ i son a erd i rd i ğ i ta ri.h te H a:bsıb u r:g ·s ma ı es.i ' n i n :ba ş ı n a p rotesta n i zm a c ı k

b i r soru n olarn k ç ık ı yor. 1 520 y ı l ı n d a S ü l eyma n ' ı n O s ma n:­ oğ l u taıh t ıına· c ıktı ğ ı1 y ı ld a i s e Papa , L ü th e r' i a foroz · ed iyor v e Luth e r, aforoz B u H ' u n u , h a. l k ı n ö n ü n d e yıa k ıyor. B uı, a c * b i r başka ld ı rı d ı r. 1 521 yı·l ı nıda Osma noğ l u Belg rad ' ı a l d ı .ğ ı za m a n , Luth e r W a rtb u rg ' d a h aıpsediıl iyor. Art ı k Küçük Asya v e· Ba lıka n la r' d an

i l er l e'.yen

Osrn a n oğ l uı ıS ü l a lıes i.

Batı ' ya

i-le- Alma nya ' d a n

doğ ru

Doğ u ' ya

d oğ ru i l erlemek d u rum u n d a H aıbsburg s ü l a1l e s i k a rş ı ka r­

ş ııyia' g eUyorl a r. 1 526 ıy ı l ı n da M oh a ıç 'ta KraHa n Lou i s ve B u da ' y ı T ü rkler' e k a y bed e n M a c a rl a r, bi r ıba ğ ıms ı�z. g üıc olmakta n çok faz l o , T ü rkle r i l e Al m a n l a r ora s ı n d a çatış­ m a ya s a h ne, Th eatre of Wa r, ol uyorla r.

Bu çatışma d oğ ruda n doğ ruya ıburad a kıi ca l ıışnfo y ı i l ­ g i le n d i r miyor; .g eçerken v e i ki ö n e m l i kaynaık n ed e n i y l e d e ğ i n me k zoru n l u l u ğ u n u d uyuyor u m . Stepıh e n F i sche r Ga l ·a tiı' n i n «Ottomaın l mıp e r i.a li s m a nc:tı G e r ma n P rotesta­

n is m » a d ı nı taş ıya n ça l ış ma s ı , T ü rk l e r' i n B e l g ra d v e B u ­ da 'y ı aıl d ı kta n son ra Vi;ya n a Kap ı l an ön ü nd e dolaşma s ı ­ n m, M a rt i n Luth er' e u mma d ı ğ ı V·e1 çok b üyü k ve d e ğ e rl i m üttefik sağ.l a d ı ğ ıın ı ka n ı tl a ma1ya ca h ş ı ıyor. H a bs b u rg y ö ­

-

n eti mi , Osma n l ı empery9 l i zml, Ottoma n l mıpe ri aH s m , k a rş ı s ın d a h a l k ın d esteğ j n ıi sağ l a y a b i. l m e k i ci nı ıha lıka y a y ı l·­ . m a y.a ,ba şlaya n Luth e r m ezhebi n e s ü rek l i öd ü n vermek zoru n l u l u ğ u n u d uyuyor (* ) . F i s c h e r-Ga l ıa ti ı , M a rti n Luther'-

(*) «Almanya'da 1555 ·yılına kadar, lutheryanizmin kon54


Jn

Osma n l ı emperıyaıl izm i n i n ken d i s i n e özgü rl ük geti rd i ğ i ­

n i g ö rd üğ ü n ü v e böylece d i n d üş ma n lıa rı n a k a rş ı· d estek ka rş ı l ı ğ ı n da özg ü rl ü ğ ü H e ri s ürüyor.

s a t ı n a lm a

flıscher-Ga lati , S ü l eym a n ' ı n

olm a dı ğ ı ri ı1, zor.l a nd ı.ğ ı n ı ve

pol i ti k a s ı nı

·

izlediğ ini

M a c.a rista n ' ı1 a ı lma k . p l a ­

1 529 y ı l ı n d a k i V i:y a nıa K u ­

şa t[liıa s ı ' n ı n ·i s e V i ya n a ' y ı a lm a k ta n ç o k H a bs:b u rg Ai l e s i ' ­ n e bi r u ya rı ol a ra k g e rçe·k l' eşti ri lldi ğ i n i yı0 zıyor. S . N . F i s c ­

her' in, « -r h e Fore i g n R e l ations o f Turkeıy 1 48 1 - 1 5 1 2» a d ıy­ la yayın lo m ı ş o l d u ğ u az ıbi l i n e n ç.a l ı şma s ı i s e Bat ı seferl e­ ri nıi1 t ü m ü y l e i h m a l e d e re k M em l u k ve Safavi H a n ed a n l a ­

r ı ' n a s a l d ı r.a n b a b a s ı Se l i m' inı, 'M ı s ı r veı i ra nı sefe r l e ri i ç i n öze.ı ned�:n l e r i n d e ıb u l u nd u ğ'Uln u · o rta .ya .ç ıka rıyor.

Fischer'.i n bu T ü r;k a raştı rı c ı l a rım n görmezl i kten g e l ­

dik l eri v.e zen g i n ıa rşiv a raştı rma l a r ı na d aya n a n ç a l ı ş m a ­

s ı üzeri nd e d u rm a k d uru m u n da yım . Araşt ı rm a , b i r ra st­ l a n tı sonuıcu, jki n ci Bayez i d ' i n s a l ta n at dö n e mıi:n i e l e a l ı­ yor ve tümü y l e , i sta n:b uı .' d a k i Ven ed i k ' tem s i l c i l eri n i n Ve:-

11 ed i k Gumıh uriyeti .' n e s ü re k l i ol a m k gönd e rd i k l e ri rapo r­

l a ra , rel çıtion, d a yanıyor. M eıh m et Fatiıh ' i n ö l üm ü i l e B a ­

'YeZ1id ' i n ö l ümü a r.as ı n d'a k i d/ö n e m d e , Ve.n ecili k a rş i v l e,r i n e

yaız ı l d ı ğ ı b i r 'b i ç i mde, yen i ceı bi r O s ma n l ı d üzen i n i n ç ı k­

m a s ın a ka tk ıd a bul u n uyor; bqs i t ve catışm a s.ı z b i r Os­ m a n o ğ l.u

d ev l eti

a n layı ş ın ı n

y ı k ı l ma s ı n a

•ya rd ım

ed i yor.

F i s.ch e r de, İ k i n c i M e h met'·i n ı son seıfer i n e , oğ l u Ba­ vez i d ' i ö l d ürm e k i ç i n ç ı k t ı ğ ı n ı , M eıh mıed IY p l a n ned to 1k iH

Baıyez i d in the spri nıg of 1 481 , i l eri s ü rüyor; ken d i:S i ö l ü ­ yor6. F i s c :h e r, Fatiıh '-i n oğ l u n u ö l d ü rm e k i stemes i n e� g e rekçe olıa r·ak, Ba yez·id ' i n s e k i z oğ lUı n u n b u l u n .m as ı n ıı ve b u n ­

lor a ra s ı n d a k i ç e k i ş m e n i n kontrol d a n c ı ka b i l ece;ğ i n e v e Bayezi dı' i n du r u m a ha k im olıa mıayacağ ı na i n a nmas ı n ı gös­ teriyor. Bu g·e rnkçeyi önemse mi1y orum .

.solidasyonu, genişlemesi ve meşrulaşması, tek başına her han­ gi bir faktörden çok daha. fazla, Osmanlı emperyalizmine bağ­ lanmalıdır.» S.A. Fischer- Galati, Ottoman Imperialism and Ger­ ·man Protestanism, Harvard University Press, 1959; .s. 117.

55

'


İ sta n b u l 'd an V e n ed i k C u mh u riyeti ' n e za ma n ı nd a g ö n­ d eri l e n ve a rşivl erd e bekl1e1yen çok sayıda,ki ra pord a n , re­

l a t i o n , ç ıkan tob l o ş u d u r : Bayez i d ' in h er b i risi ıb i.r eya l et va l i s i olon oğ u Ha n, · tam a n J a m ı y. l ıa , :b i re r feoda l lord o l a ­ raık h a reket e d i yorl a r. Bi rbi rl e ri y l e rnka betle,ri v a r; i s ta n -­

b u l 'd a . otu ra n b a ba l a rı n ı , b i r G ra n d T u rk veya Overl ord, B ü y ü k . Efend i , ol a rıa k g örüyor l a r. B i rbirleri n d en çek i nd i k· l eri - k a d_a r baba l a rı n d a n da çek i ni yorl a r; baba ları d a oğ u l 1I a rı n ı n l sta nıb u l ' a d eğtl g el m e l eri n i y a k l a ş m al a r ı n ı b i l e i s ­ tem i,yor. Bi rinci Se l.i m, b i r- kezi n d e ista n b u l ' a y a k l a ş a b if:. m ek i ç i n , baba s ı n a , ba:baıs ını tam y i r m i ö lt ı y ı l �d ı r görm e -d iğ i haıb eri n i gönd eriyor.

Zaccari.a d i F re,sch i' ni n

n ed i k'e gönderdi ğ i

zid'in

eya l et va l i s i

·

·

·

1 7 Ara l ı k 1 503 ta rihi n d e Ve-·

ra pord a n , İ ta lya nca, relazione, Baye-, oğ u lılm ı m,

i sta n bu Vd a

yapacağ ı

bü:­

y ük ıbi r s ü n n et _ d ü ğ ü n ü n e davet eıttiğ i an l a ş ı l ıyor. O ğ u l­ l a r,

b i rbi ri n e

ra k i p o l m a k l a bi rl i kte baba1l a rı nd a n

gelen

b u d aıvet üzeri n e b i rb i rleriyl e h a b e rl eş i yo rl a r, they cor­ respon d eıd a mong themselıves,

ıv e

m u tl' a ka

a da m l a rı va r, b unlıa rd a n g e l e n b i l g i l er i d e B a yez i d ' i n :b u s ü n net d üğ ü nü n d e

b i ri

i s ta :n bu l! d a..

bi rJ,e şti rernk,. ' hari ç; d i ·ğ e rLer i n i n

heps i n i ö l d ü rteceğ i son uc u n a , tlha t B ayez i d wou l d execu ­

te

.

ali b u t ıon e, va nyorıl -a r7 • Oğuıl lıa r ı n da n h t ç · b i ri s i , B a ­ yezi d ' i n dave1t i n e kat ı l m ıyor. . O ğ ul l a r ı n da n en ıb üy ü ğ ü Abd u U aıh 1 483 ve AJ em ş a h. da 1 503 yı l ı nd a · « doğo l » o l a ra k ö l üyorl a r; O s m a n oğ uıl l a --

n nda n h i ç b i r « doğ lm ö l ü m e , k u ş k u d urymadan ya k l a ş­ m ıyoruım . An c a k Bayez i q '.i n çok oğ l u o l d u ğ u i ç i n Aıb d ul -· l a h ve Aıemşa h üzeri n d e' d urmuyorum; Al emşa ıh ' a B a y e-· z i d ' i n çok ü z ü l d ü ğ ü n ü , yas ola ra k d uı kkôn l an kapatt ı rd ı -­ s.a d a ka v e rd i ğ i n i Vened_i k a rşi v l e ri g österiyor. B u ­ n u, d i ğ e r ö rnekl ere baka ra k , b u ö l ü m ü n çok k u şıkul .u o l ­ m as ı n ın b i r i ş a reti sa ıy ı yoruım ; Osma n l ıı s uı l ta nl a n bi r şah-­

ğ ı n ı,

·

z a d e n in ö l ü m ü n e a n eıa k k e ndi l eri ne1 yön e l i k b i r tehd iti n­ . . i 'şa reti o l u rsa ü z ü l üyorla r. Şa h i n ·i se, ne yazık topa l ol a ra k d ü ny.a ya· g e l iıyor; taht . kap ı s ı , d ü nyaya· g el i rken kapan ı yor. Şa h i n , kend i s i n e taht yol u o cı k ol m a d ı ğ ı için k a rd e ş l eri n i n keman kiri ş i . He öl-

56


1 .

d ü rülm;e yeceğ i n i d ü ş ü n eb i l iyor; fa kat Vened i k a rşivl eri n e · g ö re , 'Yi n e d e , fazlo a lkol a la ra k i nti h a r ed iyor. Böy l ece Bayez i d ' i.n e n b üy ü k ü ç oğ l u , b i rb i ri n i i z l eyen ve Wi l l

Du­

ra n t' ı.n başka h a n e d ca nı a r i ç i n söyled i ğ i , «a:b n ormaHy n a ­

tu rıa l d ea th» ne, ö l ü ml ü ya rışta n çek i l iyorl o r.

M ah m u d , Sel im'den son ra ki· iki n c i g e n e şehzade o l u­

yor; ö n e atı l ıyor. Biır roto r p rensesi i l e evl e nd i ğ i i ci n ken­ d i si n i · g üç l ü h i ssed iyo r; Keıf fe'd e va f i ' d i r. 1 505 y ı l ında is-·

. ta n b u l 'd a b ü y ü k b i r h ub uba t krizi · ya şanıyor; K effe Va l is i P re n s M a h m u d, bu n a l ı m ı d ah a da

a rtı rma k i·çi nı K ı rı m'­

da n h u b ubat y ük:l ü h i ç b i r ,gemi n in i sta nıb u�:a g i tmesi n e i z i n vermi,yor. i stanb Ü l ' d a G ra n dı Tu rk Baıyez i d b u n a çok. · k ıız ı yor ve J acomo Contra ri ni ' nı i n Ven e d ik ' e g ö n derd i ğ i M a rt

1 1 507 ta ri h l i rel ation 'a· g ö re , oğ l u n a zeih i rl i b j r h e d i -

. y e gö.n deriyor veı M ahm u d ö l üyor8• Th is act s o a ng ered Bayez i d tıh a t he sent some poisoned g i fts to h i s s o n .

Ö l e n Mahm u d ' un Tata r Pren s1e,s i e�in i Se l i m ya l n ı z

· b ı ra k mı yor; kendisi ev l e n i yor. Böyl ece Tata r d esteğ i n i :ken­ d i s i n e. ceN'irm i ş ol uyor; Korkut, M e m l ü k l ,er' e y a'k loştı ğ ı ve: ·

Aıhmet d e, Şa'h İ sm a i l ve k ız ı l başla rıa ta m b i r ıb e raberıl i k k u rd u ğ u i. ci n , S el i mı' i n M aihmuıd ' u n d u l ka r ı s ıy l a·, evl e n me­

s i son d erece ö n em l i d i r. 'Sayezıi d , hi ç ol mazsa b i r 'eya l eti bi r l ord 'tan k u rta rd ığ ı n a i n a n a rıa k Kette V a Hl i ğ i ' n e şehza­ de g ö nd e rmeyeceğ i n i i l ô n 1ed iyor; Se l i m , zorluyor ve Ke·f ­ fe Va ı .i l i ğ i ' n i son rada n M uhteşem Süleyman olacak o l a n oğ l uı Sü l eyma n ı' a a l ıyor.

Pre n s M eh met Ma n i1sa Va l i s i 'd:iır; ·ista n bu l ' a en yak ı n ve ö n eml i eya l e t l e r i n biri s i n in · :ba ş ı n d a bu l u n ma k , ta hta. d a ya k ı n o l m a k say ı·l ııy or. M eh m ed ', s u l'ta n ol'm a n ı n h a • ya l iy l e i stan b u l ' u görme.k , j ç i n ,a c e l e ed iyor. Vened ik a r­

siv1l er i n d ek i b i l g i l ere g öre 1 507 yı,lm da teibdi l -ıiı k ıyafet ede­ ek, biır ka pta n k i sıvesiyl e , ista n bu l ' a g e Hy q r v·e b i r ka ç: g ü n i sta nb u l ' u g eziyor, . M a n i1s a'ya d ö n ü yor. Anca k B ü y ü k

T ü rk Bayez i d , casu s l a rı ve h a1f i y e l eri a ra c ı l ığ ı ylo b u n d a n h a berd a r ol uyor · ve p ek çok k ı z ı yor. ıBayez i d w a s a n g ry

and orde red th a t M eh m e d · s h ou l d be poison ed9• Leo n a rqo Bemıbo'n un Ve n ed i k ' e g ö n d e rid i ğıiı 21 E k i m 1 507 ta rih l i ra ...

57


poruın a

g öre,,

Baıy ezid,

Pren s M eh m ed ' i n

z e h i rl en m es i n i·

emre d i yo r ve· M eıh med, z eh j rl e n emk ö l d ü rü l üyor. -

Deva m etm e d e n o rtaya ç ı k a n b i r son u c u yaz m am g e­ M eh m et Fa1t ih ' i n İ·st,a nıb u l 'uı fet!he:t mes i y l e, O rta Ca ğ ' ı n sona e rd i ğ i n i n i l ô n e d iıl m e s i n e ka rş ı n , Osma n oğ:l u d üzenıiın d e z e h i r, kem a n k i ri ·şi ka d a r öneml i .ve· yayg ın b i r rek i yor:

pol itiıka yöntemi ol m a y ı s ürd ü r üyor. ·İ k.i n ci Bayez i d , ö n em l i b i r zeıh i rl e me uızma n ı o l a ra k bel iıriyor; k ı zd ı ğ ı o ğ u l l a rı n ı o c ımas ızca ze,h i rl eyeıbi l iyor.

Geoerken ıbi r tezi yazıyoru m : Osma n oğ l u s ü l a l es i n d e

h e r b i re y kend i s i nden :başka �ıimseye bağ l ı·l ı ğ ı veya sev­

g i s i ryoktur. Kend i n e .b'a ğ l ı:l ı ğ ı tahtı n a ıba ğ l ı l ı·ğ ı dıır; kend i si ­ n i c i s i ml e.n miış taht v e ta htı n ı , c i s i mleşmiş k e n d i s i o l a ra k -O ü ş ü nüyor.

Bu tez i n bi r uza n t ı s ı var: Osma n oğ t u i c·iın tahtta n baş­

ka b i r _:b a ğ l ı l ı k o l m a d ı ğ ı nd a n eıv l a d se·vg i s i· v ey a baba s ev­ g i si, d e söz kon u s u ol m uyor. G e re k l i görd üğ ü n d e oğ l u ­ · n u ol d u ğ u k a d a r b.a bcı s ı .n ı da a c ı m a s ızca zeıh i rleyeb i l'i yor. E ğ er Osma n oğ l u; s ü l a l es i n i n ta ri h i nd e baba zeıh iırl eme�ıe­

ri , oğ u l katl i nd e n d a h a az i se , b u , ba;b a lo rın yaşfö n a ra k

-ölm e l e ni· n eden iy l e Z!e:h i rl e n m e şa n s l a n;n ı oza ltm a l a r ı n d a n i l e ri· g e·l! i yor.

D evam ·ed erken ıbir de s om soru l ma s ı g e re k i yor: İıki n ­

·ci Ba yezid , ıbu z,eh i rl em e uzma nl ı ğ ı n ı n e zaman s e rg i l e m e­

,,ye b a ş l;a dı veya Orta Ç a ğ ' d a zeh irl e m e mesleğ i b i r şebe­

'k e n i n va rl ı.ğ ı m g erek ti rd i ğ i n d e n ıbu s istem i n e za m a n k ur­ du? Da.ha Am as1ya,' d a i ke n bıit casus l u k a ğ ı k u rd u ğ u ve .ba ba s ı Sulta n M eh met' i nı k e n d i sıi n i i ckiy·e1 a l ı şt ı ra n . öğret­

,m e n i n i n öl ü m ü n ü ıkara rlaştırd ı ğ ı ın ı Bayezid, İ sta nbu l Sa m ­

'Y l ' n d'aki c a s u s l an a mc ı,l ı ğ ııyl,a, za m a n ı n da h a beır a l ıyor v e 3öğ retm e n i n i s a k lıa ya rak ö l ü md e n k urtan yo'r.

B umda n , pol i·t i ka yön tem i nden ta riıh yöntemi ne g eç­

. m em zoru n l u ol uyor; 'a mpi ri st, a .rşıiıv ci ta riıh a ra ştı rm a c ı 1.a rm h i .ç ıbi ri s i n i n b u t ü r soru l a r s ormas ıın ı m ü mk ü n g ö r-

. . m ü y oru m . H iç ıb i ri si bu t ü r soru l a r sorm uy;or; çok s ı n ı rl ı · bi r tar i h kesiti. i çind e b u l abi l eceık l e ri b i r veya, ıik i arş i v »be l g e s i ni-n d a r s ı mrlia rı 1i ci nıd e h a psol a ra k kalıyorlm. F a ­

-ti ıh Sulta n M e:h met' i n zehi rıl e n ip zeh i rl· e n m e di ğ i kon usun-

58


da e n c.i d d i t a rt ı şm a l a rı y ü rüten Al ma n F r. B a b i n g e r i l e

İ ng i l iz B. Lewi s , Fat i h ' iın özel d okto ru Yah u d i Yakup J?d­

ş a 'n ı n

k i şi Hğ i

üzeri n d e

m uıhteme:ı

a rış i v leri

a ra şt ıırm a n ı n

ötes i n e ,g eçem iyorl a r. Bayezi d ' i n ki ş i l i ğ1iı v e d a h a son ra k i

b i r d öneme a i t Ven e d ik a rş i1vller i n d e n çık a nl aıb i l en zeh i r­ J e m e uzm a n l ı ğ ı d i kkatleri n d e n h eıp kaç ı yor. Sek iz ka rd eşten

ü ç ü , bıHi n m eyen

ö l üml er l e kenıd i l e­

rıini saf d ı ş ı ede rken i ki ,s i de :babaıl a rı Baıyez i d ' i n g ön d er ­

di ğ i zeh i rlerle )d ü nıyaya v e tahta v,eda e d i yor.l o r. Ç3eriye

ü çü k a l ıyor; ıb u n.l a rd a n Konkut, b i r k ez ta hta oturm uş şeıh­

z a d ed i r' ve taıht ı n 'ke n d i si n i n h akk ı old u ğ u n u d ü ş ü n üıyor. İ k i nciı , M ehm et, . çeşi tl i· n e d e n i .erl e i k i oğ l u n uın d a , Cem ' i n

v e B a ye,zi;d '. i n k�nd i siın e b i r fena l ı k ya pmol1a rı n d a n kay g ı ­ l:amyor v e Cem ' i n ıbebe k oğ1l u Oğ u z ha n i l e Bayez i d ' i n k ü­

çük oğ lu ıKorku t' u ,

i sta n b u l 'd a sa ray ında

reh i n

tutuyor.

Ö l ü m ünde ye n i çe r i l e r pa rtisi d u (u m a h a k i m ol uyor ve B a ­

yezi dl g e l i n ceye kada r tahta Bayezid'in oğ l uı Korkut'Lİ' ç ı ­ ka rıyorla r. Osmanoğ;l u d üzenin deı taht ı n , s ü l a l e n in h a n g i

erkek çoc u ğ u na g eçece,ğıiı ıkon u s u n d a

b i r k ura l

yoktu r;

h a n g i e rk e k Osma n oğ l u tahta c.ııka rsa s u l ta n ke n d i s i o l u ­

yor. Osma noğ l u d üzen i n de de

de

iureı

fa.cto, s u lta n ayn ı z a m an d a

h ü k ü md a r say ı l ı yor; g ü c ü va rsa,, bi r k e z otu rd U'­

ğ u tah t ı n s a h i b i, oıt:a ra k kahyor. Korkut' u n g ü c ü yok; ba­ bas ı g1eıl ıince ta htı d evred iyor.

Korkut, .çoc uk l u ğ und a b i r kez baba sına s u n d uığ u ta h­

t ı .g e ri a lm a k i oinı M em l ü:k S u l ta n l a rı H e i şbi rl i ğ i .im kô n l a'­

rın ı a m şt ınyor ve Kaıh i re ' ye gıiıd iyor. Bayezid' i nı zay ı f M e m �

l ü k S u l ta n l a r ı ' n ı te h d it etm e s i üzeri n e Korkut c i d d i b i r ' yard ı m o l am ıyor v e i s.ta nıb u l ' d aıki ta ht üzeriın deki şa n s ı n !

önem l i ölçüde zayı fı.a tı yor. Se.l im , M eml ü k Suılta n lan' n ı n ke n d i rakibin e yard ım i mkô n l a r ı nıı a raşt ı rm ı ş. o l ma l çı r ı n ı u n u tm u yor; M ı s ı r'da ki T ü rk Köl1e1 İ mıp a ratorl'Uığ u, Sel i m ' in k ı l ıc ı 0rıü nıde ta ri h e k a r ı ş ı'Yor. ,

8ayezıid , k e n d i s i ne en çok Ah med"i ya k ı n görüyor ve . a c ı k b i r bi:eimd e1 Ah met' i tahta çıka rma k i çi n ça.l ı şmaya

baş l ıyor. Yen i ce ri l.e rıle pqza rl ığ a g i riyor, rüş:vet verıiyor ve

yen i·ce1ri a ğ a la r ı n ı

h e d' iyel'ere

boğ uyor;

yen i çeri l er, Ah­

m et' i n ş i şman old u ğ u n u i l eri s ü ruyorla r ve kaıb u l etmiıyor-

59


,

l o r. Sel i m, a d a m l a rı a ra .cı l l' ğ ııy l a Y e n i çe ri l e r i çı.nıd e yer tutm uşa1 benzi1y or; ·yenlçe,ri g ü ruih u , a ·ç ı kça Sel i m ta rafı n ı· tutuyor. B u n u n n ed e n l e ri n i a n l am a kta g ü ç l ü k çekiyoru m . Da ha: k u ru l uş u n baş ı n da n iti ba re1n Osma n l ı ord usu n u n hiç b i r za maını .savaşkan bi .r ruıh .taşı m a d ı ğ ın ı , s ava şta beoeri ksiz ' olduğ u n u , a nc a k iç poliUkada fesat çev i rmeyi sevd i ğ i n i cı ka raıb i l iyoru m . Osma n l ı d üzen i n i n · itici g ü c ü h i ç b i r za­ man s ü rek l i ve d üzen M ordu o l ·a m ıyor; ,itici g ü ç, hep feo­ d a l .ya pıya y a k ı n U m a r d ü ze n i n d e: top l a n a b i l e n sipa h i l :e r :0l uyorl·ar. Sü rek l i ve d ü ze n l i . ord u , hep tutu c u d u r ve yen i" s u l ta n a rnyı ş l a n n da y e n i çeri g ü ru h u her z am an m i s k i n .. yeten eksiz, k i ş H iksiz ş'e hzadel e r p a rtis· i nde yer ttlıyor. Bu neden l e rle Bayezid son ras ın ı n s u l ta n ı İ ·C i n s a h n e- l e n e n çatışm a l a r da yen i çeri g üru h u n u n şa h i n b i r - şehza d e oldüğ u izlen imkı i veren Se'1 i m ta rafta n olm a l a rı n ı n d oyu­ rucu g erekçeleri n i ı b u l abnmi ş ol maktan çok uızaığ ı m . İ ki, nedlen d üş ü n eb i lıi1y oru m .ve yaz ı;yorum . B iıri nıc isi ; · Sel im ' i n çok ça l ışmı ş ol m a s ı ve s ü reık;l i s a ray entri k a l anyı·a ya k ın a d am l a rı n ı ön e ml i göreıvl e re g eti rme s i d i r; ö n eml i .g öre:v­ d e k i Sel'im yo n l rl a rı ordu i çi nd e o/en i, ta rıa:ftar ıtopl uyorlar. B u n d a n da ö n em l i sL iki nc i s i , Sel i m ' i n , yönetime g· el mes� ha l in d e savaş yaıp ma1y a;oa ğ 11 kon u s u n d a orduya söz ver­ miş olmasıd ı r ( * ) . S ultanil ığ ı e l d e etUktenı sonra Sel im , Ba· tı ceph e s i n i . iıhma,ı ed i'Yor. ·

·

I

( * ) Türkiye'de ilk okullar için okutulan tarihler bile,

Se­

lim'in, ilk bllyük seferinde ordunun sorun çıkardığını ve . s a­ vaşımak istemediğini . kaydediyorlar. Toynbee, hunun üzerine,. Selim'in, Şah İsmail'e karşı savaşta önemli ölçüde kürtleri kul­ landığını ve bunun bir başlangıç 'olduğunu yazıyor. «The tempe:t of the j anissaries also made it evident that, in making and maintaining even this modest · eastward advan­ ce, the Ottoman Government would have to rely upon secu­ ring the Ioyalty of one of the local 'martial races', rather than attempting to induce its own regular European soldiery to d o garrison duty against the grain t n this (to them) outlanciish region. For this purpose, the Ottoman Government picked out the Kurds; a local race of pugnacious highlanders who were linked with the Osmanlis by their common Sunni f aith · ·

6Q


BayeZıi d , ve.n i çe ri l e ri ikn a etmel e ri i ç i n vezi r l e r i y l e d e paza rl ı ğ a g i ri 'Y or; fa kat, vez i rl e r, a rtık Se l i m ' i n s u l ta nl ı ğ ı ­ n ı k es i n g örüyo r l a r. Ah m et, ıbaba s ı n ın i steğ i y l e ta hta g eç­

m ek üzere. i stci1n bu l ' a· kad a r g e l m i ş olma s ı n a ka rş ı n , ye

. n i çe r i:l e r i n Se'li m ta rafta r ı o l d u k l a r ı n ı , i s:y a n ve Ahmet ya n ­ l ı l a r ı mn evl e ri n i ya ğ ma edereık ·gösterme·l erıi. v e vez i rl erin

cesa ret ·e dem e me l e ri nıedeniıy le Bay ez i d . d e ta h t ı Ah m ed ' e

vere m i yor.

Ahm ed,

tek rar Anad:Olu'ya

g eçiyor;

Şah

Is­

m a i l i l e a n lo ş 1ıyor. Pre n s Ah met k ı,z l an nıda n ıbi ri si n i Şah i sm a iıl i l e evl endi .r i yor: A h m et' i n oğ u l l a r ı ndan b i ri sıi a ç ı k -

.

ç a ık ı z ı lıboş g iy s i s i y l e d ol a ş ıyor.

Korku.t'un bir sa.v a ş d e ğ e ri yok; Ah m et, ş i l'l e r l e a n ı·aş­ .m ı ş .ve Anad o l uı' ya h a k im iken ., Selıi m, . tata r p r·eınS'l e riın i n desteğ ine saıhiıp v e T raıkya ' da g üç l üd ür. Ah met' i n kaza n ­ m a s ıı a rt ı k s ü nn i· eg e m e nHğ i n i n d e son u ola c a kt ı r; Kor­

k ut, g ü çs üz l üğ ü i çi n d e Ah met'e kdrş ı1 b i r h a rıe kete d estek ed iyor. Bayezid:, ç a resiz, Ah met'e karşı s eferde ord u n u n başına Sel i m ',in g eç m esini kaıb u l ' ediyor.

.olaca ğ ı n ı ıbe l l i

An ca k bu s on u ca1 Sel i m i l e Bayezi d a ra s m da· ve a ra c ı l a r­ l a ya p ı l a n g örüşmel erd e n son ra va rı l ıyor; Baıyezid, ü ç ko­

·

Ş

. u ı Me ri s ü rüy.o r.

. Nicolo ZusU.g nam'ıın Venediık'e .gôr:ıderdiğ i 24 N is a n 1512 ta rih l i rapo ra g öre, B a yez i d , su l ta n o l a ra k öl m e, ö l ­

.d ükten sonra yeri n e S e Hm ' in g eçmesi ve h a zin e - i hü m a ­

y u n un u n Bayezi d'te ka l ma s ı i lıe Sel i m '.i n Ahmet'e y u m u­ .şaık daıvrıa n m a s ım ş a rt .ola ra k i lerl s ü rüiyor10• SeH m , Kor­ k ut'un i sta n b u l ' u t e rketmesi ş a rtıyla i l eri· s ü rü l e n l eri k a ­

bUıl ed iyo r v e

23 N isa n 1 51 2 ta r i h i n de i s ta nbuıl 'a g i r.i.yor.

i stanbu l ' a g i re r g i rm ez d e kabul etmi ş o ld u ğ u ıkoşul la rı redd e d iyor ve d erh a l tahtt .isti yor. Bayez i d' ' i n a rt ı k hiç b i r

güc ü yok; k a bu l ed iyor ve ta h t ı . Sel im' e b ı rakı.yor.

K roni k yaz ı c t lan yazm ıyorl a r; a ncak, O s ma n oğ l u a·iıl e-

and no more cut off from these new Turkish partners by their Persian patois than they were from the Queyl Bash Türkmens, while they were up in arms against Shah Ismail's attempt to dragoon themı into becoming Shiis.> Arnold J. Toynbee, A Study of History, Vol. l, Ox­ ford University Press, 1934-1962, s. 389. 61

·


' .

Osm.anoğlu Sülalesi�de Pat ricide - Fratricide - Filicid.e ( Baba Katli Kardeş Katli - Oğul Katli ) ·

Tahttaki Sultan

Osman I Murad I ))

»

Bayezid I Musa »

Mehmet l Murad 1.1 (* J »

»

Katledilen Osman oğlu

Dündar İbrahim Melik-i Nasır Savcı yakup Isa

Tarih

Yakınlık Derecesi

1 298 1360 1 365 1385 1 389 1404-5

A mcası -Kardeşi Yeğeni, Süleyman'ın oğlu Oğlu, isyan gerekçesiyle Kardeşi Ka rdeşi (Mehmet I de öl­ dü rmüş olabilirJ Kardeşi Kardeşi Amcası, isyan ge rekçesiyle Kardeşi, isyan gerekçesiyle Oğlu

17.2.141 1 Süteyman 5.7.1413 Musa 1422-3 Mustafa 1423 Mus.tafa Alaeddin Ali (? J 1443

( * ) Murad ayrıca üç kardeşinin, Ahmet, Mahmud, Yusuf'un gözlerine mil çektirdi, kör ol­ dular ve üçü birden 1429 yılında vebadan öldüler.


Tahttaki Sultan

Murat Il Mehmet II »

Bayezid II >>

» » »

Selim I »

» ))

» »

» )) »

Süleyman I ll>

»

Katledilen Osmanoğlu

İ ki şehzade A�met Orhan (?J Oğuz Eyüb Mahmud Mehmed' Şahinşah Bayezid II (? J Osmanşah Emir Mµsa O rhan Korkud Ahmed Osman Abdul�ah Murad Cem ?

-,

Tarih .

1443 1451 1451 1482 1484 1 507 1 507 !.7.1511 16.5.1512 1 6.12.1512 1 6.12.1512 »

»

1513 24.4.1 5.l 3 24.4.1513 20.11 .1514 24.1 2.1 522 »

»

Yakınlık Derecesi

Torunları, Alaattin'in oğulları Ka rdeşi Kard<;Jşi Yeğ�ni, Gem'in oğlu »

»

»

.Oğlu, isyan ge rekçesiyle »

»

»

»

»

»

Babası Yeğeni, Alemşah'ın oğlu Yeğeni, Mahmud'un oğlu »

»

»

»

Kardeşi Kardeşi Yeğeni, Ahmed'in oğlu Oğlu, isyan ge rekçesiyle Yeğeni, Cem'in oğlu Yeğeni, Cem'in torunu »

»


Katledilen Tahttaki Sultan

Süleyman l »

» » » »

)) ))

Mu·rad lll » » » »

M ehm�d lll ( *J »

» »

Osman.oğlu

Tarih

6.10.1 553 Mustafa ?.10.1553 Mehmed 1 560 Osman 25.9.1 561 ' Bayezid » Abdullah )) Mahmud » Mehmed » Orhan 21 .12.1574 Abdullah » Cihangir » Mustafa » Osman » Süleyman 28.1 .1 595 Abdullah » Abdurrahman » A laa_ttin » Ali

yakınlık Derecesi

Oğlu, isyan ge,rekÇesiyle To runu, Mustafa'nın oğlu To runu, Beyazed'in oğlu · Oğlu, isya.n ge relıçesiyle Torunu, Bayezid'in oğlu »

))

»

»

»

»

Kardeşi »

» »

))

Kardeşi »

» »

( * ) Üçüncü Mehmed'in, babasındaµ. hamile kaldığı gerekçesiyle onbeş cariyeyi de öldürttüğü söyleniyor. -

L


.. ,

-

-

·�

----�

.

.- - - -

_ ,.....

-

Katledilen Osman oğlu

Tahttaki Sultan

--

Mehmet Ill » . » » » » » . )) »

,.

» » » » » »

'

»

Osman 11 Mustafa I »

Murad IV

� . �

-

Bayezid Cihangir Hasan Hüseyin İshak Ko rkud Mahmud Murad MuBtafa Osman Ö me·r Selim Ya.kup Yusuf Selim Mahmu d Mehmed ? ? Bayezid

.......

- -�·�-

.. .. ...

.

_., . _ ...

Tarih

.

... ....�

..

. --

• -· ·· · �

· ; •-� , .,,.. .,, .."'

-· - - ... .

-

- . �_.

...,

Yakınlık Derecesi -

28.1 .1 595 »

Kardeşi j)

»

»

»

»

»

»

»

»

J>

»

»

»

»

»

»

»

» »

» »

»

».

»

»

Oğlu, isya n gerekçesiyle

28.1 .1597 7.6.1 603 12.1 .1621 1.6.1622

Kardeşi Yeğeni, Ahmet I'in oğlu

26.8.1635

Kardeşi

»

»

» .

»

»

»


Tahttaki Sultan

Murat iV »

Mehmet IV Osman 111 Mustafa IV Mahmud il

Katledilen Osmanoğl1;1

Süleyman Kasım İbrahim Mehmed Selim III Mustafa iV

Tarih

28.6.1 635 .17.2.1638 18.8.1648 2.1 .1756 28.7.1808 17.11 .1808

Yakınlık De�ecesi

Kardeşi Kardeşi Babası Amcaoğlu, Ahmed lll'ün oğlu Amcaoğlu Kardeşi

A.D. Alderson, The Structure of the Ottoman Dynasty, Oxford, 1965, s. 30-31 . Alderson'un bu emek ürünü tablosunu olduğu gibi yayınlıyorum. Görebildiğim bazı küçük-büy ük yanlışlıkları düzeltmiyorum. Tablo bütünüyle bir resim çiziyor ; dokunmuyorum.


sirnn « a i l e s ı rl a rı n ı» Se l i m ' i n de bi l d i ğ·i n e i n anıyorum; ba­ ıbası mn ded e s i M u ra t d a , kend i d edesi M eıh m et'e b i r kez tahtı b ırnkıyor. Meıh met g ü çs ü z görü n üyor ve Mu rad, tah­ tı ferag at etm i ş b i r s u lta n olarak yaşıyor. İ ki· yı l son ra ve bir yen i çeri aıy a k:l a n m a sııyla·, b u kez M eh meıt tahtı· b ı rak­ mak zoru nda :k a l ııyor; M u ra t tekra r taıhta ç ı k ı:yor. Eğe r M u rat'ın i k inci ıkez tahta ç ı k ı ş ı n d a M ehmet öl d ü rü l.m ü­ yors a , bu n u , b ü y ü k bi r i htim a·l l e, kendi si ve babası Mura t'­ taın başka yaşay a n erkek Osmanoğ l u bul u nmam a s ı n a borçlu ol uvıor. Yi rmi• g ü n 's on ra Bayez i d , tahtı b ı rakm ı ş b i r s u ltan olara k, Dim i toka 'ya g itmek üzere ve 1ya ş l ı g öz l1e rle i stan­ bul'da n ayrııl ıyor. Dim itoka'ya· va rmada n yol d a· ö l ü yor. Ni ­ colo Zustig n a m' ı n , 1 1 Haz ira n 1 51 2 ta riıh i nd e Venedi k'e gönderd iğ i relation'a g öre, Bayezi d ' i !1 ya n ı n d a seyahat eden ıy ak ıınıl a n eski s u ltan ı n zeh i rl en e rek öld ürf ö:d ü ğ ü n ü söyl üyorla r. Sel i m ' iın s a l ta nat g ün l eri n de d e İ sta nbu l l ul a r, Sel i m ' i n babası n ı zehi rled i ğ i ni k onuşm akta n ve b u na i na nmoıktan çeki nm i�orla r. Ameri ka n a raştı rmacıısı S. N : Fiscıh er'in Vened i·k a r­ şiv l eri nd e b u l d u ğ u, i stanıb u l ' d a n g ü nü g ü n üıne gönde·ri len reloıtion'!arn daya n a rak ortaya ç ık a rd ı ğ ı tabl o b u ra da s o­ n a e riıyoL Buna e k l e necek son d e re c e az ve e k lemesi d e kolay oluyor; Se l.im , a rtık bütün i d dia l a rınd a n vazgeçm i ş o l a n Korkut' un va rıl ı ğ ınd a n ra hats ız oluyor. İ stanıbul'daki devi.et görevl·i l e ri n e , Korkut'a gönd eri lme k üzere, Korkut'­ ta yeniden ta ht h ı rs ı doğ u ra ca k m ektuıpl aır yazdı rıy.or ve bu mektuplara g el e n c eva plm:daın , Korkut' un , tah.t d üş ün ­ ces i n i tüm üyle ak l ı n d a n çıkarm a d ı ğ ı sonu c u n a varıyor. Üzeri n e asker g ön d eriyor; Kotıkut kaçmayı başammk b i r mağ a ra d a s akıla nıyor. Köyl ü l eır ihb a r ed iyor; Si n a n A·ğ a , Korkut' u boğ uyor. Ahmet'te taiht h ı rs ı n ı yıa ratm a k i ç i n sahte m ektup göndermeye g erek yok; Ahmet taht iddıi-a sıın ı bı rakm ıyor. S elim, y ü ksek yön etiıc il·ere yıine d.e Ah rnet'e mektup gön­ d erm el eri n i, emred iyor; Ahmet, s a raydaki vezir.ı e riın ço­ · ğ un u n kend i s i nden y a n a ol d u ğ u n a inand ı rı l ııyor. Gücün ü abaırtı1y;or; Sel i m kuwetl e riyle savaşa g i rm ek zorunda ka·

·

67

,


l ııyor. Savasta yeni l iyor, kaça rken yoka'lan ı yor ve Sinan Ağa , Ahmet ',i d e, boğ uyor.�

Baştan Sona Ö lüm

Ta rihi1n kronoloj �k s ı rayla yazı laca ğ ı düş ü ncesi n i ta r­ , , tışmaık g erekiıyor; b urada bu ta rtı'Ş ma g ereğ i n i saıptamak­ la yetinebiıl iyoru m . Şiddetl i çatışma n ı n: çıkardrğı ayd ı n l ı k, zaman-�zay c:ila n ı n ıın başka bölgelerine yen i ı ş ı kl a r . g e ti ­ rebM iyor; görün m eyen o l g ul a r görü n ü r olal;>Hiyor veya. g ö­ rünenler daiha' 'İYİ gôııü n üyorl a r. Feodal. i ten i n d oğruda n şiddeti n i n yeri niı, g i d erek, ka. pita l izm i n .e kon o m i k şiddetin i n a ı'.r:nıas ı , şiddet kütlesi n i aza ltmıyor; ıbi,r e ğ i Hm ,o tamk ıbi reysel şid deti n , yavaş da olsa, va hşeti n i aza ltıyor. Bu ned enıle , zaman kesıitinıin so­ nıur:ıdaki şiddete ora n l a , başındaki· ş i ddetin embriyon ik p i ­ cimd e değ.i l , daha n et cizg'iılerle va r olması, zoru n l u d ur; soru n , ıbu' acıdan bak ıld ı ğ ı nda, bi r bi l g i teorisi soruın u n a i ndi rg eniyor. Onaıltmc ı yüz . yı1l ı n ıb aş!nda Batyezid' i n oğ u l ­ ları n a , Set im ' i n ka rdeşleriyle ıbaıba s i n a · uıygu l o dlı ·ğ ı· ş i dde­ tin ayd ın l ığ ı , ıbaş l a ng ı cda · yen i ol g uıı:a n bul m aya ve var­ saymaya yarıyor. Osmanoğ l u' n u n bir ass'imi l a·tıör olduğ u , Hkeıl l i ğ,i n ede• ni,y l e d uyab i l di k leri pmtikten cok etıki: l endiğ,iı ve· Osm·a nh k uru mla rın ı n hLc \bi risinin özg ün olma d ı ğ ı yön ü ndeki tezi tekra rlamak d uru mundayı m ; O sma n oğ l u aHes i n i n e rkek­ leri n'i:n bi rbi rin i n boğ u l a ra k öld ü ru lmes i n i bi1r yasa yapma­ larım ·d a ıbu ·arada s·ayaıb i l iyoruım . M oğ· o l Ceng iz S ü l a l esi de, h a n ed a n mensuıpl. ann m boğ u l a ra k öld ürülmesi n i· ;yasa sayıyor.1 1; Osmonoğ l u s ü l a l esin i n bu yasay ı , ön ü nd e Eg e kıyı ları na kada r k a çtı ğ ı Ceng i1z ' İ mpa mtorl uğ u'n da n a lm ı ş old u ğ u n u, kolayl ıkl a , h ükmedi l ebU,i r. Kaıntakuzenos, ö rha n ' a k ız ı Theod ora'yı eş o l a ra:k vernn Doğ u Roma İ mpa ratoru'dıu r; Fatih M ehm et'ten çok · · ön ceı· e ri yaşıyor ve talh tta n uzakıloştı nl d ııkta n s onra · ta ri h . ·

68


yazıyor. Kq nıta k uzenos, O s m a n oğıl u süla·l e s i n d e fratrici d e'­

i n bu l un d uğun u kay:d ediyor; d emek, bi·r k a ç ça d ı rl ı k b i r a Şıi ret düzeyi n d e1 ıo l'd uk l a n zama n d a ıka rdeş k a tl i n i b i l i ­

y.orl:a r.

.

Doğ u Roma hü k ü md a r s ülıa·l e l e r i , Sel ç u k ve O s m a n ­ oğ l uı h a n eda n ı n ın e n ıb üyü k öğ retm e n l eriı o l uyo r l a r; Sel­ çuık\l u la r, çok za m a n gene şehz a d e l e r i , n ered e ise modem çq ğ,lmda 1sta j a

g önd ermek

tü r ü n d e n ,

Bizans

Sa ra y ı ' no

g önde riyonl a r. D oğ u Roma ha n ed a n l a rı i çi n ·i se, uyg a rl ı1k ta riıhoi s iı Wi l l D u rıa n t, « m u rd e r 'h a di l ong s iın ce become the accepted' s u bstitute tor eıl ecti o n» , c i n ay eti n u z u n z a m a n ­ d a n b e ri seç i m i n yer i ne g.eçtiğ i ne i ş a ret ed iyor. İ m p a ra to r s eoim i.n de h e r t ü rl ü c ina yet, Os.m a nıl ı D evl eti ' n i n ortaya cı1k ı ş ı nda d a, Doğ u Rorri a ' n ın tem e l eğ i l ' i ml eri n deın b i ri � i ­ d i r; G e n e And ronıic us, d ed es i And roni c u s ' u z o r l a tahttan i n d'iıriyor. O s ma n l ı Dev l et i , b i r be.y l i kte nı ıbi r 1imp a ratorl uğa y ük'l' s e l i nkeın , K ü ç ü k Asya ' n ı n ıBat ı s ıı' n dıa, ve Avr u p a ' mn Doğ u u c u nd a b i r otorıi ıt eı boŞı l u ğ uına d oğ Uıyor. S ı rp d es p otu Step- · h e n D us ha n , B i ri n c i M u ra t'ta n önce, B.a·lkan l a r' d a D oğu Rom a ' d 9 n b oşa l a n d üzen boşl u ğ u n u h ız l a ve ıbi nb i r i n i i z ­

l eyen başarı l a r l a d ol d u ruyor; B i ri n ci, Se l i m 'd e n n e rede i se 1i k i b u ç u k y ü z yı l ö nce, önce ba b as ı n ı ta htta n ind iri yo r ve sonra da ö l ü m ü n ü g üvence a lıt ı n a a,l ıyor ( *} . S ı rp ta r i hi n ­ d e d e , t ıpk ı Osm a n l ı ta ri h i nde Se· l i m i çi n o l d uığ u türd e n , Stepıh an ' ı n bab a s ı n ı n kati l i o l up olmad ı ğ ı ta rtı ş ı.i ıyor; ta r­ t ı ş ı l a m ayan ta'htta n i n d i rd i ğ i ve ıbaıb a s ı.n ı n çok k ı s a b i r z a ­ m a n i oi n de öl d üğ üd ü r.

(* ) Dushan, önce kendisini, «Tanrı'nın lütfüyle Sırbistan, · Arnavutluk ve deniz bölgeleri Kralı, Bulgaristan İmparatorlu­ ğu Prensi, Tüm Roma İmparatorluğu'nun Efendisi» ilan edi­ yor. İstanbul'u almak için Venedik'ten yardım istediğinde, 1347 . yılında Ve nedik Cumhuriyeti, Dushan'ı «Konstantinople İm­ paratorU>> olarak kutluyor. Gibbons, Dushan'ı, «Sezarların mirasını kazanmada Os­ manlıları önceleyebilecek kimseydb sözleriyle niteliyor. Bir se­ ferde kaza ile ölerek bunu gerçekleştiremiyor. İl. Adams Gibbons, The Foundation of Ottoman Empire, Oxford, 1916-1968, s. 87. 69


H em e n ön ü n d en kaçt ı k l a rı C e n g i z Ahl e s i ' nd e , y ık m a ya m ah k u m o l d u k:I a rıı Doğ u Roma hük ü m da r cİ H e.ı erıi n de , O s ­ mrcm l ı lıa r'da n ö n c e Konsta n ti n op l.e,' u .a. l maı a a d:aıy o lon ve

y

b u şansı ıkan ı tl a y a nı S ı rp Prnn s .l i ğ i 'ınıd e patri ci d e , ' fratri c i ­ d e va r. B unda n d a ö t e d e ta �ihçi H a m m e r, Birri n c i· O sm a n ' ıın a d ı n a verg i topl ıaıd ı ğ ı , t·abıi ol .a ra k 1yaşod ı ğ ı , s o n Se1l ç uk

S u l tan ' ı Alaedd i n ' i n o ğ l u G ıyasıed d i n ta rafı n d a n z e h i r l e n ­ m i ş olma s ı n ı ·g e rce1ğe ya k ı n b u lıuıyo r13• Böyl e b i r .çev.reye ba ­ k ı l ıınca , Osm a n .o ğ l u d üz e n i nde, ba ş ı n d a nı .iıt iba ren , p a t r i ­ c i d e v e y a fra t ri c i d e' i n b ul u n ma s ın aı değ i l

n a ş a şmak g ereki yor.

M ehmeıt Fa tiıh ' i n çaığ doş ı

b u l u n m a ma s ı ­ D uıkas'ta n

�iza nısıl ı tariilhçi

akta rma ıyapm a k ,g e.rnğ i n i· d uy uy or u m ;

Birincıiı

M ehmet

h a sta l1a n ı nca' vezi ri Bavez,iıd ' i· ç a ğ ı r ı yor, vasi yetin i ya p ıy o r

ve

şunl a rı s öy l ü yo r : «Ba n a n a s rl· k u l ol a raık s a da k a t l a ça­

llışm ı. ş ·i s e n , oğ l .u m M ürad ' a da o şeki lıd e ça l ı ş manı,, b e n ­

d e n ka lun ıbeyl i ğ i kendtis·i n e tesıl im etme n i v e babas ı n ın sa ra y ın a yerıleştirm e n i

i s t i yorum . »

H a nıedan

sü l a. lesj _n i n

yan ı_n da , y ü ks e k gôrevlHeri n g üıcü ortaya ç ık ı yor. Anca k a ktar m a· b unda n s onım s ı i ciın .g e reki yor, D uıka s ş unla rıı yaLZ ı yor: « Di ğ e r i ki çoc uğ u n u n da, ( M urad o za m a n

reşit

i di , diğ e r iıki oğıl Uı i se', b i ri: ,y edi , d i ğ e rıi1 sekiz ya ş l a r ı n ­

da. b i re r çoc uı k i d i l e r) İ m p a rator M a n u i l ' e tes l i m ed i l m e­ . s i n i ve i mpa mtor' u n b u :iıki çoc u ğ a vo s i o lm a s ı n ı aıyn c a em rettb> 14• B izans ta ri h çisi ş u nl a rı da ek l i yo r: «M eh m e d ',

· ô d etl e r·i

o l duğ u üzere, M uıro d ' ı nı i ki1 .küçük ka rd e ş i ni boğ­

mak i•Sıtemes.i, korkusu Ue - ki korktuğ u bo s ı n a · g eı l d i - ıb u n­ ·l a rı n i mp a ra tora tes llim o l un ma s ın ı va s i ye n am es i nd e yaz­

t

mııs. ı�d' i » . M u r.ad , baıbas ı nı n vaıs i yetn a mes i n i t u t m uıyo r ve ' çekti ri yor ( * ) . Hamme r v e b e n iki k a rde ş i ni n g öz lıeri n e

m�I

. ( * ) Doğu Roma Sarayı'nda çok yaygın olan kör etmenin Osmanoğlu sülalesinde fazla yaygın olamadığı anlaşılıyor. İlk başlarda var ; Alderson, ancak B frinci Murad'ın oğlu Savcı'­ nın gözlerini kendi elleriyle çıkarmasını Musa'nın kardeşinin oğlu Orhan'ın ve İkinci Murad'ın da kardeşleri A�rİıed, Mah­ mud ve Yusuf'un gözlerini oydurmasını sayabiliyor. A.D. Alder·s on, The Structure of the Ottoman Dynasty, op. cit., s. 27. ·

70


z eri ta rıiıhçi l e r, da·ha sonra , b u n l a rı n vebad a n ö l d ü k l e ri n i yaızııy or,l a r.

M eh m et'·i n , öl ü rken , çocuk l a rı n ı , ta hta ç ı k a n .k ardeş­

l e-ri M urnd'a d eğ i l , M u ra d 'ta n koruma k i çin rak i p :im p a ra ­ tora e m a n e t etm e k iste m es i , :bi reysel ş i d d et i n vahşet d ü­

zeyi n e u lıa ştı ğ ı n ı gös·te r m es i ba k ı mı n d a n çok öğ reti c i d i r; aynca , fratric.iıde ' i n Fatiıh Kan u nın a mesıi· i l e b a ş l a d ı ğ ı n ı ya­ Zia b i'l en tarıihci l e ri n n e b ü yük ıb i r fa l s i f i ka syo nı i çin d e ol­ d uk l a rı m da g österi1y or. Geçerken söyl enm es i g erek€.n va r: O rta Caığ'da ha l k ­ l1a r ve k u rum l a r bi rbi.r l e ri n e , s a n ı ld ığ ı nld a .nı, cok d a h a ya ­

km o l u yorıla r.

E k l en m es i g ereke n l e r d e var: Roma , O rta C a ğ ' da 1pü ­ t ü n d ün ya· iıoin mod e l ol mas ı öze l l i ğ1iıni· ıkoruy.or. G i bb o n , Ti m u r' u n, Baıy.ezi d ' e « R u m Sez.a r ı » , Caesaır of t h e Rom a ns, d ed iğ i n e işa ret ed'iyor. Rom a , b i r c umh'Üı ri yet o l a rak b i l i ­ niyor ve yine G:i bbon , M ı s ı r' d a k i Kölem en İ mparator.l uğ u ' n ­

da n

« Memıl üık Aske ri

M aım a l u kes , ola ra k

C u mıhuri·yetit» , m i lı ita ny rep ub l!i c of ( *); m on a r.ik yön etiml e ri n

söz e d i:y:or

yerl·eşmesi daıha s o n ra k i d ön e m l ere rastlıyor. · a rta Çoğ'da asa l et g ü çtien· ve başa rı d a n doğ uyor ; a ş i ­ ret bağ l ı l ığ ı· i ç i n d e a i l e , nn n e - ibaibıa vevıa.· ka rd e ş ba ğ l ı l ı­ ğ ı s on derec e z.a y ı f kaıl ı.yor. Yöneten a ş i.ret .!çi nide g üc ü ­

n e g üven en, s i l aıhşörl üğü v e - yön eticıi' n i te l.ik l eriv l e ken d i ­ s i n i kabu l e tt i re n l e·rıin h eps i , re i s ol m a h a k k ın ı ıken d i nd e bul uyor.l o r; öld ürm e , i l ke l c u mıh u riyetl e rd e s e çi mi n yeri ­ n e .g eçiyor vev1a· seıçim p resed ü rü n ü ta ma m l ıyor. O sman' ı n Amcas ı1 D ü nda r' ı· ö l dü re re k k ü ç ü k a şiretin rei si, olduğ u kon us un da· k uşku

ıko lmama l rd ı r;

g en e Mlikl e

( * ) «In these transactions, the Ottoman prince, by the Orientals, and even .by Timour, is styled the Kaissar of Roum, the Caesar of the Romans.� �The military republic of the Mamalukes still reigned in Egypt and Syria, but dynasty of the Turks was overthrown by that of the Circ.assii:ms and their favourite Barkok, from a slave and prisoner, was raised and restored to the throne.> E. Gibbon, The Decline and Fall of' the Roman Empire, Vol. III, s. 664. 71.


Osmanoğlu Sülalesinde Tahttan Feragat Düşünceler

Tarifi

Sultan

? ·

Ertugrul Osman I Orhan

circa 1320 circa 1355

Murad 11

1 444

Bayezid Il ( * J Mehmet Vl

1 51 1 1 922

Osman'a; gelenelesel olarak böyle oluyor Orhan: a; peş yıl daha yaşıyor. Süleyman Paşa'ya; muhtemel, Süleyman'ın . beş yıl sonra ölümü üzerine bii- yıl için tekra r iktidara geldi. Mehmet' e; iki yıl son ra · tahta yeniden çıktı ve beş yıl daha hüküm sürdü. Ahmet'e; yürü rlüğe konmadı Saz:tanat lağvedilince ülkeden kaçtı; hilafet Abdül­ mecid' e geçti.

A .D. Alderson , The Structure of tlıe Ottomçın· Dynast.v, Oxford, 1956, s. 5S.

( * ) Alderson, bunların hepsinin lradi olduğunu varsayıyor ve bu nedenle, Selim1in babasını tahttan uzaklaştırmasını ve İktnci Mehmed'in tahtı İkinci Murad'a bırakmasını hesaba katmıyor.

11�


T ü rk vaka n üv isl e ri n e ba ğ l ı ka laın H a mm e r b i l e, « a fncas ı -­ n ı öl d ü rm üş ol m a k l a . bera ber, faz H eti te·ş k i l' e d en mom l* .n i te.l i k:lere sahi.p o l d Uığ u i nkô r ka bul etm ez» d em ek g e re­ ğ ini d uo/uyor. İ l k va kan ü v i s l e·rden N eş r i , «;g öçer e�l erin· baz ı s ı O s ma n ' ı , baz ı s ı Ertuğ ru l ' u n k1a·rıdeşi k ı l ma k

i stedil e r»

D ü n d a r' ı B ey

dıiyeırek ,

aş irnt re i s l i ğ i kon us u n da, b i r a n l o ş mazl ıık ç ı ktığ ı n ı kab u l ed i .y or1 5 • Os ma n lıı· k �o n ik y a z ı ­ c ı1l a r ı , bi r O s nı a noğ l u ' n u n a m oa s ı n ı , 'oğ·l ün u veya babas ı ­ n ı öld ü rmes.i t ürü n d en hoş · olm oyan ol.a y l a r ı yaz m a mayı· ·

terciıh ed iyorl a r. B i ri nc i

Osman'ı

ve

a ş fretini1

ıhen üz

d ü şm a nl a rı

h i c-·

ö n em s e m i yor; bu n ede n l e O srnan' ıın ne kıada r yaşa d ı ğ ı m Tü.rkıl er b i l m iyorlo r. Tür� Ta rih Ku rum u ta ra:fıın d a n ya:y ın ­ l a n a n Osman l ı Tmiiıhıi· de, «tarihi.erde O s m a n Bey' i n vefat ı , sen e s i ta ri·h o l a ra k göstıe riJ m ey i p 1 31 0 i l e 1 326 a ra s ı n d a k i, muı hteı.iıf s e n e l e rd e g öste ri l!mişıt i r» d iyerek, b H g i s izH ğ i a·cı k• ca kab uıl eıd iyor1 6 . Ne z a man öldü ğ ü !b i lıi n mieo/e n Osm a n ' ın, tahtta n i n iş ta r i h i qe sapt a n aım ı yo r; a y m Tü rk Ta rilh K u ru.- '. mı u yaıy ın ı , « O s ı:nan Gazi 'y.i 1 320 senes i nd enı i tiba r e n faa-­ liyette g örm ü yoruz» dem eı k l e yeıt i n iıyor. Osm a n l ı h a n edcm s ü la l e s i üzeri ın de ayrı.nıt rl ı m onoğ raıf i ni n yaea rı A. D. Al­

d erson ıiseı, Osman ' ı n ,

1 320 y ı l mdıa· ta htı n ı O r;h aın 'a bııra k­

t ığ ı n ıı yaz ıyor. ·

Buı ·caıl ı sm a n ın te m e l tezl e ri n d en b i ri .s i , ıh i,ç b i r Osman �­ oğ l .u ' n un taı tı n ı i stey e rek b ı rakma'd ığ ı d ır ; d i ğ,er i puçla r ı n ­ d a n Osma n ' ın tahtın da n zorla uza k l a şt ı rı l d ı ğ ı son u c un u� çıko rab Hiyoru m . Ancaık va r ol1a n ip u çlıa r ı , taht ı n da n uzak1laşt ı rı lia n Osm a n ' ın oğ l u O rha n ta mfında nı öl d ü r ü lm üş ol-­ ma s ı i.h tirnaıı. i ni n zayı.f o l d u ğ uın ıu ı g ös te riıyor.

h

Daiha ö n c e işaret etme i mıkô n ıın ı

b u l d u m ; O rha n ' ı.n,.

Osman' ı n yeni n e seçUd i ğ i kon us u nda biır i ttif(l!k va r. Bu n ­ d a n . ayh .olıa ra k, . k i m i ta niıh ç i l eri nı yazd ık,l ıa n i d e a l ist m a:­

sa l l a nn yer,i n e, O rhan He· Osma n ' ı n d i ğ e r ve ö nd e g,e l en· oğ l u Alaatti n Pa şa a r·a s ın da çotışmO'· ve1 ça rp ış ma ç ı ktı ğ ı· .ka yd ed iliıyor. B u n un . böy l e olm a s ı g e rekiyor; h e m s e ç i �.­ l e g e l en ve h e m d e ö n d e g,i d e n k a rdeşi A)l,a attin i l e ta ht... kaıv gas ı ya p a n blr O rh a n ' ı n b a ba s ım zorla ta h tta n i n d i rd i - · ğ i nıi ka b u l etm e k g ·e rek i yor.

73


Osma nl ı · a yd ı n ın ın , A h m et Cevdet Paşa il e b irl i kte ta r1iıh bi.l i n c i n t borçl u o ldu ğ u H a mm er , tıp·k ı b i r Osma nl ı va ka n ü i si· tü r ün de n « B u rsa 'da k i U l' u Ca mHn ya p ı l ı ş ı i l e S ü l eyma n Paş a ' mn Avruıp a'ya iılık g eois i a ra s ı n d a g e ç e n yıi,rm i yı l içinde Osma nl ı· .ta r i h ç i lıe ri n i n m u hafaza ettikl eri s ü k ut, O rha n ' ıı n ha.ş a nl ı hıareket,i n d e n birıd e nbi re ıa:ı ııkoya ­ c a k ve yaz ı l m a s ı mıi lın · vak'a: n üv i s l e ri n g u ruru n a u�g u n d ü şmeyecek q c r olayl a rı n ç ı k ı ş ın a ba·ğ l a .n amaz» diyor. O r­ ha n ' ın ·s a ltanatı n ı n son dönemıl e rıi , Osma n ' m öl üm ta rih­ l e ri kada r m eohu l ' g ö rü n üyo r. « Paşa». sözc ü ğ ü nün p a d işaıh ' ı n ıkıüıçü ğ ü a n l rnn ı na g e·l­ d i ğ i n i , . iki kez O s m a n oğ:l u e rıkek l e ri i1oi nı k u l l.a n ı:ı d ı ·ğ ı r n teık­ mrl a m a k zoru ndayı m ; Osma nı'm önde g e l e n oğ l u A l a at­ ti n ile O rha n ' m 1a k ı nc ı l a r a ra s ın d a· çok sev.H e n oğ.l u S ü l ey­ m a n « Pa şa» ü n:va n ı n ı k uıl l a nd ı l a .r. Be:l1ki dı e «ve haht-pre ri s» a nl amına_ .g el iyord u ; h e r ,iıki s i de taıhtı görem edıi l er. A l d e rson. e: ıdeık i ·j p uç'l a rıırn b i·r ma ntı k düzl em i n e otur­ t u nca, ta rihçiıl eriıri· O rh a n 'd a nı söz ıertm ed i k l:e .ri za m a n ke­ s i1tinde O rhıaın ' ı n · ta htı· oğ l u S ü l ey ma n ' aı bı ra kmı ş ola bi l e­ ceğ· in i, d ü ş ü n ü yor ve böy l e _ yazıyor. S ü l eyma n 'm, öl üm ü üzer i n e d i,ğ e r ka rd e ş i İbrah i m ' i boğ d ura rak tah�ta g eçen M ura d ' ın okuma - ya zma bH med i·ğıi n e ve h ü k ü md a rl ı-ğ ı z a ­ m a n ı n d a da öğ ren med i ğ i n e i ş a ret edenı k a nı tı.a r va r. B u n ­ d an M u ra t' ı n taıhto g eçecek b i r şehzade ol a ra k yetişıtiri l ­ memiş dl duığ uı son uc u c ııka bıHiyor; aıy n ı b iıC·i mde, İl�inci _

Mu ra d ' ı n taıhta g eçmesi bek l enenı oğ\l u Alaattıi n öl d ü rü ­ l ün ce te k şehzıa de� Mehmet' i sa.raya çağ rrd ığ ı ve d a h a

son ra Fatiıh ol a n M ehm et' i n bHg i s i zJ i ğ i ve g ö rg üsü zl üğü k:aırş ıs m da şaş 11rıd ı-ğ ı b i l i n iıyor. .

A l a a tti nı',i n 'boğ d u ru lma s ın d a n son ra M uı::at' ı n ta h tı n ı bırakmas ı a ra s ıınıd aı g,eçen zama n bi r y ı l,d ı r; Sü l ey ma n Pa- · şo ' n ı nı öl üm ü i l e O rh a n ' ın k es i n o l a ra k t·aıhtı b ı raıkt ı ğ ı k a ­ b u l ediıl e n ta rih a ra s ı n d a geçen s ü re d e bi r yııı oluyor. O s ma n l ı emi r veya s u:l tan lo r ı n ı n taıht ı h iıç bi r za m a n i ste­ yerek bırnkmad ı·ıl darı n ı ıbi r -a ksi·yom ol a na k kabul e d iyo­ ru m: Bu _ d u rumda S ül eyman Paşa ' n ı n yaşa m ı n ı bi r komp­ lo i l e ' kay.betti ğ i n e iınaınm aık du rum undayım . Tar.iıh l er de ö l üm bicimi - konus u n da bir biıri nıiı tutm aya n ol·a ylıaır a n l a -

74


t ı yo rl a r; b i r böl üm ü suya d üşüp boğu:lid uğu n u i l e ri s u r u . y,or. H a m m e r ise ş u g e rekçeyi H er i s ürüyor: « B i r g ü n B o­ ı a,y ı r H e Seyd i - Kava k a ra s ın d a y:a ba n ıkaz ı av.l a rıke n u ça n doğ a n ı n ın , aıt ı n ı dört n a l a ka . ld ı ra rqk izl.eım ek istedL A m a a ttan öyles i n e h ız· l ı d üştü k i , o a nda ruih u nu tes l im et­ t i » 17. N e yaz ı k , b u tür h i kaye l e re i n a n a ma mak d u r u m u n ­ d ay ı m . S ü l e:y ma n'ı n a1k ı n c.ı l a rı n , uıc beyleri n in, terc iıh i. ol ması i hti ma l i v a r; Sül eym a n ' ı n öl ü mü n den sonıra Orh a n ' ı n üzün­ · tüsünd en k ıısa b ir s ü re- yaşaya biıld i ğ i ıhi kayesıi! d e i.n a n d ı ­ n c ı g ö rü nmüyor. M Uırat ta rafta.rlan n ı n a y m komplo H e O r­ h a nı' ı da tahtta n i nd i rdik l erin i ıkaıbuıl etm e k .g erekiyor; M u ­ mt, Osma noğ lu s ü l a l e s i n den h e r ha n g i b i ri s i n e « paşa » d e n m es i uyg u l a mas ı n a s o n · veriyo r, :buı s ı fa t tı y ü ksek ka- , mu g ö rev lıiıl e·rıi n e aıy ır ı yor ve s ipahi ord u s un un yeriıne b i r ·s ürek l i' o rd u, yen i çeri d üze ni , ıku ruyor. Osma n l ı e mi r veya s u lıta n l a n a ra s ı n d a M Uı rat kada r ocıma s ı z ını b ulmak mü mk ü n görü n m üyor; Doğ u Roma l m ­ p aratoru ' n u nı oğ·l u Andrani c us iıle bi rlı i kte i.sva n ede n oğıl u Sav c ı- ve kuvveti.e ri n i D i mot i ko 'dıa a ıç l rğ a1 maıhküm etti:k1en sonrn, :kentin tes l im ol m a s ıly l a !bi rl.ik te Dimitoka'ya g i riyor. Di moti.k a 'y ı savu n a n :l' a r o ra s ı nd a Rum ve Türk a y­ rımı va1pma d' a n y a ka l a d ıık l a rı n ı n tü mü n ü el:i n i. ve a ya k l arı ­ n ı ba·ğ lay.a.ra k .n ehre a t ı yor; i k·i g e n:ç p re n s i n. aırkas m d a n -Q i d en leri n Ln ıb i r böl üm ün ) i , oğ u lll a r ı nı ıkendi el l eriyl e öldür­ m eye · zorluyor veı 1is1tedi ğ i n i sağ:l ıyor. Örnek ol ması i oi n de, önce oğ l u Saıvcıı'nıın göZ!l·e ri n i,, kend i e U e riıy l e , oy4yor ve sonıra da k ata s ı m kopa rıyor18• M u ra d , reka b eti nden .k orktuğ u . oğil u n u ıb üyük bir vahşet He ö l d ü r ü rken , a rt ı k b i r vasat ı d u ru m u n a g e t i rd iğ i B iza n s İımıpa ratorl u ' nu n oğ­ J un u da s a my ı n d a reh i n tutmaya, b a şl ıyor. M u ra d ' ın Kosova 'do nas ı ı, ölıd ü rüll d ü ğ ü k o n usuındo . da ·

:h iç b i r a ç ııkl ıık yok; S 11rp ta ri'hıciıl e ri , Os maınl ı1 rivaıyetleri a ra ­ s ı n dan bi.risiın i v e Osm a n:l ı ta rih yaza rl a rı d a S ı rp rivayet­ �eri nd en ıb i r is i ni beğ en iyor ve s ü rd ürü�or.l a r. S ırp kaynak­ ·la:rıına g öre M u ra t' ı n smm şta öl d ürü lmesi , Laza.r ta ra f ı n ­

_d a n ö'dü rü lm esi,, bi r S ı rp askeıri ta rıafı nda n öldürül mes i ve­ ya M i� oş ta rafm d a n ç a d ı r ı n d a öldü rüllmesi iihti m a.l l eri · av-:

75

,


·

rı ayn ve 'berabe rc e va r. W i ttek'e ve Wittek'e daya n a ra k d o M e n a g e'·a göre (* ) , d oğ ru d a n doğ ruya Aş ııkpaşazade ta ri:h i n e daya n a n N eşri Ta riıh i ' n e göre ise « Mu rad H a n Gazi de, ken d i s i n i n ş e h i d ol ma s ı nıa azm etmi şti» (** } ; yaz­ d ı·ğ ı ta ri hi, İ k i nciı Bayez i d ' e s u na n M e h m et Neşri , M u rat' m i steye re k v e1 p l a n l a yıa rak ş eh i d o ld u ğ un u yazıyor.

Sarny ta ri1h çisi Neşri Efenldi şun l a r ı da yaz ı yo r : « M u t. la k gaz,i, .id i .. M uha klmk · ş eıh i t o.l d u ,. O kôfi ri h em e n ora da pa rça pa rça · etül e r. Han üzefi.n e çabucıa k ıb i r ça dı:r t utu p , Su lta n Bayez. id' i · s a nca k diıbi n e· g etirdiıl er ve Ya k up Ce­ l eb i 'ye. ' g e. ı , sen i bab a n i ster' di ye çad ı ra koıya ra k h ak­ k ı n a ko� uıl a r.» Başko koy n a k l a rl a veya veni bi r lk u.r.g u He destekıl e nmedikıl eri s ü r.eoe· c.iddıiye a· l ıınımam a s ı g erek e n k ron i k yaz ı c ı�l a rı n d a n :bi.r iS'i ve ıbeılıki d e e n ö n em l:i s i, N eş ri" . bi·r komp loya pa' rma k bas ıyor. Şun l an dıa e k l i yor: «0 ge­ c e ord u için d e ka rı ş ı kl ı k old u : E rtesi g ü n Sultan · B ayezrd"i tahtaı g e çi rdıiıl er.» O rd u .i ç i nd e vey a: O rd u' n un o d av ı n o ka r­ şı ıbi .r komp l o old uğ u ve ortaya· ç ıka n çatışma l•a rı n son u:,. , cu n d a Bayezid�:i n taıhtıa ç ıık a nl d ı ğ ı a c ı k hık kaza nıyor; -bu komp lon u n M u rat'ın öl d ürül m es i n e kad a r uza n ıp uza n ma d ı ğ ın ı: söylleyebiıl ecek biır d urumda· d e ğ i l'i m . , ·

.

M u ra t otu z dôrt ya ş ı nd a , okum a ya zma bHmez cahi!ı bi·r şehza1de· ola raık tıa ı hta ç ıık ıyor; g e n çl i ğ in d e, Ba l ka nl a r'­ da y ü kse·len ve t ı p k ı Osma noğJu beyıl i ğ tn i n yükse l i şi ni h a ­ t ı rlata n S ı rp Prens l i ğ i ' n d e , y üıkseHş i ve g e n i ş l emes i· b i r ef­ sa n e h a l i n e g el e n . Step h a n Dush a n ' ın boıbas ırn tahtta n indi rd i·ğ i n i ve k ısa ıbi r s üre sonra ta htta n ıiınen K rıa l ' ın ( *** } ö ld üğ ün ü M u rat' m b:U m e·s i .g erekti ğ i n i d ü ş ü n.üyorum. S ü ­

leym a n Paşa ' n ın kuşk Lii! U ö l üm ün denı h emen s onra M u ra t ta rafta rl a r ın ı n Orıh a n ' ı ta htta n i ndi.rd i kl e rine kesin göz ü y­ l e iba kdıbiHyoru m ; baız t ka y n a kl a r, Sül eym a n Paşa ' n ı n da-

V.L. Menage, Neshri's History of t h e Ottomans, Ox­ ford, 1 964. ( * *) M. Neşri, Neşri Tarihi, Prof. Dr. Mehmet Altay Köymen yayını, Ankara1 1 983, s. 145. ( * * * ) Sırplar, emiderine, «kral» diyorlar ; Türkçe'ye Sırpça'dan giriyor. l

(*)

76


ha önce O rha n ' ı · bir ıkez daıha tahtta n �ndi rd i ğ i n i -i l eri s ü ­ rebi'liıyorla r. Bayez i d , b i r ş ahi n p rens'ti.r; M ı s ı r'd9 k i Köl emen i m..: pa·rotoru ' n do n « s u lıta n» s ı fatı n ı n tesc ilini i stiyor. « Em ir » s ıfa.t ı , B a yez.i d ' i n ülıkül·eii n e da r g el iyor; nmu r ıise Anado-· l u'yuı e ld e etme·k yenin e Osm a n oğ l u sül aıl·es i.n e tevazu öğ ­ retme1k g erekti ğ i ni 1d üşün üyor. M ehmet Fatih , a nca1k Ba. yezid i'le ıka rş11l a ştı rıılab i l i r; krn c ı hğ ı�ıla , kendi s i n e karş ı h e r türde n d üşman y a ra tm a Ma n çek i n m iyor. Asl ı nd a: çekinse

o e yıapabiıleceğ i yok ; Bayez i d , s ı nı r:l a rı n ı g e n i ş l ete n b i r . bu ld oz�r'ei benziyor. Çevresi n d e önıeml i ölçüd e dökü ntü · b ı ra k ı yor. Kaıpita l1izm ö nces i nıd e emıpe rya l dlüzen l e r k u rma k çok

· d aıh a ,zord u r.

Ka pita'Hz m , hem m e rkezi m:iılıl i dev·leUeriın k uru ı:m a s ı n ­ da v e hem d e d a h a H e ri aşam a l a rı n da ·emperya l ist d üzen­ • e m el er.de, d a h a ö nıcekıi çağ·la lida olma ya n b i r ha re. l o r, ya­ p ı ştınc ı l a r, s istemi n e s a h i p.ti r. M i:H et kavra m ı , diın ıku r umUınd a n cok d a h a ag res.if biır a rotı r; hem biır o rg d a tuıtuıyor ve hem de tecavüze hoz ı rl ııyor. i n sanl ı k ta riıh i iıç iın teh l i kel i ol,a n mi M et 1kavra m.ıın ı n güc­ r n m e rkezi d evl etl e ıb i r a ra d a orit ayc;ı çı �m a s ıd ı r; bü kapita ­ lıizm i n hem ü rü n ü �e hem d e e mperyaıl izme dön üşmesinde d in amik leıri n d en bi riıs i d i r. ·

.

·

·

Bayez.i d ' in, emıperyanz mı önces i nd e b i r e mp e rya l d ü .. zen k u ra nken k ı rıp dlöktüık1l eri, Ti m u r' u n kamp tn a g e.ç m ek­ te pek · a z sa k ı nc a g örüyorla r. T i m uır, Bayez i d ' .i ve şehza...: qes i M uısa '·yı . es i r a l ıyor.

Sedi rde a l yeşi:I , daıl d ul B u rsa iıp ekH siı,

'Cf u�a rd a maviı biır baıhçe g ib i Küıtahyo l ı ç i n il e r; · g ü m ü ş iprıi.k l erd e ş a rap, bakır l e n g erde ık ıza rm ı ş kuzu l a .r n ar .i d i . Ö z ka rdeşi M usa'yı o k k i ri ş i yl e b6ğ up

Yan i 'bi:r o.itin ıl·eğ e n d e ka rdeş ka n ıyla aıp test a la ra k Celebi Su l ta n M eh m et tahta. . çı kmıs, ' h ü nkô r i d i . Çel ebiı ih ü nıkô r i d i amma .

.

77


Al - i Osm a n ü lık es iınıde esen bi,r � ı s ı rıl ı k ç ı ğıl ığ ı , bi r öl üm türıküsü rüzg ô r ıid i . Köyl ü n ün göz n u r u zea met a i ı n teri, tim a r i d i . K ı r ı k testi l e r s usuz, su başları n d a bı.y ı k ıbuıra n s i paihHeır va r i d i . Y ol c u, yoM a rd a top m ks ı z i nsa n ı n ve ·i nsa n s ız toprağ ıın fenya:d ı nı d uy a r i d i . Ve yolıl a rıın ı son u kaıl e k a p ııs ı nd a "k ııl ı cl a r şa k ı rda r, köp ü k l ü a tılıa r kıiş,n e r iıke n ça rş ı da h er 1l onca kesmiş ken d i p i ri nde·n ü m i d i taruma r i d i .

Veliha s ı1I h ü nkô r i d:i , ıtim a r i di1� rüzgô r ·i d i , aıh üza r i d i . ***

Ba.y ez.i d , h ı rsJ i , öfıke H ıve kaıba ' jd i . H ız ı , Osma n:l ı Bey­ H ğ.i ' ni n yüık1s el iş d i n a miıkl e ri n i Çok a ş:t ı . M usa, hepsi n d e n çok bi r yeni d üzende n ya na old u ( * ) . Avruıpa'mn Doğ usuı, Tra kya, M usa,'yıı_ kabu:ı etti ; Asya ' n m Batıs ı , An adol.u , M usa'yı reddetti . Tra kya ve- Ba lka n l a r'­ da Osmanl ı Sulta n ı M usa, Doğu Roma i mpa ratorıluğ'U' n u y,ııkmaık iıç·i n i:sıta nıbuıl 'a sa:ld ırd ı . Anad o l u 'da Osırria nlr S u l ­ ta n ı m is k i n M eıh m et, Biz a ns' ı n H a ya l etiı'n i yaşatma,ya ka­ ra rl ı , Doğ u Roma İ mpa ra torıl uğ uı' n u n imkô nla: rı n ı d a a d<a­ s m a a.ı a ra k M u sa 'ya h üc um ett i . M e h m et Fatiıh , çok d a h a usta c ı ktı,. Teori 's. iınıi, eylem­ l e r.i niın a rkasıın a s a k l ·a d ı ve e'y'l·em l e.ri ni n par.ca.ktı rı a ras ın. d a aza lttı .

Bayezid, d ü zensiz b i r b üyü k e1y.lernc i , M usa i s e ça,ğ ı na göre bi r büyük d üzenc i . 'i d i . M eh met Fati h , bu iıki sinin yaz- . •

g ı:l a rı nd a n b i r d ers c ııka rdı .

·

Ba,yezi d 'L esaret öld ü rdü .

(* ) Şiirlerini buraya aldığını Büyük Şair ; Şeyh Bedrettin Desta:riı'nda, Musa'ya büyük bir haksızlığı gerçekleştirmiş olu­ yor. Yahudilik, Ortodoksluk ve İslam'dan yeni bir din, aslında yeni bir «ümmet» yaratmak isteyen, ·henüz «millet» bilinmiyor, Musa'dır ; Bedrettin'in, Musa'nın bir ha.varisi sayılması gere­ kiyor. 78


M usa'yı , k a rdeş i M ehmet boğ d urdu. Fa tiıh ' i , oğ.l u Bayez i d zeıh irl ed i . * * *

İzn i k göl ü n d e a kşam oldu . D a ğ 1baş l a r ı n ın ka l ı n ses·l·i s iıpahi1l eri g ü neşin boynunu: vurup ka n ı n ı g öl e a k ıttı l a r. * * *

Ö ld ü ren, · boğ a n , z·e'h i rl eyen geric,iHkti r. . Celebi M ehmet, a ta l eti', Biza nıs' ı n H ayaıl et i ' n e tabi ot·­ may ı s aıv und u ğ uı için ıkaza n d ı . Bayezi d '·in yen i lg i s in i n di­ ya·l ektiık bi r s ü re ç iıle h a rekete geciırdiğ i y ı lıgınhk d i n a m:t k-. i ·eıri d u ruma ve Ce·l ebi· M eıhmet'e· ha k i m ol d uıl a r.

Profesör i. n a lc ık ve benzer görüşl eri savuına nla r h a k f ıd ı r; Ti.m u r .yen.i lg i s i , O sma n l ı d üz e niı .i çi n. bi r n esnel ge-­ r.ekçe n i n va rl ı ğ ı n ı kan ıtl ı yor. Uc beyl i ğ i sisteminden g elenı iı t i'C iı g üıç ve·, Rom a ' d a n s onra a çı ğ a ç ııkma�a 'başlaya n d ü - . zen boşl u ğ u n uını çeık i cHiğ iıyıl e, -yen i den ıkurul uş başl ı yo r. Yen i den ıku rul uş asl ı nd a kuml uış'tu r; b u n u , İ k.i nci· M eh-. m et g er.ç ek l eştiıri·yor. BLr.im�i' M eh met i se, ıbi r y en i'kci psikoz i cinlde , B iza ns'- . ı n göl g es i nd e bi r s ı ğ ı ntı ol a ra k ya ş ııyo r. Ö l ü yor. Ö l ü müyle .jıt g Hi bi l g i leri, Doğu Rom a ' l ı tari·h çi D uıka s'ta n a kta rma1k g e reğ i n i d uıy uyomm . D ukas, M ehm et' i n öl ü m ü nü a n l'at­ .._

maya, şöy:le başıl ı yor: « E d i rne'de i nş a etmiş ol duğ u s a ra ­ y ı nd a vefat etti ve cesedi k ı rk g ü n öld ü ğ ü evde s a kl a n­ d ı . Öl d ü ğ ü nü d örıt k işid e n 'b a ş ka k imse bi·l m iyord u . B i l en ­ l er vezi1rlıe·r, ya n i Bayezid H e İıbra h i m ve ·i ki h ek i m i d i l en> 19• Ölümü saıklamyor. Bu dört ıki ş i , « ke·r g ü n s a raya g.i ri p çı- . kıyorl a rdıt ve p a d i ş ah ı n tedavi ed i l m eıkte old u ğ u n () ve d i -. ğ er s a raıy erkö n ı na ya:la n ol a ra k ·töy ı.k ı1 !il e tedavi ol u n a "'

ıbi:lım esi1 i çiın :baz ı .i töcl a rı n b u t uınmas ıı Iöz ı m g el d i ğ in i söyıl ü ­

yorl a rd ı . B i r ç o k kimsel eri Sı nbiısta n' a ,.... istanb u l ' a ve a d a - . l o ra gönderere k , tedavisi i çi n l üzuml u i tö ç l a r a ra t ı yorıl a r- .

d ı » . ö t m üş M eıh met l ç i n , d ünya n ı nı h er ya n ı n da !i"!öç a ra t ı ­ ·yorl a r. Duıkas, M e h m et' i n d oktoru n u n ktm:l i ğ.i nıi bi ldi rm iyor; .

diğ e r kay n a k l a r dokto ru n Oza n ad ı nda bi r ıKü rd ol d u ğ u n u .

79


�yazıyorl a r. On ıbeş i1n c i y ü z y ıı l ıın b a ş ınlda b i r ölüyü k ı rk g ü n 1ve bi r odada sakl ama k z o r olma l ıd ıır; K ü rd Doktor bi r ça. �re buıl.lıyor. B u ça reyi·, y i n e D u,kas'tan akta rıyorum : « B u ,o rada h ekiml e r ö l ü n ü n ka rn ıın ıı a ç a ra k bağ ı rsa .k ıa n n ı ve · a k ve ka ra c iğ e ri n i c ı ka rd ı1lo r, ces ed i n i oeris.i n i kômi.l e n y ı ka d ı la r; öl ü n ü n b u l u n d uğ u odayı kazarak, c esetten ç ı ­ ' · ka rd ıkla rı y u ka rd a kayd edıi l e n uzuıv.l a r ı g ö md ül e r. Son ra . cesede kokul a r s ü rd ül e r� ke·fen e· sa: r d ııl a r. ve h aya tta imiş : '.Q i bi yata ğa yatı rd ı- l o r. » Ken d i l e rinin d ış ı nd a başka l a r ı n ı n ıda bi l m el eri h a l i nd e yen i· komp l o l a rı n ortaya. · çıkma s ı n da n korkuyor.l o r; ç ü nk ü Osm a noğ·l u d üz.e·n i n d e . ta hta· çıkac a k i k.i mse i l e Hg H i bi r k u r a l b ul u nm uyor. Sulta n ı n- b ü t ü n co­ ıc u k�l a rı a y n ı öl,çüde şansa s a h iıp ; M ehmet'.i n b üyük oğ l u M u ra t' ı n iba!bas ı kad a r mi1s k i n b i ri s i old uğu n Uın b i l indiğ·i· · ;a n l a ş ı l ıyor. · i ki nıci M �ra t i.l e i lıg i l ı o l a ra k Türk ta r.ihl eri nde övg ü .dol u sözl er.i n ta ma m ı , Bizans ;kayna k l a rı n da n ge'l iyor; Tü rk· ler, yabanc ı kaıy nokla rda ı kendı.ı eriyl e H g iıl i övü c ü söz­ •e· ri a l ı rken ol u ms u z ya rg ı la rın h i ç bi ri1s i ne ·i1tiba r. etmiyor� · .Zorlıa n madı ğ ı sürece D o ğ u Romu .i mpa mtorl u ğ u ' n un ka l a n ;top rak l a rı na dok u nm a mayı bi r d evl et pol 'iti kası y a p a n M u ­ ra d i çi n , Dukas d a , «saf ve .i y.i b i r. a dam ol d u ğ u g iıb i ka l bi nde h i.ç h i l esi b ul unm aya n » bi r k i ms e diıy or. N az ım H iık­ n:ı et i se d a h a başka ve daha g e rçekçi çiziyo r. * * *

S ı cakt ı .

Ba ktı Ka ra b uru n dağ :t a r ı n d a n O ,

,ba ktı bu top ra ğ ı n sonu nd a k i uıfka çata ra k ık a şl a n n ı :

K ı r l a rda çacuık başl a r ı n ı .Ka n l ı gel i n c i k l e r g i bi· kop a r ı p , C ı nl ç ı p l a k çı·ğJ ı k lmı s ü r ü kleyip peşinde, beş tuığ l u bi r ya n g ı n g e l iyord u ka rş ı d a n ufku sarıp. B u g elen

Şehzade M u ra ttı . M ura d , bi r y ı l d a. i k,i M us ta·fa 'n ı nı ;� aya t ı n a son verd i . tBu n ! a rd a n b i ri s i Düzme M ustafa ola ra k biHn iıy or ve Ba ­ \yez i d ' i n oğ u U a r ı n d a n !bi risi ol d uğ un u idd i a ediyor. B izans'-

80


' ta ya ş ı!y o r; Doğ u Rom a , b a b a s ı. M eh m et' i n v a s iyetn a mesi­ n e u y m a ya ra k i ki ka rdeş i n i i sta n b u l 'a g ön d e rm eyen . M u ­ rat' ı ırd ha.ts ı z etm e k i stiyor. M u sıtafa . Hk çatış mada zafer kazan ıyor v e ü n lü v ez i r Bayez i d ' i · öl d ü rüyor. Son ra yen i ­ ·l iıyo r v e M u ra t' ı n el i n e geçiyor; b i r O s m a n l ı prens.i1 ol ara k k em a n ık i ri ş i i l e boğdu rul m a s ı i çi n ya1lva r ı yor. M u ra t, M us­ ta:fa.'n ı n ken di· soyund a n ol,m a d ı ğ ı n ı ka n ıt\ a m a k i qi n kafa­ .sırn v u rd u ru yo r ; D ü z m e M ustafa, Os m a n oğ:l uı s oyun d a n o l d u ğ un u ·id.d i a etm e s i ne kaırş ın i d d m ed i'le n t e k i n s a n O'l !.i­ yor. Di ğ e r M ustafa , M u ra d ' ı nı ka rd eşi o l uyor; tahtı almak İ z n i k' e s ı ğ ı n ıyor. Ta r i h ç i Demetri u s

.i stiyor. Yen i l iyor ve

Ca n temi r, M u ra dı' ı nı h n ik' i k uş a ttı k.tan son ra · ş id d etl e s a t - ·

d ı rd ı ğ ırn, şeıh r.iı a l a ra k kardeş i n i yaka·l a d ığ ı � ı· ve ka rdeşi­ ın i n d erıh a l k en d i ön ünd e . boğ ul ma s ı n ı · e mretti ğ:ini , he i mı­ med i a te l y ord ers to be stra ng l ed i n h i s presence, kayde­ d iıyor2-0. Baıba s ı M e h m et' i n , Doğ u Rom a· İ mpa ratoru'n a ema n et ed i l m es:i n i .i steğ i iki ka rd e ş i n e b i r üçü nc ü s ü n ü ek­ l eyerek göz l e ri n e m i l çekti riyor ve her ü çü nü de, komşµ :im pa rator yeri n e vebaya tes l im etmeyi tercih ed iyor ( * ) . ' Böy l ece M u ra d , a m cas ı ol d uğ tm u i d dia eden b i r M us ta­ · fa 'n ı n boyn u n u vurd u ra. ra k , kaırdeşi b i r d i ğ e r M us tufa 'yı boğ dura rak, ü ç kardeşin i d e , veba

ya rd ım ı yl a ,

orta d a n

.ka'ld ı rm ı-ş ol u yor

Baıy ezi<.f, Babası Fatih'i Zeh i rl iyo·r?

·

Bu aşa ma da h ipotez l e re ·daya l ı « mo de:I » d e n em e l e ri •

'g e re k iyor ; bütü n ·bu ça.t ış m a:ı a rı n b i r kör döğ ü ş ü ol d u ğ u

( * ) Dukas, b u ko nuda eski v e yeni tarihçilerden başka bir ifade kullanıyor. «Murad, Mehmed Çelebi'nin iki çocuğunu ve �endisinitı kardeşlerinden birini, masum kanı dökme hususundaki adet­ lerine uyarak boğdurdu.»

Dukas, Bizans Tarihi, VI. Mirmiroğlu çevirisi, · İ s­ tanbul, 1956, s. 113.

81

F. : . 6


iz1l e n i mi nıiın s i l i nm es i n de ya rar var. Osma nl'. ı d üz eni , ş i m ­ d iye. k a d a r 1ya1z ı f m ı ş ol a n1d a n ç o k dah a fazi a , çat ı ş m a l ı­ d ı r. Çatışm a , k i ş iıl e r değ i şm e1k l e bi rl ikte, lbe l:l.i eks e n ve tara fl a r çe. rcevesi·n d e s ü rüyor. . İ kiı ta mf ı aıy ı rıılı a k m ü mk ü n görün üyor; u c beyle ri· ve dönmeı ıkomuta nl a r, .. a t ı l ı md a n y a n a lbi r tu tum a·l ı yo rl d r. O r­ d u i s e - tutucu l u ğ u n ve, g eri c i l i ğ i n ıka:ı e,s i dıiır. Ç a t ı ş m a v e öl ü m l e ri bu i k i tarafıl ı d ü nya i çi n d e a l:g ı l a m a k zo ru nl u o l u - . y o r. M eh m et Fatilh '.i n oğu . l l a rı nıda n Bayez.i d , tu tucu ve g e­ r i c i ord u n u n a d a rnı d ı r; o rd u , bi r eğ Hirn o l a ra k Bayez i d '�· tahta . g eçi rmek i·ç i n uzu n s ü re n komıpllo.l a r hazı rl ı yor · ve fesatçı g ü ruh u ol a rak h a reıket ed iyor. Bu komplol a r v e çeşitl i c:i- nayetl e rd en · sonra Bayezid talhta c .ı kt ı ğ ı za m a n , ba ba s ı n ı n , M eh met Fati h ' i n d i n s.i,z o l d u ğ u nu söy l e m ekten cek. i1n m iiy or; FaNh ' i n İta lıy an reıssa ml a rı n ci yapt ı rd ı ğ ı re·­ si m l e ri n ta m am ı n ı i sta n b ulı paza rl arı nd aı saıtt ı rıyor (* ) . Ba ­ yez i d , Doğu Roma i m pa ra torl a r ı zam a n ın d a istcmbu l 'Ü n yaşa dı.ğ ı i conoc l a sıt, i kon k ı n c ı ı ı,ğ ını n b ir !benzeri n i , Os­ m a n oğ l u saray l a rı n d a n · b ü t ü n Bel l i n i· po rtreıı e ri n i ve f resk­ l eri temi zl eyerek tekra rl ıyor. Baıy ezi d, baba s ın ı n Biza n s Sarayı . n e i ş bi rl i ğ i yapt ı ğ ı Tei n i da m ett i rdi ğ i Ca n d a rl ı H a m Paşa·'yı reıha!b i l ite e)diyor ve Ça.n d a rı ı vezi r s ül a l esi n e ye:.

:

n i d e n g ö rev veriyor.

( * ) Fr. Babinger, İstanbul bazaarı'na düşen Belli'nin ün­ lü Fatih portresinin serüvenini izliyor : İstanbul Bazaarı'ndan. Pera'da, bir Venedikli tüccar satın alıyor, sonra Venedik'e gö­ türüyor ve burada d a 1 877-1880 yilları arasında Britanya'nın İstanıbul Büyükelçiliği'ni yapan Siır Austen Henry Lazard satın alıyor. Sir Austen'ın ölümü üzerine, karısı, 1917 yılında, · Lond­ ra'daki National Gallery'e bağışlıyor. Franz Babinger, Mehmed the Conqueror and His · Time, Pt'inceton University . Press, 1978, s. 379.

S.N. Fisher de Venedik arşivlerinden şu sonucu çıkarıyör : «üne indication of this was Bayezid's act in sel1ing in the baza a r all the pictutes which Gentile Bellini had painted f or Mehmed II. Also Bayezid asserted that his father did n ot beli­ eve in the Prophet Mohamtm.ed or in any f aith.»

;

S.N. Fisher, The Foreign Relations . of Turkey 1481151.2, University · Illinois Press, 1948, s. 19. 82


Pre n s Cem 'ıiı de :b erta raf ed erek O rd u ' n u n iş başına geti rdiğ i Bayez i d ve yön eti m i tam bi r g e rtc i'l ikti r. Boyezid dönemi, · M eh m et Fatiıh döne m i n e bir karşı d evrim i yaş:ı·­ yor. İ k i nc i M u rat dıön emiı d e bi r misk.i n l i k veı tutucuıl u k dö­ n e m i d ir. M u ra t' ı gôrrn ü ş ol a n Batı� ı gezg i n B rocq u iere' i n ç.i zimi·n e göre b i r Moğol ' a benziyor, şişm a n v ücudu ve sa­ rı-siy ah b i r ten i va r. İ çkiye· ve şehvete · düşkü n ol d u ğ u hep yazı:l ı .yo.r ; Osma n oğ l u Dev l eıt iı ' n i· Bi,z. ans iıl e b i r l i kt� bi r bey­ l i k o l a ra k s ü rd ü rmek istiıy or. İık i nıci M ehme.f i n s a lta n a t ı·, miskin ve tutucu İ ki nci M u ra t' ı n yönetimi Jle İk i nci Bayeızid' i n karşı devrimiı a ra ­ s ı n da lbi r ta rilh kesi1t i n e ·otu ru yor. Böy l e b i r d u rumda M e h­ met'in ta'h ta Oitu rmas ı n ı n kol a y olm ayaca ğ ı n ı n bi r tez .ol a'­ ra k orta:ya kon ma s ı zorunl ud u r; ' b H imsell1 yaık l a ş ı m bun u g ere:kti riyor. ·

Ta rihe ıb u ol g u l a rın ve g erekti rd iığ i soyutl a m a n ı n ışı­ ğ ı nda ıba k ı lld ıığ ıın d a , İ k i nci Meh met'i n: Hk taihta ç ı k ı şının , M u ra t' ı n «öl m ed en ö n c e oğ:l u m u b i r taıhtta gö reıy i m» tü� ründen k apri sl eriyle a ç ı k l a n ma's ı m ü m k ü n o l m a m a l ıd ı r; böy l e :b i r ta r.iıh a n l nyı ş ı n ı n !bi l i m d ıŞı ol aca ğ ı n ı n kabu l ed i .: l· e ceğ i n i· uım uıyoru m . M eh m et, uzu ın b i r haz ı rl ık dön em i n ­ den son ra v e z i gza!g·l arl a dol u bi r müca d e l e ·i'l e tahtaı ge­ l i.yor. B ura da yeni b i r te·zi yazmamnı zama n ı d ı r: İ k inci M eh­ m et, i ç sava ş ı n eş i ğ i n e ,y aklaış cın bi r i ç catışmpda n son m Osma nöğ·l u tahtı na ç ıkılyor. M eı h m et, ta1hta1 g eçmesi h i ç a k· la .g elim eyen bi r şehza­ de ol uyor; ön ü n ü nı a ç ı lıma s ı i çin k en di n d e n büyü k ve tah­ ta ç ık m a1l a rı ıbekl enenı .iıki· p re ns i n öl mesi g ere kiyor. B u n ­ l a rd a n i lık şehza d e Ah met't1 r; b t1tü n kayn a k l a r, Ahmet' i n , 1 437 y ı l ı n da Ama syçı 'da: a ntçfe n ol:d ü ğ ü nü yazma kta· b i r­ l eşiyorla r (*) . Bu :öl ü m ü n üzeri nd e ,d urn b i' l ecek d u rumd a ..

.

( * ) «His eldest brotheır Ahmet, died suddenly a t Amasia in 1437.» S. Runciman, The Fall of· Constantinople, Cambridege Uni· versitiy Press, 1965, s. 55

83


değHim ; lbi-r yönetim kavga1s:ın ın sonuc u old u ğ u n u d ü ş ü nm ek zoruın dayı m . Bu öl ümden h emen s onra,' 1 439 y ı l ı n� · da B i rinci Vez i r İslhak' ı n aya ğ ı n ı n k aydı rııl d ı ğ ı n ı ve Ha lil '­ i n öne çıktı ğ ı n ı saptama:k m ü mk ü n oluyor; ishak, M u rat'­ ın en 'Y akın a damlan mn baş ınçia biır yer tutuyor. Bu o ka­ dar öyl e ki', M u rat'm .öl ü m ü üzeri n e Meih met, üvey a n ne­ s i n i , M u rad'ıın d ul · karısın ı n . İ sha'k i l e evlenmesi n i e m re d i ­ yor 1Ve iki5 i n i bi rden Anadol u 'ıya gönderiyor. Bu kada �l a ka l mı yor; i s ıh a k ' ı n aya ğ ı· kaya rken vez i rl i ğ e Zagan os y ü k. s e l i yor. Zag a noş, en şah i n kom utanl a rdan bi risidi r ve N e rde, kızı n ı Sulta n İ\ll ehmet'·l1e eıvlend i r:iyor. . Tahtın . en g üçl ü adayı Ahmet ans ız ın öld ü ğ ün deı Meh­ met beş yaşı nda d ı r ve Ahmet' in öl ümü üzeri ne vaıl i ola ra k iılık . göreV.i ne ıbaŞl ı yo r. · Vezi rler a ra s ı nda değ işiıkl,i kte M eh ­ . m et yed i 'yaşın ı yaşıyor; -b ü t ü n !bu n l a rd a n , bu . çatışm a l a r-

·

.

Amasya Tarihi 1•

Şehzade Alaattin'in Boğularak Öldürülmesi Fakat Edirne içinden kaynıyord'u. Çünkü «İshak Pa.şa»nın vezaret-Ü üimaya (ve�ir-i azam­ lığaJ tayini devşirmele1ri pek ziyade yüze · çıkar­ mıştı. Tü:rkle r, bundan pek ziyade müte essir ol· muşl'ardı. Türkle rle devşirmele r arasmda ufak ıtefek arbe�eler oluyo rdu. Bundçın d'olayı Sultan Murat bihuzur olmuştu. · Nihayet 843 senesi eva;.. ilinde « İshak Paşa» veza ret-Ü üzmadıa n azi edilerek yerine Türklerden Çandarlıza.de «Halil' Pa­ şa» v ezi r-i azam, İshak Paşa v ezir-i sani, devşir­ meleırden «Zaganos Paş'a» 'Vezi r-i salis oldu. Di-· · van-ı hümayunda i ki Türk kazaskerle muvazene hasıl olu07ordu.

1

«In 1437, Princ� Ahmet Çelebi d ied suddenly in Amasia.»

Fr. Bahinger, Mehmed the Conqueror, op. cit., s. 14. 84


.

·

Sultan Murat, engurus harbini açıp dediko­ duların önünü aldı. · Muzafferiyetle avdetinde tahtı resanet buldu. Ali bir sürü hitan tertib et­ ti. Amasya · Valisi Şehzade «Sultan Mehmet» A­ masya'dan ve «Sultan Alaattin» Manisa'dan cel'b edilerek Sultan Mehmet'in hitam icra edildi . A ncak sünnet düğününde Şehzade Alaattin Bey'in gayet gürbüz bir halde arzıendam etmesi Tü rklerin nazarı dikkatini celb e,tmiş., devşirme­ ter de huylanmışlardı. Çünkü Türkler «İshak Pa-. şa»yı ve etvarını çekemiyorlardı. · Alaattin Bey'in harekatı, Sultan Murat'ı bile vehme düşürmüştü. Bun·u n için şehzadelerin yer­ lerini değiştirdi. Alaattin Bey'i · Amasya Valiliği' n e tayin ederek uzaklara attı. Sultan Mehmet'i de Manisa'ya vaU gönderdi . . Kemal Paşazade diyor ki: «Sultan Mehmet · dahi ol makam-ı mübarekte a ram etti. Sonra maslahat i ktiza edip atasının fermanıyla Mani­ sa'ya gitti.»

ALAATTİN BEY :, Sultan Mzirad-ı sani'nin üçüncü şehiadesidir. Şükrulld h Çelebi buna (Sultan AliJ diyor. Sul� tan A laattin Ali bey demek olur. Amasya'da ika-. met eden vezir .Yorgiç Paşa · şehzadenin lalası ve müdebbir-i umuru, Amasya muha.fızı oldu . Sultan A laa.ttin ta·kriben ( 828) senesinde E­ dirne'd1e dıoğdu. Amasya Valisi olduğu esnada 1 5 yaşında yetişik gayet gürbüz b i r genç idi. Mual­ limi Amasya ulemasından Hatipzade (Tacettin İbrahim Efe ndi) bin Mahmut Çelebi idi. Bu sene Pir İlyas'ı Hatveti zaviyesi şey1hi Kut­ b-ul A rifin pir Celatettin Abdülrahman Çelebi vefat edip _pede·ri «pir İlyas-ı Halveti » ha�retleri·

· .

\

85

·­


. nin yanına defnedildi. Yerine müftü Pir (Sunul­ lah) Çele1b i halveti şeyhi, bunun yerine de füze ­ ladan «Sinarieldin Yusuf» biiı Abdülmeli k bin Bahşayiş Çelebi Amasya müftüsü oldu. 842 senesinde Alaattin Bey, Şadi Beyzade Mahmut Şah Çelebi evladından « Yeık i Hatun» ile evtendi. Te rtip edilen düğün pek renkli oldu. Devşirmele r bundan huylanıp Sultan Murat'ı tev­ him etmeye çalıştılar. Şehzadenin mutemedi Ş a ­ di Beyzade «B'u rak Bey» Uli. Bosna A masya mu­ hafızı Yor,g iç Paşa'nın gözdesi oıan mahdumu ve şehzC!'denin maiyeti ümerası.ndan «Yunus Bey» vefat etti. Pede rinin camii önündeki türbe-i mah. su.s aya defnedUdi . . 84 5 senesinde . « Yo rgiç Paşa» da vefa.t etti. Bu da o türbeye defne.dildi. Yerine meşahir-i u le­ madan l1a la Şahin Paşazade <�Mehmet Paşa» şeh­ zadenin lalası, müdebbir-i umuru, Amasya mu. hafızı ota rak gel'di. 846 senesinde Sultan Murad-ı sani1 Karamanoğlu'nun harbine gideceği esnada şehzade «Alaettin Bey» de harbe memu r olmuştu. Butün te:.. darekat sefe riyesini ikmal eden «Al'aattin· Bey» Amasya'di:ın ordusuyla kalkıp Konya üze rine pe­ deriyle beraber gitti. Burak Bey, vali kaimaka­ mı oklu. A laattin Bey, gö'Ste rdiği yararlılıkZ.arla pede­ ·rinin nazarı dikkatini ce�b ediyordu. Avdette pe­ de riy'l e beırabe r Bursa'ya kada r gitmişti·. Sultan Murat'ın izniyle Bursa'da n dönüp A masya'ya geldi. Fak,at arkasında n · gönderilen Kara Hızır Paşa, Amasya'ya gece gir.di; Biçareyi yatağında boğdu. Bu kadarla ıkalmadı bir yaşında ve altı aylık şehzadeleri «Gıyaset.tin, Tacettin» Çelebi­ ler de boğulup To rumtay türbesine defnedildiler. . A1masya Beyfo rbeyliğine bcifemıan-ı ali A•


,.

masya muhafızı olan lala «Mehmet Paşa» tayin olundu. H. Hüsamettin, Amasya Tarihi, Ü çüncü Cilt, s. 209-211.

Hüseyin Hüsamettin'in tarihinin b u sayfalarını, İstan­ bul kütüphanelerinde, benim için,. Berire Ülgenci araştırdı ; eski yazıdan latin alfabesine çevirdi. Bu eki, Berire Ülgen­ ci'ye borçluyum. Teşekkürlerimi yazıyorum.

· da Prens M ehmet' in insiyatif saı hiıbi olamayacağ ı, son ucu çıkııyor. Çatışma, Mehme.t a dına, boşıkaıla n ta rafı nda n sürdü­ rü:lüyor. İsı h a k ' tn Ha Hıl. iıle yer de. ğ .işıtird i ğ i ve za,g an0$1Un üçün­ c ü vezi r o l a rak ön plana ç ı ktığ ı 1 439 yılında E di rne'de .ş ehzade· M eıhmet'.i n sü nnet d ü ğ ü n ü yap ıhyor. Prens Ala­ attinı, bu d ü ğ ün i ci n Edıin1.e'ye g·el iyor; Amasya Ta riıh i ya·­ zan. H ü seyi n H üsarnettiın , Pren s Al'a atti n ' i n da·v rn n ı ş ın ı n , Ed i rn e'de devşi rme;leri cok ü rküttüğ ü n ü kaydediyor. H ü � samettin , 'bi r cerkişme old u ğ u n u ve bu çekişmeni n T ü rk veziırle·r i le dönme vez i rl e r arasında gerçeık'. l eştird i ğ i n i i l e� ri sü rüyor. Bu ça l ı·ş .m ada denen en modeli çerce�es.i ndeı, Prens Ala etti n ' i n ' b oğ ul a rak öld ürüıl mesi gereki yor; Pr9fesör Ha­ IH i n a lıc ıık' ı n daya naksız olduğ un u iileri sü rmes:i n e karş ı n H üso metti n Alaatti n ' i n boğ d u rnlrn asım ve ıboğ a n l a rı ya­ z ıyor. ıB u , 1443 yııl ı n d a. .gercekleşUrHiyor. M ehmet on bir yaş·ı n ı s ü rÜıyor. Ancak Profesör ina·lıc ı :k, en azından N eşri Ta rilhVnde, Varna Seferi'nde, M u ra d ' ı d estekle,yen yeni:çeri ordusu­ ' nu n ıbaşkom uta nıı, yen i cer:i ağas ı , Ku rtcu Doğ a n ' ı n , S u l ta n ' ı n a tı n ı n dizg i n i n i1 tuta n Ka raca Bey'e, «Sulta n Ailaed­ ıdi n'i ö l d ü rdıün, bu ıkerre, beğ üm üze kastett i n , ko g i tsi n » dedi ğ i n i· ve Sulta n M ura d ' ı k-oruıma'Ya a1l:d ığ ı m kaydetme­ den edemiyo r21• Varna Seferi i l e Alaatti n'in öld ü r ü l mesi o ra s ı n da bir taht değiş. iık l i ğJ g e rc�kleşiyor. 87


Profesör iıno lcıık, cid di ve a mp i risist ta rihçil:i ğ i n eri d eğerH ve en s ı n ı rl ıı örneklerinden b i ri s in i verNor; b i r .asis­ ta n ıyla ıb i nl iıkte ortaya· çıık arıp değerlend i rd i kl eri · Gazavtıt- ı · M u ra d"ta Alaa"tt i n ' i n h i ç · sözü n ü n edıillm em esi ıbi l e uyarı- . c ı olm uyor. Profesör i na1lıc ık, ıb üitün arnştı rmıaılarma kar­ ş ı n rirvayet derieyidl i ğ i n den bi r a d'ı m i:l eriye g i'dem eyen·. Osma nl ı kron i: k yazr�ı·l a rı n çizd i ğ.i· talb lon u n. d ış ı n a çıka·r çııkmaz şaşı rııy9r. Meı h m et'in :bi ri nci· keız ta hta ç ı k ı ş ı1y kı i l --. g iH biılg i ·dol u ça l ışmasında önce «Alaatıti n'1i n i d a mı i çi n za:h i rde bir sebep görünm üyor» di;yor v e h emen e�l iyor : «Ala·a tti n ' i n öl ü m üyle ş i m d i ka l a n yegône şehzade M e h� m et Celebi : i çi n ta ht yol u a·ç ı lm ı ş lbÜl un uyorıd u»22 Bu, os.:. m a noğ l u d üzeni nde b i r ö l üm ü n d oğ a l olmad ı ğ m ı d üş ü n · ' rn ek için b ü y ü k bi r ipucu ol uyor. · •

.

