Page 1

E-ISSN: 2587-2524

Cilt/ Volume 20 | Sayı/ Issue 1 | Mart/ March 2018

www.androlojibulten.org

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018

i


Cilt/ Volume 20 | Sayı/ Issue 1 | Mart/ March 2018

E-ISSN: 2587-2524

ANDROLOJİ BÜLTENİ TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ YAYIN ORGANIDIR Andrology Bulletin is the Periodical Journal of the Turkish Society of Andrology Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere yılda 4 sayı yayınlanır. Four issues annually; March, June, September, December TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ ADINA SAHİBİ / Owner on Behalf of the Turkish Society of Andrology Prof. Dr. Mustafa F. Usta YÖNETİM KURULU / Board of Directors Ateş Kadıoğlu (Onursal Başkan) Mustafa F. Usta (Başkan) Barış Altay (Genel Sekreter) Memduh Aydın (Sayman) Ramazan Aşcı (Üye) İrfan Orhan (Üye) Ali Atan (Üye) Abdullah Armağan (Üye) EDİTÖR / Editor-in-Chief Doç. Dr. Ahmet Gökçe YARDIMCI EDİTÖR / Associate Editor Doç. Dr. Cüneyt Adayener YAYIN TÜRÜ / Publication Category Süreli Yayın YÖNETİM YERİ/ Executive Office Türk Androloji Derneği Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap. B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul Tel: +90 212 288 50 99 Faks: +90 212 288 50 98 E-posta: androloji@androloji.org.tr Web: www.androloji.org.tr

Yayın Hizmetleri / Publishing Services BAYT Bilimsel Araştırmalar Basın Yayın ve Tanıtım Ltd. Şti. Ziya Gökalp Cd. 30/31, 06420 Kızılay, Ankara Tel (0-312) 431 30 62, Faks: (0-312) 431 36 02 E-posta: info@bayt.com.tr www.bayt.com.tr

The control of conformity with the journal standards and the typesetting of the articles in this journal, the control of the English/Turkish abstracts and references and the preparation of the journal for publishing were performed by bayt publishing. Bu dergideki yazıların dergi standartlarına uygunluğu, dizimi, İngilizce/Türkçe özetlerin ve kaynakların denetimi, derginin yayına hazırlanması bayt tarafından gerçekleştirilmiştir

www.androlojibulten.org


DANIŞMA KURULU / REVIEWERS ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI

ERKEK ÜREME SAĞLIĞI

Prof. Dr. Ramazan AŞCI

Prof. Dr. Barış ALTAY

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Samsun

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

KADIN - ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI VE ERKEK İNFERTİLİTESİ HEMŞİRE ÇALIŞMA GRUBU

Prof. Dr. Ali ATAN

Prof. Dr. Kaan AYDOS

Doç. Dr. Dilek AYGİN

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD ve Kısırlık Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara

Sakarya Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Sakarya

Doç. Dr. Memduh AYDIN

Prof. Dr. Selahittin ÇAYAN

Prof. Dr. Sevim BUZLU

Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, İstanbul

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Mersin

Doç. Dr. Önder CANGÜVEN

Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Hatay

Department of Urology, Hamad Medical Corporation, Doha, Qatar

Prof. Dr. Sadık GÖRÜR Doç. Dr. Engin KANDIRALI

Prof. Dr. Murat ÇAKAN

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul

SB Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği, Ankara

Prof. Dr. Ayhan KARABULUT

Prof. Dr. Melih ÇULHA Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmit

Prof. Dr. Oğuz EKMEKÇİOĞLU Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kayseri

Prof. Dr. Fikret ERDEMİR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Prof. Dr. Haluk EROL

Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kırşehir

Prof. Dr. İrfan ORHAN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Elazığ

Prof. Dr. İsa ÖZBEY Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastanesi Üroloji AD, Erzurum

Uzm. Dr. A. Arman ÖZDEMİR

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Androloji BD, Aydın

T.C.Sağlık Bakanlığı Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği,İstanbul

Doç. Dr. Ahmet GÖKÇE

Prof. Dr. Sefa RESİM

Sakarya Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sakarya

Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kahramanmaraş

Prof. Dr. Bilal GÜMÜŞ Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Manisa

Prof. Dr. Tarkan SOYGÜR

Prof. Dr. Ateş KADIOĞLU

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Çocuk Ürolojisi BD, Ankara

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji AD / Androloji BD, İstanbul

Doç. Dr. Zafer KOZACIOĞLU Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İzmir

Prof. Dr. Muammer KENDİRCİ

Prof. Dr. Nihan Erginel-UNALTUNA İstanbul Üniversitesi Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Genetik AD, İstanbul

Liv Hospital-Üroloji Kliniği, İstanbul

KADIN CİNSEL SAĞLIĞI

Prof. Dr. Hakan KILIÇARSLAN

Prof. Dr. Abdullah ARMAĞAN

İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Gülbeyaz CAN İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nezihe KIZILKAYA BEJİ İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nuran KÖMÜRCÜ Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu, İstanbul

Doç. Dr. Leyla KÜÇÜK İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Rukiye PINAR BÖLÜKTAŞ Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri, İstanbul

Doç. Dr. Hicran YILDIZ Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Bursa

TÜRK CUMHURİYETLERİNDE ANDROLOJİ Prof. Dr. İlham AHMEDOV Bakixanov.23 Azerbaycan Tiib Universiteteti Baku-370022, Azerbaycan

Uzm. Dr. Firdovsi MAMMADOV Zeferan Hospital Üroloji Kliniği, Azerbaycan

Uzm. Dr. Zarifcan MURODOV Taşkent Diploma Sonrası Eğitim Enstitüsü - Taşkent Üroloji Merkezi, Özbekistan

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bursa

Bahçelievler Medicalpark Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul

Uzm. Dr. Shavkat SHAVAKHABOV

Prof. Dr. Ahmet METİN

Doç. Dr. Halil ÇİFTÇİ

State Specialized Center Of Urulogy (Uzbekistan) Chief of Andrology Department, Özbekistan

İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bolu

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji AD, Şanlıurfa

Prof. Dr. Bekir Süha PARLAKTAŞ

Doç. Dr. Esat KORGALI

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sivas

Prof. Dr. Bülent SEMERCİ

Prof. Dr. Ercan YENİ

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

Doç. Dr. Altuğ TUNCEL Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Şanlıurfa

Uzm. Dr. Erol UÇANER Özel Başkent Hastanesi Üroloji Kliniği, Kıbrıs

TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI VE KONGRE TAKVİMİ Prof. Dr. Fikret ERDEMİR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD,Tokat

Prof. Dr. Tahir TURAN Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Denizli

Prof. Dr. Mustafa Faruk USTA Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Androloji BD, Antalya

Prof. Dr. M. Önder YAMAN Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018

iii


YA Z A R L A R A A Ç I K L A M A Androloji Bülteni Türk Androloji Derneği’nin resmi yayın organıdır. Dergi androloji alanındaki araştırmaları, olguları, derlemeleri ve editöryal yorumları yayımlar. Dergi yılda 4 sayı olarak yayımlanmaktadır. Derginin yazı dili Türkçe’dir. Türkçe yazıların Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğüne, imla kılavuzuna uygun olması gerekir. Derginin yazım kurallarında Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals - International Committee of Medical Journal Editors (http:// www.icmje.org)/ adlı belge temel alınmıştır. Yazıların dergide yer alabilmesi için daha önce başka bir dergide basılmamış olması ve Türk Androloji Derneği Yönetim Kurulu’nun seçtiği Yayın Kurulu tarafından uygun görülmesi gerekir. Yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Yazıların değerlendirmeye alınması için, gönderilen yazıya tüm yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir Formu” başlıklı imzalı bir yazının eklenmesi gerekir (Formun hazır hali http://www. androlojibulten.org ve https://www.journalagent.com/androloji/ adreslerinde bulunabilir). Yayın için uygun bulunan yazıların dizgi ve hazırlık işlemleri sırasında, sorumlu yazara yazar katkılarının da açıklanmasının isteneceği Yazar Onay Formu gönderilecektir. İlaç çalışmalarında, çalışmanın Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliklerine uygun olarak yürütüldüğü ve etik kurul izni alındığı belirtilmelidir. Etik Kurul onayı alınması gereken çalışmalarda, bu onayın gönderilmemesi durumunda yazı yayımlanmayacaktır. Ayrıca, tüm çalışmalarda “Helsinki Deklarasyonu”, “İyi Klinik Uygulamalar Kılavuzu” ve “İyi Laboratuvar Uygulamaları Kılavuzu’nda belirtilen esaslara uyulmalı, hastalar bilgilendirildikten sonra yazılı veya sözlü izinleri alınmalıdır. Sadece yazarlık niteliğini hak eden kişiler yazar olarak gösterilmelidir. Araştırma yazıları 3000, olgu sunumları 1500 ve derlemeler 5000 kelimeyi geçmemelidir. Yazıların online gönderilmesi Tüm yazılar derginin Internet adresi üzerinden online gönderilmelidir. (https:// www.journalagent.com/androloji/). Yazının gönderilmeden önce kontrol listesi ile son bir kez gözden geçirilmesi önerilir. Yazım kurallarına uygun yazılmayan yazılar bilimsel kurul değerlendirmesine alınmamaktadır. Daha detaylı bilgiler https://www.journalagent.com/androloji/ adresinden alınabilir. Yazıların hazırlanması Yazılar, bilgisayar dosyası üzerinde standart A4 kağıdı boyutlarındaki bir sayfaya, sağ ve sol kenarlarda yaklaşık 2,5 cm boşluk kalacak şekilde ve iki satır aralıklı olarak yazılmalıdır. Her sayfa numaralandırılmalıdır. Metin Times New Roman yazı karakterinde 12 punto ile yazılmalıdır. Yazılarda bulunması gereken bölümler sırasıyla şunlardır: (Yazar adları (ünvan, ad, soyadı), çalışmanın yapıldığı kurum (Makaledeki yazarların çalışma yerleri, yayının yapıldığı kurum şeklinde olmalıdır), iletişim adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta adresi journal agent programında 3, 4 ve 5. adımlarda online olarak girilmelidir. “Telif Hakkı Devir Formu” dışında yüklenecek diğer dosyalarda yazarların isimleri, çalıştıkları yerler bulunmamalıdır!). (i) Türkçe ve İngilizce başlıklar (online olarak istenen yere yapıştırılacak), (ii) Türkçe ve İngilizce özetler (online olarak istenen yere yapıştırılacak); Makalenin tam metninde (tam metin dosyası online olarak istenen yere eklenmelidir) (iii) Giriş; (iv) Gereç ve Yöntem; (v) Bulgular; (vi) Tartışma; (vii) Kaynaklar bölümleri bulunur. Yöntemler, bulgular ve tartışma bölümlerinin gerektiğinde alt başlıklarla ele alınması tercih edilir. Olgu sunumları, özetlerden sonra giriş, olgu sunumu ve tartışma başlıkları altında düzenlenmelidir. İnceleme yazılarında, yazının gelişimine uygun başlıklandırma yapılabilir. Özetler: Özet çalışmanın amacını, ana bulguları ve temel sonuçlarını Amaç, Gereç ve Yöntem, Bulgular, Sonuç (İngilizce özette Objectives, Material and Methods, Results, and Conclusion) başlıkları altında bildirmelidir.

iv

Anahtar kelimeler: Yazı düzeninde özetlerden sonra yer alacak şekilde Türkçe ve İngilizce olarak en az 3, en fazla 5 anahtar kelime (alfabetik sıra ile) belirtilmelidir. Bu amaçla Index Medicus Medical Subjects Headings (MeSH)’den yararlanılabilir. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/. Makalenin tam metninde Giriş paragrafından sonra Gereç ve Yöntem’de çalışma başlangıcı ve bitiş tarihleri, hastaların özellikleri ve kullanılan yöntemler, hasta seçimi ayrıntılı biçimde belirtilmelidir. İstatistiksel yöntem yeterli ayrıntı ile açıklanmalıdır. Bulgular: Metinde olabildiğince ayrıntılı yazılmalı, şekil ve tablolar ile desteklenmeli; şekil ve tablolarda verilen bilgiler, metinde tekrarlanmamalıdır. Tartışma: Ağırlıklı olarak çalışma ile ilgili veriler tartışılmalı, yerli ve yabancı kaynaklarla desteklenmelidir. Konu ile doğrudan ilgisi olmayan genel bilgilere uzun uzun yer vermekten kaçınılmalıdır. Kısaltmalar: Kısaltılmış sözcük sayısının sınırlı tutulması gerekir. Şekil ve Tablolar: Yazı ile birlikte sunulan fotoğraf ve tablolar sisteme ayrı ayrı yüklenmelidir. Resim dosyalarının formatı JPEG veya TIFF olabilir. Tablolar ve şekil altyazıları ayrı sayfalara ve iki satır aralıklı yazılmalı; şekil ve tablolar yazıda görünme sırasına göre numaralandırılmalı ve başlıkları olmalıdır. Mikroskobik resimlerde büyütme oranı ve boyama tekniği açıklanmalıdır. Kısaltmalar her şeklin ve tablonun altında açıklanmalıdır. Kaynaklar: Kaynaklar metin içinde anılma sırasına göre noktadan sonra üst simge olarak köşeli parantez içerisinde ve nokta işaretinden sonra boşluk bırakmadan dizilmeli (örnek: ...lenf nodu diseksiyonu önerilmektedir.[1]”); yayımlanmamış sonuçlar ve kişisel görüşmeler kaynak olarak gösterilmemelidir. Yazarların yalnızca doğrudan yararlandıkları çalışmaları kaynak olarak göstermeleri gerekir; yazımı doğrulanamayan kaynaklar yayın hazırlığı sırasında yazarlardan istenecektir. Dergi isimleri Index Medicus’a göre kısaltılmalıdır; bunun mümkün olmadığı durumlarda dergi adının tamamı verilmelidir. Altı ya da daha az sayıda olduğunda tüm yazarlar belirtilmeli, altıdan fazla yazar durumunda, altıncı yazarın arkasından “et al.” eklenmelidir. Kaynakların dizilme şekli ve noktalamalar için aşağıdaki örneklere uyulmalıdır (basım ayı, parentez içinde derginin basım sayısı yazılmamalıdır !) : Dergi: Tefekli A, Tepeler A, Altunrende F, Tok A, Sarılar Ö, Müslümanoğlu AY. Seçilmiş olgularda tüpsüz perkütan nefrolitotomi. Türk Üroloji Dergisi 2006;32:240-7. Gill IS, Kaouk JH, Meraney AM, Desai MM, Ulchaker JC, Klein EA et al. Laparoscopic radical cystectomy and continent orthotopic ileal neobladder performed completely intracorporeally: the initial experience. J Urol 2002;168:13-8. Kitap: Korkud G, Karabay K. Böbrek tüberkülozu. 3.Baskı. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basımevi; 1993. Kitap içinde bölüm: Anderson JL, Muhlestein JB. Extracorporeal ureteric stenting during laparoscopic pyeloplasty. Philadelphia: W. B. Saunders; 2003. p. 288-307. Önemli Not: Yayın Kurulu, gerekli gördüğü durumlarda yazıların özünü değiştirmeden metinde düzeltme yapmakla yetkilidir. Online makale gönderiminde sırası ile: 1. Yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir Formu “ başlığı altında imzalı bir mektup (tarayıcıdan geçirdikten sonra diğer dosyalarla gibi online olarak sisteme yüklenmelidir). 2. Ana metin (Kaynaklar dahil) (Özet ve Yazar isimleri bulunmamalıdır !) 3. Resimler (Mümkün ise açıklanan yer(ler) okla(rla) belirtilmelidir) 4. Tablolar yüklenmelidir.

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018


BAŞKAN’DAN / FROM THE PRESIDENT

Değerli Meslektaşlarım, Bu sayımızda tüm üyelerimizi çok mutlu edeceğini düşündüğümüz bir haberi paylaşmanın

heyecanını yaşıyoruz. Derneğimizin bilimsel yayın organı olan Androloji Bülteni, yakın bir zamanda TUBİTAK TR Dizin’ine girmiş bulunmaktadır. Bu süreçte yoğun mesai harcayan sevgili

meslektaşımız Dr. Ahmet GÖKÇE başta olmak üzere; emeği geçen, çaba sarf eden tüm üyelerimize sonsuz teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Bu noktadan sonraki hedefimiz; Androloji Bülteni’nin

adını tıpkı Türk Üroloji Dergisi gibi uluslar arası bilimsel alanlarda duyurmak olmalıdır. Değerli üyelerimizin üst düzey katkıları ile Androloji Bülteni’nin bu hedefe de kısa sürede ulaşacağını umut ediyorum.

Bahar ayları ile birlikte Androloji alanında yoğun bir bilimsel toplantı dönemine girmiş

bulunmaktayız. Türk Androloji Derneği yönetimi olarak en büyük hedeflerimizden biri de; Türk Androloji’sini uluslar arası bilimsel platformlarda ‘Hak Ettiği’ şekilde temsil edebilmektedir.

Yıllardır ESSM (European Society for Sexual Medicine) derneğinin düzenlediği yıllık toplantılara;

Türk Androloji Derneği tüm gücü ile destek olmuş ve Avrupa coğrafyasında her zaman Türk Androloji’sinin bilimsel anlamda söz sahibi olmasına katkı sağlamıştır. Bununla birlikte özellikle

yakın geçmişte ESSM bünyesinde gerçekleştirilen yapısal ve yönetsel yapılandırmalarda; bilimsel

anlamda meritokrasi kurallarını göz ardı eden yaklaşımların gerçekleştiği üzüntü ile gözlemlenmiştir. Bu bağlamda dernek olarak; en önemli bilimsel politikalarımızdan olan, meritokrasiye dayalı

bilimsel uygulamaların sağlanabileceği yeni oluşumlara katkı sağlanması gündeme gelmiştir. Bu düşüncemizin ilk uygulaması olarak; geçtiğimiz yılın 24-25 Kasım tarihlerinde İsveç’in Malmö kentinde ESAU (European Society for Andrological Urology) derneği tarafından düzenlenen yıllık

bilimsel toplantıya 25 kişilik akademik düzeyde katılım sağlanmıştır. Benzer şekilde bu yıl da ESAU tarafından 2 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilecek olan yıllık bilimsel toplantıya derneğimiz

tarafından bilimsel işbirliği amacı ile akademik katkı sağlanacaktır. Tüm meslektaşlarımız ile, bu yıl Portekiz’in Porto kentinde yapılacak ESAU toplantısında birlikte olmak dileği ile... Saygılarımla, Prof. Dr. Mustafa Faruk USTA

Türk Androloji Derneği Başkanı

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018

v


EDİTÖR’DEN / FROM THE EDITOR

Değerli Meslektaşlarım, Androloji Bülteni’mizin 2018 yılı itibariyle TUBITAK-ULAKBİM tarafından oluşturulan TR Dizin’e kabul edildiğini ve doçentlik başvuru koşulları içinde yer alan yerli yayın koşulunu sağladığını memnuniyetle paylaşmak isterim. Ayrıca TR Dizin izlem sürecinde 2017 yılında dergimizde basılmış

makalelerin de aynı şartlara sahip olduğunu da belirtmek isterim. Dergimizin bu yolculuğu sırasında destekleri ile bizleri yalnız bırakmayan Türk Androloji Camiası’nın çok değerli üyelerine, araştırma

makaleleri ve derlemelerle dergimize destek olan yazarlarımıza gönülden şükranlarımı sunuyorum. Dernek başkanımız Prof. Dr. Mustafa Faruk USTA’nın belirttiği gibi; bu noktadan sonraki hedefimiz Androloji Bülteni’nin adını tıpkı Türk Üroloji Dergisi gibi uluslararası bilimsel platformlarda duyurmak olmalıdır. Bu konuda da aynı desteğin artarak devam edeceğine inanıyorum.

Her sayıda çok önemli olduğunu düşünerek ısrarla belirttiğim yayın değerlendirme ve basım hızımıza bir kez daha dikkatinizi çekmek isterim. Danışma kurulumuzun çok değerli üyelerinin

gönüllü olarak ve büyük özveriyle zamanlarını ayırarak yaptıkları hakemlikler sayesinde yayın

değerlendirme ve basım hızımız üst seviyedeki dergilerle yarışır düzeydedir. Bu bağlamda yerli yayın konusunda eksiği olan genç akademisyenlerimizin bu fırsatı değerlendirmelerinde özellikle yarar olacağını düşünüyorum.

Dergimizin bu sayının içeriğine bakıldığında, yine bu sayıda da zevkle okuyacağınız çok kaliteli araştırma makaleleri ve en güncel bilgileri içeren doyurucu derlemeler sizlerin beğenisine sunulmakta.

Türk Androloji Derneği bilim ve eğitim politikası doğrultusunda, 11-13 Mayıs 2018 tarihleri arasında

ülkemizin adeta cennet köşelerinden biri olan güzel Bodrum’da düzenlenecek olan Güncel Androloji Sempozyumu’nda görüşmek ümidiyle. Saygılarımla, Doç. Dr. Ahmet GÖKÇE

Editör

vi

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018


Cilt/ Volume 20 | Sayı/ Issue 1 | Mart/ March 2018

İÇİNDEKİLER /CONTENTS

ARAŞTIRMA YAZILARI | ORIGINAL ARTICLES 1

Varikosel cerrahisinde klinik başarı oranlarını etkileyen faktörler Factors affecting the clinical success rates of varicocele surgery Erhan Ateş, Murat Uçar, Mehmet Zeynel Keskin, İlter Alkan, Ahmet Gökçe

6

Klinefelter sendromlu ve normal karyotipli hastaların testiküler sperm ekstraksiyonu sonuçlarının karşılaştılması: 10 yıllık tek merkez deneyimi Comparison of testicular sperm extraction results in patients with klinefelter syndrome and normal karyotypes: 10 years single center experience Cem Yücel, Orçun Çelik, Mehmet Zeynel Keskin, Özgür Çakmak, Ülkü Küçük, Zafer Kozacıoğlu

11

Cinsel perhiz süresi ve semen parametreleri arasındaki ilişki Relationship between the duration of sexual abstinence and semen parameters Ahmet Gökçe, Deniz Gül, Hacı Can Direk, Hacı İbrahim Çimen, Fikret Halis

DERLEME | REVIEW 16

Metabolik sendrom ile ilişkili erektil disfonksiyonun medikal tedavisi Treatment of erectile dysfunction related to metabolic syndrome Ali Atan

21

Cerrahi menopoza giren genç kadınlarda cinsellik nasıl etkileniyor? How does surgical menopause affect sexuality in young women? Dilek Aygin, Merve Pektemek

25

Serviks kanseri ve HPV Cervical cancer and HPV Saadet Gonca Mavi Aydoğdu, Ülkü Özsoy

30

TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

34

KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018

vii


Cilt/Volume 20 n SayÄą/Issue 1 n Mart/March 2018


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2018;20:1−5 https://www.doi.org/10.24898/tandro.2018.91069

Erkek Üreme Sağlığı

Varikosel cerrahisinde klinik başarı oranlarını etkileyen faktörler Factors affecting the clinical success rates of varicocele surgery Erhan Ateş1

, Murat Uçar2, Mehmet Zeynel Keskin2, İlter Alkan3, Ahmet Gökçe4

ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Erkek infertilitesinin önemli sebeplerinden biri olan varikosel te-

OBJECTIVE: Microsurgical varicocelectomy is accepted as the gold standard technique in treatment of varicocele which is one of the important reasons of male infertility. Although varicocelectomy has been reported to improve the semen parameters, not all reports support this finding. So, it is important to predict which patients will benefit from varicocelectomy. In this study, we aimed to determine the predictive factors of varicocelectomy success. MATERIAL and METHODS: The data of 53 patients who underwent varicocelectomy due to infertility were evaluated retrospectively. Clinical findings and preoperative demographic characteristics such as age of patient, duration of infertility, body mass index were recorded. The highest number of total motile sperm counts from at least 2 semen analyzes was accepted as the preoperative value. Significant improvement was defined as a 50% increase in the total motile sperm count or a minimum 100% increase in patients with less than 5 million total motile sperm counts in the postoperative 6th months control semen analysis. Patients were divided into two groups as improvement of semen parameters (group 1) and as ineffective group (group 2). RESULTS: There was no statistically significant difference in preoperative characteristics between two groups except the duration of infertility. Changes in preoperative and postoperative semen parameters in group 1 were statistically significant. Besides, the changes in postoperative semen parameters between group 1 and group 2 were statistically significant except for the semen volume. The duration of infertility, preoperative sperm concentration, total sperm count, and total motile sperm count were found to be statistically significant predictors. CONCLUSION: The short duration of infertility, and the preoperative good semen parameters are the predictive factors for the success of varicocelectomy. Keywords: male infertility, predictor factors, semen parameters, varicocelectomy

davisinde mikrocerrahi varikoselektomi altın standart teknik olarak kabul edilmektedir. Varikoselektominin semen parametrelerini iyileştirdiği bildirilse de, tüm raporlar bu bulguyu desteklememektedir. Bu nedenle hangi hastaların varikoselektomiden fayda görebileceğini öngörebilmek önem kazanmıştır. Bu çalışmada varikoselektomi başarısını öngörücü faktörleri belirlemeyi amaçladık. GEREÇ ve YÖNTEMLER: İnfertilite nedeniyle varikoselektomi uygulanmış 53 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların yaşı, infertilite süresi, vücut kitle indeksi gibi preoperatif demografik özellikler ile klinik bulgular kaydedildi. Preoperatif en az iki semen analizinden en yüksek total motil sperm sayısı olan, preoperatif değer olarak kabul edildi. Postoperatif 6. ayda kontrol semen analizindeki total motil sperm sayısında %50’den fazla artış ve total motil sperm sayısı 5 milyondan az olan hastalarda en az %100 artış olması anlamlı iyileşme olarak tanımlandı. Semen parametrelerinde iyileşme sağlananlar grup 1, sağlanmayanlar grup 2 olarak kategorize edildi. BULGULAR: İnfertilite süresi haricinde, iki gruptaki hastalar arasında preoperatif özelliklerde istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. Grup 1’deki preoperatif ve postoperatif tüm semen parametrelerindeki değişimler istatistiksel olarak anlamlı saptandı. Öte yandan grup 1 ve grup 2 arasında postoperatif semen parametrelerindeki değişim semen volümü haricinde istatistiksel olarak anlamlıydı. İnfertilite süresi, preoperatif sperm konsantrasyonu, total sperm sayısı ve total motil sperm sayısı istatistiksel anlamlı prediktör faktörler olarak saptandı. SONUÇ: Kısa infertilite süresi ve operasyon öncesi semen parametrelerinin iyi olması, varikoselektomiden elde edilecek başarıyı öngörmede belirleyici faktörlerdir. Anahtar Kelimeler: erkek infertilitesi, prediktör faktörler, semen parametreleri, varikoselektomi

GİRİŞ Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Aydın Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, İzmir 3 Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul 4 Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Sakarya 1 2

Yazışma Adresi/ Correspondence: Yard. Doç. Dr. Erhan Ateş Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı 09010 Aydın Türkiye Tel. +90 506 532 31 43 E-mail: drerhanates@yahoo.com Geliş/ Received: 17.02.2018 Kabul/ Accepted: 01.03.2018

©2018 Androloji Bülteni

Varikosel, spermatik korddaki pampiniform pleksus venlerinin anormal dilatasyonudur ve erkek infertilitesinin önemli sebeplerindendir. Genel popülasyonun %15–20’sinde, infertil erkeklerin %30–40’ında[1], sekonder infertil erkeklerin ise %69–81’inde varikosel görülebilir.[2,3] Varikosel tedavisinde kullanılan yaklaşımlar arasında mikrocerrahi varikoselektomi, daha düşük postoperatif rekürrens ve komplikasyon oranları nedeniyle

1


hem yetişkinlerde hem de adolesanda altın standart teknik olarak kabul edilmektedir.[4] Ancak varikosel tedavisinin erkek fertilitesi üzerine etkisi tartışmalıdır.[5] Çalışmaların çoğu varikosel cerrahisi sonrasında semen parametrelerinin iyileştiğini bildirse de, tüm raporlar bu bulguyu desteklememektedir.[6,7] Perimenis ve ark.’na göre, varikoselektomi semen parametrelerinde anlamlı iyileşme sağlar ve başarılı gebelik oranını arttırır.[8] Bununla birlikte, Evers ve Collins varikoselektominin erkek subfertilitesi için etkili bir tedavi olmadığını bildirmiştir.[9] Doğal gebelik oranları üzerindeki etki daha da tartışmalıdır.[5] Bu nedenle, varikosele sahip subfertil/infertil erkeklerin varikoselektomi ile tedavi edilip edilememesi tartışmalı olmakla birlikte, hem Amerikan Üroloji Derneği (AUA) hem de Amerikan Üreme Sağlığı Kurumu (ASRM), mevcut kanıtlara dayanarak, klinik varikoseli ve bir veya daha fazla anormal semen parametresine sahip infertil erkeklerde varikosel onarımını önerir.[10] Her ne kadar anormal semen parametreli erkeklerin çoğunun varikoselektomiden sonra semen parametrelerinde düzelme olsa da, hangi erkeklerin varikoselektomiye pozitif yanıt vereceğini tahmin etmek güçtür.[11] Biz de bu çalışmada, preoperatif demografik, klinik ve laboratuvar verileri kullanarak, varikoselektominin semen parametreleri ve doğal gebelik gelişimi üzerindeki sonuçlarını öngörücü faktörleri belirlemeyi ve önemli parametreler için cut-off değerlerini önermeyi amaçladık.

semen analizi ile kontrol yapıldı. Önceki benzer çalışmalarda[13] tanımlandığı gibi bizim çalışmamızda da, postoperatif semen analizindeki total motil sperm sayısında %50’den fazla artış anlamlı iyileşme olarak tanımlandı. Bununla birlikte, total motil sperm sayısı 5 milyondan az olan hastalar için iyileşme tanımında en az %100 artış arandı. Semen parametrelerinde iyileşme sağlananlar grup 1, sağlanmayanlar grup 2 olarak kategorize edildi. Varikoselektomiden sonra bir yıl içinde doğal olarak veya intrauterin inseminasyon ile elde edilen gebelikler kaydedildi. İn vitro fertilizasyon ile gebelik, negatif gebelik sonucu olarak kabul edildi.

