Issuu on Google+

a papalin

Aylýk Haber Gazetesi Yýl 3 Sayý:24 Nisan 2011

Fotoðraf: Erhan ÇÝFTÇÝ

ANADOLUYU VERMEYECEÐÝZ

7 b sayfa:

2 Ayvalýk Tiyatro Þenliði b 3 8 Mart Kutlamalarý b 5 Okuma-Yazma Kampanyasý b Halk Tabiat Parkýna Sahip Çýktý 6 b

7 Atýrganasý ve Kýllý Midye b 8 Nükleer Ýle Yaþamak b b 9 Sineksiz Bir Yaz Ýçin b Türkiye'de Alevi Örgütlenmesi11


2

papalina

NÜKLEER TEHLÝKEYÝ KOVALAYACAK YOK GÝBÝ Ayþe S. KIRIKOÐLU

Nisan 2011

Sendikal Mücadelede ve Yasalarda Kadýnýn Yeri Panele konuþmacý olarak katýlan SES (Saðlýk ve Sosyal Hizmet Çalýþanlarý Sendikasý) MYK üyesi Meryem Özsöðüt, kadýn mücadelesinin tarihsel geliþimi ve çalýþma hayatýndaki yeri ile ilgili bilgi verdi. Kadýnýn çalýþma hayatýnda, kadýn olmaktan kaynaklanan sýkýntýlarý, eþitsizliði yaþamaya devam ettiðini, fiziksel ve psikolojik tacize maruz kaldýðýný, yönetim kademelerinde yeterli oranda temsil edilmediðini dile getirdi.

“Köpeksiz köy görmüþ, çomaksýz dolaþýyor,” deyiþini bilirsiniz. Son günlerde sýk sýk aklýma geliyor. Sonunda bir konuda seçilmiþlerimiz ayný doðrultuda görüþ açýkladýlar; nükleer santraller ülkemiz için kaçýnýlmazmýþ. Darbelerle, barajlarla sol partilerin Meclise girmeleri engellenirse olacaðý budur. 1965 yýlýndaki seçilmiþlerin meclisinde TÝP, 15 milletvekili ile diðer partilerin halkýn yararýna olmayan önerilerini saðduyu ve içtenlikle öylesine irdeliyorlardý ki basýn ister istemez tartýþmalara geniþ yer veriyordu. Þimdi herkes ayný kafada; tek dertleri birbirlerine iktidar nimetlerini býrakmamak. Bu kavga da gerek görsel gerekse yazýlý basýný yeterince meþgul ediyor zaten. Japonya’da yaþanan felaketten sonra, tüm dünya halklarýný nükleer santrallerin tehlikesinden korumak, mevcut santralardan kurtulmak için çareler ararken bizim baþýmýzdakiler santral(ler) kurmak konusunda kararlý. Olasý nedenleri irdeleyelim. - Baþýmýzdakiler nükleer santral konusunda geri dönüþü güç birtakým Sözleþmeler yapmýþ olabilirler. Bu sözleþmelerin ülkeye maliyeti Japonya’da Halen yaþanmakta olan insanlýk dramýndan daha yüksek olamaz, ödenmelidir. Kendi ülkelerinde artýk yeni santral yapmak zorlaþtýðý için birilerinin uygulamýþ Olabileceði fiyat indirimlerinin cazibesine de kapýlmak korkunç bir yanlýþ olur. - Nükleer silah yapabilecek teknolojiye sahip olabilmek santrallerin gerekli olduðunu söyleyenler var. Nükleer silaha sahip ülkelerin bu silahlarý bugüne kadar ne iþine yaradý ki? Bir tek ABD atom bombasý kullanarak Süper Güç haline gelmeyi baþarmýþtý; buna karþýlýk Sovyetler de ayný güce sahip olunca denge kuruldu. Ayrýca bir ülkeyi iþgal etmek ya da o ülkeyi dize getirmek için ambargo uygulanmasý için nükleer silahlara sahip olma tevatürünün bile yeterli mazeret addedildiðini hatýrlamakta yarar olabilir. - Parasal baðlamda nükleer enerjinin en ucuz olduðu öne sürülmektedir. Bunun aksini açýklayan akademisyenler var. Nükleer atýk sorunu ile ilgili bir çözümün bahsi edilmemektedir. Ucuz enerji herhalde halkýn kiþisel kullanýmý için deðil sanayi için bu kadar önemsenmektedir. Halk enerjiye ödemekte olduðu faturayý düþürmek uðruna kendinin ve gelecek kuþaklarýnýn saðlýðýný tehlikeye atmayý göze almaz. Hiroþima’yý Nagazaki’yi yaþayanlardan vazgeçtim, Çernobil’den etkilenen Karadenizlilere gidip bir sorulsa yeter. Gerçek neden, ülkemizi ucuz emek cenneti yaptýktan sonra, þimdi de ucuz enerji cenneti yaparak yabancý yatýrýmcýlara ve onlarýn yerli iþbirlikçilerine peþkeþ çekmek olmalý. Yeraltý kaynaklarýmýz zengin ve çeþitli, tarým alanlarýmýz geniþ. Kendi ülkelerinde halk aðýr sanayi, kirli sanayi, kimya sanayi, nükleer tehlike diye baþkaldýrýyor; üstelik sosyal haklar da sanayiciye yük. Ülkemizi kirletip tehlikelere bizi maruz býrakarak yapmýþ olduklarý üretimi de yerli iþbirlikçileri aracýlýðýyla ihraç edip istatistiklere geçirince, birtakým ekonomi profesörleri televizyon programlarýnda mucize büyümemizi anlatýrlar. Bizler de onlarýn verdiði yanýltýcý milli gelir istatistiklerine ve küçük bir azýnlýðýn yaþam standardýna bakarak “geliþiyoruz” deriz. Hindistan da sözde böyle geliþiyor ama halkýn çoðunluðu hep ayný durumda. Baþbakanýmýzýn evdeki bütan gazý tüpünün riski ile nükleer santral riskini birlikte ele almasý tam bir kara mizah konusu. Bütan gazý tüpü ile çalýþan taþýtlar dahi sigortalandýðý halde nükleer santralleri neden dünyada hiçbir sigorta þirketinin sigortalamadýðýný sorabilecek bilinçte insanlarýn mevcut olabileceðini herhalde aklýna getirmemiþ olmalý. Seçim barajýný düþürsünler, onlarcasýyla Mecliste tekrar karþýlaþabilirler.

Eðitim Sen Ayvalýk Ýlçe Temsilciliði,8 Mart Dünya Emekçi Kadýnlar Günü etkinlikleri kapsamýnda 19 Mart 2011 tarihinde Boðaziçi Otel'de “Sendikal Mücadelede ve Yasalarda Kadýnýn Yeri” konulu bir panel düzenledi. Panelin açýlýþýnda bir konuþma yapan Eðitim-Sen Ýlçe Temsilcisi Edibe Keleþ, kadýnlarýn birlik, dayanýþma ve mücadele günü olan 8 Mart'ý tek bir günle sýnýrlandýrmak yerine, yapýlacak etkinlikleri, güncelliðini ve ihtiyacýný sürekli hissetmemiz ve yaþamamýz nedeniyle sürece yaymak gerektiðini ifade etti.

Balýkesir Barosu'ndan Avukat Çiðdem Dönmez Gül ise, kadýna yönelik ayýrýmcýlýk ve bu hususta ulusal ve uluslararasý mevzuattaki durum hakkýnda bilgi verdi. Türkiye'nin uluslar arasý CEDAW Sözleþmesi (Kadýna Yönelik Her Türlü Ayýrýmcýlýðýn Yok Edilmesi Sözleþmesi) 'ne imza attýðýný belirterek, sözleþmenin etkin bir biçimde kullanýlmadýðýný aktardý. Ailenin korunmasýna dair 4320 sayýlý kanun ile ilgili açýklamalarda da bulunan Gül, tüm kadýnlarýn yasa hakkýnda bilgilenmesi gerektiðini, özellikle þiddete uðrayan kadýnlarýn haklarýný bilmesi açýsýndan bunun önemli olduðunu ifade etti. Kadýnýn yasalarýmýzda hak ettiði yere tam olarak gelemese de, son yýllarda bazý yasalarda olumlu düzenlemeler yapýldýðýna da dikkat çekti.

TÝYATRO ÞENLÝÐÝNDE GERÝ SAYIM BAÞLADI Ýlki geçen yýl gerçekleþtirilen Ayvalýk Gençlik Tiyatro Þenliði'nin ikincisi bu yýl 27–30 Nisan 2011 tarihleri arasýnda Ayvalýk Sanat Derneði (ASD) ve Ayvalýk Kültür Sanat Derneði ( AY K Ü S A D ) ' n i n e v s a h i p l i ð i n d e gerçekleþtirilecek. A m a t ö r, p r o f e s y o n e l , üniversite ve lise tiyatrolarýnýn seçkin örneklerini Ayvalýk'ta buluþturarak, atölye çalýþmalarý, deneysel tiyatro anlayýþlarý ve her yerde tiyatro kavramýný da vurgulamak için farklý yaratým ve özgün eserlerin katýlmasýný hedefleyen þenlik komitesi, oyunlarýn tamamýnýn ücretsiz olacaðýný açýkladý. Kültürel yönü de aðýr basacak þenlikte oynanan oyunlar üzerine söyleþilerde olacak. Oyunculuk, güncel tiyatro konularý ve üsluplarýnýn da konu edileceði söyleþilere halkýn katýlýmý saðlanacak ve kültürel anlamda paylaþým hedeflenecek. Sosyal bir sorumlulukla yola çýktýklarýný, Ayvalýk halkýndan ve sanatseverlerden yoðun destek aldýklarýný ve

bundan da mutluluk duyduðunu aktaran Festival K o o r d i n a t ö r ü H . S a d i M A S TA R , t ü m sanatseverleri þenliðe davet etti. Ayvalýk Sanat Fabrikasý'nda 26 Nisan 2011 günü saat 18.30'da verilecek bir kokteyl ile baþlatýlacak olan þenlik, katýlýmcý tiyatro gruplarýnýn 27 Nisan günü Ayvalýk Tansas önünden Cumhuriyet Alaný'na kadar yapacaklarý yürüyüþ ile devam edecek. Ataþehir Adýgüzel Güzel Sanatlar Lisesi, Burhaniye Belediyesi Kent Tiyatrosu, Marmaris 75. Yýl Kýz Teknik Lisesi, Ayvalýk Tek. Ve End. Meslek Lisesi, Bozdoðan Meslek Yüksek Okulu, Yeryüzü S a h n e s i , ATA L T i y a t r o Topluluðu, Nilüfer Belediyesi Yerel Gündem 21, Kadir Has Üniversitesi, Adnan Menderes Üni. Týp Fakültesi ve Eskiþehir Savaþ Kubaþ Anadolu Lisesi'nin sergileyecekleri tiyatro oyunlarýnýn yaný sýra çocuk oyunu, halk oyunlarý ve atölye çalýþmalarýna da yer verilecek.

RESÝM SERGÝSÝ 8 Mart Dünya Kadýnlar Günü dolayýsýyla, çoðunluðu kadýnlardan oluþan, Ayvalýk Halk Eðitim Merkezi resim kursiyerlerinin çalýþmalarý Karagöz Sanat Evi'nde sergilendi. Ressam Metin Benek yönetimindeki Resim Kursunda üretilen Yaðlýboya resimlerin yanýsýra kuruboya ve guvaþ boya ile yapýlmýþ resimlerin de yer aldýðý serginin açýlýþ kokteyline Kaymakam Nihat Nalbant, eþi Nihal Nalbant, Ýlçe Milli Eðitim Þube Müdürü Ali Tümen, Ýlçe Halk Eðitim Merkez Müdürü Nurbin Kolsuz, Ýlçe Halk Eðitim Merkez Müdür Yardýmcýsý Songül Yolver, Ressam Metin Benek, Karagöz Sanat Evi sahiplerinden Veysel Öztürk, kursiyerler ve birçok davetli katýldý.8–12 Mart tarihleri arasýnda açýk olan sergi Ayvalýklý sanatseverler ve öðrenciler tarafýndan gezildi.


papalina

Nisan 2011

3

AYVALIK'TA 8 MART

Fotoðraflar: Halil COÞKUN Nebahat Dinler

Ayvalýk Kent Konseyi Kadýn Meclisi, Ayvalýk Baðýmsýz Kadýn Ýnisiyatifi, Ayvalýk Çevre Koruma Derneði, ADD, ASD, AYKÜSAD, AYOP, CHP Kadýn Kollarý, ÇYDD, Dayanýþma ve El Sanatlarý Derneði, Halkevi, KASAÝD, KESK, Kýzýlay Derneði, Pir Sultan Abdal Derneði, TEMAD ve Türk Anneler Derneði'nce oluþturulan Ayvalýk 8 Mart Kadýn Platformu, Dünya Kadýnlar Günü

cinayetlerinin durdurulmasýnýn ancak ve ancak kadýnlarýn örgütlü gücünün bir eseri olacaðýna inanýyoruz. Erkek egemen bakýþ açýsýnýn sirayet ettiði toplumsal yaþamýn tamamýný dönüþtürmek için yola çýktýk. Yolu bizimle kesiþen herkesle birlikteyiz.” denildi. Platform üyeleri basýn açýklamasý sonrasý baþlattýklarý imza kampanyasý ile kadýnlara ücretsiz hukuksal ve psikolojik danýþmanlýk hizmeti vermek üzere Ayvalýk'ta Kadýn Danýþma Merkezi açýlmasýný talep ettiler. Toplanan imzalar Ayvalýk Belediye Baþkanlýðýna sunulacak.

