Page 1

JAPON SİNEMA DERGİSİ EYLÜL 2016 SAYI: 8 AYLIK JAPON SİNEMASI E-DERGİSİ

6 KİNUYO TANAKA: JAPON SİNEMASI’NDA TABULARI YIKAN KADIN 10 GENÇLİK AŞISINI TADACAĞINIZ 10 FİLM 14 ANİMELERDE OKUL FESTİVALLERİ: BUNKASAİ 24 BİLGİ, EZBER VE PRATİK : JAPON EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YAŞANTISI 30 MİLLİ PARKLAR, KAPLICALAR VE ÇİÇEK BAHÇELERİ: HOKKAİDO 36 HİLEBAZ BİR HAYAL USTASI: HARUKİ MURAKAMİ


Editörden, Merhaba Arkadaşlar, Japon Sineması Platformu olarak yayın hayatına başladığımız 2015 yılı Aralık ayından bugüne kadar Japon kültürü, sineması, edebiyatı, manga ve animeleri adına sizlere baş ucu kaynağı olabilecek bir yayın oluşturma ve Japonya’yı Türkiye’ye tanıtarak iki toplum arasında kültürel bir köprü kurma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.

JAPONSİNEMASİ.COM Yıl: Eylül 2016 Sayı: 08 Yayın Türü: Aylık E-Dergi Sanat Yönetmeni & Grafik Tasarım Gökhan Kuloğlu Editörler Birsen Albayrak Gökhan Kuloğlu Katkıda Bulunanlar Ahmet Ziya Sekendiz Bensu Cangüler Deniz Balcı Evrim Özsoy Ercan Gürova Hafize Mutlu Olca Karasoy Selin Çetin Yıldız Yeter Şeko Kapak Fotoğrafı Bokura ga ita Zenpen 1, Takahiro Miki (2012) Arka Kapak Fotoğrafı Cowboy Bebop, Shinichiro Watanabe (1998-99) İletişim ve Reklam japonsinemasi@gmail.com JAPON SİNEMASI SOSYAL AĞLAR www.japonsinemasi.com facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi

2

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Gençlik ve okul teması etrafında şekillendirdiğimiz Japon Sinema E-Dergimizin 8. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Japon Sineması’nda sıradışı bir kariyer sergileyen kadın oyuncu Kinuyo Tanaka’ya, Takeshi Kitano’nun Kikujiro filmine, modern Japon sinemasının önemli filmlerinden All About Lily Chou Chou’ya ve gençliği konu alan 10 live-action filme yer veriyoruz. ‘‘Anime-Manga Dosyasında’’ animelerdeki okul festivalleri bunkasailere, Mamoru Hoshoda’nın The Girl Who Leapt Through animasyon filmine, Sakamichi no Apollon anime serisine ve birbirinden renkli altı josei manga serisine yer veriyoruz. ‘‘Japon Kültürü Dosyası’’ bölümünde Japonya’daki eğitim sistemine ve öğrencilerin okul yaşantılarına, Japon tiyatrosunun özgün örneklerinden sihirli fener gösterisi ‘‘utsushi-e’’ye ve milli parklarıyla, çiçek bahçeleriyle görenleri büyüleyen Hokkaido’ya yer veriyoruz. ‘‘Japon Müziği Dosyası’’ bölümünde shakuhachi sanatçısı Akito Obama’ya yer verirken ‘‘Japon Edebiyatı Dosyası’’ bölümünde de eseriyle adından söz ettiren yazar, Haruki Murakami’ye yer veriyoruz. Desteğini bizden esirgemeyen tüm okurlarımıza teşekkür ediyor ve yeni sayıda buluşmak dileklerimizi iletiyoruz. Gökhan Kuloğu JAPON SİNEMASI PLATFORMU

YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com


İÇİNDEKİLER KİNUYO TANAKA: JAPON SİNEMASINDA TABULARI YIKAN KADIN

KİKUJİRO: YOLCULUK VE ÖĞRETİLERİ

4

6

GENÇLİK AŞISINI TADACAĞINIZ 10 FİLM

ŞARKI SÖZLERİNİN ARASINDA KAYBOLAN HAYATLAR: ALL ABOUT LİLY CHOU CHOU

8

ANİMELERDE OKUL FESTİVALLERİ: BUNKASAİ

KADIN, AŞK VE GÜZELLİK: 6 JOSEİ MANGA SERİSİ

THE GIRL WHO LEAPT THROUGH TIME

18 bİlgİ, ezber ve pratİk: japon eğİTİM SİSTEMİ VE OKUL YAŞANTISI

EN İÇTEN DUYGULAR VE MÜZİK: SAKAMİCHİ NO APOLLON

GELENEKSEL SİHİRLİ FENER GÖSTERİSİ: UTSUSHİ-E

MİLLİ PARKLAR, KAPLICALAR, ÇİÇEK BAHÇELERİ: HOKKAİDO

30

28 HİLEBAZ BİR HAYAL USTASI: HARUKİ MURAKAMİ

34

22

20

24 SHAKUHACHİ SANATÇISI: AKİHİTO OBAMA

14

10

DERGİDE KULLANILAN GÖRSELLERİN KAYNAKÇASI

36

40 WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

3


.

JAPON SİNEMASI DOSYASI

.

KIKUJIRO Yolculuk ve ÖĞrettİklerİ

E

lif Şafak bir romanında “En sahici dostluklar ortak varlıklar üzerine değil, ortak yoksunluklar üzerine kurulanlardır.” der. Takeshi Kitano’nun yazıp yönettiği 1999 yapımı Kikujiro, çocuk Masao ile komşusu Kikujiro’yu bir araya getirip bir yol hikayesi izlememizi sağlayan da bu iki karakterin yoksunluklarıdır. On parmağında on marifet olan Takeshi Kitano, film yönetmenliği dışında “Beat Takeshi” lakabıyla oyunculuk ve şovmenlik, yazarlık, şairlik gibi mesleklere de el atmıştır. En çok da yakuza filmleri ve stilize şiddet sahneleriyle bilinir. İşte tam da bu yüzden böyle duygusal ve merkezinde bir çocuğun annesini arama hikayesinin anlatıldığı bir film yapması ilk etapta takipçilerini şaşırtmıştır.

Yazar: Ercan Gürova sonra Masao’yu nasıl bir hayat beklemektedir? Bu soruların cevaplarını merak ediyorsanız filmi izlemek durumundasınız elbette. Sevimli Masao’nun duruşu ve çoğu zaman suskunluğu izleyiciye hüzün veriyor ama bu hüzün ve duygusallık İtalyan ressam Bruno Amadio’nun çizdiği meşhur “ağlayan çocuk” tonunda bir melodram etkiye sahip değil. Oldukça sade ve abartısız. Kikujiro’nun muziplikleri ise filmin komedi boyutunu oluşturuyor.

Ortak yoksunluklar insanları çoğu zaman bir araya getiriyor demiştik başta. Filmin ilerleyen sahnelerinde öğreniyoruz ki Kikujiro da annesi tarafından terk edilmiş. Yolculukları esnasında bir gün annesini ziyaret etmek istiyor o da. Kaderin cilvesi de diyebilirsiniz bütün olanlara. Yönetmenin biyografisini incelerken rastladığım bir Bir gün annesinin fotoğrafına ve üzerinde adresine başka önemeli ayrıntı ise yönetmenin babasının rastlayan Masao annesini bulmak için yollara adının da Kikujiro olması. düşmeye karar verir. Kendisine anneannesinin komşusu Kikujiro da eşlik etmek ister. Kikuji- Yönetmen Kitano “yol değil önemli olan yolcuro başlarda bu yolculuğu ciddiye almaz ve şans luktur” mu demek istiyor acaba. Uzaklara gitmek oyunları ve kumar oynamak gibi eğlencelerle insanı değiştirmeye yeter mi? Ortak acılar üzezamanını geçirir. Masao’nun başına gelen bir rinden bir köprü kurabilir miyiz? Beyaz bir sayfa olaydan sonra beraber annesini aramaya çıkarlar. açmak ve sıfırdan başlamak mümkün mü? BelYol boyunca birbirinden komik hikayelere şahit ki iyi şans getirmesi için filmdeki “melek zili” işe oluruz. Herkesle dalga geçen, ağzı bozuk ve ki- yarayabilir. Belki de filmi izleyince sizin bunlara fayetsiz bir muhteris olarak Kikujiro araba çalmak- cevabınız bambaşka olacaktır. tan dövülmeye kadar pekçok hadiseye karışır. Otostop çekip yabancıların arabalarında sehayet etmek için türlü hilelere başvururlar. Motosikletlilerle kamp yaparlar ve geleneksel oyunlar oynarlar. Filmin dönüm noktası ve bizlerin merakla beklediğimiz sahne ise bu ikilinin amaçlarına ulaşıp ulaşamayacakları meselesidir. Kikujiro ve Masao sonunda Masao’nun annesini bulacaklar mıdır? Annesi belirtilen adreste mi yaşıyordur? Eğer ordaysa kendilerini nasıl karşılayacaktır? Bundan

4

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

5


JAPON SİNEMASI DOSYASI

KİNUYO TANAKA JAPON SİNEMASI’NDA TABULARI YIKAN KADIN

S

aikaku Ichidai Onna (The Life of Oharu) ve Sanshō Dayū (Sansho the Bailiff ) filmleri tanıdığımız Kinuyo Tanaka, Japonya’nın en ünlü sinema oyuncusu ve yönetmenlerindendir. Sinema kariyeri boyunca 250’dan fazla filmde rol alırken 6 filminde yönetmenliğini yaptı. Daha henüz 14 yaşındayken Japon sinemasına sessiz dönemdeyken adım atar. 29 Kasım 1909 yılında Japonya’nın Yamaguchi şehrinde doğan Kinuyo Tanaka, 1924 yılında Shochiku Stüdyosu’nun yapımı olan Genroku onna (A Maid of the Genroku Era) filmiyle birlikte sinema

6

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Yazar: Gökhan Kuloğlu dünyasına adım atar. Yine o dönem filmlerde birlikte çalıştığı yönetmen Hiroshi Shimizu ile evlenir. Tanaka, Yasujiro Ozu’nun Daigaku wa detakeredo (I Graduated, But, 1929), Heinosuke Gosho’nun Aiyoku no ki (Desire of Night, 1930) gibi sessiz dönem filmlerinde ve ilk sesli film performansı olan 1931 yılında Gosho’nun Madamu to nyōbō (The Neighbor’s Wife and Mine) filminde rol alır. Ve Japon sinemasında ses getirerek oyunculuğu ile ön plana çıkar. Bu dönemde Yasujiro Ozu’nun 1933 yapımı Tokyo no Onna (Woman of Tokyo) ve Hei-


JAPON SİNEMASI DOSYASI

KENJİ MİZOGUCHİ, SANSHO DAYU, 1954

nosuke Gosho’nun Izu no odoriko (The Dancing Girl of Izu) gibi önemli filmlerde rol alır.

Magazin dünyasından kazandığı ününü ve zamanında çalıştığı usta yönetmenlerinden edindiği tecrübe ve bilgiyi kullanarak 1953 yılında kamera arkasına geçerek Japon sinemasının ilk kadın yönetmeni olma unvanını kazandı. 1953 yılında çektiği Koibumi (Love Letter) filminin ardından beş film daha çekti. 1955 yılında Tsuki wa noborinu (The Moon Has Risen) ve Chibusa yo eien nare (The Eternal Breasts), 1960 yılında Ruten no Ouhi (The Wandering Princess), 1961’de Onna bakari no yoru (Girls of the Night) ve 1962’de Ogin sama (Love Under the Crucifix) filmlerinin yönetmenliklerini yaptı. Çektiği altı filmde jidai-geki (kostümlü drama), shomin-geki (alt-orta sınıf melodramı) ya da sbin-geki (realist drama) türünde eski kalıpları kullanan klasik filmlere imza attı. Filmlerinde kadınlar kültürdeki kuralların dışına çıkamazken sevgi, aşk gibi duyguları mizah ile anlatmıştır.