Osm a n l ııla r i.le M acarla r a na s ın da biır «yüz y ı.ı savaşı » döneminden, 1 433 - 1 526, ·söz e d e n Toynbee,, Osmonrl ı l arin enerj iılerini n en büyü k böl üm ü n ü , Koristantiınople'u veya M oro'yı. a l ı rken ya da Trabzonı veya Karaman ·o evletleri'­ ni ortada n k ci l d ın rken değiı l Macanlıa r ne· savaşta ha rca­ d t k l a rın ıı Heri s ü rerken son derece ha klı · g örlınüyor23• i t was not the a n ·n exation of. Conıs tantinop l e a nd t h e M orea� a n d Treıb izond ond Oara ma n , but the offıe nsive a g a i nst H u nıg a ry, tıha t made · the g reotest d emıands upon Otto m a n\ mıiHtraıy e nerg.ies in the fifteenth cenıtürıy. M iSık·i n M u rat, 1 430 yı:U annda Belg rat'ta H ünıyad i ık a rş ı s ı nda bir büy ü k vıe n i l g i tattı kıtan son ra (*) , ·�Alaatti n ' i n öl<f ü rüll d ü ğ ü 1 443· _ yı l ı nd aı da lzılıa d i ıyen ıi"l g iıs ini yaşıyor. Osma n l ı ta rafı p e k. · çok es·i r veriyor; esirler arns ı nda Sad raza m ı, Ha·l.iıl Paşa '­ nm kard eşi· Candarl ı M aıhm ut Paşa d a va r. ( * ) Murad Belgrad yenilgisinden sonra bu yenilgilerde sev'."'· . gili karısı Mara'nın babası Despot George Brankoviç'in, Türk· kaynaklarında Valkoğlu veya Vılkoğlu deniyor, de rol� oldu­ ğ unu düşünüyor ve kendi saraylnda bulunan Mara'nın kar­ deşleri, Brankoviç'in iki oğlunun g_özlerinin çıkarılmasinı em ­ rediyor. İzladi yenilgisinden · sonra .yapılan .anlaşma gereğince­ gözleri kör kaymbiraderlerihi Sırplar'a teslim ediyor. ·

n·emetrius Cantemir, The Ottoman History, Lan­ don, 1 734, s. 87. 88


· M u rat"ın zorlıa ta h tta n uza kl aştı rı l dı·ğ ı n ı g qstermek d u�umu ndayı m ; başa rısız ve s a rıhoş bir surl ta nıd ı r. M u tat'­ ın ıkeın diı .isteğ•iyl e ta htı bıra ktığ ını .yazmak, ta ri h i n kaba, b ir fa.ls i fi kasyon u o l u yor. Tü rk ta ri'hçiıleri · tari hi n fa:l,s i fi kasyon u .iıle meşg u l ler. · · Tıa r.i hi ne k a d a r çok tah ri·f ed erlerse o kadar çok ödü l· a hyo�a � · Alaatti n d e b oğduruıl u n ca Pre n s M ehmet, t a htın ka­ ç ı m lımaz varisi o la rnık tek başına· ka1l ı yor; M u ra t, tüm kay­ n a k l an n hi·C sevm ed i ğ.i n i Jb e·l i rtUklert oğ l u n u s araya . ca­ ğ.ı rıyor . . S. Ru nc.i m a n ş unl a rı yazıyor: « M u rad s u mmoned. tıhe boy to tıh e Gou rt and s h ocked tO see :h ow h i s educa. t i on h ad been n e:g l .e cted » 24• M urad , ta ıh t ı n tek vciıris i on · bi r yaş ı nd a ki M eıh m et'in_ eğ·iti m i n i n t üm Cıy.l e i h maf edHd i­ . ğ i n i görereık son d erece şa.şı rıyor .( * ) . Bi1r suıltan , son de·-· rece g e n e ıbi r yaş.ta, tahtı n va risln i n1 b u kadar b i l g isiz old u ğ u n u g ördü kten b ir yı l sonra , ık.endi i ste·ğ iyle, ta htı n ı oğ.l u n a · b ı ra k ı r mı ; b u n uı d üş ü n menin m ü mkü n olma d ı ğ ı m s a n ı yorum . . i n aı.1.c ık ' ; n 1 444 yı.t ı nd a gecen oıl a y lann i ncelemesine ' ay. ı rd ı ğ ı « 1 444 Buıh ra n ı »> a d ı n ı taş ıyan ça l ı şmo s ı nd a n . a k- · ta rıma y.apm a m. gereki yor: « iz i.a d i k ı ş seferi esna s ı n d a uc ( h ud u d ) beyleri y l e· vah i m ithtilôfl'a r cıkmış., · asker d a ğ ı:L­ m ı ş ve timarl ı s i pa h i·l er itaats·iz11 i .k l eriyl e h ükü mda rı g aza­ ba ·g etirmişlerd i . B u deıvi·rde de1vı l et ,i ç i n de pek m üıh i m b i r rol oynayan v e s ı k s ı k salta nat m ü d d e i l eriyle ( i m postor, ta htı al mak i ç i n ortayo ç ı ka n l a r (y. k . ) b i rleşerek b ü y ü k kargaşa l ıık l a ra sebep o:l a n uıc k uwetlerini n rnerkez.e karşr cephe .a l mas ı R u me l i 'de m üdafa a si stem i n i v e S u l ta n ' ın otorites i n i zayıflatan çok vahi m bi r a y n l ı kt1»25• Uc Beyle­ ri il e ord u a ra s .ın da !bi r i k i l ik olduığ uı rahatl ı k l a . sö1yle n eb i ­ :l i r; yeni çeri · ord us u , m i&ki n M urat' ı n tarafını tutuyor. Uc� Bey:I eri ' n i n M u ra t' ı n komuta s ın d a savaşm a k i stemedi k·l e­ ri a n l:aşı l. ıyor. ·

·

·

( * ) Orhan'ın oğlu . Süleyman Paşa'nın sultanlığına kesin gözüyle bakıldığı için, Murat'ın eğitiminin tümüyle ihmal ·edil­ diğine, otuz dört yaşında okuma-y.aınna bilmeyen bir kimse ola­ rak tahta çı:ktığına daha önce işaret ettim. 89


Pro{esör i n a ' i cık' ı n , İki nc i M eıhmet'i n b i rinci ta hta cı"" �kı:şıy,:la i l.g i l.i i nc e;ı e m es i n d e n d e b i r kaç a ktarma yapm a m zoru n l u ol uyor. Ş u nılan kayd ediyor: « M u radı, a y n ı za m a n ­ d a , s eıv k ve seıfoya düşk ü n d u . Ayyıa şl ık derecesi n d e ict i ­ ğ i,, şa ra p v e s a z m ec l is· l eri n d en p e k 'hazzettiğ i b ütün ık ay­ :n a k tarı n: müştere k şehadet e ttikl1e ri b i r h a k i katti r» . B izans ;kayna �ları n ın pek çok övd ükle ri M uırat' ı n b i r sa 11hos ol ­ ' duğ uı kesinl i k kazo n ıyor. Avruıpaılıı g ezg i n B rocq uiere, M u ­ ra t' m •Sa'nhoŞıl u ğ un u yazmada n edemiyor. H a11ıiıl i na lc ı k , ş u nl arı d a yaz ı yor: « Kend i·s i ni 1 432 son larınd a gören B roc­ .q u i ere a yyo ş l ı ğ ı n a :bi r kaç yerd e işaret eder. - Son felô ket- il e rd e n sonra o n un a ş ikô r ola n bu k,usu ruı h er h a l d e h a l: k ca ras ın da d ed i kodula rı a rtı:rm ıştı:n> 26• Si p.a•h i l e r i n kom u ta­ ·s ı n d a savaşm a k iste m e d i k l e r i , h a lk ı n sa r.hoşl u ğ u n u bi l ­ diğ i ıbi r sultan var. Alaattin' i n qoğ:d u rulm a s ı .iş.te bu s ı rıado ol uı y or. M u­ - rnt, :buna ook üeü l üyor. Üzüld üğ ün ü kabul ed iyorum ; a n ­ , ·c aık bi r Osmanoğ l u' n u n kendinden ·başkası içi n üzül m es i ­ y'fl i m üm k ü n g örmüyoru m . Pre n s Alaatti n'den k ı rk y ı l sonra Mehmet Fati h ' i n oğ l u g özde Pre ns M uısta'fa da ö l d ü rü l ü ­ yor; ıbaba8ı son derece üzüı l ü yor. M ehmet Fati h ' i n ıbu ö l ü m - üzeri ne , -:k e n d isin i , kıö yl ü kıa d ınla r t ürün d e n yerle re a ta0rak ve yüksek sesle a ğ l ay a ra k üzül d üğ ü bi l i n i yor. M �h ­ met Fatilh d e kendfs i. i ç i n üzül üyor; kompl o n u n hedeıf i n i n ·ik e n d'isi old uğ u n u biHyor. 1 444 y ı l ı yaz orta s ı nda tahtı !bı rakıyor. Ancak m üıc a d e:ı eyi ve u m uıdun u yiti r mtyor. M eh m et' i n bu il ı k sa lta n atı i ki y ı:I · s ü rüyor. Fakat g ü ç­ ' s üz d ü r; M u ra t pa rtisi n in bıa şka n ı Ca nda rl ı Ha l i l ' i s a d r a ­ :zam l ı kta n uzak1loştımm .ı yor. Ca nda rl ı acıkça .ta httan d ü ­ �ş ü rü l mü ş M urat' ı· s ul ta nı saymayı. s ürd ü rüyor. Bu i k i y ı t, h e m M u ra t ve' ıh e m d e M ehmet .jiçi n !bi r öl ü m · ka l ım döne­ :m i o l uyor. Sü rekı l i komploıl a rlıd g e.çiyor; her i ki s i d e öidü­ . -rül menl . e k i çi n s on - derece ti'Uz ve uya n ı k ya.ş ıyorl a r. Asl ı nda 1 450 yı lma ıka d a r baba -oğ u l M urat ve. Meh­ "m et , b i rbiri n i öl:d ü remeyecekl eri n i ve ö l d ü r m e.yeıeeklerin� föi !.iyorla r; çü n k ü b i r i n in 'di ğ e ri n i öl d ürm es i· h a l i nd e Osm a n 90


oğ l u s oyunda n . yaşaya n e rkek teke i nmiş ol uyor. Böy l e b i r ·d u ru mu n i radi ola ra k yarntı1l maması i çi n b üy ü k özen g österi l iyor; yaşaya n erkek Osma noğ l u ' n u n teke i nm es i he. r a n i ç i n Osma n l ı 'h ük ümdar s ül a lesi n i n s ona ermesi i h tim.a l.i n i a rtırıyor. Osma noğ l LJı .d üzen i n i s oğ u k mantı kla ele a lım a k z o. runl ud ur; n e . yaz ı k, 1 450 y ı l ı n da M u.rot ve Mehmet içi n d u rum değ i şiyor. 1 450 y ı l ı nd a M e h met' i n oğ·I Uı M u stafa , M u ra t' ı n oğ l uı Ah met d ü nyaya g e l i yor. Böylece 1 447 yı l ı n ­ d a d ünyaya g el en M eıh met'i n i'l . k oğ· l u Bayez i d H e bi rl i k­ te, yaşayan c;:> sma n oğ l u erkekleri beşe ıyüksel iyor; a rt ı k b i ri s i ö l elbı i . l i r. Yönıte m. ille i l.g i l i b i r pa ra n teze s ı.ra g eldi ; o l g u lıa r tek baş l arı na pek önem taşı m ıyor,la r. o ı.g u la rı n değeri , bir bü­ t ü nl ü k içi n deki yerleri nden veya yersizıl.i ' klerinden çıkıyor; olgu l a ra , teori , değ e r lYi ç i yor. İ dea l.i st ta ri h yazım ı i ç i n , Osma n oğ l u a i les i n e bi rer i l kel g üzel leme o l a nı Osman l ı va kıO n üvi s l eri i ç i n İ ki nc i M u ­ rat' ı n n a s ııı ö l d ü ğü h i'ç önem taş ı m ıyor; ç ü n k ü , b u n l a r, Os­ m a noğ l u düzen i nd e her türl ü çatışm a n ı n üstü n ü örtmeyi temel işlev sayııy orl a r. B u tür � c i n Osmanoğ l u d üzeni b i r ·k utsa ı pla n l am ad ır; çatışma veya · zigzag s ö z k o n u s u o l a ­ m ıyor. Arada bir b i r sadrazam ın boy n u vuru l u rsa, b u m u t- . l a ka , em i riın ya n ı l t ı l mas'ı nd a n kay n a k l a n ıyor. M uırad ' ı n , uzun haz ı rl ı klaırın ve u c beyleri n i n baş ı n ı çekUğ i g e n i ş ıbi r m u h a l efet sonu cu ta1htta n uzaklaştı nl d ı ­ ğ ın ı �i çeren b i r - m od el v.a rsa , M urad'ın -ik i nci sa l ta na t ı n · d a n · na s ı l aıy nld ığ ın ı n ü zeri nde d urul m a s ı z oru nl u oluyor. Ta riıh çi von H a m mer, «Sulta n M urad, Si n op h a k i m i İ sfen­ ' d i ya r Bey'.i n kızı i l e evl e n i ş i n den, h e n üz memede b u l un a n b i r e rkek yavı ru b ı ra k m ı ş i d i » d i yor; öl1d ü ğ ü nde1 47 yaşı n ı s ü rüyor. 59 yaşı n a ka dar ya·şayalbi leceğ i ni va rsava bi lıi r; b u takd i rde bir prensesten d ü nyaya gelen Prens Ahmet on i k i yaş ı n ı bul m uş olacak tı· r. M u rad , bıi r G re k veya i ta l ­ ya n ca riyeden d oğ m a M eh m et'e tah tı n ı kaybettiği zaman M e h m et 1 2 yaş ı n da i di1; öyıley.s e, Ah met' i n d ü nyaya g e l ­ m e s i y l e Meh m et i ç i n b i r b ü y ü k t e h lıi k e ortaya cıık ıy�r. . A h m et d ü nyaya g e ld iğ i nıd e M urat da M eh m et de b i r ·

91


kez tahtı görmüş ve tahtta n aynl may.a zorıl a n m ı ş d u ru m - · d aı l a r; Ahmet' i n doğ uşu , Osmanoğ l u a i lıe si nıi n i k i büyük erkeğ i n e öl ü m özg ürl ü ğ ü g eti riyor. M e hmet' i n ista n b u l ' u · a l ı şı n ı yaşa m ış ol a,n· Biızaın s l ı tarih oi Duık a s ise, b u rada geHşti r i len tez ve k urg u l mda n ıhalbe.rs iz yaz·ı yor. . Duıkas, «M Uır:a d ' ı n vefatı uzu n ve üzücü b i r hasta l ı k­ ta n iıl ed, ge·l m e d i » . d i yor. M u rat de, a bn ormaıl ly natu ra l d eafü i l e öl en . Osmanoğ·Iu ·e rkekl eri a ra s ı n a g i riıyo.r; Du­ k,as , «M u rad' ı n bütü n hasta'lıı ğ -ı dört g ü n s ü rdü» d:i·y e ya­ z ıyor21. Öl üm ü ge:rçekten h i ç be·klenmedi·k b ir zamanda g elıi·y or; Edi rne'de Mehmet'e biır ıbü Y ü k d ü ğ ün yapıyor ve . -bund a n son ra da ıh a ·önce · Tu nıca Adaıs ı ' nda · yaptı rd ığ ı kü­ çü k sa rayaı, s.er\l'd i ğ i1 ıbiır kaç g e ne ·e·rıkek. ı e gidere:� eğ leni­ yor; M u rat'rn b u .a nıi öl ü m üyle Hg i l i ayrıntıyı. veren teık kay.., na k ola nı Dukas ş u n l a rı da yazııy or: «Bu adada fevka lôde bir gü n geci�rd i.kten s o nra , ertesi .g ün !ba ş ı n ı n ve �bütü n vü­ c ud un u n ağ 1>r laşt1,ğ ı n ı ve uyuştuğunu söy:I i yereık s a raya . gC?t ü rü l:mes i n i em retti» ( * ) . Sa my'da üıç gün h asta yatı­ y�r ve sa r'a benzer.iı a c ı,larl'a öl üyor. · M ehmet Fati h'e, «ej derha» d iyen ve her t ü r l ü küıf ü r ü kitabı n a koya n Dukas' ı n verdi ğ i ıbH g i l er b u n u n l a bitm iyor; M urat, d ü ğ ü nıd en; hemen s o n ra ve· Tun ca Ada s ı ' na g i tme­ ;den ö nce bi r rüya görüyor. M u ra t' ın rüya s ı nıda deıh şetl i b i r a da m karş ı s ı n a d i k i l iyor ve M u rat, korkusund a n bü­ z ü l üyor. Dehşetl i a d a m , Su ltan M umt' ı el!i nden tutuyor; . M u ra t' ı n baş p·a rm a ğ ı nda aUı ndan b i r yüzük va r. Dehşett .i a dam, M u ra t' ı n baş parm a ğ ın d a kti ;yüzü ğ ü cJ karıyor ve

( * ) Murat'la ilgili Türk tarihlerinde yer alari övgülerin · kaynağına değinmek g ereğini duyuyortlm. · «Murad, düşmanlarına karşı babasından da daha. müla­ yim davranır.d ı ve kin beslemezdi. . Allah bilir ki, Murad, halka karşı daima teveccühkaır ve f uk araya karşı cömert idi.. Bu lü­ tunarını yalnız kendi ırkından ve dininden olanlara değil, hıristiyanlara da ibzal ederdb . «Muzafferiyetten sonra, düşmanı takip etmezdi ve he·rhan-· gi milleti sonuna kadar mahvetmek istemezdi.» «Harpten nefret ederdi ve sulhu severdi.'> .

Duka.s, . Bizans Tarihi, VI Mirmiroğlu tanbu,z, 1956, s. 139.

çevirisi,

92

.

I

is­


. baş parmağ ı n yan ın daıki şehadet parma ğ ı n a takıyor. . son· ra şeha d et parma ğ ı n d a n ç ı karıyor ve orta pa rmağ ına ta­ kıyor. Dehşet l i a d am a ltı n yüzüğ ü b i r parmağ ı n d a n ç ı k a n ­ y or, d i ğ erine' ta k ııyor; S ultan M u rat, k orkusun d a n büzü l ü ­ yor. Dehşet l i a da m en son u nda, ıy üzü ğ ü , M u ra t' m serçe pa1rmağ uid a n da . çı .kard ıkta n ı sonra , yüzük l e . b i rl i kte · kay­ b o l u y or. D ukas, M urat' ı n ibu rüyad a n çok etk i l en d i ğıi n i kayded iyor; a strolo j iye i n a n a n M u rat, denh a ı, rüya yoru m - · c u l.a rı n ı çağ ı rıyor. R üya y orumcu l a rı. , yüzüğ ü n memlek et d emek o l du ğ u n uı, baş parmağ ı n padişa h ı a nı·attığ ım ve e n s on u n da M e h met' i n ge·l i p ta htı a l d ı ğ ı n ı söy l üyorla r. B u r ü yada n dört g ü n s on ra M uırat, :baş ı n ın ve t ü m v ü c u d u n un b i rdenıbirn uyuş masıyla ve sa r'a nöb eti n e benzer sars ın tı­ lar 1iıçi nd e ö l üyor. M eh met, tekra r · tahta çıkı:yor. İıl k iş ola­ raık ' Prens Ahmet' i n ö l d ü rül mesi n i . em red iyor (*) . En ya­ kın ada m ları nda n Evrenosoğ l u Al i , emri n i yeri n e geti ri­ yor. M e h met, Ali-' n i n b u. iış i .k e11d i· �i nsiyatifiyle yaptığ ı iz­ l en i m i n i verm ek i c i nı h em en Ali 'yi de idam etti riyor. · M ehmet'i n i k i nci ke·z ta h ta ç ı k ı ş ı d ır; lbi ri nıci h ü kü m:- ' cj.a rı· ı ğ ı· 1 444 - 1 446 yı l lmı n ıı ıkaps ı1y or . Bu dönem M ehmet'i n . yetişmesind e son derece öneml i görü n üyor; M u ra t ve Mehmet - ta rafta·rlan n ı n bi rbiri n i n. boğ a z ı n a s.a r.ı·l d ı klan bi r d ö n e m i anılotıyor. Ed i rne, ·İ C ,s avaşa ya.kın bi r ,çatışma ve p o l i t i k mü'cadeleye sa' h n e o l uyor; bu m ücad el e , � c savaş i le d ış sav.a ş ın b i rbi rine bağ l ı l'ığ ı n ıı g östermesi a·c ıs ı nd a n son derece ö ne m ka.z anıyor. izl a d i 1 yen i l ·g i s i nd e n son ra E d i r n e tam ıbi r pa n ik haıv asına gıi ri1yor ve Bulga1 r istan ye, n i d e n H ü nya d i Ya n oş ' u n lı i d erl i ğ i n deki1 H a, c l·ı Kuıvvetler-i ' n e acı· l m ış durumda d ır. Zeng i n l e r, Ed i rn e'Vii· boşa l tm a ya baş­ l ıyorl a r; E d i rne'n i n de d üşeceğ i n e i n a n ı l ıyor. . ·

.

'

.

.

( * ) İsfendiyar kızından olmuş bir küçük kardeşi _ Onu da ;menziline eriştirdi. Makamm'a gönderdi.'>

vardı.

Aşıkpaşaoğlu Tarihi, Nihal A.tsız yayını, Ankara, 1985, s. -1 53.

-

«ÇeŞitli kaynaklar:, o zaman, küçük pren:::'. i n �ekiz aylık olduğunu yazıyorlar ; bu da, anne ve -baba�ı.nm yirmi altı yıl­ , d ır evli oldukl.arıni düşünürsek şaşırtıcı görünüyor.})

Fr. Babinger, Mehmed tlıe Conquernr, op. cit., s. 66. 93


Ha'liıl Paşa :b aşka n l ı ğ ı nda k1i M u ra t Partis i , ordu i ç i n "" d e ve haıl k a ro s ı nda M e!hmet'.inı b uı teıh l i keyi göğ ü s l e m eye­ ceğ,i p ropag.andas ı n a a ğ ıırl ık ve,riyorla r; « çocuk pad i ş a h » , bi r s loğan ha. ı i n e get i riıl iy or. Şaha betti nı Şaıh i n Paşa baş­ ka n l ı ğ ı nd a ki M ehmet Pa rtis i , M eıh met' i n orıd uıl an n bas ı n ­ d a Ha çl ı kuıvvetl erf n i karş ı l a ma s ı n ı istiy o rla r; M e h� et tahta oturaıbHmeı k i ç i n bi r ib aşa nyaı :m uıhta ç g örü nüyor. H a l n' i n enı 1y a kını ord uı kom u ta n ı Ku rıtclıı Doğ a nı ve Şeha­ bett i n Ş.a ı h i n ' i n yard ımcı s ı da Zaganos'tur. Ha .l i l , ord uya d a g üvenern:k, M a nıi sa'da 'buıl u n a n M u rat'a h a be r g ö n de­ · riyo r · v e kuvve,t l erin b a ş ı n a geç m e s i ni. istiyor. M u rat, bu dav et e. g üven e m i yor; M e h met',i n. h us u m et·i n i çekerek ya­ şa m ı n ı risk l?tm i ş o l m a kta n kay g ı l ci n ı yor. H a l i lı b u m , m üze­ ri n e M eıh met'e bçskı yap ıyor; M u rat' ı. M ehmet çağ ı rm ı ş saıyı·l ıyor. Türk tari�h ç i l eri , M u rat' ı n , 1 444 V.a rn a Zated'nıd e n · son ra ta hıta g eçti ğ i n i yazmayı' sürd ü rüyorıl ar; g erçe kl e bi r i l g i s i yok. Va rn a'da M u rat' m ıko m utas ın d a b üyük bi r za­ fer eı l d e edi l m eık l e bi rl ikte, M urat ta raft.a rl a rı tahtı yen i ­ den e ı .e geçirmeıyi başaram ıyorl a r. M urn t' ı n i k i nc i k e z .t a hta ç ı kmas ı , 1 446 .y ııl ı n d a H a l i l i l e Ku rtcu Doğ a n ' ı n fesatıyla sa h ne l e n e n ord u aya k l a n ­ mas ı n ı n sonuıc u n d a g'erçekl eşiyor; isya n c ı oskerle r Şa h i n . Paşa'n ın evii n e sa:ld ı nyorl a r v e1 yağ m a ediyorl ar . Açı kça M ehm�t' i n taı h tta n i nmes i n i · istıiıyorıl ıa r. M u rat m i s k i n o l d u ğ u kad a r da k orka ktır; lehi ne b i r i s­ çeki n i yor. ya n d üzenlenm es i n e ka rşın ta h t l a l makta n E d irn e'ye ·g irmeden önce ord u n un bia t etm esi nıi ·i sti'yor; Mu rat, oğ l u M eh met'ten hem n efret .ed i y or ve1 h e m de çok ıkorkuyor. Su:lıtanı M u rat' ı n oğ l u M eh �ıe t'ten k ork uıs u n u a.ç ı k l ıık l a ortaya koyan belge, 1 446 y ıh Eyl ül aıy ı nıdıa· yen:i b i r vasiyet­ n a m e yapmas ı d ı r; vasiyetna m ey i , g üvenıiıl i r ta raf.to rl a rı H a � lıi l , Saruca , i shaık ve H üsrev paşa l a ra ta·s d i k etti riıyor28• M u ­ rat, .b u vasiyetna meden sonra tahta c ı km a.y ı kabu l· edi ­ yor. Yen i vas i yetna m es i n d e1 M u ra t, «eğer Bursa' d a n g,a y­ ri ·y erde fevt o l u rs a m , şöyil e edeler ki perşerrilbe g ün ü kabri me ıkoya ta r» d iyor v e « Burso 'da m e rıh u m oğ l um Al i ·

94

·


ya n ı nd a . k abri n kntında koya l a r» d i y e ekHyor. M urat, Bu r;__ . sa'danı başka_ b i r yerde ö l üm bekt i·y.o r ve bu n u n i ç i n yen i bi r vasiyetna m e yaziyor; ölıd ü kten soma B u rsa'�ya g ötü­ rülmesi ni, ve b oğ uıla ra:k öl d ü rü len oğ�l u Alaatt i n '·i n , m ezarı n ın ya n ı na göm ü l m es i n i istiyor. M urat, a y n ı vasiyetna­ mede, b·t r de «soyu n da n sopu nda n » h i: ç k i mseri· i n ken d i ,. s i y l e aıy n ı tünbeıye kon u l mamasım i stiyor; 1 446 yı l ı nda s o,.. yunıd a n , daha son ra « FaH h» ü nva n ı m a l a n M eıh m et'ten başka yaşaya n yok. M u rat, M eh m et Fati h 'ten aym tür;__ bede y a tmaya bi l e· ta ham m ü l edemeyecek ka d a r nefret ediyor. Ord u , h i ç b i r z a m a n atı l ım c ı b i r e m i r i stemed i ; M u,_ ' rat' ı n ölü mü nıe ka rş ı n , M ehrn et' i k ol.a y kolay :kabu l . etm i­ yor. Ka l kon d i l ( * ) M e h m e t' i n· i ki n c i kez tahta g e çi ş i n i1 ön­ ·l emek ·i ç.i n yeni çeri.leri n fesat d üzen l ed i kleri n i , a nca k Ha­ I M' i n manevrala rıyla ıEdirne'ıy e · h ü cu m ı·arı n ı n ö n l en d i ğ i n i yazıyor. Fatiıh uıc beyler . i n i n ve sipa h i kUıvıvetl e ri n i n terc i h r ola ro k iktii dara geHyor .. Taihta otu ra bi l mesi i çi n iki· hafta­ d a n da· ha u z u n ibi r zaman g eçmesi ve bek l emesi gerek i ­ yor. M u: rad' ı n Alaıa tti n ' i ve Me!h met' i n de1 M u stafa 'yı çok s evd i ğ i' yazı l ıyor. M ustafa , Meh m et FaUh'iın ·e nı çok s evr­ d i ğ i .oğ l u dur; 1 474 y ı l ı nda zeıh i rl ıe ni:yor. Kuşkusuz Osm a n l ı � roniık yaw rıl a n zehi nl enıdii ğ i nden söz etm i1y orl a r; N e şri Tari h i , Sulta n M usa'd a n , Aşııkpa şazad e Tari ı h i , Prens Ala­ a tti n ' d e n , Turs u n B ey Tari h i Cem'den hiç söz etmezke n , Sadetti n Efe n d i Tacü't-Tev a ri h '·d e, Prens M u stata ' n ı n h a s.. ta l o na ra k an i den öl üverd i ğ i n i yazıyor. R ivayete g öre M u s,.. ( * ) Fatih hakkında en ayrıntılı ve deg erli çalışmayı y ap,_ mıŞ olan Babinger, «we can oiıly assum8 that some sort of conflict must have . occured in Edirne, but its nature remain s obscure» diyor. Babinger · d e yalnızca · arş i vrnre baktığı \ c bir teori ile hareket etmediği için iki taraf arası ndaki çatışmayı' göremiyor.

Fr. Babinger, Mehmed the Conqueror, op .cit., s. 65.

Kalkondil ya d a Chalcocondylas'ın tarihini, bu çalişmayı yaptığım zamanda, bana açık olan Ankara kütüphanelerinde bulamadım. Babinger'iri çalışmasından aktaırıyorum.

95

·


1afa hasta d ı r; Gedıi k Ah met Paşa An adoh � fethi n e deva m .ediyor ve M U stafa, lbi l i nrnez n eden lerle fütuhat'ta Ged ik Ahmet i l e ya rış ı rken Devenı Ka ra h i s a r Ka lesi1 e m fri Atma­ ca Bey, savaş yapma·d a n ka' l eyi tesl i m . etmeye raz ı 01lu ­ yor, fakat k oş u l o l a ra k , Şeıhzade. M u stafa ' n ı n g e l m es .i n i . He ri s ü rüyor. Böy·l e b i r öne1rıi ka rş ı s ı nd a , Sadeıttıi n: Efendi . yaz ı yor, Prens M u stafa hasta l ı ğ ı n ı dıa u n uta rak , « Konya '­ d a n ka lkı p bir doğo n ·g i bi Aıt mıa ca üstüne» uçuyor. Sadetti n ' i n aıkta rdığ ı rivayet, 'b u nd � n · son ra , şöy l e sü­ .r üyor: «Anc a k b u h ızfı d avr,a n ı ş y ü z ü n den Şehzade' n i n s ü ­ �re g elen hastaıl 11ğ ı şiddetle ndi . S ıık s ı k g e l e n s a n c ı l a r ı k u ­ J 4 n c yopma:k.l a ; d iz g ini .eri n i tekra r Konya'ya çeıv i rdii , . B uz paza rc ı ğ ı n a g e·fdi.kte h a m a ma g .i ri p y ı ka nd ı . Ha m a m ö n ü n ­ "de ota ğ ı n ı k urm u ş l a rd r , h mn a m d a n ,ç ıkt ı ğ ı. a n da i s e g ön ü l ıg üwe roi n i k u ts a l h a re m e d.o ğm ka n a t a çtı·. Tahtta otu r­ muş i ken teneşi r tahta s ı n a kon d u » 29• Sadetti n , M u sıtafa'­ .ri ın h a mamdan ç ıka r ç ı kmaz ö l d ü ğ ü izle. n imi n i verıiyor; .M u:stafa' n ı h a c ııl a r ı .b i r ka�c ·g ü n sü rüyor. . M ustafa zeıhi r­ .lenere� füd üğ ü ne .i n a n ıyor ( * ) ve ya k m lo r ı n a , kendisi n i M ah mu t Paşa' n m öld ü rd üğ ü n ü v e b a b a s ı n ı n · inti ka m ı n ı ıCltm a s ı m ıis.tiıyor. Fatih . d ö n em i n i n en b üyü k sadraza m la r ı n d a n b i r1is i :Say ı l a n , bi r i d di a1ya1 göre . Trabzon- G rek İ mpa ratorl u ğ u ' n da asH ıbi r a i l ed enı ve diğer bir i ddiaya göre i se S ı rp asi lza­ ;d e soyu nda n g el·e n M a h m u t Pa.ş a' n m .a d ı , yapm ı ş · o l d u -

(*)

Meali'nin Hünkarname'sinde Mustafa, öl ürken v e düz · yazıya çevrilmiş biçimiyle, Lala'sıria şöyle ya.lvarıyordu : '�Be­ nimı Lala'm, beni dinle. Benim bu son sözlerim kulağında kal­ :sın ; ben öleceğim, ·Mahmud yaşayacak ve hünkarın hizmetin­ d e kalacak ; benim gibi dünya nimetinden ve an a baba yüzle ­ rini görmek saadetinden mahrum kalsın, . babam padişah ol­

duğu müddetçe ondan bütün dünya nimetlerini selb etsin ; ' ba- , bamdan en son istirhamım şudur : Benim uğradığım bu felaketi Mahmud'tan sorsun ; o bana düşmanlığı yüZunden bu fe­ nalığı yaptı. Bu_ .h akikat size :rp.alum olsun. »

Ord. Prof. İ smail Hakkı Uzunçarşıl,ı, Fatih Sultan Mehmed'in Veziri Azamlarından Mahmud Paşa ile Şehzade Mustafa'nın Araları Neden· Açılmıştı, Bez leten, Yıl 1964, Sayı XXVIII, S� 723. ....

96


·.ğ u h izmetleri n son ucunda , za m a n zama n s u lta n l a bir ara ­ da t ::: l affu<z ed i l iıy or; M ustafa ' n i n z eh i r·le n m esi n den bi r ary 'kada r sonra, Temm µz '1 474 ta ri h i nde, M alh m u t Pasa: i d a m ed i lıi yor. Sadett i n , M a hm ut' u n i dam edi lım esi n i .ç� k ık i b a r 'bi r b i ç:i mde, «yüce yaradı ışl ı Pad işa h ' ın ka hredici pençe­ ·si korkusuyla gön ü l kuşu b eden yuıvas ı n d a n u cup g i tti» - ,söz·leriy le rnı latıyor. ·

Osman l ı kron i'k yaz ı c ı l a rı ve ' b u n l ard a n b i r a d ı m ay­ nl maya n Çağdaş T ü rk ta ri1hçi l eri, Prens M ustafa H e Vezi r M ahm u t ar.a s ı nda · bi r çekişmen i n ol d uğ u n u kabu l etmek­ le bi rl ikte, . M ustafa' n ın zehıi rlen di ğıi n i ve M a h mut' u n d a ıb u n ederüe i d a m e d i. ldi ğ i n i k es i nıl,i k,l e kab u l etmi. y orl o r ( * ) . · Bu n eden l e d e M usıt afa i l e M a h m u t ve · M a h m ut He M e h ­ met Fati'h''in a raları n ı n b oz u l ması · ,i ç i n çesıi t l i · gerekçe l er · ..a rnyo r.l a r ve b.u1 uyorlar. ·

'

, i s m aıi l H a k k ı U z u n ça rş ı l ı , Topkapı Sa ra y ı ' n da · b uld u­ ığ u bir belgeye daya n a rak, M usta·fa' nı ı n ya k ış ı klı ve çapk ın tOld u ğ u n u, M a h m u t seMere ç!'k.tığ ı nda M ustafa 'n ı n karısı i.l e se�i şti ğ in i a nılatıyor. Profesör Uzu n ca rş ı l ı , bunu, M a h­ .m ut' u n çocuk�ann ı n , m i ra s paıyl a şm a s ı n ed e n i y l e , Sulta n Bayezi·d ' e verd i k leri tbi r dHek·çeden .ç ı k a nyor. Fakat d a h a yay.g ı.n sav ıise, M ustafa ' n ı n ö l ü m ü ne ç o k ü z ü l e n Fati h'e, M a ti m u t' u n yeteri kadaır ü z ü l medi ğ i nıi n i hb a r ed i l mesi d i r; M eh m e t Fatih'Jn buna çok k ı zd ı ğ ı ve b u k ı z g ı nh k l a M a h, m u t'.u i d am etti rd i ğ i neri s ü rülüyor. Meıhm et Fati:h ' i n M usıtafa ' n ı n öl üm ü n e çok ü z ü l d üğ ü fkesıi n ; M ustafa' n ın . ö l ü mü n ü a n lad ı ğ ı a n ken d is i n i yerden yere atıyor. Ta htola r ı n .a ras ınd a n bUıl d u ğ u toz l a r ı b a ş ı n a -s ü rüyor, önce yüzün ü , s·o nra göğsü n ü ve da h a s on ra d a kaJ.ça 'J a r ı m döveriken yüksek dozda· a ğ ı tla r döküyor30; M e h ­ met' i n , Pren s M ustafa ' mn ö l ü m ünden d uvdu ğ u a c ı l a rı n a nlatım ı ta m ü ç ·g ü n s ü rüyor. ( * ) İslam Ans1klopedisi'ne «Mustafa Çe1 eıb i» maddesini ya­ :zan Cavid . Baysun, Mustafa'nın böbrek hastası olduğunu ve Pazarcl!k .önünde hamamdan · çıkar çıkmaz öldüğünü tekrar· jlıyor. İ slam A.nsi1k lopedisi, Sekizinci Cilt, 97

s_.

690.

F. : 7


Ah met, ·M ura d ' m :i l k oğıl ud u r; on yedıi yaşında ve 1 437 y ı l ı nda a n iden öl üyor. Aloattin Al i , M u ra d' ı n i k i n ci oğ l u ol uıyor; tahta en çok ·lôyık görüld ü ğ ü b i r zama nda, on ü ç yaş ı nd a v e 1 443 y ı l ı n da boğ u l a ra k öJd ü rül üyor. M urat' ı n tahtı· h ayaıtta kal. a n t e k oğ l una , Mehmet'e, d üş üyor; Ba­ yezidı, M eihmet'in iılık oğ l u d u r ve ta htın adayl a rı a ra s ın da a d ı ıhi1c geçmiyor. Bayezi d'ten son ra M ustafa geHyor ve M Uıstafa, 1 474 yııl mda zeh i r:leniıyor. 1 474 ıy ı l ında Bayezi d , 27 ·y aşını $Ü rüyor ve dıaıha1 önce . Bayezi d ' i n b i r zehıi rleme uzma m olıd u ğ u n u gösterdim . Ba­ y.ezi dı'i Meh met Fati h'·i n taMta ıg. örme.k istememes i n e ık a r­ ş ı n O rd u'nun Baye.zid'ten ya na old u ğ u kesi nlik kazamyor� Bayezid, bi r gerici d i r veı ord u , h_ep ge.ric i l eri seçıiyor. M ustafa'yı M a h m ut Paşa'rnn zehi rletmem i ş olm a s ı m ü mk ü n; BayeZrid' i n ta raf.ta rla rı n ın , MÜsıt afa'n ı n ölümün­ den M a h m ut'u sorum l u göste rerek b i r ta1ş la ıi k,i kuş vu r­ ma k i stemel eri n i: m ü mk ü n görüyorum . Mahm ut' u n yapm ış olduğ u h izmetl:e ri·, dönme ve d evşıi rme b i r s oy.l u olması- . . nıa karş ın hfüô h ı ristiya n l a rı korud uğ u yolunda i şaretl er.i n b ulu n ması Mahmut i l e Bayezid kamp ı n in a n la ş masını i m ­ kônsız·l aştıırııy o r. Çeşitli kayna k l a r M eh met Fati h'1i n terc.i hi n i n Cem ol­ d uğ u n u tekra r. l ıyori la r; İ mpa ra tor' u n , M u stafa ' n m öl ümü n­ den ö nce mi', yoksa son ra mı. Cem'e yöneld i ğ i n i ıkestıi rmek kofıa1y g örün müyor. Cem , İ kinci M ehmet'.i n üçüncü ye en k ü ç ük oğlu ol uıyor. M ehmet, 1 473 y ı l ı n d a Uzun Hasan i le ça rp ı ş m a k üze­ re Anadolu'da sefere cıkı nca İ sta nb u l 'da Cem'i b ı rakıyor; bu, son derece aıl ı ş ı l m am ı ş bir d u ru mü g österiiyor. Şeıh­ zade·leri n değ i l i sta nbUil'da bu l u nma·l arı, istanb ul'a yaklaş­ m a l a rı ıbHe, taı h tta k1i sulta n ta raf ından büyük bi r te hdi t sao/111.ıyor; Osmanoğ lu d üzen i , ş i mld iye kad a r cıiz i l d i ğ.i nin aksi ne, 16atı Avruıpa feodal düzen ine çok benlZiyor. H er şehzade bi r lord'tu r; kend i s i n i g üıclü ve f ı rsatı da m evcut . QiÖnd ü ğ ü a n , B üıyüık Efend i olm a k i ci n sa.ı d ı nyor. Eği e r bu . kayna ğ a1 • güveni lecek �l ursa , M ehmet, Cem'e çok güveni­ yor. «Theı next sace· 0ıf rebel l i on was .in 1 473 when the . 98

,


fou rteen-yea rs old Cem was l eıft as regent i n lsta n bu i whi l e ·h i s f.a ther we nıt o n campaıi gn a gıa i nst ' U z u n Hasa n . News froıiıı tıh e fro n t was l o ng overd u e and rhe c a p i ta· I was f,l ooded witlh ru mours tıh a t M ehmed i l was d ea d, · s. O: certa in of the v i z i �s attempted to ıp u t Cem o nı the 1Jh ro­ n e» 31 . Eğer bu ıkaynağa g üıven H ecek o l u rsa, 1 473 y ı l ı n da Uzu n Hasa nı se.feriı s ı nası nd a , M eh met Fati1h ' i nı .ö ld üğ ün � ·i na n a n vezh�l e ri nı bi r böl ümü Cem'i ta hta C ı k a rmayı deni­ yorıla r ( * ) . Fat i h ' i nı ıha.y atta old u ğ u ha'beri · g e H nce1, g i ri şim ya rım :ka l ııyor; a1y n ı ı kaynak, Fati'h ' i n , Cem' i değ i l , bu komp­ loyu ku m n ta r ı a ğ ı r b i r bi ci m d e cezaıl a nd ı rd ı ğ ı n ı ekl i'yor. · M ah muıt Paşa H eı. ,i l g·i l i bi r k ı sa mon oğ . rafi ise ş u bil-. g i l-e ni veriyor: « Uz u n Hasan k u�fıVetleri n i n m e·rkez:i· Anado­ l u'da i ler:l emeğe ıbaşl.ad ı ğ ı s ı rada , Mahmut Paşa, Rum Mehmet Paşa ' n ı n yerine, Eğri boz zafe.ri n in am i l i ol m a s ı dolay ı s t i l e, tekra r sadrazamı 0ıl duı» 32• 1 473 y ı l ı n d aı M ah-. m ut'u nı y ı l d ı z r tekra r parl ı y,or. Fakat ayn ı y ı lda tekra r sön.. meye başl ıyor: « Ma h m ud Pıaşa ista nb ul ' d a , Uzu n Hasan'a ka rışı yap11lacak h a reket ı h ususunda, Fati 'h'li n top l ad ı ğ t m e c l i s.teı b ul u n m u ş v e onu n tekıl if1i .i le, Anadol u Be.yle rbeyi Davud Paşa, şehz a d e Su lıt a n M ustafa 'n ı n ma i 1y etinde,. Uzu n Hasan üzerine sev.k·e dLlmişti r. M uası r kayna k l a ra: göre , M ahmud Paşa ıbuı fl)ecl ! ste . Fatiih' i n tek H f etti'ğ i ku� : m a n�aı nılığ ı 'k ab u l etme m i ş ve b u yüzden onunla a rası: a.ç ıılmı .ş tı.n>. . M a h m ut, M ustafa ' n ı n ıka mpmda olm ak istem!i·yor; öyle a n.las ı l ı:y or. B u mon.oğ rafi de, Osmanh. kronik yaza rı.a r ı t ü rü n d e n. hlc ıbi r .g erekçe ·gösterme.d e n , « M aıhmud Paşa'yı çeke-: m eyenle r, on u , M e h m ed l l ' n i n göz ü nden d ü ş ü rd ü l er ve az-. l i n e sebep old ul a r» d iyor. M a hmud, y,en iden yükıs el'd iğı( 1 473 y ı l m:da, az· l ,e d i l iyor. M a:h m ud'u n azl i n i n , M e h m et, Uzu n Hasan i c i n set-ere cıktıığ ı.nda yerine Cem'i g eti rmek ,a macıyla ha rekete g e".', ·

.

·'

,

·

( *) «Cem d e , etrafındakilerin teşviki üzerine, bazı ümera-· dan sadakat yemini almağa kalkışmışsa da, padişah, Otluk Beli muharebesinden muzaffer olarak dönünce, müşevvikleri : · ' · idam ettirmiştir.> ·

İ slam Ansiklopedisi, .üçüncü Cilt, s. 70. 99 '


·

çenl eri n ce�a l a nd ı nlma s ı s ü reai i çi n d e g ercekl eşt,i ri l d i ğıi­ n i d ü ş ü n m e.k m üm k ü n görü n üyor; a ncak kes i n likıl e i l eri s ü rm e k zor. M a hrn u d ' u n bu ceza'l a nd ı rma dem eti i çi n d e · öld ü rü l m emes i n i , ya g ü c ü n e y a d a· Meh met'-i n . M a' h m.ud'­ u n ro l ü n d en , e m i n o l m amasma ıbağ l a mok m a n t ı kh ola bi­ · ılıir; sonra k i g.e. l i ş me l e r b uı m a ntı·ğ ıı d estekHyor. M a h mu d , a z l,ed iılm i ş ıbıi r vezi r o la raık ve M usta1fa 'n ı n ö l ü m ü nd e n son­ ra Fa ti h' i n ka. rş.ı s m a cıktı ğ m d a , kay n a k l a r b u .k on uda i t­

tiıfak h a l i nd e l e r, Fa_t i h ' e .ol dukça k ü sta h davronıyor; h a l ­

k ı n , kendi ism i n i , s u l ta nı n i s mly l e b i r Hıkte telôffue e tt i ğ i ­ ni söyılüıyo r. He r h a l d e :b u söy l eıy i ş , h e r önemlıi ta rih . k i ş is i' t ü r ü n d e n . ,v esvesel,i ol m aık zoru nda b u lu na n M eh met · Fa­ Uh için b a rd a ğ t t a ş ırqn so n d a m l a d ı r ; i d a m ı nın h ük m edi ­ y or .

1 474 yı,l ı n d a , M usta·fa ' n ı n zehirl e n m e.si n d e n

n erede

ise !b i r ay geçmeden, M a hm u t Paşa k ısa b i r s ü re Yed i ku ­

l e z i n da n ında g eçi rd i kten son ra öldürü lüyor. Anc a k boy- ·

n u n u.n v uru l ma d ıığ ı. kes.i n ; yo a s i-ll er t ü rü nd e n b oğd u r u t u . yor, y a d a «kol l a rı nda n ıka n a l ı nm a k süretiy!e»'.33 hayatı­ nı a son veniHyor. Bi ri n ci s i a sa l etin e sayg ıyı ,v e i ki nıcisi bü­ y ük bi r k i ni 'i fade ed iyor. M e hmet FaHh hem sa'yg ı l ıd ır ve hem d e büyük bi r k i n i i,çi nde tutup z a m a n ı g eti n ce oc ııy o r. M a hrn ut' u n rol ü üzeri n d e kesıi nı b i r ya rg ıy a va rma k m ümkün değıi l : a ncaık taıh mi n lerd e lb uıl u n a b i l i r . Fakat 1 474 y ı l ı n d a Prens M u stafa ' n ı n z e h i r l e n m es i , 1 473 yı l ı n d a Cem ' i . taıhto g eçi rme sen a nyola n n m i ç i n d e ' e l e a h n ma l ıd ı r: bu­ ra d a bi r k uşk u g öre m iyo r um . 1 473 ve. 1 474 y ı l ın da n ıitiba­ ren , i sta nıbuVda n et pa rti l,e ri n ol uş tuğ u n u ve iki ta mf a ra ­ s ında ş i d d etlıi ' b i r oatışm a n m ıb a ş l ad ıığ ıı n ı s öy l 1e yebiıl i y.o ­ r u m. 1 473 ve 1 474 y ıH a r ı n d a n i tiba re n artık B aıy ezid de, ta,h­ tın şa nsl ı l arı a ra s ı n a g iıriyor ve bi r tar a f ol uıyor. Gerici or­

du, M eh me t Fati h ',in oğ ul l a n a ra s ı nd a en m i s k i n i ve g eri ­ c isr o l a n ıBayez i d k a mp ın d a yer aıl ııyor. Yen i çe ri . g ür uıh u ­ nµın, ha n,gıi , pazarl ık son ucu. d este k l e çJ i ğ·i .nıi a n laya ma d ı ğ ı m S el im d ış ı nd cı h ep enı ,g e rici v e e n yobaz Osma nh şehza ­

deleri etrafında kenetl e nd i ğ i k esi n:d .i r; i şi n ba ş ı nd a n i t i ­

ba ren b uı çi z g iıy i s ü rd ü rüy or

.

·

1 00


M eh met'.i n , hayatta i ken Cem'i ta hta otu rma k g ı rı ş ı ­ mi n d e n ve ken d i s i n i h i ç he saba katmad a n yer.i r:ı e g eç i r­ meyi d üş ü n d ü ğ ü izlen i m in i verd i ğ i Şehzadeı M u stafa' n ı n ze h i rl e nm es i n d e n ders l er ç ııka rd ı ğ i nda ıkuşku . yok; fakat b u · çnl ışma nı n bi r tez·i nıin tekra rl a n ması pah a s ı n a d a olsa,' O s ma nl ı s u ita n l a n n ıın s a mld ı·ğ ı n d a n g ü çs ü z old uğ u . n u teıkra r1lom a .k d u ru m u nd a y ı m . S ultanl a r, k en d i l e ri n i ·i k­ . tida ra g etiren g ü cl ·e ri n esirıi d i r; M eh m et Fatih, bu e·sa­ retten k u rtu l ma k i ç i n kendis i n i ta hta g eti re n meka n izma­ · ı a rıı d a ğ ı tmaya çol ı ş ı yor. M eh met Fat!io h , yağm u rda n kaça rken dol uya t utul u­ . yor . . G üçsüız l üğ ü ·i çi nde1 ön l eml er a l ı;yor; a rt ı k iki oğ l u 1 v a r, her b i ri n den bi r oğ u l u sa rayao reh i nıe· o l a r9 k g eti riyor. Kor­ kut, Bay�zi d ' i n s eki z oğ,l u ndari k ü çü k l e riı · o ra s ı n da y e r a.ıı­ yor; a ncak yi n eı d e ıyaş hesabı· , 1 470 yı .l l a n n ı n iık i n ci ya rı­ s ı nd a i sta n bu l 'a re h i n e· o l a ra k g eti ri l di ğ i n i söy!e,meye e l ­ veriyor. Cem ' i n oğ l u çok da ha. k ü çük; Oğ uzh a n da i stan­ ıb u l 'd a rehi n tutu l uyor. M ehmet . Fati h , 1 481 ıy ı l ındo zeh i rl e nd i ğ i z a m a n , Ba:­ yez id ta ra fta n yen i çe ri l er ve · komuta nla rı, . Fa t i h' i n bi r g Q­ vence olarıak tutt uğ u Korkut'u , Babası Ba yezid g e l i n ceye :k a d a r tahta ç ı ka rıyorl a r, !b u k ez, Osma n l ı taht ı , Korku t' u n . a ltın d a reh i n o l a ra k tutul uyıo r. T ü rk ta r.i ıh ç i l eri , O ğ uzh a n' . ı n ka çtı.ğ ı n ıı ya"zıyorl a rs a , Oğuzh a n b u ta rihte k e n d i baş ı .;. n a k açam ayaca k k a d a r k üç üktü r; B u rs a \ıa kaçı rı l ıyor. B u rsa da Oğuz' u n ve d ol\a yı s ıyla Gem' i n poyaahtı sayı1l ı­ yor. Osm a n l ı- kronıik yazı c ı. ı a r ı n ı nı zaafı·, söy l e d i kl e r i n de, de­ ğ i l , söyl emed i kl e ri nı d e a ra nm a l ı d ı r; çatı ş ma la rı n s ü rekli üstü n ü örtmeye ça l ıŞııyo rl a r. Söy l e d i kıle rl ise, ri�ao/e.t lere . · daya n d ı.ğ ı i ç i n ta rıih l e r ve i s.i mle r bak ı m ı nda n, kesin Hkle başka ıkaynakl a rl a doğru l a n m a s ı! gereık i yor; Osma n l ı k ro­ n i k ıya� ı c ı l a nn ı n yaz d ı k l a rı d a b i r ıkuırg u'd u r. B u k u rg u tü­ m üyl e red de d i l se ıbi l e, kul l a n d ı k l'a n olg u;lh rın hep sıi n i n ya n l ış o l du ğ u n u söyl e m ek mümk ü n g örün m üyor. K u l lan ­ dıkta n olgula r.ı kontrol u gereke n bH g i le r saymak zoru n ­ �u ol uyor. 1 01.

.


Aş ı kpaşazade, Tari h i ' n i şöyle ta m a m l ı1yor : « Doktor­ l a r tedaviden a c i z old ul a r. N ih aiyet doktorl a r · b i r a mya toplıa n d ı l ar. İ ttifak ·eUi l�r� a ya ğ ı nd a n ka n a ld ı.ı a r. Zah m et :daha �iyade o l d u . S o n ra 'şa ra b- ıı fa ruk' verd i l er. AHah ra h m etine kavuştu» . Aş ı1kpaşaza d e' n i n a kt9 rd ı ğ ı 'b u riva­ yetl erd e n , öl ü m ü n e yol a·ca n. ıb u n a l ı md a , M e hmet Fıa ti h'­ in ya n ı nd a g ü�endıi ğ i, d0ıktoruı Yakuıp Pa sa'da n :b a s ka dok­ torl a rı n da b u l u n d u ğ u ve· «şa ra b- ı faru k » diye n i te l en e n , öyırded i l en şurup a n l a m ı na da g e,len, b i r başka i lô c ı n ve­ rM d i ğ i·, daha so n ra k i a raşrfrrma.ı a r ta rafmdan: d o ğ ru l a n ı ­ yor. Aşı kıpa şaza d e b i r ta rafa b ı ra k ı. l a ra k , Meh m et Zeki Pa­ kıa l ı n ' ın Ma l,i ye Teşk i lôtı Ta rıiı h i ' nıd e n bir a kta .rm o yo p m a k g e reğ i ni duıyuyoru m : « G e d ik A h m e t Paşa ' n ın azlıi üzeııi ne 1 477'de sada ret m akıa m ı n ı i h ra z ed e n Kara m a n i M ehm ed .P aşa, .bi r m üddet s onra , Y.a kuıp Pa,şa ' n ı n. pa d i şa h a ola n ya k ı n lığ ı n ı çekem em.iye, o n u g özde n d ü ş ü recek vesi.l e a ra m ı,ya başlad ı·. Çok g ec meden hasta l a n a n Fatiıh ' i i yi edemem es i , Ka ra m.a n i ta ra f ı n d a n Vıa kuıp Paşa'n ın k urbi saUa n a tta n u.zaık lıa ştı rı l m a s ı, ıi c i n bir g üzeı l vesi l e· sayııl a ra k a ld ı ğ ı m üsuad e üze rıi n e h ü nka r ted av isi , t ıpta on u n g i b i ş�hret saıh i b i o l a nı he kim La ri'.y e hıa va l e1 ol und u . M e h met '-Paşa, mkiıbi n i iza1l e . i·c i n te rti p ettiğıi p l a n ı n m uvaffa k,i ye­ t i n d e n ü mi t l i i di ; ç ü nkü , Fatih La.rıi'n i n i lô c ı1y la iyi l eşi n c e hekıi mbaşı l ı k onıa i n t i k a l e d ecek, Yaıkuıp Paşa tab iatı He g özd en düşecekti . Fakat onun verd i ğ i iılô ç l a r .i yi g el me d i , pad i şa h i.y i l eşecek yerd e g ü n d e n g ü n e f·en a laşm ciya baş­ ladı. B u n u n üzeri ne Fa.tiıh' i n b izzat kendi s i n i n göste rd i ğ i · a rzuıya tevfiıka n Y:a k uıp Paşa tekra r tedaViiye başl ad ı . An ­ caık iŞ i şten g e çmi ş, Padi·şa h ' m tutu l d u ğ u hasta l ı kta n k u r­ tul ma s ı i mıkô n ı � a l m a m ı ş i d i . Nıi tek i mı peı k çok iti n a.ya rağ � m e n h ayata g öz l eri n i yu md u»34• H e r i·kıi ıkay nakta g ecen, . ya n l ış tedavi izl eni m i, ·V e bi.r tü rlü ·a n l a m veri l e m eyen «şa­ rab- ıı faruk» (* ) . Fatiıh'.i n zeh i rl e n d i ğ i d ü ş ü ncesi n e yo l a c ı yor. ·

·

( * ) Fr. Babinger, Sultari. Mehmet'in zehirlenmiş olduğu düşüncesini ortaya atınca, Türkler, biır büyük Türk imparato1 02


Ta b i b_l e r şerb eti ki m v i rd i Hana H a n i çtıi şa ra b r k:ana ka na. C i ğ erin d oğ ra dı şer.bet o H a ın u n Hemi n dem za r i ıi td i yana ya na Di d i n eyç ü n lba n a k ıydı tab i b l e r Boya d tkır · ciiğ eri c a n ı kano. i sabet i tm e d i tabi b s:a rıa b ı · Tirn a r l a n kam u va rd ı ziya n a taıbiıbl e r H a n a ç o k taks;i rlük itdi B u ö u r doğ ru kavi l düşme g ü m a na * * *

Aşı k paşazade'nıin kuil l a nd ı ğ ı «Şıa ra b - ı fa ruık» dey i m i , d ı ki d oktor a ra s ı n da reka bet ve zam a n ın da , ö l dükten s o n ­ r a Fati :h ' i n a ğz ın a veri l e n ve d oktorla rı n 'k ıyım ı. ·i -l e ö ld ü ­ ğ ü n ü a n ı. ata n . ş i i r bi r a raya g e l i nce· M eh meıt Fati h ' i n ze­ h i rl e n erek ö.lıd ü rü l dü ğ ü düşü ncesıi güç kaza n ı.y or. İ smai l H a mi Da n i ş m e nd , Fati h ' i n zeh i rl en mi·ş o l d u ğ u n d'a n en k ü ç ü k bir kuşku b i l e d uym uyor3rı. Ka n ı s ı n ı şöy l e ortaya k oyuyor: «1 Fıati h S u ltan M eh m et ece l i y l e ölm em iş , ze­ h i rl e n erek ö l d ü r ü l m üştür. 2 En k u vvetl i i hti m a l·e · g öre ci­ .naıy e�i Vened i k ılil e r tertıi p ,etmiş ve m ül' e,wes dönme 'Ya ­ k u p Paşa ' n a m - ı. d iğ e r ' M aestro J a cobo' d a ıbu ta rihi şe­ naate p a ra iıç i n a l et o l m u ştu r. Acem La ri'nıi n rol ü ta m a : -

-

m ıy:l a vazıih değıi l d i r. 3 - Dönmel erle d evşi rm eleri n p a rça­ l ıya:ra k şehi d ett.ik l eri ıbüyüık T ü rk veziri Sad ra zam Kara­ m.a n i M eh m et Paşa merhu m u n b u c i-rıavet l e ıhi c b i r a lôkası; ol ma,k i �tim a l i yoktu r. Ç ü n k ü ;iışıi n m ü rettibi Venediık Cum-

runun yine Türkler tarafından zehirlenmesini onurlarına ye­ diremediler. Tıp uzmanı ve tarihten lise kitaplarından başka hiç bir bilgisi olmayan Profesör Uzluk da işe karıştı, şarab-ı faruk ile · kastedilenin bugünkü şuruplara benzeyen bir ilaç '.o lduğunu bile ileri sürdü. Profesör Uzluk, «eğer Fatih zehirle-. nerek ölmüş olsa idi, oğlu ve halefi oları yani yerine geçen zat bunu bilhassa yazdırmaz mı idi ?» diye de sormaktan geri kal ­ madı.

Peki

Prof. Dr. F.N. Uzluk, Fatih Sultan Zehirlendi mi, Eceli ile mi Ö ldü, Ankara Üniversitesi Tıp Fakül­ tesi yayını, 1965, s. 1. zehirleyen oğlu, yerine - g eçen ise ne olacak? ·

1 03


h u riyet i d i n> . G.erçekten de M e hmet Fatıih ' i n öld ü ğü ke­ s i n l i'k kaza n ı nca oa puııcu ord usu İ·s ta nb u l 'da ayakl a nd ı ,, Ka ra maıni Meh m et Paşa'yı p a rça l o d ı , y,a h uıdi ma haıl l el e ri n1i yağ m a · etti ( * ) . B u aıya kl;a nm a s ı rıa s ıında M eh met Fatih' i n ç o k sevd i ğ i ve d efterda rılıık düzeyıi n e çııkaırd ı ğ ı b H e i l e ri· s ü rülen yo h u d i ası .ı l ı d oktoru M a es tro Jacobo veya a li a s Ya k u p Paşa ' n ı n da katledi.l d i ğ i i d:d iıa l a rı , dah a sonraki· a ra ştıı rma.l a r ıka rş ı s ı nda ıke·sıi nl i k l e s öylenemiyor; · İ ki n c i Mehm et'i n öl ü mü n d e n son ra yaşad ı ğ ı m v.a za n l a r d a va r. İ s m a i l Ha m it. Da n i ş m e n d' iın yazd ıık l a rı Franz Baıbi n ­ ger' i n orta1ya koyd u k.l a nn ı n dalho a ba rtm a l ı. bi r bi ci mde ifade etmekten i ba ret k.a l ı1y or; s oven ibi r T ü rk ta rih cisıi o l a n · Da n i şmend, b i r kez Fati h ' i n z,e'h i rl e n d i ğ i n e i n a n ı nca b u n u n V en e d i k.liıleri n e l iy l e .g erçekl eşti ri lmesi n den u l u s a l bi r on u r­ d uyuyo r. ıB u , ·y a şa m ış o lsayd ı. M e·h met Fati h ' i nı Nova R o­ rnıa 'd a n son ra , Roma'yı a lara k çok daha b üıyük b i r i mıp a ­ rator,l u k kuracağ ı. n a i n a nç v e ö l ü mü n ed e nı iıy l e d e üzü ntü n ü n bi r ifade·sıi ol uyor. ·

·

F.ra nz Baıb i ng e r� Mehmet Ü e Hg Hıi iılk ve ayrıntılı oa l ı ş m a s ı nıd a , e-1 -Lari ' ni n Sultan'a yü ksek d oz,a j da i 'lô.c vere­ rek ö l d ü r m ü ş ol m a sıı i htimaıfi üzeri nde duruyor. Ba,l:)in g�r. e l - La ri ' n i nı, Fatiıh'ten dört y ııl son ra , Ed i rn e'de 1y ü ksek do­ za j da afy!on a Ja raık ö l mesi n e d iık k a.N çekiyor ve -zama n ı n­ dıa Osma n lı l a rı n b un u Bayezıid ' i n yaptı ğ ın a i na n d rk l a·rı n ı yaz ıyor. Thus, i t m us t b e s u pp osed etthe r t!ha t . h e p u rpo­ se of d o i ng awaıy witıh a.1 - l:a ri was to e l i mi nate an u nd e­ s i rabl e w i thess to a possiıbl e a ttempt to m u rder the sul.L ta n or that h e was ac�ua l ly rnsponsiıb leı for M eıhmed's deot!h . o l-Iari ' n i nı a fyo n. l a zeh i rl'e nmesiyl e ya i ster;ımeyen ·

-

. ( * ) «B ir sırrı iki kişi bildiyse yayıldı gitti sözleri gereğince olayları öğ1renmiş bulunduklarından bir an bile durmadılar-. Pendik önünden pereme ile göçüp ' at gemisini Üsküdar"a doğ­ ru yola koydular. Sözü geçen paşanın evin basıp ölümüne se­ bep oldular. İstanbul'un zenginlerine saldırarak, yahudi evle­ rini yağmaladılar. Nice d�mdir zulüm. nedir görmeyenleri ağlatıp inlettiler.'> Hoca Sadettin Efendi, Tacü't-Tevarih, Ü çüncü Cilt,. İstanbul, 1 979, s. 186 . · ·

. 104

·


bir ta n ı k orta d a n ka.l d ı r ı l ıyor, ya da , a l -.l a r i , g e rçekten ka­ ti l di r; Ba:b ing e r, :b u ıihti ma l l eri ortaya atıyor. · i ro n i a l - l a ri'­ d e n son ra .y a hu d i Ma estro J.a copo göreve çağ rı l ı nca, he d ecla re d ; h owev e r, tJhat the re was n oth i n g he coul d dci because his p red ecessor hadı -usedı an unıs u i ta b l e medici­ ne, the eff e c ts o f whi ch h e cou.l d n o l on g e r comba.t . Dok­ tor Yaıkuıp, a l -l a ri ' n i n verd i,ğ i ya n l ış i lô c ı n et:kıi si r}i g i a er- · . m es·i nıi n mü m k ü n o l m a dı ğ ı n ı sa ptıyor. İ ·k i nc i Mehmet ö l ü­ yor. G erçekten ıd e bütün göster.geler, Fat:i h ' i n z ehir len e­ rek öld ü ğ ü kon uıs u n d a .en k ü ç ük kuşku b ı ra k m ıyor ( * ) Kuşku, zeıh i ri n ık i m i n a d ı.na veri . l d i ğ i nokta s ı n da ·y oğ u n l a ­ ş ıyor. Ba b i n g e r, M a estro J acobo ·i l e i l g i l i, ayrı ve arşivle­ re daya n a n b i r 'b aşka ca l ışma·s ı n çt a , Venedik C umh u r iy e ­ tıi ' ni n 1 456 y ıılın d a n i t i ba re n , M eh m et Fati h ' i zeh i r l e meyi .bi r 1d evlet pol i t i ka s ı. ha l i n e g eti rd i ğ i n i ortaıya l<0yuıy,or. 8.a ­ bi n g e r, bu. ça l ışmas ı n da , ş u nl a rı i l eri s ü rüy o r : «Venedi k H ü k.ümeti g e rek Venedi1k'i n , gerek b ütün h ı ristıiıyo n l ı k a l e­ m i n i n en dehşetli d üşma n ı ola n i l . M e h med 'ıi n katl ed i lm ek s u reti.yl.e ortad a n kaı l d ı nlmasıı ·i mkô n ı n ı 1 456 d a n beri g öz­ den ı raık tutmama kta i d i . » B a b i ng e r' i n bu ça l ış mas ı n ı n bu. rodak.i ta rtışma l a r ba k ı m ı nd a n önem i , Ve.n ed iık'ıi n , Fa ­ tıiıh ' i nı orta·da n ıka l'd ınl ma s ı· i çi n Fati h ' i n çok g üvendıi ğ i Ja ­ copo Usta ' y ı k u lılıc n m a k i stem esi n i g öste rm e s i di r ; a-rş iv­ l e r; v.e n ed i k C u mıhu ri yeti ' nıi n V.akup Paşa 'ya rüşvet ver-

..

'

.

-

ı

( ':' ) Will Durant, sanki Roma için değil Nova Roma için yazıyor ; «Romalılar, ünlü veya zengin bir adamın doğal ölüm- · le ölmesine hiç inanamazlardı.» Bunları, Fatih'in yaşadığı yıl­ lar için ifade ediyor. «Herkes kama taşıyordu v e zehir imalatçılarının müşterilert boldu ; nihayet, Romalılar ünlü veya zengin bir adamın do-· ğ.a l ölümle ölmesine hiç inanamazlardı. Önemli kişiler, kendi­ lerine sunulan her yemek ve içkinin, önlerinde, bir başkasr tarafından tadılmasını şart koşarlardı.'> «Roma'da, etkisini, zehirleyenin izini kaybedeceği kadar­ uzun bir zaman aralığından sonra gösteren bir zehirle ilgili,. veneum atterminatunı, garip öyküler anlatılıyordu.�

Will Durant, The Story of Civilization; Vol. 5, 7'he­ Renaissance, N. Y., 1953, s. 590. 1 05


·d iğ i ni o rtaya koyuyor. B u n l a rd a n ıbi rıis i n e göre, 1 474 y ı ­ · l ı:nda Venedik C u mıh u ri yeti , J a coıpo U sta'ya 5000 d uka -a .ıt ı n rüşvet ve riyor; son de rec e b üyüık bi r pa rci old u ğ u n u ,kabul etmek g ernkiıy or. Ku.ş kUısuz, A l ma nı Fra nz Ba b i n g e r, Fati h ' i n öze l ve ·g üven i l i r doktoru Ya kup Paışa ta rafı nıda nı, Ven edi k'ten a l 1d ı ğ ı. r üs�et ıs on u cu , ze h i rlenerek öldıü rü ld üğ ü n ü i l e ri s ü ­ rerse, fng i lıiz Berna rd Lewi·s'.i n b u na ıka rş ı çı k m a s ı g e re­ ·k iyor. P rofesör Lew i s , «Yaquıb's con s p i racy with the Ve­ neti a n s to m urder �he S u l tam> konusund a , « Prof. Babi n ­ .g e r's stu d i. es i n t h e Ven eti a n d oc umeınts :have esta b l ish ed the conspi ra cy 'beyondl ·aH d ouıbt» diıyor36. Bern a rd .Lewi.s , Suılta n ' ı öl ı d ü rm eık i ç i n Venedik' i n Yakup .i le fesat · k u rd uğ u .yol unda ki savın , Babi nger' i n Ven ed i k d ök ü ma n ­ lmınıdo yaptı ğ ı oa tı ş ma l a rıl a kuışık uıy a .yer vermeyecek b i r ,bi ç i m de ka n ı tla n d ı ğ ını yazı.yor. Fak·aı fesat k u r m a k ba şkad ı r, . baŞarmak ·.ise · ba m ­ �baş ka ol uyor . P rofesör Lewis, Baib i n g er' i n , Fati h ' i n ö l ü ­ .müyl e bi rl i kte ıbaş l a.ya n ordu a yaıkla rim as ı sonu.c un da Y a ­ ,-kup' u n d a ö l d ü r ü l d ü ğü n ü .i l eri . s ü rmes i n e ka rş ı l ık d i ğ e r . a raştı rm a la rı n bu n u doğ ruıl<:ı m a d ı ğ mıa i şa ret ederek B a ­ ,b i nge_r' i n sava n ı ta rtışmaya baş l ı yor. « Is i t possiöle tha:t .the Tunkish seıc urit'y .ser.vi ce1s, wh i ch had succesfu l lıy faıi ­ .lıed a t l eost oı d ozen previouıs a ıt tempts to m urder ·t h e .sulta nı� rema iın s comp l etely i g no ra nt o f Yaqu b's i nco nc l u ­ sive e n d eavo u rs t o tha t ends?» i n g i lıiz orya nıtal i s t Lewis, T ü rk g ü�en l i k s e rv. i s i nıi n dıai h a ö nce en az ında n bir d üzi­ iine ıbenze r çalb ayıı boşa ç ıkardıığ ım ve bu n e d enle Ya-kup' - . ·un d u ru m u n uı 'bi l m emesii n i n m ü mkü n o lma d ı ğ ı n ı i l eri s ü ­ rüyor. Lewis b u ra da d a ıka l ma ya ra k, Osm a nl ı uzm a n ı Pa ul Wittek'ten a l1d ı ğ ı b i r i p ucu H e, v,a :kup' u n Ven edık'le Türk­ l erden -a ld ı ğ ı ta l i nııa t He U işk iye g eçtiğ!i ni , That Yaq uıp en ­ teredı .i nto h i s dea l i n g s wi.t!h Ven ice onı T u rkıi sh i n structi � 'Ons, ekl iıyıor; :b öyı:ece, M eh m et'i., Yaık u p Pa şa -a ra c ı l ığ ıyl a Venedi k Cumıh u riıyet i ' nı i n zehi rled i ğ i ,s a.v ı öneml i d a rbe­ 'l e r yemiş ol uyor. FaNh ' i n zehi rlend i ği nd en ·ku şku d 'Uıymuyorum. Bütü n çaba.lıa rma ve dö�t ü k l e ri pa ro l a m :ka rş ı n buın u Vened'i k l i 1 06


�l erin başa ra bi ld iık,l e ri n i sa n m ıyoru m . B u ça,l ış mada �l uş­ ·tuml maya .ça l ı.ş ı l a n mod e l i n ötes i n d e', bazl. kamt lar da va r; b u n lard a n b i risi, Ba b i n g e nn , Fati h ' i n Vened i k l i l e r ·ta ra f ı n.danı ze.h i r l·e.n d iğ i n i yazd ı ğ ı. a raştı r.moda yer a l ıyor. Fr. Baıbinger, aym çnl ışmas ı n ı n b i r d i p notu nda , Viyan a'da Sta aıt arohiv'de, S i ,g m u nd 1 , 12 böl üm ü n d e b ul d u ğ u , 25 -H az i ra n 1 481 tari:h l i , i sta nıbu ıı 'd a k i bıi.r Vened ild i.'d en V i ya ­ n a ' daık i hemşeh ri si n e gön d e r i l e n b i r mektubu yayın l ı yo r37 .Buı mektub u a ktar ııyorum : « Bi r hasta l rğa tutul ma sı üzeri n e k e nd i s i n e i l.ô ç verd i l er, fa k.a t b u i lôoın .isted i ğ i g ibi tes i r -etm emesi d olayııS ı y l a iba.şka b i r Hô ç �eri l d i . B uı ıi se, ona · Öld ü rücü bi r etk i ya ptı. Zann ol und u ğ un a g öre - oğ l u n a ka rş ı haz ı rlo d ı ğ ı fen a l ı ğ ı: ö n l emek ma ksa d ı!y la - ken d i si ne zeh i r.lıi i lô ç veri l mişti r. N üfuz sohibi paşala r, ö l üm ü bi·r ka ç ·g ü nı saık lod ı,l a r; kend i n i - öl ü oı,arnk - 1 İ sta nı b uıli'a g etıi rd i . l e r. Ancaık ıye n i çerHe r şeh re g i ri nce a yak l a n d ı l a r. Bu p a ­ şa lmla ta ci rl eri , yaı h udi l eri öld ü rd ü l e r. H i m a ye e di l e n Ve-­ :n ed ik lH e r h a ri,çte ka l m a k üzere , yağ ma yıaıp ı ld ı » . i sta n ­ b Uil 'dıa yaşayan üst taıbakala r, Fati h ' i n oğ l u Bay,ezıi dı' i or­ ·tad a n ıka l d ı,rma k i çi n s efere .çı ktığ ı n ı ve tBayezi d tarnfta r­ la rının da bu n u önlem e k üzere Fati h'·i z e h i rted'i ğ i n i kon u ­ �ş uyorl a r ve Avruıpa 'va yaz ı yorla r. Babi ng,er, ayn ıı çaıti - ş m a ­ .s ı nıda , b i r başka k1a1yn a:ktıa kıi şu b i l g iy i d e a kta rıryor: «Ze­ .hi rlen e rek ö ld üğ ü , zeh ri vücudu nda n atma k üzere ta b i b-· l e rıi n kend i s i n e b i.r su •içird ik l e ri s öy. l,e n mektedi r. Fakat · bu i lô ç h ükümda r ı n ıba ğ ı .rsağ ırn t ı k a m ış, ö l ü m ü n e s ebep , o l m uıstu , r. » Bü t ü n !bu nl a rd a n Fa ti h ' i n ze'h i rl en erek öld ü rü l ­ <:f u ığ ü kesinl eş i rk e n ze- h rin de ıBayez,id ta mfta.rl.a rı tara­ .f ı nd a n veri l ni:i ş o lma s ı i h ti m a. l i y ü kseUyor. M eh m et Fatilh ' i n ord usun u n başı n da bir s efe re c ı k­ .t ı ğ ı s ıra da ve a n i d e n öld üğ ü ı b i l i nıiıy or. Fati!h, Ü sık ü d a r' ı g e­ çiyo r v e Gebze ya l<ı n l a rı nda öl üyor; b u , b ili niyor. Anca k i ü rk tari,h çHeri, F,a ti h ' i n ö l ü m üy l e ya r ı m �a l1a n bu sefer.i ­ n i n ha n g i hed efe yön e l d i ğ·i n i ıb i l memekte ı s ra r e d iyorl a r. ,çağdaş Türk - ta nith ç i l eri bu kon u da , Os manl ı· va ka n ü�is- , .ı erıi nıi n · c eha l eti n i , ıbuna bU1i nol i b iıl1g i s i zl iık demek m ü mk ü n , s ü rd ü rmek istiyorl a r. B u a rada bi r pa ra n tez aıoa b Hi ri m ; N eşriı, İ dris-i Bi tl i ·

1 07


s i , ' Kem ô lpaşazade, bütü n b u n lar, İ ki n c i Bayezid za m a n ı n­ da ta ri h y.a zmO'y a başla d ı l a L Başka . - t ü rl ü de söy l en ebi l i r; Osma n l ı1 ·kron i k yazıc ı l ı ğ ı ve rivaıyet derley.i c i.l i ğ i İ kıi n c i Ba- . yez i d zama n ı n da · d oğ d u (* ) . Bayezi d ' i n k a rş ı, d evrimc i eğ:i ­ l i nı l e.ri: nden etk iJenr n em es i n i mü mk ü n görmüyoru m . Osrn anıl ı k roni k yazıeıı,la nndıa İ k i n c i Meıh met'ıi n n ere­

ye s efere çı ktı ğ ı n ı ya k ı n l a rı n dan bi le g izled i ğ i b i r teker­ l eme ola.ra k tek ra r edi lıi yor; Sadetti n de bu tekerl emeyi s ü rd ü ren ler a ra s ın d a yer a l ıyor. Ta c' üt-Teva ri h'd e ş un l a r y e r a l ıyo r: « 0 1 d u ra ğ ı yüc.e- Sul ta n , · d oğ r u l u ğ u öğ reten H a ­ k a n , n e za m a nı reh beri1 zafer olan b i r sefere çıksa. ama"'. c ım h a lkta n g i z.leır, v a nlaGa k yere ya klaşm a d ı k ça ta sarı­ l a rı n ı a çı � l a mazd ı . H i ç kimseyi d e g i z l i d ü şünceleri n den haberda r etmez, ıs ı rdaş eyl ,e mez d i » 38• B u .t ü r tekerlem e-· ler.i tam bi r fa l sıi fiıka syo n saıyma k ve ça1 ğ daş Tü rk tari h ­ ç i.lerin i d e aıy n ı ka tegoni i ci n e ,y erl eşti rm ek z.oru n d a o l u ­

yor.

Osmanh Devleti ' n i k üçü k bir h ı rs ı z şeb e kesıi sayma '" m aık g ere:k; da ha karışt ık o l d u ğ u v e O rta Çağ'daı ortaya ç ııka n büyü k i mpıa ra torl uklmd a n çok a,y rı ol m a d ı:ğ ı , her .· mn ıba s,l a n g ı c ı soy ı .l ma l ıdıı r. Ta riih ler, is­ t ü r l ü a rdstırma · ta nıb u l Fe,th i s ım s ı nd a b i r ç0ık kez topıl ·an t ı yap ı.l d ığ ı n ı ve · en i nce nokta s ı n a kadar pl a n l a rın t:a rtıış ı ldı ğ ı n ı g österiyor. Yu ka rda , Uzu n Ha sa n üzeri n e sefer ya p ıil ı rken , çok a ç ıık ola ra k g örevlendi rm el e ri n y.a p ı, l d ı ğ ı n a ve ken disi n e· g örev veri len leri n görev:i kaıb u l etmedikleri n e bi le değii nd i m. B i r büyük ord uyu, hedefi. .g öste rmeden harekete ge,c irmek m ümk ü n d e,ğ i l d i r. Eğer· Fati h ' i n son seferi k on u sunda Os. ma nü k ron i k vaz ı c ı l a n bir bi l g i saığ l a m ı,yors a , b u, bi.l i n me­ d i ğıi nde n d eğ H, sa ğ la m aık istemed ik l.erıi n denı i l e ri . g el i yor. Eğer Fa tiıh ' i n s on seferi n i ıı hedefi yaz ı lma m ışsa, bu, hedefin idea lıi·st ta ri h · a nıl ayıı ş ı n a te rs d ü şmesi n d e n i l eri· gel iy.or; Osma n l ı k ron i k yazııc ı s ı. ve cağdas Türk tari1hçi s i � ' Fati h ' i n s o n seferi n i n hedef i n i b i l m ekten rahats ı z l ı k . d u -

( * ) Aşıkpaşazade, tarihini yazmaya Fatih'in son zaman­ larında başlıyor ve kendisi nerede ise Fatih ile aynı zamanda · ölüyor. 1 08


. yuıyor. Son seferi n hedef i , yen i ta ri h yaz ı m l a rı n a gebe gö­ rün üyor. Para ntezi b i r yeni pa ra ntez i l e s ü rd ü rüyorum . Baye­ z�d. Amasya 'da vo l i.H ğ i dönem i n d e i çkiye ve sefahet a l em lıeri n e a l ışı yo r. Sulıta n M eh met bu n d a n ra hatsız ol u ­ y o r v e Bayez i d ' i ·i çki v e sefa h ete a l ı ştıra n Abd u rra h ma n Efend i ' n i n ida m ın a ferm a n ç ı ka rıyor. B u n d a n son m s ı n:ı İs­ l a m Ans i k loped i s i ' ni n « Ba. y ezid» m a ddesi n d e n akta rıyo­ r u m : « Kendis i n i s efa hate a l ı ştıra n M üeyyed-za d e Ab.d u r­ mıhm a n Efen d i ' nıi n ö l d ü rü l mesi b iı l e e m rol u n m uştu r; fa kat Bayeziıd , ibaib a s ı n m etrafı n daıki a damla rı vasıtası He, d a ­ h a evve l ıbu nd a n ha berd a r o l unom> Abd u rrah m a n Efen di '­ yi kaç ı nyor39• Tek b u olgu bi le., benzer.ıe ri sayı la mayaca k · kad a r cok, sa rayda ceşiUl pa rti l erıi n odam ve casu.sl a rı ­ nıın :bu l l:Jın d uğ u n u v e .a yrıca, .m onıa rk' ı n otorites i n in, san ı l ­ d �ğ l g ibi her ·yere yetişmed i ğ i ni g österiyor. i sta nbul ' d. a n Ve nedik'e g önde ri l e n ra porla ra daya­ n a raık hazırJo n a n ça l ı şmadan a kta rma yap ma ya. s ı ra gel ­ di: « So m e h a v e conte n d ed that h e went to h u m b l e· a n d crus'h h i s . son , Bayezid , who, h e fea ret, w.a s ıb ecoming too confi d en t a n d bel l i cose» 4 °. i sta n b u l 'daki Vened i k i i lerin 1şit­ Uklerıi.ne g öre, M eh met F1a tih, son se.f erine, kendis i n e faz­ la güvenmeye başlayan ve d i k başl ı. ol a n oğ l u Bayezi d'e dıiı: çöktü rmek v·e ezmek i çi n , ç ı kııyor. ıBöyl e bi r d u ru m söz kon u s u i se, b u n u yen i çeri k.o m uta nıl ô rı n ı n b i l m e mesi ve 'Bayez.id ta r.a ftarl.a r ı n a haber u l aış tıırma m a l a rı d üş ün ü ­ ' l em ez ; g eHşmel er, Fatih' i n sefere ç ı k.a rken, cem ve Ba­ yezid Pa rti l e ri ' n.i n tam bi r a l a rm h a l i n e g e.çt i kl eri ve bü­ yük bi r caıt ışmaya hazı r�a n d ıık l a nı m g österi·yor. M ehmet h a kk ın d a en _ ayrı ntı l ı ca l ış ina yı .ya pa n F.ra nz Baıbi nger de, Fati h ' i n z eh i r:l e n d i ğ i n e ve e n b ü yü k i hU m a l olaraık d a Bayez i d '·i n zeh i rıleıd i ğ i n e i na n ıyor (*). Görg ü ta. , ( * ) «Thus, it must be assumed that the state of his health was satisfactory when he left his capital on April 25, especi­ ally in. view of eyewitness reports that the fatal intestinal pains ' pains set in suddenly on the f ololowing Tuesday.» «These considerations favor the hypothesis that · he was

1 09


nıkJ a r;ı , Os m c ;ml l k ron i k yaz ı c ı l:a rı n vı ermıe k isted ikıler.i i z l �­ n i m i n a ksine, s efere ç ıka rken, . Fati h'ıi n ıS ağ l ı k l ı o l d u ğ u n u, bel i rtiıyorlar; ö l ümcü l hıasta l ıık seıf ereı ·cı ktııkta n sonra bas.' J ı yor. ' P rensıl er a ra s ı n da h i ç b i r zaman a k raba l'ıık bağ l a n· o ! a m a ya C. a ğ ı n a i n a n a nıl a r ··a rıa s ı n d a yer a l o n Bayez.i d' i n ba­ bas ına karşı ö l ü mc ü l kom p l o l a r içine g i rmes i n i zorl a -­ yan bi r başka n eden daha va r; 1 473 y ı l ınıdıa Fati h U z u n Hasan seferi n de i ke n Cem'i ta hta ç ı k a r m a g i ri ş i m l e ri üze­ ri n e, seferd e n dön ü nce, b u n a ık at ı l a n vezi rleri · ·cok a ğ ı r b i r ibi-ohi ı de cez a l a n d ı rması.na kıa r.ş. m Cem ' e d o k u n muyor. 1 474 ·yıhnda, ista nıb u .l' d a n Venedi k'e .g iden rıa porl a r, Cem''"' i n M ehmet �aıti ih ' i n terc i h i o ld uığ u n uı rve ıyeri n e g eçeceğ i ­ n i a nıl.a tıyor. i mpa rator, b u konuda m ü mkün o lo n isa retleı-· ri ve rm ekten g e ni ka:lm ıvor. ·

'

M ehmet Fati h ' i nı soın seferi n i n ord u üzeri n e o l d u ğ u ­ n u d üşü nmek i ç i n -e l d e yete1ri kad a r neden v a r ; Bayez i d ' i ezmek, orduyu ez m eikıl e e·ş anl a m a g el iyor. Çü nık ü h e r za.;. : m a n tutucu ve ka rş ı devri mci l eri seçiniş ol a n ord u , n et ıbi r b i ç i m de·, Bayez i dı Pa rti si ' n i n v u ru c u g ü cü o l a ra k hare­ kete ·g e çiyor. M eh m et Fati h , yüz k ı rk yıl sonra , orduyu' deği şti recek g üc ü top l a m a k i ç i n Anado l u 'ya geçen · reform­ c u ve gene Osma n ' ı n b u h ( H ya s ı n ı yaşa m ıy lö ödemesi g i ­ b i , ord u n u n a d a m ı Bayez i d ' i ez m e k i çi n Anadolu 'ya g eçtiğ i: bi r s ı rada zehirleneııek öl d ü rü l üyor.

Ka ra m.a ni M eh m et PaŞ',a , Cem Pa rtis i ' ni n ıb oşka n ı ve; sadrazam olor-:aık b ütü n ö n l e m leri a!lıı yor; Cem ' e h aıbe r gön deriyor v e yenıi.ç eriıl eri n bir böl üm ü n ü kenti n d ış ına cı.­ ka rmaya ça l ı- ş ı1yor. Gönderdi ğ i a da m ı , yolda,, Bayez i d Pa r­ tisiı' n i nı adaml a rı yakal ı yorıl a r ve öldü rüyorl·a r. Yenıi· ç eri or­ d u s u , ista nıbul 'da b i r aıya k lo n ma i l e ·s ad ra�a m Ka ram anıi: Meh met Pasa ıbasta ol m ak üzere Cem ta rafta rla r ı m p a r- , ,

.

'

.

'

.

poisoned immediately after his departure and that na medicine· . c ould have saved his life.» «The Sultan's son Bayezid seems so far plausible candida­ te. The relations between the freethinking father and �he msy­ tical, bigoted son had never been cordial.� , ,

Fr. Babinder, Mehmed the Conqueror, op, cit., s. 404� 110


ca.I ı yo rla r ve ıb u a rada yaıh u d i m a h a Jı l esin ıe h ü cum edivor­ l a r. Ya h u d i olıa n Yakuıp Paşa 'n ı n öldürü lere k s ucu d okto­ run üzeri n e· atmak .i sted i k·l eri a n laşı l ıyor. Ye n(ce ri l e r, bu­ n u n l a da yeti n m iyorıl a r; Bayezid' g e l i n c eye kada r, Fatih ' i n sa r.a yı nda reıhin tuttuğ u Bayezid'·i nı o ğıl uı K orkut'u ta hta otUırtuıyorl a r. Cem ta raftarlan Ceı:n' i n coık k ü ç ü k oğ l u , de­ � es i ni n ya n ı nda reh i ne Oğuzıh a n '·ı kaçırmayı. baş a rıyo rl a r; l sta nıbu l'da ve sa rayda gü çlerin biırbi·ni n e yak ı n o l d uğ u saptan a b i l iyor.. B ütün bu n l a r o l u rken Fatih . u n utul uyor. Eğer Bo l1ta c ı,ıa r Ke�h ü'dası., y ı l l a r son ra , İ ki nc i' Baye­ Z·id'e yara n mak i.ç in bir d i l ekçe verm emis ve bu d iıleıkceyi de Ord. Prof. İ s ma i l' Hakkı· Uzuncarş ııl ı , � rşivl e.r ıCl msqıda buılrn a m ı ş ols.ay.d ı , i sta nb u l' 'da kanl ı ıbi r ikti dor m ücadeles i s ü rd ü rü l ü rken Fatih ' i n cesed i n i n u n utul muş o l d uğ u o rta­ ya cı kmclıya caktıı ; ıb un u özetlemek gereğ.i nıi d uy uyor u m . Fa-. ti h'1 zeıh i rleyen·ler, stııç l u l a r ı n tel ö ş ı ıi l e, ya n ına .y a k l a şa � mıyorılo r. . Ba ltacı l a r K efü üd a s ı ' n ı n sa. r.aya verd i ğ i di:l e kce, Uzunça.rş ı.l ı.'mn özetl emes i n e 1göre, ş u n l a rı· ,i çeriyor: «iBa lta c ı l aır Keth üdıa s.ı Kaıs ı m , Pa dişa·h 'ıl. a sefere .ç ı k ı ş ında H ü nkô r'dan cavü şl uık iıstemi.ş v e Pa d i şaıh da sabretmes.i ni söylem i ş ; son ra Pad işa:h' ı n veıf atı vuk u 'bu l muş. Cesed i n üze ri nde bu her halde cesedi n s a raya g eti ri lmesinden son ra ol a­ caık, üç gün üç g:e ce· m um ya n ma m ış. B un u n üzeri n e Ka­ s ·ı m g i d ip bu h a l i Ko p uıc ul a r Ke1b h ü da sıı ' n a, söy l em.iş ve o . da d u ru m u İ sta nbu l M u hafızı İ sıhak Paşa 'ya a rzetmiş. B u 1n u n üzeri n e i sh a k Pa şa'nm e m ri,y le cesed i n üzeri n e m u m vaık m ı şıl a r v e cesedi n kokması seıbebi\ı'ıl e ya n ına kıi mse � va rma m ış. ıBu Keth üda Kıa s ım iıl e usta· ded i ğ i bi riı s i bera­ berce cesedi n i çi n i a ç ıp tem izlem iş, bu yaptı ğ ı i şi kendi kethüda s ı dıa. b i l i rmiş» ( * ) . Kas.ım' ı n Fa tiih ' i n cesedi n i n ko­ k uş u n u ha ber verd i.ği İsh ak Paşa , Bayezid' i n en bağ naz · ta rafta rla rında n bi ris,i d i r; örduı ayaklon m a s mıı n ·e·l e baş l a rı a rıa s ı n d a yer a l ı yor. •.

(*)

Ord. Prof. İ :H. Uzunçarşılı, Fatih Sultan Mehmed'in � Ö lümü, Belleten, Yıl 1970, Cilt XXXIV, s. 232. 111


Profesör Uzunca rş ı:l ı , « Fati h ' i n ö l ü m üyle cesed i n i n :kokm aya kada r ,i h m a l edi lmesi salta na ta g eçece k i ki şeh­ _zadenıi n göste reteık l eri fa a l iyete ıba ğ l ı· idi » dı i ıyor. Cem ta ­ rnfta rla rıı i da ri kademeıl erde: g üol ü i ke n , Bayez·i d Pa_rtis i , -0rd uıya t ü m ü y i e egemen g örünüyor. Faıtih z eh i rl e n i r ze h i r:l e nm ez, ord u , i sta nb u l ' a h a k i m ol uıyor. . Ord u, Fa ti'h 'ten n efret ediyor. Fethettıi ğ,i ke n tte, Fati h ' i n · cesedi koküyqr. Baltacı: Kas ı m, Fo ti'h ' i n :kokan cesedi n i n ic o rg,a n la ­ 'rı n ı temiz l.e1ye rek kokuyu önlem ey e ca l ı ş ııyor. - Fa ti h ' in ce.s edi d okuz gün k okuyor. Feth ettiği kentte, Fa ti h '-i n ö l ü s ü n e, m um 'ya kmayı d a ·

:-Unutuyo rlar. .. . ....

112


Birinci Bölüm İçin Notlar

Ahmet Cevdet P.a şa; Tarih-i Cevdet, Cilt 7, s. 375-376 İslam Ansiklopedisi, 'Cilt 9, s. 444 3 Dr. Faruk Sümer, · Kanuni'İıin Oğlu Şehzade Mustafa'yı Boğdurtuşu, Resimli Tarih Mecmuası, Yıl 1952, Cilt 3, Sayı

1

2

.

30,

4

s;

1522

İslam AnsikIOpedisi, Cilt 5 / 1 , s. 595 · :5 Dr. Faruk .Süm�r. Kanuni Süleyman'.ın Tallhsiz Oğlu Şehzade Bayezit ve Acıklı Se.rgüzeş:ti, Resimli: Tarih Mecmuası, Yiı 1952, Cilt, :3, Sayı 27, s. 1322 ·6 S. N. Fisher, The Foreign Relations of Turkey 1481 -15 12, Untversity of Ill inois Press, 1948, s. 103 7 ibid., S ; l 04 8 füid., s. 104 9 ibid., '.S. 1ı05

10 11 12

.

ibid.,

s.

110

198 2 ,

s.

387, dipnot.

Ord. Pro-f. İ .

H.

UzunÇarşılı, Osmanlı Tarihi, Cilt

Wi.1 1 Durant, Th e Story o f Civimization, Vol.

s. 4 1

IV,

1,

Ankara,

N.Y.,

1950, '

J. von Hammer, Osmanlı Devleti Tarihi, M. Ata çevirisin­ den özetleyerek yaymlay;:ı.n Prof. Dt. A. Karahan, İstanbul, tarihsiz., ·s. 5 · . 14 Dukas, Bizans Tarihi, VI. Mirmiroğlu çevirisi., İ stanbul, . . 1 956, :s. 7'J l:5 Mehmet Neşri, Neşrt Tarihi I, Pro.f . Dr. Mehmet Altay Köymen yayını, Ank ara, 1 '983, s. 44 1 6 Ord. Prof. i:. H. Uzunçarşıh; Osmanlı Tarihi, op. cit., s. 1 13, dipnot. 17 , J. von Hammer, Osmanlı Devleti Tarihi, op. cit., s. 1 2 1 8 Herbert Adams Gibbons., The Foundation of . the Ottoman Empire, Oxford1 1916-1968, s. 1 5 1 19 Dukas, op. cit., s . 7 8 20 Deme:tıriuıs Cantemir, The Othman History, London, 173 4 . s. 83 .21 Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar� Ankara, 1:954, s. 60 ·

13

·

,

1 13

F. : 8


22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 3 2· 33 34 35 36

37

38 39 40

ibid., s. 60-61 Arnold J. Toynbee, A Study of Hi&tory, Vol: 2 , Oxford Uni­ versity Press, 1 934-1962, s. 1 78 S. Runciman, The Fall of Constantinople, Cabridge University Press, 1 960, s. 56 Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerine Tetkikler, op. cit., s. 16 ibid. , s. 591 Dukas, Bizans Tarihi, op. cit., s. 1 3 9 Halil İnalcık, ' Fatih Devri üzerine Tetkikler, o p . cit., s. 96 Hoca Sadettin Efendi, Tac'üt-Tevarih, İsme� Parmaksızoğlu yayını, Cilt 3, İstanbul, 1979, s. 145 Franz Babinger, Mehmed the Conqueror and His Tim e ; Princton University Press, 1 9 78, s . 3 3 1 A. D. Alderson, T h e Structure of t h e Ottoman Dynasty, Oxford University Press, 1 956, s. 5 1 İslam Ansiklopedisi, Cilt 7, s . 1 8 7 ibid., s . 1 87 Mehmet Zeki Pakalın, Maliye Teşkilatı Tarihi, 1422 - 1 930·, Cilt I, Ankara, 1 978, s . 56 İsmail Hami Danişmend, Fatih'in · Hayatı ve Fetih Takvimi, Ankara, 1 95 3 , s. 1 9 . . Bernard Lewis, The Privilege Granted by Mehmed II to His Physician, Bulleıtin of the School of Oriental and Af­ ric.an Studies, Vol. XIV. Part III, 1 952, s. '563 Prof. D r . Babinger, Yakup P a ş a - Fatih Sultan Mehmed'in Özel Tabibi Gaeta'lı Jacopo Usta'nın Hayatı, Akıbeti, Prof. · Dr. F . N. Uzluk, Fatih Sultan Mehmet Zehirlendi mi, Eceli ile mi Öldü, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Yayını, · 1 965, içinde, s. 52 Hoca Sadettin Efendi, Tac-üt-Tevarih, op. cit. , s. 1 77 İslam Ansiklopedisi, Cilt 2, s. 392 S. N. Fisher; The Foreign Relations of Turkey, 1481 - 1 5 1 � o p . cit., s . 1 6

1 14

/


.,

İKİNCİ BÖLÜM OSMANOGLU CUMHURİYETİ

Osmanoğ l u C u mıh u riyeti , en ·cok Ceneviz Cumh u ri .ye.:. ti ' n e be:ne iyor. Gen ov.a , Kent C umh u rlıy.etıi ' nd e d e « Duıkm> den i l e n d ev l et başka nı ve1 yöneti1cıi seıç i m l e· g e l iyor; a n­ cak, seçmen l e r, doğ rudan doğ ruya Duıka'ya. secem iyor­ ·l a r; ö nceı, Cenova' n ın en ıkök:l ü ve vaırliıkh i ki a H esi a ra s ı n ­ da bi r seçi m ya p ı ·yor l:a r v e da1ti a: sonra , b e n z e r b i r s.eci mi d:e, Cenov.a ' n ı nı d iğer :kökl ü ve zen g i n ıiki a iıl es i a rasında tekra rl ıyorla r. B öy l e c e secm enıler, iki seıc i m l. e , Ce n oıva y ı yöneten dört a H eden i k isi n i ayırmış ol uyo rl a r; H k s eç i m d e seci len · a i le, i k inci seçimde s ec Ue n: a.i l enıi nı g östereceğ i aday11, « Duka » seçiyor. Cumh urıiyet, m o n a rş i k oıl may;a n bi r deıv.l et bi ç·imi ' d i r; seçN.e n i n as iıl ol up ol m a mas ı ve s eom en h e.yeti nıi n sayı-­ s ı , · . « c u mh u r.iyeb> ta nıı mırn etk Hem i yor ( * ) . Önem l i ola n , .

'

.

'

' Marx ve EngeH:;, ortak bfr yazılarında, 1830 yılında bile «Polonya Asiller Cumhuriyetb , Polish Republic of Nobilty, ta­ nımını kullanıyorlar. Bunun, seçimin 250 bin seçmenin teke­ linde olduğu 1 830 Fransız seçiminden daha geri olmadığını ile· ri sürüyorlar. «In 1 830, when the ·P-0les rose against Russia, was ·it then

(*)

a question whether merely an 'aristocnatic caste' was at their ihead? At that time it was in the first place a question of dri­ i\Ting out foreigners. The whole . of Europe sympatised with 'aris..: tocratic caste', which certainly started the movement ; for the Polish republic o f the nobility was at any rate a huge advanve compared with Russian despotism. And was not the French

1 15


efekHf bir seç i mi n gerçekleşti ri lmesi di r; oy -verme yön te­ mi vey.a �.y la rı n savı m bi çimi d e, b i r ta n ı m i ç i n, önem l i o l a ­ mıyor. Ta n ım için b i r t ü r seçim ve bi r t ü r yöneti me katı l ı m zoruınıl udur; Oşma noğ l u d ü ze n i nd e :he r iıki koş u l un dıa g e r. çekleşti ğ i g öz l_en iyo r. Ceneviz Cuınhuriy·eıti 'nden farik l ı ola­ rak Osm;a noğ1l u C u mı h u r i yet:i ' n de, s eoi m , .y a l nızca bir a i le i ç i n d e n ve· yine ya l n ızca a i l e n i n erkek ıb i reyleri a ra s ı n da . yap ı l ıyor. Aynıl ık :bu ık1a d a r değ i l ; seçim , seci-lme,y en l eri o r, tad a n :ka ldırmak g e r.ç ekl eşti ri l iyor. ·

'

Osmanoğ l u: C umh u riyet i ' n de ory vermeme, ö ldü rerek , be. i l i e d i H·yor. Oy vermeme'nıi n ö l d ürmekl e özdeşl·eŞmesin in i k i va r­ g ısı · va-r; tarntı:a r, ken d i adayıl a n n ı nı şa ns ı n ı y,üksek tuta.­ bi l m e k ,jçinı, d iğ e r adayları öld ürmeyi bir politikı0 haıl i ne gıetiri-yorlar. iık i noi ol.a rak. - ıbi r a day ıbaşka n old u ğ u a n , m u!ha l efat parti s i n i n iıktida r şansı n ı ortada n k0il d ı robi l m e.k i- ç i n , Osmd n oğ l u o i lesi n iın erıkek çocuk l a rı n ın h epsi n i orta­ dan ·ko ld ı rm a k ·zorunıtuıl uğ u n uı d uyuyor. Osman oğ lu C umh u r i yeti ' nde p.a tr.icide� fıi l i cid e ve fra t:­ rie:ide' i n: 1kuml u ş · j,ç i n d e meşru bi r 1yöntem · ola ra:k kabul edi l mes i , hem c umhuri,y et olmas ı nd an ve h em de başka n a d ayın ı n mutla ka bi r tek a i l ed e n cıka nlmasında n H e ri ge­ . lı i yör; eğer başka n l ık -i cin ıbaş ka .a i l el e re de şan s tan ıınmas ı yöntemi ıkaıbu l edi l miş ol:S:O 1-d i , öld ürmeler yi n e olm a k­ l a btrl- iıkte, bu kada r ya.y g ı n ve vaıhşet düzeıy:i n e çıkma­ yabi-l i rd i-. Osma noğ l u süla-ı.e si , tek yöneten a i l e olmanın aıv a n ta fı n ı, ö l d ü r ü lm eyi meşru saymo nm d�zava nta j ıyıa · d e ng e l iıyor. -

_

_

·

Eklenecekler va r; Osma n oğ l u C u mhu riyeti ' n i , ta rih i çi n d e , kendi n e öz.g u1, sui .g eneris, ıbi r d u ru m veya yap ı saymama k gerekiyor. Osma nl ı d ü zen:i n·e, bi r ü st aşama­ s ına :b i- r tü rlü vaın ı l·a moya n b i r geçiŞ , ola.�a k bakmak z o' .

, Of 1 830, Which was the mon-0poly -Of 250.000 VOters, a political enslayement of the great 'as in · point of fact just as the ruıe of the Polish nobility?.»

suffrage

misera contribuens plebs,

K. Marx-F. EngeZs, Collected· Works, Vol. 8, s. 399. 116


run l udu r; kuru m l a rı n ol m a s ı n a k a rş ı n ku ruHa rı n eks i kl i ğ i ­ n i de böyle b i r b a k ı ş. He görmek ve ta n ı ma:k d aha k ol aıy ol Uıy or. Tari1h ıic i n de· cymhuriıyet yöneti mi , mona rş i k yönetim­ den önced i r; m a n t ı k ol.a raık da cumıhu riyeıt yöneti m i n i n ö n c e: l i ğ i var. « Esık i d e n , b i r zama n l.aır, i nsa n l a r, genel, işleri yön etmek içi n , en seçk i n ıbi reyl erırn i , ıbaş l a nna geçi rmek d u rumu ndaıyd ı l.a r» (*) . i nsa n l a r top l u yaşa ma yq başlay ı n ­ c.a , k q rn Uı ;i şl eri n i yönetmek üzere boşa geti r i leceık k işi­ yi, bi r ıve bel l i ,a i l eden ç ı k a rma i l k es i n i ortaya atma k ve b u n u , bjr a ra d a yaşayaca k l a ra k a b u l ettirmek m ü m k ü n de­ ğ i l d i r; böyle bi r i lken i n en Hkel i nsan a k l ı na b i l e ters gel.e� ceğ i nden kuşku duyu l mam a l ıd ı r. İ l k top l u l u k larda yöneti­ m i n baş.ına , savaş ve yör:rnti m a l a n l a r ı n da seçk i n l i ğ i n i ka· n ıt l a m ı ş ola n l a r geti ri l i yor; bi r secim ol uyor. Bir ya n d a n . pratiğ i n zorlam a s ı y l a , seçk i n l e ri n hep ayn ı a i leden cık- . m a s ı ve daha da öne m l i s i , seci len b i r yön etici n i n kend i a i les i n i n b freyler i n e önce l i k ta n ı ması. neden iyle, yöneti m , b i r ı rs i n it·e l i k kaza n ıyor ve b i r a i len i n e l i n de topl a n ıyor. Anca k · y i nB de yöneti m i n baş ı na getiri lecek kişiyi bi r a i le i l e· s ı n ı rl a n d ı rma n ı n M arx' ı tekra rlaya ra k i nsa n l ı k tari h i a c ı ­ s ı n da n ıbi r çı l g ı n l ı k v e boz u l m a olduğ u n da n kuşku d uymuyoru m . İ lk ve Orta C.a.ğ ' l a r, çok büyük föcü d e1, cumhuriyet .yönet i m ini ön p l a na c,ı1kanyor. Cumhu riyet, b ir devlet bi­ ci mid�r ve bi r devılet d uru mu o l a n ı .d emokra s i ile bi r özdeşl.i ğ·i yok ; brrıi n den diğeri n e geçiş, «ha lk» ta n ı mı i l e ya­ p ı.lo biıl ir. �< Ha l k» , en i rıde-son u nda bi r ıkavra m'd ıır ve b i r tan ı m ' ı ger.ekti riyor. ·

·

t

·

·

Tari h · içi nde insan l ı k mücadelesi , h a lk' ı' saftaşt ı rm a k

( * ) «ünce upon a time, the people h a d t o place the most eminent personalities at their head tö conduct general affa- . irs. Later, this positiort be came hereditary within families, ete: . And eventually · the stupidity and depravity of men tolerated ·, · this abuse for centuries.» K. 1VJ.arx, Moralising Criticism and Critical Morality� K. Marx-F. Engels, Collected Works, Vol. 6, s. 325., 1

1 17


ve .iç i n deki) yaba n c ı öge leri karşıya ç ı ka rmaıkla g erçek l e :­ ş i1yor. Hel,e n C u mh u riyeti , yönetimi n e o ld ı .ğ ı i nsan la r ı n · · önem l i b i r böl ü m ü nü « h a lık» saym ıyor. · M a rx, «the M i dd l e Age1s were the democracy of un­ f reedom» derken, kuşk u d uıym uıyorum. Ati n a C umh u r i ye­ t i ' n i de anlatmaya, ço l ış ı yor ( * ) . Orta. Cağ'ı « özg ü rs üzfü k demokrasis i » ola rak ta n ıml.a m a'.k , demokra si n i n b i r devl et du rumu ve devleti n ayrnı c ı öze l l iğ i n i n ibas k ı1 uyg u l a ma s ı olma s ı n dan . i l eri ge:l i'y or (* * } . Demok rasıi n iın b k devl,et d u ­ mm u olmas ı n e d e n i y l e en m ü kemmel demokmsi de, ka,.. ç ı ml maz ol a ra k, ıb a s k ı, ·i çe riyor.. Roma'da ve O na Cağ'da temel yönetim i nı c u m h uri­ yet olm a s ı , ıb i r. özg ü r. ıük i lıl üzyonu n a yol a çm a ma l ı d ı r; öz..

( * ) Bitther, as in Greece, the res publica, is the real pri­ vate affair of the citizens, their real content, . and the private individual is a slave ; the political state, qua political state, bein� the truse and only content of the life and will of the citi­

zens ; or, as in an Asiatic despotism, the political state i·s not­ hing but the personal caprice of .. a single individual ; o r the political state, like the material 81tate., is a slave.»