Alanda “Güldünya Þarkýlarý”nýn söylenmesi sununda yapýlan basýn açýklamasýný Meral Çaðlar Okudu. Kadýnlarýn, hayatýn her alanýnda uðradýðý toplumsal cinsiyet eþitsizliðine karþý mücadele etmek için, 8 Mart'ýn 101.yýlýnda yine alanlarda olduklarýný belirten Çaðlar; “Erkek adalet deðil, gerçek adalet istiyoruz. Biz kadýnlar, sosyal devletin görevleri olan çocuk, hasta, yaþlý ve engellilerin bakýmýnýn sýrtýmýza yýkýlmasýný

Ayný gün, Ayvalýk Belediyesi Sanat Galerisinde Saat:13.00 de açýlýþý yapýlan “Kadýn Gözüyle Ayvalýk” konulu fotoðraf sergisinin ardýndan Saat: 17.00 de Ayvalýk Ticaret Odasý Toplantý Salonunda Ferda Ýzbudak, Lütfiye Aydýn, Ýnci Gürbüz Atik'in konuþmacý olduðu “Edebiyatta Direniþçi Kadýnlar” konulu toplantý gerçekleþtirildi etkinliklerini 8 Mart 2011 Salý günü Cumhuriyet Alanýnda basýn açýklamasý yaparak baþlattý. “8 Mart Resmi Tatil Olsun” pankartý ve “Artýk yeter! Daha Kaç Kadýn Öldürülecek” “ Kimsenin Namusu Olmayacaðýz”, “Emeðimiz, Bedenimiz Bizimdir”, “Eþit Temsil Þart” “ Kadýnlar 4-C deðil Kadrolu Ýþ Ýstiyor” dövizleri ile alanda bir araya gelen platform üyeleri adýna basýn açýklamasýný Neslihan Kürtül okudu. 8 Mart'ýn üzerinden 100 yýlý aþkýn bir zaman geçmiþ olmasýna raðmen, özellikle ülkemizde kadýnlar olarak toplumsal konumumuzdan, çalýþma yaþamýndaki koþullarýmýza kadar deðiþen pek bir þey olmadýðýný söyleyen Kürtül; açýklamasýnda yasalarýn ve ulusal politikalarýn bütününde kadýnlarý birey olarak gören bir yaklaþýmýn deðil geleneksel aileyi kutsayan bir yaklaþýmýn hakim kýlýnmaya çalýþýldýðýný, Meclisteki kadýn milletvekili oranýnýn %8,8, belediye baþkaný oranýnýn ise %0,9 olduðunu söyledi. Kadýn cinayetlerinin son yýllarda %1400 artmasýna dikkat çekilen basýn açýklamasýnda;“Biz kadýnlar olarak, kadýnýn özgürleþmesinin, kadýn

Geleneksel hale gelen yürüyüþ için 12 Mart Cumartesi günü Marina önünde buluþan kadýnlar, “Her Gün 8 Mart Her Gün Mücadele ”,” Kadýn

Danýþma Merkezi Ýstiyoruz”, “Ücretsiz Kreþ Ýstiyoruz”, “Ev Ýþini Býrak Dünya Dursun!” “Yüzde 50 temsil Hakký Uygulansýn” pankartlarý v e “ Ya þ a s ý n 8 M a r t . Ya þ a s ý n K a d ý n DAYANIÞMASI”, “Kadýna Yönelik Þiddete HAYIR”, “Taciz ve Tecavüze HAYIR”, “Ýþte, Evde, Sokakta ÖZGÜRLÜK”, “Görünmeyen Emek SESÝNÝ YÜKSELT”, “Kadýnlar el ele… Özgür güzel günlere…” sloganlarý eþliðinde Cumhuriyet Alaný'na kadar yürüdüler.

istemiyoruz! Kadýn sýðýnma evlerinin, ihtiyacýn tamamýný karþýlayacak sayýda açýlmasýný ve kadýn örgütlerinin önerilerine, denetimine açýk olmasýný istiyoruz! Kadýnlarýn yaþam haklarýný garanti altýna almak üzere kadýnlarýn ve kadýn örgütlerinin görüþleri alýnarak ciddi ve kapsamlý bir eylem planý hazýrlanmasýný, gerekli tüm adýmlarýn atýlmasýný ve fiili olarak yaþama geçirilmesini istiyoruz! Biz kadýnlar, hayatýn yarýsýyýz… Krize, yoksulluða, savaþa, þiddete, eþitsizliðe karþý mücadelemizde el ele yürümek için yaþasýn 8 Mart, yaþasýn kadýn dayanýþmasý!” dedi.


4

papalina

Nisan 2011

SAÐLIKÇILAR GREVDE

PANORAMA

Havva Taylan

JAPONYA'DA TSUNAMÝ VE NÜKLEER FELAKET 9.1 þiddetindeki depreme karþý gerekli önlemleri alabilen Japon yapý teknolojisi ve disiplini tsunami ve nükleer santralýn yol açtýðý felaketler karþýsýnda çaresiz kaldý ve kalmaya devam edecek. Tsunaminin yol açmýþ olduðu yaralar geçmiþte kalýp zamanla Sarýlacak; nükleer santral onyýllarca Japon halkýna zarar vermeye devam edecek. Hiroþima ve Negazaki'ye A.B.D.'nin 1945 yýlýnda atmýþ olduðu bombalarýn etkisinden hala kurtulamamýþ olan bir toplum için ne büyük bir korku…

19–20 Nisan 2011 tarihinde SES( Saðlýk Emekçileri Sendikasý), Türk Tabipleri Birliði (TTB) ile birlikte 10 saðlýk örgütünün "Çok Ses Tek Yürek" çaðrýsýyla, Türkiye çapýnda saðlýk emekçileri GREV’e çýktýlar. AKP’nin saðlýkta dönüþüm programý uygulamalarýna karþý çýkan saðlýkçýlar, iþ güvencesi, insanca yaþanacak temel ücret, saðlýklý ve güvenli çalýþma ortamý, ücretsiz, nitelikli ve ulaþýlabilir saðlýk hizmeti sunmak, katký-katýlým ve her türlü cepten ödemelerin acilen sonlandýrýlmasýný talep ettiler. Ayvalýk’ta da Saðlýk Emekçileri, hastane bahçesinde iki gün üst üste yaptýklarý basýn açýklamasýnda grev gerekçelerini þöyle dillendirdiler. “Giderek kötüleþen çalýþma koþullarý, güvencesiz çalýþma biçimlerine zorlanmamýz, yapýlan yasa, yönetmelik vb. düzenlemelerle yaratýlan belirsizlik ortamý, yöneticilerin çalýþanlara karþý hürmetsiz ve halka hedef gösteren söylemleri, kapýda bekleyen durumu daha da kötüleþtirecek yasa tasarýlarý, saðlýk ortamýnýn ticarileþtirilmesi, piyasalaþtýrýlmasý bizi grev kararý almaya zorladý” Ayrýca insanca yaþamak, piyasaya düþürülmüþ bir saðlýk hizmetinin oyuncusu olmak istemediklerini belirterek; saðlýðýn bir hak olduðunu, herkese saðlýklý ve güvenli gelecek istediklerini söylediler.

YGS REZALETÝ 'Þuyuu vukuundan beter' denen cinsten bir durum. Yargýnýn varacaðý sonuç ne olursa olsun, gençlerimizin üzerinde yaratýlmýþ olan korkunç etki onarýlamaz. Hayata baþlama aþamasýnda, kendilerini sýnayýp deðerlendirecek kurumlara güvenini kaybetmek en baþarýsýz bir sýnav sonucundan daha büyük bir sorun. Haksýzlýða uðrayan gençler 'hak etme' kavramýna karþý saygýlarýný yitirip haksýzlýk eden büyüklere dönüþmezler mi? NATO LÝBYA SEMALARINDA Nato Libya halkýný Kaddafi'nin zulmünden kurtarmak için silaha sarýlmýþ. Durum hemen akla Saddam'dan kurtarýlan (!) Irak halkýný getiriyor ve Libya halký adýna kaygý yaratýyor. Baþka ülkelerin halklarýný diktatörlerden kurtarmak uðruna yapmakta olduklarý askeri harcamalarýn bedeliyle 100 adet 3000 yolcu kapasiteli vapur kiralayarak nükleer tehlike, saðlýklý su ve yiyecek yokluðu, barýnaksýzlýk karþýsýndaki Japon felaketzedeleri, geçici olarak, misafir edebilirlerdi. 100 x 3000 = 300,000 turistlik gemide rahatlýkla 1.000.000 insan tehlikeden uzaklaþtýrýlmýþ olurdu. Ne yazýk ki petrol kuyularýnýn güvenliði(!) yanýnda insanlarýnki solda sýfýr… MISIR HALKININ DAVRANIÞI DÜNYAYI ÞAÞIRTTI Batýlý ülke halklarýndan sömürdükleri ülkelerin kendileri yüzünden geri kalmýþ olduklarý saklanýr. Yetersiz, yeteneksiz ýrklardan geldikleri için geliþemedikleri masalý anlatýlýr. Ýlk uygarlýklarýn kimler ve nerelerde oluþtuðunu hatýrlamak istemezler. Mýsýr halkýnýn Enver Sedat'ý baþlarýndan atarken göstermiþ olduklarý olgun dayanýþma yeni bir sosyal çýðýr açýcý nitelikteydi. Ne yazýk ki amaçlarýna ulaþmalarýný engellemek isteyen küresel güçler bu dayanýþmayý bozmak için her yolu deneyeceklerdir. HEMEN HER GÜN BÝR KADIN ÖLDÜRÜLÜYOR Erkekleri büyük oranda aile dýþýndan baþka erkekler öldürürler; oysa kadýnlarýmýzý büyük oranda eþleri ya da yakýn akrabalarý

öldürüyor, hem de genellikle planlayarak. Öldürüleceðini sezinleyen kadýnlar devletin korumasýna sýðýnmak için baþvursalar da sonuç deðiþmiyor. TÜSÝAD HAZIRLATMIÞ OLDUÐU ANAYASAYA SAHÝP ÇIKMADI Önce TÜSÝAD Baþkaný tarafýndan özgürlükçü, çaðdaþ bir anayasa taslaðý açýklandý; sonra taslaðý kendileri hazýrlatmýþ olmakla birlikte, tüm önerileri sahiplenmediklerini duyurdular. Derneðin aðýr toplarý 'sakýncalýklý özgürlükler'i geç fark etmiþlerdi. NEVRUZ BU YIL SORUNSUZ KUTLANDI Öyle olmuþ olmasý sevindirici de; böyle bir haber yazmak durumunda kalmak biraz ayýp kaçmýyor mu? Engellemezseniz neden sorun çýksýn ki! OGÜN SAMAST'IN BABASI DEMÝÞ KÝ… Hrant Dink cinayetinden sonra polislerle birlikte bulunabileceði yerlerde oðlunu arayýp da bulamayan baba, oðlunun Jandarma Komutanýyla çok sýk görüþtüðünü, nerede olduðunu Komutan'a sorarlarsa onun bileceðini söylemiþ. Ýlgililer herhalde dikkate alýrlar. ELEKTRONÝK ÝLETÝÞÝM ÇAÐINDA YSK'NUN VETO REZALETÝ YSK belge eksikliði nedeniyle 12 baðýmsýz adayý ve ÖDP'nin tüm adaylarýný veto etti; sonra 7 baðýmsýz aday istenen belgeleri sunarak vetodan kurtuldu. ÖDP seçime hiç giremiyor. Vetolar büyük çapta tepki gördü. Durumu protesto gösterisine katýlan lise son sýnýf öðrencisi Ýbrahim Oruç polis kurþunuyla öldürüldü. ESP'nin desteklediði Gaziantep baðýmsýz adayý Çiçek Otlu'nun (partinin Genel Baþkan Yardýmcýsý) vetoyu aþamama nedeni adliyede dosyasýnýn bulunamamasý ve dolayýsýyla belgenin verilememesi. Elektronik iletiþim çaðýna atladýðýmýz söyleniyor; atlamasak ne olurmuþ acaba. YSK gibi bir kurumda belgelerle uðraþýlacaðýna vatandaþlýk numarasý ile bütün kiþisel bilgilere ulaþýlabilmesi gerekirdi. Gerekli kayýtlara ulaþýlamama halinde de, sözkonusu edilen suçlar ve ilgili yasalar baðlamýnda veto edilip edilmeyecekleri basit bir bilgisayar programý onlara belirtebilirdi. Yeniden yargýlanmalarý gerekmiyordu ki, yasa deðiþikliklerinden yararlandýrýlmýþlardý.. 1 MAYIS 2011 TAKSÝM'DE KUTLANACAK Bir milyon katýlýmcý amaçlanýyor. Disk “77'de Taksim'deydim” pankartý ile katýlýyor. Siyasi cinayetlerin ve faili meçhullerin aydýnlatýlmasý baþlýca temalardan. Emekçi bayramýný hakký olan biçimde kutlayacak; görüþlerini, taleplerini açýklayacak.