İlk dönemlerde rol aldığı filmlerle üne kavuşan Tanaka’nın adıyla filmler yapılmaya başlanır ve bu filmlerde başrollerde oynar. Heinosuke Gosho 1930 yılında Kinuyo Monogatari (The Kinuyo Story), Hiromoso Nomura 1937’de Joi Kinuyo sensei (Doctor Kinuyo) ve 1940 yılında ise Kinuyo no hatsukoi (Kinuyo’s First Love) filmlerini yapar. Bu gelişmelerin dışında savaş öncesi çekilen ve Japon sinemasında hasılat rekoru kıran Hiromasa Nomura’nın 1938 yapımı Aizen-Katsura (Flower in Storm) filminde rol alır. Japon sinemasında yıldız oyuncu konumunda en zirvede olan Kinuyo Tanaka zamanla dergilerinde sayfalarını süsler. Savaş sonrası Japonya ile Amerika arasında kültür elçisi görevi üstlenen Kinuyo Tanaka, 1950’li yıllarda dergilerde yaptığı söyleşilerde ve çekildiği fotoğraflar da Batılı tarzda giyinen ve davranan Japon kadını rol modelini çizmiştir. Amerika’ya giderek burada gazeteler ve dergilere röportajlar verdi. Ve bu dönemde Tanaka adına birçok haber yapılırken karikatürler çizildi. Ünü sinemanın dışına taşarak bir kültürel obje haline dönüştü. Kenji Mizoguchi’nin 1952 yapımı Saikaku Ichidai Onna (The Life of Oharu) ve 1954 yapımı Sanshō Dayū (Sansho the Bailiff ) filmlerde rol alarak kariyerinin olgunluk döneminde sinemanın zirvesine yerleşti. Magazinden kazandığı popülerlik ve filmlerdeki oyunculuğunun getirdiği seyirci ilgisini arkasına alarak yeni çalışmalara imza attı.

Cinsel rollerin katı olduğu Japonya’da başlangıcından itibaren erkeklerin hâkim olduğu sinema sektöründe oyuncu olarak en zirveye çıkması ve bunu zaman içerisinde kamera arkasına geçerek yönetmen olarak taçlandırması takdire şayandır. 21 Mart 1977 yılında vefat eden Tanaka 67 yıllık yaşamına birçok başarı sığdırmayı başarmıştır. İlk filmi olan Koibumi (Love Letter) 1954 yılında Cannes Film Festivalinde gösterilirken Kei Kumai’nin 1974 yapımı Sandakan hachiban shōkan: Bōkyō (Sandakan No. 8) filmiyle 1975’de düzenlenen Kinema Jumpo Ödüllerinde ‘’En İyi Kadın Oyuncu’’ ödülü kazanmıştır. 1970 yılında Japon Hükümeti tarafından Onur Madalyası’na layık görülen sanatçı, 1977 yılında ise Kutsal Hazine Altın ve Gümüş Yıldız Nişanı’nın üçüncü sınıfına layık görülmüştür. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

7


JAPON SİNEMASI DOSYASI

Şarkı Sözlerinin Arasın

ALL ABOUT LIL ‘’Karanlık odamda ellerim dizlerimi sarmış… hisler taşıyan Lily hayranlarının içlerindeki zehri Tüm hatırladığım bu.’’ –Lily chou chou attıkları bir yuva gibi. Ama Yuichi’nin hayatı Lily Chou Chou sevgisi ve ergenliğin getirileriyle daha ayat kimi zaman kendimizi bulma yol- da dibe vurmaya başlıyor. Müzik marketlerden CD culuğumuzdan ibarettir. Yönetmenliği- çalıyor ve yakalanıyor. Kendini bulma mücadeleni Shunji İwai nin yaptığı 2011 yapımı siyle savrulurken yaptığı yanlışlar onu bambaşka Rirī Shushu no Subete (All About Lily yerlere götürüyor. Yuichi’nin hayatında hiçbir şey Chou Chou) filmi de tam olarak bu konu üzerinde yolunda gitmezken, Shusuke Hoshino adlı okuyoğunlaşıyor. Film, Lily Chou Chou’nun müziği lunun en başarılı öğrencilerinden biriyle arkadaş etrafında şekillenen dünyaları işlerken aynı za- oluyor. Shusuke de her şeyin görünenden ibaret manda ergenlik çağındaki gençlerin problemli olmamasını isteyen, kendini aşmaya çalışan bir hayatlarının kapılarını aralıyor. genç. O da Yuichi gibi anlaşılamamaktan şikayetçidir. Bu iki genç ve arkadaş grubu küçük yaramazlıklarFilmi izlerken ‘‘bir şarkıcı ve müziği hayatımızı ne la hayatı alaya almaya başlıyorlar. Fakat her şeyin kadar etkileyebilir?’’ sorusuyla pek çok kez karşı başlangıcı olan o günde hayatları sonsuza dek karşıya kalıyoruz. Filmin odak noktası olan Lily değişiyor. Yaz tatilini deniz kenarında geçirmek Chou Chou’nun depresif şarkıları ve o şarkıların isteyen gençler tatil için paraları yetişmeyince sözleri gençleri derin bir dünyanın içine çekmesi. akıl almaz bir yan kesiciliğe dahil oluyorlar. Bir Ve sonuç olarak hepsinin de bu şarkılarda ken- anda ellerine geçen yüklüce bir parayla Okinadi benliklerini bulduklarını söylümesi. Lily Chou wa’ya o çok istedikleri yaz tatillerine doğru yola Chou hayranları, lily’nin şarkılarını dinlerken his- çıkıyorlar. Ama bu tatil onlara keşke olmasaydı settikleri duyguya ‘’eter’’ diyorlar. Onlara göre diyecekleri olaylar yaşatıyor. Lily’nin şarkıları aynı eter maddesi gibi bağımlılık yapıyor. Hepimizin hayatında kişiliğimizi şekillendiren kritik anlar olmuştur. Bu bir travma, ilk kez evden ‘’Düşüncelerimizi onun sayesinde serbest ayrılış ve ya sevdiğimiz birinin ölümü ile sonuçlabırakıyoruz’.’ nan olaylar zinciri olabilir. İşte Hoshino ve Yuuichi’nin Okinawa seyahati onlara bir daha asla eskisi gibi Ana karakter Yuichi Hasumi, 13 yaşında bir ortaokul olamayacakları anlar yaşatıyor. Bu seyahatten en öğrencisi. Okul hayatında zorbalığa uğruyor ve in- fazla Hoshino etkileniyor. Ölümle burun burusanlarla arasındaki sorunları çözemediği için o da na gelmesi ve yaşadığı bu korku onun psikoloLily Chou Chou şarkılarına bağlanıyor. Yuichi aynı jik olarak değişmesiyle sonuçlanıyor. Gözünün zamanda Lily Chou Chou için açılmış bir sosyal önünde birinin ölmesi travmatik anlarına bir paylaşım platformunun üyesi ve orada blue cat yenisini daha ekliyor. Küçük yaşta yaşadığı bu adıyla Lily ve şarkılarına olan duygularını açıkça fırtınalı dönem onu tamamen farklı biri yapıyor. ifade etme imkanı buluyor. Okinawa seyahatinin ardından Hoshino merke‘’Lily kimsenin göremediği şeyleri görür.’’ zli olarak değişmeye başlıyan film, Hoshino’nun değişen karakteri, çete lideri olması ve en yakın Bu site, Lily Chou Chou seven herkes için ‘‘eterin’’ arkadaşı Yuuchi de dahil herkese canının isteiçindeki serbest bölge olarak tanımlanıyor. Ortak diğini yaptırması ve zorbalık gösterileri etrafın-

H

8

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

nda Kaybolan Hayatlar

LY CHOU CHOU da şekilleniyor. Ergenlik döneminin sancıları ve Lily chou chou nun depresif şarkıları ile başlayan konu bütünlüğü Japonya’nın toplumsal gelgitleri ve sert eğitim sisteminin olumsuz sonuçlarına doğru kayıyor.

Yazar: Bensu Cangüler umuduyla intihara başvururken Kuno, Tsuda’dan daha güçlü bir karakter olarak başına gelenlere karşı dik bir duruş sergileyerek tavrını gösteriyor. Filmin diğer bir kırılma noktası da büyük Lily Chou Chou konserinin gerçekleştiği sahne. Yuichi’nin sonunda Lily konserine gitmesi ve orada onu en iyi anlayan sanal ortam arkadaşı Philia ile buluşma sahnesinde ana karakterimiz en büyük patlamasını yaşıyor. Philia’nın ona tüm zorlukları, çaresiz anlarını yaşatan Hoshino olarak vücut bulması ve Hoshino’nun konserde Yuichi’ye karşı hayatının hatasını yapması, Yuichi’nin artık bir an bile tereddüt etmeden Hoshino’yu öldürmesi ile sonuçlanıyor.

Japonya ilginç saplantılara sahip bir ülke. Bu saplantılardan biri de liseli kızlar. Filmde de işlenen bu konu iş adamlarının, orta yaşlı erkeklerin liseli kızlarla para karşılığı gezmesi, vakit geçirmesini kapsıyor. Hoshino sınıfındaki kızlara şantaj yaparak onları bu yolla pazarlamaya başlıyor. Hoshino’nun eziyet ettiği kurbanlardan Tsuda ve Kuno yaşadıkları bu olaylarla başa çıkma şekilleriyle farklı iki karakter olarak karşımıza çıkıyor. Tsuda, kendine yapılanlara dayanamayıp özgür olmak Faili meçhul olarak gösterilen bu cinayet Lily Chou Chou’nun uğursuz olarak nitelendirilmesine yol açıyor. Basında Lily Chou Chou ‘nun şarkılarının gençler üzerindeki olumsuz etkilerine yönelik haberler bile yapılıyor. Efsane eter olarak adlandırılan Lily Chou Chou sevenlerinin kalbinde yaşamaya devam ederken Japonya halkı gençleri bu duruma getiren esas nedenleri görmezden gelip hayatlarına kaldıkları yerden devam ediyorlar. Film içinde barındırdığı depresif melankolik ve karamsarlık duyguları ile size bir şarkıcının tüm gençliği etkisi altına alabildiğini fakat sorunların çözülmesinde şarkıların yetersiz kaldığını ve hayatın 13-15 yaşlarındaki çocuklar için ne kadar acımasız olabildiğini kendine has yorumuyla anlatmaya çalışıyor. Ayrıca film görünenin, gerçekten daha önemli olduğu bu dünyada tek bir yanlışın bile nelere yol açabileceğini 2 saat gibi bir zamanda analiz edebilme imkanını da sunuyor. ‘’Eter tüm evreni doldurur. Keder kırmızı eterdir. Mavi ise ümit bir zaman planörü, ölümsüzlük ve sükunete doğru uçar.’’ *Film tanıtım yazısı spoiler bilgi içermektedir. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

9


JAPON SİNEMASI DOSYASI

.

GENÇLIK ASISINI TA ,

G

ençlik zamanları bir başkadır... Sırtında çantayla okul yolunu tutarsın. Arkadaşlarla gülecek bir şeyler ararsın. Dersi derste dinlemezsin. Çünkü aklın başka yerdedir. Bir an önce büyümek istersin. Tüm dünyanın senin etrafında döndüğünü hissedersin. Bir de ne önemlisi aşık olursun... İlk aşk, ilk heyecan. Diğerlerinden farklı olan o kişinin senin için her şeyi yapmasını beklersin. Ya da o seni sevsin diye evde ona yemekler pişirirsin. Saçının şeklini değiştirip farkedilince senden mutlusu yoktur! Bir ömür boyu sürecek torunlara anlatılacak dillere destan bir aşk yaşamak istersin. O zaman doğru yerdesin! Bu ay, sizler için ‘Okul ve Gençlik Üzerine’ 10 Live-Action film seçtim. Mangalardan uyarlanan filmleri keyifle izledim. Kimi zaman gözlerim doldu, kimi zaman kahkahalarla güldüm. Umarım siz de yazıyı okurken benzer hislere kapılır, beğendiğiniz filmleri izleyeceğiniz filmler listesinde bir yerlere not alırsınız. İyi okumalar dilerim.

10

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

ORENJİ (ORANGE ), KOJİRO HASHİMOTO, 2015 Büyüleyici bir sahne ile başlıyan film, Japon kiraz çiçekleri rüzgarın etkisiyle dallarından kopup havada uçuşurlar. Ve liseli bir kız, etrafını saran ağaçların ortasında çantasında 16 yaşındaki kendisine gönderilmiş bir mektup bulur ve işin ilginç yanı mektubun gönderen yine kendisidir. Gelecekten gelen mektubu 10 yıl sonraki hali yazmıştır. “Senden tek isteğim benim düştüğüm hataya düşme” diye başlayan yazı “Bugün okula Tokyo’dan bir öğrenci gelecek adı Naruse Kakeru” diye devam eder. Naho, mektuptan sonra hayatını nasıl yaşayacaktır?


JAPON SİNEMASI DOSYASI

)

.

ADACAGINIZ 10 FILM Yazar: Evrim Özsoy

ORE MONOGATARİ (MY LOVE STORY) HAYATO KAWAI, 2015 Okulda bir sürü erkek öğrencinin hayranlıkla sarıldığı, favorileri, kalın kaşları, beyaz çorapları ve dik duruşuyla Takeo Goda’yı diğer arkadaşlarından ayıran tek şey ise fiziğidir. Birgün yolda en yakın arkadaşı Sunakawa ile yürüyen Goda, kızın birinin bir serseri tarafından taciz edildiğini görürler. Takeo, serseriyi etkisiz hale getirir. Tacizden kurtulan kız Rinko, Takeo’ya teşekkür eder. Bugüne kadar böyle bir ilgi ve gülümseme görmeyen genç adamın kafasında çanlar çalmaya başlar. Aşık olmuştur.