K. Marx, Contribution to the Critiq?J,e of Hegel's Philosophy of Law, · K. Marx-F. Engels, Collected Works, Vol. 3, s. 32.

·

Marx'ın temel görüşlerini oluşturmaya başladığı zaman­ d a Avrupa'da, Asya tarihi üzerindeki çalışmalar son · derece sınırlı ve yüzeysel bir durumda idi ; bu nedenle Marx, zaman zaman ve geçerken, Asya devlet biçimi ile Batı'daki devlet bi- . çimleri arasında büyük kontrastlar görüyor. Asya üretim biçi­

mini veya asyatik despotizmi fazla vurgulamak, başta Osmanlı düzeni· olrp.ak üzere Asya toplumunu anlama ve araştırmayı zorlaştırıyor. Asyatik devleti,. «the personal caprice of a single indivi­ dual» , bir tek bireyin kişisel kaprisi olarak görmek, Asya top­ lumuna bakma a güçleştiriyor. B u, Marx'ın yazdığı zamandaki · · bilgi eksikliğinden geliyor. ( ** ) Lenin, devlet ile demokrasinin ayrılmazlığını hep vur­ guluyor ; devlet ortadan kalkarken, bir devlet durumu olan, Lenin devlet biçimi diyor, demokrasi de ortadan çekiliyor . . «Revolution alene can 'abolish' the bourgeois state. The state in general, i.o. the most complete democracy, can only 'wither. away'»

y

V.İ . L enin, Collected Works,, Vol. 25, s. 317. 1 18


g ü rl üıklerin ta riıhi d a h a .a yrı rve daıha zigza g l ı goru n uyor. Cumhu riyet yöneÜm i , meırkezi. mHl i deıvleti n : ortaya ç ı 'k ı ­ şııyıl a orto d a n ka l:k ıyor; merkezi min i de,vlet, ö n c e , m ut­ la k i, y etci mon a rş i ,v e· d a ha son ra da meşruti mon a rşi . b i ­ çimleriyl e ta rih sa hnes inde 1y eri n i ol ıyor; M e rkezi mi lıl i devilet, aıym zam a nda, kap i ta Hst d ev1let'U r; modern dev­ .J et He m i l let kavram ı n ı n ortay.o cık,ı ş l a n .içice ol uyor. ·

M utlakiyetci mona rş i , ta m ı b iır g eçiş yönetimi d i r; f.e·· odıa l d üzen H e a rt ı k b i r b u r j uıva · s ı n ı.f ı n ı ol uştura n , O rta . Cağ'da n gelen tüccar d ü z.e n i n i n bi rb i ri n iı tümüyle y e n e­ mem es i n den kaynakla n ı yor. « Modern h is1t ories have de­ monstrnted that absolute monarchy a ppea rs. i n those tra n s i tiona lı p e:rı iods w h en the .o ıd feuda l est,ates a re i n dec l i n e a n d t h e m ed iav,a l estate o f lb u rg hers i s evolvi n g into m odern borg e i s class, without o n e o f" the conten­ d inıg parties having as yet fi na.l l y d i sposed of the ot­ h er» ( * ) . Osma n oğ l u düzen i· .i s e çok d a h.a uız u n 1b i r g eçiş dön emi n i, a n ı .a tıyor; ta rıi1h i n Ya k ı n Çağ ' ı ya ka l a d ığ ı bir za­ man da Orta Çağ' ı s ü rdürüyor. · Osmanl ı d üzeni nde, m u�lak iyetci mon a rş i görüntüsü o l1tında, Osma nıoğ l uı Gu mh u ııiyeıti h üküm s ürüyor. İş i n ba­ şından en azınd an İ ki nci M eh m et' i n � neti m i n e ıka d.a r se- . çimde etk i n v e oatıışan .i k iı ta raf .va r.

İki Partm Düzen

Teort-, ıkendi haıl i nde olgu bİır.a km ııy or. Teori' i .l e olg u­ la r h a reketeı geçiıyor. Amıpi ri sizmı i l e· teorik y a k l a ş ı m_ı n aıy rıl·ı ğ ı1 bura d a dü-­ ğ üml em i yor; .a mp i ri sizm, ol·g Ülıa rı hareketsizleşti riyor; öl­ dü rüyor. Teorıik ıytııkl a ş ı mı, h a reketsiz olıg u l a ra yeni ve di­ na mik bir n i te l i k v eriyor. (*)

K. Marx, Moralising Criticism and · Critical Morality, op, cit., s. 326. ·

1 19


' Bi l i m ,i te pozitivizm a rası nda k i .a y rı l ık , bu n u n de v a m t o l uyor. Poz.iUvizmde d e p ra t i k kes i k!leri bi r:b i r-i n e i'ki:nci p rov a d a k i terzi n i n teğe l i pl i �l eriyle tuituşturu luyor; d ök ü l ­ m eyeı h az ı r bekl,i yorla r. Bi l i m, p rat i k i a l ıiyor, kesiyor ve yenid e n b i r aıraya geti riyor; bi l i m He pratiık yeni bi r d i n a ­ m i zm ve can l ı hk . :k aza mıyor. H eg e l , kutsal zihni n p rati k ile. c i s i m len di ğ in i · düşü­ n üyor. Heg.e l ' i nk i , Ta nn ' n ı n isa 'da cisiml en mesi ndeın daha uzağa. g idemiyor. B i l i mı ve düşünme sü reci ıb u d eğH; bunu · a şamk başı ı·y or. . B i l· i mse:I doğ ru ' nu n prati ğ i n d ıŞıı n da doğ rulayıc ı s ı va r m ı ? Kuş k usuz kesi·n· · d o ğ rulayııc ı , zama n - uzay pla n ı ndaki h a reketl iHık'fü·; Ta n rı ' nı n zaman-uzay iboyutu ol mad ı ğ ı i çi n d oğ rul ay ı c ı g erekti rm i y 0 r. ' Pek i , b i lıim a d a m ı n ı n hi ç doğrula.y ı c ı s ı• yok m u ? B i r b i l i m ada m ı n i n , 'başl.a n g ı:c ta , ö n ya rg ı lıı b i r k i ms e o l d u ğ u ­ n u ve. ö n: ya r:g ı s ı n ı n t ü r üy l e , d i ğ er ol a ğ a n i ns a nl a rd a n ay­ rııld ı.ğ ı yön ündeki d üş ü n c e m iı tekra r lamaık d u rumun d a y ı m ;. baş l a rken, i nceled i ğ i ala nda b i r d üzen HH ğ i va rs.a yııyor · ( * ) � Boşla rken öınıy.aırg ı l ı b U i m a d am ı , çal ışma l a r ı m sü rd ü rü r ken doğ ru laıyı c.ı i p u ç l a rı n ı n a s ı l bul uyor; zama n - uzay p i.o .. n mda yeni olgu.l a n . b ulmayı beklemek :b i li m a da m ı türü. n ü n i mka n la rıın ı n d ış ın a düşeb i l i yo r. Aynca a rtı·k bi Hmse·I d üş ü ncede m i k rosk op u n , d:ah.a· b üyüte.rek g österd i .ğ i mik­ . ropl .a rda n b.a ğ ımsız .old u ğ u: d üşü n.c esi ta rihe ko rı.ş ıyor; gıöı:lem g özleyiciyi etık i l iyor (** ) . Bu n d a n çok d a'ha önem.

·

.

·

.

ı

·

.

­

,

·

( *) «Tıpkı · h i ç tanımadığı · bfr kültüre a i t belgeleri çözme­ ye çalışan bir dil bilginini andırıyor, fizikçi. Bilginin, · bu ara-· d a baştan .yaptığı ya da yapmak zorunda olduğu varsayım araş­ tırdığı · yabancı belgenin belli bir anlamı, mantıklı bir içeriği olmasıdır. FizikÇi de buna benzer bir varsayımla, nesnel dış dünyanın . uyduğu yasaları eksiksiz kavramayı ummasa ya da bu dünyanın doğasını baştan tam bir kesinli.kle saptamayı dü­ şünmese Qile, onun kavranmaz görünen belli bir takım yasa ­ lara uyduğunu kabul ediyor.» .

Max Planck, Modern Doğa Anlayışı ve Kuantum Teorisine Giriş, lstanbul, 1 987, s. 185.

( * * ) «The essentially new feature in the analysis of quan­ t urri phenomena is, however ,the introduction of a Jundamen1 20


l is i , teori ' n i n , g öz.l emi etk i l ed i ğ i ni n kab u l e d i l mesi gere k i -· yor. , Göz l eyen i n gözl e m i , ve teori ' ni n p rati k ' i etk i leyebH­ rnesL b iri.i m ada m ı i çi n , doğ ru l a,y ı c ı n ıın i l k . işa retleri ni ve­ reıbi n r; b i l imsel yarat:ıcııl ı k, 1bi r j un ıg l e'de i lrk 1y ü rüıyüşe ben­ ziyor. Y ü rüyü ş ü n yön ü n ü n doğ ru ve s a ğ l a m ol duğunuı gösteren be l li -be l i rsiz işa retle re. gernk v.ar. Biılıi msel ca­ l ışma d a somut' un değ·iş meye başl1amas ı , b i l i m ada m ı n ı n y ü r.üıyü ş ü n e devam edeıb H m e k i çi n i htiyaç d uyduğ u belJ i ­ bel irsi.z i p uçl a rı m sağl ıyor. Değ işmeyi ikıi a n lamd a e l e a lmak m ü mk ü n görünü-­ yor; bi rin cis i , v a r o.lan eıl g u lmm z.a m a n -uzay plan ı nd a- yer-­ l eri .n i n d eğ işmesid i r. Teori , e n i n de-son u nda , p ra ti ğ i ye-­ n i d e n d izecektiır; b u n u n ıbel l i -. b el0iırs iz ib aşl.a n g ıc ı , b i l i m a da-­ m ını n , i lık doğru layıcı.l a rı n ı ve ayn ı a n i .a m a gelmek üzere,. tal distinction between the measuring apparatus and the ob-­ jects under investigation» .

«While within the scope o f classical physics" the interac ­ . tion between obj ect and apfaratus can be neglected or, if ne­

cessary, compensated for, in quantum physics this interaction' tuhs forms an inceparable part of the phenomenon.» «Accordingly, the . uhambignotis account of proper quan­ tum phenomena must, in prinçiple, include a description or· all relevant feautures o f the experimental arrangement.»

Niel Bohr, Essays 1958-1962 On Atomic Physics: and Human Knowledge, 1 963, s. 3 ve 4.

«In France and in England .the bourgeoisie h a d conquered­ political power. Thenceforth, the cla5s-stru ggle, practically as : well a s theoretically, took o n more 2.nd more outspoken an<f threatning forms. It sounded the knell of · scientific bourgeois . economy . It was thencef orth no longer a qnestion, whether this theorem or that was true, but whether it was useful t;o.-. capital or harmful, expedient o r inexpedient, politically dan ­ gerous or not. _ In place of disinteres.ted inquirers, ther� were · hired prize-fighters ; in place of genuine scientific research,.. the bad conscience and the evil intent of apalogetic.» «Yansız araştırıcıların gitti, yerine, kiralık ödül avcıları , çıktı ; gerçek bilimsel araştırmanın yerini, hık deyicinin çar- · pık vicdanı ve kötü niyeti_ aldı. »

K . Marx, A lmanca İ kinci Baskıya Sonsöz, Capital,. Vol. I, s. 1 5. 1 21


.Hk baş.a r ı l a rına g österiyo r. İ ki n c is.i var ola n ol g u .ı.a r , m u t­ Ja k bi r değ iş i m e. uğ ruyor l a r ; netleşi:y orlar. B i l im , e n i nde-so n u n da , d.oğ·a'yı ve top· l u m u safl aşt ı r­ ma i ş id i r. B urada, ta rıi h i n yeniden k Liırulması s üreci ni n buı aşa ­ mas ı nda va r o l a n· prati ğ.in v.e a y n ı a n l a ma g eJ meık · üzere va r ol a n ol.g ul a r ı n yen i d e n d i1zi1l,i şin i ve bunun da ötes i n d e d eğ i ş i m i ni g ö rmek gerekiyor. v.a zım ı , k ıısa b i r s ü re i ç i n ta ri h a n latı m ı n ı n .aıkı c ı l ı·ğ ıın d a nı ç ıkarar a k be:IH ol g u l a n S'ı ­ rn l a m a k gereğ i ni du yuyoru m . Biri n c i a ktarmay ı', Osma n l ı taık:vi m yazıc ı l.ann ı n b ı ra ktıkl.a rı n ı , O n Beş v e On Altı n c ı ·y üz y ııl Osman l ı Va·ka ni üsler.i ' n i1 d e aşa n ıbi r t utuc Uıl u kl a , . yen i den ve ıbu kez T ü rk Ta ri h Kurum u ya,y ı n l a rı öl:a rak s u n ab i l e n O rd i n a ryüs Profesör İ s m a i l H a k k ı Uzuncarş ı l ı ' .da n ya p ıyoru m . Ord i na ryüs Profesör' ü n, Tü rk Ta rih Ku­ rumu ta.rafında· n ya1yıın l a n a n , «Osma nl ıı De·vl etini n Sa ra y Teşk i.latı» a d ı n ı taşıya n ca ı ı,ş:m a s ı n d a n .aıkta rıyo rum: {< Ce­ l eb i M eh me d ' in vef.a tıyte şeıhz.a d e M u md'a ta rafta r ola n d ev l et a d a mı .a rı v e M ustaıfa Çelebi 'ye1 tarafta r olan Ru­ meli Beğ lerıi o ra s ında k i i h.tfılôf, n ihayet M ura d' ı n: g a leb�� siy'l. e netice l e n m i ş t i ; İ k i nc i M ura d Bey, saUa na tıı a l·evıh i n d e va l ışan Rumel i Beğ l e ri n i ceza l a n d ı rm a k isted i ise . d e m a ­ Jyyetiın d eki' ıbe,y ler · bu nOi m uıv afa kat etmedik l eri nde n b i r · şey· ya pama rn ı ştı » 1 . Profesör Uzun çarş ıh'd a n y.apılıa n b u .a kta rm ayı, ibi r ta ri hs eıl ol g u n u n Uzu n.ç arş ı l ı ta raf ı nd a n g öz l enm esi ol a rak e!le a l m ak .g e re k l idj r; üıç uzantı s ı n a işa-· :ret ede b i l iyoru m . B i r: O rta d a b i r asya ti k despot görü n ­ m üyor. İ k i n c i M ura d ' ı n g üc ü , k e n d i s i n i n ta hta ç ıkmasma .karş ı ç ı kan l a rı c eza:lıa n d ı rmciya, bi l e· yetmi yor. k i : M u ra d ' ­ - ıın tahta çıkış z.a m a nı n da d a., O s m cmh deıvı.etini o l u ştu ra n 1güıcl e r .i k1iye a1ynl ıyor. Ü ç : Dev l et · ada m ı a r ı M urad' ı tuta r­ ken , R u m e l i ' B eyl e ri ve ıb u n lon n b i r böl ü mü n e U c B e:y leri d e · d Jyebiıl.i yo ru m ,- M usta fıa ' da n yana bi r ta raf ol uşturu ­ yorla r. M u1stafaı ve Rum e l i', kaybed iyor. Bu, Rume l i ' n i n cok k ı s·a bi r zam a n 'a ra l ı ğ ı nda i k i nc i :dmyıbı o l uyor. B i r.i n ci M e h m et, Rume:lıi 'de sağ lam bi r s u l ­ tanl:ı k k u ra n M u sa'y ı , Bizcfnıs ' ı n da d esteğ iyfo· yenerek o r- · .•

1 22


ta dan ka ld ı rd ıktan sonra R u m ' un veı Rumel i ' n i n su lta n ı ola ıbHiyor. M usa Sulta n ' ı n son u nda Çelebi. Meıhmet'e ye­ n U me,si nde, ya n ı ndaki y ükseık . d üzeyde kam u g.ö rev l i l e ri'­ n ı in kendisi n e i ha n et ederek Anadolu'da s Uılta n M e hmet'­ :i n tarafın a gecmes1in i n :b ü y ü k rolü v a r. B u n l a rd a n b i ri s i Cd n dar l ıı İ b ra h i m P:aşa 'd ı r (* ) ; d a ha sonra. İ k i n ci M u rad'a ' da s a d raza m l' ı k ry.apıyor.

·

İ:brahim Paış aı ve benzeri yüksek rütb e J i ka mu göre!V­ rn erini n, Meıhmet Fati'h' i, en çok · önce'lemiş o l a n M usa Sulta n'a i h anet etmel eri n de, Doğ u Roma i mp a ra torluğ u yıÖn etioi lerıi 6n emH ro l oıy n lJlyonl .ar; M usa, k ısa s ü ren s u l:· tanl ığ ı n d a i sta nib uıl ' u a l ma1k i ciını sa l d ı rma �ta n g eri durfnu­ yor. İibraıhi m ' iın , M umd H e M ustafa ması . n da k i çatışma da M u ra dı ' ıın ta mfı n ı tuta n l a r a ras:ı nda! yer o'l d ığ ı n ı tah m i n etmek zor değ i l ; M u ra d ' ı n sadraza m ı . o l uyor. Ca n d a rl ı İ b­ . raıh im öl ü r ölmez de, İk iıno i M umd , sad ra za ml ığ a , İ brahim'.i n oğ.l u H a l i l ' i getiriyor. ·

Ha, l iif,in çağda ş ı Bizanıs l ı t.a rihçi. ıD ukas, Sadraza m Ha- . l i l P.a ş.a ' nıın , Doğl.ıı Roma Sa my ı ' n dan rüşvet a ld ı ğ ı n ı ya­ zıvor. M od e r n ta riıhçi Bab1 nger de, zama n ı n da h a lkı n H a 1.U 'e, «QO!V U r orta ğ n> a d ı n ı t ö k t ı ğ ı nı ıkayd ediyor; Sad razam Ha lıi'I , Tü rkl e r ara s ın d a ıbi r Sirza ns ada mıı d ır ve rbu n eden­ .le h a. ık Ha l iıl ' i , «<gavur ortaığ t » ola rak o dıla nd ııni{o r. Meh­ met Fatiıh ' iın d e b u n u bi ldiğ i nden· k u şkuı yok; i k i �kez taıhta -crı k ma s ın a karş ı n , H a l il'ıi yeni nden oyn a tmaya. · cesa ret ede1

{ * ) Übrahim Paşa, Bizans İmparatoru'nun her sene Os­ manlı hazinesine vermekte olduğu vergiyi istemek üzere Musa Çelebi tarafından İstanbul'a gönderilmiş ve Edime'ye geri dön­ meyerek. Bursa'da bulunan Çelebi Sultan Mehmed'in yanına gelmiştir. . B�z� Osmanlı tarihlerine göre Musa Çelebi'nin şidde­ tinden ve bazı · ümerayı öldürerek mallarıni müsadere etme­ sinden müteessir olan İbrahim Paşa, İstanıb ul'a har.eketinden evvel ümera ile anlaşarak Çelebi Mehmed'i hükümd arlığa d a ­ vete karar vermişler. İbrahim Paşa, İstan:bul'a gidince· keyfi­ yeti Bursa'.d a bulunan Mehmet Çelebi'ye bildirmiş ve Çelebi de . kendisine hil'at yollayıp Bursa'ya davet etmiş ve İbrahim Paşa gelerek vezir olmuştur.)) Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Çandarlı Ve­ zir Ailesi, Ankara, 1974-1 984, s. 47.

1 23


miyar. M eh m et, ista nb u l ' u a·l ı r a lmaz ve· · Doğ u Roma Sa­ . ra y ı ' r n n sağ ka l a n sa kiın l eri n de.n nld ı ğ ı b i.l1 g i l e rl e. de, bütün k uş;k uıla nn ı .g i derd i kten sonra , de:rha'I Hıa l i l ' i hapsetUriyor ve sonra ·i d a m ed ii)'or. Bur ıbi lgJ l.eri verd i kten son ra , a n latı mı s ı k ı c ı yapması pa ı h asm a , a kta rma lo n k aydetmeıyi s ü rdü rüyorum. Bu kez aıkta rmo y ı , Cumh uriyet Döne mi Osm a nh tari hçi l eri am­ s m da en verim l i lerinden bi ri s i· o l a n Profesör Ha l i l İ na l..; cık'ta n ·yapıyoru m ; son de·rec e · ·a mp i r.i riıst bir araşıt ı rı c ı ol­ m akta n kurt u l am ıiy or. Profesör i no Jc ıık, büt ün arnştı rm a - . l a n i ç i nde 'bi r tek a n bi le. bi r yen i soruı sorma yürekl i l iğ,i­ n i gösterem i yor (*}; e me� ü rü n ü . a rıaştıırma'l a n, z.o runl u . olıa ra k, •yıeni soru l a rı tjove·t ediciı bi·r n i·te l ik kaz.a n ı nca, d e rıh aılı modem bi r akademisyen· old u ğ un u u n utuıy. o r ve Os­ m anl ı ta krv..i m yazıı c ı l a nmn rivıayet � erıi ni. tekra rl ıy or. . ·

·

Akta rma n ı n. yeri n i saptıa,yaib i lme:k · i çi n, yüksek kam u görıev l i l e r i n· i n ve ıbu a ra da sadraza m Ca n darl ı Hali l Pa­ Şıa' n ın tü m çaba la.rı n a k a rş ın 1 444 y ıhnda İ k inci M u rad'­ ı n tahttan uzak l aşt m l d ı ğ mıı ve on ·i:ki. ıyaış ınd a oğ l uı M eth­ m e.t ' i n , iık·i nc i M ehmet o l a rak; tahta. ç ıktı ğ ıı11 11 · ha t ı r l a tma m gerekiyor; başında Ca n da rl ı ' n ı n bu lunduğ u taraf, a nca k , mücödeıleıyi b ı ra km ıyor. Şim d i·, Profesör l n a l c ı k ' ıın ' << İ kinci · Meh meıt» maddesi nden . a kta rıyorum: « Çandarl ı , M u ra d l l' i taıhta geti rmek i1çj n , bu d e:fO' . ,h er za ma n d a n çok ca­ l ı ştıı; M a n l sa'da İ s'h a k Pnşa ve Anadol u Beylerbeyi Uzg u r­ pğ l u İ s a. ıBey de o n u n l-a 1 ş b i rH��H yaptıJıan> 2• Osm a nl ı ta ri• h ini n sa n ı td ı ğ ı nd a nı 1çok daha çatışmah oldu ğ u ortaya. ç ı k­ .maya _ 'boşhıyor. Kuşku yok, bütü nı böy l e bir çı1�ış ,i ç.i nde, H a l.i l ı,na'l c ı k'm da . tekra rl ad ı ğ ı , M ura d ' ın ta htını gön üHü ·Ola rak b ı raıktı ğ ı savla r.ı , b i r çocuk masa l ı. :kıa'd ar az . i n a n ­ dırıc ı b i r d urum'(]i g el i yor. Bu ı yenıi çık ı ş i ·ç i n d e oıl g uıla rı ye· (*)

Pozitivzm açısından, t emelde bir bilmece söz konusu olamaz, karanlık sorun l a r olamaz, onun açısından her şey apaydmlıktır.�

Max Planck, Modern Doğa Anfoyışı ve Kuantum Teorisine Giriş, op. cit., s. 1 79. 1 24 .


n ide.n d izm ek zoruınl ud uır (* ) ; b i r yerde s ağ l:a n a n ayd ı n l'ı­ ğ ı n ı ş ı ğ ı , diğ e r kara ri·l ı k olgula n da ı ş ı k l a nd ırm a k i ç in k u l ­ l a n ı �a ıb i l iyor. Bi r ya n da U c Beyl·eri, büy ü k coğ u n'l uğ u Ru me l i 'nd e yer . a ı ıvor, sipaıh i le r var ve di ğer ya n d a d a d üzenılıi o rdu yeni'çeri l e r b uJ u n uyor. Yü ksek ka m u ·görevl i:l eri bu iıkisi ara s ı nd a . g idip g e l iyorl a r; bir e·ğ i l i m o l a mk tutuc ul a r ordu. ,j ç i n d e ta raf ·a rı yo r ve yeni s ırn rl a r a raya n l a r, fütuhatç ı l a r, sipaıh i l eir i l e i şb irl i ğ i ya p m aya ca'l ıŞıy,orla r. B:i ri nıc i M eh met­ C a nıda rh İb ralh i mı Pa şa ve l·k i n c i M u ra t-Ca nda rl ı Ha l U Pa­ şa .çi1zg i s lı, g e rici ·V e g eriıc.i . oldu ğ u kadia r da işıbir:lı i k1ci ' d i r; or.d u i çi nde ta ra fta r b u luyor. Profesö r i na lc ı.k ' ı n , « M � hmet i l » m a ddes i n d en a kta rmayı s ü rd ü rüyoru m : «Ca n darl ı b i l ­ h a ss a yeni.cari le re g üıvenio/.O r, M u rad i l i s e , oğ l un u:n d u ­ ru m un u teh l iıkeyeı d ü şQrmeden v e ıb i r i c h a rbe sebebi yet verm eden tahta .gelmek istiyol'idu : C a nda rl ı ' n ı n ra k i p t eri·­ ni n g e n e ıpa d i şah ı bab a s ı a l eyh i.n e ıkörü k'l erh e l eri n d en b i l e kork u l uyo.r'd u» . Eğer bu olg u la r hem n etleşti rHi r v e hem de ven i den _ d iz iH rse, o rtaya şuı cıık ıyor: M ura d,. yaşa m ım ı�isk etm ek istemi yor. O rd u n u n böl ünmesind e n de en d i se 1 ediı y or: ordun un bir bütün ol a rak, v a r oİan h iyera rşik y � ­ p ı s ı n ı n iıç i nde, iışi ıha l l etmesini bekl ıi yor.

( * ) Şimdiye kadar anlaşılmaz olarak anlatılan kamu gö­ revlileri arasındaki çatışmaları, bu ilericilik - gericilik kavgası çerçevesinde almak ; hem zorunlu ve hem de aydınlatıcı oluyor. Murad'ın, kardeşi Mustaf a'yı ortadan kaldırdıktan sonra, ·be ş kişilik divandan, Kara Timurtaş Paşa'inn üç oğlu Umur, Ali ve oru Beyleri uzaklaştırdığı anlaşılıyor. Divan, işbirlikçi Çan darlı İbrahim ile Hacı İvaz Paşa'ya kalıyor. Mücadele burada da bitmiyor ; «Hacı İvaz'ın Padişah aley­ hine asker ile gizli mü'nasebette bulunduğu Sultan Murat'a:ı> duyuruluyor. «Üst elbisesinin altına zırh giydiği söylendi, filha­ kika bir gün d ivanda yahut bir gezinti esnasında Hacı İvaz Paşa'mn elbisesinin .altına zırh giymiş olduğu görülerek Padi­ şah bunun sebebini sordu.» Başka saraylarda bilinen çatışma­ lar var ; Hacı İvaz Paşa, «askerden korktuğu için zırh giydiği­ ni» söylüyor. Arkasında Çandarlı · Partisi'nin gücünü bulan Murad, «bu fedakar ve değerli vezirin gözlerine mil» çektiri-

Ç

:yor.

Ord. Prof. İ.H. Uzunçarşılı, Çandarlı Vezir Ailesi, cit., s. 51.

op.

1 2p

. I

·


1 444 son la rı n a d oğ ru Va rna'da kaza n ı l a n zıa fer de ye- . terl i ola m ııyor; Meıh met, 1 446 y ııl ma kadar taıh t ın ı koruyo r. Ca· n d a rı ı. Pa rtis i heı r tarafta ve bu a rıa d:a ordu i ç i n d e ça­ i rıŞm a·ı a rm ı sü rd ü rüyor; 1 446 yı ım:dcı ord u başka·td ı nyor ve M ehm et'i· istern ediğ.i nıi. i l a n ed i yor. ina lıc rk'ta n aktarmaya deva m edi!yorum: Edi rne'de o rd u is/Yia n ı başl a ma d a n « C a n­ dh rıh' nm gönderdiğ1i g izl i, ha!be.r iJ e d a h a 5 M ayıs 1 446'd a yola çı kmış ola n Murad 1 1 , Ağ ustos'taı Edirne'ye gelid i ve yen i ceriJe1ri n ;y a rdı m ı i l e tekra r tahta çıktı . M u rad il d e r h a l· M a n isa'ya gönder i ldi» . · İ k.i nci M u md ' m tu tucu ekib i , i k i yııl l ıık b i r a radan soma , i k.inc i keız. yöneti rne geUyor. Meıh met, bi r da ha yön et im i a l0ıbi l i rse b u tuıt ucu l a r d eng.e si ni k u·ma k zoru ndadır ve eğe1r i çe rde:ki tutu cu l uk d ı ş a rdaki lerle ıbütünl eşmişse i kisi n i b i rd e n k ı rmak zoru n ­ ıl ul uğ u oırtaıya ç ı kıyor. Cok hakl ı. ola ra k bu 1 444-1 446 yö­ n etim d eneyimi n i n , M eh met' i n k i ş i l i ğ inde çok der i n etki-­ l er yap hğ ı n ı i l eri s ü re nı Profesör i n a l C'ı k'ta n , bu a rada,' so­ n u ncµ� a kta rmayı. yapıyorum·: «Ca n d a rl ı ' n ı n i ktidan n t k ı1r­ mark, yenJceti l eri ted i p etmek, faa l bi r ,g aza s.iyaseti ta­ ıki p ve n iıhayeıt i sta nıb u l 'u fethetme k f i k i rleri h ep o zaman z iıh n iınde gelişmiş. olma l ıd ı r» . . Çok .g üz·e l ; b ir «gaza s i ya .­ seti» i çi n , yeni . s ımrlq n fethetmek ıi ·oi nı, o rd uyu edep l en ­ d i rm e k ve yönetimdeki tutuc u l a r p a rtisin i k ı rmak zorun l u g örü n üyor. i sta nbul ' u n fet!hi biır a raçt ı r. B i r sembol yeri n e geçi.­ yor. Arıa ç, ama1ç ol u yor. isrnaiil Hak� ı, ·Uzu nça rş ı l ı ' nm b i r :başka çal ışmasında n 'bi r aktarma va r: «Faka t i s ta nrbul ' un fe�h ini müteak.ip Ha­ m Pa.ş a öld ü rü l üp diğer Tü rk beyleri i ş :b aş ında n uzak-· l a ştıırı l ınca meydan devşi rmeden yetişmiş ola n la ra ka.1-· m r ş ve bunda.o sonra ta mı m a nasi l e Osman'�ı saftanatı ba ş lamıs.t ın>3. Gerçekten de h em a mp i ri ri.st ve ·hem de tutu .... c u t�rihcHer, farkı,n a bi l e v aram ad a n , ne· ıkada r önemH önerme l er di l e g etirebHiyorla �; bun l a r k a rşı1s ında hep şa­

·

­

.

. ,

şınyorum .

.

Tam anlamı·y la Osma nl ı düzeni, Fatiıh Sultan Meh m et

Ue

ba ş l ıyor.

1 26


d u r.

M ehmet Fatih, Osm a n h d ü zen i n i n ger,çek k u rucusu­

İ k i n c i Mehmet, hem Osma n l ı d üzen i ni n 1k urncusu ve hem de yık ı c ı.s ı d ı r.

B u rada , d evam etmeden ö nce, yen i, ıbi r tez i yaızabi l iı­ . yorurn : · Mehme t Fatiı h , ke n d i sin i i ktida ra .g eıUren pa,rti yıi de y ıık ıyor. Fa tiih ' i n yön eti mi n i n son a ermes iyle birl i kte a rt ı k Osma n l ı d üzen i , tümü�l e tek p a rti n i n v e tutucul a r pa rti. Sıi n i n yöııetimi nded i : r; g ü ç.l,en me1s.i g eci ken b u rj ui\fa s ı ­ mfı n ı n yok,l u ğ und a k u ru l m aya ça l ı ş ı l a n merke·zi d ev l et,. orduı i çindeki h iıziıp ler,i n ve bu h iz i p l erle bütü n l eşmek i s­ teyen güçler i n e l i n d e, b i r m e,r keız,j dev,ı et kari katürü cı k a ­ rabiıl i·y or. Fatih , Uc Bey l i ğıi d üzen in i y ı k ma ya ça lışa ra k,. i lk a n da , top l u m sa l çel işki l e ri ord uı i çi n d e ki fra ks iıyon kav­ g a l a rı n a i n d. i rg,edi · ve ord u, fetihçi g e n i ş l·emeler i n yavaş­ l ayarak du rduğ u b i r zam a nda tüm a rt@ ken dıi t ü k et i m i ­ n e ceıV i rere k , top l umd a k iı ce.liı ş ki l erin k a p italist s ı n ıf l a rı n :b üyü me1s i n e k a na l iz e · olmasını yavaşl a ttı . B u rj ui\fa s ı n ıfı, çoc u k l uk dön emine ula ştıığ ı . z a ina nda ise, Avrupa kapiti:ı­ l izm i tek.e:lıe1i aşama ya. g . i ri yord u ve Tünk irye, m er:k a nti lıist: düzen l em e ve f ı ş k ı rm a y ı yaşaya m ııyor. ·

Osma n:l f düzen i., M eh m et He b i rl ikte, kend i s iın i ta ma m -. ılad ı . . B i r i nıci Süleyma n d ön e m i , f re n i n e bas ı lm ı ş taş ı .tı n kaym a s ı d ı r. ·

Ka n u nıi, S ü İ eym a n za m a n ı n da. Avrupa, m erka ntıi l i st co-­ c u kl u ğ un u yaş ı yor. T ü rık i ye'yi y ı kaca k 'bir g üc ü top l am ış: o l m a kta n çok uza k d üşüıyor. Osma n l ı düzenıi , İ ki n c i Meh­ .niet'in k,a tkı la rı iıl e ve öz.elli k l e B i ri hıei S ü l e·y m a n 'da n son­ rak i d önemd e net ib i r b i,çimde, k,end i düzen i n i y ık ı c ı s ı n ı­ f ı , ıkapıita ıl ıist ,sm ıtı , ç ı k a rm a kta. a cze . uığ ra1d ı ğ ı ,i çi n ve Os­ ma n l ı d üzen i n i n feod a l' netl i k l e bi r:l iıkte h ız,l ı bi r kapita l 1ist­ ·leşmeye ıba.ş lad ığ ı za ma nı k esiti' n d e de, kapita l izm, em­ p efiya l isUe.r a r;as ı 1ce k i şm el e ri n iCi n e g i rdıiğ1i nd en, ta r. i hsel. . ola rak, teori k p l a n d a., ıb iıt miş bi r d üzen , p rati kte d a h a: u�u n ya şıryor. ·

O s ma n l ı düze n i , bu uzatı l m ı ş .y aşa m ın d a , beHi sena r1 27


yolan tek ra rl a maklaı yeti n i yor. Bu o ç ıd a n bakrl d ığ ı n d a , sa n ı l dı ğ ın d a n ook d a h a k ıs a yaş ı.yo r. Bi'l im a da m ı n ı n rol ü , tiyatro s a h n e�.i nıi n ı ş ı k ç ı s ı n a b e n ­ z i yo r. Tiy.a t roda ı.ş ı k·ç ı , sah n e. den i l en a.ı a n ın, bi r b öl ü m ü ­ n ü a yd ınl atırken bi r d iğ e r böl :ü mü nü k a ra rtıyor; a l a n d a · ı ş ı k de·ğ işti rm e, zama nda g e riye veya i le ri ye o hn a nıı n et­ ık isini tekra rı ıvor. BiıH m a da m ı n ın rol ü , tiyatro n u n ı ş ıkçıs ının işl ev ine . . b e nzediğ.i . ,i çi n , b i l i mse.I cahşma l a rda· ıher yen i ıb u l;g u, a y­ nı z a m a nda son d erece eski g örü n ü ypr. Bu n eden l e , a y­ rı n tı·s ı z ve . g öt ü rü ya k l aş ı m a a l ı ş k ı n 'b i r ba kış, bi l im sel ta­ ri h i ·oi n d ek1i· her · yeni· ibul u ş u ·aıym za m a nda çok · esk i. s a .:. · yaıbiliyor. H er y en iı b u l u şu n, ol d u ğ u tü rde n eskiden d e var ·Ol d uğ un u sôyl·em e k , b i l i mseıl ·Ca hşmq n ı n hem o lg µ l a r;ı- ye­ :n i d e n dizdi ğ.i n i bi l m emekıte n ve hem d e teori ' n i n o l g uları . değ i şti.rd iığ.i n i anl ayam a m a kta n i l e ri g eliıyor. i s mo i.I H a k k ı Uzu n c� rş ı l ı.,' n ı n Osm a n.l ı s a ra y :kmum l a ­ n nı i nceled i ğ i ça l ışmaıs ı n.d a n a kta rıy.o. r umı: «Os man l ı· ta rih­ .teri n i n tetkikleırin den .ç ı k a n neti cey e g öre p a diş a h l ar, Fa ­ t i h S ul ta n M e•n m e.di de1v ri n e kadar m üsteb id b i r h ükü mda r . d eğ iıl l er.d i ; k en d i l eri vezi. r .ve1 ıbeığl·e rin inı i tti'f a k ı·y l e Osman Oğ u.l lcl.n a r.a s ı nda n h ü k ü m da r ı ı.ğ a: i n tilhap eô.U i r ve d evi.et ·ida res.i nde ıba şta b u l un a nı ıhükümet reisi ve aza l a.iı n:ın ida­ ri n üfuz l arı na tab i o l url a rdı . B u n un l a beırab er d ev.ıet a d a m· ı a rın ı n · ma h ku m u değ Hd iJer; ioab ı n d a arn l a rı nd ak i reka­ .b etıten i stiıf ade H e onl a rı ceza,l aın dırı rl a r, fa kat, h odbehod . h a reket -e deme:Z,l erd iı» 4• Açtk b i r· seıç i mden s öz edHiyor ve ıbun uı katı ıl ı.mc ı lbi r yör:teti m saıvıı i z l i yor. «ı Devl·et merke­ :z i nd e ve,zi,r.,.ıi azam , vezi. r veı ıbe:ğ l e,rbeğ iHkl erd e bu l u n a n · T ü rk . beğ l e r, mem l eket üzerin de g e n i ş· itiıb ar ve· n üfuza -s a h iı p o ld u k ,l a r m d a n ve sa l ta n ata g eçen Osma nl ı h ü k ü m -d a rl a rı · b u n l a r ı n müza'h a retiıy l e o m a k a m a g e ldi k l er.i nd en bitta b i işlerd e bun l a rı n söz l e ri müessi rdi» . Roma C u rnh u ­ ii:yet i ' h d e de d u ru mı ıb unda n fa rk l.ı g örünm ü yor; Osman.o ğ­ lu C u mıh u riıyeti ' n d e başka n ın s e.oi mi ve yönıe ti me, mon.ar:. k·ı· a ş a nı ıbi r katı.l ım net b ir b i çi m de ıbeıl i.r.i yor. Profesö r H a l ıi l i n a l c ı k d a , yaba nc ı dilld e yay ı n l an a n , .-«The , Ottoma n Enııp i reı» a d ı n ı ta ş ııy a n ça l ı şm a s ın d a , «Se1 28


,çim» sözcüğ ü n ü k uıJta n ma m a k l a bi rl iıkte, e mi r veya s u l ­ ta n ı n seç i m l e i ş b a ş ı n a gel d i ğ i n i ka b u l ed i yor. «Wh ichever Ottbmanı pri.nce s u cceeded . i n s ecu ring t h e emıp i rn's ca­ _ p i ta.ı , Tıreosuıry a nd a rch iıves a nıd. in win ni n g the s u pport 9f t h e j ô n issaries, !J l em a , b uır.ea ucracy aın.d t!h e pafoce of­ fic i a l s . wos tıhe l eg i ti mate s ulta m> 5 . Başkenti eıllde ede n , hazi1n e ve a r.ş iv le re e l k·o yaıb i l en , ibu n u yapab i l m e k i ç i n d e u l em a i Je b ü rokra s i v e· sa ray g ö revl i.l 'e rıi n i , h eps i n den öte d e ord u.yuı kaza n a n her Osma n l ı p rensi, m eşru s u ltan sayı l ıyor. Payiıtaht ı elde etmek taıhta oturma k a çıs ı.ridan son derece ön e m H ol!d u ğ u içi n Osma nıl: ı ' p rensl e ri k es i n l i k.l e başkentte tutu l m Uıy.a rlar. Ay rıca Rumeli .ord u su d a h a sa­ vaşçı" say ı l dığ ı n d a nı Tra kya 'da d a hiç bir Osma n l ı prensi va l i y.a p ı lm ı·y or (* ) . Ed i rn e ve B ursa , b i ri nci si D a r- ü l H a rb v e iıki n ci si D a r- ü l . İ s l a m say ı l ı y.o rl a r, İ sta n bul a l ı n ı ncaya . k a dç r i k i başkent o l a ra k. kuıl l a n ı l ıyor; ıbu ra l a r-da şehzade vaH g öre.v lend i ri l m iyor. Amasya, Roma ' mn , Ara pça R u m den i l i yor, va r i·s i olmak i steyen O s man:o ğ l u ·i•çin çok önem­ li bi r yerd i r; Am asya , S el:ç uk v e Osma n oğu l l a r ı 'n ı n « R u m» , Roma , bi ld i.k l e ri K ü ç ü k Asya ' n ı n en g üze. ı ve baş kenti ol a ra k g örülüyo r (**) . Amosya ' n ı n :bu itiıba rı n da n d ol a y ı , uzu n yı.H a r Amasya 'da g öreıvl en d i ri l en şehzade, g a1y ri re s ­ mi d e olsa , t a h t ı n va ri s i kabul . edi l iyord u . Fa kat pra tiğ i n b u kabu l l eri n p ek i şe· ıyaıro m a d ı ğ:�n ı ortaya ç ı ka rması· üze­ rine, i sta nıb u l 'a ya k ı n lbi r yerde va l i l.ik d a ha önem l i bu­ l un d u ; M a n is a , te rc i h e d i l m eye başla n d ı . B u terc iıhte, h i ç k uşkü yok, Arnasya'nm :bi l im veı edeb iya t v e M a n isa ' n ı n eğ l ence v e ick·i merıkezi o l m a s ı n ı n d a etki s i va r; Osma n­ oğ.l u d üzeni oturmaya başlayınca i çk.i ve eğ l ence, b iH m ·

( * ) .Cem'in bir süre Edirne'de görev yaptığı savları, bu ,görüşe, ters düşüyor. ( * * ) «Son günlerine kadar Bizans İmparatorluğu kendine ·'Romalılar İmparatorluğu' derneğe devam» ettiler. «Bizanslılar hiç bir zaman imparatorluğun İtalya üzerin­ deki hakkından vazgeçmemişlerdi.»

Charles Diehl, Bizans İ mparatorluğu Tarihi, İ s­ tanbul, 1939, s. 54 ve 91 .

1 29

F. : 9


ve. edeb i�y atı n ö n ü n e geçiyor. H e: r h a lde h em i·ck i ve eğ­ len ceye d ü ş k ü n l ü ğ ü ve hem de ·İ sta n b u l 'a yak ı n l ı ğ ı nede­ n i;y l e o l ma l ı , M u ra t. 1 444 •y ı l ında taıhtta nı uza kl aştı rı l ınca. ., M a n i sa'yı s eçiyor. Kaıri n e yoluy l a terci h i fa de etm eni n ötes i nd e h i ç b i r O s m a n. o ğ l u emi r, yerkH� g eçecek k ims-ey.i be l irlemek c e ­ sa reti n i ken d i s i n d e b u.l a mı·y or; k urul u ş k u rall a r ı n a ters d ü ş m es i n i n ötesin d e se·cmenl er kol e j i n i n h a k l a rı n a da b i r tecavüz olara k kaıb u l ed i.lrne,s i ni, m üm k ü n g ö rüyoru m . M u­ ra d ' ın tercihi o l d u ğ u a n l a ş ı l a n Ala atti n, İ k i nc. i M eh m et' i n .i l k terc i h i o l a n M u stafa ö l d ü r ü l üyor. İ k i n c i M e h m et' i n i k i n ci ve a c ı k terc i h i Cem'e k a rş ı g ü çl ü b i r m u h a l efet o l u ­ ş u yor. Osmanl ı1 a mi ri n i n , d a h a sonra Ara pl a rd a n üha. ı · etti k ­ l e ri s ıfat ·i l e s u l ta n ın ı n (*) seçiml e g e lld i1ğ i· g erçeğ i n i , ya:. banıcı· a raştı rmac ı la r d a ön p l a n a cıka nyorl a r. O s ma noğ l u s ü l a l es i üze.rinde a ıy r ı n t ı. l ı ç a lıış m a n ı n yazarı A . D. Aldeır­ son , b u nıu b i r «dem1okrati k h·a va » , democraıt ic s p i ri t; say�­ yor ve Osma n l ı. sa lta nat b i çi mi n i , a c om p rom i s eı between th e h e red ita ny a n d. e l ective p r i n c ip l.e s, « ı rsii v e se,cim iıl ­ .kel ef·i a ra s ı n d a lb i r u z l a ş m a » o l a ra k görüıyor6. Belık i de bu u z l a ş m a d a n uza k l a ş a b i l m e k i ç i n Os m a n oğ l u a i l esi , s ü ­ rek l i asaılıet peş i nıcie k oş uyor; ev l e n m e l e ri n ötes1i n d e , O n ·

( * ) Araplardan «sultan» sıfatını ilk önce alan Türk'ün Tuğ­ rul olduğu anlaşılıyor. 1 055 yılında Bağdat'a ve Abbasi Hali­ fesi'nin otoritesini güçlendirmek üzere giren Tuğrul'dan H:a­ 'life çok hoşnut kalıyor ; kendisine «sultan» sıfatını veriyor. Tuğrul da bundan çok hoşnut ·kalıyor ve yaşının ilerlemiş ol ­ masına karşın, Halife'nin kızlarından birisini kendisine eş ola ­ rak isteyince Halife şaşırıyorp Tuğrul'u o zamana kadar kardeşleri, kuzenleri ve komu­ tanları, eşitler arasında birinci, primus inter pares sayarlar­ ken, Abbasi Halif esi'nin «sultan» · demesi üzerine Tuğrul da kendisini sultan saymaya başlıyor ve hemen bir müsliman İran hükümdarı davranışına bürünüyoır, Farisi ve Ar�p görevliler istiyor. As a result, a Turcoman revolt broke out in üpper Me­ sopotomia and İran, bunun sonucunda Yukarı Mezopotamya ve İran'da Tuğrul'a karşı bir isyan patlak veriyor. Claude Cahen, Pre- Ottoman Turkey, N. Y., 1968� s. 25. -

1 30

'


Beşi n c i. yüz y ıJ d a , Kayı soy u n d a n g el me, Konya 'ya kaçıp yerl eşen Doğ u Roma imparntor a i·l e,ı e ri n i h} b i ri s i n e bağıl a·­ n arn k Roma asa l et i n e sa h i p çıık ma ve hatta M uh a m med'­ i n a k rab a s ı1 olma türün den rivayetl eri b i rb i ri n e . r eka bet h a .. · H nd e veya hep b i rl i kte k u Ha n maya ça l ış ıyor. Fakat bütün b u ça ba l a r ve· d alha · son m h a l i feHğ·i sulıt a n l!ıık.l a b i rl eşti r­ me sen a ryol a rı ıb i. l e, oy vermem e n in öld ü rmek ola ra k ger­ çekleştiri ldi ğ i d üzeni d e.ğ i ,ştirnmiyor. Oy vermeme n i n öl d ü rme i l e ıi fad e edi l d i ğ i bu Osman­ oğ l u Cuımıh u riıyeti.'nde1, Dörd ü ncü Mehmet'·i nı babası İbra­ h im' i ö l d ü rttü ğ ü 1 648 yı l ı n da n, Dörd ü nıc ü M ustaıf a ' n ı n k u ­ zeni. Ocü ncü Se l i m ' i ve İ ki nıciı M O ' h m ufu n k a rdeşi· Dör­ d ü nc ü M usta.fa 'yı1 öldürttü ğ ü 1 808 ıyı l ın a kad a r vaılın ı zca b i r te:k Osmanoğ l u erkeğ i n eı ölüm d ü ? üyı0r; yüz a lt m ıış y ı.I i ç i n de ıbi r te k kati i1h m a.ı ed i l ebi.lı i r. Ancak lbu öl ü msüzlü-. ğ ü n a ç ıkl a n m a s ı. ·g erekiyor. Uzun . biır a kta rma ya p ı l m a s ı, zoru n lıu l u ğ uı va r. Le­ .opolid von Ra nke'd en ş u n u a kta raıb i.lı iyorum : «0 va k i t ki Ş eyh ü Hslo m Abıd u rraıhma n Efend F yeni çeri ağası tarafı n ­ d a n kola yca iık n a ed i ldi . 8 Ağ u stos 1 648 .d e, az z a man e,v ­ vel din veı dev l eti n b ü y ü k vaziiıfel e ri i1 oi nı te1sis o l una n eski· Bizans d evri n i n i sya n l a rına sa·h n e o l a n · meıyd a n d a k i Sul ­ ta n a .h met Cam i i i ç i nde U ıl€ mçı ve yen içeri. a ğ a l a rı topla n ­ d ı l a r. Al l a'h'm k u H a nn ı n m üştern k dava s ı . ba h is mevzuu o l du ğ u b ey an i y l e topla ntıya s iıpa h i.l e r d e· çağ r ı l d ı·l ar. B un­ d a n böy l e ta m a miyle1 Türk o l m u ş ıyen i çeri l e rl e sıi pahi l er as keri otor.i tey i , o dl i v e di n i ola n otoriıteıy i· ul em a s ı n ıf ı', veraset s uı r eti:l e i c ra ve tatb i k etm eğ e, · başl a m ı ş l ard l'>> 7• Si­ paıhi. l e ri n artıık h i ç bir g üc ü :yok; von Ra nke, «bu i k1i heyet birl i kte Osma n l ı C a mi a s ı n ı vücıude1 g e UıtHık,İ e ri n1 id d i a edi­ vorl'O rdıı» diyoL U l·e ma s ı n ıt ı n a d a , yeni,ç eri l eıri ıb ağ l ı ·Sa�.. mo k gernkiiy or v e . bu nede n l e « h ü k ü met ad eta doğ rudan . doğ ruya yenıi çeri leri n e:l in eı .g ecm iş g iıb i görü n üyordu» . 1 648 tc;:ı riı h i ndenı · i tiba ren ortaıya çıkan rnj imi·, teık pa rti yö­ n eti m i saymaık kaçı ml m a z oluyor; On Dokuzu ncu yüz y ı -, l ı n :baş ı n a kad a r süren, tutu c u 0ırd u nun yö'n eti m inde bir ö l üm sessiz,l iğJ d i L Üçü nc ü SeH m , ye n i den iki pa rti lıi re Hm e dönüşün i şa·

1 31

'


retini veriyor ve ıS a nc ı l a nnı gösteriyor; g e n c ı ord u n u n e l LyJe ıbu i l e ri c i p a rti n i n i1lk ıba şka n ı , Se l im , boğ d u ru ıl u yor. l l eri·oi lıi k, O n DokuzıU .n cuı yüz y ı1l ı n ib a ş l a n n d a d a , Ana­ dol u 'da . değ i l R u me l i ' de ve U c ' l a rda fi l iz veriyor; A l e m � da r yardıma g e,l iıyor. İ ki n c i M ah m ut. ö l ü m ü n eşi ğ in den dön1dü r ü l üy or; iboyn u nd a k i k i ri ş ç ıık a nl ıyor ve ,ta\hta otu rtu l u ­ 'y or. , İ:k i n c i. Meıh m et .i l e, İk i nc i M a h m ut'u n yazg ı l a r ı n da or� · ·,t ok ög e l e r görd ü ğ ü m kes�i n ; İki n c i Meıh m e t' i n d e ö l ü mü kok l a d ı ğ ı n a · i n a n ııyorum . Tahtıta n i nıd rri l d i kten son ra be.ş y ı l ya şa yabi lmey i , ı0l a ğ a n üs t ü •b üy ü k b i r koru nma ve y a ş a ma i çgüdüs ü n e ha· ğ lıa ya b i l iri m ; hı rs b i .r iıktiriyo r. İ ki n c i M a h m u t, öl üme s om ut o l a raık d o k u nıd u ğ u i çi n h ı rs birik­ ıti r.ni esi çok d a h a kolay ol uyor: b u ord uıyıU orta da n ka l d ı r­ m a d a n yeni l iıkçi l e r partisi n i n ya şaya maya cağ ı n a i na n ıyor: 1 826 yıhn ın 15 veı 16 Hazi ran g ü n l e ri nd e , Consta n t i nı' i n İ'l k ' s a rayı mn b u l u n d uğ u Sara yıb urn ü ' n d a n baş l ay a ra k M a rm a ­ ra 'ya d oğ r u d e n i z cesed l e . d o ld üru l u yor; y ü z y ıH a r b oyu Osma n oğ 'l u a iil es i n i d e bi r oyu n c a k ıh a lıi n e g et i r m i ş o l a n g.e ri c i l iık yu ıva s i ord u , yer.l e b i r ed i l iyı0 r. Ta rih l e r b u n a Voka - i H aıy riıye, H a y ı r l ı Ol ay, a�d ı n ı veriyorla r. . . Gerici l i k yuva s ı orduyu tek seçi c i haıl i n e getiren s ü .., reç, İ ki nc i M eh meıt i l e ıbaşlı ıypr. İ k in c i M eh m et, kend i s in e :i ktiid a r ka pısın ı: a ç a n pa rti yi orta da n ka ldırma s ü rec i n i d e r . baş lotıyor. Şöyl e d e söy l en eb i.U r; lıkinci Mehm et' e k a d a r i k i pa rti l i ib i r rej i m va r. Ken d i1S i, i l eriye a ç ı k M e h m et, bu !i .k i, pa rtiden · bi r.is i ni,, i l e rioi ler to raf ı n ı , s ü rek l i ol pıra k ba l ­ tal ıyor ( * ) . İ k i nci M e h m et, O rta Cağ'a g ö re ç o k g eç v e Y a k ın Çağ'a gör e d e çok erıken _ g e i i ıyor. Şi mdiı s1ı rn , i·k i pa rfüi rej im i n ayn ntı. l a n n ı n ortaya · çı,_ ıka rı lmasma g el iyor.' . ·

( * ) Mustafa. Kemal Paşa'nın başında bulunduğu Kema,list Parti de, .elindeki tüm imkanları, işçi sınıfı tarafını, ideolojik . ve örgütsel alanlarda, kırmak için kullanıyor. Böylece mey­ . danı, tümüyle, Kemalizm�µı karikatürünü Kemalizm olarak . uygulayacak olan sermaye partisine açıyor ve tarih içinde, kaçınılmaz bir biçimde, sermaye partisi ile özdeşleşiyor. Ke­ malizm, kendi karikatürüyle birleş1yor ve , özdeşleşiyor.

1 32

·


Poırti � iktidar :içi n var oluyor . Pa rti , i ktidan tutmak iıoi n ol uşan bir taraf'tır; aynl mak ve ay.ırinakl'O baŞıl. ıyor. Par­ tr'n i n , va r ola n bi r .i ktidarda ortaya çıkması veya bir · i:k ti'· · dan a l.moık iıcin kurulma s ı - önemlıi bir ö�ellik · taşımıyor; öneml i ol.a n, parti ' niri, kesin l'i kle bir ıi k tiıd a rı amaolama­ s ı nda yatııy or . ParU, de· facto . ıh e·r zaman .va r oluyor; kavram olara k d a·ho son ra olUşUıyor. Tüzüğ ü hep !kağıt üzeri nd ed i r; ar­ kada n .g el iyor. Disip l i n i ise fetişl:eştiırmeo/e pek ·çok elıve­ riştıidir; disipl i n , iktida r hırsın ı n türev i olaraık o�aya çıı­ k ı.yo:r. İ ktidar perspektifi olmayan ıb i r partide disip�i n bi r fetiş oluyor; a s l ı nda iktidar per·spekti'fi ol maya n bir parti bi r fi kir k ul ü büne· dö n ü şüyor ; Osmanoğ l u Cumhu riıyeU'nde fi k i r ku l übü yok; pa rt i ­ · l e r var. G ücl ü b i r ha1b erleşme ağ ı· ve kendisi,l')e ·yetecek bi r; kadrosu olld uğu a nıl aşı·l ıyor. İ ık iı pa rti nıi n de yön eti c i le rin i . · g östereb U ecek . d urıumdaıyım. M uırad ta raflısı pa rtide sadrazam HaHI, eırıdıu komuta� n ı yen i çer i ağası Kurtçu Doğan, Anadolu Beylerbeyi Uz­ g u r-oğ lu . İsa, isha k Paşa· önde· bir 1y er a l ı1yorla r. Canda rh v eya Cand.a rı u H a l i l , bu pa rtini n ıb oşka n ı konurrtundadın bu nedenle, ıbuı partiye Ca nıd aır.ı u Haıl i l Parti�i . C H P, veya . bütün g üçµnü orduda n a ld ı .ğ ı için de Kapı kuıl u Pa rtisi, KKP. ad ı vel'ii lebil i L An c ak ismi o kada_r önem H görm uo/orum ;, a s ıl niteliğ, i ü zerind e dıurmak .i stiyorum . . Canıd arl u H a l i l Pa rtisi'nin ideoloj isi ,-tutuıC u l uk'tu h tu"" tuc u l uık , CHP' ·için, bi r sırh çekirdek ol uyor. Her eyleminl� i çi nde yer a l ııyo.r ve h er eyl em ineı ışık tuta ra k yön veriyor.. Prog ram ola rak, b u pa rti , geniş.l ememeyi seç m i ş görü n ü­ yor; Bayezid''ten ka lan ve T i m u r' u n cekUmesin den sonra tekra r · derleneıb ilen s ını r,l an, ebed i ık abu.11 ed iyor. Stratej i ola ra k da sa l d ınryrı değ i l _ uzlaşmayı benıi ms·iyor; son dere­ ce ba rış ·ya n l ısı, görün üyor. Kapı.k ulu Pa rtisi,, K KP, en çok .savaşta n korkuyor ve hedefe saldırma k yeri n e hedefle .uzlaşmayı tüm hareketlerinin temel i lkesi h a l i n e geti ri·-· yor. ·ıBa!n ş yan l ııSıı ve· u z laşma cı olmas11, zorunl u olarak, iş ibi rıl ikçi bir tutuma giırmesi n i d e g erek ti ri yor; Candarh Ha­ m Pa rtisi, Osmanıh tfüzenıi içinde, B i z a n s ' ı.n işbi rlıi kçi.sid i c.. ·

·

·

1 33


Ya1l n ızca. ·ideol o j i k p l a nda değ i l , ha reıka t a l a n ı nda d a , s ü ­ re k l. i o l a ra k Doğ u Roma i l e i şb i rl i ğ i iıç i n e g i riyor; Roma i l e Jbi r e1yl.em ibi r l i ğ i 0ıl uşt u rma�ya ça·ı ış ıyor. B u , z a m a n za m a n Doğ Ui Rom a ' n ı n e l ç i l erine orta k p rog r;a m l a r i c i n n as i h a t1aırd'a bul.uıriım0ık türü nde· o l aıbi,ld i ğ i, g:iıb i , · İ sta nbu l Fe1Jh V­ n in en statej i k a n ın da b i le, Kon sta nıtin ' i n Sa ra y ı ' n a h a ber u çurm ak ıb i ci m i .n d e, d e· ortaya , ç ıkıyor. i ş b i r l i k,ç i l ' iğ i n a l t ı n l·a m ü J<afatl a n d ı rı l m. ı ş · o lm a s ı m ü m ­ ık ü nı; C a n da rliı H a HI Partisiı' n i.n r ü şv�tc. i o l d u ğ u n d a n ve rüş. vet a l d ı ğ ı ndan da k uşku d uıymıuyoru m . T ü rk ta ri:h çi l e ri n i n �KP' n i n· l ideıri. H a.l i l ' i nı rüşıvet a lm ı ş o lma s ı n ı o n u rl a rına uyg un bu l mıUıy or l a r v e e ldeki tüm kamtl a ra k a rş ı b u n u n ü st ü n ü örtm eye1 ço l ı ş ı,yorl a r. M odern ta rihçi l er a ra s ı n d a1

Üç Kaynaktan Aktarma Fratih Döneminde Osmanlı Partileri «A de'te rnıining fa.ctor. in all the majo r poli­ ticaı' developments of Ottoman histo ry between 1444 arid. 1453 was the struggle for supreme P.O­ wer between Chandarlı Khaliı P.asha, the all po­ we rfu.ı g rand vizier since 1436 or 1437, and a g roup of ambitious mil'ita:ry 1l eaders tncluding Shaha­ beddin Shahin, Zaganos and T1u rahan, who were seeking te seiZe! the control of the gove rment by cl'aiming to be protestors· of the young 'Su.ltan's rights. » «ln the fo rmation of Mehmed's pe rsonality and imperia.listic policy the infulence of Shahin and e'Special'ly of Zaganos can not be ove resti- · mated' . » ·

Halil İ nalcık, Mehmed the Conqueror (14321481 ) and His Time Speculum, 1960, Vol. . xxx� p. 41 0 -41 1 . «1436 veya 1437· y ılından beri iktid'arı tümüy1 34


le elinde bulunduran v'ezir-i azam Çanda rlı Ha­ lil Paşa ile genç Sul.tan'ın· haklarının ko ruyucula­ rı oldukla rını iddia ede1rek: yı,ö netimin kontrol'u­ nu ellerine geçirmek isteyen, Şahabettin Şahin, Zaganos ve Turahan'ın. da içlerinde bulunduğu . ' bir g rup hırslı askeri lider arasındaki nihai ikti­ da r mücadelesi, 1444 ve 1453 yıl ları arasında Os ­ manlı .tarihinde büyük. siyasal getişmel'e rind'e be­ lirleyici faktö r oldu.»· · «Mehmed'in kişiliğinin ve emperyalist poli­ tikasını� oluşmasında Şahin'in ve. öze.l likle Zaga­ nos'un et.kisini aba.rtma:k mümkün görünmüyor.» <�It appeared that the new Sultan was unde r the influence of Murad's old minister, HaUl, who was known to have sha red his maste r's taste fa r peace.» «Byzantine diplomats had carefully cuttivated Halil's fridenship.» «Zaganos Pas ha, now second Vizie r, had · be­ en cold te rm with hitn (Chandarlı, y.k.J fa r so­ me years and was a close frierid of Shahabed-din, the eunuch who · was Mehmet' s intimate · and ad­ vocate of war.» «Halil had his supporte rs amongst others of Mıirad's old ministe rs·. But there was a vigo rous party'. opposed · to him, ledı b(y soldiers · such as Za.­ ganos andi Tu rahan Pasha, with the eunuch She­ habed-din behind them;. and it was· they who had the Sultan's .e a r.» ·

S. Runciman, T h e Fall o f Constantinople, Cam­ bridge University Press, 1965, p. 61 and 73. ·

«Yeni Sultan'ın, Efe_ndisi'nin barıştan yana tercihini paylaşan Halil'in, Murad'ın eski bak·a­ nının, etkisinde old'uğu anlaşılıyo rdu., »

135


«Bizanslı diplomatlar, Halil il f3 dostluğu özen­ le ge'liştiriyqrl'a rdı.» «Bir kaç yıldan beri onunla (Çandarlı, y.k.J iliş�ileri soğumuş· olan, şimdi ikinci v ez�rliğe ge­ tirilen Zag'a nos, M ehmet'in sırdaşı v e savaş taraftan Hadım Şehabettin'in yakın a rkadaşı idi.» «Halil'in, Murad'ın diğer bakanları a rasında destekleyicile ri vardı. Fakat on'a · muhalefet eden, Zagaınos ve Tıirulıan Paşa gibi askerıe rin liderli­ ğinde, Hadım Şehabettin'in d'esteklediği atak bir parti v-ardı ve Sultan da. yalnızca bunlan dinli­ yordu.»

·

«But g reed of wealth was his noto rios fai- · ling, .and this, combined with his (Halil's, y.k..J conciliatory policy towards the G ree�k and Ser­ bian Courts, a roused s uspicions that he was in the pay of the wily Greıeks', and of rich old 'Vok­ oğlu' asthe Turks caUed, Despot George.» , «<Tfıe impatient military party disliked him for his patience and moderatio n, while the com­ mon peopl'e took rev.enge for his stinginess by nicknaming him 'Gyaour Yoldash' and 'Gyaou. r O rtagh' ('The comrade and partn e r of the infi­ dels' J . «All this while Constantine (the empore r, y. k.J continued in Adrianople his diplomatic en­ d�avours to avert the · dang e r. ChalU Pasha tho­ ugh compelled to be doubly oareful and cautious on accaunt of the inc reasing ınfluence of the war pa rty worked cohtinuaUy and in his own way, fo r peace . · Despot George Bra nkovich was doing th e · _ same.»

·

·

Chodonul Mijatovich, Constarıtin Palaeologus, the Last Emperor of the Greelcs 1448-1453, · tlıe Conquest of Conr;tantinople by tlıe Turks, Chicago, 1 892, pp. 1 00 and 127.

«Ancak ·s ervet hırsı meşhur zaafı idi v e bu,

' ' . '

, ·


•,

G re k {Bizans, y .k.J ve Sırp Sarayla rı'na karşı uzlaşmacı politikasıyla bi rleşince, kurnaz G re kler'­ den ve Türkleri n ' Vo k�oğlu' dedikle·ri ze ngin Des­ pot Yorgi Branko"'1iç'ten iüşve.t aktığı kuşkuların çıkma sına neden . old u .» sa bırsız askeri pa rti, s<ıbır,ılığı v e ılımlılıgt nedeniyle, o ndan hoşlanmazken, sade halk da, o na , 'Gavu r Yoldaş' v eya 'Gav u r Ortağı' ad'ını takarak pintiliğinden intik·a mını almış o l uyo rdu.>

ı.

«

ı:

:1 .

Bütün bunla r, Konstantin'in (Bizans İ mpa ra� to ru, y.k.J tehlikeyi geçişti rmek için Edirne Sa rayı üze rindeki diplomatik gi rişimle rini sürdürdü­ ğü zama nda oluyordu. Savaş pa rtisinin e tkisi a rt­ tığı için daha dikkatli ve tedbirli ol'mak z0 runda kalan Halil Paşa da, sürekli olarak, kendi usu­ lüy'ie, ba rış için çalışıyordu. Despot Yo rgi Brankoviç de aynısını · yapıyordu.»

·

H a l i l i n a lcık, H a lil 'i a k la ya b i.l mek i çi n öz.e l caba harc ı�or ve ıbu n un Biza n s ya nl ıs ı pol itiıka s ın ı n a n l aş ı l m a ma s ı n d a n doğ a n h a l k riMayetl e ri o l d u ğ u n u He ri s ü rüyor ( * ) . Ha l i'!' i n a lc ı k, H a l i l ' i koruya b i l m e k icin :bi r b i l im ada mı n da bu-­ l unm a s ı g e reken tüm titiı:Hğ i bir ken a ra a tııyor. Uc Bey l e ri Pa rtisi·, veya ıb a şka n.ı n edeniıy l e Şeha bet- · ' tin Şah i n Parti s i ' n i.n s emlb olü «şah i n» o l a.bi li r; Can d a r:l ı Ha-­ l i l Pa rtisi'ne « g üverc i n » uyg u n düşüyor. Bt:J Pa rti , M e hmet ya n l ı s ı d ı r ve Doğ uı Roma i m p a ra to r l u ğ u ' n u o rta d a n ka l dı r mak i stiyor; Konsta nti nıop l e' u n a l ı n m a s ı , U BP ıi ,c in, b i r .h ı rs olarnk . ıbeHri.yor. H a d ı m Şehabetti n Paşa ' dan başk a ön·

( * ) «Rüşvet rivayetlerinin, onun bu siyasetine karşı ko­ yanlarla böyle bLr siyasetin hakiki sebeplerini tamamiyle an­ . lamayan ve halk gaziler muhiti tarafından yayılmış ve ora­ . dan Bizans kaynaklarına aksetmiş olduğu k uvvetl e tahmin, olunabilir. ·

·

Halil İ nalcık, İstanbul'un Fethinden Ö nce Fatih· Sultan Mehmed, · Halil İnalcık, Fatih Devri üzerinde Tetkikler ve· Vesikalar, Ankara, .1954, zçinde, s. 82. 1 37


,,d e g_e l·en yön etic i l e ri , T u mh a n , Sar.uca·,, K.a ra ca Bey, _Za­ {J a n os , lıbrahim biD A bd u lıl a h , g e nel lii k l e «ıbi n Abd ull a h » .oı a r:a k bi lin iıy.o rla r. Sulta n M ehmet' i n ,a n n es i n iın d e i s m i . ta rtışma l ı dıır; .a� ca k m ezarı nd a « b i n Abd ullah>> " va r. İ s i m ­ l erd e k i bu .e k l e m e l er, b i n �bd uU ah' l a r, söz. k.o n usu k i m � :sen i n , kesin l ikle , ·h ı ristiya nl ııkta n dön me o l d uğ unu g öste­ riyor (* ) . Es ki d i n l e r.i n iı g i .z l ice· komyuıp koru m a d ıkl a rı a y­ ·r ı , a n c a k , zorla i s l a m ization s ü reci n den geçince, heps i n i n baba l a r ı n ı nı «Aib dullaıh» o ldu ğ u va rsay.ı l ı ıy or v e h eps.i «bi n .AbduHa h » , y a d a «.AJb dul l ah - oğ lıU>> i s mi n e ıb a ğ l a n ııy or. Bu iki pa rti , modern zama nl a rda p a r:ti ·s ay ı l a n p ek çok �.ö rg ü tl e nme: y i . k ıska n d ırnc a k bi r m ücade l e i ç i n e g·i riyo r; 1 443 v e rn uıhte me l e n 1 439 y ı l ınd a başlaya n , 1 453 yı l ın d a lİsta nbu Yun f. eth i,y l e bir s üre a ra veri l en b u m üc a d e l en i n , ·ya şa m ı n ıh e r -a nında ve. her yeri n d e o l a nca keski n l i ğ iy l e :.S ü rd ü ğ ü n ü göreb i l m ek s o n de rece şa·ş ı rt ı c ı d ır. Şaşı rma y ı hep öğ renmen in ba.ş l a n g l c ıı sayııy orum ; ş i dd et, ka1\fıbe d i l e. ıcek ,veıya kaza ml aca k ol a nm .ön e m i n de n !ka yn ak l a nıyor. ıca nda r l ı H alil p:artisi, H a·l· i l ' i n o s ı r a l a rd a ya l n ız Osm a n l t topraık l a r ı nd a d eğ:i l dünya n ı n. b i r çok ıyerin de d e enı z e n ­ <·g i n i nıs a n: l a,r a ra s ı n d a o l d uğ un d a n ve M u rat'm z a m a n z a ­ : m a n H a l i l 'd eri !borç a l d ı ğ ın da n k u ş k u d uyu l m a ma s ı g e re k i,y.or, kaybedecek l er ini n :büy ü k o l du,ğıu n a i na n ıvor; b u ­ �n u n i çi n uzl.a şmoc ı v e . ba rışçı p o l itiıka.ı a rı nıı a rta n .�bi r titi- z­ H k l e ıuyg u l a m ak i·s .tiyor. U c Beyleri Pa rtisi ıi ç i n ise ya l n ız ıkaz a n ı.l a co k l a r var; b u n u n i çi n i ktid a ra 1g e l me k isti.yorl a r. İ'kti d a ra g,e l e rek yaıy ı lma c ı. b i r pol Uiıka .i z l eyeb i l m e k i ·çi n d e :M ehmet';i tahta -ç ıka rm a k zoru n l u lıuığ u n u d uyuyorl a r. ·

·

Di·ğ er ta- r afta n 1 439 y ı l ı nda n itibaren ge.l i şe n u l us-

,

(*) Dünyaya . g elen Hk müslüman olan Muhammed' de, bir . 1\bdrillah-oğlu'dur ; tam bir Bizans müziğiyle bestelenmiş olan :'Mevlid'de, «Doğuş» anlamına geliyor, bununla ilgili dizeler war.

Aniine Hatun Muhammed anesi Ol sadeften oldı ol dür danesi Çünki Abdullah'tan oldı hamile eyyam ile Vakt iıişdi hafta

1 38

'

..


J a ra ra s ı duru m ve kay!bed i l en sava ş l a r, Uc B eyl eri Parti­ .s i ' n i d a h a sab ı rs ı z olmaya ve dah a hı rs l ı b i r po l i tika i z l e­ m eye zorluyor; 1 439 y ı l ı n d a F l ora nsa Konsi l i ' n de, Doğ u Roma İ mpa ratoru Sekizinci Yu a n n i s Pa leolog us' u n katı l ı·:. m ııyl a Batı ve Doğ u ık l iseler:i n i n bi rleşHri.lm esi1, Ü nyo n , ka­ -ra ra ıb ağ l.a n ıyor ve 1i mza l a n ı yor. Böyl ece başta Papa l ı k'­ ın, tüm Batı Av ru pa ' n ı n T.ürk l er'e ıkarşt yeniden g ü ç l e ri n i birl eşti reb i l m el eri· iıc i n koym u ş olduklan koş u l yeri n e ge­ ti ri.i miş o l u yor; a rtı k yeniı ıb i r H aıcl ı. Sefe ri başlatı.l abi l i r. 1 439 ıyı l'ıı Fl ora nsa Konsi l i k a ra rı , C.a n d a r l ı H a H I Pa rti­ si i ç i n ta m ıb i r panik ·etki·s i ya p ıyor ve CH P, d a h a ba rışcı v.e çoık d a h a u� l a ş m a c ı :b i r tutum i C i n e g i riyor. Avruıpa'da h ükm ü g eçebi l e n ve tek g ü ç l ü dev l et o l a n M ac a ri1sta n i se Tü r k l er'e ıSa ld ı rmaya başı ı,y or; Na tb Y a n oş H ü nya d i.' n i n ko­ m utas ı nda M a c a r kuvvetl eri T ü rk l er'e karş ı :ba şa rı üzeri­ �n e boşan kayded iyo'r ( * ) . M u ra d ' ı n , M ac a r l a r ı d u rd urımak i ç i n i st eksizce g i ri şti ğ i, sa l dı r ı:l·a r ise Be l g ra d 'ta ta m b i r h ezim ete d önü şüyor. 1 441 ve 1 442 y ı l l.a rında Ya noş, ye­ ni ıb aşa nlar·l a , Tu n a 'y ı· a ş ıyor v e T ü r k l e r'i ıBa l·ka n D a ğ l a ­ r�' n d a n da sökmeye ıba şl ıyor . . Macarların b i l g il i genera l i v e k ra t n ai b i Va noş, is­ ta nbul ' u n feth i n e kadar Tü r.kler'.i n büyü k korkusu oluyor. Tü rk taıkıvim yaz ı c ı l a rı i s e çok z a m a nı :bu yen i l g i l e rden söz .etm e m eyi terc i h ed i·yorla r; bu yen i l g H e r(i n s on u cu n d a M u­ rad ' ıın imza l a(hğ ı t es l.i m iyetçi E d i rn e Antlaşm a s ı i l e i l g iH .m üzake re l e r, son zama n l a rd a_ ortava .çı ka r ı l a n Gazavat- ı M u ra d d ış ında h i ç ıbi r T ü rk k ron i ğ i n d e y e r .a l mıyor. B a ­ z ı.l a n y e r a l ıyor; böy l e d u r.u mda d a , T ü rk kronik yazı .c ı,ı a ­ -rı , soru m l u l uğ u U c Beyleri Pa rtis i ' n i n ön d e g e l en yöneti1c i l eri n e ytk maya ca l ı1ş ıyor l a r. As l ı nda Osma n l ı ta riıh i nd e ıb u büyük pol itik sava ş ı n yaşaın d ı·ğ ı dön em i n ayd m ve :bi l i m adam l arının çoğ u n u n

( * ) «Meanwhile a fierce war ıbreaks out with the King of Hungary. Battles are fought with doubtful and various foT­ tune ; sometimes the Hungarians and more of ten the Turks .are defeated.> Demetrius

Cantemir,

don,

s.

1 743,

86.

1 39

The

Othman History,

Lan­


da ıb a rışcı ve uzl a şmacı olduk l a n görü l üyor; /b u n l a rı n b ü -­ y ü k çoğ u n l u ğ u n u n CHP ya n l ı·sı bi r tutum a l d ı kl a r ı n ı sao..., taıy aıbi l iyorüm. M eih m et' i n öğ retme n i Kürd Ahm et Ku ra ..: ' nıi' ni n d ış.ı nda cok büy ü k b i r 1coğ u n l,uk , i sta.nıb u l ' un fethi..: ne d e ka,rş:ı çı kıyor. İ k inci M urat ve İık i n c i M eh meıt zamıa n l annda yaşayan. ve bi l i ne n i lk · rivayet derleyicisi ola n Derıviş Ahmet Aşı­ k ı , Aşı1�paşazade a d ıy l a _ .y azd ıığ ı ta r.ih i nde, bu tutum u , çok. a· c ı k b ir biıcimde s e rg i l iyor; .y �n HgHeri n .çoğ u n uı Şa1habet­ t i n Şaıhıin' i, Ku l a Şah in , y ükl üyor. Şa h i n ' i n · «Anadol Uı as­ k erin i n bazısın ı , R u me l i askeri n i ve· a· k ı ncıs ı n r n a l a rak Et-­ l a k <İ lıi' nde Yanoş'u n üzerine g i tti ğ i n i yazı. y or; sonra savaş. yeri n e ickii a le m i n e !başl .ı yör. AŞı kpa şarz ade'-ye göre, ken­ dis i n e savaşı h a tı rlata n l ara , «Sa.r:hoş kafa i l e» cevap veri .­ yor ve «O düş m a n benıi m ıbörk ü m ü g örse ·b i r .n i ce g ü n lük yol a ka �a n> d iyor. Fa·kat böyle d emesi n e kaı l ma d a n:, Aşıık-· p aşazade'ye g öre, «bi r g ü n a nsızın M a c a r a skeri ·» beli­ riyor ve Şahi nı, bu kez,· « ağzın d aki · l okm a s ı m d aıh i» yiıye­ meden, « a rd ı.na» · ba kmada n, «ıka.o maya y üz» tutuyor. Aşık� paşazad e, « e lhas ı l i s l a m · .a ,s keri: ora d a- bozgu n a u ğ ra d İ» diyerek, sorum l u l u ğıU Şohabetti n Şa h i n Paşa'ya a tm a·klar bi.rl iıkte, yen i l g iyi yazıyo r. Anca k a s ı l büyü k boz.g u n 1 f43 yı l ı nda İzladli ' d e ve, M u ra d ',ı da i çi n e a laca k !b i r ıbiıç i md e g erçe k leşi yor. Os­ man l ı k rori,i k yazıcısı :b unu da, «Vı lakoğ l u , Rumelıi Beğ le-. rii ni. fi löri i-le ık o n uikladrn diyerek , despot B ra nıkovic: i n Üc' Beyleri' n e a ltın tü rün d e n r ü şvet vermes i ne bağ l ıyor. Kı­ z ı M u ra d i l e evl i ve karşı taraftan H a lıi .I türü nden tedbi rli V ı lakoğ l u da , ese n ven i h ava.ya uıy:a rak ·saf değ i ştiriyor ve M a c a r l a r Ue .i ş b i rl i ğ i . yapıyor ( * ) . İzledi yen Hg isinden; .sonra M urad, Edi rne An l aşm a s ı·' nı i mza l ıyor. -

Paışa idi. Onu kafirlerin Bµ mel'un . kafirlerin pu­ susu varmış. Bunları gafil iken ortaya aldılar. Halil Paşa'nın kardeşini tuttular. O zaman Bolu Sancak beği idi. Elhasıl fi­

( * ) «0 sırada beğlerbeği Kasını ardına .sürdüler. Kafirler kaçtı, diye.

'

Iöri (altın y.k.) himmet eyledi. Vılakoğlu'na memleketini ver­ diler . Vılakoğlu'nun iki oğlu Tokat hapsinde idi. · <Murat'ını sar ayında bir tür rehin yaşıyorlar. y.k.) Onların �özlerine de1 40


,

Ed i rne A n l aşma s ı i l e M u ra t, S ı rbi stan' ı restore edi ·vor ve on y ı l süreH b i r b a n ş p i.a n ı ö n e rerek, i mza l.ı yor. M a ­ ·ça rlıa r' ı n Sı rp l a r i l e; b i r l eşernık T ü r k l e r' e k a rş ı· biır H a1c l ı Se­ feri a çt ıığ ım g ö ren Ka ra m a noğ l u da h a r ek ete g eçüğ i i ç i n M .u ra d Ana d o l u'da d a , Ka r a m a n oğ lıu l e h i n e· top ra k kay­ b ı n a razı ol uyor. Edi rne Anlaşması 'nı M aca r. i s.ta n Elçisi':' ni n ö n ü nde· � m z a l ayarn k , k.e ndi el.çiıs iyle b i r l i kte M a ca ri s ­ tan"a gön deriyor. Anca k M a ca rl a r' ı n e l d e etti k l e ri başa r ı l a ra v.e Mu ­ r a d ' ı n ba rış i ste k l e ri n e ' b a k a ra k ken d i leri n e1 a ş ı rı .öl çüde '.g üvend i k leri ve Edi r n e Anl a ş mas,ı ' n ı d e11ha l :y ı rtıp attıık l a rı - a.n l ö ş ı l ı yor. M u ra d ' ı n .M a ca ri sta n ' aı on y ı l l ık barı ş öner­ m es i n e ka:rış 1ıl 11k , Y a n oş komuta s ı nda M a c a r kuvvetl eri ye­ ın i denı sa l d ı nya g eçiyorl a r. Bu sa ld ı rı haberl eri , üzeri n e Ed i rn e' d e ta m bi r pa ni k ya şan maya b a.ş l ı·y or; M a c a r kuv- · vetler.i n i Va m a 'd a k a rş ı.ı a ma k zoru n l u oluyor. İ k i n c i M eh m et' i n b i ri n c i kez ta'� tc ç ı k ış · ta rihi kes i ri­ ·o l a ra k bi l i n emiyor; P rofesör H a H I i na l c ı k, bu k o n ud a ki .o yrı ntı h a ra şt ı rm a. ve ı hese p l a r ırn yay ı n l ad ı ğ ı « Fatih S u l ­ tan M eh me t' i n İ l k C ü l u.su» a d ı nd a �i ça l ı şma s ında '«� u l ­ tan M ehme d ,,, i n i !ık d efa ta hta .ç ıkm a s ı ş üph esiz İ zl adi mu­ har ebesiyle Varna' sava ş ı a ra s ı n d a d ır» d iyor8• Ger.çekten <fe tam b u . z a m a n d a o l m a s ı g e reki·y o r; d eva m eden ye n i l ­ .g i. l er ve izladi b ozg un u nda n sonra R l:J me l i i l e Anadolu ' ­ ·d a b ü y ü k top ra k ık,a yb ına rozı ol u n a ra k h az ı rl a n a n Edi r­ :n e Antlaşm e i) ı' M u rat'ıın h ük ü mdo rl ı ğm m s on u n u h a ber ver.iyor. . Uc Bey l e ri Pa rtisi i ç i n d u rum son derece e lverıi ş l id i r; :böy.l e ibi r k u r:g u i·çinde· Şehzade A l a a tti n' i n boğ d urul m a s. ı m a n t ı k i tuta rl ılığ ı n a kavuşuyor. Alaattin d e 1 443 yı l ı nd a · öldü rü lüyor; b u n u n kendisine .y önel i k :biır mesa j o lduğu nu o n l ava·n Mura t' ı n b üy ü k a c ı l a r d u yd uğ un u bel i rten kayn a k­ .l a r ı n doğ ru l u ğ u n a .i n a n ıyo r u m . M urat, . ke;nid i s i n e · çığ J ııyor . ve ta htı bı ra kmaya zor l a.n ı yı0 r. M urn t' ı n , Miıh a l iç'te önde • .

mir sürme çektiler. Babasın a gönderdiler. Ham .Paşa'nın kar­ deşini dahi Macarlar'dan satıIJ: aldılar.> Aşıkpaşaoğlu Tar,i_hi; Nihal A tsız yayını, Ankara, 1 985, s. 126-127 . .

1 41


g e l e ni ordu mensup l a n ve uc bey l e ri n önün d e ta htı b ı­ mktığ ı n ı açıık l a mo.s ı, da a n l a m l ıd ı r; düzen l i ord uı, s ipah i l e r k a rş ı s ı n d a b u yenUg iıyi k abu l e di,yor. A ncak m üc a d e l e, lbi tmiıyor; Kap ıı K u l u Partis i· iıçi n , M u - · rot ya şa d ı ğ ı s ü receı, müca d e l e ve kaza n m a şa nsı, va r. Bu s ı ra da he:r ik i pa rti n i n de ;i k i Osma n oğ l u' n u, M eh m et He M ur:a t' ı. ta m bi r koru maya a l d ı_k l a rm ı tah m i n edeb i l iıyo­ rurrı . B u: koru m a çerçevesi ·iıçi.ndeı Mehmet tahtı nı s ü rdü-· re bi l m ek ve M u ra t da ye n i d e n ıt ahta dön m ek i çin, k endi pa rtiıler i n e 1g üven m ekten b aşka ça re ıb u l a m ı:yo r.l a r. B üy ü k bi r p ropaga nda v e s i nir sava ş ı baş l ıyor. Va­ n oş ' u n tekra r sa l d ınya ge·çmes i , iki parti. ,a ras ı n d a: savaş ı n d a h a d a k ı zışma s ı n a y o l a cı·y.or; Ha l i l ' i n a da m l a rı , M eh­ m et' in komuta s ı n da M a ca rlıa r i l e ya p ı.ı .a caık bir savaş ın iba ş a rıs.ı1z l ı k l a son u ç l a.n acağ ını ve M eh m et'-i n d e neyi msiz ol d uğ u n u s ü rek l i p rop a g a n d a ediyo rra r. Kuşkusuz ıböy.le bi r d urum , M u ra t' m g ö n ü l l ü ı0l a rak tahtım b ı ra ktığ ı s.av­ l a rı m tam b�r çocuk m asa h d üzey i n e i n di riyor; b öy l es i n e :bun a l ı m l ıı bi.r d ö n e mde b i r sulta n ı n tahtı m b ı mk m a s ı a k l a u yg u n g e l miyor. Aynca Fatih 'ten . son ra Bayez i d ta ra fı n a ·

g eçen Turs u n Bey; Baıyez id'·e s und u ğ u Ta ri:h -i Eb u l Feth'­ de h a lk a ra.s ı n a yay.ı l a nı söyl.enıt i l e rd e n dizeler d e y a,y ml ı ..; · y o r . T u r s u n B ey'e ıg öre :b u d i·ze l e r _ Mura d'a o k u n uyor ve M u rad , taıhtı ıb ı ra ktı ğ ı n a p·i şma n ol uyo r.

Be kişi hey ne turfa ettin İşin aıltunken kem iş ettin Getirip oniki ya,şar ta:nayı Geçiırip y:eriıne gümüş ettin.

,

U c B e•y l e ri Prtisi d e bu p ropag anda nın a ltın d a ka l­ ma k istemiyor; M e. h met artık s u ltan.d ı r ve Ya n aş H ü n ya­ di ''Yi· M eh m et komuta s ı nda o rd u n u n ıka rş ı l a ma s ı g erekti­ ğ i n i i l eri s ü rüyor l a r. M eh me1t b u n u ·cok istiyor ve H a l i l i çağ ı rqra k «baıb a m d a n rica ed esi n k i m ba bam otu rub Ed i r­ ne'y� İsta nbul keferes i nd e n h ııfzediıb ıben U ng uru s ( Ma ­ c a r, y.k. ) keferes i üzeı r i n e va ru�b g a za edem» · d i yor. Fa­ ık at böy l e b i r, istek CH P p l a n l anna ters qüşüyor; H a lil, '

1 42


Olguların Yenid e n Dizilişi

Parti Mücadelesi 1 440 Yıllarında Orduyu Bölüyor Fatih ve dönemi üzerinde �n çok araştırma , yapmış Türk ta1rihçisi Halil· Inalcık'ın çalışma'."' ' !arından çok yararland1ğım görülüyor ; ancak, tümüyle ayrı sonuçlar çıkarıyorum. Bu sonuç­ lar çıktıktan sonra . çalışmaların kendisi olmasa · bile İnalcık'ın :bulgularının okunmasının de. ğiştiğini düşünüyorum. Buradaki bütün aktar­ maları Profesör İnalcık'ın «Fatih Sultan Meh­ met'in İlk Cülusu» adıyla yayınlanan araştır­ masından alıyorum . . «Düş manın, şimdi Edi·rne'ye götü re n büyük yol üze rinde Fad.i şah'ın kuvv etle rini ricaia mec­ bur ederek bu kad'ıar ile rleımiş olması .çok nazik ve buh ra nlı bir vaziy et ya ratmıştı. » «O zaman Osmanlı o rd u s u içinde v ahim ayrılıklar başgösterdi . » « Yal'nız tima rlı o rıdusunun kumandanla rı olan sancak bey leri değil, Tu rahan Bey başta uç kuvvetıe•ri, bir ço k defa düşman ka rşısında mu­ kavemet imkanı olmadığını söy liy e re k kati sava­ şa gi rmeden fi ra r yolunu tuttu.z a r. » «Bu y üzde n evv ela Rumeli · Beylerbeyi Kasım Paşa ile, sonraı bizzat Padiş'a h'la Turaha:n Bey a rasında münakaşalar çıktı. » «Mütevali mağlubiyetler ve ge ri'l eme, bu ih­ tilafı şiddetlendird i . » «Gazav at'a göre Mu rad, bunla ra l uç beyle­ ri; y . k. J hiç bir zaman itim.ad. olunamayacağını söyliye re k ge:çmişte ki fesadçı ha re ketle1rini bir bir hatırlattı . �> «Edi rne'ye dönerken çoik hid'detli idi: 'Hiç bi r y e rde karar etmeyip muttasıl gide r v e beyVe rin ·

1 43

'

1


birisine iltifat etmeyip he rkes yüzlerine bakmaz. dı.» «Edirne'de Tu rhan Bey, Hafü· Paşa' nın e m­ riyle Kapucu ·başı Balta-oğ.Zu Süleyma n'a tev k.if \ ettirildi ve Tokat'a hapse göriderildi. Artık Su� tan 'Rumelinlü' ile bir kere daha bozuşmuş o luyordu.» «Uç-beyleri ve 'Rumelinlü' ile bozuştuğu bir a nda dev leti b1·u ço k� nazik du rumdan ku rta rma k v e A .z.a ettin'in acıklı ölümünden sonra kal'a n ye­ gane şehzadesi 12 yaşındaki Mehmet Çelebi için tahtı garanti altına almak için il. Mu rad büyük fedakcirlıklçıra katlanma·k za ruretini duydu v e ta­ mamiyle babası, Ce·l ehi Sultan M e hmed'in .ba rışçı siyasetine döndü. «Mu rat, aynı zamanda, zevk v � sefaya duş­ kündü. Ay/yaşııık de recesind e içtiği, şa rap ve s az m.eclislerind e n pek ha·zzeUiği bütün kayna.lıları n .· müşte rek şehadet eUikle ri bir hakikatti r.» «l. Bay ezid yahut oğl'u II. Mehmet gibi fütuhatçı bi r padişah değUdi r.» «İşte bu adanı, . çok sevdiği ş_ehzadesinin ö­ lüm acısından sonra , kışın, Balkan geçitle rinde itaatsiz bir o rdunun başında .yaptı,ğı ko rkunç sa­ v a ştan inkisa r ve gazab içinde payitahta döner­ k e n, daha o zaman tahtı bırakma.ğa· ka ra r v e rmiş o lmafadır.» <<Meselia Gazav at'ta A laeddin'den hiç bah­ solu nmaması, Sult a n M ehme9''in ö n planda belirtamesi dikkati çeke r.» «Hüseyin Hüsam.ettin, maalesef kaynak gös­ te rmeden A Z.a eddin'in iki küçük oğluyla bi rlik­ te boğdu rulduğıı hakkında tafsilat v e·rir. » «O, Alaeddin'in, Mehmet Çelebi ile iktidarı ele almak istiy e n devşirmeler tarafınaan öldü rüldüğünü iddia ede r. » «Bu riv ayeti takviy e ede r gibi gö rünen baş'

·

·

·

·

1 44

·


ka bır nokta, N e ş ri'de v e KemaD Paşazade tari­

hinde.ki bi r tel'mihtir: Va rna . harp meydanında y eniçeri ağası Kurtçu Doğarı,, Padişah'ın dizgini­ ni bırakmaya n Anadolu Bey le·rbeyisi ve Alaed­ din' i n dayısı Karaca Bey'e 'Sultan A laed'd in'i . öl. dü rdün, bu kerre beğümüze kasdettin, ko gitsin' diye bağırdı,. »

Mu rat' ı .n savaşa, g i tm esin i' -istiyor. Mehmet, Uc Be-y l eri Pa rti s i ' n i n öze nd i rmesiyl e, Ha l i l e n g e l i n i aşam a ma kl.a b ir­ l ikte o rdu nu n ba ş ı nda savaşa g i t m e ,isteğ i n d en vdzgec:­ mi1yor ve b u n u· baba s ı n ı n yüz ü n e de söylüyor. M urat, b u ­ rad a, i l k k e z H a l i l ' i n sadak a tında n kuş k u d u yd u ğ u n u be l� li e d io/or ve «<1b uı a sUıı sözü o l oğ l a n ın a ğ z ı na verirs i n » di­ yerek H a l i l 'e· ba, ğ ı nyor; Ham.- M ur a di' ı , sa d a katı n a iın a n d' ı­ nyor. H i ç b i r a d ım ı n i h m a l1 edi l m ed iğ i , bi r orkestm n ı n ahen­ g i n i a şa n bi.r p o l i ti k mü cade l e s e rg i l en iyor; C H P , bu ra d a ·kaza myor. M u ra d , o rd u n un \ba ş ı nd a , Tü rk kayna k l a rı n ın Y a n oş veya Ya iı ko �edikl eri, J oh nı H unıya di1 komutas ınd a k i U ngurus k uvvetl e ri n i karşı.ı a m a k üzere h a rekete g e1ci·y o r.

'.Fakat Şaıh ab ettin Şahi n Partisi'n i n de m ücadel eyi hi ç b i r

yerde b ı ra k m a k isteme d i ğ i a n l a ş ı l ı yor. Mehmet, H a l i l i l e b i l".likte Edirn e'de b:ı m k 11l ı nca� M urad kom utas ı nd a' kuvvetleri n ha rekete -g eçtiğ i n i· d uya r d uymaz Ru meıfiı Ordusu 'Komuta m H a d ı m Şa h in Pıa-ş a , derıh a l M ura d ku�wetl erJn e katı l ıyor ve Ya n k o' n u n tam k a rşı s ı nda bi r mevzi a l ı yo r. Bütün tari h l e r; Mac.arla r'a ka rş ı kesin zafe ri n kaza n ı l m a ­ Js m da Şeha:betti n Şah i n Paşa' n m ç o k önemlıi· b i. r rol, oyn a ­ d ı.ğ ında bi rl eş i yorıl a r . . Vama Zaıferi1, ·ista nıb u l ' un fo1!h ini n haberc isid i.r; H a c­ 'h Seıferi · p ro j e l e ri n e son ve ri·y or. Vama'do i k i p a rt i n i n de ·ön eml i rol oyn a m ı ş o l ma la r ı , H a l iıl ' i n bekledıiğ i sonucu sag­ ·ıa ya mıyor; Ha l -i l Paş a , bu rada kaz a n ı.tacak b i r zaıf erd e n· �sonra , Mehmet'i n kol aıy l ı k l a h a l lediıl·e-ceğ i n i· h es a p . e d iyor1du. Bu. g e.rce k l.e şmiyo r ( * ) ; M e,h met, Varna Zaferi 'nden :sonra 1 446 y ı lm a ka d a r ta htı n ı koru:yabi l i�-or. ·

( * ) Halil'in 1444 yılı sonunda Varna'da elde edemediği so­ nucu, Türk vulgar tarih yazıcıları; kitaplarıyla, sağlamaya_ çal 45

F. : 1 0


M ehmeıt' i taıhtta n uzak1l aştırn b i lmek .için H a l i l Pa rtisi , d a h a . a c ı k v e: d oğ rud a n ha reket etmek zoru nda kq hyor; 1 446 yıl ı n da bir o rd u isya. n ı· d üzen l i ya:r. Edi rn e' d e yen i çe­ ril e r iıs ya n ediyorl a r ve· · Şaha bettin Şah i n Paşa'yı ö l d ü r7" mek i ç i n ev i n e sa ld ırıyorlar. M eh m et' i ta htta g örmek _ .isı t . . � m e d i k leri n i, . a ç ııkça ba ğ ıra n . ordu ikom u t a nlan, Şaha­ betti n Şa:h i n ' i e:v i nd e b u l a m ıyorl a r ve· öl d ü rem iyor l a r. EvF n i· yağma· e d iyorl.a r. M ehm et' i nı' bu i syan k a rş ı s ı nida da soğ u k ka n l ı ve ıka. t·a r l ı ha reket etti ğ i· a n l a ş ı .l ı yor. Taıhtı n ı b ııra k m 11y or. Bu n e­ de n l e , H ail i l ' i n gönde·rd i ğ i haıb eri a l a rak M a n is a ' d a n ka l· ­ k ı p g e-l'e n M um t, E d i rn e'ye g i rmekten ko rkuyor ve cevreı­ de ıbek l iyor. Bu uzu n :v e kri ti k g ü nl erd e H a lıi l , M eıh m et' i tahtıın ı b ı ra k m aya i kn a ed erken , M u ra t d a , her i hti m a l e k a rş i , ölü m ün ü _d üş ü n erek yenıi b i r vas iyetn a m e yaz d ı r ı ­ yor. S o n u n d a M ehmet, M an irs a 'ya ·g i tmeıye raz ı oluyor v e

M urad, yen iden tahta ç ı kanl ıyor.

1 444- 1 446 ta ri h l eri a rasm d ci s üren ; Türık i ye'de U erici ve; tutucu i k i pa rti a ras ın d a k i bu i'C m ücadele, ş a ş ı rtıc ı ö l ç ü d e , d ış savaş i l e· bağ.l a ntı o l a ra k g e l i şiyor. H a nı P a ­ şa ' n ı n Biza ns Sa.ray ı ' n da n rüşvet aıl m a d ı·ğ ı n ı k a n ı t l a m a k i·çi.n a ka dem iık a l ış ka n l ı k l a r ı n p e k çoğ un d a n vazg eçmeye raz ı o l a n H a l i l i n a1lıc ıık' ı nı ke nd is i , .yab a n c ı d i ld e yayınl an a n ıbi r ça l. ı şm a s ı nd a , H a l i l ' i n o rd uıyUı harnkete g eçi rerek M eh­ met' i ta htından uza k l a stır m a s ı nm n e de n i ol a ra k, d aıha ilk ·kez ta'hıta .ç ııktığ ı z a m a.� da b i l e, M eıh m et' i n i stanhu l ' u fet­ h et meye k a m rl ı olm a s ı n ı göste rive r. M eh met, Va rna Za­ feri i l e .k ap a n a n ib u h ızıl ı g e r i l e m e, v e . b u n a l ı m dön emi n ­ de n . doğ rud.a n doğ ruıya B i:z a n s ' ı. soru m l u tutuyor; Biza nıs o rtad a n ka l d ı nl m a d ı kça Osm a n h De:v l e.ti ' n i n g üven l i k iıç i n ­ d e ol a mayacağ ı n ı i l eri s ü rüyor. Şe:ha!betti n Şah i n ve Za­ g anos, b üyük bir heyeca n l a g e n ç p a d i şa hı d este k lerken H a l i l , aıcı kca bu n u n k a rş ıs ı n a c ıık ıyor (�) . İ ki nc i M e h met'i

lışıyorlar ; Mehmet'in, 1444 yılında, tahtını bıraktığını yazı­ yorlar. Doğru değil. ( * ) «Holding the Byzantines responsible for the crisis, the Öttoma,.ns laid plans for a final assaült on Byzantium. Siha·1 46


i sta nıou l ' u feth etm ek h ü lya s ı ndan vazgeçi re meyi nce, tem ­ s i l etti ğ i pa rti n i n vu ru cu g üıc ü ha l i nd e ç a l ışan ord uy u h a ­ rn k ete g eçi riyo r ; M eıh m et d ü ş ü r ü l üyor. Gerçekten d e İ ki nc iı M eıhmet i·çin ista nıbu l ' u n fetM b i r k u rtuıl uş · ve :b i r yo'Ş am .g üve nces i. ol a ra k g ö rü l üyor. H a ­ l i l i·çi n iseı s a nık i is.t anıb u l ' d ci g i z l i b i r k u t u d a H a l i:l ' i n i da m ka ran v a r : l sta n: b ül ' u n a l ı n m a s ı n ı . h e r ça reye başv u ra ra k ö n l em eye ca l ı şP{or. 1 446 y ı l ında., fatiıh ol m a k i steyen M e h ­ m et' i , bi r ord u aya kl a nm as ıyla- ta htta n i nd i rm i ş o l ma s ı.; hi ç d e şaş ı rt ı c ı g örü n m üyor. Fakat şa ş ı rtıcı· o l a n bir davra n ı ş ı va r; 1 451 y. ı · l ı n d a M u ra d a niden ö l ü nce, yen içeri ordusu, nef ret d e reces i n ­ d e s evmed i ğ i, M eıh met ' e kaırş ı· yeni ·d en a ya k l a n ı yor. O rta ­ da M umd ' ı n h e n ü z mem e.d e de olsa b i r başka o gıl u d a h a va r; b u n a rağ m en H a l i l , aya k lıa n a n o rduyu tes k i n ede rek . M eıh met' i n ik i n c i kez h ü kü m dmıl ı ğ ı e.lde etmesi·n i· kolay­ laştıırı yor. Bu ra d a k i H a:l il ' i n davra n ı ş g e re k çe l eri n i bHe:bi ­ lecek d u. rumdCI' d eğ i l i m ; M urat'.ın a n idenı öl m ü ş o l ması, C a nd a rl ı Ha l i,I Pa rtis i ' n i h a re k ets i z b ı raık m ış ol aıbiıl i r. B um·

beddin and Zaganıos, tow ol warriors, stroingly advocated· the plan, thirtıking that it wou1d enable th e· young sultan to hold his throne in security.» «Çandarlı Halil, who had ris:en from the ranks · of ule­ ma, opposed it, fearing that it would lessen his own power and again place the state in serious difficulties.» «ottoıman policy towards Byzantium was thus closely liri­ ked with the power struggle. Fjnaly, Çandarlı Halil enginee­ red a j anissary revolt, removed Mehmed n and his advisers from power · and in May 1 446 o İıce again brought Murad II to_ ' the throne.» .

H. İ nalcık, The Ottoman Empire - The Classical Age 1300-1 600, Lond'on, 1973, s. 21. ·

«Halil Paşa iki sebepten dolayı Bizanslıların dostu idi : Bi- , rincisi kendisinin insaniyetperver ve halim tabiatta bulunma- ' sı, diğeri rüşvet ka.b ul etmesidir. Ellerinde ' ayna gibi parlıyan altınlar getirip de, kendisi ile konuşmak isteyen bir kimse, ağzına gelen en ağır sözleri korkmaksızın kendisine söyleyebi­ lirdi.� i

Dukas, Bizans Tarihi, VI. Mirmiroğlu Çevirisi, ' İ stanbul, 1956, s. 143. 1 47

·


d a n ayrı ve ıbuna e;K ol·a ra k , Şehabetti n Şalhi nı Pa·rtisi 'n i n ook daha sağ l a m hazırl.rk l a r yap m ış olması v e Kap· ı1 Ku l u ParUsVni n açtk b i r savaşı g öze a lama mas ı n ı da m ü m kü n . görüyorum. . İ k i nc i. Mehmet i k i nc i kez ta hta çıkıyor; iki p a rti arası n­ d a k i ,11lücadele bitmiyor. Meh met, i lk ke.z old u ğ u türd e n , H aJ iV i sad raza m l ı .kıt an ayırmııy o r; s ü rek l i feti h ici nı haz ı r­ l ı k ıyapııyor ve· meolıi s1ler top l uyor. H a l i l ve Pa rtis i ' n e ar­ t ı k bk yol a c ı k ; açııkıça ka rşı· ç ı k ı·yor. Meh met, fethe ık a ­ ra rl.ıl ı ğ ıın ı ,g.östermeık i·ci nı, İsta n b ul yakası n a , sonradan Rü­ meU Hisarı a dı veri l e n , Boğae Kesen veya G rekıc e'de <«bo­ ğ a z» ve «:baş» sözcü kleri ayn ı a nıl a ma geldi ğ i tei n bozan da «Baş Kesen» ol1a ra k b i l i nen .ka leyi yaptı rıyor. U c Bey­ l e ri Pa rtisi ' n i n l i derleri bu ka l e n i n ya pı m ı n d a n büyü k h e­ yecan d uyuyorla r; bazı k u l el erin i kendiı i mkanla rıyla yap­ tı.rııy orla r. M ehmet, ıBayezid'in Anadolu ya kası nda yaptıır chğ ı ka­ lenin ka rşısmda ve g e rçekten Boğ az' ı kesen bir yerde ye­ n i ka leyi yaptı rınca i mpara.tör'o habeır gönidererek Kons­ - tanti nopl·e 'u tes l i m etmes•i n i, iısted'i . Bunda n son ra da Ed i r­ ne Samyt'ndo ib üyük ve önemıH bir toplantı yaptı . Bu za mana kad a r, 1 446- 1 451 y ı l l a rıı o ms ı nda kendi s i ­ n e i mpa ratorluığ uı hazırl a dı ğ ıı . a nıl a şı l a n M eh met' i n , sad ra ­ za m l ıkta n H a l H ' i uza kıla:ştırma m a k l a ıbi rl i ık te d iıvanda bazı değ i ş i kl·i kler . yoptığ ı saıpta naıbi ı:iyor; 11446 yı l ı nd a k i· ord u ayakl a nmasından i ·t iba ren beş y ııl .ne yaptığm ı ıh i c b i r tar · rihçi nıiın bilmed i ğ i Şaı h a bettfını Şah i n i ki nci v ez i r oluyor ve Zaganos da d ivana g i riıyor. M urad' m ıh as ada mı Ana do l u Beyler 'Beyi Uz.g u r-oğ l u . da görevindıen uıza klaştıır.ııl ı yor. Şah i n Paşa, semıbö l ü «şahi n» ol'a n. ve Uc B eyleri Pa rUsiı' n i n ı:i deri olma k:la b i rl iıkte sözcüsü ve ideologu d u ­ mmunda. Za:ganos g.ö rün.üyor; top.l antı l:a rda H al il'in fet­ h in a leyh ine olarnık g el i şti .rd i ğ i g örüşleri n i çürütmek hep Zag anos'a düşüyor. Edi me Sa rayı.' nda yap ı l a n ve sonun­ da feUh ka ra n o.i ma nı toplantıda 'M ehmet. İ stanbu l a l ın ­ mad ı ğ.ı taıkdiırde Osm a n l ı Devl·eti' n i n g üve n l itk i'cinde ola'­ mayacağım i ıl er.i sürdü; heyecanıl.ı' b i r konuşma yapti . Za­ ganos; Mehmet'i n ıbuı 'k onuşina s ı n<:ian b üyük bi r heyeca148


n a k a p ı1l m ış g örü nd ü ve doih a da h eyeca.n l ı b i r kon uşma iıl e Sulta n' ı m d estek l e d i . Sembo l ü « g üverci n » o l an t utu� c ul a r p a rti s i n i n l id eri H a l i l , fethe ka rşt ç ık t ı ; bun un i·ci ıı başl ıca i ki g e re kçe g österd i . B u n l a rd a n !biri s i , s u rl a rı n k a.l ı. n l ığ_ı nedeniy l e k uşatm a n ın :başarıya ul a ş mas ı n ın im­ kô ns.ız l ı ğ ı çe�t resi n d e yoğ u nıloştı ; d i ğ eri nde ise, k u şatma·­ n ın Avrupa.'yt b i.rleşti rece·ğ i.n i ıve ye.n i ıb i.r h a cl ı s efe ri n e yol açacağım i l eri s ü rd ü . Fa kat M eh met' i n heyeca n ı n ı ve fetiıh ta mfta rlo rı n ı.nı deste,ğ iıni görünce, çoğu n l u ğ a uyduğ u ­ n u a .ç ıık l a mo kta n g eri ka.l a m a d ı . i sta n!bul ' uı n feth i n1i n çağdaş ı , d a h a s on ra Fatiıh ' i n h iz­ . m eti n e g i ren ve değ e r l i ıbiır tariıh bı ra ka nı Kritovooios, 1 467 . y ı l ın da yazdığ ı , « H i story of Mehm ed tıhe Conq u e ro r» a d ını taş ııy a n ıkitabrn d a bu top l a n tı da· n ve yap ı l a nı konuşma. l o r­ d a n ayrı n tı i l e s öz edi-yo r. Ha l i l ve benzer l e ri i çi n , «'howe­ ver, see i nıg the i n si stence a n d ze.a l -of th e Sulta n , the.y were a f ra i d', as it seems to me, a n d u nwi l li n g ly y i elded o nd were ca rried aılo n g wiı t h th e m a j o rity» 11 • Kri tovou los, H a lH ve ta rafta rlaırı n ın istemeyerek coğ u nıluğa uyd uk l a r ı ­ n a işa re t ed i yo r. K ritov.o u los yüzde yüz h a k l ıd ı r; ·cü nkü kuşatma baş­ l a d ı kta n sonra , h e r top l a n tıda. · ve öze·l l i'k l e k uşatma n ı n uza m as ı neden iyleı zaman zaman beıliren p a n i k d o l u g ü n ­ l e rd e', Kap ı K u l uı Pa rti s i ' n i n l i de ri: H a l i l , ı1s ra r1l a v e a rta n şi d d eUe k,uşatma n ı n. k a l d ın l mas ım· sav u n uyor. Fetih yak­ l a ştı kça Ha l i l öl ü m ün e ıy a k laştı ğ ın ı d üşün üyor ve z.aman ,i çi nde doğrud a n d oğ ruıya kuşatmayı sabote eıt meye baş. l ııyor; i sta nb ul ' a , daıya n ma l an i1ci nı g iz l ice h a be r g ö nd e ri.­ yor (* )' . Son u nd a H aıl iıl ' i n ko rkusuı g e rıcek l eşiyo r.

