Page 1

ÇEK CUMHURİYETİ

Eğer her zaman aynı pencereden dışarıya bakarsak aynı manzarayı görürüz. Eğer farklı pencereden bakarsak farklı manzaralar görürüz. Bu sebepten dolayı bir yolculuğa başladık, kültürler arası bir yolculuğa. Dünyayı onların bakış açılarıyla görmek istiyoruz. Onlarla tanışıp, onları tanımak istiyoruz. Biz inanıyoruz ki eğer birbirimizi daha iyi tanırsak, birbirimizi anlayıp daha iyi sevebiliriz Çek Cumhuriyeti ziyaret ettiğimiz ilk ortak ülkemizdi. Oraya gitmeden önceki düşüncelerimizi sizinle paylaşmak istiyoruz. ‘Daha önce hiç dışarı gitmedim Çek Cumhuriyetine gitmek benim için çok iyi bir deneyim olacağını düşünüyorum.Yeni insanlarla tanışma , düşünceleri paylaşmak beni heycanlandırıyor.’ Tuğçe Aşar (öğrenci)


‘Geçen yıl Çek Cumhuriyeti’nin tarihi ve ünlü yerleri hakkında bir makale okuduk. Bu ülkeyi ziyaret etmek benim hayallerimden biri idi. Şimdi gerçek oluyor, çok heyecanlıydım umarım orada iyi vakit geçiririm.’ Ayşe Fatma Evyapar. ‘Ben bir resim öğrencisiyim, farklı kültürdeki insanlarla buluşacağım için mutluyum. İnternette Çek’ teki tarihi binaları gördüm. Hepsi muhteşemdi. Onları görebileceğim için çok heyecanlıyım.’ Şule Nur Efe.

Ülkemizde hava sıcaklığı 35 derece iken ve hala yazlık kıyafetlerimizi giyerken orada kışlık kıyafetlerimizi giydik. Kendimizi daha soğuk havaya hazırlamıştık fakat umduğumuzdan daha güzeldi. Bu ülkeyi güzel bir sonbahar günü ziyaret ettik. Hava çok hoş ve güneşliydi. Bu ülke Türkiye’ den daha kuzeyde bundan dolayı yazlar kısa ve sıcaklık 20 dereceye kadar yükseliyordu. Kışlar uzun ve soğuk. Eğer Gaziantep’ten Brno’ya uçakla giderseniz 2150 km direk olarak Brno uçuş olmadığından dolayı öncelikle Prag’a gitmek zorunda kaldık. Eğer Gaziantep’ten Brno’ya arabayla gitmek isterseniz 2891 km gitmelisiniz. Brno’ya birgün 11 saat sonra ulaşabilirsiniz.


Uçakla gitmemize rağmen bizim için çok uzun bir yolculuktu. Yolculuğumuza sabahın saat ikisinde başladık. Önce İstanbul’a daha sonra da saat on iki de Prag’a geldik.Brno’ya da saat üçte vardık.Bundan dolayı bizim için çok yorucuydu,fakat orada bulunmaktan mutluyduk.Yeni arkadaşlarımızla tanıştık ve şehir turuna çıktık.Brno’da dolaşırken rahibe kadınlarla karşılaştık,kiliseye gittik ve bir süre onları izledik.Bizim için çok ilginçti çünkü daha önce hiç kiliseye girmemiştik.

Çek mutfağı bizimkinden oldukça farklıydı. Farklı lezzetleri tatma şansımız oldu fakat her zaman aynı çorbayla karşılaştık. Özellikle ördeği ve ton balıklı, tereyağlı sandviçi çok beğendik. Türkiye’de de bunu yapmaya karar verdik. Gördüğünüz gibi Çek Cumhuriyeti’nde domuz eti çok yaygın. Koordinatörümüze daha önce bizim domuz eti yemediğimizi belirtmiştik. Bundan dolayı gerekli hassasiyeti gösterdikleri için teşekkür ederiz.


Yemek ücretlerini bizim ülkemizle karşılaştırdığımız zaman bizimkinden çok daha pahalı olduğunu gördük.Tabağın yanındaki pilav ve ekmeğe de ayrı para alıyorlar.Bizim ülkemizde bunun için ödeme yapmamıza gerek yok.Maden suyu burada çok yaygın,alkollü içecekler içmeyi seviyorlar.Öğrenciler öğretmenlerinin yanında rahatlıkla içebiliyorlar.Bu bizim için çok tuhaf.


Bizim dinimizde alkol yasaktır. Evet, ülkemizde bu kurala uymayan insanlar var. Fakat öğretmenler öğrencilerin yanında, öğrencilerde öğretmenlerin yanında içemez. Bizim toplum için uygun değildir. Tabi ki şunu belirtmek lazım kimse sarhoş olacak kadar içmedi. Bira üretim fabrikasında eğitim amaçlı, tadına bakma amacındaydı. Bira fabrikasını ziyaret ettik. Gerçekten ziyaret etmemizde gerekiyor muydu bilemiyoruz. Evet, bira Çek Cumhuriyeti’nde çok ünlü. Pilsen Çek Cumhuriyeti’nde birasıyla ünlü bir şehir. Türkiye’de de aynı zamanda Pilsen biraları var. Aynı zamanda Efes Pilsen adında bir basketbol takımımız var.