STROBE EDGE (SUTOROBO EJJİ) RYUİCHİ HİROKİ, 2015 Sıradan bir gün ve sıradan bir tren yolculuğu... Bir liseli kız için bambaşka anlamlarla yüklü. Çünkü kalbi aşkla atıyor. Liseli Ninako trenden inen Ren’in peşinden gider ve ondan hoşlandığını belli eder. Ren de gönlünde başka bir kız olduğunu açıkça söyler. Ninako için onun yakınında olmak yeterlidir. Ortaokuldan beri genç kızdan hoşlanan Daiki, ona çıkma teklifi eder. Ninako ise onu reddeder. Zamanla bu ikilinin arasına Takumi’nin girmesiyle birlikte aralarında hareketlenme olacaktır.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

11


JAPON SİNEMASI DOSYASI

AO HARU RİDE, (BLUE SPRING RIDE) TAKAHİRO MİKİ, 2014 Futaba Yoshioka, ortaokulda Tanaka Kun’dan hoşlanmaktadır. Lise koridorlarında da onunla karşılaşınca eski günleri hatırlar. Oysa genç kız arkadaşlarına hiç aşık olmadığını söylemiştir. Tanaka Kun’un adı Kou Mabuchi olmuştur. Yoshioka’nın aklı karışır, yanıldığını düşünür. Okul çıkışı aniden bastıran yağmurdan korunmak için bir yere sığınınca orada Mabuchi’yi görür ve 13 yaşında yaşadıkları anı tekrarlarlar. Artık ikisi de gördüklerinden emindir.

SUNADOKEİ, (SAND CLOCK), SHİNSUKE SATO, 2008 Diğer adı ‘‘kum saati’’ olan filmde; Minase Ann, tam bir seneyi ölçebilen bir kum saatinin açılışına gider. Orada ilk aşkıyla karşılaşır ve 12 sene öncesini hatırlar. Genç kız ebeveynleri boşanınca annesiyle büyükannesinin yanına döner. Ancak babası onlara büyük borçlar bırakmıştır. Ve büyükannesi biraz katıdır, onlara bakamayacağını ve kızının daha güçlü olması gerektiğini söyler durur. Küçük bir yerde dedikodu çabuk yayılır. Daigo’nun kendisine iş vermesiyle Ann’in hayatı değişmeye başlar.

KANOJO WA USO O AİSHİSUGITERU, (THE LIAR AND HIS LOVER), NORİHİRO KOİZUMİ, 2013 Aki, Crude Play isimli bir müzik grubu üyesidir. Arkadaşları onu 3. albümü kutlamak için helikopterle almaya gelir o ise bu derece şaşalı bir durumdan rahatsız olur. Zaten gruptan ayrılmaya karar vermiştir. Ev arkadaşı Mari’nin kendisini grubun prodüktörü ile aldattığını anlamıştır. Aki bu ilişkiler yüzünden müzikten nefret etmeye başlar. Deniz kıyısında hülyalara dalmışken mahalleden bir kızla karşılaşır. İsmi Riko olan bu kız çok doğal ve sempatiktir. Aki’ye L3DK, YASUHİRO KAWAMURA, 2014 Sevimli bir kız olan Moe, popüler çocuğa oku- bir bakıma arka çıkar. Ancak Aki’nin “müzik yapan lun ortasında “seni seviyorum” diye bağırır. kadınlardan hoşlanmıyorum” sözü kız için bir yıkım “Göz zevkimi bozuyorsun, çok sinir bozucusun” olur. Çünkü Riko’nun çocukluk arkadaşları Yuichi ve yanıtını alınca en yakın arkadaşı Nishimori Aoi, Sota ile bir müzik grubu vardır. bu davranışını kendini beğenmiş Shuusei’e ödetmek ister, karşısına çıkar ikili tartışırken Shuusei, merdivenlerden düşer. Nishimori acıma duygusuyla onu hastaneye sırtında taşır. Sonrada Shuusei’yi eve bırakır ve o da ne? Gözlerine inanamaz. Çünkü aynı binada yaşamaktadırlar. Nishimori kendini bir anda hizmetçi modunda bulur. Shuusei’nin odasını temizler, eşyalarını yerleştirirken yangın söndürme fıskiyesini patlatır. Tamir işleri hallolana kadar 1 hafta ikisi Nishomori’nin odasında yaşayacaklardır..

12

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

BOKURA GA İTA ZENPEN, (WE WERE THERE: PART 1) TAKAHİRO MİKİ, 2012 Nanami, Yamamoto’nun okul yıllığından eski sevgilisini bulmasını ister. İkisi kız hakkında konuşmaya başlarlar. Yamamoto ilk görüşte ona aşık olduğunu, sevgilisinden ayrılması için ikna edip ona çıkma teklifi ettiğini anlatır. Eski günler gözünde canlanır. Kızı korumaya söz verdiğini ve onunla geçirdiği önemli anları hatırlar. İkili birlikte yaşadıkları şeyler aniden yeniden canlanmaya başlar.

KİYOKU YAWAKU, (BEYOND THE MEMORIES) TAKEHİKO SHİNJO, 2013 Kanna ve Haruta çocukluklarından beri yakın arkadaştırlar. Küçük kasabalarında okula birlikte gidip gelirler. Haruta, Kanna’yı sınıfta kollar. İkisinin çıktığını düşünen kızlar Haruta’ya arkadaşlık teklif etmemiştir. Kanna sadece arkadaş olduklarını söyleyince okulun popüler kızları cesaretlenir. Kanna’ya da karşı erkekler boş değildir, hatta Haruta’nın kuzeni de ona yaklaşmak ister ancak karşısında Haruta’yı bulur. Haruta, Kanna’yı başbaşa havaifişek izlemeye davet eder. Birlikte havaifişek gösterisini izlemeye giden ikili arasındaki ilişki burada kuvvetlenerek bir aşka dönüşür. Ama ikilinin bu mutlulukları uzun sürmeyecektir.

BAKUMAN, HİTOSHİ ONE, 2015 Moritaka Mashiro okulun en güzel kızı Azuki’yi kalbine çizdiği gibi defterine de çizer. Sınıf arkadaşı Akito Takagi’de o çizimleri bulur. Ona birlikte çalışmayı teklif eder. “Ben yazayım sen çiz” diye Moritaka’yı ikna etmeye çalışırken sakarlıkla merdivenlerden yuvarlanırlar. O an, Azuki çizimleri görür ve şaşırır. Akito’da ona “mangamız anime olduğun sen seslendirir misin?” der. Azuki’nin kabul etmesi üzerine ‘‘bu hayal gerçekleştiğinde benimle evlen’’ diyerek mücadele dolu maceranın fitilini ateşler.

VOCALOID VE HATSUNE MİKU DÜNYASI KATALOĞUMUZU OKUDUNUZ MU? KATALOĞU OKUMAK İÇİN: issuu.com/japonsinemasi

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

13


ANİME-MANGA DOSYASI

ANİMELERDE OKUL FESTİVALLERİ

BUNKASAİ A Japonya kültürel anlamda oldukça dolu bir ülke. Animeleri, müzikleri ve filmleri de bunların görünen yüzleri. İnanç sistemindeki çeşitlilikten tutun da hala yaşattıkları geleneklerine kadar çok geniş bir yelpazeleri var. Eski-yeni kültürel öğelerine sıkı sıkıya bağlı olan bir halktan bu kültürel öğeleri sanat alanında kullanmaması saçma olurdu zaten. İki sayı önce dergimizde yazdığım Animelerin Kültürel Yüzü: Festivaller, Özel Günler yazıma benzer bir konu seçtim bu ay. Bu sayıdaki konseptimiz olan “Okul ve Gençlik” temelli olan kısaca “Okul Festivalleri” konusu üzerine birkaç kelam etmek isterim.

14

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Yazar: Hafize Mutlu nimeler; bazen travmatik bazen de heyecanlandırıcı olan bu kültürel içeriği yansıtan en güzel öğelerden birisi. İzlediğiniz en saçma anime içerisinde bile mutlaka bir kültürel içerik bulursunuz. Çünkü Japonlar kültürlerine bağlı oldukları gibi bunları modern dünyaya yansıtmak için anime gibi çok güzel bir mecrayı kullanmaktan da çekinmiyorlar. Bunun için de belirli türler var; daha genç kesime hitap eden shounan-shoujo türleri olduğu gibi orta yaş kitlesini hedefleyen seinen-josei türleri de mevcut. Bunun yanında bir de slice of life gibi bir alt tür var ki, bu da günlük hayat dediğimiz olguyla ilerliyor. Ve kültürel öğeleri de


ANİME-MANGA DOSYASI

en iyi slice of life alt türüyle hazırlanmış animelerde görüyoruz. Slice of life anime türleri arasında shounan ya da shoujo kadar yaygın olmasa da, oldukça geniş hayran kitlesine sahip bir alt tür. Türkçe olarak “günlük hayattan kesitler” şeklinde çevirilebilecek olan bu tür ile “okul” teması iç içe diyebiliriz. İzlediğiniz slice of life türü olan animeleri düşünmeye çalışın, yarısından çoğunun “okul” temalı olduğuna bahse girebilirim. Slice of life ve okul temaları bir çok başka tür de barındırabilir tabi ki, fakat ayrı hikayeler oluşturmak için seçilen mekanların başında geliyor “okul”. Malum, animelerin genel hedef kitlesi de +13 yaş, öğrenciler olunca günümüzde izlediğimiz birçok slice of life türü okul temasıyla iç içe olması kaçınılmaz oluyor.

sonuç vereceğini görmek ve kendi başlarına neler yapabildiklerini değerlendirmek adına genellikle verimli sonuçların alındığı bir etkinlik olarak önemli bir yer tutuyor. Her sene Eğitim Bakanlığı tarafından zorunlu tutulan bu etkinliklerin her sınıf için amacı ve getirisi farklı aslında. Genellikle sonbaharda yapılan bunkasai lise birinci sınıflar için okul öğrencileri ile kaynaşma, sorumluluk alabilmelerindeki becerilerini yansıtmak gibi bir özelliği var iken, lise son sınıf öğrencileri için istedikleri bölümleri burslu okuma şansı kazanmak gibi getirileri olabiliyor. Çünkü kültür festivalleri genellikle kulüplerin özelliklerine göre şekilleniyor ve spor kulübü ya da müzik kulubü gibi kişisel yeteneklerin ön plana çıktığı bir grupta ise öğrenci, yeteneğini daha çabuk gösterebilme şansına sahip olabiliyor. Bu anime serilerinde kültür festivallerini daha detaylı inceleyebildiğimiz gibi, karakterlerimiz yani öğrenciler üzerinde etkilerini de daha net görebiliyoruz. Slice of life türüne ait hemen hemen her animede gördüğümüz kültür festivalleri içerisinde standlar ve şovlar en önemli unsurları oluşturuyor.

