Page 1

1.yıl

JAPON SİNEMA DERGİSİ ŞUBAT 2017 SAYI: 13 AYLIK JAPON SİNEMASI E-DERGİSİ

4 KİTANO’DAN DOLLS: BAĞLANMANIN DOĞASI 10 TÜRKİYE’DE UYARLANSIN DİYEBİLECEĞİMİZ JAPON TV DİZİLERİ 18 HAYATIN İÇİNDEN BİR KARAKTER: AGGRESSIVE RETSUKO 24 ANİMELERDE BİLGE KARAKTERLER VE ÖZELLİKLERİ 26 JAPONYA’DA KAR FESTİVALLERİ 34 TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMESİNİ UMDUĞUMUZ 6 JAPON EDEBİYATI BAŞYAPITI


1.yıl

Editörden, Merhaba Arkadaşlar, Japon Sineması Platformu olarak yayın hayatına başladığımız 2015 yılı Aralık ayından bugüne kadar Japon kültürü, sineması, edebiyatı, manga ve animeleri adına sizlere baş ucu kaynağı olabilecek bir yayın oluşturma ve Japonya’yı Türkiye’ye tanıtarak iki toplum arasında kültürel bir köprü kurma yolunda ilerlemeye devam ediyoruz.

JAPONSİNEMASİ.COM Yıl: Şubat 2017 Sayı: 13 Yayın Türü: Aylık E-Dergi Sanat Yönetmeni & Grafik Tasarım Gökhan Kuloğlu Editörler Birsen Albayrak Gökhan Kuloğlu Katkıda Bulunanlar Ahmet Ziya Sekendiz Bensu Cangüler Deniz Balcı Evrim Özsoy Ercan Gürova Gülşah Karaman Hafize Mutlu Mustafa Emre Özgen Olca Karasoy Selin Doygun Yıldız Kapak Fotoğrafı The Vancouver Asahi, Yuya Ishii (2014) Arka Kapak Fotoğrafı Koe no Katachi, Naoko Yamada (2016) İletişim ve Reklam japonsinemasi@gmail.com JAPON SİNEMASI SOSYAL AĞLAR www.japonsinemasi.com facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi issuu.com/japonsinemasi

2

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Japon Sinema E-Dergimizin 13. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Takeshi Kitano’nun Dolls filmine, Naomi Kawase’nin ses getiren Sweet Bean’e, Japon canavar film furyasının (kaiju) önemli karakterlerinden Mohtra’ya yer veriyoruz. Bunların yanı sıra son dönemde ülkemizde artan uyarlamalara yönelik bizlerde uyarlanmasını istediğimiz Japon TV dizilerini listeledik. Usta oyuncu Fujiko Yamamoto’yu sizlerle tanıtırken öte yandan da Komşum Totoro filmine ve yeni çıkan “Başlangıcından Günümüze Japon Sineması” kitabına yer verdik. ‘‘Anime-Manga Dosyasında’’ bu sayıda hayatın içerisinden bir anime karakteri olan Retsuko’yu sizlerle buluştururken 2016’ya damga vuran anime filmlerden Kono no Sekai no Katsumi ni filmine, animelerde bilgi karakterlere ve 6 slice of life mangaya yer veriyoruz. ‘‘Japon Kültürü Dosyası’’ Japonya’da kış mevsiminin önemli etkinliklerinden olan kar festivallerine yer veriyoruz. Buna ek olarak yaşamın önemli parçalarından olan kendini keşfetme arası “zen meditasyonuna” okurlarla buluştururken yine Japonya’da ziyaretçilerin akınına uğrayan 5 önemli Japon tapınağına yer veriyoruz. ‘‘Japon Edebiyatı Dosyası’’ bölümünde ise Japonca metinlerde artan çevirilerden aldığımız cesaretle Türkçe’ye uyarlanmasını istediğimiz 1970 öncesi çıkan Japon Edebiyatı başyapıtlarını sizler için tanıtıyoruz. Bugüne kadar bizlerden desteğini esirgemeyen tüm okurlarımıza, yazarlarımıza teşekkür ederek geleeck sayıda birbirinden ufuk açıcı konularda buluşmak dileğiyle. Gökhan Kuloğu JAPON SİNEMASI PLATFORMU

YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com


İÇİNDEKİLER UMUDUN TARİFİ: SWEET BEAN

KİTANO’DAN DOLLS: BAĞLANMANIN DOĞASI

4

6 FUJİKO YAMAMOTO

TÜRKİYE’DE UYARLANSIN DİYEBİLECEĞİMİZ JAPON TV DİZİLİLERİ

DEV, RENKLİ, TÜYLÜ: MOHTRA!

8

10 KONO NO SEKAİ NO KATSUMİ Nİ

HAYATIN İÇİNDEN BİR KARAKTER: AGGRESSIVE RETSUKO

KOMŞUM TOTORO

14 HAYATIN İÇİNDEN 6 SLICE OF LIFE MANGA

18

22

22

26 BİR AN EVVEL TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMESİNİ UMDUĞUMUZ 6 JAPON EDEBİYATI BAŞYAPITI

DOĞU’NUN GÜNEŞİ JAPONYA’DA 5 ÜNLÜ TAPINAK

30

20 JAPONYA’DA KAR FESTİVALLERİ

ANİMELERDE BİLGE KARAKTERLER

ZEN MEDİTASYONU

12

32

34 WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

3


JAPON SİNEMASI DOSYASI

4

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

KİTANO’DAN DOLLS BAĞLANMANIN DOĞASI YAZAR: Ercan Gürova

Takeshi Kitano’nun yazıp yönettiği sanat filmi Dolls’un üç hikayesinden ilki birbirine iplerle bağlı bir çiftin otel odasında, arabada, kiraz ağaçlarının çiçekleri arasında dolaşan ve çevredekilerin “bağlı deliler” dediği Matsumoto ve Sawako’nun öyküsüyle başlar. Evlenmelerine engel olunmasıyla intihara kalkışan Sawako geçirdiği beyin hasarının sonucunda kim olduğunu hatırlamaz ve bakımevine yerleştirilir. Patronun kızıyla evlenmeye zorlanan Matsumoto ise haberi duyar duymaz düğünü terk eder ve bundan sonra hayatının geri kalanını Sawako ile geçirir. Bir çocuk gibi hareket eden, kimseyi tanımayan ve alıp başını giden Sawako’yu korumak adına Matsumoto bir iple kendisini sevgilisine bağlar. Bu bağ sadece fiziksel bir birliktelik değil aynı zamanda onların kaderi olmuştur. Filme adını veren ve açılış sahnesinde yer alan bunraku oyuncaklı bir kukla gösterisidir. 17. Yüzyılda Japonya’nın Osaka kentinde doğmuş geleneksel Japon kukla tiyatrosu türüdür. İki veya üç kişinin ellerini, ayaklarını, gözlerini tutup sahnede oynattıkları bu büyük kuklalara müzik ve diyaloglar eşlik eder. Filme ismini veren “oyuncaklar” ve film boyunca kullanılan kuklalar yönetmen Kitano’nun filmografisi açısından ilk veya tek değildir. 2005 yapımı Takeshis’ filminde “bubblehead doll” gibi bir çeşit oyuncaktan , insanlar ve oyuncaklar arasında talihin dönmesi ve sınırların bulanıklaşması deneyinin anlatıldığını ve Kitano’nun kendisinin bir oyuncağa dönüştüğü ve tekrar tekrar canlandığı Glory to the Filmmakers yapımına kadar “oyuncak” temasının yönetmenin filmlerinde önemli yer teşkil ettiğini görürüz. Yönetmen bir ropörtajında “Kendimi nesnel olarak çok nadir değerlendirebiliyorum. Nasıl biri olduğumu düşünmüyorum. Sanki iki adet kukla kullanıyor gibiyim. Gerçekte ben bir yönetmenim ve filmlerimde kendimin iki kuklasını kullanıyorum. Onlar sadece kukla ve hangisinin bana daha çok benzediği sorusuna cevap veremem. Bir film yapımcısı olarak kendime en yakın anlamda yine kendimi görüyorum” der.

Film yönetmek Kitano’nun yaptığı işlerden sadece birisi. Televizyon şovları olan, roman ve şiir yazan ve oyunculuk yapan biri aynı zamanda. Kariyerine stand-up komedyeni olarak başladı ve 1989’da ilk yönetmenlik deneyemini yaşadı. Filmlerinin büyük bir bölümü “kaybetme ve dışlananlar” temalarından oluşmakta ve genelde çocuklar ve kendisiyle özdeşleşen sessiz ve taş suratlı ‘Beat Takeshi’ olmak üzere gangsterler yer almakta. Pekçok filmindeki soğuk ve mesafeli atmosfer sürreal ve lirik anların yaşanmasına engel teşkil etmiyor. Stilize edilmiş şiddet, sahilde oyun oynayan yakuzalar, boya yapan karakterler geleneksel hikaye akışını bozan sahnelere örnek verilebilir. Filmin ikinci hikayesinde daha sonra yakuza olmaya karar verecek olan Hiro’nun sevgilisiyle bir bankta oturmalarına ve Hiro’nun ayrılık kararını açıklamasına tanık oluruz. Sevgilisi her cumartesi elinde iki yemek kabıyla bu banka gelip kendisini gelene kadar bekleyeceğine söz verir. 30 yıl sonra aynı bankta tekrar birlikte oturmaları ve kadının belki de anlam veremediğimiz bağlılığı filmin ilginç sahnelerinden biridir. Filmin üçüncü hikayesinde ise bir başka bağlılık çeşidini görürüz. Bir pop yıldızı hayranının şarkıcıya olan saplantı düzeyindeki bağlılığı. Bir trafik kazası sonrası gözünü kaybedince şarkıcılığı bırakan ve şöhretinden olan Haruna’ya yaklaşabilmek için hayranı Nukui’nin göze aldıkları makul sınırların dışındadır. Her üç hikayede de Haruki Murakami’nin yazdığı gibi kader sürekli yön değiştiren küçük bir kum fırtınası gibidir. Sen yön değiştirsen bile kum fırtınası seni takip eder. Bağlılıklarımız bizi bazen hedefe bazen de kaçınılmaz sona sürükler. Bizi yaşamda tutan bağlarımız bazen fedakarlık ve vazgeçmeyi bilmeyi de gerektiriyor. Öte yandan bağlanmak kopamamanın kardeşidir diyebilir miyiz? Belki de bağlanmayı çözmek için kopamamayı anlamak gerekiyor.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

5


JAPON SİNEMASI DOSYASI

UMUDUN TARİFİ

SWEET BEAN YAZAR: Evrim Özsoy

Sentaro küçük dükkanında dorayaki (içi fasülye ezmeli krepler) yapmaktadır. Bir gün liseli kızlar gelir. Sentaro gürültülerinden o kadar rahatsız olur ki onlara gitmeleri için hediyeler verir. 76 yaşında bir kadın da yarı zamanlı eleman arayan Sentaro ile iş görüşmesi için gelmiştir. Tokue yaşlı olduğu için işe kabul edilmez ve tekrar geleceğini söyleyerek gider. Başka bir öğrenci olan Wakana da işe taliptir. Ancak Sentaro kızın derslerini çalışmasını öğütler. Ertesi gün tekrar gelen Tokue, patron maaşı az da verse o işe girmeye niyetlidir. Ellerinin sakat olması ve yaşı gereği ağır iş yapamasını Sentaro sebep gösterir. Kadın 50 senedir fasülye ezmesi yaptığını söylese de işe yaramaz. Hazırlıklı olan Tokue, Sentaro’ya tatması için bir kap fasülye ezmesi bırakır. Taktik işe yaramıştır. Tokue kiraz çiçekleri dökülürken tekrar gelir. Bu sefer işi almıştır. Heyecandan ne diyeceğini bilemez hatta sevinçten ağlar. İlk iş gününe güneş doğmadan gelen Tokue, ev yapımı fasülye ezmesini hazırlamak için çalışmalara başlar. Haşlama, süzme, pişirme ve yıkama gibi aşamalar oldukça uzun sürer. Sentaro ise fasülyelerin hazır olmasına iki saat kaldığını duyunca biraz pişmanlık hisseder. Toptancıdan aldığı ezme yerine ev yapımı hali biraz zahmetli gelmiştir. Sentaro krepleri hazırlar, ezmeleri içine sürer. İkisi de tadına bakarlar ve değdiğini söylerler. Okullu müşteriler de lezzeti farketmiştir. Bir gün sonra dükkanı açan adam şoke olur. Kapıdaki sırayı görünce önemli bir şey olduğunu düşünür. Oysa insanlar onun lezzetli dorayakisinin tadına bakmaya gelmiştir. İyi satış yapılan bir günün akşamında dükkanın eski sahibi gelir. Sentaro’nun cüzzamlı bir kadını işe aldığını ve bunun duyulması halinde dükkanın batacağını söyler. Ayrıca uyarır hala onlara olan borcunu ödememiştir. Sentaro olanlara sinirlenince işe gelmez. Tokue dükkana gelmiş çoktan satışa başlamıştır. Wakana da ona katılır. Bunu duyan adam çok şaşırır, yine de kadını zorlamak istemez. Wakana’nın aklına

