Page 1

18.05.2013

Bu Dergi Trakya Üniversitesi Biyoloji Bölüm öğrencileri tarafından aylık olarak hazırlanmaktadır.

Biyologlara Dair Her Şey

Vücudumuzu istila etmiş tatlı kahraman

Hidrobiyoloji ve Trakya Ünivers itesi Hidrobiyoloji

Eski

Mısır’da

hamilelik

testi , Cinsiyet tespiti..

Sterolojik Metodlara Genel Bir Bakış

Doğanın Korunmasında Eğitimin Önemi

1


TEŞEKKÜRLER

Yükseköğrenim eğitimini aldığımız ve bizlere biyoloji konusunda temel bilgileri aktaran saygıdeğer hocalarımızdan başlayarak yetişmemizde emeği geçen bütün hocalarımıza teşekkürü bir borç biliriz. Huzurlu bir çalışma ortamı sağlayan ve her zaman desteğini esirgemeyen Fen Fakültesi Dekanlığına, Biyoloji Bölüm Başkanı sayın Prof. Dr. Yılmaz ÇAMLITEPE’ye ve Bölüm Başkan yardımcısı sayın Doç.Dr.Murat YURTCAN’a teşekkür ederiz. Bizi kapsül adlı duvar gazetesi hakkında çalışmaya teşvik eden sayın Uzm.Dr. Volkan AKSOY’a, yine halen yürütmekte olduğumuz kapsül plus dergisi ve duvar gazetesi hakkında desteğini bizden esirgemeyen aynı zamanda danışmanlığımızı üstlenen sayın Doç.Dr. Fulya Dilek GÖKALP MURANLI’ya teşekkür ederiz. Eserde bulunan yazıların taslaklarını inceleyen ve değerli eleştirileriyle katkılar sağlayan sayın Doç.Dr.Ayşegül ÇERKEZKAYABEKİR, Araş.Gör.Dr. Kadri KIRAN, Araş.Gör.Dr. Utku GÜNER, Araş.Gör.Dr.Mithat AYDOĞDU, Araş.Gör.Dr. Ebru DİKER, Araş. Gör. Dr. Gazel Burcu GÜLTEKİN’e şükran borçluyuz. Derginin yayınlanmasında ve basılmasında emeği geçen sayın Doç.Dr.Hayati ARDA’ya ve Fizik Bölümü öğretim üyesi sayın Doç.Dr.Şaban AKTAŞ’a katkılarından dolayı teşekkür ederiz. Özellikle yazdıkları yazılarla kapsül plus dergisinin ve duvar gazetesinin oluşmasında, hazırlanmasında, gelişmesinde katkıda bulunan tüm hocalarımıza ve öğrenci arkadaşlarımıza, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederiz.

2


VİZYON Kapsül Plus dergisi tamamen bağımsız, güvenilir ve uzman habercilik ilkelerini benimser. Aylık yayın olması nedeniyle analizler ve yorumlar derginin temelini oluşturur. Kapsül Plus dergisinde çıkan yazılar Bilimsel değer taşıyan ve dergi içeriğine uyan konuların analiz ve yorumlamasıdır. Kapsül Plus dergisi etnik, cinsel, ırksal, ulusal ve inanç temelindeki tüm ayrımcılıklara şiddetle karşı çıkar. Kapsül Plus Trakya Üniversitesinin üniversiteler sıralamasında daha üst sıralara yükselmesi için yapılan tüm çalışmaları da yürekten destekler.

MİSYON Kapsül plus dergisi Trakya Üniversitesinde ki tüm akademik birimlerin toplumsal kültürel ve bilimsel alanda tartışma platformu olmayı amaçlar. Kapsül plus dergisi Trakya Üniversitesinin öğrenci dergisi olmayı hedefler. Ayrıca Kapsül plus dergisi yayın ilkelerine uyan herkesin dergiye yazılarıyla katkıda bulunması için gayret gösterir.

Tayfun GÖZLER

3


ED

İT Ö RÜ N KA L

EM

İN

DE

N

Değerli Kapsül severler Merhaba, Sizlere artık ayrılık vaktinin geldiğini üzülerek duyurmaktayım, bu yazı benim sizlerle buluştuğum son yazı, aslında kendi adıma hüzünlüyüm çünkü yaklaşık olarak iki senedir kapsül plus dergisi ve duvar gazetesi için çeşitli çalışmalar da bulundum, görevimi en iyi şekilde yerine getirmeye çalıştım. Bazı zamanlar zorlandım, sinirlendim, kızdım ama en sonunda derginin son halini elime aldığımda hepsini unuttum, yazmak, hazırlamak, insanların beğenisine sunmak sancılı bir süreçti, bunun farkındayım ve isteyerek kabul ettim. Çünkü bu süreç bana çok şey kattı, eğer insanlar bana kapsül plus konusu açıldığında gülümseyerek bakıyorsa bunlar hep kapsül plus ve siz okuyucularımız sayesindedir. Umarım siz değerli okuyucularımıza layık bir editör olmuşumdur. Bayrağı devrederken arkama bakmayacağımdan emin olabilirsiniz, çünkü bayrağı göğüsleyecek değerli arkadaşlarım Aslıhan DİKMEN ve Özge BİÇEROĞLU’ nun sizlere benden çok daha iyi hizmet edeceklerine ve tüm zorlukların üstesinden azimle, şevkle geleceklerinden eminim. Sizlerden isteğim bu zorlu yolda değerli arkadaşlarımın yanında yürümeniz ve her zaman destek olmanızdır. Bu sayımızda özellikle biyologların çalışma alanları, staj ve yüksek lisans konularında merak edilenlere yer verdik. Diğer konularında zevkle okuyacağınızdan eminim. Ayrıca kapsül plus için yazı gönderen ve destekleyen tüm hocalarımıza teşekkürlerimi sunarım.

Her geçen gün hayata daha aydınlık bakmanız dileğiyle hoşçakalın...

Mete Arslan KONAK

4


SU VE HİDROBİYOLOJİ Günümüzde su doğal kaynakların en önemlilerinden biridir. Dünyanın yaklaşık %80’ini sular oluşturur. İhtiyaçları karşılamaya uygun su miktarı Dünya'daki toplam su stoklarının ancak % 0,25'ini (binde 25'ini) oluşturmaktadır. En küçük canlı organizmadan, en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik hayatı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur.

Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Yeryüzünde her yıl çoğunluğu çocuk olmak üzere 2 milyon insan uygunsuz su kullanımı ve kötü hijyenik şartlar neticesinde ortaya çıkan barsak enfeksiyonlarından hayatını kaybetmektedir.

ASLIHAN DİKMEN

Bizim için bu kadar önemli olan su gün geçtikçe hızla tükenmektedir. Biyoloji bilimi ise doğaya zarar vermeden suyun doğaya geri kazandırılması için Hidrobiyoloji alt bilim dalını oluşturmuştur.

İnsanların çevrelerindeki su ile ilgilenmeleri kendi tarihlerine kadar eskidir. Milattan önceki yıllar Aristo sudaki canlıları göl, nehir ve bataklıkta yaşayan canlılar olarak sınıflandırmasıyla Hidrobiyoloji başlamış, 20. yüzyılın başlarında çalışmalar hız kazanmıştır. Hidrobiyoloji, genel anlamda suda yaşayan canlıların biyolojisi ve ekolojisini inceleyen bir bilim dalıdır. Hidrobiyolojinin tatlı su bölümünü Limnoloji, okyanus ve denizleri bütün yönleri ile inceleyen bilim dalı Oşinografi, akarsu bilimi Potamoloji gibi bilimler alt dalları oluşturur. Hidrobiyoloji alanında uzman kişiler Hidrobiyolog (Su biyologu) unvanını alır. Hidrobiyolog olabilmeniz için 4 yıllık Biyoloji bölümünden mezun olup Hidrobiyoloji alanında doktora yapmanız gerekmektedir. Suyun biyolojik,kimyasal,ekonomik gibi çok önemli işlevleri olduğu için Hidrobiyoloji bölümü geleceği olan bir meslektir.

5


Trakya Üniversitesinde Hidrobiyoloji

Hidrobiyoloji Anabilim Dalı, 1991 yılında Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde kurulmuştur. 2010 yılında Fen ve Edebiyat Fakülteleri´nin ayrı bünyelerde yer almasıyla, Fen Fakültesi´nde faaliyetlerine devam etmiştir. Kurulduğu günden itibaren 2012 yılına kadar Anabilim Dalı başkanlığını Prof.Dr. Timur KIRGIZ, Nisan 2012 tarihinden itibaren ise Doç .Dr. Belgin ELİPEK yürütmektedir.