GEREÇ VE YÖNTEM

BULGULAR

Jinekolojik muayene bulguları normal bir eşe sahip, kontrasepsiyon olmaksızın bir yıl düzenli cinsel ilişkiden sonra gebelik sağlanamamış ve en az bir anormal semen parametresi olan ve varikoselektomi uygulanmış 53 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Varikoselektomi tüm hastalara mikrocerrahi subinguinal yaklaşımla uygulandı. Hariç tutma kriterleri nonobstrüktif/obstrüktif azoospermi, klinik izlemin olmaması, ağrı nedeniyle varikoselektomi uygulanması olarak belirlendi.

Hastaların demografik ve klinik özellikleri Tablo 1’de özetlenmiştir. Hastalar, semen parametrelerinde iyileşme sağlanma durumuna göre grup 1 ve grup 2 olarak karşılaştırıldı. İnfertilite süresi haricinde, iki gruptaki hastalar arasında preoperatif özelliklerde istatistiksel olarak anlamlı farklılık yoktu. Hastaların grup 1 ve grup 2’de sırasıyla ortalama yaşları 27,0±5,4 (19–38) ve 28,8±5,6 (20–40) yıl (p=0,259), ortalama infertilite süreleri 21,9±12,7 (12–36) ve 42,9±29,5 (12–120) ay (p=0,003), ortalama VKİ’leri sırasıyla 24,8±3,2 (20,39–31,83) ve 26,5±3,3 (20,69–31,82) kg/m2 (p=0,107) idi.

Hastaların yaşı, infertilite süresi, vücut kitle indeksi (VKİ <25 kg/m2, normal; VKİ ≥25 ve <30 kg/m2, kilolu; VKİ ≥30 kg/m2, obez) gibi preoperatif özellikler kaydedildi. Varikosel derecesi fizik muayene bulgusuna göre: grade 1, valsalva manevrası sırasında palpe edilebilen; grade 2, valsalva manevrası yapılmadan palpe edilebilen; grade 3, valsalvasız, uzaktan gözle görülebilen şeklinde tanımlandı.[12] Preoperatif en az iki semen analizi yapıldı. Semen volümü, total sperm sayısı, progresif hareketlilik, total motil sperm sayısı gibi semen parametreleri kaydedildi. En yüksek total motil sperm sayısı olan semen analizi, preoperatif değer olarak kabul edildi. Postoperatif 6. ayda

2

Çalışmaya dahil edilen nümerik değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk Testi ile sınandı. Kategorik değişkenler frekans ve yüzde, nümerik değişkenler ortalama ve standart sapma veya medyan ve min-maks değerleri ile betimlendi. İki bağımsız ortalama Mann-Whitney U Testi, iki bağımlı ortalama Wilcoxon İşaretli Sıralar Testi ile karşılaştırıldı. Kategorik değişkenler arasındaki ilişki Ki-kare Testi ile araştırıldı. Değişkenlerin prediktif yetkinlikleri ROC analizi ile incelendi. Eşik değerlerin hesaplanmasında Youden İndeks metodu kullanıldı. Çok değişkenli değerlendirme Lojistik Regresyon Analizi ile yapıldı. Çalışma %95 güven düzeyinde gerçekleştirildi (p <0,05 istatistiksel anlamlı farklılık kabul edildi.).

İki grubun preoperatif ve postoperatif semen parametreleri karşılaştırıldığında (Tablo 2), grup 1’deki preoperatif ve postoperatif tüm semen parametrelerindeki değişimler istatistiksel olarak anlamlı saptandı. Öte yandan grup 1 ve grup 2 arasında postoperatif semen parametrelerindeki değişim, semen volümü haricinde istatistiksel olarak anlamlıydı. Tüm hastaların 17’sinde (%32,1) doğal gebelik gerçekleşirken, bunların tamamı grup 1’deki hastalardı. Grup 1 içindeki hastalarda da başarılı gebelik oranı %47,2 idi.

Androl Bul 2018;20:1-5


Tablo 1. Hastaların demografik ve klinik özellikleri (n: 53) Operasyon yaşı (yıl)

27,6±5,5

İnfertilite süresi (ay)

28,6±21,8

VKİ (kg/m )

Tablo 2. Gruplar arasında preoperatif ve postoperatif semen parametrelerinin karşılaştırılması

25,3±3,3

Grup 1 (n=36)

Grup 2 (n=17)

Normal

22 (%41,5)

(Ortalama ± SS)

(Ortalama ± SS)

Aşırı kilolu

24 (%45,3)

2,8±0,9

3,1±1,5

0,829

Obez

7 (%13,2)

Preoperatif semen volüm (ml) Postoperatif semen volüm (ml)

3,2±0,9

3,2±1,2

0,730

0,025

0,559

Preoperatif sperm konsantrasyonu (106/ml)

10,2±3,2

7,4±5,3

0,005

19,7±8,8

6,9±4

<0,001

<0,001

0,673

Preoperatif total sperm sayısı (106)

21,1±8,9

15,7±11,5

0,032

Postoperatif total sperm sayısı (106)

50,3±37

16,5±13,1

<0,001

p

<0,001

0,579

Preoperatif ileri hareketlilik (%)

35,6±12

32,7±14,6

0,623

Postoperatif ileri hareketlilik (%)

43,4±11,8

29,8±11,2

<0,001

p

<0,001

0,177

Preoperatif total motil sperm sayısı (106)

9,2±3,4

6,3±4,9

0,022

Postoperatif total motil sperm sayısı (106)

25,7±13,3

6,2±4,4

<0,001

<0,001

0,836

2

VKİ sınıf

Sol taraf Grade2

22 (%41,5)

Grade3

31 (%58,5)

Sağ taraf Grade1

8 (%15,1)

Grade2

3 (%5,7)

p

Unilateral

42 (%79,2)

Postoperatif sperm konsantrasyonu (106/ml)

Bilateral

11 (%20,8)

p

Lateralite

Semen parametreleri İyileşme var İyileşme yok

36 (%67,9) 17 (%32,1)

Veriler ortalama ± standart sapma veya parantez içinde yüzdesiyle beraber hasta sayısı olarak sunulmuştur. VKİ: Vücut kitle indeksi

Reciever Operating Characteristics (ROC) eğrisine göre, infertilite süresinin varikoselektomi sonrası semen parametrelerinin düzelmesinde istatistiksel olarak anlamlı bir prediktif değeri olduğu saptandı. Operasyon yaşı ve VKİ için bu yetkinlik söz konusu değildi. Yine benzer şekilde operasyon öncesi sperm konsantrasyonu, total sperm sayısı ve total motil sperm sayısının istatistiksel olarak anlamlı prediktör faktörler olduğu saptandı (Şekil 1, Tablo 3). Eşik değerlerin hesaplanmasında, Youden İndeks metodu kullanılarak yapılan değerlendirmede, infertilite süresi 22

p

p

Şekil 1. Reciever operating characteristics (ROC) eğrisi

Ateş ve ark. n Varikosel cerrahisinde klinik başarı oranlarını etkileyen faktörler

3


Tablo 3. Reciever operating characteristics (ROC) eğrisine göre prediktör faktörler Eğri altında kalan alan

%95 Güven aralığı

p

Operasyon yaşı

0,598

0,435–0,761

0,253

İnfertilite süresi

0,750

0,604–0,896

0,004

VKİ

0,638

0,478–0,798

0,107

Preoperatif sperm konsantrasyonu

0,738

0,560–0,915

0,006

Preoperatif total sperm sayısı

0,684

0,500–0,868

0,032

Preoperatif total motil sperm sayısı

0,697

0,517–0,876

0,022

ay ve altında olan hastalarda %63,9 duyarlık ve %76,5 özgüllük ile iyileşme insidansı anlamlı olarak yüksek bulundu (p=0,006). Operasyon öncesi sperm konsantrasyonu, total sperm sayısı ve total motil sperm sayısında istatistiksel anlamlı eşik değerler sırasıyla 6,5×106/ml, 14,5×106, 4,4×106 idi (Tablo 4). Lojistik regresyon analizinde semen parametrelerinde infertilite süresi 22 aydan kısa olanlarda 6,2 kat (%95 güven aralığı: 1,3–28,7, p=0,021), operasyon öncesi sperm konsantrasyonu 6,5×106/ml’dan fazla olanlarda 12 kat (%95 güven aralığı: 2,6–55,0, p=0,001) daha fazla iyileşme görüldü. Tablo 4. Youden İndekse göre anlamlı eşik değerler Grup 1 Grup 2

p

Duyarlık Özgüllük

İnfertilite süresi ≤22 ay >22 ay

23 13

4 13

0,006

%63,9

%76,5

31 5

6 11

<0,001

%86,1

%64,7

29 7

6 11

0,001

%80,6

%64,7

34 2

9 8

0,001

%94,4

%57,1

Preoperatif sperm konsantrasyonu ≥6,5×106/ml <6,5×106/ml Preoperatif total sperm sayısı ≥14,5×106 <14,5×106 Preoperatif total motil sperm sayısı ≥4,4×106 <4,4×106

TARTIŞMA Varikoselektomi, klinik olarak anlamlı varikosele sekonder olarak gelişen erkek infertilitesi için etkili bir tedavi yöntemidir. Varikoselektominin semen parametreleri üzerine

4

iyileştirici etkisi literatürde kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Varikoselektominin, hastaların yaklaşık %70’inde sperm kalitesini arttırdığı bilinmektedir. Bazı yazarlar, varikoselektomiden sonra toplam hareketli sperm sayısının %50’den fazla arttığını ve spontan gebelik oranının %37’sinde sağlandığını bildirmişlerdir.[5] Varikoselektomi sonrası erkek fertilitesinde iyileşme için prediktif faktörleri değerlendiren birkaç çalışma yapılmıştır. Bununla birlikte, bu çalışmalar dahil edilme kriterlerinin ve tedavi yöntemlerinin çeşitliliği nedeniyle tutarlı bir sonuca ulaşamamıştır. İlk olarak Marks ve ark.[14] 1986’da oligozoospermi ve klinik varikosel bulunan 130 erkekte ampirik klomifen sitrat tedavisi ile varikoselektomi uygulanan hastaları karşılaştırdılar. Bu çalışmada preoperatif testiküler atrofinin olmaması, yüksek sperm konsantrasyonu, yüksek sperm motilitesi ve düşük folikül stimülan hormon (FSH) düzeyi gebelik sağlanmasında prediktör faktörler olarak sunulmuştur. Başka bir çalışmada, preoperatif sperm dansitesi başarılı varikoselektomi olasılığı ile anlamlı olarak ilişkili saptanmıştır.[15] Samplaski ve ark.[11] varikoselektomi sonrası semen parametrelerindeki gelişmelerin hasta yaşı, varikoselin derecesi, semen volümü, sperm konsantrasyonu, motilite, morfoloji ve toplam hareketli sperm sayısı gibi preoperatif semen parametreleriyle ilişkili olduğunu gösterdiler. Birçok başka yazar da, varikoselektomi sonucunu öngörmeye yardımcı olmak için preoperatif parametreleri hasta yaşı, obezite ve semen parametreleri olarak tanımlamaya çalışmışlardır.[16–18] Biz de çalışmamızda, varikoselektomi başarısını öngörmede semen parametrelerindeki düzelmeyi araştırdık. Preoperatif sperm konsantrasyonu, total sperm sayısı, total motil sperm sayısının istatistiksel olarak anlamlı prediktör faktörler olduğunu saptadık. Semen analizinde başarılı varikoselektominin öngörücü parametreleri için tanımlanmış cut-off değerleri ile ilgili literatür bulunmamaktadır. Diğer çalışmalardan farklı olarak çalışmamızda, preoperatif sperm konsantrasyonu, total sperm sayısı ve total motil sperm sayısı için sırasıyla 6,5×106/ml, 14,5×106, 4,4×106 değerlerini cut-off değerleri olarak saptadık. Subfertil hastalarda varikoselektomiye verilen cevabın değerlendirildiği çalışmalarda prediktif faktörler olarak varikosel derecesi, yaş, sperm sayısı, infertilite süresi ve testosteron veya gonadotropin düzeyleri bildirilmiştir.[19–21] Ancak, bu konuda fikir birliği bulunmamaktadır. Bizim çalışmamızda hasta yaşı ve varikosel derecesi prediktif değer olarak saptanmadı. Ancak, infertilite süresi istatistiksel anlamlı bir prediktör faktör olarak saptandı ve başarı öngörüsü için 22 ay cut-off değer olarak tespit edildi. Lojistik regresyon analizine göre, bu süreden önce varikoselektomi uygulananlarda başarılı olma ihtimalinin 6,2 kat daha fazla olduğu ortaya konuldu.

Androl Bul 2018;20:1-5


Bazı çalışmalar, VKİ ile varikosel insidansı arasında ters korelasyon olduğunu göstermiştir. Buna göre, yüksek VKİ‘nin varikosel gelişimine karşı koruyucu bir etkiye sahip olduğu savunulmaktadır.[22–24] Bununla beraber literatürde, varikoselektomi sonrası semen parametrelerinde iyileşme ile VKİ arasındaki ilişkiyi gösteren veri yetersizdir. Subinguinal mikrocerrahi varikoselektomi uygulanan 35 erkek üzerinde yapılan bir çalışmada, VKİ’ nin varikoselektomi sonrası semen parametrelerindeki değişime yönelik prediktif bir değeri olmadığı gösterilmiştir.[25] Yine benzer bir çalışmada, kilolu ve obez erkeklerin normal kilolu erkeklerle benzer varikoselektomi sonuçlarına sahip oldukları bildirilmiştir.[26] Bizim çalışmamızda elde edilen bulgular da bu çalışmalarla paralellik göstermektedir. Çalışmanın retrospektif olması, tüm verilere tam olarak ulaşılamaması, hasta sayısının az olması, radyolojik ve hormonal değerlendirmenin olmayışı, bu çalışmanın limitasyonları olarak sayılabilir.

SONUÇ Varikoselektomi, klinik olarak anlamlı varikosele sekonder erkek infertilitesi için etkili bir tedavi yöntemidir. İyi preoperatif semen parametreleri ve infertilite süresinin kısalığı, varikoselektomiden elde edilecek başarıyı öngörmede anlamlı prediktör faktörlerdir. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR 1. Jarrow JP. Effects of varicocele on male infertility. Hum Reprod Update 2001;7:59–64.

2. Witt MA, Lipshultz LI. Varicocele: a progressive or static lesion? Urology 1993;42:541–3. 3. Gorelick JI, Goldstein M. Loss of fertility in men with varicocele. Fertil Steril 1993;59:613–6.

4. Mehta A, Goldstein M. Microsurgical varicocelectomy: a review. Asian J Androl 2013;15:56–60. https://doi.org/10.1038/aja.2012.98 5. Baazeem A, Belzile E, Ciampi A, Dohle G, Jarvi K, Salonia A, et al. Varicocele and male factor infertility treatment: a new meta‑analysis and review of the role of varicocele repair. Eur Urol 2011;60:796–808. https://doi.org/10.1016/j.eururo.2011.06.018

6. Redmon JB, Carey P, Pryor JL. Varicocele –the most common cause of male factor infertility? Hum Reprod Update 2002;8:53–8.

Ateş ve ark. n Varikosel cerrahisinde klinik başarı oranlarını etkileyen faktörler

7. Will MA, Swain J, Fode M, Sonksen J, Christman GM, Ohl D. The great debate: varicocele treatment and impact on fertility. Fertil Steril 2011;95:841–52. https://doi.org/10.1016/j.fertnstert.2011.01.002 8. Perimenis P, Markou S, Gyftopoulos K, Athanasopoulos A, Barbalias G. Effect of subinguinal varicocelectomy on sperm parameters and pregnancy rate: a two-group study. Eur Urol 2001;39:322–5. https://doi.org/10.1159/000052461 9. Evers JL, Collins JA. Assessment of efficacy of varicocele repair for male subfertility: a systematic review. Lancet 2003;361:1849–52. https://doi.org/10.1016/S0140-6736(03)13503-9 10. Sharlip ID, Jarow JP, Belker AM, Lipshultz LI, Sigman M, Thomas AJ, et al. Best practice policies for male infertility. Fertil Steril 2002;77:873–82. 11. Samplaski MK, Yu C, Kattan MW, Lo KC, Grober ED, Zini A, et al. Nomograms for predicting changes in semen parameters in infertile men after varicocele repair. Fertil Steril 2014;102:68–74. https://doi.org/10.1016/j.fertnstert.2014.03.046 12. Cayan S, Shavakhabov S, Kadioğlu A. Treatment of palpable varicocele in infertile men: a meta-analysis to define the best technique. J Androl 2009;30:33–40. https://doi.org/10.2164/jandrol.108.005967 13. Kondo Y, Ishikawa T, Yamaguchi K, Fujisawa M. Predictors of improved seminal characteristics by varicocele repair. Andrologia 2009;41:20–3. https://doi.org/10.1111/j.1439-0272.2008.00882.x 14. Marks JL, McMahon R, Lipshultz LI. Predictive parameters of successful varicocele repair. J Urol 1986;136:609–12. 15. Huang HC, Huang ST, Chen Y, Hsu YC, Chang PC, Hsieh ML. Prognostic factors for successful varicocelectomy to treat varicocele‑associated male infertility. Reprod Fertil Dev 2014;26:485–90. https://doi.org/10.1071/RD12368 16. Ishikawa T, Fujisawa M. Effect of age and grade on surgery for patients with varicocele. Urology 2005;65:768–72. https://doi. org/10.1016/j.urology.2004.11.009 17. Zini A, Boman J, Jarvi K, Baazeem A. Varicocelectomy for infertile couples with advanced paternal age. Urology 2008;72:109–13. https://doi.org/10.1016/j.urology.2008.02.029 18. Hsiao W, Rosoff JS, Pale JR, Greenwood EA, Goldstein M. Older age is associated with similar improvements in semen parameters and testosterone after subinguinal microsurgical varicocelectomy. J Urol 2011;185:620–5. https://doi.org/10.1016/j.juro.2010.09.114 19. Cockett ATK, Takihara H, Cosentino MJ. The varicocele. Fertil Steril 1984;41:5–11. 20. Comhaire FH, Kunen M. Factors affecting the probability of conception after treatment of subfertile men with varicocele by transcatheter embolization with Bucrylate. Fertil Steril 1985;43:781–6. 21. Foresta C, Ruzza G, Rizotti A, Lembo A, Valente ML, Mastrogiacomo I. Varicocele and infertility: preoperative prognostic elements. J Androl 1984;5:135–7. 22. Handel LN, Shetty R, Sigman M. The relationship between varicoceles and obesity. J Urol 2006;176:2138–40. https://doi. org/10.1016/j.juro.2006.07.023 23. Nielsen ME, Zderic S, Freedland SJ, Jarow JP. Insight on pathogenesis of varicoceles: relationship of varicocele and body mass index. Urology 2006;68:392–6. https://doi.org/10.1016/j. urology.2006.02.005 24. Tsao CW, Hsu CY, Chou YC, Wu ST, Sun GH, Yu DS, et al. The relationship between varicoceles and obesity in a young adult population. Int J Androl 2009;32:385–90. https://doi. org/10.1111/j.1365-2605.2008.00926.x 25. Chen SS, Chen LK. Predictive factors of successful varicocelectomy in infertile patients. Urol Int 2011;86:320–4. https://doi. org/10.1159/000322825

26. Pham KN, Sandlow JI. The effect of body mass index on the outcomes of varicocelectomy. J Urol 2012;187:219–21. https:// doi.org/10.1016/j.juro.2011.09.033

5


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2018;20:6−10 https://www.doi.org/10.24898/tandro.2018.30932

Erkek Üreme Sağlığı

Klinefelter sendromlu ve normal karyotipli hastaların testiküler sperm ekstraksiyonu sonuçlarının karşılaştılması: 10 yıllık tek merkez deneyimi Comparison of testicular sperm extraction results in patients with klinefelter syndrome and normal karyotypes: 10 years single center experience Cem Yücel1 , Orçun Çelik1 Zafer Kozacıoğlu1

, Mehmet Zeynel Keskin1 , Özgür Çakmak1 , Ülkü Küçük2 ,

ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Klinefelter sendromlu (KS) ve normal karyotipli (46XY) no-

OBJECTIVE: We aimed to compare the results of microscopic testicular sperm extraction (mTESE) with Klinefelter syndrome (KS) and normal karyotype nonobstructive azoospermia (NOA) patients to determine the effects of KS on mTESE results. MATERIAL and METHODS: We retrospectively reviewed the medical data of patients with the diagnosis of NOA who had undergone the mTESE operation in our institution. According to the genetic results, patients were divided into two groups with normal karyotype (group 1) and KS (group 2). These two groups were compared according to age, duration of infertility, hormone profile, sperm retrieval rate and testicular histopathology. RESULTS: In this study, 413 patients were included. The mean age of these patients is 34.4±5.7 years. The mean age of the patients in group 1 was 34.8±6.1 years, and in group 2 was 30.8±4.8 years. There was no statistically significant difference in age between the two groups (p=0.098). Testosterone level and sperm retrieval rate were statistically higher in group 1 than in group 2. Follicular stimulating hormone level and luteinizing hormone level were statistically higher in group 2 than in group 1. There was no statistically significant difference between groups in terms of duration of infertility, estradiol level and prolactin level. CONCLUSION: In patients with KS, mTESE success was observed to be lower than in patients with normal karyotype. Keywords: Klinefelter syndrome; azoospermia; testicular sperm extraction; infertility

nobstrüktif azospermili (NOA) hastalarda mikroskopik testiküler sperm ekstraksiyonu (mTESE) sonuçlarını karşılaştırarak KS’nin mTESE sonuçlarına etkilerini ortaya koymak. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Kurumumuzda mTESE operasyonu olan hastaların medikal verilerini retrospektif olarak inceledik. Hastalar, genetik sonuçlarına göre normal karyotipli (grup 1) ve KS’li (grup 2) olarak iki gruba ayrıldı. Bu iki grup yaş, infertilite süresi, hormon profili, mTESE’de sperm elde etme oranı ve testiküler histopatolojilerine göre karşılaştırıldı. BULGULAR: Çalışmaya 413 hasta dahil edildi. Bu hastaların yaş ortalaması 34,4±5,7 yıldı. Grup 1’deki hastaların yaş ortalaması 34,8±6,1 yıl, grup 2’deki hastaların yaş ortalaması 30,8±4,8 yıldı. İki grup arasında hasta yaşı açısından istatistiksel anlamlı farklılık yoktu (p=0,098). Testosteron düzeyi ve sperm elde etme oranı grup 1’de grup 2’ye göre istatistiksel olarak anlamlı yüksekti. Foliküler uyarıcı hormon düzeyi, luteinizan hormon düzeyi grup 2’de grup 1’e göre istatistiksel anlamlı yüksekti. İnfertilite süresi, östradiol düzeyi ve prolaktin düzeyi açısından gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı. SONUÇ: KS’li hastalarda mTESE başarısının normal karyotipli hastalara göre daha düşük olduğu gözlendi. Anahtar Kelimeler: Klinefelter sendromu; azospermi; testiküler sperm ekstraksiyonu; infertilite

GİRİŞ Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Patoloji Kliniği, İzmir

1 2

Yazışma Adresi/ Correspondence: Uzm. Dr. Cem Yücel Yenişehir Mah, Gaziler Cad. No: 468, 35100 Konak/İzmir, Türkiye Tel. +90 537 667 69 83 E-mail: meclecuy@hotmail.com Geliş/ Received: 21.01.2018 Kabul/ Accepted: 07.02.2018

6

Klinefelter sendromu (KS) erkeklerde fazladan bir X kromozomunun olmasıyla karakterize en sık görülen seks kromozom bozukluğu olup yenidoğan erkek bebeklerdeki prevalansı 1:500 ile 1:700 aralığında olduğu bilinmektedir.[1] İlk kez 1942 yılında uzun vücut yapısı, dişi vücut fenotipi, jinekomasti, küçük testisler ve infertilite semptomlarından oluşan bir sendrom olarak tanımlanmıştır.[2] KS, infertil

©2018 Androloji Bülteni


hastalarÄąn %3, azospermik hastalarÄąn ise %11,9â&#x20AC;&#x2122;inde gĂśrĂźlmektedir.[3] Non-mozaik (47, XXY) veya mozaik formda (47, XXY/46, XY) gĂśrĂźlebilir. KSâ&#x20AC;&#x2122;li hastalar %85 non-mozaik forma sahiptir. Mozaik forma sahip hastalarÄąn ejakĂźlatlarÄąnda sperm bulunmasÄąna raÄ&#x;men non-mozaik forma sahip hastalar sÄąklÄąkla steril olmaktadÄąr. KSâ&#x20AC;&#x2122;li hastalarda testikĂźler dejenerasyon fetal hayatta baĹ&#x;layÄąp, infant ve puberte dĂśnemlerinde devam edip, eriĹ&#x;kin yaĹ&#x;ta azospermiye yol açacak kadar testikĂźler dokuda bozulmaya yol açabilmektedir.[4] Bu hastalarÄąn testislerindeki bozulmaya raÄ&#x;men fokal alanlarda spermatogenez gĂśrĂźlebilmektedir. Mikroskopik testikĂźler sperm ekstraksiyonu (mTESE) ve intrastoplasmik sperm enjeksiyon (ICSI) yĂśntemleriyle, bu hastalarÄąn kendi çocuklarÄąna biyolojik baba olmalarÄą saÄ&#x;lanabilmektedir.[5] KSâ&#x20AC;&#x2122;li hastalarda mTESEâ&#x20AC;&#x2122;de sperm elde etme oranlarÄą literatĂźrde %16 ile %60 aralÄąÄ&#x;ÄąndadÄąr.[6] Bu çalÄąĹ&#x;manÄąn amacÄą KSâ&#x20AC;&#x2122;li ve normal karyotipli nonobstrĂźktif azospermili (NOA) hastalarda mTESE sonuçlarÄąnÄą karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;tÄąrarak KSâ&#x20AC;&#x2122;nin mTESE sonuçlarÄąna etkilerini ortaya koymaktÄąr.

