Issuu on Google+


HAFTANIN RÖPORTAJI (KITS2008) HAFTANIN KONUĞU: TR 1. LİGİNDE 4 SEZONDA 3 ŞAMPİYONLUK YAŞAYAN DARKBLUE

Merhabalar, bu hafta topuklu ile röportaj yapmanın sevincini ve gururunu yaşıyoruz. Hepinizin bildiği gibi kendisi Süper Lig’de son 4 sezonda tam 3 kez şampiyon oldu, son şampiyon da kendisi bir kez de buradan kutlayalım. TR Lig sıralamasında haliyle 1. sırada, Uluslararası sıralamada ise 3. sıraya yerleşerek hepimizi gururlandırmış durumda. Ulusal kupada ise finalde FC Elazığ Dinamo kulübüne 89. dakikada yediği gol ile kaybederek çifte kupa şansını bu sezonluk kaybetti. Aynı zamanda son derece mütevazi, yardımsever ve olgun bir kişilik sahibi, son zamanlarda online süresinin azlığından dolayı forumda fazla göremesek de, önceki dönemlerde forumun sıkı bir takipçisi olduğunu biliyoruz. Umarız yine eskisi gibi sürekli aramızda olur en kısa zamanda. Sorularımıza geçelim;


KITS2008: İlk soru haliyle Süper Lig şampiyonluğuyla ilgili gelecek. Bu kadar üst seviye kulüplerin bulunduğu bir ligde son 4 sezonda 3 kez şampiyon olmak inanılmaz bir istatistik. Acaba bu başarıyı ve istikrarı neye bağlıyorsunuz? Oyuncularınıza mı, taktiklerinize mi, tecrübenize mi ya da başka bir şeye mi? GÜZEL BİR KİMYA YAKALADIM “Gücün yanı sıra takım uyumu önemli sanırım. Güzel bir kimya yakaladığımı düşünüyorum” diyen deneyimli menajer, sözlerine şöyle devam ediyor: Öncelikle bana bu imkânı verdiğiniz için teşekkür ederim. Şampiyonluk konusunda ne söyleyebilirim bilmiyorum. Zannediyorum bunda öncelikle takım gücü önemli faktör. Ligdeki 2. Sezonumun yaklaşık ikinci yarısından itibaren ligin en güçlü takımıydım. Ama güç tek başına yeterli değil gibi görünüyor. Çünkü ilk sezonumda şampiyon olduğumda ligde benden güçlü 3-4 takım vardı. Ayrıca geçen sene şampiyonluğu benden biraz daha güçsüz olan Hakan Hocamın takımına kaptırmıştım. Gücün yanı sıra takım uyumu önemli sanırım. Güzel bir kimya yakaladığımı düşünüyorum. Oyuna başladığım ilk sezonda ve henüz oyunu tam olarak bilmezken yaptığım transferler beni 7-8 sezon boyunca taşıdı. Şimdi bir değişim içindeyim. Geçen sezon sonuna doğru 3-4 yeni oyuncuyu ilk 11’e monte etmeye başladım. Bakalım sonuç ne olacak  Tecrübemin oyundaki üst düzey pek çok oyuncudan az olduğunu, yine taktik bilgimin sizler gibi pek çok menajere göre kısıtlı olduğunu düşünüyorum. Ama yeni şeyler deneyip zor tahmin edilebilir olmayı seviyorum. Oyunda tabiî ki motor faktörü de önemli. Bazı sezonlarda bazı takımlar çok iyi oynarken başka bir sezonda takımı daha güçlendirdiği halde daha kötü sonuçlar alabiliyorlar. Ben de takımımı mümkün olduğunca hazır halde tutup şansımı artırmaya çalışıyorum. Şimdiye kadar iyi gitti ama bundan sonrası ne olur, onu kestirmek pek kolay değil. Ayrıca işin açıkçası ben toptan gençleştirmeleri pek sevmiyorum. Aşamalı revizyonlar yaparak, oyun başladıktan yaklaşık 40 gün sonra oyuna başlamama rağmen, gayet dengeli, güçlü ve değeri yüksek bir takım oluşturduğumu düşünüyorum (Hatta eğer oyuncuların yeteneklerini 5. seviyeye çıkarsam ciddi bir ek piyasa değeri daha oluşturmak mümkün olabilir.). Böylece aynı zamanda sportif başarı potasından kopmamış olduğumu düşünüyorum.


KITS2008 : Yeni sezon için hedefleriniz neler demek çok doğru olmaz sanırım, böyle bir takımla, böyle bir tecrübe ile elbette katıldığınız her organizasyonda şampiyonluğu hedefliyorsunuz. Ancak Lig, Ulusal kupa ve Uluslararası Ustalar organizasyonlarının kaçını kazanabileceğinizi düşünüyorsunuz ya da en öncelikli olan hangisi? ULUSAL KUPA İÇİMDE BİR UKDE Sayısız başarılarına rağmen, henüz Ulusal Kupayı kazanamayan başarılı menajer, en çok bu kupayı arzuluyor ve ekliyor : Tabii ki hedefim öncelikle lig şampiyonluğu. Diğer taraftan Ulusal kupa da içimde bir ukde. İki kere final oynadım ve ikisinde de son dakikalarda yediğim gollerle kupayı kaybettim. Uluslararası ustalarda şampiyon olmak tabiî ki önemli. Çünkü bulunduğumuz sınıf oyunun en güçlü oyuncularının bulunduğu bir sınıf. Bu nedenle kazanmanın prestiji daha bir fazla. Ancak sürekli en güçlülerle karşılaşmak zorunda olmamız nedeniyle bu kupaya ulaşmak çok kolay değil. Ulusal ve uluslararası kupanın bir başka zorluğu ise bu maçların telafisinin mümkün olmaması.

KITS2008: Elbette tüm rakipleriniz birbirinden güçlü ve tehlikeli, ancak “Ezeli rakibim” ya da “En tehlikeli rakibim” olarak adlandıracağınız kulüpler var mı?

BU SENE ÇOK ZORLU BİR LİG OLACAK Bu sezon 1.1’e yükselen takımların güçlerinin yüksek oluşuna değinen topuklu, çekişmeli bir lig bekliyor.. Sizin de dediğiniz gibi 1.1 de oynayan tüm takımlar tehlikeli ve hepsi buraya ciddi başarılara imza atarak geldiler. Bunların arasından bir veya birkaçının ismini söylemem diğerlerine haksızlık olur. Özellikle bu sene ligimize çok güçlü rakipler geldi. Yanlış hatırlamıyorsam ligimizde bu sene benim kazanamadığım ulusal kupayı kazanmış olan dört takım mücadele ediyor olacak. Ayrıca ligin şu anda en güçlü görünen dört takımından üçü bu sezon yükseldi. Dolayısıyla bizi çok çekişmeli bir lig bekliyor olacak.


KITS2008: Sıkı bir Fenerbahçeli olduğunuzu biliyoruz :-) Fenerbahçe UEFA Avrupa Ligi’nde BATE Borisov kulübü ile eşleşti, Fenerbahçe’nin tur şansı için ne düşünüyorsunuz ve sonrasında hangi tura kadar yükseleceğini öngörüyorsunuz? FENERBAHÇE 1-2 ÜST DÜZEY OYUNCU ALMALI Fenerbahçe’nin mücadeleci futbolundan memnun görünen topuklu, 1-2 takviye ile Fenerbahçe’nin UEFA’da yarı finale kadar yükselebileceğini öngürüyor.. İşin açıkçası Fenerbahçe’nin iyi bir kura çektiğini düşünüyorum. Rakipleri mücadele etmeyi seven takımlar ama Fenerbahçe de bu sene disiplinli ve mücadeleci bir oyun oynuyor veya en azından oynamaya çalışıyor. Artısı ise daha kaliteli oyunculara sahip olması. Özellikle forvetin arkasına Diego tipinde mücadeleci ve yaratıcı bir oyuncu daha monte edilebilirse sistemin oturmasıyla birlikte orta vadede çok iyi sonuçlar alabileceklerini düşünüyorum. Dediğim gibi üst düzey bir-iki oyuncu takviyesi yapılırsa ve bunlar uyum sorunu yaşamazlarsa çekilecek kuralara göre Fenerbahçe yarı finali görebilir diye düşünüyorum. Ondan sonrası ise Allah kerim 

KITS2008: Süper Lig takımlarına baktığımızda bazılarının kalecilerinin pozisyonlarını değiştirmediğini, bazılarınınsa değiştirdiğini görüyoruz. Örneğin siz değiştirmişsiniz savunma oyuncusu olarak. Kalecilerin ikili mücadele skilerinin maç içerisinde kaleciyle karşı karşıya kalınan pozisyonlarda etkili olduğunu mu düşünüyorsunuz? OLASILIKLARI ARTTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ Bazen ne yaparsak yapalım, motorun istediğinde ikili mücadelelerde çok ilginç sonuçlar çıkarabildiğine değinen hocamız, elinden geleni yaptıktan sonra maçı motora teslim etmek niyetinde :-) Etkili olduğunu düşünüyorum ama diğer taraftan gol olacağı zaman 0,6 lık oyuncu bile 9.2 lik kaleciye golü atabiliyor. Yine de yaptığımız kendi adımıza olasılıkları artırmaya çalışmak. Ayrıca kalecilik antrenmanı vermediğim ve oyuncumun tecrübesi 100 olduğu için ikili mücadele antrenmanı benim bu oyuncunun güç atlaması için yapabileceğim tek hamle. Güç atlaması ise özellikle oyuncuyu satarken değer kaybını azaltmak anlamında önemli. Diğer taraftan ben genelde pozisyonları değişmiş oyuncu ile maça çıkmamaya çalışıyorum. Oyuncuların mümkün olduğunca yan skilllerini ilk 11 e çıkmadan önce geliştirmeye özen gösteriyorum. Buna da daha oyuncular 17-18 yaşlarındayken başlıyorum.


