Page 1

E-ISSN: 2587-2524

Cilt/ Volume 19 | Sayı/ Issue 4 | Aralık/ December 2017

www.androlojibulten.org

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

i


Cilt/ Volume 19 | Sayı/ Issue 4 | Aralık/ December 2017

E-ISSN: 2587-2524

ANDROLOJİ BÜLTENİ TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ YAYIN ORGANIDIR Andrology Bulletin is the Periodical Journal of the Turkish Society of Andrology Mart, Haziran, Eylül ve Aralık aylarında olmak üzere yılda 4 sayı yayınlanır. Four issues annually; March, June, September, December TÜRK ANDROLOJİ DERNEĞİ ADINA SAHİBİ / Owner on Behalf of the Turkish Society of Andrology Prof. Dr. Mustafa F. Usta YÖNETİM KURULU / Board of Directors Ateş Kadıoğlu (Onursal Başkan) Mustafa F. Usta (Başkan) Barış Altay (Genel Sekreter) Memduh Aydın (Sayman) Ramazan Aşcı (Üye) İrfan Orhan (Üye) Ali Atan (Üye) Abdullah Armağan (Üye) EDİTÖR / Editor-in-Chief Doç. Dr. Ahmet Gökçe YARDIMCI EDİTÖR / Associate Editor Doç. Dr. Cüneyt Adayener YAYIN TÜRÜ / Publication Category Süreli Yayın YÖNETİM YERİ/ Executive Office Türk Androloji Derneği Cemil Aslan Güder Sok. İdil Ap. B Blok D.1 Gayrettepe 34349 Beşiktaş, İstanbul Tel: +90 212 288 50 99 Faks: +90 212 288 50 98 E-posta: androloji@androloji.org.tr Web: www.androloji.org.tr

Yayın Hizmetleri / Publishing Services BAYT Bilimsel Araştırmalar Basın Yayın ve Tanıtım Ltd. Şti. Ziya Gökalp Cd. 30/31, 06420 Kızılay, Ankara Tel (0-312) 431 30 62, Faks: (0-312) 431 36 02 E-posta: info@bayt.com.tr www.bayt.com.tr

The control of conformity with the journal standards and the typesetting of the articles in this journal, the control of the English/Turkish abstracts and references and the preparation of the journal for publishing were performed by bayt publishing. Bu dergideki yazıların dergi standartlarına uygunluğu, dizimi, İngilizce/Türkçe özetlerin ve kaynakların denetimi, derginin yayına hazırlanması bayt tarafından gerçekleştirilmiştir

www.androlojibulten.org


DANIŞMA KURULU / REVIEWERS ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI

ERKEK ÜREME SAĞLIĞI

Prof. Dr. Ramazan AŞCI

Prof. Dr. Barış ALTAY

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Samsun

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

KADIN - ERKEK CİNSEL SAĞLIĞI VE ERKEK İNFERTİLİTESİ HEMŞİRE ÇALIŞMA GRUBU

Prof. Dr. Ali ATAN

Prof. Dr. Kaan AYDOS

Doç. Dr. Dilek AYGİN

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD ve Kısırlık Araştırma ve Uygulama Merkezi, Ankara

Sakarya Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, Sakarya

Doç. Dr. Memduh AYDIN

Prof. Dr. Selahittin ÇAYAN

Prof. Dr. Sevim BUZLU

Gaziosmanpaşa Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Üroloji Kliniği, İstanbul

Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Mersin

Doç. Dr. Önder CANGÜVEN

Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Hatay

Department of Urology, Hamad Medical Corporation, Doha, Qatar

Prof. Dr. Sadık GÖRÜR Doç. Dr. Engin KANDIRALI

Prof. Dr. Murat ÇAKAN

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul

SB Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği, Ankara

Prof. Dr. Ayhan KARABULUT

Prof. Dr. Melih ÇULHA Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmit

Prof. Dr. Oğuz EKMEKÇİOĞLU Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kayseri

Prof. Dr. Fikret ERDEMİR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Prof. Dr. Haluk EROL

Ahi Evran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kırşehir

Prof. Dr. İrfan ORHAN Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Elazığ

Prof. Dr. İsa ÖZBEY Atatürk Üniversitesi Aziziye Araştırma Hastanesi Üroloji AD, Erzurum

Uzm. Dr. A. Arman ÖZDEMİR

Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Androloji BD, Aydın

T.C.Sağlık Bakanlığı Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği,İstanbul

Doç. Dr. Ahmet GÖKÇE

Prof. Dr. Sefa RESİM

Sakarya Üniversitesi, Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sakarya

Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Kahramanmaraş

Prof. Dr. Bilal GÜMÜŞ Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Manisa

Prof. Dr. Tarkan SOYGÜR

Prof. Dr. Ateş KADIOĞLU

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Çocuk Ürolojisi BD, Ankara

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji AD / Androloji BD, İstanbul

Doç. Dr. Zafer KOZACIOĞLU Bozyaka Eğitim Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İzmir

Prof. Dr. Muammer KENDİRCİ

Prof. Dr. Nihan Erginel-UNALTUNA İstanbul Üniversitesi Deneysel Tıp Araştırma Enstitüsü Genetik AD, İstanbul

Liv Hospital-Üroloji Kliniği, İstanbul

KADIN CİNSEL SAĞLIĞI

Prof. Dr. Hakan KILIÇARSLAN

Prof. Dr. Abdullah ARMAĞAN

İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Gülbeyaz CAN İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nezihe KIZILKAYA BEJİ İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Nuran KÖMÜRCÜ Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu, İstanbul

Doç. Dr. Leyla KÜÇÜK İstanbul Üniversitesi Florence Nightingale Hemşirelik Fakültesi, İstanbul

Prof. Dr. Rukiye PINAR BÖLÜKTAŞ Yeditepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik ve Sağlık Hizmetleri, İstanbul

Doç. Dr. Hicran YILDIZ Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulu, Bursa

TÜRK CUMHURİYETLERİNDE ANDROLOJİ Prof. Dr. İlham AHMEDOV Bakixanov.23 Azerbaycan Tiib Universiteteti Baku-370022, Azerbaycan

Uzm. Dr. Firdovsi MAMMADOV Zeferan Hospital Üroloji Kliniği, Azerbaycan

Uzm. Dr. Zarifcan MURODOV Taşkent Diploma Sonrası Eğitim Enstitüsü - Taşkent Üroloji Merkezi, Özbekistan

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bursa

Bahçelievler Medicalpark Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul

Uzm. Dr. Shavkat SHAVAKHABOV

Prof. Dr. Ahmet METİN

Doç. Dr. Halil ÇİFTÇİ

State Specialized Center Of Urulogy (Uzbekistan) Chief of Andrology Department, Özbekistan

İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Bolu

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji AD, Şanlıurfa

Prof. Dr. Bekir Süha PARLAKTAŞ

Doç. Dr. Esat KORGALI

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Tokat

Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Sivas

Prof. Dr. Bülent SEMERCİ

Prof. Dr. Ercan YENİ

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, İzmir

Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Şanlıurfa

Doç. Dr. Altuğ TUNCEL Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, Ankara

Uzm. Dr. Erol UÇANER Özel Başkent Hastanesi Üroloji Kliniği, Kıbrıs

TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI VE KONGRE TAKVİMİ Prof. Dr. Fikret ERDEMİR Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD,Tokat

Prof. Dr. Tahir TURAN Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Denizli

Prof. Dr. Mustafa Faruk USTA Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Androloji BD, Antalya

Prof. Dr. M. Önder YAMAN Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD, Ankara

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

iii


YA Z A R L A R A A Ç I K L A M A Androloji Bülteni Türk Androloji Derneği’nin resmi yayın organıdır. Dergi androloji alanındaki araştırmaları, olguları, derlemeleri ve editöryal yorumları yayımlar. Dergi yılda 4 sayı olarak yayımlanmaktadır. Derginin yazı dili Türkçe’dir. Türkçe yazıların Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğüne, imla kılavuzuna uygun olması gerekir. Derginin yazım kurallarında Uniform Requirements for Manuscripts Submitted to Biomedical Journals - International Committee of Medical Journal Editors (http:// www.icmje.org)/ adlı belge temel alınmıştır. Yazıların dergide yer alabilmesi için daha önce başka bir dergide basılmamış olması ve Türk Androloji Derneği Yönetim Kurulu’nun seçtiği Yayın Kurulu tarafından uygun görülmesi gerekir. Yazıların sorumluluğu yazarlara aittir. Yazıların değerlendirmeye alınması için, gönderilen yazıya tüm yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir Formu” başlıklı imzalı bir yazının eklenmesi gerekir (Formun hazır hali http://www. androlojibulten.org ve https://www.journalagent.com/androloji/ adreslerinde bulunabilir). Yayın için uygun bulunan yazıların dizgi ve hazırlık işlemleri sırasında, sorumlu yazara yazar katkılarının da açıklanmasının isteneceği Yazar Onay Formu gönderilecektir. İlaç çalışmalarında, çalışmanın Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliklerine uygun olarak yürütüldüğü ve etik kurul izni alındığı belirtilmelidir. Etik Kurul onayı alınması gereken çalışmalarda, bu onayın gönderilmemesi durumunda yazı yayımlanmayacaktır. Ayrıca, tüm çalışmalarda “Helsinki Deklarasyonu”, “İyi Klinik Uygulamalar Kılavuzu” ve “İyi Laboratuvar Uygulamaları Kılavuzu’nda belirtilen esaslara uyulmalı, hastalar bilgilendirildikten sonra yazılı veya sözlü izinleri alınmalıdır. Sadece yazarlık niteliğini hak eden kişiler yazar olarak gösterilmelidir. Araştırma yazıları 3000, olgu sunumları 1500 ve derlemeler 5000 kelimeyi geçmemelidir. Yazıların online gönderilmesi Tüm yazılar derginin Internet adresi üzerinden online gönderilmelidir. (https:// www.journalagent.com/androloji/). Yazının gönderilmeden önce kontrol listesi ile son bir kez gözden geçirilmesi önerilir. Yazım kurallarına uygun yazılmayan yazılar bilimsel kurul değerlendirmesine alınmamaktadır. Daha detaylı bilgiler https://www.journalagent.com/androloji/ adresinden alınabilir. Yazıların hazırlanması Yazılar, bilgisayar dosyası üzerinde standart A4 kağıdı boyutlarındaki bir sayfaya, sağ ve sol kenarlarda yaklaşık 2,5 cm boşluk kalacak şekilde ve iki satır aralıklı olarak yazılmalıdır. Her sayfa numaralandırılmalıdır. Metin Times New Roman yazı karakterinde 12 punto ile yazılmalıdır. Yazılarda bulunması gereken bölümler sırasıyla şunlardır: (Yazar adları (ünvan, ad, soyadı), çalışmanın yapıldığı kurum (Makaledeki yazarların çalışma yerleri, yayının yapıldığı kurum şeklinde olmalıdır), iletişim adresi, telefon ve faks numaraları, e-posta adresi journal agent programında 3, 4 ve 5. adımlarda online olarak girilmelidir. “Telif Hakkı Devir Formu” dışında yüklenecek diğer dosyalarda yazarların isimleri, çalıştıkları yerler bulunmamalıdır!). (i) Türkçe ve İngilizce başlıklar (online olarak istenen yere yapıştırılacak), (ii) Türkçe ve İngilizce özetler (online olarak istenen yere yapıştırılacak); Makalenin tam metninde (tam metin dosyası online olarak istenen yere eklenmelidir) (iii) Giriş; (iv) Gereç ve Yöntem; (v) Bulgular; (vi) Tartışma; (vii) Kaynaklar bölümleri bulunur. Yöntemler, bulgular ve tartışma bölümlerinin gerektiğinde alt başlıklarla ele alınması tercih edilir. Olgu sunumları, özetlerden sonra giriş, olgu sunumu ve tartışma başlıkları altında düzenlenmelidir. İnceleme yazılarında, yazının gelişimine uygun başlıklandırma yapılabilir. Özetler: Özet çalışmanın amacını, ana bulguları ve temel sonuçlarını Amaç, Gereç ve Yöntem, Bulgular, Sonuç (İngilizce özette Objectives, Material and Methods, Results, and Conclusion) başlıkları altında bildirmelidir.

iv

Anahtar kelimeler: Yazı düzeninde özetlerden sonra yer alacak şekilde Türkçe ve İngilizce olarak en az 3, en fazla 5 anahtar kelime (alfabetik sıra ile) belirtilmelidir. Bu amaçla Index Medicus Medical Subjects Headings (MeSH)’den yararlanılabilir. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/. Makalenin tam metninde Giriş paragrafından sonra Gereç ve Yöntem’de çalışma başlangıcı ve bitiş tarihleri, hastaların özellikleri ve kullanılan yöntemler, hasta seçimi ayrıntılı biçimde belirtilmelidir. İstatistiksel yöntem yeterli ayrıntı ile açıklanmalıdır. Bulgular: Metinde olabildiğince ayrıntılı yazılmalı, şekil ve tablolar ile desteklenmeli; şekil ve tablolarda verilen bilgiler, metinde tekrarlanmamalıdır. Tartışma: Ağırlıklı olarak çalışma ile ilgili veriler tartışılmalı, yerli ve yabancı kaynaklarla desteklenmelidir. Konu ile doğrudan ilgisi olmayan genel bilgilere uzun uzun yer vermekten kaçınılmalıdır. Kısaltmalar: Kısaltılmış sözcük sayısının sınırlı tutulması gerekir. Şekil ve Tablolar: Yazı ile birlikte sunulan fotoğraf ve tablolar sisteme ayrı ayrı yüklenmelidir. Resim dosyalarının formatı JPEG veya TIFF olabilir. Tablolar ve şekil altyazıları ayrı sayfalara ve iki satır aralıklı yazılmalı; şekil ve tablolar yazıda görünme sırasına göre numaralandırılmalı ve başlıkları olmalıdır. Mikroskobik resimlerde büyütme oranı ve boyama tekniği açıklanmalıdır. Kısaltmalar her şeklin ve tablonun altında açıklanmalıdır. Kaynaklar: Kaynaklar metin içinde anılma sırasına göre noktadan sonra üst simge olarak köşeli parantez içerisinde ve nokta işaretinden sonra boşluk bırakmadan dizilmeli (örnek: ...lenf nodu diseksiyonu önerilmektedir.[1]”); yayımlanmamış sonuçlar ve kişisel görüşmeler kaynak olarak gösterilmemelidir. Yazarların yalnızca doğrudan yararlandıkları çalışmaları kaynak olarak göstermeleri gerekir; yazımı doğrulanamayan kaynaklar yayın hazırlığı sırasında yazarlardan istenecektir. Dergi isimleri Index Medicus’a göre kısaltılmalıdır; bunun mümkün olmadığı durumlarda dergi adının tamamı verilmelidir. Altı ya da daha az sayıda olduğunda tüm yazarlar belirtilmeli, altıdan fazla yazar durumunda, altıncı yazarın arkasından “et al.” eklenmelidir. Kaynakların dizilme şekli ve noktalamalar için aşağıdaki örneklere uyulmalıdır (basım ayı, parentez içinde derginin basım sayısı yazılmamalıdır !) : Dergi: Tefekli A, Tepeler A, Altunrende F, Tok A, Sarılar Ö, Müslümanoğlu AY. Seçilmiş olgularda tüpsüz perkütan nefrolitotomi. Türk Üroloji Dergisi 2006;32:240-7. Gill IS, Kaouk JH, Meraney AM, Desai MM, Ulchaker JC, Klein EA et al. Laparoscopic radical cystectomy and continent orthotopic ileal neobladder performed completely intracorporeally: the initial experience. J Urol 2002;168:13-8. Kitap: Korkud G, Karabay K. Böbrek tüberkülozu. 3.Baskı. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Basımevi; 1993. Kitap içinde bölüm: Anderson JL, Muhlestein JB. Extracorporeal ureteric stenting during laparoscopic pyeloplasty. Philadelphia: W. B. Saunders; 2003. p. 288-307. Önemli Not: Yayın Kurulu, gerekli gördüğü durumlarda yazıların özünü değiştirmeden metinde düzeltme yapmakla yetkilidir. Online makale gönderiminde sırası ile: 1. Yazarların onay verdiklerine dair “Telif Hakkı Devir Formu “ başlığı altında imzalı bir mektup (tarayıcıdan geçirdikten sonra diğer dosyalarla gibi online olarak sisteme yüklenmelidir). 2. Ana metin (Kaynaklar dahil) (Özet ve Yazar isimleri bulunmamalıdır !) 3. Resimler (Mümkün ise açıklanan yer(ler) okla(rla) belirtilmelidir) 4. Tablolar yüklenmelidir. ANDROLOJİ BÜLTENİ Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017


BAŞKAN’DAN / FROM THE PRESIDENT

Değerli Meslektaşlarım, 2017 yılının son sayısında, değerli meslektaşlarımız tarafından güncel literatür rehberliğinde hazırlanmış; Androloji ile ilgili makale ve derlemeleri sizlere sunmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

Hedefi ulusal ve uluslararası her platformda güncel bilgilerin paylaşımı ve üretimi konusunda meslektaşlarımıza bilimsel katkı sağlamak olan derneğimiz; bu amaçla çalışmalarına aralıksız olarak devam etmektedir. Son olarak, 24-25 Kasım 2017 tarihlerinde İsveç’in Malmö kentinde düzenlenen ESAU-2017 (EAU Section of Andrological Urology) toplantısında, ülkemizden geniş bir katılımın gerçekleşmesi sağlanmış olup; meslektaşlarımız, sözü edilen toplantıda üst düzey bilimsel katkı

sağlamışlardır. Önümüzdeki yıl da 2-3 Haziran 2018 tarihleri arasında Portekiz’in Porto kentinde düzenlenecek olan ESAU-2018 toplantısında benzer bir bilimsel katkının sağlanması amacı ile tüm

meslektaşlarımızın desteği beklenmektedir. Yine 11-13 Mayıs 2018 tarihleri arasında Bodrum’da düzenlenecek olan ‘Güncel Androloji Sempozyum’una ulusal ve uluslararası konuşmacıların davet süreci devam etmekte olup; bu toplantımızın da meslektaşlarımızın üst düzey ilgi gösterdikleri bir toplantı olacağını düşünmekteyiz.

Yeni yılda tüm meslektaşlarımız ile sözü edilen bilimsel aktivitelerde beraber olmayı diliyor; 2018 yılının dünyaya, ülkemize ve tüm meslektaşlarımıza güzellikler getirmesini diliyorum… Saygılarımla. Prof. Dr. Mustafa Faruk Usta

Türk Androloji Derneği Başkanı

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

v


EDİTÖR’DEN / FROM THE EDITOR

Değerli Meslektaşlarım, Androloji Bülteni’mizin 2017 yılındaki son sayısı ile karşınızdayız. Bu sayı ile birlikte hakemli

dergi formatındaki birinci yılımızı tamamlamış oluyoruz. Bu süreçte bizleri yalnız bırakmayan, araştırma makaleleri ve derlemelerle dergimize destek olan yazarlarımıza gönülden şükranlarımızı sunuyorum. Aynı desteğin bundan sonra da artarak devam edeceğine inanıyorum.

Bu sayının içeriğine bakıldığında yine zevkle okuyacağınız çok kaliteli ve doyurucu araştırma makaleleri ve en güncel bilgileri içeren derlemeler sizlerin beğenisine sunulmakta.

Daha önceki sayılarda da belirttiğim yayın değerlendirme ve basım hızımıza bir kez daha dikkatinizi

çekmek istiyorum. Danışma kurulumuzun çok değerli üyeleri sayesinde bu süreçlerdeki hızımız

üst seviyedeki dergilerle yarışır düzeydedir. Bu bağlamda akademik hayatlarının başlangıcında olan veya yerli yayın konusunda eksiği olan genç akademisyen kardeşlerimizin bu fırsatı değerlendirmelerini özellikle tavsiye ederim. 2018’in gönlünüzce bir yıl olması dileğiyle… Doç. Dr. Ahmet GÖKÇE

Editör

vi

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017


Cilt/ Volume 19 | Sayı/ Issue 4 | Aralık/ December 2017

İÇİNDEKİLER /CONTENTS

ARAŞTIRMA YAZILARI | ORIGINAL ARTICLES 111 İzogenol tabanlı etkili yeni bir antioksidanın testis torsiyonu oluşturulan ratlarda testis dokuları üzerine olan etkilerinin melatoninle karşılaştırılması The comparison of the effect of Isoeugenol-based novel potent antioxidant and melatonin on testicular tissues in torsion induced rat model Fikret Erdemir, Esra Fındık, Mustafa Ceylan, Erkan Söğüt, Sevil Çaylı, Hakan Kesici 117 Erektil disfonksiyon tedavisinde penil protez implantasyonunun uzun dönem klinik sonuçları The long term clinical results of penile prosthesis implantation in the treatment of erectile dysfunction Bilal Habeş Gümüş, Ali Can Albaz 123 Prostatik kalsifikasyonun alt üriner sistem yakınmalarına etkisi The impact of prostate calcification on lower urinary tract symptoms Eyüp Veli Küçük, Ahmet Tahra, Ahmet Bindayı, Ümit Yıldırım, Resul Sobay, Uğur Tolga Şen

DERLEME | REVIEW

127 Testosteron replasmanı ve kardiyovasküler yan etkileri Testosterone replacement and its cardiovascular side effects Ali Atan, Süleyman Yeşil, Fazlı Polat 131 Gecikmiş orgazm ve anorgazmi Delayed orgasm and anorgasmia Serdar Aykan, Serkan Gönültaş, Mehmet Yılmaz, Muhammet Murat Dinçer 138 Seminal sıvının fertilizasyondaki rolü The rol of seminal fluid in fertilization Murat Serkant Ünal, Mehmet Caner Özer, Ferhan Hacioğlu Sönmez, Gülsen Bayrak, Hatice Oruç Demirbağ 144

CİLT 19 KONU DİZİNİ | VOLUME 19 SUBJECT INDEX

145

CİLT 19 YAZAR DİZİNİ | VOLUME 19 AUTHORS INDEX

146

TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY

148

KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

vii


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2017; 19(4):111−116 | doi: 10.24898/tandro.2017.54366

Erkek Üreme Sağlığı

İzogenol tabanlı etkili yeni bir antioksidanın testis torsiyonu oluşturulan ratlarda testis dokuları üzerine olan etkilerinin melatoninle karşılaştırılması The comparison of the effect of Isoeugenol-based novel potent antioxidant and melatonin on testicular tissues in torsion induced rat model Fikret Erdemir1, Esra Fındık2, Mustafa Ceylan2, Erkan Söğüt3, Sevil Çaylı4, Hakan Kesici4 ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Testis torsiyonu iskemik bir süreçtir. Her ne kadar tedavide detorsiyon gerekli olsa da bu yaklaşımın reaktif oksijen radikallerinin salınımına bağlı olarak oksidatif hasara yol açtığı gösterilmiştir. Daha önceki çalışmalarda pek çok organda çeşitli antioksidanlar iskemi reperfüzyon hasarlarında antioksidan etkilerini göstermek üzere kullanılmıştır. Sunulan bu çalışmada testis torsiyonu oluşturulan rat modelinde yeni bir antioksidanın etkileri araştırılmıştır. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Bu çalışmada, ağırlıkları 250–300 gr, yaşları 5,5–6 ay olan toplam 32 Wistar cinsi erkek albino rat kullanıldı. Ratlar randomize olarak dört gruba ayrıldı. Grup 1 (n=8) kontrol grubu olarak alındı ve bu gruptaki ratlar doku ve biyokimyasal bazal değerlerin değerlendirilmesi için kullanıldı. Grup 2’de (n=8), torsiyon ve detorsiyon oluşturuldu. Grup 3’te (n=8) testis torsiyon/detorsiyon oluşturulduktan sonra melatoninin serum ve doku oksidatif stres parametreleri üzerine olan etkilerini değerlendirmek için 50 mg intraperitoneal melatonin verildi. Grup 4 (n=8) testis torsiyon/detorsiyon oluşturulduktan sonra yeni antioksidan ajanın serum ve doku oksidatif stres parametreleri üzerine olan etkilerini değerlendirmek için 50 mg intraperitoneal yeni ajan verildi. Malondialdehid (MDA), superoksit dismutaz (SOD) ve glutatyon peroksidaz gibi doku oksidatif stres parametreleri tüm gruplarda çalışıldı. Ratların sakrifiye edilmelerinden hemen önce vena kava inferiordan alınan 5 ml’lik kanda aynı parametrelerin serum seviyeleri çalışıldı. BULGULAR: Serum MDA, SOD ve GSH seviyeleri kontrol grubu ile karşılaştırıldığında, Grup 2’de anlamlı olarak arttı (P<0,05). Melatonin verilmesi torsiyon grubu ile karşılaştırıldığında lipid peroksidasyonu ve antioksidan enzim aktivitelerini azalttı (P<0,05). Ayrıca, yeni antioksidan ajan verilmesi de Grup 2 ile kıyaslandığında serumda MDA, SOD ve GSH seviyelerini azalttı. Melatonin ve yeni antioksidan tedavisi sonrası testis hasarı azaldı. Testiküler germ hücre indeksi Grup 1, Grup 2, Grup 3 ve Grup 4’te sırasıyla %1,5, %15, %3,2 ve %6 olarak tespit edildi (p<0,05). Antioksidan aktivite açısından Grup 3 ve Grup 4 arasında anlamlı fark saptanmadı. SONUÇ: Bu çalışmanın sonuçları ratlarda deneysel testis torsiyonu oluşturulmasının oksidatif strese neden olduğunu gösterdi. Yeni antioksidan ajan testis torsiyonundaki oksidatif stresi azalttı. Bu yeni antioksidan ajan testis torsiyonuna bağlı olumsuz etkileri azaltmak için alternatif olarak kullanılabilir. Anahtar Kelimeler: Testis, torsiyon, tedavi, antioksidan, melatonin

OBJECTIVE: Testicular torsion is an ischemic process. Although detorsion of testis is necessary for treatment, it has been shown that this approach may lead to oxidative damage via release of reactive oxygen species. Various antioxidant agents have been used previously to show their antioxidative effects on ischemia-reperfusion injury in many organ systems. In present study the effect of new antioxidant agent on testicular tissues was evaluated in testicular torsion induced rat model. MATRERIAL and METHODS: Thirty-two male Wistar albino rats, age 5.5 to 6 months and weighing 250 to 300 g, were used in this study. The rats were randomly divided into four groups. Group 1 (n=8) control group; the rats in this group were used to determine basal values for biochemical and tissue evaluation. In Group 2 (n=8), torsion and detorsion was created. Group 3 (n=8) received a 50 mg intraperitoneally melatonin to determine the effect of melatonin on serum and tissue oxidative stress parameters after testicular torsion/detorsion is created. Group 4 (n=8) received a 30 mg intraperitoneally new antioxidant agent to determine the effect of this agent on serum and tissue oxidative stress parameters after testicular torsion/detorsion is created. The tissue levels of oxidative stress parameters such as malondialdehyde (MDA), superoxide dismutase (SOD), glutation peroxidase (GSH) were studied in all groups. The serum levels of the same parameters were also studied in the blood (5 ml) which were drawn from the vena cava inferior of all the rats just before sacrification. RESULTS: The serum levels of MDA, SOD and GSH increased in the Group 2 in comparison to the control (P<0.05). Administration of melatonin caused a decrease in lipid peroxidation and antioxidant enzyme activities when compared to the torsion group (P<0.05). Administration of new antioxidant also decreased the levels of MDA, SOD and GSH in serum in comparison to Group 2. After treatment with melatonin and new antioxidant the testicular damage was diminished. Testicular germ cell apoptotic index was detected as 1.5%, 15%, 3.2% and 6% in Groups 1, 2, 3 and 4 respectively (p<0.05). There was no statistically significant difference between Group 3 and Group 4 in terms of serum antioxidant activity. CONCLUSION: The results of this study showed that experimentally induced testicular torsion causes oxidative stress. The new antioxidant agent decreased the negative effect of oxidative stress in testicular torsion. This new antioxidant agent can be used alternatively to decrease the negative effects of testicular torsion. Keywords: Testis, torsion, treatment, antioxidant, melatonin

Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Tokat, 2Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi, Kimya Bölümü, Tokat, 3Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi, Biyokimya Anabilim Dalı, Tokat, 4Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı, Tokat

1

Yazışma Adresi / Correspondence: Prof. Dr. Fikret Erdemir; Bahçelievler Mah. Ülkü Cad. 4. Sok. No: 16 Genç İnşaat. C Blok. D: 2 Merkez, 60100 Tokat - Türkiye Tel. +90 356 2129500 / 7706 E-mail: fikreterdemir2003@yahoo.com Geliş / Received: 19.11.2017;

©2017 Androloji Bülteni

Kabul / Accepted: 20.11.2017

111


GİRİŞ Testis torsiyonu, özellikle adölesanlarda görülen acil ürolojik bir patolojidir. Testis torsiyonunda söz konusu olan iskemi ve detorsiyon tedavisi sonrası oluşan reperfüzyon oksidatif strese neden olmaktadır ki bu durum çok sayıda deneysel çalışmada ortaya konulmuştur. Oksidatif stres reaktif oksijen radikallerinin aşırı üretimi ile karakterize bir durumdur. Bu olayda, reaktif oksijen radikalleri ile antioksidan defans sistemi arasında imbalans bulunmaktadır. [1,2] Reaktif oksijen radikalleri, hücrelerde özellikle lipid peroksidasyonuna yol açarak membran geçirgenliğini bozup hücrenin canlılığını kaybetmesine neden olmaktadır.[3] Spermler, çok iyi bilindiği üzere, plazma membranlarında yer alan yüksek içerikli poliansatüre yağ asitlerinden dolayı oksidatif stresin neden olduğu lipid peroksidasyonuna oldukça duyarlıdır. Buna göre, oksidatif strese bağlı olarak oluşan reaktif oksijen radikalleri sperm motilite, canlılık, morfoloji, kapasite ve akrozom reaksiyonunu olumsuz olarak etkileyebilmektedir.[4,5] Antioksidanlar reaktif oksijen radikallerinin bu olumsuz etkilerini farklı reaksiyonlarla azaltmaktadır. Bu ajanlar, testis torsiyonunda reaktif oksijen radikallerinin serum ve dokudaki negatif etkilerini önlemek için kullanılmışlardır.[6] Günümüze kadar oksidatif hasarın zararlı etkilerini önlemek için çok sayıda antioksidan ajan kullanılmış olup yenileri üzerinde de çalışmalar ve araştırmalar devam etmektedir.[6–8] Bu çalışmada, yeni sentezlenen antioksidan ajanın testis torsiyonu oluşturulan ratlarda serum ve testis dokuları üzerine olan etkileri değerlendirilmiştir.

GEREÇ VE YÖNTEM Yerel etik kurul onayı alındıktan sonra (2011-HADYEK-014) yaşları 5,5–6 ay, ağırlıkları 250–300 gr arasında değişen toplam 32 adet erkek Wistar cinsi albino rat çalışmaya alındı. Ratlar laboratuar hayvanları kullanım ve bakım kurallarına uygun olarak ısı kontrollü odalarda (20–23 ºC), 12 saatlik aydınlık/karanlık döngüsünü sağlayacak şekilde standart beslenme şekli ve istedikleri kadar su içecek şekilde tutuldular. Bütün cerrahi girişimler, steril şartlarda

ksilazin/ketamin anestezisi altında yapıldı. Deneysel işlemlerin sonunda ratlar sakrifiye edildi. Ratlar randomize olarak dört gruba ayrıldı. Grup 1 (n=8) kontrol grubu olarak kabul edildi ve bu grupta elde edilen doku ve serum örnekleri bazal biyokimyasal ve doku değerlendirmeleri için kullanıldı. Grup 2 (n=8) testis torsiyonu oluşturulan grup olup, bu grupta sağ ilioinguinal insizyonla testise ulaşıldı ve saat yönünde 720 derece torsiyon oluşturularak 2 saat beklendi. Bu sırada testis 5/0 ipek sütürle skrotuma fikse edildi. Testis torsiyonu oluşturulmasından 2 saat sonra yine steril şartlarda detorsiyon oluşturuldu. Grup 2, testiküler iskemi reperfüzyon hasarının serum ve doku oksidatif stres parametrelerine etkisini ortaya koymak amacıyla oluşturuldu. Grup 3 (n=8) testis torsiyon/detorsiyon oluşturulan grup olup, melatoninin serum ve doku oksidatif stres parametrelerine olan etkisinin araştırılması amacıyla oluşturuldu. Bu grupta, iskemi/reperfüzyon oluşturulduktan sonra, ratlara intraperitoneal melatonin 50 mg/kg olacak şekilde verildi. Grup 4 (n=8), benzer şekilde yeni sentez edilen antioksidan olan (3-(1-(4-Hidroksi-3-metoksifenil) propil) benzen-1,2-diol ve 4-(1-(4-hidroksi-3-metoksifenil) propil) benzen-1,2-diol’ün iskemi/reoperfüzyon sonrası serum ve doku oksidatif stress parametrelerine olan etkisinin araştırılması amacıyla oluşturuldu. Bu grupta, antioksidan ajan intraperitoneal olarak 30 mg/kg olacak şekilde verildi. Bu ajanların sentezi literatürde tanımlandığı üzere yapıldı.[9] Bütün gruplarda malondialdehid (MDA), süperoksit dismutaz (SOD) ve glutatyon peroksidaz gibi oksidatif stres parametrelerinin doku düzeyleri çalışıldı. Aynı parametrelerin serum seviyeleri vena kava inferiordan alınan 5 ml’lik kan üzerinde çalışıldı. Deneysel çalışmanın sonunda ratlar sakrifiye edildi. Biyokimyasal incelemeler Alınan kan örnekleri biyokimyasal analizler için heparinsiz tüplere konuldu. 3000 devirde +4 derecede 15 dakikalık santrifüjü takiben serum örnekleri -70 oC’de saklandı. Aşağıda belirtilen parametreler Sigma (St. Louis, USA) firması tarafından sağlanan kimyasallarla tamamlandı.