GEREĂ&#x2021; VE YĂśNTEM Ă&#x2021;alÄąĹ&#x;ma dizaynÄą ve hastalar Kurumumuzda 2008 ile 2018 yÄąllarÄą arasÄąnda NOA tanÄąlÄą hastalarda yapÄąlan mTESE operasyonlarÄąnÄąn tÄąbbi verileri retrospektif olarak gĂśzden geçirildi. NOA tanÄąsÄą klinik bulgular, medikal hikaye, fizik muayene, serum hormon dĂźzeyleri, genetik analiz ve DĂźnya SaÄ&#x;lÄąk Ă&#x2013;rgĂźtĂźâ&#x20AC;&#x2122;nĂźn ĂśnerdiÄ&#x;i gibi, iki semen analizi ile doÄ&#x;rulandÄą. Semen analizleri 3â&#x20AC;&#x201C;4 gĂźnlĂźk cinsel perhiz sonrasÄą elde edildi. TĂźm hastalarÄąn serum testosteron (T), folikĂźler uyarÄącÄą hormon (FSH), luteinizan hormon (LH), Ăśstradiol (E2), prolaktin (PRL) ve genetik analiz (karyotip analizi ve Y kromozomu mikrodelesyon analizi) sonuçlarÄą deÄ&#x;erlendirildi. Hormon profili için hastalardan sekiz saatlik açlÄąk sonrasÄąnda antekubital venden kan alÄąndÄą. Hormon analizi, Roche Cobas e601 HITACHI cihazÄą yardÄąmÄąyla mikropartikĂźl enzim immunoassay yĂśntemiyle yapÄąldÄą. Kromozom analizi için hastalara ait periferik venĂśz kan Ăśrneklerine 72 saatlik fitohemaglĂźtinin ile indĂźklenmiĹ&#x; hĂźcre kĂźltĂźrĂź uygulandÄą. Takiben, konvansiyonel sitogenetik yĂśntemler kullanÄąlarak 47 XXY karyotip varlÄąÄ&#x;Äą araĹ&#x;tÄąrÄąldÄą. KliniÄ&#x;imizde mTESE operasyonu Ăśncesi Y kromozom mikrodelesyon analizi tĂźm hastalara yapÄąlÄąp AZFa ve AZFb mikrodelesyonu olan hastalara mTESE Ăśnerilmemektedir. Ek anomali olasÄąlÄąÄ&#x;ÄąnÄą dÄąĹ&#x;lamak amacÄąyla, tĂźm hastalarÄąn eksternal organlarÄąnÄąn fizik muayenesi yapÄąldÄą. Ă&#x2021;alÄąĹ&#x;maya 413 hasta dahil edildi. Bu hastalar genetik analiz sonuçlarÄąna gĂśre non-mozaik KS olan (47XXY) ve normal karyotipli (46 XY) olan hastalar olarak iki gruba ayrÄąldÄą. Bu gruplar, yaĹ&#x;, infertilite sĂźresi,

hormon profili, mTESEâ&#x20AC;&#x2122;de sperm elde etme oranlarÄąna ve testis biyopsisi histopatolojik sonuçlarÄąna gĂśre karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;tÄąrÄąldÄą. Non-mozaik KS dÄąĹ&#x;Äąnda genetik anamolisi olan, vazektomi hikayesi olan, testikĂźler travma hikayesi olan, malign hastalÄąk hikayesi olan, azospermisi obstrĂźktif bir sebebe baÄ&#x;lÄą olan ve birden fazla mTESE operasyonu olan hastalar çalÄąĹ&#x;madan dÄąĹ&#x;landÄą. mTESE tekniÄ&#x;i mTESE operasyonunun planlandÄąÄ&#x;Äą gĂźn ek bir semen ĂśrneÄ&#x;i daha alÄąnÄąp, spermatozoa olmadÄąÄ&#x;Äą doÄ&#x;rulandÄą. mTESE operasyonu Ăśncesi tĂźm hastalara bilgilendirilmiĹ&#x; onam formu imzalatÄąldÄą. TĂźm hastalar mTESE operasyonunu spinal anestezi ile oldular. Raphe skrotumdan orta hat vertikal insizyon yapÄąlÄąp, skrotal katlar geçilip bĂźyĂźk testise ulaĹ&#x;ÄąldÄą. Tunika vajinalis açĹldÄą ve testisi çevreleyen tunika albuginea vizĂźelize edildi. Bu aĹ&#x;amadan sonra, operasyon 20x bĂźyĂźtmeli operasyon mikroskobu altÄąnda gerçekleĹ&#x;tirildi. Schlegel ve ark.â&#x20AC;&#x2122;nÄąn tarif ettiÄ&#x;i gibi, tunika albugineayada antimezenterik alandan avaskĂźler bir alan seçilerek ince bir bistĂźri ile 3 cmâ&#x20AC;&#x2122;lik bir kesi yapÄąldÄą.[7] TestikĂźler parankim içindeki opak, bĂźyĂźk, beyaz tĂźbĂźllerden kßçßk Ăśrnekler alÄąndÄą. Her Ăśrnek, solĂźsyon ile dolu petri kabÄąna konuldu. TĂźm Ăśrnekler, hÄązlÄąca spermatoza varlÄąÄ&#x;ÄąnÄą araĹ&#x;tÄąrmak amacÄąyla embriyolog tarafÄąndan 200x bĂźyĂźtmeli mikroskop ile deÄ&#x;erlendirildi. ICSI için uygun spermatozoa bulunduÄ&#x;unda, operasyon sonlandÄąrÄąldÄą. Ä°lk Ăśrneklerde spermatozoa saptanamadÄąÄ&#x;Äąnda, aynÄą testisten ek Ăśrnekler yollandÄą. BĂźyĂźk testisten yollanan Ăśrneklerde spermatozoa bulunamadÄąÄ&#x;Äą durumlarda, karĹ&#x;Äą testisten de Ăśrnek yollandÄą. Histopatolojik analiz TestikĂźler histopatolojiyi belirlemek için, tĂźm testikĂźler biyopsi Ăśrnekleri Bouin solĂźsyonunda fikse edildikten sonra doku takip iĹ&#x;leminin ardÄąndan parafin bloklara gĂśmĂźldĂź ve 4 đ?&#x153;&#x2021;m kalÄąnlÄąÄ&#x;Äąnda kesitler alÄąnÄąp hematoksilen ve eozin boyamanÄąn ardÄąndan 400x bĂźyĂźtmeli mikroskop ile, patoloji uzmanÄą tarafÄąndan deÄ&#x;erlendirildi. Her biyopsi ĂśrneÄ&#x;i için en az 100 seminifer tĂźbĂźlĂźn germinal epitelyumu deÄ&#x;erlendirildi. Germinal epitelyum varlÄąÄ&#x;Äą saptanan tĂźm biyopsi Ăśrneklerinin spermatogenez durumu Johnsen skoru (JS) kullanÄąlarak belirlendi. JSâ&#x20AC;&#x2122;ye gĂśre her tĂźbĂźl ĂśrneÄ&#x;inin germinal epitelyumuna doku matĂźrasyonuna ve spermatogenez durumuna gĂśre 1 ile 10 arasÄąnda puan verildi. Bu skorlama sisteminde; tĂźbĂźler sklerozis 1, sadece sertoli hĂźcreleri 2, sadece spermatogonia 3, primer spermatosit evresinde duraksama 4 veya 5, erken spermatit evresinde duraksama 6 veya 7, geç spermati evresinde duraksama 8 veya 9, tam spermatogez 10 olarak skorlandÄą.[8] Her biyopsi ĂśrneÄ&#x;i için ortalama JS

YĂźcel ve ark. n Klinefelter sendromlu ve normal karyotipli hastalarÄąn karĹ&#x;ÄąlaĹ&#x;tÄąrÄąlmasÄą

7


hesaplandı. Testiküler biyopsi örneklerinin klasifikasyonu şu şekilde yapıldı: normal spermatogenez (NS) (ortalama JS; 10), hypospermatogenez (HS) (ortalama JS; 8–9), geç maturasyon duraksaması (LMA) (ortalama JS; 6–7), erken maturasyon duraksaması (EMA) (ortalama JS; 3–4–5), Sertoli cell only (SCO) (ortalama JS; 2), ve tübüllerin hiyalizasyonu (HT) (ortalama JS; 1). İstatistiksel analiz Değişkenlerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro Wilk Testi ile sınandı. Kategorik değişkenler frekans ve yüzde, nümerik değişkenler ortalama ve standart sapma değerleri kullanılarak betimlendi. İki kategorik değişken arasındaki ilişki Ki-kare testi ile araştırıldı. İki bağımsız ortalama Student t Testi veya Mann-Whitney U Testi ile karşılaştırıldı. İkiden fazla bağımsız değişken ANOVA testi ile karşılaştırıldı. Veri analizleri SPSS versiyon 22.0 (SPSS Inc, Chicago, Illinois, USA) programı kullanılarak gerçekleştirildi ve <0,05’lik bir p değeri anlamlı kabul edildi.

BULGULAR Çalışmaya 413 hasta dahil edildi. Bu hastalarda: ortalama yaş 34,4±5,7 yıl; ortalama infertilite süresi 7,1±5,1 yıl; ortalama T düzeyi 373,1±186,2 ng/dL; ortalama E2 düzeyi 26,3±12,4 pg/mL; ortalama FSH düzeyi 22,6±18,2 mIU/ mL; ortalama LH düzeyi 9,8±9,2 mIU/mL; ortalama PRL düzeyi 10,8±5,7 ng/mL ve ortalama sperm elde etme oranı %56,9 olarak saptandı. Çalışmaya dahil edilen hastalar

karyotip analizi sonuçlarına göre iki gruba ayrıldı. Çalışmaya dahil edilen 413 hastanın 372’sinde normal karyotip (grup 1), 41’inde non-mozaik KS (grup 2) saptandı. Grup 1’deki hastaların ortalama yaşı 34,8±6,1 yıl; grup 2’deki hastaların ortalama yaşı 30,8±4,8 yıldı. Bu fark, istatistiksel olarak anlamlı değildi (p=0,098). Grup 1’deki hastaların %59,7 (222/372), grup 2’deki hastaların %31,7 (13/41)’sinde mTESE’de spermatozoa elde edildi. İki grup arasında T düzeyi, FSH düzeyi, LH düzeyi, sperm elde etme oranı ve histopatoloji açısından istatistiksel anlamlı farklılık saptandı. İnfertilite süresi, E2 düzeyi ve PRL düzeyi açısından gruplar arasında istatistiksel anlamlı farklılık saptanmadı. İki grubun mTESE sonuçlarının karşılaştırılması Tablo 1’de özetlendi. KS’li hastalarda sperm elde etme oranları fibrotik histopatolojili hastalarda %0 (0/14); SCO’lu hastalarda %25 (2/8); EMA’lı hastalarda %20 (1/5); LMA’lı hastalarda %60 (6/10) ve HS’li hastalarda %100 (4/4) olarak saptandı. KS’li hastalarda, mTESE’de sperm elde edilebilen hastalarda ortalama T düzeyi 312,7±182,9 ng/dL, sperm elde edilemeyen hastalarda 306,1±197,8 ng/dL olarak bulundu.

TARTIŞMA İnfertilite genel olarak üreme fonksiyonunun yerine getirilememesi olarak tanımlanır. Gebelikle ilgili herhangi bir koruma önlemi olmaksızın bir yıl düzenli cinsel ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler için infertilite söz konusudur. İnfertilite oranı toplumda %10–15 arasında görülmektedir.[9] Bu çalışmada, bizim tek merkezimizde

Tablo 1. Normal Karyotipli ve Klinefelter Sendromlu hastaların karşılaştırılması Tüm Hastalar (n=413)

Normal karyotip (n=372)

Klinefelter sendromu (n=41)

p değeri

Yaş (yıl)

34,4±5,7

34,8±6,1

30,8±4,8

0,098

İnfertilite süresi (yıl)

7,1±5,1

7,3±4,7

6,2±6,9

0,126

SRR (%)

56,9

59,7

31,7

<0,01

T (ng/dL)

373,1±186,2

380,3±178,9

308,2±191,3

<0,01

E2 (pg/mL)

26,3±12,4

28,3±13,8

26,1±12,5

0,682

FSH (mIU/mL)

22,6±18,2

20,5±18,2

42,1±18,4

<0,01

LH (mIU/mL)

9,8±9,2

8,8±5,8

19,3±10,1

<0,01

PRL (ng/mL)

10,8±5,7

10,8±6,3

10,9±4,8

0,879

Fibrotik

52 (12,5)

38 (10,2)

14 (34,1)

SCO

99 (23,9)

91 (24,4)

8 (19,5)

EMA

81 (19,6)

76 (20,4)

5 (12,1)

LMA

52 (12,5)

42 (11,2)

10 (24,3)

HS

41 (9,9)

37 (9,9)

4 (9,7)

NS

88 (21,3)

88 (23,6)

0 (0)

Histopatoloji (n,%)

<0,01

SRR: sperm elde etme oranı, T: testosteron, E2: östradiol, FSH: foliküler stimüle edici hormon, LH: lüteinizan hormon, PRL: prolaktin, SCO: sertoli cell only sendromu, EMA: erken maturasyon aresti, LMA: geç maturasyon aresti,HS: hipospermatogenezis

8

Androl Bul 2018;20:6-10


10 yıllık sürede KS’li infertil hastalarda mTESE deneyimimiz özetlenmiştir. KS’li hastalarda testiküler histopatolojinin çocukluk döneminden başlayarak bozulduğu bilinmektedir.[4] Bu bozulma erişkin yaşta NOA’ya sebep olarak bu hastalarda infertiliteye yol açmaktadır. KS hastalarda TESE ile ilk sperm eldesi 1996 yılında ve ilk canlı doğumda 1997 yılında sağlanmıştır.[9] Literatürde KS’li hastalarda TESE’de sperm elde etme oranları, değişik çalışmalarda %16 ile %60 arasında değişmektedir. [6] Sabbaghian ve ark., 134 KS’li ve 537 normal karyotipli hastayı karşılaştırdıkları çalışmalarında, sperm elde etme oranını sırasıyla %28,4 ve %22,2 saptamış ve bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı olmadığını raporlamışlardır.[10] Bir başka çalışmada, Bakırcıoğlu ve ark., 106 KS’li ve 379 normal karyotipli hastanın TESE sonuçlarını karşılaştırmış ve KS’li hastalarda %47, normal karyotipli hastalarda ise %50 sperm elde etme oranları bulmuşlardır.[11] Bu çalışmalardan farklı olarak, biz çalışmamızda KS’li hastalarda sperm elde etme oranını %31,7 normal karyotipli hastalarda %59,7 olarak bulduk. KS’li hastalarda sperm elde etme oranımız literatürle orantılı olmakla birlikte, normal karyotipli hastlarda sperm elde etme oranımız literatüre göre yüksektir. Bu yüksekliğin sebebinin, çalışmamızda sadece mikroskopik TESE tekniğinin kullanılmış olması ve TESE sonucunu olumsuz etkileyebilecek faktörlere sahip birçok hastanın çalışma dışı bırakılması olduğunu düşünmekteyiz. Okada ve ark., yaptıkları çalışmada, hasta yaşının artmasının KS’li hastalarda mTESE başarısı için olumsuz bir faktör olduğunu bulmuş ve mTESE başarısı için 35 yaşı kritik yaş olarak saptamışlardır.[12] Benzer şekilde Ferhi ve ark., KS’li hastalarda sadece hasta yaşının mTESE başarısı için prediktif faktör olduğunu ve mTESE başarısı için 32 yaşın kritik yaş olduğunu raporlamışlardır.[13] Çalışmamızda, KS’li hastalarda ortalama yaş 30,8 yıl olarak saptanmış ve normal karyotipe sahip gruptan daha düşük bir ortalama yaş gözlenmesine rağmen bu farklılık istatistiksel olarak anlamlı olarak saptanmamıştır. Çalışmamızda KS’li hastalarda mTESE öncesi androjen tedavisi uygulanmamıştır. KS’li hastalarda peripubertal dönemde normal pubertal gelişim için androjen yerine koyma tedavisinin faydalı etkileri olacağı gösterilmesine rağmen, bu tedavinin infertil hastalarda mTESE’den en az altı ay önce kesilmesi önerilmektedir.[6] Alternatif terapötik seçenek olarak aromataz inhibitörleri (anastrozol or testolaktam), klomifen veya insan koryonik gonadotropin (hCG) hormonu kullanılabilmesine rağmen, bu konuda literatürde yeterli kontrollü çalışma yoktur. KS’li hastalarda testiküler patolojideki bozulma, TESE’de sperm elde etme üzerine etkisi olan en önemli prediktif

faktörlerden biridir. KS’li hastalarda testis histopatolojisi, sıklıkla skleroz, seminifer tübüllerde halizasyon ve Sertoli cell only olarak saptanmaktadır.[14] Çalışmamızda literatür ile uyumlu olarak, KS’li hastalarda en sık görülen testiküler histopatoloji, tübüllerin fibrozisi olarak gözlenmiştir. Çalışmamızda, KS’li hastalarda FSH düzeyi normal karyotipli hastalara göre yüksek saptanmıştır. FSH düzeyinin yüksek olmasının, TESE’de sperm bulma olasılığını istatistiksel olarak anlamlı olmasa da arttırdığını gösteren çalışmalar vardır.[5,15] Yapılan bir çalışmada, NOA tanılı hastalar TESE operasyonu öncesi kan FSH düzeyleri <15, 15–30, 31–45, ve >45 IU/mL olmak üzere dört ayrı gruba ayrılmış ve TESE sonrasında gruplar arasında sperm bulma oranları açısından anlamlı bir farklılık olmadığı görülmüştür.[16] Dolayısıyla, serum FSH düzeyinin normal olması spermatozoa bulma ihtimalini arttırmayacağı gibi, yüksek FSH düzeyi de spermatozoa bulunmayacağı anlamına gelmemektedir. Çalışmamıza dahil edilen hastaların ortalama inferilite sürelerinin uzun olduğu gözlenmiştir. Bu sürenin uzun olmasının sebebi, infertilite kliniğimize başvuran hasta popülasyonunun kırsal kesimden gelmesi ve sosyoekonomik düzeyinin düşük olmasına bağlı olarak sağlık kurumlarından uygun tedaviyi zamanında alma konusunda yetersiz kalmaları olabilir. Çalışmamızın bazı limitasyonları vardır. Çalışmamızın ilk limitasyonu retrospektif olmasıdır. Çalışmamıza dahil edilen hastaların vücut kitle indeksi, sigara ve alkol kullanım özelliklerinin değerlendirilmemiş olması bir diğer limitasyondur. Çalışmamıza dahil edilen hastaların operasyonlarının tek cerrah tarafından yapılmamış olması ve hasta sayısının fazla olmasına rağmen çalışmamızın tek merkezli olması, limitasyon olarak kabul edilebilir. TESE’de elde edilen her sperm ICSI’da kullanılamamaktadır. Hastaların ICSI sonrası üreme sonuçlarının çalışmaya dahil edilmemesi çalışmamız için limitasyondur. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

Conflict of Interest: No conflict of interest was declared by the authors

Financial Disclosure

No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR

1. Corona G, Pizzocaro A, Lanfranco F, Garolla A, Pelliccione F, Vignozzi L, et al. On behalf of the Klinefelter Italian Group (KING). Sperm recovery and ICSI outcomes in Klinefelter syndrome: a systematic review and meta-analysis. Hum Reprod Update 2017;23:265–75. https://doi.org/10.1093/humupd/dmx008

Yücel ve ark. n Klinefelter sendromlu ve normal karyotipli hastaların karşılaştırılması

9


2. Majzoub A, Arafa M, Al Said S, Agarwal A, Seif A, Al Naimi A, El Bardisi H. Outcome of testicular sperm extraction in nonmosaic Klinefelter syndrome patients: what is the best approach? Andrologia 2016;48:171–6. https://doi.org/10.1111/and.12428

3. Ozveri H, Kayabasoglu F, Demirel C, Donmez E. Outcomes of micro-dissection TESE in patients with non-mosaic Klinefelter’s syndrome without hormonal treatment. Int J Fertil Steril 2015;8:421–8.

4. Rohayem J, Fricke R, Czeloth K, Mallidis C, Wistuba J, Krallmann C, et al. Age and markers of Leydig cell function, but not of Sertoli cell function predict the success of sperm retrieval in adolescents and adults with Klinefelter’s syndrome. Andrology 2015;3:868– 75. https://doi.org/10.1111/andr.12067 5. Yucel C, Keskin MZ, Cakmak O, Ergani B, Kose C, Celik O, et al. Predictive value of pre‐operative inflammation‐based prognostic scores (neutrophil‐to‐lymphocyte ratio, platelet‐to‐lymphocyte ratio, and monocyte‐to‐eosinophil ratio) in testicular sperm extraction: a pilot study. Andrology 2017;5:1100–4. https://doi. org/10.1111/andr.12417

6. Aksglaede L, Juul A. Testicular function and fertility in men with Klinefelter syndrome: a review. Eur J Endocrinol 2013;168:67–76. https://doi.org/10.1530/EJE-12-0934

7. Schlegel PN. Testicular sperm extraction: microdissection improves sperm yield with minimal tissue excision. Hum Reprod 1999;14:131–5. https://doi.org/10.1093/humrep/14.1.131 8. Ustuner M, Yilmaz H, Yavuz U, Ciftci S, Saribacak A, Aynur BS, et al. Varicocele repair improves testicular histology in men with nonobstructive azoospermia. Biomed Res Int 2015:709452. https://doi.org/10.1155/2015/709452 9. Keskin MZ, Budak S, Köse C, Kaya ÖÖ, Özdemir TR, İlbey YÖ. Klinefelter sendromlu azospermik olgularda testiküler sperm ekstraksiyonu (TESE) başarısı için prediktif faktörler. Ege J Med 2016;55:51–4.

10

10. Sabbaghian M, Modarresi T, Hosseinifar H, Hosseini J, Farrahi F, Dadkhah F, et al. Comparison of sperm retrieval and intracytoplasmic sperm injection outcome in patients with and without Klinefelter syndrome. Urology 2014;83:107–10. https:// doi.org/10.1016/j.urology.2013.09.021 11. Bakircioglu ME, Ulug U, Erden HF, Tosun S, Bayram A, Ciray N, Bahceci M. Klinefelter syndrome: does it confer a bad prognosis in treatment of nonobstructive azoospermia? Fertil Steril 2011;95:1696–9. https://doi.org/10.1016/j. fertnstert.2011.01.005

12. Okada H, Goda K, Yamamoto Y, Sofikitis N, Miyagawa I, Mio Y, et al. Age as a limiting factor for successful sperm retrieval in patients with nonmosaic Klinefelter’s syndrome. Fertil Steril 2005;84:1662– 4. https://doi.org/10.1016/j.fertnstert.2005.05.053 13. Ferhi K, Avakian R, Griveau JF, Guille F. Age as only predictive factor for successful sperm recovery in patients with Klinefelter’s syndrome. Andrologia 2009;41:84–7. https://doi.org/10.1111/ j.1439-0272.2008.00875.x

14. Koga M, Tsujimura A, Takeyama M, Kiuchi H, Takao T, Miyagawa Y, et al. Clinical comparison of successful and failed microdissection testicular sperm extraction in patients with nonmosaic Klinefelter syndrome. Urology 2007;70:341–5. https://doi.org/10.1016/j. urology.2007.03.056

15. Turunc T, Gul U, Haydardedeoglu B, Bal N, Kuzgunbay B, Peskircioglu L, Ozkardes H. Conventional testicular sperm extraction combined with the microdissection technique in nonobstructive azoospermic patients: a prospective comparative study. Fertil Steril 2010;94:2157–60. https://doi.org/10.1016/j. fertnstert.2010.01.008 16. Ramasamy R, Lin K, Gosden LV, Rosenwaks Z, Palermo GD, Schlegel PN. High serum FSH levels in men with nonobstructive azoospermia does not affect success of microdissection testicular sperm extraction. Fertil Steril 2009;92:590–3. https://doi. org/10.1016/j.fertnstert.2008.07.1703

Androl Bul 2018;20:6-10


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2018;20:11−15 https://www.doi.org/10.24898/tandro.2018.03555

Erkek Üreme Sağlığı

Cinsel perhiz süresi ve semen parametreleri arasındaki ilişki Relationship between the duration of sexual abstinence and semen parameters Ahmet Gökçe

, Deniz Gül, Hacı Can Direk, Hacı İbrahim Çimen, Fikret Halis

ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Erkekte üreme kapasitesini öngörebilmek amacıyla ejakülatın makroskobik ve mikroskobik özelliklerinin değerlendirildiği semen analizi bazı intrensek ve ekstrensek faktörlerden etkilenmektedir. Bu çalışmanın amacı, cinsel perhiz süresinin konvansiyonel semen parametreleri üzerindeki etkilerini değerlendirmektir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Çalışmaya hastanemiz androloji laboratuvarında Ocak 2015 – Haziran 2017 tarihleri arasında yapılmış semen analizi sonuçları normal olan 170 hasta dahil edildi. Hastalar cinsel perhiz sürelerine göre 0–1 gün (30 hasta), 2–5 gün (90 hasta) ve 6–7 gün (50 hasta) olarak üç gruba ayrıldı ve gruplar arasında hacim, pH, konsantrasyon ve motilite oranları karşılaştırıldı. BULGULAR: Hastaların yaş ortalaması 31,06±6,08 yıl idi ve gruplar arasında istatistiksel fark yoktu. Hastaların semen analizlerinde cinsel perhiz süresi uzadıkça hacim, konsantrasyon ve hareketsiz motilite oranlarının istatistiksel olarak anlamlı şekilde arttığı, total motilite ve ileri motilite oranlarının ise istatistiksel olarak anlamlı şekilde azaldığı saptandı. pH ve yerinde motilite oranları açısından ise gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. SONUÇ: Bu çalışmanın sonuçları normal sağlıklı bireylerdeki semen analizlerinde cinsel perhiz süresi arttıkça hacim ve sperm konsantrasyonunun arttığını, motilitenin ise azaldığını göstermektedir. Semen analizlerini değerlendirirken bu verilerin dikkate alınmasında yarar olacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Cinsel perhiz süresi, konsantrasyon, motilite, normospermi, semen

OBJECTIVE: Semen analysis, the assessment of the macroscopic and microscopic properties of ejaculate in order to predict the reproductive capacity of a man, is influenced by some intrinsic and extrinsic factors. The aim of this study was to evaluate the effects of the duration of sexual abstinence on conventional semen parameters. MATRERIAL and METHODS: One hundred-seventy patients with normal semen analysis in our andrology laboratory between January 2015 and June 2017 were included in the study. Patients were divided into 3 groups according to their sexual abstinence periods: 0–1 days (30 patients), 2–5 days (90 patients) and 6–7 days (50 patients) and the volume, pH, concentration, and motility rates were compared between groups. RESULTS: The mean age of the patients was 31.06±6.08 years and there was no statistically significant difference among the groups. In the semen analysis of the patients; the volume, concentration and immotility sperm rates were increased, total motility and progressive motility rates were decreased significantly with the duration of sexual abstinence. There was no statistically significant difference between groups in terms of pH and non-progressive motility rates. CONCLUSION: The results of this study show that as the duration of sexual abstinence increases, the volume and sperm concentration increases and the motility decreases in semen analyses of normal healthy individuals. We consider that these data will be useful to evaluate semen analysis. Keywords: Sexual abstinence duration, concentration, motility, normospermia, semen

GİRİŞ Semen analizi erkeğin üreme kapasitesini öngörebilmek amacıyla ejakülatın makroskobik ve mikroskobik özelliklerinin değerlendirilmesidir.[1] Bu analizin sonuçlarına bakıldığında sağlıklı bireylerin kendi içinde veya bireyler

Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, Sakarya Yazışma Adresi/ Correspondence: Doç. Dr. Ahmet Gökçe Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı, Sakarya, Türkiye Tel. +90 264 888 40 51 E-mail: gokce@sakarya.edu.tr Geliş/ Received: 30.01.2018 Kabul/ Accepted: 15.02.2018

©2018 Androloji Bülteni

arasında çeşitli semen özelliklerinde kayda değer oranda değişkenliklerin olduğu gösterilmiştir.[2] Bu farklılıklar, büyük ölçüde değiştirilebilir bazı intrensek ve/veya ekstrensek faktörlerle ilişkilendirilmiştir. Cinsel perhiz süresi, boşalma sıklığı ve sperm toplama yöntemi bu faktörlere örnek olarak verilebilir. Ejakülat kalitesini etkileme potansiyeli taşıyan diğer faktörler; genel sağlık ve yaşam tarzı, enfeksiyon, erkek salgı bezlerinin işlev bozukluğu, ürogenital cerrahi gibi terapötik ve çevresel faktörlerdir.[3] Üretilen spermin niceliği veya niteliği veya her ikisi de bu faktörlerden etkilenebilir.[4] Semen parametrelerini etkileyen çeşitli faktörlerden biri olan cinsel perhiz süresi, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından önerilen semen değerlendirme

11


kılavuzlarında yer alan bir kriterdir. DSÖ, standart semen değerlendirmesi için semen toplanmasından önce 2–7 günlük bir cinsel perhiz önermektedir.[5] Bununla birlikte, İskandinav Androloji Birliği (NAFA) ve Avrupa İnsan Üreme ve Embriyoloji Derneği (ESHRE), 3–4 günlük daha dar bir cinsel perhiz süresi aralığını önerir.[6] Cinsel perhiz süresi, doğal veya yardımcı üreme teknikleri ile başarılı konsepsiyon için gerekli miktar ve kalitede spermatozoa sağlamak adına önemlidir[7]; infertilite tedavisinde gebelik oranları ile de ilişkilendirilmiştir.[8–11] Uzun cinsel perhiz süresinin, semen analizi sonucunda hacim ve sperm konsantrasyonunu arttıracağı genel kabul görmekle birlikte, sperm hareketliliği ve canlılığı üzerinde olumsuz etkilerinin olabileceğini bildiren çalışmalar da vardır.[11–13] Bir diğer görüşe göre ise, uzun cinsel perhiz aralıkları yetersiz sperm üreten erkeklerin yararınadır; çünkü sperm, kanallarda yedi gün veya daha fazla cinsel perhiz döneminde birikir. Diğer taraftan, sperm üretimi iyi olan erkeklerde sperm kanalları üç gün veya daha kısa bir sürede muhtemelen dolu olduğu için uzun cinsel perhiz aralıkları fayda yerine zarar getirebilir.[4] Değişik görüşlerin ışığında, cinsel perhiz süresinin hem konvansiyonel hem de fonksiyonel parametreler üzerindeki kesin etkisi konusunda fikir birliği yoktur.[9,14–17] Bu çalışmanın amacı, cinsel perhiz süresinin konvansiyonel semen parametreleri üzerindeki etkilerini değerlendirmektir.