KITS2008 : GUzatemizi takip edebiliyor musunuz? Online sürenizin çok düşük olduğunu biliyorum, bu yüzden soruyorum : okumaya fırsat bulabiliyor musunuz? GUzate hakkında düşünceleriniz neler? Buradan okuyucularımıza veya başka bir kesime iletmek istediğiniz bir mesaj var mı? YUSUF HOCA VE EKİBİNE TEŞEKKÜRLER Vakit buldukça GUzateyi takip ettiğini söyleyen topuklu, sözlerine şöyle devam ediyor: Elimden geldiğince GUzateyi takip etmeye çalışıyorum. Gayet güzel bir çalışma olduğunu düşünüyorum. Başta Yusuf hocam ve siz olmak üzere tüm katkı sağlayanlara oyuna ve foruma böyle bir renk getirdikleri için teşekkür ediyorum.

BUNUN BİR OYUN OLDUĞU UNUTULMAMALI Topuklu; GoalUnited’ın bir oyun olduğunu unutmamanın hepimiz için en iyisi olduğunu düşünüyor ve ekliyor : Herkese bol eğlenceli, az stresli maçlar diliyorum. Bu bir oyun. Bazen hepimiz kendimizi kaptırıyoruz ama oyunların temel amacının zevkle vakit geçirmek olduğunu unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Son olarak da oyun yöneticilerine böyle güzel bir oyun oluşturdukları ve sürekli geliştirdikleri için teşekkür ediyorum. Ancak oyunun özellikle son 1-2 yılında artarak daha fazla stara dönüşüyor olmasının içimizdeki oyuna bağlılığı azalttığını ve firma sahipleri için de altın yumurtlayan tavuğun kesilmesi riskini artırdığını da belirtmeden geçemeyeceğim.

Röportaj talebimizi kabul edip, bu online sürenizin düşük olduğu dönemde sorularımızı cevaplamaya vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Uluslararası sıralamada 1. sırayı görmeniz ve ülkemize UU kupalarından birini de sizin getirmeniz dileğiyle, Başarılar. Bir röportajın daha sonuna geldik, haftaya yepyeni bir röportajla karşınızda olmak dileğiyle, bizi takip etmeye devam edin :) KITS2008


HAFTANIN PANAROMASI (TheHorseMan) (23.12.12)

FC HHaKaNN

3-1 FC Elazığ Dinamo

1.ligde yeni sezonun açılış maçında FC HHaKaNN ile FC Elazığ Dinamo karşı karşıya geldi. 120 bine yakın taraftarın izlediği maçı Wafiq Musa’nın etkili oyunu ile 3-1 kazanan FC HHaKaNN, lige galibiyetle başlayan takımlardan oldu.

Infamis XI FC 6-3 Nurfer F.C. Diğer bir maçta ligin tecrübeli ekiplerinden Infamis XI FC, evinde lige bu sezon merhaba diyen Nurfer F.C. takımını ağırladı. Toplam 9 golün atıldığı maçta galip gelen taraf Infamis XI FC olurken, Nurfer F.C. ise 1.ligdeki ilk maçından puan çıkaramayarak evine döndü.

Vampire7 4-2 Menderes SK “FENER ARENA” stadyumunda oynan maçta Vampire7 ile Menderes SK kozlarını paylaştı. İlk yarıda fazla varlık gösteremeyen ev sahibi takım, ikinci yarıdaki etkili oyunu ile maçı 4-2 kazanarak 3 puanı hanesine yazdıran taraf oldu.


!NV!CTUS 3-2 YENİ ÜMİT Haftanın önemli maçlarından birinde !NV!CTUS, “!NV!CTUS Hell !!!” stadyumunda İstanbul temsilcisi YENİ ÜMİT’i ağırladı. Kıran kırana geçen maçın son 10 dakikasına 2-1geride giren ev sahibi takım, ardı ardına bulduğu gollerle maçı 3-2 kazanmasını bildi.

ünye kartalı 4-4 Es_Es_2010 Haftanın zevkli mücadelelerinden birinde Es_Es_2010, ünye kartalı’na konuk oldu. Karşılıklı bolca golün atıldığı bu muhteşem maçta galip çıkmazken, taraflar lige birer puanla start verdiler.

Haftanın Takımı: ünye kartalı

Sezonun ilk haftasında haftanın takımı ünye kartalı oldu. Kâğıt üzerinde rakiplerinden bir hayli güçsüz olan ünye kartalı’nın ligin ilk maçında da yenilmesine kesin gözüyle bakılıyordu. Nitekim daha ilk 20 dakikada 2-0 geriye düşen Karadeniz ekibi, bu dakikadan itibaren seyircisinin desteğini arkasına aldı ve ikinci yarıda teknik direktörünün de oynattığı cesur futbol ile rakibinden bir puan koparmayı başararak lige sürprizle başlamış oldu.


Haftanın Futbolcusu: Alexandr Bazin(Real Phoenix)

Ligin ilk haftasında haftanın futbolcusu Real Phoenix takımından Alexandr Bazin oldu. Rus futbolcu, haftanın en önemli maçında attığı 2 gol ve oynadığı etkili futbol ile otoritelerden tam not almayı başardı.

Haftanın Maçı: darkblue-Real Phoenix

Yeni sezonun ilk haftasında “topuklu yaylası” nefes kesen bir mücadeleye sahne oldu. Son şampiyon darkblue, ligin favori takımlarından Real Phoenix’i konuk etti. Lig fikstürünün açıklandığı günden itibaren sonucu merakla beklenen bu maçta taraflar bize tabiri caizse dört dörtlük bir futbol keyfi yaşattılar ve 4-4lük skorla sahadan birer puanla ayrıldılar.


Önemli Anlar:  Maçın 4.dakikasında Real Phoenix bir köşe vuruşu kazandı. Topun başına geçen Duez, yaptığı kavisli ortayla Bazin’i penaltı noktası üzerinde topla buluşturdu. Bazin’in Sayman’dan sıyrılarak yaptığı vuruşta top ağlarla buluştu ve bu golle Real Phoenix maçın henüz başında 1-0 öne geçti.  17.dakikada darkblue takımından Sömer, defanstan aldığı topu orta sahaya kadar taşıyarak ileri uçta bomboş kalan arkadaşı Direk’e bir ara pası çıkardı. Ceza sahası içerisinde topla buluşan Direk, klas bir vuruşla kaleci Kitzerow’u avlayarak darkblue’nun beraberlik golünü kaydeden isim oldu.  Golden sonra Real Phoenix rakip sahada baskı kurmaya başladı. 19.dakikada Okan, rakipten kurtardığı topu şık bir topuk pasıyla bekletmeden Botelho’ya aktardı. Botelho, aldığı pasın ardından fazla oyalanmadan kaleye sert bir şut çıkardı. Kaleci De Graaf topa hamle yapsa da yetişemedi ve ağlara giden bu top, Real Phoenix adına 2-1lik üstünlüğü sağladı.  Maçın 28.dakikasına gelindiğinde Duez, rakibine çok sert bir müdahalede bulundu ve sarı kartla cezalandırıldı. Çok tehlikeli bir noktadan kazanılan serbest vuruşta topun başına Ichas geçti. Teknik bir vuruş denemek isteyen Ichas başarılı olamadı ve topu baraja nişanladı.  Maçın 34.dakikasınde Sömer, ceza sahası içerisinde topla buluştu. İlk golün asistini yapan Sömer, bu sefer kendisi denedi ve topu kalecinin uzanamayacağı noktaya göndererek skoru 22ye getiren isim oldu.  İlk yarıda uzatmalar oynanırken Real Phoenix, ceza sahası sol çaprazından bir serbest vuruş kazandı. Topun başına geçen Poczalik, plase bir şut çıkardı. Ancak top kaleyi milimetrelerle ıskaladı ve bu vuruşun ardından gelen ilk yarının bitiş düdüğü ile taraflar soyunma odasının yolunu tuttu.  Maçın ikinci yarısına başlayan taraf darkblue oldu. İki takımada baktığımızda teknik direktörlerin devre arasında


oyuncularına tamamen hücum talimatı verdiği gözlerden kaçmadı. Maçın 55.dakikasında Real Phoenix, tüm hatlarıyla rakip sahada gol aramaya başladı. Bazin, orta sahada kazandığı topu yaklaşık 25 metre sürerek ceza sahası yayına kadar getirdi. Kafasını kaldırıp kaleye bakan Bazin, çok sert bir şut çıkardı ve top havada adeta yön değiştirerek kaleci De Graaf’ın çaresiz bakışları arasında ağlarla buluştu. Bu golle Real Phoenix, maçta 3-2lik üstünlüğü sağladı. Golden sonra da Real Phoenix atakları hız kesmedi ve 57.dakikada bir gol fırsatı daha yakaladı. Gloede, orta sahada kazandığı topu ileri uçtaki arkadaşı Meyer’e aktardı. Ceza sahası sağ çaprazı üzerinde topla buluşan Meyer, penaltı noktasına kadar ilerledi ve bu noktadan çıkardığı etkili vuruş ile takımına 4-2lik üstünlüğü sağlayan golü atan isim oldu. 60.dakikada darkblue’nun farkı azaltma çabaları sonuç verdi. Aldığı pas sonrası topla buluşan Canmert, rakibinden sıyrılarak topu ağlarla buluşturdu ve darkblue bu golle maçta farkı bire indirdi. 75.dakikada darkblue sol taraftan bir köşe vuruşu kazandı. Topun başına geçen Direk, kale önüne doğru bir orta yaptı. Penaltı noktası üzerindeki kafa topu mücadelesini Gloede kazandı ve topu ceza sahasından uzaklaştırdı. Bu dakikadan itibaren beraberlik için yüklenen darkblue, aradığı golü uzatma dakikalarında buldu. Sizedzielnik orta sahanın önünde topla buluştu. Yaklaşık 30 metreden kaleyi yoklayan usta ayak, jeneriklik bir gole imza attı ve maçtaki gol perdesini kapayan isim oldu. Bu dakikadan sonra başka gol olmadı ve taraflar ilk haftayı birer puanla kapattı.