Anabilim Dalı bünyesinde 4 çalışma grubu içerisinde araştırmalar yapan ekip üyeleri fitoplankton, zooplankton, zoobentoz ve nektona ait taksonomik çalışmaların yanı sıra, iç suların fizikokimyasal ve mikrobiyolojik özellikleri ile toksikoloji alanlarında ve tüm bu özelliklerin hem birbirleriyle hem de canlı gruplarıyla olan ilişkilerini de inceleyen konularda çalışmalar yapmaktadır. Türkiye´de ve özellikle Trakya bölgesindeki sucul ekosistemler üzerinde yürütülen bu araştırmalarla, hem ülke hem de dünya çapında önemli bilimsel katkılar sağlanmaktadır. Araştırma alanlarında yer alan sucul ekosistemlerin Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği (SKKY) kıta içi su kaynaklarının kalite değerlerine göre değerlendirildiği çalışmaların yanı sıra, Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından yapılan araştırmalar neticesinde dünya için 3 yeni tür de tanımlanarak bilim camiasına sunulmuştur. Öğretim Üyelerimizin gerek yurtiçi gerekse yurtdışında bulunan bilim adamlarıyla da ortak çalışmaları ve bağlantıları mevcuttur. Bu nedenle lisansüstü öğrencilere, istedikleri takdirde, hidrobiyoloji alanında farklı konularda çalışma imkanı da sunulabilmektedir. Sucul ekosistemler üzerinde limnolojik araştırmalar yapan Hidrobiyoloji Anabilim Dalı´nda halen 2 Doçent, 2 Arş.Gör.Dr. ve 1 Araştırma Görevlisi (ÖYP kapsamında) bulunmaktadır. Şimdiye dek Anabilim Dalı´mızda toplam 14 Yüksek Lisans ve 7 Doktora tezi tamamlatılmış olup, 2012 yılı itibariyle halen 8 Yüksek Lisans ve 1 Doktora öğrencisi eğitim ve araştırmalarına devam etmektedir. Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Elemanları Doç.Dr. Belgin ELİPEK (ÇAMUR): Hidrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı 1994 yılından beri Hidrobiyoloji Anabilim Dalı´nda görev yapmaktadır. İç sularda yaşayan bentik makro omurgasızlar, su kalitesi ve bunların birbirleriyle ilişkilerini inceleyen çalışmaları bulunmaktadır. Doç.Dr. Hüseyin GÜHER :1986 yılından beri Hidrobiyoloji Anabilim Dalı´nda görev yapmaktadır. İç sularda yaşayan zooplanktonik organizmalar ve bunların çevresel faktörlerle ilişkileri üzerine çalışmaları bulunmaktadır. Arş.Gör.Dr. Utku GÜNER :1996 yılından beri Hidrobiyoloji Anabilim Dalı´nda görev yapmaktadır. İç sularda yaşayan nektona ve toksik maddelerin bu canlılar üzerindeki etkilerine ilişkin çalışmaları bulunmaktadır. Arş.Gör.Dr. Burak ÖTERLER :2000 yılından beri Hidrobiyoloji Anabilim Dalı´nda görev yapmaktadır. İç sularda yaşayan fitoplanktonik organizmalar ve bunların çevresel faktörlerle ilişkileri ve akuatik toksikoloji üzerine çalışmaları bulunmaktadır. Arş.Gör. Gazel Burcu AYDIN :2011 yılından beri Hidrobiyoloji Anabilim Dalı´nda ÖYP kapsamında görev yapmaktadır.

6


Hidrobiyoloji Araştırma Laboratuvarı Araştırma laboratuvarında bilimsel çalışmalarda elde edilen organizmalara ait müze materyalleri yer almaktadır. Ayrıca, arazi çalışmalarından sonra fizikokimyasal analizlerden bazılarının (çözünmüş oksijen, kalsiyum, magnezyum, total sertlik, klorür, tuzluluk, BOI, nitrit, nitrat, fosfat, sülfat, klorofil a, Askıda katı madde, karbonat, bikarbonat, H2S) ölçümleri de bu laboratuvarda yapılmaktadır. Vakum pompası, iklim dolabı, deepfreeze, buzdolabı, hassas tartım cihazı, mikroskop ve binokülerlerin yanı sıra özel teşhislerde kullanılan 1 adet inverted mikroskop, çizim aleti ve sayım kamarası da laboratuvarımızda yer almaktadır. İnternet bağlantısı olan bilgisayar hizmetiyle de kütüphane veri tabanına ulaşılabilmekte ve araştırma için gereken literatür hem lisans hem de lisansüstü öğrencileri tarafından kolayca sağlanabilmektedir.

Hidrobiyoloji Öğrenci Laboratuvarı Lisans öğrencilerinin konuyla ilgili bilgilerini desteklemek amacıyla eğitim-öğretim dönemi boyunca her hafta, haftada 1 gün, 1 öğretim üyesi ve 3 Araştırma görevlisinin de katılımıyla laboratuvar uygulamaları yapılmaktadır.

Hidrobiyoloji Akvaryum Deney Laboratuvarı

Laboratuvarda, içme ve kullanma sularının yanı sıra, iç su ortamlarının su kalitesinin belirlenmesine yönelik çalış-

Toplam 8 adet akvaryum içeren bu laboratuvarda, deney-

maların pratikte nasıl yapılacağı uygulamalı olarak anlatılmaktadır. Laboratuvar uygulamalarında ayrıca içsu

sel çalışmalar yapılabilmektedir. Sucul canlıların gelişimlerinin

ortamlarında yer alan bitkisel ve hayvansal materyal de

izlenebildiği bu laboratuvarda ayrıca, ağır metal ve toksik

tek tek inceletilmekte ve yine laboratuvarda verilen bilgi-

maddelerin sucul canlılar üzerindeki etkilerine yönelik deney-

ler arazi çalışmalarıyla da öğrencilere pekiştirilmektedir.

sel araştırmalar da yapılmaktadır.

Ayrıca öğrencilerin bitirme ödevlerinde çalışabilecekleri, materyallerini karşılaştırabilecekleri bir çalışma ortamı da sunmaktadır.

Hidrobiyoloji iklim Odası Henüz yapım aşamasında olan odada, özellikle deneysel çalışmalar için uygun bir ortam yaratılarak, hassas deneyler gerçekleştirilecektir.

7


Kış Uykusundayken “Buza Dönüşen” Sincap Kuzey Kutbu’nun, güneşin yüzünü göstermediği ve dondurucu rüzgarlarla çevrildiği kış aylarında, canlılar hayatta kalmak için biyolojik özelliklerini ortaya koyuyor. Spermophilus parryii adıyla bilinen yer sincabı , sekiz ay süren kış uykusu boyunca tabiri caizse ‘dünyadan kopuyor.’

HASAN DENİZ SÖĞÜT

Yer sincabı , uykusu esnasında vücut sıcaklığını bugüne kadar bir memeli için ölçülen en düşük değere, -3 dereceye indiriyor. Yaz geldiğinde uyanan sincap, kısa süre içinde vücut sıcaklığını tekrar artırmayı başarıyor.

Newscientist sitesinin haberine göre, yer sincabının 30 dereceyi bulan aşırı soğuklara karşı gösterdiği olağandışı uyum, ilk kez 25 yıl önce keşfedilmişti. ABD’nin Alaska Üniversitesi’nden Brian Barnes, küçük canlıların buz gibi soğuklarda nasıl hayatta kaldığını anlamak için yakaladığı sincapların karnına radyo sinyal vericileri yerleştirdi. Bu sayede, hayvanlar kış uykusuna yatacakları çukuru açmadan önceki vücut sıcaklıkları ölçüldü.

Buza Dönüşüyor Barnes, yer sincabı uykuya yattığında, vücut sıcaklığının 36 dereceden -3 dereceye indiğini tespit etti. Sincap, kanının donmasını engellemek için su moleküllerinin buz kristallerine dönüşmesine neden olabilecek tüm molekülleri dolaşım sisteminden temizliyor. Kan böylece sıfırın altında akışkanlığını koruyor. Yer sincabı ,balıkların çok düşük sıcaklıktaki sularda hayatta kalmasını sağlayan proteinlere sahip olmamasına rağmen Arktik soğuklarına dayanabiliyor. Barnes, sincapların aşırı yavaş olan metabolizmaları sayesinde yağ stoklarını en iyi şekilde değerlendirdiklerini düşünüyor.

8


KIŞ UYKUSU DENEYİ Yer sincapların ‘aşırı soğuma’ uykusunun limitlerini ölçmek için, Barnes’ın meslektaşı Melanie Richter, dondurucu soğukluktaki bir rüzgar tüneline kış uykusundaki bir sincabı koydu. Ardından, içerideki sıcaklık iyice düşürüldü. Yer sincabının, rüzgar tünelindeki sıcaklık -26’yı gördüğünce vücut sıcaklığını -4 dereceye indirdiği tespit edildi. Ancak bu sıcaklıkta, sincap titremeye başladı ve bir süre sonra uyandı. Bilim insanları, buradan yola çıkarak sincabın en fazla -4 dereceye kadar inebildiğine karar verdi. Richter, yer sincabının soğuğa gösterdiği uyuma ait deneyinde elde ettiği sonuçları, bu ay içinde ABD’nin San Francisco kentinde düzenlenen ‘Karşılaştırmalı Biyoloji’ toplantısında sundu. Araştırmacılar, sincapların sekiz ay donmuş bir yatakta uyumasının sadece aşırı soğuklardan kaynaklanmadığını, Kuzey Kutbu’nun sürekli karanlık geçen kış ve sürekli aydınlık geçen yaz dönemlerinde, sincapların sirkadiyan (24 saatlik) ritimlerini de ayarlamakta güçlük çektiklerini söyledi.