GEREÇ VE YÖNTEM Bu çalışmada, hastanemiz androloji laboratuvarında Ocak 2015-Haziran 2017 tarihleri arasında yapılmış semen analizleri retrospektif olarak tarandı. Çalışmaya dahil edilmede aranan kriterler, normal sperm analizi sonucuna sahip ve sağlıklı birey olmaktı. Normospermik olmayan ve ek hastalığı olan olgular çalışma dışında bırakıldı. Hastaların yaşları, semen analizi verilerindeki cinsel perhiz süresi, hacim,

pH, konsantrasyon, total (ileri+yerinde), ileri ve yerinde motilite oranları, hareketsiz sperm oranları kaydedildi. Semen analizleri DSÖ 2010 kriterlerine göre değerlendirildi. Çalışmaya toplamda 170 hasta dahil edildi. Hastalar, cinsel perhiz sürelerine göre 0–1 gün (grup 1), 2–5 gün (grup 2) ve 6–7 gün (grup 3) olmak üzere üç gruba ayrıldı; gruplarda sırasıyla 30, 90 ve 50 hasta mevcuttu. Verilerin analizi için SPSS v.22 paket programı kullanıldı. Tanımlayıcı istatistikler sürekli değişkenler için ortalama±standart sapma olarak, kategorik değişkenler ise frekans ve (%) şeklinde gösterildi. Değişkenlerin dağılımının normal dağılıma uygun olup olmadığı, Kolmogorov Smirnov ve Shapiro Wilk testleriyle değerlendirildi. İkiden fazla alt gruba sahip olan ve normal dağılıma uyuduğu tespit edilen sayısal değişkenlerin karşılaştırmasında, parametrik testlerden tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve değişkenlerdeki artışın değerlendirilmesi için regresyon analizi yapıldı. P değeri 0,05’den küçük olan veriler istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi.

BULGULAR Hastaların yaş ortalamaları, 1., 2. ve 3. grupta sırasıyla 32,70±5,31, 30,14±5,99 ve 31,72±6,48 yıldı ve gruplar arasında yaş açısından anlamlı fark yoktu (p=0,09). Hastaların semen analizlerinde, hacimlerine bakıldığında, hacim ortalamaları 1., 2. ve 3. grupta sırasıyla 2,43±1,21 ml, 2,95±0,89 ml ve 3,29±1,24 ml idi ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptandı (p=0,003). Sperm konsantrasyonları hesaplandığında, yine aynı sıra ile 65,13±27,95 m/ml, 75,08±25,52 m/ml ve 82,8±29,43 m/ml değerleri bulundu ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı (p=0,019). Grup 1, 2 ve 3 için total motilite, sırasıyla %62,87±8,07, %58,55±8,70 ve %56,36±8,28 (p=0,005); ileri motilite, sırasıyla %55,26±8,44, %50,70±10,39 ve %49,00±8,71 (p=0,019); ve hareketsiz sperm oranları,

Tablo 1. Hastaların semen analizi verilerinin gruplara göre karşılaştırılması 1.grup (0-1 gün) (n=30)

2.grup (2-5 gün) (n=90)

3.grup (6-7 gün) (n=50)

Toplam (n=170)

P

Yaş (yıl)

32.70 (±5.31)

30.14 (±5.99)

31.72 (±6.48)

31.06 (±6.08)

0.090

pH

7.51 (±0.07)

7.53 (±0.09)

7.53 (±0.07)

7.52 (±0.08)

0.620

Hacim (ml)

2.43 (±1.21)

2.95 (±0.89)

3.29 (±1.24)

2.96 (±1.09)

0.003

Konsantrasyon (mil/ml)

65.13 (±27.95)

75.08 (±25.52)

82.88 (±29.43)

75.62 (±27.63)

0.019

Motilite (ileri + yerinde) (%)

62.87 (±8.07)

58.55 (±8.70)

56.36 (±8.28)

58.67 (±8.69)

0.005

İleri motilite (%)

55.26 (±8.44)

50.70 (±10.39)

49.00 (±8.71)

51.00 (±9.78)

0.019

Yerinde motilite (%)

7.60 (±3.44)

7.85 (±3.93)

7.35 (±3.21)

7.66 (±3.63)

0.730

Hareketsiz sperm (%)

37.12 (±8.07)

41.44 (±8.70)

43.63 (±8.28)

41.32 (±8.69)

0.005

12

Androl Bul 2018;20:11-15


sırasıyla %37,12±8,07, %41,44±8,70 ve %43,63±8,28 (p=0,005) idi ve üç grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark vardı. pH ve yerinde motilite oranları açısından ise gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı farkın olmadığı saptandı (Tablo 1). Yapılan regresyon analizinde ise gruplar arasında hacim, konsantrasyon ve hareketsiz sperm oranı istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklı bulundu (sırasıyla p=0,000, p=0,001 ve p=0,000).

TARTIŞMA Cinsel perhiz süresinin semen kalitesi üzerine etkileri ile ilgili olarak, literatürde yapılmış çalışmalara bakıldığında değişik sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Bizim bu çalışmada elde ettiğimiz bulgularda, farklı cinsel perhiz sürelerinin, semen analizi parametrelerinden hacim, konsantrasyon, total ve ileri motilite oranlarını etkilediğini gördük. Çalışmamızda semen hacmi, cinsel perhiz süresi uzadıkça anlamlı ölçüde artmıştır. Semen hacmi ile ilgili bulgular, benzer retrospektif ve prospektif çalışmalarda bildirilen verilerle uyumludur.[9–12,14–25] Semen hacmindeki kısa cinsel perhiz süresi ile ilişkili azalmalar, seminal veziküller ve prostat gibi ejakülat hacmine etki eden seksüel glandların yeterli katkı sağlayamamasına bağlı olabilir. Bu organların epitel dokuları, mRNA üretimini ve kaba endoplazmik retikulum sentezini düzenleyen ve böylece seminal plazma proteinlerinin üretimini arttırdığı düşünülen androjen tarafından uyarılmaktadır.[26] Seminal veziküllerin ve prostat bezinin salgı kapasitesi, sıçanlarda[27] ve erkeklerde[28] yüksek endojen serum testosteron seviyeleri ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca, cinsel perhiz süresinin artışı ile serum testosteron seviyelerinin arttığı bildirilmiştir.[29] Bu nedenle, uzun cinsel perhiz süresi ile ilişkili olan testosteronun seksüel glandlar üzerindeki uyarıcı etkisi, semen hacminin artmasına neden olabilir. Sperm konsantrasyonu, semen kalitesinin kritik bir göstergesi ve fertilite potansiyeli için prognostik bir faktördür.[30] Bununla birlikte, spermatogenezin doğru bir ölçüsü olarak önerilmemektedir. Çünkü, konsantre epididimal spermatozoa, boşalma sırasında seksüel glandların salgı hacminden etkilenmektedir.[5] Sperm konsantrasyonunun semen volümüyle çarpımı ile elde edilen toplam spermatozoa sayısının, fertilite potansiyelinin değerlendirilmesi için daha iyi bir parametre olduğu öne sürülmüştür.[31] DSÖ tarafından tavsiye edilen sperm konsantrasyonunun ve toplam sayının alt sınır değerleri sırasıyla 15x106 sperm/mL ve 39x106 sperm/ejakülattır.[5] Çalışmamızda, sperm konsantrasyonunun cinsel perhiz süresindeki artışla doğru orantılı olarak arttığını gördük. Yapılmış çalışmalara baktığımızda benzer şekilde, cinsel perhiz süresi ile sperm konsantrasyonunun doğrusal bir ilişki içinde olduğunu görmekteyiz. [10–21] Bununla birlikte, yapılmış iki çalışmada, uzun cinsel

Gökçe ve ark. n Cinsel perhiz süresi ve semen parametreleri arasındaki ilişki

perhiz sonrası sperm konsantrasyonunda hafif bir artış tespit edilmesine rağmen istatistiksel olarak anlamlı fark bulunamamıştır.[23,24] Sperm konsantrasyonunun artan cinsel perhiz süreleri ile tutarlı pozitif korelasyonu, günde yaklaşık 130–270x106 olduğu tespit edilen sperm üretimine bağlanabilir.[31] Testiküler fonksiyonların ve spermatogenezin düzenlenmesi, endokrin ve parakrin sinyallerinin karmaşık bir kombinasyonunu gerektirir. Göreceli olarak daha yüksek seviyedeki testosteron, spermatogenezin sürdürülmesi için şarttır. Serum testosteron düzeylerinin, ikinci günden beşinci güne kadar dalgalanma gösterdiği, yedinci günden sonra pik yaptığı ve cinsel perhiz süresi daha da uzasa bile nispeten sabit kaldığı gösterilmiştir.[29] Sperm hücrelerinin işlevsel yeterliliği hakkında hayati bilgiler sağlayan motilite değerlendirilmesinin, erkek fertilite potansiyeli için son derecede önemli olduğu bilinmektedir. Ejakülatta hareketli spermatozoa yüzdesi, epididimal sperm olgunlaşmasının bir göstergesidir.[32] Aynı zamanda, spermlerin kadın genital sisteminden geçip yumurtaya erişmesi için ilerleyici motilite gereklidir. Bununla birlikte, motilite yalnızca sperm transiti için değil, aynı zamanda döllenme sırasında da önemli bir rol oynamaktadır. Motilite ile sağlanan mekanik itici güç, spermlerin kumulus-oosit kompleksinin dış katmanları boyunca ilerlemesini sağlar.[33] Toplam hareketlilik ve ileri hareketlilik yüzdeleri için DSÖ alt sınır değerleri sırasıyla %40 ve %32’dir.[5] Bulgularımız, artmış cinsel perhiz sürelerinin sperm motilitesindeki azalma ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Hem toplam hem de ileri motilitede, cinsel perhiz süresinin artışı ile istatistiksel olarak anlamlı bir şekilde azalma saptanmıştır. Çeşitli çalışmalar, cinsel perhiz süresi ile sperm motilitesi arasındaki ters korelasyonun gösterildiği benzer sonuçlar bildirmiştir. [7,10,14,15,17,20,34–36] Bununla birlikte, bazı çalışmalarda cinsel perhiz süresi ile motilite arasında herhangi bir korelasyon gözlenmemiştir.[11,12,17,22] Bu konuda görüş birliği bulunmamaktadır. Literatüre bakıldığında, yapılmış beş çalışmada da, bizim çalışmamızda olduğu gibi cinsel perhiz süresi ile ileri motilite arasında ters korelasyon olduğu görülmektedir. [18,25,37–39] Uzamış cinsel perhiz süreleri ile sperm hacmindeki ve sperm konsantrasyonundaki artışa, özellikle ileri motilitede, neredeyse sürekli bir azalmanın eşlik ettiği görülmektedir. Cinsel perhiz süresinin semen kalitesindeki değişimleri nasıl etkileyebileceğine dair kesin mekanizma bilinmemekle birlikte, bazı teoriler öne sürülmüştür. Örneğin; epididimdeki depolama süresinin azaltılması, spermlerin aynı mikro çevre içindeki dejenere hücrelerden salınan motilite baskılayıcı faktörlere ve enzimlere maruz kalma süresini azaltabilir.[37] Dahası, kauda epididimisin sperm rezerv kapasitesi sınırlıdır[40]; bu nedenle, uzun süreli cinsel perhiz sırasında sperm konsantrasyonundaki önemli miktarda artış, enerji

13


rezervlerinin tükenmesine ve yaşlanmış spermlerin epididimde birikmesine neden olabilir.[41] Bu yaşlı spermatozoa birikimi, semen kalitesini göreceli olarak düşürür.[9,42] Cinsel perhiz süresinin uzatılması, sperm hücrelerinin genital ısıya maruziyetindeki duyarlılığı arttırabilir ve bu da, epididimal spermatozoa membran fosfolipid yapısında[43] ve sperm flagellumunun motor fonksiyonel özelliklerinde[44] olumsuz değişikliklere neden olabilir. Bu nedenle, cinsel perhiz süresinin azaltılması, ısı etkisine maruziyeti en aza indirerek motilitede artışa neden olabilir.

8. Küçük T, Sozen E, Buluc B. Intrauterine insemination with double ejaculate compared with single ejaculate in male factor infertility: a pilot study. J Androl 2008;29:404–7. https://doi.org/10.2164/ jandrol.107.004754

SONUÇ

11. De Jonge C, LaFromboise M, Bosmans E, Ombelet W, Cox A, Nijs M. Influence of the abstinence period on human sperm quality. Fertil Steril 2004;82:57–65. https://doi.org/10.1016/j. fertnstert.2004.03.014

Bu çalışmanın sonuçları, normal sağlıklı bireylerdeki semen analizlerinde cinsel perhiz süresi arttıkça hacim ve sperm konsantrasyonunun arttığını, motilitenin ise azaldığını göstermektedir. Semen analizlerini değerlendirirken bu verilerin dikkate alınmasında yarar olacağını düşünmekteyiz. Konuyla ilgili yapılacak daha büyük serili çalışmalara ihtiyaç vardır. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR

1. Comar VA, Petersen CG, Mauri AL, Mattila M, Vagnini LD, Renzi A, et al. Influence of the abstinence period on human sperm quality: analysis of 2,458 semen samples. JBRA Assist Reprod 2017;21:306–12. https://doi.org/10.5935/1518-0557.20170052 2. Alvarez C, Castilla JA, Martinez L, Ramírez JP, Vergara F, Gaforio JJ. Biological variation of seminal parameters in healthy subjects. Hum Reprod 2003;18:2082–8. 3. du Plessis SS, Agarwal A, Sabanegh Jr ES, editors. Male Infertility: A Complete Guide to Lifestyle and Environmental Factors. New York: Springer-Verlag; 2014. pp 1–268. https://doi. org/10.1007/978-1-4939-1040-3

4. Amann RP. Considerations in evaluating human spermatogenesis on the basis of total sperm per ejaculate. J Androl 2009;30:626– 41. https://doi.org/10.2164/jandrol.108.006817

5. World Health Organization. WHO laboratory manual for the examination and processing of human semen, 5th ed. Geneva: WHO Press; 2010. Available from: http://apps.who.int/iris/ bitstream/10665/44261/1/9789241547789_eng.pdf

6. Kvist U, Björndahl L, editors. Manual on Basic Semen Analysis. ESHRE Monographs, 3rd ed. Oxford: Oxford University Press; 2002. 7. Lehavi O, Botchan A, Paz G, Yogev L, Kleiman SE, Yavetz H, Hauser R. Twenty-four hours abstinence and the quality of sperm parameters. Andrologia 2014;46:692–7. https://doi.org/10.1111/and.12137

14

9. Sanchez-Martin P, Sanchez-Martin F, Gonzalez-Martinez M, Gosalvez J. Increased pregnancy after reduced male abstinence. Syst Biol Reprod Med 2013;59:256–60. https://doi.org/10.3109 /19396368.2013.790919

10. Marshburn PB, Alanis M, Matthews ML, Usadi R, Papadakis MH, Kullstam S, Hurst BS. A short period of ejaculatory abstinence before intrauterine insemination is associated with higher pregnancy rates. Fertil Steril 2010;93:286–8. https://doi. org/10.1016/j.fertnstert.2009.07.972

12. Pellestor F, Girardet A, Andreo B. Effect of long abstinence periods on human sperm quality. Int J Fertil Menopausal Stud 1993;39:278–82.

13. Magnus O, Tollefsrud A, Abyholm T, Purvis K. Effects of varying the abstinence period in the same individuals on sperm quality. Arch Androl 1991;26:199–203.

14. Levitas E, Lunenfeld E, Weiss N, Friger M, Har-Vardi I, Koifman A, Potashnik G. Relationship between the duration of sexual abstinence and semen quality: analysis of 9,489 semen samples. Fertil Steril 2005;83:1680–6. https://doi.org/10.1016/j. fertnstert.2004.12.045

15. Agarwal A, Gupta S, Du Plessis S, Sharma R, Esteves SC, Cirenza C, et al. Abstinence time and its impact on basic and advanced semen parameters. Urology 2016;94:102–10. https://doi. org/10.1016/j.urology.2016.03.059 16. Mayorga-Torres BJ, Camargo M, Agarwal A, du Plessis SS, Cavidad AP, Cardona Maya WD. Influence of ejaculation frequency on seminal parameters. Reprod Biol Endocrinol 2015;13:47. https:// doi.org/10.1186/s12958-015-0045-9

17. Mayorga-Torres JM, Agarwal A, Roychoudhury S, Cadavid A, Cardona-Maya WD. Can a Short Term of Repeated Ejaculations Affect Seminal Parameters? J Reprod Infertil 2016;17:177–83.

18. Bahadur G, Almossawi O, Zeirideen Zaid R, Ilahibuccus A, Al-Habib A, Muneer A, Okolo S. Semen characteristics in consecutive ejaculates with short abstinence in subfertile males. Reprod Biomed Online 2016;32:323–8. https://doi.org/10.1016/j.rbmo.2015.11.021 19. Schwartz D, Laplanche A, Jouannet P, David G. Within-subject variability of human semen in regard to sperm count, volume, total number of spermatozoa and length of abstinence. J Reprod Fertil 1979;57:391–5. 20. Le Lannou D, Colleu D, Boujard D, Le Couteux A, Lescoat D, Segalen J. Effect of duration of abstinence on maturity of human spermatozoa nucleus. Arch Androl 1986;17:35–8. 21. Carlsen E, Petersen JH, Andersson AM, Skakkebaek NE. Effects of ejaculatory frequency and season on variations in semen quality. Fertil Steril 2004;82:358–66. https://doi.org/10.1016/j. fertnstert.2004.01.039

22. Mortimer D, Templeton AA, Lenton EA, Coleman RA. Influence of abstinence and ejaculation-to-analysis delay on semen analysis parameters of suspected infertile men. Arch Androl 1982;8:251–6.

23. Oldereid NB, Gordeladze JO, Kirkhus B, Purvis K. Human sperm characteristics during frequent ejaculation. J Reprod Fertil 1984;71:135–40. 24. Padova G, Tita P, Briguglia G, Giuffrida D. Influence of abstinence length on ejaculate characteristics. Acta Eur Fertil 1988;19:29–31.

Androl Bul 2018;20:11-15


25. Sunanda P, Panda B, Dash C, Padhy RN, Routray P. Effect of age and abstinence on semen quality: A retrospective study in a teaching hospital. Asian Pac J Reprod 2014;3:134–41. https://doi. org/10.1016/S2305-0500(14)60017-8

35. Hornstein MD, Cohen JN, Thomas PP, Gleason RE, Friedman AJ, Mutter GL. The effect of consecutive day inseminations on semen characteristics in an intrauterine insemination program. Fertil Steril 1992;58:433–5.

27. Zanato VF, Martins MP, Anselmo-Franci JA, Petenusci SO, Lamano-Carvalho TL. Sexual development of male Wistar rats. Braz J Med Biol Res 1994;27:1273–80.

37. Valsa J, Skandhan KP, Gusani PH, Sahab Khan P, Amith S. Quality of 4‐hourly ejaculates –levels of calcium and magnesium. Andrologia 2013;45:10–7. https://doi.org/10.1111/j.1439-0272.2012.01301.x

26. Fawell SE, Higgins SJ. Androgen regulation of specific mRNAs, endoplasmic reticulum and Golgi-system. Mol Cell Endocrinol 1984;37:15–27.

28. Gonzales GF. Basal serum testosterone as an indicator of response to clomiphene treatment in human epididymis, seminal vesicles and prostate. Andrologia 2002;34:308–16. 29. Jiang M, Xin J, Zou Q, Shen JW. A research on the relationship between ejaculation and serum testosterone level in men. J Zhejiang Univ Sci 2003;4:236–40. 30. Guzick DS, Overstreet JW, Factor-Litvak P, Brazil CK, Nakajima ST, Coutifaris C, et al. Sperm morphology, motility, and concentration in fertile and infertile men. N Engl J Med 2001;345:1388–93. https://doi.org/10.1056/NEJMoa003005

31. Amann RP. Evaluating spermatogenesis using semen: the biology of emission tells why reporting total sperm per sample is important, and why reporting only number of sperm per milliliter is irrational. J Androl 2009;30:623–5. https://doi.org/10.2164/ jandrol.108.006809 32. Fàbrega A, Puigmulé M, Bonet S, Pinart E. Epididymal maturation and ejaculation are key events for further in vitro capacitation of boar spermatozoa. Theriogenology 2012;78:867–77. https://doi. org/10.1016/j.theriogenology.2012.03.039 33. Suarez SS, Pacey AA. Sperm transport in the female reproductive tract. Hum Reprod Update 2006;12:23–37. https://doi. org/10.1093/humupd/dmi047

34. Rao M, Meng TQ, Hu SH, Guan HT, Wei QY, Xia W, et al. Evaluation of semen quality in 1808 university students, from Wuhan, Central China. Asian J Androl 2015;17:111–6. https:// doi.org/10.4103/1008-682X.135984

Gökçe ve ark. n Cinsel perhiz süresi ve semen parametreleri arasındaki ilişki

36. Makkar G, Ng EH, Yeung WS, Ho PC. A comparative study of raw and prepared semen samples from two consecutive days. J Reprod Med 2001;46:565–72.

38. Elzanaty S, Malm J, Giwercman A. Duration of sexual abstinence: epididymal and accessory sex gland secretions and their relationship to sperm motility. Hum Reprod 2005;20:221–5. https://doi. org/10.1093/humrep/deh586

39. Sobreiro BP, Lucon AM, Pasqualotto FF, Hallak J, Athayde KS, Arap S. Semen analysis in fertile patients undergoing vasectomy: reference values and variations according to age, length of sexual abstinence, seasonality, smoking habits and caffeine intake. Sao Paulo Med J 2005;123:161–6. https://doi.org/10.1590/S151631802005000400002 40. Bedford JM. The status and the state of the human epididymis. Hum Reprod 1994;9:2187–99.

41. Ayad BM, Horst GV, Plessis SSD. Revisiting the Relationship Between the Ejaculatory Abstinence Period and Semen Characteristics. Int J Fertil Steril 2018;11:238–46. https://doi. org/10.22074/ijfs.2018.5192 42. Mortimer D. Practical Laboratory Andrology. New York: Oxford University Press, Inc; 1994;13–42.

43. Wechalekar H, Setchell BP, Peirce EJ, Ricci M, Leigh C, Breed WG. Whole-body heat exposure induces membrane changes in spermatozoa from the cauda epididymidis of laboratory mice. Asian J Androl 2010;12:591–8. https://doi.org/10.1038/aja.2010.41 44. Saikhun J, Kitiyanant Y, Vanadurongwan V, Pavasuthipaisit K. Effects of sauna on sperm movement characteristics of normal men measured by computer-assisted sperm analysis. Int J Androl 1998;21:358–62.

15


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2018;20:16−20 https://www.doi.org/10.24898/tandro.2018.55477

Erkek Cinsel Sağlığı

Metabolik sendrom ile ilişkili erektil disfonksiyonun medikal tedavisi Treatment of erectile dysfunction related to metabolic syndrome Ali Atan

ÖZ

ABSTRACT

Metabolik sendrom diyabetes mellitus, hipertansiyon, obezite ve dislipedimiye bağlı meydana gelen önemli halk sağlığı sorunlarından birisidir. Genelde kardiyovasküler sağlık açısından dikkate alınması gereken bir durum olarak algılanmasına karşın ürolojik hastalıklar açısından da dikkate alınması gereken bir sorundur. Metabolik sendrom varlığında en sık görülen ürolojik rahatsızlıklardan birisi erektil disfonksiyondur. Metabolik sendromlu kişilerdeki erektil disfonksiyon tedavisinde ilk olarak yaşam tarzının düzeltilmesi ve diyabet, dislipidemi ve hipertansiyon gibi eşlik eden diğer patolojilerin düzeltilmesi gereklidir. Bunlara ek olarak, testosteron replasman tedavisi, aromataz inhibitörleri ve PDE5i’lerinin kullanımı mümkündür. Bu seçeneklerin beklenen faydayı sağlamadığı kişilerde cerrahi tedavi olarak penil protez implantasyonu da uygulanabilmektedir. Anahtar Kelimeler: Metabolik sendrom, erektil disfonksiyon, tedavi

Metabolic syndrome is one of the major public health problems which happens due to diabetes mellitus, hypertension, obesity and dyslipidemia. Although it is perceived as a condition that should be taken into consideration in terms of cardiovascular health in general, it is a problem that should be taken into account in terms of urological diseases. One of the most common urological disorders in the presence of metabolic syndrome is erectile dysfunction. In the treatment of erectile dysfunction in people with metabolic syndrome, it is first necessary to correct lifestyle and other accompanying pathologies such as diabetes, dyslipidemia and hypertension. In addition, it is possible to use testosterone replacement therapy, aromatase inhibitors and PDE-5i. Penile prosthesis implantation can also be applied as a surgical treatment in those who do not have the expected benefit of these options. Keywords: Metabolic syndrome, erectile dysfunction, treatment

M

etabolik sendrom (MS); diyabetes mellitus, hipertansiyon, obezite ve dislipidemi gibi sistemik bozuklukların birbirine eklendiği 21. yüzyılın önemli halk sağlığı sorunlarından birisidir. Batı tipi yaşam tarzı olan ülkelerde daha sıktır. Amerika Birleşik Devletleri’nde erişkin popülasyonun %34–39’unda MS olduğu belirtilmektedir. Çalışmalarda bu tablonun kadın ve erkeklerde eşit oranda görüldüğü de bildirilmektedir.[1] Genelde kardiyovasküler sağlık açısından dikkate alınması gereken bir durum olarak algılanmasına karşın ürolojik hastalıklar açısından da göz önünde bulundurulması gereklidir. Çünkü, MS’le ilişkili olarak; erektil disfonksiyon (ED), infertilite, taş hastalığı, benign prostat hiperplazisi,

Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Ankara Yazışma Adresi / Correspondence: Prof. Dr. Ali Atan Birlik Mahallesi, 396 Sokak, 14/11 Çankaya, Ankara - Türkiye Tel. +90 532 4242082 E-mail: aliatanpitt@hotmail.com Geliş / Received: 10.07.2017 Kabul / Accepted: 10.10.2017

16

prostat kanseri, aşırı aktif mesane ve kadınlarda üriner inkontinans artışı da olmaktadır.[2,3] Bu derlemede, MS ile ilişkili ED’nin tedavisinden bahsedilecektir. MS ile ilişkili ED, pek çok faktöre bağlı meydana gelmektedir. Bu nedenler; enflamatuvar cevap artışı (periferik arter hastalığı, nitrik oksid sentaz azlığı)[4], adrenerjik akitivitenin artması[5], Rho kinaz aktivitesinin artması[6], hiperglisemi[2,7–9], hipogonadizm[10–15] ve nörojenik faktörlerdir (duyusal nöropati, nörojenik nitrik oksid sentaz azalması).[16,17] Tüm bu nedenler sonucu; vasküler, hormonal ve nörojenik ED görülebilir. Bunlara ek olarak, psikojenik nedenlere bağlı olarak da ED oluşabilmektedir (Şekil 1). MS ile ilişkili ED tedavisinde ilk yapılması gereken şey yaşam tarzının düzeltilmesidir. Bu anlamda; egzersiz, kilo verme, diyetin düzenlenmesi, aşırı alkol alımının önlenmesi ve sigaranın bırakılması zorunludur. Egzersiz olarak günde 30 dakika veya haftada 150 dakika orta dereceli aerobik aktivite, başlangıçtaki vücut ağırlığının %5–10’unun verilmesi, diyette sebze, meyve, tahıl ve bakliyat tüketiminin arttırılması, kırmızı et ve hazır gıdaların azaltılması, günlük kalorinin %10’undan azının doymuş (satüre) yağlardan

©2018 Androloji Bülteni


Metabolik sendrom

Enflamatuar cevap artışı

Adrenerjik aktivite artışı

Hipogonadizm

Rho kinaz aktivite artışı

Nörojenik faktörler

Hiperglisemi

Psikojenik faktörler

Erektil disfonksiyon Şekil 1. Metabolik sendromlu kişilerde meydana gelen erektil disfonksiyonun fizyopatolojisi.

