Page 1

E-ISSN: 2587-2524

Cilt/ Volume 21 | Sayı/ Issue 2 | Haziran/June 2019

www.androlojibulten.org

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

de İN’ r. Z İ i D TR ted İM mek B AK en i UL izinl D


Cilt/ Volume 21 | Sayı/ Issue 2 | Haziran/ June 2019

E-ISSN: 2587-2524

ANDROLOJİ BÜLTENİ TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ YAYIN ORGANIDIR Andrology Bulletin is the Periodical Journal of the Turkish Society of Andrology Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere yılda 4 sayı yayınlanır. Four issues annually; March, June, September, December TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ ADINA SAHİBİ / Owner on Behalf of the Turkish Society of Andrology Prof. Dr. Mustafa F. Usta YÖNETİM KURULU / Board of Directors Ateş Kadıoğlu (Onursal Başkan) Mustafa F. Usta (Başkan) Barış Altay (Genel Sekreter) Memduh Aydın (Sayman) Ramazan Aşcı (Üye) İrfan Orhan (Üye) Ali Atan (Üye) Abdullah Armağan (Üye) EDİTÖR / Editor-in-Chief Doç. Dr. Ahmet Gökçe YARDIMCI EDİTÖR / Associate Editor Doç. Dr. Cüneyt Adayener YAYIN TÜRÜ / Publication Category Süreli Yayın YÖNETİM YERİ/ Executive Office Türk Androloji Derneği Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap. B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul Tel: +90 212 288 50 99 Faks: +90 212 288 50 98 E-posta: androloji@androloji.org.tr Web: www.androloji.org.tr

Yayın Hizmetleri / Publishing Services BAYT Bilimsel Araştırmalar Basın Yayın ve Tanıtım Ltd. Şti. Ziya Gökalp Cd. 30/31, 06420 Kızılay, Ankara Tel (0-312) 431 30 62, Faks: (0-312) 431 36 02 E-posta: info@bayt.com.tr www.bayt.com.tr

Androloji Bülteni TÜBİTAK ULAKBİM TR Dizin, Türkiye Atıf Dizini ve Türk Medline vertabanlarında dizinlenmektedir.

The control of conformity with the journal standards and the typesetting of the articles in this journal, the control of the English/Turkish abstracts and references and the preparation of the journal for publishing were performed by bayt publishing. Bu dergideki yazıların dergi standartlarına uygunluğu, dizimi, İngilizce/Türkçe özetlerin ve kaynakların denetimi, derginin yayına hazırlanması bayt tarafından gerçekleştirilmiştir

www.androlojibulten.org


DANIŞMA KURULU / REVIEWERS ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI

ERKEK ÜREME SAĞLIĞI

Prof. Dr. Ramazan AŞCI

Prof. Dr. Barış ALTAY

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Samsun

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

KADIN - ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI VE ERKEK İNFERTİLİTESİ HEMŞİRE ÇALIŞMA GRUBU

Prof. Dr. Ali ATAN

Prof. Dr. Kaan AYDOS

Doç. Dr. Dilek AYGİN

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD ve Kısırlık Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara

Sakarya Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Sakarya

Doç. Dr. Memduh AYDIN

Prof. Dr. Selahittin ÇAYAN

Prof. Dr. Sevim BUZLU

Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, İstanbul

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Mersin

Doç. Dr. Önder CANGÜVEN

Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Hatay

Department of Urology, Hamad Medical Corporation, Doha, Qatar

Prof. Dr. Sadık GÖRÜR Doç. Dr. Engin KANDIRALI

Prof. Dr. Murat ÇAKAN

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul

SB Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği, Ankara

Prof. Dr. Ayhan KARABULUT

Prof. Dr. Melih ÇULHA Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmit

Prof. Dr. Oğuz EKMEKÇİOĞLU Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kayseri

Prof. Dr. Fikret ERDEMİR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Prof. Dr. Haluk EROL

Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kırşehir

Prof. Dr. İrfan ORHAN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Elazığ

Prof. Dr. İsa ÖZBEY Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastanesi Üroloji AD, Erzurum

Uzm. Dr. A. Arman ÖZDEMİR

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Androloji BD, Aydın

T.C.Sağlık Bakanlığı Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği,İstanbul

Doç. Dr. Ahmet GÖKÇE

Prof. Dr. Sefa RESİM

Sakarya Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sakarya

Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kahramanmaraş

Prof. Dr. Bilal GÜMÜŞ Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Manisa

Prof. Dr. Tarkan SOYGÜR

Prof. Dr. Ateş KADIOĞLU

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Çocuk Ürolojisi BD, Ankara

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji AD / Androloji BD, İstanbul

Doç. Dr. Zafer KOZACIOĞLU Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İzmir

Prof. Dr. Muammer KENDİRCİ

Prof. Dr. Nihan Erginel-UNALTUNA İstanbul Üniversitesi Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Genetik AD, İstanbul

Liv Hospital-Üroloji Kliniği, İstanbul

KADIN CİNSEL SAĞLIĞI

Prof. Dr. Hakan KILIÇARSLAN

Prof. Dr. Abdullah ARMAĞAN

İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Gülbeyaz CAN İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nezihe KIZILKAYA BEJİ İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nuran KÖMÜRCÜ Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu, İstanbul

Doç. Dr. Leyla KÜÇÜK İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Rukiye PINAR BÖLÜKTAŞ Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri, İstanbul

Doç. Dr. Hicran YILDIZ Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Bursa

TÜRK CUMHURİYETLERİNDE ANDROLOJİ Prof. Dr. İlham AHMEDOV Bakixanov.23 Azerbaycan Tiib Universiteteti Baku-370022, Azerbaycan

Uzm. Dr. Firdovsi MAMMADOV Zeferan Hospital Üroloji Kliniği, Azerbaycan

Uzm. Dr. Zarifcan MURODOV Taşkent Diploma Sonrası Eğitim Enstitüsü - Taşkent Üroloji Merkezi, Özbekistan

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bursa

Bahçelievler Medicalpark Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul

Uzm. Dr. Shavkat SHAVAKHABOV

Prof. Dr. Ahmet METİN

Doç. Dr. Halil ÇİFTÇİ

State Specialized Center Of Urulogy (Uzbekistan) Chief of Andrology Department, Özbekistan

İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bolu

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji AD, Şanlıurfa

Prof. Dr. Bekir Süha PARLAKTAŞ

Doç. Dr. Esat KORGALI

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sivas

Prof. Dr. Bülent SEMERCİ

Prof. Dr. Ercan YENİ

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Şanlıurfa

Doç. Dr. Altuğ TUNCEL Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara

Uzm. Dr. Erol UÇANER Özel Başkent Hastanesi Üroloji Kliniği, Kıbrıs

TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI VE KONGRE TAKVİMİ Prof. Dr. Fikret ERDEMİR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD,Tokat

Prof. Dr. Tahir TURAN Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Denizli

Prof. Dr. Mustafa Faruk USTA Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Androloji BD, Antalya

Prof. Dr. M. Önder YAMAN Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

iii


AMAÇ ve KAPSAM

Androloji Bülteni Türk Androloji Derneği’nin resmi yayın organıdır. Dergi androloji alanındaki araştırmaları, olguları, derlemeleri ve editöryal yorumların yayımlandığı danışman denetimli bilimsel bir dergidir. Dergi yılda 4 sayı olarak yayımlanmaktadır. Derginin hedef kitlesi androloji alanlarında çalışan veya bu alanlara ilgi duyan araştırmacı ve hekimlerdir. Derginin yazı dili Türkçe ve İngilizce’dir. Türkçe yazıların Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğüne ve imla kılavuzuna uygun olması gerekir. Derginin editöryal ve yayın süreçleri International Committee of Medical Journal Editors (ICMJE), World Association of Medical Editors (WAME), Council of Science Editors (CSE), Committee on Publication Ethics (COPE), European Association of Science Editors (EASE) ve National Information Standards Organization (NISO) organizasyonlarının kılavuzlarına uygun olarak biçimlendirilir. Androloji Bülteni, Principles of Transparency and Best Practice in Scholarly Publishing (doaj.org/bestpractice) ilkelerini benimsemiştir.

Tüm makaleler http://www.androlojibulten.org/ sayfasındaki online makale değerlendirme sistemi kullanılarak dergiye gönderilmelidir. Derginin yazım kurallarına, gerekli formlara ve dergiyle ilgili diğer bilgilere web sayfasından erişilebilir. Derginin tüm masrafları Türk Androloji Derneği tarafından karşılanmaktadır. Dergide yayımlanan makalelerde ifade edilen bilgi, fikir ve görüşler Türk Androloji Derneği, Editörler, Yayın Kurulu ve Yayıncı’nın değil, yazar(lar)ın bilgi ve görüşlerini yansıtır. Baş Editör, Editörler, Yayın Kurulu ve Yayıncı, yazarlara ait bilgi ve görüşler için hiçbir sorumluluk ya da yükümlülük kabul etmemektedir. Androloji Bülteni TÜBİTAK ULAKBİM TR Dizin, Türkiye Atıf Dizini ve Türk Medline vertabanlarında dizinlenmektedir. Yayımlanan tüm içeriğe www.androlojibulten.org adresinden ücretsiz olarak erişilebilir. Dergide yayımlanan içeriğin tüm telif hakları Türk Androloji Derneği’ne aittir.

Editoryal Ofis

Yayın Hizmetleri: BAYT

Androloji Bülteni Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap. B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul, Türkiye Tel: 0212 288 50 99 Faks: 0212 288 50 98 E-posta: androloji@androloji.org.tr Web: www.androlojibulten.org/

Adres: Ziya Gökalp Cad., 30/31, 06420 Kızılay, Ankara, Türkiye Tel: +90 431 30 62 Faks: +90 431 36 02 E-posta: info@bayt.com.tr Web: www.bayt.com.tr

iv

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019


PURPOSE and SCOPE

Andrology Bulletin is the official publication of the Turkish Andrology Association. The journal is a supervised scientific journal which publishes original research articles, case studies, reviews, and editorial comments on the science of andrology. The journal is published in four issues per year. The target population of the journal is researchers and physicians who work in or interested in the field of andrology. The journal’s language is both Turkish and English. The Turkish language should conform to the Turkish language dictionary and the Turkish spelling guide. The editorial and publication processes of the journal conform the guidelines of the International Committee of Medical Journal Editors (ICMJE), the World Association of Medical Editors (WAME), the Council of Science Editors (CSE), and the Committee on Publication Ethics (COPE). It is formatted in accordance with the National Information Standards Organization (NISO) guidelines. The Andrology Bulletin adopts the Principles of Transparency and Best Practice in Scholarly Publishing (doaj.org/bestpractice).

All articles should be sent to the journal using the online article evaluation system at http://www.androlojibulten.org/. Writing rules of the journal, necessary forms, and other information about the journal can be accessed from the web page. All expenditure of the journal is covered by the Turkish Andrology Association. The information, ideas and opinions expressed in the articles published in the journal reflect the views and opinions of the author(s), not the editors of the Turkish Andrology Association, the editorial board, or publisher. The Editor-in-Chief, Editors, Editorial Board, and Publisher do not accept any responsibility or liability for the given information and opinions of the author(s). The Andrology Bulletin has been indexed by TUBITAK ULAKBIM TR Index, Turkey Citation Index and Turkish Medline. All published content is freely available at www.androlojibulten.org. All copyrighted content published in the journal belongs to the Turkish Andrology Association.

Editorial Office

Publishing Services: BAYT

Andrology Bullettin Address: Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap. B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul, Turkey Phone: +90 212 288 50 99 Fax: +90 212 288 50 98 E-mail: androloji@androloji.org.tr Web: www.androlojibulten.org/

Address: Ziya Gökalp Cad., 30/31, 06420 Kızılay, Ankara, Turkey Phone: +90 431 30 62 Fax: +90 431 36 02 E-mail: info@bayt.com.tr Web: www.bayt.com.tr

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

v


YA Z A R L A R A A Ç I K L A M A Dergiye gönderilen makaleler, özgünlük ve bilimsel kalite bakımından değerlendirilir. Gönderilen yazıların daha önce başka bir elektronik ya da basılı dergide, kitapta veya farklı bir mecrada sunulmamış ya da yayımlanmamış olması ve Türk Androloji Derneği Yönetim Kurulu’nun seçtiği Yayın Kurulu tarafından uygun görülmesi gerekir. Androloji Bülteni’ne gönderilen makalelerin değerlendirilmesinde bağımsız, tarafsız, çift-kör hakem değerlendirme raporları temel alınmaktadır. Yazıların değerlendirmeye alınması için, gönderilen yazıya tüm yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir Formu” başlıklı imzalı bir yazının eklenmesi gerekir (Formun hazır hali http://www.androlojibulten.org ve https://www.journalagent. com/androloji/ adreslerinden indirilebilir). Androloji Bülteni; gönderilen makalelerin değerlendirme sürecine dahil olan yazarların ve bireylerin, potansiyel çıkar çatışmasına ya da önyargıya yol açabilecek finansal, kurumsal ve diğer ilişkiler dahil mevcut ya da potansiyel çıkar çatışmalarını beyan etmelerini talep ve teşvik eder. Bir çalışma için bir birey ya da kurumdan alınan her türlü finansal destek ya da diğer destekler Yayın Kurulu’na beyan edilmeli ve potansiyel çıkar çatışmalarını beyan etmek amacıyla ICMJE Potansiyel Çıkar Çatışmaları Formu katkı sağlayan tüm yazarlar tarafından ayrı ayrı doldurulmalıdır (form için www. androlojibulten.org). Editörler, yazarlar ve hakemler ile ilgili potansiyel çıkar çatışması vakaları derginin Yayın Kurulu tarafından COPE ve ICMJE rehberleri kapsamında çözülmektedir. Yayın için uygun bulunan yazıların dizgi ve hazırlık işlemleri sırasında, sorumlu yazara yazar katkılarının da açıklanmasının isteneceği Yazar Onay Formu gönderilecektir. Sadece yazarlık niteliğini hak eden kişiler yazar olarak gösterilmelidir. Yazar olarak listelenen herkesin ICMJE (www.icmje.org) tarafından önerilen yazarlık kriterlerini karşılaması gerekmektedir. ICMJE, yazarların aşağıdaki dört kriteri karşılamasını önermektedir: 1. Çalışmanın konseptine/tasarımına; ya da çalışma için verilerin toplanmasına, analiz edilmesine ve yorumlanmasına önemli katkı sağlamış olmak,

Klinik ve deneysel çalışmalar, ilaç araştırmaları ve bazı olgu sunumları için World Medical Association Declaration of Helsinki “Ethical Principles for Medical Research Involving Human Subjects”, (amended in October 2013, www.wma.net) çerçevesinde hazırlanmış Etik Kurul raporu gerekmektedir. Gerekli görülmesi halinde, Etik Kurul raporu veya eş değeri olan resmi bir yazı, yazarlardan talep edilebilir. İnsanlar üzerinde yapılmış deneysel çalışmaların sonuçlarını bildiren yazılarda, çalışmanın yapıldığı kişilere uygulanan prosedürlerin niteliği tümüyle açıklandıktan sonra, onaylarının alındığına ilişkin bir açıklamaya metin içerisinde yer verilmelidir. Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda ise ağrı, acı ve rahatsızlık verilmemesi için yapılmış olanlar açık olarak makalede belirtilmelidir. Hasta onamları, Etik Kurul raporunun alındığı kurumun adı, onay belgesinin numarası ve tarihi ana metin dosyasında yer alan Yöntemler başlığı altında belirtilmelidir. Hastaların kimliklerinin gizliliğini korumak yazarların sorumluluğundadır. Hastaların kimliğini açığa çıkarabilecek fotoğraflar için hastadan ya da yasal temsilcilerinden alınan imzalı izinlerin de gönderilmesi gereklidir. Bütün makalelerin benzerlik tespiti denetimi, iThenticate yazılımı aracılığıyla yapılmaktadır. Yayın Kurulu, dergimize gönderilen çalışmalar hakkındaki intihal, atıf manipülasyonu ve veri sahteciliği iddia ve şüpheleri karşısında COPE kurallarına uygun olarak hareket edecektir. Yayımlanan içerik ile ilgili tüm sorumluluk yazarlara aittir Yazıların online gönderilmesi Tüm yazılar derginin Internet adresi üzerinden online gönderilmelidir. (https://www.journalagent.com/androloji/). Yazının gönderilmeden önce kontrol listesi ile son bir kez gözden geçirilmesi önerilir. Yazım kurallarına uygun yazılmayan yazılar bilimsel kurul değerlendirmesine alınmamaktadır. Daha detaylı bilgiler https://www.journalagent.com/androloji/ adresinden alınabilir.

YAZILARIN HAZIRLANMASI

2. Yazı taslağını hazırlamış ya da önemli fikirsel içeriğin eleştirel incelemelerini yapmış olmak;

Araştırma yazıları 3000, olgu sunumları 1500 ve derlemeler 5000 kelimeyi geçmemelidir.

3. Yazının yayından önceki son halini gözden geçirmiş ve onaylamış olmak;

Makaleler, ICMJE-Recommendations for the Conduct, Reporting, Editing and Publication of Scholarly Work in Medical Journals (updated in December 2017 - http://www.icmje. org/icmjerecommendations. pdf ) ile uyumlu olarak hazırlanmalıdır. Randomize çalışmalar CONSORT, gözlemsel çalışmalar STROBE, tanısal değerli çalışmalar STARD, sistematik derleme ve metaanalizler PRISMA, hayvan deneyli çalışmalar ARRIVE ve randomize olmayan davranış ve halk sağlığıyla ilgili çalışmalar TREND kılavuzlarına uyumlu olmalıdır.

4. Çalışmanın herhangi bir bölümünün geçerliliği ve doğruluğuna ilişkin soruların uygun şekilde soruşturulduğunun ve çözümlendiğinin garantisini vermek amacıyla çalışmanın her yönünden sorumlu olmayı kabul etmek. Bir yazar, çalışmada katkı sağladığı kısımların sorumluluğunu almasına ek olarak, diğer yazarların çalışmanın hangi kısımlarından sorumlu olduğunu da teşhis edebilmelidir. Ayrıca, yazarlar birbirlerinin katkılarının bütünlüğüne güven duymalıdırlar.

vi

Yazarların, Yayın Hakkı Devir Formu, Yazar Katkı Formu ve ICMJE Potansiyel Çıkar Çatışmaları Formu’nu (bu form, tüm

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019


yazarlar tarafından ayrı ayrı doldurulmalıdır) ilk gönderim sırasında online makale sistemine yüklemeleri gerekmektedir. Bu formlara http://www.androlojibulten.org/ adresinde yazarlara açıklama kısmından ulaşılabilir. Yazılar, bilgisayar dosyası üzerinde standart A4 kağıdı boyutlarındaki bir sayfaya, sağ ve sol kenarlarda yaklaşık 2,5 cm boşluk kalacak şekilde ve iki satır aralıklı olarak yazılmalıdır. Her sayfa numaralandırılmalıdır. Metin Times New Roman yazı karakterinde 12 punto ile yazılmalıdır. Yazılarda bulunması gereken bölümler sırasıyla şunlardır: (Yazar adları (ünvan, ad, soyadı), çalışmanın yapıldığı kurum (Makaledeki yazarların çalışma yerleri, yayının yapıldığı kurum şeklinde olmalıdır), iletişim adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta adresi journal agent programında 3, 4 ve 5. adımlarda online olarak girilmelidir. “Telif Hakkı Devir Formu” dışında yüklenecek diğer dosyalarda yazarların isimleri, çalıştıkları yerler bulunmamalıdır!). (i) Türkçe ve İngilizce başlıklar (online olarak istenen yere yapıştırılacak), (ii) Türkçe ve İngilizce özetler (online olarak istenen yere yapıştırılacak); Makalenin tam metninde (tam metin dosyası online olarak istenen yere eklenmelidir) (iii) Giriş; (iv) Gereç ve Yöntem; (v) Bulgular; (vi) Tartışma; (vii) Kaynaklar bölümleri bulunur. Yöntemler, bulgular ve tartışma bölümlerinin gerektiğinde alt başlıklarla ele alınması tercih edilir. Olgu sunumları, özetlerden sonra giriş, olgu sunumu ve tartışma başlıkları altında düzenlenmelidir. İnceleme yazılarında, yazının gelişimine uygun başlıklandırma yapılabilir. Özetler: Özet çalışmanın amacını, ana bulguları ve temel sonuçlarını Amaç, Gereç ve Yöntem, Bulgular, Sonuç (İngilizce özette Objectives, Material and Methods, Results, and Conclusion) başlıkları altında bildirmelidir. Anahtar kelimeler: Yazı düzeninde özetlerden sonra yer alacak şekilde Türkçe ve İngilizce olarak en az 3, en fazla 5 anahtar kelime (alfabetik sıra ile) belirtilmelidir. Bu amaçla Index Medicus Medical Subjects Headings (MeSH)’den yararlanılabilir. http://www.ncbi. nlm.nih.gov/pubmed/. Makalenin tam metninde Giriş paragrafından sonra Gereç ve Yöntem’de çalışma başlangıcı ve bitiş tarihleri, hastaların özellikleri ve kullanılan yöntemler, hasta seçimi ayrıntılı biçimde belirtilmelidir. İstatistiksel yöntem yeterli ayrıntı ile açıklanmalıdır. Bulgular: Metinde olabildiğince ayrıntılı yazılmalı, şekil ve tablolar ile desteklenmeli; şekil ve tablolarda verilen bilgiler, metinde tekrarlanmamalıdır. Tartışma: Ağırlıklı olarak çalışma ile ilgili veriler tartışılmalı, yerli ve yabancı kaynaklarla desteklenmelidir. Konu ile doğrudan ilgisi olmayan genel bilgilere uzun uzun yer vermekten kaçınılmalıdır. Kısaltmalar: Kısaltılmış sözcük sayısının sınırlı tutulması gerekir. Şekil ve Tablolar: Yazı ile birlikte sunulan fotoğraf ve tablolar sisteme ayrı ayrı yüklenmelidir. Resim dosyalarının formatı JPEG

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

veya TIFF olabilir. Tablolar ve şekil altyazıları ayrı sayfalara ve iki satır aralıklı yazılmalı; şekil ve tablolar yazıda görünme sırasına göre numaralandırılmalı ve başlıkları olmalıdır. Mikroskobik resimlerde büyütme oranı ve boyama tekniği açıklanmalıdır. Kısaltmalar her şeklin ve tablonun altında açıklanmalıdır. KAYNAKLAR Kaynaklar metin içinde anılma sırasına göre noktadan sonra üst simge olarak köşeli parantez içerisinde ve nokta işaretinden sonra boşluk bırakmadan dizilmeli (örnek: ...lenf nodu diseksiyonu önerilmektedir.[1]); yayımlanmamış sonuçlar ve kişisel görüşmeler kaynak olarak gösterilmemelidir. Yazarların yalnızca doğrudan yararlandıkları çalışmaları kaynak olarak göstermeleri gerekir; yazımı doğrulanamayan kaynaklar yayın hazırlığı sırasında yazarlardan istenecektir. Dergi isimleri Index Medicus’a göre kısaltılmalıdır; bunun mümkün olmadığı durumlarda dergi adının tamamı verilmelidir. Altı ya da daha az sayıda olduğunda tüm yazarlar belirtilmeli, altıdan fazla yazar durumunda, altıncı yazarın arkasından “et al.” eklenmelidir. Kaynakların dizilme şekli ve noktalamalar için aşağıdaki örneklere uyulmalıdır (basım ayı, parentez içinde derginin basım sayısı yazılmamalıdır !) : Dergi: Tefekli A, Tepeler A, Altunrende F, Tok A, Sarılar Ö, Müslümanoğlu AY. Seçilmiş olgularda tüpsüz perkütan nefrolitotomi. Türk Üroloji Dergisi 2006;32:240-7. Gill IS, Kaouk JH, Meraney AM, Desai MM, Ulchaker JC, Klein EA et al. Laparoscopic radical cystectomy and continent orthotopic ileal neobladder performed completely intracorporeally: the initial experience. J Urol 2002;168:13-8. Kitap: Korkud G, Karabay K. Böbrek tüberkülozu. 3.Baskı. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basımevi; 1993. Kitap içinde bölüm: Anderson JL, Muhlestein JB. Extracorporeal ureteric stenting during laparoscopic pyeloplasty. Philadelphia: W. B. Saunders; 2003. p. 288-307. Önemli Not: Yayın Kurulu, gerekli gördüğü durumlarda yazıların özünü değiştirmeden metinde düzeltme yapmakla yetkilidir. Online makale gönderiminde sırası ile: 1. Yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir Formu “ başlığı altında imzalı bir mektup (tarayıcıdan geçirdikten sonra diğer dosyalarla gibi online olarak sisteme yüklenmelidir). 2. Ana metin (Kaynaklar dahil) (Özet ve Yazar isimleri bulunmamalıdır !) 3. Resimler (Mümkün ise açıklanan yerler okla belirtilmelidir) 4. Tablolar yüklenmelidir.

vii


INSTRUCTION TO AUTHORS Articles submitted to the journal are evaluated in terms of originality and scientific quality. Submitted manuscripts must not have been previously published, or presented in another electronic or printed journal, in a book or in a different medium, and must be approved by the Editorial Board of the Turkish Andrology Association’s Board of Directors. Independent, unbiased, double-blinded arbitration evaluation reports of referees are used in the evaluation of the articles submitted to the Andrology Bulletin. In order for the articles to be evaluated, a signed letter entitled “Copyright Transfer Form” must be attached to the submitted article, confirming the authors’ approval (a copy of the form is available at: http://www.androlojibulten.org and https://www.journalagent.com/androloji/). Andrology Bulletin encourage authors and individuals involved in the evaluation process of submitted articles to present their current or potential conflicts of interest, including financial, institutional, and other relationships that may lead to potential conflicts of interest or prejudice. Any financial or any other kind of support received from an individual or institution for a study must be declared to the Editorial Board, and the ICMJE Potential Conflicts of Interest Form must be filled in separately by all authors contributing to the declaration of potential conflicts of interest (see the form in: http://www.androlojibulten.org). Potential conflicts of interest with editors, writers and arbitrators are resolved by the Editorial Board of the journal under the COPE and ICMJE guidelines. The Author Approval Form will be sent to the responsible author, who will be required to explain the author’s contributions during the typesetting and preparation of the articles suitable for publication. Only those who deserve authorship should be shown as authors. Everyone listed as a writer must meet the authorship criteria recommended by ICMJE (www.icmje.org). The ICMJE suggests that authors meet the following four criteria: 1. To have contributed significantly to the gathering, analysis, and interpretation of data for concept/design of the study; 2. To have drafted the writing of the essay, or have done critical review of important intellectual content; 3. To have reviewed and approved the last version of the article before its publication; 4. To accept the responsibility for all aspects of the work in order to ensure that questions concerning the validity and accuracy of any part of the work are properly investigated and resolved. A writer should be able to identify the parts of the work which other authors are responsible for, in addition to taking responsibility for the parts he contributed. In addition, authors should trust the integrity of each other’s contributions. For the clinical and experimental studies, drug studies, and some case reports, the Ethics Committee report prepared under the

viii

World Medical Association Declaration of Helsinki (amended in October 2013, www.wma.net) is required. If necessary, the author(s) may be requested an Ethics Committee report, or an official letter of equal value. An explanatory note on the results of experimental studies on humans should be included in the text to the effect that approvals have been received, once the nature of the procedures applied to the subject has been fully explained. In the case of studies on animals, those made for the avoidance of pain, suffering, and discomfort should be clearly stated in the article. Patient approvals, the name of the institution from which the Ethics Committee report is received, and the number and date of the approval document should be stated in the main text file under the title of Methods. It is the responsibility of the authors to protect the confidentiality of the identities of patients. Signed permits from the patient or legal representatives must also be sent for photographs that may reveal the identity of the patients. Similarity checking of all the articles is done via iThenticate software. The Editorial Board will act in accordance with the COPE rules against claims and suspicions of plagiarism, citation manipulation, and data fraud involving work submitted to the journal. All responsibility for the published content belongs to the authors. Submitting articles online All manuscripts must be submitted online via the internet address of the journal (https://www.journalagent.com/androloji/). It is recommended that the manuscript be reviewed one last time with the checklist before submission. Manuscripts not written in accordance with the writing rules are not accepted for Scientific Board evaluation. More information can be found at https://www. journalagent.com/androloji/.

PREPARATION OF ARTICLES The research articles should not exceed 3000 words, the case presentations should be at most 1500 words, and the compilations should not exceed 5000 words. The articles should be prepared in accordance with the ICMJE Recommendations for the Conduct, Reporting, and Publication of the Scholarly Work in Medical Journals (http://www.icmje. org/icmje-recommendations.pdf –updated in December 2017). Randomized studies should be consistent with CONSORT, observational studies with STROBE, diagnostic value studies with STARD, systematic review and meta-analyses with PRISMA, animal trials with ARRIVE, and non-randomized behavioral and public health studies with TREND guidelines. The authors are required to upload the Publication Submission Form, the Author Contribution Form and the ICMJE Potential Conflicts Form (this form must be filled out by all authors separately) to the online system during the initial submission of the

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019


article. These forms are available at http://www.androlojibulten. org/ and can be found in the instruction to authors section. Manuscripts should be typed on a standard A4 paper size on a computer text file, spaced about 2.5 cm on the right and left sides, and with double spaced lines. Every page should be numbered. The text should be written in Times New Roman font with 12 points. The sections to be included in the manuscripts are: author names (academic title, name, surname), the institution in which the study was conducted (work place of the author and the institution where the publication is prepared), contact address, telephone and fax numbers, e-mail address. All these should be entered in the JournalAgent™ program online in steps 3, 4, and 5. The files to be uploaded should not contain the names of the authors and places where they work, except the “Copyright Transfer Form”. The submitted work should include: (i) Turkish and English titles (to be posted online), (ii) Turkish and English abstracts (to be posted online); in the full text of the article (the full text file must be added to the desired location online) (iii) Introduction; (iv) Materials and Methods; (v) Findings; (vi) Discussion; (vii) References sections. It is preferred that methods, findings, and discussion sections be handled with subtitles when necessary. Case presentations should be organized under the headings of introduction, case presentation and discussion after the summaries. In the review articles, appropriate titles can be preferred for the development of the article. Abstract (Summary): The main findings and the main results should be reported under the headings of Objectives, Material and Methods, Findings, Conclusion. Key words: At least 3 and at most 5 key words (in alphabetical order) should be indicated in Turkish and English, under the heading “Key words” after the Abstract section. Index Medicus Medical Headings (MeSH) can be used for this purpose (http:// www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/). In the full text of the article, in the Materials and Methods after the Introduction paragraph, start and end dates of the study, the characteristics of the patients and the methods used, the patient selection should be specified in detail. The statistical method utilized should be explained with sufficient detail. Findings: Findings should be written as detailed as possible in the text, supported by figures and tables; information given in figures and tables should not be repeated in the text. Discussion: Mainly the data related to the study should be discussed and supported with domestic and foreign resources. General information that is not directly related to the subject should be avoided from occupying too much space. Abbreviations: The number of abbreviated words must be limited. Figures and Tables: Photographs and tables presented with the text should be uploaded separately to the system. The format of

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

the image files can be JPEG or TIFF. Tables and shape subtitles must be written on separate pages with double spacing; figures and tables should be numbered according to the order in which they appear in the text, and should have titles. Magnification ratio and dyeing technique should be explained in microscopic pictures. Each abbreviation used should be noted under the related figure and table with an explanation. REFERENCES The references given in the text should be arranged in square brackets as superscripts, and if at the end of the sentence after the punctuation, without spacing (eg: ... lymph node[1] dissection is recommended.[2]); unpublished results and personal interviews should not be shown as sources. Authors should only present studies that they directly benefit from; unauthorized sources will be requested from the authors during the preparation of the publication. Journal names should be abbreviated according to Index Medicus; where this is not possible, the full name of the journal should be given. All authors should be listed if there are seven or fewer, followed by “, et al.” after the sixth author in case of more than seven authors. The following examples should be followed for the endnote reference list and the punctuation style (the month and the issue number in parentheses must be avoided!). Journal: Tefekli A, Tepeler A, Altunrende F, Tok A, Sarılar Ö, Müslümanoğlu AY. Seçilmiş olgularda tüpsüz perkütan nefrolitotomi. Türk Üroloji Dergisi 2006;32:240–7. Gill IS, Kaouk JH, Meraney AM, Desai MM, Ulchaker JC, Klein EA, et al. Laparoscopic radical cystectomy and continent orthotopic ileal neobladder performed completely intracorporeally: the initial experience. J Urol 2002;168:13–8. Book: Korkud G, Karabay K. Böbrek tüberkülozu. 3. Baskı. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basımevi; 1993. Section of a book: Anderson JL, Muhlestein JB. Extracorporeal ureteric stenting during laparoscopic pyeloplasty. Philadelphia: W. B. Saunders; 2003. p.288–307. Important Note: The Editorial Board is authorized to make amendments to the text, if necessary, without modifying the text of the text. Online article submission order: 1. A signed letter under the heading of “Copyright Transfer Form” (a scanned copy which must be uploaded to the system online with other files) from the authors, 2. Main text (including reference list) (abstract should not be included, and author names must be blinded!), 3. Pictures (where possible, the explanations should be indicated by an arrow), and 4. Tables must be loaded.

ix


BAŞKAN’DAN / FROM THE PRESIDENT

Değerli Meslektaşlarım, Dergimizin 2019 yılındaki bu sayısında; değerli meslektaşlarımızın katkıları ile hazırlanmış ve Androloji’nin en güncel literatür bilgilerini içeren çalışmaları bulacaksınız. Yaz aylarının başlaması

ile birlikte akademik açıdan kongre ve toplantı sayılarının görece azalması nedeni ile dergimizde

yer alan makalelerin sizlere yardımcı olmasını umut ediyoruz. 2019 yılında Türk Androloji Derneği

bilimsel faaliyetleri kapsamında; 18-21 Nisan 2019 tarihlerinde Sarıgerme’de 13. Ulusal Androloji

Kongremizi akademik açıdan son derece başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Bu toplantıda sağlanan yüksek katılım ve ulusal-uluslararası konuşmacıların katkısı ile toplantının akdemik kalitesi

üst düzeyde gerçekleşmiştir. Bu organizasyonda emeği geçen tüm meslektaşlarımıza şahsım ve yönetim kurulu adına teşekkür ve saygılarımı sunmak isterim. Ulusal kongremizin hemen

öncesinde 15-19 Mart 2019 tarihlerinde düzenlenen yıllık EAU kongresi kapsamında, derneğimizin

bilimsel katkıları ile ESAU (EAU Section of Andrological Urology) toplantısı da üst düzey katılım ile gerçekleştirilmiştir. Uluslararası düzeydeki bu toplantıda ülkemizin değerli akademisyenleri

yaptıkları sunu ve katkılar ile organizasyonun başarısında önemli bir rol oynamışlardır. Yeni akademik yıl ile birlikte ESAU’nun Prag’da düzenleyeceği toplantı ve yine Ekim ayında İspanya’nın

Barselona kentinde düzenlenecek olan 17. Androloji Kursu’nda da değerli akademisyenlerimiz

uluslararası bilimsel katkılar sağlayacaklardır. Tüm meslektaşlarımız ile sözü edilen toplantılarda birlikte olabilmek en büyük dileğimizdir….