6

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI yaşlı kadının elleri takılır. Gerçekten cüzzamlı olup olmadığını kütüphanede araştırır. Son yasaya göre cüzzamlıların halktan uzaklaştırılıp bir yere kapatılmaması gerektiğini öğrenir. Ancak dükkan sahibinin dediği gibi haber yayılmıştır ve insanlar cüzzamlı birinin çalıştığı yerden yiyecek almamaktadırlar. Bir gün yok satan dorayaki diğer gün elde kalmıştır. Durumu anlayan kadın dükkana gitmeyi bırakır. Sonra da Sentaro’ya “Sevgili patron” diye başlayan bir mektup yazar devamında ona fasülyelerin öykülerini dinlediğini anlatır. Öğüt veren kadın, hayallerinin peşinden koşması gerektiğini söyler. Ve konuşmaları gerekmektedir.

simgesi olduğu için kutsal kabul edilir. “Umudun Tarifi” hayatın zorluklar karşısında nasıl ayakta kalınabileceğinin güzel bir örneği. Hem senaryosunu yazıp hem de yönetmenliğini yapan Naomi Kawase’nin filmi, 2015 senesinde Cannes’da Belirli Bir Bakış bölümünde gösterilmiş. Kalplere dokunan ‘Umudun Tarifi’ni izlemek isteyenlere iyi seyirler.

Wakana ise kuş kafesini kaptığı gibi evden kaçmak için harekete geçmiştir. Alkolik annesine daha fazla katlanamaz. Bir yandan da kendini suçlu hisseder. Tokue’nin ellerindeki problemi annesine anlatmış bu yüzden dedikodunun yayılmasına neden olmuştur. Sentaro da onu koruyamadığı için üzgündür. İkisi onu kaldığı cüzzamlılar evinde ziyaret ederler. Tokue kuş cıvıltıları arasında onlarla sohbete başlar. 10 sene önce kocasını kaybettiğini söyler. Kardeşinin onu genç bir kızken getirip cüzzamlı diye oraya bıraktığını anlatır. Onu en çok üzen de evden getirdiği güzel kıyafetlerinin imha edilmesidir. Güzel geçen sohbetin ardından bu sefer Sentaro, Tokue’ye mektup yazar. Geçmişinden bahseder. Daha önce bir barda çalıştığını ve bir kavgayı ayırmaya çalışırken birisini sakat bıraktığını anlatır. Annesi de erkenden ölünce ondan eski öyküleri dinleyememiştir. Huzuru bulacağını düşünerek insanlardan uzak durmayı tercih eden adam, yaşlı kadınla gerçek dorayaki yapmayı öğrenmiş ve hayata tekrar dönmeye başlamıştır. Dükkanın sahibi tadilat işlerine girişince Sentaro ne yapacağını bilemez. Bu sefer onu toplamak Wakana’ya düşer. İkisi Tokue’yi ziyarete gittiklerinde acı haberi öğrenirler. Yaşlı kadın zatürreden ölmüştür. Sentaro ise yazıp göndermediği mektupla kalakalır. Ölmeden önce onlara mutfak gereçlerini ve bir de ses kayıt cihazını bırakmıştır. Kayıtta; kuşa bakacağını söylediğini ancak onu doğaya saldığını söyler. Sentaro’nun yüzünü görünce onun neden hüzünlü olduğunu düşünmüş ve doğuramadığı çocuğunu onun yerine koymuştur. Tokue’nin arkadaşı mezar taşlarının olmadığını ölen cüzzamlılar için ağaç diktiklerini söyler. Bu nedenle dükkanın önündeki kiraz ağacına derin bir sevgiyle baktığı anlaşılmıştır. Tokue artık başka bir boyuttadır, vücudu gökyüzüne uzanırken ellerinde sakuralar açar. Ağaç aynı zamanda yeniden doğuşun WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

7


JAPON SİNEMASI DOSYASI

DEV, RENKLİ, TÜYLÜ

mohtra! J

apon kültüründe hayal gücünün sınırları yok. Batının belirli korku ve fantastik kalıpları nerede duracaklarını bilmesine rağmen, Uzak Doğu’da hiç de öyle değil. Açıkçası bir Amerikan çizgi roman uyarlamasında dev, tüylü, renkli bir güve göreceğimi pek sanmıyorum. En azından benim okuduğum çalışmalarda bu tarz şeylere rast gelmedim. Ama Uzak Doğu’da böyle bir karakter, uzun yıllardır varlığını sürdürüyor; Mothra! Mothra, aslında Japon sinemasının “Kaiju” anlayışının bir ürünü. Nasıl ki animeler alt başlıklarda incelenebiliyorsa, sinemada da bunu görmek mümkün. Kaiju, güçlü, tehlikeli ve genellikle kalabalık şehirleri hedef alan canavarların işlendiği

8

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

YAZAR: Mustafa Emre Özgen

yapımlar olarak tanımlanıyor. En bilinen örneği şüphesiz Godzilla. Bunun dışında Ghidorah, Mechagodzilla, Rodan, Daimajin, Gappa dev yaratıklar içeren pek çok Kaiju yapımı var. Biz ise Mothra’yı inceleyeceğiz. Bu renkli dev güve ile tanışmam 2000 ya da 2001 yılına rastlıyor. Bir televizyon kanalında birkaç gün ya da bir hafta arayla yayınlanan iki filmde, başka yaratıklara karşı mücadele eden dev bir kelebek olduğunu anımsıyordum. Hatta üzerine çocuklar biniyor ve o dev kelebek onları bir yere götürüyordu. Uzun yıllar filmin ismini hatırlayamadım. Geçenlerde bir sinema sayfasına yazdığımda cevabımı aldım. Hatırladığım aksine kelebek değil güveydi ve ismi de İngilizce güve anlamı-


JAPON SİNEMASI DOSYASI

Mothra’yı diğer dev canavarlardan ayıran nokta, Godzilla gibi etrafı yakıp yıkması değil, dünyayı korumaya çalışması. Bu nedenle pek çok filmde Godzilla ile mücadelesine tanık oluruz. Popülerliğini hiç kaybetmeyen Mothra’nın biri televizyon için olmak üzere on beş filmi çekildi. Bu da Mothra’ya, Godzilla’dan sonra en fazla filmi çevrilen ikinci Kaiju unvanını kazandırıyor. 1990 yılında Japonya’da gerçekleştirilen bir ankette Mothra’nın özellikle kadın izleyici arasında popüler olduğu belirlendi. Öte yandan “Tüm Zamanların En İyi 15 Canavarı” anketinde ise yedinci olan Mothra, son olarak 2004 yapımı Godzilla: Final Wars filminde görüldü. Onlarca filmin yanı sıra pek çok video oyunu ve kitapta da yer alan Mothra’nın, popülerliğini koruyarak uzun yıllar daha Japon kültüründe önemli bir yer tutması olası. na gelen moth kelimesinden türetilmiş olarak Mothra idi! Fikir güzel olsa da renkli tüylerin başta biraz itici olduğunu söylemem gerekiyor. Mothra fikri Shinichiro Nakamura, Takehiko Fukunaga ve Yoshie Hotta’nın Ocak 1961’de yayınlanan The Luminous Fairies and Mothra seride ortaya çıktı. Canavarın meydana geliş şekli ise İkinci Dünya Savaşı’nda gizemli olayların meydana geldiği bir Güney Pasifik adası olarak kurgulandı. Sinemada ise Mothra, Ishiro Honda’nın yönetmenliğinde, 1961 yılında beyazperdede boy gösterdi. Filmde ilk önce telle hareket ettirilen bir kukla kullanıldı. Daha sonra ise yerini uzaktan kumandalı bacaklar aldı. Yapımcılığını Tomoyuki Tanaka’nın üstlendiği Mothra, ertesi yıl Amerika’da gösterildi. Japonya’daki 101 dakikalık film, ABD’de bir miktar kısaltılarak 90 dakikaya düşürülmüştü. Bu ilk filmin toplam hâsılatı IMDB verilerine göre yaklaşık 15 Milyon Dolar’ı buldu. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

9


JAPON SİNEMASI DOSYASI

TÜRKİYE’DE UYARLANSIN DİYEBİLECEĞİMİZ

JAPON TV DİZİLERİ Ü

lkemizde son yıllarda filmlerin önüne geçen diziler milyonlarca kişiyi ekran karşısına toplamayı başarmıştır. Birçok türde dizinin ürettiği ülkemiz, günümüzde açık hava platosuna dönmüş ve birçok oyuncunun yetişmesine, sektöre kazandırılmasında önemli rol üstelenmiştir . Peki, severek izlediğimiz dizilerin kaynakları arasında neler var? Son dönem dizilerimize baktığımızda yabancı kaynaklardan uyarlama oranının hayli yüksek olduğunu görmekteyiz. Özellikle son dönemde Asya ülkelerinden yapılan uyarlamaların hayli fazla ilgi görmektedir. Başta Güney Kore olmak üzere Japonya ve Hindistan’dan yapılan uyarlamalar dikkatimizi çekmektedir. Bunlar arasında Bir Aşk Hikayesi / I’m Sorry I Love You, Kocamın Ailesi/ My Husband Got a Family, Günahkar/Nice Guy, Aşk Ekmek Hayaller/Bread, Love and Dreams, Kiraz Mevsimi/Gentleman’s Dignity, Baba Can’dır, What Happens to My Family, Kiralık Aşk/Can Love Become Money dizilerinin Güney Kore uyarlamasıdır. Bunların yanında Güneşi Beklerken/Boys Over Flowers ve Anne/Mother dizilerinin Japonya yapımından uyarlandığını görmekteyiz.

10

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

YAZAR: Gökhan Kuloğlu Özellikle ülke olarak son dönemde Asya ve Uzakdoğu ülkeleriyle olan ilişkilerimizin artmasıyla birlikte kültürel etkileşimlerde de artış gözlenmektedir. Bu ülkeler arasında Japonya ile Türkiye arasında oluşan kültür köprüsü günümüzde iyice güçlenmeye başlamıştır. Bu kültür köprüsünü güçlendirmek adına kurulan dernekler, vakıfların çalışmaları, çıkarılan eserler ve kitaplar, iki ülkenin sanatçılarının gerçekleştirdiği konserler, kamuoyu önderlerinin gerçekleştirdiği konuşmalar, seminerler vb. ile bu bağ iyice güçlenmiştir. Bu kültürel yakınlaşma son zamanlarda iki ülkenin ortak yapımlara ya da