elde edilmesi, monosatüre ve polisatüre olmayan yağ asitlerinin alımının arttırılması, şeker katkılı içeceklerden uzak durulması, sigaranın bırakılması ve alkol alımının günde en fazla 1–2 kadeh olacak düzeyde tutulması, tedavinin ilk aşaması olarak önerilmektedir.[18] Avrupa Üroloji Kılavuzu’nda da bu öneriler desteklenmektedir.[19]

Tablo 1. Metabolik sendromlu kişilerdeki erektil disfonksiyon medikal tedavisi 1. Yaşam tarzının düzeltilmesi • Egzersiz yapma • Kilo verme • Diyetin düzenlenmesi • Aşırı alkol alımının engellenmesi • Sigaranın bırakılması

Bunlara ek olarak, dislipideminin statinler ile düzeltilmesi, oral antidiyabetikler (Metformin) veya insülin ile DM’nin regülasyonu ve hipertansiyonun önlenmesi gereklidir. Hipertansiyonun tedavisi için, 3. kuşak bir beta bloker olan Nebivolol[20] veya anjiotensin-II reseptör antagonistleri kullanılabilir.[21] Yaşam tarzının düzeltilmesi ve eşlik eden diğer patolojilerin düzeltilmesi ile beraber bazı medikal tedavilerde MS ile ilişkili ED tedavisinde kullanılabilmektedir. Medikal tedavi olarak, hipogonadizm bulguları olan kişilerde testosteron replasman tedavisi (TRT), aromataz inhibitörleri ve PDE-5i’lerinin kullanımı mümkündür (Tablo 1). Bu seçeneklerin beklenen faydayı sağlamadığı kişilerde cerrahi tedavi olarak penil protez implantasyonu da uygulanabilir. Bu makalede cerrahi tedaviden bahsedilmeyecektir. MS’li kişilerde, çeşitli mekanizmalarla hipogonadizm geliştiği iyi bilinmektedir. Bu nedenle bu kişilerdeki ED tedavisinde TRT kullanılması ile ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda, testosteron tedavisi ile visseral obezitenin ve insülin direncinin azaldığı, lipid panelinin ve enflamatuvar cevabın düzeldiği gösterilmiştir.[13,22–28] TRT ile MS komponentlerinin düzeldiği gösterilmesine

2. Eşlik eden patolojilerin tedavisi • Kan şekerinin düşürülmesi tedavisi • Hipertansiyonun giderilmesi • Dislipideminin düzeltilmesi 3. Medikal tedavi • Testosteron replasman tedavisi • Aromataz inhibitörleri • PDE-5i ilaç kullanımı • Kombinasyon tedavisi

karşın testosteron tedavisinin hangi yöntemle, hangi dozda ve ne sıklıkta verileceği konularında bir kesinlik yoktur.[27] Ayrıca, testosteron tedavisine bağlı olarak kardiyovasküler sağlıkta bir risk artışı olup olmadığı konusu da henüz tartışmalıdır.[28] Testosteron tedavisi; oral tabletler, bukkal tabletler, intramusküler enjeksiyonlar, cilt altı implantlar, transdermal formlar ve intranazal jel şeklinde yapılabilmektedir.[29–31] Ağızdan kullanım için en uygun form, testosteron undekanoattır. Doz ayarlaması yapılabilmektedir. Günlük toplam doz 120–240 mg’dır ve belirlenen miktar günde 2–3 seferde alınabilmektedir. Yemeklerle alımı daha uygundur. Ancak, serum testosteron düzeyi ve etkinlik değişkenlik

Ali Atan n Metabolik sendrom ile ilişkili erektil disfonksiyonun medikal tedavisi

17


gösterebilmektedir. Bukkal form, günde iki defa 30 mg olarak kullanılmakta ve serum testosteron düzeyi normal sınırlarda kalmaktadır. Mukozada irritasyon, sık kullanım gerekliliği ve tadının acılığı bu formun olumsuz taraflarıdır. İntramusküler olarak verilen testosteron preparatlarının kısa ve uzun etkili formları vardır. Testosteron enantat, testosteron spionat ve testosteron propionat, her 2–3 haftada bir uygulanması gereken formlardır. Bu uygulama şekli ile serum testosteron düzeyi belirgin dalgalanmalar göstermektedir. Enjeksiyondan hemen sonra suprafizyolojik düzeylere çıkan serum testosteron düzeyi, 2. haftanın sonunda hipogonadizm düzeylerine inmektedir. Bu dalgalanmalar, kişilerin ruh halinde de değişime yol açabilmektedir. Maliyet açısından avantajlı olmasına karşın serum testosteron düzeyindeki bu değişkenlik ve sık enjeksiyon gerekliliği gibi olumsuz yanları nedeniyle kullanımları sınırlıdır. Uzun etkili testosteron formu ise, hint yağı içinde bulunan testosteron undekanoattır. Her 10–14 haftada bir, 1000 mg şeklinde uygulanır. Bu uygulama şekli ile serum testosteron düzeyleri normal sınırlarda kalır, etkinliği uzun sürer ve bu nedenle enjeksiyonlar genelde üç aylık aralarla yapılır. Testosteronun bu formu ile ilgili sorunlar vardır. Bunlardan biri, enjeksiyonların ağrılı olması ve etkinliğin bitirilmesi gerektiğinde üç aylık bir bekleme süresinin olmasıdır. Cilt altı testosteron implantları ise, özel bir aparat ile cilt altına yerleştirilmektedir. Bir seferde her biri 200 mg testosteron içeren 4–6 implant cilt altına yerleştirilmektedir. Etkinliği yaklaşık altı ay sürmektedir. Girişimsel bir işlem olması, implantların dışarı çıkması ve enjeksiyon alanında enfeksiyon gelişimi gibi komplikasyonları bulunmaktadır. Transdermal testosteron formları; yama, jel ve koltuk altı solüsyonu şeklinde kullanılabilmektedir. Yamalar, günde 5–10 mg testosteron salgılamaktadır. Vücudun biyolojik saati olan “sirkadiyan ritmi” taklit ettiğinden dolayı kullanımları kolaydır. Ancak, ciltte irritasyon yapmaları ve sık kullanım gerekliliği, olumsuz taraflarıdır. Testosteronun jel formu, %1–2 oranında testosteron içermektedir ve günlük doz 40–80 mg arasındadır. Jel formu da serum testosteron düzeyini normal sınırlarda tutar, daha az cilt irritasyonu yapar ve doz esnekliği sağlar. Temas ile çevreye testosteron aktarılmasına yol açabilmesi ve günlük kullanım gerekliliği olumsuz yanlarıdır. Koltuk altı solüsyon formu, %2’lik testosteron içermektedir ve günlük düz 60–120 mg’dır. Serum testosteron düzeyini normal sınırlarda tutan testosteronun bu formunun da temasla çevreye testosteron aktarım riski vardır ve günlük kullanım gereklidir.[29,30] Son olarak, 2014 yılı Mayıs ayında FDA onayı almış olan en yeni testosteron ürünü, nasal jel formudur. Önerilen doz, her bir burun deliğinden bir defa burun içerisine uygulanarak verilir. Buruna her sıkılması

18

ile 5,5 mg testosteron verilmektedir. Günde üç defa uygulanır ve bir günde toplam 33 mg testosteron verilir. Nazal mukozadan emilim ile testosteronun karaciğerden geçiş etkisinden kurtulunarak, 40 dakika içerisinde maksimum serum düzeyi elde edilir. Serum testosteron düzeyi fizyolojik sınırlar içerisinde kalır. İlacın bu formunu bırakma oranı %3,7 olarak bulunmuştur. Girişimsel olmayan ve çevreye transfer riski taşımayan bir kullanım şeklidir.[31] MS ile ilişkili ED tedavisindeki diğer bir seçenek de aromataz inhibitörleridir. Visseral yağ doku artışı ile periferde aromataz aktivitesi artar ve buna bağlı olarak testosterondan östradiol oluşumu fazlalaşır. Östradiol artışı da hipogonadizme neden olur.[32,33] Özellikle obezitesi ön planda olan kişilerde yapılan klinik çalışmalarda, aromataz inhibitörlerinin serum testosteron düzeyini arttırdığı gösterilmiştir.[14,34,35] Fosfodiesteraz Tip-5 inhibitörleri de bu grup hastalarda kullanılabilecek bir diğer tedavi seçeneğidir. Bu grup ilaçlar, ihtiyaç anında veya günlük kullanım şeklinde verilebilir.[8] Bu konu ile ilgili ilk randomize, plasebo kontrollü, prospektif bir çalışmada, 145 MS’li ED hastası incelenmiştir. Hastalara 12 hafta vardenafil tedavisi verilmiştir. Bu tedavi sonrası, Vardenafil’in faydalı olduğu gösterilmiştir.[36] Yeni yayımlanmış REVITALISE çalışması ise, toplam 10 ülke ve 171 merkezin katıldığı uluslararası, çok merkezli, prospektif, tek kollu bir gözlem çalışmasıdır. Bu çalışmada, MS ve ED hastalarında Vardenafil’in hem erektil fonksiyon hem hayat kalitesi üzerinde faydalı olduğu bulunmuştur.[37] Tadalafil’de MS’li hastalardaki ED tedavisinde günlük kullanım şeklinde verilmiştir.[38,39] Her iki çalışmada da günlük 5 mg Tadalafil, ED tedavisinde faydalı olmuştur. Mareska ve arkadaşlarının çalışmasında, Tadalafil ile beraber egzersiz yapılmasının etkinliği daha da arttırdığı gösterilmiştir.[38] Özcan ve arkadaşlarının çalışmasında da, Tadalafil tedavisinin erektil fonksiyonu düzeltmekle beraber serum testosteron düzeyini de arttırdığı saptanmıştır.[39] PDE-5i ilaçların serum testosteron düzeyini nasıl arttırdığı ile ilgili deneysel ve klinik çalışmalar vardır. Scipioni ve arkadaşlarının çalışmasında, rat Leydig hücrelerinde bol miktarda PDE-5 ekspresyonunun olduğu ve Sildenafil’in Leydig hücrelerinde steroidogenez üzerinde etkili olduğu gösterilmiştir.[40] Klinik çalışmalarda da PDE5i ilaçların Leydig hücreleri üzerine etki yaparak testosteron düzeyini arttırdığı saptanmıştır.[41,42] Testosteron ve PDE-5i ilaçların monoterapilerinin yetersiz olduğu olgularda, bu ilaçların birlikte kullanımları da mümkündür. Çeşitli çalışmalarda, önceden verilen PDE-5i tedavisinin başarısız olduğu hipogonadal ve/veya diyabeti olan erkeklerde testosteron tedavisi eklendiğinde etkinliğin arttığı bulunmuştur.[43–46] Bunun tersi olarak, TRT sonrası

Androl Bul 2018;20:16-20


yeterli erektil cevabın elde edilemediği kişilerde de PDE-5i eklenmesinin etkinliği arttırdığı bilinmektedir.[47,48] Tüm bunlara ek olarak, lipid panelinde bozukluk olan kişilerde PDE-5i ilaçların statinler ile beraber kullanımlarının da etkinliği arttırdığı gösterilmiştir.[49] Bu etkinlik artışının, statinlerin ve PDE-5i kombinasyonunun erektil dokunun relaksasyon cevabını arttırmasıyla ilişkili olduğu, deneysel bir çalışmada gösterilmiştir.[50]

SONUÇ Sonuç olarak, MS ile ilişkili ED, organik ve psikojenik nedenlere bağlı olarak meydana gelebilmektedir. Bu nedenle, bu erkeklerin tedavisi multidisipliner bir yaklaşımı gerektirmektedir. Psikojenik ED için psikolojik destek ve psikiyatrik tedavi öncelikli iken, organik ED varlığında ürologlar ile beraber endokrinoloji, kardiyoloji ve diyet uzmanlarının katkısı gereklidir. Yaşam tarzının düzeltilmesi, diyabetin, hipertansiyonun ve dislipideminin tedavisi ile beraber, TRT, aromataz inhibitörleri ve PDE-5i ilaçlar bu hastalarda kullanılabilmektedir. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmiştir.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the author.

Kaynaklar

1. Golden SH, Robinson KA, Saldanha I, Anton B, Ladenson PW. Clinical review: Prevalence and incidence of endocrine and metabolic disorders in the United States: a comprehensive review. J Clin Endocrinol Metab 2009;94:1853–78. doi: 10.1210/jc.2008-2291 2. Gorbachinsky I, Akpinar H, Assimos DG. Metabolic syndrome and urologic diseases. Rev Urol 2010;12:157–80.

3. Hammarsten J and Peeker R. Urological aspects of the metabolic syndrome. Nat Rev Urol 2011;8:483–94. doi: 10.1038/ nrurol.2011.112

4. Traish AM, Feeley RJ, Guay A. Mechanisms of obesity and related pathologies: androgen deficiency and endothelial dysfunction may be the link between obesity and erectile dysfunction. FEBS J 2009;276:5755–67. doi: 10.1111/j.1742-4658.2009.07305.x 5. Brotman DJ and Girod JP. The metabolic syndrome: a tug-of-war with no winner. Cleve Clin J Med 2002;69:990–4.

6. Wingard C, Fulton D, Husain S. Altered penile vascular reactivity and erection in the Zucker obese-diabetic rat. J Sex Med 2007;4:348–62. doi: 10.1111/j.1743-6109.2007.00439.x

7. McVary K. Lower urinary tract symptoms and sexual dysfunction: epidemiology and pathophysiology. BJU Int 2006;97:23–8. doi: 10.1111/j.1464-410X.2006.06102.x

8. Fonseca V, Jawa A. Endothelial and erectile dysfunction, diabetes mellitus, and the metabolic syndrome: common pathways and treatments? Am J Cardiol 2005;96:13M–18M. doi: 10.1016/j. amjcard.2005.07.005

9. Lee RK, Chughtai B, Te AE, Kaplan SA. Sexual function in men with metabolic syndrome. Urol Clin North Am 2012;39:53–62. doi: 10.1016/j.ucl.2011.09.008

10. Chrousos GP. Stressors, stress, and neuroendocrine integration of the adaptive response. The 1997 Hans Selye Memorial Lecture. Ann N Y Acad Sci 1998;851:311–35.

11. Castro-Fernandez C, Olivares A, Söderlund D, López-Alvarenga JC, Zambrano E, Veldhuis JD, et al. A preponderance of circulating basic isoforms is associated with decreased plasma half-life and biological to immunological ratio of gonadotropin-releasing hormone-releasable luteinizing hormone in obese men. J Clin Endocrinol Metab 2000;85:4603–10. doi: 10.1210/jc.85.12.4603 12. Rosmond R, Wallerius S, Wanger P, Martin L, Holm G, Björntorp P. A 5-year follow-up study of disease incidence in men with an abnormal hormone pattern. J Intern Med 2003;254:386–90. 13. Kalyani RR and Dobs AS. Androgen deficiency, diabetes, and the metabolic syndrome in men. Curr Opin Endocrinol Diabetes Obes 2007;14:226–34. doi: 10.1097/MED.0b013e32814db856 14. Loves S, Ruinemans-Koerts J, de Boer H. Letrozole once a week normalizes serum testosterone in obesity-related male hypogonadism. Eur J Endocrinol 2008;51:741–7. doi: 10.1530/EJE-07-0663

15. Cohen PG. Obesity in men: the hypogonadal-estrogen receptor relationship and its effect on glucose homeostasis. Med Hypotheses 2008;70:358–60. doi: 10.1016/j.mehy.2007.05.020 16. Saenz de Tejada I, Goldstein I. Diabetic penile neuropathy. Urol Clin North Am 1998;15:17–22.

17. Nehra A, Moreland RB. Neurologic erectile dysfunction. Urol Clin North Am 2001;28:289–308.

18. Maiorino MI, Bellastella G, Esposito K. Lifestyle modifications and erectile dysfunction: what can be expected? Asian J Androl 2015;17:5–10. doi: 10.4103/1008-682X.137687 19. Hatzimouratidis K, Giuliano F, Moncada I, Muneer A, Salonia A, Verze P. EAU Guidelines on erectile dysfunction, premature ejaculation, penile curvature and priapism, EAU Male Sexual Dysfunction-Limited Update, March 2017.

20. Cordero A, Bertomeu-Martínez V, Mazón P, Fácila L, BertomeuGonzález V, Conthe P, et al. Erectile dysfunction in high-risk hypertensive patients treated with beta-blockade agents. Cardiovasc Ther 2010;28:15–22. doi: 10.1111/j.1755-5922.2009.00123.x 21. Dusing R. Effect of the angiotensin II antagonist valsartan on sexual function in hypertensive men. Blood Press Suppl 2003;2:29–34.

22. Traish AM, Guay A, Feeley R, Saad F. The dark side of testosterone deficiency: I. Metabolic syndrome and erectile dysfunction. J Androl 2009;30:10–22. doi: 10.2164/jandrol.108.005215 23. Corona G, Rastrelli G, Monami M, Saad F, Luconi M, Lucchese M, et al. Body weight loss reverts obesity-associated hypogonadotropic hypogonadism: a systematic review and meta-analysis. Eur J Endocrinol 2013;168:829–43. doi: 10.1530/EJE-12-0955

24. Saad F, Haider A, Doros G, Traish A. Long-term treatment of hypogonadal men with testosterone produces substantial and sustained weight loss. Obesity (Silver Spring) 2013;21:1975–81. doi: 10.1002/oby.20407 25. Yassin DJ, Doros G, Hammerer PG, Yassin AA. Long-term testosterone treatment in elderly men with hypogonadism and erectile dysfunction reduces obesity parameters and improves metabolic syndrome and health-related quality of life. J Sex Med 2014;11:1567–76. doi: 10.1111/jsm.12523

26. Musicki B, Bella AJ, Bivalacqua TJ, Davies KP, DiSanto ME, Gonzalez-Cadavid NF, et al. Basic science evidence for the link between erectile dysfunction and cardiometabolic dysfunction. J Sex Med 2015;12:2233–55. doi: 10.1111/jsm.13069

Ali Atan n Metabolik sendrom ile ilişkili erektil disfonksiyonun medikal tedavisi

19


27. Kovac JR, Pastuszak AW, Lamb DJ, Lipshultz LI. Testosterone supplementation therapy in the treatment of patients with metabolic syndrome. Postgrad Med 2014;126:149–56. doi: 10.3810/pgm.2014.11.2843 28. Taylor SR, Meadowcraft LM, Williamson B. Prevalence, Pathophysiology, and Management of Androgen Deficiency in Men with Metabolic Syndrome, Type 2 Diabetes Mellitus, or Both. Pharmacotherapy 2015;35:780–92. doi: 10.1002/phar.1623

29. Corona G, Vignozzi L, Sforza A, Maggi M. Risks and benefits of late onset hypogonadism treatment: an expert opinion. World J Mens Health 2013;31:103–25. doi: 10.5534/wjmh.2013.31.2.103

30. Isidori AM, Buvat J, Corona G, Goldstein I, Jannini EA, Lenzi A, et al. A critical analysis of the role of testosterone in erectile function: from pathophysiology to treatment-a systematic review. Eur Urol 2014;65:99–112. doi: 10.1016/j.eururo.2013.08.048 31. Shoskes JJ, Wilson MK, Spinner ML. Pharmacology of testosterone replacement therapy preparations. Transl Androl Urol 2016;5:834–43. doi: 10.21037/tau.2016.07.10

32. Foresta C, Caretta N, Aversa A, Bettocchi C, Corona G, Mariani S, Rossato M. Erectile dysfunction: symptom or disease? J Endocrinol 2004;27:80–95. doi: 10.1007/BF03350917 33. Foresta C, Caretta N, Corona G, Fabbri A, Francavilla S, Jannini E, et al. Clinical and metabolic evaluation of subjects with erectile dysfunction: a review with a proposal flowchart. Int J Androl 2009;32:198–211. doi: 10.1111/j.1365-2605.2008.00932.x

34. de Boer H, Verschoor L, Ruinemans-Koerts J, Jansen M. Letrozole normalizes serum testosterone in severely obese men with hypogonadotropic hypogonadism. Diabetes Obes Metab 2005;7:211–5. doi: 10.1111/j.1463-1326.2004.00397.x

35. Loves S, de Jong J, van Sorge A, Telting D, Tack CJ, Hermus A, et al. Somatic and psychological effects of low-dose aromatase inhibition in men with obesity-related hypogonadotropic hypotestosteronemia. Eur J Endocrinol 2013;169:705–14. doi: 10.1530/EJE-13-0190 36. Schneider T, Gleissner J, Merfort F, Hermanns M, Beneke M, Ulbrich E. Efficacy and safety of vardenafil for the treatment of erectile dysfunction in men with metabolic syndrome: results of a randomized, placebo-controlled trial. J Sex Med 2011;8:2904–11. doi: 10.1111/j.1743-6109.2011.02383.x

37. Shabsigh R, Mattern A, REVITALISE Study Group. REVITALISE: A Large Observational Study Assessing the Safety and Effectiveness of Vardenafil in Men With Erectile Dysfunction and Metabolic Syndrome. J Sex Med 2016;4:e135–44. doi: 10.1016/j.esxm.2016.03.027 38. Maresca L, D’Agostino M, Castaldo L, Vitelli A, Mancini M, Torella G, et al. Exercise training improves erectile dysfunction (ED) in patients with metabolic syndrome on phosphodiesterase-5 (PDE-5) inhibitors. Monaldi Arch Chest Dis 2013;80:177–83.

39. Ozcan L, Polat EC, Kocaaslan R, Onen E, Otunctemur A, Ozbek E. Effects of taking tadalafil 5 mg once daily on erectile function and total testosterone levels in patients with metabolic syndrome. Andrologia 2017. doi: 10.1111/and.12751

20

40. Scipioni A, Stefanini S, Santone R, Giorgi M. Immunohistochemical localisation of PDE5 in Leydig and myoid cells of prepuberal and adult rat testis. Histochem Cell Biol 2005;124:401–7. doi: 10.1007/s00418-005-0057-1 41. Carosa E, Martini P, Brandetti F, Di Stasi SM, Lombardo F, Lenzi A, et al. Type V phosphodiesterase inhibitor treatments for erectile dysfunction increase testosterone levels. Clin Endocrinol (Oxf ) 2004;6:382–6. 42. Spitzer M, Bhasin S, Travison TG, Davda MN, Stroh H, Basaria S. Sildenafil increases serum testosterone levels by a direct action on the testes. Andrology 2013;1:913–8. doi: 10.1111/j.20472927.2013.00131.x 43. Kalinchenko SY, Kozlov GI, Gontcharov NP, Katsiya GV. Oral testosterone undecanoate reverses erectile dysfunction associated with diabetes mellitus in patients failing on sildenafil citrate therapy alone. Aging Male 2003;6:94–9. 44. Shabsigh R, Kaufman JM, Steidle C, Padma-Nathan H. Randomized study of testosterone gel as adjunctive therapy to sildenafil in hypogonadal men with erectile dysfunction who do not respond to sildenafil alone. J Urol 2004;172:658–63. doi: 10.1097/01.ju.0000132389.97804.d7 45. Yassin AA, Saad F, Diede HE. Testosterone and erectile function in hypogonadal men unresponsive to tadalafil: results from an open-label uncontrolled study. Andrologia 2006;38:61–8. doi: 10.1111/j.1439-0272.2006.00712.x 46. Garcia JA, Sanchez PE, Fraile C, Escovar P. Testosterone undecanoate improves erectile dysfunction in hypogonadal men with the metabolic syndrome refractory to treatment with phosphodiesterase type 5 inhibitors alone. Andrologia 2011;43:293–6. doi: 10.1111/j.1439-0272.2009.00991.x 47. Greenstein A, Mabjeesh NJ, Sofer M, Kaver I, Matzkin H, Chen J. Does sildenafil combined with testosterone gel improve erectile dysfunction in hypogonadal men in whom testosterone supplement therapy alone failed? J Urol 2005;173:530–2. doi: 10.1097/01.ju.0000149870.36577.05 48. Rosenthal BD, May NR, Metro MJ, Harkaway RC, Ginsberg PC. Adjunctive use of AndroGel (testosterone gel) with sildenafil to treat erectile dysfunction in men with acquired androgen deficiency syndrome after failure using sildenafil alone. Urology 2006;67:571–4. doi: 10.1016/j.urology.2005.09.032 49. Gokkaya SC, Ozden C, Ozdal L, Koyuncu H, Guzel O, Memis A. Effect of correcting serum cholesterol levels on erectile function in patients with vasculogenic erectile dysfunction. Scand J Urol Nephrol 2008;42:437–40. doi: 10.1080/00365590801950279 50. Erden Y, Korgalı E, Dundar G, Ayan S, Gokce G, Yildirim S, et al. In-vitro effects of PDE5 inhibitor and statin treatment on the contractile responses of experimental MetS rabbit’s cavernous smooth muscle. Arc Ital Urol Androl 2014;86:33–8. doi: 10.4081/ aiua.2014.1.33

Androl Bul 2018;20:16-20


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2018;20:21−24 https://www.doi.org/10.24898/tandro.2018.83097

Kadın Cinsel Sağlığı

Cerrahi menopoza giren genç kadınlarda cinsellik nasıl etkileniyor? How does surgical menopause affect sexuality in young women? Dilek Aygin1

, Merve Pektemek2

ÖZ

ABSTRACT

Menopoz, overlerin fonksiyonlarını yitirmeleriyle birlikte mensturasyonun kalıcı bir şekilde sonlanmasıdır. Menopoz genellikle 45–55 yaşlar arasında görülür, ancak sigara içme, hiç doğum yapmama, toksik kimyasallara maruz kalma gibi birçok faktörün etkisiyle birlikte daha erken yaşlarda da görülebilmektedir. Vücudundaki herhangi bir kanser türü nedeniyle kemoterapi veya radyoterapi tedavileri alan ya da overlerindeki patolojiden dolayı cerrahi tedavi görmüş kişiler cerrahi menopoza girmektedir. Normal menopozdaki gibi menopoza geçiş dönemi bulunmadığından cerrahi menopoz ani olarak gerçekleşir ve etkileri daha ağır görülür. Dolayısıyla, menopozla birlikte vücut bütünlüğü değişen kadınlarda hormon düzeylerindeki ani düşüşle birlikte terleme, sıcak basması, cinsel istekte azalma, depresyon, sinirlilik, özgüven kaybı, bellek sorunları gibi problemler daha şiddetli yaşanır. Yaşanan tüm bu sorunların erken tanılanmasıyla birlikte yapılacak olan eğitim-danışmanlık hizmetleri kadının yaşam kalitesini arttıracaktır. Bu derlemede, kanser ve tedavileri nedeniyle cerrahi menopoza giren genç kadınlarda cinselliğin nasıl etkilendiğinin incelenmesi amaçlandı. Anahtar Kelimeler: Cinsellik, cerrahi menopoz, genç kadın

Menopause is, loss of functions of the ovaries and permanent ending of menstruation. Menopause usually occurs between 45–55 years of age, but it can be seen at younger ages with smoking, not giving birth and exposure to toxic chemicals. Some people can get menopause because of they receive chemotherapy or radiotherapy for any type of cancer that occurs in the body and those who have undergone surgical intervention due to the pathology of the ovaries. Surgical menopause is not like normal menopause and it happens suddenly and the effects are more severe. Whereat, sweating with a decrease in hormone levels, hot press, decreased sexual desire, depression, irritability, loss of selfesteem, memory problems are more severe in women who have this type of menopause. The quality of life of the woman will increase with education-counseling to be done after the early identification of such problems. This review aimed to show how sexuality is affected by young women entering surgical menopause. Keywords: Sexuality, surgical menopause, young woman

K

adın hayatı kendine özgü fiziksel, hormonal ve psişik farklılıkları bulunan çocukluk, ergenlik, cinsel olgunluk, menopoz ve yaşlılık dönemlerinden oluşmaktadır. Yaşam süresi giderek uzamakta ve menopoz sonrası dönem, kadının yaşam süresinin yaklaşık üçte birini kapsamakta olup, menopoz dönemi ayrı bir öneme sahiptir.[1] Menopoz, toplumsal ve bireysel farklılıklar göstermekle birlikte, genellikle 45–55 yaş arasında görülmekte olup[2], kadının fizyolojik, mental, kültürel ve cinsel yönden çok fazla etkilenmesine neden olarak yaşam kalitelerini olumsuz yönde

etkilemektedir.[1] Menopoz yaşının daha erkene çekilmesi ise bu sorunların daha şiddetli yaşanmasına sebep olabilmektedir.[3] Zayıf, nullipar, sigara içen, kemoterapi gibi toksik kimyasallara maruz kalan kadınların ise menopoza daha erken yaşlarda girdikleri belirtilmektedir.[4]

Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı, Sakarya Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı, Sakarya

Yirmi birinci yüzyılın temel sağlık sorunlarından birisi olan kanser[7] olguları içinde önemli morbidite ve mortalite sebebi olan[8] jinekolojik kanserler, kadını, ailesini ve toplumun sağlığını etkilemesi bakımından önemli bir yere sahiptir.[9] Histerektomi ve bilateral ooferektomi gibi cerrahi girişimler ve diğer uygulanan tedaviler sonucu cerrahi menopoz gelişen kadınlarda anksiyete, depresyon gibi psikolojik sorunların daha sık yaşandığı, cinsel yaşama

1

2

Yazışma Adresi / Correspondence: Doç. Dr. Dilek Aygin Sakarya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı, Sakarya - Türkiye Tel. +90 264 2956611 E-mail: daygin@sakarya.edu.tr Geliş / Received: 02.10.2017 Kabul / Accepted: 13.11.2017

©2018 Androloji Bülteni

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) menopozu “ovaryum aktivitesinin yitirilmesi sonucunda mensturasyonun kalıcı olarak sonlanması” şeklinde tanımlamaktadır.[2,5] “Patolojik bir neden olmadan 12 ay süreyle menstrual kanamanın olmaması şeklinde görülen menopoza doğal menopoz, patolojik nedenlerden dolayı overlerin alınması şeklinde görülen menopoza ise cerrahi menopoz” adı verilmektedir.[6]

21


ilişkin daha fazla olumsuz etkinin görüldüğü, belirtilerin daha şiddetli ortaya çıktığı, beden imajı, benlik saygısında azalma olabildiği vurgulanmaktadır (Tablo 1).[5–10] Hatta kanser ve tedavilerin en çok cinsel sağlığı etkilediği de öne sürülmektedir.[11] İyatrojenik menopoza radyasyon veya kemoterapi de neden olabilmektedir.[12]

Tablo 1. Kanser tedavileri, cinsellik, yaşanan sorunlar[10] Başlıca temalar

Yanıtlar

Kemoterapi, radyoterapi ve ameliyata bağlı oluşan semptomlar

• Lubrikasyonda azalma • Ağrılı cinsel ilişki • Cinsel istekte azalma • Orgazm bozukluğu • Cinsel doyumda azalma • Cinsel birleşmeden sonra gaz oluşması • Cinsel temastan kaçınma • Anorgazmi • Cinsel yaşamdan memnuniyetsizlik

Cerrahi menopoza bağlı semptomlar

• Sıcak basması • Terleme • Halsizlik • Gaz sancısı • Atrofi • Kuruluk • Kötü hissetme • Huzursuzluk • Çabuk sinirlenme • Mutsuzluk

Beden imgesinde değişme

• Kilo alma • Üreme kaybı • Kadınlık duygusunda azalma • İnsizyon yerine bağlı rahatsızlık ve ağrı • Fiziksel güç olarak tükenmiş hissetmek • Vajinal kısalma • Vajinal daralma • Saç, kirpik ve vücuttaki diğer kılların dökülmesi • Bulantı, kusma

Ameliyat sonrası oluşan sorunlara bağlı eşin tepkileri

• Cinsel yaşamdan memnuniyetsizlik • Eşi kaybetme korkusu • Zarar verme korkusu • Durumu kabullenme • Destek olma

Ameliyatı kabul etme nedeni

• Ölüm korkusu • Ameliyat öncesi uzun süren aşırı kanama • Uzun süren tedaviler • Çocuklarının olması • Yaşlandığını düşünme • Anemiye bağlı halsizlik ve yorgunluk

Bu derlemede, kanser ve tedavileri nedeniyle cerrahi menopoza giren genç kadınlarda cinselliğin nasıl etkilendiğinin incelenmesi amaçlandı. Kemoterapinin kadın cinselliğine etkisi Kemoterapötik ajanların türü ve tedavi edilen kanserin tipi ne olursa olsun, kadının cinsel işlevlerinde akut ve/veya kronik sorunlara yol açmaktadır. Kemoterapinin cinsel yaşam üzerindeki etkileri; ilacının tipine, dozuna, kadının yaşına ve tedavi süresine göre değişebilmektedir. Kemoterapi sonrası kadınlarda sıklıkla; cinsel ilgide ve vajinal kayganlıkta azalma, orgazm olamama, disparoni ve cinsel çekicilikte azalma gibi cinsel sorunlar görülebilmektedir.[13] Kemoterapi her iki cinste de istek kaybına ve cinsel ilişki sıklığının azalmasına neden olmaktadır. Bu süreçte; bulantı-kusma, yorgunluk, tat-koku değişiklikleri, diyare, konstipasyon, kilo değişiklikleri ve stomatit gibi yan etkiler hasta bireyin kendisini cinsel yönden yetersiz hissetmesine neden olabilmektedir.[14] Radyoterapinin kadın cinselliğine etkisi Hastanın genel sağlık durumuna, kanserin türüne ve şiddetine göre intrakaviter (brakiterapi) ya da eksternal radyoterapi uygulanabilmekte ve kadının cinselliğinin, fertilitesinin etkilenmesine neden olabilmektedir.[15] Aslında radyoterapi, cinselliği doğrudan değil çoğu zaman dolaylı olarak etkiler.[14] Bu olumsuz etkiler özetle; vücut imajında değişiklikler, ağrı, yorgunluk, eşlerin radyoterapi hakkındaki yanlış düşünceleri, over fonksiyonlarının durmasına ve geri dönüşsüz steriliteye neden olması, vajinal lubrikasyonda (kayganlığında) azalmaya bağlı kuruluk ve vajinal kanalda daralmadır.[13,14] Bu olumsuz değişiklikler genellikle radyoterapiden sonraki ilk üç ay içinde ortaya çıkmakta ve bir yıl kadar devam etmektedir.[14] Cerrahi tedavinin kadın cinselliğine etkisi Cerrahi uygulanan alan genital organlar veya meme olmasa bile her türlü kanser tedavisi doğrudan ya da dolaylı olarak kadın cinsel fonksiyonlarının etkilenmesine sebep olmakta[14], cerrahi girişim sonrasında vücutta yapısal değişiklikler meydana gelmekte, beden imajı, benlik saygısı ve cinsel sağlık bu durumdan olumsuz yönde etkilenmektedir.[11]

22

İleri evre serviks kanserlerinde uygulanan radikal histerektomi, uterusun, overlerin, vajinanın üçte bir üst kısmının, parametriyumun ve lenf nodunun diseksiyonu ile sonuçlanan bir operasyondur. Bu ameliyat sonrasında, vajina boyunda kısalma, disparoni, vajinal kayganlıkta ve cinsel arzuda azalma gibi postmenopozal belirtiler görülmektedir. Bunun yanı sıra, kadınlarda endometrial karsinoma ve diğer malign olmayan jinekolojik problemlerde, bilateral salpingo ooferektomi ile birlikte total abdominal histerektomi ameliyatı da sıklıkla uygulanmaktadır. Bu ameliyattan sonra da benzer şekilde vajina elastikiyetinde ve kayganlığında azalma gibi sorunlarla sık karşılaşılmaktadır.[13]

Androl Bul 2018;20:21-24


Normal menopoza geçiş sırasında östrojen düzeyi yaşla birlikte giderek azalan kadınların çoğunda vazomotor semptomlar (ateş basması, gece terlemesi, baş dönmesi, baş ağrısı, çarpıntı, nefes darlığı, bulantı), atrofik değişiklikler (vajinal kuruluk, dispepsi, üretral sendrom, ciltte kuruluk, saç dökülmesi) ve psikolojik değişiklikler (anksiyete, depresyon, irritabilite, sinirlilik, uykusuzluk, bellek kaybı, değişken ruh hali, alınganlık, üzücü olayları sık hatırlama, kendini beğenmeme, benlik saygısında azalma, nedensiz ağlamalar, sıkıntı hissi, korku ya da panikler, konsantrasyon eksikliği) ve cinsel işlevlerdeki değişiklikler (vajinal kuruluk, disparoni, uyarılma ve orgazm azlığı, cinsel ilişkiden memnuniyetsizlik) şeklinde istenmeyen semptomların görülmesine neden olmaktadır.[1,4,10,16,17] Cerrahi olarak menopoza girme yaşı, doğal olarak menopoza girme yaşına göre çok düşüktür.[18] Normal menopozda foliküllerin tükenmesi beş-on yılda progresif olarak gerçekleşmekte ve vücut buna kendini hazırlamaya zaman bulmaktadır. Ancak cerrahi menopozda östrojen, progesteron ve androjenlerin eksikliğiyle geçiş dönemi olmadan akut olarak menopoz ve belirtileri doğal menopoza göre daha şiddetli ortaya çıkmaktadır.[12,19,20] Overlerin çıkarılması sonrası serum gonodotropin seviyelerinin artması, androjen miktarının aniden azalmasına yol açmakta ve genellikle cerrahiyi takip eden bir ay içinde klasik menopozal seviyeye ulaşmaktadır.[3,20] Buna uyarılma, cinsel istek, cinsel doyum ve cinsel ilişki sıklığında azalma gibi belirtiler eşlik etmektedir. Özellikle çok genç olan kadınlar cerrahi olarak menopoza girmiş ve bu kadınların hormon tedavisi alması da uygun bulunmamışsa erken menopozun olumsuz etkileri daha ağır olarak seyretmektedir.[3] Gerek doğal gerekse cerrahi menopoza giren kadınların biyo-psikososyal yönden nasıl etkilendiğinin araştırıldığı çalışmalara bakıldığında: Özkan ve Alataş cinsel ilişki sıklığının menopoz sonrası dönemde anlamlı şekilde azaldığını, menopoz öncesi dönemde kadınların %73’ünün haftada bir veya iki kez cinsel ilişkiye girerken, menopoz sonrası bu sıklığın %42’lere düştüğünü belirtmiştir.[21] Varma ve arkadaşları, hem doğal hem de cerrahi menopoza giren kadınlarda hafif şiddette depresyon ve anksiyete ile cinsel doyum sorunlarının ortaya çıktığını, cerrahi menopoza giren kadınlarda cinsel doyumun psikolojik değişkenlerden daha fazla etkilendiğini göstermiştir.[5] Ayrıca cerrahi menopoz sonucu hormon seviyesindeki ani düşüşün şiddetli ruh hali değişikliklerine sebep olduğu ve depresyonun daha kolay gelişebileceği de bildirilmiştir.[22] Menopoz dönemindeki kadınların hormon profilinin depresif belirteçler ile ilişkisi inceleyen Alpay ve arkadaşları, kadınların %49,7’sinde hafif derecede depresyon, %18,7’sinde orta derecede depresyon, %65,5’inde minör anksiyete, %23’ünde majör anksiyete saptamışlardır.[23]

Menopoz semptomlarının yaşam kalitesini etkilediği, iyileşmeye yönelik her kadının bireysel ve kendi sağlık durumuna göre değerlendirilmesinin gerekliliği bilinmektedir. [24] Beklenenden daha erken yaşlarda cerrahi menopozun gerçekleşmesi kadınlarda; sağlıklı bir organın çıkarılması, ameliyat ve komplikasyonlarından korkma, ağrı, beden imajı değişiklikleri, doğum yapamama ve kadınsılık özelliklerin kaybı şeklinde algıların oluşmasına neden olmakta ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir.[5] Cheng ve arkadaşları tarafından, yaş, eğitim, menopoz durumu ve vazomotor semptomların yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirlenmiştir.[25] Erkin ve arkadaşları, altı ay ila bir yıl içinde menopoza girmiş olan kadınların yaşam kalitesi puanlarının diğer menopozdaki kadınlardan daha yüksek olduğunu bildirmiştir.[26] Çalışkan ve arkadaşları çalışmalarında, cerrahi menopozun anorgazmi riskini artırdığı vurgulanmış olup, vazomotor semptomların varlığı ve evli kalınan süre arttıkça eşler arasında iletişimsizliğe yol açtığı, spontan, cerrahi ve prematür menopozun ise cinsel ilişki sıklığında azalmaya neden olduğu tespit edilmiştir.[27] Çelik ve arkadaşları, menopozal semptomlar ve etkileyen faktörler ile ilgili yaptıkları bir çalışmada, kadınların tüm menopoz semptomlarını “orta” ya da “orta düzeye” yakın şiddette yaşadığını belirtmişlerdir. Evlenme yaşı 20 ve üzerinde olan ve ailede kararlara katılan kadınların menopozal semptomları daha az yaşadığı, gebelik sayısı altı ve üzeri olan, cerrahi yolla menopoza giren ve menopozu “yaşlandığını hissetme”, “cinselliğin azalması/bitmesi” olarak algılayan kadınların menopozal semptomları daha fazla yaşadığı belirlenmiştir.[28] Bilge ve arkadaşlarının çalışmalarında, cerrahi menopoz sonrası kadınlarda en sık vajinal kuruluk, cinsel istekte azalma, kilo alma ve ilişki sırasında ağrı sıkıntısı yaşadıkları görülmüştür.[10]

SONUÇ Sonuç olarak; cerrahi menopozda yaşanan tüm sorunların erken tanılanması, eğitim/danışmanlık hizmetlerinin planlanması ve tedavisinin etkin bir şekilde yapılması, biyo-psikososyal açıdan kadının iyilik halini arttıracak, cinsel yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen sorunlarla baş edebilmesini kolaylaştıracaktır. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Peer-review Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest No conflict of interest was declared by the authors.

Aygin ve Pektemek n Cerrahi menopoza giren genç kadınlarda cinsellik nasıl etkileniyor?

23


Kaynaklar

1. Ertekin Pınar Ş, Yıldırım G, Duran Aksoy Ö, Cesur B. Kadına özgü bir sorun: Menopozda ruh sağlığı. International Journal of Human Sciences 2015;12:787–98. 2. Özcan H, Kızılkaya Beji N. Menopoz döneminde cinsellik. Androloji Bülteni 2014;58:209–11. 3. Demirel Bozkurt Ö, Sevil Ü. Menopoz ve cinsel yaşam. Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi 2016;3:53. 4. Kal HE. Menopozal dönemlerdeki kadınlarda uyku sorunları ve ilişkili faktörler (yüksek lisans tezi). Konya; 2011. 5. Varma GS, Oğuzhanoğlu NK, Karadağ F, Özdel O, Amuk T. Doğal ve cerrahi menopozda depresyon ve anksiyete düzeyleri ile cinsel doyum arasındaki ilişki. Klinik Psikiyatri 2005;8:109–15. 6. Uludağ A, Çakır Güngör AN, Gencer M, Şahin EM, Coşar E. Kadınların hayatındaki başka bir dönem: Menopoz ve menopozun yaşam kalitesine etkisi. Türkiye Aile Hekimliği Dergisi 2014;18:25– 30. doi: 10.2399/tahd.14.38415 7. Bag B. Kanser hastalarında uzun dönemde görülen psikososyal sorunlar. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar 2013;5:109–26. doi:10.5455/cap.20130508 8. Cancer. http://www.who.int/cancer/en/ (Erişim tarihi:31.10.2016)

9. Uçar T, Bekar M. Türkiye’de ve dünyada jinekolojik kanserler. Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi 2010;13:55–60. 10. Bilge Ç, Kaydırak MM, Aslan E. Jinekolojik kanserin cinsel yaşam üzerindeki etkileri. SDÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi 2016;7:31–8. 11. Pınar G. Kanser tedavisi alan hastalarda cinsel disfonksiyon ve danışmanlığa ilişkin hemşirelik yaklaşımları. Gülhane Tıp Dergisi 2010;52:241–7. 12. Aslan Erdoğan Ç. Cerrahi menopozun metabolik parametreler (insülin direnci, lipid profili ve karaciğer enzimleri) üzerine etkileri (uzmanlık tezi). İstanbul; 2009. 13. Reis N. Jinekolojik kanser ve tedavilerinin kadın cinsel sağlığına etkileri. C. Ü. Hemşirelik Yüksek Okulu Dergisi 2003;7:35–40. 14. Dinçer Y, Oskay Ü. Kanser ve cinsellik. Androloji Bülteni 2017;63:311–4. 15. Irmak P, Oskay Ü. Jinekolojik kanserlerde uygulanan pelvik radyoterapinin cinsel yaşama etkisi ve hemşirelik yaklaşımı rolü. Androloji Bülteni 2013;55:279–83.

17. Nappi RE, Albani F, Santamaria V, Tonani S, Martini E, Terreno E, et al. Menopause and sexual desire: the role of testosterone. Menopause International 2010;16: 162–8. doi: 10.1258/ mi.2010.010041

18. Topçuoğlu A, Koç Ö, Duran B, Dönmez M. Cerrahi ve doğal yolla menopoza giren kadınların anksiyete ve depresyon açısından karşılaştırılması. Şişli Etfal Hastanesi Tıp Bülteni 2009;43:89–92. 19. Fakılı FE. Menopoza girmiş kadınların beslenme durumları ile fiziksel aktivite ve beslenme bilgi düzeylerinin belirlenmesi (yüksek lisans tezi). Ankara; 2013. 20. Akdağlı S, Tekin M, Özdamar Oİ, Acar G. Cerrahi menopoz sonrası nazal fizyolojide oluşan değişikliklerin anterior rinoskopi ve anterior rinomanometri ile değerlendirilmesi. Göztepe Tıp Dergisi 2011;26:69–77. doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.069 21. Özkan S, Alataş E. Menopoz döneminde cinsellik. Türk Fertilite Dergisi 2004;12:370–5.

22. Taylor M. Psychological consequences of surgical menopause. J Reprod Med 2001;46:317–24. 23. Alpay N, Kıvanç ZE, Ulaşoğlu C. Menopoz dönemindeki kadınlarda hormon profilinin depresif belirtiler ile ilişkisi. Düşünen Adam The Journal of Psychiatry and Neurological Sciences 2013;26:171–6. doi: 10.5350/DAJPN2013260207

24. Greenblum CA, Rowe MA, Neff DF, Greenblum JS. Midlife women: symptoms associated with menopausal transition and early postmenopause and quality of life. Menopause 2013;20:22– 7. doi: 10.1097/gme.0b013e31825a2a91 25. Cheng MH, Lee SJ, Wang SJ, Wand PH, Fuh JL. Does menopausal transition affect the quality of life? A longitudinal study of middleaged women in Kinmen. Menopause 2007;14:885–90. doi: 10.1097/GME.0b013e3180333a58

26. Erkin Ö, Ardahan M, Kert A. Menopoz döneminin kadınların yaşam kalitesine etkisi. Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi 2014;3:1095–113.

27. Çalışkan E, Çorakçı A, Doğer E, Coşkun E, Özeren S, Çorapçıoğlu A. Türk kadınlarının menopoza geçiş ile menopoz döneminde cinsel fonksiyonlarının ve yaşam kalitesinin kesitsel olarak değerlendirilmesi. Türkiye Klinikleri J Med Sci 2010;30:1517–23. doi: 10.5336/medsci.2008-9799 28. Sis Çelik A, Pasinlioğlu T. Klimakterik dönemdeki kadınların yaşadıkları menopozal semptomlar ve etkileyen faktörler. Hacettepe Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi Dergisi 2014; 16–29.

16. Oğurlu N. Kadınların menopozal yakınmaları ve baş etme yöntemlerinin incelenmesi (yüksek lisans tezi). Aydın; 2008.

24

Androl Bul 2018;20:21-24


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2018;20:25−29 https://www.doi.org/10.24898/tandro.2018.62533

Kadın Cinsel Sağlığı

Serviks kanseri ve HPV Cervical cancer and HPV Saadet Gonca Mavi Aydoğdu1

, Ülkü Özsoy2

ÖZ

ABSTRACT

Serviks kanseri, dünyada her iki dakikada bir kadının ölümüne neden olan ve kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanserdir. Bugün servikal kanser gelişimi için HPV’nin mutlaka var olması gerektiği bilinmektedir ve serviks kanserlerinin çoğu (%99,7) HPV ile ilişkilidir. Hastaların %70’inde HPV-16 ve HPV-18 pozitiftir. Serviks kanseri, tarama testleri ile erken teşhis edilerek önlenebilen en önemli genital kanser türüdür. Ülkemizde de PAP (Papanicolau) smear, HPV DNA taraması gibi çeşitli yöntemlerle servikal kanser tarama programlarının geliştirilmesi ve taramaların toplumun geneline yayılması için çalışılmaktadır. Erken tanıda kullanılan PAP test kolay uygulanabilen, maliyeti düşük, zarar vermeyen, duyarlılığı yüksek, ayrıca tedavi yükünü, morbidite ve mortaliteyi azaltan bir testtir. HPV DNA testi, mevcut tüm servikal tarama testleri içerisinde en objektif ve tekrarlanabilir olanıdır. Servikal smear’ın sitolojik olarak değerlendirilmesi ve eş zamanlı HPV DNA çalışılması co-test olarak adlandırılmakta ve günümüzde 30 yaş üzerindeki kadınlarda en çok kabul gören tarama yöntemi olarak yerini almaktadır. Anahtar Kelimeler: Co-test, HPV, HPV DNA testi, PAP smear, serviks kanseri

Cervical cancer is the second most common in women after breast cancer, causing one of them to die every two minutes in the world. It is known that HPV must be present for the development of cervical cancer today, and most of the cervical cancers (99.7%) are associated with it. HPV-16 and HPV-18 are positive in 70% of patients. Cervical cancer is the most important type of genital cancer that can be diagnosed and prevented in time by screening tests. In our country, various methods such as PAP (Papanicolau) smear and HPV DNA screening are being used to develop cervical cancer screening programs, and to spread the screening utility to the whole population. The PAP test used in early diagnosis is easy to perform, low cost, does not cause harm, is sensitive, and reduces treatment burden, morbidity and mortality. HPV DNA testing is the most objective and reproducible of all available cervical screening tests. Cytological evaluation of the cervical smear and concurrent HPV DNA study is called co-testing, and is now the most accepted screening method for women over 30 years of age. Keywords: Cervical cancer, Co-test, HPV, HPV DNA testing, PAP smear

GİRİŞ Tüm dünyada, yılda 400.000’in üzerinde serviks kanseri olgusu görülmekte ve her yıl yaklaşık 250.000 hasta serviks kanserinden ölmektedir.[1] Serviks kanseri, dünyada her iki dakikada bir kadın ölümüne neden olan ve kadınlarda meme kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanserdir. Gelişmiş ülkelerde kadın kanserlerinin %3,6’sını, gelişmemiş ülkelerde ise %15’ini oluşturmaktadır.[2] En sık 50–59

Amasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ebelik Bölümü, Amasya Amasya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Ebelik Bölümü, Amasya

1 2

Yazışma Adresi / Correspondence: Amasya Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu İpekköy Yerleşkesi 05100 Amasya, Türkiye Tel. +90 553 635 60 93 E-mail: goncamavi38@gmail.com Geliş / Received: 09.08.2017 Kabul / Accepted: 08.12.2017

©2018 Androloji Bülteni

yaşları arasında görülmekle birlikte, ülkemiz koşullarında invaziv serviks kanserlerinin %65’i, 40–60 yaş grubunda görülmektedir.[3] Serviks kanseri-HPV ilişkisi Serviks kanserinin oluşumu için, insan papilloma virüsü (HPV) varlığı gereklidir, ancak yeterli değildir.[4] Bugün, servikal kanser gelişimi için HPV’nin mutlaka var olması gerektiği, diğer risk faktörlerinin ya virüsle karşılaşma oranını arttırdığı ya da viral persistansın karsinojenik süreci hızlandırmada önemli olduğu konusu üzerinde durulmaktadır.[5] Cinsel yönden aktif erişkinlerin %70’inden fazlası, hayatlarının bir döneminde HPV’ye maruz kalmakta ve bunların da %70’inden fazlasının 15–24 yaş arasında olduğu bildirilmektedir.[6] HPV, kanserojen özelliklerine göre iki gruba ayrılır. Birinci grupta, “düşük riskli” olarak adlandırılan servikal lezyonlar

25


ve genital siğillere neden olan HPV 6 ile 11 yer alır. İkinci grupta ise “yüksek riskli” olarak adlandırılan vajina, vulva, anüs, penis ve serviksin skuamöz kaynaklı karsinomuna neden olan HPV 16 ile 18 yer alır.[7,8] İnsan papilloma virüsü, en sık cinsel yolla bulaşan hastalıktır ve serviks kanserlerinin çoğu (%99,7) HPV ile ilişkilidir.[9] Seksüel temastan sonra %65 oranında enfeksiyon gelişir.[10] HPV ile enfekte olmayan kadınlarda servikste skuamöz hücreli karsinom gelişme riski düşük iken, enfekte olanlarda bu risk 250–400 kat artmaktadır.[4] Genellikle cinsel aktivite sırasında anal bölge epitelinde meydana gelen travma sonucu, HPV bazal hücre tabakalarına yerleşir. Bazal hücreler çoğalır ve çekirdek içinde virüs replikasyonu gerçekleşir. Hücre daha iç kısımlara ilerledikçe, olgun virüs parçacıkları enfeksiyon halinde ortaya çıkar.[11] Bariyer önlemler riski azaltır, ancak tam olarak koruyucu değildir. Cinsel yönden aktif kadınların %70–80’i, genellikle seksüel aktivite başladıktan kısa süre sonra onkojenik HPV ile enfekte olur. Daha sonraki dönemdeki doğal enfeksiyon koruyuculuk sağlamaz. Bu nedenle, bir kişi yaşamı boyunca defalarca enfeksiyona yakalanabilir.[12] Cinsel ilişki ile bulaşmada en önemli faktör, cinsel eş sayısı ve enfeksiyonun alındığı yaştır. Özellikle ilk cinsel ilişki yaşının erken olması, HPV enfeksiyonunda ve daha sonra gelişecek malign lezyonlar açısından oldukça önemlidir.[13] Serviks kanserinin belirtileri HPV enfeksiyonunun başlıca klinik aşamaları; latent, subklinik ve klinik dönemlerdir. Latent dönemde, hastalığın sitolojik ya da morfolojik hiçbir bulgusu yoktur; sadece ultrasensitif PCR teknikleri ile HPV DNA’sı gösterilebilir. [1] Genital kondilom ya da invaziv kanser gibi gözle görülebilen lezyonların ve belirtilerin bulunduğu dönem ise klinik dönemdir.[14] Serviks kanserinin en tipik bulgusu ağrısız kanama ve et suyu renginde vajinal akıntıdır. Anormal vajinal kanama, postkoital veya postmenopozal kanama, periyodlar arası lekelenmeler, adet kanamalarının uzun sürmesi ve normalden daha ağır geçmesi, pelvik muayene sonrası kanama, disparoni, ileri evrelerde kötü kokulu vajinal akıntı, bel ve kasık ağrısı, genital ve anal mukozalarda karnabahar görünümünde tek veya çok sayıda olabilen ağrısız lezyonlar, anemi, kilo kaybı, idrar yapmada güçlük ya da bacak ödemi görülebilir.[4,13,15] Bimanuel muayenede enfekte doku sert olarak ele gelir ve girintili çıkıntılı, pürtüklü hissedilir. Serviksin intraepitelyal lezyonlarının ve erken evre kanserinin erken tanısı, sitolojik ve kolposkopik muayeneler ile mümkündür [11,16]