Yaz aylarının başladığı şu günlerde Türk Androloji Derneği Yönetim Kurulu olarak; tüm üyelerimize aileleri ile birlikte sağlıklı ve huzur dolu tatiller diliyoruz… Saygılarımla, Prof. Dr. Mustafa Faruk USTA

Türk Androloji Derneği Başkanı

x

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019


EDİTÖR’DEN / FROM THE EDITOR

Değerli Meslektaşlarım, Zevkle okuyacağınız kaliteli araştırma makaleleri ve en güncel bilgilerle donatılmış derlemelerden

oluşan yeni sayımız ile sizlere merhaba diyoruz. Büyük bir memnuniyetle belirtmek isterim ki TUBİTAK TR dizine kabulünden sonraki süreçte dergimize gönderilen özellikle araştırma makalelerinin sayı ve kalitesinde gözle görülür bir artış olmuştur. Yine bu süreçte yayın değerlendirme aşamasında büyük fedakârlıklarla ellerinden gelenin en iyisini yapan danışma kurulumuzun çok değerli

üyelerinin katkıları sayesinde, üst seviyedeki dergilerle yarışır düzeye gelen yayın değerlendirme

ve basım hızımız aynı kararlılıkla devam etmektedir. Bu vesileyle, doçentlik için gerekli yerli yayın kriterlerini tamamlayabilmenin en akılcı seçeneklerinden bir tanesinin Androloji Bülteni olduğunu genç akademisyen kardeşlerimizin dikkatine bir kez daha sunmak isterim.

Bu sayının araştırma makaleleri bölümünde mülteci hasta gruplarında azospermi oranları ve etkileyen faktörlerin yerli popülasyonla karşılaştırılması Toksöz ve ark. tarafından ele alınırken, erkek öğretmenlerde cinsel sağlık problemleri ve ilişkili faktörler web tabanlı bir araştırma ile

Başkaya ve ark. tarafından irdeleniyor. Yine bu bölümde obstrüktif uyku apne sendromunun kadın cinsel fonksiyonu üzerine olan etkisi Kaya ve ark. tarafından dikkatinize sunulmakta.

Derleme makaleler bölümünde çok güncel bir konu olan oosit ve sperm mitokondrileri Tan ve

ark. tarafından ele alınırken, idiyopatik erkek infertilitesinde probiyotiklerin yeri Akgül ve ark. tarafından güncel literatür eşliğinde özetleniyor. Bu bölümde son olarak farklı kültürlerde

jinekolojik ve meme kanserli kadın hastaların seksüaliteye bakış açıları ve yaşadıkları sorunlar Aygin ve Gül tarafından irdeleniyor. Güzel bir yaz dileklerimizle... Saygılarımla, Doç. Dr. Ahmet Gökçe

Editör

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

xi


Cilt/ Volume 21 | Sayı/ Issue 2 | Haziran/ June 2019

İÇİNDEKİLER /CONTENTS

ARAŞTIRMA YAZILARI | ORIGINAL ARTICLES 45

Yerli popülasyon ve mülteci hasta gruplarında azospermi oranları ve etkileyen faktörler Azoospermia rates and affecting factors in local population and refugee patient groups Serdar Toksöz, Yalçın Kızılkan

50

Erkek öğretmenlerde cinsel sağlık problemleri ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi: web tabanlı araştırma Sexual health problems in men teachers and determinatıon of related factors: web-based research Yasemin Başkaya, Burcu Yılmaz, Nebahat Özerdoğan

56

Obstruktif uyku apne sendromu’nun kadın cinsel fonksiyonu ve memnuniyete olan etkisi The Effect of Obstructive Sleep Apnea Syndrome to the Female Sexual Function and Satisfaction Coşkun Kaya, Yeliz Kaya, Serkan Ceyhan

DERLEME | REVIEW 62

Oosit ve sperm mitokondrileri Oocyte and sperm mitochondria Semih Tan, Mehmet Caner Özer, Nazlı Çil, Murat Serkant Ünal

67

İdiyopatik erkek infertilitesinde probiyotiklerin yeri Place of probiotics in idiopathic male infertility Turgay Akgül, Engin Doğantekin, Koray Ağras

72

Farklı kültürlerde jinekolojik ve meme kanserli kadın hastaların seksüaliteye bakış açıları ve yaşadıkları sorunlar Sexual aspects of female patients with gynecological and breast cancer in different cultures and their problems Dilek Aygin, Aysel Gül

79

TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

80

KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR

xii

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2019;21:45−49 https://doi.org/10.24898/tandro.2019.04900

Erkek Üreme Sağlığı

Yerli popülasyon ve mülteci hasta gruplarında azospermi oranları ve etkileyen faktörler Azoospermia rates and affecting factors in local population and refugee patient groups Serdar Toksöz1 , Yalçın Kızılkan2

ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Hastanemize erkek infertilitesi şikayetiyle başvuran yerli popü-

OBJECTIVE: In this study we aimed to evaluate the rates of azoospermia in the local population/refugee patient groups and parameters that may have an effect who were applied to our hospital with male infertility. MATERIAL and METHODS: We evaluated 626 patients with male infertility who were diagnosed with azoospermia between January 2017 and July 2018 retrospectively. The patients were divided into two groups as local population and refugees. Refugees were also divided as campers and living outside the camps. Age, serum follicle stimulating hormone, luteinizing hormone, total testosterone levels, scrotal ultrasonography (usg) results, presence of varicocele and varicocelectomy operation were evaluated. RESULTS: The number of azoospermic patients was 12.4% (377) in local population, this number was 17.4% (249) in refugees. The number of azoospermic patients was significantly higher in the refugee patient group compared to the local population group (p<0.05). Although there was a significant difference in terms of azoospermia among refugee patient groups living outside the camps and in the camps, this difference was not statistically significant. There was no statistically significant difference between the ratio of hormone values, scrotal USG results, varicocele presence and varicocelectomy operation in the native population and refugee patient group. CONCLUSION: In our study, we found that azoospermic patients were higher than local population in refugee patient group and it was statistically significant. Although the independent variables were similar in the refugees, the high rates of azoospermia were thought to be due to factors such as nutrition, shelter and stress. Keywords: Male infertility, azoospermia, refugees

lasyon/mülteci hasta gruplarında saptanan azospermi oranları ve buna etki etmesi olası faktörler değerlendirildi. GEREÇ ve YÖNTEM: Kliniğimizde Ocak 2017 ile Temmuz 2018 yılları arasında erkek infertilitesi nedeniyle başvuran ve azospermi saptanan 626 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmaya alınan hastalar yerli popülasyon ve mülteciler olarak iki gruba ayrıldı. Mülteciler de kampta yaşayanlar ve kamp dışında yaşayanlar olarak ayrıca değerlendirildi. Hastaların yaş, serum Folikül stimülan hormon, Lüteinizan hormon, total Testosteron düzeyleri, skrotal ultrasonografi sonuçları, varikosel varlığı ve varikoselektomi operasyonu bilgileri değerlendirildi. BULGULAR: Yerli popülasyonda azospermik hasta sayısı %12,4 (377) iken mültecilerde bu sayı %17,4 (249) idi. Azospermik hasta sayısı mülteci hasta grubunda yerli popülasyon grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptandı (p<0,05). Kamp dışında ve kampta yaşayan mülteci hasta grupları arasından azospermi açısından sayısal olarak belirgin fark olmasına rağmen bu fark istatistiksel olarak anlamlı değildi. Yerli popülasyon ve mülteci hasta grubunda hormon değerleri, skrotal USG bulguları, varikosel varlığı ve varikoselektomi operasyonu geçirme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. SONUÇ: Çalışmamızda azospermik hastaların mülteci hasta grubunda yerli popülasyona göre daha fazla oranda görülmesi istatistiksel açıdan anlamlı olduğu görüldü. Mültecilerde bağımsız değişkenlerin benzer olmasına rağmen azospermi oranlarının yüksek olmasının beslenme, barınma ve strese bağlı olduğu düşünüldü. Anahtar Kelimeler: Erkek infertilitesi, azospermi, mülteciler

GİRİŞ İnfertilite, cinsel yönden aktif ve kontrasepsiyon uygulamayan bir çiftin bir yıl içerisinde gebelik elde edememesi durumu olarak tanımlanır (WHO). Çiftlerin yaklaşık %25’i 1 yıl Hatay Devlet Hastanesi, Üroloji Bölümü, Hatay, Türkiye Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Bölümü, Ankara, Türkiye

içerisinde gebelik elde edememektedirler, bunların da %15’i infertilite için medikal tedavi arayışında olup, %5’i istemelerine rağmen çocuksuz kalmaktadırlar. İstemelerine rağmen çocuk sahibi olamayan infertil çiftlerin %50’sinde erkeğe ait nedenler bulunur. İnfertil erkeklerin %30’unda infertiliteye yol açacak herhangi bir neden bulunamamaktadır.[1]

1 2

Yazışma Adresi/ Correspondence: Uzm. Dr. Serdar Toksöz Zirve Caddesi, Zirve sitesi D32 Ekinci/Hatay 31150 Hatay, Türkiye Tel. +90 505 914 21 75 E-mail: serdartoksoz@gmail.com Geliş/ Received: 05.11.2018 Kabul/ Accepted: 26.12.2018

©2018 Androloji Bülteni

Azospermi, ejakülatta hiç sperm bulunmaması anlamına gelmektedir. Erkeklerin %1’inde, infertilite yakınması olanların ise %10–15’inde azospermi görülmektedir. Azospermi nedenleri arasında inmemiş testis, Klinefelter sendromu, germ hücre aplazisi, varikosel ve idiyopatik nedenler yer almaktadır. İdiyopatik erkek infertilitesi olarak adlandırılan

45


duruma psikolojik stres, çevresel kirlenmeye bağlı endokrin bozukluklar, beslenme bozuklukları, oksidatif stres ve genetik bozukluklar gibi çeşitli etmenlerin neden olabileceği düşünülmektedir. İdiyopatik infertilitesi olan erkeklerde, infertiliteye neden olabilecek herhangi bir hastalık öyküsü veya hormonal bozukluk olmamasına rağmen semen analizlerinde bozukluklar bulunmaktadır.[2,3] Araştırmalarda infertil erkeklerin çoğunlukla bastırılmış stres biçimlerine sahip oldukları tespit edilmiştir. İnfertil erkeklerde duygudurum bozuklukları (%9,2), majör depresyon (%5,1) ve anksiyete bozukluklarının (%4,9) belli oranlarda görüldüğü bildirilmiştir.[4,5] Erkeklerde psikolojik durumun sperm parametrelerini etkileyerek infertiliteye sebep olduğu tespit edilmiştir.[4] Stres, seminal plazmanın nitrik oksit içeriğini arttırarak sperm kalitesini düşürmektedir. Öncelikle motilite olmak üzere sayı ve morfoloji parametrelerinin tamamını etkilediği çalışmalarda ortaya konmuştur.[5] Birçok çalışma beslenme alışkanlıklarının, sigara içme ve sosyal davranışların yanı sıra çevresel ortamın sperm sayısını, motilitesini ve morfolojisini etkileyebileceğini göstermektedir. Sigara, radyasyon, ağır metal iyonları, alüminyum, flor, böcek ilaçları, aflatoksin ve organik çözücülerin sperm üzerine zararlı etkileri bilinmektedir. Bu çevresel faktörlerin, spermin özellikle fertilizasyon yeteneğini etkilediği düşünülmektedir.[6] Türkiye dört milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapması nedeniyle, birçoğu etkili koruma veya sağlık hizmetlerine erişim sağlayamamaktadır. Özellikle mültecilerin depresyon, anksiyete ve travma sonrası stres bozukluğu gibi çeşitli fiziksel ve zihinsel sağlık problemleri sıklıkla yaşadıkları gözlemlenmiştir. Sosyoekonomik dezavantajdan dolayı beslenme ve barınma imkanları yeterli düzeyde olamaması nedeniyle çevresel kirlilik gibi faktörlere maruziyetleri artmaktadır. Kamp dışında kalanların ağır çalışma koşulları ayrıca beden sağlığını tehdit eden önemli bir faktördür. Diyet, beslenme ve kronik hastalıkların önlenmesi konusunda dünya sağlık örgütü günde en az 400 gram meyve ve sebze alımını tavsiye etmektedir. Spesifik yaşam tarzı faktörlerinin semen kalitesi üzerindeki etkisi besin alımının kalitesi ve miktarının, semen parametrelerini etkilemesi beklenir. Bu bulgular savaş mültecilerine psiko-sosyo-kültürel bütüncül bir yaklaşımın sergilenmesi gerektiği yeterli sağlıklı beslenme ve barınma ihtiyacının karşılanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. [7–9] Çalışmamızda hastanemize infertilite şikayetiyle başvuran yerli popülasyon ve mülteci hasta gruplarında saptanan azospermi oranlarını ve etki etmesi muhtemel sebepleri araştırmayı planlandık.

46

GEREÇ VE YÖNTEM Kliniğimizde 1 Ocak 2017 ile 1 Temmuz 2018 yılları arasında erkek infertilitesi nedeniyle başvuran ve spermiyogram sonucunda azospermi saptanan 626 hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmaya alınan hastalar yerli popülasyon ve mülteciler olarak iki gruba ayrıldı. Mülteciler hasta bilgi sistemindeki adres kayıtlarına göre kampta yaşayanlar ve kamp dışında yaşayanlar olarak ayrıca karşılaştırılıp değerlendirildi. Hastalar yaş, Serum Folikül stimülan hormon (FSH), Lüteinizan hormon (LH), Total testosteron, skrotal ultrasonografi (USG) bulguları (varikosel, hipoplazik/atrofik testis) ve varikoselektomi kriterlerine göre analiz edildi. Stres, depresyon, psikolojik travmaya ve düşük beslenme kalitesine sahip mülteci hasta gruplarında azospermi oranlarının yerli popülasyonla farklı olup olmadığını ve varsa bu farkın nedenlerini ortaya koymaya çalıştık. Hasta bilgi sisteminden elde edilmiş veriler hasta uyruğuna göre karşılaştırıldı. İstatistiksel analizler Statistical Package for Social Sciences v.22 programı kullanılarak yapıldı. Bağımlı hasta grubu değişkeni; bağımsız değişkenler olan yaş, serum FSH, LH, testosteron, bilateral atrofik/ hipoplazik testis, varikosel, varikoselektomi sonuçlarıyla karşılaştırıldı. Toplam sekiz adet bağımsız değişken hasta grubu ile ilişkisi ayrı olarak tek değişkenli lojistik regresyon (LR) analizi kullanılarak değerlendirildi. Tüm analizlerde p<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

BULGULAR Erkek infertilitesi nedeniyle başvuran 4446 hastanın 3019’u yerli popülasyonken 1427 olgu mültecilerden oluşmakta idi. Mülteci hasta grubunda 1047 kişi kamp dışında yaşarken, 380 kişi çeşitli kamplarda kalmakta idi. Yerli poülasyonda yaş ortalaması 26,4 (19–64) iken mültecilerde 24,8 (17–56) idi. Yerli popülasyonda azospermik hasta sayısı %12,4 (377) iken mültecilerde bu sayı %17,4 (249) idi. Azospermik hasta sayısı mülteci hasta grubunda yerli popülasyon grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksek saptandı (p<0,05) (Tablo 1). Mülteci grubunda azospermik hasta sayısı kamp dışında yaşayanlar için %17,7, kampta yaşayanlar için %16,5 idi. Kamp içi ve kamp dışında kalan hasta grupları arasında azospermi açısından anlamlı fark saptanmadı. Yerli popülasyon ve mülteci hasta grupları arasından yaş, serum FSH, LH, Testosteron, varikosel varlığı, skrotal USG bulguları ve varikoselektomi operasyonu geçirme oranları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark izlenmedi. Yerli ve mülteci hasta gruplarının tanımlayıcı bilgileri Tablo 2’de verilmiştir.

Androl Bul 2019;21:45-49


Tablo 1. Yerli / Mülteci infertil ve azospermik hasta sayıları Yerli Popülasyon (n)

Mülteci (n)

OR (95% CI)

İnfertil hasta

3019

1427

1.1 (0.8–3.7)

0,324

Azospermik hasta

377 (%12.4)

249 (%17.4)

2.0 (1.1–3.6)

0,015

Hasta Grupları

p

Tablo 2. Yerli/Mülteci hasta gruplarının tanımlayıcı bilgileri Değişkenler

Yerli (min-maks.)

Mülteci (min-maks.)

p

Yaş (ort)(yıl)

32.1 (20-67)

28.9 (17-56)

0.991

FSH (mIU/mL) (ort)

15.4 (0.1-123)

10.5 (0.1-73)

0.748

LH (mIU/mL) (ort)

9.2 (0.1-102)

7.9 (0,1-47)

0.871

Testosteron (ng/mL) (ort)

4.03 (0.5-12)

5.1 (0,08-17)

1.265

Varikosel (n)

95

50

0.320

Varikoselektomi (n)

61

27

0.574

Tek taraflı hipoplazik/ atrofik testis (n)

18

8

0.160

Bilateral hipoplazik/atrofik testis (n)

29

21

0.181

TARTIŞMA Mültecilerle ilgili az sayıda çalışma olması ile birlikte bu çalışmalar daha çok zihin sağlığı, iyilik hali ve sosyo-kültürel adaptasyonla ile ilgili yapılmıştır. Mültecilerin yaşadığı psikolojik travma ve stresin beden sağlığı üzerinde etkilerini somut verilerle analiz etmiş çalışma sayısı nadirdir. Biz de çalışmamızda mültecilerin maruz kaldıkları zor yaşam koşulları ve stresin infertilite oranlarına yansımalarını semen analizi üzerinden değerlendirmeye çalıştık. Polikliniğe erkek infertilitesi şikâyetiyle başvuran hastalar arasında azospermi oranı bütün dünyada olduğu gibi Suriye’yi de içeren Ortadoğu ülkeleri araştırmalarında %10–15 olarak tespit edilmiştir. Türkiye içinde aynı oran aralığı geçerlidir.[8,9] Çalışmamızda azosperminin diğer nedenleri arasında her iki grupta farklılık olmamasına rağmen mülteci hasta grubunda azospermi oranlarının yerli popülasyona göre yüksek saptanması neden olarak dikkatlerimizi mültecilerin psikolojik durumlarına ve maruz kaldıkları çevresel faktörlere çekmektedir. Türkiye’de yaşayan mültecilerin psikolojik durumu ve uyumuyla ilgili Smeekes ve ark.’nın yaptığı çalışmada Suriyeli mülteciler günlük yaşamdaki zorluklara ek olarak, kaygı, depresyon, öfke, korku ve hem ilişkilerini hem de günlük işleyişlerini etkileyen aşırı stres belirtileri bildirmişlerdir.[8,9]

Mültecilerin zihinsel sağlığı ile ilgili uzun dönemli çalışmaların sistematik bir incelemesinde, en az beşte birinin depresyon, anksiyete bozukluğundan muzdarip olduğunu ve göç öncesi travmatik deneyimlere ve göç sonrası strese daha fazla maruz kalmanın en tutarlı faktörler olduğunu göstermiştir. Her üç bozukluğa bağlı olarak, göç sonrası sosyo-ekonomik durumun zayıf olması özellikle depresyonla ilişkilidir.[1,7] İnfertil erkeklerde psikolojik stresin etkisi ve sonuçları üzerine çok sayıda çalışma vardır. Özellikle spermlerin motilitesini azalttığı ayrıca morfoloji ve sperm sayısınıda olumsuz etkilediği bildirilmiştir. Bhongade ve ark., çalışmalarında stresin testosteron seviyelerini düşürmesine bağlı olarak FSH, LH sevilerinin arttığı ve sperm kalitesinin bozulduğunu ortaya koymuşlardır.[5] Subfertil erkeklerde depresyon ve anksiyetenin, seks hormonu bağlayıcı globülin (SHBG)’nin düşük sekresyonuna ve kortizol/prolaktin daha yüksek sekresyonuna neden olarak etki ettiği bildirilmiştir. Erkek hastalarda depresyon ve anksiyete, semen hacminin ve sperm yoğunluğunun azalmasına neden olmaktadır.[10] Nordkap ve ark., 1215 olguluk çalışmalarında, hasta grubunu anksiyete skor testleri neticesinde düşük orta ve yüksek stres düzeyi olarak üç gruba ayırmıştır ve en düşük sperm kalitesi (%38), yüksek stres düzeyine sahip grupta, düşük düzeyde stresli grupta ise sperm kalitesindeki düşme daha az (%15) olarak tespit etmişlerdir. İnfertil erkeklerde, %17 oranında kaygı ve/veya depresif bozukluk bildirilmiştir.[11] Bártolo ve ark. Portekizde 112 infertil çifti dahil ettikleri çalışmalarında katılımcılar Envanter Durumluk-Sürekli Kaygı Formu Y (STAI-Y), Beck Depresyon Ölçeği-II (BDIII), Çift Uyum Ölçeği (DAS) ve Doğurganlık Problemleri Envanteri (IFP) ile değerlendirilmiştir. Stres altındaki erkeklerin infertilite tedavisine ve yardımcı üreme tekniği tedavisine de uyum sağlamadıklarını çalışmalarında göstermişlerdir.[10] İnfertil erkeklerde semen kalitesini bozduğu tespit edilen bir diğer önemli başlık çevresel faktörlerdir.[12] Hastanın alışkanlıkları, maruz kaldığı çevresel ajanlar ve ağır iş yükünün oligopsermik ve azospermik hastalarda etkisi birçok çalışmada bildirilmiştir. Çalışmamızda mülteci hasta grubunda azospermi oranının yüksek çıkmasında mültecilerin yaşadığı stresin yanı sıra çevresel faktörlerin de etkili olduğunu düşünmekteyiz. Beslenme, barınma ve ağır iş yükü mültecilerin önemli sorunlarını oluşturmakla birlikte kamp dışında kalan hastaların bu sorunlara daha çok maruz kaldıkları bildirilmiştir.[13]

Toksöz ve Kızılkan n Yerli popülasyon ve mülteci hasta gruplarında azospermi oranları ve etkileyen faktörler

47


Sperm hücreleri morfolojik, fonksiyonel ve metabolik açıdan vücuttaki diğer hücrelere göre oldukça farklılık gösterir. Bu nedenle, sperm hücrelerinin stres faktörlerine tepkisi somatik hücrelerden farklı olmaktadır. Defektif sperm sayısındaki artış genetik ve çevresel faktörlere bağlanabilir. Artan çevresel toksinler, elektromanyetik radyasyon ve ksenobiyotiklerin sperm hücreleri üzerine negatif etkisi de ön plana çıkmaktadır. Toksinlerin, kimyasalların ve tarım ilaçlarının sperm konsantrasyonu, hareketliliği ve morfolojisi üzerine olumsuz etkileri literatürde belirtilmiştir.[14,15] Semen parametreleri ile doğurganlığı karşılaştıran çalışmalarda, kalıcı çevresel kirleticilerin üremeyi etkileyen faktörlerden biri olduğu gösterilmiştir. Atık sularda aktif farmakolojik ajanların olmasının sperm Deoksiribonükleik asit (DNA) fragmantasyonunu arttırdığı ve sperm hücre hasarı yapabildiği, kanıtlanmış diğer bir faktördür. Tüm bunlar göz önüne alındığında, birçok çevresel ajanın sperm hücrelerinde defektler meydana getirerek erkek üreme potansiyelini düşürdüğü görülmektedir.[9] Çevresel faktörler sperm hücrelerinin nükleer bütünlüğünü bozarak fertiliteyi etkilemektedir. Aitken ve ark. çalışmalarında, DNA hasarının hem testiküler hem de post-testiküler alanda gerçekleşen kompleks bir mekanizma olduğunu göstermişlerdir. Vitamin alımı, düzenli beslenme, kişisel beslenme ve düzenli uykunun sperm kalitesine katkıda bulunduğu çalışmalarda ortaya konmuştur.[16–18] Mülteci popülasyonun ağır çalışma koşulları, atık suya maruziyet ve yetersiz-dengesiz beslenme vücutta daha yüksek oranda DNA hasarına sebep olan süperoksit radikallerin oluşmasına neden olmaktadır. Çalışmamızı yaptığımız Hatay ilinde yerli polpülasyonla mülteciler arasında ortak dini, kültürel ve etnik yapı olmasına rağmen azospermik hasta oranının yerli popülasyondan belirgin olarak yüksek olmasının savaşın ve göçün psikolojik travmasının oluşturduğu stres bozukluğuna bağlı mültecilerin semen analizi sonuçlarını etkilediğini düşünmekteyiz. Hormon değerleri ve klinik özellikleri benzer olan hasta gruplarında çevresel etmenlerinde belirli ölçüde mültecilerde semen kalitesini bozarak azospermi oranlarını yükseltmesi muhtemel sebeplerdendir. Mültecilerde daha öncelikli olmakla birlikte infertilite hastalarında psikiyatri desteğine ihtiyaç duyulduğunu ve bu desteğin tedaviye katkı sağlayabileceğini düşünmekteyiz. Çalışmamızın eksikliklerinden birisi azospermik hastalarda kromozom analizi ve y kromozom mikrodelesyon tetkik verilerinin-kliniğimizde ancak son dönemde yapıldığından-olmamasıdır. Bir diğer kısıtlama ise mülteci hasta popülasyonundan dil problemi nedeniyle sınırlı derecede fertilite öyküsü alınabilmesidir. Beslenme ve stresin semen üzerine etkilerini değerlendiren çalışmalarda

48

non-obstrüktif ve obstrüktif ayrımı yapılmadığından ayrıca ülkelere göre verilen azospermi oranları total olduğu için çalışmamızda toplam oranları kullandık. Psikolojik ve çevresel etmenlerin azospermi oranını etkilediğini en yalın haliyle gözlemleyebileceğimiz ve raporlayabileceğimiz bir ortamda çalışmakta olup çalışmamızın literatüre katkı sunacağını düşünmekteyiz. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure No financial disclosure was received.

REFERANSLAR

1. Singh A, Koner BC, Ray PC, Prasad S, Jamatia E, Masroor M, Singh VK. Effect of CYP1A1 gene polymorphism and psychological distress on seminal analysis parameters. Reprod Health 2016;13:60. [CrossRef ] 2. Kızılkan Y. Non-Obstrüktif Azospermili Hastalarda Mikroskobik Testiküler Sperm Ekstraksiyonu Operasyonu Öncesi Sperm Bulma İhtimalini Etkileyen Parametreler. Uzmanlık tezi, Ankara, 2015.

3. Eskiocak S, Gozen AS, Taskiran A, Kilic AS, Eskiocak M, Gulen S. Effect of psychological stress on the L-arginine-nitric oxide pathway and semen quality. Braz J Med Biol Res 2006;39:581–8. [CrossRef ]

4. Abou-Saleh MT, Christodoulou GN. Mental health of refugees: global perspectives. BJPsych Int 2016;13:79–81. [CrossRef ] 5. Bhongade MB, Prasad S, Jiloha RC, Ray PC, Mohapatra S, Koner BC. Effect of psychological stress on fertility hormones and seminal quality in male partners of infertile couples. Andrologia 2015;47:336–42. [CrossRef ]

6. Wogatzky J, Wirleitner B, Stecher A, Vanderzwalmen P, Neyer A, Spitzer D, et al. The combination matters - distinct impact of lifestyle factors on sperm quality: a study on semen analysis of 1683 patients according to MSOME criteria. Reprod Biol Endocrinol 2012;10:115. [CrossRef ]

7. Smeekes A, Verkuyten M, Çelebi E, Acartürk C, Onkun S. Social identity continuity and mental health among Syrian refugees in Turkey. Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol 2017;52:1317–24. [CrossRef ] 8. Sijbrandij M, Acarturk C, Bird M, Bryant RA, Burchert S, Carswell K, et al. Strengthening mental health care systems for Syrian refugees in Europe and the Middle East: integrating scalable psychological interventions in eight countries. Eur J Psychotraumatol 2017;8(Suppl 2):1388102. [CrossRef ]

9. Wdowiak A, Bień A, Iwanowicz-Palus G, Makara-Studzińska M, Bojar I. Impact of emotional disorders on semen quality in men treated for infertility. Neuro Endocrinol Lett 2017;38:50–8. 10. Bártolo A, Reis S, Monteiro S, Leite R, Montenegro N. Psychological Adjustment of Infertile Men Undergoing Fertility Treatments: an Association with Sperm Parameters. Arch Psychiatr Nurs 2016;30:521–6. [CrossRef ]

Androl Bul 2019;21:45-49


11. Nordkap L, Jensen TK, Hansen ÅM, Lassen TH, Bang AK, Joensen UN, et al. Psychological stress and testicular function: a crosssectional study of 1,215 Danish men. Fertil Steril 2016;105:174– 87.e2. [CrossRef ]

15. Braga DPAF, Halpern G, Figueira RCS, Setti AS, Iaconelli A Jr, Borges E Jr. Food intake and social habits in male patients and its relationship to intracytoplasmic sperm. Fertil Steril 2012;97:53–9. [CrossRef ]

12. Alpak G, Unal A, Bulbul F, Sagaltici E, Bez Y, Altindag A, et al. Post-traumatic stress disorder among Syrian refugees in Turkey: a cross-sectional study. Int J Psychiatry Clin Pract 2015;19:45–50. [CrossRef ]

16. Patel A, Sharma PSVN, Narayan P, Nair BVS, Narayanakurup D, Pai PJ. Distress in Infertile Males in Manipal-India: A Clinic Based Study. J Reprod Infertil 2016;17:213–20.

14. Esmaeili V, Shahverdi AH, Moghadasian MH, Alizadeh AR. Dietary fatty acids affect semen quality: a review. Andrology 2015;3:450–61. [CrossRef ]

18. Giwercman A, Bonde JP. Declining male fertility and environmental factors. Endocrinol Metab Clin North Am 1998;27:807–30. [CrossRef ]

13. Pelit ES, Katı B, Akın Y, Yeni E. Çevresel stres faktörlerinin sperm hücreleri üzerine etkisi. Androl Bul 2017;19:61−4. [CrossRef ]

17. Eskiocak S, Gozen AS, Kilic AS, Molla S. Association between mental stress & some antioxidant enzymes of seminal plasma. Indian J Med Res 2005;122:491–6.