1 MAYIS ÜTOPYASI Kimler yoktu ki 1 Mayýs'ta Kimler yoktu ki alanlarda Ýþçiler Memurlar Köylüler Ýþsizler Öðrenciler Mangal yürekli devrimciler Anarþistler Komünistler

Ve ansýzýn

1 Mayýs'ta alanlarda

Toz toprak

Güzel günleri muþtulayan

Nazým ile bakkal Garabet

Davul zurna

Binlerce balonla

Mustafa Suphi ile Doktor Hikmet

Halay ve slogan arasýnda

Güvercin semalarda

Behice ablayla Ayþe Þan

Ape Musa ile elele

Paramaz ile Deniz

Ayaðýnda terlikle

“Yepyeni bir güneþ doðuyor

Gök gözlü Ýbrahim

Küçük Uður giriyor alana

Daðlarýn doruklarýnda

Yýldýz bakýþlý Mahir

Mutlu bir hayat filizleniyor

Diyar- ý Bekir'den Dörtler

Kavganýn ufuklarýnda”…

Ve Ahbarik Hrant

Adil Okay


papalina

Nisan 2011

4 Milyon Kadýn Okuma Yazma Bilmiyor Nebahat DÝNLER

5

EÐÝTÝMDE AYIN GÜNCESÝ ÖÐRENCÝLERE BELEDÝYE OTOBÜSLERÝ BEDAVA: Dikili Belediye Baþkanlýðý öðrencilere belediye otobüslerini ücretsiz yararlandýrýyor. Suyun da10 (on ) tan olan miktarýný 13 (on üç ) tana çýkarýldý. Tüm belediyelere duyurulur.

Kadýnýn Statüsü Genel Müdürlüðü'nün (KSGM) "Türkiye'de Kadýnýn Durumu Aralýk 2010" raporuna göre, Türkiye'de yaklaþýk 900 bin erkeðe karþýlýk 4 milyon kadýn okuma-yazma bilmiyor. Bunlarýn 2,5 milyonunu 50 yaþ ve üzerindekiler oluþturuyor. 6–24 yaþ grubunda ise okuma yazma bilmeyen 220 bin kadýn bulunuyor. Türkiye genelinde okuma-yazma bilmeyen yüzde 8'lik nüfusun büyük kýsmýný kadýnlar oluþturuyor. Türkiye'deki eðitim sistemi zaman içinde daha fazla insaný okuryazar yapmayý baþarsa da kadýn erkek uçurumunu kapatamýyor. Türkiye Ýstatistik Kurumu (TUÝK) 2008 verilerine göre, 6 yaþ ve üstünde okumaz - yazmazlýk oraný kadýnlarda yüzde 12,3, erkeklerde ise yüzde 3,1. Okuma yazma bilmeme oraný her iki cinsiyet için de "genç yaþ gruplarýndan ileri yaþ gruplarýna", "kentsel nüfustan kýrsal nüfusa" ve "batý bölgelerinden doðu bölgelerine" gidildiðinde artýyor. Ancak bu deðiþkenlerin kadýnlar üzerindeki etkisinin erkekler üzerindeki etkisinden daha büyük olduðu görülüyor. Ýlköðretim mezunu erkek ve kadýnlarýn sayýsý birbirine yakýnken eðitim düzeyi yükseldikçe erkekler ve kadýnlar arasýndaki fark, kadýnlar aleyhine açýlýyor. Okuma yazma bilmemek, kadýnlarýn

toplumsal hayata katýlýmýn önünde büyük bir engel oluþturuyor, alýþveriþe gitmek, banka iþlemleri yapmak, çocuklarýn okul baþarýlarýný takip etmek için yardýma ihtiyaçlarý oluyor. Aile içerisindeki konumlarý baskýlanýyor. Okuryazar olmayan kadýnlarýn çok büyük bir kýsmý ekonomik hayatýn dýþýna itilirken istihdam edilen küçük azýnlýðýn yüzde 97'si kayýtdýþý çalýþýyor. Çalýþan kadýnlarýn büyük çoðunluðu ücretsiz aile iþçisi olduðu için ekonomik olarak güçlenemiyorlar. Ayvalýk'ta Okuma Yazma Kampanyasý TÜÝK verilerine göre 81 il içerisinde 76. sýrada yer alan Balýkesir'de 15 bin122 erkek, 50 bin 595 kadýn olmak üzere 65 bin717 kiþi okumayazma bilmiyor. Nüfusu 36 bin olan Ayvalýk'ta okuma yazma bilmeyenlerin sayýsý 2 bin 500. Ayvalýk Kaymakamý Nihat Nalbant tarafýndan ilçe genelinde okuma yazma seferberliði baþlatýldý. "Ana-Kýz Okuldayýz Kampanyasý" kapsamýnda Ayvalýk Halk Eðitim Merkezi'nce Ayvalýk, Altýnova ve Küçükköy merkez ve köylerinde toplam 33 okuma-yazma kursu açýldý. Kurslara katýlan 321 kadýn ve 97 erkek kursiyerin belgeleri mayýs ayý içinde verilecek. Okuma- Yazma bilip de belgesi olmayan 66 kiþi belgelerini aldýlar.

YGS Ayvalýk'ta da Protesto Edildi Berin ÖZKAN

Eðitim-Sen Ayvalýk Temsilciliði' nin çaðrýsýyla YGS'de yaþanan skandallar kýnandý. 9 Nisan Cumartesi günü saat 13.30 de üniversite öðrencileri, lise öðrencileri ve öðretmenlerle birlikte Ayvalýk halkýndan oluþan 100 kiþilik grup Cumhuriyet Meydaný'nda Atatürk Anýtý önünde toplandý. Ayvalýk Eðitim-Sen temsilciliði adýný basýn açýklamasýný Ebide Keleþ okudu. Keleþ, “Tabii ki AKP iktidarýnýn uygulamalarý yandaþlarýna kopya daðýtmakla bitmiyor. Yüksek öðretime Geçiþ Sýnavýný “YANDAÞ GÝRÝÞ SINAVI” olarak algýlayan AKP, 27 Mart’ta yapýlan Yüksek Öðretim Sýnavýnda toplumu kendi hayat anlayýþlarýna uygun olarak tasarýmlamak için, 17 okulda kýz öðrencilerle erkek öðrencileri ayrý okullarda sýnava alarak, toplumu çaðýn gerisine taþýma yönündeki gayretlerini de devam ettiriyor; çünkü onlar, aklýn ve bilimin hakim olduðu bir ülkede iktidar olamayacaklarýný çok iyi biliyorlar!” dedi. “Biz Eðitim-Sen olarak, en küçük birimlerimizden genel

merkezimize kadar, büyük bir seferberlikle bu konunun takipçisi olacaðýz. Bu kirlenmiþ AKP iktidarýndan ülkemiz gençlerine, yaptýklarýnýn hesabýný vermesini saðlayacaðýz.” diyerek basýn açýklamasýna katýlanlara teþekkür etti. Eyleme katýlanlar: “Biz de Þifre istiyoruz”, “Susma Liseli Sustukça Ezilirsin”, “Þifrelere Boyun Eðmeyeceðiz” sloganlarýn atarak alandan ayrýldý.

YGS 'DE BÜYÜK HAKSIZLIK: YGS 'nin þifresi çözüldü. YGS konusunda emirler savrulmasý hiç hoþ deðil. Þifre þaibesine insanlarýmýzýn büyük çoðunluðu tepki gösteriyor. Gençlerimizin marjinal gösterilmesinde büyüklerimiz (!) geç kalmadýlar. Bu konuda fýrsatçý yaklaþýmlar var. Þiddet baský politikalarýný reddediyoruz. MEB 10 BÝN ATAMA ÝZNÝ ÇIKTI: Önümüzdeki günlerde iþsiz öðretmenler için sevindirici bir haber duyuldu. Milli Eðitim Bakanlýðý 10 bin öðretmenin göreve baþlamasý için Maliye Bakanlýðýndan onay aldý. Seçim öncesi 30 bin öðretmen atanmasý yapýlacaðý açýklandý. MAAÞ VE ÜCRET SÖZLEÞMESÝ YENÝLENÝYOR: Ayvalýk'ta eðitim çalýþanlarýn maaþ ve ücretleri almak için yeni banka seçiliyor. Daha önce Ýþ Bankasý ile yapýlan anlaþmanýn süresi dolmak üzere. Ayvalýk'ta 700 (Yedi yüz ) dolayýnda eðitim çalýþaný bulunuyor. Bu arada yedi bankaya anlaþmalarýndan dolayý çeþitli para cezalarý verildi. Bazý bankalar bu konuda mahkemeye karþý dava açacaklarýný belirttiler. M E S L E K L Ý S E L E R Ý ÖZELLEÞTÝRÝLMELÝYMÝÞ(!): Koç Holding Baþkaný Mustafa Koç özelleþtirmelerin daha iyi olacaðýný belirtti. Gerçekleþtirdikleri proje kapsamýnda yaklaþýk beþ yýl içinde öðrenci sayýsýnda % 68 lik bir artýþ olduðunu belirtti. Milli Eðitim Bakaný Nimet Çubukçu Meslek Liselerinin özelleþtirileceði belirtti. ATLETLERÝMÝZ BÜYÜK BAÞARI GÖSTERDÝ: Atletizm Federasyonuna Ayvalýk'tan altý atlet seçildi. Diyarbakýr'da yapýlan yarýþmalarda sekiz madalya Ýlçemize getirildi. Baþarýlý olanlarýn çoðu eðitimin içinde olan öðrenciler. Dört kategoride yarýþmalar yapýldý. Sporcularýmýz Balýkesir ilini temsil ettiler. ÝTHAL ÖÐRETMENLER GELÝYOR: Öðretmen açýðý yýllardýr kangren durumda. Atamasý yapýlmayan 350 bin öretmen var. Gün geçtikçe de bu sayý artmaktadýr."Ýthal öðretmen" sözü açýðý gidermekte ne kadar "ciddi" yaklaþýldýðýný gösteriyor. Þaþýrtan bir karara daha imza atýlýyor. Toplam 40 bin yabancý öðretmen alýnmasýný p l a n l ý y o r l a r. Ö z e l o k u l l a r d a k i y a p ý y a özenilmektedir. Bu uygulama ile Ýngilizce öðrenilmesi olasý deðildir. Binlerce iþiz Ýngilizce öðretmen sayýsý artacaktýr. Bu hizmet kimler içindir. Bu durum ateþle oynamaktýr. BEYAZ BAYRAKLI OKULLAR ARTIYOR: Ayvalýk'ta beyaz bayraklý okullar çoðalýyor. Bunlar arasýnda Ýstiklal Ýlköðretim okullarý da var. AÇIK ÝLKÖÐRETÝM VE AÇIK LÝSE KAYITLARI BAÞLADI: Köyler hariç her okulda artýk kayýtlar yapýlýyor. Ayvalýk okullarýnda kayýtlar alýnýyor. Öðrenciler en yakýn okullarda Açýk Ýlköðretim kayýtlarýný tazelettirebiliyorlar. TRAFÝK KURALLARI ÖÐRETÝLDÝ: Ýsmet Ýnönü Kültür Merkezi'nde Hacivat-Karagöz oyunu ile trafik kurallarý öðretildi. Her okuldan öðrenciler etkinliðe katýldý. Öðrenciler öðrenerek keyifli zaman geçirdiler. HALICILIK KURSUAÇILDI: Ayvalýk Yeniköy'de 22 kursiyer halý dokuyor. Belgelerini aldýlar. Ýþ Kur projesi olumlu sonuçlar verdi. Halýlar Turizm Haftasý'nda Talat Paþa Bulvarýnda sergilendi. Boþ zamanlar deðerlendirildi. EÐÝTÝM SEN ÇOCUK ÞENLÝÐÝ DÜZENLEDÝ: Geçen yýllarda olduðu gibi bu yýlda þenlik vardý. 24 Nisan 2011 de Ayvalýk Cumhuriyet Meydanýnda saat 14.00 de buluþan çocuklar yine neþelendiler. Þarkýlar söylediler. Barýþýn resmini yaptýlar. Çocuklar çok daha güzel bir dünya hak ediyorlar. Gelecekte deðil, hemen bugün.