Çek Cumhuriyeti’ni keşfetmek için gruplara ayrıldık. Coğrafya, tarih, dil, film ve biyoloji. Biz üç öğretmen ve üç öğrenciydik. Sanat öğrencileri olduğumuz için tarih grubunu seçtik. Aynı zamanda dil problemimizde vardı. İngilizcemiz pek de iyi değildi. Anlayabiliyoruz fakat konuşmakta zorluk çekiyoruz. Bizim dilimiz diğer ortaklarımızın dillerinden farklı. İngilizcemizi pratik etmek için yurtdışına çıkma şansımız yoktu. Okulumuzda İngilizcesi iyi olan arkadaşlarımız var fakat onlar daha önce hareketlilik yaptıkları için öğretmenlerimiz bizlere şans verdi. Şu anda dil öğretmeninin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Öncekinden daha fazla çalışıyoruz.


Aynı zamanda okul açılış kapanış tarihlerimizin diğer okullarla farklı olduğunu anladık. Bizim dini bir bayramımız olan Ramazan bayramından dolayı okulumuz eylül ayının sonunda açıldı. Bizde 13 Ekimde Avrupa’daydık. Coğrafya grubunda olmak isteyen Tuğçe arkadaşımız duygularını şöyle ifade ediyor: “Tepelere tırmandık.Çok yorucuydu fakat Çek köyünün manzarasını izlemeye değerdi.Aslında bu ülkede pek çok köy görebilirsiniz,aynı zamanda büyük şehirlerde var.Prag,Brno,Ostrav,Pilsen.. Çek doğasının bir sürü fotoğrafını çektik. Bizimkinden çok farklıydı.”

Bu topraklarda buğdayın, patatesin, şeker pancarının ve bazı meyvelerin yetiştiğini; kümes hayvanlarının, domuzların burada en çok yetiştirilen hayvanlar olduğunu öğrendik. Arkadaşlarımızla çok iyi vakit geçirdik. Çek topraklarının coğrafyası hakkında pek çok şey öğrendik.

Çeklerin hiç denizi yok. Fakat Tuna Nehri’ne akan birkaç nehirleri var. Prag’da bulunan Vlatava bunlardan biri. Köprüde gün batımını izleme şansımız olmadı. Hava çok yağışlıydı ve hızlı yürümek zorundaydık. Manzara harikaydı. Keşke ırmağın üzerinde bir gezinti yapıp doğayı hissedebilseydik. Fotoğraf çeken, resim yapan, hediyelik eşya satan çok insan vardı. Prag çok güzel bir şehirdi.


Tarih grubu Olomouc’a gitti. Ticaret merkezi olmasıyla ünlü eski bir şehir olan Olomauc, Prag’dan sonra tarihi binalarıyla ikinci büyük şehirdir. Şu anda ülkenin 5. büyük şehri.1853 yılında kurulan bir üniversite var.

Şehir merkezinde büyük bir heykel, tarihi bir çeşme, modern, astronomik bir saat var. Sanat öğrencileri olmamızdan dolayı bu grupta olmaktan mutluyduk.


Birçok güzel heykel, anıt ve sanat eseri gördük. Daha sonra Austerlitz’e gittik ki bu şehir Austerlitz savaşlarıyla ünlüdür. İlk kodlisyon savaşı olmakla biliniyor. Büyük bir lider olan Napolyon, bu savaşta büyük taktikler kullanmıştır.

80 yıl boyunca aynı Çek topraklarında altı farklı ülkenin hâkimiyetini sürdürdüğünü öğrendik. Büyük acılar yaşamışlardı.


Binaların üzerinde binayı taşıyormuş gibi görünen insan figürleri vardı. Bu insanlar sanki bu binayı taşımıyor, tarihlerinde ki yaşam mücadelesini de taşıyorlardı.


Prag’dayken buradaki ilk kalenin Türkler tarafından açıldığını öğrendik. Osmanlı figürlerini birçok yerde gördük. Dil grubunda ortak isimlerimizin olduğunu öğrendik. Jacop-Yakup Jesus-İsa David-Davut gibi. Ünsüzlerle olan kelimelerini duymak oldukça ilginçti. Çek dilindeki ‘cay(tea)’ bu kelimenin Türkçede ki çay kelimesiyle telaffuzlarının aynı olması bizi şaşırttı.


Genel düşüncelerimiz: Farklı kültürlere, farklı bir coğrafyaya, farklı bir tarihe sahip olabiliriz. Fakat aynı his ve duyguları paylaşabiliriz. Yüzümüzdeki gülümseyişi ve anlayışı unutmamalıyız.

Türk grubu

ÇEK CUMHURİYETİ TÜRKÇE RAPOR  
Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you