Toksöz ve Kızılkan n Yerli popülasyon ve mülteci hasta gruplarında azospermi oranları ve etkileyen faktörler

49


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2019;21:50−55 https://doi.org/10.24898/tandro.2019.60465

Erkek Cinsel Sağlığı

Erkek öğretmenlerde cinsel sağlık problemleri ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi: web tabanlı araştırma Sexual health problems in men teachers and determinatıon of related factors: web-based research Yasemin Başkaya1 , Burcu Yılmaz2 , Nebahat Özerdoğan2 ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Erkek cinsel sağlık sorunları sık rastlanan sorunlar olmalarına karşın, ne yazık ki toplumdaki algısı nedeniyle tedaviye başvuru oranı düşüktür. Ülkemizde erkek cinsel sorunlarının yaygınlığı ve ilişkili etmenlerini ele alan çalışma sayısı oldukça yetersizdir. Bu araştırmanın amacı, ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan erkek öğretmenlerin cinsel sağlık sorunlarını ve ilişkili olabilecek faktörleri belirlemektir. GEREÇ ve YÖNTEM: Tanımlayıcı-kesitsel olarak yapılan bu çalışma web tabanlı araştırma modelindedir. İnterneti en çok kullanan meslek gruplarından biri olan öğretmenler, yoğun ve stresli çalışma koşulları nedeniyle çalışma grubu olarak belirlenmiştir. İnternet ortamında “öğretmenlik mesleği” ile ilgili çeşitli forum veya sosyal medya gruplarına üye, mesleği öğretmenlik olan kullanıcılardan, belirlenen tarihlerde anketi cevaplayanlar örneklem grubunu oluşturmuştur. Online anket uygulaması 01 Temmuz 2016 – 01 Temmuz 2017 tarihleri arasında yapılmış ve uygulama süresi sonunda 143 erkek öğretmen örneklem olarak kabul edilmiştir. Veri toplamada, araştırmacı tarafından literatür doğrultusunda hazırlanan öğretmenlerin sosyo-demografik tanıtıcı özelliklerini, sağlık durumu bilgilerini ve cinsel sağlığına ilişkin sorunlarını inceleyen soru formu kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizi, bilgisayar ortamında SPSS 21.0 paket programı kullanılarak yapılmıştır. Verilerin analizinde ki-kare testi, Independent Sample t test, MannWhitney U kullanılmıştır. BULGULAR: Araştırmaya katılan öğretmenlerin yaş ortalaması 33,05±8,63’dir. Öğretmenlerin %73,4’ünün aktif cinsel yaşamı olup, %40,6’sı yaşamının herhangi bir döneminde veya şimdi cinsel sağlık sorunu yaşadığını belirtmiştir. Prematür ejakülasyon yaşadığını belirten katılımcı oranı %33,6, cinsel istek sorunu yaşayan %11,9, erektil disfonsiyon yaşayan %9,8’dir. Cinsel sağlık sorunlarından prematür ejakülasyon ve cinsel istek sorunu yaşayanların stres düzeyleri bu sorunu yaşamayanlarla karşılaştırıldığında yüksek bulunmuştur. Ayrıca, spor ya da egzersiz gibi fiziksel aktivitesi olmayan ve beden kitle indeksi 25’in üzerinde olan kişilerde prematür ejakülasyon yaşama oranı daha fazla bulunmuştur. SONUÇ: Çalışmamızın sonuçları ülkemizde tartışılması tabu olan erkek cinsel sağlığı hakkında önemli bilgiler vermektedir. Yoğun ve stresli çalışma koşullarına sahip öğretmenlerin stres düzeyleri ile cinsel sağlık sorunları arasında ilişkinin olduğu görülmektedir. Araştırmanın sonuçları doğrultusunda erkek cinsel sağlığı konusunda farkındalığı arttırmak amacıyla sağlık eğitimlerinin planlanıp uygulanması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Cinsel sağlık, cinsel disfonksiyon, prematür ejakülasyon

OBJECTIVE: Although male sexual health dysfunctions are common problems, unfortunately the rate of admission for treatment is low due to their perception in society. The number of studies addressing the prevalence and related factors of male sexual health problems in Turkey is quite low. The aim of this study is to determine the sexual health problems of male teachers working in elementary and high schools, and related factors. MATERIAL and METHODS: Descriptive cross-sectional study is based on a web-based research model. Teachers, who are one of the professional groups that use the internet most, have been determined as working group due to intensive and stressful working conditions. The members of various online forums or social media groups related to the teaching profession are selected as target, and the sample group consisted of those who replied to the questionnaire at the determined dates. Online survey was conducted between 01 July 2016 and 01 July 2017, and 143 male teachers were accepted as samples. In the data collection, the questionnaire which examines the sociodemographic characteristics, health status information and sexual health problems prepared by the researcher in accordance with the literature has been used. Statistical analysis of the data was done by SPSS version 21.0. Chi-square test, Independent Sample t test, Mann-Whitney U were used for data analysis. RESULTS: The mean age of the teachers who participating in the research was 33.05±8.63. The teachers who stated that they have active sexual life was 73.4%; 40.6% of the teachers state some kind of sexual health problem at any time in their lives or now. The percentage of participants who had experienced premature ejaculation was 33.6%, the sexual desire problem was 11.9%, and the erectile dysfunction was 9.8%. Stress levels of those experiencing premature ejaculation and sexual desire disorder were higher than those who did not. Also, the rate of premature ejaculation was found to be higher in people who did not have any physical activity (sports/exercise) and who had body mass index more than 25. CONCLUSION: The results of our study gives important information about male sexual health which is considered as taboo in our country. It is observed that there is a relationship between stress levels and sexual health problems of teachers with intense and stressful working conditions. It is recommended to plan and implement health education programs in order to raise awareness on male sexual health. Keywords: Sexual health, sexual dysfunctions, premature ejaculation

Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ebelik Anabilim Dalı, Sakarya, Türkiye Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ebelik Anabilim Dalı, Eskişehir, Türkiye

1 2

Yazışma Adresi/ Correspondence: Dr. Yasemin Başkaya Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sakarya 54000 Sakarya, Türkiye Tel. +90 555 608 06 28 E-mail: yhamlaci@sakarya.edu.tr Geliş/ Received: 19.11.2018 Kabul/ Accepted: 08.01.2019

50

©2019 Androloji Bülteni


GİRİŞ İnsan yaşamının önemli bir parçası olan cinsellik ve cinsel sağlık, fiziksel, ruhsal, sosyal ve kültürel yönleri olan bütünsel bir kavramdır.[1,2] Bu nedenle cinsel sağlık; diabet, hipertansiyon gibi sistemik ve kronik hastalıklardan, depresyon, stres gibi psikolojik, çalışma ortamı, statü gibi sosyokültürel ve ekonomik faktörlerden etkilenmektedir.[3,4] Oldukça sık rastlanan cinsel sağlık sorunları bireyin sağlığının sadece fiziksel değil aynı zamanda ruhsal ve aile sağlığı ile bağlantılı sosyal boyutunu da olumsuz etkilemektedir. Sık rastlanan sorunlar olmalarına karşın, toplumda cinselliğin tabu olarak görülmesi, damgalanma, özellikle erkeklerde cinselliğe atfedilen anlamla ilişkili güç ve prestij kaybı endişesinin yaşanması nedeniyle tedaviye başvuru oranı düşük kalmaktadır.[4] Cinsel sağlık sorunları; cinsel işlev bozukluğu ve cinsel kimlik bozukluklarını içerir. Bu sorunlardan erkeklerde yaşanan cinsel işlev bozuklukları; prematür ejakülasyon (PE), erektil disfonksiyon (ED), cinsel istek azlığı, geç boşalma ve ağrılı cinsel birleşme gibi sorunlardır.[2,5] Uluslararası Seksüel Tıp Derneğinin (ISSM) en son tanımına göre PE ejakülasyonun hemen her zaman vajinal penetrasyondan önce veya vajinal penetrasyondan sonraki bir dakika içerisinde olduğu, geciktirilemediği ve sonuçta kişilerde üzüntü, stres ve cinsel ilişkiden kaçınma gibi olumsuz düşüncelere neden olan bir erkek cinsel sağlık sorunudur. [6] Amerikan Psikiyatri Birliği’nin DSM-5 tanı kılavuzuna göre ED; en az altı ay süreli olarak cinsel ilişkilerin tümünde cinsel etkinlik sonuçlanana kadar sertleşmeyi sağlayamama ve sürdürememe veya yetersiz sertleşmenin olmasıdır.[7] Yaşları 40 ile 80 arasında değişen 13618 erkeğin katıldığı aralarında Türkiye’nin de olduğu 29 ülkede yapılan ve 40 yaşından sonra cinsel disfonksiyon sıklığının araştırıldığı çalışmada PE %12,4 (Ortadoğu Bölgesi)-%30,5 (Güneydoğu Asya) arasında görülen oranla en yaygın, ED %12,9 (Güney Avrupa)-%28,1 (Güneydoğu Asya) arasındaki oranla ikinci sırada görülen sorun olarak belirlenmiştir.[8] Çalışma hayatı, modern insanın daha verimli olması ve yaşamını sürdürebilmesi için mecburen içinde olduğu, bireyler üzerinde etkisi büyük olan, fiziksel ve ruhsal sağlığını zamanla etkileyen, bir süreci kapsar. Işıkhan (2004) öğretmenlik mesleğini, eğitim ortamında kişilerin etkisinde kaldıkları özgün ve yoğun stres yaratan durumlar sebebiyle, bireylerin özellikle ruhsal sağlıklarının ve buna bağlı olarak da çalışma yaşamlarının kötü yönde etkilenmesinde önemli oranda risk taşıyan bir meslek olarak yorumlamıştır.[9] Öğretmenlerin genel olarak diğer meslek çalışanlarına göre daha fazla stres yaşama nedenleri;

eğitim-öğretim hizmetlerindeki öğrenci-öğretmen ve okul-aile çatışmaları, disiplin sorunları, kalabalık sınıflar, fiziki koşullardaki yetersizlik, bürokratik işlerin çokluğu, toplumun eleştirileri, eğitim kurumları üzerindeki sosyal ve politik baskılar, ödüllendirme ve karara katılımın yetersizliği gibi sorunlardır.[10] Araştırmalarda psikolojik stres, erkeklerde libidonun azalması, testosteronun salınımı ve sperm üretiminin baskılanmasıyla ilişkilendirilmiştir.[11] Psikolojik stresin yarattığı bu sonuçlar erkeklerde cinsel fonksiyon bozukluğu görülme riskini artırmaktadır. Bodenmann ve ark., stres ile cinsel işlev arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalarında, günlük stres faktörlerinin cinsel problemlere büyük yaşam olaylarından daha fazla neden olduğunu göstermişlerdir.[12] Ülkemizde kadın cinsel sağlığına yönelik çalışmaların sayısı oldukça fazladır. Buna karşın erkeklerde cinsel sorunların yaygınlığı ve ilişkili olan durumları ele alan çalışma sayısı oldukça yetersizdir. Bu alandaki araştırma eksikliği bizi bu çalışmayı yapmaya yönlendirmiştir. Bu nedenle araştırmada, ilköğretim ve ortaöğretim okullarında görev yapan erkek öğretmenlerde cinsel sağlık sorunlarının ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır.

GEREÇ VE YÖNTEM Tanımlayıcı-kesitsel olarak yapılan bu çalışma web tabanlı araştırma modelindedir. Web tabanlı araştırmalar, araştırmacıların araştırmalarını internet üzerinden yapabilmelerine olanak sağlayan bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Teknoloji ve interneti en çok kullanan meslek gruplarından biri olan öğretmenler, yoğun ve stresli çalışma koşulları nedeniyle çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Bu çalışmada verilerin toplanacağı evren Türkiye’de çalışan erkek öğretmenlerin tümüdür. Ancak, evrenin tümüne ulaşmanın mümkün olmamasından dolayı internet ortamında “öğretmenlik mesleği” ile ilgili çeşitli forum veya sosyal medya gruplarına üye olan kullanıcılardan, belirlenen tarihlerde anketi cevaplayanlar örneklem grubunu oluşturmuştur. Anket online olarak bir yıl boyunca erişime açık olarak kalmıştır, bu süre boyunca araştırmacılar her ay çeşitli forum ve sosyal medya gruplarında anket linkini açıklayıcı bir bilgi ile birlikte paylaşmıştır. Online anket uygulaması 01 Temmuz 2016 – 01 Temmuz 2017 tarihleri arasında yapılmıştır, uygulama süresi sonunda anketlerin tutarlı bir şekilde doldurulup doldurulmama ve öngörülen analizlere uygunluk durumları incelenmiş ve 143 erkek öğretmen örneklem olarak kabul edilmiştir. Veri toplama süresi göz önüne alındığında örneklem sayısının bu kadar az olmasında; yapılan bu web tabanlı araştırmada kimlik bilgisi istenmemesine rağmen erkek öğretmenlerin kendi

Başkaya ve ark. n Erkek öğretmenlerde cinsel sağlık problemleri ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi: web tabanlı araştırma

51


kimliklerinin açığa çıkacağından endişe etmiş olabilecekleri, ayrıca ülkemizde hala erkek cinsel sağlığı konuları ve sorunlarının konuşulmasının tabu olarak görülmesinin etkili olabileceği düşünülmektedir. Veri toplama aracı olarak araştırma değişkenlerini ölçmeye yönelik ifadelerin yer aldığı anket formu kullanılmıştır. Anket formu; öğretmenlerin sosyo-demografik tanıtıcı özelliklerini, sağlık durumu bilgilerini ve cinsel sağlığına ilişkin sorunlarını inceleyen üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızda cinsel sağlık sorunlarına yönelik herhangi bir ölçme aracı kullanılmamış olup, yaşanılan sorunlar katılımcıların kendi ifadesidir. Bu nedenle yaşanan sorunlar tanı yaygınlığı değil, cinsel sağlık sorunu yaşayan bireylerin yaygınlığı olarak kabul edildiği için farklı kategorilerde sınıflandırma yapılmamıştır. Katılımcılar tarafından anketin doldurulmasını kolaylaştırmak amacıyla internet formatında hazırlanan soru formu web sayfasına yerleştirilmiştir. Anketi bilgisayar ortamında kolayca dolduran katılımcılar, gönder tuşuna basarak cevapların SPSS formatında hazırlanmış bir veritabanında toplanmasını sağlamışlardır. Verilerin değerlendirilmesi Çalışma verileri SPSS 21.0 for Windows programına aktarılmış, verilerin analizinde tanımlayıcı istatistiksel analizler, Ki-kare testi, Independent Sample t test, Mann-Whitney U kullanılmıştır. Sonuçlarda anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir. Araştırma izni ve etik yönü

%46,2’si 0–5 yıl, %20,3’ü 6–10 yıl mesleki kıdeme sahiptir, ayrıca %56,6’sı gelirini gidere denk olarak görmektedir. Katılımcılara cinsel yaşamları sorulduğunda %73,4’ünün aktif cinsel yaşamı olup, %42,7’sinin 1 veya daha fazla sayıda çocuğu vardır. Öğretmenlerin genel sağlık durumu ile ilgili verilere bakıldığında; %44,8’inin beden kitle indeksi (BKİ) 25–29,9 kg/m2 aralığında yani fazla kilolu grubunda olduğu görülmüştür. Öğretmenlerin %35,7’sinin düzenli olarak sigara kullandığı, %28’inin günde bir fincan veya daha fazla kahve tükettiği, %16,8’inin ise alkol kullanımlarının olduğu görülmektedir. Teknoloji kullanımlarına bakıldığında; günlük telefonla konuşma ortalamaları 35,27 dakika, bilgisayar kullanım süreleri ise ortalama 3,66 saattir. Öğretmenlerin %59,4’ü kendisini sağlıklı olarak görmektedir ve hissettikleri stres düzeyini 1 (en düşük) ile 10 (en yüksek) arasında puanlamaları istenilen öğretmenlerin ortalama stres düzeyleri ise 5,52’dir. Öğretmenlerin cinsel sağlık durumlarıyla ilgili bilgi Tablo 1’de verilmiştir. Katılımcıların stres düzeyleri ile cinsel sağlık sorunu yaşama durumları karşılaştırıldığında; cinsel sağlık sorunu yaşayanların stres ortalaması, sorun yaşamayanlara göre

Tablo 1. Katılımcıların eşleriyle olan ilişkileri ve cinsel sağlık durumları Deği ̇şkenle

Sayı (n)

Yüzde ( %)

Çok Kötü

1

1

Eş/Partner ile olan cinsel yaşam Kötü

5

5

Araştırmanın uygulanabilmesi için ilk önce İç Anadolu Bölgesinde bulunan bir şehirdeki İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden kurum izni alınarak kapalı zarf yöntemiyle veri toplama planlanmıştır ancak ankette cinsel sağlığa yönelik sorular olduğundan dolayı mahrem konular içerdiği gerekçesiyle uygun görülmemiş ve çalışmaya izin verilmemiştir. Bu nedenle araştırmacılar çalışmayı web tabanlı yapmaya karar vermiş ve araştırmanın uygulanabilmesi için etik kurul izni Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Girişimsel Olmayan Klinik Araştırmalar Etik Kurulundan alınmıştır (sayı: 80558721/G-211).

Normal

38

37,6

İyi

38

37,6

Mükemmel

19

18,8

BULGULAR Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 33,05±8,63’dir. (21-57) Branş dağılımlarına bakıldığında %15,4’ü sınıf öğretmeni, %14’ü matematik öğretmeni, %11,9’u sosyal bilimler öğretmenidir. Öğretmenlerin %58’i evli, evli olanların ise %35’inin eşi üniversite mezunudur. Öğretmenlerin

52

Eş/Partner ile olan ilişki Çok Kötü

-

-

Kötü

2

2

Normal

31

30,7

İyi

46

45,5

Mükemmel

22

21,8

Sorun yaşamayan

85

59,4

Prematür Ejakülasyon

48

33,6

Cinsel istek bozukluğu

17

11,9

Erektil Disfonksiyon

14

9,8

Gecikmiş Ejakülasyon

7

4,9

Cinsel sağlık sorunları*

*birden çok seçenek seçilebilmiştir.

Androl Bul 2019;21:50-55


yüksek bulunmuştur (p<0,05). Cinsel sağlık sorunlarından PE’si olanların stres düzeyleri bu sorunu yaşamayanlarla karşılaştırıldığında yüksek bulunmuştur (p<0,05) (Tablo 2). Cinsel sağlık sorunlarından ED ve gecikmiş ejakülasyon sorunu olanlar ile bu sorunları yaşamayanlar karşılaştırıldığında stres düzeyleri arasında fark bulunamazken (p>0,05), cinsel istek bozukluğu yaşayanlarda stres ortalaması bu sorunu yaşamayanlara göre yüksek bulunmuştur (p<0,05) (Tablo 3). PE sorunu yaşayan öğretmenlerin sigara kullanma, spor yapma, kahve tüketimi ve beden kitle indeksi risk faktörlerine göre dağılımına bakıldığında; spor/egzersiz yapmayan kişilerde ve beden kitle indeksi 25’in üzerinde olan

kişilerde PE yaşama oranı daha fazladır (p<0,05). Sigara kullanımı ve kahve tüketimi ile PE arasında bir ilişki bulunamamıştır (Tablo 4).

TARTIŞMA Cinsel sağlık problemlerinin görülme sıklığı Amerika Birleşik Devletlerinde Laumann ve ark. tarafından yapılan 1410 örneklemli toplum çalışmasında erkeklerin %31’inde değişik tiplerde cinsel sağlık sorunu saptanmıştır.[13] Farklı ülke ve yaş gruplarında yapılan 21 prevalans çalışmasının sonuçlarının değerlendirildiği Cappelleri ve Rosen’in (2005) çalışmasında erkeklerde cinsel disfonksiyon görülme sıklığının %32–64 arasında

Tablo 2. Stres düzeyleri ile cinsel sağlık sorunu yaşama durumları Gruplar

n

Stres Ortalama Puanı±Ss

Cinsel sağlık sorunu yaşamayan

85

5,01±2,33

Cinsel sağlık sorunu yaşayan

58

6,28±2,05

Prematür Ejakülasyon yaşamayan

95

5,17±2,41

Prematür Ejakülasyon yaşayan

48

6,23±1,91

t

sd

p

3,33

141

0,001

2,65

141

0,009

Tablo 3. Stres düzeyleri ile çeşitli cinsel sağlık sorunu yaşama durumları Gruplar

n

Stres Ortalama Puanı±Ss

Erektil disfonksiyon yaşamayan

127

5,41±2,34

Erektil disfonksiyon yaşayan

14

6,57±1,78

Cinsel istek bozukluğu yaşamayan

126

5,34±2,28

Cinsel istek bozukluğu yaşayan

17

6,88±2,02

Gecikmiş Ejakülasyon yaşamayan

136

5,54±2,26

7

5,29±3,2

Gecikmiş Ejakülasyon yaşayan

Mann-Witney U

p

640,5

0,084

670

0,012

474,5

0,989

Tablo 4. Prematür ejakülasyon sorunu yaşayan erkek öğretmenlerin bazı risk faktörlerine göre dağılımı Prematür ejakülasyon sorunu yaşama durumu

Sorun Yaşamayan ( %)

Sorun Yaşayan ( %)

46 (68,7)

21 (31,3)

Bırakmış

15 (60)

10 (40)

Hala kullanan

34 (66,7)

17 (33,3)

Spor/Egzersiz yapmayan

49 (57,6)

36 (42,4)

Haftada 1-3 saat yapan

30 (76,9)

9 (23,1)

Haftada 3 saatten fazla yapan

Hiç kullanmayan Sigara kullanma

Spor/Egzersiz yapma

Kahve tüketimi

BKİ

16 (84,2)

3 (15,8)

Tüketmeyen

18 (72)

7 (28)

Nadiren tüketen

46 (59)

32 (41)

Günde bir fincan ve ya daha fazla tüketen

31 (77,5)

9 (22,5)

25<

54 (76,1)

17 (23,9)

25>

41 (56,9)

31 (43,1)

x2

p

0,614

0,736

7,95

0,019

4,49

0,106

5,85

0,016

*satır yüzdeleri alınmıştır

Başkaya ve ark. n Erkek öğretmenlerde cinsel sağlık problemleri ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi: web tabanlı araştırma

53


değiştiği bildirilmiştir. Görülme oranı yaş ilerledikçe artış göstermektedir.[14] Bizim çalışmamızda ise; katılımcıların %40,6’sı literatürle uyumlu olarak yaşamlarının herhangi bir döneminde veya şimdi cinsel sağlık sorunu yaşadığını belirtmiştir. Çalışmamızda herhangi bir ölçme aracı kullanılmadığı ve katılımcının kendi ifadesine dayalı olduğu için saptanan sonuç cinsel sağlık sorunu tanı yaygınlığı değil, cinsel sağlık sorunu yaşayan bireylerin yaygınlığı olarak değerlendirilmelidir. PE; literatürde %14,5–40’a kadar çıkan prevalans oranları ile erkekte tüm yaş grupları için en sık görülen cinsel işlev bozukluğudur.[15] Porst ve ark.’nın 3 ülkeden 18–70 yaş arası 12,133 erkeği dahil ettikleri Premature Ejaculation Prevalence and Attitude (PEPA) çalışmasına göre, PE prevalansı ABD’de %22,7 Almanya ve İtalya’da %20 oranındadır.[16] Türkiye dahil 29 ülkede yapılan, 40–80 yaş arasındaki erkeklerin değerlendirildiği Cinsel Tutum ve Davranışların Küresel İncelenmesi çalışmasında Latin Amerika’da %28,3, Orta Doğu’da %12,4, Güneydoğu Asya’da %30,4, Avrupa’da ise %21 oranında PE saptanmıştır. Ortadoğu bölgesi dışındaki tüm bölgelerde cinsel fonksiyon bozuklukları içerisinde PE ilk sırada tespit edilmiştir.[8] Ülkemizde Balcı ve ark.’nın (2012) yapmış olduğu, 1412 sağlıklı erkeğin dahil edildiği çalışmada PE prevalansı %25,7 olarak bulunmuştur.[17] Bizim çalışmamızda ise PE sorunu yaşadığını belirten katılımcı oranı %33,6’dır ve literatürle benzerlik göstermektedir. Toplum temelli çalışmalarda cinsel istek bozukluğu erkeklerin %0–15’inde bildirilmiştir.[18] Yirmi dokuz ülkenin dahil edildiği bir çalışmada geçtiğimiz yıl en az bir kez cinsel ilişkiye girmiş olan 11,205 erkek arasında cinsel isteksizliğin yaygınlığı, Güney Avrupa’da %13, Orta Doğu’da ise %21,6 olarak bulunurken[8], 40–80 yaşları arasındaki 742 Amerikalı erkekle yapılan başka bir çalışmada ise, erkeklerin %18,1’inde cinsel istek bozukluğu belirlenmiştir.[19] Bizim çalışmamızda ise cinsel istek bozukluğu oranı %11,9 olarak bulunmuştur. Sonuç literatürle benzerlik göstermesine rağmen, yaş, ülke ve kültür farklılıkları, katılımcıların eğitim düzeyi, anksiyete ve stres düzeyleri, farklı sorgulama formlarının kullanılması ve değerlendirme yöntemlerinin farklılıkları gibi nedenlerin çalışmalardaki sonuç farklılıklarıyla ilişkili olduğunu düşündürmüştür. ED, başarılı cinsel ilişki için yeterli ereksiyonun sağlanamamasıdır. Epidemiyolojik çalışmalar erkeklerin yaklaşık %5–20’sinin orta ve şiddetli ED’ye sahip olduklarını göstermektedir.[20] Belçika, Almanya, İsveç, Fransa, İtalya ve İspanya’yı kapsayan bir çalışmada ED sıklığı %18 olarak bulunmuştur.[21] Ülkemizde Akkuş ve ark.’nın (2002), 40–70 yaş grubundaki 1982 erkeği kapsayan prevalans

54

çalışmasında ED’nin derecelere göre %33,2 hafif, %27,5 orta ve %8,5 tam olarak saptandığı belirtilmiştir.[22] Erkek Sağlığı Bilinçlendirme Projesi’nde ortalama yaşı 48 olan 11586 erkeğin %5 şiddetli, %9 orta derecede ED bulunmuştur, Balcı ve ark.’nın çalışmasında ise erkeklerin %2,5’inde orta, %0,7’sinde şiddetli ED saptanmıştır.[17] Bizim çalışmamızda ise erkeklerin %9,8’i ED yaşadığını belirtmiştir. Sonuçlar literatür ile benzerlik göstermekle birlikte, çalışmamızda bir sorgulama formunun kullanılmaması nedeniyle ED derecelendirmesi yapılamamıştır. Risk faktörleri Cinsellik içgüdüsel bir durum olmasına rağmen; kronik hastalık varlığı, depresyon ve stres, egzersiz alışkanlığı, sigara ve kahve tüketim alışkanlığı gibi faktörlerden etkilenmektedir. Sorumluluk, disiplin sorunları, kişiler arası çatışma, fiziki mekan ve çevre şartları, yoğun iş yükü gibi stres etmenleri öğretmenlerin cinsel arzu ya da performansını azaltabilir, seksüel disfonksiyona neden olabilir. [23,24] Porst ve ark.’nın yapmış olduğu bir çalışmada PE’li erkeklerin PE’li olmayan erkeklere kıyasla aşırı stres, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik sıkıntıları bildirmeleri daha yüksek bulunmuştur.[16] Bizim çalışmamızda da cinsel disfonksiyon yaşayanların (PE ve cinsel istek bozukluğu) stres düzeyleri sorun yaşamayanlara göre daha yüksek bulunmuştur (6,28 vs 5,01). PE ve cinsel isteksizlik problemi olanlar olmayanlara göre daha yüksek stres düzeyi bildirmişledir. Son yayınlanan bazı kanıtlar obezite ve egzersiz yapmak ile ED arasında bir ilişki olduğunu düşündürmesine rağmen, BKİ ve PE arasındaki ilişki çok az incelenmiştir.[20,25] Esposito ve ark.’nın yaptığı çalışmada, hayat tarzı değişiklikleri, düzenli egzersiz ve kilo verme sonrasında obez hastaların %33’ünün normal cinsel aktivitelerini yeniden kazandıkları bildirilmiştir.[26] Gao ve ark.’nın 3016 kişiyle yapmış olduğu çalışmada PE şikayeti olan hastalar, şikayeti olmayan hastalara göre daha yüksek beden kitle indeksine sahip bulunmuştur.[27] Bizim çalışmamızda da spor yapmayanlarda ve BKİ 25’in üzerinde olanlarda PE sorunu daha çok görülmüştür. Sedanter yaşamın ve BKİ’inin cinsel sağlık sorunları açısından risk faktörü olup olmadığını değerlendirebilmek için örneklem grubu geniş olan daha fazla çalışma yapılmasına ihtiyaç vardır.

SONUÇ Kişi üzerinde büyük etkisi olan ancak toplumsal ve sosyal faktörlerin etkisi ile mahrem kabul edilen cinsellik, sağlık profesyonelleri tarafından da çok fazla araştırılmamakta ve ele alınmamaktadır. Çalışmamızın sonuçları ülkemizdeki

Androl Bul 2019;21:50-55


erkek öğretmenlerin cinsel sağlıkları hakkında önemli bilgiler vermektedir. Yoğun ve stresli çalışma koşullarına sahip öğretmenlerin stres düzeyleri ile cinsel sağlık sorunları arasında ilişkinin olduğu görülmektedir. Üniversite mezunu ve bilinçli olarak düşündüğümüz kesimlerin bile erkek cinsel sağlığı konusunda yeterli farkındalığı olmadığı görülmekte, bu yüzden doğru bilgilendirmenin ve yönlendirmenin yapılması gerekmektedir. Erkek üreme ve cinsel sağlığı konusunda geniş örneklem içeren çalışmaların yapılması ve toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial disclosure was received.

11. Hamilton LD, Julian AM. The relationship between daily hassles and sexual function in men and women. J Sex Marital Ther 2014;40:379–95. [CrossRef ] 12. Bodenmann G, Atkins DC, Schär M, Poffet V. The association between daily stress and sexual activity. J Fam Psychol 2010;24:271– 9. [CrossRef ] 13. Laumann EO, Paik A, Rosen RC. Sexual dysfunction in the United States: prevalence and predictors. JAMA 1999;281:537– 44. [CrossRef ]

14. Cappelleri JC, Rosen RC. The Sexual Health Inventory for Men (SHIM): a 5-year review of research and clinical experience. Int J Impot Res 2005;17:307–19. [CrossRef ] 15. Gunes M, Akçalı H, Dede O, Okan A, Bulut M, Demir S, et al. Prematür Ejakülasyon Olgularında Cinsel Mitlere İnanma Düzeyi. Dicle Med J 2016;43:319–28. 16. Porst H, Montorsi F, Rosen RC, Gaynor L, Grupe S, Alexander J. The Premature Ejaculation Prevalence and Attitudes (PEPA) survey: prevalence, comorbidities, and professional help-seeking. Eur Urol 2007;51:816–24. [CrossRef ] 17. Balcı M, Aslan Y, Aydın A, Kayalı M, Tuncel A, Atan A. Türk erkeklerinde cinsel fonksiyon bozukluğu taraması: anket çalışması. Ortadoğu Tıp Derg 2012 4:108–13. 18. Meuleman EJH, Van Lankveld JJDM. Hypoactive sexual desire disorder: an underestimated condition in men. BJU Int 2005;95:291–6. [CrossRef ]

KAYNAKLAR

19. Laumann EO, Glasser DB, Neves RCS, Moreira ED Jr. A populationbased survey of sexual activity, sexual problems and associated helpseeking behavior patterns in mature adults in the United States of America. Int J Impot Res 2009;21:171–8. [CrossRef ]

2. Uslu E, İnfal S, Ulusoy MN. Cinsel Sorunların Çözümünde PLISSIT Modelinin Etkisi. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2016;8:52–63. [CrossRef ]

20. Hatzimouratidis K, Amar E, Eardley I, Giuliano F, Hatzichristou D, Montorsi F, et al. Guidelines on male sexual dysfunction: erectile dysfunction and premature ejaculation. Eur Urol 2010;57:804–14. [CrossRef ]

1. Taylor B, Davis S. Using the extended PLISSIT model to address sexual healthcare needs. Nurs Stand 2006;21:35–41. [CrossRef ]

3. Doğan S. Cinsel işlev bozuklukları, depresyon ve antidepresanlar. J Mood Disord 2011;1:81–6. [CrossRef ]

4. İncesu C. Cinsel işlevler ve cinsel işlev bozuklukları. Klinik Psikiyatri Derg 2004;7:3–13. 5. World Health Organization, Department of Reproductive Health and Research. Defining sexual health: report of a technical consultation on sexual health, 28–31 January 2002, Geneva: World Health Organization; 2006.

6. McMahon CG, Althof S, Waldinger MD, Porst H, Dean J, Sharlip I, et al. An evidence‐based definition of lifelong premature ejaculation: Report of the International Society for Sexual Medicine Ad Hoc Committee for the Definition of Premature Ejaculation. BJU Int 2008;102:338–50. [CrossRef ] 7. Kulacaoğlu F. Psikojenik nedenli erektil disfonksiyon. Androloji Bült 2016;18):230–2.

8. Laumann EO, Nicolosi A, Glasser DB, Paik A, Gingell C, Moreira E, Wang T; GSSAB Investigators’ Group.. Sexual problems among women and men aged 40–80 y: prevalence and correlates identified in the Global Study of Sexual Attitudes and Behaviors. Int J Impot Res 2005;17:39. [CrossRef ] 9. Işıkhan V. Çalışma Hayatında Stres ve Başa Çıkma Yolları. Ankara: Sandal Yayınları; 2004.

10. Cemaloğlu N, Kayabaşı Y. Öğretmenlerin tükenmişlik düzeyi ile sınıf yönetiminde kullandıkları disiplin modelleri arasındaki ilişki. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Derg 2014;27:123–55.