Şekil 1. Bileşik 3 ve 4’ün sentezi.

112

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):111-116


Serum antioksidan enzim analizleri Sun ve arkadaşlarının yöntemi ile süperoksit dismutaz (SOD) aktivitesi belirlenmiştir.[10] Bu yöntemde, ksantin/ ksantin oksidaz sistemi ile üretilen süperoksitin, nitroblue tetrazoliumu (NBT) indirgemesi esasına dayanarak SOD aktivitesi tespit edilir. Ortaya çıkan süperoksit radikalleri NBT’yi indirgeyerek renkli formazon oluşturur. Meydana gelen kompleks 560 nm’de maksimum absorbans verir. Eğer ortamda enzim yoksa bu indirgenme meydana gelip mavi-mor renk oluşmaktadır. Ortamda SOD varsa NBT indirgenmesi gerçekleşmeyip mavi-mor renk açığa çıkmamakta ve enzim miktar ve aktivitesine bağlı olarak açık renk oluşmaktadır. Buna göre SOD enzim aktivitesi (1U), NBT’un indirgenmesini %50 inhibe eden enzim miktarı olarak tanımlanmıştır. Deney tüplerine öncelikle 2,85 mL SOD reaktifi konulmuştur. Üzerlerine 0,1 mL numunelerin ekstraklarından eklenmiştir. Kör tüpüne ekstrak yerine 0,1 mL distile su konulmuştur. Sonra tüm karışımların üzerine 0,05 mL ksantin oksidaz ilave edilip, hızlı bir şekilde alt üst edilerek karıştırılmıştır ve oda ısısında 20 dakika inkübasyona alınmıştır. İnkübasyon süresi dolan tüplere bekletilmeden stop solüsyonu olarak 0,1 mL bakır klorür eklenmiş ve numuneler köre karşı 560 nm’de okunmuştur. MDA lipid peroksidasyonunun son ürünüdür ve 90 ºC’de tiyobarbitürik asit (TBA) ile reaksiyona girerek pembe renkli kromojen oluşturur. Oluşan pembe renkli bileşiğin 532 nm’de spektrofotometrik olarak ölçümüne göre MDA düzeyinin tayini yapılmıştır. Kapaklı cam deney tüplerine 2,5 ml %10’luk TCA konulduktan sonra üzerlerine 0,5 ml numune ilave edilerek vorteksle karıştırılmıştır. Elde edilen karışımların ağızları kapatılarak 90 ºC’de 15 dk. inkübasyonda bırakıldıktan sonra soğuk su altında soğutularak 1804xg’de 10 dk. santrifüj edilmiştir. Sonra elde edilen süpernatantlardan 2 ml ayrı tüplere alınarak üzerlerine %0,675’lik TBA eklenmiş ve tekrar 90 ºC’de 15 dakika inkübasyona bırakılmıştır. İnkübasyon süresi dolduktan sonra soğuk su altında soğutulan numuneler, 532 nm’de köre karşı okutulmuştur. Kör tüpüne numune yerine 0,5 ml distile su konularak aynı işlemler yapılmıştır.[11] Paglia ve arkadaşlarının yöntemine göre GSH-Px aktivitesi belirlenmiştir.[12] Hidrojen peroksit bulunan ortamda GSH-Px redükte GSH’un okside glutatyona (GSSG) yükseltgenmesini katalizler. GSH-Px’in oluşturduğu GSSG, glutatyon redüktaz ve NADPH yardımı ile GSH’a indirgenir. NADPH’ın NADP’ye yükseltgenmesi sırasında absorbans seviyesindeki azalmanın, 340 nm’de okunmasıyla GSH-Px aktivitesi belirlenir. Hazırlanan deney tüplerine; 2,650 mL EDTA’lı fosfat tamponu, 0,1 mL redükte GSH, 0,1 mL NADPH, 0,01 mL GSH-Redüktaz, 0,01

mL NaN3, 0,02 mL numune karışımları hazırlanarak 30 dk inkübasyona bırakıldıktan sonra deney tüplerine 0,1 mL hidrojen peroksit ilave edilip, 5 dk boyunca dalga boyu 340 nm’ye ayarlanmış spektrofotometrede, numunelerin absorbans değerleri kaydedilmiştir. Aktivite azalışının lineer olduğu absorbans aralığının 1 dk’lık süresi esas alınarak hesaplamada kullanılmıştır. Deneklere ait tüm kesitlerde apopitotik hücreleri belirlemek için TUNEL (Terminal deoksinükleotidiltransferaz deoksiüridin trifosfat nick end labeling) yöntemi uygulandı. TUNEL yöntemi ile histolojik doku kesitlerinde bulunan apoptozise uğramış ölü hücrelerin işaretlenmesi amaçlandı ve kitin üretici firma protokolü doğrultusunda preparatlar TUNEL kiti ile işleme tabi tutuldu. İşaretlenen apoptotik hücreler, araştırma mikroskobu (Nikon E200 ECLIPSE ve Nikon Digital Sight DS-U2, Basic Research NIS-Elements BR, Japan) iş istasyonu kullanılarak, X10 oküler ve X40 objektif büyütmede, ImageJ programı (ImageJ 1,45 s Wayne Rasband National İnstitutes of Health, USA) kullanılarak sayıldı. Apoptotik hücre sayım işlemi, her bir kesit üzerinde X400’lük büyültmede, her bir testiste, seminifer tübüldeki pozitif işaretlenmiş germ hücreleri sayılarak yapıldı ve aynı zamanda kesit başına düşen toplam (normal + apoptotik) hücreler de sayıldı. Apoptotik germ hücre sayıları, kesit başına düşen toplam hücre sayısına bölünerek apoptotik indeksler oluşturuldu. Her bir denek için “apoptotik indeks (AI)” hesaplanması şu formüle göre yapıldı. AI = (Apoptotik hücre sayısı/Toplam hücre sayısı) x 100

BULGULAR Kontrol grubuna kıyasla torsiyon oluşturulan Grup 2’deki serum MDA ve SOD düzeylerinin anlamlı olarak arttığı saptandı (p<0,001). Buna göre kontrol grubunda 1,7±0,22 ve 17,95±3,16 olarak saptanan serum MDA ve SOD değerlerinin torsiyon oluşturulması sonrası sırasıyla 2,38±0,54 ve 33,81±5,1 seviyelerine çıktığı saptandı. Doku MDA ve SOD değerleri de kontrol grubuna kıyasla torsiyon grubunda arttı. Melatonin verilmesi sonrası Grup 3’teki serum MDA, SOD ve GSH seviyeleri sırasıyla 1,74±0,2, 20,15±2,24 (p<0,001) ve 1,16±0,34 olarak saptandı. Doku MDA seviyeleri ise 8,69±2,48 olarak tespit edildi (Tablo 1). Yeni antioksidan verilmesi sonrası serum MDA, SOD ve GSH seviyeleri sırasıyla 1,79±0,24, 19,2±3,44 (p<0,001) ve 1,1±0,19 olarak saptandı. Buna göre melatonin ve yeni antioksidan ajan verilmesinin oksidatif hasarı azaltarak kontrol grubu seviyelerine yaklaştırdığı görüldü.

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Erdemir ve ark. n İzogenol tabanlı etkili yeni bir antioksidanın testis torsiyonundaki etkinliğinin değerlendirilmesi

113


Tablo 1. Grupların karşılaştırılması

Serum

Doku

Grup 1 (n=8)

Grup 2 (n=8)

Grup 3 (n=8)

Grup 4 (n=8)

F

p

MDA

1,7±0,22

2,38±0,54a

1,74±0,2

1,79±0,24

7,456

0,001

SOD

17,95±3,16

33,81±5,1b

20,15±2,24c

19,2±3,44d

33,322

<0,001

GSH-Px

1,07±0,19

1,35±0,38

1,16±0,34

1,1±0,19

1,530

0,228

MDA

9,02±3,76

11,89±3,94

8,69±2,48

7,02±0,99

SOD

0,12±0,02

0,13±0,02

GSH-Px

4,13±1,75

4,42±1,73

3,563

0,027

0,13±0,03

f

0,09±0,01

7,484

0,001

5,24±0,82

4,58±1,07

0,904

0,427

e

MDA: Malondialdehid, SOD: Superoksit dismutaz, GSH-Px: Glutatyon peroksidaz a Kontrol Grubu ile arasında anlamlı fark bulundu. (p=0,046) b Kontrol Grubu anlamlı fark bulundu.(p<0,001) c Torsiyon Grubu ile arasında anlamlı fark bulundu. (p<0,001) d Torsiyon Grubu ile arasında anlamlı fark bulundu.(p<0,001) e Torsiyon Grubu ile arasında anlamlı fark bulundu.( p=0,049) f Kontrol Grubu, Torsiyon Grubu ve Melatonin Grubu ile arasında anlamlı fark bulundu. (p=0,014; p=0,002; p=0,002) Veriler Ort±SS şeklinde verilmiştir.

Doku MDA ve SOD düzeyleri kontrol grubunda sırasıyla 9,02±3,76 ve 0,12±0,02 seviyelerinde iken torsiyon grubunda 11,89±3,94 ve 0,13±0,02 olarak görüldü. Yeni antioksidan ajan verilmesi sonrası doku MDA ve SOD düzeyleri sırasıyla 7,02±0,99 (p=0,049) ve 0,09±0,01 (p=0,002) olarak bulundu. Testiküler germ hücre indeksi Grup 1, Grup 2, Grup 3 ve Grup 4’te sırasıyla %1,5, %15, %3,2 ve %6 olarak tespit edildi (p<0,05). Serum antioksidan aktivite açısından Grup 3 ve Grup 4 arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı. Doku SOD aktivitesinin ise yeni antioksidan ajan verilmesi ile melatonin grubuna göre daha fazla düzeldiği gözlendi. İstatistiksel yöntem Çalışmada genel özellikleri hakkında bilgi vermek amacı ile tanımlayıcı analizler yapılmıştır. Değişkenlere ait veriler ortalama ± standart sapma şeklinde verilmiştir. Gruplar arası farkları bulmak için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Çoklu karşılaştırmalar için ise varyansların homojenliğine göre Tukey veya Tamhane’s T2 kullanılmıştır. Önemlilik değeri 0,05’den küçük hesaplandığında istatistiksel olarak anlamlı kabul edilmiştir. Hesaplamalar hazır istatistik yazılımı ile yapılmıştır. (IBM SPSS Statistics 19, SPSS inc., an IBM Co., Somers, NY)

TARTIŞMA Klinik olarak testis torsiyonu tipik bir iskemi ve reperfüzyondur. Bu patolojide, uygun olmayan ya da geç tedavinin erkeklerde infertiliteye yol açması söz konusu olduğundan, testislerin korunması için olabildiğince erken tanı ve tedavi gerekmektedir.[13] Testis torsiyonunda tüm dünyada üroloji pratiğinde temel yaklaşım cerrahi detorsiyon olup, buna bağlı olarak reperfüzyon sağlanmış olmaktadır. Çalışmalarda iskemik dokunun reperfüzyonunun oksidatif strese neden olduğu ortaya konulmuştur.[14–16] Bu nedenle,

114

detorsiyon testiste daha fazla hasara neden olabilmektedir. Oksidatif stres oksijen ve oksijen kaynaklı yapılar olan reaktif oksijen radikallerinin hücrede hasarı arttırdığı patolojiye neden olabilmektedir.[14,17] Reaktif oksijen radikalleri kısa ömürlü reaktif kimyasal maddeler olup, yapılarında bir ya da birden fazla eşleşmemiş elektron içerir. Yapılarındaki bu eşleşmemiş elektronlar nedeniyle, reaktif oksijen radikaller kararsız, stabil olmayan oldukça reaktif yapılar halinde lipid, aminoasit ve nükleik asitlere zarar verebilmektedir.[18] Aslında normal durumlarda reaktif oksijen radikalleri hücrelerin farklılaşması, sperm kapasitasyonu, akrozom reaksiyonu ve fertilizasyonun sağlanmasında fizyolojik rollere sahip olsalar da, stres durumlarına bağlı olarak aşırı miktarlarda fizyolojik sınırların üstüne çıktıklarında oksidatif stres söz konusu olmaktadır.[19,20] Hücrelerin protein, karbonhidrat, nükleik asit ve özellikle de lipid yapıları dahil olmak üzere tüm yapıları ROS’un potansiyel hedefleri arasındadır. Bununla bağlantılı olarak, aşırı üretimi olan ROS yukarıda sayılan hücresel yapılarda hasara neden olarak inflamasyon, apoptozis, membran yıkımı, fibrozis ve hücre proliferasyonuna neden olabilmektedir.[21] Oksidatif stres, pek çok hastalığın patogenezinde önemli rollere sahiptir. Literatürde artrit[22], kanser[23], diabetes mellitus[24], enfeksiyonlar[25], santral sinir sistemi ve testis torsiyonu gibi patolojilerde ROS’un lipid peroksidasyonuna bağlı olarak hücre membranlarında hasara neden olduğu gösterilmiştir. Yine çalışmalarda, testis torsiyonu oluşturulan rat modelinde oksidatif stresin reperfüzyon oluşturulmasından sonra dakikalar ve saatler içerisinde olumsuz etkilere neden olduğu belirtilmiştir.[26] Gerçekten de, testis torsiyonu oluşturulan rat modellerini içeren çalışmalarda antioksidan enzim aktivitelerinin azaldığı ve ROS üretiminin arttığı gösterilmiştir. Sunulan bu çalışmada da gösterildiği üzere, testiANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):111-116


küler iskemi-reperfüzyon hasarının, biyokimyasal ve histolojik olarak hasara yol açtığı görülmüştür. Malonaldehid, lipid peroksidasyonunun bir belirteci olup bu çalışmada Grup 2’de kontrol grubuna kıyasla arttığı gösterilmiştir. Oksidatif hasarı azaltmada temel strateji, antioksidanların kullanılmasıdır. ROS’ların etkilerini azaltan antioksidanlar, oksidatif zincir reaksiyonunu bozarak oksidatif hasarı azaltarak etki gösterir.[27] Antioksidanların oksidatif stres parametrelerine karşı olan yararlı etkileri, ateroskleroz, hipertansiyon[28], tip 2 diabetes mellitus[29], renal hastalıklar, romatoid artrit, ülseratif kolit, Crohn hastalığı, kronik obstrüktif pulmoner hastalıklar[30] ve testis torsiyonu gibi farklı patolojilerde gösterilmiştir. Buna göre, oksidatif stresin zararlı etkilerini önlemek amacıyla vitamin E, melatonin, retinol, β-karoten, omega-3, resveratrol, allopurinol, N-asetilsistein, çinko aspartat, kafeik asit, vitamin C ve koenzim Q10 gibi pek çok antioksidan ajan değişik başarı oranlarıyla kullanılmıştır.[31,32] Her ne kadar testis torsiyonunda farklı antioksidanların serum ve doku düzeyinde hasarı azalttığı gösterilse de, yeni ajanlarla ilgili çalışmaların halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Bu ajanlar içerisinde fenolik türevleri önemli antioksidan gruplardan biridir.[33] Kafeik asit ve resveratrol en iyi bilinen fenolik türevlerindendir.[33] Bununla ilişkili olarak bu türevlerin antiviral, antiinflamatuar, antiaterosklerotik, antitümöral ve kardiyak koruyucu etkileri çalışmalarda gösterilmiştir.[34–36] Bu türevlerin antioksidan ve serbest oksijen radikallerinin olumsuz etkilerinden koruyucu kısımları, fenolik hidroksil grubu olarak kabul edilmektedir. Fenoller, fenolik OH’in H atomunu serbest radikallere vermekte ve böylece oksidasyon sürecinde büyüme zincirini kırmaktadır.[37] Ayrıca, izogenol de antioksidan ve antiinflamauar özelliklere sahiptir. 3-(1-(4-Hidroksi-3-metoksifenil) propil) benzen-1,2-diol ve 4-(1-(4-hidroksi-3-metoksifenil) propil) benzen-1,2-diolfenolik türevler olup, bunlar Fındık ve arkadaşları tarfından sentezlenmiştir.[9] Bu türevlerin, demir iyonu azaltıcı, lipid peroksidasyonunu önleyici ve serbest oksijen radikallerini temizleyici etkileri gösterilmiştir.[9] Bu bileşiklerin antioksidan etkileri, standart antioksidanlar olan butilize hidroksiyanizol (BHA), butilize hidroksitoluen (BHT) ve troloks gibi pozitif kontrol gruplarıyla karşılaştırılmıştır. Çalışmaların sonuçları, sentez edilen bu türevlerin standart antioksidanlardan (BHT, BHA ve troloks) daha iyi sonuçlar alındığını göstermiştir.[9] Çalışmamızda da yeni antioksidan verilmesinin testiküler fonksiyonları iyileştirdiği gösterilmiştir. Antioksidan ajanlar arasında, testiküler torsiyon sonrası testis dokularındaki hasarı azaltmada en güçlü olanın melatonin olduğu bilinmektedir. Melatonin, çok iyi bilindiği üzere,

sirkadian ritm ile pineal bezden salınmaktadır.[37] Melatonin, antioksidan etkilerini ya doğrudan ROS’u temizleyerek ya da indirekt olarak SOD ve katalaz gibi antioksidan enzimleri uyararak yapmaktadır. Bundan başka, proksidatif enzim olan nitrik oksit sentaz sentezini inhibe edebilmektedir.[38] Melatoninin iskemi reprfüzyon hasarında lipid peroksidasyonu üzerine olan koruyucu etkileri pek çok dokuda gösterilmiştir.[37,38] Yine çalışmalarda, testis torsiyonu dahil olmak üzere farklı durumlarda melatonin verilmesinin oksidatif hasarı düzelttiği gösterilmiştir. Testiküler iskemi reperfüzyon modeli oluşturulan ratlardaki bir çalışmada, melatonin verilmesinin testisteki hasarı azalttığı, morfolojik yapıları düzelttiği ve antioksidan enzim seviyelerini düzenlediği gösterilmiştir.[38] Benzer şekilde bizim çalışmamızda da, melatonin verilmesinin oksidatif stresi anlamlı olarak düzelttiği gösterilmiştir. Bundan başka, yeni sentez edilen antioksidan ajan verilmesinin de kontrol grubuna kıyasla testiküler torsiyona bağlı hasarı azalttığı; melatonin ve yeni sentez edilen antioksidan ajanın, tek taraflı testis torsiyonu oluşturulan ratlarda doku düzeyinde hasarı azalttığı ve biyokimyasal değişiklikleri düzelterek koruyucu etki yaptığı gösterilmiştir.

SONUÇ Bu çalışmadan elde edilen bulgulara göre, yeni sentez edilen antioksidan ajanın melatonin gibi güçlü bir antioksidana alternatif olarak testis torsiyonuna bağlı oluşan iskemi reperfüzyon hasarında koruyucu olarak kullanılabileceğini belirtebiliriz. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Peer-review Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest No conflict of interest was declared by the authors.

KAYNAKLAR

1. Parlaktas BS, Atilgan D, Gencten Y, Akbas A, Markoc F, Erdemir F, Ozyurt H, Uluocak N. The effects of carvedilol on ischemiareperfusion injury in the rat testis. Int Braz J Urol 2014;40:109– 17. doi: 10.1590/S1677-5538.IBJU.2014.01.16

2. Unsal A, Devrim E, Guven C, Eroglu M, Durak I, Bozoklu A, Balbay MD. Propofol attenuates reperfusion injury after testicular torsion and detorsion. World J Urol 2004;22:461–5. doi: 10.1007/ s00345-004-0451-7 3. Sikka SC. Role of oxidative stress and antioxidants in andrology and assisted reproductive technology. J Androl 2004;25:5–18.

4. Aktan G, Doğru-Abbasoğlu S, Küçükgergin C, Kadıoğlu A, Ozdemirler-Erata G, Koçak-Toker N. Mystery of idiopathic male infertility: is oxidative stress an actual risk? Fertil Steril 2013;99:1211–5. doi: 10.1016/j.fertnstert.2012.11.045

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Erdemir ve ark. n İzogenol tabanlı etkili yeni bir antioksidanın testis torsiyonundaki etkinliğinin değerlendirilmesi

115


5. Morielli T, O’Flaherty C. Oxidative stress impairs function and increases redox protein modifications in humanspermatozoa. Reproduction 2015;149:113–23. doi: 10.1530/REP-14-0240

6. Dilber Y, Inan S, Ercan GA, Sencan A. The role of CAPE in PI3K/ AKT/mTOR activation and oxidative stress on testis torsion. Acta Histochem 2016;118(1):31-7.

7. Jeong SJ, Choi WS, Chung JS, Baek M, Hong SK, Choi H. Preventive effects of cyclosporine a combined with prednisolone and melatonin on contralateral testicular damage after ipsilateral torsion-detorsion in pubertal and adult rats. J Urol 2010;184:790– 6. doi: 10.1016/j.juro.2010.03.109 8. Wei SM, Yan ZZ, Zhou J. Beneficial effect of taurine on testicular ischemia-reperfusion injury in rats. Urology 2007;70:1237–42. doi: 10.1016/j.urology.2007.09.030

9. Fındık E, Ceylan M, Elmastaş M. Isoeugenol-based novel potent antioxidants: synthesis and reactivity. Eur J Med Chem 2011;46:4618–24. doi: 10.1016/j.ejmech.2011.07.041

23. Glasauer A, Chandel NS. Targeting antioxidants for cancer therapy. Biochem Pharmacol 2014;92:90–101. doi: 10.1016/j. bcp.2014.07.017 24. Udupa AS, Nahar PS, Shah SH, Kshirsagar MJ, Ghongane BB. Study of comparative effects of antioxidants on insulin sensitivity in type 2 diabetes mellitus. J Clin Diagn Res 2012;6:1469–73. doi: 10.7860/JCDR/2012/4464.2535 25. Ware LB, Fessel JP, May AK, Roberts LJ 2nd. Plasma biomarkers of oxidant stress and development of organ failure in severe sepsis. Shock 2011;36:12–7. doi: 10.1097/SHK.0b013e318217025a 26. Cvetkovic T, Stankovic J, Najman S, Pavlovic D, Stokanovic D, Vlajkovic S, Dakovic-Bjelakovic M, Cukuranovic J, Zivkovic V, Stefanovic V. Oxidant and antioxidant status in experimental rat testis after testicular torsion/detorsion. Int J Fertil Steril 2015;9:121–8.

10. Sun Y, Oberley LW, Ying L. A simple method for clinical assay of superoxide dismutase. Clin Chem 1988;34:497–500.

27. Ribeiro CT, Milhomem R, De Souza DB, Costa WS, Sampaio FJ, Pereira-Sampaio MA. Effect of antioxidants on outcome of testicular torsion in rats of different ages. J Urol 2014 May; 191(5 Suppl):1578–84.

12. Paglia DE, Valentine WN, Studies on the quantitative and qualitative characterization of erythrocyte glutathione peroxidase. J Lab Clin Med 1967;70:158–69.

29. Soufi FG, Sheervalilou R, Vardiani M, Khalili M, Alipour MR. Chronic resveratrol administration has beneficial effects in experimental model of type 2 diabetic rats. Endocr Regul 2012;46:83–90.

11. Esterbauer H, Cheeseman KH. Determination of aldehydic lipid peroxidation products: malonaldehyde and 4-hyroxynonenal. In: Packer L, Glazer AN, editors. Methods in Enzymology, Vol 186. Oxygen Radicals in Biological Systems. New York: Academic Press; 1990. p.407–21.

28. Tang F, Wu X, Wang T, Wang P, Li R, Zhang H, Gao J, Chen S, Bao L, Huang H, Liu P. Tanshinone II A attenuates atherosclerotic calcification in rat model by inhibition of oxidative stress. Vascul Pharmacol 2007;46:427–38. doi: 10.1016/j.vph.2007.01.001

13. Gielchinsky I, Suraqui E, Hidas G, Zuaiter M, Landau EH, Simon A, Duvdevani M, Gofrit ON, Pode D, Rosenberg S. Pregnancy Rates after Testicular Torsion. J Urol 2016;196(3):852-5.

30. MacNee W. Oxidants/antioxidants 2000;117:303–17.

14. Guan W, Wang Z, Liu Y, Han Y, Ren H, Eric Wang W, Yang J, Zhou L, Zeng C. Protective effects of tirofiban on ischemia/ reperfusion-induced renal injury in vivo and in vitro. Eur J Pharmacol 2015;761:144–52. doi: 10.1016/j.ejphar.2015.05.009 15. Tsounapi P, Saito M, Dimitriadis F, Shimizu S, Kinoshita Y, Shomori K, Satoh I, Satoh K. Protective effect of sivelestat, a neutrophil elastase inhibitor, on ipsilateral and contralateral testes after unilateral testicular ischaemia-reperfusion injury in rats. BJU Int 2011;107(2):329–36. doi: 10.1111/j.1464-410X.2010.09481.x 16. Dokmeci D, Inan M, Basaran UN, Yalcin O, Aydogdu N, et al. Protective effect of L-carnitine on testicular ischemia-reperfusion injury in rats. Cell Biochem Funct 2006;25:611–8. doi: 10.1002/ cbf.1355 17. Aitken RJ, Roman SD. Antioxidant systems and oxidative stress in the testes. Oxid Med Cell Longev 2008;1:15–24.

18. Pham-Huy L, He H, Pham-Huy C. Free Radicals, Antioxidants in Disease and Health. Int J Biomed Sci 2008;4:89–96.

19. Du Plessis SS, Agarwal A, Halabi J, Tvrda E. Contemporary evidence on the physiological role of reactive oxygen species in human sperm function. J Assist Reprod Genet 2015;32:509–20. doi: 10.1007/s10815-014-0425-7 20. Ichikawa T, Oeda T, Ohmori H, Schill WB. Reactive oxygen species influence the acrosome reaction but not acrosin activity in human spermatozoa. Int J Androl 1999;22:37–42.

21. Tang D, Kang R, Zeh HJ III, Lotze MT. High-Mobility Group Box 1, Oxidative Stress, and Disease. Antioxid Redox Signal 2011;14:1315–35. doi: 10.1089/ars.2010.3356 22. Datta S, Kundu S, Ghosh P, De S, Ghosh A, Chatterjee M. Correlation of oxidant status with oxidative tissue damage in patients with rheumatoid arthritis. Clin Rheumatol 2014;33:1557– 64. doi: 10.1007/s10067-014-2597-z

116

and

COPD.

Chest

31. Karaguzel E, Kadihasanoglu M, Kutlu O. Mechanisms of testicular torsion and potential protective agents. Nat Rev Urol 2014;11:391–9. doi: 10.1038/nrurol.2014.135 32. Payabvash S, Salmasi AH, Kiumehr S, Tavangar SM, Nourbakhsh B, Faghihi SH, Dehpour AR. Salutary effects of N-acetylcysteine on apoptotic damage in a rat model of testicular torsion. Urol Int 2007;79:248–54. doi: 10.1159/000107958 33. Pandey KB, Rizvi SI. Plant polyphenols as dietary antioxidants in human health and disease. Oxid Med Cell Longev 2009;2:270–8. doi: 10.4161/oxim.2.5.9498 34. Ivanov V, Roomi MW, Kalinovsky T, Niedzwiecki A, Rath M. Anti-atherogenic effects of a mixture of ascorbic acid, lysine, proline, arginine, cysteine, and green tea phenolics in human aortic smooth muscle cells. J Cardiovasc Pharmacol 2007;49:140–5. doi: 10.1097/FJC.0b013e3180308489 35. Spilioti E, Jaakkola M, Tolonen T, Lipponen M, Virtanen V, Chinou I, Kassi E, Karabournioti S, Moutsatsou P. Phenolic acid composition, antiatherogenic and anticancer potential of honeys derived from various regions in Greece. PLoS One 2014;9:e94860. doi: 10.1371/journal.pone.0094860 36. Ozçelik B, Kartal M, Orhan I. Cytotoxicity, antiviral and antimicrobial activities of alkaloids, flavonoids, and phenolic acids. Pharm Biol 2011;49:396–402. doi: 10.3109/13880209.2010.519390 37. Kanter M. Protective effects of melatonin on testicular torsion/ detorsion-induced ischemia-reperfusion injury in rats. Exp Mol Pathol 2010;89:314–20. doi: 10.1016/j.yexmp.2010.07.006 38. Parlaktas BS, Atilgan D, Ozyurt H, Gencten Y, Akbas A, Erdemir F, Uluocak N. The biochemical effects of ischemia-reperfusion injury in the ipsilateral and contralateral testes of rats and the protective role of melatonin. Asian J Androl 2014;16:314–8. doi: 10.4103/1008-682X.122202 ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):111-116


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2017; 19(4):117−122 | doi: 10.24898/tandro.2017.54771

Erkek Cinsel Sağlığı

Erektil disfonksiyon tedavisinde penil protez implantasyonunun uzun dönem klinik sonuçları

The long term clinical results of penile prosthesis implantation in the treatment of erectile dysfunction Bilali Habeş Gümüş, Ali Can Albaz

ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Bu çalışmanın amacı, organik nedenli erektil disfonksiyon (ED) tanılı hastaların tedavisi için kliniğimizde uygulanan penil protez implantasyonun uzun dönem klinik sonuçlarını değerlendirmektir. GEREÇ ve YÖNTEMLER: Kliniğimizde organik ED tanısı ile penil protez implantasyonu yapılan ve üzerinden 60 ay ve üzeri süre geçmiş olan, ulaşılabilen 52 hasta içerisinden çalışmaya katılmayı kabul eden 34 hastaya ait veriler retrospektif olarak incelendi. Hastaların demografik verileri, uygulanan protez tipleri, peroperatif ve postoperatif komplikasyonları, post operatif dönemde kendisinin ve eşinin memnuniyet durumu değerlendirildi. BULGULAR: Penil protez implantasyonu yapılan 34 olgunun yaş ortalaması 61,97±10,55 yıl ve ortalama vücut kitle indeksleri 27,55±4,33 kg/ m2 olarak saptandı. Hastaların 23’ünde (%69,6) sigara kullanım öyküsü mevcuttu. Malleable protez konulan 15 (%44,1) hasta iken, 14 (%41,1) hastaya iki parçalı penil protez, geri kalan beş (%14,7) hastaya da üç parçalı protez yerleştirildi. Penil protez cerrahisi sefazolin ve gentamisin profilaksisi ile 34 hastada penoskrotal insizyonla gerçekleştirildi. Hiçbir hastada peroperatif komplikasyon yaşanmadı. Bir hastada penil gerginlik/ağrı, iki hastada insizyon yerinde antibiyoterapi ile düzelen lokalize enfeksiyon ve bir hastada mekanik problem nedeniyle re-implantasyon gerçekleştirildi. İki hastada protez enfeksiyonu nedeniyle penil protez çıkartıldı. Ortalama takip süresi 86,47±31,78 ay olan hastaların %82,4’ü, eşlerinin %70,5’i penil protezden memnun olduğunu belirtti. SONUÇ: Penil protez implantasyonu, erektil disfonksiyon tedavisinde 3. basamak tedavi olarak başvurulan invazif ve etkili bir tedavi biçimidir. Yüksek oranlarda hasta ve eş memnuniyeti sağlayan bu yöntemde, uygun cerrahi prosedürlere rağmen enfeksiyon en sık görülen ciddi bir komplikasyondur. Anahtar Kelimeler: Erektil disfonksiyon, cerrahi, tedavi, penil protez, komplikasyon

INTRODUCTION: The aim of this study is to evaluate the long-term clinical outcomes of penile prosthesis implantation in our clinic for the treatment of patients with organic erectile dysfunction (ED). MATERIAL and METHODS: We retrospectively analyzed the data of 34 patients who agreed to participate in the study from 52 accessible patients who were diagnosed with organic ED in our clinic and who had undergone the penile prosthesis implantation for 60 months or more. Patient demographic data, the type of prostheses, peroperative and postoperative complications, postoperative couples’ satisfaction were evaluated. RESULTS: The mean age of the 34 patients with penile prosthesis implantation was 61.97±10.55 years and the mean body mass index was 27.55±4.33 kg/m2. 23 of the patients (69.6%) had a history of smoking. The malleable prosthesis was implanted to 15 patients (44.1%), the 2-piece penile prosthesis to 14 (41.1%) patients and the 3-piece prosthesis to the remaining 5 (14.7%) patients. Penile prosthesis was performed with cefazolin and gentamicin prophylaxis in 34 patients by penoscrotal incision. There were no peroperative complications in any patient. Penile tension/pain in one patient, localized infection in 2 patients with an on site antibiotherapy and re-implantation due to a mechanical problem in 1 patient. Penile prosthesis was removed due to prosthetic infection in two patients. The mean follow-up was 86.47±31.78 months and approximately 82.4% of patients and 70.5% of their partners were satisfied with the surgical results of the penile prosthesis operation. CONCLUSION: Penile prosthesis implantation is an invasive and effective form of treatment as a third-line treatment in the treatment of erectile dysfunction. In this method of providing patient and co-satisfaction at high rates, infection is the most common serious complication, despite appropriate surgical procedures. Keywords: Erectile dysfunction, surgery, treatment, penile prosthesis, complication

GİRİŞ Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı, Manisa Yazışma Adresi / Correspondence: Arş. Gör. Dr. Ali Can Albaz Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Hafsa Sultan Hastanesi, Yunusemre, Manisa - Türkiye Tel. +90 505 9129003 E-mail: alicanalbaz@hotmail.com Geliş / Received: 22.11.2017;

©2017 Androloji Bülteni

Kabul / Accepted: 07.12.2017

Erektil disfonksiyon (ED) prematür ejakulasyondan sonra en sık görülen erkek cinsel fonksiyon bozukluğu olup[1] “bir erkeğin en az altı ay süre ile seksüel ilişki için yeterli penis ereksiyonunu sağlama ve/veya sürdürmede yetersizliği” olarak tanımlanmaktadır.[2] ED son yıllara kadar genellikle psikolojik kökenli bir hastalık olarak tanımlanmasına karşılık, günümüzde ED’nin kökeninde %75 oranında

117


organik nedenin bulunduğu kabul edilmektedir.[3] Türk Androloji Derneği tarafından 2014 yılında ülkemizde ED prevalansı ve bağlantılarını araştırma amaçlı yapılan toplum esaslı bir çalışmada prevalans %33 olarak bulunmuş, bunun %76,9’si hafif, %16,3’i orta, %5,7’i de tam derecede ED olarak bildirilmiştir.[4,5] Yaşam tarzı değişiklikleri, ağız yoluyla veya intrakavernöz enjeksiyonla uygulanan medikal tedavi seçeneklerini içeren birinci ve ikinci basamak konservatif tedaviler, günümüzde ED’li hastalara ilk uygulanan yöntemlerdir. Fosfodiesteraz Tip-5 inhibitörleri, intrakavernöz enjeksiyonlar, intraüretral alprostadil ve vakum cihazları, hastaların %80 gibi bir oranda tedaviyi bırakmaları nedeniyle başarısız olabilir.[6,7] Oral ve cerrahi dışı tedavilerden yanıt alınamayan veya herhangi bir nedenle bu tedavileri kullanamayan erektil disfonksiyonlu (ED) hastalarda üçüncü basamak tedavi olarak penil protez implantasyonu önerilmektedir.[8] Son yıllarda komplikasyon ve mekanik cihaz hasarı oranlarını azaltmaya ve hasta/eş memnuniyetini arttırmaya yönelik birçok modifikasyon geçiren şişirilebilir protezler, günümüzde hâlen ED tedavisinde son basamak olarak yaygın kullanım alanı bulmaktadır.[9,10] Bizim bu çalışmamızdaki amacımız, birinci ve ikinci basamak tedavilere yanıt vermeyen organik nedenli ED’li hastalara uyguladığımız penil protez implantasyonuna ait hasta ve eş memnuniyetine ait sonuçlarımızı sunmaktır.