HAFTANIN PANAROMASI (27.12.12)

darkblue

3-1 Vampire7

2.haftanın açılış maçında darkblue, evinde geçen sezon şampiyonluk için yarıştığı Vampire7’yi ağırladı. Ev sahibi, fazla zorlanmadığı maçı 3-1 kazanarak 2.haftada 3 puanla tanışmış oldu.

YENİ ÜMİT 4-4 ünye kartalı Ligin diğer bir maçında YENİ ÜMİT ile ünye kartalı karşı karşıya geldi. YENİ ÜMİT, favori olarak çıktığı maçta 3 kez öne geçse de bu üstünlüklerini koruyamadı ve sahadan 4-4lük skorla ayrılarak rakibine kendi evinde 1 puan kaptırdı.

Menderes SK 3-3 !NV!CTUS Ligin 2 yeni ekibinin karşı karşıya geldiği maçta !NV!CTUS, Menderes SK takımına konuk oldu. 6 golün atıldığı maçta galip gelen olmadı ve takımlar sahadan birer puanla ayrıldı.


Nurfer F.C 1-1 Es_Es_2010 Diğer bir karşılaşmada Nurfer F.C. , 84560 biletli seyircinin izlediği karşılaşmada Es_Es_2010’u konuk etti. Kısır geçen karşılaşmada gülen taraf olmazken Nurfer F.C, ligdeki ikinci maçında puanla tanışmış oldu.

FC Elazığ Dinamo 5-5 Infamis XI FC Haftanın seyir zevki en yüksek karşılaşmalarından birinde FC Elazığ Dinamo ile Infamis XI FC karşı karşıya geldi. Gol düellosu şeklinde geçen, toplam 10gol atılan maçta galip çıkmazken, maçtan en karlı çıkanlar ise seyir zevkine doyan taraftarlar oldu.

Haftanın Takımı: Real Phoenix

2.haftada haftanın takımı Real Phoenix oldu. Başlattığı gençlik hareketi ile çoğu menajere örnek olan ve bunun meyvelerini yavaş yavaş toplamaya başlayan Real Phoenix, evinde eski şampiyonlardan FC HHaKaNN’ı ağırladı. 113607 taraftarın izlediği maçta rakibini 3-2 yenen kırmızı beyazlı ekip, bu skorla puanını 4e yükselterek şampiyonluk yarışında iddialı olduğunu bir kez daha gösterdi.


Haftanın Futbolcusu: Maic Meyer(Real Phoenix)

Ligin 2.haftasında haftanın futbolcusu Real Phoenix takımından Maic Meyer oldu. Genç orta saha, önemli maçta attığı 2 golle takımını galibiyete taşıyan isim oldu.

Haftanın Maçı

Ligin 2.haftasının en önemli maçında iki iddialı takım karşı karşıya geldi. İlk hafta darkblue’yu elinden kaçıran Real Phoenix, lige galibiyetle başlayan FC HHaKaNN takımını ağırladı. İlk yarısının sönük geçtiği maçta taraflar ikinci yarıda açıldı ve bu heyecan verici karşılaşmada gülen taraf Real Phoenix oldu.


Önemli Anlar:  Maçın 8.dakikasında FC HHaKaNN, Urbansky ile bir pozisyon yakaladı. Ceza sahası içinde topla buluşan Urbansky, kısa mesafeden kaleyi tutturamayınca maç kale vuruşu ile devam etti.  27.dakikada Real Phoenix, tehlikeli bir noktadan serbest vuruş kazandı. Kaleyi cepheden gören noktada kazanılan serbest vuruşun başına Poczalik geçti. Tecrübeli forvetin vuruşunda barajı geçen top kaleyi milimetrelerle ıskaladı.  45+2.dakikada Real Phoenix bir köşe vuruşu kazandı. Duez’in yakın direğe gönderdiği topu Meyer şık bir kafa vuruşu ile ağlara gönderdi ve bu gol ile maçın ilk yarısı Real Phoenix’in 1-0lık üstünlüğü ile noktalandı.  İkinci yarıya ev sahibi Real Phoenix başladı. Her iki teknik direktörün de ikinci yarıda takımlarını daha atak bir futbol anlayışı ile oynatması maçtaki pozisyon zenginliğini arttırdı.  Maçın 50.dakikasına gelindiğinde FC HHaKaNN, oynadığı atak futbolun meyvelerini toplamaya başladı. Sarıoğlu’nun asisti ile ceza sahasında topla buluşan Pişirim, şık bir vuruşla topu kalecinin üzerinden ağlara göndererek maçta skoru 1-1e getiren golü hanesine yazdırdı.  52.dakikada Ergun, izleyenleri kendine hayran bırakacak çalımlarla topu ceza sahasına kadar taşıdı. Ergun’un al da at pası ile topla buluşan Musa, topu rahatça çizginin arkasına yuvarladı ve bu golle FC HHaKaNN, maçta 2-1lik üstünlüğü sağladı.


 Geriye düştükten sonra tüm hatları ile rakip sahaya yüklenen Real Phoenix, aradığı golü 64.dakikada buldu. Orta sahadaki verkaçlar sonucunda topla buluşan Marchand, Meyer’in koşu yoluna zekâ dolu bir pas bıraktı. Sol taraftan ceza sahasına giren Meyer, topu kalecinin uzanamayacağı noktaya gönderdi ve bu gol ile maça tekrar eşitlik geldi.  76.dakikada Real Phoenix, önemli bir fırsat daha yakaladı. Yaptığı şok pres ile topu rakibinden kazanan Okan, yaklaşık 25 metre mesafeden bir şut çıkardı. Sert şut Urbansky’e çarparak yön değiştirdi ve kontrpiyede kalan Fabricio’nun sağından ağlarla buluştu. Bu gol ile Real Phoenix, 3-2lik üstünlüğü sağladı.  79.dakikada FC HHaKaNN, bir konta atak şansı yakaladı. Real Phoenix’in defansındaki zaafından faydalanan Sala, kazandığı topla kendisi gitmek istedi. Ceza sahası önüne kadar gelen İspanyol savunmacı, topla fazla oyalanınca takımının beraberlik şansıyla da oynamış oldu ve Real Phoenix’in oturan savunması pozisyonu karşılayarak topu tehlikeli bölgeden uzaklaştırdı. Bu dakikadan sonra maçta karşılıklı ataklar olsa da önemli bir pozisyon yaşanmadı ve Real Phoenix, bu çekişmeli mücadeleden 3 puanla ayrılan taraf oldu.


Transferde Doğru Tercihler (Ugurspor72) Oyuna yeni başlayıp takım gücünü yükseltmek veya kar sağlamak için transfer işine girişen her menajerin ortak sorusu nasıl transfer yapmalıyım olur. Öncelikle transferi ikiye ayırmak lazım. Almak istediğimiz oyuncu ilk 11’de oynatmak için mi alınıyor yoksa 1-2 sezon geliştirip satarak kar amaçlı mı alınıyor? Eğer as kadro için sürekli oynayacak oyuncu alınacaksa öncelikle şunlara dikkat etmeliyiz. Alacağımız oyuncu, yerine oynatacağımız oyuncudan iyi olmalı. Burada iyi dediğim kısım sadece güç bazında iyi olmak değil elbette. Yaş, güç, ana ve yan skiller olarak elimizdeki oyuncudan iyisi olmalı. Kadromuzda 27 yaşında 5.0 gücünde oyuncu olduğunu düşünelim. Bu oyuncunun yerine 24 yaşında 4.0 gücünde bir oyuncu almak iyi bir transferdir. 24 yaşındaki oyuncu gelişeceği için 27 yaşına geldiğinde 6.4 ve daha üzeri bir güce sahip olur. Daha genç ve güçlü oyuncu almak çok daha iyi olur elbette. Buradaki sadece bir örnekleme. Ayrıca oyuncu güçlerini göz önünde tutacaksak tecrübe olayına mutlaka dikkat etmeliyiz. 1. örnek oyuncu: 50-60 tecrübeli 4.0 gücünde ve 24 yaşında olan bir oyuncu 2. örnek oyuncu: 100 tecrübe 4.2 - 4.4 gücünde ve 24 yaşında olan bir oyuncu Burada 1. oyuncu, 2. oyuncudan daha iyidir. Birinci oyuncuda gücü belirleyen ağırlıklı faktör oyuncunun skilleri iken ikinci oyuncuda gücü belirleyen ağırlıklı faktör oyuncunun tecrübesidir. Tecrübe her oyuncu için elbette önemli. Fakat gücünün çoğunu sadece tecrübeden alan oyuncu maç içi değerlendirmelerde çok etkili olmaz. Alacağımız oyuncunun gücünü tecrübemi yoksa skill değerlerimi belirliyor dikkat etmeliyiz. Öncelikli olan skill değerleridir. Fakat çok aşırı derecede düşük tecrübeye sahip oyuncuda maç içinde dezavantaj oluşturur. As kadro için alacağımız oyuncuyu uzun süre oynatacaksak, aşırıya kaçmamak şartı ile ederinin üzerinde bir fiyata almak çok önemli değildir. Çünkü bu transferde ki amaç para kazanmak değil takımın iyi oyuncuya sahip olmasıdır. Tabii takıma fayda sağlayacak diye, almak için inat ederek, ederinin 2-3 katını vermekte doğru olmaz. Üst liglerde bulunan menajerlerin bir kısmı bir oyuncu için 40 milyondan fazlasını ödemeyi gereksiz bulurken bir kısmı da 60-70 milyon ödemeyi normal olarak kabul ederler. Bu elbette her menajerin kendi startejisi ve oyun mantığı ile alakalı bir durum. O nedenle fiyat hakkında kesin doğru diye bir şey yoktur. Yine de transfere ayıracağımız rakamı belirlemek için şöyle bir yol kullanabiliriz. Almayı düşündüğümüz güç ve yaşlarda olan oyuncuları transfer pazarında izleriz. Bazıları daha pahalı bazıları daha ucuza satın alınabilir. Biz bu rakamlara göre ortalama bir rakam belirleyebiliriz. Böylece transfer için ayıracağımız paranın ne kadar olması gerektiği hakkında daha net bilgimiz olur. Eğer çok kalburüstü oyuncu almayacaksak, oyuncunun gerçek değerini haftalık maaşına bakarak da tahmin edebiliriz. Haftalık ücret olarak görünen rakamı 100 ile çarparsak oyuncunun yaklaşık PD değeri bulunur. Bu yöntemde teklif vermek için bir fikir oluşturur.