21. Moreira ED, Glasser DB, Nicolosi A, Duarte FG, Gingell C; GSSAB Investigators’ Group. Sexual problems and help‐seeking behaviour in adults in the United Kingdom and continental Europe. BJU Int 2008;101:1005–11. [CrossRef ] 22. Akkus E, Kadioglu A, Esen A, Doran S, Ergen A, Anafarta K, Hattat H. Prevalence and correlates of erectile dysfunction in Turkey: a population-based study. Eur Urol 2002;41:298–304. [CrossRef ] 23. McCabe M, Althof SE, Assalian P, Chevret‐Measson M, Leiblum SR, Simonelli C, Wylie K. Psychological and interpersonal dimensions of sexual function and dysfunction. J Sex Med 2010;7:327–36. [CrossRef ] 24. Özkan Z, Beji NK. Psikolojik ve kişilerarası etmenlerin cinsel fonksiyon üzerine etkileri. Androloji Bült 2014;16:203–8. 25. Tuncel A, Güzel Ö, Atan A. Erektil disfonksiyonda rol oynayan risk faktörlerini belirleme. Androloji Bült 2013;15:158–63. 26. Esposito K, Giugliano F, Di Palo C, Giugliano G, Marfella R, D’Andrea F, et al. Effect of lifestyle changes on erectile dysfunction in obese men: a randomized controlled trial. JAMA 2004;291:2978–84. [CrossRef ] 27. Gao J, Zhang X, Su P, Liu J, Xia L, Yang J, et al. Prevalence and Factors Associated with the Complaint of Premature Ejaculation and the Four Premature Ejaculation Syndromes: A Large Observational Study in China. J Sex Med 2013;10:1874–81. [CrossRef ]

Başkaya ve ark. n Erkek öğretmenlerde cinsel sağlık problemleri ve ilişkili faktörlerin belirlenmesi: web tabanlı araştırma

55


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2019;21:56−61 https://doi.org/10.24898/tandro.2019.50455

Kadın Cinsel Sağlığı

Obstruktif uyku apne sendromu’nun kadın cinsel fonksiyonu ve memnuniyete olan etkisi

The Effect of Obstructive Sleep Apnea Syndrome to the Female Sexual Function and Satisfaction Coşkun Kaya1 , Yeliz Kaya2 , Serkan Ceyhan3 ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Obstruktif uyku apne sendromu (OUAS)’nun mevcudiyeti ve şiddetinin kadın cinsel fonksiyonuna ve cinsel memnuniyeti üzerine etkisi olup olmadığını göstermeye çalıştık. GEREÇ ve YÖNTEM: Ocak-Haziran 2018 tarihleri arasında Eskişehir Devlet Hastanesi Uyku Bozukluğu Laboratuarı’na horlama ve gece nefes tıkanıklığı nedeniyle başvuran kadın hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalara cinsel fonksiyonlarını değerlendirmek için Kadın Cinsel Fonksiyon İndeksi (KCFİ), cinsel memnuniyetlerini değerlendirmek için Kadın Cinsel Memnuniyet Ölçeği (KCMÖ) ve Epworth Uykululuk Ölçeği doldurtulduktan sonra, tüm gece polisomnografi testi uygulandı. Hastalar Apne-Hipopne İndeksi’ne (AHİ) göre normal (<5) hafif (5–15) ve orta-ciddi (>15) olarak üçe ayrıldı, OUAS saptanmayan kadın hastalar kontrol grubuna dahil edildi. BULGULAR: Çalışmaya katılmayı kabul eden, kriterlere uyan 18 hasta kontrol grubu (grup 1); hafif OUAS olan 8 hasta grup 2, orta-ağır OUAS olan 16 hasta grup 3 olarak tespit edildi. Grup 1’in ortalama yaşı 39,27±7,84 yıl iken grup 2 ve 3’te sırası ile ortalama yaş 44±6,27 ve 41,81±4,57 yıl bulundu (p>0,05). Grup 1, 2 ve 3’teki hastaların KCFİ toplam puanları sırasıyla 19,64±7,78, 15,87±8,34 ve 19,08±9,56 bulunmuş, toplam puanlar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır (p>0,05). Hem 3 grup birlikte hem de ayrı ayrı birbiriyle karşılaştırıldıklarında cinsel disfonksiyon sıklığı ve KCFİ alt parametre puanları açısından istatistiksel bir fark saptanmamıştır (p>0,05). Grup 1’deki hastaların KCMÖ toplam puanları 76,11±18,97, grup 2 için 68,5±18,59 ve grup 3 için 80,65±18,03 olduğu tespit edildi. Toplam puanlar ve alt parametre puanları hem 3 grup birlikte hem de ayrı ayrı birbiriyle karşılaştırıldıklarında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır. OUAS tanısı konan 24 hastanın KCFİ toplam ve alt parametre puanları ile KCMÖ toplam ve alt parametre puanları korelasyon analizi ile değerlendirildiğinde KCMÖ’nin endişe parametreleri haricinde iki ölçeğin hem toplam hem de alt parametre puanları arasında istatistiksel olarak birbiri ile ilişkili olduğu saptanmıştır (p<0,05). SONUÇ: OUAS’li kadınlarda cinsel fonksiyonların ve memnuniyet düzeylerinin paralel oranda olumsuz etkilendiği saptanmıştır. Bu nedenle, kadın cinsel sağlığı değerlendirmelerinde cinsel fonksiyonları ile beraber cinsel memnuniyet de göz önünde bulundurulmalıdır. Anahtar Kelimeler: Kadın cinsel işlev bozukluğu, kadın cinsel memnuniyeti, obstruktif uyku apne sendromu

OBJECTIVE: To investigate the relation with the existence and severity of obstructive sleep apnea syndrome (OSAS) and sexual functions and satisfactions of females who have been diagnosed with OSAS. MATERIAL and METHODS: Female patients who have been investigated with a complaint of snoring and apnea and scheduled to undergo full night polysomnography in Eskisehir State Hospital between January and June 2018 were the subjects of this study. Patients were asked to fill Epworth Sleepiness Scale (ESS), Female Sexual Function Index (FSFI) and The Sexual Satisfaction Scale for Women (SSS-W) before sleep study in order to assess their sleepiness, sexual functions and sexual satisfaction respectively. Patients were grouped as: simple snorers (control group; group 1), mild OSA (apnea-hypopnea index (AHI): 5–15; group 2) and moderate/severe OSA (AHI >15; group 3) according to their AHI. RESULTS: 18, 8 and 16 patients, who were willing to participate to the study and met the inclusion criteria, were groups as control, mild OSA and moderate/severe OSA respectively. Age distributions of groups were as 39.27±7.84, 44±6.27 and 41.81±4.57 years for group 1, 2 and 3 respectively (p>0.05). Total FSFI points of each groups were similar (p>0.05). There were no statistically differences in the prevalence of sexual dysfunction and FSFI aspects’ scores between all three groups and when the all groups compared between each other (p>0.05). Total SSS-W points of each groups were similar (p>0.05). When the total and aspects’ points of FSFI and the total and aspects’ points of SSS-W were evaluated by correlation analysis in the 24 patients diagnosed OSAS, both two scales’ total and aspects’ points were correlated between each other except the ‘concern’ aspects in the SSS-W (p<0.05). CONCLUSION: It was found that sexual functions and satisfaction levels were adversely affected in females with OSAS. Therefore, sexual functions and sexual satisfaction should be taken into account in the evaluation of female sexual health. Keywords: Female sexual dysfunction, female sexual satisfaction, obstructive sleep apnea.

Eskişehir Şehir Hastanesi, Üroloji Bölümü, Eskişehir, Türkiye Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Fakültesi, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Bölümü, Eskişehir, Türkiye 3 Eskişehir Şehir Hastanesi, KBB Bölümü, Eskişehir, Türkiye 1 2

Yazışma Adresi/ Correspondence: Op.Dr. Çoşkun Kaya Büyükdere M Cevahir S Gülşen Apt. 21/9 26000 Eskişehir, Türkiye Tel. +90 506 443 41 54 E-mail: coskun_kaya2008@yahoo.com Geliş/ Received: 27.09.2018 Kabul/ Accepted: 30.11.2018

56

GİRİŞ Obstruktif uyku apne sendromu (OUAS) uyku esnasında solunumun tekrarlayıcı bir şekilde parsiyel veya tamamen durmasıyla karakterize bir tablodur.[1] OUAS oksijen seviyesinin azalmasına, uyku bölünmesine ve gündüz uykusunun artmasına sebep olarak kardiyovasküler mortalite ve morbiditenin artmasına, nörobilişsel yetilerin olumsuz etkilenmesine neden olur.[2] Bu kadar önemli olan

©2018 Androloji Bülteni


bu tablonun orta yaşlı erkeklerin %4’ünü ve kadınların %2’sini etkilediği tespit edilmiş[3,4] olmasına rağmen aslında orta-ağır OUAS olan kadınların %93’ünün OUAS tanısı almadığı klinik bir çalışmada gösterilmiştir.[5] Yaşam kalitesini olumsuz etkileyen[6] OUAS’nin erkeklerde erektil disfonksiyona (ED) neden olduğu; OUAS tedavisi ile ED’nin düzeldiği 1970’li yıllardan beri bilinmektedir. [7–11] Erkeklerin aksine kadınlarda OUAS’nin kadın cinsel sağlığı üzerine etkisini inceleyen çok az çalışma vardır.[2,12– 14] Bu çalışmaların sonuçları da bir biri ile net olarak uyuşmamaktadır. Ek olarak bu çalışmaların tümünde sadece kadınların cinsel fonksiyonları araştırılmış olup OUAS’nin kadın cinsel sağlığının önemli bir parçası olan kadın cinsel memnuniyeti üzerine etkisi araştırılmamıştır. Bu çalışmada OUAS’nin mevcudiyeti ve şiddetinin kadın cinsel fonksiyonuna ve cinsel memnuniyet üzerine etkisinin olup olmadığı, geçerliliği yapılmış ölçüm araçlarının kullanıldığı literatür ile incelendi.

GEREÇ VE YÖNTEM Ocak-Haziran 2018 tarihleri arasında Eskişehir Devlet Hastanesi Uyku Bozukluğu Laboratuvarı’na horlama ve gece nefes tıkanıklığı nedeniyle başvuran, çalışmaya katılmayı kabul eden ve çalışma kriterlerine uyan kadın hastalar çalışmaya dahil edildi. Çalışma dışı bırakılma kriterleri evli olmamak, yakın zamanlarda genital bir cerrahi operasyon geçirmiş olmak, alt üriner sistem hastalığına, herhangi bir psikiyatrik ve/veya nörolojik hastalığa, kronik kalp ve/veya solunum hastalıklarına, kronik böbrek hastalığına, herhangi bir onkolojik hastalığa sahip olmak ve alkolik olmak olarak belirlendi. Çalışmaya dahil edilen kadın hastalara cinsel fonksiyonlarını değerlendirmek için Kadın Cinsel Fonksiyon İndeksi (KCFİ) ve cinsel memnuniyetlerini değerlendirmek için Kadın Cinsel Memnuniyet Ölçeği (KCMÖ) uygulandı. Hastalara EEpworth Uykululuk Ölçeği (EUÖ) doldurulduktan sonra, tüm gece polisomnografi testi uygulandı ve hastalar Apne-Hipopne İndeksi’ne (AHİ) göre normal (<5) hafif (5–15) ve orta-ciddi (>15) olarak üçe ayrıldı, OUAS saptanmayan kadın hastalar kontrol grubuna dahil edildi. Kadın Cinsel Fonksiyon İndeksi 19 maddeden oluşan kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğunu değerlendiren; istek, uyarılma, lubrikasyon, orgazm, cinsel memnuniyet ve ağrı olmak üzere altı 6 ayrı başlıktan oluşan bir ölçektir. En düşük puan 2 ve en yüksek puan ise 36’dır. Yüksek puan daha iyi fonksiyon anlamına gelmektedir. Wiegel ve ark.’nın[15] yaptıkları çalışmaya göre KCFİ skorunun 26,55

altında olması ise cinsel işlev bozukluğu (disfonksiyon) olduğunu göstermektedir. Ölçeğin geçerlik güvenirlik çalışması Rosen ve ark.[16] tarafından yapılmış, Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizi Aygin ve Eti Aslan[17] tarafından yapılmıştır. Kadın Cinsel Memnuniyet Ölçeği kadın cinsel memnuniyetini değerlendirmek için 2005 yılında Meston ve Trampnell[18] tarafından geliştirilmiş 30 maddelik bir ölçektir. Ölçek memnuniyet, iletişim, uyumluluk, endişe (ilişki ile ilgili) ve endişe (kişisel) başlıkları adı altında toplam beş alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin toplam puanı ise Memnuniyet+İletişim+Uyumluluk+ (İlişkisel Endişe+Kişisel Endişe/2) formülü kullanılarak hesaplanmaktadır. Puan aralığı 30–150 puan olan ve kesme noktası bulunmayan ölçeğin yorumlanması, elde edilen skor ne kadar yüksek olursa cinsel memnuniyetin o kadar iyi olduğu şeklinde yapılır. Ölçeğin Türkçe geçerlik ve güvenirlik analizi 2014 yılında Abalı tarafında yapılmıştır.[19] İstatistiksel analiz SPSS (versiyon 12.0, SPSS Inc., Chicago, IL, USA) kullanılarak yapıldı. Veriler ortalama ± standart sapma olarak tanımlandı. Mann-Whitney U-test ve Kruskal-Wallis test gruplar arasında medianları değerlendirmek için, Pearson korelasyon testi ile KCFİ ve alt parametreleri ile KCMÖ ve alt parametreleri arasındaki ilişkiyi göstermek için kullanıldı. Bütün analizler sonucunda istatistiksel anlamlılık için p<0,05 olması esas alındı.

BULGULAR Ocak-Haziran 2018 tarihleri arasında Eskişehir Devlet Hastanesi Uyku Laboratuvarı’na horlama ve gece nefes tıkanıklığı nedeniyle başvuran 280 kadın hastaya polisomnografi testi uygulandı. Bu hastalardan 120’sinde OUAS saptanmadı. Çalışmaya katılmaya kabul eden ve kriterlere uyan 18 hasta kontrol grubu (grup 1) olarak kabul edildi. OUAS saptanan 160 hastadan çalışmaya katılmayı kabul eden ve kriterlere uyan 24 hasta Apne-Hipopne İndeksi’ne (AHİ) göre hafif (AHİ ≤15) ve orta-ciddi (AHİ >15) olmak üzere ikiye ayrıldı. Hafif grupta (grup 2) 8, orta-ağır grupta (grup 3) 16 hasta olduğu tespit edildi. Kontrol grubunda (grup 1) ortalama yaş 39,27±7,84 yıl iken grup 2 ve 3’ün sırası ile ortalama yaşı 44±6,27 ve 41,81±4,57 yıl bulundu (Tablo 1). Bu fark istatistiksel olarak anlamlı değil iken (p=0,166) grup 1’in Vücut Kitle İndeksi (VKİ) her iki gruba göre istatistiksel olarak daha az saptandı (p=0,009). Beklenildiği gibi grup 2 ve 3’ün polisomonograkik bulguları ile EUÖ skorları, uyku verimliliği dışında grup 1 e göre istatistiksel olarak anlamlı olacak şekilde farklıdır.

Kaya ve ark. n Obstruktif uyku apne sendromu’nun kadın cinsel fonksiyonu ve memnuniyete olan etkisi

57


Tablo 1. Çalışmaya katılanların demografik, kişisel ve polisomnografik özellikleri Grup 1

Grup 2

Grup 3

p*

Yaş

39,27±7,84

44±6,27

41,81±4,57

0,166

VKİ

30,38±4,87

35,75±7,08

36,68±6,2

0,009**

Evlilik süresi

18,77±8,64

26,37±3,46

22,87±4,54

0.04**

Doğum sayısı

2,05±1,05

2,5±0,75

2.25± 1

0.460

EUÖ

3,27±2,94

5,25±2,12

11,56±2,96

p<0,001

AHI

5,66±2,49

16,5±2,97

53,68±26,63

p<0,001

UV

88,72±7,59

85,5±7,28

83,25±9,27

0,113

SaO2 <%90 olduğu hipopne sayısı

6,66±21.15

35,12±37,84

162,37±165,71

p<0,001

Ortalama SaO2 (%)

95,00±1,08

92,87±2,94

91,18±6,13

p<0,001

En düşük SaO2 (%)

90,94±1,98

84±6,21

78,75±9,56

p<0,001

VKİ: vucüt kitle indeksi; EUÖ: Epworth Uykululuk Ölçeği; AHİ: Apne-hipopne İndeksi; UV: Uyku verimliliği (Hastanın uyuduğu sürenin yatakta geçen süreye oranı) *Kruskal Wallis testi, **p<0,05

Tablo 2. Katılımcıların kadın cinsel fonksiyon i ̇ndeksi toplam ve alt parametre puanları KCFİ

Grup 1

Grup 2

Grup 3

P *a

P** b

P**c

P**d

İstek

3±0,94

2,55±1,23

2,55±1,10

0.300

0,126

0,429

0,976

4,53±2,42

2,81±2,6

3,9±2,77

0,268

0,443

0,129

0,320

Lubrikasyon

2,1±0,79

1,46±0,70

2,11±1,01

0,123

0,721

0,09

0,061

Orgazm

3,22±1,69

2,75±1,37

3,25±1,73

0,739

0,932

0,531

0,490

Memnuniyet

3,13±1,75

3,15±1,42

3,65±1,94

0,563

0,365

0,935

0,417

Ağrı

10,05±3,63

7,37±4,17

9,5±5,04

0,409

0,959

0,216

0,264

Toplam

19,64±7,78

15,87±8,34

19,08±9,56

0,449

0,959

0,238

0,291

Uyarılma

*Kruskal Wallis testi, **Mann Whitney U test a Her 3 grup karşılaştırıldığında b Grup 1 ve 3 karşılaştırıldığında c Grup 1 ve 2 karşılaştırıldığında d Grup 2 ve 3 karşılaştırıldığında

Tablo 3. Kadın cinsel fonksiyon i ̇ndeksi toplam puanlarına göre katılımcılardaki cinsel i ̇şlev bozukluğu sıklığı

Cinsel İşlev Bozukluğu

Grup 1

Grup 2

Grup 3

N (%)

N (%)

N (%)

yok

7(38,9)

3(37.5)

7(43.8)

var

11(61,1)

5(62.5)

9(56.3)

p *a

p* b

p*c

p*d

0,942

0,774

0,946

0,770

*Ki kare testi a Her 3 grup karşılaştırıldığında b Grup 1 ve 3 karşılaştırıldığında c Grup 1 ve 2 karşılaştırıldığında d Grup 2 ve 3 karşılaştırıldığında

Tüm hastaların KCFİ doldurduktan sonra elde ettikleri toplam puanları grup 1 için 19,64±7,78, grup 2 için 15,87±8,34 ve grup 3 için 19,08±9,56 bulundu (Tablo 2). Toplam puanlar istatistiksel olarak karşılaştırıldıklarında anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Aldıkları toplam puanlara göre grup 1’de cinsel işlev bozukluğu sıklığı %61,1 iken grup 2 ve 3 de bu sıklık sırasıyla %62,5 ve %56,3 tespit edilmiş; hem 3 grup birlikte hem de ayrı ayrı birbiriyle karşılaştırıldıklarında cinsel işlev bozukluğu sıklığı açısından istatistiksel bir fark saptanmadı (Tablo 3). KCFİ

58

alt parametre puanları karşılaştırıldığında ise yine her 3 grubun alt parametre puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmadı (p>0,05). Çalışmaya dahil edilen hastaların KCMÖ doldurduktan sonra elde ettikleri puanlar grup 1 için 76,11±18,97, grup 2 için 68,5±18,59 ve grup 3 için 80,65±18,03 olarak tespit edildi (Tablo 4). Toplam puanlar ve alt parametre puanları hem 3 grup birlikte hem de ayrı ayrı birbiriyle karşılaştırıldıklarında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunamadı.

Androl Bul 2019;21:56-61


Tablo 4. Kadın cinsel memnuniyet ölçeği toplam ve alt parametre puanları KCMÖ

Grup 1

Grup 2

Grup 3

p *a

p** b

p**c

p**d

Memnuniyet

18,33±6

15,37±5,6

18,87±5,59

0,335

0,851

0,238

0,153

İletişim

20,44±5,02

17,37±5,8

19±6,03

0,458

0,403

0,285

0,569

Uyumluluk

19,50±5,96

19±5,8

21,56±5,41

0,486

0,347

0,765

0,320

Endişe (İlişki ile ilgili)

20,94±5,94

19,25±5,75

21,62±6,18

0,693

0,798

0,531

0,417

Endişe (Kişisel)

21,50±6,54

19,87±6,68

22,43±6,47

0,642

0,670

0,605

0,350

Toplam

76,11±18,97

68,5±18,59

80,65±18,03

0,277

0,422

0,338

0,120

* Kruskal Wallis testi, ** Mann Whitney U test a Her 3 grup karşılaştırıldığında b Grup 1 ve 3 karşılaştırıldığında c Grup 1 ve 2 karşılaştırıldığında d Grup 2 ve 3 karşılaştırıldığında

Tablo 5. KCFİ ile KCMÖ toplam ve alt parametre puan i ̇lişkisi* Memnuniyet

İletişim

Uyumluluk

Endişe (İlişki ile ilgili)

Endişe (Kişisel)

Toplam

İstek

0,574(***)

0,652(***)

0,526(***)

0,222

0,321

0,508(**)

Uyarılma

0,614(***)

0,566(***)

0,481(**)

0,176

0,324

0,487(**)

Lubrikasyon

0,469(**)

0,468(**)

0,353

0,095

0,244

0,379

Orgazm

0,614(***)

0,637(***)

0,502(**)

0,137

0,254

0,496(**)

Memnuniyet

0,630(***)

0,660(***)

0,412(**)

0,138

0,289

0,486(**)

Ağrı

0,433(**)

0,582(***)

0,462(**)

0,171

0,266

0,419(**)

Toplam

0,615(***)

0,649(***)

0,457(**)

0,077

0,209

0,473(**)

* Pearson korelasyon analizi ** p < 0.05 *** P < 0.001

Polisomnografi sonrası OUAS tanısı konan grup 2 ve grup 3’teki toplam 24 hastanın KCFİ toplam ve alt parametre puanları ile KCMÖ toplam ve alt parametre puanları korelasyon analizi ile değerlendirildiğinde (Tablo 5) KCMÖ’nin her iki endişe parametresi haricinde iki ölçeğin hem toplam hem de alt parametre puanları arasında istatistiksel olarak birbiri ile ilişkili olduğu saptandı.

TARTIŞMA Kadın cinsel işlev döngüsü istek, uyarılma, lubrikasyon ve orgazm evrelerinden oluşur. Bu evrelerde meydana gelebilecek problemler kadınlarda CİB’ye neden olur. Kadınların yaşam kalitesini olumsuz etkileyen CİB’nin birçok faktörü olup vasküler, nörojenik, hormonal mekanizmalar CİB’nin meydana gelmesinde rol oynamaktadır.[20] Yurtdışında yapılan prevelans çalışmalarında toplumda kadınların %43,1 ile %68,8’nin CİB’den etkilendiği saptanmış olup[21,22] ülkemizde Çayan ve ark. tarafından yaşlara göre yapılan prevalans çalışmasında CİB görülme sıklığı 18–27 yaş arası %21,7, 28–37 yaş arası %25,5, 38–47 yaş arası %53,5, 48–57 yaş arası %65,9 ve 58–67 yaş arası %92,9 olarak bulunmuştur.[23]

Başta kardiyovasküler hastalıklar, diabetes mellitus ve hipertansiyon olmak üzere, kronik hastalıkların kadınlarda CİB’ye yaygın bir şekilde neden olabileceği gösterilmiştir. [24,25] Her ne kadar bizim çalışmamızda kontrol grubu ile diğer 2 çalışma grubu arasında CİB görülme sıklığı arasında istatistiksel fark saptanamamış ise de; OUAS’nin kadınlarda CİB’na neden olabileceği gösterilmiştir.[1,2,12–14,26,27] OUAS multifaktöryel mekanizmalar sonucunda CİB’ye neden olduğu düşünülmekle beraber[13] OUAS kaynaklı endotel disfonksiyonunun patofizyolojiden önemli rol oynadığı düşünülmektedir.[2] OUAS şiddeti ile CİB ilişkisini araştırmalar sonucunda netlik kazanamamıştır. Literatürde OUAS şiddeti ile CİB ilişkisini ilk kez Köşeoğlu ve ark. ülkemizde araştırmışlar ve bu çalışmanın sonucunda OUAS’nin şiddeti arttıkça CİB’nin arttığını göstermişlerdir.[12] Fanfulla ve ark. da yaptıkları çalışmada benzer sonuca ulaşmışlar ve nokturnal hipoksinin CİB şiddeti ile ilişkili olduğunu öne sürmüşlerdir.[1] Stavaras ve ark. ise hem premenopozal hem de postmenopazal kadınlarda OUAS şiddetlendikçe CİB şiddetinin arttığını tespit etmişlerdir.[26] Bu sonuçlarının aksine Petersenve ark.[14] ile Önem ve ark.[2] yaptıkları

Kaya ve ark. n Obstruktif uyku apne sendromu’nun kadın cinsel fonksiyonu ve memnuniyete olan etkisi

59


çalışmalarda OUAS’nin kadınlarda CİB’ye neden olduğu fakat OUAS şiddeti ile CİB şiddeti arasında bir ilişkinin olmadığı öne sürülmüştür. Bizim çalışmamızda hafif şiddetli ile orta-ağır şiddetli OUAS hastalarımız karşılaştırıldığında her iki grup arasında CİB sıklığı arasında istatistiksel fark saptanmamış olup normal polisomnografiye sahip kadınlar ile OUAS saptanan hastaların CİB sıklığı açısından aralarında istatistiksel bir fark saptanmamıştır. Kontrol grubumuzun ortalama yaş grubu 38–47 yıl olarak kabul edilirse bizim grubumuzdaki CİB sıklığı %61,1 iken Çayan ve ark.[23] bu yaş grubunda saptadıkları CİB sıklığına (%53,5) göre daha yüksek olması; çalışmamızda çalışma ve kontrol grupları arasında fark saptanmamasına neden olduğu öngörüldü. Bir cinsel ilişkideki pozitif ve negatif yönlerin bireyi etkilemesiyle ortaya çıkan hise veya duyguya cinsel memnuniyet (CM) denir.[28] Genel yaşam kalitesi[29–31] yaşanan ilişkiden duyulan memnuniyet[32], o ilişkinin sıkıntısız bir şekilde ilerlemesi[33] cinsel ilişki sıklığı[34] ve CİB’nin olmaması[35,36] CM’i etkileyen faktörlerdir. Kadın cinsel sağlığının önemli bir komponenti olan CM, bugüne kadar yapılan OUAS ile kadın cinsel sağlığı konulu çalışmalarda gereken önemi görememiştir. CM konusu sadece KCFİ ölçeğindeki ‘memnuniyet’ alt parametresi ile değerlendirilmiş olup literatürde ilk kez bu çalışmada OUAS’nin CM üzerine etkisi KCMÖ ile değerlendirilmeye çalışılmıştır. KCMÖ ile elde ettiğimiz sonuçlara göre çalışmamızda kontrol grubu ile diğer iki grup arasında toplam CM puanları arasında bir fark saptanamadığı gibi hafif ve orta-ciddi OUAS olan hastalar arasında da toplam puanlar arasında fark saptanmadı. Kadınlarda cinsel fonksiyonun normal olması ile cinsel memnuniyet arasındaki ilişkinin paralel olduğu düşünülen genel bir kanı[18,37,38] olmakla beraber çalışmalar göstermektedir ki cinsel fonksiyonun normal olması her zaman cinsel memnuniyet ile paralel seyredebilen bir durum değildir.[39] Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan kadınların %85 ‘i cinsel olarak memnun iken diğer ülkelerde bu oran %42 olarak tespit edilmiş[30,40], cinsel memnuniyetin bu kadar yüksek olmasına rağmen yine bu ülkede kadınların en az %43’ ünün orgazm, istek ve lubrikasyonda bozukluk ile cinsel ilişki sırasında ağrı konularının en az birinde problem yaşadığı gösterilmiştir.[41] Yine Ferenidou ve ark. yaptıkları çalışmada cinsel açıdan memnuniyetsiz olan kadınların hepsinde cinsel problem saptandığı gibi kendini cinsel memnun olarak gören kadınların %81’inde de en az bir cinsel sorun bulunduğu gösterilmiştir.[42] Cinsel problemin olmasından ziyade CİB yaşama stresinin de cinsel memnuniyetsizliğe neden olabileceği King ve ark. tarafından gösterilmiştir.[43]

60

Pujols ve ark. 2010 yılında kadın cinsel işlevi ile cinsel memnuniyet arasındaki ilişkiyi göstermek için planladıkları çalışmada cinsel fonksiyon bozukluğunu değerlendirmek için KCFİ, cinsel memnuiyeti göstermek için KCMÖ’yü kullanmışlardır.[39] Bu çalışmada cinsel fonksiyonun iyiliği ile CM arasında yakın bir korelasyon olduğu; KCFİ’nin ve KCFÖ’nün tüm alt parametrelerinin birbiri ile yakın ilişkili olduğu gösterilmiştir. Aynı ölçeklerin kullanıldığı bir başka çalışmada ise yine benzer sonuçlar elde edilmiştir.[18] Cinsel fonksiyon bozukluğunu değerlendirmek için KCFİ; cinsel memnuniyeti değerlendirmek için KCMÖ’yü kullandığımız bu çalışmada yukarıda bahsedilen diğer iki çalışmaya benzer sonuçlar elde edilmiş olup CİB azaldıkça cinsel memnuniyetin arttığı saptanmıştır. Bu sonuca ek olarak KCFİ’nin tüm alt parametreleri‘endişe’ parametreleri hariç diğer KCMÖ parametreleri ile yakın ilişki içinde olduğu gösterilmiştir.

SONUÇ Sonuç olarak OUAS kadın cinsel sağlığına olumsuz etkisi olan önemli bir sendromdur. Bu olumsuz etki daha çok kadın cinsel işlev fonksiyonu üzerinde gösterilmiş olup cinsel memnuniyet üzerine olan etkisi net olarak araştırılmamıştır. OUAS’nin cinsel memnuniyet üzerine etkisini gösterebilmek için daha geniş popülasyonlu çalışmalar planlanmalıdır. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR

1. Fanfulla F, Camera A, Fulgoni P, Chiovato L, Nappi RE. Sexual dysfunction in obese women: Does obstructive sleep apnea play a role? Sleep Med 2013;14:252–6. [CrossRef ] 2. Onem K, Erol B, Sanli O, Kadioglu P, Yalin AS, Canik U, et al. Is sexual dysfunction in women with obstructive sleep apneahypopnea syndrome associated with the severity of the disease? A pilot study. J Sex Med 2008;5:2600–9. [CrossRef ] 3. Young T, Palta M, Dempsey J, Skatrud J, Weber S, Badr S. The occurrence of sleep disordered breathing among middle-aged adults. N Engl J Med 1993;328:1230–5. [CrossRef ] 4. Bixler EO, Vgontzas AN, Lin HM, Ten Have T, Rein J, Vela-Bueno A, Kales A. Prevalence of sleep-disordered breathing in women: effects of gender. Am J Respir Crit Care Med 2001;163:608–13. [CrossRef ]

Androl Bul 2019;21:56-61


5. Young T, Evans L, Finn L, Palta M. Estimation of the clinically diagnosed proportion of sleep apnea syndrome in middle-aged men and women. Sleep 1997;20:705–6. [CrossRef ] 6. Finn L, Young T, Palta M, Fryback DG. Sleep-disordered breathing and self reported general health status in the Wisconsin sleep cohort study. Sleep 1998;21:701–6. [CrossRef ]

7. Guilleminault C, Eldridge FL, Tilkian A, Simmons FB, Dement WC. Sleep apnea syndrome due to upper airway obstruction: a review of 25 cases. Arch Intern Med 1977;137:296–300. [CrossRef ] 8. Teloken PE, Smith EB, Lodowsky C, Freedom T, Mulhall JP. Defining association between sleep apnea syndrome and erectile dysfunction. Urology 2006;67:1033–7. [CrossRef ] 9. Goncalves MA, Guilleminault C, Ramos E, Palha A, Paiva T. Erectile dysfunction, obstructive sleep apnea syndrome and nasal CPAP treatment. Sleep Med 2005;6:333–9. [CrossRef ] 10. Margel D, Cohen M, Livne PM, Pillar G. Severe, but not mild, obstructive sleep apnea syndrome is associated with erectile dysfunction. Urology 2004;63:545–9. [CrossRef ]

11. Heruti R, Shochat T, Tekes-Manova D, Ashkenazi I, Justo D. Association between erectile dysfunction and sleep disorders measured by self-assessment questionnaires in adult men. J Sex Med 2005;2:543–50. [CrossRef ] 12. Koseoglu N, Koseoglu H, Itil O, Oztura I, Baklan B, Ikiz AO, Esen AA. Sexual function status in women with obstructive sleep apnea syndrome. J Sex Med 2007;4:1352–7. [CrossRef ]

13. Subramanian S, Bopparaju S, Desai A, Wiggins T, Rambaud C, Surani A. Sexual dysfunction in women with obstructive sleep apnea. Sleep Breath 2010;14:59–62. [CrossRef ] 14. Petersen M, Kristensen E, Berg S, Giraldi A, Midgren B. Sexual function in female patients with obstructive sleep apnea. J Sex Med 2011;8:2560–8. [CrossRef ]

15. Wiegel M, Meston C, Rosen R. The female sexual function index (FSFI): cross-validation and development of clinical cutoff scores. J Sex Marital Ther 2005;31:1–20. [CrossRef ]

16. Rosen R, Brown C, Heiman J, Leiblum S, Meston C, Shabsigh R, et al. The Female Sexual Function Index (FSFI): a multidimensional self-report instrument for the assessment of female sexual function. J Sex Marital Ther 2000;26:191–208. [CrossRef ] 17. Aygin D, Eti Aslan F. Kadın Cinsel İşlev Ölçeği’nin Türkçeye Uyarlaması. Turkiye Klinikleri J Med Sci 2005;25:393–9.