JAPON SİNEMASI DOSYASI alışveriş gerçekleştirme eylemlerini de artmıştır. Bu ortak çalışmalar arasında Ertuğrul 1890 filmini örnek verebiliriz. Yine son dönemlerin Türk televizyonuna damga vuran Anne dizisini örnek verebiliriz. Peki bu kültürel alışveriş ilerleyen günlerde artar mı? Dizi uyarlaması açısından iyi ilişkiler kurduğumuz Japonya’dan Boys Over Flowers/Güneşi Beklerken ve Anne/ Mother ile kapılarını araladığımız Japon dizi dünyasında uyarlansın diyeceğimiz 5 diziyi tanıtmak gerekirse: 2005 yılında Fuji Televizyonu tarafından 11 bölüm olarak hazırlanan 1 Litre no Namida, リットルの涙 yazar Aya Kito’nun hayatını konu almaktadır. Spino-sereballar ataksi (omirilik soğanı dejenerasyonu) hastalığına yakalanan Aya, zamanla hareket yetisini kaybeder ve doktora ondan bir günlük yazmasını ister. Bu süreçte hastalığın ilerleyişini gözlemlerken onun hayata tutunmasını sağlamaya çalışır. 23 Mayıs 1988’de dünyaya gözlerini yuman Aya Kito’nun hayatının korkunç döneminin başlangıcının kısa bir özetini konu alan dizi, tam bir direniş, yaşama tutunma ve başarı öyküsü niteliğinde. Ölümünün sonrasında birçok dile çevrilen günlükleri, birçok hastaya, birçok ülke yapımına ilham kaynağı olmuştur. Türk televizyonlarında dizi olmasa da film olarak görmek isteyeceğimiz yapımların en başında yer alıyor. 2006 yılında TBS tarafından 10 bölüm olarak hazırlanan Taiyo no Uta, タイヨウのうた dizisi, güneşe çıkmama hastalığı bulunan genç bir kızın müzikle hayata tutunma öyküsünü konu alıyor. Eve hapis olarak yaşadığını hayatını yalnızca geceleri sokağa çıkarak müzik söyleyerek sürdüren Kaoru, her gün odasının penceresinden gördüğü Koji’den hoşlanmaktadır. Günün birinde rastlantı üzerine tanışan ikili, birlikte zaman geçirmeye başlarlar. Böylelikle Kaoru’nun eve hapis hayatı değişmeye başlar. Japonların hayattan kopmayarak tırnaklarını hayata geçirme felsefesini yansıtan güzel yapımlardan biri daha… 2009 yılında Fuji Televizyonu tarafından 11 bölüm olarak hazırlanan Shiroi Haru 白い春 dizisi, aile-dram türünün sevildiği ülkemizde Anne dizisinden sonra başvurulacak ender yapımlardan. Eski bir yakuza olan Haru, Mariko’nun tıbbi masraflarını karşılayabilmek

için cinayete teşebbüs eder ve hapse girer. Hapisten 9 yıl sonra çıktığında, beş parasız, kimsesiz biridir. Mariko’yu ziyaret etmeye gider ama Mariko başka biriyle birliktedir ve en kötüsü de bir süre önce hastalanarak öldüğünü öğrenir. Pastane işleten bir adamı bulmak için yola koyulan Haru, parkta Sachi adında bir kızla karşılaşır ve henüz onunla ilgili gerçeği bilmiyordur. Karakterin ayakları üzerine basması üzerine dizilerin tuttuğu göz önünde bulundurulursa Shiroi Haru’da ses getirecek yapımlardan… 2009 yılında Fuji Televizyonu tarafından 11 bölüm olarak hazırlanan Akai Ito, 赤 い糸 dizisi, kaderin birbirine bağladığı ama içinde bulundukları koşullar sebebiyle ayrılan iki gencin, arkadaşlıklarını ve ayrılık içerisindeki tutkularını konu alan harika bir romantik-drama. Ve ‘’ “Tanrının isteği ile, kırmızı bir iple küçük parmaklarımızdan birbirimize bağlandık. Kaderin görülemeyen bu ipliğinin beni sana götüreceği hiç bir haritada görülemez.” “Seninle tanıştığımda, sana aşık olacağım” sözüyle akıllarda yer edinmiş nadir Japon yapımlarından. 2007 yılında Fuji Televizyonu tarafından 11 bölüm olarak hazırlanan Liar Game, ラ イアーゲーム dizisi, son dönemlerde ülkemizde de artan akıl oyunlarına dayalı diziler için başka bir soluk katacak cinsten. Dürüstlük abidesi üniversite öğrencisi Kanzaki Nao’nun bir içerisinde 100 milyon yen olan bir kutu ve üzerinde ‘’Liar Game’’e katılması için seçildiğini yazan bir kart bulur. Tek bir amaç vardır, rakibin paralarını almak. Kazanan 100 milyon yenin sahibi olurken, kaybeden oyun sahiplerine 100 milyon yen borçlanmaktadır. Bunun üzerine hocasından yardım isteyen Kanzaki kandırılır bütün parasını kaptırır. Polisten yardım ister ama kapılar yüzüne kapanır. O da aldığı duyum üzerine hapisten yeni çıkacak usta hırsız Akiyama Shinichi’den yardım istemeye karar verir. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

11


JAPON SİNEMASI DOSYASI

12

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON SİNEMASI DOSYASI

JAPON SİNEMASINDA BİLDİĞİNİ OKUYAN GÜZELLİ

FUJIKO YAMAMOTO YAZAR: Ahmet Ziya Sekendiz

1931 yılında dünyaya gelen Fujiko Yamamoto, 1953-1963 yılları arasında 100’den yazla yapımda rol almıştır. Fujiko Yamamoto 1950 yılında düzenlenmeye başlayan ilk Bayan Japonya güzellik yarışmasının da birincisi olmuştur. Nishi-ku, Osaka’da dünyaya gelen oyuncu, Izumi ve Izumiōtsu’de büyümüştür. Hamadera İlköğretim Okuluna başlamış ve Rokuju Hanayagi okulunda Rokunosuke Hanayagi’den geleneksel Japon danslarını öğrenmeye başlamıştır. Kyoto Ōki Lisesi’nden mezun olmuştur. Oyuncunun yapımcıların dikkatini çekmesi çok sürmemiştir. 1953 yılında en büyük Japon film yapım şirketlerinden biri olan Daiei Film ile sözleşme imzalamış ve stüdyonun en önemli yıldızlarından biri olmuştur. 1963 yılında Daiei stüdyosu ile sözleşme zamanı geldiğinde bazı değişiklikler yapılmasını istedi. Ancak Daiei tarafından kabul görmedi. Sözleşmesi yenilenmedi. Bu tarihten sonra bir daha bir daha sinema filmlerinde rol almadı. Ancak sık sık sahnede ve TV yapımlarında yer aldı . Aldığı Ödüler: 1959 Blue Ribbon En iyi Kadın Oyuncu Ödülü, 1961 Kinema Junpo En iyi Kadın Oyuncu Ödülü Bazı Filmleri: Equinox Flower 1958 yapımı ve Yasujirō Ozu tarafından yönetilmiş bir filmdir. Fujiko Yamamoto bu filmdeki rolü ile Blue Ribbon En İyi Kadın Oyuncu Ödülünü almıştır. Wataru Hirayama (Shin Saburi) Tokyo’lu, varlıklı bir iş adamıdır. Okul arkadaşı Mikami (Chishū Ryū) ondan kızı Fumiko’yu (Yoshiko Kuga) bulma konusunda yardım ister. Wataru Hirayama kızı bir barda bulur. Kız bu barda çalışmaktadır. Kız, bir müzisyene aşık olduğunu, onunla evlenmek istediğini ama babasının ayak direttiğini söyler. Kız, bildiğini okuma konusunda inatçıdır. Bir gün Masahiko Taniguchi (Keiji Sada) adındak, düşük kademede bir büro çalışanı olan genç bir adam büyük kızı Setsuko (Ineko Arima) konusunda yardım istemek için Hirayama’ya gelir. Adam, Set-

suko ile evlenmek istemektedir. Hirayama, kızının kendi kendine evlilik planları yapmasından dolayı son derece rahatsız olur. Evde onunla karşılaşır ve aptalca fikirlerinden vazgeçene kadar evde kilitli kalmasını emreder ve adamlarına Taniguchi hakkında bilgi toplamalarını söyler. Kızının arkadaşı Yukiko (Fujiko Yamamoto), Hirayama’yı oyuna getirir ve onu evliliğe onay vermeye zorlar. Jokyo - A Woman’s Testamen Kōzaburō Yoshimura, Kon Ichikawa ve Yasuzo Masumura tarafından yönetilen film 1960 yapımı film, Fujiko Yamamoto’ya 1961 Kinema Junpo’da En iyi Kadın Oyuncu Ödülünü getirmiştir. Film, kadınlar etrafında gelişen üç hikayeden oluşur. İlk hikaye Tokya’da bir gece kulübünde çalışan bir kadın hakkındadır. Kadının gelecek için iyi bir finansal planı var gibi görünmektedir. Bir yandan bir firmaya yatırım yaparken diğer yandan firmanın sahibinin oğlunu evlilik için elde etmeye çalışmaktadır. İkinci hikayede bir gayri menkul firmasında çalışan ve müşterileri değersiz arsaları almaları konusunda ikna ederek kandırmakla görevli bir kadını izleriz. İkna etmek için genellikle onlarla banyo yapmaktadır! Son hikayede ise hiçbir finansal sorunu olmayan dul bir geyşa hakkındadır. Ancak bir kalpazana aşık olur ve hapse giren sevgilisini beklemeyi tercih eder. Bu aile içinde ve toplumda soruna neden olur ama o baskıları görmezden gelir. Fujiko Yamamoto bu filmde Tsuneko rolünü canlandırmaktadır. An Actor’s Revenge / Revenge of a Kabuki Kon Ichikawa tarafından 1963 yılında yönetilen filmde yetim olduğu için bir kabuki grubunda aktörlük ve yöneticilik yapan Nakamura tarafından evlat edinilen yedi yaşındaki Yukitaro ve onun anne ve babasının ölümünden sorumlu üç kişinin öyküsü anlatılır. Yukitaro büyür ve bir onnagata yani kadın rolleri oynayan bir aktör olur. On yedinci ve on sekizinci yüzyılın bir çok büyük onnagatası gibi o da sahne dışında da kadın giysileri giymekte ve kadın gibi konuşmaktadır. Tiyatronun yolu bir günü. Katilin yaşadığı Edo’ya düşer. Yukitaro intikam almak istemektedir. Fujiko Yamamoto bu filmde Ohatsu rolünde yer almaktadır. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

13


JAPON SİNEMASI DOSYASI

KOMŞUM TOTORO YAZAR: Gülşah Karaman

T

otoro, hasta olan anneleriyle ilgili kaygılar taşıyan ve bu korkular içinde yeni bir çevreye uyum sağlamaya çalışan iki küçük kızın zorluklarla mücadele ederek büyümesini anlatan bir olgunlaşma öyküsüdür. Çiftlikler, pirinç tarlaları, geleneksel hamamı ile “Komşum Totoro” da “Ruhların Kaçışı” gibi Japon geleneklerinin ve Japonluk duygusunun öne çıktığı, “neyin yitirildiği”nin sorgulandığı bir eserdir. “Komşum Totoro”, anneleri hastanede olan Mei ve Satsuke adlı iki küçük kızın, babalarıyla birlikte şehirden köye taşınmalarıyla başlar. Babaları evin eşyalarını taşırken kızlar neşe içinde evi dolaşırlar. Uzun süredir boş olan evde “toz tavşancıkları” adını verdikleri küçük siyah yaratıklar gören kızlar hemen babalarına koşar ve gördüklerini anlatırlar. Bu sırada taşınmaya yardım etmek için gelen yaşlı bir komşu kadın da kızların anlattıklarını duyarak bu yaratıkların “demiryolunun kurumu” olduğunu, korkmamalarını söyler. Ev uzun süredir boş olduğu için bu yaratıklar evin içinden ayrılmamaktadır. Ancak ailenin mutlu ve neşeli olduğunu görünce evden ayrılacaklardır. Baba, çocukluğundan beri perili bir evde yaşamak istediğini söyleyerek kızların ürkütücü olan durumu neşeyle karşılamalarına yardım eder. Akşam olunca baba ve kızlar hep birlikte neşe içinde yıkanır, toz tavşancıklarını evden kaçırmak için yöntemler deneyip bol bol gülerler. Filmde, bu küçük siyah yaratıklarla, küçük kızların annesiz başladıkları yeni hayatlarıyla ilgili kaygılarını temsil edilmiştir. Toz tavşancıklarının da, kızların kahkahaları ile evden uzaklaşmaları bu anlamı güçlendirmiştir. Başarılı yönetmen Miyazaki, çocukken tıpkı Mei ve Satsuke gibi, annesinin hastalığı nedeniyle uzun süre ondan ayrı kalmıştır. Film boyunca devam eden kızların annelerini kaybetme korkusu, yönetmenin kendi çocukluğunda taşıdığı kaygıların göstergesidir. Burada “neyin yitirildiği” sorusuna dönecek olursak, doğa güçleri ve doğa üstü ruhlar dünyası ile insan neslinin kurduğu barışçıl ilişkinin yanında,