Kar amaçlı transfer yapacaksak vereceğimiz miktar önemlidir. Oyuncunun gerçek değerinin altında yapılan transfer en başta karla başlamamızı sağlar. Kar amaçlı transferde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur oyuncunun doğum tarihidir. Mutlaka yaşına yeni girmiş oyuncu tercih edilmeli. Böylece yaşının sonuna geldiğinde kontratı 4 haftanın altına düşer ve kesintisiz olarak tam fiyata satabiliriz. Ayrıca yeni yaşına girmeden önce satmış olacağımız içinde değer kaybı yaşanmaz. Örnekleme yaparsak; yaşına 5 hafta önce girmiş bir oyuncu aldığımızı varsayalım. Oyuncu kadroya katıldığında 12 hafta kontrat ile başlar. Oyuncu 5 hafta önce yaşına girdiği için sonraki doğum tarihi 7 hafta sonrasıdır. 7 hafta sonra oyuncunun kontratı 5 hafta kalmış olacak. Eğer yaş atlamadan önce satmak istersek %25 kontrat iptal cezası ödemek zorunda kalırız. Kontratı bitene kadar beklemeyi denersek bu seferde yaş atlayacağı için PD’sinde büyük düşüş olacak. Sonrasında yeniden değer kazanması ise zaman alacaktır. Bu nedenle kar amaçlı yapılacak transferlerde doğum tarihine dikkat etmeliyiz. Amacımız kar etmek olduğu için hiçbir kesintiye uğramadan tam rakamı kasaya katmak en iyisi olur. Kar amaçlı transfer yapmak için en önemli diğer etken antrenman sahası ve yardımcı antrenördür. Aldığımız oyuncudan kar etmenin tek yolu oyuncuyu geliştirmekten geçiyor. İyi bir gelişim için en azından 3 antrenman boşluğuna ve 50+ yardımcı antrenöre sahip olmalıyız. Eğer bunlara sahip değilsek, geliştirmek için çok iddialı transfer yapmak hata olur. 2 antrenman boşluğu ve düşük yetenekli yardımcı ile de oyuncu geliştirip para kazanmak elbette mümkün. Fakat pahalı fiyatlar ödemek zararlı çıkmamıza neden olur. Kar amacı ile veya as kadro için transfer yapacaksak en iyi zaman sezonun bitmesine 2-3 hafta kalan zamandır. Yeni sezon başladığında menajerlerin çoğu transfer işine soyunur. Transfer pazarında çok fazla sayıda alıcı olduğu içinde oyuncu fiyatları değerinin çok üzeri rakamlara ulaşır. Eğer transfer için acelemiz yoksa bu kalabalık zamanın geçmesini beklemek daha iyidir. Böylece daha düşük bütçe ile daha iyi transferler yapılabilir. Özellikle kar amaçlı yapılan transferlerde sezon ortası veya biraz daha sonrasını beklemek en iyisidir. Transferde ne kadar aceleci davranırsak o kadar fazla hata yaparız. Transfer işi sabır ve planlama gerektirir. As kadro için alacaksak nasıl bir oyuncuya ihtiyacımız olduğunu iyi belirlemeliyiz. Asla aceleci davranmamalıyız. Çünkü vereceğimiz rakam gerçekten büyük olabilir. Almayı düşündüğünüz oyuncu gerçekten içinize siniyorsa ve takıma katkı sağlayacağına eminseniz o transfer doğru olur. Tereddütte kalmanıza neden oluyorsa biraz daha incelemek ve başka oyunculara göz atmak faydalı olur. Herkese kazançlı ve faydalı transferler dilerim.


1.LİG YOLU (oguzzz23) 23/12/2012 Haftanın Maçı oz7y 4-5 Smyrnian Lions F.C.: İki güçlü ekibin karşı karşıya geldiği maçta maçın 40. dakikasına kadar Smyrnian Lions’un bariz üstünlüğü vardı ve henüz 33. dakikaya girilirken 0-3 üstünlük sağlamışlardı. Ancak 40. dakikaya gelindiğinde Smyrnian Lions’un deneyimli defans oyuncusu Revan Çağli’nin gördüğü kırmızı kart maçı farklı bir boyuta taşıdı. Maçta varlık gösteremeyen oz7y bu dakikadan itibaren rakibinin 10 kişi kalmasıyla birlikte maça ortak oldu ve daha atak oynamaya başladı. Maçın 2. yarısının başlamasıyla birlikte beklenen oldu ve oz7y golü bularak skoru 1-3’ e taşırken Smyrnian Lions için tehlike çanları çalmaya başladı. 58. dakikada artık nadiren gelişen Smyrnian Lions ataklarından birinde başarılı forvet oyuncusu Adao Fontes golü bırakarak skoru 1-4’ e taşırken arkadaşlarına adeta direnin mesajı yolluyordu. Bu dakikadan itibaren 10 kişi kalmanın verdiği yorgunlukla ve skorun verdiği rahatlıkla Smyrnian Lions maçtan iyice düşmeye başladı. 62. dakikaya girilirken oz7y’nin yıldız orta saha oyuncusu Julius Trzecial orta sahada aldığı topla rahatça ilerleyip golü kaydederek skoru 2-4’ e getirip arkadaşlarına adeta artık kendinize gelin rakip 10 kişi diyordu. Bu golle birlikte şahlanan oz7y 66. ve 68. dakikalarda bulduğu gollerle skoru 4-4’ e getirmeyi başarırken Smyrnian Lions için çalan tehlike çanı artık adeta kulakları sağır ediyordu. Maçın artık sonlarına yaklaşılırken ve herkes oz7y’nin galibiyet golünü beklerken 85. dakikada Smyrnian Lions yakaladığı kontratakla son şansını geri tepmedi ve tecrübeli defans oyuncusu Andreu Luengo’nun ayağından bulduğu golle skoru 4-5’ e getirerek 3 puanın sahibi oldu. Haftanın Takımı Smyrnian Lions F.C.: Tam 50 dakika boyunca 10 kişi mücadele eden 0-3 öne geçmesine karşın kırmızı kartla avantajını kaybeden ve skorun berabere gelmesiyle birlikte moral ve motivasyonunu da kaybeden Smyrnian Lions yine de rakibine karşı direnerek ve galibiyet alarak takdiri hak etti. Haftanın Teknik Direktörü izmirim: Smyrnian Lions zorlu bir maçtan galip ayrılırken teknik direktör izmirim özellikle takımın moralinin çöktüğü dönemlerde yedek kulübesinden yaptığı müdahalelerle takımın toparlanmasında büyük ölçüde pay sahibi oldu.


Haftanın Golcüsü Egemen Baykaktar: DERİNÖZSPOR, F.C BOSPHORUS karşısında 5-0 lık rahat bir galibiyet alırken DERİNÖZSPOR’un forveti Egemen Baykaktar attığı 3 golle yıldızlaştı.

Haftanın enleri: En gollü maç: Pokemon Demirspor 5-5 Kırklareli , DEAD or ALİVE 5-5 En az gollü maç: Tatarer Spor 2012 0-1 WENUSS JK En çok gol atan takım: Tiyerispor ( 6 GOL) En çok gol yiyen takım: ONLAR ( 6 GOL ) En az gol atan takım: Tatarer Spor 2012 ( 0 GOL ) En çok kart gören takım: i68786L( 7 sarı kart, 2 kırmızı kart)


27/12/2012 Haftanın Maçı The PharmAC'IST™ 4-3 DEAD or ALİVE: 2. ligin yeni takımlarından The PharmAC'IST™ ile 2. ligin güçlü takımlarından DEAD or ALİVE’ın karşı karşıya geldiği karşılaşma son an’a kadar çok çekişmeli ve heyecanlıydı. Kronometreler henüz 13. dakikayı gösterirken DEAD or ALİVE takımın yıldızlarından Ejder Öz’ün ayağından bulduğu golle 0-1 öne geçti. Kısa sürede toparlanan The PharmAC'IST™ yıldız forveti Ludovico Emanueli ile golü bularak skoru tekrar dengeye getirdi. Yedikleri golün ardından sık sık atak geliştiren DEAD or ALİVE aradığını bulmakta gecikmedi ve 31. dakikada Sualp Candan’ın kaydettiği gol ile tekrar öne geçerek skoru 1-2’ ye getirdi. Bu golün ardından tekrar toparlanan The PharmAC'IST™ yine yıldız forveti Ludovico Emanueli ile golü bularak skoru 2-2’ ye getirirken kolay kolay teslim olmayacağını ilan ediyordu. Bu golün ardından takımlar karşılıklı ataklar yakalayıp gol bulamazken 62. dakika Ejder Öz bir kez daha sahneye çıkarak takımı DEAD or ALİVE’yi bir kez daha öne geçirerek skoru 2-3’ e getirdi. Ama her gol yediğinde olduğu gibi The PharmAC'IST™ cevap vermekte gecikmedi ve 70. dakikada Süreyya “DUVAR” Üstünalan’ın ayağından bulduğu golle bir kere daha eşitliği sağlayarak skoru 3-3’ e getirdi. Maçın 84. dakikasına girilirken The PharmAC'IST™ geliştirdiği atakta Hilary Widelicki’nin ayağından bulduğu golle maçta ilk kez öne geçerek ve rakibine başka gol şansı tanımayarak 3 puanı aldı ve rakiplerine “Kolay lokma” değiliz mesajı yolladı.