GEREÇ VE YÖNTEM Kliniğimizde Ocak 2004 ile Ağustos 2014 tarihleri arasında, bükülebilir veya şişirilebilir penil protez implantasyonu uygulanan organik nedenli ED’si bulunan ve ulaşılabilen 52 hastadan, telefon ile ulaşılabilen ve/veya karşılıklı görüşme olanağı sağlanan ve çalışmaya dahil olmayı kabul eden 34 hastaya ait veriler retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Hastalara operasyon öncesinde işlem ile ilgili genel bilgiler, meydana gelebilecek komplikasyonlar ve alternatif tedavi yöntemleri anlatılmıştır. Hastalar ve eşleri bilgilendirilmiş, onamları alınmıştır. Hastalara yapılan bilgilendirmenin ardından, mental durumlarına, el becerilerine ve üretralarında darlık olup olmamasına göre, şişirilebilir veya bükülebilir penil protez tipi önerilmiştir. Hastaların, 21’i spinal anestezi altında ve 13’ü de genel anestezi altında olmak üzere, pubik bölgeleri traşlandıktan sonra povidon-iyodin solüsyonuyla 10 dakika boyunca genital bölge yıkanmıştır. Tüm hastalara, aynı zamanda profilaksi amaçlı intravenöz sefazolin ve gentamisin uygulanmıştır. Ardından, supin pozisyonda 18 fr foley sonda takıldıktan sonra penoskrotal bölgeden yaklaşık 3 cm’lik cilt insizyonuyla korpus

118

kavernozumlara ulaşılıp 2 cm’lik bilateral korporotomi gerçekleştirilmiştir. Sonrasında, Hegar dilatatörler kullanılarak ve korpus kavernozumda protezin yerleştirileceği alanlar oluşturularak, uygun uzunlukta silindir seçimi için ölçümler yapılmıştır. Tüm bu işlemler yapılırken, korpus kavernozumlar gentamisin içeren solüsyonlarla yıkanmıştır. Korpus kavernozumda dorsal sinirin lateraline destek süturleri konulup şişirilebilir protez yerleştirilen hastalara, kraniyo-kaudal pozisyonda fasya transversalisin arkasına 100 mL izotonik ile doldurulmuş rezervuar yerleştirilmiştir. Cerrahi alan hazırlandıktan sonra silindirler, retraksiyon için destek sutürleri kullanılarak yerleştirilmiştir. Silindirler hemen doldurularak, fonksiyonel ve kozmetik olarak bir problem olup olmadığı değerlendirilmiştir. Çok parçalı protez takılan hastalara, skrotumda sağ tarafa subdartos poş oluşturularak pompa yerleştirilmiştir. Hidrolik test yapıldıktan sonra da korporotomiler, daha önce konulmuş 2/0 vicryl destek sutürleriyle kapatılmıştır. Cilt altı ve cilt 2/0 rapid vicryl ile sutüre edilerek işleme son verilmiştir. Operasyondan altı hafta sonra tüm hastalara protez kullanma eğitimi verilerek, hastaların penis protezleri aktive edilmiştir. Hastaların cinsel ilişkiye girmeleri önerilmiştir. Postoperatif enfeksiyona karşı, altı hafta boyunca oral siprofloksasin tedavisine devam edilmiştir. Penis protez takılma işleminin üzerinden 60 ay ve üzeri geçmiş olan hastalar çalışmaya dahil edildi. Demografik veriler olarak hastanın yaşı, vücut kitle indeksi ve medeni durumu, hangi tip protezin konulduğu, postoperatif komplikasyonlar ve hastaların ve eşlerinin memnuniyet düzeyleri araştırıldı. Hastalarımıza Modifiye EDITS (Erectile Dysfunction Inventory of Treatment Satisfaction Questionnaire) hasta sorgulama formu doldurtularak, kendilerinin ve eşlerinin memnuniyet düzeyleri araştırıldı. Genel memnuniyet 5 puanlı ölçekte değerlendirilmiştir; 1- hiç memnun değil, 3- kısmen memnun ve 5- oldukça memnun. Olguların modifiye EDITS hasta sorgulama formu soruları: 1. Genel olarak, penil protezinizden memnun musunuz? 2. Penil protez beklentilerinizin ne kadarını karşıladı? 3. Penil protez sürekli kullanım için ne kadar uygun? 4. Penil protezi kullanmak sizin için kolay oluyor mu? 5. Cinsel birleşme esnasındaki hissetme (zevk) yetinize güveniniz nasıl? 6. Eşinizin memnuniyeti nasıl? ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):117-122


Bu soruların dışında, ejakulasyon miktar ve süresinde preoperatif döneme göre değişiklik olup olmadığı, dört hafta içindeki cinsel ilişkiye girme sayısı ve hastanın protez operasyonu yaptırmayı başkasına tavsiye edip etmeyeceği de soruldu. Operasyon sonrası hasta ve partner memnuniyeti, birebir görüşme (yüz yüze ve/veya telefon görüşmesi) ile değerlendirildi. Çalışmamızın verileri, Microsoft Excel programının fonksiyon hesaplamaları kullanılarak değerlendirildi. Elde edilen sonuçlarla tablo oluşturuldu.

Tablo 1. Tek parçalı/ 2 parçalı/ 3 parçalı Tek parçalı

2 parçalı

3 parçalı

Toplam

15

14

5

34

44,11

41,17

14,70

100

Tablo 2. Protezi rahat kullanabiliyor musunuz? Kullanabiliyorum

Kullanamıyorum

Toplam

20

14

34

58,82

41,17

100

BULGULAR Hastaların ortalama yaşları 61,97±10,55 yıl olup 26 ile 83 yıl arasında değişmekteydi. Hastaların ortalama vücut kitle indeksleri 27,55±4,33 kg/m2 olarak saptandı. Ortalama takip süresi 86,47±31,78 aydır. Genel olarak sağlık durumu hakkında %14,7’si çok iyi olduğunu, %52,9’u iyi olduğunu, %26,4’ü orta, %5,8’i ise kötü olduğunu belirttiler. Toplam 34 hastadan; 15 (%44,1) hastaya bir, 14 (%41,1) hastaya iki, geri kalan beş (%14,7) hastaya da üç parçalı protez yerleştirildi (Tablo 1). Hastaların 20’si (%58,8) protezi rahat kullanabildiğini belirtirken, 14’ü (%41,1) rahat kullanamadığını belirtti (Tablo 2). Bu 14 hastadan birinde protezde mekanik problem nedeniyle re-implantasyon yapılırken, iki hastada protez enfeksiyonuna bağlı protez çıkarılması işlemi uygulandı. Altı hasta, pompanın kullanımında oluşan cilt ağrısına sekonder zorluk olduğunu, kalan beş hasta ise pompa ile ilgili problem yaşadığını belirtti. Bu problemlerin, protezi “inflatable” hale getirirken mekanizmayı bulmaktaki güçlüğe, pompanın sert olmasına ve sertleşmenin geç oluşmasına bağlı olduğu görülmektedir. İki hastada, protez enfeksiyonu nedeniyle penil protez çıkartıldı. Bu hastalardan birinin çıkarılma zamanı protez implantasyonu sonrası 7. ay, diğerinin ise postoperatif 22. ay idi. Postoperatif 3. aydan daha geç başlangıçlı protez enfeksiyonları, geç enfeksiyon olarak kabul edildi. Hastaların 10’u (%29,4) protez kullanımı sırasında ağrı olduğunu belirtti (Tablo 3). Ejakülasyon miktar ve süresinde ameliyat öncesine göre artış oldu diyen hasta 14 (%41,1) iken, dört hasta (%11,7) azaldığını, üç hasta da (%8,8) ejakülasyonun olmadığını söyledi; kalan 13 hastada (%38,2) ejakulasyon miktarında değişim saptanmadı (Tablo 4). Hastalardan beşi (%14,7) ortalama dört hafta içinde hiç cinsel ilişkide bulunmaz iken, 17 hasta (%50) 1–5 kez, dokuz hasta (%26,4) 5–10 arası, üç hasta ise (%8,8) 10 ve üzeri sayıda cinsel ilişkide bulunduğunu belirtti (Tablo 5). Hastaların dokuzu (%26,4) dört hafta içinde cinsel ilişki performansından çok memnun olduğunu, 12’si (%35,2) memnun olduğunu, yedisi (%20,5) orta düzeyde memnun olduğunu, altı hasta (%17,6) ise memnun olmadığını belirtti (Tablo

Tablo 3. Protez kullanımı sırasında ağrı oluyor mu? Evet

Hayır

Toplam

10

24

34

29,41

70,58

100

Tablo 4. Ejakülasyon miktar ve süresinde ameliyat öncesine göre değişim oldu mu? Ejakulasyon Toplam yok

Artış oldu

Değişmedi

Azalma oldu

14

13

4

3

34

41,17

38,23

11,76

8,82

100

Tablo 5. Dört hafta içinde kaç kez cinsel ilişkide bulundunuz? Hiç

1-5 arası

5-10 arası

10 ve üzeri

Toplam

5

17

9

3

34

14,70

50

26,47

8,82

100

Tablo 6. Dört hafta içindeki cinsel ilişkide ne sıklıkla memnun oldunuz? Memnun değil

Orta memnuniyet

Memnun

Çok memnun

Toplam

6

7

12

9

34

17,64

20,58

35,29

26,47

100

6). Hasta eşlerinin 10’u (%29,4) dört hafta içindeki cinsel ilişkiden memnun olmadığını, 24’ü (%70,5) ise memnun olduklarını belirtti (Tablo 7). Hastaların 26’sı (%76,4) bu tecrübeden sonra tekrar başa dönse protez operasyonu yaptırmayı isterken, sekizi (%23,5) protez operasyonu yaptırmayı istemeyeceğini belirtti (Tablo 8).

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Gümüş ve Albaz n Erektil disfonksiyon tedavisinde penil protez implantasyonunun uzun dönem klinik sonuçları

119


Tablo 7. Dört hafta içindeki cinsel ilişkide eşiniz ne sıklıkla memnun oldu? Memnun değil

Memnun

Toplam

10

24

34

29,41

70,58

100

Tablo 8. Tekrar başa dönse protez yaptırır mı? Evet

Hayır

Toplam

26

8

34

76,47

23,52

100

TARTIŞMA Türkiye’de ED insidansı ile ilgili yapılmış bir çalışmada; 40 yaşın üzerindeki erkeklerde genel erektil disfonksiyon insidansı %33 olarak saptanmıştır.[4] Yapılan diğer bir çalışmada ise; 2025 yılında Avrupa’da 40 yaşın üzerinde %48’in üzerinde ED beklenmektedir.[11] Kliniğimizde ED tedavisi için, Avrupa Üroloji Birliği’nin güncel kılavuzunda yer alan algoritma kullanılmaktadır.[12] Organik kaynaklı ED tanısı konulan hastalarımıza, öncelikle oral fosfodiesteraz Tip 5 inhibitörü ve vakum cihazları önerilmekte; bu tedavilerden fayda görmeyen ve/veya yan etkiler oluşan hastalarımıza, ikinci basamak tedavi seçeneği olarak, intrakavernozal enjeksiyon önerilmektedir. Bu tedavi seçeneklerinden fayda görmeyen ve/veya tedaviler sırasında yan etkiler meydana gelen hastalarımıza, penil protez implantasyonu önermekte ve uygulamaktayız. Erektil işlev bozukluğu tedavi seçenekleri arasında, penil protez implantasyonunun en başarılı ve memnuniyet oranı en yüksek tedavi seçeneği olduğu literatürde bildirilmiştir. [13] Tüm protez tiplerinin hasta memnuniyetini etkileyecek farklı üstünlükleri ve olumsuz yanları mevcuttur.[14] Bükülebilir protezlerin giyinme ve işeme sırasında aşağıya, ilişki sırasında ise yukarıya bükülmeyi sağlayan yapısı vardır. Bu protez tipinin üstünlükleri; mekanik hasara yol açacak parçalar içermemesi, kolay ve kısa sürede yerleştirilmesi ve ucuz olmasıdır. Bununla beraber sürekli rijit kalmasından ötürü sonradan gerekebilecek endoskopik işlemler için güçlük çıkarması gibi bir dezavantajı vardır.[15] Şişirilebilir protezlerin ise kozmetik ve doğal bir ereksiyonu taklit eder gibi penil uzunluk ve kalınlıkta artış olması gibi avantajları vardır.[15] Bu protez tipinde en önemli olumsuzluk mekanik hasardır. Klinik pratiğimizde biz, şişirebilir penis protezi için kontrendikasyon olmayan tüm hastalarımıza bu tip protezi önermekteyiz. Serimizde “malleable” protezin

120

sayısal olarak fazla olması, takip süresi 60 aydan fazla olan hastaları içermesindendir. Ayrıca, tüm penil protezler hakkında bilgilendirme yapılıp hasta tercihini göz önüne almaktayız. Çalışmamızın ana amacı, erektil işlev bozukluğu nedeniyle penil protez implantasyonu yapılan hastalarda yan etki ve memnuniyeti değerlendirmektir. Literatürde protez memnuniyetsizliğinin esas sebebi, enfeksiyon, erozyon veya mekanik hasar nedeniyle protez çıkarılması olarak bildirilmektedir.[9] Ayrıca memnuniyetsizlik sebepleri olarak, ağrı, kısa protez ve yumuşak glans sendromu belirtilmiştir.[9] Medikal endüstrideki gelişimlerin şişirilebilir penis protezlerine yansımasıyla, mekanik arızalar günümüzde %5’lerin altına inmiştir.[16] Bizim 34 olguluk serimizde, şişirilebilir protez implantasyonu yaptığımız bir hastada mekanik problem nedeniyle re-implantasyon yapılmıştır. Çalışmamızda, beş hasta pompa ile ilgili mekanik problem yaşadığını belirtmiştir. Bunlar, hastaların skrotumdaki pompayı bulmada zorluk yaşamaları, özellikle protezi “inflatable” hale getirirken düğmeyi bulamamalarından ötürü duyulan cilt ağrısıdır. Şişirilebilir penil protez implantasyonu yapılan hastalarda, erken dönemde görülen pompayı kullanamamalarına sekonder oluşan skrotal ağrı, analjezik tedavileri ile ortadan kaldırılmıştır. Hastalara protez implantasyonu sonrası 6. haftada aktifleştirme işlemi yapılırken, ayrıntılı olarak pompa kullanımı, protezi şişirme ve söndürme ile ilgili eğitimler tarafımızca verilmiştir. En korkulan komplikasyon olan penil protez enfeksiyonlarının, her türlü artifisyel materyalde olabildiği bilinmektedir.[17] Enfeksiyonlar, bazen yüzeysel olup antibiyotiklerle tedavi edilebilirken bazen de penil doku kaybına yol açacak kadar dramatik olabilmektedir.[18] Bu tür enfeksiyonlar, penil protez implantasyonunun en kötü komplikasyonlarıdır.[19] En sık enfeksiyon nedeni olan bakteriyel ajan Staphilococcus epidermidis’tir.[19] Literatür incelendiğinde ilk yayınlarda, bükülebilir protezler için %0,6–16,7 arasında, üç parçalı şişirilebilir protezler için ise %0,8–8 arasında enfeksiyon oranları bildirilmiştir.[20] Bizim çalışmamızda, iki hastada protez enfeksiyonu nedeniyle penil protez çıkartıldı. Bu hastalardan birinin çıkarılma zamanı protez implantasyonu sonrası 7. ay, diğerinin ise postoperatif 22. ay idi. Geç dönem protez enfeksiyonu oranını, çalışmamızda literatürle benzer şekilde %5,88 olarak saptadık.[21] Günümüzde gram pozitif ve gram negatif bakterilere karşı uygun antibiyotik profilaksisi ve dikkatli cerrahi teknik ile enfeksiyon oranı %2–3’e düşürülmüştür.[22] Diyabet enfeksiyon için ana risk faktörlerinden biri olarak kabul edilmekte ise de, güncel veriler bu bilgiyi desteklememektedir.[23] Hasta memnuniyeti, birden fazla etkene bağlı olarak ortaya çıkmaktadır; ameliyat öncesi beklentiler, ameliyat sonrası ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):117-122


ağrı ve ödem, istenmeyen yan etkiler, protezin işlevselliği, kullanım kolaylığı ve eşler tarafından kabul edilebilirliği gibi faktörlere bağlıdır.[15] Bizim serimizde penil protez implantasyonu, hızlı ve tam bir sertlik sağlaması nedeniyle yüksek memnuniyet oranlarına sahiptir. Bükülebilir penil protez implantasyonu yapılan hastalarımızda, ilk günlerde sürekli rijiditeden kaynaklanan memnuniyetsizlik görülse de zaman içinde bu sorun hasta tarafından kabul görmektedir. Şişirilebilir penil protez implantasyonu yapılan hastalarımızda ise skrotuma yerleştirilen pompanın oluşturduğu rahatsızlık hissi ve ağrı en sık yan etki olarak karşımıza çıksa da, tarafımızdan verilen eğitimlerle hastanın pompayı kullanması sağlanmıştır. Hiçbir hastada memnuniyetsizlik veya kullanamamaya bağlı protez çıkarılması gerekmemiştir. Literatüre bakıldığında, en yüksek memnuniyet oranlarının ameliyattan sonra 6–12. aylarda olduğu belirtilmiştir.[24] Hasta için uygun protezin seçimi, hastanın olduğu kadar eşinin de memnuniyeti açısından önemlidir.[23,25] Literatürde verilen %70–87’lik genel memnuniyet oranlarına benzer şekilde, yüksek oranda; yaklaşık %82,4’lik hasta ve %70,5’lik partner memnuniyetini saptadık.[26] Çalışmamızda ortalama takip süresi yedi yıldır. Literatürde, penil protez implantasyonu sonrası beş yıl ve üzerinde takip süreleri olan çalışma sayısı azdır. Bu çalışmadaki verilerin geriye dönük olması ve son beş yılda opere edilen hastalarımızın çalışmaya dahil edilmemesi çalışma grubunu kısıtlamıştır. Hastaların bir kısmının çalışmaya katılmayı kabul etmemesi, çalışma veri ve sonuçlarını sınırlandırmaktadır.

SONUÇ Organik kökenli ve medikal tedaviye dirençli erektil işlev bozukluğu olgularında, penil protez implantasyonu altın standart olarak yerini korumaktadır.[15] Bu yöntem, uygun hasta seçimi yapıldığı ve antisepsi kurallarına uyulduğunda, düşük yan etkiler, yüksek başarı oranı ve hasta memnuniyeti ile tercih edilmeye devam edecek gibi gözükmektedir. Şişirebilir penil protez seçimi, hastanın sosyokültürel durumuna göre yapılmalıdır. Hastaya, penis protezi ve pompa kullanımı ile ilgili ayrıntılı olarak eğitim verilmelidir. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Peer-review Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest No conflict of interest was declared by the authors.

KAYNAKLAR

1. Lindau ST, Schumm LP, Laumann EO, Levinson W, O’Muircheartaigh CA, Waite LJ. A study of sexuality and health among older adults in the United States. N Engl J Med 2007;357:762–74. doi: 10.1056/NEJMoa067423 2. NIH Consensus Conference. Impotence. NIH Consensus Development Panel on Impotence. JAMA 1993;270:83–90. 3. Nehra A, Barret DM, Morelan RB. Pharmacotherapeutic advances in the treatment of erectile dysfunction. Mayo Clin Proc 1999;74:709–21. doi: 10.4065/74.7.709

4. Çayan S, Kendirci M, Yaman Ö, Aşçı R, Orhan İ, Usta MF, et al. Prevalence of erectile dysfunction in men over 40 years of age in Turkey: Results from the Turkish Society of Andrology Male Sexual Health Study Group. Turk J Urol 2017;43:122–9. doi: 10.5152/tud.2017.24886 5. Akkus E, Kadioglu A, Esen A, Doran S, Ergen A, Anafarta K, et al. Prevalence and correlates of erectile dysfunction in Turkey: a population-based study. Eur Urol 2002;41:298–304.

6. Mulhall JP, Bella AJ, Briganti A, McCullough A, Brock G. Erectile function rehabilitation in the radical prostatectomy patient. J Sex Med 2010;7:1687–98. doi: 10.1111/j.1743-6109.2010.01804.x

7. Gontero P, Fontana F, Zitella A, Montorsi F, Frea B. A prospective evaluation of efficacy and compliance with a multistep treatment approach for erectile dysfunction in patients after non-nerve sparing radical prostatectomy. BJU Int 2005;95:359–65. doi: 10.1111/j.1464-410X.2005.05300.x 8. Evans C. The use of penile prostheses in the treatment of impotence. Br J Urol 1998;81:591–8.

9. Minervini A, Ralph DJ, Pryor JP. Outcome of penile prosthesis implantation for treating erectile dysfunction: experience with 504 procedures. BJU Int 2006;97:129–33. doi: 10.1111/j.1464410X.2005.05907.x

10. Anafarta K. Surgical treatment of erectile dysfunction. Türkiye Klinikleri J Surg Med Sci 2007;3:38–44.

11. Aytac IA. McKinlay JB. Krane RJ. The likely worldwide increase in erectile dysfunction between 1995 and 2025 and some possible policy consequences. BJU Int 1999;84:50–6. 12. Hatzimouratidis K, et al. Guidelines on male sexual dysfunction: erectile dysfunction and premature ejaculation. Eur Urol 2010;57:804–14. doi: 10.1016/j.eururo.2010.02.020 13. Rajpurkar A, Dhabuwala CB. Comparison of satisfaction rates and erectile function in patients treated with sildenafil, intracavernous prostaglandin E1 and penile implant surgery for erectile dysfunction in urology practice. J Urol 2003;170:159–63. doi: 10.1097/01.ju.0000072524.82345.6d

14. Anafarta K, Safak M, Bedük Y, Baltaci S, Aydos K. Clinical experience with inflatable and malleable penile implants in 104 patients. Urol Int 1996;56:100–4. 15. Turna B, Umul M, Altay B, Apaydın E, Semerci B, Çıkılı N. Penil protez yerleştirilmesi cerrahisinde klinik deneyimlerimiz. Türk Ürol Der 2007;33:151–5.

16. Wilson SK, Delk JR, Salem EA, Cleves MA. Long-term survival of inflatable penile prostheses: single surgical group experience with 2384 first-time implants spanning two decades. J Sex Med 2007;4:1074–9. doi: 10.1111/j.1743-6109.2007.00540.x 17. Selph JP, Carson CC 3rd. Penile prosthesis infection: approaches to prevention and treatment. Urol Clin North Am 2011;38:227–35. doi: 10.1016/j.ucl.2011.02.007

18. Carson CC. Penile prosthesis implantation and infection for Sexual Medicine Society of North America. Int J Impot Res 2001;13:S35–8. doi: 10.1038/sj.ijir.3900775

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Gümüş ve Albaz n Erektil disfonksiyon tedavisinde penil protez implantasyonunun uzun dönem klinik sonuçları

121


19. Carson CC. Diagnosis, treatment and prevention of penile prosthesis infection. Int J Impot Res 2003;15:S139–46. doi: 10.1038/sj.ijir.3901091

20. Mould JW, Carson CC. Infectious complications of penile prostheses. Infect Urol 1989;139:50–2. 21. Falcone M, Garaffa G, Gillo A, Dente D, Christopher AN, Ralph DJ. Outcomes of inflatable penile prosthesis insertion in 247 patients completing female to male gender reassignment surgery. BJU Int 2017. doi: 10.1111/bju.14027. [Epub ahead of print]

22. Goldstein I, Newman L, Baum N, Brooks M, Chaikin L, Goldberg K, et al. Safety and efficacy outcome of mentor alpha-1 inflatable penile prosthesis implantation for impotence treatment. J Urol 1997;157:833–9.

122

23. Montague DK, Angermeier KW. Penile prosthesis implantation. Urol Clin North Am 2001;28:355–61.

24. Mulhall JP, Ahmed A, Branch J, Parker M. Serial assessment of efficacy and satisfaction profiles following penile prosthesis surgery. J Urol 2003;169:1429–33. doi: 10.1097/01. ju.0000056047.74268.9c 25. Montague DK, Angermeier KW. Current status of penile prosthesis implantation. Curr Urol Rep 2000;1:291–6.

26. Levine LA, Estrada CR, Morgentaler A. Mechanical reliability and safety of and patient satisfaction with the Ambicor inflatable penile prosthesis: results of a 2 center study. J Urol 2001;166:932–7.

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):117-122


ARAŞTIRMA YAZISI | ORIGINAL ARTICLE

Androl Bul 2017; 19(4):123−126 | doi: 10.24898/tandro.2017.99266

Erkek Cinsel Sağlığı

Prostatik kalsifikasyonun alt üriner sistem yakınmalarına etkisi

The impact of prostate calcification on lower urinary tract symptoms Eyüp Veli Küçük1, Ahmet Tahra2, Ahmet Bindayı3, Ümit Yıldırım4, Resul Sobay1, Uğur Tolga Şen1

ÖZ

ABSTRACT

AMAÇ: Prostat kalsifikasyonunun alt üriner sistem yakınmalarına (AÜSY) olan etkisini değerlendirmeyi amaçladık. GEREÇ ve YÖNTEMLER: 2010–2016 yılları arasında AÜSY nedeniyle üroloji polikliniğine başvuran hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Çalışmaya kalsifikasyonu olmayan 58 hasta, orta derecede kalsifikasyonu olan 63 hasta ve ileri derecede kalsifikasyonu olan 56 hasta olmak üzere toplam 177 hasta dahil edildi. Hastalar, daha önce tarif edildiği üzere hiç kalsifikasyonu olmayan, orta derecede kalsifikasyonu olan (<3 mm uzunluk ve <3 adet) ve ileri kalsifiye (≥3 adet veya ≥3 mm uzunluk) olarak üç gruba ayrıldı. Hastalara uluslararası prostat semptom skoru (IPSS) doldurtuldu ve maksimum akış hızları değerlendirildi. Sürekli değişkenler varyans analizi ile kategorik değişkenler ki-kare ile değerlendirildi. Korelasyon değerlendirmeleri lojistik regresyon analizi ile yapıldı. BULGULAR: Hastaların ortalama yaşı 56,5 olarak belirlendi. Prostatik kalsifikasyon yaş ile ilişkili iken prostat volümü ile PSA düzeyi arasında pozitif bir korelasyon saptanmadı ve vücut kitle indeksi (VKİ) ile ilişkili bulunmadı. Yaşa göre düzeltilmiş olarak AÜSY ve Qmax değerinin prostatik kalsifikasyon derecesine göre değerlendirmesine göre; depolama, boşaltım ve total IPSS semptom skorları ile prostatik kalsifikasyon ilişkisiz bulundu. Maksimum akış hızı ile prostatik kalsifikasyon arasında ilişki bulunamadı. SONUÇ: Prostatik kalsifikasyonun AÜSY şiddetinin değerlendirilmesinde belirleyici bir faktör olmadığı tespit edildi. Anahtar Kelimeler: Prostat kalsifikasyonu, alt üriner sistem yakınmaları, uluslararası prostat semptom skoru

OBJECTIVE: We aimed to evaluate the effect of prostate calcification on lower urinary tract symptoms (LUTS). MATERIAL and METHODS: Patients who applied to urology clinic due to lower urinary system symptoms between 2010–2016 were retrospectively evaluated. A total of 177 patients were enrolled to this study; 58 patients without calcification, 63 patients with mild calcification and 56 patients with moderate/marked calcification. We classified the patients into three groups; those with no calculi, with mild calcification (<3 calcification, < 3 mm length) and with moderate/ marked calcification (≥3 calcification, ≥3 mm length). Patients filled the International Prostate Symptom Score (IPSS) and their maximum flow rates (Q max) were assessed. Categorical variables were evaluated with chi-square by variance analysis of continuous variables. Correlation evaluations were done by logistic regression analysis. RESULTS: The mean age was 56.5. Prostatic calcification was associated with age, but there was no positive correlation between prostate volume and PSA level, and no association with body mass index (BMI). Age adjusted analysis showed that; storage, voiding total IPSS were not correlated with calcification. As to IPSS, no relationship was found between maximum flow rate and prostatic calcification. CONCLUSION: Prostatic calcification is not a determining factor in the assessment of LUTS severity. Keywords: Prostate calcification, lower urinary tract symptoms, international prostate symptom score

GIRIŞ

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi, Ümraniye Sağlık Uygulama Araştırma Merkezi, Üroloji Anabilim Dalı, İstanbul 2 Tuzla Devlet Hastanesi, Üroloji Kliniği, İstanbul 3 Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi, Medikal Park Göztepe Hastanesi, Üroloji Anabilim Dalı, İstanbul 4 Artvin Devlet Hastanesi, Üroloji Kliniği, İstanbul 1

Yazışma Adresi / Correspondence: Uzm. Dr. Ahmet Tahra Tuzla Devlet Hastanesi, İstanbul - Türkiye Tel. +90 546 4660346 E-mail: ahmettahra@gmail.com Geliş / Received: 26.11.2017 Kabul / Accepted: 05.12.2017

©2017 Androloji Bülteni

Prostat kalsifikasyonu, genellikle alt üriner sistem yakınmaları ve benign prostat hiperplazisi olan hastalarda, transabdominal veya transrektal yol ile yapılan ultrasonografi yardımı ile tespit edilmektedir. Başka bir yakınma ile (renal kolik vb.) yapılan direkt üriner sistem grafisi veya bilgisayarlı tomografi ile de prostatik kalsifikasyon varlığı gözlenmekte, ancak varlıkları çoğunlukla göz ardı edilmektedir. Kalsifikasyonun nedeni henüz net değildir. Yapılan klinik çalışmalarda, prostatik kanallarla idrar reflüsü, spermatozoanın kanallara penetrasyonu, prostat epitelinin kronik inflamasyona yanıtı ve kronik bakteriyel prostatit patofizyoloji de suçlanmaktadır.[1]

123


Yapılan klinik çalışmalardan, kalsifikasyonların AÜSY’ye yol açtığı bazı çalışmalarda ise prostat kanseri ile ilişkili olabileceği bildirilmektedir ama kanser ile ilişkisi halen net değildir.[2–5] Yakın zamanda yapılan klinik çalışmalarda, prostatik kalsifikasyonun AÜSY’ye negatif etki yaptığı ortaya konulmuştur.[3,6] Subjektif yakınmaların yanında, objektif değerlendirmelerde kalsifikasyonun akım hızını azalttığı bildirilmiştir.[3] Güncel literatürde, periüretral fibrozis ve kalsifikasyonun AÜSY’nin etyolojisinde önemli rol oynadığı ve periüretral kalsifikasyonun AÜSY’yi arttırdığını bildiren çalışmalar mevcuttur.[7] Bu klinik çalışmada, prostat kalsifikasyonu ve bunun alt üriner sistem yakınmalarına etkilerinin objektif ve subjektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmaktadır.