SAAT AYARLARI VAR MI? Yer sincaplarının sirkadiyan saat ayarı yapıp yapamadığını anlamak isteyen araştırmacılar, hayvanların çukurlarında bulundukları ve bulunmadıkları anları tespit etmelerini sağlayacak ışığa duyarlı boyun sensörleri kullandı. Bulgular, erkek sincapların, dişilerden üç hafta önce uyandığını gösterdi. Bu süre içinde, erkekler yuvada kalarak önceden depoladıkları yiyecekleri yedi. Böylece, zifiri karanlıkta vücut sıcaklıkları sabit kaldı ama sirkadiyan saatleri ‘devreye girmedi.’ Bahar geldiğinde, tarla sincaplarının vücut sıcaklıklarının gündüz vakti arttığı, geceleri ise tekrar azaldığı anlaşıldı. Yazın ise gündüzleri çukurdan çıkan, geceleri ise geri giren tarla sincapları, sirkadiyan saatinin çalışmaya başladığına dair izlenimler gösterdi. Güneş’in yüksekliğine ve kızıllığına bakarak günün ne zaman başladığı ve bittiğini anlamanın zor olduğunu belirten Barnes, tarla sincaplarının sirkadiyan saati ayarını beyinlerindeki bir gen sayesinde yapıyor olabileceklerini ifade etti. Güneş’in yüksekliğine ve kızıllığına bakarak günün ne zaman başladığı ve bittiğini anlamanın zor olduğunu belirten Barnes, yer sincaplarının sirkadiyan saati ayarını beyinlerindeki bir gen sayesinde yapıyor olabileceklerini ifade etti.

9


BİYOLOGLARIN ÖZEL SEK * 27.04.2013 tarih ve 28630 sayılı Resmi Gaze-

* 25.08.2011 tarih ve 28036 sayılı Resmi Gazete'de

te’ de yayımlanan (Türkiye İlaç ve Tıbbi

yayımlanan (Sağlık Bakanlığı –Refik Saydam

Cihaz Kurumundan) “BEŞERİ TIBBİ ÜRÜN-

Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığı’ndan) “TIBBİ

LERİN İMALATHANELERİ HAKKINDA

LABORATUVARLAR YÖNETMELİĞİ” ne göre

YÖNETMELİK” kapsamında biyoteknolojik

kamu ve özel sağlık kurum/kuruluşlarındaki

ürün imalat yerlerinde, ürün sorumlusu

tıbbi laboratuvarlarda Biyologlarda çalışabil-

olarak çalışabilirsiniz.

mektedir.

* 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı

* 24.08.2011 tarih ve 28035 sayılı Resmi Gazete'de

(2.mükerrer) Resmi Gazete’ de yayımlanan

yayımlanan (Çevre ve Şehircilik Bakanlığından)

(Ekonomi Bakanlığından) “İHRACATTA

“AMBALAJ ATIKLARININ KONTROLÜ YÖ-

TİCARİ KALİTE DENETİMLERİNİN RİSK

NETMELİĞİ” ne göre toplama-ayırma tesisleri-

ESASLI YAPILMASI AMACIYLA FİRMA-

nin sağlaması gereken kriterler arasında tam

LARIN SINIFLANDIRILMASINA İLİŞKİN

zamanlı olarak en az bir çevre görevlisi istihdam

TEBLİĞ” e göre laboratuvarda biyolog ola-

etmesi zorunluluğu getirilmiştir. Çevre görevlisi

rak çalışabilirsiniz. Ayrıca sorumlu denetçi

belgesini alan Biyologlarda toplama-ayırma

olarak da görev yapabilirsiniz.

tesislerde çalışabilmektedir.

* 29.12.2011 tarih ve 281571 sayılı

* 17.06.2011 tarih ve 27967 sayılı Resmi Gazete’

(3.mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanan

de yayımlanan (Çevre ve Orman Bakanlığın-

(Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından)

dan) "TOPRAK KİRLİLİĞİNİN KONTROLÜ VE

"GIDA KONTROL LABORATUVARLARI-

NOKTASAL KAYNAKLI KİRLENMİŞ SAHA-

NIN KURULUŞ, GÖREV, YETKİ VE SO-

LARA DAİR YÖNETMELİK YETERLİLİK BEL-

RUMLULUKLARI İLE ÇALIŞMA USUL VE

GESİ TEBLİĞİ” ne göre yeterlilik belgesi alınma-

ESASLARININ BELİRLENMESİNE DAİR

sı için, gerekli meslek grupları arasında Biyolog-

YÖNETMELİK" gereği gıda kontrol labora-

larda yer almaktadır.

tuvarlarında Biyologlar çalışabilmektedir. * 21.05.2011 tarih ve 27940 sayılı Resmi Gazete’ * 13.12.2011 tarih ve 28141 sayılı Resmi Gaze-

de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından)

te'de yayımlanan (Gıda, Tarım ve Hayvancı-

“BİYOSİDAL ÜRÜNLERİN KULLANIM USUL

lık Bakanlığından) "DENEYSEL VE DİĞER

VE ESASLARI HAKKINDA YÖNETMELİĞİ” ne

BİLİMSEL AMAÇLAR İÇİN KULLANILAN

göre mesul müdür olarak çalışabilirsiniz (Sağlık

HAYVANLARIN REFAH VE KORUNMA-

Bakanlığı tarafından açılan eğitimlere katılıp

SINA DAİR YÖNETMELİK" gereği Biyolog

yapılan sınavda başarılı olanlara mesul müdür-

olarak çalışabilirsiniz ( a. Bir şekilde genetik

lük diploması verilmektedir, mesul müdürlük

yapıları değiştirilmiş gen aktarımlı, nakavt

eğitimi için bulunduğunuz İl Sağlık Müdürlü-

gibi hayvanların bulunduğu araştırmaya

ğü’ne başvurularınızı her zaman yapabilirsiniz).

yetkili, üretici ve kullanıcı kuruluşlarda,b. Genetik yapıları değiştirilmiş balıklar söz

* 26.04.2011 tarih ve 27916 sayılı Resmi Gazete'de

konusu olduğunda, Mikrobiyolojik özellikle-

yayımlanan (Çevre ve Orman Bakanlığından)

rinden dolayı özel bakım gerektiren

“ATIK ARA DEPOLAMA TESİSLERİ TEBLİĞİ”

germfree, patojen ari, spesifik patojen free ve

ne göre tehlikeli atıkların dışındaki ara depola-

benzeri hayvanların bulunduğu üretici ve

ma tesislerinde çevre görevlisi olarak Biyologlar-

kullanıcı kuruluşlarda).

da çalışabilmektedir.

* 21.04.2005 tarih ve 25793 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “PELOİDLERİN ÜRETİMİ VE SATIŞI HAKKINDA TEBLİĞ” e göre peloid üretim tesislerinde biyologlar mesul müdür olarak çalışabilirsiniz. İmalatçı-ihracatçılar kimyasal ve fiziksel analiz gerektiren ürünler için firmaların, laboratuvar elemanı olarak ürünün özelliğine göre Biyolog olarak da çalışabilirsiniz. Ayrıca bu laboratuvar elemanı şartları uygun olması halinde sorumlu denetçi olarak da görev yapabilmektedir. *11.12.2011 tarih ve 28139 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan (Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından) “VETERİNER TEŞHİS VE ANALİZ LABORATUVARLARI YÖNETMELİĞİ” ne göre hayvan hastalık ve hayvanın yapısıyla ilgili teşhis ve analizlerini yapacak laboratuvarlarda teknik hizmet kadrosunda Biyologlarda çalışabilmektedir. * 23.05.2005 tarih ve 25823 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “KOZMETİK YÖNETMELİĞİ” doğrultusunda kozmetik ürünler üreten imalathane ve fabrikalarda Sorumlu Teknik Eleman olarak çalışabilirsiniz.

10


KTÖRDE ÇALIŞMA ALANLARI * 06.03.2011 tarih ve 27886 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “YÜZME HAVUZLARININ TABİ OLACAĞI SAĞLIK ESASLARI VE ŞARTLARI HAKKINDA YÖNETMELİK” gereği yüzme havuz sularının analizleri Bakanlıkça yetkilendirilmiş özel laboratuvarlarda da yapılabilmektedir. Bu yönetmeliğe göre Biyologlarda yetkilendirilmiş özel laboratuvarlarda çalışabilmektedir. * 12.11.2010 tarih ve 27757 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Çevre ve Orman Bakanlığından) “ÇEVRE GÖREVLİSİ VE ÇEVRE DANIŞMANLIK FİRMALARI HAKKINDA YÖNETMELİK” doğrultusunda ; a) Çevreye kirletici etkisi olan faaliyet ve tesislerde, b) Belediyeler, il özel idareleri ve mahalli idare birlikleri veya bunların iştiraklerinin çevreye kirletici etkisi olan tesis ve faaliyetlerinde, c) Organize sanayi bölgeleri yönetimleri bünyesinde, d) Sağlık kuruluşları ve hastanelerden, yatak kapasitesi 20 ve üzerinde olanlarda ve e) Çevre danışmanlık firmalarında çevre görevlisi olarak çalışabilirsiniz (Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan sınav sonucunda başarılı olanlara Çevre Görevlisi Belgesi verilmektedir). * 12.11.2010 tarih ve 27757 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak (Ulaştırma Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından) yürürlüğe giren “DENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE GÖREVİ VEREBİLECEK ŞİRKET/KURUM/ KURULUŞLARIN SEÇİMİNE İLİŞKİN TEBLİĞDE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR TEBLİĞ” kapsamında, petrol ve diğer zararlı madde kirliliğine müdahale yetki belgesi almak isteyen şirket/kurum/ kuruluşlarında Biyolog olarak çalışabilirsiniz.