6

papalina

Nisan 2011

AYVALIK KERVANI YÜRÜYÜÞ GÜNCESÝ

AYVALIK HALKI TABÝAT PARKINA SAHÝP ÇIKTI

Kahvehane sahibinin de yardýmlarýyla soba baþýnda biraz da utanarak botlarýmýz ve çamaþýrlarýmýzý kurutmaya çalýþtýk. Yemeðimizi yedikten sonra Ayvalýktan gelen dostlarýmýzýn da katýlýmýyla köylülere sunumumuzu yaptýk neden yürüdüðümüzü anlattýk. Öðleden sonra hava

Kadri KAYA

devam ettik. Köyde 6 kiþi kaldýk (Halim ve Tolga gitmiþ Melek Aðdaþ bize katýlmýþtý). 14 Nisan Perþembe sabahýn ilk saatleriyle hepimiz yaðmurla uyandýk. Çadýrlarýmýz yaðmurda kullanmak için uygun deðildi. Halil Ýbrahim ve ailesinin ikramý keçi peyniri ve çayla kahvaltýmýzý yaparken öðrendikki gece 1 kiþi hariç uyuyabilen olmamýþ. Açýk havada yatmaktan, heyecandan yada sabahý düþünmekten olabilir. Hafif yaðan yaðmurla yola çýktýktan 1 saat sonra þiddetli saðnak yaðýþa yakalandýk, tüm önlemlerimize raðmen çantalarýmýzýn içindeki yedeklerimize kadar ýslanmýþtýk ki Demircidere köyü kahvehanesine sýðýndýk. Zaten Karaayýttan 8 km uzaktaki burada sunum yapmayý planlamýþtýk. Bu bölgede madencilerin tehdidi altýnda. Ancak mevcut yasalar deðiþmediði sürece yapacak bir þey yok.

güneþliydi, yaðmur tamamen kesilmiþti. 10 km sonra 2. kamp yerimize ulaþtýk. Hala ýslak olan eþyalarýmýzý burada kurumalarý için astýk, ateþ yaktýk ve çadýrlarýmýzý kurduk. Kermes Meydaný denen yerde kurduðumuz kampýmýzda da yalnýz deðildik Ayvalýk tan ve çevre köylerden gelenlerle geç saatlere kadar türküler söyleyip sohbet ettik. 15 Nisan Cuma sabah kalktýðýmýzda herkes üþüyordu, gece çok soðuktu, hemen kahvaltý için ateþ yakýlýp çay piþirildi. Sayýmýz yine artmýþtý (Ýlknur Ýlhan, Ayþegül Tekten, Tolga Yarýcý ve Arif Namlý katýldý). 8 km uzaktaki Yukarýbey de bizi bekliyorlardý. Buradan dönmeyi düþünüyorduk ama olmadý. Bergama ve Dikili belediye baþkanlarýnýn da olduðu bir grupca karþýlandýk. Basýn açýklamasýnýn ardýndan çoðunluðunun köylü kadýnlardan oluþtuðu 50 kiþilik grubun içinde Bergama ya yürürken bulduk kendimizi (Þükrü, Varol, Ýlknur, Kadri). 23 km lik keyifli yürüyüþün ardýndan Bergama ya ulaþtýk. Basýn açýklamasýnýn ardýndan Bergama Belediye baþkanýn da isteðiyle

Ayvalýk Adalarý Tabiat Parký, 2009 Revizyon Planý ile tehdit edilmiþti. 2009 Revizyon Planý, öncelikli olarak Tabiat Parkýnýn ana ilkelerini ortadan kaldýran hükümleri ve planýn hazýrlanmasý sürecinde katýlýmcýlýk ilkesinin uygulanmamasý nedeniyle yanlýþtý. Bu nedenle 2009 Yýlý Revize Planý iptal edilerek, yeniden bir plan revizyonuna gidilmesini ve bu yapýlýrken de 2004 Plan hükümlerinin ana ilkelerine sadýk kalýnmasýný, ancak varsa aksayan yönlerin düzeltilmesini talep ettik. Bunun üzerine 30 sivil toplum örgütü bir araya gelerek Ayvalýk Adalarý Tabiat Parký Platformunu oluþturdu. Platform, Tabiat Parkýný korumak amacýyla, “Basýn açýklamasý, yürüyüþ, konferans” gibi etkinliklerin yanýnda hukuksal mücadeleyi de baþlatmýþtý. Nebahat Dinler, Havva Taylan, Cemil Tosunoðlu ve Þükrü Kaygýsýz tarafýndan bireysel olarak; Pateriça Ada Doðasýný Kültürel Hayatýný Yaþatma ve Dayanýþma Derneði ile GÜMÇED tarafýndan dernekler olarak, Ayvalýk ve Küçükköy Belediye olarak Orman ve Çevre Bakanlýðý, Danýþtay'ýn 6. Dairesine dava edilmiþti.

Fotoðraflar: Nilgün KAYA

Büyük Anadolu Yürüyüþü Ayvalýk Kervaný olarak "Anadoluyu Vermeyeceðiz" sloganýyla 13 Nisan Çarþamba günü Cumhuriyet Meydanýndan yola koyulduk. Basýn açýklamasýna 100'ün üzerinde kiþi katýldý, tek tek elimizi sýkýp iyi dileklerini belirttiler. Yola çýkmaya karar verdiðimiz de 2 kiþiyken 100 kiþiyle Ayvalýk'ýn içinde yürüdük. Ýlçe çýkýþýna geldiðimizde hala 50'nin üzerinde yürüyüþçü vardý. Kozak Yaylasý yol ayrýmýndan sonra 7 kiþi (Þükrü Kaygýsýz, Varol Türümen, Halil Coþkun, Ahmet Köken, Halim Aslan, Tolga Yarýcý, Kadri Kaya) yürümeye d e v a m e t t i k . Ayvalýk'tan 23 km uzaktaki Karaayýt köyüne varýp orada kamp yapmak ilk hedefimizdi. Yürüyüþçünün tercih etmeyeceði asfalt yol üzerinde çoðunlukla zeytin aðaçlarýnýn arasýndaydýk. 23 km lik yolu tahminimizden daha kýsa zamanda bitirdik. Karaayýt köyünde Halil Ýbrahim'in gösterdiði yerde çadýrlarýmýzý kurduk, kuru çamaþýrlarýmýzý giydikten sonra köy kahvesine gittik. Moral ve enerjimiz yerindeydi, bir an önce neden yürüdüðümüzü oradaki halka anlatmak istiyorduk. Yýllarca madencilerle mücadele eden, köyün en önemli geçim kaynaklarýndan birisi hayvancýlýkken meralarýný maden zenginleþtirme tesisine kaptýran, sularýný da vermek istemeyen bu insanlarýn bizi anlamasý çok önemliydi. Anadolunun Ýsyaný kýsa filmini köy kahvesinde izledikten sonra, Anadolunun karþý karþýya olduðu yýkýma dur demek için Ankara'ya yürüyen 10 koldan biri olduðumuzu anlattýk. Karaayýt köyünde Ayvalýk'tan dostlarýmýzda bizi býrakmadý. Gazetecilerde köydeydi. Kahvedeki sohbete çadýrlarýn yanýnda yaktýðýmýz ateþin etrafýnda

Ayvalýk Belediyesinin davasýna ret kararý gelirken, diðer davacýlarýn davalarýna Danýþtay uzun bir aradan sonra “…Taþýnmazlarýn yerinde keþif ve bilirkiþi incelemesi yaptýrýlarak bilirkiþi raporu alýndýktan sonra yeniden karar verilinceye kadar yürütmenin durdurulmasý isteminin kabulü…” kararýný aldý. Sonuç, platform tarafýndan sevinçle karþýlandý. Ancak Danýþtay, “Keþif ve bilirkiþi” ücreti olarak, dava baþýna 5 000TL yatýrýlmasý için 30 günlük süre tanýdý. sunumumuzu belediye kültür salonun da gerçekleþtirdikten sonra Ayvalýk'a döndük ve yürüyüþe ara verdik. 17 Nisan da Ýzmir de Ege Kervaný yola çýkýþýna katýldýk. 27 Nisan da Kuzey Ege kervanýna destek vermek için Edremit'teydik. Tüm Kkervanlarla Ankara'da buluþacaðýmýz günü iple çekiyoruz.

Platform, sorunu çözmek için bir dizi toplantý sonunda baðýþ kampanyasý baþlatma kararý aldý. Baðýþ kampanyasýnýn amacý para toplamanýn yanýnda Ayvalýk Halkýný da davaya dahil etmekti. Kampanya süreci, platformun yanýlmadýðýný kanýtladý. Ayvalýk Halký, Tabiat Parkýna baðýþlarýyla sahip çýkarken “Tabiat Parký bizim, yarýn da bizim olacak!” dedi. Kampanyaya destek veren Ayvalýk Belediyesi, Atatürkçü Düþünce Derneði, Çaðdaþ Yaþamý Destekleme Derneði, AYOP (Ayvalýk Otelciler ve Pansiyoncular Derneði), Ayvalýk Çevre Koruma Derneði, Halk Evleri, Karagöz Sanat Evi, Balýkesir Mimarlar Odasý, Cunda Taksi Dolmuþ Kooperatifi, Ayvalýk Folklor Araþtýrmalarý Derneði, Ayvalýk Ticaret Odasý, GÜMÇED, Cunda ve Kaypa Motel ile 1 liralarýyla dahi Ayvalýk'a sahip çýkan Ayvalýk halkýna teþekkür ediyoruz.


papalina

Nisan 2011

7

ANADOLUYU VERMEYECEÐÝZ

Fotoðraflar: Nilgün KAYA

BAY (Büyük Anadolu Yürüyüþü) Ayvalýk Grubu, Ege kervanýný 13 Nisan 2011 tarihinde Ayvalýk'tan baþlattý. Yürüyüþ öncesi “Anadoluyu Vermeyeceðiz” ve “Ayvalýk Tabiat Parkýný Vermeyeceðiz” yazýlý pankartlarla Cumhuriyet Alaný'nda toplanan, Ayvalýk Adalarý Tabiat Parkýný Koruma Platformu üyeleriyle birlikte çok sayýda dernek ve sivil toplum kuruluþu temsilcilerinin bulunduðu grup, basýn açýklamasý yaptý. Ayvalýk Belediye Baþkaný Hasan Bülent Türközen de alana gelerek eyleme destek verdi. Grup adýna konuþan Þükrü Kaygýsýz þunlarý söyledi: “Biz, Anadolu insanlarý 2 Nisan'dan itibaren, köylerimiz, kasabalarýmýz ve þehirlerimizden çýkarak Ankara'ya yürümeye baþladýk. Çünkü binlerce yýldýr insan uygarlýðýnýn beþiði olan Anadolu, bugün eþi görülmemiþ bir yýkýmla karþý karþýya. Ancak dünya, bu büyük yýkýmýn farkýnda deðil. Son on yýl içinde tüm sularýmýz enerji þirketlerinin eline geçti. Üzerlerine binlerce HES ve baraj kuruluyor. Daðlarýmýz maden þirketleri tarafýndan parsellendi, delik deþik ediliyor. Yaþamýmýz, nükleer ve termik santrallerle tehlike altýnda. Feryadýmýzý duyan yok. Binlerce yýldýr ekip biçtiðimiz tohumlar, yok olmaya baþladý. Ormanlarýmýz parça parça yok ediliyor. Yaný baþýmýzda Kaz Daðlarý, Madra Daðý ve Kozak Yaylasýnýn tamamý maden þirketlerine peþkeþ çekildi ve arama ruhsatý verildi. Topraklarýmýzýn her üç metre karesinden biri artýk maden arama alaný oldu. Altýncýsý, demircisi, bakýrcýsý, molibdencisi, hidrojen sülfürcüsü daðlarýmýzý, ovalarýmýzý, meralarýmýz ve ormanlarýmýzý talan ediyor. Bizlere, kurda-kuþa artýk yaþayacak alan býrakmayacaklar. Siyanür, k ü k ü r t , s ü l f ü r, m e t a n , k a r b o n d i o k s i t , karbonmonoksit derken temiz doða parçasý býrakmayacaklar… Oda yetmedi Türkiye'nin en büyük Tabiat

Parkýna göz diktiler. Adalarýmýz bizlerden alýnýp, zenginlerin, hizmetine sunulup özel park alanýna dönüþtürülüyor. Adalarýmýzda yasa dýþý inþaatlar devam ediyor. Yürütme Durdurma kararý almamýza raðmen kimse oralý olmuyor. Ayvalýk Adalarý Tabiat Parkýný vermeyeceðiz. Bu yýkýmlar sonucunda, tüm insanlýðýn ortak mirasý, dünyanýn en eski yerleþim yerleri sular altýnda kalýyor. Sayýsýz hayvan ve bitki türünün nesli tükeniyor. Ýnsanýmýz, doðduðu bereketli topraklarda artýk doyamýyor. Köyünü, ata topraðýný terk ediyor. Binlerce insan þehirlere göç ediyor ve kadim Anadolu kültürleri birer birer yok oluyor. Hýzla kalabalýklaþan þehirlerimizde yaþamak her geçen gün daha da zorlaþýyor. Bu topraklarý yönetenler, bu yýkýma karþý çýkanlarýn çýðlýðýna kulak týkýyor ve yýkýmý daha da çoðaltýyor. Anlýyoruz ki, onlarýn gözünde artýk köklerimizin hiçbir deðeri yok. Bu nedenle biz, Anadolu insanlarý, Anadolu'yu yaþatmak için kendi halk irademizi kullanmaya karar verdik. Birleþiyoruz! Vicdan sahibi herkesle buluþarak on ayrý koldan, 40 gün 40 gece Anadolu'yu arþýnlýyoruz ve nehirler gibi akarak Ankara'ya yürüyoruz. Geçmiþe olan saygýmýz ve çocuklarýmýzýn geleceði için, doðanýn haklarý ve yaþam hakkýmýz için yürüyoruz. Karadeniz Artvin'den, Güney Ege, Yuvarlakçay ve Bodrum'dan, Mezopotamya kolu Hasankeyf'ten Batý Akdeniz, Antalya'dan yürüyor. Þimdi sýra bizde, biz yürüyeceðiz. Buradan baþlattýðýmýz yürüyüþü üç gün sonra Yukarýbey'de olacak. Böylece Ege Kervaný Ayvalýk'tan baþlayýp Ýzmir koluyla birleþerek Ankara'ya yürüyecek. Arkasýndan Doðu Akdeniz-Hatay ve Mersin kolu,

Trakya-Marmara Kervaný Edirne Ýstanbul üstünden, Batý Karadeniz, Kastamonu Loç Vadisinden, Ýç Anadolu Avanos'tan, Kuzey Ege-Güney Marmara Altýnoluk'tan Ankara'ya kadar yürüyecekler. Dereler olup birleþerek ýrmaklar yaratýyoruz ve coþarak daðlarý tepeleri aþýyoruz. Tüm politikalarýn üstünde, sadece yaþamýmýz için yürüyoruz. Kapitalizmin doymaz kar hýrsýna ve bitmeyen talanýna dur demek için yürüyoruz. Hiçbir dil, din, ýrk ve siyasi görüþ ayrýmý gözetmeden, tüm Anadolu insanlarýný ve Dünya insanlýðýný bu yürüyüþe katýlmaya davet ediyoruz. Suyumuzu, doðamýzý, köklerimizi ve Anadolu'yu geri alana kadar, dönmüyoruz. Bizler, artarak çoðalarak ANADOLUYU VERMEYECEÐÝZ.”