Hastalar, aynı USG cihazı ve aynı kişi tarafından değerlendirildi. Hastalar, daha önce tarif edildiği üzere, hiç kalsifikasyonu olmayan, orta derecede kalsifikasyonu olan (<3 mm uzunluk ve <3 adet) ve ileri kalsifiye (≥3 adet veya ≥3 mm uzunluk) olarak üç gruba ayrıldı. Semptom skoru (IPSS) ise hafif (0–7), orta (8–19) ve şiddetli (20–35) olarak değerlendirildi. Hastalara idrar akım testi yapıldı ve maksimum idrar akışı kaydedildi. Sürekli değişkenler varyans analizi ile, kategorik değişkenler ki-kare ile değerlendirildi. Korelasyon değerlendirmeleri lojistik regresyon analizi ile yapıldı. Tüm istatistiksel değerlendirme, SPSS versiyon 20 (SPSS, version 20.0.0.2, IBM Corp., Armonk, NY) programı aracılığı ile yapıldı. İstatistiksel anlamlılık olarak p değeri <0,05 olarak kabul edildi.

BULGULAR

GEREÇ VE YÖNTEM 2010 ile 2016 yılları arasında üroloji polikliniğine başvuran ve transrektal ultrasonografi (TRUS) ile poliklinik değerlendirmeyi kabul eden ve üroflovmetrik değerlendirme yapılan (Maksimum akış hızı ve Post miksiyonel rezidü) 45 yaş (ort: 56,5) üzeri erkek hastalar, retrospektif olarak bu çalışmaya dahil edildi. Çalışmaya, kalsifikasyonu olmayan 58 hasta, orta derecede kalsifikasyonu olan 63 hasta ve ileri derecede kalsifikasyonu olan 56 hasta olmak üzere toplam 177 hasta dahil edildi. Hastaların ayrıntılı öyküleri alındı. Fizik muayene öncesinde hastalara Uluslararası Prostat Semptom Skoru (IPSS) formu doldurtuldu. Hastaların vücut kitle indeksi (VKİ), PSA düzeyleri ve biyokimyasal değerleri retrospektif olarak kaydedildi. Aktif üriner enfeksiyonu olan, mesane ve/veya prostat kanseri tanısı olan, hormon tedavisi alan, kontrolsüz diyabeti olan, AÜSY’ye yol açacak nörolojik hastalığı olan, pelvise radyoterapi alan hastalar çalışmaya dahil edilmedi. Seksen ve üzeri yaşı olan ve üroflovmetrik çalışmada maksimum akış hızı çok düşük (<5 mL/sn) olan hastalar çalışma dışında kabul edildi.

Hastaların klinik ve demografik verileri Tablo 1’de özetlenmektedir. Prostatik kalsifikasyon yaş ile ilişkili iken, prostat volümü, PSA düzeyi ve VKİ ile ilişkili bulunmadı. Hastaların ortalama yaş 56,5 olarak belirlendi. Hasta yaşı, kalsifikasyonu olmayan hastalarda (n=58) 55,2±7,44, orta derecede kalsifikasyonu (n=63) 55,4±6,56, ileri derecede kalsifiye olan hastalarda (n=56) ise 56,1±6,3 olarak belirlendi. Tablo 2’de, yaşa göre düzeltilmiş olarak, AÜSY ve Qmax değerinin prostatik kalsifikasyon derecesine göre değerlendirmesi mevcuttur. Depolama, boşaltım ve total IPSS semptom skorları ile prostatik kalsifikasyon ilişkisiz bulundu. Maksimum akış hızı ile prostatik kalsifikasyon arasında ilişki bulunamadı. Tekli değişkenli analizlerde ise, şiddetli AÜSY ile prostatik kalsifikasyon derecesi, yaş, prostat volümü ve serum PSA düzeyleri incelenmiş ve bağımsız bir öngörücü olmadıkları tespit edilmiştir. Benzer şeklide yapılan çoklu değişkenli analizde, bu faktörlerin bağımsız bir öngörücü olmadığı gözlenmiştir.

Tablo 1. Prostat kalsifikasyonu derecesine göre demografik veriler Kalsifikasyonu olmayan (n=58)

Orta derecede kalsifiye (n=63)

İleri derecede kalsifiye (n=56)

P değeri

Yaş (yıl)

55,2±7,44

55,4±6,56

56,1±6,3

0,04

Prostat volümü (mL)

34,3±9,43

35,1±8,32

36,3±7,57

0,18

PSA (ng/ml)

1,3±1,42

1,34±1,36

1,32±7,44

0,66

VKİ (kg/m )

26,9±3,12

26,8±3,31

26,6±2,99

0,54

2

PSA: Prostat Spesifik Antijen, VKi: Vücut Kitle İndeksi

124

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):123-126


Tablo 2. Yaşa göre düzeltilmiş AÜSY ile prostat kalsifikasyonu ilişkisi Kalsifikasyonu olmayan (n=58)

Orta derecede kalsifiye (n=63)

İleri derecede kalsifiye (n=56)

P değeri

IPSS toplam

14,83±5,78

15,02±5,38

15,11±5,03

0,19

Boşaltım semptomları

7,73±2,36

8,01±2,25

8,12±2,58

0,78

Depolama semptomları

7,1±3,42

7,01±3,13

6,99±2,55

0,61

16,87±8,86

17,72±7,72

17,16±6,98

0,58

Qmax (ml/s)

IPSS: ‘International Prostate Symptom Score’ (Uluslararası Prostat Semptom Skoru)

TARTIŞMA Prostatik kalsifikasyon özellikle BPH nedeni ile yapılan değerlendirmede tespit edilse de, klinik anlamı ve patofizyolojisi halen net değildir. Prevalans ile ilgili çalışmalarda, kalsifikasyonun tanımı ile ilgili problem mevcut olup %7,3–71 civarında BPH ve/veya kronik prostatit ilişkisi bildirilmiştir.[2,5,8–10] Prostatik kalsifikasyon ve/veya taşın etyolojisinde, prostatik sekresyonların corpora amylacea’da birikmesi suçlanmaktadır. Çoğunlukla, bu kalsifikasyonlarda inflamasyona sekonder lenfosit ve histiyosit infiltrasyonu gözlenmiştir.[2,5,11–13] Literatürde prostatik kalsifikasyon ile AÜSY ve idrar akım hızı ilişkisini araştıran çalışmalar mevcuttur. Yaptığımız bu çalışmada, mevcut literatürün çoğunlukla uzlaşmaya vardığı bulguların aksine, prostatik kalsifikasyon ile AÜSY ve maksimum idrar akım hızının ilişkisi olmadığı görülmüştür. Yang ve ark. tarafından yapılan ve 40 yaş ve üzeri, gönüllü olan toplam 604 hastanın değerlendirildiği bir çalışmada, prostatik kalsifikasyonun varlığı ve boyutunun, AÜSY’ye negatif etkide bulunduğu gözlenmiştir.[14] Han ve ark. tarafından yapılan diğer bir çalışmada, 1030 hasta periüretral ve prostatik kalsifikasyon açısından retrospektif olarak değerlendirilmiş, ortalama yaş 62,05±9,96, ortalama IPSS 16,77±7,48 olarak bulunmuş olup, prostatik ve periüretral kalsifikasyonun AÜSY’yi arttırdığı, idrar akım hızında azalmaya yol açtığı bildirilmiştir.[15] Benzer şekilde yapılan başka bir çalışmada da, periüretral fibrozisin AÜSY etyolojisinde önemli bir rol oynadığı önerilmiştir.[7] Park ve arkadaşlarının toplam 802 hastayı (355 prostat kalsifikasyonu olan hasta, 467 kalsifikasyonu olmayan hasta) inceledikleri bir çalışmada, ortalama yaşları 70,5±10,7 ila 64,8±12,8 yıl olan, ortalama IPSS skorları ise 15,7±9,2 ila 14,1±9,1 ve ortalama prostat volümleri 29,7±17,3 ila 25,5±16,5 olan hasta gruplarında prostatik taşın AÜSY ile ilişkisi araştırılmış; tek değişkenli analizlerde, yaş, prostatik taş ve prostatit AÜSY şiddeti için bağımsız öngörücü faktörler olarak belirlenmiş olup, çoklu değişkenli analizlerde ANDROLOJİ BÜLTENİ

Küçük ve ark. n Prostatik kalsifikasyonun altüriner sistem yakınmalarına etkisi

ise prostatik taşın oluşumunun yaş ve prostat boyutu ile ilişkili olabileceği, ancak prostatik taşın şiddetli AÜSY’nin şiddeti için bağımsız öngörücü faktör olmadığı gözlenmiştir.[3] Kim ve ark. ise, benign prostat hiperplazisi nedeni ile transüretral rezeksiyon uyguladıkları ortalama yaşları 68,7±7,5 yıl olan 225 hastanın, ortalama prostat volümünü 47,0±25,7 olarak, ortalama IPSS skorunu 22,6±7,7 olarak belirlemişler; bu 225 hastayı retrospektif olarak değerlendirip, prostatik taşı tip A (ayrı küçük yansıma), tip B (büyük çoklu yansıma), tip M (her iki tip) ve tip N (taşsızlık) olarak gruplamışlar; gruplar arasında total IPSS, depolama IPSS ve boşaltım IPSS açısından, çalışmamıza benzer şekilde, fark bulamamışlardır.[2] Park ve Choo tarafından yapılan diğer bir çalışmada, transrektal USG ile değerlendirilen 606 hasta çalışmaya alınmış (prostatik taş olmayan 142 hasta ve taşı olan 464 hasta), bunların ortalama yaşları 52,46±12,88 ile 59,94±11,73 yıl, ortalama prostat volümü 24,18±7,84 ila 26,78±10,18 olarak belirlenmiş olup, hasta grupları karşılaştırıldığında, prostatik taşın total IPSS, boşaltım IPSS ve QoL skorları ile korele olmadığı, ancak depolama semptomlarını şiddetlendirdiği ortaya konulmuştur.[16] Ancak çalışmamızın aksine, Kim ve ark. tarafından yapılan diğer bir çalışmada, 40–59 yaş arası rutin kontrol yapılan, ortalama prostat volümü 24,5±7,1 olan 1575 hasta değerlendirilmiş, prostatik taş olmayan ve küçük taşı olan grup ile büyük taşı olan grup olmak üzere iki gruba ayrılmış, taş büyüklüğünün orta ve şiddetli AÜSY için bağımsız bir öngörücü olduğu belirtilmiştir.[6] Çalışmamızda, yaş ile prostatik taşın arttığı gözlenmiştir. Prostat taşlarının insidansının yaş ile arttığı, 40 yaş üzerinde genç yaşa göre daha çok sayıda ve büyük prostatik taş olduğu gösterilmiştir.[10,17] Yapılan otopsi serisinde, ≥1 mm çaplı prostatik taşın yaş ile arttığı gösterilmiştir.[18] Çalışmamızda, maksimum akış hızı ile prostatik kalsifikasyon ilişkisiz olarak bulunmuştur. Prostat kalsifikasyonunun AÜSY’ye etki ettiğini bildiren çalışmalarda, objektif bir yöntem ile ürodinamik parametreler genellikle değerlendirilmemiştir. Han ve ark. tarafından yapılan çalışmada, periüretral ve prostatik kalsifikasyonun maksimum idrar

125


akışı ile istatistiksel bir ilişkisi olduğunu belirtilmekle birlikte, bu ilişkinin sayısal olarak çok az miktar olduğu bulunmuştur.[15] Yang ve ark. ise, kalsifikasyon şiddeti arttıkça obstrüktif hasta (Q max<15 ml/sn) oranında artış bildirmişlerdir.[14] Metabolik sendrom, gün geçtikçe sayısı çoğalan çalışmalar ile birlikte, AÜSY’de etkisi araştırılan bir konudur. Yapılan çalışmalarda, gerek metabolik sendromun kendisinin gerekse komponentlerinin AÜSY’yi etkilediği gösterilmiştir.[19] Ancak, vücut kitle indeksi ile prostatik kalsifikasyon arasında ilişki henüz netlik kazanmamıştır. Çalışmamızda VKİ’nin prostatik kalsifikasyon ile ilişkili olmadığı gösterilmiştir. Çalışmamıza benzer bir şekilde, Yang ve ark. tarafından yapılan çalışmada, metabolik sendrom ile prostatik kalsifikasyonun ilişkisinin olmadığı gösterilmiş olup, metabolik belirteçler ve serum biyokimyasal değerlerinin kalsifikasyonu olan ve olmayan gruplar arasında farklılık göstermediği bildirilmiştir.[14] Çalışmamızın limitasyonları; hasta sayısının kısıtlı olması, hastaların yaşlarının çok ileri olmaması ve buna bağlı olarak yaş ile kalsifikasyonun ve AÜSY’de etkisinin net olarak değerlendirilememesi, eşlik eden komorbidite ve metabolik sendrom ile AÜSY ve prostatik kalsifikasyon ilişkisinin değerlendirilememesi, hasta sayısı ve dağılımına bağlı analizlerin kısıtlılığı ve retrospektif olarak yapılması sayılabilir. Literatürde, AÜSY ve prostatik kalsifikasyon için prospektif, tüm yaşlardan hastaların dahil olduğu, gerekli histopatolojik incelemelerin yapılabildiği çalışmalara ihtiyaç vardır. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Peer-review Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest No conflict of interest was declared by the authors.

KAYNAKLAR

1. Engelhardt PF, Seklehner S, Brustmann H, Riedl C, Lusuardi L. Tumor necrosis factor-α expression in patients with obstructive benign prostatic hyperplasia is associated with a higher incidence of asymptomatic inflammatory prostatitis NIH category IV and prostatic calcification. Scand J Urol 2015;10:1–7. doi: 10.3109/21681805.2015.1044560 2. Kim SH, Jung KI, Koh JS, Min KO, Cho SY, Kim HW. Lower urinary tract symptoms in benign prostatic hyperplasia patients: orchestrated by chronic prostatic inflammation and prostatic calculi? Urol Int 2013;90:144–9. doi: 10.1159/000342643

3. Park SW, Nam JK, Lee SD, Chung MK. Are prostatic calculi independent predictive factors of lower urinary tract symptoms?

126

Asian J Androl 2010;12:221–6. Urol Int 2013;90:144–9. doi: 10.1038/aja.2009.75 4. Hwang EC, Choi HS, Im CM, Jung SI, Kim SO, Kang TW, et al. Prostate calculi in cancer and BPH in a cohort of Korean men: presence of calculi did not. Androl 2010;12:215–20. doi: 10.1038/ aja.2009.86 5. Shoskes DA, Lee CT, Murphy D, Kefer J, Wood HM. Incidence and significance of prostatic stones in men with chronic prostatitis/ chronic pelvic pain syndrome. Urology 2007;70:235–8. doi: 10.1016/j.urology.2007.04.008 6. Kim WB, Doo SW, Yang WJ, Song YS. Influence of prostatic calculi on lower urinary tract symptoms in middle-aged men. Urology 2011;78:447–9. doi: 10.1016/j.urology.2010.12.056 7. Rodriguez-Nieves JA, Macoska JA. Prostatic fibrosis, lower urinary tract symptoms, and BPH. Nat Rev Urol 2013;10:546–50. doi: 10.1038/nrurol.2013.149 8. Harada K, Igari D, Tanahashi Y. Gray scale transrectal ultrasonography of the prostate. J Clin Ultrasound 1979;7:45–9. 9. Lee SE, Ku JH, Park HK, Jeong CK, Kim SH. Prostatic calculi do not influence the level of serum prostate specific antigen in men without clinically detectable prostate cancer or prostatitis. J Urol 2003;170:745–8. doi: 10.1097/01.ju.0000081650.23715.4c 10. Geramoutsos I, Gyftopoulos K, Perimenis P, Thanou V, Liagka D, Siamblis D, et al. Clinical correlation of prostatic lithiasis with chronic pelvic pain syndromes in young adults. Eur Urol 2004;45:333–7. doi: 10.1016/j.eururo.2003.09.020 11. Ficarra V, Sekulovic S, Zattoni F, Zazzera M, Novara G. Why and how to evaluate chronic prostatic inflammation. Eur Urol Suppl 2013;12:110–5. doi: 10.1016/j.eursup.2013.08.002 12. Untergasser G, Madersbacher S, Berger P. Benign prostatic hyperplasia: age-related tissue-remodeling. Exp Gerontol 2005;40:121–8. doi: 10.1016/j.exger.2004.12.008 13. Bianchi-Frias D, Vakar-Lopez F, Coleman IM, Plymate SR, Reed MJ, Nelson PS. The effects of aging on the molecular and cellular composition of the prostate microenvironment. PLoS One 2010;1;5:e12501. doi: 10.1371/journal.pone.0012501 14. Yang HJ, Huang KH, Wang CW, Chang HC, Yang TK. Prostate calcification worsen lower urinary tract symptoms in middle-aged men. Urology 2013;81:1320–4. doi: 10.1016/j. urology.2013.02.021 15. Han JH, Kwon JK, Lee JY, Kang DH, Choi HC, Lee JS, et al. Is periurethral calcification associated with urinary flow rate and symptom severity in men with lower urinary tract symptomsbenign prostatic hyperplasia? A retrospective review. Urology 2015;85:1156–61. doi: 10.1016/j.urology.2015.01.038 16. Park B, Choo SH. The burden of prostatic calculi is more important than the presence. Asian J Androl 2017;19:482–5. doi: 10.4103/1008-682X.181193 17. Fox M. The natural history and significance of stone formation in the prostate gland. J Urol 1963;89:716–27. 18. Søndergaard G, Vetner M, Christensen PO. Prostatic calculi. Acta Pathol Microbiol Immunol Scand A 1987;95:141–5. 19. Park YW, Kim SB, Kwon H, Kang HC, Cho K, Lee KI, et al. The relationship between lower urinary tract symptoms/ benign prostatic hyperplasia and the number of components of metabolic syndrome. Urology 2013;82:674–9. doi: 10.1016/j. urology.2013.03.047 ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):123-126


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2017; 19(4):127−130 | doi: 10.24898/tandro.2017.28199

Erkek Cinsel Sağlığı

Testosteron replasmanı ve kardiyovasküler yan etkileri Testosterone replacement and its cardiovascular side effects Ali Atan, Süleyman Yeşil, Fazlı Polat

ÖZ

ABSTRACT

Testosteron (T), hipotalamus, hipofiz ve testis arasındaki bağlantı sonucu üretilen bir hormondur. T’un pek çok organ ve sistem üzerinde olumlu etkiler gösterdiği bilinmektedir. Bu faydalı etkilerine karşın, prostat ve kardiyovasküler sistem üzerinde bazı olumsuz etkiler oluşturduğu ile ilgili endişeler de vardır. T’un prostat kanseri ile olan ilişkisi son yıllarda yoğun olarak çalışılmış ve endojen T düzeyi ile T replasman tedavisinin prostat kanseri oluşumunda bir etkisinin olmadığı gösterilmiştir. Bu derlemede, mevcut uluslararası literatür gözden geçirilerek, T’un kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri sunulmaktadır. Anahtar Kelimeler: Testosteron, kardiyovasküler sistem, yan etki

Testosterone (T) is a hormone produced by the connection between the hypothalamus, pituitary and testis. It is known that T has positive effects on many organs and systems. In spite of these beneficial effects, there are concerns about some adverse effects on the prostate and cardiovascular system. The association of T with prostate cancer has been intensively studied in recent years and it has been shown that endogenous T levels and T-replacement therapy have no effect on prostate cancer formation. In this review, we present the effects of T on the cardiovascular system by reviewing the current international literature. Keywords: Testosteron, cardiovascular system, side effect

T

estosteron (T) hipotalamus, hipofiz ve testis arasındaki bağlantı sonucu üretilen bir hormondur. Hipotalamustan pulsatil olarak salınan gonadotropin salgılatıcı hormon (GnRH) ön hipofizden luteinizan hormon (LH) salınımını sağlayarak testislerin Leydig hücrelerinin T üretmesini sağlar. Testislerden üretilen T, dolaşımdaki T’nin %95’ten fazlasını oluşturur.[1] Serumdaki normal T düzeyi için alt sınır 350 ng/dL’dir. T, 20–30 yaş aralığındaki erkeklerde en yüksek düzeylerdedir. Yaş ile T düzeyinin azaldığı bilinen bir durum olmasına karşın değişik çalışmalarda farklı düzeylerde T azlığı saptanmıştır. Kaufman ve Vermeulen’in çalışmasında 60 yaş sonrası erkeklerin yaklaşık %20’sinde T normal düzeyin altında olduğu bulunmuştur.[2] Başka çalışmalarda ise 45 yaş üzeri erkeklerin %12–38’inde T azalmasının olduğu saptanmıştır.[3,4]

Gazi Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Üroloji Anabilim Dalı Yazışma Adresi / Correspondence: Prof. Dr. Ali Atan Birlik Mahallesi, 396 sokak, 14/11, Çankaya, Ankara - Türkiye Tel. +90 532 4242082 E-mail: aliatanpitt@hotmail.com Geliş / Received: 26.03.2017 Kabul / Accepted: 03.05.2017

©2017 Androloji Bülteni

T genelde genital organlar ve cinsel fonksiyonlar üzerinde etkili bir hormon olarak bilinmesine karşın, deri, karaciğer, beyin, adale, böbrekler, kemik ve kemik iliği üzerinde de çeşitli etkileri vardır. T periferde bu etkilerini bizzat T olarak yapmakla beraber bir prohormon olarak da oluşturur. T, 5-alfa redüktaz enzimi yoluyla dihidrotestosterona (DHT) ve aromataz enzimi yoluyla östradiole dönüşerek etkilerini ortaya koyar.[1] Yapılan klinik çalışmalarda T’nin kuvvetli kanıtlarla libidoyu, ereksiyon fonksiyonunu, kemik mineral dansitesini, adale kitlesini ve adale gücünü, hematopoezi arttırdığı, yağ kitlesini azalttığı, zayıf kanıtlarla kardiyovasküler sistem, ruh hali, bilişsel fonksiyonlar, enerji düzeyi ve insülin duyarlılığı üzerinde olumlu etkisinin olduğu saptanmıştır. Ancak ekzojen T’nin sadece spermatogenez üzerinde kuvvetli kanıtlarla olumsuz etkisi olduğu gösterilmiştir.[1] Fayda ve zarar açısından bakıldığında, T’nin Kanıt 1 verilerle faydalı olduğu belirtilmektedir. Buna rağmen T ile ilgili hala endişe duyulan iki önemli konu vardır. Bunlar T’nin prostat kanseri ile olan ilişkisi ve T’nin kardiyovasküler yan etkileridir. T’nin prostat kanseri ile olan ilişkisi son yıllarda yoğun olarak çalışılmış ve endojen T düzeyi ile T replasman tedavisinin prostat kanseri oluşumunda bir etkisinin olmadığı gösterilmiştir. [5] Günümüzde araştırılan ve henüz tam olarak açıklığa kavuşmamış olan konu, T’nin kardiyovasküler sistem üze-

127


rindeki yan etkileridir. Bu derlemede, mevcut uluslararası literatüre bakarak T’nin kardiyovasküler sistem üzerindeki etkileri incelenmektedir. Uluslararası literatürde, T’nin kardiyovasküler sistem üzerinde zararlı olduğunu belirten çalışma sayısı sınırlıdır.[6–10] İlk çalışma randomize, plasebo kontrollü bir çalışmadır. T jel ile plasebo karşılaştırılmıştır. Çalışmanın amacı, sınırlı mobilitesi olan 65 yaş üzeri erkeklerde fiziksel fonksiyonların ve alt ekstremite gücünün değerlendirilmesidir. T tedavisi ile adale gücünde artış saptanmasına karşın T grubunda %23, plasebo grubunda %5 kardiyovasküler yan etkiler saptanmıştır. Yüksek kardiyovasküler yan etkilerden dolayı çalışma erken bırakılmıştır. Ancak, çalışma kardiyovasküler yan etkileri saptama amacıyla planlanmamıştır. Çalışmayı bırakma nedeni olan kardiyovasküler yan etkiler, genelde ciddi (çarpıntı, pedal ödem, EKG’de prematür ventriküler kasılmalar, hipertansiyon, taşikardi) olmadığı belirtilmektedir. Çalışmaya alınan kişilerde, tedavi öncesi kardiyovasküler hastalık durumu ve risk faktörleri bilinmemektedir. Ayrıca diğer T formülasyonları ve dozları ile ilgili genel bir kanaat verilmesi uygun değildir.[6] İkinci çalışma, retrospektif bir çalışmadır.[7] T tedavisi alan ve almayan hipogonadal yaşlı erkekler inme, miyokard enfraktüsü ve ölüm açısından değerlendirilmiştir. T tedavisi grubunda %25,7, T almayan grupta %19,9 oranında kardiyovasküler yan etkilerin meydana geldiği belirtilmiştir. Ancak, yazarlar daha sonra makaleleri ile ilgili iki defa düzeltme yapma talebinde bulunmuşlardır. Bu düzeltme gayretlerine rağmen çalışma grubunun %10’unun kadınlardan oluştuğu saptanmıştır. Çalışma düzeni, yöntem ve değerlendirme hataları olduğu gösterilmiştir. Veriler doğru olarak değerlendirildiğinde yan etkiler T tedavisi grubunda %10,1, diğer grupta %21,2 bulunmuştur.[11] Bu hatalar nedeniyle, 29 tıp derneği makalenin akademik ortamdan çekilmesi gerektiğini savunmaktadır.[12,13] İlaç firmalarının desteklemediği 27 plasebo kontrollü T tedavisi çalışmasının değerlendirildiği bir meta-analizde, kardiyovasküler yan etkiler değerlendirilmiştir. İncelenen 27 çalışmanın iki tanesinin tüm kardiyovasküler yan etkilere katkı oranı %35 olarak saptanmıştır.[6,14] Basaria ve arkadaşlarının çalışması ile ilgili eleştiriler önceden belirtilmiştir. Diğer çalışmada, onaylanmamış bir oral T formülasyonu oldukça yüksek bir dozda (600 mg/gün) kullanılmıştır. Serum T düzeyi normalin 20 katına çıkmıştır. Anlatılan nedenlerle bu meta-analizin sonuçlarının çok güvenilir olmadığı düşünülmektedir. Ayrıca bahsedilen iki çalışma hariç tutulduğunda T ve plasebo grubunda kardiyovasküler yan etkiler benzerdir. T grubunda 1599 erkekte 78 yan etki (%4,88), plasebo grubunda 1174 erkekte 60 yan etki (%5,1) saptanmıştır.[8] Sigorta şirketi verilerine göre yapılan retrospektif bir analizde ise

128

T tedavisi sonrası 90 günlük dönemde görülen kardiyovasküler yan etkiler tedavi öncesi 12 aylık dönem ile karşılaştırılmıştır. T tedavisi sonrası fatal olmayan kardiyovasküler yan etkilerde %36 artış saptanmıştır. Ancak, kontrol grubu yoktur ve bu iki periyodun karşılaştırılması uygun değildir. [9] Son olarak, farklı T formu alan kişilerde kardiyovasküler yan etkiler incelenmiştir. Enjeksiyon formunun jel ve yamalara göre en fazla yan etkiyi oluşturduğu saptanmıştır. Ancak bu, kontrol grubu olmayan bir çalışmadır.[10] Güncel verilerin çoğunluğunda T replasman tedavisinin kardiyovasküler sistem üzerinde faydalı olduğu belirtilmektedir.[1,5,12,13,15–19] Corona ve arkadaşlarının yaptığı Tip 2 Diabetes mellitus ve metabolik sendromu bulunan kişilerin de dahil olduğu 75 çalışmanın meta-analizinde, T tedavisinin kardiyovasküler yan etkilere yol açmadığı ve hatta koruyucu etki oluşturduğu belirtilmektedir.[17] Kardiyoloji, üroloji ve endokrinoloji uzmanlarının ortak yazdığı çok yeni bir derleme makalede, T’nin kardiyak etkileri incelenmiştir. Bu derlemede, T’nin endotel üzerindeki etkisi ile vazodilatasyon yaparak periferik ve koroner kan akımını arttırdığı, sistemik vasküler direncin ve sol ventrikül diastol sonu basıncının azalması sonucu kardiyak atımı arttırdığı, kardiyovasküler enflamasyon ve ateroskleroz belirteçleri üzerine anlamlı bir etkisinin olmadığı, kardiyak iletim üzerinde depolarizasyon esnasında ve hemen sonrasında aksiyon potansiyelini azaltarak Q-T aralığını kısalttığı ve anti-aritmik bir etki oluşturduğu, lipit düzeyleri üzerine anlamlı bir etkisinin olmadığı, miyokard üzerinde STAT3 (Signal Transducer and Activator of Transcription-3) aktivasyonu ile reperfüzyon hasarını azalttığı, aterom oluşumu üzerinde net bir etkisinin bulunmadığı, sadece tromboksan A-2 reseptör aktivasyonu ile trombosit agregasyonunu arttırarak tromboz riskini arttırdığı belirtilmektedir.[1] Morgantaler ve arkadaşlarının yaptıkları 1940 ile 2014 yılları arasında “testosteron, androjenler, insan, erkek, kardiyovasküler, inme, serebrovasküler olay, miyokardiyal enfarktüs, kalp krizi, ölüm ve mortalite” anahtar kelimeleri ile yapılan Medline taraması sonucu ulaştıkları makalelerin bir derlemesinde, T tedavisinin mortalite, koroner arter hastalığı sıklığı, koroner arter hastalığı ciddiyeti, karotis intima-media kalınlığı, obezite/yağ kitlesi, lipit profili, glisemik kontrol, enflamatuar belirteçler (CRP, TNF-alfa) ve kalp yetmezliği ile ilişkisi incelenmiştir. Elde edilen kanıtlar değerlendirilmiş ve kanıt düzeyleri saptanmıştır. Bu derlemede, total, biyo-aktif ve serbest T’nin düşük düzeylerinin kardiyovasküler ve tüm nedenlere bağlı mortalite için risk artışına neden olduğu (kanıt düzeyi 2a); total, biyo-aktif ve serbest T’nin düşük düzeylerinin gizli koroner arter hastalığı ile ilişkili olduğu (kanıt düzeyi 2a); total, biyo-aktif ve serbest T düzeylerinin koroner arter hastalığı ciddiyeti ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):127-130


ile ters orantılı olduğu (kanıt düzeyi 2a); total, biyo-aktif ve serbest T düzeylerinin karotis intima-media kalınlığının ve/veya karotis plak volümü ile ters korelasyonlu olduğu (kanıt düzeyi 2a); T tedavisinin obezite ve yağ kitlesinde anlamlı azalma ile ilişkili olduğu (kanıt düzeyi 1b); T tedavisinin total kolesterol, HDL ve LDL düzeylerinde küçük azalmalara yol açtığı ancak trigliserid düzeyleri üzerinde anlamlı bir etkisinin olmadığı (kanıt düzeyi 2a); T tedavisinin diyabetik ve pre-diyabetik erkeklerde serum glukoz düzeyinde, hemoglobin A1c düzeyinde ve insülin direncinde azalma yaptığı (kanıt düzeyi 1a); T tedavisinin enflamatuar belirteç düzeylerinde devamlılık göstermeyen bir azalma ile ilişkili olduğu (kanıt düzeyi 1b); T tedavisinin egzersiz ile semptomatik anjina başlamasını geciktirdiği (kanıt düzeyi 1b); T tedavisinin semptomatik konjestif kalp yetmezliği olan erkeklerde egzersiz kapasitesini arttırdığı ve oksijen tüketimini düzelttiği (kanıt düzeyi 1a) saptanmıştır.[13] Kurumsal anlamda ise bu konuya yaklaşım net değildir. Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu, 2014 ve 2015 yıllarında bazı açıklamalarda bulunmuştur. İlk olarak, Eylül 2014 yılında T tedavisinin kullanımı ve T tedavisinin kardiyovasküler risklerini incelemek üzere bir tavsiye komitesi toplamıştır. Komiteden, T tedavisinin güncel endikasyonları konusunda görüş vermeleri ve T üreticilerinden T kullanımı ile ilgili kardiyovasküler riskleri saptamak için çalışmalar yapmaları istenmiştir. Komite üyeleri, T tedavisi almış hastalarda anlamlı bir kardiyovasküler risk oluşturduğu konusunda yeterli kanıtların olmadığı sonucuna varmışlardır. Bununla birlikte komite, yaşlı, diyabetik ve obezite gibi yüksek kardiyovasküler riski olan kişilerde T tedavisinin emniyeti için daha ileri çalışmalara gerek olduğunu vurgulamıştır. Daha sonra Mart 2015’te Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu, T tedavisi kullanımı ile ilgili önerilerini netleştirmiş ve T tedavisinin sadece özel tıbbi durumlara bağlı dökümante edilmiş T düşüklüğü olan erkeklerde onaylandığını beyan etmiştir. Komite ayrıca, semptomatik olsa bile, T’u düşük yaşlı erkeklerde T tedavisinin faydaları ve emniyetinin açık olmadığını da ifade etmiştir. Son olarak Haziran 2015’te Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu, T ürünü üreticilerinin prospektüslere ilave uyarılar içerecek şekilde değişiklik yapmalarının gereğini belirtmiştir.[20,21] Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu’nun aksine, Amerikan Klinik Endokrinologları Derneği ve Amerikan Endokrinoloji Kolejinin ortak konsensüs raporunda, T tedavisinin kardiyovasküler riski arttırdığına dair anlamlı deliller olmadığı beyan edilmektedir.[22]

SONUÇ Sonuç olarak, Kloner ve arkadaşlarının derlemesinde ifade edildiği gibi[1], mevcut verilere göre genç ve sağlıklı hipoANDROLOJİ BÜLTENİ

Atan ve ark. n Testosteron replasmanı ve kardiyovasküler yan etkileri

gonadal erkeklerde T tedavisinin endişe nedeni olmadığı, asemptomatik, 40–65 yaş arasında ve kalp hastalığı öyküsü olmayan erkeklerde ise kardiyovasküler riskler anlatılarak T tedavisinin verilebileceği, ancak yaşlı ve bilinen koroner arter hastalığı olan erkeklerde T tedavisi kullanımının tartışmalı olduğu, son altı ayda miyokard enfarktüsü geçirmiş, revaskülarizasyon yapılmış, kötü kontrollü konjestif kalp yetmezliği bulunan ve inme öyküsü olan erkeklerde ise T tedavisinin uygun olmadığı söylenebilir. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Peer-review Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest No conflict of interest was declared by the authors.