* 04.08.2010 tarih ve 27662 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “HAVUZ SUYUNDA KULLANILAN YARDIMCI KİMYASAL MADDELERİN ÜRETİMİNE, İTHALATINA VE BİLDİRİM ESASLARINA DAİR TEBLİĞ” e göre üretim yerinde mesul müdür olarak çalışabilirsiniz. * 17.06.2010 tarih ve 27614 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “TAMPON, HİJYENİK PED, GÖĞÜS PEDİ, ÇOCUK BEZİ VE BENZERİ ÜRÜNLERİN ÜRETİMİ, İTHALATI VE BİLDİRİM ESASLARINA DAİRTEBLİĞ” kapsamında mesul müdür olarak çalışabilirsiniz. * 13.06.2010 tarih ve 27610 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan 5996 nolu Kanun “VETERİNER HİZMETLERİ, BİTKİ SAĞLIĞI, GIDA VE YEM KANUNU” kapsamında gıda ve yem işletmelerinde çalışabilirsiniz. * 06.03.2010 tarih ve 27513 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİ UYGULAMALARI VE ÜREMEYE YARDIMCI TEDAVİ MERKEZLERİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİ” ne göre tüp bebek merkezlerinde laboratuvar sorumlusu ve diğer personel statüsünde çalışabilirsiniz. * 18.12.2009 tarih ve 27436 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Çevre ve Orman Bakanlığından) “YETERLİK BELGESİ TEBLİĞİ” ne göre Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ve Proje Tanıtım Dosyası hazırlayan şirketlerde çalışabilirsiniz. * 15.05.2009 tarih ve 27229 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Tarım ve Köyişleri Bakanlığından) “TOHUMCULUK SEKTÖRÜNDE YETKİLENDİRME VE DENETLEME YÖNETMELİĞİ” doğrultusunda Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü’nden doku kültürü ile tohumluk üretici belgesi alarak doku kültürü ile tohumluk üreticisi iş yeri açabilirsiniz.

* 17.02.2005 tarih ve 25730 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “İNSANİ TÜKETİM AMAÇLI SULAR HAKKINDA YÖNETMELİĞİ” ne göre içme suyu işleme fabrikalarında mesul müdür olarak çalışabilirsiniz. * 01.12.2004 tarih ve 25657 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “DOĞAL MİNERALLİ SULAR HAKKINDA YÖNETMELİK” kapsamında doğal mineralli su tesislerinde mesul müdür olarak çalışabilirsiniz. * 27.10.2010 tarih ve 27742 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “İNSAN DOKU VE HÜCRELERİ İLE BUNLARLA İLGİLİ MERKEZLERİN KALİTE VE GÜVENLİĞİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİ” ne göre kapsama giren merkezlerde, merkezin faaliyeti ile ilgili alanda doktora düzeyinde eğitimini tamamlamış olan Biyolog merkezde tam gün görev yapmak kaydıyla merkez sorumlusu olarak çalışabilmektedir.21) 08.10.2005 tarih ve 25960 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sanayi ve Ticaret Bakanlığından) “YETKİLİ SINIFLANDIRICILARIN LİSANS ALMA, FAALİYET VE DENETİMİ HAKKINDA YÖNETMELİĞİ” ne göre yetkili sınıflandırıcı personel olarak çalışabilirsiniz. 11


Biyologların Diğer Çalışma Alanları * 15.12.2011 tarih ve 28143 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “YÜZME

HAVUZLARININ

TABİ OLACAĞI SAĞLIK ESASLARI VE ŞARTLARI

HAK-

KINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA

DAİR YÖNETMELİK” gereği yüzme havuzlarında teknik

ler ve havuzun uygun şekilde

iş-

işletilmesinden sorumlu kimya

veya sağlık eğitimi almış, en az lise mezunu mesul müdür bulundurulması zorunludur. Ayrıca yüzme havuzlarında kullanılan suyu kimyasal, fiziksel ve mikrobiyolojik yönden kullanıma hazırlayan, bu konuda eğitim almış ve en az lise mezunu kişiler havuz suyu operatörü olarak çalışabilmektedir. *20.03.2010 tarih ve 27527 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “KUVVETLİ ASİT VEYA BAZ İÇEREN TEMİZLİK ÜRÜNLERİNİN ÜRETİMİNE, İTHALATINA VE BİLDİRİM ESASLARINA DAİR TEBLİĞ” ine göre üretim yerinde kimya veya sağlık alanında en az lisans/yüksek lisans eğitimi almış olanlar mesul müdür olarak çalışabilmektedir.

* 15.12.2009 tarih ve 27433 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “HAVA AROMATİZE EDİCİ ÜRÜNLERİN ÜRETİMİNE, İTHALATINA, PİYASA GÖZETİMİ VE DENETİMİNE VE BİLDİRİM ESASLARINA DAİR TEBLİĞ” ine göre üretim yerinde kimya veya sağlık alanında en az lisans/yüksek lisans eğitimi almış olanlar mesul müdür olarak çalışabilmektedir.

* 05.07.2005 tarih ve 25866 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “KORDON KANI BANKACILIĞI YÖNETMELİĞİ” gereğince Banka ekibi: Banka ekibi, kök hücre işleme, ayrıştırma, dondurulması konularında eğitim görmüş sertifikalı bir hekim ile ikinci bir eleman olarak yine sertifikalı bir laboratuar teknisyeninden oluşur.

12


*09.12.2004 tarih ve 25665 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “KAPLICA YÖNETMELİĞİ” gereğince kaplıca tesislerinde işletmecinin devamlı olarak işinin devamlı surette bulunmasına imkan olmayan hallerde mesul müdür olarak işin yürütülmesi mümkündür. Mesul Müdür; sağlık eğitimi görmüş yüksekokul mezunundan olur.

* 22.05. 2002 tarih ve 24762 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “İLKYARDIM YÖNETMELİĞİ” ne göre İl Sağlık Müdürlüklerinden ilkyardım eğitmeni sertifikası alabilirsiniz. Bu sertifika ile, a) Sürücü Kurslarında İlkyardım Eğitmeni olabilirsiniz. b) İlkyardım Eğitim Merkezi açabilirsiniz. c) Eğitim Merkezlerinde İlkyardım Eğitmenliği yapabilirsiniz. * 20.05.2002 tarih ve 24760 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “KAN ÜRÜNLERİNİN RUHSATLANDIRILMASINA DAİR YÖNETMELİK” gereğince kan ürünleri üretmek veya ithal etmek isteyen gerçek veya tüzel kişiler ruhsat almak zorundadır. Kan ürünleri için ruhsat almak isteyen kişiler: Tıp doktoru veya eczacı veyahut biyoloji bilim dallarında meslek mensubunu mesul müdür olarak istihdam etmek zorundadır. * 10.06.1998 tarih ve 23368 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan (Sağlık Bakanlığından) “ GENETİK HASTALIKLAR TANI MERKEZLERİYÖNETMELİĞİ” gereğince a) Mesul Müdür: Genetik Uzmanı veya pratisyen hekim) Genetik Tanı Merkezi Sorumlusu: Klinik Genetik, Tıbbi Genetik, Tıbbi Biyoloji ve Genetik dallarında uzman veya bilim doktoru unvanını almış bir tabib olması gerekir. Bu konularda uzmanlık veya bilim doktoru ünvanı olmayan, ancak bu Yönetmeliğin yayımlandığı tarihte yurtiçi ve yurtdışında bu konularda çalışmaların yapıldığı bir merkezde beş yıl veya daha fazla bir süre çalışan ve yaptıkları çalışmaları ve yayınlarını belgeleyen ve belgeleri Komisyonca onaylanmış kişiler Genetik Tanı Merkezi sorumlusu olarak görevlendirilebilir. c) Moleküler çalışmalar yapılacaksa, yurtiçi veya yurtdışında Moleküler Genetik konusunda çalışmaların yapıldığı bir merkezde bu konularda en az altı aylık uygulamalı bir eğitim programını tamamlamış ve bu çalışmalara dair uygulama ve müfredat programını da ihtiva eden belgeyi haiz tıbbi biyoloji ve genetik uzman veya genetik uzmanı veya doktorası olan bu belgeleri Komisyonca onaylanmış bir eleman, d) Biyokimya laboratuvarı olacak ise yurtiçi ve yurtdışında Biyokimyasal Genetik konusunda çalışmaların yapıldığı bir merkezde bu konularda en az 6 aylık uygulamalı bir eğitim programını tamamlamış ve bu çalışmalara dair uygulama ve müfredat programını da ihtiva eden belgeyi haiz Biyokimya ve Klinik Biyokimya uzmanı veya doktorası olan ve bu belgeleri Komisyonca onaylanmış bir eleman bulunur.