8

papalina

Nisan 2011

AYVALIK ÝÇ DENÝZÝNÝN ATIRGANASINI HATIRLAYAN VAR MI? YA KILLI MÝDYESÝNÝ?

YALNIZ ENERJÝ DEÐÝL, ÖLÜM DE ÜRETEN NÜKLEER SANTRAL ÝLE YAÞAMAK

Hasan TOSYA (Balýkçý-CUNDA) hasan.tosya@hotmail.com

Hüsniye EDÝZSOY

Deðerli Papalina okurlarý Cunda'dan merhaba. Bu yazýmda size Ayvalýk Ýç Limanýndan söz etmek istiyorum.Bu iç deniz bize yaradandan bahþedilen büyük bir servettir. Mevsim itibariyle Ege Denizi'nde yaþayan tüm türleri barýndýran bir deniz, neden mi? Çünkü Ege Denizi'ni ender rastlanan bir dip yapýsýna sahip, en derin yeri 12 metre olan bu iç deniz “atýrgana” dediðimiz taþa benzer ve içinde binlerce canlýyý barýndýran

Her þeye raðmen Akkuyu'da ki nükleer santralden vazgeçmek söz konusu deðildir diyen iktidarýn, halkýn sesini dinlemesini öyle çok istiyorum ki. Nükleer santralle yaþamak istemiyorum diyen her kesin güçlü bir birliktelikle karþý duruþuna ihtiyaç var; elden ne geliyorsa yapmak gerekiyor. Bu konuda neler konuþuluyor, nasýl tepkiler var okuyucularýmýz için göz atmak istedik. Atýklar, nükleer santrallerin yarattýðý en büyük sorun. Greenpeace'ten Hilal Atýcý anlatýyor: "Nükleer enerjiden ortaya çýkan radyoaktif atýklar hiçbir þekilde bertaraf edilemez. Dünyada güvenli depolama alaný yok. Bunlar, tamamýyla yasadýþý olarak az geliþmiþ ülkelere yollanýyor… Atýðýn yeniden iþlenmesi denilen þeyse, nükleer silah hammaddesinin üretilmesi. Ýþleme sonucunda daha yoðun, daha hacimli atýk meydana geliyor. Yeniden iþleme için kullanýlacak atýklarsa deniz yoluyla gönderiliyor. Bu da ayrý bir tehlike." Çevre Mühendisleri Odasý (ÇMO) Yönetim Kurulu Baþkaný Cihan Dündar, Çernobil'deki nükleer santral kazasýný anýmsatýyor ve "Nükleer santraller insan hayatýný doðrudan yok ediyor" diyor. Dündar'a göre küçülen nükleer enerji sektörünün yeni pazarý Türkiye. Elektrik Mühendisleri Odasý (EMO) ise, Mersin Akkuyu'da kurulmak istenen santralin, 6-7 büyüklüðünde deprem üretebilecek Ecemiþ Fay Hattý'na 25-30 km mesafede olduðunu söyleyerek uyarýyor.

zemine sahiptir. Nisan ayý geldiðinde, yani havalar ýsýnmaya baþlayýnca derinlik sýð olduðu için hýzlý bir þekilde ýsýnmaya baþlar. Bu ýsýnmayla deniz dibi canlanmaya baþlar, yani planktonlardan tutun, o atýrgana içinde yaþayan binlerce canlý hayat bulur, her iki boðaz çýkýþýnda duran balýklar ýsýnmayla bu yemle dolu dünyaya dalar, ta ki sular yeniden soðuyana kadar, yani kasým veya aralýk ayýna kadar. Bu 5-6 ay içinde yerel küçük balýkçý, ta evinin önüne kadar gelen balýklardan nasibini a l ý r. Ay v a l ý k ' a g e l e n insanlarýmýz da tazecik çok lezzetli olan bu balýklarýmýzdan yeme fýrsatý bulurdu. Mesela, bir liman papalinasý, tekiri, çuprasý halen insanlarýn dilinde dolaþýyor; þimdi yok. Neden, çünkü yasak? Neden yasak, oraya gelelim? Ayvalýk Ýç Limaný dünyada ender bulunan kýllý midye dediðimiz bir midye türüyle kaplýydý.84 veya 85 yýllarýydý, tam hatýrlamýyorum Yunanistan'dan bir uyanýk gelip bunu gördü ve burada bir servetin yattýðýný anlayýnca bunun ihracatýný baþlattýlar. Balýkçý da bu konuda bilgili olmadýðý için bu midyeyi kendine ekmek kapýsý görüp o demir yýðýnlarýný senelerce bu denizin dibinde sürüdük durduk. O denizin

dibinde yaþayan canlýlarý yerle bir ettik. Belki inanmayacaksýnýz ama binlerce ton midyeyi katlettik, ta ki bitene kadar. Balýkçý bundan her zaman olduðu gibi sadece karnýný doyurdu ama birileri bundan büyük paralar kazandý. Hal böyle olunca da bozulan zeminde balýk popülâsyonu da derin yara aldý. Bir de evsel atýklar, kanalizasyon buna eklenince netice meydanda. Biliyorsunuzdur midyeler, süngerler denizin akciðeridir. Bunlarý söküp alýrsanýz yaþam durur. Þimdi her kafadan bir ses; þurayý delelim, burayý açalým. Hiçbir yeri delmeyin, açmayýn, sadece kirletmeyin yeter. Þimdi midyeye olanlar deniz patlýcanýnýn baþýna geldi. Onlar da þuursuzca toplanýyor, Japonya'ya ihraç oluyor. O da bittiði zaman ki bitecek bakalým karþýmýza ne faturalar çýkacak. Ýþte bu olanlardan bizler küçük balýkçý sorumlu tutuldu, her zaman olduðu gibi faturayý bize ödettiler, balýk tutmak yasak. Þimdi bir yerde anlaþalým, bu balýk burada kalýcý deðil, gelip geçici ve bundan balýkçý faydalanamýyor. Defalarca Ankara'da bunu dile getirdim, gelin yýlýn 12 ayýnda da araþtýralým, balýkçý bundan faydalansýn diye. Bana verilen cevap: siz zaten denize zarar vermiyorsunuz, trafiðe engel oluyorsunuz, o yüzden yasak. Bakar mýsýnýz deðerli okurlar, birileri Ankara'daki hatýrlý arkadaþlarýný arayarak; yahu bu adamlar ayakaltýnda geziyor, bu adamlarý buradan çekin diyor ve bunca insanýn ekmek parasý hiçe sayýlarak yasaklar bu kadar basit konuyor. Tabi, bundan biz üretici, sizler de tüketici olarak nasibimizi alýyoruz. Bu arada da soracaksýnýz bu balýklar ne oluyor? Mevsimi gelip sular soðuduðunda geldikleri gibi yine ayný þekilde boðazlardan balýklar daha sýcak suya, yani dýþa çýkarken büyük devasa tekneler 5-10 gün içinde toparlayýp gidiyorlar. Deðerli okurlar; 8333 km kýyý þeridi, 154080 km2 kýta sahanlýðýna sahip kaç tane ülke vardýr? 3 tarafý denizlerle çevrili bu ülkenin bir “Balýkçýlýk Bakanlýðý” bile yok. Çok mu zor bu bakanlýðý kurmak, anlayamýyorum? Deðerli okurlar; bu öksüz denize hep beraber sahip çýkalým, kirletmeyelim. Ha þuna deðinmeden edemeyeceðim. Dünyada kaç ülke vardýr ki, atýk su parasý ödeyip kanalizasyonunu denize akýtan? Var mýdýr acaba? Saygýlarýmla.

UÐURLAR OLSUN CENAP ABÝM Muharrem PARMAKSIZ

28 Mart sabahý bir dostumu, bir abimi, bir arkadaþýmý, bir siyasi hocamý kaybettim. Onunla geçirdiðim güzel günlerin anýsý kaldý. Her sohbetimizde Deniz Gezmiþiler, Yusuf Aslanlarý, Hüseyin Ýnanlarý siyasi mücadele arkadaþlarýný anlatýrdý. Kaybettiðim dostum tam bir Ayvalýk aþýðýydý. Ayvalýk'ta geçirdiði günleri dostlarýna turizm elçisi gibi her yerde anlatýrdý. Yazdýðý Ayvalýk þiirinden de belli deðil mi hayranlýðý. Aramýzda sohbet sýrasýnda su sözlerini hiçbir zaman unutamýyacam.“Kimliðini kaybettiðin an, yaþamýný çöpe attýn demektir. Ýstemediðin sürece, hiçbir þey için ödün vermeyeceksin. Çünkü gün gelir, verecek hiçbir þeyin kalmaz.” Yaþamýnýn son dakikalarýnda bile her zamanki gibi dik durdu. Savunduðu siyasi düþünceni ne kadar yaþamýnda benimsediðini, Ayvalýk hayraný olmasýna raðmen beni Deniz

Gezmiþlerin, Mahir Çayanlarýn, defnedildiði Karþýyaka mezarlýðýna defnedin vasiyeti davasýna ne kadar sarýldýðýný göstermiþtir. Aþýladýðýn siyasi düþüncenin de her zaman savunucusu olacaðým sevgili dostum. Rahat uyu… “Karþýlamak gelen günü aþkla ve yarýn deðiþtirebileceðini düþünmek.. Varolmak, yaþamýn tüm hücrelerinde ammaa insanlýðýn deðeri ile. Gel yürüyelim Ayvalýk' ta ayaðýmýz çýplak,kumda deðil,çakýl taþlarý üstünde,,, ayaðýnda acýyý hisset... ama yüreðinde de… Sev kendini... Sevgisizliðe inat... Dünyayý da... insanlarý da... HALIL CENAP YAZAR...”

Türkiye Çevre Platformu'nun (TÜRÇEP) koordinatörü Doç Dr. Tanay Sýdký Uyar, nükleer enerjinin maliyetinin doðru anlatýlmadýðýný söylüyor. Uyar'a göre santral maliyeti yalnýzca ilk yatýrým maliyeti deðil. Güvenlik altyapýsý, lisanslama, iþletme ve kapatma maliyetleri var. Elektriðin etkin kullanýmý ve yenilenebilir enerjiler, rüzgar ve güneþ ile Türkiye'nin enerji ihtiyacýnýn çevreye ve bütçeye zarar vermeden karþýlanabileceðini belirten Uyar'ýn tespitleri þöyle:”Nükleer santralin yapýmýnda harcanan enerji, santralin ürettiði enerjinin üç katý. Santralýn kurulmasý, yakýt temini, atýk depolamasý ve kapatýlmasý toplamda yaklaþýk 30 milyar dolar. Rüzgar enerjisi, nükleer santralin ürettiðinin yarýsýný üretiyor. Buna raðmen ayný miktarda enerjiyi üretecek rüzgar enerjisinin maliyeti üç milyar. Arada inanýlmaz bir maliyet farký var.” Uyar açýklamalarýna þöyle devam ediyor: “Sadece uranyumun zenginleþtirilmesi için kurulan tesis, 2 bin megawatt'lýk kömür santrali kadar elektrik tüketiyor. Nükleer santral, aslýnda enerji üretmiyor, tüketiyor. Harcadýðýnýn ancak yüzde 35'ini üretebilir. Nükleer santrallerin asýl amacý bomba yapmaktýr; enerji üretmek deðil." Çevre aktivisti, yazar Özgür Gürbüz, Japonya'daki santralleri Türkiye'ye örnek gösteren Enerji Bakanýn, "1. nesil, 3. nesil karþýlaþtýrmasýyla" kafalarý karýþtýrmak istediðini, 3. nesil santrallerin güvenirliliðine dair bir kanýt olmadýðýný söyledi. Gürbüz;”Türkiye'nin en büyük sorunu 1976'da alýnan yer lisansýna dayanarak santral yapmak istemesi. O zaman Çevre Bakanlýðý bile yoktu. Türkiye'nin, güneþ enerjisinde Avrupa birincisi, rüzgarda da ön sýralarda. Bunun yüzde birini bile kullanmýyoruz. Ucuz deðil, güvenli deðil, neden bu ýsrar? Rüzgar, güneþ enerjisi varken neden hala nükleer enerji?” diye soruyor. ABD'nin 1978'den beri bir yenisini kurmadýðý, Almanya'nýn tüm kurulu olanlarýný 2013'e kadar kapatmayý kararlaþtýrdýðý nükleer santrallerin ülkemizde kurulmasýný istemiyoruz!


papalina

Nisan 2011

SÝNEKSÝZ BÝR YAZ ÝÇÝN… Halil COÞKUN

Sivrisinekler, Ýnsanla birlikte sýcakkanlý ve soðukkanlý birçok hayvan grubundan kan emmeleriyle bulaþýcý hastalýklara aracýlýk eden canlýlar arasýndadýr. Hýzlý üremeleri, yumurta oluþturabilme yetenekleri, aktif olmalarý ve larva evrelerinin çok geniþ bir yaþama alaný bulmalarý gibi nedenler, sivrisinekleri üzerinde önemle durulmasý gereken bir konuma getirmiþtir. Erginlerin kýrsal alanda ya da yerleþim birimlerinde bulunmasý, mücadele zorluklarýdýr. Küçük su birikintilerinden bataklýklara kadar, sivrisineklerin üreme bölgeleri ve barýnaklarýn belirlenmesi gerekmektedir. Yaz aylarýnda çoðunlukla ergin mücadelesi yapýlarak sorun çözümlenmeye çalýþýlmaktadýr. Her zaman hedeflenen sonuca ulaþýlmadýðý gözlenmektedir. Larva ve ergin mücadelesi birlikte yapýlmadýðý sürece erginlere karþý gerçekleþtirilen uygulamalardan sadece belli zaman dilimleri içinde sonuç alýnabilmektedir. Sivrisinek larvalarý suda çok hareketlidirler. Sürekli olarak su yüzeyine çýkarak hava alýr, yeniden su içine dalarlar. Asla unutmamalýdýr ki, sivrisinek larvalarý çok geniþ bir adaptasyon yeteneðine sahip olduðu gibi sýcaklýk deðiþikliklerine ve koþullara dayanýklýdýr. Sinekle mücadelede esas olan larva mücadelesidir. Üreme alanlarýnýn azaltýlmasý ve bu bölgelerin önceden ilaçlanmasýný hedefleyen