Okul temasının vazgeçilmezi ise mutlaka bir kültür festivalinin olması. Kültür festivali ise ya da bir diğer ismiyle bunkasai ise okullarda, öğrenciler arası iletişimi artırdığı gibi, öğrencilerin kulüp tabanlı çalışmalarının nasıl

Kültür festivalleri her ne kadar Japon kültürü öğelerini içerse de aslında yarı yarıya batılı bir imaj da çizdiğini inkar edemeyiz. Evet geleneksel Japon yiyeceklerini satın alabileceğiniz standlar, maid kafeler ve cosplayler görüyoruz sıkça ama aynı zamanda müzikal performanslar ve tiyatral etkinlikler gibi batı kültürünü de içinde barındıran gösteriler de görüyoruz. Mesela sahnelenen Shakespeare oyunları bu alanda örnek teşkil edebilir. Şimdi biraz daha detaylı örneklere geçelim: WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

15


ANİME-MANGA DOSYASI Animerler gördüğümüz bunkasaiye hazırlık da önemli bir yer tutuyor. Buna en güzel örneklerden birisini Yahari Ore no Seishun Love Comedy wa Machigatteiru’da görüyoruz. Hatchiman gibi her şeyden kendisini dışlamış, dünyaya ve gençliğe oldukça farklı gözle bakan bir karakter bile okulun kültür festivalinde ekibe yardım ediyordu. Üstelik bunkasaideki görevlerin karakterler arasındaki güveni bile etkilediğini kabul ederek yapıyordu bunu. Sonunda da, onca aksiliğe rağmen oldukça başarılı bir müzik performansı sunuyorlardı festivalde. Buna benzer bir durumu White Albüm2 animeTANAKA-KUN WA İTSUMO KEDARUGE sinde de görüyoruz. Orada da karakterlerimiz kendi şarkılarını söylemek için gece gündüz öğrencileri korkutmak planlanıyordu. Ya da çalışıyorlardı. Gin no Saji’deki gibi okulun (karakterler besi hayvanları üzerine eğitim veren bir okulda okuyorlar) yapısına uygun etkinlikler de düzenleyebiliyordu. Tabii festivalde bütçe de önemli bir etken, yapılmak istenen etkinliğin ya da açılmak istenen standın, kulüp bütçesi ile doğru orantılı olması çok önemli. Zaten bu yüzden özellikle festival öncesi beyin fırtınaları yapılıyor ve kulüp olarak hem bütçeye uygun hem de katılanların zevk alabileceği bir etkinlik seçebilmek önemli oluyor.. Tabii bu etkinliği organize ederken yüzüneYAHARİ ORE NO SEİSHUN LOVE COMEDY WA MACHİGATTEİRU gözüne bulaştırmamak da çok önemli. Gin no Saji’de etkinliği organize edebilecek kişi olan ana karakterimiz Hatchiken’in bu işin altından kalkabilmesindeki en büyük etkenlerden bir tanesi, yapmak istedikleri şey olan Ban’ei at yarışı (atların ağır yükleri çekerek yaptıkları yarış) için malzemeleri ve pisti çeşitli yardımlarla elde edebilmiş olmasıdır mesela… Bunkasaiye en güzel örneklerden birisi de Toradora olur sanırsam. Tsundere kızımız Taiga’nın biraz mecburen biraz da teşvikle katıldığı güzellik WHITE ALBUM 2

Fakat bunkasai sadece müzikal performanslardan oluşmuyor elbette. Yemek yeme yarışmalarından tutun da, balık tutmak ve tiyatral performanslar sergilemek gibi çok çeşitli alanlarda standlar olabiliyor. Mesela geçtiğimiz bahar sezonunun ilginç animelerinden olan Tanaka-kun wa Itsumo Kedaruge’da ya da oldukça popüler bir seri olan K-On!’da bir korku odası hazırlığı yapılıyor ve eğlence amaçlı

16

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

GİN NO SANJİ


ANİME-MANGA DOSYASI ile katılıyorlardı festivale, ama yukarıda söylediğim gibi Toradora ya da Clannad gibi serilerde tiyatro performansı gibi hazırlığı daha zor etkinlikleri daha çok görüyoruz. Daha karmaşık etkinlikleri görmemizin sebebi ise karakterlerin daha çok iletişime sokabilmek tabi ki. Çünkü bunkasai karakterlerin birbirini daha yakından tanıması hatta başka karakterler ile yollarının kesişmesi için biçilmiş kaftan! Hal böyle olunca, slice of life ve okul animelerinin vazgeçilmezi bunkasai sayesinde okul çağındaki izleyici kendisiyle karakterler arasında empati kurarak anime serisini kendisine daha yakın buluyor ve izliyor böylelikle. yarışmasını izleyenler hemen hatırlayacaktır. Burada neden Taiga’nın katılmasının istendiğini düşündüğümüzde karakterimizin okulda tanınmış olması ve dikkat çeken bir kişiliğinin olmasının büyük önem taşıdığını söyleyebiliriz. Çünkü bunkasaiye katılan kulüpler yarışma düzenleyecekse katılacakları öğrencilerin popüler olmasını isterler ki daha çok ilgi çeksin ve etkinlik amacına ulaşsın. Kulüp olarak yapılan etkinlikler dışında sınıf olarak etkinlikler de düzenleniyor tabi ki. Yine Toradora’da Taiga hem yarışmaya katılırken hem de sınıfın tiyatro etkinliğine katılıyordu mesela… Sınıflar arası etkinliğin yarışma gibi düzenlenmesi ve en çok beğenilen etkinliğin birinci olması üzerine verilen ödüller ise öğrencilerin isteklerini artırmak için animede izlenen tatiksel yollardan sadece bir tanesi… Kültür Festivallerinde en çok açılan standlar yemek üzerine olsa da animelerde genellikle daha ilginç ve hazırlığı daha zor ya da uzun olan etkinlikleri görüyoruz. Örneğin Non Non Biyori’de karakterlerimiz tatlı sattıkları bir kafe

TORADORA!

NON NON BİYORİ

SCHOOL DAYS

Öyle ya da böyle, bunkasai özellikle okul temalı anime serilerinin vazgeçilmezlerinden diyebiliriz. Ama iyi ki de öyle, yoksa utangaç karakterlerimizi sorumluluk alıp bir şeyler başarmaya çalışırken nasıl görecektik değil mi ama? bunkasai için anime örnekleri daha çok verilebilir tabii, Love Live!, THE iDOLM@STER ve School Days gibi serilerde de bu festival örneklerini görebilirsiniz. Karakterler okul festivallerinde nasıl eğlenirse eğlensinler hepsinin ortak noktası belli; karakterleri hareketlendirmek! WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

17


ANİME-MANGA DOSYASI

THE GIRL WHO LEAPT THROUGH TIME Yazar: Olca Karasoy

18

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


T

ANİME-MANGA DOSYASI

oki Wo Kakeru Shoujo, orijinal adından ziyade ‘‘The Girl Who Leapt Through Time’’ ismi ile tanınan anime, 1972 yılında yazar Yasutaka Tsutsui tarafından yazılan aynı isimli romanından uyarlanmıştır. Lakin özellikle altını çizmek isterim anime romanda anlatılan olaylardan 20 yıl sonrasında geçmektedir. Yönetmenliğini Mamoru Hosada’nın yaptığı ve Madhouse Studios anime stüdyosu tarafından 2006 yılında hazırlanmıştır. Zaman yolculuğunu konu alan hemen hemen her Mamoru Hosada, Ookami Kodomo no Ame to Yuki filmde olduğu gibi bu animede de bazı mantık anime filmi ve Samurai Champloo anime serisinde hataları yok değildi lakin konunun işleyişi o kadar de yönetmen koltuğunda oturan başarılı bir isim. içten ve başarılıydı ki bu mantık hataları sizi çok rahatsız etmiyor. Dram ise tam dozunda verilmiş. Ne Dram, romantizm, bilimkurgu ve fantastik seyirciyi dramla boğuyor ne de duygusuz bırakıyor. türündeki animede yine bir erkek Fatma öyküsü Karakterleriyle de uzunca süre seyircide iz bırakkarşımıza çıkar. “Yine” demekteki sebebim sanırım mayacak olsa da anında sempati kazandırıyor. Magerek Japonların gerekse Japonya dışında ki anime koto’nun sevimli aşk hikayesi ile de etkileyiciliğini seyircisinin erkeksi kadın karakterleri oldukça arttırıyor. “Ne yaparsanız yapın zamanı (kaderi) sevmesi, zira karşımıza sıkça bu tarz karakterler değiştiremezsiniz ve zaman hiç kimseyi beklemez” çıkıyor. Hatta Lady Oscar, Utena, Motoko Kusanagi mesajı da etkileyici bir şekilde sunuluyor. Çizimbu karakterlerden ilk aklıma gelenler. lerine gelecek olursak kesinlikle harika olduklarını belirtmek isterim. Günümüz buram buram CGI Hikayemizin kahramanı lisede okuyan sıradan bir kokan soğuk animelerinden tamamen uzak, daha öğrenci olan Makoto Konno’dur. Makoto, en yakın gerçekçi ve sevimli çizimlere sahip. Anime toplam arkadaşları olan Koseku ve Chiaki ile takılan kendi 100 dakika sürüyor ve 100 dakika boyunca seyircihalinde erkeksi bir kızdır. Özellikle beysbol oynayi sıkmadan, samimi havası ile etkiliyor. Anime fimayı çok seviyor. Yakın arkadaşları da erkek olunca nal sahnesi ile de seyirciyi tatmin etmeyi başarıyor. bolca beysbol oynama imkanıda bulabiliyor. Kötü geçen bir gün sonrasında okuldan çıkıp her zaman ki gibi bisikletine binip eve dönerken birden sıra dışı bir olay gerçekleşir. Makoto’nun bisikletinin freni patlar ve tren yoluna doğru hızlıca sürüklenir. Tren yoluna girdiğinde ise ölmesi gereken Makoto enteresan bir şekilde hayattadır. Yaşadığı bu şokun etkisi ile koşarak olayları teyzesi Kanako’ya anlatmaya başlar. Kanako orijinal romanda ki ana karakterdir ve “cadı” lakabı ile anılır. Olanlara beklediğimiz kadar şaşırmayan Kanako, Makoto’ya bunun neden olabileceğini açıklar. Makoto her ne kadar şaşkınlığını üzerinden atamasa da yaptığı denemeler ile zamanla olayı çözmeye başlayacaktır. Her zıpladığında zamanda geriye gitmeye başlayan Makoto bu duruma alışır ve sürekli bunu kullanarak kötü şeyleri düzeltmeye başlar. Lakin bu eylemi farkında olmasa da başka insanlara zarar vermekte ve onları kırmasına sebep olmaktadır. Zamanın akışında değiştirdiği her şey ona daha farklı şekilde geri dönecek ve değiştirdiği gelecek pişmanlıkları ve sorunları da beraberinde getirecektir.

İzlemeye başlamadan önce konusunu okuduğumda her ne kadar konu olarak farklı olsalar da 2016 yılının en iyi animesi diyebileceğim Boku dake ga Inai Machi’yi de aklıma getirdiğini belirtmeliyim. Her iki animede özellikle fantastik – dram severlerin kesinlikle hoşlanacağı türden yapımlar. Ayrıca anime birçok dalda ödülde kazanmış. Ödüllerinden bazıları: En İyi Animasyon Ödülü, Yılın Animasyonu Ödülü, Yönetmen Ödülü, En İyi Orijinal Hikâye/Eser Ödülü, Karakter Tasarım Ödülü’dür. Fantastik, bilimkurgu ve dram severlerin kesinlikle izlemesi gereken bir anime The Girl Who Leapt Through Time. Özellikle insanın içini ısıtan anlatımı ile kesinlikle anime severlerin izlemesini öneririm.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

19


ANİME-MANGA DOSYASI

..

.

KADIN, ASK, GUZELLIK ,

6 JOSEİ MANGA SERİSİ 1

Yazar: Birsen Albayrak

NANA Mayıs 2000-2009 yılları arasında yayınlanan ve 21 cilt, 81 bölümden oluşan Nana, Ai Yazawa’nın Cookie tarafından serileştirilmiştir. Seri 2006 yılında 47 bölümlük animeye uyarlanmıştır. Konusu ise: Erkek arkadaşıyla bir dizi sorunlar yaşayan ve bunlara katlanan Nana, Tokyo’ya taşınarak bu terslikleri arkasında bırakmayı ve Japonya’nın bir numaralı Rockstarı olmayı hedeflemektedir. Farklı karakter, ideal ve geçmişe sahip 20 yaşında aynı ismi paylaşan iki kadının hikayesini anlatan Nana mangası, ikisinin yollarının kesişmesiyle birlikte seks, müzik, moda ,dedikodu ve gece hayatı partileri dünyasının içinde iki yakın dost olurlar.

20

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

2

PARADISE KISS Mart 1999-2003 yılları arasında yayınlanan Paradise Kiss mangası 5 ciltten ve 48 bölümden oluşmaktadır. Zipper tarafından serileştirilen manganın mangakası Ai Yazawa’dır. Seri 2005 yılında 12 bölümlük animeye uyarlanmıştır. Konusu ise şöyledir; Bir lise öğrencisi olan ana karakter Yukari Hayasaka ailesini mutlu etmek ve iyi bir üniversiteye gidebilmek için çok çalışmaktadır. Bir gün Yukari, kendilerine “Paradise Kiss” adını veren modacı bir grup tarafından kaçırılır ve grup ona kendi mankenlerini olmasını teklif eder. Yukari George’un önderliğinde birdenbire kendisini moda dünyasının içinde bulur.


ANİME-MANGA DOSYASI

3

NODAME CANTABILE Tomoko Ninomiya’nın Kiss tarafından 20012010 yılları arasında yayınlanan Nodame Cantabile mangası, 25 ciltten ve 150 bölümden oluşmaktadır. 2007 yılında 23 bölümlük animeye uyarlanan manganın konusu ise şöyle: Shinichi Chiaki, Avrupadaki elitler arasında yer almak isteyen birinci sınıf bir müzisyendir. Seçkin bir aileden gelen Chiaki, kötü şöhretli bir mükemmelliyetçidir. Shinichi’yi uçma korkusu yüzünden Avrupa’ya gidememiş ve Japonya’ya çakılıp kalmıştır. Japonya Müzik Üniversitesinin dördüncü yılında Chiaki, hedefi olmayan dağınık bir kız olan Megumi Noda (Nodame) ile tanışır ve hayatı değişmeye başlar.