KAYNAKLAR

1. Kloner RA, Carson C 3rd, Dobs A, Kopecky S, Mohler ER 3rd. Testosterone and Cardiovascular Disease. J Am Coll Cardiol 2016;67:545–57. doi: 10.1016/j.jacc.2015.12.005 2. Kaufman JM, Vermeulen A. The decline of androgen levels in elderly men and its clinical and therapeutic implications. Endocr Rev 2005;26:833–76. doi: 10.1210/er.2004-0013 3. Mulligan T, Frick M, Zuraw QC, Stemhagen A, McWhirter C. Prevalence of hypogonadism in males aged at least 45 years: the HIM study. Int J Clin Pract 2006;60:762–9. doi: 10.1111/j.17421241.2006.00992.x

4. Dhindsa S, Miller MG, McWhirter CL, Mager DE, Ghanim H, Chaudhuri A, et al. Testosterone concentrations in diabetic and nondiabetic obese men. Diabetes Care 2010;33:1186–92. doi: 10.2337/dc09-1649 5. Morgentaler A. Controversies and Advances with Testosterone Therapy: A 40-Year Perspective. Urology 2016;89:27–32. doi: 10.1016/j.urology.2015.11.034

6. Basaria S, Coviello AD, Travison TG, Storer TW, Farwell WR, Jette AM, et al. Adverse events associated with testosterone administration. N Engl J Med 2010;363:109–22. doi: 10.1056/ NEJMoa1000485 7. Vigen R, O’Donnell CI, Barón AE, Grunwald GK, Maddox TM, Bradley SM, et al. Association of testosterone therapy with mortality, myocardial infarction, and stroke in men with low testosterone levels. JAMA 2013;310:1829–36. doi: 10.1001/ jama.2013.280386

8. Xu L, Freeman G, Cowling BJ, Schooling CM. Testosterone therapy and cardiovascular events among men: a systematic review and meta­analysis of placebo-controlled randomized trials. BMC Med 2013;11:108. doi: 10.1186/1741-7015-11-108 9. Finkle WD, Greenland S, Ridgeway GK, Adams JL, Frasco MA, Cook MB, et al. Increased risk of non-fatal myocardial infarction following testosterone therapy prescription in men. PLoS One 2014;9:e85805. doi: 10.1371/journal.pone.0085805

10. Layton JB, Meier CR, Sharpless JL, Stürmer T, Jick SS, Brookhart MA. Comparative Safety of Testosterone Dosage Forms. JAMA Intern Med 2015;175:1187–96. doi: 10.1001/ jamainternmed.2015.1573

129


11. Traish AM, Guay AT, Morgentaler A. Death by testosterone? We think not! J Sex Med 2014;11:624–9. doi: 10.1111/jsm.12464

12. Morgentaler A, Lunenfeld B. Testosterone and cardiovascular risk: world’s experts take unprecedented action to correct misinformation. Aging Male 2014;17:63–5. doi: 10.3109/13685538.2014.913413

13. Morgentaler A, Miner MM, Caliber M, Guay AT, Khera M, Traish AM. Testosterone therapy and cardiovascular risk: advances and controversies. Mayo Clin Proc 2015;90:224–51. doi: 10.1016/j. mayocp.2014.10.011 14. The Copenhagen Study Group for Liver Diseases. Testosterone treatment of men with alcoholic cirrhosis: a double-blind study. Hepatology 1986;6:807–13.

15. Shores MM, Smith NL, Forsberg CW, Anawalt BD, Matsumoto AM. Testosterone treatment and mortality in men with low testosterone levels. J Clin Endocrinol Metab 2012;97:2050–8. doi: 10.1210/jc.2011-2591 16. Muraleedharan V, Marsh H, Kapoor D, Channer KS, Jones TH. Testosterone deficiency is associated with increased risk of mortality and testosterone replacement improves survival in men with type 2 diabetes. Eur J Endocrinol 2013;169:725–33. doi: 10.1530/EJE13-0321

17. Corona G, Maseroli E, Rastrelli G, Isidori AM, Sforza A, Mannucci E, et al. Cardiovascular risk associated with testosterone-boosting medications: a systematic review and meta-analysis. Expert Opin Drug Saf 2014;13:1327–51. doi: 10.1517/14740338.2014.950653

19. Hackett G. An update on the role of testosterone replacement therapy in the management of hypogonadism. Ther Adv Urol 2016;8:147–60. doi: 10.1177/1756287215617648

20. Bhatt K, Johnson J. Summary Minutes of the Joint Meeting of the Bone, Reproductive and Urologic Drugs Advisory Committee and the Drug Safety and Risk Management Advisory Committee Meeting, September 18, 2014. U. S. Food and Drug Administration, Center for Drug Evaluation and Research. Available at: https:// wayback.archive-it.org/7993/20170113050249/http://www. gov/ downloads/AdvisoryCommittees/CommitteesMeetingMaterials/ Dr u g s / Re p ro d u c t i ve He a l t h Dr u g s Ad v i s o r y C o m m i t t e e / UCM424069.pdf Accessed December 2, 2015. 21. U. S. Food and Drug Administration 2015. FDA Drug Safety Communication: FDA cautions about using testosterone products for low testosterone due to aging; requires labeling change to inform of possible increased risk of heart attack and stroke with use. Available at: https://www.fda.gov/Drugs/DrugSafety/ucm436259. htm Accessed December 2, 2015. 22. Goodman N, Guay A, Dandona P, Dhindsa S, Faiman C, Cunningham GR; AACE Reproductive Endocrinology Scientific Committee. American Association of Clinical Endocrinologists and American College of Endocrinology Position Statement of the Association of Testosterone and Cardiovascular Risk. Endocr Pract 2015;21:1066–73. doi: 10.4158/EP14434.PS

18. Corona GG, Rastrelli G, Maseroli E, Sforza A, Maggi M. Testosterone Replacement Therapy and Cardiovascular Risk: A Review. World J Mens Health 2015;33:130–42. doi: 10.5534/ wjmh.2015.33.3.130

130

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):127-130


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2017; 19(4):131−137 | doi: 10.24898/tandro.2017.68552

Erkek Cinsel Sağlığı

Gecikmiş orgazm ve anorgazmi Delayed orgasm and anorgasmia

Serdar Aykan, Serkan Gönültaş, Mehmet Yılmaz, Muhammet Murat Dinçer

ÖZ

ABSTRACT

Erkek seksüel bozuklukları arasında orgazm zamanlama bozuklukları oldukça sık görülen ancak az bilinen bir hastalıktır. Bu hastalığın spektrumunun, bir ucunda prematür ejekülasyon diğer ucunda da gecikmiş orgazm ve/veya anorgazm yer almaktadır. Gecikmiş orgazm ve/veya anorgazm, yeterli cinsel uyarılmaya rağmen her seferinde tekrarlayan orgazm gecikmesinin veya orgazm olamamanın kişisel strese sebep olduğu hastalık durumu olarak tanımlanmıştır. Diğer tüm erkek cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi gecikmiş orgazm da cinsel ilişkiyi olumsuz etkilemekte, erkeklerde ve partnerlerinde tatminsizliğe, anksiyeteye ve depresyona neden olmakta, kimi olgularda üreme sağlığını da etkileyen sorunlara yol açabilmektedir. Bu derlemede, gecikmiş orgazm ve anorgazminin patofizyolojisi, tanısı ve tedavisi literatür eşliğinde tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Gecikmiş orgazm, anorgazmi, orgazm zamanlama bozukluğu

Orgasm timing disorders are common but least studied and least understood of male sexual disorders. It covers a wide spectrum of diseases ranging from premature ejaculation to delayed orgasm/ anorgasmia. Delayed orgasm/anorgasmia is the state of disease leading anxiety caused by late orgasm even though there is adequate sexual stimulation. Delayed orgasm/anorgasmia disrupt sexual intercourse leading anxiety and sexual dissatisfaction as other male sexual disorders and furthermore it has negative impact on reproductive health for some patients. We evaluated pathophysiology with diagnostic and therapeutic features of delayed orgasm/anorgasmia in the light of current literature. Keywords: Delayed orgasm, anorgasmia, orgasm timing disorders

GIRIŞ Erkek seksüel bozuklukları arasında orgazm zamanlama bozuklukları oldukça sık görülen ancak az bilinen bir hastalıktır. Literatürde oldukça kısıtlı verilere sahip konuların başında gelmektedir.[1] Gecikmiş orgazm (GO) ve Anorgazmi (AO); bir ucunda prematür ejekülasyonun (PE) yer aldığı geniş bir spektrumun diğer ucunda yer alan orgazm zamanlama bozukluklarıdır.[2] GO ya da AO, yeterli cinsel uyarılmaya rağmen her seferinde tekrarlayan orgazm gecikmesinin veya orgazm olamamanın kişisel strese sebep olduğu hastalık durumu olarak tanımlanmıştır.[3] The Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders 5. baskısında (DSM-V), GO; en az altı ay süre ile devam eden ve kişisel strese neden

Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği, İstanbul Yazışma Adresi / Correspondence: Uzm. Dr. Serdar Aykan Bağcılar Merkez Mahallesi İstanbul - Türkiye Tel. +90 555 8212140 E-mail: drserdaraykan@hotmail.com Geliş / Received: 20.06.2017 Kabul / Accepted: 02.10.2017

©2017 Androloji Bülteni

olan, gecikmeyi istemeden yapılan cinsel aktivite sırasında hemen her zaman orgazmın uzaması, gecikmesi veya olmaması olarak tanımlanmıştır.[4] GO’yu tanımlayan belirli bir zaman aralığı yoktur. Zaman aralığı çiftlerin stres eşiğine bağlıdır. Aynı orgazm süresinden şikâyet eden çiftler olabileceği gibi hiç şikâyetçi olmayan çiftler de bulunmaktadır. Yapılan anket çalışmalarında vajinal boşalma süresinin 5,4 dakika ile 22 dakika arasında olduğu ve genelde 25 dakikayı aşan sürelerde çiftlerin şikâyetçi olduğu görülmüştür.[1,5–7] Diğer tüm erkek cinsel işlev bozukluklarında olduğu gibi GO da cinsel ilişkiyi olumsuz etkilemekte, erkeklerde ve partnerlerinde tatminsizliğe, anksiyeteye ve depresyona neden olmakta, kimi olgularda üreme sağlığını da etkileyen sorunlara yol açabilmektedir. Orgazm fizyolojisi GO’nun klinik yansımalarını doğru değerlendirebilmek için cinsel işlev basamaklarının ve bunlardan biri olan orgazm fizyolojisinin iyi anlaşılması şarttır. Bir erkeğin cinsel olarak uyarılması psikolojik, nöronal, vasküler ve genital bölgede bir dizi değişiklikle sonuçlanır. Bu değişiklikler dizisine literatürde farklı sınıflandırmalar yapılsa da cinsel döngü esnasında fonksiyonel etkinliklere odaklanan klasifikasyon fiziksel olarak daha ölçülebilir olup; normal cinsel

131


döngü yanıtını birbiri ile ilişkili libido/istek, ereksiyon, ejakülasyon, orgazm ve detümesans olarak beş basamakta tanımlar.[8] Libido önceki cinsel tecrübe, psikososyal arka plan, beyin ve omurilik dopaminerjik reseptör aktivasyonu ve gonadal hormonların etkileşimi sonucu ortaya çıkan fizyolojik temeli hakkında çok fazla bilgi sahibi olmadığımız cinsel dürtü olarak tanımlanabilir. Cinsel arzunun olmaması, cinsel eğilimi engellemez, ancak cinsel aktivite ihtimalini azaltır.[9] Ereksiyon çoklu psikojenik ve duysal uyaranla nörojenik ve vasküler kaskadlar üzerinden penisin yeterli sertliğe erişip vajinal penetrasyona hazır hale gelmesidir. Genital organların sempatik innervasyonu tarafından kontrol edilen ve spinal kord refleksinin sonucunda ortaya çıkan iki ardışık süreçten emisyon ve ejakülasyon fazı istemli bir engelleme denetimi altındadır.[8] Orgazm, cinsel aktivite (fiziksel temas) ve/veya uyarılma (bilişsel farkındalık) sonucu ortaya çıkan karmaşık bir nörobiyolojik süreçtir. Erkeklerde orgazm ve ejakülasyon temelde aynı şeyi tanımlamakta olup aslında eş zamanlı yaşanan iki farklı durumdur. Ejekülasyon genital organlarda olurken, orgazm serebral bir olaydır. Gelişmiş fonksiyonel nörolojik görüntülemeler ile orgazm sırasında beyin aktivitelerindeki artış gösterilebilir.[10] Pozitron emisyon tomografisinde (PET CT) cinsel uyarım sırasında; oksipito temporal lob, anterior singulat girus, insular korteks ve substantia nigrada aktivite artışı görülmüştür.[11] Orgazm süresince beynin prefrontal korteksinde ve sol temporal lobunda kan dolaşımında azalma olduğu ve bunun yanı sıra sol serebellar çekirdekte, sol orta beyinde ve ponsda aktivite artışı olduğu gösterilmiştir.[11,12] Son olarak detümesans evresinde torakolomber sempatik yolak aktivasyonu ile vasküler ve düz kas üzerine olan etkiler penisin flask gevşek bir hale dönmesine neden olur.[8] Prevalans Literatürde GO prevalansına ilişkin sistematik araştırmaların oldukça kısıtlı olması nedeniyle gerçek GO prevalansı tam olarak bilinmemektedir. DSM-V kılavuzunda; tüm cinsel birleşmelerin %25’inde erkeklerin orgazma ulaşmada başarılı olduğu belirlenmiştir. Yine bu kılavuzda; GO sıklığının 50 yaşına kadar sabit bir oranda olduğu ve sonrasında 80’li yaşlara kadar kademeli olarak yaklaşık iki katına kadar arttığı görülmüştür.[4] Kompleks bir olay olmak üzere yaşla birlikte bu şikâyetler artmaktadır. Yaşla birlikte testosteron eksikliği artar, penis duyarlılığı azalır, ilaç kullanımı artar, egzersizlere tolerans ve çiftlerin uzayan cinsel birleşmelere toleransı azalır. Yapılan bir prevalans çalışmasında erkek populasyonunda GO sıklığı %0,15 olarak bulunmuş ve 65 yaş altı erkeklerde de bu oran %3–4 arasında olduğu bildirilmiştir.[13,14] Çeşitli serilerde gerçek prevalans

132

Tablo 1. Gecikmiş orgazm ve anorgazmi nedenleri (Jenkins, Gecikmiş Orgazm ve Anorgazmi, Fertil Steril 2015)

Gecikmiş orgazm ve anorgazmi nedenleri Endokrin Testosteron düşüklüğü Hipotroidi Hiperprolaktinemi İlaçlar Antidepresanlar Antipsikotikler Opioid analjezikler Psikoseksüel nedenler Hiperstimülasyon Penilduyu kaybı

saptanmaya çalışılmış, ancak çalışmalardaki hasta sayısının azlığı nedeniyle verilerin değerinde kısıtlılık oluşturmuştur. [15–17] Carani ve arkadaşları tarafından 14’ü hipotiroidi ve 34’ü hipertiroidi tanısı almış 48 yetişkin erkek hasta üzerinde yapılan çalışmada, GO’nun hipotiroidi tanılı hastaların %64’ünde, hipertiroidi tanılı hastaların da %3’ünde bulunduğu görülmüştür.[18] Patofizyoloji Ejekülasyon bozuklukları anatomik, nörojenik, endokrin kaynaklı veya kullanılan ilaçlara bağlı olabilir (Tablo 1). Psikolojik etkilerinden söz edilse de kabul edilebilmiş ortak bir konsensus henüz yoktur.[1] Primer AO erkeklerin ilk cinsel deneyimlerinden itibaren başlayıp yaşam boyunca devam eder. Oysa sekonder AO normal cinsel deneyim sonrası dönemde ortaya çıkar. Finlandiya’da 1196 ikiz ve onların kardeşlerinin bilgilerini retrospektif olarak inceleyerek yapılan çalışmada GO ya da AO’nun genetik bir özelliği olduğuna yönelik herhangi bir kanıtın olmadığı fakat orta seviyedeki ailelerde ortak çevre paylaşımından dolayı %24 oranında görüldüğü gösterilmiştir.[19] GO nedenleri Tablo 1’de özetlenmiştir. Teloken ve arkadaşlarının sekonder GO ya da AO şikâyetleri olan 206 hasta ile yaptığı etiyolojik faktörler çalışmasında, hastalarda; serotonin reuptake inhibitörü (SSRI) kullanımı %42, düşük testosteron düzeyi %21, anormal penis hassasiyeti %7, kronik penis stimülasyonu %2, psikolojik nedenler %28 oranında saptanmıştır.[20] Yaşlanmaya bağlı hormonal değişiklikler (daha düşük testosteron seviyeleri) ve periferik sinir iletim azalması/kaybı 50 yaşından sonra artmış prevalanstan sorumlu olabileceği gösterilmiştir.[4] Endokrinopati Erkeklerdeki prolaktinin (PRL) rolü tam anlamıyla anlaşılamamıştır. PRL değerinin normalin üstünde olmasına ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):131-137


hiperprolaktinemi denir ve cinsel arzu, istekte azalmaya neden olmaktadır.[21–23] Hiperprolakteminin hafif-orta formu (>420 mU/L veya >20 ng/mL) genellikle cinsel fonksiyonlara etki etmez, bununla birlikte ağır hiperprolaktineminin (>735 mU/L veya >35 ng/mL) erektil disfonksiyon ve testosteron üretiminin baskılanması gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açtığı gösterilmiştir.[21,22,24,25] PRL salınımı; tiroid-releasing hormon, oksitosin, vazopressin, vazoaktif intestinal peptit salınımından pozitif yönde etkilenir.[26] PRL sekresyonu paraventriküler çekirdekte seratonin tarafından kontrol edilir.[27] SSRI kullanımı bu nedenle hiperprolaktinemiye sebep olur ve kronik kullanımı GO/ AO ile sonuçlanabilir.[28] Corono ve arkadaşlarının ejekülasyon ile PRL, tiroid stimüle edici hormon (TSH) ve testosteron seviyesi arasındaki ilişkiyi tanımladığı çalışmada, testosteron seviyesinin; PRL ve TSH seviyesi ile ters orantılı olduğu gösterilmiştir.[2] Buna benzer olarak Carani ve arkadaşları tarafindan yapılmış çalışmada da, tiroid hormon seviyeleri ile GO arasında ters orantılı olduğu gösterilmiştir ve hipotiroidi tanılı hastaların yarısında GO görüldüğü bildirilmiştir.[28] Hiperstimülasyon Çalışmalar sık mastürbasyon yapanlar ile GO arasında bir ilişki olduğunu göstermiştir.[6,17] Artan mastürbasyon sıklığı ve cinsel ilişkiye nazaran artmış basınç penis hassasiyetinin giderek bozulmasına ve dolayısı ile orgazm süresinin uzamasına neden olur. Orgazm olabilmek için mastürbasyon süresinin ve basıncını arttırılması bir kısır döngüye sebep olur. Sonuç olarak vajinal birleşmede yeterli basınç oluşmadığı için orgazm bozuklukları ortaya çıkabilmektedir.[6,17,29] GO olan hastalarda artmış mastürbasyon sıklığı ile beraber gece boşalmasının azaldığı, Uluslararası Erektil Fonksiyon Indeksi (The International Index of Erectile Function, IIEF) skorlarının azaldığı ve kontrol grubuna göre anksiyete ve depresyon skorlarının arttığı ve bu hastaların orgazm olabilmek için teknikler geliştirdiği görülmüştür.[30,31] Penil duyu kaybı Penil duyu yaşın ilerlemesiyle ters orantılı olarak azalmakta ve duyu kaybı nedenli cinsel fonksiyon bozukluk insidansı artmaktadır.[15,32–35] Psikoseksüel nedenler GO’nun değişkenlik göstermesi mastürbasyonda olmazken partnerle ilişki esnasında olması psikolojik kaynaklı olabileceğini düşündürmüştür.[36] Amerikan Psikiyatri Derneği ANDROLOJİ BÜLTENİ

Aykan ve ark. n Gecikmiş orgazm ve anorgazmi

Kılavuzu 4. Baskısında GO ve AO için tanı kriterleri belirlenmiştir.[37] Buna göre tanı kriterleri: 1. Normal seksüel aktivite süresince, kişinin yaşı ve yeterince odaklanmasını takiben gerçekleşecek. 2. Bu durum kişide belirgin rahatsızlığa neden olacak. 3. Sebebini açıklayacak herhangi bir başka fizyolojik etki veya tıbbı neden olmayacak. Ek olarak başlangıçta normal olup sonradan GO olması veya duruma ve partnere göre değişmesi de değerlendirilmeye alınmaktadır.[37] Semptomların süresi, şiddeti kanıta dayalı veriler ışığında tanı kriterlerine dahil edilmeli ve GO alt tipleri tanımlanmalıdır.[38,39] Sağlıklı cinsel fonksiyona sahip kişilere göre GO olan kişilerde stres, tatminsizlik, anksiyete ve genel sağlık problemleri daha sıktır.[17] GO’dan çiftler başlangıçta zevk alabilirler, fakat daha sonra sıkıntıya girebilirler. Kişinin kendini gereksiz ve ret edilmiş hissetmesine neden olabilir. Ayrıca uzamış ilişki ağrıya neden olabilir. Yaşam boyu olan GO korku, endişe, düşmanlık ve ilişki zorlukları gibi psikolojik durumlarla ilişkili olabilir.[40,41] Sağlıklı ereksiyon sağlamakta güçlük çeken hastalar uygun medikal tedavi ile sağlıklı ereksiyona ulaşabilirler, ancak sağlıklı orgazm için psiko-duyusal uyarılma, fiziksel ve ruhsal olarak orgazma ulaşma isteğinin gerekliliği aşikardır.[42,43] Ayrıca, özel bir partnerle gerçekleştirilen cinsel ilişkide GO görülmeyip, bir diğer partnerle ortaya çıkabilmektedir.[44] Stresin hipotalamus-hipofiz-gonodal aksı baskıladığı ve bu bireylerde GO sıklığının arttığı gösterilmiştir.[45,46] İlaçlar GO’ya neden olan ilaçlar; antidepresanlar (özellikle selektif serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI)), antipsikotikler ve opoidlerdir.[47] Corona ve arkadaşlarının çalışmasında, antidepresan tedavilerin seksüel fonksiyondaki etkilerini değerlendirmek için yaklaşık 2,000 erkek hasta değerlendirilmiştir. SSRI alan hastalarda GO için yedi kat, azalmış cinsel istekte ise iki kat artmış risk saptanmıştır.[48] Clayton ve arkadaşlarının bupropion ve esitalopramın cinsel fonksiyonlar üzerindeki uzamış etkilerini kıyasladığı çalışmada sekiz hafta sonunda; esitalopram kullanan grup (%30) ile bupropion kullanan grup (%15) arasında ve esitalopram kullanan grup ile plesebo grubu (%9) arasında orgazm bozukluğu ve cinsel fonksiyonlarda kötüleşme sıklığının anlamlı derecede arttığı, ancak aynı anlamlı farkın bupropion kullanan grup ile plasebo grubu arasında görülmediği gözlenmiştir.[49]

133


GECİKMİŞ ORGAZM & ANORGAZMİ

Hikaye & Fizik Muayene

Etyolojinin Belirlenmesi

Penil Duyu Kaybı

Biothesiometry

İlaçlar

İlacın Bırakılması

Endokrinopati

Laboratuvar Testleri

Erektil Disfonksiyon

ED Tedavisi

Psikoseksüel Disfonksiyon

Psikoseksüel Danışmanlık

Anormalliklerin Tedavisi

Çözüm Olmaması

Ampirik oral ilaç kullanımı

Şekil 1. Tedavi Algoritması, (Jenkins. Delayed orgasm and anorgasmia. Fertil Steril 2015)

HASTANIN DEĞERLENDIRILMESI

Psikoseksüel danışmanlık

Hikâye ve fizik muayene

GO tedavisinde mastürbasyon tekniklerinin değiştirilmesi, cinsel fantezilere alıştırma, cinsel endişeyi azaltma, genital hassasiyeti arttırma gibi çeşitli psikoterapi yöntemleri bulunmaktadır.[6,50] Bu yöntemlerin kombinasyonları da kullanılabilmekte, ancak kanıtlanmış veriler bulunmamaktadır.

GO yakınmasıyla başvuran olgularda ayrıntılı tıbbi ve seksüel öykü alınmalıdır. Yakınmanın primer olup olmadığı, geçirilmiş cerrahi öyküsü, kronik hastalıkların varlığı, özellikle SSRI grubu ilaç kullanımı, hastanın cinsel yönelimi, seksüel ilişki durumu, psiko-sosyal ve psiko-seksüel yaşamı sorgulanmalıdır. Ayrıntılı fizik muayene yapılmalıdır. Semptomlarda endokrinopatiler değerlendirilmeli, testosteron eksikliği, hipotiroidi ve hiperprolaktinemi gibi hastalıkların belirtileri aranmalıdır. Mastürbasyon ayrıntılı bir şekilde sorgulanmalıdır. Stres, dış etkenler iyi sorgulanmalıdır. GO başlangıcını tanımlamak sınıflandırmanın doğru yapılabilmesi için oldukça önemlidir. Partner hakkında da detaylı sorgulama yapılması gereklidir. Yardımcı tanı testleri Laboratuvar testlerinin ilk aşamada mutlaka yapılması gerekli değildir. Hikâye ve bulgulara göre testosteron TSH seviyelerine bakılabilir. Penil duyu kaybı şikâyeti olan hastalar biyo-thesiometri ve/veya pudental somato sensöriyel uyarım ölçümü (SSEP) ile değerlendirilebilir.[6] Tedavi Tedavinin ana prensibi psikoterapi ile birlikte altta yatan sebeplerin ortaya çıkarılması ve düzeltilmesidir (Şekil 1). Çiftler arasındaki yakınlığın arttırılması, mastürbasyon sıklığının azaltılması, mastürbasyon şeklinin değiştirilmesi ve alkol tüketiminin azaltılması gibi yaşam tarzı değişiklikleri genel tedavi yaklaşım olarak önerilmektedir.[6,14]

134

Farmakoterapi GO tedavisinde kullanımı onaylanan herhangi bir ilaç yoktur. Şu anda kullanılan ilaçlarla ilgili sınırlı sayıda çalışma olup, yararları da kısıtlıdır. Sıklıkla SSRI grubu ilaçların kullanımı küçük çalışmalar karşımıza çıkmaktadır (Tablo 2). Sürekli GO şikâyeti olan 19 erkekte iki ay süresince 150 mg/gün bupripion kullanılmış, hastaların %25’inde IELT değerlerinde ve boşalma süresinde azalma olmuş ve %0–21 oranında orgazm ve cinsel birleşmedeki tatminin arttığı aynı zamanda IIEF skorlarında da artış olduğu gösterilmiştir.[30]

Tablo 2. Gecikmiş orgazm ve anorgazmi farmakoterapisi (Jenkins, Gecikmiş Orgazm ve Anorgazmi, Fertil Steril 2015)

Gecikmiş orgazm ve anorgazmi farmakoterapisi İlaç

Tek kullanım Dozu

Sürekli tedavi dozu

Bupripion Siproheptadin Amantadin Yohimbin Oksitosin Anandamid Kabergolin Testosteron

15-60 mg 4-12 mg 100-400 mg

150 mg

20-24 IU

75-100 mg 20-40 mg 0,5mg

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):131-137


Siproheptadin beyin seratonin seviyesini arttıran ve SSRI kullanımı ile ilişkili GO tedavisinde kullanılan bir antihistaminik ilaçtır.[6,51,52] Randomize kontrollü bir çalışma yoktur ancak küçük bir çalışmada, SSRI nedenli GO şikâyeti olan 25 erkek hastanın 12’sinde siproheptandin kullanılmış ve antidepresan etkilerin tersine döndüğü görülmüştür.[51] Amantadin, periferal ve santral dopaminerjik sinirleri indirekt olarak uyarmaktadır. Ratlarda cinsel davranışları uyaran bazı çalışmalarda kullanılmıştır.[53] İnsanlarda SSRI nedenli GO tedavisinde amantadin kullanılmış ve 19 erkeğin sekizinde iyileşme sağladığı görülmüştür.[51] Yohimbin, Pausinystalia johimbe ağacının kabuğundan üretilir ve Alfa-2 adrenerjik reseptör blokeri olarak fonksiyon yapar. Yohimbin Afrika’da afrodizyak olarak ereksiyon bozukluğunu tedavi etmek için kullanılan geleneksel bir ilaçtır. SSRI nedenli GO tedavisinde kullanımını gösteren sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır.[54,55] Bu çalışmalardan birinde AO nedeni ile infertilite şikâyeti olan 29 hastada yapılmış, bunlardan 19’unda günlük 38 mg Yohimbin kullanımı ile orgazmın sağlandığı görülmüştür.[54] Oksitosin seviyelerinin orgazm sırasında hipofizde artış olduğu gösterilmiştir. Ishak ve arkadaşlarının AO tedavisinde başarılı olan bir vaka sunumu bulunmaktadır. Yeterli cinsel uyarım sonrası 20–24 IU oksitosin verilmiş ve 8 dakika sonra olumlu cevap alındığı gösterilmiştir.[56] Hayvan modelinde düşük doz kanabioid türevi anandamidin GO ile ilişkisi değerlendirilmiş, anandamid kullanımının olumlu etkilerinin olduğu ve etkilerinin geçici olduğu gösterilmiştir.[57] Kabergolin dopamin agonistidir, PRL seviyesi artmış hastalarda psikojenik nedenli GO bozukluğunda yarar sağladığı görülmüştür.[58,59] Randomize kontrollü çift kör bir çalışmada dört ay süre ile günlük 0,5 mg kabergolin tedavisi alan hasta grubunda, tedavi sonunda PRL ve testosteron seviyelerinin normal olduğu, IIEF skorlarında ve orgazm fonksiyonlarında düzelme olduğu gösterilmiştir.[59] Testosteron kişinin cinsel hayatında merkezi ve periferal seviyelerde önemli rol oynamaktadır. Testosteronun orgazm üzerinde de etkileri bulunmaktadır.[60] Hacket ve arkadaşlarının prospektif, randomize, çift kör, plasebo kontrollü çalışmasında, testosteron eksikliği görülen ve Tip 2 diyabetli 190 erkeğe 30 hafta süresince testosteron enjeksiyonu yapılmıştır. Bu hastaların cinsel fonksiyonlarında olumlu gelişmeler olduğu gösterilmiştir.[61] Corona ve arkadaşları, testosteron eksikliği ve cinsel fonksiyonları inceleyen bir meta-analiz yapmıştır. Toplamda 677 hasta, ANDROLOJİ BÜLTENİ

Aykan ve ark. n Gecikmiş orgazm ve anorgazmi

10 çalışma değerlendirilmiş ve testosteron replasmanının orgazm fonksiyonları üzerinde olumlu etkilerinin olduğu gösterilmiştir.[62] Penil vibratör stimülasyonu Penil duyunun azaldığı veya kaybolduğu durumlarda Penil vibratör stimülasyon (PVS) tedavisinin bazı hastalarda GO tedavisinde başarı sağladığı gösterilmiştir. PVS glans frenüler alanda mekanik titreşim sağlayarak orgazmı tetiklemek amaçlı kullanılır. Nelson ve arkadaşlarının çalışmasında PVS kullanımının erektil fonksiyonlarda ve orgazm bozukluklarında iyileşme sağladığı gösterilmiştir. PVS kullanan hastaların %72’sinde orgazma ulaşma süresinin kısaldığı ve %62’sinde cinsel ilişki girişimlerinin orgazmla sonuçlandığı rapor edilmiştir. IIEF skoru hesaplanarak orgazm ve cinsel tatmin skorlarında üç ayda önemli artış olduğu gösterilmiştir.[63] Dirençli GO olan diğer konservatif metotların başarısızlıkla sonuçlandığı seçilmiş hastalarda doğurganlık amaçlı meni almak için yapılan uygun bir tedavi seçeneğidir. Elektro-ejakülasyon spinal kord yaralanması olmayan hastalarda düşük elektrik akımının hastaya transrektal prob aracılığıyla uygulanması yöntemidir. Elektro-ejekülasyon genel anestezi altında yapılır ve ejakülasyon sağlanabilir.[64]

SONUÇ GO ve AO cinsel memnuniyetsizlik ile ilişkili durumlardır. Orgazm zamanlama bozuklukları ile ilgili literatürdeki kısıtlı sayıdaki çalışma objektif kriterlerle belirlenmiş zaman aralığı içeren net bir tanımlama ve prevalans bilgisi vermemektedir. Ayrıca birçok çalışmada orgazm ve ejakülasyon bozuklukları arasında net bir ayrım yapılmadığı vurgulanmalıdır.[65] Primer GO’dan ziyade sekonder GO’nun prevalansı daha yüksektir. Yaşa bağlı ortaya çıkan azalmış testosteron düzeyi ve penis duyarlılığı ile artmış ilaç kullanımı ve performans düşüklüğü, cinsel aktivitenin uzamasına tahammülsüzlük gibi sekonder nedenlerle GO prevalansı ileri yaşta artış göstermektedir. Yine nörodejeneratif hastalıklar, diyabetik nöropati gibi hastalıklar ile santral ve periferal mekanizmaları etkileyen artmış ilaç kullanımı sekonder GO prevalansını arttırır. Etiyolojinin ortaya çıkarılmasında hikâye oldukça önemlidir. SSRI grubu ilaç kullanımı, penil duyu azalması, endokrinopatiler, penil hiperstimülasyon ve psikolojik nedenler majör etiyolojik faktörlerdir. Özellikle PRL, TSH ve Testosteron hormonu seviyesi arasındaki ilişki GO tanı ve tedavisinde önemli literatür bilgisi içermektedir. Ne

135


yazık ki GO ve AO durumlarında önerilecek ideal bir ilaç tedavisi yoktur. Tedavide etiyolojik faktörlerin ortadan kaldırılmasının yanı sıra psikoterapi bu faktörlerden bağımsız olarak uygulanabilmektedir. Hasta bazlı yaklaşım en önemli basamak olup genel yaşam tarzı değişikliklerinden farmakoterapi ve medikal cihazlara kadar geniş yelpazede tedavi alternatifleri bulunmaktadır. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Peer-review Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest No conflict of interest was declared by the authors.