Halil COÞKUN

bu mücadele çok önemlidir. Kanalizasyon, rögarlar ve açýkta birikmiþ durgun sular ve fosseptikler gibi sineklerin ana üreme noktalarýnda biyolojik larvasit uygulamalarý 12 ay boyunca yapýlmalýdýr. Ayrýca ilaçlanan bu bölgelerin kontrol altýnda tutulmasý baþarýyý beraberinde getirir. Ergin mücadelesi, sivrisineklerin dinlenme pozisyonlarýnda, saklanma odaklarý tespit edilerek bu alanlara yönelik olarak yapýlmalýdýr. Akþam günbatýmýný müteakiben( rüzgâr ve yaðmur durumuna göre ); araç üstü ve el ULV cihazlarý ile insan saðlýðýna ve çevreye zararsýz ayný zamanda direnç geliþmemiþ, halk saðlýðýnda kullanýlmak üzere ruhsatlý ilaçlarla mücadele yapýlmalýdýr. Sonuç alýcý bir mücadele için sýcaklar 15 dereceyi aþarken geçmeden mart ayý baþýnda ilaçlama baþlamalýdýr. Sineksiz bir yaz sezonu geçirmek için; Þehir içerisindeki boþ arsa ve bina bodrumlarýnda durgun su birikintisine meydan verilmemesi, sivrisineðin üreme alanýný oluþturan toplama ve drenaj kanallarý, kanaletler, kuyular, foseptikler, havuzlar, sazlýk ve bataklýk, durgun ve az akan sular, göl, gölet ve dere kenarlarý ve taþkýn sahalarý gibi alanlarýn ýslah edilerek bu gibi yerlerin üreme alaný olmaktan çýkarýlmasý, ilaçlama çalýþmalarýnýn yaz aylarýnda deðil12 ay aralýksýz sürmesi ve bu düzenlemelerde kalýcýlýðýn saðlanmasý gereklidir.

NBÞ NEDÝR? MERAK EDÝYOR MUYUZ? Hüsniye EDÝZSOY

Ülkemizde önce þeker pancarý üretimine kota getirildi; üreticinin ekecek tarlasý var ama 'dur bakalým ancak bu kadar ekebilirsin” denildi. Sonra þeker fabrikalarý özelleþtirildi. Yabancý tekellere yerli sermaye ile birlikte niþasta bazlý þeker (NBÞ) üretim tesisleri kurmalarýna izin verildi. Kapatýlan þeker fabrikalarý, üretmediðimiz þeker pancarý þekeri, açýkta kalan binlerce iþçi, sýkýntý çeken þeker pancarý üreticisi ... Bir tarafta da paralarýmýzý dýþa akýtýp ithal ettiðimiz genetiði deðiþtirilmiþ mýsýr ve bu mýsýrýn niþastasý… Bu uygulamanýn üreticinin ve halkýn yararýna olduðu söylenebilir mi? NBÞ mýsýrdan elde edilen þekerdir. NBÞ nin kanser, alzheimer, parkinson, enfarktüse neden olduðu biliniyor. Ýnsan saðlýðýna zararýndan dolayý NBÞ nin üretimine ABD'de yüzde 2 , Almanya'da binde 9 kota getirilirken biz de bakanlar kurulunun kararý ile kota yüzde 15 e çýkarýldý, Bu, iyi bir þey olsaydý Fransa'da, Almanya'da yüzde 1'in altýnda olmazdý. Kotanýn yüzde 15'e çýkarýlmasý kimlerin iþine yarýyor? Bazý hekimlerin 'bu konuda deney ve gözlem sonuçlarýný içeren bir araþtýrma yapýlmadý; zararlý olduðu söylenemez” demesi de çok üzücü. Hastalanan genç nüfusun beslenme alýþkanlýklarý dikkate alýndýðýnda NBÞ nin etkili olduðu görülüyor. Bu konuda halký bilinçlendirmek için yýllardýr çaba gösteren hekimlerimiz de var. Mýsýrdan elde edilen NBÞ'de yüksek oranda fruktoz (meyve þekeri) var. Fruktoz, tokluk hissi uyandýrmýyor ve iþtahý arttýrýyor. Baðýmsýz bilim adamlarý fruktozun masum bir þeker cinsi olmadýðýný söylüyor. Kilo aldýrýyor, insülin direncini tetikleyerek þeker hastalýðýna yol açabiliyor. Bu nedenle marketten alýnan her ürünün içindeki þeker türünün ne olduðunu incelemek bizlere düþüyor. Özellikle çocuklarýn tercih ettikleri

BELEDÝYE MECLÝSÝMÝZDEN

gýdalara dikkat etmek gerekiyor. Onlara mümkün olduðunca evde hazýrlanan yiyeceklerin sunulmasýnda fayda var. NBÞ'nin obeziteye neden olduðu bunun da kanser yaptýðý biliniyor. Kanser vakalarý arttýkça SGK tedavi giderlerini karþýlýyamýyorum dediðinde sosyal(!) devletin bizleri nasýl kucaklayacaðýný merak ediyorum. Saðlýðýmýz özellikle de gelecek neslin saðlýðý tehlikededir. Raflardan gýdalarý alýrken acaba içinde NBÞ var mý diye endiþe duyarak ayýklamak bize kalýyorsa devlet niye var? Tükettiðimiz çeþitli þekerleme, gofret, kola, içecekler, bisküvi, çikolata, ketçap, toz kahve kremasý, meþrubat, dondurma, helva, reçel, marmelât, hazýr meyve suyu gibi pek çok gýdada NBÞ kullanýlýyor. Ülkemizde üretilen gazoz ve meþrubatlarýn neredeyse tamamýnda var. Þekerden daha ucuz olduðu için mýsýr þurubu tercih ediliyor. Bunlarýn üzerinde Tarým ve Köy Ýþleri Bakanlýðý'ndan izinli yazýsýný görmek de çok üzücü. Ülkemizde aslýnda yeterli þeker pancarý üretim potansiyeli var, þeker pancarýndan elde edilen glikozun (þeker) kullanýlmasý gerekir. Bakanlar Kurulu yetkisini, kotayý artýrma yönünde deðil de halk yararýna kullanmalýdýr. Saðlýklý yaþamamýz için yasalarýn ve ilgili kurumlarýn gereðini yaptýðýna inanarak bu güven duygusu içinde yaþamak hakkýmýzdýr. HALKIN SAÐLIÐI, ÞÝRKETLERÝN KAR HIRSLARININ HER ZAMAN ÜSTÜNDE OLMAK ZORUNDADIR! Para peþinde koþan küreselleþen tekellerin oyunlarýna dur demek bizlere düþüyor. Bilinçlenmek sunulaný yememek. Saðlýklý gýda hakkýna kavuþmak için çok geç olmadan ...

Ayvalýk Belediyesi Meclisi, 6 Nisan 2011 tarihinde, saat 14.00'te belediye toplantý salonunda 16 meclis üyesinin katýlýmýyla yapýldý. Saygý duruþundan sonra 2010 Bütçe Denetim Kurulu Raporu, Belediye Denetim Kurulu Baþkaný Ý.Fatih Akyürek tarafýndan okundu. Daha sonra Faaliyet Raporlarýnýn ayrý birimlerce okunmasýna geçildi. Faaliyet raporlarýnýn okunmasýnýn ardýndan MHP'li Meclis Üyesi Sema Ünver ( M H P G r u p S ö z c ü s ü ) TA N S A Maðazasýnýn zarar etmesinin nedenini sordu. TANSA Maðazasýna baðlý çay bahçeleri ve halý sahanýn geçen yýllarda da zarar ettiðini artýk bu birimlerin kar ettirilmesi gerekliliði söyledi. Kendisine, TANSA'nýn zarar etmediði, belediye giderlerinin birçok kaleminin TANSA'dan gösterildiði, bu nedenle zararmýþ gibi göründüðü ancak kara geçtiði açýklandý. Burada bizi üzen; MHP Belediye Meclis Üyelerinin, Belediyenin hizmet kurumlarýný kar amaçlý þirket gibi görmeleridir. Oysa Belediyeler hizmet kurumudur ve kar kaygýsý taþýmaz. Aslýnda tüm kamu hizmetlerinin ücretsiz olmasýný savunmalarýný beklerdik. Faaliyet raporunun okunmasýnýn ardýndan 11 oy kabul 4 oy red verilerek oy çokluðu ile kabul edildi. Belediye Meclis Baþkan Vekilliðine Ý. Fatih Ayyürek ve 2. Baþkan vekilliði görevine de Serdar Demirezer oy birliði ile getirildi. Hazýrlanmýþ oy pusularýn daðýtýlmasýnýn ardýndan gizli oy açýk tasnif sonucunda yapýlan seçimlerde; Meclis Divan Kâtipliklerine asil üyeliðe Ayþe Aynur Sokol, Cem Dede, yedek üyeliðe Hatice Arga ve Serdar Demirezer; Belediye Encümen Üyeliklerine Ahmet Yararbaþ ve Cem Dede; Belediyenin Meclis Plan ve Bütçe Komisyonuna Ý.Fatih Ayyürek, Kenan Cankat, Serdar Demirezer, Hakan Ediz ve Sema Ünver; Meclis Ýmar Komisyonu'na da Arif Tünek, Hatice Arga ve Serkan Gülsever getirildi. Belediye Saðlýk Komisyonu'na Ayþe Aynur Sokol, Ahmet Yararbaþ ve Serkan Gülsever; Hukuk Komisyonu da Ýbrahim Fatih Ayyürek, Kenan Cankat ve Halil Olut; Belediye Tarife Komisyonuna da Cem Dede, Yusuf Bilir ve Mehmet Baþbuð oy birliði ile seçildi. Meclis Ýmar Komisyonu ve Ýmar Dairesinden gelen konularýndaki oylamalarýn ardýndan Belediye Baþkaný Türközen, Ayvalýk Limaný ve Gümrük Binasýnýn 49 yýllýðýna irtifak hakkýnýn alýndýðýný belirtti. Liman sorununun çözümlenmesi ve irtifak hakkýn alýnmasý ilgili geriye dönük olarak 3 yýllýk ve artý 2011 yýlý olmak üzere 4 yýllýk (yýllýðý 89 Bin liradan) toplam 356 bin lira ve bunun yaný sýra liman gelirleri üzerinden yüzde 15 payýn ödenmesi ile ilgili iller bankasýndan teminat alýnarak 400 bin TL'nin bir bankadan çekilerek bu paranýn 34 aylýk (Belediye Baþkanlýðý seçimine kadar kalan süre) taksitlerle ödenmesi için Belediye baþkaný Hasan Bülent Türközen'e yetki verildi.

9


10 papalina

Nisan 2011

SATRANÇ KÖÞESÝ Merhaba satranç dostlarý. Buluþma periyotlarýmýz belli bir süredir biraz uzasa da satranç sevgisi ve satranç heyecanýnýn kaybolmadýðýna, kaybolamayacaðýna eminim. Çünkü satranç sevgisini, tutkusunu zamanýn yok edemeyeceðini biliyorum. Malum formatýmýz üzere dünyadan, ülkemizden ve de Ayvalýk'tan satranç haberleri vermeye devam edelim.