4

MIDNIGHT SECRETARY 2006-2009 yılları arasında yayınlanan Midnight Secretary mangası 7 ciltten ve 35 bölümden oluşmaktadır. Petit Comic tarafından serileştirilen manganın mangakası Tomu Ohmi’dır. Konusu ise şöyledir; Satozuka Kaya, Kyouhei Toma’nın sekreterliği işine başladığında, mükemmel bir iş bulduğunu zanneder. Kyouhei çok yetenekli bir yönetmendir; ancak onun kibirli ve pis davranışları efsanevi bir hal almıştır. Kaya, bu işe yeterli olduğunu kanıtlamak adına çok çalışır. Ancak bir gece kazayla Toma’nın sırrını öğrenir; bir vampir olduğunu..

5

HACHİMİTSU AND CLOVER 2000-2006 yılları arasında yayınlanan Honey and Clover mangası 10 ciltten ve 71 bölümden oluşmaktadır. Young You tarafından serileştirilen manganın mangakası Chika Umino’dur. Seri 2005 yılında 24 bölümlük animeye uyarlanmıştır. Konusu ise şöyledir; Yuuta Takemoto harap bir öğrenci evinde yaşamaktadır. En büyük endişesinin bir sonraki yemeğini nasıl karşılayacağı ve okula vaktinde nasıl yetişeceğidir. Ailesinden uzakta kendi hayatını yaşayan Takemoto büyümekten ve olgunlaşmaktan oldukça uzaktır. Çılgın sınıf arkadaşları Morita, Mayama, Yamada ve Hagumi ile birlikte Takemoto yeni maceralara atılacak ve asıl benliğini keşfedecektir.

6

KİMİ WA PET 2000-2005 yılları arasında yayınlanan Kimi wa Pet mangası 14 ciltten ve 82 bölümden oluşmaktadır. Kiss tarafından serileştirilen manganın mangakası Yayoi Ogawa’dır. Konusu ise şöyledir; Takdir edilmediği ve saygı görmediği hayattan bıkmış olan Sumire Iwaya, hayatında bir şeyleri değiştirmek ister. Sokaktan genç bir çocuğu alır ve evine getirir. Birbirlerine zıt olsalar da aslında birbirlerini tamamlayan yönleri ortaya çıkmaya başlayan ikili, sıkıcı hayatın gölgesinden kendilerini kurtarmaya çalışır. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

21


ANİME-MANGA DOSYASI

22

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

EN İÇTEN DUYGULAR VE MÜZİK

SAKAMİCHİ NO APOLLON Yazar: Ahmet Ziya Sekendiz

‘‘Müzik! Çoğu zaman söze gerek bırakmayan, larını anlatır. Birbirleri ile olan ilişkileri, duyguları, duyguları en içten hissettiren unsurdur.’’ umutları, hayalleri ve hayal kırıklıkları mümkün olduğunca sadece ama bir o kadar da içten seyirKarşımızda müzikleri ile bizi büyüleyen, karak- ciye aktarılıyor. Konu bakımından klişe, anime terleri ile içimizi ısıtan oldukça sevimli bir anime dünyasına yeni bir perspektif katmıyor ve bilindik var. Cowboy Bebop’ta hatırlayacağımız, ora- çerçeveden çıkmıyor. Gelgelelim hikayenin işleniş da harika bir performans çıkaran yönetmen şekli ve jazz müzik ile süslenmesi türdeşlerinin Shinichiro Watanabe’nin yönettiği, 2012 arasından hemen fark edilmesini sağlıyor. Aşk yapımlı anime stüdyo Mappa tarafından hazır- üçgenleri animelerde birçok kez işlenmiş olsa da lanmış. Başta söylediklerimden de anlaşıla- jazz müziği eşliğindeki bu sevgi bağını başka bir cağı üzere anime müzik teması üzerine kurul- animede görmek zor. Jazz müzik demişken, animuş romantizm türünde. 12 bölümden oluşan menin artı yönlerinden birisi de müziklerin heranime adeta her bölümü ile seyirciyi gerek kese hitap ediyor olması. J-Pop veya klasik müziği konusu, gerek görselleri, gerekse müzikleri ile sevmek daha zordur. İşlenen müzik türünü sevsımsıcak bir şölen sunuyor. mediniz mi sıkıntılı anlar yaşayabilirsiniz. Fakat jazz müzik içerisinde herkes sevebileceği bir şeyAnime 1966 yaz ayından geçiyor ve seyirciyi de ler bulabilir. Jazz ile ilgilensin veya ilgilenmesin, anlatımı ile yıllar öncesine götürmeyi başarıyor. “Messengers Moanin” herkesin hoşuna gidebiLiseye yeni başlayan Kaoru Nishimi babasının lecek şahane bir parçadır. Müzik temalı diğer anişinden dolayı akrabalarının yanına Yokosuka imelere nazaran Sakamichi no Apollon’da biraz şehrinden Kyushu’ya taşınmak zorunda kalır. daha geri planda. Az ama öz diyebilirim. Özellikle Kore dramalarında görmeye alışkın olduğumuz bir erkek karakterdir Kaoru; oldukça Animenin çizimleri gayet kaliteli ve biraz da zeki, çalışkan, başarılı ama arkadaşları tarafından farklı. Farklılık karakterlerde boy gösteriyor çünkü dışlanmış ve yalnız. Bu sebeple yeni okulunda alışagelmişin dışında bir teknik kullanılmış. Karakda aynı sorunları yaşayacağını düşündüğü için terler suluboya tablolarından gelmiş gibiler ve arka oldukça isteksiz bir şekilde okula gitmeye başlar. plan ile zarif bir uyum yakalamışlar. Müziklerden ise Fakat okulda Sentaro Kawabuchi isminde serseri daha fazla bahsetmeme gerek var mı? Jazz parçalarını bir çocukla dost olacağını kimse tahmin ede- sizler de dinlediğinizde tıpkı Sentaro ve Kaoru’da mez. Klasik müzik tutkunu olan Kaoru, Sentaro olduğu gibi büyüsüne kapılmanız mümkün. Ayrıca ile Jazz müzik sayesinde arkadaş olacak ve büyük açılış parçası Sakamichi no Melody için de ayrı bir parantez bir dostluğa adım atacaklardır. Sentaro herkesin açmak isterim. Neşe, hüzün, ihtiras… Bir açılış parçası korktuğu ve çekindiği serseri bir çocuktur ama için bunlar fazla bile. Doğal olarak kapanış parçası, müziğe karşı oldukça disiplinli yaklaşır. Bateri açılış parçasının yanında biraz sönük kalıyor. çalan Sentaro çocukluktan beri arkadaşı olan Ritsuko’nun dükkânında Ritsuko ile müzik çalışır. Sakamichi no Apollon her ne kadar içeriside Kaoru ile tanıştıktan sonra ona da piyona çaldır- müziği az barındırsa da jazz teması ile harika maya başlarlar ve ekip tamamlanır. bir anime ve hitap kitlesi bir hayli geniş. Kaoru’nun da dediğ gibi “Jazz müziğini eğlenceli Animede üç ana karakter vardır: Kaoru, Sentaro yapan beklenmedik olaylardır ve hayat da jazza ve Ritsuko. Anime bu üç karakterin günlük hayat- çok benzemektedir.” WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

23


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

BİLGİ, EZBER VE PRATİK JAPON EĞİTİM SİSTEMİ VE OKUL YAŞANTASI

J

Yazar: Hafize Mutlu

aponya’nın birçok alanda dünyanın birçok ülkesinden “ileride” olmasının nedeni elbette ki eğitimin sistemindeki farklarından kaynaklanıyor. Asya’da en büyük ikinci ekonomik güç olan Japonya’nın bu yapısını koruması için eğitim sistemini de sürekli güçlendirmeli ve güncel tutmalı. Bu güçlü yapısının altında elbette ki Hiroşima ve Nagazaki gibi vakaların bir daha yaşanmasına engel olmak gibi bariz nedenlerin yanı sıra hayat standartlarını sürekli yükseltmek de bariz bir gerçek. Japonya’nın II. Dünya savaşından bu kadar hızlı ve bu kadar etkili sonuçlarla çıkabilmesini; işte tam da bu otoriteye karşı saygıda kusur etmeyen öğrenciler yetiştiren, bilgiyi ve bilgi kullanımını önemseyen, ezberci ve pratik eğitim sistemlerine borçlular. 2015 yılında Pearson isimli bir eğitim kurumunun (Social Progress Imperative) yaptığı araştırmaya göre eğitimde en iyi 10 ülke arasında Güney Kore’den sonra ikinci olan Japonya, teknoloji tabanlı ve disiplinli eğitim yapısıyla bilgiyi çabuk özümseme ve aktif kullanabilmede oldukça yüksek sonuçlar çıkardı. Yine aynı rapora göre bu başarının nedeni ise eğitime harcanan paradan ziyade öğretmenlere verilen değerin diğer

24

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

ülkelere göre çok daha yüksek olması ve eğitimi kültürlerinin en önemli parçası haline getirebilmiş olmaları olarak belirtiliyor. Japonya’nın doğal kaynakları sınırlı olduğu için fen bilimlerine ve teknolojiye aşırı önem veriyorlar. Çünkü kendilerini geliştirebilecekleri ve dünyada söz sahibi olabilecekleri ender alanlardan bir tanesi olduğunun bilincindeler. Hatta bu bilinci teşvik etmek için yasalar çıkartıyor, uygulamaya koyuyorlar.


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI Şimdi bu eğitim sistemine biraz daha yakından bakalım; Japonya’da çocuklar altı yaşında ilkokula başlıyor ve ilkokulları altı yıl sürüyor. Japonlar ilkokulun asıl amacının yetiştirdikleri bireyin sosyal hayata uyum sağlayabilmesi için gerekli olan temel bilgileri verebildikleri ilk eğitim kurumu olarak görüyor ve değerlendiriyor. Tabii bu arada çocuğun insancıl yönünü geliştirmek de çok önemli. Üç dönem olan eğitim yılı festivaller gibi aktiviteler için ayrılan zaman da dahil olmak üzere toplan 240 gün sürüyor. Özel üniformaları olmayan ilkokulların birbirinden ayırt edilebilmeleri için şapka ya da fular gibi ayırt edici özellikler belirtilmesi isteniyor. Bu altı yıldan sonra üç yıllık bir ortaokul süreci başlıyor. Amaç yine ilkokuldakine benzer, temel becerileri kazandırmak, kişiliği ve iletişim yönünü geliştirmek. Fakat özellikle ortaokuldan itibaren ezberci bir etiğime dayanan sistemleri olan Japonya’nın en büyük artısı öğretmenliğin oldukça fazla saygı duyulan bir meslek olması. Öte yandan ilkokulda oldukça disiplinli olan eğitimleri ortaokulda daha da disiplinli hale geliyor. Öğrencilerin dersleri zorlaşıyor ve sosyal aktivitelerinin çoğalması isteniyor.