14

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

geleneksel aile ve komşuluk ilişkileri de yitirilen değerler olarak ele alınmıştır. Yeni evlerine giderken babanın eşya dolu kamyonu durdurarak pirinç tarlasında çalışan komşularına kendini tanıtması ve komşu kadının anneleri uzakta olan kızlara “büyükannelik” yapması geleneksel Japon toplumuna ait değerlere gönderme yapmaktadır. Küçük kız kardeş Mei, bahçede tek başına oynarken küçük bir “Totoro” görüp onun peşinden gider. Totoro’yu takip ederken ormanın içine girip büyük bir kafuru ağacından içeri yuvarlanır. Mei yerin altındaki bu mağarada uyuyan dev bir Totoro görür. Bu kocaman tüylü yaratığı görünce seviçle çığlık atan Mei, Totoro’nun üzerine tırmanır ve onun tüylü, yumuşak karnında uykuya dalar. Annesinin kucağından uzakta olan küçük Mei, kendisine başka bir kucak bulmanın sevinciyle uyurken, ormanın dinginliği, etrafta uçuşan kelebekler, bize küçük kızın hissettiği huzuru anlatır. Filmde lirik anlatıya sahip benzer sahneler, bir zamanlar insan ile doğanın uyum içinde olduğunu, doğa ile bağı kopmuş insanın neler yitirdiğini hatırlatma amacındadır. Miyazaki’nin sanatı her zaman övgüye değer niteliktedir. Komşum Totoro filminde Miyazaki’nin en büyük başarısı, çocukluğun saf neşesini tasvir etmesidir. Onun karakterleri çevrelerindeki dünyayı algılarken saygı duyulacak bir masumiyete sahiptir. İşte bu masumiyet ve saf neşe “neyin yitirildiği” sorusuna verilen yanıtlardan biridir. Mei, çocuk olmanın getirdiği bu masumiyet ve neşe ile ormanın ruhunu görebilmiş, doğanın güçleri ile huzur ve güven bulmuştur. Petek


JAPON SİNEMASI DOSYASI

Kitamura’nın aktardığına göre, Japonya’da Miyazaki eyaletinin Nobeoka şehrinde, şamanların çok eski zamanlarda kendilerini eğitip yetiştirdiği mağaralara “Tottoro”, yani “dağ üstünde dağ” adı verilmiştir. Yönetmenin, ormanın ruhunu, doğanın kucaklayıcılığını temsil eden dev Totoro’ya bu ismi vermesinin tesadüf olmadığını düşünmek mümkündür. Babalarının geç geldiği bir gece, otobüs durağında bekleyen Mei ve Satsuke’nin yanında yine Totoro ortaya çıkar. Satsuke, babası için yanında getirdiği şemsiyeyi Totoro‘ya vererek, bir anlamda onu babasının yerine koyar. Totoro’nun çocukların yalnız olduğu ya da gece gibi kaygının yükseldiği anlarda ortaya çıkması, kızların güvenlik hissi ile ilgilidir. Başka bir gece gelen Totoro, Mei ve Satsuke’yi tarlaların ve evlerin üzerinden uçurur. Böylece uçmak, çocukların her şeyi yapabilme kapasitesine vurgu yapmanın yanında Totoro’nun gece ortaya çıkışı da, kızların gece karanlığında görülen korku ve kaygıları aşabilme yeteneklerini gösterir. Haftasonu için evlerine gelecek olan annelerinin,

durumunun kötüleşmesi nedeniyle hastanede kalmak zorunda olduğunu öğrenen kızlar büyük bir korkuya kapılırlar. Akıllarından geçen ama dillendirmedikleri bir korkuyla yüzleşmek zorunda kalılar: Ya anneleri ölür ve bir daha hiç gelmezse? Mei, annesini bulmak için ağlayarak tek başına yollara düşer ve kaybolur. Tüm köy halkı küçük kızı aramaya başlar. Sonunda Satsuke, küçük kız kardeşini bulmak için Totoro’dan yardım ister. Filmin sonundai dev kedi otobüs, Satsuke’yi alarak Mei’nin yanına götürür. İki kız kardeş, annelerinin yattığı odanın penceresine bakan bir ağacın tepesinde babaları ile konuşan annelerinin iyi olduğunu, yakında tamamen iyileşmiş olarak evlerine döneceğini öğrenirler. Totoro’nun ve kedi otobüsün sadece çocuklar tarafından görülebilmesi, çocukların temiz kalbine ve duru görüşüne bir övgü niteliğindedir. Aslında film boyunca Totoro ve düşsel arkadaşlarının gerçek mi, yoksa kızların hayal ürünü mü olduğunu tam olarak bilemeyiz. Ancak önemli olan Totoro’nun gerçek olup olmadığı değil, neye bağlı olarak var olduğudur. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

15


JAPON SİNEMASI DOSYASI Doğu’nun güneşi Japonya topraklarında sinemanın başlangıcından günümüze kadar uzanan yolculuğu sizleri bekliyor. Batıdan aldıklarını her daim yerelleştirmenin yollarını bulan Japon toplumunda sinemanın seyirciyle tanışması her ne kadar Batılı bir biçimde olsa da, zaman içerisinde yerel unsurlar tarafından kuşatılarak yeni bir anlatı dili oluşturmayı başarmıştır. Tarihin belli dönemlerinde ağır darbeler almasına rağmen dünya sinemasına adından söz ettiren filmler, yönetmenler ve özgün anlatı biçimleri bırakmayı başarmıştır. Siyah beyaz filmler, perde arkasından gelen seslendirmeler, makyajlı yüzler, hareket ve müzik arasındaki kurgusal bütünlük ile gelenek biçimi yansıtan Japon sinemasının sessiz dönemi, savaş sonrası dönemde yerini bireye ve onun varoluşsal meselelerine eğilen daha özgürlükçü filmlere bırakmıştır. Televizyonun evlere girmesiyle, yaşanılan ekonomik krizlerle sarsılan Japon sineması günümüzde özgün örnekleriyle adından söz ettirmeye devam etmektedir. Yazarlardan Japonya’nın beyaz perdesine konuk olan okurlarımıza selamlarla:

BAŞLANGICINDAN GÜNÜMÜZE

JAPON SİNEMASI

Japon Sineması Platformu’nun kollektif olarak 8 yazarın imzasını taşıyan ”Başlangıcından Günümüze Japon Sineması” kitabı çıktı! 25 Aralık tarihinde yayınevlerinde satışına başlanan kitap, Japon Yayınları’ndan çıkarken Gökhan Kuloğlu tarafından hazırlandı. Platformun yazarlarından Ahmet Ziya Sekendiz, Birsen Albayrak, Ercan Gürova, Deniz Balcı, Olca Karasoy, Yeter Şeko ve Ayşe Altun’un yazılarının yer almakta. Japonya’da ilk sinema gösteriminden bugüne kadar ki süreci ele alan kitabın açıklamasında:

16

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

“Büyük emekler ve çaba sonucu oluşmuş nadide bir kitap. Japon Sineması konusunda tüm eksiklikleri tamamlayacağı ve sinemaseverler için harika bir başucu kitabı olacağı kuşkusuz! Tüm yazar arkadaşlara ve Gökhan’a büyük teşekkürler.” Birsen Albayrak “Başlangıcından Günümüze Japon Sineması” zamanında ihtiyaç duyduğumuz kaynağı, Türkçe olarak bulamamanın sıkıntısıyla; kollarını sıvayan ben ve diğer yazar arkadaşlarımın; büyük bir istek ve emekle kotardığı, derdini tam olarak anlattığına inandığım bir kitap oldu. Biz Japon sinemasına duyduğumuz ilgiyi kılavuzsuz ve haliyle de zorlu aşamalardan geçerek tatmin edebildik. Şimdi bu kitap, bütün sinema meraklılarına, bundan böyle önemli bir başucu kitabı olacaktır diye düşünüyorum. Deniz Balcı


JAPON SİNEMASI DOSYASI “Büyülü fener gösterilerinden beyaz perdedeki teatral filmlere, Mifune’nin Rashomon’a can veren gülüşünden Miyazaki’nin dik duruş sergileyen kız karakterlerine kadar sizleri bekleyen büyülü bir dünya… Doğu’nun Güneşini yakından tanımak isteyenlere iyi okumalar dilerim. Gökhan Kuloğlu “Bu kitap Japonya’nın mistik ve bir o kadar gizemli kapıları açacak bir anahtar. “ Olca Karasoy “Japon Sinema Endüstrisine Genel Bir Bakış; Stüdyolar ve Festivaller. Kitap için bana ayrılan konu buydu. Editörümüz bana konumu söylediğinde ilk önce acaba yetiştirebilecek ve hakkını vererek yazabilecek miyim diye endişelensem de yazmaya başlayınca her şey su gibi akıp gitti. Diğer yazarların konularını bilsem de kitap içerisinde ayrıntılı olarak baktığımda gerçekten başvuru niteliğinde bir iş çıkardığımızı anladım. Bu alanla ilgili herkes için başucu kitabı sayılacak bir kitap projesi içerisinde olduğum için çok gururluyum. Umarım daha nicelerini birlikte yayınlarız.” Yeter Şeko Kitabı satın almak için bazı siteler: Noel Kitap, Pandora, Eganba, Babil Kitap, Kitapyurdu, Odakitap, Sözcü Kitabevi, Kitapdenizi, Kitapzen, Kitap Avrupa, Mega Kitap ve Kitap Sahaf ve daha birçok satış noktasından kitabı satın alabilirsiniz.

JAPON SİNEMA DERGİSİ’Nİ okumAK ARTIK ÇOK KOLAY!

DERGİYİ OKUMAK İÇİN: issuu.com/japonsinemasi

#japonsİnemasİ

SOSYAL MEDYA’DA

BİZİ TAKİP EDİN! facebook.com/japonsinemasi twitter.com/japonsinemasi

DERGiMiZDE YAZAR OLMAK iSTER MiSiNiZ? Japon Sineması Platformun’un Aylık Sinema dergisinde ve müzik ekinde yazar olmak isteyenleri aramıza bekliyoruz. Basvurular: japonsinemasi@gmail.com

issuu.com/japonsinemasi prezi.com/user/osbburov0p10 plus.google.com/u/0/+JaponSinemas japonsinemasi@gmail.com www.japonsinemasi.com

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

17


ANİME-MANGA DOSYASI

18

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

AGGRESSIVE RETSUKO HAYATIN İÇİNDEN BİR KARAKTER

A

YAZAR: Birsen Albayrak

nime serimizin başlangıç tarihi 2 Nisan 2016. Komedi türündeki serinin yapımcısı Sanrio, stüdyosu Fanwork. Şu ana kadar yayımlanmış 40 bölümü bulunuyor ve her bölüm de birer dakikadan oluşuyor. Kısaca rahatlıkla bir günde izleyebileceğiniz bir seri.

bu “sıkıldım” konseptine çok kapılmıyorsunuz. Bir diğeri de her bölümden sonra Retsuko’nun “Yarın daha çok çalışacağım/daha iyi olacağım.” demesi. Ki ertesi gününün dününden pek farkı olmuyor. Ancak bu durum ne olursa olsun hayata pozitif bakışla yaklaşmamız gerektiğini vurguluyor gibi.

Konunun merkezinde 25 yaşındaki kırmızı panda Retsuko var. Retsuko hayalindeki şirkette muhasebe departmanında çalışıyor. Her ne kadar hayalindeki iş olsa da iş arkadaşları ve üstleri tarafından her zaman daha fazlasını yapmaya zorlanıyor. Bu durum Retsuko’yu çok sinirlendiriyor. Hiçbir şey söylemese de kafasından buharlar çıkıyor ve birden kendisini ölüm metali söylerken buluyor. Seride sürekli aynı sirkülasyon var. Seride tüm karakterler insan biçiminde hayvanlar.(Retsuko’yu deli eden tayfa) İçlerinde en tatlısı ve cazibelisi tabiki Retsuko.

Çizimlerine bakarsak alışılageldiğimiz anime çizimlerinde değil elbette. Öyle olsa belki bu kadar eğlendirici olmazdı. İlk açtığınızda bu çocuk animesi diyebilirsiniz belki ama izledikçe bir parça kendinizden bulacağınıza şüphe yok. Dediğim gibi Retsuko hayatın içinden bir karakter. Bunun en güzel örneği de tüm serinin konusuna yansıyan stresli durumlarla kendi kendine mücadele etme şekli.

Seriyle ilgili bir incelemede bulunacak olursak: öncelikle Retsuko karakteri hayatın içinden bir karakter, bir şirket çalışanı ve yumuşak başlı olduğu için(göründüğü demek daha doğru olur belki) sürekli üzerine iş yığılıyor. Bir planı varsa bile üzerine yığılan bu işler nedeniyle planını uygulamaya koyamıyor(ki bu durum herkesin sinirini bozar.). Zaman zaman kimimizin karşılaştığı durumlardan birisidir bu aslında.

Hepimizin günlük hayat içerisinde gerildiğimiz ve stres altında olduğumuz zamanlar oluyor elbette. Bununla baş edebilmek için kendi kendimize her zaman strese karşı bir savunma mekanizması geliştiririz. Benim korkum Retsuko’yu izledikten sonra bir çok kişinin böyle bir mekanizma geliştirecek olması. Aman dikkat diyelim. İzlerken eğlenelim ama hayatımıza uygulamayalım.