Haftanın Takımı PharmAC'IST™:

The

The PharmAC'IST ™ karşılaşmada tam 3 kere geriye düştü buna rağmen oyuncular hiç morallerini bozmadılar ve mücadelelerini devam ettirdiler ve bunun karşılığını da 3 puanı hanelerine yazdırarak aldılar. Bu direnişleriyle ve galibiyetleriyle bir alkışı hak ettiler.

Haftanın Teknik Direktörü josephist34: 3 kere geriye düşen bir takımın motivasyonunu korumak oyundan düşmemelerini sağlamak ve o maçtan galip ayrılmak zor olsa gerek. The PharmAC'IST™ menajeri josephist34 bunun nasıl başarılacağını bize gösterdi ve tebriki fazlasıyla hak etti.


Haftanın Golcüsü ve 2. Lig (genel) gol kralı Norbert Hartig ( HAN & NUR ): HAN & NUR, GÜMÜŞKÖY 4-7 gibi bir skorla galip gelirken genç forvet Norbert Hartig attığı 3 golle galibiyetin mimarlarından biri oldu.

Haftanın enleri: En gollü maç: GÜMÜŞKÖY 4-7 HAN & NUR En az gollü maç: F.C BOSPHORUS 1-1 Ecespor En çok gol atan takım: HAN & NUR ( 7 GOL ) En çok gol yiyen takım: Ecespor ( 7 GOL ) En az gol atan takım: RazorBlack, EBRAR {&} MİRAY ( 0 GOL ) En çok kart gören takım: Salew SK ( 5 sarı kart, 1 kırmızı kart )

Gol Krallığı (2. lig geneli): Norbert Hartig ( 4 GOL ) Egemen Baykaktar ( 4 GOL ) Frank Rimkus ( 3 GOL ) Bediz Camci ( 3 GOL )


2. Lig Puan Durumu: 2.1 de durum:

2.2 de durum:


2.3 de durum:

2.4 de durum:


EN İYİ PAFLAR (shaldonleecooper) Güzel bir haftayı daha geride bıraktık. Geçen hafta bazı eksiklikler ile birlikte de olsa Müdürümüz Yusuf abiye ulaştı ama yayınlanmaması kararını verdik çünkü içi boş bir yazıydı ve eksik paflar vardı. Geri döndüğümüze göre yeni paflarımıza bir göz atalım. Bu haftaki ilk paf oyuncumuz Uğur Spor’un yeni kalecisi Alaner BASA Kendisi yeni bir akımın getirdiği sıcak rüzgârdan etkilenen ve futbol oynamaya karar veren genç bir insan. Daha fazla lafı uzatmadan kaleci ile baş başa bırakıyorum sizleri :)


Bir sonraki pafımız gelecek vaat eden bir forvet oyuncusu FC Edinaldo Bahai adlı kulübün Başar DOĞAN adlı penaltı yetenekli saçı başı karışık çılgın oyuncusu :)

Bu yakuşukluyu da gösterdikten sonra bir sonraki paf oyuncumuz olan Tarık TRABZONLU’ya geçiyoruz. SB KAYAPINAR adlı takımın geleceğinin maddi kaynağı. Kendisi eşsiz Karadeniz topraklarından gelen efsane bir kafa topçusu (Burak’ın tahtının varisi)


Bir sonraki pafımız Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş bir çiftçi çocuğu Utku “DAVRAZ”KOLTUKCUOĞLU. The PharmAC'IST ™ takımının oyuncusu. Van’dan gelen bu mütevazı futbolcu hemşerisinin kulübünde top toplayıcı mevkiine ilk olarak başvurmuştu. Ama gelen topları arkada kulübün kendi kalecisi Conrado BARCİA’dan daha güzel tutunca Antrenör hemen menajere haber gönderdi ve bu güzellik abidesi pafa alındı.

Son pafımız Mecnun Hinginar. FC SKYF@LL takımının yeni yıldızı olacak kendisi. Futbol hayatında başarılar dileriz.


1 İPUCU 1 BİLGİ (IVERSONvolki3131) 1 Bilgi Her

cuma

kulübünüze

yeni

bir

sponsor

sözleşme

yapmak

üzere

teklifte

bulunmaktadır. Yapılan teklif sayısı maximum 4 dür . gelen sponsorları 3 şekilde değerlendirebilirsiniz ; reddederek kabul veya teklif (zam şansı ve aynı zamanda düşüş riski ile) arasında seçim yapılmak zorundadır . Teklifin değeri sizin Kulüp ve pr-yönetici becerileri ve lig statüsüne göre değişmektedir . Hemen görüşmeye gerek yoktur. Her sponsor teklifi belirli bir süre güncel kalacaktır . Ayrıca arka arkaya 2 sözleşme imzalayabilirsiniz . Bu durumda sponsorları otomatik olarak birbirlerini takip edip biri biter bitmez diğerinin ise başlamasını sağlayabilirsiniz . Teklif yanındaki bar , pazarlık için bir sponsorun isteğini gösterir. Çubuk ne kadar yüksekse, daha fazla müzakere mümkün olacak. Bir kez sıfıra ulaştığında , sponsor başka müzakerelere katılmaya istekli olmayacaktır . lakin bir süre beklenildiği taktirde bir miktar artış olup yeniden teklif yapma şansı doğmaktadır.

1 ipucu Normal ve agresif pazarlık tarzı arasında seçim yapabilirsiniz . Agresif şekilde çok daha iyi bir teklif şansı elde edilebilir fakat aynı zamanda aşırı düşüş riski de vardır . Sponsor primleri pazartesi günü haftalık olarak hesabınıza aktarılacaktır puan için bonus doğrudan maçından sonra ödenecektir ancak bu aşamada yapılacak sponsor tercihleri kulübün mali durumu açısından çok önemlidir . Liginizdeki takımlardan

daha

üstün

olduğunuzu

ve

çok

sayıda

galibiyet

alacağınızı

düşünüyorsanız puan primi sabit haftalıktan daha yüksek olan sponsorları tercih etmeniz gerekir . Eğer ligde düşmeye oynayacağınıza veya vasat bir sezon geçireceğinize kanaat getirdiyseniz size tavsiyem kesinlikle sabit primi yüksek olan sponsorlardır .


GUU (Goalunited Uluslararası Ustalar) (farewell) 1.GRUPTA GEÇTİĞİMİZ HAFTA Geçtiğimiz turda oynanan 8 karşılaşma şöyle sonuçlandı        

Real Phoenix : 3-6 : abuelas United YENİ ÜMİT : 3-5 : DARK ABC™ Torun Vampire7 : 3-2 : Kopacz się źeni :) Portugal FCI : 3-2 : Menderes SK FC DoggyStyle : 6-7 : Nurfer F.C. FC HHaKaNN : 0-3 : FC_SERBIEN berlin-sued F.C. : 8-9 : darkblue Rot-Weiβ-Eimsbuttel : 0-2 : BoRDo MaVi 1. grupta gruplarından çıkmayı başaran 8 takımımızdan 4 ü tur atlamayı başarmış… Öncelikle verdikleri mücadeleden dolayı hepsini kutluyoruz ancak tur atlayanların yeri başka  Geçtiğimiz turda oynanan karşılaşmalara şöyle bir göz atalım: Real Phoenix : 3-6 : abuelas United İlk yarısı ikinci yarısına nazaran durgun geçen mücadelede ilk gol 15. dakikada temsilcimizden gelmiş, rakip bu gole 31. dakikada yanıt verdikten sonra ilk yarı başka gol olmayınca devre 1-1 sona ermiş.. Devre arasında 2 menajer de tamamen hücum talimatı verince bol gollü geçen 2. yarıda temsilcimiz rakibinin temposuna ayak uyduramayınca 6-3 kaybetmiş ve elenmiş  Canınız Sağolsun  YENİ ÜMİT : 3-5 : DARK ABC™ Torun İlk yarısı rakibin 45. dakikada bulduğu golle 0-1 biten mücadelenin devre arasında 2 menajer de tamamen hücum talimatı vermiş.. İkinci yarının başında beraberliği bulan ekibimiz rakibin 57. dakikada kırmızı kart görmesinin ardından 69. dakikada skoru 2-1 e getirse de 71. dakikadan sonra 7 dakika içinde yediği 3 golle skor bir anda 2-4 e gelmiş. Ekibimiz 87. dakikada 3. golünü bulup umutlansa da 1 dakika sonra cevap gelince maçı 53 kaybederek kupaya veda etmiş  Canınız Sağolsun  Vampire7 : 3-2 : Kopacz się źeni :) Durgun başlayan mücadelenin 23. dakikasında ekibimizin oyuncusunun sakatlanması sonucu moraller bozulunca 28. ve 33. dakikalarda yenen 2 gol sonucu ilk yarı 0-2 rakibin üstünlüğünde bitmiş.. Devre arası frikikler için oyna talimatı veren menajerimize karşın rakip menajer oyuncularına talimat vermemiş. 67. dakikada farkı 1 e indirdikten sonra rakibin 70 de kırmızı görmesi taraftarı ve oyuncuları ateşlemiş ve bu dakikadan sonra bulunan 2 golle turlayan taraf biz olmuşuz  Tebrikler 