Ortaokuldan sonra ise üç yıllık bir lise öğrenimi oluyor. Ücretsiz ve zorunlu olan ilkokul ve ortaokulun aksine, ücretli olan lise öğrenimine katılım da oldukça yüksek Japonya’da. Yine de eğitimin her bir katmanda daha da zorlaştığını belirtmeliyim. Japonya’daki öğrenciliğin temeline birazdan detaylı değineceğim şimdi biraz daha lise eğitimlerinin temelinden bahsetmek istiyorum; devlet liseleri ve özel liseleri olan Japon’ların eğitimleri de teknik ya da genel kültür olarak ayrılabiliyor. Yani Japonca, İngilizce, Fen Bilgisi, Matematik gibi dersler veren liselerin yanı sıra; tarım, ev ekonomisi, ticaret, deniz ürünleri gibi teknik bölümleri olan ve bu eğitimi veren teknik liseler de mevcut. Lise hayatlarının genellikle son yılında yoğun bir şekilde üniversiteye hazırlanan öğrencileri iki aşamalı bir üniversite sınavı bekliyor. Birinci sınav olan, ülke genelindeki barajı referans alan sınavı geçen öğrenciler istedikleri alana göre ikinci aşamadaki sınava (girmek istedikleri üniversitelerin yaptığı sınava) giriyorlar. Ve aldıkları sonuçlara göre üniversiteye girip giremeyecekleri belirleniyor. Özel üniversitelerin eğitimlerindeki kalite bilinse de, Japonlar genellikle (devlet büyükler orada okudukları için) öncelikli olarak Kyoto ya da Tokyo Üniversitesi gibi devlet üniversitelerini seçiyor.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

25


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI Öğrenciliği biraz daha irdelediğimizde ise karşımıza ilginç şeyler çıkıyor. Özellikle ortaokul ve lise üniformalarındaki -çantalarına kadaruygulanan standart çizgi hemen dikkat çekiyor. Diğer taraftan okullarda hademe olmaması dikkat çeken bir başka özellik. Öğrenciler yerleri, tahtayı, masalarını hatta tuvaletlerini bile kendisi temizliyor. Öğrenciler yemeklerini de genellikle sınıfta ve kendi masalarında yiyor. Evden getirilen yemeklerini ya da sınıftaki yemek sorumlusunun yaptığı yemeği hep birlikte sınıfta yiyorlar. İsraf gibi bir şeyi kabul edilemez buldukları için de tabakları tertemiz oluyor genellikle. Bir başka ilginç özellik olarak Japonların yedek öğretmeni olmadığını söylemek yanlış olmaz sanırım. Mesela sınıf öğretmeni o gün bir şekilde okula gelemiyorsa tüm günü öğretmensiz geçiriyor öğrenciler. Eğitimcilerin öğrencilerin sessiz duracağına, ders çalışıp soru çözeceğine inançları tam oluyor genellikle. Sasumata dedikleri bir de güvenlik aletleri bulunuyor mesela okullarda. Bugün Japonya’daki hemen hemen her okulun duvarında asılı olan ve eski bir samuray silahından uyarlanarak hazırlanmış olan sasumata saldırganlara karşı kullanılabilecekleri, saldırganı safdışı edebilecek bir alet. Öte yandan kulüp aktiviteleri öğrenciler için çok önemli. Yaz tatillerinde bile (ara tatillerinde demek daha doğru olur sanırım zira yıllık eğitimlerinin üç dönem olduğunu yukarıda belirtmiştim) okula geliyorlar ve aktivitelerine katılıyor öğrenciler. Fakat günümüzde bu sistemin handikapları ve bazı olumsuz özellikleri de yok değil. Örneğin öğretmenlerin en büyük endişelerinden birisi, öğrencilerin gerçek hayat tecrübelerinin yetersiz kalışı denilebilir. Zira Japonya teknoloji anlamında çok gelişmiş bir ülke ve günümüzde sanal gerçeklik oldukça yaygın bir kullanım alanı buluyor kendisine. Bunu önlemek ve öğrencilerin hayat tecrübelerini artırmak adına daha çok deney ve kulüp aktivitesi düzenleyen okullar sıklıkla karşımıza çıkıyor. Öğretmenlerin toplumda ekstra saygı görmesinin nedenlerinden birisi de bu olsa gerek. Öğrencilerini her anlamda destekleyen öğretmenler ders saatleri önemli olmaksızın sabah 8’den akşam 5’e kadar okulda olmak zorundalar. Fakat öğretmenlerin ilgileri zaman zaman

26

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

öğrenciler üzerinde baskıya ve beklentiyi yükseltmeye neden olabiliyor. İşte bu yüzden Japonya’da okullarda görülen şiddet eylemleri de azımsanmayacak kadar var diyebiliriz. Yine de kıyaslama yapıldığında öğrencilerin derslerden şikayetleri batılı ülkelere göre çok daha az olduğu gözlemlenebiliyor. “Bilgi önemlidir, fakat daha önemli olan şey; bilginin uygulamalı olarak kullanılabilmesidir.” cümlesi ile Japonların eğitime bakışlarını özetleyebiliriz. Öğrettikleri bilginin günlük hayatta kullanılmasını da bekledikleri için sadece teorik bilgileri vermekle kalmıyorlar, kulüp aktiviteleri gibi alanları ile öğrencilere fiziksel aktivite alanı da sağlıyorlar. Bu şekilde teori ve uygulamayı aynı anda götürüp mükemmel kombinasyonu uygulamayı başarıyorlar. Eğitim sistemi ne kadar başarılı gözükürse gözüksün Japonya’nın da eksikleri olduğunu son 20 yıldaki ekonomik durgunluktan anlayabiliyoruz. Bu yüzden de geçtiğimiz yıl Finlandiya ile birlikte Japonya da eğitim sisteminde bir değişikliğe gitti. 60 yıldır uyguladığı ezberci sistemi değiştirmeye yönelik adım attı. Amaç düşünceyi özgürleştirmek ve dünyaya uyum sağlamak. Liselerdeki eğitimi değiştirip pilot bölgelerde okullar açan Japonlar “Özel Global Liseler” dedikleri eğitim kurumlarında dünya ile daha çok iç içe olan bir eğitim anlayışı güdüyor. Lider vasfı olan öğrenci yetiştirip sosyal becerileri daha güçlü bir nesil hedefleyen Japonlar, Özel Global Liseler’de ikili eğitim (iki öğretmenin olduğu sınıflar) ve çapraz müfredat dedikleri eğitimleri uyguluyor. Yani yavaş yavaş örnek öğrencinin tanımını “sessiz ve otoriteye saygı duyan”dan “özgür düşünen, lider ve sosyal” şeklinde değiştirmeye çalıştıklarını söylemek yanlış olmaz sanırım. Bu değişimin nasıl sonuçlar doğuracağını ise uzun vadede göreceğiz.

SOSYAL MEDYA’DA

BİZİ TAKİP EDİN! facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi prezi.com/user/osbburov0p10

plus.google.com/u/0/+JaponSinemas japonsinemasi@gmail.com www.japonsinemasi.com

DERGiMiZDE YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

27


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

28

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

GELENEKSEL SİHİRLİ FENER GÖSTERİSİ

UTSUSHİ-E

H

ollanda’dan getirilen küçük ölçekli görsel gösterilen yapmaya yarayan projeksiyon cihazı, Japonlar arasında zamanla sihirli fener adıyla anılmaya başlandı. Bu cihaz, Japonya’da zaman içerisinde evrim geçirerek farklı amaçlar için kullanılmaya başlandı.

Elle boyanmış bayan kimonoları üreten profesyonel sanatçı Kameya Toraku, yaptığı boyamaları, tasarımları ve çizimleri bu projeksiyon cihazını kullanarak sahneye yansıtarak yeni bir anlatım dili oluşturdu. Bu yansıttığı boyanmış kostümleri ve çizimleri hikâyelerle destekleyerek tiyatro gösterisine dönüştürdü. İlk gösteri performansını Robertson’un Phantasmagoria gösterisi oldu. Bu gösteriden bir yıl sonra da Toraku bit gösteri gerçekleştirdi. Zaman içerisinde bu gösteriye ‘’sihirli fener’’ gösterisi adı veren Japonlar, 1803 yılında Edo döneminin merkez şehri Tokyo’da halka açık olarak yapılan gösteriyle ‘’sihirli fener’’ gösterisi ile tam anlamıyla tüm Japon halkı ile buluştu ve beğeniyle karşılandı.

Yazar: Gökhan Kuloğlu

Ekrandaki görüntünün yansımasından fenerin ahşap mı metal olduğu rahatça seyirciler tarafından anlaşılıyordu.

Utsushi-e gösterilerinde çoğunlukla bir enstrüman eşliğinde (samisen gibi.) şarkı söylenirken tek kişilik, komik hikâye anlatımı yada sekkyobushi (popüler tiyatro eğlencelerinden tarzda hikâye anlatma biçimi) ile gösteri sergileniyordu. Yaz geceleri için en popüler programlar hayalet hikâyeleriydi. Bunu dışında bazen yerel masallar anlatırken bazen de yerel danslar sergileniyordu. Meiji döneminde dış etkenlere kapıların açılmasıyla birlikte benzer türdeki Batılı gösteri türleri ülkeye girmesiyle bunlardan etkilenen utsushi-e zamanla değişime uğradı. Modern sihirli fenerler adı verilen ‘’Gento’’ ile insanlar aynı hikâyeleri anlatmaya başladılar. Tamamen taşımaya uygun olan bu projektörlerin anlattığı hikâyeler ve anlatım biçimleri zaman içerisinde sinemanın anlatısını geliştirme ve animasyonun icat edilmesinde önemli referans olmuşlardır.

19. yüzyılda popülerlik kazanmış utsushi-e sanatı, zamanla halk içerisinde sevilen gösterilerden biri oldu. Boyanmış kostümlerin stilize hareketleri ‘’sihirli fener’’ ile yansıtılırken diğer taraftan hikâyenin anlatımını güçlendirmek için müzik eşliğinde tiyatro gösterisi sergileniyordu. Kabuki ve Bunraku da olduğu gibi müzik eşliğinde sergilen oyun, geleneksel bir şarkıcı / öykü anlatıcısı tarafından seslendiriyordu. Seslendirme yapılırken ekranda hareket eden boyalı figürlerin yer aldığı cam slatylar, sevgi, nefret ya da soylu samuray hikâyelerini seyirci ile buluşturuyordu. Görüntülerin seyirci tarafından rahatça görülebilmesi için ekranda ince ve yarı şeffaf Japon kağıdı kullanılıyordu. Daha iyi yansıtma sağlamak adına metal yerine ahşap fener kullanılıyordu. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

29


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

HOKK

Milli Parklar, Kaplıcalar, Çiçek

Hokkaido, Japonya’nın kuzeyinde bulunur ve dört adadan en büyük ikinci olanıdır. Kuzeydeki bütün adaları içinde barındırır. Japonya’nın geri kalanından daha serindir ve Japonya’nın nemli, sıcak havasından arınmak isteyenler için Mayıs ve Ağustos ayları arasında en çok tercih edilen bölgelerden biridir. Gelelim Hokkaido’nun kentlerine. Merkez Sapporo Hokkaido’nun en büyük şehiridir. Abashiri kuzey balıkçılık bölgesi ve kötü üne sahip bir hapishanesi vardır. Asahikawa ise Japonya’nın en soğuk şehridir. Diğer şehirleri bilmek isteyenler için şu şekilde sıralayabiliriz: Chitose, Furano, Hakodate, Hokuto, Iwamizawa, Kitami, Nemuro,

30

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

KAİDO

k Bahçeleri

Yazar: Selin Çetin Yıldız

Obihiro, Oshamabe, Otaru, Shiraoi, Wakkanai, Yoichi, Yubari. Tabi ki bu kadar değil! Eğer çiçek bahçeleri ile donanmış dağları görmek isterseniz Biei’ e mutlaka uğramalısınız. Kayak yapmayı seviyorsanız Niseko’ya. Kiraz çiçeklerine tutkunsanız doğru Shizunai’ ye. Milli parkları gezmekten hoşlanıyorsanız, doğru yerdesiniz. Hokkaido milli parkların merkezi diyebiliriz. Akan Milli Parkı’ndan başlayalım. Burası gizemli gölleri ile meşhurdur. Akan Gölü buradadır. Shiretoko Milli Parkı vahşi yaşama tanık olmak isteyenler için doğru adres. Ayrıca sıcak sularda arınmak istiyorsanı,mutlaka Shiretoko’ya uğrayın.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

31


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI Peki Hokkaido’ya nasıl gidebilirsiniz? Eğer uçak ile gitmek isterseniz Sapporo’daki Chitose Havaalanı’na inmeniz gerekecektir. Hokkaido’da nereler gezilir? Neler yenir,içilir? Hokkaido’ya gelenler için Milli Parklar gezi ajandalarının ilk sıralarındadır. Kısıtlı da olsa kayak yapmak da gelenlerin tercihi olarak ikinci sırada yer almaktadır. Ayrıca Hokkaido’ya gelmişken o muhteşem bahçeleri görmeden gitmek olmaz. Gelelim en can alıcı noktaya. Tabi ki yemek! Hokkaido nüfusunun çoğunluğu deniz kenarında yaşadığı için, deniz ürünlerinin çok olması elbette şaşırtıcı değil. Neleri denemeliyiz derseniz; bir tür tüylü yengeç olan “Kegani”yi öneririz. Ayrıca Akkeshi’nin istiridyesi, Saroma’nın deniz tarağı (et kısımı) da Japonya’nın en gözde deniz ürünlerinden. Oralara kadar gitmişken, Japonya’nın enfes sushisini yemeden gelmek olmaz. Şaşırtıcı fakat Japonya’nın süt ürünlerinin çoğu Hokkaido’da üretilmektedir. Köri sosu ile krem peynirini karıştırdınız mı hiç? Ya noodle ile tereyağını karıştırıp yediniz mi? Peki mürekkep balığı mürekkebi ileyapılmış bir dondurma kulağa nasıl geliyor? İlginç değil mi? Fakat Hokkaido’ya gittiğiniz zaman bunların hepsini deneyebilirsiniz. Yemeğinizin üstüne enfes bir sake içmeye ne dersiniz? Cevabınız evet ise doğru yerdesiniz. Çünkü Hokkaido, Japonya’nın en iyi sakelerine ev sahipliği yapmakta.Tabi ki tek seçenek sake değil. Bira kültürü de oldukça yaygın. En meşhuru ise tabi ki Sapporo Birası. Tabi ki yapacak bir çok şey, gezecek bambaşka yerler de var buraya sığdıramadığımız. Renkli kültürü, sımsıcak insanlarıyla Hokkaido sizi bekliyor buna eminiz. Hani Japonya’da nasıl derler? Zehi itte mite kudasai (Mutlaka gidip, görünüz)!