( * ) Fetih'ten sonra Büyük Dük Notaras, Mehmet'e anlatı .. yor ve çağdaşları Dukas yazıyor: «Efendim, sana şehri verecek kadar selılhiyetimiz yoktu, hatta imparatorun bile böyle ibir salahiyeti yoktu. Bundan başka senin adamlarından •bazıları da, sözle ve mektuplarla imparatora haberler göndererek, 'korkma, padişah Sizlere ta� hakküm etmiyecektir' diyorlardı. Padişah, bu söylenen sözleri Halil Paşa'ya atfetti.» Dukas, Bizans Tarihi, VI. Mirmiroğlu Çevirisi, İ s­ tanbul, 1 956, s. 1 85. 1 49


KuiŞ atma n ı n Uız a ma s t' üzeri n e, ş i m d i k i· Beşi ktaş yaık ı :­ n ı nd o ibi r yerde ya p ı1l a n b ir başka tqp l a nıt ı d a n d a , Ba;b i n ­ g e r söz ediyor; « G re k l e r i le bi rl ik i ç i nde old uğ u ve b ü ­ y ü k mü kôfatla r ka rş.ı·l ıığ ı n d a , on l ara , d eıf a l a rca h aber u l a ş­ t ı rd ı ğ ı a nl a şııl a n Vez i ri Aza m H a l i l Pa şa ' n ın» 10 M eıhm ed ' i , · i mpa ra tor i l e b a r ı Ş yaıp maya iık n a· etmeye ça l ı1ştı1ğ ın ı yaz ı ­ ·yor. T h e· g ra n d vizi er H a n ı Pash o , who a p:pears t o h ave !be enı i n ·lea g u e witıh the· G reeks a n d to have repeate d l y comm u n i cated' i nformatıon t o tıhem in ret u rn t o r r i c h re­ wa rds, tri e d p e rs u a d e M eh m ed to ma k e peace with �he · emp e ror. H a l iıl , b a r ı ş •i1çiın , imp a rotordan i sta nb u l ' da T ü r k p o l i s l eri n i ib u l u n d uırm O' h a k k ın ı n ve y ı l l ıık- h a ra1c ı n a rtın l ­ m a sm ı . n isten m esi n i ö ne ri1y or. ıBab i ng e r' i n veırd i ğ i bHg i ­ y e ,g öre!, Zag.a nıo s, d i ğ e r vezi ri.er v e Şeyıh A k Şemsed d i n , H a l:i !t' i n ba rış p l ıa n ı n a -ş i d detle ka rşt ç ı k ıyorl a r. H a l-i l ' i n as ı l iha n eti M a:y.ıs' ıın 26 n c ı g ü n ü nden son ra daha k es i n b i r b i ci m a l d ı . Maca ristan Eılcisi·, K ra l Vila d is­ laus'un tahta g eç i şi ni· haıbe r veri· r:ken M eh meften , K ra l ı ' ­ n ı n !kuşatma n ı n k a l �hrı l m a s ı n ı d a i sted i·ğ i ni , . eğer k.a l d ı rı l'-­ mazsa Papa'nm top l a maıya çaJıştı ğ t H a çl ı·ı:ar O rdus u ' n a Maca riıs ta n 'ıın d a k a tı l m a k tan 'ka c ıın a mayacağ.m ı bi ld i rd i . E lıci nin g �tiırd i ğ i h a be rl e r l e1 :b i rl iMe, 'kl.ıışatmay ı· · s ü rd ü ren' O sm a n l ı ,k uvvetl e ri a ra s ı n da ıbi r b üyüık pa n i,k h ava s ı , bir- . d e n ıbi re o rtaya c ı ktı ve b i rde n bi re ya.y ı ld ı . As kerl ere, m ü th i ş voyvoda Ya n ko ' n un, Joh nı H uınıya d i ' nin, 'b üyük b i r ordu i l e Tu nıa 'yı a.ş tığ m ı v e Osma n.l ı l1a r' ın üzeri n e g e l mek­ te o l d uğ u na i n a nıverd i l er. Yan ko, g e rçekten Tü rk a s ker­ l e ri n i n b ü yük korkusuı o l d Uığ u . i çi n, paniık de son d e rece büyük o l d u . Ta rihçiı H a mrn er, ib u ha:ber i.l e i l g iH olıa ra k ş un l a rı ya ­ z.ııy or: «B u h aber ki 'ku şatmayı ka l d ı rma k i çin bi n t ü r l ü v es i l eye baş�u ra n H aıHI Paşa ' m n uıy dürmos ı· ol duğ un d a n ş üphe -yoktu r - askeri n m a n eıVi .g ü c ü n e fen a tesir etmek· ten g e ri ka l mad ıı. T ürkler ta m i'ki· g ü n s urlıa r o l t ı n da c i d d i b i r h üc u m a g e·cmeye ce·s a ret edem iyeırek o l d u k l a r ı yer­ de ka l d ı l a r» 11 • Ta ri h çi M i j atov i c h ise. Ha l i l ' i n m ora l bo­ zucu ıh aıbe rler i ca t ed e rek yaym a ktan başıka , « a j a nl a n» a.ra c ı l ı ğ ıy l a , askerl eri , g ene S u l ta n ' ı n yan ına g id e �e k , ku·

-

1 50


şatmayı devam etm e l e ri ha l i n d e ü ç ateş a ra s ı nda kaıl a ­ c a k l a rı n ı söylemeye ta h ri k etti k l eri n i i l eri sü rüyo r12• S u l ­ ta n , yayı1l a n b u: pa n i k havas.r ve askerin h a reketsizl•i ğ i k a rş ı1sm da derha l yen i bi r mec l i s top l uyo r. H a l i l , mec l i s ­ te 'kon u.ş uıla nıl a rı , a d a m l a rı a ra c ı l ı ğ ı yıl a as ker a ra s ında y a ­ y ı yor; Osm a nıl ı o rd usunda ki •h ı risti .y an askerl e r, H a l i l ' i n ·adaml a r ı ndan a ld ıık l a rı bi l g i l eri , o k l a rı n ucuına bağ l ı ya ra k , ku:şatma iıci ndek i i m pa ratora gönderiyo rla rdı . B üy ü k D ü k Nota ra s, feti hten sonra , M eh met'e, İ m pa rator' u n m ü da­ �ay ı sü rd ü rm eye özend i ren mektup l a r a l dı ğ ını söyl e rk e n , bu n l a rıı kas.ted iyo r. M eeı!iıs'teı H a l i l , eski görüşler i ni tekra r l·aıd ı . M a.c a r E l ­ cisi 'nin g eHş i n eden i yl e , kuşatman ı n , Avruıpa'yı. Osm a nıl ı ­ l a r a l eyh i n e bi r bi r l i·ğ.e i teceğ i g ö rüşlerin i d a h a ı.s ra rııa ifa­ d e etti . Uzl a ş m a c ı.l o r Pa rtis i , Avru pa'dan son derece kor­ kuyor l a rd ı ; Avruıpa.' n ı n d ü şma nl ı ğ ını çok ö n e m siyorl a r ve Avruıpa ' n ın nza s ı o l m a da n do ıbi r a d ı m a t ı:l·a·m a yacağ ı n a inanıyorla rd ı . H a lU, feti h j,çin ııs ra r etm en i n felôket g eti­ receğ i nıi sa� u n uyordu . .

Zaganos , bu gö rüşlerin tam ka rş ı tı te·zıl erle ortaya çı­ k ı yor; İ sl a m Ansi k l opedisi'nde kayded i l d i ğ i ne g öre, «bu mec li ste Za g a nos Paşa , g.a rpteın bi r teh l ike � e l eıbi l eceğ i ­ n e i n a hma d ı ğ ı n ı , h ı risUya n ıh ü k ürn d a rl a r a ra s ı nd a• d erin i hti lôfl a r ıbuıl u n d uığ un uı, B ü yü k İ skender'iın d aha k ü çü k b i r ord u i l e b ü t ü n Asya'yı fet hetti,ğ ini» sö·ylüyor13 • Aık Şemset­ ti n ve Kura n i ·, Zaga nos'u d estek liy o rl a r. ·

Bu top.l.a ntı üzerinde· du ra n Si r Pea rs , b i r p a ra doksa . pa rmak b a s ııy o r ; «wh i l e -H a l iıl was aılways favou ra bl e to the Ch ri sUo ns Zaga n was th e i r enemy» di ye yaz ı yorH. M üslü m a n H a l i l ' i n h ı ri1s ti ya n l a ra l ü tufkô r dav ra n m a s ı n a k a rş ı l ık dön me Zaga nı0s' u n h ı1risti yanl a rı n d ü şm a nı ol m a ­ s ı n a şaşı rıyor. M ec l iste za.g aınos, top atı·ş ı n ı n . d u rm a d a n devam etm esin i ve ri ca t d üşünces i n•i n a k ı l l a rdan çıka. nlması n ı i .s ti'y or. Zaganıos' un konuşmas ıı ve son kez a l ına n ka ra r, M e h­ m et' i n k a ra rl ı l ı ğ . ı n ı a rtı rıyor. Son h üc uma· g eçi.ı i yor; ista n ­ ·bul düşü y o r .

1 51


Mahomet II Sirnam'd Fatih SON of MURAD, seventh EMPEROR of y TURK in the Year 1451 From an Original in the Seraglio

s-;

Mehmet II, lakabı Fatih MURAD'ın OÖLU, TÜRKLER'in yedinci İMPARATORU: _ 1451 ,yılında Saray' daki Orj inaliriden ·

Demetrius Cantemir, History Othman, Landon�. . 1 734. :1 5� .


Piskopos Demetrius Cantemir

1 734

Yılında Türk Tarihçileriyle Alay Ediyor

O (Halil Paşa, y . k . J yalnız kuşatmadan ö n­ ce değil, işle r istediği gibi gitmeyince, sonraları da düşüncesini te kra r te kra r diıle . getirdi ve da­ ha şiddetl'i olara k anlattı; ancak tavsiyesi redde'­ dilince, Meclis'te alınan ka ra rı gizUce G re k İm­ pa ratoru'na sızdırdı ve bu nede nle d'e Kent'in a' L ınmasından bir kaç gün sonra ölü me gönde ril­ di. Biz, böy lesi açıklıkla rı ciddi Tü rk ta rihçile rin� d e n bekleye meyiz; Tü rk. tarihçi le ri ba kanlarının ihanetini bilmekle bi rlikte, hainle rin anılarına saygılarından daha çok, bunlm :ın işgal ettikleri yüksek makaml�rın onurımu korumq,k için, bun­ ları, hiç bir zaman açıkça yazmazl·ar. » Demetrius Cantemir, The Othman History, Lo ı:ı don, 1·734, s. 1 00.

·

·

ista nbUıl ' u n savun m a s ı n a sayııla rı {] Z ol ma k ta b i rl i k- ­ rte çok zeng in ve ü n l ü Ven edi k l i l er d e katı l ııy orl a r; b i·r bö-­ l ü m ü ö l d ü r ü l üyor. Daha sonra ay ı k l a n a n büyük zen g i n­ l er, ne rede i s e b ütün servetl e ri n i n karş ııl ığ ı o l a n fid�e l e r­ l e esa retten ıku rtuluyorl a r; f i dyel er, zeng i1n l i kıl eri ne ve asa­ .ıet d e receleriın e göre 1 000 ile 2000 d ü ka a ra s ı n d a d eğ i ş i ­ yor. Bi r ço k zen g i n ve asi l b u fidyeyiı d erl eyi nceye ka-­ d a r es i r o l a ra k yaşa m ı n ı s ü rd ürüyor. H a l W i n , i sta n'b u l ' u n f eth i n de n h emen son ra idam edi- · l i nıce, ya l nız nakit ol.a ra k 1 20.000 d ü ka a l tı n s ewete s a h i p o l d u ğu a n la ş ı1l ıyor. Ka p ı Kul u Pa rtis•i l i d eri n i n çok b üyük ıb i· r z en g i n · ,o l d u ğ u , i da m edi l d i ğ i za m a n , .o rtaya cıktyor.. 1 53


İkinci Bayezid\'in Kapu Kulu Paırtis:i ı : KKP H a l i l ' i n çocukıl a n , ba:ba l a rı n m ö lü m ü n e yas tutUıyor1 .a r; siyçııh yas g i ys i l eri v a r . .İ ki n C'i M eıh m et i l e İ k i n ci M a ıh m ut a ra s ı n d a ö n em l i p a ­ ra leH i ık l e r k uı r d uğum u sa k l a m ıyorum . M aıh m uıt k ı r ı c ı 'd ı r; seviyoru m . M eı h mıet ay rıca., k uıruıcu 'd u r; beğ e n i yoru m . M ehme1t d e , M a h m u t da ö l ü mü koık1l a d ı l a r; yaşa m a k i 9 i n daha k.a ra rl r dav ra n abi l i yo rlar . Ö l ü m ü n eş i ğ inden dö­ n ü l d ü kterı son ra yaşa m d a ha, teori k v e soyut o l ma ·l ı d ı r; , böy l e d üş ü n d ü k l e rin i s a n ııy orum. M ah m ut da M e h m e t de, oıb j ektivite'ye k a fş ı ç ıık ıyorf a r. Tü rk i l eri c i l iğ i M a h mut'Uı a n +arn ı yor. Türk g e ri c i l iğ i , S e n S of i yo K l i .s esi ' n i n cam iye ,çevri lmesi soru n u n u u n u­ tunca , M eıhmet Fati·h ' i se.v mi ıyor; u n utuıy or. Ç ü n k ü h e r ik i ­ si de, iıl eri y,a da g eri c i , Tü rkiye' n i nı teori k y a pısın a g öre faz l a uz laşmaz ya ş ıyor1l a r. T ü rk i·ye' n i n bu l a ş ı k i l e ri c i v e g erici lerine göre , fazla n e t h a reket ed i1y orla r. K i.n , b iır y a n ı yl a teori 'd i r; teori , en kesk i ri b ı ça k o l u ­ . yor. M a hmut, baş ı n da a l - M ı s ri şa p.kası·yl'a , kend i p a ş a s ı M eh m et A N' n i n M ı,s ı r'da yaptı ğ ı reformasyon a özeniyor, s a ray ı n ın pencere s i n e i n iyo r; Sara yb u rn u ' nda n Boğ az'a a k a n yeniçeri cesetı.e ri n e ba k ı yor. Doymuyor. is.t a nbul ' un meza. rl ıık l a rı n d a n e kadar yeni çeri .kav uı k l u meza r taşı var­ s a , k ırı l mas ı n ı emrediyo r� Türkiye'de modern izasyon M ahmut He başl ı1y or. T ü rk i l eri c i l eri n i n öneml i b i· r böl üm ü bum�: anl'a:y amı yor. Maıh mut, ye n i d ön emi n b a ş l a ng ıc ıdır; M eh m et' i n d ü ­ ze n i n i n i s e son un u h aber vert:y or. M eh met, H a l i l ' i n çocuk l a rı n a haber g ö nd eriyor; yas e!:bi·s e l eriyle Sa ray'a g e l m e l eri n i ist iyor. H a l i l' i n çoc u k l a ­ rı ıiste·ğ 'i n a nl a m ı n ı seziyo rl a r; ö lü m ı. eri •i ç i n ç ı k a rı l m ı ş bu d avete i cabeıt etmiyor l a r. Derha�ı yas g iys i l eri n i çııka nyor­ l a r; M eh met, h a i n Sadraza m H a l i l ' i n ya s ı n m tu tul m a s ı n ı yasakl.ıyor. /

·

1 54


H a l i l ' i n bütü n serveti n e el kon uyor. Çoc u k l a rı isten ç ı .ka rı tıyo r . İ91t e n ç ı ıka n l a n la r a ra s ı n d a Hö:l iıl ' i n kad ı Ô ğ l u i b raıh'i m d e va r. İbra h i m� H a l i l ' i n s a d raza mı rbaba s ım n a d ı ­ d ır; İ b ra.h i m , M u sa ' n ını a damı i d i, ve 'Bizans Sarayı, i l e a n ­ :ı a ş a ra:k M us a 'ya iıha net ett i . M usa, HaHl ' iın b a b a s ı İ b ra ­ h i m \ verg i s i n i . ta hs i l etm ek üz e r e Doğ u Roma- i mp a rato­ ru: ' n a , ista nbUı l 'a gönderd iı. M usa ., R u m e l i ve· Ba l ka n l a r' d a s u l ta nl ı ğ ı n ı· sağ lam l aştı rd ı kta n sonra ista.nıb u r' u a l m a k i ç i n .h a z ı rla nıyor ve Bayez'i d ' i n oğ ul l a n i çi nd e en şah i n bi r çi1zg iyi s ü rd ü rüyord u . ist a riıb u l , v e rg i: a l ma. k için g eJ en İ b ­ rdh i m ' i i k na etU; İbra h i m , i k n a ol maya ya k ı n g ö rü nüyor. M usa'yı bııra kt ı ; Biza ns' ı nı g ölgesin d e Osm a nl ı ta htma çı k­ ma k ls1t eyen Çele!b i M eh m eıt 'in t_a k ı m ın a katı· l d ı . Musa 'ya i h a n e.t ed en Ha· ı i l '·i n baba s ı İbra h i m' i , İ k i n c i M urat sadraza m ya ptı . Meh met'e ih a n et eden H a l H ' i n oğ l u ı İ bra h i mı' i (*) İ k i n ı­ •Ci · Bayez it sadrazam yaptı ; M u sa , s ın ı r l a r� g e n iş.l< et m e k i steyen uc bey l erin e d a -

( * ) Timar sahibi Tursun, Bayezid'i sunduğu tarihinde, Ha­ lil'i rehabilite ediyor ve İbrahim'in Halil'e benzediğini yazıyor. «Bll olay halkın ve seçkinlerin meclisinde devamlı konu­ şuldu. Ama büyük Vezir-i Azam Halil Paşa ki, ona veraset ba­ badan kalmadır ve halkıyla intiıkal etmiştir. Ailesi de bu yüce hanedana vezirlik görevi ifa etmiş, şerefli kimselerdir. Netice­ de ölçülü ve güzel düşünen, temiz mezhepli bir uluydu. (Şimdi sen, o azizin ruhunu suret bulmuş görmek istersen, Vezir İb - · . rahim. Paşa hazretinin mübarek yüzüne nazar kıl.) Tursun, insanlara şükretmeyenler . Allah'a da şükretmezler diyerek, tarihini, İ kinci Bayezid'e şükranlarını ifade edebilmek için yazdığını belli �diyor. «Ve bunu bilfiil ihsanını gördüğümüz padişahımız Sultan - Selatin-i zaman, Sultan Bayezid İbn-1 Sultan Mehmet Han Allah onun şerefli zatını dünyanın sonuna kadar saltanatı ile devam ettirsin hazretinin saltanata cülüsunun tarihi destanı­ na ve bazı ' öğütülmüş hasletlerinin ve faziletle d nin · beyanına tavtiyl kıldı.»Tursun'un Tarihinde Cem'in adı hiç geçmiyor. Korkut ise · var. . «Sultap Mehmed Han oğlu Bayezid Han'ın babası tahtına · · geçmesine ve Rum tarafından gelinceye dek yerine İstanbul'­ da bulunan Şehzadesi Korkut Han'\ emaneten saltanata arz ·

·

· '

1 55


ya n a ra k · ıh ü k ü m d a r old u. Uc bey l er i d esteklerini cektUer ve M usa d üştü. Sonr a derl e n i p t op l a nma.y a başla d ı l a r v e d este k l emeık iıçi n İ k i nci M eıh met' i seıçtM er. Ç a nda rl ı Ha l i l Paşa s a d razam id i' v e M e h met'e ka rş ı· ol m a s ! nıın van ı n ­ d a , s ü rE;?kl ı i olarak yen i çeri l erin ne1fmt i n i de a yakta tuta­ b i f ivord u . Fak a t u�u n bi,r m ücadeleden son ra uc beyleri, kaza n d ı la r ; M eh m et, istan bu:l: ' u a l ma k ve s ınırl a rı gen i ş­ letmek i ç i n ta htı, ,yen iden e l d e etti . İ ki nci M ehmet, kendis i n i ta hta çıka ra n meka n i;z m a l a n teker teker y ı ktı . H a l il başka ın l .ı ğ ı n da k iı K_ap ı· K u l u Par­ ,tisi ' n i n büt ünı oyunl a r ı n ı . b oza n , moml i h e p y u ksek ve h e r za m a n kara rl ı Zaga nos'un , onı c e' evl e n diığ i kız ını; boşad ı ve son ra Zag a n os'u Anado l uı'ya. yok l uığ a g ö nd e rd i . Şah i n Paşa, Tra kya'da eme k l i l iğe b ı ra k ı l d ı . İ b ra h im, k ı sa za m a n­ d a , M ehmet' i n çevresi n den u za kl a şıtı rı l d ı·. 1 481 yı l ı başl a rı nda zeh i rlenerek ö l d ü r ü ld ü ğ ü zam a n a r1t ı k M ehmet Fatiıh'iın va l n ız l ı .ğ ıın d a n korkmaya başl a d ı ğ ı ­ n ı gösteren 1işa retle r va r: Sa rayındaı i·kiı oğl u n un b i re r oğ­ t un u reh i ne· ola ra k t u t uyor. T ü rk . ta rihç i l e ri , Bayezid'1in oğ­ lu Korkut ile Cem'fn oğ l uı O ğ uz' u n İ stanb u l Sa rayı ' nda ye­ Uşti ri l m e k üzere tutu l d uğ un u i l eri . s ü rüyorl a rsa, bu sav,. usu l l ern aykı rı kaçı.yor; Osma noğ l u d üzeni n d e şehzade­ l e r, v i l.a yet ve sancakl a rda va l i' rve.ya ıbe1y o l a ra k yetişti ri N ­ yorl a r. Ayrıca 1 481 yıfrnda Korkut onı ıb iır yaşı n d a d ı,r; Oğuz · ise 1 480 y.ı l ı n d o doğ mu ş old uğ u i ç i n b i r yaşmda v eya da­ h a k ü çük olması geırekivor ( * ) . B u tür T ü rk ta riıhci l e.ri Os­ manl ı Sa ra11 1 ile anaokul u n u ka nş t ı rı yorlor. M elrl met Fatih ö l d ü rü l d üğ ü zamanı sadraza m l ı k kol� tuğ u n d a Ka ra m a n i M eh m et Paşa otu ru yor ve Ka ra ma n i şehzade Cem ' i, ta· hta cıka rma k 'i steyen ta rafı n başkan l iğ ı•

.

. ettiler. G örünüşte kul tayfası onu bekledi. Ama aslında atası­ nın yerini bekledi.» T.ursun Bey, Tarih-i Ebul Feth, Tercüman 1 001 T e­ mel Eser, s. 5-20-167..

( * ) Türk tarihçileri, ordu isyanı ile, Bayezid g.elinceye ka­ dar Korkut tahta oturtulunca Oğuz'un kaçarak yaşamını kur­ tardığını. yazıyorlar ve Oğuz'un yaşını belirtmiyorlar. Bir ya­ şında bebek kaçamaz; Cem tarafı k�çırıyor. 1482 yılında Ba- . yezid, Oğuz'u b-Oğduruy-0r. 1 56


yapıyor. Fa.kat art ı k uc çok aza l d ı ğ ı a n la ş ı l ıyor; g üc.. '" toplon ı yor. Ka ra m a n i , Şehzade (A .adam la rr ndon b i ri s i n i g izlice ıha rek'" Ana do l u Beylerbeyi· Si.n a n Paşa , bu g izlt ta ra k pa rça pa rıca etti riyor. ista nbuıl'da, aynı .ordu ayak l a nması serg i leniyor; ord u, bi r ıbaşla nk Hk kez görevde'k i b i r sad razamı pa.rıoaılaıra o.y ı rııyor; m a n i M ehmet Paşa, ö l d ü rü l üyor . . Ba:v ezid, k a rş ı devrimi n s ul ta nı o l a ra k tah ta ç ı k a rı l ı. yor. İ ki nci Bayezid, İ kind M eh met'·in fetiıh ci l'iğ i ne bi r tep­ .k i d i r. :Sayezid, oyn ı ö lıc üde, baba,sı n ın görece 1la i k bi r top­ l um anlayışı·na da karş ı dı r; Ba1yezid Me bi rli'kte Osmo n l ı yönetimi , i s l a m ortodoksluğ u n u, sünn i mezhebi,n i1, bi r dev­ l et politikasıı h a l in e g eti riyor. Toynbee, Bayezi d ' i n , H ora­ sa n ve l ra n 'da k i S ü nn i u l ema iıl e m ektuplaştığ m ı , b un l a r .a rası n d a Şa i r C a m i v e Sün n i Bi lg i n Şey h ü l İ s l a m Ah med-i Taftaza n i de va. r , kayded i·y or14• Kendisini s ü nıni Şeri a t ı n koruyucusu· o l a ra k gören Hayezid, Osmanoğ l u ta rih i n i d e yazd t<rmaya başl ıyor; din i n top l u m içindeki yerin i g ü ç­ l endi rm ek icinı baıbası:n ı n ·s m ı rl a n d ı rd ı ğ ı· vakıflo r.ı yen i den acıyo r ve Meh met' i n ka� u l aştı ra rak tima r a razisi ;yaptı ­ ğ ı em l ô ğ ı yen iden özel m rn k i yete c�vi riyo r. .Sayezid zam a n ı n da M eh m ed Fatiıh a c ı kça kötüleneb i·­ J i.y or. B<:ryezid'in baıbası.n ı n d i nsiz olduğ u n a ·i n a n d ığ ı m söy. fed i g i· b i l in iyor; FaUh ' i n d i nsi:zıl .i ğ i ni ın :biır bel i rtisi o l a ra k Bell i n i 'n i n v e d i ğ er İ ta lya n ressam l a r ı n ı n yaptı'klan resi m ­ ler i l e freskler var. M eh met ya lmz.c a kendisi n in değ il , Os­ manoğ l u a i les i n i n d iğ e r bi reyl erinin ve sa ra y ı n i le ri· g e­ l e n l eri n i n de. res i ml e ri n i yaptm·yor. .Bayezid zam a n ı n da , bütün bun la r, pu.tperestHk i ş a reti say ı l d ı ğ t ·içi n parça l a n iyor ve bazaarda satı l ıyor. M eh m et' i izleye.o ıbu .d önemde rea·k siyon b i.r bütü n ­ dü r ( * ) : a nca k heps i n i n temel i n de M eh m et'i n fütuıhatcı ·l ı ·

( * ) Bayezid, yaygın bir toplumsal v e siyasal reaksiyonun :sonucunda. tahta çıkınca, kendisini yeni bir dönemin başlatı1 57


M e1h m et'1i n çiz­ ; i l i kt e fazla i l e ri ıı çizgi y e çekmek .di ğ i ci nayet sahve net ola n, teori oyutıl a n masıyla orta­ ıan ve uzay a l a n ı n d a , e l ik türünden saf o l a -­ ı n d i zeng i n l i �l er iıni n bo­ tıyorla r. a N işancıı Karam a n i M eh ­ A ustaıfa P a ş a v a r; Tü rk v e ve m ü s l ü m an kökenM e n avezid' i n ta mftarl a nn ı n ba-te �di k Ahm et Paşa bu l un uyor ; ş ı n da ı i s h a k , ta htı n ,esi n i sağ l aya n ordu aya kl a n m uta n hğ ım yapıyor. G ed i k Ahm a s ı z amanı n d a İ.stm ır m e.t, İ shak' ıın damad ı d ıır, ' u s ı ra d a , M eh met' i n son feth i ­ n i g erçekleşti rmek üzere Q'ittiğ i· i ta lva'da ib u lun uyor. Ge­ d ik Aıhm et Paşa, M ehmet fütuhatı n da çok önem l i bir i s im o l a rak sivri l iyor; · feti h çid i r. M e r iki s i d e h ıdstiyan köken .. . d e n g e.l i yorl a r; h e r 'i kisiın i nı de babası "AbduJıla_h» ol uyor.

cısı olarak göstermek istedi ve zamanının bilim adamların­ dan, kendinden önceki Osmanoğlu sülalesinin bir genel mu­ nasebesinin yapılmasını emretti. Bu, Ruhi'ntn, Kemal Paşa ve getirildi. Bun� . İdris'in eserlerinin önsözletiride, açıkça, yerine larda, Mehmet'in politikalarına tepki, ve özellikle niali s�­ runlarda ve Çandarlı Ailesi'nin rehabilitasyonunda, bir çok: ayrıntısıyla birlikte, görülebiliyor.» . -

H. İ nalcık:, Mehmed the Conqueror (1432-148 1 )r And His Time, Speculum,, 1960, Vol. XX:XV, s. 410�

Bayezid'in hık deyicilerinden, apolojetik, Tursun Bey, Çan­ darlı Halil'in fethe karşı çıktığını gizliyor. «Kostantiniye'nin fethi padişahın daima hayalindeydi. Bur cihetten fethin zikrini dilden gidermeyip, istişarede bulunur-. du. Bazı devlet erkanı ve ilgililer şehir surlarının metanet ve çetinliğine, eski muhasaların a bakaırak askerle fethin güç ola-­ cağını, ona taarruzun fitne uyandıracağı. vehminde idiler.> Tursun Bey, Tarih-i Ebul Feth, · op. cit., s. 42. 1 58

,.


O rtada b i r te�s l i k va r; sa n ki tarafl a r yer d eğ iştirmi,Ş g ö rü n ü y or. Pratik veı teori , e l birl iğ iyle, gere k l i d üze.itme­ l e ri yapıyorla r; Ka ra m a n i M ehmet Pa şa , Bayezid tahta çıka rke n ord u ayak l a n masıyla ortadan k a l d ır ı l ı yo r. Ge­ d i k Ahm et, Fatiıh ' i n s evdi ğ J oğ l u M ustafa ' n ın ya n ı nd a i·k en,, M u stnfa'n ıın ö l d ü rü l m esi nden son ra Cem ' i n ma i.y et i n e g i ­ riyor; C e m de babasm ı n çizg isini s ü rd ü reıc ek; uza kta n R ö�­ nes.a ns'ta n et1k H e n en :b i r p rense !benzi yor. Bu · d u rumda, Ged i k Ahmet'in Cem partisi nde ol ması bek l e n i yor; Cem, de böyl e bir bek,ley i ş i çinde ol uyor. Fakat Ahm et U e ka-­ y ı n pede·ri İsha k ıb i r parti de ve Bayez i d ' i n Kapu K u l u Pa r• . tisi! n d e y e rl eri n i a l ıyorl ar. Gedik Ah met l ta lyO'da n dön ü nce, hem .g ücü n e g ü -­ vend i ğ i i ç i n ve h em de kendisi ne g üvenm ed i ğ i i1ç iın , Baye­ z i d , Cem' i n üzeri n e gönderiyor. A!h met, Cem'i yen iyor; fa­ kat yaka l aya ra k öl d ü rem iyor. Bu, Bay ezid' i n g üven i n i a r­ tı.riyor; Ka ra m a n i M eh met' i n i ntika m ın ı a l m a k i ç i n her tü r- · l ü i lkeS'i z l i ğ i beni msemiş görü n e n Hamza Bey-oğ l u M us­ tafa, Bayezi d ' e', Gedik Ahme1t' i n a s l ın da Cem ta rafta rı ol­ duğunu veı en i nd e-so n u nda Cem i l e. a n l a şaca ğ ı n ı a nılat-_ m aya ça l ı şıyor. 1 482 yı l ı nda, Cem, yen i kuvvetlerle Ana- · doluı'ya g iriyor; Bayezid, Cem ' i n üze rine y i n e ve ya l mz·ca . G e d i k Ahmet' i sürebi l ec e; ğ i n e i n a myor . .AJhm et d e g üc ü n ü . v e ya.ı m z l ı ğ mı b i l'i:yor; Bayezid'e, Ha mza Bey-oğ l u M us·ta-" . fa'tı ı n i d a m e d i. l m esi köşu l un u i leriı sü rüyor. ·i s h a k ve G e­ d i k Ahmet Pa rtisiı, M ustafa 'yı, d a h a 1 481 baş m da ve or-­ d u a yaklanm a s ı· s ı rasmda · e l i-erinden ka ç ı rd ık l a rı n a piş­ manıla r; taıhta geçmek i çin B oğaz'ı gecen Bay ez i d ' i n ya­ n ı n da M ustafa . da var. İshak, yeı n i ce ri l eri ha rekete g ec i ri- ­ yor ve Bayezid'e, M U stafa 'yı geri göndermes i n i söy l üyo r­ l a r; M ustafa , Bayezid He b i rl i kte ' B oğaz' ı. geçemiyor, Üs"k ü d a r'a dön mek zorunda ka l ıyor. Cem ' l e savaşmak iıe i n · Ged i k Ahmet, Bayeız i d'ten Mustafa' n ın hayatı nJ isteıy i n · c e de .M u stafa ·idam e d i l iyor. Ged ik Ahm et, Cem kuıvvetl eri n i ıbozuyor, Cem'i ya- . ıka layıp ö l d ü r mekte ıyi n � · de başa rıs l!z kaıl ıyor. Cem, Rodos . Adası'na sığ ı myor. Bayezid i ç i n a rtı k bu fütuıhatc.ı vezi r­ d e n ku rtUıl m a n ın zam a n ı g e l i yor. Edi rn e Sa rayı'nda b i r.: 1 59


�bQ,Yuk tören idüzen l iıy.or v e törende i l e ri· g el e n leri n çoğu. na h ediyel e r dağ ı1t ıyor; h i l 'atl a r g i ydi riyor. Gedi k Ah met'e . ise s i yah bir e lıbise uzatıyor; !boynun u n vurul acağ ı anla­ ,mı na .g el iyor� Sarayda Ged i k Ahmet' i öldıü ruyo rl a r; boğ u­ '. vorlar mı , yoksa ha nçerleınereik mı öl üy or, biıl i n miyor. 1 482 ·,y ı l ı nda Gedik Ahme.t de ö l d ü rü l ü nıce, Topkapı· . Sa ra yı 'n da·­ iki a rş iıvıl.ern göre, Bayezid, i s k e nder Pa.ş a'.y a , «ku l um i s­ ikender b iti s ana vası l oldug uı g ib i bi l esin ki Ged H<'i d'e pet ed ü m» diyor15• G ü çlü ve- dönme Ged i k A!hmet orta d a n ka l ­ ;, dırı 'lırnıca , Jmyı nıp ederi İ sıh a k'ta n k urtu lma'k daha kolay o l u­ yor. Ta rihi o l a y l a r bu l a ş ı ktır; d ağdaki cevherlere :b enzi­ . yorl a r. Ayık l a n ma l a n ve safla·ştı rı l m a l a n g�reki.yor; tutu. "·'C U yazıcıılm.ın hepsi , ister esıki ve ·ister yen i· o lsun, G ed iık _ Ah met Paşa ' n ı n öld ürü l m esi,y l e islamcı entel i j a nsiya n m , d evşi rme ente l i j a ns i yad'aın intikam a l d ı ğ ı n a i n a n a ra k se­ · vi nc ifade ed iver. Profesör H a l i l · i naılcık ise,,- yaba n c ı d i l ,<:J� yayınladı,ğı! ça l ı şma l a rında ıç ok d aıh a cesu r ve doğ ru , d avra nabi l iyor. Ged ik A!h met Pasha, however, wished to conti n u e th e· aıttac:h on the V\(estem Ghristia n world a nd .. c en s u red th e n ew s u lta n . Ba,yee:id a rra nged h i s assassi­ '.nation a nd d is m issedl his fat1he r-i n-�aıw İ sıh ak Pasıha16• G e·­ diık Ahme t, ıh ıır istiyan Batı üzeri n e fetiıh l e ri n d eva m etme·..s i n i •istiyor . ve bu n un ters i bi r p ol iti ka i zleyen Bayez i d ' i . e l eşti riyor (* ) � Kendi s i n i, g üç l ü ve. şöh rnti n i b ü y ü k sayd ı ğ ı i çin yapmaktan çeki n rrHyor; ta rih rüzg ô n i s e· ters esiyor. "'O rta Çağ 'aı öz.g ü bir sa ra y m izanseni 1i çi nde ö l d ü rü l ü yor. · İkinci Bayezidı iıl e: bi rli kte Osmanıl.ı dü�en i , i s l am orto1 d oksu bi r Doğ u l u ıDevlet k iml:iği.n e,, son d efa ve bi r da. ha

(*) Bütün karşıt izlenime karşın Selim de aynı politikanın :izleyicisi olarak ortaya çıkıyor. Selim, is lam ortodoksu olarak, " sünnilerin şiiliği cezalandırması amacıyla, kardeşine ya rdım .. eden� Ş ah İsmail .ile savaşıyor. · sünniliğin merkezini güvence · altına· almak için, bir diğer kaırdeşine yardım etmek isteyen _ Memlük İmparatorluğu'na savaş açıyor. Garp Cephesi'ni ise · · ;,sakin tutuyor. · a Oğlu Süleyman d , Batı ile savaşmak istemiyor. Provoke edlliyor ve Macaristan tarafından savaşa (zorlanıyor. .

..

160

·


,ç ı k m a m a k üzere g ı nyor. B i r g ec�kondu yapıc ı l ı ğ ıyla bi r · a raya g etird i ğ i parça larda n özg ü n b i r ya pı ç ı ka rm a . şan­ s ı n ı son J<:ez ıkaybeçfiyor; asi m i le ediyor, ya rata m ıyor,. M e h m et' i nki iık inci, d a. h a yayg ı n a ncak da ha · deri n ��

o l m o ya-n · denemed ir; b i ri nci deneme M usa'ya a it görüh ü � y. o r. Pa u1 1' Wittek, Türk kayna k l a n1n ı n . M usa'dan, h emen hemen hiç söz · etme m esinden y a k ı n ıyor; « m a mafi h, M u­ .sa' n ın Kazasker ola ra k Şeyıh Bed retti n ' iı seç miş ol ması g ibi · en e hemm iyetl i· bi r tafsi, lôtı :bu kayn a k l a rda b u l maık­ tayız» diyerek b i r avuntus u n u d i l e getiriyor17• Wittek' i n �vuntusunuı payıl a şçm ııyoru m (* ) ; Bed rett i n ' i n M usa'n ı n k azaske ri ol m a s ı , M usa ·i çi n aynı b i r h a ksızl ıığ ı n kay n a ğ ı o l uyor. ·

M ü ba lo ğ a cenk olund u Ayd ın ı n T ü rık ·köy·l ü l e ri Sakızh rum g e m i c i leri , Ya hudi esnafları, On bin m ü l h i d yoldaşı Börkıl üce . M ustafa n ı n d ü şman orma nııına o n bin baılta g ibi dald ı . p a re· pa re edi l d i· a ma , boşanan yağ m u r i ç i n d e g ü n i n e rken aıkşa ma on binl e r i k,i b i n k a l d ı . H ep b i r a ğ ızdan t ü rk ü s öyley i p h ep beraber sul a rda n çek m ek a ğ ı , demi ri; oya g ibi i ş l ey i p h ep b e rabe r, h ep berabe r sü reb i l mek topmğ ı ,

(* ) Nazım Hikmet, . Bedrettin Des.tanı'na yazdığı önsöze, «Darülfünun İ lahiyat Fakültesi tarihi kelam müderrisi Mehem­ med Şerafeddin Eiendi'nin · 1925 - 1 3 4 1 senesinde Evka:tı İslami­ · ye matbaasında basılan 'Simavne Kadısı Oğlu Bedreddin' isim­ li risalesin:i okuyordum» diye başlıyor; Bu ilahi.yatçının .abart­ malarına dayanarak destanını yazdığı için Bedreddin'i abart­ mayı, artan ölçüde, sürdürüyor. Musa'yı ön plana çı�arabilmek İçin, zamanım ölçüsünde, araştırma yapmayı planlıyorum. Na.zım H,ikmet, Bütün Eserleri, Cilt 1 61

3,

s. 185 .

. F. : 1 1


ba l l ı 1i nci rleri hep ıb e ra!b er y i:yebi l m ek , ya rin ya nağ ı ndan gayri her şevd e', her yerde, heıp b eraber! d iyebi l m ek için on '� in d e n verdi s e k i z b i n i n i'. . .

M usa, ıh ı risüyan , yah u d � ve' m ü s.ı ü ma n · T ü rk'ten bi r yen i ha l k yaratm a k isted i . U c top ra k l a r b u n uın i ç1i n son ' d erece . elıv erişıl i d ir; uc' l a rda i nsan la r hoş görü l ü ol u yor­ · lar. Uclarda ı·rk la r ve d i n ler etki s i ni yiti riyor v e Profesör Ca,hen ı, «Pre-Ottoma n Turkey» a d ıyıla i ng Hi zceye çeıvri­ len çalı ışmasında sanki bu n l a n yaz ıyor : « Diğer yanda n · b e l lı i bölgelere ven i . n üfus yerleşt i rm e k i sten i nce, b u , zo­ mn l u ola ra k, i t h a l n üfus i l e, yapı l a bi,tiyordu ; Biza ns l ı l a rda.. yen i n üf us, yen i d e n fetiıh l e re ba ğ l ı· o l a rak, Sl av :v eya Bu.ı ­ gar oluyord u ve k u ş k usuz, askeriı bir öze·H i ğ e s a h iıpti . Bu s ı n ı r sa kin leri - Biza ns,l ı la r a�ritai ve m ü s l ü m a n l a r gazi d i yorl a r - bi rbi rl eriyle savaşma'klo b i rl i kte, eylem l erin e he­ m e n hemen · hiç karışmayan h ük ü m etılerinden aym ölçü,. d e fizi ksel ve ruhsa l kopuk l u k i çi n deydi l er ve bu yüzdem d e çok zama n kardeşliık i l işkileri n e g·i riıyorlo rd rn 18• Doğu R.o ma: i mpa.ratorl uğ uı'n u n g ü c ü n ü . y i ti rmesiy1 e lbi rl iıkte bü­ t ü n Tra kya veı Balka n l a r, bi r uc ıbey l i ğ .i · görQnü mü kaza n"'" m ıştı. Bu kez Profesör Witteık'ten akta rıyorum : « M usa,' n m ' h a reketi kend ine has b i r ka rakter taş ı r. M usa Efla k Pren• s i ' ni n ya rd ı mı:. i·le· Rumel i 'ye g eçer. S 1 11p Kı ra l ı· i stefa n a l a y­ �arı n ıı on un yard ı m ı n a ver i r. M usa bu nd a n başka., bizzat Rum e l i h ı ristiya n l a nn ı n ya rd ı m ın da n i stifade etm i şt i r. Vlo­ q u e , · B u l g a r kron i ki nden ord us u n u n U l a,h, Sı.r;p ve 'B u l g a r'­ lcırda!l teşekkül etm i ş olduğ un u öğrenıiy·oruz» . M usa ' n ı n yap m a k istedik l erini a n l a m a d a n Fatih ' i n m i sy on un u ve ya pabi l d i kleri n i a nla m a k mü mkü n görünm üyor; M e hmet Fati h, Çok daha, büyük b i r a l a m kap l a d ı ğ.I' i ç i n çok daha ı l ı m l ı h a reket ed iyor. A nca k · i sta n buıl'u fe�h eder etmez .. ·

.1 62

,


ista nibuıl ' u Batı i l e bütü n leşti rmeye ka rş ı çııktığ ı n ı bildıiğ i ortodoks di n i1 Lid e r Ge.nına i dus' u , ayn ı tören l e patri k yap­ ması, ya hud i le reı 1 ç ok g e n iş . imkô n l a r vermesi ıb u nUi gös­ teriyor. Faıt i h ' i n zam a n ında bağnaz i stanıbu l lula r, yükse­ ı .e1qi l mek için ya h ı ristiyo n ya da yaı h udıi ol m a k g erektiğ i ­ n i , b üyüık b i r tepki i l e, d i l e g eti riyorla r . M usa' n ı n kardesi S ü l eyma n, tü m u.y:l e1 ıB iza nsl ı o l d u ; . b i r prensesle evlenci { ve Biza n s.' r . s ü r.d ü r.me pol' i tikasını iz.: �edi . M usa ' n ı n en k ü çük kardeşi M eh met ise, Bizans'ın gölgesi nde t utucu !b i r k üçük Osma n l ı B e1y l i ğ i ' n e razı ol� d u . M usa ise, RumeH'nde1 yeni b i r d üzen i den e1yebi,lme1k . için ista n hu l ' u n a ra d a n ç: ı k a n lmasin ı rv e Doğ u Roma im.:. pa ratorl uğ ü'na son ver i l mesi gerektiğ iıneı i n a n ıyord u . H ü­ k ü mra n l ı ğ ı n ı s'a ğ l a r sağ la maz, Doğ uı Roma'y 11 yen i den ha..; raca 'b ağıl a d ı ve İsta n b ul üzeri n e sa l d ı rmok i_ç1i n ·haı ı rl İ k­ l a ra başlad ı . M usa, b i r yen i misyon i l e ortaya ç ı k ııyordu. , İ k i nc i Meh met ve İ k i nıci M u ra t g ibiı ö l ü m ü .kokJam ı.ş� tı ; b a bası Bayez i dı i l e bi rl i1kte esi r d üşen ve baba s m ı n ö l ü_; m ü n ü gören tek O s maı n l ı p rensi old u . Baba s ı n ın cen ·aze­ s i n i g eU rinıce de kardeşi Meıh met' i n sarayın da . kald ı ; frat..; · ricide uyg u l a m a s ın a göre, her a n ölebi l irdi . Bel k i h emı ba� 'basıyla1 birlikteı esirlik g ü nler i n d e v e• belıki deı M ehmet Ce� ·le:b V n i n sa rayı n da üst kam u · yönetici leri n i n i ki yüzl ü l üğ ü • n ü g ö rmüŞtü ; ıbu n l a ra hiç güıvenm iyorduı. M u s a , R u m e l i 'd e h ü k ü m ra n l ığ ım k u rd u. Bu rada1ki hal k . i ç i n Pr9,fesör W i ttek d e: benze r değ eı r len d i rme,ler yapı,­ yor veı ş u n l a rı yazıyor: «Anadol u ı' dan a rt ı k büsbütün ay.; r ı l a n bu hı ristiya n memleketlere da ha pek az biır za man evve,ı yerleşen v eı b u kada r az sayıda o l a n Rume l i Tü rk- . ! eri , yaptıkl a n m ü n a sebetlerinde: yerılıi a ha l iy e ya k ı n laş� m ış l a rd ı . On beşi nci yüz yı l ı nı baş ı nda R,uıme,l i 'de i nsa nla r · b irb i ri neı benzi1y or; h a l k l arın ass i mi l asyon u g e rçekl.eşi·y or.· B u rada yaşayan «Türkler, · ekseriyetle, 'sipa h i·' , ya ni bir n evi m üteıVa· z i m üstakıi l ş öva liye,J er h a l i n e1 gelmiş gazi:l e r- . d i » . M us a , m üteıv azi şöva l y elere · güvenmek istiyord u . Profesör Wittek, M usa ·i l e i:l g i l i ş u de,ğ e rlen dirmeyi, ya­ p ı yor: « Ka rı ş ı k lı ıkl a rl aı dol u · i k i1 senedeı, g e rek müs l üman gerekse h ıristiya n a h a l i n i n , küçük köylü n ü n i kti d a ra ge.ı 1 63


ci rdi ğ i b u: sert, m e rh a m etsiz v,e m utaassıp g e nç a d a m , asf.llerden ol d uğ u g i'bi1, . ya büy ü k m üsta k iıl derebeyi veya �eng i n Hahiyatç ıı ol,a n . senyörl erden c;ie1 n efret ediyordu19• J kti dçm n ı ku ru nca, da sa.ra y ın a akın başlad ı . P a u l Witte1k, �)uı a k ı m ,ve a k ı n ın T ü rk l e r ta rafından e· l e, a l ı n ışı üzer,i nde d e ş un l a n yazıyor: « C ok geıçmeden meml e keti n bütün i le­ ri g e l e n l eri: h i z meti ne g i rmek isted i l er; fa'k at, M usa, ewe lô tıizmet, faka:t n ihayeti n d e i 'h a n et eden kardeşi n i n b u p dom l a nna,' i t i m a t etm iyord u . B u , Türk kayna k l a rı nd a , M u­ sa'mn a ristokratlara kar'Şlı ta k m d ı ğ ı k i n d a r tavrın iza h ı olq ra k gösteriıl mekte d i r; fa kat bize g öre, b u h a reket d a ­ ha z i yade, o n u n n e i nı k ııl:apcı b i r ruıhu oldUığ u n uı meyd a n a ç ı;k a rm a ktad ı r.» F a k a t O n ıB eşi nıc i y ü z y ı l ın başla r ı nd a Ru­ me.l i ka rdeş,lıi ğ e e lverişU olmaıkl a birl ilkte devrimc i l iığ e uy­ g un bi r orta m sağ l a mııy or. M usa 'n ı n · h ızl ıı ve ödünsüz yü ksel1işi, Rumeli ' d e tam bi r pola rizasyona neden o l uyor; büyük g aziıle r ve büy ü k devl et a d a m l a rı M eıhmet' i n yan ı n a ka ç ıyorl ar. M usa her · d i nı· ve ı rkıta n k öyl ü lıe rle m ütevazi sa�aşçı la ra k·a l ı yor; geri­ . ç i lik ise ta m b i r bütün l eş meye yöneHyor. Musa, Doğ u Ro­ ma'mn başkentini tehdit ediyor ve1 hara ç i ç i n C a n darl ı lbmh i m' iı 1İ mıp a ra tor M a n u e Ve' gönder+yor;. Şehabetti n Te­ J< i n d ağ ' ın yazd ı ğ ı na g ö re, lbmh i m, , l sta nıbul ' d a M u sa 'ya götü rü l ecek hara c ı, a l m a k ·yeri ne, i mpa rator M a n uel i l e :M eh m ed ara s ı n d a b i r ya k ı n laşm a · ku rmaya ça l ış ıyor. Pro­ fesör Tekindağ· ş u n u .yazııyor: « Ca nd a rl ıı- zade İ [?ra h im Pa­ şa ' n ıın tavsi.y �si He h a reket eden M a n uel , · ce·l eb i M eh ­ Jn ed ; i Rume l i 'ye geçi rm e k su reti i le, l stanıb u ! m uhqsara ­ s ı n ı ka l d ı rmak teşelb büsü n d e, bu l u ıi d uı» 20• Y ı k ı l maya m a h ­ ·kum Doğ u Romaı İ mpa ratoru M a n u el H e zen g inle r•i n ter­ c,ith i işb i ri i kçi Osma nl ı S u l ta n ı Celebi M e' h met, yen i. b i r d ü ­ zeni n tehditi k a rş ı s ı n d a , b i rleşmekte g eci kmiyorl a r ; M a iı u e l , Ce lebi M e h met'i R u m e l i 'ye geçi riyor. . i l k çatışmada M usa, M eıhmet' iı yen iyor. Profe sör W i t � tek, M usa.' n ı n bu zaferi üzeri ne, « M usa ve ; m i l i eti' M eh­ med'i n tah mi n i nden çok b ü y ü k ç ıık m ıştrn d iye,· ya z ı,yor. An-:­ ca k z a manı ka rd eş l i ğ e e lıveriş l i o l mı0ık1la bir!'.i kte ö d ü nsüz bir yenıi d üzen i' çi n uyg u n g ö rü n m üyor; M a nu e l" i n ve Meh..:. ·

1 64


m et' i n a da m l a rı ça l ı ş ıvor.ıa r. Başta M i hal-oğ l u M ehmed B ey, · Evren os Bey (*) o l m a k üzern bütün beyl er, M u sa'ya . iiha net ediyorl a r ; Musa ' n ı n ya n ında. büyük bey k a l m ıvor. B u n do nı son ra Meihmet, M usa'yı yenivor ve M usa'.yı boğu:­ yor l a r. Romanya l ı ta rih çi ve Osman l ı u.z ma m Profesör · Lorg a , · Osma n l'ı.lann h i ç 'b i r zaman b i r h a l k olmad ı.ğ ıın ı , a·yrıca bu­ n u n · mü mk ü n ol mayaca ğ ı n ı i le ri · s ürüy:or. Aussiı ces Os.­ ma n l i s a ppara issent '." i l s nom comme un peup l e - car U s ne l ' o nt j a m a i s ete et n'ont j a ma is d Cı l 'etre - mıa ıi s comme . u n a rmee, cömme· u n dyn hastie,. comme une· classe· d o m i ­ �ante21. Lorga , Osm a n l ı ' n ı n b i r ordu , bi r h ü kü m ra n s ü l a l·e ve b iır egemen s ı nııf o l d uğ u nu i leri s ürüyor . . H i ç ib i r insan s ü rü s ü , başında. halık değ i l di·r; Türkle(­ i nı , Ceng i4' i n: ön ü nden · ka.ça n i nsan s ü rü s ü i ç i nde · ye.r a.ı - · d ığ 11 ve 'b un la r ı n k ü ç ü k bi r kül)'lesi n i n b a ş ı n d a da son ra'." d a n ad ına Osma noğ l u den i l en ıb i·r s ül a l en i n b u l u n d uğ u d oğ ru d u L Sürü.t er, za man i c i n d e h a l k ol - uyor ve· elverişl i koş u U arkl miıl· l et'e dön üş üyor. Osmıanoğ luı sü ta.ı esi n den iki kişi, öze !N k l e Rumeıl i'de­ k i i nsan sürü l erin den değ i l bi r h a l k, bUıg ü n Kuzey Ame· ri ka'da adına « Ka na d a l r n iVeya «Ameri ka l r» deniıl en ben ­ z e r tü rden « m iH et» yapma.ya .ça l ı şt ııl a r. M usa, h ız l·a. ve bi.r s a l:d ı rı b iç•em iy.le ve M e hmet, d a haı sa1q ırla ve ç.evresin i hazlrlaya m k , G rek, S ı rp, B u l g a r ve T ü rk i nsan s ü rü leri n- . deri b i r yen i « m i l let» yapmaya ça l ı.ş t ı l a r. B i ri n c is i , Biri nci M eı hmet' i n uzattı.ğ ı .kem a n kir:iş i ile boğ üıld u . İk i n c i" M eh m et. İki n c i Baıyezi dn n zehiri i l e· öldürü l d ü . . Osma noğ l u Çumhuriyeti ı' n d e İki nci Baye,zid' i n Kap u K u l u Pa rtisVn i n ôl üm sessizi. i ğ i . h ü k ü m s ü rm ey e başla d ı .' ·• -

- . ...

( * ) Evrenos -oğlu Ali Bey, İkinci Mehmet tahta geçince, . Mehmet'in isteği üzerine kardeşi bebek Ahmen boğuy.or. İkinci Mehmet, bunu kendi isteğiyle olmadığı izlenimini . verebilmek için, · Evrenos-oğlu Ali'yi hemen ' idam ettiriyor. ·

l65


ikinci · Bölüm İçin NotlQr . ·

1

Ord. Prof. İ . H. Uzunçarşılı, Osmanlı b evletinin Saray Teş. kilatı, Ankara,- 1945..:1 984, s. 4 1 2 Halil İ nalcık, Mehmet II, İ slam Ansiklopedisi, Cilt 7, s. 500 3 Ord. Prof. İ . H. Uzunçarşılı, Oı:;manlı Tarihi, Cilt I, Anka­ ra,' 1 982', s. 499 4 '. O rd. Prof. İ . H. Uzunçarşılı, Saray Teşkilatı, op. cit., s. 43 5 Halil İ nalcık, The Ottoman Emıpire, . - The Classical · Age 1 300-1600, , London, 1 973, s. 5 9 6 A.D. Alderson, The Structure of the Ottoman Dynasty, Ox­ ford, 1 956, s.. 8 7 Lepold von Ranke, Onaltıncı ve Onyedinei Asırda Osman.:. ·lılar ve İspanya Krallığı, 1877, Batı Dillerinde Osmanlı Ta­ rihleri, derleme, İstanbul, tarihsiz, s. 1 75 8 H. İnalcık, Fatih Sultan Mehmet'in İlk Cülusu, Fatih Dev­ ri Üzerine Tetkikler ve Vesikalar; An kara, 1 954, içinde; s.

61

Kritovoulus, History of Mehmed the Conqueror, Princeton Universty Press, 1467-1 954, s. 3 3 . 10 Franz Babinger, Mehmed the Conqueror and His Time , Princeton Universty Press, 1 978, s. 88 11 P. von Hammer, Fatih Sult.an Mehmet, İstanbul, 1981, s. 77 1 2 Ch: Mijatovich, Constantin Palaeologus The Emperor of _t he · Greeks 1448-1453 - The Conquest of Canstantinople by the Turks, Chicaıgo, 1 892, s . 198 · U İslam Ansiklopedisi Cilt. 5/2, ·s. 1 19 7 14 Edwin Pears, The Dustructioh of the Greek Empire and the Story of the Capture o f Constantinople by · the Turks, N.Y. 1903 - 1 968, s. 318-319. 14 Arnold J . Toynbee, A Study of Hustory, VoL 1 , Oxf ord . University Press., 1 934 - 1 962, s . 351 i5 İslam Ansiklopedisi, CHt 1, s. 198 16 Halil İ nalcık, The ottoman Empire, o p. cit., s. 30 l 7 Paul Wittek, Ankara Bo zgunundan İstanbul'un F�thine 9

·

.

1 66


Kadar, Batı Dillerinde Osmanlı Tarihleri, op. cit., içinde,

s.

68

18 Claude Cahen, Pre-Ottoman Turkey, N.Y., 1968, s. 64 · 1 9 , J?aul Wittek, Ankara Bozgunundan İstanbul'un Fethine 20 21

Kadar, op. cit., s. 6,9 İslam Ansiklopedisi, Cilt 8, s. 664 N. Lorga, Histoire Des Etats Balcaniques Jusqu'a ris; 1925, s . 1 -2

1 67

1924,

Pa­


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM KURUCU MEHMET

G ec.e kondu- bölgelerinde gec ekond u 1eıv.l eri , kend i ha l- · !eri nde, h oşgörü l ü d ü rl er;' h oşgörü l ü ol ma k zorunda l a r. H oşgörü n ü n, b i r özg ü rl ük de,ğ i:I , bi r zorun l u l u k o l duğ u n ­ d a n ıh i c b i r zama n kuşku d uyma mak gereık iyor. Gecekon d u evin i n her bi r duv a rı bi· r d iğ erin e , h e r ka­ p ı s ıı :öbü rüne ve her böl mesi ya n ı n da ki n:e1 hoşgörü i l e bak­ m aık d u rum u ndad ı r; başka çaresi; yok. Her bi r pa rıça bi r : başka e n1kazcıda n a l ı nı ıyor; b i rb i ri n e · h oşgö rü l· ü davra n­ mayıp da ne yapab i U rler? Pencere l' e re, böl m e l e ri n a ra s ı-­ nıa , h e r bi ris i. bir başıka· zeyti n yağ _ı · faı b riık as ı n a aıit teneke­ l ere yer l eşti ri, l m i ş çiçek lerle, böl m e.t e ri b i �bi rine · benzet­ m eye, tekn i k sözc ü k l e . m � i niı i l e etme1ye ça l ı şma kta n başka ça re görünm üyor. Bölgede tek tek evler de b i rbi ri n e ıhoışgörü He ba k­ ma k d urumund a l a r; her /bi risi n i n ayrı bir kUrul u ş çizg i s i ' lgesi­ ve h e r bi ri ni n ayrı b i r ku ruıc usu va r. Gecekondu bö . ni n_ t ü m kuruc u la rı n d a n hiç bi riş,i me,s I ekten ku ruıcu olmu-· yorl a r; hepsi yapa.r1ken öğ ren i yorla r. Gecekondu · evl e ri n d e· yaşaya n l a r bi rbiıi"l eri nıe h oşgö­ rü l ü ol maya mecb u rl a r;. her b i ri s iı K ü ç ü k Asya'yıı Asya'ya bağ laya n böl g e l erden ve1 çokl uık l a bu ra l a rdaki d a ğ l ı k ke­ s i ml e rd e n k ov u l u p ahl m ı şlm� Her biri n i n d i l'l e ri n d e bi r baışka l ı k va r ve h i ç b i ris i n i n di H İsta nb u l' d iıl i n e uymuyor; h i ç birisü diğer.i n i küçümseme ha k k ı n a s a h i p gör ü n m üyor ,

..

1 68


H epsi, hu k e n d i leriın e uza k d i l i n i n etkisi a l t ı n a g i riyor; bi r ·başka l d ı rı l a n · va r, a ncak, ü rkütü l d ü kl eri za m a n , blıı d i l in esir:i ol uyorla r. i n an çları zayı f, yok deneb i l ir. · Hoşgörü i.l e iın a n c l ıhğ ın, i n a n çl ı i ı k la uıyıg a rl ı ğ ı n iliışki­ ı l e ri n a s ı l ola bi l i r; düş ü n ü l m esi ve çöz ü m l en mesi· g e rekiyor. E ğ er i n a nç He uıy ga rl ıık arası nda b i r para l e l1l i k ve bi rl·i'kte yöğ·u nlaşma varsa, · h oşgörü, uyg a rl ı ğ ı nı zıttı ol uyor; . İ l ke1I , uyg a rd a n da· ha hoşgqrü l ü m üd ü r? · Uygaı r l ıık i l e hoşgörü i,l i şkisi a raştı.r ıl . ı rken tepkisizli­ ğ i ayı rma k zorun l u l uğu va r; tepkisie l i .ğ i doğ u ra n n eden l er­ d e n bi risi de i n a nçsız l ı k o l m a k l a b i r l i kte tepki yok l u ğ u n u her za m� n h oşgörü saymamak g ere k i yor. .. _ Tepk i n i n ş i d d e1ti de, h � r zama n hoşgörü n ü n v a rl ığ ı veya yok l uığ u na bağ l a nmama.l ı d ı r; da·ğ l a rda tepki l e ri n bü­ y ü k b i r şiddeıtiı va r. Bu yaşamın tesad üfi olmasında n d o­ _ğ uyor; öl ü m ü n her köşeden ve h e r a n .g e l eb i ld i ğ i bi r a l a n ­ d a. ö l dü rmek s o n d e rece kolayd ı r . H oşgörüsüz. l ü ğ ü gös.- . · term iyor. Fernad Bra u d.e l , Akden iz Böl g es i ' n de, dağ l ı k · o l a n l a r­ l a a şağ ıı topra kla r a rası nda ve uıy g a rl ı k acıs ı n d a n tam bi r avnm yapıyor: « Da ğ.ı a rl aı , ıb i r kent ve a şa ğ ı toıp ra k ü rü n ü olan Uıyg a rl ı:k a ra s ın d a , b i r k u ra l .ola ra k , b i r d ü nya fa rkı v . a r» . Braudel, son derece doğru ve· h a k l ı o l a ra k , bu kent- · lerle ba· ğ ları kopuk y üksek tep e l e r d ü nyas ı i ç i n , - i ktida rı n ı n doruk yı l l a rı n d a Roin a ' n ın bHe even Rome itself, i n a ı. ı yea rs of p ower, önem l iı bi r a nl a m iJadeı etmedi ğ in i kay­ dediyor. 1 D i n l er, d a ğ l a ra g i re m i yorlar. Dağ l a rd a b ü t ü n di n le r, ortodoksisi n i kaybetmiş, büyük ölçüde bozu l m u ş ve bir­ b i ri n e son de.rece yaklaşm ı ş bi-r b i çimde ve ya n ya na ya­ ş ı yorl a r. Dağ l a r, her tü rden i na n ç ka rş ı s ı n da bir res ista ns ·sağ l ı yor. B ra u d e l , the mounta i ns resist t he m a rch of h i s­ .t ory, with :its blessi ng a n d its bu rdens, or they accept i t on_l y with . rel ucta nce; d i yor ·(* ) . V e O n Alt ı n c ı yüzy ı l � a Ak-

( * ) «ln the ' sixteenth century the t ask was fa� fr:om com.:. plete, and this applies to Islam and <?atholicism alike, f or they 1 59 '


ıdenjz :bölgesinde hem i s l a m ' ı n h e m d e1 kato l izis m i n feth i n i .ta mam layamadı ğ ı n ı , Kuzey Afrika d a ğ ları n da Berberleri n , Asya dağ ları nda Kü rtleri n , M u h a m me d ' i n i n a n c ı n a , tüm uy­ le kaza n ı la m a d ı $ ı na işaret . ed iyo r.

·

Yü ksek tep e lerde i n a nç l.ı·l ık s ı ğ o l d uğ u i ç i n özg ü rl ü k .hoşgörü ola rak g e rçek leşiyor. J:dwa rd Giıbbon , Roma l mıp a ratqr.luğ u' n un düşü ş ü n ü i nc el e rken b i r yerd eı, «Şi m di b i r kent i l e ba n l i yösünü n i n ­ cir ceki.rdeğ i n i d o l du rmaya n tartışrna l a rı n,d a n , yen i'k d ü ­ ş.en - G reklerin k orka k l ı1k ve q nl a şmaz l ı kl a rm da n , m uzaffer Tıü r:kler',e gel i.y orum»0 diyor ve şun l an- yazı yor: « Konsta n­ tinopl 'un şi mdiki1 e g em e n l eriı O s ma n l ı l ar ın y ü ksel i ş ve i l e r­ l eme l eri, modem ta ri hi n · en ö neml i bölümleri ni i l g i l e nd i ri ­ yor,; onc.ak on la rı n k i , yeryüzü n ü sarsa n ve değ i ştiıren h ıızl ı fetiıh l eri anca k doğ a ' n ın i lk b üy ü k sa rsı n hla rıyla karş ı l a ş­ l ı rı l a:b i l ecek olan M og o l v e1 Tata rl;a r'm büyü k patlama l a r ı ­ n ı n sqğ ıad ı ğ ı bi·lg i l ern daya n ııy or» 1; M ogoUar - Tata rl a r, .k endi' ilahlarına tap ınıyorla r; a ncak b üt ü n d i n le r d e b i r köprü ba1şı tutma.ya .ç a l ış ı yo r. Kabi le,Jer a ra s ı nda M usevi_­ Jer, İsevi ler ve M uıh a rn m ed i l.e r ıbu l unuyor; Gibb on , these1 variOus systems in f reedom a n d concord wern ta u g ht ıand pricticed with i n the · precincts of the same camp , d i ­ y o r ıve b i r t ü r şaşk ı n l ı � ı n ı beH iı ediyor. M og ol s ü rül e ri n i n .he r kampında bütün d inler yan yana v e serbestçe, öğ reti­ l i yor, u y g ulanıyor. i m a m , Rabb i , Papaz, hepsi heps i , ha­ ırac v e h izmette n a y n ıı ölıçüde bağ ışık tut u l uyo rlar; Cen;. .gıjz, ıBuıha ra'da Kur'a n ' ı 1atl .a rı nm ayo k l a rı altına atmak l a ibi rHkte peyg a mber ve p a p a ' d a n a y n i ölıç üde sayg ıyl'a söz (etmekten geri _k a l m ıyor. . ' ' Ceng ie, bir cid d i, a d amd ır; zoru n lu l uğ un g ereğ i n i y e- ' rine g eti riıyor. · çeş iıt l r ı rk l a r ı n , !ha l kl a r ı n topra k l a r ı n d a ha. ôoth met the same obstacles : The Berbe'rs of North · Africa,

-protected by the mountain . pea�s. were still hardly at all or ·very imperf ectly, won over Mohainmed. The same ' is true of ;;the Kurds in Asia.}> ·

-

Fernand Braudel, The Meditarranean and the Me- · diterranean World .i n the Age of Philip il, Fontana, 1949-1978, s. 34 ve 41 . 1 70


reket eden l e r, hoşgörül ü davranmayı· öğ reniyorla r; başka bir yol , im kô ns ıza yak m ç ı k maz g örün ü yor. Dağ l a r. eski koçak l a ra ve g eceıkondul a r yen i l eri n e s ığ ı naık sağl .11yor. Dağ l a r, gecekon d ul a r v e u c fop ra k l a r, hoş·görü yata kl a rı o l uyorl a r. Aynı zamanda ıihanıc ı n s ı ğ ­ laştığ ıı meka n lan sağ l ıyorl a r. Üzer-i ne :bası la n topra k, üstünde ha reket e d i.l e·h madı� de, b uı kada r zorılayıcı ise l ider.e n e ka l ıver; zoru n l· u l u k ve özg ü rl ü k veya istene iki l e mi n i n ta r:tışıı l d ı ğ ı. her ye�de bu soru n un ortaya ç ı k m a s ı: kacmı l mçz .O t uyor. i ra de'ye· .y i n e d e bi r ·yer kald ı ğ ı n d a n k u ş k u d u ymuyorum ( * ) . Ba lık:a n ü l ­ kelerinde n tbi r .bi ır .bi l i m adar n r, Rom o nyc:i l ı tarih çi Lorg a , ıbu n u , ç o k a c ı k olara k g österiyor: Et l e s T urcs d 'O rkhan , d e M uradı, de Balezid, d e M ohammed l e r, deı M urad i l et de M oh ammed i l , l es six s u l ta n s de conq uete, ne v o u l u'­ renıt p oi n t v_enger l ' l s.ıa m ciiaı l ' a ttaq u:e .c!h retie n n e des c ro. isades ( * * ) . Feth i n a l tı sultanının, Lorga saymaya O rh a n i l e başl.ıyor ve İki nci Mehmet i l e b i ti ri1yor, asla h ıristiya n h a c l ı h ücum ların ın i nt ika m ı m a lmoık i ·stıe,ğ i.y l e ıha .reıket et­ medi kleri n i bel i rtiyor. Feti hç.i Osma n-oğ l u ,Beyleri, Ba l kan-

( * ) «Kuvvet kavramının doğadaki hareketlerinin nedeni olarak oynadığı r olü, burada akıl-ruh dünyasında 'gerekçe' de­ diğimiz şey oynuyor, yani eylemler ve davranışlarımızın nede­ ni anlamında oynuyor. Maddesel bir cismin hareketleri çeşitli yönlerdeki kuvvetlerin birlikteliğinden her an nasıl bir zorun­ iulukla doğuyorsa, insanın davranışları da birbirini güçlendi­ ren · ve çeliştiren gerekçelerin (motiflerin) karşılıklı etkileşim- · !erinden aynı biçimde bir zorunlulukla doğmaktadır. Bu ge- . rekçeler kinii zaman bilinçli veya bilinecek olduğu. · kadar kimi zaman da bilinçsiz veya bilinemeden etkinlik ve fiililik alanına girerler.» Max Planc, Modern Doğa Anlayışı ve Kuantom Te­ orisine Giriş, _ İ stanbul, 1 987, s: 45.

( * * ) «Les Etats chretiens des Balcans, qui furent remplaces au cours d'un siecle environ, par la domination imperiale Ot. tornam�. ne furent pas detruits, ainsi qu'on le cro it generale­ ment, par un catastrophe religieuse, provoquee par un ennemi · fanatique qui aurait voulu detruire la religion du Christ.» N. Iorga, Historie Des . Etats Balcaniques jusqu'a 1 924, Paris, 1 925, s. 1 . 1 71


·

l a n . fethetmek i radesi n e saıh i p l er, ! o rga bunl a rıı sö1y lüyor, a nca k h ı ristiya n l ı ğ ı orta d a n .k a l d ı r ma k i steyen fa n a ti k di n c i l e r türünden ha reket -etm i:y orl·a r; i s l a m , M eh met Fa­ ti'h'e ık adaır . ıha rekeU değ i l h areıket eUi kten son ra coskuyu ' · sa-ğ l ı yor. · · M eh m et'i {teın uc beylıiğ·i d üzen i 'd iır. M e h m et'i çeken, O rta Cağ sona e rerk·e n çözü l·en bi r d!}zen d i r. M eh met' i n k ı rmasına gernk ka l m ıyor. K ı rm a d ığ ı· i ç i n . d e k a l ıc ı, o l a m ııy or. · Kı rmada n y e n i d üzen 1k u rUlm uyor. İ k i nıciı M a h mut, bi r d üzen i k ı rdı ve yenisi n i· ku rma ya gücü yetmedi. İki nci M eh met, k ı nl a n b i r d üzenin üzer:i n e, g e.l d:i ; kolay;l ı k l a ka r-­ · ş ı loştı ğ ı1 içi n k a l ı c ı olma kta n uzak d üştü. Sekizinci tezi· yazıyorum: Osmanoğ l u, Baıtıı' .y a doğ ru i l e rl erken , hiç 1b �r c i d d i muıkaN'emet iıl e k a rş ı.laşma d ı . İkin� ci M e hmet' i n .ıka rş ı l a ştığ ıı en son m u kavemet, i s ta nb u l ' u n s u r l a rı. o l d u. Ba.l ka nl a r'da t a m bi r deıv rimci d Uırum o lduğ u ndan söz edebi.!ıi rim; ta m b i r otorite · ıb o şluğu va r. Her oto riteı mer� kezi kendi i ç inde iıh tiılafa sa·hiıp; Tür1k l e ri du rd u ra b Hecek te k g üç o l a n M a ca rista n'da Kra l· Beşinci· Lad is l as '. rüştü ­ n e bast ı ğ ı i ç i n Ya n oş H ü nyad'Vn i n vesayeti n den k u rt u l mak isNyor. Kra l ' ı n H ü nyadi ' n i n p resti j i n iı o rtımbiıl ecek h i ç b ir proj eye katı lması m üm k ü n görü n m üyor. Rusya'da 'B ü y ü k b ü k , Konsta n t i n oıp l ' u kurta ra bi l me k i ç i n katol i k ve o rto� d oks k l iseleri n i n ü n yon ka ra r ın da n son d e rece ra h a ts ı z ­ l ı k d u yuyor. Böğ d. a n'da i ki p rens, Ü ç ü n c ü Peter i le· İ ki n ­ ci Aı.�xa hder ıb i rbi rleri n i.n · k u y us u n u kazmcikla m eşg u ! le r2 Efl a k P rensi İ k i!nci V l a dis lav i l eı S ı rlb i sta n Despotu G e org e B ra n krnnç , M e h met' i n vasa U a rı a rasın d a la r ve B ra n koviç� a s k e rl erin i n bir b oıl ü m ü n ü M eh m et' i n e mri n e veriyor . Ar­ n avutl u k' ta iskende11bey'·i n Vened i k i l e soru n u var. Rodos Şövalye1 l e ri a nca k g ü ç l ü bi r H a.ç l ı O rd u.su'na ka_t ı l ma eğ i ;. . l imi nıd eler; bu n u n k�in de b i.r !bi rli1k görünmüyor. Yöneıti c i l er dağ ın ı k ;ve1 bi r . biri yle iıhtiılaıt ha l i ndeler; -c;> r­ taık ıb i r y olda ·bfrl·eşe miyorlar. - K öyl üJer tse y e n i bi r d üzen ve Tu rkl e ri1 istiyor; M i j atovich ' i n . ça l ı şma sında b un u n 01ç ı k ·

.

·

·

·

·

•.

·

'

1 72


.k a n ıtla rı oku n uyor. En son Boşna k Kra l ı . Stepha n ,, 1 463 yi l ı nd a Papa i k i n ci Piu s'a ş u n l a n yazı yor: «Tü rkl er, kendi ta rafla rını secen herkese özg ü rl ü k vaad ed iyorl:a r ve köy l ü leri n k.a l ı n ka 1fa ları, rusti c or u m rude i n g e n i um , b öyie b i r vaa d i n sa m i miyetsizliğ i n i a nl a m ıyor ve özg ü r l ü k son­ suza kadar sü receğ i n i sa n ıyorla r; bu neden l e· ya n ı ltı l m ış h a l·kın, a nka m d a Sizin desteğ i n iız i görmed i kleri . sü rece,. benden uza'k l a.şm a l a n m ü m k ü n görü n üyor»3• 1 464 y ı l m ­ d o ü lık e !.e ri İ ki nci M eh met' i n kuwetleri ne tesl im ol u rken Boş n ak köy l ü l e1ri, « K ra l ' ı savu nma k bizi m i ş i m i z değ i l ; a s i.1 l e r savu n s u n l a r» diye.d ar. M i l a n: ıDü k ü i l e N a po l i1 Kra l ı a ra­ s ı nda 1 455 ta riıh l i bi r me,ktup d a , Arnavutl u k köy:l ü l eri n i n , T ü rk yöneti mi n i kendi a s i M e ri n e terc i h ıe1lt i k l e ri ni bel i rti­ yor.

.

Ba l ka nı ·ve· Doğ u A.v ruıpa köyl ü le ri n i n , terc i h ettikl � ri Türık yöneti mi n d e , eski as iı l leri , ya Türk ismiyl·e veya es- · k i a dlanyla, Bul g a rista n ' d a k i ıka y ı U a n n gösterd i ğ i g ib i , çok zam a n b a ba ·d a n .oğ üla g eçeceık bi r biç i mde ti ma r sa- · h ib i o l a ra k bu l ma.la n s ü rpriz görü n ebi l i r; a nca k bu, terc i h . t e n ç o k sonra yaş a n ıyo r. Esk iı a si ll ' e r, yenıi yon.eti mde e s:ki zorba pol iti ka'l a rı m s ü rd ü rüyorl·a r. N e · Mehmet Fatiıh veı n e de önceki l;er ( * ) 'c i d d i bi r m u-.. kavem et i le karş.ııl aş m ı y.orl a r ve buı .y üzdıen fethetti.ki.eri yerl e rde çöz ü len O rta Cağ düzen i nde öneml i bi r değişik­ lik yapm ıyorla r; B uı n ede n l e olsa g e rek Toynbee ş u n l a rı yazma d a n ede m i yor: · « H ı risUya n G rnk Roma İ mpa rator­ J uğ u , M üs l ü ma n Türk Roma . :l mpa rlatorl uğ u b iıC i 1T11i nd e ye. niden y ükse:l m ek üzere .çökt ü ; ve Doğ uı O rtodoks. H ı risti ­ ya n Holıklar' ın siyasa l bağ ı m s ıııl ı:klmı n ı yiUrmelıe ri , n e on- · lo r ı n va rl ı k l a r ı n ı n n e: d e ��g a rl ı k l a ri n m sonu demek ol, ·

·

_

(* ) «0, ( İkinci Murad, (y.k.) gerçekte, Hıtistiyan alemin­ den pek önemsiz bir mukavemet ile karşılaştı ; eğer gücünün ve servetinin tümünü kullansaydı, onun için, Hıristiyan ale­ Ininin b Üyük bir bölümunü f ethetmek çok kolay olacakti .» .

.

Chedonııl Mijatovich, Constantine Palaologus The Last Emporer of Greeks 1448-1453 - The Conquest of Constantinople by the Turks, Chicago, 1 892, s. 63.

, 1 73


d w> ( * ) . İk i n c i M e h met' i n g etirdi ğ i d üzen , yık ı l a n Orta Çağ enkaz ı nı1 bir a rada tutmaya ça l ı ş m a kta n bir a d ım i leriye· g idemedi . l ki nciı M eıh met, enı 1çok ken d i s i n e İ skender'i örnek a l ı ­ yor; bir ölçüde k ııs ka:n d ı ğ.r bH e i l eri s ü rülebi l i r. İ s k e n d e r, fethettiğ i . yerl eri değ işti rm iyor. M eh met, fethe ttiğ i .yerl e­ ri n d üzen i n i korum a yı. a ma ç b i l iyor; bir tü r restoratör öz el ­ ıl i k l e ri tci1şıy.or ( ** ) . Hoşgörü s ü n ü n kayna ğ ı b u ra d a ·yatı� yor. ·

lf you wisıh to sta n d i n honor on theı S ultan's th reshol d , Vouı m ust beı a j ev or a Per'.s i a n or a F ra nk You m ust choose the· n a m e HabU , Ka bi l , H a mi d i And! ıbehave l i ke Zorz i : Show n o knowıl edge Fra nz Bab i n g e r' i n a kta rd ı ğ ı ve. · İ kinci M eh m�t i çi n h a l k ı nı ağz ı na uyg u n g ö rü l e n bu şi i rd e'. S u l ta n ' ı n eşi ğ i n d e o n u rla n d ı rı la b H me k. i ç i n ya bi r Yah u di veya, bi r İ ra n l ı ya do Fren k o l ma k g_e rektiğ1i n iı d i l e g eıti riyor. İ s i m ya H a b i l va· da Ka bi l olaca k; Ha m i d i d e· olabi l i r. Dize.l erin b i r h a k ­ l ıhğa işa ret eıttiğ i nden k uşku d uıy ül ma ma l ı d w; M eh m et' i n ('� ) «The . Greek Christian Roman Empire fell t o rise againin the shape of a Turkish Muslim Roman Empire ; and the Eastern Orthodox Christian peoples' loss of · their politiC al in­ dependence did not bring either their existence or their civili... zation to an end.»

Arnold s. 458.

J.

Toynbee, A Study of History, Vol. 12,

( ** ) «Garpte Orta Çağ 1 3 ve 14 üncü asırlardan beri iç ve dış karakteristikleriyle yavaş yavaş çözülmeye yüz tutarken, Şark'ta, hususiyle Osmanlı İmparatorluğu'nda. kısa süren idari ve askeri yükseliş devri aşıldıkt a n sonra, yoluna eski hızıyla devam etmiş · görünüyor. Bu, bir bakıma, Orta Çağ'ın devamı, yahut araya giren fasıla hesaba katılmak istenirse, Orta Çağ'a d önüş demekti.» Sabri Ü lgener, İ ktisadi Çözülmenin A hlak ve Zil.,­ niyet Dünyası, İ stanbul, 1951-1981, s. 24. , 1 74


.e n g üvendi ğ i ki mselerin baş ı n d a , d oktorl u ğ u n u n ötesinde: keınd i özel ıhazinesıi n i d e emanet .ettiğ i isim, Maestero Ja-­ copo ol uyor. Patri k yaıptığ.ıı Gen na idus i le çok yaık ı n mş k i l ere · g i riyor; Trabzon ' uı a·ld ııkta n son ra orada n g eti rd i ğ i bi{g i n asi l l e rle Ptoleme astronomisi· çal ı,ş ı:l ı yor ve bütünı d i n l eri n sapk ı n l a rı na ya k ı n l ı k duyuyor. Sarayı'na yerleşe n l e rden bi risi ıB enedetıto Dei 'di r; Av­ rupa'do büyü k b i r cas·u s l u k a ğ ı· k u rab i l m i ş ol a n M eh met'e gönderi l m i ş bir ·karş ı casus olduğuna i n a n ı l ıyor. Benedet­ to Dei , Flora nsa ıhesab ı na bHg i· top l a rken İ ki nci M e hmet de süre k l i- i ta lya 'ya soruyor ve· Roma 'y ı a l m a k isteğ i n i h i c sakl a m ıyor. Benedetto Dei'ni n ra porlan o ra s ı n da , Meh­ met'i n , ken d i sine ş un l a r ı da s öy l ed iğ i yer a l lıyor: « Ey be­ n i m F l ora nsa l ı m, sen i n ıh e r ded i ğ i n i a n l a d ı m ve tama miy­ l e i n a n ı yoru m , a ma sana ceva ben d i yoru m ki g e ç mi ş za­ ma nda elde ettiğ i n i� o büyü k başa rı l a n şimdi a rt ı k yapa­ mazs ı n ız; ç ü nık ü o za m.a n hayra nl ık u yand ı rma mza sebep i ta lya'. n ın yeg ô n eı efend i.leri o l a n R om a l ı·la rı n kudreti i di . H a l b u k i bug ü n siz yi rmi h ü k ümet ha l i ndes i n i z ve birb i ri n iz­ l e a nlaşamıyors u n ue, b i rbi rin izin can düşm a n ıs ı n ız. Be­ ni m n iyetlerime h izmet edecek bi r çok şey1J,e r de bi l i yo­ ru m : Ve ,kendi m i genç, zen g i n , ta l i h i yaver g örerek hem S eza r'ı, h em i sken der' i, ıh em Serhas ' ı· çok g eride b ı rak­ m a k emeli ndey i m » 4• Çok net bi r b i çi mde Roma İ m p a ra­ torl uğ u:'n u k u rm a k istiyor ve bunun i·c i n R oma'yıı fetıhet-­ m e n i n plan l a rı n ı yap ıyor. İskender' i n yaptığ ı n ı n ters i n i yapmak ·istiyor; İsken.. der, Batı 'da n: Doğ uı' n u n fe·tıh i n e c ı ktı . Mehmet, uzun yüz y ıH a r Doğ u ' d a n Batı ' n ı n1 fethi n e y ü rüyenle(i n son u n cusu ol uyor. La g ra n d e aquMa e morto ! B ü y ü k Ka rta l öld ü ! M eh­ met' i n öl ü m ün ü , İıta l.y a, ıbi rb i ri n eı buı sözlerle a nlatıyor; pek az öl ü m i ta lya 'yı ve Avruıp a'yı M eıhmet' i n öl ü m ü kada r se- . vi ndi re b i l iyor. Rahatl ı y orl a r; Leni n ' e: kada r Avrupa , bir daha, doğ u s u n da n cidd i ölçüde tehdit edi l m i yo r. ..

1 75


1

. .

Cengiz Han Geleneğ.i

Asiller Boğulur ve Türbeye Konulur Nainıan'larla Me rkit'. leri n imhasında. . Nai­ man'lar ta rafında bulunan . Camuha , bütün ulu­ sunu kaybetmiş ·v e a ncak beş a rkadaşı ile b i r ta-: ·rafa ay rılıp kaçak v aziyetinde Tangl'u ( dağla rı­ na) sığınmıştı. Orada b i r yabani koy unu v u ra­ ra k ateşte lıızartıp yemeye o turdukla rında, Ca­ muha arkqdaşla rına d'ö ndü: «Bu gün y ediğimiz .bu yabani koyunu kimin oğlu. vurdu?�> diye so r­

,du. ·

·

Yemek esnasında, Camuha' nı n beş a rkadaşı yakalayıp Çinggis - hahan' a alıp götü rdü. C a,nı.u ha, kend'i a rk1a daşl1a rı tarafından yaka lanarak götü rü tünce f eski) dostu ( ÇinggisJ :.. ha­ han'a. :

onu 1.

·

�<Ka ra ka rga kuşu Harambai ö rdeğini Yakalar gibi, Adi köle de Ke nd'i hanına İhanet e tti. Han olan . dostru rri , Onla rı şimdi kullanır . mısın? Boz huladu kuşu, Boz bir ördeği

Yakalar gibi, . Köle v e hizmetçil e r Ö.z hanlarına

İhanet edip Yaka�adıla r . Sen az:iz dostum, Onla rı · şimdi kullanır mısın? »

dedi.

Camuha" nın bu

sözle rine

1 76

ka rşilık · o l a ra k

·�


Çinggis-hahan: «Öz hükümda rına el kaldıran bi r lıimse nasıl olur da hayatta bıra kılır? Böy le bi r adam"la ki� a rkadaş olur? Öz hanla rına ihanet edenle r, bütün nesille,riyl e yok edilsinl e r! » diye .e mir verdi ve Camuha'yı y a kalayıp geti rmiş olan­ la rı, d e rhal: o nun gözü önünd'e ka.fala rıni ke.sti r­ mek suretiyle idam etti rdi.

ledi:

ıl

.

Sonra Çinggis-hahan Camuha'ya şunla rı söy­

«Bugün i kimiz yine yüzleştik., gel dost olalım! A rabanın iki okundan bi ri olalım, d'iye sözleş-

miş ike n, 'Kenarda ,kaklım' diye d'Ü şündun. Şimdi birleşi r ve dost olursak, .Unutulmuşla rı hatırlatırız, Uyumuş isek uya!ldırınz. Bend e n ay rılıp gitti isen de, Bana yaptığın iyilik çoktu r,

Olüml'e dq lu

savaş

gününde ·

Sen acı duydun kalbin sız ladı. Benden ay rılıp ka!dı isen de, Ka rşı k:a rşıya ölüm gününde . · Ciğerin y a ndı kalbin sızladı. Ne zaman? de rsen, {bak anlatayım:) Ke reyit halliı ile, H alahıalCit çölünrle Muha rebe e de rken, Pederimiz Onghan'a

Söy lediğin sözle ri, b'a na bildirm e k ile Bü ü k y a rdım e tmiştin!

y

1 ;

Son ra N aiinan hal'kuiı, Sözle·rinle titretip, A ğzınla öld ü rüp

Korkuttuğunu bana

Öylece bildirmekle 1 77

F. : 1 2

.


...

B üyük y a rdım etmiştin. » ded'i ona ( Çinggis-hahanJ . Camuha cevabında şöyle dedi: «Eski günle rde, küçüklüğümçJ,e , Ho rhonah suy u, dere boyu nda, Hazmed'ilmey e n y e mekle r y edik, Hiç unutulmayan sözle r söyledik, Ve dostum hanla böyl'e dost olduk. Önce yo rganla r dahi bir idi, Fakat a raya girenleır o ldu, Kötü niyetli olanlar oldu, Fena fiki rli olanlar oldu.

A rtık büsbütü n ay rılınca da: Bi-rbi rimizi çok tahki r etti k,. Kara y üzümd e n D e rim çözüldü, Yanaşamadım Dostum hanıma, Görem edim hiç sıcak y üzünü , Dolaştım yolda kendi başıma!

Unutulmaz sözle r Söyledik, diye Kızıl yüzümden , D e rim soyuldu, Geniş· fiki rli dostumu n a rtık . Göremedim hiç doğru yüzünü

Dolaştım yolda kendi başıma! ·

-

Şimdi han dostum

İltifat ile, Dost o lmak için dave t ediyo r, Dost olmak tazımken,

Dost olmadım ben!

Aziz dos tu m bugün a rtık., Etraftaki ulusları ,.

Tabi kıldı k e ndisine,

1 78

ıl


Ha riçte k�i devletle ri Bi rleşti rdi sinesinde . Hanlığın tahtı sana v e rildi, G e niş d'ünya da Önune se rildi, Benim dostluğumda n a rtık ne fayda? ·

Ka·r:anlık gec'e lerde, · Belki . ruyana. gire r, qündüz aydınlığırida Be lki aklına . gire r, (Seni rahatsız ede rim) . Yakanda bir bit gibi, Şal.v a rd a dikiş gibi

(Fazlayım b wrdaJ derim..

Benim çok ka rım oldu, Fakat fik ri m dostumdan ayrı gitti.ği için B e nden haksızlık doğdu.

İşte bugün d'ünyada, Her i·kimizin adı Güneşin doğusundan Ta batısına kada r Meşhu r o ldu yayıldı. Sen akıllı a nadan Cesur ola ra1ı doğdun, Ka rdeşforin de usta, AdJamların da usta, . Beyg i ri ni n sayısı yetmiş üç id'i başta,

Bu sebepten dolayı, y e ndin beni savaşta . Bana gelince: anam ve babam, Küçükken b e ni te rketmişle rdi, Ka rdeşim yoktu.

Karım g ev eze idi, Dostlarım itimatsız,

Sana Tanrı ·güç v e rdi, k1al.dım yalnız!

Ye ni'ldim ı•

Dostum iltifat edip .

.

1 79

ı�


Beni çabuk öı.dü rtsen, Dostunun k a .zbini s e n. Böy lece teskin etsen. L-utfun o l.u p da be ni, ölif,ü:rtecekse n hanım, Send e n ricam odur ki; akması n aman kanım. A rtık öldükten son ra, B enim ölüm o rada, Yüksek kayalıklarda, uzun zaman içinde, N esild. e n nesil'l e re,

Koruyucun da olur, Sana duacı 9lur! Asil b i r aileden, dünyaya ge lmiş idim, Daha asil olanı, Temucin y endi beni. Söylediğim sözle ri Unutmayınfz sakın, - Sabah ak.şam söyleyip tekra r etmelisiniz Şimdi benim işimi, bitirmelisin yakın! >»> .

1 80

ı!


şimdi seni ke nd,i arzuna göre kanını akıtmadan · öldürteceğim!» . Bunları söyledikten sonra Çin­ ggis -hahan: «Onu, ka nını akıtmadan öldü rünüz, fakat ölüsünü rasg ele yere atmayıp iyi b i r şe kil­ de defnediniz!» diye emi r v e rdi ve anu idam e t­ ti re rek ölüsünü gömdürdü. .

Manghol- Un Niuça Tobça'an, Moğolların Giz­ li ·Tarihi, yaz.ılışı 1240, Prof. Dr. Ahmet Temir çevirisi, Ankara, 1 948-1 986, s: 129-134.

Modern H ükümldiarın Doğuşu

. « H ük ü mdar» yazarı Mach iavelıH, acab_a , İ ki n c i M e h . m et'i ·n e: ölçüde b i l iıy or; Maic h iave l l i yazd ı ğ ı, zam a nı M eh­ met Öl ü d ü r, M e h met' i n il Pri n c i pe'yi ok uması m ü.m k ü n d eğ i l . Ancak « Prens» yaza rı n ı n İ ki nc i, M e h m et' i . « o k u m,01srn m ü m k ün ; M e,h met' i n , l ta lya n Machiavel l i ' n i n m od e H e­ r i nd e n b i ri si o l m a s ı m m ü mk ü n ·görüyoru m . M a c h iaveıl l'i · 1 469 y ı l ı nda doğ m u ş o l d uğ un a göre Meıh m et ' i n ita1l ya' .y r titretti ğ i bi r zamondta çocuk l u ğ u n u s ü rüyor (* ) ; d ü ş ü nce­ i e ri n i n o l u ş um u , Oğ l u l ki nciı Bayez i t zama n ı na d eın k d üş ü ­ yor. 8Uı s i l i k Osrn a nıl ı s u l ta n ı · zama n ı n da d üşün m eye b a ş ­ l a m ı ş o l .a n Maöh i aveM1i üzeri n d e İ k i nc i M e h met' i h , s n i k d e o l sa , bi r i; z b ır a ktığ ı n ıı d ü ş ü nm ek zoru nl u o l uyor. M ac h i ave M i , · d oğ u m un a 'katkıda b u l u n mak i sted i ğ i m o d e m h ük ü m da ra öğ ü tl e r l\lerme k istiyor; i ş g a l e d i l e n

·

·

( * ) L a İlahe İllallah, Muhammed Resulullah, Roma, Ro­ ma ! » Venedik kaynakları, Fatih'in askerlerinin savaşta böyle bağırdığını kaydediyorlar. Macaristan Kralı'nın adamlarından birisi, Laszlo Vitez, 1475 yılında, elde ettiği bilgilere göre, Fa­ tih'in Roma'yı fethe hazırlandığını ve .bu nedenle bir haçlı se­ ferinin düzenlenmeşi g,erektiğini ileri sürüyor ; Avrupa"daki bü­ tün devletlere, prensliklere alarm veriyor, broşürler yayınlıyor. Franz Babinger, Mehmed the Conqueror and His Time, Princeton University Press, 1978, s. 341 . 1 81

.

.


toprakl a rda ne yapıılacağ ı n ı göstermeye ça l ış ıyor. İ k i d u­ rum u b i rbiri n den ayı rıyor 1ye b i ri nci d u ru mda i ş g aıl ed i le n top ra k l a rdaki d i n v eı d i l ne i şgat ede n tornfm d i l ve, d i ni ara s ı nda y a k ı n l ıık arıyo r. « B u: ül keleri ele geçi re n b i ri n i n b u n l a rı e lde tutmak i çi n iık i şey yapması gere k i r: B i ri ncisi eski h ü k ü m d a rın soyu ndan ola n i nsan l a r ı n tü m ü n ü o rta­ d a n k a l d ı rm a s ı , i k i ncisiı i se kanu n l a rı deığ iştirmemes i ve verg i l eri a rt ı rma ma s ı . Böyl ece i şg a l edHen · ü l ke1l e r az bi r z.a m a n . son ra soydan geçme eski devle,N e b i rl eşi rler, tek ve aym devl et h a l i n e .g e l i rl e r» . Böyle b i r d u ru m d a , M ac­ h iaveH i , «eski h ü k ü m da rı n ·soy u n u ortadan ıka l d ı rm a k ye­ ten> d iıyor veı « es k i yaşa ma şa rtıl a rı 1v. e· . .gel·eın e k l eı r i koru­ n u rsa haılk ra hatça yoşayı .ş ı:n ı s ü rd ü rü r» d i·ye .ekl iyor. İ l k bakışta Meh met Fatiıh ' i n fe·ti h yöntemine uıy maz görü n ü ­ yor; b aık ış deri n leşti ri l i nce uyum ortaya ç ı kıyor. Fatih , i ş g a l etti ğ i top ra k l a rda ya,şa,yanlarm d i n i · i l e kend i d i n i a ra s ı n d a öneml i b i r ayrı m görm üy.o r, d iH e ri· i s e yak l a şt ı rmak i stiyor. B u kabul ed i l i rse,, Fati h ' i n i şg a lı ed i ­ len top ra. k l a rdaık i u s u l.l eri d e.ğ i şti rmed i ğ i kesi n d i,r ve b u n ­ d a n d a öte, yöneten a i len i n b i r te k b i reyi n i b i l e hayatta b ı ra km a d ı ğ ı çok daıha ke1s i n görün ü yo r. Burnda Büyük Dü k Nota ras'tanı söz etme k gereğ i n i dı u:y uyo rum ; feti'h s ı ra s ın d a ö lıeın i mpa rator Kon sta n t i n ' ­ den s on ra Nota ras, emıp ery0ıl1 a i l e n i n en büy ü ğ ü olara k haya tta ka·l ı yor. Sayg ı n b i r k i ş i. J i ğ i v a r; i sta nbul' u n Tü rk­ ı .e r' i n el ineı g eçmes i ni ö n l emek a m a c ıy l a1 da olsa Bat ı i l e b i rl eşmeye son u na kadar ka rş ı ç ıık ı,yor. Gra nd D ü k Nota ­ ras ' ın i na nç l ı b i r Avruıpa ka rş ı t ıı o l d u ğ u ve Konsta nti nop l ' . d e « Latin tac ı ,g i ymektense T ü rk tu rbamn ı terc i'h ettiğ i ­ n i » ifod e ·ett i ğ i bi l i n iyor. Fati h ' i n h e r ta rafta casusları va r. N ota ras ' ı n bu d ü ş ü n cede o l d u ğ u n u çok iyi · b i l iyor. İ sta n­ bu l ' u feth�tti kten son ra Nota ra s ' ı İ stanbul Va l i s i yapma k istiyor ve kısa bi r süre d e ols-a ya k ı n l ı k ku ruyor. Meıh met, an i d e n , B ü y ü k D ü k Nota ras i le i k i · oğ,lun u n kafa l a r ı n ı kesti riyor; b u n u n n ede n i ola ra k b ütü n kaynak- · :ta rda i l e r i s ü rü l en b i r g er ek,ç e var. M eh met' i nı ıkad ı n l a r­ d a n pek h oş l a n m a d ı1ğ ı ve g üze1I ve g en e erkek çocukl a ra d ü şk ü n olduğ u hep i Jıe ri s ü rü l üyor. Nota ras'm on diört ya1 82

·


ş ıın daıki k ü ç ü k oğ l u n u n s on derece g üze l ol duğ u Meh m et'e söylen iıyor ve M e h m et, kı·z larağa s ı n ı gön dererek genç No­ ta ra s ' ı istiyor. Büyük Dük Nota ra's, oğ l unu Fati h'e gönder­ m ektense kafası n ı n kopanı:mas ı n a razı' ol d' u ğ uın u ifade ediyor ve r,eddediyo r. İ le ri sü rüld ü ğ ü n e göre. Fatiıh, i. k i oğ l uyla 'b i rl i kte No­ ta ras' ı n derh a l i·d am edHmesi n i em rediyor. Nota ras, i d a m ı s ı ra s ı n da i k i oğ l u n u n üz ü l mes i n i ve- b ü y ü k acı i l e ö l ü m­ den korkara k Fatiıh ' i n isteğ i n iı kabu lı etmel·e ri n i i·stemi,y or; l mıp a rator'dan önce· kendis· i n i n kafasın ı n kopa nl ma s ı m ri­ ca. e d i yo r. Cel latl a r, iki oğ lunu n ö n ü n dıe önce Büyük Düık N ota ras ' ı n .kafası n ı kopa rıyorla r ve b u n u d i ğ e r Nota ras'­ ılo r ı n i d am ıı iız,liyor. Kafa la rı n ı n kopa n ld ı.ğ ı. ve1 böyle idam ed i, l'di1k l e ri kesi n­ d i1r; Osmanoğ l uı erkekl eri n i n homoseksüel a l ı şka nıl ı'kları konusunda da. h iç ıb +r ta rtışma b u l u nm uıyo r (* ) . Ayrıca öl­ d ü rül meyerek sa raya i çoğ lanı o l a ra k a l m a n i mpa rator a i­ · l esi n i n g en ç erkeık leri nde n bazıs ı n ı n i ntiha n tercih eUikl e ri de :bi l i n iyor. Bütün b u n ları ka b u l ed iyoru m . . Fakat som u t i l e soyut iciced i r; b i rb i ri n e ya p ı ş ı1k d u r u ­ y o r . A r ı z i olan i l e ka l ıc ıı veya ayrık olg u M e temel eğ i l im yo d a i nsa n i olmi i l e ta ri hsel çizg i h i ç b i r za ma n bi rbirin_

( * ) «Türk toplumu hemen hemen bütünüyle erkeksidir ve evin dışında erkek ile kadının beraberliğine izin verilmediği için, müslümanlar, yakınlığı, ister platonik ve ister fiziksel ol­ sun, homoseksüel ilişkilerde buldular. Haremde lezbiyanizm ge­ l işti.» Will and Ariel Durant, The Story of Civilization, Vol. VII, The Age of Reason Begins,, N."f. 1961, s. 520.

Mehmet'in, güzel erkek ç ô cuklarına düşkünlüğü konusun­ hiç bir kuşkunun bulunmaması gerekir; Mehmet'in İmroz Valisi yaptığı ve · çağdaş Grekler' in bir tür Fa,tih meddahı say­ dıkları İmrozlu Kritovoulos, bıraktığı tarihte, şu bilgileri ve­ riyor: «Önce ganimetten usulüne göre payına düşeni aldı. Sonra da, geri kalandan ödül olarak, en güzel bakireleri ve en iyi aile­ lerden olmak üzere ve en yakışıklı erkek ç'Ocuklarını, bunların bazılarını da a skerlerden satın . alarak, kendisi için seçti.» da

Kritovoulos, History of Mehmed the Conqueror, 1467-1954, Princeton University Press, s. 82. 1 83


.

den ayrı .g.ö rü l m üyor; gözl.e mde b i r l iktel i k v a r. M ehmet Fatih' i n B ü y ü k D ük Nota ra s ' ı·, gene oğ l u i le. c i nse.ı i l işki kurm a s ı na ,k a rş ıı ç ı kt ı ğ ı için ve Fatih' i n cazip buıl m a d ı,ğ ı diğer oğ:l u n u da kata ra k idam eıt ti r m i ş old .u: ğ u, ·g ö rü ş ü n e karşı· çıkmıyorum ; i nsa n i yanı b i r ta raıfa gözlemin b u ya n ım önemsem iyoru m . Fat i h , ken d i sin i g.e rcek varisi· o l a rak görd üğ ü Roma İ m p a ratorl uğu ' nda imp aıra to r a i1les i nden ·bi r tek canl ı bi l e b ı ra.kmama1k g e reğ i n i duyuyor. i n s a n olo­ mk N otaras'a yak ı n l ı k d uyma s ı n a k a rş ı n , teme l· eğ i l i m ba.skm g el iyor veı M e- h met Fatiıh , · N ota rns soyunu tem izl ' i ­ yor. Fat i :h ' i n e l i nden . Roma f oııpa ratorluğ uı' n u ri h ü � ü m-· ra n· a i l es i n i n bi rey leri n d e n h iç b i ri s i , Avrupa'ycı. ık açan bir k a ç ı ha ri1C, co n ı m ku rta r·a m ıyor. N i cco l o Mach iıa'.v elıl i , b i r de, d i nı ve d i l a c ı s ı n dan ay­ yerler! işg <!l l ede n l er. e öğ ütl e r · verme gereğ i n i .d uyuyor ve buradaki işga l i n d a ha zor o l d uğ u n a i şaret eder.ek «bu ­ ra l a rda t utu nm a k i ç i ri büyük b i r ta lihe ıve yıö netirn usta' ­ l ı ğ ın a · saıh i p o l m a k g e rek i n? di1y or. Eık l i yerek de.vam edi­ yor: « İ yi ve etki. n ça re:l erden b i ri de i şgoli edenler'i n g i d i p o bölg eye yerl.e şmeleri·d i r. Bu daha. g üven i l i r ve s ü rekH e.gernen l i k sağ l a r. Türk1ler de öyl e ıy aptı·l a r. Y u n a n i1sta n'a yerleşmeseydi l.e r b üt ü n ö n l e rnl e re rağmen ora d a tutuna­ mazlard r n ( * ) . M aıo h iave l l i ' n iın T ü rkl er' i n fet i h yöntem l eri: konusunda bHg isi ol d uğ uı a nl a ş ı l ı1y or. Ancak bi rinci· yol He· T ü rk l er' i n yol u: a rasmd a .k iı ayrı m ı n Mach i aveH i ' n i n göster­ m ek i·sted i ğ i ö l ç ü d e bel i �g i n · o l d u ğu n u sa n m i y o r u m (* * ) . n

( * ) B u çalışmayı yaparken l\façhiavelli'nin yabancı. dilden baskılarinı kendi kütüphanemde bulamadım. S. Bağdatlı'nm yaptığı ve Sosyal Yayınlar tarafından yayınlanan çeviriye da­ _yanıyorum. Fakat burada geçen «Yunanistan» sözcüğü, Doğu Roma'nın son dar alanını mı, _y oksa Atina çevresini mi anlatı­ yor ; bundan güven duyamaô.ım. -

Machiavelli, Hükümdar,. İ stanbul, 1984, s.

�O.

·

( * * ) «Bu iki çeşit yönetimin günümüzdeki örnekleri Os­ manlı Padişahı ile Fransa kralında görülür. Türk hükümdar­ lığı tek bir padişah tarafından yönetilir. Diğ,erleri· kapı kulla­ rıdır. Padişah ülkesini sancaklara ayırmış ·ve oralara valiler: tayin etmiştir. Fransa kralı ise kalabalık . bir soydular sınıfı ile kuşatılmıştır. Bu soyluların kendilerine bağlı uyrukları var1 84


B u radaki ça l ı şman ı n b ü tü n te.zlerine i çeri l m i_ş orta k ren!..­ g i,, T ü rk l e r' i n yol u He feod a l Avrupa ' n ı n yöneti m i n i n ay-­ rı l ı ğ ıı görüş ü n ü tenzi· I etm ekt i r; b u n uı te: k_ra rl a m a k. gereğ i n i duyu:yorurn . Aynca T ü rk l e r' i n iz.l e d i ğ i yöntem tüm üy l e g i d ip yer-­ l eşmeye: benze m i yor. Machiaveıl l i , «Tü rk Yolu» o l a rak a n·- ­ latmaya çalıştı ğ ı işga l yöntem i n i ç özü m l em eyi sürd ü rü -­ yor. « Di ğ e r b i r ça re de ü l ke n i n k i l i t . bir i k i bölges i n.o göç- ­ men yerl eşti rmekti r. Bu yol a başrv u ru l ma l ı d ı r. Aksi h a l d e buı k i l it bölgel e re ç o k sayıda asker gönderme k g e re kecekti r. Oysa göçmen l e r d a ha az masrafl ı d ı r» . Tü rkler, i şg a t etti k1 l eri her yere Tü rık g öçmenl e ri taşı· y orla r. Osmanoğ l u fetih yönte m i n deı ta.şı n a n T ü rk g öçmen- · l e r taş ı n d ı kl a rı h e r yerde kayb o l uyorl ar. İ k i·nciı Baye1z id'e· kad a r Osmanoğ l uı egemenl e ri nd e d i n ve ı rk b a ğ l a n t ı la r ı"­ n ı n son d e rece zayı1f olması ve M usa i l e Fati h'de as i mi l e: b i r Osma n l ı « d i n» ve « m i l l et» a ra y ı ş ı n ı n b i r çizgi ol a rak o rtaya c ı· kmas ı , buı kaybol mayı·, h ızland ı rııy or ve kolay·laş-' tmyor. işgaı lci he r d eıv leti n ta rih i n de d i nsel ren k l i köyl ü is-· ya n la n va r; Gsmanoğ l u d üzen i n d e ·e g emen s ü n n i orto-­ doks l u ğ u n a karş ı çeş i t l i i s l a mi mezhep ayakl a n m a l a r ı kay­ d ed i l i yor. Fa kat Osma n oğ l u egemen l iğ i nde h i ç b i r h ı risti -­ ya'n h a l k ı n , d i nsel n eden lerle Osmanoğ l u egemen l i ğ i n e karş ı isya n etmed i ğ i bi l i n iyor. ! orga , Osma n l ı· topra k l a rı n ı g ezm i ş g ezg i n lerin he-­ men hemen t ü m ü n ü n Türkiye'de bi r .g e riıl i k gözl ed i k l e ri. ni, T ü rk l er' in uyg a r l ı ktan n a s i b i n i alm a m ı ş oldu ğ u n uı kay­ ; ' dettiı k l eri n i a n caık , . köyl ül Q-ğ ün bu r j uvazi ta rafı nda n so­ yu l duğ u n d a n kes i h l iıkil·eı söz etm e d i k l eri neı i ş a ret e d i ,y.o r5.­ M a i s on ne parla j a m a i s d u paysa n· dep o ui l le, du boür·

·

·

������� ��������- ����\, ·

dır. Kral onların bu ayrıc�lıklarını - kendini tehlikeye atma-­ dan - ellerinden alamaz.» · «Dara krallığının yönetim biçimine bakarsak bunun Türk . hükümdarının yönetim biçimine benzediğini görür,iiz .» ibid.,

s.

28-29.