Bir diğeri ise Retsuko’nun sinirlenme durumu. Bir insana sinirlendiğimizde çoğu zaman yüzüne karşı söylemek istediklerimizi söyleyemeyiz. Retsuko için de aynı durum geçerli. Öfkesini karşısındakine karşı kusamadığı için kendi içinde bir yol bulmuş. Her sinirlenme anında kafasında dumanlar çıkıyor ve kusmak istediği öfkesini death metal şarkı söyleyerek dışa vuruyor. Tabi bu kendi içinde bir yöntem başkası bunu görmüyor. İlk bölümde Retsuko’yu bu şekilde gördüğünüzde şaşırıyorsunuz. Beklenmedik bir tepki çünkü. Tabi sonrasında buna alışıyorsunuz. Bu alışkanlık ilerleyen bölümde izleyiciyi sıkıyor mu diye soracak olursak; zaman zaman sıktığını söyleyebiliriz. Ya bu sürekli böyle mi gidecek diye düşünüyorsunuz. Ama tabi bölüm süresinin burada bir avantajı var: bir dakika olduğu için WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

19


ANİME-MANGA DOSYASI

20

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI

AYAKLARI ÜZERİNE BASAN BİR KIZIN HİKÂYESİ

KONO NO SEKAI NO KATSUMi Ni YAZAR: Olca Karasoy

“En mutlu olması gereken yıllarda hayatın tüm zorluklarını göğüsleyen genç bir kız: Suzu” Kono Sekai no Katasumi ni anime filmi, 2016 yılının kasım ayında vizyona giren ve Japonya’da, ikinci dünya savaşı yıllarında geçen bir yapım. Anime filmi her ne kadar kurgu bir hikayeyi ele alsa da, geçtiği dönem, yaşananlar, Hiroşima olayı ve barındırdığı acımasızlık gayet gerçek. Hikayenin ana karakteri Suzu adındaki genç kadındır. İyi huylu, narin ve nazik olan Suzu, resim çizmede bir hayli iyidir. 18 yaşına kadar ailesiyle mutlu mesut Hiroşima’nın Eba adlı kasabasında yaşar. 18 yaşına geldiğinde, yani 1944 yılında ise ailesi tarafından genç bir adamın onunla evlenmek istediğini öğrenir. Hiroşima’nın bir başka şehrİ Kure’de yaşayan bu genç adam denizcidir ve Suzu’yu on yıl önce görmüş, ona adeta hayran kalmıştır. Suzu, Shusaku adındaki bu adamla evlenir ve Eba’dan Kure’ye gelin gider. Suzu yeni kocasıyla beraber mutlu bir yuvanın hayalini kurar lakin savaşın gölgesi üzerlerindedir. Japonya’nın savaşı kaybediyor oluşu, giderek zorlaşan yaşam koşulları, uçak baskınlarına karşı tatbikatlar derken Suzu’nun hayatı hiç beklemediği bir dönemece girer. Ve bunlar daha hiçbir şeydir çünkü Suzu, evinden uzaklara baktığında önce göreceği ışık, duyacağı garip ses ve devasa mantar bulutunu daha görmemiştir. Uluslar arası adı In This Corner of the World olan anime filmi açık konuşmak gerekirse klişe bir arka hikayeyi kullanıyor. İkinci dünya savaşının zorluğu ve atom bombası gibi trajik etmenleri işleyen Hadashi no Gen ve Grave of the Fireflies gibi animelerde görmüştük. Suzu’nun hikayesi ise daha çok bireysel olmaktan ziyade genel olarak Japon toplumunun o dönem yaşadıklarını ele alıyor. Animede atom bombasının yarattığı korkunçluğu birinci dereceden görmüyoruz lakin bir insanın uzaktaki ailesini merak etmesi, her an tepemizden bomba düşebilir korkusu hissettiriliyor. Anlatmaya çalıştığım, izleyenini damardan yakalayıp bir nevi ajitasyon yapmak yerine o dönemin zorluğu ve yaşananlar gözler önüne seriliyor. Suzu’nun aklı havada masum bir kızdan zorluklara karşı göğüs geren bir kadına dönüşümü, kocasını ve uzaktaki ailesini merak edişi gibi bir hayli gerçekçi etmenler izlerken sizi içine çekiyor. Evet, başta dediğim gibi klişe bir konuyu temel alıyor fakat bu klişe sonuçta yaşanmış gerçek bir olay ve ne

kadar yazılıp çizilse izleyenini yine de etkiliyor. Bu bakımdan Suzu’nun hikayesi de görmeye değer. Anime filminin çıkış hikayesi biraz ilginç. Fumiyo Kono’nun 2009 yılında “Japan Media Arts Festival” adlı ödülü kazanan aynı adlı mangadan uyarlanan anime filminin yapımı “crowdfunding” adı verilen halkın destekleriyle gerçekleştirilen bir kampanya sayesinde başladı. Yirmi milyon yen hedefi olan desteklerden tam olarak otuz dokuz milyon yen gibi bir para toplanmış. Anime filmi de 2016 yılının Hiroshima Peace Film Award, 38th Yokohama Film Festival’de en iyi film, özel jüri ödülü gibi birçok ödülü cebine koydu. Yönetmen Katabuchi Sunao da bu ödüllerden nasibini alan bir isim. Bu arada, yönetmeni Black Lagoon adlı animeden tanıyabilirsiniz. Sunao, Black Lagoon’un hem yönetmeni hem de yazarıdır. 2011 yılında faaliyete başlayan Mappa adlı anime stüdyosu ise Sakamichi no Apollon, Shingeki no Bahamut ve Yuri on Ice gibi başarılı animelerin arkasındaki stüdyo. Gerçekçi çizimleri ile göz kamaştıran anime filminde absürtlükler (dikenli ve renkli saçlar, garip kıyafetler gibi olaylar) elbette yok. Herkes o dönemin günlük kıyafetleriyle ve saç modelleriyle işine gücüne bakıyor. Animenin müziklerinden sorumlu isim Kotringo sahne ismini kullanan şarkıcı, söz – müzik yazarı ve piyanist Rieko Miyoshi. Beş yaşından bu yana piyano çalan Miyoshi’nin anime filmine katkıları küçümsenemez. Kono Sekai no Katasumi ni, günlük – hayatın içinden tarzı ile başlayan ve savaşın getirisiyle giderek zorlaşan hayatı konu alan, bu hayatla baş etmeye çalışan Suzu’nun hikayesi. Anime filmini izlerken yeri geldiğinde Suzu ile gururlanacak yeri geldiğinde ise gözleriniz dolacak. En önemlisi de 128 dakika boyunca çok iyi vakit geçireceksiniz. Diğer Adı: In This Corner of the World Yönetmen: Katabuchi Sunao Stüdyo: Mappa Müzik: Kotringo Tür: Tarihi, Dram Süre: 128 dakika

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

21


ANİME-MANGA DOSYASI

. . .

HAYATIN ICINDEN 6 SLICE OF LIFE MANGA

1

ARİA Mangakası Amano Kozue olan Aria mangası, 2002-2008 yılları arasında yayımlanmış, 12 cilt ve 67 bölümden oluşuyor. Manga genel olarak Mizunashi Akari’nin hayatını takip ediyor. Akari kendi için konforlu bir yaşam alanı olan Neo-Venezia’yı yaratıyor. Burası Aqua adı verilen bir dünyada yer alıyor ve antik Venedik’in bir imitasyonu gibi. “Man Home” adı verilen teknoloji henüz Akari’nin gezegenine gelmemiş olduğu için, Akari kendisini yalnız hissediyor, arkadaşları ve ailesiyle iletişim kuramıyor. Bununla birlikte şehir, nehirlerin ve kanalların büyüleyici labirentleriyle, tam teşekküllü bir gondol rüyası ile birlikte Akari’nin yeni coşkusu haline geldi. Daha “ilkel” bir yaşam tarzına dönerek yeni bir ticaret sürdürmeye devam eden Akari’nin karakteri hem maceraperest, hem de cesaret verici bir hal almıştı.

22

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

YAZAR: Birsen Albayrak

2

UCHUU KYOUDAİ Mangakası Koyama Chuuya olan Space Brothers mangası, 2007 yılından beri yayınlanıyor. Şu ana kadar yayınlanmış 28 cildi bulunuyor. Manganın konusu ise şöyle: gençken (2006 yılında) bir gece, iki kardeş Mutta(1993 doğumlu) ve Hibito(1996 doğumlu) ayın etrafında bir UFO görürler. Bu geceden sonra ikisi de astronot olmaya ve uzayda seyahat etmeye karar verirler. 2025 yılında Hibito astronot olur ve aya gider. Mutta ise geleneksel kariyeri takip ederek bir otomatik geliştirme şirketinde çalışmaya başlar. Mutta patronuyla şiddetli bir kavgaya tutuşarak işini mahveder ve beraberinde de tüm sektörde kara listeye alınır. Belki bu gelişme, Mutta’nın çocukluk hayalini bir kez daha kovalaması ve küçük kardeşi gibi astronot olması için nadide bir fırsattır.


ANİME-MANGA DOSYASI

3

YOTSUBA TO! Mangakası Azuma Kiyohiko olan Yotsuba to! mangası, 2003 yılından beri yayınlanıyor. Şu ana kadar yayınlanmış 25 cildi bulunuyor. Manga Yotsuba’nın hayatını konu alıyor. Yotsuba’nın günlük hayatı macerayla doludur. Yotsuba çok enejik ve meraklı bir çocuktur. Babası tarafından beş yaşından bir çocuğun bilemeyeceği şeyleri bildiği için tuhaf olarak tanımlanmaktadır. Merakından dolayıdır ki, bir çok sıradan şey onun için maceraya dönüşmektedir. Gün ilerledikçe, Yotsuba yeni arkadaşlar edinir ve eğlenceli olabilecek şeyleri onlara göstermeye başlar.

5

BARAKAMON Mangakası Yoshino Satsuki olan Barakamon mangası, 2009 yılından beri yayınlanıyor. Şu ana kadar yayınlanmış 13 cildi bulunuyor. Manganın konusu ise şöyle; genç kaligrafi ustası Handa Seishu ünlü bir kaligrafı yumruklaması nedeniyle ceza olarak küçük bir adaya sürgün edilir. Daha önce hiç şehir dışında yaşamamış olan Handa; yeni manyak komşularına, rahatsız eden çocuklarına, traktörle seyahat eden, ön kapıyı kullanmayan bu insanlara uyum sağlamak zorundadır. Peki bu şehir adamı bu sıkıntıların üstesinden gelebilecek midir?

4

NON NON BİYORİ Mangakası Atto olan Non Non Biyori mangası, 2009 yılından beri yayınlanıyor. Şu ana kadar yayınlanmış 9 cildi bulunuyor. Manganın konusu ise şöyle; ilkokul öğrencisi Ichijou Hotaru ailesiyle birlikte Tokyo’dan başka bir şehre taşınıyor. Hotaru yeni okuluna ve akranı olan 5 sınıf arkadaşına adapte olmaya başlıyor. Sonrasında ise arkadaşlarıyla birlikte her gün yeni bir maceraya atılıyor.

6

NİJİİRO DAYS Mangakası Mizuno Minami olan Nijiiro Days mangası, 2012 yılından beri yayınlanıyor. Şu ana kadar yayınlanmış 12 cildi bulunuyor. Manga genel olarak dört genci konu ediniyor: Natsuki umutsuz bir romantik olmaktan korkuyor; Keiichi sadist yanından tiksiniyor; Tsuyoshi ortamı algılayamayan bir otaku; Tomoya ise tam bir playboy. Eğlenceli vakit geçirerek günlük lise hayatını geçiren bu dört gencin rengarenk hikayesi Natsuki’nin Noel arifesinde sokakta santa kostümü giyen bir kızı görmesi ve ona aşık olmasıyla başlar. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

23


ANİME-MANGA DOSYASI

.

.

aNIMELERDE BILGE KARAKTERLER ÖNE ÇIKAN KARAKTERLER VE ÖZELLİKLERİ

YAZAR: Hafize Mutlu

Goku, Naruto, Luffy, Natsu… Bu dört shounen karakterinin ortak noktası, animelerindeki baş kahraman olmalarının yanında aynı zamanda saf ve bilgi bakımından zayıf olmaları diyebiliriz. Ama böyle karakterlerin saflıkları bizi korkutmaz, zira hemen her animede bu karakterlerin aksine, kahramanlarımıza yardımcı olan zeka küpü, bilgeliğiyle izleyiciyi kendisine hayran bırakan, yol gösterici yaşlı kişiler vardır. İşte bu ayki yazımda bu karakterlerin genel özelliklerinden ve animelerde zekalarıyla parım parım parlayan bilgeliklerinden bahsedeceğim.