26

Serviks kanserinde tarama Taramanın birincil hedefi, servikal kanseri önleme amacıyla, serviksin intraepitelyal prekürsör lezyonlarının doğru tespit edilmesi ve tedavisinin zamanında yapılmasıdır.[17] Serviks kanserinin uzun preinvaziv döneme sahip olması, etkinliği kanıtlanmış sitolojik tarama testlerinin varlığı, preinvaziv lezyonların etkili bir şekilde tedavi edilebilir olması bu hastalığa özgü önemli bir özellik olup, tarama ve erken tanıya imkan sağlar.[18] Böylece, daha çok hasta preinvaziv evrede teşhis edilebilmekte ve sağ kalım oranları yükseltilebilmektedir.[19] Servikal kanser tarama programları, bu kanserin görülme sıklığını ve ölüm oranlarını azaltmak için son derece önemlidir. Ülkemizde de PAP (Papanicolau) smear, HPV DNA taraması gibi çeşitli yöntemlerle servikal kanser tarama programlarının geliştirilmesi ve taramaların toplumun geneline yayılması için çalışılmaktadır.[20] PAP smear; serviks ve vajen epitelinden dökülen normal hücreler ve hastalık nedeni ile değişmiş hücrelerin incelenmesine dayanan bir testtir.[21] PAP smear testi ile preinvaziv ve kanseröz dönemdeki hücreler endoservikal kanalda saptanmakta ve bu aşamadaki kanser tedavisi ile, hücreler kansere dönüşmeden kanser gelişimi önlenebilmektedir. [22] Erken tanıda kullanılan PAP test; kolay uygulanabilen, maliyeti düşük, zarar vermeyen, duyarlılığı yüksek, ayrıca tedavi yükünü, morbidite ve mortaliteyi azaltan bir testtir. [23] Servikal kanser için en büyük risk, hiç PAP smear yaptırmamış olmaktır. Böyle bir kadında, yaşam boyu serviks kanserine yakalanma riski 1/100’dür. Tek bir negatif PAP smear, kanser riskini %45 oranında, yaşam boyu alınmış dokuz adet negatif PAP smear ise bu riski %99 oranında azaltmaktadır.[24] Türkiye Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 2009–2015 yıllarını kapsayan kanser tarama programında, serviks kanseri ulusal tarama programına alınmıştır.[19] Serviks Kanseri Ulusal Tarama Standartlarına göre: 35–40 yaş aralığındaki tüm kadınlardan en az bir kez smear alınması; sonrasında beş yıllık aralıklarla tekrarlanması ve son üç testi negatif olan 65 yaşındaki kadınlarda taramaya son verilmesi; CIN II/III nedeniyle histerektomize olmuş olgularda üç adet dokümante edilebilen, teknik olarak yeterli negatif sitoloji ve son 10 yılda anormal/pozitif sitoloji yokluğunda taramanın kesilmesi; HIV enfeksiyonu olanlar / immünosupresif tedavi alan olgularda ilk yıl iki kez, sonuçları negatifse yılda bir kez alınması öngörülmüştür.[4,19,25,26] Serviks kanserinin erken tanı ve taramasında bir diğer önemli yöntem de HPV DNA testidir. Mevcut tüm servikal tarama testleri içerisinde, HPV testi en objektif ve tekrarlanabilir olanıdır. HPV DNA testinin serviks kanseri ile ilişkisi artık kanıtlanmış olup, serviks kanserli hastaların %99,9’unda

Androl Bul 2018;20:25-29


HPV DNA varlığı gösterilmiştir.[27] Son yıllarda geliştirilen HPV DNA testinin sitolojik veya diğer bilinen tarama yöntemlerine göre daha duyarlı olduğu gösterilmiştir.[28] Servikal smear’ın sitolojik olarak değerlendirilmesi ve aynı örnekte eş zamanlı HPV DNA çalışılması “co-test” olarak adlandırılır. Co-test, günümüzde 30 yaş üzerindeki kadınlar için en çok kabul gören tarama yöntemidir. ASCCP (American Society of Colposcopy and Cervical Pathology) ve ACOG (American College of Obstetricians and Gynecologists), 30–65 yaş arasında kadınların beş yılda bir co-test ile taranmasını önermektedir.[29–32] Otuz yaş altındakilerde ise HPV enfeksiyonları yüksek oranda geçici olduğundan, bu yaş grubuna co-test önerilmemektedir; persistansı düşüktür ve testin yanlış pozitiflik oranını arttırır. Bu nedenle, 21–30 yaş arasında üç yılda bir sadece sitoloji ile tarama önerilmektedir.[33] Korunma yolları Serviks kanseri, tarama testi ile erken teşhis edilerek önlenebilen en önemli jinekolojik kanser türüdür. Bu nedenle serviks kanserinden korunmada alınacak önlemler açısından, kansere neden olduğu düşünülen faktörlerin bilinmesi önemlidir.[34] Korunmada, düşük riskli hastalar için ayrıntılı anamnez almak ve sonrasında tarama kurallarını izlemek yeterlidir. Orta risk altındaki hastalar için, daha önceki anormal test sonuçları, displazi, immünsupresyon veya kanser gibi yüksek risk durumlarının belirlenmesi ve sonrasında koruyucu önlemlerin alınması gerekir.[35] Primer korunmada profilaktik aşı uygulaması yer alırken; günümüzde uygulanan, tarama testleri ile HPV’yi erken dönemde belirleyip, sebep olduğu lezyonları erken tedavi ederek invaziv kanser gelişmesini önleyen sekonder korunmadır.[18] Profilaktik HPV aşısı yeni bir enfeksiyon gelişimini önler, fakat vücutta var olan enfeksiyonu tedavi etmez.[17] Kişinin cinsel yönden aktif olmadığı 9–13 yaş döneminde, aşı uygulamasıyla yüksek düzeyde koruma sağlanır.[8,14] HPV enfeksiyonunu önlemek için, en yaygın onkojenik HPV alt tipleri olan 6, 11, 16 ve 18’i içeren farklı HPV aşıları bulunmaktadır ve bu aşılar serviks kanserlerinin %15’ine karşı koruma sağlar. [36] Bu amaçla geliştirilen bivalan ve kuadrivalan HPV aşıları, hem kadınlarda hem de erkeklerde kullanılmaktadır. Bivalan aşı HPV 16 ve 18’e, kuadrivalan aşı ise HPV 6, 11, 16 ve 18’e karşı etkilidir. Gardasil ve Cervarix, FDA (U. S. Food and Drug Administration) tarafından kabul edilen koruyucu aşılardandır. Gardasil veya Cervarix’in servikal kanserden koruyuculuğu için süre, şimdilik en az beş yıl olarak bildirilmektedir.[37] Gardasil, HPV 6, 11, 16 ve 18 ile ilişkili olan CIN II/III lezyonlarından korunmada bu HPV tipleri açısından riskli olan kadınlarda %100 sonuç vermektedir.

Aydoğdu ve Özsoy n Serviks kanseri ve HPV

Bunun da ötesinde, siğilleri de içeren vulvar lezyonlardan korunma noktasında da aşının verimliliği %100’e yakındır. [38,39] HPV aşısı, henüz Türkiye ulusal aşı takviminde yer almamaktadır; uygulanması tamamen ailenin isteğine bağlıdır ve ücretlidir.[40] Sağlık personelleri, kadınlara bilgi verirken, aşının sadece HPV’nin belirli tiplerine karşı koruyucu olduğu, tüm tiplerden korumayı içermediği, cinsel yolla bulaşan diğer hastalıklara karşı bir koruma sağlamadığı, aşı olmanın PAP smear taraması yaptırma gerekliliğini ortadan kaldırmadığı ve düzenli jinekolojik muayeneye gelmenin her zaman gerekli olduğunu vurgulamalıdır.[41] HPV enfeksiyonu ile karşılaşma riskini azaltmak için uygulanması gereken diğer birincil önleme stratejileri; bireylere cinsel başlangıçlarını geciktirmeyi, ömür boyu cinsel partner sayısını azaltmayı ve kondom kullanımını arttırmayı içerir.[8] HPV aşısının ve servikal taramanın teşvikinde tüm sağlık profesyonelleri kilit rol oynar.[42]

SONUÇ Serviks kanseri risk faktörlerinin saptanması, risk faktörlerine ilişkin bireylere eğitim ve danışmanlık yapılmasında, eğitimli sağlık profesyonellerine önemli görevler düşmektedir.[43] Serviks kanserinden korunmada, özellikle birinci basamak sağlık hizmetlerinde çalışan sağlık personelleri, hizmet ettikleri toplumdaki kadınların farkında olma düzeylerinin arttırılmasında ve erken tanıya yönlendirilmesinde aktif rol almalıdır.[44] Üreme çağındaki servikal kanser hastaları ile doğurganlık ve cinsellik ile ilgili konularda, beklentilerin ve yaşam kalitesinin şekillendirilmesine yardımcı olmak için etkili iletişim kurulmalıdır.[8] Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması

Yazarlar çıkar çatışması olmadığını beyan etmişlerdir.

Finansal Destek

Herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Peer-review

Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest

No conflict of interest was declared by the authors.

Financial Disclosure

No financial disclosure was received.

KAYNAKLAR

1. Tekbaş S. Jinekolojik kanser hastalarına yaşam kalitesi ve tedavibakımın etkileri. Doktora Tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Anabilim Dalı; 2014. 2. Ege S. Gebe Kadınlarda Human Papilloma Virüs sıklığının araştırılması. Tıpta Uzmanlık Tezi. Zonguldak: Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı; 2014.

27


3. T. C. Sağlık Bakanlığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı 2015. Yayın No:1054. Ankara: Sistem Ofset Basım Yayın; 2016. ss.36–7. 4. Aref-Adib M, Freeman-Wang T. Cervical cancer prevention and screening: the role of human papillomavirus testing. The Obstet Gynaecol 2016;18:251–63. https://doi.org/10.1111/tog.12279

5. Eroğlu C, Keşli R, Eryılmaz MA, Ünlü Y, Gönenç O, Çelik Ç. Serviks kanseri için riski olan kadınlarda HPV tiplendirmesi ve HPV sıklığının risk faktörleri ve servikal smearle ilişkisi. Nobel Med 2011;7:72–7.

6. Sonay Kurt A, Canbulat N, Savaşer S. Adölesan dönem cinselliğiyle öne çıkan serviks kanseri ve risk faktörleri. Bakırköy Tıp Dergisi 2013;9:59–63. https://doi.org/10.5350/BTDMJB201309204

22. Demirgöz Bal M. Kadınların PAP smear testi yaptırma durumlarının sağlık inanç modeli ölçeği ile değerlendirilmesi. Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi 2014;4:133–8. https://doi.org/10.5455/musbed.20140711031132

23. Özdemir Ö, Bilgili N. Bir eğitim hastanesinde çalışan hemşirelerin meme ve serviks kanserlerinin erken tanısındaki bilgi ve uygulamaları. TAF Prev Med Bull 2010;9:605–12. https://doi. org/10.5455/pmb.20100427030359 24. Kög İ, Turan T, Karabük E, Karayünlü B, Özgül N, Demir ÖF, et al. Etlik KETEM grubunun serviks ve meme kanseri tarama programı sonuçları. TAF Prev Med Bull 2012;11:145–52. https:// doi.org/10.5455/pmb.20110812120702

7. Alkış Koçtürk S. Menopoz öncesi ve sonrası kadınlarda insan papilloma virüs (HPV) DNA’sının araştırılması. Uzmanlık Tezi. Kahramanmaraş: Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı; 2010.

25. Sönmez Y, Nayir T, Köse S, Gökçe B, Kişioğlu AN. Bir sağlık ocağı bölgesinde 20 yaş ve üzeri kadınların meme ve serviks kanseri erken tanısına ilişkin davranışları. S.D.Ü. Tıp Fak Derg 2012;19:124–30.

9. Öztürker C, Sönmez G. Endometrium ve serviks kanserlerinde görüntüleme. TRD Sem 2015;3:1–11. https://doi.org/10.5152/ trs.2015.158

27. Baran M. Meme ve serviks kanseri konusunda kadınların bilgi ve bilinç düzeyleri (Diyarbakır İl Merkezi Örneği). Yüksek Lisans Tezi. İstanbul: Beykent Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İşletme Yönetimi Anabilim Dalı, Hastane ve Sağlık Kurumları Yönetimi Bilim Dalı; 2013.

8. Finocchario-Kessler S, Wexler C, Maloba M, Mabachi N, Ndikum-Moffor F, Bukusi E. Cervical cancer prevention and treatment research in Africa: a systematic review from a public health perspective. BMC Womens Health 2016;16:29. https://doi. org/10.1186/s12905-016-0306-6

10. Erdemir F. Human papilloma virüs (HPV) ve erkek cinsel sağlığı. Androloji Bülteni 2014;59:217–21. 11. Taşkın L. Doğum ve Kadın Sağlığı Hemşireliği. Ankara: Sistem Ofset Matbaacılık; 2012. ss.43–67. 12. Ceyhan M. Human papillomavirus (HPV) aşıları. Klinik Gelişim Dergisi 2012;25:36–9.

13. Alp Avcı G, Bozdayı G. İnsan papilloma virüsü. Kafkas J Med Sci 2013;3:136–44. https://doi.org/10.5505/kjms.2013.52724

14. Öztürk D. Bir Üniversitenin Sağlıkla İlgili Alanlarında Öğrenim Gören Gençlerin Human Papilloma Virüs Enfeksiyonu İlişkin Bilgileri. Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Doğum ve Kadın Hastalıkları Hemşireliği Programı, 2012. 15. Karaoğlan D. Kadınların serviks kanseri risk faktörleri ve erken tanı yöntemlerine ilişkin bilgi ve uygulamalarının belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Lefkoşa, K.K.T.C.: Yakın Doğu Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Hemşirelik Programı; 2016. 16. Sevil Ü, Ertem G. Perinatoloji ve Bakım. Ankara: Nobel Tıp Kitabevleri; 2016.

17. Jeronimo J, Castle PE, Temin S, Denny L, Gupta V, Kim JJ, et al. Secondary prevention of cervical cancer: ASCO Resource-Stratified Clinical Practice Guideline. J Glob Oncol 2017;3:635–57. 18. Yıldırımer N. Levonorgestrel-releasing intrauterin sistem ve bakırlı rahim içi araçların kullanım süresi ile servikal sitoloji değerlendirilmesi. Tıpta Uzmanlık Tezi. Düzce: Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı; 2012.

19. Demirel G, Gölbaşı Z. Kadın sağlığı taramasında güncel durum. Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi 2015;4:638–59. 20. Yüksel KB, Şencan H, Kabil Kucur S, Gözükara İ, Seven A, Polat M, Keskin N. Human papilloma virus (HPV) enfeksiyonu ve HPV aşısı hakkında bilgi düzeyi ve genel eğilimler; Dumlupınar Üniversitesi-Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki doktor, hemşire ve sağlık personellerini içeren anket taraması. Jinekoloji-Obstetrik ve Neonatoloji Tıp Dergisi 2015;12:64–7. 21. Durusoy EE. Preinvaziv ve invaziv servikal lezyonlarda Human Papillomavirus tiplerinin prevalansının saptanması. Uzmanlık Tezi. Bursa: Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı; 2014.

28

26. Tuncer M, editör. T. C. Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanlığı. Ulusal Kanser Programı 2009–2015. Erişim Adresi: http://www.ssuk.org.tr/eski_site_verileri/pdf/Ulusal_Kanser_ Kontrol_Programi_2009-2015.pdf Erişim Tarihi: 15.10.17.

28. Örenli G. İlköğretim ikinci kademede öğrenim gören kız öğrencilerin annelerinin rahim ağzı kanseri ve HPV aşısı konusunda bilgi tutum davranışları. Yüksek Lisans Tezi. Zonguldak: Bülent Ecevit Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Halk Sağlığı Anabilim Dalı; 2015. 29. Yıldırım D. Gökaslan H. Serviks kanseri taramasında HPV DNA testinin yeri. Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi 2015;1:1–6.

30. Saslow D, Solomon D, Lawson HW, Killackey M, Kulasingam S, Cain J, et al. American Cancer Society, American Society for Colposcopy and Cervical Pathology, and American Society for Clinical Pathology Screening Guidelines for the Prevention and Early Detection of Cervical Cancer. CA Cancer J Clin 2012;62:147–72. https://doi.org/10.3322/caac.21139 31. Committee on Practice Bulletins—Gynecology. ACOG Practice Bulletin Number 131: Screening for cervical cancer. Obstet Gynecol 2012;120:1222–38. https://doi.org/10.1097/ AOG.0b013e318277c92a

32. Katki HA, Kinney WK, Fetterman B, Lorey T, Poitras NE, Cheung L, et al. Cervical cancer risk for women undergoing concurrent testing for human papillomavirus and cervical cytology: a population-based study in routine clinical practice. Lancet Oncol 2011;12:663–72. https://doi.org/10.1016/S14702045(11)70145-0 33. Gökgöz N, Aktaş D. Kadınların serviks kanseri ve PAP smear testi yaptırma durumlarına yönelik farkındalık düzeylerinin belirlenmesi. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik E-Dergisi 2015;3:11–23.

34. Çeşmeci Y, Köylü B, Sulaiman J, Sancak E, Şenel S, Ertuğ Baki H ve ark. İnternlerin gözünden HPV enfeksiyonları ve HPV aşısı. Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi 2015;3:85–92.

35. Perkins RB, Cain JM, Feldman S. Using risk stratification to reduce medical errors in cervical cancer prevention. JAMA Intern Med 2017;177:1411–2. https://doi.org/10.1001/ jamainternmed.2017.3999 36. Committee On Practice Bulletins. Cervical cancer screening and prevention. The American College of Obstetricians and Gynecologists, Practice Bulletin; 2017.

Androl Bul 2018;20:25-29


37. Ozan H, Çetinkaya Demir B, Atik Y, Gümüş E, Özerkan K. Kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvuran hastaların Human Papilloma Virüs ve HPV aşısı hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi 2011;37:145–8.

41. Pınar G, Topuz Ş, An Ş, Doğan N, Kaya N, Algıer L. Başkent Üniversitesi Ankara hastanesi kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvuran kadınların HPV aşısı ve serviks kanseri ile ilgili bilgi düzeyleri. Türk Jinekolojik Onkoloji Dergisi 2010;1:11–8.

39. Qian J, Dong Y, Pang YY, Ibrahim R, Berzofsky JA, Schiller JT, Khleif SN. Combined prophylactic and therapeutic cancer vaccine: enhancing CTL responses to HPV16 E2 using a chmeric VLP in HLA-A2 mice. Int J Cancer 2006;118:3022–9. https:// doi.org/10.1002/ijc.21781

43. Kanbur A, Çapık C. Servikal kanserden korunma, erken tanıtarama yöntemleri ve ebe/hemşirenin rolü. Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Dergisi 2011;61–72.

38. Garland SM, Hernandez-Avila M, Wheeler CM, Perez G, Harper DM, Leodolter S, et al. Quadrivalent vaccine against humanpapillomavirus to prevent anogenital diseases. N Engl J Med 2007;356:1928–43. https://doi.org/10.1056/NEJMoa061760

40. Yıldırım D. Bölgemizde servikal kanser ve prekanseröz lezyonları olan kadınlarda onkojenik Human Papillomavirus genotiplerinin prevalansının belirlenmesi. Yüksek Lisans Tezi. Adana: Çukurova Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Mikrobiyoloji Anabilim Dalı; 2010.

Aydoğdu ve Özsoy n Serviks kanseri ve HPV

42. Powles C. HPV vaccine: a key cervical cancer prevention strategy: Primary HPV vaccination and secondary cervical screening are effective prevention strategies to reduce the incidence and mortality of cervical cancer in Ireland. Women’s Health 2017; 25(4). 57-58.

44. Dönmez A. HPV (+) kadınlarda sağlıklı yaşam biçimi davranışları geliştirmenin serviks kanserini önlemeye etkisi. Yüksek Lisans Tezi. İzmir: Ege Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ebelik Anabilim Dalı; 2013.

29


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve “Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 15.12.2017-15.03.2018 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur. 1. Akarsu M, Atalay HA, Canat L, Ozcan M, Arman Y, Aydın S, Cil E, Kutlu O, Tükek T. Endocan is markedly overexpressed in severe erectile dysfunction. Andrologia. 2018 Apr;50(3). doi: 10.1111/ and.12912. Epub 2017 Oct 23.

14. Bayraktar Z. Potential oto fertility in true hermaphrodites. J Matern Fetal Neonatal Med. 2018 Feb;31(4):542-547. doi: 10.1080/14767058.2017.1291619. Epub 2017 Feb 28.

3. Akinsal EC, Haznedar B, Baydilli N, Kalinli A, Ozturk A, Ekmekçioğlu O. Artificial Neural Network for the Prediction of Chromosomal Abnormalities in Azoospermic Males. Urol J. 2018 Feb 4. doi: 10.22037/uj.v0i0.4029. [Epub ahead of print].

16. Buyukinan M, Atar M, Pirgon O, Kurku H, Erdem SS, Deniz I. Anti-Mullerian Hormone and Inhibin B Levels in Obese Boys; Relations with Cardiovascular Risk Factors. Exp Clin Endocrinol Diabetes. 2018 Jan 29. doi: 10.1055/s-0044-101141. [Epub ahead of print].

2. Akinsal EC, Baydilli N, Dogan ME, Ekmekcioglu O. Comorbidity of the congenital absence of the vas deferens. Andrologia. 2018 Feb 27. doi: 10.1111/and.12994. [Epub ahead of print].

4. Andac T, Aslan E. Sexual life of women in the climacterium: A community-based study. Health Care Women Int. 2017 Dec;38(12):1344-1355. doi: 10.1080/07399332.2017.1352588. Epub 2017 Jul 25. 5. Aslankoc R, Gumral N, Saygin M, Senol N, Asci H, Cankara FN, Comlekci S. The impact of electric fields on testis physiopathology, sperm parameters and DNA integrity-The role of resveratrol. Andrologia. 2018 Feb 6. doi: 10.1111/and.12971. [Epub ahead of print]. 6. Aydin BK, Devecioglu E, Kadioglu A, Cakmak AE, Kisabacak S, Gokcay G, Bas F, Poyrazoglu S, Bundak R, Darendeliler F. The relationship between infancy growth rate and the onset of puberty in both genders. Pediatr Res. 2017 Dec;82(6):940-946. doi: 10.1038/pr.2017.194. Epub 2017 Sep 13. 7. Aydın MD, Aydın N, Kanat A, Akca N, Ardic G, Yolas C, Altınkaynak K, Calik M. The sooth beneath the taste roseas in the urethra and first description of neuro-morpho-chemical mechanism of penile erectile posture in males: an experimental study. Int J Neurosci. 2017 Dec 17:1-7. doi: 10.1080/00207454.2017.1412961. [Epub ahead of print]. 8. Aydin S, Erkekoglu P, Başaran N, Kocer-Gumusel B. Impact of selenium status on Aroclor 1254-induced DNA damage in sperm and different tissues of rats. Toxicol Mech Methods. 2018 May;28(4):252-261.

9. Aydos OSE, Hekmatshoar Y, Altınok B, Özkan T, Şakirağaoğlu O, Karadağ A, Kaplan F, Ilgaz S, Taşpınar M, Yükselen I, Sunguroğlu A, Aydos K. Genetic Polymorphisms in PRM1, PRM2, and YBX2 Genes are Associated with Male Factor Infertility. Genet Test Mol Biomarkers. 2018 Jan;22(1):55-61.

10. Ayla Ş, Tunalı G, Bilgiç BE, Sofuoğlu K, Özdemir AA, Tanrıverdi G, Özdemir S, Soner BC, Öztürk B, Karahüseyinoğlu S, Aslan EG, Seçkin I. Antioxidant activity of CAPE (caffeic acid phenethyl ester) in vitro can protect human spermdeoxyribonucleic acid from oxidative damage. Acta Histochem. 2018 Feb;120(2):117-121. doi: 10.1016/j.acthis.2018.01.001. Epub 2018 Jan 8. 11. Barut O, Karakeçi A, Ozan T, Fırdolaş F, Pirinçci N, Orhan İ. The role of apoptosis and the effect of epidermal growth factor on proapoptotic BNIP 3 in an experimental rat priapism model. Turk J Med Sci. 2018 Feb 23;48(1):191-195. 12. Bayar G, Şirin H, Aydın M, Özağarı A, Tanrıverdi O, Kadıhasanoğlu M, Kendirci M. Low free and bioavailable testosterone levels may predict pathologically-proven high-risk prostate cancer: a prospective, clinical trial. Turk J Urol. 2017 Sep;43(3):289-296. doi: 10.5152/tud.2017.35467. Epub 2017 Aug 1.

13. Bayraktar Z, Albayrak S. Antiplatelet (aspirin) therapy as a new option in the treatment of vasculogenic erectile dysfunction: a prospective randomized double-blind placebo-controlled study. Int Urol Nephrol. 2018 Mar;50(3):411-418. doi: 10.1007/s11255018-1786-0. Epub 2018 Jan 17.

30

15. Berberoğlu M, Şıklar Z; Ankara University Dsd Ethic Committee. The Evaluation of Cases with Y-Chromosome Gonadal Dysgenesis: Clinical Experience over 18 Years. J Clin Res Pediatr Endocrinol. 2018 Mar 1;10(1):30-37.

17. Cakir SS, Ozcan L, Besiroglu H, Dursun M, Polat EC, Otunctemur A, Ozbek E. Visceral adiposity index is associated with premature ejaculation inversely: a cross-sectional study.Aging Male. 2018 Jan 16:1-5. doi: 10.1080/13685538.2018.1427712. [Epub ahead of print].

18. Çalışkan S, Keleş MO, Öztürk Mİ, Kutluhan MA, Tok OE, Ercan F, Karaman Mİ. Effect of sildenafil citrate in testosterone induced benign prostate hyperplasia rat model. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):434-438. doi: 10.5152/tud.2017.23356. Epub 2017.

19. Cebi Sen C, Yumusak N, Atilgan HI, Sadic M, Koca G, Korkmaz M. The protective effect of melatonin on sperm quality in rat after radioiodine treatment. Andrologia. 2018 Feb 11. doi: 10.1111/ and.12962. [Epub ahead of print].

20. Çekici H, Akdevelioğlu Y. The association between trans fatty acids, infertility and fetal life: a review. Hum Fertil (Camb). 2018 Jan 31:1-10. doi: 10.1080/14647273.2018.1432078. [Epub ahead of print]. 21. Cuerva MJ, Gonzalez D, Canals M, Otero B, Espinosa JA, Molero F, Senturk LM, Mendoza N; SMS Young Experts Group. The sexual health approach in postmenopause: The fiveminutes study. Maturitas. 2018 Feb;108:31-36. doi: 10.1016/j. maturitas.2017.11.009. Epub 2017 Nov 11. 22. Çağlar GS, Garrido N. The implications of male human papilloma virus infection in couples seeking assisted reproduction technologies. J Turk Ger Gynecol Assoc. 2018 Mar 1;19(1):48-52. doi: 10.4274/jtgga.2017.0031. 23. Canat L, Değirmentepe RB, Atalay HA, Alkan İ, Özbir S, Çulha MG, Ötünçtemur A. The relationship between female sexual function index domains and premature ejaculation. Int Urol Nephrol. 2018 Mar 1. doi: 10.1007/s11255-018-1832-y. [Epub ahead of print]. 24. Carkci S, Etem EO, Ozaydin S, Karakeci A, Tektemur A, Ozan T, Orhan I. Ion channel gene expressions in infertile men: A casecontrol study. Int J Reprod Biomed (Yazd). 2017 Dec;15(12):749756.

25. Cassatella D, Howard S, Acierno J, Xu C, Papadakis G, Santoni FA, Dwyer AA, Santini S, Sykiotis G, Chambion C, Meylan J, Marino L, Favre L, Li J, Liu X, Zhang JG, Bouloux P, De Geyter C, De Paepe A, Dhillo WS, Ferrara JM, Hauschild M, Lang-Muritano M, Lemke J, Flück CE, Nemeth A, Phan-Hug F, Pignatelli D, Popovic V, Pekic S, Quinton R, Szinnai G, l’Allemand D, Konrad D, Sharif S, Iyidir ÖT, Stevenson BJ, Yang H, Dunkel L, Pitteloud N. Congenital Hypogonadotropic Hypogonadism and Constitutional Delay of Growth and Puberty Have Distinct Genetic Architectures. Eur J Endocrinol. 2018 Feb 1. pii: EJE-170568. doi: 10.1530/EJE-17-0568. [Epub ahead of print]. Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY 26. Cinar O, Durmus N, Aslan G, Demir O, Evcim AS, Gidener S, Esen AA. Effects of the dopamine D<sub>3</sub> receptor agonist 7-hydroxy-2-(di-N-propylamino) tetralin in hyperthyroidisminduced premature ejaculation rat model. Andrologia. 2018 Jan 25. doi: 10.1111/and.12956. [Epub ahead of print] 27. Coskuner ER, Culha MG, Ozkan B, Kaleagasi EO. Post-SSRI Sexual Dysfunction: Preclinical to Clinical. Is It Fact or Fiction? Sex Med Rev. 2018 Feb 17. pii: S2050-0521(17)30143-9. doi: 10.1016/j.sxmr.2017.11.004.

28. Çekici H, Akdevelioğlu Y. The association between trans fatty acids, infertility and fetal life: a review. Hum Fertil (Camb). 2018 Jan 31:110. doi: 10.1080/14647273.2018.1432078. [Epub ahead of print]. 29. Dayar E, Kara E, Yetik-Anacak G, Hocaoglu N, Bozkurt O, Gidener S, Durmus N. Do penile haemodynamics change in the presence of hydrogen sulphide (H<sub>2</sub> S) donor in metabolic syndrome-induced erectile dysfunction? Andrologia. 2018 Apr;50(3). doi: 10.1111/and.12885. Epub 2017 Sep 13.

30. De Sanctis V, Soliman AT, Elsedfy H, Di Maio S, Canatan D, Soliman N, Karimi M, Kattamis C. Gonadal dysfunction in adult male patients with thalassemia major: an update for clinicians caring for thalassemia. Expert Rev Hematol. 2017 Dec;10(12):10951106. doi: 10.1080/17474086.2017.1398080. Epub 2017 Nov 2. 31. Demirtaş Şahin T, Yazir Y, Utkan T, Gacar G, Furat Rençber S, Gocmez SS. TNF-α antagonism with etanercept enhances penile NOS expression, cavernosal reactivity, and testosterone levels in aged rats. Can J Physiol Pharmacol. 2018 Feb;96(2):200-207. doi: 10.1139/cjpp-2017-0113. Epub 2017 Dec 20.