Marx'ı, Buharin'i, Lenin'i de etkilediğini sandığım bu sa-­ vı pek doğru bulmuyorum. 1 85


. -g eois chas se d e la p l ace de son g a i n h ab i tuel . B ul g a r ve öze l l iik1le S ı rp h a l k türkül e ri n e b a k ı yor; 'bu n l a r, T ü rk s i pa h i , .b eg vevaı paşaıl a rı n g a spçııl ı ğ ın d a n ya d a zul m ü nd E:m pek -o kad a r çok ya k� nm ıyorl a r. T ü rk yön etiöl erin g üzel kad ı n ·ve k ı z l a ra o l a n d ü ş k ü n l ü ğ ü , s a l d ı r ma l a n, Ba lık a n fo l k l oru­ . n u n te mel öğe lerinden b i risi n i o l u ştu ru yor. Les chats po­ p ul a i res des Buıi g a res et s u rtout des Se rbes - plus n o mb­ reus e et d'un ca ra ctere plus ori·g i n a l - n e se p· l a i g n e n t pas ta n t d e l 'av i d ite et d e l a c rua u:te de spa h i , d u beg , d u _p a c h a , q u e d e l e u r p e nchat p o u r l es bel l es fe m m es et j e u n es f i l les, q u i se sac hent, m a i s sans g ra n d p rofit, de­ va n t ses rega rds . Roma nya l ı p rofosör, T ü rk yö n etici· beıy ­ l e ri ni n, yaik a l ad ıık l a rı B utg a r veya Sı�p ka d ı n l a rı y l a k ı z l a ­ n n aı evl e n m e ön erdi k l e ri n i v e b u t ü r sa-l d ı rarn k y a ka l a ma ­ :n ı n «Tü rk u s u l ü » e vl e n m e önerisi1 sayııltl'ığ ı m d a e k l i yor. Bütünı b u n l a rd a n b i r son u ç cı'k ıvor; T ü r k l e r' i n feti h yöntemiı, N i ccol o M a c h i ave l l i ' n i n o rtaya a tm aya ca hştığ � i ki ti p o l o j i,ye de ta m uym uyor. Öz·eıl l i kl e Fatih , i·ş ga1 etti ğ i · yerlerdeki h üküm ra n a iıl e.n in büt ü n l;> i rey leri n i öld ü rm e k i c iın b ü y ü k b i r titi z l iık g österiyor; b u n d a n so n ra da , sa n k i 'fethettiığ i 1ye rıl e r i l e feth edenlerin ı rk 1v e d inl e ri a ra s ı n d a 'bi r fa rk ,y okm uş g ib i d avranı yor. Profesö r i n a l c ı k ' ı n b i r ··ca l ıış ma s ı nıd a n bir. a kta rma i le b i r saptamayı tek ra rla m a k · d u ru m imdayıım : «The Ottom a n record-b opks o f t h e 1 5 th cen tury show that not o n ly m a ny Ottor n a n Beys in the ·. �gove r n ment of the p rovi nces but a l' so a cons i d e ra bte n u m­ ber of ti ma ri ots i n th e1 m a i n otto m a n a rmy d u r i n g the 1 5 t h centu ry were: dii rect descen d a n ts of ' the p re-ottoma n l oca l nı i l itary classes o r n obi l i ty» ( * } . O n Beşi n c i y ü z y ı l a a i t ta h ri r d efterl eri ni n i n cel.en m e.s i , eya l et yön eticisiı bey­ · ı er i n çoğ u i l e t i m a r sa h iıpl'eriınıi n , -fetih ö nces i a s keri . yön e­ tiıe i l e r ve asH ler a ra s ın d a n çıktığ ı m g österiyor. H a ! H in o l ­ ..c ı k bu yönte m i n 'Y a l n ızca Ba,l ka n ' l a rd a değH An a d o l u ' d a d a i z l e n d iğ i n i kayded iyo r. ·

( * ) «Yalnızca Bankanlar'da değil Anadolu'da da aynı tu, tucu politika izleniyordu.»

Halil İ nalcık, Ottoman Methods of Conquest, Stu­ dia Jslamica il, Faris, 1954, s. 113 ve 118. 1 86


Öte y a n da n , M a c h i a ve l l i 'ni n i k i n c iı t i p i n e yak ı n d ü ­ şen d u ru m l arda , fe�h ed i l en yer�ı e re · yöneteın ı r kta n g öç­ m e n l e r g ö n d e riıl d i ğ i z a m a n da, b u nl a rın, feıt hed i'l en top­ rak l a rdaı yaşaya n h a l k l' a rl a kay n a ş m a s ıı sağ1l a n ıyor; y ö n e­ ten ırıkta n bey l er, ye r l iı g üz el l e rl e ev l e n mey i te rc ih e d i yo r­ l a r. Böy.l e b i r d u rum , özel:l i k l e1 M e h met Fat:Vh ' i n h i ç bi r d i n v e ı.rk kayg ı s ı 0ıl m a d ı ğ ı n ı v e1 ba-k ı ş ımn i sta.n b ul ' u n B a tı s ı ­ n a uızand ı ğ ı n ı a ç ı k·l ı kıla ortaya� çıika nyor. M e h me·t Fati h için f sta n b u V u feth e.tm e k , am a ç d üze­ yine ç ık m ı ş b i r a ra ç ol a ra k görü n ü yor. İ k i nc i M eh m et, is­ ta n bu11ı' uı a l a ra � . a rka s ı n ı g üven ceye a l.ma1k i st iıyör. T ü rk l er i s e böy l e b i r a d am h a k k ı n d a peık az ıbHg iye saı h iıp l e r; T ü rk ta riıh ç i l eri M ehrnef i n n e za m a n d oğ d uğ u­ n u bi lmi yo rl a r. T ü rık Ta ri h Ku rum u ta ra:fıın da.n ya y m l·a n a n « O sm anl ı T a r ihi » ık i ta p l a rı n ı n b i ri s i n d e ş u n l a r yazı�l ıyor : « i l . M ehmed 1 6 M uıh a rrem 855/ 1 8 Şubat 1 45 1 'de E1d i rn e'­ de ü ç ü ncü d e.fa h ü k ümd a r o l d uğ uı za �·a n y a ş ı on dokuzıl a yi,rm i a ra s ın d a i d i»> 6 . B i r köy'ılün ü nı b iıl e en s o n doğ a n bu ­ za ğ ı, h a k'k ı nd a d a. h a kesiın ıbi r ta riıh ve ıre'bi l eceğ i n i samyo­ r u m; M e�h m e t' i n taihta cıktı.ğ ı z a m a n yaş ı n ı n o ndok uz1l a Y1i rm i a rasın d a o l duğ uı kayded i l iyor. Ü stel i k , bun u n M eıh­ met'.i n üıçünıc ü ta hta, ç ı kt ı ğ ı da Heri s ü r ü l ü yo r; M eh m e t , ,b i r y ı· I s ü re s i n c e ta hta ç ıikm ıyor ve ü ç k ez değ iılı, b i ri s i 1 444 ve d i ğ e ri 1 45 1 o l m a k üze re i1k i ke1z ta h t ı e lıde e d i1yo r.

T ü rk ta riıhıc i l e r i Fatiıh ' i nı doğ uım ta ri hi n i b ı l rn ez ve· b i l ­ m e dii·kl e ri n i kab u l ederken (* ) Ba t ı:l ı a raştırnc ııl a r kes i n g ü n :ve ta riıh vere b i l iyol"l a r. P r ofesö r Ba b i n g e r' in b ir d i ğ er ça­ ıl ı.şm a s ı n da n aıkta rworurn : « i l . Su l ta n M eh m et,. d ö �d ü nc ü perh i z paza rı n d a , ya n i 3 0 M a rt 1 432 d e: E d i rrie'de d ü n yaya g e l mi şti r. 3 M ny ııs 1 481 de Gebze ya k ın l a r ı n d a Su l ta n C a ­ y ı n ' n d a ö l d ü ğ ü za m a n 4 9 y a ş ı nd a, b u l un uyo rdu . Bug ü n e k a da r b u h us usta lv e rHmi·ş ol a n bütü n ba ş k a ta ri h l e r ya n ­ üşt ı r v e çoğ u m ü sl üma nl a r ı nı a y y ı l ı n a. g ö re h esa p l a n m ı ş-

( * ) «Fatih Sultan Mehmed'in doğduğıı sene ve ay bizim tarihlerimizde kesin olarak gösterilmemiştir.»

Ord. Prof. İ .H. Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, Bi­ rinci Cilt, Ankara ,1 982, s. 452, dipnat. 1 87


t ı n> 1• Bazı T ü rk 1ta.rihçi ıl e ri n i n ve·rd i k:l e rJ 1 430 y ı, l ı n ı n ya n i ı s .old uğ u n u ve . Profesör Bab i n.g e r' in hesa b ı n ıın doğ ru o l d u� ğ u n u d ü şün ü�orum� Fatiıh , l stanbufu fetheWğ i ta riıhte 21 ,y aşını s ü rüyor. Annes iı de bili n m iyor; bir ca riyeden d oğ du ğ u ·k esi n d i r. Baba s ı Mu ra't' ın doğ a n. oğ l u n a M eıh m et a dı m koy ma n ın · ötesinde ıhi c iıl g i ıl e n mediğ i sonucu ç ı k ıyor; babas ı n ı n yü- · . z ü n ü , te k ra r, h a tırlam a k zoru n l u ol uyor. M e hm et' in b a b a ­ s ı M u ra t h a k1k ın d a , g ö rg ü ye daya-l ı b i · l g i yi , ya,l n ızca Bert ra d on de la B rocqo i e reı sa ğ l ıyor; B u rg u n dy D ü kQ'n ü n d a n ış­ ma m Senyor B rocq o uiere, F iıH sti n ' e kada r uza n a n s eya'­ haıti nd e, Türkiıy e ' d e n g eçerke n M u ra t' ı g .ö rmeık istiyor v e h e m h ak k ı nda b i l g i1 topl uyo r v e hem 1d eı b i r k a ç ıkez g ö­ rüyor. Y ı lil a r son ra 1 848 y ı1l md a yaıy ı n l a n a n: a n ı l a r ı nd a , E a r­ ·l y Trmıels ·i nı Pa l esti ne, şunl ar ı b ı ra k ı .yor : << i n th e f i rst place, as ı ha�e seen hi m f re·q u en tlıy , 1 Sıha l l say that h e i s a l i ttl e , shont, thi ck-set m a n , .w i t h the face o f a Ta rta r. H e . has a b road: a nd b rown face, h i g h cheek-bones, a ro­ u nd bea rd , a. big and c rooked n ose, a nd sm a ı:ı eyes» . Tek , g ö rg ü ta.n ı ğ ı n ı n .b ı raktı ğ ı yaz ı l ı por,treye' g öre İ k i n c i M u ­ · rat, ta m ıb i r Moğol g ö r ü·n ü m ün d ed i r; . k 11s a , g e n i ş ve k a h.ve rnng iı b i r yüz, çı kık şa k a k kemiıkl e riı, bi· r çiH .k ü ç ü k g öz ve ık a n ca l ıı b i r b u r u n , M u rat' r , çiz iyor. Gezg.i n B rocq o u i e r e" i n M u ra t beti ml emesi i l e Bell i ­ n i ' n i n M ehmet portresi k a rş ı l aşt ı nl d ığ ı zama n , Fati h ' i n a n n esüiıin. , Asya l ıı ol ma d ı ğ ı kes i n lıiık kaza n ıyor; ka.n ça l ı bu .. run b i r yana Fati:h ' in yüzü, M u rat' ı n k i nden _ çok fa rk l ı g ö­ r ü n ü yor. Annes i n i n ıb i r Batı l ı ıh ı ristiyanı ol ma s ı . i hti ma l. i n i or,taıya ç ııka r'ıyor. Fati h � i n a n n es i n i n 1ism i, ı h i'ç bi r 1ye rde kayııt l ı, değ n ; ya1l ­ n ızca. bu kad ı n a a.i t b i r v a k rfta « H a t u n b inı Abd u l l a h» kay­ �d ı y e r a.J ı yor. Buı k a y ı t, Faıt i h '.i n ann esi n i n h ı risti yan b i r ca­ ·riye o ld u ğ um u ve d in d e.ğ işti rmeık zo runda b ı mk ı�d ığ ı n ı a.ç ı k1l ı k l a gösteriv e r (* ) . A n c a k ıh a n g iı ı rkta n ge1ldıi, ğ i b i1l i n �

( * ) «Bin Abdullah ismi bir kimsenin islam dinine döndü­ ' ğünü gösterir.» Speros Vryonis Jr., The D ecline of Medieval Helle1 88


m iyor; daih a son ra l a rı Fatih' i n a nnes i n e H u m a Hatu n is­ m i n i n lôyık g örü lmesi n e karş ı n , G rek, Slav ·· veya İ ta lya n o.l aıbi leceği iıl eri sü rü l üyor. Fat i h ' i n b i yog rafisi n i yazan P ro­ fesör Babi ng er, daha da Heriı g i derek, « M eh m ef.i n a n n e­ sini nı bi r yah udi o:ı d uğ uı b i l e söyleneb i l i r» diyor; a nca!k h i ç k i mse bir ka n ı.!t bu:l a m ıvor . . Q r,ta Çağ sa rayl a r ı n ın çok ka rı-ş ı k o�d u ğ u nu h a t ı rlat­ ma kta, ya ra r va r; her d in deın veı ı rkta n i nsa n , avm saray içinde ba rı n ıyor. M u rat'm sarayı n ı n b i r istisna olmad ı ğ ı ­ n ı gösteren bHg iıl e r va r; M urat, Tü rkçe ve l ta lyanca'yı. a n a diı.11i g ib i ıbHen çev i rmen l e ri v e u z u n y ı l l a r sa ray ı n d a n ek­ s 'ik etmiyor. M u ra t da, h ı ristiya nıla ra k a rş ıı ö nya rg ısız dav­ ra n ı yor; · buın l a rlo d ostl uk l a r ku ruo/or. Osmanı l ıı beyl i ğ i: g ü c­ ııe nd ikçe, sa rayda , vasa.ı du �um u nd a k iı d espotl uk ya da p rensHkten asiıMe r rehi ne o l a ra k tuıtuıl u yorl a r; Brocqou i ere, M u rat' ın sa ra y ın d a 20 e1f laık l ı n ı n s ü re k l iı reh i n e ola raık tu­ tu l d u ğ u n u kao/dediyor. B ü tü n b ur bHg i l e r, M �h m et' i n .p a ­ ıbas ı n ı n saray ı n ı nı da entemasyona l ist b i r havası o l d uğ u­ n u gösterıiı y or. Ancak bu ka'd a r değ H ; Meıh met'in fizyono mi s i nden, a n n esi n in , bir ıBaıt ı l ı· h ı. ri·stiyan olduğ u hemen. a nılaış ı.l ıyor. B u n uın d ı şmda: , Osmanıl ı sara y usuM eri n e gör:e, bi r p re n s va l H i k M e sa rayda n uza klaştıınl�d ığ ıı zaman ya n ı na b i r l a l a ve l a l adan başka da m utl·a k a a n nesi veri liyor. B u d u ru m· . da beş yaş) nda va l i ata na n İ �i nıCİ' M ehmet' i n ç o k k üçük yqşta n itiba ren a n nesi ile bi rli kte ya şa d ı ğ ı kesi n l i k ka­ _zamyor. Dön mel e r, hep bi l i n iyor, ası l d i nl eri n iı knlpleri n i n d e rı nHkl eri n d e h ep sakl' ı tutuyorl a r; Fatıiıh ' i n: a n n es i n d e n , eğer ya h u d i· ise m usev i , değ.iılse iıSevi d i n i ry i n te·l ık i ı n l eri o l m ış o l d uğ u konusu nda h i c ıb i r k uşku k a l m ı yo r ., B u ra da,;,, ki kuış kusuz l uk, M eh met'ln daiha sonraki darvra n ış l a rıyla tüm üyle tuta rl ı d ı r; ·a n n es i nd en aıl d ı ğ ı,, büy ü k · bi r ihti m a M e h ı ristiıyan l ı k tel!kinl e ri.yl·eı, b i r isl ,a mı ·ç evrede Meıh met' i n d iı­ n i i n a n çları n ı n son d erecede zayıfla m ı ş o l m a s ı · gereki­ yor. ·

nism in the A sia Minor and Process of Islamiza'.'" tion from the Eleventh Through the Fifteenth Centruy, University of California Press, 1971, s. 236. 1 89


Oğ1l u İ k i nci Bayezit' i n sara y ı nda uzUın y ı11 l a r g eçi rm i ş o l a n Gia n- M a ria Angıi o l eHo, B a yezid' iın , babası· M eh met i ç i n , « baıb a m m üstebitti ve peyg a m be r M uıh a m med'e i n a n ­ mazdı» ded i ğ i n i kayded iyor. M e h met'i nı peyga mbere ina· nı ı p i na n mad ı ğ ı n ı kesi n l i k1l e! ortoya koyma k m ü mk ü n d eğ H; a ncak, yön e1tim i nd e b ü t ü n din lere son de rece h oşgörü l ü davra nd ı ğ ı çok n et ola ra k. :biıl,i n i yor. M eh m et'1 n yön eti m i n ­ d e k i i staınlb u M u ya 'h u dıiı l ·er, .Av rupa'daki d i ndaşla rıına gön­ d erd ik leri mektupl a rda , Osm a n l ı topra kl a nn ı n . ya h u d iıl e r i ç i n b i r cennet oldu ğ u n u yaz ıyorla r. M ehmed ' i n z eh i r.l e n ­ diğ i g ü n veya haıfta aıya k l a n a n ord u , sad razam Ka ra m a n i, M e h met · Paşa'yı1 pa rça l a d ı kta n son ra i sta nbu l�daki ya hu­ d i mah a,l les i n e h ü cum ve ya h ud i evleri nıi! taıla n ediyor,ı a r; t;>u da M eih met' i n h oşgörüsün ü n v.e ya ra:t tığ ıı g e rıiıei tepkinin ka n ı tı ol uyor. Enı güvendi·ğ i insan l a rda n ıbi ri s i , s ü rekli, zeh i rl e n me­ den korkmasıınıa karş ın öze ıı d oktoru M a e.str:o Jacopo,, bi r yah ud id i r; dı i n i , ·g üven duyg u s u n uı zede'l eyeceık kad a r ön e m ­ l i görm üyor. Ortodoks d i n a d a m ı G regori us Soholaıriu s , Konsta nıUnop l ' n u n T ü rk sa l d ı nl a r m a karş ı dayan a bi lme­ si ·i ci n Kato l i k ve Ortodoks Klise l er i ' n i n ü nyon ' u p rog ra­ m ı n a önce katııl m a k,lo bi rl1i kt e kısa bir za m a n son ra yanı ı.­ d ı.ğ ı m söyleyerek ş i ddetle kc;ı rş ı ç ı k ıyor. Feti hten h emen ö n c e Sen Sofüya KUses i ' n d e yapı1lo n görkeml i birleşme ayi n i n e 'katı l m ı yor ve Fener'deki k ü ç ü k k :l i s·e ş i n i n k a p ı s ı ­ n a yapıştı.rdı ğ ı 'bi l d i riy·l e de. Batı i le bi rleşmeye a cı kça ba,ıy.­ rak acıyor. Fatih, Konsta n t i n op l ' u a ld ıık ta n , son ra Grego­ .ri us' uı b u rdu ruyor; öl'd ü rtm üyor veı patri k ol maya· ikn a edi­ yor. G regoriu s Sc h ol a ri uıs, Patri k Gen nodıi u1s ad ıyl a , usu­ Wne uyg u n a ncak da h a· g.ö rkeml i bir törenle ortodoks kli­ s es,i n i1n baş ı n a geç-i yor. B um� n l a v·eıt i n miyor, Fen e :r'dek� p.aıt ri kh a n eye, C u mıh uri ıy et dön e m i n e. kad a r g e l e· n aynca1l ı kl a r v eriyor; Fati h ' i n ista nbu l ' u önde1 g e l en d i n l er i n b i r­ Ie1ştiği ve tü rl ü ı rık l a r ı n kaynaştı.ğ ı b i r yer olarak d üş ü n d ü .ğ,ü nıd en kuşku du�muıy oruni. M eh meıt' i n b uı tutumu çok aıcık ; acık olduğu i çi n d e : · .bug ü n e kada r g e,l enı b i r tak ım rivayetl ere, kaynak l ık edi ­ yor. H ı ristiyan d ü nyası M ehmet Fatiıh 'ten1 nefre\ etmek·ı e ·

·

1 90


b i rl ikte1 d i n l ere karş ı dıi . n sizl iğe yakın b i r hoşgörü göster­ mesi k a rş ı:s ı ntfa 'b ü y ü k ıbi r Şia ş k ı n l ığ a d üşüyor. Batı, Fa-­ tih' i , n e rede, ise « m ü sWma n» kayzer o l a ra k g örüyor ve: h ı ristiya nlıığ a dön mesi n i g ün soru n uı ola ra k ·ka b u l ed iyor. Pa:pa'n ı n da böyil e bi r kam ve ü miıd e kapııl d ığ ı m göstere n işa retler va r . Avruıp a'da büyü k b i r d irnsel ba skı v e işkence a ltı n d a1 M eh m et' i n ista n buıl ' un a g.öç etmeye baş laya n yahudıi l e­ re, M eıhmet' i n b i r h aı h a mb,aşı seçmesi , erm en i l e re b i r pat-­ ri k_ b u l mas ı ( * ) ve i sta nb ul ' u n gön ü M ü ol a ra k tes l i m olma­ ması nedeniyle, işl a m h u1kukuna .g öre, k ı l ı çta n ge.çi ri l mesi gereken ortodo·ks l a ra töre n l e bir patri k a tayan İ k i n ci Meh� m et' i n bu davra n ış ı n ı n şaşkı n l ı k yaratm a s ı n ı d oğa l k a r- · ş ı1l ı1yorum ; Trabzon'u a l1d ıkta n son ra Traıbzon' l u sayg ı n Ami rutzes' i ke n d i s i n e dost 've öğ retmen b i l i yo r. Ami rut­ -zes, h ı ristiyanl ığ ı n ı ·korumakla ıbi rl i kte oğ u l l çtn n ı d erha � m üs l ü ma n yapıyor v e i k i oğ,l uylaı b i rl i kte i mıpa_rator M eh­ met'e, coğ rafya i l e P!toJ,eme a stronomisi öğretmeyeı baş­ l ıyorla r. Ami rutzes'i n oğ l u Meh m et, İ mpa rator M e.h met' i n eğ iti m i n de ıbabasın ıın asista n:l ığ ı n ı yaparken, daha sonra Maxi mos i l i a d ıyla patri k olan d i n bi l g i n i ne, Meh m et için: b i r İncil hazırlam a sı n ı s öyl üyor; :b u , bug ün e k a da r deva m eden b i r bi. ç imde, M ehmet' i n h ı ri stiya n l ığ a dönme k i ste­ d iğ i ni n işa reti sayııl ıyor ve ri�ayetlern kayna k l ı1k edi1y or. Mehmet türünden di n i i:n a nıc l a rı zayı·f btr kimsen i n , tıp k ı dağ.l ı l a r g i bi·, bi r d i n de n diğerine dlönmesi.n i düşün.

, ( * ) «Fatih Sultan Mehmed, İstanbul'u feth ettikten ve Rum patrikliği ipka eyledikten sonra, yakından tanıdığ.ı Bur­ sa Ermeni piskoposu Ovakim'i sazı Ermeni aileleriyle birlikte . İ stanbul'a getirmiş ve onu 1461 senesinde Ermeni patrikliğine tayin etmiştir. Padişah, İstanbul Ermeni cemaatini çoğaltmak için memleketin muhtelif yerlerinden (Bursa'dan, Ankara'dan, Bayburt'tan, Adana havalisinden v.s.) diğer Ermeni ailelerini de payitahta naklettirmiş ve onları gerek surların dahilinde ve gerek esasen eskiden beri Ermeniler'in mevcud bulundukla ­ rı Galata'ya yerleştirmiştir.» Erem.ya Çelebi Köm.ürcüyan, İ stanbul Tarihi XVII. Asırda İ stanbul, çeviri v e notlar, Hrand D. An­' dreasyan, İ stanbul, 1 952, s. 80. -

1 91.


..

tmek çok mantıksız g örün üyor; M eh m et, a n c a k b üıtu n d i n­ . l eri, bozarak, dağ l ııla r g i bi sığ bi r i na nç sa· h ibi o l a mk ya- ·

: şa.y abi l i:yor. Anca k · M eh met'i n. h ı ristiyanl ı ğ ıı öğ renm e k i ç in - . !bü y ü k ıb i r istek d uıyd uğ u ndan h i ç kuşku d uyuıl m a ma s ı g e­

rek i r; kuşku duymuyoru m . M eıh met, yön etmek i stediğ i topraıkları n h a l k la rın ı n d i nıle ri n i ve adetl er i ni ö ğ re n m ek ,J s tiy or. Ma kedonya l ı· İ skenıd er i l e Rom a l ı Seza rlara k ıs kan ç­ ; ı ıık ôlçüs ü. ndeı i m ren iyor; Se1r.ha s ' ı , Doğ uı Rom a ' mn k uru­ . cus uı B ü yük Ko nstanti n ' i k ı ska myo r. üc oğ l u o l uyor; u yg u n . iısıimle r koyuyo r. B i r i n c i oğ l u n a Baye1z id ı' i uyg u n · görüyor; d ede·s i n i n ıbabasıd ı r. Biri nc i ıB ayezi d , Osma n:l ı e m i rl eri ·

i1çinde imparatorl u k h ı rs ı n. ıı çok a:ç ıık olara k ıbeH i eden, is­ . ta nıbuıl 'u a lm a k i ç i n k a l e· yaptı ran M k yönetici d i r. İ k i nci oğ­ luna M usta1fa a d ı n ıı veri1yor; is l a m i mpa ratorl u ğ uın u n ku ru­ ·: c us u' M uıh a mm ed' i n d iğ e r ad ı,d ı:r. Ü ç ü nc ü oğ l u. ise i ra n 'm . efsa n e yöneticisi Cem' i n a d ı n ı a l ıy or. Mehmet, b i r Batı l ı impara tor olmak i:ç i n yanıyor. Dü nyasa l z,eıv1K l erin i n g e.l i ştiğ i söylenemez; yaşamm­ · da ö ne m:N bir ·k a d ın ol ma:d' ı ğ ı. b iıl \ niyor. Cinse l i çg ü d ül eri­ . n i kad ın la rd a n çok g üzel erkek coc u k l a n iıl e ta.t m i n et­ c m eyi den iyor; kdzıkl.ı Voyvoda ' n ı n ka r d eşiı Raduı, Meh met'in s a rayında reh i n e o l a ra k ya·ş ıyor . . Rad u',n u n kendi s i n i n d e ş ehv et d ü şk ün ü ol mas ı n ı n yan ı nda s o n derece g ü z.e l 0 bi r erkek olduığ uı -a n la ş ı l ı.yor; . M ehmet' i n sa raymd a k i asi l reh i n e Rad uı'ya .aşka ya kın biır eğ i ı l i m g öster:d i ğ i n i n. işa ret­ l·eri var. İ l k ya klaşıml a m Ra d uı sert ka rşı•l ıık verıi1y or; k rl ı ­ ·iÇıy:la M ehmet' i y a mlo:d ı.ğ ı n ı yazanı kayna k l a r buı l u n uyor. R ad u , Meih me:t' iın husum eti nden k orkuyor rve a ğ ac a t ı r­ ma n a ra k kendisi n i, koru maya ca·l ı ş ı yor; M eh met, Ra d u 'y u J_ö ldürtmüyor.. Son unda a nl aş ıy o r lar; . Radu; M ehmet'iın 'gözdesi .ol uyor ve M e h met, · Radu'yu, K az ık l ı V o yv o d a 'n ı n . · yeri n e taMa ç ı k a nyor. Sa rayındaki ba h çes i n d e se:b z e yetişti rmeık İ mp a ra­ -:ıor M eh met' i n en b ü y ü k · rahatlama kayn ağ ı d ı r. S ebzel e ri " Sevi1y or; fakat aıd a m öld ü rm ekten h iıç ·ç ek i nm iyor. Başka -·a ç ı.ı a rdan o l d uğ uı ıkad a r bu a c ı d a n d a ta m· bi r O rta Çağ :mona rkı old u ğ unda n kusku duymamak gereki r; bu ne, . , ·

1 92

.


:denl e ı8 atı1l ı k aynakla r M ehmet'tenı n erede ise b i r can iden söz edercesine baıh seıd iyorl a r. M eıhmert'e bel i rg i n bir d üş­ m a n l ı ğ � · hiç bir zama n g i zıl emeyen Sir Eıdlw i n Pear.s, M eh­ ·ni.e t' i n ıbi rıbirine d üşma n iık i· kıiş i;l i ğ i· aym zam a n da ve· be­ , ra be,rce serg Hed i ğ iın i ka·y ded iyor. M ehmet içi n , tıhe man l ived a douıb l e l iıfeı, d iyor; M ehme.t i k i· ·a yrı yaşa m ı aym zamanda yaşı.y or8• Mehmet, kend i s i nde bul u n an iıki· ayn kişilikten \b i ris i ne g9re, her zama n , hep kuış k u l u , öğren­ meye dqymaya n , zama n ı n ın ve k e ndisinden önce yaşa m ış fi l ozofla nn , teolog l a rı n söy1led ikleri n e ve yazdı kları n a son derece sayg ıh, çağ ı n ı n tüm öneml i soru n l a rı n a iıl,g i duya n ve çevr.esi ndeki her d i l ve ı rk,ta n dan ışmanl a rl a b un l a rı . ta rtışa n b i r öğ rencıidi r. Bunun h emen yan ı nda i k i nci k i-ş in­ :ğ i1 bel i riıy or; M ehmet, kana susa m ı ş b i r müstebit olara k g öste ri l i yor. iın san·ı a rı d oğ ramak, Pems'e v e pek çok Ba� tı.ı ı. a ra ştırmaya göre, M e'h rnıet i ç i n soğa n doğra ma kta n daha kolay ol uyor. Şun l a rı da eık liyor: «Yet the two l ives a re i nsepa rably blended . He wou ld turrt fromı study to s l a ughter a nd af­ ter s l a u g hter a n d tortu re wol ud show h i mself to be· fu l l . of p i ty tor the sufferi n g s of h is victims. Sank i .i ık i k i·ş i l i k .Mehmet'te harm a n lanm ışt ı r; . ça l ı şmayı b ı ra k ı p süratle in­ s a n doğ ra maya g eçebi l iyor ve i nsan doğra m a s ı b i ter b i t­ mez kurba nla n i çi.ri, derin 'bi r üzüntü duyobHiyor, bu n l a rı · · �öster�yor. Konsta n tinopl ' Ü 'z a ptetmek Jçi n u�uya mıyor. istanı­ bul' u bi r sevg i·l i g ibi seviyor. Kuşatma uzayı n ca yen i çeri­ . . Jeri va a d eıtmek z orunda1 kal ıyor; M eıhmet. üzerinde Ut­ red i ğ iı KıOn stantinop l ' u n yeni·oeri, g ü ruıhUı ta rafın d a n ü ç _g ü n yağma ed iıl m esi!n e izi·n çı kmıyor. M eraıkh bi r Orta· Çağ m on a rkı.' d ır ve modem h ü k üm­ darı n doğuşun uı ha!ber veri1yor. H ep n abız tuttntıy11 ve ha­ ber t.opfomayı' seıv iyor. Avruıp a'n ı h i çine . uızayan b i r ca­ .s us·l uk a ğ ı va r; y ı l·la r son ra b ile, Avruıp a' n ı n çeş i t l i kent­ l erinde kuş ku l u ve za m a n zam a n. masum k i mseleri n Meh­ m eıt' i n casusu o l a ra k yaıka l a n ııp yakı1l d ı ğ ı :biliiniıyor. Sam­ y ı nd a tuttu ğ u İ ta lyan da n ı şmanla rı , p a ra i l e k u rl(l m uş ca· sus l uk ağ ı1, çeşHıl i d Hlerd e n · kita p l a rı ,kenıdi·s i n e okuyan ·

193

F. :

13

·


·

her ul ustan b i l g i n l eri yetmiyeb H iyor; i ncognito kenti gez:- , d iığ iı d eı oluyor. Ya n ı. n a en çok iıki ki.ş i a l a ra k , s ırndan g iy­ s i l er l e ta n ıın mayaca ğ ı n ı d üşü nerek h alk m o ra s ı na g i rii.­ yor, kon uşma l a ra k u l a k m i safi rl i ğ i yapıyor; Fra nz Babin­ ger' i n a n lattığ ı na göre bir kez · b i r zava l l ı İ sta n bu l l u Meh­ met'i tan ıyor. Son derece acımasızd ı r; zciva l l ı İ sta nbu l l u , ta­ n ı d ı ğ ı su lta n ı , i çin, «çok yaşa» d iye bağ ı rı rken , M e hmet, h a n çeri He ken d i s i n e·. «çok . yaşa» d iyen İ sta n b u l l uyu ö l d ü ­ rüyor. i sta nıb u l' ' a feth in öğ led e nı sonra s ın da g i riıyor ve doğn,Jt · Sen Sofiya'ya: g i d iyor. Surl a n n önü n de . tereddüt g ös,t eren yeni,çeri g üruhuna Kenti üÇ .g ü n yağ ma loyacak'l. a rı nı söy1l eyen kend isi d i r; Sen Sofiya'ya g i·ri nce O rta Çağ ' ı n bu !incisi n i n .ta·l a � ve y ıkım ı n a tan ık l ı k ed iyor. Yen i çeri: g ü ru­ h u rıda nı b i ri·s i n iın g üzel mermerleriı k l' r d' ı ğ ı n ı görü nce, «bu­ ras ı, devletind i r, b u rası beni m d i n> d i ye bağ ı rıyor: yen i çe­ riyiı ha noeır iyle ö l.d ür üyor. i sta nbuıl 'dq uzun ka l mıyor ve Ed irne'd'e s a rayın a dö­ n üyor. i sta nlbul 'da n çıkarken, b i r. tutkuy l a fethetmek i ste­ cHğ i bu keınt i n , verd i ğ i izi nl e, nas ı1l bi r hara beye dönüştü­ rüld ü ğ ü nü görüyor. Bütün kayna k l ar, istaınbu·ı·da n Ed i r­ ne'ye g id �rken ı l sta nıb u l i,ç i n a ğ'l a d ı ğ ı n ı yazıyo r. Duygu: d ünya s ı a c ı m a s ı z eylemlerin i. önleyemiıy or. Ka l ps i1z eyl e m lerini n sönuola nn a üzü l me özg ü rıl ü ğ ü­ n ü sakl ıı tutab i l i yor. M e hmet , a ğ l a yaıbi lenı bir m üstebittir. 1 491 yııl ında, daha son ra ad ı n ı n sekizin d s i olma k i n­ g i'ltere taht ı n a otura n .Hen ry dü nyaya gel:iyor. . Sek iziıncii H e ry, merka nti:t iız m i n Ti k b ü y ü k uyg u l a y ı c ı sı , modern deıv­ l eHn v e i ngiHz u l uscuıl.uğ u n u n önc ü l erinden b i risidir. M eh- . met, merkanHl izmi doğ u rmaya .g ernk d uymayaca k ka da r zeng i n, f ütuıhatın bi çti ğ i a rtı k d eğ e r S•tokla rı n ed e niyle, i c ·e k on omi de ç.e l i şkHeri 1d um u ra u ğ ratan b i r d üzeın i n ·yön e .: tic i s i , k ı r i l e kent ayrı m ı n ı _ köstekl eye n , i·ş böl üm ü nü n ge­ l iışmesin i zorl a m ayan bir ekonomi nfö su l.ta n ıd ı r. Hem M eh­ meıt' i n su'ltanı old uğ u ekonomi' v·e1 hem de emperya'I plan-· lan, bir , ul us u n doğ u m u n a ye u l uscu s i ya s etle re hi ç im­ ıf<ôn vermiyor. ·

1 94 I


Mehmet'ten hemen hemen yüz y ı1l son'ra, daha son .. ra , i s m i n in dörd ü ncüsü olara k tahta ç ı kaca k o l a n , a ncak sayıdan çok «G nozn ıy» veya « M üthiş» n itel emesiyle· bi­ l i n e n lvan d oğ uyor; Dörd üncü iv a n , T ü rkiye'n i n Kuzeyi'n­ d e g ü çl ü b i r merkezi dlev leti n ku:rucuısuı ol uyor. iva n Gnoz­ n ı y, Eins.tei n ' i n ö l ümsüz fi. i m i « lva n the Terri b l e» sonsuz g üzel'l iıkte ya n s ı tıyor, merkezi devleti kurn bi'l mek için, om uz l a r ı n a basarak ta hta çıktı ğ ı boyarl a rıl a savaşmak zo­ ru nda ka l ıyor; Einstei n ' i n başa rısı , iva n ' ı n zoru n l u l ukla g i r­ diğ i a c ı ması.z l ı k yol u n d a duyd u ğ u .derin aıc 11 i le bi rl i kte yaşa d ı ğ ı ya l n ızıı,ğ ı göster·eıb i l mesinde ya1tıyor. B i r Soıvyet Ders Kita b ı .' ndan a kta ra b iıl iyorum : «Ob'adifüel 'aya pol itiıka m oskovskogo pravite l 'stva vızıva la, odna ko, o j estocennoe sopmtivlenie so stroron ı k ruıp n ııh feoda l ov-ıboya r, vladeıv­ ş i h udelami i votçina m i , pol 'zovavşi hsya p rava m i n ezavisi­ mıh p raviteley i strem ivşi hsya soh ra hit' feod a l 'nyu razd­ rplen n. o st' stra n ı» ( * ) . Dörd ü ncü ivan , merkez i Rus devl e­ ti ' n iı k u rab il mek içi n boya rla rla· m üçadele e.t mek zorun.da k a l ıyor ve· müthiş b i r muıkavemetle ka rş ı l a şıyor; n o oso­ ben n o s iıl 'nıy udar po feoda l ' noy votçi n e b ı l n a nesen lva­ n om iV, ivan , boya r l a ra ve ıboyaır d üzenıi ne çok büyük da1r­ bel e r i nd i riyor, son u n da «Gronzn ı y » , ya d a· « M ü th iş» n ite­ l emes i n i hak ediyor. «Ob razova n i e tsenra l i:zova n nogo Russkogo gosuda r- . ·stıva b ı·lo, nesomneno, prog ressi,v n ı m sobıtiem» ( * * ) Sov-· yet « De rs Kitab ıı» , Rus m e rkezi dev.ıe,t in inı k u rulm u ş olrna­ s ı m, kuşkusuz, i le r.i bi r olg u o l a raık n.i:te·l'iyor; bunda n her h a n g i bir kuşk u n u n bul u nm aması' g,e rekiyor. M e1hmet'i ya l n ızca ista n b u'I fatiıhi· ola ra k görmek, h e m yaba n c ı ve hem de yerl i a ra ştı rmacı· lan n orta k eık s iıkHğ i o'la ra k o rta­ ya çıkıyor. Mehmet, aynı za manda· , Osma n oğ l uı Cumhu ri ­ y etiı'nde merıkezi devl et.in k u ru l u şu.n a' ( * ) da önc ül ü k ya ıp ı yor. (*)

F.Y. Polyanskiy, editör, İ storiya · Narodnogo Hoz­ yaistva SSSR, Kurs Lektsiy, M., 1960, s. 66. ibid., s . 70.

(**) ( * * '� ) Mehmet Fatih'ten yüz yıl sonra Rusya'da ulusal dev1 95


. Çok zam a nı feodaHer, ti ma r sahib i bey l·er veya bo­ yarl a r i l e kra l la r, s u l ta n l a r ve ça rlq r a ra s ı n d a k i i l işki son derece kurıŞ ıık v e a n:ıaış ı lmaz· bir g ö r ü n ü me s•nku:ı uyo r; as'." lmıda d i y a i e kt i k b i r bakış i1le b u iHşki son derece basit ola­ rak o rtaya· cıkwo L Ta rihçi C h ri ıs topı h e. r H iıl lr, !bu i Hşkiyi, son­ d e rece basit v e a nl a s ı1l ı r bi r 'b i·c i md e iıf a d e etme basa rı· : . s m ı ' g österiyor; « a we�k ki n:g would h ave to a c cept ba ro­ n i ca t: dom 1 n atio n : a stro n g king would/ tr\r to recove r i n ­ d ependence · by �1ri n k i nıg b us iness lb ack into the H o u s e­ h o l d»9. Zayıf kra l , b a ro n l a rı n egemen l i ğ i n e g i riyor ve g ü ç­ l ü s uilta nı, bu eg eme n l i kt en s ııy (ı'la mk, işl e rini n yöneti m i n i tekra.r s a ra yı n a a kta rıyor. Ba ro nl a rı n , sipa fole·ri n, boya r­ lıa rın omuzlarında·· y ü ks e l s e d e , g ü çl ü e m i r, işleri, bi r m e r-, ,kezdeı topl uy o r ve bunu n , iıc i n de top·l umida:ki parça l ıhğa , yer yer k op u kl uk v e i çine kop a n ıık·l ığ a. sem v e rm e k zoru n- · q u ı u ğ un u d uıy uyor; 'bir ulu s bayrağ ı r n n yüks elımie s iy'l e bir­ l ikte bu, ,nı,e rkezi' deıVleti' n ta rih sahnesine .cıkış ı n a· işaret ediyor.

Baronl a rı n ; feoda1Ua rı n aıltındak i toprağ ı kayd ı ra n , ıbastııkl an ıda r ı çürüten, Avrupa'da kapita l izmin g el işmesi oldu; M ü th i ş iva n , · ıkapito l izmiın i ki yüzHi şi dde.tin i n ek·si'kleti kuran Müthiş. İvan'ın, On Sekizinci Yüz yilın ilk yarısında Velikiy Pyotr, Büyük Petro tarafından izlenmesi, Mehmet'in eksikliği sayılmamalıdır ; Petro, en barbar yöntemleri kullana­ rak, emperyalist saldırganlık döneminden önce Rusya'y·ı ve da­ ha çok ekonomik alt yapı alanında Avrupalılaştırmayı dene­ di. İkinci Mahmut, Petro'dan yüz yıl ve Mustafa Kemal de İkinci Mahmut'tan yüz yıl . kadar sonra yönetime geldiler ; her , ikisi de Velikiy Pyotr'un radikalizmini gösteremediler; «Yalnızca marksizm leninizm'in klasikleri, Petrovskiy reformların Rusya'nın daha . sonraki siyasal ve ekonomik ge­ lişmesindeki öneminin doğru ve ayrıntılı açıklamasını ' yaptı-:­ lar. Marx ve Engels" Petrovskiy reformların, Rusya'daki asır­ lık geriliğin tasfiyesindeki büyük tarihsel önemirie, bir çok kez işaret ettiler. Lenin de, Rusya'nın batılıfaşmasında, evropeizat­ siya, Pyotr I'in, 'barbar Rusy:;ı,;ya batılılaşmanın girişini, za- , padniçetstvo, hızlandırdığına -ve barbarlıkla mücadelede barbar yöntemler karşısında tökezlemediğine' işaret etti.» '_

1

P.İ. Lyaçenko, İstoriya Narodnogo Hozyaistva SSSR, Tom I, M., 1952, s. 358. 1 96


l i ğ i nıi , kendi . ş iddeti n i1 a ntııra ra:k g idermeye ça l ıştı. Kapi.t a.: ıH zm, ş iddeti n kütl eı$ i n i a rtı rııy or; a n cak, feoda l'izm i n doğ- . ırud c;:ı n ş i d detiı yerine ekonomik meka n-i zma n ı n d olqy l ı ş idd eti n iı k ul'l an ı.yor ve s ü r;ekl i yapııyor. M ehme!I: d e, 'd aıh a son­ ra' İıv an t ü ründen, uc ıbeyte'rin i n g üc ü n ü ö nlemek ıi,s terken , ıkapita•Hzm i n i k iı yüzıl ü d esteğ i nden yoksu n d u r; bu eksik l i ğ i , ken d i s i n den: b a şka h i c k i mseye1 g üven memekl,e .gôsteri·­ yor. Mehmet'i n ya·s.a m ı n da bir görıkem tutkusund a n , Doğ u l u su lta nl a r be nz eri\ l ü ks özenti sinden söz etfümiyo r. · Diva n a g i ren b i r şikayetçi n in . vez i rrl e riyle lmpa rçıtor M eh­ met'i a y ı rama d ı9 ı n a i ş a ret ·�d i l iiyor; vez i rı:eriı buınd a n ü r­ k üyorlm. . M ehmet, yön eti mde i k i değ işiığ l i k 1ya pıyor. İ k i1n c i M eh. ımet'e· kadar s ul ta n r a r d iva n a başka n'l ı k edle rl erken Meh­ met bu u s ul e s on veriyor ve h ü k,ü met işleri n i baışba kan a !bı ra k ıyor. B u n u , divan d a b i r su ikasta u ğ rama k orl<us u n a bağ laya n la r do v a r; merkezi · devletin b ü rokrasisi n i bel i r� ·leme eğ iı! i mi görül üyor. Mehmet' i n yaptığ ı iık i nc i d eığ fşik­ · ı i k, vezi.rl�ri veya sa ray ı n ü st düze:y yön etlıc i l eriy.le bitl ik­ te yemek yeme1 u s u l ü n e de son veri yor; Me!hmet Fa tiıh, tek baş m a yemek yeme usu l ü n ü g et i ren i l k O s m a noğ:l u' d u r. M ehmet, hep zehi,rle n m e korkusu i 'C i nıde yaışı· y or; whir testinden geçi ri lm i ş bi r yemeğ i n içine b i rl i kte yemek ye­ 'di k1l e ri n i n bi'r p a rç a · zeh i r a tma:l a rı i: h tima l in i uzak tutm u:­ vor. Böy:le ·d ü ş ü n üıle:biH r; a ncak büıt ün bu nl a r ı n ötesi nde ve )b u n l a rl a bi rl i kte, M eh met'in yönetimiınde,ki temel Hke­ s i n in . Mç kimsen i n siıvriılmesine i mkôn vermemek olduğ u n u s.öyl'eıyeb i: l i r im . Ya l n ı z Doğ u top l u m l a rı n da değ U , O rta Çağ'da ve O r­ ta Çağ'dan c'ıkıılr r k e n Avruıpo 'da da asHler kada r g ü olenı­ miş. ve zamd n z a m a n g ücleriı feoda lıle:ri d e a şmış, s a ray _

·

·

·

po11 itika,sı iıcin dıe s,on d e rece etkil i b:ü rok ra U a r veya yön e·­ ticil er bu lun uyor. Kapiıtaof izmi n g ü ç l1en m esi h a'l i nde bun la• rı n ıbıi r ç oğ uı, bel l i sermaye a i l e l eri nin oyu n ca .ğ ı, ve:ya· söz- cüs ü ola raık h a reket ediyonl a r; Doğ u yöneıt imlı eri nde: ise, _ ord u, ayd ı n:ıa r. ve,ya ruıhba n k, a tmanıl a rı i.çinıd e taraftar 'toplayarak bi re r k l i k veya parti oı:a ra k h a reket ed iyorlor� 1 97


M ehme.t'i n1 teme.J yöntemi., sivri:l e n başba k a n ı ida m etti r· mekti r; b u n uı M eıh met' i n ıyönetim yasa l a r ı n d a n b i r.i s i dkı ra k yaza b i l iyorum . Candarl ı Ha l i l , M e:h me.t 'e karş ı, fesat ık a rışrtırm a m ış, Bizqns Sarayı i l e1 i Hs.ki iıç i n e g i rmemiş ve rüşveltçi l i ğ i ko­ nusun d a yay,g ı n işa reUer olmasa bıiıle, M eh met' i n ceMatla­ rıınd a n k u rtu l a mazd 11; buna i n a n ıyorum . M ehmet, bu tutu­ �u v e i ki1 yüz' l ü dev l et a d a m ım iıd a m etti rebi l mek i çi n ya· ı ­ mzca' fı rsat k ol l a d ıı; p resti j i n i n en . y ü ksek ol d uğ u, !bi r z a ­ man d a. f ı rsatı· ka1c ı rm a d ı , H a l i l ' i n ö n c e. göz l er:i n e m H çek­ tirıd i: ve son ra yaşam ına sonı verd i . M e:h met' ,i n , C a n d a rl ı Ha.l i l türünde n ıg ü çlü b i r yöneticiye taıha mm üıl etmesi n i b eklememek gere k i r; daha sonra k i prati k g e rekl i a çı k l ı ğ ı · geti riyor. · M e hmet, H a l i l ' i i d a m etti rerek Osma noğ l u yöneti mi n ­ d e n ü fuz.lu m ü s l ü m a n v e T ü rk ·a i'le l1e ri n etki1ha i ğ i n e d e son veriyor; son sad razam ı· ve z. eh i rl e n m es iı üzerine yen iceri1le r ta rafı nda n p a rça l a n a nı Karn m a n iı M eh m et Paşa ' n ı n d r­ şında bütün yönetic i leri devşirm e lerden ve b ü y ü k b1 i r ço­ ğ u n lukla da Grek as l'l l ı l·a r aras ında seıçiyor.. Bun l a r ı n h i·ç · bi ris i n i n siiVriıl mesi n e izi n vermiıyor. Ma hm ut, · sivri l me·y i ve �ev i· l meyi haya tıyla ödüyor. Fatiih ' i n en ü n l ü yönetici·si Maıh mud' u n Grek o s ı' llı. öld u,.. .ğ u nda h.ic b i r kuşku yok; a s i l o l d u ğ u b i l e g en e l l i k l.e. kab u l edil iyor. Mehmet'i n çağdaşı v·e b i r ö lçüde de m e dd a h ı d u ­ ır um u n ddki Kritovoulos, Ma h m u t i çin , w h o h a d formeriy be­ ilonıged ·to the Roma n naUon onı botıh h i s father's a n dı h is · mother·� s i de· d iyor10• B aıba ta rafı n d a n dedel e ri n den Phl i ­ l a n ios' u n sezar deıre:cesi n d e bi r yönetici old u ğ u n u da. kay­ dedı i:y or; M a h m u t, M eıhmet'i n tahta ·çıkmasın d a· cok bü­ y ü k bi r rol oynayan Zaganos'u n yeri n e sad raza ml ığa g e­ Hyor. Osman:ı ı k ro n i k yazıcı·la n da M a h m u t i çi n övü ler d ü ­ züyorla r. Önce 1 470 yı l ı nda b i r ıkez sad raza ml ı ğ ı kaybe­ diıyor; Konya'doki sanatkô rla nn i stan1bul'a s ü rg ü n ed'iıl ­ m es i nde i mıp arator' u n istedi.ğ i, ölıc üde rad i kal , daıvra n ma ­ dığ ıı gerekçe ola ra k ya�ı l ıyor. M eh met, i sta nbuıl 'a tutku­ lud ur , ve s ü rekl i o l a ra k istanbu l ' un g elişmesin i ist iyor; ·

. ·

·

1 98

·.


ıbi.itün s a n a1tkô r l a r ı n ın ' İ s ta nıbu l ' a n akl e d i l m e­ y or. M aıh m u t ise Konya ' d aıkiı zen g i n s a n a tkô r rediı m sini e we z a n a atkfü'l ara dokunm uyor; yoksu l l a rı i sta n bu l ' a g ö n ­ -Oeriyor. Mehmet, M ah m u t' uı d e rha l g ö revden a l ı y o r ve y e ­ ri n e Ru m M e hmet Paşa ' y ı sa·d ra z a m yap ıyor. Ru m M e h .Kon y a 'n ı n

.met Pa şa, M eh m et' i n i steğ i n i b ü y ü k b i r ıheves ve ş iddetle yeri n e g eti riyor. Daha son ra Ka ra m a n ' ı ya ğ m a· etti riyor. M ehm e t i ç in ö n em l i o l a n "b i r yön eti c i n i n siv riıl m es i n i -v.e p restiıj kaza n m a s ı m ö n l e m e kti r ; M aıh m ut' uı ıbaşbaık a n ­ ·l ı kta n az·l·ede rken k ü ç ü k d ü ş ü rm e kten ç e k i nmiy o r.

M ah­

mut ça d ı rı n d a oturu rken M e h m et, çad ı rı n M a hm u t' u n b a ­ ş ın a y ı k ı·l m a s ı m e m red iy or; böy l ec e s a draza m l ı.k dönem i ­ ın i n s o n a e rd i ğ in i a n l a tm ı ş ol uyor. R u m M e h m et i s e h e m Konıy a l ı sa n ot k ô r ve b i ti m ad a m l a rı n ı n i sta nbu lı'a n a k l i

·

s ı ra s ı n d a v e h e m d e. Ka ra m a n ' ı n yağ ma l a n m a s ı n d a' her t ü rl ü ş iddete öz.g ü rl ük ta n ıyo r ; b u , O s ma n l ı '(o ka n üv i s l eri ·ta mf ı n d a nı, G re k a s 11l l ı yeniı sad raza m ı n l stan b u l ' un T ü rk1er ta ra f ı nda n feth i n i n i nti kam ı n ı a·l maık ola ra k kabul e d i ­ l i yor. F a k a t h e r ne ol u rsaı o l s u n R u m M eıh m et, Mah m u t Paşa ' n ı n yeri n e geçti kten k ı s a b i r z a m a n i çi nde· g ü ç ka­ L:a n ıyor ve yöneti md e c i d'di değ i ş ikl i k l e r yap ı·y or. R u m M eh ­ m et, M o l la Sin a n , H a s M urad , Gedik A h m et, L!zg u r-oğ l u

ı s a Bey ' i ö n p l ana ç ııka nyor ve p a şa l ık rütbe l eri n i· a l ma ­ l a rı n ı s a ğ l ıyo r. M eh met, d e r. h a l Rum M ehmet'·i a z l e d i yor ·ve i d am etti riyor. Tek ra r M ahmu t sa·d raz a m ol uyor. Daiha önce d e işa rnt etti m ; M eh met, 1 474 y ı. l ı nda da· M a h m u t' u önce hop­ . . sett ifi yor v e son ra i d a.m etti riyor. M a h rnu t' u n y e ri n e sadmza m:l ı ğ a y.i n e b i r G rek a s ı·lıl ı Ged i k Ahmet Paşa ' y ı g eti ri­ .

· yor; a n caık M ehmet, C a n d a rl ı ' yı· 1 453 ve M a hm u t' u 1 474 y ı·U ar ı n da ida m etti. rdi kten son ra h i ç b i r başba ka n ı nı ü n . kaza n m a s ıın ı i s tem iyor. F r. Baıb i n g e r, Batı l ı1 kayn a k l a rı nı h i ç ıb i r yerde Ged i k �h m e t' i n s a d raza m l ı ğ ı n a i ş a r'et etm e­

· di.kl·e1ri n i yazma g ereğ i n i· duyuıy or ; M e hrn eıt, y i n e de,

1 476

y ı l ın d a Ged i k Ahmen a z l ed iyor ve h em e n R u m e l i h ts a r ı ' - ·

.na h apsett i ri.yo r. Ö l ü m, . Gedik Ah m et'e , M eh m et' i n ce l l a tl a rını n e l iy l e

199

·


ord u iç i n­ 'bul 'U n a b i - . · l eıeeğ i,n i d ü ş ü n üyorum . Ahmet Paşa, Fatih . d ön e m i ni n erlı başa n l 11 k o m ut a n ıt a nn d a n b i ri s i d ir ve FaUh ' i n . İ talya'yı fet­ h etme'Ye Ahmet' i m e m u r et m es i . d e· ıbu n uı gösteriyor. Ah­ met, İ il:a1l1ya ' n m g ü n ey i n d e'. 'b i r köprü b a ş,ı' tuttuğ u s ıra d a g el m i yor; bu n d a , Gedik Aıh m e t' i n .g ü c ü n ü n ve y ü ksek ol ması n ın rol ü n ü n

d e k i p resti,j i n in çok

Fatih zeh i rl en iyor; · z e h i r l ey e n ta raf.ta Ahmeif i·İı· kaympe­ d e rJ İ sha k Paşa baş ro l ü oyn Uıy or. Ah m et i l e İ shaık a y n ı

p a rti d en d i rler; b i r y ı l son ra Bayezit, Ahmet' i b i· r . O rta C a ğ e n tri k a s ı y l a öldü rtü r k e n , b elk i d eı b i r s uıc o rta ğ ı n ı o rta··

d a n ·k a ld ı rmaya ç a l ı1ş ıyor.

'

l

.

B i lmeden. öl ü m ü n e yakl a ş f fken M eh m et' i n ya n ı n d a , ne · ken d i s i n iı i ktida ra g et i re nıle r n e de ikti d a r ı nd a. başa rı la rı n ı g üvenceye o- tan l a r yer a l ı yo r M a h m u t' u n öl ü mü i cin Ba - , · b i n g e r ş u nıl a n yazıyor: « Böylece a rıt ı k, b ağ l ı l ı,ğ ı v e ya ra t ı c ı: dehası olmadan ef,end i si n i n en· :büy ü k b a ş a r ı l a rı n ı n h i.c b i risi n i n g erıcekl eşemeyeceği bi r ·devlet a dam ı ve genera'l i n parl a k ka ry e ri sona e r d i » 11• M ahm ut'ta nı son ra kim i n ve nıe z a m a nı ıbaşbakan l ı ğ a g e U ri ld i·ği ke·s i n l iık·l e bi l in m iyor. . M eh.m et, m e r kez i idarn n i n otorites i n i a rtırı rken m erke zi, .

,

i d d r·e . i.çi n d e i se h iıç kimse n i n g ü ç . kaza nmas ı n a i z i n ver­

m i,y or; az.u,ıer ve ida m l a r, g ü çıl ü ' 'b i r m;erkezi, i d a re · üz·eri n. d e ya l n ızca M eh m e t' i n g ü çl ü ol m a s ı a m a c ı n ı g ü dü yor Bu a mac ıı s a ğ l ı yor mu? .

Diviıcle et impera Uc B ey l e r i ' n e d ayana ra'k i ktida ra-

g el d i ve

o rd u n un

isyanı i l e tahtta n u z a k l ·a ştı nl d ı ı; babas ını n öW mü üzeri ne taıhta Cfkacağ ı zaman bir ordu a y a k l a nma s ı yl a yen i den­ k a rş ı l a ş t ı . B ü t ü n · bunl a rd a n , e n i n'de s on u n da uc beyl e rıi ­ . n in . g aHp çı kma s ı nd a n b iı r tıek ders ç ık a·rd ı ğ ıı a n l a ş ı,l ı yor.

Beıl k i de b u n un i ç i n , İ m roz Ada s ı yöneti c i l i ğ i ne a ta d ı ğ ı Kri­ �ovou l os , M e h met' i n , yen i ce ri.l e re cok önem ve rd i ğ i n i ya­ z ı y or .

200

1

.


K ri tovou los, merk·e zi d ev leti n ta n ım ı n ı bıi l m emekle b i r-· l ikte, iık i n c i kez yöneti me g e1l'i r g elmez Meh met' i n yaptı k · t a rı n ı s ı ra larken , M e hmet' i n · b i r merkezi devlet ku rmci' k tan! ya n a old uğ u n uı a nlatıyor_. önce Meh met, K ritovoulos'a gö-, re, s a my ırn , önemH düşü nc'ei leri n ol uştu ru ld u ğ u bi r yer­ h�ıl i n e g eti riyor ve «ord u n u n maaş ı n ı- a rtınyorn 12• İ m rozl u yaza r, M ehmet'ıi n , «ye n i çeri-lerin, kendis i. iÇi n , şahsım v& tüm ü l keyi ıkoruma k içi n ne kada r öneml i . o l d uğ u n uı a n l ı-· yord u» d iye yazıyor. O rdu n un maa·ş ı n ı a rt ı ra n Merh met'J n verıg He�i de a rhr­ m a s ıı :g erekiyor; Kritovou los, im pa rator için, «;yı lh k g el i ri önem l i ö l çüde a rtırdıı» diıyor. Verg i top·l a n ma s ı n da a ksak-- . ·l ı k l a n ve s u i sti m a l i ortada n ka l d ı rm a k üzere b üyü k çaba-­ �aır h a rcıyor ve b u rada da · Şıiddet ık ul lqnmakta n _ ka· c ı n m ı-­ yor. Bu n la rı e l e a l ı rken , i l k p l a nd a ki i k i büyük 'ka rş ıti, D:o-­ ğ uı Roma lmpamtoru i l e Ka ra m a n Bey i ' n e ba rıı ş öneriyor;.­ babası ve dedesiı t ü rü nde· ba rışçı ve hatta m i sık i n ıb i r s uıl -­ ta n olaca ğ ı izlen i mi n i vermekten kaçınm ıvor. Daha .son -­ ra h iıç bir yerde büyük g ü ç top la m a ma poHtiık a s m ı uygu·l amqya· koyuyor. Yaptıı k l a n n a ba k ı lacak 1o l u1rsa1, a s keri g üc ü uc' l a rd a n' a l ıp m erk. eze ve kendıi de n etim i n in a ltına k oymaya · büyü k önem veriyor.- Mehmet, · yen i .çeri ordus un u n sayı s ı n ı h ı z l a v e önem l i ölıç üde a rtı rıyor; tahta çıktı·ğ ı z a m a n en çok a'l tr bin k is i l.i k bi r mevcudu olan ord u n u n y irmi yıl son m 1 473, yııl ı n d � Otluıkberi. sawaş ında on b i n i bul d u ğ u h e sapl am; .. , yor. Sadece h ı ristiya n e rık ek çocuk l a rı nd a n ve bun l a r a ra-­ s ı nd a n da' ön.c el iık·l e, . Greık, Ermeniı ve Bu l g a r l a r' dan yen i -çeri o rdusuna kayıt yapıllc:hğ ı h atı rla n d ı ğ ı nd a ( * ) , y.i rm i y ı·�� içfn1dıe g e rçekl eşti ri l e n a rtış ı nı önem i n i n ortaya çı kacağ m ı _

·

,

·

,

( * ) Yeniçeri ordusuna alınmak için öncelikle Grek, Erme ... ni veya . Bulgar olmak değil aynı zamanda müslüman olma­ mak da zorunludur ; bu kuralı da, ha1kı toptan müslüman· ol-duğu için Bosnalılar lehine Fatih bozuyor. Daha sonra orduya devşirmelerin dışında asker �lıriması· bozulmanın · nedeni olarak gösteriliyor. Koçi Bey, «hele her sı­ nıra o tarihten sonra kam, huyu belirsiz şehir oğlanları, çin_

201.

'

·


sa nıyorum; s ü re kıJ.iı savaşl a rdak i k ı rı l m a l a r n e d e n iy l e F a ­ t i h za ma n ındaki d evş i rme s a y ıs ı n ın: çok d a h a faz l a o l mas ı g erek iyor. . D a h a ö n c e d e d,eğ i n i l d i,, y,eniıeeri d ü z.en i , Bi ri n c i M u ­

rn d z a man ı n d a O s m a n oğ l u Devıleti ' n e u yg u l a n ıyor; g e n e l �ol arak kapı:k u l u d üz e n i · a d ı n ı a·l a n o�d u

i çi n d e kap ı k u l u

.süv a riıl e ri d e v a r . Fatih, . d ü z e n U1 s üıv a ri, o rd u s u i 'ç i nd e d e 'VenHi � l e r ıyap ı yo r v e k a p uıkul u s ipa hi l e ri n i k u ru:y or13 . K ı r­

�m ı z ı b ayraık l ı k aıpuk u l u s iıp a h iıl e ri , Osm a nıl ıı düzen l i o r d us u .Jçi n:de e n itibarl ı bö l ü kl eri m eyd a n a g et i ri yorl a r ; iıı e raş.im (as k erıl e r i n i ş le1v l e riın i d e ü st'l en iyorl a r. Sava ş ta s u l ta n ı n · ça d ı rı m d a dıi ğ e r i t i b a rl ı: b i r k a p uıkul u s üv a ri .s i o l a n s i l a'h­

�,tar l a rl a biırtikte k a p uk uıl u s iıpa'h iıl eri ko ruyor.

.

M a a ş l a n n ı a rtı rıyor, i t i b a rı" a rı n ı y ü ks e l t i yo r; üzerl e r i ­ . :n e körku sa l m a k i ç i ri1 ıis,e h iıç b i r fı rsa t ı, kaçı rmı yor. 1 451 y ı l ı nd a tahta_ ,çırkarke n aya k l a n a n y,en i çe ri l e ri , tahta ye r .ıl eş i r yerleş m ez ce·zol a nd ı rı:yor; uıc bey,leri n iın g üc ü n e g ü ­ 'Ven e rek yen i çeri o rd u su i çin d e· önem l i bir te m i z l i k y a p ı yor ·ve ıkom uta nla n n ı s e kb a n adıy l a a1v 61 'bi rl ikıl e ri n d e n s e ç i ­ · y o r. D a h a sonra y e nıi'Ç eri l eri k e n di s iınıe 'ba ğ l'a1d ı ğ ı nı: d ü ş ü n ­

"d ü ğ ü d önemd e deı, h e r f ı rsatta y e n i çeri, komuta n l a rı n ı v e

�a skerl eri n i ceza l a n d ı rm a kta n g e ri ka l m i yo r . . B e l g ra d ye­ "n i lg is.in d e n son ra bi, r ıb ö l u k y e n i çeri kom uta n ın ı ken d i e l l eriyıl e ve di ğ e r b i r k ı s m ı m d a c e l l atl a rı aıra c ı l ı ğ ıy l a öl'd ü ­

�rerek d � zo1l a n d ı rm ıış o lduğ u i'l eri s ü rü lüyor. H e r seforde =başa rıl ıı v e yen içeri · o r d u sun un s evg i Nıs i G e d ik Ah m et Pa­

:şa 'yı i k i y ı l' i çi nde s a d razaml ı k ta n az l ed e rek Rume l i H is a·­ p'n da h aps e d e rken y e n iıçer.i, ö'rd u s u:n a d a gözda ğ ı, ve.rm i ş

-0luyor.

Maca rl·O rl a. bi r

ç a t ı ş ma d a

kaıl e l e rin i

M a c a r' l a ra

tes l im etti k le: r i g e rek:ç e sily l eı iık1iı y 'ü:z y e n içe riyi ayn ı a n d a :i d a m ett i niyor.

. F.ati h zam a n ı n da orçi u s i n i y o r ve: Pa tiıh'ten n efret edi ­

·yor. Fa tiıh, k u rm a kta olduğ u d üze n i n daya n a ğ ım s erüven­ c i yanl a rı y üksek ve s ü rek l i

ordu

n i tel i ğ i n den uzak t:i ma r-

gene, tatar, kürt, laz türkmen, katırcı, deveci, hamal, a ğ dacı, yankesici ve bu gibi her çeşit insanlar alınarak ocak terbiye "Ve erkanı bozuldu» diye yazıyor. .•

·202


l ı s iıpah M e rd en a l a ra k p rofesyonel askerlerd e n o l uşa n b i r

k u l l'a r ord u s u n a. veriyo r. B un u n ta m benzerini s iv i l yön1e­ ti mde de ya p ı yor. E n de ru n O k Uı l uı' n u n k u ru l u ş tariıh i , O s ma n l ıı tari h i n i n d iğ e r böl ü m l e ri g i b i , s o n d e rece t-a rtı şma l ıdw. İık i nc i M u­

.r a d ' ı n E d irnıe'd e şehz a d e l e r i yetişti rmek i ç i n seçkıi n öğ ­ ret m e nıl e riı rtoplarn as ım b i r ş ehza d e okul u sayq n l'a r v a r ; b u raya Tü rk kayn a k l a rı n d a İ sk,en d e r B e y o l a ra k a n ı l a n Georg e

Castrioti

s ı n a· ba k a rak

v e 1benzeri

a. s i l d evşirme l e ri n a l ı n maŞehz a d e O k ul u ' n uı E n d e ru n ' u n baış l a ng l'c t

o la rak gören l e r d e o l uyo r. !Böyıl ece E nd e run

·

Oku l u ' n u n

k u ru l uşu M_e h met' i n !baba s ı M urn d'a ka da r g öt ü rü l üyo r. Ye1rl i a ra ştı r m a c ı l a rı n ö n em l i böl ü m ü iıl e

bu

kon u d a

a y rı bi r monog rafiı yaıy ınıl a m ış ol a n B . Mi l l er i s e ıE nderu n O k uıl uı ' n un k u ru l u ş u n u d a İ1k i nc i; M e h met'e b�ğ l ııyo rl a r ( * ) .

( * ) Önce eski adı Yeni Saray olan Topkapı Sarayı'nda ça­ lışmalara başladı. Öğrenci sayısı artınca başka saraylara v e b u arada Galata Sarayı'na d a aktarıldı. Galatasaray Okulu'nun, Galata Sarayı'ndaki Enderun Oku:.. lu ile bir ilgisi yok ; Galatasaray Okulu, 1 860 yıllarında Keçeci­ zade Fuat Paşa tarafından Fransız usulü bir eğitim kurumu olarak kuruldu. Galatasaraylılar, 1960 yıllarında; doğru bir bi­ çimde, yüzüncü yıllarını kutladılar. Ancak daha sonraki as­ keri yönetimlerde tarihe merak salarak, Galata Sarayı'ndaki Enderun Okulu'nu başlangıçları kabul ederek 1 980 yıllarında da beş yüzüncü kuruluş yıllarını kutladılar. Ali Seydi Bey, Enderun Okulu'nun kuruluşunu· Fatih'e bağ­ lıyor. «Enderun Teşkilatı, İstanbul'un fethinden önce de varsa da, bu esaslı bir usü1 ve kanuna tabi değildi. Enderun'un tari­ hine, İkinci Sultan Mehmed'in zamanını başlangıç almak ı.azım gelir. Fatih, İstanbul'un fethinden birkaç yıl s0nra, Aya­ sofya ile Şarayournu arasına yaptırdığı Yeni Saray'ın, Topkapı Sarayı, bir kısmını, sonraları herkesin girmesine. müsaade edil­ meyen bi.r yer� Harim;.. i Saltanat, ittihaz ,eylediği için buraya Enderun-Harem namı verilmiştir.» Ali Seydi Bey, Teşrifat ve Teşlciltitımız, Tercüman· 1001 Temel Eser, s. 107-108.

Enderun üzerine monoğrafi yazan Miller de, kuruluşu Fa­ tih'e götürüyor.

· Miller, . The Palace School of Muhammad the Conqueror, Cambridge, 1 941, $. 4. 203

B.

·


A y n � kon uqa ya k ı n zama n l a rd a· yay ı n l ana n bir a raştırm a ... ekılektik olsa d a , şu s on uc µı d i. ı e. g eti ri1y or: « E n de ru n Mek­ tE?bi ' n e ta leb e s a ğ l a nması· i s.e Ace m i. O ğ l a nıla rd a n seçi'l ­ meık suretiyle ol uyord u . İ ki nci' M u ra d z a ma n ında kuru l a n E n.d e1ruın M ekteb i gerçek ' şa hsiy eti n e Fatih S u l ta n M eh-­ med z. a m a n ı n d a ık avuşmuşt u r. Fatiih S u lıt a n Meh me d . za-· m a n ı nd a' E n d e run M ektebi, y a l n ı z bi r d ev ş i r m e rneıkıtebi olma h üv i1y etin den çıka ra k, d ev l eti n· ıkoru n ma sı1 i ç i n ge r ek l i m ü l k i. ve i da riı k a d ro n un e ğ i t i m i neı d e yönel mi şti r» 14• Ku ru l u ş un h a n g i h ü k ü md a r za m an mıa d e n k g e l d i ğıi konu ­ s und a ki tart ı ş ma lar b i r ya n a , . İ k1i nciı M eıhmeıt za m a n ın d a , End�run . O k u l u, s i v H yö n et l c M e ri n ıçı kıt ığ ı ,t eık ka•yn a k h a.- · d i n e g e l i yor. E nderun Okul u:' n a· ya l n ı zc a Ac e m i Oca ğ ı' n d 'a n s e ç m e ö ğr e nıc i l er a l m ıyor ve Ac em i Oca ğ 11' n ı n oğ l a n ­ ' l a n · i 1s e ya l n ızca d evşi rmel e rde n cıkııyor. ·

­

Kulla.rdan Yöneıtici . Yetiştirilmesi

Mehmet'in Köleler İçin Saray Okulu

,v 1

'

1 \

Sa ray s ınırları içinde o rtaya çıkan ku nı.ml a r içinde G rand Se raglio ( * J Sa1ray Okulu, te lıi'l ve son de rece özgün oluşu,, tasa rımındaki cüret,

güç v e etkin sınırının g enişliği, ta rih sforeci için­

deki devamlılığı açısından benze rsi:zd.i r. Temelin­

de lai k amaçlı v e özünd'e bu nitelikte dev .l et ta� rafıhdan kurulan böyle bir büyük aske:ri. okul,

( * ) Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u alınca, Doğu Roma İmparatorları'nın saraylarında oturmak istemedi. önce kentin üçüncü tepesi olan yerde,. bugünkü İstanbul ünive�sitesi, bir saray yaptırdı; daha sonra, bugün Saray Burnu denilen yerde, kentin birinci tepesi, yeni bir saray yaptırdı. Bu saraya, Saray-ı Cedide-i Amire veya Yeni Saray ' denildi. Üniversite'nin yerinde ktirulan ilk saray da Eski Saray adını aldı. Yeni Saray'a daha sonra Topka-· pı. Sarayı da denildi; Avr.upalılar buraya Grand Ser�glio adını veriyorlar. ·

·

204


y

islamik bir p rototipten o ksundur; islamdq,, ule- -, . ma ile Kutsal' Kitabı yorumlayan v e uygulayan • hukukçula r dışında sistematik bir · biçimde eği­ tim v e rilmesi söz konusu değildir. Sa ray Okulu ise, ders p rog ramının kapsamı, eğitimin u�unlu­ ğu ve ti.tizliği açısından, eğitim ta·rihinde de b i r b enze rinden yoksundur. Osmanlı . İnıpa ratorlu­ ğu'nun sağlam b i r bıiçimde büyümesini sağlayan, ge rileme ve çöküşünü bir kaç yüz yıl g ecikti ren . faktörle rden b i risi o laırak Saray Okulu' nun Tü rk p olitikası ve Türh ta rihindeki öne mi inka r edi­ lemez.

Kay nağı açısından Sa ray Okulu'nun iki eski Tü rk kurumunun, köle oğlanla r sistemi ile köle sınıfıyla yönetim sistemin'i n dogal·, hemen hemen kaçınılmaz, ü rünü o lduğu a nlaşılıyo r; bu ikisi. İkinci Mehmet tarafından, b i rleştiriliyo r ve somut bir 9'maç ile ö rgüt biçimine kav uşturuluyo r. Bu köle oglanla rın d'e vşiri'lniesi ay rı bi r önem v e

·, ,

a nlama sahiptir. E s k i zamanlarda n b e ri s ulta n­

ların ve büy ü k paşala rın, Tünk aske ri yayılması . s ü rdüğü sü rece, Tü rklerin devamlı o la rak savaş halinde oldukları komşu hıristiyan · halklardan esi r aldıkla:rı y irmi yaşından küçük _ e rkekle rden sağlcinan btr büyük hizmetuıe r kadrosu besleme.

l e ri . adetti. Eslıi e m i rlik yasala rına g ö re , savaş esi rl e rini.n b e şte birisi sultanın o'lwyo rd:u ve bun la r geneUikle sa ray hizmetle rine ay rılıyordu. On­

Çlö rdüncü y üz y ılda düşman Balkan halkla rının

_

asifrJ.ilasyonu sorunuy la ka rşııaşan Biri nci Mu­ rad, 1 360 - Bf}, Av rupalıla r ta ra.fırtdan «Ha raç Ço­ c ukla r Yasası» olara k hilinen Celp Yascisı'nı,

Divşirrne, yenide n d üzenledi ve gelişti rdi; ü nlü' Yeniçeri Birlikleri'nin k.u ru'l duğu bu yasa ile A- . nadolu halkı celpten kurtuluyordu v'e Türk o rd'u­ su başta A rnav utluk,. Bosna, Bulga ri.stan, G rek.205

'

'


Z e r olmak üze re , Balkan Dev le tleri'nden ve Ru.­ meli'deki Ermeni:l ertlen de rle niyord.u. Bu yasa, bu hıristiyaiıla rı, baş v e rgisi v e re re k aske rl'ik hiz­ m e ti nden .ku1rtulnwya imkan v e re n İslam Yasa­ sı' ndan y a ra rl�nma hakkınd}an yoksun ediyordu; b u nu n y e rine he.r üç v ey a dört yılda beili sayıda. e rkek çocuğu v e rmeye mecbur tutluluyo rdu.. Ay­ nı yasaya göre böy lece de rle nenler, o rtalamq, on ile o n dört yaşları a rasındaydıla r, acemi oğl'a n ­

lar o lara k, y ed'i yıl. aske·rl_ kamplard a , sa rayda; su ltanın tesisle rinde v eya A nadolu'd'a timar sa­ hiple rinin çiftlikle rind e , eyalet valile rinin kO nak­ la rında eğitim. görmeye mecburdula r. Bu ha ra ç çocukları, Sultan'ın çeşitli hizmet­

l e ri ni görm e k için çeşitli yollarla de rlenen esi r­

l e ri n ya·rısından bi raz azını meyda na geti rme·k ­

le birlikte, bunların k remas.ı da, şaşmaz bir bi­ çimde, saray hizmetine ayrılıy o rdu; böylece, pa ­ .radoks görül1e bili r ama , Sa ray Ok.u lu'nu n temel malzemesini o luştu ra n Balkanla r'ın hıristiya n g ençle ri, sonunda, Osmla nlı İmpa·rq,torluğu yöne­ timine de damgala rını v u,ruyo rla rdı. Zamanfo, sa­ vaş esirl e ri v e haraç çocu,kları azaldıkça o rtaya çıkan açık, Doğu A kdeniz ya d'a Karade niz sa­

hill�rindeki esi r p.aza rlarınd a n v eya Kırım. T'a ­ ta rla rı v e B e rb e ri Korsanla r tarafından esfr alı ­ nan', çoğunluğu Rus, Pol'o nya, Litv q, nya, Avustu r­

ya, Macarista n, Roma nya, Bohemya, G ü rc ü v e . .. Ç e rlwz kökenli oğl'anlarla kapatılıyo rdu . Öyle anlaşılıy o r, kul sınıfı aracılığıy l'a yöne­ tim, Türk sU'ltanlarınca , bıi r ulus d e rlemenin v e

.ı..

yönetici sınıfın canlılığını tazelemenin etkin bfr yolu T?,abul ediliy o rdu. Bu · yöntemi uygulay a n Doğulu despotları n b akış açıs.ından, h i ç kuşku y o k, bu, y e rli tebayı yönetimden uza klaştıra ra k bir yönetim a risto k rasisinin o rtaya· çııkmasını ön-

206


lemesi ve yönetimdeki aileleri hızla kütlenin dü­ zeyine indire rek kan aristokrasisinin oluşmasına mani olması ile de bir savunma mek·a nizması sağlıyordu. Böyle bir sistemin lehine söylenebile-· cek b'ir argüman olarak da, . ailesi, mülkiyeti, hat. ta yaşamını bile efendisine bo rçlu bir kölenin, özgür tebadan, daha iyi hizmet vereceğine ve da- ,. ha sadık. olacağına inanılıyor. İkinci Mu rad yönetirrı.ine geUndiğind'e, 1421 - 5 1 , kullarla yönetim sistemi Osmanlı Tü rkle ri'nde işlerlik kazanmıştı. · Bu sistemin tü171üyle yürürlükte olduğu iki yüz y ıldan daha uzun bir zaman aralığmda yerl.i - Türkle r için yalnızca feodal veya düzenli sipahi gö revleri açıktı; düzenli sipahilik de yalnızca hı­ ristiyan kökenli kulların oğulla rına veya birinci kuşak Türkle ri açık tutuluyor ve to runla r alını­ yordu.. •

Edirne Sa rayı'nda ve belk·i de Bursa'da, sul­ tanla rın şehzadeler için kurmuş oldukla rı okul­ ların, Mehmet'e, devlet okulunun kııruluşunda .modellik · etmesi müm,kün görünüyor. Prensler anne bakımında oldukları sürece, . haremde, si­ yahi hadımların sıkı denetiminde her gün ha re­ me sokulan hocaların ders verdiği ha rem okulu- � na gidiyorlardı. Genellik.le sekiz veya on yaşında . p rensler haremi te rked'i nce, . sultanları.n, �l'e ma ·; arasından en seçkin b'i lim ·adamla·rı ve öğretmen.,. ıe ri bunla r,a eğitici olarak seçmele ri ve a ralarına en pa rlak ·a sil oğlanları katmaları adettendi. Da­ ha sonra İkinci Mehmet adını alan genç p renş Mehmet ile birlikte eğitim görenle r arasında Türk 1 sarayında rehine tutulan bir çok Grek Prensi, «Saray Okulu'nunı İlk Mezunu.» denilen v e Kons. tantinople'un - fethinden sonra tlk. Sadrazam olan Hırvat ·Mahmut Paşa ve Av rupalıla.rın daha çok .

207


Skanderbeg ola ra k tanıdık:Zarı A rnav u t y u rtse­ v e r Georg e Castriota d;a vardı. ** �':

Belki de k e ndisinin üstün eğitiminin sonucu ile nJ Mehmet, eğitim e v e he r türlü e nteZle k tü- · eı g elişmeye çp k bü.y ük değe r, v e riyordu. Bıı, o­ · nun öğrencile ri, bilim adamları m, başta şairle r olmak üze re edebiyatçıla rı cöme rtçe ko rumasın­ da, saray se remo nile rinde sa rayda hoca,lık y apan­ la·ra göste rd'i ği görülmemiş itiba rda, u lema a ra­ s ında hiy e ra rşiyi, med reseıle rin eğiti m sistemini� dini. okulla rı y e n.ide n d Ü� nlemesinde d e gö rü­ lebiliyo r. D evlet hizmetinde ki görev lile ri. e nteı­ l ektüe:l çabala rını a rtırmalıarı için öylesine öze n­ di ricile rfo ödülle ndirdi. k i , yönetiminde, öğrenme ve edebiyat zamm'lıın modası haline g e ldi. .

* 'i: *

Kuşkusuz, T ü rk ta rihinin hiç bıir dönemi bu b üy ü k · devlJe t okulunun ge liştiril mesi i.ç i n b u ka ­ d'a r elv e rişlidi r ve hiç b i r sultan, bu fik.rin y ayıl­ masına ve okldun büy üm e yönünün b e li rle nm esi­ n e Mehmet kadar uygu n cj,eğildi r. Ente-ll e ktüel iş ­ l e ri ve y enUikle ri s ev mesinin ötesinde, kendisini saray oglanla rı için böy l e daha örgün ve daha kapsamlı bir eğitim sistem i geliştirmeye iten ne­ denle r, şimdiye kada r söy le nenlere e k .olara k, hız­ la b üyüy e n i mpara torlukta h e m siv i l v e hem as­ k e ri yönetici ihtiyacının .aci1l hale g e l mesi v e o

zamana kada r vn r olan, tümd e n a laylı hizmet v e

( * ) Miller'in, Mehmet'in. çok iyi bir eğitim görmüş ol­ duğu · düşüncesi düzeltmeye muhtaç ; diğer kaynaklar ta­ rafından desteklenmiyor. . Mehmet, Şehzade Alaaddin öl­ dürüldükten sonra ciddi eğitim görmeye başlıyor ; ancak Alaettin'in ölümünden_ birinci kez tab,ta çıkışı arasındaki . zaman çok kısadır. As.ıl eğitimini 1 446 yılında tahttan uzaklaştırıiinca ve daha Çok kendi inisiyatifi ile yapmış qlmalıdır ; öyle sanıyorum. y.k.

208


E n derun :b i r s a rqy oku.l udu r; Acem i O ğ· l a nla rı ' n d a n ısa ray ok u l una a l ın a n l a ra j,ç Oğ l a n, a d ıı 'verıi l iyor. Acem i O ğ ­ l a n olab i .l mek ·i çin k u surs u� bi r fiz i1ğe sa h ip , z e k i, ve ç o k ya k ıış ı k l ıı ol ma k g e re k i yor. Ayn ı kaynak ş u 'bHg i yi veri yor: « İ ç Oğ,l a n la;r' ı n tama mı m ük e mm e l fiız i ğ e s ah ip , g e l ecek vadeden t i p l erdL B u H az ı rl ıık O k u M a rıı' n d a Bu1!·ga r, M a c a r, Polonya l ı , ·Bo h emya l ı , Alma n , Y u n a n , S l a v. . R u s , İ tcı lyan Acem i O ğ l a nfö n b ul u n uyord ı..iı» 15• Fati h, k u rma.kta o l d u ğ u

ıi mpa raıt orluğ un yönetim i n i ya l n ızca i1ç oğ l a n l a r ı n d a n ye­ ti şem k u lıla ra ema net em. O k a ra r öyl e ıkiı, Fati:h ' i nı H oca s ı ·

K u ra n i 'ye vezirl i k ö n e ri l d i ğ i za m a n K ü rt a s ı l l ı A h m et K u ­ ra n i' , 1yö neti c i l iğ in s a raydan y e tiış m e k u M a nn

nu söy l eyerek k o b Ü I etme�ten çek i·n dli .

i'Ş i olduğu­

Orıtaya. b i r taıblo çı1kıyor; ıbu: tabl on un , ıBahl ıl a r ı şaş ı rt­

m a m a s ın ı. m ü m k ü n g ö rm ü yo ru m . Fa,tih'!i n h ı ristiya n Avru­ p i i.ç i n a n la ş ı l m a s ı kol a.y o l m ay a n . bi r k işiıl i k serg iil e d iığ r n i n kab u l' ed i l mesi g e rek i r; ibii r ya n d:ç m h 11ri stiya n l ı ğ ı n e n a c ı ­ ma.s ız d üşman ı ola ratk g ö r ü l üyör v e d i ğ e r ya n d a n ·is e n e ­ · rede i s e « g iz l i » bi r h ı ristiya n d evl·e ti ık urmaıya çaüş ııyor. Rom a 'da otura n Papa ' n ı n yen i,ceıri b i rl iık l e ri n i , Roma C umh u ri ye·tıi ' n d e va r o l a n p ra etori:a n m uıhafl'zl a ra benzet­ m e s i m ü mk ü n ; AvgustUıs ' un muıha f ı�l a n pretorıya n a s ker­ l e r de za manla,, kendi a dl a r ı n a , a s k e niı rej im l e r k u ruyor­

·ı a r. M eh met Fa.t i:h, . tü m üy l e h ı ristiya n l a rd a n devşi rme ye­ n i çe ri bi rl i k l e rinin 'h em sayııS ı n ı mtmyor v e ıhem de g id e­ rek, tek 1g ü ç h a l in e g el m e l eri n e i mkô n h a z ı rl.ıyor. B u, bi r. B un a ek o l a ra k t ü rriı yön eti m k a d rol a r-m ı yi:­ n e h ı ri sti y q n la r:do n d evşi rme yön eUciıl e rin

tekel in e veri­

yor. B u , iki . Yahudi l er e bir h a;ha m :boş ı , e rm e n i l e re bi r pat

riık ve g rek ortodoks1l a ra\ son d e rec;e s a yg ı.n bi r büy ük pat­ rirk seç i1yor ve atıyor; bu da üçü n cüsü ol uyor. ·

209

F. : 1 4


Bunlara ek olara k ista n b u l 'dan g e l i p geçenl er, S ul­ ta n'a ya ra n ma k isteyenl e r, Avrupa,.·ya ve öze l lıi k l e Roma'­ y a, M ehmet' i n d i nsizl i ğ iı üzeri n e abartma l ı -h alberle-r ,gö,­ tü rüyorla r. Ö nce M �h m et ;·i n M uıhammed'e iın a n m a d ı ğ ı. bi­ ç i m i n d e başlaya n buı haber.ıe r, g i d e re k, Mehmet'i rt g i z l i biı r h ı risti:ya n oid uğ uı, a n n esinden a,l d ığ ı tel kıin l e ri n eıt k i s i n � . gösterdi ğ i 'biçi m i nde yayı l ı yor. M ehm et'i nı fethetmeyi d ü ­ ş ü n d ü ğ ü ·Rom a ' d o k i d i n i d a h a i y i a n l a ma k iıç i n o lm a l ı , d a -­ h a son ra patrik o l an Ü ç ü nc ü Maxi mus'tanı i ncıi l Ac ı k l a m a -­ s. ı· i stedi ğ i haberi1 Rom a'ya u l a ş ı nca, a rtı k Fa tih ':i n h ı ris.t i­ ya n o l aıb i l eceğ i i n a ncı daha da g ü ç l e nmeye başl ıyor. Ya l n ı zca Papa d eğ i l , b i rçok h ı ristiya n , i ster iyi n i y.etl e is­ ter ç ı k a nı i çi n Fatiıh' e b uı gözıle ba k m a ya başhyor; Gi r i t'te· yaşayan Traıb zonıl uı G eorg e b u n:l a rd a n b i · r isi d i r . G eorge: Trapezunıt ios, Fati h'. i n , b ü tü n i nsa nıl ı .ğ ı tek ıi·n a n:ç, tek k l:i ­ s e ve tek· imparaıt orl uıkta b i rleştirnb i leceğ i n e � n a n maık l a· k a l m ıyor, i sta nlb u l v e Roma a ra sı n d a k u rduğu bi r s eyahat v e m ektup ağ ııy l a ·, ıbu n u n şampiyonl uğ u n u üstlen iıyor. Tro� z on l uı Yorg o·, Fatih ' i n i skende r' den de büy ü k o l1d u ğ unu ·ve . t ü m Roma l ı la rın ·i mpa ratoru. olduğunda n k i m s1e n i n kuşku d u y m a m a sı gerekti ğ i n i yazıyor. i sta n bu l ' u a l a rak bu n u · ;h a k ede n Fatilh ' i , Roma 'y ı d a fethetm ey� zor.luıyor. Fatiıh' i n sarnymdaıki İ ta lyan dan ışma n l a rı nın çoğ u v e · bu a rada g ezg i. n ler, Fatih'i , Avruıpa'dıa k i Romaıl ı l a r ı n . k e n ­ dis i n � be kledi ğ i n e ve b i r k u rıta rıc ı . olarak gördükl erin e i n o nd ı rm aık i s1liyorla r� 'Avrupa'o ı n '. çö� ü l m ü ş l ü ğ ü , yen i bir d üzen i n henüz ıkütleler· ta rafından s ez i l memi ş o l ma s ı , g e­ çekten de, büyük bi r g ü c ü i le riye d oğ ru sü rebi l en ve a y­ m za m a nda h i ç bi·r i na nc ı n ba.ğ na z s a h i bi görünmeyen hoşgörü l ü M ehmet'·iı çeık�ci ıyapabi l i'yor. Ancak tek başına ç ek i c i - l i ık yetmez; bir güç uyg u lamas ı g erekirr. B i r düşüncen i n k ütleye i<;eri·l m esi i ç i n ş iddetle uygu­ l a nmasıı zoru n l u oluryor. 1 460 yı l l a n n m b aş ı nd a Si n op ve T ra b z on düşüyor. Traıb zon'un d üşüşüyle b i ı rl - i ık te, Küçük Asya'do k i son u n c u h ı. r i sti"y a n devleti d e , Trabzon R um İmparatorl uğ u , ta rihe karışı yor. Trabzon h a l k ı: esir edi lıi yor, sekiz yüz gene ve ·

·

·

210


güze·I T raıbzon l uı h ı ristiyan erkek çocuk yeni çeri yapı l ma k üzere ayrı l ııyor. i mp a rator David Kom men i , , yaşam ımn: b a .. ğ ış l a n ması ık a rş ııl ı.ğ ı n d a· kenti, tes l i m ed iyor (* ) . Traıbzon'­ u n d ü ş üş ü , Avrup a 'd a ve Pa pa l ıık makamın d a , Konstanıti n ople'u:n düşüşüne benzer b i r pa n ik yaratıyor. Şiddet uyg u l a n ma s ı cepheyi böl üyor: Cephede ya­ . rı k açıyor. Popo· İ k i nc i Pi us'ta n i stenen , Mehmet'e ka rş., bi r hac­ l ı s eferi örg ü tl enmes1i d i r. Fakat Meh met' i n bi r büyük g ü ­ c ü mızra k tü ründen i leriye süre bi l m esi , hacl ı· cephesi pro­ i·e leri nde böl ü n melere yol a·c ıyor; Papa İ k i nc i Pi u s, bi r haç l ı cephesi ıi l e Mehmet' i: ortada n k a l d ı rm a k yeri n e Meh­ m et tehl ikes i n i çok d ah a k ısa .yoldan or:ta da n k a ld ı rma­ y ı d e n emek istiyor: İ'kıi nci Pius, M ehmet'e, «son derece önemsiz bi r a d ı m, Sen i , e·n büyük, en Q.üoı:ü , yaşayan ö l ü m­ l ül eri n en meşh u ru yapabi l i ri m » diyor; b i r yud u m su i l e bütünı · bunları vaad ecHyor. Papa İıkıinciı P i us,, Meh m et'i va.fitiz etmeyi öneri.yor; h ı rıistiıya n l ığ ı tek l i f ediyo r. Bu mektulbu n yazı l d ı ğ ı k esin d i r; a nc a k Papa' n ı n Meh­ met'e yazdı·ğ ı mektuıb un gönıde ri l m emiş olduğu kabul edi ­ Hyor. Fa kat h iıç k:imse M eıh met' i n Papa 'mn k e n disin i· h ı - · rıistiya n yapm a k istediğ ini b i l d i ğ i nden kuşku d uymuyor; hem M e·hmet' i n casus l a n v a r ve hem de m ektup Meıhm et'­ in yaşammda Avruıp a;'da yayın l a n ıyor. · i mpara tor M eh met, ıh erıha lde, Paıpa İ ki nci Pius'un yazdı ğ � a ncaik göndermediğ i mektubu öğ re nd i ğ i z a m a n bu n u, g ücünün cephede bi r ya rı k a çm a s ı ve d üşma n g üç­ leri. .böl mesi ola rak yoru m l a m ı şt ı r; öyıle. düşü n ü yorum. M ehmet' i.n ıbüyüme straıte j i s i , müm k ü n ola n en genıiş bilg iıleri topla maya ve ıka rş ı s ı n daıki1 güol'eni n btrl. e şm esi n i ön­ lemeye, mü mkü nse, ka rş ı s ı n da.k i g üçleri bölmeye daya n ı ­ yor. ,

( * ) Mehmet, söz verdiği için İmparator David Komneni'­ ye, Balkanlar'da bir timar veriyor. Ancak, burada geliştirdiğim ve Machiavelli'de de bulunan görüşlere göre, bunun uzun sür­ mesi mümkün değil ; kısa bir zaman sonra Mehmet, David ile üç oğlunu, basit bir dedikoduyu bahane ederek, idam ettiriyor. Alternatiflerin kökünü kazımak, Fatih'in temel yöntemidir. 21 1

.


M eh m et, bütün atışla rı n ı , karşısı nda ki du�a rlan böl­ _ mek içi n kul l a n ıyor. Bura da . i ta. ıva'yı. fethetme planl a nn a k a rşı çııkan, Ro. m a l ı·la n yen mesinin · rriüm k ü nı olmodl'ğ ı n ı söy,l eyen . B en e­ d etto Dei'ye söylediık. l eri nıi tekra rla mak - d u ru m unda y ı m : « Bug ü n siz y i rm i ıhü k ü met . h a:!'i n desi niız ve bi rbi r. i n i.zle a n ­ laşam ıyorsu n uz, b i rb i ri n iz. i n can düşma n ı s ı n ız.» O rta Çağ 'ğ.m böl ü nm üş l üğü n ü korumaya., ka rş ı g üçleri n b ü tü ri,l eşmesiınıi önlemeye daya l ı· ıbi r pol it i ka izl i yor. · · Profes-ör Balb i n g e r'ıi n Tü rkçeye çevriıle re k yay ı n l a n a n ve «Fatih Su ltan M ehmeıt ve İıtaılıya >> _i l işk i s i n i i ncele:y en b i r ça l ışması ndan akta rma yap,ıyorum: «Bütü n g ayes i , İ ta l ­ yan hocaıl a rı n ı nı delôıl etiy,l'e ıbaıtı memleketleri hakkında mü mkü n o l d uğ u ıka d a r doğ ru ibi l g i ed inmek, garp l ı l a r ı n h a rp sanatı n ı n n e dereceye kada r i ş e yara d ığ ın ı denemek ve h e r ş eyıden ewe l . siyas·i a ma1cla rı uğ rundaki' m ücade­ l e l.eri � ka. rş ı·l ıkl ı kıi n le rin derinıH ğ i h a k k ı nda m ü mk ü n oldu­ ğ u kad a r esaslıı bilgi elde etmekten iba retti r>> 16• Sa ra y ı n d a ­ l d dön m e genemi· ve v ez i r:l eri nı, M ahm u t Paşa örneğ i nd e old uğu g iıbi h ı risti.yan a kraba l a rıyla bağ lantı.l d rınıı ıkopa r­ m a l a rı n ıı hiç ıbi r za m a n i stem i yor; babasın ı n k a rı s ı M o ra B .r a nıkovi ·c 'iı büyük sayg ı l a rl a k1e nd i·s i n e dost yapıyor. ve S ırbistan'a gönderiyor ( * ) . Trabzon· üzeri ne ıy ü rü r k e n Uzun H o s an ' ı n a n nesi ve. lira bzon Grek 'İ mpa rator a i l esi nd en Sa ra Hatun !u ya nıında tutuıyor; bUg i afryor ve Uzun Ha­ sani'ın a ı krabası Trabzon i mpa ratoru Oaıvıid Kom men i i l e :itti.fa k ya:pma s ı n ıı önl üyor . • .

·

. Fra nz Babi nger, a �ta rıyo rum , şöyıle sü rdü rüypr: «Eğer on u n be n i msediğ iı lbii r d üstu r va r i d iyse_ ' dıiviıde· et i mpera ' d üsforuıdu r ki bu, ıbel'ki de h a ksız ola ra k , çağdaş Fra nsız h ü k ü m d a rı X I . Lou is'ye mal edi l mi şti r. Fakat bu söz · mu-

· ( * ) Mehm:et'in üvey annesi Mara için, çeşitli kaynaklar Orta Çağ'ın soplarında · yaşamış .en aydıp: kadınlardan . birisi olarak söz ediyorlar. Doğu Roma'nın son Imparatoru Konstan­ tin'in eşi ölünce, Ma.ra'yı Konstantin'e eş ve imparatoriçe ola­ rak düşünüyorlar ; Mara, Mehmet'in . bu tarihsel . düşmanı ile evlenme önerisini geri çeviriyor. "

.

I

.

..

21 2

·


h aık kak kiı o zama n ı n telaıkk iıl eriıne uyg.u nduı» . Louis , M eh­ met'te·n son ra d ı r. Onb i ri nci Louıis, Mehmet, Tra bzon ' Ü a·l ­ d ı ğ ı z a m a n taıhta· ç ık ıyor ve M eıhmet'te n i k i y ı l son ra öl ü­ yor. Bpy.lece ' d il\lide et 'i mpera' H kesi n i n, ''böl ve yönet' pol i ti:k asın ını, O rta Çağ ' ı n sonuna uıyg unı ıbi r stratej i ol'­ duğuı orıtaya ç ı k ı yor. Burnda· ıbu ça tı şm a n ı n yeni tezlerıi nden b i ri s-1n i dah a yaza b i,lecek d u rumdayım; kaırşı cephede, çel i ş k i ve g i de­ rek 1y a rı k a ra m a k, bi r .Orta Çağ a l ışkanl ıığ ı d.ır. Orta Çağ'da ka rş ı cephede varık1l a r veı çel işkHer b u l u n m a s ı bi r k u ml d ı r; {lıoddede· var. Kapi ta lizm, ya lnızca som u t a nıl amda değH . ayn ı za manda daha· genel ve soy ut pla n da da , feo­ d a l s u r.l a n ıyı:k ıyor; s u rl aırı y�kara k b i reyi .ortaya: çıka rıyor. Kapita l i z m, . feoda l ölçekte . kale,ı e ri ezerek, daha k üçük biri mf:e ri yarata ra k bu biriım le·r a rasıında paza rı n bir çi­ menıto h a rc ı i ş,leıv ini görd!üğ ü b i r !bütü n l üğ ü ortaya_ ç ı ka­ rıyor. Kapita l izmde karşt cephed e- çel i şkıi ler o l ma d ı ğ ı· dü­ ş ü nıcesi n i doğ ru saymak müm kün ola m az : ancak celişki­ l e ri n operasyonel ve 'k arşı cephe. y i1 d a ğ ı tm a ya yetecek öl cüd.eı işe ya ra r ol uıp ol mad ı ğ ı her zamanı ta rt ı ş ı ı·ıvo r. H i ç kuşku: yok, ıbug ü n v a r olan bi ligıi l e re göre, · emperya l izm bi­ l e� kapita l i z m ya ra.ttı ğ ı ıbu bütünl ük i ç i n deki çel:işk i le rin t ü m Q n ü ortadan · ka l d ı ra m ıyor: hem sektörler ve h em de ulusa lı d e1v:l et d üzey,i n d e 'b ütü l ü ğ ü n ü ol uştu ra n bri m l er a rasıntda rekabet ortadan kall kr!llYOr. Anıc a k e mp e·rya l ist oşa mada faşizmi n önce klasik örnekleriyle ortaya c ı.k ma­ s ı '(e d o' ha son ra kapital ist yöneti m i n con ditio s i n e q ua non . b i r bef,irg i n eğ i l i m i h a l i n e g e l_m es i , !kapital i st e·kono- · m id.ek i sektör.l e.r · a rns ı rekabeti nı etkisiın iı tümden yi tirdi­ ğıi dön emlerin va rl ı ğ ı n ı nı işareti ql uyor. Fatih , Orta Ca'ğ ' ı n so nun a· yak ı n b i r yön etiıe id i r; ·d a ha · da önem l i s i k-u rduğu d üzen d e Orta Cağ mantı ğ ı m s ü rd ü rüyor. B i r Orta: Cağ h ükümdan old u ğ uı . içi n , ka rş ı s ı ndaıki c epheıd ek iı ayr ı l ı ktl.a n h ep görüyor ve bunu poHti kas ı n ı n te­ m eıı.ıerıin sf en b i ri s i yap ı yor. Fa kat bu kadar değ i lı; Mehmet Fatiıh a yn ıı za ma n da m od em h ü k üm d a r doğuş un a ta n ık l ı k· . edıiyor. Ya l n ızca b i r k a rş ı cephede ayrı l ı k:larm avı na çık-' ­

213


rnı ş b i:r Orta Cağ p rensi; türü n d en h a·reket etm i1y or; ayn ­ l ı: k ta r ya raıt_m a y ı ilerlemesi n in ön koşul u olarak görüyor. Aya s Roma nos; ş i md i k i Top Kapı önleri n e g eUrdiğ i � o zama na ıkada r görülmemiş b üyük l ükteki top la rla , y a l ­ h ızca·, ka rş ı s ı ndaki duva r l a rda ya rı kları açmayı d e n i yo r. Krarşı,d ak,i cepıh eyiı döv mek de çel i şkıi ya ra tm a kfa öz­ ıde-ş ti r; kaır'şı d a k iı cephe eziıld i kce1 o zama na kada r va r ol­ mayan celiiŞki:l e r · ortaya çılkıyor. Cel işkH e re statik bi r a c ı da n bakı1l m aması g e rekiyor; ıbir zaımand\a , .z a ma n ı eıy l em l eri n fon ksiyonuı olm-:ak a l ıyo­ rum, yok sayı. l a n çel işki l e r, daha so� ra k i eylemler yum a ­ gıi i çiınd:e ortaya çıkalbH i yor. Bu acıdan ba ık ı l d ıığ ında son derece iıl·g i n:ç ibu luyorum; i nceleyebiılıdiiğ i m kaynakl a rdan işta nıbul"o, Türk k a y n a kl a rını n iıleriı sürdüğ ü tü rden c ephe­ den U l uıbatl ı Hasan v e a rkadaş l a n . arnıcıhğıly la g i ri l me m i ş ôlma s.r ihtimali n i daha yü ksek görüyo rum. M e hm et' i n o zam a no ikad a r düşün ü l m e m i ş b üy.ü:k l üktekıi top�a rı n d a n d ü ­ ş e n ·g ü H e.lerin ezi kıtıiğ i ıicinde ıbug ü n k ü H a lıic :bölges i nide k i · s u r ıkdp l an n ı n . b i ris i n i n k a patı l ma s ı n ı n u n utu l m a s ı , i sta n­ b u l ' u n feth i n e yol a çıyor. Sa nk i M ehmet' i n yazgıs ı çel işk iler üzeri n e ö rü l m üş; ıheıp ayri l ıık l a rda n g e ci;yor. N ormıa ı koşuıl l aırda M ehmet tahtı d eğ i l. , büyük ka rd eş l e riı Ahmet veya Alaatti n ' in ta h1t0' g eçmesi son ucunda uıs u l ü ne u yg u n ola ra k boğ uıl.ı:n ayı beklemek ıd urumunda d ı r. Ahmet, 1 437 y ı l ı nda ölerek o r­ tadan ka:lktı ğ ı zama n yıi n e p resıt i j lıi Aloa tti n ' in tc:ihta g ec­ ,mes i'y le. öl ecekt i r; bun u bekl iyor v e, beş yaşıında kt b i r co cuğ u n . bu yazg ıyı değiştirme1k i ra desi n in d ış ı nd a ka l ıyor. F:a ka t Osmanoğ l u Cumhuriye,t i, d a h a son ra ki ta ri hçilerin büyük b i r coş k uyl·a yapıştı rma lıa rın a ık a rş ın bölük l ü d ü r; en a :z ı nda n ik1i ta raf a rasın d a1ki 'Ca tı ş m a , M eıhmet'1i !boğ u lmak.:.. . ta nı k urtulm a n ı n ya n ında bi r deı talht g eti riyor. Daho ö nce b i r tez oııa ra k da i;f ade ed i ldi ; M eh m et Fa­ tih, bi·r b üyük imp a mtorl uk k u ra rken, Konsta nti nopl'un s uırla nn ın d ış ı n d a , h iıç bi r ciddi· m ukavemetl'e kqrş ı l a1ş ma­ dı. Ba l ka nlar'ın böl ü n m üş l ü ğ ü , i mpa ratorl u k a la n ı n ı gen iş.:. ·

· 21. 4

·


I� Papa Pius'ta n Sultan Mehmet' e

« Gel Hıristiyan Ol! İmparatorumuz Olursun! » Son de rece önemsiz b i r adım, Seni, e n büyük, en g üçlü,' yaşay a n ölümlülerin en meşhu ru yapa­ bili r. Nedi r, diye , s oruy o rsun? A nlama.k: zo r d'e­ ğil; bulmak. için uzağa gitmeye g e re k yo k . He r y e rde bulunabili r: Vaftiz oıl m a k, hıristiyanlığa dönm e k ve İnci l i nancını kabul etmek için, biraz su, aquae pauxiHum. Bi r kez b u nu yap ınca, y e r

y üzünde şöh rette seni g1eçecek, güçte sana eşit b i r tek. prens bil'e olmayacak.. Seni , G re kl e rin ve Doğu' nu n impa rato ru ilan ede ceğiz v e şimdiye kada r şiddet yol:uyla elde ettikle ri n, haksız bir bi­ çimde e linde tuttukların, hakkın ola rak, senin olaca.k . Tüm hıTistiyanl'a r seni sayaca k . v e he r türlü ihtiılafla rında seni hakem kabu'l· edecek. Tüm mazlumla r, o rtak ko ruyucuları o la rak, · sa.­ na sığınacak.Za r; heme n hemen dünyanın he r iil­ kesiooen insanla r sana. gel1e cek. Çoğu, kendi i ra dele riyle Senin önünde eğilec e kl e r, Senin kapın­ da adalet a rayaca kla r ve Sana v e rgi ödeye� e k l e r. Müstebitl'e ri ezmek, iyi'l e re deste k. olmak,, kötü­ ·

l e nl e. mücadele etm e k Seni n işin olacak. Ve eğer doğru yolda y ü rü rsen Romm Klisesi, Sana, ka rşı g e lmeyece k . En yüksek ma·k am, diğe r kraUara göste rdiği sevgiyi Sana dıa göste rece k ve Senin pozisyonun daha y u ks e k oldu.ğu için · Sana daha fazl'a sevgi göste recek . B u durumda Se n, çok da­ ha fazla k ra Uığı, savaş yapmadan veya ka n dök­ meden, ko lay lıkla e lde edebilirsi!L.

...

Franz Babinger, Mehmed the Conqueror and His Time, Princeton University Press, ·1978, ' s. 200.

il

215


·ıetmesi nde en büıy ük yard ı mc ıs ı yd ı . Sa myı n ı yaln ızca İtal­ ya n da.n ı şm a n l � ra değ i l Balik a n l a r'da sü rekılıi o l a ra k b i r­ bi ri,yle müca dele eıd en, b i rbi ri nden ve ıkend � du rum undan hoşnut o l maya n asH varsa h epsi ne aıçmaıktan çek i n m ed i . · ıBo l ka n.l a r' ın o rta. 1ve küçük feodıa l la rı , M eh meıf i n yön eti­ minde kend iıleri n e uyg u n pozi syon l a r buıld u l_a ır; 'Baıl kan­ ·ı.a r' ı n kralıla n, k ı z l a rı nda n veya 1k ı z ka rdeşler,i nde n bi ris i nl M ehmet' iın h a re m i n e soka b i l m ek için b i r:birl1e riyle ya rıştı­ l a r. Bu a·çıd a n bakara k Mj j a tovi c .h, «Türkler' i n Ba lkan Ya­ r ı İnadas.ıı ıha l k lıa rı n a yen i uıfuklaır a çtığ ı n ı söyleme1k pa ra ­ d oks görünüyo r» d iyor11; paradoks ,g örünm e s i n e k a rş ı n ;h u ·görüşü savu n uyor. N erede i s e· 'Baılıkan ha l:kıl a rı n ı n .b i· r . böl ü m ü n ü n Ba l ka n Ya nım Adası ' n ı n . diğer böl üm ü nü zap- . !etmesinden . söz ediyor; « mutl a k·iyetçi despotizm i l e çok gen i ş 4b i r demok ra s i n i n bi rleşi m i » ol ara k n i teled iğ i T ü rk s istem i n i n , Ba l k a n l a r i c i n yeni ve ·kabul e d i l eb i l i r o l d u ğ u n a i·ş a ret ed i yor. Orta l a ma G rek'i n , S ı rp ya d aı B ulgar'ın, Türk düze n i ni , «dünya n ın tü m _ n i metleri n i ya.ı n ızca a s i l l e re ve­ ruıh banla ra veren. feoda l s i stem » karş ı s ında, d a h a gayri ta.: biıi ve kaıb u l edıiılmez bul madık l a rı n ı bel iırtiyor�

·

·

Böl ü n m üş Balka n l a r ve· Doğ u: Avrupa, M ehmet' i n onün d e UÇSUZ buca ksız b i r y ü rüyüş sahası ola ra k g örü-· l üyord'u . Da:ha i l e rl emeyi düşünd ü ğ ü za m a n d a-, i fo lya ' n m , böl ü n m üşlüğ ü n e ve ıbütü n l eşem eyeceğ ine· güven iyord u . B u nla rı b i rb i ri nden ayı rmaık iıç i n h e r türlü imkô n ıı kul.lan-: dı. En çok Venediık ve Karn m a ri-oğ l u i l e k a rş ıtl ı ğ ı va r; , her ·i ,k i s i·.nıi n bi,rıl eşmek c ı kıa rl a rına g e· M:y or. öze- l l iıkl e 1Lt40 y ı lla rı n d a k i bu na l ım l ı· g ü n le rde Kara ma n.o ğ l u i le Vened ik h emen b i·r.leşiyorl a r; M eh m et , Vened i k i le Cenova a ra sı n ­ d a k i k a rşıtl ı ğ ı politika s ın ı n tem e l i y a pıyor ( * ) . Güve n i l m ez .