18. Meston C, Trapnell P. Development and Validation of a Five-Factor Sexual Satisfaction and Distress Scale for Women: The Sexual Satisfaction Scale for Women (SSS-W). J Sex Med 2005;2:66–81. [CrossRef ]

[CrossRef ] 24. Fatemi SS, Taghavi SM. Evaluation of sexual function in women with type 2 diabetes mellitus. Diab Vasc Dis Res 2009;6:38–9. [CrossRef ] 25. Hiz O, Ediz L, Gülcü E, Tekeoglu I. Effects of Behçet’s Disease on Sexual Function and Psychological Status of Male Patients. J Sex Med 2011;8:1426–33. [CrossRef ] 26. Stavaras C, Pastaka C, Papala M, Gravas S, Tzortzis V, Melekos M, et al. Sexual function in pre- and post-menopausal women with obstructive sleep apnea syndrome. Int J Impot Res 2012;24:228– 33. [CrossRef ] 27. Yilmaz Z, Sirinocak PB, Voyvoda B, Ozcan L. Sexual Dysfunction in Premenopausal Women With Obstructive Sleep Apnea. Urol J 2017;14:5051–6. [CrossRef] 28. Lawrance K, Byers ES. Development of the interpersonal exchange model of sexual satisfaction in long term relationships. Can J Hum Sex 1992;1:123–8. 29. Apt C, Hurlbert D, Pierce A, White C. Relationship satisfaction, sexual characteristics and the psychosocial well-being of women. Can J Hum Sex 1996;5:195–210. 30. Laumann E, Palik A, Rosen R. Sexual dysfunction in the United States: Prevalence and predictors. JAMA 1999;281:537–44. [CrossRef ] 31. Ventegodt S. Sex and the quality of life in Denmark. Arch Sex Behav 1998;27:295–307. 32. Byers ES. Relationship satisfaction and sexual satisfaction: A longitudinal study of individuals in long-term relationships. J Sex Res 2005;42:113–8. [CrossRef ] 33. Sprecher S. Sexual satisfaction in premarital relationships: Associations with satisfaction, love, commitment, and stability. J Sex Res 2002;39:190–6. [CrossRef ] 34. Brody S, Costa RM. Satisfaction (sexual, life, relationship, and mental health) is associated directly with penile-vaginal intercourse, but inversely with other sexual behavior frequencies. J Sex Med 2009;6:1947–54. [CrossRef ] 35. Morokoff P, Gillilland R. Stress, sexual functioning, and marital satisfaction. J Sex Res 1993;30:43–53. [CrossRef ] 36. Hurlbert D, Apt C, Rabehl S. Key variables to understanding female sexual satisfaction: An examination of women in nondistressed marriages. J Sex Marital Ther 1993;19:154–65. [CrossRef ] 37. Offman A, Matheson K. Sexual compatibility and sexual functioning in intimate relationships. Can J Hum Sex 2005;14:31–9. 38. Trudel G. Sexuality and marital life: Results of a survey. J Sex Marital Ther 2002;28:229–49. [CrossRef ]

19. Abalı S. Menstrüal siklus evrelerine göre kadında cinsel işlev özellikleri. İ. Ü Sağlık Bilimleri Enstitüsü Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği AB, Doktora Tezi, İstanbul, 2014.

39. Pujols Y, Meston C, Seal B. The Association Between Sexual Satisfaction and Body Image in Women. J Sex Med 2010;7(2Pt2):905–16. [CrossRef ]

21. Sidi H, Puteh SEW, Abdullah N, Midin M. The prevalence of sexual dysfunction and potential risk factors that may impair sexual function in Malaysian Women. J Sex Med 2007;4:311– 21. [CrossRef ]

41. Laumann EO, Gagnon JH, Michael RT, Michaels S. The social organization of sexuality: Sexual practices in the United States. Chicago: The University of Chicago Press; 1994. pp.364–75.

23. Cayan S, Akbay E, Bozlu M, Canbolat B, Acar D, Ulusoy E. The prevalance of female dyfunction and potential risk factors that may impair sexual function in Turkish women. Urol Int 2004;72:52–7.

43. King M, Holt V, Nazareth I. Women’s views of their sexual difficulties: Agreement and disagreement with clinical diagnoses. Arch Sex Behav 2007;36:281–8. [CrossRef ]

20. Berman JR, Bassuk J. Physiology and pathophysiology of female sexual function and dysfunction. World J Urol. 2002 Jun;20(2):111-8. [CrossRef ]

40. Mulhall J, King R, Glina S, Hvidsten K. Importance of and satisfaction with sex among men and women worldwide: Results of the global better sex survey. J Sex Med 2008;5:788–95. [CrossRef ]

22. Shifren JL, Monz BU, Russo PA, Segreti A, Johannes CB. Sexual problems and distress in United States women: prevalence and correlates. Obstet Gynecol 2008;112:970–8. [CrossRef ]

42. Ferenidou F, Kapoteli V, Moisidis K, Koutsogiannis I, Giakoumelos A, Hatzichristou D. Presence of a sexual problem may not affect women’s satisfaction from their sexual function. J Sex Med 2008;5:631–9. [CrossRef ]

Kaya ve ark. n Obstruktif uyku apne sendromu’nun kadın cinsel fonksiyonu ve memnuniyete olan etkisi

61


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2019;21:62−66 https://doi.org/10.24898/tandro.2019.20092

Gelişimsel Üreme ve Seksüel Biyoloji

Oosit ve sperm mitokondrileri Oocyte and sperm mitochondria

Semih Tan1 , Mehmet Caner Özer2 , Nazlı Çil1 , Murat Serkant Ünal2

ÖZ

ABSTRACT

Oosit ve sperm mitokondrilerinin oksidatif fosforilasyon yoluyla motilite ve bazı fonksiyonlar için ihtiyaç duyulan enerjiyi üretmeleri dışında, sahip oldukları DNA nedeniyle rolleri oldukça önemlidir. Bunun nedeni, embriyodaki bütün mitokondrilerin oosit kökenli olmasından dolayı, mitokondri DNA’larındaki mutasyonların maternal olarak yeni kuşaklara aktarılması ve mitokondriyal geçişli hastalıklara sebep olmasıdır. Sperm mitokondrileri ise, türler arasında farklı mekanizmalar aracılığıyla spermatogenez esnasında veya embriyogenezin erken evrelerinde eliminasyona uğrar ve varlıklarını sürdüremezler. Bu çalışmadaki amacımız, oosit ve sperm mitokondrilerinin fertilizasyon üzerindeki rollerini araştırmaktır. Veriler, 2018 yılı itibarıyla Pubmed’den taranarak elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: mtDNA, ubikitin- proteazom sistemi, otofaji, endonükleaz G, mitokondri transferi

Oocyte and sperm mitochondria also play an important role because of the DNA they possess, besides motility through oxidative phosphorylation and the energy production needed for some functions. This is because all mitochondria in the embryo are oocyte originated, mutations in mitochondrial DNA are transmitted maternally to new generations, and cause maternally inherited mitochondrial diseases. Sperm mitochondria undergoes elimination during spermatogenesis or in the early stages of embryogenesis through variable mechanisms between species, and existence of mitochondria can’t keep up. The aim of this study is to investigate the role of oocyte and sperm mitochondria on fertilization. Data analysis starting from 2018 to backwards were obtained from Pubmed. Keywords: mtDNA, ubiquitin-proteasome system, autophagy, endonuclease G, mitochondria transfer

GİRİŞ Mitokondriler, eritrositler dışında bütün hücrelerde bulunur ve kendi genetik materyaline sahiptir.[1,2] Mitokondrilerde 16,5 bp uzunluğunda küçük çift sarmal yapıda daire şeklinde DNA, iki ribozomal RNA, 23 tRNA ve 13 proteini kodlayan 37 gen vardır.[3] Mitokondri metabolik olaylarda, kalsiyum homeostasında, yağ asitleri oksidasyonunda ve apoptoziste önemli rol oynar.[4] Mitokondrilerin şekilleri küremsi veya uzun silindiriktir. Sayıları hücre tipine veya fonksiyonuna göre değişir. Mitokondriler hücrede hareket ederken şekil değiştirebilir. Sayı, dağılım ve morfolojik yapı bakımından oosit ve sperm mitokondrileri arasında bazı farklılıklar vardır. MtDNA’da (mitokondriyal DNA) histonlar yoktur ve DNA koruyucu mekanizmalardan yoksundur. Ayrıca mitokondri DNA’sı çekirdek DNA’sına

Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı, Denizli, Türkiye 2 Denizli Devlet Hastanesi, İnfertilite Merkezi, Denizli, Türkiye 1

Yazışma Adresi / Correspondence: Uzm. Dr. Murat Serkant Denizli Devlet Hastanesi, İnfertilite Merkezi, Denizli, Türkiye Tel. +90 258 263 93 11-4073 E-mail: serkantunal72@gmail.com Geliş / Received: 05.09.2018 Kabul / Accepted: 15.11.2018

62

göre daha gevşek paketlenmiştir. Bu nedenle SOR (serbest oksijen radikalleri) hasarına daha duyarlıdır. MtDNA mutasyon oranı nükleer genomdan yaklaşık 15 kat fazladır.[5]

OOSİT MİTOKONDRİLERİ Mitokondrial replikasyon, primordial germ hücrelerinden itibaren başlar, erken oogeneziste artar ve geç follikülogeneziste maksimuma ulaşır. Daha sonra mitokondri replikasyonu metafaz II oositten blastosist safhasına kadar değişmez. Oositteki mitokondriler GV (germinal vezikül), MI (metafaz I) ve MII (metafaz II) evrelerinde farklı dağılım gösterir. Olgun bir oosit yaklaşık 100.000 mitokondri içerir. Mitokondrileri az kristaya sahip ve sferik yapıdadır. Oosit matürasyonunda, implantasyon öncesi embriyo ve blastosist gelişimi aşamalarında glikoliz yolu daha az kullanılır. Oosit mitokondrileri ise preimplantasyon embriyo gelişim sürecinde temel enerji kaynağıdır. Ayrıca mitokondrilerin fonksiyonları ve mtDNA içeriği oositin fertilizasyonu için önemlidir. Mitokondriyal DNA kopya sayısının azalması ve mitokondrilerindeki işlev kayıpları oosit kalitesinin azalmasına neden olur. İleri yaş büyük miktarda oosit kalitesini azaltır ve mitokondrilerin ultrastrüktürel yapısını bozar. Optimal mitokondriyal fonksiyonlar oosit matürasyonu, fertilizasyon ve embriyonik gelişim için gereklidir.[5]

©2018 Androloji Bülteni


İlerlemiş maternal yaş, yetersiz embriyonik gelişim, mitokondriyal hastalıklar ve tekrarlayan implantasyon başarsızlıkları oosit mitokondrileri ile ilgili çalışmaları beraberinde getirmiştir. Son zamanlarda oosit sitoplazma transferi, spindle nükleer transfer, pronükleus ve polar cisimcik I ve polar cisimcik II transferi üzerine denemeler yoğunlaşmıştır. Mayotik iğcik transferinde verici oositin iğciği çıkarılır; alıcı MII oositin iğciği buraya nakledilir ve ICSI işlemi yapılır. Böylece alıcı hücrenin nDNA’sı (nükleer DNA) ve verici hücrenin mtDNA’sı zigotu oluşturur. Pronükleer transferde pronükleuslar bir zigottan diğerine mikromanipülasyon tekniği kullanılarak transfer edilir. Sağlıklı mitokondrileri olduğu bilinen pronükleusları çıkarılmış zigota, bir başka zigotun pronükleusları nakledilir. Böylece yeni oluşumda alıcı zigotun nDNA’sı ve verici hücrenin mtDNA’sı bulunur. Oosit sitoplasma transferi, sağlıklı mitokondrilere sahip MII oosit ooplazmasının %10–15’nin alıcı oositlerine ICSI anında naklidir. Oosit sitoplazması mitokondri, enzim ve bazı organeller içerir. Bu işlem tekrarlayıcı IVF kayıplarında embriyo gelişimi için önemli olabilir. Mitokondriyal replasman tedavisi mitokondriyal hastalıkların tedavisinde yeni bir sayfa açmıştır. Mitokondriyal performansın yükselmesi oosit kalitesi ve üreme performansını artırabilir. Blastomer transferi, sağlıklı olduğu bilinen mitokondriye sahip verici eneklüe edilmiş oosite blastomerin naklidir. Bu tekniklerin %1–2’den az mutant DNA’yı taşıma yönünden optimize edilmesi gerekmektedir.[6–9] Mitokondriyal geçişli hastalıklarda embriyolara uygulanan PGD (preimplantasyon genetik tanı) teşhis açısından faydalıdır ama bu hastalıkların oluşmasını engelleyemez. Mitokondriyal geçişli hastalıklar toplumda nadir olarak görülmesine rağmen hastalıklara ve erken ölümlere neden olur. Bu çalışmaların çoğu deneysel olmasına rağmen oosit sitoplazması, mayotik iğçik, pronükleer transfer insan üzerinde denenmiş ve sağlıklı canlı doğumlar meydana gelmiştir.[5,10] Maternal mitokondriler herhangi bir eliminasyona uğramadığından mtDNA’lar bir sonraki nesile aktarılabilir. Bu yüzden mutasyonu taşıyan erkekler sonraki jenerasyona aktaramazken, dişiler mutasyonu kalıtır. Normal ve mutant mtDNA içeren bir hücre bölündüğünde yavru hücreler homoplazmi olarak bilinen yalnızca normal ya da mutant DNA’yı taşıyan mitokondrileri almış; ya da yavru hücreler heteroplazmi olarak bilinen normal ve mutant DNA’yı taşıyan mitokondrileri almış olabilir.[11,12] Bu mitokondriyal hastalıklarda bulguların ve şiddetinin farklı dokular ve organlar arasında önemli derecede değişken olmasına sebep olur. Hücre bölünmesinde replike olan mtDNA’lar yeni mitokondrilere rastgele dağılır ve bu yeni mitokondriler de iki yeni hücreye rastgele dağılır. Normal bir insanda homoplazmi bulunmaktadır.[13]

Tan ve Ark. n Oosit ve sperm mitokondrileri

SPERM MİTOKONDRİLERİ Spermiogenezisin golgi fazında spermatid sitoplazması çekirdeğin yanında mitokondriler içerir. Akrozomal evrede mitokondriler aksonem boyunca göç ederler. Olgunlaşma evresinde ise sadece orta parçada dış yoğun liflerin çevresinde dizilir.[14] Spermde mitokondriler orta parçada bulunur ve yer değiştirmez. Sperm 70–100 arası mitokondri içerir. Mitokondriler total sperm hacminin %15–22’sini kaplar. Sperm hücrelerinde en fazla ATP üretimi mitokondrilerde oksidatif respirasyonla, en fazla tüketim ise kuyruk bölgesinde olur. Orta parçadaki mitokondrilerde üretilen enerjiyi esas parçaya iletecek bir sistem bulunmadığından dolayı buradaki enerji üretimi glikolizis ile olur. Spermde bölümlenme ile iki fiziksel bariyer oluşur ve sperm baş, orta parça ve esas parça olmak üzere üç kısma ayrılır. Bu üç bölgede farklı metabolik süreçler işlemektedir. Enerjinin büyük kısmı glikoz ve früktozdan sağlanır ve spermatozoaya girişleri glikoz taşıyıcıları (GLUTs) tarafından yapılır.[15–19] Spermatidlerde kuyruk gelişimi olmadığından, laktat mitokondri içine girer ve oksidatif fosforilasyonla enerji elde edilir. Spermiyogenezis, epididimal sperm matürasyonu ve sperm motilitesi için enerji oksidatif fosforilasyon aracılığıyla sağlanır. Baş ve esas parçada ise kapasitasyon, hiperaktif motilite ve akrozom reaksiyonları glikolizis aracılığıyla yapılır. ATP glikoliz ve oksidatif fosforilasyon gibi iki metabolik yolla elde edilir. Oksidatif fosforilasyonla daha fazla miktarda ATP oluşmasına rağmen baskın olan yol glikolizisdir. Baş bölgesi ve esas parça respiratuar enzimlerden yoksundur ve değişik glikolitik enzimlere sahiptir. Çalışmalarda fare, sıçan, hamster ve insan spermatozoalarında glikolizin baskın olduğu gösterilmiş, sığır spermatozolarında ise oksidatif fosforilasyonun hakim olduğu ileri sürülmüştür.[20,21] Oksidatif fosforilasyon spermin orta parçasında meydana gelir. En etkili ATP üretimi bu yolla elde edilir. Elde edilen ATP’nin büyük kısmı aksonemin kollarında dynein ATPaz tarafından kullanılır. Spermatozoada motilite, aktif ve hiperaktif motilite olmak üzere iki şekilde olur. Aktif motilite taze semen spermatozoasında görülür. Düşük amplitüdlü simetrik dalgalar flagellum uzunluğu boyunca yayılır ve sperm hücresinin ileri hareketi ile sonuçlanır. Hiperaktif motilite ise flagellar hareketler yüksek amplitüdlü ve asimetriktir.[18,19] Spermatozoanın serbest oksijen radikallerine maruz kalması mitokondrilerinde mutasyonlar için risktir.[22] Ayrıca yüksek miktardaki SOR oranları spermin iç ve dış mitokondri zarında hasara yol açar. Daha sonra buralardan salınan sitokrom C kaspaz enzimlerini aktive ederek apoptozu

63


Tablo 1. OOSİT ve sperm mi ̇tokondri ̇leri ̇ni ̇n morfoloji ̇k özelli ̇kleri ̇ ve i ̇şlevleri ̇ Embriyo gelişim aşamasındaki görevleri

Morfoloji

ATP üretimi

Fertilizasyon

Sperm mitokondrileri

Sayı: 70-110 Şekil: helikal DNA içeriği:10-1500

Daha çok glikoliz ile enerji üretilir. Mitokondrilerde ise oksidatif fosforilasyonla enerji elde edilir.

Fertilizasyon öncesi kapasitasyon, hiperaktif motilite ve akrozom reaksiyonu glikoliz aracılığıyla olur. Mitokondrilerde ise spermiyogenezis ve sperm matürasyonu için gerekli enerji oksidatif fosforilasyonla karşılanır.

Fertilizasyondan hemen sonra parçalanır.

Oosit mitokondrileri

Sayı: 100.000 Şekil: sferik DNA içeriği: 200.000

Büyük oranda mitokondrilerde oksidatif fosforilasyonla enerji üretilir.

Oosit matürasyonu için enerji oksidatif fosforilasyonla karşılanır.

Erken embriyo gelişimi için gerekli olan enerji mitokondrilerde oksidatif fosforilasyonla elde edilir.

başlatır. Serbest oksijen radikallerinin sperm motilitesini azalttığı bilinmesine rağmen bunun mekanizması halen bulunamamıştır. Bir hipoteze göre SOR’un neden olduğu membran lipid hasarı nedeniyle glikoz-6-fosfat dehidrogenez enzimi inhibe olur. Bunun sonucu NADPH’ın hücre içi kullanılabilirliği azalır; okside olmuş glutatyon birikir ve motilite kaybı gerçekleşir.[23–25] Astenozoospermi olgularında görülen nokta mutasyonlar, multipl delesyonlar, mtDNA haplogrupları erkek infertilitesinin nedeni olabilir. Bunlar semen kalitesini etkiliyerek motilitenin azalmasına ve infertiliteye yol açabilirler.[16,26–28] Astenozoospermik hastaların sperm morfolojilerinde orta parçada bozukluklar olduğu, mitokondrilerinin matriks ve kristalarında dejenerasyon ve vakuolleşme meydana geldiği bildirilmiştir. [29,30] Sperm mitokondri bozuklukları; sayısal bozukluklar, irregüler organizasyon, kısa ve uzun mitokondrial kılıf anomalileri, artmış matriks yoğunluğu ve lipid içeriğidir.[31] Sperm fonksiyonları ve fertilizasyon için hem mitokokondriye bağlı oksidatif fosforilasyona hem de glikolizis yoluyla oluşan mekanizmalara ihtiyaç vardır. Spermin orta parçasında anomaliler oluştuğunda mitokondrileri sayı ve yapı bakımından etkilenebilir. Spermdeki hem mitokondri hem de yapısal bozukluklar elektron mikroskobu, immünfloresan ve cryo-electron mikroskobu ile incelenir. Bu yöntemle sperme ait yapısal defektler daha net ortaya konabilmektedir.[32] Farklı türlerde sperm mitokondrilerinin eliminasyon mekanizmaları Caenorhabditis elegans nematodunun mtDNA’sı, fertilizasyondan sonra 8–16 hücreli aşamada temel olarak otofaji mekanizmasıyla aşamalı bir şekilde parçalanır.[18,33–36] Ayrıca doğrudan veya dolaylı ubikitin-proteazom sistemi paternal mtDNA’nın parçalanmasında rol oynar. Ubikitin adı verilen küçük peptidlerle proteinler işaretlenir. Daha sonra proteazom adı verilen proteolitik enzim demetleri tarafından parçalanır.[37–39] Bunlara ek olarak mitokondrial endonükleaz G analoğu olan CPS-6, mitokondrial

64

memranlarda bulunur ve fertilizasyondan sonra matrikse taşınır. Muhtemelen paternal mtDNA’nın sadece bir kısmının parçalanmasına neden olur.[3,40] Drosophila melanogaster paternal mtDNA’sı büyük miktarda endonükleaz G aracılığıyla ve spermatogenez esnasında elimine olur. Bundan dolayı matür spermde mtDNA çok az bulunur.[41–44] Fertilizasyonda oosite giren paternal mitokondri endositik ve otofajik degragasyon sistemiyle elimine edilir.[45] Çin hamsterinde ise fertilizasyon esnasında oosite spermin başı girer fakat mitokondrilerin olduğu kısım ve kuyruk bölgesi dışarda kalır. Birçok memelide insan dahil paternal mitokondriler oosite girer. Değişik gruplar paternal mitokondri ve mtDNA’ların erken embriyogenez esnasında aşamalı olarak kaybolduğunu ileri sürmüşlerdir. Sperm mitokondri iç membran proteinlerinden biri olan prohibitinin mitokondrilerde ubikitinleşmeye neden olur ve memelilerde paternal eliminasyon sağlar.[46] Farelerde paternal mtDNA’nın büyük kısmı spermatogenez esnasında elimine olur ve embriyonun yalnızca bir kısmında tespit edilir. Paternal mitokondri dört hücreli safhaya kadar blastomerlerin her birine eşit dağılmaz. Paternal mtDNA kalıntıları aktif olarak kaldırılamaz ve en az morula safhasına kadar kalır. Sonuçta paternal mitokondriler yenidoğan farelerde düşük oranda tespit edilir.[47–49] Fertilizasyondan önce ve sonra paternal mtDNA geçişini önleyen farklı moleküler mekanizmalar vardır. Bazı türlerde birkaç kombinasyon ile paternal mtDNA geçişini önlemektedir.[50,51] MtDNA mutasyonlarının nükleer DNA’ya göre yüksek sıklıkla olduğu düşünülür ve çok kopyaya sahip olduğu için heteroplasmiye eğilim beklenir. Heteroplasmi, genetik olarak stabil olmayan bir durumdur ve nadir olarak kalıtılır. Eğer mtDNA heteroplasmi oluşursa hızlıca birkaç kuşak sonra segresyon aracılığıyla homoplasmik duruma geçer. [3] Sperm mitokondrilerinin eliminasyona uğramalarına rağmen bir erkek hastada paternal mitokondri DNA kalıtımına bağlı miyopati bildirilmiştir.[52]

Androl Bul 2019;21:62-66


Sperm mitokondrileri parçalandıktan sonra proksimal sentriol, sperm asterini oluşturarak erkek ve dişi pronükleusların hareketlerini düzenler. Sentrozom kromozomların çoğalma ve bölünme işlemini gerçekleştirdikleri mitotik ağ oluşturarak zigot için bölünme merkezi sağlamaktadır.[53–55]

SONUÇ Fertilizasyon için oosit ve sperm mitokondrilerininin yapısal ve fonksiyonel olarak normal olması gerekir. Oosit fertilize olup zigot oluştuğunda maternal mitokondriler embriyo gelişimi için gereken enerjiyi sağlar. Sperm mitokondrilerinin oosite girdiği zaman tamamen parçalandığı düşünüldüğü için moleküler olarak zigota nasıl katkı sağladıkları bilinmemekte ve bu halen tartışılmaktadır. Diğer yandan solid tümörlerin metabolizmasında uzun zamandır bilinen glikolizisin yanında son zamanlarda mitokondrilerinin de tümörün gelişmesine, metastazına ve enerji üretimine önemli katkıları olduğu gösterilmiştir. Sperm mitokondri eliminasyon mekanizmaları tümör mitokondrilerine de uygulanabilecek şekilde geliştirilebilirse, ileride alternatif olarak yeni kanser tedavileri de düzenlenebilir. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR

1. Sato M, Sato K. Maternal inheritance of mitochondrial DNA by diverse mechanisms to eliminate paternal mitochondrial DNA. Biochim Biophys Acta 2013;1833:1979–84. [CrossRef ] 2. Breton S, Beaupre HD, Stewart DT, Hoeh WR, Blier PU. The unusual system of doubly uniparental inheritance of mtDNA. isn’t one enough? Trends Genet 2007;23:465–74. [CrossRef ] 3. Sato K, Sato M. Multiple ways to prevent transmission of paternal mitochondrial DNA for maternal inheritance in animals. J Biochem 2017;162:247–53. [CrossRef ] 4. Song WH, Ballard JW, Yi YJ, Sutovsky P. Regulation of mitochondrial genome inheritance by autophagy and ubiquitinproteasome system: implications for health, fitness, and fertility. Biomed Res Int 2014:981867. [CrossRef ] 5. Babayev E, Seli E. Oocyte mitochondrial function and reproduction. Curr Opin Obstet Gynecol 2015;27:175–81. [CrossRef ]

Tan ve Ark. n Oosit ve sperm mitokondrileri

6. Wang T, Sha H, Ji D, Zhang HL, Chen D, Cao Y, Zhu J. Polar body genome transfer for preventing the transmission of inherited mitochondrial diseases. Cell 2014;157:1591–604. [CrossRef ] 7. Craven L, Tuppen HA, Greggains GD, Harbottle SJ, Murphy JL, Cree LM, et al. Pronuclear transfer in human embryos to prevent transmission of mitochondrial DNA disease. Nature 2010;465:82– 5. [CrossRef ]

8. Tachibana M, Amato P, Sparman M, Woodward J, Sanchis DM, Ma H, et al. Towards germline gene therapy of inherited mitochondrial diseases. Nature 2013;493:627–31. [CrossRef ]

9. Flood JT, Chillik CF, van Uem JF, Iritani A, Hodgen GD. Ooplasmic transfusion: prophase germinal vesicle oocytes made developmentally competent by microinjection of metaphase II egg cytoplasm. Fertil Steril 1990;53:1049–54. [CrossRef ]

10. Reznichenko AS, Huyser C, Pepper MS. Mitochondrial transfer: Implications for assisted reproductive Technologies. Appl Transl Genom 2016;11:40–7. [CrossRef ] 11. Breton S, Stewart DT. Atypical mitochondrial inheritance patterns in eukaryotes. Genome 2015;58:423–31. [CrossRef ]

12. Wolff JN, Gemmell NJ. Lost in the zygote: the dilution of paternal mtDNA upon fertilization. Heredity (Edinb) 2008;101:429–34. [CrossRef ] 13. Çitli Ş, Ayaz A. Pedigri çizimi ve pedigri analizinde temel prensipler. Tıbbi Genetik Derneği 2016;1–8.

14. Kierszenbaum AL. Histoloji ve Hücre Biyolojisi –Patolojiye Giriş. Demir R, Çev. Ed. Ankara: Palme Yayıncılık; 2006. pp.531–64.

15. Miki K. Energy metabolism and sperm function. Soc Reprod Fertil Suppl 2007;65:309–25. 16. Kumar DP. Sangeetha N. Mitochondrial DNA mutations and male infertility. Indian J Hum Genet 2009;15:93–7. [CrossRef ]

17. Bucci D, Rodriguez‐Gil JE, Vallorani C, Spinaci M, Galeati G, Tamanini C. GLUTs and mammalian sperm metabolism. J Androl 2011;32:348–55. [CrossRef ] 18. du Plessis SS, Agarwal A, Mohanty G, van der Linde M. Oxidative phosphorylation versus glycolysis: what fuel do spermatozoa use? Asian J Androl 2015;17:230–5. [CrossRef ] 19. Aydos K. Spermatozoa Metabolizmasına Değişik Bir Bakış: Kompartmantalizasyon. J Turkish German Gynecol Assoc 2005;6:204–9. 20. Galantino-Homer HL, Florman HM, Storey BT, Dobrinski I, Kopf GS. Bovine sperm capacitation: assessment of phosphodiesterase activity and intracellular alkalinization on capacitation-associated protein tyrosine phosphorylation. Mol Reprod Dev 2004;67:487– 500. [CrossRef ]

21. Miki K, Qu W, Goulding EH, Willis WD, Bunch DO, Strader LF, et al. Glyceraldehyde 3-phosphate dehydrogenase-S, a spermspecific glycolytic enzyme, is required for sperm motility and male fertility. Proc Natl Acad Sci U S A 2004;101:16501–6. [CrossRef ] 22. Ünal MS, Özer MC, Sönmez FH, Bayrak G, Demirbağ HO. Seminal sıvının fertilizasyondaki rolü. Androl Bul 2017;19:138– 43. [CrossRef ]

23. Lee J, Richburg JH, Younkin SC, Boekelheide K. The Fas system is a key regulator of germ cell apoptosis in the testis. Endocrinology 1997;138:2081–8. [CrossRef ]

24. Aitken RJ, Fisher HM, Fulton N, Gomez E, Knox W, Lewis B, Irvine S. Reactive oxygen species generation by human spermatozoa is induced by exogenous NADPH and inhibited by the flavoprotein inhibitors diphenylene iodonium and quinacrine. Mol Reprod Dev 1997;47:468–82. [CrossRef ] 25. Agarwal A, Ikemoto I, Loughlin KR. Relationship of sperm parameters with levels of reactive oxygen species in semen specimens. J Urol 1994;152:107–10. [CrossRef ]

65


26. May-Panloup P, Chretien MF, Savagner F, Vasseur C, Jean M, Malthiery Y, Reynier P. Increased sperm mitochondrial DNA content in male infertility. Hum Reprod 2003;18:550–6. [CrossRef ]

27. Talebi E, Karimian M, Nikzad H. Association of sperm mitochondrial DNA deletions with male infertility in an Iranian population. Mitochondrial DNA A DNA Mapp Seq Anal 2017;29:615–23. [CrossRef ] 28. Piomboni P, Focarelli R, Stendardi A, Ferramosca A, Zara V. The role of mitochondria in energy production for human sperm motility. Int J Androl 2012;35:109–24. [CrossRef ] 29. Folgero T, Bertheussen K, Lindal S, Torbergsen T, Oian P. Mitochondrial disease and reduced sperm motility. Hum Reprod 1993;8:1863–8. [CrossRef ]

30. Pelliccione F, Micillo A, Cordeschi G, D’Angeli A, Necozione S, Gandini L, et al. Altered ultrastructure of mitochondrial membranes is strongly associated with unexplained asthenozoospermia. Fertil Steril 2011;95:641–6. [CrossRef ] 31. Alkan E, Başar MM. Sperm motilite bozuklukları: Terminoloji, etiyoloji ve tedavide yenilikler. Androl Bul 2014;16:186–90.

32. Linck RW, Chemes H, Albertini DF. The axoneme: the propulsive engine of spermatozoa and cilia and associated ciliopathies leading to infertility. J Assist Reprod Genet 2016;33:141–56. [CrossRef ] 33. Al Rawi S, Louvet-Vallee S, Djeddi A, Sachse M, Culetto E, Hajjar C, et al. Postfertilization autophagy of sperm organelles prevents paternal mitochondrial DNA transmission. Science 2011;25;334:1144–7. [CrossRef ]

42. Yu Z, O’Farrell PH, Yakubovich N, DeLuca SZ. The Mitochondrial DNA Polymerase Promotes Elimination of Paternal Mitochondrial Genomes. Curr Biol 2017;27:1033–9. [CrossRef ] 43. Sherengul W, Kondo R, Matsuura ET. Analysis of paternal transmission of mitochondrial DNA in Drosophila. Genes Genet Syst 2006;81:399–404. [CrossRef ] 44. Wolff JN, Sutovsky P, Ballard JWO. Mitochondrial DNA content of mature spermatozoa and oocytes in the genetic model Drosophila. Cell Tissue Res 2013;353:195–200. [CrossRef ] 45. Politi Y, Gal L, Kalifa Y, Ravid L, Elazar Z, Arama E. Paternal mitochondrial destruction after fertilization is mediated by a common endocytic and autophagic pathway in Drosophila Dev Cell 2014;29:305–20. [CrossRef ] 46. Sutovsky P, Van Leyen K, McCauley T, Day BN, Sutovsky M. Degradation of paternal mitochondria after fertilization: implications for heteroplasmy, assisted reproductive technologies and mtDNA inheritance. Reprod Biomed Online 2004;8:24–33. [CrossRef ] 47. Luo SM, Ge ZJ, Wang ZW, Jiang ZZ, Wang ZB, Ouyang YC, et al. Unique insights into maternal mitochondrial inheritance in mice. Proc Natl Acad Sci USA 2013;110:13038–43. [CrossRef ] 48. Kustova ME, Kidgotko OV, Sokolova VA, Bass MG, Zakharova FM, Vasil’ev VB. Distribution in early mouse embryos of foreign mtDNA transmitted along the paternal lineage. Tsitologiia 2015;57:39–46.