Portugal FCI : 3-2 : Menderes SK Ev sahibi maça hızlı başlamış ve 5. dakikada bulduğu golle ilk yarıyı 1-0 önde bitirmiş.. Devre arası hücum talimatları verilmiş ve 59. dakikada skoru eşitleyen temsilcimiz 62. dakikada da 2-1 öne geçmeyi başarmış ancak rakip 83. dakikada beraberliği yakalayıp 90. dakikada da öne geçince adeta yıkılan rakibimizin son anlardaki çabaları da sonuç vermeyince turu atlayan Portekiz temsilcisi olmuş  Canınız Sağolsun  FC DoggyStyle : 6-7 : Nurfer F.C. İlk yarısı 44. dakikada ev sahibinin attığı golle 1-0 biten mücadelenin devre arasında temsilcimizin hücum kartı kullanmasına karşın rakip herhangi bir talimat vermemiş.. İkinci yarı ise tam bir gol düellosu ev sahibi 58. dakikada farkı 2 ye çıkarsa da temsilcimizin 61. dakikadan sonra fırtına gibi estiği 4 dakikada 3 gol bulması gerçekten inanılmaz… rakip 76 da beraberliği yakalasa da rakibine aman vermeyen Nurfer F.C. 1 dakika sonra tekrar öne geçse de bu golden de 1 dakika sonra 78 de durum 4-4 oluyor.. Normal süresi 4-4 biten mücadelenin uzatmalarında rakibin kırmızı kart görmesine karşın gol olmayınca maç penaltılara gitmiş ve penaltılarda kazanan taraf ekibimiz olmuş  Tebrikler  FC HHaKaNN : 0-3 : FC_SERBIEN Bu maçta başrol hakemin keza 2 takım da 9 kişi kalmış… 13. dakikada rakip öne geçtikten sonra 27. dakikada rakibin oyuncusu sakatlanmış ve mecburi değişikliğe gitmiş, 28. dakikada ekibimizin kırmızı yemesinin ardından hakem 32. dakikada dengeyi sağlamış ve rakibi de 10 kişi bırakmış ancak 44. dakikada ekibimizin bir kırmızı kart daha yemesi işimizi zorlaştırınca rakip 60. ve 80. dakikada 2 gol daha bulup durumu 0-3 e getirmiş… 88. dakikada rakibi de 9 kişi bırakan hakem maça damgasını vururken tur atlayan da rakip olmuş.. Canınız Sağolsun  berlin-sued F.C. : 8-9 : darkblue İlk yarısı 39. dakikada ev sahibinin attığı golle 1-0 biten maçın devre arasında 2 menajer de tamamen hücum talimatı vermiş.. 52. dakikada beraberliği yakalayan ekibimiz 58. dakikada Ichas ın ayağından bulduğu golle 1-2 öne geçmeyi başarmış ancak 60.dakikada gördüğümüz kırmızı kart ve verilen hatalı penaltı sonucu durum 2-2 ye gelmiş… Bu hatalı hakem hatalarıyla hırslanan darkblue futbolcuları 2 dakika sonra durumu 3-2 ye getirse de 75. dakikada golü yemekten kurtulamamış ve maç uzatmalara gitmiş… Uzatmalarda da hakemin zulmünden kurtulamayan ekibimiz 114. dakikada 9 kişi kalmasına rağmen maçı penaltılara taşımayı başarmış ve atılan 8 er penaltı sonucu turu atlayan taraf olmuş  Tebrikler  Rot-Weiβ -Eimsbuttel : 0-2 : BoRDo MaVi İlk yarısı golsüz biten mücadelenin devre arasında frikikçimiz olmadığından dolayı toleranslı hakeme; rakibin frikikler için oyna talimatına karşılık tamamen hücum talimatı verdik… Henüz ikinci yarının başında 1-0 öne geçsek de diken üzerinde takip ettiğimiz maçta rakip ataklarını kolay olmasa da savuşturmayı başardık ve 86. dakikada bulduğumuz 2. golle rahatlayarak turu geçmeyi başardık 


RAKİPLERİMİZİ TANIYALIM

Vampire7 - Everton HN 86 Q gücünde olan Vietnam ekibi şu an ülkesinin 1.1. liginde en tepede yer alıyor ve 2 kere 1. lig 1 kere 2. lig şampiyonluğu bulunuyor…Takım değeri 573 milyon euro ve kadrosunda 26 oyuncu bulunmakta.. 66 kariyer seviyesine ulaşan Vietnamlı’nın stadyumu gayet iyi seviyede ve takımı 1 oyuncu hariç 25 yaş altında oyunculardan oluşuyor.. Bu maça 7.8 ve 8.2 Q gücündeki 2 defans oyuncusundan eksik çıkacak…

FC Motor Oberkeil™ ll – Nurfer F.C. 85 Q gücünde olan Alman Moderatörü şu an ülkesinin 2.4. liginde 9 sırada yer alıyor ve 1 er kere 2-.3.-4.-5.ve 6. lig şampiyonu olmuş 1.lig tecrübesi bulunan bir ekip..Takım değeri 470 milyon euro ve kadrosunda 26 oyuncu bulunuyor..66 kariyer seviyesine ulaşan menajerin stadyumu 5 yıldız, takım kadrosu 31 yaşındaki tecrübeli kaleci hariç 26 yaş altındaki oyunculardan oluşuyor..Bu maça 7.8 Q gücündeki orta saha oyuncusundan mahrum çıkacak…

darkblue - HUKITA© 91 Q gücünde olan Vietnam Admini şu an ülkesinin 3.4. liginde 6. sırada bulunuyor.. 3 kere national kupa ve 3 kere 1. lig şampiyonluğu var… Takım değeri 847 milyon euro ve kadrosunda 25 oyuncu bulunuyor…67 kariyer seviyesine ulaşmış olan Vietnam Admini’nin stadında her şey tamam , kadrosunda 2 yaşlı oyuncunun dışında tüm oyuncular 26 yaş ve altında.. Cezalı oyuncusu bulunmuyor..

BoRDo MaVi – ALFO’S CREED 86 Q gücünde olan İtalyan ekibi ülkesinin 1.1. liginde 5. sırada… 1 kere 3. Lig, 2 kere 4. lig ve 1 kere 5. lig şampiyonluğu bulunmakta..Takım değeri 429 milyon euro ve takımında 26 oyuncu var..63 kariyer seviyesine ulaşan İtalyan’ın stadı orta şekerli ve kadrosunda 28-30 yaş arasında 9 oyuncu bulunduruyor.. Cezalı oyuncusu bulunmamakta…


           

2.GRUPTA SON 32 YE KALAN EKİPLERİMİZ Manhunt Soldiers !NV!CTUS 3. GRUPTA SON 32 YE KALAN EKİPLERİMİZ Kırklareli biLgin 4. GRUPTA SON 32 YE KALAN EKİPLERİMİZ Charisma TeaM 2012 ВДВДТФЯЇК FC ÇUBUKLU 5. GRUPTA SON 32 YE KALAN EKİPLERİMİZ Tiyespor Mkardes United İZNİK SPOR_KLÜBÜ White FC DeSTaN AC

Burada yazdığımız yazamadığımız tüm ekiplerimize Uluslararası Ustalarda başarılar… Unutmayın ki ülkemize gelen her kupa müzelerinizdeki görüntüsünden çok daha fazla şey ifade ediyor… …GÖSTERELİM GÜCÜMÜZÜ…


Poké Topu (JoseSantiagoLopez)