13


BİYOLOJİ BÖLÜMÜNDE YÜKSEK LİSANS Akademisyen kimdir? Üniversite ve benzeri yüksek öğrenim kurumlarında öğretimi gerçekleştiren, araştırma yapan ,özgün araştırmalarıyla alanında katkıda bulunan kişilere genel olarak verilen meslek ünvanıdır. Kimler akademisyen olabilir? Her anabilim dalından, lisans programından mezun olan akademik kariyer yapabilir. Kendi lisans öğretimini tamamladıktan sonra o lisans eğitiminin üstüne kariyer yapar. Bu kariyerin aşamaları da lisans bittikten sonra ilk aşaması yüksek lisanstır. Yüksek lisans bittikten sonra doktora gelir. Yüksek lisans akademik kariyerle tanışmadır, doktora bu işin temelidir. Doktora eğitimini bitiren kişi artık o konunun uzmanıdır. Araştırma görevlisi olmak için yüksek lisans yapmamıza gerek var mıdır? Yoktur. Araştırma görevlisi olduktan sonra da yüksek lisans yapabilirsiniz. Ama ÖYP ile beraber hem araştırma görevlisi hem de yüksek lisans yapmış oluyoruz. İstediğimiz üniversitede yüksek lisans yapabilir miyiz ? İstediğiniz üniversitede yüksek lisans yapabilirsiniz. Genellikle üniversiteler kendi lisans programlarından mezun olan kişilere yüksek lisans yaptırıyor. Mesela biz Trakya Üniversitesi Biyoloji Bölümüyüz, bize herhangi bir üniversitede biyoloji, genetik bölümünü bitirmiş kişiler gelip yüksek lisans yapabilir. Öncelik sırası yok, ama bazen eğitim fakültesini bitirmiş kişilerde bize başvurabilir su ürünleri, veterinerlik bölümlerini bitirmiş kişilerde bize başvurabilir ki onların transkriptinde aldığı dersler bizde yüksek lisans yapmak için yeterli değil ise o kişiye 1 sene hazırlık programı uyguluyoruz. Ama siz lisans mezunusunuz o yüzden istediğiniz üniversitelerde hatta tıp fakültelerinin temel bilimlerinde ;biyokimya, fizyoloji, histoloji-embriyoloji, adli tıpta rahatlıkla yüksek lisans yapabilirsiniz.

Yüksek lisans başvuru şartları nelerdir? 1.koşul lisans mezunu olmalısınız. 2.koşul Ales sınavına girmeniz gerekir. Bu Ales puanı her üniversitede farklılık gösterir. Biyoloji alanında yüksek lisans eğitimini ve sınavını fen bilimleri enstitüsü yapar Enstitüler birkaç ay öncesinden bize sorar yüksek lisans ya da doktora öğrencisi istiyor musunuz diye biz hocalara duyururuz ,hocalar sayısıyla beraber isteyip istemediklerini bildirir biz onları toplar enstitüye göndeririz. Sınavı yapan enstitüdür. Enstitü bir jüri oluşturur jüriyi de anabilim dalı seçer, ve sınavı jüri yapar. Trakya Üniversitesinin Fen Bilimleri için alt puan 55 almanız gerekir, her üniversitenin farklıdır. Yabancı dil puanı gerekiyor (YDS) bizim üniversitemizde doktora için sınır 55 ama yüksek lisansta bu sınır yoktur. Bazı üniversitelerde belli puan isteniyor.

Lisanstaki not ortalamamız yüksek lisansı etkiler mi ? Sınav sonucunda Alesin %50 ‘si , lisansın %10 ‘u ,mülakatın %40 ‘ alınıyor.ve bu üçünün ortalamasında en az 65 almanız gerekiyor. Barajı geçenlerin içinde de en yüksek puanı kim almışsa o seçilme hakkı kazanıyor.

14


Tezli ve tezsiz yüksek lisans arasındaki fark nedir ? Bizim bölümümüzde sadece tezli yüksek lisans yaptırılıyor. Tezsiz yüksek lisansta sadece belli kredi ders almanız gerekiyor 2124 kredilik. Tezli yüksek lisansta , yüksek lisans yapmak istediğiniz konuda 2 yarı yılda 21 kredilik ders alıyorsunuz, ilk dönem 4 ders ikinci dönem 3 ders alıp birde seminer hazırlıyorsunuz. Bunları tamamladıktan sonra tez aşamasına geçmiş oluyorsunuz. Tez aşamasında da hocanızla belirlediğiniz bir konu üzerinde tez hazırlıyorsunuz. Yaptığınız çalışmanın küçükte olsa bilim dünyasına katkı yapmasını istiyoruz. Yüksek lisans bitince hangi unvan alınıyor? Şuan sadece yüksek lisans bitince, yüksek lisansını başarıyla tamamlamıştır diye belge veriliyor. Yasal süresi ise yüksek lisansta 2 yarı yıl ders 2 yarı yıl tez olmak üzere 2 yıldır .Eğer süre yetmezse ek olarak 1 sene daha uzatabiliyorsunuz. Mülakat nedir? Girmek istediğiniz programda hocalarınız tarafından yapılan sözlü sınavdır. Bir programın hangi enstitüye bağlı olduğunu veya enstitüye bağlı olup olmadığını, hangi üniversitelerde olduğunu nasıl öğrenebiliriz? Üniversitelerin web sayfalarından takip edebilirsiniz, onun dışında ilana çıkacağı zaman gazetelere ilana çıkar. Takip dönemleri genelde dönem sonları olur. Temmuz-Ağustos gibi ilana çıkar Eylül-Ekim gibi sınavları olur. Yüksek lisans alanları nelerdir? Biyoloji anabilim dalında ,zooloji, botanik, ekoloji, davranış ekolojisi, mikrobiyoloji, sitoloji, biyokimya, populasyon genetiği ve moleküler biyoloji konularında yüksek lisans yapılabilir. Ales e nasıl başvurabilirim? Ales sınavına ÖSYM senede 2 defa yapar, başvuru dönemleri de genelde ilkbahar dönemi mart ayında sınavı mayısta yapılıyor. Sonbahar döneminde ise eylül gibi başvuru, kasımda da sınavı oluyor. Alesin geçerliliği 3 yıldır. Yüksek lisansı yurtdışında da yapabilir miyiz? Biyolojiyle ilgili her türlü alanda Türkiye de nasıl yapabiliyorsanız yurtdışında da yapabilirsiniz. Yüksek lisans öğrencilerinin burs imkanları nelerdir? Yüksek lisans yaparken de öğrenci konumunda olduğunuz için öğrenim kredisine yüksek lisans içinde başvurabiliyorsunuz. Onun dışında başbakanlık bursları var ve çalışacağınız hocayla eğer bir proje yaparsanız TÜBİTAK, DPT, Avrupa projesi gibi yüksek lisans eğitiminiz boyunca maaş alabiliyorsunuz.

Bize yazı ve görüşleriyle desteğini esirgemeyen Sayın Doç.Dr.Murat YURTCAN ‘a teşekkür ederiz.

15


BİYOLOGLAR VE STAJ Biyoloji bölümünde staj zorunluluğu neden önemlidir? Birçok işyeri stajyer kabul ederken zorunlu olarak staj yapması gerekenleri tercih etmekte, isteğe bağlı staj yapmak isteyenleri ise genellikle geri çevirmektedir. Bu nedenle T.Ü. Fen Fakültesi Kimya Bölümünde yıllardır uygulanmakta olan staj zorunluluğu, Biyoloji Bölümüne de getirilerek, Biyoloji Bölümü öğrencilerinin mağduriyeti giderilmiştir.

Hangi kurumlarda staj yapabiliriz? Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Staj Yönergesi’nin 9. Maddesi a) bendine göre; öğrenciler aşağıdaki alanlarda staj yapabilir; -Hastane laboratuvarları -Özel laboratuvarlar -Araştırma Enstitüleri -Üniversitelerin AR-GE kapsamındaki laboratuvarları -Devlet üretim çiftlikleri -Doğa tarihi müzeleri -Botanik bahçeleri -Arboretum -Milli parklar -Su ürünleri üretim ve işletme tesisleri -Uzay araştırma laboratuvarları -D.S.İ

16


Staj için nereye başvurmamız gerekir? Staja başlamak için kaçıncı sınıf öğrencisi

Staj için ilk başvuracağınız birim Fen Fakültesi Öğrenci İşle-

olmamız gerekir ?

ri birimidir. Buradan alacağınız “staj zorunludur” yazısı ve

Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Staj Yönergesi’nin 5. maddesine göre; öğrenciler, tabi oldukları öğretim programı süresince, stajlarını ikinci yarıyılın sonundan itibaren yapabilirler. Yani birinci sınıfın sonunda itibaren yapabilirler.

dilekçe (matbu olarak hazırlanmış halde internetten bulabilirsiniz) ile birlikte staj yapmak istediğiniz işletmeye başvurmanız gekekir. İşletme size imzalı ve kaşeli olarak hazırladığı dilekçeyi (matbu olarak internetten bulabilirsiniz) verir. Bundan sonraki aşamada işyerinin kabul yazısı Bölüm Staj Komisyonuna onaylatılır ve öğrenci işlerine verilir. Ayrıca “Fen Fakültesi İşyeri Kaza ve Meslek Hastalığı Formu” ve “Taahhütname” doldurularak öğrenci işleri birimine verilir ve “Staj Dosyası” alınır. Staj tamamlandıktan sonra staj dosyası Bölüm Staj Komisyonuna teslim edilir.

Başvurduğumuz her kurumda staj yapabilir miyiz? Ne gibi şartlar gerekir ? Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Staj Yönergesi’nin 9. maddesi b) bendine göre; yukarıda belirtilen kurumlar dışında staj yapmak isteyen öğrenciler, işyerinin verdiği staj kabul dilekçesini bölüm staj komisyonuna iletir. Staj yerinin kabul veya reddine bölüm staj komisyonu karar verir. Staj süresi kaç iş günüdür ve bölümlere ayrılabilir mi ? Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Staj Yönergesi’nin 7. maddesi a) bendine göre; öğrencilerin dört yıllık eğitimleri boyunca yapacağı staj süresi toplamı 30 işgünü olup, bu süre en fazla 2 ayrı dönemde tamamlanır. Bir takvim gününde yapılan çalışmaların tümü bir işgünü olarak sayılır. Staj bir veya birkaç farklı kurumda tamamlanabilir, ancak bir kurumda geçirilecek staj süresi en az 5 iş günüdür.