DÜNYA'DAN SATRANÇ HABERLERÝ *10. Aeroflot Açýk Uluslar arasý Satranç Festivali 07–18 Þubat 2011 tarihlerinde Moskova'da gerçekleþti. A, B ve C kategorilerinden oluþan turnuva 9 tur üzerinden oynandý. A kategorisinde Aeroflot'un galibi GM Le Quang Liem oldu. B kategorisi þampiyonu Ermeni Büyük usta GM Tigran Kotanjian olurken C kategorisinin þampiyonu yine Ermernistan'dan genç oyuncu David Shahinyan oldu. * 9 kez Ýran Þampiyonu olmuþ GM Ehsan Ghaem Maghami bireysel simultanede yaptýðý 604 maçla dünya rekoru kýrdý. 08–09 Þubat tarihleri arasýnda Tahran'daki Shahid Beheshti Üniversitesi'nde gerçekleþen maçlar toplam 25 saat sürdü.604 karþýlaþmanýn 590'ýný kazanan, 16 oyunda berabere kalan ve sadece 8 oyun kaybeden Ghaem-Maghami, elde ettiði yüzde 90'ýn üstündeki baþarý yüzdesiyle, Guinness dünya simultane satranç oynamaya rekorunun yeni sahibi oldu. TÜRKÝYE'DEN SATRANÇ HABERLERÝ

* Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) Yönetim Kurulu Toplantýsý 04–05 Þubat 2011 tarihlerinde Antalya Kemer'de gerçekleþti. * 04-14 Þubat tarihleri arasýnda Antalya Kemer'de düzenlenen ve 10 turdan oluþan Türkiye Satranç Þampiyonasý “Swiss Manager” yazýlýmý ile 10 turlu hýzlandýrýlmýþ (ilk üç tur) Ýsviçre Sistemi ile gerçekleþtirildi. Bu sene Türkiye Satranç Federasyonu'nun ödül olarak 30.000 TL gibi etkileyici bir meblað belirlediði 49'uncusu düzenlenen yarýþmaya 3 GM, 4 IM ve 2 WIM olmak üzere toplam 262 yarýþmacý katýldý. GM Emre CAN 10 üzerinden 8,5 puanla yeni Türkiye þampiyonu oldu. AYVALIK'TAN SATRANÇ HABERLERÝ * 2008 yýlýndan bu yana Ayvalýk Rotary Kulübü tarafýndan gerçekleþtirilen Satranç Turnuvasý bu yýl 09–10 Nisan 2011 tarihleri arasýnda Ýsmet Ýnönü Kültür Merkezi'nde yapýldý. Ayvalýk Satranç Spor Kulübü sporcularý Ali Mert Özsoy, Barýþ Küçük, Adem Seçkin Doðan kendi kategorilerinde birincilik, Mert Eraltuð üçüncülük derecesi elde ettiler. *TSF Edremit Ýlçe Temsilciliði tarafýndan organize edilen Güre 1.Bahar Satranç Turnuvasý Güre Belediyesinin destekleri ile 02–03 Nisan 2011 tarihlerinde Güre Kapalý Spor Salonunda yapýldý.1997 ve daha küçük yaþ ile 1996 ve daha büyük yaþ olarak 2 ayrý gurupta gerçekleþen turnuvaya büyüklerde 28, küçüklerde 20 olmak üzere toplam 48 lisanslý sporcu katýldý. Turnuva sonunda her iki kategoride birincilere kupa, ayrýca ilk beþe madalyalarý verildi. Küçükler kategorisinde Ayvalýk Satranç Spor Kulubü sporcusu Utku Demirbaþ birincilik, Ali Mert Özsoy ise üçüncülük derecesi aldýlar. Sporcularýmýzý kutluyoruz. * Ayvalýk Satranç Spor Kulübü ile TSF Ayvalýk Ýlçe Temsilciliði tarafýndan organize edilen “23 Nisan Satranç Turnuvasý” sona erdi. Ýlçe Gençlik ve Spor Müdürlüðü, Ýlçe Milli Eðitim M ü d ü r l ü ð ü v e Ay v a l ý k Belediyesi'nin katký verdiði turnuva 16–17 Nisan 2011 tarihlerinde Ýsmet Ýnönü Kültür Merkezi'nde yapýldý. Ayvalýk, Altýnova, Bergama, Burhaniye, Bursa, Edremit ve Ýstanbul'dan 131 lisanslý sporcunun

Hazýrlayan: Ahmet KÖKEN katýldýðý turnuva Minikler, Küçükler ve Yýldýzlar olmak üzere 3 ayrý kategoride gerçekleþtirildi. Turnuva sonuçlarýnýn TSF'ye gönderilmesiyle lisanslý sporcular UKD (Ulusal Kuvvet Derecesi) sistemine dahil olacaklar. Turnuvada dereceye giren sporcularýn kupa ve madalyalarý 23 Nisan töreninde verildi. Her kategoride dereceye giren sporcular: Minikler: 1- Ali Mert ÖZSOY (Ayvalýk Atatürk Ý.Ö.O.) 2- Çaðdaþ ARSLAN (Bursa Yahya Kemal Beyatlý Ý.Ö.O.) 3- Bedirhan KOLKOPARAN (Burhaniye Nadir Tolun Ý.Ö.O.) 4- Onu Can GÖVENÇ (Altýnova Merkez Ý.Ö.O.) En Ýyi Bayan Oyuncu: Ýrem Açýkgöz (Burhaniye Hürriyet Ý.Ö.O.) Küçükler: 1- Alp TUNA (Burhaniye Nadir TOLUN Ý.Ö.O.) 2- Barýþ KÜÇÜK (Ayvalýk Gazi Ý.Ö.O.) 3- Furkan Berke KAYIKÇI (Edremit Karagözoðlu Ý.Ö.O.) 4- Fatih YILDIRIM (Ayvalýk 15 Eylül Ý.Ö.O.) En Ýyi Bayan Oyuncu: Gizem ÖZDEMÝR (Burhaniye Hürriyet Ý.Ö.O.) Yýldýzlar: 1- Erencan ÞAHÝN (Ayvalýk 15 Eylül Ý.Ö.O.) 2- Utku DEMÝRBAÞ (Ayvalýk Atatürk Ý.Ö.O.) 3- Adem Seçkin DOÐAN (Ayvalýk Gazi Ý.Ö.O.) 4- Mehmet Emin UYAR (Bergama Ayaskent Ý.Ö.O.) En Ýyi Bayan Oyuncu: Ümran SANCILI (Bergama Ayaskent Ý.Ö.O.)

BU SAYININ SORUSU: Beyaz oynar 3 hamlede mat eder.

GEÇEN SAYIDAKÝ SORUNUN ÇÖZÜMÜ: 1.Va3 + Þf7 2.Ve7 + # “Oyunun galibi sondan bir önceki hatayý yapan oyuncudur.” TARTAKOWER

KENT KONSEYÝNDEN EÐÝTÝM ETKÝNLÝÐÝ Kitap Fuarýnýn açýlmasý da fýrsat bilinerek projeye Kitap Fuarýna katýlým da eklendi.

Ayvalýk Kent Konseyi Eðitim Komisyonu ilk etkinliðini gerçekleþtirdi. Eðitim Komisyonunun hazýrlayýp Kent Konseyine sunduðu “Çocuklarýmýza Tiyatro, Opera, Bale Ýzletme” projesi Kent Konseyinde oy birliði ile kabul edildikten sonra çalýþmalar tamamlandý. Ýzmir

17 Nisan 2011 Pazar günü, komisyon tarafýndan Abdulvahit Saðlam, Gazi, Cumhuriyet, Ýstiklal ve Ali Çetinkaya Ýlköðretim Okullarýndan öðrenciler Ýzmir'e götürüldü. Gezinin ilk aþamasýnda Kitap Fuarý ziyaret edildi. Öðrenciler, kitap stantlarýný gezerek onlarca yazarla tanýþtý. Çocuk yazarlarýndan Gülsüm Cengiz, Aytül Akal, Mavisel Yener'le sohbet etme olanaðýný yakaladýlar. Ayrýca yazarlara kitap da imzalattýlar. Daha sonra öðrenciler, Ýzmir Karþýyaka Devlet Tiyatrosunda “Deniz Kýzý” adlý oyun izlendiler. Gezi programýnýn erken bitmesi üzerine öðrenciler Sasalý Doðal Yaþam Parkýna götürüldü. Gezi araçlarý ve yakýt masrafý Ayvalýk

Belediyesi tarafýndan karþýlanýrken tiyatro biletleri Kent Konseyi ve Ticaret Odasý Yönetim Kurulu üyesi Halil Kantarcý tarafýndan karþýlandý. Öðrencilerin çok mutlu olduðunun gözlendiði gezide veliler tarafýndan etkinliklerin devamý talep edildi.


papalina 11

Nisan 2011

“BEN”DEN BAÞLAYIP “BÝZE” VARAN BÝR ÖYKÜ

TKP Ayvalýk'ta adaylarýný tanýttý

Vedat TEKTEN (Pir Sultan Abdal Kültür Derneði Baþkaný)

Papalina Gazetesi benden “Türkiye'de Alevi örgütlenmesi” ve sonuncusu 6 Martta Ýzmir'de gerçekleþtirilen “ Büyük Alevi Mitingi” ile ilgili yazmamý isteyince doðrusu konuya nereden baþlayacaðýmý bulmakta epey zorlandým. Zira konu, hassas ve neresinden girseniz tüm dergiyi iþgal de etseniz sonunu getirmekte zorlanacaðýnýz bir konu. Ne kadar basitleþtirmeye çalýþsanýz da giderek gündemi etkileyen ve çözülemedikçe içinden çýkýlamaz hale gelecek olan bir sorun yumaðý… Ben de çocuk hafýzama yer etmiþ ilk elden anýlarla baþlamak istedim yazýya. Belki farklýlýklarýmýz ve resmi anlayýþ karþýsýnda düþtüðümüz durumlarý böylelikle daha kolay örnekleyebilirim. Ve bugün niçin yüz binlerce kiþinin meydanlara doluþtuðunu, “eþit yurttaþlýk taleplerimizin” neden önemli olduðunu daha anlaþýlabilir kýlarým diye düþündüm. Çocukluðum önceleri Unkapaný'nda daha sonra Haydar'da sürdü. Her ikisi de Ýstanbul'un tipik kenar mahalleleriydi. Ve biz her iki mahallede de etrafýmýzý saran hemþerilerimizle “getto” tarzý bir yaþam sürüyorduk. Ailem 1938 öncesi Dersim göçmeniydi. Komþularýmýzýn çoðu da 1938'de Dersim'den göçe zorlanmýþ ailelerden oluþuyordu. Bir birlerinden baþka kimseyle görüþmüyorlar ve kendi aralarýnda anlamadýðým bir dil konuþuyorlardý. Sonralarý bunun “Zazaca” olduðunu öðrendim ve bizim bunun okulda kimseye söylememiz tembih ediliyordu. Evlerimizde sazlý toplantýlar yapýlýrdý ama çok kýsýk sesle türküler söylenirdi. Ramazan ayýnda oruç tutmazdýk ama Sahur vakti hepimizin evlerinde ýþýklar yanardý. Zaman zaman sonradan adýnýn “ Cem” olduðunu öðrendiðim toplantýlar yapýlýr, herkes dua benzeri þeyler söyler, aðlar, yakarýr, dövünür, döner ama camiye gidilmezdi. Diðer insanlarla giderek belirginleþen farklýlýklarýmýz hakkýnda sorular sorduðumuzda bir þekilde atlatýlýr, kaçamak cevaplarla geçiþtirilirdik. Yaþým büyümeye, sorularým çoðalmaya baþladýðýnda bizim “Alevi” olduðumuz söylendi. Farkýn adýný koyduktan sonra tanýmlamak daha kolay olmaya baþlamýþtý. Ama her þey siyahla beyaz gibiydi. Diðer insanlarla inanç ve sosyal paylaþým konularýnda çok büyük farklýlýklarýmýz vardý. Dýþarýda Alevi lafýný asla edemedik; elimizde sazla yürüyemedik; Kurban Bayramlarýnda bize et gelmezdi. Zamanla diðer semtlerdeki alevi gençlerle buluþmalar baþladý. Baþladý ama konular Alevilikten çok ülkede yükselmeye baþlayan devrimci mücadele üzerineydi. Zamanýmýzýn çoðunu Doðan Avcýoðlu, Bertrandt Russel, Alberto Bayo okuyarak geçirir olmuþtuk. Mesela ben, o dönem hiç Pir Sultan okumamýþtým. Neferi olduðumuz devrim süreci Marksist öðretisi ile bizi Alevi yaþamýna çok benzeyen, ayný hümanizma ile neredeyse eþdeðer, paylaþýmcý ve mazlumdan yana tavrý ile kendine çeken bir cazibe merkezi olmuþtur. Önceki korkularýmýzdan sýyrýlarak girdiðimiz yeni yolda kendimizi daha iyi ifade eder olmuþtuk. Birden bire insanlýðýn ikinci liginden birinci ligine atlamýþtýk. Orada kimse, bizim Aleviliðimizle ilgilenmiyordu. Sadece mücadele içinde doldurduðumuz yer ve sorumluluklarýmýz konuþuluyordu. Öyle ki biz bile Aleviliði düþünmez olmuþtuk. Çünkü önümüzde sýnýfsýz ve sýnýrsýz bir toplum, kimsenin kimseyi ezip sömüremeyeceði bir yaþam kapýlarýný açmýþ bizi bekliyordu. Sonra malum 12 Mart faþizmi kapýmýza dayandý. Týpký 1938 Dersim'i ile ilgili bize anlatýlanlara benzer þetler yaþanmaya baþladý. Kaçmalar, saklanmalar, tutuklanmalar, dayak, iþkence hepsi vardý. Týpký Dersim 1938 gibi. Sonra ölümlere tanýk olduk. Önderlerimiz sürek avlarýnda düþürüldüler. Ve idamlar izledi bir birini. Hepimiz ürkmüþ, gerilemiþ bir yerlerde sinmiþtik. Biz Aleviler iki kat fazla korkuyorduk.