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ (2) Jose (JoseSantiagoLopez), bilgisayarın başında resmen yıkılmış durumdaydı. O da GU'daki diğer menajerler gibi GUzate'nin 3. sayısını okumuştu. Ancak aradaki tek fark, diğer menajerlerin Rudi'nin sitemine maruz kalmamalarıydı. Satırları tekrar tekrar okuyor; her okuyuşunda pişmanlığından mı yoksa madalyonun diğer yüzünü fark etmemiş olmasından mı kaynaklandığını anlayamadığı üzüntü duygusu kat be kat artıyordu. 'Teşekkür ederim JoseSantiagoLopez', 'çok teşekkür ederim...' Herkes için basitmiş gibi görünen; ancak hedefindeki kişi için çok ağır olan sözler... İki yıllık tecrübesini düşündü Jose, artık her şeyi bildiğini, anladığını düşünüyordu. Oyuncu alım-satımı, hangi taktik bir diğerine üstündür, pozisyon değişimi, kariyer, tesisler, vs. uzayıp giden bir liste... Peki oyuncularını anlayabilmiş miydi? Kendi tozpembe dünyası dışında varlıklarını sürdüren oyuncularını... Olguları anlamak elbette kolaydı; ancak beyninin oyun için ayırdığı kısmı nadasa bırakmasa, belki de daha derin düşünebilecek, bunun sonucunda vardığı yargı da apayrı olacaktı. Ama olmamıştı. Sığ düşünmesi nedeniyle, -tek gayesi ileride efsaneye dönüşmek olan- bir kişinin varlığını sonlandırmıştı. Dalıp gittiği düşüncelerden, dudaklarından belli belirsiz dökülen bir küfürle sıyrıldı. Sitemi sadece kendineydi. Bundan sonrasını düzeltmek için kararlıydı, doğru zamanın gelmesini bekledi... Jose'nin gözü sağ altta yer alan tarih kısmına gitti. '31.12.2012' Yılın son günü gelmişti. Connect 11 bugün kendisine 'Yetenek geliştir (nadir)' kart vermişti. Son gün 'Paf araştırma (çok nadir)' karta sahip olacaktı, hiç şüphesi yoktu. Ancak daha sonra aklına, önceden de hiç şüphesi olmadığını düşünüp; aslında hiçbir fikri olmadığını sonradan anladığı şeyler geldi... Foruma bir göz attı. GUzate'nin 4. sayısı yayımlanmıştı. Bir önceki hafta, 'farkındalık duygusu'nun ortaya çıkmasına neden olan yayına şöyle bir göz attı. Röportaj, lig bilgileri, ipuçları derken korktuğu bölüme gelmişti. Kim bilir 'Poké Topu'nda bu hafta ne yazıyordu? Bu sefer yazının kendisi ile ilgili olmamasını umdu. Gözleri yavaşça ilk satırlara doğru kaydı. 'Jose (JoseSantiagoLopez), bilgisayarın başında resmen yıkılmış durumdaydı. O da GU'daki diğer menajerler gibi...' hızla GUzate'yi kapattı. Ancak okuduğu kelimelerin meydana getirdiği bir buçuk cümle, şoke olmasına yetmişti. 'Olmamalı' dedi, ' Bu sayıda ana karakter ben olmamalıyım...' Ancak Jose de biliyordu artık çok geç olduğunu. Roller değişmişti, belki de bu sefer kendi kaderi başkasının yazacağı birkaç kelime ile şekillenecekti. Korktu... Rudi'yi düşündü, o altın sarısı saçları olan, yeşil gözlü çocuk artık yoktu... Jose, öğlene doğru uyandı. Artık an itibariyle yeni bir yıla gözlerini açmıştı. Bir önceki geceden kalan yorgunluk bedenini hala terk etmemişti. Miskinliğini üzerinden atmadan bilgisayarın başına geçti. Ama ilginç olan şey, bugün GU yerine öncelikle forumu açmasıydı. Genel alışkanlığı, foruma bağlantıyı oyun içinden sağ alttaki baloncuk yardımıyla yapmaktı; ancak bu sefer biraz farklı olmuştu. GUzate'yi tekrar açtı, 'Poké Topu'na kaldığı yerden devam etti. Daha birkaç cümle okumamıştı ki gözleri fal taşı gibi açıldı. Okuduğu şeyler, yüzüne çarpan buz gibi su misali ayıltmıştı kendini, yeni uyanmanın verdiği mahmurluktan eser kalmamıştı. Okudukları kelimesi kelimesine bir önceki gün yaptığı eylemlerin aynısıydı. Ancak Jose'yi asıl endişelendiren, eylemlerden ziyade düşüncelerinin bile yazıyla birebir aynı olmasıydı. Belki de birkaç satır sonra şu an bu yazıyı okuduğundan bile bahsedilecekti. Endişesi


o kadar arttı ki, her gün uyandığında bilgisayarı açtıktan sonra yaptığı ikinci iş olan pencereden dışarı bakmayı bile bugün es geçerek okumaya devam etti. Her satırla birlikte -belki de değişkenlik gösteren zaman kavramından dolayı- paralel evrendeki kişiliğine biraz daha yaklaşıyordu. 'Bu' kelimeyi okuduğunda kontrolün artık kendisinde olup olmadığından emin değildi, GU'yu açtı... '01.01.2013' 'Connect 11' de büyük ödül günü... Jose -geçmişten ders almamışçasına- ödülün ne olacağından hala adı gibi emindi. 'Paf araştırma (çok nadir)' dedi yine kendi kendine. Sonrasında atışını yaptı... Atış sonrası hiç de beklediği gibi olmadı. Aslında beklenmesi imkânsız bir şey olmuştu. Bordo-Mavi renklerden oluşan, tam ortasından diklemesine geçen düz bir çizgi ile bu renklerin ayrıldığı, daha önce hiç görmediği bir kart paketi kazanmıştı Jose. Merakla hemen paketi açtı. Kart paketinin içinden karta hiç de benzemeyen, eliptik iki nesne çıktı. Jose daha ne olduğunu anlayamadan, kart paketinin içinden çıkan nesneler önce kuvvetli bir ışık kaynağı gibi parlamaya, sonra saydamlaşmaya, en sonunda ise yavaş yavaş gözden kaybolmaya başladı. Aynı esnada söz konusu nesneler, beynin kavrama yeteneğine inat bir şekilde Jose'nin bilgisayar masasının üstünde belirmeye başladı. Aktarım tamamlandığında, artık Jose'nin sahip olduğu iki minik hap vardı. 'Kırmızıymış...' dedi Jose, 'Bordo değil, kırmızı...' G: Korkma! A: Euzubillahimineşşeytanirracim. G: Merak etme buradan kurtulacaksın. Güç içinde... Sen seçilmiş adamsın. Beni bul... A: Hocam in misin cin misin belli değil. Sen kimsin, seçilmiş adam mı kalmadı? Jose büyük bir kahkaha patlattı; kırk defa izlediği filmin yine aynı repliği ekrana geldiği zaman. Sonra birdenbire Rudi geldi aklına. Belki o da seçilmeyi istememişti. Efsane olmuştu; ama futboluyla değil, sadece bir hikâyeyle... Böyle bir sona hazır mıydı? Bilmiyordu... Jose o anda bir karar vermesi gerektiğinin farkına vardı. Connect 11'in son hediyesi olan, avcunun içindeki minik haplara baktı. Mavi hapı kenara koydu, şimdi elinde sadece kırmızı hap vardı. 95 milimetrelik hapı baş ve işaret parmakları yardımıyla yuvarlak uçlarından nazikçe tutuyor ve bir yandan da tercihinin doğru olup olmadığının muhasebesini yapıyordu. Ancak hangisini seçeceğine çoktan karar vermişti (ya da bu karar bir başkası tarafından verilmişti.) Sağ elindeki hapı avcunun içine alıp kolunu yukarı doğru kaldırdı. Sonra sol kolunu da kaldırıp sol elinin avuç içi sağ yumruğuna bakacak bir pozisyon oluşturdu. Çok komik göründüğünden hiç şüphesi yoktu. Birbirine kavuşmuş ellerini başının arkasına doğru götürdü. Sonra seri bir hareketle ellerini ters tarafa doğru fırlattı. 'Bingo, 3 sayı!!' Kırmızı hap, odasındaki çöp kutusunun içinde, buruşturulup atılan karalama şeklindeki hikâyelerle dolu sayfalarla arkadaş olmuşçasına, yerini hiç yadırgamadan -ve aynı zamanda beyazlar demetine renk kataraköylece duruyordu. Jose kenara koyduğu mavi hapı seri bir hareketle alıp aynı hızda ağzına attı. Yutmak için suya bile gereksinim duymamıştı. Bilincini yavaş yavaş kaybetmeye başladı... Karnının ortasının (göbek deliğine yakın bir yer) sabit kaldığı bir yörüngede bedeni hızla kendi etrafında dönerek bir boşluğun içinde ilerliyordu. Jose'nin midesi bulanmaya başladı, kendini zor tutuyordu. Hızla ilerlediği boşluğun olmayan duvarlarında, gözlerinin önünden buz sarkıtlarını andıran rengârenk ışık huzmeleri süzülüyordu. Bulantısını bastırmak için onlara odaklanmaya çalıştı; ancak olmadı bilincini tekrar kaybetti... Jose, gözlerini açtığında yatağındaydı. Sırılsıklam olmuştu. 'Ne korkunç bir rüyaydı' diye düşündü. Kalkar kalkmaz her zaman olduğu gibi önce bilgisayarını açtı. Ancak bilgisayar başlangıç güncellemesi yaptığı için açılması biraz uzun sürecekti. Jose pencereye doğru yürüdü. Bilgisayarın açılış süresinde