32. Durmaz MS, Sivri M. Comparison of superb micro-vascular imaging (SMI) and conventional Doppler imaging techniques for evaluating testicular blood flow. J Med Ultrason (2001). 2017 Dec 16. doi: 10.1007/s10396-017-0847-9. [Epub ahead of print].

33. Eken A, Gulec F. Microdissection testicular sperm extraction (micro-TESE): Predictive value of preoperative hormonal levels and pathology in non-obstructive azoospermia. Kaohsiung J Med Sci. 2018 Feb;34(2):103-108. doi: 10.1016/j.kjms.2017.08.010. Epub 2017 Sep 19.

34. Erkekoglu P, Durmaz E, Kızılgün M, Özmert EN, Derman O, Yurdakök K, Kocer-Gumusel B. Low zinc levels may contribute to gynecomastia in puberty. J Trace Elem Med Biol. 2017 Dec;44:274278. doi: 10.1016/j.jtemb.2017.09.001. Epub 2017 Sep 2. 35. Erol A, Ho AM, Winham SJ, Karpyak VM. Addict Biol. 2017 Dec 27. doi: 10.1111/adb.12589. [Epub ahead of print].

36. Ersoy O, Kizilay G. Effects of fucoidan on diabetic rat testicular tissue. Biotech Histochem. 2018 Mar 7:1-9. doi: 10.1080/10520295.2018.1434679. [Epub ahead of print]

37. Gevrek F, Biçer Ç, Kara M, Erdemir F. The ameliorative effects of Ginkgo biloba on apoptosis, LH-R expression and sperm morphology anomaly in testicular torsion and detorsion. Andrologia. 2018 Feb 7. doi: 10.1111/and.12969. [Epub ahead of print]. 38. Gökçe Mİ, Yaman Ö. Erectile dysfunction in the elderly male. Turk J Urol. 2017 Sep;43(3):247-251. doi: 10.5152/tud.2017.70482. Epub 2017 Aug 3. Review.

39. Gultekin A, Tanriverdi HI, Inan S, Yilmaz O, Gunsar C, Sencan A. The Effect of Tunica Albuginea Incision on Testicular Tissue After Detorsion in the Experimental Model of Testicular Torsion. Urol J. 2018 Jan 23;15(1):32-39. doi: 10.22037/uj.v0i0.3804.

40. Gunes S, Agarwal A, Henkel R, Mahmutoglu AM, Sharma R, Esteves SC, Aljowair A, Emirzeoglu D, Alkhani A, Pelegrini L, Joumah A, Sabanegh E. Association between promoter methylation of MLH1 and MSH2 and reactive oxygen species in oligozoospermic men-A pilot study. Andrologia. 2018 Apr;50(3). doi: 10.1111/and.12903. Epub 2017 Oct 6. Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018

41. Gur S, DeLay KJ, Alzweri L, Sikka SC, Abdell-Mageed AB, Kadowitz PJ, Hellstrom WJ. 008 Ivabradine (I(f ) Funny Channel Current Blocker, Corlanor®) Inhibits Human Corpus Cavernosum Contraction in Vitro via Interference with the Calcium and Potassium Transfer: A Potential Option for Erectile Dysfunction. J Sex Med. Feb 2018, 4-5. 42. Gurbuz F, Desai S, Diao F, Turkkahraman D, Wranitz F, WoodTrageser M, Shin YH, Kotan LD, Jiang H, Witchel S, Gurtunca N, Yatsenko S, Mysliwec D, Topaloglu K, Rajkovic A. Novel inactivating mutations of the DCAF17 gene in American and Turkish families cause maleinfertility and female subfertility in the mouse model. Clin Genet. 2018 Apr;93(4):853-859. doi: 10.1111/cge.13183. Epub 2018 Jan 24. 43. Haymana C, Aydogdu A, Demirci I, Dinc M, Demir O, Torun D, Yesildal F, Meric C, Basaran Y, Sonmez A, Azal O. Increased endothelial dysfunction and insulin resistance in patients with Klinefelter Syndrome. Endocr Metab Immune Disord Drug Targets. 2018 Feb 19. doi: 10.2174/1871530318666180220114 322. [Epub ahead of print]. 44. Kadıoğlu A, Salabaş E, Özmez A, Ural AF, Yücel ÖB, Ortaç M, Pazır Y, Ermeç B. Peyronie’s disease surgery: Surgical outcomes of 268 cases. Turk J Urol. 2018 Jan;44(1):10-15. doi: 10.5152/ tud.2018.87405. Epub 2017 Jan 1. 45. Karabakan M, Bozkurt A, Hirik E, Celebi B, Akdemir S, Guzel O, Nuhoglu B. The prevalence of premature ejaculation in young Turkish men. Andrologia 2016; 24: 1-5. Karabakan M. Andrologia. 2018 Feb;50(1). doi: 10.1111/and.12935. 46. Karabulut S, Keskin İ, Kutlu P, Delikara N, Atvar Ö, Öztürk MI. Male infertility, azoozpermia and cryptozoospermia incidence among three infertility clinics in Turkey. Turk J Urol. 2018 Mar;44(2):109-113. doi: 10.5152/tud.2018.59196. Epub 2018 Mar 1. 47. Karacaoğlu E, Selmanoğlu G. T-2 toxin induces cytotoxicity and disrupts tight junction barrier in SerW3 cells. Environ Toxicol Pharmacol. 2017 Dec;56:259-267. doi: 10.1016/j. etap.2017.10.005. Epub 2017 Oct 12. 48. Kayigil O, Okulu E, Akdemir F, Cakici OU. The combination of penile revascularization surgery with penile corrective techniques as an alternative to prosthesis implantation in patients with peyronie’s disease accompanied by erectile dysfunction: Long-term results. Int J Impot Res. 2017 Dec 19. doi: 10.1038/s41443-017-0012-4. [Epub ahead of print]. 49. Keleşoğlu M, Kızılay F, Barutçuoğlu B, Başol G, Saraç F, Mutaf I, Semerci B. The relationship between lipoprotein-associated phospholipase A2 with cardiovascular risk factors in testosterone deficiency. Turk J Urol. 2018 Mar;44(2):103-108. doi: 10.5152/ tud.2017.30633. Epub 2018 Mar 1. 50. Khan HL, Bhatti S, Abbas S, Khan YL, Aslamkhan M, Gonzalez RMM, Gonzalez GR, Aydin HH, Trinidad MS. Tri-nucleotide consortium of androgen receptor is associated with low serum FSH and testosterone in asthenospermic men. Syst Biol Reprod Med. 2018 Apr;64(2):112-121. doi: 10.1080/19396368.2017.1384080. Epub 2017 Oct 30. 51. Kilinc MF, Aydogmus Y, Yildiz Y, Doluoglu OG. Impact of physical activity on patient self-reported outcomes of lifelong premature ejaculationpatients: Results of a prospective, randomised, shamcontrolled trial. Andrologia. 2018 Feb;50(1). doi: 10.1111/ and.12799. Epub 2017 Mar 6. 52. Kızılay F, Şahin M, Altay B. Do sperm parameters and infertility affect sexuality of couples? Andrologia. 2018 Mar;50(2). doi: 10.1111/and.12879. Epub 2017 Aug 2.

31


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY 53. Koc F, Erısgın Z, Tekelıoglu Y, Takır S. The effect of beta glucan on MTX induced testicular damage in rats. Biotech Histochem. 2018 Jan 24:1-6. doi: 10.1080/10520295.2017.1391407. [Epub ahead of print].

54. Kocaoğlu C, Kocaoğlu Ç, Akkoyun İ, Karaniş İE. A case report with sacral appendage: Is it accessory penis or human tail? Turk J Pediatr. 2017;59(3):335-337. doi: 10.24953/turkjped.2017.03.017. 55. Koyuncu-Arslan M, Oncel MY, Orhun SM, Akar M. Painless Scrotal Hematoma as a Sign of Adrenal Hemorrhage in Newborns. J Pediatr. 2018 Mar;194:257-257.e1. doi: 10.1016/j. jpeds.2017.11.054. Epub 2018 Feb 1. No abstract available.

56. Kucukdurmaz F, Acar G, Resim S. Deterioration of Chronotropic Responses and Heart Rate Recovery Indices in Men With ErectileDysfunction. Sex Med. 2018 Mar;6(1):8-14. doi: 10.1016/j.esxm.2017.10.002. Epub 2017 Dec 21. 57. Küçük N. Sperm DNA and detection of DNA fragmentations in sperm. Turk J Urol. 2018 Jan;44(1):1-5. doi: 10.5152/ tud.2018.49321. Epub 2018 Jan 8. Review. 58. Mercantepe T, Unal D, Tümkaya L, Yazici ZA. Protective effects of amifostine, curcumin and caffeic acid phenethyl ester against cisplatin-induced testis tissue damage in rats. Exp Ther Med. 2018 Apr;15(4):3404-3412. doi: 10.3892/etm.2018.5819. Epub 2018 Jan 31.

59. Mumusoglu S, Ata B, Turan V, Demir B, Kahyaoglu I, Aslan K, Seyhan Ata A, Yilmaz B, Yakin K, Avci B, Uncu G, Bozdag G. Does pituitary suppression affect live birth rate in women with congenital hypogonadotrophic hypogonadism undergoing intra-cytoplasmic sperm injection? A multicenter cohort study. Gynecol Endocrinol. 2017 Sep;33(9):728-732. doi: 10.1080/09513590.2017.1318278. Epub 2017 Apr 27.

60. Ocek L, Tarhan H, Uludağ FI, Sarıteke A, Köse C, Colak A, Zorlu F, Zorlu Y. Evaluation of sex hormones and sperm parameters in male epileptic patients. Acta Neurol Scand. 2018 Apr;137(4):409416. doi: 10.1111/ane.12892. Epub 2018 Jan 7.

61. Okur MH, Arslan S, Aydogdu B, Zeytun H, Basuguy E, Arslan MS, Ibiloglu I, Kaplan I. Protective Effect of Cordycepin on Experimental Testicular Ischemia/Reperfusion Injury in Rats. J Invest Surg. 2018 Feb;31(1):1-8. doi: 10.1080/08941939.2016.1246629. Epub 2017 Apr 12. 62. Oral A, Karaca L, Ahiskalioglu A, Yildiz A, Yigiter M, Celikkaya ME, Chyndolotov T, Salman AB. Effects of Laparascopic Hernia Repair by PIRS (Percutan Internal Ring Suturing) Technique on Testicular Artery Blood Supply. J Invest Surg. 2018 Feb 2:1-5. doi: 10.1080/08941939.2017.1419317. [Epub ahead of print]. 63. Orhan E, Şenen D. Using negative pressure therapy for improving skin graft taking on genital area defects following Fournier gangrene. Turk J Urol. 2017 Sep;43(3):366-370. doi: 10.5152/ tud.2017.92845. Epub 2017 Aug 1.

64. Ozer C, Caglar Aytac P, Goren MR, Toksoz S, Gul U, Turunc T. Sperm retrieval by microdissection testicular sperm extraction and intracytoplasmic sperm injection outcomes in nonobstructive azoospermic patients with Klinefelter syndrome. Andrologia. 2018 Feb 20. doi: 10.1111/and.12983. [Epub ahead of print]. 65. Ozkaya O, Karsidag S, Canli M, Soydan T, Sakiz D. A rare anatomical location of human papillomavirus-related penile warty carcinoma: Simultaneous axillary involvement. Indian J Dermatol Venereol Leprol. 2018 Mar 9. doi: 10.4103/ijdvl.IJDVL_332_17. [Epub ahead of print]

66. Ozkavukcu S, Celik-Ozenci C, Konuk E, Atabekoglu C. Live birth after Laser Assisted Viability Assessment (LAVA) to detect pentoxifylline resistant ejaculated immotile spermatozoa during ICSI in a couple with male Kartagener’s syndrome. Reprod Biol Endocrinol. 2018 Feb 5;16(1):10. doi: 10.1186/s12958-0180321-6.

32

67. Ozkuvanci Ü, Ziylan O, Dönmez MI, Yucel OB, Oktar T, Ander H, Nane I. An unanswered question in pediatric urology: the post pubertal persistence of prepubertal congenital penile curvature correction by tunical plication. Int Braz J Urol. 2017 SepOct;43(5):925-931. doi: 10.1590/S1677-5538.IBJU.2017.0055. 68. Oztorun K, Bagbanci S, Dadali M, Emir L, Karabulut A. A retrospective analysis of mathieu and tip urethroplasty techniques for distal hypospadias repair; A 20 year experience. Arch Esp Urol. 2017 Sep;70(7):679-687.

69. Ozer C, Caglar Aytac P, Goren MR, Toksoz S, Gul U, Turunc T. Sperm retrieval by microdissection testicular sperm extraction and intracytoplasmic sperm injection outcomes in nonobstructive azoospermic patients with Klinefelter syndrome. Andrologia. 2018 Feb 20. doi: 10.1111/and.12983. [Epub ahead of print]. 70. Ozisik H, Yurekli BS, Simsir IY, Altun I, Soyaltin U, Guler E, Onay H, Sarsik B, Saygili F. Testicular Adrenal Rest Tumor (TART) in congenital adrenal hyperplasia. Eur J Med Genet. 2017 Sep;60(9):489-493. doi: 10.1016/j.ejmg.2017.06.009. Epub 2017 Jul 1. 71. Ozlem Atli, Merve Baysal, Gozde Aydogan-Kilic, Volkan Kilic, Seyda Ucarcan, Burak Karaduman, Sinem Ilgin. Sertraline-induced reproductive toxicity in male rats: evaluation of possible underlying mechanisms. Asian Journal of Andrology. DOI:10.4103/1008682X.192637 PMID:27976631 72. Ozmen Z, Aktas F, Uluocak N, Albayrak E, Altunkaş A, Çelikyay F. Magnetic resonance imaging and clinical findings in seminal vesicle pathologies. Int Braz J Urol. 2018 Jan-Feb;44(1):86-94. doi: 10.1590/S1677-5538.IBJU.2017.0153. 73. Ozsu E, Sen A, Ceylaner S. A case of Riley Ruvalcaba syndrome with a novel PTEN mutation accompanied by diffuse testicular microlithiasis and precocious puberty. J Pediatr Endocrinol Metab. 2018 Jan 26;31(1):95-99. doi: 10.1515/jpem-2017-0250.

74. Oztekin CV, Kaya E, Yilmaz-Oral D, Gur S. Male Urogenıtal Dısorders And Metabolıc Syndrome: Possıble Lınks, Characterıstıcs And Potentıal Treatment Strategıes. Curr Pharm Des. 2017 Dec 12. doi: 10.2174/1381612824666171213102836. [Epub ahead of print]. 75. Oztorun K, Bagbanci S, Dadali M, Emir L, Karabulut A. A retrospective analysis of mathieu and tip urethroplasty techniques for distal hypospadias repair; A 20 year experience. Arch Esp Urol. 2017 Sep;70(7):679-687. 76. Nihan Ozturk, Klaus Steger, Undraga Schagdarsur engin. The impact of autophagy in spermiogenesis. Asian Journal of Andrology. DOI:10.4103/1008-682X.190324 PMID:27905325 77. Öksüz M, Deliağa H, Topkara A, Koçak ÖF. An unexpected long-term complication of genital burn in a child: Secondary cryptorchidism. Ulus Travma Acil Cerrahi Derg. 2018 Jan;24(1):85-87. doi: 10.5505/tjtes.2017.93027. 78. Özkan Ö, Özkan Ö, Çinpolat A, Doğan NU, Bektaş G, Dolay K, Gürkan A, Arıcı C, Doğan S. Vaginal reconstruction with the modified rectosigmoid colon: surgical technique, long-term results and sexual outcomes. J Plast Surg Hand Surg. 2018 Mar 8:1-7. doi: 10.1080/2000656X.2018.1444616. [Epub ahead of print] 79. Sahin Z, Ozkaya A, Cuce G, Uckun M, Yologlu E. Investigation of the effect of naringenin on oxidative stress-related alterations in testis of hydrogen peroxide-administered rats. J Biochem Mol Toxicol. 2017 Sep;31(9). doi: 10.1002/jbt.21928. Epub 2017 May 3. 80. Sancar S, Özçakır E, Kaya M. Management of the patients with persistent Müllerian duct syndrome: Is the ultimate goal testicular descent? Turk J Urol. 2018 Mar;44(2):166-171. doi: 10.5152/ tud.2018.33407. Epub 2018 Mar 1. Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY 81. Sarier M, Duman I, Kilic S, Yuksel Y, Demir M, Aslan M, Yucetin L, Tekin S, Yavuz AH, Emek M. Comparative Results of Transurethral Incision with Transurethral Resection of The Prostate in Renal Transplant Recipients with Benign Prostate Hyperplasia. Urol J. 2018 Feb 18. doi: 10.22037/uj.v0i0.4074. [Epub ahead of print]

82. Savas S, Balı YY, Erdemir AV, Simsek H. Divided nevus of the penis. Int J Dermatol. 2018 Jan 18. doi: 10.1111/ijd.13899. [Epub ahead of print] No abstract available. 83. Schlomer BJ, Keays MA, Grimsby GM, Granberg CF, DaJusta DG, Menon VS, Ostrov L, Sheth KR, Hill M, Sanchez EJ, Harrison CB, Jacobs MA, Huang R, Burgu B, Hennes H, Baker LA. Transscrotal Near Infrared Spectroscopy as a Diagnostic Test for Testis Torsion in Pediatric Acute Scrotum: A Prospective Comparison to Gold Standard Diagnostic Test Study. J Urol. 2017 Sep;198(3):694-701. doi: 10.1016/j.juro.2017.03.134. Epub 2017 Apr 6. 84. Sönmez MG, Kozanhan B, Demirelli E, Öztürk Sönmez L, Kara C. What should be done to minimize pain without any sexual function deterioration in transrectal prostate biopsy? Cent European J Urol. 2017;70(4):372-377. doi: 10.5173/ ceju.2017.1442. Epub 2017 Oct 9. 85. Şükür YE, Taşkın S, Şimşir C, Atabekoğlu C, Sönmezer M. Highly elevated human epididymis protein 4 (HE4) following endometrioma rupture: a case report. J Obstet Gynaecol. 2018 Mar 7:1-2. doi: 10.1080/01443615.2017.1404014. [Epub ahead of print] No abstract available. 86. Tahaoglu AE, Bakir MS, Peker N, Bagli İ, Tayyar AT. Modified laparoscopic pectopexy: short-term follow-up and its effects on sexual function and quality of life. Int Urogynecol J. 2018 Mar 2. doi: 10.1007/s00192-018-3565-y. [Epub ahead of print].

87. Terzioglu F, Kok G, Guvenc G, Ozdemir F, Gonenc IM, Hicyilmaz BD, Sezer NY. Sexual and Reproductive Health Education Needs, Gender Roles Attitudes and Acceptance of Couple Violence According to Engaged Men and Women. Community Ment Health J. 2018 Apr;54(3):354-360. doi: 10.1007/s10597-0170227-3. Epub 2018 Jan 15. 88. Topaloğlu AK. Update on the Genetics of Idiopathic Hypogonadotropic Hypogonadism.J Clin Res Pediatr Endocrinol. 2017 Dec 30;9(Suppl 2):113-122. doi: 10.4274/jcrpe.2017.S010. Epub 2017 Dec 27. 89. Tsili AC, Bertolotto M, Turgut AT, Dogra V, Freeman S, Rocher L, Belfield J, Studniarek M, Ntorkou A, Derchi LE, Oyen R, Ramchandani P, Secil M, Richenberg J. MRI of the scrotum: Recommendations of the ESUR Scrotal and Penile Imaging Working Group. Eur Radiol. 2018 Jan;28(1):31-43. doi: 10.1007/ s00330-017-4944-3. Epub 2017 Jul 11.

90. Tuncer AA, Erten EEA. Examination of short and long term complications of thermocautery, plastic clamping, and surgical circumcision techniques. Pak J Med Sci. 2017 NovDec;33(6):1418-1423. doi: 10.12669/pjms.336.13640. 91. Turan T, Erol B, Ulus I, Guven E, Caskurlu T. Reconstruction of an Incompletely Amputated Penis with The Radical Penile Crural Dissection and Radial Forearm Free Flap. Urol J. 2018 Mar 18;15(2):55-57

93. Türk G, Rişvanlı A, Çeribaşı AO, Sönmez M, Yüce A, Güvenç M, Arslan Özkan H, Canlı N, Yaman M. Effect of gestational diabetes mellitus on testis and pancreatic tissues of male offspring. Andrologia. 2018 Feb 7. doi: 10.1111/and.12976. [Epub ahead of print]. 94. Uçak S, Sivritepe R, Kara O, Sevim E, Ortaboz D, Küçük EV, Atay S, Baygül AÇ. Association between sarcopenia and erectile dysfunction in males with type II diabetes mellitus. Aging Male. 2018 Feb 22:1-8. doi: 10.1080/13685538.2018.1441276. [Epub ahead of print]. 95. Uçar M, Karagözlü Akgül A, Kılıç N, Balkan E. The Association of Congenital Urethral Duplication and Double Megalourethra. Balkan Med J. 2017 Dec 1;34(6):572-575. doi: 10.4274/ balkanmedj.2017.0471. 96. Ülker V, Atalay HA, Çakır Ç, Sargan A. Giant malignant fibrous histiocytoma of the testis. Turk J Urol. 2018 Jan;44(1):79-81. doi: 10.5152/tud.2017.39039. Epub 2017 Dec 19.

97. Yaman O, Topcu-Tarladacalisir Y. L-carnitine counteracts prepubertal exposure to cisplatin induced impaired sperm in adult rats by preventing germ cell apoptosis. Biotech Histochem. 2018 Feb 1:1-11. doi: 10.1080/10520295.2017.1401661. [Epub ahead of print].

98. Yanikkerem E, Göker A, Çakır Ö, Esmeray N. Effects of physical and depressive symptoms on the sexual life of Turkish women in the climacteric period. Climacteric. 2018 Apr;21(2):160-166. doi: 10.1080/13697137.2017.1417374. Epub 2018 Jan 18. 99. Yazir Y, Utkan T, Şahin TD, Gocmez SS. Improvement of penile neurogenic and endothelial relaxant responses by chronic administration of resveratrol in rabbits exposed to unpredictable chronic mild stress. Int J Impot Res. 2018 Jan 30. doi: 10.1038/ s41443-018-0016-8. [Epub ahead of print]. 100. Yenice MG, Varnalı E, Şeker KG, Kavak A, Tuğcu V. Scrotal Kaposi’s Sarcoma in HIV-negative patient: A case report and review of the literature. Turk J Urol. 2018 Mar;44(2):182-184. doi: 10.5152/tud.2017.68366. Epub 2017 Dec 11.

101. Yuruk E, Pastuszak AW, Suggs JM 3rd, Colakerol A, Serefoglu EC. The association between seminal vesicle size and duration of abstinence from ejaculation. Andrologia. 2017 Sep;49(7). doi: 10.1111/and.12707. Epub 2016 Sep 23.

102. Yuvanc E, Tuglu D, Ozan T, Kisa U, Balci M, Batislam E, Yilmaz E. Investigation of the antioxidant effects of pheniramine maleate and nebivolol on testicular damage in rats with experimentally induced testis torsion. Acta Cir Bras. 2018 Feb;33(2):125-133. doi: 10.1590/s0102-865020180020000004.

103. Zincir H, Demir G, Günaydin Y, Ozen B. Sexual Dysfunction in Married Women With Urinary Incontinence. Urol J. 2018 Mar 7. doi: 10.22037/uj.v0i0.4006. [Epub ahead of print] 104. Zor M, Topac H, Ors O. A new technique for adult hypospadias repair: A combination of TIPU and Mathieu techniques. Kaohsiung J Med Sci. 2018 Feb;34(2):120-121. doi: 10.1016/j. kjms.2017.09.002. Epub 2017 Oct 7.

92. Tutuncu AC, Kendigelen P, Ashyyeralyeva G, Altintas F, Emre S, Ozcan R, Kaya G. Pudendal Nerve Block Versus Penile Nerve Block in Children Undergoing Circumcision. Urol J. 2018 Jan 3. doi: 10.22037/uj.v0i0.4292. [Epub ahead of print].

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018

33


KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR (Nisan/April 2018 - Kasım/November 2018) 11-14 Nisan 2018 Key West, Florida, ABD

28th Annual Advances in Urology 2018

http://cmetracker.net/

17-21 Nisan 2018 Kyoto, Japonya

The 16th Urological Association of Asia Congress

16thuaa2018@convention.co.jp www2.convention.co.jp

19-22 Nisan 2018 Kyoto, Japonya

Japanese Urological Association 106th Annual Meeting 2018

http://www2.convention.co.jp/jua2018/ en/index.html

21-24 Nisan 2018 Portland, ABD

American Society of Andrology 43rd Annual Meeting 2018

andrologysociety.org

3-5 Mayıs 2018 Skhirat-Fas

The national congress of the Moroccan Urological Association

ghadouanemohammed@gmail.com

3-5 Mayıs, 2018 Telaviv-İsrail

4th Friends of Israel Urological Symposium (FOIU)

foiupromotion@comtecint.com

4-5 Mayıs 2018 Heilbronn-Almanya

3rd ESU-ESUT Masterclass on Operative Management of Benign Prostatic Obstruction (esubpo18

esu@uroweb.org

9-12 Mayıs 2018 Albufeira, Portekiz

The 14th Congress of the European Federation of Sexology

E-mail: efs2018@aimgroup.eu

11-13 Mayıs 2018 Bodrum, Türkiye

Güncel Androloji Sempozyumu

guncelandroloji@figur.net

18-21 Mayıs 2018 San Francisco, ABD

Annual Congress of the American Urology Association (AUA) 2018

convention@AUAnet.org

24-25 Mayıs 2018 Tromso-Norveç

Norwegian Association of Urology-Spring Meeting

nuf.sek@gmail.com

25-26 Mayıs 2018 Riga, Letonya

5th Baltic Meeting Conjunction with the EAU

m.vandewiel@uroweb.org

3 Haziran 2018 Gjilan-Kosova

KAU Second Urologic Session (Testicular tumors)

E-mail: drxhevdetcuni@gmail.com

11-14 Haziran 2018 Katowice-Polonya

ESU course at the time of the National mmeting of the Polish Urological Association (PUA) 2018

esu@uroweb.org

13-16 Haziran, Gijon, İspanya

Spanish National Congress of Urology 2018

http://www.aeu.es

23-26 Haziran 2018-03-21 Halıfax, Canada

Canadıan Urological Association 73rd Annual Meeting 2018

http://www.cuameeting.org

27-30 Haziran 2018 Dublin-İrlanda

International Union Against Sexually Transmitted Infections World and European Meeting 2018

http://www.iustidublin2018.com/

7-9 Ağustos 2018 Bangok-Tayland

ICSHER 2018 — International Conference on Sexuality 2018: Health, Education and Rights

http://www.sexuality-conference.org

20-22 Eylül 2018 Milan, İtalya

European Lower Urinary Tract Symptoms Meeting (ELUTS18)

eluts@congressconsultants.com

28-29 Eylül 2018 Erivan-Ermenistan

Annual Congress of Armenian Association of Urology

esu@uroweb.org

8-12 Ekim 2018 Leon-Meksika

LXIX Congreso Nacional de Urologia

smupaty@hotmail.com

12 Ekim 2018 Cluj Napoca-Romanya

EAU 18th Central European Meeting (CEM189 in conjunction with the national congress of the Romanian Association of Urology

CEM@uroweb.org

11-13 Ekim 2018 Budapeşte-Macaristan

The 10th European Congres of Andrology (ECA18) with ESAU workshop

eca18@asszisztencia.hu

11-14 Ekim 2018 Atina-Yunanistan

24th Panhellenic Urological Congress

office1@huanet.gr / hua@huanet.gr

13-16 Ekim 2018-03-21 Riccione , Italy

Italian Society of Urology 91st Annual Congress 2018

http://www.siu.it

26-29 Ekim 2018 Girne-Kıbrıs

27. Ulusal Üroloji Kongresi

uroloji@figur.net

31 Ekim-3 Kasım 2018 Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri

15th Annual Arab Association of Urology Conference

eusc@meetingmindsexperts.com

8-11 Kasım 2018 Xiamen, Fujian-Çin

25th Annual Meeting of the Chinese Urological Association (CUA)

zjjho@163.com

34

Cilt/Volume 20 n Sayı/Issue 1 n Mart/March 2018

Androloji 2018 1  
Androloji 2018 1  
Advertisement