34. Sato M, Sato K. Monitoring of Paternal Mitochondrial Degradation in Caenorhabditis elegans. In: Hattori N, Saiki S, editors. Mitophagy. Methods in Molecular Biology, Vol. 1759. New York, NY: Humana Press; 2017. [CrossRef ]

49. Rojansky R, Cha MY, Chan DC. Elimination of paternal mitochondria in mouse embryos occurs through autophagic degradation dependent on PARKIN and MUL1. eLife 2016;5. [CrossRef ]

36. Sato M, Sato K. Degradation of paternal mitochondria by fertilization-triggered autophagy in C. elegans embryos. Science 2011;334:1141–4. [CrossRef ]

51. Luo SM, Schatten H, Sun QY. Sperm mitochondria in reproduction: good or bad and where do they go? J Genet Genomics 2013;20;40:549–56. [CrossRef ]

35. Sato M, Sato K. Maternal inheritance of mitochondrial DNA. degradation of paternal mitochondria by allogeneic organelle autophagy, allophagy. Autophagy 2012;8:424–5. [CrossRef ]

37. Taylor EB, Rutter J. Mitochondrial quality control by the ubiquitin-proteasome system. Biochem Soc Tran 2011;39:1509– 13. [CrossRef ]

38. Sutovsky P. Sperm proteasome and fertilization. Reproduction 2011;142:1–14. [CrossRef ]

39. Sutovsky P, Moreno RD, Ramalho-Santos J, Dominko T, Simerly C, Schatten G. Ubiquitinated sperm mitochondria, selective proteolysis, and the regulation of mitochondrial inheritance in mammalian embryos. Biol Reprod 2000;63:582–90. [CrossRef ]

40. Sato M, Sato K. Dynamic regulation of autophagy and endocytosis for cell remodeling during early development. Traffic 2013;14:479– 86. [CrossRef ] 41. DeLuca SZ, O’Farrell PH. Barriers to Male Transmission of Mitochondrial DNA in Sperm Development. Dev Cell 2012;22:660–8. [CrossRef ]

66

50. Kasashima K, Nagao Y, Endo H. Dynamic regulation of mitochondrial genome maintenance in germ cells. Reprod Med Biol 2014;13:11–20. [CrossRef ]

52. Schwartz M, Vissing J. Paternal inheritance of mitochondrial DNA. N Engl J Med 2002;347:576–80. [CrossRef ] 53. Sutovsky P, Schatten G. Paternal contributions to the mammalian zygote: fertilization after sperm-egg fusion. Int Rev Cytol 2000;195:1–65. [CrossRef ] 54. Palermo GD, Colombero LT, Rosenwaks Z. The human sperm centrosome is responsible for normal syngamy and early embryonic development. Rev Reprod 1997;2:19–27. [CrossRef ] 55. Sutovsky P, Hewitson L, Simerly C, Tengowski M, Navara C, Haavisto A, Schatten G. Intracytoplasmic sperm injection for Rhesus monkey fertilization results in unusual chromatin, cytoskeletal and membrane events but eventually leads to pronuclear development and sperm aster assembly. Hum Reprod 1996;11:1703–12. [CrossRef ]

Androl Bul 2019;21:62-66


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2019;21:67−71 https://doi.org/10.24898/tandro.2019.57442

Erkek Üreme Sağlığı

İdiyopatik erkek infertilitesinde probiyotiklerin yeri Place of probiotics in idiopathic male infertility Turgay Akgül , Engin Doğantekin , Koray Ağras

ÖZ

ABSTRACT

İnfertilite; gebeliği önleyici bir yöntem kullanmamasına rağmen cinsel olarak aktif bir çiftin bir yıl içinde gebeliğe ulaşamaması şeklinde tanımlanır. İnfertilite olgularının %30’a varan oranında erkeklerde spesifik bir etiyoloji belirlenemez ve idiyopatik infertilite olarak kabul edilir. Bu grupta klinik uygulamalarda ampirik ilaç tedavileri yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlar genelde antioksidan veya hormonal özellikte olabilmektedir. Probiyotikler, seminal mikrobiyom üzerine olan düzenleyici etkileri, antioksidan ve antihiperlipidemik etkileri sayesinde özellikle erkek idiyopatik infertilitesinde umut vaat eden destekleyici tedavi ajanları arasında düşünülebilir. Bu görüşün daha kuvvetli ifade edilebilmesi için oldukça pahalı olmasına rağmen daha fazla sayıda deneysel ve klinik prospektif çalışmalar gereklidir. Anahtar Kelimeler: İnfertilite, erkek, probiyotik, seminal mikrobiyota, antioksidan

Infertility is defined as the inability of a sexually active, non-contracepting couple to achieve pregnancy in one year. No specific etiology can be determined in men up to 30% of infertility cases and it is considered as idiopathic infertility. In this group, empirical drug therapies are widely used in clinical practice. These drugs may be antioxidant or hormonal. Probiotics can be considered as promising supportive agents especially in male idiopathic infertility due to its regulatory effects, antioxidant and anti hyperlipidemic effects on seminal microbiome. Although it is quite expensive more experimental and clinical prospective studies are needed to express this opinion stronger. Keywords: Infertility, male, probiotic, seminal microbiota, antioxidant

GİRİŞ İnfertilite küresel bir problemi temsil eder ve WHO tarafından gebeliği önleyici bir yöntem kullanmamasına rağmen cinsel olarak aktif bir çiftin bir yıl içinde gebeliğe ulaşamaması şeklinde tanımlanır.[1] Epidemiyolojik verilere göre, üreme çağındaki dünya nüfusunun ortalama %10’unun infertil olarak sınıflandırıldığı tahmin edilmektedir.[2] Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sperm anomalilerinin farklı alt tiplerini; astenozoospermi, oligozoospermi, teratozoospermi veya bunların kombinasyonları şeklinde tanımlamıştır.[3] Astenozoospermi, ejakülatta azalmış motilite veya sperm motilitesi olmaması ile tanımlanır. Bu 3 parametrenin anormallikleri sıklıkla bir arada bulunduğundan, duruma oligoastenoteratozoospermi veya OAT denir. Bu gruptaki erkeklerde %30’a varan oranda spesifik bir etiyoloji belirlenemez ve bu durum idiyopatik OAT olarak kabul

SBÜ Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, Ankara, Türkiye Yazışma Adresi / Correspondence: Doç. Dr. Turgay Akgül Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, Ulucanlar 06000 Ankara, Türkiye Tel. +90 505 229 38 59 E-mail: turgayakgul@gmail.com Geliş / Received: 12.11.2018 Kabul / Accepted: 26.11.2018

©2018 Androloji Bülteni

edilir. İdiyopatik erkek infertilitesi en sık ve karmaşık kategoridir. OAT, etiyolojiyi (enfeksiyon, varikosel, hormonal anormallik) hedef alan tedaviler ile düzeltilmeye çalışılır. Ancak idiyopatik grupta klinik uygulamalarda ampirik ilaç tedavileri yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu ilaçlar genelde antioksidan veya hormonal özellikte olabilmektedir. Probiyotikler, “yeterli miktarda verildiğinde, ev sahibi üzerinde bir sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar” olarak tanımlanmaktadır.[4] En sık kullanılan probiyotikler, şeker metabolizmasının birincil metaboliti olarak laktik asit oluşturan laktobasiller ve bifidobakterilerdir. Laktobasiller ve bifidobakteri suşlarının ayrıca antioksidanlar ürettiği bildirilmiştir.[5] Metabolik antioksidan aktiviteler, serbest radikalleri nötralize ederek reaktif oksijen türlerinin (ROS) temizlenmesine, enzim inhibisyonuna ve indirgeme aktivitesine veya bağırsakta askorbat otooksidasyonunun inhibisyonu yolu ile sağlanabilir.[5] Temel olarak probiyotiklerin idiyopatik erkek infertilitesinde destekleyici tedavi olarak kullanılması fikrinin temel dayanağını gösterdikleri antioksidan özellikleri oluşturmaktadır.

Seminal mikrobiyota Mikrobiyomlar insan sağlığı, hastalık ve bazı belirsiz etiyolojilerde önemli bir rol oynamaktadır. İnsan cildi, bağırsaklar, ağız boşluğu, vajina ve üretra mikrobiyal topluluklara

67


ev sahipliği yapabilir. Rutin kültür yöntemleri ve polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) yöntemi klinik örneklerde spesifik aerobik, anaerobik veya patojenik bakterileri saptamak için klinik olarak yararlıdır.[6] Yeni nesil sekanslama teknolojisi, mikrobiyal topluluklardan büyük ölçekli mikrobiyal DNA ve RNA sekanslarını doğrudan çıkarmak için kullanılabilir ve ayrıca kültürlenemeyen mikrobiyomları sıralamak için de kullanılabilir.[7] 16S ribozomal RNA analizi, bağımsız mikrobiyomları araştırmak için en çok kullanılan yaklaşımdır. 16S rRNA geni tüm bakterilerde bulunur ve geniş aralıklı PCR primerleri ile hedeflenebilen sekans koruma bölgelerine sahiptir. Ek olarak, sekans varyasyon bölgeleri vardır ve bunlar bakterileri sınıflandırmak ve filogenetik ilişkileri çıkarmak için kullanılabilir.[8]

Escherichia coli, Enterococcus faecalis, Ureaplasma urealyticum, Neisseria gonorrhoeae, Chlamydia trachomatis, Mycoplasma hominis, Candida albicans ve Trichomonas vaginalis şeklinde sıralanabilir. Weng ve arkadaşları, seminal mikrobiyomu oluşturan mikroorganizmaların orantısal dağılımını tespit etmişlerdir (Şekil 1). Bu mikroorganizmaların çoğu, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlarla da ilişkilidir.[14,15] Bu nedenle ürogenital sistem enfeksiyonları ve ürogenital enfeksiyonlar ile infertilite arasındaki ilişkilerin etiyolojisini ve patogenezini daha iyi anlamak için seminal sıvıların bakteri türlerini anlamak önemlidir.

Sağlıklı erkeklerde ejakülasyon işlemi sırasında sperm ejakülatör kanallardan geçer ve üretra dahil olmak üzere tüm erkek üreme yolu boyunca seminal veziküller prostat ve bulboüretral bezlerden salgılanan sıvılar ile karışarak semen niteliğini kazanır.[9]

Günümüzde erkek üreme sisteminde bulunan bakteriyel topluluklar veya asemptomatik erkeklerde bakteriyosperminin önemi hakkında çok az şey bilinmektedir. Önceki çalışmalarda seminal sıvılardaki bakteriler; Peptoniphilis, Anaerococcus, Finegoldia, Peptostreptococcus spp. Staphylococcus, Streptococcus, Corynebacterium, Enterococcus, Lactobacillus, Gardnerella, Prevotella ve Escherichia coli olarak bildirilmiştir.[16,17]

Semenin, cinsel yolla bulaşan hastalıkların gelişmesine katkıda bulunacak şekilde erkek ve kadınlar arasında bakteri ve virüslerin bulaşmasına aracılık ettiği bilinmektedir.[10,11] Üreme sistemindeki patojenik mikroorganizmaların varlığı ile infertilite arasındaki ilişki yaygın bir şekilde belgelenmiştir.[12] Erkek ürogenital sisteminde bulunan çeşitli mikroorganizmalar; sperm anormallikleri, özellikle anormal motilite, yetersiz mitokondriyal fonksiyon ve DNA bütünlüğünün kaybı ile ilişkilidir.[13] Bu mikroorganizmalar;

Endojen bakterilerin semen kalitesi üzerindeki etkileri hakkında çelişkili raporlar mevcuttur ve bu bakterilerin erkek infertilitesindeki patofizyolojik rolleri henüz saptanmamıştır.[18,19] Daha önce Escherichia coli, Enterococcus faecalis ve Ureaplasma urealyticum gibi idrar yolu patojenlerinin spermatogenezi ve sperm fonksiyonunu etkileyip etkilemediğini araştırmak için çalışmalar yapılmıştır.[20,21] Bu çalışmaların sonuçları, semen örneklerinde basit bakteri varlığının sperm kalitesini

Şekil 1. Seminal mikrobiyomu oluşturan mikroorganizmaların orantısal dağılımı (14)

68

Androl Bul 2019;21:67-71


bozabileceğini düşündürmektedir.[22] Bakteriyospermi ve lökospermi; spermatogenez üzerine olan negatif etki ile sperm fonksiyon bozukluğu, genital sistem disfonksiyonu ve/veya obstrüksiyonu ile erkek fertilitesini potansiyel olarak bozabilir.[14] Sperm kalitesi ile belirli tür mikroorganizmaların ilişkili olup olmadığını belirlemek için yapılan analizler sperm kalitesi ve Anaerococcus cinsi mikroorganizmanın varlığı arasında negatif bir korelasyon olduğunu göstermiştir (p=0,0012).[23] Anaerococcus cinsinin üyeleri, insan vajinasında ve çeşitli pürülan salgılarda katı bir şekilde anaerobik ve yaygın olarak bulunan Gram-pozitif hareketsiz koklardır.[24,25] Başka bir çalışmada Anaerococcus prevoti veya Anaerococcus vaginalis’in infertilite hastalarının semen örneklerinde pozitif saptanma oranının, kontrol grubundakilere göre daha fazla olduğu gösterilmiştir.[26] Ek olarak, Anaerococcus lactolyticus, üriner sistemde tek bir izole patojen olarak da tespit edilmiştir.[27] Heteroseksüel eşler arasında üreme yollarında bakterilerin paylaşımı olabilmektedir. Son zamanlarda, aynı mikrobiyom yapısının, kültür-bağımsız yöntemlerle hem kadın vajinası hem de erkek semeninde tespit edildiği bilinmektedir. Vajinal mikrobiyom yapısı gibi seminal mikrobiyom yapısı da erkekler arasında değişen çeşitli mikroorganizmalar içermektedir. İlginç bir şekilde, seminal mikrobiyota da vajinal mikrobiyota gibi yüksek oranda anaerobik bakteri içerir. İnfertil çiftlerde cinsel ilişki ve genital sistem mikrobiyotası ile ilgili başka bir araştırmada, cinsel ilişkinin vajinal mikrobiyotada önemli değişikliklere neden olduğu bildirilmiştir.[10] Bu nedenle, bakteriyel mikroorganizmaların heteroseksüel partnerler arasında paylaşılabileceğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu paylaşım kadından erkeğe, erkekten kadına veya her iki yönde olabilecektir ve böylece mikrobiyom yapısı değişerek infektif hastalıklara uygun zemin hazırlanmış olacaktır.

Probiyotiklerin infertilite üzerine etki mekanizmaları Yüksek düzeyde kolesterol ve trigliserit düzeylerinin testiküler disfonksiyon ile ilişkili olduğu ve erkek infertilitesine neden olabilecek düzeyde kötü sperm kalitesine neden olabileceği bilinmektedir. Probiyotiklerin lipid metabolizması üzerine olan kolesterol düşürücü etkileri de dâhil olmak üzere ümit vaat eden etkileri olduğunu gösteren birçok çalışma yayınlanmıştır.[28–30] Önceki bulgular bağırsak mikrobiyotalarının yüksek yağlı diyet beslenme ve metabolik bozukluklarla ilgili komplikasyonlara olumlu katkıda bulunduğunu kuvvetle göstermektedir.[31,32] Probiyotikler, hepatik düzeyde kolesterol biyosentezini

Akgül ve ark. n İdiyopatik erkek infertilitesinde probiyotiklerin yeri

inhibe ederek kan lipid seviyesini sistemik düzeyde azaltabilmektedirler. Bu etkiyi ise distal barsak sistemindeki bakterilerin kısa zincirli yağ asitlerini fermente etmesi ve üretmesi yoluyla gerçekleştirmektedirler. Bazı bakteriler barsaktan kolesterol absorbsiyonunu direkt olarak veya safra tuzlarını dekonjuge ederek indirekt olarak sağlayabilmektedir.[33] Erkek faktörü infertilitesi olan hastalarda obezite insidansında belirgin bir artış gözlenmiştir ve obez erkek partnerlerle çiftlerin fertilite oranlarında düşme olasılığı daha yüksektir. Hiperkolesterolemi çeşitli dokularda oksijen radikallerinin üretimini uyarır ve lipit peroksit seviyelerini arttırır. Lipid peroksitler ise sperm hücresinde morfolojik değişikliğe neden olur.[34] Bununla beraber obez erkeklerde gözlenen testosteron eksikliği, toplam sperm sayısını azaltılarak semen kalitesinde azalmaya neden olabilir. Yetişkin erkeklerde aşırı kilo son yıllarda düşük semen kalitesi ile ilişkilendirilmiştir ancak bazı tutarsızlıklar halen mevcuttur.[35–38] Bununla beraber erişkin erkek obezitesinin, gebeliğe kadar olan bekleme süresini uzattığı gibi, fertilite oranlarında azalmaya da neden olabileceği bulunmuştur.[39–41] Yüksek yağlı diyetlerin oksidatif stresi ve sonuç olarak sperm hasarını tetikleyebildiği bununla beraber probiyotik desteği ile oksidatif hastalık azaltılırken sperm kalitesinin bir ölçüde arttığı gösterilmiştir.[42] Probiyotikler ayrıca insan ve hayvanlarda immün fonksiyonları stimüle ederek antioksidan defans sistemini destekler.[43] Probiyotikler ile erkek hayvanlardaki infertilite arasındaki ilişkiyi gösteren yayınlar yeterli sayıda olmasa da yüksek oranda yağlı diyetle beslenen farelere probiyotik desteği uygulandığında seksüel organ histolojik yapılarında ve semen indeks parametrelerinde anlamlı düzelmeler gözlenmiştir.[44,45] Bu olumlu etkinin indirekt olarak probiyotiklerin hipolipidemik ve antioksidan biyoaktivitelerinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Probiyotiklerin oral uygulaması ile hayvanlarda lipid peroksidasyonu ile indüklenen serbest radikallerin oluşturduğu zararlı etkilerden korunmada etkili olan antioksidatif savunmanın düzeldiği bildirilmiştir.[42,46] Semen kalitesi çalışmalarında antioksidan kullanımı yeni değildir. Hücre ve hücre zarlarına oksidatif hasar, erkek infertilitesi dahil olmak üzere birçok bozukluğun patogenezinde rol oynamaktadır, buna karşın antioksidanlar, insan ve hayvanlarda lipit peroksidasyonunu önlemede veya azaltmada önemli bir rol oynar.[46] Son yıllarda, erkeklerde sperm parametrelerinin iyileştirilmesinde ve eşlerinde fertilizasyon veya gebelik oranlarında antioksidanlar ile tedavinin olası yararlarını ortaya koymak için klinik

69


çalışmalar yapılmıştır.[47] Valcarce ve ark. ise astenozoospermisi olan dokuz erkekte yaptıkları klinik çalışmada, oral Lactobacillus rhamnosus CECT8361 ve Bacteriodes longum CECT7347 uygulanan hastalarda tedavi öncesinde, tedavi sırasında ve tedavi sonrasındaki sperm kaliteleri ve motiliteleri değerlendirilmiştir. Tedavi sonrasında sperm motilitesinin tedavi öncesine göre 6 kat, DNA fragmantasyonunun 1,2 kat düzeldiği ve hücre içi H2O2 seviyelerinin 3,5 kat azaldığı belirtilerek antioksidan etkinliğe vurgu yapılmıştır.[23] Maretti ve Cavallini ise yaptıkları bir çalışmada idiyopatik oligoasthenoteratospermi tanısı konmuş hastalarda Lactobacillus paracasei B21060 ve prebiyotik kombinasyonunun etkinliğini araştırmışlardır. Çalışma sonunda probiyotik kombinasyonunun idiyopatik oligoasthenoteratospermi tanılı erkeklerde ejakulat hacmini, sperm konsantrasyonunu, motilitesini, spermatozoa sayısını ve tipik formlarının oranını arttırmada etkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca serum FSH, LH ve Testosteron düzeylerinde de artış gözlenmiştir. Araştırmacılar, spontan gebelik oluşumunda bu tip basit uygulanabilen ve ucuz bir tedavinin DNA fragmantasyonlarında ve yardımcı üreme tekniklerinin faydalarını arttırmada etkili olabileceği sonucuna varmışlardır.[48]

SONUÇ Erkek infertilitesinin potansiyel nedenlerini araştırmak için yapılan çalışmalarda insan sperm örneklerinde yüksek sayıda mikroorganizma bulunduğu gösterilmiştir. Bu mikroorganizmalar farklı erkeklerde değişik profiller gösterebilmektedir. İnfertil erkekler ile fertil erkeklerin seminal mikrobiyomları arasında semen mikroorganizma profili açısından belirgin farklılıklar gözlenmese de Anaerococcus gibi bazı mikroorganizmaların infertil erkeklerin sperminde daha yaygın olduğunu tespit edilmiştir. Ancak bu tespitlerin erkek infertilitesi ile nedensel bir bağlantısı olup olmadığını belirlemek için daha fazla araştırmanın yapılması gerekmektedir. Semende bulunan çeşitli mikroorganizmaların vajinal mikrobiyom yapısında da tespit edilmesi mikrobiyotal yapının heteroseksüel partnerlerde paylaşımı düşüncesini desteklemektedir. Bazı bakteri popülasyonlarının paylaşımının ise erkeklerde infertilite riskini etkileyebileceği düşünülebilir. Probiyotikler, seminal mikrobiyom üzerine olan düzenleyici etkileri, antioksidan ve antihiperlipidemik etkileri sayesinde özellikle erkek idiyopatik infertilitesinde umut vaat eden destekleyici tedavi ajanları arasında düşünülebilir. Bu görüşün daha kuvvetli ifade edilebilmesi için olukça pahalı olmasına rağmen daha fazla sayıda deneysel ve klinik prospektif çalışmalar gereklidir.

70

Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR

1. Ljiljak D, Milaković TT, Severinski NS, Kuna K, Badovinac AR. Sperm Cell in ART. In: Wu B, editor. Advances in Embryo Transfer. Croatia: InTech; 2012. pp.65–72. 2. Hull MG, Glazener CM, Kelly NJ, Conway DI, Foster PA, Hinton RA, et al. Population study of causes, treatment, and outcome of infertility. Br Med J 1985;291:1693–7. [CrossRef ]

3. World Health Organization (WHO), 2010. WHO laboratory manual for the examination and processing of human semen 5th ed. WHO, Rome, Italy. Available at: http://tinyurl.com/glmdpbr 4. Food and Agriculture Organization of the United Nations/ World Health Organization (FAO/WHO), 2002. Guidelines for the evaluation of probiotics in food. Report of a Joint FAO/ WHO working group on drafting guidelines for the evaluation of probiotics in food. Available at: https://www.who.int/foodsafety/ fs_management/en/probiotic_guidelines.pdf 5. Amaretti A, Di Nunzio M, Pompei A, Raimondi S, Rossi M, Bordoni A. Antioxidant properties of potentially probiotic bacteria: in vitro and in vivo activities. Appl Microbiol Biotechnol 2013;97:809–17. [CrossRef ] 6. Jordan JA, Durso MB. Real-time polymerase chain reaction for detecting bacterial DNA directly from blood of neonates being evaluated for sepsis. J Mol Diagn 2005;7:575–81. [CrossRef ]

7. Goldenberger D, Kunzli A, Vogt P, Zbinden R, Altwegg M. Molecular diagnosis of bacterial endocarditis by broad-range PCR amplification and direct sequencing. J Clin Microbiol 1997;35:2733–9. 8. Huwe P, Diemer T, Ludwig M, Liu J, Schiefer HG, Weidner W. Influence of different uropathogenic microorganisms on human sperm motility parameters in an in vitro experiment. Andrologia 1998;30:55–9. [CrossRef ] 9. Hou D, Zhou X, Zhong X, Settles M, Herring J, Wang L, et al. Microbiota of the seminal fluid from healthy and infertile men. Fertil Steril 2013;100:1261–9. [CrossRef ]

10. Gallo MF, Warner L, King CC, Sobel JD, Klein RS, Cu-Uvin S, et al. Association between Semen Exposure and Incident Bacterial Vaginosis. Infect Dis Obstet Gynecol 2011;2011:842652. [CrossRef]

11. Swidsinski A, Dorffel Y, Loening-Baucke V, Mendling W, Verstraelen H, Dieterle S, Schilling J. Desquamated epithelial cells covered with a polymicrobial biofilm typical for bacterial vaginosis are present in randomly selected cryopreserved donor semen. FEMS Immunol Med Microbiol 2010;59:399–404. [CrossRef ]

12. Gdoura R, Kchaou W, Ammar-Keskes L, Chakroun N, Sellemi A, Znazen A, et al. Assessment of Chlamydia trachomatis, Ureaplasma urealyticum, Ureaplasma parvum, Mycoplasma hominis, and Mycoplasma genitalium in semen and first void urine specimens of asymptomatic male partners of infertile couples. J Androl 2008;29:198–206. [CrossRef ]

Androl Bul 2019;21:67-71


13. La Vignera S, Vicari E, Condorelli RA, D’Agata R, Calogero AE. Male accessory gland infection and sperm parameters (review). Int J Androl 2011;34:330–47. [CrossRef ] 14. Weng S-L, Chiu C-M, Lin F-M, Huang W-C, Liang C, Yang T, et al. Bacterial Communities in Semen from Men of Infertile Couples: Metagenomic Sequencing Reveals Relationships of Seminal Microbiota to Semen Quality. PLoS ONE 2014;9:e110152. [CrossRef ] 15. Nelson DE, Van Der Pol B, Dong Q, Revanna KV, Fan B, Easwaran S, et al. Characteristic male urine microbiomes associate with asymptomatic sexually transmitted infection. Plos One 2010;5:e14116. [CrossRef ] 16. Rodin DM, Larone D, Goldstein M. Relationship between semen cultures, leukospermia, and semen analysis in men undergoing fertility evaluation. Fertil Steril 2003;79:1555–8. [CrossRef ] 17. Virecoulon F, Wallet F, Fruchart-Flamenbaum A, Rigot JM, Peers MC, Mitchell V, Courcol RJ. Bacterial flora of the low male genital tract in patients consulting for infertility. Andrologia 2005;37:160–5. [CrossRef ] 18. Kiessling AA, Desmarais BM, Yin HZ, Loverde J, Eyre RC. Detection and identification of bacterial DNA in semen. Fertil Steril 2008;90:1744–56. [CrossRef ] 19. Sanocka-Maciejewska D, Ciupinska M, Kurpisz M. Bacterial infection and semen quality. J Reprod Immunol 2005;67:51–6. [CrossRef ] 20. De Francesco MA, Negrini R, Ravizzola G, Galli P, Manca N. Bacterial species present in the lower male genital tract: a fiveyear retrospective study. Eur J Contracept Reprod Health Care 2011;16:47–53. [CrossRef ] 21. Imirzalioglu C, Hain T, Chakraborty T, Domann E. Hidden pathogens uncovered: metagenomic analysis of urinary tract infections. Andrologia 2008;40:66–71. [CrossRef ] 22. Moretti E, Capitani S, Figura N, Pammolli A, Federico MG, Giannerini V, Collodel G. The presence of bacteria species in semen and sperm quality. J Assist Reprod Genet 2009;26:47–56. [CrossRef ] 23. Valcarce DG, Genovés S, Riesco MF, Martorell P, Herráez M, Ramón D, Robles V. Probiotic administration improves sperm quality in asthenozoospermic human donors. Benef Microbes 2017;8:193– 206. [CrossRef ] 24. Price LB, Liu CM, Johnson KE, Aziz M, Lau MK, Bowers J, et al. The Effects of Circumcision on the Penis Microbiome. Plos ONE 2010;5:e8422. [CrossRef ] 25. Ezaki T, Kawamura Y, Li N, Li ZY, Zhao L, Shu S. Proposal of the genera Anaerococcus gen. nov., Peptoniphilus gen. nov. and Gallicola gen. nov. for members of the genus Peptostreptococcus. Int J Syst Evol Microbiol 2001;51:1521–8. [CrossRef ] 26. Kiessling AA, Desmarais BM, Yin HZ, Loverde J, Eyre RC. Detection and identification of bacterial DNA in semen. Fertil Steril 2008;90:1744–56. [CrossRef ] 27. Domann E, Hong G, Imirzalioglu C, Turschner S, Kuhle J, Watzel C, et al. Culture-independent identification of pathogenic bacteria and polymicrobial infections in the genitourinary tract of renal transplant recipients. J Clin Microbiol 2003;41:5500– 10. [CrossRef ] 28. Böhmer BM, Kramer W, Roth-Maier DA. Dietary probiotic supplementation and resulting effects on performance, health status, and microbial characteristics of primiparous sows. J Anim Physiol Anim Nutr 2006;90:309–15. [CrossRef ] 29. Homma H, Shinohara T. Effects of probiotic Bacillus cereus toyoi on abdominal fat accumulation in the Japanese quail (Coturnix japonica). Anim Sci J 2004;75:37–41. [CrossRef ] 30. Fabian E, Elmadfa I. Influence of daily consumption of probiotic and conventional yoghurt on the plasma lipid profile in young healthy women. Ann Nutr Metab 2006;50:387–93. [CrossRef ]

Akgül ve ark. n İdiyopatik erkek infertilitesinde probiyotiklerin yeri

31. Shalaby MA, El Zorba HY, Kamel GM. Effect of α-tocopherol and simvastatin on male fertility in hypercholesterolemic rats. Pharmacol Res 2003;50:137–42. [CrossRef ]

32. Bashandy AES. Effect of fixed oil of Nigella sativa on male fertility in normal and hyperlipidemic rats. Int J Pharmacol 2007;3:27–33. [CrossRef ]

33. Brady LJ, Gallaher DD, Busta FF. The role of probiotic cultures in the prevention of colon cancer. J Nutr 2000;130:410S–4S. [CrossRef ] 34. De La Cruz JP, Quintero L, Villalobos MA, Sánchez de la Cuesta F. Lipid peroxidation and glutathione system in hyperlipidemic rabbits: influence of olive oil administration. Biochem Biophys Acta 2000;1485:36–44. [CrossRef ] 35. Hammoud AO, Wilde N, Gibson M, Parks A, Carrell DT, Meikle AW. Male obesity and alteration in sperm parameters. Fertil Steril 2008;90:2222–5. [CrossRef ]

36. Aggerholm AS, Thulstrup AM, Toft G, Ramlau-Hansen CH, Bonde JP. Is overweight a risk factor for reduced semen quality and altered serum sex hormone profile? Fertil Steril 2008;90:619–26. [CrossRef ] 37. Qin D-D, Yuan W, Zhou W-J, Cui Y-Q, Wu J-Q, Gao E-S. Do reproductive hormones explain the association between body mass index and semen quality? Asian J Androl 2007;9:827–34. [CrossRef ] 38. Pauli EM, Legro RS, Demers LM, Kunselman AR, Dodson WC, Lee PA. Diminished paternity and gonadal function with increasing obesity in men. Fertil Steril 2008;90:346–51. [CrossRef ]

39. SallmeÂn M, Sandler DP, Hoppin JA, Blair A, Baird DD. Reduced fertility among overweight and obese men. Epidemiology 2006;17:520–3. [CrossRef ] 40. Ramlau-Hansen CH, Thulstrup AM, Nohr EA, Bonde JP, Sørensen TIA, Olsen J. Subfecundity in overweight and obese couples. Hum Reprod 2007;22:1634–7. [CrossRef ]

41. Nguyen RHN, Wilcox AJ, Skjaerven R, Baird DD. Men’s body mass index and infertility. Hum Reprod 2007;22:2488–93. [CrossRef ] 42. Chen XL, Gong LZ, Xu JX. Antioxidative activity and protective effect of probiotics against high-fat diet induced sperm damage in rats. Animal 2013;7:287–92. [CrossRef ]

43. Wang AN, Yi XW, Yu HF, Dong B, Qiao SY. Free radical scavenging activity of Lactobacillus fermentum in vitro and its antioxidative effect on growing-finishing pigs. J Appl Microbiol 2009;107:1140–8. [CrossRef ]

44. Niyazi N, Lauzon CR, Shelly TE. Effect of probiotic adult diets on fitness components of sterile male Mediterranean fruit flies (Diptera: Tephritidae) under laboratory and field cage conditions. J Econ Entomol 2004;97:1570–780. [CrossRef ]

45. Gioacchini G, Maradonna F, Lombardo F, Bizzaro D, Olivotto I, Carnevali O. Increase of fecundity by probiotic administration in zebrafish (Danio rerio). Reproduction 2010;140:953–9. [CrossRef ] 46. Ibrahim HAM, Zhu Y, Wu C, Lu C, Ezekwe MO, Liao SF. Haung K. Selenium-Enriched Probiotics Improves Murine Male Fertility Compromised by High Fat Diet. Biol Trace Elem Res 2012;147:251–60. [CrossRef ] 47. Ross C, Morriss A, Khairy M, Khalaf Y, Braude P, Coomarasamy A, El-Toukhy T. A systematic review of the effect of oral antioxidants on male infertility. Reprod Biomed Online 2010;20:711–23. [CrossRef ]

48. Maretti C, Cavallini G. The association of a probiotic with a prebiotic (Flortec, Bracco) to improve the quality/quantity of spermatozoa in infertile patients with idiopathic oligoasthenoteratospermia: a pilot study. Andrology 2017;5:439–44. [CrossRef ]

71


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2019;21:72−78 https://doi.org/10.24898/tandro.2019.87360

Kadın Cinsel Sağlığı

Farklı kültürlerde jinekolojik ve meme kanserli kadın hastaların seksüaliteye bakış açıları ve yaşadıkları sorunlar Sexual aspects of female patients with gynecological and breast cancer in different cultures and their problems Dilek Aygin , Aysel Gül ÖZ

ABSTRACT

Kanser, tüm dünyada ve ülkemizde giderek artan, biyolojik, psikolojik ve sosyal açıdan çok yönlü olarak bireyi etkileyen ve yaşam kalitesini bozan bir halk sağlığı sorunudur. Dolayısıyla yaşam kalitesinin önemli bir göstergesi olan cinsellik de olumsuz yönde etkilenmektedir. Sosyal çevreye, dine, kültüre, kişisel deneyimlere bağlı olan subjektif ve kompleks bir fenomen olan cinsellik kültürden ayrı düşünülemez. Toplum içinde kadının ne kadar önemli rollerinin olduğu bilinmektedir. Kanser olan kadın sadece kanser ve tedavilerine bağlı olarak olumsuz yönde etkilenmemekte, sosyo-kültürel açıdan da zorluklar yaşamaktadır. Buradan yola çıkarak, bu derleme makalede, farklı kültürlerin kansere yönelik algı, bilgi, tutum ve davranışları ile tanı, tedavi sürecinde yaklaşımlarının nasıl olduğu ve bireylerin psiko-sosyal durumları üzerinde ne gibi değişikliklere yol açtığı literatür ışığında incelendi. Anahtar Kelimeler: bakış açısı, cinsellik, kadın, kanser, kültür