Staj yapacağımız zaman dilimini kendimiz belirleyebilir miyiz ? Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Staj Yönergesi’nin 6. maddesine göre; stajların başlangıç ve bitiş tarihleri Bölüm Kurulu tarafından her yıl belirlenerek bölüm duyuru panosundan öğrencilere duyurulur. Tıbbi Tahlil Laboratuvarlarında teknik personel olarak çalışmamız için kaç iş günü staj yapmamız gerekir ? Mezun olduktan sonra Tıbbi Tahlil Laboratuvarlarında teknik personel olarak çalışmak isteyenler, yönetmelik gereği bu tahlil laboratuvarlarında en az 3 ay süreyle staj yapmaları gerektiğinden, isterlerse stajlarını sürdürdükleri Tıbbi Tahlil Laboratuvarlarında 3 aya kadar uzatabilirler. Ayrıntı için: http://www.personelsaglik.com.tr/mevzuat/laboratuvarlarda-teknik-personel-calismasina-dair-yonetmelikh5094.html#ixzz2CwjrfnH5 Staj boyunca ücret alacak mıyız? 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanununun 25. maddesine göre; öğrencilere ödenecek ücret, öğrenciler ile işyeri sahibi arasında Bakanlıkça belirlenen esaslara göre düzenlenecek sözleşme ile tespit edilir. Ancak bu ücret 20 ve üzerinde personel çalıştıran işletmelerde asgari ücretin % 30'undan, 20 ‘den az personel çalıştıran işyerlerinde % 15’inden az olamaz.

17


Staj yaparken sigorta ödemesi yapılır mı ? Bu ödeme bursumuzu etkiler mi ? Sigortanız 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereği, Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi tarafından ödenecektir. Fakat bu sigortanız SGK’dan emeklilik için başlangıç kabul edilmez, zira emeklilik primi değil sağlık ve iş kazası primi ödenmektedir. Ayrıca sigortanız sadece zorunlu 30 işgünü için ödenecektir. Daha uzun süre staj yapmak istemeniz durumunda sigorta primlerinizin 30 işgününü aşan kısmı Fakülte tarafından ödenmez. Hayır etkilemez. Çünkü sadece 30 gün için “iş ve meslek hastalıkları”na karşı stajyer olarak sigortalanmış olacaksınız. Bu sigorta kapsamına emeklilik, sağlık güvencesi gibi durumlar girmemektedir. Staj yapacağımız yeri okul mu belirler ? Staj yapacağınız yeri kendiniz bulmanız gerekmektedir. Staj yapacak işyeri bulmakta zorlanırsanız, bölüm staj komisyonu size staj yeri sağlamaya çalışacaktır. Ancak komisyonun staj yeri bulma zorunluluğu yoktur. Yabancı uyruklular için staj koşulları geçerli midir? Yabancı uyruklu öğrenciler stajlarını Bölüm Staj Komisyonunun yazılı onayını almak koşuluyla kendi girişimleri sonucu yurtdışında buldukları kurumlarda yapabilirler, bu durumda staj süresi yurt içi ile aynı olup 30 işgünüdür ve staj dosyası İngilizce olarak teslim edilir. Staj dosyası nasıl doldurulur ? Staj dosyasının doldurulması konusunda, staj dosyanızı öğrenci işlerinden alırken bilgilendirileceksiniz. Daha önceki yapılan stajlar geçerli midir? Trakya Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Staj Yönergesi’nin 16. maddesine göre; yatay ve dikey geçiş yoluyla gelen öğrencilerin ve isteğe bağlı olarak staj yapan bölüm öğrencilerinin, yaptıkları stajlarının kabulü ile ilgili kararı staj komisyonu verir. İş hayatında stajın önemi nedir? Staj yapmak öncelikle mesleki gelişiminizin ve mezun olduktan sonra iş bulabilme imkânlarınızın arttırılması açısından önemlidir. Bir çoğunuz, mezun olduktan sonra staj yapmış olduğunuz işletmelerde istihdam olanağı bulabilirsiniz. Ayrıca staj yapan öğrencilerin transkriptlerinde (not dökümünde) stajlarını

Bize yazı ve görüşleriyle

başarı ile tamamladıklarına dair bir ibare yer alacağından, iş başvurularında

desteğini esirgemeyen Sa-

özgeçmiş oluştururken veya başvuru yapılan işyeri tarafından staj yapılıp

yın Doç.Dr.Çiler MERİÇ’e

yapılmadığının belgelenmesi istenirse kullanılabilecektir. Sonuçta staj yapmak, mezun olduktan sonra iş bulmanızda size yardımcı olabilecek önemli bir faaliyettir.

18

teşekkür ederiz.


Dansın Vücudumuzdaki Etkileri İnsanoğlu doğası gereği sıkıntısını, dertlerini, mutluluğunu, aşkını anlatabileceği araçlardan biri olarak dansı seçmiştir. Buna müzik de eşlik edince dans sadece iç dünyayı anlatmak değil onu değiştirmek halini de almıştır. Sonuçta müzik aynı olsa dahi ,bir milyar kar tanesinin birbirinden farklı olması gibi, herkes kendini dansla farklı bir şekilde ifade eder. EMİNE CEYDA SÖZÜER

Dansın vücuda etkilerini bölgesel ve genel olarak iki ana başlık altında toplayabiliriz. Dansın bölgesel etkileri, hareketin belirli bir bölgeyi çalıştırması sonucu gözlemleniyor. Kaslar büyüyor, zamanla genişliyor ve yağ dokusu azalmaya başlıyor. Bir de vücuda fizyolojik etkisi söz konusu. Dans sırasında vücut ısınıyor, metabolizma daha hızlı çalışıyor ve kalp atışlarımız hızlanıyor. Buna bağlı olarak kan dolaşımınızda artıyor. Böylece kaslara , beyne ve diğer vücut organlarına yeterli derecede kan pompalanıyor.

Hiçbir zaman beden dans edemeyecek kadar yaşlı ve beceriksiz değildir. Ama zihinlerimizde bu tutukluluğa yol açan yasaklar vardır ve onlarla baş etmek zordur. Maurice Bejart 19


Dans vücutta hormonların dengeli bir şekilde dağılmasına da yardımcı oluyor.

Dans sırasında, kalp ve akciğer sisteminde meydana gelen değişiklikler oksijen taşıma kapasitesini artırıyor. Artan akciğer fonksiyonu sonrasında kan temizleniyor ve böylece bol oksijen tüm vücuda yayılıyor.

Dans sindirim sisteminde ortaya çıkan sorunlarında azalmasını sağlıyor. Özellikle midede oluşan ve kişiyi rahatsız eden asidi azaltıyor.

Dans etmek, kalp hastalığı riskini azaltıyor ve kan basıncını düşürüyor.

Dans, çevikliği ve uyanıklığı korumaya yardım ediyor.

Dans etmek, fiziksel bir aerobik egzersizdir. Bu esnada; kan, sinir, dolaşım ve solunum sistemleri birbiriyle koordineli bir şekilde çalışmaya baş-

‘Dans ruhun gıdasıdır, iyi bir partnerin varsa.’

lıyor.

Dans, beynin tembelleşmesini önlüyor. Beyin, genel müzik sinyalini kaslara gereken emirleri vermek için anında alıyor ve kısa bir zaman dilimi

Yasemin Becerik

içinde vücut bu uyarıya cevap veriyor. Bu nedenle uzmanlar unutkanlık gibi beyinsel yaşlılık sinyalleri gösteren kişilere dans etmeyi öneriyor.

Dans, tedavi amaçlı da kullanılıyor. Vücudun yeniden hareket kazanabilmesi amacıyla felçli hastalara dans terapisi uygulanıyor. Dans etmek rehabilitasyon programının bir parçasını oluşturuyor.

Dans yukarıda ki etkileri yaptığı gibi insanın düşünce şeklini de değiştirmektedir. Kişiye özgüvende katmaktadır. Bilmediğiniz, uzman olmadığınız bir konu hakkında bilgi edinmeniz ve öğrenmeniz beraberinde mutluluğu da içine almaktadır. Yoğun bir günün ardında bir saat yapılan dans, ruhu rahatlatmakta bununla birlikte huzuru da getirmektedir.

‘Kalbim 4/4'lük atar oldu, ritim kaçırmamam gerek.’ Anonim 20


Eski Mısır’da ve Eski Avrupa’da Hamilelik Testi, Cinsiyet Tespiti ve Doğum Kontrolü Mısır’da 1898 yılında Sir Flinder Petrie adlı bilim adamının ortaya çıkarttığı Kahoun Papirüsü ile 1862 yılında bulunan Smith Papirüsü ve 1873 yılında bulunan Ebers Papirüsü’nde gebelik, idrar hastalıkları, varisler ve gebelik testleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. OZAN ÖZTÜRK

Müzelerde sergilenen papirüslerde yer alan bilgilere göre, hamile şüphesi olan bir kadın her gün sabah idrarıyla biri buğday, diğeri arpa dolu iki torbayı sularmış. Hamilelik şüphesi olmayan bir başka kadın da yine ayrı ayrı buğday ve arpa torbalarını idrarıyla sularmış. Hamilelik şüphesi olan kadının idrarla suladığı buğday ve arpa dolu torbalar, diğer kadının suladığı torbalardan daha önce çimlenirse, hamile olduğu anlaşılırmış. İki kadının suladığı buğday ve arpalar aynı anda çimlenirse hamilelik olmadığı ortaya çıkarmış. Hamile olan kadınların sabah idrarlarında aşırı miktarda hormon bulunduğu için, buğday ve arpa torbaları diğer normal idrarlarla sulananlardan çok daha önce yeşerirmiş. Günümüzde meyve ve sebzenin daha erken sürede yetiştirilmesi için hormon kullanılması da aynı yöntemin bir benzeridir.