KAYNAKLAR

1. McMahon CG, Rowland DL, Abdo C, Jannini E, Chen J, Waldinger M, et al. Disorders of orgasm and ejaculation in men. In: Montorsi F, Basson R, Adaikan G, et al. (eds). Sexual Medicine: Sexual Disorders in Men and Women, Edition 2010. Paris: Health Publication Ltd; 2010. 2. Corona G, Jannini EA, Lotti F, Boddi V, de Vita G, Forti G, et al. Premature and delayed ejaculation: two ends of a single continuum influenced by hormonal milieu. Intern J Androl 2011;34:41–8. doi: 10.1111/j.1365-2605.2010.01059.x

3. McMahon CG, Althof SE, Waldinger MD, Porst H, Dean J, Sharlip ID, et al. An evidence-based definition of lifelong premature ejaculation: report of the International Society for Sexual Medicine (ISSM) ad hoc committee for the definition of premature ejaculation. J Sex Med 2008;5:1590–606. doi: 10.1111/j.1743-6109.2008.00901.x 4. American Psychiatric Association, Force DSMT. Diagnostic and statistical manual of mental disorders: Section I: DSM-5; 2013. 5. Waldinger MD, Quinn P, Dilleen M, Mundayat R, Schweitzer DH, Boolell M. A multinational population survey of intravaginal ejaculation latency time. J Sex Med 2005;2:492–7. doi: 10.1111/j.1743-6109.2005.00070.x

and women: a review and meta-analysis. Neurosci Biobehav Rev 2012;36:1481–509. doi: 10.1016/j.neubiorev.2012.03.006

11. Georgiadis JR, Reinders AA, van der Graaf FH, Paans AM, Kortekaas R. Brain activation during human male ejaculation revisited. Neuroreport 2007;18:553–7. doi: 10.1097/ WNR.0b013e3280b10bfe

12. Georgiadis JR, Reinders AA, Paans AM, Renken R, Kortekaas R. Men versus women on sexual brain function: prominent differences during tactile genital stimulation, but not during orgasm. Hum Brain Mapp 2009;30:3089–101. doi: 10.1002/hbm.20733 13. Nathan SG. The epidemiology of the DSM-III psychosexual dysfunctions. J Sex Marital Ther 1986;12:267–81. doi: 10.1080/00926238608415413

14. Waldinger MD, Schweitzer DH. Retarded ejaculation in men: an overview of psychological and neurobiological insights. World J Urol 2005;23:76–81. doi: 10.1007/s00345-004-0487-8 15. Masters WH, Johnson VE. Human sexual inadequacy. London: Churchill; 1970. doi: 10.1017/S0021932000008117

16. Leiblum SR, Rosen R. Principles and practice of sex therapy, 3rd ed. New York: Guilford Press; 2000. 17. Perelman MA, Rowland DL. Retarded ejaculation. World J Urol 2006;24:645–52. doi: 10.1007/s00345-006-0127-6

18. Carani C, Isidori AM, Granata A, Carosa E, Maggi M, Lenzi A, et al. Multicenter study on the prevalence of sexual symptoms in male hypo- and hyperthyroid patients. J Clin Endocrinol Metab 2005;90:6472–9. doi: 10.1210/jc.2005-1135 19. Jern P, Santtila P, Witting K, Alanko K, Harlaar N, Johansson A, et al. Premature and delayed ejaculation: genetic and environmental effects in a population-based sample of Finnish twins. J Sex Med 2007;4:1739–49. 20. Teloken P, Nelson C, Mulhall J. 1384 Secondary delayed orgasm: patterns, correlates and predictors. J Urol 2012;187:e562.

21. Buvat J. Hyperprolactinemia and sexual function in men: a short review. Int J Impot Res 2003;15:373–7. doi: 10.1038/ sj.ijir.3901043

22. Corona G, Mannucci E, Fisher AD, Lotti F, Ricca V, Balercia G, et al. Effect of hyperprolactinemia in male patients consulting for sexual dysfunction. J Sex Med 2007;4:1485–93. doi: 10.1111/j.1743-6109.2007.00569.x 23. Corona G, Petrone L, Mannucci E, Ricca V, Balercia G, Giommi R, et al. The impotent couple: low desire. Int J Androl 2005;28:46– 52. doi: 10.1111/j.1365-2605.2005.00594.x

6. McMahon CG, Jannini E, Waldinger M, Rowland D. Standard operating procedures in the disorders of orgasm and ejaculation. J Sex Med 2013;10:204–29. doi: 10.1111/j.17436109.2012.02824.x

24. Corona G, Mannucci E, Petrone L, Giommi R, Mansani R, Fei L, et al. Psycho-biological correlates of hypoactive sexual desire in patients with erectile dysfunction. Int J Impot Res 2004;16:275– 81. doi: 10.1038/sj.ijir.3901158

8. Kandeel FR, Koussa VK, Swerdloff RS. Male sexual function and its disorders: physiology, pathophysiology, clinical investigation, and treatment. Endocr Rev 2001;22:342–88. doi: 10.1210/ edrv.22.3.0430

26. Corona G, Jannini EA, Vignozzi L, Rastrelli G, Maggi M. The hormonal control of ejaculation. Nat Rev Urol 2012;9:508–19. doi: 10.1038/nrurol.2012.147

7. Patrick DL, Althof SE, Pryor JL, Rosen R, Rowland DL, Ho KF, et al. Premature ejaculation: an observational study of men and their partners. J Sex Med 2005;2:358–67. doi: 10.1111/j.17436109.2005.20353.x

9. McCabe MP, Sharlip ID, Atalla E, Balon R, Fisher AD, Laumann E, et al. Definitions of Sexual Dysfunctions in Women and Men: A Consensus Statement From the Fourth International Consultation on Sexual Medicine 2015. J Sex Med 2016;13:135–43. doi: 10.1016/j.jsxm.2015.12.019 10. Stoleru S, Fonteille V, Cornelis C, Joyal C, Moulier V. Functional neuroimaging studies of sexual arousal and orgasm in healthy men

136

25. Balercia G, Boscaro M, Lombardo F, Carosa E, Lenzi A, Jannini EA. Sexual symptoms in endocrine diseases: psychosomatic perspectives. Psychother Psychosom 2007;76:134–40. doi: 10.1159/000099840

27. Van de Kar LD, Bethea CL. Pharmacological evidence that serotonergic stimulation of prolactin secretion is mediated via the dorsal raphe nucleus. Neuroendocrinology 1982;35:225–30. 28. Giuliano F. Neurophysiology of erection and ejaculation. J Sex Med 2011;8:310–5. doi: 10.1111/j.1743-6109.2011.02450.x

29. Rowland D, McMahon CG, Abdo C, Chen J, Jannini E, Waldinger MD, et al. Disorders of orgasm and ejaculation in men. J Sex Med 2010;7:1668–86. doi: 10.1111/j.1743-6109.2010.01782.x ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):131-137


30. Abdel-Hamid IA. Saleh el-S. Primary lifelong delayed ejaculation: characteristics and response to bupropion. J Sex Med 2011;8:1772– 9. doi: 10.1111/j.1743-6109.2010.02131.x

31. Xia JD, Han YF, Pan F, Zhou LH, Chen Y, Dai YT. Clinical characteristics and penile afferent neuronal function in patients with primary delayed ejaculation. Andrology 2013;1:787–92. doi: 10.1111/j.2047-2927.2013.00119.x 32. Johnson RD, Murray FT. Reduced sensitivity of penile mechanoreceptors in aging rats with sexual dysfunction. Brain Res Bull 1992;28:61–4. 33. Bancroft J. Human Sexuality and Its Problems, 3rd ed. Edinburgh: Churchill Livingstone, Elsevier; 2008.

49. Clayton AH, Croft HA, Horrigan JP, Wightman DS, Krishen A, Richard NE, et al. Bupropion extended release compared with escitalopram: effects on sexual functioning and antidepressant efficacy in 2 randomized, double-blind, placebo-controlled studies. J Clin Psychiatry 2006;67:736–46. 50. Althof SE. Psychological interventions for delayed ejaculation/ orgasm. Int J Impot Res 2012;24:131–6. doi: 10.1038/ijir.2012.2

51. Keller Ashton A, Hamer R, Rosen RC. Serotonin reuptake inhibitor-induced sexual dysfunction and its treatment: a large-scale retrospective study of 596 psychiatric outpatients. J Sex Marital Ther 1997;23:165–75. doi: 10.1080/00926239708403922

34. Rowland DL. Penile sensitivity in men: a composite of recent findings. Urology 1998;52:1101–5.

52. McCormick S, Olin J, Brotman AW. Reversal of fluoxetineinduced anorgasmia by cyproheptadine in two patients. J Clin Psychiatry 1990;51:383–4.

36. Mc Cabe M, Althof SE, Assalian P, et al. Psychological and interpersonal dimensions of sexual function and dysfunction. J Sex Med 2010;7:327–36. doi: 10.1111/j.1743-6109.2009.01618.x

54. Adeniyi AA, Brindley GS, Pryor JP, Ralph DJ. Yohimbine in the treatment of orgasmic dysfunction. Asian J Androl 2007;9:403–7. doi: 10.1111/J.1745-7262.2007.00276.x

38. Segraves RT. Considerations for a better definition of male orgasmic disorder in DSM V. J Sex Med 2010;7:690–5. doi: 10.1111/j.1743-6109.2009.01683.x

56. Ishak WW, Berman DS, Peters A. Male anorgasmia treated with oxytocin. J Sex Med 2008;5:1022–4. doi: 10.1111/j.17436109.2007.00691.x

40. Munjack DJ, Kanno PH. Retarded ejaculation: a review. Arch Sex Behav 1979;8:139–50.

58. Nickel M, Moleda D, Loew T, Rother W, Pedrosa Gil F. Cabergoline treatment in men with psychogenic erectile dysfunction: a randomized, double-blind, placebo-controlled study. Int J Impot Res 2007;19:104–7. doi: 10.1038/sj.ijir.3901483

35. Rowland DL, Keeney C, Slob AK. Sexual response in men with inhibited or retarded ejaculation. Int J Impot Res 2004;16:270–4. doi: 10.1038/sj.ijir.3901156

53. Montorsi F, Basson R, Adaikan G, et al. (eds). Sexual Medicine: Sexual Disorders in Men and Women, Edition 2010. Paris: Health Publication Ltd; 2010.

37. American Psychiatric Association. Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders, 4th ed. Text Revision. Washington, DC: American Psychiatric Association; 2000.

55. Guay AT, Spark RF, Jacobson J, Murray FT, Geisser ME. Yohimbine treatment of organic erectile dysfunction in a dose-escalation trial. Int J Impot Res 2002;14:25–31. doi: 10.1038/sj.ijir.3900803

39. Wylie K, Ralph D, Levin R, Corona G, Perelman M. Comments on (considerations for a better definition of male orgasmic disorder in DSM-V). J Sex Med 2010;7:695–9. doi: 10.1111/j.17436109.2009.01683_1.x

57. Rodriguez-Manzo G, Canseco-Alba A. Anandamide reduces the ejaculatory threshold of sexually sluggish male rats: possible relevance for human lifelong delayed ejaculation disorder. J Sex Med 2015;12:1128–35. doi: 10.1111/jsm.12866

41. Shull GR, Sprenkle DH. Retarded ejaculation reconceptualization and implications for treatment. J Sex Marital Ther 1980;6:234–46. doi: 10.1080/00926238008406089 42. Perelman MA. Regarding ejaculation, delayed and otherwise. J Androl 2003;24:496.

43. Perelman M. Sildenafil, sex therapy, and retarded ejaculation. J Sex Educ Ther 2001;26:13–21.

44. Rowland DL. Psychophysiology of ejaculatory function and dysfunction. World J Urol 2005;23:82–8. doi: 10.1007/s00345004-0488-7

45. Byun JS, Lyu SW, Seok HH, Kim WJ, Shim SH, Bak CW. Sexual dysfunctions induced by stress of timed intercourse and medical treatment. BJU Intern 2013;111:E227–34. doi: 10.1111/j.1464410X.2012.11577.x 46. Kirby ED, Geraghty AC, Ubuka T, Bentley GE, Kaufer D. Stress increases putative gonadotropin inhibitory hormone and decreases luteinizing hormone in male rats. Proc Natl Acad Sci U S A 2009;106:11324–9. doi: 10.1073/pnas.0901176106 47. McCarthy B. Cognitive-behavioral strategies and techniques in the treatment of early ejaculation. In: Leiblum SR, Rosen RC (eds). Principles and Practice of Sex Therapy: Update for the 90s. New York: Guilford Press; 1990. p.141–67.

48. Corona G, Ricca V, Bandini E, Mannucci E, Lotti F, Boddi V, et al. Selective serotonin reuptake inhibitor-induced sexual dysfunction. J Sex Med 2009;6:1259–69. doi: 10.1111/j.17436109.2009.01248.x

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Aykan ve ark. n Gecikmiş orgazm ve anorgazmi

59. Kruger TH, Haake P, Haverkamp J, Kramer M, Exton MS, Saller B, et al. Effects of acute prolactin manipulation on sexual drive and function in males. J Endocrinol 2003;179:357–65. 60. Corona G, Jannini EA, Mannucci E, Fisher AD, Lotti F, Petrone L, et al. Different testosterone levels are associated with ejaculatory dysfunction. J Sex Med 2008;5:1991–8. doi: 10.1111/j.17436109.2008.00803.x

61. Hackett G, Cole N, Bhartia M, Kennedy D, Raju J, Wilkinson P. Testosterone replacement therapy with long-acting testosterone undecanoate improves sexual function and quality-of-life parameters vs. placebo in a population of men with type 2 diabetes. J Sex Med 2013;10:1612–27. doi: 10.1111/jsm.12146 62. Corona G, Isidori AM, Buvat J, Aversa A, Rastrelli G, Hackett G, et al. Testosterone supplementation and sexual function: a meta-analysis study. J Sex Med 2014;11:1577–92. doi: 10.1111/ jsm.12536

63. Nelson CJ, Ahmed A, Valenzuela R, Parker M, Mulhall JP. Assessment of penile vibratory stimulation as a management strategy in men with secondary retarded orgasm. Urology 2007;69:552–5. doi: 10.1016/j.urology.2006.02.048 64. Soeterik TF, Veenboer PW, Lock TM. Electroejaculation in psychogenic anejaculation. Fertil Steril 2014;101:1604–8. doi: 10.1016/j.fertnstert.2014.03.003

65. Di Sante S, Mollaioli D, Gravina GL, et al. Epidemiology of delayed ejeculation. Transl Androl Urol 2016;5:541–8. doi: 10.21037/tau.2016.05.10

137


DERLEME | REVIEW

Androl Bul 2017; 19(4):138−143 | doi: 10.24898/tandro.2017.35403

Erkek Üreme Sağlığı

Seminal sıvının fertilizasyondaki rolü The rol of seminal fluid in fertilization

Murat Serkant Ünal1, Mehmet Caner Özer1, Ferhan Hacioğlu Sönmez1, Gülsen Bayrak2, Hatice Oruç Demirbağ2 ÖZ

ABSTRACT

Geçmiş yıllarda erkek infertilitesi araştırmaları sperm odaklıyken, günümüzde seminal sıvının öneminin anlaşılmasıyla birlikte bu konu hakkındaki çalışmalar hız kazanmıştır. Seminal sıvının %90’ı prostat ve seminal veziküllerden, az miktarı da bulbouretral bezler (Cowper) ve epididimlerden salınan salgılardan oluşur. Seminal sıvının birçok fonksiyonu vardır. İçerdiği fruktoz ile spermatozoonları besler, antioksidan sistemleriyle oksidatif stres sonucu oluşan reaktif oksijen türlerine (ROS) karşı spermatozoayı korur. Ejekülasyondan sonraki aşamada ise vajinanın antibakteriyel asidik ortamına karşı (pH 4–4,5) bir izolasyon oluşturur, immün reaksiyonu engeller ve spermatozoonları servikse kadar taşır. Spermatozoanın kapasitasyonunu engelleyen faktörler içererek erken aktivasyonunu önler ve içerdiği progesteron ile fertilize ovumun implantasyonunda rol oynar. Ayrıca seminal sıvı spermatozoanın moleküler yapısını koruyarak sperm oosit etkileşiminde rol oynar. Post-testiküler matürasyon sürecinde kapasitasyon ve akrozom reaksiyonunu tamamlayan spermatozoa dölleme yeteneği kazanır. Oosit ve etrafındaki foliküler hücrelerden salınan kimyasal faktörler, kapasite spermi oosite çeker. Fertilizasyon karmaşık moleküler olaylardan oluşur ve sperm ile oositin birbirleriyle temas etmesiyle başlar, maternal ve paternal kromozomların birleşmesiyle sona erer. Spermatozoa ve oosit kadar seminal plazmanın da iyi kalitede olması, spontan gebelikleri ve intrauterin inseminasyondaki (IUI) başarıyı arttırabilir. Bu derlemede, semen viskozitesinin ve biyokimyasal içeriğindeki farklılıkların, fertilizasyon ve IUI işlemindeki başarıyı nasıl etkilediği tartışılıp cevaplar aranacaktır. Anahtar Kelimeler: Spermatozoa, seminal sıvı, semen, fertilizasyon

The researches on male infertility in the past years were focused on sperm but in these days, the investigations gathered pace with understanding the seminal fluid. 90% of the seminal fluid consists of prostate and seminal vesicles secretions, and a small amount consists of bulbourethral glands (Cowper) and epididymis secretions. Seminal fluid has many functions. It includes fructose which is the main source of energy for spermatozoa, and protects spermatozoa against reactive oxygen species (ROS) by using antioxidant systems. After ejaculation, seminal plasma forms an isolation to antibacterial acidic field of vagina (pH 4–4.5), inhibits immune reaction and transports spermatozoa to the cervix. It contains factors that disrupt the capacitation of spermatozoa to prevent early activation and plays a role in the implantation of the fertilized ovum with progesterone. Also seminal fluid helps in sperm-oocyte interaction by preserving the molecular structure of the spermatozoa. Spermatozoa gain the ability to fertilize, which complete the capacitation and acrosome reaction, in the process of post-testicular maturation. Chemical signals, secreted by the oocyte and surrounding follicular cells, guide the capacitated sperm. Fertilization is a complex molecular event that begins with the connection between a sperm and an oocyte, and ends with the intermingling of maternal and paternal chromosomes. The good quality of the seminal plasma as well as the spermatozoa and oocyte may increase the success of spontaneous pregnancies and intrauterine insemination. In this review, it is to be discussed and searched answers for how the differences in semen viscosity and biochemical content affect fertilization and IUI success. Keywords: Spermatozoa, seminal fluid, semen, fertilization

GIRIŞ Klinik olarak infertilite, bir yıllık korunmasız düzenli ilişkiye rağmen gebe kalamama durumu olarak tanımlanır.[1] İnfertil çiftlerin yaklaşık %30’unda problem erkekte, %20’sinde

Denizli Devlet Hastanesi, İnfertilite Merkezi, Denizli Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi, Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı, Mersin

1 2

Yazışma Adresi / Correspondence: Uzm. Dr. Murat Serkant Ünal Denizli Devlet Hastanesi, Denizli - Türkiye Tel. +90 258 2639311 / 4073 E-mail: serkantunal72@gmail.com Geliş / Received: 06.09.2017 Kabul / Accepted: 10.11.2017

138

ise çiftin her ikisinde bulunmaktadır.[2] Erkek infertilitesi birçok faktörden kaynaklanmasına rağmen (konjenital ya da kazanılmış ürogenital bozukluklar, genital sistem enfeksiyonları, varikosel, endokrin bozukluklar, genetik hastalıklar ve immünolojik faktörler) olguların %40–50’inde sorumlu bir faktör bulunmaz (İdiopatik Erkek İnfertilitesi).[3] İnfertilite tedavilerinde hedef kısa zamanda ve düşük maliyetle sağlıklı bir doğum yaptırmaktır. Hafif erkek faktörü ve idiopatik infertilitesi olan çiftlerde ilk tedavi seçeneği olarak IUI kullanılmaktadır. Bu yöntem yardımcı üreme teknikleri sınıfına alınmamakla birlikte, sıklıkla uygulanır ve gebelik oranlarında siklus başına ortalama %10–20 arasında başarıya ulaştığı bildirilmiştir.[4]

©2017 Androloji Bülteni


Erkek üreme sistemi testisler, genital boşaltım kanalları, aksesuar bezler ve penisten oluşmaktadır. Testislerde spermatogenez sonucu üretilen spermatozoonlar, genital boşaltım kanallarına iletilir. Genital boşaltım kanalları olan epididimis ve duktus deferens salgıları ile aksesuar bezlerden gelen salgılar spermatozoonlarla birleşerek semen oluşturulur.[5] Semen, sellüler ve asellüler olmak üzere iki komponente ayrılır. Sellüler kısım spermatozoonlardan (%2–5 arası) oluşur. Asellüler komponente ise seminal plazma (SP) adı verilir.[6,7] Seminal plazma, insanda yalnızca spermatozoonların taşınması ve canlılığını sürdürmesini sağlayan bir ortam değildir. Bu sıvı, immünoglobulinler, kemokinler ve sitokinler dahil çok sayıda immün regülatör faktör içerir. Bu faktörler erkek gametlerine karşı dişinin immün toleransını arttırır ve immün cevabı düzenler.[8] Seminal plazmanın majör proteinleri üç ana gruptan oluşur. Bunlar, protein taşıyan fibronektin tip 2 (Fn-2) modülleri, spermadhezinler ve sisteinden zengin sekretuvar proteinlerdir (CRISPs).[6,9] Bu proteinlerden spermadhesinler, spermatozoanın plazma membranına bağlanarak membran stabilizasyonunu sağlar. Ayrıca, kapasitasyon ve spermatozoanın zona ile etkileşiminde rol alır.[6] Cinsel birleşme sırasında vajen arka forniksine atılan semenden, likefaksiyon sonrası hareketlenen spermler servikse geçer. Servikse ulaşan spermler ejakülatın %1’inden azdır. Spermatozoonlar servikste saatlerce, tüm genital kanalda ise birkaç gün canlı kalabilir. Serviks geçilirken hareketsiz ve cansız spermler ile semendeki diğer hücreler temizlenir ve spermatozoonların semenden ayrılarak uterusa ulaşması sağlanır. Uterusa ulaşan spermler, kapasitasyona hazır hale gelir.[2,10,11] Spermatozoanın seminal sıvı içerisindeyken fertilizasyon özelliği yoktur. Çünkü, seminal sıvı spermatozoanın kapasitasyonunu engelleyen faktörler içermektedir. Kapasitasyon, spermatozoanın dişi genital sisteminde fertilizasyon yeteneği kazandığı moleküler ve fizyolojik olayların tümünü kapsayan, servikste başlayıp tuba uterinada tamamlanan ve yaklaşık yedi saat süren bir süreçtir. Kapasitasyonu tamamlamış spermatozoonlar, oosit etrafında bulunan kumulus hücreleri tarafından salgılanan kemoatraktan moleküller ile oosite doğru çekilir. Spermartozoonlar, oositle karşılaştıklarında akrozomal reaksiyon denilen bir sürece daha girer. Ancak kapasitasyon sürecini tamamlamış spermler akrozom reaksiyonu geçirerek zona pellusidayı aşabilir.[2] Bu derlemedeki amacımız, ejekülasyon ile spermatozoanın epididimisten çıktığı andan itibaren servikse ulaşması anına kadar taşınması ve korunmasını sağlayan seminal sıvının özelliklerini tartışmaktır. ANDROLOJİ BÜLTENİ

Ünal ve ark. n Seminal sıvının fertilizasyondaki rolü

SEMINAL BEZLER Spermatozoa, testislerdeki seminifer tübüllerde üretilir, epididimlerde depolanır ve aksesuar bezlerden gelen sıvı salgılarla karışarak seyreltilir. Semen ise spermatozoanın konsantre süspansiyonundan oluşturulur.[5,12] Aksesuar bezler; prostat bezi, seminal veziküller ve bulboüretral bezlerden (Cowper bezleri) oluşur. Bu bezlerden salgılanan seminal sıvının fiziksel ve biyokimyasal özellikleri, enfeksiyonlar, çevre kirliliği, ilaçlar, genetik faktörlerden etkilenebilir.[13] Prostat bezi: Erkek üreme sistemindeki en büyük aksesuar cinsiyet bezidir. Epiteli genelde tek katlı prizmatiktir, fakat yer yer tek katlı yassı, kübik ya da bazen yalancı çok katlı yamalar bulundurmaktadır. Prostat bezinin epitelyal hücrelerinden salgılanan ekstrasellüler veziküller bulunmaktadır. Bu veziküllere prostasom adı verilir. Prostasomlar, spermatozoonların kapasitasyon zamanını düzenler, akrozom reaksiyonunu indükler ve sperm motilitesini stimüle eder. Ayrıca, kadın genital sisteminde immün hücrelerle etkileşerek spermatozoonları fagositten korur ve ömürlerini uzatır.[14] Prostat bezi 30–50 kadar tübüloalveolar bezden oluşmaktadır. Bu bezler, içte mukozal, arada submukozal ve esas prostatik bezleri içeren periferik tabaka olmak üzere üç konsantrik tabaka halinde düzenlenmiştir. Prostat bezindeki salgı, ejekülasyon sırasında prostatın fibromusküler dokusunun kasılması ile prostatik üretraya pompalanır.[2,5] Prostat bezi salgısı, seminal sıvının %20–30’unu oluşturur ve hafif alkalidir (pH: 7,29). Salgı ürünleri; prostat asit fosfataz (PAP), prostat spesifik antijen (PSA), amilaz, sitrik asit, çinko ve fibrinolizindir.[5,14] Semenin likefiye olmasını sağlayan proteolitik enzim (serin proteaz olan) PSA’dır. Fibrinolizin ise semeni akışkan hale getirir.[2,5] Semenin kendine özgü kokusunun, prostat salgılarından kaynaklanan sperm oksidasyonu sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir.[15] Semende prostatın normal salgılama kapasitesini göstermek için çinko, sitrik asit ve asit fosfataz analizleri yapılır.[16] Seminal veziküller: Her bir seminal vezikülün tek katlı kübik epitelden yalancı çok katlı prizmatik epitele doğru değişen bir mukozası vardır. Mukoza primer, sekonder ve tersiyer katlantılar yaparak salgı yüzey alanını arttırır. Seminal vezikül salgısı beyazımsı sarı renkte, visköz bir materyal olup[5], seminal sıvının büyük bir (%50–70) kısmını oluşturur. Salgı içerisinde fruktoz, prostaglandin, amino asitler, askorbik asit, basit şekerler ve seminal veziküle özgü proteinler bulunmaktadır. Fruktoz, ejekülasyonla atılan spermin ana enerji kaynağıdır. Ejekülasyon sırasında

139


seminal veziküllerin düz kasının kasılması sonucu salgı, ejakülatuar kanal içine boşaltılır ve spermatozoanın üretra dışına atılımı sağlanır. Seminal veziküllerin sekretuar epitelinden, semenin koagüle olmasına neden olan semenogelin adlı bir protein salgılanır. Spermatozoanın kapasitasyonunu ve seminal koagülumundaki spermin hareketlerini önleyen bu proteinin; Semenogelin I (52 kDa) ve Semenogelin II (71 ve 76 kDa) olmak üzere iki çeşidi vardır. Semenogelin, semen sıvısının major bileşenidir ve seminal proteinlerin %20–40’ını oluşturur.[17] Seminal veziküllerin salgılama fonksiyonunu göstermek için fruktoz ölçümü yapılır.[16] Bulboüretral bezler (Cowper bezleri): Prizmatik epitel ile döşeli bileşik tübüloalveolar bezlerden oluşur ve mukus benzeri bir salgı üretir. Salgısı, seminal sıvının %2–5’ini oluşturur.[14] Oldukça bol galaktoz, galaktozamin, galakturonik asit, metilpentoz ve ortalama miktarda sialik asit içerir. Seksüel stimülasyonla birlikte, kayganlaştırıcı fonksiyona sahip sekresyonları, erkek üretrasındaki rezidüe idrarı ve kadındaki asidik vaginal salgıları nötralize eder. Prostat, seminal veziküller ve bulboüretral bezlerin fonksiyonu androjenler tarafından düzenlenir.[5]

SEMENIN FIZIKSEL ÖZELLIKLERI Normal likefiye olmuş semen örneği, homojen, gri-opalesan bir görünüme sahiptir. Ejakülasyonda atılan ilk semen fraksiyonları esasen spermden zengin prostat sıvısıyken, daha sonraki fraksiyonlar büyük miktarda seminal vezikül sıvısını içerir. Semenin normal hacmi 2–6 mL arasındadır. Yüksek semen hacmi, aksesuar bezlerin aktif inflamasyonlarındaki aktif eksüdasyonu yansıtabilir. Semen pH’ı yaklaşık olarak 7,2’dir. Bu değer, seminal vezikülün alkalen salgısı ile prostat bezinin asidik salgısı arasındaki dengeyi temsil eder. Likefaksiyon genellikle 15 dakika içinde olur, nadiren 60 dakika ve üzerine çıkar. Normal semen, plastik pipetten küçük damlalar şeklinde düşer. Viskozite anormal ise damla 2 cm’den uzun iplikçik oluşturur.[16] Hafif viskozitede damlanın boyu 2–4 cm, orta hiperviskozitede 4–6 cm, şiddetli hiperviskozitede ise 6 cm’den daha fazladır.[13] Visköz semen numunesi, homojen yapışkanlık sergiler ve kıvamı zamanla değişmez. Pipetle alınmaya çalışıldığında kitlesi kendine sıkıca yapışıktır.[16] Seminal sıvı hiperviskozitesinin prevalansı %12–29 aralığındadır, olası nedenlerin bulunmasına karşın etiyolojisi ve oluşum mekanizması hala aydınlatılamamıştır.[13]

SEMINAL BEZLERDEKI FONKSIYON DEĞIŞIKLIKLERI Seminal bezlerin hipofonksiyonu ve disfonksiyonu, seminal