KEGANİ

32

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

AKAN GÖLÜ, MİLLİ PARKI

AKAN GÖLÜ, KAPLICA

BİEİ

SAPPORO BİRASI


JAPON SİNEMA DERGİSİ’Nİ okumAK ARTIK ÇOK KOLAY! DERGİYİ OKUMAK İÇİN: issuu.com/japonsinemasi #japonsİnemasİ WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

33


JAPON MÜZİĞİ DOSYASI

SHAKUHACHİ SANATÇISI

. .

AKIHITO

OBAMA

Yazar: Birsen Albayrak Kökleri çok eskiye dayanan ve Çin’den de etkilenen geleneksel Japon müziği bünyesinde üflemeli, vurmalı ve telli olarak bir çok müzik enstrümanını barındırır. Üflemeli çalgılardan biri olan shakuhachi Türkçe tabiriyle Japon neyi, 8.yüzyılda Çinlilerden Japonlara geçmiş ve Edo döneminde adından söz ettirir olmuştur. Bambu flüt Japonya’ya 6.yüzyılda gelmiş olsa da shakuhachi olarak evrilmesi yüzyıllar almıştır. Geleneksel olarak bambudan yapılsa da, sert ağaç ve karışık plastikten yapılan farklı versiyonları da mevcut. Orta Çağ döneminde manevi bir enstrüman olarak Zen Budizmi Fuke mezhebinin komusō adı verilen “boşluk rahipleri” tarafından suizen çalışmaları (üflemeli meditastyon)kullanılıyordu. Shakuhachinin kelime anlamı onun boyutuna işaret eder. “Shaku” ve “hachi” kelimelerinin birleşiminden oluşan isimde, shaku 30.3cm’ye tekabül eden antik bir birimdir; hachi ise sekiz anlamına gelir, burada ise “sekiz güneş” anlamındadır, yani shakunun onda biridir. Toparlayacak olursak shaku-hachi, “1 shaku 8 güneş” (1.8 shaku- yaklaşık 55cm) anlamına gelmektedir. Günümüzde shakuhachinin farklı boyutları olsa da hepsi aynı isimle çağrılmaktadır. Bu alanda önemli isimlerden biri olan ve 2007 yılında Japan Foundation sponsorluğunda ve İstanbul Başkonsolosluğu ev sahipliğiyle Türkiye’ye gelip, Wacocoro Brothers ile birlikte konser vermiş olan Akihito Obama 1975 yılında Kagawa’da doğmuştur. Obama, Toshimitsu Ishikawa (geleneksel shakuhachi) ve Satoshi Yoneya (minyo [halk müziği] shakuhachi) gibi önemli isimlerin altında çeşitli shakuhachi stillerini öğrendi. NHK Hogaku [geleneksel Japon müziği]

34

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON MÜZİĞİ DOSYASI Gino-sha Ikusei-kai ’den mezun olduktan sonra 2000 yılında İkinci Yıllık Shakuhachi Yeni Gelen Yarışması(Second Annual Shakuhachi Newcomer Competition)’nı kazandı. Son yıllarda kendi müzikal deneyimlerini oluşturan Obama, 2004 yılında doğaçlama olarak oluşturduğu ilk shakugachi solo albümü Fukoku(Rüzgar Oymalar)’yu çıkarır. 2005 yılı boyunca da Shikoku adasındaki 88 tapınağı içeren hac yürüyüşü konser turunu üstlendi ve ertesinde orijinal parçalardan oluşan ikinci albümü Nami to Tsubaki to(Dalgalar ve Kamelyalar ve)’yu çıkardı. 2006 yılında İsveç Uluslararası Rüzgar Müzik Festivali (the Swedish International Festival of Wind Music)’ne davet edilen Obama, yerel müzisyenlerle birlikte solo konser verdi. Bu konserden sonra Obama uzun bir Avrupa turuna çıktı. 2007 yılında Obama elektronik müzik sanatçısı hajimeinoue ile birlikte visions çalışmasını yayınladı. . 2008 yılında Obama Kennedy Center’daki Japonya Festivali’ne [the Japan Festival at The Kennedy Center (Washington, DC)] ve Sydney Dünya Shakuhachi Festivali (the Sydney World Shakuhachi Festival)’ne davet edildi. Satsuma-biwa (kısa boyunlu ud) sanatçısı Yukihiro Goto ile birlikte Michinone çalışmasını yayınladı. 2012 yılında altı ay boyunca Asya Kültür Konseyi Asian Cultural Council) dostu olarak yaşadı ve grubuyla birlikte SUI (Su) çalışmasını yayınladı.

tekniğiyle küçük kulüplerden büyük konser salonlarına hogaku ve batı enstrümanları çalan sanatçılarla birlikte konser vermektedir. Bu sayede Akihito Obama, gelenekselin bariyerlerini aşarak kendi müziğini keşfetti. DİSKOGRAFİ 1.CD “Fukuoku” (Wind Carvings): Solo Shakuhachi çalışmalarını içeren albüm. 2.CD “Nami to Tsubaki to” (Waves and Camellias and): Batı ve Japon enstürmanları ile oluşturulmuş orjinal kompozisyonları içeren albüm. 3.CD “Visions”: Yenilikçi bir müzik birleşimi olarak elektronik müzik sanatçısı hajimeinoue ile oluşturduğu çalışmayı içeren albüm. Şu anda Obama bir solo müzisten olarak min4.CD “Michinone” (Street Music, New Sounds): yo (halk müziği) şarkıcısı Takio Ito’nun grubu Satsuma-biwa sanatçısı Yukihiro Goto ile oluşturTAKiOBAND gibi çeşitli gruplara eşlik etmekduğu çalışmayı içeren albüm. Biwa ve shakuhachi tedir. Sık sık yurtdışı konserlerinde bulunan benzer dönemlerin enstrümanları olmasına karşı Obama, otuza aşkın ülkede konser vermektebirlikte hiç kullanılmamışlardı. Bu yönüyle bu dir. Obama kendine has müziği ve geliştirdiği çalışma biwa ve shakuhachinin yeni birleşmesi olarak örnek teşkil ediyor. 5.CD “SUI” (Water): Obamanın ilk koleksiyon çalışması olarak karşımıza çıkan albüm, grup üyeleri Ko Ishikawa (sho-ağız-), Shingo Sekiguchi (gitar) ve Akira Horikoshi (davul) ile birlikte oluşturulmuştur. Albümün ilham kaynağı ise New York’da yaşadığı dönemde Obama’nın edindiği tecrübeler. Sanatçının websitesi: http://www2s.biglobe.ne. jp/~obama/akihito Sanatçının İngilizce FB sayfası: http://www.facebook.com/AkihitoObamaEnglish WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

35


JAPON edebİYATI DOSYASI

36

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

HARUKİ MURAKAMİ Renkli Kelime Adalarının Yaratıcısı Cambaz ve Hilebaz Bir Hayal Ustası

G

eçtiğimiz temmuz ayında Doğan Kitap, Haruki Murakami’nin 1999 senesinde yazdığı “Sputnik Sevgilim” romanını, Japonca aslından Ali Volkan Erdemir çevirisiyle yayımladı. Önümüzdeki günlerde de Hüseyin Can Erkin çevirisiyle, Murakami’nin 2004 senesinde yayımlanan romanı “After Dark”ı da basacaklarının haberini verip, yazarın bütün eserlerini Türkçeye kazandırmaya kararlı olduklarını gösterdiler. Bu vesileyle son zamanların en tartışılan ve sevilen yazarlarından biri olan Haruki Murakami’ye yakından bakmaya karar verdim. Hem henüz onunla tanışmamışlar için, başlangıç yapmalarına adına motivasyon sağlamak istedim.

Romancıların bir fenomen haline gelmesi dünyada ve özellikle de ülkemizde çok sık gerçekleşen bir durum değildir. Popülerlik, genellikle edebiyat kolundan kan kaybetmiş, her okurun kitaplığına oturma derdinde, çözüme ulaşabilmiş edebiyatçılara nasip olur. İyi edebiyatta sahiplenme ve bağlılık ise, çoğunlukla yıllar, okurlar, ideolojiler ununu eleyip tasını astıktan sonra ortaya çıkar. Peki yaşadığı süreçte hem tüm dünyada popüler olan hem de iyi edebiyat kontejyanına en üst sıralardan girmeyi başaran Haruki Murakami’nin sırrı ne?

Yazar: Deniz Balcı

bakasında, tribünden maçı izlerken aniden roman yazma isteğine kapılmış ve kalemi eline alıp yazmaya başlamış. Son zamanların en fenomen yazarlarından bir tanesi de (sözde bu kadar kolay) bu şekilde meydana çıkmış. Murakami’yle tanışmışsanız onun ne denli sade ve kısa cümleler kurduğundan haberdarsınızdır. Anlatmak istediği her şeyi hepimizin kurabileceği basit cümlelerle yazıya dökmeyi tercih eder. Bu özelliğiyle de edebiyata öykünen herkesi kıskandırır. Detaycılık romancılık tarihinde ilk günden bugüne çok kez yazarların anlatım dili oldu. Efsane “Moby Dick” romanının yazarı Amerikalı Hermann Melville bunu en klinik yapanlardandır. Melville’in kitapları okuyucusunu, hakkında okuduğu şeyle ilgili uzmanlaştırmasıyla meşhurdur. Ya da naturalizmin babası sayılan Emile Zola’nın eserleri o kadar ayrıntılı ve açık vermez bir dille anlatılmıştır ki sizin hayal gücünüze şans vermez. Başka bir örnekte 21.yy. edebiyatının en büyük birkaç isminden biri olan Fransız yazar Marcel Proust’tur. Proust için tüm zamanların en detaycı anlatıcısı diyebiliriz. Hayata dair her duyguyu, her olayı, her zaafı, her olguyu tüm ayrıntılarıyla, bilincinizde yer alabilecek bütün somut ve soyut haliyle aktarır. İşte Murakami de şimdiler de detaycılık söz konusu olduğunda bu isimlerle anılmakta. Elbette Murakami kendinden önceki bütün ayrıntıcı yazarlardan başka bir yerde, kendi özgün kalıpları içindedir. Bazılarımız için bu denli ayrıntılı duygu tasvirleri ve durum anlatımları zaman kaybı olarak gelebilir ya da okuyucu okuma zevkini düşüren bir angaryanın içine girdiğini hissedebilir. Ancak edebiyat aslında kolay bir estetik aktarım sahası değildir ve dil bazı yazarlar için zincirlere vurulabilecek, basitleştirilebilecek bir şey değildir.

Altmış yedi yaşındaki yazar, Kyoto şehrinde klasik bir Japon ailesinde dünyaya gelmiş. Sanılacağının aksine gençliği boyunca ateşli bir edebiyat sever olmayan Murakami standart bir okur olarak çok eline kitap geçtiği zamanlarda okumuş. Genellikle Batı Edebiyatına ve müziğine hayranlık beslemiş, onlarla motive olmuş. Hatta üniversiteyi bitirdikten sonra karısıyla birlikte yedi yıl bir jazz clup işletmiş. Burada hem jazz müziğe hem de klasik batı müziğine olan ilgisini saplantıya dönüştürmüş. Bu saplantısını kitaplarında dinlemek çok Dünya edebiyatının bu çekik gözlü dahisinin romümkün. Bu dönemde gittiği bir spor müsa- manlarını klasik bir Japon edebiyatı okuru olarak WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

37


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

elinize aldığınızda hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Kimono giymiş kadınlar, geyşalar, samuraylar, savaşçı bir gelenekten gelmiş baskın kültürün tekelinde ki onurlu erkek karakterler, egzotik bir atmosferin sahip olduğu küçük Japon kasabalarında geçen minimal öyküler falan yoktur onun kitaplarında. Birçokları tarafından Japon edebiyatının en büyük ismi olarak gösterilen Yukio Mişima gibi yazarları okuyarak, Murakami’ye şans vermişseniz tepki bile gösterebilirsiniz. Çünkü Murakami bugün de yaşar. Ülkesinin binlerce yıldır süre getirdiği kültürel zenginlikleriyle ilgilenmez. Amerikan jazz’ı dinler, beat kuşağı sever, pop kültürünün ortasından geçer. O kapitalizmi ve Amerikan emperyalizmini yaşamış bir Japonya’nın vatandaşıdır. Yeni durumun doğurduğu bir ayağı batıda bir ayağı Japonya’da sanatçısıdır. Murakami edebiyatının olmazsa olmazlarından biride fantastik öğelerdir. Hiç beklemediğiniz anda en sıradan olayın içerisinde kendini gösterir. İlk başlarda absürt olarak algılama ihtimalinizin yüksek olduğu olaylar, bir süre sonra kanıksadığınız durumlara dönüşür. Eğer bir okuyucu olarak şaşkınlığını atar ve sürece ayak uydurursanız; akıl almaz durumların altında yatan ikinci gerçeklikle meşgul olmaya başlarsınız. Çünkü imgeler, simgeler, örtük anlatımlar, tamamen okuyucunun hayal dünyasına bırakılan sonlar Murakami eserlerinin merkezinde önemli göstergebilimsel kodlara dönüşür.