Cancer is a public health problem that affects the individual as versatile in terms of biologically, psychologically and socially, and break downs the quality of life, increasingly on the world and in our country. Therefore, sexuality, which is an important indicator of quality of life, is also affected negatively. Sexuality, a subjective and complex phenomenon that depends on social environment, religious, cultural, personal experiences, can not be considered apart from culture. It is known how important roles women have in society. Women with cancer are not only affected by the negative aspects due to cancer and their treatment, but also have difficulties in socio-cultural terms. Starting from this point, this review article examines the perception, knowledge, attitudes and behaviors of different cultures related to cancer, their diagnosis, their approaches to the treatment process and the changes in the psychosocial status of individuals. Keywords: perspective, sexuality, woman, cancer, culture

GİRİŞ İnsan sosyolojik, psikolojik, kültürel ve fizyolojik yönleriyle, birçok alt sistem ve yapıdan oluşan bütünleşik ve kompleks bir varlık olup değişen ve gelişen zaman içerisinde çevresel etkileşim dinamizmi altında, her geçen gün farklılaşmakta ve sahip olduğu bu biyo-psiko-sosyal yapısının devamlılığını sağlamaktadır.[1] Bu yaşam döngüsü içerisinde bireyin sosyokültürel olarak sağlık kavramına bakış açısı değişmekte ve kaliteli yaşam kavramı öne çıkmaktadır. Dolayısıyla kaliteli yaşamı olumsuz yönde etkileyen, beklenilen ömrü kısaltan kanser önemli bir halk sağlığı sorunu

Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı, Sakarya Yazışma Adresi / Correspondence: Doç. Dr. Dilek Aygin Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Esentepe Kampüsü 54050 Sakarya, Türkiye Tel. +90 264 295 66 11 E-mail: daygin@sakarya.edu.tr Geliş / Received: 13.09.2018 Kabul / Accepted: 29.10.2018

72

olarak görülmektedir.[2,3] Küresel kanser yükü yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte dünya nüfusunun yaşlanması ve büyümesiyle her geçen gün artmaya devam etmektedir.[4] Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) her dört kişiden birinin ölümünden sorumlu tutulan kanserin, yakın gelecekte kalp hastalığından daha da fazla görüleceği[2] ve 2018 yılı içerisinde 1,7 milyon kişinin kanser tanısı alacağı öngörülmektedir.[5] Dünya çapındaki altı ölümden yaklaşık birinin kansere bağlı olduğu ve bu ölümlerin %70’inin ise düşük ve orta gelirli ülkelerde meydana geldiği görülmektedir.[6] ABD’de 2005–2014 yılları arasındaki kanser insidanslarına göre, kadınlarda yeni kanser olgularının sayısında anlamlı bir değişiklik olmadığı, erkeklerde ise kanser insidanslarının yaklaşık olarak yıllık %2 gerilediği görülmüştür. 2006– 2015 yılları arasındaki kanserden ölüm hızlarında ise hem kadınlarda hem de erkeklerde %1,5’luk bir düşüş yaşandığı bildirilmiştir.[7] Avrupa’da da mortalite ve morbiditenin en önemli ikincil nedeni olarak kanser karşımıza çıkmakta ve her yıl yaklaşık 3,7 milyon yeni vakaya kanser tanısı konulmaktadır.[8]

©2018 Androloji Bülteni


Asya’da 2008 yılında 6,1 milyon kanser vakası varken, bu sayısının 2030 yılında 10,7 milyona yükseleceği; kanser nedenli ölümlerde ise 2008 yılında 4,1 milyon olan rakamın 2030’da 7,5 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir.[9] Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kanser nedeniyle morbidite ve mortalite oranlarının yüksek olduğu[10–12] Türkiye İstatistik Kurumu 2016 yılı sonuçlarına göre her yıl yaklaşık olarak 174,000 kişiye yeni kanser tanısı konduğu bunların 80,577’sinin ise hayatını kaybettiği görülmektedir.[12,13] Yüksek mortalite oranlarına sahip olmasıyla birlikte oldukça yaygın kronik bir hastalık olan kanser nedenli ölümler, erken tanı olanakları, gelişen radyoterapi, sistemik terapiler ve cerrahi teknikleri sayesinde azalmaktadır.[14,15] Ancak tanı, tedavi süreci ve sonrasında bireyin sağlığı fizyolojik, psiko-sosyal ve kültürel olarak olumsuz yönde etkilenmekte ve yaşam kalitesi bozulmaktadır.[3,16,17] Yaşam kalitesi ve genel sağlığın temel bileşenlerinden, kişilerin fiziksel ve ruhsal gereksinimlerinden biri olan cinsellik de bu süreçteki fonksiyonel olmayan değişikliklerden payını almakta ve kötü etkilenmektedir. Sonuçta %40 ile %100 arasında değişen oranlarda cinsel işlev bozuklukları meydana gelmektedir.[18,19] Tanı ve tedavi sürecinde kadınlarda vajinal kuruluğun artması, disparoni, cinsel istek, arzu ve uyarılmanın azalması, zorlu orgazm gibi semptomlar görülebilmektedir.[20–23] Seksüel sağlık, sadece hastalığın, işlev bozukluğunun ya da zayıflığın bulunmaması değil; cinselliğe ilişkin fiziksel, emosyonel, zihinsel ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olduğundan; olumlu ve saygılı bir yaklaşımı; ayrımcılık, şiddet ve zorlamadan arındırılmış, zevkli ve güvenli bir cinsel ilişkiyi de beraberinde getirmektedir.[24] Herhangi bir sağlık problemi olmayan bireyler arasında dahi cinsel işlev bozukluklarının kadınların %43’ünü, erkeklerin ise %31 kadar büyük bir kısmını etkilediği[25] kanserli kadınlarda da cinsel disfonksiyon insidansının %30 ile %100 arasında değiştiği[26–29] düşünüldüğünde seksüalite; bireysel özelliklere, hastalık ya da farklı nedenlere, sosyokültürel değişimlere bağlı olarak birçok açıdan etkilendiği için bireyin bu konuda beklentilerini karşılayacak düzeyde dengeyi sağlayabilmesi ve sürdürebilmesi oldukça zordur.[30] Cinsellik, evrensel bir kavram olmasına rağmen, sosyal anlamda normlara, kültüre, dine ve kişisel tecrübelere dayanan subjektif ve son derece karmaşık bir fenomen olduğundan, cinsel etkileşimler ve cinselliğin ifadesinin kültürel bağlamdan ayrı düşünülmesi söz konusu değildir. Sosyal ve kültürel yapı; cinsellik, cinsiyet rolü beklentileri, cinsel davranışlar, cinsel normlar, bu yönde inanç ve tutumların geliştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Dolayısıyla

cinsel deneyim, toplum ve kültürden etkilenebileceği için, sosyokültürel değişiklikler de bireylerin kişisel, kişilerarası ve sosyal bağlamda yaşadığı deneyimleri etkileyecektir.[31] Cinsel davranış, cinsel organın fiziki olarak uyarılması ya da bu uyarının zihinsel temsilleriyle harekete geçirilmesiyle ortaya çıkan olumlu etkilenme hali olan cinsel ödüle götüren herhangi bir eylemdir ve cinsel ödülün eksikliği ya da yokluğu cinsel hayal kırıklığına yol açmaktadır. İnsan cinsel davranışlarının toplumsal değerler aracılığıyla biyolojik unsurlara göre daha çok belirlendiği gerçeğini ortaya koyan cinsel hayal kırıklığı hipotezinin, sosyal öğrenme olgusu etrafında şekillendiği anlaşılmaktadır ve cinselliğe sosyal bir perspektif eklenmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.[32] Dolayısıyla sosyokültürel faktörlerin cinsellik üzerindeki etkisi, yalnızca hastalık süreci ve sonrası dönemde ortaya çıkan semptom ve bulgularla ilişkili değildir.[33] Kanada’da yaşayan Asyalı kadınlarda, cinsel özgürlük ve cinsel işlevler üzerinde kültürleşmenin rolünü araştıran bir çalışmada; Avrupalı-Kanadalı kadınların Asya kökenli kadınlara göre, cinsel bilgi ve tecrübelerinin, cinsel istek, uyarılma ve zevklerinin daha yüksek düzeyde olduğu; cinsel yöndeki tutumlarının ise daha liberal bir görüntü çizdiği sonuçlarına ulaşılmıştır. Cinsel aktivite kaynaklı beklenen kaygı düzeyleri, Asya kökenli kadınlarda anlamlı derecede yüksek bulunurken; gruplar arasında ilişki doyumu ve cinsel işlev sorunları noktasında ise anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir.[33] Farklı kültürel geçmişten gelen meme kanseri tanısı alan Kanadalı ve Avustralyalı kadınlarla yapılan bir literatür taramasında, duygusal boyutuyla küçük çocuk sahibi kadınların daha fazla stres, duygusal travmaya uğradıkları, aile ilişkilerinde gerginlik olduğu ve kötüye gittiği, hastalık sürecine uyumun daha kötü olduğu görülmüştür. Birçok kadın çocuklarının geleceği, refahı ve hastalıkla ilgili onlara dürüst olma noktasında endişe yaşadıklarını ifade etmiştir.[34] Yaşa bağlı meydana gelen fiziksel değişiklikler, mutlak düzeyde cinsel işlevselliğin bozulmasına neden olmadığı gibi, ilerleyen yaşla birlikte, cinsel aktivitenin sürdürülmesi, iyi fiziksel ve mental sağlık, cinselliğe karşı olumlu tutum ve sağlıklı bir cinsel partnerin varlığı seksüel hayatın olumlu yönde değişimini sağlayan önemli unsurlardır.[35] Yapılan araştırmalar kadınların ve erkeklerin yetmişli/seksenli yaşlarda da cinsel olarak aktif kaldıklarını ortaya koymaktadır ve bu süreçte özellikle kadınların menopoz dahil olmak üzere organik, işlevsel ve sosyodemografik değişkenlerden etkilenen, oldukça hassas bir popülasyonu temsil ettiği belirtilmektedir.[35–37] Sadece kanser ve tedavilere bağlı olumsuz etkilerden söz edilemez. Bu hassas popülasyonun cinselliği farklı sosyokültürel yapılar içerisindeki

Aygin ve Gül n Farklı kültürlerde jinekolojik ve meme kanserli kadın hastaların seksüaliteye bakış açıları ve yaşadıkları sorunlar

73


değişimlerden de çok yönlü olarak etkilenmektedir.[38–40] Aile üyeleri, kanserli hastalar için sosyal ve duygusal desteğin ana kaynağıdır ve hastalıkla baş etmede en önemli yapıdır.[4] Meme kanseri tanısı sonrası çiftlerin hastalık ve sonrasındaki süreçle nasıl baş edeceklerini, bunu etkileyen kültürel faktörleri analiz eden araştırmacılar, dört kültür faktörünü ortaya koymuşlardır. Bunlar; aile sınırları, toplumsal cinsiyet rolleri, kişisel kontrol ve karşılıklı bağımlılıktır. Amerikalı çiftler cinsel yaşam, sosyal hayat, iletişim ve yakınlık, çiftler arası bağımlılık gibi unsurları en stresli durumlar olarak bildirirken; Çinli çiftler tedaviye karar verme ve destek noktasında yoğun stres yaşadıklarını belirtmişlerdir.[41] Sosyokültürel faktörlerin kanser kontrolüne olası katkısını belirlemek amacıyla yapılan bir çalışmada Asyalı Amerikalıların düşük tarama oranlarına sahip olduğu; kullanılabilirlik, erişilebilirlik, kabul edilebilirlik, hesap verebilirlik, kullanım için risk/fayda hesaplamaları, yeterli sigortanın olmaması, yapılan taramaların avantajları veya nereden hizmet alınacağına dair bilgi eksikliklerinin söz konusu olması gibi nedenlerin önemli bir engel teşkil ettiği, kültürel düzeyde sağlık kavramı, beden imgesi, kanserin anlamı ve hastalıktan kaynaklanan sorunlara ilişkin kavramlarda da değişkenliklerin baş gösterdiği görülmektedir. [42] Yapılan bir diğer çalışmada da Çinli Amerikalı kadınların meme kanserine ne anlam yükledikleri incelenmiş ve kültürel farklılıkların kadınları erken teşhis ve tedavide önemli derecede kısıtlayan predispozan bir faktör olduğu tespit edilmiştir.[43] Japon-Amerikalılar ile Anglo-Amerikalılar arasında kanserle başa çıkma ve tedavi sürecine uyumu karşılaştıran bir araştırmada ise, her iki grubun da hastalık deneyimiyle olumlu yönde başa çıkmasına rağmen; gösterdikleri refleksif cevapların birbirinden farklı olduğu anlaşılmıştır. Japon-Amerikalılar kanser tedavi sürecini dayanıklılık olgusuna temellendirmiş; bu süreci sessizce ya da aile veya arkadaş üyeleriyle minimal düzeyde tartışarak geçirmeyi seçmişlerdir. Buna karşılık Anglo-Amerikalıların tavırlarında kendine güven, sosyal destek ihtiyacını dile getirme ve sözel güç sağlama stratejileri söz konusu olmuş ve sosyal destek ağlarının daha büyük olduğu görülmüştür. [44] Bir başka çalışmada, Çin-Amerikan, Japon-Amerikan ve Avrupa-Amerikan kadınlarının tepkileri karşılaştırılmış olup, meme kanseri teşhisi sonrası Çinli Amerikalı kadınların Japon veya Avrupa-Amerikalı kadınlara göre daha ileri evrede hastaneye başvurdukları saptanmıştır.[42] Kanserin erken tespit edilmesi klinik sonuçları ve sağ kalımı geliştirmesine rağmen; taramaların düzenli olarak yapılması noktasında birtakım engellerle karşılaşılmaktadır.[45] Bu engeller içerisinde yer alan sosyal ve kültürel

74

faktörlerin, Arap İsrail kadınının meme kanserinin erken tespiti için gerekli olan taramalara katılması üzerindeki etkisini değerlendiren bir çalışmada, odak gruplar oluşturularak görüşmeler gerçekleştirilmiş ve başlıca konular belirlenmiştir. Bunlar; kadının anne ve eş rolü, hastalığın üstesinden gelebilme, dini açıdan anlamlandırılması, Arap toplumundaki gizlilik algısı ve bu gizliliğe bağlı yaşanan sorunlardır. Kadınlar mastektomiden korktuklarını, bu ameliyatın kadınlık imajını ortadan kaldırdığını, eşlerinin başka kişilerle ilişki yaşamayı kendilerine hak görerek bunu meşrulaştırdığını, meme kanseri tanısının eş ve anne olarak işlevsiz bir süreci temsil ettiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca kadınların toplumda önemsenmesi için güçlü olması gerektiğini, hastalık durumunun bir zayıflığı, çöküşü temsil ettiğini, böylesi bir tanı konulmasındansa intihar etmenin daha tercih edilebilecek bir yol olduğunu belirtmişlerdir. Dolayısıyla kadınların olası bir hastalık ihtimalinden kaçmak için mamografiyi erteledikleri, acı ve ağrı hissetmedikleri sürece tetkik yaptırmayı reddettikleri de ifade edilmiştir. Arap toplumunda kadınların kendilerini öteleme tutumlarının hastalık sürecine erteleme davranışı olarak yansıdığı ve bu süreçte toplum tarafından dışlanma korkusu (stigmaya maruz kalma) yaşadıkları belirlenmiştir. Dini boyutta bakıldığında birbirine zıt iki algının toplumda var olduğu; bir grubun bunu kabullenilmesi gereken bir kader olarak; diğer grubun ise her türlü çaba ve uğraş verilmesini, tanı, tetkik ve tedavi süreçlerine koşulsuz uyulmasını gerektiren bir durum olarak algıladıkları görülmüştür.[46] Kanser tanısıyla birlikte ortaya çıkan pek çok semptom ve belirti ile başa çıkmada bireysel niteliklerin yanı sıra sosyokültürel özelliklerin de etkili olduğu bir gerçektir. İranlı meme kanseri tanısı almış olan 82 kadınla yapılan bir çalışmada, kadınların kanser tanısı aldıktan sonra yaklaşık üçte birinde vajinal lubrikasyon ve fizyolojik heyecanda azalma, %72’sinde orgazm düzeyinde gerileme olduğu, cinsel doyumun orgazmdan bağımsız olarak daha genç ve evli kadınlarda yüksek olduğu görülmüştür. Hastalık öncesiyle karşılaştırıldığında yaş, medeni durum, eğitim ve istihdam düzeyi, beden algısı ve kocanın algılanan tutumu gibi faktörlerin cinsel tatminle yakından ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.[47] Kadınları servikal kansere karşı savunmasız bırakan sosyoekonomik ve kültürel faktörleri, tanı ve tedavi süreçlerinde karşılaştıkları güçlükleri değerlendirmeyi amaçlayan bir çalışmada, Etiyopyalı kadınları kanser tanısına karşı savunmasız bırakan unsurlar olarak; yoksulluk, erken yaşta evlilik, fazla sayıda doğum ve çokeşlilik gibi sosyokültürel uygulamaların olması gösterilmiştir. Tanı ve tedavi süreçlerinde geç kalınması, hastalığın tekrarlama korkusu, tedaviye bağlı dışkı ve idrar kaçırma gibi yan etkilerin gelişmesi

Androl Bul 2019;21:72-78


ve bunun sosyal sonuçları da majör engeller olarak kadınlar tarafından ifade edilmiştir. Ayrıca tedavi ve konaklama ile ilgili yatak maliyetleri de ana ekonomik zorluklar olarak belirlenmiş ve temelde toplum algısının tıbbi tedaviye başlamadan önce geleneksel yöntemleri deneme yönünde olduğu saptanmıştır.[48] Serviks kanseri tanılı Çinli-Avustralyalı kadınların kansere yönelik bilgi ve inançları incelendiğinde; bu kadınların sigara, alkol ve kontraseptif kullanımının kanser gelişiminde rol oynadığını ifade etmelerine karşın, kanser nedenleri, Pap smear testi, ne için yapıldığı ve gerekliliği hakkında bilgi eksikliklerinin olduğu, genel olarak kaderci bir tavır sergiledikleri, böyle bir durumda yapılacak hiçbir şeyin olmadığı gibi yaygın bir kanıya sahip oldukları tespit edilmiştir. Herhangi bir bulgu olmaksızın Pap smear testinin lüzumsuz olduğunu, servikal kanserin gelişigüzel birliktelikler yaşama sonucunda geliştiği inancının yaygın olduğu anlaşılmıştır. Doktor tavsiyesinin, taramayı yürüten doktorun kadın olmasının, doktorla ortak dil kullanımının kişileri tarama yaptırmaya iten kolaylaştırıcı faktörler olduğu; utanç, ağrı yaşama ve ulaşım problemlerinin ise engeller arasında görüldüğü saptanmıştır.[49] Kadınlar kanser cerrahisinden sonra hastalığı ve tedavileriyle ilgili olarak birçok ciddi cinsel sorunla karşılaşmaktadır.[50,51] Meme kanseri cerrahisi sonrası Koreli kadınlarda görülen cinsel işlev değişiklikleri ve hangi faktör/faktörlerin etkili olduğunun belirlenmesi amacıyla yürütülen çalışmada, cinsel açıdan aktif kadınların tedavi öncesi seviyelere kıyasla, cerrahi sonrası 3., 6. ve 12. aylarda cinsel ilgi ve cinsel aktivitede hafif veya ciddi sorun yaşadıklarıyla ilgili bildirimde bulunan kadın sayısının giderek arttığı belirlenmiştir. Erken dönem ortaya çıkan cinsel sorunlar kemoterapi ile ilişkili bulunmuş, cerrahi prosedürün ise cinsel sorunlar üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Post-menopozal kadınlarda ise, cerrahiden üç ay sonra; cinsel ilgide (hafif-şiddetli) yüksek oranda azalma olduğu, yorgunluk yaşandığı ve cinsel döngünün tüm alanlarında sorunların ortaya çıktığı belirlenmiştir. Ayrıca cerrahiden altı ay sonra özellikle kötü beden imajına sahip olanlarda; cinsel ilgide azalma, cinsel aktivitede ve tatminde sorunlar yaşandığı belirtilmiştir.[52] Jinekolojik kanser sonrasında cinsel işlev bozuklukları ortaya çıkmakta, tedaviden yıllar sonra bile sağ kalanların çoğunu olumsuz olarak etkilemektedir.[53] Bu nedenle kişilerin cinsel işlev bozukluklarının erken evrede belirlenmesi ve müdahalelerinin yapılması önemlidir. Çinli kadınlar arasında jinekolojik kanser sonrasında yaşanan cinsel işlev bozukluğunun önemli bir endişe kaynağı olduğu ve bu kadınlarda %70,5 gibi yüksek bir oranda cinsel disfonksiyon görüldüğü belirtilmiştir. Cinsel sorunların yüksek oranda olması ise tedavi edilme potansiyelinin zayıf olması,

tekrarlayacağı korkusu, cinsel ilgi eksikliği, ağrı, cinsel aktivite sıklığında azalma ve yorgunluk gibi durumlarla ilişkilendirilmiştir.[54] Başka bir araştırmada Norveçli jinekolojik kanser tedavisi gören kadınların cinsel açıdan aktif olanların %54’ünün cinsel açıdan tatmin olmadığı, yaklaşık yarısının vajinal kuruluk yaşadığı ve %41’inin penetrasyon sırasında ağrı ve rahatsızlık duyduğu belirlenmiştir.[55] Birçok kanser hastası tedaviler ve sonrasındaki sürece adapte olsa da psiko-sosyal ve kültürel anlamda güçlük çekmektedir.[56] Güney Asya kadınlarında damgalanma, kadın sağlığı kolektivizmi ve din/maneviyat gibi birkaç tema belirgin olarak öne çıkmıştır. Bu kadınlarda kanser bir tabu olarak görüldüğünden tartışılmamakta, ölümle ilişkili olduğu için korku yaratmakta ve kanserin bulaşıcı olduğu düşünülmektedir. Güney Asya kadınları kanserli kişilerin eşyalarını paylaşarak ya da meme kanseri olan bir kadınla temas kurularak kanserin yayılabileceğine inandıkları için, bu durum korku ve sosyal izolasyonla sonuçlanmıştır. Dolayısıyla damgalanma korkusu evlilik umutlarını azalttığı için tanının gizlenmesine, aktif bir şekilde tedavi arayışından vazgeçilmesine yol açmıştır. Aynı zamanda kadına yönelik cinsiyet ve cinsel rol beklentileri semptomlara yönelik farkındalıklarını geciktirmiş olup; bireylerde bir stresör haline gelmiştir.[57] Stoacılık ve iffet Asya kültürlerinde belirgin değerler olarak yer almaktadır ve bu kültürde memeler özel, gizli tutulması gereken organlar olarak görüldüğü için açıkça konuşulamamaktadır. Dokunma ile ilişkili olumsuz çağrışımlar nedeniyle tıbbi yardım almalarının da engellendiği belirlenmiştir. Kadınların farkındalık düzeylerinin düşük olması da tanıyı geciktiren unsurlardan biri olmuştur. Psiko-sosyal açıdan kadınların olumsuz tutum ve davranışlarla karşılaştığı, bazılarının evdeki tüm sorumluluklarının aynı şekilde devam ettiği, bazılarının da aile üyelerinin bu hastalığı kadının kişisel bir hatası olarak gördükleri için anlayış gösterilmediğinden yakındığı bildirilmiştir. Dinsel boyutuyla bakıldığında kaderci bir yaklaşımla birlikte, bazıları tanısının ilahi bir mesaj olduğunu, diyet, egzersiz ve iyileştirme gibi yaşam tarzı değişiklikleri yapmaları için teşvik ettiğine inanmaktadır.[57] Ummanlı meme kanserli kadınlarla yürütülen bir çalışmada, stres, belirsizlik, aile üyelerinin tepkileri, toplumun meme kanserli kadına bakış açısı, yeniden nüks etme olasılığı gibi nedenlerle kendilerini tehdit altında hissettikleri ve endişelendikleri görülmüştür. Meme kanseri tanısı almanın ölüm cezasıyla eş değer olarak algılandığı, hastalığın toplumda insanların duygularını incitecek bir durum olduğu inancının da sosyal izolasyona neden olduğu belirtilmiştir. Kadınların çoğunluğunun da meme kanserinin

Aygin ve Gül n Farklı kültürlerde jinekolojik ve meme kanserli kadın hastaların seksüaliteye bakış açıları ve yaşadıkları sorunlar

75


kalıtsal bir hastalık olduğuna inandığı ve bu hastalığı genetik miras olarak kızlarına bırakma endişesi yaşadıkları ifade edilmiştir.[58] Tarih boyunca kadınların algılanışı, annelik, bakım, beslenme, hassasiyet ile ilişkilendirildiğinden; kadınlar ev işleri, çocuk yetiştirme ve doğum gibi konulardan sorumlu olmuştur. Modernleşmeyle birlikte kadının toplumdaki rolü aktifleşmesine rağmen, kadınların aile içindeki rolü aynı kalmış, bölgelere göre sağlık ve refah düzeyleri değişkenlik göstermiştir. Özellikle meme kanseri bu açıdan önemli bir sorun olarak algılanmıştır.[59] Kanser tedavisi gören Türk kadınlarla gerçekleştirilen tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırmada, sağlıklı oldukları zamanlarda cinsel sorun yaşama oranları %16,1 iken haftada 3 veya daha fazla seks yaptıklarını belirten kadınların, tedavi sonrasında %94,6’ya varan oranlarda cinsel sorun yaşamaya başladıkları belirtilmiştir.[60] Aygin ve Aslan’ın meme kanserli Türk kadınlarla yürüttükleri çalışmada benzer sonuçlar elde edilmiş olup, kanser tanısı öncesi sağlıklı cinsel yaşama sahip olduğunu belirten kadınların cerrahi sonrasında kemoterapi ve radyoterapinin de etkisiyle yarısından fazlasında cinsel işlev bozukluklarının ortaya çıktığı belirlenmiştir.[61] Türk kadınlarında kanserin psikolojik ve psiko-sosyal etkileri araştırıldığında kanser hastalarının sıklıkla yalnızlaştıkları ve işe geri dönme durumlarında birtakım istenmedik durumlarla karşılaştıkları saptanmıştır. Marjinalleşme hatta damgalanmanın %30 ila %40 gibi değişen oranlarda baş gösterdiği; kaygı, adaptasyon bozukluğu ve depresyon gibi durumların en yaygın görülen psikolojik rahatsızlıklar olduğu belirlenmiştir.[59] Kanserin psikolojik ve psikososyal yönünün araştırıldığı bir diğer çalışmada, Türkiye’de hastanın beklentisi ve tedaviye olan işbirliğine ilişkin psikolojik, kültürel, sosyal ve çevresel etkilerin önemi vurgulanmış, hastalığa ilişkin bilgi sahibi olmanın olumlu problem çözme stratejileri ile içi içe olduğu belirtilmiştir. Hastalığın algılanmasında özellikle kültürel inançlar, kişisel deneyimler, sosyal iletişim gibi yapıların belirleyici olduğu anlaşılmıştır.[62] Türkiye’de düşük-orta sosyoekonomik düzeye sahip kanser hastalarının hastalık algısı üzerine yapılan araştırmada, hastalığa ilişkin bilgi eksikliğinin kişileri fatalistik bir algıya sürüklediği saptanmıştır. Hastalar kanser olma nedenlerini inanç boyutuyla açıkladıklarında, kendilerinin cezalandırıldığını düşündüklerini ve suçluluk duygusu hissettiklerini dile getirmişlerdir.[59]

SONUÇ Sonuç olarak kanser, gerek hastalığın kendisi gerekse uygulanan tedaviler nedeniyle, birtakım fizyolojik değişimlere yol açmasının yanı sıra, bireylerin ve aile üyelerinin yaşam

76

kalitesinin azalmasıyla ilişkili olarak depresyon, kaygı, benlik saygısının bozulması, stres, psikolojik ve duygusal refahta azalma gibi ciddi ve şiddetli psikososyal etkilere neden olmaktadır.[63–68] Bireyin fiziksel sağlık, psikolojik durum, bağımsızlık seviyesi, kişisel inançları, sosyal ilişkileri gibi varlığının tüm yönlerini kapsayan yaşam kalitesinin önemli bir boyutu olan cinsellik de bu süreçte çok boyutlu olarak etkilenmektedir.[66,69,70] Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR

1. Maden HA. Yönetim ve Kültür. DTCF Dergisi 2018. http:// www.dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/ar ticle/ download/4813/4720 [Erişim Tarihi: 10.02.18]. 2. Kemp BR, Ferraro KF, Morton PM, Mustillo SA. Early Origins of Adult Cancer Risk Among Men and Women: Influence of Childhood Misfortune? J Aging Health 2018;30:140–63. [CrossRef ] 3. Gao H, Xiao M, Bai H, Zhang Z. Sexual Function and Quality of Life Among Patients With Endometrial Cancer After Surgery. Int J Gynecol Cancer 2017;27:608–12. [CrossRef ] 4. Johansen S, Cvancarova M, Ruland C. The Effect of Cancer Patients’ and Their Family Caregivers’ Physical and Emotional Symptoms on Caregiver Burden. Cancer Nurs 2018;41:91–9. [CrossRef ] 5. American Cancer Society database: Cancer Facts & Figures 2018 fact sheet retrieved. https://www.cancer.org/research/cancer-factsstatistics/all-cancer-facts-figures/cancer-facts-figures-2018.html [Erişim Tarihi: February 11, 2018]. 6. World Health Organization database: Cancer fact sheet retrieved. http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs297/en/ [Erişim Tarihi: February 10, 2018]. 7. Siegel RL, Miller KD, Jemal A. Cancer Statistics, 2018. Ca Cancer J Clin 2018;68:7–30. [CrossRef ] 8. World Health Organization Regional Office for Europe database: from data and statistics fact sheet retrieved. www.euro.who.int/en/ [Erişim Tarihi: February 11, 2018]. 9. Sankaranarayanan R, Ramadas K, Qiao YL. Managing the changing burden of cancer in Asia. BMC Med 2014;12:1–17. [CrossRef ] 10. National Cancer Institute database: What is Cancer? https://www. cancer.gov/about-cancer/understanding/what-is-cancer [Erişim Tarihi: February 12, 2018]. 11. Cancer Research UK database: What is cancer?. www. cancerresearchuk.org/about-cancer/what-is-cancer [Erişim Tarihi: February 12, 2018].

Androl Bul 2019;21:72-78


12. Türkiye Kanser İstatistikleri. http://kanser.gov.tr/Dosya/ca_ istatistik/ANA_rapor_2013v01_2.pdf [Erişim Tarihi: 12.02.2018].

13. Türkiye İstatistik Kurumu. Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2016. http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24572 [Erişim Tarihi: 12.02.2018]. 14. Albabtain H, Alwhaibi M, Alburaikan K, Asiri Y. Quality of life and complementary and alternative medicine use among women with breast cancer. Saudi Pharm J 2018;26:416–21. [CrossRef ]

15. Fridriksdottir N, Gunnarsdottir S, Zoëga S, Ingadottir B, Hafsteinsdottir EJG. Effects of web-based interventions on cancer patients’ symptoms: review of randomized trials. Support Care Cancer 2018;26:337–51. [CrossRef ]

16. Mishra SI, Rishel Brakey H, Kano M, Nedjat-Haiem FR, Sussman AL. Health related quality of life during cancer treatment: Perspectives of young adult (23–39 years) cancer survivors and primary informal caregivers. Eur J Oncol Nurs 2018;32:48–54. [CrossRef ] 17. Warapornmongkholkul A, Howteerakul N, Suwannapong N, Soparattanapaisarn N. Self-efficacy, social support, and quality of life among primary family-member caregivers of patients with cancer in Thailand. J Health Res 2018;32:111–22. [CrossRef ] 18. Bober SL, Varela VS. Sexuality in Adult Cancer Survivors: Challenges and Intervention. J Clin Oncol 2012;30:3712–9. [CrossRef ]

19. Jung D, Kim JH. Effects of a sexual health care nursing record on the attitudes and practice of oncology nurses. Sex Reprod Healthc 2016;9:21–6. [CrossRef ] 20. Male DA, Fergus KD, Cullen K. Sexual identity after breast cancer: sexuality, body image, and relationship repercussions. Curr Opin Support Palliat Care 2016;10:66–74. [CrossRef ]

21. Pınar G, Kaplan S, Akalın A, Abay H, Ayhan A, Ayhan Y. Evaluation of sexual dysfunction and affecting factors in Turkish women with gynecological cancer. Sex Disabil 2016;34:49–62. 22. Incrocci L. Radiotherapy for prostate cancer and sexual health. Transl Androl Urol 2015;4:124–30. [CrossRef ] 23. Seidler ZE, Lawsin CR, Hoyt MA, Dobinson KA. Let’s talk about sex after cancer: exploring barriers and facilitators to sexual communication in male cancer survivors. Psychooncology 2016;25:670–676. [CrossRef ]

24. World Health Organization database: Defining sexual health. http://www.who.int/reproductivehealth/topics/sexual_health/sh_ definitions/en/ [visited February 17,2018]. 25. Rosen RC. Prevalence and risk factors of sexual dysfunction in men and women. Curr Psychiatry Rep 2000;2:189–95. [CrossRef ] 26. Sanchez Varela V, Zhou EZ, Bober SL. Management of sexual problems in cancer patients and survivors. Curr Probl Cancer 2013;37:319–52. [CrossRef ]

27. Hautamäki-Lamminen K, Lipiäinen L, Beaver K, Lehto J, Kellokumpu-Lehtinen PL. Identifying cancer patients with greater need for information about sexual issues. Eur J Oncol Nurs 2013;17:9–15. [CrossRef ] 28. Dizon DS, Suzina D, McIlvennaa S. Sexual Health as a Survivorship Issue for Female Cancer Survivors. Oncologist 2014;19:202–10. [CrossRef ]

29. Dizon DS, Katz A. Overview of sexual dysfunction in male cancer survivors. 2018. https://www.uptodate.com/contents/overviewof-sexual-dysfunction-in-male-cancer-survivors [Erişim Tarihi: February 17,2018]. 30. Dinçer Y, Oskay Ü. Kanser ve cinsellik. Androloji Bülteni 2015;17:311–4. https://www.journalagent.com/androloji/pdfs/ AND_17_63_311_314.pdf

31. Khalaf ZF, Liow JW, Low WY, Ghorbani B, Merghati-Khoe E. Young Women’s Experience of Sexuality: A Battle of Pleasure and Sexual Purity in the Context of Malaysian Society. Sexuality & Culture 2018.