. ·

{ * ) · Kapitulasyonlar, safdil Türk tarihçilerinin yazdıkları­ nın a�sine, Türk: emirlerinin saflıklarından değil, daha çok Venedik ve Cenova Cumhuriyetleri'ni birbirine karşı kullan­ ma isteklerinden Türkiye'ye ithal edildi. 216


cen e�iz l i lere her t ü rl ü g üvenceyi· vermey1i son derece a...: n emH görüyor; G a la ta· , n e rede iseı Ceneviz kolon i s iın i n ba:­ ğ ı msız ıb i r devleti ',o lara k hareket ed iyor. Y ü rüyüşünde de · böl meye çok önem veriyor; istendi� ya roğ l uı lsma i l ' i n üzerine yürü rken, Traıb�ön'a h üc u m e�­ m ekJte o l d u ğ u n a, i na ndınyor. Si nop Bey'i i smaıi l'e., Traıb zon, . üzeri ne yürürken ya rd ı m c ı ıku:vvet göndermesi haberi n i sa l ıyor; i sma i l ' i n ihti lfü h a l.in deki ıka rdeş i n i Kastmriıon u'ya. va l i yapıyor ve yard ı mına gelen i s ma W i n oğ l u n uı hapse­ diyor. Sinop'ta n. son ra buı kez Uzun Hasan ile ya k ın l a şa ­ r a k Tra bzon üzeri ne sa1ld ı rııyor. Tra bzo n ' da k i· s o n G rek. 1 mıp a ratorl uğ u n u ortad a n k a·l d ı rı rken Uzu n H 9 s a n ' ı n an ne­ si Sa ra ı-iatu n ' u da · b i r tür reh i n e ola ra k ya n ı nda tutma k�tan çek i n m iyor. · Göz ü , Küçü k Asya'da veya Asyıa 'da d eğ i r ; a nca k ar­ kas ı n ı ' g üv ence .a ltına . a l m a1s ı gerekiyor. Kara manoğ l u, Sel-­ çuk İ mpa ratorl uğuı'n un ·1y ıık ı l masından son ra Anadolu'daıki T ü rık bey l,i k leı r i n i n e n .güçlQsü ve en uzu n ömürıl üsüdü r; a d ı. b i l e g eçmezıken ön p l a nıa · çıkan Osmanoğ l uı Devl etiı' n i. en; cok Kara m.a noğ1 l u m eşıg uıl ediyor. M e hmet, . Ka ram a n oğ ı ur­ n u n her . zama n a rka:da·n vurm a s ı n d a n endişe ediyor ve: uzu n m ücadele.lerden son ra Konya ve İçe l ' e h a k i m ola,. bi l i1y or. i sfendiya roğ l u, Trıabzon Rum ·İ mpa ratorluğ u ve Ka ra-­ m a n oğ l u: düştükten sonm Doğ u'da:k i Uzun Ha sori ' m Ak­ ikoyun l u Dev,ı eu tek g ü çtür; M eh met, oçı kıç a b i r savaş; Hô n edi yor. O t l u k ıBe l i 'nde Uzun HasQn ı kuvvetleri n e· ka r­ ş ı el'le tuıtulur b i r zafer kazanmasına 1k a rşm, Uzun Hasan'­ ı n peşinde-n g itmi'yor. D uruıy or. Karş ı.daıki çeHşkH erden, ayrııl ı k l a rda n ve ya rı klarda n­ ya ra rtan mıaık Her l e mek ıi çin önemH kolayl ıkla r sağ l ı.y or; o n -­ ıeaı k yü rüyen .g üçl erd e çel işki ler, ·.ayrıl ııklm ve Y,ank l a r va r­ s<:(, yü rüyüşün çok yava"Ş layaca1ğ ı m ve s onu nda i m kô ns ız­ l a Ş aca ğ ı rn d üşünmek gerek iyor. M u rad, yü rüyüşü sev m i ­ yor; kom utası a ltında- buılundurduğ u g ü ç:l e r a ra sında re­ k aı b etten raıha ts ız olması beklenmemeıl i d i r. Y ü rü m ek i stemeye n l eri n a ra s ı n d a ayrı l ık l a r vard ır. Ayrı l ı k la r ı n yazg ı s ı·, Fıa tiıh , 1hep· y ü rü m ek i stiyor. B un un •

·

·

·

217


ici n 'hem a skeri gü çl e ri n i ve hem de siıv i l yön e,ti m i:ni her türl'Ü böl ünmü ş l ükten ve i1ç rekabetten · a rı n dJırmak i sti­ ryor. M ehmet, böl ü nm üşl ü kten ık u rtul may11 ve, i c rekabeti n ıh ız kesmes i n i ön l e men i n ça resi n i k ul s istemi nde buıl uyor. -·-

...:

Mehmet'in Hıristiyan Çevresi K ritovoulos'un ük adı bilinmiyor; İmroz'da y a şamış ve M ehmet'in çağdaşla rı a rasında y e r alıyo r. · Fethi gö rme m.iş, anca.k fetihten son ra İs ­ tanbul' a· g e ldiği, Fatih ile tanıştığında kuşku yok; Mehmet, Krito1Voulos ' u İm:roz'a· yönetic.i atıy o r. ·

Bütün _Orta Çağ düşünenlerinde gözlen e n b i r y a rgı, K ritovoulas'da dıa v a r; · 'e bedi yönetim v e i ktid a rlara inanmıyor. Ebedi i ktida r v e y önetim , kosmosun daha iyi tanınması, N ewton fiziğinin g elişm:esi, dife.ransiy e ı kalkülüsün bulunması v e kapitalizmin egem en liğinin ku rwlmaya başlama­ "sıyıla, insan düşüncesinin bi r pa rçası oluy o r; Kri­ to1Voulos, yönetmenin bir u l'u stan di·ğe rine geçti­ ğine inanıy o r. «Gökteki uydula r gibi» q,:i yo .r ve

«yönetme, bir u lustan d iğe r ulusa ve a rt a rd a b i r · y erd e n diğe r y e re, he p değişe re k ve hep geçe re k, ·

gidiyor; şimdi Asu rla r'da, Med1l1e r'de, Pe rsle r'de ise son ra G rekle r' e v e Romalılara geçiyo r, zama­ na ve çağa göre hi r y e rde o rtaya· çıkıyor ve aynı

y e re bir daha hiç dônmüyor. » 'd iy e devam ediyo r. İb ra ni Josephus'u ö rn e k v e riyo r; çok bilg i n v e 21 8

·


hep d' o ğru . söy l ey e n Josep hus 'un Kudüs'ün Ro­ malıl a r ta.rafından fethine "(.ızülmediğini ve Ro­ ma'nın değe ri ni .belirtmekten çe,kinmedii}in·i v u r­ gulamak istiyor. Bunla rı, 1 467 yılında, kerıdisi için yapıyo r; y i. ne de daha sonra ki yz:U a rda yazan ve bu a rada çağdaş G re k tarihçile.rin gönlünü a lmayı b'e ce - remiy o r; G reık ta ri hçile r, K ritovoulos'un Fatih'ten

bir kahraman çıka rmasını bi r türlü hazmedemi. yarla r. Kritovoulos, belki d e bunu sezere·k, doğ ­ ruyu. yazdığını söyleye re k., . ı rkdaşlarından özü r diliyo r.

·

.

On Dokuzuncu yüz yıl Osmanlı aydınla rı Kri-:­ tovou·los' u bitmiyo rlar; İbn Haldun' a s a rılıyo rla r. Kri·tovou.los so ruyor: «İnsanlığın başından · b e ri k ra llık. gücü v ey a yönetme e rkinin hep aynı y e r­ de knlmadı.ğını ya da bi r· ırk v ey a uılusla sınırlı · o lmadığını kim bilmiyor? » On Dokuzuncu yüz y ıl­

da Türk tarihçisi Cevdet Paşa'nın İbn Haldun'a sa nlarak, Tü rkl e r'in yönetim. döneminin sona e r­ diğini dile · getiren b i r tev e kk-W.l felse fesinin, ye- . ni.kçi b i r dünya gö rüşünün savunucu olması gi­ bi, Grek ta rihçi K ritovoulos da a rtık G re·k v e Ro . ma döneml e ri nin zamanını doldurduğuna ina nı­ y o r. Fatih' in zamanında yazdığı ve F.atih' e ·sun­ . d uğ u kitabında a.ç ikça, Fatih't'e n çok daha önem ­ siz kimseıerin daha iyi bilinmele rine ve daha ün­

·

.

lü o lmalarına razı olamıyacağını b e l i rtiy o r v e Mehmet'i, «Makedonyafı iskend'e r'de n h i ç b i r za­ man aşağı olmayan» bir lide r o la ra k tanımlıyo r. · «Ge rçekten de Sen, eylemle sözü ve ak�i ile gör­ k e mi bi rleşti r e n kıralla.r içinde · b i r tanesin v eya her halde pek azından bi risisin; çünkü Sen , hem iyi b i r kıral v e hem de güçlü b i r savaşçısın.» Bu-

219

·


nun için G re kçe .olmak üze re «Fatih Mehmet » k i­ tabını yazıy o r. 1

. Kritovol:-L.los, Fatih Mehmet için a.çıkça «PhiJZ-

hellene» niteleımesini kullanıyo r; G re kler'tn dos­ tu o lduğunu kaydediyo r. Bunu, . Mehmet'in öze l ola ra k Atina'yı ziy a re t etmesi v e özefükle A c ro ­

polis' e hay ranlığını ·i fad'.e etmesi üze.rine yazıyo r; Fatih, Atina'yı dö rt gün g eziy o r v e i nceıe m e l e r yapıy o r.

-

G re k tarihçi Fatih'in savaşda ·olmadığı .za­ manla r, şehi r planılaması ve fe lsefe ile geçirdiği'­ ne işaret ediy o r; . ay rıca Mehmet'ten bi r « kesin fi'lozof» olara k. söz ediy o r. Mehmet, . sto·a cılarla, ' . Osmanlıla rın Batlamyus dedikle ri Ptoleme astro­ nomisiyle, coğ ro fY'q, ve özeUik.le · tarihle çolı ya­ kından ilgileniyo r; çev resinde ki hıristiyan bil'gin­ l e ri M ehmet'e bu konud a kitapla r - okuyo rlhr.

Dige r kay nakta rın A mi rutzes dedikle ri K ri­ tovoulos'un A mi ro ukis ola ra k yazdı.ğı T rabzon G re k · İmpa rato rluğu' nım yön�tici ailesinde n G e­ o rg e ' u n kend i çapında bir filozof olduğu anlaşılı-. yor. A mi rµ,tzes' i n T rabzon'un fethind e n önce, a ra ­ cılar kanalıy la, Mehmet' le bağ la ntı içinde oldu-

ğu kesindir; Mehmet dışa rda n ke nte hüc u m ede r- .

·

k e n Am.irutzes d e içerd e n kentin teslimi için ça­

lışıy o r. Daha sonra Mehmet'in scirayma y e r.leşi­ y o r; ansik:ZOpedik b.i lgisi, astro nomi Ue y akıry'l ığı,

ta rtışmasız kabul ediliyo r. A mi rutzes'in, savaşta o lmadığı zamanla r belirli günle rde Mehmet'le çalıştığı ve bu ça:lışma sıras.ında. Mehmet'e a ra ştır_;

ma yöntemle ri üze rinde d e rsle r de v e rdiği bili�i­ yo r.

Mehmet, A mi rutzes'te n bir dünya ha ritası, mappa mundi, yapmasını istiy o r; tek bir ha rita­ . da ev re ni n çeşitli tarihse.l dönemte ri de kayde.di -

, 220

,. ,,-


liyo r. Müslüma n olan ve M ehmet-'in · sa rayına y e rleşen Amirutzes'in iki oğlundan b i risi, M eh­ m e t B ey; bu ha rita üze rinde isimle ri A rap ha, rf­ le ri ile işa retliyor; 1 465 yazını, , Mehmet bw. ha ri­ tayı öğrenmeye ayırıy o r. . Coğrafya kadar ta rihe de ilgi d uyuy o r; bu il­ ginin en açık kanıtı, Haliç' e ka radan gemi nak­ :l etmesidi r. Roma Tarihi, bi.r kezinde ,.4 ug ustus'-un Korent berzahında altı mil u.zunlukta bir mesa fe­ de gemile ri k a radan nakl ettiğini ve benz e r bir ope rasyonu da G re k generaU Nicetus Onuncu Yüz yılda g e rçekleş ti rdiğini anlatıyo r; Fatih'in hıristi­ yan ç ev resinin bunları o kumuş olma.za·rı g e reki· , y or. Kritovoulos açıkça v e yüzüne, Mehmet'in İs· k e nde r'd e n büy ü k . olduğun u ifade e<,f,iyor; Trab' zonl'u bVlgin A mirutzes dünya haritasını çiziyo r.

B i r diğe r Trabzonlu soyadını taşıyan Geo rg e T ra­ . p ezuntios, Fatih'in coğrafya ça.lıştığı 1 456 yı'lın­ dan b'ir y ıl sonra İs ta nbul'a g eliyo r ve Mehme t'e, Batı'daki d u rum v e halkin hoşnu tsuzluğu konu­ sunda bilg i v e riyo r. Trapezuntios, Fatih'in bütün Romalıların meşru impa rato ru olduğunu söylü­ yor ve « k i m Romalıların impara to ru ise ve bunu koruyorsa y e r yüzünün de i mpa rato rudur» diy e e k'Uyor. ' Fatih'in, muhtemelen 1 454 yılında tıpkı da­

ha önceki patri kle r için yapılan törenle re benze r bir se remoni ile Pat ri k G ennadius adıyla Fe n e r' de.ki patri khane nin başına getirdiği bilgin G eo rge Schola rius, atias Yorgo Holeryos, da Mehmet'in çev resi sayılabi�i r · mi? Çeşitli kay naklar. Meh­

' 1

met'in bi r «Cre k Miııeti» yaratılması için Genna-

·

dius'la başbaşa kaıldığını ve o rtod'o ksların sorunlarının çözülmesi işini . tümüyl'e kendi e line

221

·


aldığını lıaydediyor; Mehmet'in, Gennadius ile çok yakın ve dostluk Uiş,k i!le ri ku rmuş o lduğunu sanıyorum. Çok çeşitli konuları konuşmuş ve ta r­ tışmış olmaları g e rekiyor. Mehmet, G ennadius'a bir at hediye ediyo r v e Gennadius, patr'iklik tö­ re ninden sonra. b u. ata b'i nere kr kenti geziyor; K ri­ · tovo züos, patrik' in, «güç v � otoritesinin dalıa ön­ c e ki impa-ratorla r zamanındakinden daha az ol­ madığını» y azıy o r.

·

Bütün b u biılgUerd e n sonra Fatih, Florans a lı B e nedetto D e i ile İtaly a' nı n fethini tartişıyor. D i­ ğ e r hıristiy a n çev resinde n tarihsel ve bilimsel bilgile r topla rken, bel·k i de bir Flo rans·a casusu o kluğunu. bile bile, Benedetto Dei'de.n günceı bil­ giler d e rlemeye ça'lışıyo r. Benedetto Dei' ni n ra­ porlarına y azarak daha sonraki zamanla ra bı­ raktığı .kayıtlardan a nlaşıldığma göre Mehmet, açıkça, İtalya'daki. k e nt dev letle rinin g üç l e rini . ta rtışmak istiy o r. A lmış olduğu tarih qi1l gisini· d e kuLlanara-k, Benedetto Dei'ye « h e m Seza r'ı, h e m İskende r'i h e m de Se rhas'ı · çok ge ride b ı ra kmak e m e li nd'eyim» diyor. Bütün bunları n ötesi nde v e belki de i'l k hıris­ tiyan çev resinin, Mara o lduğu a nlaşılıy o r; Sırbis­ ,

·

tan kaynakla n üze rine y ap ılan a raşt.ırmalar, bu a rada Miyatovich�i n y azd:vklarına ba kılacak olur­ sa, Sırbistan Despo tu B ra nkov ich'in kızı v e İ kinci Murat'ın eşi Mara'nın üve y oğlu Mehmet üze rin ­ deki e tkisi hiç biriyle k1arşıfoştırılamıaz; Ch. Mi­ jatovich b u nedenle bir çok çağdaş yazarın Ma ­ ra'yı ne rede ise Mehmei'in ö z a nnesi - saydıkları­ nı kaydediyo r.

Mehmet'in annesinin bi r esir o lduğu kesin; üstelik asH olmadığı üze rinde de bi rfoşiliyo r. Mehmet, g e nel olara k k:adi nlarla. ve öze l olarak

da asil · kad'ı nlarla pe}ı ·anl'a şamıy<;>r; Duil·kadir�oğ-

ı•------ �-

222


11

lu'nun kızı Sitt Hatun'la evlendikte n kısa bi r za­ man sonra ka rısıroı sa .rayından uzaklaştırıyor v e ya·lnızlı{Ja te rkediyor. Buna karşın Murad'ın ölü­ mü üze rine Mara'ya ço k iyi dav ranıyo r; büyük s aygı gösteriy o r, sohbet ediyo r, çok değe rli he­ diyelerle babas·ı despot Bra nkov ich' e göndenyor. Ma ra, Despot Brankovich'i n yanında Meh­ met' in e lçisi gibi davranıyo r. ti

223


Üçüncü Bölüm İçin NoUar

-ı ·

·2 ·3

·

4

r5 -··6

··7 -s

9 -10

11 -·1 2 "13

-14

15 -rn

�17

E. Gibbon, The Decline and . Fall of the Roman Empi.re, 1 1 85 A.D. - 1453 A.D. VoL III, 1896, N.Y., s. 623 Steven Rµnciman, The Fall of Constantinople, Cambridge University Press, 19'65, s. 82 Chedonul Mijatovich, Constantin Palaeologus Th� lıast Empeor of the Greeks 1448 - 1453 The Conquest of Cons­ tantinople , by the Turks, Chicago, 1892, s. 8 Franz Babinger, Fatih Sultan Mehmet ve İtalya, Belleten, Yıl 1953, Cilt XVII, s. 65 -66. N. Lo:ı;ga; Histoire Des Etats Balcaniques Jusqu'a 1924, Paris, 1925, s. 28 Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarih,i, Cilt II, Ankara, 1982, s. 4'52 Franz Babinger, ·Fatih _Sultan Mehmet · ve İtalya, op. cit., s . 50 Edwin Pears, The Destruction of the Greek Empire and the Story of the Capture of Constantinople by the Turks. 1903- 1968, N.Y., s. 207 . Cpristopher Hill, Reformation to Industrial Revolution, Vol. II, Pelican, 1969, s. 28 . Kritovoulos, History of Mehmed the . Conqueror, Princeton University Press, · 1467- 19'54, s. 88 . Franz Baıbinger, Mehmed the Conqueror and His Time, Princeton University Press, 1978, s. 273 Kritovoulos, History of Mehmed the Conqueror, op. cit., s. 15 İsmail Hakkı Uzunçalışılı, Kapı Kulu Ocakları, Cilt II, Ankara, 1944-1 984, s. 146 Ülker Akkutay, Enderun Mekt_ebi, Ankara, 1 984, s. 26 ibid., s. 62 Franz Babinger, Fatih Sultan Mehmet ve İtalya, op. cit., . s. 58 Chedon ul Mijatovich, Constantin Palaeologus The Last Emperor of the Greeks, op. - cit., s. 1 1 .

·

224


DÖRDÜNCÜ BÖLÜM FETİH

İ nsan .a kıl ı , düŞü nü l düğü kad a r, a k ı1l l ı m ı d ır? Ayn ı som şöyle de· soru lnb-i ıl i r: İ nsan a k f ı n ı n i mkan- . .l a n sa n ı ld ı ğ ı· kodla r s ı n ı rsız mıd ı r? Ayn ı sı0ru bi r de1 şöyle yaz ı laıbiil ı i r: Ak ı l ,. fiziğ i n ha rekeı­ ti nden ya d o t1a rih i n işl' e yıişi nden tümüyle ıba:ğ ım sız olaıbi ­ l iryor mu? · İ nsa n a k:l ı-mn , f,i z i kte· va r ol a n veyaı ta rihte seız i l�n ya­ sa l a rı ç ııkıa rmak t üründ e n yüce bir işle,vi olsa d a , buı işıl eıv, a k l ı n ba ğ ı ml ı l ı ğ.ı m d oğ uruıyo r . B i l imsel ya. da: yas•a l a rı bu­ luıp çıkarmaklo Üğ raş.a n okl ıın bağ ı ml ıl ığ ı , söz kon usu ed i­ len s ı radan aık ı l' oluı n ca, dia ha büyük bi r olumsuzluğa dö­ n ü şüyor. Bi :l i mseıl a k ı l i l eı sıırad a n .a' k ı1l1• arns ı n da bi r ayrı m ya ­ p 11l.abli l i r m i ? Ak l ı n büy ük ö l çüdeı tü re�iıl miış o l d u ğ u kabul edi.l i rse, böıy leı b i,r a yrım, soyutlama d üzeyi n de, kaıçı n ı lmaz g örü n üyor; soyu;t lia mıa d ü�eyindeı ka ç ı n ı lmaz olan ı, p ratikte ku l l a n ı la n d f r. Ta ri:h in ve a.k l ıın, Da rw i n i st b i r ciz·gıisi va r; başarıyı d aha c a n l ı' tuturyor. Doğ a ' n ı n sdğı l ı ksız ol a n ı tasfiye e1tm esıi ve ta riih'in ba­ ş.a ns ız ola ıi ıı unutma s ı i nsıa n a k 'l ı i. ç i n bi r s � n ı rıla madır. Suğ ­ l ı k'ı ve başa n'yı ca n l ı tutmas ı , .a k ı l i ç i n , b i r s ı n ı rla maya ola­ r.a k ortayo cıı k ııyor. Soğlıık l ı 'yı sağ.l . ıksızda n , tbaşarııl ı 'yı baş.ans ıız l ıık1an ayı r-: :mak, hir s ı n ıflama d ı r. İ nsan a k l ı n ı n doğ uşu nda s m ııf lama ·

F. : 1 5

225 ı

'


eğ i limi1 va r. B u eğrn. m gıid e rek b i r tutkuya· v e · bf r düzerı­ ıleme i steğ i n e dön üşüyor. Önce kos m osda g örül en d üzen k a v ra m ı , zoru n l u ola ra k, tuta rrı rığ ı, da bera beri nde s ü r.ü k­ ' l üyı0r. Gi derek s ı mflama tutkµ s u i l e d üzen - kavram ı , i n .-sa n .aık l ı n ı n determ i na n ti l a rı oluyorlar. . Gidernk i nsa n a k l,ı , doğ a n ı n ve ken d i eylemlerıi n i n ege"".-

m en l i ğ i · a l tı n a g i r,i yor. ·

Doğ·a d a k i ha reketlıi l iık

·

ve

i n sanoğ l u n u n e1y·l e mıi , i n sa n ·

a.�l m ıı s ü rek l i ıbom b a rdı mdna. tabi tutuyor; s ü re k l i dövüyor. S ü rekli bom bard ı m a n a l tında · o l m a , a k l ı n , doğaya ve f n - ·- · sanoğ l u n u n eylem le ri ne ba k ı ş ı n ı son dernce etki lıiyor; a k - · l ıın lb� ı karken görebi l ecekleri n i s ın ı r l ıyor. . i n sa n ı n ba k·a rken görebi l d i k leri , ak1l ı n d a k i sın ııf l a m a·

ve

·

düze n l emeleri n ıb ir tü rev i d i r; b u n a , bi l g i l eri n tü rev id i r, ­ deniıl ebi lıi r. İ nsa n ı n a k l ı nda va r o l a n l a rı b i l mes i , b i l i n c i n i meyd a na geti riıy or. Bi l' i n.c . görr n e1y i kolaylaştı rıyor v e gö-­ rü n tüyü n etleşti ı riyı0r. Bi l i mse.! aık ııl · iıl e s ı radk:ı n ak ı l a rası nd a k iı ayrım b ura d a: da gerek l id i r. Doğ a n ı n h a reketl iıl i ğ i i l e ta ri hi n eyl e m leri ,. h er a k ı l da , ayn ı eıtki 1y i yap m ıyor; biHmsel a k ı l bu n l a rı d a -­ ha d üzenıl i bi r biçiımde1 a lıd bıiıl ı i yor v eı va r ol a n b i l gHere k a ..­ tıryor. S ırndıa n a k ı1I i se: b u n l a n· a ldıığm ı n bi l e aı y nm ı n da ·olo"' m ıyor. Duyum l a rını, b i lıi nci n i n a lt ın a yığ ıyor. i nsan a k l ı n ı n kütlesel gel işmesi ka pita l izm i l e b i r l ikte son a şa masına g e l m işti r; tek.e·lci l i k , ya \ n ızca s a h i p o l d u ğ u ·l a borotua rla rda o lıa n l a r h a ri ç, a k l. ı ortadan kö+d ı rm a a ş a ­ m as ı d ı r ('� ) . Sı m H a mo Ne d üzen kaıvra m l 'a n, b i r ta rt ma ola­ nağ ıı ya ratııyor; tekelci''lıi kte ta rtın ı n ortada n k:a l kması zorunl u o l uyor. Freud , tekelci dönemden d aha önce g e l e n1ezd i . Freud' u n fizik te E i n ste:i n , .res i m de, Picasso H e b i rl i kte· g e l m es·iı bi r rastlantı o l a maz. Tekelci a şama da i nsan oğ l u ıb i l·i nci n i n a l t ı n ı:ı y ı ğ ı. l a n ve s ı n. ııfü a nd ı n l ma s ı yap ı lm am ı ş d uyuml a rı n oyu ncağ.ı h a U .. ·

·

.

( * ) Reklamcılık, tekelciliğin ayrılmaz parçasıdır. Reklam­ cılığın temeli "bilgisizce seçmektir ; akılla ilgisi olın.ayan kütle­ sel akı.Şlar, ya daı İngilizcede çok l{ullanılan sözcükle 'rush',. ' hücumlar, yaratabilmeye dayanıyor. 226


_ ı

n e ·g el iyo r. B i l i nç aıltı , b i l imse·! aı k l a ,· a tom kadar sırh ,· da ­ h.a 1da d üz ensiz v e hayo.I ed i lemeyecek kada r düzensiz ge­ l i yor. ' B u rada ıbi l i msel ·a k ı·I i l eı s ırn da n a k ı·I a ra s ın da k i. a yrım · yen iden ortaya ç ı k ı yo r: ıBiıl i mıs e l aık ı t1, doğan ı n h a rekeUi:­ l i ğ i: veıya. ta riıhseıl bi-r_ eyl emi' a lg.ı lod11ğ ı zama n b u n u, h ız l a ve a rd ı ş ı k çöz ü mleme işlemle,ri nden geç·ireıb i l i yor. S ırn ­ d a n. a k ı:I her t ü r l ü usl a m a yetene·ğ i iı,i yitiriyor ve a rd ı s ı k çö ' zümlemel eri ya ·ıh i ç yapm ı1yor ya daı yapmaya çok son ra baş l ıyor. Da ha da önem l· isi bi l ilm sel a k ı l sü rek,l i çözüml em e yapardk, çöz ü m leme y ap mc;ıyı bi r reıf leks h a lı i ne g eti rerek, h e m kendisi n i ü reNyor ve hem de; doğ a n ın hcireketıl i l i'ğ i He . ta ri hsel e)'ilem i n koyd uğuı sını:r la rı aşıyor. Teke lci aşamada s ı radan a k ı l , a k ı lsızl ığa veya b i l i ne a ltı n a dönüşüyor. . Biıl i nç a lt ın ı « okumak» i ·c i n ·i se yo b+Hn c a lt ı n ı h a reket h a lıi ndeı gözlemek, rüya veya h ipnoz h a l i , ya da ha rekete geti rmek gerek iyor. Şok, bi l i nıc a ltı n ı harekete geti rmen i n e n çok bHi nen yöntem i d i r. i stan bul ' u n feıth i , Avrupa i ıe i n bi r şok oıı m uştur. İ s­ ta nbuıl' un feth i nden son m Avru;pq, iıl k kez ista n bu l ' u .nas ı l görd ü ğ ü n ü iffade etmeıye başl ııyor. istıa nbul" un · feth i nden hemen son ra, d a ha önce M e; h meıt ' i , Tü r:k l e.r' i n asker gücü­ nü küçümseıy en Avruıpa , 'bi rdıe nbi re Kon stantin op l e,. un i l'k a d ı n ı n Seconda Roma ya dla N ova Rqma old u ğ un u hatı r­ l oya raık , s ı ra n ı n Esk· i Romıa 'ya ge·l d iğ i · sonuıc u n u cıkerı­ yor. i sta nıbuıl 'un feth i kada r feti h .i.ç i. n Mehm et'� n k u tl a n d ı ­ ğ ı topla r · da ş o k etk i1 s i, - yap ıyor. Yüz y ı l ık a d a r daıha önce ku l la n ııl moyçı baş l a nan toıp tek nol o j i s i nde bir yen i-l iık yo­ p 11ı m·ı yor: çapl a rı b üyütül erek daha büıy ü k görnvlere sürü­ l ü yor. Top, topçu l uk ta riı h i ndeki belki de en ta rihsel· gôreıv i n i i sta nbu l ' u n feth inde yap ı yor. Top, o za m a n a kad a r ku:l la mla n bütıü n sH ohlardan bi r temel özel l iğ,iy l e a ynıl ııy or: Y a l n ızca top, görmıeıyereık a tes edtyor. En b a s i t kes i c iı s iılaih lardan oka , t üfenk ya da p i,s: tola kadar hepsi hedeıfi görerek a teş etmeye· göre d üzen227


l en mi ş ol ma l a rı n a ka rş ı n , top ya b i r s ütre g erıi s i n de n ya da s u rl a rı n üzeri n d e n a teş e d i yo r. Top a tı ş ı n ı n bel l i bir he­ de·fi yo k ; a ynca .Fati h '·i n top l a r ı ıkov a n .i ç i nd e y a n a n ve pa t l ay a n bir m a1lzemeyi· değ iıl , so d eıce b üy ü k ttıış a tıyor. Top l a r, d öv m e k i ç i n a t ı i ı yo r. Fati h ' i n ·t op l a rı sur.l o r i ç i n d e kıi İ sta n b uıl l uıl a rı d öv ü yo r . K u ş a t m a i z l e n i m l er i n i yaız a b i l m i ş o l a n l a r, Fatiih 'i n g ül l e·­ l e rini en çok ıbey i n l e ri nd eı d u yd u k l a rı n r d i' l e g efüiyorlo r ( * ) . Atı ş l a rı n verd i ğ i ca n kayb ı , m u hte m e l·e n son d e re c e a z d ır; b ey i nl eıri dıa ğ ıta n etk i s i ni n çok d e ri n ve ya·yg ı n ol d uğ u a n ­ l a ş ı l ı yor. Ne zam a n v e n erey e d ü şeceğ i b i l i nm eyen gül ­ l·e·l e r , a k l ı n ta rtma yeten e1ğ i n i tüm üy l e s i l i yor. Top , zama n z a m a n g öz l·en eıb i l en i ns a nm ta s a r ı m ın da ­ k i s ı n ı rl ı l ık , ayn ı a n l·amıa g e l meık ü z e re , e l yord am 11y l a i le r­ � e m e il e d-i lıi n ol u ş um u ndıaık i· c ü rnt a rq s ı nıda ki· buy ü k uçu ­ r u mu da se rg.i l eyebi l iyor; O rta ÇO'ğ ' ı n son un a -doğ ru 1op ' a , t a ş ,g ül l e a t a n a n l a m ı n a « bo m b a rd » , m a k i n a , i şke n c e ya·- :

( * ) Kritovoulos, kuşatma sırasında İstanbuı·cta bulunma­ masına ve fetihten on dört yıl sonra yazm3isına karşı:ı;ı, kuşat­ m a içinde olanlardan dinlıedikleriile bağlı olarak, · top atışlarının dehşetini yazmaktan geri kalamıyor. sığmaz ve inanılmaz niteliği «Bu aletin gücünün akıllar işte böyleydi. Böyle bir şey,i , ister kral isterse. general olsun es­ kiler ne duydular ne de sahip oldular . �una sahip olsalardı, onların önünde hiç kimse duramazdı, kuşatmalarına kimse da­ yanamazdı ; .o nlar için surları yıkmak ve tahrip etmek hiç d e güç olmazdı. En sağlam surlar bile, onlara, engel olamazdı. · Es­ kiler surlar yaptılar, hendekler kazdılar ve toprağın altına ma­ yın döşediler ve kentlerini güvence altına a:laıb ilmek, kaleleri . zaptetmek için her şeyi yaptılar ; f akat bu makinalar tarafın­ dan parçalansa ve yıkilsalar, bunları anlatmak idin geçen za­ mandan çok daha kısa bir sürede teslim olurlardı».

«Şu anda bu makinalar için eskiden beri kullanılan bir isim yok ; ancak yine de şahmerdan (k ale kapılarını kırmak \çin kullanlıan ileriye doğru gidip ge�ebilen uzun demir tokmak, y.k. ) veya pervane denilebilir. Fakat günlük dilde herkes buna alet apparatus, diyor» . «Bize bilgi verenlerden öğrene'bildiğimize göre topun ayrın­ tıları bunlardır» . ·

Kritovoulos, History of Mehmed the Conqueror, 1467-1 954, Princeton University Press, s. 45-46. 228


pon a nl a m ıyla «azıa p» , ve G re kçes ivl eı, ken t- a l an a n l a m ı na g e l m eık üzere « h eıleıp ol is» den i l i yor. i nsa n beyn i n i dağ ıtan e tk i s iiyl e veri l en i s i m l e r son d ereceı büyıü k . görün üyor; ta­ sa rıım ı ise son . d eırece basittıi r. Top, bas ınç. ya rataca k bi r m a d;d en i n ·v a n a b1i1l d i ğ.i b·i r tas , yıa _ da taş ı nab i l en b i r oca k i le i ç i n d e · ok' u n ha reıket edece1ğ i kapaıl ı b i r k a n a l ol a ra k tasa rl arny'or (* ) . Tasa rla n a n , ok'u . y a da ma n c ı n ı kl a a tı l a b i' len taş ı doh a i l eriye gö�ü receı k bfr m a k i n a d ı r. Büyük ü n ü n e, Osman-oğ l uı İ ki n eıi Meh met' i n eıl i y l e. ka­ vuş m uş olma s ı n ıı ıbi r rastlanıt ıı sıa yarn ı yoru m ; bi r ya n ıyla O s mah ' ı n ve oğ l u O rhan ' ı n feti 'h yöntemi n i h a tı rlatıyor. Bi ri nci Osma n i le, O rha n Gaz i ' nıin fe1Uh leri n i n h i·ç. bi riıs i n .: d e 'bi r asker,i deıha sez·iıl miıy or; heıp s i n d e1 b i r hi l e p ra ti ğ f va r. Fa k a t ıbu ndıa n daıha önem l' i ola n , h e m Osma n ' ı n v e h e m de1 O r ha n ' ıın fetih leri nde i ri o t He sabrı b i rer s i lah ha­ l i ne. g eti rebi l m e l e ri d i r. Çeıvren i n , Doğ uı Roma İ mpa roto rl u­ ğ u' n u n g üçsüzlü ğ ü n ü n , Batıı' n ı n böl ü n m ü ş l üğ ü n ü n , h epsi­ n i n , etk i s i görü l üyor; bi r ya rd ım gelmes·i rn u m k ü n d eğıi l . Osm a n ve son r:a O rha n , İ m iık ' i,, İ z m it'i vey:a b i r ' başka ka­ l·e ken ti kuşatıyorl a r; ıbe k Hyorl a r. Osma n ve O rh a n ' ı n bü­ yü k ken t feti'h l e;ri n i n çoğ u , kaıleı i1ç i n eı s ı ğ ı na n a ş ı rı n ü fu s u n , yiyeceksiz1l i k ve ü mi t s izl i k i çi n d e· cök mes.i n i , yı l11 a rca bek- · l emeıkten i bo reıtti r; açl ı k ve· ya rd ım konusunda egemen o l ­ m a y a başlıa ya n ü mi ts i z l i k i çi n d e k a l e. kent� ı eır te·s l i m .ol u­ yorla r. '

( * ) İçten yanmalı motorla hareket eden ilk otomobilin, hemen hemen tümüyle, bir posta arabası biçiminde tasarlan­ mış o1ması karşısında büyük hayal kırıklığı duyduğumu yine tekrarlıyorum. · At çıkarılıyor, içten yanmalı motor konuyor ; otomobil olu­ yor. Yay çıkarılıyor, bir ıbüyükçe tas ekleniyor ; top oluyor. «Çağlar boyu insanlar buluşlarını hep, ömrünü tamamlamış · ve bildik aygıtların imaj larına bakarak yarattılar ; bu nedenle, içinde ateş yakılan kap, ocak ile okun, ilk topa damgasını vur­ ması sürpriz değildir. Fransızların icat ettikleri ilk barut kul­ lanan silaha p o ts de fer denmesi ve İtalyanların vasi sözcüğü­ nü kullanmaları da gösteriyor ; isimlendirmede bile bu e_tki var » .

Lynn Montross, War Through the Ages, N.Y.., 19,60, s. 177. 229


B i r hazı rl tk notu n u yaz ıyorum : Osman-oğ l u1 ordusu, baş ı n d a n i1 t ibar,en ' f eti:h tek n ol.o jJ s i nd e s0n derece g eri d i r. B a tteri ng-ram , şa hmerd a n ' ı bi le etk i nl iıkl e k u l l a n a bi ld i ğ i kuşk u l u · görün üyor. Şi m di onuıncuı tezJ; yaziyorum : Tü rk o rdus u h i ç ıbi r za­ ma n,, tek n iık a nlamda güç l ü , etk i n 'b i r s i l a h l ı güç ol m am ış­ tır: Kaza nd ı ğ ı1 saıvaşta: eşit sayıda veya sayıca az olduğ u örnekle r son d erec e oz g örün üyor. Uc Beyl eri, timarl ı sipa hi k uvvetleri, a matör' espi ri l i p rof,e syone,I serüvencidi rler; modern a n l a mda büyük g e r i l ­ i a s.aıvaşcııla n m a n d ı nyorıla r. İ ki nc i· M ehmet, bu n l a r ı g eri pl·a n a itiyor. Ayrıca Batıı'da kapita .lizmi n çoc u k l uk döne­ miyJe :b i rl i kte · u l usal'-m erkezi d ev let1l eri n k u ru l maya başla­ mas ı ; Avrupa'nın 1ç öz ü l müşl ü kten k u rtul maya başlama s ı da bu zama ndad ı r. Da ha örgütlü v�, ekonom iık güc ü a rtan bi r Avru:pa k'a rş ı s ı n d a, a ma tö r serüvenci lerin esk1i başa rı la r ı n ı s ü rd ü rmel eri d e, �mka nsı,z o l uyor . ., M ehme� d e., İ sta nıbul 'un feth i nde, Bat ı ' mn en s on s i l ah tek n o l oj isi n i ith a l edi p b u n u çok da ha büyük ölçekl e re çı k a ra rak, Osman ve O nhaın' ın ıyöntemine ıbi r yen i1l i k g e ti riyor; top, s o n derece, iı n a tç ı b i,r sHa htı r; Osm a n ve O r­ h a n ' ı n bi r ka:le ıkenti kuşatı p mora lce çökmel eri n i sa bı1rla beklemeleri ne karş ı n , M e hmet, s ü rekl i ve görmeyerek s ü r­ d ü rdüğ ü top atışlarıyla, O rta Cağ ' ıın · e n a l ı nmaz sa n ı la n kal 'e' kenti n i n. i ç i n dekiıl erin m ora M er i n i ezmeye ça l ışıyor. . Fatiıh , ka rşı cephe, görm eyerek yap ı l:a n atışla rl a ye­ teri ölçüde d övül meden, bir fetıh iın mü m kün olamaya ca ğ ı n ı g örüyor ,ve g.ö steriıy or. . Topun tas a r ı m ı i le a d.l a nd:ı rıılması a ras ı n da k i ·i k i l e m i , ik.i ncF M ehmet'ıin i sta nbuıl'u feth inden son ra k i Avru p a ' n ı n .. tep kisiyl·e· feti hten önce�i Avrupa ' rnn Tü rkleri değ erlen­ di rmesi a rıa s ı nda d a s·a ptam a k m ü mk ü n ; 1t a m bir ıkontrastı gösterebi l meyi u m u t ed ryorurn. i sta nıbUıl ' un fe·thi n i başlan­ g ı·c a l a ra k 1 453- 1 5 1 7 ta r:iıh l e ri orasında Avruıpa 'da, «Tü rk ima j ı » üzeri nde a raştı r ma ya_po n ı H ol l a n dıa l ı R. Schwoıbel ; araştırmas ı n a koydu ğ u önsöz ü n e şöyle başl ıyor: « i t is not s u rp rising to find writeırs somet i m es compa r.ing the con� · frontation of our so-c.o l led com m u n ist and free worlçis with ·

·

230


the öl a sn of East and West i n th e Rena i ssa n c e peri od» ( * ) . Araştı ncı Schwob e l , Röt)esa ns dönem i n d eki T ü rk iye· i le Avrupa a rası nd a k i çatışmayı , the clash of East a n d West, bug ü n k ü kom ün i s t d ü nıya .i l e «öz,g ü r d ü nya» a rasınd a k i k.ar­ ; .ş ı laşmaya benzeten b i r' çok yazarın bul u n d uğ un a işa ret -edi1y or. Devam edıiyor: «Gerçekten de baz ı pa ra l ·e l l ik l er vtı r. Her 'İ ki d u ru mda da ya l n ızca rak i p g üol eri n m.ücade­ ·�es i değ i l ayn ı zama nd a i dıe oloj i:l eri n i!h ti l af ıı ve sosya l , eko­ ·n om i,k ve pol i t i k s.isteml eri n ıka rşıılaştı rı lmas ı ortaya ç ı k ı ­ yor. Buıg ü.n old u ğ uı tü rden Rönesa n s dönem i n d e d e ra k i p l er o zama n Lati n h ı r.i sti-yıa n l ı k i . l 'e Osma nl ı Tü rk l .e ri· - va r o l ­ m a m ü cadeles i verdi k l.e ri n eı iına myorıl'a rd ı . H e r b i ri · d iğeri n i n yaşa m b i1ci m i n. i 0rtadaın k a l d ı·rmaya k a ra rl ı görü n üyor­ . ,du . Her i k i ta raf da kuıtso l misyon lıa n ve k e ndi d ü ze n l e ri­ "'nin .i nsa n l. ı ğ ın umudu ol d u ğ u n u i ddia ed i yo rd u . B ug ü n ol- . d u ğ u g i b i o zaman da yöneten ·i ktidarlar ya l n ızca askeri· . .çöz ü m üzeri n d' e· d umyorıl a rd ı » . Cok g a rip g örü n ebi l i r; 1 91 7 y ı l ı n d a. Moskova ' n ı n kom ü ni s t o l mas ına pek itiraz etme.: yen a nca k ı B erl i n' i n , Pa ris' i n , Lon d ra ' n ı n da tehd i t a l t ı n­ .da olduğunu düşünen Avrupa , 1 453 y ııl ın d a da Konsta n · t n i opl ' U n . İ k i n c i M ehmet' i n e l i n e geçmes i n den d a h a çok Romaı'n ı n d üş ü şü n ü n yaık ı n o l d uğ una iına n ıvor ve a nlatı l .. ,ma s ı s on de·rece zor b i r pa n i ğ i yaşıyor. --

·

..

İ sta n bu:l ' u n d ü ş tü ğ ü h a beri, . Temm uz baş ı na doğ ru . Roma'ya u l a ş ı nca, i n s a n l a r s oka kta a ğ lo maya başl.ıyorla r. Ağ1l a ma n ıın , i nsa n l a rı n başka· l a rıı n a değ i l , ken d i l eri ne a c ı ­ ma l a rı n ı n ifades i olduğ u yönü ndeki d üşü n cemi b u r:ada tek,ra r l ıyoru m. ·

·

Herkes b i rb i ri n e koşuyor .ve «büyü kıl.er» :h emen kağ ı, da ka leme sanl ııp diğer 'b üyüklere duyduık l a n şo�u a tlatq n ve hare k ete davet eden mek tupl a r yazıyorla r. Ta m biır pa­ · n i k var; akl ı n zQr a l a bi'l eceğl h iıkayeler uıy du ml uyor. B un . _l o rdan ıb i ri s i n e g öre, M eh met, istanbuıl 'a g i re,rken . asker­ J eri a l k ı şa başl ıyorıl ar; M eh m et, d u ruyor, ve peyga mberi n e (*)

,

Robert· Schwoebel, Th·e Shadow of the Crescent : The Renciissance Image of Turk, 1453-1517, N.Y., 1 969, önsöz. .

'

231

f .


ş ü k ra n la rı n ı d H e geti rdıi kten son ra , Ta n rı ' n ı n ken d is i n e Ro­ ma 'yı fethetmeyi nas,i p etm e1s i iıç i n d u a etti ğ i ni a ç ı k l ıyor. 1 91 7 yı l ın d a n son ra ve 1 960 y ı l l a rı nda k eşfed iılen « do­ m i n o teorisi» 1 453 y ı l ın d a n son ra ve 1 460 y ı l l a rı nd a · kes i n ­ ,� i k l e d i l e· geti ri l i yor ( �' ) . Aenea s Sylvi us, d a h a son ra Pa pa i k i n c i Pi uıs. , b u görüşü, daha önceı torm üıl e1 e de n l e rd e:n b i ­ risi d i r. 1 453 yı l ı nd a n iti baren Avru pa , yı l la rca , Tü rkiye'ye ka r­ şı b iır h a cl ı ord u s u h a z ı r l ama pro j eıler.iy l e za ma n ı n ı g eçi ri ­ yor; kuşatmadan k u rtuılma k Avruıp a 'ya u laşa b i le n h erkes, M eıh met' i n za l i ml i ğ·i n i veı ka n dökü c ü l üğ ü n ü a nlatmayı b i r meslek h a l i n e: g eıti riyor. Kuış atma s ıırasında kenti savun a n ­ l a rd a n Jacobo Teba ldıi ı' n i n , Me!h m et · i çi n , «Ne ro n ' d a n da- · h a z-aıl.im ve ka n d ökmeye bayııl 11y or» sözü bi r pa rol a ha l i n e g e l'iyor; h ı r.i stiya nıla rı :b u ka n i çe n l e ri n bory u n d u r u ğ un d ci n ·k u rta raıb i" l me� ·i çi n proie üzeri n e· p roj e h az ı rl a n ıyor. Kampanya e n önde i s i m l erden b i ri s i Aeneas Syl:vt us ' tu r; T ü r k l er'e· karşı ka mıp:a n ya pla n l,a m a k i çi n ya p ı1 l a n üst d ü z.e yd e:k i! top l a n tı l a rda za m a n za m a n Alm a n İmpa ratoru ' ­ n u temsi l e d i yor. H e r ta ra.fa meık tu p l a r yaz ıyor; Avru pa':da t u r atıyor. Aeneos Sylv.i us, papa ö l ü nce, İık i n ci Pi us. a d ııy l a papa ya p ı l ıyor. Kampa nya,ı a r ya l n ı zca çok b ü y ü k bi r ideoıl o j i k bomba rd ıma n doğu ruyor; İ k i n ci P i U s , · T ü rkiıy e'y e ka rş ı b i r kuvvet top l a mayı başa ra m ıyor. İ ki nc i Pi us, İ kinci M eh m et' i mektuıp la h ı riıstiyan yap­ mayıı pl a n l ı}fıa n Paıpa 'd ı r. ·

Aeın eas Sylvi us , hen üz İ k i n c i P i u s o l m a d a n ve1 papa­ hk ma ka m ı nd a n mektup yaza rak M eh met'.i h ı ri stiya n l ı ğ a ve h ı1r· i stiya n ları n i m parator l uğ u naı davet etmedeın önce, Ro­ ma'd'a b i r di nsel top l a ntıda kon uşuyor ve Tü rk ord u su n u ta n ı m l ıyor: «Savaşcı değ i l , zayıf, ka d ı n s ı , na ru h u nda n e ( * ) Papa İkinci Pius'un - kampanya savlarından ikisini ak­ tarıyorum : «Eğer Macaris. t an Türklere teslim olursa, Almanya ve İtalya kapısı sonuna kadar açılmış olacaktır ve Türkler'in gücü hemen hemen iki misli olacaktır» . «Türkler'in Batı İmparatorluğu'nu istedikleri besbellidh'» .. ibid., s. 60 232


d' e s öz ü n d e ha rıpçi.ıiik var; ga n i metl e ri n heps i n i ' mh mets i z rve ken d i ıka n ı n ı ak ıtm a d a n iopl uyor» (* ) . Bu değ erıl e n d i rme son derece yayg ı n d ı r; a ks i n·e d ü şü n en olm uyor. Böyıl e b i r d eğ erlendirmeyi m ü sta kbe l Papa İıki nc.i Pi­ u s ' u n i n a nmad a n yapması· da m ü m k ü n ü r; Doğ u Roma İ m­ pa ra torl u ğ u, }ürk teıh d i ti n i enses i n d e· ve s ııc a k bi r b i ç i mtj e d uydı u ğ u i çi n Batı'dan v e öze l l iık l e Papa ' d a n s ü rekl i ol:a ra k ya rd ı m istiyo�. Papa ise· « n o un ion na a·i d » d emekte ısra r ed i yor; « B i rl eşmezse n iz, Yard ı m Alamazs ı n ız» , B a t ı Avni. pa ' n ı n Doğ uı· Roma ' d a n .g e·len h er ya rd ım heyeti ne ve ta­ l e b i n e verdiğ i değ i ş mez ce.v.a p o l uı yor. Rom a , . D oğ u ' n u n M e h m et' i n e l i n e· d ü şmeS'i ni önlemek ·iıç. i n ya rd ı m etmeyi, Kato l i k ve O rtodoks Ki.l i se'le1ri ' n i n entegrasyon u koşu l u n a bağ l ı yor. O zaman k u l l a n . ııl a n sözcü k le' « ü nyon» ve d a h a çağdaş b i r a n ı·a tı m la ·e nteg rasyon u , ista n b u l 'd a k i patri ğ i n Roma'­ d a kiı ' papa n ın otori tes i n i n a l tına .g i rmesi o l a ra k a n l ıyor; en a z ın d a n Doğ u, bun u böyle de1ğ erlendiıriyor ve tepki gös­ teriyor. Doğ u Roma , Ba.tı Avruıpa ve Batı Romaı' d a n ıya rd ırn i stedi kçe, ön ü n eı en teg rasyon p l a n l a n ç ı k a r ı l ıyor; d i ğ e r ta ­ rafta n , h ı ristiya n la r ı n « i m a n s ı z» , i nf i d e l , T ü rkler' i n boy u n ­ d u ru ğ u a l tında fn l e m e' teh l i kes i.n e d e· b i r cevap b u l ma zo­ rn n l u l uğ u n u d uyuyor. Bu zoru n l u l u k l a , Türk teh l ikes i n i k ü - ­ ç ü mseme yol u n u seçmeıs i n i m ü m k ü n g öruyoru m . Anca k 'böyle ıb i r yol u seçmesi i ç i n day:a n a k l a rı d a v a r; Avruıp a ' n ı n o z a ma n a ·ka da r Türkler He Hg i l i en tem e l b i l ­ g, isi., Burg u n dıy Dükü İ y i Ph i l i p' i n d a n ı Ş m a n ı IBrocq u iere' e d aya myor; Brocqu i ere , İ k i nci M u ra d. za m a n ı n da Türkiye'­ yi z i y a ret ed i y or. Senyör Brocq Uıi ere ' iın seyçıhat yazı1lo rı­ n ı n , Batı i çi n son d erece seıvi n di rici old uğ u n u kaydetme k d u ru m u ndayı m ; · su ltan i ki nci M u ra d ' ı n g ü n de orta l a m a a l­ tı veıya yeqi ıl itre şa rap i,çti ğ i n i , avı seıv diğ i n i,, bi nden faz l a ta·z ı s ı v e i' k i. bi n ık a d a r e ğ i ti lmiş ş a h i n i i l e ü ç y ü z ca riye­ s i n i n bu l unduğ u n u a n latııy or. Fa. k at İ kinci M u rn d ' ı n h i· ç d e «şa·h i m> bi r s ul ta n ol mad ı ğ ı n ı v e ba nşcı. bi r k i ş i İ i ğ e s a h i p (*)

Robert Schw9ebel, The Shadow of Crescent, ibid."

�. 19. .

1

233

'

·

/


"'b u l u nd u ğ u n u , d a ha d a öne m l i s i , T ü rk ordusu n u n savaş g ü­ c ü n ü n ol mad ı ğ ı n ı yazıyor. ı.

_ Fetih Önc esinde Av mpa

Türk Ordusunu Nasıl Görüyor ? . \

t

1432 yılında Filistin'e gitmek üzere seyahate

çıkan, Türkiy,e 'ye de gelen, Murad'ı gören, raporunu efendisi Burgundy Dükü İyi Phi­ lip'e sunan, anıları daha sonraki yıllarda çe­ şitli dillerde yayınlanan Seigneur de Vieux Chateau Bertra don de la Brocquiere'in, 1 848 yılında Londra'da «Early Travels in Pa l es­ tine» atlıyla yayınlanan kitabından · aktarı­ yorum. · Bu kitabı bulamadım ; başka kaynak­ lard aki tam aktarmalardan derliyorum. Neye benzediklerini anıatma kıa başlayaca­ ğım v e 01ldukÇa yakışıklı bir ırk oldukla rını, uzu n sakalla rı bulunduğunu, boyıla rının v e güçle ri ni n · o rta olduğunu söy leyeceğim. «Bir . Türk kada r kuvv ef>li» sözünü çok iyi bi'liyorum; bununla bi.r­

·

'li kte kuvv et ge re ktiğind e , o nla rdan üstün sonsuz sayıda hıristiya n gö rdü'm ve hiç de çok güçlü o l�

mayan ben bUe, gay reti n g e re·kliği bir çok du­ rumda, Tü rkle rin beriden çok zayıf oıdukla.rıncı şahit oldu m .

_

Gay retl'ile r, istey e re k e rke n kalka rıl a r ve az y e rl e r; oldukça kötü kızartılmış eıkme k, güneşte ku.rutul muş et, yoğu rt veya süt, bal, peynir, üzüm, m eyv a, yeşi lUk, hatta aUı -yedi kişiyi b i r g ü n doyurmaya yetecek ç9 rba için kullandı,kla rı b i r avuç un ile mutlu oluyorla r. Eğe r iyi

olma

ümidi olmaya n bir at v eya deveıl.eri olursa., bo�a-

zından kesiyo rla r ve yiyorlar. Bununla pek çok' kez karşılaştım. Ne rede · uyudukla rına hiç balı­ '\• .

mıyo rla r v e · genelliık le _ yerde uyµyo.rla r. Bi rbi ri-

234


nin üstü ne geçirdikleri iki ya da üç kat pamuklu­ y u e lbise olara k giyiyo rla r ve bunıla r aya kla rına kada r uzuyo r. Bunun da üze rine 'capinat_' ( * J de­ dikle ri keçeden yapıl mış b i r manto giyiyorlar. Bunla r hafi fti r, yağmu ra qayanıklıdır ve bazı ca­

pinat'la r ince ve güzeldir. Çizmele ri dizle rine ka- . da r yüks eliyo r v e beyaz , bazıları al kadifede n, di­ ğe rle ri ipe k ya da pamuklu kadife v ey a bıe nze ri kumaştan kuşak bağlıyo rla r. Savaşta ya da se­

yahat ede rke n elbiseıle r�nden' rahatsız o ımamak için giysile rinin etekleri ni k uşalifo rına sokuyor­

l a r v e böylece daha rahat ha reke t ediyo rlar.

A tla rı iyid i r, yem maliy e ti azdir, iyi ve uzun zama n tırıs g idiyo rla r. Gemlerini kısa tutuyo rla r , g ecenin dışında h i ç y emlemiyorla-r v e gecele ri de b e ş ya da altı avuç a rpa il � bunun iki katı ke­ silmiş saman v e riyo rla r; bunla rı da atıların ku­ la kla rının dibinde.n · sa rkan torbaya koy uyo rla r. Şafakla bi rli kte ka lkarl'ar, a tl a rı yula rl a r, temiz­

l e r ve kaşağıba rla r, fakat, öğle olmad a n s u içme­ ierine asla müsaade e tmiyo rıla r. Öğleden sonra ne rede su bulurla rsa içe rl e r, kamp y e rl e rinde d e boı bo l s u içe rle r; e rkenden v e müm kiinse bir ne­ . hir kena rırı;da d'u ru rl a r. Gece1le ri keçele ri v eya qiğe r malzemeteriyle ö rtünürler. .

Üstle rine itaatle ri sınırsızdır. Hiç birisi, ya­ . ş amla rı tehlikede olduğu zaman bilf3 itaatsizlik etmiyor. E·lde edi l e n bu büyük başa rıla r, sayısız fetihle r, bu he r z a ma n kendisini göste re n değiŞ'­

mez itaatte n kaynaklanıy o r.

Hıristiyan kuvvetle r b.u aşiretle re ka rşı ne zaman silaha sa rıılsala r, bunla rın zama n ında ha ­ b e r aldıklarına, bana v e rilen bi-lgilerden sonra

a rtık inanıyorum.. Böyle du rumlarda Sultan, o n­ la rın y ü rüyüşünü, bunun için gö rev lend i rilmiş

( * ) �ba olması gerekiyor. y.k. 235


özel adam:l a rıy la izletti riyor ve o n·la rla s av aşmayı planladığı y e rd e n iki veya üç günlük y ü rüyüş mesafesind e o rdusunu .b e kletiyo r. Zamanın ken­ disi için elv e rişli o lduğuna inandığı a nda, üze r­

l e rine saldırıyor. Böyle durumla r için b üy ü k. d a ­ v u.Ua rı çalarak. Uerledi.k-le ri bir öze l y ürüyüşle ri v a r. Bu işa ret v eriU r v e ril mez, yürüyüşün ö nün-.

--

decn gidecek.Z e r sessizce ay rılıyor, atla r ve aske rle r ., eğitilmiş o ldukla rı için, sıra lar hiç bozulmadan

diğe rl e ri

·

de

sessizce takip · ediy o r. Böy.le bi r du­

rumda on bin Türk as:ke ri y üz hıristiya n aske rin­ den daha az gü rültü çık a rıyo r. No rmal çı.kışla rda yürüyo rla r, fakat bun·larda koşuyo rla r; do natımla rı hafif oldugu için üç günlil k mesafeyi ak­ şamdan şafağa kada r a:Zıyorl a r. Bizim iyi · v e ko ­ lay koşanla rı s eçmemiz gibi o nla r da . a t kullan­ mıyo rla r ve hızlı y üırüye n ve uzun süre koşa ril.a­ rı s eçiyo r.za r .. Savaş üslupla r.ı du.ruma göre değişiyor. D u­ rumu elv e rişli buldukıla rı zam a n çeşitli g ruplara ay rılıyo rla r ve bir düşman o rdusuna ay!ıı zaman­ da çeşitli . y e rle rd e n hücum ediyo rla r. T e lna r tek­ ra r bir a raya gelme i m lıanını v e rdiği için bu

�ö_nte.m

·

öze:lılikle. ormanlık v e d,ağlık a razide uy­ gun oluyo r. Diğe r durum la rda tuza k. ku ruyorla r ve düşma nı · gözılemeleri için a kıncı gönderiyor­ .za r. Eğe r g elen habe rle r düşma nın sav u nm asız

o ldugu yönünde ise . hemen planla rını yapıyor v e durumdan y a ra r!la nıy o rlar. Düşman ordusunun

iyi b i r düze nd'e o lduğunu anlarl a rsa, düşmanın eıtrafmda o k: mesafesinde dai re çiziyo rlıa·r, şa­ şırtıcı oyunlara başlıyorla·r, insanları v e hayv a n ­ l a rı okla rla v u rmaya çalışıyorla r ve düşmanın

düzenini bÇJzuncaya kad a r ma nev ralarını, s ü rdü­ rü:yo rlar. Eğe r düşma n kuvvetle ri takibe başlay a­ cak o lursa, uçuv e riyo rla r v e hemen dağılıy o rl a r; hatta dörtte birine hücum e m ri bile v e riliyo r. Fa-

·


kat asıl kaça rk e n müthişdirle r ve hıristiyıanla n, hemen hem e n bu zamanlar mağlup ediyorlar. Kaça rke n ok:Zarını öy lesine şaşmaz .bir usta lıkla atıyo rla r ki; aske rle ri v eya .a tla rı v u rmalıta hiç sektirmiy o rlar. Ordula rının sayısını hı ristiyanforın i ki mis ­

linde tutmak

TÜ rlü e r'in

politikasıdır. Bu s ayı üs- .

tünlüğü cesa retl e rini a rtıırıyor ve çeşitli birlikler kurarak, ay nı andıa düşma nın çeşitli y e rl e rine hücum etm e l e ri imk a nını v e riyo r. Cephed'e bir ya­ rık e,Zde edince inanılmaz bir kalabıa lıklıkla. bura­

ya dalıyo rlar.

Türkle ri n mızrak·lı süv a rile rinin hiç bir değe ri yoktur. En iy i -birlik,l e ri ok.ç ula rıdır v e bunlar da bizimkile r kada r güçlü ve uza k:tıan atış y apıyor­ lar. Sipahileri daha çoktur v e atları, bizim:k ile re göre ıdaha güçsüz v e ağır y ük taşıma kapasitele ri-­ nin daha düşük olmala rınıa ka rş1ın daha iyi koşu­ yo rla r v e · hızla rını kaybetmeden daha uzun za­ man muhci rebede kalıyorla r.

Beni m bilgime göre o rdularının mevcudu, t ü­ mü, 200 .000 oluyo r ve tahta kalkan, miğ fe r, pala v eya kılıçtan yoksunla r; çok azı tümüyle. donatıl­ mış du rumdadır. Bunla r.ın dışınd'a hizm et e t­ meye zorlana n çok sayıda hı.ristiy a n aske ri v a r; G re k, Bulga r, Makedon, A rnav ut, Slav , Efl;a k, Sırp v e bu ülk e nin diğer despoUa rınıın y u rttaşlarından askerl'e r savaşıyor. Bütü n bu h,a l:kfo r , Türk tara­

fından acımasız bir biçimıde baş e ğdi rildikleri için, Türk'ten ne fret ediyo rla r y e Hıristiyanlar ve ön­

ceUkle F�ansızla r'ın Sultan'a ka rşı savaş aÇtığı­ nı gö rdük·l e ri zaman,

hiç

kuşku duy muyo rum,

Tü rk' e ka rş� çıkacakla r ve o na büy ü k za ra r v e­ rece kle r.

237


Batı İ le Ünyon

Beklemem e ' n i n i ki day.a na ğ t o l m a l ı d ı r; b i ri nc i s i- gele� ceğ i n e i hti ma l vermemek v e i ki nc i s i ise- önemsern en;lek o l a ra·k bel i riyor. Kon sta n t i n op l ' u n feth i n de h e r i ki s i de va r. H a n g isi n i n daha e�k·i n ve· öneml i oıld uğ un u ortaya c ı -· ka ra b i l eceğ i m i i dd i a edebi lecek, b i r . d u rumda d eğ i l i m .. ö n e ml id i r; ta rtı ş ı l ma s ı gerekiyor. i nsan lar, fı rt ı n ayı, ya h i·c ihti m a l vermedik l e ri 1 ç i n ya.: . d a f ı rtına i l e h i� i lg U.e n m e d i k· leri zama n bek l e m iyorla r; İ s­ ta n b uıl' u n fe·th i b i r f ı rtı nayı baş l a tıyor. Batı b u f ı rt ı nayı ö n e msem em ek le i h ti m a l ve:rmern eık a ra s ı nda şaş k ı n ka-­ ·l ı yor; şaş k ı nıl ı1k, a ta let i l e çok ya k ı n neden-son Uıç i l i şk isi -i ç i ­ n e g.i riyor. M eh met, :h az ı rl l 'ğ ı n ıı vapaır ken , yapmazdan önce ve fe­ tihten son ra , Batı ta m b i r a ta l et i 1çi n d e yüzüyor; önce Do-­ ğ u Roma 'ya yard ım i c i n · koy m u ş o l d u ğ u koşu l l a r veya, amba rg o ve daha son r.a da « n e vaıpma l ıı» sorus u n a b i r a r-­ ta k ceıv ap b u la ma m a s ı , son u çta , harekets izl i ğ i doğ u ru yor. Fetihten _ö'nceki ya rd ım g örüışm e,ıe ri ve feti hten son ra kr ka mpanya tortışma l a n fare b i l e doğ u ra m ıyor. Fetihten önce feth i n olabi l eceğ i n e .i n anmaya n l a r, , fe­ tilhten s on ra geçi rd i �leri k ı sa b i r şokta n son ra haberi n, d oğ ru l u ğ u n a i n a n m a k i stem i1yorl:ar. H e r · i k·i si n i n d e i nsan a k l ı n ı n s ı n ı rl a rı n ı aşa n v e birl i n c a"lt ı n a .i nen n eden l eri ol-duğunu san ıyorum . ,Bah' n ı n ista n b u l ' u n feth i n e· i hti m a l vermemesi i ç i n çe. ş i t l i n ed e n l eri var; e n öne mlıi s i bir türl ü f ethedH e m i yo r. Tari hçi H a m m e r' i n yap m ı ş o l d u ğ u k ı sa h esa pla maya g ö­ re M ehmet'ten önce i sta nbu l1 ta m 28 kez kuşatı l m ı ş ve bi r son uç a l ın m a mı ş ; M eh met'.i n , üste l i k yirmi bi r yaş ı n d a b i r çoc u ğ un , bu i şi başa rab i l eceğ i n e ·i hti m a l veri lm iy or. Kuş k u s uz, Mehmet' i n , başıka n eden ler ol masa d a , M e hm et son .d erece h ı rsıl. ı sayı·l masa· d a , i ktida rı n ı · pekiışti reb i l m ek ve ta htı n ı sağ la m l a ştıra b i l mek i ç i n İ sta n:b u l ' u a l ma k zo­ . runda old u ğ u h enüz bi.l i n miyor. İ stanıb u � . insa n l a r ı ta rihçi yap ıyor; özeı l lıi k l e ya ba n c ı l a r ·

·

·

238


i sta nıbu l 'da ta riıhçi o l uyorl a r. İsta nb u l 'da avu kat Si r Edwin'-·. ' Pea rs, Robert Col lege'd e öğ retmen V a n M i l'l i g en , B i rg e . veya Alderson türünden, ista n bu l 'da Avu stu rya1l ı diplomat . H a m m e r çje Osma n l ı uzma n ıı ol u yorlar; i sta n bu l ' u n kaç de­ fo kuşatı l l'r! IŞ ol d u ğ u n u n ,h esa b ı n ı H a m m er'den a kta rııy o­ ru m . G rekler' den Al kibiades, Paus� m ias, Leon, üç kez ve · R oma İ mpb ratorl a n Sever, M a k s i m veı Konsta n t i n i1l e bi r­ l i kte a ltı· ıkez kuşatıyorl. a r. D oğ u Roma zaman ı nda Torn as ve Torn ici us kom u tas ı nda aıs iıl e r i ki ık ez, i mp a rato r Aleksi Komne n i ve M i· h a i l Pa leolog da iki kez ol m a k üzere d ört de­ fa d a ha k.uş·a tl'l ıyor. İ ki kez Bu!ig a r kra l la rı , b i r kez Pers kra l ı , bi r d efa Av.a rla r, bi r k ez Sl'Ov Despotu Kuru m u s, bi r · k·ez R u s l a r, bi r k ez Vened i k l i derl iğ i n de Lati nl e r v e yed i k ez de Arap ha l ifele ri İ sta n bul s u rl a r ı n a daıya n ı yorla r. H ci mme'r, BayezH'i n iki kez, M u sa , İ k i nci M urat ve. s on ol a­ ra k da İ k i nci M eıh met ; i n b i re r kez ol m a k üzere T ü rk l e r' i n: de İstanbu l s u rl a rı n ı beş defo zorla d ı kl a rını kaydediyo r. M eh met'ten önce 28 d efa s u r l a n zorl a n m ı ş b i r kenti n fet-� IJ ed i l eb i leceğ i n e iht.i ma l vermemen i n n orma l sayııl m a s ı g erekti ğ i n e i nan ıyoru m . . Da na s ı va r; Doğ u Roma, 521 y ı l ında J uti nyen' i n tah­ ta ç ı k ış ı n d a n 1 071 y ı lı n da M a lazg i rt Sav.a ş ı ' n a ka d a r hi ç b i r cidd i yen Hg i tatm ıyor. Daha sonra k i y ı l l a rda· ta ri hci ­ l e ri n ıbi r «biza n tem> k a raıl a ma s ı n a eğ i l i m g östermes ine kar­ ş ı n , Doğ u Roma İ mpa rator1l u ğ u , ta rih i n k aydett i ğ'i en d a - . yan ık l ı d evletlerden b i ri s iı o l a ra k yaş ı yor; Doğ u Roma ka­ dar ayrı ve özg ü n bir k uru m ola n İ ra n İmpa ratorl u ğ u do dah i l , Abbasi:l er'e, SelçUık l a ra ve heps i n den çok Osma n ­ oğ u ll a n'na, g ıp ta i l e ba ktıık l a n, bi r m ode·I oluyo r. ·

.

1

D oğ u Rom a H e d oğ rud a n i l g i si ol maya n , Montross'­ S' un a vaş tari h i n i ele· a1l d ı ğ ı ça l ışmasın da n o kta rmaık g e­ reğ i n i d uyuyorum : · «Alone · a n d u n a i ded , Consta n ti n op l e· ıbeat oft the onsı.a ugıhts of Slav, Ava r, Bu l g a ri a n , Pers i a n , Sa race n , R u ss i a n d a n d Tu rks, thus perm i tt i n g E u rope to· develop Hs c i v i l i ia t i on a!long Western l i n es» 1 • K onstan ­ tinop l , tek başı n a v e h i ç ya rd ı m a l mada n , yüz y ı l l a r bo­ yun ca , Sl av, Ava r', Bul·ga r, Pers , M üsl ü ma n a k ın c ı�ı a r, Rus . ve Tü rk sal d ı rı l a r ı m püsk ü rtüyor ve böy1lece, bi r tampon. 239


. bölge ol uştura ra k Batı A•vruıpa Uo/g a rı ı .ğ ı n ı n ken d i çizg i s i n ­ · d e gel işmes i n e i mk a n hazı. rl ııyor. Bu ka d a r g ü ç l ü s ın av l a r vermiş b i r ka l en i n y ı k ı l ma ­ s ı n ı beklem em e ık doğ a l' görü n ü yor; a nca k :bu: k a d a r olma­ dığ ı n:ı· san ıyornı m . Batı' Avrupa ' n ı n ve b u a rada Roma ' n ın , . b ü t ü n bu n l a r ı n ya n ı nda , · Kon sta nti nop l ' u ve Doğ u Roma impa ratorl u ğ u ' n u k e n d i yağ ı·y,ıa kavru l a n ve Latince uyg u n sözcükl e barbarl a rı n Batı 'ya doğru y ü rüyüş yol u n u kesen ' b i r artç ı g üç ola ra k düs' ü n m ü s old u k l a rı n i da d üs üneıbi l i ­ yorum. Ki m d ü ş ü n üyor; tariıh i � ma ntığ ı n ı n teker teker bi­ reyl eri n d ü ş ü ncesi n i n · üstünde· ol d u ğ u n u tekra rl a m a k d u ru m u n dayı m . •

Tari h i n m a n tı 1ğ ıı va rsa, bi rey l e r bu ma ntığa g öre d ü­ ş ünm üş olmak zoru n d a d ı rl a r. Böyle düş ü n ü l d üğü n de, B iza ns ta rih i uzma n ı Steven Run :c i ma n ' ın i sta n b u l ' u n d üş üş ü n ü kon u aılan ça l ış ma s ı n a yazd ığ ı önsöz ü a kta rm a rı ı n za ma n ı d ır; Profesör R u n c i ma n , even ·i n the· wide poHtica. I fıeld :t:he fa i l oıf Consta nti n ople a l te redi very l i ttıe,, diyor2• Daıha g e n iış pol i ti k pl atformda bi l e i stcmbul ' u n d üşüş ü p ek k üç ü k d e.ğ i şi k l i ğ e yol a çtı ; Run­ c i mıa n , bu n l a n i l eri s ü rüyor. Bu d üş ü nceye, katı l ıyoru m . Fati h, b i'r haya let i fethetti . Fati h, en çok Konsta nti n i-ye' n i n fethedıiılern ezHğ i d ü ş ü n ­ cesi-y l eı, Avrupa ' n ı n bi rl' j k olara k i sta nıb u l 'a hüc u m ede n l e­ ri n üzeri ne ü ş üşeceğ i i na n c ı. i l e, Doğ u Roma d ü zen i n i n Batı Avruıpa i çi n vazg e,çi l m ezHğ i savı· H e m ü cade l e ett'İ . Bu m üca d e l e·y i hem d ışa rda ve h e m i çerde kaza n � m a s ı g erek t i . İ çerd e, Ca n d a rl ıı H a l tı Pa rtis. i ' n i , Avrupa' n ı n g üc ü k a rş ı s ı n da y ı l g ı n l ığa d ü ş en l eri , bu , y ı lg ı n l ı k i l e Av-:­ rupa i'le i ş b i l'il i ğ i yap a n ları yen mes i g erekiyord u ; D oğ u Ro­ ma İ m paratoru Konsta·nti n , Kon sta n ti nopl ' u n d üş ü ş ü n ü ö n l e m ek i ç i n Avrupa'da n ya rd ı m sağ l a m aıya ça l ı ş ı r v e b u ­ n u n i ç i n de Avru pa'n ıı n i l e ri s ü rd ü ğ ü k oş u l u ka bul ederek Kato l i k ve Ortodoks K l i seleri ' n i n ü n yon töre n i n i yapa rk e n , M e h met' i n sadraza m ı v e K·a p ı Ku l u Pa rti s i ' n i n b a şka n ı Ca n ­ d a r l ı H a l i l . bu ente g rasyon u n en h eyeca n l ı i ste·kı l i l e ri n d e n b i risi o la ro k görü n üyor. ·

'240


Fatih 'in ista nbu l ' u a l ı r a1l maz, Doğ u Roma İ m pa ratoru Konsta nt i n kan a l ıyla Avrupa il e enteg ra syon ve uyuşma yan l ıs ı Sad raza m ı Canda rl ı H a l i l Paşa 'yı .i dam ett i rmesi, tarih m a n tığ ı n ı n ıb i r zoru n l u l u ğ u o l a ra k ortaya ç ı k ı yor. Fa­ ti h , . zoru n l u l u ğ u özg ü rce yeri n e g etiriyor. Türk ta riıhciıl eri n i n şoven i s t i dd i a l a rı n ı n aksine i sta n ­ ıbu l ' u n f�thi , Batı'da papa l ı ğ ı n şemsiyesi a ltı nda· b i t mez t ü ke n m ez kon fe ra n s l a r ı n topl'a n m as ı , Türk1 l e r a leyh i n e k ü ­ f ü rl erle dol u ç o k s a y ı d a kita b ı n yazı lması , Tü rkler' i a ş a ­ :ğ ı l a ma n ı n orta l a ma Batı l ı i n sa n ı n bi l i n ç a lt ı n a yerleşti ri l ­ m esi n i n d ışında c i d d i h i ç b i r son u ç doğ u rm u yor; i sta n ıb u l '­ d a n i ta1lya'o/a Rönesans yaratacak t ü rden b i l g i n ve edeb i ­ yat a d a m ı da g itm i yor. G i·d e n l eri n pek çoğ u d a , d i l b i l me­ m eni n , yeni koşu l la ra uyamam a n ı n ve katk ı da b u l u n a m a­ ma n ın yara ttığ ı muts uz l u k i ç i n d e kaybo l u p g i d iyorla r. Batı· Avrup a 'n ı n Türk l e r'e k a rş ı top l aya b i l d i ğ i e n son , H a·ç.l.11 Ordu·s u , 1 444 ta r i h i n dedi r ve b u ra d a , Varna 'da H aç­ lı O rd us u , Ya noş H ü nyadi i l e b i rl 'i k te büyük b i r yeni l g iye tı ğruyor. Bundan son ra , 1 453 yı l ı Temm uz ayı n da K ons­ ta nti n op l ' u n d üştü ğ ü haberi n i n d uyu l ması ve yay ı l ma s ı n­ d a n son ra , Konstantinopl'u geri a l ma'k i çi n en k ü ç ü k b i r bi rl ik b i l e toplaya m ıyor; ü stel i k 1 456 y ı l ı nd a , m o�ra l d ü ­ zelti c i ıbü y ü k bi r başarı e l d e e·tmesi n e rağ men efektif bi r haz ı rl ı k g e rçek l e şmiyor. G erçekten 1 456 y ı l ı n da İ k i n c i M eh ­ m et, Belg rad k uşatma s ın da büyük b i r bozg u n a uğ ruyor, g e mi l e ri n i kaybed i yor, k e n d i s'i de ya ra l a na ra k ca n ın ı zor k u rtarıyor. Yine Maca r Genera l' Yanoş H ü nyad i ' n i n kaza n­ d ı ğ1 bu zafer, b i r a ra , yen i ıbi r ha çlı k uweti p ro j es i n i can 1 a n d ı rıyorsa d a Ya noş, bu baş a rıdan h e m e n son ra , b i rden yay ı l a n veba sa· lgı n ı nda hayatı n ı kaybediyor; son proje d e düş üyor. i na n ma m ak d.a. bi· r ra hatl ı kttr; Roma haberi i ş i tiyor, b e l l i b i r ş okta n son ra , i n a n ma mava baş l ı yor. Aynı d u r u m Cenova'da d a tekra rlan ıyor; şokta n son ra Cenevizler d e J na n ma mayı te rc i h edivorl a r. Tü rık ler' i n b u s ı rada e n b ü ­ y ük d üşma n ı Vened i k C u m h u riyeti 'd i r ve Vened i k' i n e n büyü k ra kiıb i d e Ceneviz C u mh u riyeti o l u yor. Cenev i z C u m ­ huriyeti , Cu mhuriyet' i n e n ö n d e g e l en i ki a i l es i n de n b i ri ,

" 241

F. : ·1 5

1


s i n e men sup Giov a n n i G i usti n i a n i He, istanbu l'un savun­ masına katı lan tek Batı·l ı Devl et'tir; Guisti n i a n i , son a n a kadar kuşatm a n ı n kom uta n l ı klarından bi ri s i n i yapıyor. Bu­ n a "ka rş ı n Fati h, i sta n bu l ' u a l ı r a l maz Galata 'da Ceneviz kolon i s i ne büyük ayrı ca l ı k l a r veriyor ve bunu Zaga nos'u n okudu ğ u b i r ferm a n la t e yid eıd iyor. Bu d u ru mda Cenova'­ n ı n ıb i r haçl ı seferi ne katı l ma s ı i hti m a l i ortadan ka l d ı rı l ­ m ı ş oluyor. Bu, tüccar Vened i k' i g e rektiğ i ölçüde etkHi-· yor. 4 Temmuz 1 453 tari hinde istanbu l ' u n d ü ştü·ğ ü n ü haber 01l ı r a l maz Vened i k Cumhu riyeti Başka n ı , deırha l i ç kabi� nes.i n i olağ a n üstü top1lantıı y a çağ ı rıyor ve k ı·zg ı n tartışma­ l a rd a n s on ra «Venedik Hü k ü m eti, tedbi rl i ha reket etme ka­ rarı a hyon> 3• Bir gün sonra Vene d i k H ü kü meti , Am i ra l L o­ reda n'a, Amıb assador MarceHo'yu M eh met' i n sarayı n a gö­ türecek bir g em i hazı r.lom a s ırn e m rediyor. Arad a n geçen b i r haıfta , g üç.ıü ve tücca r Vened iık ' i n d aha _d o s oğ u kkan h davra nması1 s on u c u n u doğ uruyor; b i r hafta son ra top l a n a n Ven ed i k Senatosu, S u lta n 'a v e Sulta n'ın b a ka n l a �ma hedi­ ye ola ra k veri lmek üzere Marcel l o'ya 1 200 d üka tahsis ed i l­ mesi ne k a ra r veriyor ( * ) : Venedi·k ve Cenova�. ista n buıl ' u n m üslüm a n l a r.ı n el i ne g eıomes i n i n ti' ca ri h esapla rını çabu k yapı: y orla r; Ka ra den i z ve Lev a n t'ta ki tica ri ç ı k a rları n ı n en k üç ü k bir öl çüde b i l e ra hats ı.z ol mdyacağm ı görerek ra. llatlıyorla r.

Alman İ mpa ratoru Üçüncü Frederick, h aberi d uya r d uy­ maz, d a n ış ma n ı Aeneas Sylıv i us'a, kendi a d ı na , Papa Nic­ holas'a bir mektup ıyazmas ı m e m red iyoi; bu mektu pta Fre:­ d erick, Papa'ya , i sto nıbuıl 'do Türkler ta rafınd a n 40.000 h ı ­ ri stiyamn gözüne m i l cekll d i ğ i n i , b i r o kadarı n ı n esi r edi l ( * ) Mehmet, casus a ğ ı vasıtasıyla Batı başkentlerindeki gelişmeleri önceden haber alıyor ve hiç geri adım atmıyor. Va­ sallarm haraçlarını artırarak kararlılığını gösteriyo r ; Sırbis­ tan için 12.000, Mora için 10.000, Sakız için 6.000 ve Limni için 3 .000 duka yıllık haraç istiyor ve kabul ettiriyor. Bu hesaba göre Venedik Senatosu'nun ayırdığı 1 .200 düka' nın yüksek bir miktar olduğu anlaşılıyor. ·

242


diğ i n i , k i l iseler.i n y ı kı1ld ı ğ ı n ı a n ıatııyor; haberi duya n. · herKe­ sin h e me n b i r yak ı n ı na mektup yaza ra k katl i a m ve y ı k ım i statist i kl e ri n i ş i ş i rm e pra ti ği n e. İ mpa rator d a katı l m ı ş olu·­ yor4. İ mpa rator, Pa.p a'd a n , «bu: çok kötü olay ı n hatı.rast ta­ ze i ken h ı ristiya n p rensler a ra � ı n a ba rış g eti rmesi n i » .i s­ üyor. İr n pa.rator v e Papa ' n ı n va rl ığ ı na rağ men Avrupa, bi r­ b i riyle a n laşmaz l ı k i ç i n d eı pren s l i klerden g e·ç i l m iyor; '1er­ kes b i nb i rinden bu a n l aşmazlık l a ra son veri l mesi n i rica ediyor. Bu dönem d e Avrupa'daki ka mpanya , yaz ı ş ma ve bro­ ş ü rl e ri i nceden i n ceye i ncelıem i ş ola n Robert Schwoebel. a ra ştı rma l a rı n d a n , şu sonucu . ç ıık a rıyor: «Cenova , Vene• di k ve Roma' n ı n e n i nde son unda Kent'i n Türkler'e baş eğe­ c eğ i ni a n l am ı ş ol m a l a n lazı m . Fakat y i n e de·, 29 Ma1y ıs'ta Türkler' i n n i ha i zafe ri ne psi koloj i k olara k ken d i l eri n i haz ı r­ l a m a m ış oldukları görü l üyon>5• 1 453 y ı·l ı Temmuz avın d a n ·i tiba ren b i r y ı ğ ı n son uçsuz kampa nya top la n tı l a rı yapa ra k, Konsta nti nopl ' u n Türkler' i n e l i n e geçmes i ne, psikoloj i·k haz ı rl ı k l a rını ta m a m l ıyorla r: Tü rlde r'e 'ka rşı yen i b i r Haclı Seferi hazı rlamak için düzen lenen toplantıla rı. bir tü r psi­ kanol i z seansları bile saymayı1 m ü mkün görüyorum . Bu kampa nya l a rda kuşatmadan kurtul a ra k italya 'ya i l k önce u laşan J acabo Teba ld i'n i n a nl a ttık l a r ı n ın önem l i b i r yer.i ol uyor; Teb a l dıi , vahşeti e nflasyona uğra ta ra k a kta r­ ması n ı n ya n ı nd a , bir kampa nya ·h azırl ı ğ ı n ı ıy ü reklendi rebi le• cek tı ls.ı m h iki form ül de d i le g eti riyor. B u n l a rd a n bi ris i , devşi rme ordusu n u n her za man i hanete haz ı r ·olduğu g Ö ­ rüşü dü r; bun u tekra rl ıyor. Diğeri ise Osma n oğ l u Ai l esi'­ n i n can d üşma n ı Ka ra m a noğ l u i çi n u m ut ya ra tı c ı, i·fadeler k uN a n ı yor; «bi raz özen d i rmeyte m u htemelen h ı·ristiya n ola­ bi l i r» d iıyor. Küçük Asya 'daki Türk Be�leri ' n i n fa n a ti k m üs1l ü m aın olmama l a rıı , müs l üma n l ı ğ ı d a h a çok akıncı l a rı n ı yü­ reklendi·rici ıb i r i deoloj i g1ibi kul,l a n m a l a n ve çok büyü k bö­ l ü m ü h ı ristiya n ola n h a l k la rı boyun d u rukl a rı a ltı nda tut­ tukıl a n i ç i n de hoşgörü l ü davra n m a zoru nl u l uğ u n u duyma­ .t a rı , öyl e a n laşı l ı yor, fa natik Avru pa'da hep Doğ u'dan hı­ ristiya n prens devş i rme hevesleri n i kamçıı l ıyor; Doğu Ro­ m a .imparatorluğ u ' nd a h ı ri stiıy an olmuş ve. · i si m değ1işti r�iş '

243


1

bi r cok Tü rk a s i !zades i n i n b u l u n m a .s ı d a , bu t ü r h evesl e ri n .t ü m üy.le daya n ı ks ı z. olma d ı ğ ı n ı g österiyor. . Bun u n d ışın da h ı ri stiyan l ı k ta ri h i n d e i sta n b u l ' u n · yeri a yrı v e h i ç bir k e n t i l e karş ı l a ştı nlam ayaca k kad a r önem1 l i d i r; İ sta nbu l·, Roma l mp a ratorıl u ğ u ' nd a , h ı ri stiya n l ı ğ ı n res­ men ka b u l e d i l d i ğ i kentti r. Roma'yı h ı ri stiya n l ı ğ ı n n üfuz e t­ m es i çok daha vavaş ve geç ol uyor; İ sta nb u l , Orta Cağ boyu nca tüm ü y l e h ı ri stiyan ve Orta Çağ ' ı n e n b ü y ük k e n ­ ti öze l l i kleri n i taş ı yor. Da ha son ra , i l e rde d eğ i neceğ i m, iki k l'.i se a ra s ı n d aki i hti laf s ı ra s ı n da , Roma i l e Konsta nti­ n opl veya Lati n l er i l e Gre k l e r b i rb i ri n e çok uzak d ü ş me­ l eri n e v e Konsta n ti n opl ' un , 1 453 yı l ı n da T ü ıık·l e r' i n e l i y l e yapı:la ndan çok daha a c ı m as.ız yağma v e y ı k ı m ı 1 204 y ı l ı n­ da Katol i k Lati n ler'den görmüş o l m a s ı n a k a rş ı n , Papa l ık, kend i 'tutarl ı l ı ğ ı acıs ı n d a n , T ü rk ler'e kor�ı bi r haclı seferi düze n l emek . g ereğ i n i d uy uyor. 1 454 y ı l ı başı n d a Papa B eşi nci Ni kola, bi r «Bu l l » , Pa­ pal ık Ferma m yayı n l ı yor; bu .BuH ',d a , N i kola , bek l e n eb i le­ 'ceği g ib i , M eh met' i , .i n c i l 'd e sözü ed i le n yedi başl ı , y edi boy n uzlu e j dere ıb e nzetiyor. B ü t ü n h ı ri stiya n l a rı M e'h m et'e ka rş• s efere. .çağ ırııyor v e· b u sefer.i f i n a nse etmek i ç i n . d e bi r a .ş a r verg1is.i koyuyor; h ı ri stiya n l a nn tü m ü g e l i rl e ri n i n onda bi risi n i , H a c l ı O rd us un u fi n a n s e etmek i çi n verg i ol'a ra k vermek zoru n l u l uğ u yla k a rş ı ka rşıya getiri l iyor. Ver­ g isi n i verm eye n l eri n , Papa' n ı n s i l a h ı d ı r, afo roz e d i l ecekl e­ ri Papa·l ı k Ferma n ı' n da a çı k l ı kl a ifo d e edHiyor. Bu ka mpa nya g i ri ş i m i , d i ğerleri g ibi , tam b i r fiyasko He s on uçl a n ı yor; Profesör Ru nci m a n , « Ba t ı , eyl emle r söz­ kon us u olu nca hare ketsiz k a l ıyor d u» 6 diyor. Pap.a ' n ı n ca- · ba,ı a rı değ i l h a l k ı1 İ mpara tor Ü çü n c ü Frederi c k' i b i l e ha­ rekete geti rerh i yor ve b u n eden l e de, bu dönemd e Frede ­ rick , « otu ruruk d ü nyayı· fethedecek» d en i l e r�k a l a y konu­ su olu yor. 1 456 y ı l ıı n da B e l .g ra d 'ta, İıki n c i M eh met'i n y en i lg iy e u ğ ­ ratı l ma s ı ve Tü rk Ord us u ' n u n periş a n ed i l mesi üze ri n e , hacl ı kampa n ya s ı tekra r h ızla n ıyor; hazı rl ı k l a r son u c u n d a 1 459 ytl ı nda M a ntua·' d a , a rt ı k İ k i nci P i u s ola ra k P a p a o l a n Aeneas, Sylvi u s'·i n 'b aşka n l ığ ı nda b ü y ü k b i r topl a n t ı ya • 244


· p ı l ı yor; Pa p a , «ba ba l a rı ım ı z değ.i l , hayır, b i z l e r, IKonsta n . ti n op l ' u n Doğ u ' n un ıba ş kenti n i n T ü r k l e r ta ra f m d a n fethe� d M mes i n e m üsaade etti k» d i1yerek yak ı n ı yor. «Ve biz.ler evi ­ m i zde ra h a t i ç i n d e, tembe l tembe l otu ru rken , bu b a rb a r­ l a rı n a s k e r l e r i T u n a 'ya , Sa.va 'ya doğ r u i l e rl iyor» ; Papa İ k i·n c i P i u s , dom i no sav ı n a daya n a ra k M a n t u a Kated ra l i 'n • d e ıken d i s i ni d i nl eyen a s i l l erl e yü ksek d üzeyde d i n ada m l a rı n ı ü rk ütmeye ç a l ı ş ı yor. · Bi r s on u c a l ı n a m ııyor. ·

1 461 y ı l ı n d a S i n op ve daıh a ön eml i s i Küç ü k Asya ' d a ­ İ mparatorl uğu'nu.n

k i s o n h ı ri stiya n d evleti ol a n Tra bzon

düşmesi i se, a rtı k b i r h a cl ı seferi · y a p ııl 9 m a ya c a ğ ı m her� kese a n l a tmaya yetiyor; b un d a n son r a , k a mpanya , t ü m üy­

le yazıcı ve s a n atcı·ltı rı n eHn e ka l ı1yor. Si Jıa h l ı 'bir m ü d a h a le y a ra ta m a ma n ı n ya ra ttı ğ ı ıboşl uk· ve k ı zg ı n l ı kl a , ba ş.ta ita ı ..

f y a ' da o l m a k ü ze re,· en ba ya ğ ı ' a nt i -Tü rk ed ebiyat piyasaya

dökü l üyor ve ht ru p a i n sa n ı n ı n b i l i n e a l t ı n a yerl eşti ri l iyör.

Avrupa l ın ı n Doğ uıl ul a n h a k a ret d ol u · söz ı.erle a n ma l a rı n da

bu kampa nya n ı n çok ö n em l i b i r yeri old uğ u n u düş ü n ü yo�

rum .

Fa k a t bu · ede b i yat b i r ya n a , bi r · ö n e m l i soruyu g ö rm ezl i kten g el meni n m ümkü n ola ma yacağ ı n ı da san ıyorum ; fetihte n son ra efektif h i c br r ha reıketi n o l ma m a s ı n ı n ya­ m n da fet i h önces i n d e i sta n b u l1' d a n Batı ' ya k u r u l' üzeri ne kurul .g ön deri l mes i n e ka rş ı n , ki ş i s e l ve şöv a ly e c e sayı l a ­ bi l ecek ıbi r i k i katı l ı m ı n._ dışı n d a , B a t ı Avrupa feth i n .ö n l en :. m es i i ıc i n k ı l ı m bi l e k ı p ırda tm.ı yor. Doğ u R o m a İ mpa rator­ ıl u ğ u ' n u n y ı k ı l m a s ı n ı ön l em ek i ci n istene n ya rd ım l a rı n h ep­ s i n i « ön c e ünyon » veya « ü nyon olmazsa· yard ı m d a olmaz» ceva p l a rı y l a g ec işti riy�r; B a tı. ' n ı n «Ön�e ü n yori» koşul un u ,

Doğu'ya

yap ı l aca k a s keri· y a rd ı m ın ö n ü n e ç ı ka rtı l m ış bi r

a mb a rg o o l a ra k

kullandığı

a n l aşı l ı yor.

Batı i l e ü nyon h i c b i r z am a n: g ercekl e·şm i yor.

F a ti h ' i n i sta nbu l ' u feth i , Batr i l e

entegra s.yon proje: son verdi. ista n b u l ' u n feth i n den s on ra K a to Nık ve Ortodoks d ün­ yaları b i r.b i ri n d e n y ı ık ı l a n Kon sta n t i n op l Su rla rı il e , yen i den � _

!erine, bi r

_ory nld ı l a r ..

Doğ u

. d a ha· ca nl a n m a m a k ü zere ,

Roma yön et i c i leri , bi r l i kten

245

yoksu n Batı' Avrupa'-

/


da n ve bu n e d e n l 'e d e b i rl i ğ i temsi l, etti ğ i düşün ü l e n Pa ­ pa l ı k fyı a ka m ı ' nd a n , Tu rk l e r' i n sa l d ı rı la rı n a k a rş ı k oya bi l . mek ,i çin ya rd ı m i stedi k çe, Papa l ı k M a ka m ı , « ü n yon» ko­

·

ş u l u n u s ü rd ü ; iki büyük k l ise a ra s ı nda bi rl i k i stiyordu. Ay­ rı l ı1k o l d Uığ u ka bul e d H.i yor; a nc a k ayrı l ı ğ ı n ne z a ma n b a ş­ iadığ ı ve başl ıca a la n l a rı n ı n n e o l d u ğ u b i l in m i yo rd u . Profes ö r Runci ma n , iıki k i.is e a ra s ı n da s k i zm a ' y ı , ay­

nt ık, i nc e l ed i ğ i ıbi r b a şka ca l ışrnas ı n da , b e l ki d e f)e k çok

ha:kb o l' a ra k, « g el'içekten , Doğ u IH ı ristiyanl a rı 'i ç i n u sü l ü n e uyıg u n tapı nma d oğ m ina n çtari1 d a h a ö n em l i d i r» ( * } d i yor;

bu

ya rg ının çok daha g enel1 bi r g eçerlH i ğ i o l d u ğ u n u sa n ı ­

yorum. H e l e n l eşmi ş Doğ u'd a , La ti n leşm i ş Batı 'ya g öre, u s ü l

.v e seremon iler d a h a .ö n e ml i o l:uıy or; Lati n l er'·i n kaba dene­

c ek kadar d oğ ruda n a n l a t ım l a rı yeri n e H eıl e n·l e r, iki y ü z l ü

deneb i lecek ka d a r dola_yl ı, . a n l at ı m l a rı terci h edeb i l i yorl a r. Bu renk a yrı l ı ğ ımn Lat i n c e ve G re kıee a ra s ı n d a da görü l ­

düğ ü ; ·G rekce' n i n Lati n ce'ye göre ç o k daha seyrek ve s ü s ­

l ü old u ğ u s ı,k s ı,k tekra rı:a n ı yo r.

Skizma ' n ı n , ayrı l ıık, h eresy, s a p k ıın l ık ol ma d ı ğ ın ı n be­ Urti l mes i g e re ki yor; s k iz ma , ayn ı i n a n o ·i çi n d e bir h iz i p pla ro:k e l e a l ı n abi l i yor.. İ ma n 'd a v e k utsa l k i ta p l a rda or­ tp'k l ık sü rüyor, a nc a k, ortak l ııkta , kom ü n yon ya d a d:insel pa rti d e den H eıb i l i r, b i r b u ru k l uk ve hatta ık ı nk l ı k va r. Sap;. k ı n l ı kta ise fa rk l ı l ı k i ma n d a' ve k u tsa l k i tap,l:a r ı n ka b u l ü n e ka d a r u z u yor; sapk ı n l a r, d i n sel p a rti n i n klasi k l e r i ni kabu� etm i yorla r.

.

.

Son çöz ü m l emede O rtodoks ve Katol i k ola ra k ta m

b i r a yrıı'l ı ğa' dönü şen h ı ristiya n l ı ğ ın i k i büyük k l i ses1 a ro­

s mda!ki skizma d i nsel yetki a l anlmı n ı n be l i rl1en m es i n d e d ü ­

ğ ümleniyor; a n c a k aynl ı ğ ı, Konsta n t i n op l ' un ku ru lm a s ı y­

l a Roma ' n ı n aynl ma s ı n ı n zorun l u bi r son ucu saym a k daha

doğ rud u r. Konsta n ti n op l ' u n k uru l ma s ı n d a n önc e R om a , i s­

kenderiye ve Anta kya K l i seleri, bu s ı ra l l e h ı risti ya n d i n i .

.

( * ) «Right worship was really more important to the East Christians than right belieb. ·

Ste:ven. Runciman, T he Eastern . Schism - A Stud11 the Papacy <;ırıd the Eastern Churches During the Xlth and Xllthe Ceiı turies, Oxford, 1956, s. 7.

of

; 246


n i n üç b ü y ü k k l i s e s i kabu l ed i l iyorl a r; Roma ' n ı n öncel i ğ j t a rtı ,ş ı l m ı yor.

Fa kat Konsta n ti n ' i n M H a tta n Önce a l t ı n c ı y ü z y ı l d a Biza s ta rafı n d a n b u g ün k ü i sta n bu l ' u n Sara y B u rn u' n d a n M a rm a ra 'ya .a ç ı l a n s a h i l i n d e Viza n d i s veya V i z a n tya a d ıy-

1la k u ru l m u ş ol a n kent i Rom a ' mn ve1 h ı ri st i ya n l ı ğ m merke­ zi ya p m a k üzern ve N ova Rom a o l a ra k g e n i ş l e t i n c e, za­ ma n i çi n d e, soru n l a r ç ı k ma ya başhyor; h ı ristiya n l ı ğ ı n y a ­ vaş .g e l i şti ğ i ve okum u ş katm a n l a rı n u z u n za m. a n l a r pag a n

:ka l d ı1k la.n Esk i Roma ' ya ka rş ı b i r üstü n i ü k d uyg u s u sez Hi ­

·yor. Konsta n t i n op l , İ s kenderi yeı ve An ta kya' d a n çok sonra . k u rul m uş olımas ı n a . karşı n , h ı risti yan p a rti s i n i n h iyera rşi ­ s i n de ıb u n l a rd a n ö n c e g e l m e i steğ i n i b el l i e d i yo r; Rom a '­

rn n bu rada bi r sor u n u o l mad ı ğ ı a n l a ş ı l ıyor. Roma k a d a r

z e n g i n i s kende riye .i l e Sen Pete r' i n k e n t i ol m a a cı s ın d a n Homa H e eşit Antak y a a rasında, İske n d e ri1ye ya rışta n ça­ buk çık ıyor. H ı ri stiya n hkta k i bu b üyük s k i z m a , a s l ı n d a , b u üç ken­

tin, Rom a , Antiok v e Konsta n ti n opl a ra s ı n d a yetki ü stü n ­ · ıl üğ ü ta rt ı ş ma s t d ı r; üç kent ya rış l a rım ı , her üçün ü n d e y e ­

·d i t e p e üze r i n d e k u r ul m a s ı n a k a d a r vardı rıyor l a r ( * ) . A n ­ ta kya , otom a t i k o l a ra k o l m asa b i l e , b i r Doğ u K·l ises i o l -

· -Ouğu .i çi n , g e n e l l i k l e , i sta n b u V d a n ya n a b i r t u t u m a l ı yor.

Profesör R u n c i m a n ' ı n· s öz l eri y l e «Yen i ve H ı ristiyan Romm ola ra k k u ru l a n i sta n bu l ' u n h ı ri sti yan h iyemrşi s i n ­ rdeki yeri n i n sapta n ma s ı ö n e m kaza n ı yor ve 3 8 1 y ı l ı n q a Konsta n t i n o p l ' d a top l a n a n İ k i n c i Ök ü m e nlk Kons i l i , ka­

·bu l etti ğ i ü ç ü n c ü k a n u n u n d a , «Kon sta nti n oıp l Yen i Roma

·o ld u ğ u. i çi n Konsta nti n op l e başpi skopos u , rütbece, Roma

( * ) «Rekabet, temelinde, dinsel yetki alanlarıyla ilgilidir'>. Steven· Runciman, The Eastern Schism, ibid., s. 2;

Bu arada Osmanlı hazlarının Cumhuriyet şairi Yahya Ke­ mal'in İstanbul'un tepelerini bilmediğine işaret etmek istiyo­ rum. İstanbul'un yedi tepesi de; surlar iÇ indedir ; bugünkü Sa­ rayburnu birinci, Çemiberlitaş ikinci, aslı Ermeni Prensi To­ ros'un adına Toros Tepesi olan Bayezid Meydanı üçüncü tepe -0luyor ve böylece sürüyor. Bunlara bug1J.n tepe demek ve Yah­ ya Kemal'in «Aziz İsıtanbul'a» bu tepelerden bakmasını imkan­ :sız görüyorum.

, 247


başp i skopos u n d a n son ra g e l ecekti n> , the b i s h op of Cons-:­ ta n t i n op l e s h a l:I ra nk n a xt t o the b i sıh op of Roma bec a u s e · Consta n t i n op l e is N ew Rome, d i yerek bu ö n e m l i soru n u

b i r cevap b u l moya ça l ı ş ıiy or. Dah a son ra Kad rköy'd e , Cha l ­ cedo n , · top:l a n a n Dördü n c ü Ö k ü m e n i k KonsH d e , bi r a d ı m daha a ta ra k , «Ye n i Roma ' n ı n e n kutsa l tahtı n a es i t a yrı ­

Ş

c a l ı k ta n ı n ma l ıd ı n> k a n u n ui k a b u l e d i yor. İ hti l af b a ı ı yor. İ hti l a,f ı n temel i n de Doğ u ' n u n daha k ü l t ü rl ü ve t a rt ı ş -­ m a y ı d aha çok sevmesi n i n ro l ü büyük; çeş i t l i kayn a k l a r,

b u tarihte, B a t ı ' d a ve, Rom a ' d a d i n a d a m l a rı n ı � d ı ş ı n da okuma-,ya z ma b i l en l er i n b u l u n ma d ı ğ ı n ı , a n c a k , . l sta n bu l '­ d a l a i k ve büyük bi r a yd ı n top l ul u ğ u n u n 'bu l un d uğ u n u , b u n ­

l a rı n ta rtı şm a y,ı p e k ç o k sev d ik l e ri n i k a yd ediyorl a r. B u· n ed e n l e de oJ'.aıb i l:i r ; İ sta n b u l K l i ses i , topla n a n Ö k ümen i k Konsi lıl er'de .ç ıka rttı ğ ı ya sa l a �l a ken d i h i yera rş i s i n i · bel i rle­

m en i n yan ı nd a , bundan son ra doğ a b i lecek i ht i l a f l a r ı n yer·

v e u s üıl ü n ü n de sa pta nmas ı n d a ı s ra r ediy or. Konstanti­ n op l , Ö k ü menik Konsi l leri, her tü r l ü i hti lafın g örüşül ü p ka­ ra r l a şt ı r ı l a ca ğ ı m ec l i s l e r o l a rak ö n e riyor.

·

Caıh i l Rom a , b u n a çok i ti raz e d i yo r. İ stanb u l k e n d i g ö­ r ü ş ü n d e ı s ra rl ı d av ra n to/Or; K utsa l R uıh ' u n Ökür n en i k Kon-­ s i Heri ' n e mutl a ka g e,ı ece.ğ i n i ve g ör ü n m ez bi r b i ci rrı d e ta r-­

t ı şm a l a r ı yön eteceğ i n i i l eri s ü rüyor; R o ma , bu t ü r topl a n ­

t ı·la rd a yumru k l a şm a la ra ka d a r· v a r a n k avg a l a ra b a ka rak Kuts1a l Ru.h ' u n g el m ed i ğ in i d ü şü n ü yor.

Kuşkusuz, i ht i l a fl a r ı n çöz ü m ü n ü Ökü inen i k Kon s i l l er' e·

bı ra k m a k ; Rom a ' y ı a yrıca l ık l ı y e ri n den a tma k l a özdeşti �. Konsi·l l e r'de katı lan l a r ı n heps· i n i n eşit oyl a n ol a c a k ; \h a lbu­

k i Roma, Sen Peter' i n k u rd uğ u bi r k l ise o l d uğ un u i l eri sü·

r e rek, ·i hti l aıf la n ken d i s i n i n çözme hakkı ol d u ğ un u savu n u­ yor. İ hti l af, böyl:ece, ken d i b a ğ ım s ız l ı ğ ı n ı kaza n a ra k ve h i c 'bi r zam a n büyük ö n e m l � re kav u ş ma da n , a n c a k , Doğ u Ro­

m a ' d a Lati n ce' n i n sök ü l ü p a t ı l m a s ı ve yeri n e G rekçe ' n i n·

yayı l m as ı yla b i r l i kte oe.v i ri ya n ı l m a l a rı n (* ) yol a·çtı ğ ı uzak­ l aş m a l a rl a O n B i ri·n c i yüz yıla ka d a r g el i yor,

( * ) ' Latince, u ve v aynıdı-r ; v, sesini verlyor. Kril alfabesin­ de ise B. v sesinin işaretidir. Bu nedenle, Bizans, slav dillerin­ de

Vizans'tır.

Kurucusu Bizas, Vizas olarak da okunuyor. 248


Artı k i k i ayrı b a k ı ş ya da k ü l t ü r ol maya başl aya n Grek-· l e r i l e Lati n l er a ra s ı n d a k i reka bet m i k l i s e l e r a ra s ı n d a k i, a n l a ş m a z l ı ·ğ ı k örüı k l1ed i ya da kl i seler a ra s ı n da çek i ş m e m i , Latinl e r i l e G re k leri g i d e re k bi rb i ri n i n d üşma n ı h a l i n e g e­ ti rd i ; ıbu soru ol u m s u z a n l a m ında · a ka d e mi k n i te l i k taş ı ­ yor. B i r ıbütü n ü n a yr ı lmaz pa rça la rı d ı r ve b i rb i ri n i · t ı rma n ­ m a y a z orl uyorl a r. İ k i k l i s e a ra s ı n d a reka bet n e ol u rs a o l -· s u n , h e r i ki s i de, yen i p a p a veya patri k i k l isel e ri n i n d i p ­

tik' i n e kaydedi yorl a r v e ayi n l e rd e i s i·m l e ri n i a n ıyorl a r; eğer .

bu, i k i k l i sen i n bi r tek d i n in k u ru m l a rı o l du ğ u a n l a m ın a g e­ l i yo rs a , 1 009 y ı l ı nda. Lati n ve G rek K l i sel eri bi rb i r i n d e n ay­

rı �mış sayı l ı yor. Ç ü n kü 1 009 y ı l ı n d a Konsta n t i n op l ' d a k i dip­

tik'de p a pan ı n a d ı y a z ı lm ıyor ve b i r d a ha

da g i rm iyo r1 •

Fa kat s k i z m a ' n ı n a s ı l baş l a n g ı ç ta r i h i ola ra k 1 054 k a b u l' ed i l iyor; b u y ı ld a Konsta ntiı:10p l ' a g el en bi r y ü k s ek düzey­

d e Papa l ı k delegasyon u , g örüşm e l e ri n s ü rdü ğ ü b i r s ı ra ­ d a , Papa ' n ı n Kon sta n t i n op l Patri ğ i ' n'i afo roz etti ğ i n i ya·-­ ·

z a n bi r Bu U' u , Aya Sofya KHses i 'n i n mih ra b ı n a k oyuveri.­

·y or. B u n d a n son ra s k i z m a :kü tl e l e re m a l o l uyor; i sta n b ul ' ­

da derh a l sok a k g öste ri l e ri baş l ı yor. Kostan ti n op l h a l-k r,. Lati nl eri n baskı ve k ü sta h l ı ğ ı n a ka rşı baş ka l d ı rıyori a r . Ü n y o n .ta rt ı ş m a l a rı a s ı l b u n d a n son ra ortaya c ıık ıyor;:

1 054 i l e 1 071 a ra s ı n d a sadece on yed i y ı l var. 1 071 , bu O r­

ta Cağ ' ı n yen i lmez i mp a ra torl uğ u nun , pek de i steks·iz Alp. ·

A rs l a n k a rş ı s ı n d a i l k ve b üyü k yen i l·g i y i a l dığ ı. ta ri ht i r. Te­ 'l a ş uya n d ırı yo r ve ıB a t ı 'ıya · s ı ğın ma p ol i ti ka s ı , g i derek d a;.. 1ha ıbüy ü k b i r a ç ı k l ı k kaza n a ra k, Doğ u ',n u n temel c i z g i rerin­ den b i ri s i o l uyor.