Bebeğin Cinsiyeti Mısırlıların kullandığı yöntemde, doğacak bebeğin cinsiyeti de önceden tesbit edilebiliyordu. Hamile kadının idrarıyla sulanan tohumlardan, buğday taneleri daha önce filizlenirse bebeğin erkek, arpa taneleri daha önce filizlenirse bebeğin kız olacağı anlaşılıyordu. Prof. Julias Manger, 1933 yılında laboratuvarda kutuların içerisinde kurutma kağıtları üzerine yerleştirdiği buğday ve arpa tanelerini, idrarla sulayıp, Mısırlıların kullandığı gebelik ve cinsiyet belirleme yönteminin doğruluğunu ispat etmiştir. Günümüzde kullanılan gebelik testleri de, kadının idrarındaki hormon sayısının yoğunluğuna göre sonuç verir ve aynı esaslara göre uygulanır. Prof. Dr. Hulusi Köker de, Mısırlıların kullandığı gebelik testi yönteminin bilimsel olarak doğrulandığını ve hatta bebeğin cinsiyetinin de aynı yöntemle belirlenebildiğini onaylıyor.

Doğum Kontrolü Mısırlılar, kadında kısırlığın tespiti için rahim ağzına (uteris) akşam yatarken sarımsak veya soğan yerleştirmişler. Sabah kadın uyandığında genzinde sarımsak veya soğan kokusu duyarsa tüplerinin açık olduğu ve gebe kalmasına bir engelin olmadığı anlaşılırmış. Koku duyulmazsa kadının tüplerinin kapalı olduğu, bu nedenle hamile kalamayacağı bilinirmiş. Ayrıca kadının rahminin içerisine paslanmayan metallerden olan altın veya gümüş yüzük konularak gebelik önlenirmiş. Arap kervancılar da bu yöntemi öğrenip, uzun çöl seyahatlerinde dişi develerin gebe kalmalarını önlemek için rahimlerinin içerisine temizlenmiş çakıl taşı doldururlarmış.

21


Doğanın Korunması’nda “Eğitim”in Önemi ve “Eğitim’’ ile Koruma Farkındalığını Arttırmak Eğitim, birçok koruma aktivitesinin temel bir parçası olarak görülmektedir. “Neden

DOÇ.DR.NURTEN HACET

korumaya ihtiyaç duyarız ?” veya “Koruma için belirli bir işleyişe neden ihtiyaç duyulur ?” bu soruların nedenlerini genel ve bölgesel halka –ve politikacılara- açıklamak önemlidir. “Eğitim”, bu konuda bazı önemli başarılar gösterdiği için, çoğunlukla “Koruma” olayında bir umut olarak görülmektedir. Buna rağmen, dogmatik kültürel inançlar ile yüzyüze kalındığında eğitimin yapabileceklerinin de bir sınırı olduğunu unutmamak gerekir. Ayrıca, halkı doğanın korunması konusunda bilinçlendirecek genç insanların eğitimleri uzun zaman alabilir, kaynak bulmak aynı şekilde uzun yıllar alabilir; bazı durumlarda yardım etmek için çok geç kalınabilir. Bu durumda, yetişkinlerin eğitimi çok önemlidir, sabit görüşlere rağmen yetişkinler eğitimle verilenleri alabilirler. Buna en güzel örnek, kaçak avcıların av hayvanı bekçisi olmaları verilebilir. Eğitim, doğanın korunması için kanunların tatbik edilmesini sağlamaktan çok daha ucuz bir yol olabilir.

Dünya genelinde, insanlar doğa ile gittikçe daha az direkt deneyim yaşayabilmekte ve doğayı doğa ile iç içe olanlardan daha az anlayabilmektedirler. Arazi gezileri, doğa ve doğanın korunması konusunda çevre bilincini arttırmak için temel oluşturmaktadır. Doğal ortamlarda kurulacak merkezler, ziyaretçilere doğal ortamlar ve işleyişleri hakkında önemli bilgiler verecektir. Tişört ve cam çıkartmalar, insanlara doğanın korunmasında takım çabasını hissettirmek için kullanılabilecek araçlardır. Posterler ve oyunlar, okuryazarlık oranları düşük olan yerlerde doğa sevgisini aşılamaya yardımcı olmaktadır. Bu şekilde yapılan bir eğitime; Zimbabwe’de bir drama grubunun “Hwange Ulusal Park çevresinde” çevresel farkındalığı başarılı bir şekilde uyandırması verilebilir.

Tüketim modelleri, eğitim ile değiştirilebilir. Bu durumda, çevresel sertifika veren projeler tarafından onaylanan ürünlerin üretimi ve sürdürülebilir bir şekilde kullanılan kaynaklardan gelen ürünlerin tercih edilmesi sağlanabilir. Daha az tüketim veya mesuliyetli tüketimi cesaretlendiren reklamlara ne kadar ihtiyaç duyulursa, tüketimi arttıran çekiciliğe karşı koymak için yine reklamlar yardımcı olabilir.

Köpekbalıkları, yılanlar gibi ürkütücü görünümlü hayvanlara karşı önyargının değişmesi için, halkla ilişkiler kampanyaları düzenlenebilir. L.G. Frank’in Kenya’da görüştüğü birkaç göçmen çiftçi, daha az sırtlan fakat daha çok kedi istemiştir. Buda göstermektedir ki, kediler yaban hayatına daha fazla ekonomik zarar vermesine rağmen sırtlanlara karşı hissedilen manevi değerler çok daha düşüktür.

Eğitimin doğanın korunmasında etkili bir şekilde çalıştığı görülmektedir. Tanzanya’da koruma için düşünceler araştırıldığında, yüksek eğitimli olanların % 24’üne karşılık, düşük eğitim düzeyinde olanların % 44’ü tarım için ulusal parkların kullanılması gerektiğini düşünmektedir. ABD’de kurtlar, daha çok yüksek eğitimli insanlar arasında daha popülerdir. Madagaskar’da Masaola Ulusal Parkının amaç ve sınırları konusunda halkın bilinçlendirilmesi, tahribatın azaldığını göstermektedir (Clive Hambler, 2003. Corservation)

22

Eğitim, doğanın korunması için kanunların tatbik edilmesini sağlamaktan çok daha ucuz bir yol olabilir.


HAGFİSH VE İLGİNÇ SALGISI Hagfish Türkçede tam karşılığı olmayan bir canlı grubudur. Taksonomik olarak Agnatha’nın Myxinidae ailesine dahil edilen bu canlı grubu, çenesiz balıkların en ilkin atalarını temsil eden, bir ''yaşayan fosil''dir. Yani atalarının izlerini halen oldukça korumuş bir şekilde taşıyan canlı grubudur. Evrimsel değişimin harika bir örneği ve ispatı konumundalar.

CEREN ŞAHİN

Bu canlıların çok ilginç bir özelliği var: Eğer ki korkutulacak olurlarsa çok kısa sürede çok yoğun bir protein kılıf salgılıyorlar. Bu salgıları sayesinde vücutlarının etrafı kalın ve yoğun bir katman ile kaplanıyor ve böylece avcılarından korunabiliyorlar.

Bu salgı üzerinde çalışan araştırmacılar, aslında bu salgının oldukça ince ve sık bir ağ yapısında olduğunu keşfettiler. Bu telciklerin her biri, insan saçından 100 kat daha ince yapıda olmaları ve örülebilmeleri ile dikkat çekiyor. Bu şekilde üretilen malzemeler, naylon veya plastik kadar sağlam olabiliyorlar! Üstelik Hagfish, bu salgıyı sadece birkaç saniye içerisinde salgılıyor. Bu da üretimin aşırı kolay olmasına neden oluyor. Bu konu üzerinde çalışan araştırma ekibinden Dr. Atsuko Negishi’nin aktardığına göre, bu ağsı yapı naylon ve polyesterden çok daha dayanıklı. Dr. Negishi bu çalışmayı ''Bu canlıların protein yapılarından yola çıkarak üretebileceğimiz aşırı dayanıklı malzemelerin başlangıcı'' olarak nitelendiriyor. Konuyla ilgili bir sonraki araştırma, bu salgının yapay olarak nasıl üretilebileceği sorusunu ele alacak. Hagfish’in kitleler halinde toplanıp salgılama sürecine katılması ekonomik olarak mantıklı değil. Bunun yerine Hagfish’e bu özelliğini veren genler bakterilere aktarılarak bu üretimin yapılması sağlanabilir. Böylece hem hayvanlar zarar görmemiş olacak hem de eşit derecede kolaylıkla bu malzemeler üretilebilecek. 23


STEREOLOJİK YAKLAŞIMA GENEL BİR BAKIŞ Mikroskop, biyoloji eğitiminin ve araştırmalarının vazgeçilmez bir aracıdır. Mikroskobun keşfi ile bilim insanları başka bir dünyanın kapılarını aralamışlar ve bu sayede çok önemli keşiflerde bulunmuşlardır. Mikroskop kullanılarak yapılar morfolojik araştırmalar hücrenin yapısı ve bileşenlerini anlamamızı sağlamıştır. Ancak zaman içinde bu morfolojik değerlendirmelerin doğru nümerik ölçümlerden uzak, araştırıcıdan araştırıcıya değişiklik gösterecek şekilde olduğu fark edilmiştir. Bu durum araştırıcıları, biyolojik objelerden elde edilen kesitlerin, doğru, sistematik şekilde değerlendirilmesi için farklı metotlar geliştirmeye yöneltmiştir. Bunlardan bir tanesi stereolojik yaklaşımdır. Bu sayede, kesitlerden sadece morfolojik değil üzerinde istatistiksel analizlerin yapılabildiği güvenilir nümerik değerlendirmeler de yapılabilmiştir. Stereoloji, üç boyutlu objelerden elde edilen iki boyutlu kesitlerden, üç boyuta ait güvenilir yorumlar yapılmasını sağlayan bilim dalıdır. Stereoloji ile daha kısa zamanda, daha az hata yaparak, tarafsız veriler elde edilebilir.