140

sıvıda kimyasal ve fiziksel değişikliklere neden olarak semenin viskozitesini ve miktarını etkiler. Oksidatif stresle ilişkili ROS üretimi, seminal bezlerin enfeksiyonu ve inflamasyonu, lökospermi, genetik faktörler (kistik fibrozis), sigara içimi ve çevre kirliliği, varikosel, genito-üriner sistem enfeksiyonları gibi faktörler, semen viskozitesinde artışlara yol açabilir.[13] Seminal bezlerdeki bir enfeksiyon, salgılayıcı epitelde geri dönüşümsüz hasara neden olabilir. Bu hasar sonucu seminal sıvı miktarında azalmalar görülebilir, hatta tedaviden sonra bile salgılar düşük düzeylerde kalabilir.[16] ROS, insan ejakülatında hem spermatozoa hem de lökositler tarafından üretilmektedir. Düşük miktarda ROS üretiminin, fertilizasyon, akrozom reaksiyonu, hiperaktivasyon ve hareket için gerekli olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmiştir.[18] Tek bir lökosit, tek bir sperme göre en az 100 kat daha fazla ROS üretebilmektedir. Seminal plazma, serbest radikal antioksidan süpürücülere ve antioksidan enzimlere sahiptir.[16] Böylece, spermatozoayı peroksidasyon reaksiyonundan korur ve spermatozoanın kromatin bütünlüğünü muhafaza eder.[19] Oksidatif stres, spermatozoada DNA fragmantasyonuna neden olur ve bu, erkek infertilitesinin önemli sebeplerinden biridir.[20] Yardımlı üreme için spermin hazırlanması sırasında seminal plazmanın alınması, bu hücreleri oksidatif saldırılara karşı savunmasız bırakabilmektedir. Ayrıca, IUI veya IVF’da sperm hazırlama için santrifüj zamanının uzaması ROS miktarının artmasına neden olmaktadır.[21] Hücrelerin çoğu, enzimatik olan ya da olmayan antioksidan sistemlere sahiptir. Bu savunma mekanizmaları aşıldığında, sperm fonksiyonu bozulmaktadır. Yüksek miktarlarda ROS üretimi, peroksidatif hasar ve sperm fonksiyonunda kayba, hem nükleer hem de mitokondriyal genomlarda DNA hasarına neden olabilmektedir.[16] Spermlerde hareket için ihtiyaç duyulan enerjiyi sağlamak amacıyla, mitokondriler orta alanda yer almaktadır. Mitokondri DNA’sı çekirdek DNA’sına oranla daha gevşek paketlenmiştir ve daha az korunmaktadır. Bu nedenle, mutasyon açısından ROS hasarına daha açıktır.[22] Yüksek ROS seviyeleri, iç ve dış mitokondri zarını parçalar ve kaspazları aktifleyen sitokrom C proteinlerini harekete geçirip apoptozisi başlatır. İnfertil hastalarda apoptozisin göstergesi olan sitokrom C, kaspaz 3 ve 9’un yüksek seviyeleri ROS tarafından meydana getirilen sperm hasarını yansıtmaktadır.[18] Artan ROS miktarının, spermatozoa hücre membranında lipid peroksidasyonunu başlattığı gösterilmiştir. Sperm membranındaki doymamış yağ asitlerinin peroksidasyonu, membran akıcılığının kaybolmasına yol açmakta vefertilizasyon esnasında sperm füzyonuna engel olmaktadır.[22] Spermatozoonların membranında, spesifik antijenler (tirozin ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):138-143


kinaz sp 95, proakrozin, PH-20, PH-30, sp 56, galaktozil transferaz, spermadezinler, progesteron reseptörü) dışında hücre matriks etkileşimini yürüten nonspesifik proteinler olan matriks proteinleri (kollagen, fibronektin, laminin ile birlikte immunoglobulinler, kaderinler, selektinler ve integrinler gibi adezyon molekülleri) bulunmaktadır.[10] ROS üretimi ve degradasyonu arasındaki dengesizlik, sperm membranında peroksidatif hasar oluşmasına neden olur. Bunun sonucu olarak, sperm motilitesinde fonksiyonel bozulmalar meydana gelir. Spermatogenezis ve epididimal matürasyon sürecinde spermatozoa, ROS’a bağlı kromatin ve flagellar protein modifikasyonu içerir. Fakat, ROS miktarı çok artarsa sperm proteinleri de olumsuz olarak etkilenir.[23] Ayrıca, yüksek ROS seviyelerinin sperm motilitesine zarar verdiği deneysel olarak gösterilmiştir.[24] Son yıllarda, sperm membranının fertilizasyonda çok önemli rolü olduğu anlaşılmıştır. Semen viskozitesi anormalliği olan hiperviskozite, moleküler olarak spermatozoanın kapasitasyon sürecini ve akrozom reaksiyonununu etkiler. Hipervisköz semenlerde, hareketli spermatozoonlar önemli bir oranda düşmüş ve sayıları azalmıştır.[19] Seminal lökosit miktarındaki artışın hiperviskozite nedeni olabileceği gösterilmiştir. Lökospermi ve hiperviskozite arasında istatiksel olarak önemli bir ilişki bulunmuştur.[25] Hiperviskozite, seminal sıvının antioksidan kapasitesini yüksek oranda bozar. Daha önceki çalışmalarda, anormal sperm ve lökosperminin ROS artışına neden olduğu ve bunların spermatozoonlara zarar verdiği ileri sürülmüştür.[26,27] Prospektif çalışmalarda, seminal hiperviskozitenin başarısız in vitro fertilizasyon ve embriyo transferiyle ilişkili olduğu gösterilmiştir.[19] Enfeksiyonlarda, monosit ve makrofajlar büyük miktarda TNF-α ve IL-6 salgılar. Prostatit ve prostato-vesiküliti olan hastalarda artmış oksidatif stres nedeniyle oluşan ROS ürünleri, pro-inflamatuar sitokinler (IL-6 ve TNF-α), antiinflamatuar sitokin (IL-10) ve seminal lökositlerin, seminal hiperviskozite ile ilişkisi araştırılmış ve aralarında güçlü bir bağ olduğu bulunmuştur.[28] Matalliotakis ve ark.’nın[29] yaptıkları çalışmada, semen kalitesiyle sitokin seviyelerinin yükselmesi arasında bir ilişki olmadığı ileri sürülmüş, fakat Fraczek ve ark.[30] artan sitokin seviyelerinin semen kalitesini etkilediğini göstermişlerdir. Seminal sıvı visko-elastisitesinin, epididimal ve yardımcı seks bezlerinin fonksiyonuyla ilişkili olduğu ve sperm motilitesini etkilediği gösterilmiştir. PSA, seminal plazmanın temel proteolitik enzimidir. Prostat bezinden yetersiz salınan PSA, anormal viskoziteye neden olabilir. Hipervisköz semenlerde PSA enzim miktarının az olması, bu enzim ile semen viskozitesi arasında bir ilişkiyi destekler. Bazı

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Ünal ve ark. n Seminal sıvının fertilizasyondaki rolü

çalışmalarda ise seminal veziküllerdeki fonksiyon azlığının hiperviskozite sebebi olduğu ileri sürülmüş, fakat bu görüş farklı çalışmalarla desteklenmemiştir. Koagülumda önemli bir rol oynayan mevcut SgI ve SgII seviyelerinin güvenilir bir ölçümü olmaması nedeniyle, bu protein değerleri kullanılamamaktadır. Semen visko-elastisitesinin mekanizmasının aydınlatılmasında, seminal sıvı proteolitik aktivitesinin ve semenogelin miktarlarının güvenli bir şekilde ölçülebilmesi önemli olabilir.[31] Hiperviskozitenin fertilizasyona etki mekanizması hala tam olarak aydınlatılamamıştır. Çoğunlukla, hiperviskozite prostat ve seminal vezikül fonksiyon bozukluğuyla ilişkilidir. Fakat, hiperviskozite aksesuar seks bezleri fonksiyonu normal olan erkeklerde de yaygın olarak görülür. Son zamanlarda kallikrein-ilişkili peptidaz (KLKs) denilen bir tip proteaz bulunmuştur ve bu peptidaz, değişik semen örneklerinde farklı miktarlarda eksprese edilmektedir. Seminal plazma KLKs ekspresyon miktarı ile likefaksiyon ve viskozite arasında bir ilişki bulunmuştur.[13] Hipervisköz semende fruktoz ve fosfor azalır. Ayrıca, çinko miktarı da düşüktür. Yüksek viskoziteli semen örneklerinde her bir spermin ATP içeriği normal semenlere göre artar. Çünkü, spermatozoonların hareketleri bozulur ve hipervisköz semen ATP tüketemez. Spermatozoonlar, enerji kaynaklarını glikolizden, daha az olarak da mitokondriler vasıtasıyla oksidatif fosforilasyondan sağlar.[32] Hipervisköz semende sperm kromatin bütünlüğü normal visköz semenlere göre düşüktür. Semen hiperviskozitesi in vitro şartlarda, hem klasik olarak hem de son zamanlarda gelişen yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilmektedir. Yapışıklığı gidermek için semen enjektörlere bağlı künt iğnelerden geçirilir ve normal semen likefaksiyon görünümü elde edilmeye çalışılır. Bu mekanik yöntemler hiperviskoziteyi tamamen çözmez. Proteoliz için α-kimotripsin, mukolitik ajan olarak α-amilaz, dithiothreitol ve pankreatik dornase kullanılır. Hiperviskozitenin kaynağı enfeksiyon ve lökospermi ise anti-inflamatuar ajanlar ve antibiyotikler kullanılabilir.[13] Sperm üretimi ergenlik çağında başlar. Bu yüzden, bunlar immün sistem tarafından yabancı protein olarak tanınabilir. Testislerde, spermatozoonlar sertoli hücrelerinin sıkı bağlantıları ile dolaşımdaki immünoglobulinlerden korunur. Spermler, erkek üreme kanalının lümeninde bulundukları sürece immün sistemden ayrılır ve yüzeylerindeki antijenlere karşı antikor oluşmaz. Kan-testis bariyeri denen bu engel kırılacak olursa immün tepki başlayabilir. Antikor yapımını başlatan üreme sistemindeki bu bariyerin bozulmasına, vazektomi, varikosel tamiri, testis biyopsisi, torsiyon, darbe ve enfeksiyonlar neden olabilir. Antikorlar,

141


özellikle prostat ve seminal vezikül sıvıları içine salgılanır. Boşalma sırasında sperm ile temas edip, onların kümelenmelerine neden olabilir. Bağlanma seviyesinin %50 veya fazlası, klinik olarak önemli kabul edilir.[5,12] Ayrıca nadir görülse de, seminal plazmaya karşı dişide hipersensivite (içerdiği PSA gibi allerjik proteinlerden dolayı) gelişebilir ve in vitro fertilizasyon için sperm hazırlama, densentizasyon için alternatif olabilir.[33] Seminal plazmada bulunan çeşitli sitokinlerin (IL-1, IL-2 ve TNF-α) konsantrasyonlarının artışı, kötü semen kalitesi ve erkek infertilitesiyle ilişkili bulunmuştur.[34–37] Sitokinlerin TGF ailesi (TGF-α ve β), Leydig ve seminifer tübüllerin gelişimiyle ilişkilidir.[36,38] TGF-α1, insan testisinde seminifer tübüllerin fibrozisiyle yani spermatogenezis bozukluğuyla ilişkili bulunmuştur.[36] Ayrıca son zamanlarda, ADAM2 (a disintegrin and metalloprotease), KRAP (ki-ras-induced actin-interacting protein), ACRV1 (acrosomal vesicle protein 1), SPACA1 (sperm acrosome associated 1), SPAM1 (sperm adhesion molecule 1) gibi sperm antijenlerinin fertilizasyondaki önemleri anlaşılmış ve bu, daha birçok araştırmaya konu olmuştur.[39–43] Bunların bir bölümü seminal sıvıyla etkileşim halindedir.

SONUÇ Klinikte genel olarak, seminal sıvının fiziksel özelliklerine bakılır. Semenin viskozite değişikliklerinde seminal sıvının biyokimyasal bileşimi değişir. Fakat, tamamen olağan fiziki görünüme sahip ve likefiye olan seminal sıvının da biyokimyasal içeriği normal değerlerden farklı olabilir. Bu iki durumun da spermin moleküler yapısını ve antijenlerini, oosit ile olan etkileşimini, parakrin ve endokrin faktörlerle iletişimini sağlayan reseptörlerini nasıl etkilediği hala tam olarak çözülememiştir. Ayrıca, fiziksel ve biyokimyasal özellikleri normal olmayan semen, kapasitasyon ve akrozom reaksiyonu süreçlerini de etkileyerek moleküler mekanizmayı ve sinyal yollarını bozabilir. İçindeki birçok maddenin bilinmesine rağmen, seminal sıvının içeriği tamamen keşfedilmemiştir. Bunun yanında, seminal bezlerin hipofonksiyonu ve disfonksiyonunda, seminal sıvının hacminin artması veya azalması içerdiği maddelerin konsantrasyonlarını değiştirerek fertilizasyonu etkileyebilir. Seminal sıvıdaki tüm bu değişiklikler, idiopatik erkek infertilitesinin de muhtemel nedenlerinden biri olabilir. IUI işlemi öncesinde, hipervisköz semenin akışkanlığı arttırılabilir. Fakat, muhtemelen moleküler yapısı değişmiş veya mikroçevresi yüzünden fonksiyonları etkilenmiş

142

olan spermatozoa kapasitasyon sürecini, hiperaktivasyon ve akrozom reaksiyonunu tamamlamada yetersiz kalabilir. Bundan dolayı, IUI işlemi öncesi spermatozoonların normal biyokimyasal içeriğe sahip olmayan seminal sıvıdan mümkün olduğu kadar kısa sürede ayrılması başarıyı arttırabilir. Böylece, semendeki yapışıklıkların giderilmesi başta olmak üzere, doku artıkları, antikorlar, lökositler, ağır metaller ve ilaçlar uzaklaştırılmış olur. Ayrıca, kadın genital kanalındaki sekresyonlar ve fertil erkeklerdeki normal seminal sıvılardaki bileşimler göz önüne alınarak geliştirilecek olan yıkama solüsyonlarının bu semen örneklerinde kullanılması, spermatozoanın oositi fertilize etme yeteneği kazanmasına yardımcı olabilir. Semen kalitesi, normal spermatozoa üretimi yanında seminal bezlerin fonksiyonlarıyla ilişkilidir. İnfertil bir çifte yaklaşımda erkeğe ait bir faktörün araştırılmasında, androloji laboratuarında yapılan semen analizlerinde, genel olarak spermatozoanın sayısına, motilitesine ve morfolojisine bakılır. Spermiograma ve bezlerin bilinen fonksiyon testlerine ilaveten, ileride semenogelin, prostasome, PSA ve KLKs miktarlarının ölçülebilmesi, içeriğin anlaşılabilmesi için yararlı olabilir. Seminal sıvıyla ilgili patolojilerin bir an önce tespit edilip tedaviye başlanması için bu testlerin geliştirilmesi ve kullanılması, olası zaman kayıplarını önleyecektir. Bu gelişmeler için ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. Hakem Değerlendirmesi Dış bağımsız

Çıkar Çatışması Yazarlar çıkar ilişkisi olmadığını beyan etmişlerdir.

Peer-review Externally peer-reviewed.

Conflict of Interest No conflict of interest was declared by the authors.

KAYNAKLAR

1. Bieniek JM, Drabovich AP, Lo KC. Seminal biomarkers for the evaluation of male infertility. Asian J Androl 2016;18:426–33. doi: 10.4103/1008-682X.175781 2. Delilbaşı L, Ed. Klinik Embriyoloji Uygulamaları Atlası. Ankara: Büyükharf Tıp Yayınları; 2010. p.37–171. 3. EAU Cep kılavuzları. Erkek infertilitesi. İstanbul: Türk Üroloji Derneği; 2014. p.166–88. 4. Şahin G, Tavmergen E. İntrauterin İnseminasyonda Başarıyı Artırmanın Yolları. Türkiye Klinikleri, J Gynecol Obs Special Topics 2012;5:21–9. 5. Ross MH, Pawlina W. Histoloji Konu Anlatımı ve Atlas. Baykal B, Çev. ed. Ankara: Palme Yayıncılık; 2014. p.784–830. 6. Rodriguez-Martinez H, Kvist U, Ernerudh J, Sanz L, Calvete JJ. Seminal plasma proteins: what role do they play? Am J Reprod Immunol 2011;66 Suppl 1:11–22. doi: 10.1111/j.16000897.2011.01033.x ANDROLOJİ BÜLTENİ

Androl Bul 2017; 19(4):138-143


7. Vitku J, Kolatorova L, Hampl R. Occurence and reproductive roles of hormones in seminal plasma. Basic Clin Androl 2017;27:19. doi: 10.1186/s12610-017-0062-y

8. Soucek K, Slabakova E, Ovesna P, Malenovska A, Kozubik A, Hampl A. Growth/differentiation factor-15 is an abundant cytokine in human seminal plasma. Hum Reprod 2010;25:2962– 71. doi: 10.1093/humrep/deq264 9. Kelly VC, Kuy S, Palmer DJ, Xu Z, Davis SR, Cooper GJ. Characterization of bovine seminal plasma by proteomics. Proteomics 2006;6:5826–33. doi: 10.1002/pmic.200500830

10. Zülfikaroğlu G, Özgür H, Polat S. Molecular aspects of capacitation. Archives Medical Review Journal 2010;19(1):12–24.

11. Gedikli S, Özbek E, Demirci T. Fertilizasyonun moleküler temeli. Van Tıp Dergisi 2013;20:294–301.

12. Gardner DK, Weissman A, Howles CM, Shoham Z. Yardımla Üreme Teknikleri Temel Kitabı, Laboratuvar ve Klinik Görüşler, 2. Baskı. İrez T, Arda O, Kaleli S, Çev. Ed. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2010. p.65–115. 13. Du Plessis SS, Gokul S, Agarwal A. Semen hyperviscosity: causes, consequences and cures. Front Biosci (Elite Ed) 2013;5:224–31.

14. Aalberts M, Stout TA, Stoorvogel W. Prostasomes: extra vesicles from the prostate. Reproduction 2014;147:R1–14. doi: 10.1530/ REP-13-0358 15. Tapısız ÖL, Altınbaş ŞK, Abike F, Göktolga Ü. Jinekolog gözü ile semen analizi ve son gelişmeler. J Turk Soc Obstet Gynecol 2012;9:25–31. doi: 10.5505/tjod.2012.60476 16. WHO Laboratuvar El Kitabı, 5. Baskı. Kadıoğlu A, Çev. ed. Türk Üroloji Derneği. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2011. p.1–271.

17. Esfandiari N, de Lamirande E, Gukturk A, et al. Seminal hyperviscosity is not associated with semenogelin degradation or sperm deoxyribonucleic acid damage: a prospective study of infertile couples. Fertil Steril 2014;101:1599–603. doi: 10.1016/j. fertnstert.2014.02.045 18. Demirtaş A, Üntan İ. Seminal sıvı ve spermde stres ve antioksidanlar. Turk Urol Sem 2011;2:24–30.

19. Esfandiari N, Burjaq H, Gotlieb L, Casper RF. Seminal hyperviscosity is associated with poor outcome of in vitro fertilization and embryo transfer: a prospective study. Fertil Steril 2008;90:1739–43. doi: 10.1016/j.fertnstert.2007.09.032

20. Wright C, Milne S, Leeson H. Sperm DNA damaged caused by oxidative stress: modifiable clinical, lifestyle and nutritional factors in male infertility. Reprod Biomed Online 2014;28:684–703. doi: 10.1016/j.rbmo.2014.02.004

21. Shekarriz M, Dewire DM, Thomas AJ Jr, Agarwal A. A method of human semen centrifugation to minimize the iatrogenic sperm injuries caused by reactive oxygen species. Eur Urol 1995;28(1):31– 5.

22. Elder K, Dale B. In-vitro fertilizasyon, 3. Baskı. İrez T, Çev. Ed. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevleri; 2013. p.1–108. 23. O’Flaherty C, Matsushita-Fournier D. Reactive oxygen species and protein modifıcations in spermatozoa. Biol Reprod 2017;97:577– 85. doi: 10.1093/biolre/iox104

24. Siciliano L, Tarantino P, Longobardi F, Rago V, De Stefano C, Carpino A. Impaired seminal antioxidant capacity in human semen with hyperviscosity or oligoasthenozoospermia. J Androl 2001;22:798–803.

25. Flint M, du Plessis SS, Menkveld R. Revisiting the assessment of semen viscosity and its relationship to leucocytospermia. Andrologia 2014;46:837–41. doi: 10.1111/and.12157

27. Fedder J. Nonsperm cells in human semen: with special reference to seminal leukocytes and their possible influence on fertility. Arch Androl 1996;36:41–65. 28. Castiglione R, Salemi M, Vicari LO, Vicari E. Relationship of semen hyperviscosity with IL-6, TNF-a, IL-10 and ROS production in seminal plasma of infertile patients with prostatitis and prostato-vesiculitis. Andrologia 2014;46:1148–55. doi: 10.1111/and.12207

29. Matalliotakis I, Arici A, Goumenou A, Koumantakis G, Selam B, Matalliotakis G, Koumantakis E. Distinct expression pattern of cytokines in semen of men with genital infection and oligo-teratoasthenozoospermia. Am J Reprod Immunol 2002;48:170–5. 30. Fraczek M, Kurpisz M. Inflammatory mediators exert toxic effects of oxidative stress on human spermatozoa. J Androl 2007;28:325– 33. doi: 10.2164/jandrol.106.001149

31. ELzanaty S, Malm J, Giwercman A. Visco-elasticity of seminal fluid in relation to the epididymal and accessory sex gland function and its impact on sperm motility. Int J Androl 2004;27:94–100. doi: 10.1046/j.1365-2605.2003.00455.x 32. du Plessis SS, Agarwal A, Mohanty G, van der Linde M. Oxidative phosphorylation versus glycolysis: what fuel do spermatozoa use? Asian J Androl 2015;17:230–235. doi: 10.4103/1008682X.135123 33. Moi L, Salvade I, Ribi C. Allergy to human seminal plasma. Rev Med Suiesse 2017;13:748–53.

34. Naz RK, Kaplan P. Increased levels of interleukin-6 in seminal plasma of infertile men. J Androl 1994;15:220–7.

35. Gruschwitz MS, Brezinschek R, Brezinschek HP. Cytokine levels in the seminal plasma of infertile males. J Androl 1996;17:158–63.

36. Politch JA, Tucker L, Bowman FP, Anderson DJ. Concentrations and significance of cytokines and other immunologic factors in semen of healthy fertile men. Hum Reprod 2007;22:2928–35. doi: 10.1093/humrep/dem281

37. Dousset B, Hussenet F, Daudin M, Bujan L, Foliguet B, Nabet P. Seminal cytokine concentrations (IL-1beta, IL-2, IL-6, sR IL-2, sR IL-6), semen parameters and blood hormonal status in male infertility. Hum Reprod 1997;12:1476–9. 38. Hedger MP, Meinhardt A. Cytokines and the immune-testicular axis. J Reprod Immunol 2003;58:1–26. 39. Vidaeus CM, von Kapp-Herr C, Golden WL, Eddy RL, Shows TB, Herr JC. Human fertilin beta: identification, characterization, and chromosomal mapping of an ADAM gene family member. Mol Reprod Dev 1997;46:363–9. doi: 10.1002/(SICI)10982795(199703)46:3<363::AID-MRD15>3.0.CO;2-# 40. Gmachl M, Sagan S, Ketter S and Kreil G. The human sperm protein PH-20 has hyaluronidase activity. FEBS Lett 1993;336:545–8.

41. Diekman AB, Norton EJ, Westbrook VA, Klotz KL, NaabyHansen S, Herr JC. Anti-sperm antibodies from infertile patients and their cognate sperm antigens: a review. Identity between SAGA-1, the H6–3C4 antigen and CD52. Am J Reprod Immunol 2000;43:134–43. 42. Inokuchi J, Komiya M, Baba I, Naito S, Sasazuki T, Shirasawa S. Deregulated expression of KRAP, a novel gene encoding actininteracting protein, in human colon cancer cells. J Hum Genet 2004;49:46–52. doi: 10.1007/s10038-003-0106-3 43. Wright RM, John E, Klotz K, Flickinger CJ, Herr JC. Cloning and sequencing of cDNA coding for the human intra-acrosomal antigen SP-10. Biol Reprod 1990;42:693–701.

26. Wolff H, Politch JA, Martinez A, Haimovici F, Hill JA, Anderson DJ. Leukocytospermia is associated with poor semen quality. Fertil Steril 1990;53:528–36.

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Ünal ve ark. n Seminal sıvının fertilizasyondaki rolü

143


ANDROLOJİ BÜLTENİ CİLT 19 KONU DİZİNİ | ANDROLOGY BULLETIN VOLUME 19 SUBJECT INDEX

A

H

S-Ş

alt üriner sistem semptomları 57 alt üriner sistem yakınmaları 22, 123 anorgazmi 131 antioksidan 111 aşırı aktif mesane 57 azoospermi 74

hipospadias 50 homosistein 33

semen 138 seminal sıvı 138 spermatozoa 138 sperm DNA 61 sperm Y:X oranı 92 subinguinal varikoselektomi 40

B

K

T

bilateral korporal yaralanma 69 BPH 22

kadın 44 kadmiyum 86 kanser 98 kardiyovasküler sistem 127 kendi kendine meme muayenesi 78 komplikasyon 117 kronik böbrek yetmezliği 33

tadalafil 22 tedavi 25, 50, 111, 117 testis 111 testosteron 25, 127 torsiyon 111

C-Ç cerrahi 117 cerrahi tedavi 6 CFTR 74 cinsel değerlendirme 98 cinsel disfonksiyon 57 cinsel işlevler 50 cinsellik 98 cinsel mit 44 çalışma hayatı 16 çevre kirliliği 61 D doğum cinsiyet oranı 92 E ebelik 78 endokrin bozucular 92 erektil disfonksiyon 10, 33, 117 erkek 57 erkek infertilitesi 86 erkek üreme sağlığı 16, 61 erkek ürolojik cerrahisi 10 F fertilizasyon 138 G gecikmiş orgazm 131 gömük penis 1 görüş 44 greft cerrahisi 6

144

I infertilite 74

M M470V polimorfizmi 74 melatonin 111 menopoz 25 mikrocerrahi 40 O-Ö obezite 1 oligospermi 74 orgazm zamanlama bozukluğu 131 öğrenci 44, 78

U-Ü uluslararası prostat semptom skoru 123 uretral anomali 50 üreme sağlığı 86 üretral yaralanma 69 V varikosel 40 Y yan etki 127

P penil fraktür 69 penil protez 117 penis boyu 1 penis hastalıkları 10 Peyronie hastalığı 6 plikasyon 6 primer cerrahi onarım 69 prostat kalsifikasyonu 123 R rekürrens 40 riskli çalışma alanları 16

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017


ANDROLOJİ BÜLTENİ CİLT 19 YAZAR DİZİNİ | ANDROLOGY BULLETIN VOLUME 19 AUTHORS INDEX

A

H

Y

Açıkgöz, Abdullah 57 Açıl, Hande 44 Akın, Yiğit 61 Albaz, Ali Can 117 Altay, Barış 10 Arslan, Burak 69 Atan, Ali 22, 127 Aydın, Memduh 69 Aydoğdu, Saadet Gonca Mavi 78 Aygin, Dilek 44, 98 Aykan, Serdar 131

Hamlacı, Yasemin 16 Hazar, Aydın İsmet 69

Yalçın, Can Özgür 92 Yaman, Özge 44, 98 Yeni, Ercan 61 Yeşil, Süleyman 127 Yıldırım, Ümit 123 Yılmaz, Ayşe Çelik 44 Yılmaz, Burcu 16 Yılmaz, Hasan 1 Yılmaz, Mehmet 131 Yücel, Cem 25 Yüksekkaya, Mustafa 1

B Bayrak, Gülsen 138 Bindayı, Ahmet 123 C-Ç

I-İ İnkaya, Abdurrahman 6 K Karapelit, Zeliha 78 Katı, Bülent 61 Kavlak, Oya 86 Kesici, Hakan 111 Keskin, Mehmet Zeynel 25 Kızılay, Fuat 10 Kösem, Mehmet Esat 1 Kozacıoğlu, Zafer 25 Küçük, Eyüp Veli 6, 123

Ceylan, Mustafa 111 Çakmak, Özgür 25 Çaylı, Sevil 111 Çilesiz, Nusret Can 69 Çulha, Mustafa Melih 1

O-Ö

D

P

Demirbağ, Hatice Oruç 138 Dinçer, Muhammet Murat 131 Direk, H. Can 40

Pelit, Eyyüp Sabri 61 Polat, Fazlı 127

E Erdemir, Fikret 50, 111 Erdik, Anıl 40 F

Onuk, Özkan 69 Özerdoğan, Nebahat 16 Özer, Mehmet Caner 138 Özkan, Arif 69

S-Ş Sarı, Emrah 33 Şahin, Mehmet 10 Şenel, Ufuk 50 Şen, Uğur Tolga 123

Fındık, Esra 111

T

G

Tahra, Ahmet 6, 123

Gezmiş, Cem Tuğrul 69 Gökçe, Ahmet 40, 74 Gönültaş, Serkan 131 Gül, Deniz 74 Gümüş, Bilali Habeş 117 Güner, Özlem 86

U-Ü Uslubaş, Ali Kemal 1 Usta, Mustafa Faruk 33 Ünal, Murat Serkant 138 Üstüner, Murat 1

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

145


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY Uluslararası dergilerde Türk araştırmacılar tarafından yapılan “Erkek ve Kadın Cinsel Sağlığı”, “Erkek İnfertilitesi”, “Prostat hastalıkları” ve “Erkek Genital Sistemi Sorunları” ile ilgili yayınlar listesi. Bu liste 01.09.2017-15.12.2017 tarihleri arasında Pub-Med ve Ulakbim veri tabanı temel alınarak hazırlanmıştır. Bu listede yayını olmayan ve bu tarihler arasında uluslararası dergilerde yayını basılan araştırmacıların Türk Androloji Derneği sekreterliğine yayın künyelerini iletmeleri rica olunur. 1. Acer-Demir T, Ekenci BY, Özer D, Turanoğlu MA, Haberal KC, Bilgin EB, Hiçsönmez A. Natural History and Conservative Treatment Outcomes for Hydroceles: A Retrospective Review of One Center’s Experience. Urology. 2017 Oct 13. pii: S00904295(17)31075-0. doi: 10.1016/j.urology.2017.10.003. [Epub ahead of print]

2. Akaras N, Bal T, Atilay H, Selli J, Halici MB. Protective effects of agomelatine on testicular damage caused by bortezomib. Biotech Histochem. 2017 Nov 21:1-8. doi: 10.1080/10520295.2017.1350748.

3. Akarsu S, Büke B, Gürgen SG, Akdemir S, Gode F, Biçer M, Tekindal MA, Isik AZ. Differences in Poly(ADP-ribose) Polymerase1- (PARP1-) and Proliferative Cell Nuclear Antigen (PCNA) Immunoreactivity in Patients Who Experienced Successful and Unsuccessful Microdissection Testicular Sperm Extraction Procedures. Urol J. 2017 Aug 29;14(5):5018-5022. 4. Akdemir F, Aldemir M, Orhun HS. Intratesticular calcified nodule. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):563-565.

5. Akinsal EC, Baydilli N, Bayramov R, Ekmekcioglu O. A Rare Cause of Male Infertility: 45,X/46,XY Mosaicism. Urol Int. 2017 Nov 21. doi: 10.1159/000484615. 6. Akil F, Yollu U, Toprak SF, Ayral M. Laryngectomy: what is the impact of the type of surgery on life quality and sexual function? Acta Otorhinolaryngol Ital. 2017;37(4):276-280. 7. Aksu DS, Sağlam YS, Yildirim S, Aksu T. Effect of pomegranate (Punica granatum L.) juice on kidney, liver, heart and testis histopathological changes, and the tissues lipid peroxidation and antioxidant status in lead acetate-treated rats. Cell Mol Biol (Noisy-le-grand). 2017 Oct 31;63(10):33-42.

8. Akinsal EC, Baydilli N, Bayramov R, Ekmekcioglu O. A Rare Cause of Male Infertility: 45,X/46,XY Mosaicism. Urol Int. 2017 Nov 21. doi: 10.1159/000484615. [Epub ahead of print]. 9. Aktoz T, Caloglu M, Yurut-Caloglu V, Yalcin O, Aydogdu N, Nurlu D, Arda E, Inci O. Histopathological and biochemical comparisons of the protective effects of amifostine and l-carnitine against radiation-induced acute testicular toxicity in rats. Andrologia. 2017 Nov;49(9). doi: 10.1111/and.12754. Epub 2016 Dec 21.

10. Anadol Kelleci Ü, Destina Yalçin A, Demir A, Sakci Z. Anterior Cerebral Artery Dissection Due to Sildenafil Use. Noro Psikiyatr Ars. 2017 Mar;54(1):94-96. 11. Aydın F, Bektur S, Taşdelen Y, Kıvrak Y, Hüseyinoglu Aydın A. How does ivabradine effect erectile dysfunction in patients with heart failure? Kardiol Pol. 2017;75(9):893-898.