Batı-'ya s ı ğ ın ma ve varl1ı ğ ı n t s ü rd ü reb i l me k ·i ç i n B a t ı '"­

n ı n i stek l eri ne b oyu n eğme pol iti k a s ın ı n i lk a c ı k form ü l as ­

yon umı y a p a n k ı z ı n ı O rıh a n 'a eş vere rek O rh a n ' ı tes k i n et­

meık i s teye n Biza n s l ı ta ri h çi İmp a ra tor Ka n t a k u zenos'tur; a nca k b u n da n önceki g e li ş m e l e r var, i rd el e n m es i zoru n l u

oluyor.

Tü rkl er' i n M a l a zg i rt'ten Küçük Asya· k a p ı·t a rı n ı a ctığ i

1 071 y ı l ın da n i ki yrl son ra 1 073 yı l ı n da N orm a n Robert Guisca rd' ı n B a lka n l a n zaptetm ek ·i ç i n h a z ı rl ık l a r - ya ptı ğ ı

h aberi i sta n bufı'o u l a şıyor. B u s ı ra da Yed i n ci Gregory Pa-

249


.pa 'dı r ve Papa G re g m y' n i n , « Ka tol i k K·l i sesi ' � i n h a k l a rı n ı kabu l etmeyi r·e ddeden bi r ü l k en i n h ı ri s t i ya n l a r ta raf ı nd a n yön eti l mekten s e müs l ü ma n l a rı n eg e m en l i ğ i n d e k a l m a l a rı .çok d aha i y i d i r» dedi ğ i bi l i n iyor8• Böyl e b i r d u ru md a i m ­

.pa ra tor M i h a i l , Gu isca rd ' ı a n ca k Pap a ' n ı n d u rd u rabi l ece­

ğ i ne ka ra r veri yor ve ü nyon koşu l u n u ka b u l etti ğ i n i b i l d i r­

mek üzere ıbi r d e l eg a syon u Roma'ya ç ı ka rı yor; h a ks ı z ol ­

m ad ı ğ ı a n l aşııl ı1y or. Ya p ı l a n g ö r ü ş me l er son u c un d a ve G u -

1sca rd ' m k ı zı n ı n velıi a ht pren s l e evl e n mesi ka ra rl a ştı rı l a ­ .ra k Batı ' n ı n D oğ u 'ya h ü c u m u d uru yo r.

R obert G u i sca rd ' ı n k ı z ı n ı n im pa rator·i ce o l m a s ı ihtim a ­

·l i , Lati n n üfu z u n u n Doğ u R oma Sa ra y ı ' n a g i r m eye ba ş l a ­

m a s ıyla özd eşti r; 1 078 y ı l ı n d a bi r s a ra y d a rbes iyle M i h a i l devri l i yor v e· oğ l u d a velıi afo p re n s lii kten uza k l a ş ıyor. Pa­ pa derha l yeni İ mp a rator N i·c ephorus' uı afa roz ed iyor; b u,

Jdisel e r i n ü n yon u n u n özd e , Doğ u' n u n Batı,. n ı n b oyu n d u ru ­

_.ğu

a lt ı n a g i rm esi d e m e k o l d u ğ u n u ç o k a ç ı k o l a ra k ortaya çı'kc r.ıyor.

Bu ta ri hten s o n ra İ sta nbu l "da k ü t l el er hep Batı i l e e n teg ra syona d üşma n d ı r. ·

He

.

Sadece z e n g i n l er ve yüksek rütb el i d i n a d a ml a n Batı ünyon d a n ya n a bir tutu m a l ıyorl a r.

S ı ra d a n rah i pl e r, basit a yd ı n hep, Batı ' n ı n b oyu n d u r u ğ un a k a rşı ç ı k ı.yor. Papa

İ ki nc i

U rba n ' ı n ,

·

iki

.

k11i se a ra s ı ndaki

s k i z m a 'yJ

yum uşata n , a nc a k Doğ u :h ı ri stiya n l a rı n ı T ü rk ve m üs l ü m a n ­

la rı n

b oyu n duru ğ u nd a n

k u rta rma k

i ci n

ta h ri k

etti ğ i

ve

pl a nl a dığ ı· Biri n c i H a,ç l ı1 Seferi· de, La ti n l er i l e Grekl er a ra ­

s ı n d a k i ka rş ıtl ı k l a rı a rtı rmaya ya r ı yor; ya l n ızca seyya h l a r değ i l· , h e m H a cl ı La ti n l e r v e h e m d e An a d ol u:' d a k i h ır isti ­ va n G re k l e r bi rbi rl ·e ri n de n çok ayrı l m ı ş old u k lo n n ı g örmek­

te g ec ik miyorl a r. Ay rıca

La t i n

H a cl ı

ord u l a rı n ı n

b i tm ek

tüke n m ek bi l meyen yağma l a r ı , Konsta n ti n op l ç evresi n d e .

Anta kya ' d a , U rfa ' d a , bütün h ı ristiyan Grek1l e r' i n Lati n l e r·�

tfen n efret etm e l e ri son u c u n u doğ u ru yor.

An ta kya l t Lat i n İ mpa ra tori çe Ma ri a ' n ı n n a i p l i k döne- _

mi n d e ortaya er k a n o l a yl a r bu n ef reti n boyutl a ri n ı g öste­

rir; Antakya l ı M a ri a , kocas ı n ı n öl ü mü üzeri n e tahta gecen · 250


�üçük oğ l u ıbüyüyü n c eye kadar fla ipl i k maka m ı n ı üzeri n e a l ıyor. :Bi r İ ta lya n l a evl i üvey k ı z kardeşi Kayzerissa M a ­ ·ria i l e b i rl i kte, ıbu d önem i , Doğ u Roma Sa rayı 'n ı l a t i n lest ' i r­ mek i ç i n ku l l a n ıyor; b ütü n · b unla r Andron i c u s Com n e n u s l i derl i ğ i nd e b i r - i sya n ı n başa nya u l aşması i çi n yeterl i di r. Coc u k İ mpa rator önce a n n es i Anta k ya l ı M a ri a ' n ı n i d a m �m ri n i 1i mza l ıyor, sonra teyzesi ve e n iştesi de öld ü rü l üyor; i stanbul 'da görü lmem i ş bir Lat i n kaUiamı başl ıyor.

İstanbul'un Yağma Tarihi: l

Acımasız Latin Yağması: 1204 Soka.k çarpışmaları kısa bir. zaman içinde azaldı. Sabah olduğunda Doc ( Venedikler1i n Baş­ kanı, y .k.J ve önde gelen Haçlı Prensleri Büyük Saray'a · y'e rleşmişlerdi ve a·s ke rlere, takip eden üç gün yağma yapabilecekleri söylendi . Haçlılar'­ ın Konstantinopl yağması tarihin kaydettiği en iğrenç ve trajik olayla rdan birisidir. Bizanslıtar, haklı olarak, eğUim ve kültürle rinde.n gurur du­ yarlardı. Şimdi bütün · kütüphanelerinin, kadim dünyadan kalan el yazmaları ve tüm klasik ve çağdaş sanat ese rleriyle birlikte, ateşle r içinde yandığını görüyorlardı. Daha da d'ehşet V l}rici olan kentin e rkeklerine, kadınlarına ve çocukla ­ rına, -papazlarına, rahip ve rahibele ri.ne Layık gö­ rü·l en tecavüzlerdi. Tanrısına saygılı Doğulu'yu en çok da Kliselere yapılan saygısızlık şaşırttı. Sen Sofiya'da, tapınağın içind'e, a hlaksız Fransız orospuları hafalarını buluyo rlardı. Bu orospular­ dan patriğin tahtına oturmuş birisi, Frenk asker­ lerden aldığı para karşılığında ipek duvar halıla­ rını yırtıp ikonların bulunduğu bölme ile mihra. bı param. parça ederken arada bir de çir·kin tak251


litler yapıyordu. Hiç bir klise kurtulamadı. Öyle k� Paris'li A bbe Ma r:tin, sadece dinse l hirıala rda soygun yaptığını · söyley e re k du:ygula·rtnın ince­ liğinden dolayı kendi kendisini kutluyordu. Bu tür ahlaks�zlıkla yapılan tahribatın ne kada r ol­ duğunu söylemek m ümkün değil. Tahripten geri kalanla rın hepsini de zafe r kazananlar aldılar. Haçlılardan daha zeki v e eğitilmiş olan Venedik. liler en değe rli hazinele ri kurtarmayı ve kendi­ lerine ayırmayı bece rdile1r; ve bütün bu y ı.kımdÇın sonra bi'le ganimet çu.v alla rı o kadar doluydu ki Haçlıla r gözlerine inanamıyordu. B i r keıntten bu kada r çok ganimet hiç bir zaman a lınamadı;, va� leha rdo�in böyle söy lüyo r_, Ödenecek fiyat, Grek Hıristiyanlığının ebedi düşmanlığı dldu.. Dördüncü Haçlı Sefe ri Doğu Hrristıy'a nları ta rafından hiç b�r zaman unutulamaz v e affedi­ temez. Bundan sonra G re k ve Latin klis�leri a ra ­ sında kesin bir ayrı lık, skizma, o rtaya çıktı.

(*)

Steven Runciman, T h e Ea stern Schism A Stu_d y of the F?apacy and The Eastern Churches Durtng the Xlth and XIIth Centuries, Oxford, 1956, ss. 150-151. -

Lati n l e r' i n ka rşı l 11ğ ı , 1 204 y ı l ı ndad ı r. 1 204 y ı l ın d a Hacl· ı Ord u l a rı , i sta nbul 'u zaptediyo r ve Lati n i mparatorl uğ u ' n u kuruyorl a r; çeşi t l i kayn a k l a r h i ç bi r kenti n b u kada r a c ı � mos ızca yağ ma edi l:med i ğ i n i yazıy orla r. H a çl ı la r v e Ve� n ed i k l i l e r, k ıra ma dı kl a r ı n ı ça l ıyorl a r; d a h a son ra kenti ye­ n iden zapteden Biza nsl ı· lo r, ista n b u l ' u eski görkem i n e h i ·c bir. za man ka�uşturamııyorla r (*) . Bu n edenle gerçekte -( * ) «1204 yılında Konstantinopl haçlılar tarafında:tı yağma edil<;!�, hazineleri tahrip edildi veya . kaçırıldı v.e böylece Biz�ns sanatının p_a rlak orta dönemi sona erdirildi». Encyclopedia Britannica, Vol. 4, s. 518.

«1204 tahribatından sonra

,

şehir durmadan

252

küçüldü. Es.�


1 204 ta ri h i Biza ns i sta n bu l ' u n u n parlak ·dönemleri n i n so­ n u d u r. 1 261 yı l. ı n da Konsta riti n opl ' d e Doğu Roma İ mparator­ l u ğ u yen i den l<u ru l d u ğ u zaman a rtiık Lati n l·e r i l e G re kler o ra s ın da ki aynl ı k bir düşma n l ı ğ a. dön üşmüştür; İ stanbu l ­ l u - G re k l er . köpek l eri ne «Ri m- Papa>> a d ı n ı koymaya baş l ı ­ yorla r. Papa l ı ğ ı n , « ayrı l ıkçı l a rsa İ s l a m d a h a i yi d i r» düşün­ ces i n i n karş ı s ı n d a Grekler daha n et bi r biçi mde « M üs­ J üma n l a r Papa 'dan daha iyid i r» savı n ı çı kıyorl a r. Korku ve n efret beraıber g i d i yor. Uzun sayı lacak bir zam a n . i c i n soru n u n böylece d on­ ·d u ğ u d üşü n ü l eb i l i r; Ceng iz'in tatarları, Anadol u'da ki Tü rk . ege men l i ğ i n i y ı km ı ş d u ru m d a d ı r. Anadolu'da ibi r teh l i ke o l ­ mayı n ca B a t ı zorla m a v e koş u l l a rı n ı dayatma g üc ü n ü yit i riyor. . Batı Avrupa ' n ı n Doğ u 'daki d evletleri n ken d i si n i g ö­ rerek ya rd ı m d i l' e nci l i ğ i i l e ka rşıs ı na g e l i nceye kadar bek­ l emesi n i n esk i bir pol i ti ka old uğ u a n laşı l ıyor; Ceng iz, önü­ ' n e kattığ ı sü rülerle İ ra n u yg a r l ı1ğ ı n ı yık ı p Kücük As·ya 'daki Selcuk Devl e ti ' n i n ·i ktidarı n ı , bi r da ha kazamla mayaca k bir bi çimde sa rsa rıken, İ sta n b u l Sa rayı ra hatl ıyor {* ) . B i r .r.eh a b i l i ta syon v e rahatl ı k d önem i yaşıyor. Fakat Qr.h a n ' ı n kuvvetleri 1 352 yı l ı n da C i n b i ve 1 354 y ı l ın da d a Gel iıbo l u 'yu fethedi n ce, Doğ u· Roma , Osm.a n l ı tehl i kesi n e u ya n ıyor; ayn ı za manda Ba l ka nl a r'dan Stephen Dushan, ista n b u l ' u n fe�h i ne hazırlan ıyor. Dusı h a n ' ı n yürü_

kiden mamur ve kalabalık olan şehir yarı yarıya harap olmuş ve boşalmış idi. Zenginler, asiller, ekseriyet itibarı ile, İznik'e geçtiler. Bizans'ın muhteşem binaları yavaş yavaş harap ve yok olmağa başladı». «Zayıf Latin İmparatorluğu, iflastan kurtulmak için, Bi- ­ zans'ın sanat eserlerini; dini müesseselere ait hazineleri artır­ ma ile satışa çıkarmak mecburiyetinde kaldu. ·

'

İ slam Ansiklopedisi, Cilt 5 /2, s. 1 168.

(*) Geçerken burada Osmanoğlu'nun en büyük şansının,

iki yıkım üzerine gelmiş olması olduğunu belirtmek durumun­ da1yım ; Batı'dan gelen Latin yıkımı · ile Doğu'dan gelen Cengiz yıkımı arkasından Küçük Asya ve Balkan yarımadalarında bir boşluk 1doğuyor. 253


y ü ş ü , ıbaşka bi r cephede n d e,, ü n yon pol i ti ka s ı nı g ü ncel­ l eşti riyor; Konsta n ti n opl Kl ises i 'ri e, bağ l ı ola ra k h ı ri stiya n­ l a ş m ı ş Dus h a n , Roma İ mpa ratoru olabi l m ek ve bu a m a ç l a d a Papa'n ı n desteğ i n i a l albi lmeık' i çi n i k i ıb üıy ük k l.i se n i n ü nyon u n u kabu l ett i . B u s ı ra d a İmpa rator olan Kantakuzenes, Doğ u Roma ' ·· y ı ıkoruyabHmek i çi n önce, d a m a d ı· O rh a n i l e D u sh a n a ra ­ s ı n da bi r i ttifa k ı ö n temeye, ça l ış ıyor ve b u n a v1eırd i ğ i öne­ mi n bi r s.on ucu ola ra k, Orıha n ' ı n Dush a n ' a gönderd i ğ i de­ legasyon u p usuya düş ü rü yor, bi r k ı s m ı n ı öld ü rüyor, bi r kıs­ m ı n ı e s i r ed i y or. Bund a n son ra da y ı kı·l ı n caya kadar Doğ u Roma i mpa ratorl a rı ' n ı n temel p ol itik as ı n ı k u ruyor ve uygu­ l uyor. B u rada Si r Edw i n Pea rs'te n aKta rma yapıyo ru m :- «Se� t ef l e ri g i bi Ca n ta cuzen u s de, - Batı.'ya ve öz:e l l i k l e Papa 'ya , Tü rk l er' i n i l erleyi ş i n i d u rd u rmada yard ı m a l ın ac a k - yer o l a -­ mk ba kıyord u . H ük ü m d a rl ı ğ ı s üresi nce Bat ı ' d a n y a rd ım sağ l a ma ve Kl iselerin ü nyon u n u sağ l a m a , b i rıb i ri n den a y­ rı l maz i k i' hede1f ola ra k , hep va r o l d u.- B i rb i ri a rka s ı n da n h e r pap a n ı n s ü rd ü rd ü ğ ü ü nyon u sağlam a gayretlıeri C a n ­ tacuzen us'da haz ı r b i r karş ı l ık b u l d u » 9• Ka nta kuzenes ıi le birli kte, a k ı n c ı Türkler'i durd u rab i lmek .i ci n savaşcı sayd ı .. ğ ı Lati n le r' i n ya rd ımı n ı sağ l a m a k a rtık değ i şmez . poHtika­ d ı r; n efret ile korkuyu b i rb i ri n d e n a y ı rm a k m ü m k ü n o l m u ­ yor. · Ancak Lati n yard ı m ı n ı s a ğ l a ma p o l iti kası n ı n bi r ça re­ s i z l i k ve ça res iz l i kten d oğ a n b i r tes l i m i yet çiz,g i s i old u ğ u ­ n u beHrtrhe k d uru m u n da y ı m; Konsta n ti nopl'da 1 204- 1 261 y ı l l a rı a ras. ı nda yaşa n a n Lati n isti l a s ı n d a n ·b aşka d e ney i m­ l eri de var. Bu d e n eyi m l e r i ç i n d e Kata l o n Şi rketi ' ni n ayrı bi r y eri ıbu l un uyor ve söz ed i l m es i g e reık i yor. Cata l a n Com. pany, İ spanya'da bir p a ra l ı ask1er .kuvvetid i r; para .i çi n sa., vaş yap ı yorla r. O n Dörd ü ncü yüz yılm baş ı n da İspa nya Kro l ı Ferd i n a n d Dragon 'un h izm eti ndeler; Kral , Sic i lya He ba rış yap ı n ca , Kata l a n Şi rketi askerlerinden k u rt u l m a k 1i ç i n , b u n l a rı Doğ u Roma 'yaı g ön d er meyi plan l ıyor ve g ön deri-: yor. Şe1f leri 1R oger d e Flor' u n kom u tasın d a sekiz bin para­ - l ı Kata l a n Ş i rketi askıeıri, Konsta ri t i n op l ' e g e l i yorl a r. 254


i mpa rator hoşnuttur; önce Cenevizl eri ted i p i çi n k ul­ l a n ıyor. Daha s on ra b u n l a r ı n yağma c ı bir s ü rü old u k l a rım· a n l a y ı n ca b u n l a rd a n ku rtul m a k i stiyor veı g e m i l e rl e Kap u ­ dağ ' ı n a ·ç ıkarı yor. Asl ı n da uza k l a ştırma s ı , Gra n d Compa ny d e den i len Kata l a n Ş i rketi aS"k erl·e riyl1e, ya p m ı ş old u kl a rı tecavü z l e r nedeniyl e, Grekler a ra s ı nda sava ş ç ı kaca k ; böy1l ece M a rmara ' n ı n g ü n ey i n e ç.ık a rı la n Kata l a n pa ra l ı asker­ l eri , On Dörd ü nc ü yüz yı·l ı n i l:k on y ı l ı nda Türkl erl·e savaş-· m aya ve tüm Anado l u 'yu yağ m a etmeye başl ı yorla r; To­ rosl a r'a kadar i n i yorla r. :B u ra d a k i G rek köy l ü leri de yağ-­ madan, g e çi riyorlar.

Pa ra l ı ask erl er a rtı k İ mpa rator' un ıo a ş ı n a b i r dert ha-­ l i n e g e l iyor; 1İ mparato r, Gel i bol u 'ya g eçmeleri n i i stiyor. Ge-­ l i bol u'da i se başta rei s l e ri Roger de Flor olm a k üzere ön-de gelen kom u ta n la n, a n i b i r 1h ü c u ml a öldürü l üyo rl a r; bun­ d a n son ra Kata l a n p a ro h askerleri ta m bi r i ntika m ve yağ ­ ma h a reketi n i , . d ü şü n ü lmesi çok zor ıb i r vahşet i l e, serg·i ­ l iyorl a r. Çeşitl i kaynaık l a r, bu yağ m a i l e !Edi me H e İ stanbu l' a ras ı n ı n yaşa n maz bir h a l a l d ı ğ ı n ı· ve Grek :köy l ü lerin s ı ­ ğ ı nacak· yer ıbu la m a d ı k l a rı n ı bel i rtiyorl a r; Batı' Tra kya h a l ­ k ı , D oğ u Rom a ' n m d ı ş ı n da .h e r t ü rl ü otori teyi kab u l e haz ı r bi r d u ru ma g e·l·iyor. Art ı k çökü ş k es i nd i r; Doğ u Rom a ' n ı n yönet i c i s ı n ıfı, . çök ü ş ü ön leyebi l m ek i çin h e r t ür�ü - ça reye ve i n ka ra hazı r-· d ı r. 1 369 yıhnda İ mp a ra tor · J oh n Pa la·e olog os, ta htı b ü yü k oğ l u Andronicus'a ema net edere k yard ı m sağ la m a k v e ü n ­ yon u g· e rçek l eşti rmek i çin Roma'ya g i d iyor v e Roma K l i ­ ses i ' n e bağ l ı l ı ğ ı n ı i l a n ediyor. 1 9 Eki m 1 369 ta ri h i n de, Do­ ğu Roma İ m p a ratoru John Pa laeologos, Rom a 'da St. Pe­ ter Kl ises i ' n i n büyük m i h rabı na baş ı n ı koya ra k, O rtodoks· KMsesi ' n i n g ü n a h l a rı. ve hata la rı i çi n tövbe ediyor; Papa, İ.mp a rator'u n b a ş m ı okşaya ra k «Kl ise' n i n oğ l u» old u ğ u n u i l a n ed iyor. Hepsi g ü ze l ; Papa_ , İmparator' u n e l i n e bir de mektup· vermeyi i h m a l etm iyor. Bu mekt u p ne b ü t ü n h ı ristiya n; p ren sİ·eri , Türk ler'e karş ı , Doğ u Roma'ya ya rd ı m a davet

255


ıed' i l iyor. İ mpa rator J oh n , bu m ektupl a , Avrupa "y ı dolaşarak, Latin pren s l1e ri n i n Tü rkler ' e �a rşı pa ra , a sker ve gemi ya r­ d ı m l a rı n ı top l a yacağ ına i n an ıyor; Fransa'dan e l i . boş dö­ .,n üyor. Ü lk,es i n e d ön erken Venedi k'te, borçl a r ı n ı ödemed i ğ i i çi n tutu k l a n ıyor v e oğ l un a pa ra gönder mesi iıe in h a b er .sa l ıyor; And ron icus, b a ba s ı n ı n yeri n e tah ta g e ç m e p l a n ­ l a rı i çi nde o l d u ğ u i çi n , para ol mad ı ğ ı ·cevab ı n ı veriyor. K ü ­ ç ü k oğ l u M a n ue l ' i n Se l 1a n i k'ten toplad ı ğ ı pa ra i l e tutuk­ J ul uıkta n ıku rtu l uyor; bir a raştı rmada «Joh n Pa l a eogol u s �başkenti n e daha da faki rleşm i ş ola ra k dıö n d ü » d e n i l iyor1.0 • Hiç bir ya rd ım sağ laya mada n � Kons ta nti n op l 'a dön ü yor.

1 399 yı l ında İ mpa rator M a n uel şa n s i n ı den e m ek i sti­ · yor; ya rd ı m ve ü n yon i çi n Avrupa turu na çıkıy or. H e r yer­ ·tde, İta lya, F ra nsa ve öze rn k l e İ ng · i l tere'd e Dörd ü nc ü Hen ry'­ -n in sa rayında i mp a rator tören l er i y l e k a rş ı l a n ıyor, b ü y ü k '. sayg ı görüyor; h i ç bir ya rd ı m a l a m ı yo.r. En b ü y ük ya rd ı ­ "m ı bu kez yi n e M oğ o H a r'dan a l ıyorla r; Ti m u r' u n 1 402 y ı l ı n ­ d a' Türkler' i m a ğ l up ederek i sta nbu t'u a l mayı kafa s ı n a Ikoymuş olan Bi ri n c i Bayez. i d ' i esi r. etmesi , Doğ u Roma im­ · ;:paratorlu ğ u i çi n yen i den bi r n efes a l ma dön e mi n i baş l a ­ t ıyor. Fa kat a rtı k çöküş d uyg us u i çl eri n e s i n m i ş du rum d a ­ d ı r; h e r i mparator, ta hta c ı k a r çıkmaz ünyon u g erçe:kleşti r­ rne yol l a rı m a rıyor. ista nb u l;' u n · fet1hi nden önce k i son ya- . rı m y ü z y ı l d a ü n y on pol itikası e n çok Pa pa He Doğu Roma i m pa ratoru ' n u i l g i l e n d i riyor; h e r i k i s i için de· bir tutku ha­ : l i ne g e l iyor. . En büyük ıbasci r ı , 1 439 yı l ı nda Flora.n sa Kon s i l i i le el­ �d e ·ed i l' i yor; ıb u s ı r� da yiıne bi r D oğ u Roma İ m pa rmoru , İ ta l ­ ya'dad ı r. Sek i z i n c i J ohn Pa l a eo l og u s ' u n katıhm ıylo Doğ u ·ve Batı K l i se l eri n i n ü nyon u i mz a l a n ıyor; bu n u n , O s m a n ­ . oğ l u başkenti n de, pa n i k ya ra t m ı ş o l d u ğ u n a daha önce d e ­ oığ i n d i m . 1 439· Flora nsa Kons Hi ka ra rı n ın , Osm a noğ l u C u m­ ·h uriyeti ' n d e Ca n da � l ı H a l i l Paşa'n i n başı n ı çektiğ i g üver­ •ci n le r partisi i l e Şa' h a betti n Şah i n Paşa ' n ı n U d erl i ğ i n d e k i ;şah i n l er pa rtis i a ra s m d a k i kavg a l a rı a rt ı rd ı ğ ı b i l i n i yor; tek­ .�rarl a m a k g e reğ i n i q uymuvoru m.

256


Ünyon , Osm a n oğ l u yönetim i n deki yı lg ı n l a r ı n y ı l g ı n l ı · :ğ ı n ı a rtı rıyor ve Avrupa ve ıb u a rada Konsta ntinop l ' e ka r­ .şı d a h a uzlaşma c ı bi r pol iti ka izlen mesi son u c u n a götürü­ yor; u c beyleri ise d a ha atı l g a n o i m a k � ereğ i n i d uyuyor­ l a r. Uc Beyl eri ta rafta r Vıe l i derleri n i n k ü ç ü k ve k i m se n i n -ci ddiye a l ma d ı ğ ı Pre'n s M e h met' i bu s ı rada hatı rlama l a r ı v e M u ra d ' ı n y ol u n u i zl emesi i h ti m a l i yüksek ve Kapı Ku l u .Pa rti si l i derleri n i n gözdes i Şehzade Alaatti n ' iın ö l d ü rü lm e ­ :s i ne bu s ı ra da kara r veri l d iğ i n i ta h m i n e d i yoru m ; olayların .man t ı ğ ı b u tah m i n i zorl uyor. İki Klıis1e'n i n ü nyonu , bütü n ü nyon tartış m a l a r ı i ç i n d e tek ol u m l u son uc u veri yor; b i r H a ç l ı · ordusu ' n u n k u rab i l d i ­ ·ğiınden söz edebi l i yorum . İ ta lya n, Fra n s ız, Al m a n askerle­ riyle takviye l i , Macar Ya naş H ün ya d i komuta s ı n d a k i H a c­ l ı O rd u l a rı , 1 440 y ı'l l a rı n ı n baş l a r ı n d a , T _ü rk · kuvvetl eri n e bü­ ·yü k yeni l g i l er tattı rıyorl a r ve zara r veriyorla r. Kra l Lad islav ile Yanoş, B u da 'd a esir a l ı n m ı ş T ü rk genera l lıeri serg i si •a cıyor; mora l yükseHyor. Ancak 1 444 Va rna yen i lg i s iyle, ta ri h öyl e gösteriyor, ista nıb u l ' u n feth i öncede n b e. i l i ol uyor.

istanbul'un Ya ğma Tarihi : II

«L.atin İstilasında_ Evler Yıkılıp Yakacak Yapıldı » İstanbul'd a avukatlık da yapmış olan Sir Edwin Pears'in 1903 yılında «Grek İmpara­ torluğu'nun Yıkılışı ve Constantinople'un Türkler Tara·fından Zaptının Hikayesi'> baş­ lığıyla yayınladığı çalışmasının Türkler'e sempatiyle yaklaştığını söylemek mümkün değil ; yine d e · 1204 yılında başlayan Latin istilasının sonuçlarını· yazmaktan geri kal­ mıyor. Yağmanın ve yıkımın, İstanbul'da ' Latin İmparatorluğu süresince sürdüğÜnü yazıyor.

'�

Sir Edwin, Latin istilasından önce Do ğu Ro­ ma'nın zayıf düştüğünü söyleıyerek başliyor: «İm257

F. : 1 7


paratorluk·, Asya' dan gelen sürül ere mukavem.e t ettiği v e böylece Avrupa için sağlam bir koru­ nak işlev i gördüğü son yüz elli sene için.de güç kaybetti» . Bunu, otuz yııllık saltanat kavgalan iz­ liyor. «Otuz yıl süre n saltanat savaşforı sırasın­ da p restij kaybına uğruyor» . Güç ve prestij kay ­ bı, Latin istilasını Jwlaylaştırııyo r. «Sonuç, tarihinde ilk kez, Kent'in zaptediz:­ mesidir» . 1 204 yılındh Haçlı Ordusu adı a ltında Latinler lstanbul'u zaptediyorlar. «Bunu, yağma Vf3 bu müthiş zenginliğin p ay ­ laşımı izledi; büyük bir, bölümü Batı'ya gitti, ama belki de daha büyük bir bölümü tahrip edildi» . Haçlı Lide rleri sarayları da paylaşıyorlar; Baki­ win' e iki saray düşüyor. «Baldwin' e Konstanti­ nople'un iki empe ryal' sa rayı ve kentteki ganime­ tin dörtte . birisi ayrıldı; geriye ka.lan dörtte üç de Haçlılar ile Venedikliler a rasında pay edilece kti » . Süre kli yağma ve katı kurallara . uygun ola rak süre kli paylaşım v a r. ·

Kentin zaptına katılanla r ;arasında tarihçi Villehard'ouin de var:· şunla rı kaydediyo r: «Dün­ ya kurulduğundan b e ri hiç bir kentte bu kadar çok ganimet olmamıştır. He rkes hoşuna giden evi aldı ve herkese yetecek kadar ev vard'ı. Yok­ sulla r birden bire. zengin oluv e rdile r» . Büyük bir servet .transferi söz konusu ediliyor. Ancak ilk ya ğma ile işler bitmiyor; Batılılar, .. Konstantinople'de işleye n bir yönetim kuramı­ yorla r: �Konstantinople'deri gittikçe daha moral bozucu haberler gelmeye başladı. Gel'i r her yıl azalıyordu. Avrupa'da toplanmış ola n para çok­ tan harcanmıştı ve şöv'alyele r, para için, umut­ suz çarelere başvuruyorlardı. Kliselerin ve kamu binalarının kubbelerindeki bakırlar, sikk e yapıl­ mak. için, sökülüyo rdu. Bpş evler yıkılıyor . ve e n258

"' -

'


kazı yakacak olarak kul.tanılıyordu» . Sürekli yı­ kım söz. konusudur. «Haçlıla. nn, lıentin en değe rli haztnesi say­ dıkla rı kutsal emanetler» de bir b'ir satılmaya başlandı. Konstantinop'de, Ba.Zdwin ve· diğe r ba­ ronlar paraya ihtiyaç duyuyorlardı: «Baldwin v e oo.ronların kol'ay kolay vazgeçemeyecekle ri hakiki haçların, mızrakla rın, süngerl erin v e diğe:r nesnelerin büyük bir bölümü satılıp paraya çev­ rilmek üzere Fransa,' ya gönde rildi» . Devletler a rası servet ve zenginlik ,transfe:ri de yapılıyor. «Kent G re kle r tarafından tekrar zaptedildi­ ğinde bir vira neye dönmüştü. Evle r, kliseler ve manastırlar haraptı; tüm iskan yerleri boşaltıl­ mıştı. Yangınlarda yık.ılan ve yenileri yapılma­ yan evleri n yerleri büyük çöplükle r olmuştu» . Gre,k ler, ooyındır bir kentten ç1;k'ıp bir pislik yuvasına dönüyorlar. «Av rupa' nın e n kültürlü ve e n uygar halkın­ dan oluşan kent halkı gitmiş yerine, başta Fran- t sız · olmak üze re bi r miktar, yabancı kofonist ta­ rafından yoksull.aştırılmış az sayıda zavallı Grek­ ler gelmişlerdi» . Cengiz'i n sürüleri, Büyük İra n uygarlığının ürünle rini tahrip eder sarayları yı­ karken, Haçlı vahşiler de Doğu Roma uygarlığı­ nın ürünle rini y e rte bir ediyorlaTdı. ·

«Yabancı. işgalc iler kenti yağma eder, Lisip­ pus'un bronz atlarını, sayısız sanat ürününü v e p e k çok değeri Batı'ya taşırlarken, bunlar v e elli sekiz yıllık işgal sırasında bunları izleyenler, zaptettikleri halkın sanatına karşı tak.ındııkları haka·retamiz cehalet ile, muhtemelen, yağma;ıa­ dıklarından çok daha fazlasını tahrip ettiler» . On Üçüncü yüz yılda Batı ile Doğu, İs:tanbul'da k·ar­ şılaştırtlacak olursa, Latinler'in Doğu Roma uy­ garlığı karşısındaki tutumları kızıl derilUerin be259

_,,


yaz sanat eseri karşısınıdaki vahşi şa ş kınııkla rına benziyor. «Lıa tin işgalinin impa ratorluğa verdiği en cid­ di zarar, Ortodoks Klisesi içind'e es· k i Ro ma'y a ka-rşı y a ra ttığı keskin antagonizm oldu» . Lati n i ş gali ile İsta nbul lula r Batı ile ünyonun anıamını öğrenmeye başladılar. « Ünyqn, iki kuşaklık bir zaman bo'Y'unca egemenliğini zorla kabul ettir­ miş olan bir yabancı kliseye gönüllü olara k tabi -oımak demeıkti» . Sokaktaki insan ünyon'u, artık, böyle anlı'Yordu. «Bu yüzden, din adamlarının ve laik halkın çoğuna göre, ünyon, a rtık bir esa ret rozeti oldu­ ğu için ·reddediımeliy'(J,i» . Yöneticile rin Batı'dan ya:rdım istemeleri ye bunun için ünyona razı ol- . malarına karşın sıradan halk ünyon'u b i r esa­

,

ret

·

·

arm.ası sayıyordu.

Kuwetterıiın Süırülüşü

1 439 Floransa Kon s i lıi i l e ünyon u n i mza tören i n de, i ki ·secki n isi m var; b ura da orta k o l a n yazg ı la rı k ı sa · b i r za ­ ma n son ra · ıb i rb i ri n i n k a rş ı s ı n a d i k i l i yor. Bun l a rd an b i ri s i Ka rdi n a l İsi dore'du r; Gr1ek köken l i v e Ki ev'de başpis-ko'." pos l u k ya pmış b i r di n a d a m ı oluyor. Kafo l i k Klises i ' n i n da­ vas ı n ı ben i msiyor ve Papa ' n ı n öne ml i a dam ı, ü ın yon uzma­ m ola ra k ü nyon işlerinde temsi l c i l i ğ i n i ü st l en iyor.

Diğ eri ise G eorg e Schol a ri u s'tu r; çok sayg ı n bi r İ s ­ tanbul l u ol a ra k İ mpa rator i l e· bi rli kte İ ta lya' ya g i diyor, i m­ zaya k a tı l ı yor, a n ca k cok ıkı sa bi r za man son ra hata yap­ mış -o lduğ un u ·a cı kl ıydr.- Sch o l a rius. 1 452 y ı l ı n da Aya Sof­ ya'da yapt l a n ve Ka rd i n a l İ s idore'uın Papa' n ı n tem si lcisi olara k hazı r b u l u n d u ğ u ü nyon töre n i n i p rotesto . ediyor; lsi-

260


d ore i l e Patrik Gregoriu s ' u n b i rl i kte yönett i k l e ri bu ayinde, Papa N i kola a d ı n a d u a ed i l iyor. Böylece İsta n bu l l u G rek­ l e r.i n çoğ u n u n h ı çk ı r ı k l a r i çi nde katı l d ık l a rı b u ayi n l e Or­ todoks Kl isesi , Katol i k ıKl i sesi ' n e bağ l a n m ı ş o luyor. Kuşatma s ı rası nda ·İ sidore, Konsta n t i n op l ' da d ı r ve bi r savunma böl gesi nde ıkom u ta n l ık yapıyor. Kent d üştü ğ ü nd e ve ha l k ve savu n mada ola n i a r k ı l ıç y a d a pa l a i l e öld ü rü ­ • ü rken ku rnaz İ s i dore, üzeri ndeki kard i1na l g iys i l eri n i der­ h a l h a l ktan bi risi ne g i ydi riyor, haçları n ı ta kıyor, ken d i s i ­ ne · y oksu l un g iysi leri n i a l ıyor; k ısa b i r za m a l1' i ç i nde T ü rk­ ·le r, yoksu l ista nbu l l u'yu İ s i d ore sanara k para m pa rça e d i ­ yorla r. İ s id ore, ıbi r gem iye b i n e b i li yor ve ita lry o'ya u l aşıyor: Avrupa'da, Teiba l d i i l e b i rl i kte arıti-Türk kampanya s ı n ı n sö;z­ c ü l e ri a ra sı n a g i riyor. George Schol a ri us , Fatih ta rafın dan patri k yapı l ı yor ve Patrik G e n n a d i u s a d ı n ı a l ıyor; · veorg i os Skolarios veya Patriık Yen a d i os da den iyor. Yeorg ios Skola rios , 1 452 yı­ l ı son la r ı n da ve 1 453 y ı l ı ,başın da, birleşmeye ve b i rl eş m e ta rafta rl a r ı na ka rş ı b ü y ü k ve s iyasa l b i r ka mpa nya d üzen­ l i yo r: h a lk, her g ü n Skola ri os'un ne ded i ğ i n i ö ğ renmek için ma nastı rı n ı n kapısın a koşuyor. Sko l a ri u s., daha son ra Zey­ rek Ca mi i yap ı l a n m a nast ı rı n a k a pa n ıvor ve her g ü n b i r · bi l d i ri hazı rlaya ra k m a nastırın ka p ı s ı n a as ıyor. K uşatmayı y a şa m ış tari h ç i " D u k a s' ı n yazd ı ğ ı n a göre George Schola­ ri us, m a nastınn ı n kap ı s ı n a ş u n ları asıyor: «Sef i l Biza n s l ı ­ l a r! A l l a h 'ta n ü m i d i n i zi neden kest i n i z d e Fren k l e ri n k uv­ vetle ri n e bel bağ l ad ı n ız ? B u n l a r ı n nes i n e a ld a n d ı n ı z? Kay­ bolacak ş eh i rl e b i rl i kte d i n i n i z i de kaylbed iyors u n uz» 11• Ta­ ri h çok a ç ı k ola ra k ortaya koyuyor; Konsta nti o op l ' u k u r­ ta racağı gerekçesi y l e m üh ü rl e n e n ü nyon , ta m ve en g erek­ li olduğu zaman d a ku şatma i çi ndeki kenti i ki ye bölmek­ ten başka bir son u ç doğ u rm uyor. Ünyon ta raftarları , Skol a rios i l e b i r l i kte b i rl eşmeye ke­ s i n kes karş t olan ve Dukas' ı n yazd ı ğ ı n a göre « İsta n b u l i ç i nde Türk sa rığ ı görmek Lati n serpuşu görm ekten d a h a iyid i r» d iyerek propa·g a n d a yapa n B ü y ü k. D ü k Lu kas No­ ta r.a s' ı n h üc u m l a rı k a rş ı ş ı n da n e yapacağ,ı n ı bi l e m ez h a l e

261


g e l i yor l a r ve s a d ece sami m i yetsiz o l d u k l a rı n ı i fa d e �derek . g örüş l e ri n i savu nabi l iyorla r. B u n l a r ş u g ö rü şlerle ken d i l e­ .ri ni savu n uyorlar: « Bize ka rş ı ta a rru? eden ve istanibu l ' u ta m a mi y l e yutacağ ı n ı ifti h a r i le söyleyen b ü y ü k e j d e r i , A l ­ l a h 'ı n n e yapaca ğ ı n ı görel i m d e , o za m a n katol i k i er i l e b i r­ l eşip bi rleşmeyeceğ i mizi görü rsü n üz ! » B u n l a r, «Büyük Ej­ d e r» M e h met teh l i kes i n d en k u rt u l d u k ta n son ra k l is e l e r i n i yeniden ayı raca k l a rı n ı söyl.emek istiyorl a r. Hal k ı n d u r u m u n u ise, y i n e D u kas'ta n , a kta rıyoru m : « İ sta nbu l a ht:ı l is i , g üya i k i k l.i se n i n b i r l1e şti k l eri g ü nden itiiba ren, Büy ü k Klise Aya sofya 'ya , M us evi l eri n havra s ı i m i ş g ibi , g i rmekten .çeki n i·y orlard ı » 1'.!. Sko l a r i os .' u n s i yasa l h a ­ .raketi h a l k ı etki s i a ltına a lıd ı . Ra h i be l eri n b i r !bö l ü m ü d e Skqlıa rios' u n yan ı nda yer a l m a ya baş l ad ı ; çok sayg ı n b i r :rah iıbe, ü nyond a n s on ra , « a rtı k oruç tutmayaca ğ ı m , et y i ­ yeceğ im, T ürk g iysi l eri g i yeceğ i m ve M u ha mmet'e kurba n _k eseceğ i m» d:iyerek bağ ı rıyor. Kent tü m üyle i kiye böl ü n ü­ yor (*) ; b i r tarafta zeng i n l e r ve a s iH e r, d i ğ e r yanda da yoks u l ha l k yer a l ıyor. Bu y ı l , 1 452 y ı l ı , ayn ı za m a n d a M e h met' i n Boğazı da i kiye :bölmek i ç i n h a rekete g eçtiğ i yrl d ı r; İ ki n c i M e h met, B i r i n c i Bayez i t' i n yaptı rd ı ğ· ı Anadol u H i s a rı ' n ı n ka rş ı s ı n a , z a ma n ı nda «iBoğaz Kesen » a d ı ıy la b i l i n en ve Grekçe söz­ c ü ğ ü n öze l l i ğ i n edeniy�e _ « Ba ş Kesem> ola ra k da a n la ş ı l a n ka l eyi yaptı rıyor. Bug ü n Rum e l i H isarı d e n i l en Boğaz Ke­ sen ·Ka l·e s i ' n i n Boğaz trafi ğ i n i ve öze l l i k l e Konsta ntin op l '-: ' u n k u şatı l ma s ı ha l i n d e Karaden iz'den g e leb i lecek ya rd ı m ı ıkesi n Hkle d u rd u ra b i lecek b i r yere diki l d i ğ i kon u s u n d a h i ç ıbi r ta rtışma yok; s o n İ mp a rator Konsta riti n , . b u k a l e n i n · yapım ı m ö nl e mek i çi n , n e rede i s e· Meh m et'e ya l�a rıyor.

( * ) «Bu üzücü durum, asillerin ve genel olarak yüksek sı­ nıfların yurt sevgisi ve siyasal akıl eksikliği yüzünden daha da kötüleşiyordu». Chedonul Mijatovich, Constantin Palaeologus The Last Emperor of the Greeks 1448-1453 - The Con­ quest of Conctantinople By the Turks, Cfıicago, 1892, s. 125.

262

1


BOZU lıJ.#lt

••

...

b

,,1

.�

••

KARACA

PA Ş4 0 o.

o

YEKİÇllİLZR1t

BASI bO ZUICLAR D il

tt

I'\.') O> VJ

İ SJ!il J'AŞ.l VE

.U.ADOLU

ıaJ'VHTLil1

1 1 1 ' ' \·

�·

:.

İ1 A P.. !-1A R A . [J E /'/iZ /


N icolo Barbara d a , k uşatmayı vaşoyo.n lor orası n da yer a l ı yor; Verıed i k l i ve Cenevizlerden n efret ediyor. « İsta n bu l. Kuşatma s ı G ü n l ü ğ ü » o l a ra k kaJem? a l çf ı ğ ı ve bug ü ne ka­ dar ka l a n n otla r ı , T ü rk ler kada r Vened i k' i n can d üsmam Cenova ve kuşatma içi ndeki · cen evizlere kini serg İ l i yor;· lbu n e d en l e b u d eğ e rl i g ü nl ü ğ ü n g üven i rl i k değe ri n i önemli ö l ç ü d e aza lt ıyor. ·

"

« i n M a rc h , 1 452, Ma homet Bey the Turk set a bout: b u i l dı i n g a t i r:ı e castle six m i lıe s from Constanti nople to­ wards the mouth of the B l a c k Sem) 13. Türk M e h met Bey,, Kara d e n i z ' i n a ğ z ı n a doğ ru i sta n 'b u l ' d a n a ltı mi l uza k l ı kta .. g üzel ıbi r ka l e yapt ı r maya baş l ı yor. Çağdaş D9ğ u Roma ve Avrupa kayn a k l a rı g e n e l l i k l e, M e h m et'te n , . «Tü rk» o l a ra k söz ediyorlar; M e h met, Biza n s'a öz� n erek i smi n i n baş ı na «Gra n d.» ya da « Mu azza m» sözcüğ ü n ü de e k l em eyi terc i tl ett i ğ i i çi n de çok zaman «Büyü k Tü rk» diyorl ar.

.

İ şte İ mpa rator Konstanti n ' i n b ü y ü k bi r çares i z l ik l e k l i ­ seleri n ü nyon u n u pekiştirmek i ç i n Roma i l e Nova Romo a ra sı nda d elegasyon trafiğ i n e g üv e n d i ğ i 1452 y ı l ı nda ve · öze l l ! kle yaz m d a M e h met, Boğaz Kesen Kal esi ' n i n ya p ı m ı­ n ı tam a mlaya bi l mek i ç i n olağan üstü çaba h arcıyor ve a n ­ g a rya d a h i l her tü rl ü zorl a ma d a n kaç ı n m ıyor. Ba rba ro yazı yor: «Bütün Ağ ustos . dyı : b oy u nca, 1 452 y ı l ı n d a , bu k a l e i n şa ed i l iyord u ve çok a ç ı k b i r b i ci m de, Konsta F1ti n opl'u, o l ma k amacıyla yap ı l ı yord u » . Ve bu s ı ra da Konsta n t i n op l ' da h ü k ü nldar b i r Konsta n tin'd i r: . Öyle a n l a ş ı l ıyor; İ sta n b u l l ul a r bat ı l i n a n çl a rı çok o l a n bi r k e n t hal k ı d rr. Batı l i n a n çları n ın çoğ un un ç o k e s k i y ı l - . l o rd a n g e l, d i ğ i n i san ıyorum ( * ) ; çök ü n tü n ün ya f<foş m a s ı pek çok batı l itikatın ortaya _ ç ı k m a s ı n a da yol açıyor. B u n l a r-·

.

( * ) Konstantin.o pl, 29 Mayıs ı45,3 tarihinde Salı günü zap,­ tediliyor. Türkler'in yaptığı büyük ve acımasız katliamın üzün­ tüsü ile olmalı ; yıllar yılı İstanbullu Grek kadınlar, salı. günü­ nü uğursuz sayarlar, çamaşır yıkamazlar, makas kullanmazlar. Başka 9 alışmalarımda da yazdım, tekrarlıyorum. B �tıl inan""'. cı bile, kültür türünden, yabancılardan «alırız» ; Türk Istanbul­ lular da salı gününü uğurs u z sayıyorlar.

264


1 .

d a n .b i ri s i , İsta n b u l ' u n a s ı l. k u rucusu B ü y ü k Konsta nti n ol­ duğu i ç i n , h e r h a l de, İ sta nbu l l u l a r, Konsta nti n op r u n , baş-·

la-rı n d a k i h ü kümd a r ı n. od ı n ı n K on sta n t i n o l d u ğ u b i r b a şka» za m a n d a y ı k ı l a ca ğ ı n a i n a n ma ya başl ıyo rl a r. Ş i m d i Kons­ ta n t t n h ü k ü m d a rdı r:

M eh met' i n B oğ a z Kesen ' i ya ptı rd ı ğ ı s ı ra ö a l m pa rator­

Korysta n ti n ' i n ne yaptığ ı n ı , B a rba ro' n u n g ü n l ü ğ ü nden a k ­

ta rmak

d u rum u ndayı m :

«The

E mpero r, w h o fea red

h i s�

.e n e my the T u rk , s e n t p rese nts every day to h i m wh i l e thec·

castl e was ıb e i n g b u i !t. a n d every d a y h e1 sent e m ba s s i es . a n d a l i th i s the e niperor d i d from fea r» 14. Konsta n t i n kor-­

k u yot ve i n ş a a t d eva m ede rk,en T ü rk M e h mef e, h e d iye,. ü s t ü n e hed iy'e ve h eyet a rk a s ı n d a n h eyet g ön d e ri yor; kor­

k uyor ve i z l e n ecek başka b i r yol b u l a m ıyo r.

Doğ u Roma ' n ı n son i mpa ratoru Konsta n ti n , İmp a ra to r·

M a n u e l ·i l e i mpa ratori çe İ r·e n ' i n on

c

oc u ğ u n u.n s eıki z i n c is k o l a ra k 1 404 y ı l ı n da dü nyaya g e l i yor; tahta g eç m e k t ür ü n -�

d e n h i ç b i r heves i n i n bu l u n m a d ı ğ ı kayd ed i l ivor. B a s it , d ü ­

r ü s t b a şka l arı n a yard ı m ı sev e n , a c ı k k o n u ş m a yı s even b i r

Biza n s p re n s i o l a ra k b i l i n i yor; ka rdeşi De metri u s tahta;\ g e ç mek i çi n çok daıha h ı rs l ı d a v ra n ı yor. De metri us' u n 'l:� i r· ön e m l i gerekçesi va r; !ba b a s ı M a n u e l i m para to rken , d o l a ­

y ı s ı y l a « p u rp l e» yata kta dü nyaya g e l d i ğ i n i , Konsta n ti n ' i n1 i s e böy l e o l ma d ı ğ ı n ı i l eri s ü rüyor. Bu g e rekçed i r; a nc a k

D e metri us i l e Konsta nt i n a ra s ı n d a k i ta h t ta rt ı ş m a s ı , De-­ metri u s ' u n Türkofi l ve· Kon sta nt i n '·i n y u rtsever o l m a s ı n d a n d oğ uyor. Dernetri us, Doğ u ' d a n ge len b üyü k · g ü ç'e, T ü rk­ · l e ( ' e, s ı ğ ı n a ra k ta htı n d a k a l may ı· p l a n l ıyor ve De m etri u s. i l e Konsta n ti n a ra s ı n daki ta h t ta rtışma s ı i sta nbu l 'd a Tür;...

k of i l ve Türkofob h izbi n m üc a de l es i n e dön üş üyor.

i sta n b u l 'd a , tü rkofob h i z i p , Türkleri sev m eyen l er fra k.; .

s i yon u , kazan ıvor ve Konsta n t i n , b e l k i d e son u n c u o l d u '­

ğ u n u sezerek, Doğ u Roma ta h t ı n a ç ı k ı yor. İ y i b i r i n s a n d ı r;­ ka rd e ş i Demetri u s ' u öl d ü rm üyor ve v a l i y a p ı yor.

· T ü rkofob Konsta n ti n , baz ı a ra şt ı rm.a c ı l a rı n k u l l a n d ı k-­

l a n ıbi r n i telem e i l e «Grek l eri n Son i mpa ratOru» , y u rd u n u:

0

savu n m a d a ça res iz l i k ve 9 csüz l ü k i l e ka rŞ ı ı a şt ı ğ ı

i çi n ,,.

B a t ı 'n ı n , Roma ' n ı n oyu ncağ ı o l m a yazg ı s ı n ı d eğ i şti re m i -

265


yor. H a g i a Sofia'd a , O rtodoks Grek l e'r i n b u g ü n bi l e h a t ı r­ ,ı a m a k i stemed i k l eri ü n yon ayi n i , Konsta n ti n ' i n h uzurunda yap ı l ı yo r. Anca k T ü rk kuşatm a s ı : S o n İ m pa rator - Ko n sta n ti n ' i n kork u s u n u n kendisi i ç i n d eğ i l h a l k L v e Gre k l e ,r' i n , be l k i d e h i ç b i r kenttn tan ıma d ı ğ ı ıb i r · yoğ u n l uk v e tutkuyla, bağ l ı ·old u k l a rı l sta n bu l i ç i n , o l d uğ u n u g österiyor. Kenti tes l i m etmesi ha l i n de sağ o l a ra k v e bütü n servetiyle b i r l i kte i s­ tedi ğ i yere · g i d e b i leceğ i haberi n i gönde ren B ü y ü k T ü rk ' e s o n ceva b ı ş u d u r : «Artık d ön üyoru m ve ya l n ızca Ta n rı 'ya pa k ıyoru m . Eğer bu kenti n Sen in o l ması O ' n u n i radesi ise, O'n u n i ra d e s i n e ka rş ı çı kacak k i mse nerede d i r? Eğer O, Sen ' d e ba rış duyg u la r ı ya rata bi l i rse' sadece m u t l u o l a ca­ ğ ı m. B u n u n d ı ş ı n da Sen i , bütü n yem i n l erinden ve ben i m le yaptı ğ ı n a n laşma l a rd a n serbest b ı ra kıyorum ve başkenti- . m i n k a p ı l a rı n ı kapatıyoru m ; ha l.k ı m ı , ka n ı m ı n son da m la s ı- . na kada r, savunaca ğ ım ! E n Ad i l , En Büyü k Ya rg ıç, 1i ki m iz i bi rd e n Ya rg ı lama K ü rsüs ü ' n ü n ön ü n e çağ ı rı n caya k a d a r .mutl u l u k i ç i n d e sa lta nat s ü n> . Konsta nti n , sadece M e h met'e bu haberi g ön d ermek l e ka.ı m ıyor; kuŞatma n ı n her a n ı n da �kaçma s ı i ç i n ken d is i n e zorlaya n l ara ve b u n u n i m pa rator­ !,l u ğ u :koru m a k i ç i n g e rekn old u ğ u n u l i e ri s ü re n l ere, h ep ·k arş ı koyuyor; h a l kı i l ı e b i rl i kte öl m ek ,i sted i ğ i n i tek ra rl ı­ -yor. T ü rkler' i n i sta n bu l "a g i rd i ğ i n i ve katl i a m ı n başlad ı ğ ı­ :m g örünce, « Beni öld ü recek b i r h ı ri stiya n yok m u ?» diye . -ha ykı �a ra k a ğ l ad ı ğ ı rivayet e d i l iyo r. İ ki yen i·ç eri daha son­ ra Konsta nti n ' i ö ld ü rd ü kl eri n i i dd i a ederek b a h ş i ş a l m a k ·:i stiyor; ba h şi şleri veri l iyor. Kon stanti n ' i n ölüsü , aya k l a rı n ­ �da k i ayakka b ı d a n tan ı n ıyor; Büyük D ü k Lu kos N ota ra s te'ş­ \h i s.e yard ı mc ı o l uyor. Baş ı , öl ü v ü c u d u n da n ayrı l ı yor; bu1g ü n Cemıb erl itaş o l a bi l ecek ola n yerde d i k i l i taş l a r ı n b i ­ risi n i n tep esi n e a s ı l ı yor. İ sta nbu l l u l a r o g ü n Konsta nti n '­ , i n g üzel baş ı n ı , b i r d i k i l i taş ı n tepes i n d e ve korkuyla sey­ redivorl a r. Son ra Konsta n ti n ' i n baş ı n ı n i n d iri l d iğ i , tem iz l e n ­ 'Cf i ğ i , kok u l a r s ü r ü l d ü ğ ü ve iyi b i r kutu n u n' i ç i n e kon a ra k d i ğ e r müs l ü ma n devletle ri n i n e m i r l e ri n e g ön deri l d i ğ i riva ­ yet edi l iyor; hepsi · teker teke r Konsta nti n ' i n baş ı n ı seyre-diyorlar. 266 ·


Yen i l meye m a hk u m ; h a l k ı böl ü nm ü ş ve ayrıca kent i n j çi n e yerleş i k , savu n mada önem l i bir ıol oyn amaya aday Vened i k l i l er i l e C e n evizler b i rbi ri n e d ü şm a n d avra n ıyorlar. Nerede ise si l a h ları n ı T ü rkler yeri ne bi rb i ri n e çevi rmeyi ter­ c i h ed iyorl a r. Kuşatma s ı rası nda Doğ u Roma askeri .g üc ün d e n söz etmem ger,ek i yor; On Dokuzuncu yüz y ı l b a ş ı n da T ü rk ,ord u s u n u n d u r u m u n u hatı rl atab i l fyorum . Da ha önce de d eğ i n d i m ; T ü r k l e r i n yen içeri a d ıy l a uyg u l-a maya koyd u k l a ­ r ı d üzen , Doğ u Rom a 'd a v e gene,! ola ra k Roma'da h i ç b i r .z a m a n mevcu t olm a d ı . Bu t ü r b i r ayrı l ı k va r; a nca k bu n u n d ı ş ı nda s i la h l ı k uıvvetler, · eya l etten g e l e n l e r v e merkezde . düzen l i o l a ra k var olan b i r l i k l e r olara � i k i a y rı g üçten o l u ­ ş u yor. B u ya n ıy l a Osma n l ı s i la h l ı kuvvetl eri n i n k u r u l uşu i l e özdeşleş m i ş o l u yor; merkezde var ola n b i rl i k l e r, Doğ u Roma 'n ı n pa rq l ı askerl·e ridir. Doğ u Roma ' n ı n para l ı askerleri ı rk l a r a c ı s ı n d a n b ü y ü k bi r çeşi tl i l i ğ i ser,g i l iyorl a r: N o r ma n , İ n g i l iz , R u s , Gürc ü , . �Ala n , E rm e n i , Pecenek, T ü rk , Ara p l a r, Doğ u Roma o rd u ­ s u n u n pa ra l ı a s ker b i rl i kl er i n i meyda n a g eti riyorla r15• Ya l­ :. n ız zaman i çi nd e s i l a h l ı kuvvetler, T ü rk o rd us u ' n d a k i n e �benzer b i r değ i ş i m e , uyg u n sözc ü k l e dejenera syona u ğ ru ­ y o r ; önce, eya let kuvvetl e ri d eğ e ri n i yiti ri'yor ve ıkom_ş u la ­ rı n ı korkutmayan bi r g üç d u ru m u n a dön üşüyor. Son ra p a ­ rn l ı · a skerler boz u l uyor v e Doğ u R o m a Hazi n es i , p a ra l ı ·a sker ıbesley�meyecek kad a r yoksu l l a şıyor. Gra nd C9mıpa n y, ya da Kata l a n Şi rket i , a rt ı k Doğ u . Roma'n ı n ken d i s i n i n d üzen l i o l a ra k besleyerek t uttuğu b i r g üç d eğ i l v e1 t ü mü y l e k i ra l ı k para i ı askerlerd i r. B u h a l le­ riyle s ü rekli ve d üzen l i pa ra l ı a.ske rl e rd e n ya da d e j e n e ­ rasyon aşama la rı n d a. pa ra l ı a s ker kategorisi n i n d ış ı n a c ı ��ka maya n yen i çeri lerden d a h a ta h ri p k a r v e bozucu davra­ n ı yorla r ( * ) . O kad a r öyle ki Si r Edw i n Pea rs b i r yerd e •

_

( * ) «Hükümdar devletin güvenliğini paralı askerlerle sağ ­ . lamak isterse hiçbir zaman güvence içinde .olamaz. Çünkü bun­ --ıar arasında birlik yoktur ; haris, disiplinsiz ve sadakatsizdirler. �Dostları arasında yürekli, düşman karşısında korkak olurlar» . «Barışta qnlar tarafından, savaşta düşman tarafından so ­

�yulursunuz».

267


·

yap m ıştrn 18• H ıristiyan h a l k l a rı n topra kl a r ı n a yerleşen ve ·h ı ristiyan h a l ktan esi r alan T ü rk b ey l ik l eri , yeni çeri d üze­ n i n i yen i den k eşfe d iy orla r; h ı ristiya n çocu k l a rı n ı devş i re­ rek m üs l ü ma n T ü rk savaşcı yapmayı den iyor l a r. Yen i çeri l ik düze n i n d e' T ü rk l e r' i n mod e l i y i n e kend i l e­ r i d i r (* ) ; tekrarlamak pahasıha da olsa bu düzen i Türk­ · l e r' i n ken d i köl eHk dön e m i nde öğ ren d i k l e ri n i bel i rtmek d u ­ rum u n dayım. İ lık ve b i r k u ru m ola ra k u yg u la ya n l a r M eml ü k Dev leti ' n i k u rab i l m işlerd i r; M em l ü k D evleti, T.ü rkler' i n köle d evlet i n i a n latıyor. . Orhan 'ı n Osma n oğ l u d üzen.i n e i th a l ettiğ i k a b u l edi ­ l-en ti m a r siste m i , esası n da , m ü s l ü m a n kolon i l er ya ratmayı ama çl ıyor; hep ıBatt'ya doğru kaya n u c topra k l a ra her ta rafta n g e l ecek serüvenci ve savaşcı müsl ü m a n l a ra yen i topra klar, ti m a r ola ra k dağ ı tı l ıyor ve ka rş ı l ı ğ ı n da savaşcı s i p a h i· beslemeleri iste n i yo r. B u n l a r yen i asi l l erd i r; daha s onra i s e b u n l a ra M i.h a l - oğ l u ve M a l koç-oğ l u örnekleri n ­ d en b i l i nen m ü s l ü m a n ola n h ı ristiyah asi l l e r katı l ıyor v e Osma n oğ l u Tra kya v e B a lka n ları fethed i n c e ti m a r veri l e-

c * ) Timarlı birliklerin ise, hiç bir özgün_ yanı yok ; evren­ sel bir niteliği var. Bunları uc topraklara uygulanmış feodal kurum saymakta en küçük sakınca yok ve Doğu Roma İmpa­ :ratorluğu'nda akritoi adıyla önemli ·bir işlev görüyor.. «Müslüman dünyanın her köşesinden serüvencileri çeken askeri kolonizasyon planının tasarlanması onuru Orhan'a ve­ riliyor. Ganimeti bir yem olarak kullanmanın ötesinde Orhan zaptedilen toprakların fethedenler arasında paylaşılmasını d a uygulamaya koydu. Kendisine timar verilen, bunun karşılığın­ da belli sayıda tümüyle donatılmış sipahiyi devlet hizmetine vermekle yükümlüydü�. «Bu haliyle proje sadece, zamanın gıcırdayan- Avrupa fe­ ' odalizminin kopyesi olarak görünüyor. Ancak kurnaz Orhan, sonucu ,tümden değiştir�n iki değişiklik yaptı. Birincisi, vasal­ larından timar sahipleri, y.k.) gerekli görüldüğü sürece hizmet vermeye razı olmalarını istedi ve böylece sınırlı askeri hizmet tehlikesini bertaraf etti. Daha ·önemlisi ve ikincisi, timarda mirası kaldırarak daha sonraki asalet sahibi kuşakların mer­ kezi otoriteye kafa tutacak kadar güçlenmelerini önledi» . ·

Lynn Montross, War Throitgh the Ages, N. Y., 1960. s. 216.

269


cek h ıristiyan a s i l l erden m ü s l ü ma n olm o f a rı bi l e i ste n m i­ yor. Yeni çeri l i k düze n i i se B i ri n c i M u ra d ' ı n , ka rş ı· laştığ ı a s i ­ m i lasyon soru n u n d a n doğ u.yor; ö n c e bi r m u hafız a layı büyük l ü ğ ü nde•, e mi ri n s a rayını ve kend i s i n i koruyaca k ka­ d a r b ir kul ord u s u k u rm a k i ç i n h ı ristiya n erkek çoc u k ­ l a rı d evş i ri l i yor. Başl a n g ı çta Gel i bol u devş i rm e merkezi i ş l evi g örüyor; beş h ı ristiya n coç u kta n b i ri s in i n s a raya m uhafız ola ra k yetişti r i l mesi yasa h ü k mü h a l i n e geti ril i­ yor. Esi rleri n beşte b i ri s i söz kon u s u olduğu i çi n b u na « Pe n c i k Yasas ı » , m ü s l ü m a n l aştı n l a n h ı ri stiya n esi r ço­ c u k l a ra da « penç.i k oğ l a n l a rı» da d en i l ebi l i yor. Başlang ı·çta ·y al n ızca s a ray m u hafız a l ayı o l a ra k ye­ tişti ri l m i ş o l d u k l a rı m, yen i çeri leri n , B i ri n c i Bayezi d ' in ö l ü ­ m ü n d e n son ra ortaya ç ı k a n i ç savaşta ve sa l ta n a t kavga ­ l a r ı n d a h i ç öne m l i b i r ro� oyna ma mı ş o l m a la r ı n d a n d a çı­ ka rma k mü mk ü n g ör.ü n üyor; daha sonra ve öze l l i kle İki n- · c i M eh met zama n ı n da önem kazan ıyorl a r. Anca k model , Abbas i Hal ifeleri ' n i n uzun y ı Ua r k u l l a n d ı k l a rı Köle Türk a s ke rl e ri d üzen idir. M avera ü n n eh i r'den satı n a l ı na n T ü rk esi rleri , Arap E mi' rl eri ' n i n saray ı n d a b i r t ü r pa ra l ı a sker­ l er olarak h izmet ediyo rl a r; a s i l asker a i l el e ri n i o l u şturu­ y orla r. Akta rıyoru m: «The mamluk m i l i ta ry-s lave i n stitution i s , g e n e ra Hy spea k i n g , a n excl u sively M u s l i m pheno menon; in any case, it h a s n o pa ra l lel worthy of na me· outs i de the M usl' im world» (* ) . Köle a s ker i s l a m ı n bi r b u l uş u d u r; «Abbas i H a l i fe l eri dönemi n i n başl·a ması i le, isl a m ı n s i l a h­ lı k uvvetleri n i n i ra n l ı·l a ştırı l ma s ı , i ra n i zation ve meml ü k l eş-

(* ) cGenel olarak söylediğinde .memluk askeri köle kuru­ tümüyle bir mıüslüman olgusudur. Her halde, islam dünya­ sının dışında bu ismin kullanılmasını hak eden bir benzeri yoktun. mu,

David Ayalan, Preliminary Remarks on the Mam ­ Zuk Military Institution in Islam, V.J. Parry - M.E. Yapp, eds., War, Technology and Society in the MiddZe East, Oxford University Press, 1 975, içinde, s. 44. 470


t i ri l m es i , m a m l ukizati o n , s ü reçleri büyü k ö l ç ü d e h ızla n -­ d 1 » 19. B i r y a n d a n İ ra n usü l l eri· n i takl i t ve d iğe.r y a n d a n köl e : a s k e r k u l l a n m a g e lıi ş i yor. İ s l a m , esi r Tü rkl e ri b ü l uğ çağ ı nda a l ıyor ve i s l a m l aş-­ t ı ra ra k asker o l a ra k yetişti riyor. Türkler, d i ğ e r ı rk l a r a ra - . s ı n d a , en i yi k ö l e asker o l m a l a rıyla derıh a l sivri l i yorl a r ve b u kadar net bir d u ruma yol acıyor ki, «Tü rk» ve « Mem-­ fük» a d la rı ayn ı . a n l a m a g e l i yorl a r. Dav i d Aya l on , aynı ca- ­ l ı şmas ı n d a , ş u n ları yazıyo r: « Fu rthermore,. they were con­ s i de red , from tıhe outset, to be of the same stock (m i n.. j in s wah i d } as the T u rk s a n d the maml u ks (whose m est common n a me at that ti m e was T u rk or Atrati } a nd , there - ­ fore, a n u ltimate s o u rce of stre n g th to l s la m » . T ü rk kö- ­ l e ask erler, · İ sl<l m' ı n g ü c ü n ü o l u ştu ruyorlar. :Bu k on uda. b i r kuşkuya yer o l m ad ı ğ ı n ı sa n ıyorum; b i r · başka · a raştı rıcı d a , <tjb u döne m d e T ü rk l e r b i r etn i k g ru p ola ra k en g.öz d e köle askerl e rd i ». d i y e yazıyor ( * ) . H i ç· kuşku yok, ıB i ri n c i M u rad, h e m a s i m i l asyon s oru n u n u cöz- ­ ı�k ve h e m de s a ray m uhafızları yetişti reb i lm e k i ç i n ön ü n ­ d eki b i r m odel· e ba k ıyor. Yen i çeri kuru m u n a mod e Hi k eden m em l ük a skerleri­ nin üstü n savaşc ı lar ola bi l d i·kl e ri , g en e l l i k l e, kab u l edi l i­ yor; a nca k yen i çe ri l eri n savaş g üc ü kon us u nda ya l n ızca b i r ede biyat va r. Bu edeb i yat ayı k l a n d ı ğ ı za ma n yen i çeri ' g ü ruhu n u n h i ç bi·r zam a n savaş tari h i nde b i r yeri o l a m a ­ yaca ğ ı s on uc u n a varıyorum ; b<lş ın d a n b e r i bcışarısız sa­ vaş bi rl i k leri n i meyd a n a g eti riyorla r. Daha sonrak i y ı l l a rd a , O n Yedinci yüz yıl ı n baş ında , . y e n i çe ri ·g ü ruıhu b i r savaş a n ı n da Batı l ı karşıtla rı n a ya l n ız­ ca k omi k görü nüyor; Leopol d Von Ran ke, bu dön e m l e i l-( * ) «Paganların yaşadığı stepler sınırın hemen içindeki · esirpazarlanndan satın alınan bu Türk esirleri doğrudan doğ-· ruya Bağdat'a ve Hallfe'nin diğer büyük kentlerine gönderili- yordu». C.E. Bosworth, Recruitment, Master and Review in Islamic Armies, V.J. Parry-M.E. Yapp, eds., war, Techonogy, and� Society in the Middle East, op. cit., içinde, s. 65. ·

271.


ı:g i l i · o l a ra k , «Yen i çeri l e r Avrupa l ı l a ra a rtık s i la h l a rı y l a de­ , ğ i l , ya lnız h eybe'1le ri ve b ağrı ş l a r ı y l a dehşet , sa l m a ktan .b aşka b i r şey y a p a m a z g ö rü n ü yor l a rd ı ,» d iyor. Von R a n k e . ş u n l a rı ek lıi yor: «Türkl eri n h a rb n iza m i n a ba ka n Avru pa­ . l ı la r, b u n l a r ı n h a l i n i bir boğa n ı n oraya :bü ro ya s a l d ır m a s ı Ne zahi rde teh l i ke l i görün m ek l e bera b e r . a kı Hı c a v e bece­ .rik l i ıc e h a reket s u reti le çok daha a z kuwetl i bi r sa h ı s ta ­ rra f ı n d a n yen i lım es i n e 'benzetiyorla rd ı » . Böy l e bi r . d a h a s on ra orta ya ç ı k tı ğ ı n a i n a n ı l ıyor. ·

.

d u ru m u n

Ayrıntı l ı bi r a ra ştırm'a y a d a ya na ra k söy l emek d u ru­

;mun d a değ i l i m; a n c a k bu ç a l ışma i çi nd e b u l g u l a rı m, ye­ Kn i ceri g ü ru h un u n ba ş ı n d a n i ti b a re n beceri ksiz, sava şm a k­ tan çok k a ç m a y ı d ü şü n en b i r s ü rü old u ğ u izle n i m i n i ve­

.riyor. Diğer ya n d a n hem Osma n l ı ta kvi m yazıcı l a rı n ı n h e m d e b u n l a rı n ·i z i n d en pek a yrı l a may a n modern Tü rk ta ri h ç i ­ l eri n i n , kuru l u ş ve yü ksel m e d ö n emi n d e Osma n l ı s i l a h l ı

kuvvetl eri n i n yen i lıg i l e ri n in ü s tü n ü örtmek i çi n o l a ğ a n ü s t ü b i r c a b a ve .v urd u mduym az l ı k gösterd i k l eri b i l i n i yo r; i k i n · c i , M u ra d ' ı n za m a n ı n d a , ta kvi m yaz ı c ı l a rı i l e t a r i hç i- l e ri n '. g iz l ed i ğ i peık çok yen i l g i o rtaya ç ı k ıyor.

Bi ri n c i Se l i m' i n Şa h i s m a i l ' i n üzeri n e y ü rü rke n y e n i ­ ,.Çeri l e ri n savaşta n ka çma k i ç i n düzen l ed i k l e ri g österi l e r, :ib e l k i d e, hem s av a ş ı n ' son u cu b a ş a rı l ı old u ğ u ve h e m de · , Se l i m' i n erkek l i k üze r i n e. n utku n u n d u y u rul ma s ı i s te n d i ğ i , i çi n y az ı l m ı ş ol m a l ıd ır ; a n c a k n e d e n ne ol u rs a ol s u n , ye­ m i çe ri g ü ru h u n u n sava şc ı ol ma d ı ğ ı n ı d a g österiyor. Fa­ tih ' i n B el g ra d yen i l g isi üzeri n d e ise pe k a z d urul uyor; iiFati h ' i övm ek i çi n yaz ı l m ı ş bir ça l ı ş ma d a n bi l e bu ra d a y e n i çe ri l eri n sava ştan kaçma l a rın ı n örn e k i eri n i b u l ab i l i ­ · y oru m . Böy l e b i r k a y n a kta n a kta rıyoru m: �< Padi şa h d a h a :·f azla sabre d e m i ye re k coştu, h a yık ı rd ı ve ya n ı n d a byl u n a n

··y en i çeri a ğ a s ını fen a h a l d e h ı rp a l a d ı ; ç ü n k ü ye n i çe ri l e r ımeyda nda yoktu , Türk ord u s u d ağ ı l m ı ş, piy a d e ve s üv a ­ jri l er b i re r ta rafa s ı ğ ı n m ı şl a rd r n 20• i sta nb u l ' u n feth i n d en dört "Y ı l son ra , . yen i çeri o rdus u , B e l.g ra d ö n ü n d e bü y ü k b i r m o­ - ra l s iz l i k ve becer i si z H k serg i l i yor. Fati h , 1 475 y ı l ı n da Boğ d a n 'd a d a b ü y ü k b i r yen i l g i ta­

�diyor; a y n ı k a y n a kta , « R a k ov i tza den i l en bu yerde yap ı l -

272


mış o l a n savaşta T ü rk ordu s u b üy ü k b i r mağ l ubiye te uğ­ rad ı , a skerl e ri n i n bir çoğ u ba k.atl ı kta boğ u ld u» d iye . ya. . z ıyor21• Yen içe ri l e r t ü m Batı l ı kaynaklarda birleş i l d i ğ i tür,. ,d en , i l k g ü çl ü kl e r karş ı s ı nda . kaçmayı seviyorl a r. Ra ko­ v i tza yen i lgisi şöyle q l uyor: « Pa d işa h yen i çeri lerin i lerle­ mes i n i e mrett i . Ye n i çe ri l e r a l d ı k lcı rı emre uya ra k top ate:. şine rağ men . s a l d ı r d ı l a r ve ara bo l a n n teş k i l etti ğ i hatta .g i rd i l er. Ancak bazı kayna k l a ra g öre bu m ü th i ş top · ateşi- · n i n karş ı s ı n da yeni çeri ler yerl ere kapa n a ra k i l eriye g i tme­ mek g ibi bir hal a l d ı l a r. Ş i m diye kada r görül mem i ş olan ·bu h a l den ötü rü Fati h S u l ta n M ehmet' i n ca n ı çok s. ı k ı l m ış ve Yen i çeri Ağa s ı Trabzon l u M e hmet Ağa 'y ı yan ı na çağ ı ­ ra mk ' b u· oğ l a n la r n e aceıb i ş itd i l e r, d i l averl i.k kemerin k u.:. ş a n a n böy l e mi i der' d iye aza rl a m ı ş ve atım Boğ d o n l ı lar ' üzeri n e s ü rm üştü » . üstü n ü n örtü l m e k ve g e rekçe· b u l u n ­ ma k i stenm1e sin� ka rş ı n , yen i çerner, k a çmaya baş l a m a d a n önce vere kapan ı yorl a r; Fati h d e ' « b u oğ l a n l a r a caba n e iş vap ı yorlar?» d iye sorm a k zoru n l u l u ğ u n u d u yuyor. Baş l a rda ki yayg ı n başa rı , yen i çeri g ü ru h u n g ü çs ü z l ü k ,neden l eri n i n . görü n m esi n i ön l üyor; T ü rk ord u s u , g e n el l i k­ .ı e, « Doğ u savaşc ı l ığ ı n ı n s ü rü l e r h a l i n d e -ü ş ü ş m e takti kle­ :ri » i le, sawarm i n g tactics of Easte rn wa rfa re, sava şıyor. · H . J . Pa rry'nin , « La M a n iere de Com battr,e» başl ı ğ ıyla yay ı n l a d ı ğ ı bir i n c e l em es i n d e n , yen i çe ri l eri n en g ü ç l ü . ol­ d u k l a rı za ma n l'a rda yen i çeri l e r h a k k ı nda ya pı l m ış iki de­ . ... ğ er l e n d i rmeyi a ktarm o k d u r u m u n da y ı m ; her i kisi . de yen i ­ çeri l eri n ci ddiye a l ı n aca k b i r savaş g ü c ü yarata m a d ı ğ ı n da bi rl eşiyor. Ken d i s i as�e r ol m am a k l a bfrl i kte' Türk l e r i l e sa­ vaşa n l a rdan g üven i l ir bilg i l er topl a d ı ğ ı na i na n ı la n Paolo Givio, 1 531 y ı l ı n dıa Vened i k 'te yay ı n l ad ığ ı Com men td ri del­ l e Gose d e Turchi'de, « yen i çe ri l eri n , Boh e mya l ı , İspanyol­ ve -İ ta lyan tüfe h k l i le ri y l e eşg üd ü m i çi n de sa'vaşan A l m a n .karg ı l ı askerlere h i ç b i r za m a n yetişemeyeceğ i n i >) yaz ı­ yor22. On altı n c ı y ü z y ı l ı n başı n da , h ı ristiya n askerleri n i n hem y iğ itl ikte v e hem d e don a n ı mda, SU'lta n ' ı n askerleri n i çok g eride b ı ra k tı ğ ı n da ı s ra r ed iyor. Türk l e r i le · savaşm ı ş ol a n Polon ya l ı "" a n Ta rnowski d e �«Osm a n l ı la rın s üva ride, h ı ristiya n l m ı n piya de d e ,ü st ü n ol � •.

·

273

F. : 1 8


ı

·

d uk la rm 1» yazıyor23• J a n Ttı rn owsk i , savaş d e ri eyi m i n e da­ ya n a ra k Osma n l ı s i l a h l ı k uvvetle ri n i d eğ'e rl e n d i ren e n eski kayn a k ol uyor; «Türkle·r d a h a ka laba l ı k, h ı ri stiya n la r d a h a savaşc ı v e d a h a iyi eğ iti l mi ş l e rd i r» d i yor. T ü rk savaş ta k­ ti kl eri üzer i n d e tüm d eğ e rlen d i rm e l e r, T ürk l eri n çok büy ü k say ı larla savaşt ı k l a rı , d ü ş ma n l a rı n ı n üzeri n e s ü rü l er t ü ­ r ü n d e n üşüşt ü k l er i v e daha ç o k kaça ra k savaşmayı terc i h ettik l e ri kon u la rı nda · bi rleşiyorla r . . B i r pa ra n tez açıyoru m : kuşku'suz İ sta n b u l k u şa tm a ­ s ı n d a kaça ra k s a v a ş takti ğ i n i uyg u l a ma k m ü m kü n d eğ i l . Doğ u Roma aske;rıeri n i n pek öyl·e s u rl a rda n çı kaca k g ü ç­ l eri yok ve sayı ları elverm i yor. Ayrıca Tü rkl er' i n s url a r ı ı:ı ön ü n e i ki yüz b i ri askeri y ı ğ ma s ı na karşı l ı k Doğ u Roma ' ­ n ı ıi savunmaya ka 'tı labi len k u vvet l e ri n i n topl a mı on b i n çev­ res i n d e kal ıyor ('T Bütün b u n l a ra ka rş ı n , T ü rk askerl e ri ­ n i n m ora l i s o n derece d ü ş ü k g örü l ü yor; Yanoş ' u n g el d i ğ iy­ le i l g i l i uyd urma bir h a be·r bi l e1 yen i çeri l eri savaş ta n vaz· g e·cme n i n s m ı rlo rı n a geti reb i l i yor. Pa ra ntezden son ra tezi yaz ıyoru m : ista n b u l ' u n fethi T ü rk ord u s u nu n d eğ i l , Uc Be1y l e ri Part i s i ' n e daya na n Meh­ met' i n i rades i n i n son u c u d u r. , B öy l ece bu ça l ışma n ın on bi ri n c i tez i ' n i d e formü l e et­ m i ş b u l u n uyoru m ; ord u i l e bi l g i ve', bu ·tezi form ü l e edebi l ­ m e k ve g e l i şti reb i l mek i ç i n i htiyaç var. Deva m ediyorum ve T ü rk ord u s u n u n s i l a h d on atı m ı ­ n a g e l i yoru m . Petrov i Ç' i n Ba lk a n kay n a k l arı n ı k u l l a n a q:ı k Ba l ka n l a r'da ateşl i s i l a h l ar ı n ku l l a n ı l ış ta ri h i ü zeri n e yap­ m ış o l d u ğ u i n ce l emeye göre, T ü rk l e r' i n ateş l i s i l ah l a r ı i lk kez k u l l a n ma l a rı n ı n B i r i n c i M e h med .. i n sa l tanat d ön e m i n e rastlad ı ğ ı n a i na n ı l ı yor24. E ğ e r Ba l kan h a l kl a rı n ı n T ü rk l er' . i n G e l i 'b ol u 'yu a l m a s ı n da n h emen son ra ateşl i s i l a h l a r k u l ­ l a nmaya baş l a d ık l a rı kabu l ed i l i rse, T ü rk l e r' i n en a z ı. n da n Ba l k a n h a l k l a rı nd a n yar ı m y ü z y ı l ve !b e l k i de d a h a u .z u n b i r z a ma n a ra l ığ ı son ra ateş l i si l a h l a rı kul l a n maya başla­ d ı k l a rı ortaya ç ı k ı yor. Ba l ka n l a r Batı Avrupa 'da·n , T ü rk l.e r, ( * ) Çeşitli kaynaklarda verilen sayıların ortalamasını ya­ zıyorum. _ Aslında 'rakamlar çok çeşitleniyor. Hamın.er, hücum 200.000, · savunma 5.000, diyor

274


de Ba l ka n l a rd a n o l d u k ça son ra a teş l i s i l a h l a rı tan ı yor­ l a r. T ü rk l er ateşl i s i lah l a n fethetmek i çi n çı ktı k l a rı B a l ­ ka n l a r'da öğ re n iyorlar; y i n e Petrovi, ç , 1 393 y ı l ı n d a Dub­ rovn i k Ka les i ' n d e her b i r i 1 00 ve 1 50 k i l oya ya k ın taş g ü l­ l e ata n ıbom ba rd ' l a r ı n , top ku lı l a n ı l m ı ş olduğ u n d a n s öz edi · yor25. T ü rkler' i n top te1 k nol o j i s i n e h i ç bi r katk ı l a rı s öz ko­ n u su olamaz ; M e h met, sadece, o zamana kada r d üşün ü l ­ m e m i ş büyü k l ü kte taş g ü l le ata n top l a r i ma l· ettiriyor. Anca k ölçeğ i büyü d ü kçe tek n o l oj ide önem l i bi r yeni ­ l i k ol m a d ı ğ ı v e dök ü m te1knoloj i n i n b i r özg ü n ya n ı bu l u n ­ m a d ı ğ ı için T ü rkler ta rafından i m a l edi len top l a r pek çok ha nta l oluyorla r; tüm h ı ristiyan kayn a k l a r, T ü rk top l a rı n ın yeri nden oyn atı l m ad ı ğ ı , manda veya öküzlerle b i l e çek i le� . med' i ğ i nde bi rleşiyorl a r2G. C.E. de Wa rne ry' n i n 1 770 y ı l ı n-: da yay ın l a n a n « Remarq ue S u r l e M i l ita i re des Tu rcs» ad-: l ı ça l ış m a s ı n d a n şu c ü m l e a kta rı la b i l iyor: « Da n u n e· ba­ ta i l l e, s' i l s ( l es Turcs) sont les attaquants, i l s ne s'en ser­ vent q u e ra rement (de leu r a rtil lerie) et pou r m ieux d i re, J a m a is»27• Öze l l i k l e· h üc u m d a , T ü rk topçusu n u n sava ş ı n g e l i şi m i üzeri n de h i c bi r e t k i s i olmad ı ğ ı na i n a n ı l ıyor. Ancak Konsta n ti n opl Kuşatma s ı.' nda T ü rk topfa n ö n e m H b i r rol oyn uyor; b u n u n i k i neden i va r. B i ri nc i s i , top­ lar hare ket etti ri l m i yor; Konsta nt i n op l , T ü rk top ra k l a rı i ç i n ­ d e b i r adad ı r. Top l a r ı , ateş edeceğ i yerde · d ökmek b i l e m ü mk ü n görü n ü yor v e i k i n ci olara k , Fati h, o z a m a n a k a d a r görü l me m i ş b ü yü k l ü kte topl a r döktü rü yor. Kuşatmayı yaşa m ış olan Ba rba ro' n u n g ü n l üğ ü nden a kta rıyoru m : «Top l a r çok büyü ktü; a ma bi risi olağan üstü b ü y ü k ol u p a ltr yüz k i l ol u k g ü l l e atabi l iyord u ; atış yap ı l ­ d ığ ı nda kenti n b ü t ü n s u r la rı , s u rla rı n i çi n dek i topra k sa l ·-' ! a n ıyor, ve hatt� l i ma nd a k i g e m i ler yeri n den oynu yord w> 28 • · H e n ü z patlayıcı merm i l e r a t ı lm ıyor; a t ı l a n a l t ı yüz :k i loya yak ı n taş g ü l l e l er d i r. Ancak g e rekl i eıt kiyi ya ratıyor: «Ya ­ rattığ ı büyük g ü rü l tü i l e1 atışl a r ş ok etki s i ya pıyo rd u ve b i r çok kad ı n bayı l ıyord u . Paga n l a rı n d ü nya sı nda b u n d a n b ü ­ y ü k b i r top h i c gör ü l m e m i şti v e s u d a n büyü k h asa rl a r ya­ rata,ra k y ı kan i şte bu top· l a rd ı �> . Topları n "g ürü ltü s ü n e b i r de 275


Türk a s k erleri n i n bağrışla rı ekl en iyor ve Ba rbaro şu b i lg i ­ l e ri d e veriyor: « Pag a n l a r ( d i n s i zle·r, y . k . ) ateş e d e r k e n b i r d e Tü rk usu l ü lba ğ ı rıyorlard ı , s a n k i g ök i ki ye ayr ı l a cakm ı ş g ib i b i r etki yap ı yord u » . Top u n b ü yük b i r mor a l y ı k ı c ı s ı ol ·· d u ğ u n u tekra rlayara k ş u n u da a ktarıyor u m : «Bütün kent pa n i k ·ha l i n d eyd i v e herkes a ğ l ı yor ve paga n l a r ı n ş i d d eti n ­ d e n k u rtu l a b i l m e k · i ç i n Ta n rı ' ya v e Ba k i re Meryem'e d u a ectiyorlard1»29• M eh met, i na d ıy l a , önce savu n ma c ı l a r ı n m o ­ rn l l e r,i n i y ı ktı . Grek ler' i n de topları va r; a ncak daha · k ü ç ü k öl çekte top l a ra sa.frlp :bu l u n uyorl a r. B u n .u n la bi rli kte öne m l i i ş ya­ pıyor; a· nca k, M eh m et' i n büyük topl·arı n ı n g ü c ü n ü denge­ l eyebi l e n Gre k s i İıa h ı , Grek Alevi olara k b i l i n iyor. Gre i< Alev i , ba ru t u n · i cad ı n a kada r Orta Ç ağ ' ı n en m üt h i ş s i l a h ı old u ; Doğ u Roma l ı-l or form ü l ü n ü çok b üy ü k 'b i r s ı r ola ra k saklad ı l a r. İ l k kez 673-678 y ı l la rı a ra s ı n da m ü s l ü m a n la ri n Konsta n ti n op l ' u kuşa1m a ların da k u l l a n ı l d ı ve kenti yen i den ku rta rd ı . ·

O rta Cağ ' ı n b u m uc i ze s i l a h ı n ı n Su riye l i Ca l i n i c u s ta . fofı nd a n icat e di l mi ş old u ğ u sanı l ıyor; u z u n y ı l .l o r b ü y ü k g i z ola ro k k oru n a n form ü l ü n ü n nafta, k i reç, s ü lf ü r v e a sfa l t i çe rd i ğ i bi l i ni yor, D ü ş ma n g e m i l er i n e v e as kerl·e ri n e ateş­ li ok l a rl a atı l d ı ğ ı g i bi k u şatmcı l a rda s u rl a rı zorlaya n l a rı n üzeri n e dökü l üyor. . ·

M üs l ü m a n l a r bu a l ev ka rş ı s ı.n da uzun s ü re perişa n o l d u l a r; Doğ u Roma i ç i n form ü l ü i ma etmek b i l e ö l ü m c e ­ zasıyla ceza l a n d ı rı l ma s ı ·g ereken bi r i ha n et ve ayn ı za­ m a n da ibüy ü k b i r g ün a h say ı l ıyorcj u . B una · ka rş ı n Ara p l a r, tB i ri n c i Ha.ç l ı seferi n d e n h emen . ö n c e form ü l ü çöze.b i ld i l er ve Sa ra ken_ ( * ) Alevi ' n i huç l ı askerl e r i n e karşı ku l l a na b i l � . d i l er.

( * ) · Sarakeri, Avrupalıların, müsl.funan savaşçıların tümü­ ne verdikleri isimdir ; kaynağı ve kökeni pek bilinmiyor. Arapça �şarkiyun»ı doğulu, sözcüğünden gelmesi ve bozularak 'sara­ ken sözcüğüne dönüşmesi üzerinde de duruluyor. Böylece Grek Alevi'hin karşısına Doğulu Alevi çıkmış oluyor. Müslüman Araplar'ın Konstantiniye'yi iki kez kuşatmaları . ·

.· 276


Konstonti n op l k u şa t ma s ı n d a M e h met' i n top l a rı n ı . Ma­ c a r U rban Usta ' n ı n . dökt ü ğ ü b i l i n i yor; G rek Alev i ' n i n sa­ v u n ma i ç i n d e k u l l a n ı m ı n ı ise Alm a n J oh a n Gran t yöneti­ yor. . Joha n ' ı n yöneti m i n d e, k u l l a n ı l a n Grek Alev i , T ü rkler'­ ·i n bir çok kuşatma m a k i n as ı n ı , helepol is, yakmada başa­ rı l ı o l uyor. Kuşatma ma k i n a s ı ya k ı l d ı kiç a d a en önde ola n T ü rk a s kerleri a l ev l_e r i çi n de' yan ıyorl a r. Ş i m d i i i k h ücuma g e l i yorum ve b i r kayna kta n a kta rı­ yorum : (<Bi r saat kadar s ü ren çok ş i ddet l i bir çarpışma d a n s on ra, s u r i a n savu n a n l a r i l k h üc um u başa rıyla p ü s k ü rttü. Sağ nak h a l i n de taş atm a k , ok yağ d ı rm a k ve m e rm i s ı k"'.' m akta n çok da ha ö l dü rü c ü etkiye sah i p ola n G re k Al�vi dal.g a l a n , s u rl a r ı n üzeri n den yoğ un b ul u t g ibi g örü nen sal­ d ı rg a n l ar ı n üzeri n e dök ü l ü yordu . E n son u n da hen de kteki T ü rk l e r pan i k l e d i l er ve b ü y ü k bi r terörle, h e n d e kten cıkmaya, meyi l 'boy u nca kaçmaya baş l a d ı· l a r» 30• Böylece ka­ ça ra k ö l ü mden k u rtu lmayı p l a n l ıyorl a r. M üm kün değ ir; önce savun ma n ı n aşa m a l a rı n ı yazma k d u ru mu n dayı m . B i ri nc i a şa mada hen d e k var; Türkler'ln s u i le d o l u bu h e n d e ğ i taş l a dol d u ra ra k geçi l ebilir h a l e: g etir­ m el eri zor değ i l. B u n d a n son ra, bi·rinci s u r g eriyor; yak l a ­ ş ı k yedi metr· e yü ksek l i ğ i n d ed i r. Arka s i n d a n yi rm i metre y ü ksekli ğ inde i k i n c i s u r · va r; hendeğ i aşa n l a r, O rtd Çağ'­ d d k uşatma m a k i n a s ı a d ı veri l e n .ve y ü ksek m e rdiven l i b i r şa hmerdan o l ·a ra k� d a d ü ş ünebi l ecek ve Grekçe helepoHs o l a ra k i s i mlend i ri l en ayg ıtla·rla bi rinci s u ra çı km aya ça l ı ­ şıyorl a r. Ç ı k a rken baş l a rı n a dökü l en Gre. k Alevi i le a levl e·r i ç i n d e .ö l üyorla r. Ö l üm d en k u rtu l m a k i steyen l e r hendekten g eriye doğru' kaçmaya ça l ı ş ıyor ve ö l ü mden k u rtulamıyor­ l a r. ve sonuc alamamaları üzerine Gibbon şu değerlendirmeleri ya­ pıyor : «İlk iki kuşatmada Konstantinople'un kurtulması, tümüyle, Grek Ateşi'nin yeniliğine, şiddetine ve gerçek etkisine bağ la.:. nabilin. «Konstantinopl ve Grek Ateşi, Arapları, Avrupa'nın Doğu Qirişi'nden uzaklaştırabilir». ·

·

E. Gibbon, The Decline and Fall of the Roman Em­ Vol. 111, 1 1 85 A.D.-1453 A .D'. N.Y., s. 218-220

pire,

• .

277

ı


İstanbul'un Surları: Hendek ve Biriiıd ve İkinci Sur

İkinci

Teodiosus zamanında Altınkapı veya Yaldızlı Kapı ile İkinci Askeri Kapı veya Belgrad Kapısı arasıridaki b.ölüm

Akta rmayı s ü rd ürüyorum: « Fakat zava M ı k o ç a k l a r, e l ­ ·ı eri n d e dem i r -topu z ve zi n c i rd e n k ı rbaçl a rıyla, (cou rbatc h olara k yaz ı l ıyor, y . k . ) b i r s ı ra çavuşla (chaous h es yaz ı l ıyor, y.k . ) karşı l a ş ı yorl a r; .çavu ş l a r kaça kları tekra r h e n d e ğ e s ü ­ r üyor. Bu a c ı masız çav u ş l a rd a n ka çab i l e n pek az s a ld ı r­ g a n pa l a l a rı n ı çek m i ş yen i çeri l er.le k a rşl laş ıyor ve böylece ya lın ızca i ki öl ü m den b i ri s i n i seçme zoru nda k a l a ra k tek­ ırar h ücuma dön üyorla r» . H üc u mu n en ön ü n d e ola n l a r h ü ­ c u mda n dön ecek o l u rl a rsa .ç avu ş l a r ve yen i çeri l e r ta rafı n ­ d a n ö l d ü rü l üyorl a r; h ü c u m u n ön ü n d e olan l a r i ç i n i k i öl ü m ­ den b i risi n i seçmekten başka özg ü rl ü k b ı ra k ı l mıyor. Osma n oğ l u savaş l a r ı n da kuvvetleri n böy l es i s ürül ü ş ü :.. nü son d erece etki l i bu l uyorum ; b u n eUi kte ol ma sa bi l e bü·278


t ü n h üc uml a rda be l l i b i r d u ru m u n ortaya çı ktığ ı n ı · görüyo­ r u m . İ l k h üc u m eden l e r iki d üzenden d e u m u d un u kes m i ş v e u m uts � z o l d u k l a n kada r da inançsızlar ol uyor l a r. İ l k ;g üç l ü kte g e riye kaçıyo r l a r. 1 İ l k h ü c u m eden ler i l k başa r ı s ı z l ı kta g e ri kaça rken, g ü ç­ .ıeri yete rse·, b i rl i kte h ücuma çı ktı kla rı a rkadaş l a rı n ı öld ü r­ meye n i yet edebi l i yorlar. Osma noğ l u sava ş l a r ı n d a h ücu mda i l k olara k s ü rü len­ J eri n ayrı !b i r adı va r; bu n l a ra «azap» den i l iyor. Cok çeş i tl i . d i n de n , çok çeş i t l i ı rkta n g e l iyorlar; yaş l a rı · i l erlemiş ve cok haya l k ı rı k l ı ğ ı na u ğ ra m ı ş o l d uk l a r ı i çi n kaza n ma şansı az ve buna k a rş ı n öd ü l ü . yü ks. e k k u m a rl a ra ma h k u m his­ sed iyorlar. Aza p l a r ı n ilk h ü c u m eden ol ma l a r ı , kuşatmay ı H k önce yara rak en i y i g a n i m etleri a lmak ve bu a rada kah­ ra ma n d a ola ra k d a h a önceki yaşa m l a rı n d a kaybetti k l eri f ı rsatları n heps i n i telafi etmek iste melerinden kaynak l a n ı ­ yor. Aza p l a r, h e r h ü c u mda o rtaya ç ı k ı·y or. - Şi mdi Pa rry' i n « La M a n iere d e Com batre> a d i l ça l ış­ mas ı nd a n a kta rıyoru m : «Su l ta n , uzun tüf.en k taş ı ya n özel m u hafız l a r ı ve yen i çe ri le r i n koru ması nda m u h a bere h a ttı­ n ı n orta s ı nda d u ruy_ord u . Top, yen içeri l e r i n ön ü n de s ı ra l a ­ ın ıyo rd u. Bu m e rkezi kon u m u n sağ ı n d a v e sol u nda ka p ı ku ­ lu s üva ri leri b i r teh l i ke h a l i n de m üd a h a l e etmek üzere :bek l iyord u. Bu cep hen i n d a h a i le ri s i n de ve top l a r ı n d a ·ön ünde, azap den i le n , ' l i asapi', yaya ola ra k savaşa n d a h a .az değerl i bi rnk.J e r vard ı . E n i l e rdeki bu azap' l a r ı n h e r i k i ya.n ı n d {;] d a ti marl ı sipa h i l e r, eya letl e rden g e·len atl ı as­ · kerler yer a l ıyord u » 31 . S u , O s ma n l ı kuwetl erin i n s ü rü l üş ü g e n e l d ir; ç.o k az değ işi yor. Kuvveti. e ri n bu k on u m u n a ıbi r d e a kı n c ı l a r eklen iyor; ·a k ı ncı l a r, .azap l a r ı n da · i l erisi ne g i derek d üşm a n kuvvetle­ .riyl e temasa .g eçiyor, d üşman kuvvet l e ri n i aza p l a rı n üze­ ri ne çekiyor. D ü şm a n ı n gel mes i h a l i nde aza p l a r böl ü ne­ ırek top ve tüfenk a teş i n e i mkan ve riyorla r; bu a rada i k i .ateş a rcı s ında · k a l a ra k k ı rı l ı yorla r. 279


Osmanoğ l u kuvvetleri n i n bu g e n e l s ü rü l üş ü ( * ) ista n_­ .b u l kuşatm a s ı n d a d a tekra r l a n ıyor; azapl a rı en ön e s ü r-· rnek i çi n ayrıca n ed e n l e r var. Profesör Ru nciman , «The: Fa l l of · Consta n ti n op l » a dın ı ta şıyan i n celemes i n d e ş u n ­ l a rı ka ydedi yor: Fati h «: küsta h ifadel.e r k u l i a n ma s ı n a kar­ ·Şm k e n d i ord usu i l e Hg i l i d e n ey i m l·e ri n d e n d ü ş mana sayg ı · g östermeyi öğ ren mişti r. Bu d u ru mda , m u h a .rebe ae e n iyr' b i rl i k l erin i :risk · etmeden önce d ü şm a n ı yormayı terci h ede­ cekti. Ö nce d. üzen siz b i rl i kl erini, baş ı-boz u k l a rı , öne s ü rü ­ yord u . D ünya n ı n he r yeri n d e n v e h e r ırktan g e l miş, çoğ u, Tü rk fakat pek çoğ u h ı ri stiya n ü lke l e rd en gel.en S lav� M a:.. ca r, Al ma n , İ ta lyan ve hatta G rek m a c e racı l a rd ı ; s u l ta n ı n' verd i ğ i yüksek maa ş ve vaadi etti ğ i .ga n i metl e r n e d e n i y l e · h ı ri stiya n . . ka rdeşl eriyle savaşmaya h dz ı rdı l a r» 32• Azap l a r� büyük g a n i metle r peş i n d e koş a rke n ya ceph e d en yağan(*') «It 'i s irregular infantry azabs) were pla:ced in the·· front when battle was engaged. It made little difeerence how many of these were killed, or whether they made a good show. They served to draw the fırst fire of the enemy. When the enemy's energy was exhausted or· when he was led to pursue the fleeing azabs, thinking the victory his, he ca'me upon the· second !ine; which . consisted of paid, disciplined . troops:I). Herbert Adams Gibbons, The Foundation of the· Ottoman Empire, Oxf9rd, 1 916, s. 82.

KuŞatma'da Greklerle birlikte savunmaya katılan Vene:..- . dikli Barbaro bilgi veriyor. · « İlk gelen grup, bunlar hıristiyanclı, merdivenleri surlara: taşımakla görevliydiler ve . merdivenleri surlara dayar . daya­ maz, onları, kendilerine omuz verenlerle birlikte hemen aşağı­ ya attık ve hepsi derhal öldüler ve sağ kalan pek azının da öl:.. mesi için üzerlerine büyük taşlar atıyorduk; sonunda surların' dibine gelenlerin hepsi öldü». «Merdivenleri dayayanlar bu kadar insanın öldüğünü gö­ rünce, taşlarla ölmemek için mevzilerine doğru kaçmaya başla­ dılar ve arkadakiler bunların kaçtiklarını görünce, derhal pa­ lalarını çekip bunları doğramaya başladılar ve surlaTa doğrw koşmaya mecbur ettiler, böylece ya bu tarafta ya öbür tarafta ölümle karşı karşıya geldiler ve bu birinci grup öldürülünce· veya doğranınca, ikinci grup aynı şiddetle hücuma b aşlıldı>. . Nicolo Barbara, Diary of . the Siege of Constanti­ iwple, N.Y., 1,969, s. 62. 280


G rek Al·evi ı ıe yanara k ya da kaça rken , g eriye d ön melerini' ön l e m e k isteyen s i l a h a rkada şl a rı n ı n p a l a l a rıyla pa rça l a ­ n a ra k öl ü m e g i diyorl a r. H er h ücumda g a n i m etten ü mi d i keseri ve karş ı l a ştığ ı: m u kavem etle k orka n azap ları g er i ye d oğru kaçark e n acı-­ masızca öld ü recek s i la h a rkadaş l a rı çık ıyor. Bi r ölçüde m ecbu rlar; kaça k aza p l a r, b i rl i kte · h üc uma; c ı kt i k l d rı eski s i l a h a rkadaşla rı n ı öl d ürmek zorun d a kal ı -· yorla r. H ücumda n geri dön e n aza p l a r, h ücuma d evam eden s i l a h a rkadaşlarına h üc u m ediyorla r.

Kömürcüyan'-ın . İstanbul Ta rihi

İstan�ul'un Adlari

ve

Surları

İstanbul'a muhtelif devirlerde ayrı ay rı ad­ lar ve rilmiştir. Önce, il� banisi Byzas'ın adıyla Byzantion tesmiye edilmiştir. Marcus A u relius'­ un hakimiyeti devrinde, b.iır ara1l ık, mezkur imparatorun manevi babası İmparato r A ntonius' un adına izafeten A ntonion tesmiye edilmiştir. İmparator Konstantin , İstanbu.l'u paytaht olarak kurduktan ·s ônra, şehre N ea Roma (Yeni RomaJ ve Konstantinopolis adları v erilmiştir. A raplar, bilahire, şehri Kostantiniye diye yad etmişler, Türkle r de İs·l ambol, De rsa·a det ( Der:.. i saadet) , Deraliyye ve Asitane namtarıyla tesmiye etmişlerdir. Fakat şehrin asıl yerleşmiş ve yayılmış is­ mi İstanbuıl"dur ki bu ad Bizanslıların, fetihten evvel, «Şehirde » manasına kulland.ıkla rı ve Ko nsantinopolos adının muha rrefi olması zannedilen «Stin-polis» den gelmişti r. Malum oldu.ğ u . veçhile, İstanbuız'u tamamıyla · ihata eden ve bu gün hala mevcut olein surların yalnız muayyen bir. kısmı Büyük Kons.tantin ta281

, ' ,

'

h

;

-�


,

rafından yapılmış, kara s urla rı ise b U'ahire The ­ odosius zamanında inşa; edilmişti r . Konstantin'in ·adıyla a nılan illı s u r, İsta nbul'un yalnız beş te­ pesini içine alırdı. Bu sur, Samatya civ a rında Et ­ y e m ez' de n başlayıp İsa Kapısı mescidi'ni n yanın­ daki «Güze l Kapı» (Po r.ta A u reaJ ya g e l i r ki bu .kapının ismi daha so n ra , Yedi ku'le 'deki Yaldızlı Kapı'ya v e rilmişti r. Su r, o rada bi r zaviye . teşkil ettikten son ra , düz bi r hat i'l e, Eksokionion deni· len geniş sahanın içinde Çuku r-bostan ( eski Mo­ cus sarnıcıJın şarkından ve Lycws ( Liküs == Bay­ rampaşa v e YenibahçeJ v.adis i nden geçere k Fa­ tih tepesine çıka r, o rada n da, Unkapanı (Platea MesaJ kapısına ine rdi. Bu ş µ. .,,l:a rdan bugün yal­ nız bazı duv a r parçalarına tesadüf edili r.

Bilahi re 'Theodosius II.'un saltanatı dev rin­ de ( 408 - 450) Konstantin su rla rının dışında za:­ manla teşekkül etmiş m a halle l e ri de şehri n içine a larak korumak icab ettiğinde n, o zamanın İs­ tanbu:l v a lisi Cy rus Constanti n'in gay retiy.le The­ odosi-u s suru denilen v e bugün mev cut olan sur, Za nla burcla r yaptırılmış v e hend e kle r açılmıştır. Umumiyetle Cy rus'un adıyla anılan Theo­ dosius s u rla rının banisi, o zama n la rda. dev letin başında bulunan A nthemius'dur. Şarki Roma İm­

p a ratorluğunun ta rihinde · büyük: bir nam kazan­ mış o lan bu dev let .adamının, impa ra.to rluğu b a r­

bar istilala rına ka rşı ko rum q k. bakımından y aptı­ ğı hizmetle,r çok b Üy üktür. İmparato r A rcadius , _

405 s e nesinde o n u Şa rk umum v alisi ( p ra e fectus p raeto risJ tayin e ttiği v akit, aziz İoannes Khry­ sostomos: «Bu ta,yinle

A nthemius ' u n

şahsında n

ziyade makam şe refl e nd i rilmiştir» demişti r. A nt­ hemius, devıletin e mniy;e tini ko ruma -k için Bal­ kan yarıma.dasıncf)an Hun'ia rı çıka rmış ve Tuna' -

nın ş imaline attığı düşma nın g e ri gelinesini ö n­ lemek için Tuna'd'a 250 gemid e n müteşekkil da282

.


imi bir filo bırakmış, İllirya şehi rlerini tahkim e t­ miş ve İstanbul'u da metin bir .k ale haline getir­ miştir. ' A nthemius surları, 4 w senesinde, Theodo­ sius henüz oniki yaşında iken· yapılmıştır. Fakat, s..urun inşasından 34 yıl sonra, 447 senesinde zu­ hu,r eden şiddetli bir zelzeıle, surun büyük, b i r k.ıs­ mını, 47 kulesiyıe be rabe r yıkmıştır. Aynı yılda, Attila, , Theodosius'un o rdularını üç muharebede üst üste mağlup ederek, Makedonya ve Trakya eyalet;ı,lerini istiüi etti·kten sonra İstanbul'un yci. kınına Anthyr.as'a (Büyük-çekmece) kad.a r g,el­ miş v e imparatora a ğır bir sulh muahedesi kabul etti rmiştir. Bu muah'edenin ahkamına göre, Tu­ na'nın cenubunda bulunan topraklar Hunlar' a te rkedilmiş, İmparato r tarafınd:a n 6000 libra a.Z­ tın tazminat v e rilmiş ve senevi v e rgi miktarı 700 libra altından 2100 libraya çıkarılmıştır. işte bu şiddetli buhran içindedi n kı A nthec­ mius'un haleflerind e n Kol');Stantin, swrlar-ı üç ay g i bi kısa bir zamarıda tekrar i nşa etmiştir. Gy rus Constantin, A nthemi us'un yaptığı surlara ilave­ ten, arada, o rduıarın hareketine müsaid bir boş- ' luk bıraka rak ikinci bi r dış sur da inşa etmiş ve bunun önünde de de rin bir hendek kazdırmıştır. Yeni Mevlevihane kapısında (Porta RhegiumJ bu gün hala mevcut olup Greıkçe ve Latince iki kita - . bıe bu surlar·ın i nşasını belirtir. Grekçe kitabe : «Eparkhus Konstantin, İmparatorun emriyle bu surla rı altmış günde inşa etmiştir»; Latinee kita­ be: «Konstantin, Theodosius'un emriyle, bu me­ tin surların inşasını ihi aydan dalıa az bir zaman­ da bitirmiştir. A ncak PaUas böyle· metin bir kale- � yi bu kadar süratıa yapabilirdi» mealinded�i r. TheodoSius'un yaptırdığı sur, Marmara sahi­ linden V·lakhe rna ( BlachernaeJ sarayına (Tek283

..


fur sarayı) kadar uzanırdı. Diğer i mparato rlar da·, zamanla bozulan surları tamir v e yeni kı­ sımla r ilave etmişılerdir. Bu imparatorlardan He­ ·raklius ( 61 0 - 641 ) , Vlakherna sarayını da Theo­ dosius s'Urlarına bitiştiren duvarları; Ermeni Le­ on .V. de Vla,khe rna mahaUesi önünde bir duvar inşa ettirmişlerdir. .•

Eremye Çelebi' Kömürcüyan, istanbul Tarihi XVII. Asırda İstanbul, çeviri ve notldrı yazan

:

Hrand D. Andreasyan, İstanbııl, 1 952, s. 68-70. ' '.