Çünkü hiçbir olaya karýþmayanlarýmýz bile kimlik kontrollerinde doðum yeri Tunceli olduðu için tutuklanýyor ve aylarca haber alýnamýyordu. Demek ki faþizm bizim için iki kat daha zararlýydý. Ama biz de onlar için iki kat daha tehlikeliydik. Sonra sular durulur gibi oldu. Yavaþ yavaþ adýnda Alevi olmayan yöresel dayanýþma dernekleri ile örgütlenmenin ilk adýmlarý atýldý. Artýk gidebileceðimiz Kahvehanelerimiz, ayný dili konuþan insanlarla koyulaþtýrdýðýmýz sohbetlerimiz vardý. Giderek toparlanýyorduk. Öyle ki “Birlik Partisi” adý altýnda parti bile kurmuþtuk. 11 tane Milletvekili çýkartabilmiþtik. Artýk Mecliste temsil edilebilirdik. Özgüvenimiz tamdý ama biz bunlarý hayal ederken o 11 kiþi ikinci MC Hükümetinin devamý için katký malzemesi oldu ve belki de 1980 faþist darbesinin baþýmýza gelmesine sebep oldu. Siyasi arenaya girdiðimizden daha büyük bir hýzla geri çekildik. Bu defa payýmýza utanç da düþmüþtü. Toparlanmamýz epey zaman aldý. Çok bedel ödedik ama deðiþmeyen bir þey vardý. Biz hala ikinci sýnýf vatandaþtýk. Anadolu'da ki sayýmýz 15 milyon civarýydý ama asla dikkate alýnmýyordu. Üstüne üstlük daha da büyüyen bir kinle horlanýyor, hýzla ötekileþtiriliyorduk. Devlet sektöründe görev verilmiyor, rütbe ve mevkide yol alamýyorduk. Hala kestiðimiz yenmez, cenaze namazý kýlýnmaz ve katli vacip birileriydik. Nihayet Avrupa'daki gücümüzün farkýna vardýk ve ilk büyük örgütlenmelere orada baþladýk. Ýçeride de bazý vakýf ve dernekler kurmaya baþlamýþtýk. Örgütlülüðümüz giderek geniþ kitlelere yayýldý. Federasyonlar kurulmaya baþlamýþtý. Son dönem uðradýðýmýz Maraþ, Çorum, Sivas gibi gerici saldýrganlýklarý bir daha yaþamamak ve Alevi kitlesini bu tür soy kýrýmlardan uzak tutmak adýna bir olmak, diri olmak ve en önemlisi örgütlü olmak zorunda olduðumuz bilinci ile haklarýmýzý daha iyi savunur olduk. Bizler yaþama dair görüþlerinin merkezine insaný koyan ve insaný sevmekle tanrýyý sevmenin eþit olduðuna inanan kiþiler olarak isteklerimizi de oldukça insana dair duygularla haykýrdýk bu güne kadar. Olamayacak þeyler deðil istediklerimiz. Mesela; ? Türkiye Devlet bu haliyle laik deðildir laik olmalý, ? Sekiz bakanlýk bütçesinden daha büyük bütçeye sahip Diyanet Ýþleri sadece suni Ýslama deðil tüm inançlara eþit mesafede durmalý yapamýyorsa kendisini laðv etmeli, ? Cem Evleri ibadethane olarak kabul edilmeli ve yasal statüye kavuþturulmalý, ? Zorunlu din dersleri seçmeli olmalý, Alevi çocuklarýna Sünni Ýslam not tehdidi ile dayatýlmamalý, ?

Madýmak Oteli müze haline dönüþtürülmeli,

?

Eþit yurttaþlýk hakký herkese tanýnmalý

Gibisinden taleplerimiz vardý bizi yönetenlerden. Ama bir türlü bize kulak vermediler. Sesimizi duymadýlar. Bizlerle iktidarýn Alevisi olmayacaðýmýzý, daha güçlü haykýrabilmek için büyük kitleleri önce Ankara'da sonra Ýstanbul'da ve en son da Ýzmir'de alanlara çýkardýk. Aydýnlýktan tana, kendine insan diyen herkesi de yanýmýza alarak tüm yurtseverler, demokratlar, ilericiler birlikte oluþturduk yüz binleri, bundan sonra da oluþturacaðýz. Ta ki sesimiz duyulana dek. Yapýlacak çok þey var. Ve Aleviler olarak biz biliyoruz ki ne yapýlacaksa emekten yana olan mazlumun yanýnda olan herkesle birlikte yapýlacak. Ýþte “ben”den baþlayýp “biz”e varan bir öykü.

Papalina - Ayvalýk Halkevinin Kültür Hizmetidir - Para Ýle Satýlmaz - Aylýk Yayýnlanýr Sahibi: Ayvalýk Halkevi Adýna Havva Taylan Yazý Ýþleri Müdürü: Halil Coþkun Dizgi: Kadri Kaya Web: Berin Özkan Adresi: Sefa Çamlýk mh. Faruk Saylam cd. Doða Sitesi No-6 /Ayvalýk Telefon: 0505 687 65 84 E-Posta: papalinagazetesi@gmail.com Web: papalina.gazetesi.biz.tr Basýldýðý Yer: Ýz Ofset - Hürriyet Mh. Melih Pabuçcuoðlu Blv. No: 8/C Burhaniye Tel: 412 03 53

“AKP'YE BOYUN EÐEN ABD'YE DE BOYUN EÐER” diyen Türkiye Komünist Partisi, 12 Haziran seçimleri çalýþmalarýna Balýkesir Milletvekilleri adaylarýný tanýtarak baþladý. Ayvalýk TKP Ýlçe Örgütü, 18 Nisan Pazartesi günü saat 13.00'de Ayvalýk Pir Sultan Abdal Derneði'nde boyun eðmeyecek olan insanlarla bir araya geldi. Adaylarýn özgeçmiþi hakkýnda kýsa bir bilgilendirmeden sonrasýnda söz alan adaylarýndan Selami Kýymaç, Sosyalizmin temsilcisi olarak seçimlere katýlan TKP'nin 550 adayýndan 172'si iþçi, 77'si emekli, 50'si mimarmühendis, 36'sý avukat, 30'u ev kadýný ve 29'u emekli öðretmendir.” diyerek; “ TKP'nin neden boyun eðmeyen direnen 500 bin insan aradýðýný, CHP'nin sol olarak sunulmak istenmesinin artýk önüne geçileceðini, bunun için de TKP üyeleri ve dostlarýnýn, hiç vakit kaybetmeden seçim çalýþmalarýna omuz vermeleri çaðrýsýný yaptý. Adaylarýn tanýtýmý sonrasý, toplu olarak Ayvalýk esnafýný ziyaret edilerek TKP'ye oy istendi. Bildiri daðýtýmý yapýldý.

AYRICALIKLI PARTÝLER Mahir TARÇIN

12 Haziran 2011 de Türkiye seçime gidiyor. Ancak sadece üç partinin reklâmlarýný görüyoruz. Çünkü seçim için ayrýlan bütçeyi bu partiler alýyor. Biliyorsunuz Mecliste grubu olmayan ve baðýmsýz olarak aday olanlar bu bütçeden yararlanamýyor. Ayrýca, geçerli oylarýn % 7' sinden azýný alan partilere, hazine yardýmý ödenmiyor. AKP, CHP ve MHP pastanýn hepsini alýyor, üç partiye yaklaþýk 700 milyon veriliyor. Siyasi Partiler Yasasýna göre en çok parayý AKP alýyor. Bizim vergilerimiz sorulmadan ödenekli partilere gidiyor. Seçime giren diðer on beþ partiye kuruþ yok. Bu siyasi otlakçýlýktýr. Siyasette bir yolun sonuna gelindi. Otoriteyi kabul etmek onun parçasý olmaktadýr. Ayrýca diðer olumsuz bir durum da barajýn olmasýdýr. Türkiye'deki % 10 seçim barajý, temsilde adaleti engelliyor. Dünyada ve Avrupa'da bu kadar yüksek seçim barajýna sahip ülke yoktur. Erdemli olmak, maðdurlarý desteklemektir; onlardan yana olmaktýr. Barajlar sýfýra indirilmelidir. Gerçek demokrasi ancak bu þekilde oluþabilir. Milli Bakiye Sisteminin geçerli olduðu 1965 seçimlerinde Türkiye Ýþçi Partisi (TÝP) parlamentoya girmiþti. Günümüzde halkýn iradesine para ile sahip olunmak isteniyor ve seçilme özgürlüðü engelleniyor. Bu konudaki e l e þ t i r i l e r i m i z d u v a r a t o s l u y o r. B u o l u m s u z l u k l a r, 1 2 E y l ü l r e j i m i n i n uygulamasýdýr. Böyle bir seçim, bir koþucunun katýldýðý, sonucunun baþtan belli olduðu bir yarýþtýr. Ýktidar ve muhalefet temsilde adalete karþý çýkýyorlar. Bu þekilde demokrasi derinleþtirilemez. Bu konudaki münazaralara herkes katýlmalýdýr. Evet, adaletli bir seçim için acil olarak; seçim barajlarý kalkmalý ve partilere yapýlan seçim yardýmlarý derhal durdurulmalýdýr.


12 papalina

Nisan 2011

YEDÝ KUYULAR Havva TAYLAN

Birinci Paylaþým Savaþý, Yunan ve Türk halkýnýn arasýna girmiþti. Artýk beraber yaþayamazlardý. Mübadele ile doðduklarý, büyüdükleri topraklarý hafýzalarýna ve kalplerine koyup yeni yaþamlara baþladýlar. Geçmiþ günler de yaþlarý 85- 100 arasýnda deðiþen bir avuç yaþlý, duygulu, güzel insanlarda saklý.

Bu güzel insanlardan geçmiþimizi ne kadar iyi öðrenir ve sözlü tarihimizi geniþletirsek o kadar zenginleþebiliriz. Ne yazýk ki birçok konuda yazýlý tarihe ulaþamýyoruz. Ancak sayýlarý çok azalan güzel insanlarýmýz bize ýþýk tutabilir; geçmiþimizin farkýna vardýrarak, geleceðimizi çok daha iyi görmemizi saðlayabilir. Ýþte onlardan biri Abdullah Amca. Biz, Abdullah Amca ile Ayvalýk'ýn Kazým Karabekir Paþa Mahallesindeki Yedi Kuyularý konuþtuk. Ondan aldýðýmýz bilgileri dilimiz döndüðünce sizinle paylaþýyoruz. Ýnsanlýðýn ve tüm canlý yaþamýnýn temel kaynaðýný oluþturan, devamlýlýðýný saðlayan, kültürlere biçim veren, tarih boyunca uygarlýklarýn geliþmesinde önemli rol oynayan su vazgeçilmez bir deðerdir.

Mübadele ile Ayvalýk'a gelenlerin en önemli gereksinimi su idi. Ýþte Yedi Kuyular bu anlamda çok önemliydi. Abdullah Amca, Yedi kuyularý bize þöyle anlattý: “Biz geldiðimizde Ayvalýk'ta su sýkýntýsý çekiliyordu. Mahalle aralarýnda çeþmeler vardý ama sularý biraz kireçliydi. Ýçme suyu olarak bizlerin damak tadýna da çok uygun deðildi. Kullanma suyu olarak da evlerdeki sarnýçlar kullanýlýrdý. Evi çeþmelere yakýn olanlar çeþmelerden de yararlanýrdý. Oysa Yedi Kuyularýn suyu çok güzeldi. Ýçme suyu olarak bu kuyularýn suyu kullanýlmaya baþlandý. Ancak buradaki suya ulaþmak o kadar da kolay deðildi. Ayvalýk geniþ bir alana daðýlmýþ bir kentti. Suyu evlere getirmek gerekiyordu. Hemen bir iþ alaný oluþtu ve sakalar sahneye çýktý. Sakalar, kuyulara yakýn evlere suyu sýrtlarýnda taþýyarak; uzak evlere ise eþeklerden yararlanarak taþýyorlardý. Suyun tenekesini de beþ kuruþa satarlardý. O dönemin sakalarýnýn baþýnda Ahmet Sucu, Çek Baba lakaplý zat ve babasý Hüseyin Efendi, Arif Sucu gelirdi. Sayýlarý oldukça fazla olan sakalardan anýmsadýklarým bunlar. Yedi Kuyularýn, günümüzden farký; kuyu aðýzlarý yerle birdi. Kuyularýn birbirleri ile baðlantýlarý vardý. Daha sonra kuyu aðýzlarý yükseltildi. Yedi Kuyular, hem içme suyu aldýðýmýz yerler hem de eðlence yerlerimizdi. O bölgede evler de yoktu. Hýdrellezler genelde burada kutlanýrdý. Yine yedi kuyular, gençlerin kaçak raký içtiði, türküler söylediði bir yerdi. Kuyular halk için çok deðerliydi. Su çektiðimiz kovalarýmýzý sakalar dâhil asla yere koymazdýk. Kuyularýn suyu kirlenecek diye çok korkardýk. Kuyulara sahip çýktýðýmýz gibi ayný zamanda oralarý aðaçlandýrdýk. Dönemin Zabýta Müdürü önce fidanlarý bahçesinde tenekelerde büyüttü. Sonra da bize onlarý diktirdi. Ben o gün bu

gündür aðaç dikerim; dikmeye de devam edeceðim. Ben 89 yaþýndayým. Bu yýl da dikecek aðaçlarým var. Meyvesini kim isterse o yesin; ben ölene kadar aðaç dikmeye devam edeceðim. Su almak için sýraya girerdik. Yedi Kuyular, hiçbir zaman tenha olmazdý. Her zaman sakalar ve su almaya gelenlerle doluydu. Ayvalýk'ta Avni Baskýn'ýn Belediye Baþkanlýðý dönemine kadar suyla iliþkimiz böyle sürüp gitti. Avni Baskýn, þehir suyunu getirince çeþmelerin bir kýsmýnýn üzerine içilmez yazýldý. Bunun sebebi belki þehir suyunun alýmýnýn yaygýnlaþmasýydý. Ama gerçekten de þehir suyu, eski çeþme sularýndan daha güzeldi.” Yedi Kuyular, belki de gelecekte yine bizim su gereksinimimizi karþýlayacak. Ama biz yine de aman diyelim; suyu ticarileþtirmek isteyenler duymasýnlar. Yoksa yedi kuyularýmýzý da satmaya kalkarlar. Biz en son ne demiþtik: Anadolu'muzu, Tabiat Parkýmýzý, suyumuzu, doðamýzý VERMEYECEÐÝZ! Kaynak: Abdullah ARICI

Fotoðraflar: Halil COÞKUN


papalina 24. sayı