12. Aydın AF, Küçükgergin C, Çoban J, Doğan-Ekici I, DoğruAbbasoğlu S, Uysal M, Koçak-Toker N. Carnosine prevents testicular oxidative stress and advanced glycation end product formation in D-galactose-induced aged rats. Andrologia. 2017 Dec 12. doi: 10.1111/and.12939. [Epub ahead of print] 13. Aydın MD, Aydın N, Kanat A, Akca N, Ardic G, Yolas C, Altınkaynak K, Calik M. The truth beneath the taste roses in the urethra and first description of neuro-morpho-chemical mechanism of penile erectil posture in males; an experimental study. Int J Neurosci. 2017 Dec 2:1-22. 14. Aydin S, Erkekoglu P, Başaran N, Kocer-Gumusel B. Impact of selenium status on Aroclor 1254-induced DNA damage in sperm and different tissues of rats. Toxicol Mech Methods. 2017 Nov 12:1-10. doi: 10.1080/15376516.2017.1397234.

146

15. Aydinoglu F, Ogulener N. The role of arachidonic acid/ cyclooxygenase cascade, phosphodiesterase IV and Rho-kinase in H2S-induced relaxation in the mouse corpus cavernosum. Pharmacol Rep. 2017 Aug;69(4):610-615.

16. Aydinoglu F, Dalkir FT, Demirbag HO, Ogulener N. The interaction of l-cysteine/H2S pathway and muscarinic acetylcholine receptors (mAChRs) in mouse corpus cavernosum. Nitric Oxide. 2017 Nov 1;70:51-58. 17. Aydogmus Y, Bagbanci S, Demirbas A, Hascicek AM. Comparison of tubularized incised plate urethroplasty and onlay island flap urethroplasty techniques in the repair of primarily proximal hypospadias. Arch Esp Urol. 2017 Oct;70(8):740-745.

18. Aydos OSE, Hekmatshoar Y, Altınok B, Özkan T, Şakirağaoğlu O, Karadağ A, Kaplan F, Ilgaz S, Taşpınar M, Yükselen I, Sunguroğlu A, Aydos K. Genetic Polymorphisms in PRM1, PRM2, and YBX2 Genes are Associated with Male Factor Infertility. Genet Test Mol Biomarkers. 2017 Dec 11. doi: 10.1089/gtmb.2017.0040. 19. Balaban ÖD, Aydin E, Keyvan A, Yazar MS, Tuna Ö, Devrimci Özgüven H. Psychiatric Comorbidity, Sexual Dysfunction, and Quality of Life in Patients Undergoing Hemodialysis: A CaseControl Study. Noro Psikiyatr Ars. 2017 Jun;54(2):137-142. 20. Balasar Ö, Zamani AG, Balasar M, Acar H. Male infertility associated with de novo pericentric inversion of chromosome 1. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):560-562. doi: 10.5152/ tud.2017.79346. Epub 2017 Dec 1.

21. Balci M, Cankaya D, Tuncel A, Yoldas B, Guzel O, Senel C. The impact of surgery for trochanteric femur fracture on sexuality in men and their female partners. J Orthop Surg (Hong Kong). 2017 Sep-Dec;25(3):2309499017742206. doi: 10.1177/2309499017742206.

22. Balduzzi A, Dalle JH, Jahnukainen K, von Wolff M, Lucchini G, Ifversen M, Macklon KT, Poirot C, Diesch T, Jarisch A, Bresters D, Yaniv I, Gibson B, Willasch AM, Fadini R, Ferrari L, Lawitschka A, Ahler A, Sänger N, Corbacioglu S, Ansari M, Moffat R, Dalissier A, Beohou E, Sedlacek P, Lankester A, De Heredia Rubio CD, Vettenranta K, Wachowiak J, Yesilipek A, Trigoso E, Klingebiel T, Peters C, Bader P. Fertility preservation issues in pediatric hematopoietic stem cell transplantation: practical approaches from the consensus of the Pediatric Diseases Working Party of the EBMT and the International BFM Study Group. Bone Marrow Transplant. 2017 Oct;52(10):1406-1415. 23. Basar MM, Kahraman S. Clinical utility of sperm DNA fragmentation testing: practice recommendations based on clinical scenarios. Transl Androl Urol. 2017 Sep;6(Suppl 4):S574-S576. doi: 10.21037/tau.2017.04.40. No abstract available. 24. Basat S, Sivritepe R, Ortaboz D, Sevim Çalık E, Küçük EV, Şimşek B, Atay S, Çalışgan A. The relationship between vitamin D level and erectile dysfunction in patients with type 2 diabetes mellitus. Aging Male. 2017 Sep 23:1-5. doi: 10.1080/13685538.2017.1379488. [Epub ahead of print].

25. Bayraktar Z, Albayrak S. Sexual intercourse as a new option in the medical expulsive therapy of distal ureteral stones in males: a prospective, randomized, controlled study. Int Urol Nephrol. 2017 Nov;49(11):1941-1946. 26. Bedir F, Keskin E, Karabakan M, Karabulut İ, Yılmazel FK, Özbey EG, Aksoy Y, Özbey İ. Evaluation of testicular catch-up growth in adolescent microsurgical varicocelectomy. Turk J Urol. 2017 Jun;43(2):135-140. ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY 27. Beyazal M, Beyazal Çeliker F, İnecikli MF, Kadioğlu ME, Aydın HR, Durakoğlugil T. The Monitoring of Preoperative External Detorsion with Diffusion-Weighted Imaging in a Patient with Acute Testicular Torsion. Case Rep Radiol. 2017;2017:3702873. doi: 10.1155/2017/3702873. 28. Bitkin A, Aydın M, Özgür BC, Irkilata L, Akgunes E, Keles M, Sarıcı H, Atilla MK. Can haematologic parameters be used for differential diagnosis of testicular torsion and epididymitis? Andrologia. 2017 May 12. doi: 10.1111/and.12819.

29. Bolat MS, Özen M, Önem K, Açıkgöz A, Asci R. Effects of penile fracture and its surgical treatment on psychosocial and sexual function. Int J Impot Res. 2017 Nov;29(6):244-249. 30. Bolat MS, Bilge SS, Akdeniz E, Cinar O, Firat F, Agri AE, Bakirtas M, Alici O, Erdemir F. Effect of a CarbohydrateRich Diet on Rat Detrusor Smooth Muscle Contractility: An Experimental Study. Biomed Res Int. 2017;2017:5796456. doi: 10.1155/2017/5796456. Epub 2017 Oct 19. 31. Bolat MS, Özer İ, Cinar O, Akdeniz E, Aşcı R. The efficacy of lowdose tadalafil in patients undergoing hemodialysis with end-stage renal disease. Ren Fail. 2017 Nov;39(1):582-587. 32. Bozdogan ST, Bisgin A. A Rare Double Aneuploidy Case (DownKlinefelter).. J Pediatr Genet. 2017 Dec;6(4):241-243

33. Çayan S, Bozlu M, Akbay E. Update on the novel management and future paternity situation in adolescents with varicocele. Turk J Urol. 2017 Sep;43(3):241-246. 34. Cincioğlu-Palabiyik M, Üner M, Ertoy-Baydar D, Sara Y, Karahan H, Kelicen-Uğur P. Chronic levetiracetam decreases hippocampal and testicular aromatase expression in normal but not kainic acidinduced experimental model of acute seizures in rats. Neuroreport. 2017 Sep 27;28(14):903-909. 35. Çağlar Aytaç P, Haydardedeoğlu B, Özdemir H, Bulgan Kılıçdağ E.Outcome of intracytoplasmic sperm injection after preinstillation of a gonadotropin releasing hormone agonist in the uterine cavity just before embryo transfer. Turk J Obstet Gynecol. 2017 Jun;14(2):76-81.

36. Çalışkan S, Keleş MO, Öztürk Mİ, Kutluhan MA, Tok OE, Ercan F, Karaman Mİ. Effect of sildenafil citrate in testosterone induced benign prostate hyperplasia rat model. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):434-438. 37. Çatakoğlu AB, Kendirci M. Testosterone replacement therapy and cardiovascular events. Turk Kardiyol Dern Ars. 2017 Oct;45(7):664-672. doi: 10.5543/tkda.2017.00531.

38. De Sanctis V, Soliman AT, Elsedfy H, Di Maio S, Canatan D, Soliman N, Karimi M, Kattamis C. Gonadal dysfunction in adult male patients with thalassemia major: an update for clinicians caring for thalassemia. Expert Rev Hematol. 2017 Dec;10(12):10951106.

39. Demirbas A, Demir DO, Ersoy E, Kabar M, Ozcan S, Karagoz MA, Demirbas O, Doluoglu OG. Should manual detorsion be a routine part of treatment in testicular torsion? BMC Urol. 2017 Sep 15;17(1):84. doi: 10.1186/s12894-017-0276-5. 40. Dogan M, Kutluksaman B, Keles I, Karalar M, Halat AO. The Effects of Systemic Alfuzosin and Tamsulosin Hydrochloride on Choroidal Thickness and Pupil Diameter Sizes in Cases with Benign Prostatic Hyperplasia. Curr Eye Res. 2017 Sep 22:1-6. doi: 10.1080/02713683.2017.1359306. [Epub ahead of print]

41. Dorterler ME, Boleken ME. Firearm injury in a child: An uncommon case of penile trauma. Int J Crit Illn Inj Sci. 2016 OctDec;6(4):200-202.

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

42. Dursun M, Besiroglu H, Cakir SS, Otunctemur A, Ozbek E. Increased visceral adiposity index associated with sexual dysfunction in men. Aging Male. 2017 Nov 22:1-6. doi: 10.1080/13685538.2017.1406468. [Epub ahead of print]

43. Engin-Ustun Y, Yılmaz N, Akgun N, Aktulay A, Tuzluoğlu AD, Bakırarar B. Body Mass Index Effects Kruger’s Criteria in Infertile Men. Int J Fertil Steril. 2018 Jan;11(4):258-262. 44. Erdoğan C, Bahadır B, Taşkınlar H, Naycı A. Laparoscopic management and its outcomes in cases with nonpalpable testis. Turk J Urol. 2017 Jun;43(2):196-201.

45. Esnafoglu E, Demir EY. Hallucination and priapism associated with methylphenidate usage: Two case reports. Indian J Psychiatry. 2017 Jul-Sep;59(3):386-387. 46. Freak-Poli R, Kirkman M, De Castro Lima G, Direk N, Franco OH, Tiemeier H. Sexual Activity and Physical Tenderness in Older Adults: Cross-Sectional Prevalence and Associated Characteristics. J Sex Med. 2017 Jul;14(7):918-927.

47. Gevrek F, Aydin D, Ozsoy S, Aygun H, Bicer C. Inhibition by Egb761 of the effect of cellphone radiation on the male reproductive system. Bratisl Lek Listy. 2017;118(11):676-683. doi: 10.4149/BLL_2017_128. 48. Gevrek F. Histopathological, immunohistochemical, and stereological analysis of the effect of Gingko biloba (Egb761) on the hippocampus of rats exposed to long-term cellphone radiation. Histol Histopathol. 2017 Nov 9:11943. doi: 10.14670/HH-11943. [Epub ahead of print]

49. Goker A, Yanikkerem E, Birge O, Kuscu NK. Quality of life in Turkish infertile couples and related factors. Hum Fertil (Camb). 2017 May 19:1-9. 50. Goktas S, Yalcin O, Ermek E, Piskin S, Capraz CT, Cakmak YO, Pekkan K. Haemodynamic Recovery Properties of the Torsioned Testicular Artery Lumen. Sci Rep. 2017 Nov 14;7(1):15570. doi: 10.1038/s41598-017-15680-3.

51. Gunes S, Agarwal A, Henkel R, Mahmutoglu AM, Sharma R, Esteves SC, Aljowair A, Emirzeoglu D, Alkhani A, Pelegrini L, Joumah A, Sabanegh E. Association between promoter methylation of MLH1 and MSH2 and reactive oxygen species in oligozoospermic men-A pilot study. Andrologia. 2017 Oct 6. doi: 10.1111/and.12903. [Epub ahead of print] 52. Gruenwald I, Serefoglu EC, Gollan T, Springer S, Meiry G, Appel B, Shechter A. Transcutaneous neuromuscular electrical stimulation may be beneficial in the treatment of premature ejaculation. Med Hypotheses. 2017 Nov;109:181-183. doi: 10.1016/j.mehy.2017.10.008. Epub 2017 Oct 12.

53. Gurbuz F, Desai S, Diao F, Wranitz F, Wood-Trageser M, Shin YH, Kotan LD, Jiang H, Witchel S, Gurtunca N, Yatsenko S, Mysliwec D, Topaloglu K, Rajkovic A. Novel Inactivating Mutations of the DCAF17 gene in American and Turkish families cause male infertility and female subfertility in the mouse model. Clin Genet. 2017 Nov 27. doi: 10.1111/cge.13183. [Epub ahead of print]

54. Gunes S, Agarwal A, Henkel R, Mahmutoglu AM, Sharma R, Esteves SC, Aljowair A, Emirzeoglu D, Alkhani A, Pelegrini L, Joumah A, Sabanegh E. Association between promoter methylation of MLH1 and MSH2 and reactive oxygen species in oligozoospermic men-A pilot study. Andrologia. 2017 Oct 6. doi: 10.1111/and.12903. [Epub ahead of print]. 55. Hatzichristodoulou G, Serefoglu EC, Verze P, Albersen M. Lowintensity shockwave therapy for erectile dysfunction: is the evidence strong enough? Young Academic Urologists Men’s Health Group, Fode M, Nat Rev Urol. 2017 Oct;14(10):593-606.

147


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY 56. Heidargholizadeh S, Aydos SE, Yukselten Y, Ozkavukcu S, Sunguroglu A, Aydos K.A differential cytokine expression profile before and after rFSH treatment in Sertoli cell cultures of men with nonobstructive azoospermia. Andrologia. 2017 May;49(4). doi: 10.1111/and.12647. Epub 2016 Jul 21. 57. Ileri AB, Köseoğlu RD, Markoç F, Etikan İ, Atilgan D, Deresoy FA. Immunohistochemical Analysis of the Extrinsic Apoptosis Process in the Non-Neoplastic and Neoplastic Prostate. Turk Patoloji Derg. 2017 Oct 6. doi: 10.5146/tjpath.2017.01409. [Epub ahead of print]

58. Kadihasanoglu M, Ozbek E. Intravenous Preload of Mesenchymal Stem Cells Rescues Erectile Function in a Rat Model of Cavernous Nerve Injury. J Sex Med. 2017 Sep;14(9):1175. doi: 10.1016/j. jsxm.2015.11.016. 59. Kadihasanoglu M, Ozbek E. Varicocele is associated with hypogonadism and impaired erectile function: A prospective comparative study. Andrologia. 2017 Nov;49(9). doi: 10.1111/ and.12785. No abstract available. 60. Kadioglu A, Ortac M. The role of sperm DNA testing on male infertility. Transl Androl Urol. 2017 Sep;6(Suppl 4):600-603.

61. Kadirov R, Coskun B, Kaygisiz O, Gunseren KO, Kordan Y, Yavascaoglu I, Kilicarslan H. Penile Plication With or Without Degloving of the Penis Results in Similar Outcomes. Sex Med. 2017 Sep;5(3):e142-e147. 62. Kardes O, Aydemir F, Suner HI, Durdag E, Civi S, Tufan K, Kayaselcuk F. Brain Metastasis Of Penile Angiosarcoma. Urol J. 2017 Nov 16. doi: 10.22037/uj.v0i0.3607. [Epub ahead of print]

63. Kaya E, Ozgok Y, Zor M, Eken A, Bedir S, Erdem O, Ebiloglu T, Ergin G. Oxidative stress parameters in patients with prostate cancer, benign prostatic hyperplasia and asymptomatic inflammatory prostatitis: A prospective controlled study. Adv Clin Exp Med. 2017 Oct;26(7):1095-1099. 64. Kaya E, Kibar Y, Yilmaz S, Ozcan A, Kopru B, Ebiloglu T, Irkilata HC. The histopathological effects of intracavernosal mitomycin-C injection in a rat Peyronie’s disease model. Can Urol Assoc J. 2017 Nov;11(11):E441-E445.

65. Kaya B, Usluogullari B, Yurttutan N, Sahan MH, Güralp O, Malik E. Does ligation of internal iliac artery for postpartum hemorrhage affect clitoral artery blood flow and postpartum sexual functions? Eur J Obstet Gynecol Reprod Biol. 2017 Dec;219:124-128. 66. Re: Karabakan M, Bozkurt A, Hirik E, Celebi B, Akdemir S, Guzel O, Nuhoglu B. The prevalence of premature ejaculation in young Turkish men. Andrologia 2016; 24: 1-5.Sertkaya Z.Andrologia. 2017 Sep;49(7). doi: 10.1111/and.12671. No abstract available. 67. Karpuz H. [Sexual life in elderly patients with cardiovascular disease]. Turk Kardiyol Dern Ars. 2017 Sep;45(Suppl 5):134-137.

68. Karti DT, Karti O, Aktert D, Gokcay F, Celebisoy N. Sildenafilrelated cerebral venous sinus thrombosis and papilledema: a case report of a rare entity. Neurol Sci. 2017 Sep;38(9):1727-1729.

69. Khan HL, Bhatti S, Abbas S, Khan YL, Aslamkhan M, Gonzalez RMM, Gonzalez GR, Aydin HH, Trinidad MS. Tri-nucleotide consortium of androgen receptor is associated with low serum FSH and testosterone in asthenospermic men. Syst Biol Reprod Med. 2017 Oct 30:1-10. doi: 10.1080/19396368.2017.1384080. 70. Kızılay F, Altay B. Sperm function tests in clinical practice. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):393-400.

71. Koca TT, Karaca Acet G, Tanrıkut E, Talu B. Evaluation of sleep disorder and its effect on sexual dysfunction in patients with Fibromyalgia syndrome. Turk J Obstet Gynecol. 2016 Dec;13(4):167-171. 72. Kutlu O, Karaguzel E, Okatan AE, Mentese A, Yulug E, Kazaz IO, Kutlu S, Dil E, Eren H, Alver A. Dipyridamole reduces penile

148

apoptosis in a rat model of post-prostatectomy erectile dysfunction. Int Braz J Urol. 2017 Sep-Oct;43(5):966-973.

73. Kurtulus FO, Salman MY, Fazlioglu A, Fazlioglu B.Effects of Renal Transplantation on Female Sexual Dysfunction: Comparative Study With Hemodialysis and a Control Group. Transplant Proc. 2017 Nov;49(9):2099-2104. 74. Kürek Eken M, İlhan G, Temizkan O, Çelik EE, Herkiloğlu D, Karateke A. The impact of abdominal and laparoscopic hysterectomies on women’s sexuality and psychological condition. Turk J Obstet Gynecol. 2016 Dec;13(4):196-202.

75. Meydanli EG, Gumusel A, Ozkan S, Tanriverdi G, Balci MBC, Develi Is S, Hazar AI, Uysal M, Bekpinar S. Effects of resveratrol on high-fructose-induced testis injury in rats. Ultrastruct Pathol. 2017 Dec 1:1-9. doi: 10.1080/01913123.2017.1397075. [Epub ahead of print] 76. Ören B, Zengin N, Yazıcı S, Akıncı AÇ. Attitudes, beliefs and comfort levels of midwifery students regarding sexual counselling in Turkey. Midwifery. 2018 Jan;56:152-157. doi: 10.1016/j. midw.2017.10.014. Epub 2017 Oct 20.

77. Özatik FY, Özatik O, Yiğitaslan S, Ünel ÇÇ, Erol K. Protective role of resveratrol on testicular germ cells in mice with testicular toxicity. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):444-450. 78. Özbek E. Letter to the Editor: Effects of Omega-3 Fatty Acids on Erectile Dysfunction in a Rat Model of Atherosclerosisinduced Chronic Pelvic Ischemia. J Korean Med Sci. 2017 Dec;32(12):2085-2086.

79. Özcan A, Şahin Y. DiGeorge Syndrome Associated with Azoospermia: First case in the literature. Turk J Urol. 2017 Sep;43(3):390-392 80. Özcan T, Yancar Demir E, İşcanlı MD. Primary headache associated with sexual activity: A case report. Agri. 2017 Apr;29(2):79-81.

81. Ozcan MF, Hekimoglu ER, Ener K, Namuslu M, Altintas R, Celik HT, Akbulut Z, Altinova S. Trimetazidine has protective effects on spermatogenesis in a streptozotocin-induced diabetic rat model. Andrologia. 2017 Dec;49(10). doi: 10.1111/and.12780. Epub 2017 Mar 6. 82. Ozdamar MY, Karakus OZ. Testicular Ischemia Caused by Incarcerated Inguinal Hernia in Infants: Incidence, Conservative treatment procedure, and Follow-up. Urol J. 2017 Jul 2;14(4):40304033.

83. Ozkuvanci Ü, Ziylan O, Dönmez MI, Yucel OB, Oktar T, Ander H, Nane I. An unanswered question in pediatric urology: the post pubertal persistence of prepubertal congenital penile curvature correction by tunical plication. Int Braz J Urol. 2017 SepOct;43(5):925-931. doi: 10.1590/S1677-5538.IBJU.2017.0055.

84. Özbey H, Kumbasar A. Glans wings are separated ventrally by the septum glandis and frenulum penis: MRI documentation and surgical implications. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):525-529.

85. Özengin N, Çankaya H, Duygu E, Uysal MF, Bakar Y. The effect of pelvic organ prolapse type on sexual function, muscle strength, and pelvic floor symptoms in women: A retrospective study. Turk J Obstet Gynecol. 2017 Jun;14(2):121-127. 86. Pektaş A, Karakaş AÖ, Çift A, Yücel MÖ. Complete penile skin necrosis. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):556-559.

87. Saglam E, Tarhan F, Hamarat MB, Can U, Coskun A, Camur E, Sarica K.Efficacy of magnetic resonance imaging for diagnosis of penile fracture: A controlled study.Investig Clin Urol. 2017 Jul;58(4):255-260. 88. Sambel M, Kilic M, Demirbas M, Onen E, Oner S, Erdogan A, Aydos MM. Relationship between erectile dysfunction and the neutrophil to lymphocyte and platelet to lymphocyte ratios. Int J Impot Res. 2017 Dec 1. doi: 10.1038/s41443-017-0007-1 ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017


TÜRKİYE’DEKİ ANDROLOJİ YAYINLARI | ANDROLOGY PUBLICATIONS IN TURKEY 89. Sarac M, Bakal U, Tartar T, Kuloglu T, Yardim M, Artas G, Aydin S, Kazez A. Ghrelin and NUCB2/Nesfatin-1 expression in unilateral testicular torsion-induced rats with and without N-acetylcysteine. Cell Mol Biol (Noisy-le-grand). 2017 Aug 15;63(7):40-45.

104. Türk H, Ün S, Arslan E, Zorlu F. Does a previous prostate biopsyrelated acute bacterial prostatitis affect the results of radical prostatectomy? Int Braz J Urol. 2017 Dec 11;43. doi: 10.1590/ S1677-5538.IBJU.2017.0270.

91. Sarıözkan S, Türk G, Eken A, Bayram LÇ, Baldemir A, Doğan G. Gilaburu (Viburnum opulus L.) fruit extract alleviates testis and sperm damages induced by taxane-based chemotherapeutics. Biomed Pharmacother. 2017 Nov;95:1284-1294.

106. Verit A. Recent discovery of phallic depictions in prehistoric cave art in Asia Minor. Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):553-555.

90. Sarıkaya S, Ralph DJ. Mystery and realities of phalloplasty: a systematic review. Turk J Urol. 2017 Sep;43(3):229-236. doi: 10.5152/tud.2017.14554. Epub 2017 Aug 3. Review.

92. Saydam BK, Demireloz Akyuz M, Sogukpinar N, Ceber Turfan E.Effect of delivery method on sexual dysfunction. J Matern Fetal Neonatal Med. 2017 Oct 12:1-5. doi: 10.1080/14767058.2017.1387243. [Epub ahead of print].

93. Semercioz A, Baltaci AK, Mogulkoc R, Avunduk MC. Effect of Zinc and Melatonin on Oxidative Stress and Serum Inhibin-B Levels in a Rat Testicular Torsion-Detorsion Model. Biochem Genet. 2017 Dec;55(5-6):395-409. 94. Sohrabi M, Hosseini M, Inan S, Alizadeh Z, Vahabian M, Vahidinia AA, Lahoutian H. Effect of Antioxidants on Testicular iNOS and eNOS after High-Fat Diet in Rat. Pak J Biol Sci. 2017;20(6):289297

95. Soygur B, Celik S, Celik-Ozenci C, Sati L. Effect of erythrocytesperm separation medium on nuclear, acrosomal, and membrane maturity parameters in human sperm. J Assist Reprod Genet. 2017 Nov 18. doi: 10.1007/s10815-017-1085-1. 96. Sönmez MG, Öztürk A. Is there a relation between priapism occurring after penile doppler ultrasonography and international erectile function index score and erection hardness score levels? Turk J Urol. 2017 Dec;43(4):439-743.

105. Ünal E. Thrombotic and Nonthrombotic Types of Intratesticular Varicoceles: Value of Sonography for the Diagnosis. J Ultrasound Med. 2017 Nov;36(11):2355-2360.

107. Yapanoglu T, Ozkaya F, Yilmaz AH, Mammadov R, Cimen FK, Hirik E, Altuner D. Effect of etoricoxib on experimental oxidative testicular ischemia-reperfusion damage in rats induced with torsiondetorsion. Korean J Physiol Pharmacol. 2017 Sep;21(5):457-464. 108. Yıldırım Ş, Öztürk Fincan GS, İşli F, Ercan S, Sarıoğlu Y. Effects of chronic l-DOPA administration on neurogenic and endotheliumdependent relaxation responses in rabbit corpus cavernosum. Pharmacol Rep. 2016 Oct;68(5):926-34. doi: 10.1016/j. pharep.2016.04.012. Epub 2016 May 3.

109. Yilmaz Z, Sirinocak PB, Voyvoda B, Ozcan L. Sexual Dysfunction in Premenopausal Women With Obstructive Sleep Apnea. Urol J. 2017 Nov 4;14(6):5051-5056. 110. Yucel C, Keskin MZ, Cakmak O, Ergani B, Kose C, Celik O, Islamoglu E, Ucar M, Koc G, Kozacioglu Z. Predictive value of pre-operative inflammation-based prognostic scores (neutrophilto-lymphocyte ratio, platelet-to-lymphocyte ratio, and monocyteto-eosinophil ratio) in testicular sperm extraction: a pilot study. Andrology. 2017 Nov;5(6):1100-1104.

97. Suzen A, Tekin L, Erdemli ME, Erturk N, Aksungur Z, Aktas S. Protective Effects of Hypericum perforatum and Quercetin in a Rat Model of Ischemia/Reperfusion Injury of Testes. Eur J Pediatr Surg. 2017 Aug 24. doi: 10.1055/s-0037-1604397 98. Tanyeri MH, Buyukokuroglu ME, Tanyeri P, Mutlu O, Akar FY, Ulak G, Erden BF. Effects of long-term treatment with haloperidol, clozapine and aripiprazole on mice isolated vas deferens. Int Urol Nephrol. 2017 Sep;49(9):1561-1567.

99. Tatar T, Akdevelioğlu Y. Effect of Pollen, Pit Powder, and Gemmule Extract of Date Palm on Male Infertility: A Systematic Review. J Am Coll Nutr. 2017 Oct 31:1-7. doi: 10.1080/07315724.2017.1364183. 100. Taylan A, Birlik M. Parenchymal neuro-Behçet disease with erectile dysfunction and micturition disturbances: case report and literature review. Rheumatol Int. 2017 Nov 7. doi: 10.1007/ s00296-017-3858-3. [Epub ahead of print] Review.

101. Tepedelen BE, Soya E, Korkmaz M. Epigallocatechin-3-gallate reduces the proliferation of benign prostatic hyperplasia cells via regulation of focal adhesions. Life Sci. 2017 Dec 15;191:74-81. doi: 10.1016/j.lfs.2017.10.016. Epub 2017 Oct 12. 102. Turp AB, Guler I, Bozkurt N, Uysal A, Yilmaz B, Demir M, Karabacak O. Infertility and surrogacy first mentioned on a 4000-year-old Assyrian clay tablet of marriage contract in Turkey. Gynecol Endocrinol. 2017 Oct 26:1-3. doi: 10.1080/09513590.2017.1391208.

103. Tusat M, Mentese A, Demir S, Alver A, Imamoglu M.Medical ozone therapy reduces oxidative stress and testicular damage in an experimental model of testicular torsion in rats.Int Braz J Urol. 2017 Nov-Dec;43(6):1160-1166.

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

149


KONGRE TAKVİMİ | CONGRESS CALENDAR (Aralık/December 2017 - Haziran/June 2018) 29 Aralık-3 Ocak 2018 Verona, İtalya

Master Tropical and Humanitarian Emergencies Surgery

segreteria.master@ateneo.univr.it

18-21 Ocak 2018 Jaipur, Hindistan

51st Annual Conference of the Urological Society of India (USICON)

info@usicon2018.com http://www.usicon2018.com/

25-27 Ocak 2018 Beyrut, Lübnan

PACS –Pan Arab Continence Society

Leb_urosociety@hotmail.com

26-28 Ocak 2018 Amsterdam, Hollanda

15th Meeting of the European Section of Oncological Urology (ESOU 2018) esou@congressconsultants.com

30 Ocak-2 Şubat 2018 Aspen, ABD

31st Annual Aspen Urological Conference 2018

http://www.aspenuro.com/

1-3 Şubat 2018 Valencia, İspanya

EANM Focus Meeting on Prostate Cancer

focusmeeting@eanm.org


5-9 Şubat 2018 Panama City, Panama

2nd Global Men’s Health Summit

info@gmhsummit.org

11-13 Şubat 2018 Noordwijk, Hollanda

10th International Symposium on Focal Therapy and Imaging in Prostate & Kidney Cancer

focal@focaltherapy.org

16-17 Şubat 2018 Dubai, BAE

3rd Emirates Forum of Urology 2018

http://www.emiratesurologyforum.com/

21-23 Şubat, 2018 30th Saudi Urology Conference 2018 Al Khobar, Suudi Arabistan

saudiurology.org

24-27 Şubat 2018 Melbourne, Avustralya

USANZ Annual Meeting

E-mail: usanz@ozaccom.com.au Website: usanz2018.com

28 Şubat-3 Mart Lizbon, Portekiz

21st World Meeting On Sexual Medicine

www.issm.info

3-9 Mart 2018 Amsterdam, Hollanda

Male fertility preservation: how close are we to clinical practice?

https://www.eshre.eu/Education/Calendar

16-20 Mart 2018 Kopenhag, Danimarka

33rd Annual EAU Congress

E-mail: info@eau18.org Website: eau18.uroweb.org

17-19 Mart 2018 Kopenhag, Danimarka

19th International EAUN Congress

E-mail: eaun@uroweb.org Website: eaun18.uroweb.org

22-23 Mart 2018 Düsseldorf, Almanya

64th Congress of the North-West-Westphalian Society of Urology 2018

http://www.nrwgu-kongress.de/

22-25 Mart, 2018 Orlando, ABD

82nd Annual Meeting of the Southerneastern Section of the American Urological Association 2018 (SESAUA 2018)

sesaua.org

11-14 Nisan 2018 Key West, Florida, ABD

28th Annual Advances In Urology 2018

http://cmetracker.net

17-21 Nisan 2018 Kyoto, Japonya

The 16th Urological Association of Asia Congress

E-mail: 16thuaa2018@convention.co.jp www2.convention.co.jp

19-22 Nisan 2018 Kyoto, Japonya

Japanese Urological Association 106th Annual Meeting 2018

http://www2.convention.co.jp

21-24 Nisan 2018 Portland, ABD

American Society of Andrology 43rd Annual Meeting 2018

andrologysociety.org

4-5 Mayıs 2018 Heilbronn-Almanya

3rd ESU-ESUT Masterclass on Operative Management of Benign Prostatic Obstruction (esubpo18)

esu@uroweb.org

9-12 Mayıs 2018 Albufeira, Portekiz

The 14th Congress of the European Federation of Sexology

E-mail: efs2018@aimgroup.eu

11-13 Mayıs 2018 Bodrum, Türkiye

Güncel Androloji Sempozyumu

E-mail:guncelandroloji@figur.net www.guncelandroloji.com

18-21 Mayıs 2018 San Francisco, ABD

Annual Congress of the American Urology Association (AUA) 2018

E-mail: convention@AUAnet.org

25-26 Mayıs 2018 Riga, Letonya

5th Baltic Meeting Conjunction with the EAU

E-mail: m.vandewiel@uroweb.org

3 Haziran 2018 Gjilan-Kosova

KAU Second Urologic Session (Testicular tumors)

E-mail: drxhevdetcuni@gmail.com

150

ANDROLOJİ BÜLTENİ

Cilt/Volume 19 n Sayı/Issue 4 n Aralık/December 2017

Androloji 2017 4  
Androloji 2017 4  
Advertisement