Fairy Tail’in ustası Makarov’u hatırlatayım hemen burada sizlere… Minnak bedeni yeri geldiğinde koca bir deve dönüşüp loncasını korusa da hatta torununu sürgün ederken bile amacı ona bir şeyleri göstererek öğretmen olsa da aslında Makarov çocuksuluğunu hiç kaybetmemiş bir karakter. Eğlenceyi Natsu’dan sorabileceğiniz gibi çoğu zaman Makarov’dan da sorabilirsiniz. Loncasındakilerin başına bir şey geldiğinde her zaman verebileceği bir öğüt vardır. Ve nasıl güzel vakit geçirilebileceğini, bir çocuk gibi işten nasıl kaytarılacağını da en iyi o bilir.

Genellikle shounen’larda karşımıza çıkan bu bilge amcalarımız her şeyi bilirler desek abartmış olmam herhalde. En azından anime kahramanımız ile ilgili öngörüleri çoğu zaman doğrudur diyebiliriz. Onların gelişimlerini, ileride başlarına gelecek şeyleri bildikleri gibi hayatlarında vermeleri gereken zor kararları bile ön görebilirler.

Bilge karakterlerimizin tek özelliği çocuksu olmaları değil elbette. Bilgeliklerini tamamlayacak şekilde de güçlüdürler. Her ne kadar son vuruşu yapmasalar da -genellikle kahramana pas atarlar son vuruşudüşmanlarını devirirken muazzam güçlerini görebilirsiniz. Bu bilgelerden bir tanesini de Naruto’da Jiraiya karakteri olarak izliyoruz. Makarov gibi şen şakrak olmasının yanı sıra onun gibi çocuksu ve saf tarafı da vardır. Naruto’ya bir baba gibi şefkat ile yaklaşması ise bilgeliğinden kaynaklanır. Fakat öte yandan herkes de ondan tırsar, İtachi’nin bile onu yenemeyeceğini söylediğini Naruto izleyenler hemen hatırlayacaktır.

Fakat bu bilge karakterlerin en belirgin özellikleri arasında çocuksulukları vardır genellikle. Şen şakrak ve samimi olan bu bilge kişiler, bilgeliklerine zıt dursa da çoğu zaman asıl kahramandan daha saf olabilirler.

24

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


ANİME-MANGA DOSYASI Tüm bunların yanında biraz da sapıktır bu bilge karakterlerimiz. Jiraiya da öyledir biraz. Kadınlara düşkünlüğü nedeniyle Naruto’nun ona çoğu zaman “ero sennin” dediğini izleyenler hatırlayacaktır. Fakat sapık bilge dediğimiz zaman Dragon Ball’daki Muten Roshi’nin eline kimse su dökemez. Öğrencilerine en zor durumlarda gerekli desteği veren bilge karakterimiz aynı zamanda Dragon Ball evrenindeki en usta dövüşçüdür. Fakat diğer yandan da bu bilgeliğini paylaşması karşılığında “bana fıstık gibi kız bulun” gibi bir cümle kurabilecek kadar da sapıktır. Bulma’ya olan takıntısı onu komik durumlara düşürse de usta Roshi sadece kendisi değil, yetiştirdiği öğrencileri de oldukça popüler ve güçlüdür. HunterxHunter’dan tanıdığımız Netero ise yukarıdaki karakterler kadar bilgeliğiyle ünlü olmasa da, hayatını dövüş sanatlarına adamasıyla çok güçlü olmuş ve zekasıyla bir adım öne çıkmıştır. Ne var ki o da tıpkı yukarıdaki bilge ustalarımız gibi neşelidir. Hatta onlardan biraz daha ileri giderek keyfine düşkünlüğüyle ün yapmıştır. Öğrencilerini güçlerinin sınırlarına kadar zorlamayı seven Netero bazı öğrencilerini oyun oynayarak sınamasıyla da sınavlarındaki hicvini izleyiciye göstermiştir. Bu eğlenceli, çocuksu ama bir o kadar da bilgili ve görmüş-geçirmiş karakterlerimiz çoğu shounen serilerinin en karizmatik yan karakterlerini oluşturur. Her ne kadar sapık ve kadınlara düşkün tarafları olsa da zekaları su götürmez bir gerçektir. Ancak her yaşlı karakteri de bilge sıfatını yapıştırmamak gerekir. Bleach’den tanıdığımız Yamamoto çoğu izleyici tarafından bilgelik sıfatıyla anılmaz mesela. Fikir ayrılıklarına neden olsa da Yamamoto kuralcı kişiliğiyle dikkat çeker. Kahramanımıza yolculuğunda bilgeliğiyle ışık olan yaşlı karakterlerimiz bu kadar değil tabii. Ama bilge karakter dediğimiz zaman aklıma ilk gelenler bunlardır.

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

25


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

JAPONYA'DA KA J

aponya’da her mevsim güzel. Kış mevsimi ise ayrı güzel... Bu sayıda sizler için kış mevsiminde Japonya’da gerçekleştirilen, birbirinden keyifli kar ve kış festivallerini anlatacağız. Gelin birlikte bembeyaz bir yolculuğa çıkalım.

Y

okote Kamakura Festivali Yokote Festivali Şubat ayının ortalarında gerçekleştirilmektedir. Yaklaşık 450 yıl öncesine dayanan eski bir gelenektir. Bu festival boyunca 100 tane kar kulübesi oluşturulur ve çocuklar, ziyaretçileri içeri girip Su Tanrısına tapmaları için cesaret verici yerel hikayeler anlatırlar. Ziyaretçilere tatlı bir içecek olan “amazake” ve pirinç keki diyebileceğimiz “mochi” ikram edilir.

26

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

YOKOTE KAMAKURA FESTİVALİ

O

uchijuku Kar Festivali Kar festivali denildiğinde akıllara gelen diğer bir isim Ouchijuku. Sayısız kar feneri kurulur. Devamında kostüm partisi, noodle yeme yarışması, dans gibi etkinlikler gerçekleştirilir. Gece boyunca havaifişek gösterisi ile gökyüzü renklenir.


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

.

.

AR FESTIVALLERI Y

YAZAR: Selin Doygun Yıldız

unishigawa Onsen Festivali Yunishigawa, muhteşem kar taneleri, kardan kulübeleri ve kardan adamlar ile kartpostalları aratmayacak bir görüntüye sahip. Festivalde kar kulübeleri içinde barbeküye ve gece olduğunda muhteşem kar manzaralarına hazır olun. Ayrıca festival boyunca geleneksel Japon mutfağının da tadını çıkarın.

SAPPORO KAR FESTİVALİ

S

apporo Kar Festivali Sapporo Festivali’ni diğer festivallerden farklı kılan o dinamik ve göz alıcı tasarımları. Yalnızca kar ve buzdan yapılmış heykeller 1.5 kilometrelik alana sıralanır. Festival yalnızca Japonya’da değil, dünya çapında ünlüdür ki her yıl yaklaşık iki milyon insan tarafından ziyaret edilmektedir.

YUNİSHİGAWA ONSEN FESTİVALİ

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

27


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

ZAO KAR CANAVARI FESTİVALİ

Z

ao Kar Canavarı Festivali Canavar deyince gözünüzde korkunç yaratıklar canlanıyor değil mi? Ama hikayemiz bambaşka. Hava soğuduğunda ve Zao dağlarındaki ağaçlar donduğunda, canavara benzediğinden dolayı bu görüntü “kar canavarı” diye adlandırılır. Bu festival de dünya çapında ünlüdür. Eğer bu festivale giderseniz bu görüntü ile sınırlı kalmayın. Hem kayağın hem de muhteşem havaifişek gösterisinin tadını çıkarabileceğiniz Yamagata Zao Kayak Merkezi’ne bir uğrayın derim.

U

rabandai Kar Festivali Festival günü yapılan en güzel etkinlikllerden biri kar içerisine saklanmış olan hazineyi bulmak. Ancak bu festivale gittiyseniz yalnızca bununla sınırlı kalmıyorsunuz. Dondurma yapımı, şeker yapımı gibi etkinliklere de katılmayı unutmayın.

H

irosaki Kar Feneri Festivali Hirosaki Park’ında gerçekleştirilen bu festivalde 150 tane kardan heykel ve kar feneri görmeniz mümkün. 300’e yakın kardan kulübe ise yarattığı mükemmel manzara ile görülmeye değer. wate Kar Festivali Bu festivalde dört metre uzunluğunda kardan heykeller görmeniz mümkün. Geceleri gökkuşağı renkleriyle aydınlanan heykeller... 2016 yılında yeni heykeller eklendi ve heykeller toplamda 12’yi buldu. Ayrıca diğer bir haber ise bu yıl ilk defa kardan adam yarışması gerçekleştirilecek. Dilerseniz siz de katılabilir veya oy gönderebilirsiniz.

I

IWATE KAR FESTİVALİ

28

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

ZAO KAR CANAVARI FESTİVALİ


.

JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

1.yıl

KiTABIMIZ ÇIKTI! kitabevlerinde, online satış sitelerinde...

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

29


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

30

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

AKIŞIN İÇİNDE KENDİNİ . YENİDEN KEŞFETMEK

ZEN MEDITASYONU YAZAR: Bensu Cangüler

‘’Günün birinde bir keşiş Zen Ustası Joshu’ya sormuş ‘Zen nedir? Lütfen öğret bana’. ‘Kahvaltı ettin mi?’ diye sormuş Joshu ‘Evet, Usta’ demiş keşiş. ‘Öyleyse’ demiş Joshu ‘git çanağını yıka’’.

Zazende bir başka deyişle zihni yoğunlaştırmak için zorlamadan iç derinliğe ulaşıp insanın içindeki sevecenliğin doğal bir şekilde ortaya çıkarılması amaçlanır.

‘’Gündelik yaşamda Zen’’ kitabından alıntıladığım bu küçük hikayede aslında Zen’in özel bir şey olmadığı, yaşamımız devam ederken Zen’i kolayca bu akışa dahil edebileceğimiz açık bir şekilde ifade edilmiş.

Günlük yaşamda Zen... Zen, her açıdan aslında günlük yaşamdaki etkinliklerimizdir Çevremizdeki olan biteni algılama, işlerimizi yaparken işleyişin farkında olmak hep Zen ve meditasyon parçalarının birleşmesiyle bütün haline gelir. Zen uygulamalarının amacı bireylerin özünü günlük yaşamında meditasyon ve farkındalık yoluyla keşfetmesine dayanır.

Şimdi Zen’in işleyişini, kökenlerini ve öğretinin temeli olan meditasyon hallerini inceleyelim birlikte Zen öğretisinin köken Hindistan’da ki Dhyana okuluna kadar uzanır. Zen’de dünyamızı oluşturan duyarlı varlıkların Buda doğasına sahip olduğu kabul edilir Zen, diğer Budist okulların arasından aydınlanma amacıyla yapılan meditasyona verdiği önemle ayırt edilir. Meditasyon anlamına gelen Japonca zazen kelimesi Zen kelimesinden türetilmiştir. Zen Batı’da yalnızca bir meditasyon biçimi olarak yayılma gösterse de aslında Budizmin kollarından biridir. Sadece oturuyorum hissi… Zen budizminde oturarak yapılan meditasyona Zazen denilir. Bu kavram zen öğretisinin bel kemiğini oluşturur. Zazen, beden ve zihnin sakinlesmesini sağlayarak, varoluşun temelini içe dönüş yoluyla anlamaya çalışan bir meditasyon disiplinidir. Kişi İçe dönüş yöntemiyle satori denilen aydınlanmaya ulaştığında ise tamamlanmış olur.

Zen meditasyonunu hayatına geçirebilmiş olan kişi korkularından özgürleşir, pişmanlıklarından kurtulur. Ruhunun doğasını keşfettiği için başkalarıyla yarış halinde olmaktan kaçınır. Endişe, suçlamak, yargılamak gibi kötü düşüncelerinden arınır. Eğer siz de sadece otururken oluşacak mucizelere kendinizi açmak istiyorsanız zen meditasyonunu hayatınızın bir parçası haline getirme zamanınız gelmiş demektir.