32. Stuger J. An Essay on Sexual Frustration as the Cause of Breast Cancer in Women: How Correlations and Cultural Blind Spots Conceal Causal Effects. Breast J 2012;18:168–71. [CrossRef ]

33. Brotto LA, Chik HM, Ryder AG, Gorzalka BB, Seal BN. Acculturation and Sexual Function in Asian Women. Arch Sex Behav 2005;34:613–26. [CrossRef ] 34. Reidy M, Denieffe S. Breast cancer in younger women from diverse cultural backgrounds. Br J Nurs 2014;24:S19–26. [CrossRef ]

35. DeLamater J, Koepsel ER, Johnson T. Changes, changes? Women’s experience of sexuality in later life. Sex Relat Ther 2017:1–17. [CrossRef ]

36. Sánchez SC, Chedraui P, Pérez-López FR, Ortiz-Benegas ME, Palacios-De Franco Y Evaluation of sexuality in a Paraguayan midaged female urban population using the six-item Female Sexual Function Index. Climacteric 2016;19:256–60. [CrossRef ] 37. Krychman ML. Declining sexuality at midlife. Menopause 2017;24:358–9. [CrossRef ]

38. Shaw LK, Sherman KA, Fitness J, Elder E; Breast Cancer Network Australia. Factors associated with romantic relationship formation difficulties in women with breast cancer. Psychooncology 2018;27:1270–6. [CrossRef ] 39. Rosenkrantz DE, Mark KP. The Sociocultural Context of Sexually Diverse Women’s Sexual Desire. Sexuality & Culture 2018;22:220– 42. [CrossRef ]

40. Benedict C, Philip EJ, Baser RE, Carter J, Schuler TA, Jandorf L, et al. Body image and sexual function in women after treatment for anal and rectal cancer. Psychooncology 2016;25:316–22. [CrossRef ]

41. Kayser K, Cheung PKH, Rao N, Chan YCL, Chan Y, Lo PHY. The Influence of Culture on Couples Coping with Breast Cancer: A Comparative Analysis of Couples from China, India, and the United States. J Psychosocial Oncol 2014;32:264–88. [CrossRef ] 42. Kagawa-Singer M. A Socio-cultural Perspective on Cancer Control Issues for Asian Americans. Asian Am Pac Isl J Health 2000;8:12-7. 43. Mo B. Modesty, sexuality, and breast health in Chinese-American women. West J Med 1992;157:260–4.

44. Wellisch D, Kagawa-Singer M, Reid SL, Lin YJ, Nishikawa-Lee S, Wellisch M. An exploratory study of social support: a cross-cultural comparison of Chinese-, Japanese-, and Anglo-American breast cancer patients. Psychooncology 1999;8:207–19. [CrossRef ] 45. McWilliams L, Bellhouse S, Yorke J, Cowan R, Heaven C, French DP. The acceptability and feasibility of lay-health led interventions for the prevention and early detection of cancer. Psychooncology 2018. [CrossRef ]

46. Baron-Epel O, Granot M, Badarna S, Avrami S. Perceptions of Breast Cancer Among Arab Israeli Women. Women Health 2004;40:100–16. [CrossRef ] 47. Garrusi B, Faezee H. How do Iranian Women with Breast Cancer Conceptualize Sex and Body Image? Sex Disabil 2008;26:159–65. [CrossRef ]

48. Tadesse SK. Socio-economic and cultural vulnerabilities to cervical cancer and challenges faced by patients attending care at Tikur Anbessa Hospital: a cross sectional and qualitative study. BMC Women’s Health 2015;15:1–12. [CrossRef ]

49. Kwok C, White K, Roydhouse JK. Chinese-Australian Women’s Knowledge, Facilitators and Barriers Related to Cervical Cancer Screening: A Qualitative Study. J Immigr Minor Health 2011;13:1076–83. [CrossRef ]

Aygin ve Gül n Farklı kültürlerde jinekolojik ve meme kanserli kadın hastaların seksüaliteye bakış açıları ve yaşadıkları sorunlar

77


50. Trivers KT, Patterson JR, Roland KB, Rodriguez JL. Issues of ovarian cancer survivors in the USA. a literature review. Support Care Cancer 2013;21:2889–98. [CrossRef ] 51. Guntupalli SR, Sheeder J, Ioffe Y, Tergas A, Wright JD, Davidson SA, et al. Sexual and Marital Dysfunction in Women With Gynecologic Cancer. Int J Gynecol Cancer 2017;27:603–7. [CrossRef ] 52. Yang EJ, Kim SW, Heo CY, Lim JY. Longitudinal changes in sexual problems related to cancer treatment in Korean breast cancer survivors: a prospective cohort study. Support Care Cancer 2011;19:909–18. [CrossRef ] 53. Bober SL, Recklitis CJ, Michaud AL, Wright AA. Improvement in sexual function after ovarian cancer: Effects of sexual therapy and rehabilitation after treatment for ovarian cancer. Cancer 2018;124:176–82. [CrossRef ]

54. Zeng YC, Li Q, Li X, Loke AY. Chinese women’s sexuality concerns after gynecologic cancer. Cancer Nurs 2012;35:257–64. [CrossRef ] 55. Sekse RJT, Hufthammer KO, Vika ME. Sexual activity and functioning in women treated for gynaecological cancers. J Clin Nurs 2016;26:400–10. [CrossRef ]

56. Thieme M, Einenkel J, Zenger M, Hinz A. Optimism, pessimism and self-efficacy in female cancer patients. Jpn J Clin Oncol 2017;47:849–55. [CrossRef ] 57. Bedi M, Devins MG. Cultural considerations for South Asian women with breast cancer. J Cancer Surviv 2016;10:31–50. [CrossRef ]

58. Al-Azri M, Al-Awisi H, Al-Rasbi S, El-Shafie K, Al-Hinai M, AlHabsi H, Al-Moundhri M. Psychosocial Impact of Breast Cancer Diagnosis Among Omani Women. Oman Med J 2014;29:437– 44. [CrossRef ] 59. Özkan S, Özkan M, Armay Z. Cultural Meaning of Cancer Suffering. J Pediatr Hematol 2011;33:S102–4. [CrossRef ]

60. Demirtas B, Pinar G. Determination of sexual problems of Turkish patients receiving gynecologic cancer treatment: a cross-sectional study. Asian Pac J Cancer Prev 2014;15:6657–63. [CrossRef ]

78

61. Aygin D, Eti Aslan F. Meme kanserli kadınlarda cinsel işlev bozukluklarının incelenmesi. Meme Sağlığı Derg 2008;4:105–14. 62. Kocaman N, Özkan M, Armay Z, Özkan S. Hastalık Algısı Ölçeğinin Türkçe uyarlamasının geçerlilik ve güvenilirlik çalışması. Anadolu Psikiyatri Derg 2007;8:271–80. 63. Lorusso D, Bria E, Costantini A, Di Maio M, Rosti G, Mancuso A. Patients’ perception of chemotherapy side effects: Expectations, doctor-patient communication and impact on quality of life - An Italian survey. Eur J Cancer Care 2017;26:e12618. [CrossRef ] 64. Arikawa AY, Kaufman BC, Raatz SK, Kurzer MS. Effects of a parallel-arm randomized controlled weight loss pilot study on biological and psychosocial parameters of overweight and obese breast cancer survivors. Pilot Feasibility Stud 2018;4:1–12. [CrossRef ] 65. Ohnishi S, Takeda H. Herbal medicines for the treatment of cancer chemotherapy-induced side effects. Front Pharmacol 2015;6:14. [CrossRef ] 66. Rojas KE, Matthews N, Raker C, Clark MA, Onstad M, Stuckey A, Gass J. Body mass index (BMI), postoperative appearance satisfaction, and sexual function in breast cancer survivorship. J Cancer Surviv 2018;12:127–33. [CrossRef ] 67. Costa P, Cardoso JM, Louro H, Dias J, Costa L, Rodrigues R, et al. Impact on sexual function of surgical treatment in rectal cancer. Braz J Urol 2018;44:141–9. [CrossRef ] 68. Chow KM, So WKW, Choi KC, Chan CWH. Sexual function, psychosocial adjustment to illness, and quality of life among Chinese gynaecological cancer survivors. Psychooncology 2018;27:1257–63. [CrossRef ] 69. Cairo Notari S, Favez N, Notari L, Panes-Ruedin B, Antonini T, Delaloye JF. Women’s experiences of sexual functioning in the early weeks of breast cancer treatment. Eur J Cancer Care 2018;27:e12607. [CrossRef ] 70. Bajpai J, Shylasree TS. Sexual quality of life in breast and ovarian cancer survivors: Tip of the iceberg! J Cancer Policy 2018;15:100– 3. [CrossRef ]

Androl Bul 2019;21:72-78


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve “Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 10.03.2019-29.05.2019 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur. 1. Agarwal A, Panner Selvam MK, Arafa M, Okada H, Homa S, Killeen A, Balaban B, Saleh R, Armagan A, Roychoudhury S, Sikka S. Multi-center evaluation of oxidation-reduction potential by the MiOXSYS in males with abnormal semen. Asian J Androl. 2019 Apr 16. doi: 10.4103/aja.aja_5_19.

2. Agarwal A, Parekh N, Panner Selvam MK, Henkel R, Shah R, Homa ST, Ramasamy R, Ko E, Tremellen K, Esteves S, Majzoub A, Alvarez JG, Gardner DK, Jayasena CN, Ramsay JW, Cho CL, Saleh R, Sakkas D, Hotaling JM, Lundy SD, Vij S, Marmar J, Gosalvez J, Sabanegh E, Park HJ, Zini A, Kavoussi P, Micic S, Smith R, Busetto GM, Bakırcıoğlu ME, Haidl G, Balercia G, Puchalt NG, Ben-Khalifa M, Tadros N, Kirkman-Browne J, Moskovtsev S, Huang X, Borges E, Franken D, Bar-Chama N, Morimoto Y, Tomita K, Srini VS, Ombelet W, Baldi E, Muratori M, Yumura Y, La Vignera S, Kosgi R, Martinez MP, Evenson DP, Zylbersztejn DS, Roque M, Cocuzza M, Vieira M, BenMeir A, Orvieto R, Levitas E, Wiser A, Arafa M, Malhotra V, Parekattil SJ, Elbardisi H, Carvalho L, Dada R, Sifer C, Talwar P, Gudeloglu A, Mahmoud AMA, Terras K, Yazbeck C, Nebojsa B, Durairajanayagam D, Mounir A, Kahn LG, Baskaran S, Pai RD, Paoli D, Leisegang K, Moein MR, Malik S, Yaman O, Samanta L, Bayane F, Jindal SK, Kendirci M, Altay B, Perovic D, Harlev A. Male Oxidative Stress Infertility (MOSI): Proposed Terminology and Clinical Practice Guidelines for Management of Idiopathic Male Infertility. World J Mens Health. 2019 May 8. doi: 10.5534/wjmh.190055. 3. Akan S, Uruç F. Unusual presentation of epidermoid cyst from testis in an aging male. Aging Male. 2019 May 14:1-3. doi: 10.1080/13685538.2019.1613358. 4. Akdemir AO, Karabakan M, Aktas BK, Bozkurt A, Ozgur EG, Akdogan N, Yarıs M. Visceral adiposity index is useful for evaluating obesity effect on erectile dysfunction. Andrologia. 2019 Apr 2:e13282. doi: 10.1111/and.13282.

5. Akkoç A, Aydın C, Topaktaş R, Altın S, Uçar M, Topçuoğlu M, Buğra Şentürk A. Retroperitoneal high ligation versus subinguinal varicocelectomy: Effectiveness of two different varicocelectomy techniques on the treatment of painful varicocele. Andrologia. 2019 Apr 17:e13293. doi: 10.1111/and.13293.

6. Arabacı Tamer S, Yıldırım A, Arabacı Ş, Çiftçi S, Akın S, Sarı E, Köroğlu MK, Ercan F, Yüksel M, Çevik Ö, Yeğen BÇ. Treatment with estrogen receptor agonist ERβ improves torsion-induced oxidative testis injury in rats. Life Sci. 2019 Apr 1;222:203-211.

7. Arda E, Ay A, Akdere H, Akdeniz E. The association of Intron 4 VNTR and Glu298Asp polymorphisms of the nitric oxide synthetase 3 gene and vasculogenic erectile dysfunction in Turkish men. Syst Biol Reprod Med. 2019 Apr 12:1-7. doi: 10.1080/19396368.2019.1601792.

8. Aslan A, Kaya Y, Cirakoglu A, Benli E, Demir EY, Calgin MK. Neutrophil-Lymphocyte Ratio Could Be a Marker for Erectile Dysfunction. Urol J. 2019 May 5;16(2):216-220. 9. Atalay HA, Sonkaya AR, Ozbir S, Culha MG, Degirmentepe B, Bayraktarli R, Canat L. Are There Differences in Brain Morphology in Patients with Lifelong Premature Ejaculation? J Sex Med. 2019 May 15. pii: S1743-6095(19)31125-7. 10. Baş E, Nazıroğlu M. Treatment with melatonin and selenium attenuates docetaxel-induced apoptosis and oxidative injury in kidney and testes of mice. Andrologia. 2019 May 27:e13320. doi: 10.1111/and.13320. Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

11. Canat L, Degirmentepe RB, Atalay HA, Çakir SS, Alkan I, Çulha MG, Ozbir S, Canat M. Low serum vitamin D is associated with an increased likelihood of acquired premature ejaculation. Int Braz J Urol. 2019 May 2;45. doi: 10.1590/S1677-5538. IBJU.2018.0887. [ 12. Coban S, Ustundag Y, Turkoglu AR, Guzelsoy M, Aydos MM, Keles I, Akgun U, Balik AR, Erel O. Thiol-disulphide balance in infertility secondary to varicocele. Andrologia. 2019 May 6:e13300. doi: 10.1111/and.13300. 13. Culha MG, Erkan E, Cay T, Yücetaş U. The Effect of PlateletRich Plasma on Peyronie’s Disease in Rat Model. Urol Int. 2019;102(2):218-223. 14. Çalışkan E, Şener M, Kipri M, Arıboğan A. Remifentanil based anesthetic management for orchiopexy operation in pediatric patient with congenital hypotonia. Agri. 2019 Jan;31(1):54-55.

15. Çayan S, Aşcı R, Efesoy O, Kocamanoğlu F, Akbay E, Yaman Ö. Comparison of Patient’s Satisfaction and Long-term Results of 2 Penile Plication Techniques: Lessons Learned From 387 Patients With Penile Curvature. Urology. 2019 Apr 4. pii: S00904295(19)30325-5. doi: 10.1016/j.urology.2019.02.039. 16. Çayan S. Editorial Commentary on “Erectile Dysfunction: An Umbrella Review of Meta-Analyses of Risk Factors, Treatment, and Prevalence Outcomes”. J Sex Med. 2019 May 15. pii: S17436095(19)31117-8.

17. D’Agate S, Wilson T, Adalig B, Manyak M, Palacios-Moreno JM, Chavan C, Oelke M, Roehrborn C, Della Pasqua O. Impact of disease progression on individual IPSS trajectories and consequences of immediate versus delayed start of treatment in patients with moderate or severe LUTS associated with BPH. World J Urol. 2019 May 11. doi: 10.1007/s00345-019-02783-x. 18. Demirci T, Sahin E. The effect of chronic stress and obesity on sperm quality and testis histology in male rats; a morphometric and immunohistochemical study. Histol Histopathol. 2019 Mar;34(3):287-302.

19. Demirsoy U, Şen MC, Vural Ç, Çorapcıoğlu F. Rare clinical condition during Wilms’ tumor treatment: Testicular metastasis. Pediatr Int. 2019 Mar;61(3):310-311. d

20. Eker C, Celik HG, Balci BK, Gunel T. Investigation of human paternal mitochondrial DNA transmission in ART babies whose fathers with male infertility. Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol. 2019 May;236:183-192. 21. Erdemli Z, Erdemli ME, Turkoz Y, Gul M, Yigitcan B, Gozukara Bag H. The effects of acrylamide and Vitamin E administration during pregnancy on adult rats testis. Andrologia. 2019 Apr 17:e13292. doi: 10.1111/and.13292.

22. Erdogan A, Demirbas M, Oner S, Aydos MM, Sambel M, Yilmaz C. Comparison of the levels of the serotonin metabolite, 5-hydroxyindole acetic acid, in cerebrospinal fluid from patients with and without premature ejaculation. Rev Int Androl. 2019 Apr - Jun;17(2):41-45.

23. Ertekin Pinar S, Demirel G, Yildirim G, Daglar G. Sexual experiences and quality of life in Turkish women using methods of contraception. J Obstet Gynaecol. 2019 Apr 25:1-6. 24. Eryilmaz R, Kaplan Ş, Aslan R, Demir M, Taken K. Comparison of focused and unfocused ESWT in treatment of erectile dysfunction. Ageing Male. 2019 May 8:1-4. doi: 10.1080/13685538.2019.1610377.

79


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve “Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 10.03.2019-29.05.2019 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur. 25. Eser N, Buyuknacar HS, Cimentepe OO, Gocmen C, Ucar Y, Erdogan S, Yoshiyama M. The effect of Ferula elaeochytris root extract on erectile dysfunction in streptozotocin-induced diabetic rat. Int J Impot Res. 2019 Apr 12. doi: 10.1038/s41443-019-0137-8. 26. Gul M, Towe M, Yafi FA, Serefoglu EC. Hard flaccid syndrome: initial report of four cases. Int J Impot Res. 2019 Mar 19. doi: 10.1038/s41443-019-0133-z. Aging Male. 2019 May 8:1-4. doi: 10.1080/13685538.2019.1610377. [ 27. Guler B, Mete S. Effects of some characteristics of gynecological cancer diagnosis and treatment on women’s sexual life quality. Indian J Cancer. 2019 Apr-Jun;56(2):157-162.

39. Kaya Aksoy G, Koyun M, Usta MF, Çomak E, Akman S. Semen analysis in adolescents with familial Mediterranean fever. J Pediatr Urol. 2019 Apr 5. pii: S1477-5131(18)30614-4.

40. Kaya E, Gazel E, Yalcın S, Tokas T, Aydogan TB, Aybal HC, Tunc L. The effect of prostatic tissue density on the perioperative outcomes of Holmium laser enucleation of prostate (HoLEP): a pilot study. World J Urol. 2019 May 10. doi: 10.1007/s00345-019-02802-x. 41. Kaynak Y, Kaya C, Aykaç A. YouTube as a source of premature ejaculation. Rev Int Androl. 2019 Apr 15. pii: S1698031X(19)30018-4.

28. Gumussoy S, Kavlak O, Donmez S. Sexual function and Dyadic adjustment in women with urinary incontinence. Pak J Med Sci. 2019 Mar-Apr;35(2):437-442.

42. Kazaz IO, Mentese A, Demir S, Kerimoglu G, Colak F, Bodur A, Alver A, Kutlu O, Turedi S. Berberine inhibits the ischemiareperfusion induced testicular injury through decreasing oxidative stress. m J Emerg Med. 2019 Apr 2. pii: S0735-6757(19)30221-9.

30. Hekim N, Gure MA, Metin Mahmutoglu A, Gunes S, Asci R, Henkel R. SNP’s in Xenobiotic Metabolism and Male Infertility. Xenobiotica. 2019 May 9:1-22.

44. Köroğlu KM, Çevik Ö, Şener G, Ercan F. Apocynin alleviates cisplatin-induced testicular cytotoxicity by regulating oxidative stress and apoptosis in rats. Andrologia. 2019 May;51(4):e13227. doi: 10.1111/and.13227.

29. Guran T, Yesil G, Turan S, Atay Z, Bozkurtlar E, Aghayev A, Gul S, Tinay I, Aru B, PPP2R3C gene variants cause syndromic 46,XY gonadal dysgenesis and impaired spermatogenesis in humans. Eur J Endocrinol. 2019 May 1;180(5):291-309.

43. Koyuncu E, Taşoğlu Ö, Orhan A, Özbudak Demir S, Özgirgin N. Recurrent priapism in spinal cord injury: A case report. J Spinal Cord Med. 2019 May 10:1-3. doi: 10.1080/10790268.2019.1613781.

31. Ili P, Sari F, Bucak MN, Öztürk C, Güngör Ş, Ataman MB. DNA damaging effect of paclitaxel in the epididymal sperms as a chemotherapeutic agent and possible remedies to prevent this effect: A study on reproductive potential of male cancer patients of reproductive age. Theriogenology. 2019 Jul 1;132:201-211.

45. Kumsar Ş, Karabay E, Yüksel O, Şengör F. Surgical and functional outcomes of radical retropubic prostatectomy after biopsy-related acute prostatitis. Cent European J Urol. 2019;72(1):19-22.

32. Isli F, Yildirim S, Ozturk Fincan GS, Ercan S, Sarioglu Y. Effects of epoxygenases on the nonadrenergic noncholinergic relaxant responses induced by electrical field stimulation in rabbit corpus cavernosum. Andrologia. 2019 May 20:e13317. doi: 10.1111/ and.13317. 33. Kabartan E, Gunes S, Arslan MA, Asci R. Investigating the relationship between BRCA1 and BRCA2 genes methylation profile and sperm DNA fragmentation in infertile men. Andrologia. 2019 May 16:e13308. doi: 10.1111/and.13308. 34. Kadihasanoglu M, Aydin M, Taskiran M, Kendirci M. The Effect of Intravesical Prostatic Protrusion in Patients with Benign Prostatic Hyperplasia: Controlled, Clinical Study. Urol Int. 2019 Apr 30:1-7. 35. Karakan T, Ozcan S, Bagcioglu M, Aydın A, Doluoglu OG, Yucel MO, Adalı Y, Yagli OF. The effect of intraurethral dexpanthenol in hypospadias repair: experimental rabbit study. J Pediatr Urol. 2019 Apr 7. pii: S1477-5131(18)30358-9. doi: 10.1016/j. jpurol.2019.04.003.

36. Kara H, Orem A, Yulug E, Yucesan FB, Kerimoglu G, Yaman SO, Bodur A, Turedi S, Alasalvar C. Hazelnut consumption improves testicular antioxidant function and semen quality in young and old male rats. Food Chem. 2019 Oct 1;294:1-8. doi: 10.1016/j. foodchem.2019.04.087. 37. Kaya Aksoy G, Koyun M, Usta MF, Çomak E, Akman S. Semen analysis in adolescents with familial Mediterranean fever. J Pediatr Urol. 2019 Apr 5. pii: S1477-5131(18)30614-4.

38. Kaya E, Ozer Kaya S, Yilmaz S, Ceribasi AO, Turk G. Evaluation of ameliorating effect of lycopene against testicular toxicity due to diethylnitrosamine using biochemical, spermatological and histopathological data. Andrologia. 2019 Mar 24:e13274. doi: 10.1111/and.13274.

80

46. Logie CH, Khoshnood K, Okumu M, Rashid SF, Senova F, Meghari H, Kipenda CU. Self care interventions could advance sexual and reproductive health in humanitarian settings. BMJ. 2019 Apr 1;365:l1083. doi: 10.1136/bmj.l1083. 47. Marangoz Ç, Demir A, Yazgan EÖ. Adaptation of the Sexuality Scale for Women with Gynecologic Cancer for Turkish Patients. sia Pac J Oncol Nurs. 2019 Apr-Jun;6(2):177-186.

48. Molaie S, Shahverdi A, Sharafi M, Shahhoseini M, Rashki Ghaleno L, Esmaeili V, Abed-Heydari E, Numan Bucak M, Alizadeh A. Dietary trans and saturated fatty acids effects on semen quality, hormonal levels and expression of genes related to steroid metabolism in mouse adipose tissue. Andrologia. 2019 Jun;51(5):e13259. doi: 10.1111/and.13259. 49. Ogras MS, Oguz E, Yildirim K. A rare case report: Penile lipoma after hypospadias repair. Andrologia. 2019 Apr 14:e13289. doi: 10.1111/and.13289.

50. Ortac M, Hidir M, Salabas E, Boyuk A, Bese C, Pazir Y, Kadioglu A. Evaluation of gonadotropin-replacement therapy in male patients with hypogonadotropic hypogonadism. Asian J Androl. 2019 May 3. doi: 10.4103/aja.aja_6_19. [ 51. Ö Koçakoğlu N, Candan S, Güllü M. The histomorphological structure of the male reproductive system of maize leaf weevil Tanymecus dilaticollis Gyllenhal, 1834 (Coleoptera: Curculionidae). Microsc Res Tech. 2019 May 14. doi: 10.1002/jemt.23286.

52. Öztaş E, Yılmaz TE, Güzel E, Sezer Z, Okyar A, Özhan G. Gliclazide alone or in combination with atorvastatin ameliorated reproductive damage in streptozotocin-induced type 2 diabetic male rats. Saudi Pharm J. 2019 Mar;27(3):422-431.

53. Russo GI, Cacciamani G, Cocci A, Kessler TM, Morgia G, Serefoglu EC, Albersen M, Verze P; EAU-YAU Men’s Health Working Group. Comparative Effectiveness of Intralesional Therapy for Peyronie’s Disease in Controlled Clinical Studies: A Systematic Review and Network Meta-Analysis. J Sex Med. 2019 Feb;16(2):289-299. Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve “Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 10.03.2019-29.05.2019 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur. 54. Sarac F, Yeniocak S, Erbin A, Yucetas E, Altundal K, Ucpinar B, Saygili A, Koldas M. Ischemia Modified Albumin and D-dimer in the Diagnosis of Testicular Torsion: an Experimental Model. Urol J. 2019 May 23. doi: 10.22037/uj.v0i0.4974.

55. Sezgin T, İrfan Dönmez M, Dirican A, Deniz İ, Savut B. Partial androgen insensitivity syndrome in a 68-year-old patient. Endocr J. 2019 Mar 28. doi: 10.1507/endocrj.EJ18-0578. 56. Simsek L, Zamani AG, Taskapu HH, Yildirim MS. A rare case in literature: Isochromosome Xq in Klinefelter syndrome. Andrologia. 2019 Jun;51(5):e13253. doi: 10.1111/and.13253.

57. Tola EN, Oral HB. The role of paternal obesity on the success of intracytoplasmic sperm injection cycle a tertiary IVF center in Turkey. J Pak Med Assoc. 2019 May;69(5):640-646.

58. Tekayev M, Bostancieri N, Saadat KASM, Turker M, Yuncu M, Ulusal H, Cicek H, Arman K. Effects of Moringa oleifera Lam Extract (MOLE) in the heat shock protein 70 expression and germ cell apoptosis on experimentally induced cryptorchid testes of rats. Gene. 2019 Mar 10;688:140-150. 59. Tekin S, Beytur A, Erden Y, Beytur A, Cigremis Y, Vardi N, Turkoz Y, Tekedereli I, Sandal S. Effects of intracerebroventricular administration of irisin on the hypothalamus-pituitary-gonadal axis in male rats. J Cell Physiol. 2019 Jun;234(6):8815-8824.

60. Urkmez A, Ozsoy E, Tokuc E, Kutluhan MA, Topaktas R, Artuk I, Koca O, Ozturk MI. Effect of artificial urinary sphincter implantation on erectile function and sexual satisfaction. Andrologia. 2019 Apr 17:e13295. doi: 10.1111/and.13295.

61. Velho A, Wang H, Koenig L, Grant KE, Menezes ES, Kaya A, Moura A, Memili E. Expression dynamics of Integrin Subunit Beta 5 in bovine gametes and embryos imply functions in male fertility and early embryonic development. Andrologia. 2019 May 15:e13305. doi: 10.1111/and.13305. 62. Yardimci A, Ulker N, Bulmus O, Kaya N, Colakoglu N, Ozcan M, Canpolat S, Kelestimur H. Effects of long-term paroxetine or bupropion treatment on puberty onset, reproductive and feeding parameters in adolescent male rats. Andrologia. 2019 Mar 15:e13268. doi: 10.1111/and.13268.

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

63. Yildirim OG, Sumlu E, Aslan E, Koca HB, Pektas MB, Sadi G, Akar F. High-fructose in drinking water initiates activation of inflammatory cytokines and testicular degeneration in rat. Toxicol Mech Methods. 2019 Mar;29(3):224-232. 64. Yildiz K, Yuksel S. Use of microfluidic sperm extraction chips as an alternative method in patients with recurrent in vitro fertilisation failure. J Assist Reprod Genet. 2019 May 15. doi: 10.1007/ s10815-019-01480-3. 65. Yıldız A, Karamık K, Aktaş Y, Anıl H, İslamoğlu E, Ateş M, Savaş M. When should the evaluation of erectile function be done before radical prostatectomy? Urologia. 2019 Apr 14:391560319842956. doi: 10.1177/0391560319842956. 66. Yildizbayrak N, Erkan M. Therapeutic effect of curcumin on acrylamide-induced apoptosis mediated by MAPK signaling pathway in Leydig cells. J Biochem Mol Toxicol. 2019 May 13:e22326. doi: 10.1002/jbt.22326. 67. Yilmaz B, Arslan HS, Gundogan C, Gunes MN, Cermik TF. False-Positive 68Ga-DOTATATE PET/CT in Active Chronic Prostatitis. Clin Nucl Med. 2019 Apr 12. doi: 10.1097/ RLU.0000000000002594. 68. Yilmaz-Oral D, Kaya-Sezginer E, Askin D, Hamurtekin Y, Gur S. Mirabegron, A Selective β3-Adrenoceptor Agonist Causes an Improvement in Erectile Dysfunction in Diabetic Rats. Exp Clin Endocrinol Diabetes. 2019 Apr 12. doi: 10.1055/a-0869-7493. 69. Yukselten Y, Aydos OSE, Sunguroglu A, Aydos K. Investigation of CD133 and CD24 as candidate azoospermia markers and their relationship with spermatogenesis defects. Gene. 2019 May 1. pii: S0378-1119(19)30379-8. doi: 10.1016/j.gene.2019.04.028. 70. Yurtçu M. A rare presentation: Penile agenesis, vesicoureteral reflux, and rectovesical fistula in a newborn. Urol Case Rep. 2019 Apr 19;25:100895. doi: 10.1016/j.eucr.2019.100895. 71. Zeren F, Gürsoy E, Çolak E. The Quality of Life and Dyadic Adjustment of Couples Receiving InfertilityTreatment. Afr J Reprod Health. 2019 Mar;23(1):117-127.

81


KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR (June/Haziran 2019 – November/Kasım 2019) 5-8 Haziran 2019 Reykjavic-İrlanda

Nordic Urological Congress (NUF2019)

nuf2019.is

6-8 Haziran 2019 Kalamata-Yunanistan

1st Hellenic Urological Association Sections Meetin (HUA)

hua@huanet.gr

6-8 Haziran 2019 Astana-Kazakistan

Astana Urological Forum

uro.rotor.kz

12-15 Haziran 2019 Priştina-Kosova

49th Scientific Congress of the Polish Urological Association (PUA)

pturol.org.p

12-15 Haziran 2019 Bilbao-İspanya

Spanish Urological Congress

aeu.es

24-26 Haziran 2019 Glaskow-İngiltere

Annual Meeting of the British Association of Urological Surgeons

baus.org.uk

27-29 Haziran 2019 Kazablanka-Fas

26th Annual Conference of the Arab Association of Urology

araburo.com

29 Haziran-2 Temmuz 2019 Quebec-Kanada

74th Annual Meeting of teh Canadaian Urological Associatin 2019

cua.org

12-15 Eylül 2019 Mexico City-Meksika

24th Congress of the World Association for sexual Health

www.was2019.org

13-15 Eylül 2019 Bangalor-Hindistan

4th Biennial meeting of the South Asian Society for Sexual Medicine (SASSM)

http://www.sassm.in/

10-13 Ekim 2019 Antalya-Türkiye

28. Ulusal Üroloji Kongersi

http://www.uroturk.org.tr

12-15 Ekim 2019-03-18 Mexico city-Meksika

24th Congress Of The World Association For Sexual Health

www.was2019.org

18-19 Ekim 2019 Toronto-Kanada

27th Annual Urology Update

cpd.utoronto.ca

24-27 Ekim 2019 Nashville-ABD

2019 Annual Fall Scİentİfİc Meetİng Of SMSNA

www.smsna.org/V1/meetings/20th-annual-fall-scientific-meeting-of-smsna

30-31 Ekim 2019 Prag-Çek Cumhuriyeti

11th Meeting of the EAU Section of Andrological Urology

8-17 Kasım 2019 Budapeşte-Macaristan

ESSM School of Sexual Medicine

82

admin@essm.org

Cilt/Volume 21 n Sayı/Issue 2 n Haziran/June 2019

Profile for LookUs Scientific

Androloji 2019 2  

Androloji 2019 2  

Advertisement