DOÇ.DR.AYŞEGÜL ÇERKEZKAYABEKİR

Biyolojik objeler doğaları gereği asimetrik yapılardır. Bir organın yada dokunun küçük bir kısmından parça alınarak, bunun kesitlerinin elde edilmesi ve bu kesitlerden yola çıkılarak organın yada dokunun bütünü hakkında yorum yapılması yanlış değerlendirmelerle sonuçlanabilir. Her ne kadar araştırıcılar, mümkün olan, makul sayılarda farklı görüntü alanlarını değerlendirerek bu sorunun üstesinden gelmeye çalışsalar da bu soruna tam çözüm stereolojik yaklaşımla bulunmuştur. Bir başka sorun boyut azalmasıdır. Kesitler, objenin içerdiği yapıların iki boyutlu izdüşümleri ile doludur. Sabit bir kesit kalınlığında büyük bileşenlerin daha çok küçük bileşenlerin ise daha az sayıda izdüşüm oluşturma şansı vardır. Bu izdüşümler ancak belirli sistematik ve bilimsel kurallar dâhilinde sayılır veya ölçülürse doğru sonuçlar elde edilebilir (Şekil 1 ve 2).

Şekil 1: Üç boyutlu biyolojik objelerin, kesitlerdeki boyut kaybı ile oluşturdukları izdüşümler görülmektedir

Şekil 2: Biyolojik objelerin bileşenlerinin konumu ve büyüklükleri, kesit alındığında elde edilecek izdüşümlerin sayısını ve görüntüsünü etkiler. Asimetrik ve farklı büyüklükteki bileşenlerin izdüşümleri şematize edilmiştir.

24


Stereolojik metotların temelini sistematik rastgele örnekleme oluşturur. Bu sayede objenin her alanına eşit örnekleme şansı verilir. Yapılan çalışmalar asimetrik bir objeden sadece rastgele alınan örneklerin bütünü doğru şekilde yansıtmadığını göstermiştir. Ancak rastgele bir başlangıç noktası ile sistematik aralıklarla alınana örneklerin, bütünü doğru şekilde yansıttığı gösterilmiştir. Örneğin bir doku bloğunun tamamından alınan kesitler içinden rastgele bir başlangıç noktasından (5. Kesitten) itibaren her 7. Kesitin alınarak incelenmesi, bu bloğun sistematik rastgele örneklenmesi anlamına gelir. Kesitler kullanılarak tanecik sayısı (örn: nukleus), alan hesaplama (glomerulusların alanı) veya alan hacim oranları (korteks/ medulla) belirlenebilir. Her durumda sistematik rastgele örnekleme ile yapılması bütüne dair doğru sonuçların alınmasını garanti eder. Tanecik sayısı özellikle sinirbilimde önemli bir parametredir (Örn: nöron sayısı, sinaps sayısı gibi). Stereolojik yaklaşımlarla uygun sayım çerçeveleri kullanılarak, bir taneciğin birden fazla sayılması da önlenmiş olur. Örneğin küresel bir nukleusun ardışık iki kesitte iki izdüşümü oluşur. Stereolojik metodlar aynı nukleusa ait bu iki izdüşümden sadece birinin sayılmasını sağlar. Alan hesaplamaları yada hacim hesaplamaları ile çeşitli farklı fizyolojik şartlar altında bir organın, dokunun farklı bileşenlerinin özgün cevapları takip edilebilir. Stereolojik yaklaşımlar doğru örnekleme ve doğru sayım stratejileri ile küçük alanların değerlendirilmesi ve bütüne dair doğru sonuçlar elde edilmesini sağlar. Bilimsel çalışmalar en kolay strateji ile en ucuz şekilde ve en kısa zamanda, doğru, tarafsız sonuçlar elde etmeyi amaçlar. Stereolojik yaklaşımlar basit iki boyutlu kesitlerden üçüncü boyuta dair doğru bilgiler elde etmenin yollarından biridir. Giderek daha çok bilim insanının kullandığı ve kabul ettiği bu yaklaşımın, biyolojik çalışmalara önemli katkıları olacaktır.

Kaynaklar 1-http://stereoloji.tripod.com/stereo.html 2-http://en.wikipedia.org/wiki/Stereology 3-http://www.stereology.info 4-http://www.mbfbioscience.com/stereology 5-http://cshprotocols.cshlp.org/content/2012/8/pdb.top070623.full

25


VÜCUDUMUZU İSTİLA ETMİŞ TATLI KAHRAMAN Endorfin ve serotonin insan vücudunda bulunan, sinirleri uyuşturan, ağrı kesici etkisi morfinden kat kat daha güçlü olan hormonlardır. Bu hormonlar ''mutluluk hormonları'' olarak da bilinir. İçtiğimiz içeceklerde, yediğimiz yiyeceklerde bu hormonları harekete geçiren maddeler bulunmaktadır. Peki durup dururken hormonlarla ilgili bilgi vermemin amacı ne? Tabi ki hepimizin en çok sevdiği ve bir türlü vazgeçemediğimiz çikolata. Kimsenin bu rahatlatıcı benzersiz lezzete hiçbir zaman hayır diyemeyeceği aşikar. Elbette her yiye-

BUKET YÜKSEL

cekte olduğu gibi çikolata da bazen zararlı olabiliyor. Ama biz bu yazıda sadece yararlı etkilerini yazmayı tercih ettik.

Sadece kokusuyla bile mutluluk hormonu olan endorfini harekete geçiren, damağımızda yavaş yavaş erirken insanı farklı hazlara sürükleyen, geçmişten günümüze ağzımızı şenlendiren bu tatlı mucizenin tarihi, milattan öncesine dayanıyor. O yıllarda Mayalar, bir hayvanın kakao ağacından meyve koparmasına tanık olurlar. İlerleyen yıllarda kakao ağacının çekirdeklerini öğütmeyi öğrenirler. M.S. 600 yılında ise Mayalar enerji içeceği olarak bilinen çikolatalı bir içecek yaparlar. M.S. 1500 lü yıllarda İspanyol Cortes'le Avrupa'ya sıçrayan kakao tohumları, yaklaşık 800 yıl sonra ağzımızda çikolata olarak erimeye başlar.

Çikolatanın insan vücuduna yararları saymakla bitmez. Kakao; kırmızı şaraba oranla iki, yeşil çaya oranla üç kat daha fazla antioksidan madde içermektedir ki buda kalp hastalıkları ve kanserle mücadele etme konusunda büyük rol oynar. Ayrıca içerdiği zengin kalsiyum kaynağı sayesinde kemikleri güçlendirdiği de bilinmektedir. Bunun yanı sıra; Bristol Üniversitesi doktorlarından Peter Barham, çikolatanın içinde bulunan bir maddenin cinsel uyarıcı ve keyif verici etkisi bulunduğunu, ayrıca endorfin hormonunu harekete geçirerek kişiye kendini iyi hissettirdiğini savunuyor. Özellikle kadınlar erkeklere oranla daha duyarlı olduklarından, psikolojik olarak daha fazla etkileniyorlar. Genel olarak insan ruh halini olumlu ölçüde etkileyen bir yapıya sahip. Ayrıca Harvard Tıp Akademisi uzmanları, kakaonun yüksek tansiyonu düşürdüğüne dair bulgular elde ettiğini savunuyorlar. Bunların yanı sıra çikolata; güçlü dişlere sahip olmamıza yarayan floridi, stresle mücadelede faydalı olan potasyumu ve vücudun demiri absorbe ederek cildimize faydalı olmasını sağlayan bakırı içermesiyle oldukça zengin . Kaliforniya Üniversitesi uzmanlarına göre, her gün az miktarlarda çikolata yemenin, kanda pıhtılaşmayı önlediğini savunuyorlar. Bu da ani kalp krizlerinin önüne geçiyor.

26


KAPSUL PLUS ETKİNLİKLERİ

Kapsül plus ekibi olarak doğaya yeni bireyler kazandırdık.

27


KAPSUL PLUS ETKİNLİKLERİ

Edirne’yi rehber eşliğinde yeniden keşfettik.

28


https://www.facebook.com/KapsulPlus2013

https://twitter.com/kapsulplus

Görüş ve önerileriniz için; kapsulplus2013@gmail.com

29

Kapsül Plus Sayı 10  

Kapsul Plus

Advertisement