Zen öğretisinde ‘’zihinsizlik’’ saf algılama halini yakalamanın yolu zazenden geçer. Zazen meditasyonunda çevrede gelişen tüm olaylar bir sessizlik içinde izlenir. Kişi burada her şeyin gözlemcisi konumundadır. Kendi soluk alıp verişini, içinden geçen düşünceleri serbest bırakarak onlara karışmaz. Zazen’de çeşitli oturuş biçimleri vardır. Bu meditasyon biçimlerini alırken dikkat kişinin duruşuna ve nefesine yöneliktir. Zazende ki oturuş biçimlerinden meditasyon haline en uygun olanı Lotus duruşudur. Bu oturuş aslında hepimizin zihninde kendine yer bulmuş olan Budanın oturuşundan gelmektedir. Lotus duruşunda bacaklar bağdaş kurup iyice çaprazlanır. Oturulan yer zabuton (minder ) olmalı ve üzerine yerleştirilen katlanmış bir yastık zafu kullanılmalıdır.. WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

31


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI

DOĞU’NUN GÜNEŞİ JAPONYA’DA

5 ÜNLÜ TAPINAK U

YAZAR: Bensu Cangüler

zakdoğu kültüründe özellikle de Japonya’da tapınakların büyük bir önemi vardır. Tapınaklar belli bir dinin ve inanışların temsili konumundadır. İmparatorların, ve tarihte önemli yeri olan kişilerin ruhlarına saygı tapınaklarda dua ederek ve çeşitli ritüelleri yerine getirerek gerçekleştirilir. Japonya’da yaygın iki din olan Şintoizm ve budizmin tapınaklara yansımaları birbirinden farklılık gösterir. Şinto mabedleri Kami adı verilen tanrılara ibadet etme yeridir. Arınma işlemi tapınak girişindeki çeşmelerden su kullanılarak yapılır. Budist tapınaklarında ise tütsü yakarak küllerini ileri yönlendirmenin şifalı olduğu kabul edilir. Ayrıca Budist tapınaklarının ana salonu tapınaktan ayrı geniş ve görkemli kapıları vardır. Şinto mabedlerinde ise farklı olarak ana salonun yanında adak salonu da bulunur. Bir çok tapınak bulunduğu bölgenin doğal yapısıyla ve nifüsuyla birbirinden ayrılır. Kimi tapınak, kaynak suları ve doğal bir alanın ortasında olmasıyla turistlerin gözdesi olurken, diğeri ise metropolün

32

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

MEİJİ TAPINAĞI

içinde ziyaretçilerine farklı bir dünya sunduğu için popüler olmuştur. Ama Japonya gibi bir coğrafyada yer alan tapınakların hepsinin eşsiz ve ayrı özellikler taşıdığı aşikardır. Bu yazımda sizle Japonya’nın farklı ve çeşitli özellikleriyle ün salmış 5 tapınağına doğru bir geziye çıkacağız. ilk durağımız Tokyo’nun sessiz sakini Meiji tapınağı! Meiji Tapınağı Tokyo’daki Yoyogi Parkı’nın içinden yürüyerek ulaşılan imparator Meijiye adanan bir tapına-


JAPON KÜLTÜRÜ DOSYASI ktır. Meiji tapınağı geleneksel Japon stili düğün törenleriyle oldukça ünlü bir mekandır. Bu düğünlerin çoğu tapınağı ziyaret edenler tarafından büyük bir ilgiyle izlenmektedir. Tapınak ayrıca Tokyo’nun lüks mağaza ve moda caddesi olan Aoyama, Omotesando’ya ve Harajukuya da kısa bir yürüme mesafesindedir. Yaklaşık 100,000 ağacın çevrelediği Meiji tapınağı güzel yürüyüş alanlarıyla birlikte Tokyo’nun keşfetmenizi bekleyen tapınakları arasında yer almaktadır.

SENSOJİ TAPINAĞI

Gelenekselliğin kalbi Sensoji Tapınağı ise 628 yılında kurulan Tokyo’nun en eski tapınaklarından biridir. Fakat Sensoji’nin ünü, yalnızca büyük ve heybetli kırmızı kapısı, gösterişli binalarından ibaret değildir. Sensoji sadece bir tapınak olmaktan daha fazlasına sahiptir. Tapınak 5 katlı Pagodasıyla şehirdeki en heyecan uyandırıcı yapılardan biridir. Aynı zamanda güzel bir mahalle hissi de arıyorsanız doğru yerdesiniz! Sensoji eski Tokyo hissini korumayı başarmıştır nadir yerlerden biridir. Buranın bir başka bir eşsiz özelliği de tapınağın girişinin bir pazar havasında olmasıdır. Nikamise yolu boyunca, birbirinden değişik hediyelik eşyacılara göz atabilir, ünlü sokak lezzetlerini deneyip, hediyeler alabilirsiniz. Sensoji tapınağı gün boyu binlerce ziyaretçiyi ağırlayan bir dinamiğe sahiptir. Şehre karanlık çöktüğünde de tapınağın önünden bir kez geçmeyi ihmal etmeyin.

tarafından 607 yılında kurulmuştur. Nara bölgesinde yer alan Horyuji tapınağı dünyadaki en eski ahşap yapı olan 32 metrelik bir ahşap pagodaya ev sahipliği yapmaktadır. Horyuji ülkenin en eski tapınaklarından biri olmasıyla birlikte dünyanın ayakta kalmayı başarmış köklü binalarını da kendisinde toplamıştır. Tapınağın girişi iki ana bölgeye ayrılmıştır, Batı bölgesi (Saiin Garan) ve Doğu bölgesi (Toin Garan) Tapınak Budizmin shotoku kolunun genel merkezi konumundadır. Kiyomizudera ‘’doğal kaynak su tapınağı’’ bilinen Japonya’nın en ünlü tapınaklarından biridir. Kyoto’da yer alan Kiyomizudera Tapınağı, dünyanın yeni 7 harikasından birine aday gösterilmiştir. Kiyomizudera’nın ana salonunun arkasında yer alan Jishu türbesi aşk ve çöpçatanlık tanrısına adanmıştır. Burada kişinin gözleri kapalı haldeyken bir başkasıyla yolunu başarıyla bulmanın şans getireceğine ve aşkı bulacağına inanılır. Kiyomizudera ana salondan 13 metre yukarıya doğru uzanan ahşap sahnesiyle ünlüdür. Bu sahne ziyaretçilerine ilkbahar ve sonbahar aylarında renk patlaması yaşayan sayısız kiraz ve akçaağaç ağaçlarının sıralandığı bir manzara sunar. Ayrıca Kiyomizudera tüm bu romantik atmosferiyle birlikte Unesco dünya mirası listesinde kendine yer edinmeyi başarmıştır. Dahası da var. Buradan Kyoto’yu ayaklarınızın altına serilmiş panaromik görüntüsüyle izleyebilirsiniz.

HORYUJİ TAPINAĞI

Kamakura Hasedera Tapınağı, Nara idari bölgesinde yer alan yaygın olarak Japonya’nın en büyük ahşap imajına ev sahipliği yapan bir tapınaktır. Merhamet tanrısı Kannon 11 başlı heykeli ile ünlüdür. 9.18 metre uzunluğundaki, yaldızla kaplanmış ahşap heykel Japonya’nın en büyük ahşap heykeli olarak kabul edilir. Tapınağın ana binasından Kannon- do salonu görülebilir. Ana salonun bitişiğinde Kannon müzesi yer alır bu küçük müzeyi gezebilmek için ek bir ücret ödemeniz gerekmektedir. Horyuji Tapınağı, Unesco’nun 1993 yılı dünya mirasları listesinde yer alan Horyuji tapınağı Japonya’da budizmin ilk yayıcılarından olan Prens Shotoku

KAMAKURA HASEDERA TAPINAĞI

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

33


JAPON edebİYATI DOSYASI

BİR AN EVVEL TÜRKÇE’YE ÇEVRİLMESİNİ UMDUĞUMUZ

6 JAPON EDEBiYATI BASYAPITI ,

YAZAR: Deniz Balcı

“Çevrilmemesine üzüldüğümüz, bir an evvel okumayı dilediğimiz kitaplardan bahsedelim istedik bu ay. Ancak liste çok uzun olduğundan, bu yazıda 1970 öncesinde yayımlanan kitaplardan 6 tanesini seçmek durumunda kaldık. İyi okumalar”

2017’ye Japon edebiyatı açısından sevindirici gelişmelerle başladık. Ayrıntı Yayınları Natsuki İkezawa’nın ‘Ağabeyine Çiçek Taşıyan Kız’ isimli romanını yayımlarken; Zeplin Kitap da Shusaku Endo’nun ‘Sessizlik’ isimli başyapıtını bastı. Osamu Dazai’nin ‘Batan Güneş’ ve ‘İnsanlığımı Yitirirken’ isimli romanları yeni baskı yaparken, çeviride yeni Dazai kitapları olduğunu da öğrendik. Everest Yayınları, 2017 içerisinde Yasunari Kawabata kitaplarından en az üç tanesini yayımlayacağını kesinleştirirken, Haruki Murakami’nin de daha önce Türkçede yayımlanmamış iki kitabıyla da yine bu sene içinde buluşacağız. Jun’ichiro Tanizaki ve Kobo Abe’nin de daha önce Türkçede hiç okunmamış birer kitapları yolda. Banana Yoshimoto’nun ‘Mutfak’ isimli kitabı da yeniden basılanlardan. Bu güzel haberler bizi mutlu ederken çevrilmemesine üzüldüğümüz, bir an evvel okumayı dilediğimiz kitaplardan bahsedelim istedik. Ancak liste çok uzun olduğundan, bu yazıda 1970 öncesinde yayımlanan kitaplardan 6 tanesini seçmek durumunda kaldım. Önümüzdeki sayıda da çağdaş dönemden çevrimini beklediğimiz kitaplardan bahsedeceğiz.

1

THE TALE OF GENJI - Murasaki Shikibu (Orijinal ismi: Genji Monogatari / Tarihi: 1010)

‘The Tale of Genji’, Heian Döneminde kaleme alın-

34

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

mış, bazı otoriteler tarafından dünyanın ilk romanı olarak gösterilen; uzunluğu ve zenginliğiyle göz dolduran klasik bir eser. 1000 sayfayı aşan sayfa sayısıyla, çevrilmesi oldukça zor bir metin olduğunu anlamak ve kabul etmek gerekir. Çağdaş Japoncada dahi ancak Jun’ichiro Tanizaki’nin yapmış olduğu revizelerle 1960lardan sonra rahatça okunabilmiştir. Her daim Batıda ve Doğuda çok ilgi gören ve tartışılan bu kitap, 1800lü yılların sonundan itibaren farklı çevirmenler tarafından çok kere İngilizceye çevrilmiştir. Her çeviri de üzerine kitaplar yazılacak, uzun süren incelemelerinin sebebi olacak edebi tartışmaları başlatmıştır. En dikkat çekeni ise, kitabın 1650 senesindeki versiyonunu, 1976’da İngilizceye çeviren Edward G. Seidensticker’ın ortaya koyduğu çeviridir. Ülkemizde daha önce Esin Esen yetkin çevirisiyle ‘Murasaki Shikibu’nun Günlüğü’nü Türkçeleştirmişti. Sonrasında da Tanizaki’nin dev eseri ‘Nazlı Kar’ı çevirerek, bizde acaba ‘The Tale of Genji’yi de Türkçemize kazandırır mı diye soru işaretleri yaratmıştı. Önümüzdeki zamanlarda umarız bu mihenk taşı kitabı, Türkçe okuyabilme şansına erişiriz.


JAPON EDEBİYATI DOSYASI Yazar, Japon destanlarının ışığında modern ve epik yeni bir dil yaratırken, bir yandan da samuraylara dair anlatılagelmiş her öyküyü eserlerinde kendine ait yaratıcılığıyla işlemiştir. Çevrilmesini beklediklerimiz listesinde, bu eserden öncelikli eserler yok muydu diye soru işareti olabilir kafalarda. Henüz Türkçede basılan Japon edebiyatı eserlerinin yeterli olmadığı çok açıktır ve çok büyük yazarların önemli eserlerinden beklediklerimiz çoğunluktadır. Fakat ‘Musashi’ kapsamı ve anlatımıyla bize çok yeni şeyler vaat eden bir kitap olduğundan burada yer vermek istedim. Yedi kitaptan oluşan ‘Musashi’ Japon tarihindeki bir çok destanı, efsaneyi, samuraylığı, intikam ve kanı, erdemi, adanmış dinselliği ve daha bir çok ayrıntıyı mercek altına alıp hikayelerine yedirmiş, onlarca karaktere sahip dev bir eserdir. Çok uzun bir eser olduğundan dolayı belki ülkemizde de kitap, İngiltere, Almanya ve Fransa’da yapıldığı gibi seçme metinlerle çevrilebilir. Yoksa ‘Musashi’yi okumak için uzun yıllar beklememiz gerekebilir.