yaşayacağı zaman kaybını, bir süre dışarıyı izleyerek telafi edecekti. Pencereyi açtı. Gözlerini kapatıp ciğerlerini tertemiz hava ile doldurdu. Ancak aldığı oksijeni karbondioksit ile birlikte geri verme anı, gözlerini açma anı ile çakışınca; nefesini o kadar da düzenli bir şekilde veremedi. Hava, Jose'nin ciğerlerini -şok geçiren bir insanın- istemsiz öksürüğüyle birlikte terk etti. Jose gözlerini ovuşturdu, hala rüya gördüğünden emindi; ancak gözlerini açtığında, ilk gördüğü şeyler hala yerli yerinde duruyordu. Daha bu şoka alışamamıştı ki birkaç adım arkasından gelen sesle irkildi. Hiç de aşina olmadığı bir kişiden gelmişti bu ses. 'Merhaba' diyordu... Jose cesaretini toplayıp arkasına döndüğünde, sesinin aksine yüzüne pek de yabancı olmadığı kır saçlı, sarı gömlekli, kırmızı yakalı bir adamla karşılaştı. Yatak odasındaki bu davetsiz misafir Jose'ye gülümseyerek 'Geleceğini biliyordum; evet doğru tahmin ediyorsun, ben senin danışmanınım...' dedi. Jose önce karşısındaki adama baktı; sonra pencereden dışarı baktığında gördüğü manzarayı düşündü. Stadyumunun kuzey ve kuzeydoğu tribünlerini görmüştü. Tüm bunların ne anlama geldiğini artık tahmin edebiliyordu; ancak danışman işi Jose'ye bırakmayarak 'GU dünyasına hoş geldin.' dedi ve devam etti... 'Burada sana tabii ki ilk takım dizilişini öğretmeyeceğim Jose; çünkü bunu zaten iki yıl önce öğretmiştim. Kadro planlaması nasıl yapılır, hangi oyuncu daha iyi korner kullanır bunlar hakkında ipucu da vermeyeceğim; çünkü yanlış hatırlamıyorsam bunlarla ilgili de geçen sene sana bilgi vermiştim. Sana formu artır kartı verip, senden bunu kullanma görevini yapmanı da istemeyeceğim; çünkü gördüğüm kadarıyla 25.000 €'ya artık ihtiyacın yok.' Jose, dudakları hafif aralanmış şekilde sesini çıkarmadan dinliyordu. Danışman devam etti, 'Peki ne mi yapacağım Jose? Sana gerçek GU dünyasını göstereceğim. Daha birkaç gün önce madalyonun diğer yüzünü göremediğin için hayıflanıyordun. Şimdi eline bir fırsat geçti. Bunu belki kendi iradenle belki de başkasının yönlendirmesiyle yaptın; ama bir şekilde önemli olan sonuç gerçekleşti. O da burada olman...' 'Şimdi, beni takip et...' Jose, kapıdan çıkan danışmanı takip etti. Danışman asansörün önünde bekliyordu. Ancak bir sorun vardı. O da Jose'nin klostrofobisiydi. Danışman gülümseyerek Jose'ye merdiveni kullanabileceğini söyledi. Asansör gelmeden, Jose 9 katı merdivenler aracılığı ile inmeye başladı. Danışman hala asansörü bekliyordu. Jose 4. kata geldiğinde merdivenin başında silkinen bir 'kara kedi' gördü. 'Olur öyle' deyip devam etti. Aynı kediyi 3. katta da yine silkinirken görünce bir anlam vermeye çalıştı; ancak herhangi bir sonuca varamadı. Hâlbuki aynı esnada sezonun ilk kupa maçı oynanıyordu. O an oyuna bağlanamamanın, kupa maçındaki kronometrenin geriye sarmasının, maçtaki etki kartları hatasının sebebinin sadece bu 'kara kedi' olduğunu zaten akıl etmesi de mümkün değildi. Akıl etse bile, şu anki zamanla kupa maçlarının oynandığı zaman arasındaki -kendince düşündüğü- farktan dolayı böyle bir duruma ihtimal vermeyecekti... Lobiye vardığında danışman kendisini bekliyordu. Jose ona kedilerden bahsetti. Danışmanın o alışık olduğu yüzü biraz asılmış gibiydi. Jose'ye kedilerin birbirlerine ne kadar benzediklerini sordu. Jose,(aslında birebir aynı olan) kedilerin çok da benzemediklerini söyleyince rahat bir nefes aldı. 'Gel Jose' dedi, 'Seninle bir gezintiye çıkalım...' Genel Merkez'den çıktıklarında, kapının önünde ikisi sarı olmak üzere toplamda 4 araba park etmiş durumdaydı. Önce onları süzdü Jose, sonrasında ileride duran alışveriş merkezine hayranlıkla baktı. Ne kadar da ihtişamlı duruyordu... 'Gel Jose, önce arabamı alalım.' dedi danışman. Birlikte 'Büyük Park Garajı'na doğru yol aldılar. Yürüyüş esnasında danışman konuşmaya devam ediyor; ancak Jose onu dinlemiyordu. O anda tek ilgilendiği daha önce hiç bu kadar yakından görmediği, yürüdükçe sol tarafından hafifçe kayan stadyumunun büyüsüydü. 'Bu akşamki maçı umarım canlı izleme fırsatım olur' diye düşündü. Sonunda otoparka varıp, otoparkın çatı katındaki üstü açık alana çıktılar. Danışmanın arabası hemen önlerindeki yeşil olandı ve danışman şoför koltuğuna doğru yöneldi. Ancak Jose'nin buradan hemen ayrılmaya niyeti yoktu. Derin bir nefes aldı. Ciğerlerine dolan


havanın gerçek olup olmadığını bilmiyordu; ama önemli değildi... Sonra çatı katında gezintiye çıktı, arabaları saymaya başladı. '87 tane' Oyun esnasında buna hiç dikkat etmemişti. Otoparkta danışmanınki de dahil tam 87 tane otomobil vardı. 'Farkındalık' dedi kendi kendine. Sonra yeşil otomobilin sağ ön kapısını açarak arabaya bindi... Danışman gaza bastı ve otoparktan son hızla ayrıldılar. Önce hastanenin önünden geçtiler, acil bir durum yok gibiydi. Hastanenin ilerisinde sağda kaç yıl önceden kaldı bilinmeyen bir şato gördü Jose, sol tarafında ise boylu boyunca uzanan ihtişamlı stadyumu duruyordu. Aslında en çok ilgisini çeken de oydu. Ama buraya gelmişken her şeyi en ince ayrıntısına kadar görmeli, anlamalıydı. Bu nedenle her yapıyı dikkatle inceliyordu. İlk kavşaktan sola döndüler. Jose'nin sol tarafında, stadyumun güneybatı köşesinin hemen önünde 'Üst sınıf antrenman merkezi' boylu boyunca uzanıyordu. Tesisin hemen önünde, uçan tekme atan bir adam heykeli gördü. Aslında bu heykel, en son çıkan ikili mücadele antrenmanı verimini artıran geliştirmenin ürünüydü. Ancak her şeye rağmen Jose bu hareketten alınmış olacak ki, gerçek dünyaya döndüğü zaman söz konusu görseli, pas antrenmanı ile değiştirmeye yemin etti. Boyutlar arası geçiş, Jose'nin karnını epeyce acıktırmıştı. İleride gördükleri 'Al-git restoranı’nda mola vermeye karar verdiler. Arabadan indiklerinde Jose 'cam piramit'e ilk defa bu kadar yakından bakıyordu. Danışmana 'Bana bir cheeseburger bir de sarı kola söyle' deyip birkaç metre ilerideki cam piramide doğru ilerledi. Piramit her ne kadar 'fake' olup sadece ekran görüntüsünden kaynaklı bir yapı olsa da bunu hiç belli etmiyordu. Jose piramidin etrafında yürümeye başladı. Yerden 54 derecelik açıyla yükseldiğini tahmin ettiği mavi camlar; eğlence merkezlerindeki komik aynalar gibi Jose'nin bedenini garip bir şekilde yansıtıyordu. Bazen kafası kocaman oluyordu, bazen de bacakları incecik... Ancak bu değişkenler içinde tek bir değişmeyen vardı ki, o da Jose'nin şu anda bir çocuk gibi eğlendiğiydi... Piramidin etrafında bir tam tur attıktan sonra restorana doğru yöneldi. Restoranın bahçesindeki parkta çocuklar neşeli bir şekilde oynuyordu. Kapıdan girdiğinde danışmanını yemek beklerken gördü Jose. Yanına gitti. Birkaç saniye sonra yemekleri neredeyse hazır olacaktı. Sadece içecekleri eksikti. Jose içecekleri beklerken ağzına bir patates dilimi attı. Aslında bu patatesin var olmadığı kanısına artık varmıştı; ancak hiç aldırış etmeden ağzına bir tane daha attı. Tepsilerini alıp seçtikleri masaya doğru yürürlerken; Jose, ilerideki masada tanıdık bir sima gördü. Biraz daha yaklaşınca oldukça şaşırdı. Çünkü takım kaptanı Anıl (Arik) bir arkadaşıyla oturmuş yemek yiyordu. Jose'nin şaşkınlık duygusunun sinire dönüşmesi pek de uzun sürmedi. Bu akşam önemli bir maç vardı ve takımın lideri bile maçtan önce böyle yağlı ve zararlı gıdalar tüketiyorsa, takımın geri kalanı kim bilir ne haldeydi? Hızla Anıl'ın yanına gitti. 'Maçtan önce bu ne saçmalık! Yediklerinize hiç mi dikkat etmiyorsunuz?' diye bağırdı. Anıl şaşırmış bir şekilde, Jose'ye öyle bir şey söyledi ki aynı şaşkınlığı onun da yaşamasına neden oldu. 'Özür dilerim; ama tanışıyor muyuz?' Jose hiçbir şey diyemedi. Anıl haklıydı; daha önce hiç görmediği antrenörünü nereden tanıyabilirdi ki? İkisi de kendi dünyalarına sıkışmış bireylerdi. Jose bir nebze de olsa farkındalık duygusunu yakalamış; sınırlarını genişletmişti. Ancak aynısını Anıl'dan beklemek -belki de şu an için- biraz insafsızca olurdu. Jose, tüm bunları düşünürken gözü yavaşça Anıl'ın karşısında oturan arkadaşına doğru kaydı. Işık önce Jose'nin korneasından ve arkasındaki mercekten geçip kırıldı ve sarı noktada odaklanarak belirsiz bir ters görüntü oluşturdu. Bu görüntü bir işe yaramayacağından dolayı, gözün arkasına gidip orada çaprazlaşıp düzleşti. Ancak organlarının verdiği bu çaba hala Jose'nin gördüğü şeyi algılayabilmesi için yeterli değildi. Bu nedenle devam ettiler. Düzleşen görüntü Jose'nin beynin arka tarafındaki görme merkezine doğru ilerledi. Görüntü orada algılanarak beynin de yardımıyla işlendi ve ne olduğu anlaşıldı. İşte tam o anda Jose'nin elindeki tepsi yere düştü. Karşısında duran altın saçlı çocuğa şaşkınlıktan büyümüş gözlerle baktı. Fısıldamayla karışık bir ses tonuyla 'Ru- Rudi' dedi. Altın saçlı çocuk cevap verdi gülümseyerek; 'Evet, peki siz kimsiniz?'....


GULECEK VAAT EDEN TAKIMLAR (ibrahim92gs) Evet arkadaşlar bu haftaki sayımızda 7. ayın 8 inde kurulmuş mami1990 nın yönettiği GuASLAN SK takımını inceleyeceğiz.

Geçen sezonu 7 lig 1597 grupta şampiyon olarak tamamlayan GuASLAN SK takımının bu sezonki hedefi yeni yükseldiği 6.ligde kalmak ve seneye güçlü bir kadro ile üst liglere çıkmak. Kadrosunu yavaş yavaş gençleştiren GuASLAN SK takımının stadyum komplekslerine baktığımızda yavaş yavaş iyi seviyeye getirdiğini görebiliyoruz.

Salı günü Uluslararası Ustalar ülkemizi temsil edecek GuASLANSK takımına şimdiden başarılar.



GUZATE 4. SAYI