38

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Bütün romanların ve hikayelerin sıırının yattığı bir başka nokta ise garip diyaloglar ve uzun monologlardır. Sanki Salinger ve Anna Kavan oturmuşlar, postmodern ve sürreal, Dostoyevski diyalogları adaptasyonu yapmışlardır. Akıcılık, inanılmaz doğallık, amaca hizmet ederlik ama bir yanda da anlaşılmaz alt metinler, dile getirilmeyen sadece ima edilen metafiziksel göndermeler... Peki Murakami tüm zenginliğiyle karşısında dikilen Japon kültürüne sırtını dönerken, modern dünyanın sıradan insanlarını baş kahramanı yaparken ne amaçlamaktadır? Sap sade bir dille yazılmış cıva yoğunluğunda öyküler kurarken bir sorumluluk bilinci mi taşır yoksa delidir ne yapsa yeridir ilkesinin arkasına mı saklanmıştır? Yazarın magnum opusları olarak gösterilen üç romanı “Zemberekkuşu’nun Güncesi”, “Kafka Sahilde” ve “1Q84” tüm bu soruların herkes tarafından öznel olarak cevaplanabilmesine olanak tanıyan, edebiyat gövde gösterisinin yapıldığı geleceğe kalır, emsalsiz eserlerdir. Karşınızda trajikken komik olabilen, gerçekçiyken fantastik bir öykü anlatan, bilinçliyken şuursuzlaşan bir yazar var. Mantığınızla oynuyor. Murakami romanları kronolojik olarak olaylar arasında bağlantılar kurmaya, kavramlar arasında köprüler inşa etmeye olanak tanıyan romanlar yazıyor gibi duruyor ilk başta. Ancak tüm bu olay, durum, kavram, imge karmaşası içerisinde, daha önceden edindiğiniz okuma ve kavrama


JAPON EDEBİYATI DOSYASI

alışkanlığı bir süre sonra sizi yarı yolda bırakıyor. Çünkü birbiriyle bağlantılamak istediğiniz her şey bir süre sonra birbirinden en uzak köşelere savruluyor ve tek başlarına bağımsızlaşıyor. İşte yazarın en büyük sırrı bu noktada yatıyor. Postmodern edebiyatta bazı romancılar, okuyucularının zihinlerini de kendi düşünme yetileriyle paralelleştirme çabasında olurlar. Murakami de onlardan biri. Onunla çıktığınız yolda, romanları devirirken ulaştığınız nokta da kendinize biraz da Murakami eklemiş oluyorsunuz. Eğer başarılı olursanız sihirli bir beynin işleyişine daha yakından bakabiliyorsunuz. Edebiyatın en büyük kelime ressamlarından biri olan James Joyce’u kavramak nasıl insan üstü bir çabanın ve fanatikliğin ürünüyse, Murakami’nin imge çorbası da öyle bir şey. Zor, haddinden fazla zaman istiyor belki ama sonucunda hissettirdiği paha biçilmez zevkle insanı başkalaştırıyor. Türkçede yayımlanan Haruki Murakami kitaplar: İmkansızın Şarkısı / Zemberekkuşu’nun Güncesi / Sınırın Güneyinde, Güneşin Batışında / Yaban Koyunun İzinde / Sahilde Kafka / Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu / 1Q84 / Koşmasaydım Yazamazdım / Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Haç Yılları / Uyku / Kadınsız Erkekler / Sputnik Sevgilim Not: Yazarın “After Dark” isimli romanı şuan Hüseyin Can Erkin tarafından çevrilmekte. Bunun dışında çevirisi bekleyen iki roman kalıyor: “Dance, Dance, Dance” ve “Pinball,1973”.

DOĞU’NUN GÜNEŞİ

JAPONYA’NIN

SİNEMA TARİHİ ÇOK YAKINDA KİTAPLIĞINIZDA! Japon Sineması Platformu’nun 10 yazarının katkılarıyla hazırlanan ‘‘Başlangıcından Günümüze Japon Sineması’’ kitabı Ekim ayında Japon Yayınlarından çıkarak okuyucularla buluşacak. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

39


KAYNAKÇA

[KİKUJİRO FİLM - TAKESHİ KİTANO] https://www.filmdoo.com/blog/2016/03/09/ film-review-kikujiro-1999/ http://sensesofcinema.com/2014/book-reviews/ flowering-blood-the-cinema-of-takeshi-kitanoby-sean-redmond/ [KİNUYO TANAKA] ht t p : / / w w w. e n g l i s h - s u b t i t l e s. c l u b / m ovies/1964-saikaku-ichidai-onna.html https://www.justwatch.com/us/movie/sansho-the-bailiff h t t p : / / w w w. b f i . o r g. u k / n e w s - o p i n i o n / sight-sound-magazine/features/pictures/women-movie-camera [ALL ABOUT LİLY CHOU-CHOU] http://movieweb.com/movie/all-about-lilychou-chou/photos/PGnfVA1WMQ18qw/ [ORANGE] http://variety.com/2015/film/asia/japan-box-office-orange-wins-1201660276/ [ORE MONOGATARİ] http://a-cupofrain.blogspot.com.tr/2016/05/ movie-ore-monogatari.html [STROBE EDGE] http://nachostime.net/strobe-edge [AO HARU RİDE] ht t p : / / h o n d at s u b a s av n fc. b l o g s p o t. co m . tr/2014/10/ao-haru-ride-live-action-new-teaser. html [L.DK] http://searchnow.go2tutor.com/index.php/?srchtx t=%E5%89%9B%E5%8A%9B%E5%BD%A9%E8%8A%BD&mode=2&page=6 [THE LIAR AND HIS LOVER] http://aldaril.blog.hu/page/4 [BOKURA GA İTA] http://theblacksheeproject.blogspot.com. tr/2013/02/recommendation-valentines.html [BEYOND THE MEMORIES] http://17th.japanesefilmfestival.net/jff_movie/ beyond-the-memories/ [BAKUMAN] http://www.grupodinamo.com.co/2015/06/trailer-2-del-live-action-de-bakuman.html [ANİME FESTİVAL] http://blog.viewster.com/spring-into-springwith-these-three-anime/

40

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

https://asociacionaka.wordpress.com/2016/04/17/ evento-de-verano-asia-n-festival/ http://k-on.wikia.com/wiki/File:Fumie_during_ the_first_school_festival.png http://tvtropes.org/pmwiki/posts.php?discussion=1435835206006545800 https://hakotoshokan.wordpress.com/category/reviews/episode-reviews/oregairu-yahari-ore-no-seishun-love-come-wa-machigatteiru/ https://lowermidtable.wordpress.com/tag/ white-album-2/ https://ctrlgeekpod.com/2016/07/11/geek-it-anime-spotlight-director-tomohiko-ito/gin-no-sajiwallpaper-560x354/ http://lostinanime.com/2016/06/tanaka-kun-wa-itsumo-kedaruge-11/ https://www.reddit.com/r/anime/comments/3y4qrv/spoilers_toradora_christmas_club_2015_ episode_19/ https://vintagecoats.net/2013/12/31/ non-non-biyori-collected-episode-commentary-notebook-1-12/ http://i1os.com/School_Days_Cap%C3%ADtulo_8_Sub_Espa%C3%B1ol_completo/ Hn0hRe0yskA.video [THE GIRL WHO LEAPT THROUGH TIME] http://www.hobbyconsolas.com/reportajes/mejores-animes-netflix-133572 http://www.starkeith.net/core dump/2011/12/05/keiths-anime-reviews-thegirl-who-leapt-through-time/ http://www.indiewire.com/2016/02/hosodasthe-girl-who-leapt-through-time-to-be-available-in-the-u-s-in-time-for-10th-anniversary-168220/ [PARADISE KISS] ht t p : / / w w w. ye p p u d a a . co m / s h ow t h re a d. php?t=43597-Paradise-Kiss [NANA] http://filmanalizi.com/nana-anime-incelemesi/ [NODAME CANTABİLE] http://iamhazel-iamhazel.blogspot.com. tr/2011/12/nodame-cantabile-is-all-about-classical.html [HACHİMİTSU AND CLOVER] http://www.keyword-suggestions.com/aG9uZXkgYW5kIGNsb3ZlciBpaQ/


[KİMİ WA PET] http://forums.soompi.com/en/topic/179070kimi-wa-petto/ [SAKAMİCHİ NO APOLLON] http://wallup.net/sakamichi-no-apollon-kaoru-nishimi-sentaro-kawabuchi-ritsuko-mukae-junichi-katsuragi-anime/ [JAPON EĞİTİM SİSTEMİ] http://web-japan.org/kidsweb/cool/13-02/002.html http://w w w.beyondnuclear.org/ home/2011/5/23/fukushima-parents-confront-japanese-ministry-of-education-pr.html http://japandreaming.com/japanese-education/ http://asiasociety.org/education/ write-great-curriculum-lessons-japan https://en.wikipedia.org/wiki/Getabako http://www.todayonline.com/voices/reinforce-cleaning-habit-consistently-so-it-becomes-norm-students http://lucky-japan.blogspot.com.tr/2015/09/ sports-day-sports-festival-undo-kai-in.html http://miyazakidayze.blogspot.com.tr/2014/09/ a-japanese-high-school-festival.html http://www.japantoday.com/category/pictureof-the-day/view/job-rally [JAPON EĞİTİM SİSTEMİ YAZI KAYNAKÇASI] http://www.egitimpedia.com/dunyanin-en-iyi10-egitim-sistemi/ http://egiticibilgi.tr.gg/Japonya-E%26%23287%3Bitim-Sistemi.htm http://mentalfloss.com/article/64054/9-ways-japanese-schools-are-different-american-schools https://www.youtube.com/watch?v=lzYikRVX7fY https://www.youtube.com/watch?v=nPHU3dK09wg [UTSUSHİ-E] ht t p s : / / f i l m s tu di escenter.u ch i ca go. ed u/ events/2011/japanese-magic-lantern-minwa-za-company-tokyo-and-art-utsushi-e http://w w w.jfbp.org.hu/hu/galer ia/minwa-za-tarsulat-utsushi-e -japan-feny-arnyjatek-eloadas/13?page=2 [HOKKAİDO] http://w w w.gmanet wor k .com/news/sto ry/461926/newstv/biyahenidrew/white-summer-in-hokkaido-a-biyahe-ni-drew-itinerary h t t p : / / s u p e r s i l l y t r a v e l l e r. c o m / f u r a no-and-biei-hokkaido/ http://www.hokkaidian.com/hokkaido-food-gallery/ http://www.japantimes.co.jp/news/2016/07/25/ national/pilot-project-aims-attract-overseas-visi-

tors-japans-national-parks/#.V8BMFZiLTIU http://www.travelrevol.com/index.php?rt=product/category&path=3_8_245 http://gidemedigimyerler.blogspot.com. tr/2013/12/hokkaido.html [AKİHİTO OBAMA] http://marcreation.com/archives/934 http://rocohouston.org/artists/akihito-obama/ https://iflyer.tv/ja/artist/29316/disc/2931/#lang [HARUKİ MURAKAMİ] http://mehtapvekitap.blogspot.com/2016/03/ okudum-bitti-34-zemberek-kusunun.html http://klim.dk/Haruki_Murakami.htm http://www.independent.co.uk/arts-entertainment/books/features/murakami-and-me-thewait-for-haruki-murakamis-uk-colorless-tsukurutazaki-tour-9688289.html

JAPON MÜZİK DERGİSİ

SONATA’nın 2. SAYISI YAKINDA SİZLERLE! WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

41


www.japonsİnemasİ.com

Profile for Japon Sineması

Japon Sinema E-Dergisi Sayı: 8  

Gençlik ve okul teması etrafında şekillendirdiğimiz Japon Sinema E-Dergimizin 8. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Japon Sineması’nda s...

Japon Sinema E-Dergisi Sayı: 8  

Gençlik ve okul teması etrafında şekillendirdiğimiz Japon Sinema E-Dergimizin 8. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Japon Sineması’nda s...

Advertisement