2

THE WILD GEESE - Mori Ogai (Orijinal ismi: Gan / Tarihi: 1911)

Mori Ogai, Natsume Soseki ile birlikte Meiji Döneminin en önem arz eden bir kaç edebiyatçısından birisidir. Ancak Mori Ogai henüz Türkçe okuma şansına erişebildiğimiz bir isim değil. İngilizceye 1959 senesinde çevrilen ve çok sevilen ‘The Wild Geese’ Japonya’da, 1911-1913 seneleri arasında seri halinde yayımlandı; hemen akabinde de kitap olarak basıldı. ‘The Wild Geese’de ki olaylar 1880 Japonya’sında geçiyor. Merkezine bir aşk öyküsünü alan roman, arka planda batılılaşan Japonya’yı ve değişen sosyolojik yapıyı etkileyici bir şekilde gözler önüne seriyor. Gittikçe yükselen temposu ve okuyucuyu sarsan sonuyla okuma açısından da keyifli bir tecrübe yaşatıyor. Shiro Toyoda’nın 1953’te sinemaya da aktardığı kitap, hem uzun olmaması, hem de Ogai ile tanışmamızın çok geç kalmış olmasından dolayı bir an evvel çevrilmesini beklediğimiz kitaplardan bir tanesi.

3

MUSASHI - Eiji Yoshikawa (Orijinal ismi: Miyamoto Musashi / Tarihi: 1935)

Yoshikawa, Japon edebiyatında yazmış olduğu tarihi romanlarla çok başka bir noktada konumlanır.

4

THE WAITING YEARS - Fumico Enchi (Orijinal ismi: Onnazaka / Tarihi: 1957)

Meşhur kadın romancı Fumico Enchi’nin en iyi eseri olarak gösterilen ‘The Waiting Years’ kadınlığın tartışmalı bir şekilde başrolde olduğu cesur kitaplardan biridir. Meiji Döneminin başlarında geçen öykü karakterlerinin gelişimi ve dönüşümleri ile özellikle WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

35


JAPON edebİYATI DOSYASI türlü zorluklarla mücadele etmiştir. Bunlardan biride radyasyon yüklü yağmurlardır. Bunlara ‘Siyah Yağmur’ denmiştir. Kitap ismini buradan almıştır. Doğa olaylarının zorlukları altında ezilen karakterler üzerinden, yıkımın psikolojik ve sosyolojik etkilerini gözler önüne seren bu kitap, anti-militarist edebiyatın en gerçekçi ve dokunaklı örneklerinden biridir. Henüz Türkçeye çevrilmemiş olan Black Rain dileriz önümüzdeki zamanlarda çevrilir.

6

THE TEMPLE OF THE GOLDEN PAVILION Yukio Mishima (Orijinal ismi: Kinkaku-ji / Tarihi: 1956)

feministler tarafından çok eleştirilmiştir. Ancak Enchi, kadının kurgulanıp edebi hale getirildiğinde olduğundan farklı bir şekilde yansıtılmasını doğru bulmamış olmalı ki, kitabı yazarken her şeyi bir kenara bırakıp herhangi bir kaygı gütmeden yalnızca tecrübelerinden ve gözlemlerinden yola çıkarak bir öykü ortaya koymuş. Noma Ödüllerinde en iyi roman ödülünü de alan bu kitap, bir an evvel Türkçe okumak istediklerimiz arasında ilk sıralarda.

5

BLACK RAIN - Masuji Ibuse (Orijinal ismi: Kuroi Ame / Tarihi: 1965)

‘Black Rain’ 1945’de Amerika’nın Japonya’ya atmış olduğu atom bombalarının yarattığı yıkımın izlerini sürerek, bunları anlatan kurmaca bir roman. Bilindiği üzere atom bombaları yalnız atıldığı toprak parçası, insanlar ve bitkileri değil, kilometrelerce alana uzayan su yollarını, denizi ve havayı da geri dönüşümü olmaksızın tahrip etmiştir. Japonya bu tahribattan kurtulmaya çalışırken

36

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

‘Bereket Denizi Dörtlemesi’, ‘Denizi Yitiren Denizci’, ‘Bir Maskenin İtirafları’ gibi akıla kazınan, son derece güçlü, çok önemli eserleri olan bir yazarın her eserinin çevrilmesini bekliyoruz aslında. Mishima, 20.yy dünya edebiyatına ismini altın harflerle yazdırdı. Ülkemizde de hatırı sayılır bir okuyucu kitlesi bulunmakta. Hal böyleyken bütün yabancı makalelerde ve listelerde yazarın anlaşılması için ilk okunması gerekenler listesinde başta gösterilen, yazarın en iyi eserlerinden biri olarak lanse edilen ‘The Temple of the Golden Pavilion’un Türkçeye çevrilmemiş olmasını anlamak biraz zor geliyor. Yazarın haklarını elinde bulunduran Can Yayınları geçtiğimiz sene içerisinde yazarın kitaplarına yeni baskı yapmış ve şahane kapaklarla havasını da değiştirmişti. Umarım yakın bir süre içerisinde ‘The Temple of the Golden Pavilion’ başta olmak üzere ‘After the Banquet’, ‘Forbidden Colors’, ‘The School of Flesh’ gibi kitaplarını Türkçede okuma imkanına sahip oluruz.


KAYNAKÇA

[TAKESHİ KİTANO-DOLLS] http://asianmoviepulse.com/2016/01/thirdwindow-films-releases-kitanos-hana-bi-kikujiro-dolls-blu-ray/ [SWEET BEAN] http://www.fandango.com/sweetbean_190735/movieoverview http://www.bathfilmfestival.org.uk/film/closet-monster/ https://www.cinemamontreal.com/films/lesdelices-de-tokyo-2015/photos http://asianwiki.com/Sweet_Bean http://www.spiritualityandpractice.com/films/ reviews/view/28130/sweet-bean [MOHTRA] https://en.wikipedia.org/wiki/Mothra_(film) http://www.alcohollywood.com/mothra-vs-godzilla-1964/ http://www.adventuresinpoortaste. com/2014/05/04/godzilla-the-showa-seriespart-4-mothra-vs-godzilla-1964/ [JAPON DİZİLERİ] http://www.sehirmagazincisi.com/ Hbr-5188-Anne-dizisinin-afisi-yayinlandi-Iste-o-afis.html/ http://www.turkcealtyazi.org/mov/1632065/ mother.html https://en.wikipedia.org/wiki/1_Litre_no_ Namida_(TV_series) https://ruriimatsuii.wordpress. com/2011/03/05/taiyou-no-uta/ https://www.tapatalk.com/topic/274772-10910 https://en.wikipedia.org/wiki/Akai_Ito_(TV_ series) https://subscene.com/subtitles/liar-game-reborn https://forums.soompi.com/en/topic/343942drama-2014-liar-game-%EB%9D%BC%EC%9D%B4%EC%96%B4%EA%B2%8C%EC%9E%84/ http://www.anitr.com/forum/the-red-threadakai-ito-2008-japonya-t4482.0.html http://supermerlion.com/shiroi-haru/ http://asiabeam.com/v/films/Midnight-Sun/ Taiyou-no-uta-photo-02 [FUJİKO YAMAMOTO] http://m.imdb.com/name/nm0945414/media-

viewer/rm3540042240 [KOMŞUM TOTORO] https://trueclassics.net/2015/08/02/visiting-my-neighbor-totoro/ http://firedragonmatty.deviantart.com/art/MyNeighbor-Totoro-Vector-417623056 [RETSUKO] http://www.animeclick.it/video-intro?r=/anime/16496/aggressive-retsuko http://www.korediziizle2.com/aggressive-retsuko-8-bolum-izle.html https://www.youtube.com/watch?v=wUXUQfDdf5M http://animefushigi.co/episode/Aggressive-Retsuko-Episode-1/ https://myanimelist.net/forum/?topicid=1508378 [IN THIS CORNER OF THE WORLD] https://littleanimeblog.com/2016/08/08/update-wartime-coming-of-age-tale-in-this-corner-of-the-world-sets-premiere-date/ [MANGALAR] https://tr.pinterest.com/franceswhite84/ aria-the-animationnaturaloriginationavvenire/ http://www.popanimemusic.com/search?updated-min=2012-01-01T00:00:00-08:00&updated-max=2012-08-18T17:39:00-07:00&max-results=37&start=37&by-date=false http://kco1.deviantart.com/art/Yotsuba-Book-Cover-12-440768903 http://www.mangareader.net/non-non-biyori/10/9 https://tr.pinterest.com/HistoriaReiss82/nijiiro-days/ [JAPON KIŞ FESTİVALLERİ] http://japantraveladvice.com/festivals-events-february-2016-japan/ http://shizu529.blogspot.com.tr/2011/02/japanese-geography-project.html http://www.musuvi.jp/secret_places15.html http://travel.rakuten.com/campaign/ranking/ snow-festival/ http://scoutski.com/zao-onsen-ski-resort http://www.japan-iwate.info/app/location_detail.php?lid=61 http://www.en-aomori.com/culture-046.html http://www.japan-guide.com/blog/ scott/130205.html WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

37


http://japan-attractions.jp/festivals/iwate-snow-festival/ http://www.unmissablejapan.com/events/ sapporo-snow-festival [ZEN MEDİTASYONU] http://www.sixthancestorzen.org/ http://www.zamanyolcusu.com/zen.htm (https://tr.wikipedia.org/wiki/Zazen) http://epistemoloji.blogspot.com.tr/2008/07/ zazen-zen-meditasyonu.html http://gulernameste.blogcu.com/zen-meditasyonu-zazen/602009 http://templesofjapan.com/Kamakura-Hasedera.html [5 TAPINAK] http://www.japanvisitor.com/tokyo-travel-guide/tokyo-top-10-temples-shrines#ixzz4WDGxgspq https://trekeffect.com/travel-blog/top-10-temples-shrines-japan http://www.japan-guide.com/e/e3101.html http://www.japan-guide.com/e/e3901.html http://www.japan-guide.com/e/e4104.html http://gulkesen.com/japonyada-din/ http://www.atlasdergisi.com/dergide-bu-ay/ sintoizm-ve-zen-samurayin-ruhu.html [ÇEVRİLMESİ GEREKEN KİTAPLAR] http://www.taito.fr/jimbochos-bookshops/ http://www.simonandschuster.com/books/ The-Tale-of-Genji/Murasaki-Shikibu/Tuttle-Classics/9780804838238 https://www.amazon.com/Wild-Geese-OgaiMori/dp/4805308842 https://www.amazon.com/Musashi-Epic-Novel-Samurai-Era/dp/156836427X https://www.goodreads.com/book/ show/177404.The_Waiting_Years https://www.abebooks.com/9781568364179/ Black-Rain-Japans-Modern-Writers-1568364172/plp https://www.goodreads.com/book/ show/62798.The_Temple_of_the_Golden_ Pavilion [KAPAK] http://kyouno.com/turezure/20060825_kamomeshokudou.htm [ARKA KAPAK] https://forums.hummingbird.me/t/kyoto-animations-anime-film-adaptation-of-koe-no-katachi-manga-announced-for-september-2016/27455/21

38

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

Anime Manga .

. KITABI COK YAKINDA .

SIZLERLE Japon Sineması Platformu olarak ilk kitabımızın sevincini yaşarken 2. kitabın sürprizini sizlere veriyoruz. KOLLEKTİF olarak Gökhan Kuloğlu, Birsen Albayrak, Ercan Gürova, Olca Karasoy, Ahmet Ziya Sekendiz, Yeter Şeko, Rafet Kaan Moral, Su Tunç, Hafize Mutlu ve Mustafa Emre Özgen’in yer aldığı aldığı ‘‘Anime ve Manga’’ kitabımız çok yakında sizlerle. takipte kalın...

#JAPONSİNEMASİ


SONATA’NIN 5. SAYISI ÇIKTI! KAÇIRMAYALIM... Gelenekselden popülere Japon müziğini Türkiye’deki sevenleri ile buluşturan SONATA E-Dergisi’nin 5. sayısında sizleri birbirinden önemli içerikler bekliyor! ISSUU.com/JAPONSİNEMASİ #SONATADERGİSİ

WWW.JAPONSİNEMASİ.COM

39


1.yıl

www.japonsİnemasİ.com

Japon Sinema E-Dergisi Sayı:13  

Japon Sinema E-Dergimizin 13. sayısının ‘‘Sinema Dosyası’’ bölümünde Takeshi Kitano’nun Dolls, Naomi Kawase’nin Sweet Bean, kaiju filmi Moht...

Read more
Read more
Similar to
Popular now
Just for you