Kuşaıtmo ve Son Su l ta n M e h met bi r g ec e yatağ ı n da uyuyamıyor ve Sadrazam ı C a n d a r l ı H a l i l ' i çağ ı rtıyor; hen üz Ed i rn e' d el er� Ha l i l, M ehmet' i n g ece yarısı ·k e nd i s i n i çağ ı rmas ı n ı h ayı rl ı saym ı yor ve kı s a za m a n da topl a yab i l d i ğ i a ltı n ve m ü c ev­ hera t il e Mehmet' i n ya n ı n a ç ı kıyor; rüşvetc id i r {*) v� $ U l­ ta n ı n a rüşvet vere re k ö l üm d e n k u rtul abi l eceğ i n i sa n ı yor. f\ltı n l a r ön ü n e seri l i nce uykusuz M e h met şaş ı rıyor . ve coğ. daşı Bizans Ta ri h i yaza rı Dukas' ı n b ı ra ktık l a r ı n a g öre, Ha­ l i l'e, ş u n l a rı söy l üyor: «Yata ğ ım ı n bu baş yastı ğ ı n ı g örüyor :m u s u n ? Bu yastı ğ ı bütün gece yata ğ ım ı n b i r ucu n d a n öbür u c u n a ve d iğ er u çta n öteki . uca n a kletmek l e m e şg u l ol· d u m . Yatağa yatıyor ve ka lk ıyord u m , göz ü m e uyku g i rm i - · yordu. Altı n veya g ü m ü ş para l a r sen i a ld ata ra k i nta ç et- . ( * ) <Halil Paşa iki sebepten dolayı Bizanslıların dostu idi ; · Birincisi kendisinin in.Saniyetperver ve halim tabiatta bulun­ . ması diğeri rüşvet kabul etmesidir. Ellerinde ayna gibi parlıya n'. altınlar getirip · ae, ken·d.isi ile konuşmak ist�y �n b� kim­ se, ağzına gelen en ağır sözleri korkmaksızın kendısıne soyleyebilirdi». Dukas, Bizans Tarihi, VI. Mirmiroğl u çev,irisi, İs� tanbul, 1 9 56, s. 143.

284


.m e k i steğ i m b ü y ü k işi g eri b ı ra k m aya sevketm esi n ! B i ­ zan s l ı l a rl a ya k ı nda c i d d i b i r şek i l de h a rıb yapaca ğ ız, Al l a h '­ ı n ya rd ı m i v e peyga mberi n i m d a d ı i l e i sta n b u l ' u a laca­ {J ız» 33. B u s ı rada ya ondokuz ya da yirmi yaş ın da d ı r; her i ki tc;ı hta ç ı k ı ş ı nd a da Batı l ı la r M eh met'i k ü ç_ü m s üyorla r. M e h m et, h i ç ki msen i n k ü c ümseyemeyeceğ i i ş l e ri g erçek­ l eşti rm e n i n h ı rs ı i l e g eceleri uyuya m ı yor:. · Si m d i k ısa bi r h a z ı r l ı kta n sonra s ı ra , on i k i n ci teze ' · _g.e l iy�r: ista n b u ı , bi r haya l etti r; a l m a k zor görü n m üyor. · Türk kayn a k l a rı b i l e ya l n ı zca beş b i n i asker ve h a l ktan e l i s i l a h tuta bi l ecek o l a n 4973 k i şi , y a rd ı ma g e l e n g e m i mü­ rettebatı il e Pre n s Orhan i l e komuta s ı nda.ki a lt ı y ü z T ü rk s i l a hşörle birl i kte top l a m on beş b i n kişi ta rafı n d a n sa­ vu n u l d u ğ u n u i l eri s ü rüyorla r. B u sayı , t ü m kayn a kl a rd a i leri s ü rü l.e n sayı l a rı n e n ü st s ı n ı rı d ı r; Batı l ı kayna kl a rda s avu n m a g üc ü b e·ş bi n !atin aske ri n e kada·r i n iyor. . H a l iç'teki Vla h erne ya da Tekfu r samy ı ' n d a n , Acro­ ,pol i s ya da bug ü n k ü a d ıyla Saray B u rn u ' na kad a r ü ç bu­ çu k mil tutuyor ve b u radan da Marmara ' n ı n k u m la rı n ı ( * ) yalaya ra k sü ren s u rl a r dört m i l tutuyor. B ü t ü n Anadol u yakası ve Si li v ri ha·ri c (**) b ü t ü n Tra kya Türkler' i ri e l i nde­ .di r; eğer Avrupa 'da n y a rd ı m gelmezse, en i nd e son u n da l sta nb u l ' u d ü ş ü rm ek zor ol muyor. Ancak bütü n b u n l a r son ra d a n ortaya ç ı k ı yor. Önce� :si nde, daha önceki sayısız ve başarı s ız k u şatma l a r ve Ha·l i l Pa rti s i ' n i n m u t l a ka Batı 'da n yard ı m g e leceğ i n i H eri s ü r­ . m e l e ri n eden i yle kuşatmayı d üş ü n1mek bi l e b.i r cüret sayı l ı yor. M ehmet, s on dere c e c ü retl i davra n ı yor. Konsta n ­ ti n op l ' � a l maya ken d is i n i m ecbur say_ı yo r. On i k i nci tezi yazabi l iyoru m : i sta n bu l ' u n feth i , Meh­ met' i n i rades i n i n son uc u d u r. T ü rk ord u s u n u n b u ra d a k i ro -

( * ) Samatya, Grekce kum sözcüğüyle ilgilidir; Kum Kapı bölgesi o zamanlar İstanbul'un ihtiyaç duyduğu kumları sağ­ lıyor. Bakırköy ise bütün Doğu Roma'nın gerek duyduğu taş­ ları veriyor. ( * * ) «Bütün imparatorluk, Marmara sahilindeki Silivri Ka­ lesi- ile Vize v.e Misivri gibi bazı kasabalar ve bir de İstanbul'­ dan ibaret idi». ·285

·


1ü ö ne m l i o l m a kta n çok uza k g örün üyor ve ·y ö n etici l er i n çok büyük b i r böl ü mü d e bi r i d a re-i masla hat psi kozu i ç i n ­ d e v e statü koya dokun ma kta n ti rti r k orktuk l a rı . i çi n h e m :kuşatmayı d üş ünmüyorla r ve, hem de k u şa tmayı d ü ş ü n e n l e reı d ü ş m a n oluyorl a r. ·

Deva m etmeden önce hem M a c h i a vel l i 'n i n ve hem de Ka ri M a rx ' ı n Doğ u ve bu a rada Osma n oğ l u düzen i i l e i l � . g i l i o l a ra k. yaz d ı k l a rı n ı n eks i k o l d u ğ u yol u n d a k i d üş ü n � c e l e ri m i tekra r l a m a k d u ru m un dayı m ; bu ça l ı ş m a d a , e n a z ı n d a n Meh met ' e ge l i n ceye kad.ö r Doğ u yön et i c i l e ri n i n çok g üçlü 1ve d espot L k o l d u k l a rı yönü ndeki d üş ü n celere katı l m a i mka n ı !bu l a mad ı ğ ı m ortaya ç ı k ıyor. M e h met, da­ nışa ra k iş yapm a k mecbu ri yeti n i d uymas ı n ı n ya n ı nda hem b a şl a rken ve hem de Ca n d a rl ı H a l i l Parti s i ' n i n k u şatm a n ı n k a l dı r ı l m a s ı i ç i n ya p mı ş ol d u ğ u p ropaga n da l a r ve d üzen­ l e d i kle ri entri ka l a r nedeniyle k u şatma s ı ra s ı n d a , yönetici­ l e ri ve hatta yen i çe ri leri i kn a etm e zoru n l u l u ğ u n u d u yu ­ yor. i k i s avaş n utku va r; söz etme g e reğ i n i d uyuyoru m . B i ri n c i Sa:v aş Nutku'nda i k i n c i M e h m et, Konsta n t i n op l ' u n a l ı na bi l i r o l d u ğ u n u kan ıtla maya ça l ış ı yor; bu söy l ev i , yük� s e k d üzey yönet i c i l e ri n i hed ef a l ıyo r. «Hiç b i ri n iz Şeıhr' i n a l ı na m ayacağ ını d ü ş ü n m eıy i n veya .ba ş ı n d a n i tiba ren be­ n i m g i bi d üşün m ü ş ol a n ve . çok d a h a b ü y ü k insan g ü c ü v e e ne rj isiyle ve· · d a ha faz l a s i l a h l a bu k e n te a c ı m a s ı z b i r sav a ş ıhal i s ü rd ü re n , u z u n b i r k u şa t ma ve m üth i ş b i r aç­ l ı kta n y a ra rl a n a n ve· yrne d� fethetmeyi baştı ra mdya n ba­ ba m ı n ve büyü k ba bamı n (*) d e n ey i m i ne, bakarak m a n t ı k yü rütme1yim> d iyor ve söz l eri n e böy l e, baş l ı yor. B i ri n c i Sa­ vaş N utku ' n d a kentin a l ı na bi l i r ol d uğu na i na n d ı ra bi l ec e k ka n ıtla r ı n ı ön p l a n a ç ı ka rıyor ve şöyle d eva m e'd i yor: « Ş i m ­ d i Kent ici n h er ş ey d a h a zayı ftı r ve he r ş e y d a h a k ötü · . ı eşmişti n>34• Kent i n d u ru mu n u çok iyi b i l d i ğ i a n l aş ı l ıyor: « sa k i n l e ri büyük ölçüde kenti boşaltt ı l a r ve d e n i z l e bağ­ lantısı t ü m den kes i l d b> d i yor. S ı ra ,i m pa ratora g e l i yo r : « İ m -

( * ) «Büyük babam» dediği, Birinci Bayezid olmalıdır. De­ desi Birinci Mehmet. bir n�iskin ve Bizans'a sığıntıdır. 286


. .

pa rator ve çevresi !bi r k i msen i n i steyebi leceğ i tü rden düş­ m an l ard a n d ı r» . Zayıf, n üfusu aza l m ış ve baş ı nda «d üş­ ma n baş ı na» deneb i l ecek türd e n bi r i mp a rato r bul u na n bi r s on i mpa ratorl u k çiziyor. İ k i nci Mehmet' i n bi r i n c i savaş s öylevi ta m bi r mantı k ü rü n üd ü r; d ı ş a rd a n v.a rd ı m mera k edi lebi l i r. « i tolya'd an: ya rd ı m a gel i nce» d i ye sözlerFn i s ü rd ü rüyor ve « b u n u h i ç u mmuyo:rla r» d i yerek ta rtışmayı kesmek istiyor. «Bu ka­ dar da değ i l , o n l a r ayrı d i nsel i n a n ç l a rı neden i y l e· nerede ise b i rbi riyle d ü şm a n g ibi savaşıyorl a r ve bu nede n le· · i c yap ı l a rı fitne ve karı ş ı k l ı k l a rla dol u d u r» . Eğer Kritovou los'­ u n İ k i nc i Mehmet' i n a ğ z ı n a ya k ıştı rd ı ğ ı bu sözler u:y durma d eğ i l se, Mehmet' i n , i sta nb u l ' u n i ç i n d e ne o l u p b i tti ğ i n i çok · · i y i b i l d i ğ i a n l a ş ı l ıyor. B i r y ü reklen d i rme ve b i r savaş çağ rı s ı d ı r; devam et­ mek g ereğ i n i d uyuyoru m . «Ata l a r ı m ı z ı n y i ğ i tl i ği n e ve e r­ demi n e uta n ç geti rm eyel i m ve i mpa ratorl u ğ u m uzun ta m orta s ı nda bi r m üsteıbi t g i bi hareket eden ve h e r fı rsatta . bize desise· hazı rlayan :b öyl e. b i r Kent' i n yaşaması n a m ü saade ederek ata l a rı m ıza l.ayı k ol mayan .i nsa n l a r d u ru m u ­ n a d üşemeyel i m . Bu n u n ye ri.ne ata l a rım ızın yo l u n a deva m :ettiğ imi z i , on l a rı n erkek l i k ve y i ğ i tl i ğ i n i paylaştı ğ ı m ız ı gös­ tere l i m» . Ata l a rı n ı övü yor ve övmeye, deva m ed iyor: « K ı ­ sa zamanda t ü m Asya v e Avrupa'yı tepe led i l e r v e kend i ça ba l a rı yl:a , teh l i kel e ri göze a l a ra k , ora ları fethettiJ er. 'B i r çok b üy ü k kenti za ptett i leır, ta h k i m ed i l m i ş ka le l ert . Y, ı kt ı l a r ve sayı s ı z ha l k ı n efe n d i s i old u l a r. Ve b i ze b u· Kent'i zap­ tetmek d üş üyor. Kenti n ucundan, acropo l i s ,· başlıyan ·b i r h ü cuml a k ı sa z a m a n da geriye k a l a n bölgeleri geçeceğiz . ve h i ç b i r şey g üc ü m üz ü n ve: yön etimi m iz i n ön ü nd e d u ra­ mayaca k, son u nda, k ısa bir zama nda denizde ve ka ra d a efe n d i l eri olacağ ız» . İ k i n ci Meh met' i n b i ri nc i n utku n u n bel l i baş l ı nokta l a rı b u nd a n i ba ret g örü n ü yor; ken d i i ç i n d e ' t uta rl ı ve . coştu ruc u olduğ u ndan k u ş k u d uym uyoru m . B i ri n c i savas n utku m a n t ı k i l e k u ru l ud u r v e i ki nc i sa­ vaş n utku tam b l r paza rlamacı ağzı n ı ya n s ıtıyor; Ca n d a rl r H a l i l Pa rtis i , CH P, feth i n gec i kmesi üzeri ne k uşatman ı n k a ld ı rı l ma s ı n ı istiyor. Yen i çeri g ü ru h u i çi nde Ya n oş H ü nya-

287


rj i ' n in yola ç ı k tı ğ ı ve bütün Avmpa'n ı n birl eştiğ i propag a n ­ . das ı n ı yapıyor. Asl<·e r kaçmaya ve baş ka l d ı rmaya �h az ı r .b e k l i yor ve :bu d u r u m d a Gene M eh met b i r paza rl a ma c ı rol ü n ü beni m s e m e k d u ru m u n d a ka l ıyor. İ ki nc i Savaş ,n ut­ ,ku i l e İ k i nc i M e hmet, zapted i l d ı kten sonra , Konsta n t i n opl'­ :.u n ü ç g ü n yağ ma i çi n bı ra k ı lacağ ı n ı vaad ediyo r; 1 453 yı­ l ı nda Konsta nti n o p l , Lati n l er' i n 1 204 y ı l ı n d a yine üç g ü n .özg ü rce yağ m a l a d ı k l a rı g ibi ü ç g ü n yağ m a e d i l iyor. Sonra, i sta n b uı l ' u n qu i k i nc i ve vahşi ,yağ m a s ı ka rşı­ s ı n da İ ki n c i M e h m et' i n a ğ l ad ı ğ ı rivayet ed i l iyor. Dİ.ıyg u l u ­ ,d u r; d uyg u l a n , a kl ı n ı ö n l em i yor ve a k l ı n ı n zorl a d ı ğ ı yerde ıdu yg u ldrına esi r olara k özg ürce üzü l�bi l i yo r. B un u n bir l ü ks ., ol d u ğu n u d üş ü n üyorum. M eh met' i n İ k i n c i Savaş Söyl evi veya paza rl a m a c ı n u t·ku ş öy l e başl ıyor: « B i r kez kentte. h e r çeşiti n d e n b ü y ü k lbi r servet v a r ; bazfsı asi l l eri n saray ı n d a , bazısı g üçl ü leri n !kon a ğ ı n da , baz ı s ı s ı ra d a n i ns a n l a rı n evi n d e v e e n i y i l eri -ve e n bol u da, a ltın ve g ü m ü şten yap ı l m ı ş v eya değerli :taşla rda n , p a h a l ı i n c i l erde n oluşan a d a k l a r olara k ık l i se­ :ı e rde d u ru yor. Aynca muhteşem döşemelerd en o l uşa n b i r ·b üy ü k s ervet var; d i ğ e r büt ü n eşya l a r v e d öşemel er b i r · ·va n a .b u n l a rı n hepsi sizi n olaca k!»ss M e h m-et, Doğ u Ro­ m a ' n ı n zeng i n l i ğ i n i T ü rk ler'e vaad e d i yor. M a ddi yağ ma da n son ra , s ı ra i nsan yağ ma s ı n a g e l jyor ve M ehmet, :bi r paza rlam a c ı türünden , Konsta nti n opl ' u n , :modern za ma n l a rda « m a n power» d en i le n zeng i n l i k leri n ! "saymaya v e sa çmaya d eva m e·d iyor. « Sonra bir d e çok sa­ y ı da asi l ve .seçki n erkek v a r; bir böl ü mü sizin köle n i � ,olaca k v e bi r böl ü m ü n ü sataca ks ı n ız. Bi r d e ç o k sayıda · ve çok g üzel kad ı n ·va r; g en el e r, çok g üzeH eri , evlen me k J c i n .fi e·f is bakire l er var, bu n l a rı n bi r böl ü m ü n e ş i m diy e ka­ 'd a r e rkek gözü değ m e m i ş ve aşikar ki ıb üyü k · erkek l e rle evl e n m eyi be kl iyorla r. B u n l a rın b ir b öl ü m ü karı n ız olaca k , jbi r böl üm ü h izmetçi n i z o l a c a k v e d i ğ erl e ri n i sata b i l eceksi­ n iz. Görüyors u n u z, n ereden bakarsa n ı z kaza n ı yors u n uz ; :zev k , h izmet ve servet h e p s i sizi n ol uyor» . B ü t ü ıı b u n l a r ı duyu n ca yen i çeri g ü ruh u n u n heyeca n la n m amas ı n ı m ü m­ fkü n g örmü yoru m . �

·

288


Fakat Mehmet. tı eyec a n l an d ı rmayt a rtırm a k i stiyor ve kendis i n i çok h eyeca n l a n d ıra n n oktaya g el i yor: «Sonra oğ­ l a n çoc u k l a r ı n a da sa h i p olaca ks ı n ız; çok sayıda, cok g ü­ zel ve a s i l a i l e l eri n oğ l a n İa rı s i z i n olacak» . Bütün b u n ­ J a rl a askerleri n i coştu ra b i l eceğ i n i d ü ş ü n üyor v e coştu rd u k­ ta n son ra da y i ne mantı k l ı o tmaya ça l ı şıyor: «'B ütün bun­ l a rı gerçek k a bu l etme k l e b i r l i kte, Ken t' i n g eçi l m ez veya ya klaşı l m a s ı zor ve d e l i n m e ş i g ü ç o l d u ğ u n u ya da h üc u m eden l eri , Kent'i n kol ayca a l ı n ma s ı n ı ön leyecek kadar bü­ y ü k teh l i ke le ri n bek led i ğ i n i asla d ü ş ü n meyi n iz. i şte b a k ı n , ken d i n iz görebi l irsi niz, h e n d e k d ol d u r u l muştur ve -ka ra sur­ l a rı ü ç no�ta s ı n d a n öyles i n e tah r i p edi l d i ki s i z i n g i b i a ğ ı r ve h afif p i yade bi r yan a , atlar v e a ğ ı � donatı m l ı s üva ri l e r b i l e i çeriye g eçeb i l i r. Görüyors u n uz, S i z e a ş ı l maz s u rlar . d eğ i l·, Sizi n t ü rü n üzden a k ı n c ı l a rın g e çebi l eceğ i d üz l ü k l e r gösteriyorum » . Ord u s u n a yalva ra n b i r· Fati h-ön- c es i o rtaya ç ı kıyor. Y i n e d e mon tı ğ ı e l i n de n bıra km ı yor ve «karş ı m.ı zda k i ­ · J e r h a k k ı n da n e söy l em e l i yi m» d i ye soru yor. «Cok az ada m l a rı var ve b u n l a r ı n çoğ u s i l a h sızd ı r ve· s .a yaş d e � e- . y i m l eri yok. Kaça k l a rdah öğre n d i ğ tm e göre . her ku leyi iki y a da ü ç k i ş i savun uyor, k u l eler aras ı n da da a n c a k b u kadar . asker b u l u n uyor. Böy l ece ü ç veya dört mazga l ı n o ra s ı m şavı,m ma k v e b u rada sava şma k b i r tek aske re ka­ Jııy or ve bu tek a sker d e· ya tü m üyle s i lahsızd ı r veya işe yara maz s i l a h ı var» . M e h met, bütün b u n la r ı , korka k asker­ leri n i n korkusunu yen m ek i çi n söyl ü yor; a nca k b u g ün k ü bi l g i l er; bu � la rı n , g erçeğ i tüm üy l e yans ıttığ ı n ı ortaya çıka­ rıyor. Mantık, paza rla ma tekn i k l eri ve a h l a k i l keleri n i öz- ' g ü rc ü aşma ra ha tl ı ğ ı ; b ü t ü n bu n l a r İ k i nc i M e h met' i n fet i h i ç i n .uyg u n b u l d u ğ u yöntem l e r a rası n dad ı r. B u n la ra bi r d e batı l i na nclarda n yara rla n m a e k ı·e n m e l i d i r; İ k i nc i M e hm e t, y i n e askerleri n i n mora lsizl i k l e savaşta n dön m e k i sted i kl er i b i r z a m a n d a , ada ml a rı n ı n b i ri s i n i n ara c,ı l ığ ıy l a , Eyüp' ü n m eza rı n ı b u l uveriyor. Bug ü n « Ey üp Su ltan » o l a ra k b i l i ne n y e r İ ki nc i M e h met' i n u yd u rmas ı d ı r; M e h m et, askerl eri n b a ­ tı l i �a n çl a rı n da n ya rarla n maya ça l ışıyor. ·

·

.

289

F. : 1 9


M u ha mm e d ' i n ti l m iz l eri n den Eyüp, H ic ret'ten 46 yıı sonra , Kosta nti n i ye'yi zaptetme k üzere, .a s kerleriyle b i rl .i k­ te, surl a rı n ö n ü n e g e l iyor; M uh a m med'e a tfe n , Konstan­ t i n op l ' u kuşata n l a rı n bütün g ü na h l a rı n d a n af.fedi l eceğ i n e 1i nan ı l ıyor. Peyga mber' i n s i l a h a rkadaşla rı n d a n , ensar, Eyü p . d e, Kosta n t i n iye'yi kuşatarn k bütün s evap l a ra kavuşmak i sterken çok sayı d a Arapla birl i kte s urların d ibi n d e öl ü­ yor; n erede öldüğü de b i l i n m iyor. Ara d a n nerede ise b i n y ı l a ya k ı n bir zam a n geçti kten sonra , Konsta nt i n op l ''U n bu son u n c u kuşatma s ı n d a y en i çe­ ri g ü ru h un u n yen iden d a ğ ı l ma bel i rt i leri g österdi ğ i bi r za­ ma nda İ ki nci Mehmet, ya k ı n ı ve sayg ı n bi r b i l g i n o l a n Ak · .Şe msetti n'e, Eyü p ' ü n öl d ü ğ ü yeri bu lması n ı em rediyor; feti h ya n l ı s ı pek az bHg i n d en b i risi o l a n Ak Şemsetti n de s url·a rın d ib i n d e bir yere ayağ ı n ı basarak b u ra s ı n ı n Eyüp'­ ün öl d ü ğ ü y e r old u ğ u n u Han ediyor ( * ) . Askerler M u ham­ med'i n s i l a h a rkadaşı Eyüp' ü n G rekler tamfı n d a n öld ü rü l ­ d ü ğ ü yeri öğ ren i nce can la n ıyor ve Mehmet ' l e birli kte h ü ­ c u m a geçiyorl d r. Mehmet b ü t ü n i mka n l a rı� tek n i k leri ve h i l el e r i , ista n­ b u l ' u zaptetme k i ç i n k u l l a n ı yor ve batı l i n a n çl a r da d a h i t b ü t ü n i mka n l a r, s u rla rm i ç i n de, Kenei tes l i m · etme yön ün ­ d e çal ı ş ıyor. Di n d a r İsta n b u l h a l k ı , k uşatma s ı ra s m d a , k u ­ şatma n ı n başarı i l e son u c l a nacağ ı .n a kesi n l i k l e · i n a nı yor; 'k u şatma n ı n i çi n de k i l e,r bi r t ür k ıy a m etin g e l d iğ i n i d üşü.n üyorla r. ·

·

Meh m e t bi r tek bat ı l i n a n ç ya ratıp ve ya ra rl a n ı rken� Grekler' i n en a z ı n d a n üc ta n e ve h er ü çü de u mutsuzl u k ( * ) Franz Babinger, kuşatmayı sürd:(irebilmek için uydu­ rulmuş bu dinsel hilenin savaştan sonra hemen unutulduğu­ nu ve fethi müslüman devlet ve emirlere haıber veren hiç -bir mektupda da yer almadığını . yazıyor. Eyüp'ün ölüm yerine bir savaş sırasında ve bir de yüzlerce yıl sonra inanılıyor. Franz Babinger, 'M ehmet the Conqueror and His Time, Princeton University Press, 1 978, s. 1 13.

290


i l e m ora lsiz l i k yarata n b atı l i na n cı n ı n b u l u n d u ğ u a n l aş)­ l ı yor. B u n l a rd a n b i ri s i ne . g öre Sen Sofiya 'da Aziz Kons­ ta n ti n ' i n , atı n ı n üzeri n d e ve e l iyl e göstererek «ben i biti re­ cek olan bu ta rafta n g e l ecek» ded i ğ i n e i n a n ı l ıyor; Aziz Konsta nti n , Anado l u 'yu g österiyor. M e.h m et, i k i yüz bine y a k l a ş a n askeri i l e Ayas Rom a n os , bugünkü Topkapı sem­ t i n d e m evz i i n i a l ı nca, Gre k l er, Az i z Konstanti n ' i n dediği zama n ı n g e l di ğ i ne, t itreyerek , i na n m aya başl ıyorl a r. Ya l ­ n ızca · bu değ i l ; b i r d e ayın bel l i bi r bic i m· a l d ı ğ ı za m a n i s­ ta n b u l ' u n d üşeceğ i yol u n da b i r b a ş k a batı l i na n ç va r ve k u şatma s ı rasında a y bat ı l i na n çtak i biçime g i rive riyor. Bu n u da görünce İ sta n bu l l u l a r, ken d i leri n i sokağa a t ı yor­ l a r, ten eke · ça l ı y orl a r a m a y i n e de son l a r ı m n g e l d i ğ i i nan­ cından k u rtu lam ıyorla r. Ü ç ü n c ü olarak yi n e ista n b u l l u la r', Konsta n t i n op l ' uiı son u n u n , h ü kü m d a r ı n a d ı mn Konsta n t i n o l d u ğ u b i r z a m a n a d e n k d üşe·c eğ i ne d e ken d i leri n e kap· tırm ı ş l or36; İ mparator Konsta n ti n , . e l i nden g e l d i ğ i ö l ç ü d e Kent'i k u rta rmaya ça l ış ı rk en İ sta n bu l l u l a r�· i sm i n i u ğ u rsuz sayı yorl a r. Bu kada r da d eğ i l ; Vened i k l i Ba rbq ro · g ü n l üğ ün d e , ce­ n evizlerd e n , «the treacherous dogs· of Gen eose» d iye söz ediyor; en azından Konsta nti n opl'de o l a n «cenevizJeri ·n h q i n köp e k l e r» olduğ u n u yazıyor37• V e n ed i k l i l erin c en eviz­ l ere d üş ma n l ığ ı bi l i n iyor; a n c a k başka kay n a k l a rda da Ga­ lata ' d a k i Cenev i z kolon i si n i n i ha net i,ci n de o l d u ğ u n u i le ri s ü rüyorla r. Ceneviz ol m a s ı na karş ı n Papa ' n ı n ada m ı o l a n ve kuşatmayı yaşaya n Sa kız Pi skoposu Leona rd d a cene­ vizleri n i h a n et i ç i n d e o l d u k l a rı i z l en i m i n i g ü çle n d i riyor; S i,r Edwin Pea rs da, İ k i n c i M e h met'in H a l i ç' e a ktard ı ğ ı g em i ­ leri i m h a etme pla n ı n ı , cenevizl e ri n d a h a öncede n , M eh­ met'e bi l d i rd i kl e ri n e i n a n ıyor38• Surların d ış ı n d a , G a l ata 'da yaşaya n c e n evjzl eri n g ü nd üzleri Türk l er'e haber·v e ya rd ım verd i k l eri ve geceleri de s url a rı n i çi·n dek i G re k l ere m a l sa­ ta ra k besi n sağ l a d ı kl a rı , böyle i k i l i oyun l arıyla ken d i g e l e­ cekleri n i g ü vence a itı n a a l mayı p l a n l a d ı k la rı doğru görü­ n ü yor; fet i h ten hemen son ra M ehmet Fati h , bel k i de ilk iş ola ra k , Gala to 'da yaşaya n ceneviz kolon i si n e g e n i ş ay­ rıca l ı k l a r veriyor. ·

. . 291


S u r l a r ı n i c i n d e Türkl er'e karşı Konstanti n op l ' u sav u ­ nan · cen-evi z l er de va r; G i ova n n i Gi usti n i a n i b u n l a rd a n b i ­ _ri s i di r ve bciş k o m u t a n duru mu n da b i r y. eri var. · G i ova n n i G i usti n ia n i - Lo ngo, Cenova'.n ı n yönetici a s i l a i le l e ri n den b i ­ ·risinden ge l iyor v e b ü y ü k bi r ü n l e savu n ma n ı n m otoru ve ru h u i şl evin i g örüyor. Anca k be l k i Cen .e viz-Ve n ed i k veya Venedi k-Grek ya da Gre k-Ceneviz çekişm es i nden b ı kt ı ğ ı ·i ci n ( * ) b ·e l k i u m u d u n u y i t i rd i ğ i veya · Kent' i n d ü şeceğ i n i sezd i ğ i i ç i n , e l i nden veya ka l ças ı n d a n a l d ı ğ ı b i r yara y ı ba­ h a n e. ederek g e m i s i n e b i n i yor ve Konsta ntinopl'u terk ed i ­ yor. Ü npa rator Konsta nti n ' i n � i u stin i ô n i ' n in terketmemesi 'i ci n çok ı s ra r ve rica . ediyorsa ( * * ) da Cenev i z kara rı n d a n dön mü yor; Konsta nti n opl'dan ç ı ka r ç ı kmaz Kent' i n d üş­ tüğü haberi n e a l ıyor ve k ı sa bir zaman i çinde d e ö l ü yo r. Ven e d i k ' i n Konsta nt i n op l 'd a k i tems i l c isi ola n . G i ro l a ­ m o M i·n otto i l e Delfi n , Gritti, Lored a n o, Cornaro , M ocen i ­ go, Trevisa n o a i l el eri n d e n temsi lci l er savunmada öne m l i ve önde g e l en g örevl er a lı yorla r. Ceneviz o l a ra k M a u ri z i o Cattaneo, Lianprda d i Lcin gasco, Paolo Boccia rdo, Cata"" l a n l· a rd a n Pere J ü l ia , S ü l ey m a n Celelbi ' n i n oğ l u veya tcr ( * ) «Kuşatmanın sqn günlerinde bir g�nel taarruz beklen­ diği sırada Giustiniani, Büyük Dük Notaras'dan, Kent'in sahip olduğu toplardan birisinin Likus Vadisi'nde kullanılmak üzere kendisine verilmesini istedi. İstek _k aba bir biçimde reddedildi. Bunun üzerine Giustiniani, 'Seni hain, seni neden parça parça etmiyorum' diye bağırdı» .

1 Sir Edwin Pears, Destruction . of Grek Em pire and · The Story of the Capture of Constantinople by the Turks, N.Y., 1903-1968, .s. 302.

( * * ) Giustiri.iani, savaşı bırakıp giderken, İmparator Kons­ tantin durdurmak istiyor : «Kardeşim, cesaretle savaş ! Bu fe­ laket aınımızda bizi bırakma . .,Kent'in kurtuluşu sana bağlıdır. Görevine dön. Bizi bırakıp riereye gidiyorsun?> Giustiniani, bu ·sözlere, «Tanrı'nın Türkleri. götüreceği yere gidiyorum> ceva­ bını veriyor. Haliç'e iniyor ve bir gemi.ye binip Cenevizlerin ya­ şadığı Galata'ya geçiyor. Ceneviz Giustiniani, Galata'da yara­ larını sardırtıktan sonra gemisiyle Konstantinopl'u terk ediyor.

Franz Babinger, Mehmet the Conqueror and His Time, Princeton University Press, 1 9 78� s. 92.

292


.r un u old u ğ u ·s a n ı la n Pre n s O rhan ve k e n d i s i n e bağ l ı Türk a s kerler, Trnb�on l u J a ca bo Como savu n m a n ın başl ıca a k ­ törleri d i rler. B ü t ü n b u n l a ra bakı lara k b a z ı Avru pa l ı ta rih­ Ci l er, . b u a rada Profesör lorg a , Konstanti n op l kuşatma s ı ­ n ı n Grekl e r değ i l Lati n le r tam f ı n d a n g öğ ü s l endiğ i n i i leri 's ürebi 1 iyorl a r.

Padişahı Muazzam v e Emiri Azam

· Mehmet, Galata'ya Otonomi ,Veriyor Ben ki emi r-t azam Sultan Mu.rad Bey'in oğ­ ı.u Padişah-ı Muazzam ve Emir-i azam Mehmelt Beyim, dünyçıyı v.e kainatı yaratan namına, Bü­ yük Peygamberimiz Muhammed namına, inan­ mçı,kta olduğum.uz fatiha suresinin yedi ci_yeti . na­ bin peygamberi mına, · Allah'ın yüz yirmi dört · namına, büyük babamın ve babamın ruhuna, oğulla rımın namına , kuşandığım kılıç aşkına ye­ min ederim. ki. . . Vaki olan istirham üzerine bu­ gün hük,ümetimin . idares.ine tabi olan bütün mem­ leketlerde olduğu gibi, Galata ahalisine kanun­ larını v e serbestliklerini bırakıyorum. H e.r ne kar dar Galata hisa rları y ıkılaca.k ise de ahalisi mal­ la rını, evlerini, mağaialarını, bağla rını, değir:.. menlerini, gemi ve sandallarını� ticaretlerini, ka­ nlarını ve çocuklarını istedikleri gibi idare et­ mek üze re muhafaza. edecekılerdfr. Ticaret mal.­ Zarını m�mleketimin her yerinde satmaya izinli!. . dirler. Denizde ve karada serbestçe seyahat ede, bilecekterdir. Hiçbir gümrüğe, hiç bir angaryaya tabi olmayacaklardır. Ancak itaatim altında· bu­ lunan diğer memleketlerde olduğu gibi haraç v er­ mekle mükellef olacaklardır. Bu kanunlar v e a­ detle r ,bugünden itibaren ve ebed'iyyen baki ola­ caktır. Ben onları kendi şahsım gibi himaye ve 293


. müdafaa edeceğim.. Şehir ahalisi kiliselerini ve adetle rini muhafaza edecek.l erdk. Lakin · çan ça.l­ . mak yasaktır. Kilise"lıe rini camiye çevirmeyepe­ ğim, lakin yeniden kilise yapmayaca.klardJ;r. Ceneviz tücca rları serbestçe dolaşacakla r, ti­ caret işle riyle meşgul olacaklardır. Yeniçe_ri sını­ fına sokmak üze re evlatlarını almayacağım. Dini­ mizi kabu1l etmeleri için asla zo rlanmayacaklar­ dır. Galata ahaUs'ine vaadederim ki kendile rini bir köle vasıtasıyle idare etmeyeceğim. Tücca r­ lar arasındaki anlaşımazlıkların gide ril'mesi için atalarından kendileri bir ihtiya r seçeceklerdir. Evlerine ne yeniçe rUe r, ne de esirler yerl .e ştirile­ cektir. İşlerini yürütmek için birini seçecekle rdir. A rhunt ve kd.hiyal,an incitUmeyecekti r. Ta ra­ fımızdan yazılmış olan işbu beratta yazılı olduğu · üzere, haracı verme k şartıyle, gidip gelmekte s e r­ best olaca·k lardır. Hilkati alemin 6961 . ve Hicretin 587. senesi ( 1 453) Cemadiuı evveli sonla rında ya­ z�lmıştır; İmza Zaganos

. .

Fa kat a ra l a rmda b i r birl_i k yok ve bug ü ne b ı ra k ı lan kayıtlarda ve son ra d a n ya p ı l a n i n ce l e melerd e h e m bu b i r­ l i k yok l u ğ u ve h e m de Grekl er' i n savaşmaktan kaçı n d ı k­ l a rı ön p l a n a ç ı ka r ı l ıyor. Kuşatma n ı n son g ü n ü nd e Ven e .:. dik ıBaylosu G i rol a m o M i n ott6, s u rl a r ı n üzeri n d e askerler i n i koruyabi l m e k i ç i n ta hta ç i t l er yaptı rıyor ve b un l a rın s u r­ l a ra taşın ma s ı n ı Gre k l e rden istiyor. Gre k l er, taş ı ma k i çi n peş i n pa ra şartı koşuyorl ar v e b u n u Latin l e re d u yd u k l a rı n efret i oi n yapt ı k l a rı m bel l i etmekten çeki n miyorlar. - Kuş­ kusuz . böyle· bi r d u r u m Vened i k ta rafı nda b ü y ü k kızg m l ı k- . l o ra yol a cıyor. . . Gr:ek l e r' i n bosta n la rı n ı d üş ü ndü kl eri an l a ş ı l ı-yor; bos­ tan l a r surl a rı n d ış ı n d a d ı r. i n s a n i-a r ı n karı n l a rı d oyma d ı kca

294


s u rl a r ı savu n m a l a rı n ın n eye ya rayaca ğ ı n ı ve b osta n la rı n a b a k m o l a n g e re kti ğ i n i s ı k s ı k d i l e g eUri yor,ı a r; bosta n l a rı­ na bakma k i çi n -su rl a rı n ka p ı l a rı n d a n bi ri s i n i a ra lata ra k çı- , kaıbi l en ler bi r d a h a dönm üyorl a r. Bu g örüş, İ k i nci M e h m et'· i n i ki n c i savaş söyl evi ile d e tuta r l ı g örü n üyor; M e h met. kaça k l a rd a n söz ed i yor ve b u n l arda n b i l g i a l d ığ ı n ı a ç ı k l ı ­ yor. Bütün bu n l a r Konsta nti n opl savu n m a s ı n ın hem mad­ di g ü çlerin top lamı , hem mora l acısından son derece za­ yı·f old u ğ u n u o rtaya çıka rıyor; s u rl a r ı n s a ğ l a m l ı ğ ı ve T ü rk · ta raf ı n d a k i zcmfiyet kuşatm a n ı n · uza m a s ı na yol a ça b i l iyor. Tü rk ta rafı n d a k i e n büyü k ·g ü c ü n , M e h m et' i n kenti a l m a k 4 ç i n göste rd i ğ i i n a t olduğ u n u .tekra rl ıya b i liyorum. Top, keşfed i l m i ş s i l q h l a rı n e n i n a tcıs ı d ı r. Anc a k a l a n etk i s i yapmaya ve dövm eye yaqyor. M u ­ kavemeti . zayİfl atı yor ve mora l i bozuyor. M ehm et' i n , o zaman a kada r d ü şü n ü l m emiş ö l çekte k i top l a r ı n ı n s u r l a rd a i ş e ya ra r b i r ya r ı k a çtığ ı n � d a i r '1 i c bi r kay ı t y o k ; top l çm n atışla rı s u rl a rı n üzeri nden g eçerek .kendi d üzenleri n i savu n ma k i steyen l erin m ukave meti n i e ri­ tiyor. Top atışla rı , k ron i k hasta l ı ğ ı n doğru d a n öl ü m doğ u r­ mayıp vücudun d i rencin i çözerek öl d ü rücü h üc u ml a ra im ­ ka n h az ı rl a mas ı n a benziyor. Kuşatm a n ın d eva m ı sü res i n ce muc izeler beklenen top -atı ş l a rda n bek lenen m u cizel e ri n g el e m eyeceğ i , çok geç­ m ed e n , a n l a.ş ı l ıyor; sonucu a l m a k i çi n etk i l i yol l ara i htiya ç va r. De n iz kuvvetl eri d e nen ebi l i r; fa kat i ş i n başında Os­ ma n oğ l u ' n u n hiç bir za m a n ön e m l i bir den izci ola mayaca ğ ı ortaya .ç ı k ıyor; Ayd m - oğ l u ' n u n bu a l a n d a k i başa rısına Os­ m a n-Oğ l u hiç b i r za m a n ya klaşa m ı yor. Kon sta ntinop l . ku­ :şatm a s ı n d a Os ma n l ı den iz kuvvetl e ri sadece yen i l g i gös­ te riyor; d en i z l er ve Boğaz, Doğ u Romo ' n ı n egemen l i ğ i a l ­ t ı n d a k al ıyor. Ege'den g e l en · gemi l e r· T ü rk don a n mas ı n ı ı ı mukave" {n e tin i k ı ra rak H a l i ç' e g irnbi l i yor; kuşatma d a n önce Kons­ tantinopl'e g itme k üzere yota çıkan ve Sa kız Ada s ı ' n d a bekleyen ü ç g em i , Konsta n t i n opl'a g i derken M a rmara'da Balta oğ l u Sü l eym a n Bey'i n kom uta s ı n d a T ü rk dona n m a ·

295


sıyla k a rş ı la şıyor. B u k ü ç ü c ü k f i l o, kuşatmayı yöneten İ k i n ­ c i M eh m et'in gözl eri ön ü nd e T ü r k Don a n ma s ı ' n a . çok a ğ ı r bi r yen i l g i tatt ır ıyor; o n bi n l erce Tü rk as keri ve ç o k sayı­ d a savaş gemisi M a rm a ra ' n ı n s u l a rı n a göm ü l üyor: M e hm et' e sa dece kızma k ve köpü rm e k d üşüyor; T ü r­ k i ye' de b e rb e r d ü kka n l a rı n ı s ü s l eyen M eh m et' i n atıyla b i r­ l i kte d en ize g i ri ş i n i g öste ren res i m l er, bu k ızg ı n l ığ a d a ­ yalr rivayetlerd e n kayn a kl a n ıyor. · Rivayete göre M eh met,. köpürerek, atıyl a , M a rmara'ya h üc u m ediyor ve B a ltaoğ- . . ı u S ü l ey m a·n'a k ü f ü rl e r yağdı rıyor. Yen i lg i den son ra B a lta­ oğ l u ' n u çad ı rı n a çağ ı rıyor, hem e n ö l dü rm e k 1 stiyor; a nca k _tes k i n e d i l mesi sağ l a n ıyor. M e h met, kuşatmayı başarıyla s on u çla n d ı rm a k a ra rl ı l ı ğ ı y l a , d e rh a l Ba ltaoğ l u ' n u azledi­ y or, m a l. l a.rı n ı yen i çeri l ere dağ ıtıyor ve yeri n e Hamza Bey'i Kap udan-ı. Derya tay i n ediyor. ·

'

.

Tü rk d on a nm as ı , H a n c' i n · ö n ü n dek i , bu g ü nkü G a l a ta Köprüs ü ' n e p a ra l e l o l a ra k , çek i l e n ka l ı n z i n c i ri d e etk i s iz h a l e g etirem i yor; Aya s Roma nos ö n ü n den a t ı ş yapa n top­ l a rı n yamndo kuşatmayı bi r d e a rkadan s ü rd ü rme· pla n ı n a bi r ,çözüm b u J u n a m ıyor. Zaga nos'u n , bug ü n k ü �ası mıp a şa ya k ı n l a rı nd a n ve Ha l iç üzeri n de k u rd u ğ u d u ba köprü d e fazla etk i l i ola mıyor; .k uvvetleri n bi r böl ü mü n ü meşg ul etm eye ya rıyor. . M e h met' i n ve kurmay l a rı n ı.n bu d u ru m d a ou r d u k l a n i l k çare t ü ne l a ç ma ktı r; hendeğ i n v e s u rla rı n a lt ı n d a n K on s ­ ta n ti n op l ' u n -i ç i ne i ş l eyen tü ne l ler . p l a n l anıyor. · B u t ü n el l e r o l a ğ an ü stü g1zl i Hk v e başarıyla. y ü rütülmesine v e uzun - m esafeleri n kaz ı l ma s ı n a karşın Doğ u Rom a , casusları a ra -ı c ı l ı ğ ıyla , h epsi n i öğ ren iyor ve işe ya ra maz h a l e geti riyor. Doğ u Rom a , tünel l eri çökertm ekle yeti n m eyerek yak a l a d ı ­ ğ ı T ü rk u sta l a ra uygu l a d ı ğ ı a c ı m asız · işken c e l e r l e d i ğ e r t ü n e l p la n l a rını d a çöz üyor v e Tü rk tarnf ı n ı l") tü n e l lerle s on u ç alma h evesleri n i t ü m üyle k ınyor . . . Bu d urumda Me hm et' i n ü n ü b u g ü n e d e ka l a n _ H a l i ç'e g e mi i nd i rme p l anı öne ç ı k ı yor. M e h met, bütün b u dene­ m e l eri sadece Kon �ta n.ti n ' i çökertm ek ·i ç i n d eğ i l k e n d i ka m pı n da ki m u kave m eti k ı rma k i ç i n de yapm ak m e c bu ri­ yeti n d e ka l ıyor; derıiz k uvvet l e ri n i n başarıs ızl ı ğ ı , t ü n e l l er.i n 296


y ı k ı lm a s ı ve. top atış l GJ rı n ı n g öz l e g örü � ü r bi r son u ç ver­ m em e s i C a n d a r l ı H a l i l Pa rti s i ' n i n g üç l en mesi son u c u n u d o doğ uruyor; a ç ı.kca bi r r i c a t i stiyorla r. B u n u n l a ka l mayıp�. Osma n l ı tara f ı n ı n üst kademe�e ri ndeki mora.l bozu k l u ğ u ­ n u ve o rd u içi n d eki d i s i p l i nsiz l i ğ i , g ör ü l eb i l i r b i,r bici mde. o k l a rı ucuna koyd u k l a rı yaz ı l a rl a s u rl a rı n i ç i ne, atıyorla r. Ca n d a rl ı Ha l i l Parti s i , a skerleri , Su lta n ' ı n ç ad ı rına g i d i p kuşatmayı ka l d ı rma s ı -iç i n Meh met'e baskı y a pm aya zorl uyorla r. ·

M eh m et' i n k uşatmayı s ü rd üre.bi l m e k i c i n m ora l i y ü k­ seltici b i r operasyo n a i htiyacı va r; ya n ı n d a ki İ ta lyan · ve· Ven e d i k l i d an ışma n la rı n , ,i şte bu s ıra d a , ka ra d a n g e m i ta­ ş ı nması p roj es i n i ha tı rla tm ı ş o lm a l a rını m ü m k ü n görüyo­ rum. Roma ta rih i nde ka ra d an g e mi taş ı m a n ı n örnekleri. va r (* ) ; M ehmet' i n dE\ iyi b i r Roma ta r i hi ög re n c i s i o l d u ğ u: , bi l in iyor. Ayrıca b i l i n mesi g e reken b i r d e şu n okta v a r : M e h met' i n k a ra d a n H a l i ç' e i n d i rd i ğ i .filo, b üy ü k savaş g e­ m i leri n i içerm i yo r .. Ka radan taş ı n a n la rı , çeşi tli kayn a k ra r, b i rer «büyük kayı k» o l a ra k n itel iyorl a r; fakat çok büy ü k . ıbi r m ora l etk i s i ol duğ u n a i n a n ıyoru m . H a l i ç Opera syon u i l e M e hmet, Doğ u Rom a 'yı a rkas ı n -­ dan sa rıyor. Büy ü k b i r ş a ş ı rtma operasyon u n u g erçek leş­ tiriyor. Kri tovou l os , b u; s ı ra d a kuşatma i çi n de o l m a m a k l a, bi rl i kte, d a h a son ra izl en.i m l e ri top l uyor · ve yazıyor: «Ga-

(* ) Dokuzuncu yüz yılda Normanlar Paris'i iki defa kuşat­ tıkları zaman Seine nehrine ulaşmak için gemilerini aşağı yu­ karı iki bin adım bir mesafede karada çekmişlerdb. «Onuncu yüzyılda Roma soylularından Nicetas, gemilerini - Mora berzahı üzerinden - Doğu'dan Batı'ya geçirdikten son­ ra Metkone ve Pylos önünde, Girit'ten gelmiş askeri mağlup etmişti» . «Ehl-i Salip de İznik kuşatmasında gemilerini Clanus Kör­ feEi üzerinden Kyos'tan Azcianus gölüne kadar karada sürük­ leyerek tahminen üç fersah yere götürmüşlerdi>. «Venedikliler; Mehmed'in tahta çıkışından on dört sene önce donanmalarını Adige'den Garda gölüne naklederek pek yakın bir örnek göstermişlerdir>. ·

·

J. Hammer, Fatih' Sultan Mehmet, İstanbul, s. 64 ... 65.

297

1981�


·ri p b i r görü n tüydü ve g erçekte n göre n l e r d ış ı n da s öy l e­ .me·k l e i n a n ı l ac a k g i bi değ i l d i ; tayfa l a r ı , yel ke n le ri ve dö­ .na n ı ml a rıyla g emi l er , ka ra d a , s a n k i · d e n izd eki g iıb i seyre­ diyord u . Serhas' ı n Athos üzeri n d e ka n a l a ç m a s ı n d a n çok · d a h a b üyük b i·r i ş · ol d u ğ u n a ve göze ve k ul ağa çok d a h a · .g a ri p g el d i ğ i n e i n a n ıyo ru m » 39• Kri tovou los d eva m ed iyor: «Tıhe Rom an s , when they saw such and u n hea rd-of th i n g .a ctua l i y ha ppen , a n d wars h ips l y i ng a t a n chor i n t h e Ho rn - w h i c h they n ever. wou l d have s uspected - were asto u n ­ d e d at t h e i mposs i b i l i ty of. t h e specta c l e a n d' overcome by the g reatest conste rnation a n d p e rp l ex i ty» . Kri tovou l os, Rom a l ı l a rı n a k ı l l a rı n a b i l e g eti rmed i k l eri bir za m a n d a ve b i çi md e, H a l i ç'te Türk savaş g em il eri n i g örünce büyük bir ye i se ka p ı l d ı k l a rı n ı ve pek çok şa ş ı rd ı k l a rı n ı a n l atı yor.

İslam Ansiklopedisi

Kuşatmada Türk Başarısızlı�ları '

..

6 mayısta muhasara ordusu, surlarda kafi de recede tahribat yapılmış olduğuna' kani ola­ rak, umumi bir taa rruza kara r verdi: 617 mayıs gec�si otuz bin kişilik bir kuvvet, hücum merdi­ v e nleri ile birılikte, Bay ram-Paşa de resi üze rinde­ ki surlara atıldılar ve bir baskın taarruzunda bu­ lundular. Kanlı çarpışmaların üç saat devam et­ tiği ve he r ta rafın ehemmiyetli kayıplara uğra­ dığı, fakat müdafaa ve mukav emetin şidde,tli ol­ duğunu gören padişahın, donanmanın da hare­ ketsiZ kaldığı bu taarruzdan Türk k·ıwvetfa rini geri çektiği a nlaşılmaktadır . 8 mayısta ve müaa­ kip · günle· rde Bizans'ta on ikile r · meclisi toplana­ rak, . ba�ı kararlar almış· ve ezcümle Karadeniz' ­ den gelen üç büyük. Venedik kadırgasının teçhi- . zatını ve silahlarını aimaği, taifele rini de G. Tre298

·


visano kumandasmda Ay�ansaray tarafındaki surun müdafaasında vazifelendümeği uygun bulmuş idi. Ancak bu gemicile r mallarının ve si­ lahlarının gemile rirıden çıkarılmasına, kendile­ .rinin göste rilen . yerde müdafaaya .iştirak etmele ­ rine evve.Za . razı olmamış v e büyük bir mukave­ met göste rmişlerdir; Bila1hare, Venedi.k balyosu- · nun da tavassutu ile, bu muha lefetten vazgeçtile r, gemile rini Haliç'teki Venedik filosunun ku­ mandanı A lvasio Diedo'nun emrine vermeğe, kendileri de bahis. mevzuu surlarda . Trevisano · kumandasında çarpışma{Ja razı oldular (Barbara, s. 48 ve dd.J , 1 2 mayısta Fatih'in .t aarruzu Te.kfur sarayı ile Edirnekapı a rasına yapılmış id'i . Edirnekapı ile Eğrikapı arasınd'.a ki surla·rş daimi bombardıman­ ların tesiri ile, hemen tamamen yıkılmış gibi idi. Bilhassa dış surlar fazlaca harap olmuş idi. Bar­ baro'nun 50 .00 0 kadar tahmin ettiği Osmanlı kuv ­ vetleri bu taarruz hareketini, İmparator'un Ay·a­ sofya'd:a maiyeti ile birlikte hazır bulunduğu bir ayini mütea.kip, harp meclisini kurduğu sırada, gece yar.ısı yapmışlar, müdafileri açılan gediğin gerisine çekiılmeğe mecbur bırakmışlar, fakat Nikepho ros Paleologos ve Giustiniani'nin Theo­ do ros Karystenos'un vaziyete hakim, o lmaları yü­ zünden, bu defa da kat'ı neticeyi is.tihsale mu­ vaffak olamamışlardı (Barbara, s. 50, Schlumbıe r­ ger, s . 1 92 v .d.J . 6 ve 1 2 mayıs - taarruzlarının bir netice v e rmemesi üzerine, padişah 1 4 mayısta el­ de bulunan bütün ağır topçuyu Topkapı ile· Bay­ ram-Paşa de resi üze rindelıi beşinci askeri, kapı CBulukule kapısı, Pempton kapısı) arasında.ki bölgede tekSife ve buradan kat'i taarruza ka rar v e rdi. Galata t1e pelerinde ye rleş.tirilmiş olan top­ lar Haliç surları kapılarından . olan Kynegon kapısı (Avcılar kapı� ıJ karş.ısına nakled.ildi ve bu-

1

·

·

.•

299

·


raya yerıleşti'rilmiş olan Venedikliıle re kaırşı ateş bundan sonra mütemadiyen devam etti. . 1 6 mayısta Osmanlı ordusu lağım muhcirebe ­ lerine başfodı. Zaganos Paşa evvelce ,NovobrdQ madenlerinde -çalışmış olup, o - esnad'a muhasara 01�dusunda bulunan sırp lağımcılara, tek · katlı v e · helıdeksiz silrların mevcut olduğu Eğrikapı , - Tek­ rar sarayı mıntaka�.ında, surun yarım mil. uza­ ğında başlamak üzere, lağımlar . kazdırmış ve bunlar ve su_run temeUeri hizasını geçmiş idi� Fa""'. kat b u a meliyenin, müdafiler tarafından duyula­ rak, megadük Notaras'a haber v erilmesi ve onun da imparatorun muvafakatini aldıktan sonra al­ man mühendisi Jeh. G rant'a · mukabil bir lağım açtı.rması bu teşebbüsun başarısızlığını mucip oı.. · m uş v.e karşılıklı lağımlar birbirine rastlayınca, · y e r altında kanlı bir boğuşma cereyan etmiş ve her iki taraftan ağır kayıpla ra sebebiyet v e rmiş . idi. Aynı gün akşama doğru, Osmcirvlı donanma� sı da Beşiktaş karşısından ha reket ile, limanın önünde gerilen zinci re karşı hücuma geçmiş idi . . Padişah her halde, Venedik gemicilerinin büyük bir kısmının sur müdafaasına me'mur edilmesi ' ile, bu cihetin zayıf bırakıldığından haberdar idL Ancak Haliç't,e ki T ürk gemile rinin bu ha rekata . işti,rak etmeyerek, seyirci kalmas"t_ v e Trevisano kumandasındaki gemile'rin de .şiddetle harşı koy­ · maları, bu deniz harekatını yarıda bı'rakt11.rdı; er­ tesi · gün tekrarlanan ve 5 geminin zinci re kadar gelmesi ile başfoyan hücum da neticesiz kaldı . (Barbara, s. 51 v . d.; Schlumberger, s. 1 96 v .d.; Mirmiroğlu, s. 82 v .d.J . Bundan sonraki deniz ha­ relıeti 21 mayısta vuku buldu . Butün Osmanlı do­ nanması şafak.la tekra r zinci·r önün� gelmiş idi. Zincir geiri$inde 10 müttefik gemisi savaşa hazır . vaziyet aldı. Bu hareket· şehirde umumt hücumun bir baş.langıç telakk.i edildiğinden, çanla·r çalına- . 300

I'

·

1


·

rak, herkes vazife başına davet ediliyordu. Buna mukabil H aliç'teki OsmanlL donanması yine ha­ reketsiz kalıyo rdu. Bu vaziyet ka rşısında esas do­ nanma, zinciri zorlamak ve düşman gemiıl erini muharebeye icba:r etmek içtn, ciddi bir teşebbüs yapmaktan vazgeçerek, geri çekildi. Belki bu ha­ reketler. kara harekatını setre.tmek için bir oya .l a­ ma teşebbüsü idi ve Haliç'teki gemiler de bu te­ şebbüse katılmak hususunda bir emir almış de. ğildi. 1 8 mayısta muhasara hareketle rine yeni bir taarruz silahının eklendiği görülme:ktedir: Os­ manlı ordusu geceleyin inşa edilmiş olan ahşap müteharrik büyük bir kuleyi Topkapı cihetinde surun karşıs'ı na ve yakınına getirmiş, surlardan . dahq yüksek oltın bü kule sdye&nde, önündeki surlar.ı döğmeğe, hende kleri daha kolaylı_kla dol­ durmağa koyulmuş idi. Bunun yapılışınrla n Bi­ zans nöbetçilerinin habe r alamamaları ve sabah­ leyin karşılarında böyle acayip, görülmemiş bir harp vasıtasını görmele ri, korku ile karışık ola­ rak, heyretterini mucip oldu. Gerçekten kwlenin büy ü k faydası görüldü. Kuledeki muharipler çok kısa mesafeden surları yıkmağa devam ede rken, bu civarda bulunan T,ü rk bii rlikle ri de taşlar, top ­ rak dolu çuvallar, ot ve çalılar ile hendeği dol­ durmağa çalışıyorlardı. . Akşama kadar süren kanlı bir savaş neticesinde surda ehemmiyetli · rahneler aç.ı lmış ve kulenin bulunduğu k-ısı,mda Bizanslıfar için çok tehlikeli bir durum hasıl ol­ muş. idi; fakat imparator gece olu r olmaz şehir­ de. k i bütün yardımcı kuvveti, lıadın, e rkek, çocuk · herkesi burada çalıştırarak, hendeği boşaltmağa, açılan gediği tci.nıir etmeğe� rum ateşi sayesinde bu seyyar kuleyi y·a knıağa muvaffak oldu. Müte­ harrik ahşap kulenin yakılmasından sonra da, mücade:le · hızını bir an .kaybetmedi ve J::kJ mbardı301


man gittikçe te'sirini. a rttırdı. Bilhass a 600 kilo ağırlığında gütleler _atan büyük topların mermi ­ leri surlarda büyük tahribat yapmakta idi (Bar­ b a ra, s. 55) . 20-21 ve 22 mayıs günıl eri bir taraftan bu şekilde kesif bombardıman hareketi yapılıyor, diğe;r yandan muhtelif yer:le,rde l'a ğımlar açılı­ yordu ki, bunlar her defasında keşfediımiş v e mUık abil lağımla r i l e y.a t esirsiz hale getirilmiŞ' v e yahut b i r çöküntüye u.ğratıLmış idi. Buna rağmen lağımla rın açılmasına bundan sonrak.i günle rde de devam olundu.

·

Muhasara· ordusund'a ise, türlü rivayetler var idi. Bilhassa Macar kralı Vladis.las (Ulaszlo.J '­ ın padişah nezdi ne gö mı'e.rdiği sefaret heye.tinin 26 mayısta . Osmanlı ordugahına muvasa.ı atından sonra, bazı bedbince ·şayialar dolaşmağa başla­ mış idi.' Padişah ve devlet erkanı tarafından hu­ su.si merasim ile kabül edilen bu elçi, kıraldcm aldığı taUmata uya rak, muhasaranın kaldırılma- · sını talep ediyor; aksi takdirde Macaristan'ın Bi­ zans ,l ehinde harekete mecbur olacağını bildi riyor ve garp devletlerinin gönderdiği büyük b i.r do­ nanmanın yaklaşmakta ,bulunduğunu da ilave ediyordu. , Bu türlü habe rle r, l:]ozguncu rivayet- ' Zer v e Macar elçilerinin tebligatı padişahı 27 ma­ yısta büyük. bir harp �ne clisi toplamağa sev ket.ti. Bu toplantu1a birbirine zıt iki fikir yine çarpıştı. Çandarlı Halil Paşa öteden beri muhasara aleyh- , da.rı idi; bu defa da kuşıa,tmanın kaldırılması ft.krini terviç etti. Ona göre, İstanbul kuvvetli bir ' şekilde müd<ilaa ,edil mektedir. Şehir zaptedilse bile, garp devle tleri , bunu kabul etmeyip, hare­ kete geçecek, devletin başına yeni gaile.Z e r aça­ caktır. İ kinci görüşü, padişah ile birlikte, vezir Zaganos Paşa temsil ve müdafaa · ediyordu. Bu mecliste Zaganos Paşa, garptan bir tehlike ge1le. 302


bileceğine inanmadığını, hıristiyan hükümdar.Zar arasında de rin ihtilaflar bu,Zunduğunu, Büyük İs� kender'in daha küçülı bir ordu ile bütün Asya'yı zaptettiğini, İtalya'daki küçük devıetle rin Osman� lüara ka.rşı her hangi bir donanmayı asla gönde- . remeyecekle rini, göndersele r bile buna karşı ted­ bir almanın mümkün bulu.nduğunu söylemiş, muhasara ve bombardımana devamı edUmesini iste.mi'ş idi .ki, kendisine pd,dişah ve ordu nezdin­ de büyü.k bir itibara mazhar olan Ak-Şemseddin · ve Mol la Gürani gib i şahsiyetle r de iltihak ediyo rdu. Bundan sonra bizzat padişah, bütün ümera ve devlet e rkanının hazır bulundu.ğu bu veya bunu müteakip toplanan diğer bir mecliste uzun bir nutu.k irad ederek, vaziyeti anlatmış v e son , emirlerini v ermiş idi. Kritabu.los ( s. 70 v . d'd.Yun bize naklettiği bu nutukta padişah ezcümle,. ic­ rasını tasarlçıdığı umumi hücumda büyük hamiy.:. yet ve şe caat ibrazına bütün müc4hidle ri teşrvik ve tahrik etmek istediğini, zafer vwkuunda Bi- . zans'ta naU ola. c akla rı müka.fatı hildiriyor, bu ·· devletin şimdiye kadar nasıl bir . husumet ve ç:J,üş� manılık beslediğini, f eldıketli anlarda Osmanlı devletine nasıl ağır suikastler te rtip ettiğini izah ediyo r, bir düşman .komşudan kurtularak, bun­ dan sonra su.ıh ve asayiş içinde vakit geçirilece­ ğini anlatıyo r, müdafilerin - müşkül durumla rı hakkında, firarilerden · aldığı malumatı ontara nakıl ederek, maneviya t larını yükseltiyordu. '

·

,

,

İsltim Ansiklopedisi, Cilt 5 /2, s. 1195-1 197.

Son u çl a rı n ı da yazı yor: «Şimd i d e n i z kena rın d a k i .bu s u rla rda _h ü cu rnq a ç ı k b i r d u ru m a gel· i nce, d i ğ e r mazg a l l a ­ r ı n ı boşa rtma k ve a d a m l a rı n ı b u raya g eti rm e k zoru n l u l u ğ u; doğ uyord u . O ra d a k a l a n l ar zaten çok az ike n , sadece bi r k a ç askerke n , savu n ma c ı l a rı b u ra ya a l m a k a c ı k .bi r tehH-­ ke oluştu ruyordu» . M e h met' i n H a l i ç Operasyon u, ken dl 303.


için deki uzlaşm a c ı-l an b a stı rma s ı n ın ya n ın d a , s u rl a rd a k i :O sJ<erleri d a h a g e n i ş b i r a la n a saça ra k m u kavemeti n aza l mas ı so n ucµn u doğu ruyord u . Operasyo n u baş l a t ma k · i ç i n M e h met, b ug ü n Beşi ktaş ,d en i l e n Di p l o n kiyon semt i n e g e l d i ; Me h m et' i n ta hta ç ı k ı ­ .şı n d a n k ı sa bir z a man ö n c eı Adlg e 'd e benzer b i r operas­ yonda Vened i k' e d a n ı şma n l ık yapan Kandiya l ı bir G re k' i n M e hmet'i n d a n ı şm.a n ı ol d u ğ u i le ri s ü r ü l üyor. Bu operas· ·yon d a d a n ı şma n ı n ı n Vened i k l i veya İ ta l ya n ol d uğ u n u ya ­ z a n l a r da va r; en azı n d a n pek çok d a n ısma n ı o l du ğ u n a · i n a n m akta b i r s a kı nca g ör ü n m ü yor . . Şi mdiye kad a r g er'"C ekl e şti ri lmi ş benzer operasyo n l a rd a gemi l eri n ha rekete ,g eçi ri l d i ğ.i a l a n d üz l ü kt ür; M e h m et, b ug ü nk ü Dol m ab a hçe�� ye yak ıın bi r yerd en ve n ered e i se ş i md i otom o b i l trafiğ i ­ n in a k ı şı na benz e r b i r rota üzerin den , Ta ksi m i l e Diva n •Otel i ·a ra s ı n d a k i tepeye ç ı k a rd ı ktan son ra Dola pdern'd en . Kas ı mpaşa'ya yetm i ş: ka da r g e m i i n d i rmeyi d en iyor. B u · ırada i k i nokta va r; b iri n c i s i n e d a ho önce de değ ind·i m . O l ­ d ukça k ü ç ü k g emi l e rden ve d a h d d oğru ·bi r değerl e n d i rme ile büy ü k kay ı k l a rd a n ol uşan b i r f i l o söz konusu ol uyor. Oa ha da öneml i s i ve iki n c i s i , ·s url a rı n d ı ş ı n d a ,. Ga lata'da ve Pera'dtı, Pera öte yer ·a n l amı n a · geliyor, cenev·i z kol o­ n i s i yaşıyor ( * ) , Kayn a k l a r, rota n ı n üzüm bağ l a rıyla . kap l ı 'ol d u ğ un u ·yazıyorla r. ·

.

1

·�

I

·

Vened i k l i l eri n ve G re k l e r i n , ceneviz i ha neti i le . i l g il i :sav la rın ı n e n azı n d a n b u böl ü m ü n de·n h i ç b i r kuşku d uy­ muyorum; önl eyebi l i rl e r veya · Mehmet'� g üçl ü k cı kara b i . l i rlerdi . B u n u yapm a d ık l dn ve Doğ u Roma l ıl a ra h a b e r ver- · · med i k l e ri kes i n d i r; d a h a son ra o n l a r ı n p l a n l a rını Türkl e r'e <bi ldi rdi k l eri k on u s u n d a d a işa retl e r ,va r. Daha i l e ri s i d e ·d üşün ü l ebi l i yor; Türk fi l os u H a l i ç'e i n d i r i l di kten v e kuşat· ma 'i çi n d e k i l eri n şoktr qza l d ıkta n s on ra çare a ra n ıyor. _ · ( * ) «Mamafih ba�ı kaynaklara göre, Galatalılar gemilerin 'karadan yürütülmesinden haıberdar olmuşlar ise de, seslerini ·Çıkartmamış ve bilakis müsait davranmışlardı. Bu sırada· Ga­ lata .cenevizleri iki tarafı da idare etmek siyasetihi takip edi, yorlardı>. İslam Ansiklopedisi, Cilt 5 /2, s. 1193.

304


Tra bzon l u · G i a como Coco'n u n cesur b i r savaşcı ve :kapta n olduğu o rtaya ç ı k ı yor; M e hm et' i n fi losun u batı ra­ .cak pla n ı uyg u l a ma ya koymaya g ön ü l l ü ol �yor. N i co l o B a r­ ba ro' n u n yazd ı ğ ı n a g öre opera syon başlayaca ğ ı s ı rada Cen evizler s ü re istiyorla r ve ope rasyon u n b i r g ü n d a h a · .geci kti ri l mesi h a l·i n de d a h a b üy ü k yardı m l a katı l a b i l ecek­ l eri n i b i l d i riyorl·a r. Ope ra syon, G i a co m o Coco' n u n g e m i s iyle Türk , g em i l e r i n e yaklaşa ra k batı rma s ı n d a n i ba rettir; ba­ sit ve bi r sürp riz h ü c u m u o l d uğ u ta k d i rd e başa rı şains ı y ü k­ sek görün üyor. Cenevizler opera syo n u n b i r g ü n g ec i km es i n1i s a ğ l ıyor­ l a r; M e h met' i n böyl e b ir p l a n d a n haberi old u ğ u kes i n d ir. Sürpriz b i r h üc u m l a sonucu a l maya ça l ışan Tra!bzon l u G i - . 1a como Como, b ü tün p l a n ı d a h a önc eden b i l e n Tü rk ta ra ­ ·f ı n ı n ka radoı n a·çtı ğ ı top a teşiyl e· v e b i r s ü rp riz h ücum l a ka rşı laşıyor; b u ces u r gemici v e s i l a hşör, H a l iç'·i n sula­ r ı n d a kaybol uyor. Opera syon ta m bir fiya s ko ile son u çl a-_ n ı rken Como' r,ı u n ta kı m ı n da.n k ırk ka da r asker Ha l i ç'·i n su­ ! an n d a n boğ u l m a ktan k u rta rı l ı yorla r; derha l kafa l a rı ke­ s i l i yor ve· s u rl a r ı n üzeri·nden fa ciayı g ören G rek lere serg i­ ·l e n i yor. Surl a r ı n i ç i n d e k i l e r bu büyük yen i l g1i i l e ç ı l g ı n a d ö­ n üyorla r; e l l e ri n d e ta m i k i yüz a l tm ış Tü rk esi ri va r. Kons­ tanti n opl. 'un hap i s h a n e l eri n d ek i ik i yüz a ltm ış Tü rk esiri hemen s u rl a ra g eti ri lıiyor; başla rı vücutların d a n kopa rı l ıyor ve kel l e l eri s url a rı n mazga l l a rı n a a s ı l ıyor. B u n u n M e h met'i ve Tü rk ta ra fı n ı ç ı l g ın a çevi rd i ğ i n i ta h m i n etme k z o r olma ma l ı d ı r; ancak Me hm et, böylece, i ki ta mfı da kesen b i r büy ü k başa rı kaza n m ı ştı r. Bun u n ka r­ ş ı l ı ğ ı nd a , bu büyü k b aşarısız l ı k l a , kuşatm a i çi n de k i bi rl i k d a h a d a boz u l uyor; Ven ed i k l er, a c ı k b i r bi oim de Ceneviz 1 h an eti n d en söz ediyorla r. Cen evizler ise ya l n ızca Tra b­ zon l u Como'n u n beceriksiz l i ğ i n i a n l atıyorla r; yer yer ça­ t ı ş ma l a r çık ı yor. Doğu Roma İ mpa ratoru . Konsta n ti n , b ü tü n bu gerg i n­ · tıi kleri ;ve cdtışma l a r ı g i derebi l mek ya da h i ç olmazsa sa­ vunmayı etk i l emesi n i aza ltab i l mek i·c i n gece g ün d üz de­ meden ça l ışı yor ve· bi r ye rden d iğ e ri n e koş uyor. B u k oşuş­ m a l a rı a ras ında fırsat b u l d u kça , s u rl a r ı n üze r i n d e n Tü rk ·

305

F. : 20


m evzi l e ri n e ba k ıyor; d ü ş ü nceye d a l ıyor, gözleri n d en yaş­ fo r a k ıy or. Kuşatm a d a bul u n a n b i risi ta m fı n d a n k a l eme a l ı n d ı ğ ı na iınanı l·a n Sl avon i c C h r:on i c l e r'de yaz ı l d ı ğ ı n a gö­ re, Patri k G regory, Kent'1 n d ü şmes i n i n kes i n old u ğ un u , ö l e n e m eyeceğ i n i söyl üyor v e Kon sta nti n ' e Konsta n tin op l ' u te r ketmesi i ç i n ya lva rıyo.r. Doğ u Rom a ' n ı n s o n İ m p a ra toru. K l i se'· n i n d e Kent'in d üşeceğ i n e kes i n H k l e i n a n d ı ğ ı n ı d u­ yu n ca !bayı l ı yor; Slav Kroni k' i n d e yayı n l a n a n g ü n l üğ e gö­ m Konstanti n ' i ken d i s i n e g eti rmek i çi n yüz ü n ü p a rfü m l ü s u la rl a yrkıyorla r. Konsta nti n , 23 M a y ı s 1 453 ta ri h i n de , iyi i l i şık i l e r i çi n d e ol d u ğ.u Sinop Beyi H a mza'yı M e h met' i n e l ci s i ola ra k ka­ bul ediyor; M e h m et, Ha mza Bey i l e, Konsta n t1i n ' i n kenti tes l i m etmesi ve ke n d i s i·n i n ser.bestce ·i sted i ğ i yere g i de. bi l eceğ i ön eri ve koşu l un u g ön d e r·i yor ( * ) . M e h m et' i n bu öneride n h i ç b i r o l um l u son u ç bekler:rled iğ1i ve d e n eyi m l i H amza Bey'i bi r t ü r i sti hbara t v e değerl e n d i rme i ç i n g ö n ­ d e rd i ğ i d e i l eri s ü rü l üyo r; h i ç b i r ol u ml u son u ç g e l m iyor. Kon sta n ti n' i n , Mehmet'e, son cevab ı şudur: «Kent'i tes l i m e1)me k n e ben i m ,i kti d a rı rnd ad ı r n e d e bu ra da k i herha n g i b i r k i msen i n g üc ü yeter. H epi miz kendi mizi öl ü me h a z ı r­ l a d ı k ve b u n d a n da üzüntü d uy m a yacağ ız» . Ken t' i n i ve h a l kını seven ıbi r on u rl u yönetici d av ra n ı ş ı m s e rgıi l iyor. 29 Mayıs ya k l a ş ırken s u rl a rı n i ç i n d en en cok «Ki rye E l i son» sesleri y üksel i yor; «Ta n rı m , bize, a c ı » d iye a ğ l ıyor­ im. Ba rba ro, kuşatm a n ı n son g ü n ünd � «Ke n t' i n l a netlen­ m i ş halkı Kent' i n ·coktaın d üş müş ol d u ğ u n u h issed iyord u» d i y e yazıyor; son gün her yerde ve s u rl a r ı n üzeri n d e so­ n u n g e l d i ğ i n i haber veren ca n ça l ı yorl a rd ı . K uşatma n ı n son g ün ü n d e İ sta n b u l l ul a r, « M erha met, Merham et, Ta n rım, ' Kon sta ntin ' i n M eml eket i n e C e nn et'ten Ya rd ı m Gönder,. Ya rdım Gönder d e B u M em l eketi Di n sizler Vönetmes i n l er!» d iy e hem d u O ' ed iyorl a r ve h e m d e a ğ l ıyorl a rd ı . S u rl a r ı n ( * ) Sırp kaynaklarına dayanarak yazan Ch. Mijtovich'in Mehmet'in elçisinin Sinop Bey'i Hamza olduğunu ileri sürme ­ sine karşılık, İslam Ansiklopedisi'nde Tayyip Gökbilgin, İsfen­ . diyar-oğlu Kasını olduğunu yazıyor. isUlm Ansiklopedisi, Cilt 5/2, s. 1 196.

306


·i ç i n d e n y ü ks el en ç ı ğ l ı kl a r, su rları n d ı şı nda n g e l en savaş nara l a rı yl a �bi nb i ri n e karış ıyord u. Kri tovou l os son uçta şu n u yazm a k d u ru m u n d a ka l ı ­ yor: <eBüyük bi r yöneti m , bizıi m bi l d i ğ i m i z e n eskisi , Rom a ­ l ıla rın h ü kümeti , çok u z u n s ü rmeye11 b i r müca d e l e n i n s o� n uc u n da y ı k ı l d ı » (* ) . , Türkler n eden se, bu son u n başl a n g ı ':' c ı n ı , U l ubatl ı H asa n ' ı n omuzl a rı üzeri n d e yükseltmeyi se.;. viyorla-r; h em pek i ri bi r yen i çe ri olan U l u batl ı ' n ı n ö l d üğ ü ­ n ü v e h e m d e ıb a�ra ğ ı. s u rl a ra di kti ğ i n i H eri s ü rüyorl a r; Arkası g e l miyor. D uka s ise bu ri u doğ rul a m ıyor. Biza n s l ı ta ri h çi D u kas' ı n yazdıık l a rı ş u d u r: «Türkler, e l le ri n d e k·a lıka n b u l u n d u ğ u h a lde, s u rl a ra yaklaştı l a r ve merd iven l eri yerleşti rd i l e r. Fakat h i ç b i r şey yapa m ad ı l a r, zira ka l e n in ü stün d e n taş a tt ı k lıa n n d a n merd ive n lere ç ı k­ m a ğ a m uvaffa k ol a m ıyorlard r n 40• Kuşatmayı· yaşaya n Du­ kas, Tü rkler'in bütün- g ü çleri n i yoğ u n l aştı ırd ı kl a n yerden Kent'e g i rem ed i k l e ri n i Q n l a tıyor; bu ne d e nl e, D u kas'a i na ­ n ı laca k o l u rs a, U l u b a tl ı Ha san_'m bayra k d i kmesi b i r masa l ol uyor. Ta rt ı şma k g ereğ i n i d uyuyoru m ; ta rtışmak ta ri h ç i l erin e n az yaptı k l a r ı i şti r. Ta ri h çi ol m a d ı ğ ı m i çin bunu ya pa­ bi leceğ imi_ d ü ş ü n üyor u m ve ya l n ızca , b u ça l ışmada ş i m d i ye k a d a r i le·ri s ü rü le n tezler çerçevesinde b i r m a n t ı k ta r- · tışm a s ı m ön eriyoru m . Sava şta başarı, cephede gen el bir zaafiyet yaratmaya bağ l ı d ı r; bu temel d ü ş ü ncemi te krar­ l a m a k g e reğ i n e i n a n ıyoru m . Top a t ı ş ı ve top a tı ş ın d a n tü remiş d i ğ e r atışl a r bu ned en l e· ön emH o l uyorl a r; u çakl a rda n bomba b ı ra kma k a s l ı n d a ya l nı zca top a tı ş ı d üşü nc es i n i d a h a prati k b i r bi­ oi mde uyg u l a ma ktı r. N ü kl e e-r s i l a h l a rı n ku l l a n ı l ma s ı ise, topçu l u ğ u n da h a vahşi ve d a h a b ü yük öl çekte uyg u l a n ­ ması oluyor. Topçu l ukta esas, görmeyerek a t ı ş yap ma k v e b i r a la n a döve rek m a d d i v e m an evi mu kavemeti aza lt· ( * ) <A very great g overment and the oldest we lmow, has been destroyed after a struggle of no long duration - that of the Romans» . .

Kritovoulos, History of Mehmed the Conquerer, Priceton University Press, 1467-1954, s. 9. 307

-

·


ma ktı r. S üng ü , pa l a , k ı l ı ç ve tüfek'l e savaş i l e topçu l u k a ra s ı n da b i r n i telik ayrı m ı va r; d i ğ e r tü m tekn i kl e r b u i k i türü n a ras ı n d a b i r y e re g i riyor. M ehm et, topçu l a rı, aza p l a r ı , yeni çeri l eriyl e Ayas Ro­ manos ceph es i n e zorl a d ı ; Kon sta n t:i n" i n e l i n dek i tüm i m� kan la r ı buraya yığm a s ı n ı bekl e m e k· g erekiyor. Dol ayısıyla burada M e hm e t i çi n bi r !başarı m ü mk ü n d ü r; fakat i hti ma l i yüık sek g örü n müyor. · Ayrıca bütün k uwet v e· d i kka ti n Ro­ ma n os Kap ı s ı çevres i n d e yoğ u n l aşması eğer d i kkat ve kuvvet s ı n ı rs ı z d e ğ i lse başka yerlerd e k i d i kkat ve kuvve­ ti n aza l ma s ı son uc un u doğ u ra caktı r; bunda · d a. k uşku d u ­ yul mayaca ğ ı n ı san ı yorum. Ö zel ve aynk d u ru mla r ol a bi l i r; a n c a k bel l i s ı nı rl ı l ık va rsayı m l a rı i oi n d e cepheden h ü c u m u n cepheden başka yerl e rde gedikler aşma s ı i ht i ma l i n i n d a ha y ü ks e k o l d u ğ u ­ n u d üşüın üyoru m . B ura d a s özü Biza n s l ı Biza n s ta r i h çi si Du­ kas ' a bı rak ıyoru m : «Cenab-ı H a k b u n la nn başka yoldan şehre g irme l e rini i sted i . Tü rk l e r evvelc e bahsetti ğ i miz, son­ rad a n a çtı r ı l a n k üçük ka pın ı n ( * ) oçık old u ğ u n u görün c e , padişah ı n o maruf k u l l a r ı n d a n elH kada rı , a teş p ü s k ü rerek, · i çeriy e atla d ı l a r ve ka l e n i n üstün e çı·ktı l a r. B u n l a r i çeri gi- , .r erken , tes.a d üf etti kleri d üşman l a rı öld ürüyorl a r ve ·uza k­ ta· n h a rbed e n l eri ya ra hyorla rd ı . Bu hal m üth i ş bir ma nzara a rzed iyordu»41• D uka s'a i na n ı la c a k ol u rs a , . U l u:batl ı 'n ı n s u r­ la ra tırm a n m a s ı söz kon u s u d eğ i l ve s u rla ra U l u batl ı ' n ı n çık ı ş ı yeri n e s u rl a rd a n · İsta n b u l l u la r ı n i n iş i va r. Dukas şöy­ le yaz ıyor: «Ka l e l e re çı k m a k f oi n m e rd iven k u ra n la ra m a - · · n i olan Bizans l ı l·a r i l e Lati n l e rin baz ı l a rı b un l a r ta raf ın d a n öld ürü l ü yord u . Boz ı l a n d a , g öz l e ri n i kapaya ra k , s u rl a rı n üstü nd en ken d i l e ri n i aşağ ı ya atıyo rl a rd ı » . An ca k İ mpara ­ t o r Konstantin b ü t ü n bu n la rı g örmüyor. Konsta n ti n , Ayas Roma n os üzeri n d e M eh met' i n a skerleri n in Kent'e .g i ri ş i n1i ön l e m ek i çi n kon sa n tre old uğ un d a n Kerkoporta 'dan T ürk1 er'in g·i ri şi n den ha berd a r olamıyor. ·

B�i r s ü re son ra h a be rd a r o l uyor. Dukas yaz ıyor: « İ m(*) Kerkoporta, daha sonra Türkler · tarafından Cambaz­ hane Kapisı adı veriliyor. 308


pa rator yoru l m u ş olduğu n d a n e l l e ri nde k ı l ı ç ve ka l ka n ol­ d u ğ u ha lde d u ruyord u . O za m a n şu acı s özleri s öy l ed i : 'Be� n i m başı mı kesecek bi r h ı ri stiya n yok m u d u r?' Ya paya l n ız k a l m ı ştı » . Art ı k büy ü k bi r im pa ratorl u k ve da ha b ü y ü k b i r uyga rl ı k b i r b ü y ü k dönemin i son a e rd i riyor. Artı k Ba rbo ro'ya dönebi l i ri m; n e d e olsa 'B a rbaro gör. g ü ta n ı ğ ı oluyor. The bl ood flowed ·i n the· c i ty l i ke ra i nwa� ter i n the g u tters a fter a s u d d en storm a n d th e corpses of Turks a n d c h risti a n s were t hrown i nto the Da rd a n el les, where they floated out to sea Hke mel ons a lo n g a cana!. B u n d a1n · sonra Tü rk ve h ı ri stiyan l a nn ka n ları , ol u k ol uı k a k m a ya :ba şlad t ve Ca n a kka l e'ye doğru a tı l a n cesetler s a n ­ k i b i r ka n a lda karp uzla r g i bi yüzüyordu ; Ba rb a ro böyle a n l a tıyor. Kri tovoulos ise da ha ta ri h çi ol a ra k yaz ıyor; now, i n genera l they k i l l ed so as to fri g h ten a l l the C i ty a n d to terrorize a n d e n slave a l l by the sla ug hter. Kri tovou l'Os, Mehmet' i n askerleri ni n , öld ü re re k ık orkuttu k l a r ı m ve doğ­ raya ra k terörize e d i p köleleşti rmek i stedik l eri·n i a n latı yor. Kritovou los, Kent'te g i ren Tü rkl e r' i n . yeteri ölçüde öl­ d ü rd ü kten ve esi r a ' l d ı kta n son ra zeng i n ve a s i l l e ri n ev l e­ ri n e yöne l d i k l eri ni ve yağm a l amaya başl a d ı k l a rı n ı da yaz ı ­ yor. Son ra kHselere g e l i yor, g e n e- i h tiya r, k a d ı n - e rkek, pa­ paz-ra h i p k i m b u l u n u rsa , her yaş ve s ı mfta n i nsan öldü­ rül üyor, esir a l ı n ı yor veya en a z ı nd a n hakarete u ğ ruyor; yaz ı m böyle sürüyor. B u n d a n son ra « müthiş ve tüm tra j edi lerden d a h a <! c ı k­ l ı » bi r d u r u m ortaya c ı k tyor ve en yü ksek ta ba kadan ün ­ l ü a i l el erin en g üzel ve en h oş, ş i md iye ka d a r evl eri nden d ışa rı a d ı m l a rın ı atma m ı ş ve b u yüzden d e , ti l l then u n ­ s u l lıi ed by ma l e eyes, h e n üz e rkek g özüyle k irl eti lm em i ş kızla r ı , ' kol l a'r ı n da n tutu l a ra k soka kl a rd a s ü rü k l en iyor; en on u rsuz 11)Uamelelere tabi tutu l uyor. Ra hibeler b i l e bu m u ­ -0 m e l e l e rd en k u rt u l a m ı yor; g öğ üsl e ri a c ı k saçlar ı n d a n çe­ k i lere k g ötürü l üyorl a r. Kritovou los'u n yazd ı kl a r ı m b ı ra k ıyoru m ve Dukas' ı n yazd ık l a r ı n a g·e l iyoru m . Şim d i sı ra · H a g i a Sofiya 'dad ı r ve sözü, Duka s'a b ı ra k ıyoru m . Du.kas da « m a bed i n h a k k ı n da 309


n e d i yeceğ i mi bi l emiyoru m » d iyor. Ve ş u n ları söyl üyor: « Di ­ J i m ağ z ı ma ya p ıştı, a ğ z ı m m ü h ü rl e n m i ş ol d u ğ u nd a n n efe­ s i m çı kam ıyor» 42• Dem ek, yaza rla r n efesi ç ı k m a d ık l a r ı za­ man da d a k on u şa bi l i yorla r. « Ma b ed i n i ç i n de hiç bir şey Q ı ra kma d ı l a r» . B u kad a rı n ı herkes söy l eye bi l i r ve s öy l eye­ bHiyor. Y i n e d e Türkler' i. n yağm a c ı l ı ğ ı n ı n 1iş e ya ra d ı ğ ı ortaya çıkıyor; askerl e r, b i r za ma n son ra yağ ma yap mayı öl d ü rm eye terc i h ediyorl a r. D ukas'tan a kta rıyoru m : « Li m a n ı n sa h i l i n d e m a nza ra p e k feci id i . Erkek v e kad ı n l a r, ra h i be� ·ı e r ve ra h i p l ,er, bağ ı ra ra k ve ba ğ ı rl a rını döğerek, g em i l ere a l ı n ma l a rı i çi n g e m i d e k i le re ri ca e d i yorla rd ı . Faka t ka bi l d eğ i ld i . Al l a h ' ı n g azabı n ı n son dereceye va rmas ı m u k a d ­ d e rd i » . G e m i l e r herkesi a l a m ı yor. ' « Pa d işa h ın g em ic i leri şeh ri n yağ m a s ı ve g animet top la m<;ı k l a meşg u l o l masa l a r;. d ı , g e m i l eri n hiç bi ri ka çamazd ı ._ T ürk l e r, g e m i l eri terk ederek şehre _ g i rm i ş o l d u k la rı n d a n , Lati n l e r d e serbestçe - �,i m a n dan ç ı ık ı p g i d iyordu» . Kuşatma d a pek önemli bi r g ö­ rev yeri ne g eti remeyen ba h riyel i l er g a n i m ette g eri d e ka l ­ m a ma k i ç i n l i mo n l a rı b ı ra k ı p ·i çeriye d a,l ı yorl a r; bu d a za­ va l l ı m ağ l u p l a r ı n , eğ�r g e m i l e rd e yer b u l abi l ir l e rse, ra hatça koçma l ar ı i m ka n ın ı ya ratıyor. Dukas b i l e ş u n u yazıyor: «Pa d i ş a h . ise h i dd eti nden d i şl e riın i .g ı c ı rd a tı y ordu . Fa kat a rt ı k b i r şey yapam ıyor ve ıistemıiyerek facia n ı n son u n u bek l iyord u» 43• Fati h ' i n , İ sta n · b u l ' d a n ç ı k a rken i sta n bu l ' u n h a l i n e a ğ l a d ı ğ ı n ı d a h a önce yazd ı m. . M ehmet, a ğ la ma d a n önce H a .g i a Sofiyo'da n am ciz k ı ­ · l ıyor. Duka s�ta n akta rıyorum: « Son ra pa d i şa h ken d i m ü ez. z i n l eri1n d en b i ri n e eza n oku ma s ı n ı e mrett i . M ü ezzi n m i nbe­ re ç ı k a ra k ezan okud u . Ad e m - i m eşru i yeti n v el e d i , Dec­ ca l ' ı n m übeşşi ri , m i h ra pta ki m u k a d d es d i n taş ı n ı n üstü­ ne çıkara k n a maz ı n ı k ı l d ı » . Du kas, b i r Biza n s yaz ı s ı n d a olabi l ecek e n h a f i f kü fü r l er l e M eh m et' i a n l a tmaya ça l ı ş ı ­ yor. «Ned i r b u n ekbet? Heyhat n e d i r bu dehşet v e ren a c i­ be, eyvah n e olaca ğ ız? Vay vay, n el e r görüyoruz? Alt ı n ­ da havari l e rin ve şehitleri n m ü ba rek b a kiyele ri metfun b u ­ lun a n b u m u ka d des mi h ra p üzeri n e b i r Tü rk, bu m i h rab ı n '

'

31 0

.

·


üzeri n d e bir dıi n s.i z? Ey g ü n eş titre! AHa h' ı n kuzusu n ere­ d ed i r? B u m i h ra p üzeri n d e k u rba n ol ei n , yen H e n ve h i ç b i r za m a n tükenm iyen B a ba ' n ı n oğ l u ne rede·?» N e rede ise 'k i ­ tabın da ağl ı yor veya beddua · ed iyor. Son ra Dukas b i r dıe şun l a rı yazıyor: «0 vakit İmpa­ rator' u n kafa s ın ı Aug ustus'un s ü tu n u n a d i kti l e r ve a kşama kada r ora da ka l d ı . Son ra d a n d e ri s i n i yüzüp, s a m a n l a dol­ d urd u l a r ve her ta rafa gönderd i ler. Pa dişa h, muzaffe·riye­ ti n i remzeden bu başı İ ra n Pa d'i şa h ' ı n a , Ara p l a ra ve d iğ er Türkler' e gönderd i» . Konsta n ti n ' in c esed i , aya k ka b ı s ı n d a­ ki ka rta l m oti fin d e n a n l a ş ı l ıyor ve ön c e kafa s ı vücu d u n­ d a n ay.rı l ı yor. M e h met, Konsta nti n op l ' u a l d ı ğ ı n da belki de Kon sta n­ ti n ' i n cesed i n d e n d a h a çok Pren s O rh a n ' ı n cesed i n i gör­ m e k i stiyor. Orha n ' ı n k i m l i ğ i üzeri n d e iıki rivayet var; Bi­ rinci M ehmet' i n kardeşi 'Bi za n s ya n l ıs ı Su lta n Sü l ey ma n '­ ı n oğ l u veya �orun u ola bU.eceğ i H e ri s ü r ü l ü yor. M ehmet' i n Osma n -oğ l u d üzen i n d e g eçerl i patricide, fratricide v e fi l i­ c i d e k u ra l ı n a g öre ken d i nden yaşl ı bi r Osma n -oğ l u o l a ra k Orh a n ' ın ka 'f ası n ı m utla ka kopa rma s ı g e re k i yor. ·

Orha n ' ı n kafa s ı n ı n na s ı l kopa r ı l d ı ğ ı kon u s u n d a da i ki .r ivayet var. Kri tovou l os ' u n yazd ı ğ ı n a g öre Orha n çok g ü­ z e l G rekçe kon uştuğ u ve g iysisi d e Türkler' i n k i n e benze­ med i ğ i için ta n ın m ayacağ ı n ı d ü ş ü n ü yor; anca k ta n ı n d ığ ı n ı ve i z l en d i ğ i n i . a n l a n:mkta geci kmiyor. Kuşatma s ı ra s ı n d a bug ü n k ü Sa ray Burn u i l e Su lta n Ahmet H a pi sha nesi a ra ­ :s ı n da b i r yerd e kuvvetl eriyle b i rl i kte s avaş ıyor; tan ı n d ı ­ ğ ın ı a n l a r a n l a maz kend i s i n i s u r l a rd a n aşağ ı ya atıyor. Ö l üyor ve kafas ı koparı l a ra k O s ma n - oğ l u M e·hmet Fati h ' e götü rü l üyor. İ kinc i rivayet ise başka ; g üzel G re kçe kon u ştuğ u d oğ ­ ru d u r. B u n u n d ı ş ı nd a bi r de ra h i p elb i sesi g iyiyor; a n c a k esi r G rekler, ken d i l e ri n i n a ff ed i leceğ i n i d ü ş ü n ere k Pren s Or·ha n ' ın kiml i ğ in i M e h m et'in askerl er i ne ifşa ediyorl a r. Orha n ' ı n başı kopa r ı lı' yor ve baş ı yi n e M eh m et' i n ön ün e çı­ karıl ıyor. M a rx, d i n ' i , ters i n e çevri l i b i r d ü nya n ın , «pop ü l er bi31 1


. çi m d e mantı ğ ı» ola ra k a n latıyor (* ) . Di n ' e maddi d ü nya n ı nı vu lg ar m a n tı ğ ı gözüyle d e bakm a k m ü m k ü n ; « d i n , ken­ d i s i1n i h e n üz ıbu l a m a rr11 ş veya yen iden kaybetm i ş i nsa n ı n: kend i b i l i n ci v� k en d i n e s ayg ı s ı d ı r» da d i yor. B u neden i& i n sa n ı n ken d i . a k l ı n d a o l a n l a rı bi l mesiyle d in uyumsuzl u k g österiyor. D i n b öyl e o l u n ca p eygamber o l m a k son de rece kolay-­ laşıyor; h e r d i n , i n s a n l a r ı n ac ı l a rıın d a n söz etm ek ve k u r-­ tu l u ş yol u n u g östermek d u ru mu n da d ı r. An c a k bu yetm i ­ yor; h er peyg a m ber az ö lıçüd e a n laşı l ı r ve çok öl çüd e a n ­ l a ş ı lmaz ol m a k zorun da d ı r. İ ns a n l a r, ken d i lerine g üven e-­ b i l me k i c i n a n l a mayı ve k en d i lerin i kanıtl a ma k i çin de ta r-­ t ı şm a·y ı terci h ed iyorl a r. Peyg a m berler i n b a s i t önermeleri ,. dindarlarına g üven veriyor ve a n l a ş ı l m a s ı m ü m k ü n o l m a .,._ yan k i ta p t a n ise b i tm ez tüken mez bi r ta rtı şmayı ya rata­ ·ra k i n s,a n la rı n ı n ken d i l erin i kanıtlam a l a r ı n ı s a ğ l ıyor. D i n l er, i n sa n l a r ı n yaşadı k l a rı d ü nya d aki a c ı l a rını ya-:­ şama d ıık l a rı bi r d ü n ya d a ortad a n ka l d ı rmayı a ma çla d ı ğ r i çi n , vu l g a r o lm a k v e i na n a n l a rı n ı basitl i ğ e· a l ışt ı rm a k zo--' ' mnd a d ı r; v u l g a r olmadaın a c ı la nn yaşa n m a m ı ş. b i r d ü nya­ da ortad a n ka ld ı:rı l ma s ı n a raz ı ol ma k m üm k ü n değ i l d i r. An-­ c a k i n a n a n l a rı n ı ıb asi tleşti rmesi·n e veya ba s i tl e m i ş ola n -­ l a rda n d i n darları n ı seçme s i n e ka rş ı n d in l eri n d e k en d i l erine özg ü bi r m antık l a rı va r. · S ı rat Köpnüs ü , d inleri n bel ki de en ma ntı k l ı bu l uş l a -­ nnda n biri s id i r; bir ıtumusol kağ ı d ı tş.l evi n i· g örüyor. Sı­ rnrt ıKaprüs:ü .gen.iş. bi r yol ola rak d üşü nül m ü yor; son d erece i nc ed i. r. İ ki ta rafta n ıbiti s i n e d üşme k ; cen n et veya· cehen� nem 'e ayrılmak son derece zor ve a yn ı derece kol ay ol u­ yor. Savaş da öyl ed i r. Savaşta insa n ın i ns a n ol m a s ı d a çok zor ve çok kolay o l uyor. Sava şta i ns a n ı n ka h ra m a n veya h a i n o l m a s ı ya d a· · i n sa n ı n i ns a n veya hayvan olma s ı n ı ayı ra n çizg i s.ı rat köp­ rüsün den d a h a i nced i r: Konsta n ti n ne ka da r insa nsa, Prens ·

(*)

Karl Marx-Frederi ck Engels, Collected Works, Vor. 3, s. 175. 3 12


Orhan'ı . i h ba r eden Grek o kadar hayvandır; ve peki M e h­ met nedir? Bu n u bi r cümle i l e cevap·la·ndırnmam. Bütünı, bu ça l ışmayı, bu soruya cevap bu l m a k icin ya pmaya ça­ l ıştı m . .. . .

31 3


Dördüncü Bölü� İçin 1 '2

Notlar

Lynn Montross, War Through the Ages, N.Y., 1960, s. 105 Steven Runciman, The Fall of Constantinople, Cabridge University Press, 1965, önsöz :3 tbid., s. 161 4 Robert Schwoebel, The Shadow of The Crescent : The Re­ naissance Image· of the Turk, 1453 ,- 1517, N.Y., 1969, s. 3 5 . ibid., s. 3 1 '6 Steven Runciman, The . Fall of Constantinopl e, op. cit., '7 :s

·9 11 0 ıl l

i12 i13 14 15

)6

l7 18

·

s. 167

Steven Runciman, The Eastern Schism- A Study of the Papacy and the Eastern Church.es During the XI th and XII th Centuries, Oxford, 1 956, s. 32 Chedonul Mij atovich, Constantin Palaeologus The Last Emperor of Greeks 1448 - 1453, Ohicago, 1 892, s. 1 7 Edwin Pears, The Destruction o f the Greek Empire and the Story of the Capture of Constantiınople by the Turks, · N.Y., 1903 - 1 968, s. 80 - 8 1 Herber:t Adams Gibbons; The Foundation of the Ottoman Eınpire, Oxford, 1916-1968, s. 135 Dukas, Bizans Tarihi, VI. Mirmiroğlu çevirisi, İstanbul, 1 956, s. 155 1bid., s. 1 6.1 Nicolo Barbara, Diary of the Siege of Con:stantinople, N. Y., 1969, s. 9 . ibid., s. 9 Speros Vryonis jr., The Decline of Medie�a[ Hallenism in Asia Minor and the Process of Islamization from the Ele­ venth Through the Fifteenth C entury, University of .Cali­ f ornia' Press, 1 971, s. 75 Edwin Peras, Destruction of Greek Empire, op. cit., s: 62 Herbert Adams Gibbons, The Foundation of the Ottoman Empire, op. cit., s. 83 Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Kapıkulu Ocakları, Cilt I. Ankara, 1943 - 1984, s. 6 . 31 4


19

David Aya'lon, Preliminary Remarks on the Mamluk Mili­ tary Institution in Islam, V.J. Parry ... M.E. Yapp, eds., War, Technology and Society in the Middle East, Oxford Uni­ versity Press, 1975, içinde, s. 47 20 Dr. S. Tansel, Fatih Sultan Mehmed'in Siyasi ve Askeri Faaliyeti, Ankara, 1953-1985, s. 1 25 .21 ibid., s. 222 22 V. J. Pa.rry, La Maniere de Comıpattre, V. J. Parry - M.E. Yapp, eda., War, Technology and Socl­ ety in the Middle East, op, cit., içinde, s. 222 2 3 lbid., s. 223 24 Djurdjica Petrovic, Fire-arms in the Balkans on the Eve of and After the Ottoman Conquests of the Fourteenth and Fifteenth Century, V.J. Parry - M.E. Yapp, eds, War, Technofogy and Society in the Middle East, op. cit., içinde, s. 1 64 25 ibid.. s. 1 73 26 V.J. Parry, La Maniere de ' Combattre, op. cit., s. 246 27 ibid., s. 247 2 8 Nicolo Barbaro, The Diary of the. Siege, op. cit., s. 54 29 ibid., s. 58 3 0 Chedonul Mijatovich, Cons.tantin Palaeologus, oıp. cit., s. 2 1 3 3 1 V.J. Parry, L a Maniere de Combattre, op. cit., s . 2 1 8 - 2 1 9 3 2 Steven Runciman, The Fall of Constantınople, op. cit., s. 134 33 Dukas, Bizans Tarihi, op. cit., s. 153- 154. 34 Nicolo Barbara, The Diary of the Siege, op. cit., s. 30 3,5 ibid., s. 6 1 36 ibid., s . 6 1 3 7 iıbid., s. 3 9 3 8 Edwin Pears, Destruction of the Grek Empire, op. cit., s. 304 39 Kritovoulos, History of Mehmet the Conqueror, Princeton University Press, 1467 - 1 954, s. 56 40 Dukas, Bizans Tarihi, op. cit., . s. 75 41 ibid., s. 1 75 42 ibid., s. 180 . 43 ibid., s. 182 .

.

315


TEKİN VAVINEVİ KİTAP LİSTESİ

Türkiye'nin Düzeni 1 Türkiye'nin Düzeni 2 Türklerin Tar'ihi 1 Türklerin 'l;'arihi 2 Türklerin Tarihi 3 Türklerin Tarihi 4 Türklerin Tarihi 5 Milli Kurtuluş Tarihi 1 Milli Kurtuluş Tarihi 2 Milli Kurtuluş Tarihi 3 Milli Kurtuluş Tarihi 4 Kimsecik Demirciler Çarşısı Cinayeti Ölmez Otu Bir Bulut Kaynıyor Bu Diyar Baştan Başa Baldaki Tuz Allahın Askerleri Teneke Kuşlar da Gitti El Kızı Yalancı Dünya Müfettişler Müfettişi Üç Kağıtçı Sokaklardan Bir Kız Vukuat Var Hanımın Çiftliği Suçlu Sokakların Çocuğu Dünya Evi Kötü Yol Eskici Dükkanı Yağmur Yüklü Bulutlar ·

Doğan Avcıoğlu Doğa'n Avcıoğlu Doğan Avcioğlu Doğan A vcıoğlu Doğan Avcıoğlu Doğan Avcıoğlu Doğan Avcıoğlu Doğan Avcıoğlu Doğan Avcıoğlu Doğan Avcıoğlu . Doğan Avcıoğlu Yaşar Kemal _Yaşar Kemal · Yaşar Kemal Yaşar Kemal Yaşar Kemal Yaşar Kemal Yaşar Kemal Yaşar Kemal 'Y aşar Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal ı Orhan Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal Orhan Kemal OrJ;ıan Kemal Orhan Kemal


Orhan Kemal Kırmızı Küpeler Orhan Kemal Oyuncu Kadın Orhan Kemal Grev �erseri Milyoner/ İki Damla Gözyaşı Orhan Kemal Orhan Kemal Gurbet Klfşları Orhan Kemal Evlerden Biri Orhan Kemal Kaçak Orhan Kemal Kanlı Topraklar Orhan Kemal Arkadaş Islıkları Orhan Kemal Devlet Kuşu Orhan Kemal Bir Filiz Vardı Orhan · Kemal Ekmek Kavgası Orhan K.e mal Cemile Orhan Kemal Avare Yıllar Orhan Kemal Sarhoşlar Orhan Kemal Baba Evi Orhan Kemal Çamaşırcının Kızı Orhan Kemal Önce Ekmek Orhan Kema.ı 72. Koğuş (Oyunlar) Orhan Kemal Bekçi Murtaza (Oyunlar) Asım Bezirci Orhan Kemal Uğur Mumcu Rabıta ' Uğur Mumcu İnkılap Mektupları Uğur Mumcu Bağımsızlık ve Sosyalizm Uğur Mumcu Devrimci ve Demokrat Uğur Mumcu Liberal Çiftlik Uğur Mumcu Papa, Mafya, Ağca Uğur Mumcu . Suçlular ve Güçlüler Uğur Mumcu_ Bir Pulsuz Dilekçe Uğur Mumcu Silah Kaçakçılığı ve Terör Uğur Mumcu Terirsüz Özıgürlük Uğur Mumcu Tüfek İcad Oldu Uğur Mumcu Çıkmaz Sokak Uğur Mumcu · Büyüklerimiz . Uğur Mumcu İ Söz Meclisten çeri Uğur Mumcu Sakıncalı Piyade Yalçın Doğan Dar Sokakta Siyaset Yalçın Doğan IMF Kıskacında Türkiye Muammer Yaşar Zincirbozan Günleri Ali Sirmen Kelepçeli Yazılar Hikmet Çetinkaya Sancılı Yıllar Hikmet Çetinkaya Toroslardan Aşağı t;fuk Güldemir Çevik Kuvvetin Gölgesiilde


Kanat' Operasyonu · İnsan Hakları (Bin İnsan) 12 Mart'a Beş Kala Hayırlı İşler Beyler Hür Şehrin İnsanları Devlet Ana Yorgun Savaşçı Bir Mülkiyet Kalesi Namuscular Kadınlar Koğuşu Kurt Kanunu Yağmurlar ve Topraklar Acı Tütün Zeliş Revizyonist Aylı Bıçak Senin İçin Ey Demokrasi Etiler Mektupları Yakubun Koyunları Mine (Oyunlar 1 ) Nalınlar (Oyunlar 2 ) Yaralı Geyik (Oyunlar 3 ) Aydın Üzerine Tezler 1 Aydın Üzerine Tezler 2 Aydın Üzerine Tezler 3 Aydın Üzerine Tezler 4 Nereye Gidiyoruz? Türkiye Üzerine Tezler 1 · Türkiye Üzerine Tezler 2 Türkiye Üzerine Tezler 3 Planlama, Kalkınma ve Türkiye Bilim ve Edebiyat Küfür Romanları Estetik Hesaplaşma Kutsal İsyan 1 Kutsal İsyan 2 Kutsal İ syan 3 Kutsal İ syan 4 Kutsal İ syan 5 Önce İnsanım, Sonra Gazeteci 24 Ocak Yargılanıyor Kara Para

Ufuk Güldemir Erbil Tuşalp Celil Gürkan Vural Arıkan Kemal Tahir Kemal Tahir Kemal Tahir Kemal Tahir . Kemal Tahir Kemal Tahir Kemal Tahir Necati Cumalı Necati Cumalı Necati Cumalı· Necati Cumalı Necati Cumalı Necati Cumalı Necati Cumalı Necati Cumalı Necati Cumalı Necati Cumalı Nocati Cumalı Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük Yalçın Küçük H. İ . Dinamo · H. İ . Dinam0< H. İ . Dinamo H. İ . Dinam<>ı H. İ . Dinamo Emin Çöl�şan Faik Y. Başbuğ. Faik Y. Başbuğ; Mustafa Koç

·


·

Geçen Yılları Düşündükçe Kumsaldaki Ateş Oynama Topuzla Gülme-Gülmeme Üzerine Heybeliada'da Yaz Sonu Leylak . Kokusu Heybeliada Önce Ekmekler Bozuldu İ lk Yaz Devrimi İstinye Suları Herkesten Uzak Hasret Çölde Açan Zambak Gurbet Aşka Susayan Dudaklar Reyhan Kızım ve Ben Ağlayan Kadın Aşk Izdıraptır Kader Kadınım Liseli Bit Kız Sevdim Vatan Borcu Tuna Nehri Akmam Diyor Dağ Başını Duman Almış Şafak Sökerken Oğuzhan Karapençe Karapençe Estergon'da Karape:nçe'nin İntikamı Karapençe Voyvoda'ya Karşı Karapençe'nin Oğlu

Sami Öngör .Ahmet Tural A. Ener Aslan Avni Gebeş Nejat Gülen Nejat Gülen Nejat Gülen Oktay Akbal Oktay Akbal Oktay Akbal Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş. Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş, Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş ' Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş. Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş Oğuz Özdeş


Fethi, z amanından beş yüz yıldan da­ ha uzun bir süre geçtikten sonra v� insan düşüncesinin

yöntemlerinde

önemli

ve

olumlu katkıların yaşandığı bir noktada ya­ zıyorum; n e k adar olduğu gibi yazmak is­ temiş olsam da, benim aklımın, Feth'e bakı­ şımı etkilemiş olduğunu i nkar etmiyorum. Ancak « gerçek» d e , bir ölçüde , yöntemleri­ ne uygun

olarak

«bildiklerimiz,,

olmuyor

mu; öğrenme, bitmez tükenmez bir serüven olma niteliğini biraz da buradan kazanıyor.

8 7 - 3 4-Y-006 2-000 5

Fatih sultan mehmet (yalcin kucuk) cs 150 cr  

Fatih sultan mehmet

Fatih sultan mehmet (yalcin kucuk) cs 150 cr  

Fatih sultan mehmet

Advertisement